Medikal Teknik November 2019

istmagmagazin

NOVEMBER 2019 - INTERNATIONAL MEDICAL MAGAZINE - www.medikalteknik.com.tr

One Out Of Every Three

People In Turkey Is

Pre-Diabetes

HIMSS’19 Eurasia Health IT Conference and

Exhibition Successfully Completed

Data-Centric Approach Promises to

Deliver Better Outcomes in Health Care


Publisher

H. Ferruh IŞIK

on behalf of

İstmag Magazin Gazetecilik

İç ve Diş Tic. Ltd. Şti.

General Manager

(Responsible)

Mehmet SÖZTUTAN

mehmet.soztutan@img.com.tr

Editors

Duygu SAZAN

duygu.sazan@img.com.tr

Recep ARSLANTAŞ

recep.arslantas@img.com.tr

Advertising Coordinator

Recep ARSLANTAŞ

recep.arslantas@img.com.tr

+90 212 604 51 00

Foreign Relations Manager

Ayça SARIOGLU

ayca.sarioglu@img.com.tr

Graphic & Design

Sami Aktaş

sami.aktas@img.com.tr

Finance Manager

Cuma KARAMAN

cuma.karaman@img.com.tr

Accounting Manager

Yusuf DEMİRKAZIK

yusuf.demirkazik@img.com.tr

Subscription

Nurten Demir

nurten.demir@img.com.tr

Bursa Represantation

Ömer Faruk GÖRÜN

omer.gorun@img.com.tr

Buttim Plaza D Blok Kat: 4 No:1267 BURSA

Tel:+90 224 211 44 50 / Fax: 224 211 4481

Printing

CTP • BASKI

İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.

Merkez Mah. 29 Ekim Cad.

İhlas Plaza No: 11 A/41

Yenibosna - Bahçelievler / İSTANBUL

+90.212 454 30 00

Head Office

İstanbul Magazin Grubu

İHLAS MEDIA CENTER

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi

No:11 Medya Blok Kat:1

34197 Yenibosna / İstanbul / Turkey

Tel: 0212 454 22 22

Faks: 0212 454 22 93

www.medikalteknik.com.tr

e-mail: info@medikalteknik.com.tr

İMG - Medikal Teknik dergisinde

yer alan makalelerdeki fikirler

yazarlarına aittir.

Yayınlanan ilanların sorumluluğu

reklam verene aittir.

İMG - Medikal Teknik dergisinin

bütün yayın hakları İstmag Magazin Gazetecilik İç

Ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne aittir.

Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.


Letter From the Editor

Diyabet Hastaları

Dünyanın En Kalabalık Üçüncü Devletini

Oluşturabilir!

Diabetes Patients

Can Form the Third Most Populous State in

The World!

Diabetes is a common health problem for all countries in the

world and unfortunately, the number of patients continues

to increase day by day. In order to draw attention to this

health problem, November 14 is called World Diabetes Day.

I want to share a knowledge of astounding with you that I

learned from Turkish Diabetes Foundation: If diabetic can

establish a state, they would be the most crowded third

state countries after China and India in the world ... Both

China and of India’s population approached 1.4 billion

people. In this case, we can clearly see that it is time to

escape the pitfalls of diabetes and to build more strong

castles in our battle with this disease.

The number of diabetic patients showed a full 100%

increase in Turkey in the last 10 years. The pessimism of the

painting is actually very clear, but we must continue on our

way by saying profit for us wherever we return. In order

to protect ourselves from this disease, we must act more

consciously, increase our awareness and do our best to

increase this awareness in our country and in the world. And

the fight against diabetes… We need to strive to improve

the quality of life for diabetic patients and help them

overcome the difficulties they have in accessing treatment.

Diabetes is a serious health problem but it is not difficult to

overcome this problem, it only requires a little more labor.

This is the scientific data obtained from research conducted

to date. Diabetes causes some complications which can

lead to some disability and sometimes death… However!

Scientific data and the good treatment of diabetes can

protect a person from these problems. Regular control of

blood sugar minimizes the risk of problems. Preventing

blood sugar from rising with good treatment is a solution

for diabetic patients if the disease is present.

The right life, the right nutrition, the right exercise, and

so on are all things that make up our quality of life. It is

possible to raise more healthy new generations with just a

little more awareness and only a little more care. Let China

and India continue to compete in the world population.

Diabetes should not participate in this race…

Diyabet hastalığı tüm dünya ülkeleri için ortak bir sağlık

sorunu ve ne yazık ki günden güne de hasta sayısındaki

artışlar sürüyor. Bu sağlık sorununa dikkat çekmek için her

yıl 14 Kasım “Dünya Diyabet Günü” olarak anılıyor.

Türkiye Diyabet Vakfı vesilesiyle öğrendiğim ve gerçekten de

hayret edilesi bir bilgiyi sizinle de paylaşmak istiyorum: Eğer

diyabetliler bir devlet kurabilselermiş, Çin ve Hindistan’dan

sonra dünya üzerindeki en kalabalık üçüncü devlet ülkesi

olabilirlermiş… En kalabalık iki ülke olarak hem Çin hem de

Hindistan’ın nüfusu, 1.4 milyar kişiye yaklaştı. Bu durumda

açıkça görebiliriz ki, artık diyabetin insanlığa kurduğu

tuzaklardan kaçmanın ve bu hastalıkla verdiğimiz savaşta

daha sağlam kalelerin inşasının vakti gelmiş de çoktan

geçmiş.

Son 10 yılda Türkiye’de diyabetli hasta sayısı tam %100

artış göstermiş. Tablonun karamsarlığı aslında çok net

ama yine de zararın neresinden dönersek bizim için

kar diyerek yolumuza devam etmeliyiz. Bu hastalıktan

kendimizi koruyabilmek için daha bilinçli hareket etmeli,

farkındalığımızı arttırmalı ve ülkemizde, dünyada bu bilincin

artması için elimizden geleni yapmalıyız. Ve diyabetle savaş…

Diyabetli hastaların yaşam kalitelerini arttırmak, tedavi

imkanlarına erişimde yaşadıkları sıkıntıları aşmalarına

yardımcı olmak için çaba harcamalıyız.

Diyabet ciddi bir sağlık sorunu ancak bu sorunu aşmak zor

değil, sadece biraz daha fazla meşakkat gerektiriyor. Bunu

söyleyen bugüne dek yapılan araştırmalarda elde edilen

bilimsel veriler. Diyabet, bazı komplikasyonlara sebep olur ki

bu komplikasyonlar bazı sakatlıklara ve bazen de ölümlere

sebebiyet verebilir… Ancak (!) Bilimsel veriler diyabetin iyi

tedavi edilmesi ile kişinin bu olumsuzluklardan kendisini

koruyabileceğini söylüyor. Kan şekerinin düzenli kontrolü

sorun yaşama riskini en aza indirger. Eğer hastalık mevcutsa

da iyi bir tedavi ile kan şekerinin yükselmesini engellemek,

diyabet hastaları için bir çözüm yoludur.

Doğru yaşam, doğru beslenme, doğru egzersiz ve benzeri

her şey, yaşam kalitemizi oluşturan bir bütün. Sadece

biraz daha farkındalıkla, sadece biraz daha özenle daha

sağlıklı yeni nesiller yetiştirmek mümkün. Bırakalım, dünya

nüfusunda Çin ve Hindistan yarışmaya devam etsin. Diyabet,

bu yarışa katılmasın…

DUYGU SAZAN

Editor


6

We Meet Every Year at MEDICA

Her Yıl MEDICA’da Buluşuyoruz

As exporters, importers, manufacturers, wholesalers,

hospital managers, physicians and other stakeholders

of the medical sector from many countries of the

world, we meet every year in November in MEDICA

Düsseldorf Germany. Some of our companies participate

independently in the MEDICA Fair which IKMIB organizes

the national participation organization. We wish all our

companies to have a successful and profitable fair. We are

already scheduled to meet at MEDICA Fair in November

2020.

The meeting date of the medical world in our country

is 19-21 March 2020 and the meeting place is Istanbul.

We expect industry stakeholders from many parts of

the world to come to Expomed Eurasia, the

leading fair of Eurasia this year. Of course,

other activities in our country should be

mentioned. HIMSS’19 Eurasia Health

Informatics and Technology Conference,

which was organized in Istanbul on 30

October-01 November, is one of them.

In the meantime, this year, I would

not pass without mentioning “New

Horizons in Radiology”, 40th

TURKRAD National Radiology

Congress organized in

Antalya on 06-09 November.

Almost every month,

activities are held in other

sectors and in different

branches in our country.

See you December 2019

issue special for Medical

Supply Congress. Good bye.

Recep ARSLANTAŞ

Kasım 2019

Coordinator

Recep Aslantas

Coordinator

Dünyanın birçok ülkesinden ihracatçı, ithalatçı, üretici,

toptancı, hastane yöneticisi, hekim ve medikal sektörünün

diğer paydaşları olarak her yıl Kasım ayında MEDICA

Düsseldorf Almanya’da buluşuyoruz. İKMİB’in milli katılım

gösterdiği MEDICA Fuarı’na, bazı firmalarımız da bağımsız

olarak katılım gösteriyorlar. Tüm firmalarımızın başarılı

ve aktif bir fuar geçirmelerini diliyoruz. 2020 yılının Kasım

ayında da MEDICA Fuarı’nda buluşmak üzere şimdiden

randevulaşıyoruz.

Tıp dünyasının bizim ülkemizde buluşma tarihi 19-21 Mart

2020, buluşma yeri ise İstanbul oluyor. Avrasya’nın lider

fuarı Expomed Eurasia’ya bu sene de dünyanın birçok

noktasından sektör paydaşlarının gelmesini bekliyoruz.

Tabii ülkemizde yapılan başka etkinliklerden

de bahsetmek gerek. Geçtiğimiz günlerde

İstanbul’da 30 Ekim-01 Kasım tarihlerinde

organize edilen HİMSS’19 Eurasia Sağlık

Bileşim ve Teknolojileri Konferans ve

Fuarı bunlardan biri. Bu arada bu sene

“Radyolojide Yeni Ufuklar” diyerek, 40. defa

06-09 Kasım 2019 tarihlerinde Antalya’da

organize edilen TURKRAD 2019

Radyoloji Kongresi’nden de

bahsetmeden geçemeyeceğim.

Ülkemizde hemen

hemen her ay başka

sektörlerde ve farklı

branşlarda etkinlikler

gerçekleştirilmekte.

Aralık 2019 Tıbbi

Tedarik Kongre

Sayımızda görüşünceye

kadar esen kalın.

Recep ARSLANTAŞ

Koordinatör


8

Rise of Artificial Intelligence in critical care:

Philips Tele-ICU Solutions

Yoğun Bakımlarda Yapay Zekanın Yükselişi:

Philips Tele-ICU Çözümleri

Philips, yapay zeka temelli geliştirdiği yoğun

bakım modeli Tele-ICU ile yüksek kaliteli yoğun

bakım hizmeti sunmaya devam ediyor

Philips continues to offer high-quality critical care

with its tele-ICU service model

The tele-ICU program, which is based on artificial

intelligence, developed for directing intensive care

populations, makes a difference with its benefits in terms

of patient management and financial efficiency.

According to a recent study conducted by Dr. Craig Lilly, a

professor at University of Massachusetts Medical School

and Director of the eICU Program at UMass Memorial

Medical Center, the artificial intelligence-based intensive

care model tele-ICU increases financial margins in

population health while; it also increases case volume and

access to high-quality intensive care. According to the

research;

• Intensive Care Unit, managed by Tele-ICU, increases the

number of cases by 21% compared to traditional models.

• A centralized tele-ICU maintenance model provides

shorter downtime and increases revenue based on direct

costs.

• With the advantages and performance provided, the

model increased by 376% from 7.7 Million Dollars to 37.7

Million Dollars. When combined with a logistics center,

the model increases the case volume by 38% compared to

traditional models.

• A tele-ICU with an additional logistics center and quality

service standardization increases its contribution from $ 7.9

million to $ 60.6 million, resulting in a 665% increase.

• With the financial savings and margin increase, tele-ICU pays

the first capital cost in less than 3 months.

Yoğun bakım popülasyonlarının yöneltilmesi için

geliştirilmiş, yapay zekaya dayalı yoğun bakım ünitesi

tele-ICU programı, hasta yönetimi ve finansal verimlilik

açısından oluşturduğu faydayla fark sağlıyor.

Massachusetts Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji

ve Cerrahisi Profesörü ve UMass Memorial Tıp

Merkezi’ndeki eICU Programı Direktörü Craig M. Lilly

tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre, yapay

zekaya dayalı yoğun bakım modeli tele-ICU’nun, nüfus

sağlığı yönetiminde finansal marjları arttırıp, önemli

ölçüde maliyet tasaraffu sağlarken; aynı zamanda vaka

hacmini ve yüksek kaliteli yoğun bakıma erişimi de

önemli ölçüde arttırdığını ortaya koyuyor. Araştırmaya

göre;

•Tele-ICU yarafından yönetilen Yoğun Bakım ünitesi,

geleneksel modellere kıyasla vaka sayısını %21 artıyor.

•Merkezi bir tele-ICU bakım modeli, daha kısa süreli

yatış süresi sağlıyor ve doğrudan maaliyetlere göre geliri

yükseltiyor.

•Sağladığı avantajlar ve ortaya koyduğu performansla

katkı payının 7.7 Milyon Dolar’dan 37.7 Milyon Dolar’a

çıkmasıyla %376’lık bir artış sağlayan model, lojistik bir

merkezle birleştiğinde de geleneksel modellere kıyasla

vaka hacmini %38 oranında arttırıyor.

• Ek lojistik merkezi ve kaliteli hizmet

standardizasyonuna sahip bir tele-ICU katkı payını 7,9

Milyon Dolar’dan 60,6 Milyon Dolar’a çekerek %665’lik bir

artış sağlıyor.

• Yarattığı finansal tasarruf ve marj arttırımıyla tele-ICU,

3 aydan daha kısa bir sürede ilk sermaye maaliyetini

amorti ediyor.

“Tele-ICU programlarının vaka hacmini ve yüksek

kalitede yoğun bakıma erişimi arttırırken, marjları

iyileştirmesi, tele-ICU sistemlerinin sağlık uzmanları

tarafından daha geniş ölçüde benimsenmesi için güçlü

bir finansal argüman olarak öne çıkarıyor” diyen Profesor

Lilly, “Doğru şekilde uygulanan tele sağlık programlarının

hasta bakım sonuçları üzerinde önemli bir etkiye sahip

olabileceği birçok benzer çalışmada iyi bir şekilde

Kasım 2019


9

She added furthermore, “Tele-ICU programs increase

case volume and access to high-quality intensive care,

while improving margins is a powerful financial argument

for broader adoption of tele-ICU systems by healthcare

professionals, Prof Professor Lilly said. it has been well

documented in many similar studies that could have a

significant impact on care outcomes, and this study now

supports the financial investment and productivity behind it.”

The CEO of Philips Turkey Haluk Karabatak, said, “At

Philips, we continue to improve people’s lives with a new

innovation in healthcare technology. Studies have shown

that an ICU bed costs very high costs, while tele-ICU

systems make better use of available resources to provide a

significant increase in case volume (a gap between systems

and existing words). This change makes it possible to reach

wider masses (there should be a gap between the masses

and access) without having to support additional intensive

care unit beds and reinforce personnel.”

Philips participated in the 22th International Intensive Care

Symposium with its intensive care information systems,

bedside monitors, ultrasound devices and its expert team.

During the symposium, the world-renowned intensive care

specialist, Dr. Tele-ICU and artificial intelligence applications

for the first time in the world and the implementation

of Philips eICU program in the development of the great

contribution to Dr. Brian Rosenfeld was the guest. During

the symposium, Rosenfeld had the opportunity to share

his knowledge and experiences gained during the use of

artificial intelligence and digitalization in intensive care

units he has pioneered for more than 20 years with the

participating intensive care specialists. Both the satellite

symposium and one-on-one interviews with Dr. Rosenfeld

shed light on his views on the digitalization process in

intensive care in our country.

belgelenmiştir ve bu çalışma artık arkasındaki finansal

yatırımı ve verimliliği desteklemektedir.” diyerek sözlerini

sürdürdü.

Philips Türkiye CEO’su Haluk Karabatak ise; “Philips

olarak, sağlık teknolojileri alanında her geçen gün yeni

bir inovasyonla insanların hayatlarını iyileştirmeye devam

ediyoruz. Gerçekleştirilen çalışmalarda gördük ki bir yoğun

bakım ünitesi yatağı çok yüksek maliyetlere mal olurken

tele- ICU sistemleri mevcut kaynakları daha iyi kullanarak

vaka hacminde önemli (sistemleri ve mevcut kelimeleri

arasında boşluk olması gerekiyor)bir artış sağlıyor. Bu

değişim, ek yoğun bakım ünitesi yatakları oluşturmak ve

personel takviyesi yapmak zorunda kalmadan daha geniş

kitlelere erişmeyi (kitlelere ve erişmeye arasında boşluk

olmalı)mümkün kılmaktadır. “

Philips, 22. Uluslararası Yoğun Bakım Sempozyumu’nda

ürün portföyünde yer alan yoğun bakım bilgi sistemleri,

hastabaşı monitörleri, ultrasonografi cihazları ve

konusunda uzman ekibiyle birlikte yer aldı. Aynı zamanda

sempozyum süresince dünyaca tanınmış yoğun bakım

uzmanı, tele-ICU ve yapay zeka uygulamalarını dünyada ilk

kez hayata geçiren ve Philips bünyesinde eICU Programının

gelişimine büyük katkı sunan Dr. Brian Rosenfeld’i konuk

etti. Dr. Rosenfeld, sempozyum süresince 20 yılı aşkın

süredir öncülük ettiği yoğun bakımlarda dijitaleşme ve

yapay zekanın kullanımı sürecinde elde etmiş olduğu bilgi

birikimini ve tecrübelerini katılımcı yoğun bakım uzmanları

ile paylaşma fırsatı buldu. Gerek konuşma yaptığı uydu

sempozyumunda gerekse birebir görüşmelerinde büyük

ilgi gören Dr. Rosenfeld, ülkemizdeki yoğun bakımlardaki

dijitalleşme sürecine paylaştığı görüşleriyle ışık tuttu.

Kasım 2019


10

3-9 NOVEMBER ORGAN DONATION WEEK

The sole remedy for Chronic Renal Failure is

Transplantation!

3-9 KASIM ORGAN BAĞIŞI HAFTASI

Kronik Böbrek Yetmezliğinde

Tek Çare Nakil!

Chronic renal failure, which is one of the important health

problems of our country, is treated with dialysis if the

appropriate organ cannot be found. Professor Dr. Gürkan

Tellioğlu, said, “Kidney function loss can lead to chronic

renal failure over time, and this takes person to organ

transplantation.”

People with hypertension, diabetes, or both, may have loss

of kidney function. In addition, kidney stones and infection,

congenital urinary system problems, glomerulonephritis

defined as a large group of diseases due to unconscious

drug use can be found in the same problem. Declaring that

however, many of these disorders may not give symptoms

in the early period, Prof. Dr. Gürkan Tellioğlu, Yeditepe

University Hospitals Kidney Transplant Clinic, said, “Slowly

advancing diseases, causing an adaptation in the body is

delayed to be notice.”

Moving Stealthily

Renal disease, nausea and vomiting are the most common

causes of urea values in kidney patients. When you are

Ülkemizin önemli sağlık sorunları arasında yer alan kronik

böbrek yetmezliği, eğer uygun organ bulunamazsa diyalizle

tedavi ediliyor. Prof. Dr. Gürkan Tellioğlu, “Böbrekte işlev

kaybı; zaman içinde kronik böbrek yetmezliğine, bu tablo da

kişiyi organ nakline götürebiliyor” diyor.

Hipertansiyon, diyabet ya da her ikisinin bir arada olduğu

kişilerin böbreklerinde işlev kaybı görülebiliyor. Ayrıca

böbrek taşı ve enfeksiyon, doğumsal üriner sistem

sorunları, glomerulonefritler diye tanımlanan geniş bir

hastalık grubunda da bilinçsiz ilaç kullanımı nedeniyle aynı

soruna rastlanabiliyor. Ancak bu rahatsızlıkların pek çoğu

erken dönemde belirti vermeyebildiğini söyleyen Yeditepe

Üniversitesi Hastaneleri Böbrek Nakli Kliniği Sorumlusu

Prof. Dr. Gürkan Tellioğlu, ”Yavaş yavaş ilerleyen

hastalıklar, vücutta bir adaptasyona neden olduğu için fark

edilmesi gecikiyor” diyor.

Sinsice İlerliyor

Böbrek hastalarında en sık üre değerlerinin çok yüksek

olmasına bağlı halsizlik, bulantı, kusma görülüyor.

Kasım 2019


11

connected to diabetes, frequent urination, and blood

pressure, headache may occur. Therefore, if there is any

problem, they should be kept under follow-up and regular

health checks should be done. Thus, risk factors emerge, it

is possible to take early measures.

++Anyone with Renal Failure Needs Assessment

Loss of function in the kidney; chronic kidney failure

over time, this picture can lead to organ transplantation.

Stating that therefore, it is important to evaluate the

kidney transplantation of everyone living with kidney

failure, Prof. Dr. Tellioğlu said, “In this context; patient’s

cardiovascular system, lungs and body biochemistry,

including very detailed tests should be done. In addition,

women’s gynecology and birth, men in the urology

department is important to be evaluated. As a result of all

the evaluations, the person is determined to be suitable

for kidney transplantation and the transplantation process

is started. If there is a live donor, the patient is screened

to the fourth degree relatives. The decision of the ethics

committees in provincial health directorates is decisive for

non-relative living donors. Those who do not have a relative

are included in the organ waiting list.

Donor Surgery Is Performed With Implicit Method

In general, surgery is done for the treatment of diseases.

The only exception is organ donor surgery. These people

are being operated because they are healthy. The most

advanced methods of transplantation operations, organ

donors are important to shorten the time to return to

their routine lives. Renal donor surgery is now performed

with laparoscopic surgery, which is described as a closed

method. In this way, the complaint of pain after surgery

is less, healing process is accelerated. The kidney is

Diyabete bağlı olduğunda sık idrara çıkma, tansiyona

bağlı olursa da baş ağrısı gibi belirtilere rastlanabiliyor.

Dolayısıyla herhangi bir sorunu olduğunda bunların ihmal

edilmeden takipte tutulması ve düzenli sağlık kontrolü

yaptırılması gerekiyor. Böylece risk faktörleri ortaya

çıkarak, erken dönemde önlem almam mümkün olabiliyor.

Böbrek Yetmezliği Olan Herkesin

Değerlendirilmesi Gerekiyor

Böbrekte işlev kaybı; zaman içinde kronik böbrek

yetmezliğine, bu tablo da kişiyi organ nakline götürebiliyor.

Dolayısıyla böbrek yetmezliği yaşayan herkesin böbrek

nakli açısından değerlendirilmesinin önem taşıdığına işaret

eden Prof. Dr. Tellioğlu, “Bu kapsamda; hastanın kalp

Kasım 2019


12

immediately transplanted to the patient who has chronic

renal failure. The first three months after surgery are of

great importance. This refers to the critical period of the

patient’s adaptation to a transplanted life. After intensive

drug treatment, the number and dose of drugs began to

decrease over time. Noting that after intensive medication,

the dose and number of medications started to decrease,

Prof. Dr. Tellioğlu said, “It is necessary to be cautious in

order to reduce the risk of infection in the first three

months after kidney transplantation. For this purpose,

it is necessary to avoid crowded and poorly ventilated

environments and to avoid contact with sick individuals,

especially in terms of respiratory diseases. Kidney

transplantation is not a treatment that ends with surgery. It

starts with surgery and continues for life.”

Percentage of the Living Donor Transplant in

Turkey Very High

Reporting that in our country, due to the insufficient

number of organ donations of people who passed away,

still living in these rates, Prof. Dr. Gürkan Tellioğlu, said,

“But on the other hand, the organ is a solution to the

desperation of tens of thousands of patients, especially

those expecting a kidney transplant. More organ donation

is made in Europe and America than in our country. For

example; 70- 80 percent of organ transplants in Spain, while

donations from deceased persons, the rate of living donor

transplants in Turkey reportedly 80 percent.”

One Day We All May Need!

Declaring that organ donation should be considered as

a social insurance, Prof. Dr. Gürkan Tellioğlu, Yeditepe

University Hospital Kidney Transplant Clinic Responsible,

“When you or a relative needs organ transplantation,

this depends on the organ donation awareness in the

community where you live. If you live in a society like our

country with a low donation rate, your only alternative

is a live donor kidney transplant. Therefore, your organ

donation and your contribution to social awareness in this

regard, actually means to insure your own future.”

damar sistemi, akciğerleri ile vücut biyokimyasını da içeren

çok detaylı tetkikler yapılması gerekiyor. Ayrıca kadınların

kadın hastalıkları ve doğum, erkeklerin de üroloji bölümünde

değerlendirilmesi önem taşıyor. Tüm değerlendirmeler

sonucunda, kişinin böbrek nakli açısından uygunluğu

tespit ediliyor ve nakil tedavi sürecine geçiliyor. Canlı verici

olacaksa hastanın dördüncü dereceye kadar akrabalarında

tarama yapılıyor. Akraba dışı canlı vericiler için il sağlık

müdürlüklerindeki etik kurulların kararı belirleyici oluyor. Bir

yakını olmayanlar ise organ bekleme listesine dâhil ediliyor.

Verici Ameliyatı Kapalı Yöntemle Yapılıyor

Genel olarak ameliyatlar, hastalıkların tedavisi için yapılıyor.

Tek istisnası ise organ verici ameliyatları oluyor. Bu kişiler,

sağlıklı olduğu için ameliyat ediliyor. Nakil ameliyatlarının

en gelişmiş yöntemlerle yapılması, organ vericilerinin

rutin hayatlarına dönme süresini kısaltma açısından önem

taşıyor. Böbrek verici ameliyatları artık, kapalı yöntem

olarak belirtilen laparoskopik cerrahi ile gerçekleştiriliyor.

Bu sayede ameliyat sonrası ağrı şikâyeti az oluyor, iyileşme

süreci hızlanıyor. Alınan böbrek ise hemen akabinde kronik

böbrek yetmezliği yaşayan hastaya naklediliyor. Ameliyatın

ardından ilk üç ay büyük önem taşıyor. Bu dönem, ilaç

ayarları yapılan hastanın nakilli bir hayata adaptasyon

sürecinin kritik dönemini ifade ediyor. Yoğun ilaç tedavisinin

ardından zamanla ilaç dozunun ve sayısının azalmaya

başladığına dikkat çeken Prof. Dr. Tellioğlu, “Böbrek nakli

sonrası ilk üç ayda enfeksiyon riskini azaltmak açısından

temkinli olmak gerekiyor. Bu amaçla kalabalık ve iyi

havalandırılmayan ortamlardan uzak durmak, özellikle

solunum yoluyla bulaşabilecek hastalıklar açısından, hasta

bireylerle temastan kaçınmak gerekiyor. Böbrek nakli,

ameliyat ile sonlanan bir tedavi değil. Ameliyatla başlayıp,

ömür boyu devam ediyor” diyor.

Türkiye’de Canlı Vericili Nakillerin Oranı Çok

Yüksek

Ülkemizde vefat eden kişilerden organ bağışı sayısının

yetersizliği nedeniyle hala bu oranlarda canlı vericili nakil

yapıldığını anlatan Prof. Dr. Gürkan Tellioğlu, “Ancak

bir yandan da organ, özellikle de böbrek nakli bekleyen

on binlerce hastanın çaresizliğine bulunan bir çözüm.

Avrupa’da ve Amerika’da ülkemize oranla daha fazla

vefaten organ bağışı yapılıyor. Örneğin; İspanya’daki organ

nakillerinin yüzde 70- 80’i vefat eden kişilerden bağışlarla

yapılırken, Türkiye’deki canlı vericili nakillerin oranı yüzde

80 olarak bildiriliyor” diyor.

Bir Gün Hepimizin İhtiyacı Olabilir!

Organ bağışının aslen bir toplumsal sigorta gibi

düşünülmesi gerektiğini söyleyen Yeditepe Üniversitesi

Hastanesi Böbrek Nakli Kliniği Sorumlusu Prof. Dr. Gürkan

Tellioğlu, “Sizin ya da bir yakınınızın organ nakli ihtiyacı

olduğunda, bu durum yaşadığınız toplumdaki organ bağış

bilincine bağlıdır. Eğer ülkemiz gibi vefaten bağış oranının

düşük olduğu bir toplumda yaşıyorsanız, tek alternatifiniz

canlı vericili böbrek nakli oluyor. Dolayısıyla yapacağınız

organ bağışı ve bu konuda toplumsal farkındalığa

koyacağınız katkı, aslında kendi geleceğinizi sigortalamak

anlamına geliyor.”

Kasım 2019


14

Professor Dr. Kaptan:

Taking Precaution To Never Getting Sick Easy And Cheap

Prof. Dr. Kaptan: Hasta Olmadan Önlem Almak Kolay Ve Ucuz

Sharing information within the scope of November 14

‘World Diabetes Day’ Prof. Dr. Gülten Kaptan warned, “It is

easy and cheap to take precaution to never getting sick.”

Pointing out that sedentary lifestyle, and irregular nutrition

cause diabetes, Kaptan said, “Although it is preventable and

treatable, diabetes is spreading rapidly. So let’s be active,

take care of our diet, avoid excess fat and carbohydrates.

Let’s monitor our weight and blood pressure. Let us

become aware of this issue and raise awareness.”

Insufficiency or absence of insulin hormone production for

any reason, or insensitivity of body tissues to insulin, leads

to common and dangerous diabetes (diabetes). Stating that

for this reason, it was accepted as ‘World Diabetes Day’

in order to increase the global awareness of the adverse

effects of diabetes on November 14, its adverse effects

on the individual and how to prevent it, Prof. Dr. Gülten

Kaptan, Beykoz University Vocational School Director,

said, “Although it is preventable and treatable, diabetes

14 Kasım ‘Dünya Diyabet Günü’ kapsamında açıklama yapan

Prof. Dr. Gülten Kaptan, “Hasta olmadan önlem almak

kolay ve ucuzdur” uyarısında bulundu. Hareketsiz yaşam

ve düzensiz beslenmenin diyabete neden olduğuna dikkat

çeken Kaptan, “Önlenebilir ve tedavi edilebilir olmasına

rağmen diyabet hızla yayılıyor. Öyleyse hareketli olalım,

beslenmemize dikkat edelim, aşırı yağ ve karbonhidrattan

kaçınalım. Kilo ve tansiyonumuzu takip edelim. Bu konuda

bilinçlenelim ve bilinçlendirelim” diye konuştu.

İnsülin hormonu üretiminin herhangi bir sebeple yetersiz

olması veya hiç olmaması ya da vücut dokularının insüline

karşı duyarsız hale gelmesi yaygın olarak görülen ve

tehlikeli olan diyabete (şeker hastalığı) neden oluyor.

Bu nedenle 14 Kasım’ın diyabetin yol açtığı istenmeyen

yan etkilerini, birey üzerindeki kötü etkilerini ve nasıl

önleneceğine dair küresel farkındalığı artırmak adına

‘Dünya Diyabet Günü’ olarak kabul edildiğini belirten

Beykoz Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr.

Kasım 2019


15

is spreading rapidly. These issues are also the subject of

World Diabetes Day. In this day, the public awareness

campaigns about the increasing diabetes problem in every

part of the world are increasing.”

++Man And Woman Have Different Symptoms

Stating that high blood sugar, which is not treated for

diabetes due to high blood pressure and diabetes from

heart diseases, can damage nerves, eyes, kidneys and other

organs, Kaptan said, “Increased feeling of hunger, thirst,

weight loss, frequent and excessive urination, blurred

vision, excessive fatigue and non-healing wounds show

general symptoms of diabetes. Male and female may have

some different symptoms.” In addition to the general

symptoms of diabetes in men, Kaptan said sex drive,

erectile dysfunction (ED) and decreased muscle strength,

and women may also have symptoms such as urinary tract

infections, yeast infections and dry, itchy skin.

Gülten Kaptan, “Önlenebilir ve tedavi edilebilir olmasına

rağmen diyabet hızla yayılıyor. Bu konular Dünya Diyabet

Günü’nün de konusunu oluşturuyor. Bu günde dünyanın

her noktasında artan diyabet sorunu hakkında medyada

kamuoyunu bilinçlendirme kampanyaları artıyor” dedi.

We Need To Be Conscious And Take Precautions

Explaining that genetic and lifestyle factors will

affect the formation of diabetes, Kaptan, listed the

disease prevention recommendations as follows:

“Being overweight or obese also increases the risk. Fat

accumulates especially in the abdomen triggers diabetes. In

general, knowing and avoiding risk factors is an important

part of protection. These factors include being overweight,

having diabetes in the family, smoking and sedentary life,

which leads to inactivity in today’s technology and lifestyle.

It is easy and inexpensive to take precautions without

the patient. So let’s be active, take care of our diet, avoid

excess fat and carbohydrates. Let’s monitor our weight and

blood pressure. Let’s become aware of this issue and raise

awareness.”

Erkek Ve Kadında Farklı Belirtileri Var

Diyabetin kalp hastalıklarından yüksek tansiyona ve

diyabetten dolayı tedavi edilmeyen yüksek kan şekerinin

sinirlere, gözlere, böbreklere ve diğer organlara zarar

verebildiğini belirten Kaptan, “Artan açlık hissi, susuzluk,

kilo kaybı, sık ve çok idrara çıkma, bulanık görme, aşırı

yorgunluk ve iyileşmeyen yaralar diyabetle ilgili genel

belirtileri gösteriyor. Erkek ve kadında bazı farklı belirtileri

olabiliyor” dedi. Kaptan, erkeklerde diyabetin genel

semptomlarına ek olarak cinsel dürtü, erektil disfonksiyon

(ED) ve kas kuvvetinde azalma, kadınlarda ise ayrıca idrar

yolu enfeksiyonları, maya enfeksiyonları ve kuru, kaşıntılı

cilt gibi semptomlar olabileceğini söyledi.

Bilinçlenmeli Ve Önlem Almalıyız

Diyabet oluşumunu genetik ve yaşam tarzı faktörlerin

etkileyeceğini anlatan Kaptan, hastalığın önlenmesi

konusundaki önerilerini şöyle sıraladı: “Fazla kilolu veya

obez olmak da riski artırıyor. Özellikle karın bölgesinde

biriken yağlar diyabeti tetikliyor. Genel olarak risk

faktörlerini bilmek ve onlardan kaçınmak korunmanın

önemli bir parçasıdır. Bu faktörler, fazla kilolu olmak, aile

içinde diyabet hastalığının olması, sigara içmek ve sedanter

yani hareketsiz yaşam ki günümüz koşullarında teknoloji ve

yaşam şekli hareketsizliğe götürmektedir. Hasta olmadan

önlem almak kolay ve ucuzdur. Öyleyse hareketli olalım,

beslenmemize dikkat edelim, aşırı yağ ve karbonhidrattan

kaçınalım. Kilo ve tansiyonumuzu takip edelim. Bu konuda

bilinçlenelim ve bilinçlendirelim.”

Kasım 2019


16

A New Ground Was Broken In Turkey

ROSI Yöntemi İle Türkiye’nin İlk Bebeği Dünyaya Geldi

There had been successful fertilisations thanks

to the ROSI method, which has become a hope

for the couples suffered from azoospermia and

gave up on their dream of becoming parents.

And today, first alive baby that was fertilised

with ROSI method was born. Obstetrician and

gynecologist Prof. Dr. Recai Pabuçcu from

Centrum Clinic confirmed that both the baby and

the mother are very healthy.

Thanks to recently developed ROSI method, men with

azoospermia (the medical condition of a man whose

semen contains no sperm or very less sperms) now

have a chance to have a baby with their partners. The

foundations of this method were laid in Japan. In a short

period, the method brought successful results in Turkey

too and became a hope for the couples who gave up on

their dreams of having a baby. The specialists stated that

the first baby that was brought into this world thanks to

this method had no difference than the babies that were

brought to this world via natural ways.

ROSI yöntemi, özellikle azospermi sebebiyle

çocuk sahibi olma hayallerinden vazgeçen çiftlere

son teknoloji bir umut olmuş ve bu yolla son

dönemde Türkiye’de de gebelikler sağlanmıştı.

İlk doğum gerçekleşti ve Türkiye’de ilk defa

ROSI yöntemiyle dünyaya canlı bir bebek geldi.

Centrum Clinic Kadın Sağlığı Merkezi Kadın

Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Recai

Pabuçcu, dünyaya gelen erkek bebeğin ve annenin

oldukça sağlıklı olduğu bilgisini paylaştı.

Son dönemde gelişen ROSI teknolojisi ile özellikle

azospermi dediğimiz erkek kısırlığına, yani menide hiç canlı

veya olgun sperm hücresi bulunmaması durumuna rağmen,

çiftlerin çocuk sahibi olma şansı bulunuyor. Temelleri

Japonya’da atılmış olan ROSI işlemi, Türkiye’de de ilk

meyvesini verdi ve azospermi nedeniyle çocuk hayallerini

yitirmiş çiftlere de umut oldu. Bu yöntemle doğan ilk

bebeğin, doğal yollarla dünyaya gelen bebeklerden hiçbir

farkının olmadığı ve son derece sağlıklı olduğu belirtildi.

Kasım 2019


17

Great news after 11 years of

waiting.

After 11 years of many attempts of

gestation via natural ways and other

fertilisation methods, Gülçimen family

resorted to ROSI method. Ayaz Sefa

baby was born today after a very

healthy period of pregnancy, which

became a reality thanks to ROSI method.

Obstetrician and gynecologist Prof.

Dr. Recai Pabuçcu from Centrum Clinic

stated that they were really happy and

excited to break ground and summarized

the process: “We’ve been waiting for this to happen

with excitement and we’re very happy to have delivered

a baby that was fertilised with ROSI method. The baby

was born 15 days earlier than expected, and the delivery

was made with epidural method. Both the baby and

the mother are very healthy. We and the family are very

happy and excited.”

Don’t let azoospermia make you lose your hopes.

Prof. Dr. Recai Pabuçcu explains ROSI method, which is

a new hope for the couples suffer from azoospermia:

“It is a cutting-edge technology method and we’ve just

started applying it and witnessed its success. First, the

causes of azoospermia are investigated and solutions to

that are revealed. We apply to ROSI method only when

we can’t succeed the gestation with these solutions. In

ROSI method, we make a detailed search for progenitor

round sperm cells first. And then we activate these cells

with a process to get them capable of fertilising the

egg. After fertilisation, we transfer the embryos to the

uterus.

Babies are hale and hearty!

No medical problems are observed during the

pregnancies that became a reality via ROSI method.

The process is very ordinary. And the first baby that was

brought into this world thanks to ROSI method, Ayaz

Sefa is very healthy!

11 yılın ardından müjdeli haber

geldi!

Doğal yollarla ve başka tedavi

yöntemleri ile 11 yıl boyunca çocuk

sahibi olmayı deneyen Gülçimen

ailesi, çareyi ROSI yöntemiyle buldu.

Bu yöntemle sağlanan gebelik süreci

son derece sağlıklı geçti ve Ayaz Sefa

bebek dünyaya gözlerini açtı. Centrum

Clinic Kadın Sağlığı Merkezi Kadın

Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof.

Dr. Recai Pabuçcu Türkiye’de bir ilk

gerçekleştiği için heyecanlı olduklarını

belirtti ve süreci anlattı: “Bugün Türkiye’de hepimizin

heyecanla beklediği bir ilk gerçekleşti ve ROSI yöntemi ile

gebe kalmış ilk hastamız bebeğine kavuştu. Beklenenden

15 gün önce dünyaya sağlıklı bir erkek bebek geldi. Doğum

epidural yoluyla gerçekleşti. Şu an annenin de bebeğin de

durumu gayet iyi. Aile de biz de çok heyecanlı ve mutluyuz.”

Azospermi yüzünden umudunuzu yitirmeyin!

Azospermi sebebiyle çocuk sahibi olamayan çiftlere yeni

bir umut kapısı olan ROSI yöntemini, Prof. Dr. Recai

Pabuçcu şöyle anlatıyor: “ROSI yöntemi, son teknoloji

bir işlem ve Türkiye’de de yeni uygulamaya başladığımız,

başarısına şahit olduğumuz bir yöntem. Önce azosperminin

sebepleri detaylıca araştırılıyor ve çözüm üretiliyor. Ancak

bu çözümlerle başarı sağlanamadığında çocuk sahibi

olmak için ROSI yöntemine başvuruluyor. Bu yöntemle

yapılan detaylı aramada öncül yuvarlak sperm hücrelerini

bulunuyor ve normalde yumurtayı döllemesi mümkün

olmayan spermlere özel dölleme işlemleri uygulanıyor.

Bu işlemle elde ettiğimiz embriyoları transfer ederek ROSI

işlemini gerçekleştiriyoruz.”

Bebekler son derece sağlıklı!

ROSI yöntemiyle elde edilen gebeliklerde herhangi bir

sağlık sorunu gözlemlenmedi. Gebe kalındıktan sonraki

tüm süreç normal seyrinde ilerliyor. Bugün Türkiye’de bu

yöntem ile dünyaya gelen ilk bebek Ayaz Sefa da son derece

sağlıklı!

Kasım 2019


18

Sectra To Deliver Its Radiology Imaging Solution

To Two Turkish University Hospitals

Sectra Radyolojik Görüntüleme Çözümünü

İki Türk Hastanesine Sunuyor

Dokuz Eylul University Hospital and Ege University

Hospital in Turkey have selected international medical

imaging IT and cybersecurity company Sectra (STO: SECT

B) as their vendor for handling radiology images. The

solution will support increased reading efficiency through

its performance and comprehensive tool set, thereby

improving patient outcomes.

Dokuz Eylul University Hospital and Ege University Hospital

are two of the largest hospitals in Turkey. Dokuz Eylul

University Hospital and Ege University Hospital each handle

approximately 450,000 radiology examinations annually.

“It was important for us to select a solution that will enable

us to meet demands both today and in the future, and we

are excited to have Sectra as our radiology imaging vendor,”

says Prof. Dr. Handan Guleryuz, Head of Radiology at Dokuz

Eylul University Hospital. Sectra’s solution for radiology

imaging, Sectra PACS, is optimized for high-production

environments and supports the goal of shortened report

turnaround times, enhanced result distribution workflows,

and improved communication between departments. It is a

part of Sectra’s enterprise imaging offering, which provides

a unified strategy for all imaging needs.

“With Sectra’s solution, we will get a fast radiology imaging

solution, which will allow us to increase efficiency and thus

contribute to enhanced patient outcomes,” says Prof. Dr.

Suha Sureyya Ozbek, Head of Radiology at Ege University

Hospital. The system was sold by Apaz Medikal, Sectra’s

distribution partner in Turkey. Experience Sectra’s solution

at the Turkish National Radiology Congress Visit Sectra

in booth 8-9 at the Turkish National Radiology Congress

2019 during November 6– 9 to learn more about Sectra’s IT

solution for radiology imaging.

Türkiye’de bulunan Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi

ve Ege Üniversitesi Hastanesi, radyoloji görüntülerini

işlemek amacıyla tedarikçileri olarak uluslararası tıbbi

görüntüleme BT ve siber güvenlik şirketi Sectra’yı (STO:

SECT B) tercih etti. Sunulan çözüm, gösterdiği performans

ve sahip olduğu kapsamlı araç seti sayesinde artan okuma

verimliliğini destekleyecek ve dolayısıyla hasta sonuçlarını

iyileştirecektir.

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi ve Ege Üniversitesi

Hastanesi Türkiye’nin en büyük hastaneleri arasında yer

alan iki hastanedir.

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi ve Ege Üniversitesi

Hastanesi’nin her biri yıllık olarak yaklaşık 450,000 radyoloji

muayenesi gerçekleştirmektedir.

“Bizim için hem bugün hem de gelecekteki talepleri

karşılamamızı sağlayacak bir çözümü tercih etmek

önemliydi ve Sectra’yı radyolojik görüntüleme tedarikçimiz

olarak görmekten heyecan duyuyoruz,” diyor Dokuz Eylül

Üniversitesi Hastanesi Radyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı

Prof. Dr. Handan Güleryüz.

Sectra’nın radyolojik görüntüleme çözümü Sectra PACS,

yüksek Üretim ortamları için optimize edilmiştir ve

kısalan rapor dönüş süreleri, gelişen sonuç dağıtım iş

akışları ve bölümler arasında artan iletişim hedeflerini

desteklemektedir.

Bu, Sectra’nın tüm görüntüleme ihtiyaçları için birleşik

bir strateji sunan kurumsal görüntüleme teklifinin bir

parçasıdır.

“Sectra’nın sunduğu çözümle birlikte verimliliği

arttırmamızı ve dolayısıyla gelişen hasta sonuçlarına

katkıda bulunmamızı sağlayacak hızlı bir radyoloji

görüntüleme çözümüne sahip olacağız,” diyor Ege

Üniversitesi Hastanesi Radyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı

Prof. Dr. Süha Süreyya Özbek.

Sistem, Sectra’nın Türkiye’deki dağıtım ortağı Apaz Medikal

tarafından satılmıştır.

Sectra’nın Çözümünü Türkiye Ulusal Radyoloji

Kongresi’nde Deneyimleyin

6-9 Kasım tarihleri arasında 2019 Türkiye Ulusal Radyoloji

Kongresi’nde Sectra’nın yer aldığı 8-9 numaralı standı

ziyaret ederek Sectra’nın radyolojik görüntüleme için BT

çözümünü hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

Kasım 2019


20

WORLD NET CANCER DAY NOVEMBER 10

Aware of Neuroendocrine Tumors

10 KASIM DÜNYA NET FARKINDALIK GÜNÜ

Nöroendokrin Tümörleri Fark Et!

Neuroendocrine Tumors, or NET, is an expression that

describes cancers in the neuroendocrine system of our

body. The neuroendocrine system’s nerve and secretory

cells are responsible for secreting hormones that regulate

the functions of different organs. NET, these cells undergo

change, uncontrolled proliferation occurs.

NET is a rare type of cancer, the incidence of new cases,

unfortunately, between the years 1973-2004 has increased

five-fold is thought to increase further. November 10,

World NET Awareness Day aims to attract the attention of

both healthcare workers and the society.

Speaking at Press Conference for World NET Cancer Day

November 10, Medical Oncologists Prof. Dr. Şuayib Yalçın

and Prof. Dr. Sezer Sağlam cited the website netileyasamak.

com as a source of accurate and satisfying information

for patients with suspected illnesses or patients and their

relatives.

We Can Fight Together, You Just Notice!

NET is not a relentless disease. Because early surgical

treatment is possible. In case of late discovery, the disease

can be controlled with drugs.

• NETs account for 2 percent of cancers in the world.

• The incidence is equal in men and women.

• The disease has shown an increasing trend in recent years.

• This increase is probably due to our better diagnosis but

the risk factors of the modern era in the formation of NET.

Nöroendokrin Tümörler ya da kısa adıyla NET,

vücudumuzun nöroendokrin sisteminde görülen kanserleri

tanımlayan bir ifade.

Nöroendokrin sistemi oluşturan sinir ve salgı bezi hücreleri,

farklı organların işlevlerini düzenleyen hormonları vücuda

salgılamakla görevli. NET, işte bu hücrelerin değişime

uğrayıp, kontrolsüzce çoğalmasıyla ortaya çıkıyor.

Nadir görülen bir kanser türü olan NET’in yeni vaka

görülme hızı, ne yazık ki 1973-2004 yılları arasında 5

kat artış gösterdi daha da artacağı düşünülmekte. 10

Kasım Dünya NET Farkındalık Günü, bu hastalığa hem

sağlık çalışanlarının hem de toplumun dikkatini çekmeyi

hedefliyor.

Bu amaçla düzenlenen 10 Kasım NET Farkındalık Günü

Basın Toplantısı’nda konuşan Medikal Onkologlar Prof.

Dr. Şuayib Yalçın ve Prof. Dr. Sezer Sağlam, NET ile ilgili

ayrıntılı bilgi verdi. Prof. Dr. Şuayib Yalçın ve Prof. Dr. Sezer

Sağlam hastalık şüphesi ya da hasta olanlarla, yakınları için

doğru ve doyurucu bilgi kaynağı olarak netileyasamak.com

internet sitesini adres gösterdi.

Birlikte Mücadele Edebiliriz, Sen Yeter Ki Fark Et!

NET, amansız bir hastalık değil. Zira erken dönemde

cerrahi müdahale ile tedavisi mümkün. Geç fark edilmesi

durumunda ise hastalık ilaçlarla kontrol altına alınabiliyor.

•NET’ler dünyadaki kanserlerin yüzde 2’sini oluşturuyor.

•Görülme sıklığı kadın ve erkeklerde eşit.

Kasım 2019


21

NET is commonly seen in the gastrointestinal tract

(digestive tract), pancreas and lung. Diarrhea, bloating,

stomach pain in other diseases, such as showing symptoms.

Fever, hot flashes, sweating, palpitations, low and high

sugar, resistant stomach ulcers, weight loss may be the

NET indicator in some patients. For this reason, it is very

important to raise awareness of patients and health

workers for early diagnosis. Professor Dr. Şuayib Yalçın said,

“NETs are less common, but their prevalence in the society

is quite high compared to many cancers. There is no other

type of cancer that is so common, but so few studies have

been done. In addition, the sources of accurate and reliable

information available to patients and their relatives are

very limited. Although neuroendocrine tumors frequently

affect the digestive system, they can be seen in many

different organs from the esophagus to the rectum, from

the lung to the pancreas. Although these tumors are rare,

their survival is long and treatment success is high. In terms

of prevalence, it is one of the digestive system tumors after

large bowel cancer.”

Emphasizing the importance of early detection for other

types of cancer neuroendocrine tumor and suspected

of slow division rate possible if the net detected in early

stages, lower than in other types of surgery and the

possibility of recurrence after removal by endoscopy and

need additional treatment, Dr. Yalcin made following

evaluations:

“This type of tumor is not suspected because almost onethird

of patients admitted late. Because of late admission,

the course of cancer becomes a little more chronic. Even

if the patient is in advanced stages, the more the disease

burden is reduced, the more successful the treatment

may be. In addition, it is possible to control the disease

for a long time with somatostostatin analogs, which are

administered only once a month to eliminate the existing

symptoms and to prevent any harm to the body, and even

if it becomes resistant to treatment, we can use our newly

released biological agents. In addition, a certain group

of patients also have radionuclide treatments that can

be taken 4 times in 6 weeks or 3 months. Results such as

radiotherapy, liver-directed chemo-radioembolization,

radiofrequency ablation, microwave ablation can also

be seen according to the patient and disease status. e

available.”

Expressing that some situations such as abdominal pain,

diarrhea attacks, flushing, sweating, weight loss, pain or

persistent ulcers and gastritis may be associated with

this disease, Dr. Yalcin said further, “Turkey especially in

neuroendocrine tumors with all diagnostic and treatment

methods. For us, that was a long time radionuclide

therapy used is used in more recent new America. Europe

is not being used in several places. Unused about this

disease in Turkey, all authorities There is no drug that is

not acceptable. world-class, there are treatment options

in most developed countries in Turkey fortunately it.

Physicians also good in this regard. Our centers also

multidisciplinary.”

•Hastalık son yıllarda artış eğilimi gösteriyor.

•Bu artışın sebebi muhtemelen daha iyi tanı koymamız

ancak NET oluşumunda modern çağın getirdiği risk

faktörleri söz konusu olabilir.

NET yaygın olarak, gastrointestinal sistem (sindirim

kanalı), pankreas ve akciğerde görülüyor. İshal, şişkinlik,

mide ağrısı gibi başka hastalıklarda da rastlanan belirtiler

gösteriyor. Ateş, sıcak basması, terleme, çarpıntı, şeker

düşüklüğü ve yüksekliği, dirençli mide ülseri, kilo kaybı bazı

hastalarda NET göstergesi olabilir. Bu nedenle erken tanı

için hasta ve sağlık çalışanlarının farkındalığının artırılması

büyük önem taşıyor. Prof. Dr. Şuayib Yalçın konuyla ilgili

yaptığı konuşmada “NET’lerin görülme sıklığa az olmakla

birlikte toplumdaki yaygınlıkları birçok kansere göre

oldukça yüksek. Bu kadar yaygın olduğu halde üzerine bu

kadar az çalışma yapılan başka bir kanser türü de yok.

Ayrıca hasta ve hasta yakınlarının ulaşabileceği doğru

ve güvenilir bilgi kaynakları da çok kısıtlı. Nöroendokrin

tümörler sıklıkla sindirim sistemini etkilese de yemek

borusundan rektuma, akciğerden pankreasa pek çok farklı

organda görülebiliyor. Bu tümörlerin seyrek gözükmesiyle

birlikte hastalarda yaşam sürelerinin uzun ve tedavi

başarısı da yüksek. Yaygınlık bakımından ise kalın bağırsak

kanserinden sonra sindirim sistemi tümörlerinin başında

geliyor” dedi.

Bölünme hızı yavaş ve şüphelenildiği takdirde erken

aşamada tespiti mümkün olan NET’in, cerrahiyle ve

endoskopi ile çıkarıldıktan sonra nüksetme ihtimalinin ve ek

tedavi ihtiyacının diğer türlere oranla daha düşük olduğunu

ifade eden Prof. Dr. Yalçın, diğer kanser türlerindeki gibi

nöroendokrin tümörde de erken teşhisinin önemli olduğunu

vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu tür tümörlerden şüphelenilmediği için hastaların

neredeyse 3’te 1’i geç başvuruyor. Geç başvurdukları için

de kanserin seyri biraz daha kronik hale geliyor. Hasta

Kasım 2019


22

Professor Dr. Sezer Sağlam said in his speech that some

doctors made comments that NET is not cancer, this can

lead to problems in the treatment process with the patient.

Stating that NET does not require any treatment in the

follow-up after surgical removal, Sağlam, “Therefore,

surgery, the gold standard for early diagnosis. However,

neuroendocrine cancer. This issue should not be

underestimated.”

Declaring that what’s related to the likelihood of

confusion with other types of cancer Professor Dr.

Sağlam, said, “Another misdiagnosed with cancer but in

this ratio decreased with the development of pathology

in Turkey in the last 10 years. In particular, other types of

common digestive system, colon, tumors including gastric

and pancreatic cancer in pathologist neuroendocrine

features However, this does not indicate that the patient

has a neuroendocrine tumor. When diagnosed by an

inexperienced person, the neuroendocrine tumor can

be diagnosed outside of normal cancer. Then resistance

to treatment occurs. Stating of neuroendocrine tumors

incidence will increase by an annual 10-12 percent rate,

Sağlam said, “This covers the next 15 years for Turkey.

However, the treatment options are also 2 years ago than in

better condition. Mortality rates are also quite fall. General

oncology information too is rising and that all tumors

Neuroendocrine tumors will surely get its share. The days

when they will be treated like chronic diseases are very

close.”

Recalling that the Social Security Administration for

the treatment of diseases (SSI) within the scope of the

repayments and in particular that Turkey Europe is ahead of

ileri evrede olsa dahi hastalık yükü ne kadar düşürülürse

o kadar tedavi başarısı artabiliyor. Evre 4 bile olsa değişik

tedavi yöntemleri var. Ayrıca, var olan semptomları

giderebilmek ve vücuda zarar vermesini engellemek için

de sadece ayda bir yapılan somatostostatin analogları

ile de uzun süre hastalığı kontrol etmek mümkün. Eğer

tedaviye dirençli hale gelirse de yeni çıkan biyolojik

ajanlarımızı kullanabiliyoruz. Bazı vakalarda kemoterapi

çok işe yarıyor. Bunun dışında belli bir grup hastada da

radyonüklid tedaviler dediğimiz 6 haftada veya 3 ayda bir 4

kez alabilecekleri tedavi yöntemleri var. Yine radyoterapi,

karaciğer yönelik tedaviler- kemo-radyoembolizasyon,

radyofrekans ablasyon, mikrodalga ablasyon gibi

seçenekler de hastaya ve hastalık durumuna göre

kullanılabilir “

Karın ağrısı, ishal atakları, ateş basması, terleme, kilo

kaybı, ağrı ya da geçmeyen ülser ve gastrit gibi durumların

da bu hastalıkla ilişkili olabileceğini ifade eden Prof. Dr.

Yalçın, özellikle nöroendokrin tümörler konusunda

Türkiye’nin bütün tanı ve tedavi metotlarına sahip olduğunu

belirterek, “Bizdeki uzun süredir kullanılan radyonüklid

tedaviler daha yeni yeni Amerika’da kullanılıyor. Avrupa’nın

birçok yerinde kullanılmıyor. Türkiye’de bu hastalıkla ilgili

kullanılmayan, bütün otoritelerce kabul edilmeyen bir ilaç

yok. Dünya standartlarında, en gelişmiş ülkelerdeki tedavi

seçenekleri neyse Türkiye’de de o var. Hekimlerimiz de bu

konuda iyi. Merkezlerimiz de multidisipliner” dedi.

Prof. Dr. Sezer Sağlam ise yaptığı konuşmada bazı

hekimlerin NET’in kanser olmadığına dair yorumlar

yaptığını ifade ederek, bunun hastayla tedavi sürecinde

sıkıntılara yol açabildiğini söyledi.

NET’in cerrahi olarak çıkarıldıktan sonra takibinde hiçbir

tedaviye ihtiyaç duyulmadığını belirten Sağlam, “O nedenle

cerrahi, erken tanıda altın standarttır. Ancak nöroendokrin

bir kanserdir. Bu konuyu küçümsememek gerekir.” dedi.

Prof. Dr. Sağlam, NET’in başka kanser türleriyle

karıştırılma ihtimaline ilişkin, “Başka kanser türleriyle

karıştırılabiliyor ama bu oran son 10 yılda Türkiye’deki

patolojinin gelişmesiyle çok azaldı. Özellikle sindirim

sisteminin sık görülen diğer türlerinde, kolon, mide ve

pankreas kanserlerinde patolog nöroendokrin özellikleri

içeren tümörü görebilir. Ancak bu o hastanın nöroendokrin

tümörü olduğunu göstermez. Tecrübeli olmayan biri

tarafından tanı konulduğunda nöroendokrin tümör

tanısını normal kanseri dışında alabilir. O zaman tedaviye

direnç oluşur. Klasik tedavilere asla yanıt vermez.”

değerlendirmesinde bulundu.

Nöroendokrin tümörlerin görülme sıklığının yıllık yüzde

10-12 oranında artacağını belirten Sağlam, “Bu Türkiye için

önümüzdeki 15 yılı kapsıyor. Ancak tedavi seçenekleri de

2 yıl öncesine oranla daha iyi durumda. Ölüm oranları da

oldukça düşecek. Genel onkoloji bilgisi çok artıyor ve bu

tüm tümörlere yansıyor. Nöroendokrin tümörler de bundan

mutlaka nasibini alacaktır. Kronik hastalık gibi tedavi

edileceği günler de oldukça yakındır.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Sezer Sağlam, hastalığın tedavisi için Sosyal

Güvenlik Kurumu (SGK) kapsamında verilen geri ödemeler

Kasım 2019


23

many countries with

nuclear medicine

therapy attention,

Professor Dr. Sezer

Sağlam, said, “On

patients in the SSI

regarding medical

treatment are not

any restrictions in

question In this

sense, our patients

can easily reach

all the world-class

treatment right now.”

Online Support

For Patients And

Their Relatives

Quality of life can be extended thanks to current

treatments and drugs. Thousands of NET patients live

a comfortable and long life. NET is the first Turkish

source for individuals with suspected or suspected

from netileyasamak.com extensive information on the

subject is possible to access. NET’s symptoms, diagnosis

and treatment methods; advice for patients to lead a

comfortable life; working life, expert advice, answers

to frequently asked questions, and healthy eating

recommendations. In addition, patients and their relatives

are offered support to follow medical treatment. The site

also includes real life stories. The history of diagnosis and

treatment of patients living with NET sheds light on the

path of those who are newly acquainted with this disease

and face many questions. Patients share their experiences

and provide each other the greatest support.

ve özellikle nükleer

tıp tedavileriyle

Türkiye’nin Avrupa’nın

birçok ülkesinden

önde olduğuna dikkati

çekerek, “Medikal

tedaviler konusunda

da SGK’nın hastalar

üzerinde herhangi bir

kısıtlaması söz konusu

değil. Bu anlamda

hastalarımız şu an

dünya standartlarındaki

tüm tedaviye rahatlıkla

ulaşabilmektedirler”

diye konuştu.

Hasta ve Yakınlarına Online Destek

Güncel tedavi ve ilaçlar sayesinde kaliteli yaşam süresi

uzatılabiliyor. Binlerce NET’li hasta konforlu ve uzun bir

yaşam sürüyor. NET tanısı alan ya da şüphesi bulunan

bireylere yönelik ilk Türkçe kaynak netileyasamak.com’dan

konuya ilişkin geniş bilgilere ulaşmak mümkün. Sitede

NET’in belirtileri, teşhisi ve tedavi yöntemleri; hastaların

konforlu bir yaşam sürmeleri için tavsiyeler; çalışma hayatı,

uzman tavsiyeleri, sıkça sorulan sorulara yanıtlar ve sağlıklı

beslenme önerileri yer alıyor. Ayrıca hasta ve yakınlarına

tıbbi tedaviyi takip desteği sunuluyor. Sitede gerçek yaşam

öykülerine de yer veriliyor. NET’le yaşayan hastaların, tanı

ve tedavi öyküleri, bu hastalıkla yeni tanışan ve pek çok

soru işaretiyle karşı karşıya olanların yoluna ışık tutuyor.

Hastalar deneyimlerini paylaşarak birbirlerine en büyük

desteği sağlıyor.

Kasım 2019


26

Experts Warn:

“Swimming And Pilates Do Not Cure Scoliosis”

Uzmanlar Uyarıyor:

“Yüzme Ve Pilates, Skolyozu Tedavi Etmez”

Scoliosis can be defined simply as side-opening or bending

of the spine. This curvature usually occurs during the

period of sudden growth in adulthood. While it has been

seen in 3% of the society to this day, this rate may tend to

increase with weakening of the trunk muscles as a result

of decreasing activity in young people. Scoliosis is also a

posture disorder.

Expert physiotherapist Altan Yalım, who gave information

about the treatment of scoliosis, said:

“The treatment involves the use of corsets, therapeutic

exercises, posture training or, in some serious cases, a

process leading to surgery. Recently, highly effective

exercise methods have been developed for the treatment

of scoliosis. The Scroth method and similar methods can

supply groundbreaking differences in the treatment of

scoliosis and must be performed under the supervision

of specialist physiotherapists. Unfortunately, the

understanding that swimming or pilates will treat scoliosis

is active, but this is not possible. Because the exercises

Skolyoz, omurganın yana doğru açılaşması veya eğrilmesi

olarak basitçe tanımlanabilir. Bu eğrilik, genellikle

ergenliğe girişteki ani büyüme döneminde oluşabiliyor.

Günümüze kadar toplumun %3’ünde görülürken, ileri

dönemde bu oran gençlerde gün geçtikçe azalan aktivite

eksikliği sonucu, gövde kaslarının zayıflaması ile artma

eğilimi gösterebilir. Skolyoz, aynı zamanda bir duruş

bozukluğudur.

Skolyoz tedavisi hakkında bilgiler veren Uzman Fizyoterapist

Altan Yalım, şunları söyledi:

“Tedavide, korse kullanımı, terapatik egzersizler, duruş

eğitimi veya bazı ciddi durumlarda ameliyata giden bir

süreç izleniyor. Son dönemlerde, Skolyoz tedavisi ile ilgili

son derece etkili egzersiz yöntemleri geliştirilmiştir. Scroth

yöntemi ve benzeri bu yöntemler, skolyoz tedavisinde çığır

açabilecek farklılıklar oluşturabilmektedir ve mutlaka

uzman fizyoterpistlerin gözlemi altında uygulanmalıdır.

Günümüzde maalesef yüzme veya pilatesin, skolyozu tedavi

Kasım 2019


27

edeceği anlayışı aktif durumdadır, ancak bu kesinlikle

mümkün değildir. Çünkü hastalara verilen egzersizler, yaşa,

cinsiyete, skolyoz tipine, tutulan bölgeye, açının yönüne ve

derecesine göre farklılıklar göstermektedir” dedi.

given to the patients vary according to age, gender,

scoliosis type, area of involvement, angle and direction of

angle.”

What Are The Causes Of Scoliosis?

Expert physiotherapist Altan Yalım, who expressed his

opinions about the causes of scoliosis, said, “Although

the causes are not known in 80% of cases, it is thought

that hereditary factors, birth traumas, some neurological

diseases or developmental disorders are caused by this.

The treatment involves the use of corsets, therapeutic

exercises, posture training and, in some serious cases,

a process leading to surgery. The important factor in

which treatment method is applied is the scoliosis angle,

exercise and physical therapy if the curvature is between

20-25 degrees, corset use and exercise therapy between

25-40 degrees, but surgery is considered if it is above 40

degrees. The issue that I would like to underline here is

that our children have a healthy spine and are one of the

most important keys for their adults to be more active

and healthy. We must observe our children and take early

measures. While the incidence of girls and boys is similar,

worsening of the scoliosis angle can be faster in girls.”

What Are The Symptoms Of Scoliosis?

Expert physiotherapist Altan Yalım, who gives information

about the general symptoms of scoliosis, said, “In medical

observation, scoliosis is divided into two categories,

structural and non-structural. In the structural one, there is

certain rigidity, which causes restrictions on the operation

of the spine, where the curvature is more rigid. The angle in

the spine can be unidirectional (C-scoliosis) or bi-directional

(S-Scoliosis). In non-structural scoliosis, the spine works

properly, but its appearance is curved, meaning there is no

loss of function, it is only noticeable in the image. When

we look at the symptoms of general scoliosis, we can say

the following. There may be differences in shoulder levels,

level difference in hip lines, one of the collarbone bones

being more prominent, one side in the rib cage, one head

in the middle line, the head not standing in the middle line,

and imbalance in clothes posture. These items can be as

light as the children can overlook, as well as aesthetically

violent, which can distort the image of the child.”

Skolyoz Nedenleri Nelerdir?

Skolyozun nedenleri hakkında görüşlerini aktaran Uzman

Fizyoterapist Altan Yalım, şunları belirtti:

“Nedenleri %80 vakada kesin olarak bilinememekle

beraber, kalıtsal faktörler, doğum travmaları, bazı nörolojik

hastalıklar veya gelişim bozukluğu hastalıklarının da buna

neden olduğu düşünülmektedir. Tedavide, korse kullanımı,

terapatik egzersizler, duruş eğitimi ve bazı ciddi durumlarda

ameliyata giden bir süreç yaşanıyor. Hangi tedavi

yönteminin uygulanacağı konusundaki önemli olan faktör,

skolyoz açısıdır, eğer eğrilik 20-25 derece arasındaysa

egzersiz ve fizik tedavisi, 25-40 derece arasındaysa korse

kullanımı ve egzersiz tedavisi, ancak 40 derece üstünde

ise cerrahi düşünülüyor. Burada altını çizmeyi istediğim

bir konu, çocuklarımızın sağlıklı omurgaya sahip olmaları,

yetişkin dönemlerini daha aktif ve sağlıklı geçirmelerinin

en önemli anahtarlarındandır. Mutlaka çocuklarımızı

gözlemleyelim ve erken dönem önlem alalım. Kız ve erkek

çocuklarda görülme oranları birbirine benzerken, skolyoz

açısının kötüleşmesi kız çocuklarda daha hızlı olabiliyor”

diye konuştu.

Skolyoz’un Belirtileri Nelerdir?

Skolyoz’un genel belirtileri hakkında bilgiler veren Uzman

Fizyoterapist Altan Yalım, şunları kaydetti:

“Skolyoz tıbbi gözlemde, yapısal olan ve yapısal olmayan

başlıkları altında ikiye ayrılıyor. Yapısal olanda, kesin

bir katılık söz konusudur ve omurganın çalışmasında

kısıtlamalara neden olur ve burada eğrilik daha katıdır.

Omurgadaki açı tek yönlü (C skolyozu) olabileceği gibi, çift

yönlüde (S Skolyozu) olabiliyor. Yapısal olmayan skolyozda

ise, omurga düzgün olarak çalışır, ama görünümü eğridir,

yani aslında fonksiyon kaybı yoktur sadece görüntüde

fark ediliyor. Genel skolyoz belirtilerine baktığımızda

şunları söyleyebiliriz. Omuz seviyelerinde farklılık, kalça

çizgilerindeki seviye farkı, köprücük kemiklerinden birisinin

daha belirgin olması, göğüs kafesinde bir tarafın daha önde

durması, başın orta çizgide durmaması, kıyafet duruşunda

dengesizlik gibi durumlar mevcut olabiliyor. Bu saydığımız

maddeler, ailenin çocuklarında gözden kaçırabileceği

oranlarda hafif olarak olabileceği gibi, estetik olarak

çocuğun görüntüsünü bozacak şiddette de olabiliyor”

şeklinde konuştu.

Kasım 2019


28

Data-Centric Approach Promises to Deliver

Better Outcomes In Health Care

Veri Odaklı Yaklaşım Sağlık Hizmetlerinde

Daha İyi Sonuçlar Alınmasını Sağlayacak

Uluslararası danışmanlık ve denetim şirketi EY’nin (Ernst

& Young) Sağlık Sektöründe Veri Odaklı Yaklaşım raporuna

göre; veri odaklı yaklaşımın benimsenmesi ile birlikte

sağlık hizmetlerinde proaktif müdahale yapılarak tedavide

daha iyi sonuçlar elde edilecek ve hastalıklardan korunma

kolaylaşacak

Dünyanın lider danışmanlık ve denetim şirketlerinden EY

(Ernst & Young), Sağlık Sektöründe Veri Odaklı Yaklaşım

raporunun sonuçlarını açıkladı. Rapora göre; veri kullanımı

ile ön plana çıkan 5 trend sağlık hizmetlerinde daha iyi

sonuçlar alınmasını sağlayacak. Teknolojik gelişmelerle

birlikte veri kullanımının sağlık hizmetlerinde işletme

modellerini dönüştürdüğünün belirtildiği raporda, sağlık

hizmetlerinde Endüstri 4.0’ın hayata geçirilmesinin kişiye

özel çözümlerle daha iyi sonuçlar elde edilmesine ve

hastalıklardan korunmaya destek olacağı ifade ediliyor.

According to Data Centric Approach to Health

Care report of international advisory and audit

firm EY (Ernst & Young); data-centric approach

to health care promises to deliver interventions

more proactively, leading to better outcomes and

a shift to prevention.

Sağlık hizmetlerinde veri odaklı yaklaşımın

merkezindeki 5 trend

1-Verinin sağlık ekosistemi genelinde paylaşım ve dolaşımı

daha iyi klinik sonuçlar alınması sağlayacak

Veri analizi, sağlık kuruluşları için hastalıklarla mücadele

World’s leading advisory and audit firms EY (Ernst & Young),

released the results of its Data Centric Approach to Health

Care report. According to the report; data is the driving

force underpinning the Fourth Industrial Revolution;

in health care, the goal is to use data to achieve better,

more personalized health outcomes and ultimately, a shift

towards prevention rather than treatment.

Five trends are leading the rise of a new, data-centric

approach to health care. An organization’s ability to

generate value depends on how effectively it can unlock

the power of data and generate insights by connecting,

combining and securely sharing data at greater scale than

ever before.

1-Data will be better connected, combined and

shared across the health ecosystem

The goal must be to use data to drive actions that lead to

improved health outcomes – better clinical outcomes, more

efficient care delivery or lower health care costs.

Kasım 2019


29

2 -Nanomedicine, sensors and artificial

intelligence will be recognized as the nervous

system driving innovation

Technologies such as nanomedicine, sensors and

artificial intelligence (AI) make it possible to decouple

data collection from the traditional health care visit and

process massive amounts of health data in real time. As

such, they represent a new “nervous system” for receiving

and transmitting health data that makes it possible to

deliver convenient care anytime, anywhere.

3-A “digital backbone” will emerge across the

industry

At present, the health industry has no universal digital

standards and the variety and volume of data being

generated is huge. There’s also no single infrastructure

that fuses all the available health data. While a

comprehensive infrastructure has yet to emerge, more

limited “digital backbones” have started to appear.

4-The patient-consumer will demand increasing

power and influence over other stakeholders

Newly empowered patient-consumers are driving much of

the change we see in health care. Patients have increased

expectations around their health care experience, shaped

by the growth of customer-centric, convenient digital

platforms. Consumers expect a modernized physicianpatient

interaction and are already comfortable utilizing

digital technologies in health. Fulfilling the increased

expectations of the patient-consumer can only be

achieved with a more data-driven approach to health.

Accessible, brand-agnostic platforms will be an essential

enabler so that proactive health management can

become as easy as paying a bill online or ordering a ride to

the airport.

5-Therapeutic focus and the adoption of specialized

business models will position companies to outperform

All health sciences and wellness organizations must

identify what differentiates them, and optimize their

operations around this core expertise. Business model

focus is the starting point for knowing which products,

services and capabilities to prioritize – and which data are

needed to deliver future value.

ve hastalıklardan korunma yöntemlerinde yeni ufuklar

açacak. Daha iyi klinik sonuçlar alınmasının yanı sıra sağlık

hizmetlerinin maliyeti düşecek ve verimlilik artacak.

2-Nanoilaç, sensörler ve yapay zekâ sağlık hizmetlerinde

inovasyona öncülük eden ana unsurlar haline gelecek

Nanoilaç, sensörler ve yapay zekâ gibi teknolojiler, veri

toplamayı geleneksel sağlık hizmetlerinden ve büyük ölçekli

ve gerçek zamanlı veri girişinden ciddi anlamda ayrıştırıyor.

Bu anlamda, bu yeni teknolojiler sağlık hizmetlerinde veri

iletimini ve tedaviyi fiziki mekândan bağımsız ve sürekli hale

getiren en önemli unsurlar olarak ön plana çıkıyor.

3-Sağlık kuruluşlarında dijital altyapının oluşturulması

evrensel dijital standartların oluşturulması destekleyecek

Günümüzde sağlık sektörünün evrensel dijital standartları

henüz oluşmuş durumda değil ve mevcut tüm veriyi

entegre eden tek bir altyapı bulunmuyor. Ancak sağlık

kuruluşlarının tekil olarak başlattıkları dijital altyapı

çalışmaları dönüşümün başlangıcı sayılabilir.

4-Dijital platformların kullanımı hasta-doktor

ilişkisini değiştiriyor

Teknolojik gelişmeler, hastaların sağlık hizmetlerinden

beklentilerini hem değiştiriyor hem de bu beklentileri

artırıyor. Teknolojinin günlük hayatta yoğun şekilde

kullanılmaya başlanmasının doğal bir neticesi olarak

sağlık hizmetlerinde de dijital platformların kullanılmaya

başlanması ile hastalar, sağlık hizmetlerine ve doktorlarına

daha kolay ve hızlı erişim sağlamak istiyorlar. Sağlık

kuruluşlarının bu beklentiyi karşılamaları ve daha iyi

tedavi hizmeti sunmaları ise veri odaklı bir yaklaşım

benimsemelerinden geçiyor. Dijital platformların etkin

kullanımı hasta-doktor ilişkisinde proaktif müdahaleye de

imkân sağlıyor.

5-Yeni ve odaklı işletme modelleri sağlık

kuruluşlarının başarısında belirleyici olacak

Sağlık kuruluşlarının temel uzmanlık alanlarını belirleyerek

operasyonlarını optimize etmeleri gelecek başarılarında

önemli olacak unsurlar arasında yer alıyor. Uzmanlık

alanına göre şekillenen işletme modeli sağlık kuruluşunun

veri kullanımını da sonuç odaklı hale getirecek.


32

Disease Of The Modern Age: Various

Modern Çağın Hastalığı: Varis

Varicose veins, which can be described as enlargement

of veins, are among the most common diseases today.

According to age groups, the number of people affected by

varicose veins in Turkey about 10 million; This indicates that

one in every 8 people has varicose veins. Specialist. Dr. Ayça

Özgen, Acıbadem Kadıköy Hospital Cardiovascular Surgery,

said, “Varicose veins are four times more common in

women than men, and complaints of 55 percent of women

aged 20-70, and she gave information about the risk factors

and treatment methods of varicose veins.

Risk factors vary

The risk factors that cause varicose veins are increasing

due to changing lifestyles. Genetic predisposition, age,

gender, obesity, as well as irreversible risk factors, as well

as professions that cause long standing, constantly wear

tight clothing or high-heeled shoes,

pregnancy and birth control pill

causes factors such as the formation

of varicose veins.

Cosmetic alone is not a

problem

Although varicose veins are generally

perceived as a visual disturbing

cosmetic problem, they can actually

cause complaints such as pain in the

legs, cramps, fatigue and weight,

burning, swelling of the ankles,

numbness in the fingers or itching

Toplardamarların genişlemesi olarak tarif edilebilen

varis, günümüzde yaygın görülen hastalıklar arasında yer

alıyor. Yaş gruplarına göre Türkiye’de varisin etkilediği

kişi sayısı yaklaşık 10 milyon; bu da her 8 kişiden birinde

varis problemi görüldüğüne işaret ediyor. “Kadınlarda

erkeklerden 4 kat daha fazla görülen varis 20-70 yaş arası

kadınların yüzde 55’inin şikâyeti” diyen Acıbadem Kadıköy

Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ayça Özgen,

varis oluşumundaki risk faktörleri ve tedavi yöntemleri

hakkında bilgiler verdi.

Risk faktörleri çeşitleniyor

Değişen yaşam biçimleri nedeniyle varis sorunun ortaya

çıkmasına neden olan risk faktörleri de artıyor. Genetik

yatkınlık, yaş, cinsiyet, obezite gibi değiştirilemeyen risk

faktörlerinin yanı sıra uzun süre ayakta kalmaya neden

olan meslekler, sürekli sıkı kıyafetler giymek

ya da yüksek topuklu ayakkabı kullanmak,

hamilelik ve doğum kontrol hapı kullanımı

gibi etkenler de varis oluşumuna neden

oluyor.

Yalnız kozmetik bir sorun değil

Varis halk arasında genellikle ‘görsel

rahatsızlık veren kozmetik bir sorun’ gibi

algılansa da aslında bacaklarda ağrı, kramp,

yorgunluk ve ağırlık hissi, yanma, ayak

bileklerinde şişlik, parmaklarda uyuşma ya da

görüldüğü bölgelerde kaşıntı gibi yakınmalara

yol açabiliyor. “Çoğu insan görsel olarak

Kasım 2019


33

in the areas where they are seen. Saying that “Most people

prefer to live with their heirs unless they visually disturb

them too much,” warned Cardiovascular Surgery Specialist.

Ayça Özgen shares the following information about

varicose veins by degree:

First-degree varicose veins: This type of varicose veins with

a diameter of 1 to 3 mm are usually found in capillaries and

are not very clear outside the skin. The main complaint is

usually the image problem.

Second degree varices: The vessel diameter increases to

4-5 mm. These varices, which can easily be noticed on the

skin, can cause severe pain.

Third-degree varices: Swelling and pain in the leg are the

main complaints of these varices with a vessel diameter

greater than 5 mm.

Fourth degree varicose veins: Nowadays, these varicose

veins are well progressed. In addition to leg swelling and

pain, skin color changes around the ankle are seen. If skin

lesions progress, wounds can be opened around the ankle.

Treatment method varies according to the degree

of varicose veins

Ultrasound is the most commonly used method for the

diagnosis of varicose veins. With this method, the deep

venous veins can be examined, and if there is, the valve

insufficiency can be evaluated. In the treatment, different

methods can be preferred according to the stage of

varicose veins. Cardiovascular Surgery Specialist Ayça

Özgen lists the treatment methods as follows:

Open surgical intervention: Removal of the vessel causing

insufficiency with small incisions under general anesthesia

Radiofrequency treatment: closure of the vessel causing

failure with radiofrequency ablation catheter

Sclerotherapy: Sclerotherapy, which is the procedure of

closing the vein by entering a capillary with a fine needle

and giving a drug, is also known as “foam treatment Sk.

Varicose stockings and varicose veins: Both methods

reduce varicose vein pain, leg fatigue, night cramps or

swelling.

kendisini fazla rahatsız etmediği müddetçe varisleriyle

yaşamayı tercih ediyor” uyarısı yapan Kalp Damar Cerrahisi

Uzmanı Dr. Ayça Özgen, derecesine göre varis tipleri

hakkında şu bilgileri paylaşıyor:

Birinci derece varisler: Damar çapının 1 ila 3 mm olduğu bu

tip varislere genellikle kılcal damarlarda rastlanıyor ve cilt

dışında fazla belli olmuyor. Ana şikayet genellikle görüntü

problemi. İkinci derece varisler: Damar çapı 4-5 mm’ye

çıkıyor. Cilt üzerinden kolaylıkla fark edilebilen bu varisler

şiddetli ağrıya neden olabiliyor.

Üçüncü derece varisler: Damar çapı 5 mm’nin üzerinde

olan bu tip varislerin ana şikayet nedeni bacakta şişme ve

ağrı. Dördüncü derece varisler: Artık iyice ilerlemiş bu tür

varis vakalarında bacakta şişme ve ağrı şikayetine ek olarak

ayak bileği çevresinde ciltte renk değişiklikleri görülüyor.

Cilt lezyonlarının ilerlemesi durumunda ayak bileği

çevresinde yaralar açılabiliyor.

Tedavi yöntemi varisin derecesine göre değişiyor

Varis teşhisi için günümüzde en sık kullanılan yöntem

ultrason. Bu yöntem ile gözle görülemeyen derin

toplardamarlar incelenebiliyor, ayrıca varsa kapak

yetersizliği değerlendirilebiliyor. Tedavide ise varisin

bulunduğu evreye göre farklı yöntemler tercih edilebiliyor.

Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ayça Özgen, tedavi

yöntemlerini şöyle sıralıyor:

Açık cerrahi girişim: Genel anestezi altında ufak kesilerle

yetmezliğe neden olan damarın çıkarılması işlemi

Radyofrekans tedavisi: Radyofrekans ablasyon katateri ile

yetmezliğe neden olan damarın kapatılması

Skleroterapi: Kılcal damarların içine ince bir iğne ile

girilip bir ilaç verilerek damarın kapatılması işlemi olan

skleroterapi “köpük tedavisi” olarak da biliniyor

Varis çorabı ve varis ilaçları: Her iki yöntem de varisi değil

varise bağlı gelişen bacak ağrısı, bacakta yorgunluk hissi,

gece krampları ya da şişme şikayetlerini azaltıyor.

Kasım 2019


34

Estimated That There Are Approximately

125 Million Psoriasis Patients In The World

Dünyada Yaklaşık 125 Milyon Psoriasis

(Sedef) Hastası Olduğu Tahmin Ediliyor

Psoriasis is a more common skin disease that occurs at

any age, but peaks between the ages of 30-39 and 50-69,

and is more common in those with susceptibility genes. It

is observed that some genetic factors are effective in the

emergence of this disease of unknown cause and there are

some triggering factors on it, or the onset or exacerbation

of the disease. Psoriasis can be seen in everyone but in

some people this risk may increase.

Factors triggering psoriasis, treatment approaches and

information to improve patients’ quality of life were shared

at the press conference held by Psoriasis Association for

“29 October World Psoriasis Awareness Week”. Psoriasis

Association President Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer and

members of the association Prof. Dr. Sibel Alper, Prof. Dr.

Emel Bülbül Başkan and Prof. Dr. Nahide Onsun attended

the meeting.

Psoriasis Can Be Seen In Everyone But In Some

People This Risk May Increase

Pointing out that psoriasis is associated with a high genetic

predisposition, but increased risk of occurrence due to

triggering factors, President of Psoriasis Association

Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer, said, “Genetic susceptibility

is an important risk factor. For example, the incidence is

relatively low in the yellow and black races, but the risk is

higher in the white race.

Sedef hastalığı, herhangi bir yaşta ortaya çıkan ancak

özellikle 30-39 ve 50-69 yaşları arasında pik yapan, yatkınlık

geni taşıyanlarda daha sık rastlanılan bir deri hastalığı…

Nedeni kesin bilinmeyen bu hastalığın ortaya çıkmasında

bazı genetik faktörlerin etkili olduğu ve bunun üzerinde

birtakım tetikleyici faktörlerle de hastalığın başladığı veya

şiddetlendiği gözlenmektedir. Psoriasis herkeste görülebilir

ancak bazı kişilerde bu risk artabilir.

Psoriasis Derneği tarafından “29 Ekim Sedef Hastalığı

Farkındalık Haftası” nedeni ile düzenlenen basın

toplantısında sedef hastalığını tetikleyen faktörler, tedavi

yaklaşımları ve hastaların yaşam kalitelerini yükseltecek

bilgiler paylaşıldı. Toplantıya Psoriasis Derneği Başkanı

Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer ile dernek üyeleri Prof. Dr. Sibel

Alper, Prof. Dr. Emel Bülbül Başkan ve Prof. Dr. Nahide

Onsun katıldı.

Psoriasis Herkeste Görülebilir Ancak Bazı

Kişilerde Bu Risk Artabilir

Psoriasis Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer,

sedef hastalığının genetik yatkınlıkla ilişkisinin yüksek

olduğuna ancak tetikleyici faktörlerle oluşma riskinin

artığına dikkat çekerek şu bilgileri verdi:

“Genetik yatkınlık önemli bir risk faktörüdür. Örneğin sarı

ve siyah ırkta görülme sıklığı nispeten daha düşükken beyaz

ırkta görülme riski daha fazladır.

Kasım 2019


35

Psoriasis is typically initiated or exacerbated by triggering

factors. The presence of these factors increases the risk.

Especially in children and young patients, streptococcal

throat infections, viral upper respiratory tract infections,

urinary tract infections, certain medications, skin injuries

such as abrasions, cuts, scratches, severe itching and

severe sunburn can exacerbate psoriasis. The risk increases

in patients with recurrent viral and bacterial infections

(especially in children with beta hemolytic streptococci)

and in multiple drug use (as there may be triggering drugs).

Stress is a well-known factor that triggers psoriasis and it is

observed that the disease occurs or intensifies 1-3 months

after a stressful event.

Obesity is another important factor that increases the risk

of disease. In obese individuals, the fold regions are trauma

areas due to perspiration and friction, as well as candida

type fungi located in these regions play a triggering role,

leading to the development of psoriasis in these areas.

In addition, weight control and low-calorie nutrition in

overweight patients make it easier to control the course of

the disease and prolong the periods of well-being.

Smoking and alcohol consumption negatively affect the

course of the disease. Smoking plays an important role not

only in the onset of the disease but also in its aggravation,

and this effect is more striking in female patients. Alcohol

causes more resistant course especially in male patients.

In this way, it can be said that cigarette and alcohol

consumption increase the risk.”

Other Diseases Accompany Psoriasis

Prof. Dr. Nahide Onarır Onsun, Member of the Board of

Psoraisis Association explained the negative effects of

the disease on the body as follows, “Although psoriasis is

mostly seen in the skin, it also predisposes to some invisible

diseases. Some patients with psoriasis may have joint

involvement and psoriatic arthritis. The development rate

of this disease in psoriasis patients is around 20-30 percent.

It can lead to psoriatic arthritis, which may develop over

time and be confused with rheumatic diseases, even if it

is not initially seen, and deformities and disability if timely

diagnosis and treatment are not performed. In psoriasis

patients, intestinal diseases such as Crohn’s disease, insulin

resistance, diabetes, high blood pressure, obesity, heart

and circulatory system diseases and myocardial infarction

at an early age are more common.

It is possible to diagnose the disease by clinical

examination. Dermatologists can easily diagnose the

disease. In cases similar to other skin diseases, biopsy can

be performed for correct diagnosis. Since insulin resistance,

late onset diabetes, hypertension, cardiovascular diseases,

liver steatosis, uveitis in the eye are more common in

psoriasis patients, various tests are requested from the

patients. The diseases and risks associated with the

examinations to be requested from the patient can be

determined and the opinions of the related specialist

branch are taken and treatment is arranged accordingly.”

Psoriasis tipik olarak tetikleyici faktörlerce başlatılabilir

veya şiddetlenebilir. Bu faktörlerin varlığı riski

artırmaktadır. Özellikle çocuk ve genç hastalarda en

çok streptokokkal boğaz enfeksiyonları olmak üzere

viral üst solunum yolu enfeksiyonları, üriner sistem

enfeksiyonları, bazı ilaçlar, deride oluşan sıyrık, kesi,

çizik gibi yaralanmalar, şiddetli kaşıntı ve şiddetli güneş

yanıkları psoriasisi şiddetlendirebilir. Tekrarlayıcı viral

ve bakteriyel enfeksiyonu olan (özellikle beta hemolitik

streptokok çocuklarda), çoklu ilaç kullanımı olan hastalarda

(tetikleyen ilaçlar olabileceğinden) risk artmaktadır. Stres,

psoriasisi tetiklediği çok iyi bilinen bir faktör olup, stresli

bir olaydan 1-3 ay kadar sonra hastalığın ortaya çıktığı veya

şiddetlendiği gözlenmektedir.

Obezite hastalık riskini artıran bir diğer önemli faktördür.

Obez bireylerde kıvrım bölgeleri terleme ve sürtünme

nedeniyle travma alanlarıdır, ayrıca bu bölgelerde yerleşen

kandida türü mantarlar da tetikleyici rol oynayarak bu

alanlarda psoriasis gelişimine yol açar. Bunun dışında fazla

kilolu hastalarda kilo kontrolü ve düşük kalorili beslenme

hastalık seyrinin kontrol altına alınmasını kolaylaştırmakta,

iyilik dönemlerini uzatmaktadır.

Sigara ve alkol tüketimi de hastalığın seyrini olumsuz

etkilemektedir. Sigara sadece hastalığın başlamasında

değil şiddetlenmesinde de önemli rol oynamakta olup, bu

etki kadın hastalarda daha dikkat çekicidir. Alkol özellikle

erkek hastalarda daha dirençli seyre neden olmaktadır.

Böyle olunca da sigara ve alkol tüketiminin riski artırdığı

rahatça söylenebilir.”

Sedef Hastalığına Başka Hastalıklar Da Eşlik

Ediyor

Psoraisis Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nahide

Onarır Onsun, hastalığın vücutta sebep olduğu olumsuz

etkileri şöyle anlattı:

“Sedef hastalığı büyük oranda deride görülmesine

rağmen bazı dışarıdan görünmeyen hastalıklara da

yatkınlık oluşturur. Bazı sedef hastalarında eklem

tutulumu gözlenebilir ve psoriatik artrit oluşabilir. Bu

hastalığın sedef hastalarında gelişme oranı yüzde 20-30

civarındadır. Başlangıçta görülmese bile zaman içinde

Kasım 2019


36

The Rate Of Depression And Anxiety In Psoriasis

Patients Is Higher Than The General Population

Member of the Board of Psoraisis Association Prof. Dr.

Sibel Alper stated that the severity of the disease should

be evaluated separately for each patient according to

their emotional state and explained their psychological

reflections as follows:

“Psoriasis is a chronic disease that can have negative effects

in many areas, from social stigma to physical disability and

emotional disorders. Psoriasis because the skin symptoms

are visible and can last longer significantly affect the quality

of life of our patients. Serious studies have been carried out

to address this issue and it is emphasized that the impact on

quality of life must be taken into consideration in treatment

planning. Skin lesions on the hands may make it difficult to

work in some professions, to do sports and even to do daily

housework. Individuals suffering from the disease may feel

intrinsic about their appearance and may feel shy and lack

of self-confidence. People may experience psychological

distress as a result of the perception of stigmatization that

may lead to discrimination and social isolation in working

life. Psoriasis patients have problems in joining the society

effectively due to their exclusion in the family and society.

The rate of depression and anxiety was higher in our

patients than in the general population. While 25% of

patients had depression and anxiety, 10% wanted to die,

5.5% had suicidal ideation, social and sexual problems were

common.Today, when defining the severity of psoriasis,

scales evaluating the effect of the disease on the quality

of life are also included, among them, although the

differences between countries are ignored, Dermatology

Quality of Life Index (DYKI) is currently the most commonly

used and accepted. From the eyes of the patient, the

disease cannot be controlled or is considered severe

when it becomes unresponsive to treatments. However,

individual disease severity and treatment targets can

be determined through a comprehensive and detailed

assessment, not only by scales.”

The Treatment Of Psoriasis Should Be Planned

Differently For Each Patient, The Correct

Treatment Varies According To Each Patient

Prof. Dr. Emel Bülbül Başkan, Member of the Board

gelişebilen ve romatizmal hastalıklarla karıştırılabilen

psoriatik artrit hastalığına, zamanında tanı ve tedavi

yapılmazsa deformitelere ve iş görmezliğe yol açabilir.

Sedef hastalarında ayrıca Crohn hastalığı gibi bağırsak

hastalıkları, insülin direnci, diyabet, yüksek tansiyon,

obezite, kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları ve erken yaşta

miyokard infarktüsü daha sık görülür.

Hastalığa klinik muayene ile tanı koymak mümkündür.

Dermatoloji uzmanları hastalığı kolayca teşhis edebilir.

Başka deri hastalıklarına benzeyen durumlarda ise doğru

tanı için biyopsi yapılabilir. Sedef hastalarında insülin

direnci, geç yaşta başlayan diyabet, hipertansiyon, kalpdamar

hastalıkları, karaciğer yağlanması, gözde üveyit

gibi durumlar daha fazla görüldüğü için hastalardan çeşitli

tetkikler istenir. Hastadan istenecek tetkiklerle eşlik eden

hastalıklar ve riskler belirlenebilir ve ilgili uzmanlık dalının

görüşleri alınıp tedavi ona göre düzenlenir.”

Sedef Hastalarında Depresyon Ve Anksiyete Oranı Genel

Nüfusa Oranla Daha Yüksek

Psoraisis Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Sibel

Alper, hastalığın şiddetinin her hasta için duygu durumuna

göre ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirterek psikolojik

yansımalarını şöyle anlattı:

“Psoriasis sosyal damgalamadan fiziksel engelliliğe ve

duygusal bozukluklara kadar birçok alanda olumsuz

etkileri olabilen kronik bir hastalıktır. Sedef hastalığı

deri belirtileri görünür olduğu ve uzun sürebildiği için

hastalarımızın yaşam kalitesini önemli ölçüde etkiler. Bu

konuyu ortaya koyan ciddi çalışmalar yapılmış ve tedavi

planlamasında yaşam kalitesine etkinin mutlaka göz

önünde bulundurulması gerektiği vurgulanmıştır. Ellerde

bulunan deri lezyonları bazı mesleklerde çalışmayı, spor

yapmayı hatta günlük ev işlerini bile zor hale getirebilir.

Hastalığa yakalanmış bireyler, görünümleri hakkında

içekapanık hissedebilirler ve çekingenlik, özgüven eksikliği

yaşayabilirler. Kişiler, çalışma hayatında ayrımcılığa ve

sosyal izolasyona yol açabilen damgalanma algısı sonucu

olarak psikolojik sıkıntı çekebilirler. Sedef hastaları aile ve

toplum içinde yaşadıkları dışlanma nedeniyle etkin biçimde

topluma katılmada sorunlar yaşamaktadırlar.

Hastalarımızda depresyon ve anksiyete oranı genel nüfusa

oranla daha yüksektir. Hastaların %25’inde depresyon

ve anksiyete, %10’unda ölme isteği, %5,5’inde intihar

düşüncesi görülürken, soysal ve cinsel problemler de

yaygın olarak rastlanmaktadır.

Günümüzde psoriasis şiddeti tanımlanırken hastalığın

yaşam kalitesi üzerine etkisini hasta tarafından

değerlendiren ölçeklere de yer verilmektedir ki bunların

arasında, her ne kadar ülkelerarası farklılıklar göz ardı

edilse de, halihazırda en sık kullanılanı ve en çok kabul

göreni Dermatoloji Yaşam Kalite İndeksi’dir (DYKİ). Hasta

gözünden bakıldığında hastalık kontrol altında tutulamaz

veya tedavilere yanıtsız hale geldiğinde şiddetli olarak

kabul edilmektedir. Ancak salt ölçeklerle değil çok yönlü

ve ayrıntılı bir değerlendirme ile bireysel hastalık şiddeti ve

tedavi hedefleri belirlenebilir.”

Kasım 2019


37

of Psoriasis Association shared information about the

treatment process of psoriasis:

“The correct treatment for psoriasis varies according

to each patient. Treatment should be determined by

taking into consideration many factors including the

course and severity of the disease, the presence of other

concomitant diseases, and other special conditions such as

age, sex, pregnancy, breastfeeding, drug use, other than

expectation of treatment. In order for the treatment to

be applied successfully, it is necessary to devote sufficient

time to the patient, to analyze the risk factors well and

to provide the participation of the patient by providing

training on the treatment options. The treatment is

often long-lasting and should result in complete or

nearly complete removal of the rash. If treatment is

discontinued, psoriasis, like other chronic diseases, is at risk

of recurrence. If this process is not well managed, patients

may be the material and spiritual victims of pseudo-herbal

or alternative treatments that have not proven efficacy

and safety. Psoriasis is a chronic lifelong disease and, if left

untreated, a series of side diseases such as atherosclerosis,

cardiovascular diseases and liver steatosis and joint

involvement occur, especially in severe patients. The aim

of the treatment is to detect and eliminate the factors

that trigger and exacerbate the disease, and to revise the

course and course of treatment with events that occur in

life, such as birth and surgery.

Psoriasis is used in the treatment of proven effectiveness

and evidence-based treatment is available in almost all

of Turkey or countries fall into line with international

approvals for our use. It is a pleasing situation that these

treatments are covered by reimbursement in our country

based on certain criteria. However, we see that the majority

of patients who are prescribed these medications, which

can be prescribed in education, research and university

hospitals, do not have timely access to treatment. There

may be many factors, for example, in the eyes of the

patient and the physician that the disease is seen as a

condition that should be treated only with topical drugs,

that the patient is not directed to the correct treatment

by the physicians, that the media and the false information

about the disease and its treatment are open to abuse.”

Sedef Hastalığının Tedavisi Her Hasta İçin Farklı

Planlanmalı, Doğru Tedavi Her Hastaya Göre

Değişir

Psoriasis Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Emel

Bülbül Başkan, psoriasisin tedavi süreci ile ilgili bilgi verdi:

“Psoriasis tedavisinde doğru tedavi her hastaya göre

değişir. Tedavi hastalığın seyri ve şiddeti, eşlik eden

başka hastalıkların varlığı, tedavi beklentileri dışında yaş,

cinsiyet, gebelik, emzirme, ilaç kullanımı gibi özel durumlar

dahil birçok faktör göz önüne alınarak belirlenmelidir.

Tedavinin başarıyla uygulanabilmesi için hastaya yeterli

zaman ayırmak, risk faktörlerini iyi analiz etmek ve tedavi

seçenekleri hakkında eğitim vererek hastanın tedaviye

katılımını sağlamak gerekir. Tedavi çoğunlukla uzun

solukludur ve sonuçta döküntülerin tam veya tama yakın

oranda silinmesi sağlanmalıdır. Tedavi kesildiği takdirde

tıpkı diğer kronik hastalıklar gibi psoriasisin de nüksetme

riski vardır. Bu süreç iyi yönetilmezse hastalar etkinliği ve

güvenilirliği ispatlanmamış sözde bitkisel veya alternatif

tedavi kürlerinin maddi ve manevi mağduru olabilir.

Psoriasis kronik seyirli yaşam boyu devam edebilen bir

hastalıktır ve tedavi edilmediği takdirde özellikle şiddetli

seyreden hastalarda ateroskleroz, kalp damar hastalıkları

ve karaciğer yağlanması, eklem tutulumu gibi bir seri yan

hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Tedavinin bir hedefi de

hastalığı tetikleyen, şiddetlendiren faktörlerin tespiti ve

ortadan kaldırılması, doğum, ameliyat gibi yaşam içinde

gelişen olaylarla tedavinin seyrinin ve şeklinin revize

edilmesidir. Sedef hastalığının tedavisinde kullanılan

ve kanıta dayalı etkinliği ispatlanmış tedavilerin hemen

hemen hepsi Türkiye’de bulunmaktadır ya da uluslararası

onayları ile paralel ülkemizde kullanıma girmektedir.

Bu tedavilerin belli kriterlere dayanarak ülkemizde geri

ödeme kapsamında olması ayrı bir sevindirici durumdur.

Ancak eğitim araştırma ve üniversite hastanelerinde

reçete edilebilen bu ilaç tedavilerine aday hastaların

büyük çoğunluğunun tedaviye zamanında erişemediğini

görüyoruz. Bunun altında birçok faktör yer alabilir örneğin

hasta ve hekim gözünde hastalığın deriye sınırlı sadece

topikal ilaçlarla tedavi edilmesi gereken bir durum olarak

görülmesi, hastanın hekimler tarafından doğru tedaviye

yönlendirilmemesi, hastalık ve tedavisi ile ilgili medyada

yalan yanlış bilgilendirmeler ve suistimale açık bir konu

olması sayılabilir.”

Kasım 2019


38

With My Journey Project

Chronic Patients Are Not Alone Anymore

Benim Yolculuğum Projesiyle Kronik Hastalar Artık Yalnız Değil

•Novartis started the project of

my journey with motto of “You

are not alone in this way!” in

order to draw attention to the

psychological dimension caused

by chronic diseases on individuals

and to raise public awareness

•The project was created

for My Journey experience

processing area, to observe the

psychological world of patients

who struggle with chronic illness

and offers the chance to wish

everyone out on their journey.

The actor and presenter Ceyda

Düvenci and other participants

who supported the project also

experienced their own journeys

within the scope of the project.

•8 video shot during project My

Journey project how asthmatics,

COPD, psoriasis, heart failure,

multiple sclerosis (MS) and ankylosing spondylitis (AS) are

struggling with psychological disorders. With the project it

is aimed to provide support to patients experiencing similar

processes and their caregivers.

Novartis initiated the My Journey project to draw attention

to the psychological dimension caused by chronic diseases

on individuals and to raise awareness in society. Lung

Patient Solidarity Association, Ankylosing Spondylitis

Patients Association, Izmir Multiple Sclerosis Society, the

Association of COPD patients, psoriasis patients Solidarity

Association of Turkey and the Multiple Sclerosis Society

launched with the support of my journey I project the press

launch was held in Istanbul on November 6. Moderated by

actor and presenter Ceyda Düvenci, Nilüfer Gürpınar Güner,

Country Communications & Patient Relations Director at

Novartis Turkey, Clinical Psychologist Funda Kıvrıkoğlu

Yalçınkaya and Clinical Psychologist Nuray Sarp Kulkara

participated in the press launch, where the details of the

My Journey project were shared and the psychological

dimension caused by chronic diseases on patients and their

relatives was discussed.

You Are Not Alone In This Way!

Declaring that as Novartis, since 1957 they have been

working to discover new ways to improve people’s quality

of life and extend their lives, Nilüfer Gürpınar Güner,

•Kronik hastalıkların bireyler

üzerinde sebep olduğu psikolojik

boyuta dikkat çekmek ve

kamuoyunda farkındalık oluşturmak

için Novartis, “Bu yolda yalnız

değilsiniz!” mottosuyla Benim

Yolculuğum projesini başlattı.

•Proje için oluşturulan Benim

Yolculuğum deneyimleme alanı,

kronik hastalıklarla mücadele eden

hastaların psikolojik dünyasını

gözlemleme ve dileyen herkese

kendi yolculuklarına çıkma şansı

sunuyor. Projeye destek veren

oyuncu ve sunucu Ceyda Düvenci

ve diğer katılımcılar da proje

kapsamında kendi yolculuklarını

deneyimlediler.

•Benim Yolculuğum projesi

kapsamında çekilen 8 video astım,

KOAH, sedef, kalp yetersizliği,

multipl skleroz (MS) ve ankilozan

spondilit (AS) hastalıklarıyla mücadele eden hastaların

psikolojik olarak nasıl etkilendiklerini konu alıyor. Projeyle,

benzer süreçleri yaşayan hastalara ve hasta yakınlarına

destek sağlanması hedefleniyor.

Novartis, kronik hastalıkların bireyler üzerinde neden

olduğu psikolojik boyuta dikkat çekmek ve toplumda

farkındalık oluşturmak için Benim Yolculuğum projesini

başlattı. Akciğer Hastaları Dayanışma Derneği, Ankilozan

Spondilit Hasta Derneği, İzmir Multipl Skleroz Derneği,

KOAH Hastaları Derneği, Sedef Hastaları Dayanışma

Derneği ve Türkiye Multipl Skleroz Derneği’nin destekleriyle

başlatılan Benim Yolculuğum projesinin basın lansmanı 6

Kasım’da İstanbul’da gerçekleşti. Oyuncu ve sunucu Ceyda

Düvenci’nin moderatörlüğünde, Novartis İletişim ve Hasta

İlişkileri Direktörü Nilüfer Gürpınar Güner, Klinik Psikolog

Funda Kıvrıkoğlu Yalçınkaya ve Klinik Psikolog Nuray Sarp

Kulkara’nın katılımıyla düzenlenen basın lansmanında

Benim Yolculuğum projesinin detayları paylaşılarak kronik

hastalıkların hasta ve yakınları üzerinde sebep olduğu

psikolojik boyut tartışıldı.

Bu Yolda Yalnız Değilsiniz!

Novartis olarak 1957’den bu yana insanların yaşam

kalitesini artıracak ve ömürlerini uzatacak yeni yollar

keşfetmek hedefiyle çalıştıklarını belirten Novartis İletişim

ve Hasta İlişkileri Direktörü Nilüfer Gürpınar Güner, “Bizim

Kasım 2019


39

Country Communications & Patient Relations Director at

Novartis Turkey, said, “Our priority is always patients and

patient relatives. In order to provide better service to

them, we established the Patient Relations department

within our company. We also work in close contact with

other subordinate associations. At regular meetings, we

are looking for new ways to support the processes related

to patients and their relatives and support them in every

sense.”

Indicating that My Journey project occurred as a result of

this meeting, Güner said, “My Journey project to diagnose

the disease of individuals with chronic illnesses issue after

disease until the acceptance process faced difficulties

contains. Within the scope of the project, we conducted

interviews with patients guided by clinical psychologists

and guided by patient associations. We collected the

disease admission process in 8 videos. Each patient will

find a piece of himself in these videos. We believe that

these videos will inspire individuals with chronic illness. Our

patients are not alone in this journey.”

Recalling that enough awareness projects related to

psychological distress of chronic patients live in Turkey and

they embraced an orphaned area with My Journey project,

Güner said that

Turkey that patients with chronic done enough awareness

projects related to psychological distress experienced

by my journey and who expressed their ownership of

the project with an area of orphaned they are pioneers

in this area. Stating that they are planning to carry out

activities within the scope of the project next year, Güner

stressed that they will continue to listen to the patients

and be with them all the time with the patient associations

accompanied by clinical psychologists.

The Process Of Accepting Chronic Diseases Is

A Challenging Journey For Patients And Their

Relatives

Chronic diseases are diseases that occur anywhere

in the body, persist for a lifetime and require longterm

treatment, care, supervision, observation and

rehabilitation. Indicating that psoriasis, ankylosing

spondylitis (AS), COPD, heart failure, multiple sclerosis

(MS), disorders such as asthma worldwide and the most

common chronic diseases Turkey, Funda Kıvrıkoğlu

önceliğimiz her zaman hasta ve hasta yakınları. Onlara

daha iyi hizmet verebilmek için şirketimiz bünyesinde

Hasta İlişkileri departmanını kurduk. Hasta dernekleriyle

de yakın temas halinde çalışıyoruz. Düzenli aralıklarla

gerçekleştirdiğimiz toplantılarda hasta ve hasta yakınlarıyla

ilgili süreçleri masaya yatırıp her anlamda onlara destek

olmanın yeni yollarını arıyoruz” dedi.

Benim Yolculuğum projesinin bu toplantılar neticesinde

ortaya çıktığını belirten Güner, “Benim Yolculuğum projesi

kronik hastalığı olan bireylerin hastalığın teşhisi konduktan

hastalığı kabulleniş sürecine kadar karşılaştıkları zorlukları

içeriyor. Proje kapsamında, klinik psikologlar eşliğinde

hasta derneklerinin yönlendirdiği hastalarla görüşmeler

yaptık. Hastaların hastalığı kabulleniş süreçlerini 8 videoda

topladık. Her hasta bu videolarda kendinden bir parça

bulacak. Bu videoların kronik hastalığı olan bireylere ilham

vereceği inancındayız. Hastalarımız bu yolculukta yalnız

değiller” dedi.

Türkiye’de kronik hastaların yaşadıkları psikolojik

sıkıntılarla ilgili yeterince farkındalık projesi yapılmadığını

ve Benim Yolculuğum projesiyle yetim kalmış bir alanı

sahiplendiklerini ifade eden Güner, bu alanda öncü

olduklarını belirtti. Önümüzdeki yıl proje kapsamında

etkinlikler yapmayı planladıklarını belirten Güner, klinik

psikologlar eşliğinde hasta dernekleriyle birlikte hastaları

dinlemeye ve onların her zaman yanlarında olmaya devam

edecekleri vurguladı.

Kronik Hastalıkları Kabullenme Süreci Hastalar

Ve Hasta Yakınları İçin Zorlu Bir Yolculuk

Kronik hastalıklar, bedenin herhangi bir yerinde meydana

gelen, ömür boyu devam eden ve uzun süreli tedavi, bakım,

denetim, gözlem ve rehabilitasyon gerektiren hastalıklardır.

Sedef, ankilozan spondilit (AS), KOAH, kalp yetmezliği,

multipl skleroz (MS), astım gibi rahatsızlıkların dünya

ve Türkiye genelinde en çok görülen kronik hastalıklar

olduğunu belirten Klinik Psikolog Funda Kıvrıkoğlu

Yalçınkaya, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sadece Türkiye’de

1,5 milyon sedef, 350-400 bin AS, yaklaşık 400 bin MS, 3,5

milyon astım ve 2 milyonun üzerinde kalp yetmezliği hastası

var. Kronik hastalıklara bütüncül sağlık sistemleriyle

Kasım 2019


40

Yalçınkaya, Clinical Psychologist, said, “Only 1.5 million of

psoriasis in Turkey, 350-400 thousand AS patients, 400

thousand AD patients, there are 3.5 million heart failure

patients with asthma and over 2 million. Chronic diseases

need to be approached through holistic health systems.”

Yalçınkaya said, “The main source of some psychological

problems is chronic diseases. Living with these diseases for

a long time can be compelling for the person’s adaptation

to normal life. In addition to drug therapy, psychological

support is very important for these patients to improve

their quality of life, to adapt to treatment and even to

continue with positive outcomes.”

Emphasizing the importance of meeting the physical needs

of individuals with chronic disease, clinical psychologist

Nuray Sarp Kulkara, said, “Physical activity restricted

chronically ill, struggling to maintain their daily lives.

Therefore, feel excluded themselves in society. Depression

is one of the most common conditions in desperate chronic

patients. For this reason, an individual with chronic disease

needs to be supported, accepted and understood more

than a normal adult in order to rebalance his deteriorating

balance and solve his health problems.”

Ceyda Düvenci’s Journey

In the event which the actor and presenter Ceyda Düvenci,

who attracted attention with her studies in the field of

health, moderated, famous presenter told about her

own journey following, “As everyone knows, my daughter

Melisa is cerebral palsy. Due to brain deformation after

birth, she lost some of his abilities. She has to get lifelong

physiotherapy support in order to walk more accurately

and complete his body development correctly. This journey

is very difficult for Melisa. However, children with special

needs have an innate power, competence and three happy

children. What we would like to draw attention at this

point, the situation of families of children with special

needs. With special needs of children with parents, rightly

always throw themselves into the second plan and only

yaklaşılması gerekiyor.”

Yalçınkaya şöyle devam etti: “Bazı psikolojik sıkıntıların

ana kaynağı kronik hastalıklardır. Uzun süre bu

hastalıklarla yaşamak kişinin normal yaşama tekrar

adaptasyonu için zorlayıcı olabilir. İlaç tedavisinin yanı

sıra psikolojik destek bu hastaların yaşam kalitesini

arttırma, tedaviye uyum sağlama ve hatta tedavinin olumlu

sonuçlarla devam edebilmesi için çok önemli.” dedi.

Kronik hastalığı olan bireylerde fiziksel gereksinimlerin

karşılanmasının son derece önemli olduğunu vurgulayan

Klinik Psikolog Nuray Sarp Kulkara, “Fiziksel aktiviteleri

sınırlanan kronik hastalar, günlük yaşamlarını sürdürmekte

zorlanıyor. Bu nedenle kendilerini toplumdan dışlanmış

hissediyorlar. Umutsuzluğa kapılan kronik hastalarda

depresyon en çok karşılaşılan durumlardan biri. Bu nedenle

kronik hastalığı olan bireyin bozulan dengesini yeniden

kurabilmesi, sağlığıyla ilgili sorunlarını çözümleyebilmesi

için normal bir yetişkinden çok daha fazla desteklenmeye,

kabullenilmeye ve anlaşılmaya gereksinimi vardır” dedi.

Ceyda Düvenci’nin Yolculuğu

Sağlık alanında yaptığı çalışmalarla dikkat çeken oyuncu ve

sunucu Ceyda Düvenci’nin moderatörlüğünde düzenlenen

etkinlikte ünlü sunucu kendi yolculuğuyla ilgili şunları

söyledi: “Herkesin bildiği gibi, kızım Melisa serebral palsi.

Doğumdan sonra yaşadığı beyin deformasyonu sebebiyle,

vücudundaki bazı yeteneklerini kaybetti. Daha doğru

yürüyebilmesi ve vücut gelişimini doğru tamamlayabilmesi

için ömür boyu fizyoterapi desteği almak zorunda. Melisa

adına bu yolculuk çok zor. Ancak özel ihtiyaç sahibi

çocukların doğuştan gelen bir güçleri, dirayetleri var ve

çoğunlukla çok mutlu çocuklar. Bu noktada dikkatleri

çekmek istediğimiz şey, özel ihtiyaç sahibi çocukların

ailelerinin durumu. Özel ihtiyaç sahibi çocuğu olan

ebeveynler, haklı olarak kendilerini her zaman ikinci plana

atarlar ve sadece çocukları için yaşarlar. Tabii ki bütün

anne babalar, çocukları için yaşar ama özel ihtiyaç sahibi

Kasım 2019


41

live for their children. Of course, all parents, live for their

children, but if you have a child with special needs at least

until they are important as parents. It is very important

that you receive psychological support in this challenging

process. Because you can feel insufficient in many areas,

you can be tired, moments when you feel your power is

exhausted. Or the future, ‘ What happens to my child when

I’m not? ‘ can be a feeling you experience more than other

parents. All of these are very human emotions that are

felt by parents with special needs children. Psychological

support is very important in this journey. Get psychological

support as individuals in the face of life’s challenges, it

helps many difficulties regarding your journey. Business

ta precisely the awareness of this h for other parents

both suck myself am here and my journey to my projects I

support until the end.”

Participants Embarked On Their Journey In The

Field Of My Journey Experience

The aim of My Journey project is to help people living

with chronic diseases to accept and manage their illness

with online psychological support videos. 8 video shot

during project My Journey project how asthmatics,

COPD, psoriasis, heart failure, multiple sclerosis (MS)

and ankylosing spondylitis (AS) are struggling with

psychological disorders. With the project it is aimed to

provide support to patients experiencing similar processes

and their caregivers. Each video contains one of the stages

of chronic disease acceptance. These phases; ordinary

world, call to adventure, meeting with mentor, crossing

the threshold, quizzes-friends-enemies, descent-fire shirt,

cave-potion and resurrection-potion return. K all struggling

with the disease of chronic go through this phase. B as the

venue of the meeting established the experience lame in

the participants also pass through this process, they have

the chance to go on their own journey. Participants also

supported the project by sharing their own journeys from

their social media accounts with the #benimyolculugum

and #buyoldayalnizdegilsiniz tags.

bir çocuğa sahipseniz anne baba olarak en az onlar kadar

önemlisiniz. Bu zorlu süreçte psikolojik destek almanız

çok önemli. Çünkü birçok alanda kendinizi yetersiz

hissedebiliyor, yorulduğunuz, gücünüzün tükendiğini

hissettiğiniz anlar olabiliyor. Ya da geleceğe dönük, ‘ben

olmadığım zaman çocuğuma ne olacak?’ korkusu, diğer

ebeveynlere göre daha fazla yaşadığınız bir duygu olabiliyor.

Bunların hepsi özel ihtiyaç sahibi çocuğu olan ebeveynlerin

hissettiği ve çok insani duygular. Bu yolculukta psikolojik

destek almak çok önemli. Hayatın zorlukları karşısında

birey olarak psikolojik destek almak, o zorlukla ilgili

yolculuğunuzda çok yardımcı oluyor. İşte tam da bunun

farkındalığı için hem kendim hem de diğer anne babalar için

buradayım ve Benim Yolculuğum projesine sonuna kadar

destek veriyorum.”

Benim Yolculuğum Deneyimleme Alanında

Katılımcılar Kendi Yolculuklarına Çıktılar

Benim Yolculuğum projesinin amacı; kronik hastalıklarla

yaşayan insanlara online psikolojik destek videoları ile

hastalıklarını kabul etmeleri ve yönetmeleri konusunda

katkı sağlamak. Proje kapsamında çekilen 8 video astım,

KOAH, sedef, kalp yetersizliği, multipl skleroz (MS) ve

ankilozan spondilit (AS) ile ilgili örnekleri içeriyor. Projeyle,

benzer süreçleri yaşayan hastalara destek sağlanması

hedefleniyor. Her bir video kronik hastalığın kabulleniş

evrelerinden birini içeriyor. Bu evreler; sıradan dünya,

maceraya çağrı, akıl hocasıyla buluşma, eşiğin geçilmesi,

sınavlar-dostlar-düşmanlar, mağaraya iniş-ateşten gömlek,

ödül-iksir ve yeniden diriliş-iksirle dönüş yolu. Kronik

hastalıklarla mücadele eden herkes bu evrelerden geçiyor.

Basın toplantısı mekânına kurulan deneyimleme alanında

katılımcılar da bu süreçlerden geçerek kendi yolculuklarına

çıkma şansı yakaladılar. Katılımcılar aynı zamanda,

#benimyolculugum ve #buyoldayalnizdegilsiniz etiketleriyle

kendi yolculuklarını sosyal medya hesaplarından paylaşarak

projeye destek oldular.

Kasım 2019


42

Good News for Patients with Parkinson, Dystonia and Spasm!

Parkinson, Distoni, Titreme ve Kasılma Hastalarına Müjde!

Offering an option of efficient treatment for

patients with Parkinson’s disease, dystonia,

tremor, involuntary movement, spasm and pain,

neuromodulation also shows promise for patients

in the field of Neurosurgery!

“Neuromodulation techniques are used to correct any

fault in the nervous system of any body part and it offers

a solution for patients and eliminates many complaints

in various nervous system disorders, such as Parkinson’s

disease, dystonia, tremor, epilepsy, severe pain, involuntary

movement and spasm” says Associate Professor of

Neurosurgery Atilla Yılmaz, M.D., from Okan University

Hospital in Istanbul.

What is neuromodulation?

“Neuromodulation” can be defined as “a means of

modulation for the nervous system”. The aim is to

modulate or correct the faults of the nervous system at

any part of the body. These fault may being in the brain

or any other part of the body. The faults in brain may lead

Parkinson, distoni, titreme, istemsiz hareket,

kasılma ve ağrı hastalarına etkili bir tedavi imkanı

sunan nöromodülasyon uygulamaları, Beyin

ve Sinir Cerrahisi alanında hastaların yüzlerini

güldürüyor!

“Vücudun herhangi bir bölgesindeki sinir sisteminde

oluşan aksaklıklarının, düzenlenmesini sağlamak için

kullanılan yöntemlerden olan nöromodülasyon yöntemleri

ile; parkinson, distoni, tremor yani titreme, sara, şiddetli

ağrı, istemsiz hareket ve kasılma gibi birçok sinir sistemi

rahatsızlığında, hastaların çözümsüz olarak bilinen

birçok şikayeti sonlandırılmaktadır” diyen İstanbul Okan

Üniversitesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç.

Dr. Atilla Yılmaz, açıkladı.

Nöromodülasyon nedir?

“Nöromodülasyon” kelimesini “sinir sisteminin

düzenleyicisi” olarak tanımlayabiliriz. Amaç; vücudumuzun

herhangi bir bölgesindeki sinir sisteminde oluşan

aksaklıklarının, düzenlenmesini sağlamaktır. Bu aksaklıklar

beyinde olabileceği gibi vücudun herhangi bir yerinde de

Kasım 2019


43

to Parkinson’s disease, colloquially called paralysis with

abnormal shaking, and dystonia that is manifested by

severe spasm and involuntary movements as well as tremor

that is associated with shaking movements in trunk, head

and hands and finally, epilepsy. Trunkal malfunctions may

lead to refractory pain, urinary and/or fecal incontinence

and involuntary contractions of muscles in limbs. The

neurostimulation devices specific for brain, spinal cord,

urinary bladder and vagal nerve as well as the baclofen

pump are all covered under the neuromodulation surgeries

and they cure all the above mentioned disorders. These

high-tech surgeries are well open to advancements of the

future, but they can, unfortunately, be performed in a very

limited centers in our country and even neurosurgeons

from many other countries visit our center for education.

What are neuromodulation procedures and what

are their indications?

Neuromodulation surgeries are considered under two

groups; deep brain stimulation, colloquially called brain

battery, is used to correct the malfunctions in the brain.

Deep brain stimulation is successfully used in our country

for the treatment of Parkinson’s disease, colloquially

called paralysis with shaking movements, and Dystonia

that is manifested by involuntary movements and spasms

as well as tremor that is characterized by involuntary

shaking movements in head or hands. Ability to perform

such high-tech surgeries in our country is a great chance

for our patients. Stimulators used for disorders of the

spinal cord, urinary bladder and vagal nerve as well as

baclofec pump fall into the second group. This group of

surgeries is successfully carried out neuropathic pain that

is a refractory severe pain, which occurs in many chronic

diseases, but especially the diabetes mellitus, and urinary

or fecal incontinence or urge as well as epilepsy and

spasticity that is associated with involuntary contractions.

They can be tried before the surgery!

All these procedures are very advantageous in terms of

preoperative trial option, ability to set the electric current

and absence of an irreversible damage. Most of these

surgeries can be carried out under local anesthesia without

any need to general anesthesia and the preoperative

trial option increases the success rate of operations

substantially.

gelişebilmektedir. Beyindeki aksaklıklar sonucunda; halk

arasında titremeli felç olarak bilinen Parkinson Hastalığı,

şiddetli kasılma ve istemsiz hareketlerle seyreden Distoni

Hastalığı ve vücutta, kafada, elde titremelerle seyreden

Tremor Hastalığı, son olarak da sara hastalığı olarak bilinen

Epilepsi Hastalığı oluşabilmektedir. Vücuttaki aksaklıklar

sonucunda ise tedavisi olmayan ağrılar, idrar ve büyük

abdest kaçırma veya yetiştirememe gibi rahatsızlıklar

ve bazı uzuvlarda kasılmalar gelişebilmektedir. İşte

nöromodülasyon ameliyatları bünyesinde topladığımız

beyin pili, omurilik pili, mesane pili, vagus pili ve

baklofen pompası gibi girişimler tüm bu aksaklıkların

düzenlenmesini sağlamaktadır. Günümüzün en teknolojik

ve geleceğin en gelişime açık bu ameliyatları, ülkemizde

çok fazla yerde yapılamamakta hatta dünyanın bir çok

ülkesinden beyin ve sinir cerrahisi uzmanları merkezimize

gelerek tarafımızdan eğitim almaktadırlar.

Nöromodülasyon girişimleri nelerdir ve hangi

hastalıklarda kullanılır?

Nöromodülasyon ameliyatlarını iki grupta inceleyebiliriz;

ilk grupta beyinde oluşan aksaklıklar için kullanılan ve

halk arasında beyin pili olarak adlandırılan derin beyin

stimülasyonundan bahsedebiliriz. Beyin pili ameliyatı

ülkemizde; halk arasında titremeli felç olarak bilinen

Pakinson hastalığının, istemsiz hareket ve kasılmalarla

seyreden Distoni hastalığının, başta veya ellerde Titreme

ile görülen Tremor hastalığının tedavisinde başarıyla

uygulanmaktadır. Ülkemizde bu teknolojik ameliyatların

yapılabilmesi, hastalarımız için büyük şanstır. İkinci grup

ameliyatlar olarak ta vücutta oluşan aksaklıklar için

kullanılan omurilik pili, mesane pili, vagus pili ve baklofen

pompasını sayabiliriz. Bu grup amelyatlar ise nöropatik ağrı

olarak bilinen ve şeker hastalığı başta olmak üzere bir çok

kronik hastalıkta görülebilen tedavisi zor şiddetli ağrıların,

idrar veya büyük abdest kaçırma veya yetiştirememenin,

sara hastalığının ve istemsiz kasılmalarla seyreden

spastisitenin tedavisinde başarıyla uygulanmaktadır.

Ameliyattan önce denenebiliyor!

Tüm bu girişimlerin en önemli avantajları arasında önceden

test uygulaması fırsatının olmasını, uygulanacak elektrik

akımlarının ayarlanabilir olmasını ve girişimlerin kalıcı

hasar bırakmamasını sayabiliriz. Bu ameliyatların birçoğu

hastayı uyutmadan lokal anestezi altında yapılmakta olup

öncesinde test girişimlerinin yapılabilmesi ameliyatların

başarı şansını oldukça yükseltmektedir.

Kasım 2019


44

177 Hospitals Leave Europe Behind with Digitalization Success

177 Hastane Dijitalleşme Başarısı İle Avrupa’yı Hayli Geride Bıraktı

HIMSS’19 Eurasia - Health Informatics and Technologies

Conference and Fair, which was opened with the

participation of Dr. Fahrettin Koca, Minister of Health and

the guest country Ministers of Health, continues to keep

the pulse of health informatics.

Continuing with the success of the European leadership in

health informatics and technology Turkey, it announced the

success of Eurasia HIMSS’19 once again to the world. 167

hospitals receiving Level 6 validation according to HIMSS

EMRAM criteria, 7 hospitals receiving Level 6 validation

and 7 Oral and Dental Health Hospitals receiving Level 6

Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca ve konuk ülke Sağlık

Bakanlarının katılımı ile açılan HIMSS’19 Eurasia – Sağlık

Bilişimi ve Teknolojileri Konferansı ve Fuarı, sağlık

bilişiminin nabzını tutmaya devam ediyor.

Sağlık bilişimi ve teknolojilerindeki başarısı ile Avrupa

liderliğini sürdüren Türkiye, HIMSS’19 Eurasia’da başarısını

bir kez daha dünyaya duyurdu. HIMSS EMRAM kriterlerine

göre Seviye 6 validasyonu alan 167 hastane, Seviye 7

validasyonu alan 3 hastane ile ilk defa bu yıl uygulamaya

başlayan bir uygulama ile Seviye 6 validasyonu alan 7 Ağız

ve Diş Sağlığı Hastanesi ödül aldı. Hastane yöneticilerine

ödülleri T.C. Sağlık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip

Birinci, HIMSS Başkan ve CEO’su Harold F. Wolf III

tarafından verildi.

Kasım 2019


45

validation were awarded with an application started for

the first time this year. The awards were given to hospital

managers by T.C. Deputy Minister of the Ministry of Health

Şuayip Birinci, Harold F. Wolf III, President and CEO of

HIMSS. Speaking at the award ceremony and expressed his

happiness to see that the hospital work starting in 2013

came to this point, Deputy Minister Şuayip Birinci said, “We

have tried to do whatever is necessary for our Ministry to

provide world-class service. We were not tired, we did not

avoid producing more. Now, if we can talk about increasing

the number of our level 7 hospitals and getting praise

from all over the world, the valuable components of this

powerful system, which is successfully established, should

remember our healthcare workers and thank the strong

political support. Today you will not only see the digital

hospital work here at the meeting point of the world. You

will witness success stories with all sector representatives,

public and private service providers.”

Declaring that HIMSS EMRAAN level in Turkey, 6 and 7 field

hospital has launched an elusive success in Europe with

these achievements, Harold F. Wolf III said that, they see

incredible growth and development in the digitalization of

health through policies in this area in Turkey.

For the event schedule: https://himsseurasia.com/program/

Ödül töreninde konuşan ve 2013 yılında başlayan

hastanecilik çalışmalarının bu noktaya geldiğini görmekten

duyduğu mutluluğu dile getiren Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip

Birinci, “Bakanlığımızın dünya standartlarında hizmet

sağlayabilmesi için üzerimize düşen ne varsa yapmaya

çalıştık. Yorulmadık, daha fazla üretmekten kaçınmadık.

Şimdi seviye 7 hastanelerimizin sayısını artırmaktan

bahsedebiliyor ve dünyanın dört bir yanından övgü

alabiliyorsak başarı ile kurulan bu güçlü sistemin değerli

bileşenleri, sağlık çalışanlarımızı hatırlamak ve güçlü

siyasal desteği şükranla anmak gerekir. Bugün burada

dünyanın buluşma noktasında sadece dijital hastanecilik

çalışmalarını görmeyeceksiniz. Sektör temsilcileri, kamu ve

özel tüm hizmet sunucularıyla oluşmuş başarı hikayelerine

tanık olacaksınız” diye konuştu.

Türkiye’deki HIMSS EMRAM seviye 6 ve 7 alan hastanelerin

bu başarıları ile Avrupa’da yakalanması güç bir başarıya

imza attığının söyleyen HIMSS Başkan ve CEO’su Harold

F. Wolf III, ise Türkiye’de bu alandaki politikalar sayesinde

sağlıkta dijitalleşme konusunda inanılmaz bir büyüme ve

gelişme gördüklerini dile getirdi.

Etkinlik programına ulaşmak için:

https://himsseurasia.com/program/

Kasım 2019


46

Incontinence Patients Wait 3 Years To Visit A Doctor

İdrar Kaçıranlar Doktora Gitmeyi 3 Yıl Bekliyor

One of the biggest problem of women in Turkey is

incontinence. Do Not Miss Life Club, visiting every

city about this issue and holding its first meeting in

Istanbul, was met with great interest in Ankara. With

Canped’s main sponsorship and the scientific leadership

of Continence Association, the conference was hosted

by the Municipality of Keçiören and presented by

Nergis Kumbasar. Prof. Tufan Tarcan emphasized that

patients with urinary incontinence wait 3 years after the

complaints begin to visit a doctor.

Urinary incontinence is among the worst nightmares of

women in our country. Meeting the first time in Istanbul to

talk about this problem, the Do Not Miss Life Club was met

with great interest in Ankara. Presented by Nergis Kumbasar

and hosted by the Municipality of Keçiören under the main

sponsorship of Canped, the conference was held at Necip

Fazıl Kısakürek Theater Hall under the scientific leadership

of Continence Association. Continence Association Chairman

Prof. Tufan Tarcan and Continent Association Society Public

Information Working Group Chairman Prof. Bedreddin Seçkin

spoke in the conference. Tarcan remarked that urinary

incontinence is a topic that patients do not like to talk much,

while Seçkin said continence should not be expressed as a

disease.

Türkiye’de kadınların en büyük problemlerinden

bir tanesi idrar kaçırma. Bu konuda şehir şehir

gezen ve ilk olarak İstanbul’da buluşan Hayatı

Kaçırmayanlar Kulübü Ankara’da da büyük bir

ilgiyle karşılandı. Canped’in ana sponsorluğunda

Keçiören Belediyesi’nin ev sahipliğinde Nergis

Kumbasar’ın sunumu ve Kontinans Derneği’nin

bilimsel öncülüğünde düzenlenen seminerde

Prof. Dr. Tufan Tarcan, idrar kaçırma sorunu

yaşayanların şikayetlerinin başlamasıyla doktora

gitmesi arasında 3 yıl geçtiğine vurgu yaptı.

İdrar kaçırma ülkemizde kadınların en büyük kabusları

arasında yer alıyor. Yaşanan bu sıkıntıyı konuşmak üzere ilk

olarak İstanbul’da buluşan Hayatı Kaçırmayanlar Kulübü

Ankara’da da büyük bir ilgiyle karşılandı. Canped’in ana

sponsorluğunda Keçiören Belediyesi’nin ev sahipliğinde

Nergis Kumbasar’ın sunumu ve Kontinans Derneği’nin

bilimsel öncülüğünde Necip Fazıl Kısakürek Tiyatro

Salonu’nda gerçekleşen seminerde Kontinans Derneği

Başkanı Prof. Dr. Tufan Tarcan ile Kontinans Derneği

Halkı ve Kamuoyunu Bilgilendirme Çalışma Grubu Başkanı

Prof. Dr. Bedreddin Seçkin konuşmacı olarak yer aldı.

Tarcan, idrar kaçırmanın hastalar tarafından üzerinde çok

konuşmayı sevmedikleri bir konu olduğunu belirtirken,

Kasım 2019


47

Stressing that it would be a bit unfair for a person to say, ‘I

have urinary incontinence disease’, Seçkin said, “Since there

is no single type of urinary incontinence, the underlying

causes may be different. Urinary incontinence that occurs

when you lift something and urge incontinence that

occur with a sudden need to urinate are two different

entities. Urinary incontinence that occurs after a number

of surgical procedures is different as well. Once we make

the preliminary distinction of all of these, and determine

the underlying causes, we mostly solve the issue and cover

ground in determining the treatments. As I said in the

beginning, it would be wrong to identify continence as a

disease.”

Diabetes appears first with incontinence

Stressing that urinary incontinence is a symptom, Tarcan

continued: “There are many different diseases underlying

this symptom. For example, the first 15 percent of MS

disease appears with urinary incontinence. The initial

diagnosis is made by urologists. Diabetes may also present

initially with the problem of incontinence. It is very important

to find out the types of urinary incontinence and what the

underlying mechanism is. There is a general belief that ‘When

urinary incontinence is mild, the treatment is usually muscle

exercise, then it’s medication when it’s a little stronger, and

it always requires surgery if incontinence is severe’. That’s

not always the case. Treatments may also vary depending

on the type of incontinence. There may be a very important

underlying neurological disease. The most important thing

to do here is to apply to the doctors who specialize in

incontinence; urology specialists.

Seçkin ise bunun bir hastalık olarak ifade edilmemesi

gerektiğini söyledi.

‘İdrar kaçırma hastalığına sahibim’ demenin insanın

kendisine biraz haksızlık etmesi olacağına vurgu yapan

Seçkin, “İdrar kaçırmanın tek bir tipi olmadığı için altta

yatan sebepleri de farklı olabiliyor. Bir şey kaldırırken

yaşanan idrar kaçırmayla, aniden sıkışarak oluşan idrar

kaçırma başka bir şekilde adlandırılıyor. Bir takım cerrahi

işlemlerden sonra yaşanan idrar kaçırma ise daha farklı.

Bunların hepsinin ön ayrımını yaptıktan sonra altta yatan

sebeplerini ortaya koyduğumuzda olayı önemli şekilde

çözmüş ve tedavilerin belirlenmesinde de yol almış

oluyoruz. Baştan da söylediğim gibi bunu bir hastalık olarak

belirlemek yanlış olur.” diye konuştu.

Şeker hastalığı ilk olarak idrar kaçırmayla

karşımıza çıkıyor

İdrar kaçırmanın bir semptom yani bir belirti olduğunun

üzerinde duran Tarcan şöyle devam etti: “Bunun altında

çok farklı hastalıklar yatabiliyor. Örneğin MS hastalığının

ilk yüzde 15’lik kısmı idrar kaçırmayla ortaya çıkıyor. Bunun

tanısını ilk olarak ürologlar koyuyor. Şeker hastalığı da

ilk idrar kaçırma problemiyle karşınıza gelebiliyor. İdrar

kaçırmanın çeşitleri ve altındaki mekanizma nedir sorusuna

yanıt bulmak çok önemli. ‘İdrar kaçırmanın hafif olduğu

zaman tedavisi genelde kas egzersizi, biraz daha kuvvetli

olduğu zaman ilaçla, ama daha şiddetli olduğu zamanda

mutlaka ameliyatla oluyor’ diye bir önyargı var. Bu her

zaman doğru değil. Tedaviler de idrar kaçırmanın tipine

göre değişebiliyor. Altta yatan çok önemli nörolojik bir

hastalık olabilir. Burada yapılması gereken en önemli şey;

bu işin uzmanı yani üroloji uzmanına başvurmaktır.”

İdrar kaçırmayı hiçbir yaşta kabul etmiyoruz

“Hem kadınlarda hem de erkeklerde idrar kaçırmanın

görüldüğünü biliyoruz ama kadınlarda daha çok yaşanıyor.”

açıklamasında bulunan Bedrettin Seçkin, “Kadınlar doğum

sürecinde özellikle pelvik tabanının da bozulmasıyla bu

sorunu daha çok yaşayabiliyor. Sıkışma tipi idrar kaçırmayı

daha çok ileri yaşlarda görüyoruz. Bazı idrar kaçırmalar ise

her yaşta görülebiliyor. Yaş ilerledikçe idrar kaçırmayı daha

çok görmeye başlıyoruz. Ancak bizim bir mottomuz var;

idrar kaçırmayı hiçbir yaşta kabul etmiyoruz.” diye konuştu.

“Şikayetin başlamasıyla doktora başvurma arasında geçen

süre ortalama 3 yıl. O da doktora başvuranlar için geçerli.“

We do not accept incontinence at any age

Bedrettin Seçkin stated that; “We know that both men and

women have urinary incontinence, but it is more prevalent

in women” and continued, “Women can experience this

problem more frequently during pregnancy, especially

with the deterioration of their pelvic floor. We see urge

incontinence with sudden need to urinate more frequently

in older ages. Some types of incontinence can be seen at

any age. As we get older, we start seeing incontinence more

frequently. However, we have a motto, we do not accept

urinary incontinence at any age.”

Tufan Tarcan emphasized the statement that “The average

period between the onset of the complaint and referral to

Kasım 2019


48

a doctor is 3 years. And this is true only for people who visit

a doctor.” and continued; “Women tend to hide this disease

more. Only 12 percent of patients who have incontinence

problems tell these issues to their doctor. They refer to

urologists and obstetricians, but still hide it. They often feel

the need to hide it for cultural reasons and shame. Most

of them see it as a natural outcome of aging and have the

perception that it will happen to everyone. However, there

are now urine collecting pads, which were not available

before and now are life savers for women. We recommend

these to some of our patients. Urine collecting pads are lifesaving

in bedbound patients. If appropriate materials are not

used, serious skin infections may occur. However, the patient

group that we cannot treat is very low.”

Bedrettin Seçkin said that people with urinary incontinence

create a reflex and limit their fluid intake even if they are

açıklamasına özellikle dikkat çeken Tufan Tarcan şöyle

devam etti: “Kadınlar bu hastalığını daha çok saklıyor. İdrar

kaçıran hastaların sadece yüzde 12’si hekime söyleyebiliyor.

Ürolog ve kadın doğum uzmanına da gidiyor ama bunu

saklıyor. Genelde kültürel nedenler ve utanmadan dolayı

saklama ihtiyacı duyuyorlar. En çok ise yaşlanmanın doğal

bir sonucu olarak görüyor ve herkeste bunun yaşanacağı

algısına sahipler. Ancak eskiden olmayan şimdi ise

kadınların büyük kurtarıcısı olan idrar toplayıcı pedler var.

Biz de bazı hastalarımıza bunları öneriyoruz. Yatağa bağımlı

hastalarda idrar toplayıcı alt bezleri hayat kurtarıcı oluyor.

Uygun materyallerin kullanılmadığı durumlarda ise ciddi

cilt enfeksiyonları ortaya çıkabiliyor. Ancak bizim tedavi

edemediğimiz hasta grubu çok düşük.”

İdrar kaçıran insanların farkında olmasalar bile bir

refleksleri oluştuğunu ve sıvı alımını kısıtladıklarını söyleyen

not aware of it, and continued “People who have urinary

incontinence problems, especially when they go out, do not

drink water not to go to the toilet. In fact, another reason

more important than this is a habit passed down from our

elders, picking toilets and delaying urination.”

Do not pick toilets, protect your health

Stating that people of all ages came to them with the problem

of urinary incontinence, Seçkin completed his speech as

follows: “The biggest cause for incontinence is a full bladder.

The bladder can become uncontractable in later periods in

people who refuse to go to the toilet outside when they need

to urinate. Do not pick toilets. I haven’t seen anyone who

have caught germs from the toilet. Germs are already inside

us. If you need to urinate but delay it, you basically prepare

a favorable environment for these germs to proliferate.

Drinking 1 glass of water per hour and going to the toilet

every 3.5 hours, even if we don’t have the urge to urinate,

means that we use our urinary system in a healthy manner.

You say, ‘I drink 2 liters of water a day’, but the water you are

not drinking at work does not count. You need to spread your

water intake throughout the day. It may then be possible to

overcome urinary incontinence with minor measures.”

Bedrettin Seçkin, “Sıkışma tipi idrar kaçırma problemi

yaşayanlar; dışarı çıktıklarında özellikle su içmiyorlar

tuvalete gitmemek için. Aslında bundan çok daha önemli bir

başka sebebi ise büyüklerimizden geçen bir alışkanlık olan

tuvalet seçme ve idrar geciktirme.” dedi.

Tuvalet seçmeyin, sağlığınızı koruyun

Her yaştan insanın kendilerine idrar kaçırma problemiyle

kendilerine geldiklerini belirten Seçkin sözlerini şöyle

tamamladı: “İdrar kaçırmanın en büyük sebebi idrar

torbasının dolu olmasıdır. İdrar geldiğinde dışarıda

tuvalete gitmeyi reddeden insanlarda ileriye yönelik idrar

kesesi kasılmaz hale gelebiliyor. Tuvalet seçmeyin. Hiç

kimsenin bugüne kadar tuvaletten mikrop kaptığına

rastlamadım. Mikrop zaten bizim içimizde olan bir şey.

Siz ne kadar idrar gelip onu boşaltmazsanız üremesine

de zemin hazırlamış olursunuz. Saat başı 1 bardak su

içerek, sıkışmasak bile 3,5 saatte bir tuvalete gitmek

idrar sistemimizi sağlıklı kullandığımız anlamına gelir.

‘Günde 2 litre su içiyorum’ diyorsunuz ama mesaide

içmediğiniz su sayılmaz ki. İçtiğiniz suyu güne yaymanız

gerekiyor. İdrar kaçırmaları küçük önlemlerle atlatmak

belki de böylece mümkün olacak.”

Kasım 2019


50

We Are The First In Living-Donor Liver

Transplant In The World

Canlı Karaciğer Naklinde Dünyada İlk Sıradayız

When liver function is lost, there is only one treatment

option; it’s organ transplant! Without transplantation in

a short time many patients die in a short time. However,

in patients waiting for kidney donation, there is a method

called “bridge therapy” such as dialysis that prolongs the

waiting period. Therefore, while the waiting list for kidney

transplantation continues, the number of liver patients

remains the same. The statistics also show the ratio

between these two groups strikingly; Turkey cadaveric

organ donation waiting list written in the kidney 23

thousand, 2 thousand 200 have liver disease. In short; liver

patients compete over time. Because there is not enough

donations in this race, patients live on the thin line between

life and death. However, only one of the bodies of 4 people

per year around 1200. When determining brain death in

Turkey are forgiven. However, if the organs of all people

with brain death are donated, people will not lose their

lives on the waiting list and there will be no need for a live

donor for the kidney or liver.

Karaciğer fonksiyonunu yitirince tek bir tedavi seçeneği

kalıyor; o da organ nakli! Kısa sürede nakil olmazsa birçok

hasta kısa sürede hayatını kaybediyor. Oysa böbrek bağışı

bekleyen hastalarda, diyaliz gibi “köprü tedavi” denilen ve

bekleme süresini uzatan bir yöntem var. Bu nedenle böbrek

nakli bekleme listesi uzayıp giderken, karaciğer hastalarının

sayısı hep aynı kalıyor. İstatistikler de bu iki grup arasındaki

oranı çarpıcı şekilde gösteriyor; Türkiye’de kadavra organ

bağışı listesine yazılıp bekleyen 23 bin böbrek, 2 bin

200 karaciğer hastası var. Kısacası; karaciğer hastaları

zamanla yarışıyor. Bu yarışta yeterli bağış yapılmadığı için

hastalar yaşamla ölüm arasındaki ince çizgide yaşıyor. Oysa

Türkiye’de yılda 1200 civarında beyin ölümü tespit edilirken

sadece 4 kişiden birinin organları bağışlanıyor. Oysa

beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerin tamamının organları

bağışlansa, insanlar hem bekleme listesinde hayatını

kaybetmeyecek hem de ne böbrek ne de karaciğer için canlı

vericiye ihtiyaç olacak.

Hal böyle olunca bilim insanları da kadavradan bağışın

Kasım 2019


51

As such, scientists often hold meetings to increase

cadaveric donation, to reach more patients and to share

their experience in liver transplantation and to convey new

research results. Recently, the leading experts of the world

came together at the Acıbadem Organ Transplantation

Symposium and discussed the issue of “living-donor liver

transplant” in every aspect. In the symposium held at

Acıbadem University Kerem Aydınlar Campus, experts

made important statements about organ donation and

liver transplantation.

artması, dolayısıyla daha fazla hastaya ulaşılması ve

karaciğer naklinde deneyimlerini paylaşmak, yeni araştırma

sonuçlarını aktarmak için sıkça toplantılar düzenliyor.

Geçtiğimiz günlerde dünyanın önde gelen uzmanları bu kez

“Acıbadem Organ Nakli Sempozyumu”nda bir araya gelerek

“karaciğer nakli” konusunu her yönüyle masaya yatırdı.

Acıbadem Üniversitesi Kerem Aydınlar Kampüsü’nde

gerçekleştirilen sempozyumda uzmanlar organ bağışı ve

karaciğer nakli konusunda önemli açıklamalarda bulundu.

Around 600 thousand liver transplants per year

Average around 600 thousand living-donor liver transplants

done annually in Turkey; 400 of these transplants are

cadavers and the remaining 200 are from live donors.

However, over time, the number of those who compete

in cadavers waiting for the donation of 2 thousand 200.

“Hearts would like to get most of these transplants,” said

General Surgery Specialist. Dr. Remzi Emiroğlu noting that

the extremely low rate of organ donation in our country,

“Unfortunately, 75 percent of organ transplantation in

Turkey is made from a high percentage of living donors.

Organ donation is actually a hard living donation, because

you don’t have any health problems while you live, but you

risk surgery to save a relative. a very successful surgery in

Turkey made, there is still a risk of death in people with a

thousand donors. While people accept this risk for their

loved ones in life, they can abstain from organ donation

after death.”

Here’s the best centers performing living-donor

liver transplant from living in Turkey

Today, most engaged in the transport of live transport

in the countries of the world, Turkey. Indicating that the

best centers performing living-donor liver transplant are

in our country, General Surgery Specialist Prof. Dr. Remzi

Emiroğlu said, “Now we are in a very good place in terms of

surgery and medical care. In the past we traveled abroad,

now they are coming to Turkey for the transport from

each country in the world. We can make difficult surgeries

that cannot be performed in many centers in the world.

While the success rates in the best centers of the world

are around 90-92 percent, we have 93-94 percent success

rate.”

Even babies are transplanted

Children make up 10 percent of a section of liver

transplants in Turkey. Approximately 500 children expect

liver transplants each year, but only 140 to 150 of them

can be transplanted due to insufficient organ donation.

The good news is that the results of pediatric liver

transplantation are extremely successful. General Surgery

Specialist Dr. Remzi Emiroğlu today, surgical techniques

and medical care, thanks to advances in children, even in

babies, even drew attention to the liver transplantation

can be done. Professor. Dr. Remzi Emiroğlu said, “Until

just a few years ago, it was a dream for us to be able to

Yılda bin 600 civarında karaciğer nakli yapılıyor

Türkiye’de yılda ortalama bin 600 civarında karaciğer

nakli yapılıyor; bu naklin 400’ü kadavradan, geri kalan bin

200‘ü ise canlı vericiden oluyor. Oysa zamanla yarışarak

kadavradan bağış bekleyenlerin sayısı 2 bin 200. “Gönül

isterdi ki bu nakillerin çoğu kadavradan olsun” diyen Genel

Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Remzi Emiroğlu ülkemizde

organ bağışının son derece düşük düzeyde olduğuna

dikkat çekerek “Maalesef Türkiye’de organ naklinin yüzde

75 gibi yüksek bir oranı canlı vericiden yapılıyor. Organ

bağışında aslında zor olan canlı bağış, çünkü yaşarken

herhangi bir sağlık probleminiz olmamasına rağmen, bir

yakınınızı kurtarabilmek için ameliyat riski alıyorsunuz.

Türkiye’de ameliyatlar çok başarılı yapılsa da, yine de verici

olan kişilerde binde bir hayati risk var. İnsanlar yaşarken

sevdikleri için bu riski kabul ederlerken, öldükten sonra ise

organ bağışına çekimser yaklaşabiliyorlar”

Canlıdan nakil yapan en iyi merkezler Türkiye’de

Günümüzde dünyada canlıdan nakilde en çok nakil yapan

ülke, Türkiye. Canlıdan nakil yapan en iyi merkezlerin

de yine ülkemizde yer aldığını belirten Genel Cerrahi

Uzmanı Prof. Dr. Remzi Emiroğlu “Artık cerrahi ve tıbbi

bakım anlamında çok iyi bir yerdeyiz. Eskiden biz yurt

dışına giderken, artık dünyanın her bir ülkesinden nakil

Kasım 2019


52

transplant liver to babies,” he continued: “For example, in

the past we used to have difficulty in transplanting children

under 10 kilos. Therefore, we would try to raise them, thus

saving as much time as possible. Of course, there would

be children who could complete this period, unfortunately

those who lost their lives. Today, we can easily transplant

liver to babies weighing 4- 4.5 pounds. In addition to

advances in surgical technique and medical care, the small

size of the liver of the infants increases the chances of

transplantation, because even a small piece of the donor

is sufficient for the baby. These babies, who will lose their

lives if there is no transplant, can continue their lives in a

very healthy way after the transplant.”

Timing is very important in children

Child Diseases, Pediatric Gastroenterology Specialist

Prof. Dr. Vildan Ertekin stated that children in our country

need liver transplantation because of the most common

biliary atresia, in other words, the absence of congenital

biliary tract. Pointing out that in addition, Wilson together

with glycogen storage diseases and other rare metabolic

diseases are more common in our country due to the

widespread consanguineous marriages, Ertekin said, “In

addition, cystic fibrosis drug-related toxic factors, fungal

and firecracker poisoning to tumors, many factors may

require liver transplantation in children. Warning that

growth failure and permanent problems may occur in

children if liver transplantation is not performed at the

appropriate time in liver failure, she said, “Worse, 90

percent of these children can die in months. At the right

time liver transplantation, children get health quickly, can

continue school, can marry and have children in the future.”

için Türkiye’ye geliyorlar. Dünyada birçok merkezde

yapılamayan zor cerrahiler bizde yapılabiliyor. Dünya’nın

en iyi merkezlerinde başarı oranları yüzde 90-92’lerde iken

bizde bu oran 93-94’lere yükseliyor”

Bebeklere bile nakil yapılıyor

Türkiye’de karaciğer nakillerinin yüzde 10’luk bir bölümünü

çocuklar oluşturuyor. Her yıl yaklaşık 500 çocuk karaciğer

nakli beklerken, organ bağışının yetersiz olması nedeniyle

ancak 140 ila 150’sine nakil yapılabiliyor. Güzel haber ise

pediatrik karaciğer naklinde son derece başarılı sonuçlar

elde edilebilmesi.

Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Remzi Emiroğlu

günümüzde cerrahi teknikler ve tıbbi bakımdaki gelişmeler

sayesinde çocuklara, hatta bebeklere bile karaciğer nakli

yapılabildiğine dikkat çekti. “Henüz birkaç yıl öncesine

kadar, bebeklere karaciğer nakli yapabilmek bizim için

bir hayaldi” diyen Prof. Dr. Remzi Emiroğlu sözlerine

şöyle devam etti: “Örneğin eskiden 10 kilodan düşük

çocukların organ naklinde çok zorlanırdık. Bu nedenle

onları büyütmeye, bu sayede mümkün olduğunca zaman

kazanmaya çalışırdık. Tabi bu dönemi tamamlayabilen

çocuklar da olurdu, maalesef hayatını kaybedenler

de. Bugün ise 4- 4.5 kilo ağırlığındaki bebeklere bile

rahatlıkla karaciğer nakli yapabiliyoruz. Cerrahi teknik

ve tıbbi bakımdaki gelişmelerin yanı sıra bebeklerin

karaciğerlerinin küçük olması da nakil şansını yüksek

oranda artırıyor, çünkü vericiden alınan çok küçük bir parça

bile bebeğe yeterli geliyor. Nakil olmadığı takdirde hayatını

kaybedecek olan bu bebekler, naklin ardından hayatlarına

çok sağlıklı bir şekilde devam edebiliyorlar”

Çocuklarda zamanlama çok önemli

Çocuk Hastalıkları, Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı

Prof. Dr. Vildan Ertekin söyleşide yaptığı konuşmasında

ülkemizde çocukların en sık bilier atrezi, bir başka deyişle

doğumsal safra yolu yokluğu nedeniyle karaciğer nakline

ihtiyaç duyduklarını belirtti. Bunun yanı sıra metabolik

nedenlerde wilson ile birlikte glikojen depo hastalıkları ve

diğer nadir görülen metabolizma hastalıklarının ülkemizde

akraba evliliklerinin yaygın olması nedeniyle daha sık

görüldüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Vildan Ertekin, “Ayrıca

kistik fibrozdan ilaca bağlı toksik etkenlere, mantar ve

çatapat zehirlenmesinden tümörlere kadar birçok etken

çocuklarda karaciğer nakli gerektirebiliyor” diye konuştu.

Prof. Dr. Vildan Ertekin karaciğer yetmezliğinde uygun

zamanda karaciğer nakli yapılmazsa çocuklarda büyüme

geriliği ve kalıcı problemler oluşabileceği uyarısında

bulunarak, “Daha da kötüsü bu çocukların yüzde 90’ı aylar

içinde hayatını kaybedebiliyor. Doğru zamanda yapılan

karaciğer naklinde ise çocuklar hızla sağlığına kavuşuyor,

okuluna devam edebiliyor, ileride evlenip çocuk sahibi

olabiliyor” dedi.

Kasım 2019


54

Amount of Radiation in Dental Imaging

Less Than You Think!

Diş Görüntülemesindeki Radyasyon Miktarı

Sandığınızdan Daha Az!

In dentistry, a dental X-ray is necessary for

correct diagnosis. The amount of radiation we

receive from each X-ray remains a question mark

in our minds. Dr. Lecturer Belde Arsan, Istanbul

Okan University Dental Hospital, Department of

Oral and Maxillofacial Radiology, announced the

curiosity.

The basis for an ideal treatment in dentistry is the

correct diagnosis. Therefore, diagnosis based on

clinical examination alone can often be insufficient and

radiographic examination is needed. Which imaging

techniques to be preferred for dentistry should be decided

by the dentist after s/he evaluated patient’s complaint

history and clinical symptoms.

Diş hekimliğinde, doğru tanı için diş röntgeninin

çekilmesi gereklidir. Çekildiğimiz her bir

röntgenden ne kadar radyasyon aldığımız ise

akıllarımızda soru işareti olarak kalmaktadır.

İstanbul Okan Üniversitesi Diş Hastanesi Ağız, Diş

ve Çene Radyolojisi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi

Belde Arsan, merak edilenleri açıkladı.

Diş hekimliğinde ideal bir tedavi için esas olan, doğru

bir tanının konmasıdır. Dolayısı ile yalnızca klinik

muayeneye bağlı olarak tanı konması, çoğu zaman

yetersiz olabilmekte ve radyografik muayeneye

ihtiyaç duyulmaktadır. Diş hekimliği için özelleşmiş olan

görüntüleme tekniklerinden hangisinin tercih edileceği;

hastanın şikayet geçmişi ve klinik semptomların diş hekimi

Kasım 2019


55

Radiation from an X-ray is equivalent to a

5-hour flight.

In dental radiology, single-tooth films and a well-known

panoramic dental film are generally used in practice.

Panoramic radiography; two-dimensional film shooting

techniques in which the upper and lower jaws are displayed

on a single film. The amount of ionized radiation dose

of a small dental film called periapical radiography is

approximately; 0.001 mSv and the panoramic radiography

is 0.003 mSv. This is known as background radiation we

encounter in our daily lives; radon gas is approximately

equal to the average amount of natural radiation per day of

7 hours for periapical radiographs and 2 days for panoramic

radiographs compared to radiation from industrial waste,

space and earth. In other words, on a 5-hour flight, the

radiation is almost equal to the radiation dose from a

panoramic radiography.

Smoking 1 pack of cigarettes a day is equal to

radiation from 100 views!

Another scientifically proven case is the amount of

radiation from cigarettes. The average amount of radiation

a person receives on average 1 pack of cigarettes per day is

approximately 100 panoramic radiographs per year.

The amount of radiation varies according to the

device

Panoramic radiography; It provides insight into the jaws

and teeth for treatment planning and is very important in

the presence of large pathologies. Where more detailed

imaging is required, additional radiographs are required.

Diagnosis can be supported by periapical radiographs,

which have a higher detail imaging capacity and give a

tarafından değerlendirilmesinden sonra, diş hekiminin

bilgisi dahilinde karar verilmelidir.

Bir röntgenden alınan radyasyon 5 saat saatlik

uçak yolculuğuna denk!

Diş hekimliği radyolojisinde pratikte genellikle, tek

dişlik filmler ve herkesin bildiği panoramik diş filmi

kullanılmaktadır. Panoramik radyografi; üst ve alt çenelerin

tek bir film üzerinde görüntülendiği iki boyutlu film çekim

teknikleridir. Periapikal radyografi olarak adlandırılan bir

adet küçük diş filminin ise iyonize radyasyon doz miktarı

yaklaşık; 0.001 mSv ve panoramik radyografinin ise 0.003

mSv’tir. Bu günlük hayatımızda karşılaştığımız arka

plan radyasyonu olarak bilinen; radon gazı, endüstriyel

atıklar, uzay ve yeryüzünden kaynaklanan radyasyon ile

kıyaslandığında yaklaşık olarak periapikal radyografiler için

günlük 7 saatlik, panoramik radyografiler için ise ortalama

2 günlük doğal radyasyon miktarına eş değerdir. Başka

bir deyişle 5 saatlik bir uçak yolculuğunda, bir panoramik

radyografiden alınan radyasyon dozuna neredeyse denk

miktarda radyasyon alınmaktadır.

Günde 1 paket sigara içmek 100 görüntülemeden

alınan radyasyona eşit!

Bilimsel olarak kanıtlanmış bir başka durum da sigaradan

alınan radyasyon miktarıdır. Günde ortalama 1 paket sigara

içen bir kişinin yıllık toplamda aldığı radyasyon miktarı

yaklaşık olarak yılda 100 panoramik radyografi çektirmesine

denktir.

Radyasyon miktarı cihaza göre farklılık gösteriyor

Panoramik radyografi; tedavi planlaması için çeneler

ve dişler hakkında fikir vermektedir ve de geniş

patolojilerin varlığında oldukça önemlidir. Daha detaylı

Kasım 2019


56

one-to-one image of the teeth, for the evaluation of

root end infections and bone destruction around the

teeth. For example; In particular, conical beam computed

tomography, also called dental volumetric tomography,

is one of the three-dimensional imaging techniques for

the relationship of the teeth that are embedded in the

jaw bones, especially the canal through which the lower

jaw nerves and vessels pass, and the sinus relation of the

upper jaw.

The amount of radiation applied in this technique, which

is specialized for dentistry, is about 6-10 times less than

computed tomography applied in medicine, but more

than two-dimensional radiographs. Therefore, routine

dental volumetric tomography should not be preferred

primarily for general planning. Only prior to implant

planning, the jaws should be consulted prior to cyst /

tumor surgery to assess surgical risks and to make safe

treatment plans.

Lead vest and thyroid protection must be worn

As a result, according to the basic principles of radiation

protection, the lowest possible dose of radiation should

be obtained with the most diagnostic information and

protection of persons from harmful effects that may

occur due to radiation dose in the treatment of a tooth.

Although there are imaging methods with such low

radiation for dentistry, it is still necessary to wear lead

vest and thyroid protection during radiography. So;

unnecessary radiation from other organs and tissues is

prevented.

görüntülemenin gerektiği durumlarda, ek radyografiler

alınması gerekmektedir. Kök uçlarındaki enfeksiyonlar ve

dişler çevresindeki kemik yıkımlarının değerlendirilmesi

için detay görüntüleme kapasitesi daha yüksek ve dişlerin

birebir görüntüsünü veren periapikal radyografiler ile tanı

desteklenebilir. Örneğin; özellikle çene kemikleri içerisinde

gömülü kalan dişlerin özellikle alt çene sinirleri ve damarların

geçtiği kanal ile ilişkisi ve üst çenede diş köklerinin sinüs

ilişkisi için üç boyutlu görüntüleme tekniklerinden konik

ışınlı bilgisayarlı tomografi, diğer bir adıyla dental volümetrik

tomografiye ihtiyaç duyulmaktadır.

Diş hekimliği için özelleşmiş olan bu teknikte uygulanan

radyasyon miktarı, tıpta uygulanan bilgisayarlı tomografiye

göre yaklaşık 6-10 kat daha azdır ancak iki boyutlu

radyografilere göre daha fazladır. Bu nedenle rutinde dental

volümetrik tomografi, genel planlamalar için öncelikli olarak

tercih edilmemelidir. Yalnızca implant planlaması öncesinde,

çenelerin kist/ tümör cerrahisinden önce cerrahi risklerin

değerlendirilmesi ve güvenli tedavi planlamaları yapmak için

başvurulmalıdır.

Kurşun yelek ve tiroit koruyucu mutlaka giyilmeli

Sonuç olarak bir dişin tedavisinde; radyasyondan korunmanın

temel prensiplerine göre mümkün olan en düşük radyasyon

dozu ile en fazla tanısal bilgi elde edilmeli ve radyasyon dozuna

bağlı olarak meydana gelebilecek zararlı etkilerden kişilerin

korunması sağlanmalıdır. Diş hekimliği için bu kadar düşük

derecede radyasyon miktarı olan görüntüleme yöntemleri

olmasına rağmen yine de, radyografi alınırken kurşun yelek

ve tiroit koruyucu giyilmesi gerekir. Böylece; diğer organ ve

dokuların gereksiz ışın alınması engellenmektedir.

Kasım 2019


58

“BE AWARE OF ALBINISM, SUPPORT WITH YOUR PRESENCE”

Pierre Fabre Ran For The Association Of Albinism

In The 41st Istanbul Marathon

“ALBİNİZMİN FARKINDA OL, VARLIĞINLA DESTEK OL”

Pierre Fabre, 41. İstanbul Maratonu’nda Albinizm Derneği İçin Koştu

Pierre Fabre, one of the leading pharmaceutical and

dermocosmetic companies in Europe, which has attracted

attention with its social responsibility projects carried out

all over the world since its establishment, pursued a favor

for Albinism Association in the 41st Istanbul Marathon.

Running to raise positive awareness on albinism, Pierre

Fabre Turkey General Manager and employees, and running

team consisting of with Albinism Association members

successfully completed the 8-km trail. Hande Demirdere,

General Manager, Dr. Pierre Fabre Turkey said the following

about the 41st Istanbul Marathon race they participated

in to raise awareness on albinism and to support the

Association, “As Pierre Fabre, we believe that we are

differentiated in the sector with our wide portfolio of

Kuruluşundan bu yana tüm dünyada hayata geçirdiği sosyal

sorumluluk projeleri ile dikkat çeken Avrupa’nın önde

gelen ilaç ve dermokozmetik firmalarından Pierre Fabre,

41. İstanbul Maratonu’nda Albinizm Derneği yararına iyilik

peşinde koştu.

Albinizm konusunda farkındalık oluşturmak için koşan

Pierre Fabre Türkiye Genel Müdürü ve çalışanları ile

Albinizm Dernek üyelerinden oluşan koşu takımı, 8 km’lik

parkuru başarıyla tamamladı. Pierre Fabre Türkiye Genel

Müdürü Dr. Hande Demirdere albinizme dikkat çekmek ve

Derneğe destek olmak amacıyla katıldıkları 41. İstanbul

Maratonu koşusu hakkında şunları söyledi, “Pierre Fabre

olarak, doğal ürünlerin oluşturduğu geniş portföyümüz,

uzmanlığa verdiğimiz önem, tüketiciyi koruma yaklaşımımız

Kasım 2019


60

natural products, the importance we attach to expertise,

our consumer protection approach and the social

responsibility projects we carry out all over the world.

With a portion of our earnings, we are proud to support

the development of new products and to be part of a

group which produces sustainable projects for the benefit

of the community thanks to its Foundation status. One

out of every 17 thousand people in the world living with

albinism, while in Turkey it is estimated that an average of

4 thousand individuals have albinism. Albinism, a genetic

health problem, is caused by a lack or complete absence of

melanin pigment. Since the skin is unprotected against the

sun’s rays, it is vital to use sunscreen in Albinism, which has

a high risk of developing skin cancer and skin diseases. As

Pierre Fabre, we provide protection and cure the disease

all over the world with our products developed for skin

cancer. As Pierre Fabre employees, we are happy to run for

the Albinism Association at the Istanbul Marathon.”

Also recalling the importance of generating social

awareness about albinism, Demirdere continued, “One of

the biggest problems in Albinism is the exclusion of society

from unconsciousness. This affects the educational lives of

individuals with albinism as well as in all areas of social life.

Efforts to generate social awareness and sensitivity about

albinism are important for us to overcome these obstacles.

As Pierre Fabre employees, we are here to increase social

awareness and support our friends living with albinism

with our message “Be aware of albinism, support your

presence.”

Stating that albinism is not a disease but a genetic

condition, Serkan Özorman, Chairman of Albinism

Association, said, “The majority of our people do not

know albinism. Some of the people who see albinism as

people with white hair, white eyelashes, but the problems

experienced are not limited to them. Individuals with

albinism cannot go to the sun without using sunscreen. It

is very likely that they will have skin cancer if they stay in

the sun for a long time without using sunscreen. Individuals

with albinism should use 10 to 15 boxes of sunscreen a

year, so sunscreen should be considered as a requirement

and drug status for individuals with albinism. At the same

time, albinism causes patients with low vision problems

to experience various problems in their education and

working life.

Due to lack of vision, students with albinism need books

printed in large font size. Albinism students have difficulty

seeing the blackboard at school. For this purpose, devices

brought from abroad, the tripod set up close to the

board is very costly devices. Within the scope of equality

in education, we want this issue to be included in the

legislation of the Ministry of National Education. We expect

assistance from our authorities to help Albinists better to

tackle the social and physical problems they face in their

daily lives. When necessary arrangements are made, the

problems experienced will be solved to a great extent.

We would like to thank Pierre Fabre for its unconditional

contribution to raising awareness of albinism.”

ve Vakıf firması olarak tüm dünyada gerçekleştirdiğimiz

sosyal sorumluluk projeleri ile sektörde farklılaştığımıza

inanıyoruz. Kazancımızın bir bölümü ile hem yeni ürünlerin

geliştirilmesine destek olmaktan, hem de Vakıf statüsü

sayesinde toplum yararına sürdürülebilir projeler üreten bir

grubun parçası olmaktan gurur duyuyoruz. Dünyada her 17

bin kişiden biri albinizmle yaşıyor, Türkiye’de ise ortalama 4

bin albinizmli birey olduğu tahmin ediliyor. Genetik bir sağlık

problemi olan albinizm, melanin pigmentinin eksikliği veya

tamamen yokluğundan kaynaklanıyor. Ciltleri güneş ışınlarına

karşı korumasız olduğundan cilt kanseri ve cilt hastalıklarına

yakalanma riskleri yüksek olan Albinizm de güneş

koruyucusu kullanmak hayati önem taşımaktadır. Pierre

Fabre olarak cilt kanseri için geliştirdiğimiz ürünlerimizle

tüm dünyada hem koruma sağlıyoruz, hem de hastalığı

tedavi ediyoruz. Pierre Fabre çalışanları olarak İstanbul

Maratonu’nda Albinizm Derneği için koşmaktan mutluluk

duyuyoruz. “

Albinizm konusunda toplumsal farkındalığı oluşturmanın

önemine de değinen Dr. Demirdere sözlerine şöyle devam

etti: “Albinizm de en büyük sıkıntılardan biri de bilinçsizlikten

kaynaklanan toplum dışlanmasıdır. Bu durum, albinizmli

bireylerin sosyal yaşamının tüm alanlarında olduğu gibi

eğitim hayatlarını da etkilemektedir. Albinizmle ilgili

toplumsal bilincin ve duyarlılığın oluşmasını sağlayacak

çalışmalar bu engelleri aşmamız için önemlidir. Pierre Fabre

çalışanları olarak bizler de ‘Albinizmin farkında ol, varlığınla

destek ol’ mesajımızla hem toplumsal farkındalığı arttırmak

hem de albinizmle yaşayan dostlarımıza destek olmak için

buradayız.”

Albinizmin bir hastalık değil, genetik bir durum olduğunu

söyleyen Albinizm Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Serkan

Özorman ise, “İnsanlarımızın büyük çoğunluğu albinizmi

bilmiyor. Bilenlerin bir bölümüyse albinizmli bireyleri beyaz

saçlı, beyaz kirpikli insanlar olarak görüyor ancak yaşanılan

sorunlar bunlarla sınırlı değil. Albinizmli bireyler güneş

koruyucu kullanmadan güneşe çıkamıyorlar. Güneş koruyucu

kullanmadan güneşte uzun süre kalmaları sonucunda cilt

kanseri olmaları çok yüksek bir olasılık. Albinizmli bireylerin

yılda 10 - 15 kutu güneş kremi kullanmaları gerekli, bu

nedenle güneş kremi albinizmli bireyler için bir gereklilik ve

ilaç statüsünde değerlendirilmeli. Aynı zamanda, albinizm de

az görme sorunu hastaların eğitim ve çalışma hayatlarında

çeşitli olumsuzluklar yaşamalarına neden oluyor. Görme

yetisinin azlığı nedeniyle albinizmli öğrencilerin büyük punto

ile basılmış kitaplara ihtiyacı var. Albinizmli öğrenciler

okulda tahtayı da görmekte güçlük çekiyor. Bu amaçla yurt

dışından getirilen, tripot kurularak tahtayı yakın gösteren

cihazlar oldukça maliyetli. Eğitimde eşitlik kapsamında bu

konunun da Milli Eğitim Bakanlığının mevzuatına girmesini

istiyoruz. Albinizmlilerin günlük hayatta karşılaştıkları sosyal

ve fiziksel sorunlarla daha iyi mücadele edebilmeleri için

yetkililerimizden yardım bekliyoruz. Konuyla ilgili gerekli

düzenlemeler yapıldığında yaşanılan sıkıntılar büyük oranda

çözülecektir. Albinizmle ilgili farkındalık oluşturulması için

koşulsuz katkılarıyla yanımızda olan Pierre Fabre’ye teşekkür

ederiz.“ diye konuştu.

Kasım 2019


62

Siemens Healthineers Turkey

Has Moved To A New Warehouse

Siemens Healthineers Türkiye Yeni Deposuna Taşındı

Siemens Healthineers, which operates worldwide

with leading solution in the health sector,

and active in Turkey since 2004 operationally,

continues its development in the healthcare

logistics. The giant name of the health sector,

which strengthened its logistics infrastructure

with the Ankara Cross Dock warehouse last year,

moved to its new warehouse as of October 2019.

Siemens Healthineers has been providing services for two

years in the Asian and European sides of Istanbul in order

to meet the operational needs of imaging, laboratory

diagnostics and spare parts business lines. Within the

framework of operations carried out with experts and

pioneering business partners in logistics, an average of 1

million boxes were handled annually so that patient results

were achieved without disruption.

After a long tender process, Siemens Healthineers

cooperated with BOMI Group and moved its logistics

warehouse to BOMI Group. In this process, his work

with the expert SELCO consultancy firm formed the

infrastructure of the established business partnership

model. With the professional contribution of the quality

and procurement units of both companies, the project was

completed in a short period of 5 months with a project

team of 16 people.

Sağlık sektöründe öncü çözümleriyle dünya

çapında faaliyet gösteren Siemens Healthineers,

2004’ten beri operasyonel olarak aktif olduğu

Türkiye’de sağlık lojistiği alanındaki gelişimini

sürdürüyor. Geçen yıl Ankara Cross Dock depo ile

lojistik altyapısını güçlendiren sağlık sektörünün

dev ismi, Ekim 2019 itibari ile yeni deposuna

taşındı.

Siemens Healthineers, görüntüleme, laboratuvar

diagnostiği ve yedek parça iş kollarının operasyonel

ihtiyaçlarının karşılanması adına İstanbul’da Asya ve Avrupa

yakalarında bulunan iki deposuyla hizmetlerini yıllardır

sürdürüyor. Lojistik alanında uzman ve öncü iş ortaklarıyla

sürdürülen operasyonlar çerçevesinde bu zamana kadar

yılda ortalama 1 milyon kutu elleçlemesi yapılarak, hasta

sonuçlarının aksamadan elde edilmesi sağlandı.

Siemens Healthineers uzun bir ihale sürecinin ardından

BOMI Group ile iş birliğine giderek, lojistik deposunu

BOMI Group bünyesine taşıdı. Bu süreçte alanında uzman

SELCO danışmanlık firması ile yaptığı çalışmalar, kurulan

iş ortaklığı modelinin alt yapısını oluşturdu. Her iki firmanın

kalite ve satınalma birimlerinin profesyonel katkısı ile, 16

kişilik proje ekibi ile 5 ay gibi kısa bir sürede tamamlanan

çalışma neticesinde, hiçbir paydaşını olumsuz etkilemeden,

yeni depoya taşınma sürecini tamamladı.

Kasım 2019


64

Increased Operation Capacity by 25 Percent

In the new warehouse spread over an area of 3,500 square

meters at the base, it increased its operational capacity

by 25 percent and began to carry out logistics operations.

The new warehouse, built from scratch, completed the

principles of operational efficiency and quality. The new

warehouse with a volume of 40,000 cubic meters, as well as

cold chain storage, was built with the latest technology.

With the contract signed at the end of April 2019, the

selection of the supplier and the start of the construction

process were completed with the validation and calibration

processes with quality requirements, and the cold

storage was ready. The whole warehouse is designed as

temperature controlled and thus the heat regimes and cold

chain system of the kits from abroad are delivered to the

end user without any deterioration.

In addition to the storage and operation areas of the

kit and consumables, the areas where the warehouse’s

imaging devices are located have been expanded

compared to the previous warehouse and the conditions

have been adapted to modern conditions. The most

effective shelf design was established considering

the device storage area of 500 square meters and

the dimensions of the device. As a first in the history

Healthineers Siemens Turkey, will conduct the operations

of the display device refresh this store again went into

operation in the workshop area.

Superior Quality Conditions with Waste Control

Siemens Healthineers continues to provide uninterrupted

service in imaging and diagnostic fields with its new

workshop where proper working conditions are observed

and daily operational capacity is increased. In this workshop

area, which was established in a new warehouse, superior

quality conditions were achieved with waste control (zero

waste targeted), neutralization line and disinfection areas

and it became easier to reach high customer satisfaction

target.

At the opening on 3 October 2019 with the participation

of country CEOs and CFOs, dealers and customers, the

logistics development of Siemens Healthineers since 2004

was emphasized and the importance of partnership for

providing operational excellence and cost advantage was

explained.

Finally, Siemens

Healthineers, which

is a candidate to be

the best practice in

health logistics with

this warehouse it

has generated and

implemented, will

continue to transfer its

experiences to other

Siemens Healthineers

countries on a global

scale.

Operasyon Kapasitesini Yüzde 25 Arttı

Tabanda 3 bin 500 metrekarelik alana yayılan yeni

deposunda operasyon kapasitesini yüzde 25 artırarak,

lojistik operasyonları yürütmeye başladı. Sıfırdan kurulan

yeni depo, operasyonel verimlilik ve kalite esaslarını

tamamladı. 40 bin metreküp hacmindeki yeni depo, ayrıca

soğuk zincir depolaması son teknoloji ile inşa edildi.

Nisan 2019 sonunda imzalanan sözleşme ile hızlı bir

şekilde tedarikçi seçimi ve inşaat sürecinin başlaması,

kalite gereklilikleri olan, validasyon ve kalibrasyon süreçleri

ile soğuk deponun hazır hale gelmesi ile tamamlandı.

Tüm depo ısı kontrollü olarak tasarlanmış ve bu sayede

yurtdışından gelen kitlerin ısı rejimleri ve soğuk zincir

sistemi hiç bozulmadan son kullanıcıya kadar iletiliyor.

Kit ve sarf depolama ve operasyon alanlarının yanı sıra,

deponun görüntüleme cihazlarının bulunduğu alanlar da

bir önceki deposuna göre genişlemiş ve koşulları modern

şartlara uygun hale getirildi. 500 metrekarelik cihaz

depolama alanı ile cihaz ebatları göz önüne alınarak, en

efektif raf dizaynı kuruldu. Siemens Healthineers Türkiye

tarihinde bir ilk olarak, görüntüleme cihazlarının yenileme

operasyonlarının yürütüleceği atölye alanı da yine bu depo

içerisinde faaliyete geçti.

Atık Kontrolü İle Üstün Kalite Koşulları

Uygun çalışma koşullarının gözetildiği, günlük operasyonel

kapasitesinin artırıldığı yeni atölyesi ile Siemens

Healthineers, görüntüleme ve diagnostik alanlarında

kesintisiz hizmet vermeye de devam ediyor. Yeni depo

içerisine kurulan bu atölye alanında, atık kontrolü (sıfır

atık hedefli), nötralizasyon hattı ve dezenfektasyon alanları

ile üstün kalite koşulları yakalandı ve yüksek müşteri

memnuniyeti hedefine daha kolay ulaşabilir hale geldi.

Ülke CEO ve CFO’larının, bayilerin ve müşterilerin

katılımıyla 3 Ekim 2019 tarihinde gerçekleşen açılışta da

Siemens Healthineers’ın 2004 yılından günümüze lojistik

gelişimi vurgulandı ve operasyonel mükemmellik ile maliyet

avantajı sağlamak için partnerliğin önemi anlatıldı.

Son olarak, kurguladığı ve hayata geçirdiği bu depo ile

sağlık lojistiğinde en iyi uygulama olmaya aday olan

Siemens Healthineers, küresel ölçekte diğer Siemens

Healthineers ülkelerine tecrübelerini aktarmaya devam

edecek.

Kasım 2019


66

One Out Of Every

Three People In

Turkey Is

Pre-Diabetes

Türkiye’de Her

Üç Kişiden Biri

Pre-Diyabet

Stating that pre-diabetes (hidden sugar) which is considered

as the onset of sugar (diabetes) diseases is preventable,

Endocrinology Specialist Dr. Hasan Aydın, said, “In Turkey, 1

out of every 3 people pre-diabetes patients. The incidence

is 36 percent. If we think pre-diabetes leads diabetes in the

long term, we can understand what important is and must

be taken to prevent it.” Pre-diabetes is considered the first

stage before diabetes. The risk of Type 2 diabetes increases

if the most common insulin resistance problem cannot

be solved in a disease that is likely to occur in overweight

and obese people. Professor Dr. Hasan Aydin, Yeditepe

University Kozyatağı Hospital Endocrinology Specialist,

informed about what is the secret sugar, symptoms and

measures to be taken.

Hidden sugar, known as pre-diabetes, is defined as the

person’s blood sugar level is higher than normal and below

the limit required for the diagnosis of diabetes. The stage

of transition from normal glucose level to Type 2 diabetes,

which is the pre-diabetes period, is also described as ‘prediabetes’

or ‘impaired glucose regulation ‘. According to

research, most latent diabetics are diagnosed with Type 2

diabetes after 10 years.

High Risk Of Diabetes

Warning that this disease is common in the community

and that it is essential to give importance as in diabetes,

Professor Dr. Hasan Aydin, Yeditepe University Kozyatağı

Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın, şeker (diyabet)

hastalığının başlangıcı kabul edilen pre-diyabetin (gizli

şeker) önlenebilir olduğunu söyleyerek, “Türkiye’de, her

3 kişiden 1’i pre-diyabet hastası. Görülme sıklığı yüzde

36’dır. Pre-diyabetin uzun dönemde diyabete yol açtığını

düşünürsek ne denli önemli bir hastalık olduğu ve mutlaka

önlem alınması gerektiği ortada” dedi.

Pre-diyabet, diyabet öncesi ilk safha olarak kabul ediliyor.

Kilolu ve obez kişilerde ortaya çıkma olasılığı yüksek

olan hastalıkta en sık görülen insülin direnci sorunu

çözümlenemezse Tip 2 diyabet hastası olma riski artıyor.

Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Endokrinoloji

Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın, gizli şekerin ne olduğunu,

belirtilerini ve alınması gereken önlemleri açıkladı.

Pre-diyabet olarak bilinen gizli şeker, kişinin kan şekeri

düzeyinin normalden yüksek, diyabet tanısı için gerekli

sınırdan düşük olması olarak tanımlanıyor. Diyabet öncesi

dönem olan, normal glikoz düzeyinden Tip 2 diyabete geçiş

evresi ‘pre-diyabet’ veya ‘bozulmuş glikoz regülasyonu’

olarak da tanımlanıyor. Araştırmalara göre, çoğu gizli şeker

hastalarına 10 yıl sonra Tip 2 diyabet tanısı konuyor.

Diyabete Dönüşme Riski Yüksek

Bu hastalığın toplumda sık görüldüğünü ve şeker

hastalığında olduğu gibi önem vermenin şart olduğu

uyarısında bulunan Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı

Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın, gizli

Kasım 2019


67

Hospital Endocrinology Specialist, stressed that hidden

diabetes patients are at high risk of vascular health and the

risk of pre-diabetes turning into diabetes is very high.

Professor Dr. Aydin said, “Insulin resistance disorder,

which we call before the first satiety and then starvation

is a condition that causes diabetes with high blood sugar.

And diabetes carries all the risks caused by the disease. 20

percent of patients diagnosed with diabetes organ damage

occurs in patients. attack risk, coming against the problems

such as kidney failure. These pre-diabetes era emerges.”

Professor Dr. Aydin said, “Diabetes is a very common

disease, particularly in 1 out of every 7 people. With its

predecessor pre-diabetes is seen in 1 out of every 3 people.

The incidence in Turkey is 36 percent. pre-diabetes the road

to diabetes in the long term is an important disease, you

need to take precautions.”

Diabetes Can Be Prevented During Pre-Diabetes

Emphasizing that weight loss and exercise is an important

factor in preventing disease, Dr. Aydin said, “Pre-diabetes

can be prevented. The place is because this disease is

diabetes begins. Diabetes begins where the impaired

insulin secretion in the pancreas. This is because much

of the oil in the most important factors in the body is.

Accordingly, are emerging toxins. Give therefore lose

weight, eat healthy, exercise of these disorders Thus, the

course of diabetes in the long term regression. Studies on

this subject, by changing the lifestyle of people, weight

and exercise, by showing 58 percent of these disorders are

regressed. We know that drug treatment has improved

by 27 percent. Healing is also provided by 27 percent with

drug treatment.”

What Increases The Risk Of Disease

Recommending a blood glucose measurement once a year,

Dr. Aydin said, “Some factors such as excess weight, family

genetic ground, hypertension, pregnancy, poor nutrition,

sedentary life, independently of each other bring out the

risk of disease. People with such complaints should go

through regular sugar monitoring. Once a year they must

have their blood sugar measured.”

Possible To Be Protected From Disease

Informing about the measures to be taken to prevent

disease, Yeditepe University Hospital Endocrinology

Specialist Prof. Dr. Hasan Aydin, listed as follows: “To

prevent disease to lose 10 percent of the body weight

is necessary. For this, good nutrition and weight control

is necessary. We should exercise for a minimum of 150

minutes per week. These should consist of aerobic

exercises. Sugar and flour should be completely removed

from our lives and need meal order. So no meal should be

skipped. 3 meals must be consumed. Especially people with

a family history of diabetes need to be more careful about

this. They should continue it lifelong by making lifestyle

changes.”

şeker hastalarının damar sağlığı yüksek risk grubunda yer

aldığını ve pre-diyabetin diyabete dönüşme riskinin çok

yüksek olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Aydın, “İnsülin direnci dediğimiz bozuklukla

başlayan önce tokluk sonra açlık kan şekerinin yüksekliğiyle

seyredip diyabete neden olan bir hastalık tablosudur. Ve

diyabetin yol açtığı tüm hastalık risklerini taşır. Diyabet

tanısı koyduğumuz hastaların yüzde 20’sinde organ hasarı

ortaya çıkıyor. Hastalar görmede bozukluk, kalp krizi riski,

böbrek yetmezliği gibi sorunlarla karşımıza geliyor. Bunlar

pre-diyabet döneminde ortaya çıkıyor”

diye konuştu. Prof. Dr. Aydın, “Diyabet, her 7 kişiden

1’inde olmak üzere çok sık görülen bir hastalık. Bunun

öncülü olan pre-diyabet ise her 3 kişiden 1’inde görülüyor.

Türkiye de görülme sıklığı yüzde 36’dır. Pre-diyabetin

uzun dönemde diyabete yol açtığını düşünürsek önemli bir

hastalıktır, önlem alınması gerekir” dedi.

Pre-Diyabet Döneminde Diyabet Önlenebilir

Kilo vermenin ve egzersizin hastalığı önlemede önemli bir

faktör olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Aydın, “Pre-diyabet

önlenebilir. Çünkü bu hastalık diyabetin başladığı yerdir.

Diyabet, pankreasta insülin salgısının bozulduğu yerde

başlıyor. Buna neden olan en önemli faktör vücuttaki

yağın fazla olmasıdır. Buna bağlı gelişen toksinlerdir.

Dolayısıyla kilo vermek, sağlıklı beslenmek, egzersiz bu

bozuklukların giderilmesini sağlayacaktır. Böylece, uzun

dönemde diyabete olan gidişatı geriliyor. Bu konuda yapılan

çalışmalarda bize, insanların yaşam tarzını değiştirerek,

kilo verip, egzersiz yaparak bu bozuklukların yüzde 58

oranında geriletildiğini gösteriyor. İlaç tedavisiyle de yüzde

27 oranında düzelme sağlandığını biliyoruz” ifadelerini

kullandı.

Hastalık Riskini Ne Artırıyor?

Yılda bir kez mutlaka kan şekeri ölçümü yapılmasını

öneren Prof. Dr. Aydın, “Aileden gelen genetik bir zemin

oluyor, hipertansiyon, gebelikte şeker hastası olanlar, kötü

beslenme, hareketsiz yaşam, kilo fazlalığı gibi faktörler

birbirinden bağımsız olarak hastalık riskini ortaya çıkarıyor.

Böyle şikayetleri olan kişilerin düzenli şeker takibinden

geçmeleri lazım. Yılda bir kez mutlaka kan şekerlerini

ölçtürsünler” diye konuştu.

Hastalıktan Korunmak Mümkün

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı

Prof. Dr. Hasan Aydın, hastalıktan korunmak için alınması

gereken önlemleri şöyle sıraladı: “Hastalıktan korunmak

için vücut ağırlığının yüzde 10’unun kaybetmek gerekli.

Bunun için iyi beslenmek ve kilo kontrolü şart. Haftada

minimum 150 dakika olacak şekilde egzersiz yapmalıyız.

Bunlar aerobik egzersizlerden oluşmalıdır. Şekeri ve

unu hayatımızdan tamamen çıkarmalı ve öğün düzeni

olmalı. Yani hiçbir öğünü atlanmamalı. 3 öğün mutlaka

tüketilmelidir. Özellikle ailesinde diyabet öyküsü olan

kişilerin bu konuda daha dikkatli olmaları gerekiyor. Yaşam

tarzı değişiklikleri yaparak hayat boyu sürdürmeliler.”

Kasım 2019


68

Microbiota Was Discussed In Every Aspect

At The “Microphone”

Mikrobiyota Her Yünüyle “Mikrofon”da Konuşuldu

Since 2010, microbiota has been on the agenda of the

world of science, and later on of the society and the media.

Although it is new to describe, mankind has been living

with its microbiota since its existence. Microbiota consists

of bacteria, viruses and others that live with us in our

bodies, especially in our intestines and in all our organs.

The intestines, which are called the second brain of the

body, are accepted in medical circles where being healthy

affects the health of the whole body positively. Bacteria

and viruses living in all organs, especially the intestines,

constitute the microbiota.

Physicians From 8 Different Branches Evaluated

Microbiology

Every aspect of the microbiota was discussed at the

meeting called ‘Microphone’ (Mikrofon in Turksh) in

Istanbul. A meeting was held for the first time in Turkey in

such detail of opinions and experiences of each expertise

from the mother’s womb to the end of the life cycle.

Biocodex-sponsored meeting in which child infection,

gynecology, gastroenterology, emergency, newborn,

Mikrobiyota 2010 yılından itibaren önce bilim dünyasının,

daha sonrasında ise toplumun ve medyanın gündemine

girdi. Tanımlanması yeni olmasına rağmen, insanoğlu

varoluşundan beri mikrobiyotası ile birlikte yaşamaktaydı.

Mikrobiyota vücudumuzda, başta bağırsaklarımız olmak

üzere tüm organlarımızda bizimle birlikte yaşayan

bakterileri, virüsler ve diğerlerinden oluşmaktadır. Vücudun

ikinci beyni olarak anılan bağırsakların, sağlıklı olmasının

tüm vücut sağlığını olumlu yönde etkilediği tıp çevrelerinde

kabul görüyor. Başta bağırsaklar olmak üzere tüm

organlarda yaşayan bakteriler ve virüsler ise mikrobiyotayı

oluşturuyor.

8 Farklı Branştan Hekimler Mikrobiyatayı

Değerlendirdi

İstanbul’da yapılan ‘Mikrofon’ adlı toplantıda mikrobiyota

her yönüyle konuşuldu. Anne karnından başlayan yaşam

siklusunun sonuna kadar yer alan her uzmanlığın görüşleri

ve deneyimlerini sundukları bu detayda bir toplantı

Türkiye’de ilk kez düzenlendi. Biocodex sponsorluğunda

gerçekleştirilen toplantıya katılan çocuk enfeksiyonu, kadın

Kasım 2019


69

dietitian, pediatric gastroenterology, neurology experts

attended and evaluated microbiota in their areas and

pointed out the possible diseases, gave tips for healthy

microbiota.

Cesarean Threatens Intestinal Health of Babies

Declaring that the baby, born by caesarean section, does

not encounter the mother’s microorganisms during birth.

Prof. Dr. Ener Çağrı Dinleyici, Faculty Member of Eskişehir

Osmangazi University Faculty of Medicine, President of

Pediatric Probiotic, Prebiotic and Microbiota Association,

said that the baby who was born by caesarean section did

not encounter the microorganisms of the mother during

the birth. Noting that the microbiota health begins in the

womb of mom, Dinleyici drew attention to the cesarean

birth, he said,

“When consider the figures in Turkey, we see that almost

one in every two cesarean birth. When the baby is born

normally, he meets his mother’s microbiota. The baby’s

microbiota is healthy throughout life. Unfortunately, this

encounter cannot be achieved when the baby is born by

cesarean section. The baby has a different microbiota.

When other risk factors are added, that is, the baby does

not take breast milk, uses antibiotics frequently, is exposed

to environmental pollution and many diseases in the urban

life are seen in the future. Allergic diseases, obesity and

asthma are seen later in life with the damage of microbiota.

Therefore, caesarean section should be performed only

to the extent prescribed by the obstetrician. Gastric and

intestinal diseases, which we call as gastrointestinal, are

more common in babies born by cesarean section than

babies born by normal means. Afterwards, respiratory,

food and skin allergies are seen.”

Can Be Supplemented With Probiotics When

Breast Milk Is Not Enough

Stating that a baby born by cesarean section will overcome

many diseases with breast milk, Dinleyici gave the following

advice to mothers and future mothers:

“We have the chance to eliminate many problems with

breast milk. If we can’t do that, we can give the baby

some supplements. These can be in the form of probiotic

supplements. When the baby develops the disease is in the

form of treatment. Mothers who are likely to give birth by

caesarean section should maintain their microbiota starting

from pregnancy. Her weight on the day of conception is

very important. We were saying that the weight she gained

during pregnancy is important, but her weight on the day

she became pregnant is much more important. It should

not be forgotten that the balanced diet of the mother

is sufficient for the baby to reduce excess weight during

pregnancy. This will make a great contribution to the baby’s

microbiota.”

Lower Microbiota Richness Can Even Cause

Depression

In the same meeting, Prof. Dr. Ateş Kara, Hacettepe

doğum, gastroenteroloji, acil, yenidoğan, diyetisyen, çocuk

gastroenteroloji, nöroloji alanlarından uzmanlar, kendi

alanlarında mikrobiyotayı değerlendirip ilişkili olabilecek

hastalıkları işaret ederek, sağlıklı mikrobiyota için ipuçları

verdi.

Sezaryen Bebeklerin Bağırsak Sağlığını Tehdit

Ediyor

Sezaryenle dünyaya gelen bebeğin doğum esnasında

annenin mikroorganizmalarıyla karşılaşmadığını söyleyen

Pediatrik Probiyotik, Prebiyotik ve Mikrobiyota Derneği

Başkanı ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi

Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ener Çağrı Dinleyici, bu durumun

pek çok sağlık sorunu beraberinde getirdiğini belirtti.

Toplantıda bu konuda açıklamalarda bulunan Dinleyici,

“Sezaryenle doğan bebeklerde, normal yolla doğan

bebeklere göre daha çok mide ve bağırsak hastalıkları

görülüyor. Bunların önlenmesi için sezaryenle doğumu

azaltmalıyız” dedi. Dinleyici, mikrobiyota sağlığının anne

karnında başladığını belirterek sezaryenle doğuma dikkat

çekti:

“Türkiye’deki rakamlara baktığımızda neredeyse her iki

doğumdan birinin sezaryen olduğunu görüyoruz. Bebek

normal yolla doğduğu zaman annesinin mikrobiyotası ile

tanışıyor. Bebeğin mikrobiyotası yaşamı boyunca sağlıklı

oluyor. Ne yazık ki bebek sezaryenle doğduğunda bu

karşılaşma sağlanamıyor. Bebeğin farklı bir mikrobiyotası

oluyor. Buna diğer risk faktörleri eklendiğinde yani bebek

anne sütü almadığında, sık antibiyotik kullandığında,

çevresel kirliliğe maruz kaldığında ve kent yaşamında ileri

dönemde birçok hastalık görülüyor. Mikrobiyotanın zarar

görmesiyle çocukta ilerleyen dönemlerde alerjik hastalıklar,

obezite, astım görülüyor. O yüzden sezaryen sadece kadın

doğum hekiminin öngördüğü ölçüde yapılmalı. Sezaryenle

doğan bebeklerde, normal yollarla doğan bebeklere oranla

daha çok gastrointestinal dediğimiz mide ve bağırsak

hastalıkları daha sık görünüyor. Sonrasında solunum yolu,

gıda ve cilt alerjileri görülüyor” dedi.

Anne Sütü Yetmediğinde Probiyotikle Takviye

Edilebilir

Sezaryenle doğan bir bebeğin anne sütüyle de birçok

Kasım 2019


70

hastalığın üstesinden geleceğini ifade eden Dinleyici, anne

adaylarına ve annelere şu tavsiyelerde bulundu:

“Anne sütü ile birçok problemi ortadan kaldırma şansımız

oluyor. Eğer bunu yapamıyorsak bebeğe dışardan bazı

takviyelerde bulunabiliriz. Bunlar probiyotik takviyeleri

şeklinde olabiliyor. Bebekte hastalık geliştiği durumda

da bunların tedavisi şeklinde oluyor. Sezaryen ile doğum

yapma ihtimali olan annelerin gebelikten itibaren

mikrobiyotalarını korumaları gerekiyor. Gebe kaldığı

günkü kilosu çok önemli. Gebelikte aldığı kilo da önemli

diyorduk ancak gebe kaldığı günkü kilosu çok daha önemli.

Gebelikte fazla kilo almanın azaltılması annenin dengeli

beslenmesinin bebeğe yeterli olacağı unutulmamalı. Bu

bebeğin mikrobiyotasına büyük katkı sağlayacaktır.”

University Faculty of Medicine, Faculty of Pediatrics

and President of Infectious Diseases and Immunization

Association, also drew attention to the use of antibiotics.

Kara said, “If our microorganism is rich, our defense system

knows better what it is and responds better to it. Our use

of antibiotics in infancy changes our microbiota balance. It

causes the emergence of stress-containing microorganisms,

eliminating beneficial microorganisms. These children

become fatter in adolescence and the risk of allergies is

higher. Today’s popular diseases are more in these children.

Even if we have less microbiota wealth, it is easier for us to

get depressed. Alzheimer’s development is higher. When

we give the antibiotic, it eliminates the microorganisms that

cause disease. It also destroys the microorganisms that we

live with, which are beneficial to us. We kill microorganisms

that are beneficial to us. In addition, since the products

used by the friends of the deceased have changed, we

change their products. If this happened in the early period,

it affects our immune system.”

Mikrobiyota Zenginliğinin Azlığı Depresyona Bile

Neden Olabilir

Aynı toplantıda söz alan, Hacettepe Üniversitesi Tıp

Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları öğretim üyesi ve

Enfeksiyon Hastalıkları ve Bağışıklama Derneği Başkanı

Prof. Dr. Ateş Kara da antibiyotik kullanımına dikkat çekti.

Kara, “Mikroorganizma zenginliğimiz fazlaysa savunma

sistemimiz neyle karşılaştığını çok daha iyi biliyor ve ona

çok daha iyi cevap veriyor. Bebeklik döneminde antibiyotik

kullanmamız mikrobiyota dengemizi değiştiriyor. Stres

içerikli mikroorganizmaların ortaya çıkmasına neden

olurken, faydalı mikroorganizmaları ortadan kaldırıyor. Bu

çocuklar ergenlik döneminde daha şişman oluyor, alerji riski

de daha yüksek oluyor. Günümüzün popüler hastalıkları da

bu çocuklarda daha fazla. Hatta mikrobiyota zenginliğimiz

az ise depresyona girmemiz daha kolay. Alzheimer gelişimi

daha yüksek. Antibiyotiği verdiğimiz anda hastalık yapan

mikroorganizmaları ortadan kaldırıyor. Aynı zamanda bizim

için faydalı olan, beraber yaşadığımız mikroorganizmaları

da yok ediyor. Bizim için faydalı olan mikroorganizmaları

öldürüyoruz. Bunun yanında ölenlerin arkadaşlarının

kullandığı ürünler değiştiği için onların ortaya çıkarttıkları

ürünleri değiştiriyoruz. Bu erken dönemde yaşandı ise bizim

bağışıklık sistemimizi etkiliyor” dedi.

Kasım 2019


72

Under The Coordination Of Spastic Children’s Foundation Of Turkey And

Turkey Cerabral Palsy (TSÇV)

7 Institutions And 21 Experts From 4 Countries Worked For “Vocational

Training For Physiotherapists About Family Centered And Play Based

Approaches In Early Childhood Intervention”

Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı-Cerabral Palsy Türkiye(TSÇV)

Koordinatörlüğünde

4 Ülkeden 7 Kurum Ve 21 Uzman “Fizyoterapistlere Yönelik

Oyun Temelli Ve Aile Merkezli Erken Müdahale” İçin Çalıştı!

“Changing Paradigm Closing Early Intervention Symposium”

was held under the coordination of Spastic Children’s

Foundation of Turkey and Turkey Cerabral Palsy (TSÇV) last

week in Turkey. supported by Turkey’s National Agency

in the scope of the European Union Erasmus + Program,

VETforEI was organized as an event of Game Based and

Family-Centered Approaches to Early Intervention Project

Physiotherapists.

“Erken Müdahalede Değişen Paradigma Kapanış

Sempozyumu” Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı-Cerabral

Palsy Türkiye koordinatörlüğünde geçtiğimiz hafta

gerçekleştirildi. Avrupa Birliği Erasmus+ Programı

kapsamında Türkiye Ulusal Ajansı tarafından desteklenen

VETforEI - Fizyoterapistlere Yönelik Oyun Temelli ve Aile

Merkezli Erken Müdahale Yaklaşımları Projesi’nin bir

etkinliği olarak düzenlendi.

Projede Birçok Kurum Ve Uzman Yer Aldı

2017 Aralık – 2019 Kasım tarihleri arasında uygulanmakta

olan, VETforEI - Fizyoterapistlere Yönelik Oyun Temelli ve

Aile Merkezli Erken Müdahale Yaklaşımı Projesi’nde 4 farklı

ülkeden toplam 7 kurum ve 21 uzman ortaklaşa çalıştı.

Genel amacı; fizyoterapistlerin erken müdahale alanındaki

bilgi birikimlerini artırmak olan projenin ortakları arasında;

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı-Engelli ve Yaşlı

Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Gazi Üniversitesi, Eurlyaid–

The European Association on arly Childhood Intervention-

Lüksemburg, University of Minho- Portekiz, Braga Cerebral

Palsy Association- Portekiz ve Praxis Europe-İngiltere yer aldı.

Kasım 2019


73

Many Institutions And Experts Took Part In The

Project

A total of 7 institutions and 21 experts from 4 different

countries worked together in the VETforEI – Vocational

Training for Physiotherapists about Family Centred and

Play Based Approaches in Early Childhood Intervention

Project, which was implemented between December 2017

and November 2019. Partners of the project whose general

purpose is to increase the knowledge of physiotherapists in

Nasıl Bir Süreçte İlerlendi?

Proje ortağı kurumlar, belirli dönemlerde bir araya gelerek,

projenin fikri çıktıları üzerinde çalışmalar gerçekleştirdi.

Proje çıktısı olarak ‘Aile Merkezli ve Oyun Temelli Erken

Müdahale Yaklaşımları’ konulu uzman eğitim müfredatı

da yazıldı. Türkçe dışında İngilizce ve Portekizce de yazılan

müfredat, kendi web sitesi ile tüm dünyanın erişimine

açık kaynak olarak sunuldu. Üniversiteler ve uzmanlar bu

the field of early intervention, are Ministry of Family, Labor

and Social Services-General Directorate of Disabled and

Elderly Services, Gazi University, Eurlyaid–The European

Association on arly Childhood Intervention, Luxembourg,

University of Minho- Portugal, Braga Cerebral Palsy

Association- Portugal and Praxis Europe-England.

What Kind Of Process Has Been Progressed?

Project partner institutions came together in certain

periods and worked on the intellectual outputs of the

project. As the project output, ‘Vocational Training for

Physiotherapists about Family Centered and Play Based

Approaches in Early Childhood Intervention’ training

curriculum was also written. The curriculum, which is

written in English and Portuguese in addition to Turkish,

was made available to the world as an open source with

its own website. Universities and experts will be able to

access this curriculum and make use of it as they wish. In

the output of the project, the following important issue

was emphasized: With the increase of preterm birth rates

all over the world, significant increases have occurred

in the number of babies and children in need of early

intervention. In this sense, it is of great importance that

physiotherapists, as first-degree contacts with babies

and children, develop their professional skills about early

intervention processes.”

müfredata ulaşıp, istedikleri şekilde faydalanabilecekler.

Proje çıktısında şu önemli konuya vurgu yapıldı: “Tüm

dünyada erken doğum oranlarının artması ile erken

müdahale ihtiyacı olan bebek ve çocuk sayısında da önemli

artışlar meydana geldi. Erken müdahalede bebeklere,

çocuklara birinci derecede temas eden kişiler olarak

fizyoterapistlerin, erken müdahale süreçleri hakkında

mesleki becerilerini geliştirmeleri bu anlamda büyük önem

taşıyor.”

wwwErken Müdahalede Değişen Paradigma

VETforEI - Fizyoterapistlere Yönelik Oyun Temelli ve Aile

Changing Paradigm In Early Intervention

The concept of early intervention, which is the main topic

Kasım 2019


74

of VETforEI - Vocational Training for Physiotherapists

about Family Centered and Play Based Approaches in Early

Childhood Intervention Project, was defined as follows:

“A program implemented to support infants, children

and their families with a special condition that may affect

their development or their developmental disability. .

In traditional early intervention practices, the child is

usually taken to the center and exercises and activities

for the need for support are performed by the specialist.

Children come to the center once or twice a week and

give specialist therapy sessions. Since the support provider

is the key specialist, the family remains committed to

the specialist, except for therapy, and there has been no

encouragement or information on making the necessary

arrangements for the independence of daily living. In

family-centered practices, the family is considered as

a whole, the idea that each family has its own special

structure and respect for the family, parents’ opinions

about their children, concerns, difficulties in their routine

lives, goals are definitely discussed and an intervention

program is planned in cooperation with the family. Early

intervention practices are maintained by parents or

caregivers.”

Significant Results Achieved

As a result of the project, a valuable resource was

prepared with the common opinion of 7 project partners

from 4 different countries on the subject of ‘Vocational

Training for Physiotherapists about Family Centered and

Play Based Approaches in Early Childhood Intervention

Project’. This resource was presented to physiotherapists

training in the field and in universities in Turkey and

abroad by making demo application. Demo training

application lasted for 2 full days with the participation of

30 physiotherapists. As the next phase of the project, it

is planned to continue working with partner countries.

Studies will continue with ideas such as training for all

experts working in the field of early intervention, good

practice in early intervention, resources with sample

videos.

Merkezli Erken Müdahale Yaklaşımı Projesi’nin ana

konusunu oluşturan, erken müdahale kavramı şu şekilde

tanımlandı: “Gelişimlerini etkileyebilecek özel bir duruma

sahip ya da gelişimsel geriliği veya engeli olan bebek,

çocuklar ve ailelerine destek amacıyla uygulanan bir

programdır. Geleneksel erken müdahale uygulamalarında

genellikle çocuk merkeze alınarak destek ihtiyacına

yönelik egzersizler, aktiviteler uzman tarafından

uygulanır.

Çocuklar haftada bir veya iki kez merkeze gelir, uzman

terapi seansını uygular. Destek sağlayıcı kilit kişi uzman

olduğu için terapi dışında aile uzmana bağlı kalır ve

günlük yaşam bağımsızlığı için gerekli düzenlemeleri

yapma konusunda cesaretlendirme ve bilgilendirilme

yapılmamıştır. Aile merkezli uygulamalarda ise aile bütün

olarak ele alınır, her ailenin kendi özel yapısı olduğu

düşüncesi ve aileye saygı ön plandadır, ebeveynlerin

çocukları hakkında görüşleri, endişeleri, rutin

hayatlarında zorlukları, amaçları mutlaka konuşulur ve

bunlar çerçevesinde aile ile işbirliği yaparak müdahale

programı planlanır. Erken müdahale uygulamalarının

ebeveynler ya da bakım verenler tarafından sürekliliği

sağlanır.”

Önemli Sonuçlar Elde Edildi

Proje sonucunda ‘Aile Merkezli ve Oyun Temelli Erken

Müdahale Yaklaşımları’ konusunda 4 ayrı ülkeden 7 proje

ortağının ortak görüşü ile hazırlanan değerli bir kaynak

elde edildi. Bu kaynak; demo eğitim uygulaması yapılarak,

Türkiye ve yurtdışında; alanda ve üniversitelerde çalışan

fizyoterapistlere sunuldu. Demo eğitim uygulaması 30

fizyoterapistin katılımı ile 2 tam gün boyunca sürdü.

Projenin sonraki aşaması olarak ortak ülkeler ile

çalışmaların devam etmesi planlandı.

Çalışmalar; erken müdahale alanında çalışan tüm

uzmanlar için eğitim, erken müdahalede iyi uygulama

örnek videoları ile kaynak oluşturulması gibi fikirler ile

devam edecek.

Kasım 2019


76

synedra AIM

Health Content Management

synedra AIM is a modular Health Content Management

(HCM) platform. Health Content Management means that

documents, images, videos, laboratory findings and other

information objects of a healthcare facility are regarded

as a strategic resource and are managed uniformly.

A healthcare facility implementing Health Content

Management makes the conscious decision to consolidate

data islands into a unified platform solution.

synedra AIM consists of modules and thus enables the

realization of various solutions. Many healthcare facilities

have specific requirements, such as the implementation

of a PACS in the radiology department. In other facilities,

the scanning and archiving of paper documents or the

integration of video sources are the most important

topics. Other reasons for healthcare facilities to implement

synedra AIM may be photo documentation, the creation

of reports, the legally compliant archiving of documents,

eHealth or the application of synedra AIM as a FHIRsynedra

AIM

Sağlık Hizmetleri İçerik Yönetimi Platformu

synedra AIM bir modüler Sağlık Hizmetleri İçerik Yönetimi

Platformu’dur.

Bunun anlamı sağlık kuruluşunun tüm çekimlerini,

dokümanlarını, resimlerini, vidyolarını, labor değerlerini ve

diğer bilgi verilerini stratejik kaynak olarak değerlendirmek

ve bir elden işlemektir. Sağlık Hizmetleri İçerik Yönetimi

Platformu ile çalışan bir sağlık kuruluşu, verilerin adalarda

çakışmasından tek tip platform çözümüne geçişte bilinçli

bir karar almış demektir.

synedra AIM modüler olarak inşa edilmiş ve farklı

çözümlerin gerçekleşmesine imkan sağlamaktadır.

Çok sıklıkla rastlanan uygulama alanı, bir PACS

sisteminin radyoloji için hayata geçirilmesidir. Bazı sağlık

kuruluşlarında ise verilerin taranması (scanning), kağıt

dokümanların arşivlenmesi, vidyo kaynaklarının sisteme

entegre edilmesi ön planda yer almaktadır. Resim

dökümentasyonu, sağlık raporlarının oluşturulması,

yasalara ve mevzuata uygun arşivlenmesi, E-Sağlık

Kasım 2019


77

compliant clinical repository. What all synedra AIM

projects have in common is the goal to manage all data

of the healthcare facility centrally and uniformly.

You may use synedra AIM in all these areas - or only for

certain sub-tasks. You may integrate synedra AIM into

existing solutions and expand it gradually according to

your needs. In this way, you alone may determine the

pace of the digitization process and are therefore well

prepared for future requirements.

With synedra AIM, you are always on the safe side since

synedra AIM as a whole has been approved as a Class IIb

Medical Device.

yada FHİR konform depolama synedra AIM’in başlangıç

noktaları olabilmektedir. Tüm synedra AIM projelerindeki

tek hedefimiz sağlık kuruluşlarının tüm verilerini bir ilden

işlemektir.

synedra AIM bu alanların tümü için görevlendirebilir

veya kısmı görevlerde de kullanabilirsiniz. Ayrıca var

olan çözümlerinize de kombine edebilir ve adım adım

genişletebilirsiniz. Böylelikle dijitalleşmenin temposunu siz

belirleyip, gelecekteki uygulama alanları için hazır durumda

olursunuz.

İşinizi sağlama almak istiyorsanız, synedra AIM bütüncül

olarak tıbbi ürün IIb sınıfı sertifikalıdır.


78

Gilead Sciences And Elton John AIDS Foundation Started Radian

Program Againist HIV In Eastern Europe And Central Asia (EECA)

Gilead Sciences ve Elton John AIDS Vakfı Doğu Avrupa ve Orta

Asya’da (EECA) HIV’e Karşı Radian Programını Başlattı

Gilead Sciences and the Elton John AIDS Foundation

announced that they have launched the groundbreaking

RADIAN program at the Fast-Track Cities 2019 conference

in London. RADIAN will focus on finding meaningful

solutions to new HIV infections and deaths from AIDSrelated

diseases in the Eastern Europe and Central Asia

(EECA) region. With the strength of cooperation between

the foundation and Gilead within the framework of the

Eastern European and Central Asian Key Groups (EECAKP)

Fund, RADIAN will benefit from the extensive knowledge of

both organizations in the region’s needs and support bold

and meaningful actions to address problems.

Sir Elton John, founder of Elton John AIDS Foundation,

said, “Every day in the EECA region, more than 400 people

get HIV and 100 people die from AIDS.’ He continued: “A

few years ago, my foundation’s efforts to establish the

Eastern European and Central Asian Key Groups (EECAKP)

Fund together with Gilead drew our attention to the

need to increase our efforts in the region. For this reason,

I am pleased that my foundation is working with Gilead

once again in order to reverse the trends within RADIAN

and to provide the support and funding needed to reach

vulnerable people. Together we can make a difference, save

lives, and ensure that no one is left behind in the struggle

Gilead Sciences ve Elton John AIDS Vakfı Londra’da

düzenlenen Fast-Track Cities 2019 konferansında çığır

açacak RADIAN programını başlattıklarını açıkladılar.

RADIAN, Doğu Avrupa ve Orta Asya (EECA) bölgesinde

yeni HIV enfeksiyonlarına ve AIDS kaynaklı hastalıklardan

ölümlere anlamlı çözümler bulmaya odaklanacak. RADIAN,

vakıfla Gilead arasında Doğu Avrupa ve Orta Asya Kilit

Gruplar (EECAKP) Fonu çerçevesindeki iş birliğinden aldığı

güçle, her iki kuruluşun bölgenin ihtiyaçları konusundaki

geniş bilgisinden de yararlanarak, sorunların çözümüne

yönelik cesur ve anlamlı aksiyonları destekleyecek.

Elton John AIDS Vakfı kurucusu Sir Elton John, “Her gün

EECA bölgesinde 400’den fazla insan HIV enfeksiyonuna

yakalanıyor ve 100 kişi AIDS’den ölüyor.” dedi. Sir Elton

John sözlerine şu şekilde devam etti: “Vakfımın birkaç

yıl önce Gilead ile birlikte Doğu Avrupa ve Orta Asya

Kilit Gruplar (EECAKP) Fonu’nu kurma doğrultusundaki

çalışmaları bölgedeki çabalarımızı arttırmamızın

gerekliliğine dikkatimizi çekti. Bu nedenle, RADIAN

çerçevesinde eğilimleri tersine çevirmek ve korunmasız

insanlara ulaşmak amacıyla ihtiyaç duyulan desteği ve

finansmanı sağlamak için vakfımın bir kez daha Gilead

ile birlikte çalışıyor olmasından memnuniyet duyuyorum.

Birlikte fark oluşturabilir, hayatları kurtarabilir ve bu

salgına son verme mücadelesinde hiç kimsenin geride

kalmamasını sağlayabiliriz.”

Kasım 2019


79

to end this epidemic.” To end HIV / AIDS worldwide, it is

imperative to take action against the epidemic in the EECA

region. Although rates of new HIV infections and AIDSrelated

deaths tend to decline worldwide; EECA is one of

the few regions where HIV is on the rise and AIDS-related

deaths have increased by about 300 percent over the past

20 years. Daniel O’Day, Chairman and Chief Executive

Officer of Gilead Sciences, Inc., said, “Gilead and the Elton

John AIDS Foundation share a vision to put an end to

the AIDS epidemic.” Daniel O“Day continued: “Through

RADIAN, we aim to reach out to marginalized groups in the

EECA region and work with local organizations to overcome

the challenges they face. RADIAN will help provide funding

and support for the fight against HIV that has not been

given in the region before. The EECA region has more

than a million people living with HIV who need access to

the right treatment. This needs to be resolved urgently

through education, community empowerment and new

collaborations such as RADIAN.”

The RADIAN program consists of two basic elements:

the RADIAN ‘Sample Cities’ program and the RADIAN

‘Unmet Need’ fund. Thanks to the two-channel program

it has developed, RADIAN will direct resources to the

communities in need, while at the same time enabling

capacity building in other communities. The prevalence

of HIV is generally high in populations with limited access

to treatment, which are counter-stigmatized. RADIAN will

collaborate with local organizations to use the insights

gained in the field and share good practice examples that

will contribute to progress.

The first RADIAN ‘Sample City’ will be Almaty city of

Kazakhstan. Almaty has a very high HIV burden. There are

about 7,400 people living with HIV, and the prevalence of

HIV in the city is about twice the national average. RADIAN

will support the fight against stigmatization in Almaty,

improve healthcare infrastructure and treatment methods

and increase access to innovation. Other ‘Sample Cities’ will

be announced in 2020.

RADIAN will implement the ‘Unfulfilled Need’ fund to

support the rest of the EECA region beyond the selected

‘Sample Cities’ and to support effective programs in other

parts of the EECA. The fund will allow donations to local

and regional organizations that share RADIAN’s vision of

combating new HIV infections and AIDS-related deaths. Call

for Proposals will be held in mid-October 2019.

RADIAN aims to provide measurable changes in the

frequency of HIV exposure, access to care, treatment

coverage and prevention in both ways, and to make a

significant difference in the EECA region against new HIV

infections and AIDS-related deaths. For the next five years,

the best practices and information from RADIAN’s local

work will be used as a plan to help change the course of

HIV in the EECA region.

Dünya genelinde HIV/AIDS’e son verebilmek için EECA

bölgesindeki salgına yönelik harekete geçmek bir

zorunluluk. Yeni HIV enfeksiyonları ve AIDS kaynaklı

ölümlerin oranları dünya genelinde düşüş eğiliminde

olsa da; EECA, HIV’in yükselişte olduğu ve AIDS kaynaklı

ölümlerin son 20 yılda yaklaşık yüzde 300 arttığı az sayıda

bölgeden birisi.

Gilead Sciences Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Daniel

O’Day, “Gilead ile Elton John AIDS Vakfı, AIDS salgınına

son vermek için bir vizyonu paylaşıyorlar.” dedi. Daniel

O’Day sözlerini şöyle sürdürdü: “RADIAN aracılığıyla EECA

bölgesindeki ötekileştirilmiş gruplara ulaşmayı ve yerel

organizasyonlarla çalışarak, karşılaştıkları güçlüklerin

üstesinden gelmeyi amaçlıyoruz. RADIAN, HIV’e karşı

bölgede daha önce verilmemiş mücadele için finansman

ve destek sağlamaya yardımcı olacak. EECA bölgesinde

HIV ile yaşayan ve doğru tedaviye erişim ihtiyacı olan bir

milyondan fazla insan var. Bu durumun eğitim, toplumun

güçlendirilmesi ve RADIAN gibi yeni iş birlikleri aracığıyla

ivedi olarak çözümlenmesi gerekiyor.”

RADIAN programı iki temel unsurdan oluşuyor: RADIAN

‘Örnek Kentler’ programı ve RADIAN ‘Karşılanmamış

İhtiyaç’ fonu. RADIAN geliştirdiği iki kanallı program

sayesinde ihtiyaç içindeki toplumlara kaynak

yönlendirirken, aynı zamanda başka toplumlarda da

kapasite oluşmasına imkan sağlayacak. Damgalanmayla

karşı kaşıya kalan ve tedaviye sınırlı erişimi olan

toplumlarda HIV prevalansı genellikle yüksek. RADIAN

yerel organizasyonlarla iş birliği yaparak sahada elde

edilen içgörüleri kullanacak ve ilerlemeye katkı sağlayacak

iyi uygulama örneklerini paylaşacak.

İlk RADIAN ‘Örnek Kenti’ Kazakistan’ın Almatı kenti

olacak. Almatı’da oldukça yüksek bir HIV yükü bulunuyor.

HIV ile yaşayan yaklaşık 7,400 kişi var ve şehirdeki

HIV prevalansı ulusal ortalamanın yaklaşık iki katı.

RADIAN Almatı’da damgalanmaya karşı çalışarak, sağlık

hizmetleri altyapısını ve tedavi yöntemlerini iyileştirerek ve

yenilikçiliğe erişimi arttırarak mücadeleye destek verecek.

Diğer ‘Örnek Kentler’ 2020’de açıklanacak.

RADIAN seçilen ‘Örnek Kentlerin’ ötesinde EECA

bölgesinin geri kalanına da destek sağlamak ve

EECA’nın başka kısımlarında da etkili programları

desteklemek üzere ‘Karşılanmamış İhtiyaç’ fonunu

uygulamaya koyacak. Fon sayesinde RADIAN’ın yeni HIV

enfeksiyonlarıyla ve AIDS kaynaklı hastalıkların yol açtığı

ölümlerle mücadele vizyonunu paylaşan yerel ve bölgesel

kuruluşlara bağış desteği verilebilecek. Teklif Çağrısı

Ekim 2019 ortalarında yapılacak.

RADIAN her iki yolla HIV görülme sıklığı, bakıma ulaşma,

tedavi kapsamı ve korunmada ölçülebilir değişimler

sağlamayı; EECA bölgesinde yeni HIV enfeksiyonlarına

ve AIDS kaynaklı ölümlere karşı kayda değer bir fark

oluşturmayı amaçlıyor.

Önümüzdeki beş yıl boyunca RADIAN’ın yerel

çalışmalarından elde edilen en iyi uygulamalar ve bilgiler

EECA bölgesinde HIV’in gidişatını değiştirmeye yardımcı

bir plan olarak kullanılacak.

Kasım 2019


80

Novartis Oncology Turkey Added Value

To The Lives Of Patients With Volunteer-Based Blood and

Stem Cell Donation Campaign!

Novartis Onkoloji Türkiye

Gönüllülük Esasına Dayanan Kan ve Kök Hücre Bağışı

Kampanyası İle Hastaların Yaşamlarına Değer Kattı!

• Novartis Oncology Turkey launched the blood and stem

cell donation campaign, which is carried out every year with

the participation of employees, in September this year.

• While Novartis employees make blood donation to Türk

Kızılay under the campaign, the donation of stem cells was

carried out together with Turkey Stem Cell Coordination

Center (TURKOK).

Novartis Oncology Turkey, while continuing to work to

improve and extend the lives of patients with this passion,

also regularly supports social responsibility projects it

has implemented. In this context, blood and stem cell

donation was held every year in cooperation with Kızılay

and TURKOK.

Novartis Oncology in Turkey covered by donor

organizations held in Kavacık office in the actual fundraiser

with close to 100 employees active participation while

recognizing the Türk Kızılay volunteer blood donations,

while the stem cell donation in Turkey Stem Cell

Coordination Center (TURKOK) and was carried out jointly.

• Novartis Onkoloji Türkiye, kurum içinde çalışanlarının

katılımıyla her yıl gerçekleştirdiği kan ve kök hücre bağışı

kampanyasını bu sene Eylül ayında hayata geçirdi.

• Kampanya kapsamında Novartis çalışanları kan

bağışlarını Kızılay’a yaparken, kök hücre bağışları ise

Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi (TÜRKÖK) ile

birlikte yürütüldü.

Novartis Onkoloji Türkiye, hastaların hayatlarını iyileştirmek

ve uzatmak için çalışmalarını sürdürürken, bu tutkusunu

düzenli olarak hayata geçirdiği sosyal sorumluluk projeleri

ile de destekliyor. Bu kapsamda her sene Kızılay ve

TÜRKÖK işbirliği ile düzenlenen kan ve kök hücre bağışı

Eylül ayı içerisinde yeniden gerçekleştirildi.

Novartis Onkoloji Türkiye’nin Kavacık ofisinde düzenlenen

bağış organizasyonu kapsamında 100’e yakın çalışanın aktif

katılımıyla gerçekleşen bağış etkinliğinde Türk Kızılayı

gönüllü kan bağışlarını kabul ederken, kök hücre bağışları

ile ise Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi (TÜRKÖK)

ile birlikte yürütüldü.

Kasım 2019


81

Blood donations, which may always be needed for

everyone, are delivered to those in need, while stem

cell donations are used for the treatment of hereditary

metabolic diseases, lymphomas, hereditary anemias,

various organ cancers, immune deficiencies, and in cases

where bone marrow does not work or is inadequate.

Novartis Oncology Turkey, continues to work intensively

to improve the lives of patients with blood cancer and

serious blood diseases in the field of hematology. Pınar

Üstündağ, General Manager at Novartis Oncology Turkey

said, “As Novartis Oncology, we move forward science

constantly and try to generate a meaningful difference in

patients’ lives.” Stating that they support the participation

of employees in social responsibility campaigns as Novartis

Oncology, Üstündağ emphasized that they aim to draw

attention to blood-related diseases through the blood and

stem cell donation campaign they organize each year.

Her zaman ve herkes için ihtiyaç olabilecek kan bağışı ihtiyaç

sahiplerine ulaştırılırken, kök hücre bağışları ise başta kemik

iliği kanseri olmak üzere, kalıtsal metabolik hastalıklar,

lenfomalar, kalıtsal anemiler, çeşitli organ kanserleri,

immün yetersizlikler ve kemik iliğinin çalışmadığı ya da

yetersiz çalıştığı durumların tedavisinde kullanılıyor. Novartis

Onkoloji Türkiye, hematoloji alanında kan kanseri ve ciddi

kan hastalıkları ile yaşayan hastaların hayatlarını iyileştirmek

için yoğun olarak çalışmalarını sürdürürken, Novartis

Onkoloji Türkiye Genel Müdürü Pınar Üstündağ “Novartis

Onkoloji olarak bilimi sürekli daha ileriye taşıyor ve hastaların

yaşamlarında anlamlı bir farklılık oluşturmak üzere

çalışıyoruz.” dedi. Novartis Onkoloji olarak çalışanların sosyal

sorumluluk kampanyalarına katılımlarını desteklediklerini

belirten Üstündağ, her yıl düzenledikleri kan ve kök hücre

bağışı kampanyası sayesinde kan ile ilgili hastalıklara dikkat

çekmeyi hedeflediklerini de vurguladı.


82

Sanofi Pasteur President Of Turkey And Eurasia Region

Emin Turan:“We Continue To Supply Influenza Vaccine”

Sanofi Pasteur Türkiye ve Avrasya Bölge Başkanı

Dr. Emin Turan:“Grip Aşısı Tedariğine Devam Ediyoruz”

Sanofi Pasteur President of Turkey and Eurasia

Region Emin Turan announced that the 4-influenza

(influenza) vaccine, which provides comprehensive

protection for the 2019-2020 season, will be

distributed in October and will continue to be

supplied in batches from tomorrow until the end

of the year.

Sharing information about the supply of influenza vaccine

in the period we are, Dr. Emin Turan, Sanofi Pasteur Turkey

and Eurasia Region, said, “Set of 4 influenza vaccine

provides the most comprehensive protection available from

this year in Turkey were included in the refund. As Sanofi

Pasteur, we have started supplying our vaccine for the

2019-2020 season on 10 October 2019, we have distributed

approximately 250 thousand doses of vaccine and will

continue to supply in batches from tomorrow until the end

of the year.”

Turan said, “Vaccine content is determined for all

manufacturers with the approval of the World Health

Organization every year. Vaccine production is extremely

complex, quality control is predominant and can be done

after passing through many testing processes.

In February 2019, influenza outbreaks were severe in many

countries, causing more than 8,000 deaths in France alone.

Thereafter, the World Health Organization (WHO) delayed a

month of normalization in the more detailed analysis of the

gene map of circulating viruses and accordingly decided the

content to be added to the vaccine, and production began

a month later in this direction. As a result, vaccination is

available all over the world a little later this year than in

previous years. In our country, there is no delay in terms

of vaccination time in order to prevent influenza infection

which started in epidemics especially in January and caused

epidemics again in April-May.

In the light of all this information and considering the

influenza season disease monitoring data in our country,

the timing of influenza vaccine supply is not expected

to have a negative impact on public health in our

country. Before starting epidemics (October-December)

unvaccinated second outbreak period of the (April-May)

protection should be vaccinated at the earliest opportunity

to ensure Turkey Ministry of Health as well as the health

authorities such as WHO recommend.”

Sanofi Pasteur Türkiye ve Avrasya Bölge Başkanı

Dr. Emin Turan, 2019-2020 sezonu için geniş

kapsamlı koruma sağlayan 4’lü (dolaşımdaki 4

farklı virüs tipine karşı etkili) influenza (Grip)

aşısının Ekim’de dağıtımına başlandığını ve

yarından itibaren yılsonuna kadar partiler halinde

tedariğe devam edileceğini açıkladı.

İçinde bulunduğumuz dönemde Influenza aşısının tedariği

ile ilgili açıklamalarda bulunan Sanofi Pasteur Türkiye ve

Avrasya Bölge Başkanı Dr. Emin Turan; “Bu yıldan itibaren

mevcut en geniş korumayı sağlayan 4’lü influenza aşısı

Türkiye’de geri ödemeye dahil edildi. Biz Sanofi Pasteur

olarak, 2019-2020 sezonu için aşımızın tedariğine 10 Ekim

2019’da başladık, yaklaşık 250 bin doz aşı dağıtımı yaptık ve

yarından itibaren yılsonuna kadar partiler halinde tedariğe

devam edeceğiz.” dedi.

Turan; “Aşı içeriği tüm üreticiler için her yıl Dünya Sağlık

Örgütü’nün onayı ile belirleniyor. Aşı üretimi ise son derece

karmaşık, kalite kontrolün ağırlıklı olduğu ve birçok test

içeren süreçlerden geçtikten sonra yapılabiliyor.

2019 Şubat ayında birçok ülkede oldukça ağır geçen ve

yalnızca Fransa’da 8000’den fazla ölüme sebebiyet veren

grip salgınları yaşandı. Bunun ardından, Dünya Sağlık

Örgütü (DSÖ) dolaşımdaki virüslerin gen haritasının daha

detaylı analizinde ve buna göre aşıya eklenecek içeriğin

kararında normale göre bir ay gecikme yaşandı, üretim

de bu doğrultuda bir ay geç başladı. Sonuç olarak tüm

dünya genelinde aşı tedariği bu yıl önceki yıllara göre

biraz daha geç sağlanabiliyor. Ülkemizde özellikle Ocak

ayında salgınlar halinde başlayan ve Nisan-Mayıs aylarında

ise tekrar salgınlara sebep olan grip enfeksiyonundan

korunmak için aşılanma zamanı anlamında bir gecikme söz

konusu değil.

Bütün bu bilgiler ışığında ve ülkemizdeki influenza sezonu

hastalık izlem verilerini göz önünde bulundurduğumuzda,

influenza aşısı tedariği zamanlamasının, ülkemizde

halk sağlığı üzerinde olumsuz bir durum oluşturması

beklenmiyor. Salgınlar başlamadan önce (Ekim-Aralık)

aşılanmamış olanların da ikinci salgın döneminde (Nisan-

Mayıs) korunma sağlanabilmesi için ilk fırsatta aşılanmasını

gerek Türkiye Sağlık bakanlığı gerekse de DSÖ gibi sağlık

otoriteleri öneriyor.” şeklinde konuştu.

Kasım 2019


86

“The Latest Situation in Thoracic Oncology”

Fall Symposium Was Held In Ankara

“Torasik Onkolojide Son Durum”

Güz Sempozyumu Ankara’da Yapıldı

Türk Toraks Derneği tarafından düzenlenen

Türk Toraks Derneği Güz Sempozyumu, “Torasik

Onkolojide Son Durum” başlığı ile 2-3 Kasım 2019

tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirildi.

İki gün süren sempozyumda, “Akciğer Kanseri

Epidemiyolojisi ve Risk Faktörleri, Dünyada ve Türkiye’de

Akciğer Kanseri Riskinde Değişim, Tütün ve Yeni Tütün

Ürünlerinin Etkisi, İklim Krizi Gıda ve Su Odağında

Akciğerlerde Kanser Riski Oluşturur Mu?, Akciğer Kanseri

Tanısında Yenilikler” gibi önemli konu başlıkları masaya

yatırıldı.

The Turkish Thoracic Society Fall Symposium,

organized by the Turkish Thoracic Society, was

held in Ankara on 2-3 November 2019 under

the title of “The Latest Situation in Thoracic

Oncology”.

important topics such as “Lung Cancer Epidemiology and

Risk Factors Change in Lung Cancer Risk in Turkey and the

World, Impact of Tobacco and New Tobacco Products,

Does Climate Crisis Generate Lung Cancer Risk in Food and

Water Focus, Innovations in Lung Cancer Diagnosis” as were

discussed in the symposium lasted two days.

“Increasing in prevalence Lung Cancer in the

World and in Turkey”

According to experts, who pointed out that the most

common type of cancer is lung cancer, which 2 million

900 thousand people of diagnosed last year worldwide,

in men in Turkey, to continue to support of the efforts

smoking cessation, the elimination of occupational and

“Akciğer Kanseri Görülme Sıklığı Hem Dünyada

Hem de Türkiye’de Artıyor”

Geçen yıl dünya genelinde 2 milyon 900 bin kişinin tanı aldığı

akciğer kanserinin Türkiye’de erkeklerde en sık görülen

kanser türü olduğuna dikkat çeken uzmanlara göre sigara

bıraktırma konusundaki desteklerin sürdürülmesi, mesleki

ve çevresel maruziyetlerin ortadan kaldırılması bundan

korunmada büyük önem taşıyor.

Türk Toraks Derneği üyesi ve Sempozyum eş başkanı Prof.

Dr. Tuncay Göksel, yaptığı açıklamada, akciğer kanserinin,

tüm dünyada en sık görülen kanser olduğunu, kansere

bağlı ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer aldığını söyledi.

Dünya genelinde 2018 yılında 2 milyon 900 bin kişinin

akciğer kanseri tanısı aldığı, 1 milyon 76 bin kişinin de bu

nedenle yaşamını yitirdiği bilgisini veren Göksel, “Sağlık

Bakanlığı tarafından yayımlanan 2017 yılı Sağlık İstatistikleri

Yıllığı’na göre, akciğer kanseri ülkemizde erkeklerde en

sık görülen kanser türü. Tüm yaş grupları için erkeklerde

görülen kanserlerin yüzde 21’i akciğer kanseridir. Akciğer

kanseri kadınlarda en sık görülen 5. kanser türüdür.

Türkiye’de de dünyada olduğu gibi akciğer kanseri artış

göstermekte, kadınlarda da görülme sıklığı artmaktadır.”

diye konuştu.

”Pasif İçicilik de Önemli Risk Faktörü”

Dernek üyesi ve Sempozyum eş başkanı Prof. Dr. Pınar

Çelik de akciğer kanseri için en önemli risk faktörünün

sigara ve tütün ürünleri kullanımı olduğunu vurguladı.

Akciğer kanserinin ortaya çıkmasında pasif sigara

içiciliğinin de aktif içicilik kadar rol oynadığını söyleyen

Kasım 2019


87

environmental exposures are of great importance in that

protection.

Turkish Thoracic Society member and co-chair of the

Symposium. Dr. Tuncay Göksel, said that lung cancer is the

most common cancer all over the world, cancer-related

causes of death is among the first. Declaring that in 2018,

2 million 900 thousand people diagnosed with lung cancer

worldwide, 1 million 76 thousand people died because of

this, Göksel said, “Published by the Ministry of Health 2017

Health Statistics Yearbook, lung cancer in our country is

the most common cancer type. 21 percent of cancer is lung

cancer seen in men for all age groups. Lung cancer is the

most common 5. types of cancer in women. Turkey also

shown an increase in lung cancer as well as in the world, is

increasing in prevalence in women.”

“Passive Smoking is Important Risk Factor”

Member of the Association and co-chair of the Symposium

Dr. Pınar Çelik emphasized that the most important risk

factor for lung cancer is the use of cigarettes and tobacco

products. In the emergence of lung cancer, passive smoking

plays a role as much as active smoking Steel, environmental

and occupational exposures outside the cigarette and

air pollution, said that other important risk factors. Çelik

stated that the majority of patients with lung cancer can be

diagnosed at an advanced stage because the disease does

not cause any initial symptoms. Recording that common

complaints in lung cancer are shortness of breath, cough,

bloody sputum production, fatigue, loss of appetite and

weight loss, Çelik said that smokers should consult a chest

specialist when these symptoms occur.

“Improvements in Diagnosis and Treatment”

Featuring that important developments available in lung

cancer treatment, diagnosis and treatment, Professor

Dr. Çelik said, “Genetic features have enabled the use of

tailored treatments (targeted smart drugs) especially in

advanced patients. The latest development in lung cancer

treatment is immunotherapy.”

Indicating that protection from lung cancer is possible to

a large extent, Çelik said, “The fight against cigarette and

tobacco products plays an important role in the prevention

of lung cancer. Supporting and cessation of smoking

cessation by increasing the maintenance and elimination of

occupational and environmental exposures is essential for

the prevention of lung cancer.”

Çelik, sigara dışında çevresel ve mesleki maruziyetler ile

hava kirliliğinin, diğer önemli risk faktörleri olduğunu ifade

etti. Çelik, akciğer kanserli hastaların büyük bölümüne,

hastalık başlarda herhangi yakınmaya neden olmadığı için

ileri evrede tanı konabildiğini belirtti. Akciğer kanserinde

sık görülen yakınmaların nefes darlığı, öksürük, kanlı

balgam çıkarma, halsizlik, iştahsızlık ve kilo kaybı olduğuna

dikkati çeken Çelik, sigara kullananların, bu yakınmalar

ortaya çıktığında göğüs hastalıkları uzmanına başvurmaları

gerektiğini bildirdi.

“Tanı ve Tedavide Gelişmeler Var”

Prof. Dr. Çelik, akciğer kanseri tedavisinde tanı ve tedavide

önemli gelişmeler olduğunu aktararak şunları kaydetti:

“Yakın bir zamana kadar, akciğer kanseri tedavisi,

hastalığın evresine göre cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi

seçeneklerinin tek veya farklı kombinasyonlarda

uygulanmasını içeriyordu. Son yıllarda tedavideki gelişmeler

sonucunda hastanın sahip olduğu bazı genetik özellikler

özellikle ileri evre hastalarda kişiye özel tedavilerin

(hedefe yönelik akıllı ilaçlar) uygulanmasına olanak

sağlandı. Akciğer kanseri tedavisindeki son gelişme

immünoterapidir.”

Akciğer kanserinden korunmanın büyük oranda mümkün

olduğuna değinen Çelik, “Akciğer kanserinin önlenmesinde

sigara ve tütün ürünleriyle mücadele önemli rol

oynamaktadır. Sigara bıraktırma konusundaki desteklerin

ve alınacak önlemlerin artırılarak sürdürülmesi, mesleki

ve çevresel maruziyetlerin ortadan kaldırılması akciğer

kanserinden korunmada esastır.” dedi.

Kasım 2019


88

BIG MEETING IN HEALTH INFORMATICS AND TECHNOLOGIES

HIMSS’19 Eurasia Health IT Conference And Exhibition

Successfully Completed

SAĞLIK BİLİŞİMİ VE TEKNOLOJİLERİNDE BÜYÜK BULUŞMA

HIMSS’19 Eurasia Sağlık Bilişimi ve Teknolojileri Konferansı ve

Fuarı Başarıyla Tamamlandı

215 senior government protocols and IT experts

from 32 countries and 3,140 visitors attended

HIMSS’19 Eurasia Health IT Conference and

Exhibition organized by the Turkey Ministry

of Health and HIMSS USA. Within the scope of

the fair, 72 companies from Turkey and abroad

participated with stands.

Carrying out great success in the field of World Health

informatics, Turkey, raised its brand value in the

international arena HIMSS’19 with Eurasia. Bringing

together health leaders of Turkey and the countries of

Eurasia HIMSS’19 was held with the participation of Turkey

Minister of Health Fahrettin Koca, T.C. Deputy Minister of

Health Prof. Şuayip Birinci, President and CEO of HIMSS,

Harold F. Wolf III and the Ministers of Health of the guest

country and the Ministry officials.

215 senior government protocols and IT experts from 32

countries and 3,140 visitors attended HIMSS’19 Eurasia

Health IT Conference and Exhibition organized by the

Turkey Ministry of Health and HIMSS USA. Within the

scope of the fair, 72 companies from Turkey and abroad

participated with stands.

T.C. Sağlık Bakanlığı ve HIMSS ABD işbirliği ile

düzenlenen Himss’19 Eurasia Sağlık Bilişimi

Konferansı ve Fuarına; 32 ülkeden 215 üst düzey

devlet protokolü ve bilişim uzmanı ile 3.140

ziyaretçi katıldı. Fuar kapsamında yurt içi ve yurt

dışından 72 firma stantlı katılım sağladı.

Sağlık bilişimi alanında dünyanın örnek aldığı başarılara

imza atan Türkiye, HIMSS’19 Eurasia ile uluslararası

arenada marka değerini yükseltti. Türkiye ve bölge ülkeler

sağlık liderlerini buluşturan HIMSS’19 Eurasia, T.C. Sağlık

Bakanı Dr. Fahrettin Koca, T.C. Sağlık Bakan Yardımcısı Dr.

Şuayip Birinci, HIMSS Başkan ve CEO’su Harold F. Wolf III

ve konuk ülke Sağlık Bakanları ve Bakanlık yetkililerinin

katılımı ile gerçekleşti.

T.C. Sağlık Bakanlığı ve HIMSS ABD işbirliği ile düzenlenen

Himss’19 Eurasia Sağlık Bilişimi Konferansı ve Fuarına; 32

ülkeden 215 üst düzey devlet protokolü ve bilişim uzmanı

ile 3.140 ziyaretçi katıldı. Fuar kapsamında yurt içi ve yurt

dışından 72 firma stantlı katılım sağladı.

Güney Afrika Sağlık Bakanı Dr. Zwelini Mkhize, Moritanya

Sağlık Bakanı Dr. Mohamed Ndedhirou Hamed, Kuzey

Kıbrıs Sağlık Bakanı Dr. Ali Pilli, Kazakistan Sağlık Bakanı

Kasım 2019


89

Dr. Zwelini Mkhize, Minister of Health of South Africa,

Dr. Mohamed Ndedhirou Hamed, Minister of Health of

Mauritania, Ali Pilli, Minister of Health of Northern Cyprus,

Yelzhan Birtanov, Minister of Health of Kazakhstan,

Mohamed Warsawa Dirieh, Minister of Health of Djibouti,

Kosmosbek Cholponbaev, Minister of Health of Kyrgyzstan

and Dr. Kalumbi Shangula, Minister of Health of Namibia

attended the event in which 35 countries including

USA, Germany, Azerbaijan, Bahrain, Belgium, Djibouti,

Denmark, Dubai, Indonesia, France, Ghana, South Africa,

Croatia, England, Italy, Canada, Qatar, Kazakhstan, Kenya,

Kyrgyzstan, TRNC, Kosovo, Cuba, Libya, Mauritania,

Namibia, Norway, Uzbekistan, Poland, Singapore, Tunisia

and Jordan participated in the ministerial level.

72 stands took part in the conferences and exhibition

event, which were attended by approximately 3500 visitors

and participants from the Ministry of Health Hospitals,

Private Hospitals and Health Institutions and Universities

with a majority of managers and experts in the field of

health informatics and technologies.

Held for the sixth time in Turkey, Eurasia HIMSS Conference

and Exhibition found the region’s largest health informatics

event as widely covered in the media.

HIMSS’19 Eurasia Opened With The Participation

Of Fahrettin Koca, Turkey Minister Of Health

Opening of HIMSS’19 Eurasia Health Informatics and

Technologies Conference and Exhibition made by Fahrettin

Koca, Turkey Minister of Health and Health Ministers of

guest country. In the opening of the event by Fahrettin

Koca, Turkey Minister of Health, Deputy Turkey Minister of

Health Şuayip Birinci, HIMSS President and CEO Harold F.

Wolf III delivered a speech.

Declaring that Turkey reached the condition of countries

which have most digital hospital after the United States,

Fahrettin Koca, Turkey Minister of Health, said, “Our

hospitals are trying to be a “digital hospital” where we will

see an example. The process will not stop here; after a

step, they will strive to become “smart hospitals” and then

even for systems with artificial intelligence.”

Stating that he was happy to observe the level of health

in the country as a result of this activity, Minister Koca

said, “If we express our point in numbers, according to

HIMSS EMRAM criteria; Our number of level 6 hospitals

has reached 174 and level 7 has reached 3. In addition,

the number of Oral and Dental Health Hospitals, which

was Level 6, increased to 7 with the first application we

launched this year. I am confident that our success story

will develop gradually. On this occasion, I would like to

congratulate İzmir Tire Hospital, Yozgat City Hospital and

İzmir Ödemiş Hospital separately.”

Speaking at the opening of HIMSS’19 Eurasia organized by

the cooperation of the Ministry of Health and HIMSS USA,

Deputy Minister of Health Dr. Şuayip Birinci mentioned

the importance of ‘data’ and stated that they done

standardization and accreditation studies in order to

make the data language common and regulate the sector

Yelzhan Birtanov, Cibuti Sağlık Bakanı Mohamed Warsawa

Dirieh, Kırgızistan Sağlık Bakanı Kosmosbek Cholponbaev

ve Namibya Sağlık Bakanı Dr. Kalumbi Shangula’nın yer

aldığı etkinlikte ABD, Almanya, Azerbaycan, Bahreyn,

Belçika, Cibuti, Danimarka, Dubai, Endonezya, Fransa,

Gana, Güney Afrika, Hırvatistan, İngiltere, İtalya, Kanada,

Katar, Kazakistan, Kenya, Kırgızistan, KKTC, Kosova, Küba,

Libya, Moritanya, Namibya, Norveç, Özbekistan, Polonya,

Singapur, Tunus ve Ürdün olmak üzere 35 ülkeden bakanlık

düzeyinde katılım gerçekleşti.

Sağlık Bakanlığı Hastaneleri, Özel Hastane ve Sağlık

Kuruluşları ve Üniversitelerin sağlık bilişimi ve teknolojileri

alanında yöneticisi ve uzmanlar çoğunlukta olmak üzere

yurt içi ve yurt dışından 3500 kadar ziyaretçi ve katılımcının

takip ettiği konferans ve fuara 72 stantlı katılım sağlandı.

Türkiye’de altıncı defa yapılan HIMSS Eurasia Konferans

ve Fuarı bölgenin en büyük sağlık bilişimi etkinliği olarak

medyada da geniş yer buldu.

HIMSS’19 Eurasia, Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin

Koca’nın Katılımı İle Açıldı

HIMSS’19 Eurasia Sağlık Bilişimi ve Teknolojileri Konferansı

ve Fuarı’nın açılışı Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca ve

konuk ülke Sağlık Bakanlarının katılımı ile açıldı. Etkinliğin

açılışında T.C. Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, T.C. Sağlık

Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci, HIMSS Başkan ve

CEO’su Harold F. Wolf III birer konuşma yaptı.

Açılış konuşmasında Türkiye’nin ABD’den sonra dünyada en

çok dijital hastaneye sahip olan ülke konumuna yükseldiğini

söyleyen Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, “Hastanelerimiz

burada bir örneğini göreceğimiz “dijital hastane” olma

uğraşı veriyor. Süreç burada durmayacak; bir adım sonra

“akıllı hastane” olmak için çaba harcayacaklar ve hatta

yapay zeka taşıyan sistemler talep edecekler” dedi.

Bu etkinlik vesilesi ile sağlık alanında ülkenin geldiği düzeyi

müşahede etmekten mutluluk duyduğunu dile getiren

Bakan Koca, “Geldiğimiz noktayı sayılarla ifade edecek

olursak, HIMSS EMRAM kriterlerine göre; Seviye 6 hastane

sayımız 174, Seviye 7 yani tam dijital hastane sayımız ise 3’e

ulaşmıştır. Ayrıca ilk defa bu yıl başlattığımız bir uygulama

ile Seviye 6 olan Ağız ve Diş Sağlığı Hastane sayımız da 7’ye

yükselmiştir. Bu başarı hikayemizin artarak gelişeceğine

inancım tamdır. Bu vesileyle, tam dijital hastane haline

gelen İzmir Tire Hastanemizi, Yozgat Şehir Hastanemizi ve

İzmir Ödemiş Hastanemizi ayrı ayrı tebrik ediyorum” diye

konuştu.

T.C. Sağlık Bakanlığı ve HIMSS ABD işbirliği ile düzenlenen

HIMSS’19 Eurasia’nın açılışında konuşan Sağlık Bakanlığı

Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci, ‘veri’nin önemine

değinerek öncelikle veri dilini ortak hale getirmek için

standardizasyon ve akreditasyon çalışmaları yaptıklarını ve

sektörü daha kapsamlı bir şekilde regüle ettiklerini ifade

etti. Veri kullanımında kapsamlı bir proje olan ve dünyada

iftiharla anlatılan e-nabız kişisel sağlık platformundan

da bahseden Birinci, “Vatandaşa hizmet verirken

bürokrasiyi nasıl azaltabiliriz diye düşündük ve e-rapor

sistemini kurduk. Birçok proje ve vizyoner yaklaşımla

Kasım 2019


90

ülkemiz adına güçlü bir ekosistemi oluşturduk. Oluşan

büyük veriden gelecek projeksiyonu yapmak için Sina’yi

kurduk. Dünyada yapay zeka destekli ilk karar destek

sistemini geliştirmekten kıvanç duyuyoruz” diye konuştu.

İnovasyonu sadece sektöre ve üniversitelere bırakmayıp

dünya trendlerini takip ettiklerini söyleyen Birinci, “Bugün

Avrupa Horizon 2020 çerçeve programında birçok projenin

koordinatörlüğünü yürüterek ülkemizi temsil ediyoruz.

Bugün burada toplanmamıza vesile olan işte bu vizyonun

ürünüdür” dedi.

Açılışta konuşan ve HIMSS kapsamında Türkiye ile

olağanüstü bir işbirliği kurulduğunu söyleyen HIMSS

Başkan ve CEO’su Harold F. Wolf III ise konuşmasında

Türkiye’nin bu alandaki politikalar sayesinde sağladığı

dijitalleşme başarısı ile Avrupa düzeyinde erişilmez bir

noktaya geldiğini ifade etti.

more comprehensively. Also mentioning about the e-pulse

personal health platform which is a comprehensive project

in data usage and which is proudly explained in the world,

Birinci said, “We thought how we can reduce bureaucracy

while serving the citizens and we established the e-report

system. We developed a strong ecosystem on behalf of

our country with many projects and visionary approaches.

We established Sina to make future projections from the

big data. We are proud of developing the first decision

support system supported by artificial intelligence in the

world.” Pointing out that they not only leave innovation

to the sector and universities, they also follow the world

trends, Birinci said, “Today, we represent our country by

coordinating many projects in the European Horizon 2020

framework program. It is the product of this vision that is

conducive to meeting us here today.”

Speaking at the opening and declaring that they

established an outstanding cooperation with Turkey in the

scope of HIMSS, Harold F. Wolfe III said that Turkey came to

an inaccessible spot at the European level with the success

attained by the digitalization policy in this area.

Success Of Digital Transformation Of Turkey

Mentioned In Health

After the opening of HIMSS’19 Eurasia, Turkey Deputy

Minister of the Ministry of Health Şuayip Birinci shared the

success of digital transformation in health informatics and

management culture in Turkey. Declaring that Turkey’s

experience in health that followed these developments

with interest in the world and it is a model for the world,

Birinci said the secret of this success as follows, “First of

all, you need tremendous political support. Secondly, you

should have executives who have adopted the culture of

managing with informatics and finally you should have

very good team mates. Providing information about the

digitalization processes, Birinci, Deputy Ministry of Health,

said that as a result of these efforts, , the Ministry of Health

Türkiye’nin Sağlıkta Dijital Dönüşümün Başarısı

Anlatıldı

HIMSS’19 Eurasia’nın açılışının ardından T. C. Sağlık

Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci tarafından

Türkiye’de sağlıkta dijital dönüşüm başarısı ve bilişimler

yönetim kültürü anlatıldı. Türkiye’nin sağlıkta yaşadığı

bu gelişmelerin dünyada ilgiyle takip edildiği ve örnek

alındığını söyleyen Birinci bu başarının sırrını, “Tüm bu

süreçleri yaparken öncelikle müthiş bir siyasi desteğe

ihtiyacınız var. İkincisi bilişimle yönetme kültürünü

benimsemiş yöneticilere sahip olmalısınız ve son olarak

çok iyi takım arkadaşlarınız olmalı” sözleri ile açıkladı.

Sağlık Bakanlığının dijitalleşme süreçlerine ilişkin bilgi

veren Birinci, bu gayretler sonucunda 2016 yılında Sağlık

Bakanlığının tüm kamu kuruluşları içinde dijitalleşme

endeksi en yüksek kamu kuruluşu seçildiğini ve

Cumhurbaşkanlığı Dijital Ofisinin dijitalleşme atağında

da kendilerinin diğer bakanlıklara Sağlık Veri Sözlüğü

hazırlama, deneyimlerini aktarma ve bir nevi eğitimlerin

bir parçası haline getirme konusunda girişimleri olduğunu

söyledi.

“Dijital Hastane” Platformu İlgiyle İzlendi

Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, konuk Sağlık Bakanları

ve beraberindeki heyetin yakından ilgilendiği “Dijital

Hastane” platformunda, üç gün boyunca HIMSS EMRAM 7

validasyonu almış hastanelerin dijital konseptlerine ilişkin

örnekler uygulamalı olarak katılımcılarla paylaşıldı. Medipol

Üniversitesi TTO Direktörü ve HIMSS Türkiye Direktörü

Dr. İlker Köse, Ankara Şehir Hastanesi Başhekimi Op. Dr.

Aziz Ahmet Sürel ve Tire Devlet Hastanesi - HIMSS Avrupa

Yönetim Kurulu Üyesi Uzm. Dr. Gürhan Zincircioğlu’nun

moderasyonunu üstlendiği “Dijital Hastane” alanı

ziyaretçilere hastanelerin dijital süreçlerinde çözümün

parçası olan yazılım, donanım, cihaz ve teknolojik ürünlerin

kullanımı ve uygulamalarını örnekleri ile tecrübe etme

imkanı tanıdı.

HIMSS EMRAM Seviye 6 ve 7 Ödülleri Verildi

Sağlık bilişimi ve teknolojilerindeki başarısı ile Avrupa

Kasım 2019


92

has been selected as the highest digitalization index among

all public institutions in 2016, and in the digitalization

attack of the Presidency Digital Office, they have attempts

to prepare Health Data Dictionary to other ministries,

transfer their experiences and make them a part of the

trainings.

“Digital Hospital” Platform Was Watched With

Interest

Examples of digital concepts of HIMSS EMRAM 7 validated

hospitals were shared with participants practically

in the “Digital Hospital” platform, which Minister of

Health, Fahrettin Koca, guest Health Ministers and

the accompanying delegation are closely interested.

Moderated by Medipol University TTO Director and

Director HIMSS Turkey Dr. İlker Köse, Ankara City Hospital

Chief Op. Dr. Aziz Ahmet Sürel and Tire State Hospital

- Member of the Executive Board of HIMSS Europe

Specialist Dr. Gürhan Zincircioğlu, “Digital Hospital” area

provided visitors with the opportunity to experience the

use and application of software, hardware, devices and

technological products that are part of the solution in the

digital processes of hospitals with examples.

HIMSS EMRAM Level 6 And 7 Awards Awarded

Continuing its success of being leader in Europe in the

field of Health informatics and technology, Turkey made

a great success with HIMSS’19 Eurasia once again in the

world. 167 hospitals receiving Level 6 validation according

to HIMSS EMRAM criteria, 7 hospitals receiving Level 6

validation and 7 Oral and Dental Health Hospitals receiving

Level 6 validation were awarded with an application started

for the first time this year. Awards were given to hospital

managers by Deputy Minister of the Turkey Ministry of

Health Prof. Şuayip Birinci and HIMSS President and CEO

Harold F. Wolf III.

Speaking at the award ceremony and starting in 2013,

Şuayip Birinci expressed his happiness to see that digital

hospital work which has reached this point. Şuayip Birinci

said, “We have tried to do whatever is necessary for our

Ministry to provide world-class service. We were not tired,

we did not avoid producing more. Now, if we can talk about

increasing the number of our level 7 hospitals and getting

praise from all over the world, the valuable components

of this powerful system, which is successfully established,

should remember our healthcare workers and gratefully

acknowledge the strong political support. Today you will

not only see the digital hospital work here at the meeting

point of the world. You will witness success stories with

all sector representatives, public and private service

providers.”

liderliğini sürdüren Türkiye, HIMSS’19 Eurasia’da başarısını

bir kez daha dünyaya duyurdu. HIMSS EMRAM kriterlerine

göre Seviye 6 validasyonu alan 167 hastane, Seviye 7

validasyonu alan 3 hastane ile ilk defa bu yıl uygulamaya

başlayan bir uygulama ile Seviye 6 validasyonu alan 7 Ağız

ve Diş Sağlığı Hastanesi ödül aldı. Hastane yöneticilerine

ödülleri T.C. Sağlık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip

Birinci ve HIMSS Başkan ve CEO’su Harold F. Wolf III

tarafından verildi.

Ödül töreninde konuşan ve 2013 yılında başlayan dijital

hastanecilik çalışmalarının bu noktaya geldiğini görmekten

duyduğu mutluluğu dile getiren Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip

Birinci, “Bakanlığımızın dünya standartlarında hizmet

sağlayabilmesi için üzerimize düşen ne varsa yapmaya

çalıştık. Yorulmadık, daha fazla üretmekten kaçınmadık.

Şimdi seviye 7 hastanelerimizin sayısını artırmaktan

bahsedebiliyor ve dünyanın dört bir yanından övgü

alabiliyorsak başarı ile kurulan bu güçlü sistemin değerli

bileşenleri, sağlık çalışanlarımızı hatırlamak ve güçlü

siyasal desteği şükranla anmak gerekir. Bugün burada

dünyanın buluşma noktasında sadece dijital hastanecilik

çalışmalarını görmeyeceksiniz. Sektör temsilcileri, kamu ve

özel tüm hizmet sunucularıyla oluşmuş başarı hikayelerine

tanık olacaksınız” diye konuştu.

Eurasiastart, HIMSS Eurasia’da Start-Up’ları

Yatırımcılarla Buluşturdu

Sağlık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci ve

TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Adil Mardinoğlu’nun dönem

başkanlıklarını yürüttüğü ve geleceğin inşasında

sürdürülebilir sağlık endüstrisi için sağlık Start-up’larının

gelişimini destekleyen ekosistemin kurulmasını amaçlayan

bir hareket olan EurasiaStart, HIMSS’19 Eurasia’da yer

alarak sağlık Start-up’larını sektör liderleri, yatırımcılar,

danışmanlık firmaları ve kuluçka merkezleri ile bir araya

getirdi.

HIMSS’19 Eurasia Zengin Konferans İçeriği İle

Dikkat Çekti

HIMSS’19 Eurasia konferans içeriği sağlıkta gelecek,

dijital sağlık ekosistemi, sağlık bilişimi ve teknolojilerinde

Eurasiastart Brings Start-Ups To Investors At

Himss Eurasia

Chaired by Deputy Minister of the Ministry of Health

Şuayip Birinci and TÜSEB President Adil Mardinoğlu, and

a movement aimed at establishing an ecosystem that

Kasım 2019


94

supports the development of health start-ups for the

sustainable health industry in building the future, by taking

place in HIMSS’19 Eurasia, EurasiaStart brought together

Health Startups, industry leaders, investors, consulting

firms and incubation centers.

HIMSS’19 Eurasia Attracted Attention With Its

Rich Conference Content

HIMSS’19 Eurasia conference content included the future

in health, globalization of digital health ecosystem, health

informatics and technologies, artificial intelligence in

health, technology in human-centered health service

delivery, personal data and cyber security, big data

management, academics and industry researchers in health

technologies and R & D and collaborations issues.

HIMSS EMRAM Trainings Provided

HIMSS measurement models EMRAM (Electronic Health

Record Adoption Model), CCMM (Maintenance Continuity

Adoption Model) and O-EMRAM (Electronic Health Record

Adoption Model for Outpatients) was told by HIMSS Turkey

team.

HIMSS (Healthcare Information and Management Systems

Society), which makes measurements with different

assessment models in order to ensure patient safety by

improving the use of technology and information and

improving the quality of health care, keeps the personal

information security of hospitals in the foreground and

records and processes electronic data according to an

internationally valid standard. and provides evaluation.

The Projects Of The Start-Ups Were Evaluated

Within The Scope Of Eurasiastart

EurasiaStart, which is committed to bringing health startups

together with industry leaders, HIMSS’19 Eurasia Startup

field of applications for health entrepreneurs evaluated

by a jury consisting of representatives guiding the sector.

Two start-ups to be selected among the start-ups within

the scope of EurasiaStart in HIMSS’19 Eurasia will have the

opportunity to meet international investors by participating

in the HIMSS America or HIMSS European congress. The

results of the jury evaluations will be announced in the

coming days.

globalleşme, sağlıkta yapay zeka, insan merkezli

sağlık hizmet sunumunda teknoloji, kişisel veriler ve

sibergüvenlik, büyük veri yönetimi, sağlık teknolojilerinde

akademisyen ve endüstri araştırmacılar ile Ar-Ge ve

işbirlikleri gibi konularla geniş bir yelpazeden ele alındı.

HIMSS EMRAM Eğitimleri Verildi

HIMSS ölçümleme modellerinden EMRAM (Elektronik

Sağlık Kaydı Benimseme Modeli), CCMM (Bakım Sürekliliği

Benimseme Modeli) ve O-EMRAM (Ayaktan Tedavi Hizmeti

Sunan Kuruluşlar için Elektronik Sağlık Kaydı Benimseme

Modeli) HIMSS Türkiye ekibi tarafından anlatıldı.

Teknoloji ve bilginin daha iyi kullanımını sağlayarak hasta

güvenliğini sağlama ve sağlık bakım kalitesini iyileştirme

amacıyla farklı değerlendirme modelleri ile ölçümler

yapan HIMSS (Healthcare Information and Management

Systems Society), hastanelerin kişisel bilgi güvenliğini ön

planda tutarak, elektronik verilerinin uluslararası geçerli bir

standarda göre kayıt, işleme ve değerlendirmesi sağlıyor.

Eurasiastart Kapsamında Yer Alan Start-Upların

Projeleri Değerlendirildi

Sağlık Start-up’larını sektör liderleri, yatırımcılar,

danışmanlık firmaları ve kuluçka merkezleri ile bir araya

getirmeyi ve uluslararası proje teşviklerini geliştirmeyi

misyon edinen EurasiaStart, HIMSS’19 Eurasia Startup

alanında yer alan sağlık girişimcilerinin başvuruları

sektöre yön veren temsilcilerden oluşan bir jüri tarafından

değerlendirildi.

HIMSS’19 Eurasia’da EurasiaStart kapsamında yer alan

Start-up’lar arasında seçilecek iki Start-up, HIMSS Amerika

veya HIMSS Avrupa kongresine katılma hakkı kazanarak

uluslararası yatırımcılarla buluşma fırsatı yakalayacak. Jüri

değerlendirmelerinin sonuçları önümüzdeki günlerde belli

olacak.

Kasım 2019

More magazines by this user
Similar magazines