Aufrufe
vor 11 Monaten

EUROPA JOURNAL - HABER AVRUPA DEZEMBER 2017

www.europa-journal.net

ARALIK

ARALIK 2017 HABER AVRUPA AVUSTURYA - 6 © Parlamentsdirektion / PHOTO SIMONIS Alev Korun Die Grünen alev.korun@gruene.at 12 Stunden am Tag arbeiten? Das wird "dank" ÖVP und FPÖ jetzt möglich Das Erste, worauf sich die zukünftigen Koalitionspartner ÖVP und FPÖ geeinigt haben, ist, die zulässige Arbeitszeit pro Tag auf 12 Stunden zu erhöhen. Damit wird nicht nur möglich, dass man an einem einzigen Tag hintereinander 12 Stunden arbeiten "darf", wenn es der Arbeitgeber verlangt, sondern mehrere Tage, ja viele Wochen nacheinander. Stellen Sie sich vor, dass Sie von 9 Uhr früh bis 9 Uhr abends arbeiten, und das mehrere Wochen hintereinander. Hätten Sie dann noch Zeit und Kraft für Ihre Kinder, Ihre Partnerin/Ihren Partner, geschweige denn für Freunde oder weite Verwandte? Und dieser Beschluss kommt von jenen Parteien, die seit Jahren behaupten, auf "Familie" besonders Wert zu legen und konservativ zu sein. Merken die nicht, dass sie damit Familien eigentlich auseinanderreißen und Familienleben verunmöglichen? Täglich 12 Stunden arbeiten soll familienfreundlich sein? Wer ist dann jemals bei den Kindern, unterstützt sie bei Hausaufgaben, spielt mit ihnen, ist einfach für sie da, wenn sie Erwachsene brauchen? Aber das scheint der kommenden rechts-rechtsaußen-Regierung egal zu sein. Hauptsache, die Unternehmen können ihre Mitarbeiter so lange arbeiten lassen, wie es der Unternehmensgewinn verlangt. Gewinn als das Wichtigste in der menschlichen Gemeinschaft, das haben die "Unternehmerpartei" ÖVP und die radikal markthörige FPÖ gemeinsam. Der Arbeiter/Angestellte ist nur ein Werkzeug für mehr Gewinn, Werte wie Elternschaft, Familie, Menschlichkeit spielen keine Rolle. Wer konservativ denkt und eine dieser beiden Parteien gewählt hat, darf sich jetzt schon "gratulieren". Die von ihnen ständig bemühten "Werte" sind die ersten Verlierer dieser Regierung. Was braucht es stattdessen? Eine Arbeitszeitbeschränkung, die ein Familienleben möglich macht; ein Mindestlohn, von dem man leben und eine Familie ernähren kann; Steuergesetze, die großen und vor allem internationalen Unternehmen keine Wege öffnen, möglichst KEINE Steuern zu zahlen im Gegensatz zu jeder Arbeiterin und jedem Angestellten, deren Einkommen automatisch besteuert werden. Die Grünen kämpfen für eine gerechte Gesellschaft mit Chancengleichheit für ALLE Menschen und werden sich weiterhin dafür mit aller Kraft einsetzen. Unterstützen Sie uns bitte dabei. Gemeinsam sind wir stärker! Yerli Halkın En Büyük Korkuları Terör ve Mülteciler... Ö S EUROPA T E R R JOURNAL I E C H Viyana (OTS)- Barbara Herzog-Punzenberger "Göç ve çok dillilik" adlı çalışmasında öğrencilerin performans farklarının neden ileri geldiğini araştırdı. Çalışmasının sonuçları şöyle: Performans farklarının oluşmasında en önemli etken ebeveynlerin eğitim geçmişidir. Bu olgu hem Almanca konuşulan ailede büyüyen, hem de ilk dili Almanca dışında dil konuşulan ailede büyüyen öğrenciler için geçerlidir. Diğer önemli bir etken öğrencinin Avusturya’ya geldiği yaştır. Avusturya’da doğan ya da küçük yaşta Avusturya’ya göç etmiş öğrenciler daha sonra gelmiş öğrencilerden daha başarılılardır ama bu Almanya’dan ya da Doğu Avrupa ülkelerinden gelen çocuklar için geçerli değildir. Bunlar içinde 10 yaşından sonra gelip en iyi notları alanlar da mevcut. Bunun arkasında geçmiş sosyal yaşantısı ya da geldiği ülkedeki matematik dersi verilişi etken olabilir. Avusturya’daki öğrencilerin performans farklılıklarını etkileyen diğer bir faktör de öğrencilerin 10 yaş gibi erken dönemde lise ve yeni ortaokul gibi okullara yerleştirilmeleridir. Avusturya, çocukların daha geç yaşlarda ayrıştırıldığı ülkelere nazaran 8. sınıf performans testlerinde daha keskin farklılıklar göstermektedir. Bu da ilk dili Almanca olmayan çocukların öğrenme Avusturyalılar en çok Ortalama bir Avusturyalının "aklınıza risk ve tehlike denince ne gelir?" sorusuna verdiği cevap terör ve mülteciler ya da göç. Sağlık ve Gıda Güvenliği Ajansı ile Federal Çevre Bürosu’nun yaptığı anketten bu sonuç çıktı. neden korkuyor? ‘‘Göçmen Kökenli Olmak Performans Farklılıklarının Oluşmasında Etkili Değil...’’ ‘Göç ve Çok Dillilik’ Viyana’da bir basın toplantısıyla Sağlık ve Gıda Güvenliği Ajansının (AGES) idari sorumlusu Wolfgang Hermann anketi tanıttı. Risk barometresi adıyla tanıtılan anketin sonuçları kurumun uzmanlarını şaşırttı, çünkü onlar en riskli konuların hastalık yapan mikroplar, antibiyotiğe direnç gösteren maddeler ve gıdadaki riskler olacağını düşündüler, oysa ankette bu konular risk derecelendirilmesinde %1.4 gibi bir oranla oldukça arka planda kaldı. Ankette en büyük tehlike ya da risk olarak terör (%22) ve mülteciler (%17) başı çektiler. Hermann diğer önemli bir sorun olarak ta hedef gruplara ulaşmaktaki büyük zorluğu gösterdi. Beslenme ve riskler konusu... Avrupa Gıda Güvenliği Dairesi (EFSA) direktörü Bernhard Url AGES ve EFSA’nın kuruluşlarının 15. yılı münasebetiyle Viyana’daydı. Bernhard Url: "Riskler anlatılabilir fakat bilim, ‘Bir toplum riskleri kabul eder mi?’ sorusunu açıklayamamıştır. Değerler ve riskler örtüşmezse bir çatışma alanı meydana gelir." EFSA direktörü Url’a göre Glyphosate tartışması şu anda bilimselliğini yitirmiş durumda. Tehlike ve riskler hakkında bilgilendirilmek her zaman için yeterli olamayabiliyor. Ankete katılanlar hatalı ve aşırı beslenme konusunun çok endişe verici olmadığını, bu konuda iyi aydınlatıldıkları düşüncesinde olduklarını beyan ettiler fakat alışkanlıklarını değiştirmediler. Her zaman olduğu gibi beslenmeye bağlı hasta sayısı oldukça yüksek. Risk raporunda Avusturyalılar şöyle görünüyor: Halkın ¼‘i endişeli fakat endişelerini giderici bir şey yapmıyor. %34 alışkanlıklarını değiştirmeye geçici, %25 ise daimi olarak hazır. (2007’de yapılan Avusturya’da Risk Anketi’nde katılımcıların yarıya yakını risklere karşı birşey yapma konusunda pasiflerdi.) Bazı risk gruplarının durumu aynen devam edecek. Bu grupların içinde özellikle bazıları sahip oldukları değerlerin bilim tarafından etkilenmesini istemiyorlar. Bu tipteki insanlara ulaşmak ta büyük çaba gerektiriyor. Ankete toplam 1700 kişi katılım gösterdi. sonuçlarının daha kötüleşmesine yol açmaktadır. Araştırmayı yaptıran kurumlardan, Avusturya Caritası, Viyana Caritası, Kızıl Haç, Avusturya Samaritan İşçi Birliği, Sanayiciler Birliği, Avusturya Ticaret Odası, Sendikalar Birliği ve Avusturya İşçi Odası, ülkedeki okulların öğrencilerinin çok dillilikleri üzerine daha çok çalışılmasını ve bu konuyla ilgilenilmesini talep ettiler. Avusturya İşçi Odası (AK) Başkanı Rudi Kaske: "Dillerin çeşitliliğini kullanalım" Kaske: "Meselemiz herkes için fırsat eşitliği olan bir eğitim. Çok dillilik ortaya çıkarılması gereken bir hazinedir. Her çocuk bununla yetisini gösterecek fırsatı yakalar ve diğer yandan sosyal bölünme yerine müreffeh bir birliktelik güven altına alınmış olur. Çok dillilik ayrıca iş dünyasında da birçok avantajlar sağlar." Avusturya Ticaret Odası (WKÖ) Başkanı Christoph Leitl: "Göç ve entegrasyonun fırsatlarını kullanalım. Göçmenlerin ve mülteci statüsü almış sığınmacıların entegrasyonu ülkemiz için büyük bir şanstır. Göçmen kökenli genç insanların yetilerini ortaya koymak ve çalışma fırsatlarını kullandırmak için eğitimcilere yeni düzenlenmiş yetiştirme ve geliştirme programları sunmaya ve bu meslekler için çok dilli kişilerin işe alımlarında yeni bir düzenlemeye ihtiyaç vardır." G öç olmazsa Avustur ya zor ayakta k alır! Avusturya’ya göç beklendiği kadar hızlı artmayacak Avusturya İstatistik Kurumunun hazırladığı ve genel müdür Konrad Pesendorfer tarafından açıklanan yeni nüfus tahminine göre göç Avusturyalı yerli halkın endişelendiği gibi çok hızlı şekilde artmayacak. Konrad Pesendorfer: "2015 istisnai bir yıldı. O yıl göç nedeniyle nüfus 113.100 kişi, geçen yıl sadece bunun yarısı kadar (64.700) kadar arttı. Göç artışı beklenilenden daha hızlı normalleşmeye başladı. Kurumun yeni tahmini ise 2020’ye kadar nüfus göçle yılda 46 bin büyüyecek. Göç olmazsa Avusturya nüfusu artmaz... Özellikle yaşlanan nüfus ve Avusturyalı ailelerin çocuk sahibi olmaya çok sıcak bakmaması sebebiyle, göç olmadığı taktirde nüfus giderek azalacak ve ülkeyi geleceğe taşıyacak genç ve dinamik nüfus konusunda büyük sıkıntı yaşanacak.

7 - AVUSTURYA HABER AVRUPA ARALIK 2017 ABD Washington merkezli Pew Araştırma Merkezi'nin açıkladığı "Europe’s Growing Muslim Population - Avrupa'da Büyüyen Müslüman Nüfus" (Europas wachsende muslimische Population) araştırma sonuçlarına göre avrupa'da Müslümanların genel nüfusa oranı, göçmen kökenli yerleşik Müslüman nüfustaki doğumların yanı sıra yeni göç ve sığınmacı akımlarının da büyük etkisiyle yükselmeye devam ediyor. Üç Farklı Senaryo Araştırmada Avrupa'daki Müslüman nüfusun artışına dair farklı üç senaryo yer aldı. İlk senaryoda Avrupa'ya yoğun göç akışının devam etmesi durumu, ikincide orta seviye göç akışı durumu ve üçüncü senaryoda ise artık çok azalmış göç durumu seçenekleri üzerinden yola çıkıldı. Avusturya İstatistik Kurumu tarafından açıklanan resmi rakamlara göre 2017 yılının ilk 9 ayında toplam 6.856 kişi Avusturya vatandaşlığına geçti ve bu bir önceki yılın ilk 9 ayına göre +% 9,2 bir artış anlamına geliyor. Avrupa'da Müslümanların sayısı artıyor Avrupa Birliği ülkeleri göçmenlere soğuk baksa da Müslüman nüfusun artışı engellenemiyor... Her üç senaryoda da Avrupa Müslüman nüfusunun artık geri dönüşü olmayacak bir şekilde sürekli artacağı ve bu artış oranının da yükseleceği rakamlarla ortaya konuldu. Almanya’da durum nasıl olacak Avrupanın en büyük gücü Almanya'ya göçün "orta hızda" devam etmesi halinde günümüzde yaklaşık yüzde 6 olan Müslümanların nüfusa oranı neredeyse ikiye katlanarak 2050 yılında yüzde 11'e yükselecek. Araştırmacılar "orta hız" olarak Almanya'ya sığınmacı göçünün tamamen durması ile öğrenci, işçi göçü ve aile birleşimi gibi "normal" göçün geçmiş yıllardaki hızıyla devam etmesi varsayımını baz alıyor. Almanya'ya her tür göçün durması durumunda bile Müslümanların nüfusa oranının 2050 yılında yüzde 9'a 2017’nin İlk 9 Ayında Kaç Türk Avusturya Vatandaşlığına Geçti? MAMA, PAPA, ICH WERDE EUCH NIE VERGESSEN. Türkler 2. Sırada En çok vatandaşlığı tercih edenler 950 kişi ile Bosnalılar oldu. Ayrıca 597 Türk, 464 Kosovalı, 437 Sırp ve 340 Afgan da bu ilk 9 aylık süreçte vatandaşlığa geçerken, bu rakamların % 52.2’sini kadınlar oluşturdu. KINDER SCHÜTZEN! www.kinderschuetzen.at Ö S EUROPA T E R R JOURNAL yükseleceği öngörülüyor. Göçün, sığınmacı akınının en yoğun şekilde yaşandığı 2014-2016 yılları arasındaki seviyede devam etmesi durumunda ise Müslümanların Almanya nüfusuna oranının 2050 yılında yüzde 20'ye yükselmesi kaçınılmaz görünüyor. Genç ve doğurgan nüfus Araştırmacılar, göç dışında Müslüman nüfusun artışına yol açacak iki ana nedeni yaş ortalamasının oldukça genç, dinamik ve doğum oranlarının yüksek olması olarak açıklıyor. Araştırmaya göre Almanya'daki Müslümanların yaş ortalaması sadece 31 iken Müslüman olmayanların ortalama yaşı 47. Avrupa'da Müslümanlar arasında doğum oranı da Müslüman olmayanlara göre çok daha yüksek. Güneydoğu Asya kökenli çok sayıda Müslüman'ın yaşadığı İngiltere'de I E C H Müslüman kadın başına çocuk sayısı 2.9 olarak tahmin ediliyor. İngiltere'de Müslüman olmayan kadınlarda ise bu sayı 1.8. Almanya'da ise Müslüman ve Müslüman olmayan kadınların doğum oranları arasındaki fark Avrupa geneline göre daha düşük. Enstitü'nün tahminlerine göre Almanya'daki Müslüman kadınlar arasında doğum ortalaması 2015-2020 yılları arasında 1.9 çocuk iken Müslüman olmayan kadınlarda bu sayı 1.4 olarak gerçekleşecek. Din değiştirenlerin sayısı az Pew Enstitüsü'nün AB ülkeleri, Norveç ve İsviçre'deki verileri değerlendirdiği araştırmasında, din değiştirme yoluyla gerçekleşen değişikliklerin Avrupa genelinde nüfus oranlarını etkileyecek önemde olmadığına da dikkat çekiliyor. 2010 yılı ortasından 2016 yılı ortasına kadar İslam dininden çıkanların sayısının İslam dinine geçenlerden 60 bin kişi daha fazla olduğu kaydediliyor. En çok Müslüman Fransa’da Pew Enstitüsü'nün araştırmasına göre sömürge geçmişi nedeniyle Fransa, 5 milyon 700 bin kişiyle Avrupa'da en fazla Müslüman'ın yaşadığı ülke. Fransa'da Müslümanların genel nüfusa oranı şu an yüzde 8.8 iken bu oranın İsveç'te yüzde 8.1 ve İngiltere'de yüzde 6.3 olduğu tahmin ediliyor. Polonya Müslümanlara sert 2015 yılında doruk noktasına ulaşan sığınmacı krizinde sığınmacıları kabul etmeye yanaşmayan ve sığınmacılara karşı sert politikalarıyla tepki toplayan Polonya'da Müslümanların genel nüfusa oranının yüzde 0.1'in altında kalması dikkat çekti. Avusturya Nüfusu 2080’e Kadar 10 Milyon Olacak Göçmenler Avusturya’yı Gelecekte Ayakta Tutacak... Zehn Millionen Einwohner bis zum Jahr 2080 Geçtiğimiz günlerde Avusturya İstatistik Kurumu, başkent Viyana’da Avusturya’nın aktüel nüfusunu ve 2080’e kadarki tahminini açıkladı. Buna göre: Uluslararası göç nüfusun artış nedeni. Gelecek 5 yılda Avusturya’nın 9 Milyon sınırını aşması bekleniyor. Uzun vadede Kärnten dahil tüm eyaletlerin nüfusunda artış olacak. Tahmine göre en yüksek artışlar doğu eyaletlerinde, Viyana 2040’a kadar %14, 2080’e kadar %23 büyüyecek. 2026’da Viyana monarşinin sonlarına yakın olduğu gibi 2 milyonluk bir şehir, Salzburg Kärnten’i geçerek altıncı kalabalık eyalet olacak. Doğumlarda az bir artış Kurumun tahmini, doğum oranına, ölümlere, beklenen yaşam süresi ve uluslararası göçteki varsayımlara dayanıyor. 2080’de beklenen kadın başına 1.6 çocuk ve çocuk sahibi olma yaşı 33, ayrıca beklenen yaşam süresi artışı erkeklerde 10, kadınlarda 8 yıl olarak hesaplanıyor. Avusturya’ya göç nüfus artışı için en büyük etken Avusturya İstatistik Kurumu Genel Müdürü Konrad Pesendorfer: "Uluslararası göç almazsak 2080’de nüfus 6.6 milyonun biraz üzerinde kalır. Şu andaki Avusturya’ya göç ise 20-65 yaş arasında çalışan nüfustaki azalmayı sadece birkaç sene geciktirir. Aynı zamanda çok çocuk sahibi olan kuşakta yaşlanarak 65 yaş üstü grubun sayısını arttırdı. Gelecek yıllarda da Avusturya’ya göç beklenenden daha yavaş artacak. Bununla birlikte göç uzun vadede Avusturya’nın nüfus artışını sağlayan etken olarak kalmaya devam edecek." Göç çok önemli Göçmenlerin büyük bir grubu Avusturya’da doğan, çalışma ya da yükseköğrenim için yurt dışına giden ve bir süre yurt dışında yaşayıp geri dönen kişilerden oluşuyor (%9). Uluslararası göçmenlerin yarısı AB ve (ya) Avrupa Serbest Ticaret Bölgesi (EFTA) ülkelerinden geliyor. Avrupalı 3. ülkelerden ve Türkiye’den %17’si ve ¼’i Avrupa dışında doğanlardan oluşuyor. En hareketli olanlar 20 ile 30 yaş arasında olan genç yetişkinler ve en çok bu gruptakiler Avusturya’ya (‘dan) göç ediyor. Yurtdışında doğan nüfus bütün eyaletlerde artmaya devam ediyor. 2080’de Avusturya’da yaşayanların ¼’inden fazlası Avusturya dışında doğanlardan oluşacak. Şu anda Avusturya dışında doğanların oranının en yüksek olduğu eyalet Viyana ve bu olgunun 2080’e kadar değişmesi beklenmiyor.

EUROPA JOURNAL - HABER AVRUPA FEBRUAR2016