PharmaAgustos

istmagmagazin

July - August 2018


middle east & africa


Book

Your

Stand

3 - 5 September 2018

Abu Dhabi, United Arab Emirates


Pharma 3


Publisher

H. Ferruh IŞIK

on behalf of

İSTMAG Magazin Gazetecilik

İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.

General Manager

Mehmet SÖZTUTAN

mehmet.soztutan@img.com.tr

Editor

Yüksel EKİNCİ

yuksel.ekinci@img.com.tr

Graphic & Design

Tayfun AYDIN

tayfun.aydin@img.com.tr

Foreign Relations Manager

İsmail ÇAKIR

ismail.cakir@img.com.tr

ID Manager

Arif AĞAR

arif.agar@img.com.tr

Social Media

Semih SAĞIŞMAN

semih.sagisman@img.com.tr

Corporate Communication Manager

ebru.pekel@img.com.tr

Finance Manager

Mustafa AKTAŞ

mustafa.aktas@img.com.tr

Subscription

İsmail ÖZÇELİK

ismail.özcelik@img.com.tr

Advertising Coordinator

Recep ARSLANTAŞ

recep.arslantas@img.com.tr

Bursa Branch

Ömer FARUK GÖRÜN

fgorun@ihlas.net.tr

Buttim Plaza D Blok Kat: 4

No: 12/67 BURSA

Tel: 224 211 44 50

Head Office

Evren Mah. Bahar Cad. Polat İş

Merkezi B Blok No:1 Kat:4 / Güneşli-

Bağcılar / İstanbul

Tel: +90 212 604 51 00 Faks: +90 212

604 50 51

Printing

İhlas Gazetecilik A.Ş

Merkez Mahallesi 29 Ekim Cad.İhlas

Plaza NO: 11/A 41

Yenibosna / İstanbul / TURKEY

Tel: 0 212 454 30 00

İMG - Pharma dergisinde

yer alan makalelerdeki fikirler

yazarlarına aittir.

Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam

verene aittir. İMG - Pharma dergisinin bütün

yayın hakları İstmag Magazin Gazetecilik İç

Ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne aittir. Yazılar kaynak

gösterilmeden yayınlanamaz.

İçindekiler

6

Santa Farma Türk ilacını

40’tan fazla ülkeye götürecek

Santa Farma now offers

Turkish medicine to more than 40 countries

8

“Vitamin D” from Berko İlaç to health sector

Berko İlaç’tan sağlık sektörüne “D Vitamini”

10

Beauty Istanbul 2019 fuarı tanıtımları tüm dünyada hızla devam ediyor

BeautyIstanbul 2019 exhibition continues to be promoted on various

platforms worldwide

14

Her cilde uygun Capicade

20

New therapy methods presented by Chiesi Group

at ATS and ISPOR congresses

Chiesi Group, yeni tedavi yöntemlerini

ATS ve ISPOR kongrelerinde sundu

26

Kolorektal kanserde umut vaat eden yeni tedavi seçeneği

A promising new treatment option in colorectal cancer

34

“10 bin ALS hastasına umut olacak gelişme”

“A promising development for

10 thousand ALS patients”

48

Yeni analiz ve veriler nintedanib molekülünün

etkililiğini ve güvenliliğini pekiştiriyor

New analysis and data reinforce

#nintedanib’s efficacy and safety


Continue to succeed in international markets!

Uluslararası pazarlarda kazanmaya devam!

Son dönemde ülkemize gerçekleştirilen

yaptırım ve zorlamalara rağmen

kimya sanayi ihracat alanında

yine yerinde durmayarak geçmiş yıla

oranla %173’lük bir artışla rekor kırdı.

Temmuz ayında gerçekleştirilen

ihracat ile son 5 yılda ABD’ye yapılan

171 milyonluk ihracat ile Almanya’yı

sollayarak en fazla ihracat rakamına

ulaştığı görüldü.

İhracat rakamlarının açıklandığı

listede %78 lik değer kazanımıyla üst

sıralarda yer alan eczacılık ürünleri

uluslararası pazarlarda yeni alıcılara

ulaşmaya devam ediyor.

Bu sayımızda yine sektörün önemli

firmalarında gerçekleşen atama ve

yer değişikliği haberleri, birbirinden

yeni tedavi yöntemleri ile karşınızdayız.

Her daim yerimizi aldığımız sektörün

en iyi fuarlarının haberlerini de es

geçmedik tabii ki. Eylül ayı fuar aylarının

müjdecisi konumunda olması

sebebiyle hemen hemen bütün sektörleri

heyecanlandıran bir zaman

dilimi. Bu vesileyle fuar katılımcısı

olan firmalarımıza şimdiden iyi fuarlar

diliyorum.

Keyifle okuyacağınız bir sayı olması

dileğiyle…

Sağlıkla kalın…

Editör

Yüksel Ekinci

Despite the recent sanctions and enforced imposition

on the country, the chemical industry is not still in its

old place of exports and broke a new record with

an increase of 173% compared to the last year.

With the exports realized in July, it has been

seen that it reached the highest export figure

by overtaking Germany with 171 million

exports made to USA in the last 5 years.

Pharmaceutical products, which rank at

the top with 78% of the listed number of

export figures, continue to reach new

buyers in international markets.

In this respect, we are still in the

process of appointing and changing

news in the important companies

of the sector, with new treatment

methods.

The cosmetics sector, which is in the

top position on the list where export

figures are disclosed, laughs in the

industry’s face by guaranteeing that it will

continue its existence.

Of course we have not missed the news

of the best fairs in the sector which

we always take part. It is a time slot

that excites almost all sectors,

as it is the herald of the month

of September. As a result of

this opportunity, we wish all

companies great success in the

exhibitions.

I wish you wonderful times of

reading with this issue…

Stay healthy ...


Santa Farma now offers

Turkish medicine to more than 40 countries

Santa Farma, one of Turkey’s local

companies, targets to sell its products to

over 40 countries in different regions by the

end of 2018.

Santa Farma Türk ilacını

40’tan fazla ülkeye götürecek

2017’de satışlarını yüzde 85 oranında artıran Santa Farma, 20 yeni iş

ortağıyla Afrika, Asya, Balkanlar, Rusya, Güney Amerika ve Uzak Doğu

pazarlarında büyümeyi hedefliyor.

6 Pharma


Türkiye’nin en köklü ve güçlü yerli ilaç firmaları

arasında yer alan Santa Farma, Türk ilaç

sektörünün ihracata dayalı büyüme vizyonuna

ihracat pazarlarını genişleten stratejileriyle önemli

katkılarda bulunuyor. Yaptığı Ar-Ge ve üretim

yatırımlarının meyvelerini 2017’de toplamaya

başlayan Santa Farma, geride kalan yılda yeni

pazarlar ve lansman ürünleriyle satışlarını yüzde

85 oranında artırdı. İhracat alanında kendisini

yeni pazarlara taşıyan iş ortağı sayısını da hızla

artıran Santa Farma, 2018 sonu itibarıyla ürünlerini

Afrika’dan Asya’ya, Balkanlar’dan Rusya’ya, Güney

Amerika’dan Uzak Doğu’ya kadar 40’ın üzerinde

ülke ve bölgeye satmayı hedefliyor. Şirketin,

80’inci yaşını kutlayacağı 2024 yılı için belirlediği

hedefse Türk ilaç şirketleri arasında ihracat

şampiyonu olmak. Konuyla ilgili açıklamalarda

bulunan Santa Farma Yönetim Kurulu Başkanı ve

CEO’su Erol Kiresepi şunları söyledi: “Bir yandan

Ar-Ge becerilerimizle ürün kalitemizi günden

güne artırırken diğer yandan da kurduğumuz

yeni iş ortaklıklarıyla yeni pazarlara açılıyoruz.

Yılın ilk altı ayında iki yeni iş ortağıyla sözleşme

imzaladık ve yıl sonuna kadar beş yeni iş ortağıyla

sözleşme imzalamayı, nihayetinde iş ortağı sayımızı

20’nin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Ailemiz

de hedeflerimiz gibi büyüyor. 2017 yılında 200’ün

üzerinde çalışanı aramıza katarak 990 kişiyle

faaliyet gösteriyoruz. 2018 yılı içerisinde 100 kişiyi

daha istihdam etmeyi planlıyoruz.”

As one of Turkey’s pharmaceutical firms

that has a long-standing background, Santa

Farma has started to reap the fruits of its

R&D projects and production investment in

2017 and increased its sales by 85 percent

with entering new markets and launching

products. Rapidly increasing the number

of its business partners expanding to new

export markets, Santa Farma aims to sell its

products to more than 40 countries in various

regions from Africa, Asia, the Balkans and

Russia, to South America and to the Far East

by the end of 2018. The company targets

to be the export champion of all Turkish

pharmaceutical companies in the year of 2024,

the date which is also its 80th birthday.

Erol Kiresepi, Santa Farma Chairman of the

Executive Board and CEO, said: “Our family

is expanding just like our targets. We have

added more than 200 employees in our family

in 2017 and now we are a family of 990. We

plan to employ 100 more in 2018.”

Pharma 7


“Vitamin D” from Berko İlaç to health sector

Berko İlaç’tan sağlık sektörüne “D Vitamini”

Otuz yılı aşkın süredir “Sağlıklı

Yarınlara” vizyonuyla, toplum sağlığı

için çalışan ve üreten Berko İlaç,

Türk tıbbına hizmet etmeye devam

ediyor. Berko İlaç’ın Sağlık Bakanlığı

onaylı ilk D vitamini tableti Desiferol

2000 I.U. Film Kaplı Tablet, sağlık

sektörünün hizmetine sunulmuştur.

Berko İlaç, which has been operating

and producing for public health with

the vision of “For Healthy Tomorrows”

for more than thirty years, continues to

provide services to Turkish medicine.

The first vitamin D tablet of Barko İlaç

approved by the Ministry of Health,

Desiferol 2000 I.U. Film Coated Tablet,

is offered to the healthcare sector.

Desiferol 2000 I.U. Film Kaplı Tablet

İçerik:

Her tablet 2000 I.U. (50 mikrogram) Vitamin D3

içerir.

Endikasyonu:

Vitamin D eksikliğinin profilaksi ve tedavisinde

endikedir.

Desiferol 2000 I.U. Film Coated Tablet

Contents:

Each tablet contains 2000 I.U. (50 micrograms) Vitamin

D3.

Indications:

It is indicated in the prophylaxis and treatment of

vitamin D deficiency.

8 Pharma


Akkuş Devlet Hastanesi Çocuk Kliniği

Berko İlaç is active in every field of health sector!

Berko İlaç, which has been operating and developing products for human health with the vision of “For

Healthy Tomorrows” for more than thirty years and has become a strong brand name with its innovative

products in the pharmaceutical market of Turkey, continues to make a name for itself not only with its

production but also with the social responsibility projects it carries out and supports.

Berko İlaç, sağlıkta her alanda!

“Sağlıklı Yarınlara” vizyonuyla otuz yılı aşkın süredir insan sağlığı için üretmeye ve çalışmaya

devam eden, yenilikçi ürünleriyle Türkiye ilaç pazarında güçlü bir marka olan Berko İlaç; sadece

üretimiyle değil aynı zamanda gerçekleştirdiği ve desteklediği sosyal sorumluluk projeleriyle de

adından söz ettirmeye devam ediyor.

Toplumda değer oluşturma bakış açısıyla yola çıkan Berko İlaç, Esenyurt Necmi

Kadıoğlu Devlet Hastanesi’ne yaptığı emzirme odası ile annelere, konforlu ve sağlıklı

bir ortamda çocuklarını besleme imkânı sağlamayı hedeflerken, Ordu Akkuş Devlet

Hastanesi Çocuk Kliniği ve Osmancık Devlet Hastanesi içinde kurduğu çocuk oyun

alanlarıyla da hastanede tedavi gören çocukların morallerinin yükselmesi, doktor

korkusu bulunan çocukların önyargılarından uzaklaşması ve hastaneye çocuklarıyla

gelmek zorunda kalan ailelerin çocuklarının keyifli vakit geçirmesini amaçlıyor.

Desteğini sadece hastanelerdeki ihtiyaçlarla sınırlandırmayan Berko İlaç, yakın

zamanda Bağcılar 17 No’lu Aile Sağlık Merkezi’nde çocuklar için kurduğu mini

kütüphaneyle, çocukların kitap okuma alışkanlığı kazanmasına vesile olmanın

mutluluğunu yaşıyor.

Berko İlaç, setting out with the perspective of value creation in the society, aims at

providing the opportunity to mothers to feed their babies in a comfortable and healthy

environment with the breastfeeding room it built at Esenyurt Necmi Kadıoğlu State

Hospital on the one hand, and on the other hand, it aspires to raise the morale of children

who are being treated at the hospital, to break down the prejudices of children who are

afraid of the doctor, and to ensure that the children of the families who have to bring their

children to the hospital to have a good time with the playgrounds it built at Ordu Akkuş

State Hospital and Osmancık State Hospital.

Berko İlaç, not limiting its support only to the needs in the hospitals, is pleased to help

children gain reading habit with the mini library it has established for children at Bagcilar

Family Health Center No. 17.

Osmancık Devlet Hastanesi

Akkuş Devlet H. Çocuk Kliniği

Pharma 9


BeautyIstanbul

2019

exhibition

continues to be

promoted on

various platforms

worldwide

BeautyIstanbul 2019, the international exhibition for cosmetics, beauty, hair,

private label, packaging and cosmetics ingredients will welcome its professional

guests on 2-3-4 October 2019, in Istanbul, Turkey. The show will bring together 400

exhibitors from 40 countries along with over 8.000 professional cosmetics buyers

and distributors from more than 120 countries.

Beauty Istanbul 2019 fuarı tanıtımları

tüm dünyada hızla devam ediyor

Uluslararası

kozmetik, güzellik,

saç ve saç bakım

ürünleri, private label,

ambalaj ve kozmetik

hammaddeleri fuarı

BeautyIstanbul 2019

kozmetik sektörü

profesyonellerini 2-3-4

Ekim 2019

tarihlerinde

İstanbul’da

ağırlayacak. Fuar

40 ülkeden 400’ün

üzerinde katılımcı ile

120’den fazla ülkeden,

başta 3000’den

fazlası yabancı olmak

üzere 8000 civarında

profesyonel alıcı ve

dağıtıcıyı bir araya

getirecek.

10 Pharma


Promotions of BeautyIstanbul Exhibition for May and

June period were launched with Dubai in a cosmetics

and beauty exhibition where BeautyIstanbul was on

display in Dubai metro which drew great interest from

all visitors and exhibitors. Our team contacted industry’s

leading cosmetics buyers and distributors primarily

from Middle East, Gulf, Arabic countries and invited

them to Beauty Istanbul.

In Seoul, South Korea simultaneously with the Dubai,

BeautyIstanbul team promoted our exhibition to

numerous buyers and distributors from Korean and

Asian cosmetics markets and received positive interest

from professionals.

Beauty Istanbul’s Asian market promotions continued

with Shanghai-China cosmetics exhibition during May

where we met with professional beauty equipment,

packaging and cosmetics raw material companies and

professionals and invited them to our exhibition.

At the same time, our team was present in during Sao

Paulo-Brazil cosmetics technology, raw materials and

packaging exhibition. BeautyIstanbul was promoted

to beauty professionals from all over South America

especially from Brazil which is one of the leading

cosmetics markets in the world.

Through the end of May, BeautyIstanbul team was in

Amsterdam-Netherlands for the private label exhibition.

Many retailers and producers mainly from Europe got

informed about BeautyIstanbul 2019 and most exclusive

ones were invited to our B2B hosted buyers program.

BeautyIstanbul carried out promotions in various

exhibitions all over the world with no exception in June,

starting with Mexico. Our team gave information to

many beauty professionals, hair stylists and buyers from

Central America about BeautyIstanbul 2019.

Our team was present in Delhi-India beauty exhibition

which occurred concurrently with Mexico. Saloon and

spa professionals, buyers and distributors primarily

from Asia and Middle East were informed about

BeautyIstanbul 2019 and showed great interest to our

exhibition.

BeautyIstanbul’s promotions for June continued at a

supplier exhibition in Germany which is the biggest

cosmetics market in Europe. BeautyIstanbul team in

Munich, invited professional buyers and suppliers to our

exhibition in person.

BeautyIstanbul continued its promotions with Paris-

France contacting leading suppliers of the dynamic

make-up market, alongside make-up professionals and

worldwide buyers and distributors of color cosmetics.

Latest visits of the month included Johannesburg-South

Africa general trade show which includes cosmetics and

beauty as well. As we express, African market is vital

for BeautyIstanbul 2019 hence the team reached out

to selective cosmetics professionals and buyers from

Africa and invited them to our hosted buyers program.

Mayıs ayı tanıtımları büyük bir ekiple çalışmalarımızı

yürüttüğümüz Dubai kozmetik ve güzellik fuarı ile

başladı. Orta Doğu başta olmak üzere birçok bölgeden

alıcılar, dağıtıcılar ve üreticiler ile görüşülüp fuarımıza

ve alım heyeti programımıza davet edildi.

Dubai ile eş zamanlı olarak Seul-Güney Kore’de ise

başlıca Uzak Doğu ve Güney Doğu Asya’dan kozmetik ve

güzellik sektöründen profesyonel alıcılar ve dağıtıcılar

ile bir araya gelinerek BeautyIstanbul 2019 fuarı tanıtıldı.

Asya pazarına yönelik tanıtım faaliyetlerine Mayıs

ayının son haftasında Şangay-Çin’de devam eden

BeautyIstanbul ekibi, özellikle cazip Çin kozmetik ve

güzellik pazarında etkili olan alıcılar ve dağıtıcılar ile bir

araya geldi.

Şangay ile aynı tarihlerde Sao Paulo-Brezilya kozmetik

teknolojileri, hammaddeleri ve ekipmanları fuarında ise

Güney Amerikalı kozmetik ve güzellik profesyonelleri

ve alıcıları ile alım heyetimize dâhil edilme kapsamında

tanıtım faaliyetlerimiz hızla devam etti.

Mayıs ayının son günlerinde tanıtım çalışmalarımızı

Amsterdam-Hollanda private label fuarı ile sürdürdük.

Perakende sektöründen firmalar ve üreticilerle

yaptığımız görüşmelerde BeautyIstanbul 2019 fuarı ve

alım heyeti programımızla ile ilgili bilgiler verdiğimiz

görüşmelerimizde fuarımıza gösterilen ilgi oldukça

yoğundu.

BeautyIstanbul ekibi Haziran ayı tanıtım faaliyetlerine

Meksika’da profesyonel güzellik ve saç bakım fuarı

ile başladı. Orta Amerika kozmetik sektörü açısından

önemli bir yere sahip olan fuarda profesyonel alıcılar ve

dağıtıcılar ile görüşülüp fuarımız tanıtıldı.

Meksika ile aynı tarihlerde düzenlenen ve konumu

itibarıyla Asya pazarında önemli bir yere sahip olan

Delhi-Hindistan’da da bulunan BeautyIstanbul ekibi,

buradaki salon, spa profesyonelleri ve dağıtıcıları ile bir

araya gelip kendilerini fuarımıza davet etti.

Haziran ayı çalışmalarına hız kesmeden devam eden

BeautyIstanbul ekibi, Avrupa’nın en büyük kozmetik

pazarı Almanya’da düzenlenen Münih kozmetik fuarını

ziyaret edip, firmalar ve tedarikçiler ile görüşüp bizzat

fuarımıza davet etti.

BeautyIstanbul faaliyetlerine Paris-Fransa’da bir hayli

dinamik makyaj pazarının önde gelen tedarikçileriyle

görüşerek sürdürdü. Aynı zamanda makyaj

profesyonelleri ve uluslararası renkli kozmetik alıcı ve

dağıtıcılarıyla da yoğun temaslarda bulunan ekibimiz

fuarımıza yönelik yoğun ilgiyle karşılaştı.

Ayın son çalışmalarını Güney Afrika’da gerçekleştiren

ekibimiz Johannesburg’da düzenlenen etkinlikte

kozmetik sektöründen firmalarla ve iş insanlarıyla

yaptığı görüşmelerde BeautyIstanbul 2019 fuarımıza

ilişkin tanıtımda bulundu.

Beauty Istanbul Online to Online bir iş platformu

sunuyor

Pharma 11


BeautyIstanbul launches its Online to Online business

platform.

BeautyIstanbul will introduce an Online to Online

platform for its exhibitors and visitors which will

enable them to communicate and proceed doing

business months before the exhibition. This will bring

additional value to the exhibitors by having constant

communication with their potential buyers and prearranging

their deals while buyers will be ready for the

exhibition knowing what they will attain. This online tool

is expected to be ready by September 2018, almost 13

months prior to the event.

BeautyIstanbul team will continue its worldwide

promotion activities, speeding up in the upcoming

months, which will dedicate a huge investment and

human resources, both in local and international

markets. BeautyIstanbul will proceed with its

promotions all over the world to reach its target of

hosting around 10.000 highly qualified visitors, including

over 3.000 international buyers from more than 120

countries in Istanbul.

Hope to see you at Beauty Istanbul, October 2 – 3 – 4

2019, Istanbul, in one of the world’s most attractive

cities!

Beauty Istanbul katılımcı ve ziyaretçilerine ayrıcalık

sağlamak için Online to Online iş platformunu hizmete

sun. Bu platformda katılımcı ve ziyaretçiler fuar

başlamadan önce diğer firmalarla iletişime geçmeye

başlayarak, iş anlamında bir adım önde olup, daha

fuar başlamadan iş anlaşmalarını tamamlama fırsatı

bulacaklar. Bu online platformun Eylül ayı başında hazır

olması planlanarak, fuardan 13 ay öncesinde katılımcı ve

ziyaretçilerin hizmetine sunulacak.

Beauty Istanbul fuarının tanıtımı yerelde ve tüm dünyada

yüksek insan gücü ve büyük çapta yatırımlarla gelecek

aylarda da devam edecek. 3.000’i 120 farklı ülkeden

olmak üzere 10.000’den fazla profesyonel ziyaretçi

ve alıcıyı dünyanın benzersiz şehirlerinden biri olan

İstanbul’da buluşturmayı hedefleyen Beauty Istanbul,

pazarlama ve tanıtım aktivitelerini hedefine yeni ülkeler

ekleyerek yoğunlaştıracak.

2-3-4 Ekim 2019 tarihlerinde İKK-İstanbul Kongre

Merkezi’nde sizleri de dünyanın en güzel şehirlerinden

biri olan İstanbul’da, sektörün yeni gözdesi

BeautyIstanbul’da görmeyi umuyoruz.

12 Pharma


Her cilde uygun Capicade

Güneşin zararlı ışınlarına karşı korumaya yardımcı olan Capicade güneş

koruyucu kremler cildinizin doğal koruyucu tabakasını tahriş etmeden

size yaz boyu ihtiyaç duyduğunuz bakımı sağlıyor.

Capicade Spf 50+ Güneş Koruyucu Krem-Lekeli Ciltler

Hentowhite Af yeni nesil bir aktif olup cilt lekelerinde ve

beyazlatmada çok etkilidir. Bu aktif sayesinde melanin

oluşumunu melanin sentezinin en erken aşamasında

azaltır. Melanomların keratinositlere dönüşümünü

engeller. Cildin üst katmanında hafif bir soyma ve

peeling etkisi olduğu için anında aydınlatma sağlar.

Capicade Spf 50+ Güneş Koruyucu Krem

Yağlı & Akneli Ciltler

Seboreductyl yeni nesil bir aktif olup akneli

ve yağlı ciltler için yağ salgısını azaltır,

sebum salgısını düzenler, mantar ekstratları

ile gözenekleri küçültür, cildi sıkılaştırır,

tahriş etmez ve nemlendirme sağlar.

Capicade Spf 50+ Güneş Koruyucu Krem Hassas &

Kızaran Ciltler

Chiaprotect Ecocert sertifikalı ve %100 çekirdek yağı olup

soğuk sıkım metodu ile elde edilmiştir. Chiaprotect yeni

nesil bir aktif olup Rozesealı, Hassas ve Kızaran ciltler için

cilt hassasiyetini artırır, dokular arası nem kaybını azaltır.

Anti serbest radikal özelliği ile cilt yaşlanmasını yavaşlatır ve

geciktirir. Omega 3 ve Omega 6 bakımından çok zengindir.

Capicade Spf 50+ Güneş

Koruyucu Krem-Atopik &

Kuru Ciltler

Bioceramid Pure, saf

ve konsantre seramid

olup, insan vücudundaki

seramidlere çok yakın

yapıdadır. Ciltten

absorblandığı zaman

epidermisteki lipidlere

katılarak nem koruma

ve bariyer özelliğinin

korunmasında rol alır.

Keratinositlerin düzenli

yenilenmesini sağlar.

Atopik Dermatit ve egzema

tedavileri için dünyada en

çok tercih edilen içerikler

arasında yer alır.

Capicade Spf 50+ Güneş

Koruyucu Losyon-Kıds-Inca

Omega Oıl, Inka fıstığı

çekirdekleri, birçok çekirdek

yağına kıyasla Omega

3 ve Omega 6, Omega 9

içerir. Serbest radikallere

karşı koruma sağlar ve

zeytinyağından 17 kat daha

fazla E vitamini içermektedir.

En zengin çoklu doymamış yağ

asidi kaynaklarından biridir.

Cildi dış etkenlere karşı korur ve

güçlendirir.

Capicade Spf 50+ Güneş Koruyucu

Krem Normal&Karma Ciltler

İçeriğindeki güçlü aktifler ve E

vitamini sayesinde tüm cilt tiplerine

uygun güneş koruyucu krem

yüksek etkili UVA ve UVB filtreleri

sayesinde güneşin zararlı ışınlarını

süzer.

Yumuşak kıvamlı formülü ile

mükemmel bir emilim sağlar. İz

bırakmaz. Cildi iritasyonlara karşı

korur. E Vitamini sayesinde güneşin

zararlı etkilerine karşı etkin koruma

sağlar.

14 Pharma


2023 Goal of Health Tourism; 2 millions of

patient and 20 billion dollars of income!

In Turkey, the number of health tourists increased a lot

in the last 10 years. The reforms in the health sectors,

the improvements in the health facilities and especially

the professional efforts that the private hospitals made in

this area have a great impact on this increase. The health

tourism has become one of the sectors that have made

an important breakthrough in last 20 years within Turkish

economy. As it is expected to reach 750 thousands in 2018, it

is aimed at 2 million patients and 20 billion dollars in 2023.

Sağlık Turizminin 2023 hedefi; 2 milyon hasta ve 20 milyar dolar gelir!

Türkiye’de, son 10 yıl içerisinde sağlık turisti sayısı büyük artış gösterdi. Bu artışa

sağlık alanında yapılan reformların, sağlık tesislerindeki gelişmelerin ve özellikle özel

hastanelerin bu alanda gösterdiği profesyonel çabaların büyük etkisi bulunuyor. Sağlık

turizmi; Türkiye ekonomisinde son 20 yılda önemli atılım gösteren sektörlerden biri haline

gelmiş durumda. 2018 yılında 750 bin olması hedeflenirken, 2023 yılında 2 milyon hasta ve

20 milyar dolar gelir hedefleniyor.

Making a detailed analysis of the health tourism in Turkey, which

has literally become the health center of the Middle East in the

recent years, Alwali Magazine assumes the bridge role in order

to contribute in the relations between two regions.

Turkey has big goals in the economy, health and tourism areas

Chief Editor of Alwali Muhammed Arif İncegül stated “In last

10 years, we have witnessed that the number of health tourists

increased in Turkey. According to the 10th Development

Plan’s goals, it is aimed that Turkey should be among the first

5 destinations of medical tourism in medium term and it is

expected that 150 thousand of foreign tourists should visit our

country and 750 million dollars of income should be earned.

Morever, according to the 10th Development Plan, it is expected

from the medical tourism to provide 5,6 billion dollars of income,

while it is expected to achieve a million patients and 20 billion

dollars in 2023. It was seen that the foreigners gave a lot of

importance to issues of health service quality, clinical success,

Turkey’s transportation support, communication with the

doctors, their experiences and cost etc. and they were satisfied

with the hospitals’ performances at a similar rate. Another

reason for them to choose Turkey was that the treatment costs

were mostly much lower than their countries’ prices. Besides, its

being accessible in terms of its geographical location provides

an advantage for the health tourism. As Alwali, we in a way

assumed a Non-Governmental Organization mission. Turkey has

big goals in the economy, health and tourism areas Alwali will be

an important step for our country to reach these goals.”

Son yıllarda Ortadoğu’nun adeta sağlık merkezi haline gelen

Türkiye’deki sağlık turizmi ile ilgili derinlemesine bir analiz

yapan Alwali Dergisi, iki bölge arasındaki ilişkilere katkı

sağlamak adına bir köprü görevi üstleniyor.

Türkiye’nin ekonomi, sağlık ve turizm alanında büyük hedefleri

var

Alwali Genel Yayın Yönetmeni Muhammed Arif İncegül, “Son

10 yıl içerisinde Türkiye’de sağlık turisti sayısının arttığını

görüyoruz. 10. Kalkınma Planı hedeflerine göre; Türkiye’nin

orta vadede medikal turizmde dünyanın ilk 5 destinasyonu

içerisinde olması ve 150 bin yabancı turistin ülkemizi ziyaret

etmesi ve 750 milyon dolar gelir elde edilmesi hedeflenmektedir.

Ayrıca 10. Kalkınma planına göre medikal turizmden 5,6 milyar

dolar, 2023 yılında ise milyon hasta ve 20 milyar dolar gelir

hedeflenmektedir. Yabancıların sağlık hizmeti kalitesi, klinik

başarı, Türkiye’nin ulaşım yardımı, doktorla iletişim, hekimlerin

deneyimi ve maliyet vb. konularına büyük önem atfettikleri ve

hastanenin performansından benzer oranda tatmin oldukları

görülmüştür. Türkiye’yi tercih etmelerinde önemli olan bir diğer

neden ise, tedavi masraflarının çoğunlukla kendi ülkelerindeki

fiyatlardan çok daha düşük olmasıdır. Ayrıca coğrafi konumu

açısından ulaşılabilirliği kolay olması sağlık turizmi açısından

avantaj sağlamaktadır. Alwali olarak bir bakıma Sivil Toplum

Kuruluşu misyonu üstlenmiş durumdayız. Türkiye’nin ekonomi,

sağlık ve turizm alanında büyük hedefleri var. Alwali, ülkemizin

bu hedeflerine ulaşması için önemli adımlardan biri olacak.’’

diyor.

16 Pharma


Beauty where

the continents meet!

Kıtaların buluştuğu yerde

güzellik ile buluşalım!

20-22 June / Haziran 2019

Follow us / Bizi takip edin

/beautyeurasia

/beauty_eurasia

/beautyeurasia

/beautyeurasia.com/Linkedin

Organiser / Organizatör


Not it is very easy to live with Hemophilia with the

project of “HEM SEN HEM O” (Both You And Her/Hım)

Setting off with the motto of “Hem Sen Hem O”, the Hemophilia Association

cosigned a project that can affect Hemophilia patients’ lives significantly

with Novo Nordisk. Within the scope of this project, it is aimed at creating

awareness in the hemophilia nurses by giving them an expertise. At the

project’s introductory meeting in İstanbul, Chairman of the Hemophilia

Association Prof. Dr. Kaan Kavaklı and Nurse of the Hemophilia

Federation Raziye Işın attended.

“HEM SEN HEM O”

projesi sayesinde

Hemofili ile yaşamak

artık çok kolay!

“Hem Sen Hem O” mottosuyla yola çıkan Hemofili Derneği, Novo Nordisk ile

Hemofili hastalarının hayatını önemli derecede etkileyecek bir projeye imza

attı. Bu proje kapsamında Hemofili hemşirelerine uzmanlık kazandırılarak

5

farkındalık oluşturmak amaçlanıyor. İstanbul’da gerçekleştirilen projenin

tanıtım toplantısına Hemofiliyi Hemofili değiştirmek Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Kaan Kavaklı,

Hemofili Federasyonu Hemşiresi Raziye Işın ve katıldı.

Beginning with explaining what hemophilia is at the

meeting, Chairman of the hemophilia Association

Prof. Dr. Kaan Kavaklı said “Hemophilia is a chronic

genetic disease that continues for the entire life.

Because the ‘coagulation’ function is not enough in the

Hemophilia patients, the task of the coagulum that is

Toplantıda ilk olarak Hemofilinin ne olduğunu anlatarak

başlayan Hemofili Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Kaan

Kavaklı, ”Hemofili hayat boyu süren genetik geçişli

kronik bir kanama bozukluğudur. Hemofili hastalarında

‘pıhtılaşma’ fonksiyonu yeterli olmadığı için kanamayı

durduracak olan pıhtının görevini yapması olumsuz

18 Pharma


Eklem içi kanamalar

Trafik kazası geçirmiş olan

bir hemofili hastası

Katater

Eklem Hasarı

to stop bleeding is affected negatively. The reason of

the problem in coagulation is that the proteins, named

FVIII or FIX, dysfunction due to a genetic ‘DNA fault’. In

order to manage Hemophilia well, it is important for the

patient to carry out the correct life style and treatment

and to know what he must do and must not do as well

as the correct treatment. And we are trying to give an

expertise to our nurses in the field of hemophilia with

the project of “Hem Sen Hem O” with Novo Nordisk.

Prof. Dr. Kavaklı remarked that the annual hospital costs

are 150.000 TL. With Novo Nordisk, we are planning on

minimizing these costs after giving an expertise to the

hemophilia nurses and raising awareness in the patients

and their relatives within the scope of the project of

“Both You and Him”

General Director of Novo Nordisk Dr. Burak Cem also

said that the purpose of the project is the prevention of

deaths that are caused by the blood lose until patients

can reach doctors by raising awareness in the patients

and their relatives through the training of hemophilia

nurses.

Within the scope of the project, a training kit will be

distributed to all of the nurses in the hemathology

services. Within the training kit, there will be videos, in

which Chairman of the Hemophilia Federation Prof Dr.

Kaan Kavaklı, Head of the Nursing Workgroup Assoc.

Prof. Dr. Selmin Şenol and Nurse of the Hemophilia

Federation Raziye Işın answer questions about

hemophilia, a single card that explains the purpose of

the project, a booklet that informs about hemophilia,

education certificate and a stick pin symbolizing

hemophilia nursing.

olarak etkilenmektedir. Pıhtıdaki problemin nedeni

karaciğerden salgılanan FVIII veya FIX adlı proteinlerin

genetik yani ‘DNA hatası’ sebebiyle fonksiyon

görmemesidir. Hemofilinin iyi yönetilmesi için doğru

tedavi kadar hastanın yaşam tarzı, tedaviyi sürdürmesi,

yapması ve yapmaması gerekenleri iyi bilmesi önemlidir.

Biz de Novo Nordisk ile birlikte ‘HEM SEN HEM O’

projesiyle, hemşirelerimize hemofili alanında uzmanlık

kazandırmayı amaçlıyoruz” dedi.

Prof. Dr. Kavaklı, Hemofili hastlarının yıllık hastane

masraflarının 150 bin Tl. Bizler Novo Nordisk ile “Hem

Sen Hem O” projesi kapsamında gerçekleştireceğimiz

Hemofili hemşirelerinin uzmanlaşması, hasta ve hasta

yakınlarının bilinçlendirilmesi sonrasında bu masrafların

en aza indirgenmesini planladıklarını kaydetti.

Novo Nordisk Türkiye Genel Müdürü Dr. Burak Cem ise

projelerinin amacının hastaların doktorlarla biraraya

gelinceye kadar geçirdikleri süre zarfında kan kaybı

sebebiyle yaşanan ölümlerin Hemofili hemşirelerinin

eğitimlerinden geçen hasta ve hasta yakınlarının

biliçlendirilerek kayıpların önüne geçilmesi konusunda

önemli bir yer tuttuğunu söyledi.

Proje kapsamında hematoloji servislerindeki tüm

hemşirelere eğitim kiti dağıtılacak. Eğitim kiti içinde,

Hemofili Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Kaan Kavaklı,

Hemofili Federasyonu Hemşirelik Çalışma Grubu

Başkanı Doç. Dr. Selmin Şenol ve Hemofili Federasyonu

Hemşiresi Raziye Işın’ın hemofili hakkındaki soruları

cevapladıkları videolar, projenin amacını anlatan tek

kart, hemofili hastalığı hakkında bilgilendirici kitapçık,

eğitim sertifikası, hemofili hemşireliğini simgeleyen bir

yaka iğnesi yer alacak.

Pharma 19


New therapy methods presented by Chiesi Group

at ATS and ISPOR congresses

Data on comparison of the role of extra-fine ICS \ LABA \ LAMA and

LABA \ LAMA in treatment of COPD patients were presented by Chiesi

Group at two international congresses.

Chiesi Group, yeni tedavi yöntemlerini

ATS ve ISPOR kongrelerinde sundu

Chiesi Group, ekstra ince ICS\LABA\LAMA ve LABA\LAMA’nın KOAH

hastalarının tedavisinde oynadığı rolün karşılaştırmasına ilişkin verileri iki

uluslararası kongrede sundu.

• Chiesi attended ATS and ISPOR congresses where

new evidence was presented on the use of the extra-fine

triple combination (beclomethasone dipropionate [BDP]

/ formoterol fumarate [FF] / glycopyrronium [G]) in the

treatment of COPD.

• The data presented revealed that the extra-fine BDP / FF

/ G:

o reduced moderate / severe exacerbations compared to

indacaterol / glycopyrronium (IND / GLY) in symptomatic

COPD patients with a history of at least 1 exacerbation in

the previous year,

o reduced exacerbations compared to LABA \ LAMA

(Indacaterol [IND] / Glycopyrronium [GLY]) in the patient

subgroup with only 1 moderate exacerbation history in the

previous year,

• increased the quality of life compared to IND / GLY

and extended the time until the first Clinically Important

Deterioration (CID), and

• is cost effective compared to LABA \ LAMA (IND / GLY).

Chiesi Group (Chiesi), a research-based international

healthcare products company, attended the meeting of the

American Thoracic Society (ATS) held in San Diego (18-23

May 2018), and the Annual Congress of the International

Association of Pharmacoeconomics and Outcomes

Research (ISPOR) held in Baltimore (19-23 May 2013) where

the group presented eight abstracts and organized an

industry panel.1 The presented data focused on Trimbow®

(BDP / FF / G), the first extra-fine 3-in-1 metered dose

inhaler licensed for use as a maintenance therapy in adults

with moderate to severe COPD in Europe who cannot be

adequately treated with the ICS / LABA combination in

Europe.

The results of a post-hoc analysis based on the TRIBUTE2

study were presented in five abstracts released at ATS,

• Chiesi, ekstra ince üçlü kombinasyonun (beklometazon

dipropiyonat [BDP] / formoterol fumarat [FF] /

glikopironyum [G]) KOAH tedavisinde kullanımına ilişkin

yeni kanıtların sunulduğu ATS ve ISPOR kongrelerine

katıldı.

• Sunulan veriler, ekstra ince BDP/FF/G’nin;

• Bir önceki yıl en az 1 alevlenme öyküsü olan semptomatik

KOAH hastalarında orta dereceli/şiddetli alevlenmeleri

indakaterol/glikopironyuma (IND/GLY) kıyasla azalttığını,

•Bir önceki yıl yalnızca 1 orta dereceli alevlenme öyküsü

olan hasta alt-grubunda da, alevlenmeleri LABA\LAMA’ya

(İndakaterol [IND]/Glikopironyum [GLY]) kıyasla azalttığını,

• IND/GLY’ ye kıyasla yaşam kalitesini arttırdığını ilk

Önemli Klinik Kötüleşmeye (CİD) kadar geçen süreyi

uzattığını,

• LABA\LAMA’ya (IND/GLY) kıyasla maliyet-etkin olduğunu

gösteriyor.

Araştırma odaklı bir uluslararası sağlık ürünleri şirketi

olan Chiesi Group (Chiesi), San Diego’da gerçekleştirilen

Amerika Toraks Derneği (ATS) toplantısında (18-23

Mayıs 2018) ve Baltimore’da düzenlenen Uluslararası

Farmakoekonomi ve Sonuç Araştırmaları Derneği

(ISPOR) Yıllık Kongresi’nde (19-23 Mayıs 2013) sekiz özet

sundu ve bir endüstri paneli düzenledi.1 Sunulan veriler,

Avrupa’da IKS/LABA kombinasyonuyla yeterli ölçüde tedavi

edilemeyen orta-ağır dereceli KOAH hastası erişkinlerde

idame tedavisi olarak kullanım için ruhsatlandırılmış

olan ilk ekstra ince 3’ü 1 arada ölçülü doz inhaler olan

Trimbow® (BDP/ FF /G)üzerinde odaklandı.

ATS’de sunulan beş özette, ekstra ince üçlü

kombinasyonun IND/GLY ile karşılaştırılmasından elde

edilen yeni etkililik ve güvenlilik verileri gösterilerek,

20 Pharma


showing the new efficacy and safety data obtained from the

comparison of the extra-fine triple combination therapy with

the IND / GLY.

The other two abstracts presented a post-hoc analysis

comparing the extra-fine combination to Tiotropium on

basis of the TRINITY3 study, and a cumulative analysis of

the TRIBUTE, TRINITY and TRILOGY4 studies comparing

BDP / FF / G to ICS-free drugs and drugs with extra-fine

ICS, based on fatal cases.

During the ATS meeting, an industry panel sponsored

by Chiesi was held on the topic “The importance of the

extra-fine triple combination therapy in the management

of patients with COPD”. Professor Alberto Papi, Professor

of Respiratory Medicine and Director of the Section of

Respiratory Diseases of the Department of Clinical and

Experimental Medicine of the University of Ferrara, Italy,

as the moderator and presenter of the industry panel and

the lead author of the TRIBUTE study, made the following

statements: “New findings on the comparison between the

triple combination and LABA / LAMA open the door to new

perspectives for the treatment of patients with moderate to

severe COPD”.

Professor Leonardo Fabbri, Visiting Professor at Goteborg

University and the co-author of the abstracts, stated:

“I think that the positive effect of the triple therapy on

survival, combined with clinical efficacy and safety profile

guaranteed, should bring a reform to the debate on the

key role of the triple combinations of ICS on symptomatic

COPD”.

The abstract presented at ISPOR congress revealed the

findings of a cost-effectiveness analysis based on the

TRIBUTE study showing that the triple combination therapy

offered by Chiesi, with a cost per Quality-Adjusted Life Year

(QALY) which is significantly lower than the QALY threshold

of £20,000, is cost-effective compared to the IND / GLY.

It was noted that the cost-effectiveness of the new triple

therapy is a result of the reduction of exacerbations and the

increase in Health-Related Quality of Life compared to IND

/ GLY therapy.

Regarding the presentations, Mr. Alessandro Chiesi, the

Head of Region Europe at Chiesi Group stated the following:

“The analysis presented today at such a prestigious

congress manifests Chiesi’s commitment to offer costeffective

treatment options for COPD, which is a progressive

disease that creates a high burden. Chiesi had already

presented the cost effectiveness that Trimbow provides

compared to LAMA as a single agent, ICS / LABA and ICS

/ LABA plus LAMA (separately applied triple therapy) at

ISPOR European Congress 2017 held in the previous year.

Today, we have presented the missing piece of the puzzle,

complementing the evidence showing the benefits the

triple combination therapy provides for COPD patients

in comparison with single -agent or double combination

inhaler therapies. Hopefully, we will continue to offer the

positive effects that will be provided by our new fixed dose

triple combination therapy.”

TRIBUTE2 araştırmasına dayanan bir post-hoc analizin

sonuçları açıklandı.

Diğer iki özette, TRINITY3 araştırmasına dayanan ekstra

ince kombinasyonun Tiotropiyumla karşılaştırıldığı

bir post-hoc analiz ve BDP/FF/G’nin IKS içermeyen

ilaçlarla ve ekstra ince IKS içeren ilaçların IKS içermeyen

ilaçlarla karşılaştırıldığı TRIBUTE, TRINITY ve TRILOGY4

araştırmalarının fatal olaylara ilişkin bir toplu analizi

sunuldu.

ATS toplantısında Chiesi sponsorluğunda, “Ekstra ince

üçlü tedavinin KOAH hastalarının yönetimindeki önemi”

başlığı altında gerçekleştirilen endüstri panelinin

moderatörlüğünü ve sunuculuğunu yapan TRIBUTE

araştırması başyazarı ve İtalya, Ferrara Üniversitesi

Solunum Hastalıkları Bölüm Başkanı ve Öğretim Üyesi

Profesör Alberto Papi, konuyla ilgili olarak şu yorumu

yaptı: “Üçlü kombinasyonla LABA/LAMA arasında yapılan

karşılaştırmaya ilişkin yeni bulgular, orta-ağır dereceli

KOAH hastalarının tedavisi için yeni bakış açılarının kapısını

açıyor”.

Goteborg Üniversitesi’nde Ziyaretçi Profesör olan ve

özetlerin ortak yazarlığını üstlenen Profesör Leonardo

Fabbri ise “Üçlü tedavinin sağkalım üzerinde gösterdiği,

klinik etki ve güvenlilik profili güvencesiyle bir araya

gelen olumlu etkinin, IKS içeren üçlü kombinasyonların

semptomatik KOAH hastalarındaki anahtar rolüne ilişkin

tartışmaya yenilik getirmesi gerektiği kanısındayım”

açıklamasını yaptı.

ISPOR kongresinde sunulan özette, Kaliteye Göre

Ayarlanmış Yaşam Yılı (QALY) başına oluşturduğu maliyet,

QALY eşiği olan £20.000 düzeyinden oldukça düşük olan

Chiesi’nin üçlü tedavisinin IND/GLY’ye kıyasla maliyetetkinliği

sağladığını gösteren TRIBUTE araştırmasına

dayanan bir maliyet-etkinliği analizinin sonuçları açıklandı.

Yeni üçlü tedavinin maliyet-etkinliği, IND/GLY tedavisine

kıyasla alevlenmelerde elde edilen azalmanın ve Sağlıkla

İlişkili Yaşam Kalitesi’nde elde edilen artışın bir sonucu

olduğu işaret edildi.

Chiesi Group Avrupa Bölge Başkanı olan Alessandro

Chiesi sunumlarla ilgili şunları söyledi: “Bugün, bu kadar

prestijli bir kongrede sunulan analiz, Chiesi’nin KOAH gibi

yüksek bir yük oluşturan ve ilerleyici nitelikteki bir hastalık

için maliyet-etkin tedavi seçenekleri sunma taahhüdünü

vurguluyor. Chiesi, Trimbow’un tek başına uygulanan

LAMA, IKS/LABA ve IKS/LABA artı LAMA (ayrı ayrı

uygulanan üçlü tedavi) kıyasla sağladığı maliyet etkinliğini

daha önce de, geçtiğimiz yıl düzenleyen ISPOR Avrupa

Kongresi 2017’de sunmuştu. Bugün, üçlü tedavinin hedef

KOAH hastalarında tek ajan içeren ve ikili kombinasyon

inhaler tedavilerine kıyasla sağladığı yarara ilişkin kanıtları

tamamlayan eksik parçayı sunduk. Ümit ediyoruz ki, yeni

fiks doz kombinasyon üçlü tedavimizin sağlayabildiği

olumlu etkileri sunmayı sürdüreceğiz”

Pharma 21


BM26

BM27

BM40

BC30+DERECE

BC80

Türkiye Distribütörü NABIZ TIP MEDİKAL LTD. ȘTİ. - www.nabiztip.com


ebek

spor bakımı güzellik medikal

vücut

bakımı

Trafik ıșık fonksiyonu

Türkiye Distribütörü NABIZ TIP MEDİKAL LTD. ȘTİ. - www.nabiztip.com


Application ensuring “Goodness at every step”

Groupama continues to give hope to people in need with the batterypowered

wheelchairs it donated to the Spinal Cord Paralytics

Association of Turkey within the scope of the social responsibility

project “Goodness at every step” initiated by Groupama with the mobile

application Healpy which supports healthy living.

your pocket, provides a service

of “Lıkır Lıkır (gurgling sound)

Health” suggesting the timing and

the amount of water to be drunk

daily. Via the application updated

during the day, the target water

consumption can be monitored.

In addition, listing of on-duty

pharmacies on the application easily

is one of the attractive features

of the application. Thanks to the

application, users can follow hospital

and doctor appointments and can

easily get offers for private health

insurances.

24 Pharma

Every step taken with Groupama’s

new mobile application Healpy,

which provides guidance in the field

of healthy living and is accessible to

everyone, is being a hope for people

in need. The number of batterypowered

wheelchairs donated to the

Spinal Cord Paralytics Association

of Turkey within the scope social

responsibility project “Goodness at

every step” initiated with Healpy.

Mr. Frederique Guegan Tayar, Deputy

Director General of Groupama

Insurance Marketing, Corporate

Communication and Call Center

said: “While motivating people to

walk for a healthy living and to

increase their daily activities, Healpy

application offers the opportunity

to support people in need with the

contribution of every step taken.

Since its introduction, more than

3,000 users have signed up for the

Healpy application and more than

140 million steps have been taken so

far. I invite everyone to use Healpy

to support social solidarity. You only

need to sign up for the application for

free and allow steps to be counted

through the integration of i-health

or Google fit. You can also follow

the steps counted and collected in

Healpy via “Donation at every step” in

the “Step-by-step to health” menu.”

Apart from “Step-by-step to health”,

Healpy, the health assistant in

More is available at Healpy for

Groupama customers!

Via Healpy, customers of Groupama

Individual Health Insurance may

reach their policy information for 7

days 24 hours. Policy details, health

expenses, available limits and all

advantages which can be benefited

for free can easily be accessed at

“My Policy” menu. The application

that lists the “Contracted Health

Institutions” to Groupama customers

according to the most appropriate

locations and categories, also offers

video call and messaging service

with doctors through the service

“7/24 My Doctor”. “Ambulance”

service can be directed to the

current location with one touch only.

Moreover, Healpy offers free and

easy access to the “Dental Package”

service.


A promising new treatment option in colorectal cancer

The research results, which Pierre Fabre İlaç and Array BioPharma

developed on colorectal cancer together, were announced at the 20th ESMO

World Congress on Gastrointestinal Cancer in Spain, in the previous days.

It was announced that the annual general survivability rate of encorafenib,

binimetinib and cetuximab combination against BRAF-mutant colorectal

cancer was 62 percent in Phase 3 BEACON Study.

Kolorektal kanserde umut vaat eden yeni tedavi seçeneği

Pierre Fabre İlaç ve Array BioPharma’nın kolorektal kanserde ortaklaşa

gerçekleştirdikleri araştırma sonuçları, geçtiğimiz günlerde İspanya’da

yapılan ESMO 20. Dünya Gastrointestinal Kanser Kongresi’nde açıklandı.

BRAF-mutant kolorektal kanserinde encorafenib, binimetinib ve cetuximab

birleşiminin Faz 3 BEACON Çalışması’nda bir yıllık genel sağkalım oranının

yüzde 62 olarak gözlendiği açıklandı.

The research results, which Pierre Fabre İlaç and Array

BioPharma developed on colorectal cancer together,

were announced at the 20th ESMO World Congress

on Gastrointestinal Cancer in Barcelona, Spain, in the

previous days. It was announced in the presentation

that Pierre Fabre İlaç and Array BioPharma made at

the congress that the annual general survivability rate

of encorafenib, binimetinib and cetuximab combination

against BRAF-mutant colorectal cancer was 62 percent

in Phase III BEACON Study.

Pierre Fabre İlaç and Array BioPharma examined the

updated confidentiality and effectivity results, including

survivability rate of Phase 3 BEACON Study, which

evaluated encorafenib, a BRAF inhibitor, binimetinib, a

MEK inhibitor, and cetuximab, an anti-EGFR anticore,

on the patients of mutant metastatic colorectal cancer.

The results showed in the analysis studies that the

survivability data totally matured in 12,6 months and

could not reach the mean value of survivability. For this

cohort, the annual general survivability rate was 62

percent.

Pierre Fabre İlaç ve Array BioPharma’nın kolorektal

kanserde ortaklaşa gerçekleştirdikleri araştırma

sonuçları, geçtiğimiz günlerde İspanya’nın Barselona

şehrinde yapılan ESMO 20. Dünya Gastrointestinal

Kanser Kongresi’nde açıklandı. Pierre Fabre İlaç ve

Array BioPharma, kongrede yaptıkları sunumda BRAFmutant

kolorektal kanserde encorafenib, binimetinib ve

cetuximab birleşiminin Faz III BEACON Çalışması’nda

bir yıllık toplam genel sağkalım oranının yüzde 62 olarak

gözlendiği açıklandı.

Pierre Fabre İlaç ve Array BioPharma, mutant

metastatik kolorektal kanser hastalarında bir BRAF

inhibitörü olan encorafenib, MEK inhibitörü binimetinib

ile anti-EGFR antikoru cetuximab üçlü kombinasyonunu

değerlendiren Faz 3 BEACON çalışmasının, sağkalımı da

içeren, güncellenmiş güvenlilik ve etkinlik sonuçlarını

inceledi. Sonuçlar, analiz çalışmalarında sağkalım

verilerinin 12,6 ayda tam olgunlaştığını ve ortalama

sağkalım değerine henüz ulaşılamadığını göstermiştir.

Bu kohort için bir yıllık genel sağkalım oranı yüzde 62

olmuştur.

26 Pharma


As in the triple combination, the average progress-free

survival (mPFS) was 8 months in the treated patients

(95 confidentiality rate 5.6-9.3), similar results were

seen in the patients who took a first step and second

step treatments beforehand. The confirmed objective

response rate (ORR) was 48 percent, and 62 percent at

17 patients, who took only a first step treatment before.

Remarking that BEACON Study’s results showed

important developments in comparison to the current

approved treatment standards on the patients of BRAFmutant

metastatic colorectal cancer, Dr. Axel Grother,

from Mayo Clinic’s Hematology / Oncology department,

said that 8 months of average progress-free survival

rate was significant, compared to the standard of 2

months. Dr. Groethey also said “Considering that half

of the patients are defeated by the disease within 4 or 6

months with the current approved treatment standards,

the survivability rate of 62 percent in 12 months is

promising.”

According to Pierre Fabre İlaç and Array BioPharma’s

impressions, the triple combination was generally

tolerated well as not any unexpected toxicity occurred.

The most common 3rd or 4th degree adverse effects that

were seen in the lowest 10 percent of the patients were

exhaustion (13 percent), anemia (10 percent), increase

in creatine phosphokinase (10 percent) and aspartate

aminotransferase (10 percent). At the congress,

it was also mentioned the updated and matured

Phase 2 results of encorafenib and cetuximab double

combination showed 9.3 months mOS, 4.2 months mPFS

and 24 percent ORR.

Üçlü kombinasyonla tedavi uygulanan hastalarda

ortalama progresyonsuz sağkalım (mPFS) 8 ayken

(yüzde 95 güvenilirlik sınırı 5.6-9.3), önceden birinci

basamak ve ikinci basamak tedavi alan hastalardaki

benzer sonuçları göstermektedir. Teyit edilen genel

cevap oranı (ORR) yüzde 48 iken, önceden yalnızca bir

basamak tedavi alan 17 hastada ise ORR oranı yüzde 62

olmuştur.

Mayo Klinik Hematoloji / Onkoloji bölümünden Dr. Axel

Grothey, BEACON Çalışması sonuçlarının, BRAF-mutant

metastatik kolorektal kanser hastalarında onaylanmış

mevcut tedavi standartlarına kıyasla önemli gelişmeler

gösterdiğini belirtirken, 8 aylık ortalama progresyonsuz

sağkalımın, 2 aylık standarda göre anlamlı bir gelişme

olduğunu ifade etmektedir. Dr. Groethey, “Mevcut

onaylanmış tedavi standartları ile hastaların yarısının

4 ilâ 6 ay içinde hastalıklarına yenik düştükleri dikkate

alındığında, 12 ayda yüzde 62’lik ortalama sağ kalım,

ümit vericidir” dedi.

Pierre Fabre İlaç ve Array BioPharma’nin izlenimlerine

göre üçlü kombinasyon, beklenmeyen toksisite

görülmeyerek genel olarak iyi tolere edilmiştir.

Hastaların en düşük yüzde 10’unda görülen en yaygın

3. veya 4. derece advers olaylar; bitkinlik (yüzde 13),

anemi (yüzde 10), kreatin fosfokinaz artışı (yüzde 10) ve

aspartat aminotransferaz artışının (yüzde 10) olduğu

vurgulandı. Kongrede, encorafenib ve cetuximab ikili

kombinasyonunun, 9.3 ay mOS, 4.2 ay mPFS ve yüzde

24 ORR gösteren güncellenmiş, olgunlaşmış Faz 2

sonuçlarına da değinildi.

Pharma 27


Cardiovascular diseases are on the top of the list of

deaths in the world and our country

Participating in the “From Molecular Differences to Clinic Benefits - ACE

Inhibitors”, Chief of the Hypertension Unit of the Faculty of Medicine of the Bologna

University Prof. Dr. Claudio Borghi talked about the results of SMILE studies.

At the meeting, held with the unconditional supports of İbrahim Etem-Mearini,

it was remarked that ACE inhibitors allowed the reduction in the cardiovascular

diseases and deaths.

Kardiyovasküler hastalıklar, dünyada ve ülkemizde

tüm nedenli ölümler içerisinde ilk sırada

Hipertansiyon ile ilgili son gelişmelerin konuşulduğu “Moleküler Farklılıklardan

Klinik Faydalara - ACE İnhibitörleri ” toplantısına katılan Bolonya Üniversitesi Tıp

Fakültesi Hipertansiyon Ünitesi Şefi Prof. Dr. Claudio Borghi, SMILE araştırmaları

ile ilgili sonuçları anlattı. İbrahim Etem-Menarini’nin koşulsuz destekleriyle

gerçekleştirilen toplantıda, ACE inhibitörlerinin kardiyovasküler hastalık ve ölümde

önemli azalma sağladığına dikkat çekildi.

The changes, made in guide information on the

increased frequency of hypertension and the

management of the disease in Turkey, were addressed

at the meeting of “From Molecular Differences to Clinic

Benefits - ACE Inhibitors”. At the meeting, organized

with the unconditional supports of İbrahim Etem -

Türkiye’de artan hipertansiyon görülme sıklığı ve

hastalık yönetimi ile ilgili kılavuz bilgilerinde yapılan

değişiklikler “Moleküler Farklılıklardan Klinik

Faydalara - ACE İnhibitörleri” toplantısında ele alındı.

İbrahim Etem - Menarini’nin koşulsuz destekleriyle

gerçekleştirilen toplantıya Bolonya Üniversitesi Tıp

Fakültesi Hipertansiyon Ünitesi Şefi Prof. Dr. Claudio

Borghi, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları

Uzmanı Prof. Dr. Kerim Güler, İstanbul Üniversitesi Tıp

Fakültesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tufan Tükek

konuşmacı olarak katıldı.

Hipertansiyon ve kardiyovasküler hastalıklar üzerine

yapmış olduğu çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Claudio

Borghi, akut miyokard infarktüsü sonrası erken

dönem ACE inhibisyonun klinik etkilerini araştırmak

üzere yaptığı SMILE çalışma serisi ile ilgili sonuçları

ve ACE inhibitörlerinin kardiyovasküler hastalıkların

tedavisindeki rolünü anlattı. Prof. Dr. Borghi, ACE

inhibitörlerinin kalbi koruyucu etkisinin, metabolik

sendromlu ve hiperkolesterolemili hastalarda da etkili

olduğunun kanıtlandığını belirtti. Prof.Dr. Borghi, “ACE

inhibitörleriyle renin-anjiyotensin sisteminin bloke

edilmesinin organ hasarını önlediğine, kardiyovasküler

ölüm ve hastalıklarda önemli azalma sağladığına dair

kanıtlar elde ettik” dedi.

28 Pharma


Menarini, Chief of the Hypertension Unit of the Faculty

of Medicine of the Bologna University Prof. Dr. Claudio

Borghi, Internal Diseases Specialist of the Faculty of

Medicine of the İstanbul University Prof. Dr. Kerim

Güler and Internal Diseases Specialist of the Faculty of

Medicine of the İstanbul University Prof. Dr. Tufan Tükek

participated as speakers.

Renowned by his studies on the hypertension and

cardiovascular diseases, Prof. Dr. Claudio Borghi talked

about the results of the SMILE research series, which

he made in order to study the clinic impacts of the early

ACE inhibitions after acute myocardium infarction,

and the role of the ACE inhibitors in the treatment of

the cardiovascular diseases. Prof. Dr. Borghi stated

that the ACE inhibitors’ heart protecting effect is also

effective in the patients, with a metabolic syndrome and

hypercholesterolemia. Prof. Dr. Borghi said that “We

found evidence about the fact that blocking the reninangiotensin

system by the ACE inhibitors prevented

damages to organs and significantly reduced the

cardiovascular deaths and diseases.”

According to the new hypertension guide, high-tension

exceeds the limits

Giving detailed information about the hypertension

guides, taken as reference in Turkey and around the

world, Internal Diseases Specialist of the Faculty of

Medicine of the Istanbul University Prof. Dr. Tufan Tükek

evaluated the new guide by remarking that there was

a change in the categorization of the hypertension in

the updated guide, published by the American Heart

Association. Prof. Dr. Tükek stated that the values that

were above systolic 120 and diastolic 80 mm Hg were

defined to be hypertension in the guide which pulled the

normal tension limits down.

Taking the guides into consideration in treatment

decreases hypertension related deaths

Moderating the meeting, Internal Diseases Specialist

of the Faculty of Mecine of the İstanbul University,

Prof. Dr. Kerim Güler stated that more than twenty

million people were hypertension patients and 1 out

of 4 people’s death was caused by the hypertension

related diseases. Explaining that it is necessary to raise

awareness about the hypertension in public, Prof Dr.

Güler continued with the following words: “On the top

of the reasons increasing mortality rates related to the

hypertension, there are coronary diseases, paralysis,

peripheral artery and heart failures.” Prof. Güle also

added that “The correct application of the guides plays

an important role in the lifestyle change, the patient’s

adaptation to the treatment and the hypertension

treatment itself.”

Yeni hipertansiyon kılavuzuna göre yüksek tansiyon

limitleri değişiyor

Türkiye’de ve dünyada referans alınan hipertansiyon

kılavuzları ile ilgili detaylı bilgi paylaşan İstanbul

Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Uzmanı

Prof. Dr. Tufan Tükek, Amerikan Kardiyoloji

Derneği’nin yayınladığı güncel kılavuzda hipertansiyon

sınıflandırılmasında değişikliğe gidildiğini belirterek yeni

kılavuzu değerlendirdi. Prof. Dr. Tükek normal tansiyon

limitlerini aşağıya çeken yeni kılavuzda sistolik 120

diyastolik 80 mm Hg üzeri değerlerin yüksek tansiyon

olarak adlandırıldığını ifade etti.

Tedavide kılavuzlarının dikkate alınması

hipertansiyona bağlı ölümleri azaltır

Toplantının moderatörlüğünü yapan İstanbul

Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof.

Dr. Kerim Güler, Türkiye’de 20 milyondan daha fazla

kişinin hipertansiyon hastası olduğunu ve her 4 kişiden

1’inin ölüm sebebinin hipertansiyona bağlı hastalıklar

olduğunu belirtti. Kamuoyunda hipertansiyon ile ilgili

farkındalığın arttırılması gerektiğini aktaran Prof.

Dr. Güler sözlerine şöyle devam etti: “Hipertansiyona

bağlı mortaliteyi arttıran nedenlerin başında koroner

hastalıklar, inme, periferik arter ve kalp yetersizliği

geliyor.” Prof. Güler “Kılavuzların doğru uygulanmasının,

yaşam tarzı değişikliğinin ve hastanın tedaviye

uyumunun hipertansiyon tedavisinde önemli rol

oynadığını” ekledi.

Pharma 29


BEBE D’OR’un özel kampanyasında

“180.000 TL’lik ödül sahibini buldu

Bebedor’un satış kanalı olarak eczanelerin de ön plana çıkmasının

önemini vurgulamak amacıyla hazırladığı kampanyasında 180.000 TL

değerindeki Otomobil Ödülü, Antalya’nın Manavgat ilçesinden

Ferah Eczanesi’nin sahibi Ayşe Ferah Yiğit’in oldu.

Yapılan törende ödülü kazanan Ayşe Ferah Yiğit, Birlik Dış Ticaret A.Ş. Genel Müdürü Jack Levi’nin

elinden otomobilinin anahtarını teslim aldı.

Otomobili kazanan Ayşe Ferah Yiğit, ödülü kazanacağını hiç beklemediğini, firma temsilcisinin

eczaneye gelip siz kazandınız dediği sırada büyük bir şokla beraber çok mutlu olduğunu ifade etti.

Bu ödülün bebeğinin şansı olduğuna inandığını dile getiren Yiğit, Bebe D’or’a da eczacıya verdiği

destek için teşekkür ederek otomobilini teslim aldı.

30 Pharma


Turkey’s First Commercialized Synthetic

Biology Company, Sentebiolab

“Sentebiolab” is Turkey’s domestic and national commercialized

synthetic biology company supported by KOSGEB and Ministry of

Science, Industry and Trade.

Sentebiolab, Türkiye’nin İlk Ticarileşmiş

Sentetik Biyoloji Şirketi

“Türkiye’nin yerli ve milli, KOSGEB ve Bilim, Sanayi Ve Teknoloji Bakanlığı

tarafından destekli, ticarileşmiş ilk ortak biyoteknoloji ve moleküler

biyoloji-genetik laboratuvarı, “Sentebiolab.”

We visited Halit Eryiğit, one of the officials of Sentebiolab and spoke about the construction of the company, its

relation with medicine industry and about the service fields of the brand.

Could you please briefly tell us about your company?

Sentebiolab is the first joint biotechnology laboratory of Turkey and was established with the support of KOSGEB and

the Ministry of Science, Industry and Technology. Sentebiolab has been Turkey’s leading synthetic biology company

since 2011. Our team includes experts with M.D. and Ph.D. degrees in Molecular Biology, Medical Genetics, Pharmacy,

Anatomy and Cell Biology, Materials Science and Nanotechnology, Health Economy, Physics, and Engineering in

addition to experienced team members who have higher degree education in chemistry, biology and molecular biology

32 Pharma

Sentebiolab’ın yetkililerinden Halit Eryiğit ile bir araya geldik. Şirketin yapısından, ilaç sektörüyle laboratuvarın

ilişkisinden ve hizmet verdikleri alanlardan söz ettik.

Şirketiniz hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

Sentebiolab, ülkemizin ilk ortak biyoteknoloji laboratuvarı olarak KOSGEB tarafından desteklenerek kurulmuş olup,

2011’den beri Türkiye’nin lider sentetik biyoloji şirketidir.


and genetics. We provide products and services for

researchers and institutions in Turkey and abroad in

our R&D laboratory established in Bilkent Cyberpark

Technopark / Ankara. Sentebiolab has received grants

from Ministry of Science, Industry, and Technology;

Small and Medium Enterprises Development

Organization of Turkey; and The Scientific and

Technological Research Council of Turkey (TUBITAK),

and successfully completed and commercialized the

related R&D projects.

What are your products and services?

At Sentebiolab, genetic engineering and synthetic

biology methods are applied to generate new products

for utilization in the Biotechnology and Biomedical

sectors. Our products include gene synthesis, primer

and probe synthesis, vector construction and gene

and protein synthesis for antibody/vaccine production,

molecular design and synthesis, bacterial culturing and

all kinds of bioinformatics analysis as well as Sanger

and next generation sequencing services.

Could you please briefly decsribe your company’s

relationship with the pharmaceutical industry?

Biotechnological drugs are invaluable for the future

of personalized medicine as well as an important

market share in the pharmaceutical sector. Companies

operating in the pharmaceutical industry in our country

also want to enter the biotechnology sector with the

support of our government ,but there is not enough

infrastructure and trained manpower in the field of

molecular biology in pharmaceutical companies. As

Sentebiolab, we support our pharmaceutical companies

in this area with our expert team who hold doctoral

degrees in molecular biology. We provide them with

advice and technical support from the stage of gene

synthesis to the stage of cloning and protein synthesis of

any kind of biotechnological drug.

Who are you in your customer portfolio?

In addition to successfully completing and

commercializing many national projects by generating

high-added value products, we also synthesize

oligonucleotides to meet the needs of all genetic

diagnosis centers in Turkey. We also provide services

to many universities, biotechnology and pharmaceutical

companies, research hospitals, private universities

and hospitals both at home and abroad. Thanks to our

consulting services, we continue to support the thesis

work of many graduate students. The contribution of

Sentebiolab to the spreading of biotechnology in our

country has become more evident in the last 8 years.

This success belongs to all our stakeholders and to our

nation.

Ekibimizde Moleküler Biyoloji, Tıbbi Genetik, Eczacılık,

Anatomi ve Hücre Biyolojisi, Malzeme Bilimi ve

Nanoteknoloji, Sağlık Ekonomisi, Fizik ve Mühendislik

dallarında tıp doktoru (M.D.) ve doktoralı (Ph.D.)

araştırmacıların yanı sıra Kimya, Biyoloji ve Moleküler

Biyoloji ve Genetik alanlarında lisans ve lisansüstü

eğitime sahip deneyimli üyelerimiz de yer almaktadır.

Bilkent Cyberpark Teknopark / Ankara’da bulunan

Ar-Ge laboratuvarımızda yurt içindeki ve yurt dışındaki

araştırmacı ve kurumlara sentetik biyoloji alanında

ürün ve hizmetler sunmaktayız. Sentebiolab’daki Ar-Ge

projeleri Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, T.C. Küçük

ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme

Başkanlığı (KOSGEB) ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik

Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından desteklenmiş

ve hepsi başarıyla tamamlanarak ticarileştirmiştir.

Hangi alanlarda hizmet veriyorsunuz?

Şirketimizde, Biyoteknoloji ve Biyomedikal sektörlerinde

kullanılmak üzere yeni ürünler üretmek için

genetik mühendisliği ve sentetik biyoloji yöntemleri

uygulanmaktadır. Ürünlerimiz arasında her türlü

sentetik gen sentezi, primer ve prob sentezleri, antikor/

aşı yapımında kullanılmak üzere gen dizilerinden

başlayarak moleküler tasarım ve sentezler, mikrobiyal

kültür ve her türlü biyoinformatik analizin yanı sıra,

hem Sanger hem de yeni nesil dizileme hizmetleri

bulunmaktadır.

Şirketinizin ilaç sektörü ile ilişkisinden kısaca

bahseder misiniz?

Biyoteknolojik ilaçlar, ilaç sektöründe hem önemli bir

pazar payı oluşturmakta hem de kişiselleştirilmiş tıbbın

geleceği için büyük önem arz etmektedir. Ülkemiz ilaç

sanayisinde faaliyet gösteren şirketler devletin desteği

ile biyoteknolojik ilaç sektörüne giriş yapmak istemekte

fakat moleküler biyoloji alanında ilaç şirketlerinde

yeterli alt yapı ve yetişmiş insan gücü bulunmamaktadır.

Moleküler biyoloji konusunda doktoralı uzman ekibimizle

Sentebiolab olarak ilaç şirketlerimizi bu alanda

destekliyoruz. Kendilerine her türlü biyoteknolojik ilacın

gen sentezi aşamasından klonlama ve protein sentezi

aşamasına kadar hem danışmanlık hem de teknik

destek sunuyoruz.

Müşteri portföyünüzde kimler bulunuyor?

Sentebiolab, milli ve yerli projeleri başarıyla

tamamlayarak ticarileştirmenin yanında Türkiye’deki

tüm genetik tanı laboratuvarlarının oligo/primer sarf

malzemelerini karşılamaktadır. Bununla birlikte yurtiçi

ve yurtdışından pek çok üniversitedeki akademisyenlere

ve biyoteknoloji ve ilaç şirketlerine hizmet vermekteyiz.

Pharma 33


“A promising development for

10 thousand ALS patients”

Good news arrived about a promising new treatment method for ALS,

a serious neurological disease. Academic Member of the Neurology

Department of the Faculty of Medicine of the İstanbul University Prof.

Dr. Halil Atilla İdrisoğlu informed about the medicine that slows down

and stops ALS and was approved by the FDA.

“10 bin ALS hastasına umut olacak gelişme”

Ciddi bir nörolojik hastalık olan ALS ile ilgili umut verici yeni tedavi yöntemi

konusunda müjdeli bir haber geldi. FDA tarafından onaylanan, ALS’yi

yavaşlatan ve durduran ilaç hakkında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi

Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Atilla İdrisoğlu bilgi verdi.

ALS can cause muscle weakness, respiration and

swallowing difficulties, disability and eventually death

as the result of the dying cells in spinal cord and brain

stem. Patients’ accessing to new treatments and

medicines without any delay plays an important role in

the treatment of the disease.

“ALS does not have only one known reason”

Remarking that ALS is a disease that is also named

motor neuron disease and caused by the loss of motor

nerve cells (neurons) in the area called spinal cord and

brain stem in the central nervous system, Academic

Member of the Neurology Department of the Faculty of

Medicine of the İstanbul University Prof. Dr. Halil Atilla

İdrisoğlu said “The loss of these cells cause weakness

and myolysis in muscles. Furthermore, the first neuron

of the early or late movement is also diseased. Mental

functions and memory are not disrupted.

ALS, omurilik ve beyin sapındaki hücrelerin ölmesi

sonucu kas zayıflığına, solunum ve yutma güçlüğüne,

sakatlığa ve sonuç olarak da ölüme kadar gidebiliyor.

Hastaların yeni tedavilere ve ilaçlara geç kalınmadan

erişilmesi de hastalığın tedavisinde önemli rol oynuyor.

“ALS’nin bilinen tek bir nedeni yok”

ALS’nin, aynı zamanda motor nöron hastalığı olarak da

anılan, merkezi sinir sisteminde, omurilik ve beyin sapı

adı verilen bölgede motor sinir hücrelerinin (nöronlar)

kaybından ileri gelen bir hastalık olduğunu ifade eden

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim

Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Atilla İdrisoğlu, “Bu

hücrelerin kaybı kaslarda güçsüzlük ve erimeye yol

açar. Ayrıca erken ya da geç hareketin birinci nöronu da

hastalanır. Zihinsel fonksiyonlar ve bellek ise bozulmaz.

ALS’nin tam bilinen bir nedeni yoktur.

34 Pharma


ALS does not have only one known reason. Smoking

people, workers, exposed to heavy metals, people,

working with oil painting, athletes, burdening their

bodies in sports branches like soccer and baseball,

and people, eating hormone-injected food have higher

risk to have this disease. ALS starts with muscular

fasciculation and cramps in feet-arms or difficulties

in talking and swallowing. The person loses his

muscular functions completely in time. He cannot move,

becomes bedridden, cannot talk and cannot breath.

During this entire process, the patient does not lose

his consciousness. He understands everything but can

answer only with his eyes. It appears mostly between

40-60 ages. It is seen twice more in women compared to

women.”

“Every year one thousand five hundred people get it”

Emphasizing that every year averagely one thousand five

hundred people get ALS in Turkey and it is considered

a rare disease in the entire world, Prof. Dr. İdrisoğlu

remarked that there were almost ten thousand ALS

patients in Turkey, in total.

“FDA approved the medicine that slows down and stops

ALS”

Stating that a new medicine that will give hope to ALS

patients was approved by FDA, Prof. Dr. İdrisoğlu

continued to his words as follows: “It was proven that

this medicine, whose free radicals match and a different

version of it is used in cerebral hemorrhage, slowed

down and even stopped ALS disease in a heterogeneous

population. The medicine had been approved in Japan

at first and last year it began to be given to patients by

being approved in the United States. In addition to the

medicine treatment, it is also another factor affecting

the lifespan that the patients are given care and their

monitoring is made in the best possible manner with a

multidisciplinary approach. The patients are lost due

to the respiration and swallowing problems, mostly.

Because of that, a team, consisted of physiotherapy

doctor, physiotherapist, respiration therapist, dietitian,

social service expert and nurse, must work in

coordination to increase the lifespan and improve its

quality.”

“Patients need to begin to new medicines and

treatment without any delay”

Sjaak Jacob Vink, one of the founders of The Social

Medwork, which provides access to information on the

innovative medicines and latest treatment information

for the patients of the fatal diseases like ALS, cancer and

multiple sclerosis and whose 3 founders have very close

connections with ALS disease, stated it took 5-7 for a

medicine to be globally approved and prepared, but this

period was too long for most of the patients’ treatment,

as well.

Sigara içenlerin, ağır metallere maruz kalan işçilerin,

yağlı boya ile çalışan kişilerin, futbol ve beyzbol gibi

sporlarda bedenlerine çok fazla yüklenen sporcuların,

hormonlu gıdalarla beslenenlerin bu hastalığa

yakalanma olasılığı artıyor. ALS, ayak-kol kaslarının

seğirmesi ve kramplarıyla veya konuşma, yutma

güçlüğüyle başlıyor. Kişi zamanla kas fonksiyonlarını

tamamen kaybediyor. Hareket edemiyor, yatağa bağımlı

oluyor, konuşamıyor, nefes alamıyor. Tüm bu süreçte

hasta bilincini kaybetmiyor. Her şeyi anlıyor ama sadece

gözleriyle tepki verebiliyor. En çok 40-60 yaş arasında

ortaya çıkıyor. Erkeklerde kadınlara oranla iki kat daha

fazla görülüyor” dedi.

“Türkiye’de her yıl bin 500 kişi yakalanıyor”

Tüm dünyada yetim hastalık sınıfında yer alan ALS’ye

Türkiye’de her yıl ortalama bin 500 kişinin yakalandığını

vurgulayan Prof. Dr. İdrisoğlu, Türkiye’de toplam 10 bine

yakın ALS hastası olduğuna dikkat çekti.

“ALS’yi yavaşlatan ve durduran ilacı FDA onayladı”

ALS hastalarına umut olacak yeni bir ilacın FDA

tarafından onaylandığını belirten Prof. Dr. İdrisoğlu,

sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu ilaç, serbest radikalleri tutan ve farklı bir versiyonu

beyin kanaması hastalarında kullanılmış bir ilaç ve

ilacın, heterojen bir popülasyonda ALS hastalarında

hastalığı yavaşlatmasını hatta durdurmasını sağladığı

gösterildi. İlaç, ilk önce Japonya’da onaylandı ve geçen

sene de Amerika’da onaylanarak hastalara verilmeye

başlandı. İlaç tedavisine ek olarak, multidisipliner bir

yaklaşım ile hastaların iyi bir biçimde bakımlarının

yapılması ve takipleri de yaşam süresini etkileyen

önemli bir faktör. Hastalar daha çok solunum ve yutma

problemleri nedeni ile kaybediliyor. Bu yüzden nörolog,

fizik tedavi doktoru, fizyoterapist, solunum terapisti,

diyetisyen, sosyal hizmet uzmanı ve hemşireden oluşan

bir ekip yaşam süresi ve kalitesini artırmak amacı ile

koordine olarak çalışmalıdır.”

Pharma 35


They took action to “Prevent Other Patients from

Dying”

Two of the founders of The Social Medwork decided

to found a company in order to allow other patients to

access their treatments more easily after losing their

family members and friends because of ALS and cancer

within a very short period of time. And the third founder

was diagnosed with ALS during this process.

Explaining that the Social Medwork was founded to

help the patients access new treatments in a fast, safe

and legal manner, the founder and CEO of the Social

Medwork Vink continued as follows: “Providing access

for the patients of the fatal diseases, which mainly

include ALS, cancer and multiple sclerosis, to innovative

medicines and the latest treatment information, the

Social Medwork is a social initiation, founded by Sjaak

Jacob Vink, James Heywood and Bernard Muller in 2014.

It was founded with a single purpose in 2014.

Its purpose is to help the patients rapidly provide the

new medicines that are not available in their own

countries yet and allow them not to experience any

delay in their treatments. Benefiting from the current

legal processes in order to help the patients import the

medicine, approved abroad, into their countries, The

Social Medwork supported more the requests from more

than 120 countries with 52 innovative medicines and

more than one thousand five hundred medicines were

delivered to the patients in more than 50 countries.”

“Every human being has the right to live”

Saying that every human being has the right to live and

to make their own decisions about body, health and

medical treatments, Vink “Every human being has the

right to access the best diagnosis and treatment options

of the world. These rights are under the protection of

laws. For instance, a new cancer treatment is presented

to the patients, living in the most distant corners of the

world few weeks after the USA’s approval. Normally, the

patients have to go to the USA for treatment, or in other

words, they have to wait for years until this medicine is

approved in their own countries. The Social Medwork

is unique as it can legally help individual patients buy

the newest innovative medicines without any need for

traveling to another country. There has not been any

cure for this disease yet, but you can be sure that we will

do everything that we can in order to help the patients

access almost every part of the world.”

“Patients can find a treatment opportunity where they

live”

Stating that The Social Medwork was founded to help the

patients access new treatments fast, safely and legally

and their treatments in their living areas, Sjaak Jacob

Vink shared the following information:

“Right now, clinics, hospitals as well as wholesalers

“Hastalar yeni ilaçlara ve tedaviye gecikmeden

ulaşmalı”

ALS, kanser ve multipl skleroz gibi yaşamı tehdit

eden hastalıklara sahip hastalara, yenilikçi ilaçları

ve en son tedavi bilgilerine erişimini sağlayan ve 3

kurucusu ALS hastalığıyla çok yakın bir bağlantısı olan

The Social Medwork’ün kurucularından Sjaak Jacob

Vink de araştırmaların, yeni bir ilacın küresel olarak

onaylanması ve hazır olması için 5-7 yıl sürdüğünü

gösterdiğini, ancak çoğu hastanın tedavisi için bu

sürenin çok uzun olduğunu kaydetti.

“Başka Hastalar Ölmesin” diye harekete geçtiler

TheSocialMedwork kurucularından ikisi, aile üyelerini

ve arkadaşlarını ALS ve kanserden dolayı ve çok kısa

bir süre içinde kaybettikten sonra diğer hastaların

tedavisine ulaşmalarını kolaylaştırmak için şirketi

kurmaya karar verdiler. Üçüncü kurucu ortağa ise bu

süreç içinde ALS teşhisi konuldu.

The Social Medwork Kurucusu ve CEO’su Vink, The

Social Medwork’ün hastaların yeni tedavilere hızlı,

güvenli ve yasal olarak erişmelerine yardımcı olmak

için kurulduğunu anlatarak, şöyle devam etti: “Başta

ALS, kanser ve multipl skleroz gibi yaşamı tehdit eden

hastalıkları olan hastalara, yenilikçi ilaçları ve en son

tedavi bilgilerine erişimini sağlayan The Social Medwork;

Sjaak Jacob Vink, James Heywood ve Bernard Muller

tarafından 2014 yılında kurulan bir sosyal girişimdir.

2014 yılında tek bir amaç ile kurulmuştur.

Hastaların kendi ülkelerinde henüz bulunmayan

yeni ilaçları hızla temin etmesine ve tedavilerde

gecikmemelerine yardımcı olmaktır. Hastaların yurt

dışında onaylanmış ilaçları ülkelerine ithal etmelerine

yardımcı olmak için mevcut yasal süreçleri kullanan The

Social Medwork, hâlihazırda listelenen 52 yenilikçi ilaç

ile 120’den fazla ülkeden gelen talepleri desteklemiş

ve 50’den fazla ülkedeki hastalara bin 500’den fazla ilaç

teslim etmiştir.”

“Her insanın yaşam hakkı vardır”

Her insanın yaşam hakkı olduğunu; vücut, sağlık ve

tıbbi tedaviler konusunda kendi kararlarını verme hakkı

olduğunu söyleyen Vink, “Her insan, küresel olarak

mevcut olan en iyi teşhis ve en son tedavi seçeneklerine

erişim hakkına sahiptir. Bu haklar yasa ile korunmalıdır.

Örneğin, ABD’nin onayından birkaç hafta sonra dünyanın

en uzak yerlerinde yaşayan hastalara yeni bir kanser

tedavisi sunulmaktadır. Normal olarak, hastalar

ya tedavi için ABD’ye ya da başka bir deyişle kendi

ülkelerinde ilacın onaylanması için yıllarca beklemek

zorunda kalmaktadır. The Social Medwork, bireysel

hastaların tedavi için başka bir ülkeye gitmeye gerek

duymadan en yeni inovatif ilaçları satın almalarına yasal

olarak yardımcı olabilmesi bakımından benzersizdir.

Bu hastalık için hala bir çare yoktur, ancak hastalara

36 Pharma


and medicine

companies,

serving as the

main suppliers

of other medical

care providers,

are not permitted

to sell their

medicines to

individuals;

this is why The

Social Medwork

serves to the

patients. The Social Medwork has a highly qualified and

competent team, coming from 14 nations. It is located

in Amsterdam, the Netherlands and doctors, qualified

pharmacists, medical industry experts, scientists and

lawyers all are included in the team. The entire team

provides all necessary support and information to

doctors and hospitals and gives conscious information

about the best process of a treatment. In any

case, the patients need to have

the prescription of the doctors

who treat them in their own

countries.

The vision of the company, which

was founded as a social impact

beginning, is defined to make

a revolution in health services

and provide an opportunity for

every patient to access the best

medicines around the world,

and it is supported by “impact

investors”. Among these

investors

Esther

Dyson

(a

leader

health

services

developer,

a member

of the board of

directors and one

of the most effective

women in technology

for the TIME) and Rogier

Van Vliet (a former member of

the board of directors of Oceana,

a company focusing on conservation

and a supporter of the Global Investigative

Journalism Network) are included.”

dünyanın hemen hemen erişmesine yardımcı olmak

için elimizden gelen her şeyi yapacağımıza emin

olabilirsiniz.” dedi.

“Hastalar yaşadığı yerde tedavi imkânı bulabilir”

The Social Medwork’ün, hastaların yeni tedavilere hızlı,

güvenli ve yasal olarak erişmelerine ve yaşadıkları yerde

tedavilerine yardımcı olmak için kurulduğunu ifade eden

Sjaak Jacob Vink, şu bilgileri paylaştı:

“Şu anda kliniklerin, hastanelerin ve diğer tıbbi

bakım sağlayıcılarının ana tedarikçileri olarak çalışan

toptancıların ve ilaç şirketlerinin ilaçları bireylere

satmasına izin verilmemektedir, The Social Medwork

bu nedenle de hastalara hizmet vermektedir.

TheSocialMedwork, 14 ulustan oluşan yüksek vasıflı

ve yetenekli ekibe sahiptir. Amsterdam, Hollanda’da

yerleşiktir ve doktorlar, kalifiye eczacılar, tıp endüstrisi

uzmanları, bilim adamları ve avukatların tümü ekip

içerisinde yer almaktadır. Ekibin tümü, hastalara,

doktorlara ve hastanelere gereken tüm destek ve

bilgileri sağlamakta, tedavinin en iyi gidişatı hakkında

bilinçli bir karar vermektedir.

Her durumda, hastalar kendi

ülkelerinde bulunan tedavi eden

doktorlarından reçete sahibi

olmalıdır.

Bir sosyal etki başlangıcı olarak

kurulan şirket,

vizyonu sağlık

hizmetlerinde

devrim yaratma

ve her hastaya

tüm dünyadaki en

iyi ilaçlara erişim

hakkı vermek olarak

belirtmekte, “etki

yatırımcıları” tarafından

kısmen desteklenmektedir.

Yatırımcılar arasında Esther

Dyson (Öncü sağlık hizmeti

geliştirici, yönetim kurulu üyesi

ve TIME’nin teknoloji alanındaki

en etkili kadınlarından biri) ve

Rogier Van Vliet (Koruma odaklı

Oceana’nın eski yönetim kurulu

üyesi ve Global Investigative

Journalism Network’ün destekçisi)

yer almaktadır.”

Pharma 37


“Vent tube”

treatment by NPİSTANBUL Brain Hospital

In the stubborn middle ear infections in children that do not respond to

medicine treatment as well as persistent middle ear cold and infections,

“vent tube” treatment is effective. Implanted into the eardrum in order

to correct the pressure difference between the middle ear vestibule and

external auditory canal, vent tube can stay, from 4 to 6 months.

NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nden

“kulak tüpü” tedavisi

Çocuklarda ilaç tedavisine yanıt vermeyen dirençli orta kulak

enfeksiyonlarında, inatçı orta kulak nezlesi ve iltihabında “kulak tüpü”

tedavisi etkili oluyor. Orta kulak boşluğu ile dış kulak yolu arasında basınç

farklılığını düzeltmek amacı ile kulak zarına yerleştirilen kulak tüpü, 4-6 ay

arasında kalabiliyor.

38 Pharma


Otorhinolaryngologist of the Üsküdar University’s

NPİSTANBUL Brain Hospital Prof Dr. Murat Topak said

that the vent tube application had positive results in the

middle ear cold, inflammation and infections that are

commonly experienced by children.

Prof. Dr. Murat Topak said that the “ventilation” tubes,

commonly known as vent tube, are medical materials,

which are reel shaped and had a channel in the middle

and which are implanted into the eardrum in order to

correct the pressure difference between the middle ear

vestibule and the external auditory canal.

It is frequently applied

Remarking that the implantation of ventilation tube is

one of the most frequently applied surgical interventions

for children, Prof Dr. Murat Topak said “It is frequently

used for the treatment of stubborn middle ear cold,

frequently occurring acute middle ear inflammations

and of the middle ear infections that continue after using

antibiotics.”

Vent tube has more benefits

Stating that the vent tube application can cause some

complications, varying in severity, Prof. Dr. Murat Topak

categorized them as such:

“These are such complications as ear discharge,

thinning in eardrum and superficial calcification,

permanent perforation, falling into the middle ear, yet

the benefit that can be gained from the ventilation tube

application is more.”

Caution must be taken in bathroom

Reminding that some points must be taken into caution

after the implantation of the ear ventilation tube,

Prof. Dr. Topak warned that “In children, water must

be prevented from going through the tube into the

middle ear by closing the external auditory canal with

a vaselined cotton or a convenient earplug in the sea

and swimming pools. Moreover, the follow-up program

recommended by the doctor must be followed.”

Duration inside ear 4-6 months

Prof. Dr. Murat Topak stated that the tubes stay in the

eardrum for 4-6 months and then fall off on their own or

taken by the doctor, yet he also added that the vent tube

can be kept for a longer period of time in case that the

disease in the middle ear continued.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi

Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Murat Topak,

çocuklarda sıklıkla yaşanan orta kulak nezlesi, iltihabı

ve enfeksiyonlarda kulak tüpü uygulamasının olumlu

sonuçlar verdiğini söyledi.

Prof. Dr. Murat Topak, halk arasında kulak tüpü olarak

bilinen “ventilasyon” tüplerinin orta kulak boşluğu ile

dış kulak yolu arasında basınç farklılığını düzeltmek

amacı ile kulak zarına yerleştirilen, genel olarak makara

şeklinde ve ortasında bir kanalı olan tıbbi malzeme

olduğunu söyledi.

Sıklıkla uygulanıyor

Ventilasyon tüpü takılmasının çocuklarda en sık yapılan

cerrahi girişimlerden biri olduğunu ifade eden Prof.

Dr. Murat Topak, “Sıklıkla inatçı orta kulak nezlesi, sık

geçirilen akut orta kulak iltihapları ve antibiyotik tedavisi

sonrası devam eden orta kulak enfeksiyonlarının tedavisi

için kullanılır” dedi.

Kulak tüpünün yararı daha fazla

Kulak tüpü uygulamasının değişik oranlarda olmak

üzere bazı komplikasyonlara yol açabileceğini ifade eden

Prof. Dr. Murat Topak, bunları şöyle sıraladı:

“Kulak akıntısı, kulak zarında incelme ve yüzeysel

kireçlenme, kalıcı perforasyon, orta kulağa düşme gibi

komplikasyonlardır ancak ventilasyon tüpü uygulaması

ile elde edilecek yarar daha fazladır.”

Banyoda dikkat edilmeli

Kulak tüp takıldıktan sonra bazı noktalara dikkat

edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Topak, “Tüp

takılan çocukların banyoda, özellikle denizde ve yüzme

havuzlarında vazelinli pamuk ya da uygun bir kulak tıkacı

ile dış kulak yolu kapatılarak suyun tüpten orta kulağa

girmesi önlenmelidir. Ayrıca hekimin önerdiği takip

programına uyulmalıdır” uyarısında bulundu.

Kulakta kalma süresi 4-6 ay

Tüplerin kulak zarında genellikle 4-6 ay kaldığını ve

sonra kendiliğinden düştüğünü ya da doktor tarafından

alındığını belirten Prof. Dr. Murat Topak, ancak orta

kulaktaki hastalığın devam etmesi durumunda kulak

tüpünün daha uzun süre tutulabildiğini söyledi.

40 Pharma


The results of Global

Questionnaire

‘Understanding Psoriasis’

published

The results of the biggest global psoriasis

questionnaire of the history, which

was made by Novartis globally in 31

countries with the support and 25 patient

associations and the participation of 8.338

psoriasis patients, were published in

the Journal of the European Academy of

Dermatology and Venereology).

‘Sedef Hastalığını Anlamak’

küresel anket sonuçları yayımlandı

Novartis’in global olarak 31 ülkede 25 hasta derneğinin desteği ve 8.338 sedef

hastasının katılımıyla düzenlediği, dünya çapında bugüne kadar yapılmış en

büyük sedef hastalığı (psoriasis) anketinin sonuçları Avrupa Dermatoloji,

Deri ve Zührevi Hastalıklar Akademisi Bilimsel Dergisi’nde (Journal of the

European Academy of Dermatology and Venereology) yayımlandı.

According to the questionnaire results, which was

conducted with the cooperation of the Solidarity

Association of the Patients with Veneral Diseases in

Turkey and in which 381 psoriasis patients participated

from our country, 84 percent of the patients are

discriminated and alienated due to the signs on their

skins, in Turkey.

Being the biggest global questionnaire on psoriasis as

made by Novartis and including patients from Turkey,

the results of the Patient Questionnaire “Understanding

Psoriasis” were announced to the entire world by being

published in the Journal of the European Academy of

Dermatology and Venereology. The questionnaire, in

which 8.338 patients, suffering from medium-severe

psoriasis, and 25 patient associations from 31 countries

participated around the world, has the feature of being

Türkiye’de Sedef Hastaları Dayanışma Derneği iş

birliğinde yürütülen ve ülkemizden 381 sedef hastasının

da yer aldığı anket sonucuna göre Türkiye’de hastaların

yüzde 84’ü ciltlerindeki belirtiler nedeniyle ayrımcılık ve

dışlanma ile karşılaşıyor.

Novartis tarafından, sedef hastalığı hakkında

bugüne kadar yapılan en büyük küresel anket olan

ve Türkiye’den hastaların da dâhil olduğu “Sedef

Hastalığını Anlamak” Hasta Anketi’nin sonuçları Avrupa

Dermatoloji, Deri ve Zührevi Hastalıklar Akademisi

Bilimsel Dergisi’nde yayımlanarak tüm dünyaya

duyuruldu. Dünya genelinde orta-şiddetli sedefi

olan 8.338 hastanın katıldığı ve 31 ülkeden 25 hasta

derneğinin dâhil olduğu anket çalışması, Novartis’in

hasta dernekleri ile bugüne kadar yaptığı en kapsamlı iş

birliği olma özelliğini de taşıyor.

42 Pharma


the most comprehensive project that Novartis made

together with the patient associations until now.

The questionnaire, which was made with the

participation of 381 patients from Turkey, was conducted

in Turkey with the cooperation of the Solidarity

Association of the Patients with Veneral Diseases.

Serving as a consultant physician in the Turkey part of

the project, Dermatologist Prof. Dr. Sibel Alper stated

that the results of Turkey showed a table similar with the

global results and said “84 percent of the participants

in Turkey experiences discrimination and alienation, as

well, while the rate of those who are directed with the

question of whether psoriasis is contagious increases to

56 percent in Turkey. 46 percent of the participants were

exposed to disturbing stares in social life, and 26 percent

of them say that they do not want to hide their hands.”

Emphasizing that some of our patients can feel helpless

and some of them are ashamed of their own skins, Prof

Dr. Sibel Alper stated that 51 percent of the participants

in Turkey said psoriasis affected their business lives.

Social biases alienate patients from social life

Furthermore, the Patient Questionnaire of

“Understanding Psoriasis” is seen as an important

step to make it known that psoriasis is not a contagious

diseases by decreasing the social biases. Making a

statement about the questionnaire results, Chairman of

the Solidarity Association of the Patients with Venereal

Diseases Mustafa Yıldırım “There is a lot of wrong

information about psoriasis in society. Because of these

wrong information and biases, the patients of psoriasis

have to spend an isolated life. I have experienced

it on my own as a patient of psoriasis. I think this

questionnaire will contribute in making psoriasis known,

so the patients will be prevented from living isolated

from social life.”

About psoriasis

Affecting almost 3 percent of the world population,

psoriasis is a common and not contagious immunity

(autoimmune) disease. Plaque psoriasis is its most

known form and it shows itself with the dermal signs,

in which swollen, red colored plaques are covered with

silver-like white scabs. Psoriasis is not only a dermal

disease or a cosmetic problem. It is a disease that is

stubborn, chronic (long standing), and so disturbing that

most of the time it can affect even the simplest aspects

of the daily lives of patients Almost 30 percent of the

patients of psoriasis have psoriatic arthiritis (arthritis

caused by psoriasis) or will develop in the future.

Psoriatic arthiritis causes pain and disabling signs,

such as joint stiffness and irrevocable joint damage, by

affecting joints. Psoriasis, moreover, is a disease which

is also related to other serious health problems, such as

diabetes, heart disease and depression.

Türkiye’den 381 hastanın katılımıyla gerçekleştirilen

anket çalışması Türkiye’de Sedef Hastaları Dayanışma

Derneği iş birliğinde yürütüldü. Çalışmanın Türkiye

ayağında danışman hekim olarak görev yapan

Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Sibel Alper, Türkiye

sonuçlarının dünya sonuçlarıyla benzer bir tablo ortaya

koyduğunu belirterek, “Türkiye’de de katılımcıların

yüzde 84’ü ayrımcılığa ve dışlanmaya maruz kalırken,

sedefin bulaşıcı olup olmadığı sorusuna maruz

kalanların oranı Türkiye’de yüzde 56’ya yükseliyor.

Katılımcıların yüzde 46’sı toplum içinde rahatsız edici

bakışlarla karşılaşmış, yüzde 26’sı insanların ellerini

sıkmayı istemediğini söylüyor.” dedi. Hastaların

kendilerini çaresiz hissedebildiğini ve bazılarının

ise cildinden utandığını vurgulayan Prof. Dr. Sibel

Alper, Türkiye’deki katılımcıların yüzde 51’inin sedef

hastalığının iş hayatlarını etkilediği söylediğini ifade etti.

Toplumsal önyargılar hastaları sosyal hayattan

uzaklaştırıyor

‘Sedef Hastalığını Anlamak’ Hasta Anketi ayrıca,

toplumsal önyargıların azaltılarak sedef hastalığının

bulaşıcı olmadığının bilinmesi için önemli bir adım

olarak görülüyor. Anket sonuçları ile ilgili açıklama

yapan Sedef Hastaları Dayanışma Derneği Başkanı

Mustafa Yıldırım “Toplumda sedef hastalığı hakkında

çok fazla yanlış bilgi var. Bu yanlış bilgiler ve önyargılar

nedeniyle sedef hastaları izole bir yaşam sürmek

durumunda kalıyorlar. Ben de bir sedef hastası olarak

bunu bizzat yaşadım. Bu anketin, sedef hastalığının

bulaşıcı olmadığının bilinmesine ve bu sayede hastaların

sosyal hayattan izole yaşamasının önüne geçilmesine

katkı sağlayacağını düşünüyorum.”

Sedef hastalığı hakkında (psoriasis)

Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 3’ünü etkileyen Sedef

hastalığı (psoriasis), yaygın olarak görülen, bulaşıcı

olmayan bir bağışıklık sistemi (otoimmün) hastalığıdır.

Plak psoriasisi en yaygın olarak görülen formudur ve

ciltten kabarık, kırmızı plakların üzerini gümüşümsü

beyaz kabukların kapladığı cilt belirtileriyle kendini

gösterir. Sedef hastalığı sadece bir cilt hastalığı veya

kozmetik bir problem değildir. İnatçı, kronik (uzun

süreli) ve çoğu zaman hastaların günlük yaşamlarının

en basit yönlerini etkileyebilecek kadar sıkıntı verici

bir hastalıktır. Sedef hastalığı olan kişilerin yaklaşık

yüzde 30’unda psoriatik artrit (sedefe bağlı eklem

iltihabı) vardır ya da ileride gelişecektir. Psoriatik artrit,

eklemleri etkileyerek, ağrı, eklem katılığı ve geri dönüşü

olmayan eklem hasarı gibi kısıtlayıcı belirtilere neden

olmaktadır. Sedef hastalığı ayrıca, diyabet, kalp hastalığı

ve depresyon gibi başka ciddi sağlık sorunları ile de

ilişkili bir hastalıktır.

Pharma 43


Anne adaylarını sevindiren yöntem “Ayakta Doğum”

Jineart Clinic Kurucusu ve Medicana Kadıköy Hastanesi Kadın

Hastalıkları Doğum ve Perinatoloji Uzmanı Op. Dr. Cengiz Sağıroğlu

Türkiye’de ilk kez yapılacak olan ayakta doğum ile ilgili konuştuk.

Sarıoğlu “Doğum eylemi sırasında ayakta olan annenin kasları daha

gergin olduğu için anne ve bebek arasındaki kan alışverişi ile ilgili

sorunlar daha az oranda görülür.” ifadesiyle yeni yöntemin hem

anne-bebek sağlığı açısına hem de annenin doğum esnasındaki

sancılarının azaldığına dikkat çekti.

Ayakta doğum yönetimi ile

önce annenin konforu ve rahatlığı sağlanmaktadır.

Türkiye’de bir ilk ayakta doğum

Doğum, kadın ve ailesi için hayatın değiştiği bir olaydır.

Hamile olduğunu öğrendiği andan itibaren hem

fiziksel hem duygusal değişime giren anne adayları,

anne olmanın vermiş olduğu koruyucu içgüdüsel

duygu ile bundan sonraki hayatı ile ilgili birçok şeyi

düşünmeye ve planlamaya başlamaktadır. Hamilelik

süresince kendisi ve bebeği için en doğru doktoru ve

doğum yöntemini araştıran anne adaylarının merak

ettiği sorulardan bir tanesi de çocuğunu nerede ve ne

şekilde dünyaya getireceğidir. Dünyada artık birçok

yerde farklı doğum yöntemleri uygulandığını belirten

Jineart Clinic Kurucusu ve Medicana Kadıköy Hastanesi

Kadın Hastalıkları Doğum ve Perinatoloji Uzmanı Op.

Dr. Cengiz Sağıroğlu Türkiye’de ilk kez yapılacak olan

Ayakta Doğum ile ilgili ebeveynlerin merak ettiklerini

açıkladı.

Ayakta doğum yapan kadınlar daha rahat ve konforlu…

Tüm kadınlar doğum sırasında güvende olduğunu

44 Pharma


hissetmek ister. Güvenli ve tatmin edici doğum deneyimi,

doğum yapan kadının yaşadığı stres düzeyine bağlı

olarak değişmektedir. Ayakta doğum yönetimi ile önce

annenin konforu ve rahatlığı sağlanmaktadır. Ülkemizde

her iki doğumdan birinin sezeryanla yapıldığını belirten

Op. Dr. Cengiz Sağıroğlu, “Doğum esnasında annenin

sağlığı, bebeğin sağlığı için uygulanacak doğum yöntemi

için hastanenin teçhizatı ve ekibinin de bilinçli olması

gerektiğini dile getiriyor. Doğal doğuma hazırlık rahat

bir ortamda, karın ve pelvik taban kaslarını gevşetmek

için yapılacak jimnastik egzersizleri ile başlar.

Ayakta doğum yönteminde anne dikey bir pozisyonda

durur. Annenin bu pozisyonda durması yerçekimi ile

birlikte annenin daha rahat ıkınmasına neden olur. Ve

kasıklarına daha şiddetli bir baskı yapabildiğinden bebek

kendini daha rahat aşağı bırakır. Bebek ana rahminden

çıkmaya başladığında doktor bebeği aşağıdan yakalar ve

bebeğin çıkmasını kolaylaştırır.” dedi.

Ayakta doğumun anne adaylarına faydaları…

Her anne adayının kolay bir doğumu arzu ettiğini belirten

Sağıroğlu, “Gebelik ve doğum sürecinin her anı kişiye

özel yaşanır. Bu nedenle bebeğin olduğu kadar annenin

sağlığı ve doğuma hazırlık süreci çok önemlidir.”

ifadesiyle anne adaylarının rahatlatılmasına vurgu yaptı.

Kendini güvende ve huzurlu hisseden annenin doğumu

daha rahat yaptığını belirten Sağıroğlu, “Doğal doğuma

hazırlık rahat bir ortamda, karın ve pelvik taban kaslarını

gevşetmek için yapılacak jimnastik egzersizleri ile

başlar. Multitrac doğum eylemi süresince değişken

duruş pozisyonlarına uygunluğu ile kasılmalar sırasında

hissedilen sancıyı azaltır ve rahatlama sağlar.” dedi.

Sarıoğlu ayakta doğumun faydalarını şu şekilde sıraladı:

“Akciğer hacmini 20% oranında artırarak anne

adayının doğum sırasında solunumunu iyileştirir.

Doğum eylemi sırasında anne ve bebek arasındaki kan

alışverişi ile ilgili sorunlar daha az oranda görülür.

Rahim kasılmaları daha yoğun, daha düzenli ve daha

sıktır. Duruş pozisyonlarının değişimi ile hissedilen

sancı ile etkin şekilde baş edilebilir. Anne adayı bedeni

üzerindeki kontrolü ele alarak doğum sürecine daha

etkin şekilde katılır, daha efektif ıkınır. Leğen kemiği

ön-arka çapını yaklaşık 1.5 cm artırarak doğum kanalını

bebeğin başının aşağı inişini kolaylaştıracak şekilde

esnetir. Doğum eylemi sırasında daha az sancı daha az

stres oluşur. Kasların kontrollü kasılıp gevşetilmesini

kolaylaştıran dik duruş, gereksiz efor ve aşırı yorgunluğu

engeller.”

Eğer sağlık durumunuz elverişli ve doktorunuz da size

öneriyor ise doğum yöntemleri arasında öne çıkan

ayakta doğum ile ilgili de araştırma yapıp doğumunuzu

ayakta gerçekleştirebilirsiniz.

Pharma 45


Wee Baby is continuing its innovations

As the market leader in its sector, Wee Baby continues to meet

mothers’ expectations with innovations for Baby and Mother Products

concentrating on feeding bottles and soothers. Being the choice of

Mothers with its superior quality and reliable products, Wee Baby

targets to protect its market leadership in 2018 by offering new

innovative products to ease mothers’ lives.

Wee Baby inovatif

atılımlara devam ediyor

Biberonlarda ve emziklerde

sektörünün pazar lideri Wee Baby,

annelerin beklentilerini en üst düzeyde

karşılamaya devam ediyor. Kaliteli

ve güvenli ürünleriyle 2017 yılında

annelerin en çok tercih ettiği marka

olan Wee Baby, inovatif ürünlerini

annelerle buluşturarak bu yıl da en

çok tercih edilen marka olma yolunda

ilerliyor

With the technological developments in Mother and

baby product categories, mothers demand for functional

products and services are increasing. Search for quality

and trusted brands are on the rise and consumers wants

to reach these easily. In order to fulfil this demand

Wee Baby analyses new trends and mothers’ needs and

continues to innovate to answer these trends & needs

paying special attention to raw materials using FDA

approved raw materials that can freely contact with food.

The first chargeable breastpump in the market

Wee Baby continues to take solid steps to strengthen its

market leadership with new innovations. Analyzing the

needs of Mothers’ and babies Wee Baby constantly works

on developing and renovating its product range. As a

strong supporter of breast feeding Wee Baby helps mother

to breastfeed their babies with the new Ultra Portable

Chargeable Breast Pump. Ultra-Portable Chargeable

Breast Pump enables mothers to express breastmilk

without any need of electric power. The product is

compatible with any USB power source like powerbanks

and laptops for charging as well as its own charger.

Anne ve bebek sektörünün yeni ürün ve hizmet arayışı

her geçen gün daha da artıyor. Kalite, markaya

güven duyma ve ürünlere kolay erişim bu arayışta

önemli etkenler olarak sıralanıyor. Annelerin gönül

rahatlığıyla kullandığı gıdaya temas edebilen FDA onaylı

hammaddelerle ürünler geliştiren Wee Baby, gelişen

trendleri ve annelerin ihtiyaçlarını da göz önünde

bulundurarak inovatif atılımlarda bulunuyor.

Şarj edilebilir olmasıyla bir ilk

Wee Baby, ürün gamı ve Ar-Ge yapılanmalarındaki

değişikliklerle 2018 yılında da en çok tercih edilen

marka olma yolunda ilerliyor. Anneler ile bebeklerinin

ihtiyaçları ve konforları doğrultusunda ürünlerini

yeniliyor ve geliştiriyor. Wee Baby’nin Ultra Portatif

Şarjlı Göğüs Pompası da bebeklerin daha uzun süre

anne sütü ile beslenebilmesini sağlayan yeni ürünleri

arasında öne çıkıyor. Özellikleri sayesinde içinde ilkleri

barındıran Ultra Portatif Şarjlı Göğüs Pompasının

en inovatif yanı, annelerin sütlerini elektriğe ihtiyaç

duymadan pompa konforuyla sağabilmesi.

46 Pharma


The new breast pump is so small that it fits into your

palm. So, it can be easily used at any time without

affecting mothers’ social life.

Soothers that can be easily found in the dark

Another product developed by Wee Baby is the nighttime

soother. This product is developed directly

according to consumer insight and offers a solution to

a major difficulty of finding the soother without light.

Night-time Night-time soothers can be easily found

without turning the lights on and without interrupting

baby’s sleep with its luminous color shining in the

dark. As they have no handle, the soothers produce

no sound during sucking and help the babies to take

a good sleep through the night. At the same time its

orthodontical structure supports natural palate and

teeth development.

Wee Baby General Manager Burak Özbaşoğlu said

that they want to make both mothers and babies

happy by offering them more functional products

with more creative designs and adds as follow: “The

mother and baby products market has strong growth

potential. Technology helps us to innovate our products

consistently. Nowadays mothers mostly prefer trustable,

quality, functional and accessible products. We believe

that it is our responsibility to design and produce

products provide maximum benefit to mothers and their

babies. Ultra-Portable Chargeable Breast Pump and

night-time soother that we recently included into our

product range are the clear indications of our sincere

efforts in reading mothers’ needs correctly and taking

fast action to offer good solutions. In 2018, we want to

continue that success that we achieved in both soothers

and feeding bottles market”.

USB ve taşınabilir güç kaynaklarıyla uyumlu olan ürün,

avuç içine sığabilen boyutuyla da annelerin sosyal

yaşamlarını etkilemeden kullanım kolaylığı sağlıyor.

Karanlıkta kolay bulunabilen emzik

Wee Baby’nin bebeklerin rahatlığını ön planda tutarak

geliştirdiği bir diğer ürün ise gece ve gündüz emzikleri.

Ortodontik damaklı emzik ucuyla içgüdüsel emme

hareketine uyum gösteren gece ve gündüz emzikleri,

doğal damak yapısı ve diş gelişimine de destek veriyor.

Karanlıkta parlayan fosforlu rengi sayesinde ışıkların

açılmasına gerek kalmadan rahatlıkla bulunabilen

gece emziği, bebeklerin uykularının bölünmesini

engelliyor. Aynı zamanda sapsız olan emzikler, emme

esnasında ses yapmıyor ve bebeklerin rahat bir uyku

geçirmesini sağlıyor. Gündüz için ise, aynı rahat ve

konforlu tasarımın saplı modeli olarak kapaklı emzikler

geliştirildi.

Wee Baby Genel Müdürü Burak Özbaşoğlu, yaptığı

açıklamada daha fonksiyonel ve tasarımsal yönü daha

güçlü ürünlerle hem anneleri hem de bebeklerini mutlu

etmek istediklerini belirterek şunları söyledi: “Büyüme

potansiyeli çok yüksek bir sektöre sahibiz. Her geçen

gün gelişen teknolojiyle de ürünlerin özellikleri yeniliyor.

Anneler artık kendilerine güven veren, kaliteli, pratik ve

ulaşılabilir ürünleri tercih ediyorlar. Bizler de anneler

ve bebekleri için hep daha iyisini tasarlamak ve üretmek

için çalışıyoruz. Portföyümüze dâhil ettiğimiz; Ultra

Şarjlı Göğüs Pompası ve Gece – Gündüz emziklerimiz

günümüz annelerinin ihtiyaçlarının doğru okuyarak, hızlı

aksiyon aldığımızın en önemli göstergesi. 2017 yılında

gerek emziklerde gerekse biberonlarda elde ettiğimiz

bu başarıyı 2018 yılında da sürdürmeyi hedefliyoruz.

Yenilenen ürünlerimiz ve portföyümüze eklediğimiz

ürünlerimizle anneler ve bebeklerinin her zaman

yanında olmaya devam edeceğiz. Aynı zamanda yüzde

55’ini satın aldığımız MyCey bebek ürünleri markasının

farklı ürünleriyle de anne ve bebeklerin ihtiyacını

karşılamayı sürdüreceğiz”

Pharma 47


New analysis and data reinforce

#nintedanib’s efficacy and safety

Efficacy and safety of OFEV ® reinforced in new presentations at ATS 2018

Yeni analiz ve veriler nintedanib molekülünün

etkililiğini ve güvenliliğini pekiştiriyor

OFEV ® ’in etkililiği ve güvenliliği ATS 2018’de yapılan yeni sunumlarla pekiştirildi

• New analysis of the INPULSIS ® and TOMORROW trials

suggests treatment with OFEV ® (nintedanib) associated

with reduced risk of death in patients with idiopathic

pulmonary fibrosis

• Separate analysis of INPULSIS ® trials showed

association between lung function decline and

worsening in health-related quality of life

• Data from six trials including 1,126 OFEV-treated

patients further confirm the product’s manageable

safety and tolerability profile

Boehringer Ingelheim announced new presentations at

the American Thoracic Society’s 2018 annual conference

that reinforce the efficacy, safety and tolerability

profile of OFEV ® (nintedanib) in patients with idiopathic

pulmonary fibrosis (IPF).

“The data presented at the conference support the

established efficacy of OFEV®, while reaffirming the

safety profile observed in the clinical trials and following

approval,” said Christopher Corsico, M.D., Chief Medical

Officer, Boehringer Ingelheim.

New IPF mortality analysis

Pooled data from the two Phase III INPULSIS ® trials and

the Phase II TOMORROW study compared the observed

number of deaths in patients treated with nintedanib or

placebo with the predicted rate of death based on GAP

stage over one year.1 GAP stage is used to predict IPF

prognosis and is based on gender, age and lung function

(as measured by forced vital capacity [FVC] decline %

predicted and DLco % predicted).1 Higher stages of GAP

are associated with an increasing risk of death.1

Across the population (n=1,228), there were fewer

deaths observed in each treatment group than predicted

based on GAP stage at baseline (OFEV ® : 42 vs. 89.9;

placebo: 41 vs. 64.2).1 In the OFEV® group, the number

of observed deaths was 46.7% of the number predicted

• INPULSIS ® ve TOMORROW çalışmalarının yeni analizi,

OFEV®(nintedanib) tedavisinin ölüm riskinde azalma ile

ilişkili olduğunu öne sürmektedir.

• INPULSIS ® çalışmalarının ayrı bir analizi, akciğer

fonksiyonundaki düşüş ile sağlıkla ilişkili yaşam

kalitesinin kötüleşmesi arasında bir ilişki olduğunu

göstermiştir

• OFEV tedavisi alan 1,126 hastayı içeren altı çalışmadan

gelen veriler, ürünün yönetilebilir bir güvenlilik ve

tolerabilite profiline sahip olduğunu doğrulamaktadır.

Boehringer Ingelheim, Amerikan Toraks Derneğinin

2018 yıllık konferansında, idiyopatik pulmoner fibrozis

(İPF) hastalarında OFEV ® ’in (nintedanib) etkililiğini,

güvenliliğini ve tolerabilite profilini pekiştiren yeni

sunumlar açıkladı.

Boehringer Ingelheim’da Global Medikal Lideri

Dr. Christopher Corsico’ya göre; “Konferansta

sunulan veriler OFEV ® ’in ortaya koyulmuş etkililiğini

desteklerken, klinik çalışmalarda ve ruhsat sonrası

gözlenmiş olan güvenlilik profilini de yeniden teyit

etmektedir”.

Yeni İPF mortalite analizi

İki Faz III INPULSIS ® çalışmasıyla Faz II TOMORROW

çalışmasından birleştirilmiş verilerde, nintedanib ya da

plasebo ile tedavi edilen hastalarda gözlenen ölümlerin

sayısı bir yıllık GAP evresine göre öngörülen ölüm oranı

ile karşılaştırılmıştır.1GAP evresi, İPF prognozunu

öngörmek için kullanılır ve cinsiyete, yaşa ve akciğer

fonksiyonuna (zorlu vital kapasite [FVC] % öngörülen

ve DLco % öngörülen değerlerindeki azalma şeklinde

ölçülen) dayanır.1Daha yüksek GAP evreleri ölüm

riskinde artış ile ilişkilidir.

Bu popülasyonda (n=1,228), başlangıçtaki GAP evresine

göre öngörülene kıyasla her bir tedavi grubunda

daha az ölüm gerçekleşmiştir (OFEV ® : 42’ye karşı

48 Pharma


ased on GAP stage, while in the placebo group the

number of observed deaths was 63.9% of the number

predicted.1 Based on these differences, the analysis

suggests that OFEV ® may be associated with a 26.8%

relative reduction in the risk of death compared with

placebo over one year.

“IPF is a progressive and fatal disease, and treatment

with nintedanib can slow disease progression by

reducing the rate of lung function decline,” said

Christopher J. Ryerson, M.D., Assistant Professor at the

University of British Columbia Centre for Heart Lung

Innovation, Vancouver, Canada. “Although the individual

trials were not powered to measure mortality, our

pooled analysis suggests that nintedanib may offer a

survival benefit for IPF patients.”

Lung function decline and quality of life

In a separate analysis of data from the INPULSIS ® trials,

89.9; plasebo: 41’e karşı 64.2).1OFEV ® grubunda

gözlenen ölümlerin sayısı GAP evresine dayalı olarak

öngörülen sayının%46.7’si olurken, plasebo grubunda

gözlenen ölümlerin sayısı öngörülen sayının %63.9’u

olmuştur.1Bu farklara dayalı olarak, bu analiz, OFEV ® ’in

bir yıllık süreçte plaseboya kıyasla ölüm riskinde %26.8

düzeyinde göreceli bir düşüş ile ilişkili olabileceğini öne

sürmektedir.

Kanada Vancouver’da bulunan British Columbia

Üniversitesi Kalp Akciğer İnovasyon Merkezi’nde

Asistan Profesör olarak görev yapan Dr. Christopher

J. Ryerson’ın konuyla ilgili görüşleri ise şöyle: “İPF

progresif ve ölümcül bir hastalıktır ve nintedanib tedavisi

akciğer fonksiyonundaki düşüşün hızını azaltarak

hastalık progresyonunu yavaşlatır. Çalışmalar ayrı

olarak mortaliteyi ölçmek üzere güçlendirilmiş olmasa

da, birleşik analizimiz nintedanibin İPF hastaları için bir

sağkalım faydası sunabileceğine işaret etmektedir.”

Pharma 49


a greater decline in lung function was associated with

worsening patient-reported health-related quality of

life (HRQoL) measuring respiratory function, shortness

of breath, cough and sputum assessment and other

quality of life measures.2 Pooled data from patients

treated with nintedanib or placebo showed that patients

with a decline in FVC >10% predicted, regardless of

treatment, experienced declines across different HRQoL

measures.

“The symptoms of IPF can have a serious impact

on a patient’s quality of life, resulting in a loss of

independence and involvement in daily activities,”

Michael Kreuter, M.D., Professor at the Center for

Interstitial and Rare Lung Diseases, Pneumology and

Respiratory Care Medicine, University of Heidelberg,

and a Member of the German Center for Lung Research,

Germany. “Our analysis demonstrated an association

between the extent of lung function decline and quality

of life. Stabilizing lung function, therefore, may allow

patients to retain some of their daily level of functioning,

which might improve quality of life.”

Pooled safety data from six trials

Data from the largest set of OFEV ® -treated patients with

IPF analyzed to-date further confirmed its safety and

tolerability profile.3 The analysis included patients from

six clinical trials (n=1,126), including TOMORROW, the

two INPULSIS ® trials, and their open-label extension

studies.3

The average exposure to OFEV ® was 27.7 months with

a maximum exposure of 93.1 months, for a total of

nearly 2,600 patient-years.3 The rate of adverse events

leading to permanent dose reduction (from 150 mg

twice daily to 100 mg twice daily) or discontinuation from

the studies were 12.8 and 23.8 events per 100 patient

exposure-years, respectively.3 Diarrhea remained

the most common AE, and led to dose reduction

or discontinuation in 17.2% and 8.8% of patients,

respectively.3 In the pooled data, the rate of diarrhea

was lower than observed in the Phase III INPULSIS ®

trials.3

About idiopathic pulmonary fibrosis (IPF)

IPF is a rare lung disease which affects approximately 3

million people worldwide.4 The median life expectancy

after diagnosis is approximately 2-3 years.5

Akciğer fonksiyonu kaybı ve yaşam kalitesi

INPULSIS ® çalışmalarından gelen verilerin ayrı bir

analizinde, akciğer fonksiyonundaki kaybın daha fazla

olması, solunum fonksiyonunu, nefes darlığını, öksürüğü

ve balgam değerlendirmesini ve başka yaşam kalitesi

ölçütlerini içeren hasta-tarafından bildirilen sağlıkla

ilişkili yaşam kalitesinde (HRQoL) kötüleşme ile ilişkili

bulunmuştur.2 Nintedanib veya plasebo ile tedavi edilen

hastaların birleştirilmiş verileri, FVC’de öngörülenden

%10 fazla düşüş yaşayanların, tedaviden bağımsız

olarak, farklı HRQoL ölçütlerinde de düşüş yaşadıklarını

göstermiştir.

Almanya’daki Heidelberg Üniversitesi’nde İnterstisyel

ve Nadir Akciğer Hastalıkları, Pnömoloji ve Solunum

Bakımı Tıbbı Merkezi’nde Profesör olarak görev yapan

ve ayrıca Alman Akciğer Araştırma Merkezi’nin bir

üyesi olan Dr. Michael Kreuter şunları ifade etmiştir:

“İPF’nin semptomları hastaların yaşam kalitesini ciddi

şekilde etkileyerek bağımsızlıklarını kaybetmelerine

ve günlük faaliyetleri gerçekleştirememelerine neden

olur. Analizimiz, akciğer fonksiyonundaki kaybın düzeyi

ile yaşam kalitesi arasında bir ilişki olduğunu ortaya

koymuştur. Dolayısıyla da, akciğer fonksiyonunun

stabilize edilmesi hastaların günlük hayattaki işlevsellik

düzeylerini bir miktar korumalarına izin verebilir, bu da

yaşam kalitelerini iyileştirir.”

Altı çalışmadan birleştirilmiş güvenlilik verileri

OFEV ® tedavisi alan İPF hastalarından oluşan ve

bugüne kadar analiz edilmiş en geniş kümeden gelen

veriler, OFEV ® ’in güvenlilik ve tolerabilite profilini

doğrulamıştır.3 Analiz, TOMORROW çalışması ve iki

INPULSIS ® çalışması ve bu çalışmaların açık-etiketli

uzatma çalışmaları dâhil olmak üzere altı klinik

çalışmadan gelen hastaları içermiştir (n=1,126).3

Ortalama OFEV ® maruziyeti 27.7 ay olup maksimum

maruziyet 93.1 ay bulunmuştur, bu da toplamda yaklaşık

2,600 hasta-yılına karşılık gelmektedir.3 Çalışmalarda,

dozun kalıcı olarak azaltılmasına (günde iki defa 150

mg’den günde iki defa 100 mg’ye) ya da tedavinin

kesilmesine yol açan advers olayların oranları, 100

hasta maruziyet-yılı başına sırasıyla 12.8 ve 23.8 olay

bulunmuştur.3 Diyare en yaygın görülen AO olmayı

sürdürmüş ve hastaların sırasıyla %17.2 ve %8.8’inde

dozun azaltılmasına veya tedavinin kesilmesine yol

açmıştır.3 Birleşik verilerde, diyare oranı Faz III

INPULSIS ® çalışmalarında gözlenenden daha düşük

olmuştur.3

İdiyopatik pulmoner fibrozis (İPF) hakkında

İPF dünya çapında yaklaşık 3 milyon kişiyi etkileyen

nadir görülen bir akciğer hastalığıdır.4 Tanıdan sonraki

medyan yaşam beklentisi yaklaşık 2-3 yıldır.5

50 Pharma


Importance of folic acid in pregnancy

The National Gynecology and Obstetrics

Congress, which was held for the 16th

time by the Turkish Gynecology and

Obstetrics Association, hosted many

important sessions. Holding a session on

the importance of using multivitamine and

mineral in pregnancy, Dr. Cansun Demir

talked about the importance of metafolin,

which is a new generation folic acid.

Gebelikte folik asitin önemi

Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği’nin bu yıl 16.’sını düzenlediği Ulusal

Jinekoloji ve Obstetrik Kongresi birçok önemli oturuma ev sahipliği

yaptı. Gebelikte multivitamin ve mineral kullanımının önemi üzerine bir

oturum gerçekleştiren Dr. Cansun Demir, yeni nesil bir folik asit olan

metafolinin önemi üzerine konuştu.

In the first 3 months of pregnancy, low folate rate can

affect the development of the baby, negatively!

Explaining the importance of the folic acid status in the

first 3 months of pregnancy, Demir said “Creation of

brain and spinal cord in the development of the baby

occurs in the first 3 months of pregnancy. In this period,

if the folate rate is low in blood, DNA and RNA synthesis

can be affected badly. Problems can occur in cellular

division, and the creation and closing of the neural

tube can be affected negatively. By this reason, we are

certainly giving a folic acid support to our patients.”

“The individuals, who have genetical polymorphism

may not be able to benefit enough from the folic acid

that needs to be activated inside body...”

Explaining the difference of the metafolining, an

active folic acid form, from the folic acid, Demir said

“While the folic acid gets activated with enzymes,

metafolin is directly taken as its active form inside

body without requiring any activation. So why is this

important in pregnancy? In some cases, we can see

people who have problems about the activation with

Gebeliğin ilk 3 ayında folat düşüklüğü bebek gelişimini

olumsuz etkileyebilir!

Gebeliğin ilk 3 ayında kandaki folik asit durumunun

önemini açıklayan Demir, “Bebeğin gelişiminde beyin

ve omuriliğin meydana gelmesi, hamileliğin ilk 3

ayında gerçekleşiyor. Bu dönemde kan folat düzeyinde

düşüklük varsa DNA ve RNA sentezi kötü etkilenebiliyor.

Hücre bölünmesinde sıkıntılar olabiliyor, nöral tüp

oluşumu ve kapanması olumsuz etkilenebiliyor.

Bu yüzden hastalarımıza mutlaka folik asit desteği

veriyoruz.” dedi.

“Vücutta aktifleştirilmesi gereken folik asitten,

genetik polimorfizmi olan kişiler yeterince

faydalanamayabiliyor..”

Aktif folik asit formu metafolinin, folik asitten farkını

anlatan Demir, “Folik asit enzimlerle aktivasyona

girerken, metafolin hiçbir aktivasyona ihtiyaç duymadan

direkt vücuttaki aktif formu halinde alınıyor.Peki

hamilelikte bu neden önemli? Bazı durumlarda

enzimlerle aktivasyonda sorun yaşayan kişiler

görebiliyoruz. Örneğin folik asit metabolizasyonunda

52 Pharma


enzymes. For instance, the frequency of MTHFR

C677T polymorphism in 5, 10-methyltetrahydrofolate

reductase (MTHFR) enzyme, which takes role in the folic

acide metabolization, corresponds to the 28.5% of the

population of Turkey*. Therefore, the folic acid cannot be

metabolized correctly in only 1 person out of 4, whom we

give folic acid.”

“When metafolin is not taken, folic acid may not be

effective.”

Stating that folic acid is a nutrition that can be naturally

found in food, Demir “If you say that I can take folic acid

from green vegetables, it is needed to eat a lot of green

vegetables for many years ceaselessly. Based on the

needs that increase in pregnancy, it may not be possible

to meet the folic acid need, only through nutrition. It is

at very low amounts in the dietary habits of the Western

countries. The synthetic form of folic acid needs to be

activated inside body. Remarking that when metafolin

is used there is a chance to use it with the enzymes that

activate folic acid inside body, independent from any

genetic polymorphism, Demir said “Metafolin especially

provides benefits in the persons, who genetically has

polymorphism in their enzymes that metabolizes folic

acid inside body. In the conducted studies, there is not

any case in which it does not affect when folic acid is not

given and you can see the similar effect when metafolin

is given.”

* General Nutrition Genetic Test Product Statement –

B-Vitamin Metabolism-V1.1,2006

rol alan 5,10-metiltetrahidrofolat redüktaz (MTHFR)

enziminde MTHFR C677T polimorfizmiu görülme sıklığı

Türkiye popülasyonunun %28.5’ini oluşturmaktadır*.

Yani, sadece folik asit verdiğimiz her 4 kişiden 1’inde

folik asit doğru şekilde metabolize olamayabiliyor.” dedi.

“Metafolin alınmadığında folik asit etkili olmayabilir.”

Folik asitin yiyeceklerde doğal olarak bulunan bir besin

olduğunu belirten Demir, “Folik asidi yeşilliklerle alırım

diyorsanız, yıllarca hiç durmadan çok fazla miktarda

yeşilliği bir arada yemek lazım. Gebelik döneminde artan

ihtiyaçlara göre günlük folik asit gereksinimini sadece

beslenmeyle almak pek mümkün olamayabiliyor.Batı

ülkeleri tarzı beslenme alışkanlıklarında da oldukça

düşük miktarda bulunuyor. Folik asidin var olan sentetik

formunun vücutta aktifleştirilmesi gerekiyor. Metafolin

kullanıldığı zaman, vücutta folik asiti aktifleştiren

enzimlerle herhangi bir genetik polimorfizmden

bağımsız bir şekilde kullanma şansı olduğunu belirten

Demir, Genetik olarak vücutta folik asidi metabolize

eden enzimlerinde polimorfizm olan kişilerde metafolin

özellikle fayda sağlar dedi “Yapılan çalışmalarda, folik

asit verilmediğinde etki etmemesi gibi bir durum yok,

metafolin verildiğinde de benzer etkiyi görebiliyorsunuz”

dedi.

* General Nutrition Genetic Test Product Statement –

B-Vitamin Metabolism-V1.1,2006

Pharma 53


Kurtuluş foundation narconon program

Puts an end to substance abuse through a drug-free

education and guidance program

The Narconon Program, applied in Kurtuluş

Foundation Facilities established in

Mount Ida, Edremit, district of Balikesir,

addresses all aspects of addiction in order

to help individuals get rid of drug addiction

with a completely natural and drug-free

technique.

Uyuşturucu bağımlılığına ilaçsız eğitim ve rehberlik

programı ile son!

Uyuşturucu bağımlılığına ilaçsız eğitim ve rehberlik programı ile son!

People who suffer from substance abuse receive a new

life in this facility located on the outskirts of the city,

thanks to the Narconon program combined with Mount

Ida ’s life rejuvenating effects. Kurtulus Foundation

Chairman Ufuk Tanay Tezemir stated: “Within 5

years, as applied in Turkey, Narconon Training and

Guidance Program has helped people who suffer from

substance abuse without the use of substitutive drugs or

medication and managed to achieve 84 percent success

rate. “

Located in the north of the Gulf of Edremit, in Mount

Ida, Turkey’s oxygen tank which separates Aegean and

Marmara from each other, the center operates in a total

of 7.5 acres of land, the Kurtulus Foundation facility

accommodation capacity of 28 people without including

the staff members. Applied for 5 years and not using any

type of medication in any way, Narconon Turkey Training

and Guidance Program drug abuse is completed in a

period of 3 to 4 months.

Madde bağımlısı kişilerin Narconon Programı ile Kaz

Dağları eteklerinde konumlanmış bu tesiste tertemiz

yeni hayatlarına kavuştuklarını belirten Kurtuluş Vakfı

Başkanı Ufuk Tanay Tezemir: “Türkiye’de uygulandığı 5

yıl içerisinde, Narconon Eğitim ve Rehberlik Programı ile

hiçbir ilaç kullanmadan madde bağımlılığında yüzde 84

oranında başarı sağladık” dedi.

Edremit Körfezi’nin kuzeyinde bulunan, Ege ve

Marmara’yı birbirinden ayıran Türkiye’nin oksijen

deposu Kaz Dağları’nda toplam 7,5 dönümlük arazide

faaliyet gösteren tesis, eğitmenler hariç 28 kişi

konaklama kapasiteye sahip. Kurtuluş Vakfı Tesisleri, 5

yıldır uyguladığı Narconon Türkiye Eğitim ve Rehberlik

programıyla hiçbir şekilde ilaç kullandırtmadan 3 ile 4 ay

arasında uyuşturucu bağımlılığına son veriyor.

Merkezi Ankara’da bulunan Vakfın Kaz Dağları’nın

muhteşem doğası içindeki binasında, gönüllü olarak

uyuşturucudan kurtulmak için başvuran her yaş

grubundan bireye destek veriliyor.

54 Pharma


Initially located in Ankara, the center then moved to

the magnificent nature of the Mount Ida, supporting

individuals from every age group, who voluntarily wants

to get rid of drugs. During the 4-month program, the

exercise program accelerates blood circulation and

relieves the body of the substance residuals. With

special nutritional support, the residuals are broken

down, and in the last stage, these substances are

completely thrown away by sweating in the sauna.

Kurtuluş Foundation Chairman Tezemir says: “With

the Narconon Program, we have achieved 84% success

without giving any drugs or medication to the addicts.”

Narconon Turkey has been applied in many countries for

50 years, the average success rate of 84% over 3 years in

different countries; all thanks to the application of nondrug

addiction education programs. After the signing of

the license agreement in 2013, the program began to be

implemented by the Kurtulus Foundation’s expert team

in Turkey.

All of their trainers are former drug addicts and are

licensed employees who have completed specialist

training abroad. The 4-month program consists of

withdrawal, natural detox, and mental training.

In the center where 9 trainers are working at the

moment after completing themselves the Narconon

Program, even if someone is unable to successfully

complete it in 4 months, the support continues for as

long as it is needed to get the person drug-free.

Kurtuluş Foundation President Tezemir said that

Narconon is an international drug-free education

and guidance program that has been successfully

implemented in 48 countries such as America,

Netherlands, Canada, Italy and Spain for 50 years. The

program was brought to Turkey 5 years ago and we

decided to make the first pilot Narconon program in

Yaklaşık 4 ay süren rehberlik programı süresince

bağımlılara uyuşturucudan kurtulmaları için egzersiz

programıyla kan dolaşımı hızlandırılarak vücuttaki

kalıntılar gevşetiliyor.

Özel beslenme desteğiyle zehir kalıntıları parçalanıyor

ve son aşamada, saunadaki terlemeyle zehirli maddeler

vücuttan tümüyle atılıyor.

Kurtuluş Vakfı Başkanı Tezemir: “Narconon

Programıyla madde bağımlılarına hiçbir ilaç

kullandırtmadan, %84 oranında başarı yakaladık.”

Narconon Türkiye, tam 50 yıldır dünyanın birçok

ülkesinde uygulanan, başarı oranı tüm uygulama yapan

ülkelerde 3 yıllık ortalamada %84 olan, ilaçsız madde

bağımlılığı eğitim programının temsilcisidir. 2013 yılında

imzalanan lisans sözleşmesinden sonra Türkiye’de

Kurtuluş Vakfı’nın uzman ekibiyle uygulanmaya başlandı.

Eğitmenlerinin tamamı eski madde bağımlısı olup

yurtdışında uzmanlık eğitimlerini tamamlamış lisanslı

çalışanlardır. 4 ay süren program yoksunluk, doğal detox

ve mental eğitimlerden oluşuyor.

‘Narconon Programı’ ile bağımlılıktan kurtulan toplam

9 eğitmenin görev yaptığı merkezde, 4 ay süren desteğin

sonunda madde bağımlılığından kurtulamayan olursa,

bir süre daha desteğe devam ediliyor.

Kurtuluş Vakfı Başkanı Tezemir, Narconon’un 50

yıldır Amerika, Hollanda, Kanada, İtalya ve İspanya

gibi 48 ülkede başarıyla uygulanan uluslararası ilaçsız

bir eğitim ve rehberlik programı olduğunu söyledi.

Programın 5 yıl önce Türkiye’ye getirildiğini kaydeden

Tezemir, “Narconon Programı’nın ilk pilot uygulamasını

Ankara’da yapmaya karar verdik. Başarıya ulaşan pilot

uygulamamızdaki öğrencilerimiz şu anda Narconon

Türkiye merkezinin sertifikalı eğitmenleri oldular. Hepsi

ayrı ayrı yurtdışına gittiler ve eğitimlerini tamamladılar.

Madde bağımlılığının bir hastalık olmadığını,

Pharma 55


Ankara. Our students in the pilot were very successful;

after going abroad and completing their education they are

currently Narconon certified instructors for the Turkish

center.

Regarding the Program, which states that substance abuse

is not a disease and that medication should not be used to

get rid of addiction, Tezemir said:

“The program begins with a drug-free quitting process

designed to help the individual leave the drug as fast and

comfortable as possible. The ‘Narconon Program’ consists

of drug-free withdrawal, new life detoxification, and life

skills.

New Life Detoxification is based on L. Ron Hubbard’s

groundbreaking discovery that LSD residues are trapped

in the body, even in fatty tissues, long after the person has

stopped taking the drug. Further investigations have shown

that many other toxic substances can remain in our bodies

and have negative effects in the coming years. The New Life

Detoxification Program is a combination of exercise, dry

heat sweating and a carefully monitored fluid intake and

nutrition regimen. The methods dissolve and dispose of the

substance residual left on the body even after the person

has quit the drug.

The last component of the program includes a series of

Life Skills Training. This training provide the individual with

the tools necessary to stay away from drugs. These are the

skills that those who struggle with substance addiction lose

or have never had. Effective practice and learning directs

the person to determination, self-esteem, and personal

values. Another important point is that these courses help

to develop self-control and personal strength necessary to

maintain a life away from drugs. “

Tezemir also stated that the Foundation besides providing

training programs in Mountain Ida has also organized

fundraising and made every donation accessible to the

people in need.

bağımlılıktan kurtulmak için ilaç kullanılması

gerekmediğini belirten Tezemir Program ile ilgili

olarak şunları söyledi:

“Program, bireyin uyuşturucuyu mümkün olduğu

kadar hızlı ve rahat bir şekilde bırakması için

tasarlanmış ilaçsız bir bırakma süreci ile başlıyor.

‘Narconon Programı’ ilaçsız bırakma, yeni yaşam

detoksifikasyonu ve yaşam becerilerinden oluşuyor.

Yeni Yaşam Detoksifikasyonu L. Ron Hubbard’ın,

LSD kalıntılarının, kişi uyuşturucu almayı bıraktıktan

uzun süre sonra bile bedende, daha çok da yağlı

dokularda sıkışıp kaldığını gösteren çığır açan

buluşuna dayanır. Daha ileri incelemeler gösterdi

ki başka birçok zehirli madde de bedende kalabilir

ve gelecek yıllarda olumsuz etkiler yaratabilir. Yeni

Yaşam Detoksifikasyon Programı, egzersiz, kuru

ısıtmalı saunada terleme ve dikkatlice izlenen bir

sıvı alma ve beslenme rejiminin bir bileşimidir.

Yöntemler, kişi uyuşturucuyu bıraktıktan sonra bile

bedende kalan zehirli kalıntıları çözer ve söküp atar.

Programın son bileşeni bir dizi Yaşam Kabiliyetleri

Eğitimi’ni içermektedir. Bu eğitimler bireye

uyuşturucudan uzak kalması için gereken araçları

sağlar. Bunlar, madde bağımlılığı ile mücadele

eden kişilerin kaybettiği veya hiç sahip olmadığı

becerilerdir. Etkin pratik ve öğrenme, kişiyi

kararlılığa, öz saygıya ve kişisel değerlerine

yönlendirir. Diğer önemli bir husus, bu kurslar

uyuşturucudan uzak bir yaşamı sürdürmek için

gerekli öz kontrol ve kişisel gücün gelişimine yardım

eder.”

Tezemir, ayrıca Vakfın Kaz Dağları’nda uyguladığı

eğitim programının yanı sıra, yardımlar düzenlediğini

ve gelen her bağışı ihtiyaç sahiplerine ulaştırdıklarını

dile getirdi.

56 Pharma


Cooperation between

GE Healthcare and

Yeditepe University

Cooperation between

GE Healthcare and

Yeditepe University

GE Sağlık ve Yeditepe Üniversitesi’nden iş birliği

GE’nin Fast Trak teknoloji ve eğitim merkezi, Yeditepe Üniversite’sinde

faaliyetlerine başladı. GE sektörel uzmanlığı ile biyoproses alanında yerel

yeteneklerin yetiştirilmesine destek sunacak.

GE has found a Fast Trak Technology and Training

Laboratory at the university through the cooperation of

GE Healthcare Life Sciences with Yeditepe University

to accelerate the development of bioprocess projects

and to improve productivity in developing innovative

medicines in Turkey and in its geographical vicinity.

Having started its activities in May, the laboratory aims

at encouraging to establish new cooperation projects

between the fast-growing biopharmaceutical industry

and academia in Turkey.

GE Healthcare Life Sciences Fast Trak Technology

and Training Laboratory, which was opened in March

2016 prior to its activities at Yeditepe University and

operating in the GE Turkey Innovation Center, has

hosted scientific activities and Fast Trak training

programs for 450 scientists and representatives of

biopharmaceutical sector. GE’s Fast Trak Technology

and Training Laboratory, founded at Yeditepe University,

has the most advanced laboratory technologies,

bioreactors, chromatographic systems and protein

GE Sağlık Yaşam Bilimleri ve Yeditepe Üniversitesi,

Türkiye ve çevre coğrafyada yenilikçi ilaç geliştirmede

biyoproses projelerinin gelişimini hızlandırmak ve

üretkenliği arttırmak için iş birliği yaparak üniversitede

GE tarafından Fast Trak Teknoloji ve Eğitim

Laboratuvarı kuruldu. Faaliyetlerine Mayıs ayında

başlayan laboratuvar, Türkiye’de hızlı büyüyen biyolojik

ilaç sektörü ve akademi arasında kurulacak yeni iş

birliklerini teşvik etmeyi hedefliyor.

Yeditepe Üniversitesi’nden önce Mart 2016’da açılan ve

GE Türkiye İnovasyon Merkezi’nde faaliyet gösteren GE

Sağlık Yaşam Bilimleri Fast Trak Teknoloji ve Eğitim

Laboratuvarı, bugüne kadar yaklaşık 450 bilim insanı ve

biyolojik ilaç sektör temsilcisi için bilimsel etkinliklere

ve Fast Trak eğitim programlarına da ev sahipliği

yapıyor.

GE’nin Yeditepe Üniversitesi’nde kurulan Fast Trak

Teknoloji ve Eğitim Laboratuvarı, yukarı akış ve aşağı

akış biyoproses aşamaları için en gelişmiş laboratuvar

ölçekli teknolojilere, biyoreaktörlere, kromatografi

sistemlerine ve protein araştırma teknolojilerine sahip.

Bu teknolojiler, bölgedeki müşteriler için uygulamalı

teknoloji eğitimleri ve süreç geliştirme hizmetleri

sağlayacak olan yerel GE biyoproses uzmanları

tarafından kullanılıyor. Yeditepe Üniversitesi’ndeki bilim

insanları da burada eğitim görerek projelerini yürütmek

için gereken gelişmiş teknolojilere erişebiliyor.

Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Canan Aykut Bingöl,

iş birliği ile ilgili olarak şunları söyledi: “Türkiye’de

biyolojik ilaç sektörü güçlü bir büyüme potansiyeline

sahip ve bu akademi-endüstri iş birliği, sektördeki AR-

GE faaliyetlerinin artmasına önemli bir katkı sunacak.

58 Pharma


esearch technologies for upstream and downstream

bioprocess phases. These technologies are being used

by local GE bioprocess specialists who will provide

applied technology training and process development

services for the customers in the region. The scientists

at Yeditepe University are also trained here and have

access to the advanced technologies which they need to

carry out their projects.

Regarding the cooperation, Ms. Canan Aykut

Bingöl, Chancellor of Yeditepe University, said:

“Biopharmaceutical industry in Turkey has a significant

potential of growth and this academia & industry

cooperation will provide a remarkable contribution to

the increase of R&D activities in the sector. In addition,

it will also help bring the country to a richer and more

compatible biopharmaceutical facility. This cooperation

will enable our researchers to access high-quality

bioprocessing technologies and expertise to develop

their bioprocessing capabilities and skills in this field.”

Reminding that biopharmaceutical industry has grown

about 15 percent in the last five years in Turkey, Ms.

Umay Şaplakoğlu, Director General of GE Healthcare

Life Sciences Fast Trak explained the following about

the cooperation: “The last five years have been a process

in which the government has supported an incentive

plan to accelerate biopharmaceutical researches and

the related R&D activities thereof. It is very important

to have the necessary competence and infrastructure

to offer support to this positive step which constitutes

the most important basis for investing in Fast Trak

center in Istanbul. We need to enhance our interaction

with current and future talents to consolidate R&D and

production support for the biopharmaceutical field. So,

for this reason, we will continue to provide services

to our sectorial customers by improving our relations

with the academia and locating our Fast Trak center in

Yeditepe University.”

Business Director of Turkey and the Middle East of GE

Healthcare Life Sciences, Mr. Levent Gündeğer said: “By

choosing the right focus areas, we share our expertise

and experience in order to accelerate drug discovery

studies in compliance with the world standards and to

increase competence and talents in bioprocessing. We

are thrilled to establish cooperation with universities

and biopharmaceutical sector in Turkey.

Bunun yanında, ülkeye daha zengin ve uyumlu bir

biyolojik ilaç tesisi kazandırılmasına da yardımcı olacak.

Bu iş birliği sayesinde araştırmacılarımızın yüksek

kaliteli biyoproses teknolojilerine ve uzmanlığına

erişiminin sağlanması ile biyoproses yetkinliğini ve bu

alandaki kabiliyetleri geliştireceğiz.”

Biyolojik ilaç sektörünün son beş yılda Türkiye’de

yaklaşık yüzde 15 oranında büyüdüğünü hatırlatan

GE Sağlık Yaşam Bilimleri Fast Trak Genel Müdürü

Umay Şaplakoğlu iş birliği hakkında şunları

söyledi: “Geçtiğimiz beş yıl, hükümetin biyolojik ilaç

araştırmaları ve ilgili Ar-Ge faaliyetlerini hızlandırma

amaçlı teşvik planını desteklediği bir süreç oldu.

İstanbul’daki Fast Trak merkezine yatırım yapmamızın

en önemli dayanağı olan bu olumlu adıma destek

sunabilmek için gerekli yetkinliğe ve altyapıya sahip

olmak büyük önem taşıyor. Biyolojik ilaç alanına

yönelik Ar-Ge’yi ve üretim desteğini pekiştirmek için

mevcut ve gelecekteki yeteneklerle olan etkileşimimizi

artırmamız gerekiyor. İşte bu nedenle, akademi ile olan

ilişkilerimizi güçlendirip Fast Trak merkezimizi Yeditepe

Üniversitesine yerleştirerek sektörel müşterilerimize de

hizmet vermeyi sürdüreceğiz.”

GE Sağlık Yaşam Bilimleri, Türkiye ve Orta Doğu Bölgesi

İş Direktörü Levent Gündeğer ise: “Doğru odak alanları

seçerek dünya standartlarında ilaç keşif çalışmalarını

hızlandırmak ve biyoproses alanındaki yetkinliği ve

yetenekleri artırmak için uzmanlığımızı ve deneyimimizi

paylaşıyoruz. Türkiye’deki üniversitelerle ve biyolojik ilaç

sektörüyle iş birlikleri gerçekleştirme konusunda büyük

bir heyecan duyuyoruz” dedi.

Pharma 59


Prescription Drugs

Business Unit Director is

now Pelit Duman

Acting as the Deputy Director of

the Prescription Drugs Business

Unit, Pelit Duman is principally

appointed to this position as of

July.

As of 2012, Pelit Duman acted as the Product Manager,

Senior Product Manager and Marketing Manager in

Sandoz İlaç respectively.

Responsible for the sales and marketing of the

prescription drugs business unit that offers products

for the treatments of Cardiology, Gastroenterology,

Respiratory Systems, Diabetes and Osteoporosis at

Sandoz, Pelit Duman started off her career in the

pharmaceutical sector in 2005 working for Abdi İbrahim

İlaç and then transferred to the retail sector to work in

Metro Cash & Carry, and later worked for Leroy Merlin

in marketing and category management.

Sandoz’da yeni direktör

Pelit Duman

Sandoz’un Reçeteli İlaçlar İş

Birimi Direktörlüğü görevini

vekâleten sürdüren Pelit Duman,

Temmuz ayı itibarı ile direktörlük

görevine asaleten atandı.

Pelit Duman, 2012 yılından bu yana Sandoz İlaç’ta Ürün

Müdürlüğü, Kıdemli Ürün Müdürlüğü ve Pazarlama

Müdürlüğü görevlerinde yer aldı.

Kardiyoloji, Gastroenteroloji, Solunum, Diyabet ve

Osteoporoz gibi tedavi alanlarındaki ürünlerin olduğu

reçeteli iş biriminin satış ve pazarlamasından sorumlu

olan Pelit Duman, 2005 yılında Abdi İbrahim İlaç ile

başladığı ilaç sektörü deneyiminin ardından perakende

sektörüne geçerek Metro Cash & Carry ve Leroy

Merlin’de pazarlama ve kategori yönetimi konusunda

görev yaptı.

60 Pharma


ŠKODA SUPERB:

OTOMOBİLİNİZ

KARTVİZİTİNİZ!

ŠKODA’nın tercihi

Şık tasarımı ve konforuyla çok konuşulan ŠKODA Superb, işinde adından çok söz ettirenleri

güvenli ve prestijli bir yolculuğa çıkarıyor. Uygun filo yönetimi çözümleri, sınıfının en geniş iç ve

bagaj hacmiyle ŠKODA Superb, sizi işinizin yıldızı yapacak.

/SkodaTurkiye

www.skoda.com.tr

skodafilo@skoda.com.tr

ŠKODA Superb için ortalama yakıt tüketimi 4.1-7.1 litre/100 km

arasında olup CO 2 salımı 107-160 g/km arasındadır.


“The Most Successful Female CIO of the Year”

belongs to Nobel İlaç

Assuming the leadership of the digital transformation journey at Nobel

İlaç and carrying the organization to the cloud and realizing the CLM/

CRM project, Jupiter, CIO of Nobel İlaç Bidar Özgür Ulutaş was awarded

with “The Most Successful Female CIO of the Year” reward.

The third one of the Women Leaders of Technology

awards, organized by Microsoft, KAGİDER (The Women

Entrepreneurs Organization of Turkey) and Aydın Doğan

Foundation in order to give women more voice and

inspiration in technology in Turkey, found its winners

with the ceremony, held at the office of Microsoft Turkey.

Bidar Özgür Ulutaş obtained the award of “The Most

Successful Female CIO of the Year” among the

awards, given under 9 categories this year. Ulutaş was

awarded the prize with “Jupiter Project”, the digital

transformation of which she led in Turkish and foreign

markets.

“Yılın Başarılı Kadın

CIO’su” Nobel İlaç’ın

Nobel İlaç’ta dijital dönüşüm

yolculuğunun liderliğini üstlenen,

kurumu buluta taşıyan ve CLM/

CRM projesi Jüpiter’i hayata geçiren

Nobel İlaç CIO’su Bidar Özgür

Ulutaş “Yılın Başarılı Kadın CIO’su”

ödülünü aldı

Türkiye’de kadınların teknolojide daha fazla söz sahibi

olması ve teknolojide kadın girişimciliğine ilham

vermesi amacıyla Microsoft , KAGİDER (Türkiye Kadın

Girişimciler Derneği) ve Aydın Doğan Vakfı tarafından

düzenlenen Teknolojinin Kadın Liderleri ödüllerinin

üçüncüsü Microsoft Türkiye ofisinde gerçekleştirilen

törenle sahiplerini buldu.

Bu yıl 9 farklı kategoride verilen ödüller arasından “Yılın

Başarılı Kadın CIO’su” ödülünü Nobel İlaç CIO’su Bidar

Özgür Ulutaş aldı. Ulutaş, Nobel’in Türkiye ve yurt dışı

pazarlarındaki dijital dönüşümünü yönettiği “Jüpiter

Projesi” ile ödüle layık görüldü.

62 Pharma


Reassignment in the science and management

staff of Onko İlaç

Operating as the first pharmaceutics company that received European GMP

Certificate with its production facility’s all lines and R&D center, Onko İlaç

made five reassignments in its scientific and administrative staff.

Onko İlaç‘ın bilim ve

yönetim kadrosunda

görev değişimi

To the Head of Onko İlaç’s Science Group, a comany

which initiated an export movement in the global

markets as being the first Turkish company, giving two

modern facilities, convenient for the FDA standards with

more than hundred twenty million Euros investment and

receiving European GMP Certificate with its production

facility’s all lines, including the R&D center, in 2017,

Recep Avcı, an experienced name of the pharmaceutics

industry, was assigned, and Sinem Şahin, one of the

experienced names of the sector again, to the Head of

the R&D Department; Kerem Doğan, having completed

successful works in the various departments of the

company, to the Head of Onko İlaç’s Quality Control

Department; Fisun Akman, an experienced name of

the sector, to the Head of the HR Departmen; and M.

Erkan Özener, serving as the Group Product Manager of

Onko İlaç Oncology group, to the Head of the Sales and

Marketing Department.

Üretim tesisinin tüm hatları ve

Ar–Ge merkezi ile Avrupa GMP‘si

alan ilk ilaç firması olarak faaliyet

gösteren Onko İlaç‘ın bilimsel ve

idari kadrosunda beş görev değişimi

gerçekleştirildi.

120 milyon Euro’yu aşan yatırımla ilaç sektörüne FDA

standartlarına uygun iki modern tesis kazandıran ve

2017 yılında AR-GE merkezi dâhil üretim tesislerinin tüm

hatlarıyla Avrupa GMP’si alan ilk Türk ilaç firması olarak

küresel pazarlarda ihracat atağına kalkan Onko İlaç‘ın

Bilimsel Grup Müdürlüğüne ilaç endüstrisinin tecrübeli

isimlerinden Recep Avcı, Ar–Ge Müdürlüğüne, sektörün

tecrübeli isimlerinden Sinem Şahin, kuruluşun çeşitli

departmalarında başarılı çalışmalar gerçekleştiren

Kerem Doğan Onko İlaç Kalite Kontrol Müdürlüğüne,

İK Müdürlüğüne sektörün deneyimli isimlerinden

Fisun Akman, Onko İlaç Onkoloji grubunda Grup Ürün

Müdürü olarak görev yapan M. Erkan Özener ise Satış ve

Pazarlama Müdürlüğü görevine getirildi.

64 Pharma


Pharma 65


Crucial appointments in

GSK Turkey

GSK Türkiye’de önemli atamalar

Ömur Akalin Erin

Mehmet Can Aslantas

Mustafa Paydas

GSK Turkey, operating always with the vision of well-being and health, has

strengthened its management team with new staff. Following the appointment of

Ms. Ömür Akalın Erin, working as Business Unit Director of Pharmacy, Inhalation

Trade Director, as Trade Director for Respiratory Care in the Middle East, North

Africa, Commonwealth of Independent States (MENA / CIS) and Russia, Mr.

Mehmet Can Aslantaş has been assigned as Business Unit Director of Respiratory

and Critical Illnesses and Mr. Mustafa Paydaş has been assigned as Business Unit

Director of Classic Brands.

Her anında iyilik sağlık vizyonu ile çalışan GSK Türkiye, yönetim

kadrosunu yeni isimlerle güçlendirdi. İlaç İş Birimi Direktörü Ömür

Akalın Erin’in Orta Doğu, Kuzey Afrika, Bağımsız Devletler Topluluğu

(MENA/CIS) ve Rusya Bölgesi Solunum Ticari Direktörü

olarak atanmasının ardından, Solunum ve Kritik Hastalıklar İş Birimi

Direktörlüğü görevine Mehmet Can Aslantaş,

Klasik Markalar İş Birimi Direktörlüğü görevine ise

Mustafa Paydaş getirildi.

66 Pharma


SİSTEM 9

DİJİTAL YAYIN VE BİLGİLENDİRME EKRANLARI İLE

KURUMUNUZU GELECEĞE TAŞIYIN!

Sistem 9’un profosyonel ekran çözümleriyle

kurumunuza özel tv kanalına sahip olun, satışlarınızı artırın,

kurumsal iletişiminizi güçlendirin.

40.000+ ekran yönetimi

18 ülkede hizmet

PERAKENDE MAĞAZACILIK SEKTÖRÜNE ÖZEL ÇÖZÜMLERİMİZ

KURUMSAL TV

VIDEO WALL

İNTERAKTİF UYGULAMALAR

VİTRİN ÖNÜ DİJİTAL POSTER

LED EKRAN

Dijital Yayın ve Bilgilendirme Ekranları ile görsellerinizi tek merkezden güncelleyebilir,

afiş veya postere dayalı matbaa ile operasyonel maliyetlerinizi ortadan kaldırabilir, satışlarınızı artırabilir

ve kurumsal iletişiminizi en üst düzeye taşıyabilirsiniz.

Sistem 9; donanım, yazılım, sistem kurulumu, içerik üretim ve yönetimi, satış sonrası

7/24 teknik servis desteği ile anahtar teslim çözümlerinin arkasında, müşterilerinin yanında.

info@sistem9.com www.sistem9.com 0212 691 64 00


Enjoy your age with Prostaquil …

Prostaquil ile keyifle ‘YAŞ ALIN’

Prostaquil are rise your life standards with herbal supports

without damaging your health.

Prostaquil, bitkilerden gelen destek ile yaşam standartlarınızı sağlığınıza

zarar vermeden yükseltmenize yardımcı oluyor.

Prostat enlargement which is frequently seen in 50+

male influence life quality negatively. It shows itself

with symptoms like frequent need to urinate, hard

urinating, more restroom visits at nights. Moreover,

enlarged prostate is found with erectile dysfunction

around 70%.

Prostaquil is produced with patented Phytoadvance

Technology which a first in the world that guarantees

each of ingredient’s right parts is fully processed

so as to obtain standardized active ingredients.

Prostaquil is include pygeum extract, saw palmetto

oil and pumpkin seed oil which all of them have

been approved by European Urology Association in

benign prostate hyperplasia. Physicians recommend

Prostaquil as 1-2 capsule daily dosage and is ready

for your serve in eligible pharmacies

Özellikle 50 yaş üzeri erkeklerde

daha sıklıkla görülen prostat

büyümesi, hayat kalitesini olumsuz

etkiliyor. Sık idrara çıkma isteği,

idrarda zorlanma, gece sıklıkla

tuvalete kalkma gibi semptomlarla

kendini gösteren Prostat Büyümesi,

aynı zamanda %70’e varan

oranlarda sertleşme sorunu ile

birlikte görülüyor. Dünyada bir

ilk olan PhytoAdvance teknolojisi

ile üretilen Prostaquil içeriğinde

standardize edilmiş afrika eriği

ağacı özütü, cüce palmiye ve kabak

çekirdeği yağı bulunuyor. Prostaquil

içeriğindeki bitkiler, Avrupa Üroloji

Derneği tarafından iyi huylu prostat

büyümelerinde öneriliyor.

68 Pharma


Sanofi, yönetim kadrosunu İlker Ergen ile güçlendirdi

Yaşamlara güç katma misyonu ile faaliyetlerini sürdüren Sanofi,

yönetim kadrosunu yeni bir isimle güçlendirdi.

Sunduğu sağlık çözümleri ile insanların sağlık

yolculuğunda yol arkadaşı olan ve insan sağlığının her

alanında faaliyet gösteren, ilaç sektörünün öncülerinden

Sanofi Türkiye’nin Çoklu Kanal Pazarlama ve Dijital

Direktörü İlker Ergen oldu. Doğrudan Sanofi Türkiye

Ülke Genel Müdürü Fabrizio Guidi’ye raporlayacak

olan İlker Ergen, Haziran 2018 itibariyle çalışmalarına

başladı.

Assignments continue at Takeda Turkey

Takeda Türkiye’de atamalar devam ediyor

Japon ilaç devi Takeda, Türkiye’deki faaliyetlerini başarılı bir

şekilde sürdürürken yürüttüğü insan kaynakları politikaları

ile bir yandan başarılı Türk yöneticilerin uluslararası

kadrolarda yer almalarını sağlarken bir yandan da

Türkiye yönetimini, ilaç sektörünün deneyimli isimleriyle

güçlendirmeye devam ediyor. İlaç sektörünün prestijli

firmalarında 16 yılı aşkın tecrübesi bulunan Emel Mashaki

Ceyhan, Takeda Türkiye’de Pazar Erişimi, Ruhsatlandırma

ve Kurumsal İlişkiler Direktörlüğü görevine, Haziran 2018

tarihinde başladı.

As Japanese pharmaceutics giant Takeda successfully

carries out its operations in Turkey, it allows successful

Turkish managers to take place in the international positions,

along with reinforcing its management in Turkey with the

experienced names of the pharmaceutics industry. Having

16 years of experience in the prestigious companies of the

pharmaceuitics industry, Emel Mashaki Ceyhan started to

her position as the Director of Market Access, Registration

and Corporate Affairs at Takeda Turkey.


72 Pharma

More magazines by this user