19.02.2026 Views

Tekstil Teknik February 2026

Tekstil Teknik Şubat 2026

Tekstil Teknik Şubat 2026

SHOW MORE
SHOW LESS

Transform your PDFs into Flipbooks and boost your revenue!

Leverage SEO-optimized Flipbooks, powerful backlinks, and multimedia content to professionally showcase your products and significantly increase your reach.






içindekiler

index

6 A new balance in textile machinery: Smart, green and competitive

Tekstil makinelerinde yeni denge: Akıllı, yeşil ve rekabetçi

8 Rising again: Could 2026 mark a turning point for the textile

industry?

Yeniden ayağa kalkarken: 2026 tekstil için bir dönüm noktası

olabilir mi?

10 Reaktif Boyamada Yeni Nesil Yaklaşım: Katyonik–Reaktif Hibrit

Sistem

12 Tekstilin geleceği: Hacimden akla, fiyattan değere

14 Global textile machinery industry stands between risk and

opportunity in 2025–2026

Küresel tekstil makinaları sektörü 2025–2026’da risk ve fırsat

arasında

20 The standardization of tactile analysis represents a new threshold

in global quality management

Tuşe analizinin standartlaşması, global kalite yönetiminin yeni eşiği

26 Asteks maintains market strength in 2025, targets growth in 2026

Asteks 2025’te pazar gücünü korudu, 2026 yılı için hedef büyüttü

30 Odesi elevates automation standards in textile dyehouses

Odesi tekstil boyahanelerinde otomasyon standardını yükseltiyor

32 Archroma showcases textile innovations at Colombiatex 2026

Archroma, Colombiatex 2026’da tekstil inovasyonlarını tanıtıyor

34 New technologies in sustainable denim finishing

Sürdürülebilir denim terbiyesinde yeni teknolojiler

40 TRN Önal Makina stands out in the textile industry with its

production strength

TRN Önal Makina üretim gücüyle tekstil sektöründe farkını ortaya

koyuyor

42 Türkiye competes with global giants in textile exports

Türkiye, tekstil ihracatında dünya devleriyle aynı ligde

46 Smart weaving platforms boost efficiency in Asian textile hubs

Akıllı dokuma platformları Asya tekstil merkezlerinde verimliliği

artırıyor

50 The name of trust and expertise in open-end technologies:

Mercen Tekstil

Open-End teknolojilerinde güven ve uzmanlığın adı: Mercen

Tekstil

54 Vietnam’s textile sector is reshaping global balances

Vietnam tekstil sektörü küresel dengeleri değiştiriyor

58 Global leaders unveil next-generation spinning technologies

fKüresel liderler yeni nesil iplik teknolojilerini tanıtıyor

62 Demkim places the production floor at the heart of its operations

Demkim üretimde sahayı merkeze alıyor

64 VIATT 2026 brings the textile world together in Ho Chi Minh City

VIATT 2026, Ho Chi Minh City’de tekstil dünyasını buluşturuyor

66 Control in dyeing, strength in cost management: Ayboy

establishes balance on the production floor

Boyada kontrol, maliyette güç: Ayboy üretim sahasında dengeyi

kuruyor

68 Erşahan Elektrik accelerated transformation in 2025, sharpens its

technology vision for 2026

Erşahan Elektrik 2025’te dönüşümü hızlandırdı, 2026 için

teknoloji vizyonunu netleştiriyor

70 Technological transformation in fibers and yarns

Elyaf ve iplikte teknolojik dönüşüm

4 February Şubat 2026


74 Rieter finalizes Barmag acquisition and expands man-made fiber

leadership

Rieter, Barmag satın alımını tamamladı ve sentetik elyaf alanında

gücünü artırdı

76 Robotics reshapes fabric handling in textile finishing lines

Robotik sistemler tekstil finisaj hatlarında kumaş taşımayı

dönüştürüyor

78 Sustainability accelerates adoption of eco-friendly dyeing

technologies

Sürdürülebilirlik çevreci boyama teknolojilerine geçişi hızlandırıyor

80 Archroma and HeiQ join forces in textiles

Archroma ve HeiQ tekstilde güçlerini birleştiriyor

82 Clean air, clean water, clean future: Filtration textiles on the rise

Temiz hava, temiz su, temiz gelecek: Filtrasyon tekstilleri

yükselişte

84 Digital twin technology optimizes textile production performance

Dijital ikiz teknolojisi tekstil üretim performansını optimize ediyor

88 Yarn industry to gather in Istanbul this March

İplik sektörü Mart’ta İstanbul’da buluşuyor

90 The textile ındustry’s 2025 balance sheet: High costs, low

profitability and shrinking markets

Tekstil sektöründe 2025’in bilançosu: Yüksek maliyet, düşük

kârlılık ve daralan pazarlar

92 Mechatronics engineering brings the need for independent

representation back to the agenda of smart manufacturing

Mekatronik mühendisliği, akıllı üretimde bağımsız temsil ihtiyacını

yeniden gündeme taşıyor

94 Efe Oran: “In 2026, sustainability will be the goal, value creation

the key strategy”

Efe Oran: “2026’da sürdürülebilirlik amaç, katma değer stratejinin

anahtarı olacak”

INDEX ADS

Bien Color..................Front Cover

ITM 2026...................Back Cover

Eliar...........................Inside Front Cover

Serteks......................Inside Back Cover

Erşahan Elektronik......2-3

Genkim......................7

Ritmo.........................11

Mersan......................15

Odesi.........................17-19-21

Enes Makine...............23

Pnösan.......................25

Asteks........................29

İdes Makina................33

Hightex 2026..............35

Comfytex....................37

TRN Önal Makina........39

Argema......................43

ABB Pamuk................45

Işılsan........................47

Formkar.....................49

Tüfekçi.......................53

Argestech...................59

Demas.......................61

Retech.......................72

Akbaş........................73

Feyen.........................77

Igatex.........................85

Redman.....................87

İMTİYAZ SAHİBİ

İSTMAG MAGAZİN

GAZETECİLİK YAYINCILIK

İÇ VE DIŞ TİC. LTD. ŞTİ. ADINA

Publisher

H. Ferruh IŞIK

GENEL MÜDÜR (SORUMLU)

General Manager (Responsible)

Mehmet SÖZTUTAN

mehmet.soztutan@img.com.tr

YAZI İŞLERİ DANIŞMANI

Advisory Editor

Ali ERDEM

ali.erdem@img.com.tr

YAYIN KURULU BAŞKANI

Editorial Board Chief

Prof. Dr. Cevza CANDAN

YAYIN KURULU

Editorial Board

Prof. Dr. Bülent ÖZİPEK

Prof. Dr. H. Rıfat ALPAY

Prof. Dr. Yalçın BOZKURT

Prof. Dr. E. Tekin ALTINBAŞ

Prof. Dr. W. OXENHAM

Prof. Dr. Emel ÖNDER

Prof. Dr. Yusuf ULCAY

Doç. Dr. Mehmet Ali ÖZBUDUN

Doç. Dr. Yusuf A. USKANER

STAFF WRITER

İsmail ÇAKIR

ismail.cakir@img.com.tr

PAZARLAMA VE SATIŞ KOORDINATÖRÜ

Marketing & Sales Coordinator

Ömer Faruk GÖRÜN

omer.gorun@img.com.tr

+90 505 299 62 65

DIŞ İLİŞKİLER MÜDÜRÜ

Foreign Relations Manager

Mehmet SÖZTUTAN

mehmet.soztutan@img.com.tr

Tel: +90 212 454 22 22

GSM: +90 532 313 22 11

TEKNİK MÜDÜR

Technical Manager

Tayfun AYDIN

tayfun.aydin@img.com.tr

GRAFİK & TASARIM

Graphic & Design

Serkan BEYOĞLU

serkan.beyoglu@img.com.tr

DİJİTAL VARLIKLAR MÜDÜRÜ

Digital Assets Manager

Emre YENER

emre.yener@img.com.tr

ABONE VE DAĞITIM

Subsc rip ti on and Cir cu la ti on

Ma na ger

İsmail ÖZÇELİK

ismail.ozcelik@img.com.tr

AD RES | He ad Of fi ce

İSTMAG MAGAZİN GAZETECİLİK

YAYINCILIK İÇ VE DIŞ TİC. LTD. ŞTİ.

İHLAS MEDIA CENTER

Merkez Mahallesi 29 November

Caddesi No: 11 Medya Blok Kat: 1

P.K. 34197 Yenibosna - Bahçelievler

/ İSTANBUL / TURKEY

Tel: +90 212 454 22 22

Fax: +90 212 454 22 93

BASKI | Printed By | İH LAS

Ga ze te ci lik A.Ş.

İHLAS MEDIA CENTER Merkez Mahallesi

29 November Caddesi No: 11

A/41 Yenibosna - Bahçelievler /

İSTANBUL / TURKEY

Tel: +90 212 454 30 00

BÖL GE TEM SİL Cİ LİK LE Rİ

BURSA | Ömer Faruk GÖRÜN

Tel: +90 224 211 44 50

Fax: +90 224 211 44 81

KONYA | Me tin DE MİR

Tel: +90 332 238 10 71

Fax: +90 332 238 01 74

Advertising Representatives

KOREA | Jes Media Int.

Mr. Young Seoah CHINN

Tel: 8224813411 Fax: 8224813414

jesmedia@unitel.co.kr

BİLGİ / Information

Tekstil & Teknik Dergisi’nde yer alan

makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir.

Yayınlanan ilanların sorumluluğu

ilan sahiplerine aittir.

Tekstil & Teknik is published monthly.

Ad ver ti se ments res pon si bi li ti es

pub lis hed in our ma ga zi ne per ta in to

ad ver tisers.

www.tekstilteknik.com.tr

img@img.com.tr

tekstilteknikdergisi

tekstilveteknik

tekstilteknikdergisi

Tekstil Teknik

February Şubat 2026

5


A new balance in textile machinery:

Smart, green and competitive

Tekstil makinelerinde yeni denge:

Akıllı, yeşil ve rekabetçi

editör

editor

Ali ERDEM

Yazı İşleri Müdürü

News Editor

The textile machinery and accessories

industry has entered a period of

seeking a new balance amid global

economic fluctuations and an accelerating

pace of technological transformation. As the

global textile machinery market is expected to

reach approximately USD 32.7 billion by 2025

and maintain steady growth in the coming

years, smart manufacturing technologies,

sustainability and competitiveness stand out

as the core drivers of this transformation.

Türkiye’s long-standing manufacturing

expertise in textiles and apparel serves as

a significant lever for the textile machinery

and accessories industry. In particular,

flexible production capabilities, fast delivery

advantages and a customer-oriented design

approach are among the key factors that

position Turkish manufacturers favorably

in global competition. Investments in

digitalization and automation have become

one of the most critical pillars strengthening

the competitiveness of Türkiye’s textile

machinery industry. This transformation

supports the country’s positioning not merely

as a cost-driven manufacturing base, but

as a technology- and value-added-oriented

production hub.

Motor systems developed in Türkiye

with lower energy consumption, dyeing

and finishing machines designed for water

efficiency, and process solutions aimed at

reducing environmental impact are seeing

increasing demand in both domestic and

international markets. These developments

highlight how sustainability-driven innovation

is becoming a decisive competitive advantage

for Turkish manufacturers.

The year 2026 is poised to mark a turning

point for Türkiye’s textile machinery and

accessories industry—not only as a year

of growth, but as a phase in which a smart,

environmentally responsible and globally

competitive industrial structure becomes

firmly established. Turkish manufacturers

that correctly interpret this new balance and

place technology and sustainability at the core

of their strategies are preparing to assume a

much stronger role in global markets in the

period ahead.

Tekstil makineleri ve aksesuarları

sanayisi, küresel ölçekte yaşanan

ekonomik dalgalanmalar ve

hızlanan teknolojik dönüşümle birlikte

yeni bir denge arayışına girmiş durumda.

Dünya genelinde tekstil makine pazarının

2025 itibarıyla yaklaşık 32,7 milyar USD

büyüklüğe ulaşması ve önümüzdeki

dönemde istikrarlı bir büyüme sergilemesi

beklenirken, bu dönüşümün merkezinde

akıllı üretim teknolojileri, sürdürülebilirlik

ve rekabet gücü yer alıyor.

Türkiye’nin tekstil ve hazır giyim

alanındaki köklü üretim tecrübesi, tekstil

makineleri ve aksesuarları sanayisi için

önemli bir kaldıraç oluşturuyor. Özellikle

esnek üretim kabiliyeti, hızlı teslimat

avantajı ve müşteri odaklı tasarım

yaklaşımı, Türk üreticilerini küresel

rekabette öne çıkaran unsurlar arasında

yer alıyor. Dijitalleşme ve otomasyon

yatırımları, Türkiye tekstil makineleri

sanayisinin rekabet gücünü artıran

en kritik başlıklardan biri olarak öne

çıkıyor. Bu dönüşüm, Türkiye’nin sadece

maliyet avantajıyla değil, teknoloji ve

katma değer odaklı bir üretim merkezi

olarak konumlanmasına katkı sağlıyor.

Türkiye’de geliştirilen daha az enerji

tüketen motor sistemleri, su tasarrufu

sağlayan boyama ve apre makineleri ve

çevresel etkiyi azaltan proses çözümleri,

hem yerli hem de uluslararası pazarlarda

giderek daha fazla talep görüyor.

2026 yılı, Türkiye tekstil makineleri

ve aksesuarları sanayisi için yalnızca

büyümenin değil; akıllı teknolojilerle

donatılmış, çevreyle uyumlu ve küresel

ölçekte rekabetçi bir yapının kalıcı hâle

gelmeye başladığı bir dönüm noktası

olmaya aday. Yeni dengeyi doğru okuyan,

teknoloji ve sürdürülebilirliği stratejisinin

merkezine alan Türk üreticileri,

önümüzdeki dönemde küresel pazarlarda

çok daha güçlü bir rol üstlenmeye

hazırlanıyor.

6 February Şubat 2026



Ömer Faruk GÖRÜN

Pazarlama ve Satış Koordinatörü

Marketing & Sales Coordinator

bizden

from us

Rising again: Could 2026 mark a

turning point for the textile industry?

Yeniden ayağa kalkarken: 2026 tekstil için bir

dönüm noktası olabilir mi?

Dear Readers,

Throughout its history, the textile

industry has advanced in cycles. At

times, strong headwinds have strained our

order books; at others, new horizons have

emerged. Yet the past three years will be

remembered under a single defining word:

uncertainty.

Shrinking global demand, escalating costs,

limited access to finance, and economic

slowdowns in our core markets have put

our industry—one of the world’s leading

production forces—to a severe test.

However, textiles are no stranger to

turbulence. This is a sector with strong

instincts, a proven ability to adapt, and

above all, an enduring commitment

to production. With hindsight, it is

increasingly clear that this period

represented not only a contraction, but also

a phase of consolidation, cleansing, and

structural realignment.

The data from 2025 tells a clear story:

Demand weakened—undeniably.

Yet the production base remained intact.

Export capabilities did not erode.

And the investment appetite of our

industrialists did not disappear.

In short, the sector did not shrink; it

transformed.

As we step into 2026, a new global

equation is taking shape. Supply

chains are being redesigned. Brands

are prioritizing proximity, speed, and

flexibility. Sustainability has moved beyond

preference to obligation, while digitalization

has become the common language of

competitiveness.

Değerli Okuyucularımız,

Tekstil sektörü tarih boyunca

dalgalarla ilerledi. Bazen sert

rüzgârlar aldı sipariş defterlerimizi, bazen

yeni ufuklar açtı önümüze. Son üç yıl ise

hepimizin hafızasında aynı başlıkla yer etti:

belirsizlik.

Küresel talepteki daralma, artan maliyetler,

finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve

ana pazarlarımızdaki ekonomik yavaşlama;

üretim gücüyle dünyada söz sahibi olan

sektörümüzü ciddi bir sınavdan geçirdi.

Ancak tekstil, krizlere yabancı bir sektör

değildir. Bu sektör refleksi güçlü, dönüşme

kabiliyeti yüksek ve en önemlisi üretme

iradesi olan bir sektördür. Bugün geriye

dönüp baktığımızda yaşananların yalnızca bir

daralma değil, aynı zamanda bir arınma ve

yeniden yapılanma süreci olduğunu daha net

görüyoruz.

2025 verileri bize şunu söyledi:

Talep zayıfladı, evet.

Ama üretim altyapısı ayakta kaldı.

İhracat kaslarımız zayıflamadı.

Sanayicimizin yatırım iştahı tamamen

kaybolmadı.

Yani sektör küçülmedi; kabuk değiştirdi.

Şimdi 2026’ya girerken masada yeni bir

denklem var. Küresel tedarik zincirleri

yeniden yazılıyor. Markalar daha yakın,

daha hızlı, daha esnek üretim merkezleri

arıyor. Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil,

zorunluluk. Dijitalleşme ise rekabetin yeni dili

haline geldi.

Bu yeni düzende avantaj; yalnızca ucuz

üretende değil,

hızlı düşünebilen, esnek üretebilen ve değer

katabilende olacak.

Türkiye’nin tam da bu noktada güçlü bir

hikâyesi var.

Coğrafi yakınlık sayesinde hız,

gelişmiş üretim kültürü sayesinde kalite,

entegre sanayi yapısı sayesinde esneklik,

tasarım ve teknik tekstillerde artan yetkinlik

sayesinde katma değer…

İşte 2026’yı “toparlanma yılı” yapabilecek

olan unsurlar tam olarak bunlar.

Elbette bu yıl sihirli bir sıçrama yılı

olmayacak. Kimse bir gecede eski sipariş

yoğunluklarına dönülmesini beklemiyor.

8 February Şubat 2026


In this emerging order, advantage will not belong to

those who produce at the lowest cost alone, but to

those who think faster, manufacture smarter, and create

added value.

At this juncture, Türkiye has a compelling narrative.

Speed driven by geographical proximity.

Quality rooted in a deeply established manufacturing

culture.

Flexibility enabled by an integrated industrial structure.

And value creation supported by growing capabilities in

design and technical textiles.

These are precisely the dynamics that could define

2026 as a year of recovery.

This will not be a year of sudden leaps or overnight

rebounds. A swift return to pre-crisis order volumes is

not a realistic expectation. Yet for companies that align

strategy with transformation, 2026 may well become

a threshold year—opening the door to sustainable

growth.

Competition today is no longer measured in meters, but

in vision.

Those who sell volume alone will fall behind; those who

deliver solutions will lead.

Those who compete on price will fade; those who

compete on technology will stand out.

Those who merely manufacture will be replaced; those

who innovate will differentiate.

A pivotal question now stands before our industry:

Will we wait for the return of the old order,

or will we help shape the foundations of the new one?

We believe the Turkish textile industry has both

the capability and the confidence to be among the

architects, not the observers, of this transformation.

As Tekstil & Teknik, we will continue to serve not only

as observers, but as witnesses and narrators of this

change. Because the true strength of our industry

lies not only in statistics, but in the determination on

factory floors, the resilience of producers, and the

courage to plan for the future.

With this perspective, we will take our place at the

VIATT Fair, one of the industry’s most important

international meeting points. Through on-site

engagement, we will closely track manufacturers’

expectations, technological trajectories, and the

perspectives of global buyers—capturing the real pulse

of the sector.

In the coming issues, we will continue to share these

insights with you.

Because we firmly believe:

Textiles are not merely a manufacturing sector; they are

a civilizational reflex.

And this reflex has always known how to rise stronger

after every challenge.

Sincerely,

Ancak 2026; yönünü doğru belirleyen firmalar için yeniden

büyümenin kapısını aralayacak bir eşik yılı olabilir.

Bugünün rekabeti artık metrajla değil, vizyonla ölçülüyor.

Metre satan değil, çözüm sunan kazanacak.

Fiyat konuşan değil, teknoloji konuşan öne çıkacak.

Üreten değil, geliştiren fark yaratacak.

Sektörümüzün önünde şimdi çok kritik bir soru var:

Eski düzenin geri gelmesini mi bekleyeceğiz,

yoksa yeni düzenin kurucularından mı olacağız?

Biz inanıyoruz ki Türk tekstil sanayisi, bekleyen değil yön

veren tarafta yer alacak potansiyele sahiptir.

Tekstil & Teknik olarak biz de bu dönüşümün yalnızca

izleyicisi değil, tanığı ve anlatıcısı olmaya devam edeceğiz.

Çünkü sektörün gerçek gücü yalnızca rakamlarda değil;

sahadaki kararlılıkta, fabrikalardaki üretim azminde ve

geleceğe dair kurulan cesur planlardadır.

Bu anlayışla, sektörün uluslararası vitrindeki en önemli

buluşmalarından biri olan VIATT Fuarı’nda yerimizi

alacağız. Fuar boyunca gerçekleştireceğimiz temaslarla,

üreticilerimizin beklentilerini, teknolojideki yönelimleri ve

küresel alıcıların bakışını yerinde gözlemleyerek sektörün

gerçek nabzını tutacağız.

Önümüzdeki sayılarımızda bu gözlemleri sizlerle

paylaşmayı sürdüreceğiz.

Çünkü biz inanıyoruz:

Tekstil, sadece bir üretim alanı değil, bir medeniyet

refleksidir.

Ve bu refleks, her zorluğun ardından yeniden güçlenerek

ayağa kalkmayı bilir.

Saygılarımızla,

February Şubat 2026

9


Reaktif Boyamada Yeni Nesil Yaklaşım:

Katyonik–Reaktif Hibrit Sistem

Turgay KARAGÖMLEK

Reaktif boyama yıllardır aynı prensiplere

dayanıyor:

Yüksek flotte, yüksek tuz, fazla alkali,

sınırlı bağlanma verimi ve kaçınılmaz hidroliz

kayıpları.

Ancak son yıllarda literatürde ortaya

çıkan Katyonik–Reaktif Hibrit yaklaşım,

bu çerçevenin dışına çıkan yeni bir yol

sunmaktadır. Bu yazı konuyu bilmeyenler ve

merak edenler için yazıldı.

5) Neden Özellikle Tencel – Viskon – Modal?

Bu lifler pamuktan daha:

Negatif yüklü, şişmeye duyarlı, pürüzsüz

yüzeylidir.

Bu nedenle katyonik segment bu liflerde çok

daha etkili çalışır.

Beklenen kazanımlar:

Daha düşük tuz, daha hızlı çekim, daha düşük

hidroliz, daha iyi ton devamlılığı.Pamukta etki

orta düzeyde, ketende ise sınırlıdır.

tekstil / görüş

textile / opinion

1) Katyonik–Reaktif Hibrit Sistem Nedir?

Bu sistemde boyarmadde molekülü iki

fonksiyonu aynı anda taşır:

• Katyonik segment ― yüksek afinite

Lif yüzeyi negatiftir. Katyonik yapı, boyanın lifi

daha hızlı ve güçlü çekmesini sağlar.

• Reaktif segment ― yüksek fikse

VS veya BF sınıfına benzer şekilde, selülozun

–OH gruplarıyla kovalent bağ yapar.

Bu iki mekanizma eşzamanlı çalışır:

Daha yüksek çekim (E I) + daha yüksek

bağlanma (F_fix I)

<

<

2) Neden Etkili?

Hibrit yapı sayesinde:

Tuz ihtiyacı ciddi biçimde azalır. Hidroliz

düşer. Yıkama yükü azalır.

Koyu tonlar daha stabil olur.

pH ve sıcaklık dalgalanmalarına tolerans

artar. Toplam fikse verimi yükselir.

3) Jet Boyamada Uygulanabilir mi?

Evet — tamamen uyumludur.

Herhangi bir mekanik değişiklik gerekmez.

Sadece reçete yapısı değiştirilir: Tuz azaltılır.

Alkali kontrollü verilir. Flotte optimize edilir

Bu nedenle jet için yatırımsız uygulanabilen

nadir yeniliklerden biridir.

4) Proses Avantajları

%50–80 tuz azaltımı ― TDS düşer

Daha yüksek fikse ― yıkama süresi kısalır.

Koyu tonlarda yüksek stabilite.. Jet’te gözler

arası ton farkının azalması. Enerji ve flotte

optimizasyonu

6) Bilimsel Arka Plan

Son 3 yılda bu yapı üzerine çalışmalar

mevcut: Almanya, Japonya,Kore, Çin

tarafından yapilmakta olup, bu teknoloji

henüz ticari değil, AR-GE seviyesinde.

Sonuç

Katyonik–Reaktif Hibrit Sistem;

tuzu azaltan, fikseyi yükselten, jet boyamada

yatırım gerektirmeyen,

özellikle Tencel–Viskon–Modal için yüksek

potansiyel taşıyan

gerçek bir yeni nesil reaktif yaklaşımıdır.

10 February Şubat 2026



Tekstilin geleceği:

Hacimden akla, fiyattan değere

tekstil / görüş

textile / opinion

Ata Turgutalp

Eliar Elektronik San. A.Ş.

Uluslararası Satış

Pazarlama Lideri

ata.turgutalp@eliar.com.tr

Tekstil, tarih boyunca yalnızca bir üretim

alanı değil; medeniyetlerin, ticaret

yollarının ve teknolojik sıçramaların

da taşıyıcısı oldu. Bugün ise sektör, belki de

son elli yılın en keskin dönüşüm eşiğinde

duruyor. Bu dönüşümün merkezinde artık

sadece maliyet, kapasite ya da hız yok. Veri,

sürdürülebilirlik, izlenebilirlik ve akıllı üretim,

tekstilin yeni ortak dili haline gelmiş durumda.

Tabi bugün Türkiye tekstil sektörü zor bir

dönemden geçiyor. Yatırımların Mısır, Tunus,

Fas gibi alternatif Kuzey Afrika ülkelerine

kaydığı, üretim maliyetlerinin kontrol

altına alınmakta zorlandığı, bazı firmaların

küçülmeye ya da iş gücü azaltmaya gittiği

bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu gerçekleri

görmezden gelmek mümkün değil. Aksine,

doğru bir gelecek okuması tam da bu

gerçeklerle yüzleşerek yapılabilir.

Ancak bu tabloya yalnızca kısa vadeli bir kriz

perspektifinden bakmak eksik olur. Türkiye

tekstil sektörü, onlarca yıllık birikimiyle

yalnızca kapasiteye değil, derin bir üretim

bilgisine sahip. Proses bilgisi, renk, kumaş,

terbiye ve kalite anlayışı açısından Türkiye

hala dünyanın sayılı merkezlerinden biri.

Bugün başka coğrafyalara kayan yatırımların

önemli bir kısmı, daha düşük maliyetli ama

daha sınırlı know-how’a sahip yapılara

dayanıyor. Bu da uzun vadede sürdürülebilirlik

açısından ciddi soru işaretleri barındırıyor.

Türkiye için asıl kritik mesele, bu geçiş

dönemini nasıl yöneteceği. Ucuz üretim

yarışının artık kaybedilmiş olduğu açık.

Ancak bu, oyunun tamamen dışına itildiğimiz

anlamına gelmiyor. Aksine, oyun alanı

değişiyor. Küresel tekstil sektörü, fiyatın

tek belirleyici olmadığı; kalite, izlenebilirlik,

çevresel etki ve üretim zekasının ön plana

çıktığı yeni bir evreye giriyor. Türkiye’nin güçlü

olduğu alanlar da tam olarak burada başlıyor.

Önümüzdeki dönemde markalar ve

büyük alıcılar yalnızca ürünü değil, üretim

hikayesini de satın alacak. Hangi tesiste,

hangi koşullarda, ne kadar su ve enerjiyle

üretildiği, hangi kimyasalların kullanıldığı ve

bu sürecin ne kadar şeffaf olduğu, artık ticari

kararların merkezine yerleşiyor. Avrupa Birliği

regülasyonları ve dijital ürün pasaportu gibi

uygulamalar, bu dönüşümü hızlandıran en

somut göstergeler.

Bu noktada teknoloji, tekstilin geleceğinde

belirleyici rol üstleniyor. Otomasyon, sensör

teknolojileri, veri analitiği ve yapay zeka

destekli sistemler, yalnızca maliyetleri

düşürmek için değil; tutarlılığı artırmak,

hataları azaltmak ve kaliteyi sürdürülebilir

kılmak için kullanılıyor. Artık rekabet, daha

çok makineye sahip olmakla değil; daha akıllı

üretim yapmakla kazanılıyor.

Türkiye’nin avantajı, bu teknolojik

dönüşümü uygulayabilecek insan kaynağına

ve üretim kültürüne hala sahip olması. Eğer

sektör, kısa vadeli baskılar altında savrulmak

yerine, katma değerli üretimi, kaliteli işçiliği

ve dijitalleşmeyi merkezine alan bir stratejiye

yönelirse; bugünkü zorluklar orta ve uzun

vadede önemli bir avantaja dönüşebilir. Daha

12 February Şubat 2026


az hacimle, daha yüksek değer üreten bir yapı, Türkiye

tekstilinin yeni denge noktası olabilir.

Dünya genelinde baktığımzda da zaen tekstil artık tek

merkezli bir sektör değil. Üretim coğrafyaları çeşitleniyor,

tedarik zincirleri yeniden şekilleniyor. Bu yeni dengede

Türkiye’nin rolü, “en ucuz” olmak değil; en güvenilir, en

şeffaf ve en kaliteli üretim partnerlerinden biri olmak

olmalı. Bu rol doğru tanımlandığında, sektörün bugünkü

sancılı dönemi bir gerileme değil, bir yeniden yapılanma

süreci olarak hatırlanacaktır.

Türkiye’nin yaşadığı bu dönüşüm sancıları aslında küresel

tekstil sektörünün genel yönüyle birebir örtüşüyor. Dünya

tekstili de benzer bir kırılma noktasından geçiyor. Son otuz

yıl boyunca sektöre hakim olan model; düşük maliyetli

ülkelerde yüksek hacimli üretim, uzun tedarik zincirleri ve

sınırlı şeffaflık üzerine kuruluydu. Ancak bu model artık

hem ekonomik hem de çevresel açıdan sürdürülebilirliğini

kaybetmiş durumda.

Pandemi, jeopolitik gerilimler ve tedarik zincirlerinde

yaşanan kırılmalar, markalara çok net bir ders verdi: ucuz

üretim her zaman güvenli üretim anlamına gelmiyor. Bu

farkındalık, dünya genelinde “yakın coğrafyada üretim”,

“alternatif üretim merkezleri” ve “daha kısa tedarik

zincirleri” gibi kavramları öne çıkardı. Ancak bu arayış,

yalnızca lokasyon değiştirmekle sınırlı kalmadı; üretimin

doğası da sorgulanmaya başladı.

Bugün küresel tekstil sektöründe asıl dönüşüm, üretimin

daha ölçülebilir ve daha hesap verebilir hale gelmesiyle

yaşanıyor. Markalar artık tedarikçilerini yalnızca fiyat,

kapasite ve teslim süresiyle değerlendirmiyor. Üretim

süreçlerinin ne kadar izlenebilir olduğu, çevresel etkilerin

nasıl yönetildiği ve bu verilerin ne kadar güvenilir şekilde

raporlanabildiği, karar mekanizmalarının merkezine

yerleşmiş durumda. “Dijital Ürün Pasaportu” gibi

uygulamalar bu dönüşümün sembolü değil, öncüsü.

Bu yeni dünyada veri, tekstilin görünmeyen ama

en değerli hammaddesi haline geliyor. İşletmelerden

toplanan proses verileri, üretim yazılımları, yapay zeka

destekli analizler ve karar destek sistemleri; tekstili

sezgisel bir üretim alanından, giderek daha bilimsel bir

endüstriye dönüştürüyor. Boyahaneler, apre tesisleri, parça

yıkamahaneler ve konfeksiyon hatları artık yalnızca üretim

yapan değil, aynı zamanda öğrenen sistemler haline geliyor.

Küresel ölçekte dikkat çeken bir diğer kırılma ise

hacimden çok katma değerin önem kazanması. Fast

fashion modelinin yarattığı aşırı üretim ve tüketim döngüsü,

hem regülasyonlar hem de tüketici davranışları nedeniyle

sorgulanıyor. Daha az ama daha kaliteli üretim, daha uzun

ömürlü ürünler ve izlenebilir tedarik zincirleri, tekstilin yeni

normali olmaya aday. Bu da teknik tekstillerden fonksiyonel

kumaşlara, özel proseslerden niş üretimlere kadar birçok

alanda yeni fırsatlar doğuruyor.

Dünya tekstilinde önümüzdeki dönemi şekillendirecek

ana dinamik, ülkelerin ya da firmaların tek başına ne kadar

ucuz üretebildiği değil; ne kadar akıllı, uyumlu ve şeffaf

üretim yapabildiği olacak. Bu dönüşüme uyum sağlayanlar,

sadece bugünü değil, önümüzdeki on yılı da kazanacak.

Uyum sağlayamayanlar içinse küresel rekabet giderek

daha zorlayıcı hale gelecek.

Bu resme bütüncül bakıldığında, Türkiye’nin yaşadığı

sıkıntılar küresel dalganın dışında değil, tam içinde yer

alıyor. Asıl farkı yaratacak olan, bu dalgaya kapılmak mı

yoksa onu doğru okuyup yönünü tayin etmek mi olduğu.

Dünya tekstili yeni bir kimlik arayışındayken, bilgi birikimi

güçlü, teknolojiye açık ve kaliteyi merkezine alan ülkeler

için hala ciddi bir oyun alanı mevcut.

Dolayısıyla, tekstil sektörünün geleceği, kısa vadeli maliyet

dalgalanmalarına takılıp kalacak kadar dar bir çerçevede

okunamaz. Bugün yaşanan zorluklar, aslında sektörün

yeni bir denge arayışının doğal sancılarıdır. Önümüzdeki

dönemde kazananlar; üretimi yalnızca hacimle değil akılla

yöneten, veriyi prosesin merkezine koyan, şeffaflığı bir yük

değil rekabet avantajı olarak görenler olacak. Türkiye ve

dünya tekstili için gerçek ayrışma noktası tam da burada

başlıyor. Daha az ama daha doğru üreten, daha kaliteli ama

daha sorumlu davranan bir yapı; yalnızca regülasyonlara

uyum sağlamayacak, sektörün yönünü de belirleyecek.

Bu dönüşümü doğru okuyanlar için tekstilin geleceği

bir daralma değil, daha sofistike, daha güçlü ve daha

sürdürülebilir bir yeniden doğuş anlamına geliyor.

February Şubat 2026

13


Global textile machinery

industry stands between risk and

opportunity in 2025–2026

Küresel tekstil makinaları sektörü 2025–

2026’da risk ve fırsat arasında

The global textile machinery sector is moving through

a period of structural adjustment as manufacturers

balance cautious investment strategies with longterm

modernization goals. Market data covering 2025 and

early 2026 indicates that while growth continues, it does so

at a more measured pace compared to previous expansion

cycles. Rising production costs, geopolitical uncertainty,

and tighter sustainability regulations are influencing

purchasing decisions across spinning, weaving, dyeing,

and finishing segments.

According to international market research sources, the

global textile machinery market reached approximately

USD 31.1 billion in 2025. Projections for 2026 place the

market value at around USD 32.5–32.8 billion, indicating

year-on-year growth of roughly 4.5–5 percent. This

performance reflects stable demand rather than aggressive

expansion, with buyers prioritizing efficiency and flexibility

over capacity increases.

Investment activity slows but remains selective

Investment activity in 2025 showed clear signs of

moderation. While large-scale greenfield projects declined

in number, targeted investments in specific production

stages increased. Textile manufacturers focused on

upgrading existing machinery rather than expanding total

capacity.

Spinning and weaving segments maintained steady

order volumes, particularly for replacement equipment

and automation-ready machines. In contrast, investment

in dyeing and finishing machinery showed stronger

momentum, driven by regulatory pressure related to water

usage, chemical management, and emissions control.

Industry analysts note that this selective investment

approach is likely to continue into 2026 as manufacturers

seek to protect cash flow while still modernizing critical

operations.

Regional performance shows diverging trends

Asia-Pacific remained the largest market for textile

machinery in 2025, accounting for more than 60 percent

of global demand. China, India, Vietnam, and Bangladesh

continued to invest in machinery upgrades, although at a

slower pace than in previous years.

Küresel tekstil makinaları sektörü, üreticilerin temkinli

yatırım politikaları ile uzun vadeli modernizasyon

hedeflerini dengelemeye çalıştığı bir yapısal

dönüşüm sürecinden geçiyor. 2025 yılı ve 2026’nın ilk

dönemine ait veriler, büyümenin devam ettiğini ancak

önceki yıllara kıyasla daha kontrollü bir seyir izlediğini

gösteriyor. Artan üretim maliyetleri, jeopolitik belirsizlikler

ve sıkılaşan sürdürülebilirlik düzenlemeleri, iplik, dokuma,

boyama ve finisaj yatırımlarını doğrudan etkiliyor.

Uluslararası sektör raporlarına göre küresel tekstil

makinaları pazarı 2025’te yaklaşık 31,1 milyar USD

seviyesine ulaştı. 2026 yılı için pazar büyüklüğünün 32,5–

32,8 milyar USD aralığında gerçekleşmesi bekleniyor. Bu

tablo, yıllık bazda yaklaşık %4,5–5 oranında bir artışa işaret

ederken, sektörün agresif büyümeden ziyade istikrarlı bir

ilerleme gösterdiğini ortaya koyuyor.

Yatırım temposu yavaşlıyor ancak seçici ilerliyor

2025 yılında yatırım faaliyetlerinde belirgin bir yavaşlama

gözlendi. Büyük ölçekli yeni tesis yatırımları azalırken,

mevcut üretim hatlarının modernizasyonuna yönelik

harcamalar öne çıktı. Tekstil üreticileri, kapasite artışından

çok verimlilik ve operasyonel iyileştirmelere odaklandı.

İplik ve dokuma segmentlerinde, özellikle yenileme

yatırımları ve otomasyona hazır makinelerde istikrarlı bir

talep devam etti. Boyama ve finisaj tarafında ise çevresel

mevzuatlar nedeniyle daha güçlü bir yatırım eğilimi oluştu.

14 February Şubat 2026



Market data from 2025 and early 2026

highlights moderate growth, regional

shifts, and changing investment

priorities across the international

textile machinery industry.

2025 ve 2026 başına ait veriler,

tekstil makineleri sektöründe ılımlı

büyümeye, bölgesel kaymalara ve

değişen yatırım önceliklerine işaret

ediyor.

At the same time, regions such as the Middle East, North

Africa, and Eastern Europe recorded higher relative growth

rates. Countries including Türkiye, Egypt, and Uzbekistan

increased investments in modern machinery to strengthen

export-oriented production and reduce dependency on

low-cost labor models.

European machinery suppliers reported stable order

intake from these regions, particularly for energy-efficient

and digitally integrated equipment.

Automation and digital systems gain measurable traction

One of the most consistent trends across 2025 and early

2026 is the increased adoption of automation and digital

production systems. Market surveys indicate that over

45 percent of newly ordered textile machines in 2025

included advanced automation features, such as real-time

monitoring, predictive maintenance, and data connectivity.

Manufacturers are using these capabilities to reduce

downtime, stabilize quality, and improve planning

accuracy. Rather than focusing solely on speed, buyers

are increasingly evaluating machines based on lifecycle

cost, serviceability, and integration with existing digital

platforms.

This shift reflects a broader change in how textile

producers define competitiveness under volatile market

conditions.

Sustainability continues to influence purchasing decisions

Sustainability requirements played a decisive role in

machinery selection throughout 2025. Investments

increasingly favored machines that support lower water

consumption, reduced energy usage, and controlled

chemical processes.

In the dyeing and finishing segment, demand for lowliquor

ratio systems and closed-loop water solutions

increased significantly. Industry estimates suggest that

Uzmanlara göre bu seçici yatırım yaklaşımı, 2026

boyunca da devam edecek.

Bölgesel performans farklı yönlerde ilerliyor

Asya-Pasifik bölgesi, 2025 yılında küresel tekstil makinası

talebinin yüzde 60’tan fazlasını oluşturarak liderliğini

sürdürdü. Çin, Hindistan, Vietnam ve Bangladeş gibi

ülkelerde makine yatırımları devam etti ancak önceki

dönemlere kıyasla daha kontrollü bir hızda ilerledi.

Buna karşılık Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Doğu Avrupa

bölgelerinde görece daha yüksek büyüme oranları

kaydedildi. Türkiye, Mısır ve Özbekistan gibi ülkelerde

ihracata yönelik üretimi güçlendirmek amacıyla modern

makinalara yönelim arttı.

Avrupalı makine üreticileri, bu bölgelerden özellikle enerji

verimliliği yüksek ve dijital altyapıya sahip ekipmanlar için

istikrarlı sipariş aldıklarını bildiriyor.

Otomasyon ve dijital sistemlerin payı artıyor

2025–2026 döneminde dikkat çeken başlıca eğilimlerden

biri, otomasyon ve dijitalleşmenin makine yatırımlarındaki

payının artması oldu. Sektör verileri, 2025’te sipariş edilen

yeni tekstil makinelerinin yaklaşık %45’inin gelişmiş

otomasyon özellikleri içerdiğini gösteriyor.

Gerçek zamanlı izleme, tahmine dayalı bakım ve veri

bağlantısı sunan sistemler; üretim sürekliliğini artırmak ve

kalite dalgalanmalarını azaltmak amacıyla tercih ediliyor.

Üreticiler, makineleri artık yalnızca hız açısından değil,

toplam yaşam döngüsü maliyeti ve entegrasyon kabiliyeti

açısından değerlendiriyor.

Sürdürülebilirlik yatırımların merkezinde yer alıyor

Sürdürülebilirlik kriterleri, 2025 yılı boyunca makine

seçiminde belirleyici bir rol oynadı. Su, enerji ve kimyasal

kullanımını azaltan çözümler, yatırım listelerinin üst

sıralarında yer aldı.

16 February Şubat 2026



nearly 40 percent of new dyeing machinery orders in 2025

were linked to environmental compliance objectives rather

than pure capacity expansion.

As sustainability reporting becomes more detailed and

standardized, manufacturers expect this trend to remain a

central factor in machinery investments during 2026.

Outlook for 2026 remains cautiously positive

Looking ahead, industry forecasts suggest a continuation

of moderate growth rather than a rapid rebound. Global

textile machinery demand in 2026 is expected to remain

stable, supported by replacement cycles, sustainabilitydriven

upgrades, and selective automation investments.

While short-term uncertainties persist, the sector’s longterm

fundamentals remain intact. Analysts emphasize that

productivity gains, operational resilience, and regulatory

compliance will define investment priorities more strongly

than volume expansion in the coming period.

Özellikle boyama ve finisaj segmentinde, düşük flotte

oranlı ve kapalı devre sistemlere olan talep dikkat çekti.

Tahminlere göre 2025’te sipariş edilen yeni boyama

makinelerinin yaklaşık %40’ı, çevresel uyum hedefleri

doğrultusunda tercih edildi.

Sürdürülebilirlik raporlamasının daha ayrıntılı hale

gelmesiyle birlikte, bu eğilimin 2026’da da etkisini

sürdürmesi bekleniyor.

2026 görünümü temkinli ancak pozitif

Önümüzdeki döneme bakıldığında, tekstil makinaları

sektöründe hızlı bir sıçramadan ziyade dengeli bir büyüme

öngörülüyor. 2026’da küresel talebin; yenileme yatırımları,

sürdürülebilirlik odaklı modernizasyonlar ve seçici

otomasyon projeleriyle desteklenmesi bekleniyor.

Kısa vadeli belirsizlikler sürse de sektörün temel

dinamiklerinin güçlü kaldığı belirtiliyor. Uzmanlara göre

önümüzdeki dönemde yatırım kararlarını, kapasite

artışından çok verimlilik, operasyonel dayanıklılık ve

mevzuata uyum belirleyecek.

18 February Şubat 2026



The standardization of tactile

analysis represents a new threshold

in global quality management

Tuşe analizinin standartlaşması, global

kalite yönetiminin yeni eşiği

Quality criteria in the textile

industry are undergoing a

profound transformation.

Elements like color and hand feel,

traditionally dependent on human

perception and experience, are

increasingly being defined through

measurable and traceable data. In this

interview, Soner Duransel explains

how ColorCo Global contributes to

this shift by placing system-based

quality management at the core of

textile production.

How would you describe your

company in a few sentences?

In which areas do you serve the

industry?

“I define ColorCo Global as a

technology and knowledge

ecosystem that begins with

measurement and extends all the

way to decision-making processes

within the textile industry. We are

not merely a product supplier; we

are a solution partner that ensures

color, quality, and test data are interpreted correctly

and transformed into actionable decisions.

Our scope of service focuses on color management, quality

control, laboratory testing technologies, and the seamless

integration of these elements into operational processes.”

What differentiates you in the industry? Which products

bring you to the forefront?

“What clearly differentiates us is our ability to transform

quality parameters that have long been considered entirely

subjective into measurable, comparable, and manageable

criteria. Hand feel, in particular, has traditionally been

governed by operator experience, personal perception, and

interpretations that vary from one company to another.

The Roaches Sentire hand feel analysis system converts

fundamental tactile parameters—such as softness,

roughness, elasticity, firmness, and surface response—

ColorCo Global’i birkaç

cümleyle nasıl tanımlarsınız?

Sektöre hangi alanlarda

hizmet

veriyorsunuz?

“ColorCo Global’i, tekstil sektöründe

ölçümle başlayan ancak karar

alma süreçlerine kadar uzanan

bir teknoloji ve bilgi ekosistemi

olarak tanımlıyorum. Biz yalnızca

ürün tedarik eden bir yapı değiliz;

renk, kalite ve test verisinin doğru

okunmasını ve doğru aksiyona

dönüşmesini sağlayan bir çözüm

ortağıyız. Faaliyet alanımız; renk

yönetimi, kalite kontrol, laboratuvar

test teknolojileri ve bu başlıkların

işletme süreçlerine entegrasyonu

üzerine kuruludur.”

Sizi sektörde farklı kılan özellikler

nelerdir? Hangi ürünlerinizle ön

plana çıkıyorsunuz?

“Bizi sektörde net biçimde ayrıştıran

temel unsur, tekstilde uzun yıllar

Soner Duransel,

boyunca tamamen subjektif

Founder of ColorCo Global

kabul edilen kalite parametrelerini

ölçülebilir, karşılaştırılabilir ve yönetilebilir hale getiren

çözümler sunmamızdır. Özellikle tuşe konusu bugüne

kadar operatör deneyimine, kişisel algıya ve firmadan

firmaya değişen yorumlara dayalı bir alan olarak yönetildi.

Roaches Sentire Tuşe Analiz Makinesi; yumuşaklık,

pürüzlülük, esneklik, sıkılık ve yüzey tepkisi gibi dokunsal

parametreleri sayısal veriye dönüştürerek tuşeyi ilk kez

gerçek anlamda laboratuvar disiplinine dahil ediyor.

Böylece tuşe, kişiye bağlı bir yorum olmaktan çıkıp, kalite

standartlarıyla tanımlanabilen ve izlenebilir bir kriter

haline geliyor. Bu yaklaşımı; renk ölçümünde dünya

standartlarında kabul gören Konica Minolta çözümleri ve

fiziksel test alanında referans kabul edilen Roaches test

sistemleri ile tamamlıyoruz. Ancak bizi farklı kılan nokta,

bu teknolojileri ayrı ayrı ürünler olarak değil; renk, tuşe

ve fiziksel performansı aynı kalite dili altında birleştiren

bütüncül bir sistem olarak sunmamızdır.”

20 February Şubat 2026



In today’s textile industry,

competitiveness is no longer defined

by speed or cost alone, but by the

ability to make accurate quality

decisions. Parameters such as

color and hand feel—long regarded

as subjective—are now becoming

measurable and manageable.

Soner Duransel, Founder of ColorCo

Global, shares insights on this

transformation, which shifts textile

quality from personal experience to

systematic, data-driven decisionmaking.

into numerical data, integrating hand feel into a true

laboratory discipline. As a result, hand feel is no longer a

subjective opinion, but a traceable quality criterion defined

by measurable standards. We complement this approach

with Konica Minolta solutions, recognized globally

as benchmarks in color measurement, and Roaches

testing systems, which are widely referenced in physical

performance testing. What truly distinguishes ColorCo

Global, however, is not offering these technologies as

standalone products, but positioning color, hand feel, and

physical performance within a unified and holistic quality

management framework.”

Could you provide information about the range of

products you offer and their areas of application?

“Our product portfolio is structured

around the critical decision

points of textile production.

We comprehensively address

laboratory requirements through

Konica Minolta solutions for

color measurement, Roaches

systems for physical testing

and performance analysis, and

advanced technologies such as

Sentire for hand feel evaluation.

These solutions are applicable

across a wide spectrum—from yarn

and fabric to apparel and technical

textiles. They play an active role

in sample development, customer

approval, production monitoring,

and quality verification. For us, the

real value lies not in the individual

use of these products, but in

enabling them to operate within

the same quality language across

the entire organization.”

Tekstil sektöründe rekabet artık

hızdan ya da maliyetten çok, doğru

kalite kararlarıyla kazanılıyor.

Renkten tuşeye kadar uzun yıllar

subjektif kabul edilen kriterlerin

ölçülebilir hale gelmesi, üretim

anlayışını kökten değiştiriyor.

ColorCo Global Kurucusu Soner

Duransel, tekstilde kaliteyi kişisel

deneyimden çıkarıp sistematik ve

veri temelli bir yapıya taşıyan bu

dönüşümü değerlendirdi.

Tekstil sektörüne sunduğunuz ürün çeşitleri ve kullanım

alanları hakkında bilgi verir misiniz?

“Ürün portföyümüz, tekstil üretiminin kritik karar noktalarına

dokunan bir yapı üzerine kurgulandı. Renk ölçümünde

Konica Minolta, fiziksel test ve performans analizlerinde

Roaches sistemleri, tuşe analizinde ise Sentire gibi ileri

seviye teknolojilerle laboratuvarların temel ihtiyaçlarını

kapsıyoruz. Bu çözümler; iplikten kumaşa, konfeksiyondan

teknik tekstillere kadar geniş bir kullanım alanına sahiptir.

Numune geliştirme, müşteri onayı, üretim kontrolü ve kalite

doğrulama süreçlerinde aktif rol oynar. Bizim için asıl değer,

bu ürünlerin tek başına kullanımı değil; işletme içinde aynı

kalite dilini konuşmalarını sağlamasıdır.”

Ürünlerinizdeki teknolojik yenilikler müşterilerinize ne gibi

avantajlar sağlıyor?

“Biz teknolojik yenilikleri yalnızca “daha yeni” olmak

üzerinden değil, daha doğru karar üretmek üzerinden

değerlendiriyoruz. Bugün tekstil

sektöründeki temel sorun veri eksikliği

değil; verinin güvenilir, karşılaştırılabilir

ve süreçlere entegre edilememesidir.

Sunduğumuz çözümler; operatöre

bağlı yorumları azaltan, ölçüm tekrar

edilebilirliğini artıran ve kaliteyi kişiden

bağımsız hale getiren bir yapı sunuyor.

Bunun karşılığı ise daha hızlı onay

süreçleri, daha az tekrar işlem ve daha

öngörülebilir bir üretim performansı

oluyor. Bizim yaklaşımımızda teknoloji

bir amaç değil, doğru kalite kararlarının

arkasındaki güçtür.”

2026 yılı hedefleriniz ve beklentileriniz

nelerdir?

“2026 yılı bizim için büyümeden çok

derinleşme ve sistemleşme yılı olacak.

ColorCo Global’i yalnızca ürünleriyle

değil, sunduğu metodolojiyle de referans

alınan bir marka konumuna taşımayı

hedefliyoruz. Bu kapsamda renk

yönetim sistemlerimizin içine entegre

22 February Şubat 2026



Could you elaborate on the technological innovations

behind your products and the advantages they provide to

customers?

“We evaluate technological innovation not in terms

of being “newer,” but in terms of enabling better and

more reliable decision-making. Today, the fundamental

challenge in the textile industry is not the lack of data, but

the lack of reliable, comparable, and process-integrated

data. Accordingly, the solutions we offer reduce operatordependent

interpretations, enhance measurement

repeatability, and make quality independent of individuals.

For our customers, this translates into faster approval

processes, fewer reworks, and more predictable production

performance. In this context, technology is not an end

in itself, but the invisible force supporting sound quality

decisions.”

What are your goals and expectations for

2026?

“For us, 2026 will be a year of depth and

systemization rather than sheer growth. Our

objective is to position ColorCo Global as a

reference brand, not only through the products

we offer, but through the methodology we

deliver. Within this framework, wizard-driven

structures and a collective memory approach

integrated into our color management systems

will play a key role. Our aim is to develop

intelligent systems that guide users from

accurate measurement to correct decisions,

learn from historical data, and preserve

institutional color knowledge. In doing so,

quality will become system-dependent rather

than person-dependent.”

Is there any additional message you would

like to emphasize?

“Digitizing tactile quality through the Roaches

Sentire hand feel analysis system represents not merely a

new instrument for textile laboratories, but a fundamental

shift in quality perception. The long-established principle

that what cannot be measured cannot be managed is

now clearly evident in the field of hand feel. The future

of the textile industry will not

be shaped by cost alone, but

by measurement accuracy,

data discipline, and decision

quality. The companies that truly

differentiate themselves will be

those that manage knowledge

rather than production. At

ColorCo Global, we represent

an approach that places correct

decision-making—rather than

technology itself—at the center of

this transformation.”

edeceğimiz wizard yapıları

ve kolektif hafıza yaklaşımı

önemli bir rol oynayacak.

Amaç; kullanıcıyı doğru

ölçümden doğru karara

yönlendiren, geçmiş

verilerden öğrenen ve

işletmenin kurumsal renk

bilgisini kalıcı hale getiren

akıllı sistemler oluşturmak.

Böylece kalite, kişilere

değil; sisteme bağlı hale

gelecek. Haziran ayında

düzenlenecek ITM Fuarı’na

katılımcı olarak yer

alıyoruz. ITM’yi yalnızca

ürün sergilediğimiz bir

platform değil; Türkiye

tekstil sektörünün kalite,

ölçüm ve laboratuvar

teknolojileri alanındaki dönüşüm vizyonunu hem yerel hem

de uluslararası paydaşlarla paylaşabileceğimiz stratejik bir

buluşma noktası olarak görüyoruz.”

Sektöre vermek istediğiniz özel bir mesaj var mı?

“Roaches Sentire Tuşe Analiz Makinesi ile

dokunsal kaliteyi sayısal hale getirmek,

tekstil laboratuvarları için yalnızca yeni bir

cihaz değil; kalite anlayışında önemli bir

dönüşüm anlamına geliyor. Ölçülemeyen

bir parametrenin yönetilemeyeceği gerçeği,

bugün tuşe alanında da net biçimde ortaya

çıkıyor. Tekstil sektörünün geleceği maliyetle

değil; ölçüm doğruluğu, veri disiplini ve karar

kalitesiyle şekillenecek. Bugün fark yaratan

firmalar, üretimi değil bilgiyi yönetenler olacak.

Biz ColorCo Global olarak bu dönüşümde

teknolojiyi değil, doğru kararı merkeze alan bir

anlayışı temsil ediyoruz.”

24 February Şubat 2026


ÜRETİMDEVERİMLİLİK

ÜRETİMDEVERİMLİLİK

ÜRETİMDEVERİMLİLİK

ÜRETİMDEVERİMLİLİK

ÜRETİMDEVERİMLİLİK

ÜRETİMDEVERİMLİLİK

ÜRETİMDEVERİMLİLİK

ÜRETİMDEVERİMLİLİK

Akışkan

Flud

Kontrol Ekpmanları Control Equpment

ÜRETİMDEVERİMLİLİK

Verimlilik

Prosesinize ve enerji en uygun tasarrufu vanayı sağlayarak

seçin.

gelecek nesillerimize hep birlikte

your Choose process. the By valve ensuring that efficiency best suits

and

and energy savings, let us all work

ÜRETİMDEVERİMLİLİK

“Daha Yaşanabilir Bir Dünya”

together to leave.

bırakalım.

“A More Livable World”

for future generations.

ÜRETİMDEVERİMLİLİK

ÜRETİMDEVERİMLİLİK

ÜRETİMDEVERİMLİLİK

ÜRETİMDEVERİMLİLİK

ÜRETİMDEVERİMLİLİK

www.pnosan.com.tr

www.nordsteam.tr


Asteks maintains market

strength in 2025, targets growth

in 2026

Asteks 2025’te pazar gücünü korudu, 2026

yılı için hedef büyüttü

As a leading manufacturer of Yüksek kaliteli ve dayanıklı apron

high-quality and durable aprons

ve manşon çeşitlerinin yanı sıra

and cots, as well as advanced

gelişmiş rektefiye, UV yüzey

grinding, UV surface treatment, and

işlem ve otomasyon çözümlerinin

automation solutions, Asteks preserved

its production strength during the

önde gelen üreticisi Asteks, zorlu pazar

koşullarının yaşandığı 2025 yılında

challenging market conditions of

üretim gücünü koruyarak 2026’a güçlü

2025 and entered 2026 with a strong

bir perspektifle girdi. Türk ekonomisinde

perspective. Despite the difficulties

yaşanan zorluklar ile yerel ve

experienced in the Turkish economy,

küresel pazarlardaki dalgalanma ve

as well as fluctuations and conflicts

çatışmalara karşın sipariş alımını

in local and global markets, Asteks

düşürmeyen ve sevkiyatlarını başarıyla

did not experience a decline in order

gerçekleştiren Asteks, yıl boyunca

intake and successfully completed

öne çıkan tekstil pazarlarında gücünü

its shipments. Throughout the year,

artıracak hamleler gerçekleştirdi.

the company carried out strategic

moves to strengthen its position in

prominent textile markets. In addition

to Uzbekistan and Bangladesh, Asteks

also reinforced its position in Egypt, one

Sabri İlknur

Firma, Özbekistan ve Bangladeş’in yanı

sıra, son dönemin pazar yıldızı Mısır’da

da pozisyonunu güçlendirdi.

2025’e ilişkin değerlendirme yapan

Asteks Pazarlama ve Satış Müdürü

of the standout textile markets of recent Asteks Marketing and Sales Manager Sabri İlknur, yerel pazardaki daralma

times.

ve zorlukları ihracattaki artış ve pazar

Evaluating 2025, Asteks Marketing and Sales Manager

Sabri İlknur emphasized that they overcame contraction and

challenges in the local market through increased exports

and market diversification. “2025 was a very challenging

year for manufacturers. Production costs increased

beyond exchange rate movements, global and local

demand contracted, and due to exchange rate advantages

of import-substitute products, local brands were placed

at a significant competitive disadvantage. Despite this,

Asteks, with its 55-year-rooted history, achieved market

results in line with its expectations through accurate

planning. We identified market contraction in advance and

set our targets accordingly. In this context, our unit sales

figures were on par with 2024; however, our foreigncurrency-based

turnover did not remain at the same

level due to exchange rate volatility. As I mentioned, this

outcome was not a surprise for us. We experienced

similar challenges alongside all stakeholders in the

textile sector, and despite this, we preserved our equity

and strength and were able to outline a strong vision for

2026,” he said.

çeşitlenmesi ile aştıklarının altını çizdi. İlknur şunları

söyledi; “2025 yılı üreticiler için oldukça zor şartlarda geçti.

Üretim maliyetleri döviz kurunun üzerinde arttı, global

ve yerel talep daralması yaşandı ve ithal ikame ürünlerin

kur avantajı nedeniyle yerel markalar rekabette oldukça

dezavantajlı konuma geldi. Buna karşın Asteks 55 yıllık köklü

bir firma olarak doğru planlamalarla beklentilerine uygun

pazar sonuçları elde etti. Pazardaki daralmayı önceden

tespit ederek buna göre hedefler belirledik. Bu bağlamda

adetsel satış verilerimiz 2024 ile başa baş bir sonuç

verdi, ancak döviz bazında ciromuz kurdaki dalgalanma

nedeniyle yanı seviyede kalmadı. Ancak belirttiğim gibi bu

sonuç bizim için sürpriz olmadı. Tekstil sektöründeki tüm

paydaşlarımızla benzer zorlukları yaşadık ve buna rağmen

öz sermayemizi ve gücümüzü koruyarak 2026 için güçlü

bir vizyon çizebildik.”

2025 yılında Türk tekstil sektörünün ana pazarları

olarak önemini koruduğunu dile getiren İlknur, 2025

yılında yurtiçinde öngörülmeyen şartlardaki hızlı tedarik

ihtiyaçları nedeniyle bir önceki yıla göre daha yüksek satış

adetlerine çıktıklarını açıkladı. İlknur; “Yurt içi pazardaki

26 February Şubat 2026


Despite volatility in the global

market in 2025, Asteks succeeded in

maintaining its production capacity

and strength, while focusing on

emerging textile regions. Offering

aprons, cots, and grinding solutions

to the market in a competitive

manner, the company continues its

efforts with a growth target for 2026.

Stating that Türkiye continued to maintain its importance

as one of the main markets of the Turkish textile industry

in 2025, İlknur noted that due to rapid supply needs under

unforeseen domestic conditions, unit sales in the domestic

market exceeded the previous year’s levels. “In addition to

this positive demand increase in the domestic market, we

accelerated our efforts to enhance our brand awareness

and strength in the global market. We took steps toward

every region where textile production is concentrated

and achieved positive results in a short time. We reached

significant customer profiles in rising textile stars such as

Uzbekistan, Pakistan, and Bangladesh. We also attained

a strong position in the Egyptian market which surprised

many with its growth in 2025. In Egypt, we offered not only

our aprons and cots but also our cot grinding machines,

and achieved very positive results. Another market where

we focused our efforts and achieved strong outcomes

during this period was China. Contrary to common

perceptions, the Chinese market holds significant potential

when approached with the right strategies and effective

solutions,” he continued.

Asteks provides advantages to its partners with a rich

product portfolio

Strengthening its solid ties in the Turkish textile market

while also developing relationships with manufacturers

in prominent global textile regions, Asteks contributes

to its partners’ efficiency and quality through its rich

product portfolio, while also helping optimize production

costs. Apron and cot types produced from high-quality

raw materials, enabling operation even under the most

challenging conditions and with sensitive fibers, continue

to receive strong demand from yarn producers, particularly

due to their advanced technical features. In recent years,

cot grinding unit solutions developed by Asteks’ in-house

R&D department have also received rapid positive feedback

from textile manufacturers thanks to their competitive

structures.

Automation-enabled solutions that transform cot

grinding from a manual process also ensure standard

processing quality, allowing cots to be used for longer

periods. Sabri İlknur stated that thanks to this broad

product portfolio, the company has become more resilient

and flexible against market fluctuations. He shared the

following insights: “In 2025, we achieved a clear increase

in apron sales. Demand for grinding machines generally

2025 yılında küresel pazardaki

dalgalanmaya karşın üretim

kapasitesini ve gücünü korumayı

başaran Asteks, yükselen yeni

tekstil bölgelerine odaklandı. Apron,

manşon ve rektefiye çözümlerini

rekabetçi bir şekilde pazara sunan

firma, 2026 için büyüme hedefiyle

çalışmalarını sürdürüyor.

bu olumlu talep artışının yanı sıra, küresel pazarda marka

bilinirliğimizi ve gücümüzü artıran çalışmalara hız verdik.

Tekstil üretiminin yoğun olduğu her coğrafyaya dönük

adımlar attık ve kısa sürede olumlu sonuçlar da elde ettik.

Özbekistan, Pakistan, Bangladeş gibi tekstilin yükselen

yıldızlarında önemli müşteri profillerine ulaştık. 2025’te

büyümesiyle birçok kişiyi şaşırtan Mısır pazarında da

güçlü bir konuma ulaştık. Mısır pazarına apron ve manşon

ürünlerimizin yanı sıra manşon rektefiye makinelerimizi

de sunduk ve güzel sonuçlar elde ettik. Bu dönemde

yoğunlaştığımız ve iyi sonuçlar aldığımız diğer bir Pazar

ise Çin oldu. Çin pazarı düşünülenin tersine doğru adımlar

ve iyi çözümlerle gidildiğinde büyük bir potansiyele sahip

bulunuyor” diye konuştu.

Asteks zengin ürün portföyüyle partnerlerine avantaj

sağlıyor

Türk tekstil pazarındaki güçlü bağlarını küresel pazarda

öne çıkan tekstil bölgelerindeki üreticilerle de geliştiren

Asteks, zengin ürün portföyü ile partnerlerinin verimliliğine

ve kalitesine katkı sağlarken, üretim maliyetlerini

optimize etmeye yardımcı oluyor. En zorlu şartlarda ve

hassas elyaflarla bile çalışmayı mümkün kılan, yüksek

kaliteli hammaddelerden üretilen apron ve manşon

türleri, özellikle gelişmiş teknik özellikleriyle iplik

üreticilerinden yoğun olarak talep almayı sürdürüyor.

Son yıllarda Asteks’in kendi AR-GE departmanının

geliştirdiği rektefiye dairesi çözümleri de rekabetçi

yapılarıyla tekstil üreticilerinden hızlı geri dönüşler

alıyor. Otomasyon özellikleriyle manşon taşlama işini

manuel olmaktan çıkaran çözümler, ayrıca standart

işlem kalitesi sağlayarak manşonların daha uzun süre

kullanılmasını da mümkün kılıyor.

Sabri İlknur bu geniş ürün portföyü sayesinde pazardaki

dalgalanmalara karşı daha dayanıklı ve esnek hale

geldiklerini ifade etti. İlknur şu bilgileri verdi; “2025

yılında apron satışlarımızda net artış elde ettik. Rektefiye

makinelerine ilişkin talepler genel olarak iplik işletme

yatırımlarıyla paralel ilerler, bu nedenle bu yıl teknoloji

ayağındaki çözümlerimize Mısır ve Bangladeş başta olmak

üzere yükselen pazarlardan talep aldık. Türkiye pazarında

ise daha çok modernizasyon çalışmaları bağlamında

rektefiye makinelerimiz talep gördü. Ancak şunu net olarak

gördük, ister sıfır yatırım isterse modernizasyon olsun

artık rektefiye makineleri için Asteks tercih edilen ilk marka

haline gelmiştir.”

February Şubat 2026

27


progresses in parallel with spinning mill investments;

therefore, this year we received strong demand for our

technology solutions from emerging markets, particularly

Egypt and Bangladesh. In the Türkiye market, our grinding

machines were mainly in demand within the scope of

modernization projects. However, what we have clearly

observed is that whether for greenfield investments or

modernization projects, Asteks has now become the first

preferred brand for cot grinding machines.”

Asteks becomes a partner in a new venture: Westure

Ventures

Positioning itself as a technology and R&D-driven

company with a sustainable corporate structure and

global market ambitions, Asteks took a significant step

in 2025. Asteks and Nexrone Global, one of the strong

players in the European venture ecosystem, established a

new investment company named Westure Ventures with a

shared vision. Headquartered in the Netherlands, Westure

aims to invest over USD 30 million within the next five

years. Westure will focus on future-shaping fields such

as financial technologies (fintech), artificial intelligence

(AI), manufacturing technologies, deeptech, space and

aerospace, and health technologies. Sabri İlknur stated

that the company’s investment strategy is centered on

“Goodness Technologies,” emphasizing an approach that

prioritizes technological initiatives that create value for

society and the planet.

“2026 comes with risks and opportunities, Asteks is ready”

Sabri İlknur recalled that many investments in Türkiye have

been postponed for a long time due to economic conditions,

stating that a portion of these deferred investments may

materialize in 2026. He emphasized that new projects

related to investment and modernization are expected to be

reactivated in the upcoming period and that Asteks is fully

prepared for this revival in demand. He concluded: “As in

previous periods, in 2026 we will continue to strengthen our

ties with our customers by serving as a fast, competitive,

and reliable supplier with our core expertise products,

including aprons, cots, draw frame cots, perforated aprons

and mesh aprons for compact spinning systems, in line

with their needs. Similarly, we will continue to support our

users with our technology systems covering machinery

and equipment for cot grinding departments. We are

maintaining our operations with a capacity capable of

supplying not only Türkiye but also many different regions

across global markets. Compared to the previous year,

2026 appears to offer greater opportunities.”

To further strengthen its ties with the global textile

industry, Asteks is preparing for a full exhibition calendar

in 2026. The major exhibitions where the company will

showcase its extensive product portfolio and establish new

collaborations include: DTG Bangladesh 2026 (Bangladesh

– Dhaka), Igatex 2026 (Pakistan – Lahore), VTG 2026

(Vietnam – Saigon), Indo Intertex 2026 (Indonesia –

Jakarta), ITM 2026 (Türkiye – Istanbul), Caitme 2026

(Uzbekistan – Tashkent), EgyStitch 2026 (Egypt – Cairo),

ITMA ASIA + CITME 2026 (China – Shanghai), Inlegmash

2026 (Russia – Moscow), Exintex 2026 (Mexico – Puebla).

Asteks yeni bir girişime ortak oldu: Westure Ventures

Asteks sürdürülebilir kurumsal yapısı ve küresel pazara

dönük hedefleriyle kendisini bir teknoloji ve AR-GE firması

olarak konumlandırıyor. Bu nedenle 2025 yılı içinde Asteks

ve Avrupa girişim ekosisteminin güçlerinden Nexrone

Global ortak bir vizyon ile Westure Ventures adında yeni

bir yatırım şirketi kurdu. Merkezi Hollanda’da bulunan

Westure, önümüzdeki beş yıl içinde 30 milyon doların

üzerinde yatırım yapmayı hedefliyor. Özellikle finansal

teknolojiler (fintech), yapay zekâ (AI), üretim teknolojileri,

deeptech, uzay ve havacılık ile sağlık teknolojileri gibi

geleceği şekillendiren alanlara odaklanacak. Sabri İlknur

şirketin yatırım stratejisinin merkezinde ‘İyilik Teknolojileri

– Goodness Technologies’ olduğunu, topluma ve gezene

değer katan teknolojik girişimlere öncelik verme yaklaşımını

benimsediklerini açıkladı.

“2026 riskleri ve fırsatlarıyla geliyor, Asteks olarak hazırız”

Türkiye’de ekonomik koşullar nedeniyle birçok yatırımın

uzun süredir ertelendiğini hatırlatan Sabri İlknur, 2026

yılında bu ötelemelerin belli oranda realize edilebileceğini

ifade etti. Yatırım ve modernizasyon bağlamındaki yeni

projelerin önümüzdeki dönemde tekrar hayata geçirileceğini

savunan İlknur, talepteki bu canlanmaya hazır olduklarını

kaydetti. İlknur, “Geçmiş dönemde olduğu gibi 2026 yılında

da müşterilerimizin ihtiyaçları kapsamında uzmanlık alanımız

olan apron, manşon, cer manşonu, kompakt delikli ve tülbent

apronlarımız ile hızlı, rekabetçi ve güvenilir tedarikçi olarak

müşterilerimizle bağlarımızı güçlendireceğiz. Benzer şekilde,

manşon rektefiye dairesine dönük makine ve teçhizatlarımızı

kapsayan teknoloji sistemlerimizle kullanıcılarımıza destek

vermeyi sürdüreceğiz. Sadece Türkiye için değil küresel

pazarlardaki birçok farklı bölgeye tedarik sağlayacak bir

kapasite ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bir önceki yıla göre

2026 daha fazla fırsat sunacak gibi görünüyor” diye konuştu.

Asteks küresel tekstil endüstrisi ile bağlarını daha da

güçlendirmek için 2026 yılında da dopdolu bir fuar takvimine

hazırlanıyor. Firmanın geniş ürün portföyünü sergilemek

ve yeni iş birlikleri oluşturmak için katılım sağlayacağı

önemli fuarlar şöyle sıralanıyor: DTG Bangladesh 2026

(Banglades-Dhaka), Igatex 2026 (Pakistan-Lahore), VTG

2026 (Vietnam-Saigon), Indo Intertex 2026 (Endonezya-

Jakarta), ITM 2026 (Türkiye-İstanbul), Caitme 2026

(Özbekistan-Taşkent), EgyStitch 2026 (Mısır-Kahire),

ITMA ASIA + CITME 2026 (Çin-Shanghai), Inlegmash 2026

(Rusya-Moskova), Exintex 2026 (Meksika-Puebla).

28 February Şubat 2026


401 SF&M

Manşon Taşlama Makinesi

Akıllı Besleme Sistemli & İki Bağımsız Taşlama Ünitesi

YENİLİKÇİ, YÜKSEK TEKNOLOJİ VE PERFORMANSLI ÜRÜNLER İLE:

KONFORLU ÇALIŞMA

10–13 Mart 2026

Centro de Exposiciones

Convenciones de Puebla,

Puebla, Meksika

Bizi ziyaret edin :)

Stand No: 318


Odesi elevates automation

standards in textile dyehouses

Odesi tekstil boyahanelerinde otomasyon

standardını yükseltiyor

According to Bedil Uzmanoğlu, Co-founder of

Odesi Textile Machinery Automation Systems, as

production accelerates across the textile industry,

quality expectations are rising at the same pace. In this

environment, ODESI Automatic Dispensing Systems

reduces human dependency in dyehouses through

automated dosing and recipe preparation technologies,

ensuring production becomes measurable, traceable

and consistently controlled throughout the process.

One of the main challenges for textile manufacturers

today is achieving full standardization in daily

production. Manual dosing, operator differences and

recipe deviations cause quality fluctuations and cost

losses. ODESI transforms the process from a humancentered

structure into a system-based model built

on data accuracy and operational precision. Dye and

chemical dosing are managed in a fully automated,

repeatable and recordable way, giving manufacturers

transparency, process discipline and stable production

performance.

Achieving the right result at the first attempt reduces

costs

Failing to obtain the correct shade at the first attempt

results in the loss of water, energy, time and chemicals.

ODESI systems reduce error margins, lower reprocessing

rates and stabilize overall production. This approach

provides measurable cost advantages while supporting

sustainable production targets and efficient resource

use. The company sees sustainability as a direct

outcome of well-engineered and structured system

design.

Bedil Uzmanoğlu,

Co-founder of Odesi Textile Machinery

Automation Systems

Odesi Tekstil Makine Otomasyon Sistemleri Kurucu

Ortağı Bedil Uzmanoğlu’na göre tekstil sektöründe

üretim hızlanırken kalite beklentisi de aynı oranda

artıyor. Bu ortamda ODESI Automatic Dispensing

Systems, otomatik dozajlama ve reçete hazırlama

teknolojileriyle boyahanelerde insan bağımlılığını

azaltıyor; üretimi ölçülebilir, izlenebilir ve süreç boyunca

tutarlı biçimde kontrol edilebilir hale getiriyor.

Tekstil üreticilerinin bugün karşılaştığı temel

sorunlardan biri günlük üretimde tam standartlaşmayı

sağlamak. Manuel dozajlama, operatör farklılıkları ve

reçete sapmaları kalite dalgalanmalarına ve maliyet

kayıplarına yol açıyor. ODESI süreci insan odaklı yapıdan

veri doğruluğu ve operasyonel hassasiyet temelli sistem

modeline dönüştürüyor. Boya ve kimyasal dozajlama tam

otomatik, tekrarlanabilir ve kayıt altına alınabilir şekilde

yönetiliyor; bu da üreticiye şeffaflık, süreç disiplini ve

istikrarlı üretim performansı sağlıyor.

Doğru sonucu ilk seferde almak maliyeti düşürüyor

İlk denemede doğru tonu yakalayamamak su, enerji,

zaman ve kimyasal kaybına neden oluyor. ODESI

sistemleri hata payını azaltıyor, yeniden işlem oranlarını

düşürüyor ve genel üretimi dengeliyor. Bu yaklaşım

ölçülebilir maliyet avantajı sunarken sürdürülebilir

üretim hedeflerini ve verimli kaynak kullanımını

30 February Şubat 2026


ODESI strengthens control, precision

and sustainability in textile dyeing

processes through fully automated

dosing technologies.

ODESI, tam otomatik dozajlama

teknolojileriyle tekstil boyama

süreçlerinde kontrolü, hassasiyeti ve

sürdürülebilirliği güçlendiriyor.

Integrated solutions with a broad product portfolio

ODESI offers a broad range of solutions for dyehouses,

including Liquid Chemical Dispensing Systems, Powder

Dye Storage and Weighing Systems, Powder Dye

Dissolving and Dispensing Systems, Raw Salt Refining

Systems, Salt and Soda Dissolving

and Dispensing Systems, a Fully

Automatic Laboratory Pipetting

System and Automatic Machine

Control and Dosing Systems

for Denim dyehouses. Fully

Automatic Recipe Preparation

and Transfer Systems enable

integrated process management

from laboratory to bulk

production.

The company develops modular

and scalable solutions for different

production capacities. Large

facilities implement centralized

automatic systems, while

medium-sized manufacturers

benefit from phased investment

models that support gradual

modernization.

ODESI continues to invest in software, data analytics

and Industry 4.0 infrastructures, strengthening its

position in the digital transformation of textile dyeing

technologies.

destekliyor. Firma sürdürülebilirliği iyi kurgulanmış

sistem tasarımının doğal sonucu olarak görüyor.

Geniş ürün gamı ile entegre çözümler sunuyor

ODESI; Sıvı Kimyasal Dağıtım Sistemleri, Toz Boya

Depolama ve Tartım Sistemleri,

Toz Boya Çözme ve Dağıtım

Sistemleri, Ham Tuz Rafinasyon

Sistemleri, Tuz ve Soda Çözme

ve Dağıtım Sistemleri, Tam

Otomatik Laboratuvar Pipetleme

Sistemi ve Denim boyahaneler

için Otomatik Makine Kontrol ve

Dozajlama Sistemleri sunuyor.

Tam Otomatik Reçete Hazırlama

ve Transfer Sistemleri sayesinde

laboratuvardan seri üretime

kadar süreçler entegre biçimde

yönetilebiliyor.

Firma farklı üretim kapasitelerine

uygun modüler ve ölçeklenebilir

çözümler geliştiriyor. Büyük

tesislerde merkezi sistemler

uygulanırken orta ölçekli işletmelere

kademeli modernizasyon imkânı

sunuluyor.

ODESI, yazılım, veri analizi ve Endüstri 4.0 altyapılarına

yatırım yaparak tekstil boyama teknolojilerinde dijital

dönüşümdeki konumunu güçlendirmeyi sürdürüyor.

February Şubat 2026

31


Archroma showcases textile

innovations at Colombiatex 2026

Archroma, Colombiatex 2026’da tekstil

inovasyonlarını tanıtıyor

Archroma, a global leader in

specialty chemicals for sustainable

solutions, will present its latest highperformance

textile innovations

at Colombiatex 2026, taking place

from January 27–29 in Medellín,

Colombia.

Sürdürülebilir ve yüksek performanslı

tekstil üretimine yönelik çözümlerde

küresel lider Archroma, 27–29 Ocak

2026 tarihleri arasında Medellín’de

düzenlenecek Colombiatex 2026’da

en yeni inovasyonlarını sektör

profesyonelleriyle buluşturuyor.

Archroma, a global leader in specialty chemicals

focused on sustainable solutions, has announced

its participation in Colombiatex 2026, one of the

most influential textile and apparel industry events in the

Americas. The event will be held from January 27 to 29,

2026, in Medellín, Colombia, where Archroma will welcome

visitors at Booth PC006.

During Colombiatex 2026, Archroma will showcase its

latest innovations designed to support more sustainable

and high-performance textile production. Visitors will

have the opportunity to discover the company’s awardwinning

AVITERA® SE dyes and SILIGEN® D2W, along

with an advanced portfolio of solutions including BLUE

MAGIC, THIOTAN® R, ERIOFAST®, ERIOPON® E3 SAVE, and

TERASIL® W-VM. Solutions developed through Archroma’s

latest partnership with HeiQ will also be featured at the stand.

“These innovations reflect our commitment to helping the

textile industry meet growing demands for performance,

efficiency, and sustainability,” said Gerardo Estrada, Vice

President, Americas, Archroma. “Colombiatex is a key

platform for connecting with partners across the Americas,

and we look forward to demonstrating how our solutions

can enable more planet-conscious textile production.”

Archroma invites industry professionals, brand owners,

and manufacturers

to visit Booth PC006

to experience its

cutting-edge textile

solutions firsthand

and learn how the

company is shaping

a more sustainable

future for the textile

industry.

Sürdürülebilir çözümler odaklı özel kimyasallar

alanında küresel liderlerden biri olan Archroma,

Amerika kıtasının en etkili tekstil ve hazır giyim

etkinliklerinden biri olan Colombiatex 2026’ya katılacağını

duyurdu. Etkinlik, 27–29 Ocak 2026 tarihleri arasında

Kolombiya’nın Medellín kentinde gerçekleştirilecek olup,

Archroma ziyaretçilerini PC006 numaralı standında

ağırlayacak. Archroma, Colombiatex 2026 kapsamında

daha sürdürülebilir ve yüksek performanslı tekstil

üretimini desteklemek üzere geliştirdiği en yeni

inovasyonlarını sergileyecek. Ziyaretçiler, şirketin ödüllü

AVITERA® SE boyaları ve SILIGEN® D2W çözümlerinin

yanı sıra; BLUE MAGIC, THIOTAN® R, ERIOFAST®,

ERIOPON® E3 SAVE ve TERASIL® W-VM gibi ileri

teknoloji ürün portföyünü yakından inceleme fırsatı

bulacak. Ayrıca Archroma’nın HeiQ ile gerçekleştirdiği

en yeni iş birliği kapsamında geliştirilen çözümler de

ziyaretçilere sunulacak.

Archroma Amerika Kıtası Başkan Yardımcısı

Gerardo Estrada, konuyla ilgili şunları söyledi: “Bu

inovasyonlar, tekstil sektörünün performans, verimlilik

ve sürdürülebilirlik alanlarında artan beklentilerine yanıt

verme konusundaki kararlılığımızın bir yansımasıdır.

Colombiatex, Amerika genelindeki iş ortaklarımızla

buluşmak için kritik bir platform.

Çözümlerimizin, gezegen bilincine sahip

tekstil üretimini nasıl mümkün kıldığını

göstermeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.”

Archroma, sektör profesyonellerini,

marka sahiplerini ve üreticileri PC006

numaralı standını ziyaret ederek yenilikçi

tekstil çözümlerini yerinde keşfetmeye

ve şirketin daha sürdürülebilir bir

sektör geleceğini nasıl şekillendirdiğini

öğrenmeye davet ediyor.

32 February Şubat 2026


February Şubat 2026

33


New technologies in sustainable

denim finishing

Sürdürülebilir denim terbiyesinde yeni

teknolojiler

Conventional denim finishing processes create

a significant environmental burden due to high

water consumption, intensive chemical use, and

substantial energy requirements. In particular, stone

washing, chlorine-based bleaching, and multiple rinsing

steps are among the main factors that increase wastewater

volumes and chemical oxygen demand (COD). Therefore,

sustainable denim finishing is made possible not only

through alternative chemicals but also through a holistic

optimization of process time, mechanical action, and

temperature parameters.

Why is sustainability critical in denim finishing?

Denim production is widely known as a process that

requires high water consumption and intensive chemical

usage when traditional methods are applied. Conventional

finishing techniques used especially during washing

and finishing stages increase the carbon footprint and

wastewater load. For this reason, sustainable denim

finishing has become a strategic necessity for brands,

manufacturers, and retailers.

The role of enzyme technologies in denim finishing

Cellulose-based enzymes are considered one of the

most important alternatives replacing stone washing in

sustainable denim finishing. Enzyme washes:

• Reduce mechanical abrasion while preserving fiber

strength

• Provide more uniform color fading

• Minimize the use of pumice stones and related machine

wear

• Lower wastewater load

With proper control of pH, temperature, and processing

time, enzymes can work selectively, preventing excessive

fiber loss.

Key applications in sustainable denim finishing

The main denim finishing methods developed to reduce

environmental impact include:

• Enzyme-Based Washes: Processes using cellulose

enzymes reduce the need for stones and harsh chemicals,

enabling more controlled abrasion.

• Ozone Technology: Color fading is achieved with

minimal water and chemical usage through ozone gas.

• Low Water Consumption Washing Systems: Closedloop

and foam-based systems significantly reduce water

usage.

Geleneksel denim terbiye prosesleri; yüksek su

tüketimi, yoğun kimyasal kullanımı ve enerji

gereksinimi nedeniyle çevresel açıdan önemli bir

yük oluşturuyor. Özellikle taş yıkama, klor bazlı ağartma

ve çoklu durulama adımları; atık su miktarını ve kimyasal

oksijen ihtiyacını (COD) artıran temel faktörler arasında yer

alıyor. Bu nedenle sürdürülebilir denim terbiyesi, yalnızca

alternatif kimyasal kullanımıyla değil; proses süresi,

mekanik etki ve sıcaklık parametrelerinin bütüncül şekilde

optimize edilmesiyle mümkün hale geliyor.

Denim terbiyesinde sürdürülebilirlik neden kritik?

Denim üretimi, geleneksel yöntemlerle yüksek su tüketimi

ve yoğun kimyasal kullanımı gerektiren bir süreç olarak

biliniyor. Özellikle yıkama ve bitim aşamalarında uygulanan

konvansiyonel terbiye yöntemleri, karbon ayak izi ve atık su

yükünü artırıyor. Bu nedenle sürdürülebilir denim terbiyesi;

markalar, üreticiler ve perakendeciler için stratejik bir

zorunluluk haline geliyor.

Enzim teknolojilerinin denim terbiyesindeki rolü

Selüloz bazlı enzimler, sürdürülebilir denim terbiyesinde

taş yıkamanın yerini alan en önemli uygulamalardan biri

olarak değerlendiriliyor. Enzim yıkamalar:

• Mekanik aşındırmayı azaltarak lif mukavemetini koruyor

• Daha homojen renk açılması sağlıyor

• Ponza taşı kullanımını ve buna bağlı makine aşınmasını

minimize ediyor

• Atık su yükünü düşürüyor

Doğru pH, sıcaklık ve süre kontrolü ile enzimlerin selektif

çalışması sağlanarak, aşırı lif kaybının önüne geçilebiliyor.

34 February Şubat 2026



Denim finishing stands out as one of

the most critical production stages

determining the environmental

footprint of the textile industry. Newly

developed finishing technologies

aimed at reducing water, energy, and

chemical consumption are redefining

technical standards in sustainable

production.

• Alternative Bleaching Methods: Chlorine-free and

environmentally friendly chemicals help decrease

wastewater pollution.

• Cold Wash Processes: Low-temperature formulations

minimize energy consumption.

Ozone and low water consumption systems

Ozone technology is among the prominent topics in

technical publications due to its ability to provide color

fading with minimal water and chemical usage. Applied in

the gas phase, ozone oxidizes indigo dye and achieves the

desired bleaching effect in a short time.

In addition, the following technical solutions are widely

preferred for significantly reducing water consumption:

• Foam-based washing systems

• Closed-loop water recovery units

• Low liquor ratio machines

Chemical selection and the ZDHC compliance process

Chemical management plays a direct role in process

success in sustainable denim finishing. ZDHC MRSLcompliant

chemicals, chlorine-free bleaching agents, and

biodegradable auxiliaries reduce both environmental risks

and wastewater treatment costs.

Furthermore, low-salt formulations and alternative

dye-fixing agents help keep wastewater conductivity and

salinity levels under control.

Brand and consumer demand accelerates the transition

International brands’ sustainability commitments and

increasing consumer environmental awareness are driving

Denim terbiyesi, tekstil sektörünün

çevresel ayak izini belirleyen en kritik

üretim aşamalarından biri olarak

öne çıkıyor. Su, enerji ve kimyasal

kullanımını azaltmaya yönelik

geliştirilen yeni terbiye teknolojileri,

sürdürülebilir üretimde teknik

standartları yeniden tanımlıyor.

Sürdürülebilir denim terbiyesinde öne çıkan uygulamalar

Sektörde çevresel etkiyi azaltmaya yönelik geliştirilen

başlıca denim terbiye yöntemleri şunlar:

• Enzim Bazlı Yıkamalar: Selüloz enzimleri ile yapılan

işlemler, taş ve sert kimyasal kullanımını azaltarak daha

kontrollü aşındırma sağlıyor.

• Ozon Teknolojisi: Ozon gazı kullanımıyla renk açma

işlemleri minimum su ve kimyasal ile gerçekleştiriliyor.

• Düşük Su Tüketimli Yıkama Sistemleri: Kapalı devre

ve köpük bazlı sistemler, su tüketimini önemli ölçüde

düşürüyor.

• Alternatif Ağartma Yöntemleri: Klor içermeyen ve çevre

dostu kimyasallar, atık su kirliliğini azaltıyor.

• Soğuk Yıkama Prosesleri: Düşük sıcaklıkta çalışan

reçeteler, enerji tüketimini minimize ediyor.

Ozon ve düşük su tüketimli sistemler

Ozon teknolojisi, denim terbiyesinde minimum su ve

kimyasal ile renk açma imkânı sunması nedeniyle teknik

dergilerde öne çıkan konular arasında yer alıyor. Gaz

fazında uygulanan ozon, indigo boyayı oksitleyerek istenen

ağartma efektini kısa sürede sağlıyor.

Buna ek olarak:

• Köpük bazlı yıkama sistemleri

• Kapalı devre su geri kazanım üniteleri

• Düşük flotte oranlı makineler

su tüketimini ciddi oranda azaltan teknik çözümler olarak

tercih ediliyor.

Kimyasal seçimi ve ZDHC uyum süreci

Sürdürülebilir denim terbiyesinde kimyasal yönetimi, proses

başarısını doğrudan etkileyen bir unsur olarak öne çıkıyor.

ZDHC MRSL uyumlu kimyasallar, klor içermeyen ağartıcılar

ve biyobozunur yardımcı maddeler; hem çevresel riskleri

hem de arıtma maliyetlerini azaltıyor.

Ayrıca düşük tuzlu reçeteler ve alternatif boya

sabitleyiciler, atık suyun iletkenlik ve tuzluluk değerlerinin

kontrol altında tutulmasını sağlıyor.

Marka ve tüketici talebi süreci hızlandırıyor

Uluslararası markaların sürdürülebilirlik taahhütleri ve

tüketicilerin çevre bilincinin artması, üreticileri daha temiz

terbiye teknolojilerine yönlendiriyor. Sertifikasyon süreçleri

ve şeffaf tedarik zinciri uygulamaları, sürdürülebilir denim

terbiyesini rekabet avantajına dönüştürüyor. Sürdürülebilir

denim terbiyesi, sadece çevresel bir sorumluluk değil; aynı

zamanda kalite, verimlilik ve marka değeri açısından da kritik

36 February Şubat 2026



manufacturers toward cleaner finishing technologies.

Certification processes and transparent supply chain

practices are turning sustainable denim finishing into a

competitive advantage.

Sustainable denim finishing is not only an environmental

responsibility but also a critical investment in quality,

efficiency, and brand value. Innovative finishing

technologies and controlled process management are

shaping the future of the denim industry.

Digitalization and process control systems

Industry 4.0 applications are among the key tools

supporting sustainability in denim finishing. Thanks to

automatic dosing systems and digital process monitoring

software:

• Recipe repeatability is improved

• Rewashing caused by errors is reduced

• Resource usage becomes measurable

These systems enable sustainability targets to be

reported with concrete data.

Problems caused by ıncorrect denim finishing

Experts state that many quality issues encountered in

denim products stem from improper finishing practices.

The most common problems include:

• Uneven color fading and staining

• Fiber weakening due to excessive abrasion

• Loss of shape and shrinkage issues

• Surface pilling and fraying

• Damage to seams and accessories

Such defects can lead to high return and reprocessing

costs for both manufacturers and brands.

Practices that ımprove quality in denim finishing

According to industry representatives, the key factors

determining success in denim finishing include:

• Precise control of process time, temperature, and

chemical dosages

• Preparation of denim fabric with presoak treatment

before finishing

• Regular rotation of garments in the drum to ensure

homogeneous contact

• Protection of logos, labels, and accessories prior to

processing

• Limiting exposure to high temperatures

In addition, environmentally friendly enzymes and low

water consumption processes are increasingly preferred

due to their sustainability benefits.

bir yatırım olarak öne çıkıyor. Yenilikçi terbiye teknolojileri

ve kontrollü proses yönetimi, denim sektörünün geleceğini

şekillendiriyor.

Dijitalleşme ve proses kontrol sistemleri

Endüstri 4.0 uygulamaları, denim terbiyesinde

sürdürülebilirliği destekleyen önemli araçlar arasında yer

alıyor. Otomatik dozajlama sistemleri ve dijital proses

izleme yazılımları sayesinde:

• Reçete tekrar edilebilirliği artıyor

• Hata kaynaklı yeniden yıkamalar azalıyor

• Kaynak kullanımı ölçülebilir hale geliyor

Bu sistemler, sürdürülebilirlik hedeflerinin somut verilerle

raporlanmasına olanak tanıyor.

Hatalı denim terbiyesinin yol açtığı sorunlar

Uzmanlar, denimde karşılaşılan pek çok kalite probleminin

yanlış terbiye uygulamalarından kaynaklandığını belirtiyor.

En sık rastlanan sorunlar arasında:

• Düzensiz renk açılması ve lekelenme

• Aşırı aşındırma sonucu lif zayıflaması

• Form kaybı ve çekme problemleri

• Yüzeyde tüylenme ve saçaklanma

• Dikiş ve aksesuar hasarları

Bu tür hatalar, hem üretici hem de markalar için yüksek

iade ve revizyon maliyetleri yaratabiliyor.

Denim terbiyesinde kaliteyi artıran uygulamalar

Sektör temsilcilerine göre denim terbiyesinde başarıyı

belirleyen temel faktörler şunlar:

• Proses süresi, sıcaklık ve kimyasal dozajların hassas

şekilde kontrol edilmesi

• Terbiye öncesi denim kumaşın presoak (ön ıslatma) ile

hazırlanması

• Ürünlerin tambur içinde düzenli olarak çevrilmesi ve

homojen temas sağlanması

• Logo, etiket ve aksesuarların işlem öncesinde korunması

• Yüksek ısıya maruz kalmanın sınırlandırılması

Ayrıca çevre dostu enzimler ve düşük su tüketimli

prosesler, sürdürülebilirlik açısından giderek daha fazla

tercih ediliyor.

38 February Şubat 2026



TRN Önal Makina stands out

in the textile industry with its

production strength

TRN Önal Makina üretim gücüyle tekstil

sektöründe farkını ortaya koyuyor

Operating in textile finishing machinery, TRN

Önal Makina sustains stable growth through

its production capacity, technical expertise and

industry experience. Turan Önal, Founder and Chairman

of the Board of Directors, states that their main strength

lies in responding quickly and precisely to the evolving

needs of textile manufacturers. Growing expectations for

higher quality and uninterrupted processes are guiding the

company toward more advanced and performance-driven

engineering solutions.

Order structure shifts toward efficiency-focused systems

According to Turan Önal, manufacturers now demand

not only machines but integrated systems that increase

measurable productivity. In the Raising and Shearing

Machine groups, capacity enhancement, surface quality

and stable performance stand out. For Combing Machines,

precision and process balance remain key investment

criteria.

Operating in a 1,000 m² indoor facility in Çorlu, TRN

Önal Makina offers competitive lead times supported

by its strong technical team and solid manufacturing

infrastructure. The company was founded in 2007 in a 200

m² workshop providing balancing, grinding and machine

revision services. In line with market demand, it transitioned

into manufacturing and specialized in Shearing, Raising

and Combing Machines.

Tekstil terbiye makineleri alanında faaliyet gösteren

TRN Önal Makina, üretim kapasitesi, teknik uzmanlığı

ve sahadan gelen deneyimiyle istikrarlı bir büyüme

sürdürüyor. Firmanın kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı

Turan Önal, tekstil üreticilerinin değişen ihtiyaçlarına hızlı

ve doğru yanıt verebilmenin en büyük avantajları olduğunu

belirtiyor. Artan kalite beklentisi, daha düşük hata oranı

ve kesintisiz üretim talebi, firmayı mühendislik altyapısını

sürekli geliştirmeye yönlendiriyor. Bu yaklaşım, markanın

hem güvenilirliğini hem de tercih edilirliğini artırıyor.

Sipariş yapısı verimlilik odaklı sistemlere yöneliyor

Turan Önal’a göre üreticiler artık yalnızca makine yatırımı

yapmıyor, üretim hattının tamamını etkileyen entegre

çözümler talep ediyor. Şardon ve traş makinası gruplarında

kapasite artışı, yüksek yüzey kalitesi ve stabil performans

öne çıkarken, tarama makinalarında hassasiyet, denge ve

uzun süreli çalışma kararlılığı belirleyici kriterler arasında

yer alıyor. Özellikle ihracat yapan firmalar, kalite standardını

koruyacak teknik detaylara daha fazla önem veriyor.

Çorlu’da 1000 m² kapalı alanda faaliyet gösteren TRN

Önal Makina, güçlü teknik kadrosu ve üretim altyapısıyla

rekabetçi teslim süreleri sunuyor. Firma 2007 yılında 200

m² alanda balans, bileme ve makine revizyon hizmetleriyle

sektöre adım attı. Sektörden gelen talepler doğrultusunda

40 February Şubat 2026


Manufacturing in Çorlu, Tekirdağ,

TRN Önal Makina strengthens its

position in both domestic and export

markets with the technical solutions

it develops for Shearing, Raising and

Combing Machines.

Tekirdağ Çorlu’da üretim yapan TRN

Önal Makina, traş, şardon ve tarama

makinelerinde geliştirdiği teknik

çözümlerle hem iç pazarda hem

ihracatta konumunu güçlendirmeye

devam ediyor.

Automation and energy efficiency at the core

The machines developed by TRN Önal Makina ensure

stable operation, lower waste rates and long equipment

life. Automation applications and digital control systems

reduce operator-related errors and strengthen production

continuity. Energy-focused technical improvements also

help lower operational costs.

Highlighting continued investment in R&D, Turan Önal

notes that the company is working on more compact

designs and enhanced control systems. The company

aims to deliver reliable and sustainable solutions to textile

manufacturers worldwide.

Turan Önal’s message is clear: the right machine

investment forms the backbone of quality and continuity

in textile production.

üretime geçerek traş, şardon ve tarama makinelerinde

uzmanlaştı ve bugün kendi makine parkurunu sürekli

geliştiren bir yapıya ulaştı.

Otomasyon ve enerji verimliliği merkezde

TRN Önal Makina’nın geliştirdiği makineler stabil çalışma,

düşük fire oranı ve uzun ekipman ömrü sağlıyor. Otomasyon

uygulamaları ve dijital kontrol sistemleri operatör

hatalarını azaltırken üretim sürekliliğini güçlendiriyor.

Enerji verimliliğine yönelik teknik iyileştirmeler ise işletme

maliyetlerini düşürerek firmalara uzun vadeli avantaj

sunuyor.

Ar-Ge yatırımlarına kararlılıkla devam ettiklerini belirten

Turan Önal, daha kompakt tasarımlar ve gelişmiş kontrol

sistemleri üzerinde çalıştıklarını ifade ediyor. Firma, tekstil

üreticilerine güvenilir, sürdürülebilir ve yüksek performanslı

çözümler sunma hedefiyle yoluna devam ediyor.

Turan Önal’ın mesajı net: Doğru makine yatırımı, üretimde

kalite ve sürekliliğin temelini oluşturuyor.

February Şubat 2026

41


Türkiye competes with global

giants in textile exports

Türkiye, tekstil ihracatında dünya

devleriyle aynı ligde

Turkey’s textile and raw materials sector completed

2025 with exports totaling USD 11.4 billion. When

combined with the ready-to-wear sector, total

exports reached USD 26 billion, while the two sectors

together generated a foreign trade surplus of USD 17

billion. As a result, textiles and apparel maintained their

position as Turkey’s third-largest exporting industries.

The sector’s 2025 performance and future outlook

were discussed at a meeting organized by the Istanbul

Textile and Raw Materials Exporters’ Association (İTHİB),

attended by İTHİB Chairman Ahmet Öksüz, Vice Chairmen

Fatih Bilici and Ali Sami Aydın, and Board Member Sultan

Tepe.

Speaking at the meeting, İTHİB Chairman Ahmet Öksüz

underlined the strong production capacity of the textile

and apparel industries, stating: “Together with ready-towear,

we are the manufacturing sector with the highest

production volume, reaching USD 77.2 billion. The textile

sector accounts for USD 44.8 billion, while ready-to-wear

contributes USD 32.4 billion in production value.”

40% of exports go to the EU

Öksüz noted that the textile sector recorded exports of USD

11.3 billion in 2025, with the European Union remaining

the largest market. Exports to EU countries reached USD

4.5 billion, accounting for 40.3% of total textile exports.

Exports to African countries amounted to USD 1.5 billion,

representing a 13.6% share, while exports to former

Ahmet Öksüz,

Chairman of the Board of the Istanbul Textile

Exporters’ Association (İTHİB)

Türkiye tekstil ve hammaddeleri sektörü, 2025 yılını

11,4 milyar dolarlık ihracatla tamamladı. Hazır giyim

sektörüyle birlikte değerlendirildiğinde toplam ihracat

hacmi 26 milyar dolara ulaşırken, iki sektör toplamda 17

milyar dolarlık dış ticaret fazlası yarattı. Böylece tekstil ve

hazır giyim, Türkiye’nin en fazla ihracat yapan sektörleri

arasında üçüncü sıradaki konumunu korudu. İstanbul

Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB)

tarafından düzenlenen ve İTHİB Yönetim Kurulu Başkanı

Ahmet Öksüz’ün yanı sıra Başkan Yardımcıları Fatih

Bilici ve Ali Sami Aydın ile Yönetim Kurulu Üyesi Sultan

Tepe’nin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, sektörün

2025 performansı ve önümüzdeki döneme ilişkin hedefleri

değerlendirildi.

Toplantıda konuşan İTHİB Yönetim Kurulu Başkanı

Ahmet Öksüz, tekstil ve hazır giyim sektörlerinin üretim

gücüne dikkat çekerek, “Hazır giyimle birlikte 77,2 milyar

dolarlık üretim değeriyle imalat sanayisinde en yüksek

üretim hacmine sahip sektörüz. Tekstil sektörümüz 44,8

milyar dolar, hazır giyim sektörümüz ise 32,4 milyar dolarlık

üretim değeri yaratıyor” dedi.

İhracatın yüzde 40’ı AB’ye

Tekstil sektörünün 2025 yılında 11,3 milyar dolarlık ihracat

gerçekleştirdiğini belirten Öksüz, Avrupa Birliği’nin en

büyük pazar olmayı sürdürdüğünü söyledi. AB ülkelerine

yapılan ihracatın 4,5 milyar dolara ulaştığını kaydeden

Öksüz, bu rakamın toplam ihracatın yüzde 40,3’ünü

oluşturduğunu ifade etti. Afrika ülkelerine yapılan ihracat

1,5 milyar dolar ile yüzde 13,6 pay alırken, eski Doğu Bloku

ülkelerine yapılan ihracat yaklaşık 1,4 milyar dolar ile yüzde

12 seviyesinde gerçekleşti.

İtalya ilk sırada, Mısır hızla yükseliyor

Ülke bazında ihracat verilerini paylaşan Ahmet Öksüz, 838

milyon dolar ile İtalya’nın ilk sırada yer aldığını, ABD’nin 792

milyon dolar ile ikinci, Almanya’nın ise 715 milyon dolar ile

üçüncü sırada bulunduğunu söyledi. Öksüz, Mısır’ın ise son

yıllarda dikkat çekici bir yükseliş sergilediğini vurgulayarak,

“2023’te 344 milyon dolar olan Mısır’a ihracatımız, 2025’te

567 milyon dolara ulaştı. Bu, bir yılda yüzde 23’lük artış

anlamına geliyor” dedi.

Tekstil sektörünün katma değerli yapısına da dikkat

çeken Öksüz, kilogram başına ihracat birim fiyatının

tekstilde 4,3 dolar, hazır giyimde ise 21,3 dolar seviyesine

yükseldiğini, Türkiye ortalamasının ise 1,59 dolar

olduğunu belirtti.

42 February Şubat 2026



Turkey’s textile and raw materials

sector closed 2025 with exports

worth USD 11.4 billion, while

combined with ready-to-wear, total

exports reached USD 26 billion. The

two sectors generated a foreign trade

surplus of USD 17 billion, continuing

to make a strong contribution to the

Turkish economy.

Türkiye tekstil ve hammaddeleri

sektörü, 2025 yılında 11,4 milyar

dolarlık ihracata imza atarken, hazır

giyimle birlikte toplam 26 milyar

dolarlık ihracat hacmine ulaştı.

Sektör, 17 milyar dolarlık dış ticaret

fazlasıyla Türkiye ekonomisine güçlü

katkı sağlamayı sürdürdü.

Eastern Bloc countries totaled approximately USD 1.4

billion, corresponding to around 12% of total exports.

Italy leads, Egypt shows rapid growth

Sharing country-based export data, Öksüz stated that

Italy ranked first with USD 838 million in textile exports,

followed by the United States with USD 792 million and

Germany with USD 715 million. Highlighting Egypt’s strong

upward trend, Öksüz said: “Our exports to Egypt increased

from USD 344 million in 2023 to USD 567 million in 2025.

This represents a year-on-year increase of 23%.”

Öksüz also drew attention to the sector’s high valueadded

structure, noting that the average export price

per kilogram stands at USD 4.3 in textiles and USD 21.3

in ready-to-wear, compared to Turkey’s overall export

average of USD 1.59 per kilogram.

Turkey ranks high in the global textile league

Commenting on global textile trade, Öksüz pointed out that

eight of the world’s top 10 textile exporting countries are

members of the G20, while four are part of the G7. China

leads the ranking with USD 141 billion in textile exports,

followed by India with USD 19 billion and the United States

with USD 18 billion. Germany ranks fourth with USD 13

billion, while Turkey and Italy share fifth place with exports

of approximately USD 12 billion each. Öksüz also noted

that the United States is the world’s largest textile investor,

with investments totaling USD 3 billion.

Inward processing regime share on the rise

Addressing import figures, Öksüz stated that textile

imports peaked at USD 12.7 billion in 2022 before declining

in subsequent years due to global economic slowdown.

Imports amounted to USD 7.3 billion during the January–

November period of 2025. The share of imports carried out

under Turkey’s Inward Processing Regime (IPR) increased

to 22.9%. In the yarn product group, the IPR share reached

a record 44.1%, while the ratio for cotton yarn rose to

65.5%.

Employment at 860,000

Öksüz noted that total employment in the textile and

ready-to-wear sectors currently stands at around 860,000

people. After reaching a historic peak of 1.25 million

employees in August 2022, employment levels have

declined in recent years. Over the past year, employment

fell by 9.3% in textiles and 12.1% in ready-to-wear.

Türkiye, küresel tekstil ligi’nde üst sıralarda

Küresel tekstil ticaretine ilişkin değerlendirmelerde bulunan

Öksüz, dünyanın en büyük 10 tekstil ihracatçısının 8’inin

G20, 4’ünün ise G7 ülkeleri arasında yer aldığını söyledi.

Çin’in 141 milyar dolarlık ihracatla liderliğini sürdürdüğünü

belirten Öksüz, Hindistan’ın 19 milyar dolar ile ikinci, ABD’nin

18 milyar dolar ile üçüncü sırada bulunduğunu ifade etti.

Almanya 13 milyar dolar ile dördüncü sırada yer alırken,

Türkiye ve İtalya yaklaşık 12’şer milyar dolarlık ihracatla

beşinciliği paylaştı. ABD’nin aynı zamanda 3 milyar dolarlık

yatırımla dünyanın en büyük tekstil yatırımcısı konumunda

olduğuna dikkat çekildi.

İthalatta DİR payı artıyor

Sektörün ithalat verilerine de değinen Ahmet Öksüz, 2022

yılında 12,7 milyar dolar ile tarihi zirveye çıkan ithalatın,

küresel durgunluk nedeniyle sonraki yıllarda gerilediğini

belirtti. 2025 yılı Ocak-Kasım döneminde ithalatın 7,3 milyar

dolar olarak gerçekleştiğini ifade eden Öksüz, Dahilde

İşleme Rejimi (DİR) kapsamında yapılan ithalatın payının

yüzde 22,9’a yükseldiğini söyledi. İplik ürün grubunda

DİR payının yüzde 44,1 ile rekor seviyeye çıktığını, pamuk

ipliğinde ise bu oranın yüzde 65,5’e ulaştığını kaydetti.

İstihdam 860 bin kişi

Tekstil ve hazır giyim sektörlerinde toplam istihdamın 860

bin kişi seviyesinde olduğunu belirten Öksüz, 2022 yılında 1

milyon 250 bin kişiyle tarihi zirveye ulaşılan istihdamın, son

dönemde yaşanan daralmayla gerilediğini söyledi. Son bir

yılda tekstil sektöründe yüzde 9,3, hazır giyim sektöründe

ise yüzde 12,1’lik istihdam kaybı yaşandığını ifade etti.

44 February Şubat 2026



Smart weaving platforms boost

efficiency in Asian textile hubs

Akıllı dokuma platformları Asya tekstil

merkezlerinde verimliliği artırıyor

As textile producers increasingly seek higher

efficiency and reduced production costs,

smart weaving platforms have become a top

investment area in major Asian markets like Vietnam,

Bangladesh, and India. Manufacturers including

Toyota Textile Machinery, Tsudakoma, and Picanol are

supplying looms equipped with advanced sensors, IoT

connectivity, and digital dashboards that help mills

track performance, reduce downtime, and optimize

fabric quality.

These integrated systems support not only faster

decision-making on the shop floor but also predictive

maintenance, enabling mills to schedule repairs

before failures occur. Early adopters report significant

improvements in overall performance and competitive

advantage in global markets.

Digital sensors elevate production oversight

Smart weaving machines are outfitted with digital

sensors that capture detailed data during the weaving

process, including tension, speed, and shuttle

performance. This information is fed into centralized

dashboards that provide real-time insights for

production managers.

By identifying anomalies earlier, mills can intervene

quickly before small deviations escalate into costly

stoppages. The digital infrastructure also helps

in maintaining uniform fabric standards, reducing

variability and improving customer satisfaction.

Predictive maintenance minimizes downtime

One of the most impactful advantages of smart weaving

systems is their predictive maintenance capabilities.

Instead of waiting for machine parts to fail, the system

alerts maintenance teams based on performance

trends and component wear patterns.

This proactive approach not only minimizes

unscheduled downtime but also extends the lifespan

of critical parts, lowering long-term operating costs.

Öngörücü bakım ve gerçek zamanlı izleme

sistemlerine sahip akıllı dokuma makineleri,

önemli Asya üretim merkezlerindeki dokuma

operasyonlarını dönüştürüyor.

Tekstil üreticileri verimliliği artırmak ve üretim

maliyetlerini azaltmak isterken, akıllı dokuma platformları

Vietnam, Bangladeş ve Hindistan gibi büyük Asya

pazarlarında önemli bir yatırım alanı haline geldi.

Toyota Textile Machinery, Tsudakoma ve Picanol gibi

üreticiler, üreticilere gelişmiş sensörler, IoT bağlantısı

ve dijital panolarla donatılmış makineler sunuyor; bu

sistemler fabrika performansını izlemeye, duruş sürelerini

azaltmaya ve kumaş kalitesini optimize etmeye yardımcı

oluyor.

Bu entegre yapılar sadece sahada daha hızlı karar

alınmasını sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda öngörücü

bakım desteğiyle, arızalar oluşmadan önce müdahale

edilmesine olanak tanıyor. İlk uygulama yapan tesisler,

genel performansta ve küresel pazarlarda rekabet

avantajında önemli artışlar bildirdi.

Dijital sensörler üretim denetimini yükseltiyor

Akıllı dokuma makineleri, dokuma sürecinde gerilim,

hız ve atkı performansı dahil olmak üzere detaylı veriler

toplayan dijital sensörlerle donatılıyor. Bu bilgiler, üretim

yöneticilerine gerçek zamanlı içgörüler sağlayan merkezi

panolara aktarılıyor.

Sapma olduğunda küçük hatalar büyümeden müdahale

edilebildiği için tesisler duruş sürelerini önemli ölçüde

azaltabiliyor. Dijital altyapı ayrıca kumaş standardını

46 February Şubat 2026



Smart looms with predictive

maintenance and real-time

monitoring systems are transforming

weaving operations in key Asian

production centers.

Otomasyon, robotik ve dijital

üretim süreçlerinin merkezinde yer

alan mekatronik mühendisliği için

bağımsız bir meslek odası gerekliliği

sektör gündeminde öne çıkıyor.

Weaving mills report up to 30% reductions in machine

stoppages after adopting these solutions.

Optimized workflows enhance global competitiveness

With rising global competition, especially in woven

fabric markets, smart weaving platforms provide

manufacturers with a crucial performance edge. Mills

operating with real-time analytics and smart controls

can adapt faster to scheduling changes, maintain

consistent quality, and improve delivery timelines.

Industry analysts say that the integration of digital

tracking, predictive maintenance, and automated

reporting positions Asian textile hubs to compete more

effectively with Western and Middle Eastern producers.

korumada yardımcı olarak değişkenliği azaltıyor ve

müşteri memnuniyetini artırıyor.

Öngörücü bakım duruşları en aza indiriyor

Akıllı dokuma sistemlerinin en önemli avantajlarından

biri öngörücü bakım yetenekleridir. Sistem, performans

eğilimleri ve parça aşınma modelleri temelinde bakım

ekiplerini uyararak, parçalar arızalanmadan önce harekete

geçmelerini sağlıyor.

Bu proaktif yaklaşım sadece plansız duruşları azaltmakla

kalmıyor, aynı zamanda kritik parçaların ömrünü uzatarak

uzun vadeli işletme maliyetlerini düşürüyor. Dokuma

tesisleri, bu çözümleri benimsedikten sonra duruş

sürelerinde %30’a varan azalma bildirdi.

Optimize edilmiş iş akışları küresel rekabeti artırıyor

Artan global rekabet, özellikle dokuma kumaş

pazarlarında, akıllı dokuma platformları üreticilere önemli

bir performans avantajı sağlıyor. Gerçek zamanlı analiz ve

akıllı kontrol ile çalışan tesisler, planlama değişikliklerine

daha hızlı uyum sağlayabiliyor, tutarlı kaliteyi koruyabiliyor

ve teslimat süreçlerini iyileştirebiliyor.

Sektör analistleri, dijital takip, öngörücü bakım ve

otomatik raporlamanın entegrasyonunun Asya tekstil

merkezlerini Batı ve Orta Doğu üreticileriyle daha etkili

rekabet edecek şekilde konumlandırdığını belirtiyor.

48 February Şubat 2026



The name of trust and

expertise in open-end

technologies: Mercen Tekstil

Open-End teknolojilerinde güven ve

uzmanlığın adı: Mercen Tekstil

Open-end yarn technologies play a critical role in

efficiency and quality within the textile industry.

In this field, selecting the right spare parts has

become one of the key factors of sustainable production.

Shaped by the long-standing industry experience of its

founder Cengiz Yapıcılar, Mercen Tekstil has succeeded

in becoming a trusted partner for open-end machines

with its domestic production strength, international trade

network, and customer-oriented approach. We spoke with

Cengiz Yapıcılar about Mercen Tekstil’s journey from its

foundation to the present day, its production philosophy,

and future goals.

Could you share Mercen Tekstil’s establishment process

and its development journey to date?

“Mercen Tekstil started production in Kahramanmaraş in

2011 and has been operating in Eskişehir since 2015. Our

company provides services in the manufacturing and sales

of spare parts for open-end yarn machines, technological

services aimed at improving yarn quality and production

efficiency, mechanical and electronic maintenance

services, agency activities, and yarn exports. Thanks to

the modification systems we have developed to enhance

production and quality in open-end machines, we quickly

gained the trust of our customers. In addition, with the

experience we have acquired, we support our domestic

and international customers in making more informed

investments in open-end technologies.”

Could you provide information about your production

structure and product groups? How would you define your

expertise in open-end yarn technologies?

“As the founder of the company, based on the knowledge

Open-end iplik teknolojileri, tekstil sektöründe

verimlilik ve kalite açısından kritik bir rol üstleniyor.

Bu alanda doğru yedek parça seçimi, sürdürülebilir

üretimin en önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.

Kurucusu Cengiz Yapıcılar’ın uzun yıllara dayanan sektörel

deneyimiyle şekillenen Mercen Tekstil, yerli üretim gücü,

uluslararası ticaret ağı ve müşteri odaklı yaklaşımıyla

open-end makineleri için güvenilir bir çözüm ortağı olmayı

başarıyor. Mercen Tekstil’in kuruluşundan bugüne uzanan

yolculuğunu, üretim anlayışını ve gelecek hedeflerini Cengiz

Yapıcılar ile konuştuk.

Mercen Tekstil’in kuruluş süreci ve bugüne uzanan

gelişim hikâyesini bizimle paylaşır mısınız?

“Mercen Tekstil, 2011 yılında Kahramanmaraş’ta üretime

başladı. 2015 yılından itibaren ise faaliyetlerini Eskişehir’de

sürdürüyor. Şirketimiz; open-end iplik makinelerine

yönelik yedek parça üretimi ve satışı, iplik kalitesi ile

üretim artışına yönelik teknoloji hizmetleri, mekanik ve

elektronik bakım servisleri, mümessillik faaliyetleri ve

iplik ihracatı alanlarında hizmet veriyor. Özellikle openend

makinelerinde üretim ve kaliteyi artırmaya yönelik

geliştirdiğimiz modifikasyon sistemleri sayesinde kısa

sürede müşterilerimizin güvenini kazandık. Bunun yanında,

sahip olduğumuz deneyimle yurt içi ve yurt dışındaki

müşterilerimizin open-end yatırımlarında daha bilinçli

kararlar almalarına da destek oluyoruz.”

Üretim yapılanmanız ve ürün gruplarınız hakkında bilgi

verebilir misiniz? Open-end iplik teknolojilerindeki

uzmanlığınızı nasıl tanımlarsınız?

“Firmanın kurucusu Cengiz Yapıcılar olarak, yurt dışında

edindiğim bilgi ve tecrübeler doğrultusunda 2008 yılında

kendi firmamı kurmaya karar verdim. Open-end yedek parça

ürün geliştirme konusundaki birikimlerimin sonucunda

50 February Şubat 2026


Standing out with its spare parts

manufacturing for open-end yarn

machines, technological solutions,

and export-oriented trade structure,

Mercen Tekstil continues to be a

reliable solution partner in both the

Turkish and international markets,

backed by the industry experience of

its founder, Cengiz Yapıcılar.

Open-end iplik makinelerine yönelik

yedek parça üretimi, teknoloji

çözümleri ve ihracat odaklı ticaret

yapısıyla öne çıkan Mercen Tekstil,

kurucusu Cengiz Yapıcılar’ın sektörel

deneyimiyle hem Türkiye’de hem de

uluslararası pazarlarda güvenilir bir

çözüm ortağı olmayı sürdürüyor.

and experience I gained abroad, I decided to establish

my own business in 2008. As a result of my background

in open-end spare parts product development, I started

operating in this field in 2011. My main area of expertise is

the production of spare parts for open-end machines. We

initially began producing spare parts for Schlafhorst openend

machines. Later, upon receiving demand for Rieter

machines, we expanded our production to include those

as well. Having previously worked at Schlafhorst provided

a significant advantage in terms of customer relations

and trust. Approximately 50% of our commercial activities

consist of spare parts manufacturing, while the remaining

50% involves agency services and yarn marketing. We

operate entirely with an export-oriented focus, representing

foreign companies in Turkey and supplying yarn from

Turkey to international markets. In addition, we market the

products of well-known European companies in the openend

yarn sector within Turkey.”

You emphasize investing in high-demand consumable

materials. Could you elaborate on this approach?

“Rather than producing a very wide range of products, we

focus on manufacturing consumable materials that are in

high demand within the sector. In the coming period, our

goal is to move forward with steady and confident steps and

to stand out with our high-quality products. We prioritize

providing services in regions where open-end machines

are widely used. Our investments are shaped directly by

user demands. Thanks to our close communication with

customers, we are able to analyze their expectations very

accurately. Producing spare parts in Turkey provides

customers with three major advantages: reduced waiting

times, elimination of customs costs, and protection from

2011 yılında bu alanda hizmet vermeye başladım. Benim

temel uzmanlık alanım open-end makinelerinin yedek

parçalarının üretimi. İlk olarak Schlafhorst open-end

makinelerine yönelik yedek parça üretimine başladık.

Ardından Rieter makineleri için de talepler gelince bu

alanda da üretim gerçekleştirdik. Daha önce Schlafhorst’ta

çalışmış olmam, müşteri ilişkileri ve güven konusunda

önemli bir avantaj sağladı. Ticari faaliyetlerimizin

yaklaşık yüzde 50’si yedek parça imalatı, yüzde 50’si ise

temsilcilik ve iplik pazarlama faaliyetlerinden oluşuyor.

İplik pazarlama Tamamen yurt dışına yönelik çalışıyoruz;

yabancı firmaların Türkiye temsilciliğini yapıyor, Türkiye’den

iplik tedarik ederek ihracata katkı sağlıyoruz. Ayrıca openend

iplik sektöründe tanınmış Avrupalı firmaların ürünlerini

de Türkiye pazarına sunuyoruz.”

“Revaçta Olan Sarf Malzemelere Yatırım Yapıyoruz”

diyorsunuz. Bu yaklaşımınızı biraz açar mısınız?

“Çok fazla ürün çeşidine yönelmek yerine, sektörde revaçta

olan ve sarf giden malzemelerin üretimine odaklanıyoruz.

Önümüzdeki süreçte sağlam ve emin adımlarla ilerleyerek

kaliteli ürünlerimizle ön planda olmayı hedefliyoruz. Openend

makinelerinin yoğun olarak kullanıldığı bölgelerde

hizmet vermeyi önemsiyoruz. Kullanıcı taleplerini birebir

dikkate alarak yatırım yapıyoruz. Müşterilerimizle

kurduğumuz yakın iletişim sayesinde onların beklentilerini

çok iyi analiz edebiliyoruz. Yedek parçaların Türkiye’de

üretilmiş olması müşterilerimize üç önemli avantaj sağlıyor:

Bekleme süresi kısalıyor, gümrük masrafları ortadan

kalkıyor ve döviz kaybı yaşanmıyor. Almanya’dan Türkiye’ye

gelerek burada üretim yapmamın temel motivasyonu da

ülkemin kazanmasını istememdir.”

Mercen Tekstil’in kalite ve verimlilik anlayışını belirleyen

temel prensipler nelerdir?

“Ana felsefem, sattığım ürünün değil müşterimin geri

gelmesi. Bu doğrultuda Avrupa’daki fuarları yakından

takip ediyor, makine üreticilerinin kullandığı malzemeleri

birebir analiz ederek aynı kalitede ürünleri müşterilerime

February Şubat 2026

51


foreign exchange losses. My main motivation for coming

from Germany to establish production in Turkey is my

desire to contribute to my country’s economy.”

What are the fundamental principles that shape Mercen

Tekstil’s understanding of quality and efficiency?

“My core philosophy is not selling a product, but ensuring

that the customer comes back. In line with this approach,

I closely follow trade fairs across Europe and analyze

the materials used by machine manufacturers in detail,

offering products of the same quality to my customers.

From the very first day I entered this business, my goal was

to earn the trust of my customers in Turkey. Today, we have

expanded beyond Turkey and carry out sales to countries

such as Iran, Egypt, Uzbekistan, Turkmenistan, Brazil,

Mexico, Taiwan, and Pakistan. We aim to further expand

this geography in 2026.”

How did the trade fairs you attended in 2025 contribute to

your company?

“In February, we participated in the Stitch & Tex Fair in Egypt

and the ITM Fair in Gaziantep. As always, the fairs were

very positive for us. They are extremely valuable in terms

of establishing new connections and closely following

developments in the sector. Additionally, I will attend the

IGATEX exhibition in Pakistan in April 2026, and the Stitch

& Tex exhibition in Egypt in September.”

What are Mercen Tekstil’s goals for the coming period?

“Our product range continues to expand day by day in

line with customer demands. Our goal is to continue

offering our customers spare parts of the same quality

and at reasonable prices, simultaneously with the new

products introduced to the market by open-end machine

manufacturers.”

Finally, what is the strongest factor that differentiates

Mercen Tekstil in the industry?

“My customers know me from my previous role at the

open-end machine manufacturer Schlafhorst. I entered the

Turkish textile sector in 1999, and throughout this period,

I have always placed customer trust at the forefront. The

position Mercen Tekstil has reached today is the result

of the trust our customers have placed in us. In return for

this trust, we continue to offer high-quality products and

sustainable solutions. By closely following technological

developments, I have started manufacturing spare parts not

only for Rieter R 40 / R 60 / R 66 model open-end machines

operating in many businesses around the world, but also

for the R 70 model open-end machines. In addition, after

the Schlafhorst ACO 288 / 312 / 360 / 408 / 480 models, I

have also begun producing spare parts for the newer ACO

8 / 9 / 10 / 11 open-end machines. I am able to offer my

customers high-technology products at low cost.”

sunuyorum. İşe başladığım ilk günden itibaren hedefim

Türkiye’de müşterilerimin güvenini kazanmaktı. Bugün

Türkiye sınırlarını aşarak İran, Mısır, Özbekistan,

Türkmenistan, Brezilya, Meksika, Tayvan ve Pakistan gibi

birçok ülkeye satış gerçekleştiriyoruz. 2026 yılında bu

coğrafyanın daha da genişlemesini hedefliyoruz.”

2025 yılı itibarıyla katıldığınız fuarlar sizin için nasıl geçti?

“Şubat ayında Mısır’da düzenlenen Stitch & Tex Fuarı’na ve

Gaziantep’teki ITM Fuarı’na katıldık. Fuarların her zaman

olduğu gibi oldukça olumlu geçtiğini söyleyebilirim. Yeni

bağlantılar kurmak ve sektördeki gelişmeleri yakından

takip etmek açısından fuarlar bizim için çok değerli. Ayrıca

2026 yılı Nisan ayında Pakistan’da IGATEX ve yine Eylül

ayında Mısır’da Stitch & Tex fuarlarına katılacağım.”

Önümüzdeki dönemde Mercen Tekstil’in hedefleri

nelerdir?

“Ürün çeşitliliğimiz, müşterilerimizden gelen talepler

doğrultusunda her geçen gün genişliyor. Amacımız, openend

makine üreticilerinin piyasaya sunduğu yeni ürünlerle

eş zamanlı olarak, aynı kalitede ve makul fiyatlı yedek

parçaları müşterilerimize sunmaya devam etmek.”

Son olarak, Mercen Tekstil’i sektörde “farklı” kılan en

güçlü yönünüz nedir?

“Müşterilerim beni, daha önce çalıştığım open-end makine

üreticisi Schlafhorst firmasından tanıyor. 1999 yılında

Türkiye tekstil sektörüne adım attım ve bu süreçte her

zaman müşteri güvenini birinci planda tuttum. Mercen

Tekstil’in bugün geldiği nokta, müşterilerimizin bize

duyduğu güvenin bir sonucudur. Biz de bu güvene karşılık

olarak, her zaman kaliteli ürünler ve sürdürülebilir çözümler

sunmaya devam ediyoruz. Teknolojiyi çok yakından takip

ederek dünyanın birçok ülkesinde işletmelerde çalışan

Rieter R 40 / R 60 / 66 model openend makinalarına ek

olarak R 70 Model openend makinalarına da ve Schlafhorst

ACO 288 / 312 / 360 / 408 / 480 modellerden sonra gelen

ACO 8 / 9 / 10 / 11 openend makinalarına da yedek parça

üretmeye başladım. Yüksek teknoloji fakat düşük maliyetli

ürünleri müşterilerime sunabiliyorum.”

52 February Şubat 2026



Vietnam’s textile sector is

reshaping global balances

Vietnam tekstil sektörü küresel dengeleri

değiştiriyor

A

significant shift has taken place in global textile

trade over the past decade. The diversification of

China-centered production structures, brands’

supply chain distribution strategies, and geopolitical risks

have brought Southeast Asia to the forefront. One of the

most striking actors in this transformation is Vietnam.

The country is no longer merely a contract manufacturing

base; with its integrated production capabilities, expanding

industrial infrastructure, and strong foreign trade

integration, it is securing a solid place in the global textile

chain.

Overview of Vietnam’s textile economy

Vietnam’s textile and apparel sector employs

approximately 2.5 million people. The industry accounts

for 12–15 percent of the country’s total exports. In recent

years, export volume has exceeded 40 billion dollars and is

moving toward 48 billion dollars by 2026.

The United States, the European Union, Japan, and

South Korea are among the main markets. The U.S. market

in particular plays a decisive role for Vietnam. Largescale

mass production capacity, delivery reliability, and

cost advantages make the country a preferred sourcing

destination.

Vietnam now stands out not only for low labor costs,

but also for production discipline, political stability, and its

extensive network of free trade agreements.

Production structure and vertical integration process

For many years, Vietnam expanded primarily through

a cut-and-sew production model. Recently, however,

investments in spinning, weaving, knitting, and dyeing

have accelerated. Vertical integration is deepening.

Today, within the sector:

Küresel tekstil ticaretinde son on yılda önemli bir güç

kayması yaşanıyor. Çin merkezli üretim yapısının

çeşitlenmesi, markaların tedarik zincirlerini

dağıtma stratejileri ve jeopolitik riskler, Güneydoğu Asya’yı

öne çıkarıyor. Bu dönüşümün en dikkat çekici aktörlerinden

biri ise Vietnam. Ülke artık yalnızca fason üretim merkezi

değil; entegre üretim kabiliyeti, büyüyen sanayi altyapısı ve

dış ticaret entegrasyonuyla küresel tekstil zincirinde güçlü

bir yer ediniyor.

Vietnam tekstil ekonomisinin genel görünümü

Vietnam tekstil ve hazır giyim sektörü yaklaşık 2,5 milyon

kişiye istihdam sağlıyor. Sektör, ülkenin toplam ihracatının

yüzde 12–15’ini oluşturuyor. Son yıllarda 40 milyar dolar

bandının üzerine çıkan ihracat hacmi, 2026 için 48 milyar

dolar seviyesine doğru ilerliyor.

ABD, Avrupa Birliği, Japonya ve Güney Kore başlıca

pazarlar arasında yer alıyor. Özellikle ABD pazarı Vietnam

için belirleyici konumda. Büyük ölçekli seri üretim kabiliyeti,

teslimat istikrarı ve maliyet avantajı ülkeyi tercih edilir

kılıyor.

Ancak Vietnam artık yalnızca düşük işçilik maliyetiyle

değil; üretim disiplini, siyasi istikrarı ve serbest ticaret

anlaşmalarıyla öne çıkıyor.

Üretim yapısı ve dikey entegrasyon süreci

Vietnam uzun yıllar kesim-dikim ağırlıklı üretim modeliyle

büyüdü. Ancak son dönemde iplik, dokuma, örme ve boyama

yatırımları hız kazandı. Dikey entegrasyon derinleşiyor.

Bugün sektörde:

• Elyaf ve iplik yatırımları artıyor

• Dokuma ve örme kapasitesi genişliyor

54 February Şubat 2026


Vietnam’s textile and apparel

industry is rising to a strategic

position in the global supply chain

with its increasing export volume,

free trade agreements, and strong

investment appeal.

Vietnam tekstil ve hazır giyim sektörü,

artan ihracat hacmi, serbest ticaret

anlaşmaları ve yatırım cazibesiyle

küresel tedarik zincirinde stratejik

bir konuma yükseliyor.

• Fiber and yarn investments are increasing

• Weaving and knitting capacity is expanding

• Dyeing and finishing facilities are being modernized

• Technical textile production is rising

Dependence on imports continues in cotton and

certain synthetic fibers. However, due to rules of origin

requirements, strengthening local production has

become necessary. This situation is creating investment

opportunities, particularly in dyeing, technical textiles, and

high value-added fabric production.

Production clusters and industrial zones

Textile investments in Vietnam are concentrated in specific

hubs.

Ho Chi Minh City serves as the country’s trade and

logistics center. It has strong port connections and hosts a

significant share of exporting companies.

Bình Dương and Dong Nai stand out as industrial zones

with high levels of foreign investment. Organized industrial

areas and incentive mechanisms support growth in these

regions.

Hanoi and the northern region provide supply chain

integration advantages due to their proximity to China.

This clustering structure reduces costs and increases

production speed.

Free trade agreements and competitive advantage

Agreements such as EVFTA, CPTPP, and RCEP have

positioned Vietnam advantageously in many markets with

customs benefits. In the European market in particular, tariff

reductions provide significant competitive advantages for

Vietnamese producers.

Many global brands are positioning Vietnam as an

alternative production base to China. This strategy is

steadily increasing the country’s order volume.

Sustainability pressure and transformation

• Boyama ve terbiye tesisleri modernize ediliyor

• Teknik tekstil üretimi yükseliyor

Hâlâ pamuk ve bazı sentetik liflerde ithalata bağımlılık

söz konusu. Ancak menşe kuralları nedeniyle yerel üretimin

güçlendirilmesi gerekiyor. Bu durum özellikle boyama,

teknik tekstil ve yüksek katma değerli kumaş üretimi

alanlarında yatırım fırsatlarını artırıyor.

Üretim kümeleri ve sanayi bölgeleri

Vietnam’daki tekstil yatırımları belirli merkezlerde

yoğunlaşıyor.

Ho Chi Minh City, ülkenin ticaret ve lojistik merkezi.

Liman bağlantısı güçlü ve ihracatçı firmaların önemli kısmı

burada faaliyet gösteriyor.

Bình Dương ve Dong Nai, yabancı yatırımcıların

yoğunlaştığı sanayi bölgeleri. Organize sanayi alanları ve

teşvik mekanizmalarıyla öne çıkıyor.

Hanoi ve kuzey bölgesi ise Çin’e yakınlığı sayesinde

tedarik zinciri entegrasyonu açısından avantaj sağlıyor.

Bu kümelenme yapısı, maliyetleri düşürüyor ve üretim

hızını artırıyor.

Serbest ticaret anlaşmaları ve rekabet avantajı

Vietnam’ın imzaladığı EVFTA, CPTPP ve RCEP gibi

anlaşmalar, ülkeyi birçok pazarda gümrük avantajlı

konuma taşıdı. Özellikle Avrupa pazarında vergi indirimleri,

Vietnamlı üreticilere ciddi rekabet üstünlüğü sağlıyor.

Birçok küresel marka, Çin’e alternatif üretim merkezi

olarak Vietnam’ı konumlandırıyor. Bu strateji, ülkenin

sipariş hacmini istikrarlı biçimde artırıyor.

Sürdürülebilirlik baskısı ve dönüşüm

Avrupa Yeşil Mutabakatı ve karbon düzenlemeleri

Vietnam’daki üreticileri dönüşüme zorluyor. Yeni yatırımlar

su tasarruflu boyama sistemleri, enerji verimli makineler ve

geri dönüştürülmüş hammaddeler üzerine yoğunlaşıyor.

February Şubat 2026

55


The European Green Deal and carbon regulations are

pushing manufacturers in Vietnam toward transformation.

New investments focus on water-saving dyeing systems,

energy-efficient machinery, and recycled raw materials.

Although cost pressure may increase in the short term,

competitiveness strengthens in the long run. Sustainability

is no longer optional; it has become a necessity.

Vietnam–Türkiye textile trade comparison

Vietnam and Türkiye are located in different geographies,

yet both follow export-oriented growth models.

Türkiye’s advantages lie in its proximity to Europe,

fast delivery capabilities, and integrated production

infrastructure. The country holds a strong position in

technical textiles and home textiles.

Vietnam, on the other hand, is more integrated into the

U.S. market and has high mass production capacity. Labor

costs are lower compared to Türkiye.

While the two countries compete in certain segments,

there is complementary cooperation potential, particularly

in machinery and technology.

The Vietnamese market for machinery manufacturers

As Vietnam’s textile sector grows, machinery investments

are also increasing. Modernization needs are particularly

notable in:

• Dyeing and finishing machinery

• Digital printing systems

• Energy-efficient drying lines

• Automation solutions

• Technical textile machinery

Many facilities are planning capacity expansions.

Investments focused on efficiency and quality are gaining

prominence. This represents significant market potential

for technology providers.

Wage scale and investment costs

In Vietnam’s industrial zones, the average monthly labor

cost ranges between 250 and 350 dollars. This level is

lower compared to Türkiye.

Land acquisition, construction, machinery imports, and

environmental permitting processes are key cost factors

for investors. Environmental regulations are applied more

strictly, especially in dyehouse investments.

Government incentives and free trade zones provide

advantages for investors.

Kısa vadede maliyet baskısı artsa da uzun vadede

rekabet gücü yükseliyor. Sürdürülebilirlik, artık tercih değil

zorunluluk.

Vietnam–Türkiye tekstil ticaret karşılaştırması

Vietnam ve Türkiye farklı coğrafyalarda konumlanıyor

ancak her iki ülke de ihracat odaklı büyüme modeli izliyor.

Türkiye’nin avantajı Avrupa’ya yakınlık, hızlı teslimat ve

entegre üretim altyapısı. Teknik tekstil ve ev tekstilinde

güçlü bir konumda.

Vietnam ise ABD pazarına daha entegre ve seri üretim

kapasitesi yüksek. İş gücü maliyetleri Türkiye’ye kıyasla

daha düşük.

İki ülke bazı segmentlerde rakip olsa da özellikle makine

ve teknoloji alanında tamamlayıcı iş birliği potansiyeli

bulunuyor.

Makine üreticileri için Vietnam pazarı

Vietnam tekstil sektörü büyürken makine yatırımları da

artıyor. Özellikle:

• Boyama ve terbiye makineleri

• Dijital baskı sistemleri

• Enerji verimli kurutma hatları

• Otomasyon çözümleri

• Teknik tekstil makineleri

alanlarında modernizasyon ihtiyacı dikkat çekiyor.

Birçok tesis kapasite artırımı planlıyor. Verimlilik ve kalite

odaklı yatırımlar öne çıkıyor. Bu durum teknoloji sağlayıcılar

için önemli bir pazar potansiyeli anlamına geliyor.

Ücret skalası ve yatırım maliyetleri

Vietnam’da sanayi bölgelerinde aylık ortalama işçilik

maliyeti 250–350 dolar bandında. Bu rakam Türkiye’ye

kıyasla daha düşük.

Yatırım maliyetlerinde arsa, inşaat, makine ithalatı ve

çevresel izin süreçleri belirleyici unsurlar arasında yer

alıyor. Özellikle boyahane yatırımlarında çevre mevzuatı

daha sıkı uygulanıyor.

Devlet teşvikleri ve serbest ticaret bölgeleri yatırımcılar

için avantaj sağlıyor.

2026–2030 projeksiyonu

Önümüzdeki beş yıl içinde Vietnam tekstil ihracatının

60 milyar dolar seviyesine yaklaşması bekleniyor.

Teknik tekstilin toplam üretim içindeki payının artacağı

öngörülüyor.

56 February Şubat 2026


2026–2030 projection

Over the next five years, Vietnam’s textile exports are

expected to approach 60 billion dollars. The share of

technical textiles in total production is projected to

increase.

Automation levels will rise, vertical integration will

strengthen, and sustainable production standards will

become more decisive.

Vietnam’s objective is not only to increase volume, but

also to raise unit prices and added value.

Vietnam International Trade Fair For Apparel 2026

The fair to be held in Ho Chi Minh City on February 26–28,

2026 is expected to attract broad participation in fiber,

yarn, apparel fabrics, home textiles, technical textiles, and

nonwovens.

The event offers an important platform for investors

seeking to analyze the Vietnamese market on site.

Particularly for facilities undergoing modernization, the fair

presents notable potential for machinery and technology

suppliers.

General assessment

Vietnam’s textile sector is moving beyond the definition of

a low-cost production base. With its integrated production

structure, trade agreements, growing investment volume,

and sustainability-driven transformation, it is becoming a

lasting actor in the global textile chain.

In the coming period, the key factors shaping the

sector’s direction will be technical textile investments,

environmental compliance capacity, and the speed of

transition toward high value-added production.

Vietnam is entering a transformation phase from volume

to value.

Otomasyon seviyesi yükselecek, dikey entegrasyon

güçlenecek ve sürdürülebilir üretim standartları daha

belirleyici hale gelecek.

Vietnam’ın hedefi yalnızca hacim büyütmek değil; birim

fiyatı ve katma değeri artırmak.

Vietnam International Trade Fair For Apparel 2026

26–28 Şubat 2026 tarihlerinde Ho Chi Minh City’de

düzenlenecek fuar; elyaf, iplik, giyimlik kumaş, ev tekstili,

teknik tekstil ve dokunmamış mensucat alanında geniş bir

katılım bekliyor.

Fuar, Vietnam pazarını yerinde analiz etmek isteyen

yatırımcılar için önemli bir platform sunuyor. Özellikle

modernizasyon sürecindeki tesisler, makine ve teknoloji

sağlayıcıları açısından dikkat çekici bir potansiyel

barındırıyor.

Genel değerlendirme

Vietnam tekstil sektörü artık düşük maliyetli üretim merkezi

tanımının ötesine geçiyor. Entegre üretim yapısı, ticaret

anlaşmaları, büyüyen yatırım hacmi ve sürdürülebilirlik

odaklı dönüşüm süreciyle küresel tekstil zincirinde kalıcı

bir aktör haline geliyor.

Önümüzdeki dönemde sektörün yönünü belirleyecek

temel unsurlar; teknik tekstil yatırımları, çevresel uyum

kapasitesi ve yüksek katma değerli üretime geçiş hızı

olacak.

Vietnam, hacimden değere doğru bir dönüşüm sürecine

giriyor.

February Şubat 2026

57


Global leaders unveil

next-generation spinning

technologies

Küresel liderler yeni nesil iplik

teknolojilerini tanıtıyor

Leading international textile machinery manufacturers

continue to introduce next-generation spinning

technologies designed to meet the evolving needs

of yarn producers. Companies such as Saurer, Rieter, and

Murata are focusing on systems that improve process

stability while reducing operational costs and energy

consumption. These developments are positioned as

strategic responses to rising sustainability expectations

and increasing competitive pressure in global markets.

New digital control architectures allow mills to monitor

machine performance in real time and intervene before

quality deviations occur. This enables more consistent yarn

production and supports data-driven decision-making on

the shop floor.

Smart control systems accelerate production

Modern spinning machines are now equipped with

intelligent control modules that significantly reduce

manual intervention. AI-based software analyzes yarn

breaks and performance fluctuations in advance, helping

optimize machine settings and minimize downtime. As a

result, mills benefit from higher productivity and improved

operational continuity.

Manufacturers report that enhanced rotor and ring

systems maintain stable operation even at higher speeds.

This makes the technology particularly attractive for highvolume

yarn producers seeking to maximize capacity

utilization.

Uluslararası tekstil makineleri üreticileri, iplik

üreticilerinin değişen ihtiyaçlarına yanıt veren yeni

nesil eğirme teknolojilerini tanıtmaya devam ediyor.

Saurer, Rieter ve Murata gibi firmalar, süreç stabilitesini

artırırken işletme maliyetlerini ve enerji tüketimini düşüren

sistemlere odaklanıyor. Bu çözümler, artan sürdürülebilirlik

beklentileri ve küresel rekabet baskısına stratejik bir yanıt

olarak konumlanıyor.

Yeni dijital kontrol altyapıları sayesinde makinelerin

performansı gerçek zamanlı izlenebiliyor ve kalite

sapmaları oluşmadan müdahale edilebiliyor. Bu yapı, daha

tutarlı iplik üretimini destekliyor ve sahada veriye dayalı

karar alma süreçlerini güçlendiriyor.

Akıllı kontrol sistemleri üretimi hızlandırıyor

Modern eğirme makineleri, operatör müdahalesini önemli

ölçüde azaltan akıllı kontrol modülleriyle donatılıyor. Yapay

zekâ tabanlı yazılımlar, iplik kopuşlarını ve performans

dalgalanmalarını önceden analiz ederek makine ayarlarını

optimize ediyor. Bu sayede duruş süreleri azalıyor ve üretim

sürekliliği artıyor.

Üreticiler, geliştirilmiş rotor ve ring sistemlerinin daha

yüksek hızlarda dahi stabil çalıştığını belirtiyor. Bu durum,

özellikle yüksek hacimli iplik üretimi yapan tesisler için

teknolojiyi cazip hale getiriyor.

Enerji verimliliği ön plana çıkıyor

Enerji tüketimi, iplikhaneler için en önemli maliyet

58 February Şubat 2026



Advanced spinning solutions are

redefining yarn quality, production

speed, and energy efficiency across

global textile mills.

Gelişmiş iplik eğirme çözümleri,

küresel iplikhanelerde kalite, üretim

hızı ve enerji verimliliğini yeniden

tanımlıyor.

Energy efficiency takes center stage

Energy consumption remains one of the most critical cost

factors for spinning mills. Newly developed drive systems

and optimized motors deliver noticeable reductions in

power usage, with some applications achieving energy

savings of up to 15–20 percent.

In addition, modular machine designs simplify

maintenance procedures, shorten service times, and

help lower long-term operating costs. According to

manufacturers, these solutions are seeing strong demand,

particularly in European and Asian markets.

Competitiveness strengthens in yarn production

Industry experts note that next-generation spinning

technologies are reshaping global competition. Mills

capable of producing stable, high-quality yarn with lower

energy input gain a clear advantage in both cost efficiency

and product consistency. These developments are

expected to influence spinning investment decisions in the

coming period.

kalemlerinden biri olmaya devam ediyor. Yeni geliştirilen

tahrik sistemleri ve optimize edilmiş motorlar, enerji

kullanımında belirgin düşüşler sağlıyor. Bazı uygulamalarda

enerji tasarrufunun yüzde 15–20 seviyelerine ulaştığı ifade

ediliyor.

Ayrıca modüler makine tasarımları, bakım süreçlerini

kolaylaştırarak servis sürelerini kısaltıyor ve uzun

vadeli işletme maliyetlerini aşağı çekiyor. Üreticiler, bu

çözümlerin özellikle Avrupa ve Asya pazarlarında güçlü

talep gördüğünü aktarıyor.

İplik üretiminde rekabet gücü artıyor

Sektör uzmanlarına göre yeni nesil iplik teknolojileri, küresel

rekabeti yeniden şekillendiriyor. Daha düşük enerjiyle stabil

ve yüksek kaliteli üretim yapabilen iplikhaneler, hem maliyet

hem de kalite açısından önemli avantaj elde ediyor. Bu

gelişmelerin önümüzdeki dönemde iplikhane yatırımlarını

doğrudan etkilemesi bekleniyor.

60 February Şubat 2026



Demkim places the production

floor at the heart of its

operations

Demkim üretimde sahayı merkeze alıyor

Established in 2021, Demkim has quickly gained

a strong position in the industry. Shaped by the

vision of company owner Sidar Demir, the company

focuses not only on manufacturing products but also on

supporting textile producers with solutions that improve

process efficiency and quality. Today, active in textile

auxiliary chemicals, denim and garment dyeing chemicals,

and printing auxiliaries, Demkim responds to changing

market conditions with a fast and flexible structure.

From desk assumptions to machine-verified results

The key factor that differentiates Demkim is its own

textile dyehouse operation. Products are tested not

only in laboratories but also on active production lines.

This ensures that R&D is shaped directly under real

manufacturing conditions, where speed, shade consistency,

and process stability matter most. Industry needs are

analyzed at the machine, not at a desk. As a result, every

product introduced to the market stands out with proven

performance rather than theoretical claims.

In denim and garment dyeing, Demkim develops

solutions that reduce error rates, limit reprocessing, and

deliver more stable results. For printing auxiliaries, process

compatibility and color performance remain priorities,

along with repeatable outcomes across different lots.

The company’s approach supports mills that want fewer

interruptions and clearer quality targets.

When cost pressure rises, process discipline matters

Rising labor costs in Türkiye are pushing companies

toward higher value-added production. Demkim responds

Sidar Demir, owner of Demkim

2021 yılında kurulan Demkim, kısa sürede sektörde

güçlü bir konuma ulaştı. Firma sahibi Sidar Demir’in

vizyonuyla şekillenen şirket, yalnızca ürün üretmeye

değil, tekstil üreticilerine proses verimliliği ve kalite avantajı

sağlayan çözümler sunmaya odaklanıyor. Bugün tekstil

yardımcı kimyasalları, denim ve parça boyama kimyasalları

ile baskı yardımcıları alanlarında faaliyet gösteren Demkim,

değişen piyasa koşullarına hızlı ve esnek yapısıyla yanıt

veriyor.

Masa başından değil, makine başından gelen sonuçlar

Demkim’i sektörde ayrıştıran temel unsur, kendi tekstil

boyahane işletmesine sahip olmasıdır. Şirket, ürünlerini

yalnızca laboratuvar ortamında değil, aktif üretim hatlarında

da test ediyor. Bu sayede Ar-Ge çalışmaları gerçek üretim

koşullarında şekilleniyor ve proses stabilitesi, ton tutarlılığı

ile hız gibi kritik konular doğrudan sahada doğrulanıyor.

Sektörün ihtiyaçları masa başında değil, makine başında

analiz ediliyor. Böylece piyasaya sunulan her ürün, teorik

değil pratik performansıyla öne çıkıyor.

Denim ve parça boyama alanında hata oranını düşüren,

tekrar prosesi azaltan ve daha stabil sonuçlar sağlayan

çözümler geliştiren Demkim, üreticinin zaman ve maliyet

kaybını azaltmayı hedefliyor. Baskı yardımcılarında ise

proses uyumu ve renk performansına ek olarak, parti

bazında tekrar edilebilir sonuçlar öncelikli konular arasında

yer alıyor.

Maliyet baskısı artınca, proses disiplini öne çıkıyor

Türkiye’de artan işçilik maliyetleri firmaları daha katma

62 February Şubat 2026


Operating in textile auxiliary

chemicals, Demkim tests all its

processes, from production to

R&D, within its own dyehouse and

delivers solutions proven under real

manufacturing conditions.

Tekstil yardımcı kimyasalları

alanında faaliyet gösteren Demkim,

üretimden Ar-Ge’ye kadar tüm

süreçlerini kendi boyahanesinde test

ederek sahada kanıtlanmış çözümler

sunuyor.

with higher-performance dyestuff and chemical solutions

that help optimize cost without sacrificing quality. Shorter

process times and reduced reprocessing translate into

lower water and energy consumption, along with less labor

load.

With the commissioning of its new factory, production

capacity has increased and quality control has become

more systematic. From raw material input to final product

analysis, stages are monitored in-house. Raw materials

sourced from leading global suppliers are processed under

strict quality procedures, ensuring consistent batch-tobatch

performance.

On the export side, the Turkish textile chemicals sector

holds a strong position thanks to experience, balanced

pricing, and technical support capabilities. Demkim aims to

strengthen its presence in developing markets, especially

where production capacity is growing, while continuing

to enhance its advantages in quality, speed, and technical

service.

değerli üretime yönlendiriyor. Demkim, daha yüksek

performanslı boyar madde ve kimyasal çözümleriyle

kaliteyi korurken maliyeti optimize etmeyi destekliyor.

Daha kısa proses süreleri ve daha az tekrar işlem; su ve

enerji tüketimini azaltırken iş yükünü de hafifletiyor.

Yeni fabrikanın devreye girmesiyle üretim kapasitesi

artarken kalite kontrol süreçleri daha sistematik hale

geldi. Hammadde girişinden nihai ürün analizine kadar

tüm aşamalar şirket bünyesinde titizlikle kontrol ediliyor.

Dünyanın önde gelen üreticilerinden temin edilen

hammaddeler disiplinli kalite prosedürleriyle işleniyor ve

her partide istikrarlı performans sağlanıyor.

İhracat tarafında Türk tekstil kimyasalları sektörü;

tecrübe, fiyat dengesi ve teknik destek gücüyle güçlü bir

konumdadır. Demkim, özellikle üretim kapasitesi artan

ülkelerde varlığını güçlendirmeye odaklanıyor ve kalite, hız

ile teknik servis avantajını geliştirmeyi sürdürüyor.

February Şubat 2026

63


VIATT 2026 brings the textile world

together in Ho Chi Minh City

VIATT 2026, Ho Chi Minh City’de tekstil

dünyasını buluşturuyor

The Vietnam International Trade Fair for Apparel,

Textiles and Textile Technologies (VIATT) 2026 is set

to open its doors in Ho Chi Minh City, Vietnam, from

26–28 February. Focusing on product groups including

fibre, yarn, apparel fabrics, home textiles, technical

textiles, nonwovens and textile machinery, the exhibition

is recognized as one of the region’s most comprehensive

textile platforms.

The entire value chain under one roof

Under the categories of Apparel Fabrics & Fashion, Home

& Contract Textiles and Technical Textiles, VIATT offers a

broad spectrum of products and services. Extending from

raw materials to finished goods, this structure provides

visitors with access to an integrated sourcing network.

Fashion brands, manufacturers, buyers and designers

have the opportunity to explore innovative fabric solutions,

sustainable production approaches and new-season

collections on a single platform.

Vietnam’s growing role in the global apparel supply

chain is transforming the fair into a strategic business

development arena. Technical textiles, functional fabrics

and environmentally responsible production solutions

stand out among the key highlights of the 2026 edition.

National participation and support process underway

A national participation organization is being coordinated

by the Istanbul Textile and Raw Materials Exporters

Association (İTHİB). Companies joining under the national

pavilion will benefit from more advantageous unit prices

compared to individual participation. Within this framework,

the national participation fee has been set at USD 414

per square meter, while the individual participation fee

Vietnam International Trade Fair for Apparel, Textiles

and Textile Technologies (VIATT) 2026, 26-28 Şubat

tarihleri arasında Vietnam’ın Ho Chi Minh şehrinde

kapılarını açmaya hazırlanıyor. Elyaf, iplik, giyimlik kumaş,

ev tekstili, teknik tekstil, dokunmamış mensucat ve tekstil

makineleri ürün gruplarına odaklanan fuar, bölgenin en

kapsamlı tekstil organizasyonları arasında gösteriliyor.

Değer zincirinin tamamı tek çatı altında

VIATT; Apparel Fabrics & Fashion, Home & Contract Textiles

ve Technical Textiles başlıkları altında geniş bir ürün ve

hizmet yelpazesi sunuyor. Ham maddeden nihai ürüne

uzanan bu yapı, ziyaretçilere entegre bir tedarik ağına erişim

imkânı sağlıyor. Moda markaları, üreticiler, satın almacılar

ve tasarımcılar; yenilikçi kumaş çözümlerini, sürdürülebilir

üretim yaklaşımlarını ve yeni sezon koleksiyonlarını aynı

platformda inceleme fırsatı buluyor.

Vietnam’ın küresel hazır giyim tedarik zincirindeki artan

rolü, fuarı stratejik bir iş geliştirme alanına dönüştürüyor.

Özellikle teknik tekstiller, fonksiyonel kumaşlar ve çevre

dostu üretim çözümleri, 2026 edisyonunun öne çıkan

segmentleri arasında yer alıyor.

Milli katılım ve destek süreci başladı

Fuar kapsamında Istanbul Textile and Raw Materials

Exporters Association (İTHİB) tarafından milli katılım

organizasyonu düzenleniyor. Milli katılım kapsamında yer

alacak firmalar, bireysel katılıma kıyasla daha avantajlı

birim fiyatlarla fuara katılabiliyor. Bu çerçevede milli katılım

bedeli 414 USD/m² olarak belirlenirken, bireysel katılım

bedeli 460 USD/m² seviyesinde bulunuyor. Fuarın Ticaret

Bakanlığı destek kapsamına alınması için başvuru yapılmış

64 February Şubat 2026


Taking place on 26–28 February

2026 in Ho Chi Minh City, VIATT

2026 will gather the entire textile and

apparel value chain in one of Asia’s

fastest-rising production hubs.

stands at USD 460 per square meter. An application has

been submitted for the fair to be included in the support

scheme of the Ministry of Trade of the Republic of Türkiye,

and approval is currently awaited. Companies wishing

to participate are required to create their contracts via

https://portal.itkib.org.tr/. The advance payment has been

announced as USD 2,500, which will be deducted from the

total participation cost. The remaining balance is expected

to be paid within the specified schedule.

Strong participation from Türkiye

With its robust manufacturing infrastructure and export

expertise, the Turkish textile industry is preparing to take

its place at VIATT 2026. ANATOLIAN TEXTILE, Haksa Iplik

Sanayi AŞ, Kipas Pazarlama ve Ticaret AŞ and Yunsa Yunlu

Sanayi ve Ticaret AŞ aim to meet international buyers with

a wide product portfolio ranging from yarn to high-quality

wool fabrics. VIATT 2026 stands out as a key trade platform

opening new business connections for Turkish companies

seeking to expand in the Asia-Pacific market.

26-28 Şubat 2026 tarihlerinde Ho

Chi Minh City’de düzenlenecek

VIATT 2026, tekstil ve hazır giyim

sektörünün tüm değer zincirini

Asya’nın yükselen üretim merkezinde

bir araya getiriyor.

olup, destek onayı bekleniyor. Katılım sağlamak isteyen

firmaların https://portal.itkib.org.tr/ adresi üzerinden

sözleşme oluşturmaları gerekiyor. Ön ödeme bedeli 2.500

USD olarak açıklanırken, bu tutar toplam katılım bedelinden

mahsup ediliyor. Kalan bakiyenin ise belirtilen takvim

çerçevesinde ödenmesi bekleniyor.

Türkiye’den etkin katılım

Türk tekstil sektörü, güçlü üretim altyapısı ve ihracat

deneyimiyle VIATT 2026’da yerini almaya hazırlanıyor.

ANATOLIAN TEXTILE, Haksa Iplik Sanayi AŞ, Kipas

Pazarlama ve Ticaret AŞ ile Yunsa Yunlu Sanayi ve Ticaret

AŞ; iplikten yüksek kaliteli yünlü kumaşlara uzanan

geniş ürün portföyleriyle uluslararası alıcılarla buluşmayı

hedefliyor. VIATT 2026, Asya-Pasifik pazarında büyümek

isteyen Türk firmaları için yeni iş bağlantılarının önünü

açan önemli bir ticaret platformu niteliği taşıyor.

February Şubat 2026

65


Control in dyeing, strength in cost

management: Ayboy establishes

balance on the production floor

Boyada kontrol, maliyette güç: Ayboy

üretim sahasında dengeyi kuruyor

Founded in 2014 in Çorlu, Ayboy Kumaş Tekstil Boya

Sanayi ve Dış Tic. Ltd. Şti. operates today with a

100% contract manufacturing model in knitted

fabric dyeing and finishing. Hüseyin Baran Demir, General

Manager of the company, states that Ayboy has focused

on knitted fabrics made of cotton, viscose, polyester, and

their blends since its establishment. According to Demir,

the company’s core principle is clear: to process greige

fabrics received from customers in line with precise

instructions and deliver them on time at the requested

quality standards.

Ayboy processes customers’ greige fabrics at its

facilities and dispatches them after completion. Efficiency

and environmentally responsible practices are integrated

throughout all production stages. Demir emphasizes that

rising quality expectations have made dyeing and finishing

processes significantly more controlled, measurable, and

sensitive.

Rising quality expectations redefine production discipline

With increasing consumer awareness, demand for

knitted fabrics with a softer hand feel, brighter surface

appearance, and lower dimensional change has become

more pronounced. These expectations inevitably increase

production costs and process complexity. Ayboy balances

this pressure through continuous machinery investments

and structured R&D initiatives.

Improvements in dye and chemical management

strengthen process control while reducing waste rates. Bulk

Hüseyin Baran Demir,

General Manager of Ayboy Tekstil

2014 yılında Çorlu’da kurulan Ayboy Kumaş Tekstil

Boya Sanayi ve Dış Tic. Ltd. Şti., bugün örme kumaş

boya ve terbiye alanında yüzde 100 fason üretim

modeliyle faaliyetlerini sürdürüyor. Firma Genel Müdürü

Hüseyin Baran Demir, Ayboy’un kuruluşundan bu yana

pamuk, viskon, polyester ve bu elyafların karışımlarından

oluşan örme kumaşlara odaklandığını ifade ediyor. Demir’e

göre şirketin temel prensibi açık ve net: Müşterilerden gelen

ham kumaşları teknik talimatlara uygun biçimde işlemek,

proses kontrolünü eksiksiz sağlamak ve talep edilen kalite

standartlarında zamanında teslim gerçekleştirmek.

Ayboy, müşterilerine ait ham kumaşları tesislerinde

işleyerek boya ve terbiye işlemlerinin ardından sevk

ediyor. Üretimin tüm aşamalarında verimlilik, kalite kontrol

ve çevreye duyarlı uygulamalar entegre bir anlayışla

yürütülüyor. Demir, artan kalite beklentilerinin boya ve

terbiye süreçlerini daha kontrollü, ölçülebilir ve hassas bir

yapıya dönüştürdüğünü özellikle vurguluyor.

Artan kalite beklentileri üretim disiplinini yeniden tanımlıyor

Tüketici bilincinin yükselmesiyle birlikte daha yumuşak

tuşe, daha parlak yüzey görünümü ve daha düşük boyutsal

değişim değerlerine sahip örme kumaşlara yönelik talep

belirgin biçimde artmış durumda. Bu beklentiler üretim

66 February Şubat 2026


Çorlu-based Ayboy Tekstil stands

out with a production model

that enhances quality in knitted

fabric dyeing and finishing while

maintaining strict cost discipline in

operations.

Çorlu merkezli Ayboy Tekstil, örme

kumaş boya ve terbiyede kaliteyi

artırırken operasyonlarda sıkı maliyet

disiplinini koruyan üretim modeliyle

sektörde dikkat çekiyor.

purchasing ensures supply continuity, and stability in raw

materials is carefully maintained. Producing high-quality

fabrics at competitive cost levels remains positioned as a

strategic priority.

Greige fabric inspection is a critical stage of the

operation. Lot differences, oil stains, or knitting defects

can lead to serious cost implications after dyeing. For

this reason, strict greige control procedures are applied

consistently. In cases of yarn or fabric variation, new

laboratory color studies are conducted to secure longterm

color consistency.

Sustainability and efficiency move forward together

Investments aimed at reducing water, energy, and

chemical consumption in dyeing and finishing processes

are gaining importance. Machines with lower water and

energy consumption are preferred, while dosing systems

are applied in finishing operations. In suitable processes,

chemicals operating at lower temperatures are selected to

further enhance energy efficiency.

The company continues renewable energy initiatives and

R&D projects focused on reducing water consumption.

According to Demir, the solution is not shifting production

to different geographies, but strengthening existing

infrastructure and sustaining long-term manufacturing in

Türkiye.

Ayboy’s objective is to maintain quality standards while

keeping costs competitive and contributing to the global

position of Turkish textiles. By advancing efficiency,

quality control, and cost balance in dyeing and finishing,

the company continues to support the sustainability of

production in Türkiye.

maliyetlerini yükseltirken proses karmaşıklığını da artırıyor.

Ayboy ise bu baskıyı düzenli makine yatırımları, proses

optimizasyonu ve planlı Ar-Ge çalışmalarıyla dengeliyor.

Boya ve kimyasal yönetiminde yapılan teknik iyileştirmeler

proses kontrolünü güçlendirirken fire oranlarının düşmesine

katkı sağlıyor. Tonajlı alımlar tedarik sürekliliğini garanti

altına alırken ham maddede istikrar titizlikle korunuyor.

Yüksek kaliteli kumaşı rekabetçi maliyet seviyelerinde

üretmek şirketin stratejik önceliği olarak konumlanıyor.

Ham kumaş kontrolü operasyonun en kritik

aşamalarından biri olarak görülüyor. Lot farkı, yağ izi ya

da örgü hataları boyama sonrasında ciddi kalite ve maliyet

sorunlarına yol açabiliyor. Bu nedenle sıkı ham kontrol

prosedürleri uygulanıyor. İplik ya da kumaş değişimlerinde

laboratuvarda yeni renk çalışmaları yapılarak uzun vadeli

renk sürekliliği güvence altına alınıyor.

Sürdürülebilirlik ve verimlilik birlikte ilerliyor

Boya ve terbiye süreçlerinde su, enerji ve kimyasal

tüketimini azaltmaya yönelik yatırımlar giderek daha

fazla önem kazanıyor. Daha düşük su ve enerji tüketen

makineler tercih edilirken, apre operasyonlarında hassas

dozajlama sistemleri kullanılıyor. Uygun proseslerde

daha düşük sıcaklıkta çalışan kimyasallar seçilerek enerji

verimliliği artırılıyor ve operasyonel maliyetler kontrol

altında tutuluyor.

Şirket, su tüketimini azaltmaya odaklanan Ar-Ge projeleri

ile yenilenebilir enerji yatırımlarını kararlılıkla sürdürüyor.

Demir’e göre çözüm, üretimi farklı coğrafyalara kaydırmak

değil; mevcut sanayi altyapısını güçlendirerek Türkiye’de

uzun vadeli ve sürdürülebilir üretimi devam ettirmek.

Ayboy’un hedefi; kalite standartlarını korurken maliyetleri

rekabetçi seviyede tutmak ve Türk tekstilinin küresel

pazarlardaki konumuna katkı sağlamak. Firma, boya

ve terbiye alanında verimlilik, kalite kontrolü ve maliyet

dengesini geliştirerek Türkiye’de üretimin sürdürülebilirliğini

desteklemeyi sürdürüyor.

February Şubat 2026

67


Erşahan Elektrik accelerated

transformation in 2025, sharpens

its technology vision for 2026

Erşahan Elektrik 2025’te dönüşümü

hızlandırdı, 2026 için teknoloji vizyonunu

netleştiriyor

Erşahan Elektrik closed 2025 as a year marked by

consolidation and strategic repositioning across

industrial electrical materials supply, project-based

contracting, and advanced industrial electronic board repair

services. The company steadily expanded its operational

volume while reinforcing its engineering-driven structure.

Evaluating the year, Alpaslan Erşahan, General Manager

at Erşahan Elektrik, underlines that 2025 was not only

about growth but also about refining internal capabilities

and long-term vision. He also emphasizes that TÜBİTAKsupported

R&D projects reaching tangible outcomes and

the strengthening of the technopark structure became key

milestones during the year.

R&D momentum reshapes engineering capabilities

One of the most significant developments of 2025 was the

transition of R&D activities from concept to application.

With TÜBİTAK-backed projects and a more structured

technopark presence, Erşahan Elektrik enhanced its

testing, analysis, and repair competencies, particularly in

industrial electronic boards.

Fluctuations in raw material costs, currency-based supply

chain pressure, and the challenge of recruiting qualified

technical personnel stood out as the main difficulties of

the year. However, these challenges pushed the company

to optimize workflows, standardize processes, and focus

more strongly on efficiency and sustainability.

Domestic demand shifts toward integrated technical

solutions

In the domestic market, Erşahan Elektrik observed a clear

shift in customer expectations. Industrial plants and

production-oriented enterprises increasingly demanded

solution-based services rather than standard product

sales. Project design, commissioning, and after-sales

technical support became decisive factors in purchasing

decisions.

For international markets, 2025 served as a groundwork

year rather than an export-driven period. Market research,

technical feasibility studies, and local partnership

development—particularly in the Middle East and North

Alpaslan Erşahan, Owner of Erşahan Elektrik

Erşahan Elektrik, endüstriyel elektrik malzemeleri

satışı, proje-taahhüt işleri ve endüstriyel elektronik

kart onarımı alanlarında faaliyet hacmini artırarak

2025’i kurumsal olgunlaşma ve yeniden konumlanma yılı

olarak tamamladı. Şirket, bu süreçte teknik altyapısını

güçlendirirken iş yapış biçimini de daha sistematik hale

getirdi.

2025’i değerlendiren Erşahan Elektrik Genel Müdürü

Alpaslan Erşahan bu dönemin yalnızca büyüme değil,

aynı zamanda uzun vadeli mühendislik yaklaşımının

sağlamlaştırıldığı bir eşik olduğunu vurguluyor. TÜBİTAK

destekli Ar-Ge çalışmalarının sahaya yansıması ve

teknokent yapılanmasının güçlenmesi, yılın öne çıkan

kazanımları arasında yer aldı.

Ar-Ge ivmesiyle güçlenen mühendislik altyapısı

2025 yılında Ar-Ge faaliyetlerinin somut çıktılar vermeye

başlaması, Erşahan Elektrik’in teknik yetkinliğini belirgin

biçimde artırdı. Özellikle endüstriyel elektronik kart

onarımı alanında test, analiz ve doğrulama süreçlerinin

geliştirilmesi, şirketin çözüm odaklı konumunu güçlendirdi.

Hammadde maliyetlerindeki dalgalanmalar, döviz bazlı

tedarik baskıları ve nitelikli teknik personel ihtiyacı ise

yılın zorlukları arasında yer aldı. Bu başlıklar, süreçlerin

daha verimli, izlenebilir ve sürdürülebilir hale getirilmesini

hızlandırdı.

68 February Şubat 2026


Strengthening its engineering

backbone and digital capabilities,

Erşahan Elektrik positions itself as a

long-term technical solution partner

for industrial production facilities.

Mühendislik altyapısını ve dijital

kabiliyetlerini güçlendiren Erşahan

Elektrik, sanayi tesisleri için uzun

vadeli teknik çözüm ortağı konumunu

pekiştiriyor.

Africa—highlighted strong potential in industrial electronic

board repair and energy infrastructure services.

Digitalization and predictive maintenance at the core

Erşahan Elektrik approaches technology not only

as a product feature but as a comprehensive way of

working. Data monitoring, remote supervision, predictive

maintenance, and advanced electronic board repair form

the core of its digital strategy. Continuous investment in

engineering infrastructure enables the company to deliver

customer-specific solutions with extended lifecycle

performance and reduced total cost of ownership.

Commenting on the company’s long-term direction,

Alpaslan Erşahan, Owner of Erşahan Elektrik, states that

investing in technology also means investing in people,

know-how, and corporate discipline—elements that define

sustainable industrial growth.

2026 roadmap: focused R&D and sustainable expansion

Looking ahead to 2026, Erşahan Elektrik plans to further

streamline its R&D focus areas. Priority will be given to

advanced testing and analysis systems for industrial

electronic board repair, customized electrical solutions

that enhance energy efficiency, and fault detection and

predictive maintenance technologies.

With standardized production processes, export

strategies built on local partnerships, and a serviceoriented

international structure, the company aims for

controlled yet sustainable growth. Investments in human

resources, digitalized operations, compliance with

international standards, and stronger brand positioning

will form the backbone of Erşahan Elektrik’s 2026 strategy.

İç pazarda çözüm odaklı talep öne çıkıyor

İç pazarda sanayi tesisleri ve üretim yapan işletmelerin

taleplerinin daha teknik hale geldiğini belirten Erşahan

Elektrik, standart ürün satışından ziyade projelendirme,

devreye alma ve satış sonrası teknik destekle güçlendirilmiş

çözümlere odaklandı.

Dış pazarda ise 2025, doğrudan ihracat rakamlarından

çok altyapı hazırlıklarının ön plana çıktığı bir yıl oldu.

Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgelerinde yürütülen pazar

araştırmaları ve teknik fizibilite çalışmaları, özellikle enerji

altyapısı ve elektronik kart onarımı alanlarında önemli bir

potansiyele işaret etti.

Dijitalleşme ve kestirimci bakım stratejisi

Erşahan Elektrik, teknolojiyi yalnızca ürün bazlı değil, iş

yapış biçiminin merkezinde konumlandırıyor. Veri takibi,

uzaktan izleme, kestirimci bakım ve ileri seviye elektronik

kart onarımı, dijitalleşme stratejisinin ana unsurlarını

oluşturuyor.

Bu yaklaşımı değerlendiren Erşahan Elektrik’in sahibi

Alpaslan Erşahan teknolojiye yapılan yatırımın aynı

zamanda insan kaynağına, bilgi birikimine ve kurumsal

disipline yapılan bir yatırım olduğunun altını çiziyor.

2026 hedefleri: odaklı Ar-Ge, kontrollü büyüme

2026 yılında Ar-Ge çalışmalarını daha net odak alanları

etrafında yapılandırmayı planlayan Erşahan Elektrik; ileri

seviye test ve analiz sistemleri, enerji verimliliğini artıran

özel elektrik çözümleri ile arıza tespiti ve kestirimci bakım

teknolojilerine öncelik verecek.

Üretimde standartlaşma, ihracatta yerel iş birlikleri ve

teknik servis odaklı yapı, şirketin sürdürülebilir büyüme

modelinin temelini oluşturuyor. İnsan kaynağına yatırım,

dijitalleşme, uluslararası standartlara uyum ve marka

algısının güçlendirilmesi ise 2026 stratejisinin ana adımları

arasında yer alıyor.

February Şubat 2026

69


Technological transformation

in fibers and yarns

Elyaf ve iplikte teknolojik dönüşüm

Fiber and yarn production, the fundamental building

blocks of the textile industry, has been undergoing

a profound transformation driven by digitalization,

sustainability and advanced technologies. Smart spinning

machines, eco-friendly fibers and AI-supported production

systems are redefining the rules of competition across the

sector.

As the starting point of the textile value chain, fiber and

yarn production relied largely on mechanical processes

for many years. However, technological advances over the

past decade have ushered in a new era shaped by Industry

4.0, digitalization and sustainability. Today, the conversion

of natural and synthetic fibers into yarn is evaluated

not only by production capacity, but also by efficiency,

quality consistency, environmental impact and functional

performance. This transformation directly affects the

entire value chain, from yarn producers and machinery

manufacturers to apparel and technical textiles.

Next-generation approaches in fiber technology

One of the most prominent trends in fiber technology

in recent years is the growing focus on sustainable and

functional fibers. Recycled polyester, bio-based polymers,

and eco-friendly fibers such as lyocell and modal have

become key priorities for both brands and manufacturers.

Efforts to reduce carbon footprint, water consumption

and energy use are accelerating the development of nextgeneration

fibers.

In addition, fibers with antibacterial properties, moisture

management capabilities, UV protection and electrical

conductivity are moving textiles beyond conventional

apparel applications into technical and functional domains.

Sportswear, medical textiles, defense applications and

smart textiles are among the segments most influenced by

this transformation.

Digitalization and smart production in yarn machinery

Innovations in fiber technology are being complemented

by rapid technological advancements in yarn machinery.

Modern spinning machines have evolved beyond traditional

mechanical systems into smart production units equipped

with sensors, capable of generating data and optimizing

their own performance.

In next-generation ring, open-end and air-jet spinning

machines, the following features are increasingly becoming

standard:

• Real-time quality monitoring

• Automatic parameter optimization

• Predictive maintenance systems

• Remote access and digital control software

Tekstil sektörünün temel yapı taşları olan elyaf ve iplik

üretimi, son yıllarda dijitalleşme, sürdürülebilirlik

ve yüksek teknoloji ekseninde köklü bir dönüşüm

sürecinden geçiyor. Akıllı iplik makineleri, çevre dostu

elyaflar ve yapay zekâ destekli üretim sistemleri, sektörde

rekabetin kurallarını yeniden yazıyor.

Tekstil endüstrisinin başlangıç noktası olan elyaf ve iplik

üretimi, uzun yıllar boyunca ağırlıklı olarak mekanik süreçlere

dayalı bir yapı sergiledi. Ancak son on yılda yaşanan

teknolojik atılım, bu alanda da Endüstri 4.0, dijitalleşme

ve sürdürülebilirlik odaklı yeni bir dönemi başlattı. Doğal

ve sentetik elyafların işlenerek ipliğe dönüştürülmesi

süreci artık sadece üretim kapasitesiyle değil; verimlilik,

kalite istikrarı, çevresel etki ve fonksiyonel özellikler ile

değerlendiriliyor. Bu değişim, iplik üreticilerinden makine

imalatçılarına, hazır giyimden teknik tekstillere kadar tüm

zinciri doğrudan etkiliyor.

Elyaf teknolojisinde yeni nesil yaklaşımlar

Son yıllarda elyaf teknolojisinde öne çıkan başlıca

eğilimlerin başında sürdürülebilir ve fonksiyonel lifler

geliyor. Geri dönüştürülmüş polyester, biyobazlı polimerler,

lyocell ve modal gibi çevre dostu elyaflar, hem markaların

hem de üreticilerin öncelikleri arasına girmiş durumda.

Özellikle karbon ayak izinin azaltılması, su ve enerji

tüketiminin düşürülmesi, yeni nesil elyafların geliştirilmesini

hızlandırıyor. Bunun yanı sıra, antibakteriyel, nem yönetimi

sağlayan, UV korumalı ve iletken özellikli elyaflar, tekstili

yalnızca bir giyim ürünü olmaktan çıkararak teknik ve

fonksiyonel alanlara taşıyor. Spor giyim, medikal tekstiller,

savunma sanayi ve akıllı tekstiller bu dönüşümden en çok

etkilenen alanlar arasında yer alıyor.

İplik makinelerinde dijitalleşme ve akıllı üretim

Elyaf tarafındaki yenilikleri, iplik makinelerindeki teknolojik

gelişmeler tamamlıyor. Günümüzde iplik makineleri,

70 February Şubat 2026


Smart fibers, digital spinning

machinery and sustainable

production are reshaping the future

of textiles.

Akıllı lifler, dijital iplik makineleri

ve sürdürülebilir üretim tekstilin

geleceğini yeniden şekillendiriyor.

Thanks to AI-supported software, yarn breakages,

irregularities and quality fluctuations can be detected

instantly, minimizing production losses. This not only

delivers cost advantages but also raises industry-wide

quality standards.

Energy efficiency and sustainable production take center

stage

Another key innovation in yarn machinery is energyefficient

design. New systems are capable of operating

at higher speeds while consuming less energy. Smart

motor technologies, optimized airflow systems and energy

recovery solutions significantly reduce the environmental

footprint of production facilities. These developments are

of critical importance for maintaining competitiveness in

export markets, particularly in the context of the European

Green Deal and global sustainability requirements.

Impact on the textile industry: Increased competitiveness

and product diversity

The transformation in fiber and yarn technologies is being

felt across the entire textile industry. The ability to produce

higher-quality and more functional yarns leads to greater

product diversity at the fabric and apparel stages.

Manufacturers benefit from:

• Reduced waste,

• More consistent quality,

• Shorter production cycles,

while brands are able to develop collections that

emphasize technical performance and sustainability.

At the same time, increased automation is reshaping

the workforce structure. Demand is growing for skilled

operators, data analysts and maintenance specialists.

Looking ahead: Smart fibers and autonomous production

In the coming period, the fiber and yarn sector is expected

to see further advancements in areas such as:

klasik mekanik sistemlerin ötesine geçerek sensörlerle

donatılmış, veri üreten ve kendini optimize edebilen akıllı

üretim üniteleri haline gelmiş durumda.

Yeni nesil ring, open-end ve air-jet iplik makinelerinde;

• Anlık kalite izleme,

• Otomatik ayar optimizasyonu,

• Öngörücü bakım sistemleri,

• Uzaktan erişim ve dijital kontrol yazılımları

standart hale gelmeye başlıyor.

Yapay zekâ destekli yazılımlar sayesinde iplik kopuşları,

düzgünsüzlük ve kalite dalgalanmaları anında tespit

edilerek üretim kayıpları minimize ediliyor. Bu durum

hem maliyet avantajı sağlıyor hem de standart kalite

beklentilerini yükseltiyor.

Enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim öne çıkıyor

İplik makinelerindeki bir diğer önemli yenilik ise enerji

verimliliği odaklı tasarımlar. Yeni sistemler, daha az enerji

tüketirken daha yüksek hızlarda üretim yapabiliyor. Akıllı

motor sistemleri, optimize edilmiş hava akışları ve geri

kazanım teknolojileri, üretim tesislerinin çevresel yükünü

önemli ölçüde azaltıyor. Bu gelişmeler, özellikle Avrupa

Yeşil Mutabakatı ve küresel sürdürülebilirlik kriterleri

çerçevesinde, ihracat pazarlarında rekabet gücü açısından

kritik önem taşıyor.

Tekstil sektörüne etkiler: Rekabet ve ürün çeşitliliği artıyor

Elyaf ve iplik teknolojilerindeki bu dönüşüm, tekstil

sektörünün tamamında hissediliyor. Daha kaliteli ve

fonksiyonel ipliklerin üretilmesi, kumaş ve hazır giyim

aşamasında ürün çeşitliliğini artırıyor.

Üreticiler;

• Daha az fire,

• Daha istikrarlı kalite,

• Daha kısa üretim süreleri

ile çalışırken, markalar ise teknik ve sürdürülebilir

özellikleri ön plana çıkaran koleksiyonlar geliştirebiliyor.

Ayrıca otomasyonun artması, iş gücü yapısında da

February Şubat 2026

71


• Nanotechnology-enhanced fibers

• Fully automated and autonomous spinning lines

• Digital twin applications

• Big data and artificial intelligence integration

According to industry experts, companies that

successfully adapt to this technological transformation

will gain a significant competitive advantage in global

markets. For those that continue to rely on traditional

production models, competitive conditions are expected to

become increasingly challenging.

Technology in yarns, the future of textiles

Developments in fiber and yarn technologies are

transforming the textile industry not only from a technical

perspective, but also in strategic and structural terms.

Smart machinery, sustainable fibers and digital production

systems are becoming the key pillars shaping the future

of textiles. For all industry stakeholders seeking long-term

viability, this transformation is no longer a choice, but a

necessity.

expert at drawing

your fibres

to perfection

Rolls, godets, heating elements and custom

built machines for heat treatment and drawing

of synthetic filaments. Win – OLT ® yarn tension

on-line monitoring systems.

Engineered and produced in Switzerland

Retech Aktiengesellschaft

CH-5616 Meisterschwanden

info@retech.ch

www.retech.ch

değişim yaratıyor. Nitelikli operatör, veri analizi ve bakım

uzmanlığı gibi alanlar öne çıkıyor.

Geleceğe Bakış: Akıllı lifler ve otonom üretim

Önümüzdeki dönemde elyaf ve iplik sektöründe;

• Nanoteknoloji destekli lifler,

• Tam otomasyonlu ve otonom iplik hatları,

• Dijital ikiz (digital twin) uygulamaları,

• Büyük veri ve yapay zekâ entegrasyonu

gibi başlıkların daha da güçlenmesi bekleniyor.

Uzmanlara göre, bu teknolojik dönüşüme uyum sağlayan

işletmeler, küresel pazarda rekabet avantajı elde ederken;

geleneksel üretim anlayışında ısrar eden firmalar için

rekabet koşulları giderek zorlaşacak.

İplikte teknoloji, tekstilde gelecek

Elyaf ve iplik teknolojilerinde yaşanan gelişmeler, tekstil

sektörünü yalnızca teknik anlamda değil, stratejik ve yapısal

olarak da dönüştürüyor. Akıllı makineler, sürdürülebilir lifler

ve dijital üretim sistemleri, tekstilin geleceğini belirleyen

temel unsurlar haline geliyor. Bu dönüşüm süreci, sektörde

ayakta kalmak isteyen tüm paydaşlar için artık bir tercih

değil, zorunluluk olarak görülüyor.

72 February Şubat 2026

_RETECH_Anzeige_TEXtalksInternational_102x267.indd 1 30.05.24 09:19


February Şubat 2026

73


Rieter finalizes Barmag

acquisition and expands manmade

fiber leadership

Rieter, Barmag satın alımını tamamladı ve

sentetik elyaf alanında gücünü artırdı

Rieter has successfully completed the acquisition

of Barmag as of February 2, 2026, marking a major

milestone in the company’s long-term growth

strategy. With this move, Rieter significantly broadens

its technological scope and reinforces its global market

position across the entire fiber value chain.

Barmag joins Rieter as man-made fiber division

Following the completion of the transaction, Barmag is

fully consolidated as of February 2, 2026, and integrated

into the Rieter Group as the “Man-Made Fiber” Division.

The existing management structure at Barmag remains

unchanged, ensuring operational continuity and stability.

Georg Stausberg continues to lead the division and reports

directly to Thomas Oetterli, CEO of Rieter. In addition,

Stausberg joins Rieter’s Group Executive Committee,

underlining the strategic importance of the new division

within the group structure.

Strong financial base supports strategic growth

The acquisition is financed through a combination of

the capital increase completed in October last year

and long-term bank loans. Rieter also benefits from

substantial cash reserves within its operating units and a

significantly expanded revolving credit facility. This solid

financial foundation enables the group to pursue strategic

investments while maintaining flexibility and resilience in a

dynamic global market environment.

Filament know-how strengthens technology and

automation

Thomas Oetterli, CEO of Rieter, emphasizes the strategic

Thomas Oetterli, CEO of Rieter

Rieter, Barmag’ın satın alım sürecini 2 Şubat 2026

itibarıyla başarıyla tamamladı. Bu önemli adım,

şirketin uzun vadeli büyüme stratejisinde kritik bir

dönüm noktası olarak öne çıkıyor. Satın alımla birlikte

Rieter, elyaf değer zincirinin tamamını kapsayan teknolojik

yetkinliğini genişletirken, küresel pazardaki güçlü

konumunu da pekiştiriyor.

Barmag, Rieter bünyesinde “sentetik elyaf” bölümüne

dönüştü

Satın alımın tamamlanmasının ardından Barmag, 2 Şubat

2026 itibarıyla tamamen konsolide edilerek Rieter Group

bünyesine “Man-Made Fiber” (Sentetik Elyaf) Bölümü

olarak entegre edildi. Barmag’daki mevcut yönetim

yapısı korunarak operasyonel süreklilik sağlandı. Georg

Stausberg, bölümün yönetimini sürdürmeye devam

ederken doğrudan Rieter CEO’su Thomas Oetterli’ye bağlı

olarak çalışıyor. Aynı zamanda Stausberg, Rieter Group

Executive Committee’ye katılarak yeni bölümün grup

içindeki stratejik önemini vurguluyor.

Güçlü finansal yapı stratejik büyümeyi destekliyor

Satın alma işlemi, geçtiğimiz yıl ekim ayında tamamlanan

sermaye artırımı ile uzun vadeli banka kredilerinin

birleşimiyle finanse edildi. Rieter ayrıca faaliyet

birimlerinde bulunan güçlü nakit rezervlerine ve önemli

ölçüde artırılmış bir döner kredi limitine sahip. Bu sağlam

74 February Şubat 2026


Rieter completes the acquisition of

Barmag, strengthening its position as

the world’s leading system provider

for both natural and synthetic fibers.

Rieter, Barmag’ı bünyesine katarak

doğal ve sentetik elyaflarda dünyanın

önde gelen sistem sağlayıcısı

konumunu daha da güçlendiriyor.

value of the acquisition: “Barmag’s know-how is a perfect

fit for Rieter and will accelerate profitable growth while

strengthening our market leadership, particularly in the

important region of Asia. The acquired filament expertise

expands our capabilities as a system provider and further

advances our automation and digitalization solutions.

This marks the beginning of a successful future together

and represents a key milestone in the execution of our

corporate strategy.”

With Barmag’s

strong position in

man-made fiber

technologies and

Rieter’s established

leadership in natural

fibers, the combined

portfolio creates new

opportunities for

innovation, efficiency,

and customer-focused

solutions across the

global textile industry.

finansal yapı, grubun stratejik yatırımlarını sürdürürken

küresel pazarlardaki değişken koşullara karşı esnekliğini

korumasını sağlıyor.

Filament uzmanlığı teknoloji ve otomasyonu ileri taşıyor

Rieter CEO’su Thomas Oetterli, satın alımın stratejik

önemine dikkat çekiyor: “Barmag’ın sahip olduğu bilgi

birikimi, Rieter için son derece uyumlu ve özellikle Asya

gibi stratejik açıdan önemli bölgelerde kârlı büyümemizi

hızlandırırken pazar liderliğimizi güçlendirecek.

Satın aldığımız filament uzmanlığı, sistem

sağlayıcısı olarak yetkinlik alanlarımızı

genişletirken otomasyon ve dijitalleşme

çözümlerimizi de ileri taşıyor. Bu adım, birlikte

başarılı bir geleceğin başlangıcını ve kurumsal

stratejimizin hayata geçirilmesinde önemli bir

kilometre taşını temsil ediyor.”

Barmag’ın sentetik elyaf teknolojilerindeki

güçlü konumu ile Rieter’in doğal elyaflardaki

köklü liderliği birleşerek, küresel tekstil

endüstrisi için yenilikçi, verimli ve müşteri odaklı

çözümler sunulmasının önünü açıyor.

February Şubat 2026

75


Robotics reshapes fabric

handling in textile finishing lines

Robotik sistemler tekstil finisaj hatlarında

kumaş taşımayı dönüştürüyor

Robotics is gaining a stronger foothold in textile

finishing processes as manufacturers look to

optimize labor efficiency and reduce handling errors.

Automation specialists such as ABB, KUKA, and Yaskawa

are introducing robotic solutions specifically designed for

fabric handling, inspection, and stacking operations in

finishing lines. These systems are increasingly integrated

into existing production environments without disrupting

workflow continuity.

Textile producers are adopting robotic handling not only

to address labor shortages but also to ensure consistent

quality and traceability in high-volume production.

Automated handling improves operational efficiency

Robotic fabric handling systems are capable of lifting,

transporting, and positioning fabric rolls with high

precision and repeatability. Compared to manual handling,

robots significantly reduce physical strain on operators

while maintaining steady production speeds throughout

the shift.

Manufacturers report that automated handling improves

line balance and reduces bottlenecks, particularly in

finishing departments where fabric flow directly impacts

delivery timelines.

Integration supports flexible production layouts

Modern robotic solutions are designed to integrate

seamlessly with conveyors, inspection frames, and

packaging units. This flexibility allows finishing plants to

adapt layouts based on production requirements without

major infrastructure changes.

Robotik çözümler, iş gücü verimliliğini artırmak ve

taşıma kaynaklı hataları azaltmak isteyen tekstil

üreticileri arasında hızla yaygınlaşıyor. ABB, KUKA

ve Yaskawa gibi otomasyon uzmanları, finisaj hatlarında

kumaş taşıma, kontrol ve istifleme süreçlerine özel robotik

sistemler sunuyor. Bu çözümler, mevcut üretim düzenine

entegre edilerek iş akışının kesintisiz devam etmesini

sağlıyor.

Tekstil üreticileri, robotik taşıma sistemlerini yalnızca iş

gücü ihtiyacını azaltmak için değil, aynı zamanda yüksek

hacimli üretimde kalite sürekliliğini sağlamak amacıyla

tercih ediyor.

Otomatik taşıma operasyonel verimliliği artırıyor

Robotik kumaş taşıma sistemleri, kumaş rulolarını

yüksek hassasiyet ve tekrar edilebilirlik ile kaldırıp

konumlandırabiliyor. Manuel taşımaya kıyasla, robotlar

operatörler üzerindeki fiziksel yükü azaltırken üretim hızını

vardiya boyunca stabil tutuyor.

Üreticiler, otomatik taşımanın özellikle finisaj

bölümlerinde hat dengesini iyileştirdiğini ve darboğazları

azalttığını belirtiyor.

Entegrasyon esnek üretim düzenlerini destekliyor

Modern robotik çözümler; konveyörler, kontrol üniteleri

ve paketleme sistemleriyle sorunsuz şekilde entegre

edilebilecek biçimde tasarlanıyor. Bu esneklik, finisaj

tesislerinin büyük altyapı değişiklikleri olmadan üretim

düzenlerini uyarlamasına olanak tanıyor.

Görsel algılama sistemleriyle donatılan robotlar, kumaş

türüne, enine ve rulo çapına göre kavrama kuvvetini

ayarlayarak hassas malzemelerde dahi güvenli taşıma

sağlıyor.

76 February Şubat 2026


Automated fabric handling robots

are improving speed, accuracy, and

consistency across modern finishing

operations.

Robots equipped with vision systems can adjust gripping

force and positioning based on fabric type, width, and

roll diameter, ensuring gentle handling even for sensitive

materials.

Consistency strengthens competitiveness

Consistent fabric handling plays a crucial role in minimizing

defects such as creasing, edge damage, and contamination.

By standardizing these processes, robotic systems help

finishing plants achieve higher quality consistency across

batches.

Industry analysts note that robotic automation in

finishing lines is becoming a key differentiator for

manufacturers competing in premium fabric segments

and export markets.

Otomatik kumaş taşıma robotları,

modern finisaj operasyonlarında hız,

hassasiyet ve sürekliliği artırıyor.

Tutarlılık rekabet gücünü artırıyor

Kumaş taşıma süreçlerinde tutarlılık; kırışma, kenar hasarı

ve kirlenme gibi kusurların azaltılmasında kritik rol oynuyor.

Robotik sistemler, bu süreçleri standartlaştırarak partiler

arası kalite farklarını minimuma indiriyor.

Sektör uzmanları, finisaj hatlarında robotik otomasyonun

özellikle yüksek kaliteli kumaş segmentlerinde ve ihracat

pazarlarında önemli bir rekabet avantajı sunduğunu

vurguluyor.

February Şubat 2026

77


Sustainability accelerates

adoption of eco-friendly dyeing

technologies

Sürdürülebilirlik çevreci boyama

teknolojilerine geçişi hızlandırıyor

Sustainability has become a decisive factor in the

textile industry, pushing manufacturers to rethink

traditional dyeing processes. In response to

tightening environmental regulations and increasing brand

pressure, textile machinery producers are introducing

advanced dyeing technologies that significantly reduce

water, energy, and chemical consumption. Companies

such as Thies, Fong’s, and Brazzoli are at the forefront

of this shift, offering solutions designed to combine

environmental responsibility with consistent fabric quality.

Modern dyeing systems are no longer evaluated solely

on productivity. Instead, efficiency, traceability, and

resource optimization are now key performance indicators

for dyehouses seeking long-term competitiveness.

Low liquor ratio systems reduce water consumption

One of the most notable developments in recent years has

been the widespread adoption of low liquor ratio dyeing

machines. These systems allow dyeing processes to

be carried out with significantly less water compared to

conventional technologies. By minimizing the amount of

water required per kilogram of fabric, manufacturers can

achieve substantial reductions in overall consumption

while maintaining uniform dye penetration and color

consistency.

Textile producers report that these systems not only

lower water usage but also shorten processing times,

resulting in faster production cycles and improved

operational efficiency.

Sürdürülebilirlik, tekstil sektöründe belirleyici bir

unsur haline gelirken, üreticiler geleneksel boyama

süreçlerini yeniden değerlendirmeye başlıyor. Çevre

mevzuatlarının sıkılaşması ve markaların artan talepleri

doğrultusunda, tekstil makine üreticileri su, enerji ve

kimyasal tüketimini ciddi ölçüde azaltan gelişmiş boyama

teknolojileri sunuyor. Thies, Fong’s ve Brazzoli gibi firmalar,

çevresel sorumluluğu kumaş kalitesinden ödün vermeden

bir araya getiren çözümleriyle bu dönüşümde öne çıkıyor.

Günümüzde boyama sistemleri yalnızca üretim

kapasitesiyle değil, verimlilik, izlenebilirlik ve kaynak

kullanımı açısından da değerlendiriliyor.

Düşük flotte oranlı sistemler su tüketimini azaltıyor

Son yıllarda dikkat çeken gelişmelerden biri, düşük flotte

oranına sahip boyama makinelerinin yaygınlaşması oldu.

Bu sistemler, geleneksel teknolojilere kıyasla çok daha

az suyla boyama işleminin gerçekleştirilmesini sağlıyor.

Kumaş başına kullanılan su miktarının düşmesi, toplam

tüketimde ciddi tasarruflar elde edilmesine olanak tanıyor.

Üreticiler, bu makinelerin yalnızca su tüketimini

azaltmakla kalmadığını, aynı zamanda işlem sürelerini

kısaltarak üretim hızını artırdığını belirtiyor.

Dijital kontrol süreç istikrarını güçlendiriyor

Modern boyama makinelerinde dijital kontrol platformları

kritik bir rol üstleniyor. Bu sistemler; sıcaklık, basınç,

78 February Şubat 2026


Water- and chemical-saving dyeing

systems are reshaping investment

priorities across global textile

finishing operations.

Su ve kimyasal tasarrufu sağlayan

boyama sistemleri, küresel

tekstil finisaj tesislerinde yatırım

önceliklerini yeniden şekillendiriyor.

Digital control improves process stability

Advanced digital control platforms are now integral to

modern dyeing machines. These systems enable precise

monitoring and adjustment of temperature, pressure,

chemical dosing, and cycle duration throughout the dyeing

process. As a result, manufacturers gain greater control

over quality parameters and reduce the risk of shade

variations and reprocessing.

Real-time data collection also supports better decisionmaking

on the production floor, allowing dyehouses to

optimize recipes and respond quickly to process deviations.

Sustainability strengthens market positioning

As global apparel brands continue to demand transparent

and responsible production practices, eco-friendly dyeing

technologies are becoming a strategic asset for textile

manufacturers. Facilities equipped with water-saving

and low-emission systems are better positioned to meet

customer expectations and comply with international

sustainability standards.

Industry experts note that investments in environmentally

focused dyeing technologies not only improve operational

performance but also enhance brand reputation and longterm

market resilience.

kimyasal dozaj ve işlem sürelerinin hassas şekilde

izlenmesini ve ayarlanmasını mümkün kılıyor. Böylece renk

tutarlılığı artarken yeniden boyama ve fire oranları azalıyor.

Gerçek zamanlı veri takibi, üretim sahasında daha hızlı ve

doğru karar alınmasını sağlayarak reçete optimizasyonunu

destekliyor.

Sürdürülebilirlik pazardaki konumu güçlendiriyor

Küresel hazır giyim markalarının şeffaf ve sorumlu üretim

talepleri arttıkça, çevreci boyama teknolojileri tekstil

üreticileri için stratejik bir avantaj haline geliyor. Su

tasarrufu ve düşük emisyon sağlayan sistemlere sahip

tesisler, hem müşteri beklentilerini karşılıyor hem de

uluslararası sürdürülebilirlik standartlarına uyum sağlıyor.

Sektör uzmanları, çevre odaklı boyama yatırımlarının

yalnızca operasyonel performansı değil, aynı zamanda

marka algısını ve uzun vadeli rekabet gücünü de

güçlendirdiğini vurguluyor.

February Şubat 2026

79


Archroma and HeiQ join forces

in textiles

Archroma ve HeiQ tekstilde güçlerini

birleştiriyor

Archroma, a global leader in specialty chemicals

for textiles, and Swiss-based HeiQ, a deeptech

innovator in functional textiles and sustainable

fibers, have entered into a strategic co-marketing

partnership. The agreement aims to make advanced

antimicrobial and odor-control solutions more accessible

to brands, retailers, and textile manufacturers worldwide.

Rising expectations for hygiene, comfort,

and sustainability are reshaping the textile

industry. The Archroma–HeiQ collaboration

responds to these trends by offering

integrated solutions designed to deliver

performance while supporting responsible

production practices.

Expanding the functional performance

portfolio

Through this partnership, textile

manufacturers gain access to an expanded

portfolio of high-performance, sustainable,

and compliant functional solutions.

HeiQ’s advanced material technologies

are combined with Archroma’s extensive

application expertise and industrial scale

capabilities to deliver reliable performance

across a wide range of textile applications.

The joint portfolio addresses multiple

market segments, including sportswear,

technical textiles, and everyday apparel,

where long-lasting freshness, hygiene, and

wearer comfort are increasingly important.

These solutions enable brands to enhance

product value while meeting evolving

consumer expectations.

Tekstil kimyasalları alanında küresel ölçekte faaliyet

gösteren Archroma ile fonksiyonel tekstiller ve

sürdürülebilir elyaflar konusunda ileri teknoloji

çözümleri geliştiren İsviçre merkezli HeiQ, tekstil

endüstrisine yönelik stratejik bir ortaklık başlattı. Ortak

pazarlama anlaşması kapsamında iki şirket, antimikrobiyal

etki ve koku kontrolü sağlayan yenilikçi çözümleri dünya

genelindeki markalar,

perakendeciler ve tekstil

üreticileriyle buluşturmayı

hedefliyor.

Artan hijyen beklentileri,

fonksiyonel performans

talepleri ve sürdürülebilirlik

kriterleri,

tekstil

endüstrisinde yeni nesil

kimyasal çözümlere olan

ihtiyacı her geçen gün

artırıyor. Archroma ve HeiQ

iş birliği, bu dönüşüme

yanıt veren entegre bir

çözüm yaklaşımı sunuyor.

Fonksiyonel performansta

genişleyen çözüm portföyü

İki şirketin iş birliğiyle

tekstil üreticileri; yüksek

performanslı, mevzuat

uyumlu ve sürdürülebilir

antimikrobiyal ve koku

kontrol çözümlerine

daha kolay erişim

sağlayabilecek. HeiQ’nun

derin teknolojiye dayalı

80 February Şubat 2026


As global demand for functional

and sustainable textile solutions

continues to grow, Archroma

and HeiQ are launching a

new collaboration focused on

antimicrobial performance and odorcontrol

technologies.

Global reach meets practical application

Archroma’s well-established global customer network

plays a key role in accelerating the market adoption of HeiQ

technologies. Textile manufacturers benefit from faster

integration, localized technical support, and applicationspecific

expertise.

The partnership also supports producers in adapting

functional solutions to different fabric types and

production processes, ensuring consistent performance

without compromising quality or efficiency. This practical

approach helps manufacturers bring innovative products

to market more efficiently.

Collaboration with a sustainability focus

Beyond functional performance, the partnership places

strong emphasis on reducing environmental impact.

Solutions developed under the collaboration support more

efficient use of resources and align with sustainability

goals across the textile value chain.

By combining performance-driven innovation with

sustainability-focused practices, Archroma and HeiQ aim

to support the textile industry’s transition toward more

responsible production models.

With this collaboration, the two companies seek to

accelerate the adoption of textile solutions that balance

functionality, sustainability, and market readiness.

Fonksiyonel ve sürdürülebilir tekstil

çözümlerine yönelik küresel talep

hızla artarken Archroma ve HeiQ,

koku kontrolü ve antimikrobiyal

performans alanında yeni bir iş

birliğine imza atıyor.

malzeme inovasyonları, Archroma’nın uygulama bilgisi ve

endüstriyel ölçek deneyimiyle desteklenerek daha geniş bir

üretici kitlesine ulaştırılıyor.

Bu genişletilmiş çözüm portföyü; spor giyimden

teknik tekstillere, günlük kullanıma yönelik ürünlerden

özel performans gerektiren uygulamalara kadar birçok

segmentte fonksiyonel değer sunmayı amaçlıyor. Özellikle

tekstil ürünlerinde uzun süreli tazelik, hijyen ve kullanıcı

konforu beklentileri, bu tür çözümleri stratejik hale getiriyor.

Küresel erişim, yerinde uygulama

Archroma’nın dünya genelinde yaygın üretici, marka ve

perakendeci ağı, HeiQ teknolojilerinin pazara hızlı ve etkin

şekilde entegre edilmesini sağlıyor. Bu yapı sayesinde

tekstil üreticileri, yeni fonksiyonel çözümleri üretim

hatlarına daha kısa sürede adapte edebiliyor.

Ortaklık aynı zamanda teknik destek ve uygulama

süreçlerinde de önemli avantajlar sunuyor. Üreticiler, farklı

kumaş türleri ve üretim süreçleri için optimize edilmiş

çözümlerle, fonksiyonel performansı kalite standartlarından

ödün vermeden ürünlerine entegre edebiliyor.

Archroma ve HeiQ, bu iş birliğiyle yalnızca teknoloji

sunmayı değil; aynı zamanda markaların ve üreticilerin

değişen tüketici beklentilerine daha hızlı yanıt verebilmesini

amaçlıyor.

Sürdürülebilir üretim odağında iş birliği

Fonksiyonel tekstillerde performans kadar sürdürülebilirlik

de belirleyici bir kriter haline gelmiş durumda. Archroma

ve HeiQ iş birliği, çevresel etkiyi azaltmayı hedefleyen

çözümleri tekstil endüstrisinin merkezine taşıyor.

Daha verimli üretim süreçleri, kaynak kullanımının

optimize edilmesi ve çevreye duyarlı kimyasal çözümler,

ortaklığın temel odak noktaları arasında yer alıyor.

Bu yaklaşım, markaların sürdürülebilirlik hedeflerini

desteklerken, tekstil üreticilerine de uzun vadeli rekabet

avantajı sağlamayı amaçlıyor.

Archroma ve HeiQ, bu stratejik ortaklıkla tekstil

endüstrisinde fonksiyonel performans, sürdürülebilirlik ve

inovasyonu bir araya getiren çözümlerin yaygınlaşmasına

katkı sağlamayı hedefliyor.

February Şubat 2026

81


Clean air, clean water, clean future:

Filtration textiles on the rise

Temiz hava, temiz su, temiz gelecek:

Filtrasyon tekstilleri yükselişte

Rising expectations for industrial efficiency,

environmental sustainability, and public health are

placing filtration textiles at the core of the technical

textile sector. These specialized textile structures, designed

to separate particles in gas and liquid environments,

enable cleaner, more controlled, and more cost-effective

production processes. Today, filtration textiles are no

longer merely auxiliary materials; they play a key role in

regulatory compliance and process safety across many

industries.

What are filtration textiles?

Filtration textiles are technical textiles produced using

woven, knitted, or nonwoven surface technologies with

specific pore structures. Their primary purpose is to capture

unwanted particles in air or liquid, thereby improving

system performance and output quality. Fiber selection,

surface structure, and finishing processes directly

determine filtration efficiency. For this reason, filtration

textiles require engineering-driven design approaches

rather than conventional textile production methods.

Where are filtration textiles used?

• Flue gas and dust collection systems

• Water and wastewater treatment plants

• Automotive air, oil, and fuel filters

• HVAC and indoor air quality systems

• Medical masks and hygiene products

Value added to the ındustry

Filtration textiles represent a high value-added production

area for the textile sector, offering:

Sanayide verimlilik, çevrede sürdürülebilirlik ve

toplumda sağlık beklentilerinin artması, filtrasyon

tekstillerini teknik tekstil sektörünün merkezine

taşıyor. Gaz ve sıvı ortamlarında partikül ayrıştırma görevini

üstlenen bu özel tekstil yapıları; üretim süreçlerinin daha

temiz, daha kontrollü ve daha ekonomik hale gelmesini

sağlıyor. Bugün filtrasyon tekstilleri, yalnızca bir yardımcı

malzeme değil; birçok endüstride regülasyonlara uyumun

ve proses güvenliğinin anahtarı konumunda.

Filtrasyon tekstilleri nedir?

Filtrasyon tekstilleri; belirli gözenek yapısına sahip,

dokuma, örme veya dokusuz yüzey teknolojileriyle

üretilen teknik tekstillerdir. Amaç, hava veya sıvı içindeki

istenmeyen partikülleri tutarak sistemin performansını ve

çıktı kalitesini artırmaktır. Bu ürünlerde lif seçimi, yüzey

yapısı ve bitim işlemleri; filtrasyon verimliliğini doğrudan

belirler. Bu nedenle filtrasyon tekstilleri, standart tekstil

üretiminden farklı olarak mühendislik odaklı tasarım

gerektirir.

Filtrasyon tekstilleri nerelerde kullanılıyor?

• Bacagazı ve toz toplama sistemleri

• Su ve atık su arıtma tesisleri

• Otomotiv hava, yağ ve yakıt filtreleri

• HVAC ve iç mekân hava kalitesi sistemleri

• Medikal maske ve hijyen ürünleri

Sektöre sağladığı katma değer

Filtrasyon tekstilleri, tekstil sektörü açısından yüksek

katma değerli bir üretim alanı sunuyor:

82 February Şubat 2026


Filtration textiles, one of the most

strategic segments of technical

textiles, are experiencing rapid

growth driven by environmental,

industrial, and sustainability

demands. Supported by advanced

manufacturing techniques,

nanotechnology, and smart systems,

this field offers high value-added

opportunities for the textile industry.

Teknik tekstillerin en stratejik

alanlarından biri olan filtrasyon

tekstilleri; çevre, sanayi ve

sürdürülebilirlik ekseninde hızla

büyüyor. İleri üretim teknikleri,

nanoteknoloji ve akıllı sistemlerle

desteklenen bu alan, tekstil

sektörüne yüksek katma değerli yeni

fırsatlar sunuyor.

• High filtration efficiency

• Long service life

• Reduced energy and maintenance costs

• Application-specific design flexibility

• Compliance with environmental regulations

These advantages position filtration textiles as a strategic

product group in both domestic markets and exports.

Technology is changing the game

In recent years, significant technological transformations

have taken place in filtration textiles, driven by increased

R&D investments. Nanofiber nonwoven surfaces, in

particular, enable the capture of micro- and nano-sized

particles. Filters equipped with smart sensors allow

digital monitoring of performance and maintenance.

Additionally, the use of recyclable and bio-based fibers is

making filtration textiles a key component of sustainable

production policies.

The future of filtration textiles

According to experts, filtration textiles will continue to be

one of the growth areas of the textile industry in the coming

years. Stricter environmental regulations, the demand for

clean production, and technological advancements are

accelerating investments in this field. Multifunctional,

smart, and eco-friendly filtration solutions are positioning

filtration textiles among the indispensable technical textile

products of the future. By extending beyond traditional

textile domains and intersecting with high technology,

environmental sciences, and engineering disciplines,

filtration textiles represent not just a product category, but

a strategic gateway to the future of the industry.

• Yüksek filtrasyon verimliliği

• Uzun kullanım ömrü

• Enerji ve bakım maliyetlerinde düşüş

• Uygulamaya özel tasarım esnekliği

• Çevresel mevzuatlara uyum

Bu avantajlar, filtrasyon tekstillerini hem iç pazarda hem

ihracatta stratejik bir ürün grubu haline getiriyor.

Teknoloji oyunu değiştiriyor

Son yıllarda Ar-Ge yatırımlarıyla birlikte filtrasyon

tekstillerinde önemli teknolojik dönüşümler yaşanıyor.

Özellikle nanofiber dokusuz yüzeyler, mikro ve nano

boyuttaki partiküllerin tutulmasını mümkün kılıyor. Akıllı

sensörlerle donatılmış filtreler ise performans ve bakım

takibini dijital ortama taşıyor. Ayrıca geri dönüştürülebilir

ve biyo-bazlı liflerin kullanımı, filtrasyon tekstillerini

sürdürülebilir üretim politikalarının önemli bir parçası

haline getiriyor.

Geleceğin filtrasyon tekstilleri

Uzmanlara göre filtrasyon tekstilleri, önümüzdeki dönemde

tekstil sektörünün büyüme alanlarından biri olmaya devam

edecek. Çevre regülasyonlarının sıkılaşması, temiz üretim

ihtiyacı ve teknolojik gelişmeler; bu alana olan yatırımları

hızlandırıyor. Özellikle çok fonksiyonlu, akıllı ve çevre

dostu filtre çözümleri, filtrasyon tekstillerini geleceğin

vazgeçilmez teknik tekstil ürünleri arasına taşıyor.

Filtrasyon tekstilleri, tekstil sektörünün klasik alanlarının

ötesine geçerek yüksek teknoloji, çevre ve mühendislik

disiplinleriyle kesişiyor. Bu yönüyle sektör için yalnızca bir

ürün değil, geleceğe açılan stratejik bir kapı niteliği taşıyor.

February Şubat 2026

83


Digital twin technology

optimizes textile production

performance

Dijital ikiz teknolojisi tekstil üretim

performansını optimize ediyor

Digital twin technology is gaining traction in the

textile industry as manufacturers look for smarter

ways to optimize production processes. By

creating a virtual replica of machines, production lines, or

entire factories, textile producers can simulate operations,

analyze performance, and identify inefficiencies before

implementing changes on the shop floor. Technology

providers such as Siemens, Hexagon, and Rockwell

Automation are increasingly adapting digital twin solutions

specifically for textile manufacturing environments.

These systems allow manufacturers to make datadriven

decisions while reducing trial-and-error costs in

real production settings.

Virtual models enable process optimization

Digital twins provide a detailed virtual representation of

textile production systems, enabling manufacturers to test

different production scenarios without disrupting ongoing

operations. Parameters such as machine speed, energy

consumption, and material flow can be adjusted digitally

to evaluate their impact on output and quality.

This approach helps textile mills optimize workflows,

improve line balancing, and achieve more stable production

performance.

Energy efficiency and maintenance planning improve

One of the key advantages of digital twin technology

is its contribution to energy efficiency and predictive

maintenance. By analyzing real-time data from sensors,

Dijital ikiz teknolojisi, üretim süreçlerini daha

akıllı şekilde yönetmek isteyen tekstil üreticileri

arasında hızla yaygınlaşıyor. Makine, üretim hattı

veya tüm fabrikanın sanal bir kopyasının oluşturulması

sayesinde, üreticiler gerçek üretime geçmeden önce

süreçleri simüle edebiliyor, performansı analiz edebiliyor

ve verimsizlikleri tespit edebiliyor. Siemens, Hexagon ve

Rockwell Automation gibi teknoloji sağlayıcıları, dijital ikiz

çözümlerini tekstil üretim ortamlarına özel olarak uyarlıyor.

Bu sistemler, sahada deneme-yanılma maliyetlerini

azaltırken, veriye dayalı karar alma süreçlerini güçlendiriyor.

Sanal modeller süreç optimizasyonunu destekliyor

Dijital ikizler, tekstil üretim sistemlerinin ayrıntılı

sanal temsillerini sunarak, üretimi durdurmadan farklı

senaryoların test edilmesine olanak tanıyor. Makine hızları,

enerji tüketimi ve malzeme akışı gibi parametreler dijital

ortamda değiştirilerek çıktı ve kalite üzerindeki etkileri

analiz edilebiliyor.

Bu yaklaşım, tesislerin iş akışlarını optimize etmesine,

hat dengelemesini iyileştirmesine ve daha stabil bir üretim

performansı yakalamasına yardımcı oluyor.

Enerji verimliliği ve bakım planlaması gelişiyor

Dijital ikiz teknolojisinin önemli avantajlarından biri,

enerji verimliliği ve öngörücü bakım süreçlerine katkı

84 February Şubat 2026


TEXTILE TIMES


Virtual production models are helping

textile manufacturers improve

efficiency, reduce energy use, and

minimize operational risks.

digital twins can identify patterns that indicate excessive

energy use or early signs of mechanical wear.

Maintenance teams can plan interventions more

effectively, reducing unplanned downtime and extending

machine lifespan. Several textile manufacturers report

noticeable reductions in energy consumption after

implementing digital twin-based optimization strategies.

Strategic decision-making gains accuracy

Beyond operational improvements, digital twin

platforms support long-term strategic planning. Textile

manufacturers can evaluate investment decisions,

capacity expansions, and

process upgrades using

virtual simulations before

committing capital.

Industry experts

highlight that digital

twin

adoption

strengthens resilience

and competitiveness,

particularly

for

manufacturers operating

in highly volatile global

markets.

Sanal üretim modelleri, tekstil

üreticilerinin verimliliği artırmasına,

enerji kullanımını azaltmasına ve

operasyonel riskleri düşürmesine

yardımcı oluyor.

sağlamasıdır. Sensörlerden gelen gerçek zamanlı verilerin

analizi sayesinde, aşırı enerji tüketimi veya mekanik

aşınmanın erken belirtileri tespit edilebiliyor.

Bakım ekipleri, müdahaleleri daha planlı şekilde

gerçekleştirerek plansız duruşları azaltıyor ve makine

ömrünü uzatıyor. Dijital ikiz tabanlı optimizasyon uygulayan

birçok tekstil üreticisi, enerji tüketiminde gözle görülür

düşüşler rapor ediyor.

Stratejik karar alma daha isabetli hale geliyor

Operasyonel kazanımların ötesinde, dijital ikiz

platformları uzun vadeli stratejik

planlamayı da destekliyor.

Tekstil üreticileri, yatırım

kararlarını, kapasite artışlarını

ve proses iyileştirmelerini

sanal simülasyonlar üzerinden

değerlendirerek daha güvenli

adımlar atabiliyor.

Sektör uzmanları, dijital ikiz

kullanımının özellikle küresel

piyasalardaki dalgalanmalara

karşı üreticilerin dayanıklılığını

ve rekabet gücünü artırdığını

vurguluyor.

86 February Şubat 2026



Yarn industry to gather in

Istanbul this March

İplik sektörü Mart’ta İstanbul’da

buluşuyor

With its strategic position bridging Europe and

Asia, Istanbul is once again set to become a

key global meeting point for the textile industry.

Organized by Tüyap Fair Organization Group, the 22nd

International Istanbul Yarn Fair will bring together leading

yarn manufacturers and buyers under one roof. Traditionally

held in February, the fair will take place in March this

year following a calendar change, aiming to create new

momentum for business connections and commercial

partnerships by convening industry professionals at a

different time of the year.

Wide product range on display

The fair will showcase a broad product portfolio, ranging

from organic yarns to synthetic and fancy yarns, elastane

yarns, and hand-knitting yarns. Visitors will also have

the opportunity to explore fibers and fiber products,

cones, bobbins and spools, as well as textile chemicals

and dyes. As Türkiye’s only international specialized fair

focused exclusively on yarn, the Istanbul Yarn Fair offers

participants not only a platform to present their products,

but also valuable opportunities to develop new markets

and establish long-term business partnerships.

A hub for international trade

Planned to host over 500 exhibiting companies, the fair

is expected to attract visitors from Germany, France,

Italy, Poland, Iran, Russia, Egypt, Algeria, and many other

countries, totaling more than 110 nations. During the event,

Avrupa ile Asya’yı buluşturan stratejik konumuyla

İstanbul, bir kez daha küresel tekstil sektörünün

önemli ticaret merkezlerinden biri olmaya

hazırlanıyor. Tüyap Fuarcılık Grubu organizasyonuyla

düzenlenen 22. Uluslararası İstanbul İplik Fuarı, iplik

sektörünün önde gelen üretici ve alıcılarını aynı çatı altında

bir araya getirecek. Her yıl şubat ayında gerçekleştirilen fuar,

bu yıl takvim değişikliğiyle 26–28 Mart 2026 tarihlerinde

düzenlenecek. Sektör profesyonellerini farklı bir dönemde

buluşturacak organizasyonun, yeni iş bağlantılarına ve

ticari iş birliklerine ivme kazandırması hedefleniyor.

Geniş ürün yelpazesi

Fuarda; organik ipliklerden sentetik ve fantezi ipliklere,

elastan ipliklerden el örgü ipliklerine kadar geniş bir ürün

grubu sergilenecek. Katılımcılar ayrıca elyaf ve elyaf ürünleri,

bobin, masura ve makara çeşitleri ile tekstil kimyasalları ve

boyalarını yakından inceleme fırsatı bulacak. Türkiye’nin

tek iplik odaklı uluslararası ihtisas fuarı olma özelliğini

taşıyan İstanbul İplik Fuarı, katılımcılara yalnızca ürün

tanıtımı değil, aynı zamanda yeni pazarlar ve iş ortaklıkları

geliştirme imkânı da sunuyor.

Uluslararası ticaretin buluşma noktası

Bu yıl 500’ün üzerinde firmanın katılımıyla düzenlenmesi

planlanan fuarın, Almanya, Fransa, İtalya, Polonya, İran,

Rusya, Mısır ve Cezayir başta olmak üzere 110’dan fazla

ülkeden ziyaretçiyi ağırlaması bekleniyor. Organizasyon

süresince 10 milyon doların üzerinde ticaret hacmi

oluşacağı öngörülüyor. Uluslararası İstanbul İplik Fuarı,

88 February Şubat 2026


One of the largest and most

established organizations in

the regional textile sector, the

International Istanbul Yarn Fair, is

preparing to open its doors for the

22nd time between March 26–28,

2026, at the Tüyap Fair and Congress

Center. The event is expected to

welcome approximately 20,000

professional visitors from more than

110 countries.

Tekstil sektörünün bölgedeki en büyük

ve en köklü organizasyonlarından biri

olan Uluslararası İstanbul İplik Fuarı,

26–28 Mart 2026 tarihleri arasında

Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde

22. kez kapılarını açmaya

hazırlanıyor. Fuara, 110’dan fazla

ülkeden yaklaşık 20 bin profesyonel

ziyaretçinin katılması bekleniyor.

a trade volume exceeding USD 10 million is anticipated.

The International Istanbul Yarn Fair continues to stand out

as a key platform shaping textile trade at both regional and

global levels.

Strategic location advantage

Thanks to Istanbul’s unique position as a bridge between

Europe and Asia, along with direct flight connections

and logistical advantages, the fair enables buyers and

suppliers to meet easily under one roof. This accessibility

creates an efficient and productive business environment

for international participants. Last year, the fair hosted 546

exhibitors from 18 countries and 16,921 visitors from 78

countries. With broader participation expected in its 2026

edition, the event aims to highlight innovative yarn trends

and sustainable production solutions shaping the future of

the yarn industry.

High satisfaction rates

According to post-event surveys, 95% of exhibiting

companies stated that they were satisfied with their

overall experience, while 96% indicated their intention to

participate again. On the visitor side, the satisfaction rate

reached 92%, with 94% expressing their willingness to

revisit the fair.

These figures once again confirm the International

Istanbul Yarn Fair’s position as a strong, reliable, and

internationally influential meeting point for the global yarn

industry.

bölgesel ve küresel ölçekte tekstil ticaretine yön veren

önemli platformlardan biri olarak öne çıkıyor.

Stratejik konum avantajı

İstanbul’un Avrupa ve Asya arasında köprü görevi gören

konumu, direkt uçuş olanakları ve lojistik avantajları

sayesinde fuar, alıcı ve tedarikçilerin kolaylıkla bir araya

gelmesini sağlıyor. Bu yönüyle organizasyon, uluslararası

katılımcılar için erişilebilir ve verimli bir ticaret ortamı

sunuyor. Geçtiğimiz yıl 18 ülkeden 546 katılımcı firmayı

ve 78 ülkeden 16.921 ziyaretçiyi ağırlayan fuar, 2026

edisyonunda daha geniş katılımla iplik sektöründeki

yenilikçi trendleri ve sürdürülebilir üretim çözümlerini öne

çıkarmayı hedefliyor.

Yüksek memnuniyet oranları

Katılımcı anket sonuçlarına göre, fuara katılan firmaların

%95’i genel deneyimlerinden memnun kaldıklarını

belirtirken, %96’sı fuara yeniden katılmayı planladığını

ifade etti. Ziyaretçi tarafında ise %92 oranında memnuniyet

sağlanırken, %94’lük kesim fuarı tekrar ziyaret etmeyi

düşündüğünü dile getirdi. Bu veriler, Uluslararası İstanbul

İplik Fuarı’nın sektör için güçlü, güvenilir ve uluslararası

ölçekte etkili bir buluşma noktası olma niteliğini bir kez

daha ortaya koyuyor.

February Şubat 2026

89


The textile ındustry’s 2025 balance

sheet: High costs, low profitability

and shrinking markets

Tekstil sektöründe 2025’in bilançosu: Yüksek

maliyet, düşük kârlılık ve daralan pazarlar

In the January 2026 issue of Textile & Technical

Magazine, within the scope of our special feature titled

“Industry Representatives’ Assessments: Looking

Ahead to 2026 in Textile and Apparel After 2025”, we spoke

with Ahmet Cenap Aygen, Owner of Aygenteks. Aygen

evaluated the impact of 2025 on the sector and shared his

expectations for 2026 in response to our questions.

How was 2025 for your company and for the sector

as a whole? What do you see as the most significant

challenge?

“In 2025, we witnessed the Turkish textile industry enter

a serious contraction and downsizing process due to

unfavorable economic conditions. Many small and

medium-sized enterprises were forced to shut down or

suspend their operations, while large-scale companies

reduced capacity and entered a downsizing trend. At the

same time, some firms turned to new investments abroad

in search of more attractive production conditions.

As a result of these developments, our company also

experienced a decline in equipment and consumables

sales, as well as in after-sales service activities. The most

prominent issues facing the sector in 2025 were high costs,

low profitability and a reduction in production-oriented

support mechanisms.”

How do you assess your 2025 performance in the

domestic market and exports?

“Our company imports quality control testing equipment,

along with related spare parts and consumables, and

supplies them to the sector with a high level of service

quality. The majority of the companies we serve are exportoriented

manufacturers. However, due to the adverse

economic conditions experienced in 2025, significant

declines were observed in both domestic market activity

and export volumes. We expect this process to improve as

soon as possible and hope that the relevant authorities will

take urgent measures.”

What structural reforms are necessary to enhance the

sector’s global competitiveness?

“The branding process, which has been discussed for

many years but has not been fully implemented, should

no longer be postponed. In addition, marketing and

sales strategies supported by artificial intelligence and

Ahmet Cenap Aygen,

Owner of Aygenteks

Tekstil & Teknik dergisi olarak Ocak 2026 sayımızda,

“Sektör temsilcilerinin değerlendirmeleri: 2025’in

ardından tekstil ve konfeksiyonda 2026’ya bakış”

başlığıyla hazırladığımız özel dosya kapsamında Aygenteks

Firma Sahibi Ahmet Cenap Aygen ile görüştük. Aygen, 2025

yılının sektöre etkilerini ve 2026 yılına yönelik beklentilerini

sorularımızla değerlendirdi.

2025 yılı, firmanız ve sektör açısından nasıl geçti? En

belirgin sorun sizce neydi?

“2025 yılında ülkemiz tekstil sektörünün ekonomik

şartlar nedeniyle ciddi bir daralma ve küçülme sürecine

girdiğine tanık olduk. Küçük ve orta ölçekli birçok firmanın

işletmelerini kapatmak ya da faaliyetlerini durdurmak

zorunda kaldığını, büyük ölçekli firmaların ise kapasite

düşürerek küçülme trendine girdiğini gördük. Bunun

yanında bazı firmaların, yurt dışında daha cazip koşullarda

üretim yapabilmek adına yeni yatırımlara yöneldiği de

gözlemlendi. Tüm bu gelişmeler doğrultusunda firmamızın

cihaz, sarf malzemesi satışları ile satış sonrası servis

faaliyetlerinde de düşüş yaşandı. 2025 yılında sektörün

en belirgin sorunları; yüksek maliyetler, düşük kârlılık ve

üretime yönelik desteklerin azalması oldu.”

İç pazar ve ihracatta 2025 performansınızı nasıl

değerlendiriyorsunuz?

“Firmamız, kalite kontrol test cihazları ile bu cihazlara

bağlı yedek parça ve sarf malzemelerinin ithalatını

gerçekleştirmekte ve sektöre yüksek hizmet kalitesiyle

90 February Şubat 2026


Ahmet Cenap Aygen, Owner of

Aygenteks, draws attention to the

contraction experienced in the textile

industry in 2025 and the increasing

cost pressure, emphasizing the

importance of branding, digitalization

and national support reforms for the

sector to regain strength.

other next-generation technologies must be developed.

Planning that is open to digitalization and technological

advancement is of great importance.

For the sector to regain an efficient and robust structure,

national-level support, incentive schemes and direct or

indirect investment reforms must be put into practice.”

What kind of trend do you expect in machinery, spare

parts and accessory investments in 2026?

“In 2026, from our company’s perspective, we hope to

maintain a performance level similar to that of 2025.

Rather than significant growth, our primary expectation is

the stabilization of current conditions.”

What are your production, export and investment plans

for 2026?

“As Aygenteks, we continue negotiations regarding

representation and distributorship activities for quality

control equipment not only in the textile sector but also

in other industries such as packaging and food. Within

the scope of our existing operations, through our sister

company Aygen Teknik, we continue to provide TÜRKAKaccredited

calibration and verification services to the

industry. In addition, efforts are ongoing to expand the

calibration scope of Aygen Teknik.”

Finally, what message would you like to convey to

industry stakeholders?

“I invite all industry stakeholders to take ownership of and

support our textile sector. We must especially increase

domestic production and consumption, while focusing on

high value-added products that will strengthen exports.

This approach is of great importance for the sustainable

future of our industry.”

Aygenteks Firma Sahibi Ahmet

Cenap Aygen, 2025 yılında tekstil

sektöründe yaşanan küçülmeye

ve artan maliyet baskısına dikkat

çekerken, sektörün yeniden güç

kazanması için markalaşma,

dijitalleşme ve ulusal destek

reformlarının önemini vurguladı.

sunmaktadır. Hizmet verdiğimiz firmaların büyük bölümü

ihracata yönelik üretim yapmaktadır. Ancak 2025 yılında

yaşanan olumsuz ekonomik koşullar nedeniyle hem iç

pazar hem de ihracat hacimlerinde ciddi düşüşler yaşandı.

Bu sürecin bir an önce iyileşmesini ve yetkili otoritelerin

acil önlemler almasını bekliyoruz.”

Sektörün küresel rekabet gücünü artırmak için hangi

yapısal reformlar gerekli?

“Uzun yıllardır dile getirilen ancak tam anlamıyla hayata

geçirilemeyen markalaşma süreci artık ertelenmemelidir.

Bunun yanı sıra, yapay zekâ ve benzeri yeni nesil

teknolojilerle desteklenen pazarlama ve satış stratejileri

geliştirilmelidir. Dijitalleşmeye ve teknolojik gelişmelere

açık planlamalar yapılması büyük önem taşıyor. Sektörün

yeniden verimli ve güçlü bir yapıya kavuşabilmesi için

ulusal çapta destek, teşvik ve doğrudan ya da dolaylı

yatırım reformlarının hayata geçirilmesi gerekmektedir.”

2026 yılında makine, yedek parça ve aksesuar

yatırımlarında nasıl bir seyir bekliyorsunuz?

“2026 yılında, firmamız açısından 2025 yılına benzer bir

performans seviyesinin korunmasını umut ediyoruz. Büyük

ölçekli bir büyümeden ziyade, mevcut koşulların istikrara

kavuşması öncelikli beklentimizdir.”

2026 yılı için üretim, ihracat ve yatırım planlarınız neler?

“Aygenteks olarak tekstil sektörü dışında ambalaj, gıda gibi

farklı sektörlere yönelik kalite kontrol cihazları temsilcilik ve

distribütörlük faaliyetleri için görüşmelerimizi sürdürüyoruz.

Mevcut faaliyetlerimiz kapsamında ise, kurmuş olduğumuz

kardeş firmamız Aygen Teknik aracılığıyla sektöre

TÜRKAK akrediteli kalibrasyon ve doğrulama hizmetleri

sunmaya devam ediyoruz. Ayrıca Aygen Teknik firmamızın

kalibrasyon kapsamını genişletmeye yönelik çalışmaları da

sürmektedir.”

Son olarak sektör paydaşlarına vermek istediğiniz mesaj

nedir?

“Tüm sektör paydaşlarını tekstil sektörümüze sahip

çıkmaya ve destek olmaya davet ediyorum. Özellikle yerli

üretim ve yerli tüketimi artırmalı, ihracatı güçlendirecek

şekilde katma değeri yüksek ürünlere odaklanmalıyız. Bu

yaklaşım, sektörümüzün sürdürülebilir geleceği açısından

büyük önem taşıyor.”

February Şubat 2026

91


Mechatronics engineering brings the

need for independent representation

back to the agenda of smart

manufacturing

Mekatronik mühendisliği, akıllı üretimde bağımsız

temsil ihtiyacını yeniden gündeme taşıyor

Mechatronics engineering, which plays a central

role in the transformation of manufacturing

industries—particularly textiles—has once

again become a topic of professional representation

in Türkiye. Esma Karlankıç, Secretary General of the

Mechatronics Engineers Association, emphasizes

that independent representation under a dedicated

professional chamber is no longer a preference, but a

necessity.

From smart production lines and industrial

automation to robotics and digitally integrated textile

machinery, mechatronics engineering stands at the

core of modern manufacturing. Despite this strategic

position, mechatronics engineers in Türkiye continue

to be represented under the Chamber of Mechanical

Engineers, a structure widely seen as limiting the longterm

development of the profession.

Multidisciplinary structure calls for independent

representation

Mechatronics engineering is defined as an integrated

discipline that combines mechanical, electricalelectronics,

control, and software engineering on equal

terms. This multidimensional structure makes clear

professional authority definitions especially critical in

automation-intensive industries.

According to Karlankıç, both educational frameworks

and real-world professional practices must be

evaluated within this context. Preventing authority

overlaps between disciplines and clearly defining

responsibilities—such as project scope and signatory

rights—can only be achieved under a dedicated Chamber

of Mechatronics Engineers.

Strategic importance in textiles and advanced

manufacturing

With increasing investments in automation, digitalization,

and efficiency within the textile industry, mechatronics

engineering plays a decisive role at every stage of production,

from system design to commissioning. Smart machines,

sensor-based systems, and integrated software solutions

position mechatronics as a strategic engineering discipline.

Tekstil başta olmak üzere üretim sanayisinin

dönüşümünde kritik rol üstlenen mekatronik

mühendisliği, Türkiye’de mesleki temsiliyet

tartışmalarıyla yeniden gündeme geldi. Mekatronik

Mühendisleri Derneği Genel Sekreteri Esma Karlankıç,

mekatronik mühendisliğinin çok disiplinli yapısı nedeniyle

bağımsız bir meslek odası altında temsil edilmesinin artık

bir tercih değil, zorunluluk olduğunu vurguluyor.

Akıllı üretim hatları, endüstriyel otomasyon sistemleri, robotik

uygulamalar ve dijitalleşen tekstil makineleri; mekatronik

mühendisliğini üretimin merkezine taşıyor. Buna rağmen

mekatronik mühendislerinin hâlen Makine Mühendisleri

Odası bünyesinde temsil edilmesi, mesleğin uzun vadeli

gelişimini sınırlayan bir unsur olarak değerlendiriliyor.

Çok disiplinli yapı, bağımsız temsil gerektiriyor

Mekatronik mühendisliği; mekanik, elektrik-elektronik,

kontrol ve yazılım disiplinlerini eşit ağırlıkla bir araya

getiren özgün bir mühendislik alanı olarak tanımlanıyor.

92 February Şubat 2026


As automation and intelligent

production systems reshape

industry, the need for independent

professional representation in

mechatronics engineering is gaining

stronger attention.

In this respect, defining mechatronics as a subbranch

of another discipline is seen as incompatible

with both sectoral realities and global engineering

practices. A clear professional identity and transparent

future planning are considered essential not only for

engineers, but also for the sustainable development of

manufacturing industries.

An independent Chamber of Mechatronics Engineers

is therefore regarded as a shared requirement for

professionals and for all sectors investing in automation,

smart production, and advanced manufacturing.

Otomasyon, robotik ve dijital

üretim süreçlerinin merkezinde yer

alan mekatronik mühendisliği için

bağımsız bir meslek odası gerekliliği

sektör gündeminde öne çıkıyor.

Bu çok katmanlı yapı, özellikle ileri üretim teknolojileri ve

otomasyon yoğun sektörlerde net yetki tanımlarını zorunlu

kılıyor.

Karlankıç, eğitim yapıları ve sahadaki mesleki

uygulamaların bu gerçeklik çerçevesinde ele alınması

gerektiğine dikkat çekiyor. Meslekler arası yetki

karmaşasının önüne geçilmesi, hangi projelerde hangi

sorumlulukların üstlenilebileceğinin açık biçimde

tanımlanması ancak mekatronik mühendisliğine özel bir

oda çatısı altında mümkün görülüyor.

Tekstil ve ileri imalatta stratejik rol

Tekstil sektöründe dijitalleşme, otomasyon ve verimlilik

odaklı yatırımların artmasıyla birlikte mekatronik

mühendisliği, üretim hatlarının tasarımından devreye

alınmasına kadar pek çok aşamada belirleyici bir rol

üstleniyor. Akıllı makineler, sensör tabanlı sistemler

ve entegre yazılım çözümleri, mekatroniği stratejik bir

mühendislik alanı haline getiriyor.

Bu kapsamda, mekatronik mühendisliğinin başka

bir disiplinin alt başlığı olarak değerlendirilmesinin

hem sektörel ihtiyaçlarla hem de küresel mühendislik

yaklaşımıyla örtüşmediği ifade ediliyor. Karlankıç’a göre,

mesleki kimliğin net biçimde tanımlanması ve geleceğe

yönelik planlamaların şeffaf bir bakış açısıyla yapılması,

üretim sanayisinin sürdürülebilir gelişimi açısından da

önem taşıyor.

Bağımsız bir Mekatronik Mühendisleri Odası, yalnızca

meslek mensuplarının değil; otomasyon, akıllı üretim ve

ileri imalat yatırımları yapan tüm sektörlerin ortak ihtiyacı

olarak değerlendiriliyor.

February Şubat 2026

93


Efe Oran: “In 2026, sustainability

will be the goal, value creation the

key strategy”

Efe Oran: “2026’da sürdürülebilirlik amaç,

katma değer stratejinin anahtarı olacak”

Fluctuations in global trade, increasing costs, and

geopolitical uncertainties deeply affected the textile

and apparel industry in 2025. Efe Oran, Chairman of

the Executive Board of Durak Textile—one of the leading

companies in the sector—shared his assessment of

the past year and expectations for 2026 with Textile &

Technical magazine.

“2025 was a year in which sector dynamics were redefined”

Describing 2025 as a challenging period both globally

and locally, Oran points out that tariff wars—particularly

between the United States and Asian countries—created

widespread uncertainty across global markets. “These

periods of uncertainty inevitably led to stagnation. In

Turkey, especially within the textile sector, we encountered

news of concordat filings almost every week. When a

company declares concordat, it negatively affects not only

that company but also the entire ecosystem providing

products and services to it,” Oran says, adding that rising

costs and the inability to meet target prices put pressure

on both main and auxiliary industries.

“Exports contracted, but we maintained our turnover”

Noting that more than half of Durak Textile’s sales are exportoriented,

Oran states that a significant global contraction was

observed during the first two quarters of 2025.

“From New Zealand to South Africa, from the United

States to Scandinavian countries, we saw pullbacks in

almost every market. Despite this, thanks to our new export

initiatives, innovative products, and well-defined target

market strategies, we managed to move forward without

a decline in turnover compared to 2024. This allowed us

to protect both our sustainability and our employment,” he

explains.

“Turkey is struggling to compete due to

high production costs”

Highlighting the need for structural reforms to enhance

the sector’s global competitiveness, Oran underlines that

production costs have placed Turkey at a disadvantage.

“We are struggling to compete with certain production

countries, especially Egypt. Turkish manufacturers find it

increasingly difficult to offer target prices to global brands.

The exchange rate needs to be positioned at levels that can

Efe Oran,

Chairman of the Executive Board of Durak Textile

Küresel ticarette yaşanan dalgalanmalar, artan

maliyetler ve jeopolitik belirsizlikler, 2025 yılında

tekstil ve konfeksiyon sektörünü derinden etkiledi.

Sektörün önde gelen firmalarından Durak Tekstil’in

İcra Kurulu Başkanı Efe Oran, geride kalan yılı ve 2026

beklentilerini Tekstil & Teknik dergisi için değerlendirdi.

“2025, sektör dinamiklerinin yeniden tasarlandığı bir

yıl oldu”

2025 yılını hem küresel hem de yerel ölçekte zorlu bir

dönem olarak tanımlayan Oran, özellikle ABD ile Asya

ülkeleri arasında yaşanan tarife savaşlarının tüm dünyada

belirsizlik oluşturduğunu ifade ediyor. “Bu belirsizlik

dönemleri, durgunlukları da beraberinde getirdi. Türkiye’de

ise özellikle tekstil sektöründe neredeyse her hafta

konkordato haberleriyle karşılaştık. Bir firmanın konkordato

ilan etmesi, yalnızca o firmayı değil; ona ürün ve hizmet

sunan tüm ekosistemi olumsuz etkiliyor,” diyen Oran, artan

maliyetlerin ve hedef fiyatlara ulaşılamamasının ana ve yan

sanayiyi birlikte zorladığını vurguluyor.

“İhracatta daralma yaşandı ama ciroyu koruduk”

Durak Tekstil’in satışlarının yarıdan fazlasının ihracata

yönelik olduğunu belirten Oran, 2025’in ilk iki çeyreğinde

küresel ölçekte ciddi bir daralma yaşandığını söylüyor.

“Yeni Zelanda’dan Güney Afrika’ya, ABD’den İskandinav

ülkelerine kadar hemen her pazarda geri çekilmeler gördük.

94 February Şubat 2026


Efe Oran, Chairman of the Executive

Board of Durak Textile, emphasizes

that 2025 was marked by global

uncertainty and rising costs, while

stating that the company is entering

2026 more prepared, more assertive,

and strongly focused on value-added

production. According to Oran, the

right exchange rate policies and

exporter-oriented structural reforms

are critical to strengthening the global

competitiveness of the sector.

attract investment to Turkey without disrupting inflation

dynamics. I believe exporter-focused reforms would make

a significant contribution to our country,” he says.

“We ıncreased capacity by 20% by moving machinery

from China to Turkey”

Touching on the strategic decisions taken by Durak

Textile in 2025, Oran notes that the company closed its

factory in China and relocated the machinery to its main

production facility in Turkey. “With this move, we increased

our production capacity in Turkey by 20%. Our sales team

and warehouse operations in China continue to operate.

We keep selling products manufactured in Turkey to

the Chinese market, and with our strong sales team, we

continue to grow in that region. We will evaluate new

investments in line with market conditions,” he adds.

Durak Tekstil İcra Kurulu Başkanı Efe

Oran, 2025’in küresel belirsizlikler

ve artan maliyetlerle geçtiğini

vurgularken, 2026’ya daha hazırlıklı,

daha agresif ve katma değer odaklı

girdiklerini söylüyor. Oran’a göre,

doğru kur politikaları ve ihracatçı

lehine yapısal reformlar sektörün

küresel rekabet gücü için kritik

önemde.

Buna rağmen, ihracatta yaptığımız yeni atılımlar, yenilikçi

ürünlerimiz ve doğru hedef pazar stratejilerimiz sayesinde

2024’e kıyasla cirosal bir düşüş yaşamadan yolumuza

devam ettik. Bu da sürdürülebilirliğimizi ve istihdamımızı

korumamızı sağladı.”

“Türkiye, üretim maliyetleri nedeniyle

rekabette zorlanıyor”

Sektörün küresel rekabet gücünü artırmak için yapısal

reformlara ihtiyaç olduğunu dile getiren Oran, özellikle

üretim maliyetlerinin Türkiye’yi dezavantajlı konuma

getirdiğini ifade ediyor. “Mısır başta olmak üzere bazı

üretim ülkeleriyle rekabet etmekte zorlanıyoruz. Türk

üreticileri, dünya markalarına hedeflenen fiyatları

sunmakta güçlük çekiyor. Döviz kurunun, Türkiye’ye

yatırım çekecek seviyelerde ve enflasyon dinamiklerini

bozmadan kurgulanması gerekiyor. İhracatçı lehine

yapılacak reformların ülkemize önemli katkı sağlayacağına

inanıyorum.”

February Şubat 2026

95


“We will take major steps in critical sectors in 2026”

Recalling that Durak Textile serves more than 20 industries

with a broad product portfolio, Oran says that significant

initiatives—particularly in critical sectors—are on the

agenda for 2026. “Our collaborations with global brands

continue to grow. We are taking very strong steps, especially

in the automotive sector. The importance we place on R&D

has positioned us as a manufacturer that creates what

does not yet exist. Our focus on value-added products will

continue. We currently operate in 75 countries, and our

goal is to increase this number to 90,” he states.

“2026 will be more efficient than 2025”

Sharing a message for industry stakeholders, Oran

paints an optimistic picture for the year ahead: “In 2026,

we are entering a period where sustainability will be the

objective and many strategies will serve as tools to

achieve it. Turkey’s product and service quality, as well

as its geopolitical advantage, are globally recognized. By

accurately assessing financial realities, we will continue to

generate higher added value. We expect declining interest

rates in the United States and Europe to boost consumption.

For this reason, we believe 2026 will be more productive

than 2025. We are ready—and we will be aggressive.”

“Çin’den Türkiye’ye taşınan makinelerle kapasiteyi

%20 artırdık”

Durak Tekstil’in 2025 yılında aldığı stratejik kararlara

da değinen Efe Oran, Çin’deki fabrikalarını kapatarak

makineleri Türkiye’deki ana fabrikaya taşıdıklarını belirtiyor.

“Bu hamleyle Türkiye’deki üretim kapasitemizi %20 artırdık.

Çin’de satış ekibimiz ve depomuz faaliyetlerini sürdürüyor.

Türkiye’de ürettiğimiz ürünleri Çin pazarına satmaya

devam ediyor, güçlü satış ekibimizle bu pazarda büyümeyi

sürdürüyoruz. Yeni yatırımlarımızı ise konjonktüre göre

değerlendireceğiz.”

“2026’da kritik sektörlerde büyük adımlar atacağız”

Durak Tekstil’in 20’den fazla sektöre geniş bir ürün gamıyla

hizmet verdiğini hatırlatan Oran, 2026 yılında özellikle

kritik sektörlerde önemli girişimlerin gündemde olduğunu

söylüyor. “Global markalarla iş birliklerimiz artarak

devam ediyor. Özellikle otomotiv sektöründe çok ciddi

adımlar atıyoruz. Ar-Ge’ye verdiğimiz önem, bizi ‘olmayanı

üreten’ bir firma konumuna taşıdı. Katma değerli ürünlere

odaklanmayı sürdüreceğiz. Hâlihazırda 75 ülkede varız,

hedefimiz bu sayıyı 90 ülkeye çıkarmak.”

“2026, 2025’ten daha verimli olacak”

Sektör paydaşlarına da mesaj veren Oran, 2026 yılına dair

umutlu bir tablo çiziyor: “2026’da sürdürülebilirliğin amaç,

birçok stratejinin ise araç olacağı bir döneme giriyoruz.

Türkiye’nin ürün ve hizmet kalitesi ile jeopolitik avantajı

dünyaca biliniyor. Finansal gerçekleri doğru okuyarak daha

fazla katma değer üretmeye devam edeceğiz. Amerika

ve Avrupa’da düşen faiz oranlarının tüketimi artıracağını

öngörüyoruz. Bu nedenle 2026’nın 2025’ten daha verimli

geçeceğine inanıyoruz. Biz hazır ve agresif olacağız.”

96 February Şubat 2026



Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!