Aufrufe
vor 4 Jahren

EUROPA JOURNAL - HABER AVRUPA APRIL 2014

www.europa-journal.net

NİSAN

NİSAN 2014 HABER AVRUPA AVUSTURYA - 2 Ö S EUROPA T E R R JOURNAL I E C H Tarık Mete (SPÖ) ve Ahmet Demir (Grüne) Yeşiller Partisi Tirol Milletvekili Ahmet Demir ve son Salzburg Eyalet Meclisi Seçimleri’nde Sosyal Demokrat Parti(SPÖ) milletvekili adayı olan Tarık Mete biraraya gelerek Avusturya gündemi ve siyaseti üzerine değerlendirmelerde bulundular. Özellikle genel ve yerel seçimlerdeki tercihli oy kampanyaları ve partilerin bu konudaki farklı tutumları dile getirilirken, Avusturya’daki göçmen derneklerinin seçim dönemlerindeki çalışmaları ve fonksiyonları konuşuldu. Ahmet Demir, birçok Türk derneğinin yönetim kurulunda erkeklerin büyük çoğunlukta olduğunu ve birçok meselede olduğu gibi siyasi konularda da bayanlara ulaşmanın ve onları bilgilendirmenin pek mümkün olmadığını söyledi. Ayrıca Demir, derneklerle irtibat halinde olmayan çok sayıda birey olduğunu da vurgulayarak, bu insanlara da ulaşılması gerektiğini belirtti. Geçtiğimiz aylarda BIFO (Eğitim ve Meslek için Danışmanlık Merkezi) tarafından düzenlenen, gençleri meslek seçimi ve okul tercihleri konusunda bilgilendirmeyi Genç politikacılarımız Tarık Mete ve Ahmet Demir’den çok önemli mesajlar... Farklı görüşler zenginliktir Tarık Mete ise, siyasi partilerin her derneğe aynı mesafe ve yakınlığı göstermek zorunda olduğunun altını çizerek bu konuya gösterdiği hassasiyeti dile getirdi. İki farklı partide siyasi çalışmalarda bulunan Demir ve Mete’nin güzel ve yapıcı görüşmesi, siyasi kültürün ne kadar önemli olduğunu; bazen farklı görüşlere sahip olunsa da insanların birbirlerine saygı göstererek dinleyebileceğini, farklı fikirlerin zenginlik olduğunu ve paylaşımın önemini birkez daha kanıtlamış oldu. Konuşmanın sonunda Demir ve Mete Avusturya’da yaşayan herkesin burada yapılan siyasetle ilgilenmesi gerektiğini ve buradaki gündemi takip etmelerinin çok önemli olduğunu vurguladılar. Özellikle Türkiye’de yapılan siyasetin bu kadar önplanda tutulmasının, bizlere herhangi bir şekilde getirisi olmadığını ve bu tartışmaların buradaki sorunlarımızı çözmediğini vurguladılar. amaçlayan bir fuara katılan gençlerimiz bu tür çalışmalarda bulunmanın kendilerine çok büyük faydalar sağladığını belirttiler. Katılımcılardan Dilara Aydın: ‘‘Bu fuarda birçok konuda önemli bilgiler aldım. BIFO, bizlere meslek seçiminde ve içimizde varolan yeteneği keşfetmemizde gerçekten çok yardımcı oldu. Bunun yanında meslek haricinde, hangi okullara gidebileceğim noktasında da çok güzel önerilerde bulunuldu. Kursa katılmadan önce tam olarak ne yapacağımı, hayatıma nasıl yön vereceğimi bilmiyordum. Hülya Aydın Hanım böyle bir fuardan bahsetti ve onunla katılmaya karar verdim. Fuardan 1 hafta sonra tekrar okula yazıldım ve şimdi ne yapacağımı daha iyi biliyorum. Okulumu tamamladıktan sonra mimarlık bölümünü okumak ve mimar olmak istiyorum.’’ Süelnur Kukal ise: ‘‘Ortaokul son sınıf öğrencisiyim. Daha öncede bu tür bir fuara katılmıştım. Ancak Hülya Aydın © Europäische Union, 2014 – EP Gençlerimizi, meslek seçimi ve okul tercihlerinde yardımcı olabilecek bir fuara yönlendiren Hülya Aydın: “Gençlere sadece öğüt vermek yetmiyor” Hanım ile katıldığım fuar gerçekten çok verimli geçti, herşeyi daha iyi bir şekilde gözlemledim ve okuluma en iyi şekilde nasıl devam edebileceğim konusunda önemli bilgiler aldım. İleride bebek hemşiresi olmak istiyorum.‘‘ Fuara katılan 16 yaşındaki Yasemin hanım ise: ‘‘Kararsızlık çok kötü birşey. Uzun süre ne yapacağıma karar veremediğim için motivasyonum çok düşüktü. Gençlik Fuarı’na katılmamın amacı orada tanıtılan meslekleri daha yakından tanımaktı. Orada uzman kişiler bizlerle çok ilgilendiler ve yardımcı oldular. Benim de moral ve motivasyonum tekrar yükseldi. Şimdi okuluma odaklandım ve ilk etapta diplomamı alarak okulumu tamamlamak istiyorum. İleride mimarlık veya moda tasarımı üzerine bir bölüm okumak istiyorum.’’ HABER AVRUPA Ö S EUROPA T E R JOURNAL Gazete Kurucusu (Gründerin) Katrin VORHAUSER İmtiyaz Sahibi (Herausgeber und Inhaber) Mehmet İNAK Genel Yayın Yönetmeni (Chefredaktion) Hasan KESKİN Türkiye Temsilcisi Mag. Ahmet ZUBİ R E C H I 09.04.2014 - 12.05.2014 SAYI: 36 NİSAN 2014 - AUSGABE: 36 APRIL 2014 ANSCHRIFT - ADRES HABER AVRUPA - EUROPA JOURNAL Roßbachstr. 10 - 6020 Innsbruck Retour- und Postsendungen: Mehmet Inak - Roßbachstr. 10 - 6020 Innsbruck Baskı-Druck: Medien-Druck Salzburg GmbH Yayımlanan köşe yazıları ve reklamların içeriğinden gazetemiz sorumlu değildir. Für Werbeanfragen Tel. (+43) 512 31 71 67 www.europa-journal.net - info@europa-journal.net Hülya Aydın:‘‘Onlar bizim geleceğimiz ve desteği hakediyorlar. Gençlere sadece öğüt vermek yetmiyor, onlar gibi düşünebilmek için, onlarla zaman geçirmek ve birşeyler paylaşmak çok önemlidir. Ayrıca bütün herkesi, gençlerimizin eksikliklerini gidermeleri için desteklemeye, faydalı çalışmalara örneğin fuarlara yönlendirmeye davet ediyorum. Gençlerimiz özellikle okul ve meslek seçiminde zorlanıyorlar. Devamında da özgüvenleri azalıyor. Bu noktada belli aralıklarla düzenlenen fuarlara katılım olursa gençlerimiz uzman desteği ile yönlerini daha kolay bulabilirler ve yaşadıkları sorunlar asgariye inebilir. Lütfen bu konularda duyarlı Gençlerimizi fuara yönlendiren Hülya Aydın Hanım olalım.’’

3 - AVUSTURYA HABER AVRUPA NİSAN 2014 Ö S EUROPA T E R R JOURNAL I E C H Değerli Okurlar, Anavatanımız Türkiye yine bir seçimi geride bıraktı. Bu bir yerel seçimdi fakat son haftalar ve aylarda yapılan seçim çalışmalarına baktığımızda daha çok genel seçime benzediğini gördük. Bu seçim sonuç itibari ile partiler, seçmenler, Türkiye ve Millet için oldukça önemliydi. Bunun sebebi seçim kampanyalarına sanki sadece Türkiye’deki partiler değilde, dış güçler ve kuruluşların da katılmasıydı. Sebebi ne olursa olsun, hep beraber bu seçim sürecinin çok kızgın ve hararetli geçtiğini de gördük. Dostun, kardeşin kırıldığını, birbirini kırdığını ve üzdüğünü gördük. Birde Avrupa Vatandaşları olarak seçim sürecini Avrupa’nın pek de adil ve tarafsız olmayan medyasından takip ettik ve söz konusu medya Türkiye’nin her köşesinde kaos, çatışmalar ve kavgalar varmış gibi gösterdi. Hâlbuki durumlar Türkiye’de bu şekilde değildi. Tabii ki seçim Sayın Nöstlinger, röportaj yaptığımız kişilerden ilk olarak kendilerini tanıtmalarını isteriz. Çok tanındığınızdan ve birçok nesil sizin çocuk kitaplarınızla büyüdüğü için sizin durumunuzla ilgili başka bir şeye karar verdik. Size tamamen yabancı gelen insanlarla sıkça karşılaşıyor musunuz? Viyana’da yaşıyorum, şehirde olursam, 8. ya da 9. Bölgede örneğin, herkes beni tanır. Altı yıldır 20. Bölgede oturuyorum, bir işçi bölgesi, orada beni kimse tanımaz. Bugün gençlik nasıl? Tanınıyor musunuz? Gençler beni hiç tanımıyor, bu onları çok da ilgilendirmiyor. Yaklaşık 30 yıldan beri gazeteler için de yazdım, filmler yaptım, bunun için daha çok yetişkinler arasında tanınıyorum. Çocuklar bir kitap okuduklarında yazarı onları ilgilendirmez. Onlar daha çok film yıldızlarının ve müzisyenlerin hayranıdırlar, ama yazarların değil. Sizce iyi bir çocuk kitabı nasıl olmalı? İçinde ne olmalı, ne olmamalı? Edebiyattan ne anlaşılmalı? Benim için edebiyat bir parça dünyayı dile dönüştürmektir. İyi bir çocuk kitabı bir parça dünyayı tasvir eder, ama çocukların penceresinden. Çocuklara her şey anlatılabilir, ama çocuğun bunu nasıl gördüğü tasavvur edilmelidir, bundan sonra iyi bir çocuk kitabı olur. Her şeyden önce dürüst bir kitap olmalı, bir miktar mizahın da zararı olmaz. UZMAN GÖRÜŞÜ dönemi bu sefer gerçekten olağandışı geçti, iktidar ve muhalefet ağır retorikler ve sözler kullandı, çok emek ve enerji harcadılar. Zaman zaman yerel seçimle ilgisi olmayan konular ve skandallar çıktı ortaya. Hatta seçime beş kala, ülkemizi, devlet birimlerimizi ve güvenliğimizi zedeleyecek bilgiler ortaya çıktı. Dinlenmemesi, çıkmaması gereken bilgiler… Bu durum seçim sürecini aşıp bir vatan ihanetine dönüştü. Af edilmez olaylar yaşandı. Şükür ülkemiz bu olayı da az yara ile atlattı. Sonunda 30 Mart`da seçimler gerçekleşti. Umarız sonuçlar Ülkemize, milletimize, herkese hayırlı uğurlu olur. Tüm koşturanları ve kazananları kutlarız. Tüm demokratik ülkelerde seçimler olur, bazen sakin, bazen hiddetli geçer; ama seçim sonrası ortalık sakinleşir, herkes kardeşçe işine gücüne devam eder. Peki, Türkiye’de durumlar nasıl? Ayda 2-3 kez Türkiye’ye gelen ve haftalarca burada bulunan kardeşiniz ve sözcünüz olarak şöyle bir izlem oluştu bende; İnsanlar halen birbirine kırgın, dargın; halen „sen-ben-o“, „şu-bu ve öteki“ var. Yıllarca terörün bile yapamadığını sanki son aylarda yaşıyoruz gibi. Özellikle Gezi olaylarından OKUMAK, YAZMAK VE ÇOCUK KİTAPLARI ÜZERİNE Küçükken çok kitap okudunuz mu, okuduysanız birkaçını hatırlayabilir misiniz? İlkokula giderken, on yaşına kadar çok az okudum. O zamanlar Nazi dönemiydi ve annem evde Nazi kitaplarına tahammül etmezdi, başka kitap da yoktu. Savaştan iki üç yıl sonra da yeni çocuk kitapları yoktu. Savaş öncesi sevilenler, -örneğin Erich Kästner- Naziler tarafından yakılmış ve ancak 1948/49’larda tekrar ortaya çıkmışlardı. O zaman da ben çocuk kitapları için biraz büyüktüm. Yeni Medya artık kitaba yönelmiyor ve büyük bir rekabet mevcut. Bugün çocuklar çocuk kitaplarına daha az mı ilgililer? Resimlerle çalışan elektronik basının tüketimi tabii ki, okunması zorunlu bir kitaptan daha kolay. Bugün okumaktan hoşlanmayan çocuk çok. Böyle çocuklar önceleri yapacak başka bir şey olmadığı için okumuşlar ve sonra bırakmışlar. On-yirmi yıl içinde o duruma geleceğiz ki, yetişkinler gibi çocukların da ancak yüzde onu okuyacak. Ancak okuyanlar önceki çocuklardan daha çok okuyacak ve daha çok kitapları olacak. Okumak harika bir şey. İki insan okuduğunda, iki kafada iki farklı hikâye oluşur. Okurken insan hikâyeyi bulanladır. Filmde tek bir çil eksiltilemez ya da eklenemez, buna karşılık kitapta sarışın bir çocukta yüz farklı çocuğu düşünebilirim. Bu okumanın cazibesi ve çok sayıda çocuk bunu hala arzuluyor. sonra, kardeşliğimiz yara aldı, birliğimiz zedelendi gibi bir durum söz konusu oldu. Avrupa Türkleri ve Türkiye’de yaşayan vatandaşlar arasında kutuplaşmalar belirdi. Bazı dostluklar bozuldu, düzelir inşallah, bu durum Avrupa’ya özel derken, maalesef Türkiye’de ki insanların da aynı durumda olduklarını gördük. Aslında tahmin etmemiz gerekiyordu. Çünkü Avrupa Yurtdışı Türkleri, Türkiye‘nin bir aynasıdır, bir minyatürüdür, her yönüyle. 50 yıl sonra bile halen Avrupalı ol(a)madığımız için, hemen hemen tüm derneklerimizi Türkiye endeksli kurduğumuz, hatta yeni dönemlerde yeni yeni Türkiye merkezli Avrupa şubeleri açtığımız için, Türkiye‘de olan bitenlere daha yakınız. (tabiî ki genelleştirmek istemiyorum, küçük bir kısım, yaşamını ve hayatını Avrupa merkezli kurmuştur). Tabiî ki Türkiye’den kopmamak lazım, bağları sıklaştırmak lazım, ama kaç Vatandaş Avrupa’daki yaşadığı ülkenin siyasetini, haberlerini, olaylarını, ekonomisini takip ediyor? Kaç Vatandaş Avrupa’da güncel hayatı, yerli (yani Avrupa) dizileri falan takip ediyor? Ezileni, itileni, soyulanı, dışlananı, öldürüleni takip ediyor? Bilmiyoruz. Şu anda bir kitap çalışmanız var mı? Evet, ama eskiden daha yavaş, kendime daha çok boş vakit bırakıyorum. Aslında 78 yaşında artık çalışılmamalı. Tam olarak kaç kitap yazdığınızı biliyor musunuz? Hayır, sanırım ki 160 ya da 170, ama mutlaka bunların yarısı kitap olarak sayılamayacak ilk okuma kitapları (Metinleri birkaç A4 sayfasını doldurmaz) Kaç tane ödül aldınız? Sizin şahsınız için en önemlisi hangisi? Şu an için bilmiyorum, sayacak olursam belki bazılarını unutabilirim. Benim için tabii ki ‘‘Astrid Lindgren Award’’ en önemlisi, bundan iyisi artık alınamaz. O’nu ilk olarak ben aldım, daha ne istenir? Dilin sizin için anlamı nedir? Benim için yazmada en önemli olan unsurdur. Hikâye çabuk bulunur, yazmada asıl olan ve sorun çıkaran dildir. Bulduğum hikâyelerden hiçbir zaman mutsuz olmadım ama hemen her gün yazdığım cümlelerden memnun olmuyorum ve tekrar tekrar düzeltiyorum. Okumak; sizin için anlamı nedir? En keyifli uğraşılarımdandır. Yazmak aklınıza nereden geldi, bize kısaca anlatır mısınız? Eğitimli bir tasarımcıyım, bir çocuk kitabı çizmek istedim ve bunun için bir hikâye de buldum. Hikâye ödül aldı, resimler almadı. ATTİLA DİNÇER attila.dincer@yvdk.gov.tr T.C. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulu Üyesi, Entegrasyon ve İletişim Uzmanı Seçimler bitti - şimdi ne olacak? Değerli Dostlar, Türkiye halkı seçimini yaptı, demokrasi budur ve saygı duymak gerekir. Hayatın normale dönmesi gerek, doğal olanı da budur. Kardeşlerin tekrar birlik ve beraberlik havasında yaşaması gerekir, şart olan da budur. Birlik olmazsa, güç olmaz, başarı olmaz, huzur olmaz, kardeşlik olmaz. Din, dil, kültür zarar görür. Siz siz olun, Türkiye‘yi sevin, bağınızı koparmayın, ama Avrupa‘da yaşadıkça oraya endeksli yaşayın. Orada aktif olun. Geleceğinizi orada koruyun ve oluşturun. Ama dönmek istiyorsanız da iyi düşünün, iyi plan yapın veya bize ulaşın. Yakında Türkiye‘de; İstanbul‘da, Eskişehir‘de, Ankara‘da „Geri Dönenler Danışma Merkezleri“ hizmete hazır olacaktır. Saygı ve Türkiye’den selamlarımla ATTİLA DİNÇER E-Posta: attila.dincer@yvdk.gov.tr NOT/BİLGİ; Ağustos ayında yapılacak olan Cumhurbaşkanı seçimine bu yıl ilk defa Avrupa’da yaşayan TÜRK VA- TANDAŞLARI yaşadığı ülkelerde kurulacak olan sandıklarda oy kullanabilecekler. MAVİ Kartlı Vatandaşların seçim hakları yoktur! Seçim kayıtlarını takip etmeyi ve kayıt olmayı unutmayınız. Daha detaylı bilgiler Başkonsolosluklardan ve Türk Medyasından aktarılacaktır. Christine Nöstlinger ÖZEL RÖPORTAJ ‘‘İki insan okuduğunda, iki kafada iki farklı hikâye oluşur...’’ İyi yazdığınızı kendiniz mi fark ettiniz, yoksa kendinizden emin değil miydiniz? Kendimi yazar olarak görmediğimden, başta kendimi çok eleştiriyordum. Baktım ki düzgün bir şeyler çıkıyor, onu sürekli tekrar tekrar düzelttim. Sanırım ki, bu davranış birçok genç yazarın yaşadığı bir şey. Bazen dinlenmeyi düşünüyor musunuz? Şimdi 78 yaşındayım şu ana kadar hala işliyor ve işlemeye de devam edecek. Şayet dement olursam tabii ki işler yürümez, bunu ummak istemem. Okuyucularımıza söylemek istediğiniz bir şeyler var mı? Ben başkalarına hikâyeler anlatmaktan başka, özel olarak bir şey söylemek isteyen insan değilim. © Paul Schirnhofer

EUROPA JOURNAL - HABER AVRUPA MAI 2014
EUROPA JOURNAL - HABER AVRUPA FEBRUAR2016
EUROPA JOURNAL - HABER AVRUPA SEPTEMBER 2014