Medikal Aralık 2019

istmagmagazin

DECEMBER 2019 - INTERNATIONAL MEDICAL MAGAZINE - www.medikalteknik.com.tr

Strategic Balkans

Partnership from Berko

Pharmaceuticals

Abdi İbrahim Published

Its Sustainability Report

AMBULANCES

driving to life, sirens to survive…

The Agreement “Domestic

Product” Was Signed in

Dental Technology

Turkish Medical Sector Dazzled “MEDICA”

The Largest Medical Trade Fair In The World




Publisher

H. Ferruh IŞIK

on behalf of

İstmag Magazin Gazetecilik

İç ve Diş Tic. Ltd. Şti.

Managing Editor

(Responsible)

Mehmet SÖZTUTAN

mehmet.soztutan@img.com.tr

Editors

Duygu SAZAN

duygu.sazan@img.com.tr

Recep ARSLANTAŞ

recep.arslantas@img.com.tr

Advertising Coordinator

Recep ARSLANTAŞ

recep.arslantas@img.com.tr

+90 537 441 97 68

Foreign Relations Manager

Ayça SARIOGLU

ayca.sarioglu@img.com.tr

Graphic & Design

Sami Aktaş

sami.aktas@img.com.tr

Finance Manager

Cuma KARAMAN

cuma.karaman@img.com.tr

Accounting Manager

Yusuf DEMİRKAZIK

yusuf.demirkazik@img.com.tr

Subscription

Nurten Demir

nurten.demir@img.com.tr

Bursa Represantation

Ömer Faruk GÖRÜN

omer.gorun@img.com.tr

Buttim Plaza D Blok Kat: 4 No:1267 BURSA

Tel:+90 224 211 44 50 / Fax: 224 211 4481

Printing

CTP • BASKI

İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.

Merkez Mah. 29 Ekim Cad.

İhlas Plaza No: 11 A/41

Yenibosna - Bahçelievler / İSTANBUL

+90.212 454 30 00

Head Office

İstanbul Magazin Grubu

İHLAS MEDIA CENTER

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi

No:11 Medya Blok Kat:1

34197 Yenibosna / İstanbul / Turkey

Tel: 0212 454 22 22

Faks: 0212 454 22 93

www.medikalteknik.com.tr

e-mail: info@medikalteknik.com.tr

İMG - Medikal Teknik dergisinde

yer alan makalelerdeki fikirler

yazarlarına aittir.

Yayınlanan ilanların sorumluluğu

reklam verene aittir.

İMG - Medikal Teknik dergisinin

bütün yayın hakları İstmag Magazin Gazetecilik İç

Ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne aittir.

Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.



Letter From the Editor

Sağlık Endüstrisinde Renk Uyumu

Color Harmony in the Health Industry

Days are passing, months are running out of counting and we

are about to leave a whole year behind. We salute 2020 with the

excitement of introducing new technologies in medicine, while

seeing the many innovations and innumerable developments of

our sector in 2019.

Health industry is a sector that we can see and recognize

even more closely every year. From the manufacturer to the

exporter, from the public supplier to the university hospitals,

technology and science structured in a way that has no end in

this industry, new information welcomes us at every step. There

are also different branches that seem to be crossroads, but the

intersection points on the main lines are so accurate that it is

not surprising that it increases the speed of development so

much…

In the last issue of this year, we have continued to follow the

main lines of medicine and medical as well as a little by-pass.

We observed the ambulances which are the mobile emergency

rooms of the hospitals closely in our file news.

We listened with appreciation to the strategic moves of the

pharmaceutical companies where medicine found its vital water.

For example, Berko Pharmaceuticals has taken the first steps

for the production facility planned to be realized in partnership

with Sagen, an initiative of its business partner Fufarma in

Albania and Northern Macedonia. With this strategic decision,

perhaps a very short time within the European Union countries

within the Turkish pharmaceutical company will be able to

provide production. I think we’re already proud.

A first happened in the field of dental biomaterials in Turkey.

Yıldız Technical University made cooperations with Yıldız

Technology Transfer Office and UMG Uysal Medical / Avrupa

Implant company which owns local capital for 100% domestic

production of antibacterial nano composite tooth filling

materials. We look forward to watching the successful progress

of this project, which targets $ 50 million in domestic dental

technology.

There is success in every field of health industry, there is

determination, there is a strong progress. There is integrity,

there are intersecting roads, there is a common goal. In short,

there is color harmony. That is why this sector is not afraid of

the passing of time.

Wishing you a fabulous new year with full of great

achievements… Welcome to 2020 already!

Günler geçiyor, aylar bitiyor diye sayarken koca bir yılı daha

geride bırakmaya hazırlanıyoruz. Sektörümüzün birçok

yeniliğini, sayısız gelişimini sığdırdığımız 2019’u uğurlarken,

tıptaki yeni teknolojilerle tanışmanın heyecanı ile 2020’yi

selamlıyoruz.

Her gelen yıl ile daha da yakından görebildiğimiz,

tanıyabildiğimiz bir sektör “Sağlık endüstrisi”. Üreticisinden

ihracatçısına, kamu tedarikçisinden üniversite hastanelerine

uzanan, teknoloji ve bilimle yapılandırılmış ucu bucağı

olmayan bir yol edasındaki bu sektörde, her adımımızda yeni

bilgiler karşılıyor bizi. Farklı dalları da var yol ayrımı gibi

görünen ama ana hatlarda kesişme noktaları o kadar doğru

ki gelişimin hızını bu denli arttırıyor olmasına şaşırmamak

gerek…

Bu yılın son sayısında, tıbbın ve haliyle medikalin ana

hatlarına bağlı kalmanın yanı sıra biraz da yan yollarında

ilerledik. Hastanelerin seyyar acil odası olan ambulansları,

dosya haberimizde yakından gözlemledik.

Tıbbın can suyunu bulduğu ilaç firmalarının stratejik

hamlelerini takdirle dinledik. Örneğin Berko İlaç, Arnavutluk

ve Kuzey Makedonya’daki iş ortağı Fufarma’nın girişimi

olan Sagen ortaklığı ile hayata geçirilmesi planlanan üretim

tesisi için ilk adımlarını attı. Bu stratejik kararla, belki de çok

kısa bir süre sonra Avrupa Birliği ülkeleri dahilinde Türk bir

ilaç firması üretim sağlayabilecek. Şimdiden gururlanmaya

başladık galiba.

Ve Türkiye’de gerçekleştirilen bir ilke de şahitlik ettik. Dental

Biyomalzeme alanında, antibakteriyel nano kompozit diş

dolgu malzemelerinde yüzde 100 yerli üretim için Yıldız

Teknik Üniversitesi, Yıldız Teknoloji Transfer Ofisi ve yerli

sermayeli UMG Uysal Medikal/Avrupa İmplant firması

iş birliği yaptı. Yerli diş teknolojisinde 50 milyon doları

hedefleyen bu projenin başarılı ilerleyişini izlemek için

sabırsızlanıyoruz.

Sağlık endüstrisinde her alanda başarı var, azim var, güçlü

bir ilerleyiş var. Bütünlük var, kesişen yollar var, ortak bir

amaç var. Kısacası, renk uyumu var. İşte bu yüzden bu

sektör zamanın geçmesinden korkmaz aksine gelecek

zamana heyecanla sarılır, hevesle tutunur.

Yeni yılda, yeni başarılara… Şimdiden Hoş geldin 2020!

DUYGU SAZAN

Editor



6

Let’s Go to Who Can’t Come to Us

Bize Gelemeyene, Biz Gidelim

The world’s largest medical fair MEDICA was marked

by the Turkish medical sector. Istanbul Chemicals

and Chemical Products Exporters Association (IKMIB)

organized its 11th national participation event of Tukey

for the fair and introduced products, technologies and

services in many different categories. A total of 161

companies from Turkey presented the new products to

the tastes of the recipient. Under the leadership of IKMIB

Chairman Adil PELİSTER, a team including IKMIB team

and the authorities for abroad visited our companies

one by one and listened to their problems and tried to

find solutions for these problems. I cannot pass without

sharing the proposal of a company I witnessed during the

visit. The exporter said: “We have seen very few visitors

from some countries and no visitors from

others. If they can’t come to us, let’s go to

them.” I have paid great attention to the

idea of organizing various organizations

by bringing Turkish companies to their

countries.

Arab Health Exhibition, which is

considered as the hub of the world

health sector with 4,250 exhibitors

from 159 countries, only

Medikal Teknik magazine is

media partner from Turkey,

will be held from 27 to 30

January, 2020 in Dubai

this year. IKMIB, Platinum

Partner of the fair, will

also organize the national

participation in this fair.

See you in our February 2020

issue, good bye.

Recep ARSLANTAŞ

Coordinator

Dünyanın en büyük tıp fuarı MEDICA’ya Türk medikal

sektörü damgasını vurdu. İstanbul Kimyevi Maddeler ve

Mamulleri İhracatçıları Birliği İKMİB’in 11’inci defa milli

katılım organizasyonunun gerçekleştirildiği fuarda, birçok

farklı kategorilerde ürün, teknoloji ve hizmet tanıtıldı.

Türkiye’den toplam 161 firma en yeni ürünlerini alıcılarının

beğenisine sundu. İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Adil

PELİSTER önderliğinde, İKMİB ekibi ve yurtdışındaki

yetkili mercilerin de bulunduğu bir heyet, firmalarımızı

tek tek ziyaret edip sorunlarını dinledi ve bu sorunlara

yönelik çözümler üretmeye çalıştılar. Ziyaret sırasında

şahit olduğum bir firmanın önerisini paylaşmadan

geçemeyeceğim. Söz konusu ihracatçı firma şöyle diyordu:

“Bazı ülkelerden çok az ziyaretçinin geldiğini, bazılarından

da hiç ziyaretçinin gelmediğini gördük. Eğer onlar bize

gelemiyorlarsa, biz onlara gidelim,”. Ziyaretçilerin

gelemediği veya az geldiği ülkelere, çeşitli

organizasyonlar düzenleyerek bizim

gitmemizin önerilmesi fikrini çok önemsedim.

Dünya sağlık sektörünün buluşma noktası

olarak öngörülen, 159 ülkeden yaklaşık 4.250

firmanın katılım gösterdiği, Türkiye’den

sadece Medikal Teknik Dergisi’nin medya

partneri olduğu Arab Health Fuarı,

bu sene 27-30 Ocak 2020

tarihleri arasında Dubai’de

gerçekleştirilecek. Platinum

Partner olan İKMİB de bu

fuara ilişkin milli katılım

organizasyonunu

gerçekleştirecek.

Şubat 2020 sayımızda

görüşünceye kadar

esen kalın.

Recep ARSLANTAŞ

Koordinatör

Recep Aslantas

Coordinator

Aralık 2019



8

Turkish Medical Sector Dazzled “MEDICA”

The Largest Medical Trade Fair In The World

Dünyanın En Büyük Tıp Fuarı “MEDICA”ya

Türk Medikal Sektörü Damga Vurdu

Istanbul Chemicals and Chemical Products Exporters’

Association (IKMIB) this year by the 11th time in Turkey

organized national participation organization in the world’s

largest medical industry trade fair MEDICA 2019, 18-21

November 2019, Düsseldorf, Germany. About 6 thousand

400 participants from around the world took part at the

fair, a total of 161 companies from Turkey presented their

new products to the tastes of the recipient.

“MEDICA”, one of the largest and most important fairs in

the world in the field of medical products, equipment and

technologies, was held in Düsseldorf between 18 and 21

November this year. This year, with national participation

of İKMİB, 3 organization located in different halls with a

total of 776 square meters and a total of 161 companies

with 42 companies participating as an individual 119

companies were represented Turkey. In the 112-squaremeter

booth of Turkey, Turkish coffee made refreshments,

various introductory activities were carried out. At the

same time, Turkey section has great interest with the

İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği

(İKMİB) tarafından bu yıl 11’inci defa Türkiye milli katılım

organizasyonu düzenlenen, dünyanın en büyük medikal

sektörü fuarı MEDICA 2019, 18-21 Kasım 2019 tarihleri

arasında Almanya’nın Düsseldorf kentinde gerçekleştirildi.

Dünyadan yaklaşık 6 bin 400 katılımcının yer aldığı fuarda,

Türkiye’den toplam 161 firma en yeni ürünlerini alıcıların

beğenisine sundu. Medikal ürün, ekipman ve teknolojiler

alanında dünyanın en büyük ve en önemli fuarlarından biri

olan “MEDICA” fuarı, bu yıl 18-21 Kasım tarihleri arasında

Düsseldorf’ta gerçekleştirildi. Bu yıl, İKMİB’in milli katılım

organizasyonu ile 3 farklı holde toplam 776 metrekare

ile yer alan 42 firma ve bireysel olarak katılan 119 firma

ile birlikte toplam 161 firma Türkiye’yi temsil etti. 112

metrekarelik Türkiye standında ise, Türk kahvesi ikramı

yapılarak, çeşitli tanıtıcı aktiviteler gerçekleştirildi. Aynı

zamanda sektörel filmlerin ve www.turkishhealthcare.org

sitesinin yayınlandığı dokunmatik ekran ile dikkat çeken

Türkiye standına yoğun ilgi gösterildi.

Yaklaşık 121 bin ziyaretçiyi ağırlayan ve yaklaşık 6 bin 400

katılımcıya ev sahipliği yapan MEDICA 2019 fuarında,

T.C. Almanya Düsseldorf Başkonsolosu Ayşegül Gökçen

Karaarslan ve T.C. Düsseldorf Ticaret Ataşesi Anıl Gürtuna

Kaya ile birlikte İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri

İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adil

Pelister, İKMİB Yönetim Kurulu Muhasip Üyesi Tayfun

Demir, İKMİB Yönetim Kurulu Üyesi Erman Atasoy, TİM

Delegeleri Adil Boz ve Dr. O. Mutlu Topal ile İKMİB Genel

Sekreter Yardımcısı Coşkun Kırlıoğlu Türk katılımcıları

ziyaret ederek, firmalara başarılar diledi.

“Medikal sektöründe ihracatımızı artırmayı

hedefliyoruz”

Fuar hakkında bilgi veren İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı

Adil Pelister, “Dünyanın en büyük tıp fuarı MEDICA’da bu yıl

medikal sektörde faaliyet gösteren ihracatçı firmalarımızla

birlikteyiz. 40 yıldan fazla bir süredir devam eden fuarın

bu yıl Türkiye milli katılım organizasyonunu 11’inci defa

İKMİB olarak gerçekleştirdik. Milli katılım ile 42 firmamız

ve bireysel olarak 119 firmamızla toplam 161 Türk medikal

firmamız fuarda yer aldı. Sektörlerde en yeni, en son

teknolojileri, ürün ve hizmetleri görmek açısından fuarların

önemi çok büyük. Özellikle de sağlık sektöründe teknolojik

dönüşüm daha hızlı ilerliyor. Yapay zeka robotları ile yapılan

ameliyatların tıpta yeni bir çağı başlattığını söylemek

mümkün. Medikal sektörü, bizim kimya ihracatımızda da

eczacılık ürünleri kategorisi altında yer alan ve en yüksek

Aralık 2019


9

touchscreen which played industry films and the site of

www.turkishhealthcare.org. Ayşegül Gökçen Karaarslan,

T.C. Consul General of Germany in Düsseldorf, Anıl Gürtuna

Kaya , Turkish Consulate General Office of the Commercial

Attaché, Düsseldorf, Adil Pelister, Chairman of Istanbul

Chemicals and Chemical Products Exporters’ Association

(IKMIB), Tayfun Demir, Member of the Board of Directors of

İKMİB, IKMIB Board Member Erman Atasoy, TIM Delegates

Adil Boz and Dr. O. Mutlu Topal and İKMİB Deputy Secretary

General Coşkun Kırlıoğlu visited and wished success to

the Turkish companies in MEDICA 2019, which hosted

approximately 121 thousand visitors and hosted about

6,400 exhibitors.

“We aim to increase medical sector exports”

Informing about the fair, Adil Pelister, Chairman of

İKMİB, said: “We are with our exporters operating in the

medical sector this year at MEDICA, the biggest medical

fair in the world. For more than 40 years of ongoing

national participation organization of the fair was held

this year in Turkey as IKMIB the 11th time. A total of 161

Turkish medical companies took part in the fair with 42

companies and 119 individual companies with national

participation. Fairs are very important in terms of seeing

the latest, latest technologies, products and services in

the sectors. Especially in the health sector, technological

transformation is progressing faster. It is possible to say

that the operations performed with artificial intelligence

robots have started a new era in medicine. The medical

sector stands out as one of the sub-sectors that provide the

highest added value under the category of pharmaceutical

products in our chemical exports. Our aim is to increase

the added value and export figures even higher. For this

reason, we care about the cooperation agreements that

our companies will make here. I wish success to all our

companies participating in the fair.”

Product, technology and service in many different

categories introduced

This year, the latest products, technologies and services of

the medical sector such as technical medical equipment,

electro medicine, laboratory technology, diagnostics,

orthopedics, medical instruments, surgical equipment,

hospital equipment, physiotherapy, communication

environments, services, professional literature, laboratory

apparatus, medical instruments, laboratory equipment,

laboratory instruments, hospital supplies, hospital furniture

hospital management, supplier industry, medicine, surgical

articles, hygiene, pharmacy, surgical equipment, reagents,

medical x-ray equipment, medical service equipment,

therapeutics, veterinary medicines were introduced in

the fair which brought together the companies and their

representatives operating in the medical sector from all

over the world.

katma değeri sağlayan alt sektörlerimizden biri olarak öne

çıkıyor. Amacımız yıllar itibariyle artan katma değeri ve

ihracat rakamlarını daha da yukarılara taşımak. Bu nedenle

firmalarımızın burada yapacağı iş birliği anlaşmalarını

önemsiyoruz. Fuara katılan tüm firmalarımıza başarılar

diliyorum” değerlendirmesini yaptı.

Birçok farklı kategoride ürün, teknoloji ve hizmet

tanıtıldı

Dünyanın her yerinden medikal sektöründe faaliyet

gösteren firma ve temsilcilerini buluşturan fuarda bu yıl,

teknik tıbbi cihazlar, elektro tıp, laboratuvar teknolojisi,

diagnostik, ortopedi, tıbbi aletler, cerrahi malzemeler,

hastane donanımları, fizyoterapi, iletişim ortamları,

hizmetler, profesyonel edebiyat, laboratuar aparatı, tıbbi

aletler, laboratuar ekipmanları, laboratuvar aletleri,

hastane malzemeleri, hastane mobilyaları hastane

yönetimi, tedarikçi endüstrisi, tıp, cerrahi makaleler, hijyen,

eczacılık, cerrahi ekipmanları, reaktifler, tıbbi amaçlı x-ray

cihazları, tıbbi servis ekipmanları, terapötikler, veteriner

ilaçları gibi medikal sektörünün altında yer alan en yeni

ürün, teknoloji ve hizmetler tanıtıldı.

Aralık 2019


10

Siemens Healthineers Introduces

Future Technologies In Health

Siemens Healthineers Sağlıkta Geleceğin Teknolojilerini Tanıttı

Siemens Healthineers Türkiye, sağlıkta

dijitalleşmeye dair yeni teknolojilerini ve

görüntüleme çözümlerini uluslararası katılımlı

40. Ulusal Radyoloji Kongresi TÜRKRAD

2019’da tanıttı. Etkinliğe “Sağlıkta Geleceği

Şekillendiriyoruz” sloganıyla katılan Siemens

Healthineers dijital ikiz teknolojisinin ve çeşitli

ürünlerin demolarıyla büyük ilgi çekti. Kongrede

geleneksel Siemens Healthineers Radyoloji Ödülü

de 13. kez sahibini buldu.

Siemens Healthineers Turkey exhibited its new

technologies and imaging solutions to digitalize

health at the 40th International Turkish Radiology

Congress (TURKRAD 2019). Participated in the

event with the motto of “We Shape the Future in

Health”, Siemens Healthineers attracted great

attention with the digital twin technology and

demos of various products. At the congress,

the traditional Siemens Healthineers Radiology

Award was presented for the 13th time.

In addition to being Turkey’s most comprehensive national

congress in radiology, TURKRAD 2019 International Turkish

Radiology Congress was held in 2019 as well as that of the

international participation for the 40th times. In addition

to scientific programs, the session also featured new

technologies. Siemens Healthineers reflected its 170 years

of experience in health technologies and its expertise in

digitalization to its stand at TURKRAD 2019. The new issue

of the İnovasyon magazine, Turkey’s long-term health

publications also shared with the participants.

Stressing the importance of TURKRAD for all

representatives in the radiology world, Enis Sonemel,

General Manager, Siemens Healthineers Turkey, said, “Our

focus as Siemens Healthineers digitalization, especially

of great importance to the development of sensitive and

personalized medicine. We improve diagnostic accuracy

by processing and appropriately linking health data in the

digital environment; We are working hard for consistency

in diagnosis, personalized care, interventional treatment

Radyolojide Türkiye’nin en kapsamlı ulusal kongresi

olmasının yanı sıra uluslararası katılımın da olduğu

Ulusal Radyoloji Kongresi TÜRKRAD 2019 adıyla 40. kez

düzenlendi. Etkinlikte bilimsel programların yanı sıra yeni

teknolojilerin tanıtıldığı oturumlar da yer aldı. Siemens

Healthineers da sağlık teknolojilerinde 170 yılı aşan

deneyimini ve dijitalizasyon konusundaki uzmanlığını

TÜRKRAD 2019’daki standına yansıttı. Türkiye’nin en uzun

soluklu sağlık yayınlarından İnovasyon dergisinin yeni

sayısını da katılımcılarla paylaştı.

TÜRKRAD’ın radyoloji dünyasının tüm paydaşları açısından

önemini vurgulayan Siemens Healthineers Türkiye

Genel Müdürü Enis Sonemel şunları ifade etti: “Siemens

Healthineers olarak odaklandığımız dijitalizasyon, özellikle

hassas ve kişiselleştirilmiş tıbbın geliştirilmesi açısından

büyük önem taşıyor. Dijital ortamdaki sağlık verilerini

işleyerek ve birbiri ile uygun biçimde ilişkilendirerek tanı

doğruluğunu artırıyoruz; tanıda tutarlılık, kişiselleştirilmiş

bakım, girişimsel tedavi ve tabii ki etkili bir hasta deneyimi

için yoğun şekilde çalışıyoruz. Yapay zeka, makine

öğrenmesi ve derin öğrenme alanlarına da odaklanıyoruz.

Bu çözümlerimizi, ülkemizin en büyük radyoloji

etkinliklerinden olan TÜRKRAD 2019’da sağlık dünyasına

daha yakından tanıtabilmekten dolayı çok memnunuz.”

TÜRKRAD 2019’a damgasını vuran Siemens

Healthineers çözümleri

Farklı endüstrilerde kullanılan dijital ikiz teknolojisini sağlık

sektörünün de hizmetine sunmak üzere çalışmalarına

devam eden Siemens Healthineers, bu konudaki ilk

çalışması olan kalp modellemesinin ardından, beyin de

dahil olmak üzere diğer organların da dijital ikizlerini

geliştirme yönünde ilerliyor. Kardiyologlar tarafından

rutin olarak kullanılan dijital ikizler, operasyon öncesi

görselleştirme ve 3D görüntüleme sayesinde daha başarılı

sonuçlar alınmasını sağlıyor. Özellikle bebeklerdeki

doğumsal kalp kusurlarını düzeltmekte kardiyologlar

Aralık 2019


11

and, of course, an effective patient experience. We also

focus on artificial intelligence, machine learning and deep

learning. We are very pleased to introduce these solutions

to the health world more closely in TURKRAD 2019, which

is one of the biggest radiology events of our country.”

Siemens Healthineers solutions that marked

TURKRAD 2019

Siemens Healthineers continues to work on providing the

digital twin technology used in different industries to the

health sector, and after its first work on heart modeling,

it is developing digital twins of other organs including the

brain. Digital twins, routinely used by cardiologists, provide

more successful results with preoperative visualization

and 3D imaging. This technology, which provides great

convenience to cardiologists and cardiovascular surgeons

in correcting congenital heart defects especially in

infants, was introduced with a demo in TURKRAD 2019.

Siemens Turkey Founded Healthineers stand wall screen,

has enabled them to view digital twin of the participants

wanting. The application, which attracted great attention,

shared the course of sensitive and personalized medicine

with the health sector and made a visual demonstration

of the digital future. On the other hand, the latest

developments on issues such as the use of artificial

intelligence in the clinical routine, solutions that lift the

boundaries between health professionals and patients, and

security of health data were shared with the participants.

Siemens Healthineers Turkey exhibited products of its new

members in ultrasound portfolio, ACUSON Sequoia and

ACUSON Juniper in the event. The doctors attending the

congress experienced the latest ultrasound technologies

using these devices one-to-one. The bioacoustic imaging

technology used in the ACUSON Sequoia adapts the signal

in real time to each patient’s anatomy and bioacoustic

properties (tissue density, stiffness and absorption),

thus compensating for energy loss, ensuring the highest

image quality. The new deep abdominal probe also allows

penetration up to 40 cm.

The ACUSON Juniper was developed as the smallest,

lightest and quietest ultrasound system in its class to

meet all different clinical needs. In addition to its high

image quality, its versatility and adaptability can be used

in different patient anatomies and physiology. While

all routine applications can be performed quickly with

improved clinical workflow, there are advanced application

areas such as Shearwave elastography imaging.

13th Radiology Award found their owners

On the last day of TURKRAD 2019, which was held at the

Antalya Titanic Congress Center on 6-9 November 2019,

the Siemens Healthineers Radiology Award Ceremony was

held to contribute to the development of Turkish radiology

and to increase the effectiveness of young radiologists in

international platforms. The 13th time this year’s Radiology

Award was given to Dr. Elif Peker from the Department

of Radiology, the Department of Radiology at Ankara

University School of Medicine.

ve kalp-damar cerrahlarına büyük kolaylık sağlayan bu

teknoloji, TÜRKRAD 2019’da bir demoyla tanıtıldı. Siemens

Healthineers Türkiye standına kurulan duvar ekranı, isteyen

katılımcıların dijital ikizlerini görebilmelerini sağladı. Büyük

ilgi gören uygulama, hassas ve kişiselleştirilmiş tıbbın

rotasını sağlık sektörüyle paylaşarak dijital geleceğin görsel

bir demosunu yaptı. Öte yandan klinik rutinde yapay zeka

kullanımı, sağlık profesyonelleri ile hastalar arasındaki

sınırları kaldıran çözümler, sağlık verilerinin güvenliği gibi

konularda da son gelişmeler katılımcılarla paylaşıldı.

Siemens Healthineers Türkiye etkinlikte ayrıca ultrason

portföyünün yeni üyeleri ACUSON Sequoia ve ACUSON

Juniper ürünlerini de sergiledi. Kongreye katılan

doktorlar, bu cihazları bire bir kullanarak en yeni ultrason

teknolojilerini deneyimledi. ACUSON Sequoia’da kullanılan

biyoakustik görüntüleme teknolojisi sinyali gerçek zamanlı

olarak her hastanın anatomisine ve biyoakustik özelliklerine

(doku yoğunluğu, sertliği ve emilimine) göre uyarlıyor ve

böylece enerji kaybını telafi ederek en yüksek görüntü

kalitesini sağlıyor. Cihazdaki yeni derin abdominal prob da

40 cm’ye kadar penetrasyon imkanı veriyor.

ACUSON Juniper ise tüm farklı klinik ihtiyaçları karşılamak

için sınıfının en küçük, en hafif ve en sessiz ultrason sistemi

olarak tasarlandı. Yüksek görüntü kalitesine ek olarak çok

yönlülüğü ve uyarlanabilirliğiyle de farklı hasta anatomileri

ve fizyolojilerinde kullanılabiliyor. Tüm rutin uygulamalar

geliştirilmiş klinik iş akışı ile hızlıca yapılabilirken,

Shearwave elastografi görüntüleme gibi gelişmiş uygulama

alanları da bulunuyor.

13. Radyoloji Ödülü sahibini buldu

6-9 Kasım 2019 tarihlerinde Antalya Titanic Kongre

Merkezi’nde gerçekleştirilen ve büyük ilgi gören

TÜRKRAD 2019’un son gününde, Türk radyolojisinin

gelişimine katkı sağlamak ve genç radyologların

uluslararası platformlardaki etkinliğini artırmak

amacıyla Siemens Healthineers Radyoloji Ödülü Töreni

gerçekleştirildi. Bu yıl 13. kez verilen Radyoloji Ödülü’nü

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Radyoloji Anabilim

Dalı’ndan Dr. Elif Peker kazandı.

Aralık 2019


12

Hospital Supply Managers Met With 3M At Neuss

Hastane Tedarik Yöneticileri 3M’le Neuss’ta Bir Araya Geldi

Supply chain managers from hospitals and leading

procurement organizations are looking for new

ways to achieve medical goals and maximize

financial resources. These experts met at the

headquarters of 3M in Neuss, Düsseldorf to

conduct international studies on value-based

supply management, a new and promising

approach.

25 experts from nine countries from Finland to Turkey,

the leading group purchasing organizations, met in

Düsseldorf, Neuss, to learn about value-based procurement

management and assess implementation.

Dominique Gilsoul, host of the 3M event at the 3M

headquarters in Neuss, launched a panel on Value-Based

Hastanelerden ve önde gelen satın alma

kuruluşlarından tedarik zinciri yöneticileri,

tıbbi hedeflere ulaşmak ve finansal kaynakları

en üst düzeye çıkarmak için yeni yollar arıyor.

Konusunda uzman bu yöneticiler, yeni ve ümit

verici bir yaklaşım olan değer bazlı tedarik

yönetimi üzerine uluslararası çalışmalar yapmak

amacıyla 3M’in Düsseldorf’a bağlı Neuss

kentindeki merkezinde bir araya geldiler.

Finlandiya’dan Türkiye’ye kadar dokuz ülkedeki

hastanelerden ve önde gelen grup satın alma

kuruluşlarından 25 uzman, değer bazlı tedarik yönetimi

hakkında bilgi edinmek ve uygulamalar konusunda

yapılabilecekleri değerlendirmek üzere Düsseldorf’a bağlı

Neuss kentinde buluştu.

Aralık 2019


13

Procurement (Medical Supply Chain) and highlighted

the importance of the supply chain for healthcare in the

first place. Stating that procurement plays an important

role in ensuring the right balance between costs and

quality of hospitals, health care varies from country to

country but the challenges faced by hospitals are similar,

Gilsoul underlined that it is useful to go beyond national

boundaries when developing solutions.

Examples came from France and Finland:

hypothermia and hemodialysis

Examples of best practices for understanding the

importance of value-based procurement came from

France and Finland. Bruno Carrière, CEO of the French

procurement organization UniHA, which has about 900

hospitals, shared a project from the Hospices Civils de Lyon

hospital network. The hospital was rewarded by 3M with

an innovative and holistic solution to provide a general

solution to perioperative normothermia, a condition

frequently encountered by patients. Suvi Seppälä, the

supply manager of Helsinki University Hospital, said that as

an example of a complete service for hemodialysis, extra

outpatient units have been generated to make it easier for

patients to come to the hospital for their treatment.

In the workshop that hosted the supply managers, the

participants discussed the important issues that should

be considered, such as evaluating medical devices in

accordance with legal requirements for value-based

purchases.

3M’in Neuss’taki merkezinde düzenlenen 3M etkinliğinin

ev sahibi Dominique Gilsoul, Değer Bazlı Satınalma (Tıbbi

Tedarik Zinciri) konulu panelin açılışını yaptı ve tedarik

zincirinin sağlık kurumları açısından ilk etaptaki önemine

değindi. Hastanelerin maliyetler ve kalite arasında doğru

dengeyi sağlamasında tedarikin önemli bir rol oynadığını,

sağlık hizmetlerinin ülkeden ülkeye değişmekle birlikte

hastanelerin karşılaştığı zorlukların birbirine benzediğini

belirten Gilsoul, çözüm geliştirirken de ulusal sınırların

ötesine çıkmakta fayda olduğunun altını çizdi.

Örnekler Fransa ve Finlandiya’dan geldi:

hipotermi ve hemodiyaliz

Değer bazlı tedarikin öneminin tam olarak anlaşılması

için en iyi uygulama örnekleri Fransa ve Finlandiya’dan

geldi. Yaklaşık 900 hastanesi olan Fransız satın alma

kuruluşu UniHA’nın CEO’su Bruno Carrière, Hospices

Civils de Lyon hastane ağından bir projeyi paylaştı. Hastane

hastaların sıklıkla karşılaştığı bir durum olan perioperatif

normotermiye genel bir çözüm getirmek amacıyla

geliştirdiği yenilikçi ve bütünsel bir çözümle 3M tarafından

ödüllendirildi. Helsinki Üniversite Hastanesi’nin tedarik

müdürü Suvi Seppälä ise hemodiyaliz için eksiksiz bir

hizmet örneği olarak hastaların tedavileri için hastaneye

gelmelerini kolaylaştıracak ekstra ayakta tedavi birimleri

oluşturulduğundan bahsetti.

Tedarik yöneticilerini ağırlayan çalıştayda katılımcılar

tıbbi cihazların değer bazlı satın alımlarında yasal

gerekliliklere uygun olarak değerlendirme gibi göz önünde

bulundurulması gereken önemli hususları tartıştılar.

Aralık 2019




16

Philips, Azurion Platformunun

en yeni üyesi FlexArm’ı tanıttı

Philips, Azurion platformunun gantri

tasarımıyla çığır açan yeni üyesi

FlexArm, sundugu yeni görüntüleme

ve hasta pozisyonlama imkânı ile

kullanıcılarına daha iyi hizmet ve daha

iyi hasta bakımı sunuyor.

Philips, sektöre kazandırdığı yeni

nesil Azurion platformunun en yeni

üyesi FlexArm’ı tanıttı. Giderek

artan kompleks girişimsel işlemler

sırasında, hekimler, kritik anatomiyi

hızlıca ve kolayca görüntülemeye

ve farklılıkları tanımlamaya ihtiyaç

duyuyorlar. Azurion FlexArm

sahip olduğu yenilikçi teknolojik

özellikleri sayesinde, hem 2D hem

3D görüntülemede hekimlerin

görüntüleme ihtiyaçlarına kolaylık

sağlıyor. Sistem hareket ettirildiğinde,

hasta-odaklı hareket kabiliyeti

sayesinde görüntüleme ışını da

otomatik olarak senkron oluyor ve

bu sayede görüntülemede tutarlılığı

kaybetmeden hekim ve sağlık

personelinin tedaviye odaklanmasını

sağlıyor.

Miami Cardiac & Vascular Institute

Kurucusu ve Başkanı Barry T. Katzen

Azurion FlexArm ile ilgili olarak şunları

söylüyor: “FlexArm ile birlikte, Philips

mühendisleri neredeyse imkânsız

bir geometrik tasarım geliştirirken

mekanik bariyerlerin de üstesinden

gelerek hekimlerin görüntü kılavuzlu

tedavide üstün klinik başarı elde

etmesine imkân sunuyor. FlexArm’ın

işlem sırasında hasta etrafında

çalışan hekim ve sağlık personellerini

engellemeden herhangi bir

projeksiyon açısında optimum şekilde

konumlandırılabilmesi ciddi oranda

verimlilik optimizasyonu sağlıyor.

Klinik olarak sunduğu avantajların

yanında, kullanımı kolay ve anlaşılabilir

olması sayesinde kompleks vakaların

getirdiği kritik ve hararetli anlar için

büyük bir inovasyon.”

Minimal invaziv yöntemlerle

gerçekleştirilen tedavilerin sayısı ve

çeşitliliği giderek artıyor. Buna bağlı

olarak, tedavilerin kendileri de giderek

kompleks bir hal alıyor, bu sebeple

farklı disiplinlerden birden çok

hekimin hasta başında hazır olmasına

ve koordine şekilde çalışmasına ihtiyaç

duyuluyor. Sonuç olarak, klinik ekibin

oldukça sınırlı bir alanda zorlayıcı ve

kompleks işlemleri yerine getirmesi

gerekiyor.

Azurion FlexArm’ın yenilikçi tasarımı

olağanüstü bir hareket kabiliyeti

ile birlikte ciddi oranda kullanım

kolaylığı sağlıyor. Benzersiz ve akıllı

bir kinematik motor ile çalışan sistem,

tek bir ‘Axsys’ kontrol sayesinde 8

farklı eksende hareket edebiliyor.

Hekimlerle yapılan simülasyon testleri

sonucunda sistemin, radial girişim

de dahil olmak üzere minimal invaziv

işlemlerde erişimi kolaylaştırdığı,

kateter ve telin istemsiz hareket riskini

azalttığı ve ciddi oranda zamandan

tasarruf sağladığı kanıtlanmış

bulunuyor[1]. Azurion FlexArm,

cerrahi ve endovasküler işlemlerin bir

kombinasyonu gibi aynı odada birden

çok uzmanlık alanının ihtiyacının

karşılandığı Hibrid Ameliyathane’lere

ideal uyum sağlıyor.

Philips Türkiye Sağlık Sistemleri

Pazarlama Direktörü Gamze

Arbak: “İki yıl önce global lansmanı

yapılan Azurion, kolay ve benzersiz

kullanımı sayesinde daha fazla

hasta odaklı olmayı sağlayarak

hekimlerin, verimlilik ve etkinlik

üzerine sağladığı pozitif faydalarla

da hastane yönetiminin tercihi olan

lider girişimsel platformumuz” diyor

ve ekliyor: “FlexArm ise, Azurion’un

inovasyon yolcuğunda yeni görüntü

kılavuzlu tedaviler için fırsatlar

sağlarken, hasta bakımını iyileştirmek

ve maliyetleri düşürmek için klinik ve

operasyonel faydaları birleştiren yeni

bir adım.”

Azurion FlexArm, Philips’in görüntü

kılavuzlu tedavi alanında sağlık

hizmeti sağlayıcılarına çok yönlü ve

tedavi odaklı çözüm sunmak için

bütünleştirdiği; sistem, akıllı cihazlar,

yazılım ve servisi de içinde bulunduran

benzersiz portföyündeki en yeni

inovasyon. Minimal invaziv girişimlerle

tedavi edilebilen hastalıkların sayısı

arttıkça ve tedaviler kendi içlerinde

daha verimli hale geldikçe, hastaların

tedavi deneyimi de iyileşmeye

devam edecek. Daha az travma

deneyimleyecek hastaların hastanede

kalış süresi de aynı gün taburcu veya

bir gece sonra taburcu olma şansı ile

önemli ölçüde azalabilecek.

Şubat 2017’de yapılan global

lansmandan bu yana, 80’den fazla

ülkede 450.000’den fazla hasta Philips

Azurion sistemi ile tedavi edildi.

Philips Azurion 7 C20 with FlexArm,

U.S. Food and Drug Administration

(FDA) tarafından 510(k) belgeli ve CE

tarafından onaylıdır.

[1] 17 hekim ile birlikte laboratuar

simülasyon testi

Aralık 2019



18

The Agreement “Domestic Product”

Was Signed in Dental Technology

Yerli Diş Teknolojisinde Hedef 50 Milyon Dolar

Dental biyomalzeme alanında Türkiye’de bir ilk

gerçekleşti. Antibakteriyel nano kompozit diş

dolgu malzemelerinin yüzde 100 yerli üretimi

için Yıldız Teknik Üniversitesi, Yıldız Teknoloji

Transfer Ofisi ve yerli sermayeli UMG Uysal

Medikal/Avrupa İmplant firması iş birliği yaptı.

Türkiye ekonomisinin kalkınmasına hizmet eden

bu önemli buluşun, patent lisans sözleşmesi 20

Kasım Çarşamba günü Yıldız Teknik Üniversitesi

Davutpaşa Kampüsü’nde düzenlenen törenle

imzalandı. Türkiye’nin 11’inci Kalkınma Planı’nda

yer alan yerli üretim ve girişimci üniversite

hedeflerine hizmet eden bu proje ile beş yılın

sonunda dünya dental kompozit pazarından 50

milyon dolar gelir elde edilmesi hedefleniyor.

A first happened in the field of dental

biomaterials in Turkey. Yıldız Technical University

made cooperations with Yıldız Technology

Transfer Office and UMG Uysal Medical / Avrupa

Implant company which owns local capital for

100% domestic production of antibacterial nano

composite tooth filling materials. The patent

license agreement of this important invention

that serving the development of Turkey’s

economy was signed at the ceremony which

held at Yıldız Technical University in Davutpaşa

Campus on Wednesday November 20th. It is

aimed to achieve revenues of $ 50 million in

dental composites market in the world with this

project placing at 11th Development Plan of

Turkey and serving the domestic production and

entrepreneurial university goals at the end of five

years.

A first happened in the field of dental biomaterials in

Turkey. Yıldız Technical University collaborated with Yıldız

Technology Transfer Office and Avrupa Implant company

under the authorization of UMG Uysal Medical with local

capital for 100% domestic production of antibacterial

nano-composite tooth filling materials. The patent

license agreement of this important invention serving

the development of Turkey’s economy was signed at the

ceremony on Wednesday November 20th. The signing

Dental biyomalzeme alanında Türkiye’de bir ilk gerçekleşti.

Antibakteriyel nano kompozit diş dolgu malzemelerinin

yüzde 100 yerli üretimi için Yıldız Teknik Üniversitesi, Yıldız

Teknoloji Transfer Ofisi ve yerli sermayeli UMG Uysal

Medikal çatısı altındaki Avrupa İmplant firması iş birliği

yaptı. Türkiye ekonomisinin kalkınmasına hizmet eden

bu önemli buluşun patent lisans sözleşmesi 20 Kasım

Çarşamba günü düzenlenen törenle imzalandı. Türkiye’nin

üniversite-sanayi ekosistemi için dönüm noktası sayılan bu

teknoloji transferinin imza töreni Yıldız Teknik Üniversitesi

Rektörü Prof. Dr. Bahri Şahin ve Yıldız Teknopark

Genel Müdürü Prof. Dr. Mesut Güner’in ev sahipliğinde

gerçekleşti. Etkinliğe, Yıldız Teknik Üniversitesi Metalurji

ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr.

Afife Binnaz Yoruç Hazar ve Dr. Aysu Aydınoğlu, Türkpatent

Başkan Danışmanı Mehmet Tarakçıoğlu, TÜBİTAK Temeg

Grup Koordinatörü Dr. Alp Eren Yurtseven katıldı.

11’inci Kalkınma Planı’na hizmet

Yıldız Teknik Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği

Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Afife Binnaz Yoruç Hazar

ve Dr. Aysu Aydınoğlu’nun çalışmaları sonucu ortaya çıkan

bu önemli buluşun yerli ve milli bir ürüne dönüşmesiyle;

Türkiye’nin stratejik bir teknik alanda dışa bağımlılığının

azalması ve uluslararası bir marka oluşturulması mümkün

olacak. Türkiye’nin 11’inci Kalkınma Planı’nda yer alan yerli

üretim ve girişimci üniversite hedeflerine hizmet eden bu

buluş, üniversite patentinin sanayiye lisanslanması adına

çok önemli bir örnek teşkil ediyor.

İç pazarın yüzde 60’ı hedefleniyor

Uluslararası araştırmalar global restoratif kompozit dolgu

Aralık 2019


19

ceremony of this university which is considered a turning

point for Turkey’s university-industry ecosystem was

hosted by Prof. Berat Sahin who is a rector at Yildiz

Technical University and Prof.Mesur Guner who is a General

Manager at Yildiz Teknopark. Prof. Afife Binnaz Yoruc

Hazar, who is faculty staff at Metallurgical and Materials

Engineering Department at Yildiz Technical University.

Dr. Aysu Aydinoglu, and Mehmet Tarakcioglu, Türkpatent

Director Consultant, and Dr. Alp Eren Yurtseven, TUBITAK

Temeg Group Coordinator attended the event.

Service to the 11th Development Plan

It will be reduction in Turkey’s strategic dependence

on foreign technical field and possible to to create an

international brand by the transformation of this important

invention, which was found out as the result of Prof.

Afife Binnaz Yoruç Hazar at Metallurgical and Materials

Engineering Department at Yildiz Technical University and

Dr.Aysu Aydınoglu’s studies, This invention, which is placed

in Turkey’s 11th Development Plan and services to targets

of domestic production and entrepreneur universityies, is a

very important example to license the university patent to

the industry.

The target is 60 percent of the domestic market

International research predicts that the global restorative

composite filler materials will reach a trade volume of

$ 509.1 million by 2022. Turkey imported in amount of

USD 24.504.839 in 2017 in this area. 58 percent of the

transactions made for he Ministry of Health data consists

of filling materials. This rate is expected to be triple next

year. The restorative dentistry market develops in Turkey

and in the world. The composite filler market also occupies

an important place in it. It is aimed to respond to the needs

of the domestic market with this product. Today, local

implants are 60 percent in the domestic market. Such a

ratio is also purposed for composite fillers in the medium

term, Composite filling materials in the medical term

malzemeleri pazar hacminin 2022 yılında 509.1 milyon

dolar ticaret hacmine ulaşacağını öngörüyor. Türkiye’de

2017 yılında bu alanda 24.504.839 dolar ithalat gerçekleşti.

Sağlık Bakanlığı verilerine yapılan işlemlerin yüzde 58’ini

dolgu malzemeleri oluşturuyor. Bu oranın önümüzdeki

yıl üç katına çıkması öngörülüyor. Türkiye’de ve dünyada

restoratif diş hekimliği pazarı gelişim gösteriyor. Kompozit

dolgu pazarının da bunun içerisinde önemli bir yer tuttuğu

görülüyor. Bu ürün ile öncelikle yerli pazarın ihtiyacına

cevap verilmesi hedefleniyor. Bugün yerli implantlar iç

pazarın yüzde 60’ını karşılıyor. Orta vadede kompozit dolgu

malzemeleri için de böyle bir oran hedefleniyor. Kompozit

dolgu malzemeleri hem estetik hem de sağlık kaygısından

dolayı her geçen gün diğer dolgu malzemelerinin yerini

alıyor. Bu veriler de gösteriyor ki bu buluş, iç pazarda

önemli bir açığı dolduracak.

“Girişimci olmak zorundayız”

Törene katılan Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr.

Bahri Şahin konuşmasında bu iş birliğinin önemine vurgu

yaptı. Şahin, “Yıldız Teknik Üniversitesi, akademisyenleriyle,

Teknopark’ıyla bir bütün olarak çalışıyor. Burada bir

ekosistem var. Üniversite-sanayi iş birliğinin güzel bir

örneğini sergiliyoruz. Patent lisans sözleşmesine konu olan

proje üzerinde çok uzun zamandır çalışılıyor. Emeği olan

herkesi kutluyorum. Onlardaki bu heyecanı görebiliyorum.

Hepimizde bu heyecan devam ediyor. Bu heyecana bütün

paydaşların katkı sağlamasını istiyoruz. Bu tür projeler

üniversitemize aidiyet duygusunu da artırıyor. Günümüzde

en önemli konu yenilikçilik ve girişimcilik. Sanayinin

gelişmesi için girişimcilik şart. Biz kendi girişimcilerimizi

yetiştirmeliyiz ve buna destek vermeliyiz. Bu başarımızın

ardında devletimizin desteği var. Arkamızda bir güç var ve

biz bunu hissediyoruz. Türkiye’nin milli üretim hedefleri

doğrultusunda ilerliyoruz. Dünya üniversiteleri kendi Ar-

Ge’lerini yapıyor. Bugünkü lisans sözleşmesi de bunun bir

örneği. Bunun artması gerekiyor.” diye konuştu.

Aralık 2019


20

are replaced with other filling materials due their both

aesthetic and health concerns every day. These data show

that this invention will also fill an important gap in the

domestic market.

“We need to be entrepreneurs”

Prof. Bahri Şahin, Rector of Yıldız Technical University

attended the ceremony and highlighted the importance

of this cooperation in his speech, Şahin “Yıldız Technical

University works with its academicians and Technopark as

a whole. There’s an ecosystem here. We exhibite a good

example of university-industry cooperation. The project,

which is subject to the patent license agreement, has

been studied for a long time. I congratulate everyone who

made efforts. I can see how excited they are. We all are

still excited. We would like all stakeholders to contribute

to this excitement. Such projects improve our ties with our

university. Today, the most important issues are innovation

and entrepreneurship. Entrepreneurship is necessary for

the development of industry. We hav to raise our own

entrepreneurs and support them. The support of our state

is behind this success. We feel that there is a supportive

force behind us. We are going forward in line with national

production targets of Turkey. Universities are conducting

their own R & D in the world. An example of it is today’s

license agreement. This needs to be increased.” completed

her speech.

“We produce our own resources”

Prof. Mesut Güner, General Manager of Yildiz Teknopark

said: “Evolution is the only thing that does not change.

We believe that we have to keep up by the era. If we don’t

follow it, we will be behind of it. Our university has to keep

up, too. If you are not an entrepreneurial university, you

will not have the opportunity to rival and create income

sources. Today, we can say that we are an entrepreneurial

university. We commercialize an idea found out by our

academicians’ effort. In the future we will create our own

“Kendi kaynaklarımızı üretiyoruz”

Yıldız Teknopark Genel Müdürü Prof. Dr. Mesut Güner

de şunları söyledi: “Değişmeyen tek şey değişim. Çağa

ayak uydurmamız gerektiğine inanıyoruz. Uyduramazsak

geri kalırız. Üniversitemiz de ayak uydurmak zorunda.

Girişimci bir üniversite olmadığınız takdirde rekabet

etme, gelir kaynakları oluşturma imkânınız kalmaz. Biz

bugün girişimci bir üniversite olduğumuzu söylüyoruz.

Akademisyenlerimizin alın teriyle geliştirdiği bir fikri

ticarileştiriyoruz. İlerleyen zamanda devletin bütçesine

gerek kalmadan kendi imkânlarımızı oluşturacağız. Yüksek

katma değerli ürünler üreteceğiz. Türkiye’nin ihraç ettiği

teknoloji gelirlerimizin sadece yüzde 3,5’ini oluşturuyor,

dünya ortalaması ise yüzde 16,7. Bizim bilgiyi daha fazla

ticarileştirmemiz gerekiyor. Burada karşılıklı kazan-kazan

var. Bütün paydaşlar kazanıyor. Türkiye’nin 11’inci Kalkınma

Planı’na hizmet ediyor. Bu iş birlikleri sayesinde yurt

dışından ithal ettiğimiz ürünü kendimiz üretecek ve bunu

ihraç edeceğiz. Bu projenin tüm paydaşlarına ekonomiye ve

teknolojiye verdikleri destekten dolayı teşekkür ediyorum.”

“Teknoloji atılımı yaptık”

Buluş sahiplerinden Yıldız Teknik Üniversitesi Metalurji

ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr.

Afife Binnaz Yoruç Hazar buluşun ortaya çıkış hikâyesini şu

şekilde anlattı: “Sağlık sektöründe bir ilki gerçekleştirdik.

Ülkenin teknoloji atılımı yaptığı bugünlerde böyle bir buluşa

imza atmak çok gurur verici. Buluşun hikâyesi 1990’lı

yıllara dayanıyor. Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği

Fakültesi’nde hepimizin başkanı olan Prof. Dr. Hasan

Alkumru ve ekibiyle birlikte restoratif dental malzemeler

konusunda araştırma yaparken sorular sormaya

başladım. Çalışmalarımızı gerçekleştirdiğimiz sırada

gördük ki neredeyse malzemelerin çoğunu yurt dışından

ithal ediyoruz; yüzde 99 civarı şu anda 95’ler civarında.

Zaman içerisinden “Neden biz bu malzemeleri kendi yerel

kaynaklarımızla üretmiyoruz?” sorusu gelişti. Bu soruya

hep cevap aradım. Bugün yanıtlamış olmaktan dolayı çok

Aralık 2019


21

facilities and will not need of the government budget.

We will produce high value-added products. Exported

technology of Turkey is only 3.5 percent of our income,

but the global average is 16.7 percent. We need to

commercialize the information more. There’s a mutual

win-win situation here. All stakeholders win. It serves

to Turkey’s 11th Development Plan. Thanks to these

collaborations, we will produce and export the products

what we import. I would like to thank all stakeholders

of this project for their support to the economy and

technology.”

“We made the technological breakthrough”

One of the inventors is Prof. Afife Binnaz Yoruç Hazar

at Metallurgical and Materials Engineering Department

at Yıldız Technical University narrated the story of the

invention as follows: “We were a first in the health sector.

It is very proud to sign such an invention in these days

when the country has made technology breakthrough.

The story of the invention dates back to the 1990s. I

started asking questions when I researched with Prof.

Hasan Alkumru, who was the head of us, and his team at

Dentistry Faculty, Marmara University. When we realized

our work, we found that we imported almost all of the

materials from abroad; Now, around 99 percent of them

is around the 95 percent. The question “Why do not we

produce these materials by ourselves with our own local

sources?” has disturbed me over time. I’ve always looked

for an answer to this question. Today, I’m very happy

that I could answer this question. I thank everyone who

believes and supports us. Technological wars have already

begun in the world. We need to be ready for this. I believe

we will win this war together.”

mutluyum. Bize inanan, destek veren herkese teşekkür

ediyorum. Artık dünyada teknoloji savaşları başladı. Buna

hazır olmak gerekiyor. Hep birlikte bu savaştan galip

çıkacağımıza inanıyorum.”

50 milyon dolar gelir hedefi

UMG Uysal Medikal/Avrupa İmplant Satış ve Sistem

Müdürü Fatih Uysal da önemli rakamlar paylaştı. Uysal

şunları söyledi: “Türkiye dental pazarı 500 milyon dolar

büyüklüğe sahip. Pazardaki ürünlerin yüzde 80’i ithal

yüzde 20’si yerli ürünlerden karşılanıyor. Son yıllarda

hükümetin yerlileşme hamlesiyle birlikte pazarın

büyüklüğünün 2023 yılında 1 milyar dolara ulaşması

tahmin ediliyor. İhtiyaçların yüzde 40’ının da yerli

ürünlerden karşılanması hedefleniyor. Son beş yılda

yerli dental implantın payı yüzde 50’yi aştı ve bu oran

gittikçe artacak. Bugün burada bir ilk gerçekleşiyor.

Yüzde 100 yerli bir işbirliği ile üniversite patenti sanayiye

lisanslanıyor. Ürünü iki yıl içerisinde piyasaya sunmayı

planlıyoruz. Bu sayede dış ticaret açığını azaltmak hem

de milli geliri artırmayı hedefliyoruz. Paramızın ülkemizde

kalmasını sağlayacağız. Dünya dental kompozit pazarının

büyüklüğü 500 milyon dolar. Beş yıl içinde bu pastadan

50 milyon dolar almayı planlıyoruz. Yıldız Teknopark ile

yürüttüğümüz süreç boyunca inovasyon konusunda çok

şey öğrendik. Bu çalışmanın başka kurumlara da ilham

olmasını diliyorum.”

$ 50 million income target

UMG Uysal Medical / Avrupa Implant Sales and System

Manager Fatih Uysal also shared important figures about

it. Uysal said: “The dental market has size of $ 500 million

in Turkey. While 80 percent of the products in the market

are imported, 20 percent of them are domestic products.

In recent years, the size of the market is expected

to reach $ 1 billion by 2023 with the government’s

localization movement. It is targeted to meet 40% of

the needs from domestic products. The share of local

dental implants has exceeded 50 percent, over the past

five years and this proportion will increase more. A first is

happening today The university patent with 100 percent

domestic cooperation is licensed to the industry. We

plan to present the product during two years. In this way,

we aim to reduce the foreign trade deficit and increase

the national revenue. We will keep our money in our

country. The size of the world dental composite market

is $ 500 million. We also plan to get $ 50 million from

that during five years. We learned a lot of things about

innovation during the process we implemented with

Yıldız Teknopark. I wish this work will be inspiration to

other institutions. ”

Aralık 2019


22

Myopic Disease Will Be Stopped By Optic Technology

Optik Teknolojisi İle Miyop Hastalığı Durdurulacak

It is predicted that, within next five years, at least 2 billion

of 7 billion world population, will experience problem of

‘shortsightedness’ which is name myopic. Using computer

for long periods, eye movements between tablet, smart

phone and computer in different distances, accelerate

increasing myopic. Hakan Kayra, Hoya Optics Turkey Sales

and Marketing Director, mentions that to prevent myopic

beginning, simple eye exercises during day, have big

benefits to ease our eyes. Kayra, gives good news that, in

2020, they will bring a new optic technology to the sector

that can stop progressing early period myopic diseases

especially for children.

Global giant Hoya holding 17% of world optic lens market,

focused on developing new technologies in global market

where it operates as optic lens producer. Hoya, preparing to

release the product that will prevent increasing myopic eye,

dominates the market with smart products that it develops

Önümüzdeki beş sene içerisinde 7 milyarlık dünya

nüfusunun en az 2 milyarının miyop olarak adlandırılan

‘uzağı net görememe’ sorunu yaşayacağı öngörülüyor.

Uzun süreli bilgisayar kullanımı, farklı mesafelerdeki

tablet, akıllı telefon ve bilgisayarlar arası göz hareketleri

ise miyop artışını hızlandırıyor. Hoya Optik Türkiye Satış

ve Pazarlama Direktörü Hakan Kayra, miyop başlangıcını

engellemek için basit göz egzersizleri ile gün içinde

gözlerimizi rahatlatmanın büyük faydası olduğuna değiniyor.

Kayra, 2020’de özellikle çocuklarda erken dönem miyop

rahatsızlıklarının ilerlemesini durdurabilecek yeni optik

teknolojisini de sektöre kazandıracaklarının müjdesini

veriyor. Dünya optik cam pazarının %17’sini elinde

bulunduran global dev Hoya, optik cam üreticisi olduğu

global pazarda yeni teknolojilerle sektörü geliştirmeye

odaklandı. 2020’de miyop bir gözün sürekli artmasını

engelleyecek ürünü piyasaya sürmeye hazırlanan Hoya,

Aralık 2019


23

for eye problems of developing world being digitalized.

Hakan Kayra, Hoya Optics Turkey Sales and Marketing

Director, mentioning that different requirements occur

in optic market together with increasing digitalization

especially in vision technologies field, indicates that digital

screens those can be used up 15 hours in a day in average,

can cause eyestrain. Kayra says that ‘we both develop new

technologies consistently in optic sector and research

ways for better vision. Especially together with widespread

of using digital devices, we slowly recognize that our

vision quality is decreased. For this reason, the number of

prescriptions started to demonstrate increasing. When we

also consider intensity of young population, 70% of society

use more than one digital device and depending on that,

‘Digital Eyestrain’ is experienced. Increasing digital device

use, started to reduce age of using optic lens. Hence,

age of using optic lens reduced up to ages of 5-6. Old

technologies cannot meet demands of today. We minimize

symptoms of eyestrain occurring based on digitalization,

with the technology we developed. It is an area where we

expect a serious increase especially for Turkish market. In

Turkey, the rate of people spending big part of the day in

front of digital screens, is very high. Eye health is a matter

that should be considered as occupational safety for

these people, we will generate awareness to this matter.

Additionally, we have a technology in agenda preventing

increase the value of a myopic eye. This will meet with

customers in 2020. With this technology, we will be able to

stop increase myopic eye problems those are diagnosed in

early period for children’.

Hakan Kayra, Hoya Optics Turkey

Sales and Marketing Director

dijitalleşen dünyada gelişen göz sorunlarına yönelik

geliştirdiği smart ürünlerle de pazarı domine ediyor.

Görüş teknolojileri alanında özellikle dijitalleşmenin

artması ile birlikte optik pazarında farklı gereksinimler

ortaya çıktığına değinen Hoya Türkiye Satış ve Pazarlama

Direktörü Hakan Kayra, günlük ortalama 15 saati

bulabilen dijital ekran kullanımının göz yorgunluklarına

neden olabileceğini belirtiyor. Kayra, ‘optik sektöründe

sürekli yeni teknolojiler geliştiriyor ve daha iyi görmenin

yollarını araştırıyoruz. Özellikle dijital cihaz kullanımının

yaygınlaşmasıyla görüş kalitemizin azaldığını yavaş yavaş

fark ediyoruz. Reçete sayıları bu sebeple artış göstermeye

başladı. Genç nüfusun yoğunluğunu da dikkate aldığımızda

toplumunun %70’i birden fazla dijital cihaz kullanıyor

ve buna bağlı olarak ‘Dijital Göz Yorgunluğu’ yaşanıyor.

Dijital cihaz kullanımının artması gözlük kullanım yaşını

da düşürmeye başladı. Artık gözlük kullanım yaşı 5-6

yaşlara kadar düştü. Eski teknolojiler bu anlamda günümüz

ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Dijitalleşmeye bağlı olarak

ortaya çıkan göz yorgunluğu semptomlarını geliştirdiğimiz

teknoloji ile en aza indiriyoruz. Özellikle Türkiye pazarı

için ciddi büyüme beklediğimiz bir alan burası. Türkiye’de

gününün büyük bir bölümünü dijital ekranlar karşısında

geçiren insanların oranı çok yüksek. Göz sağlığı bu tür

kişilerde iş güvenliği olarak görülmesi gereken bir konu,

bu konuda bilinçlendirme çalışmalarına imza atacağız ve

sektörü geliştireceğiz. Ek olarak gündemde miyop bir gözün

sürekli numarasının artmasını engelleyen teknolojimiz var.

Bu da 2020 yılında tüketici ile buluşacak. Bu teknolojiyle

özellikle çocuklarda erken dönemde teşhisi konulan miyop

göz problemlerinin ilerlemesini durdurabileceğiz‘ diyor.

Aralık 2019


24

New Hope In The Fight Against Pancreatic Cancer

Pankreas Kanserinde Umut Işığı Artıyor

Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan

Acıbadem Maslak Hospital General Surgery Specialist

Pancreatic cancer is an insidious disease that usually

presents in the late stages of the disease. It is also the 4th

most deadly cancer type today. Moreover, it is thought that

pancreatic cancer will affect more people in the future and

it will rise to the 2nd place in the most deadly cancers after

20 years. Although the reasons for the predicted serious

increase in pancreatic cancer are not fully known, it is

stated that prolongation of life and factors such as obesity

and smoking habits, which are important problems of

today, may be effective. Nowadays, the life span of patients

is prolonged thanks to the giant steps taken in the field of

surgical techniques, chemotherapy drugs and radiology.

Pointing out that there is a 20 percent decrease in the

mortality rate from pancreatic cancer today in line with the

developments in treatment, Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan,

Acıbadem Maslak Hospital General Surgery Specialist, said,

“Early diagnosis and multidisciplinary approach are the

most important factors for the success of treatment. With

the multidisciplinary approach planned by the general

surgeon, medical oncology, gastroenterology and radiation

oncology specialists, the chance of treatment in pancreatic

cancer is increased and patients can live longer.”

Beware of 3 early signs!

Because it is an insidious type of cancer, pancreatic cancer

symptoms usually appear in the advanced stage. General

Surgery Specialist Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan lists the

earliest 3 symptoms of pancreatic cancer:

• Jaundice: Bilirubin formed in the liver, the pancreas cancer

Pankreas kanseri genellikle hastalığın son evrelerinde

belirti veren sinsi bir hastalık. Aynı zamanda günümüzde

en ölümcül 4. kanser türü. Üstelik gelecekte pankreas

kanserinin daha çok sayıda insanı etkileyeceği ve 20

yıl sonra en ölümcül kanserlerde 2. sıraya yükseleceği

düşünülüyor. Pankreas kanserindeki öngörülen ciddi

artışın nedenleri tam olarak bilinmese de, yaşam süresinin

uzamasının ve günümüzün önemli sorunlarından olan

obezite ile sigara alışkanlığı gibi faktörlerin etkili olabileceği

belirtiliyor. Yüreklere su serpen haber, günümüzde cerrahi

teknikler, kemoterapi ilaçları ve radyoloji alanında atılan dev

adımlar sayesinde hastaların yaşam sürelerinin uzaması.

Acıbadem Maslak Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr.

Güralp Onur Ceyhan tedavideki gelişmeler doğrultusunda

günümüzde pankreas kanserinden ölüm oranında yüzde

20’lik bir düşüş olduğuna dikkat çekerek, “Erken teşhis ve

multidisipliner yaklaşım tedavinin başarısı için en önemli

faktörler. Genel cerrah, tıbbi onkoloji, gastroenteroloji ile

radyasyon onkolojisi uzmanlarının birlikte planlayacakları

multidisipliner yaklaşımla pankreas kanserinde tedavi şansı

yükseliyor ve hastaların daha uzun süre yaşayabilmeleri

sağlanabiliyor” diyor.

3 erken belirtisine dikkat!

Sinsi bir kanser türü olduğu için pankreas kanserinde

belirtiler genellikle ileri evrede ortaya çıkıyor. Genel Cerrahi

Uzmanı Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan pankreas kanserinin

en erken görülen 3 belirtisini şöyle sıralıyor:

• Sarılık geçirmek: Karaciğerde oluşturulan bilirubin adlı

maddenin, pankreas kanserinin safra yolunu tıkaması

nedeniyle on iki parmak bağırsağına atılamaması sonucu

oluşuyor.

• Aniden gelişen diyabet: Kan şekeriyle ilgili bir problem

olmadığı halde aniden gelişen diyabet öyküsü de pankreas

kanserinin öncül belirtilerinden.

• Mide bölgesinde ağrı: Ağrı önce hafif bir rahatsızlık hissi

şeklinde gelişirken, ilerleyen süreçte tümörün karındaki

sinirlere baskı yapması nedeniyle sırta vuran ve şiddetli hale

gelebilen karın ağrısına dönüşüyor. Bu ağrıya genellikle

hazımsızlık ile şişkinlik de eşlik ediyor.

En önemli sorun hızla yayılmaları

Günümüzde pankreas kanserinin erken tanısı için tarama

testinin olmadığını belirterek, “Pankreas kanseri genellikle

şüpheli olan durumlarda veya başka bir nedenle yapılan

tetkiklerle tesadüfen tespit ediliyor. Ultrasonografi (USG) ile

bilgisayarlı tomografi (BT) ilk başvurulan tanı yöntemlerini

Aralık 2019


25

because of obstruction of the biliary tract can not be

thrown into the duodenum.

• Suddenly developing diabetes: Although there is

no problem with blood sugar, the history of sudden

developing diabetes is also one of the primary symptoms

of pancreatic cancer.

• Pain in the stomach area: The pain develops as a slight

discomfort first, but then it turns into abdominal pain that

can become severe and may become severe due to the

pressure of the tumor on the abdominal nerves. This pain is

usually accompanied by indigestion and bloating.

The most important problem is the rapid spread

Recording that nowadays, there is no screening test for the

early diagnosis of pancreatic cancer, he said, “Pancreatic

cancer is usually detected in suspicious cases or for some

other reason by chance tests. Ultrasonography (USG)

and computed tomography (CT) are the first diagnostic

methods.” The most important problem in the treatment

of pancreatic cancer is that cancer cells usually progress

rapidly and metastasize, in other words, they spread to

distant organs. For this reason, the first diagnosis in 50

percent of patients with metastases are detected. These

tumors are very serious or spread to other organs because

they are difficult to treat. When first diagnosed, only 10-20

percent of the patients can be surgically removed, that is,

radical surgery and chemotherapy after surgery can have

the chance to get rid of the disease.

5-year survival can rise to 40 percent

Remarking that 5-year survival can be achieved in 30-40%

of patients thanks to the techniques developed in surgery

and new chemotherapy drugs, General Surgery Specialist

Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan, said, “Surgical method

is the most effective treatment for pancreatic cancer.

Postoperative chemotherapy and radiotherapy methods

also reduce the risk of recurrence of the disease provides

more successful results from the treatment.”

Advances in surgical treatment make you happy

In the past, cancer cells are spread to the vessels around

the pancreas because of the possibility of surgery and

chemotherapy is thought to be out of the majority of

patients who can not be treated today, surgical methods

can be applied. Expressing that pancreatic cancer surgery

is very difficult and complicated, General Surgery Specialist

Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan said, “The most serious

problem that forces pancreatic surgery is that the main

vessels that are important for our body circulate around

the pancreas and spread to the nerves there. Local

advanced enlarged pancreatic cancer is diagnosed in

patients whose surgery is not possible in the first stage

due to the spread of the vessels around the tumor. In

these locally advanced pancreatic cancers, chemotherapy

or radio-chemotherapy (MR Linac) can be used to destroy

the cancer cells there, and at least shrink them again to

perform a curative, ie salvage surgery.”

oluşturuyor” diyor. Pankreas kanseri tedavisinde yaşanan

en önemli problem ise kanserli hücrelerin genellikle

hızla ilerleyerek metastaz yapmaları, bir başka deyişle

uzak organlara yayılmaları. Bu nedenle hastaların yüzde

50’sinde ilk tanı metastazlarla beraber saptanıyor. Bu

tümörler çok ciddi boyutlara ulaştıkları veya diğer organlara

yayıldıkları için tedavileri de zor oluyor. İlk teşhis edildiğinde

hastaların ancak yüzde 10-20’sinde tümör cerrahi olarak

çıkartılabiliyor, yani radikal ameliyat ve ameliyattan sonra

yapılan kemoterapi ile hastalıktan kurtulma şansına sahip

olabiliyor.

5 yıllık sağ kalım yüzde 40’lara yükselebiliyor

Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan

günümüzde cerrahide geliştirilen teknikler ve yeni

kemoterapi ilaçları sayesinde hastaların yüzde 30-40’ında 5

yıllık sağ kalım sağlanabildiğine dikkat çekerek şu bilgileri

veriyor: “Cerrahi yöntem ise pankreas kanserinin en etkin

tedavisi. Ameliyatın ardından uygulanan kemoterapi ve

radyoterapi gibi yöntemler de hastalığın tekrarlama riskini

azaltarak tedaviden daha başarılı sonuçlar alınmasını

sağlıyor”

Cerrahi tedavideki gelişmeler yüz güldürüyor

Eskiden, kanserli hücrelerin pankreas çevresindeki

damarlara yayılmaları nedeniyle ameliyat şansı olmadığı

düşünülen ve kemoterapi dışında tedavi alamayan

hastaların büyük bir bölümüne günümüzde cerrahi yöntem

uygulanabiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Güralp

Onur Ceyhan, pankreas kanseri cerrahisinin oldukça zor

ve komplike olduğunu vurgulayarak, “Pankreas cerrahisini

zorlayan en ciddi problem ise vücudumuz için önemli olan

ana damarların pankreas çevresinde dolaşmaları ve oradaki

sinirlere yayılmaları. Tümörün etrafındaki damarlara

yayılımı nedeniyle ameliyatın ilk aşamada mümkün olmadığı

hastalarda lokal ileri büyümüş pankreas kanser teşhisi

konuluyor. Bu lokal ileri büyümüş pankreas kanserlerinde

kemoterapi veya radyo-kemoterapi (MR Linac) uygulayarak

oradaki kanser hücrelerini yok etmek ve en azından

küçülterek hastaya tekrar bir kurativ, yani kurtarıcı ameliyat

yapılabiliyor.”

Aralık 2019


26

Preventing is Easier Than Treating!

Önlemek Tedavi Etmekten Daha Kolay!

“Ülkemizde bir yılda doğan bebeklerin yaklaşık

yüzde 10’u, prematüre olarak doğmaktadır. Bu

bebeklerin büyük bir kısmı ise, bir kilonun altında

yani; ‘Aşırı Düşük Doğum Ağırlıklı’ olarak dünyaya

gelmektedir” diyen İstanbul Okan Üniversitesi

Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Uzmanı Doç.

Dr. Şenol Bozdağ, anlattı.

Gebeliğin 37. haftasından önce doğan tüm bebekler,

prematüre olarak değerlendiriliyor. Dünyada her yıl,

milyonlarca bebek prematüre olarak doğuyor ve bunlardan

bir milyonu birinci yaş gününü göremeden, prematüreliğin

neden olduğu sorunlar nedeniyle hayatını kaybediyor.

Hayatta kalan bebekler ise; bazen ciddi ve birçoğu ömür

boyu süren sağlık sorunlarıyla yüzleşmek zorunda

kalabiliyor.

Specialist Assoc. Dr. Senol Bozdag, Neonatal Intensive Care,

Istanbul Okan University Hospital

Specialist Assoc. Dr. Senol Bozdag, Neonatal

Intensive Care, Istanbul Okan University Hospital,

declared that “In our country, approximately 10

percent of babies born are born prematurely

in a year. Most of these babies are under one

kilogram; ‘Very Low Birth Weight’”

All babies born before 37 weeks of gestation are

considered premature. Every year, millions of babies are

born prematurely every year in the world, and one million

of them die before the birth of their first birthday, due to

problems caused by premature birth. The surviving babies;

sometimes they may have to face serious and many lifelong

health problems.

Çok özel bakım gerektiriyor

Ülkemizde bir yılda doğan bebeklerin yaklaşık yüzde 10’u,

prematüre olarak doğmaktadır. Bu bebeklerin büyük bir

kısmı ise, bir kilonun altında yani; “Aşırı Düşük Doğum

Ağırlıklı” olarak dünyaya gelmektedir. Bilindiği üzere

erken doğan bir bebeğin, zamanında doğmuş bir bebeğe

göre tüm organlarının gelişimi ve fonksiyonları daha zayıf

ve dış dünyaya adaptasyonu daha zor. Bu bebeklerin,

akciğerleri henüz tam gelişmemiş olduğundan, çok özel

solunum cihazlarıyla soluk borularına yerleştirilen küçük

Requires very special care

In our country, about 10 percent of babies born in a year

are born prematurely. Most of these babies are under

one kilogram; “Very Low Birth Weight”. As it is known, the

development and function of all organs of a premature

baby is weaker and more difficult to adapt to the outside

world than a baby born in time. Since the lungs of these

babies are not fully developed yet, they try to hold on to

life with small hoses placed in the trachea with very special

breathing apparatus. Circulatory systems are so weak that

drug supplements may be required. Since their immune

Aralık 2019


27

systems have not yet developed, they are easily affected

by even simple microbes. Brain vessels are susceptible

to bleeding. Since the digestive systems have not yet

completed their development, they are fed dropwise with

probes placed in their stomachs. In short; we, doctors and

nurses, are trying to provide all kinds of vital support from

outside to keep them alive. We are trying to generate the

artificial needs of the babies in the mother’s womb. But we

are well aware that this support can never be a support for

thousands of functions provided in the womb. Therefore,

preventing prematurity is easier, more efficient, cheaper

and more humane than treating prematurity.

Long-term follow-up

The problems of these babies continue after discharge.

Families can also be encountered neurodevelopmental

problems such as vision, hearing, chronic lung disease,

perception, movement disorder, distraction, learning

difficulties in the long term. The smaller the birth weight

and gestational age of the premature baby, the more these

problems are experienced. The aim is not only to keep

these babies alive, but also to bring these babies to society

as a healthy person with the least harm in the future.

Therefore, one of the most important issues that science

has dealt with is; it is now possible to live these babies

in the healthiest way with the least harm, rather than

keeping them alive during the smallest gestational week.

For this reason, health and developmental follow-up and

diagnosis and treatment of the premature babies should

be performed by a team that knows the family-centered

approach and takes into consideration the biological and

psychosocial risks of prematurity.

hortumlar ile yaşama tutunmaya çalışırlar. Dolaşım

sistemleri o kadar zayıftır ki, ilaç destekleri gerekebilir.

Bağışıklık sistemleri henüz gelişmemiş olduğundan, basit

mikroplardan bile kolaylıkla etkilenirler. Beyin damarları

kanamaya hassastır. Sindirim sistemleri gelişimini

henüz tamamlayamadıklarından, midelerine yerleştirilen

sondalarla damla damla beslenirler. Kısacası; biz doktor ve

hemşireler, onların yaşama tutunabilmeleri için her türlü

yaşamsal desteği dışarıdan sunmaya çalışıyoruz. Bebeklerin

anne rahmindeki doğal olarak karşılanan ihtiyaçlarını, suni

olarak sağlamaya çalışıyoruz. Ancak bu desteğin, asla anne

rahminde sağlanan binlerce fonksiyonları karşılayacak

bir destek olamayacağını da iyi biliyoruz. Bu nedenle

prematüreliği önlemek; prematüreliği tedavi etmekten daha

kolay, daha verimli, daha ucuz ve insanidir.

Uzun dönem takip edilmeliler

Bu bebeklerin sorunları, taburculuk sonrası da devam

ediyor. Aileler uzun dönemde; görme, işitme, kronik akciğer

hastalığı, algılama, hareket bozukluğu, dikkat dağınıklığı,

öğrenme güçlükleri gibi nörogelişimsel sorunlarla da

karşılaşılabiliyor. Prematüre bebeğin doğum ağırlığı ve

gebelik haftası ne kadar küçük ise, bu sorunlar da o kadar

fazla yaşanıyor. Amaç sadece bu bebekleri yaşatabilmek

değil, bu bebekleri en az zararla, ileride bir birey olarak

topluma en sağlıklı bir şekilde kazandırabilmektir.

Bu nedenle bilimin üzerinde uğraştığı en önemli

konulardan biri; artık bu bebekleri en küçük gebelik

haftasında yaşatmaktan öte en az zararla, en sağlıklı

şekilde yaşatabilmek olmaktadır. Bu sebeple prematüre

bebeklerin; sağlık ve gelişimsel izlemleri ile tanı ve

tedavilerinin, aile merkezli yaklaşımı bilen, prematüreliğin

getirdiği biyolojik ve psikososyal risklerini göz önünde

bulunduran bir ekip tarafından yapılması gerekmektedir.

Aralık 2019


28

The Need For Chemotherapy Decreases In Lung Cancer

Akciğer Kanserinde Kemoterapi İhtiyacı Azalıyor

Lung cancer is the most common type of cancer

in the world. Pointing out that cancer cases are

increasing every year, Prof. Dr. Necdet Üskent,

Anadolu Medical Center Oncological Sciences

Coordinator and Medical Oncology Specialist,

noting that immunotherapy treatment is

successful in lung cancer, he said, “Immunotherapy

also reduces the need for chemotherapy. In the

near future, 50 to 60 percent of lung cancer

treatments will be one of the treatments aimed

at healthy living with immunotherapy.”

Cancer is becoming widespread all over the world

and treatment methods are continuously developing

accordingly. Declaring that among the most important

advances in lung cancer, immunotherapy applications took

part, Prof. Dr. Necdet Üskent, Anadolu Medical Center

Oncological Sciences Coordinator and Medical Oncology

Specialist, said, “In this treatment, immune system cells

are activated to fight against cancer cells. Within the body,

almost a war against cancer is started.”

Akciğer kanseri dünyada en sık görülen kanser

türü. Kanser vakalarının her geçen yıl arttığına

dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Onkolojik

Bilimler Koordinatörü ve Medikal Onkoloji Uzmanı

Prof. Dr. Necdet Üskent akciğer kanserinde

immünoterapi tedavisinin başarılı sonuç verdiğine

dikkat çekerek, “İmmünoterapi sayesinde

kemoterapi ihtiyacı da giderek azalıyor. Yakın bir

gelecekte akciğer kanseri tedavilerinin yüzde 50

ile 60’ı immünoterapi ile sağlıklı yaşama yönelik

tedavilerden biri olacak” açıklamasında bulundu.

Kanser tüm dünyada giderek yaygınlaşıyor ve tedavi

yöntemleri de buna paralel olarak sürekli gelişme

gösteriyor. Akciğer kanserinde en önemli gelişmeler

arasında immünoterapi uygulamalarının yer aldığını ve

başarılı sonuçlar elde edildiğini söyleyen Anadolu Sağlık

Merkezi Onkolojik Bilimler Koordinatörü ve Medikal

Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Necdet Üskent, “Bu tedavide

bağışıklık sistemi hücreleri harekete geçirilerek kanser

hücresine karşı savaşması sağlanıyor. Vücudun içerisinde

kansere karşı adeta bir savaş başlatılıyor” dedi.

Aralık 2019


29

Smokers are 20 times more likely to get lung

cancer

Remarking that a healthy lifestyle and coping with stress is

very important to reduce the risk of cancer, Prof. Dr. Necdet

Üskent, said, “We know that cigarettes and other tobacco

products are responsible for 30 percent of lung cancerrelated

deaths. In fact, the rate of lung cancer in smokers is

20 times higher than in non-smokers. About 90 percent of

deaths from lung cancer are related to smoking.”

Ways to reduce cancer risk

Medical Oncology Specialist Dr. Necdet Üskent gave

important clues about ways to prevent lung cancer...

• No smoking: More than 4000 harmful chemicals in

cigarettes and scientifically proven that these chemicals

damage DNA and cause changes in important genes. In this

case, the cancer cells develop rapidly in the body and can

cause cancer by proliferating out of control.

• Stress should be avoided with meditation, yoga and music

therapy: Stress is one of the most important factors that

increase the risk of cancer, such as many diseases.

• Nutrition should be considered: All cells in the body,

including cancer cells, need sugar. Sugar is not taken from

natural food has no benefit to the body. Fried foods, fatty

meats and other high-fat foods should be consumed less.

At least 5 fruit and vegetables a day should be eaten,

especially green leafy and high vitamin C foods, citrus fruits

should be consumed fish twice a week.

• Active lifestyle should be adopted: Regular exercise

changes the body’s metabolism. People with more physical

activity primarily develop muscle tissues, reducing the risk

of lung cancer.

• Quality sleep should be obtained: Irregular and poor

sleep has a negative effect on hormones and metabolism.

During sleep, many hormones are secreted that benefit our

body. Sleep disorders can trigger many physical and mental

illnesses and increase the risk of cancer.

Prof. Dr. Necdet Üskent, Anadolu Medical Center Oncological

Sciences Coordinator and Medical Oncology Specialist

Sigara içenlerin akciğer kanserine yakalanma

riski 20 kat daha fazla

Sağlıklı bir yaşam tarzının ve stresle başa çıkabilmenin

kanser riskini azaltmada çok önemli olduğuna dikkat çeken

Prof. Dr. Necdet Üskent, “Sigara ve diğer tütün ürünlerinin,

akciğer kanserine bağlı ölümlerin yüzde 30’undan sorumlu

olduğunu biliyoruz. Öyle ki sigara kullananlarda akciğer

kanseri gelişme oranı, kullanmayanlara göre 20 kat daha

fazla. Akciğer kanserlerinden ölümlerin yaklaşık yüzde 90’ı

sigarayla ilişkili” dedi.

Kanser riskini azaltmanın yolları

Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Necdet Üskent, akciğer

kanserinden korunma yollarına ilişkin önemli ipuçları verdi...

•Sigara tüketilmemeli: Sigarada 4000’in üzerinde zararlı

kimyasal bulunuyor ve bu kimyasalların DNA’ya zarar

vererek önemli genlerde değişikliğe neden olduğu ise

bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Bu durumda kanser

hücreleri vücutta gelişerek hızla ve kontrol dışı çoğalarak

kansere neden olabiliyor.

•Meditasyon, yoga ve müzik terapisiyle stresten uzak

durulmalı: Stres, birçok hastalık gibi kanser riskini artıran

en önemli faktörlerden biri.

•Beslenmeye dikkat edilmeli: Vücutta kanser hücreleri

dahil, tüm hücrelerin şekere ihtiyacı var. Doğal gıdalardan

alınmayan şekerin vücuda hiçbir faydası bulunmuyor.

Kızarmış yiyecekler, yağlı etler ve diğer yüksek yağ oranlı

yiyecekler daha az tüketilmeli. Günde en az 5 tane meyve

ve sebze yenmeli, özellikle yeşil yapraklı ve yüksek C

vitaminli besinler, turunçgiller tüketilerek haftada 2 kez

balık tüketilmeli.

•Hareketli yaşam tarzı benimsenmeli: Düzenli egzersiz

vücudun metabolizmasını değiştiriyor. Fiziksel aktivitesi

fazla olan kişilerin öncelikle kas dokuları gelişerek akciğer

kanseri riskleri azalıyor.

•Kaliteli uyku uyunmalı: Düzensiz ve kalitesiz uykunun

hormonlar ve metabolizma üzerinde olumsuz etkisi var.

Uyku sırasında vücudumuz için fayda sağlayan pek çok

hormon salgılanıyor. Uyku bozuklukları hem fiziksel

hem de ruhsal pek çok hastalığı tetiklediği gibi kanser

riskini de artırabiliyor.

Aralık 2019


30

Family Doctors: Breastfeed Your Baby As Soon As It Is Born!

Aile Hekimleri: Bebeğinizi Doğar Doğmaz Emzirin!

Fe deration of Family Physicians Associations

AHEF recommends breastfeeding your baby as

soon as it is born. Dr. Özlem Sezen, President of

AHEF, said, “Milk is a unique and very valuable

food for the baby.” In addition to being the most

important nutrient for the baby to hold onto life,

breastmilk, which contains protective factors such

as a vaccine, has no equivalent.

Dr. Sezen emphasizes that mothers’ proper nutrition and

stress avoidance during the delicate period of puerperium

also increases the breast milk and also has a great relaxing

effect on the mother and the baby.

Postpartum follow-up as well as during pregnancy are

especially emphasized in Family Medicine. The first 40-

42 days after birth is called the postpartum period. This

period, when both the mother and the baby are most

sensitive, requires special care. The first 6 months after

birth is an important process for the baby especially in

terms of breastfeeding. It is recommended that the baby

Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu AHEF,

bebeğinizi doğar doğmaz emzirmenizi öneriyor.

Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu ( AHEF )

Başkanı Dr. Özlem Sezen, “anne sütü bebek için

eşsiz ve çok kıymetli bir besindir” diyor. Bebeğin

hayata tutunması için en önemli besin olmanın

yanı sıra bir aşı gibi koruyucu faktörler içeren

anne sütünün eş değeri yoktur.

Dr. Sezen, hassas bir dönem olan lohusalık döneminde

annelerin doğru beslenmesi ve stresten uzak durmasının

aynı zamanda iyi bir uykunun anne sütünü arttırmakla

birlikte anne ve bebek üzerinde de büyük bir rahatlatıcı

etkisi olduğunun altını çiziyor.

Gebelik döneminde olduğu gibi doğum sonrası takipleri de

Aile Hekimliğinde özellikle üzerinde durulan dönemlerden.

Doğumdan sonraki ilk 40-42 gün lohusalık dönemi olarak

adlandırılıyor. Hem annenin hem de bebeğin en hassas

olduğu bu dönem özel bir bakım gerektiriyor. Doğum

sonrası ilk 6 ay özellikle anne sütü ile beslenme açısından

Aralık 2019


31

should only be breastfed for healthy body and intelligence

development.

AHEF Chairman of the Board Özlem Sezen, tells the

important points of moms during the puerperium. She

said, “The mother should be followed carefully in terms

of some diseases after birth as well as at birth. In terms

of iron deficiency, evaluation and, if necessary, drug

supplementation and regular use of the given drug are

very important. Breastfeeding is very important, it should

be breastfed as soon as the baby is born. Nipple sores may

occur due to problems due to incomplete emptying of the

milk or breastfeeding errors. You can get the most accurate

information about these problems and those who are

curious about breastfeeding from your Family Doctors or

Family Health Staff.”

Dr. Sezen points out that one of the important points

to be considered while breastfeeding is to switch to the

other breast after one breast is completely emptied.

It is important to constantly drain the milk channels

to avoid the occasional occurrence of milk fever, or a

medical condition known as mastitis. However, there is

a need for serious rest due to the fact that the mother’s

energy should also be sufficient for the baby. Postpartum

depression may be experienced due to excessive fatigue

and depletion or parallel to the hormonal change.

Therefore, mothers should rest at every opportunity.”

Dr. Sezen said, “Generally, the burden of women is heavy

due to its role in the family. However, new mothers should

not forget… No matter how energetic and good they are

in spirit and morale, the baby becomes a peaceful and

sleepy baby. Therefore, it is very important that they do

not neglect themselves in the hustle and bustle between

routine housework and the care of the baby. Every time the

baby sleeps, the mother should sleep and store the energy

she needs.”

Dr. Sezen also draws attention to healthy nutrition, she said

that healthy products should be preferred and high-calorie

foods should be avoided. She says that taking plenty of

protein should turn to healthy snacks, but it is important

for the mother’s energy and milk to be fed with balanced

meals without haste to get rid of excess weight.

bebek için önemli bir süreç… Bu dönem içerisinde annenin

toparlanmasının yanı sıra bebeğin de kilo alıp almadığı takip

ediliyor. Bebeğin de sağlıklı beden ve zeka gelişimi için

sadece anne sütü ile beslenmesi altı çizilerek öneriliyor.

AHEF Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Özlem Sezen, lohusalık

döneminde annenin hassasiyetle üzerinde durması

gereken noktaları gündeme getiriyor. “Doğumda olduğu

gibi doğum sonrasında da anne bazı hastalıklar açısından

özenle takip edilmelidir. Demir eksikliği açısından

değerlendirme ve gerekirse ilaç takviyesi ve verilen ilacın

düzenli kullanımı çok önemlidir. Emzirme çok önemlidir,

bebek doğar doğmaz emzirilmelidir. Sütün tam olarak

boşaltılamamasına bağlı sorunlar ya da emzirme hatalarına

bağlı, meme ucunda yaralar ortaya çıkabilir. Bu tür sorunlar

ve emzirme ile ilgili merak edilenler hakkında en doğru

bilgiyi Aile Hekimleriniz ya da Aile Sağlığı Elemanlarınızdan

alabilirsiniz.”

Dr. Sezen emzirirken dikkat edilmesi gereken önemli

noktalardan birinin de bir meme tamamen boşaldıktan

sonra diğer memeye geçilmesi olduğuna dikkat çekiyor.

“Kimi zaman rastlanan süt ateşi veya tıp dilinde mastit

olarak da bilinen rahatsızlığı yaşamamak için süt

kanallarının sürekli boşaltılması büyük önem taşıyor.

Bununla birlikte annenin enerjisinin bebek için de yeterli

olması gerektiği gerçeği nedeniyle ciddi bir istirahat ihtiyacı

ortaya çıkıyor. Aşırı yorgunluk ve tükenmeye bağlı ya da

yaşanan hormonal değişime paralel olarak doğum sonrası

depresyon yaşanabiliyor. Bu nedenle anneler her fırsatta

istirahat etmelidir.”

Sezen, “Genellikle kadının aile içerisinde rolü gereği yükü

de ağır oluyor. Ancak yeni anneler şunu unutmamalı…

Kendileri ruhen ve moral olarak ne kadar enerjik ve iyiyse

bebek de aynı oranda huzurlu ve uykusu yerinde bir bebek

oluyor. Bu nedenle rutin yapılması gereken ev işleri ve

bebeğin bakımı arasındaki koşuşturmacada kendilerini

ihmal etmemeleri çok önemli… Bebeği her uyuduğunda

anne de uyuyarak ihtiyacı olan enerjiyi depolamalıdır” diyor.

Sağlıklı beslenmeye de dikkat çeken Sezen, sağlıklı

ürünlerin tercih edilmesi ve yüksek kalorili besinlerden

uzak durulması gerektiğini belirtiyor. Bol protein alarak

sağlıklı atıştırmalıklara yönelinmesi gerektiğini, fazla

kilolardan kurtulmak için acele etmeden ancak dengeli

öğünlerle beslenilmesinin annenin enerjisi ve sütü için

önem taşıdığına değiniyor.

Aralık 2019


32

5 Things You Should Know About Goitre Disease

Guatr Hastalığı İle İlgili Bilmeniz Gereken 5 Gerçek

Guatr; vücudun metabolizma hormonlarını salgılayan tiroit

bezinin, kanser olmayan büyümeleri ile ortaya çıkıyor.

Sıklıkla iyot azlığına bağlı olarak gelişen guatr hastalığı,

Türkiye’de yaygın olarak Karadeniz ve Akdeniz Bölgesi’nin

iç kesimlerinde karşımıza çıkıyor. Genetik olmayan bu

rahatsızlıkta, aile bireylerinin aynı bölgede ve aynı şartlarda

yaşaması görülme sıklığını artırıyor. Memorial Antalya

Hastanesi Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alihan

Gürkan, guatr hastalığı ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Alihan Gürkan Head of General Surgery

Department, Memorial Antalya Hospital

The thyroid gland, or simply the thyroid, is an endocrine

gland in the neck, consisting of two lobes connected by

an isthmus. Often developing iodine deficiency goitre,

depending on disease, commonly used in Turkey and the

Black Sea emerges in the inner parts of the Mediterranean

region. In this non-genetic condition, the incidence of

family members living in the same region and under the

same conditions increases. Prof. Dr. Alihan Gürkan Head of

General Surgery Department, Memorial Antalya Hospital

informed on goiter disease and treatment.

1.Guatr hastalarında belirgin bir görüntü olur

Farklı şekillerde ve türlerde ortaya çıkabilen guatr

hastalığın temelinde, tiroit bezinin büyüyerek aşırı

hormon salgılaması yer almaktadır. Hastalığın başlıca

belirtilerinden biri, oluşturduğu görüntüdür. Sağlıklı

bireylerde dışarıdan fark edilmediği gibi; el ile de

hissedilemeyen tiroit bezi, guatr hastalarında gözle

görülen ciddi bir belirginlik gösterir. Boynun ön kısmında,

erkeklerde adem elması olarak bilinen çıkıntının 1-2 cm

altında bulunan tiroit bezi, guatr hastalarında yutkunma

hareketi sırasında yukarı ve aşağı oynamaktadır.

2.Kanser riskine karşı iğne biyopsisi yapılıyor

Guatr hastalığının kanser riski taşıyıp taşımadığı düzenli

yapılan biyopsilerle öngörülebilir. İğne biyopsisi olarak

bilinen yöntemle, hastanın tiroit bezinde bulunan

1. A prominent image in goiter patients

The basis of the goiter disease that can occur in different

forms and species is the growth of the thyroid gland and

excessive hormone secretion. One of the main symptoms

of the disease is its appearance. As it is not noticed from

outside in healthy individuals; Thyroid gland, which cannot

be felt by hand, has a significant visual appearance in

patients with goiter. The thyroid gland, located 1-2 cm

below the protrusion in the anterior part of the neck,

known as the Adam’s apple in men, plays up and down

during swallowing movement in goiter patients.

2. Needle biopsy against cancer risk

Whether or not goiter disease carries cancer risk can be

predicted by regular biopsies. With the method known

as needle biopsy, it is possible to determine whether

the disease is benign or poses a risk for later stages by

Aralık 2019


33

removing fragments from the nodules in the thyroid

gland. According to the biopsy results, the part of the

thyroid gland that may be considered to be risky should be

removed by surgery.

3. The type of disease determines the type of

treatment

Treatment of goiter varies according to the type of disease.

For example, non-surgical treatment of the so-called toxic

goiter, commonly known as toxic goiter, is possible. Thyroid

functions are reduced to normal levels by administering

medications that suppress and decrease the increased

thyroid functions. Other methods used in the treatment of

goiter are surgical removal of the thyroid gland completely,

or complete destruction of the organ by radioactive iodine

treatment. Both treatments involve the complete removal

of the thyroid gland. In thyroid surgery, which is generally

preferred with open method, the patient can be discharged

within 1 day and return to normal life in a short time.

4. Necessary surgery to prevent cancer

The aim of most goiter operations is to take precautions

against cancer risk. The person may be a form of goiter

disease, and may have one or more nodules. However, with

the exception of drug therapy, a surgical procedure where

part or all of the thyroid gland is removed is preferred only

if there are certain pathologies that indicate that there

may be a risk of cancer. On the other hand, there is a risk of

recurrence in the thyroid tissue remaining after surgery.

5. Postoperative follow-up is important

Patients with goiter surgery should be checked more

frequently. Because the hormonal treatment is sufficient to

meet the hormonal deficiency caused by the tissue taken at

least once every 6 months. On the other hand, in cases of

goiter who do not carry cancer risk and thyroid is not taken,

the patient should either receive treatment until the end of

his life or should only be followed up under the direction of

his doctor.

nodüllerden parça alınarak, hastalığın iyi huylu olup

olmadığı veya ileri dönemler için risk teşkil edip etmediği

anlaşılabilir. Biyopsi sonuçları doğrultusunda, tiroit bezinin

riskli olabileceği düşünülen kısmı cerrahi ile alınmalıdır.

3. Hastalığın türü tedavi şeklini belirliyor

Guatr tedavisi hastalığın türüne göre değişiklik gösterir.

Örneğin toksik guatr olarak adlandırılan, halk arasında

zehirli guatr olarak bilinen türde ameliyatsız tedavi

mümkündür. Bu kişilerde, artan tiroit fonksiyonlarını

baskılayıcı, azaltıcı ilaç tedavileri uygulanarak, tiroit

fonksiyonları normal seviyelere indirilir. Guatr tedavisinde

uygulanan diğer yöntemler ise cerrahi müdahale ile tiroit

bezinin tamamen alınması veya radyoaktikf iyot tedavisiyle

organın tamamen tahrip edilmesi şeklindedir. Her iki

tedavide de tiroit bezinin tamamen ortadan kaldırılması

söz konusudur. Genellikle açık yöntemle yapılması tercih

edilen tiroit cerrahisinde, hasta 1 gün içinde taburcu olarak

normal yaşantısına kısa sürede dönebilmektedir.

4. Kanseri önlemek için ameliyat gerekli

Guatr ameliyatlarının çoğunda amaç kanser riskine karşı

tedbir almaktır. Kişide guatr hastalığının bir türü olabilir, bir

veya birden fazla nodül de bulunabilir. Ancak ilaç tedavisi

dışında, tiroit bezinin bir bölümünün veya tamamının

alındığı bir cerrahi girişim, sadece kanser riski olabileceğini

belirten bir takım patolojiler varsa tercih edilmektedir.

Diğer yandan, ameliyat sonrasında geriye kalan tiroit

dokusunda hastalığın tekrarlama riski de bulunmaktadır.

5. Ameliyat sonrası takip önemli

Guatr ameliyatı olan hastalar daha sık kontrol edilmelidir.

Çünkü alınan dokunun neden olduğu hormonal eksikliğin

karşılanması için uygulanan hormon tedavisinin yeterli olup

olmadığına en az 6 ayda bir bakılmalıdır. Öte yandan, kanser

riski taşımayan ve tiroidin alınmadığı guatr vakalarında,

hasta hayatının sonuna kadar ya tedavi almalı ya da

doktorunun yönlendirmesi doğrultusunda sadece takip

edilmelidir.

Aralık 2019


34

Innovative Treatments For Metastatic

Breast Cancer Prolong Survival

Metastatik Meme Kanserinde

Yenilikçi Tedaviler Sağkalım Süresini Uzatıyor

Specialist Assoc. Özlem Sönmez

Internal Diseases and Medical Oncology

Thanks to innovative therapies, survival rates are prolonged

in advanced (metastatic) breast cancer, while advances in

diagnosis and treatment are continuing rapidly.

2.1 million in the world every year, 20 thousand women in

our country affected by early diagnosis of breast cancer

mortality rates decreased, while the disease recovery

rate increased to about 95 percent. While the incidence

of breast cancer is increasing in the world, especially in

developed countries due to the increase in screening

programs and early diagnosis in the last 30 years the rate of

death from breast cancer has decreased by 40 percent and

the rate of disease recovery has risen to almost 95 percent.

In breast cancer, if the tumor spreads to other parts of the

body, it is described as metastatic, that is, advanced stage

breast cancer, and about 30 percent of women diagnosed

with early stage breast cancer can progress to the

metastatic stage. Specialist Assoc. Özlem Sönmez, Internal

Diseases and Medical Oncology said that this progress may

Yenilikçi tedaviler sayesinde ileri evre (metastatik) meme

kanserinde de sağkalım süreleri uzarken, tanı ve tedavi

alanındaki gelişmeler hızla devam ediyor.

Dünyada her yıl 2,1 milyon, ülkemizde ise 20 bin kadının

etkilendiği meme kanserinde erken tanı sayesinde ölüm

oranları azalırken, hastalıktan kurtulma oranı ise yaklaşık

yüzde 95’e yükseldi. Dünyada meme kanseri görülme

sıklığı artarken, özellikle gelişmiş ülkelerde tarama

programlarının artması ve erken tanı sayesinde son 30

yılda meme kanserinden ölüm oranı yüzde 40 azaldı ve

hastalıktan kurtulma oranı nerdeyse yüzde 95’e yükseldi.

Meme kanserinde, tümörün vücudun diğer taraflarına

yayılması durumunda metastatik, yani ileri evre meme

kanseri olarak nitelendirildiğini ve erken evre meme

kanseri teşhisi koyulan kadınların yaklaşık yüzde 30’unda

hastalığın metastatik evreye ilerleyebileceğini belirten

İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç Dr. Özlem

Aralık 2019


35

be within 5-15 years.

Asserting that the molecular

structure of the tumor and

the extent of metastasis are

very important in evaluating

life expectancy in metastatic

breast cancer, Assoc. Dr.

Sönmez, said, “Compared to

early-stage breast cancer,

life expectancy of metastatic

breast cancer is low,

although current treatments

used, size and pathological

type of tumor, and the

response rate of the tumor

to treatment may change this rate. Overall, the survival

time, which is around 11-12 months, has been prolonged

today.”

Asserting that all types of cancer should be decided with

multidisciplinary treatment approaches Assoc. Dr. Sönmez

emphasized that determining the location of metastasis

and the prevalence of cancer with imaging methods is an

important factor in treatment options. Asserting that each

treatment option was determined after evaluating the

characteristics of the patient and applying personalized

treatment, Assoc. Dr. Sönmez said, “The use of targeted

therapies in metastatic breast cancer is promising because

it affects survival significantly, affects quality of life to

a minimum, and has high response rates. The use of

the targeted therapies in metastatic breast cancer are

promising due to significantly affect survival, quality of life

to a minimum and treatment response rates are very high.”

Sönmez, bu ilerlemenin

5-15 yıl içinde olabileceğini

belirtti.

Metastatik meme kanserinde

yaşam beklentisini

değerlendirmede,

tümörün moleküler yapısı

ve metastazın yaygınlık

derecesinin çok önemli

olduğunu vurgulayan Doç.

Dr. Sönmez, “Erken evre

meme kanserine göre,

metastatik meme kanserinin

yaşam süresi beklentisi

düşük olmakla birlikte

kullanılan güncel tedaviler, tümörün boyutu ve patolojik

tipi, tümörün tedaviye verdiği yanıt oranı ile birlikte bu

oran değişebiliyor. Genel olarak değerlendirirsek 11-12 ay

civarında olan sağkalım süresi günümüzde oldukça uzadı.”

şeklinde konuştu.

Tüm kanser tiplerinde multidisipliner tedavi yaklaşımları

ile karar verilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Sönmez,

görüntüleme yöntemleri ile birlikte metastazın yeri

ve kanserin yaygınlığının belirlenmesinin tedavi

seçeneklerinde oldukça önemli bir faktör olduğunu

vurguladı. Her tedavi seçeneğinin, hastanın özellikleri

değerlendirildikten sonra belirlendiğini ve kişiye özel tedavi

uygulandığını aktaran Doç. Dr. Sönmez, “Metastatik meme

kanserinde hedefe yönelik tedavilerinin kullanımı sağ

kalımı çok önemli oranda etkilemesi, yaşam kalitesini en

az oranda etkilemesi ve tedavi yanıt oranlarının oldukça

yüksek olması sebebi ile umut verici.” dedi.

Aralık 2019


36

driving to life,

sirens to survive…

The Turkish medical devices and supplies industry is a fast

developing sector with recent investments in most fields.

In fact, during the past decade the industry has undergone

significant changes. The number of items produced has

increased and along with it, their quality has improved. The

number of manufacturers in the industry has increased as

well.

With the quality of its medical products, the Turkish medical

devices and supplies industry has progressed as such that it

can compete with many countries.

Today, the industry is composed of about 6000 companies,

including 450 medium and large- scaled companies, 100

manufacturers/exporters, and 2500 suppliers. A broad

range of products is offered by certain manufacturers

specialized in their fields of production. Most of the

companies in the medical devices and supplies industry

are located in Istanbul, Ankara, Izmir and Samsun since

a high number of health institutions, transportation and

telecommunication facilities, ease of supply and easy access

to research and technical support exist in these cities.

There are some leading ambulance manufacturers among

the medical devices and investments such as EMS.

An ambulance is a motor vehicle specially equipped to carry

a human to a hospital or between hospitals.

The ambulance manufacturers buy the vehicles from car

manufacturers and furnish the insides. It is a complicated

work and has to be perfect in order not to cause any halt

during the first aid and transportation. In fact, it is so risky

that many insurance companies don’t want to deal with

them.

“How Products Are Made” is a portal (http://madehow.

com) which provides accurate and practical information for

readers. It describes the manufacturing processes of a big

number of products of interest. Ambulances are among

them. The following information comes from the website of

“How Products Are Made.

The site provides step by step descriptions of the assembly

and the manufacturing process. Each product also has

related information such as the background, how the item

works, who invented the product, raw materials that were

used, product applications, by-products that are generated,

possible future developments, quality control procedures,

etc.

An ambulance is a self-propelled vehicle specifically

designed to transport critically sick or injured people to

a medical facility. Most ambulances are motor vehicles,

although helicopters, airplanes, and boats are also used. The

interior of an ambulance has room for one or more patients

plus several emergency medical personnel. It also contains a

variety of supplies and equipment that are used to stabilize

the patient’s condition while en route.

Aralık 2019


37

Background

The earliest ambulances were simple two-wheeled carts

used to carry sick or wounded soldiers who were unable

to walk by themselves. The word ambulance comes from

the Latin word ambulare, meaning to walk or move about.

The first ambulances specifically used to transport patients

to a medical facility were developed in the late 1700s

in France by Dominique-Jean Larrey, surgeon-in-chief in

Napoleon’s army. Larrey noted that it took almost a full

day for wounded soldiers to be carried to field hospitals,

and that most of them died in that time “from want of

assistance.” To render more immediate aid and provide

faster transportation, he designed a horse-drawn carriage

staffed by a medical officer and assistant with room for

several patients on stretchers.

The first military ambulance corps in the United States was

organized in 1862 during the Civil War as part of the Union

army. The first civilian ambulance service in the United States

was organized three years later by the Cincinnati Commercial

Hospital. By the turn of the century, most major hospitals

had their own private ambulances. The first motorized

ambulance went into operation in Chicago in 1899.

In areas where there were no major hospitals, the local

undertaker’s hearse was often the only vehicle capable of

carrying a patient on a stretcher, and many funeral homes

also provided an ambulance service. As a result, the design

and construction of ambulances and hearses remained

closely related for many years.

Most early ambulances were simply intended to transport

patients. After the doctor or fire department rescue squad

applied first aid, the patient was loaded into the back of

the ambulance for a quick ride to the hospital. In some

cases, the doctor rode along, but most of the time the

patient rode alone and unattended. In the United States

that changed dramatically when the federal government

passed the Highway Safety Act in 1966. Among its many

standards, the new act set requirements for ambulance

design and emergency medical care. Ambulances with

low-slung, hearse-like bodies were replaced by high-bodied

vans to accommodate additional personnel and equipment.

Radios were installed. Many ambulances carried advanced

equipment like cardiac defibrillators, along with an arsenal

of life-saving medicines and drugs.

Today, ambulances come in a wide variety of shapes and

sizes. The simplest designs are equipped to provide basic

life support, or BLS, while larger, more sophisticated

designs are equipped to provide advanced life support, or

ALS. Ambulances may be operated by private companies,

hospitals, the local fire or police department, or a separate

city-run organization.

Raw Materials

Ambulance manufacturers purchase many components

from other suppliers rather than fabricate them themselves.

These include the vehicle cab and chassis, warning lights

and sirens, radios, most electrical system components,

Aralık 2019


38

the heating and air conditioning components, the oxygen

system components, and various body trim pieces like

windows, latches, handles, and hinges.

If the ambulance has a separate body, the body framework

is usually made of formed or extruded aluminum. The outer

walls are painted aluminum sheet, and the interior walls

are usually aluminum sheet covered with a vinyl coating or

a laminated plastic. The subfloor may be made of plywood

or may use an open-cored plastic honeycomb laminated

to aluminum sheet. The interior floor covering is usually a

seamless, industrial-grade vinyl that extends partially up

each side for easy cleaning.

Design

Interior cabinets in the patient compartment are usually

made of aluminum with transparent, shatter-resistant

plastic panels in the doors. The counter and wall surfaces

in the “action area,” the area immediately opposite the

patient’s head and torso in the left-hand forward portion of

the ambulance body, are usually covered with a seamless

sheet of stainless steel to resist the effects of blood and

other body fluids. Interior seating and other upholstered

areas have a flame-retardant foam padding with a vinyl

covering. Interior grab handles and grab rails are made of

stainless steel. Other interior trim pieces may be made of

various rubber or plastic materials.

Ambulance designs fall into three categories. Type I

ambulances have a modular, or detachable, body built on

a truck chassis. The truck cab is connected to the body

through a small window, but the occupants of the cab must

go outside the vehicle to enter the ambulance body. Type II

ambulances use a van with a raised roof. Because of the van

construction, the occupants of the cab can easily enter the

body from the inside, although the interior space is limited.

Type III ambulances have a modular body built on a cut-away

van chassis. This design combines the capacity of the larger

modular body with the walk-through accessibility of a van.

The federal requirements for ambulances are defined by

General Services Administration Standard KKK-A-1822:

Federal Specifications for Ambulances. It covers overall

construction, electrical systems, emergency warning lights,

and many other aspects of ambulance design. Some states

have adopted this federal standard, while others have their

own design requirements. Because an ambulance is a motor

vehicle, the Federal Motor Vehicle Safety Standards (FMVSS)

apply to the vehicle portion. Certain Occupational Safety

and Health Administration

(OSHA) standards regarding blood-borne and airborne

pathogens also apply. Within the framework of these

standards, manufacturers may specify specific features and

materials to provide their products with unique advantages

in the marketplace.

Manufacturing Process

Ambulances are usually manufactured in a modified

assembly line process, where the vehicle or body moves

from one fixed area of a plant to another, rather than

being pulled along an assembly line. Specific parts are

brought to each area for installation or assembly. Different

manufacturers may use slightly different processes. The

following is a typical sequence of operations for the

manufacture of a Type I ambulance with a modular body.

Building the body shell

•1 The structural components of the ambulance body—the

supporting struts, braces, and brackets for the floor, sides,

and roof—are either bent to shape using standard machine

shop tools, or are cut from specially shaped aluminum

extrusions that have been purchased from suppliers. The

components are held in the proper position with a device

called a jig and are welded together to form the body

frame-work.

Aralık 2019


39

•2 The exterior skin pieces are fabricated using

standard sheet metal shop tools and are fastened

to the outside of the framework using either

mechanical fasteners or adhesive bonding. The

external compartments are fabricated and welded

in place. Finally, the external body doors are

fabricated and are fastened in place on hinges.

•3 The outside of the body shell is then cleaned,

sanded, and spray painted with a primer. Next, a

sealer is applied. This is followed by a base coat of

paint, usually white, and then a clear coat of paint

to protect the base color and give the surface a

shiny appearance. Between each coat, the body is

placed in an oven to dry.

Aralık 2019


40

Preparing the cab and chassis

•4 Additional wiring is added to the cab, chassis, and engine

electrical system to accommodate the warning lights and

sirens and to bring power to the body. Additional switches

and controls are added to the dash as required. The heating

and air conditioning system may also be modified.

•5 Holes are drilled in the vehicle frame rails and mounting

brackets are installed to support the ambulance body. The

frame rails may be cut to the proper length for the body.

Mounting the body

• 6 The painted body shell is lowered onto the chassis

mounting brackets and is bolted in place.

• 7 The cab is usually ordered with the same background

color as the body, and does not require priming or base/clear

painting. Most ambulances are specified with one or more

colored stripes that extend along the sides and rear of the

cab and body. The areas around the stripes are masked off

with paper and tape so that the position of the stripes on

Aralık 2019


41

the cab and the body match. The stripes are then painted and

dried, and the masking removed.

• 8 The front and rear bumpers, which are not painted, are then

installed. If the mirrors have been removed to paint the stripes,

they are reinstalled.

Finishing the body

• 9 The electrical wiring in the body walls and ceiling is installed

from the inside, and foam panels are bonded in place to provide

thermal and noise insulation. With the wiring in place, the exterior

lights are mounted and connected, and the exterior latches, grab

handles, windows, and other trim pieces are installed.

• 10 The oxygen piping and outlets, which are part of the patient

life-support system, are installed in the body walls. The vacuum

system, which removes blood, saliva, and other body fluids is also

installed. If the ambulance body requires an auxiliary heating and

air-conditioning system, it is installed at this time.

•11 With all the systems in place, the interior cabinets are installed

and the walls, floors, and ceilings are covered. The electrical

power distribution board is installed in a forward compartment

of the body and the panel is connected to the cab and chassis

electrical wiring. If the ambulance is specified with an inverter,

which converts 12 volts direct current from the vehicle batteries

into 120 volts altemating current for use with certain medical

equipment, it is also installed at this time.

• 12 The seats and upholstery pieces, which are either purchased

or assembled in a separate area, are fastened in place. The

interior grab handles, containers, and trim pieces are installed as

the final step.

Quality Control

The design of ambulances is regulated by several standards,

and the manufacturer must take appropriate steps to ensure

compliance with those standards. Each system is inspected

and tested for proper installation and operation as part of the

manufacturing process. In addition, every material, from the

aluminum in the body to the foam in the head rests, is certified by

the manufacturer to meet the required specifications.

The Future

Many fire departments are finding that approximately 80-90%

of their calls are for medical emergencies, while only 10-20%

are for fires. In the case of medical emergencies, an ambulance

has to be called in addition to the fire engine. Instead of

responding to all calls with large pumpers or ladder trucks, some

fire departments are starting to use smaller, lower-cost firstresponse

vehicles that combine the equipment and patient

transport capabilities of a rescue truck and ambulance

with the fire suppression capabilities of a small pumper.

These combination vehicles are able to handle a variety of

emergency situations, including those involving small fires

such as might occur in vehicle accidents. This saves wear on

the larger firefighting vehicles, and eliminates the need to

dispatch two vehicles to the same incident. In the future, an

increase in traffic congestion and an increase in the average

age of the population in the United States are expected to

increase the number of medical emergency calls. When this

happens, it is expected that the single-function ambulance

may be replaced by a multi-function combination vehicle in

many areas.

Aralık 2019




44

Siemens Healthineers Solutions Shaping The Future

of Health Sector At 8th Health Summit

Sağlık Sektörünün Geleceğini Şekillendiren Siemens

Healthineers Çözümleri 8. Sağlık Zirvesi’nde

Siemens Healthineers Turkey to overcome the

problems of the health sector with futureoriented

solutions and to contribute to the

sustainability of took part in 8. Health Summit

organized by the Private Hospitals Platform.

Health Minister Fahrettin Koca participated in

the event and covered many issues ranging from

social security to digitalization of the health

system.

The Private Hospitals Platform Association, which was

established to protect the rights and interests of private

health institutions and organizations, organized the

eighth Health Summit event at the Grand Ankara Hotel &

Convention Center on November 6-8, 2019. Health Minister

Fahrettin Koca participated in the event in which some

topics such as cooperation between the Ministry of Health

and private health institutions, problems in insurance

systems, sustainability and stability in health services were

discussed. Bringing together the different representatives

of the health sector, Siemens Healthineers Turkey, which

sponsors the 8th Summit Health, with motto of “Shaping

the Future of Health” hosted visitors at the booth attracts

attention. Siemens Healthineers’ digital solutions and

technologies were exhibited at the booth, where Health

Minister Fahrettin Koca also visited.

Siemens Healthineers Türkiye, sağlık sektörünün

sorunlarını gelecek odaklı çözümlerle aşmak ve

sektörün sürdürülebilirliğine katkıda bulunmak

üzere Özel Hastaneler Platformu tarafından

düzenlenen 8. Sağlık Zirvesi’nde yer aldı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın da katıldığı

etkinlikte sosyal güvenlikten sağlık sisteminin

dijitalizasyonuna kadar pek çok konu ele alındı.

Özel sağlık kurum ve kuruluşlarının hak ve menfaatlerini

gözetmek üzere kurulan Özel Hastaneler Platformu

Derneği, yıllık Sağlık Zirvesi etkinliğinin sekizincisini 6-8

Kasım 2019 tarihlerinde Grand Ankara Hotel & Convention

Center’da gerçekleştirdi. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın

da katıldığı etkinlikte; Sağlık Bakanlığı ile özel sağlık

kuruluşları arasındaki iş birliği, sigorta sistemlerindeki

sorunlar, sağlık hizmetlerinde sürdürülebilirlik ve istikrar

gibi konular ele alındı.

Sağlık sektörünün farklı paydaşlarını buluşturan 8. Sağlık

Zirvesi’ne sponsor olan Siemens Healthineers Türkiye,

“Sağlıkta Geleceği Şekillendiriyoruz” sloganıyla dikkat

çeken standında ziyaretçileri ağırladı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın da ziyaret ederek büyük

ilgi gösterdiği standda, Siemens Healthineers’ın dijital

çözümleri ve teknolojileri sergilendi.

Aralık 2019



46

Players Cannot Recover From Anterior Cruciate Ligament

Injury If They Do Not Have The Courage Of Their Convictions

Sporcu Ön Çapraz Bağ Sakatlığına İnanmazsa Atlatamaz

Orthopedic Specialist Op. Dr. Osman Lapcin

Anterior cruciate ligament injury is one of the most

common injuries experienced by players today. Orthopedic

Specialist Op. Dr. Osman Lapcin, who emphasizes that a

time full of intensive exercises and rehabilitation awaits

players in postoperative period as well as a successful

surgical operation, has issued dire warnings about this

period. Lapcin has laid stress on the extension of recovery

time and the possibility of recurrence of their injury in case

that they do not participate in recovery period with such

conviction.

Orthopedic Specialist Op. Dr. Osman Lapcin made

evaluations from a different perspective regarding the

anterior cruciate ligament injury frequently experienced by

players. Dr. Lapcin highlighted the fact that healing period

of anterior cruciate ligament injuries requires a remarkable

effort that will be made by the player as much as the

surgical operation.

“The anterior cruciate ligament is one of the ligaments that

provides the connection with the calf under the thigh bone,

prevents the calf bone from shifting forward in the knee

joint and provides firmness in the knee,” said Osman Lapcın,

stating that this injury could occur while maneuvering

the foot into an inward twisting from its fixed position.

Emphasizing that a rapid movement may result in anterior

cruciate ligament injury, Lapcin said, “Strengthening the

leg muscles can be to some extent helpful to prevent

this. Muscle strengthening exercises and training for the

flexibility of the joints will help players suffer less from this

injury”.

Rehabilitation process is crucial

Günümüzde sporcuların yaşadığı en büyük sakatlıklardan

bir tanesi ön çapraz bağ yaralanması. Başarılı bir cerrahi

işlem kadar sonrasındaki süreçte sporcuları yoğun bir

egzersiz ve rehabilitasyon dönemi beklediğine vurgu yapan

Ortopedi Uzmanı Op. Dr. Osman Lapçın, bu dönem hakkında

ise ciddi bir uyarıda bulundu. Lapçın, sporcuların iyileşme

sürecine inançlı bir şekilde iştirak etmezlerse iyileşme

sürecinin uzayacağını ve yaşadıkları sakatlığın tekrarlama

ihtimali olduğunun altını çizdi.

Ortopedi Uzmanı Op. Dr. Osman Lapçın, sporcuların

sıklıkla yaşadığı ön çapraz bağ sakatlığı üzerine farklı bir

açıdan değerlendirmelerde bulundu. Lapçın, ön çapraz bağ

yaralanmasında iyileşme sürecinin cerrahi işlem kadar

sporcunun iyileşmek için verdiği çabanın da bu süreçte

önemine vurgu yaptı.

“Ön çapraz bağ; uyluk kemiğinin altında baldırla bağlantıyı

sağlayan diz ekleminde baldır kemiğinin öne doğru

kaymasını önleyen dizin sıkılığını sağlayan bağlardan bir

tanesi” şeklinde tanımlayan Osman Lapçın sabit ayak

üzerinde ayağı içeri doğru döndürme manevrası yaparken

bu yaralanmanın yaşanabileceğini belirtti. Hızlı bir hareket

sonucunda çapraz bağ yaralanması yaşanabileceğinin

altını çizen Lapçın, “Bunu önlemek için bacak adalelerinin

güçlendirilmiş olması buna bir miktar engel olabiliyor.

Kasları güçlendirici antrenmanlar ve eklemlerin esnekliğine

yönelik antrenman yapan sporcularda ise bu sakatlık daha

az görülecektir.” dedi.

Rehabilitasyon süreci çok önemli

“Bir futbolcu için ön çapraz bağı yaralanması içinde

bulunduğu sezonu kapattığı anlamına geliyor” şeklinde

çok net bir açıklamada bulunan Osman Lapçın bu

durumun sporcunun en erken 9 ay ila 1 yıldan önce takıma

dönemeyeceğini işaret ediyor. Çapraz bağ sakatlığının

talihsiz bir durum ve ağır bir yaralanma olduğunun

altını çizen Ortopedi Uzmanı Op. Dr. Osman Lapçın,

“Rehabilitasyon dönemi açısından da dikkate aldığımızda

tedavisi uzun süren bir yaralanmadır. Tabi bu süre

içerisinde bir takım aktiviteleri yapamadığımız için kas

gücünde kayıplar olabiliyor. Bu sakatlığı yaşayan bir sporcu

iyi bir rehabilitasyon sonucunda kariyerine kaldığı yerden

devam edebilir. Böyle örnekler de spor tarihinde mevcut.”

İfadelerini kullandı.

“Travma vücudun sınırlarını zorladığı zaman da böyle bir

sakatlık gelişebilir” diyen Osman Lapçın, “Son yıllarda

futbolcular ameliyattan 6 ay sonra takımla birlikte

antrenmanlara başlayabiliyordu ama günümüzde artık bu

sürenin daha uzun tutulması gerektiği anlaşılmaktadır

Aralık 2019


47

“For a football player to have an anterior cruciate ligament

injury means ending the season” explained Osman Lapcın,

pointing out that the player could not return to the team

at the earliest before 9 months to 1 year. Underlining that

anterior cruciate ligament injury is an unfortunate situation

and a serious injury, Orthopedic Specialist Op. Dr. Osman

Lapcin made these statements: “Considering in terms of

the rehabilitation period, it is an injury the treatment of

which requires a long term. Of course, during this time,

they can suffer from loss of muscle strength due to failure

in a number of activities. A player who has sustained this

injury can resume his career after a good rehabilitation

process. Such examples are available in the history of

sports.”

“When trauma forces the limits of the body, such an

injury may develop,” said Osman Lapcin, “In recent years,

footballers could start training with the team 6 months

after the surgery, but now it is understood that this

period should be kept longer.” Osman Lapcin continued

as follows: “We can expect players to stay away from the

sport for a longer period of time and strengthen their knee

circumference by performing some more exercises without

pushing the limits of the joint elasticity. That is because,

when returning to sports arena in an early period, injuries

can occur again in the anterior cruciate ligament. If we are

mentioning about the comeback of the player, this period

will be around 9 months to 1 year.”

Stating that there is not a very clear data about the recent

injuries in football players, Osman Lapcın explained, “We

have witnessed that only the football players in our country

have become more injured and spent most of their football

life as injured. Also, we have observed that footballers

in Turkey were not coached adequately in the clubs they

started their football career.”

Emphasizing that there is a problem in the discipline of

training even if the training is not wrong, Lapcin added:

“Soccer players think that they have a gifted talent. They

just think they can do this with a little morale and hearing

some motivational words such as ‘Come on, man, you can

do it! You can run!’ Football is a branch of sports, and sports

is an activity that requires self-discipline. It is a discipline

that must cover the whole of life. The performance of a

football player on the field is related to nutrition, training

discipline, sleep order, social life, in short, everything.

Looking at sports from the perspective of a player takes

generating a social environment and eating healthy like

a player. Injuries are unavoidable in the absence of these

factors. They need to work out vigorously. We see that

players who do this regularly have not been injured for

years. Emphasizing the intense exercise and rehabilitation

period of the football players in the post-operative

period, Lapcin made these final statements: “A successful

comeback to sports is possible after disciplining and

successfully performing these exercises. After a successful

surgical procedure, a good rehabilitation and exercises

should be done, and the player should be participating in

this in a faithful way.”

diye konuştu. Osman Lapçın sözlerine şöyle devam etti:

“Sporcuların daha uzun bir süre spordan uzak kalmaları,

eklemin sınırlarını zorlamadan bir miktar daha egzersiz

yaparak diz çevresini güçlendirmelerini bekleyebiliyoruz.

Çünkü erken dönemde spora dönüldüğünde ön çapraz

bağlarda tekrar yaralanmalar gerçekleşebiliyor. Sporcunun

eski formuna kavuşmasından bahsediyorsak eğer günümüz

şartlarında bu zaman 9 ay ila 1 yıla yakın sürecektir.

Futbolcularda son dönemde yaşanan sakatlanmalarla ilgili

elde çok net bir veri olmadığını belirten Osman Lapçın,

“Yalnız ülkemizde oynayan futbolcuların çok daha fazla

sakatlandığını ve futbol hayatının büyük bir bölümünü

sakat olarak geçirdiğine şimdiye kadar şahit olduk.

Türkiye’de futbolcuların yaygın olarak spora ilk başladıkları

kulüpte çok da iyi antrene edilmediklerini görüyoruz.”

açıklamasında bulundu.

Antrenmanların yanlış olmasa bile antrenman disiplininde

bir sıkıntı olduğuna özellikle vurgu yapan Lapçın şöyle

devam etti: “Futbolcular kendilerinde Allah vergisi bir

yetenek olduğunu düşünüyorlar. Sadece bu yeteneği

konuşturarak biraz da moralle ve bir takım ‘Haydi aslanım

yaparsın, koşarsın’ teşvikiyle yapabileceğini düşünüyor.

Futbol bir spor branşıdır ve spor disiplin isteyen bir iştir.

Yaşamın bütününü kapsaması gereken bir disiplindir. Bir

futbolcunun sahadaki performansı; beslenmesi, antrenman

disiplini, uyku düzeni, sosyal hayatı yani kısaca her şeyiyle

ilgilidir. Spora bir sporcu gözüyle bakmak, bir sporcu gibi

sosyal çevre oluşturmak, bir sporcu gibi beslenmekten

geçer. Bunlar olmadığı zaman futbolcunun sakatlanması

kaçınılmaz oluyor. Gayet zinde bir şekilde antrenman

yapmaları gerekiyor. Bunu aksatmadan yapan sporcuların

yıllardır sakatlanmadığına da görüyoruz.

Ameliyat sonrası dönemde futbolcuları yoğun bir egzersiz

ve rehabilitasyon dönemi beklediğine vurgu yapan Lapçın,

“Bu egzersizleri disiplinli ve başarılı bir şekilde atlattıktan

sonra spora başarılı bir dönüş mümkün olabilmekte.

Başarılı bir cerrahi işlem kadar sonrasında da iyi bir

rehabilitasyon ve egzersiz yapılması ve sporcunun da buna

inançlı bir şekilde iştirak ediyor olması lazım.” diye konuştu.

Aralık 2019


48

Trpharm A.S. Initiates Compassionate Use Programme For Fennec

Pharmaceuticals’ Sodium Thiosulfate For Infusion In Turkey

Ülkemizdeki Çocuklar, Kanser Tedavisi Kaynaklı

İşitme Kaybına Karşı Korunabilecek

Mehmet Göker, CEO of TRPHARM

TRPHARM A.S. today announced that the Turkish Drug and

Medical Devices Agency have approved a Compassionate

Use Program (CUP) in Turkey for PEDMARK (a unique

formulation of sodium thiosulfate (STS) developed by

Fennec Pharmaceuticals) for the protection from Cisplatin-

Induced Hearing Loss in children who have standard risk

hepatoblastoma.

Fennec Pharmaceuticals has initiated a rolling New Drug

Application (NDA) in the United States for PEDMARK and

expect to complete the regulatory filings in early 2020 in

the US and Europe. PEDMARK has been granted Orphan

Drug, Breakthrough Therapy and Fast Track designations

from the FDA.

Mehmet Göker, CEO of TRPHARM, commented that

“At TRPHARM, our priority is to address the needs of

the patients that are most at risk and provide them

better health services. This milestone, is among the first

achievements of our new Medical Services business that

shows our commitment to accelerate access to innovation.

In addition, the collaboration we have with Fennec

Pharmaceuticals Inc. showcases our unique business model

of building a robust relationship with our partners.”

Kemoterapi tedavisi gören çocuklardaki işitme kayıplarının

önlenmesi için yapılan çalışmalar olumlu sonuçlar veriyor.

TRPHARM İlaç San. Tic. A.Ş., Fennec Pharmaceuticals Inc.

(ABD) tarafından üretilen Sodyum Tiyosülfat (STS) İnfüzyonu

için Türkiye’de İlaca Erken Erişim Programı başlattı. 1 ay –

18 yaş arası kemoterapi tedavisi gören kanserli çocuklar bu

programa katılabilecek.

TRPHARM; Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun,

standart-risk hepatoblastoması olan çocukların sisplatin

kaynaklı sağırlığa karşı korunması amacıyla STS (Fennec

Pharmaceuticals Inc. tarafından geliştirilen benzersiz bir

formülasyon) kullanımına olanak tanıyan bir ilaca Erken

Erişim Programını onayladığını duyurdu.

TRPHARM CEO’su Mehmet Göker, “TRPHARM’da

önceliğimiz, en fazla risk altında olan hastaların

ihtiyaçlarını ele almak ve onlara daha iyi sağlık hizmeti

sunmaktır.” dedi. Göker, “Bu dönüm noktası, yeniliğe

erişimi hızlandırma konusundaki kararlılığımızı gösteren

yeni Medikal Hizmetler işimizin ilk başarıları arasındadır.

Ayrıca, Fennec Pharmaceuticals Inc. (ABD) ile yaptığımız

işbirliği, ortaklarımızla sağlam bir ilişki kurma konusundaki

iş modelimizin bir örneğini teşkil etmektedir. Fennec

Pharmaceuticals Inc., Amerika Birleşik Devletleri’nde STS

Aralık 2019


49

Rosty Raykov, President and Chief Executive Officer of

Fennec, pointed out that “As part of our commitment to

patients, and where regulations allow, we hope to provide

PEDMARK via compassionate use programs as we continue

to work with the FDA and EMA to gain a product approval

in this area of unmet medical need.”

isimli bu ilaç için Yeni İlaç Başvurusu (NDA) yapmıştır.

ABD ve Avrupa’da 2020 yılının başında ruhsatlamaya ilişkin

dosyaları tamamlamayı hedeflemektedir. STS’ye Amerikan

İlaç ve Gıda Dairesi Başkanlığı (FDA) tarafından Yetim İlaç,

Çığır Açan Tedavi ve Hızlı Ruhsatlama statüsü verilmiştir.”

diye konuştu.

Fennec’in Başkanı ve İcra Kurulu Yöneticisi olan Rosty

Raykov ise, “Hastalara olan taahhütümüzün bir parçası

olarak ve mevzuatların izin verdiği ölçüde, tıbbi ihtiyacın

karşılanmadığı bu alanda, bir ürün onayı almak için

FDA ve Avrupa İlaç Otoritesi (EMA) ile birlikte çalışmaya

devam ederken, STS için ilaca erken erişim programları

düzenlemeyi umuyoruz.” diye konuştu.

Trpharm Bu Program İle İşitme Kaybını Önlemeye

Yardımcı Olabilecek

TRPHARM CEO’su Mehmet Göker, ayrıca, ABD ve

Avrupa’da, 10.000’den fazla kanser tedavisi gören

çocuğun platin bazlı kemoterapi aldığının tahmin

edildiğine dikkat çekerek, “Bu çocuklardaki işitme kaybı

sıklığı, kemoterapinin dozu ve süresine bağlıdır ve bu

çocukların çoğu yaşamları boyunca işitme cihazına ihtiyaç

duymaktadır. Bu işitme kaybı için halen geliştirilen önleyici

bir tedavi bulunmamaktadır. İşitme kaybı, bebek ve küçük

çocukları gelişimlerinin kritik evrelerinde etkileyerek, dil

gelişimi ve okuma yazma eksikliğine yol açarken, daha

büyük çocuklar ile ergenlerde sosyal-duygusal gelişim

geriliği ve düşük eğitim başarısına neden olur. STS, hayatta

kalma ve ototoksisitenin azaltılması üzerindeki etkiyi iki

evreden oluşan 3 klinik çalışmada gözlemleyen, Klinik

Onkoloji Grubu Protokolü ACCL0431 ve SIOPEL 6 çalışma

grupları tarafından ele alınmıştır. Her iki çalışma da

başarıyla tamamlanmıştır.” dedi.

Aralık 2019




52

What Is “Smart Intraocular Lens?”

Have I Missed My Chance?

“Akıllı Lens” Ne Demek? Fırsatı Kaçırdım Mı?

Prof. Levent Alimgil, M.D., head of Ophthalmology and

Ophthalmologic Surgery at Istanbul Cerrahi Hospital

Prof. Levent Alimgil, M.D., head of Ophthalmology and

Ophthalmologic Surgery at Istanbul Cerrahi Hospital, gave

statements on smart intraocular lens applications, which

will spare patients from near vision prescription glasses as

well as distant prescription glasses after cataract surgery.

We have been successfully performing cataract surgeries

for long years. It drastically increases visual quality and

quality of life. The eye is incised approximately 2 mm in

size within scope of the surgical method; the opacified

lens is cleaned and a new lens is placed. It is an extremely

comfortable and reliable surgery performed under local

anesthesia, lasting 10 to 12 minutes.

The main problem is about the patient’s visual quality

because the entire process is related to the lens placed

in the eye. The lens should be selected accordingly if the

patient has astigmatic refraction problem and toric lens

with appropriate features should be placed. It is important

to provide a healthy distant visual capacity without

correction using such applications. But the patients still

have to use near prescription glasses.

“Smart intraocular lenses” are developed to eliminate

this problem. We are handed an opportunity for near

perfect vision for the first time with trifocal intraocular

lens technology. The patients, who are applied the

intraocular lenses, gain distant-middle and near vision

without prescription glasses. Patients with history of

single focus lens who use near vision prescription glasses

pose a serious problem at this stage. I would like to stress

that those patients haven’t missed the opportunity in light

to new developments in the intraocular lens technology.

Obtaining advantages of trifocal (smart) intraocular lens is

possible by placing the new lens in front of the previously

placed intraocular lens. This procedure is performed under

local anesthesia and lasts maximum of 7 to 10 minutes.

İstanbul Cerrahi Hastanesi Göz Hastalıkları ve Cerrahisi

Bölüm Başkanı Prof. Dr. Levent Alimgil, katarakt ameliyatı

olduktan sonra yakın gözlüğü kullanmaya başlayanların,

yakın gözlüklerinden de kurtulmalarını sağlayacak akıllı

lens uygulaması hakkında açıklamalarda bulundu.

Katarakt cerrahisi uzun yıllardır çok büyük başarı ile

gerçekleştirdiğimiz bir cerrahi. Hastanın görme kalitesini ve

yaşam konforunu hızla arttırıyor. Cerrahi teknik olarak göze

2 mm den ufak bir giriş yapıp kataraktlı merceği temizliyor

ve yerine yeni bir mercek yerleştiriyoruz. Bu lokal anestezi

altında 10-12 dakika süren son derece konforlu ve güvenli

bir ameliyat.

Esas sorun ameliyattan sonra hastanın görme kalitesi,

çünkü bu durum tamamı ile göze yerleştirdiğimiz mercekle

ilişkili. Hastanın eğer astigmat kırma kusuru var ise mercek

seçimini ona göre yapmalı ve uygun özelliklerde torik göz

içi lensi yerleştirmeliyiz. Bu tür uygulamalar ile gözü uzakta

gözlüksüz sağlıklı bir görme kapasitesine kavuşturmak

önemli. Ancak bu hastalar yakını iyi görebilmek için gözlük

kullanmak zorundalar.

İşte “Akıllı Lens” diye bilinen mercekler bu sorunu ortadan

kaldırmak için üretildiler. Trifokal göz içi lens teknolojisi

ilk kez bize ideale çok yakın bir imkan sağladı. Bu göz

içi lenslerini kullandığımız hastalar gözlüksüz uzak-orta

mesafe ve yakın görmeye kavuşuyorlar.

Bu aşamada daha önce tek odaklı mercek takılmış ve yakın

için gözlük kullanmak zorunda kalan hastalar önemli bir

sorun olarak karşımıza çıkıyor. Göz içi lens teknolojisindeki

yeni gelişmeler ile bu hastalar için de fırsatın kaçmadığını

belirtmek isterim. Daha önce yerleştirilmiş merceğin

hemen önüne uyguladığımız bir göz içi lensi ile trifokal

(Akıllı) lens konforuna ulaşmak mümkün. Bu işlem de lokal

anestezi altında en fazla 7-10 dakika süren bir işlem.

Aralık 2019



54

Adolescence and Old Age is Risky Period

Ergenlik Ve Yaşlılık Riskli Dönem

Son günlerde yaşanan olaylarla gündeme gelen intiharda,

en önemli risk faktörleri arasında psikiyatrik hastalıklar,

yalnızlık ve zayıf sosyal destek geliyor. İntiharda en riskli

dönemin ergenlik ve ileri yaş olduğunu kaydeden uzmanlar,

özellikle güçlü aile ilişkileri ve toplumsal bağın intiharda

koruyucu etki oluşturduğunu vurguluyor.

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman

Klinik Psikolog Selvinaz Çınar Parlak, intihar olgusunun

büyük bölümüne yani yaklaşık % 50-60’lık bir bölümüne

psikiyatrik rahatsızlıkların eşlik ettiğini söyledi.

Selvinaz Çınar Parlak, Uskudar University NP Feneryolu Medical

Center Specialist Clinical Psychologist

Psychiatric diseases, loneliness and poor social support are

among the most important risk factors in suicide, which has

come up with recent events. Noting that adolescents and

adolescents are the most risky period in suicide, experts

said that especially strong family relationships and social

bonding generates a protective effect on suicide.

Selvinaz Çınar Parlak, Uskudar University NP Feneryolu

Medical Center Specialist Clinical Psychologist, said that

the psychiatric disorders accompanied a large part of the

suicide phenomenon that is approximately 50-60%.

Attention to depression associated with bipolar

disorder

Pointing out that the most common psychiatric disorders

are mood disorders, Selvinaz Çınar Parlak said, “Depression

episodes, especially in depression and bipolar disorder, are

the most common psychometric conditions. This is followed

by psychoses, psychotic disorders and personality disorders.

But we think that especially bipolar disorder is the most

important risk factor to be accompanied by depression in

mood disorder.”

Social support decreases suicide rate

Recalling that there are various risk factors in suicide cases,

Selvinaz Çınar Parlak said, “The presence of a psychiatric

illness, loneliness, lack of communication with the family

and family are among the important risk factors. Suicide

rates are decreasing especially in societies with high

social support. Research shows that psychiatric diseases,

loneliness, unemployment, some medical diseases, bad

Bipolar bozukluğa eşlik eden depresyona dikkat

En sık rastlanan psikiyatrik rahatsızlıkların duygu durum

bozuklukları olduğunu kaydeden Selvinaz Çınar Parlak,

“Özellikle depresyon ve bipolar bozukluktaki depresyon

epizotları en sık rastlanan psikometrik durumlardır.

Bunun arkasından psikozlar, psikotik hastalıklar ve kişilik

bozuklukları gelir. Ama biz özellikle bipolar bozukluk duygu

durum bozukluğunda depresyon eşlik etmesini en önemli

risk faktörü olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Sosyal destek, intihar oranını düşürüyor

İntihar olgusunda çok çeşitli risk faktörü olduğunu

kaydeden Selvinaz Çınar Parlak, “Kişide psikiyatrik bir

hastalığın bulunması, yalnızlık, toplum ve aileyle iletişimin

olmaması önemli risk faktörleri arasında yer alıyor.

Özellikle sosyal desteğin çok olduğu toplumlarda intihar

oranları düşüyor. Yapılan araştırmalar da psikiyatrik

hastalıkların, yalnızlığın, işsizliğin, tıbbi bazı hastalıkların,

kötü yaşam koşullarının, yaşamda, toplumda ve ailede

meydana gelen ani yaşam değişikliklerinin, kargaşaların,

yoğun stres faktörlerinin, iş kaybı ya da mali kayıpların etkili

olduğunu gösteriyor. Bunlar önemli risk faktörleri” diye

konuştu.

15-24 yaş arası ve 65 yaş üzeri risk grubunda

İntihar için riskli yaş gruplarına dikkat çeken Parlak,

“Toplumların pek çoğunda intiharların ergenlik döneminde

15-24 yaş arasında rastlanıor. Bunun dışında 65 yaş üzeri

de risk faktörü oluşturuyor. Ama yetişkinlik çağında yani 25-

65 yaş arasındaki dönemde genelde sabit bir oran var. Bu

anlamda ileri yaş ve ergenliğin risk olduğunu söyleyebiliriz”

dedi. Yapılan çalışmaların ülkemizdeki intiharların dünya

ortalamasının altında olduğunu gösterdiğini belirten

Selvinaz Çınar Parlak, “Ülkemizde ve dünyada intihar

olaylarında bir artış söz konusu. Bu yüzden Türkiye’de

intiharı önleme merkezleri var. Sağlık Bakanlığı’na bağlı

Aralık 2019



56

living conditions, sudden life changes in life, society and

family, confusion, intense stress factors, job loss or financial

losses are effective. These are important risk factors.”

In the risk group between 15-24 years and over 65

years

Pointing out the risky age groups for suicide, Parlak said, “In

many societies, suicides are seen between the ages of 15-

24 during adolescence. In addition, the risk factor is over 65

years. But in adulthood, that is, between the ages of 25-65,

there is usually a fixed rate. In this sense, we can say that

advanced age and adolescence are risk. ”

Expressing that the studies show that the suicides in

our country are below the world average, Selvinaz Çınar

Parlak said, “There is an increase in suicide events in our

country and in the world. So they have suicide prevention

centers in Turkey. There are units in various university

hospitals affiliated to the Ministry of Health. units on the

prevention of suicide depend on Turkey Statistical Institute

and Ministry of Health are doing a variety of research

and regulations related to this issue. A telephone line for

preventing suicide had been set up, but it is not active at

the moment. However, the Ministry of Health has some

priority units and application centers in suicide-related

emergencies. ”

Mass suicides are seen in small sects

Stating that collective suicides are called “altruistic

suicides”, Selvinaz Çınar Parlak said,“ Altruistic suicides are

suicides which are mostly self-sacrificing for a purpose.

çeşitli üniversite hastanelerde bu konuyla ilgili birimler

var. Türkiye İstatistik Kurumu ve Sağlık Bakanlığı’na bağlı

intiharı önlemeye dair birimler bu konuyla ilgili çeşitli

araştırma ve düzenlemeler yapıyorlar. İntiharı önlemeyle

ilgili bir telefon hattı kurulmuştu ama şu an faaliyette değil.

Fakat yine Sağlık Bakanlığı’nın intiharla ilgili acillerde

öncelikli bazı birimleri ve başvuru merkezleri var” diye

konuştu.

Toplu intiharlar küçük tarikatlarda görülüyor

Toplu intiharların “özgecil intihar” olarak adlandırıldığını

belirten Selvinaz Çınar Parlak, “Özgecil intiharlar, daha

çok bir amaç uğruna kendini feda etme şeklinde olan

intiharlar. Bu da bir grup davranışı içerisinde sonrasının

iyi olacağını düşünerek ya da belli bir şeye hizmet ettiğini

düşünerek kendi bedenlerini ideolojik, dini görüş ya da

bir amaç için feda ediyorlar. Daha çok küçük tarikat ve

topluluklarda bir önderin etrafında toplanan ve o önder ne

derse yapan, robotlaşmış, düşünce süreçleri bloke olmuş

deyim yerindeyse beyni yıkanmış gruplarda geçmişte toplu

intiharlar görülmüştür” dedi.

Aile içi intiharda lider figür var

Kimi zaman çok nadir olsa da aile içinde toplu yaşanan

intiharlarda lider bir kişinin öncü figür olarak hareket

ettiğini kaydeden Selvinaz Çınar Parlak, “Birbirine bağlı

ailelerde yine lider özellikli bir kişi vardır. Bu kişi aileyi

kontrol eder, daha çok anne gibi bakım veren bir figürdür.

Bu kişiler narsistik bir yapıya sahiptirler ve çok kendilerine

bağlı çocuklar yetiştirirler. Bütün ailenin bir arada

Aralık 2019



58

This means that they sacrifice their bodies for ideological,

religious views, or purpose, in a group of behaviors,

thinking that the latter will be good or that they serve

something. Collective suicides have been seen in the small

sects and communities that gather around a leader and do

what he says, robotized, thought processes blocked, so to

speak, brainwashed groups in the past.”

Leader figure in domestic suicide

Recording that although sometimes rare, a leading person

acts as a leading figure in collective suicides in the family,

Selvinaz Çınar Parlak said that a leader was a leading figure

in collective suicides in the family, although sometimes

very rare. There is a leader in interconnected families. This

person controls the family, more like a mother who is a

caring figure. They have a narcissistic structure and raise

very loyal children. They behave in a way that the whole

family moves together, gathered around the leader person,

in a way he directs. As a result of unhealthy and dependent

relationships, suicidal cases can be seen in closed family

structures that are generally closed to the outside, social

isolation, siblings do not meet with the environment. Such

family structures are symbiotic dependent and closed to

the outside. ”

Our family dynamics and culture protect

Remarking that the society in which we live is usually

a strong communication, family and relatives, Selvinaz

Çınar Parlak said, “This is a protective factor for suicide.

As individuals become lonely, closed systems, loneliness

in the group, or very interdependent, non-initiative group

structures, suicides are more common. Therefore, our

family dynamics and culture are also very protective factors,

but with urbanization, loneliness and individual loneliness

increase and social support increases. Unemployment,

economic problems and current stress factors put

significant pressure on young people. Especially the more

frequent suicides in adolescence may be due to this test

pressure. Economic problems, the deterioration of the

financial structures with city life, lead to the loss of our

social protective factors. In this sense, young people and

adolescents are at risk. Preventive work in particular should

be taken into account by government agencies and health

personnel.”

hareket ettiği, o lider özellikli kişinin etrafında toplandığı,

onun yönlendirdiği bir şekilde davranışlar sergiliyorlar.

Sağlıksız ve bağımlı ilişkilerin sonucu olarak genellikle

dışa kapalı, sosyal izolasyonu olan, kardeşlerin çevreyle

görüşmediği, kapalı aile yapılarında bu şekilde intihar

olguları görülebiliyor. Bu tip aile yapıları simbiyotik bağımlı

ve dışarıya kapalı” dedi.

Aile dinamiklerimiz ve kültürümüz koruyor

İçerisinde yaşadığımız toplumun genellikle iletişimi kuvvetli,

aile ve akraba bağları olan bir toplum olduğunu kaydeden

Selvinaz Çınar Parlak, “Bu intihar açısından koruyucu bir

faktör. Kişiler yalnızlaştıkça, kapalı sistemler oldukça, grup

içinde yalnızlık hissedildikçe ya da çok birbirine bağımlı,

inisiyatif alamayan grup yapıları olunca intiharlar daha çok

görülür. O yüzden bizim aile dinamiklerimiz ve kültürümüz

de çok koruyucu faktör var fakat şehirleşmeyle beraber

yaklnızlaşma ve bireysel yalnızlık artıyor, sosyal destek

artıyor. İşsizlik, ekonomik sorunlar, güncel stres faktörleri

gençler üzerinde önemli bir baskı oluşturuyor. Özellikle

ergenlik çağındaki intiharların daha fazla görülmesi bu

sınav baskısından kaynaklı olabiliyor. Ekonomik sorunlar,

mali yapıların şehir hayatlarıyla bozulması, bize ait

sosyal koruyucu faktörlerin de kaybolmasına yol açıyor.

Bu anlamda gençler ve ergenler risk altında. Özellikle

önleyici çalışmalar, devlet kurumlarında ve sağlık personeli

tarafından da dikkate alınmalıdır” dedi.

Aralık 2019





62

Living Mourning To The Fullest Protects From Trauma!

Yası Dolu Dolu Yaşamak Travmadan Koruyor!

Specialist Clinical Psychologist, Serkan Elçi, Uskudar University

NP Etiler Medical Center

Post-Traumatic Stress Disorder (PTSD), which occurs after

a sudden event such as the loss of relatives, accidents,

earthquakes and war, affects a person’s life negatively.

Noting that the process that makes the traumatic process

healthier is the mourning process, experts stresses that

this period should be experienced in the most healthy

way. Experts said, “Living mourning to the fullest, this will

help the experience to occur before returning to PTSD.

Remarking the importance of sharing the event when there

is a high level of fear and anxiety, experts draws attention

to the fact that men show more PTSD symptoms in our

society.

Pointing out the importance of early intervention, Specialist

Clinical Psychologist, Serkan Elçi, Uskudar University NP

Etiler Medical Center, said that Post-Traumatic Stress

Disorder after earthquake, war, close loss significantly

affects a person’s life.

Clinical Psychologist Serkan Elçi said, “After a sudden event,

we cannot survive in the same way. In a so-called traumatic

life, the person has experienced, witnessed or faced such a

real death or death threat, a serious injury or a threat to the

physical integrity of himself or others. One’s reactions may

include excessive fear, helplessness, or horror.”

++Caution if these are experienced for more than 1 month

Specialist Clinical Psychologist Serkan Elçi noted that the

following conditions should be experienced for more than

1 month in order to call this traumatic experience as Post

Yakınların kaybı, kaza, deprem ve savaş gibi aniden

gelişen bir olaydan sonra ortaya çıkan Travma Sonrası

Stres Bozukluğu (TSSB) kişinin hayatını olumsuz etkiliyor.

Travmatik süreci en sağlıklı hale getiren sürecin yas süreci

olduğunu kaydeden uzmanlar, bu dönemin en sağlıklı

şekilde yaşanması gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar,

“Yası dolu dolu yaşamak, bu olayın TSSB’ye dönmeden

yaşantılanmasına yardımcı olacaktır” dedi. Uzmanlar

korku ve kaygının yüksek düzeyde olduğu durumlarda

olayı paylaşmanın önemine işaret ederek toplumumuzda

erkeklerin daha fazla TSSB belirtisi gösterdiğine dikkat

çekiyor.

Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Uzman

Klinik Psikolog Serkan Elçi, deprem, savaş, yakın kaybı

gibi durumlardan sonra yaşanan Travma Sonrası Stres

Bozukluğunun kişinin yaşamını önemli derecede etkilediğini

belirterek erken müdahalenin önemine işaret etti.

Uzman Klinik Psikolog Serkan Elçi, “Aniden gelişen

bir olaydan sonra hayatı aynı şekilde sürdüremiyoruz.

Travmatik denilen yaşantıda, kişi gerçek bir ölüm ya da

ölüm tehdidi, ağır bir yaralanma ya da kendisinin veya

başkalarının fizik bütünlüğüne bir tehdit yaşamış, böyle

bir olaya tanık olmuş ya da böyle bir olayla karşı karşıya

gelmiştir. Kişinin tepkileri arasında aşırı korku, çaresizlik ya

da dehşete düşme görülebilir” dedi.

Aralık 2019


63

Traumatic Stress Disorder (PTSD):

- The fear, anxiety and nightmares of the incident continue

with similar violence,

- Experiencing flashbacks,

- As in the case of depressive symptoms, excessive

unhappiness, malaise, disturbance in sleep and appetite,

- Presence of PTSD can be mentioned with decreased

concentration and distractions.

5 important steps in post-traumatic process

Serkan Elçi noted that many people showed classical

reactions to loss, mourning was evaluated as a normal

response to traumatic loss and that this process was dealt

with in five main steps:

Denial: After traumatic experience, people deny what

happened. This can’t be real.

Anger: How does it do that? How does this happen to me?

Such questions can come alive in people’s minds.

Bargaining: With faith, life, detailed in ‘then I will do so as

long as you go’ ‘You’re my child was born, my grandfather

get’ is likely to be seen as the flow of thoughts after him.

Depression / Collapse: Understanding the source of our

senses is the period in which we begin to realize. During

this period, depressive symptoms such as loss of appetite,

sleep disorders, confusion, being tearful, self-neglect, and

so on are common.

Acceptance: Mentally: First of all, mental acceptance

takes place and it is the period in which comprehension,

meaning, comprehension takes place.

1 aydan fazla süre ile bunlar yaşanıyorsa dikkat

Bu travmatik yaşantının Travma Sonrası Stres Bozukluğu

(TSSB) olarak adlandırılması için 1 aydan fazla süre ile

aşağıdaki durumların yaşanması gerektiğini kaydeden

Uzman Klinik Psikolog Serkan Elçi, bunları şöyle sıraladı:

- Olaya dair olan korkunun, kaygının, kabusların benzer

şiddetle devam etmesi,

- Olay anına geri dönüşlerin (flashback) yaşanması,

- Depresif belirtilerde olduğu gibi, aşırı mutsuzluk,

keyifsizlik, uyku ve iştah düzeninde bozulmaların meydana

gelmesi,

- Azalmış konsantrasyon ve dikkat dağınıklıklarının

yaşanmasıyla TSSB’nin varlığından söz edilebilir.

Travma sonrası süreçte 5 önemli adım yaşanıyor

Pekçok insanın kayba karşı klasik tepkileri gösterdiğini,

yasın travmatik kayba verilen normal bir tepki olarak

değerlendirildiğini ve 5 ana adımda bu sürecin ele alındığını

kaydeden Serkan Elçi, bu adımları şöyle sıraladı:

İnkar: Travmatik yaşantıdan sonra insanlar yaşanılanı inkar

etmektir. Bu gerçek olamaz.

Öfke: Bunu nasıl yapar? Bu benim başıma nasıl gelir? Gibi

sorular insanların zihninde canlanabilmektedir.

Pazarlık: İnancıyla, hayatla, etrafla ‘Bundan sonra böyle

yapmayacağım yeter ki gitmesin’ ‘Çocuğum doğsun,

dede olsun’ ondan sonra gibi düşünce akışının görülmesi

muhtemeldir.

Depresyon/Çöküş: Hissetiklerimizin kaynağını anlama,

fark etmeye başladığımız dönemdir. Bu dönemde iştah

Aralık 2019


64

Emotionally: It is manifested by understanding,

understanding and accepting what you feel after mental

acceptance.

Stating that the experience of this process indicated the

course of a normal traumatic life, Serkan Elçi, said, “Hanging

out in one of these experiences and not being able to move

forward, making radical changes in life (divorce, marrying

with sudden decision, changing jobs unexpectedly, starting

substance use) also indicate that we are at risk.”

The process of mourning should be experienced

Noting that it is the mourning process that makes the

traumatic process healthier, Serkan Elçi said, pointing out

the importance of experiencing this period in the healthiest

way, “Living mourning to the fullest will help to bring

this event back to PTSD. Because every traumatic event

does not always cause trauma. Therefore, we expect the

mourning process to be healthy. The mourning process

includes cultural as well as individual processes. The belief

systems of the current culture will change the traumatic

experience of the people.”

Showing cultural differences in age

Stating that the mourning process is culturally different,

Serkan Elçi said, “When we evaluate it culturally, the

mourning of the countries in the Mediterranean region

and our country is very similar; Greeks, Turks and Italians

kesilmesi, uyku düzensizlikleri, zihin bulanıklığı, ağlamaklı

olma, kendini ihmal etme vb. depresif belirtilerin yaşanması

yaygındır.

Kabul: Zihinsel olarak: Öncelikle zihinsel kabul gerçekleşir

ve ne olduğunu anlama, anlamlandırma, kavramanın

yaşandığı dönemdir.

Duygusal olarak: Zihinsel kabulun ardından ne hissettiğini

anlama, anlamlandırma ve bu duyguları kabullenme ile

kendini gösterir.

Belirtilen bu sürecin yaşanmasının normal bir travmatik

yaşantının gidişatını gösterdiğini kaydeden Serkan Elçi, “Bu

yaşantıların birinde takılmak ve ilerleyememek, hayatın

içerisinde radikal diyebileceğimiz değişimler yapmak

(boşanmak, ani kararla evlenmek, beklenmedik şekilde iş

değiştirmek, madde kullanımların başlamış olması) risk

faktörü altında olduğumuzu da göstermektedir” dedi.

Yas süreci yaşanmalıdırTravmatik süreci en sağlıklı hale

getiren sürecin yas süreci olduğunu kaydeden Serkan Elçi,

bu dönemin en sağlıklı şekilde yaşanmasının önemine

işaret ederek “Yası dolu dolu yaşamak, bu olayın TSSB’ye

dönmeden yaşantılanmasına yardımcı olacaktır. Çünkü her

travmatik olay her zaman travmaya neden olmaz. Bu yüzden

de yas sürecinin sağlıklı yaşanmasını bekleriz. Yas süreci

bireysel olduğu kadar kültürel süreçleri de içinde barındırır.

Bulunulan kültürün inanç sistemleri, kişilerin de travmatik

yaşantıyı yaşantılamalarını da değiştirecektir” dedi.

Aralık 2019


65

want to turn black and become untouchable. I have also

observed that even in the geographical regions within

our country, there are different experiences. When I went

to Van as a support team after the earthquake in Van, I

learned that refusing the tea offered to you during the tent

visits would be considered not to respect them and I had to

drink tea in every tent.”

Men are more traumatized!

Clinical Psychologist Serkan Elçi, said, “A healthy mourning

process will help post-traumatic stress disorder. If there

is no loss, there is no situation for mourning, but fear is a

high level of anxiety. In cases, it is very important to share

the event, talk and express emotions. The main reason

why men show more PTSD symptoms in our society is that

their emotion expressions are limited or incorrect. One of

our basic social myths, ‘men do not cry, men do not fear’

patterns prevent them from revealing their sadness and

fear.”

EMDR Therapy

Recalling that preventive and regulatory treatment for

post-traumatic stress disorder should be addressed, Serkan

Elçi said, “EMDR Therapy is the most commonly used

therapy technique for trauma. EMDR Therapy, which is the

Turkish equivalent of ‘Desensitization and Reprocessing

with Eye Movements, is a technique that helps us to change

the negative patterns of thoughts that exist in the person

who is called as traumatic and to reprocess that thought. It

has also been recognized by the World Health Organization

as the most effective trauma treatment. In addition to

EMDR, Cognitive Behavioral Therapy and Schema Therapy

are other therapy techniques used in post-traumatic stress

disorder. For the therapy to be sufficient, the process must

continue for a certain period of time. But while this process

is going on, it is known not to continue. Taking medication

together with psychotherapy to get a faster result will

help speed up recovery. Finally, I would like to give the

point of view of the twin brothers as a clear example of

psychological resilience after the earthquake of 99 after the

earthquake. One of the twins called the air coming from

the light from the rescue team as ‘I felt the cold breath of

death’, while the other said ‘I felt the fresh air in my lungs’.

The strangest part is that while there are small scratches in

the breath of death, there are very serious problems in the

leg of the twin who sees it as fresh air.”

Yasta kültürel farklılıklar gösteriliyor

Yas sürecinin kültürel olarak farklı şekillerde geçirildiğini

belirten Serkan Elçi, “Kültürel olarak değerlendirdiğimizde

Akdeniz bölgesindeki ülkeler ile bizim ülkemizin yas

tutma şekli birbirine çok benzerdir; Yunan, Türk, İtalyanlar

siyahlara bürünüp dokunulmaz hale gelmek isterler. Kendi

ülkemiz içindeki coğrafik bölgelerde bile farklı yaşandığını

bireysel olarak da gözlemledim. Van depremi ardından

Van’a destek ekibi olarak gittiğimde, çadır ziyaretleri

esnasında size ikram edilen çayları reddediyor olmanın

onlara saygı duymadığım olarak düşünüleceğini öğrendim

ve her çadırda çay içmek durumunda kaldım” dedi.

Erkekler daha çok travmatize oluyor!

Uzman Klinik Psikolog Serkan Elçi, “Sağlıklı bir yas süreci,

travma sonrası stres bozukluğunun olmasına yardımcı

olacaktır. Bir kayıp yoksa yani yas yaşanacak bir durum yok

fakat korku, kaygının yüksek düzeyde olduğu durumlarda

ise yaşanılan olayı paylaşmak, konuşmak, duyguları ifade

etmek çok önemlidir. Bizim toplumda erkeklerin daha fazla

TSSB belirtilerini göstermesinin temel nedeni de duygu

ifadelerinin kısıtlı veya yanlış çıkıyor olmasıdır. Temel

toplumsal mitlerimizden biri olan ‘erkekler ağlamaz, erkek

adam korkmaz’ kalıpları, hissettikleri üzüntüyü, korkuyu

açığa çıkarmaya engel olmaktadır” uyarısında bulundu.

EMDR Terapisi uygulanıyor

Travma Sonrası Stres Bozukluğuna yönelik önleyici ve

düzenleyici tedavinin ele alınması gerektiğini kaydeden

Serkan Elçi, “Travmaya dair en yaygın kullanılan

terapi tekniği EMDR Terapisidir. Türkçe karşılığı ‘Göz

Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşlemleme’

olan EMDR Terapisi travmatik olarak adlandırılan anıya

dair kişide varolan olumsuz kalıp düşüncelerin değişimine

ve var olan o düşünceyi yeniden işlemlememize yardımcı

olan bir tekniktir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından da en

etkin travma tedavisi olarak da kabul edilmiştir. EMDR’nin

yanı sıra Bilişsel Davranışçı Terapi ve Şema Terapi de

Travma sonrası stress bozukluğunda kullanılan diğer

terapi teknikleridir. Terapinin yeterli gelmesi için belirli

bir süre boyunca sürecin devam etmesi gerekir. Fakat bu

süreç devam ederken hayatta malum devam etmektedir.

Daha hızlı bir sonuç almak için ilaç tedavisi ile birlikte

psikoterapi alıyor olmak toparlamanın daha hızlanmasına

yardımcı olacaktır. Son olarak 99 depreminin ardından

göçük altından saatler sonar çıkarılan ikiz kardeşlerin bakış

açısı psikolojik sağlamlılığın net bir örneği olarak vermek

isterim. İkizlerden birisi kurtarma ekibinin açtığı ışıkla gelen

havayı ‘ölümün soğuk nefesini hissettim’ derken diğeri,

‘temiz havayı ciğerimde hissettim’ diyerek adlandırmıştır.

Işin daha garip tarafı ölümün nefesi diyende ufak çizikler

varken, temiz hava olarak gören ikizin bacağında çok ciddi

sorunlar meydana gelmiştir” diye konuştu.

Aralık 2019


66

Professor Mehmet Akif Topçuoğlu, Md Says:

“A Person Dies Every 14 Minutes Due To Stroke”

Prof. Dr. Mehmet Akif Topçuoğlu Açıklamalarda Bulundu:

“Her 14 Dakikada Bir Kişi İnme Nedeniyle Hayatını Kaybediyor”

Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği Başkanı

ve Hacettepe Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı

Başkanı Prof. Dr. Mehmet Akif Topçuoğlu, inmenin

önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık

olduğunu belirtiyor.

Professor Mehmet Akif Topçuoğlu, MD, President of the

Turkish Cerebrovascular Diseases Society and Head of the

Neurology Department at Hacettepe University

Professor Mehmet Akif Topçuoğlu, MD, President

of the Turkish Cerebrovascular Diseases Society

and Head of the Neurology Department at

Hacettepe University, noted that a person

dies every 14 minutes due to stroke, which is a

preventable and curable disease.

Professor Mehmet Akif Topçuoğlu said, “Recently, we have

determined that around 40 thousand people in Turkey lose

their lives due to stroke every year. These figures show that

a person dies every 14 minutes due to a stroke. Meanwhile,

approximately ten times as many patients that suffer a

stroke are left in need of care because they lose their

mobility and speech due to cerebral vascular diseases.”

“Stroke is a preventable disease”

Professor Topçuoğlu explained that stroke is a preventable

disease, and emphasized that having regular health

checks can prevent against not only stroke but also other

cardiovascular diseases. Professor Dr. Topçuoğlu continued,

“We must regularly monitor our blood pressure, cholesterol

and blood sugar levels to prevent ourselves from stroke.

Especially from middle age, we should have our vascular

health checked at regular intervals. For prevention from

stroke, we should follow a healthy diet, reduce the amount

Ülkemizde inme sıklığı artıyor

İnme, yaşlı nüfusun giderek arttığı ülkemizde oldukça sık

görülen bir hastalık ve maalesef sıklığı da giderek artıyor.

İnme, beyin damarlarının tıkanması veya kanaması sonucu

gelişiyor. Ancak hastaların çoğunda “ani tıkanma”dan

kaynaklanıyor. Son birkaç yılda ülkemizde, yılda yaklaşık

40 bin kişi inmeden hayatını kaybetti; 100 binden fazla

tıkanma ve 40 binden fazla beyin kanaması tedavi edildi.

Bu sayılara göre, her 14 dakika bir kişi inme nedeniyle

yaşamını kaybetmiş oluyor. Bunun on katı da beyin damar

hastalıklarına bağlı olarak yürüme ve konuşma yetisini

kaybettiği için yiyemiyor, içemiyor, mesleğini ve işini

yapamıyor, bakıma muhtaç kalıyor.

İnme “önlenebilir bir hastalık”, bunun için

öncelikle sayılarımızı bilmeliyiz

Sadece boy ve kilo değil kan basıncımızı, kolesterol ve kan

şekerimizi de öğrenmeli ve takip etmeliyiz. Orta yaştan

başlayarak düzenli aralıklarla sağlık kuruluşlarına damar

sağlığı kontrolü için gitmeliyiz. Bu sadece inmeye karşı

değil, kalp hastalıkları başta olmak üzere her türlü damar

hastalığına karşı koruyacaktır. Ek olarak, damar sağlığının

iyi olması Alzheimer dahil birçok kronik nörolojik hastalığın

da yavaşlamasına yardım edecektir. İnme geçirmemek

için sağlıklı beslenmeli, kullandığımız yağ ve tuz miktarını

azaltmalı, meyve ve sebze miktarını ise artırmalıyız. Kilo

almamalı, düzenli egzersiz yapmalı ve kendimizi stresten

korumalıyız. Sigara içmemeli ve içirmemeliyiz. Alkolü ise

hiç kullanmamalıyız.

İnme tedavi edilebilir bir hastalıktır

İnmeden şüphe edersek hemen 112’yi aramamız gerekir.

Ambulans, sizi inmenin tedavi edilebileceği bölgedeki

en yakın ve en uygun hastaneye götürecektir. Damar

tıkanmasını yapan pıhtının hem damardan verilen ilaçla

eritilmesi, hem de anjiyo ile doğrudan girilerek dışarı

çıkarılması mümkün olabilir. Fakat damardan verilen tedavi

ilk 4,5 saat içinde; anjiyo tedavisi ise ilk 6 saatte başlanırsa

“en yüksek fayda” sağlanacaktır.

Aralık 2019


67

of fat and salt, and increase the consumption of fruits

and vegetables. We should also manage our weight and

keep it under control, exercise regularly and protect

ourselves from stress. And on top of all of these, we should

particularly stay away from tobacco and tobacco products.”

Watch out for stroke symptoms

Professor Topçuoğlu pointed out that people should be

informed about the symptoms for effective treatment

of stroke and what needs to be done, “Facial paralysis,

weakness in the arms and legs, impaired speech, double

vision and/or sudden loss of consciousness are some of

the stroke symptoms. Seeking immediate support from a

healthcare provider in the event that one or more of these

symptoms are present is of critical importance.”

“We strive to raise awareness about stroke”

Professor Topçuoğlu pointed out that the Turkish

Cerebrovascular Diseases Society carries out important

activities on stroke prevention, emergency intervention

and treatment, “We are working toward reducing the

incidence frequency of stroke in Turkey and making stroke

treatable across the country. For this purpose, we strive to

help both the academic community and the patients, and

aim to raise awareness about stroke as our priority. Our

activities to increase the number of hospitals and centers

that treat stroke, improve them and ensure that they are

connected to an effective system continue in collaboration

with the Ministry of Health.”

İnme belirtilerini bilmeliyiz

İnmede etkin tedavi alabilmek için belirtilerin ne olduğunun

ve ne yapılması gerektiğinin öğrenilmesi gerekir. Yüzde

çarpılma, kol ve bacakta güçsüzlük, konuşmada bozulma,

çift görme ve/veya ani bilinç bozukluğu belirtilerinin

herhangi biri, birkaçı ya da hepsi gelişirse hemen 112

aranmalıdır.

İnme her hastanede tedavi edilmez. Vakit

kaybetmemek şarttır. “Zaman beyindir.”

Sayılan inme belirtileri gelişirse ya da inme şüphesi

varsa asla ve asla düzelme beklenmemeli ve hemen

harekete geçilmelidir. Yapılacak iş daima 112 Acil Sağlık

Hizmetleri’nin aranmasıdır.

İnmeden korunma, acil dönem ve sonrasında

tedavi ve destek bir haktır

Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği ülkemizde inme

sıklığını düşürmek ve inmeyi ülkenin her köşesinde tedavi

edilebilir hale getirmek için çalışıyor. Bu konuda hem

akademik otorite, hem de hastaların en büyük yardımcısı

olmaya gayret ediyor. Halkımızın farkındalığının artırılması,

inme tedavi eden hastane ve merkezlerinin artırılıp

geliştirilmesi ve etkin bir sisteme bağlanması noktasında

Sağlık Bakanlığı ile birlikte çalışmaya devam ediyor ve

edecektir. Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği’nin

hedefleri bunlardır.

Aralık 2019


68

CTEPH Recognizes The Disease With The Activities In The Mind

KTEPH Aklımda Etkinlikleri İle Hastalığa Dikkat Çektiler

Ulusal Vasküler ve Endovasküler Cerrahi Derneği (UVCD)

tarafından kronik tromboembolik pulmoner hipertansiyon

(KTEPH) hastalığının farkındalığının artması için 23

Kasım’da Ankara’da etkinlikler düzenlendi. Herkesin davetli

olduğu etkinlikler Ankara Cer Modern’de gerçekleştirildi.

Ney dinletisi ile başlayan etkinlikler KTEPH Aklımda tiyatro

oyunu ve fotoğraf sergisiyle devam ederken KTEPH hastalığı

hakkında da önemli bilgiler paylaşıldı.

KTEPH Aklımda tiyatro oyunu ile KTEPH hastalığından

muzdarip 3 hastanın hayatından dramatik kesitler sahneye

taşındı. Antik Tiyatro oyuncuları tarafından sahnelenen oyun

Mehmet Yılmazsoy tarafından yönetildi. Fotoğraf sergisi de

Fotokolektif fotoğraf atölyesi tarafından düzenlendi.

Prof. Dr. Tankut Akay, President of the National

Society of Vascular & Endovascular Surgery

The National Association of Vascular and Endovascular

Surgery (UVCD) organized activities in Ankara on November

23rd to raise awareness of chronic thromboembolic

pulmonary hypertension (CTEPH). The events that

everyone was invited to took place in Ankara Cer Modern.

The activities started with the ney concert and continued

with CTEPH theatro play in my mind and photography

exhibition and important information about CTEPH disease

was shared.

CTEPH In my mind, dramatic sections of the lives of 3

patients suffering from CTEPH disease were brought to the

Ulusal Vasküler & Endovasküler Cerrahi Derneği

Başkanı Prof. Dr. Tankut Akay, KTEPH hakkında şu

açıklamalarda bulundu:

Kronik Tromboembolik Pulmoner Hipertansiyon (KTEPH)

nedir?

Kronik tromboembolik pulmoner hipertansiyon ( KTEPH);

Pulmoner Tromboemboli (PTE)’nin uzun dönemde

yaşam kalitesinde çok ciddi düşüşe hatta yaşam kaybına

neden olan ciddi bir komplikasyonudur. Pulmoner

hipertansiyonun alt sınıflarından biri olan KTEPH masif,

tekrarlayan ve /veya organize olan pıhtının ya da akciğer

damar duvarının yeniden biçimlenmesinin sonucunda

akciğer damarlarının tıkanması ve kan akımını yavaşlatması

sonucunda oluşan gidişatı kötü bir hastalık olarak

tanımlanabilir. KTEPH toplum genelindeki görülme sıklığı

çok az olmakla birlikte (%0,57), akciğer damarında pıhtı

atan kişilerde yani pulmoner tromboembolizm geçiren

hastalarda bu oran daha fazladır (%1,5). Hastalığın

görülme yaşı 60 yaş ve üzerinde artarken, çocukluk çağında

görülmesi nadirdir.

Her emboli yaşayan risk altında mıdır?

Akciğer damarına pıhtı atan kişilerin dörtte üçü, bacak

toplardamarlarında pıhtı oluşan kişilerin yarısı risk

altındadır. Dolayısı ile bu hasta grubuna özellikle dikkat

etmek gerekir. Daha önce pulmoner tromboemboli

geçirmiş olan ve nefes darlığı şikayeti ile başvuran her

hasta KTEPH için potansiyel bir adaydır.

Belirtileri nelerdir? Tanı koymak ne kadar süre

alır? Tanı koymakta yaşanılan zorluklar var mıdır?

Bu önemli hastalıkta tanı koymak ile hastalığın farkındalığı

arasında çok belirgin bir ilişki mevcuttur. Daha önce

Aralık 2019


69

stage with theatrical play. The play, staged by the ancient

theater actors, was directed by Mehmet Yılmazsoy. The

photo exhibition was also organized by the Photocollective

photography workshop.

Prof. Dr. Tankut Akay, President of the National Society

of Vascular & Endovascular Surgery, made the following

statements about CTEPH:

What is Chronic Thromboembolic Pulmonary

Hypertension (CTEPH)?

Chronic thromboembolic pulmonary hypertension

(CTEPH); Pulmonary thromboembolism (PTE) is a serious

complication of long-term quality of life, which can lead to

a significant decrease or even loss of life. CTEPH, one of

the subclasses of pulmonary hypertension, can be defined

as a bad disease that occurs as a result of blockage and

slowing of blood flow as a result of massive, recurrent and

/ or reorganization of the clot or lung vessel wall. Although

the overall incidence of CTEPH is very low (0.57%),

this rate is higher in patients who undergo pulmonary

thromboembolism (1.5%). While the age of the disease

increases in the age of 60 and over, it is rare in childhood.

Is every embolism at risk?

Three-quarters of those who throw a clot into the

pulmonary vein and half of those who form a clot in the

leg veins are at risk. Therefore, particular attention should

be paid to this patient group. Any patient with previous

history of pulmonary thromboembolism who presents with

dyspnea is a potential candidate for CTEPH.

What are the symptoms? How long does it

take to diagnose? Are there any difficulties in

diagnosing?

There is a clear relationship between diagnosis and

awareness of this important disease. Any patient who

has had previous pulmonary thromboembolism and

presented with respiratory distress is a potential candidate

for CTEPH. There are many patients suffering from this

disease who have been mistaken for other lung diseases

and have even been diagnosed with psychiatric illnesses

and cannot receive appropriate treatment. In a patient

presenting with respiratory distress, we should always

start a multidisciplinary process, in which more than one

branch is involved in the diagnosis and treatment stages. In

these patients, there is a condition in which the lungs are

normally ventilated but have less blood than normal.

In these patients, chest diseases, cardiology, radiology and

nuclear medicine branches should be put into practice

and a 6-minute walk test, scintigraphy, echocardiography,

computerized tomography and angiography should be

performed for imaging of lung vessels. As a result of these

diagnoses, a special angiography method called right

heart catheterization is applied to determine how high the

pressure in the pulmonary vessels increases and how much

it will benefit from surgical treatment. In other words, the

patient’s and physicians’ awareness can be increased and

pulmoner tromboemboli geçirmiş olan ve solunum sıkıntısı

şikayeti ile başvuran her hasta KTEPH için potansiyel bir

adaydır. Bu hastalıktan muzdarip olan ve diğer akciğer

hastalıkları ile karıştırılıp yanlış tedavi alan, hatta psikiyatrik

hastalık teşhisi konulan ve uygun tedavi alamayan birçok

hasta mevcut. Solunum sıkıntısı ile başvuran bir hastada

yine her zaman söylediğimiz multidisipliner, yani birden

fazla branşın teşhis ve tedavi aşamalarına dahil olduğu

bir sürecin başlaması gerekiyor. Bu hastalarda, akciğerin

normal havalandığı ancak normalden az kanlandığı bir

durum söz konusudur.

Bu hastalara göğüs hastalıkları, kardiyoloji, radyoloji ve

nükleer tıp branşlarının devreye girmesi ve ortak çalışması

ile 6 dakika yürüme testi, sintigrafi, ekokardiyografi,

akciğer damarlarının görüntülenmesi amacı ile bilgisayarlı

tomografi ve anjiyografi uygulanması gerekir. Bu tanıların

sonucunda akciğer damarlarındaki basıncın ne kadar

yükseldiği ve cerrahi tedaviden ne kadar fayda göreceğini

belirlemek için sağ kalp kateterizasyonu dediğimiz özel

bir anjiyografi yöntemi uygulanmaktadır. Yani şikayetler

ile hastanın ve hekimlerin farkındalığı artarak tanı süreci

Aralık 2019


70

the diagnosis process can be reduced with complaints, but

it should be remembered that all these tests will take time.

What is the treatment?

The definitive and effective treatment of CTEPH is surgery.

The main point is that the treatment decision in CTEPH

is made with a multidisciplinary approach consisting of

specialists in Chest Diseases, Cardiology, Cardiovascular

Surgery, Radiology, Nuclear Medicine, Anesthesia and

Intensive Care. Pulmonary endarterectomy is the curative

treatment in patients diagnosed with CTEPH. With the

increasing awareness in the world and in our country,

this surgery, imaging and diagnostic methods, advances

in cardiovascular surgery, advances in heart protection

techniques and advances in assistive support systems in

postoperative care can be performed with low mortality

rates. The basic logic is the surgical removal of the clot

material, which is contained in the pulmonary vessels and

adhered to the vessel and is no longer chronic. For this

purpose, the heart, as in other cardiac surgery operations,

cardiopulmonary bypass using the method we call the

cardiovascular surgeons under control during the surgery

should be provided with a special equipment. We also call

“total circulatory arrest” which is used in some other special

cardiac surgeries by stopping the circulation and removing

the clot in the pulmonary vessels by means of special

devices developed by cardiac surgeons for this purpose.

Pulmonary hypertension is the most important factor

when deciding on surgery, it is the presence of a clot

material that can be removed, along with the condition

of it and the part of the heart we call the right ventricle.

Drug therapy has an important place in the treatment of

this disease. Drug treatment should be considered mainly

in 3 groups of patients. These are the patients in the

clot’s very small and unreachable vessels of the lung, the

patients who underwent surgery but the lung pressure

remained high, and the surgery was very risky as a result of

patient-related reasons. Drug treatment in these patients

provides important benefits in terms of quality of life.

There are medicines specific to this disease in the world

and in our country and they are reimbursed by our health

system. Balloon pulmonary angioplasty is also used as an

adjunct to drug therapy for patients with clots in the very

small and inaccessible vessels of the lung, patients who

have undergone surgery but whose lung pressure remains

elevated.

What is the treatment of CTEPH in Turkey?

Although there are good intentions in the treatment of

CTEPH disease, we do not think that it is still at the desired

level. We think that there should be new centers that

are interested in this subject and have Cardiovascular,

Cardiology, Radiology, Nuclear Medicine, Intensive Care

Unit and of course Cardiovascular Surgery teams that

can perform surgery and use auxiliary circulatory support

devices like ECMO.

de azaltılabilir ancak tüm bu tetkiklerin de zaman alacağı

gerçeğini unutmamak gerekir.

Tedavisi nedir?

KTEPH hastalığının kesin ve etkin tedavisi cerrahidir. Asıl

olan nokta KTEPH’te tedavi kararının Göğüs Hastalıkları,

Kardiyoloji, Kalp ve Damar Cerrahisi, Radyoloji, Nükleer

Tıp, Anestezi ve Yoğun Bakım uzmanlarından oluşan

multidisipliner bir yaklaşımla verilmesidir. KTEPH tanısı

konulan hastalarda küratif tedavi pulmoner endarterektomi

ameliyatıdır. Dünyada ve ülkemizde farkındalığın artması ile

giderek yaygınlaşmaya başlayan bu ameliyat, görüntüleme

ve tanı yöntemlerindeki gelişmeler, kalp damar cerrahisinde

kalp koruma tekniklerindeki ilerlemeler, ameliyat sonrası

bakımda yardımcı destek sistemlerindeki ilerlemeler

sayesinde düşük ölüm oranları ile uygulanabilmektedir.

Temel mantık, akciğer damarlarının içerisinde bulunan

ve damar içine yapışmış ve artık kronikleşmiş pıhtı

materyalinin cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Bu amaçla

kalbin, diğer kalp cerrahisi ameliyatlarında olduğu gibi,

kardiyopulmoner bypass dediğimiz yöntem kullanılarak

dolaşımın kalp-damar cerrahlarının kontrolünde ameliyat

süresince özel bir donanım ile sağlanması gerekmektedir.

Yine diğer bazı özel kalp ameliyatlarında kullanılan “total

sirkülatuar arrest” dediğimiz dolaşımın durdurularak

akciğer damarları içersisindeki pıhtının bu amaç için yine

kalp cerrahları tarafından geliştirilmiş özel cihazlarla

çıkarılmasıdır. Ameliyat kararı verirken en önemli unsur

pulmoner hipertansiyonun ve kalbin sağ karıncık dediğimiz

bölümünün durumu ile birlikte, çıkarılabilecek bir pıhtı

materyalinin bulunmasıdır. Bu hastalığın tedavisinde

ilaç tedavisi de önemli yer tutmaktadır. İlaç tedavisi esas

olarak 3 grup hastada düşünülmelidir. Bunlar da, pıhtının

akciğerin çok küçük ve ulaşılamayacak damarlarında

bulunan hastalar, cerrahi uygulanmış ama akciğer

tansiyonu yüksek kalmaya devam etmiş olan hastalar,

ameliyatın hasta ile ilgili sebepler neticesinde çok riskli

olduğu hastalar. Bu hastalarda ilaç tedavisi yaşam kalitesi

açısından önemli faydalar sağlamaktadır. Dünyada

ve ülkemizde bu hastalığa özel ilaç mevcut ve sağlık

sistemimiz tarafından da geri ödemesi sağlanmaktadır.

Pıhtının akciğerin çok küçük ve ulaşılamayacak

damarlarında bulunan hastalar, cerrahi uygulanmış ama

akciğer tansiyonu yüksek kalmaya devam etmiş olan

hastalar için ilaç tedavisine yardımcı olarak balon pulmoner

anjioplasti tedavisi de uygulanmaktadır.

KTEPH tedavisinde Türkiye ne durumda?

KTEPH hastalığının tedavisinde iyi niyetli çabalar

olmasına rağmen halen istenilen düzeyde olunduğunu

düşünmüyoruz. Bu konu ile ilgilenen ve bünyesinde Göğüs

Hastalıkları, Kardiyoloji, Radyoloji, Nükleer tıp, Yoğun

bakım ünitesi ve elbette ameliyatı yapabilecek ve ECMO gibi

yardımcı dolaşım destek cihazlarını kullanabilecek Kalp

ve Damar cerrahisi ekiplerini barındıran yeni merkezlerin

olması gerektiğini düşünüyoruz.

Aralık 2019



72

Anti-Vaccine Discourse Threat Community Health!

Aşı Karşıtı Söylemler Toplum Sağlığını Tehdit Ediyor!

İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Bilim Komisyonu

Üyesi Uzm. Dr. S. Handan Karahan Saper: “Her geçen yıl

aşılanan çocuk ve yetişkinlerin sayısı, görsel medyada,

sosyal medyada çıkan aşı karşıtı haberler, köşe yazıları ve

kitaplar nedeniyle gittikçe azalmaktadır. Bu durum toplum

sağlığını ciddi biçimde tehlikeye atmaktadır.”

Exp. Dr. S. Handan Karahan Saper, Member of Science

Commission, Istanbul Family Medicine Association

(ISTAHED), said, “The number of children and adults

who are vaccinated every year is decreasing due to

anti-vaccination news, column articles and books on

visual media and social media. This situation seriously

endangers public health.”

One To 10th Patients Knows COPD

Remarking that, November 20 was declared as Chronic

Obstructive Pulmonary Disease (COPD) day in order to

ensure consciousness and to raise awareness in Turkey and

all over the world, Saper said, “World COPD Day is held

to increase the application of people with risk factors to

health care providers and to make the disease recognized

by the society and to make the correct diagnosis. COPD

(Chronic Obstructive Pulmonary Disease) is a progressive

lung disease caused by an inflammation that is not caused

by microbes in the airways and is the third cause of death

worldwide. Although one out of every five people over

40 years of age has COPD, only one out of 10 patients can

be diagnosed with COPD. This only 500,000 of the 3-5

million COPD patients in Turkey, according to statistics are

monitored with COPD.”

“Vaccination Is Very Important For COPD

Patients”

Expressing that “Air pollution, the use of wood and dung,

smoking, being overweight, decreasing physical activity are

major risk factors for COPD.” Saper said,

“COPD presents with shortness of breath, sputum

cough, and the definitive diagnosis is made by ‘breath

measurement test’. After the diagnosis of COPD, if

the patient smokes first, he / she should stop smoking,

“Her 10 Hastadan Biri KOAH Olduğunu Biliyor”

Tüm dünyada ve Türkiye’de Kronik Obstrüktif Akciğer

Hastalığı (KOAH) bilincini arttırmak ve farkındalığı sağlamak

amacıyla 20 Kasım tarihi Dünya KOAH günü olarak ilan

edildiğini belirten Saper, “Dünya KOAH Günü, risk faktörü

olan insanların sağlık hizmeti sunucularına başvurusunu

arttırmak ve bu hastalığın toplum tarafından fark edilmesini

sağlamak ve doğru şekilde tanı konabilmesi amacıyla

düzenlenmektedir. Toplum tarafından bilinmediği için

tanısının doğru konması mümkün olamayan KOAH (Kronik

tıkayıcı akciğer hastalığı) nefes yollarında mikroplar

sebebiyle olmayan bir iltihaplanmaya bağlı oluşan ilerleyici

bir akciğer hastalığıdır ve tüm dünyadaki ölümlerin

3. nedenidir. 40 yaş üstü her 5 kişiden birinde KOAH

görülmesine rağmen her 10 hastanın sadece birine KOAH

tanısı konabilmektedir. Bu istatistiklere göre Türkiye’deki

3-5 milyon KOAH hastasının sadece 500.000’i KOAH

tanısıyla izlenmektedir.” dedi.

“KOAH Hastaları İçin De Aşı Çok Önemli”

“Hava kirliliği, odun ve tezek kullanımı, sigara içimi, aşırı

kilolu olmak, fiziksel aktivitede azalma KOAH hastalığı için

büyük risk faktörleridir.” diyen Saper, şöyle devam etti:

“KOAH nefes darlığı, balgamlı öksürük, gibi bulgular

vermektedir ve kesin tanısı ‘nefes ölçüm testi’yle

konmaktadır. KOAH tanısı konduktan sonra hasta öncelikle

sigara içiyorsa sigarayı bırakmalı, sağlıklı beslenmeli, bol

hareket etmeli ve aşılarını yaptırmalıdır. KOAH hastaları

grip ve zatürre aşılarını mutlaka yaptırmalıdır çünkü

grip hastalığı özellikle KOAH hastalarında solunum

yetersizliğine ve zatürreye neden olmaktadır. Gribe bağlı

gelişen zatürrenin de 2 türü bulunmaktadır. Primer gribe

bağlı gelişen zatürre akciğerlere kadar virüsün ulaşıp

akciğerlerde iltihaba yol açmasıyla oluşur. Bu zatürre türü

grip hastalığının bir türlü düzelmemesi ve kötüleşmesiyle

ve ateşin yüksek kalmaya devam etmesiyle görülür. KOAH

hastalarında gribe bağlı gelişen zatürreden ölme riski

akciğerlerin hastalık nedeniyle düzgün çalışamaması

nedeniyle diğer insanlardan çok daha yüksektir bu sebeple

KOAH hastaları her yıl mutlaka grip aşısı olmalıdır. KOAH

tanısı olan hastalar hekim tarafından reçete edildiği

takdirde grip aşısını ücretsiz olarak eczaneden temin

Aralık 2019



74

eat healthy, act abundantly and get vaccinations. COPD

patients should receive flu and pneumonia vaccines because

influenza causes respiratory failure and pneumonia,

especially in COPD patients. There are two types of

pneumonia developing due to influenza. Pneumonia due

to primary flu occurs when the virus reaches the lungs and

causes inflammation in the lungs. This type of pneumonia

occurs when the flu disease does not improve and worsen,

and fever remains high. The risk of pneumonia death in

COPD patients is much higher than in other people because

of the inability of the lungs to function properly, so COPD

patients should be immunized with flu every year. Patients

with a diagnosis of COPD can receive the flu vaccine free of

charge from the pharmacy if prescribed by the physician.

Secondary influenza pneumonia may occur 1-2 weeks after

the flu disease has improved. Complaints such as fever,

cough, shortness of breath and chest pain may occur. The

cause of this pneumonia, which occurs after the flu has

recovered, is bacteria, especially staphylococci, which can be

treated with antibiotics, but the risk of death is much higher

than in healthy individuals in those with COPD.”

The Ministry Of Health Especially Recommends

Vaccination For Risk Groups

Recalling that Ministry of Health issued a circular in 2016,

especially in the risk group, such as COPD pneumonia

vaccine for patients in the family health centers recommend

free of charge, Saper said, “Thus, four-fold increased risk of

death due to pneumonia than normal individuals is aimed to

protect patients with COPD.”

Pointing out that 2-3 million people die every year because

of diseases that can be protected with vaccines, Saper said,

“Vaccines can prevent both permanent disabilities and

deaths especially in risk groups. As the number of vaccinated

individuals increases, the probability of contact of the

unvaccinated individuals with the disease agent decreases

and the incidence of that disease decreases to a great

extent.”

“Vaccination Against News And Books Reduces

Vaccination Rates”

ISTAHED Science Commission Member Exp. Dr. S. Handan

Karahan Saper, underlined that the number of children

and adults vaccinated with each passing year, visual media,

social media, anti-vaccination news, columnists and books

due to the increasingly decreasing, this situation seriously

undermines the public health.

Saper also indicated, “The World Health Organization

established the Vaccination Hesitation Group in 2012 on the

spread of vaccine instability and started to work intensively

in this field. In Turkey, the Ministry of Health has set up a site

on the increasing instability of the vaccine and is aimed to

share this site with accurate and reliable information. The

Istanbul Family Medicine Association has also established

the website ‘asinedir.com’ with a satisfying content in order

to inform the public who is interested in this subject and

started to work in this field. Proper use of social media and

mass media to raise awareness and awareness of COPD

disease, vaccines and their effects will certainly increase

awareness and consciousness.”

edebilmektedir. Sekonder grip zatürresi ise grip hastalığı

düzeldikten 1-2 hafta sonra ortaya çıkabilir. Ateş yüksekliği,

öksürük, nefes darlığı ve göğüs ağrısı gibi şikayetler

görülebilir. Grip düzeldikten sonra oluşan bu zatürrenin

sebebi başta stafilokok adı verilen mikroplar olmak üzere

bakterilerdir, antibiyotikle tedavi edilebilir ama KOAH

hastalığı olanlarda antibiyotikle tedavi edilebilse de ölüm

riski sağlıklı bireylere göre çok daha yüksektir.”

“Sağlık Bakanlığı Özellikle Riskli Gruplara Aşıyı

Öneriyor”

Sağlık Bakanlığı’nın 2016 yılında yayınlamış olduğu

genelgeyle özellikle KOAH gibi risk grubunda olan hastalara

zatürre aşısının ücretsiz olarak aile sağlığı merkezlerinde

yapılmasını önerdiğini belirten Saper, “Böylece normal

bireylere göre zatürre nedeniyle 4 kat artmış ölüm riski olan

KOAH hastalarını korumak hedeflenmiştir.” dedi.

Dünyada her yıl 2-3 milyon insan aşıyla korunabilen

hastalıklar nedeniyle hayata veda ettiğine dikkat

çeken Saper, “Aşılar özellikle risk gruplarında hem

kalıcı sakatlıkları hem de ölümleri önleyebilmektedir.

Toplumlarda aşılı birey sayısı arttıkça aşılanmamış

bireylerin hastalık etkeniyle temas olasılığı azalır ve o

hastalığın görülme sıklığı da büyük oranda azalır.” diye

konuştu.

“Haber Ve Kitaplardaki

Aşı Karşıtlığı, Aşılanma

Oranlarını Düşürüyor”

İSTAHED Bilim Komisyonu

Üyesi Uzm. Dr. S. Handan

Karahan Saper, her geçen yıl

aşılanan çocuk ve yetişkinlerin

sayısının görsel medyada,

sosyal medyada çıkan aşı

karşıtı haberler, köşe yazıları

ve kitaplar nedeniyle gittikçe

azalmakta olduğunu, bu

durumun toplum sağlığını ciddi

biçimde tehlikeye attığının

altını çizdi.

Saper ayrıca, “Dünya Sağlık

Exp. Dr. S. Handan Karahan Saper,

Örgütü aşı kararsızlığının

Member of Science Commission,

yayılması üzerine 2012 yılında

Istanbul Family Medicine

Aşı Tereddütleri Grubu kurmuş

Association (ISTAHED)

ve bu alanda yoğun şekilde

çalışmalar yapmaya başlamıştır. Türkiye’de Sağlık Bakanlığı

aşı kararsızlığının artması üzerine bir site kurmuş ve bu

siteyle doğru ve güvenilir bilgileri paylaşmayı amaçlamıştır.

İstanbul Aile Hekimliği Derneği de bu konuyla yakından

ilgilenmiş halkı bilgilendirmek amacıyla doyurucu içeriğiyle

‘asinedir.com’ isimli web sitesini kurmuş ve bu alanda

çalışmaya başlamıştır. KOAH hastalığı, aşılar ve etkileri

konusunda doğru bilgilendirmenin ve bilinçlendirmenin

sağlanması amacıyla sosyal medyanın ve kitle iletişim

araçlarının doğru kullanılması farkındalığı ve bilinci

kesinlikle arttıracaktır.” dedi.

Aralık 2019



76

Stryker Opens New Office in Istanbul

Stryker İstanbul’da Yeni Ofisini Açtı

A leading global medical technology company, Stryker

announced the opening of a new office in Istanbul, Turkey

in order to offer Stryker innovations with the latest

technology in the highest standards of service quality by

making direct investments. In the new facility of Stryker,

which was opened in Sancaktepe, there are also areas

where theoretical and practical trainings for the products

produced with the latest technology developed for the

use of office and healthcare professionals can be provided

simultaneously, besides the area to be used as an operation

and technical service.

Investing in Turkey 2015 for the first time by buying Muka

Metal hospital bed manufactures in Kayseri, with this new

office Stryker will continue to add value health services as

well as Turkey’s economy by increasing their investments in

Turkey.

Arda Ermut, Republic of Turkey Presidential Investment

Office Director, Daria Darnell, U.S. Consulate General in

Istanbul attended the opening ceremony of Stryker’s new

facility and head office in Sancaktepe.

Ali Aksoy: “We are taking concrete steps for the

future of Turkey”

Speaking at the opening, Ali Aksoy, Stryker Turkey Country

Manager, said, “Stryker is one of the leading medical

technology companies with its 80-year history. Stryker

continues to produce and develop solutions that add value

to health in many areas of medical technology. We are

Küresel çapta önde gelen bir tıbbi teknoloji şirketi olan

Stryker, en yüksek standartlarda hizmet kalitesiyle

birlikte son teknoloji Stryker inovasyonlarını sunmak için

Türkiye’ye doğrudan yatırım yaparak İstanbul’da yeni bir

ofis açtığını duyurdu. Sancaktepe’de açılışı gerçekleştirilen

Stryker’ın yeni tesisinde, operasyon ve teknik servis olarak

kullanılacak alan haricinde, ofis ve sağlık profesyonellerinin

kullanımı için geliştirilen en son teknoloji ile üretilen

ürünlere yönelik teorik ve pratik eğitimlerin eş zamanlı

verilebileceği alanlar da mevcut.

İlk kez 2015 yılında Kayseri’de hastane yatakları üreten

Muka Metal’i satın alarak Türkiye’ye yatırım yapan Stryker,

bu yeni merkez ofisi ile Türkiye’deki yatırımlarını artırarak

sağlık hizmetlerine kattığı değerin yanı sıra Türkiye

ekonomisine de değer katmaya devam edecek.

Stryker’ın Sancaktepe’de hizmete soktuğu yeni tesis ve

merkez ofisin açılış törenine T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım

Ofisi Başkanı Arda Ermut ve Amerika Birleşik Devletleri

İstanbul Başkonsolosu Daria Darnell katıldı.

Ali Aksoy: “Türkiye’deki geleceğimiz için sağlam

adımlar atıyoruz”

Açılışta konuşan Stryker Türkiye Ülke Müdürü Ali Aksoy,

“80 yıllık geçmişi ile Stryker, öncü medikal teknoloji

firmalarından bir tanesi. Stryker, medikal teknolojinin

pek çok alanında sağlığa değer katan çözümler üretmeye

ve geliştirmeye devam ediyor. Dünya’da 7 binden fazla

Aralık 2019


77

happy with where we made direct investments of more

than 7 thousand 862 million dollars to the owner of the

patent and R & D budget with Turkey as a company that

produces value-added solutions for health care in the

world. Turkey, is progressing day by day growing economic

power and especially the Ministry of Health, which is a

breakthrough in the field of health city hospitals move

confidently towards a major health base with the success

of the project. Together with these hospital structures, our

country has the capacity to be the center of health tourism.

As Stryker, with high quality and latest technology, we are

sure to contribute to the development of our health care

professionals, as well as in Turkey’s health sector with the

support of our medical training we prepare for.”

Turkey rose to top positions in investment grade

countries league

Speaking at the opening ceremony, Arda Ermut, Republic

of Turkey Presidential Investment Office Director, said,

“The expansion-type investments of our current investors

come to the forefront as much as the investments from

zero to our country. Because our current investors are

companies that know our country, trust and believe in their

long-term potential. Thus, in 2011, Turkey entered the

market and the opening of new offices Stryker performs

exports to more than 70 countries as of today carry great

meaning for us. I would like to express my gratitude to the

entire Stryker team. In an environment where the global

market is shrinking in terms of direct investments and

competition is gradually increasing, efforts to increase the

attractiveness of the investment environment become

more important. Turkey rose more than 10 places and got

33rd rank in the 2020 World Bank Doing Business Index

by achieving more success in this sense. This is a very

significant development in terms of being a result of the

improvement in the investment environment in Turkey.”

An important investment for the health

ecosystem

Daria Darnell, U.S. Consulate General in Istanbul, remarked

that USA and Turkey are aiming to increase the volume of

trade partners and collaborations made in the health sector

for the benefit of both health professionals and patients.

He added that the investments made by companies like

Stryker are of great importance for these efforts.

patent sahibi ve 862 milyon dolarlık Ar-Ge bütçesi ile

katma değerli sağlık hizmeti için çözümler üreten bir

şirket olarak Türkiye’ye yaptığımız doğrudan yatırım

ile burada olmaktan mutluluk duyuyoruz. Türkiye, gün

geçtikçe gelişen ekonomik gücü ve özellikle Sağlık

Bakanlığı’nın sağlık alanında bir atılım hamlesi olan Şehir

Hastaneleri projelerinin başarısıyla birlikte önemli bir

sağlık üssü olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Bu

hastane yapıları ile birlikte ülkemiz sağlık turizminin de

merkezi olacak kapasitede. Stryker olarak, yüksek kaliteli,

en son teknolojilerimizin yanı sıra sağlık profesyonelleri

için hazırladığımız medikal eğitimlerimizin de desteğiyle

Türkiye’nin sağlık alanındaki gelişimine katkıda

bulunacağımızdan eminiz.”

Türkiye yatırım yapılabilir ülkeler liginde üst

sıralara yükseldi

Açılışa katılarak konuşma yapan T.C. Cumhurbaşkanlığı

Yatırım Ofisi Başkanı Arda Ermut, “Mevcut

yatırımcılarımızın genişleme türü yatırımları en az ülkemize

gelen sıfırdan yatırımlar kadar ön plana çıkıyor. Çünkü

mevcut yatırımcılarımız ülkemizi tanıyan, güvenen ve uzun

vadeli potansiyeline inanan şirketler. Dolayısıyla, 2011

yılında Türkiye pazarına giren ve bugün itibarıyla 70’ten

fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren Stryker’ın yeni ofis

açılışı bizim için büyük anlam taşıyor. Tüm Stryker ekibine

şükranlarımı sunuyorum. Doğrudan yatırımlar anlamında

küresel pazarın daraldığı ve rekabetin giderek arttığı bir

ortamda yatırım ortamının çekiciliğini artırmaya yönelik

çalışmalar daha da önem kazanıyor. Türkiye bu anlamda bir

başarı daha elde ederek Dünya Bankası 2020 Yılı İş Yapma

Kolaylığı Endeksi’nde 10 basamak birden yükselerek 33.

sıraya yerleşmiştir. Bu da Türkiye’nin yatırım ortamındaki

iyileşmelerin bir sonucu olması bakımından çok önemli bir

gelişmedir”

Sağlık ekosistemi için önemli bir yatırım

A.B.D. Başkonsolosu Daria Darnell, A.B.D. ve Türkiye’nin

ortak ticaret hacimlerini arttırmayı hedeflediklerini ve

hem sağlık profesyonellerinin hem de hastaların faydasına

olacak çalışmalar için sağlık sektöründe iş birlikleri

yapıldığını belirtti. Stryker gibi şirketlerin yaptığı yatırımların

bu çalışmalar için büyük önem taşıdığını ekledi.

Aralık 2019




80

Strategic Balkans Partnership from Berko Pharmaceuticals

Berko İlaç’tan Stratejik Balkanlar Ortaklığı

Eylem Beran - Member of the

Board, Berko Pharmaceuticals

Pharmacist Berat Beran - Chairman of

the Board, Berko Pharmaceuticals

Isuf Berberi - Chairman

of the Board, Fufarma

Berko Pharmaceuticals, a strong brand in

the pharmaceutical sector, which continues

to produce and work for human health with

its vision “for Healthy Tomorrows” for over

thirty-five years, has taken the first steps

for a new partnership in the Balkans. Berko

Pharmaceuticals, which aims to increase its

export figures and its global competitive power,

has signed a contract with Fufarma of Albania.

Berko Pharmaceuticals, which is a 100% domestic capital,

serves Turkish medicine and world health with its 127

products, more than 700 employees and 21 thousand

square meters of world-class production facilities. With this

new partnership in the Balkans, Berko Pharmaceuticals aims

to further strengthen its export activities and to establish

a common structure in order to bring-in to Turkey. The

first steps were taken and the contract was signed for the

investment in the production facility planned to be realized

with the partnership of Sagen, an initiative of its business

partner Fufarma in Albania and Northern Macedonia.

Otuz beş yılı aşkın süredir “Sağlıklı Yarınlara”

vizyonuyla insan sağlığı için üretmeye ve

çalışmaya devam eden, ilaç sektöründe güçlü

bir marka olan Berko İlaç, Balkanlar’da yeni bir

ortaklık için ilk adımları attı. İhracat rakamlarını

ve global rekabetçi gücünü arttırmayı hedefleyen

Berko İlaç, Arnavutluk kökenli Fufarma ile

sözleşme imzaladı.

Yüzde yüz yerli sermaye olan Berko İlaç, 127 ürünü, 700’ü

aşan çalışanı ve 21 bin metrekarelik dünya standartlarındaki

üretim tesisleriyle Türk tıbbına ve dünya sağlığına

hizmet veriyor. Balkanlar’da hayata geçirilecek olan bu

yeni ortaklıkla Berko İlaç, ihracat çalışmalarını daha da

güçlendirmeyi ve Türkiye’ye gelir sağlayacak ortak bir yapı

kurmayı hedefliyor. Arnavutluk ve Kuzey Makedonya’daki iş

ortağı Fufarma’nın girişimi olan Sagen ortaklığı ile hayata

geçirilmesi planlanan üretim tesisi yatırımı için ilk adımlar

atıldı ve sözleşme imzalandı.

Yapılan basın toplantısı ile halka duyurulan Balkanlar

Aralık 2019


81

Thanks to the Balkans partnership announced to the public

at a press conference, Berko Pharmaceuticals aims in the

first stage, to establish an effective business model in

the field of registration, sales, marketing, packaging and

storage with Sagen, a strong organization in the Balkans

and Saber, a joint venture; and in the near future, with its

full production process, to deliver its products first to the

Balkans and Europe and then to all countries of the world.

Regarding the Balkans partnership, Berko Pharmaceuticals

Chairman Pharmacist Berat Beran stated “As Berko

Pharmaceuticals, we continue to invest and improve our

export operations. Through our partnership with Sagen,

we will bring Berko Pharmaceutical products to the world

faster. This development will be a common structure,

which will bring-in to Turkey, I wish this to be beneficial for

Turkey.”

Beran also mentioned the factors that make them prefer

Macedonia; “The reason why we prefer Macedonia;

Macedonia will enter the European Union in two years.

Making this investment now will enable us to open

up to Europe. We believe that we will be successful in

Europe. Thanks to the geographical location of Turkey, it

is possible to reach anywhere in the world. We, as Berko

Pharmaceuticals, want to be all over the world.”

Isuf Berberi, Chairman of the Board of Directors of

Fufarma, states that they wish to exist in the region as

Berko İlaç ve Fufarma and with this investment, they want

to contribute to human health in the region.

Berko Pharmaceuticals is a strong brand in Turkey’s

pharmaceutical market and since 2016, it has made a

great breakthrough in the field of exports. Within the

scope of foreign trade activities, it signed contracts with

41 countries; in 16 of which it is actively engaged in trade

and in the remaining 25 countries the registration process

is ongoing. Berko Pharmaceuticals exports its products to

Georgia, Iraq, Kosovo, Macedonia, Moldova, Vietnam, South

Korea, Lebanon, Sudan, Dagestan, Bosnia-Herzegovina,

Saudi Arabia, notably USA, Canada and Azerbaijan.

ortaklığıyla Berko İlaç, Balkanlar’da güçlü bir yapılanması

olan Sagen’le ve ortak girişim olan Saber’le ilk etapta

ruhsatlama, satış, pazarlama, ambalajlama ve depolama

alanında etkin bir iş modeli kurmayı; yakın gelecekte ise

tam üretim prosesiyle önce Balkanlar ve Avrupa daha sonra

da tüm dünya ülkelerine ürünlerini ulaştırmayı hedefliyor.

Balkanlar ortaklığı ile ilgili Berko İlaç Yönetim Kurulu

Başkanı Ecz. Berat Beran, “Berko İlaç olarak yatırım

yapmaya ve ihracat çalışmalarımızı geliştirmeye devam

ediyoruz. Sagen ortaklığımız ile Berko İlaç ürünlerini tüm

dünyayla daha hızlı bir şekilde buluşturacağız. Bu atılımımız

Türkiye’ye gelir sağlayacak ortak bir yapı olacak, Türkiye

için hayırlı uğurlu olmasını dilerim.” şeklinde açıklama

yaptı. Makedonya’yı tercih etmelerindeki faktörlerden de

bahseden Beran, “Makedonya’yı tercih etmemizin sebebi;

Makedonya 2 yıl içinde Avrupa Birliği’ne girmiş olacak. Şu

an bu yatırımı yapmamız Avrupa’ya açılmamızı sağlayacak.

Avrupa’da da başarılı olacağımıza inanıyoruz. Türkiye’nin

coğrafi konumundan dolayı dünyanın her yerine ulaşmak

mümkün. Biz de Berko İlaç olarak dünyanın her yerinde

olmak istiyoruz.” dedi.

Berko İlaç ve Fufarma olarak bölgede var olmak

istediklerini belirten Fufarma Yönetim Kurulu Başkanı Isuf

Berberi ise bu yatırım ile bölgedeki insan sağlığına katkıda

bulunmak istediklerini ifade etti.

Türkiye ilaç pazarında güçlü bir marka olan Berko İlaç,

2016 yılından bu yana ihracat alanında büyük bir atılım

gerçekleştirmiştir. Dış ticaret çalışmaları dâhilinde 41

ülke ile sözleşme imzalamış; bunların 16’sı ile aktif ticaret

yapılmaya başlanmış, kalan 25 ülke ile de ruhsatlama

çalışmaları devam etmektedir. Berko İlaç başta ABD,

Kanada ve Azerbaycan olmak üzere; Gürcistan, Irak,

Kosova, Makedonya, Moldova, Vietnam, Güney Kore,

Lübnan, Sudan, Dağıstan, Bosna-Hersek, Suudi Arabistan

gibi ülkelere ihracat yapmaktadır.

Aralık 2019


82

Good News From Abdi İbrahim, Additional Investment

Of 30 Million Dollars in Kazakhstan

Abdi İbrahim’den, Kazakistan’da 30 Milyon Dolarlık Ek Yatırım Müjdesi

Kazakistan Sağlık Bakanı Yelzhan Birtanov,

Türkiye temasları kapsamında, Abdi İbrahim’in

Esenyurt’taki üretim kompleksine ziyarette

bulundu. Abdi İbrahim CEO’su Dr. Süha

Taşpolatoğlu’nun ev sahipliğinde yapılan ziyaret

sırasında, Abdi İbrahim’in Kazakistan pazarındaki

devam eden faaliyetlerinin yanı sıra önümüzdeki

dönemde yapmayı planladığı 30 milyon dolarlık ek

yatırım hedefi de gündeme getirildi.

Minister of Health of Kazakhstan Yelzhan

Birtanov visited the production complex of Abdi

Ibrahim in Esenyurt within the scope of Turkey

contacts. During the visit hosted by Dr. Süha

Taşpolatoğlu, CEO of Abdi İbrahim, Abdi İbrahim’s

ongoing activities in the Kazakhstan market as

well as the additional investment target of $

30 million, which was planned to be made in the

coming period, was brought to the agenda.

Abdi İbrahim, Kazakistan Sağlık Bakanı Yelzhan Birtanov

ve beraberindeki heyeti, Esenyurt’taki üretim kompleksinde

ağırladı. Abdi İbrahim CEO’su Dr. Süha Taşpolatoğlu’nun ev

sahipliği yaptığı ziyarette Kazakistan Sağlık Bakanı Yelzhan

Birtanov, tesisleri gezerek faaliyetler hakkında bilgi aldı.

Esenyurt kompleksindeki biyoteknolojik ilaç üretim tesisi

AbdiBio, Steril Oftalmoloji ve Steril İnhalasyon Üretim

Tesisi, Steril Enjektabl ve Steril Onkoloji Üretim Tesisi ile

Hormon Üretim Tesisini ziyaret eden Bakan Birtanov’a

tesislerdeki teknolojik altyapı ve Ar-Ge çalışmaları

konularında bilgiler sunuldu. Abdi İbrahim’in Kazakistan’da

devam eden faaliyetleri ve planlanan yeni yatırımları

hakkında görüş alışverişinin yapıldığı ziyarette, şirketin bu

pazardaki büyüme planları ve hedefleri de konuşuldu.

Kazakistan Sağlık Bakanı Birtanov’u ağırlamaktan

duydukları memnuniyeti dile getiren Süha Taşpolatoğlu,

Abdi İbrahim hosted the Minister of Health of Kazakhstan

Yelzhan Birtanov and his accompanying delegation at the

production complex in Esenyurt. During the visit hosted

by Dr. Süha Taşpolatoğlu, CEO Abdi İbrahim, Kazakhstan

Minister of Health Yelzhan Birtanov visited the facilities

and received information from about the activities.

Minister Birtanov was informed about the information on

technological infrastructure and R & D activities in facilities

of AbdiBio, biotechnological drug production facility in

Esenyurt complex, Sterile Ophthalmology and Sterile

Inhalation Production Facility, Sterile Injectable and Sterile

Oncology Production Facility and Hormone Production

Facility. During the visit, views on the ongoing activities and

planned new investments in Kazakhstan of Abdi İbrahim

exchanged and discussed the company’s growth plans and

targets in this market.

Süha Taşpolatoğlu expressed his pleasure for hosting

Kazakhstan Minister of Health Birtanov and thanked

Aralık 2019


83

them for their support to the commercial relations with

the government of Kazakhstan. Taşpolatoğlu said, “Our

production facility in Kazakhstan is the most important link

of our investments abroad. It has the distinction of being

the first country we started production in our overseas

operations. Established in 2012, Abdi İbrahim Global

Pharm started its operations at the end of 2015 with an

annual production capacity of 24 million boxes. We are

currently manufacturing pharmaceuticals in international

standards in many fields such as diabetes, hepatitis B and

tuberculosis. We are the most modern, comprehensive

facility in Kazakhstan. In line with our growth strategy, we

aim to increase our market share in the markets in which

we operate and to further strengthen the position of

our products through our investments. At this point, the

Kazakhstan market is of great importance for us. We see

Kazakhstan as our second home.”

Stating that they are preparing an additional investment

of 30 million dollars in Kazakhstan in the coming period,

Taşpolatoğlu said, “With the realization of this investment,

we aim to double our employment in the country within 5

years. As Abdi İbrahim, we reinforce our claim in the sector

with our investments abroad. The growth of sales volume

in the Kazakhstan market is also very important for us. In

order to realize the marketing investment necessary for

this purpose, we are continuing our efforts continuously.

However, we also evaluate the export potentials we will

realize in the close geographies.”

Minister of Health of Kazakhstan Yelzhan Birtanov made

the following evaluations after his visit to Abdi İbrahim,

“We were pleased to visit Abdi İbrahim production facilities

with the latest technology. During our facility visit, we

had the opportunity to see the AbdiBio biotechnological

pharmaceutical production facility. I would like to

congratulate Abdi İbrahim on behalf of myself for analyzing

the current and potential needs in the pharmaceutical

sector and signing such important investments. It is

gratifying that the important trade relations between the

two countries since 2012 will continue to develop with

additional investments. I wish all future cooperation will be

beneficial to all parties.”

Kazakistan hükümetiyle karşılıklı güven çerçevesinde

yürüyen ticari ilişkilere sağladıkları destekler için teşekkür

etti. Taşpolatoğlu, “Kazakistan’daki üretim tesisimiz,

yurtdışındaki yatırımlarımızın en önemli halkası. Yurtdışı

operasyonlarımız içinde, üretime geçtiğimiz ilk ülke olma

özelliği taşıyor. 2012 yılında kurduğunuz Abdi İbrahim

Global Pharm, 2015 yılı sonunda yılda 24 milyon kutu

üretim kapasitesiyle faaliyetlerine başladı. Fabrikamızda

şu anda diyabet, Hepatit B, tüberküloz gibi birçok alanda

uluslararası standartlarda ilaç üretimi gerçekleştiriyoruz.

Kazakistan’ın en modern, en kapsamlı tesisi konumundayız.

Büyüme stratejimiz doğrultusunda, faaliyet gösterdiğimiz

pazarlarda pazar payımızı artırmayı ve yatırımlarımızla

ürünlerimizin konumunu daha da güçlendirmeyi

hedefliyoruz. Bu noktada Kazakistan pazarı bizim için

büyük önem taşıyor. Kazakistan’ı ikinci evimiz olarak

görüyoruz” dedi. Önümüzdeki dönemde Kazakistan’da

30 milyon dolarlık ek bir yatırıma hazırlandıklarını

açıklayan Taşpolatoğlu, “Bu yatırımın hayata geçmesiyle

birlikte 5 yıl içinde ülkedeki istihdamımızı iki katına

çıkarmayı hedefliyoruz. Abdi İbrahim olarak yurtdışında

yürüttüğümüz yatırımlarla sektördeki iddiamızı her

geçen gün pekiştiriyoruz. Kazakistan pazarında da

satış hacminin büyümesi bizim için son derece önemli.

Bunun için gerekli olan pazarlama yatırımının yapılması

adına çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Bununla

birlikte, yakın coğrafyalara gerçekleştireceğimiz ihracat

potansiyellerini de değerlendiriyoruz” şeklinde konuştu.

Kazakistan Sağlık Bakanı Yelzhan Birtanov ise Abdi

İbrahim’e yaptığı ziyaret sonrasında şu değerlendirmelerde

bulundu: “Son teknolojiye sahip Abdi İbrahim üretim

tesislerini ziyaret etmekten dolayı mutluluk duyduk. Tesis

ziyaretimiz sırasında AbdiBio biyoteknolojik ilaç üretim

tesisini de görme fırsatı elde ettik. İlaç sektöründe, mevcut

ve potansiyel ihtiyaçları analiz ederek böylesi önemli

yatırımlara imza atan Abdi İbrahim’i şahsım adına tebrik

ediyorum. 2012 yılından bu yana iki ülke arasında devam

eden önemli ticari ilişkilerin yeni ek yatırımlarla gelişmeye

devam edecek olması sevindirici. Gelecekte yapılacak yeni

işbirliklerinin tüm taraflara hayırlı olmasını diliyorum.

Aralık 2019


84

What Should Be The

Correct Antibiotic Use?

Doğru Antibiyotik Kullanımı

Nasıl Olmalı?

Doktorun önermesi halinde antibiyotik tedavisinin

uygulanması gerektiğini belirten uzmanlar, bu tedavinin

de yarım bırakılmaması gerektiği hatırlatmasını yapıyor.

Antibiyotik kullanımında kimi zaman kanlı ishalin

görülebileceğini belirten uzmanlar, mutlaka hekime

danışılması gerektiğini vurguluyor.

NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Genel Cerrahi ve Acil Servis

Uzmanı Dr. Talha Atalay, antibiyotik kullanımına ilişkin

değerlendirmelerde bulundu.

NPİSTANBUL Brain Hospital General Surgery and Emergency

Department Specialist Dr. Talha Atalay

If the doctor recommends that antibiotic treatment should

be applied, the experts remind that this treatment should

not be left half. Stating that bloody diarrhea can sometimes

be seen in the use of antibiotics, experts emphasize the

need to consult a physician.

NPİSTANBUL Brain Hospital General Surgery and

Emergency Department Specialist Dr. Talha Atalay

evaluates the use of antibiotics.

Antibiotics should not be used unless

recommended by a doctor

Recalling that many of the antibiotics are used

unnecessarily whereas many diseases may be cured without

antibiotic treatment, Dr. Talha Atalay said, “For example,

Antibiyotik doktor önermedikçe kullanılmamalıdır

Antibiyotiklerin birçoğunun gereksiz olarak kullanıldığını

oysa birçok hastalığın antibiyotik tedavisi görmeden de

düzeldiğini belirten Dr. Talha Atalay, “Mesela en çok

görülen üst solunum yolu enfeksiyonları viral kaynaklıdır

ve antibiyotik kullanımını gerektirmez. Bu nedenle

antibiyotik gerekmediği takdirde ve doktor onayı olmadıkça

başlanmaması gereken bir tedavi yöntemidir” dedi.

Antibiyotik tedavisi mutlaka tamamlanmalıdır

Antibiyotik tedavisinin yarım bırakılmaması gerektiğini

de vurgulayan Dr. Talha Atalay, “Antibiyotik tedavisi

tamamlanmalıdır. Yarım bırakılan tedavi, hastanın iyileşme

sürecini uzatır. Belli zaman aralığında kullanılması gereken

ilaç tedavileri, belirtilen süre zarfında bitirilmelidir. Yarım

bırakılan tedaviler zarar verir” uyarısında bulundu.

Antibiyotik hangi durumlarda kullanılmalıdır?

Antibiyotiğin doktor önerisiyle ve gerektiği takdirde

başlanması gereken bir tedavi olduğunu kaydeden Dr. Talha

Atalay, “Fizik tedavi bulguları, kan tahlillerini desteklemesi

durumunda doktor eğer bu yönde bir öneride bulunursa

antibiyotik alınmalıdır. Zaten son dönemlerde de antibiyotik

Aralık 2019


85

the most common upper respiratory infections are viral and

do not require antibiotic use. Therefore, it is a treatment

that should not be started unless antibiotics are required

and without doctor’s approval.”

Antibiotic treatment must be completed

Recording that antibiotic treatment should not be left half,

Dr. Talha Atalay emphasized, “Antibiotic treatment should be

completed. Discontinued treatment prolongs the patient’s

healing process. Antibiotics are therefore a treatment that

should not be started unless required and without doctor’s

consent. Drug treatments that should be used within a

certain period of time should be completed within the

specified period. Discontinued treatments will harm.”

In which situations should antibiotics be used?

Noting that the antibiotic is a treatment that should be

started with the advice of a doctor and if necessary, Dr.

Talha Atalay said, “If the physical therapy findings support

the blood tests, antibiotics should be taken if the doctor

makes a recommendation in this direction. Already in

recent years, there is an important effort to reduce the

use of antibiotics and to prevent unnecessary use. We

also remind you that antibiotics should be used under the

supervision of a doctor.”

Too much use causes harm

Stating that the use of many antibiotics also harm the

body, Dr. Talha Atalay said, “Because antibiotic treatment

is a treatment method that affects microorganisms within

the body itself. In the intestinal flora, in the mouth, on the

surface of the skin itself, considering the many effects of

the drug itself unnecessary antibiotic certainly should not

be used.”

Antibiotic use can lead to diarrhea

Referring to cases of diarrhea in the use of antibiotics.

Talha Atalay, said that antibiotics used after routine

infectionsmay cause diarrhea by reducing benign

microorganisms in the intestine and increasing malignant

pathogen microorganisms.

kullanımının azaltılması, gereksiz kullanımının önüne

geçilebilmesi için önemli bir çaba var. Biz de aynı şekilde

antibiyotiğin doktor kontrolünde kullanılması gerektiğini

hatırlatıyoruz” dedi.

Çok kullanımı zarar veriyor

Dr. Talha Atalay, çok antibiyotik kullanımının da vücuda

zarar verdiğini belirterek “Çünkü antibiyotik tedavisi

vücudun kendi içerisindeki mikroorganizmaları da etkileyen

bir tedavi yöntemidir. Bağırsak florasında, ağız içerisinde,

deri yüzeyinde ilacın kendisinin oluşturacağı birçok tesiri

de düşünecek olursak gereksiz antibiyotik kesinlikle

kullanılmamalıdır” dedi.

Antibiyotik kullanımı ishale yol açabilir

Antibiyotik kullanımında ortaya çıkan ishal vakalarına

değinen Dr. Talha Atalay, rutin enfeksiyonlar sonrası

kullanılan antibiyotiklerin bağırsakta bulunan iyi

huylu mikroorganizmaları azaltıp kötü huylu patojen

mikroorganizmaları artırarak ishale neden olabileceğini

söyledi.

Kanlı ishal görülebilir

Bu tür durumlarda genellikle kanlı ishalin gözlemlendiğini

belirten Dr. Talha Atalay, “Bu tür durumlarda bir

hekime müracaat edip kanlı ishalin sebebinin neden

kaynaklandığının anlaşılması ve sorunun çözülmesi

gerekir. Hem kullanılan antibiyotiği hem de hekimin yaptığı

tetkiklerin değerlendirilmesi gerekir” uyarısında bulundu.

Mide koruyucu ilaçlar kullanılmalı

Dr. Talha Atalay, “Antibiyotik ishalini önlemek çok

mümkün değildir ancak o antibiyotiği kullandıktan sonra

bu enfeksiyon ortaya çıkacağı için benzer antibiyotiklerin

ve muadil ilaçların kullanılmaması gerekir. Olası bir

antibiyotik ishali durumunda da mide koruyucu ilaçlar,

bağırsakları düzenleyici ilaçlar ve antibiyotiğin öne çıkardığı

mikroorganizmanın azalması için başka ilaçlar kullanmak

faydalı olacaktır” dedi.

Bloody diarrhea can be seen

Stating that bloody diarrhea is usually observed in such

cases, Dr. Talha Atalay said, “In such cases, a physician to

consult the cause of bloody diarrhea and the cause of

the cause of the problem must be understood. Both the

antibiotic used and the tests performed by the physician

should be evaluated.”

Stomach protection should be used

Dr. Talha Atalay said, “It is not possible to prevent antibiotic

diarrhea, but after using that antibiotic, this infection will

occur and similar antibiotics and equivalent drugs should

not be used. In case of a possible antibiotic diarrhea, it

would be beneficial to use stomach protection drugs,

intestinal regulating drugs and other drugs to reduce the

microorganism that the antibiotic put forward.”

Aralık 2019


86

Novo Nordisk And Noom Will Collaborate For Digital

Healthcare Solutions For Obese People

Novo Nordisk Ve Noom, Obeziteli Kişilere Yönelik

Dijital Sağlık Çözümleri İçin İşbirliği Yapacak

The global healthcare company Novo Nordisk

has collaborated with Noom, a digital healthcare

consultancy to make life easier for obese people. This

collaboration on digital health solutions focusing on

weight management and training to improve the lives

of obese people will benefit initially from obese people

in the United States.

Global healthcare company Novo Nordisk and leading

digital healthcare consulting company Noom will

collaborate on digital health solutions focusing on weight

management and training to improve the lives of obese

individuals. This cooperation will be the continuation of

an 8-month pilot program that combines over 95 years of

experience in helping people living with chronic diseases

with Noom’s proven, science-based habit change programs.

This partnership, which is one of the many collaborations

of Novo Nordisk to develop treatments, will initially offer

habituation and training solutions to people living with

obesity in the United States.

Global sağlık şirketi Novo Nordisk, obeziteli

bireylerin yaşamını kolaylaştırmak üzere

dijital sağlık danışmanlığı şirketi Noom ile iş

birliğine gitti. Obeziteli bireylerin yaşamlarını

iyileştirmek amacıyla kilo yönetimi ve eğitime

odaklanan dijital sağlık çözümleri konusundaki

bu iş birliğinden başlangıçta ABD’deki obeziteli

bireyler yararlanabilecek.

Global sağlık şirketi Novo Nordisk ile önde gelen dijital

sağlık danışmanlığı şirketi Noom, obeziteli bireylerin

yaşamlarını iyileştirmek amacıyla kilo yönetimi ve eğitime

odaklanan dijital sağlık çözümleri konusunda iş birliği

yapacak. Bu iş birliği; Noom’un etkisi kanıtlanmış, bilime

dayalı alışkanlık değişikliği programlarıyla, Novo Nordisk’in

kronik hastalıklarla yaşayan insanlara yardım etme

konusundaki 95 yılı aşkın deneyimini bir araya getiren 8

aylık bir pilot programın devamı olacak.

Novo Nordisk’in tedavileri geliştirme amaçlı pek çok iş

birliğinden biri olan bu ortaklık, alışkanlık değişikliği ve

Aralık 2019


87

We Are Working To Change The Life Of People

Camilla Sylvest, Executive vice president, Commercial

Strategy & Corporate Affairs at Novo Nordisk A/S, said,

“We work passionately to improve the lives of people with

obesity and find new solutions to support respectful and

full-range care, including lifestyle change and medical

management. We believe that the collaboration between

Noom and Novo Nordisk will train and empower obese

people to lose weight and maintain weight and ensure a

healthy life.”

We Worked More Than 4 Thousand Obesity

Indıvıduals For More Than A Year

Saeju Jeong, the Chief Executive Officer at Noom, said,

“Sustainable change does not come from nothing. Those

who live with obesity and want to manage their weight

need personalized coaching to change their habits and lose

weight permanently. For over a year, we have worked with

more than 4,000 obese individuals with the Novo Nordisk

team. We are excited about the exciting feedback and

know that we can test the solutions that work together

and support them with the much needed sustainable

solutions within the framework of a scientific and insightful

treatment plan.”

Noom’s solutions are designed to understand the

barriers and individual motivations, and to guide people

to sustainable change by using advanced technology,

including artificial intelligence, behavioral coaching from

more than 1,000 personal coaches, data and insights into

well-being.

eğitime yönelik çözümlerini başlangıç olarak ABD’de

obezite ile yaşayan kişilere sunacak.

Kişilerin Yaşamını Değiştirmek İçin Çalışıyoruz

Novo Nordisk Başkan Yardımcısı Camilla Sylvest,

“Obeziteli kişilerin yaşamını iyileştirmek için tutkuyla

çalışıyor ve yaşam tarzı değişikliği ile medikal yönetim de

dahil, saygılı ve tam kapsamlı bakımı destekleyecek yeni

çözümler buluyoruz. Noom ve Novo Nordisk iş birliğinin

obeziteli kişileri kilo vermeleri ve verilen kiloyu korumaları

yönünde eğitip güçlendireceğine ve sağlıklı yaşamalarını

sağlayacağına inanıyoruz” dedi.

4 Binden Fazla Obeziteli Bireyle Bir Yıldan Çok

Çalıştık

Noom kurucularından CEO Saeju Jeong ise “Sürdürülebilir

değişim hiç yoktan meydana gelmez. Obeziteyle

yaşayıp kilolarını yönetmek isteyenler alışkanlıklarını

değiştirmek ve kalıcı olarak kilo vermek için kişiye özel

koçluğa ihtiyaç duyarlar. Bir yılı aşkın bir süredir Novo

Nordisk ekibiyle beraber 4 binden fazla obeziteli bireyle

çalıştık. Heyecan verici geri bildirimlerden coşku duyuyor

ve işe yarayan çözümleri birlikte test ederek, bilimsel ve

iç görüye dayalı bir tedavi planı çerçevesinde çok ihtiyaç

duyulan sürdürülebilir çözümlerle destekleyeceğimizi

biliyoruz” diye konuştu. Noom’un çözümleri, bireysel

motivasyonlarla engelleri anlayıp, yapay zekâ dahil

ileri teknolojiyi, 1,000’den fazla kişisel koçun sağladığı

davranış koçluğunu, verileri ve esenlikle ilgili iç

görüleri kullanarak insanları sürdürülebilir değişime

yönlendirmeyi amaçlıyor.

Aralık 2019


88

Gilead Sciences And Elton John AIDS Foundation Started Radian

Program Againist HIV In Eastern Europe And Central Asia (EECA)

Gilead Sciences ve Elton John AIDS Vakfı Doğu Avrupa ve Orta

Asya’da (EECA) HIV’e Karşı Radian Programını Başlattı

Gilead Sciences and the Elton John AIDS Foundation

announced that they have launched the groundbreaking

RADIAN program at the Fast-Track Cities 2019 conference

in London. RADIAN will focus on finding meaningful

solutions to new HIV infections and deaths from AIDSrelated

diseases in the Eastern Europe and Central Asia

(EECA) region. With the strength of cooperation between

the foundation and Gilead within the framework of the

Eastern European and Central Asian Key Groups (EECAKP)

Fund, RADIAN will benefit from the extensive knowledge of

both organizations in the region’s needs and support bold

and meaningful actions to address problems.

Sir Elton John, founder of Elton John AIDS Foundation,

said, “Every day in the EECA region, more than 400 people

get HIV and 100 people die from AIDS.’ He continued: “A

few years ago, my foundation’s efforts to establish the

Eastern European and Central Asian Key Groups (EECAKP)

Fund together with Gilead drew our attention to the

need to increase our efforts in the region. For this reason,

I am pleased that my foundation is working with Gilead

once again in order to reverse the trends within RADIAN

and to provide the support and funding needed to reach

vulnerable people. Together we can make a difference, save

lives, and ensure that no one is left behind in the struggle

Gilead Sciences ve Elton John AIDS Vakfı Londra’da

düzenlenen Fast-Track Cities 2019 konferansında çığır

açacak RADIAN programını başlattıklarını açıkladılar.

RADIAN, Doğu Avrupa ve Orta Asya (EECA) bölgesinde

yeni HIV enfeksiyonlarına ve AIDS kaynaklı hastalıklardan

ölümlere anlamlı çözümler bulmaya odaklanacak. RADIAN,

vakıfla Gilead arasında Doğu Avrupa ve Orta Asya Kilit

Gruplar (EECAKP) Fonu çerçevesindeki iş birliğinden aldığı

güçle, her iki kuruluşun bölgenin ihtiyaçları konusundaki

geniş bilgisinden de yararlanarak, sorunların çözümüne

yönelik cesur ve anlamlı aksiyonları destekleyecek.

Elton John AIDS Vakfı kurucusu Sir Elton John, “Her gün

EECA bölgesinde 400’den fazla insan HIV enfeksiyonuna

yakalanıyor ve 100 kişi AIDS’den ölüyor.” dedi. Sir Elton

John sözlerine şu şekilde devam etti: “Vakfımın birkaç

yıl önce Gilead ile birlikte Doğu Avrupa ve Orta Asya

Kilit Gruplar (EECAKP) Fonu’nu kurma doğrultusundaki

çalışmaları bölgedeki çabalarımızı arttırmamızın

gerekliliğine dikkatimizi çekti. Bu nedenle, RADIAN

çerçevesinde eğilimleri tersine çevirmek ve korunmasız

insanlara ulaşmak amacıyla ihtiyaç duyulan desteği ve

finansmanı sağlamak için vakfımın bir kez daha Gilead

ile birlikte çalışıyor olmasından memnuniyet duyuyorum.

Birlikte fark oluşturabilir, hayatları kurtarabilir ve bu

salgına son verme mücadelesinde hiç kimsenin geride

kalmamasını sağlayabiliriz.”

Aralık 2019


89

to end this epidemic.” To end HIV / AIDS worldwide, it is

imperative to take action against the epidemic in the EECA

region. Although rates of new HIV infections and AIDSrelated

deaths tend to decline worldwide; EECA is one of

the few regions where HIV is on the rise and AIDS-related

deaths have increased by about 300 percent over the past

20 years. Daniel O’Day, Chairman and Chief Executive

Officer of Gilead Sciences, Inc., said, “Gilead and the Elton

John AIDS Foundation share a vision to put an end to

the AIDS epidemic.” Daniel O“Day continued: “Through

RADIAN, we aim to reach out to marginalized groups in the

EECA region and work with local organizations to overcome

the challenges they face. RADIAN will help provide funding

and support for the fight against HIV that has not been

given in the region before. The EECA region has more

than a million people living with HIV who need access to

the right treatment. This needs to be resolved urgently

through education, community empowerment and new

collaborations such as RADIAN.”

The RADIAN program consists of two basic elements:

the RADIAN ‘Sample Cities’ program and the RADIAN

‘Unmet Need’ fund. Thanks to the two-channel program

it has developed, RADIAN will direct resources to the

communities in need, while at the same time enabling

capacity building in other communities. The prevalence

of HIV is generally high in populations with limited access

to treatment, which are counter-stigmatized. RADIAN will

collaborate with local organizations to use the insights

gained in the field and share good practice examples that

will contribute to progress.

The first RADIAN ‘Sample City’ will be Almaty city of

Kazakhstan. Almaty has a very high HIV burden. There are

about 7,400 people living with HIV, and the prevalence of

HIV in the city is about twice the national average. RADIAN

will support the fight against stigmatization in Almaty,

improve healthcare infrastructure and treatment methods

and increase access to innovation. Other ‘Sample Cities’ will

be announced in 2020.

RADIAN will implement the ‘Unfulfilled Need’ fund to

support the rest of the EECA region beyond the selected

‘Sample Cities’ and to support effective programs in other

parts of the EECA. The fund will allow donations to local

and regional organizations that share RADIAN’s vision of

combating new HIV infections and AIDS-related deaths. Call

for Proposals will be held in mid-October 2019.

RADIAN aims to provide measurable changes in the

frequency of HIV exposure, access to care, treatment

coverage and prevention in both ways, and to make a

significant difference in the EECA region against new HIV

infections and AIDS-related deaths. For the next five years,

the best practices and information from RADIAN’s local

work will be used as a plan to help change the course of

HIV in the EECA region.

Dünya genelinde HIV/AIDS’e son verebilmek için EECA

bölgesindeki salgına yönelik harekete geçmek bir

zorunluluk. Yeni HIV enfeksiyonları ve AIDS kaynaklı

ölümlerin oranları dünya genelinde düşüş eğiliminde

olsa da; EECA, HIV’in yükselişte olduğu ve AIDS kaynaklı

ölümlerin son 20 yılda yaklaşık yüzde 300 arttığı az sayıda

bölgeden birisi.

Gilead Sciences Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Daniel

O’Day, “Gilead ile Elton John AIDS Vakfı, AIDS salgınına

son vermek için bir vizyonu paylaşıyorlar.” dedi. Daniel

O’Day sözlerini şöyle sürdürdü: “RADIAN aracılığıyla EECA

bölgesindeki ötekileştirilmiş gruplara ulaşmayı ve yerel

organizasyonlarla çalışarak, karşılaştıkları güçlüklerin

üstesinden gelmeyi amaçlıyoruz. RADIAN, HIV’e karşı

bölgede daha önce verilmemiş mücadele için finansman

ve destek sağlamaya yardımcı olacak. EECA bölgesinde

HIV ile yaşayan ve doğru tedaviye erişim ihtiyacı olan bir

milyondan fazla insan var. Bu durumun eğitim, toplumun

güçlendirilmesi ve RADIAN gibi yeni iş birlikleri aracığıyla

ivedi olarak çözümlenmesi gerekiyor.”

RADIAN programı iki temel unsurdan oluşuyor: RADIAN

‘Örnek Kentler’ programı ve RADIAN ‘Karşılanmamış

İhtiyaç’ fonu. RADIAN geliştirdiği iki kanallı program

sayesinde ihtiyaç içindeki toplumlara kaynak

yönlendirirken, aynı zamanda başka toplumlarda da

kapasite oluşmasına imkan sağlayacak. Damgalanmayla

karşı kaşıya kalan ve tedaviye sınırlı erişimi olan

toplumlarda HIV prevalansı genellikle yüksek. RADIAN

yerel organizasyonlarla iş birliği yaparak sahada elde

edilen içgörüleri kullanacak ve ilerlemeye katkı sağlayacak

iyi uygulama örneklerini paylaşacak.

İlk RADIAN ‘Örnek Kenti’ Kazakistan’ın Almatı kenti

olacak. Almatı’da oldukça yüksek bir HIV yükü bulunuyor.

HIV ile yaşayan yaklaşık 7,400 kişi var ve şehirdeki

HIV prevalansı ulusal ortalamanın yaklaşık iki katı.

RADIAN Almatı’da damgalanmaya karşı çalışarak, sağlık

hizmetleri altyapısını ve tedavi yöntemlerini iyileştirerek ve

yenilikçiliğe erişimi arttırarak mücadeleye destek verecek.

Diğer ‘Örnek Kentler’ 2020’de açıklanacak.

RADIAN seçilen ‘Örnek Kentlerin’ ötesinde EECA

bölgesinin geri kalanına da destek sağlamak ve

EECA’nın başka kısımlarında da etkili programları

desteklemek üzere ‘Karşılanmamış İhtiyaç’ fonunu

uygulamaya koyacak. Fon sayesinde RADIAN’ın yeni HIV

enfeksiyonlarıyla ve AIDS kaynaklı hastalıkların yol açtığı

ölümlerle mücadele vizyonunu paylaşan yerel ve bölgesel

kuruluşlara bağış desteği verilebilecek. Teklif Çağrısı

Ekim 2019 ortalarında yapılacak.

RADIAN her iki yolla HIV görülme sıklığı, bakıma ulaşma,

tedavi kapsamı ve korunmada ölçülebilir değişimler

sağlamayı; EECA bölgesinde yeni HIV enfeksiyonlarına

ve AIDS kaynaklı ölümlere karşı kayda değer bir fark

oluşturmayı amaçlıyor.

Önümüzdeki beş yıl boyunca RADIAN’ın yerel

çalışmalarından elde edilen en iyi uygulamalar ve bilgiler

EECA bölgesinde HIV’in gidişatını değiştirmeye yardımcı

bir plan olarak kullanılacak.

Aralık 2019


90

Abdi İbrahim Published Its Sustainability Report:

Our Priority Is To Leave A “Good” Trace

On Our Community And Our World

Abdi İbrahim, Sürdürülebilirlik Raporunu Yayınladı:

Önceliğimiz Topluma Ve Yaşadığımız Dünyaya

“İyi” Bir İz Bırakmak

Continuing its journey of

healing with courage, passion

and responsibility for 107

years, Abdi İbrahim published

its 4th Sustainability Report

approved by Global Reporting

Initiative (GRI) covering its

activities and operations in

economic, corporate, social and

environmental fields.

Striving to heal of lives touched by

it since the year 1912 and acting in

contemplation of the fact that the

world is a property borrowed by us

from the future generations, Abdi

İbrahim is focused continuously on

“healing” in its all business activities.

With its past of 107 years and ongoing

sector leadership of 17 years, Abdi

İbrahim is laying bare in its Sustainability

Report its past development and progress process and its

steps taken resolutely both in Turkey and all over the world.

Abdi İbrahim’s Sustainability Report covering 2017-2018

period may be retrieved from the address of https://www.

abdiibrahim.com.tr/en/responsibility/corporate-reports/

sustainability-report

Focused on sustainable success since the very

first day

Focused on sustainable success since the very first day of

its foundation, Abdi İbrahim is conducting its works and

activities in corporate, social, environmental and economic

fields in a systematic manner together with its internal and

external stakeholders. Trying to generate a difference by

focusing on correct points in the day by day complicated

world of needs and requirements, the Company is

presenting its ongoing development processes and the

conclusions derived out of them by its sustainability reports

to the attention of both its stakeholders and the public in

general. After becoming a participant of United Nations

Dr. M. Oğuzcan Bülbül, Abdi İbrahim Public Affairs

and Corporate Communications Director

107 yıldır cesaret, tutku ve

sorumlulukla iyileştirme

yolculuğunu sürdüren Abdi

İbrahim, ekonomik, kurumsal,

sosyal ve çevresel alanlarda

gerçekleştirdiği faaliyetlerini

kapsayan Küresel Raporlama

Girişimi (Global Reporting

Initiative-GRI) onaylı

4.Sürdürülebilirlik Raporu’nu

yayınladı.

1912 yılından bu yana dokunduğu

hayatları iyileştirmek için çalışan

Abdi İbrahim, dünyanın gelecek

nesillerden ödünç alındığı

düşüncesiyle hareket ederek tüm

faaliyetlerinde sürekli iyileştirmeye

odaklanıyor. 107 yıllık geçmişi ve 17

yıldır devam eden sektör liderliği ile

sürdürülebilirlik konusunda Türkiye

için önemli bir başarı öyküsü olan Abdi İbrahim, yayınladığı

Sürdürülebilirlik Raporu’nda hem Türkiye’deki hem de

dünya genelindeki gelişimini ve kararlılıkla attığı adımları

gözler önüne seriyor.

Abdi İbrahim’in 2017-2018 dönemini kapsayan

Sürdürülebilirlik Raporu’na https://www.abdiibrahim.com.

tr/en/responsibility/corporate-reports/sustainability-report

adresinden ulaşılabilir.

İlk günden bu yana sürdürülebilir başarıya odaklanıyor

Kuruluşundan bu yana sürdürülebilir başarıya odaklanan

Abdi İbrahim, kurumsal, sosyal, çevresel ve ekonomik

alanlardaki çalışmalarını iç ve dış paydaşlarıyla

birlikte sistemli bir şekilde yürütüyor. Her geçen gün

karmaşıklaşan ihtiyaçlar dünyasında doğru konulara

odaklanarak fark oluşturmaya çalışan şirket, bu doğrultuda

gelişim süreçlerini ve elde ettiği sonuçları sürdürülebilirlik

raporlarıyla paydaşlarının ve kamuoyunun dikkatine

sunuyor.

2010 yılı itibariyle Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler

Sözleşmesi (UNGC-United Nations Global Compact)

Aralık 2019


91

Global Compact (UNGC) as of 2010, Abdi İbrahim is focused

on performing its sustainability works and initiatives within

the frame of 10 global principles and is publishing its

Progress Statement every year.

Continuously taking forward steps for self-development

in the sustainability field, Abdi İbrahim is presenting

its sustainability reports to the attention of the public

in general since 2013. This report issued with an

approach integrated with the requirements of Global

Reporting Initiative (GRI) Standards: Basic Principles and

United Nations Global Compact (UNGC) and Women’s

Empowerment Principles (WEPs) is comprised of qualitative

and quantitative data and information collected from

head offices, facilities and field organization units of

Abdi İbrahim. In its 4th Sustainability Report covering

2017 – 2018 period, Abdi İbrahim is reporting the projects

performed in a systematic and comprehensive manner

together with internal and external stakeholders in the

light of the significance, materiality and stakeholder

participation principles of GRI, UNGC and WEPs reporting

requirements, as well as the data in corporate, economic,

human resources and environmental fields.

“Sustainability is an integral part of our business

strategy”

“We see the sustainability strategy of Abdi İbrahim as one

katılımcısı olan Abdi İbrahim, sürdürülebilirlik çalışmalarını

10 küresel ilke çerçevesinde yürütmeye odaklanarak her yıl

İlerleme Bildirimi’ni yayınlıyor.

Sürdürülebilirlik alanında kendini sürekli geliştiren adımlar

atan Abdi İbrahim, 2013’ten bu yana sürdürülebilirlik

raporunu kamuoyunun dikkatine sunuyor. Küresel

Raporlama Girişimi (GRI-Global Reporting Initiative)

GRI Standartları: Temel İlkeleri ile Birleşmiş Milletler

Küresel İlkeler Sözleşmesi (UNGC) ve Kadının Güçlenmesi

Prensipleri (WEPs-Women’s Empowerment Principles)

gereklilikleri ile entegre bir yaklaşımla hazırlanan rapor,

Abdi İbrahim’in genel merkezi, üretim tesisleri ve saha

birimlerinden derlenen kalitatif ve kantitatif verilerden

oluşuyor.

Abdi İbrahim, 2017 – 2018 dönemini kapsayan 4.

Sürdürülebilirlik Raporu’nda kurumsal, ekonomik, insan

kaynakları, çevre alanındaki veriler ile GRI, UNGC ve WEPs

raporlama gerekliliklerinin önemlilik ve paydaş katılımı

ilkeleri ışığında, iç ve dış paydaşlarla sistematik ve kapsamlı

şekilde yürütülen projelere yer veriyor.

“Sürdürülebilirlik, iş stratejimizin ayrılmaz bir

parçası”

Abdi İbrahim’in sürdürülebilirlik stratejisini iş

stratejilerinden ayrı düşünmeden, birbirini tamamlayan

ve besleyen bir bütünün parçaları olarak gördüklerini

Aralık 2019


92

of the parts of a whole together with, completed by and

feeding its business strategies,” says Dr. M. Oğuzcan Bülbül,

Abdi İbrahim Public Affairs and Corporate Communications

Director, and adds: “We are well aware of the responsibility

assumed by us for a healthier society and a more habitable

and liveable world. We are uninterruptedly continuing our

investments believing in the strength and future of our

country and in the potential of the Turkish pharmaceuticals

industry to the foundation of which we have had made

a great contribution. Why? Because we are a corporation

wishing to honour and pay its debts to its home country

through investment, production, exports and employment,

and a family full of passion and running after big goals and

ideals. And now our journey of healing initiated in the year

1912 is being continued by us to be carried towards the

future as an asset rapidly rising also in the international

markets.”

After emphasizing that both in Turkey and in all of its

other markets, Abdi İbrahim is working in cooperation

with private sector and non-governmental organizations

within the frame of its basic principle and motto of “healing

life” and is attaching importance not only to economic

factors but also to social and environmental factors, Dr. M.

Oğuzcan Bülbül continued to say: “We, as Abdi İbrahim, are

striving resolutely in line with our corporate citizen vision.

One of the initiatives guiding us in our sustainability efforts

is the United Nations Global Compact signed by us in

2010. Another initiative, Global Reporting Initiative, is also

shedding light on our sustainability efforts. As a company

placing emphasis on support and employment of women,

we have also signed Women’s Empowerment Principles

(WEPs) of the United Nations aiming to make sure that

women take their part and play their role in economic

life in all market sectors and at all levels in 2017. In the

experience of more than a century of Abdi İbrahim, women

employees have always constituted an important centre

of force. We are proud of laying stress on the fact that our

women employees have had a significant contribution in

each attempt and step taken in the history of Abdi İbrahim

starting from our founder generation. Abdi İbrahim is

one of the pioneers in business world in terms of gender

mainstreaming (social gender equality). At present, in our

corporation, rate of women employees is 32 percent, and

rate of women managers is 36 percent. It is our goal to

further increase these rates.”

“In the course of its economic activities, Abdi İbrahim

has always seen as a priority to leave a “good” trace on

our community and our world,” says Dr. M. Oğuzcan

Bülbül, and adds: “We are planning all of our actions by

taking these priorities into consideration. While building

production facilities befitting our market leadership and

adding even more strength to our country and industry,

we, as Abdi İbrahim, are always keeping in our focal point

the environmental and social responsibility issues as

well. Protection of environment, efficient use of natural

resources, reduction and decomposition of our wastes

firstly at their sources, recycling of wastes and disposal

söyleyen Abdi İbrahim Kamu İlişkileri ve Kurumsal İletişim

Direktörü Dr. M. Oğuzcan Bülbül, “Daha sağlıklı bir toplum

ve daha yaşanır bir dünya için üstlendiğimiz sorumluluğun

farkındayız. Temellerinde harcımızın olduğu Türk ilaç

sektörünün potansiyeline, ülkemizin gücüne ve geleceğine

inanarak yatırımlarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Çünkü

biz, doğduğu topraklara olan borcunu yatırımla, üretimle,

ihracatla ve istihdamla ödeme arzusunu ortaya koyan

bir şirketiz. Büyük hedefler ve büyük idealler peşinde

koşan tutku dolu bir aileyiz. 1912’de başlayan iyileştirme

yolculuğumuzu, uluslararası pazarlarda da hızla yükselen

bir değer olarak geleceğe taşımaya devam ediyoruz” dedi.

Abdi İbrahim’in Türkiye’de ve faaliyet gösterdiği pazarlarda,

“hayatı iyileştirmek” temel prensibi çerçevesinde özel

sektör ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği halinde

çalıştığını, faaliyetlerinde sadece ekonomik değil, toplumsal

ve çevresel etkilere de önem verdiklerini vurgulayan Dr. M.

Oğuzcan Bülbül, şunları söyledi:

“Abdi İbrahim olarak kurumsal vatandaş vizyonumuz

doğrultusunda kararlılıkla çalışıyoruz. Sürdürülebilirlik

çalışmalarımızda bize rehber olan girişimlerden biri, 2010

yılında imzaladığımız Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler

Sözleşmesi. Bir diğer girişim olan Küresel Raporlama

İnisiyatifi de sürdürülebilirlik çalışmalarımıza ışık tutmaya

devam ediyor. Kadınların desteklenmesine ve istihdamına

büyük önem veren bir şirket olarak kadınların tüm

sektörlerde ve her seviyede, ekonomik yaşamın içinde yer

alabilmesini sağlamayı hedefleyen Birleşmiş Milletler’in

özel sektör girişimi Kadının Güçlenmesi Prensipleri’ni

de 2017’de imzaladık. Abdi İbrahim’in bir asrı aşan

tecrübesinde kadın çalışanlar daima önemli bir kuvvet

noktası oluşturdu. Kurucu kuşağımızdan itibaren Abdi

İbrahim tarihindeki her atılımda kadın çalışanlarımızın

önemli bir katkısı olduğunu söylemekten gurur duyuyoruz.

Abdi İbrahim iş dünyasında toplumsal cinsiyet eşitliğinin

sağlanmasında öncü kuruluşlardan biridir. Halen

şirketimizde kadın çalışan oranı yüzde 32, kadın yönetici

oranı ise yüzde 36 seviyesinde. Bu oranları daha da ileri

taşımayı hedefliyoruz.”

Abdi İbrahim’in ekonomik faaliyetlerini sürdürürken,

topluma ve içinde yaşadığımız dünyaya “iyi” iz bırakmayı

daima öncelik olarak gördüğünün altını çizen Dr. M.

Oğuzcan Bülbül, “Tüm aksiyonlarımızı bu öncelikleri

dikkate alarak planlıyoruz. Abdi İbrahim olarak ülkemize,

sektörümüze güç katacak, liderliğimize yakışan tesisleri

hayata geçirirken çevre ve sosyal sorumluluk konularını

daima odağımızda tutuyoruz. Çevrenin korunması, doğal

kaynakların etkin kullanılması, atıklarımızın öncelikli

olarak kaynağında azaltılıp ayrıştırılması, geri dönüşüme

kazandırılması ve en uygun yöntemlerle bertaraf

edilmesi, bunun yanı sıra topluma değer katan sosyal

projelere zaman ve kaynak ayrılması iş stratejimizin

vazgeçilmez parçaları. Bu kapsamda çevre koruma

yatırımlarımıza devam ettiğimiz 2017 ve 2018 yıllarında,

tüm iş süreçlerimizde uyguladığımız iyileştirme projeleri

sonucunda önemli tasarruflar elde ettiğimiz için de

mutluyuz” dedi.

Aralık 2019


93

of them with the most appropriate methods, as well as

spending time and resources for social projects adding

value to the community are indispensable parts of our

business strategy. Accordingly, we are also glad to note

that we have achieved significant and material saving as

a result of improvement and recovery projects applied by

us in all of our business processes in the years 2017 and

2018 while our environmental protection investments are

continued.”

Number Of Our Export Destinations Exceeded 60

Being the leader of the Turkish pharmaceuticals industry

since the year 2002, Abdi İbrahim also gradually increased

its efficiency in the international markets. Abdi İbrahim has

not only increased the number of its export destinations

above 60, but also regularly enriched its product portfolio

to make its achievements sustainable for ever, and

uninterruptedly continued its R&D investments in that

direction. In tandem with its 2025 strategy works, Abdi

İbrahim is planning to continue its growth both in the

Turkish market and in its focal marketplaces through many

different strategies and aims to further strength its global

existence also in the international markets through its

partnership-based subsidiaries and via strategies focused

on both existing and targeted markets.

At the same time, Abdi İbrahim, aiming to grow by making

investments in biotechnology and consumer healthcare

fields with high added value, will focus on the Turkish

market leadership and on globalization of its brands and

trademarks also in these fields. As one of the largest areas

of success of its 2020 strategy, production services will

constitute an important part of Abdi İbrahim’s targets and

objectives in the Turkish and international markets.

Maintained Its Domestic Market Leadership

Abdi İbrahim, taking firm steps forward its goals of

increasing its international sales volume and continuing its

growth in domestic market by adding new competences to

both its facilities and its organizational capacity, maintained

its domestic market leadership. It not only increased

the number of its products and brands, but also made

a great contribution to overall employment. And Abdi

İbrahim increased its income from targeted countries in

international markets in 2018 by 19 percent over 2016.

After laying the foundation of Sterile Ophthalmology

and Sterile Inhalation Production Facility and Hormone

Production Facility in 2017, the Company opened AbdiBio,

the largest biotechnological production facility of Turkey,

in 2018. At the same date, Abdi İbrahim laid the foundation

of Sterile Injectable and Oncology Products Production

Facility as well. Completing the development works of

71 products up to the marketing authorization stage

in 2017-2018 period, Abdi İbrahim received marketing

authorization for the first biosimilar product of Turkey in

2018. Furthermore, the Company was also awarded ISO

13485:2016 certificate for wound dressing developed for

chronic wounds together with the Aegean University.

İhracat Yapılan Ülke Sayısı 60’ın Üzerine Çıktı

2002 yılından bu yana Türk ilaç sektörünün sektör lideri

olan Abdi İbrahim, uluslararası pazarlardaki etkinliğini de

giderek artırdı. İhracat gerçekleştirdiği ülke sayısını 60’ın

üzerine çıkaran Abdi İbrahim, bu başarısını sürdürülebilir

kılmak için ürün portföyünü düzenli olarak zenginleştirdi.

Bu doğrultuda Ar-Ge yatırımlarına aralıksız devam etti.

2025 stratejisi çalışmaları doğrultusunda Türkiye pazarında

kurulu ve odak pazarlarında farklı stratejilerle büyümesini

sürdürmeyi planlayan Abdi İbrahim, uluslararası pazarlarda

da ortaklı yapıya sahip iştirakleriyle, mevcut ve hedef

pazarlar bazında stratejilerle global varlığını güçlendirmeyi

amaçlıyor.

Aynı zamanda yüksek oranlı katma değer sağlayan

biyoteknoloji ve tüketici sağlığı alanlarında yatırım yaparak

büyümeyi hedefleyen Abdi İbrahim, bu alanda Türkiye pazarı

liderliğine ve markalarının globalizasyonuna odaklanacak.

2020 stratejisinin en büyük başarı alanlarından olan

üretim hizmetleri, Abdi İbrahim’in Türkiye ve uluslararası

pazarlardaki hedeflerinin önemli bir parçası olacak.

Yurt İçi Pazar Liderliğini Korudu

Uluslararası satış hacminin artırılması ve yurt içi pazardaki

büyüme hedeflerine gerek tesis gerekse organizasyonel

kapasitesine yeni yetkinlikler ekleyerek emin adımlarla

yürüyen Abdi İbrahim, yurt içi pazar liderliğini korudu.

Ürün ve marka sayısını artırırken istihdama da önemli

katkı sundu. Abdi İbrahim, uluslararası pazarlardaki hedef

ülkelerden elde ettiği geliri ise 2018 yılında 2016’ya göre

yüzde 19 oranında artırdı.

2017 yılında Steril Oftalmoloji ve Steril İnhalasyon Üretim

Tesisi ile Hormon Üretim Tesisi’nin temellerini atan şirket,

2018’de Türkiye’nin en büyük biyoteknolojik üretim tesisi

olan AbdiBio’nun açılışı yaptı. Abdi İbrahim, aynı tarihte

Steril Enjektabl ve Onkoloji Üretim Tesisi’nin temellerini

attı. 2017-2018 yıllarında 71 ürünün geliştirilmesini

Aralık 2019


94

Selected “Global 100 Pharmaceuticals Sector

Number-One”

Putting its signature on a lot of successful projects in 2017,

Abdi İbrahim was also awarded “Global 100 Pharmaceuticals

Sector Number-One” prize. Furthermore, in the Ideal

Employer Survey, it is ranked first among the “Best

Companies for Working in Pharmaceuticals Sector”. In the

Corporate Social Responsibility Survey of Capital Magazine,

in top 20 list of Corporate Social Responsibility of the year

2017, Abdi İbrahim was ranked the 10th under “in the

Eyes of People” category and the 5th in the “Healthcare”

category. Giving support to the “Grandmother Project”

initiated by T.R. Ministry of Labour and Social Security with

a view to supporting woman employment, the Company

assumed the social aids to be given to 500 families.

As a part of its Rational Drug Use Campaign initiated in the

year 2012 to fight against unconscious use of drugs, Abdi

İbrahim performed its second survey in 2017 and shared

the results of its survey with public and continued its public

awareness works.

Awarded “Leadership In Value To Human” Prize

In 2018, in the 10th Value to Human Prizes, Abdi İbrahim

was awarded the greatest prize: “Leadership in Value to

Human”. With AbdiBio, the Company was awarded the

“Biotechnology Investment” prize in the 9th Gold Mortar

Prizes. In addition, with its Rational Drug Use Campaign, the

Company was awarded a prize in “Drug Industry of the Year

Prizes – Social Responsibility Project of the Year” category

in Doktorclub Awards.

The First And Single Pharmaceuticals Company

Winning The Green Point Industry Award

Being the first and single pharmaceuticals company winning

the Green Point Industry Award of ÇEVKO, Abdi İbrahim

is regularly completing its environmental protection

investments and putting its signature on exemplary

environmental practices. Having generated a “Forest of

Hope” by planting 5 thousand saplings in the name of

doctors in a forest zone chosen in Lapseki / Çanakkale

as a part of a project conducted for a product of it, Abdi

İbrahim is relying upon the principles of protection and

continuous recovery of environment and efficient use of

natural resources in all of its business operations acting

in contemplation of the fact that the world is a property

borrowed by us from the future generations. In 2017, Abdi

İbrahim saved 43,225 m³ natural gas and 3,481,200 kWh

electricity, and in 2018, it saved 917,903 kWh electricity. In

addition, again in 2017, it saved 47m³ water by increasing

number of campaigns in certain products and reducing

microbiological tests at 7 water points. In 2018, its water

saving was 1,050 m³. In 2017 and 2018, 12,283 kg paper

was saved by changing design of parcels of certain

products, thereby preventing the cutting down of 204 trees

in total.

tamamlayarak ruhsat aşamasına getiren Abdi İbrahim,

2018’de Türkiye’nin ilk biyobenzer ürününün ruhsatını

aldı. Ayrıca Ege Üniversitesi ile birlikte kronik yaralar için

geliştirdiği yara örtüsü için ISO 13485:2016 sertifikasını aldı.

“Global 100 İlaç Sektörü Birincisi” Seçildi

2017 yılında birçok başarılı çalışmaya imza atan Abdi

İbrahim, “Global 100 İlaç Sektörü Birincisi” ödülüne

layık görüldü. Ayrıca İdeal İşveren Araştırması’nda “İlaç

Sektöründe Çalışılmak İstenen Firmalar” arasında birinci

seçildi. Capital Dergisi’nin Kurumsal Sosyal Sorumluluk

Araştırması’nda 2017 yılının KSS’de en başarılı ilk 20 şirket

listesinde, “Halkın Gözünde” başlığı altında 10. sırada,

“Sağlık” kategorisinde ise 5. sırada yer aldı.

T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın kadın

istihdamına destek olmak amacıyla başlattığı “Büyükanne

Projesi”ne destek veren şirket, 500 aileye yapılacak yardımı

üstlendi.

Bilinçsiz ilaç kullanımı konusunda 2012’de başlattığı

Akılcı İlaç Kullanımı Kampanyası kapsamında, 2017

yılında ikinci araştırmayı gerçekleştiren Abdi İbrahim,

çalışmanın sonuçlarını kamuoyu ile paylaştı ve farkındalık

çalışmalarına devam etti.

“İnsana Değerde Liderlik” Ödülünü Kazandı

Abdi İbrahim 2018 yılında 10. İnsana Değer Ödülleri’nde

yarışmanın en büyük ödülü olan “İnsana Değerde

Liderlik” ödülüne layık görüldü. AbdiBio ile 9. Altın Havan

Ödülleri’nde “Biyoteknoloji Yatırımı” ödülünü kazandı.

Ayrıca Akılcı İlaç Kampanyası ile Doktorclub Awards’ta “Yılın

İlaç Endüstrisi Ödülleri - Yılın Sosyal Sorumluluk Projesi”

kategorisinde ödül aldı.

Yeşil Nokta Sanayi Ödülü’nü Kazanan İlk Ve Tek

İlaç Firması

ÇEVKO’nun Yeşil Nokta Sanayi Ödülü’nü kazanan ilk

ve tek ilaç firması olan Abdi İbrahim, çevre koruma

yatırımlarını düzenli olarak gerçekleştiriyor ve örnek çevre

uygulamalarına imza atıyor.

Bir ürünü için gerçekleştirdiği projeyle Çanakkale-

Lapseki’de belirlenen orman sahasında hekimlerin adına

5 bin adet fidan dikerek “Umut Ormanı” oluşturan Abdi

İbrahim, yaşadığımız dünyanın gelecek nesillerden ödünç

alındığı düşüncesinden hareketle tüm faaliyetlerinde

çevrenin korunmasını, sürekli iyileştirmeyi, doğal

kaynakların etkin kullanılmasını esas alıyor. Abdi İbrahim

2017’de 43.225 m³ doğalgaz ve 3.481.200 kWh elektrik

tasarrufu sağlarken, 2018’de 917.903 kWh elektrik tasarrufu

elde etti. 2017’de belirli ürünlerde kampanya sayılarının

artırılması ve mikrobiyolojik testlerin 7 su noktasında

azaltılmasıyla 47m³ su tasarrufu sağlandı. 2018 yılında ise

su tasarrufu 1.050 m³ oldu. 2017 ve 2018 yıllarında belirli

ürünlerin kolilerinin tasarımı değiştirilerek 12.283 kg kâğıt

tasarrufu sağladı ve böylelikle 204 adet ağacın kesilmesi

önlenmiş oldu.

Aralık 2019





More magazines by this user
Similar magazines