HABER AVRUPA - EUROPA JOURNAL JUNI 2019

HaberAvrupa

www.europa-journal.net

Bundeskanzlerin Brigitte Bierlein

© BKA / Andy Wenzel

Wir sagen JA

Avusturya’nın İlk

Kadın Başbakanı

Brigitte Bierlein

Anayasa Mahkemesi Başkanı Brigitte

Bierlein, Avusturya’nın ilk kadın başbakanı

olarak 29 Eylül’de yapılacak erken genel

seçimlere kadar ülkeyi yönetecek.

SAYFA 3

zu

ÖSTERREICH

„Wir sind kein Teil dieser Gesellschaft,

wir SIND die Gesellschaft!“

SEITE 16

Im Interview: MUHAMMED YÜKSEK

"Biz Toplumun Bir Parçası Değil,

Toplumun Ta Kendisiyiz" SAYFA 16

exklusiv

Interview

UNABHÄNGIGE MONATLICHE ZEITUNG FÜR WIRTSCHAFT, INTEGRATION UND BILDUNG

HABER

VRUP

A A

AVRUPA’NIN AYLIK BAĞIMSIZ EKONOMİ, ENTEGRASYON VE EĞİTİM GAZETESİ

SAYI: 86 HAZİRAN 2019 - AUSGABE: 86 JUNI 2019 Österreichische Post AG - MZ 11Z038817M - Mehmet Inak - Roßbachstr. 10 - 6020 Innsbruck

Ö

S

EUROPA

T

E

R

JOURNAL

R

E

C H

www.europa-journal.net

I

Foto: Farido Davis

Avrupa Konseyi Irkçılık ve Hoşgörüsüzlükle

Mücadele Komisyonu’nun

(ECRI) yıllık raporu, Avrupa’da geçtiğimiz

yıllarda olduğu gibi, popülist,

yabancı düşmanı ve nefret içeren

söylemlerin 2018 yılında da hız kesmeden

arttığını ortaya koydu.

Siyasi Ortamı Şekillendirdi

ECRI uzmanları; ‘‘Yabancı düşmanlığı

ve nefret söylemi 2018’de Avrupa'da

siyasi ortamı şekillendirdi. Bu söylemleri

yalnızca marjinal politikacılar

Foto: KC - stock.adobe.com

Kadın Acil Yardım Hattı

seslendirmiyor. Artık tartışmalar

partiler ve hükümetler arasında kendine

çok fazla yer buluyor.’’

Popülistler Nefreti Körüklüyor

Popülist nefret söyleminin, azınlıkları,

göçmenleri ve çok kültürlü

yaşamı, güvenlik ve sosyal uyumu

tehdit eden unsurlar olarak gösterdiğine

işaret edilen raporda, sosyal

medya ve basının da ayrımcılığın

artmasında oynadığı olumsuz role

dikkati çekildi.

Die Frauenhelpline bietet

Europarat: Fremdenfeindlichkeit und

Hassrede prägten 2018

Nefret Söylemi

ve Yabancı

Düşmanlığı 2018’e

İslamofobi Çok Yaygın

ECRI raporuna göre, geçen yıl Avrupa'da

İslamofobi yine çok yaygındı.

Uzmanlar, Avrupa Konseyi’ne üye ülkelerde

İslam’ın yanlış tanıtılmasının

şiddeti ve nefreti körüklediği uyarısı

yaparken, Müslümanlara yönelik

nefret söyleminin ve İslamofobinin

artmasını eleştirdiler. Ayrıca üye ülkelerde

artış göstermeye devam

eden İslamofobinin kamuoyunda ve

medyada sıradanlaştırılmasının da

AVUSTURYA’DA HER BEŞ KADINDAN

BİRİ ŞİDDETE MARUZ KALMAKTADIR!

Damga Vurdu...

büyük bir tehlike olduğunun özellikle

altı çizildi.

Musevi Karşıtlığı Mevcut

Avrupa’da Musevilerin yaşadığı zorluklara

da işaret edilen raporda,

Musevi karşıtı söylemlerin ve Yahudi

aleyhtarlığının giderek artmasından

duyulan endişe dile getirildi. Avrupa’da

Yahudilere yönelik şiddetin

genellikle İsrail hükümetinin eylemlerine

haklı bir tepki olarak hoş görüldüğü

tespiti yapıldı.

Basına Eleştiri

Nefret söylemi ve ayrımcılığın artmasında

basında yer alan yanlış

haberlerin de büyük etkisi ve bu

haberlerin ciddiyeti ve doğruluğunun

yerli halkın yönlendirilmesinde

önemli rolü olduğu vurgulandı.

Sosyal medyadaki yazılı, sesli ve

görüntülü paylaşımların sıkı şekilde

denetiminin de ayrımcılık ve nefretin

önüne geçilmesine sunacağı katkıya

işaret edildi. Devamı 3. Sayfa’da

‐ 7 gün 24 saat hizmet verir

‐ Danışma hizmeti anonim ve ücretsiz

olarak verilmektedir

‐ Şiddet mağduru kadın, çocuk ve

gençlerin yanısıra, mağdur yakınlarına

da danışma hizmeti verir.

Bizi arayın.

Bir çıkış yolu bulunacaktır.

Türkçe Danışma Hizmeti: Cuma 8 - 14 arası

‐ an 365 Tagen im Jahr, rund um die Uhr,

‐ anonyme und kostenlose Erst‐ und

Krisenberatung

‐ für Frauen, Kinder und Jugendliche,

die von Gewalt betroffen sind, sowie für

ihre Angehörigen.

Rufen Sie uns an.

Wir finden einen Weg.

Türkische Beratung: Freitag 8 - 14 Uhr

F RAU ENHELPLIN E YARDIMCI O LU YO R


HABEReğitim Haziran 2019, Sayfa - 2

Her seferinde “Artık bu son” diye yazmaya

başlıyorum. Bazen nedenini kendime

bile açıklamakta zorlandığım,

zihnimde birbiriyle çarpışarak yeni biçimler

oluşturan, sıra dışı düşüncelere

evrilen tarifi imkânsız duygularla boğuşuyorum.

Bir yanım al başını, uzak yerlere

git derken öbür yanım otur oturduğun

yerde diyor sanki. Yaşadığım bu

duygular, olasılıklar içinde kurulmuş bir

âlemde yan yana düşenlerin birbirleri

üzerindeki etkileriyle yeniden şekilleniyor;

kendine sonsuz evrende yol bulup

akıp gidiyor; serencama yani yaşanan

bir günün öyküsüne dönüşüyor.

Her yeni güne bir merhaba diyecek

kadar bile tanımadığımız insanların

yanında, yakınında olmaya, hayatlarına

dokunmaya çalışarak veda ediyoruz.

Adeta dört duvarın içinde, Ludwig

Wittgenstein’ın “Benim dilim, benim

dünyamın sınırlarıdır” sözünü duyumsuyoruz.

Anladığımız dilin sınırları içinde

anlatmaya çalıştıklarımızı, muhataplarımızın

dil dünyasının sınırlarına sığdırmak

her zaman kolay olmuyor. Aza

koyuyoruz, dolmuyor; çoğu aldıramıyoruz.

O an şairin “İşte hayat! Aç gözünü

gör; bak ne kadar sade. Her gün sâkin

gürültüdür” diyen Paul Verlaine’e

selam gönderiyor, “Ey sen ki durmadan

AKADEMİSYEN GÖRÜŞÜ

ağlarsın, döversin dizini; gel söyle

bakalım ne yaptın? N'ettin gençliğini?”

sorularına karşılık, dernekte ‐ dergâhta

vatandaşlarımızın haliyle hemhal olup,

deyim yerindeyse “her günü yeniden

kuruyor; her güne taze bir başlangıç”

yapıyoruz. Honoré de Balzac’ın deyişiyle

“kara bir dikeni yutarken, onun

içini parçalayıp geçtiği sırada dahi

hiç ses çıkarmadan” sabrederek; bildiklerimizi

paylaşıyor, öğrendiklerimizi

anlatmaya çalışıyoruz.

Bu süreçte eğitime bir ömür vakfetmiş

olanları görmezden gelenlere, sıradanlaştırmaya,

ötekileştirmeye, hatta

itibarsızlaştırmaya yeltenenlere inat bilineni

bilmezden, görüleni görmezden

geliyor, “tecahülü arif” yapıyor; bizimle

aynı dili konuşan insanlarla hemhal olmaya

çalışıyor; bölündükçe bölünmeyi

marifet sayanları bir olmaya, iri olmaya,

diri olmaya çağırıyoruz.

Herkesin her şeyi bildiğini sandığı, ama

neyi tam olarak bildiğini bilmediği bu

çağda, sabırla pirinç tanelerinin içindeki

beyaz taşları ayıklamaya, doğru

bildiklerimizi ısrarla göstermeye çalışıyor;

toplumumuzu içinde bulunduğu

gaflet uykusundan eğitim, eğitim diyerek

uyandırmaya, devenin çöl dikenini

yerken aldığı karşı konmaz lezzetin

aslında dikenden değil, kendi kanındaki

tuzdan kaynaklandığını ve bu tehlikeli

sürecin sonunun yok olmaya varacağını

anlatmaya çalışıyoruz.

Bu arada “Okumuş da ne olmuş? O da

benim gibi bir tas çorba ile doyuyor.”

diye söylenenlere karşılık, Mevlana’nın

Bir Günün Hikâyesi

Prof. Dr. Mustafa ÇAKIR

mcakir@anadolu.edu.tr

“Bir lafa bakarım laf mı diye; bir de

söyleyene bakarım” özdeyişini söyleten

yüce kuvvetin adaletine sığınıyor; ilk

günkü heyecanımızı kaybetmemeye

bakıyoruz.

Bu gelgit halinin içinde duygu durumumuzun

elverdiği ölçüde vatandaşların

her birinin diğerinden daha özgün olan

göç hikâyelerini anlamaya, sorunlarını

kavramaya, çözüm üretmeye çalışıyoruz.

Anlatılan hikâyelerin kimi zaman

öznesi olmaktan gocunmadan, bazen

bir ressamın günlerce emek vererek

yaptığı muhteşem tablosuna bakarken

duyduğu hissiyatına, bazen de o ressamın

sıradan bir çalışmanın karşısında duyduğu

tatminsizliğine ortak oluyorum.

Kimi zaman konuştuğum çocuklara

"ebeveyninin kendine hayrı yok" diyememenin

yürek yangınını; kimi zaman

da gördüğüm manzara karşısında "Olay

başka türlü olsa da sonuç farklı olmayacaktı;

aslında sorunun kaynağı bizde"

diyememenin burukluğunu yaşıyoruz.

Toplumun karşı karşıya bulunduğu

durumun ne farklı kültürler içindeki

ötekileştirilme, ne yabancı düşmanlığı,

ne siyaset olduğunu anlatamıyoruz.

Sorun aslında dünyayı tersine döndüren,

yeterince sözcük, anlam ve kavrama

sahip olamayan kısır döngüye

bağlanmış gündelik hayatlarımızda,

hayatı algılama ve yaşam tarzlarımızdan

kaynaklanıyor.

Çocuklara, gençlere; "Başarı, onu arzulayan

ve ona hazır olana gelir. Başarı,

aşk gibidir. Dışarı çıkman, onun peşinden

koşman gerekir!" desek de tanık olduğumuz

birçok başarı öyküsünde de başarısızlıklarda

da bu gerçeği görüyoruz.

Hayatında ders kitabı dâhil hiçbir basılı

yayını başından sonuna kadar okumamışlar

toplum içinde âlim, veli toplantısına

gitmek bir yana, hala daha

çocuğunun hangi okula, kaçıncı sınıfa

gittiğinden habersiz olanlar öğretmenden

daha iyi öğretmen oluyor. Öğretmenin

verdiği ödevi ve sorumluluğunu

yerine getirmeyip iş olsun diye okula

gidip gelen, çoklu iletişim imkânlarının

sağladığı fırsatlarla zihinleri bulanmış,

sorumlulukları hatırlatıldığında “bir

daha derse gelmeyeceği” tehdidini savuran,

hayatın gereklerinden ve gerçeklerinden

uzak, şımarık ve saygısız

öğrenciler aile ortamında “paşa” muamelesi

görüyor; bunların dümen suyundan

çıkamayan veliler, okulda gerçeklerle

yüzleşmek yerine çocuklarının

“ayrımcılığa” uğradığını öne sürüyorlar.

Elbette konunun farklı boyutları ve

istisnalarını saklı tutuyoruz.

Dünyanın neresine giderseniz gidin,

çalışmayana methiye düzülmez; “tembelliğe”

övgü ortaçağ masallarında

olur! Başarı öyküleri anlatılırken,

başarılı olanların çalışma biçimleri ile

başarıya ulaşırken ödedikleri bedeller

de anlatılır. İnsanlar hayatları boyunca

bir şeyler başarmak için çalışır. Sadece

çalışmak da başarılı olmak için yeterli

değildir. Çalışmanın arka planında

hedef koymak; bu hedefe ulaşmak

için azmetmek, sabretmek, direnmek,

zaman harcamak, fedakârlık yapmak,

hedefe sadık kalmak gibi değerler bulunur.

Bunlar eksikse, başarıdan söz

edilmesi de mümkün olmaz. Toplum

olarak çocuk ve gençlerimize anlatmakta

yetersiz kaldığımız hususlardan

bir kısmı da bu gerçeklerdir.

Biz çocuklarınıza Almanca öğretin;

Türkçeyi unutturmayın dedikçe; eğitim,

dilimiz, kültürümüz gibi konuların önemini

heyecanla anlatırken, alacağı arabayla

ona buna nasıl hava atacağının

düşünü kuran, ay başında bankaya yatacak

üç kuruşun hesabını yapan kimi

veliler, kendilerine yine kendi gelecekleriyle

ilgili bilgileri verenleri “Bir kuştur

şu dalda öten; o da kendi Türküsünü

söyler” misali yarım kulak dinledikten

sonra; hararetle söz isteyip, konuyu

“Hemşehrim, nerelisin?” muhabbetine

dönüştürüyorsa, bize ancak sabır ve

metanetimizi muhafaza ederek “Ya

Sabır!” çekmek, yeniden ve ısrarla

eğitimin insanın hayatında ne gibi

değişiklikler yapabileceğini anlatmak,

merhum Mehmet Akif Ersoy’un ifadesiyle,

“Ben bu yoldan dönersem yazık

bana, vahlar bana” demek düşüyor.

Romalı şair Horatius günümüzden iki

bin sene önce yazdığı Taşlamalar adlı

kitabında "Ne gülüyorsun? Anlatılan

senin hikâyendir." anlamındaki "Quidrides?

de te fabula narratur" satırlarını

yazmış. Biz de bu yazıda, aslında kendi

durumumuzu, yaşadığımız bazen gerçek

bazen sıra dışı hikâyelerin içindeki

serencamımızı anlattım. Siz de hala gülüyor

musunuz? Gülmeye devam edin;

olsun deminiz, olmasın gamınız; hayra

dönsün serencamınız.

SGK

klili

val si

av

Ha

ek ik

me

Em

les

7€

Hızlı Havale*































































* Bireysel müşterilerin DenizBank AG şubelerinde en, DenizBank A.Ş., İş Bankası ve Halk Bankası’na yaptıkları 200 Euro’y ya kadar olan havaleleri için bir sonraki değişikliğe kadar geçerli ücret.

Müs

ş

¸teri Hizmetleri 0800 88 66 00, www.denizbank.at


HABERavusturya Haziran 2019, Sayfa - 3

Vielfalt in Aktion

Hinter dem Namen "Vielfalt in Aktion"

kurz "ViA" steckt ein gemeinnütziger

Verein, dessen Ziel es ist, die Solidarität

und den Zusammenhalt in unserer Gesellschaft

über die ethnischen Grenzen

hinweg zu stärken. Vielfalt in Aktion

wurde 2015 gegründet und ist politisch,

ideologisch und religiös vollkommen

unabhängig. Menschen mit unterschiedlichen

ethnischen und kulturellen Biographien

arbeiten zusammen an Projekten,

um das positive Bewusstsein innerhalb

der Gesellschaft für Diversität zu steigern.

Gerade in Zeiten, in denen Menschen

gegeneinander ausgespielt werden, sind

Initiativen und Programme, die das Miteinander

in unserer Gesellschaft fördern,

mehr denn je gefragt. Für diesen aufstrebenden

Verein steht außer Streit, dass die

Vielfalt in unserer Gesellschaft großes Potenzial

innehat. Durch konsequente sowie

nachhaltige Projekt‐ und Netzwerkarbeit

will man dieses Potenzial ganz im Sinne

eines guten und funktionierenden Miteinanders

entfesseln. Zu den Leitlinien des

Vereins gehören neben Empowerment

die Themen Chancengerechtigkeit und

Bewusstseinsbildung („Awareness“) für

unsere diverse Gesellschaft.

Ein Vorzeigeprojekt, an dem der Verein

seit drei Jahren arbeitet, ist dieses Jahr

Realität geworden. Das „Vielfalt in Aktion“

Leadership‐Programm gibt 15 Personen

die Möglichkeit, sich komplett kostenlos

im Rahmen eines umfangreichen Fortbildungspakets

in verschiedensten Bereichen,

wie etwa Empowerment, Projektmanagement,

Rhetorik oder Öffentlichkeitsarbeit

weiterzuentwickeln. Das Ziel

des Programms ist es, einerseits Grundfähigkeiten

aus den unterschiedlichsten

Kompetenzbereichen zu vermitteln und

andererseits die bereits bestehenden

“Leadership”‐Fähigkeiten der Teilnehmerinnen

und Teilnehmer weiter auszubauen.

Als Referentinnen und Referenten

für die jeweiligen Ausbildungsmodule

konnten ausgewiesene Expertinnen und

Experten mit langjähriger Erfahrung aus

der Praxis gewonnen werden.

Die Zielgruppe für dieses Programm sind

alle Menschen, die im Bereich der “Diversität”

bereits tätig sind oder selbst einen

Migrationshintergrund haben und sich

nachhaltig sowie aktiv für ein besseres

Miteinander in der Gesellschaft einsetzen

möchten. Im Rahmen einer Ausschreibung

wurden Interessentinnen und Interessenten

für das Programm gesucht. Eine multiprofessionelle

Kommission entschied in

weiterer Folge, welche 15 Bewerberinnen

und Bewerber am Leadership‐Programm

im Jahr 2019 teilnehmen

werden.

Die Anzahl der

Teilnehmer auf 15

zu beschränken,

war eine bewusste

Entscheidung der

Organisatorinnen

und Organisatoren,

um eine individuelle

Auseinandersetzung

mit den

Teilnehmerinnen

und Teilnehmern zu gewährleisten. Durch

die Ausbildung und die Vernetzung von

Multiplikatorinnen und Multiplikatoren,

Menschen mit Brückenbauerfunktion und

Sprachrohren soll ein nachhaltiges Ergebnis

ganz im Sinne der “Diversität” erzielt

werden. Darüber hinaus ist die zentrale

Zielsetzung des Projekts, erfolgreichen

sowie starken Frauen und Männern die

Möglichkeit zu geben, sich persönlich

noch weiter zu entwickeln, neue Kontakte

zu knüpfen und praktische Erfahrungen zu

sammeln. Hinter einem derartigen Projekt

steckt viel Arbeit von vielen unterschiedlichen

Personen.

Unter den Sponsoren und Kooperationspartnern

des Projekts befinden sich internationale

Organisationen, wie etwa der

„German Marshall Fund oft he United

States“ oder die „Shapers Foundation“ des

World Economic Forum. Darüber hinaus

gab es für die Umsetzung des Projekts auf

regionaler Ebene tatkräftige Unterstützung

von Land und Stadt Salzburg sowie

von der Fachhochschule Salzburg in Puch‐

Urstein und vom Salzburg Global Seminar

im Schloss Leopoldskron. Auch in anderen

Ländern der Europäischen Union gibt es

ähnliche Leadership Programme, die die

gleichen Zielsetzungen verfolgen. Das

Ziel ist es, die Teilnehmerinnen und Teilnehmer

mittelfristig auf internationaler

Ebene zu vernetzen. Der Verein Vielfalt in

Aktion hat es sich nun zum Ziel gemacht,

im Jahr 2020 dieses Leadership‐Programm

neben Salzburg auch in anderen Bundesländern

Österreichs umzusetzen. Nähere

Informationen zur Arbeit des Vereins,

dem Leadership‐Programm und anderen

spannenden Projekten findet man unter

www.vielfalt‐in‐aktion.at.

Yeni Başbakan

Brigitte Bierlein

Tarihe Geçti...

Avusturya siyasetinde yaşanan skandalların

ardından erken seçim kararı alınmış ve

Sebastian Kurz Başbakanlığındaki hükümet,

Meclisten güvenoyu alamayarak düşmüştü.

29 Eylül’de yapılacak erken genel seçimlere

kadar uzmanlardan oluşan geçiş hükümeti

kuruldu. Bu süreçte başbakanlık görevini

Anayasa Mahkemesi Başkanı Brigitte Bierlein

üstleniyor. Bierlein böylece Avusturya’nın ilk

kadın başbakanı olarak tarihe geçmiş oldu.

Bundeskanzlerin Brigitte Bierlein

Avrupa Konseyi Raporu:

Yabancı düşmanlığı ve nefret

söylemi 2018’de tavan yaptı

Hükümetlere Uyarı

Uzmanlar hükümetlerin sosyal

grupları ayrıştıran eylem ve söylemlere

karşı harekete geçmesi

uyarısında bulundu. Özellikle yanlış

haberlere karşı daha fazla çaba

gösterme çağrısında bulunuldu.

Göçmenlere İnsan Hakları İhlali

Raporda, mevcut güvenlik endişeleri

bahane edilerek, göçmen ve

azınlıkların temel insan haklarının

ihlal edilmeye çalışıldığı uyarısında

bulunan uzmanlar, göçmen sorunu

ile uğraşırken, insan haklarına saygı

ilkesinden ayrılmamanın birçok üye

ülke için en büyük sorunlardan

birini teşkil ettiği belirtilerek, göçmenlerin

barınma, iş ve eğitim sorunlarının

çözülmesi için daha çok

çaba gösterilmesi istendi.

Avrupa Konseyi: Strazburg merkezli

konsey, 47 üye ülkesinde

insan haklarını izleme görevini

sürdürmektedir. İnsan hakları, hukukun

üstünlüğü ve çoğulcu demokrasi

ilkelerini korumak ve

güçlendirmek; azınlıklar, ırkçılık,

hoşgörüsüzlük ve yabancı düşmanlığı,

sosyal dışlanma, uyuşturucu

madde ve çevre konularındaki

sorunlara çözüm aramak; Avrupa

kültürel benliğinin oluşmasına ve

gelişmesine katkıda bulunmak

konseyin amaçları arasındadır.

© BKA / Andy Wenzel

60%

aller KinderkrebspatientInnen müssen mit Spätfolgen leben.

Kinder - Krebs - Hilfe

Österreichische Kinder-Krebs-Hilfe

Verband der Österreichischen

Kinder-Krebs-Hilfe Organisationen

© angiolina

Danke für Ihre Spende! www.kinderkrebshilfe.at


Ö

HABERavusturya Haziran 2019, Sayfa - 4

Dünyaya yeni bir bireyin gelişine vesile olan

anne ve babalar çoğunlukla: "Bize gönderilen

hediyeye şükrederek ve sorumluluğunu

alarak bir insan yetiştirmek istiyoruz" derler

aslında. Kimi bilinçli ve hazır, kimi bilinçsiz

ve hazırlıksız çocuk sahibi olur. Doğumundan

itibaren eve yeni bir hava getiren çocuk

sizin için en değerli varlıktır. Onun için en

iyisi olsun, en güzel okullarda okusun, en

güzel eşyaları olsun, hem ruhi hem bedeni

ihtiyaçları karşılansın istersiniz. Becerileri,

yetenekleri gelişsin, özgüveni yerinde

olsun, karakteri sağlam olsun, kısacası iyi bir

insan olsun diyedir bütün gayretler. Yuvadan

uçacağı gün gelesiye kadar ona şekil

vermek, ince ince nakış nakış hayata hazırlamak

bir tercih değil, bir görevdir. Top ne

kadar anneye atılırsa atılsın, çocuk yetiştirmek

işi her iki ebeveynin de sorumluluk

alanına girer.

Eskiden babalar (doğal olarak) aile geçindirmek

görevini üstlendiğinden, kendiliğinden

belli bir iş bölümü yapılırdı. Evin reisi baba,

iç işlerinden sorumlu anne ve dış işlerinden

sorumlu karı‐koca. Yemekler aynı sofrada

yenirken, meseleler masaya konur, birlikte

konuşulur, kararlar alınır, bazı mahrem durumlarda

anne araya sokulur, durum babaya

intikâl ettirilirdi. Pek tabii kavgalar da,

tartışmalar da olurdu. Her ne yaşanırsa yaşansın,

kol kırılır yen içinde kalır ama, mesele

bir şekilde aile içinde hallolurdu. Anne

evin direği, baba olmazsa olmazı, koruyucu

kanadı, otoritesi, nizam ve intizam memuru

olur, çocuk sınırlarını bilir, adımlarını ona

göre atardı. Sevgi ve saygı ön planda tutulur,

aile bir bütün görülürdü.

Zamanla roller değişti. (Kimse kişisel algılamasın

ama), Bazı babalar çoğu görevi hafife

almaya, yan çizmeye meyletti. Aile gibi kutsal

bir kurumu hükmen idare ediyor olsalar

da işin neredeyse tamamını ya anneye, ya

da kurum ve kuruluşlara bırakıp işin kolayına

kaçtı. Hem ev geçindirme, hem annelik

ve hatta babanın da çoğu sorumluluklarını

Başörtüsü

Yasağına Karşı

Bağış Kampanyası

Avusturya İslam Cemaati (IGGÖ),

ilkokulda başörtüsü yasağı yasası

ve İslam ifadesinin okul karnelerinden

çıkartılmasını Anayasa Mahkemesi’ne

taşımak için bağış kampanyası

başlattı. IGGÖ Başkanı

Ümit Vural, duyarlı vatandaşların

katkısı ile hak arayabilmek adına

kampanyaya destek çağrısı yaptı.

HABER

AVRUPA

S

EUROPA

T

E

R

JOURNAL

Gazete Kurucusu (Gründerin)

Katrin VORHAUSER

İmtiyaz Sahibi (Herausgeber und Inhaber)

Mehmet İNAK

Genel Yayın Yönetmeni (Chefredaktion)

Hasan KESKİN

Türkiye Temsilcisi

Mag. Ahmet ZUBİ

19.06.2019 - 31.08.2019

SAYI: 86 HAZİRAN 2019 - JUNI 2019 AUSGABE: 86

ANSCHRIFT - ADRES

HABER AVRUPA - EUROPA JOURNAL

Roßbachstr. 10 - 6020 Innsbruck

Baskı-Druck: Medien-Druck AG Innsbruck

Yayımlanan köşe yazıları ve reklamların içeriğinden

gazetemiz sorumlu değildir.

www.europa-journal.net - info@europa-journal.net

R

I

E

C H

EN ANLAMLI HEDİYE

üstlenen anneler, altında ezilmekte olduğu

yükle hayata devam etmek zorunda bırakılınca,

işin rengi ve suyun akışı değişti. Çocuk

eğitiminde annenin görevi ayrı, babanın ki

ayrıdır. Çocuk adeta anneden toprağı ve

suyu, babadan güneşi alan bitki gibi büyür,

gelişir. Birinin eksikliğini, diğeri tamamlayamaz.

Annelerin yükleri artıp, sorumluk alanı

genişledikçe, çocuklarına ayıracak zamanı

kalmayan anneler de çoğaldı. Sayıları gittikçe

artan, sorumluluklarını aksatan annebabalar,

işten güçten evlatlarına ayıracak

zamanı bulamayınca: "benden bu kadar"

anlayışıyla hareket etti. Tabiri caizse, başıboş

bırakılan, "temel ihtiyaçları karşılansın

yeter" anlayışı zihinlere hakim olunca; okul

ne güne duruyor? kreşler, bakıcılar ne için

iş yapıyor? Camiye, derneğe gönderiyorum

onlar ilgileniyor zaten, denildi. İşin içine

yanlış arkadaşlar girince, iki köprü arasında

kalan çocuk seçimini yaptı ve görünen odur

ki, kendi kaderine terkedilen, ana‐babalı

öksüzler ordusuna katıldı.

Bugün toplumda en başta gelen sorunlar

arasında "mutsuz, hırçın, bencil, özgüveni

ya hiç yok, ya da tavan yapmış, geleceğe

dair bir planı olmayan, günübirlik yaşayan,

saygı ve hoşgörü yoksunu nesiller" gelir. (Elbette

istisnalar vardır ve kaideyi bozmazlar.)

Eğer insan düzelirse, dünya kendiliğinden

düzelecektir! Kuralını hepimiz biliriz. Bu bilinçle

yaşayanlar, emeği insana harcarlar.

Çünkü tüm güzellikler emek verilmeden

elde edilmez. Ve çocuklar asla ihmale gelmez.

Dünün ihmal edilen çocukları bugün

sokaklarda farklı meşguliyetlerle vakit öldürürken,

ölen sadece zaman değildir. Söz konusu

bir geleceğin ölümle burun buruna

olduğunu görüyor, üzülüyor ama yine birşey

yapmıyorsak, suça ortak oluyoruz demektir.

Yeni şeyler söylemekten ziyade, yeni şeyler

yaparak, gidişata dur demek vaktidir artık…

“Eğer birgün yolunuzu kaybederseniz, bir çocuğun gözlerinin

içine bakın. Çocuğun yetişkine öğreteceği 3 şeyi görürsünüz:

Sebepsiz yere mutlu olmak, her zaman meşgul

YASEMİN KARAGÖZ

yasemin-ka@hotmail.com

olacak birşey bulmak ve elde etmek istediği şey için

mücadele vermek.” Paulo Coelho

Çocuklarınız için herşeyin en güzelini yapmaya

gayret ettiğinizi biliyoruz. En güzel

elbiseleri olsun, son model telefonu, bilgisayar

oyunu olsun. Ben görmedim o görsün,

ben yemedim o yesin, giysin. Hafta

sonları o faaliyetten bu faaliyete koşturmalar…

Onların ihtiyaçlarına yetişmek için

işten işe koşmacalar, derken onların cocuk

olduklarını atlıyoruz, veya kaçırıyoruz.

Hiçbir çocuk: “Ben küçükken annem babam

gece gündüz çalıştılar, yüzlerini bile göremezdim,

ne güzel günlerdi demez.“ Ya da

“Annem temiz ve titizdi, evimiz temizlik kokardı,

öyle ki ben hep odamda yalnız oynar,

o ise evi siler süpürürdü, ah ne güzel günlerdi“

demez. Elbette bunları da hatırlayacaktır,

ama minnet duyarak değil.

Her birey gibi çocuklar da: Verilince bir söz

yerine getirilsin ister ve bu onun en doğal

hakkıdır. Konuşunca adam yerine konulup

dinlendiğini, korkup kaygılandığında, sığınacak

bir anne‐babası olduğunu, başı zorda

kalırsa, koruyup kollandığını ve her ne

olursa olsun onu doğru ve yanlışlarıyla da

kabul eden bir ailesi olduğunu, ailede her

zaman bir yeri bulunduğunu, sözün özü

değer verildiğini hissetmek ister.

Kalplerine ufak dokunuşlarla hayatına renk

katabilir, yıllar sonra gülümseyerek hatırlayacağı

güzel anılarda başrolü kapabilirsiniz.

Bir çocuğun ailesiyle birlikte geçireceği huzurlu

bir gün, birlikte oynadığı bir oyun, anlatılan

bir hikâye, ormanda el ele yürüyüş,

sevdiği yemeği beraber pişirmek, yatmadan

önce yastık döğüşüyle etrafı dağıtmak, çok

sevdiği filme birlikte gitmek, bir bayram

sabahı öperek uyandırıp, en sevdiği şeyi

hediye etmek, hayallerini süsleyen elbiseyi

giydirmek, birlikte top oynamak, salıncakta

sallanmak, kaydıraktan kaymak, onunla ara

sıra çocuk olup ufak tefek yaramazlıklarına

gülmekten başka, ona verebilecek ne kadar

anlamlı hediye bulabilirsiniz ki şu hayatta…

Şu son zamanlarda Müslümanlara

karşı aşırı saldırılar yapılmaya başlandı.

Beni en derinden etkileyen, yüreğimi

yakan Yeni Zelanda’da yapılan

katliamdı. Günlerce atlamadık etkisini.

Onca masum insan Camii’de

katledildi. Neydi bizimle alıp veremedikleri.

Hangi üst akıl onlara bizimle

böylesine oyun oynanmasına izin veriyordu?

Almanya Bremen bölgesinde

Kuran’lar yırtıldı ve uygunsuz yerlere

atıldı. Yine aynı şekilde Almanya’da

duvarlara „Müslümanları öldürün“

yazıları yazıldı. Ve dahası da var. Bira

altlıkları üzerinden İslam hakkında bilgiler

yayılmaya başlandı. Bunlar duyduğumuz,

duyabildiğimiz kadarı. Ya

duyamadıklarımıza ne dersiniz? Ne

için, kimin için yaşıyoruz belli değil.

Dünyaya geliş amacımızı unutur

olduk. Başkalarının esiri, oyuncağı

olduk. Bizi kandırdılar. İmanımızı, değerlerimizi

unutacak kadar gereksiz

şeylerle meşgale olduk, nefsimizin

bizi kandırdıklarıyla sarsıldık. Neden

aklımızı kullanmayız? Yoksa aklımızı

mı kaybeder olduk? Buna da inanırım.

O kadar zehirlediler ki bizi, kurtaramıyoruz

kendimizi zehirden. Yok mu

bunun ilâcı, doktoru dersen, iyileşmek

isteyene ilâç mı yok derim ben

de. Kendi içimizdeki kavgayı dindiremedik

ki, dünyayı kurtaralım. Gerekmediği

yerde konuşan, gerektiği

yerde susan, yok olan varlıklar olduk.

Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu

çok iyi biliyoruz. Çok azımıza düşüyor

uygulaması. Haklı olan hep haksız konumuna

düşüyor. Doğruyu konuşanı

da zaten bastırıyorlar, susturuyorlar.

Çünki artık devir tersine döndü. Kadınlar

erkeklerin, erkekler de kadınların

rolünü alır oldu. Ve biz bölündük.

Gayrimüslimler bize baktığında, dinimizi

merak ettiğinde onlara verebileceğimiz

hangi cevaplarımız var. Artık

onların da kafasını karıştırmaya

başladık içimizdeki alıp veremediklerimizle.

Sorarım size; Kendimiz

hissedemediğimiz sevdayı, özlemi,

imanı başkasına nasıl tattırırız? Oysa

ki en güzel nasihat iyi bir örnek olabilmekti.

Kendimize bile laf geçiremezken,

başkalarına nasıl sebep

olabiliriz?

Geçenlerde tramvayda onca kişinin

içinde bir kadın tarafından sözlü saldırıya

uğradım. Bu sıcakta başını örtenleri

anlamadığını ve bunu akıllı

bulmadığını dile getirdi. Oturduğu

yerden bana saldırma gerekçesi

neydi? Benim susacağımı sandı, hatta

Almanca bilmediğimi düşündü. Lâkin

olay planlandığı gibi sonlanmadı.

Benim cevap verişim ve diğer kişilerin

de beni savunmasıyla kadın susuverdi.

O kadını susturan ise, buna

karşı duran, beni savunan insanların

yanımda olmasıydı. Yani bir kelimenin

dahi önemi vardı o anda.

"MuslimInnen gegen Antisemitismus" beim

Europäischen Jugendkarlspreis ausgezeichnet

Müslüman Gençliği (MJÖ) Projesi:

‘‘Müslüman Kadınlar

Antisemitizme Karşı’’

Projesine Önemli Ödül

Avusturya Müslüman Gençliği

(MJÖ), projeleriyle genç

Müslümanları antisemitizme

karşı duyarlı hale getirmeyi

ve İslami perspektiften konuyu

aydınlatmayı amaçlıyor.

Ayrıca MJÖ, Müslüman

ve Yahudileri bir araya getirerek

aralarında iletişim kurmayı

ve antisemitizme karşı

ortak bir duruş oluşturmak

için çaba sarfediyor.

Ödül alan MJÖ projesinin

odak noktası Müslüman toplumunda

antisemitizme dikkat

çekmek üzere: Uzmanların

ve Holokost’tan (Yahudi

Soykırımı) hayatta kalanların

düzenlediği atölye çalışmaları,

Mauthausen ve Auschwitz

toplama kamplarını

ziyaretler, antisemitizmle

mücadele eden kuruluşları

tanıma Müslüman ve Yahudi

cemaatları arasındaki karşılıklı

anlayışın gelişmesine

katkıda bulunmak üzere çalışmalar

olarak sıralandı.

Projesiyle Gençlik Ödüllerinde

3.’lüğe layık görülen MJÖ

Başkanı Canan Yaşar: ‘‘Antisemitizm

sadece Yahudilerin

değil, Avrupa toplumunda

hepimizin sorunudur.’’ dedi.

Birinciliği Strazburg’da terör

saldırısında ölen genç gazeteciler

Antonio Megalizzi

ve Bartosz Orent‐Niedzielski’nin

de yer aldığı İtalya’nın

europhonica.eu isimli radyo

projesi aldı.

Karl Gençlik Ödülüyle Avrupa

Parlamentosu ve Aachen

Uluslararası Karl Ödülü Vakfı,

Avrupa’da ve uluslararası

alanda anlayışın gelişmesine

katkı veren ve Avrupa’da çeşitlilikle

kaynaşmış bir toplumun

yaşamasına örnek olan

gençleri ödüllendiriyor.

KEBİRAN DOĞANER

kebiran.doganer@hotmail.com

Ne oldu bize böyle?

Bütün bu yaşananlardan biz bir ders

çıkarıyor muyuz? Neden bütün bunlar

başımıza geliyor? Neden saldırılar

çoğalmaya başladı? Peki biz buna

karşı ne yapıyoruz? Çıkabiliyor muyuz

kafesimizden, uçabiliyor muyuz?

Yoksa biz de mi hapisiz karanlıklarda?

Biz hapis olmasaydık uçardık özgürlüğe

doğru. Kendi karanlığımızda boğmazdık

dünyayı. Biraz düşünürdük,

çözüm yolları arardık. Sorardık, soruştururduk,

bu kadar duyarsız kalmazdık

yaşananlara karşı. Yapamıyorsak

bile duyururduk çevremize. Biz umursamıyoruz,

ama başkaları çok ilgili ve

alakalı bizlerle. Bizim tarihimizi, dinimizi

ve değerlerimizi bizden daha iyi

bilenler var.

Kısa süre önce mankurtlaşma terimini

biraz yakından araştırdım. Eskiden insanların

saçlarını keser, başına devenin

boyun derisini geçirir ve güneşte

bekletirlermiş. Böylelikle zamanla kuruyan

derinin altından saçlar yukarıya

doğru değil, beyne doğru büyümeye

başlarmış. Kişi zamanla hafızasını yitirir

hale gelirmiş. Bu olay karşısında

köleler istenildiği gibi kendi buyruklarına

göre kullanılırmış. Ne anne, ne

baba tanınmaz hale gelirmiş. Yani

insanı tüm inançlarından adım adım

kopartır, kendi esirleri yaparlarmış.

Bizi birbirimizden koparmak, imanımızı

zayıflatmak istiyorlar. Daha modern,

Avrupa standartlarına uygun

modeller oluşturmamızı istiyorlar.

Onlar gibi olduktan sonra, benim

kim olduğumun ne önemi var ki?

Hangi vakte kadar yarınsız devam

edecek bu ömür? Hiç ileri görüşlü olmayacak

mıyız? Kimseye faydamız

dokunmayacak mı şu dünyada? Yoksa

insan hiç ölmeyeceğini mi sanıyor?

© Charlemagne Youth Prize/EP – European Union 2019


HABERavusturya Haziran 2019, Sayfa - 5

Hikâyemizin Öz Pınarı: Bağlanma Sistemi

Geçmişin izinde kısa bir

yürüyüş yapıp, geleceğin

peşine düşmeye ne dersiniz?

Modern çağın endişe uyandıran

özellikleriyle beraber etrafımızdaki

toplumsal dünyaya da çok dikkat kesilir

olduk. Artık şikâyet kültürünün

coşkulu seslerini daha fazla duyuyoruz.

„Hızlı“ akan hayatın sarhoş eden

faaliyetleriyle „bağlanma“ arzusunun

devşirdiği bir „aidiyet“ duygusunun

peşinde koştururken hayatımız

son buluyor. Tüm bu akışın içinde

farketmeye başladığımız „yaşam hikâyemizin“

parçalarını birleştirerek

kendimize bir kontrol halkası oluşturabileceğimizin

yanılsamasıyla karşı

karşıya kalıyoruz. Peki, tüm bu

çabanın verildiği bu zamanlarda

‐kendimizi de daha iyi anlayabilmek

adına‐, yaşamımızın öz pınarı olarak

önemli bir role sahip olan bağlanma

sistemimiz hakkında ne kadar bilgi

sahibiyiz?

Yaşam hikayemizin ilk satırları, duygusal

hayatımızın hangi yörüngede

ilerleyeceğine dair yapısal mekanizmayı

hazırlayan bir „bağlanma sistemi“

ile yazılır. Varoluşumuzun insan

insana iken şekillendiğinin kanıtıymışcasına

doğuştan itibaren bir

„bağlanma sistemi“ ile dünyaya geliriz

ve bu sistem sayesinde hayatımız

boyunca çevremizdeki diğer insanlarla

bağ kurabiliriz. Bağlanma

kavramı ilk olarak 1958 yılında

Bowlby ve bağlanma şekillerini

araştıran Ainsworth ele alınmıştır.

Evrimsel olarak bebeğin kendini tehlikelerden

koruması için böyle bir

sisteme sahibiz. Anne, bebeğinin

verdiği sinyallere karşı duyarlı olup

yanıtladığında ve gerekli iletişimi

sağladığında bebek annesini güvenilir

bir liman olarak görür. Böylelikle

başkalarına da güvenebilmeyi öğrenir

ve çevreyi keşif için cesaretli hale

gelir, çünkü temel güven duygusu

oluşmuştur. Fakat anne bebeğinin

verdiği sinyalleri tutarlı bir şekilde

yanıtlayamadığı zaman, örneğin isteklerine

karşı duyarlı değilse, bebeğin

ifade etmek istediğini anlamaya

çalışmıyor ve bebeğini dinlemeyi bilmiyorsa

–fiziksel ve duygusal olarak

yeterli ve uygun uyaranlar yoksa–,

güvenli bir bağ gelişmez. Anne

bağlanma figürü olarak fiziksel ve

duygusal olarak ulaşılmaz hale gelir

Melike İNCE

Nörobiyolog ve Temel Psikoterapi Eğitimi Mezunu

melike.ince@outlook.de

ve bu durum bağlanma teorisine

göre çocuk ve yetişkinlerde kaygı

ve psikolojik rahatsızlıkların ortaya

çıkmasının belirleyici bir risk faktörü

olarak kabul edilir. Güvende olma,

anlaşılma ve sakinleşme gibi temel

ihtiyaçları karşılanmamış olması sebebiyle

dünyayı çok daha tehlikeli

görmeye başlarlar.

Çocukluk dönemlerinde yaşanan

travmaların nasıl izler bıraktığı hepimizce

artık çok bilinen bir gerçektir.

Fakat çocuklar bu travmalara anne

veya baba –birincil bakım veren

kişiler– tarafından maruz bırakılıyorsa

durum çok daha vahim hale

gelir ve „öz düzenleme“ sistemleri

bozulur. Biyolojik sistem de bu

evreye paralel olarak geliştiği için

uyarılmışlıklar hemen beynin devrelerine

işlenir. Artık kişi her kaygılandığında

veya tehdit durumunu

hissettiğinde güvensiz bağlanma sistemi

aktif hale gelir. Sosyal ilişkilerinde

ise görüldüklerini daha çok

hissetmek ve bağlı olmak için herşeyi

yapabilirler. Tabii bu durum tam tersi

şekilde de gerçekleşebilir ve kişiler

antisosyal kişilik geliştirebilirler.

Karşılaştığım birçok vakalarda gördüğüm

kadarıyla, özellikle bağlanma

teorisinin aydınlattığı gerçeklikle ilgili

konularda sorun yaşayan bireylerin,

geçmişin izinde kısa bir yürüyüşe

çıkmaları yadsınamaz bir gerçek olarak

karşıma çıkıyor. Unutmayalım ki,

bazen yok olmasını dilediğimiz şeyler

için, „varlığımızdan“ kaçıyoruz. İnanmak

istercesine kendimize yeni hikâyeler

yazıp, onu sürekli anlatmak

Melike İnce Hakkında:

istiyoruz. Sanki bunu kendimize

tekrarladığımız sürece gerçek

olacakmışçasına konuşma narsistliğine

başlıyoruz. Oysa görünür

olmasını istemediğimiz şeyler bize

içimizde yankılanan sesler bırakıyorlar.

Bu içimizde asılı duran sözcükleri

„varolmak casaretiyle“ çağırmasını

bilirsek yolumuz aydınlık

olacaktır. Ancak bu şekilde geleceğin

hoş edalı kollarına kendimizi „güvenli“

bir şekilde bırakabiliriz.

Salzburg Paris Lodron Üniversitesi’nde Psikoterapi Temel Bilimi ve Nörobiyoloji bölümlerini

tamamlayan Melike İnce, Yüksek Lisans Eğitimine Krems Donau Üniversitesi’nde Psikoterapi

Bilimi üzerine devam edecektir. Melike İnce ayrıca eş zamanlı olarak Salzburg Sinn Zentrum’da

Logoterapi ve Psikolojik Rehberlik ve Danışmanlık eğitimini sürdürmektedir.

Avusturya Eğitim Sistemi:

Ayrımcılık Artıyor

Bildungsabschluss hängt stark von der Herkunft ab

Araştırma: Eğitim

Seviyesi Kökenle

Çok Yakından İlgili...

Avrupa Birliği (AB) İstatistik Kurumu

Eurostat’ın yayınladığı verilere göre

AB bölgesinde eğitim seviyesi kökenle

yakından ilgili. Buna göre lise ya da

meslek okulu mezunu ya da yüksekokul

mezunu olan 3. ülke vatandaşlarının

oranı yerli ya da başka bir birlik

ülkesinden gelenlerin oranlarından

daha düşük.

Mezuniyet durumu

İstatistiklere göre 25‐54 yaş grubunda

AB alanı dışından bir ülkeden gelen

göçmenlerin %31.2’si bir üniversite

ya da meslek yüksekokulu mezunu.

Bu oran diğer bir AB ülkesinden gelen

yabancılar arasında %37, yerli halktan

olanlarda %35.6.

Fark orta öğretimde daha da büyük

Avusturya’da bu farkın çok daha

büyük olduğu okullar ise genel liseler

ya da mesleki okullar. Bu okullardan

mezun olan 3. ülke vatandaşlarının

oranı sadece %34, diğer AB ülke vatandaşlarının

oranı %41.6 ve yerlilerin

oranı %47.

AB vatandaşı olmayanların büyük

kısmı ilköğretim okulu mezunu

En fazla zorunlu eğitimi tamamlamış

olanların büyük kısmını Avrupa Birliği

(AB) vatandaşı olmayanlar oluşturuyor.

AB vatandaşı olmayanların

%34.8’i sadece zorunlu eğitimi tamamlamış.

Düşük eğitimli diğer AB

ülke vatandaşlarının oranı ise %21.4,

Avusturyalıların %17.4’lük oranı bu

kategoride yer alıyor.

Yüksek öğrenimde kadın oranı daha

yüksek

İstatistiklerde en çok göze çarpan

nokta ise kökene bağlı olmaksızın

kadın oranının yüksek öğrenimde

daha fazla olması. Orta ve alt seviye

eğitim alanlarında ise erkeklerin sayısı

daha çok.

Diskriminierung im Bildungswesen: Islamophobie

und ethnische Zugehörigkeit als Hauptgründe

© IDB

Eğitimde Ayrımcılık Karşıtı Eşitlik

Derneği (IDB), 2018 yılında Avusturya

eğitim sisteminde yaşanan

ayrımcılık olayları ile alakalı raporunu

açıkladı.

Ayrımcılık Vakalarında %50 Artış

IDB yetkilileri; ‘‘Avusturya’da

2018'de ayrımcılık vakalarında bir

önceki yıla göre %50,28 artış yaşandı.

2017’de 173 olay kayıt altına

alınırken, bu rakam 2018 yılında

260’a yükseldi.

Ülkede eğitim sisteminde, din, cinsiyet,

kültür, etnik köken gibi nedenlerle

ayırımcılığa maruz kalan

öğrenci ve eğitmenlere ilişkin çalışmalar

yürüten IDB Derneği, ilk raporunu

2016 yılında yayınlamış ve

o sene içinde sadece 47 olay kayıt

altına alınmıştı.

En Çok İlkokullarda Yaşanıyor

Avusturya eğitim sisteminde ayrımcılığın

en çok %27 ile ilkokullarda

yaşandığı görüldü. Bunu %23,5 ile

liseler, %22 ile ortaokullar takip ettiği

raporda belirtildi.

Din ve Etnik Köken

2018’de Avusturya eğitim sisteminde

yaşanan 260 ayrımcılık vakasının

126'sını dini sebepler, 118’ini

ise etnik köken nedeniyle yaşanan

ayrımcılık vakaları oluşturdu.

İslam Karşıtlığı İlk Sırada

2017’de olduğu gibi geçtiğimiz yıl

da ayrımcılığa maruz kalanların

büyük çoğunluğunu Müslümanlar

oluşturdu. Bu bireylerin neredeyse

tamamı eğitim hayatları boyunca

İslam düşmanlığına maruz kaldıklarının

altını çizdiler.

Afrikalılar ve Türkler Mağdur

En fazla ırkçılığa ve ayrımcılığa

maruz kalanlar %53 ile Afrika ülkelerinden

gelen öğrenci ve eğitmenler

olurken, ikinci sırada ise %30 ile

Türkler yer aldı.

Suçlular Ceza Almıyor

Rapora göre ayrımcılık suçu işleyenlerden

sadece %20’lik kesim ceza

alırken, büyük kısım ise hiçbir yaptırıma

uğramıyor.

Mutlaka Şikâyet Edin

IDB Derneği Başkanı Dr. Sonia Zaafrani,

‘‘Rapordaki veriler, şikâyetler

doğrultusunda kayıt altına alınıyor.

Ancak eğitim sistemindeki ayrımcılığın

tespit edilenin çok daha

üstünde olduğu açıktır. Avusturya

eğitim sisteminde eşit muamele ve

eğitim şansı herkes için yasal haktır.

Bu doğrultuda ayrımcılığa uğrayan

her birey mutlaka gerekli şikâyetleri

yapmalıdır.’’


HABERavusturya Haziran 2019, Sayfa - 6

Coole Kurse für die heißen Tage

Mehr als 1.000 Kurse, Workshops, aber

auch mehrwöchige Intensivkurse stehen

Bildungshungrigen von Ende Juni

bis Ende September zum halben Preis

zur Verfügung. Das Angebot richtet

sich an AnfängerInnen wie Profis: von

Sprachkursen über Computerkurse bis

hin zum sommerlichen Fitnessprogramm.

Die VHS summercard macht

den Sommer zum Bildungserlebnis.

Dabei kann man zum Beispiel an der

VHS Penzing Latin Dance, eine Kombination

von Tanz‐ und Fitness‐Elementen,

oder Smovey®, einem wirkungsvollen

Training mit gefüllten Spiralringen,

lernen und einen Rücken‐Yoga‐

© August Lechner

Mit der VHS summercard können 1.000 Kurse aus unterschiedlichsten

Programmbereichen zum halben Preis besucht werden.

Kurs besuchen. Die VHS Landstraße

bietet sogar Hula‐Tanz aus Hawaii an.

An der VHS Brigittenau gibt es Dynamic

Scetching – hier lernt man intuitiv

und schnell zu skizzieren. Die VHS

Meidling vermittelt beim Fotospaziergang

„Natur in Wien“, wie man in

Grünoasen mit den richtigen Einstellungen

Bildgeschichten kreiert.

Filmen und schneiden mit dem Android‐Smartphone

bietet die VHS Polycollege

an.

Sprachen, Wirtschaft und Multimedia,

Schmuck zum Selbermachen

Aber auch klassische Kurse können mit

der VHS summercard 2019 um den

Avusturya’da Kira

Artışları Devam Ediyor

Son 5 Yıldaki Kira Artış Oranı %13 Oldu

Avusturya’da kira artışının duracağına ait bir

işaret yok. Avusturya İstatistik Kurumu verilerine

göre son 5 yılda kira artışları %13’ü

buldu. Konut ve ev satış fiyatları %25.5 (sadece

2018’de %4.7) arttı.

Avusturya geneli ortalaması bir kiralık konutun

bedeli aylık metrekare başına 7.8 Euro

(bunun 2.1 Eurosu aidatlar) oldu. En pahalı

eyaletler Salzburg (9.2 Euro), Vorarlberg (9.0

Euro) ve Tirol (8.7 Euro) olurken, Viyana (8.3

Euro ile) onları takip etti. En düşük miktarlar

Burgenland (5.9 Euro) ve Kärnten (6.2 Euro)

eyaletlerinde kaydedildi. Yeni kiralamalarda

ise ülke geneli ortalaması aylık metrekare

başına 9.2 Euro, şahıs kiralamalarda ortalama

10.2 Euro oldu.

Uluslararası kıyaslamada artış seviyesi düşük

İstatistik Kurumu genel müdürü Konrad Pesendorfer’e

göre özellikle büyük kentlerde

uluslararası kıyaslamada düşük bir fiyat seviyesi

göze çarptı. Bu, Avusturya’daki emlaklarda

son 5 yıllık zaman diliminde artışın

Avrupa Birliği’nden yüksek olmasına rağmen

gerçekleşti (Avusturya; %22.7, AB; %20.8).

Kira artışının AB’den yüksek olmasına

rağmen genelde kiranın düşük seviyede

olmasının bir nedeni de desteklenen

Statistik Austria:

‘‘In den vergangenen fünf Jahren erhöhten

sich die Mieten um 13 Prozent’’

konutların büyük kısmının (%57) kooperatif

(%40) ve belediye (%17) konutları olması,

örneğin Viyana’da yaklaşık 700 bin konutun

%29‘u belediye, %28’i kooperatif konutu.

Halkın %43’ü kirada oturuyor

Avusturya’da nüfusun %43’ü kirada yaşıyor.

Kentleşmenin yüksek olduğu bölgelerde kirada

oturanların oranı kırsal bölgede kirada

oturanlara göre daha yüksek. Viyana’da kirada

olanların oranı %78 iken, Bugenland’da

bu oran %19’lara kadar düşüyor. 5 yıllık

zaman diliminde Avusturya’da kooperatif evlerinin

kirasında %13, belediye evlerinde %8

artış olurken, özel kişilerin kiraladıkları konutlardaki

kira artışı %14’ü buldu.

Süreli kira sözleşmelerine eğilim artıyor

Özel şahıs konut piyasasında fiyat seviyesinin

artışı yanında görülen diğer eğilim kira sözleşmelerinin

süreli yapılması. İstatistik Kurumu

verilerine göre 2008‐2018 yılları

arasında özel şahıs konut piyasasında süreli

kira sözleşmelerinin oranı %30.2’den

%45.8‘e çıktı.

Kira ile ilgili veriler, 3 ayda bir 20 bin ailenin

katıldığı anketlerin sonuçları baz alınarak

hazırlanıyor. Kira fiyatı endekslerini tapu sicilindeki

evlerin satış fiyatları oluşturuyor.

halben Preis besucht werden. Dazu

zählen Weiterbildungen aus dem Wirtschafts‐

bzw. Computer‐ und Multimediabereich

oder auch Wassergymnastik,

selbstgemachtem Silber‐ und

Edelsteinschmuck, Kochkurse, Nähen,

Schreibwerkstätten bis hin zu über 300

Sprachkursen aller Kenntnisstufen.

Wer im Sommer etwa Griechisch, Italienisch,

Spanisch, Japanisch, Türkisch,

Französisch, Russisch, Englisch, Persisch,

Schwedisch oder Portugiesisch

lernen möchte, hat mit der VHS summercard

eine besonders preiswerte

Möglichkeit.

Schon ab dem ersten Intensivkurs

entlastet die VHS summercard das

Geldbörserl. Die Karte kostet 39 Euro

und ist an allen VHS Standorten und

online unter www.vhs.at/summercard

erhältlich. Alle vergünstigten Kurse

sind mit dem summercard‐Icon gekennzeichnet.

Eine Anmeldung zu den gewünschten Kursen

ist notwendig. Gültig ist die VHS summercard

von 21. Juni bis 22. September. Einzelunterricht,

Lehrgänge und Lehrgangsmodule, Zertifikatskurse,

Bildungsabschlüsse, Deutschkurse

und Kinderkurse sind von der VHS summercard

ausgeschlossen.

Weitere Informationen gibt es

auf www.vhs.at/summercard sowie

telefonisch am VHS Bildungstelefon

unter 01/893 00 83

2019 Kutlama Yılına Hoşgeldiniz!

Tam 100 yıl önce 1919’da Viyana’da sosyal konutların

tarihi başladı ve bu nedenle 2019 özel bir yıl...

Mayıs 1919 eyalet ve belediye seçimlerinde

ilk kez her bir oy eşit

sayıldı ve kadınlar oy hakkına

sahip oldu. Seçimin galibi Jakob

Reumann, Viyana’nın ilk Sosyal

Demokrat Belediye Başkanı oldu

ve yaptığı reformlar olmasaydı

Viyana bugünkü Viyana olmazdı.

Konut sıkıntısı devletin yaptığı

konutlarla giderildi. Reumann’ın

devasa konut inşa programıyla

fakir halk tabakalarına büyüklükte

ve donanımda standart şartlarda

uygun kirayla binlerce teşvikli

konut inşa edildi.

1934’e kadar aralarında 19. Bölgedeki

Karl‐Max‐Hof, 10 ve 12.

bölgedeki George‐Washington‐

Viyana Halk Eğitim Merkezleri’nden (Wiener Volkshochschulen)

Sıcak Yaz Günleri İçin Harika Kurslar

1000’den fazla kurs, atölye çalışmaları

ve birkaç hafta süren yoğun kurslar,

Haziran sonundan Eylül ayı sonuna

kadar yarı fiyatına, eğitim meraklıları

için mevcut. Bu fırsat hem yeni

başlayanlara hem de profesyonellere

yöneliktir: Dil kurslarından bilgisayar

kurslarına ve yaz sporlarına kadar.

VHS yaz kartı, yaz dönemini eğitici bir

deneyime dönüştürür.

Örneğin Viyana Halk Eğitim Merkezleri’nde

(VHS) dans ve fitness unsurlarından

oluşan Latin Dansı, etkili

bir antrenman gibi olan Smovey®,

bir Yoga Kursu, VHS Landstraße’de

Hawaii'den Hula‐Dansı ya da birçok

farklı kurs ziyaret edilebilir.

Diller, Ekonomi ve Multimedya

"VHS 2019 Yaz Kartı ile klasik kurslar

da yarı fiyatına ziyaret edilebilir. Bunlar

arasında ekonomi, bilgisayar ve

multimedya sektörlerindeki eğitim

kursları veya su jimnatiği, elle yapılan

Willkommen im Jubiläumsjahr 2019!

2019 ist deshalb ein ganz besonderes Jahr, weil 1919, also vor genau 100

Jahren, in Wien die Geschichte des sozialen Wohnbaus begonnen hat.

Hof ve Viyana’da yapılan ilk

standart belediye konutu olan

Metzleinstaler Hof’un bulunduğu

yaklaşık 66 bin belediye konutu

inşa edildi.

Bugün Wiener Wohnen şirketi

Avrupa’nın en büyük sosyal mülkiyet

yöneticisi olarak 500 bin

Viyanalının içinde yaşadığı 22

binin üzerindeki sosyal konutun

yönetimini üslenmekle ve

Viyana’nın en yaşanabilir kentler

unvanını taşımasında pay sahibi

olmakta.

Wiener Wohnen şirketi, Viyana’da

sosyal konutların 100. yılını

tamamlamalarını bir araya gelme

ve birlikte kutlama nedeni olarak

gümüş ve değerli taş takılar, aşçılık

kursları, dikim ve 300'den fazla dil

kursu bulunmaktadır. Yaz aylarında

Yunanca, İtalyanca, İspanyolca, Japonca,

Türkçe, Fransızca, Rusça, İngilizce,

Farsça, İsveççe veya Portekizce

dillerinde eğitim almak istiyorsanız,

VHS yaz kartıyla özellikle hesaplı bir

seçeneğiniz var.

VHS yaz kartı 39 Euro'dur. Tüm VHS

şubeleri ve www.vhs.at/summercard

adresinden alınabilir. İndirimli kurslar

yaz kartı simgesiyle işaretlenmiştir.

İstenilen derse kayıt yaptırmak gerekmektedir.

VHS yaz kartı 21 Haziran ‐

22 Eylül arasında geçerlidir. Özel dersler,

kurs modülleri, sertifika, eğitim

tamamlama, Almanca ve çocuk kursları

VHS yaz kartının dışında tutulur.

Yaz Kursları İle İlgili Tüm bilgiler:

01/893 00 83 nolu VHS Eğitim Telefonu,

ve www.vhs.at/summercard

adresinde.

gördü ve tüm 2019’u kapsayacak

herkesin kendine göre uygun

birşeyler bulabileceği ve eğlenebileceği

programlar düzeniyor ve

tüm sosyal konut sakinlerini

programlara davet ediyor.

Belediye Konutları 100. Yıl Kutlamaları

Karl‐Max‐Hof’da, VOLX‐

Kino’da ve Kasperltheater’de

farklı program ve etkinliklerle

yapılacak. Birçok yerdeki farklı

programlara katılabilir ve birlikte

eğlenebilirsiniz.

Program zamanlarına Wiener

Wonnen ana sayfasından ya da

''100 Yıl Belediye Konutu ‐ 100

Jahre Gemeindebau'' program

sayfasından ulaşabilirsiniz.

© VHS

© Wiener Wohnen, iStock


HABERavusturya Haziran 2019, Sayfa - 7

BEGÜM GÖRDÜ

begum@turktekin.at

Yaşadığımız ülkenin siyasi dili ve toplumsal mekanizmaları hakkında fikir

sahibi olursak, gerçek anlamda bu ülkenin bir parçası haline gelebiliriz...

Şartlar değişse de,

ilkeler değişmez...

Maç sezonu açıldı ‐ heyecanlar dorukta.

Taraftar olma konusunda

zaten toplumca üzerimize yoktur.

Sonuna kadar destekleriz ve galip

geldiğimizde sahada bizzat kendimiz

oynamışçasına coşkuyla zaferin tadını

çıkarırız.

Bu sınır tanımayan koşulsuz taraftarlık

futbol dışında hayatımızın farklı

alanlarına da yayılmış durumda.

Bizlerin zaman zaman sağduyulu ve

öngörülü davranmamıza engel olan

bir tutum bu.

Son aylarda gündemde olan ve

geçtiğimiz haftalarda yürürlüğe giren

anaokullardaki başörtüsü yasağı

Nüfus Hızla

Yaşlanıyor

Avrupa Birliği (AB) nüfusu dünya geneli ile kıyaslamada

sadece devamlı olarak azalmakla kalmıyor,

aynı zamanda yaşlanıyor. 2006’da her bir 65 yaşındaki

bireye 4 çalışan düşerken, 2050 yılında 2 çalışan

olacağı tahmin ediliyor. Geçtiğimiz günlerde AB parlamentosu

Bilim Hizmet Birimi’nin yayınladığı rapor

nüfusun dramatik şekilde yaşlandığını gösterdi.

Rapora göre 15‐64 yaş arasında çalışabilen kategorisindeki

grupta yer alan bireylerin sayısı, artan

yaşam süresi nedeniyle 2060 yılına dek devamlı azalacak.

2050’ye kadar 80 yaş üstü insanların sayısının

2 kattan fazla artarak toplam nüfusun %11.4’ü seviyelerine

ulaşması bekleniyor.

Ekonomik kriz yaşayan ülkelerde doğum oranı düşük

Yaşam süresi uzarken doğum oranı ise düşüyor. Avrupa’da

1960’da kadın başına 2.5 çocuk düşerken

şimdilerde bu oran 1.6 çocuğa gerilemiş durumda.

Özellikle düşük olan yerler Güney Avrupa ülkeleri

Portekiz, İspanya, İtalya, Yunanistan ve Polonya. Nüfusu

şu anki seviyede tutabilmek için ise kadın başına

2.1 çocuk gerekli. Rapor bu noktada göçmenlerin

önemli rolüne işaret ediyor, çünkü bu oranı

ayakta tutacak en önemli etken göçmenler.

Avrupa Birliği, dünya nüfusunun daraldığı kısmı temsil

ediyor. AB nüfusu bugün dünya nüfusunun

%6.5’ini oluşturuyor. Bu yüzyılın sonuna kadar oranın

%4’e gerilemesi bekleniyor. Bu demografik gelişmelere

paralel olarak, çözüm bekleyen çok sayıda

siyasi, sosyal ve ekonomik sorun ortaya çıkıyor.

ile ilgili tartışmaları sosyal medyada

biraz takip etme fırsatım oldu.

Dini açıdan zaten çocuklar için bir

farz olmaması sebebiyle bu yasaya

ılımlı bakan, hatta destekleyen insanların

sayısının oldukça fazla olması

beni şaşırttı.

Daha önce bir makalemde yazdığım

gibi: Bir ülkede yaşamanın tek

şartı diline hakim olmak değildir.

Ancak yaşadığımız ülkenin siyasi dili

ve toplumsal mekanizmaları hakkında

fikir sahibi olursak, gerçek

anlamda bu ülkenin bir parçası

haline gelebiliriz.

Örneğin, konumuz olan başörtüsü

yasağı ile ilgili dini kurallardan değil

de hepimizin ortak noktası olan

demokratik değerlerden yola çıkarsak

makul bir analiz yapmamız mümkün

olur.

İlk olarak bu yasanın ‘bir yasak’

olduğunu göz önünde bulundurmamız

gerekir.

Yasaklar ise, özellikle sadece tek bir

dini veya etnik azınlığı hedef alıyorsa,

demokratik sistemlerde yeri olmaması

gereken yaptırımlardır.

Yani prensibi demokrasiye bağlı

olan bir bireyin genel olarak bu

tür yasaklara şiddetle karşı olması

ve eleştirel yaklaşması gerekir. Bu

tutumunu, yasağın hedefi farklı

bir azınlık olsa dahi değişiklik göstermemeli;

örneğin yahudiler ya da

protestanlar.

Belki de en önemli noktaya gelecek

olursak, bu yasak Avusturya Anayasası’nın

eşitlik ilkesine aykırıdır.

Küçük bir analizle Avusturyalıların ve

burada yaşayan bütün azınlıkların

ortak paydasından yola çıkarak bu

yasağı eleştirdik ve neden demokrasi

prensiplerine uymadığını göstermiş

olduk.

Yani önemli olan doğru yerden bakabilmemiz.

Toplum olarak kolektif reflekslerimiz

güçlü olduğundan, başta belirttiğim

gibi aşırıya ve fanatik tutumlara meyilli

olabiliyoruz. Fakat şu an toplumsal

olarak bulunduğumuz konum

Avusturya’da yaşayan etnik ve dini

bir azınlık, bunu da göz önüne alarak

toplumun geneli veya bizi ilgilendiren

siyasi konularda çıkış noktamız

her daim hissiyatlardan ziyade prensipler

ve ilkeler olmalı.

Bu şekilde şartlar değişse de ilkeler

değişken olmadığı için sağduyulu

görüşlere sahip olmamız kolaylaşacaktır.

Bu da uzun vadeli olarak baktığımızda

toplumun bütününe fayda

sağlayacaktır.

Ekonomi Araştırma Enstitüsü (WIFO):

Avusturya’da Genç Aileler

Büyük Baskı Altında...

Avusturya’da küresel ekonomik

kriz dönemi, diğer ülkelerin aksine,

eşitsizliğin artmasında

ciddi bir etkiye sahip olmadı. Bu

WIFO’nun gelir dağılımı ve yoksullukla

ilgili çalışmasının sonucunda

ortaya çıktı. Şu an

ekonomik baskı altında olanlar

gençler ve çocuklu aileler. Bunların

gelirleri ekonomik krizden

sonra düşmeye başladı.

Araştırma yöneticilerinden Silvia

Rocha‐Akis: ‘‘Genç erişkin

ve çocuklu aileler gelir dağılımımda

gerilere kaydılar. Yaşlı

yetişkinli (46 yaş üstü) aileler ve

emekliler 2010‐2015 arası enflasyon

hariç +%5.5 zam alırken,

bu oran çocuksuz genç yetişkinlerde

‐%3.2, çocuklu yaşlı yetişkinlerde

‐%2.6 oldu.’’

Gelir dağılımı ile ilgili önlemler

alınmazsa geriye gidiş artacak

Rocha‐Akis’e göre geçerli olan

vergi bonusu kısmen etkili

olabilir ancak kaybı telafi için

yeterli değil. Birçok ailenin gerileyiş

sebebi yakından incelenmeli.

Ayrıca sabit olmayan

istihdam şartları gençler için

olumsuz etki yapıyor.

Sosyal devletten %40‐60 aile

yararlanıyor

Araştırma sosyal devletin önemine

vurgu yapıyor. Sosyal

devletten faydalanan yalnız alt

gelir grupları değil, tanıma göre

Avusturyalı ailelerin %60’a kadarı

‘net alıcı’lar. Gelir dağılımı

dolayısıyla vergi ve kesintilerinin

daha düşük olması nedeniyle

maaşları daha çok artıyor. Asgari

geçim parası, işsizlik parası ve

asgari geçim parası gibi geleneksel

sosyal yardımlardan en çok

faydalanan fakir aileler. Doğrudan

ödenen bu sosyal yardımlar,

okul, yüksekokul, kreşler ve

özellikle sağlık hizmetleri yanında

daha az önemli. Çünkü

bunlar devlet sosyal masraflarının

%75’ini oluşturuyor.

Ekonomik kriz nedeniyle eşitsizlikte

bir artış yok

Ayni hizmetlerden alt gelir

grubu kadar üst gelir grubu da

yararlanıyor. Örneğin ücretsiz

sunulan birçok sağlık ve eğitim

hizmetlerinden her iki grupta

yararlanıyor. Kesintiler alt gelir

gruplarına da yapılıyor. Kriz döneminden

şimdiye kadar gelir

dağılımı sabit seyrediyor.

Çoğunlukla maaş yeterli değil

Araştırma sosyal devletin yoksulluğu

ne kadar güçlü şekilde

azalttığını da gösterdi. Şayet

Avusturyalı sadece işgücü piyasasından

kazandığı ile yaşamak

zorunda kalsa her 3 kişiden 1’i

yoksulluk tehdidi altında kalırdı.

Devlet ek ödemeleri ile yoksulluk

tehdidi %15.5’e, Ayni hizmetler

(ücretsiz kreşler, sağlık

hizmeti, v.b gibi) ve vergiler

sayesinde de %10’a indiriliyor.

Bunlar sosyal harcama ve vergilerle

finanse ediliyor. Gelir dağılımı

işleyişi sayesinde alt grupta

bulunan ailelerin %40’ının geliri

artıyor ve emekli ödemeleri de

dahil edilirse %60 ‘net alıcı’ konumuna

geliyor. Fakat emekli

ödemelerinin gelir dağılımı tedbiri

olup olmadığı noktasında

tartışmalar mevcut, çünkü bu

ödemelerin önemli kısmının

finansmanı yine bireylerin kendisinden

yapılan kesintiler ile

sağlanıyor. Bu alanda veri tabanlarında

yapılacak iyileştirmeler

için sonraki araştırmalarda

konu üzerinde çalışılmasına

karar verildi.


HABERavusturya Haziran 2019, Sayfa - 8

Nurten YILMAZ

Abgeordnete zum Nationalrat (SPÖ)

nurten.yilmaz@parlament.gv.at

© Johannes Zinner

Wenn jemand stolpert und am Boden

liegt, dann helfen wir auf. Wir schauen

nicht weg, wir gehen nicht weiter, wir

treten nicht nach. Das ist unser Zugang in

Österreich. Das macht uns stark. Wir passen

aufeinander auf und lassen niemanden

zurück. Das ist es, was Österreich

ausmacht. Dass jemand da ist, wenn es

drauf ankommt. Niemand darf im Alter

allein gelassen werden. Jeder Mensch

soll die beste Pflege bekommen. Jeder

Mensch braucht ein ordentliches und

leistbares Zuhause und einen Job, von

dem er leben kann. Darauf kommt es an:

Ein gutes Leben für alle!

Die letzten Monate haben gezeigt, wie es

nicht geht: Schwarz‐Blau hat die Arbeitszeit

verlängert. Sie haben unsere Kinder

in Klassen aufgeteilt. Sie haben Sozialleistungen

gekürzt und Armut geschaffen. Sie

haben die Stimmung vergiftet, unsere

Bevölkerung gespalten und nur ihre

Wahlkampfspender bedient. Kurz: Diese

schwarz‐blaue Regierung hat keinen

Respekt gezeigt. Keinen Respekt vor uns

Nationalratswahl 2019:

Ich kandidiere

wieder!

MigrantInnen. Keinen Respekt vor all

jenen, die in den Betrieben, in den Krankenhäusern,

am Bau und überall sonst

unser Land täglich am Laufen halten.

Mit dieser Respektlosigkeit muss Schluss

sein. Unser Österreich hat Besseres verdient.

Wir brauchen wieder Zuversicht

und eine Politik, die sich für uns ArbeitnehmerInnen

einsetzt. Eine Politik, in der

das Miteinander und der Anstand zählen

– nicht die Ellbogen und das große Geld.

Bauen wir gemeinsam an einer Zukunft, in

der es unseren Kindern wieder besser

geht. Eine Zukunft, in der es egal ist, welchen

Vornamen man trägt oder wo man

geboren wurde. Bauen wir eine Zukunft

mit einer lebenswerten Umwelt, einer gerechteren

Gesellschaft und einem Sozialstaat,

auf den man sich verlassen kann.

Dafür will ich mich auch weiterhin einsetzen.

Miteinander schaffen wir das.

Mein Name ist Nurten Yilmaz, ich komme

aus Ottakring, bin gelernte Starkstromtechnikerin

und kandidiere auch im September

2019 wieder für die SPÖ.

Geçtiğimiz günlerde Steiermark

Ayrımcılık Karşıtı Merkezi tarafından

"Avusturya İnternet Nefret

Raporu" yayınladı. Bu rapora

göre özellikle nazi referanslı nefret

mesajları bir yıl içinde %61

artış gösterdi.

İki yıl önce hayata geçirilen ‘Ban

Hate Uygulaması’ nefret mesajlarının

internet ve akıllı telefon

yoluyla en çabuk şekilde ihbarını

amaçladı. Uygulamanın başlamasından

bu yana toplam

3.900 ihbar (bunun 2000’i ikinci

yılda) geldi. Ayrımcılık Karşıtı

Merkez 1000’ini (bunların üçte

biri nazi referanslı) şikâyet etti.

Avusturya’da Nazi

Referanslı Nefret

Mesajlarında

Ciddi Artış...

Yahudi soykırımı yalanlanıyor,

esir kampları hatırlatılıyor

Steiermark Ayrımcılık Karşıtı

Merkezi yetkililerine göre Yahudi

soykırımının inkârında

büyük artış var. Bunun anlamı:

Soykırım ya tamamen reddediliyor

ya da Ausschwitz ve diğer

esir kampları ‘özlemle yadediliyor’.

Kişiler mesajlarında anlamını

tam bilmedikleri nazi

zamanından kelimeleri kullanıyor.

Diğer yandan Yahudilik karşıtı

provokasyonlar ve akımlar

da toplumda yayılmaya başladı.

‘Ban Hate Uygulaması’ başladığı

ilk yılda 185 nazi referanslı nefret

gönderimi tespit edilirken,

ikinci yılda tespit edilen sayı 299

oldu. Graz Savcılığı yetkilileri kışkırtmanın

cezalandırılması biçiminin

tamamen yeni bir metot

olduğunu ifade etti.

İnceden kışkırtmalar artıyor

Kışkırtmalar bilinçli ve çok ince

metodlarla yapılıyor. Mesaj sahipleri

ulaşmak istedikleri kitleye

yazarken uygun formülü

buluyor. Savcılık devletten konuya

hakim daha fazla anayasa

koruma görevlisi talep ediyor,

çünkü personel yetersizliğinden

dolayı çalışmalar oldukça yavaş

ilerliyor.

Aileler çocuklarının okul başarısını arttırmak için her yıl ciddi masraf yapıyor

Avusturya’da Öğrencilerin

%29’u Ders Yardımı Alıyor

İşçi Odası (Arbeiterkammer:AK) geçtiğimiz

günlerde yıllık ders yardımı raporunu

yayınladı. Sonuç: Öğrencilerin

%29’u ücretli ya da ücretsiz ders yardımı

alıyor. Ders yardımı alma amacında

da değişme var. Hedef zayıf notu

düzeltmekten çok iyi bir notla genel

liselere gidebilmek. Anket için 3100

ebeveyn ve 4.650 öğrenci IFES tarafından

seçildi. Uzun zamanlı karşılaştırmalar

da yapıldı.

Ankete göre 2010’da öğrencilerin

%20’si ders yardımı aldı. Bundan sonraki

yıllarda oran sabit kaldı hatta

düştü. 2018’den itibaren yeniden yükselmeye

başladı. Değişim oranı en az

ücretli ders yardımı alanlar kategorisinde

oldu. Ücretli ders yardımı alanların

oranı 2010’da %16 iken, 2019’da

sadece %1 artarak %17 oldu. Sadece

Tirol’de ebeveynler bu öğretim yılında

ve geçen yaz çocuklarının ders yardımı

için 5.9 milyon Euro ödedi.

Ebeveynler de ders yardımı için

çocuklarını öğretmen gibi destekliyor

Somut olarak ebeveyn, ders yardımcısı

öğretmen olarak (ücretsiz) işlevini arttırdı.

Viyana İşçi Odası eğitim politikası

Arbeiterkammer: 29 Prozent

der Schüler nehmen Nachhilfe

bölümü şefi Elke Larcher ebevenlerin

işten sonra çocuklarla ders çalışma yükünün

ağırlaştığını söylüyor.

Ankete göre her 3 çocuktan biri, takriben

330 bin çocuk, ücretli ya da ücretsiz

ders yardımı alıyor, buna mali

kaynaklı ya da ebeveynin bilgi eksikliği

nedeniyle çocuğa dersinde yardım

edememesi nedeniyle hiç bir koşulda

ders yardımı alamayan %4‘ü de eklemek

gerekiyor.

Son 10 yılda ders yardımının odak noktası

değişmiş görünüyor. Hedef kırık

notu engellemek ya da düzeltmek

değil, daha iyi notlarla eğitim hiyerarşisinde

daha üstlerde bulunan okullara

gidebilmek.

Ders yardımına en çok genel liselerin

üst seviyelerinde ihtiyaç duyuluyor

Ders yardımının en çok ihtiyaç duyulduğu

okullar genel liselerin üst seviyeleri.

Burada öğrencilerin %45 ders

yardımı alıyor. Bu okulları sırasıyla

meslek ortaokuları (BMS) %40, meslek

liseleri (BHS) %37, yeni tip ortaokullar

(NMS) %33, ve genel lisenin

alt seviyesi (AHS‐ Unterstufe) %31 ile

izliyor.

Ders yardımının en az ihtiyaç duyulduğu

okullar ilkokullar (%14). Ders

yardımını bu grupta genellikle ebeveynler

yükleniyor. Diğer okul türlerinde

ders yardımlarının ücretlisi

yaygın durumda. En çok yardıma ihtiyaç

duyulan ders matematik.

YouTube’da Yeni Dönem

Nefret ve Irkçı İçerikli

Videolar Kaldırılacak

YouTube ge ge n extremis -

tisc he P ropagan dav ideos

YouTube, nefret söylemlerini engellemediği

ve tacize yer sağladığı

gerekçesiyle uzun süredir

eleştiri oklarının hedefindeydi.

Bu duruma son vermek isteyen

şirket yetkilileri hareket geçti.

Milyarlarca kullanıcısı olan video

paylaşım platformu YouTube,

Yahudi soykırımı ve kanıtlanmış

şiddet olaylarını reddeden, Nazi

ideolojisini yücelten ya da ayrımcılığı

destekleyecek türde

bazı grupların üstünlüğünü savunan

videoları kaldıracağını

açıkladı. Youtube yetkilileri ayrıca,

şirketin nefret söylemi

politikalarını sürekli ihlal eden

hesapların da kapatılacağını

açıkladı.

Christchurch Katliamı da YouTube’un

Kararında Etkili Oldu...

Yeni Zelanda’nın Christchurch

şehrinde Mart ayında 2 camiye

düzenlenen saldırıda 51 Müslümanı

katleden cani, YouTube

dahil bazı platformlarda cinayetlerinin

canlı görüntülerini yayınlamıştı.

Nefret Söylemine Yasak

Şirket artık "nefret söylemlerini"

platformundan çıkarmak için

yeni bir adım attığını açıkladı.

Özellikle yasaklanacak videolar:

Bir grubun yaş, cinsiyet, ırk,

din, cinsel yönelim veya kendini

üstün görme gibi, ayrımcılık ve

dışlamayı haklı gösterme videoları

tespit edilecek ve bunlar

platformdan ivedilikle silinecek.

Kurallar Etkili Oluyor

YouTube yetkilileri, 2017 yılından

itibaren hayata geçirdiği iç

yönetmelikleri ve kuralları neticesinde

bu tür videoların birçoğunun

engellendiğini ve kendi

platformlarında sakıncalı içerikli

video aramalarının %80 oranında

azaldığını açıkladı.


HABERgewalt und sicherheit Juni 2019, Seite - 9

Foto: Screenshot

Hilfe für junge Menschen

Gewalt ist nie ok

Ansprechende Zeichnungen, Trickfilm-Video-Beispiele und verschiedene Fallbeispiele

informieren Jugendliche und vermitteln den Betroffenen, was sie tun können,

wenn sie selbst oder auch FreundInnen Gewalt erleben.

Unter gewalt-ist-nie-ok.at sind Links zu verschiedenen Beratungsstellen,

Hotlines und Schutzeinrichtungen zu finden. Die Website ist auf Deutsch, Englisch

und Türkisch abrufbar.

Gewalt gegen Mitmenschen ist nie

ok ‐ egal welchen Alters, welchen

Geschlechts oder welcher Kultur.

Insbesondere Kinder und Jugendliche

haben es hier oft besonders

schwer, Hilfe und Vertrauenspersonen

zu finden.

Der Verein AÖF bietet neben der

österreichweiten Frauenhelpline

0800 222 555 daher zusätzlich kompetente

Online‐Hilfe durch die

Website gewalt‐ist‐nie‐ok.at. So

bekommen Kinder und Jugendliche

umfangreiche Informationen und sie

lernen Gewalt zu erkennen und wie

sie sich schützen können.

Kinder und Jugendliche sind oft Betroffene

oder ZeugInnen von Gewalt

– sehr häufig daheim, aber auch im

öffentlichen Raum, im Park, beim

Sport, in Schulen und verschiedenen

Institutionen. Daher benötigen sie

unsere besondere Aufmerksamkeit

und konkrete Unterstützung. Die

Kinderwebsite gewalt‐ist‐nie‐ok.at

setzt hier an.

Das kindgerechte Online‐Portal

gewalt‐ist‐nie‐ok.at bietet Hilfe und

Unterstützung vor allem auch

anonym. Anhand von Trickfilm‐

Video‐Beispielen, die Geschichten

von betroffenen Kindern erzählen,

wird Kindern und Jugendlichen,

die sich in ähnlichen Situationen

befinden, geschildert, wie und wo

sie sich Hilfe holen können. Aufgegriffen

werden Themen wie das

Mitansehen müssen von psychischer

und körperlicher Gewalt seitens

des Vaters gegen die Mutter, kontrollierendes

Verhalten des Vaters,

Zwangsverheiratung und Männlichkeitsbilder.

Der Verein Autonome Österreichische

Frauenhäuser konnte die Website

dank Finanzierung von Drei hilft neu

aufsetzen.

Mit dem Projekt StoP setzt sich der

Verein Autonome Österreichische

Frauenhäuser (AÖF) mit zahlreichen

Projektpartner*innen für eine

gewaltfreie und achtsame Nachbarschaft

ein. Das Projekt läuft

vorerst in Wien, im 5. Bezirk Margareten.

StoP sucht Bewohnerinnen und

Bewohner und interessierte Menschen

oder Unternehmen aus dem

Bezirk Margareten, mit denen

gemeinsam (zum Beispiel im Rahmen

der Frauentische und Männertische)

etwas verändert und gute

Nachbarschaften gegen Partnergewalt

aufgebaut werden kann.

Gewalt in Partnerschaften stellt

nämlich noch immer ein Tabu dar –

über die Hälfte der Betroffenen

spricht nicht darüber.

Was tun. Was sagen. StoP – Stadtteile

ohne Partnergewalt!

Nachbar*innen drehen nicht den

Fernseher lauter, wenn Schreie aus

der Nachbarwohnung kommen, sondern

machen ihn aus und hören hin.

Sie unterbrechen die Gewalt, indem

sie schnell an der Haustür klingeln,

sie rufen die Polizei, sie aktivieren

andere Nachbarn und Nachbarinnen,

sie bieten Unterstützung an.

Häusliche Gewalt wird zum öffentlichen

Thema. Die Schule integriert

das Thema in den Unterricht. Männer

setzen sich mit Männern zusammen,

reden über Gewalt, darüber

was man dagegen tun kann. Bei

sich und anderen.

Viele Gefahren im Internet - Kinder sind oft nicht gewarnt

CyberKids:

Programm der

Polizei für

Sicherheit im Netz

Nicht nur im Straßenverkehr, sondern

auch im Internet lauern viele Gefahren.

Aus diesem Grund ist es auch

für einen Kinderpolizisten wichtig,

dass er mit diesen Gefahren vorbildlich

umgeht. „Wir wollen, dass du als

Kinderpolizist „cyberfit“ bist. Damit

achtest du auf andere und dich, wenn

du im Internet surfst!“, so die Kinderpolizei.

8 Tipps von Kinderpolizei‐Maskottchen

Tommi!

• Gib deine persönlichen Daten (z.B.

deinen Namen, deinen Geburtstag,

deine Wohnadresse) im Internet nicht

weiter. Sie bleiben dein persönliches

Geheimnis.

• Schütze dich mit einem kreativen

Passwort. Tommi1234 ist viel zu einfach!

• Hast du in einem Chat ein unangenehmes

Gefühl, beende sofort das

Gespräch.

• Vermeide Kontakt zu Personen, die

du im Internet kennengelernt hast.

Unter Umständen wollen sie sich

mit dir treffen. Hüte dich vor fremden

Personen.

• Nicht alles, was im Internet steht, ist

wahr. Hast du im Internet etwas Komisches

gelesen, erzähle sofort deinen

Eltern, Großeltern oder Geschwistern

davon.

• Fotos „online“ sind „out“! Du sollst

keine Fotos von dir oder deinen Freunden

ohne deren Erlaubnis ins „Netz“

stellen. Merke dir! Das Internet vergisst

nichts.

• Vorsicht bei möglichen „Gratis“‐Spielen,

Apps oder sonstigen Schnäppchen‐Angeboten.

Im Internet ist leider

nichts gratis.

• Erzähle deinen Eltern, Großeltern

oder Geschwistern, was du im Internet

angeschaut und dabei erlebt hast.

Quelle: BMI

http://www.kinderpolizei.at/cyberkids/

Interessante Links zum Thema:

Einige wichtige Internetseiten finden

interessierte Kids und aufmerksame

Eltern hier…

Die Internetseite www.saferinternet.at

unterstützt Kinder, Jugendliche

Eltern und Lehrende beim sicheren,

kompetenten und verantwortungsvollen

Umgang mit digitalen Medien.

Auf der Website www.pegi.info/de

kann man sich über die Altersfreigaben

für Computerspiele informieren.

Auf www.mimikama.at kann man

sich mit Fake‐News auseinandersetzen.

www.watchlist‐internet.at führt

unter anderem eine Liste von

Fake‐Shops und auch allgemeine

Informationen zu aktuellen Internet‐

Fallen.

Wer wissen will, wie sicher sein Passwort

ist, kann dies checken unter

https://checkdeinpasswort.de.

Natürlich sollte man aus Sicherheitsgründen

nicht das echte, sondern ein

ähnliches Passwort eingeben…

Das Nachbarschaftsprojekt

StoP-Stadtteile ohne Partnergewalt

Kindgerechte Kurzfilme und Cartoons,

die die Sicherheit von Kindern und

Jugendlichen in Bezug auf die Risiken

Infobox:

im Internet, Handys und neue Technologien

thematisieren, findet man unter

http://at.sheeplive.eu

CyberKids hat als Projekt angefangen.

Während der Projekttätigkeit

wurden Handbücher

entwickelt, diese enthalten zu

jedem Thema Informationen

und Methoden zur Anwendung

in den Klassen. Weiters wurde

ein Ausbildungskonzept für die

Beamtinnen und Beamten erstellt

(eLearning‐Module und

Präsenzausbildung). Bis Januar

2017 wurden über 400 Kolleginnen

und Kollegen in ganz Österreich

ausgebildet. Hauptziel des

Projekts war es altersgruppengerechte

Inhalte zum Thema verantwortungsvoller

Umgang mit

dem Internet mit dem Schwerpunkt

auf dem Schutz vor den

Gefahren zu erarbeiten. Bei der

Themenfindung der Handbücher

war es ein Ziel die Kinder von 8

bis 10 nicht zu Opfern werden zu

lassen und die Kinder von 10 bis

12 nicht zu Opfern und Tätern.

Das Programm CyberKids informiert

und klärt Kinder in den

Schulen auf.

Foto: ÖIF

© BMI


HABERbildung Juni 2019, Seite - 10

Bis zu 5.000€ für Matura-Vorbereitung

Eltern sind bereit viel zu zahlen

Wenn die Matura vor der Tür steht, liegen bei

so mancher Familie die Nerven blank. Laut

einer Umfrage sind 30 Prozent der Österreicher

bereit, 1.000 Euro und mehr für Nachhilfe

auszugeben, damit die jungen Erwachsenen

die Matura bestehen. Vor allem den

Vätern ist der schulische Abschluss des Nachwuchses

auch Bares wert. 34 Prozent der

Männer würden dafür mit mehr als 1.000 Euro

in die Tasche greifen, aber nur 26 Prozent der

Frauen. Jeder fünfte Papa sponsert die Vorbereitung

sogar mit bis zu 5.000 Euro. Die Umfrage

zeigt aber auch, dass die Meinungen hier

auseinandergehen: Ein Viertel aller befragten

Eltern wäre überhaupt nicht bereit, für das

Bestehen der Matura Geld in die Hand zu

nehmen.

Kosten für Nachhilfe

Aber was kostet die Vorbereitung der Maturanten

in den einzelnen Fächern tatsächlich?

Maturanten finden kompetente Unterstützung

in allen humanistischen Fächern um durchschnittlich

20 Euro pro Stunde. Mathematiknachhilfe

wird im Schnitt um 15 bis 20 Euro

pro Stunde angeboten. Verständliche Erklärung

in naturwissenschaftlichen Fächern wie

Physik und Chemie sind um 20 bis 25 Euro pro

Stunde zu finden und Hilfe bei Sprachen um

10 bis 15 Euro pro Stunde.

Quelle: OTS, ProntoPro.at, Juni 2019

Vorarlberger Zukunftstag

“ich geh mit”

Du weißt noch nicht so recht, welchen Weg du

später einschlagen möchtest? Dann schau am

27. Juni bei „ich geh mit“ vorbei!

Du bist schon lange neugierig, was deine Eltern bei

ihrer Arbeit den ganzen Tag machen? Möchtest du

mal in die Berufswelt reinschnuppern und sehen,

wie das im „echten“ Arbeitsalltag so abläuft? Dann

merk dir den 27. Juni 2019 schon jetzt vor, denn der

Vorarlberger Zukunftstag „ich geh mit“ gibt dir die

Möglichkeit genau das zu entdecken.

Wie das ganze funktioniert?

• Ganz egal ob Bekannte, Verwandte oder Eltern:

Sag ihnen, dass du deren Arbeitsplatz gerne kennen

lernen möchtest und deshalb beim Vorarlberger

Zukunftstag „ich geh mit“ dabei sein willst.

• Gib deinem Lehrer oder deiner Lehrerin rechtzeig

Bescheid – sie wissen bereits was „ich geh mit“ ist!

• Damit du an diesem Tag nicht als unentschuldigt

giltst, bekommst du schulfrei und eine Teilnahmebestätigung

von der Firma als Nachweis.

• Du hast letztes Jahr schon teilgenommen? Kein

Problem! Du kannst mehrere Jahre hintereinander

bei „ich geh mit“ mitmachen.

Und wer weiß – vielleicht findest du genau an

diesem Tag deinen Traumjob?

Infos: www.ichgehmit.at, www.lehre-vorarlberg.at

Infobox:

Am Donnerstag, den 27.06. ist es wieder soweit.

Beim Vorarlberger Zukunftstag „ich geh

mit“ wird 10‐ bis 14‐jährigen Mädchen und

Jungs die Möglichkeit geboten, ihre Eltern

oder Bekannten einen Tag lang bei der Arbeit

zu begleiten. Die Jugendlichen bekommen so

ein Gespür für die Vielfalt der Berufe und

einen ersten Einblick in die Arbeitswelt.

Auffrischungsbedarf, Schulwechsel, Wiederholungsprüfung.

Die Ferien sind der

ideale Zeitraum, um Wissenslücken auszugleichen,

Gelerntes zu vertiefen und sich

auf das kommende Schuljahr vorzubereiten.

Daher bietet die Schülerhilfe auch in

diesem Jahr Nachhilfe in den Sommerferien

an. Die Schülerinnen und Schüler

– von der Volksschule bis zur Matura –

können Versäumtes nachholen, vorhandenes

Wissen auffrischen und so einen Vorsprung,

Selbstvertrauen und Motivation für

den Schulalltag im Herbst aufbauen.

Die Schülerhilfe fördert kompetent und mit

30‐jähriger Erfahrung in Tirol Kinder und

Jugendliche mit erfolgreichem Nachhilfeunterricht

für alle Schularten, Klassen und

Fächer.

Qualifizierte und engagierte NachhilfelehrerInnen

begleiten den Schüler Schritt für

Schritt auf dem Weg zum schulischen

Erfolg und helfen, Lernziele zu erreichen

und Lerndefizite langfristig zu beheben.

Für einen guten Start ins neue Schuljahr

WH- und Sommerlernkurse

Mit den WH‐ und Sommerlernkursen der

Schülerhilfe steht einer erfolgreichen

Wiederholungsprüfung und einem guten

Schulstart nichts mehr im Wege.

Die Sommerkurse der Schülerhilfe finden im

Zeitraum vom 05.08. bis 06.09.2019 statt.

Anmeldeschluss für die Nachhilfe im

Sommer ist der 19. Juli 2019.

Die Schülerhilfe ist das erste Nachhilfe‐

Institut mit TÜV‐Siegel nach ISO9001.

SCHÜLERHILFE – Theresia Glugovsky,

die Nachhilfe

INNSBRUCK, Salurner Str. 18, 0512/570557

HALL, Stadtgraben 1, 05223/52737,

SCHWAZ, Münchner Str. 48, 05242/61077

WÖRGL, Speckbacherstr. 8, 05332/77951

TELFS, Obermarktstr. 2, 05262/63376

Mehr Infos unter:

www.schuelerhilfe.at

Jetzt anmelden!

WH +

Sommerkurs

• Auffrischung für das neue Schuljahr

• Fit für den Übertritt in eine höhere Schule

• Vorbereitung auf die Nachmatura oder die Wiederholungsprüfung

• Geld-zurück-Garantie*

*

Sondertarif: nur in teilnehmenden Schülerhilfen;

alle Tarifbedingungen unter www.schuelerhilfe.at/innsbruck

Innsbruck • Salurner Str. 18 • Tel. 0512-570557

Hall • Stadtgraben 1 • Tel. 05223-52737

Schwaz • Münchner Str. 48 • Tel. 05242-61077

Wörgl • Speckbacherstr. 8 • Tel. 05332-77951

Telfs • Obermarktstr. 2 • Tel. 05262-63376

www.schuelerhilfe.at

Entgeltliche Einschaltung


HABERberuf Juni 2019, Seite - 11

Aufgaben:

Als Lehrer übernimmst du eine verantwortungsvolle und

wichge Aufgabe: Du vermielst den Erwachsenen von morgen

Wissen und unterstützt sie dabei, ihren eigenen Weg im

Leben und in die Berufswelt zu finden. Dafür bereitest du

Unterrichtsstunden vor, erstellst Prüfungen und korrigierst

diese. Du arbeitest mit dem Wichgsten unserer Gesellscha –

mit den Kindern und Jugendlichen, die unsere Zukun prägen.

Erfordernisse:

Als Lehrerin oder Lehrer braucht man Spontanität und Kreavität

für den Unterricht. Das Ziel ist es, den Lernstoff auch dann

interessant und verständlich zu gestalten, wenn es etwas

herausfordernd wird. Du bleibst als Lehrerin oder Lehrer immer

akv und neugierig und lernst die neuesten Lehr‐ und Lernmethoden

– so bleibt der Beruf ganz sicher immer spannend.

Ausbildungsmöglichkeiten:

• Lehramtsstudium Primarstufe (1.‐4. Schulstufe) oder

• Lehramtsstudium Sekundarstufe (5. Schulstufe bis zur Matura)

• Bachelor und folgender Master

• Quereinseg: bei Vorstudium sind Anrechnungen möglich

Studium in Feldkirch:

Die PH Vorarlberg bietet das gesamte Primarstufenstudium an.

Das Sekundarstufenstudium wird im Verbund zusammen

mit Hochschulen in Innsbruck angeboten, wobei man am

Standort Feldkirch die Fächer Deutsch, Englisch, Mathemak,

Geschichte, Sozialkunde und Polische Bildung sowie die

Bildungswissenschalichen Grundlagen studieren kann.

Qualifikaonen:

• Pädagogische Fähigkeiten

• Umfassendes Wissen in den jeweiligen Fächern

• EDV‐Kenntnisse • Sehr gute Allgemeinbildung

• Guter Ausdruck in Wort und Schri

• Geduld, Soziale Kompetenzen, Gerechgkeitssinn

Karriereaussichten:

Die beruflichen Chancen im Lehramt sind sehr gut und das

Lehramt kann mit gutem Recht als einer der sichersten

beruflichen Wege gesehen werden.

Verdienst:

Anfangsgehalt ca. 2700 Euro/Monat

Bewerbung:

An der Pädagogischen Hochschule Vorarlberg beginnt mit 1.

Juli die zweite Anmeldephase für das kommende Studienjahr.

Bis zum 14. August kann man sich noch zum Studieneinseg ab

1. Oktober 2019 registrieren. Informaonen dazu gibt es auf

der Webseite der PH Vorarlberg.

Lehrer / Lehrerin

Görevler:

Bir öğretmen olarak, sorumluluk gerektiren önemli

bir rol üstlenirsin: Yarının yetişkinlerine bilgiler aktarır

ve onların yaşamda ve profesyonel hayatta kendi

yollarını çizmelerine yardım edersin. Bunun için dersler

hazırlar, sınavlar düzenler ve bunları kontrol edersin.

Toplumumuzun en önemlileriyle ‐ geleceğimizi

şekillendiren çocuklarla ve gençlerle çalışırsın.

Nitelikler:

Bir öğretmen olarak derste hazırcevap ve yaracı olmak

gereklidir. Amaç, öğrenim konusunu, zor olsa bile, ilginç ve

anlaşılır biçimde sunmakr. Bir öğretmen olarak daima etkin

ve meraklı kalır ve en yeni öğrem ve öğrenim yöntemlerini

edinirsin – böylece meslek heyecanı daima sürer.

Öğrenim Olanakları:

• İlköğrem Öğretmenliği Programı (1.‐4. Sınıflar) veya

• Ortaöğrem Öğretmenliği Programı (5. sınıan lise

diplomasına (Matura) kadar)

• Lisans ve yüksek lisans öğrenimi

• Dikey geçiş: Önceki yüksek öğrenimi denkleşrme mümkün

Feldkirch’te Yüksek Öğrenim:

Eğim Meslek Yüksek Okulu (PH) Vorarlberg İlköğrem

Öğretmenliği Programı‘nın tamamını sunmaktadır. Ortaöğrem

Öğretmenliği Programı, Almanca, İngilizce, Matemak,

Tarih, Sosyal Bilimler, Siyasi Bilimler ve Temel Eğim

Bilimleri branş dersleri Feldkirch’teki yerleşkesinde verilmek

üzere, İnnsbruck Üniversitesi işbirliği ile sunulmaktadır.

Yeterlilikler:

• Eğim becerileri • İlgili branş derslerinde kapsamlı bilgi

• Elektronik veri işleme bilgisi

• Çok iyi bir genel kültür eğimi

• Düzgün sözlü ve yazılı anlam

• Sabır, sosyal beceriler, adalet anlayışı

Kariyer fırsatları:

Öğretmenlik mesleğindeki kariyer fırsatları çok iyidir

ve öğretmenlik haklı olarak en güvenli mesleklerden biri

olarak kabul edilebilir.

Gelir:

Başlangıç maaşı yaklaşık 2700 Euro/ay.

Başvuru:

Eğitim Meslek Yüksek Okulu (PH) Vorarlberg’de gelecek

öğretim yılı için başvuruların ikinci dönemi 1 Temmuz’da

başlamaktadır. 1 Ekim 2019’da başlayacak öğrenim için

14 Ağustos’a kadar kayıt yaptırılabilir. İlgili bilgiler

PH Vorarlberg internet sayfasında bulunmaktadır.


HABERgesundheit Juni 2019, Seite - 12

Wenn Essen

krank macht

Teil 2

Ingrid Kiefer, AGES (Österreichische Agentur für

Gesundheit und Ernährungssicherheit)

Die richtige Ernährung macht fit, hält

gesund und leistungsfähig. Es gibt

aber auch eine Reihe von ernährungsabhängigen

Krankheiten, bei denen

die falsche Ernährung entweder alleinig

oder in Kombination mit anderen

Lebensstilfaktoren krank machen

kann. Zu den häufigsten ernährungsabhängigen

Krankheiten zählen unter

anderem: Adipositas (Fettsucht), Diabetes

mellitus (Zuckerkrankheit),

Herz‐Kreislauferkrankungen, Festoffwechselstörungen,

Gicht und viele

Krebserkrankungen. Durch sie sinkt

die Lebenserwartung und gesunde

Lebensjahre gehen verloren.

Diabetes mellitus

Doğru beslenme kişiyi zindeleştirir,

sağlıklı tutar ve verimli kılar. Yanlış

beslenmenin tek başına ya da diğer

yaşam tarzı faktörleriyle beslenme nedenli

bir dizi hastalıklara sebep olduğu

da bilinmektedir. Bu tür hastalıkların

başlıcaları: Adipositas, diyabet, kalp

damar hastalıkları, dislipidemi, gut

hastalığı ve çeşitli kanser hastalıklarıdır.

Bunlar sebebiyle yaşam süresi

düşer ve sağlıklı yıllar heba olur.

Avusturya’da özellikle yetersiz tam

tahıl ve kuruyemiş, meyve ve sebze,

baklagiller tüketimi, sağlıklı yılların

azalmasının sorumlusudur. Diğer sorumlular

ise Omega 3 yağlarının yetersiz;

tuz, kırmızı et ve tatlandırılmış

içeceklerin fazla alınmasıdır.

Adipositas

Adipositas vücudun hastalık

oluşturacak şekilde yağlanmasıdır.

Yağlanmanın başlıca nedenleri; tiroid

hastalıkları, sindirim bozuklukları, aşırı

Diabetes mellitus bedeutet honigsüßer

Durchfluss und wird als Zuckerkrankheit

bezeichnet, da der Blutzuckerspiegel

durch das Fehlen oder

durch die eingeschränkte Verfügbarkeit

des Hormons Insulin zeitweise

oder ständig erhöht ist. Auch diese

Stoffwechselstörung entwickelt sich

langsam. Die häufigste Form ist

der Typ‐II Diabetes, früher auch

Alterszucker genannt, da er sich üblicherweise

erst mit fortschreitendem

Alter entwickelt. Es sind auch immer

häufiger jüngere Personen betroffen,

insbesondere übergewichtige

Erwachsene, aber auch Jugendliche

und Kinder.

Bei der Zuckerkrankheit kommt es,

ohne dass man es merkt, vor allem zur

Schädigung der Blutgefäße. Diabetiker

sind deshalb besonders gefährdet,

yeme ve hareketsizliktir. Şişmanlığa

bağlı bir dizi hastalık ta mevcuttur.

Adipositas diyabetin, yüksek kötü

huylu kollestrin, yüksek tansiyon,

kalp krizi, felç, gut hastalığı, safra

kesesi rahatsızlıkları ve daha birçok

hastalığın oluşmasında başlıca risk

faktörüdür.

Kilonun artması yavaş ve devamlı

oluşur. Zamanında kilo alımını azaltmak

ya da bu konuya dikkat etmek

önemlidir. Kullanılmayan enerjinin yağ

yastıkları halinde depolanmaması için

de dikkatli olunmalıdır. Çocuklarda

özellikle fazla kiloya dikkat edilmelidir.

Kilo vermek için birçok diyet vardır. Şu

anda diyet ormanı çok gürleşmiştir.

Zahmetsiz ve stressiz başarı vadeden

diyet merkezlerine haftada birçok

sayıda yenileri eklenmektedir. Bu

arada diyet cennetine mal olmayan

hiçbir yiyecek kalmamıştır. Yeni

eğilimlerde yağ ya da karbonhidrat

yenebilir protein payını arttırmaya

lüzum görülmez. Diyetler yeterince

einen Herzinfarkt oder Schlaganfall

zu erleiden. Spätfolgen wie Augenschäden,

schwere Durchblutungsstörungen

oder Nervenschäden mit

Schmerzen können durch die richtige

Behandlung vermindert bzw. verhindert

werden.

Sowohl zur Vorbeugung als auch bei

bestehendem Diabetes Typ I und II,

als auch bei Übergewicht gelten die

gleichen Ernährungsempfehlungen,

die auch im Rahmen einer gesunden

açıklanmamış, kilo verdirme başarısı

konusunda sonuçlar çelişkili ve metabolizma

parametrelerine etkileri de

tam belirlenememiştir. Sağlıklı beslenme

tavsiyelerine de pek uymamaktadırlar

ve kısa süreli uygulanmaktadırlar.

Uzun süreli başarı beklentisi

de sorgulanmaktadır.

Diyet yapıldığı halde aşırı kilolu ve

yağlı kişilerin sayısı Avusturya’da

devamlı artmaktadır. Uzun süreli

beslenme ve hareket değişiklikleri

yapılmadığı sürece başarı da görülmemektedir.

Yüksek kilo verme başarısı

vadeden ürünlere dikkat, internetten

temin edilen bu tür ürünler istenmeyen

ya da yasaklanmış maddeler

içerebilirler.

Şeker hastalığı

© New Africa - stock.adobe.com

Ernährung wesentlich sind. Diabetiker‐

oder Diätprodukte werden heute

im Zuge einer Diabetes‐Diät nicht

mehr empfohlen. Strenge Diätpläne,

eine beschränkte Kohlenhydratzufuhr,

aber auch ein Zuckerverbot gehören

längst der Vergangenheit an.

Übergewicht sollte auf alle Fälle

vermieden werden

Şeker hastalığı, kandaki insülin hormonunun

kısıtlı ya da eksik

olmasından kaynaklanan bir hastalıktır.

Kandaki şeker zamanlı ya da

her zaman yüksektir. Bu metabolizma

rahatsızlığının da oluşması yavaştır. En

sık görünen türü tip 2 dir. Genellikle

yaş ilerledikçe gelişir. Günümüzde

gençlerde de sıkça görülmeye

başlamıştır. Özellikle kilolularda sıkça

rastlanır.

Şeker hastalığında kişi farkına

varmaksızın damarlarda hasarlar

oluşur. Kalp krizi ve felç riski artar.

Neticede gözler hasar görür, ağır

kanamalar ve ağrılı sinir hasarları

doğru tedaviyle azaltılabilir ya da

engellenebilir.

Tip 1 tip 2 diyabetin önlenmesi ya da

Übergewicht sollte auf alle Fälle

vermieden bzw. bestehendes reduziert

werden. Gemüse und Salate,

Obst, Getreideprodukte (bevorzugt

Vollkornprodukte), fettarme Milchprodukte,

Fisch, Geflügel und hochwertige

pflanzliche Öle sind die

Grundlage der richtigen Ernährung.

Ernährungsabhängige Krankheiten

wie Adipositas und Diabetes

sollten immer professionell von MedizinerInnen

und medizinischem Personal

wie DiätologInnen betreut

werden.

Yanlış Beslenme

Hastalığa Sebep

Olabilir...

mevcutla mücadelede ve aşırı kilo

durumunda aynı beslenme tarzı tavsiye

edilir. Diyabet diyeti sırasında

diyabetik ürünler önerilmemektedir.

Sıkı diyetler, kısıtlı karbonhidrat alımı

ve şeker yasağı gibi uygulamalar

geride kalmıştır. Aşırı kiloluk her

zaman kaçınılması gereken bir durumdur,

eğer fazla kilo mevcutsa

azaltılmaya çalışılmalıdır. Sebze ve salata,

meyve tam tahıllı ürünler, az yağlı

süt ürünleri, balık, kümes hayvanları,

yüksek değerli bitkisel yağlar doğru

beslenmenin temel öğeleri olmalıdır.

Adipositas ve diyabet gibi beslenmeyle

ilgili olan önemli hastalıklar için

profesyonel hekimlere ya da diyet

uzmanlarına gidilmelidir.

Avusturya’da özellikle yetersiz tam tahıl ve kuruyemiş,

meyve ve sebze, baklagiller tüketimi, sağlıklı yılların

azalmasının sorumlusudur. Diğer sorumlular ise

Omega 3 yağlarının yetersiz, tuz, kırmızı et ve

tatlandırılmış içeceklerin fazla alınmasıdır.


HABERzucker Juni 2019, Seite - 13

Kindergetränke:

Achtung, Zuckerbomben

Im Handel erhältliche Kindergetränke

sind laut einer aktuellen Erhebung der

Arbeiterkammer Oberösterreich als

Durstlöscher zumeist wenig empfehlenswert.

Der Großteil der Produkte

enthält zu viel Zucker oder eine lange

Liste unnötiger Zusätze. Bio‐Kindergetränke

eignen sich besser.

Das ideale Getränk ist reines Wasser.

Aber auch ungesüßte Früchte‐ oder

Kräutertees können zum Durstlöschen

getrunken werden. Ebenso akzeptabel

ist stark verdünnter Fruchtsaft (1 Teil

Saft, 3 Teile Wasser). Von den Kindergetränken

im Test sind aber nur

wenige empfehlenswert. Viele der

Getränke enthalten viel Zucker und

diverse andere unnötige Zusätze.

Die getesteten Kindergetränke enthalten

pro 100 ml zwischen 3,3 und 11

Gramm Zucker. Geht man davon aus,

dass ein Kind die ganze 500 ml Flasche

des süßesten Getränks austrinkt,

nimmt es dabei 55 g Zucker auf.

Dies entspricht bereits 131 Prozent

der empfohlenen täglichen Gesamtzuckeraufnahme

eines Volkschulkindes

und sogar 157 Prozent eines

Kindergartenkindes.

Kekse für Babys und Kleinkinder:

Nicht empfehlenswert!

Öko‐Test hat 6 Kekse für Babys und

Kleinkinder auf Zucker und bedenkliche

Inhaltsstoffe untersucht ‐ mit

erschreckendem Ergebnis: Nur ein

einziger Keks ist „ausreichend“, alle

anderen rasseln mit „ungenügend“

durch. Sie sind viel zu süß und enthalten

Mineralöl und/oder Fett‐Schadstoffe.

Unfassbar hoher Zuckergehalt und

Mineralöl

Im Alete Kinderkeks sind 25

Gramm Zucker pro 100 Gramm

laut Herstellerangaben. Im Labor

wurden sogar 26,4 Gramm gemessen.

Holle Bio‐Babykeks Dinkel enthält

mit 14,3 Gramm pro 100 Gramm

am wenigsten Zucker. Doch auch das

ist für Kinder viel zu viel.

Im Alete Kinderkeks wurde zudem

vom Labor ein „sehr stark erhöhter“

Gehalt an Mineralöl gemessen. Bis auf

die Alnatura Dinkel Kekse sind alle

Kekse im Test damit belastet. Die

Rückstände können beispielsweise

durch die Verpackung auf die Lebensmittel

übergehen, oder schon in

der Produktion, wenn die Rohstoffe

etwa mit Schmierölen in Kontakt kommen.

Aber was soll ich meinen

Kindern dann anbieten?

Selbstgemachtes Eis:

Frieren Sie Bananen ein, gut verwerten

können Sie zum Beispiel auch bereits

braune, die die Kinder nicht mehr

essen wollen. Es eignen sich natürlich

auch andere Obstsorten wie Mangos,

Erdbeeren usw. Hat Ihr Kind Lust auf

Eis, so lassen Sie das Obst

etwas antauen, geben Sie es

in den Mixer (oder verwenden

Sie einen Pürierstab)

und mixen Sie das Obst.

Man kann auch gerne Obst

mischen oder Sahne hinzufügen.

Ergibt ein richtig fruchtiges Eis!

Die zweite Möglichkeit wäre Wassereis.

Frieren Sie Fruchtsäfte ein oder

ganze Obststücke. Der Fantasie sind

keine Grenzen gesetzt.

Joghurt

Warum ein Fertigjoghurt kaufen,

wenn es so viele tolle Früchte gibt?

Verschiedenes Obst zerdrücken oder

schneiden und unter Naturjoghurt

rühren. Die Kinder sollen sich an den

natürlichen Geschmack des Obstes

gewöhnen und nicht an die künstlichen

Aromen! Sie können nun selbst

den Zucker zufügen, z.B. in Form

von Honig, Ahorn Sirup oder wenig (!)

Kristallzucker.

Will ein Kind dieses Joghurt nicht probieren,

so füllen Sie es doch in einen

leeren Kinderjoghurtbecher, den das

Kind bereits kennt!

Muss es unbedingt das Joghurt aus

dem Supermarkt sein? Dann entnehmen

Sie doch einen Teil davon und

schmuggeln Sie dafür Naturjoghurt

hinein. Sie werden sehen, dass es

immer noch süß genug schmeckt!

Saft

Entleeren Sie einen Teil einer Saftflasche

und fügen Sie Wasser

hinzu. Oft geht es

den Kindern ohnedies

nur um die Verpackung!

Nutella oder Schokocreme:

Geben Sie Sahne, gemahlene Haselnüsse,

ungesüßtes Kakaopulver und

Honig in einen Mixer und mixen

Sie die Mischung ca. 5 Minuten schön

cremig. Ist sie zu flüssig, Haselnüsse,

ist sie zu fest, Sahne hinzugeben. Sie

erhalten eine Schokocreme, die Sie

Ihren Kindern ohne Bedenken anbieten

können und die man auch mal

löffeln kann. Tipp: Auch als Dipp für

Obststicks geeignet!

Die Schokolade im Kühlschrank aufbewahren,

ca. 1 Woche haltbar.

Müsliriegel selbst gemacht

Mischen Sie Haferflocken, verschiedenste

Kerne, Samen, Trockenobst

usw in eine Schüssel mit Orangensaft

(oder Wasser), mit 1‐2 Eiern, Honig

und weicher Butter und lassen Sie

die Masse 1/2 Stunde ziehen. Dann

den Teig ca. 1 cm dick auf ein mit

Backpapier ausgelegtes Backblech

streichen. Backen Sie die Müsliriegel

bei 180 Grad für 15 Minuten. Auskühlen

lassen, schneiden, evt. mit geschmolzener

Schokolade verzieren. Im

Kühlschrank aufbewahren.

Machen Sie eine klare Regel aus für

verschiedene Süßigkeiten, die immer

Zucker, Zucker, Zucker

Bitte so wenig wie möglich -

den Kindern zuliebe

Kinder lieben Zucker und Eltern wollen Ihre Kinder glücklich machen.

Wer täglich mehrmals Süßes isst und dazu Säfte trinkt, kommt schnell über die empfohlene Menge

Zucker. Dies ist jedoch besonders bei Kindern sehr problematisch, da zu viel Zucker einerseits

Karies und andererseits Übergewicht verursacht. Kinder von 4 bis 6 Jahren sollten laut WHO täglich

höchstens 35 g (ca. 2 EL) freien Zucker, 7‐ bis 10‐Jährige in etwa 42 g (ca. 3 EL) Zucker konsumieren!

Sie möchten Ihre Kinder glücklich machen?

Dann versuchen Sie, sie vor zu hohem Zuckerkonsum und den Folgen davon (Karies,

Übergewicht, gesundheitliche Beschwerden...) so gut es geht zu schützen!

Babys unter 1 Jahr sollten grundsätzlich keine zuckrigen Lebensmittel essen

gleich bleibt: z.B. 5 Smarties, 2 Stücke

Schokolade, 5 Gummibären… Besonders

wenn Kinder klein sind, brauchen

Sie keine ganze Portion! Halbieren

Sie z.B. die Milchschnitte und andere

Riegel.

Die Regel 1‐2x Süßes am Tag hilft

Ihnen beim Neinsagen – zählen Sie

mit Ihrem Kind auf, was es Süßes

bekommen hat. Auch Müsli, Kuchen,

Nutellabrot usw. sollten mitgezählt

werden! Das gelingt aber nur, wenn

das Kind keine Süßigkeiten erreichen

kann! Verstecken Sie Süßes und

stellen Sie Gesundes in Sichtweite

der Kinder auf.

Wenn Sie Ihre Kinder belohnen

wollen, so schenken Sie Ihnen Zeit!

Backen Sie einen Kuchen mit weniger

Zucker und z.B. mit Vollkorn, lesen

Sie eine Geschichte vor, kaufen Sie

ein Buch, bereiten Sie Fruchtspieße

vor und vor allem:

Versuchen Sie nicht, Liebe mit

Süßem gleichzusetzen!

Schenken Sie lieber Aufmerksamkeit,

Lob oder gemeinsame Zeit, z.B. einen

Ausflug, einen Spieleabend oder kochen

und essen Sie gemeinsam.

Schokolade und andere Süßigkeiten

Babys unter 1 Jahr sollten grundsätzlich

keine zuckrigen Lebensmittel

essen. Diese sind völlig überflüssig

und können sehr früh die Vorliebe für

Süßes fördern. Am besten ist es, wenn

ein Kind erst möglichst spät Süßigkeiten

bekommt! Versuchen Sie, Ihre

Kinder an dunkle Schokolade zu gewöhnen

und an kleine Portionen.

Geben Sie Ihnen niemals die

ganze Packung in die Hand.

Infobox:

33,4 Kilogramm Zucker in Rohform, in verarbeiteten Lebensmitteln oder

Getränken nehmen Herr und Frau Österreicher jährlich zu sich

[http://www.statistik.at/web_de/statistiken/wirtschaft]. Die Weltgesundheitsorganisation

(WHO) empfiehlt, weniger als zehn Prozent der täglichen

Kalorien als Zucker aufzunehmen, noch besser wären nur fünf Prozent.

Das sind 18,3 Kilogramm oder 9,1 Kilogramm Zucker pro Person pro Jahr.


HABERdigi report Juni 2019, Seite - 14

Die Internetseite watchlist‐internet.at warnt

in ihrem Artikel vor bestimmten Internetseiten und Anbietern:

„Günstige Mode auf fairyin.de, jjshouse.com und vbridal.com,

die Probleme verursacht“

Viele Damen suchen sich für den schönsten Tag

im Leben lieber unter 1.000en Brautkleidern ihr

Lieblingskleid auf dem Sofa aus, als ein Geschäft

nach dem anderen abzuklappern. Die Preisunterschiede

von online‐Kleidern zu edlen Designerteilen

sind oft derartig hoch, dass auch die

noch so überlegte Dame doch ein Internetkleid

bestellen würde.

Aber weshalb sind diese Kleider so billig? Wie

sieht es mit der Qualität aus und woher kommen

sie überhaupt?

Diese Fragen haben auch unsere Testperson interessiert.

Sie hat für ihre Traumhochzeit ein

Kleid auf einer deutschen Internetseite gefunden.

Das Modell gefällt und der Preis ist unschlagbar

– 174€ mit schneller Lieferung soll das

Brautkleid kosten. Bei diesem Preis bleibt gut und

gerne noch Geld für andere Extras übrig.

Zusammen mit Frau I füllen wir das Bestellformular

aus. Nehmen wir eine Einheitsgröße oder wollen

wir, dass das Kleid nach den genauen Maßen

unserer Testperson zugeschnitten wird? Wir

entscheiden uns für letzteres. Da tritt aber schon

Problem 1 auf: Wie messe ich richtig? Und wo

kriege ich als Nähmuffel auf die Schnelle ein

Maßband her? Nachdem wir alle möglichen

Mess‐Varianten ausprobiert, immer neue Ergebnisse

erhalten und auch einige YouTube Tutorials

Das Traumkleid

aus dem

Internet???

...wir haben es getestet...

Warum der Trend zum Onlineshop

bei Brautmode nicht unbedingt positiv ist...

angesehen haben, entscheiden wir uns der

Sicherheit halber, Frau I von einem Schneider

vermessen zu lassen.

Bei unserem nächsten Treffen geben wir also

ganz sorgfältig die genauen Maße ein und bestellen

mit Aufpreis für schnellere Lieferung (5‐8

Tage). Sofort erhalten wir die Auftragsbestätigung

und die Rechnung, nachdem wir mit Kreditkarte

bezahlt haben. Da eine Frage auftaucht,

wollen wir diese sofort

telefonisch klären und

suchen eine Servicenummer.

Vergeblich. Weder auf der Rechnung

noch auf der Internetseite ist irgendwo eine

Telefonnummer zu finden. Es gibt nur eine allgemeine

E‐Mail Adresse, an die wir sofort schreiben.

Natürlich kommt uns das schon mal

eigenartig vor, da auf unserer Rechnung

ganz groß geschrieben steht: „If you have any

questions about your order please call us at

Monday ‐ Friday, 8am ‐ 5pm PST.“

Trotzdem sind wir guter Dinge und warten erst

einmal ab. 10 Tage sind vorbei, also 2 Tage länger

als die angegebenen 8 Tage Lieferzeit. Wir

versuchen es mit einem E‐Mail und bekommen

nach einigen Tagen die Antwort, dass unser Kleid

noch genäht wird. Sollten

wir es dringend

brauchen, so könnte

die Produktion beschleunigt werden – dies nehmen

wir nach einer weiteren Wartezeit dann

doch gerne an.

Es überkommt uns immer mehr das Gefühl, dass

wir es bei dieser Firma nicht mit einem seriösen

Anbieter zu tun haben. Die E‐Mails werden erstmals

von einem Computer beantwortet, dann irgendwann,

Tage später, schreibt ein Mitarbeiter,

dass wir uns keine Sorgen machen müssen, das

Kleid würde schon rechtzeitig ankommen.

Inzwischen loggen wir uns ins Kundenportal ein

und lesen, dass die Anfertigung des Kleids 15‐20

Tage dauert! Wir haben

also nur für eine schnelle

Lieferung, nicht aber für

eine schnelle Anfertigung, bezahlt.

Nun haben wir also nicht nur Bedenken, ob

das Kleid überhaupt ankommt, sondern auch,

ob unsere Kreditkarte noch geschützt ist. Das

Geldinstitut empfiehlt uns, die Karte zu sperren

und eine neue zu bestellen.

Als unser Kleid endlich versandt worden sein soll,

können wir es mit der entsprechenden Nummer

nicht nachverfolgen und kontaktieren erneut

das Versandhaus und

auch den Paketdienst.

Wir können

nichts erreichen und haben nun nur noch wenige

Tage bis zur Hochzeit. Die Stimmung ist auf dem

Nullpunkt. Mit dem Geld, das Frau I anscheinend

gespart hat, muss sie jetzt doch noch ein Reservekleid

kaufen. Das funktioniert besser als erwartet

– sie verliebt sich sofort in das erste 2nd

Hand Kleid, das sie anprobiert – und hat nun die

Qual der Wahl. Welches Kleid soll sie anziehen,

wenn das Traumkleid doch noch rechtzeitig

ankommen sollte.

Freitag, 1 Tag vor der Hochzeit: Nach weiteren

Pannen und Umwegen, kann Frau I nun endlich

das Kleid in den Händen halten – "stilvoll" als

kleines Plastikpaket verpackt.

Beim Öffnen dann

Doch kein seriöser Anbieter?

Beim Öffnen dann der Schock!

Keine Ähnlichkeit mit dem Kleid

aus dem Internetshop...

der Schock!

Ein zerdrückter, billiger

Vorhangstoff, der keine Ähnlichkeit zur Abbildung

des Kleids auf der Internetseite hat, kommt

zum Vorschein. Weder der Schnitt noch der Stoff

sehen dem bestellten Brautkleid ähnlich. Anstatt

eines Reißverschlusses erhalten wir Knöpfe, der

Stoff hängt schlaff, anstatt locker zu fallen – und

am schlimmsten: um die Hüfte ist das Kleid, trotz

Maßanfertigung(!), mindestens zwei Größen zu

weit und könnte so niemals getragen werden.

Die Braut ist überglücklich, dass sie nicht

auf das vermeintliche „Traumkleid“ gewartet,

sondern eines in einem realen Geschäft gekauft

hat, bei dem

sie schlussendlich

sicher war, dass es

gefällt und passt!

Die Internetseite watchlist‐internet.at warnt

in einem Artikel vor solchen Internetseiten und

Anbietern: „Günstige Mode auf fairyin.de,

jjshouse.com und vbridal.com, die Probleme

verursacht“.

Wer virtuell einkauft, kann also mehrfach

das Nachsehen haben, vor allem aber besteht die

Gefahr, dass man am Tag der Tage ohne Kleid

dasteht, oder noch mehr bezahlen muss, als

wenn man sofort ein Kleid in der „echten Welt“

gekauft hätte.

Damit Ihr Kleid nicht zum Albtraum wird, sollten

Sie gut überlegen, wo sie es kaufen möchten!

Nun wird es aber doch langsam knapp, da es bis

zum Hochzeitstermin nur noch eine Woche hin

ist. Wir vertreiben unsere Zeit mit dem Googlen

der Firma und bekommen einen Schock!

• Es soll sich bei dieser Internetseite um einen

Fake‐Shop handeln

• Die Firma hat den Sitz in China, nur die Internetseite

endet auf .de. Alle Möglichkeiten für

Hilfe der Verbraucherzentrale usw. fallen also ins

Wasser

• Wir erfahren auch, dass Zurückschicken der

Ware bei Maßanfertigung gar nicht möglich ist

• Viele Frauen warnen auf Foren vor dieser Firma

Erfahrungen von Konsument/innen zeigen, dass die

Modestücke meist mangelhaft gefertigt sind. Nicht

selten werden falsche Größen (auch bei vermeintlichen

Maßanfertigungen!), Modelle oder Kleider geschickt.

Es kommt ebenfalls vor, dass die bestellte

Ware trotz Zahlung Kund/innen nicht erreicht.

Rechtsansprüche gegen Online-Shops mit Sitz in

China sind in der Praxis kaum durchsetzbar: Gesetzliche

Rückgabe- bzw. Gewährleistungsrechte werden

einfach ignoriert, oft ist nicht einmal eine Kontaktaufnahme

mit dem Shop möglich.

Achtung: Bei Lieferungen aus dem EU-Ausland muss

man mit Zusatzkosten rechnen (Einfuhrumsatzsteuer,

Zollgebühren, Serviceentgelte).

Quelle: watchlist-internet.at


HABEReğitim-meslek Haziran 2019, Sayfa - 15

Bütün Tirol’de yaz döneminde ders çalışmak

zorunda olan bireylere, çok uygun fiyatlarla

ders desteği imkânları mevcut. Sunulan

dersler; Almanca, Matematik, Latince, İngilizce,

Muhasebe, Fransızca ve İtalyanca.

Avusturya nüfusu az da olsa

artmaya devam ediyor. İstatiktik

Kurumu verileri, 2018

yılına göre 2019 yılında

36.508’lik bir artış olduğunu

ve nüfusun 8 milyon 860 bin’e

yükseldiğini gösterdi.

Kadınlar Çoğunlukta

Ülkede yaşayan kadın sayısı

4.501.742, erkek sayısı ise

4.357.033 oldu. 1.7 milyon ile

nüfusun neredeyse %20’si, 20

yaş altındaki genç, çocuk ve

bebeklerden oluşuyor.

0512/59660‐019 nolu telefondan hemen

kayıt yapılabilir. Son kayıt tarihi 19 Temmuz.

Tatil dönemi yaklaşıyor. Ama karneler istenildiği

gibi olmayacaksa tereddüt etmeye gerek

yok.

AK Yaz Okulu ile uzmanlardan makul bir fiyata en iyi şekilde ek ders desteği alın!

Avusturya Nüfusu 8.86 Milyona Yükseldi

65 Yaş Üstü Nüfus Sayısı

20‐65 yaş arası bireyler 5.47

milyon ile toplam nüfusun

%61.8’ine denk geliyor. 1.67

milyon rakamı ile nüfusun

18.8’lik kesimi ise 65 yaş

üstündekilerden oluşuyor.

Foto: Elnur / stock.adobe.com

Sonbahar’da kırık notunu düzeltmek veya bilgilerini

derinleştirmek isteyenlere fırsat: AK

Yaz Okulu’nda, Almanca, Matematik, Latince,

İngilizce, Muhasebe, Fransızca ve İtalyanca

gibi 7 ana dalda destek mevcut. Her genç 2

kursa kadar kayıt yaptırabilir. (Farklı bölümler

için destek ihtiyacı varsa bunu bize bildirin.

Asgari katılım olduğunda farklı bölümlerde de

yardım sunulabilir.)

Kurslara 5. sınıf ve üzeri gençler katılabilir.

Kurslar, her biri öğleden önce olmak üzere

5‐30 Ağustos tarihleri arasında; BFI Tirol

Innsbruck ayrıca Imst, Kitzbühel, Kufstein,

Landeck, Lienz, Reutte ve Schwaz’da yapılacaktır.

(Asgari katılımcı sayısı sağlanmalıdır.)

Kurs Ücreti:

AK Tirol üyelerine kurslar çok hesaplı: Üyelere

1 bölüm kurs maliyeti: 195 € veya 2 bölüm

seçenler için: 295 €. AK Tirol üyesi olmayanlar

için ise 1 bölüm kurs maliyeti: 275 € veya

2 bölüm seçenler için: 395 € olarak belirlenmiştir.

Son başvuru tarihi 19 Temmuz.

%16.2 Ülke Vatandaşı Değil

1 Ocak 2019 itibariyle ülke

vatandaşı olmayan kişi sayısı

1.438.923 olarak tespit edildi.

Avusturya’da yaşayan AB ve

EFTA (Avrupa Serbest Ticaret

Birliği) üye ülkelerinden en

AMS-Projekt klasse!forschung:

Schule trifft Forschung & Innovation in Tirol

Bei der Berufswahl führen hartnäckige gesellschaftliche Rollenklischees immer noch dazu, dass sich junge

Frauen und Männer für sogenannte „Frauenberufe“ und „Männerberufe“ entscheiden. Um dem entgegen zu

wirken berät und informiert das AMS Tirol und bietet Workshops, die mithelfen, die eigene Berufung zu finden.

Zusätzlich zur klassischen Berufsberatung

in den BIZen

(Berufsinformationszentren

des AMS) werden in Kooperation

mit dem Verein

klasse!forschung vom AMS

Tirol Workshops angeboten,

die

• neue Ideen liefern

• Möglichkeit zum Ausprobieren

bieten

• über Berufe & Ausbildungen

fernab von Rollenklischees informieren

und

• Zukunftschancen aufzeigen.

Durch klasse!forschung‐Workshops

wird die Lust am

Forschen und unkonventionellem

Denken geweckt,

gleichzeitig können die eigenen

handwerklichen Fähigkeiten

und Fertigkeiten ausgelotet

werden. Schwerpunkt sind

dabei die sogenannten „MINT‐

Berufe“ (Mathematik, Informatik,

Naturwissenschaft und

Technik).

Pro Schuljahr werden vom AMS

Tirol fünfzehn Workshops angeboten,

vier davon in Verbindung

mit dem Girls´ Day.

2019 fand z.B. in Imst:

„Holz mikroskopisch“ statt.

Für Mädchen, die sich für den

Berufsbereich „Holztechnikerin,

Tischlerin“ interessieren.

Es wurde mit Holz experimentiert,

um herauszufinden wie

sich das Material verhält

und welche Eigenschaften es

hat. In Lienz erforschten

die jungen Frauen unser Abwasser,

was normalerweise

Labortechnikerinnen machen.

In Schwaz gab es den „Robotics

@ Girls Day“, bei dem

die Berufe „Mechatronikerin,

Applikationsentwicklerin ‐ Coding,

Elektrotechnikerin sowie

Digitaltechnikerin IT“ im Mittelpunkt

standen. Die Teilnehmerinnen

waren gefordert

und begeistert

Manuela Stampfl, Bildungsexpertin

des AMS Tirol freut sich

ebenfalls über die gelungenen

Workshops: „Durch die Zusammenarbeit

mit dem Verein

klasse!forschung leisten

wir einen Beitrag dazu dem Tiroler

Fachkräftemangel aktiv

zu begegnen und die Gleichstellung

von Frauen/Mädchen

und Männern/Burschen am

Arbeitsmarkt zu fördern.“

KURS YERLERİ:

BFI Tirol Innsbruck, Ing.‐Etzel‐Straße 7,

Tel. 0512/59660 ‐ 0 ya da ilçe şubelerinde

BFI Imst, Rathausstraße 1,

Tel. 05412/63805

BFI Kitzbühel, Rennfeld 13,

Tel. 05356/63699

BFI Kufstein, Arkadenplatz 4,

Tel. 05372/61087

BFI Landeck, Malserstraße 11,

Tel. 05442/62829

BFI Lienz, Dolomitencenter,

Tel. 04852/61292 ‐ 23

BFI Reutte, Mühler Straße 22,

Tel. 05672/72728

BFI Schwaz, Münchner Straße 20,

Tel. 05242/66063

Daha Çok Bilgi İçin:

www.ak-tirol.com

Entgeltliche Einschaltung

kalabalık grubu 192.426 kişi

ile Almanlar, devamında Rumenler

(112.684), Macarlar

(82.712) ve Hırvatlar (79.999)

izlemektedir.

Kaç Türk Vatandaşı Mevcut

Üçüncü ülke vatandaşlarından

121.348 ile Sırplar, 117.231 ile

Türkler ve 95.839 ile Boşnaklar

Avusturya vatandaşı olmayan

ülkelerden gelen toplulukların

resmi rakamları

olarak açıklandı. 2015'ten bu

yana çoğu göç etmiş olan Suriyeliler

ve Afganlar, sırasıyla

49.813 ve 44.420 ile Avrupa

dışındaki en büyük vatandaş

gruplarını oluşturdular.

klasse!forschung‐Workshops

werden vom AMS in Zusammenarbeit

mit Tiroler Schulen

inhaltlich und terminlich

fixiert.

Interessierte LehrerInnen

oder SchülerInnen wenden

sich bitte ans BIZ in ihrer

Region. Die Kontaktdaten

finden sich online unter:

www.ams.at/organisation#tirol

İş Piyasası Kurumu (AMS) Projesi klasse!forschung:

Tirol’de Okullar, Araştırma ve Yenilik ile Buluşuyor

Toplumdaki sert klişeler genç kadın ve erkekleri mesleklerini seçmede ‘erkek ve kadın meslekleri’ ayrımını yapmaya itiyor. Buna karşı koymak amacıyla

Tirol İş Piyasası Kurumu herkesin kendi için en iyi mesleğini bulması için danışmanlık ve bilgilendirme hizmetlerinin yanında atölye çalışmaları da sunuyor.

Kurumun mesleki bilgilendirme

merkezlerinde (BIZen),

geleneksel mesleki danışmanlığın

yanı sıra klasse!forschung

derneğiyle birlikte,

• Yeni fikirler veren,

• Deneme fırsatı sunan,

• Rol klişelerinden uzak meslekler

ve eğitim hakkında bilgi

sunan ve

• Gelecek fırsatları gösteren

Tirol Genelinde 5 - 30 Ağustos Tarihleri Arasında...

AK YAZ OKULU SİZE YARDIMCI OLUYOR

atölye çalışmaları sunuluyor.

Bu klasse!forschung‐Atölye

Çalışmaları ile araştırma ve

geleneksel olmayan düşüncelere

ilgi uyandırılıyor. Aynı

anda el becerileri ve ustalıklar

araştırılıyor. Ağırlıklı olarak:

Matematik, Bilgi ve İletişim

Teknolojileri (Enformatik), Fen

Bilimleri ve Teknik Meslekler.

AMS her okul yılında dördü

kızlar günüyle birlikte olmak

üzere 15 atölye çalışması

düzenliyor. Örneğin 2019’da

İmst’te ağaç işleri tenknisyenliği

ve marangozlukla ilgilenen

kızlar için ağaç mikroskobik

çalıştayı düzenlendi.

Materyalin dayanıklılığı ve

hangi özelliklere sahip

olduğunu bulmak için ağaçla

uygulamalar yapıldı. Lienz'de

genç kızlar, genellikle laboratuvar

teknisyenleri tarafından

yapılan atık suyumuzu araştırdılar.

Schwaz’da Robotics @

GirlsDay’in düzenlediği atölye

çalışmasında mekatronik mühendisliği,

uygulama geliştiriciliği

‐ kodlama, elektrik teknisyenliği

ve dijital teknisyenlik

ağırlıklı teknik meslekler

tanıtıldı. Katılımcılar oldukça

Junge Tirolerinnen tüfteln beim „Robotics @ Girls Day“ in Schwaz an der Programmierung einer Platine

istekli ve heyecanlıydı.

Tirol İş Piyasası Kurumu’nun

eğitim uzmanı Manuela

Stampfl, başarılı geçen atölye

çalışmalarıyla ilgili büyük

sevincini dile getirdi. klasse!‐

forschung derneğiyle birlikte

yapılan çalışmalar sayesinde

Tirol’deki uzman işgücü sıkıntısının

giderilmesine, kızların

ve erkeklerin eşit tutulmasına

katkıda bulunulduğunu ifade

etti. klasse!forschung‐Atölye

Çalışmaları içeriği ve zamanı,

Tirol okullarıyla işbirliği ile

AMS tarafından belirlendi.

İlgilenen öğretmen ve

öğrenciler lütfen bölgenizdeki

Meslek Bilgilendirme Merkezi’ne

(BIZ) başvurunuz. İletişim

bilgileri için internet adresi:

www.ams.at/organisation#tirol

Foto: AMS Tirol

Entgeltliche Einschaltung


HABERinterview Juni 2019, Seite - 16

Foto: Farido Davis

Sehr geehrter Herr Yüksek, könnten

Sie sich unseren LeserInnen bitte kurz

vorstellen?

Mein Name ist Muhammed Yüksek, 33

Jahre, ich bin in Österreich geboren,

habe dank meines Vaters eine Lehre

zum Bürokaufmann gemacht, war im

Anschluss ca. 3 Jahre im Bundesheer ‐

Auslandseinsatz im Kosovo als KFOR‐

Soldat. Ich bin glücklich verheiratet

und Vater von 2 Kindern.

Nebenbei habe ich berufsbegleitend

die Matura

nachgeholt.

Sie setzen sich für Jugendliche ein.

Könnten Sie uns näher beschreiben,

was Sie machen?

Ich setze mich zwar für die Gesellschaft

ein, aber die Jugendlichen sind

meine Herzensangelegenheit, weil sie

es sind, die unsere Zukunft bestimmen

werden. Ich kenne die Schwierigkeiten

auch aus meiner Jugend, wo ich niemanden

hatte, der mir Ratschläge gab

oder jemand Erfahrenen, mit dem ich

sprechen konnte. Man muss in die

Sayın Yüksek okuyucularımıza kısaca

kendinizi tanıtır mısınız?

İsmim Muhammed Yüksek, 33 yaşındayım.

Avusturya’da doğdum. Babam

sayesinde satış elemanı eğitimi aldım.

Akabinde 3 sene Avusturya ordusundaydım

ve yurtdışında Kosova’da KFOR

askeri olarak görev yaptım. Mutlu bir

evliliğim ve 2 evladım var. Çalışmamın

yanısıra Matura’mı (Lise Olgunluk Sınavı)

tamamladım.

Gençlerle ilgileniyorsunuz. Tam ne

yaptığınızı tanımlayabilir misiniz?

Aslında toplumun geneliyle ilgileniyorum

ama geleceğimizi onlar şekillendireceği

için asıl meselem gençler.

Zorlukları kendi gençlik dönemimden

biliyorum. Bana öğüt verecek ya da konuşabileceğim

tecrübeli bir kişi yoktu.

Gençliğin dünyasına girilmek zorunda.

Belli şeyleri başka türlü görseler ve

hüküm verseler bile. Bu nedenle genç

bir ekiple domino8.at Derneği’ni kurdum.

Aktivistler değişik partilerde, sivil

toplum kuruluşlarında faaliyetteler.

Oralarda karşılaştıkları rol model bireylerin

anlatacakları başarı hikâyeleri

olsa da geçtikleri yolların çok kolay olmadığı

ortaya çıkıyor. Bizim ise tam

olarak mesajımız şu: "Sen de başarabilirsin,

kendine inan."

Avusturya siyasetiyle çok ilgilisiniz.

Nasıl aktifleştiniz?

Çocukluğumdan beri siyasetle büyüdüm.

90’lı yıllarda anne ve babamın

Auch du kannst

es schaffen,

glaub an dich!

‘Wir

Welt der Jugendlichen eintauchen

können. Auch dann, wenn sie gewisse

Dinge etwas anders sehen bzw. beurteilen.

Deswegen habe ich mit einem

jungen Team den Verein domino8.at

gegründet. Die AktivistInnen sind in

verschiedenen Parteien, aber auch

unparteiisch in der Zivilgesellschaft,

aktiv. Dort werden Rolemodels vor

den Vorhang geholt, die zwar eine Erfolgsgeschichte

zu erzählen

haben, aber der

Weg dorthin für sie alles

andere als einfach war.

Und genau das ist unsere

Botschaft: „Auch du kannst es schaffen,

glaub an dich!“.

Sie engagieren sich sehr für die österreichische

Politik. Wie wurden Sie

aktiv?

Also politisch wurde ich eigentlich

schon seit meiner Kindheit erzogen.

Ich bin ja in den 90ern aufgewachsen,

wo meine Eltern immer über „Franz

Vranitzky (SPÖ) und Jörg Haider (FPÖ)“

gesprochen haben. Aber wirklich aktiv

"Franz Vranitzky (SPÖ) ve Jörg Haider

(FPÖ)" üzerine konuşmalarıyla yetiştim.

Ancak aktifleşmem bir arkadaşımın

aracılığıyla, rastlantı sonucu oldu.

Arkadaşım iyi bir siyasetçi olabileceğimi

düşündüğünden (*gülüyor) beni

Wasserturm’daki SPÖ’ye götürdü ve

o günden beri SPÖ Favoriten Wasserturm’da

faaliyetteyim ve bölüm başkan

yardımcısı seçildim. Siyaset yurdum

Favoriten’dir. Burada özellikle ilçe başkanımız

Marcus Franz, il meclis üyesi

Christian Hursky, bölüm başkanımız

Markus Netter ve diğer muhteşem

çalışma arkadaşlarıma destekleri için

teşekkür ediyorum.

Siyaset sizin için niçin çok önemli?

Siyaset tüm hayatımız boyunca bizimle

beraber ancak çoğunlukla biz bunu

görmüyoruz. Kreşten emekliliğe kadar.

İşte tam bu nedenle aktif olarak

katılmalıyız. Siyasete katılmak çocuklarımıza

da borcumuz. Anne ve babalarımızın

bizi hangi koşullarda büyüttüğü

düşünülürse, en azından boş vaktimizin

bir kısmını insanlar, toplum ve

siyaset için adamalıyız. Eğer bugün

arkadaşlarımızla ya da ailemizle bir

şeyler yapıyor, boş zamanımızın tadını

çıkarabiliyorsak bunu önceki kuşaklara

borçluyuz. Onlar bu lükse sahip değildiler.

Türkiye kökenli Avusturyalılar

olarak rahatlık çizgilerimizi terkedersek,

bütünleşirsek, birlikte konuşursak

kökenden bağımsız, bu yerli toplum

için de geçerlidir, böylece huzurlu bir

sind kein Teil dieser Gesellschaft,

wir SIND die Gesellschaft!’

wurde ich erst durch einen Freund und

das durch Zufall. Er hat mich damals

zur Sektion am Wasserturm mitgeschleppt,

weil er der Meinung war, ich

könnte Politiker werden *lacht*. Seit

diesem Tag bin ich bei der SPÖ‐Favoriten

in der Sektion am Wasserturm

auch aktiv, mittlerweile bin ich

auch zum stellvertretenden

Sektionsvorsitzenden

ernannt bzw. gewählt

worden. Meine politische

Heimat ist Favoriten und

hier möchte ich auch

einen besonderen Dank

an unseren Bezirksvorsteher Marcus

Franz, unseren Gemeinderat Christian

Hursky und unseren Sektionsvorsitzenden

Markus Netter und viele weitere

tolle Genossen aussprechen, auch

dafür, dass sie immer eine große

Unterstützung waren.

Weshalb ist Ihnen Politik so wichtig?

Die Politik begleitet uns unser ganzes

Leben, beginnend im Kindergarten bis

hin zur Pension ‐ nur sehen wir das oft

leider nicht. Und genau deshalb ist

es auch wichtig, sich aktiv daran zu

beteiligen. Wir sind es auch unseren

Kindern schuldig, uns politisch einzusetzen.

Wenn man bedenkt unter

welchen Umständen unsere Eltern uns

groß gezogen haben, dann ist es das

mindeste, dass wir einen Teil unserer

Freizeit auch für die Menschen, die

Gesellschaft und die Politik einsetzen.

birliktelik tesis edilebilir.

Erken Genel Seçim tarihi kesinleşti.

Seçimlerden ne bekliyorsunuz, seçmenler

nasıl karar vermeli?

Öncelikle Özgürlük Partisi‘nin (FPÖ)

artık hükümette olmadığı için mutlu

olduğumu söylemeliyim. Anket değerleri

Sebastian Kurz’u gösterse de arka

planda onun için kampanyalar yürütülse

de en sonunda seçmen, ‘Sosyal

yıkım mı yoksa insanlar için barışçıl bir

birliktelik mi?’ buna karar verecek.

Muhammed Yüksek

Die Politik begleitet uns

unser ganzes Leben,

nur sehen wir das oft

leider nicht...

Wenn wir heute mit Freunden bzw.

mit der Familie etwas unternehmen

und unsere Freizeit genießen, dann

haben wir das unserer Vorgeneration

zu verdanken. Sie hatten diesen Luxus

nicht. Ein friedliches Miteinander ist

auch nur dann möglich, wenn wir

als Österreicher mit türkischem Migrationshintergrund

unsere

Komfortzonen verlassen,

aufeinander zugehen, miteinander

reden und das

unabhängig davon, welche

Herkunft wir haben. Das

gilt natürlich auch für die

autochthone Gesellschaft.

Der Termin für die Neuwahlen scheint

fix zu sein. Was erwarten Sie sich

von den Wahlen und wie sollen sich

Wähler entscheiden?

Zuerst bin ich froh darüber, dass die

FPÖ nicht mehr in der Regierung

sitzt. Auch wenn die

Umfragewerte für Sebastian

Kurz sprechen und eine

Marketingmaschinerie im

Hintergrund für ihn arbeitet.

Doch am Ende des

Tages liegt die Entscheidung bei

den Wählern, ob sie sich für den

Sozialabbau oder für ein Programm

des friedlichen Miteinanders und für

die Menschen entscheiden.

Avusturya’da yaşayan göçmen kökenlilere

en büyük ricanız ya da çağrınız

ne olacak?

Ricam şu: Çevrenizdeki bireyleri mutlaka

harekete geçirin. Çünkü oy kullanmamak

sonuçta siyaset çizgisi bize

zararı dokunacak olan partileri güçlendirmiş

olur.

Mutlaka ulaşmak istediğiniz hedef?

Türklerin ve tüm Müslüman toplulukların

en yüksek oranda seçimlere katılımına

katkı sağlamak.

Was ist Ihre größte Bitte oder Appell

an Personen mit Migrationshintergrund,

die in Österreich leben?

Meine Bitte ist: mobilisiert euer Umfeld,

denn wer nicht wählen geht,

stärkt genau jene Parteien, deren

politische Linie sich am Ende wieder

gegen uns richtet.

Etwas, das Sie unbedingt erreichen

wollen…

Die Wahlbeteilung der türkisch/muslimischen

Community maximieren

Etwas, das Sie gar nicht verstehen

können…

FPÖ/ÖVP

Etwas, das Sie noch loswerden möchten…

Mit folgenden Worten möchte ich

mein Interview beenden:

„Wir sind kein Teil dieser Gesellschaft,

wir SIND die Gesellschaft!“

Unser Lebensmittelpunkt

ist in Österreich!

In jeder Gasse, auf jeder

Straße liegt schon ein

Schweißtropfen unserer

Großeltern und Eltern,

die hier genauso ihre

Leistung erbracht haben, ob in der

Rolle des Arbeiters oder auf akademischer

Ebene. Deswegen dürfen wir

uns auch nicht immer in die Rolle des

„Gastarbeiters“ versetzen, nein, ganz

im Gegenteil: auch wir sind Österreich

mit all seinen Pros und Contras.

Vielen Dank für das Gespräch!

In jeder Gasse, auf jeder

Straße liegt schon ein

Schweißtropfen unserer

Großeltern und Eltern

‘Biz Toplumun Bir Parçası Değil, Toplumun Ta Kendisiyiz’

Muhammed Yüksek:

‘Sen de başarabilirsin,

kendine inan’

Hiç anlam veremediğiniz şey?

FPÖ/ÖVP

Son olarak eklemek istediğiniz şey?

Son olarak, "Bizler toplumun bir kısmı

değil, toplumun ta kendisiyiz."

Hayatımızın merkezi Avusturya’da. Her

sokak ve caddede gerek işçi, gerek

akademisyen olarak emeklerini vermiş

anne‐babalarımızın dedelerimizin alınteri

var. Kendimizi artık misafir işçi rolüne

koymamalıyız. Tam tersine: "Tüm

artı ve eksileriyle biz Avusturyayız."

Foto: Farido Davis

Weitere Magazine dieses Users
Ähnliche Magazine