HABER AVRUPA - EUROPA JOURNAL JUNI 2020

HaberAvrupa

www.avrupa.at

Bildungsminister Heinz Faßmann:

‘‘Schulkinder bekommen Laptops oder Tablets’’

© BKA / Andy Wenzel

Wir sagen JA

Eğitim Bakanı Heinz Faßmann:

‘‘Öğrencilere

Dizüstü Bilgisayar

veya Tablet’’

AİLELER PARA ÖDEYECEK Mİ?

© luismolinero - stock.adobe.com

zu

ÖSTERREICH

Smartphones,

Computer und

Konsolen

Wie viel davon

ist genug?

Koronavirüs

Aşısının

Fiyatı Ne

Kadar Olacak?

UNABHÄNGIGE MONATLICHE ZEITUNG FÜR WIRTSCHAFT, INTEGRATION UND BILDUNG

HABER

VRUP

A A

AVRUPA’NIN AYLIK BAĞIMSIZ EKONOMİ, ENTEGRASYON VE EĞİTİM GAZETESİ

SAYI: 96 HAZİRAN 2020 - AUSGABE: 96 JUNI 2020

Ö

S

„Rettung,

Entlastung,

Investition“

EUROPA

T

E

R

JOURNAL

R

E

C H

www.europa-journal.net

I

AKADEMİSYEN GÖRÜŞÜ

PROF. DR. MUSTAFA ÇAKIR:

Dilsiz Doğu

Kör Batı

Krizin Etkisini Azaltmak İçin Yeni Teşvik Paketleri

HÜKÜMETTEN

KORONA’YA KARŞI

© BKA / Andy Wenzel

R eg ie ru ng stoc kt Co rona-Hilfspake t au f 50 Milliard en Eur o auf

Avusturya Halk Partisi (ÖVP) ‐ Yeşiller

koalisyon hükümeti koronavirüs

krizi nedeniyle büyük sıkıntılar yaşayan

işsizler, aileler ve düşük gelirli

bireyler için yeni bir destek paketi

açıkladı.

Yeni Sosyal Destek Paketine Göre:

* İşsizlik parasında bir artışa gidilmeyecek

ancak, işsiz kişilere bir sefere

mahsus 450 Euro verilecek.

* Aile Yardım Parası (Familienbeihilfe)

alan ailelere çocuk başına yine

bir seferlik 360 Euro ödenecek.

(Ödemelerin en geç Eylül ayına

kadar yapılacağı açıklandı.)

Destek Yetersiz

Muhalefet partileri ise bu paketin

yeterli olmayacağını ve hükümetin

gerçekten sıkıntılı birey ve ailelerin

ne yaşadığı hakkında hiçbir fikrinin

olmadığı eleştirisinde bulundu. Bir

sefere mahsus yapılacak yardımların

kısa süre sonra tekrar insanları fakirlikle

baş başa bırakacağı uyarısında

bulunan muhalafet partileri, özellikle

işsizlik parasında kalıcı bir artışın

gerçek bir çözüm getireceğini

vurguladılar.

ÖGB'den Eleştiri

Avusturya Sendikalar Birliği (ÖGB)

Başkanı Wolfgang Katzian, ''Bir seferlik

yardım çare olmaz. Biz işsizlik

parasının yükseltilmesinin kalıcı bir

çözüm sağlayacağını düşünüyoruz.

Bu sebeple hükümetin destek paketleri

büyük bir hayal kırıklığıdır.''

Dijital Eğitime 200 Milyon Euro

Koronavirüs salgını nedeniyle birkaç

aydır süren “uzaktan eğitim” ve

“evde eğitim” mecburiyeti sonrası

federal hükümet bir 'Dijitalleşme Reformu'

gerçekleştirmeye karar verdi.

Başbakan Sebastian Kurz, ''Dijitalleşmenin

ne kadar önemli olduğu bu

süreçte iyice anlaşıldı. Öğrencileri

tablet ve dizüstü bilgisayarlarla donatmak

ve eğitimde dijitalleşme için

önümüzdeki iki yıl içinde 200 milyon

Euro'luk bir yatırım yapacağız.''

Ekonomi Bakanı Margarete Schramböck,

''Dijital sınıf gerçeklik haline

geliyor. Okullar için planladığımız bu

reform aynı zamanda başarılı bir

meslek hayatının bileti olacaktır."

50 MİLYAR EURO

KDV İndirimi

Hükümet piyasayı canlandırmayı hedefleyen

başka bir teşvik paketi ile,

gastronomi, kültür, sanat ve medya

alanlarında katma değer vergisini yıl

sonuna kadar yüzde 5'e düşürüyor.

WKÖ: Doğru Karar

Avusturya Ticaret Odası (WKÖ) yetkilileri,

federal hükümetin KDV’de

indirime gitme kararından duyulan

memnuniyeti dile getirdi ve bu uygulamanın

piyasalarda rahatlama sağlayacağını

belirtti.

İklim Koruma İçin 2 Milyar Euro

Çevre Bakanı Leonore Gewessler,

''Hükümet 2021 ve 2022'de iklim koruma

için toplam 2 milyar Euro harcamayı

planlıyor. Yenilenebilir enerji,

iklim koruma ve geleceğin teknolojileri

araştırmaları gibi alanlara yatırımlar,

merkezi bir rol oynayacak."

Tarım ve Ormancılığa 400 Milyon

Tarım Bakanı Elisabeth Köstinger

tarafından yapılan açıklamaya göre

tarım ve ormancılık için 400 milyon

Euro’luk bir paket ayrıldı.

Toplam 50 Milyar Euro Destek

Maliye Bakanı Gernot Blümel, ihracat

ve turizm ülkesi olan Avusturya’da

ekonominin yeniden işlemesi

için büyük çaba sarfettiklerini ve

destek paketlerinin amacını "kurtarma,

yardım ve yatırım" diye nitelendirdi.

Farklı alanlardaki bu teşvik

paketlerinin toplam 50 milyar Euro

civarında olacağını açıkladı.


HABEReğitim Haziran 2020, Sayfa - 2

“Bir anda değişti her şey, bir anda

değişti dünyam, bir anda değişti her

şey…” diye uzayıp giden şarkıdaki

gibi, hayat bir anda olmasa bile

zaman uzam yolculuğunda beklemediğimiz

kadar değişebiliyor.

İnsanlar yaşadıkları hayatta türlü nedenlerle

yargılanıyor; etiketleniyor.

Kimi teninin renginden, kimi dünya

görüşünden… Ancak etiketleyenler

ile etiketlenenler arasında nesnel bir

ilişki kurmak her zaman mümkün olmuyor.

Her kareli defterin matematik,

her çizgisiz defterin coğrafya

dersi için kullanılmayacağını insan

ancak yaş kemale erince anlıyor.

Hayatın her bir evresini ayrı bir

gökkuşağı rengi, bir ebru sanatçısının

ortaya koyduğu, farklı renkleriyle

anlam kazanan, zenginlik, güç ve görkemli

bir sanat eseri yahut sıradan

sıçrama taşı ve avunulacak bir beşik

olarak görüyoruz; ya da görmüyoruz.

İnsanları, şu veya bu nedenle

yargılarken, mevsimleri değişkenlikleri

nedeniyle yargılamadığımızı

aklımıza getirmiyor; her bir mevsime

ayrı ayrı hayranlık duyuyor; güfteler

yazıp besteler yapıyoruz. Söz insan

olunca, neredeyse acıma duygumuzu,

insanlığımızı kaybediyoruz. İçimizdeki

iyiden başka, daha iyiyi

görmemiş yavan övgülerin tutsağı

oluyor; kendi gök kubbemizin altında

kurduğumuz yavan, tekdüze hayatın

körlüğünü yaşayıp gidiyoruz.

Hayatın bu körlüğü içinde birine

kapılıyor, ardından onun kaderini de

birlikte yaşamaya başlıyoruz. Yahut

tek başına yaşamanın aylaklığını,

umursamazlığını, iliklerimize kadar

hissetsek de çoğu zaman acılarımızı

içimize gömmeyi tercih ediyoruz.

Acıları içimize gömerken, Halil

Cibran’ın ifadesiyle 1 ; hiç kimse bize

bilgimizin alaca aydınlığında halen

yarı uykuda olan nesnelerden öte bir

şeyi açıklayıp öğretmiyor. Acıları biz

yaşıyor; ağıtları biz yakıyoruz. Buna

karşın, kulaklarımız kendi bedenimizin

ağıtını duymaz hale geliyor. Acıyla

yoğrulunca hamurumuz, yaşadıklarımız

bizi acıya da duyarsızlaştırıyor;

yabancılaştırıyor. Bir koyun sürüsü

içinde anasını arayan süt kuzusu gibi

oradan oraya koşuyor; Tanrıya inanıyor;

her kutsal günde dualar ediyor;

AKADEMİSYEN GÖRÜŞÜ

Prof. Dr.

MUSTAFA ÇAKIR

mcakir@anadolu.edu.tr

ama kendimizi firavunlara tapmaktan

alıkoyamıyoruz. Hayatın gerçekleri

ile yüzleşmek yerine hayal ettiklerimizle

avunup, gün geçiriyoruz.

Dilsiz Doğunun dili; kör Batının gözü

olarak tanımlanan Halil Cibran’ın

dediği gibi; “Ne yazık o ulusa ki bir

urba giyer, kendi dokumaz; bir

ekmek yer, kendi hasat etmez ve

bir şarap içer ki kendi testisinden

akmaz. Ne yazık ki o ulusa ki zorbayı

kahraman diye alkışlar ve gösterişi

fatih cömertliği sayar. Bir ulusa ne

yazık ki rüyasında küçümsediği

tutkuya uyanıkken boyun eğer.

Ne yazık o ulusa ki bir cenaze töreninde

yürürken sesini yükseltmez,

yıkıntıları içindeyken bile öğünür ve

ensesi kılıçla kütük arasında uzanırken

ayaklanmaktan geri durur.

Devlet adamı bir tilki, düşünürü

bir hokkabaz ve sanatı yamama ve

taklit olan o ulusa ne yazıktır. Ne

yazık o ulusa ki yeni yöneticilerini

borazanlarla karşılar ve yalnızca bir

diğerini yine borazanlarla karşılamak

için yuhalarla uğurlar. Ne yazık

o ulusa ki bilgileriyle yıllardır dilsiz

ve güçlüleri beşiktedir henüz. Ne

yazık o ulusa ki parçalara bölünmüş,

her parçası kendini bir ulus sanır.” 2

Ama hiçbir ulusun diğerine hayrı

dokunmaz. Milyonlarca parçalara

ayrılır; kör Batının gözüne girmeye

çalışır. Kör Batı da bazen teninin

rengine, bazen dini inancına bakarak

ötekileştirir, ayrıştırır, eritir ve yok

eder.

Geleni gitmek, konanı göçmek üzere

kurulan bu dünyada canlılardan bir

insanoğlu utanma bilir, ama o da

gece yaptıklarını ağaran şafağa kadar

unutur. Cibran, insanlara “Siz kurallar

koymayı çok seversiniz, ama

kuralları bozmayı daha çok seversiniz.

Tıpkı okyanus kıyılarında sabırla

kumdan kuleler yapan, sonra da

kahkahalarla onları deviren çocuklar

gibi” 3 derken, çiçek gibi gönlü

güzel insanların kırılan kalbini tamir

etmenin; hayalî zorluğunu ve romantik

avuntusunu anlatır. Üç günlük

ömürde beş günlük safa yoktur.

Üç günlük ömrü bir günde yitirmemek,

gelmeyecek yarınları beklememek

için daha alçak gönüllü olmak,

her devrin insanı değil; her devir

insan olmak çok mu zor? Cibran’ın

deyişiyle; “Alçak gönüllü ve gösterişsiz

olmak, temiz ve saf olmayanın

bakışlarından korunabilmeye

yarayan kalkan” 4 ise; Bu kalkanı

kuşanırken, yüreğimize kör kurşun

gibi saplanan, bize sadece yeryüzünün

anlık zevklerini sunan ihtirasların

tutsağı olmasak; hele bir de işgal

ettiğimiz makam ve mevkinin gücünü

ya da birinin diğerine duyduğu

zaafı kullanarak birbirimizin üstünde

“sevgi” yaftası ile baskı kurmaktan

vazgeçsek. Sevginin tek hedefi vardır;

ötekine sahip olmak ve kendini avutmak.

“Sevgi, ne kendinden bir şeyler

verir ne de bütünlüğüne dışarıdan

bir şeyler katılmasına göz yumar.” 5

Ama yine de onsuz yaşanmaz. Şems

sevdiğine seslenirken; “Olur da bir

gün mesafeleri aşıp bana gelirsen,

yüreğinde rengârenk açan Aşk ile

gel.” 6 diyor.

Ham, temiz ve saf olmayandan uzak

bir şekilde yaşanan Aşkın hüznünü

anlatmak, geleceğin hayallerini kurarken,

dünün sevinçlerini yâdetmek

sıradanlaşmanın tuzağına düşürür.

Her fırsatta dillerden düşürülmeyen

Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı’dan Avrupa’ya Eleştiri...

Siyahiler Avrupa’da da

Ayrımcılığa Maruz Kalıyor

Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD)

George Floyd'un polis tarafından öldürülmesinin

ardından düzenlenen

protestolar, dünya genelinde geniş

katılımlı gösterilere sahne oldu.

Floyd'un öldürülmesi siyahilerin uğradığı

ırkçılık ve ayrımcılığı tekrar

gündeme taşırken, Avrupa'da da bireylerin

ten rengi nedeniyle uğradığı

haksızlıklar azımsanmayacak kadar

büyük.

AVRUPA MASUM DEĞİL

Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı

(FRA), üye ülkelerini ırkçılık, ayrımcılık

ve siyahilere karşı şiddet ile mücadelede

daha fazla çaba göstermeye

çağırdı. FRA Başkanı Michael O’Flaherty:

"AB’de ayrımcılığı yasaklayan

kanunlar çok uzun süredir yürürlükte,

ama Avrupa’nın birçok ülkesinde

siyahi vatandaşlar ciddi şekilde

ayrımcılık, dışlama ve ırkçı tacizlere

maruz kalmakta. Kimse ten rengi nedeniyle

hedef alınmamalı ve sadece

siyahi olduğu için polis kontrolünden

korkmamalıdır."

Avrupa'da ayrımcılığın gündelik hayatın

bir parçası olduğunu ve 21.

yüzyılda bunun kabul edilemeyeceğini

belirten O’Flaherty, "Birlikte çalışarak

ve mücadele ederek Avrupa,

ırkçılığı ve ayrımcılığı ortadan kaldırmalıdır."

dedi.

TEN RENGİ AYRIMCILIK SEBEBİ

Merkezi Viyana'da olan FRA'nın yaptığı

bir ankete katılanların yüzde 30'u

Avrupa'da ten renginden dolayı ayrımcılığa,

yüzde 5'i ise bir saldırıya

maruz kaldığını açıkladı. Ayrıca katılımcıların

yüzde 41'i sadece ten

renginden dolayı polis tarafından

durdurulduğunu ve kontrol edildiğini

belirtti.

POLİSE GÜVENMİYORLAR

Siyah tenli bireylerin Avrupa genelinde

polis ve çeşitli devlet kurumlarında

görevli memurlarla ciddi

sorunlar yaşadığı ancak karşılaştıkları

sıkıntıları çok nadiren şikâyet ettikleri

belirlendi. Buna sebep olarak ise

şikâyet ve başvurularının hiçbir şeyi

değiştirmeyeceğine inanmalarını ve

genel olarak emniyet teşkilatına güvenmemelerini

gösteriyorlar.

Dilsiz

Doğu

Kör Batı

Türkiye sözü yanık bir sevda türküsü

gibi terennüm edilse bile “Ne

kestin koç? Ne yedin hiç!” misali,

merkezinde kendisinin yer almadığı

merkezsiz bir öznenin beklentisi ve

umudunun ötesine geçmez. “Eğer

ödülse dinin amacı, eğer vatanseverlik

kişisel çıkarlar elde etmekse

ve eğer eğitim ilerlemek içinse, o

zaman inançsız, vatan haini ve cahil

bir adam olmayı tercih etmek” 7

bu ortamda çılgınlık olmasa gerek.

Görünen, gözlenenle; duyulan, yaşananla

örtüşmüyor. İtiraz etmek çare

değil. Mevlana’nın dediği gibi; “Meydanda

olan çaresizdir; bağlanmıştır,

güçsüzdür. Görünmeyense çok kuvvetli

ve üstündür.” 8

Avrupalı Türkler modern Avrupa’nın

etkisiyle oluşturduğu gönül aynasında

ruh ve bedenlerini dünyevi

beklentileri ile örtüştürmezse, Mevlana’nın

deyişi ile “dünya başka bir

dünya doğurur; mahşer de başka bir

mahşeri açığa çıkarır.” 9 Doğulu ruh

ve yürek, Batılı bedenin altında

kalınca, üstündeki yükü taşıyamaz

hale gelir. Bedeni besleme, temizleme

yükü ciğere düşer. Bol oksijenle

doldurulan ciğerin bir yarısı Türkiye

derken öbür yarısı Avrupa derse,

nefes alıp rahatlamak için iki yarım

bir ciğer etmez. Bedenini bu nefesle

besleyenler nereye giderse gitsin,

kendini oraya ait hissedemez. “Mutluluk

akciğerde, keder karaciğerde,

akıl baştaki beynin içinde bir mum

misali” 10 arafta eriyip gider. Nereye

ait olduğunu bilenler; Hypereides’in

savunmasının sonunu beklemeden,

Areopagus yargıçları önünde soyunan

Hetaera Phryne* gibi kendi

varlığının farkına varır, başarıları ve

George Floyd'un Son Sözleri

“I can’t breath” (Nefes Alamıyorum)

Bütün Dünyayı Yasa Boğmuştu...

büyüleyici güzelliği ile göz kamaştırır

ve suçlarından arınır. Bu arınma duygusu

sonsuz bir rahatlamayı getirir.

Kör Batı kendi karanlık dünyasını

aydınlatan Doğunun kendine sunduğu

muazzam ışık karşısında bazen

şaşırsa; bazen büyülense, kimi

zaman da kendinden utanıp, yaptıklarını

tasvip etmese de bu insanların

kültürünü yaşatmak yerine ana

akım kültürün içine gömmeye gayret

ediyor.

Ben peşine düştüğüm hayalleri

kıyamete kadar anlatmaya çalışsam

beyhude; siz uyanmadıkça anlatamam.

Bunlar; gözle görülen değil,

kalben hissedilen derin bir düşten

öte geçemez. Öyle bir düş ki henüz

can tende, ruh bedende yaşarken görülmeyen;

hayal dünyasından çıkıp,

aklımızın sınırının bittiği yerden evimize,

odamıza, günlük hayatımıza

geri dönen; hayalleri gerçeğe çeviren

bir ders, bir tatlı dudaklının nefesini

avlamaya çalışırken düşülen bir

tuzaktır. Zayıf bir bedenin içinde

güçlü bir ruhun olması imkânsız gibi

görünse de Avrupalı kardeşlerimiz

gençliklerini ve sahip olduğu imkânları

fırsata çevirip bu dönüşümü,

önce kalpte sonra zihinde ve en nihayetinde

bedende gerçekleştirerek

bu düşleri gerçeğe çevirecektir. Bu

süreç alın teri, göz nuru, el emeği

ister. Bilimsel bilginin ve aklın yol

gösterici olduğu, özgür düşünce ve

değişime olan inanç ezelden ebede

dizili mihenk taşlarıysa eğer, uyuyan

da uyanmayan da er geç aslına, Âşık

Veysel’in sadık yârine, “kara toprağa”

dönecektir.

1 Khalil Gibran Der Prophet (İng. Çev. Giovanni ve Ditte

Bandini). 13. Afl.,München: 2017, s. 74.

2 Osman Aydoğan. Doğunun Batılı Bir Nefesi:

Halil Cibran. Dibace.net. 23 Mayıs 2020.

3 Osman Aydoğan. Doğunun Batılı Bir Nefesi:

Halil Cibran. Dibace.net. 23 Mayıs 2020.

4 Halil Cibran. Ermiş (Çev. Aytunç Altındal).

3. Baskı. İstanbul: Destek Yayınları, 2018, s. 52.

5 Halil Cibran. 2018, s. 11.

6 Pek güzel sözler. Şemsi Tebrizi Sözleri.

www.pekguzelsozler.com. (07.06.2020)

7 Aydoğan. URL. dibace.net.

8 Mevlana. Mesnevi: Günümüz Türkçesine 9

Sadeleştirilmiş (Serkan Sefer Kılıç).

İstanbul: 2015.s. 243.

9 Mevlana, 238. 10 Mevlana, 238.

* Burada klasik Yunan Ressamı Gérôme’un MÖ 4. YY’da

yaşamış Hetaera Phryne için yaptığı “Areopagus

önündeki Phryne” tablosuna gönderme yapılmıştır.

© thom_morris - stock.adobe.com


HABERekonomi&aile

Haziran 2020, Sayfa - 3

Foto: Gehkah - stock.adobe.com

Gallup Institut: Mehrheit

plant Urlaub in Österreich

Trotz Grenzöffnungen planen

die ÖsterreicherInnen mehrheitlich

Inlandsurlaub

Koronavirüs krizinin etkileri giderek

azalsa da Avusturya halkı birçok

alanda karar verirken, bu sürecin getirdiği

yükten kurtulamıyor. Sınırlar

tekrar açıldı, insanların farklı ülkelere

ve özellikle denize tatile gitmesi

önünde bir engel kalmadı. Buna rağmen

yapılan bir ankete göre Avusturyalılar

bu sene yaz aylarında yurt

dışına gitmek istemiyor.

Halkın %60’ı Avusturya’da Kalacak

Araştırma ve fikir enstitüsü Gallup

tarafından yapılan bir araştırmaya

göre, yaz aylarında tatile çıkmak isteyen

Avusturya halkının yaklaşık

yüzde 60'ı bu yıl tatil dönemini Avusturya'da

geçirmeyi planladı. Sadece

yüzde 28'lik kesim yurt dışına gitmek

ve tatilini denizde yapmak istediğini

söyledi.

Bu Sene Yaz Tatil Planlamasında Ekonomik Sebeplerin Yanında

Koronavirüs Krizinin Etkisiyle Halkın Korkuları da Etkili Oluyor

Halkın Çoğu Bu Yaz

Avusturya'da Tatil Planlıyor

Gallup yetkilileri, ''Sınırların açılmasının

üzerinden haftalar geçmesine

rağmen halkın görüşünde neredeyse

hiçbir şey değişmedi. Avusturya'nın

tatil dönemi için avantajları, özellikle

kolay erişilebilirlik, sağlık riskinin az

ve seyahat maliyetinin düşük olmasıdır."

Bunun yanında bu sene tatile

yapamayacakların en büyük gerekçesi

ise ekonomik koşulların elverişsiz

olması, çünkü koronavirüs salgının

etkisiyle birçok kişi işten çıkarılmış

veya kısa süreli çalışmaya

geçmek durumunda kalarak büyük

gelir kaybına uğramıştı.

Halk Neden Korkuyor

Koronavirüse yakalanma korkusu eskisi

kadar ağır basmıyor ama böyle

bir durum olursa veya sınırlar kapatılırsa

halkın çoğu, İtalya veya Yunanistan

gibi tatil ülkelerinden birinde

kalmaktan çekiniyor.

Hırvatistan İlk Tercih

Ankete katılanlardan yurtdışına gitmeyi

planlayanların bu yaz tatilinde

ilk tercihi Hırvatistan (yüzde 32), ardından

İtalya (yüzde 15) ve Yunanistan

(yüzde sekiz) geliyor. Gallup

Enstitüsü'nün anketi 1000 kişi ile

gerçekleştirildi.

Foto: Pavlo Vakhrushev - stock.adobe.com

Ebeveynlerin Eğitim

Seviyesi Yaşam Standardı

Üzerinde Çok Etkili

Avusturya’da

1,5 Milyon

İnsan Yoksulluk

Riski Altında

Avusturya İstatistik Kurumu verilerine

göre 2019 yılında ülkede nüfusun yüzde

16,9’u (yaklaşık 1.5 milyon kişi) fakirlik

ve dışlanma riski ile karşı karşıya kaldı.

Avrupa Birliği Gelir ve Yaşam Koşulları

İstatistikleri, 2008 yılından bu yana rakamlarda

bir iyileşme olduğunu gösterse

de, yoksulluk ve sosyal dışlanmaya

karşı Avusturya’nın önünde uzun bir

mücadele süreci mevcut.

300 Binden Fazla Çocuk ve Genç Sosyal

Dışlanma Riski Altında

Avusturya’da 18 yaş altı 303 bin çocuk

ve gencin 2019 yılında birçok alanda

sosyal katılımdan dışlandığı istatistiklere

yansıdı. En belirgin şekilde dışlanmanın

eğitim alanında yaşandığı tespit edilirken,

bu riskin düşük eğitimli ailelerden

gelen çocuk ve gençlerde, diğerlerine

göre 1,4 kat daha fazla olduğu açıklandı.

Eğitimin Etkisi

İstatistik Kurumu verileri, Avusturya’da

ebeveynlerin eğitim seviyesinin mevcut

yaşam standardı üzerinde ciddi bir etkisinin

yanında, çocukların eğitim geleceği

açısından da belirleyici bir rolü

olduğunu, düşük eğitim seviyesinin bireyleri

belli az gelirli işlere yönlendirdiğini

ve bu ailelerden gelen çocukların

yoksulluk ve sosyal dışlanmadan en çok

etkilenen kesimler olduğunu gösterdi.

bmf.gv.at/corona

Mehr Geld für

unsere Betriebe

Fixkostenzuschuss

Mit dem Zuschuss zur Deckung von Fixkosten helfen wir Ihrem Unternehmen:

• beträgt bis zu 75 % der Fixkosten, abhängig vom Umsatzausfall

• wird noch heuer ausbezahlt und muss nicht zurückbezahlt werden

• kann für bis zu 3 zusammenhängende Monate geltend gemacht werden

• kann ab sofort über FinanzOnline beantragt werden

Alle Informationen auf bmf.gv.at/corona oder unter 050 233 770

von Mo. bis Do. von 7.30 bis 15.30 und am Fr. von 7.30 bis 12 Uhr

Entgeltliche Einschaltung

Foto: BMF/Adobe Stock


HABERaile&çocuk Haziran 2020, Sayfa - 4

Gallup -I nstitut: ‘‘Jeder Zweite fürchtet

wirtschaft liche Nachte ile durch die Kris e’’

Koronavirüsün Olumsuz

Etkisi Yetişkinleri Korkutuyor

Gallup Enstitüsü tarafından

yapılan bir anket, korona krizinin

uzun vadeli ekonomik

etkisinin Avusturya’da her iki

kişiden birini korkuttuğunu ve

karamsarlaştırdığını gösterdi.

EN CİDDİ KORKULAR

Ankete katılanların en büyük

korkuları: Hayatın pahalılaşması,

konut fiyatlarının artması,

yeterince sağlık ve

bakım hizmetleri alamamak.

Avusturyalı Gallup Enstitüsü

Genel Müdürü Andrea Fronaschütz,

"Korona krizinin tetiklediği

bu korkular bireylerin

özel yaşamına olumsuz etki

ederken aynı zamanda, işyerinde,

eğitimde ve tüketimde

de birçok değişikliğe sebep

oluyor. Bu gelişme ve değişime

ana sebep ekonomik belirsizlik:

Ankete göre, her iki

Avusturyalı (yüzde 49) kriz nedeniyle

uzun vadede yaşanacak

ekonomik sıkıntılardan

korkuyor. Gelir düzeyi ne

kadar düşük olursa bireylerin

yaşadığı korku da o kadar

güçlü hissediliyor." dedi.

EKONOMİ VE SAĞLIK

Andrea Fronaschütz, "Korona

virüsü krizi, toplumumuzun

değer sistemini kökten değiştirmek

üzere. Avusturyalıların

yüzde 70'inden fazlası için işsizlik

ve sağlık, kriz sırasında

en önemli konular olarak ön

plana çıktı. Ayrıca katılımcıların

yarısı uygun konutlar bulamama

ve devletin aşırı borçlanma

ihtimalinden endişeli."

Ülke sınırlarının korunması,

enerji arzı, vergi ve eğitim

reformu ile iklimi koruma,

emeklilik reformu ve suçla

mücadele ise ankete katılanların

yüzde 30'undan fazlasını

endişelendiriyor.

Fronaschütz son olarak, "Kriz,

düşük maaşlıları ve işsizlikten

etkilenenleri vuruyor ve bu

gruptakilerin ciddi desteğe ihtiyacı

var." dedi.

© juanjo - stock.adobe.com

AB Çocuk İstismarına Karşı

Daha Güçlü Mücadele İstiyor

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu,

çocukların cinsel istismara

uğramasına karşı

Avrupa genelinde mücadeleyi

güçlendirmek istiyor. AB Komisyonu

İçişleri Komiseri Ylva

Johansson, ''Suçluların bütün

ülkelerin yardımıyla takip

edilmesi, yakalanması ve yargılanması

gerekir. Bunun için

bir Avrupa Stratejisi hayata

geçecek.''

Ylva Johansson, ''Avrupa'da

internet ortamında çocuk

pornografisi materyallerine

yönelik şikâyet ve tespitlerin

sayısı 2010 yılında 23 binden

2019'da 800 bine yükselmiştir.

Dünya çapında, bildirilen

vakalar ise bir milyondan 17

milyona yükseldi. Koronavirüs

krizi sırasında, vaka sayısı

tekrar önemli ölçüde arttı. İnternet

sitelerinin neredeyse

yüzde 90'nı Avrupa'dan, özellikle

de Hollanda'dan kontrol

ediliyor. Emniyet birimlerinin

ülkeler arasında koordine olması

ve gerektiğinde polisin

sınır ötesi operasyonlarla suçlulara

nefes aldırmaması için

ortak bir Avrupa Stratejisi gerekiyor.

Bu noktada yetkili birimlerde

görev alan polislerin

daha fazla eğitime ve daha iyi

teknolojik imkânlara ihtiyacı

var. Ayrıca büyük internet şirketlerinin

de sorumluluk almasını

bekliyoruz.''

ÇOCUK İSTİSMARINA KARŞI

NELER YAPILABİLİR

Cinsel istismar suçu, çocuklarla

yakın ilişkisi olan veya

çocuğa yabancı herhangi bir

yetişkin tarafından işlenebilir.

Ayrıca bir çocuk da başka bir

çocuğu bilerek ya da bilmeyerek

cinsel istismara maruz bırakabilir.

İNSANİ SORUMLULUK

Çocuğa yönelik istismara doğrudan

şahit olan veya bu konuda

duyum alanlar, istismarı

EU will Kampf gegen Kindesmissbrauch stärken

bildirmek durumundadırlar.

İnsani ve yasal bir sorumluluk

olan bu bildirimlerin devletlerin

ilgili kurumlarına yapılması

gerekmektedir.

ÇOCUKLARI BİLİNÇLENDİRİN

Küçük uyarılarla cinsel istismara

karşı bilinç oluşturmak

için uzmanların önerileri:

* Kimsenin sizi eve ya da gideceğiniz

yere bırakma teklifini

kabul etmeyin.

* İnternette kişisel bilgilerinizi,

telefon ve adresinizi paylaşmayın.

Burada tanıştığınız

biri ile buluşmayın.

* Gerektiğinde ‘Hayır!’ demekten

çekinmeyin.

* Çocukların doğru arkadaşlıklar

kurmasına destek olun.

Grafik: Magdalena Bramböck

ÖNEMLİ İNTERNET ADRESLERİ

VE TELEFON NUMARALARI:

Informationen über StoP sind zu finden unter: www.stop-partnergewalt.at Rat auf Draht für Kinder: 147 Polizei: 133

Kindergerechte Website: www.gewalt-ist-nie-ok.at Frauenhelpline gegen Gewalt: 0800 222 555


HABERavusturya Haziran 2020, Sayfa - 5

Foto: Zuparic 2019 / Stadt Salzburg

Es ist wirklich schockierend, eine Integrationsministerin

zu haben, die versucht,

öffentlich Mehrsprachigkeit als Gefahr darzustellen.

Die Mehrsprachigkeit ist keine

Gefahr, sondern die Lebensrealität von vielen

Menschen in Österreich, die unglaubliches

Potential in sich hat. Kinder, die zweioder

mehrsprachig aufwachsen, lernen nicht

nur mehrere Sprachen, sondern auch mehrere

Kulturen kennen. All diese Kinder sind

zukünftige Brückenbauer, die sowohl die

Mehrheitsgesellschaft als auch ihren originären

Kulturkreis sehr gut kennen. Umso

mehr müssten wir uns als System darum

bemühen, diese Kinder zu gewinnen und

zu unterstützen, stattdessen werden sie für

politische Zwecke instrumentalisiert.

Ich bin auch zweisprachig aufgewachsen,

deshalb habe ich mir immer leicht getan,

neue Sprachen zu lernen. Heute beherrsche

ich die Grundlagen von sieben Sprachen und

spreche vier davon fließend. Mit der richtigen

Förderung und einem Bildungssystem,

das Kindern Perspektiven bietet, ist Mehrsprachigkeit

etwas Tolles und keine Bedrohung.

Je früher man im System ansetzt,

Dr. TARIK METE

office@mete.or.at

Unsere Kinder

sind keine Gefahr!

desto besser. Daher braucht es Maßnahmen,

wie etwa ein flächendeckendes sowie

kostenloses zweites Kindergartenjahr und

kompetenzorientierte Sprachförderung, um

die sprachlichen Kompetenzen — insbesondere

natürlich auch die Deutschkenntnisse

— frühzeitig zu fördern.

Ein weiterer Punkt, dessen wir uns bewusst

werden müssen ist, dass es keine Wertigkeit

zwischen Sprachen gibt. Jede Sprache ist

wichtig und birgt ein Potential für die betroffenen

Individuen und auch für die Gesellschaft.

In der Realität ist es aber so, dass

Sprachen wie etwa Englisch, Französisch und

Italienisch gesellschaftlich anerkannt werden,

während hingegen Arabisch, Türkisch,

Bosnisch, Kroatisch, Serbisch und andere

Sprachen, die von österreichischen Minderheiten

gesprochen werden, als vergleichsweise

minderwertig angesehen werden.

Viele Kinder mit Migrationshintergrund

schämen sich aufgrund dieses Umstands,

in der Öffentlichkeit ihre Muttersprache zu

sprechen, weil sie fürchten, dafür kritisiert

zu werden. Kein Wunder, wenn die für Integration

zuständige Ministerin in zahlreichen

Interviews versucht, die Mehrsprachigkeit

von Kindern als Gefahr darzustellen. Die Aufgabe

der Politik sollte es aber sein, das

Potential unserer Kinder bestmöglich zu entfalten,

sie dort zu unterstützen, wo sie Hilfe

benötigen, und eben nicht die vorhandenen

Kompetenzen zu verteufeln und ihre Lebenswelt

öffentlich als Gefahr zu darzustellen.

Da hat Frau Raab, die zuständige Ministerin

für Integration, ihre Aufgabe vollkommen

missverstanden.

Damit diese Kinder in der Schule und im

weiteren Leben erfolgreich sind, braucht

es nämlich ein diskriminierungsfreies Bildungssystem

und ehrliche Politik, die das

Ziel hat, diese Kinder zu fördern und zu fordern.

Leider gibt es aber weiterhin offizielle

Lernunterlagen mit diskriminierenden Inhalten,

sogenannte Deutschförderklassen, die

Schülerinnen und Schüler im Kindesalter

segregieren und ein Bildungssystem, das

sich zu wenig mit den individuellen Kompetenzen

unserer Kinder auseinandersetzt. Solange

das so ist, wird es für die betroffenen

Kinder weiterhin schwierig werden, erfolgreich

zu sein. Aber vielleicht will die aktuelle

Bundesregierung ja nicht, dass diese Kinder

ihr gesamtes Potential entfalten.

David Alaba:

''Irkçılığa Karşı

Sesinizi Yükseltin''

Bayern Münih takımında futbol hayatına devam

eden Avusturya milli takımının dünyaca ünlü

futbolcusu David Alaba, Almanya Bundesliga'da

forma giyen siyahi futbolculara, ırkçılıkla mücadele

etme ve seslerini yükseltme çağrısı yaptı.

‘Ben de Irkçılık Yaşadım’

Bir gazeteye açıklamalarda bulunan Alaba, ''Herkesin

çevresinde farklı etnik kökenden ve farklı ten

renginden insanlar var. Bizler onlara da kulak vermeli,

onların geçmişlerini, problemlerini ve endişelerini

anlamayı öğrenmeliyiz. Başıma gelen

olaylardan bahsetmek istemiyorum ama ben de

çocukluğumda ve gençlik yıllarımda ırkçılığa maruz

kaldım. Irkçılıkla mücadele için hepimiz sesimizi

yükseltmeliyiz.''

Birşey Değişmedi

David Alaba, ''Artık konumum nedeniyle ırkçılığa

maruz kalmıyorum ama bazı arkadaşlarımın yaşadığı

ırkçı olayları duyduğumda hala hiçbir şeyin değişmediğini

düşünüyorum.''

Sosyal Mesafe

İle En İyi Eğitim!

Foto: Johannes Zinner

VHS Yaz Kursları Başlıyor

Viyana Halk Eğitim Merkezleri (VHS) 1 Temmuz'dan

itibaren, daha önce hiç benzeri olmayan

dopdolu bir yaz eğitimiyle yeniden

başlayacak: 3.000'den fazla kursa katılımcılarını

bekliyor!

Her zamanki kurs yerlerinin yanında, belediyenin

tahsis ettiği yerlerde, parklarda

veya internet üzerinden çevrimiçi bir şekilde;

yeni, esnek kurs formatıyla Viyana Halk

Eğitim Merkezleri (VHS), Korona döneminde

VHS Sommerprogramm:

Mit Abstand die beste Bildung!

Die Wiener Volkshochschulen starten ab 1.

Juli wieder voll durch mit einem Bildungssommer,

wie es ihn noch nie gab: Mehr

als 3.000 Kurse warten darauf besucht zu

werden!

Ob analog an den Standorten, im Gemeindebau,

im Park oder online und mit einem

neuen, flexiblen Kursformat bieten die

Wiener Volkshochschulen den Wiener*innen

bile "sosyal mesafe kurallarına uygun bir

şekilde en iyi eğitimleri" sunmaya devam

etmektedir.

VHS ve ortak çalışma yapılan kurumların özel

yaz teklifleri hakkında daha fazla bilgiyi

www.vhs.at/specials adresinde.

Kurs programının tamamı

www.vhs.at adresinde bulunabilir.

„mit Abstand die beste Bildung”, auch

während der Corona‐Zeit.

Nähere Infos zu speziellen Sommerangeboten

der VHS und den Kooperationen gibt

es unter www.vhs.at/specials.

Das gesamte Kursprogramm ist unter

www.vhs.at zu finden.

Foto: VHS_Johannes Zinner

Mit Abstand

die beste

Bildung.

Über 3.000 VHS Sommerkurse

von Sprachen über Weiterbildung

bis hin zu Fitness

und Kreativität.

DAS LEBEN FORDERT,

WIEN FÖRDERT!

Bildung

und Jugend

BILDUNG FÜR ALLE www.vhs.at


HABERaile&eğitim Haziran 2020, Sayfa - 6

YASEMİN KARAGÖZ

KONUŞMAK MI,

DİNLEMEK Mİ?

Ben, bu yollarda

israf ettim çoğu sözlerimi,

Sesimi duyuramadığım

kapılardan geri döndüm,

Bir dahaki sefere dedim,

Ama o sefer hiç gelmedi!.

Sonra sustum!

Öyle sustum ki,

Suskunluğum küskünlüğe

dönüştü.

İçimde birikti;

büyüdü, büyüdü…

Kaf Dağı'nın ardındaki

devlere dönüştü,

Asırlarca orada kalakaldı.

Çünkü uzun sürüyordu

anlatmak,

Ve beni dinleyecek

insan bulamıyordum.

Şimdilerdeyse, kendi sesimi

duymaktan korkuyorum…

(demiş, bir düşünür.)

İnsan yaratılış itibariyle önce

işitme duyusu sonra diğer

duyuları şekillenerek gelir dünyaya,

ana rahminden. Duyduklarını

hep hisseder, daha

ilk günden. Ne zaman ki

konuşmayı öğrenir, kendini

ifade etmek için konuşma ve

Koronavirüs (Covid-19) Hacı Adaylarını Üzdü

Suudi Arabistan Bu Yıl Yurt

Dışından Hacı Kabul Etmiyor

HABER

AVRUPA

Ö

S

EUROPA

T

E

R

JOURNAL

Gazete Kurucusu (Gründerin)

Katrin VORHAUSER

İmtiyaz Sahibi (Herausgeber und Inhaber)

Mehmet İNAK

Genel Yayın Yönetmeni (Chefredaktion)

Hasan KESKİN

Türkiye Temsilcisi

Mag. Ahmet ZUBİ

25.06.2020 - 31.07.2020

SAYI: 96 HAZİRAN 2020 - JUNI 2020 AUSGABE: 96

ANSCHRIFT - ADRES

HABER AVRUPA - EUROPA JOURNAL

Roßbachstr. 10 - 6020 Innsbruck

Baskı-Druck: Medien-Druck AG Innsbruck

Yayımlanan köşe yazıları ve reklamların içeriğinden

gazetemiz sorumlu değildir.

www.europa-journal.net - info@europa-journal.net

www.avrupa.at - info@avrupa.at

R

I

E

yasemin-ka@hotmail.com

C H

hal dilini, anlamak için dinleme

ve düşünme kabiliyetini

kullanır.

Herşeyin bir uslübu ve ahlakı

vardır. Dinlemenin ahlakı, yargılamadan,

yönlendirmeden,

sözünü kesmeden, detaylara

takılmadan dinlemektir. Birikmiş

kötü enerji ancak karşı

tarafın onu dinlediğinde azalır.

Bu bakımdan dinlemek bir nevi

tedavidir. Konuşmak ve dinlemek

insani ihtiyaçlardır. Ama

anlamak için dinlemek şarttır.

Sözün gümüşe, sükûtun altına

tekabul etmesi bu nedenledir.

Psikologların yaptığı işlerden

biri de budur: İnsanı dinlemek

ama dinliyormuş gibi yapmak

değil, can kulağıyla dinlemek,

çözüm odaklı anlamaya çalışmak

ve rahatlatmaktır. En iyi

öğretmen, çok konuşan, anlatan

değil, öğrenciyi konuşturabilen,

anlamaya çalışandır.

İtiraf etmeliyim ki, öğrencilerimden

çok şey öğrendim.

Her çocuk ayrı bir dünya ve

anlattıkları herşey ayrı bir ders

konusu.

Mevlana'ya sormuşlar: “Akıllı

Dünyanın dört bir yanından milyonlarca

Müslüman hacı adayına

Suudi Arabistan’dan üzücü haber

geldi. Covid‐19 nedeniyle bu yıl

hac ibadetini sadece ülkede yaşayanlarla

sınırlı tutacağını açıklayan

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı,

yurt dışından hacı adayı

kabul etmeyeceğini duyurdu.

Müslümanların Sağlığı İçin

Bakanlığın açıklamasına göre,

"Dünyanın neredeyse tamamına

yayılan Covid‐19 virüsü milyonlarca

kişiye bulaştı ve 500 bine

yakın insan yaşamını yitirdi. Dünya

genelinde insanları salgına karşı

koruyacak bir aşı veya etkili bir ilaç

henüz bulunamadı ve sosyal mesafeyi

koruma imkânlarının çok

zor olduğu ortamlarda salgın hızla

yayılmaktadır. Bu sebeplerle Müslümanların

sağlığını korumak amacıyla

bu yıl yurt dışından hacı

adayları kabul edilmeyecektir.

Covid‐19 salgınının yayılmaya

devam etmesi, kalabalık ortamlar

ve uluslararası ulaşımın daha da

riskli olması, küresel vaka sayılarının

ciddi şekilde artması nedeniyle

Hac ve Umre Bakanlığı, bu yıl

hac ibadetini ülkede ikâmet edenlerle

sınırlı tutacaktır."

Suudi Arabistan Sağlık Bakanlığı,

Covid‐19’dan şimdiye kadar ülkede

1300’e yakın kişinin öldüğünü

ve toplam vaka sayısının 160

bine yakın olduğunu açıkladı.

Foto: S.Sabuncu Photography

insanın özelliği nedir?“ diye.

“Güzel konuşmasıdır“ demiş.

“Peki en akıllısı?„ deyince;

“Dinleyen insandır, ki o kadar

akıllısı zor bulunur!“ demiş.

Çünkü çok konuşan çok hata

yapar. Çok fazla kelime sarfedip

müsrif olmak, hem muhatabı

yorar, hem insanı deşifre eder.

Peygamber efendimiz bir hadisinde:

“Kim Allah`a ve ahiret

gününe inanıyorsa, ya hayır

söylesin ya sussun!” diyerek

konuşma ölçüsünü belirlemiştir.

Bir diyalogta yaptığımız en

büyük yanlış, dinliyormuş gibi

yapıp, gerçekten dinlememektir.

Veya karşımızdakine değer

vermediğimizi hissetirmek,

yani hiç dinlememektir. Bugün

insanı ilişkilerde olsun, ailevi

ilişkilerde olsun, araya giren

uçurumun asıl temelinde, dinleme

nezaketi gösterilmediği

gerçeği yatar. Birçok insan,

özellikle gençler; “Beni hiç

anlamıyorlar!“ derken aslında,

“Beni dinlemiyorlar!“ demek

ister. Bugün geldiğimiz duruma

bakılırsa: “İki kelimeyi bir araya

getiremiyor“, diye ayıpladığımız

insanlar, muhatap bulamadığı

için kelime hazinesi gelişmeyen,

ya da zamanında gönül

kulağıyla dinlenilmediği için

artık konuşmaktan vazgeçenlerdir.

Çünkü nefs (insan)

şikâyete, gönül huzura ve sükûna

meyillidir.

Günlük hayatta şahit olduğumuz

olaylardan ve maalesef

büyük yanlışlarımızdan biri de;

konu ne olursa olsun, biri

konuşurken, diğerinin hemen

söze başlaması, karşısındakinin

sözünü kesmesi, ki (genellikle

bizim toplumun bariz

davranışlarındandır) saygısızlık

ifadesidir. Dinlemek te bir

görgü kuralıdır.

Bu konuda aile büyüklerinin

büyük payı vardır. Büyükler her

zaman konuşma, yönlendirme

hakkını kendinde gördüğü için,

çocuğa, gence veya kadına;

“Sen sus, ne anlarsın!“ dercesine

tavırlar takındığı için,

muhatabını hiçe saymakla,

konuşma hakkını elinden almış,

bir nevi ceza vermiş olur.

Problemi çözmek yerine, onu

hataya, yanlışa sevkeder. Yaşanmış

hikâyaleri dinlerken

duyduğumuz serzenişlerden

bazıları şunlardır: “Bana söz

hakkı verilseydi, bu hatayı belki

de yapmamış olurdum“ veya

“Beni de bir dinleyen olsaydı,

bugün çok başka bir hayatım

olurdu!“

Bugün toplumda söz hakkı

verilmemiş insanların mutsuz

hayat hikâyeleri, depresif kişilik

bozuklukları giderek artış gösterirken,

biz hala hayatı zorlaştırmakta

ısrar ediyoruz. Oysa

insana dair tüm sorunlar,

konuşarak danışarak halledilebilirdi!

Dinlemeyi bilseydi

insan, böyle kolay bitmezdi

dostluk ve arkadaşlıklar.

Günlük hayatımızı, rutinlerimizi ve insanlarla

ilişkilerimizi planlamada çok

etken bir maddedir düşünce tarzımız.

Aslında elimizde bulunan en doğal korunma

yöntemimizdir. Hepimizin hayatın

bir çok yerinde iyi veya kötü, pozitif

veya negatif yüklü insanlarla yolları

kesişmiştir. Her zaman hayalimizdeki

insan tipleriyle karşılaşamayız. İster

aile akraba, ister arkadaş dost veya

uzaktan olsunlar. Kişileri ve düşüncelerini

bazen çok istesekte, yok sayamıyor

ve değiştiremiyoruz. Bu gibi durumlar

bazen işin içinden çıkamayacağımız

kavgalara sebep olan bir hal alabilir. Bu

noktada bize yardımcı olacak şey düşünce

tarzımızı değiştirmek olacaktır.

Karşımızdaki insan bizi üzüyor, istemediğimiz

tavırlar sergiliyorsa, belki de

olaya onun penceresinden bakmak, kısada

olsa aynı havayı solumak empati

duygumuzu aktif hale getirecektir. İnsanlar

çoğu zaman kendi halleriyle

değil, bilinç altında yatan ve henüz çözememiş

olduğu sorunlar ile bizlerle

ilişki kurarlar. Bu gibi çözülmemiş sorunlar,

atlatılmamış travmalar insanlarla

ilişkimizi büyük derecede etkiler.

Onlarla bir sözlü tartışmanız unutulmamış

sorunları tetikler ve su yüzüne çıkarır.

Bunun sonucunda öfkeli, sinirli ve

hiç hak etmediğimiz durumlarla karşı

karşıya kalabiliriz. Halbuki sorunun bizimle

hiç alakası olmasa bile, biz direk

kendimizi hedef alınmış gibi hissederiz

veya aynı tavırları istemeden biz sergiliyor

olabiliriz. Çözüme ulaşmamış sorunlar,

cevabı olmayan kafamızdaki

sorular günler, aylar, yıllar boyunca

bize eşlik ederler ve çözüme susamışcasına

aniden gün yüzüne çıkarlar. Kendimizi

koruyamıyor veya karşı tarafta

bir değişim etkisinde bulunamıyorsak

en doğru yol düşünce tarzımızda küçük

değişiklikler yapmak olacaktır.

Mutlu olmak için ne kadar çok beklenti

içinde bulunursak hedefimizden ve

mutluluktan o kadar çok uzaklaşmış

oluruz. İzinde hayal kurduğumuz her

ne varsa gerçekleşse dahi insan bununla

hiçbir zaman tatmin olmayacak

ve bir gün sahip olsa bile isteklerinin

Avusturya ile Türkiye Arasında Mülteci Gerilimi

Başbakan Sebastian Kurz'a

Türkiye’den Büyük Tepki

Yunan basınına konuşan, Sebastian

Kurz, "Yunanistan'a

kendi ve AB sınırlarını koruması

için yardım gönderdik.

Bunun sebebi Türkiye'ye net

bir mesaj vermekti." dedi.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı bu

açıklamaya tepki gösterdi ve

"Sınırlarını en baştan sığınmacılara

kapatan ve hatta sınıra

duvar örmeyi öneren

Avusturya Başbakanı Sebastian

Kurz, AB'nin ve insanlığın

ortak değerlerine, temel

insan hakları sözleşmelerine

ve 1951 Cenevre Sözleşmesi'ne

aykırı davranıyor. Aslında

Avusturya'nın sığınmacılara

bakışı, sınırımızda onlara

yaptığı insanlık dışı muameleleri

hafızalara kazınan

Yunanistan'ın tutumundan

hiç de farklı değildir. Avrupa

Konseyi İnsan Hakları Komiseri

Dunja Mijatovic’in ‘İnsan

haklarını ve mültecilerin onurunu

korumak bir tercih değil,

üye devletlerin saygı göstermek

zorunda olduğu ahlaki

ve hukuki bir yükümlülüktür.’

açıklamasının dikkatlice

okunmasını tavsiye ediyoruz."

Avusturya Dışişleri Bakanı

Alexander Schallenberg ise,

"Avrupa sınırlarını koruyor

ve Yunanistan’a desteğimiz

tamdır. Kimsenin ülkemize

özgürlükler, temel ve insan

hakları konusunda talimat

vermesine ihtiyaç yoktur."

Avrupa'ya Yönelen Mülteci

Sayısı Artışa Geçti

Ülkelerindeki savaş ve krizden

kaçan Avrupa yolundaki

mültecilerin sayısı yükselişte.

Sınırlar Açılınca Sayı Arttı

Avrupa Birliği (AB) sınır koruma

ajansı Frontex, ‘‘Koronavirüs

nedeniyle sınırların

tamamen kapalı olduğu Mart

ve Nisan aylarında Avrupa’ya

gelmek için yolda olan mültecilerin

sayısında tarihi bir

düşüş yaşandı. Sınırların tekrar

açılmaya başladığı Mayıs

ve Haziran aylarından itibaren

ise Avrupa'daki ana göç

yollarında yine bir hareketlenme

başladı ve binlerce

mülteci tespit edildi. Krizin

etkili olduğu süreçteki yasadışı

geçişlerde yaşanan rekor

seviyedeki düşüş sona erdi

ve AB ülkelerine ulaşmak isteyen

mültecilerin sayısında

ciddi bir artış yaşanıyor.’’

KEBİRAN DOĞANER

kebiran.doganer@hotmail.com

Olaylara karşı düşünce tarzımız;

Hayata tebessüm

edelim, o da bize...

üzerine yenileri eklenecektir. Mutlu ve

kanaatkâr olmak yerine kişi hep mutlu

olacağı günü bekleyecektir ve belki de

o gün hiç gelmeyecektir. Yağmurlu havanında

güzel, küçük evinde huzur dolu

olabileceğini, az paranında çok şey

getireceği düşünce tarzıyla mutluluğu

ertelemeden solumuş oluruz. İşin sırrı

da hayatı iyi ve kötü yanlarıyla kabul etmekten

geçer. Şuna kalbimle inanıyorum;

Kendimizi nasıl hissedersek, karşı

tarafa da onu yansıtırız. Sokak ortasında

öylesine tebessüm ettiğin zaman

bile karşıdan gelen birisi de senden o

enerjiyi alıp belki o da sana tebessüm

eder. Belki bir gülümsemeyle bile karşı

tarafın bize karşı düşüncelerinde bir

değişim yaratabiliriz. Aslında hayatı,

olayları ve kişileri değiştirmeyiz. Onlara

gösterdiğimiz tavırla bakış açımızı ve

olayın gidiş hattını değiştirmiş oluruz.

Dolu enerjinin ve mutluluğun bulaşıcı

olduğunu düşünüyorum. Unutmayalım,

biz ancak bizde de olanı paylaşabiliriz.

Hayata tebessüm edelim, o da

bize…


HABERbildung&eğitim Haziran 2020, Sayfa - 7

Digitalisierungsplan: Schulkinder bekommen Laptops oder Tablets

Hükümetten Okulları Dijitalleştirme Planı:

Öğrencilere Dizüstü Bilgisayar veya Tablet

Koronavirüs nedeniyle birkaç

ay süren “uzaktan ve evde eğitim”

mecburiyeti sonrası federal

hükümet bir 'Dijitalleşme

Reformu' gerçekleştirecek.

Eğitim Bakanı Heinz Faßmann,

Başbakan Sebastian Kurz ve

Ekonomi Bakanı Margarete

Schramböck, sekiz maddelik

bir planla reformun hayata geçireleceğini

açıkladı.

Başbakan Sebastian Kurz, ''Dijitalleşmenin

ne kadar önemli

olduğu bu süreçte iyice anlaşıldı.

21. yüzyılda atacağımız

bir sonraki adım, öğrencileri

tablet ve dizüstü bilgisayarlarla

donatmaktır. Teknoloji

hamlesinin, bilişim sektörüne

yönelen öğrenci sayısını artıracağını

da umuyoruz. Eğitimde

dijitalleşme için önümüzdeki

iki yıl için 200 milyon

Euro'luk yatırım yapacağız.''

Bakanlardan Açıklama

Eğitim Bakanı Faßmann, ''Reformun

ana unsuru, en alt

seviyeden itibaren tüm okul

çocuklarını dijital cihazlarla

(tablet veya dizüstü bilgisayar)

donatmaktır. Cihaz seçimine

okul karar verecek. Öğrenciler

cihazları özelde ve tatillerde

kullanabilecek. Maliyet noktasında

ailelerden en fazla

%25’lik bir katkı istenecek.

Ama buna gücü yetmeyenlere

cihazlar ücretsiz verilecek. Reformun

diğer kilit noktası ise

“Dijital Okul” portalıdır. Gelecekte,

sınıf kitabı ve defterlerin

yerini alacak bu platformda

öğretmen, veli ve okul çocukları

arasında iletişim dijital

olarak gerçekleşecek.''

Öğretmenlere Özel Eğitim

Reform, öğretmenlerin de dijitalleşme

sürecine uyum sağlaması

ve yetkinlik kazanması

için özel eğitimler sunacak.

Ekonomi Bakanı Schramböck,

''Dijital sınıf bir gerçeklik haline

geliyor. Dijitalleşme reformu

aynı zamanda başarılı

ve heyecan verici bir meslek

hayatının bileti olacaktır."

Hedef 2023

Okulların dijital altyapıya sahip

olması için geniş bant ve fiber

optik ağ üzerinden Kablosuz

Yerel Ağ ile internet bağlantısı

sağlanacak ve 2023’e kadar

çalışmalar tamamlanacak.

Foto: BKA / Dragan Tatic

Almanca Destek Sınıfları Faydalı Oldu mu?

Ülke Genelinde Öğrencilerin Üçte Biri

Normal Sınıfa Geçme Başarısı Gösterdi

Statistik Austria stellt Deutschförderklassen

gutes Zeugnis aus

Avusturya İstatistik Kurumuna

göre, 2018/19 öğretim

yılı sonunda Almanca destek

sınıfında bir yıl geçiren çocuklardan

yüzde 16'sı normal bir

sınıfa geçemedi. Buna karşılık,

öğrencilerin yüzde 32'si

normal sınıfa geçebilecek bir

ilerleme kaydetti, yüzde 48'i

ise düzensiz öğrenci olarak

bir Almanca destek kursunu

tamamlamak zorunda kaldı.

Destek Sınıfları ve Öğrenciler

Destek sınıfları 2018/19 öğretim

yılında, Almanca bilgisinin

yetersiz olması nedeniyle

dersleri takip edemeyen çocukların

ziyaret etmesi için

oluşturuldu. Bu sınıflarda Almanca

dersi haftada 15 ila

20 saat öğretilmekte. Her

dönem sonunda çocuklardaki

dil gelişimi sınavla kontrol

edilmekte ve belli düzeye ulaşan

çocuklar normal sınıflara

devam etmeye hak kazanmakta.

Öğrenci Sayısı Düştü

Genel olarak, destek sınıflarındaki

çocuk sayısı 2018/19

öğretim yılında 12.250'den

10.900'ün altına düştü. Eğitim

Bakanlığı’na göre bu durumun

sebebi, Avusturya'ya

yeni gelen göçmenlerin sayısındaki

düşüş ve anaokullarında

sunulan dil desteğinin

olumlu etkisi.

Testler Eylül Ayına Ertelendi

Mevcut öğretim yılında, korona

salgını nedeniyle Almanca

destek sınıflarındaki

çocuklar için yapılan karar

testleri Eylül ayına ertelendi.

Bu sınavlar, ebeveynler veya

öğretmenler başvuru yaparsa

yazdan önce de yapılabilir.

Raab: "Durum Olumlu"

Uyum Bakanı Susanne Raab,

"Almanca destek sınıflarındaki

olumlu gelişmelerden

büyük memnuniyet duyuyorum.

Okullarda Almanca sorunu

yaşayan birçok çocuğun

gösterdiği ciddi gelişim ve

özellikle ortak eğitim dili

olan Almanca'nın pekiştirilmesi

çok önemlidir."

Faßmann: ''Destek Sınıfları

İşe Yarıyor''

Almanca destek sınıfları sisteminin

ülke genelinde iyi işlediğini

söyleyen Eğitim Bakanı

Heinz Faßmann, "Bu sınıfları

ziyaret eden öğrencilerin burada

geçici olduğu ortaya çıktı

ve normal sınıflara geçişler

arttı." dedi.

Foto: BKA / Dragan Tatic

www.sommerschule.gv.at

Sommerschule 2020:

Du studierst Lehramt?*

TUNG

TLICHE EINSCHALT

ENTGELT

Dann kannst du

diesen Sommer

richtig punkten.

Die Sommerschule 2020 ermöglicht dir als Lehramtsstudent/in eines höheren Semesters,

aktiv Sprachkenntnisse zu vermitteln: eln: Unterstütze Schüler/innen, sammle Erfahru ung und

profitiere vo on Austauschplattformen und digitalen Coachings. Für deine Unterrichtspr

chtspraxis

erhältst du 5 ECTS-Punkte. Jetzt anmelden!

Alle Inf ormationen auf www.sommerschule.gv.

.at

*bevorzugt höhersemestrige Studierende ende der Primars

stufe oder Sekundars

stufe Allgemeinbildung Unterrichtsfach Deutsch.


HABERavusturya&ekonomi Haziran 2020, Sayfa - 8

© Johannes Zinner

Unser Ziel als SPÖ in der Integrationspolitik

ist im Grunde ganz einfach: Österreichweite

Strukturen stärken, die „Integration von Anfang

an“ ermöglichen, damit alle in die

Lage versetzt werden, ein selbstbestimmtes

Leben zu führen. Wir wollen Teilhabe auf

allen Ebenen, Hürden abbauen und das

Miteinander stärken. Gerade als Einwanderungsland

sollten wir in die gemeinsame

Zukunft als Österreich investieren, damit

alle Chancen haben, gute Arbeit finden und

niemand zurückgelassen wird. Wir ArbeitnehmerInnen

haben verschiedene Namen

und Geburtsorte – und lassen uns auch

deshalb nicht spalten, sondern halten

zusammen.

Vor diesem Hintergrund kritisiere ich auch

andere Parteien und deren Politik. Das gilt

auch für die Integrationspolitik der aktuellen

Regierung (Schwarz‐Grün). Diese ist für

mich in der Substanz eine Fortführung

schwarz‐blauer Symbolpolitik, wobei rhetorisch

weniger gehässig. Aber im Kern keine

Änderung: Weiterhin werden unsere Kinder

in Klassen segregiert. Weiterhin geht es vor

allem ums Kopftuch oder Islam. Weiterhin

gibt es keine massive Qualifizierungs‐ und

Bildungsoffensive, die auch – aber nicht nur

Nurten YILMAZ

Abgeordnete zum Nationalrat (SPÖ)

nurten.yilmaz@parlament.gv.at

Schwarz-Grüne

Integrationspolitik?

Leider nein.

– ÖsterreicherInnen mit Migrationsbiografie

hilft. Und schon wieder keine Ideen, wie

man das Demokratiedefizit (in Wien sind

aktuell 30% vom Wahlrecht ausgeschlossen)

durch eine Modernisierung des Staatsbürgerschaftsrechts

angehen könnte. Und

die zuständige Ministerin Raab nimmt

die Vorschläge von WissenschaftlerInnen

bewusst nicht ernst.

Warum mich gerade der letzte Punkt aufregt?

28 ExpertInnen haben, unter dem Dach

von SOS‐Mitmensch, sich mit dem aktuellen

Regierungsprogramm im Integrationsbereich

beschäftigt. Ihr findet den 69‐seitigen

Bericht im Netz. Er sei allen Interessierten,

GemeinderätInnen und AktivistInnen ans

Herz gelegt. Von einer seriösen Regierung

würde ich mir erwarten, dass diese ExpertInnenkritik

ernstgenommen wird und im

Sinne unseres Landes die Politik weiterentwickelt.

Nicht so die österreichische Regierung.

Der Bericht wurde einfach abgeblockt

und die WissenschaftlerInnen als „NGO“

diskreditiert. Das geht so nicht: Man kann

unterschiedlicher Meinung sein, aber sich

bewusst nicht mit wissenschaftlichen Erkenntnissen

auseinandersetzen, ist gerade

in der Integrationspolitik verheerend.

Her 2 Kişiden Biri Korona'dan

Sonra Farklı Bir İş İstiyor

Güncel bir karriere.at anketine

göre Avusturya’da neredeyse

her iki çalışandan biri, korona

krizi biter bitmez farklı bir iş

yapmak istiyor. Şirketlerin çoğu

ise hala geleceğe yönelik nasıl

bir planlama yapması gerektiğini

düşünüyor.

‘Yeni Bir İş İstiyorum’

Kariyer portalı karriere.at’nin

internet üzerinden yaptığı ankette

"Korona sonrası için nasıl

bir planlama yapıyorsun?" sorusuna

katılımcıların %49’u "Yeni

bir işte çalışmak istiyorum"

cevabını verdi. Yüzde 24’ü “Korona

öncesi gibi devam edeceğini”,

yüzde 22'si ‘hala karar

veremediğini’, %5’i ise çalıştığı

şirket içinde farklı bir bölüm

istediklerini söyledi.

Şirketler Araştırma Yapıyor

Ankete katılan şirket yöneticilerinin

neredeyse tamamı, korona

sonrası dönem için karar verme

aşamasında ve şirketlerini yeni

iş dünyası geleceğine göre

konumlandırmak için araştırma

ve arayış içinde olduklarını

açıkladılar.

karriere.at Umfrage:

Jeder Zweite will nach

Corona einen anderen Job

karriere.at Anketinden

İlginç Sonuçlar Çıktı

İş Piyasası Hareketleniyor

karriere.at CEO'su Georg Konjovic,

"Anket sonuçları mevcut

gözlemlerimizle uyumlu ve iş

piyasasında ciddi bir hareketlenme

trendi kaydediyoruz.

Korona krizinin etkisi iyice

azaldığı için bir rahatlama süreci

mevcut. Bilgi Teknolojileri,

İlaç ve Lojistik gibi alanlara

başvurular artıyor. Perakende

ve gastronomi sektörlerinde ise

Korona öncesine göre çok daha

fazla eleman ihtiyacı ve iş

imkânı olacak."

Foto: karriere.at

© C.Jobst / PID

Job-Offensive für junge Arbeitslose: Wien investiert 17 Millionen Euro in Bildungsmaßnahmen

Viyana’da İşsiz Gençlerin Eğitimi İçin

17 Milyon Euro’luk Destek Paketi

Viyana Belediyesi, korona krizinden

çok kötü etkilenen genç Viyanalıların

mesleki geleceği için 17 milyon Euro’luk

bir destek paketi açıkladı.

Korona krizinin ekonomik sonuçları

özellikle gençleri zorladı. Mayıs ayında

Viyana'da 172.646 kişi işsiz kaldı.

Geçen sene Mayıs ayına göre bu oran

yüzde 57,2 arttı. (2019: 62.817 işsiz).

20‐24 yaş arasında işsizlik 8.550 kişi ile

iki kattan fazla arttı. Bu yaş grubundaki

toplam 16.154 genç Viyana’lı işsizdir.

Gençler İçin Eğitim Paketi

Viyana Belediye Başkanı Michael Ludwig,

Başkan Yardımcısı Birgit Hebein ve

Belediye Meclis Üyesi Peter Hanke, Viyana

Çalışanları Teşvik Fonu’nun (waff)

uyguladığı bir eğitim paketini tanıttılar.

Michael Ludwig: "Genç Viyanalılara iyi

bir mesleki gelecek ve gerçek hayat

perspektifleri için temel sunmak istiyoruz.

Bu hedefle Viyana gençliği için 17

milyon Euro’luk bir fon açıklıyoruz."

Hedef: Eğitim İle Vasıflı Gençler

Bu teşvik paketi ile eğitimi olmayan ve

işsiz kalan gençlerin desteklenmesi için

birçok yeni eğitim yeri oluşturulacak.

Çıraklık eğitimine ve gençlerin vasıf kazanmasına

yatırım yapılacak.

Michael Ludwig: "Gençlerin sağlam

temelli bir mesleki eğitime ihtiyacı var.

Gençlere perspektifler sunmak istiyoruz.

Gençler bizim geleceğimiz ve onları

hayal kırıklığına uğratmayacağız."

Başkan Yardımcısı Birgit Hebein:

"Bugün gençler krizlerin sonuçlarıyla

yüzleşiyor: Korona ve iklim krizinden

sonra, dağılan bir işgücü piyasası var.

Bunun sonuçları uzun yıllar boyunca

bizimle olacak. Bu yüzden hızlı davranmalıyız,

kimseyi gözden kaçırmamalı

ve sürdürülebilir iş alanları için yatırım

yapmalıyız."

Belediye Meclis Üyesi Peter Hanke:

"Hayat, eğitim ve meslek perspektifi

olmayan kayıp bir neslin ortaya çıkmasına

izin veremeyiz. Gençlerin gerçek

fırsatlara ihtiyacı var, bu paketle bunu

sağlıyoruz. Ekonomide de sürdürülebilir

iyileşme için nitelikli bireylere ihtiyaç

olacaktır."

waff Genel Müdürü Fritz Meißl: "Viyana

Eğitim Paketi ile waff, gençler için

daha iyi mesleki gelişim fırsatlarına

önemli bir katkıda bulunacak. Bu çok

iyi bir zamanda başlatılan, doğru bir girişimdir."

(rk)

Gençlerin iş fırsatları ve kariyer olanaklarına büyük darbe

Koronavirüs Krizi

İle Genç İşsizliğinde

Ciddi Bir Artış Oldu

Birleşmiş Milletlere (BM) bağlı

Uluslararası Çalışma Örgütü'nün

(ILO) güncel bir araştırmasına

göre koronavirüs salgını nedeniyle

dünya genelinde her altı

gençten biri işsiz kaldı.

Gençler Çalışamıyor

ILO araştırması, dünya genelinde,

özellikle 29 yaşın altındaki

her altı çalışandan birinin salgın

nedeniyle çalışamadığını ve önlem

alınmazsa gençlerin iş fırsatları

ve kariyer olanaklarının çok

uzun süre daha bu durumdan

olumsuz şekilde etkilenebileceğini

ortaya koydu.

Şok Uzun Sürebilir

ILO Genel Direktörü Guy Ryder,

"Krizden özellikle 15‐28 yaş arası

genç çalışanlar etkilendi. Genç

insanların başlangıçta yaşadığı

bu şok, onlarca yıl sürebilir.

Karantina ve kısıtlamaların bir

kuşak için uzun vadeli bir tehlikeyi

beraberinde getirdiğini söylemek

abartılı olmaz."

Korona krizinden önce 2019’da

dünya genelinde genç işsizliği

yüzde 13,6 seviyesindeydi ve

267 milyon genç, ne bir işte çalışıyor

ne de eğitim görüyordu.

ILO araştırması, koronavirüs nedeniyle

Şubat ayından bu yana

genç işsizliğinde ve özellikle de

genç kadınlar arasındaki iş kaybında

büyük artış olduğunu ortaya

koydu ve gençlerin salgın

nedeniyle üçlü bir şok yaşadığı

uyarısında bulundu. Çalışmada,

gençlerin iş kaybının yanında,

eğitimlerinin de kesintiye uğradığı

ve istihdam piyasasına girişlerinin

veya iş değiştirmelerinin

de zorlaştığı belirtildi.

ILO, krize acil bir yanıt verilmesi

ve gençler için istihdam ve eğitim

garantili programlar sunulmasını

tavsiye ediyor.

Corona verschärft Jugendarbeitslosigkeit

© MQ-Illustrations - stock.adobe.com


HABERavusturya Haziran 2020, Sayfa - 9

BEGÜM GÖRDÜ

begum@turktekin.at

„Irkçılığa Karşıyım“

Moda akımı değilevrensel

bir ilke

Kısa bir süre önce ABD’nin Minnesota

eyaletinin Minneapolis kentinde Derek

Chauvin isimli bir polis, gözaltına aldığı

George Floyd isimli siyahiyi boynuna

diziyle bastırarak öldürmüştü ve bunun

üzerine başta ABD ve sonrasında

dünyanın çeşitli ülkelerinde siyahi bireylere

karşı polis şiddetini ve sistematik

ırkçılığı protesto etmek için insanlar

sokaklara döküldü.

Viyana’da düzenlenen protestoya

50.000 kişi katılmıştı ve benim için

orada bulunup ırkçılığa karşı durmak

kendim ve bu konudaki net çizgimden

ödün vermemek adına çok önemliydi.

Atmosferin zaman zaman bir protestodan

çok kutlamaya dönüşmesi ve

sosyal medyada gözlediğim bazı eğilimleri

kendi adıma tastiklemediğimi

söylebilirim.

Bunlardan biraz bahsetmek istiyorum.

İlk olarak „Black Lives Matter“ haşhtag

ile başlayalım. Bu haşhtag lie önüme

çıkan bazı yazıların, görsellerin ve fotoğrafların

hareketin asıl amacından

uzak ve düşünülmeden paylaşılmış içerikler

olduğunu fark ettim.

Buradaki amaç siyahi insanların sömürge

döneminden bu güne yaşadıkları

çeşitli ayrımcılığa ve ırkçılığa karşı

hassasiyet oluşturmak.

Elbette özellikle Avrupa’da yaşayan

Müslüman topluluğu olarak, toplum

tarafından dışlanma, önyargılar, sözel

ve hatta bedensel şiddet ve sistematik

ırkçılık ile alakalı her birimiz sadece

edindiğimiz kişisel tecrübelerimiz ile

kitap yazabiliriz.

Fakat „Black Lives Matter“ hareketi bu

yüzden hayata geçirilmedi ve şu an

konuşulması gereken, siyahi insanlara

karşı ırkçılık. Bu konuda konuşması ve

platform sunulması gereken insanlar,

siyahi insanların bizzat kendileri. "Biz

de ırkçılık yaşıyoruz, neden şu an

sadece bu konuşuluyor ki?“ şeklinde

serzenişte bulunmak ilk bakışta anlaşılmasa

da hem kabalık hem bencillik

olmakla birlikte bu insanların maruz

kaldığı şiddeti küçümsemek olur.

Buradaki hassasiyeti anlamak çok

önemli.

Biz, burada yaşayan bir azınlık olarak

bu hassasiyetleri anlamak durumundayız

ve sözü siyahi insanlara bırakmalıyız,

mesela imkânımız doğrultusunda

onlara seslerini duyurabilecek platformlar

sunmalıyız.

Eğer ırkçılık ile mücadele etmek istiyorsak,

bir topluluğun kendi adına

konuşmasına izin vermeliyiz, hatta bu

engelleniyorsa bunun için var gücümüzle

çaba göstermeliyiz.

Sadece bizi ilgilendiren, bizi hedef alan

ırkçılığı görüyor ve buna karşı savaşıyorsak,

bu samimiyetten uzak ve yarım

bir mücadele olur, çünkü adaletsiz bir

çarkın sadece küçük bir tekerleğinde

kendi aramızda dönmekle kalırız. Irkçılık

çarkı ise çok daha kompleks ve bir

bütün ile görülmesi, analiz edilmesi

gereken bir sistemdir.

Adaletsizliğe karşı durmanın bir sonraki

adımı da budur işte!

Bütünü görebilmek, bununla ilgili kitaplar

okumak ve bilgi edinmek‐bilgi

ile güçlenmek ve güçlendirmek.

Bununla birlikte bütün bu hareketin bir

moda akımı gibi kullanılmasını da

gözlemledim ve protestoda maalesef

aynı şekilde sosyal medyadaki bu yanlış

ve yüzeysel durumun yansıması

parti yapan ve esasında durumun ciddiyetinden

çok uzak insanlar oldu.

Son olarak, bilgi edinme konusunun

önemi ile ilgili birkaç cümle paylaşmak

istiyorum sizinle.

„Kötü niyetle değil, gerekli hassasiyetlere

ve bilgilere sahip olmadığından...“

ile başlayan cümleleri o kadar fazla

okudum ki son birkaç haftada.

Ne olursa olsun ırkçılığın veya ırkçılığı

görecelleştirmenin de özürü yoktur.

Irkçılık bir tutum değildir dolayısıyla

savunulacak bir tarafı yoktur.

Yaşadığımız çağda bilgiye ulaşmak hiç

olmadığı kadar kolay iken gerekli çabayı

harcamamak, bile bile umursamazlıktır.

Gerekli hassasiyetleri ancak bu şekilde

elde edebiliriz.

Nedir bu hassasiyetler?

„Marjinalleştirilmiş insan grubu“ dediğimiz,

ten rengi, din, bedensel yapı,

bedensel veya zihinsel engel veya farklı

özelliklerden dolayı sistematik olarak

dışlanan ve ırkçılığa maruz kalan insanların

kendilerini tanımladıkları kelimeleri

araştırıp lügatımıza eklemekten

başlayabilriiz.

Bu şekilde onlara kendi istedikleri şekilde

hitap etmiş oluruz ve yanlış bir

sistemin lügatını kullanmamış oluruz.

Çok basit gibi görünse de, bu bilinçli

seçim ile bir duruş sergilemiş oluruz.

Seçtiğimiz kelimelerin etkisi çok büyük,

ağzımızdan dökülen her cümle düşüncelerimizi

ve davranışlarımızı doğrudan

etkiler. Bununla kalmaz, çevremizdeki

insanların düşüncelerini de etkileme

gücüne sahiptir kurduğumuz

cümleler.

Bu kendi davranışlarımızda yapabileceğimiz

değişikliklerin yanı sıra bir de

elbette çevremizde yaratabileceğimiz

etki ve fark var.

Bir ortamda ırkçı bir söyleme şahit oldunuz‐Konuşun!

Kesinlikle susmayın.

Tepkinizi gösterin.

Buna ilaveten ne yapabiliriz?

Burada yaşayan yabancı kökenli ve/

veya Müslüman insanların bir çoğu hayatının

farklı alanlarında dini ve/veya

etnik kökeninden dolayı ırkçılık yaşamıştır.

Ben, başörtülü Müslüman bir kadın

olarak, ırkçılığı çok kez tecrübe etmiş

olsam da siyahi bir insanın yaşadığını

birebir hissetmem mümkün değil.

Burada bir dini azınlığa dahil olsam da

birçok insana göre çeşitli ayrıcalıklara

sahibim.

Örneğin, konuşulan dile hakimim ve

seçimlerde oy kullanabiliyorum.

Bunun farkında olmalıyım.

Bunun farkında olmadan ırkçılığı ayakta

tutan sistemi anlamam mümkün

değil.

Bu insanlık dışı davranışlara maruz

kalan insanların tecrübelerini dinlemeli

ve onlara seslerini duyurmaları

konusunda yardımcı olabiliriz.

Sosyal medya hesaplarımızda yazılarını

paylaşabiliriz.

Ve kendimi tekrarlamak istiyorum:

Okumalıyız, öğrenmeliyiz ve öğretmeliyiz.

Irkçılık nedir? tarihi nedir? amacı

nedir? Irkçılığın cinsiyetçilik ile ne tür

bir bağlantısı vardır? Birilerini toplumun

kenarına iterek kimleri ve hangi

sistemleri ayakta tutmaktadır?

Birçok yazımda olduğu gibi, son cümlelerimi

bir sonraki nesilin taşıdığı

önem ile bitirmek istiyorum.

Çocuklar bizim insanlığa dair umudumuz,

onlar henüz kötü tecrübelerle,

kötü düşüncelerle doldurulmamış

beyaz birer sayfa.

O sayfalara evrensel değerler işleyelim

çünkü onlara bütün insanlığa ilaç

olacak hassasiyetleri aktarmak bizim

elimizde.

Lütfen çocuklarımıza ırkçılığa karşı

durmanın önemini anlatalım.

Haksızlığa sustuğumuzda, haksızın tarafını

seçmiş olduğumuzu anlatalım.

Anlatmakla kalmayıp bu tutumu aktif

olarak yaşayalım.

Regierung hat Vorschlag für mehr Mittel für den Klimaschutz aufgegriffen

Aber: Langfristige Perspektiven werden benötigt

Klima- und Energiesprecher von GLOBAL 2000 Johannes Wahlmüller:

„Es ist erfreulich, dass einige der Vorschläge aufgegriffen wurden und jetzt zur Umsetzung kommen. Das wird die Klimabilanz

entlasten, Arbeitsplätze schaffen und die regionale Wirtschaft ankurbeln. Für so große Vorhaben wie die Modernisierung

des gesamten Gebäudebestands brauchen wir aber eine langfristige Perspektive, die über das Jahr 2022 hinausgeht.“

© GLOBAL 2000 / Kerstin Jana Kater

- GLOBAL 2000 Forderung


HABEReğitim&sağlık Haziran 2020, Sayfa - 10

Koronavirüs Salgını

İle 86 Milyon

Yeni Yoksul Çocuk

Uluslararası yardım kuruluşları UNICEF ile

Save the Children’ın bir araştırmasına göre

koronavirüs nedeniyle yoksulluk yaşayan

çocukların sayısı yüzde 15 oranında arttı ve

86 milyon yeni çocuk yoksullukla tanıştı.

Ailelere Darbe

UNICEF İcra Direktörü Henrietta Fore: "Koronavirüs

eşi benzeri olmayan ekonomik ve

sosyal bir krize yol açtı ve dünya çapında

birçok ailenin geçimini gasp etti. Ailelerin

içine düştüğü mali darlık, yıllardır çocuk

yoksulluğuna karşı verilen mücadelenin kazanımlarını

ortadan kaldırdı. Hükümetlere

çocuk yoksulluğundaki artışa karşı kararlı

bir mücadele çağrısı yapıyoruz."

672 Milyon Yoksul Çocuk

UNICEF ve Save the Children kuruluşları,

2020 sonuna kadar düşük ve orta düzeyde

gelire sahip ülkelerde ulusal yoksulluk sınırının

altında yaşayan çocukların sayısının

672 milyona yükseleceğini tahmin ediyor.

İngiliz‐İsveç ilaç şirketi AstraZeneca

Eylül ayından itibaren Koronavirüs

(Covid‐19) aşısı ile ilgili kesin sonuçları

alacağını açıkladı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve

Avrupa'da aşı satış sözleşmelerini imzalamaya

başlayan AstraZeneca'nın

patronu Pascal Soriot, "Ekim ayından

itibaren Covid‐19 aşısının dağıtımına

geçeceğiz ve aşıyı kâr amacı gütmeden,

maliyet fiyatına, yaklaşık 2 Euro'ya

satacağız." dedi.

AB İçin 400 Milyon Aşı

Avrupa’da hükümetler, başarı vadeden

Covid‐19 aşısına erişim garantisi

sağlamak için kıyasıya bir yarışa girdi.

AstraZeneca şirketi yetkilileri, Fransa,

Almanya, İtalya ve Hollanda ile Covid‐

19’a karşı 400 milyon aşı tedariki

için anlaşma imzaladıklarını ve bu

anlaşma ile Avrupa Birliği'nin (AB)

tüm üyelerinin aşıya sahip olabileceğini

açıkladı.

Nörogelişimsel bir farklılıkla kendini

göstermeye başlayan Otizm

Sprektrum Bozukluğu aslında

nedir? Belirtileri nelerdir?

Uzmanlar son on yılda konulan

otizm teşhislerinin sekiz kat daha

fazla olması sebebiyle, bu alandaki

araştırmalarını geniş kapsamlı hale

getirdiler. Sonuçlar ise otizmi tek

bir nedene dayalı gelişen bir

hastalık olarak nitelendirmiyor. Nörolojik

nedenlerden kaynaklandığı

sanılan bu rahatsızlığın tanısını

alan bireylerde, beyindeki anormal

elektrik hareketlere bağlı olarak,

çeşitli istemsiz hareketler görülebilir.

Hayat boyu devam eden bir

hastalık olan otizm, iletişimi ve

etkileşimi engelleyerek sosyalleşme

konusunda zorluklar yaşatır.

Kalıtsal bir hastalık olarak otizm

nasıl anlaşılır? Otizm belirtileri

yinelenen davranışlar şeklinde ortaya

çıkar ve çocuğun başkalarıyla

göz teması kurmaması, adına karşı

duyarlı olmaması, ismiyle seslenildiğinde

bakmaması, dil gelişiminde

gecikme, konuşmada tekrarlanan

kelimelerin sıklığı, sallanması,

yapılan değişikliklere karşı

gösterilen aşırı tepkiler, oyuncaklarla

oynayamama, akranlarının

oynadığı oyunlara ilgi göstermeme,

gözlerin bir şeye takılı kalması, bazı

eşyaları sıraya dizmek gibi belirtiler

Korona (Covid-19) Aşısının

Fiyatı 2 Euro Olacak

Avrupa Aşıya Erişim İçin Harekete Geçti

Bakanlıktan Açıklama

Alman Sağlık Bakanlığı’ndan yetkililer,

AstraZeneca ile tüm AB üyelerinin aşı

sahibi olabilmesini öngören bir anlaşma

imzalandığını, aşıların üye ülkelere

nüfuslarının büyüklüğüne bağlı

olarak dağıtılacağı ve yıl sonundan itibaren

yeterli sayıda bulunabilmesi

için gereken üretim kapasitesinin şimdiden

sözleşmeyle garanti altına alındığını

kaydetti.

Aşı Fiyatı 2 Euro Olacak

AstraZeneca şirketinden yapılan açıklamaya

göre, bu yılın sonbahar aylarından

itibaren aşı üretim işlemlerinin

tamamlanması ile 2 milyar doz kadar

aşı üretilmesi ve dağıtıma da yıl sonu

itibarıyla başlanması hedefleniyor.

Başkan Pascal Soriot "Aşı fiyatı yaklaşık

2 Euro gibi çok makul bir rakama

satılacak ve firmamız kâr amacı olmadan

aşıyı maliyet fiyatına satacak."

dedi.

MELİKE İNCE

Nörobiyolog ve Temel Psikoterapi Eğitimi Mezunu

Otizm Spektrum Bozukluğu

Otizm Hızla

Artıyor!

gösterir. Otizm tanısı alan çocukların

çoğunda aynı zamanda

öğrenme güçlüğü ve zeka geriliği

de görülebilir.

Peki, bu hastalık nasıl ortaya

çıkıyor? Sadece genetik faktörler

değil, aynı zamanda çevresel faktörler

de hastalığın ortaya çıkmasında

büyük rol oynuyor. Hamilelik

öncesinde annedeki duygusal

karmaşa, korku ve kaygı gibi ruhsal

sorunlar otizm hastalığının ortaya

çıkmasını tetikleyebiliyor. Aynı

zamanda doğum sonrasında da

bebek ihmal ediliyor ve ihtiyaçlarına

karşılık verilmiyorsa, yaşanılacak

olan duygusal travma

Koronavirüs Önlemleri

Milyonlarca Hayat Kurtardı

Avrupa Ülkelerinde Alınan Önlemler ve Getirilen

Yasaklar 3 Milyonu Aşkın İnsanın Hayatını Kurtardı

Londra Imperial College’ın bir araştırmasına

göre, koronavirüs salgını

dünya genelinde 400 binin üzerinde

insanın hayatına mal oldu ama

gerekli tedbirler alınmasaydı bu

rakam sadece Avrupa’da 11 ülkede

3 milyonu aşabilirdi.

Önlemler Etkili Oldu

Araştırma, Avrupa ülkelerinde hükümetlerin

koronavirüse karşı aldığı

sokağa çıkma yasağı, karantina ve

sosyal mesafe gibi önlemlerin salgının

yayılma hızını ciddi şekilde düşürdüğünü

ve milyonlarca hayat

kurtardığını ortaya çıkardı.

melike.ince@outlook.de

11 Ülke Değerlendirildi

Imperial College tarafından yapılan

bu araştırma, Avusturya, İsviçre, Almanya,

İtalya, İspanya, Fransa, Belçika,

İsveç, Norveç, Danimarka ve

İngiltere gibi 11 ülkede uygulanan

tedbirleri ve devamında ortaya

çıkan verileri değerlendirdi.

Veriler İle Modelleme

Bu ülkelerde toplam 140 bine yakın

insan Covid‐19'a yakalanarak ölürken,

Imperial College’dan bilim

insanları, ''Salgına karşı herhangi

bir önlem alınmasaydı durum ne

olurdu, ne hızla ve ne kadar kişiye

bebekte otizmi tetikleyebiliyor.

Bazı sağlık sorunları da otizmle

ilişkilendirilmektedir. Örneğin, kas

ve genetik hastalıklarına sahip olarak

doğan çocuklarda otizme daha

sık rastlanmıştır.

Bahsedilen belirtiler gözlemlendiğinde

mutlaka bir uzmana danışılmalıdır.

Çünkü otizmin tedavisindeki

en büyük başarı erken teşhisle

elde edilir. Belirtiler çocuktan

çocuğa farklılıklar gösterdiği için,

uygulanan tedavi çeşitleri her

çocuğa göre farklı düzenlenebilir.

Erken tanı ve doğru bir eğitim

yöntemiyle çocuğun geliştirilen iletişimsel,

sosyal ve davranışsal becerileri

onlara hayata katılmada

büyük destek sağlar.

Kesin bir tedavi şekli olmamasına

rağmen, erken tanı ve teşhis

bu rahatsızlığı yaşayan çocukların

hayatında önemli bir fark

yaratabilir.

Bu süreçte aileler de çocuklarının

sorunlu davranışlarını nasıl yönetmesi

gerektiğini öğrenebilirler.

Oyun oynarken onların sosyal

gelişimini nasıl destekleyeceklerini

ve iletişime nasıl girebileceklerini

öğrenmeleri de çok önemlidir. Böylelikle

çocuklarının gelişebilmesi

için en iyi ortamı sağlayarak destek

sunabilirler.

yayılırdı?'' gibi durumları, verileri

değerlendirerek bir modelleme ile,

Nature adlı bilim dergisinde kamuoyuna

açıkladılar.

3 Milyon Hayat Kurtarıldı

Araştırmacılar, ''Hükümetler önlem

almasa ve yasaklar getirmese, işyerleri

açık olacak ve insanlar serbest

şekilde hareket etmeye devam edecekti.

Bu koşullarda sadece 11 ülkede

en az 3 milyon 200 bin kişinin

hayatını kaybedeceği sonucuna varıldı.

En çok ölüm 690 bin kişi ile

Fransa'da, 630 bin ile İtalya'da ve

470 bin ile İngiltere'de yaşanacaktı.

Bu da önlemlerin 3 milyonu aşkın

kişinin hayatını kurtarmış olduğu

anlamına geliyor.''

Salgın Bitmedi

Imperial College’dan bilim insanları,

salgının sona erdiği düşüncesinin

yanlış olduğunu ve kontrolsüz bir

şekilde önlemlerin gevşetilmesinin

virüsün yayılmasını tekrar hızlandırabileceği

uyarısı yaptılar. Hükümetlerin

yanında, bireylerin de

sorumluluklarının bilincinde olarak

tedbirli davranması önerisinde bulundular.

İkinci Dalga Uyarısı

Araştırmacılar son olarak, insanların

hareketliliği iyice artarsa, muhtemelen

önümüzdeki bir iki ay

içinde ikinci bir dalganın yaşanabileceği

uyarısı yaptılar.


HABERcorona&arbeit Juni 2020, Seite - 11

Fachkräftemangel trotz Corona

Jedes vierte Unternehmen auf Talente-Jagd

Das Händeringen um die besten

Köpfe scheint trotz Corona

kein Ende zu nehmen: Das

zeigt eine aktuelle Umfrage der

Job‐Plattform StepStone zusammen

mit Identifire® unter

Führungskräften in Österreich.

Das Ergebnis: Mehr als zwei

Drittel von ihnen rechnen

nicht damit, dass der Fachkräftemangel

wegen Corona

entschärft wird. Als beste

Maßnahme, um Talente zu

halten, erweist sich Kurzarbeit.

„Die Fachkräfte, die wir suchen,

sind durch Corona nicht

frei geworden“, kommentiert

einer der Studienteilnehmer

die Lage. „Ganz im Gegenteil,

die sind sogar noch gesuchter.“

Ein weiterer Befragter

geht davon aus, dass sich

„die Situation im technischen

Bereich sogar noch verschärfen

wird“.

© identifire / StepStone

Talente‐Jagd eröffnet

„Auch wenn momentan durch

Corona kurzzeitig mehr Fachkräfte

auf den Jobmarkt

gespült wurden, heißt das

nicht, dass das immer so

bleibt“, kommentiert Studienleiterin

Barbara Oberrauter‐Zabransky

das Ergebnis.

„Im Gegenteil: Sobald der

Konjunkturmotor wieder anläuft,

sind diese ‚High Potentials‘

ganz schnell wieder

weg – davon sind 67 Prozent

der Studienteilnehmer überzeugt.“

Während sich vielerorts Unternehmen

noch von den

Corona‐Schrecken erholen,

geht über ein Drittel der

Befragten bereits offensiv mit

der Situation um und will

Fachkräfte ansprechen, die

anderswo gekündigt wurden

oder auf Kurzarbeit sind.

Vor allem Top‐Manager und

kleinere Unternehmen mit

bis zu 50 Mitarbeitenden

gehen jetzt aktiv auf Talente‐

Suche.

Kurzarbeit wird

Identifikations‐Booster

Arbeitgeber, die während des

Lock‐Down die Nerven behalten

und Kurzarbeit angeboten

haben, gewinnen an Popularität:

70 Prozent der Befragten

sind davon überzeugt, dass

Kurzarbeit keinen negativen

Einfluss auf die Beziehung

zwischen Arbeitgeber und Arbeitnehmer

haben wird.

Kündigungen kommen

schlecht an

Kündigungen sind hingegen

für jede Arbeitgebermarke

Gift: Mehr als zwei Drittel (70

Prozent) aller Personalverantwortlichen

geht davon aus,

dass sich krisenbedingte Kündigungen

negativ auf die Identifikation

mit dem Arbeitgeber

auswirken. Allerdings komme

es auch hier darauf an, wie

mit den Kündigungen umgegangen

werde: „Einfach rausschmeißen

und dann erwarten,

dass die Leute wieder

Schlange stehen, ist negativ.

Mit den Mitarbeitern

reden, ihnen die wirtschaftliche

Situation des Unternehmens

erklären, Zusammenhalt

und ‚wir schaffen das‘ beschwören,

könnte sogar die

Loyalität stärken“, sagt ein

Umfrageteilnehmer. (OTS)

Digitale

Zusammenarbeit

funktioniert besser

als gedacht

Nach dem Lock‐Down kommen

viele wieder ins Büro.

Standen vor der Krise Karriere

und Urlaubspläne im Vordergrund,

dominiert jetzt das

Thema Sicherheit die Gedanken

der Arbeitnehmer.

Sicherheit steht im

Vordergrund

Am stärksten beschäftigt Österreichs

Arbeitnehmer laut

einer aktuellen Studie, die

Sicherheit ihres Arbeitsplatzes,

gefolgt von den wirtschaftlichen

Konsequenzen

der Krise für ihr Unternehmen.

Demgegenüber rücken

Karriere und Freizeit eher in

den Hintergrund.

Man konzentriere sich derzeit

auf die wirklich wichtigen

Dinge ‐ Sicherer Job, Gesundheit

und Familie. Das ließe

sich auch an den Daten ablesen.

Österreichs Arbeitgeber

machen jedenfalls vieles richtig,

zeigt die Umfrage: 69%

aller Befragten sagen, dass

sich ihr Unternehmen in diesen

schwierigen Zeiten attraktiv

und korrekt verhält.

Krise schweißt Teams

zusammen

Eine weitere gute Nachricht:

Die Corona‐Krise scheint

Teams und Unternehmen stärker

zusammengeschweißt zu

haben. Fast alle Befragten

geben an, auch virtuell zuverlässig

mit ihren Kollegen zusammenzuarbeiten

und klare

gemeinsame Ziele zu verfolgen.

Für 82% ist die Stimmung

im Team gut: Mehr

als die Hälfte ist davon überzeugt,

dass die Krisensituation

Kollegen und Mitarbeiter

als Team zusammenschweißt.

Wenig Zuspruch finden

jedoch gemeinsame digitale

Pausen.

New Work:

Gekommen, um zu bleiben

Die digitale Zusammenarbeit

ist in jedem Fall gekommen,

um zu bleiben: Knapp zwei

Drittel aller Befragten können

sich vorstellen, auch nach der

Krise vermehrt digital zusammenzuarbeiten

und viele waren

überrascht, wie gut die

Zusammenarbeit mit digitalen

Tools funktioniert. Viele wollen

vermehrt im Home Office

arbeiten.

Mit Home Office zufrieden

Insgesamt zeigen sich die

Österreicher mit der Arbeit

im Home Office zufrieden:

Mehr als die Hälfte fühlt

sich im Home Office wohler

als gedacht. Man könne Arbeit

und Privatleben harmonischer

abstimmen und mehr Arbeit

bewälgen. Entsprechend würden

zwei von drei Arbeitnehmern

auch nach der Krise gern

verstärkt im Home Office

arbeiten. 42% der Befragten

gaben an, mehr zu arbeiten,

ein weiteres Drittel macht seltener

Pausen und für manche

sei es schwieriger, nach der

Arbeit abzuschalten. (OTS)


HABERdigitales&erziehung Juni 2020, Seite - 12

Tipps für einen verantwortungsvollen Umgang mit Medien

Smartphones, Computer und Konsolen

Wie viel davon ist genug?

Kinder wachsen in einer digitalen

Welt auf. Neue Medien bieten ihnen

viele Möglichkeiten, zu lernen, zu

spielen und zu entdecken. Die Digitalisierung

stellt Familien vor neue

Herausforderungen: Wie kann es in

Zeiten der ständigen Erreichbarkeit

gelingen, das analoge Leben nicht zu

vernachlässigen? Viele Eltern machen

sich Sorgen, dass Smartphones, Computer

und Konsolen ihren Kindern

schaden, dass sie süchtig danach werden

und andere Interessen in Vergessenheit

geraten. Bildschirmzeiten sind

deshalb oft Streitthema innerhalb der

Familie. Die folgenden Tipps helfen

Eltern, ihren Kindern einen verantwortungsvollen

Umgang mit Medien

zu vermitteln und ein gutes Gleichgewicht

zwischen digitalen und analogen

Interessen zu finden.

Feste Bildschirmzeiten

geben Orientierung

Bei jüngeren Kindern bis zehn Jahren

sollten Eltern darauf achten, dass ein

tägliches Maß bei der Bildschirmnutzung

nicht überschritten wird. Es

ist wichtig, dass den Heranwachsenden

genügend Zeit für analoge

Erfahrungen bleibt. Die Nutzung

digitaler Medien für die Schule ist

bei den Bildschirmzeiten nicht anzurechnen.

Bei älteren Kindern ab zehn Jahren

empfiehlt es sich, ein wöchentliches

Zeitkontingent zu vereinbaren. Kinder

können so ihre eigenen Erfahrungen

machen: Wird die vereinbarte Zeit an

nur zwei Tagen verbraucht, bleiben

die Bildschirme für den Rest der

Woche dunkel. So lernen Kinder, sich

ihre Ressourcen vorausschauend einzuteilen

und ein gesundes Maß zu

finden.

Kinder kommen oft schon sehr früh

mit digitalen Geräten in Kontakt. Zwar

heißt es: Die Mediennutzung durch

Kinder solange wie möglich hinauszögern,

dennoch lässt sich der Kontakt

zu Medien meist nicht verhindern. Vor

allem dann, wenn ältere Geschwister

im selben Haushalt leben.

1. Genießen Sie die gemeinsame Zeit.

Legen Sie Ihr Handy beim Spielen mit

Ihrem Kind zur Seite und schenken Sie

ihm Ihre volle Aufmerksamkeit.

2. Seien Sie ein gutes Vorbild.

Ihr Kind lernt von Ihnen und ahmt

nach, was Sie tun. Zeigen Sie Ihrem

Kind von Anfang an, wie man auch

ohne digitale Geräte mit Langeweile

umgehen kann.

3. Machen Sie Geräte kindersicher.

Wählen Sie wenige, gute Angebote für

Ihr Kind aus. Sperren Sie In‐App‐Käufe

Nutzungszeiten müssen

eingehalten werden

Wichtig ist, dass die aufgestellten Regeln

eingehalten werden. Dabei helfen

Klassiker wie die Eieruhr neben

dem Bildschirm oder auch verbindlich

Jüngere Kinder bis zehn Jahre:

bis fünf Jahre: bis eine halbe Stunde

Bildschirmzeit am Tag

sechs bis neun Jahre: bis zu einer Stunde

Bildschirmzeit am Tag

festgehaltene Absprachen etwa in

einem Mediennutzungsvertrag zwischen

Eltern und Kindern. Möglich ist

auch, Zeitbegrenzungen im Betriebssystem

(PC, Android und iOS), durch

externe Jugendschutzsoftware (auch

mobil), bei Spielkonsolen und in

der Spielsoftware selbst einzustellen.

10 Tipps für Eltern von Kleinkindern

und Content‐Dienste, um ungeplante

Kosten zu verhindern.

4. Wählen Sie geeignete Apps.

5. Stellen Sie klare Regeln auf.

Diese können z.B. den zeitlichen Umfang,

den Zeitpunkt und die genutzten

Inhalte betreffen.

6. Nutzen Sie digitale Medien nicht

als Babysitter.

7. Achtung beim Teilen von Fotos.

Überlegen Sie gut, bevor Sie Fotos

Ihres Kindes über soziale Netzwerke

verbreiten. Akzeptieren Sie ein „Nein“

Ihres Kindes, wenn dieses nicht

fotografiert werden möchte und

fragen Sie es, bevor Sie ein Foto über

soziale Plattformen teilen.

8. Achten Sie auf Zeichen.

Wann ist Ihrem Kind das Spielen/Videoschauen

zu viel? Wenn Sie merken,

Solche technischen Hilfsmittel sollten

jedoch nur zu Beginn oder über kurze

Zeiträume zum Einsatz kommen.

Nachhaltiger ist es, wenn Kinder lernen,

sich an Absprachen zu halten.

Jüngeren Kindern können technische

Zeitbegrenzungen helfen, ein Gefühl

für die vergangene Zeit zu entwickeln.

Je älter sie werden, desto wichtiger

sind jedoch Freiheiten und Selbstständigkeit.

Es zahlt sich daher aus,

vor Beginn der Pubertät einen bewussten

Umgang mit Bildschirmzeiten

zu etablieren.

dass Ihr Kind unruhig wird oder überfordert,

schreiten Sie ein.

9. Bleiben Sie ruhig.

Erklären Sie Ihrem Kind Ihre Bedenken

– es ist wichtig, dass Ihr Kind versteht,

warum es gewisse Dinge nicht tun

darf.

10. Haben Sie Spaß.

Vergessen Sie nicht, dass die Mediennutzung

vor allem eines für Sie und Ihr

Kind bedeuten sollte: Spaß.

Routinen helfen im Alltag

Legen Sie Regeln für die Nutzung von

mobilen Geräten fest: Im Schulunterricht

und bei den Hausaufgaben muss

das Smartphone weggepackt werden,

beim gemeinsamen Essen hat es

Ältere Kinder ab zehn Jahre:

zehn Minuten Medienzeit

pro Lebensjahr am Tag

oder

eine Stunde pro Lebensjahr in der Woche

Quelle: www.schau-hin.info

© Кирилл Рыжов - stock.adobe.com

nichts zu suchen und auch nicht auf

dem Tisch zu liegen. Ein bis zwei Stunden

vor dem Schlafengehen hat das

Smartphone Sendepause. Das sind

Beispiele für Routinen, die den Alltag

mit Medien strukturieren. Gute Erfahrungen

machen auch Eltern, die

handyfreie Tage einführen – an die

„Die Chancen, die digitale Technologien

bieten, sind enorm. Gleichzeitig

ergeben sich auch eine Reihe

von Herausforderungen für die

Nutzerinnen und Nutzer. Für mich

ist es wichtig, dass die Nutzerinnen

und Nutzer nicht nur wissen, wie

sie sich im Internet bewegen

können, sondern dass sie sich auch

sicher bewegen können. Die Cyber

Security Quiz App ist ein wertvolles

Tool, um Wissen über Gefahren

zeitgemäß zu vermitteln und mehr

Online‐Sicherheit zu ermöglichen“,

so Digitalministerin Margarete

Schramböck.

Die Quiz App verfolgt das Ziel,

die digitalen Kompetenzen der

Österreicherinnen und Österreicher

© luismolinero - stock.adobe.com

hält sich dann die ganze Familie. Auch

bei Konsolen‐ und PC‐Zeiten helfen

feste Routinen: Zum Beispiel wird erst

nach den Hausaufgaben und nur bis

zum Abendessen gespielt. Danach ist

Zeit für andere Interessen oder die

Familie. Eltern kennen die Gewohnheiten

ihrer Kinder am besten und

können entscheiden, welche Vereinbarungen

gut in den Alltag passen.

Auf Anzeichen achten

Eltern, die wissen, was genau ihre Kinder

mit digitalen Medien machen,

welche Seiten sie mögen oder welche

Spiele sie spielen, können frühzeitig

über Risiken und Möglichkeiten der

Nutzung aufklären. Wenn man Spiele

oder Apps gemeinsam ausprobiert und

angesagte YouTuberInnen und Serien

auch mal von der ganzen Familie geguckt

werden, kann man sie auch kritisch

einschätzen und hinterfragen.

Hinweise darauf, dass die Bildschirmmedien

überhand nehmen, sind die

Vernachlässigung von Schulpflichten,

der Rückzug von anderen Aktivitäten

und Interessen oder aus Freundschaften

sowie starke Launenhaftigkeit

oder Gereiztheit.

Vorbild sein

Mit ihrer eigenen Mediennutzung

können Eltern ein gutes Vorbild für

ihre Kinder sein. Dabei hilft, sich auch

einmal selbst kritisch zu fragen, wie

oft welche Bildschirmmedien wozu

genutzt werden. Kein Mensch muss

immer erreichbar sein, das können Eltern

ihren Kindern vermitteln. Auch

ein gemeinsamer medienfreier Tag in

der Woche oder ein gemeinsames

Medienfasten können helfen, andere

Interessen als Familie nicht aus den

Augen zu verlieren.

Quelle: www.schau-hin.info

Cyber Security Quiz App

Neue App für mehr Sicherheit im Netz

im Bereich Cyber‐Security spielerisch

und interaktiv zu stärken und

umfasst Herausforderungen, wie

technische Bedrohungen, sich vor

Betrug zu schützen, Datenschutz

und Cyber‐Mobbing. Die Nutzerinnen

und Nutzer können ihr Cybersicherheits‐Know‐how

alleine oder

in einem österreichweiten Quizduell

trainieren. Für Top‐Platzierungen

und Highscores winken Tickets

für den Besuch des Finales der Austria

Cyber Security Challenge Mitte

Oktober in Wien.

Die App steht ab sofort kostenlos

zum Download für iOs‐Geräte

im AppStore sowie für Android‐

Geräte im PlayStore zur Verfügung.

(OTS)


HABERdigi Juni 2020, Seite - 13

Webdesigner

Aufgaben:

Du arbeitest gerne mit Farben, Formen und Strukturen,

bist technisch versiert und auch grafisch kreav?

Die Aufgabe des Webdesigners ist die Erstellung und

Pflege von Websites im World Wide Web. Dabei

erstellt er Grafiken, bereitet Bildmaterial für Websites

auf und kümmert sich um die Struktur und das Design

einer Präsenz im Internet. Er sollte darauf achten,

dass User einer Seite im Web sich auf dieser auch

gut zurechinden.

Erfordernisse:

Du solltest Grafiken und Bilder erstellen und bearbeiten

können, sowie ein Basiswissen in HTML und CSS

mitbringen. Außerdem solltest du Erfahrung im Bereich

User Experience (UX) haben und dich mit Suchmaschinenopmierung

(SEO) auskennen. Als Webdesigner

arbeitest du einerseits auf Papier, entwirfst miels

Skizzen Auau und grafische Oberfläche einer Website

und setzt diese digital um.

• Grafik‐ und Bildbearbeitung

• Auge für Ästhek, Kreavität

• Teamwork

Ausbildung:

Webdesigner sind meist ausgebildete Grafiker, Mediengestalter

oder Informaker, die sich spezialisiert haben.

Es gibt auch spezielle Studiengänge wie Mulmedia‐

Design, Digitale Medien oder Medieninformak, es gibt

Instute, die eine (Zusatz‐)Ausbildung mit einer Dauer

zwischen drei Monaten und zwei Jahren anbieten.

Grafikdesigner

Aufgaben:

Als Grafiker entwirfst du grafische Kommunikaonsmittel

und bereitest Inhalte künstlerisch auf. Das können

Firmenlogos, Anzeigen, Broschüren, Internetaurie

oder sogar Verpackungen sein. Außerdem

kümmerst du dich um Social‐Media‐Plaormen, wie

Facebook oder Instagram. Dabei arbeitest du entweder

in der Markeng‐Abteilung einer Firma oder nimmst

Auräge von Kunden an und setzt diese nach deren Vorstellungen

um.

Erfordernisse:

Als Grafiker musst du viele Tools beherrschen können,

z.B. InDesign, Illustrater und Photoshop. Grafikdesigner

brauchen immer wieder innovave Ideen und müssen

sich auch trauen, neue Wege zu gehen.

• EDV‐Kenntnisse

• Techniken zur Entwicklung eines Gestaltungskonzepts

• Rechenfergkeiten und Kalkulaon

• Bildbearbeitung

• Grafik‐Design und Layout

• Fotografie

• Kreavität und zeichnerisches Talent

Ausbildung:

Du kannst eine Fachausbildung für Grafik‐Design

machen, eine fachliche Schule, eine höhere Lehranstalt,

ein Kolleg besuchen oder ein Studium absolvieren

(z.B. Mediendesign, Grafikdesign, Kommunikaonsdesign).

Spezialisierungen: Mode‐, Industrie‐,

Informaons‐, Werbe‐ oder künstlerische Grafik

Karriereaussichten:

Deine Zukunsaussichten im Beruf des Webdesigners

sind gut, da jedes Unternehmen im WWW vertreten

sein möchte. Es ist von Vorteil, wenn du zunächst in

einem Unternehmen beginnst und dir Referenzen

zulegst. Außerdem hil eine eigene ästhesch ansprechende

Website mit einem umfangreichen Porolio,

damit potenelle Kunden sehen können, was du kannst.

Karriereaussichten:

Die meisten Grafiker arbeiten in Werbe‐, Medien‐ oder

PR‐Agenturen und in Verlagen. Nach ein paar Jahren Erfahrung

kannst du auch den Schri in die Selbstständigkeit

wagen. Die Gesellscha wird immer vernetzter,

digitaler und mobiler. Durch den digitalen Boom

werden Berufe im Bereich Grafikdesign auch in der

Zukun gesichert sein.

Verdienst:

1.800‐2.300 Euro/Monat, freiberuflich: 20‐100 €/h

© puhhha - stock.adobe.com

Verdienst:

1.760 – 1.960 Euro/Monat


HABERjob&bildung Juni 2020, Seite - 14

© pololia - stock.adobe.com © Daniel Ernst - stock.adobe.com

Pflege, Wissenschaft und Wirtschaft

Österreich braucht

Zuwanderung

Die österreichische Bevölkerung steht der

Vielfalt durch Zuwanderung insgesamt positiver

gegenüber, als die Regierung vermutet.

Menschen mit Migrationshintergrund haben

in den Bereichen Pflege, im Lebensmittel‐Einzelhandel,

Logistik und Transport entscheidend

zur Bewältigung der Corona‐Krise

beigetragen. Fast 90% der Menschen in

Österreich unterstreichen deren Leistung bei

den besonderen Herausforderungen der vergangenen

Monate als „wichtig“ – 54% sogar

als „sehr wichtig“. Das ergab eine Umfrage,

die das Marktforschungsinstitut Marketagent

für die Allianz „Menschen.Würde.Österreich“

durchgeführt hat.

Für die Umsetzung des 8‐Punkte‐

Plans wird bis 2022 ein zusätzliches

Investitionsvolumen von 200 Millionen

Euro bereitgestellt.

Portal "Digitale Schule"

Bereits mit Beginn des nächsten

Schuljahres wird das Portal "Digitale

Schule" zur Verfügung stehen. "Es

Besonderer Bedarf in Pflegesektor

Die Befragten brachten darin nicht nur zum

Ausdruck, wie wichtig der Beitrag der Menschen

mit Migrationshintergrund in Zeiten

von Corona war und ist, sie sehen auch die

Notwendigkeit, den Zuzug in Zukunft ganz

gezielt zu fördern. Drei von vier Befragten halten

es für wichtig, für die Pflege von alten

und kranken Menschen qualifizierte Zuwanderer

anzuwerben. Fast zwei Drittel meinen

zudem, dass sich Österreich im internationalen

Wettbewerb mehr anstrengen müsse,

qualifizierte Personen für den Bereich Wissenschaft

anzuwerben.

Pflege wird digital

Die Forscher*innen des AIT Austrian Institute

of Technology entwickelten eine interaktive

App für pflegende Angehörige von Menschen

mit Demenz, um sie und die Betroffenen in

ihrem Alltag zu unterstützen. Die Kommunikationsfähigkeiten

und das veränderte Verhalten

der von Demenz betroffenen Person

kann die pflegenden Angehörigen rasch überfordern.

Die App soll professionelles Wissen,

Training und rasche Hilfestellung in herausfordernden

Situationen mittels Smartphone

bieten. Die App war bislang ein Forschungsprojekt

und soll in Zukunft einer breiteren

Bevölkerungsgruppe zur Verfügung gestellt

werden.

(OTS)

Neue Chancen und Möglichkeiten für Schüler/innen und Lehrer/innen

Masterplan für Bildung: Digitale Schule

stellt ein wesentliches Element dar,

um die Kommunikation zwischen

Schülern, Lehrern und Eltern zu verbessern",

so ÖVP‐Bildungssprecher

Rudolf Taschner. Ein Teil der Plattform

ist das digitale Klassenbuch, das

bereits ab Herbst 2020 im Bundesschulbereich

flächendeckend eingesetzt

wird. Gütesiegel‐Lern‐Apps

sowie der Einsatz von digitalen Endgeräten

für Schüler und Lehrer sind

weitere Inhalte des Plans.

Innovative Lehr‐ und Lernformate

Taschner hob zudem die Ausrichtung

der Eduthek nach Lehrplänen als weitere

Maßnahme hervor. "Die Eduthek

als digitale Plattform liefert bereits

Neue Lehrberufe

für die Jobs von morgen

Zahlreiche Neuerungen durch das Lehrberufspaket

„Österreich als Standort profitiert vom System

der heimischen Lehrausbildung genauso wie

unsere Unternehmen und viele Jugendliche,

denen so einen guter Einstieg ins Berufsleben

ermöglicht wird. Gerade jetzt ist es daher

umso wichtiger an der Modernisierung und

Neugestaltung der Lehrlingsausbildung weiter

zu arbeiten“, erklärte Wirtschaftsministerin

Margarete Schramböck anlässlich der Verordnung

des neuen Lehrberufspaketes. „Wir setzen

heute einen Schritt, der uns unserem

Ziel näher bringt. Gut ausgebildete Fachkräfte

werden immer gebraucht und es ist besonders

in herausfordernden Zeiten

wichtig, künftigen

Mitarbeiterinnen und Mitarbeitern

das notwendige

Rüstzeug durch eine optimale

Ausbildung mitzugeben.“

Neuerungen durch das

Lehrberufspaket:

• Neu ist der Lehrberuf

der Fertigungsmesstechnik,

mit den zwei Schwerpunkten

„Produktmessung“

und „Produktionssteuerung“.

• Das bestehende Berufsbild

Buchbinder/in wird

neu gestaltet und für die

seit Beginn der COVID‐19‐Krise vertiefende

Übungsmaterialien für alle

Schularten und Unterrichtsgegenstände.

Nun wird die zielgenaue

Suche noch verbessert und den Lehrerinnen

und Lehrern ein erweitertes

Service geboten", unterstreicht Bildungssprecher

Taschner.

"Mit dem 8‐Punkte‐Plan für den digitalen

Unterricht wird sichergestellt,

dass innovative Lehr‐ und Lernformate

im Bildungssystem breitflächig

Anwendung finden. Die Schülerinnen

und Schüler werden dadurch auch

besser auf die berufliche Zukunft

vorbereitet", so Taschner.

industrielle Produktion erweitert.

• Der Ausbildungsversuch für den Lehrberuf

Medizinproduktekaufmann/frau wird in die

Regelausbildung übergeleitet.

• Ebenso zur Regelausbildung übergeleitet

wird der bestehende Ausbildungsversuch

für das Spezialmodul Hochvolt‐Antriebe im

Lehrberuf Kraftfahrzeugtechnik.

• Der Ausbildungsversuch Zahnärztliche Fachassistenz

wird bis 2026 verlängert.

Das neue Lehrberufspaket tritt mit 1. Juli

2020 in Kraft.

(OTS)

Anderl: Lernen gehört in die Schule

Digitaler Unterricht solle laut Renate

Anderl, AK Präsidentin, jedoch nicht

dazu führen, dass die Eltern „unfreiwillige

Hilfslehrerinnen und ‐lehrer

daheim in der Küche oder im

Wohnzimmer“ bleiben. Renate Anderl:

„Lernen gehört in die Schule.

Die Schulen müssen ihren Schülerinnen

und Schülern beibringen,

wie sie im Netz mehr tun können,

als nur Likes zu verteilen. Entsprechende

Lehr‐ und Lernziele müssen

zum wichtigen Bestandteil der

Schul‐Digitalisierung gemacht werden.

Lernen gehört in die Schule,

die Familien dürfen nicht schon

wieder mit Home‐Schooling belastet

werden.“

Nur ein Puzzlestein

Aus Sicht der Industrie seien die vorgestellten

Maßnahmen wesentliche

Bausteine zum Ausbau des digitalen

Schulsystems. Positiv sei zudem das

Fördersystem für die Anschaffung

der Computer der Schülerinnen und

Schüler. „Dass neben der Fortbildung

auch die Arbeitsräume und Ausstattung

der Lehrenden in den Blick

genommen werden, ist ebenfalls

sinnvoll“, so der IV‐Generalsekretär

Mag. Christoph Neumayer. Trotz

allem sei der Masterplan nur ein

Puzzlestein eines zukunftsfähigen Bildungssystems.

Der Ausbau der MINT‐Ausbildungsplätze

(zumindest +20 Prozent MINT‐

Graduierte) und MINT‐Kompetenzen

sei dabei genauso entscheidend wie

ein realitätsnahes Verständnis für die

Digitalisierung zu schaffen: „Richtig

eingesetzt kann die Digitalisierung

die Lernerfolge verbessern, den Spaß

am Lernen erhöhen und den bürokratischen

Aufwand deutlich reduzieren“,

so Neumayer.

(OTS)

© BKA / Christopher Dunker


HABERjugend&bildung Juni 2020, Seite - 15

An Studie teilnehmen und gewinnen

AK fragt:

Was kostet ein

Schuljahr?

Schultasche, Hefte und Stifte, Skikurs oder

Nachhilfe: Wie viel „verschlingt“ ein Schuljahr

wirklich? Das will die Arbeiterkammer mittels

einer Schulkostenstudie herausfinden und

sucht deshalb österreichweit Eltern, die

die Kosten ein Schuljahr lang dokumentieren

wollen: www.schulkosten.at

Wie viel ein Schuljahr genau kostet, bleibt

oft verborgen. Sicher ist nur: Die Bildungschancen

der Kinder hängen leider viel zu

oft von den finanziellen Möglichkeiten ihrer

Eltern ab. Außerdem werden die Belastungen

für Familien nach der Corona‐Krise

heuer noch höher ausfallen. Deshalb führt

die Arbeiterkammer gemeinsam mit dem

Forschungsinstitut SORA die Schulkostenstudie

durch. Diese soll aufzeigen, wie hoch

die finanziellen Belastungen für Haushalte

mit schulpflichtigen Kindern tatsächlich sind,

damit sich die Arbeiterkammer noch besser

und zielgerichteter dafür einsetzen kann,

dass Familien in Zukunft stärker entlastet

werden.

Wie funktioniert die Schulkostenstudie?

Teilnehmende Eltern schreiben ein Jahr lang

die anfallenden Kosten auf. Dabei werden

sämtliche Kosten berücksichtigt, egal ob es

um Schreibmaterial, Schulbücher und Hefte,

Eintrittsgelder, Ausflüge und Skikurs oder

Nachhilfe geht. Die Teilnahme ist unkompliziert

und anonym per Smartphone‐App oder

online möglich.

Mitmachen und 1.000 Euro gewinnen

Interessierte Eltern von Schülern, egal ob

Volksschule, Mittelschule, AHS (1. bis 8.

Schulstufe), HAK, HAS, HTL, HLW, WiMo, CHS,

Poly oder Privatschule, können sich bis zum

30. September 2020 auf www.schulkosten.at

registrieren. Dort finden sie auch weiterführende

Informationen zur Studie. Ein wertvoller

Nebeneffekt: Durch die Teilnahme behalten

Eltern die anfallenden Kosten im Überblick.

Als kleines Dankeschön gibt es monatliche

Gewinnspiele. Zusätzlich werden am Ende der

Studie 1.000 Euro unter den teilnehmenden

Eltern verlost.

www.schulkosten.at

Foto: tomertu - stock.adobe.com

Meslek Koçluğu: Okul ve Çıraklık Yeri

Arayışında Destek

Doğru ve uygun eğitim yerine giden yol genellikle

zorluklarla doludur. Pek çok farklı meslek ve

okul seçeneği arasında, genel bir bakış sağlamak

ve doğru kararı vermek zor olabilir.

Yukarı Avusturya'da, Valiliğin Gençlik Hizmetleri

Servisi (Jugendservice) her ilçenin başşehrinde

Meslek Koçluğu ile temsil edilmektedir. Meslek

koçluğu, bir çıraklık yeri arayan veya zorunlu

okuldan sonra ne yapmak istediklerinden henüz

emin olmayan tüm gençlere yöneliktir. Okul,

çıraklık veya tamamen farklı bir şey mi?

Kişisel bir Meslek Koçu, gençlerin iş yaşamına

başlamayla ilgili tüm konular için zaman ayırır,

isteklerine ve ihtiyaçlarına uygun tavsiye ve

danışmanlık sunar.

Sunulan Hizmet Şunları İçerir:

● Beceri ve ilgi alanlarının analizi

● Başvuru belgelerinin hazırlanması

● Mülakatlara ve giriş testlerine uygun hazırlık

● Şirketler ve eğitim kurumlarıyla iletişim kurma

● Çıraklık ve okulla ilgili tüm konular

Jobcoaching: Unterstützung bei

der Schul- und Lehrstellensuche

Der Weg zum passenden Ausbildungsplatz ist

oft voller Herausforderungen. Bei der Vielzahl

verschiedener Lehrberufe und Schulen kann es

schwierig sein, den Überblick zu behalten und

die richtige Entscheidung zu treffen.

In Oberösterreich ist das Jugendservice des

Meslek Koçluğu hakkında daha fazla bilgi için:

www.jugendservice.at/coaching

İş hayatına ilk adımı atmak için Meslek Koçu ile randevu

almak istiyorsanız, Gençlik Hizmetleri Servisi'nin bölgesel

ofislerine e-posta veya telefon yoluyla başvurun:

www.jugendservice.at/regional/ veya 0732/665544

Bütün Hizmetlerimiz Ücretsizdir

Alle unsere Angebote sind kostenlos

Landes OÖ mit dem Angebot des Jobcoaching

in jeder Bezirkshauptstadt vertreten. Das Jobcoaching

richtet sich an alle Jugendlichen, die

eine Lehrstelle suchen oder sich noch nicht

sicher sind, was sie nach der Pflichtschule

machen möchten. Schule, Lehre oder doch

etwas ganz anderes?

Ein persönlicher Jobcoach nimmt sich Zeit für

alle Anliegen rund um den Einstieg ins Berufsleben

und die Beratung wird an die Wünsche und

Bedürfnisse der/des Jugendlichen angepasst.

Nähere Infos zum Jobcoaching gibt es auf

www.jugendservice.at/coaching.

Terminvereinbarung mit einem Jobcoach

für den ersten Schritt ins Berufsleben per Mail oder

telefonisch in den Jugendservice-Regionalstellen:

www.jugendservice.at/regional/ oder 0732/665544

Keine Langeweile im Sommer... Spiele für jedes Alter!

Spieler: 2‐4

Alter: ab 5 Jahren

Dauer: 15‐30 min

Autoren: Inka Brand,

Markus Brand

Verlag: Die drei Magier

Der verzauberte Turm

Hilfe! Die kleine Prinzessin wurde im Turm eingesperrt,

und der böse Zauberer hat den Schlüssel im Wald

versteckt. Die Spieler machen sich schnell auf die

Suche. Doch aufgepasst, der Zauberer versucht, allen

zuvorzukommen. Wer das Schlüsselversteck findet, darf

versuchen, die Prinzessin zu befreien. Aber was ist das?

Der Turm ist verzaubert! Nur wenn das richtige Schloss

gefunden wird, hüpft die Prinzessin fröhlich aus dem

Turm.

Das Spiel hat die Auszeichnung „Kinderspiel des Jahres 2013

(Kritikerpreis) erhalten

Fazit:

Einfache Regeln, spannendes Spiel. Eine Portion Glück braucht man,

um den versteckten Schlüssel zu finden und das richtige Schloss zu

erwischen. Interessant und auch schon für jüngere Spieler geeignet.

Spieler: 1‐4

Alter: ab 4 Jahren

Autor: Tim Rogasch

Dauer: 10‐20 min

Verlag: Haba

Hamsterbande

Die Hamster tollen durch ihren Bau, fahren den Aufzug

hinauf und hinunter, toben durchs Laufrad und flitzen

auf der Gondel hin und her. Doch es ist Herbst und

Zeit Vorräte anzulegen. Schaffen es die Hamster alle

Karotten, den Klee und die Getreideähren in die richtigen

Vorratsräume zu bringen, bevor die Blätter vom

Baum gefallen sind und sich der Igel im Laubhaufen

versteckt hat?

Schnell kleine Hamster, helft euch gegenseitig und ihr

schafft es!

Fazit:

Bereits das Spiel aufzubauen ist ein toller Spaß. Die beweglichen

Elemente sind aufregend, die Spieler können die Ernte gemeinsam

schneller einbringen ‐ Teamgeist ist gefragt. Aber auch alleine kann

Hamsterbande gut gespielt werden.

Bankalarm ‐ Schnappt euch 50 Millionen Dollar! 5 Seconds ‐ Das hektische Spiel um Wort und Witz! Echt jetzt?! oder was? Das verrückte Quiz mit über 1.000 Fragen

Spieler: 2‐4

Alter: ab 7 Jahren

Dauer: ca. 10 min

Verlag: MEGABLEU

Ihr sollt den Coup des Jahrhunderts

landen! Ihr seid ein Team.

Arbeitet zusammen, tut genau,

was der Boss euch sagt und

macht keine Fehler.

Habt ihr ausreichend Teamgeist

für dieses kooperative Spiel?

Dann beweist es: Hört auf den

Boss, knackt den Tresor und

schnappt euch die Kohle!

Fazit: Genau zuhören und schnell

handeln. Das Tauschen der

Gegenstände kann ganz schön

verwirrend sein ‐ kühlen Kopf

bewahren!

Spieler: 3‐6

Alter: ab 8 Jahren

Dauer: 20‐30 min

Verlag: MEGABLEU

Ein Spieler, 5 Sekunden 3 gültige

Antworten ‐ wenn er es schafft,

darf er ein Feld vorziehen, wenn

nicht, ist der nächste Spieler an

der Reihe. Die gleiche Frage. Und

wieder nur 5 Sekunden Zeit.

Doch Vorsicht: Die Antworten des

Vorgängers dürfen natürlich nicht

wiederholt werden! Wer sich

zuerst über die Ziellinie rettet,

hat gewonnen!

Fazit:

Das kann ganz schön knifflig

werden ‐ Ruhe und schnelle

Reaktionsfähigkeit sind gefragt.

Spieler: 2‐5

Alter: ab 8 Jahren

Dauer: ca. 20 min

Verlag: MEGABLEU

Der elektronische Game‐Master

kümmert sich in diesem Spiel um

alles: Er erklärt die Regeln, stellt

die Fragen, kommentiert die

ganze Partie und zählt die Siegpunkte

für richtige Antworten.

Bei Fehlern zieht der Game‐Master

sofort Punkte ab, doch wenn

er gute Laune hat, kann man

auch ein paar Bonuspunkte ergattern.

Fazit:

Wissen und Glück braucht man

für dieses schnelle Quizspiel und

man lernt auch noch jede Menge.


HABERekonomi&sağlık Haziran 2020, Sayfa - 16

Studie:

Ängstliche Menschen

hamstern wohl

eher Klopapier

Korona Krizinde En

Çok Satılan Ürün:

Tuvalet Kağıdı

Yapılan bir araştırmaya göre koronavirüs

krizi başlangıcından itibaren insanlar

en çok tuvalet kağıdı satın aldı ve

bu yüzden bazı marketlerin rafları haftalarca

boş kaldı. Bu süreçte hijyen

ürünlerine olan talep adeta patlama

yaptı.

Anket araştırmacıları, ''Büyük ihtimalle

halkın endişesi, korkuları ve

kendisini tehdit altında hissetmesi

tuvalet kağıdı stoklamasına sebep

oldu. Satışlar inanılmaz yükselirken,

üreticilere göre tuvalet kağıdına talep

yüzde 700 oranında artış gösterdi.''

Sebep Tam Tespit Edilemedi

Bu araştırma 35 ülkede yapılırken virüsün

neden olduğu riskin değerlendirilmesi

ve halkın neden tuvalet

kağıdına bu kadar yöneldiği araştırıldı.

Sonuçta koronavirüsün tetiklediği bu

alımların tam olarak sebebi açıklanamadı.

Tuvalet kağıdı ve hijyen ürünlerine

inanılmaz talebin, temizliğe

yönelik endişelerden kaynaklandığı ve

bireyleri bu yöne ittiği, ankete katılan

1000 kişinin cevaplarından tahmin

edilen sonuç olarak açıklandı.

Hükümetten Krizin Etkisini Azaltmak İçin Yeni Teşvik Paketleri

Ailelere Çocuk Başı 360 Euro,

İşsizlere Bir Seferlik 450 Euro

Halk Partisi (ÖVP) ‐ Yeşiller koalisyon

hükümeti koronavirüs krizinden ekonomik

olarak en çok etkilenen işsizlere

ve çocuklu ailelere yönelik

destek paketi açıkladı. Yeni sosyal

destek paketi ile büyük baskı ve eleştirilere

rağmen işsizlik parasında

bir artışa gidilmeyecek ancak, işsiz

kişilere bir sefere mahsus 450 Euro

ödenecek. Ayrıca Aile Yardım Parası

(Familienbeihilfe) alan ailelere çocuk

başına Eylül ayına kadar yine bir seferlik

360 Euro ödeme yapılacak.

KDV İndirimi

Hükümet, piyasaları canlandırmayı

hedefleyen yeni bir teşvik paketi ile

gastronomi, kültür, sanat ve medya

alanlarında katma değer vergisinin

(KDV) yıl sonuna kadar yüzde 5'e düşürüleceğini

açıkladı.

Maliye Bakanı Gernot Blümel, Turizm

Bakanı Elisabeth Köstinger ve

Kültür Müsteşarı Andrea Mayer'in

ortak düzenlediği bir basın toplantısında,

KDV’deki indirimin 31 Aralık

2020’ye kadar geçici olarak uygulanacağı

açıklandı. Bakanlara göre turizm,

gastronomi, sanat, kültür gibi

alanlar birbiriyle doğrudan bağlantılı

ve Avusturya için çok önemli. Bu paketin

sadece gastronomiye 700 milyon

Euro ve sanat‐kültür alanlarına

ise 200 milyon Euro'luk bir rahatlama

getirmesi bekleniyor.

Foto: BKA / Regina Aigner

Tüketicilere Ne Faydası Olacak?

Yapılan vergi indirimin iş yerlerine

rahatlama getirmesi beklenirken, tüketicilere

nasıl bir faydası olacağı ise

belirsiz. Turizm Bakanı Elisabeth Köstinger,

''Dileğimiz bu uygulamanın,

ekonomik olarak şirketlere bu süreçte

fayda sağlamasıdır.'' dedi.

Yine kültür‐sanat alanında yapılan

KDV indiriminin izleyicilere nasıl ve

hangi ölçüde bir fayda sağlayacağı

belirsizliğini koruyor.

WKÖ: Doğru Karar

Avusturya Ticaret Odası (WKÖ) yetkilileri,

hükümetin kararından duyulan

memnuniyeti dile getirdi ve

uygulamanın piyasalarda rahatlama

sağlayacağını belirttiler.

VÖZ: Yazılı Medya İçin Güzel Haber

Avusturya Gazeteler Birliği (VÖZ)

Başkanı Markus Mair, koronavirüs

salgınının etkisiyle son aylarda çok

zor zamanlar geçiren yazılı medya

sektörü için bu kararın sevindirici olduğunu

ve basın‐yayın kuruluşlarının

ekonomik açıdan bir nebze de olsa

rahat nefes alacağını açıkladı.

Im Bild (v.r.n.l.) Tourismusministerin Elisabeth Köstinger, Finanzminister Gernot Blümel und Kunst- und Kulturstaatssekretärin Andrea Mayer

Koronavirüs krizinin sosyal ve ekonomik sonuçları herkesi aynı şekilde etkilemiyor

Göçmenler Koronavirüs

Krizinden Nasıl Etkilendi?

Koronavirüs krizinin toplumu etkileyen,

geniş kapsamlı sosyal ve ekonomik

neticeleri oldu. Ancak bu

sonuçlar herkes için aynı değil.

Göçmenlerin Durumu

Koronavirüs krizinden göçmenlerin

ne derecede etkilendiğine ilişkin

kesin veriler olmamasına rağmen,

salgın sürecinden önce var olan eşitsizliklerin

daha da artacağı ve özellikle

göçmen kökenlilerin işten çıkarılma

durumunda daha dezavantajlı

olabileceği tehlikesi mevcut.

Göçmen Gençlerin İşi Zor

Salgınının ekonomide meydana getirdiği

daralmanın etkisiyle mesleki

eğitim yerlerinin sayısı azalırken, hali

hazırda bu yerlerde bir pozisyon

bulma konusunda zorluk çeken göçmen

kökenlilerin ve özellikle gençlerin

durumu daha da zorlaşacak.

Uzmanlar, toplumun bu kesimi için

işsizliğin artacağı ve bunun da sosyal

eşitsizlikleri büyüteceği görüşünde.

Çalışan Kadınlar ve Çocuk Bakımı

Bir araştırmaya göre, pandemi sürecinde

okul ve kreşlerin kapalı olduğu

dönem, kadınlarla erkekleri farklı şekilde

etkiledi. Kadınlar çoğunlukla

erkeklerden daha az kazandığı için,

çiftlerin ikisinin de çalıştığı ve çocuklara

bakmak için birinin evde kalması

gereken durumlarda, genelde kadınlar

çocuk bakımını üstlendi ve bu

durum var olan eşitsizliklerin daha

da derinleşmesine neden oldu.

Düşük Gelirliler Sıkıntılı

Almanya’da yapılan bir araştırmaya

göre salgından önce maddi zorluklar

yaşayan düşük gelir grubundan çalışanlar

ve eğitim düzeyi düşük olanlar

bu kriz sürecinden derinden

etkilendi. Yüksek gelir grubundan kişiler

ve eğitim seviyesi daha iyi olanlar

ise çok az iş kaybı yaşadılar.

Uzmanlar, doğru adımlar atılmadığı

takdirde ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin

artacağı uyarısı yaptılar.

Viyana 2019 Bağımlılık Yapan Maddeler İzleme Raporu:

Viyana'da Alkol Tüketimi

Çok Yüksek Düzeyde

Bağımlılık Yapan Maddeler İzleme

Raporu, yasa dışı madde kullanımı,

alkol, sigara, kumar, bağımlılık ve

uyuşturucu politikası gibi alanları ve

alınabilecek önlemleri içermektedir.

Rapor şu anda bağımlılık yapıcı

maddelerle ilgili durumun dengeli

olduğunu gösteriyor. Kumar konusunda

ise halkın dörtte üçü, kumar

oynatılan yerlerin daha sıkı denetlenmesini

istiyor. Yine halkın çoğu

Viyana'nın uyuşturucu politikasının,

bireyleri cezalandırmak yerine ortaya

çıkan hasarı en aza indirmek ve

terapi imkânlarının arttırılmasına yönelik

olmasını daha doğru buluyor.

Alkol Tehlikesi Hafife Alınıyor

Bağımlılık yapan maddeler arasında

alkol en büyük sosyal etkiye sahip

maddedir. İstatistiklere göre şu an

Viyana nüfusunun yarısı haftada en

az bir kez alkol içiyor. Yaş ortalaması

arttıkça günlük alkol kullanım oranı

da yükseliyor. Alkolün ilk kez denenme

ortalama yaşı 16. Erkeklerin

ve kadınların yüzde 8’i tehlike düzeyinde

alkol tüketiyor ve risk grubunda

yer alıyor. Raporu hazırlayan

uzmanlar düzenli ve fazla alkol tüketiminin

fiziksel ve ruhsal hasarları

tetiklediği uyarısı yaptılar.

Uyuşturucu Kullanımı Azaldı

Viyana Belediyesi psikiyatri, bağımlılık

ve uyuşturucu sorunları koordinatörü

Ewald Lochner, ‘‘Yasa dışı

bağımlılık yapan maddeler yelpazesi

çok geniştir. Birçok kişi bir maddeyi

denedikten belli zaman sonra

bırakıyor. Sadece esrar içenlerin bir

bölümü ara sıra kullanıma devam

ediyor. Belediyenin önleme, tavsiye

ve terapi konusundaki adımları çok

önemlidir.’’

Sigara Kullanımı Dengeli

İlk sigara kullanım yaşı ortalaması 16

olarak belirlenirken, sigara tiryakilerinin

yüzde 30’u günde yaklaşık

14 adet içiyor. Genel olarak sigara

kullanan kişilerin sayısında bir azalma

yok ama bir artış da kaydedilmedi.

E‐Sigara da çok yaygın değil.

Viyanalıların yüzde 13’ü ise ara sıra

nargile kullanıyor.

Viyana halkının çoğu bağımlılığı bir

hastalık olarak kabul ediyor ve yüzde

80’i bu nedenle, bağımlıların suçlu

olarak sayılmamasını istiyor.

Kumar İçin Katı Kural Talebi

Halkın önemli bir bölümü kumarın

bir bağımlılık haline gelebileceğini

düşünüyor. Bahis büroları, kumarhaneler

ve internet üzerinden bu hizmetleri

sunanların çok sıkı şekilde

denetlenmesini ve bu şirketlerin

kârlarının bir bölümünü bağımlılıkla

mücadeleye harcamalarının yasal bir

yükümlülük olmasını talep eden

halk, bağımlı hale gelenler için destek

ve bakım hizmetlerinin de genişletilmesini

istiyor. Şans oyunları ve

spor bahisleri hakkında reklam yasağı

getirilmesini savunanların sayısı

da oldukça fazla.


HABERavusturya Haziran 2020, Sayfa - 17

Koronavirüs

Krizi Çocukların

Yaşamını

Derinden Etkiledi

Innsbruck Tıp Üniversitesi’nin, korona

krizinin çocuklar üzerindeki psiko‐sosyal

etkilerini incelemek için bir çalışmasına

göre, bu krizden kaynaklanan

kısıtlayıcı önlemler, çocuk ve gençlerin

günlük hayatını büyük ölçüde değiştirdi.

Arkadaşlarla görüşme, düzenli

okul hayatı, büyükanne ve büyükbabalara

virüs bulaşma korkusu, kendi

evinde çeşitli kısıtlamalar, çocuk ve

gençlerin yaşamlarını çok derinden

etkiledi.

Çalışmanın Amacı

Uzun süre olağan günlük yaşamlarından

uzaklaşmak zorunda kalan çocuk

ve gençlerin, bu süreçten bilişsel, duygusal

ve sosyal gelişimlerinin nasıl etkilendiği

ve sürecin ne tür izler bıraktığı

bu çalışmayla inceleniyor. Oluşan

baskı, stres ve psikolojik sorunların

erken tespiti amaçlanıyor.

Belirsiz Süreç ve Etkileri

Kısıtlama ve tedbirler gittikçe gevşetilmiş

olsa da, hala alışılan normalden

çok uzakta olunduğunu belirten uzmanlar,

“Düzenli eğitim ve okula

gitme hala çok sınırlıdır, yaz tatili dönemi

için ders yardımı ve bakım seçenekleri

henüz tam düzenlenmemiştir.

Bu zorlukların üstesinden nasıl gelinebileceği

büyük oranda, genel aile koşullarına

bağlıdır. Krizler her zaman

sosyal açıdan dezavantajlı aileleri

daha çok etkiler ve şimdiden yetkililerin

gerekli tedbirleri alması, hem ebeveynlerin

hem de çocuk ve gençlerin

bu süreçte en az hasarla çıkması için

önemlidir.”

Avrupa Konseyi’nden Avusturya’ya

Başörtüsü Yasağı Eleştirisi

Entegrasyon Bakanı Susanne Raab Başörtüsü Yasağını Savundu

Merkezi Fransa'nın Strazburg kentinde

olan Avrupa Konseyi Irkçılık ve

Hoşgörüsüzlük Karşıtı Komisyonu

(ECRI), Avusturya'da 2019 yılında yaşanan

ayrımcılık ve ırkçılık içeren

olaylara yönelik bir rapor yayımladı

ve Avusturya hükümetine ciddi uyarılarda

bulundu. Rapora göre, ülkede

özellikle siyasette Müslümanları ve

yabancıları hedef alan ayrıştırıcı ve

düşmanca söylemlerin arttığı, eğitim

ve çalışma alanında ayrımcılığın yanı

sıra yabancı düşmanlığı ve İslamofobi’nin

de yükselişte olduğu ortaya

çıktı.

Başörtüsü Yasağına Tepki

Skandallar sonucunda çöken merkez

sağ Halk Partisi (ÖVP) ve aşırı sağcı

Özgürlükler Partisi (FPÖ) hükümeti

döneminde 10 yaşına kadar çocuklara

getirilen başörtüsü yasağı, mevcut

ÖVP ve Yeşiller Partisi koalisyon

hükümeti tarafından 14 yaşına kadar

yükseltilmek isteniyor. ECRI yetkilileri,

Avusturya'da ilkokullarda uygulanan

başörtüsü yasağının 14 yaşına

kadar genişletilmesinin öğrenciler

arasında ayrımcılığı daha da artıracağını

belirterek, hükümetin bu

yasak planlamasının tekrar değerlendirilmesini

talep etti.

İslamofobi ve Yabancı Düşmanlığı

ECRI raporunda, hükümetin nefret

suçuyla mücadelede daha etkin politikalar

geliştirmesi ve bütün dini

gruplara eşit muamele yapması gerektiğine

işaret edildi ve ÖVP‐Yeşiller

Foto: BKA / Andy Wenzel

Europarat kritisiert

Islamfeindlichkeit

in Österreich

koalisyon hükümetinin okullarda başörtüsü

yasağının 14 yaşına kadar

yükseltilmesi çalışmasının, öğrenciler

arasında ayrımcılığa neden olacağı

uyarısı yapıldı.

Uyum Bakanı: Yasaklar Doğru

Avusturya Entegrasyon Bakanı

ÖVP’li Susanne Raab, “Amacımız kızları

ve genç kadınları özgürce gelişebilmeleri

için güçlendirmektir. Çocuklarda

başörtüsü açıkça bunun

önlüyor. Bu nedenle ilkokullarda başörtüsü

yasağı kızlara yardım eden

kesinlikle mantıklı bir önlemdir. Çocuklarda

başörtüsü dini değil ideolojik

bir semboldür, kızları çok genç

yaşta damgalıyor ve cinsiyetlerine

indirgiyor. Buna Avusturya’da izin veremeyiz”

dedi.

IGGÖ: Hükümet Uzmanların Eleştirilerini

Ciddiye Almalı

Avusturya İslam Cemaati (IGGÖ)

Başkanı Ümit Vural, “Siyasi karar alıcıların,

belirlenen sorunları çözmek

ve ülkemizdeki ırkçı eğilimleri engelleme

adına ECRI raporundaki önerileri

dikkate alması gerekiyor. Irkçı,

Müslüman karşıtı, Yahudi aleyhtarı,

homofobik veya cinsiyetçi nedenlerden

ötürü insanların kamuoyunda

küçük düşürüldüğü, hakaret edildiği

ve ayrımcılığa uğradığı tüm olaylara

karşı durulmalıdır.”

IGGÖ Mahkemeye Taşımıştı

2019 yılında parlamentoda kabul

edilen başörtüsü yasağının, Yahudi

ve Sihizm inancına mensup çocukların

kullandığı kipa ve patka gibi dini

kıyafetleri kapsamamasının Müslümanlara

yönelik açık bir ayrımcılık

olduğunu savunan IGGÖ, olayı Anayasa

Mahkemesine taşımıştı.

Integrationsministerin

Susanne Raab (ÖVP):

Kopftuch-Ideologie hat in

Österreichs Schulen keinen Platz

© ZARA

Me lde

rassistische

Diskriminierung

und Hass im Netz

an ZARA:

www.zara.or. .at

Die Beratung ist

kostenlos und auf

Wunsch anonym.


HABEReğitim&sağlık Haziran 2020, Sayfa - 18

Otizmli kişilerle Pozitif Zihin

Yöntemi (PZY) ile çalışmak

Otizmli kişiler genellikle sosyal

etkileşimler, iletişim, kaygı ve sertlik

ile ilgili zorluklara sahiptirler. Bazen

otizmli kişiler çevresel ve duyusal uyaranlara

karşı aşırı duyarlılık yaşarlar,

değişiklik ve geçişlerle başa çıkmakta

zorluk çekerler ve sosyal dünyayla

müzakere ederken stres ve zorluklar

yaşayabilirler. Pozitif bir bakış açısının

ve geçmiş davranış kalıplarına alternatiflerin

teşvik edilmesi, zorlu durumlar

ve koşullarla başa çıkabilmek için daha

fazla kapasite sağlayabilir.

Mizah, sosyal etkileşimin temel bir

öğesidir. Çoğumuz pek çok faydadan

haberdar olmadan mizah yaşarız.

Mizah araştırmaları bilişsel ve duygusal

gelişimi vurgular. Mizah, hem

eğlenceli hem de stresli olabilen

sosyal bağlantıları ve etkileşimleri

kolaylaştırır. Bu gibi durumlarda, çoğu

insan hem beklenen hem de gerçek

stresi azaltmak için mizaha dönecektir.

Otizmli insanlar, sosyal taleplerle karşı

karşıya kaldıklarında genellikle endişe

ve stres tepkileriyle karşı karşıya

kalırlar. Sosyal durumlarda mizahı anlama

ve kullanma becerisi geliştirmek

katılımı teşvik etme ve sosyal taleplerle

ilgili stresi azaltma potansiyeline

sahiptir.

Mizahi ve pozitif yeniden çerçeveleme

stratejileri, onları belirli durumlarla

© Seventyfour - stock.adobe.com

Amedeu Antonio Vakfı'nın bir araştırmasına

göre, internet ve özellikle

sosyal ağlar aşırı sağ terörün en kuvvetli

itici gücüdür ve aşırı sağcılar dijital

ortamlarda paralel toplumlar

kurmaktalar. Vakfın iki yıl süren çalışması,

2019’daki Christchurch, Halle

ve El Paso terör saldırıları ile internet

ortamında radikalleşmenin ne kadar

tehlikeli boyutlara ulaştığının kanıtı

daha iyi başa çıkmalarına ve zorlu

yaşam deneyimlerini yönetmelerine

ve koşullarla yüzleşmelerine yardımcı

olabilir. Otizmli olan bireyler için

mizahın sürekli maruz kalması ve

modellenmesi, onlara beklenmeyenin

güvenli ve eğlenceli olabileceğini

öğretmeye yardımcı olacaktır. Pozitif

Zihin Yöntemi'nde (PZY) olduğu gibi,

sürekli olarak tekrarlayarak ve sürekli

olarak açıklayarak mizah ve kendine

güvenmenin yanı sıra ilgi alanını kullanarak

bir şey öğrenebilirsiniz. Pozitif

Zihin Yöntemi'nin geliştirildiği araştırmam

sırasında, otizmli kişilerin belirli

davranışları öğrenmeye ilgilerinin

çok önemli olduğunu gördüm.

Pozitif psikolojinin odaklandığı son

özellik esnekliktir. Dayanıklılık, yaşamın

daha olumsuz unsurlarının zararlı

etkilerine karşı koruyan duygusal veya

psikolojik bir kalkan olarak tanımlanır.

Dayanıklı bireylerden, zorlukları ve

sıkıntıları sürdüren ve zafer kazanan

kişiler olarak söz ediyoruz. Otizmli

insanlar, sıkıntı karşısında onları

savunmasız hale getiren benzersiz

zorluklara sahiptirler. Başa çıkma ve

uyum sağlama becerileri, bilişsel

yeteneklerine, iletişim becerilerine,

esnekliğe ve sosyal problem çözme yeteneklerine

bağlıdır. Baş etme becerilerindeki

eksiklikler, anksiyete ve

Aşırı sağcılar internet

üzerinden güçleniyor

Hedef kitlede nefreti ve komployu yaymak için sosyal platform kullanılıyor

niteliğindedir. Failler saldırılarda

benzer idolojiyi adlandırıyor, benzer

saldırı tarzını seçiyor ve manifestolarında

birbirlerini referans alıyor, böylece

karşılıklı olarak aşırı sağcı teröre

motivasyon sağlıyorlar.

Kapalı alanlarda radikalleşme

Facebook, YouTube ve Instagram gibi

popüler sosyal ağlar artarak aşırı sağ

depresyona yol açabilecek savunmasızlığın

artmasına katkıda bulunan

önemli faktörlerdir. Esneklik, etkili

uyum sağlama ve yaşam zorluklarıyla

başarılı bir şekilde başa çıkmanın

önemli bir parçasıdır. Öz‐regülasyonu

besleyerek, başarı, özerklik ve bağımsızlık

deneyimleme olanaklarını

artırarak ve problem çözme becerilerini

ve genel bilgileri artırarak, otizmli

bireylere işlevsellik düzeylerinin her

birinde esneklik öğretilebilir. Otizmi

olan kişilerde esnekliğin ölçülebilmesinin

yolu, olumlu tercihleri ve seçimleri

ifade etme ve uygulama, yenilikleri

öğrenme ve deneyimleme,

güçlü bir destek sistemi sürdürme ve

öz‐düzenleme gösterme becerileridir,

stres zamanlarında kendi kendini

kontrol etme gibi. İyimserlik, mizah,

kendini motive etme, nezaket ve

dayanıklılık pozitif psikolojinin özellikleridir.

Otizmli bireylere, yaşam kalitelerini

en üst düzeye çıkarmak için bu

özellikleri içselleştirmeleri öğretilebilir.

Ebeveynler, profesyoneller ve eğitimciler

olarak, otizmli bireylerin kendi

mutluluklarını ve yaşam kalitelerini

oluşturmada daha aktif bir rol

almalarına yardımcı olmak için bu

özellikleri desteklemeye ve geliştirmeye

yardımcı olma sorumluluğumuz

vardır.

Doç. Dr. Sebiha Ünal (Devrim), Psikolog/Otizm ve ilişki uzmanıdır, Türkiye ve Avrupa'da otizmle

ilgili araştırma ve farklı çalışmalarda bulundu. Şu an Hollanda, Belçika ve Türkiye’de kendi Otizm

Uzmanlık Merkezleri ve Otizm Akademisi'nde (AECSU-AASU) tedavi ve eğitim veriyor. Kendi yaptığı

bilimsel araştırmalar ve çalışmalar sonucunda pozitif bakış açısının otizmli kişilerde ne kadar güzel

sonuçlar getirdiğini gördü ve bu yüzden uzmanlık alanını pozitif psikoloji ile geliştirdi ve kendi

geliştirdigi yöntem olan Pozitif Zihin Yöntemi (PZY) ile Türkiye, Hollanda ve Belçika'da da bulunan

Otizm Uzmanlık Merkezleri'nde şimdiye kadar 600 üzerinde otizm uzmanı yetiştirdi, yetenekleri

vurgulamanın ve bunlara yönelmenin otizmin zayıf yönlerinden daha da önemli olduğunu düşünüyor.

Daha fazla bilgi ve iletişim için:

www.autismexpertisecenter.com info@autismexpertisecenter.com

içeriklerin üzerine gidiyor ve onları

platformlarında yasaklıyor. Bu da

aşırı sağın hissedilir bir erişim kaybına

ve onların internette sınırlı alanlarda

biraraya gelmelerine neden

oluyor. Amadeu Antonio Vakfı internet

iletişim uzmanı Miro Dittrich:

''Bugün aşırı sağcılar, hedef kitlelerinde

nefreti ve komplo anlatımlarını

yaymak için aynı anda birçok platformu

kullanıyor. Farklı hedef kitlelerine

hitap ediliyor ve bireyler alternatif

internet platformlarına ve

sosyal ağlara yönlendiriliyor, yani çevirimiçi

bir dünyaya çekiliyor. Yerleşik

medyaya karşı artan güvensizlik ile

birlikte, aşırı sağcırlara destek olan

internet yerlerinin oluşması ve yayılması

kolaylaşıyor.''

Çevirimiçi radikalleşmenin sarmalı

Miro Dittrich: ''Dijital paralel toplumlara

bakıldığında kullanıcılar sohbet

gruplarında ülkelerinin batacağı ve

siyasi çözümlerin bunu önleyemeceği

söylemi ile insanları ikna ederek

onları eylemlere teşvik ediyor.''

Düşünceleri manipule etmek için

stratejiler

Popüler sosyal ağlarda idolojilerini

yaymak ve düşünceleri manipule

etmek için aşırı sağcılar bazı stratejiler

uyguluyor: Sağ alternatif medya,

bloglar ve etkin bireyler önemli bir

görev icra ediyor. Şüpheli bir failin

kökeni ile ilgili hatalı bilgilendirme,

medyanın taraflı ve yanlış bilgiler

verdiği kanısı oluşturarak yalancı olarak

yaftalanması gibi izlenen stratejiler

sayesinde radikal söylemler için

zemin oluşturuyorlar. Aşırı sağcılar,

bilinçli stratejik bir fikirler savaşı sürdürüyor.

Videolarla kurulması amaçlanan

düşünce diktatörlüğü tanıtılıyor.

İdolojik yapboz parçaları bir

büyük bütüne ekleniyor ve sözde

karşıtlıklar basit bir cevabın içinde

çözülüyor.

Çevirimiçi radikalleşmeye karşı yeni

stratejiler gerekli

İnsanlar kapalı nefret gruplarına girmeden,

aşırı sağcılarla internet ortamında

radikalleşmeye karşı mücadeleye

başlanmalıdır. Bu ancak nefret

söylemlerine karşı söz söyleyecek

ve karşı çıkacak dikkatli bir sivil toplulukla

başarılır. Yanlış bilgilendirmeye

karşı doğru bilgilerin farklı

algoritmalarla otomatik olarak sunulması,

populist içerikler yerine

somut olanların sağlanması gibi teknik

çözümlerle de nefret gruplarına

ilgi ve giriş zorlaştırılabilir. Vakıfın bu

konudaki önerileri ise şunlar: Özellikle

gençleri düşünce manipule edici

stratejilere karşı korumak için okul içi

ve dışı alanlarda medyanın yetilerinin

kapsamlı desteklenmesi. Nefret

gruplarının ve aşırı sağcıların çok sıkı

şekilde takip edilmesi ve baskı altına

alınabilmesi için iyi eğitilmiş güvenlik

görevlileri. Ayrıca bu mücadelede

sosyal ağ işletmelerinin güçlü desteği

gerekmektedir.


HABEReğitim&meslek Haziran 2020, Sayfa - 19

Bir Sonraki Kurslara Hemen Kaydınızı Yapabilirsiniz!

AK Tirol Annelerin İşe Dönmesine Yardımcı Olur:

Birçok anne için bebek doğumu

izninden sonra, çalışma hayatına

geri dönüş kolay olmuyor. Bu sebeple

AK Tirol, işe dönecek kadınlar

için özel bir kurs programı hazırladı.

AK Başkanı Erwin Zangerl, "Annelik

izninden sonra kadınların, becerilerini

geliştirebilecekleri ve kariyer

hedeflerini gerçekleştirebilecekleri

özel eğitimler almasını sağlamak

istiyoruz. Katılımcılara geri dönüş

kurslarına ek olarak BFI’nin kurs teklifleri

ile esnek bir şekilde birleştirilebilecek

modüller de sunuyoruz."

Zangerl, annelere bu fırsattan faydalanmaları

için çağrıda bulundu ve

"AK Tirol, iş hayatına geri dönmek

isteyen kadınların eğitimi ve ileri

eğitimi için tüm masrafları üstleniyor.

Ayrıca kurslar sırasında gerektiğinde

BFI'de sunulan çocuk bakımı

hizmetinden de yararlanılabilinir."

Tirol İşçi Odası'nın (AK) Avusturya

genelinde yaptığı bir araştırmaya

göre, öğrencilerin özel ders ihtiyacı

giderek artıyor. Bu sene 24.000

öğrenci ücretli ders yardımı aldı ve

geçen yıla göre bu sayı 7.000'den

fazla arttı. AK yetkilileri önemle,

Danışma Görüşmesi: Tirol İşçi Odası’nın

(AK Tirol) bu hizmeti için

temel, kursların bireyler için bir

araya getirileceği ve İnnsbruck BFI

Tirol’de yapılacak kişisel danışmanlık

görüşmesidir.

Bir sonraki, İşe dönen kadınlara

özel hazırlanan kurslar, sonbaharda

başlayacak ve sabah 8.30 ile 11.30

saatleri arasında gerçekleşecektir.

0512/59660 numaralı telefondan

hemen bir randevu almak en iyi

seçenektir. Bireysel danışmanlık

görüşmesi İnnsbuck BFI Tirol,

Ing.‐Etzel‐Straße 7’de yapılacaktır.

Daha detaylı bilgilere ulaşmak için

www.wiedereinstieg.tirol internet

sayfasını ziyaret edebilir veya BFI

Servis Merkezi’ne danışabilirsiniz.

eğitimde reform ve okul destek

programlarının genişletilmesi çağrısında

bulunuyor.

Evde Eğitim Büyük Yük Getirdi

AK Tirol'un, araştırma enstitüsü

IFES'e yaptırdığı bir araştırma, koronavirüs

krizi ile okulların kapanması

AK Tirol hilft Müttern beim

Wiedereinstieg:

Gleich anmelden für die

nächsten Kurse!

Deutschkenntnisse sind erforderlich.

AK Tirol’un işe dönüş kurs programı ile ilgili bilgiler,

BFI Tirol’daki AK Danışmanlığında (AK Beratung)

Randevunuzu hemen 0512/59660 numaralı telefondan alın.

Matematik ve Almanca Öğrencileri En Çok Zorlayan Dersler

Ücretsiz sunulan bu hizmetten faydalanın ve doğum ya da aile

izni sonrası işe dönüş için hazır duruma gelin! AK Tirol, BFI'deki

işe dönüş kursları sırasında çocuk bakımı da dahil olmak üzere

eğitim veya ileri eğitim için tüm masrafları üstlenir.

ve evde eğitime başlanmasının,

eğitimde büyük zorlukları beraberinde

getirdiğini ortaya çıkardı. Ebeveynlerin

çoğunun da evden işlerine

devam ettiği bu süreçte, bütün aile

bireylerine ciddi bir yük bindi. Özellikle

gelir ve eğitim durumu düşük

ailelerin çocukları, evden ödevlerini

yapmak ve dersleri takip etmek için

bilgisayar, tablet gibi gerekli araçlara

sahip olmadıkları için büyük sıkıntılar

yaşadı.

En Çok Matematik ve Almanca

Öğrencileri Zorluyor

Matematik, öğrencilerin en fazla

zorlandığı ders olmaya devam

ediyor: Özel ders alan öğrencilerin

üçte ikisi (17.000) Matemak desteği

aldı, üçte biri (7.500) Almanca, yüzde

22'si (6.000) yabancı dilde yardıma

ihtiyaç duydu. İlkokul çocuklarının

üçte ikisi Almanca ders desteği

almak durumunda kaldı. Bununla

birlikte, özel derse ihtiyaç duyan

öğrencilerin yüzde 57'si, zorlandığı

derslerde olumlu bir not alarak zayıf

notunu düzeltti.

Tiroler Projekt VERA

EU-weites „Best Practice“-Beispiel

Das Land Tirol fördert zahlreiche Initiativen,

um junge Menschen für das Berufsleben

bestmöglich vorzubereiten. Beispielhaft

dafür ist das Projekt VERA des KAOS Bildungsservices,

das aufgrund seines Erfolgs

auch in der Coronakrise vom Europäischen

Parlament im Rahmen der Kampagne „#EuropaGegenCovid19“

nun als Best Practice

vorgestellt wird.

Großes Angebot deckt viele Interessen ab

Unter dem Motto „Vorbeikommen – erleben

– arbeiten“ können junge Menschen direkt

am Standort in Innsbruck vorbeischauen

und sich über das Projekt informieren sowie

in weiterer Folge die einzelnen Trainingsbereiche

„Medien“, „Upcycling und Instandhaltung“

sowie „Mode und Dekoration“

unverbindlich kennenlernen. Wird das Interesse

für einen Bereich geweckt, können die

Jugendlichen zu Tagestrainings erscheinen

oder mit den Coaches eine individuell angepasste

Wochenvereinbarung treffen, im

Zuge derer sie sich auch ein Taschengeld

erarbeiten. „Die Teilnehmerinnen

und Teilnehmer werden

so an feste Strukturen schrittweise

herangeführt und gehen

gleichzeitig kreativen Tätigkeiten

nach – sei es die Beschäftigung

mit Fotografie, das Tüfteln

an Gebrauchtgegenständen

oder das Umarbeiten eigener

Kleidungsstücke“, erklärt

Landesrätinn Palfrader.

Digital in Kontakt

Auch wenn solche Zusammenkünfte

in dieser Form Coronabedingt

zeitweise nicht möglich

waren, blieben die Projektbeteiligten

mit den Jugendlichen in Verbindung

– auf digitalem Weg, was nun im Rahmen

der EU‐Kampagne hervorgehoben wird. So

bekamen die jungen Menschen beispielsweise

Anleitungen für kreatives Arbeiten

über Online‐Plattformen zur Verfügung

gestellt, die diese dann zu Hause umsetzen

konnten.

Über VERA

Die Initiative VERA des KAOS Bildungsservice

zielt auf Jugendliche zwischen 15 und 24 Jahren

ab, die keiner beruflichen Beschäftigung

oder Ausbildung nachgehen und auch

in keiner arbeitsintegrativen Maßnahme

sind – jedoch Probleme damit haben,

sich in geordnete Strukturen einzufügen.

Details zum Projekt VERA gibt es online unter

www.kaos4all.com/vera.

Foto: Maksym Povozniuk / stock.adobe.com

Foto: KAOS Bildungsservice


Bu şekilde

y az güve

enle

er.

geç

En az 1 metre

mesafe

Mesafe mümkün değilse,

maske kullanılmalı

Düzenli olarak

eller yıkanmalı

Yeni gevşetmelerle özellikle sıcak aylarda çok şey artık

daha kolay olacaktır. Ve böylelikle kesin olan: Tedbirlere

uymaya devam edersek, yaz aylarının tadını gönül

rahatlığıyla çıkarabiliriz. Ve bunu hepimiz hak ettik!

#schauaufdich

Weitere Magazine dieses Users
Ähnliche Magazine