09.04.2026 Views

Medikal Teknik March 2026

Medikal Teknik March 2026

Medikal Teknik March 2026

SHOW MORE
SHOW LESS

Transform your PDFs into Flipbooks and boost your revenue!

Leverage SEO-optimized Flipbooks, powerful backlinks, and multimedia content to professionally showcase your products and significantly increase your reach.




Publisher

H. Ferruh IŞIK

on behalf of

İstmag Magazin Gazetecilik

İç ve Diş Tic. Ltd. Şti.

Managing Editor

(Responsible)

Mehmet SÖZTUTAN

mehmet.soztutan@img.com.tr

Editor–in–Chief

Dilara Cica Yılmaz

dilara.cica@img.com.tr

Germany Correspondent

Abdulkadir Blum

Correspondent

Serhan IŞIK

serhan.isik@img.com.tr

Foreign Relations Manager

Ayça SARIOGLU

ayca.sarioglu@img.com.tr

Accounting Manager

Cuma KARAMAN

cuma.karaman@img.com.tr

Finance Manager

Yusuf DEMİiRKAZIK

yusuf.demirkazik@img.com.tr

Graphic & Design Advisor

Sami AKTAŞ

sami.aktas@img.com.tr

Digital Assets Manager

Emre YENER

emre.yener@img.com.tr

Subscription

İsmail ÖZÇELIK

ismail.ozcelik@img.com.tr

Bursa Represantation

Ömer Faruk GÖRÜN

omer.gorun@img.com.tr

Buttim Plaza D Blok Kat: 4 No:1267 BURSA

Tel:+90 224 211 44 50 / Fax: 224 211 4481

Head Office

İstanbul Magazin Grubu

İHLAS MEDIA CENTER

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi

No:11 Medya Blok Kat:1

34197 Yenibosna / İstanbul / Turkey

Tel: 0212 454 22 22 Faks: 0212 454 22 93

www.medikalteknik.com.tr

e-mail: info@medikalteknik.com.tr

PRINTED BY:

İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi İhlas Plaza

No:11 A/41 Yenibosna–Bahçelievler/ İSTANBUL

Tel: 0212 454 30 00

www.ihlasmatbaacilik.com

İMG - Medikal Teknik dergisinde

yer alan makalelerdeki fikirler

yazarlarına aittir.

Yayınlanan ilanların sorumluluğu

reklam verene aittir.

İMG - Medikal Teknik dergisinin

bütün yayın hakları İstmag Magazin Gazetecilik

İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne aittir.

Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

0

6

2

2

2

6

5

2

5

6

Turkish Healthcare Sector Makes a

Strong Showing at WHX Dubai with

203 Companies

Türk sağlık sektörü 203 firma ile

WHX Dubai fuarına çıkarma yaptı

Seizures can be controlled in

drug-resistant epilepsy

Dirençli epilepside nöbetler

kontrol altına alınabiliyor

EyeMo opens the doors of the

digital world for patients with

muscle disorders

EyeMo, kas hastalarına dijital

dünyanın kapılarını açıyor

A golden signature

on leadership in healthcare

Sağlıkta liderliğe altın imza

A new horizon in ophthalmology!

Oftalmolojide yeni ufuk!

medikalteknik



Beyaz önlüğün yeni çağı

Dilara Cica Yılmaz

Sağlık sektörü bugün yalnızca hastalıkları tedavi eden bir yapı değil; veriyi

yöneten, teknolojiyi kullanan ve hasta deneyimini yeniden tasarlayan

dinamik bir ekosistem. Yapay zekâ destekli tanı sistemleri, uzaktan hasta

izleme çözümleri ve kişiselleştirilmiş tedavi modelleri, klinik pratiği

her zamankinden daha hızlı ve daha ölçülebilir hale getiriyor. Hekimler

ise artık sadece klinisyen değil; aynı zamanda dijital dönüşümün aktif

aktörleri.

Mart ayı itibarıyla özellikle onkoloji ve kronik hastalık yönetiminde erken

teşhisi güçlendiren teknolojiler, hücre ve gen temelli araştırmalar ile

sağlıkta veri güvenliği başlıkları sektör gündemini belirliyor. Bilimsel

ilerleme hız kesmezken, sağlık çalışanlarının emeği, özverisi ve etik

sorumluluğu sistemin temel dayanağı olmaya devam ediyor.

Bu dönüşümün merkezinde insan var. Bilimi ileri taşıyan, teknolojiyi

anlamlı kılan ve sistemi ayakta tutan tüm sağlık profesyonellerinin 14

Mart Tıp Bayramı’nı kutluyor; emekleri, bilgileri ve özverileri için teşekkür

ediyoruz.

From the

The new era of the white coat

Editorin-Chief

The healthcare sector today is no longer merely a structure that treats

diseases; it has become a dynamic ecosystem that manages data, utilizes

technology and redesigns the patient experience. Artificial intelligencesupported

diagnostic systems, remote patient monitoring solutions and

personalized treatment models are making clinical practice faster and

more measurable than ever before. Physicians are now not only clinicians

but also active actors in the process of digital transformation.

As of March, technologies that strengthen early diagnosis, particularly

in oncology and chronic disease management, along with cell- and

gene-based research and healthcare data security, are shaping the

agenda of the sector. While scientific progress continues at full speed,

the dedication, commitment and ethical responsibility of healthcare

professionals remain the fundamental pillars supporting the system.

At the center of this transformation stands the human factor. We

celebrate the 14 March Medicine Day of all healthcare professionals who

advance science, give meaning to technology and sustain the system, and

we thank them for their dedication, knowledge and tireless efforts.



6

Turkish Healthcare Sector Makes a Strong

Showing at WHX Dubai with 203 Companies

Türk sağlık sektörü 203 firma ile WHX Dubai fuarına çıkarma yaptı

Türkiye’nin ihracatta lokomotif sektörlerinden kimya,

sağlık sektöründe büyüyen üretim kapasitesi ve

yüksek katma değerli ürünleriyle küresel pazarlardaki

etkinliğini artırmayı sürdürüyor. Sağlık sektöründe

Orta Doğu ve Afrika bölgesinin en büyük fuarlarından

biri olan WHX Dubai 2026 Fuarı’na Türkiye’den

203 firma çıkarma yaptı.

Adil Pelister

One of Türkiye’s leading export sectors, the chemical

industry, continues to strengthen its presence

in global markets through the growing production

capacity and high value-added products of the

healthcare sector. A total of 203 Turkish companies

participated in WHX Dubai 2026, one of the largest

healthcare trade fairs in the Middle East and Africa

region.

Türkiye milli katılım organizasyonu İstanbul Kimyevi Maddeler

ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) tarafından

gerçekleştirilen WHX Dubai 2026 Fuarı, 09-12 Şubat

2026 tarihleri arasında Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai

kentinde düzenlendi. Tıbbi cihaz, ilaç, OTC ürünler ve

dental sektörüne yönelik Orta Doğu ve Afrika bölgesinin

en büyük fuarı olma niteliğini taşıyan WHX Dubai,

sektörün en prestijli uluslararası buluşmaları arasında yer

alıyor. Bu yıl 180’den fazla ülkeden 4 bin 300 firmanın

katılım sağladığı WHX Dubai 2026 fuarı, 235 binden fazla

ziyaretçiyi ağırladı. İKMİB tarafından 576 metrekare alanda

düzenlenen milli katılım organizasyonu kapsamında

fuara 40 firma katılırken, bireysel olarak katılan 163 Türk

firması ile birlikte, toplamda 203 Türk firmasıyla WHX

Dubai 2026’da güçlü bir temsiliyet gerçekleştirildi. Fuara

Organized under the national participation of the

Istanbul Chemicals and Chemical Products Exporters’

Association (İKMİB), WHX Dubai 2026 was held on

February 9–12, 2026, in Dubai, United Arab Emirates. As

the largest trade fair in the Middle East and Africa for

medical devices, pharmaceuticals, OTC products, and the

dental sector, WHX Dubai is considered one of the most

prestigious international gatherings in the industry.

This year, the fair hosted more than 235,000 visitors and

featured 4,300 companies from over 180 countries. Within

the scope of the national participation organized by

İKMİB over an area of 576 square meters, 40 companies

took part. Together with 163 Turkish companies participating

individually, Türkiye achieved strong representation

at WHX Dubai 2026 with a total of 203 companies.

Mart - March 2026


7

Among participating countries, Türkiye ranked as the

fourth largest in terms of number of exhibitors, following

China, Germany, and the UAE.

During the fair, İKMİB Vice Chairman of the Board and

Chairman of the Medical Devices Committee Tayfun

Demir; İKMİB Pharmaceuticals Committee Chairman

Ahmet Altuğ Oğuz; Pharmaceuticals Committee Members

Orhan Mutlu Topal and Seda Ekşi Aşıcıoğlu; Medical

Devices Committee Members Sevim Öztaşkın, Adil Boz,

and Cemil Çakar; and İKMİB Board Advisor N. Alper Esen

katılım sağlayan ülkeler arasında Türkiye, katılımcı sayısı

bakımından Çin, Almanya, BAE’nin ardından 4’üncü en

büyük ülke konumunda yer aldı.

Fuar kapsamında, İKMİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

ve Tıbbi Cihaz Komitesi Başkanı Tayfun Demir, İKMİB

İlaç Komitesi Başkanı Ahmet Altuğ Oğuz, İKMİB İlaç Komitesi

Üyeleri Orhan Mutlu Topal ve Seda Ekşi Aşıcıoğlu,

İKMİB Tıbbi Cihaz Komitesi Üyeleri Sevim Öztaşkın, Adil

Boz ve Cemil Çakar ile İKMİB Yönetim Kurulu Danışmanı

Mart - March 2026


8

visited participating companies and conveyed their best

wishes for success.

In addition, H.E. Lütfullah Göktaş, Ambassador of the Republic

of Türkiye to Abu Dhabi, along with Commercial

Attachés Beste Öztürk, Hacı Hasan Kaygısız, and Muhammed

Emin Erkal, visited İKMİB member companies together

with sector representatives. The delegation closely

examined the companies’ innovative products and evaluated

export opportunities and new trade prospects.

Adil Pelister: “Our Pharmaceutical Exports Increased

by 14.57% to Reach $1.77 Billion in 2025”

İKMİB Chairman Adil Pelister emphasized the strategic

importance of WHX Dubai for the Turkish healthcare

sector and stated:

“The medical devices and pharmaceutical sectors are

of critical importance for our exports due to their high

value-added production structure. In 2025, our pharmaceutical

exports increased by 14.57%, reaching $1.77 billion.

As İKMİB, we are carrying out numerous initiatives

to ensure the sustainability of this growth. Prestigious

international events such as WHX Dubai strengthen our

companies’ access to global markets while showcasing

Türkiye’s production capacity and innovation capabilities

in the healthcare sector to the world. As İKMİB, we will

continue to support our members in expanding into new

markets and to represent our sector more strongly in

organizations that will boost our exports.”

N. Alper Esen fuarda yer alan firmaları ziyaret ederek

başarı dileklerini iletti.

Ayrıca, T.C. Abu Dabi Büyükelçisi Lütfullah Göktaş,

Ticaret Ataşeleri Beste Öztürk, Hacı Hasan Kaygısız ve

Muhammed Emin Erkal da sektör temsilcileriyle birlikte

İKMİB üyesi firmaları ziyaret etti. Heyet, firmaların inovatif

ürünlerini yakından inceleyerek ihracat olanaklarını ve

yeni ticaret fırsatlarını değerlendirdi.

Adil Pelister: “Eczacılık ürünleri ihracatımız 2025 yılında

yüzde 14,57 artışla 1,77 milyar dolara yükseldi”

İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, WHX

Dubai’nin Türk sağlık sektörü açısından stratejik önem

taşıdığını belirterek şunları söyledi: “Tıbbi cihaz ve ilaç

sektörü, yüksek katma değerli üretim yapısıyla ihracatımız

açısından kritik bir öneme sahip. Eczacılık ürünleri

sektörümüzün 2025 yılı ihracatı yüzde 14,57 artışla

1,77 milyar dolara yükseldi. Bu artışın sürdürülebilirliği

için İKMİB olarak pek çok çalışma yürütüyoruz. WHX

Dubai gibi uluslararası ölçekte prestijli organizasyonlar,

firmalarımızın küresel pazarlara erişimini güçlendirirken,

Türkiye’nin sağlık sektöründeki üretim kapasitesini ve

inovasyon kabiliyetini de dünya vitrinine taşıyor. İKMİB

olarak üyelerimizin yeni pazarlara açılmasını desteklemeye,

ihracatımızı artıracak organizasyonlarda sektörümüzü

daha güçlü şekilde temsil etmeye devam edeceğiz.”

Mart - March 2026



10

Direct your breath to the right place

Nefesinizi doğru yere taşıyın

In patients with asthma and COPD, the course of

treatment can sometimes depend on a single breath.

Sedat Bayrakçı, MD, Pulmonologist at Batıgöz Health

Group Balçova Surgical Medical Center, points out

that incorrect use of inhaler devices can reduce

drug efficacy from around 80 percent to as low as 10

percent. Proper technique, on the other hand, plays

a decisive role in preventing attacks and maintaining

quality of life.

Success in respiratory diseases is not achieved solely

by selecting the right medication, but by ensuring

that the medication reaches the lungs in the correct

way. In chronic conditions such as asthma and Chronic

Obstructive Pulmonary Disease (COPD), inhaler devices

are at the center of treatment. However, according to

specialists, the most frequently overlooked issue is the

technique of device use.

Astım ve KOAH hastalarında tedavinin kaderi bazen

tek bir nefese bağlı. Batıgöz Sağlık Grubu Balçova

Cerrahi Tıp Merkezi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı

Uzm. Dr. Sedat Bayrakçı, inhaler cihazların hatalı

kullanımının ilaç etkinliğini yüzde 80’lerden yüzde

10’lara kadar düşürebildiğine dikkat çekiyor. Doğru

teknik ise atakları önlemede ve yaşam kalitesini

korumada belirleyici rol oynuyor.

Solunum yolu hastalıklarında başarı; yalnızca doğru

ilacı seçmekle değil, o ilacı doğru şekilde akciğere

ulaştırmakla mümkün oluyor. Özellikle astım ve

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) gibi kronik

tablolarda inhaler cihazlar, tedavinin merkezinde yer

alıyor. Ancak uzmanlara göre en sık göz ardı edilen konu,

cihazın kullanım tekniği.

Mart - March 2026


11

The pathway of the drug: Not to the throat, but

directly to the lungs

In asthma and COPD, the airways narrow, become

inflamed, and airflow becomes restricted. Inhaler devices

deliver medications developed to control this condition

directly to the target area, namely the lungs.

Thanks to this method, the medication can be effective

even at much lower doses compared to oral or

intravenous forms. It provides rapid relief while reducing

the risk of systemic side effects. In short, inhalers are not

merely devices; they are strategic treatment tools that

help preserve patients’ daily comfort.

Incorrect technique: A silent but serious threat

According to Dr. Bayrakçı, errors in inhaler use are

among the leading causes of treatment failure.

Seemingly simple mistakes, such as improper breathing

technique, incorrect positioning of the device, or failure

to synchronize inhalation with actuation, may cause most

of the medication to remain in the mouth and throat. As

a result, the drug fails to reach the lung tissue where it is

needed.

The chain effects of this situation are significant:

* Loss of disease control: Persistent shortness of

breath, coughing, and wheezing increase the risk of

exacerbations.

* Unnecessary dose escalation: Believing the treatment

Uzm. Dr. Sedat Bayrakçı

İlacın yolu: Ağızdan boğaza değil, doğrudan akciğere

Astım ve KOAH’ta solunum yolları daralır, iltihaplanır ve

hava akımı zorlaşır. İnhaler cihazlar, bu tabloyu kontrol

altına almak için geliştirilen ilaçları doğrudan hedef

bölgeye, yani akciğerlere ulaştırır.

Bu yöntem sayesinde ilaç, damar yoluyla ya da ağızdan

alınan formlara kıyasla çok daha düşük dozlarda bile etkili

olabilir. Hızlı rahatlama sağlarken sistemik yan etki riskini

de azaltır. Kısacası inhalerler, yalnızca bir cihaz değil;

hastanın günlük yaşam konforunu koruyan stratejik bir

tedavi aracıdır.

Mart - March 2026


12

is insufficient, patients may increase the dose or add

medications without proper medical supervision.

* Increased side effects and costs: This leads to resource

loss for both the individual and the healthcare system.

“With proper use, 90 percent of the drug

reaches its target”

Dr. Bayrakçı emphasizes that inhaler use is not as

complicated as it may seem, but it must be learned

through hands-on instruction:

“If the inhaler device is used with the correct technique,

80 to 90 percent of the medication reaches the lungs

directly, and the maximum therapeutic benefit is

achieved. With incorrect use, this rate can drop to as low

as 10 percent. The most important rule for success is

practice. When a new device is prescribed, it should be

demonstrated to the patient, and the patient should try

the device under medical supervision.”

Drawing particular attention to synchronization

issues in metered-dose (spray) inhalers, Dr. Bayrakçı

strongly recommends the use of spacer devices. These

accessories reduce medication deposition in the mouth

and increase the proportion reaching the lungs.

He also reminds that each type of inhaler, whether

dry powder or spray, requires a different inhalation

technique. Patients should therefore learn devicespecific

instructions directly from their physicians.

The key to treatment: Proper technique plus

regular use

Inhaler therapy is a powerful tool in preventing

exacerbations, slowing disease progression, and

preserving quality of life. However, this effectiveness

depends on correct technique and consistent use.

Specialists recommend reviewing patients’ inhaler

techniques at every follow-up visit. Sometimes,

treatment failure is not due to the medication itself, but

to a breath that sends it to the wrong place.

Yanlış teknik: Sessiz ama ciddi bir tehdit

Uzm. Dr. Sedat Bayrakçı’ya göre inhaler cihaz

kullanımındaki hatalar, tedavi başarısızlığının en önemli

nedenlerinden biri.

Yanlış nefes alma tekniği, cihazın hatalı

konumlandırılması ya da püskürtme anında nefesle

senkronizasyon sağlanamaması gibi basit görünen

hatalar; ilacın büyük bölümünün ağız ve boğazda

kalmasına yol açabiliyor. Sonuç olarak ilaç, ulaşması

gereken akciğer dokusuna erişemiyor.

Bu durumun zincirleme etkileri ise dikkat çekici:

Hastalık kontrolünün kaybı: Süregelen nefes darlığı,

öksürük ve hırıltı atak riskini artırıyor.

Gereksiz doz artışı: Tedavinin yetersiz olduğu

düşünülerek hekim kontrolü dışında doz artırımı ya da

ek ilaç kullanımına gidilebiliyor.

Yan etki ve maliyet artışı: Hem bireysel hem de sağlık

sistemi açısından kaynak kaybı oluşuyor.

“Doğru kullanımda ilacın %90’ı hedefe ulaşır”

Uzm. Dr. Bayrakçı, inhaler kullanımının sanıldığı

kadar karmaşık olmadığını ancak mutlaka uygulamalı

öğrenilmesi gerektiğini vurguluyor:

“Eğer inhaler cihaz doğru teknikle kullanılırsa,

ilacın yüzde 80 ila 90’ı doğrudan akciğerlere ulaşır

ve tedaviden beklenen maksimum fayda sağlanır.

Yanlış kullanımda ise bu oran yüzde 10’lara kadar

düşebilir. Başarı için en önemli kural pratiktir. Yeni bir

cihaz reçete edildiğinde hastaya mutlaka uygulamalı

gösterilmeli, hasta da cihazı hekim gözetiminde

denemelidir.”

Özellikle ölçülü doz inhaler (püskürtmeli) cihazlarda

senkronizasyon sorununa dikkat çeken Bayrakçı, hazne

(spacer) aparatlarının kullanımını şiddetle öneriyor. Bu

aparatlar, ilacın ağız içinde kalmasını azaltarak akciğere

ulaşma oranını artırabiliyor.

Ayrıca her inhaler türünün (kuru toz, sprey vb.)

farklı bir nefes alma tekniği gerektirdiğini hatırlatan

Bayrakçı, hastaların yalnızca kendi cihazlarına özel

talimatları hekimlerinden öğrenmesi gerektiğinin altını

çiziyor.

Tedavinin anahtarı: doğru teknik + düzenli

kullanım

İnhaler tedavi; atakları önlemede, hastalık ilerlemesini

yavaşlatmada ve yaşam kalitesini korumada güçlü bir

araç. Ancak bu gücün ortaya çıkması, cihazın doğru

teknikle ve düzenli kullanılmasıyla mümkün.

Uzmanlar, her kontrol muayenesinde hastaların inhaler

kullanım tekniğinin gözden geçirilmesini öneriyor.

Çünkü bazen tedavideki başarısızlığın nedeni ilaç değil,

o ilacı yanlış yere gönderen bir nefes olabiliyor.

Mart - March 2026



14

The silent cry of the intestines

Bağırsakların sessiz çığlığı

From nighttime diarrhea to eye redness… Symptoms

often dismissed as minor may signal a chronic

disease.

Abdominal pain, persistent diarrhea, blood in the stool…

Many people interpret these symptoms as temporary

digestive problems. However, such complaints can sometimes

be the first warning of a more serious underlying

condition: Inflammatory Bowel Disease (IBD).

Often beginning in young adulthood and progressing

with flare-ups, IBD can lead to permanent intestinal

damage if not diagnosed early. Experts emphasize that

symptoms such as diarrhea severe enough to wake a

person at night, recurrent abdominal pain, and rectal

bleeding should not be ignored with the assumption

that they will simply resolve on their own.

Ekrem Aslan, MD, Specialist in the Department of

Gastroenterology at Memorial Ataşehir Hospital, shared

Gece gelen ishalden göz kızarıklığına… Basit sanılan

belirtiler kronik bir hastalığın habercisi olabilir.

Karın ağrısı, geçmeyen ishal, dışkıda kan… Çoğu kişi bu

belirtileri geçici bir sindirim sorunu olarak yorumluyor.

Oysa bu şikayetler bazen vücudun verdiği daha ciddi bir

alarmın ilk sesi olabiliyor: İnflamatuar Bağırsak Hastalığı

(İBH). Genellikle genç yaşlarda başlayan ve ataklarla seyreden

İBH, erken tanı konulmadığında bağırsakta kalıcı

hasara yol açabiliyor. Uzmanlar özellikle gece uykudan

uyandıran ishal, tekrarlayan karın ağrısı ve dışkıda kan

gibi bulguların “nasıl olsa geçer” düşüncesiyle ertelenmemesi

gerektiğine dikkat çekiyor.

Memorial Ataşehir Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden

Uzm. Dr. Ekrem Aslan, görülme sıklığı giderek artan

İBH hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.

Sadece Sindirim Sorunu Değil, Bağışıklık Sisteminin

Hastalığı

Mart - March 2026


15

important insights about IBD, whose incidence has been

steadily increasing.

Not merely a digestive disorder, but a disease of the

immune system

Inflammatory Bowel Disease, commonly referred to as

“inflammatory intestinal disease,” is examined under two

main categories: Crohn’s Disease and Ulcerative Colitis.

However, viewing IBD as an ordinary gastrointestinal

problem is a significant misconception.

In this condition, the core issue is an excessive and uncontrolled

immune response directed against the intestinal

tissue. In other words, the body’s defense system

may attack and damage its own intestines.

The increasing incidence in Türkiye in recent years has

been associated with changing dietary habits, lifestyle

patterns, and environmental factors. Its higher prevalence

among young adults makes its impact on social life

and productivity particularly significant.

IBD progresses with flare-ups

IBD is a chronic disease characterized by alternating periods

of remission and flare-ups. Symptoms may therefore

subside and intensify over time. However, each flare-up

carries the risk of permanent intestinal damage.

According to specialists, interpreting persistent complaints

as a “simple intestinal chill” or “temporary infection”

may delay diagnosis.

Eight critical symptoms of IBD

If one or more of the following symptoms persist over

time, consultation with a gastroenterology specialist is

essential:

* Chronic diarrhea that wakes the patient at night

Ekrem Aslan, MD, Specialist in Gastroenterology at Memorial Ataşehir Hospital

Toplumda “iltihabi bağırsak hastalığı” olarak bilinen İnflamatuar

Bağırsak Hastalığı; Crohn Hastalığı ve Ülseratif

Kolit olmak üzere iki ana başlıkta inceleniyor. Ancak İBH’yi

sıradan bir mide-bağırsak problemi olarak görmek büyük

bir yanılgı.

Bu hastalıkta sorun, bağışıklık sisteminin bağırsak dokusuna

karşı aşırı ve kontrolsüz tepki vermesi. Yani vücudun

savunma sistemi, kendi bağırsaklarına zarar verebiliyor.

Türkiye’de son yıllarda görülme sıklığının artması;

değişen beslenme alışkanlıkları, yaşam tarzı ve çevresel

faktörlerle ilişkilendiriliyor. Özellikle genç erişkinlerde

daha sık görülmesi, hastalığın sosyal yaşam ve üretkenlik

üzerindeki etkisini daha da önemli hale getiriyor.

İBH Alevlenerek Seyreder

İBH, sessiz dönemlerle alevlenmelerin birbirini izlediği

kronik bir hastalık. Bu nedenle belirtiler zaman zaman hafifleyip

artabilir. Ancak her alevlenme dönemi, bağırsakta

Mart - March 2026


16

* Recurrent abdominal pain and cramp-like discomfort

* Blood in the stool or mucus discharge

* Unexplained weight loss and loss of appetite

* Persistent fatigue and weakness

* Joint pain

* Eye redness and sensitivity

* Skin rashes

Notably, symptoms are not limited to the intestines.

Joint, eye, and skin findings may reflect the systemic

nature of IBD.

++Risk factors are increasing

There is no single cause for IBD; multiple factors contribute

to its development:

* Genetic predisposition

* Dysregulated immune response

* Smoking (a particularly significant risk factor in Crohn’s

Disease)

* Frequent antibiotic use

* Western-style dietary habits

* Imbalance in the gut microbiota

* Stress and lifestyle factors

With modern lifestyles, the rise in these risk factors has

contributed to the growing frequency of the disease.

Delayed diagnosis may lead to permanent damage

In suspected IBD cases, colonoscopy with biopsy is the

primary diagnostic method. In addition, the following

support the diagnostic process:

* Fecal calprotectin test

* Blood tests

* Magnetic Resonance Imaging (MRI)

* Computed Tomography (CT)

Early diagnosis is critical to preventing intestinal damage,

reducing the risk of complications, and preserving

quality of life.

Modern treatments help control flare-ups

IBD cannot be completely eradicated. However, current

treatment options allow inflammation to be suppressed,

flare-ups to be controlled, and patients to maintain

active lives for many years.

Treatment approaches include:

* Anti-inflammatory medications

* Immune-modulating therapies

* Biological agents

* Surgical interventions when necessary

kalıcı hasar riskini beraberinde getirir.

Uzmanlara göre geçmeyen şikayetleri “bağırsak üşütmesi”

ya da “geçici enfeksiyon” olarak değerlendirmek

tanının gecikmesine neden olabiliyor.

İBH’nin 8 Kritik Belirtisi

Aşağıdaki belirtilerden biri ya da birkaçı varsa ve şikayetler

uzun süredir devam ediyorsa mutlaka gastroenteroloji

uzmanına başvurulması gerekiyor:

-Gece uykudan uyandıran kronik ishal

-Tekrarlayan karın ağrısı ve kramp tarzı sancılar

-Dışkıda kan ya da mukuslu (sümüksü) dışkılama

-Açıklanamayan kilo kaybı ve iştahsızlık

-Sürekli halsizlik ve yorgunluk

-Eklem ağrıları

-Gözde kızarıklık ve hassasiyet

-Ciltte döküntüler

Dikkat çeken nokta ise belirtilerin yalnızca bağırsakla

sınırlı kalmaması. Eklem, göz ve cilt bulguları da İBH’nin

sistemik etkilerini gösterebiliyor.

Risk faktörleri giderek artıyor

İBH’nin gelişiminde tek bir neden yok. Birçok faktör

birlikte rol oynuyor:

-Genetik yatkınlık

-Bağışıklık sisteminin düzensiz yanıtı

-Sigara kullanımı (özellikle Crohn hastalığında belirgin

risk faktörü)

-Sık antibiyotik kullanımı

-Batı tipi beslenme alışkanlıkları

-Bağırsak mikrobiyotasındaki dengesizlik

-Stres ve yaşam tarzı faktörleri

Modern yaşam biçimiyle birlikte bu risk faktörlerinin artması,

hastalığın daha sık görülmesine neden oluyor.

Tanıda gecikme kalıcı hasara yol açabilir

İBH şüphesinde en önemli tanı yöntemi kolonoskopi ve

biyopsi. Buna ek olarak:

-Dışkıda kalprotektin testi

-Kan tahlilleri

-Manyetik Rezonans (MR)

-Bilgisayarlı Tomografi (BT)

gibi yöntemler tanı sürecini destekliyor.

Erken tanı; bağırsak hasarını önlemek, komplikasyon

riskini azaltmak ve hastanın yaşam kalitesini korumak

açısından kritik önem taşıyor.

Modern tedavilerle alevlenmeler kontrol altına alınabiliyor

İBH tamamen ortadan kaldırılabilen bir hastalık değil.

Ancak günümüzdeki tedavi seçenekleri sayesinde iltihap

baskılanabiliyor, ataklar kontrol altına alınabiliyor ve hastalar

uzun yıllar aktif yaşamlarını sürdürebiliyor.

Tedavide:

-İltihap giderici ilaçlar

-Bağışıklık sistemini düzenleyici tedaviler

-Biyolojik ajanlar

-Gerekli durumlarda cerrahi girişimler uygulanabiliyor.

Mart - March 2026



18

Hand health directly impacts quality of life!

El sağlığı yaşam kalitesini etkiliyor!

Dermatology Specialist Özlem Vayvada

Frequent washing, disinfectants, and sun exposure

wear down the skin on the hands; experts

emphasize season-specific care and dermatological

evaluation.

Throughout the day, our hands come into contact with

countless surfaces, from door handles and mobile

phones to computers and kitchen utensils, making them

one of the areas most exposed to environmental factors.

However, the care shown to the face and hair is often

not extended to hand health at the same level. Frequent

hand washing, the use of alcohol-based disinfectants

and cologne, and exposure to sunlight can gradually

weaken the skin’s natural barrier, leading to dryness,

sensitivity, hyperpigmentation, and signs of premature

aging.

Commenting on the issue, Özlem Vayvada, Dermatology

Specialist at Batıgöz Balçova Surgical Medical Center,

Sık yıkama, dezenfektan ve güneş maruziyeti el

derisini yıpratıyor; uzmanlar mevsime göre bakım ve

dermatolojik değerlendirme uyarısında bulunuyor.

Gün içinde kapı kollarından telefonlara, bilgisayarlardan

mutfak gereçlerine kadar sayısız yüzeye temas eden

ellerimiz, çevresel faktörlere en açık bölgelerin başında

geliyor. Ancak yüz ve saç bakımına gösterilen özen, çoğu

zaman el sağlığı için aynı ölçüde gösterilmiyor. Oysa sık

el yıkama, alkol bazlı dezenfektan ve kolonya kullanımı

ile güneş ışınlarına maruziyet; zamanla el derisinin doğal

bariyerini zayıflatarak kuruluk, hassasiyet, leke oluşumu ve

erken yaşlanma belirtilerine yol açabiliyor.

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Batıgöz

Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Dermatoloji Uzmanı Özlem

Vayvada, el sağlığının yalnızca estetik değil aynı zamanda

dermatolojik açıdan da ele alınması gerektiğini vurguluyor.

Mart - March 2026


19

emphasizes that hand health should be addressed not

only from an aesthetic but also from a dermatological

perspective.

“Moisturizer alone is not enough” is an incomplete

approach

One common belief in society is that intensive use

of moisturizers is sufficient to protect hand health.

However, according to experts, the skin of the hands

is affected by multiple factors such as sun damage,

chemical exposure, and barrier loss.

This may lead to:

* Hyperpigmentation

* Cracking

* Redness and itching

* Increased sensitivity

* Eczema flare-ups

Dr. Özlem Vayvada notes that changes in the skin of

the hands should be evaluated dermatologically to

determine underlying causes: “Not every case of dryness

is simply a lack of moisture. There may be different

causes such as barrier damage, irritant contact, or sun

damage. Therefore, supportive treatments should be

planned individually.”

A care routine that changes with the seasons

Seasonal conditions play a decisive role in hand care.

During summer:

* Sunscreen should not be neglected.

* UV exposure may contribute to sunspots and

pigmentation changes associated with aging.

“Sadece nemlendirici yeter” düşüncesi eksik bir

yaklaşım

Toplumda yaygın kanılardan biri, el sağlığının yalnızca

yoğun nemlendirici kullanımıyla korunabileceği yönünde.

Ancak uzmanlara göre el derisi; güneş hasarı, kimyasal

temas ve bariyer kaybı gibi birden fazla faktörden

etkileniyor.

Bu durum:

-Lekelenme

-Çatlama

-Kızarıklık ve kaşıntı

-Hassasiyet artışı

-Egzama atakları gibi sorunlara zemin hazırlayabiliyor.

Dr. Özlem Vayvada, el derisindeki değişimlerin altta

yatan nedenlerinin dermatolojik açıdan değerlendirilmesi

gerektiğini belirterek, “Her kuruluk basit bir nem eksikliği

değildir. Bariyer hasarı, irritan temas ya da güneş hasarı

gibi farklı nedenler olabilir. Bu nedenle destekleyici

uygulamalar kişiye göre planlanmalıdır,” diyor.

Mevsime göre değişen bakım rutini

El bakımında mevsimsel koşullar belirleyici rol oynuyor.

Yaz aylarında

-Güneş koruyucu kullanımı ihmal edilmemeli.

-UV maruziyeti, hem güneş lekelerine hem de yaşlanmaya

bağlı pigment değişikliklerine zemin hazırlayabiliyor.

Kış aylarında

-Soğuk hava ve düşük nem oranı el derisini kurutuyor.

-Eldiven kullanımı bariyer kaybını önlemede önemli.

-Ilık suyla yıkama tercih edilmeli; çok sıcak su cildi daha

fazla kurutabiliyor.

Mart - March 2026


20

During winter:

* Cold weather and low humidity dry out the skin on the

hands.

* Wearing gloves is important in preventing barrier loss.

* Washing with lukewarm water is recommended, as very hot

water can further dry the skin.

Regardless of the season, avoiding excessive hand washing,

limiting unnecessary use of alcohol-based products, and

maintaining regular moisturization with products suitable for

the skin’s needs are fundamental steps.

Who should seek dermatological evaluation?

Experts recommend a dermatological examination for

individuals experiencing:

* Persistent and unresolved dryness

* Frequent cracking and irritation

* Increased sun-related pigmentation

* Eczema flare-ups

Occupational exposure to chemicals

In such cases, treatment approaches are planned according

to the individual’s skin type, age, lifestyle habits, and existing

dermatological findings.

Supportive approaches may include:

* Dermatological moisturizing protocols

* Barrier-repair applications

* Skin tone-regulating treatments

* Procedures targeting the appearance of hyperpigmentation

Are cosmetic procedures necessary?

Beyond dermatological conditions, aesthetic concerns such as

collagen loss, volume reduction, and pigmentation associated

with aging may also be observed in the hands. In such cases,

cosmetic dermatology procedures may be considered. Dr.

Vayvada states that cosmetic procedures are not mandatory

but can play a supportive role for suitable patients:

“In cases of collagen reduction, prominent pigmentation, or

advanced dryness, physician-supervised procedures may be

preferred. However, each intervention should be performed

following a personalized skin analysis and applied at

appropriate intervals and with suitable content.”

Experts also warn that the unconscious use of products

based on internet or social media recommendations may

cause damage to the skin of the hands that can be difficult to

reverse.

More than what meets the eye

Hands are critical not only from an aesthetic perspective

but also for daily functional activities. Constantly cracked,

irritated, or painful hands can negatively affect both comfort

and overall quality of life.

For this reason, hand care should not be regarded merely

as part of a cosmetic routine but as an essential component

of comprehensive skin health. According to experts, proper

product selection, season-appropriate protective measures,

and dermatological support when necessary play a decisive

role in maintaining healthy and resilient hands.

Mevsimden bağımsız olarak ise aşırı el yıkamaktan

kaçınmak, gereksiz alkol bazlı ürün kullanımını

sınırlamak ve cildin ihtiyacına uygun ürünlerle düzenli

nemlendirme yapmak temel adımlar arasında yer

alıyor.

Kimler dermatolojik değerlendirme yaptırmalı?

Uzmanlara göre aşağıdaki şikâyetleri olan kişilerin

dermatoloji muayenesi yaptırması öneriliyor:

-Sürekli ve geçmeyen kuruluk

-Sık çatlama ve tahriş

-Güneşe bağlı leke artışı

-Egzama atakları

Mesleki olarak kimyasallara maruziyet

Bu gibi durumlarda uygulanacak yöntemler, kişinin

cilt yapısı, yaşı, yaşam alışkanlıkları ve mevcut

dermatolojik bulgular doğrultusunda planlanıyor.

Destekleyici yaklaşımlar arasında:

-Dermatolojik nemlendirme protokolleri

Bariyer onarıcı uygulamalar

-Cilt tonu düzenleyici tedaviler

-Leke görünümünü hedefleyen işlemler yer alabiliyor.

Kozmetik uygulamalar gerekli mi?

El bölgesinde yalnızca hastalıklar değil, yaşlanmaya

bağlı kollajen kaybı, hacim azalması ve leke oluşumu

gibi estetik sorunlar da görülebiliyor. Bu noktada

kozmetik dermatoloji uygulamaları gündeme

gelebiliyor.

Dr. Vayvada, kozmetik uygulamaların zorunlu

işlemler olmadığını ancak uygun hastada destekleyici

rol oynayabildiğini belirtiyor:

“Kollajen azalması, belirgin lekeler ya da ileri düzey

kuruluk durumlarında hekim kontrolünde planlanan

uygulamalar tercih edilebilir. Ancak her işlem

kişisel cilt analizi sonrasında, uygun sıklık ve içerikte

uygulanmalıdır.”

Uzmanlar, özellikle internet veya sosyal medya

kaynaklı önerilerle bilinçsiz ürün kullanımının el

derisinde geri dönüşü zor hasarlara yol açabileceğine

dikkat çekiyor.

Görünenden fazlası

Eller yalnızca estetik açıdan değil, günlük yaşam

fonksiyonları açısından da kritik öneme sahip. Sürekli

çatlayan, tahriş olan ya da ağrıyan eller hem konforu

hem de yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor.

Bu nedenle el bakımını yalnızca kozmetik bir rutinin

parçası olarak değil, bütüncül cilt sağlığının önemli

bir bileşeni olarak değerlendirmek gerekiyor.

Uzmanlara göre doğru ürün seçimi, mevsime uygun

koruyucu önlemler ve gerektiğinde dermatolojik

destek, ellerin sağlıklı ve güçlü kalmasında belirleyici

rol oynuyor.

Mart - March 2026



22

Seizures can be controlled in drug-resistant epilepsy

Dirençli epilepside nöbetler kontrol altına alınabiliyor

In epilepsy, which affects nearly 50 million people

worldwide, surgical options can significantly

improve quality of life in drug-resistant cases. With

accurate patient selection and comprehensive

evaluation, seizure control rates of up to 90 percent

are achievable.

Epilepsy is a chronic, non-communicable neurological

disorder that can affect individuals of all age groups.

Recognized as one of the most common brain disorders

globally, epilepsy is associated with an approximately

threefold higher risk of early mortality compared to the

general population. In the majority of cases, seizures

can be controlled with medication. However, some

patients develop resistance to antiepileptic drugs and

continue to experience seizures. At this point, surgery

emerges as an important treatment option for selected

patient groups. Mahmut Akyüz, from the Department of

Brain, Nerve, Spine and Spinal Cord Surgery at Memorial

Antalya Hospital, evaluated which patients may benefit

from epilepsy surgery and how the process progresses.

Dünya genelinde 50 milyona yakın insanı etkileyen

epilepside, ilaç tedavisine dirençli vakalarda cerrahi

seçenekler yaşam kalitesini belirgin biçimde artırabiliyor.

Doğru hasta seçimi ve kapsamlı değerlendirme

ile nöbetlerde yüzde 90’a varan kontrol mümkün.

Epilepsi, her yaş grubunu etkileyebilen, kronik ve bulaşıcı

olmayan bir nörolojik hastalık. Küresel ölçekte en yaygın

beyin hastalıklarından biri olarak kabul edilen epilepside,

hastaların erken ölüm riski genel nüfusa kıyasla yaklaşık

üç kat daha yüksek seyrediyor.

Vakaların büyük bölümünde ilaç tedavisiyle nöbet kontrolü

sağlanabiliyor. Ancak bazı hastalarda ilaçlara direnç

gelişebiliyor ve nöbetler devam edebiliyor. İşte bu noktada

cerrahi, seçilmiş hasta grupları için önemli bir tedavi

seçeneği olarak öne çıkıyor.

Memorial Antalya Hastanesi Beyin, Sinir, Omurga ve

Omurilik Cerrahisi Bölümü’nden Mahmut Akyüz, epilepsi

cerrahisinin hangi hastalarda etkili olabileceğini ve sürecin

nasıl ilerlediğini değerlendirdi.

Mart - March 2026


23

Not all seizures are the same

Epilepsy is a brain disorder characterized by recurrent

seizures. The type and severity of seizures can vary

significantly from one individual to another.

While some patients lose consciousness during a seizure,

others may experience only brief episodes of staring. In

certain cases, recurrent muscle contractions in the arms

and legs, known as convulsions, are observed, whereas

in others the symptoms may be subtle and difficult to

recognize externally.

In some patients, the underlying cause of epilepsy can be

identified, while in others it may remain unclear. Possible

causes include:

* Brain injuries occurring before or during birth

* Severe head trauma

* Stroke

* Brain infections such as meningitis and encephalitis

* Genetic disorders

* Brain tumors

Surgical option in drug resistance

The primary goal in epilepsy treatment is to achieve

seizure control. In drug-resistant epilepsy, where

seizures persist despite medication, surgical intervention

may be considered.

Epilepsy surgery can be particularly effective when it

is clearly determined that seizures originate from a

Dr. Mahmut Akyüz

Her nöbet aynı değil

Epilepsi, tekrarlayan nöbetlerle seyreden bir beyin hastalığıdır.

Nöbetlerin şekli ve şiddeti kişiden kişiye büyük

farklılık gösterebilir.

Bazı hastalar nöbet sırasında bilincini kaybederken, bazıları

yalnızca kısa süreli dalma yaşar.

Mart - March 2026


24

single region of the brain. In such procedures, the brain

tissue where the seizure begins may be removed, or its

function may be altered to deactivate the seizure focus.

Before making a surgical decision, patients undergo a

comprehensive evaluation. The seizure focus is carefully

identified through EEG, advanced imaging techniques,

and neuropsychological testing. Surgery may not

be suitable for every patient; therefore, the process

requires a multidisciplinary team approach.

The goal: seizure-free life or fewer and milder

seizures

The main objective of epilepsy surgery is to completely

eliminate seizures or to significantly reduce their

frequency and severity.

In temporal lobe surgery, one of the most commonly

performed procedures, seizures can be stopped in

approximately two-thirds of patients. Among those who

remain seizure-free during the first year, the rate of

continued seizure freedom at two years reaches 87–90

percent. In patients who experience no seizures for two

years, this rate may rise to as high as 95 percent at five

years.

For patients who remain seizure-free for at least one

year, antiepileptic medication doses may be reduced

under physician supervision, and in some cases

discontinued entirely. A significant proportion of

patients who experience seizures after discontinuing

medication are able to regain seizure control once

treatment is restarted.

Marked improvement in quality of life

Epilepsy surgery should not be regarded as a miraculous

one-time solution; however, in appropriately selected

patients, it can lead to a substantial improvement in

quality of life.

A reduction in seizure frequency directly affects social

participation, educational and professional life, and

psychological well-being. In the long term, the goal is for

the patient to maintain a safe and independent life.

In drug-resistant epilepsy, surgery performed at the

right center with accurate patient selection can open a

new chapter for lives limited by seizures.

Kimi hastalarda kol ve bacaklarda tekrarlayan kasılmalar

(konvülsiyonlar) görülürken, bazılarında dışarıdan fark

edilmesi güç belirtiler ortaya çıkar.

Epilepsinin nedeni bazı vakalarda belirlenebilirken, bazı

hastalarda altta yatan faktör net olarak saptanamayabilir.

Olası nedenler arasında:

-Doğum öncesi ya da doğum sırasında gelişen beyin

hasarları

-Ciddi kafa travmaları

-Felç

-Menenjit ve ensefalit gibi beyin enfeksiyonları

-Genetik hastalıklar

-Beyin tümörleri yer alır.

İlaçlara dirençte cerrahi seçenek

Epilepside temel hedef nöbetleri kontrol altına almaktır.

İlaç tedavisine rağmen nöbetlerin sürdüğü dirençli epilepsi

vakalarında cerrahi seçenek gündeme gelebilir.

Epilepsi cerrahisi özellikle nöbetlerin beynin tek bir

bölgesinden kaynaklandığının net olarak saptandığı

durumlarda etkili sonuçlar verebilir. Bu tür ameliyatlarda

nöbetin başladığı beyin dokusu çıkarılabilir ya da işlevi

değiştirilerek nöbet odağı devre dışı bırakılabilir.

Cerrahi kararı öncesinde hastalar kapsamlı bir değerlendirmeden

geçirilir. EEG, ileri görüntüleme teknikleri ve

nöropsikolojik testler ile nöbet odağı titizlikle belirlenir.

Her hasta için cerrahi uygun olmayabilir; bu nedenle

süreç multidisipliner ekip çalışması gerektirir.

Amaç nöbetsiz yaşam ya da daha az

ve daha hafif nöbet

Epilepsi cerrahisinin temel amacı nöbetleri tamamen

ortadan kaldırmak ya da sayı ve şiddetini belirgin ölçüde

azaltmaktır. En sık uygulanan girişimlerden biri olan temporal

lob cerrahisinde, hastaların yaklaşık üçte ikisinde

nöbetlerin durdurulabildiği bildirilmektedir. İlk yıl nöbetsiz

geçen hastalarda, iki yıl sonunda nöbetsiz kalma oranı

%87–90’a ulaşabilmektedir. İki yıl nöbet görülmeyen

vakalarda ise bu oran beş yılda %95’e kadar çıkabilmektedir.

En az bir yıl boyunca nöbet görülmeyen hastalarda,

hekim kontrolünde antiepileptik ilaç dozları azaltılabilir

ve bazı vakalarda tamamen kesilebilir. İlacı bıraktıktan

sonra nöbet geçiren hastaların önemli bir kısmı ise tedavi

yeniden başlandığında nöbet kontrolünü tekrar sağlayabilmektedir.

Yaşam kalitesinde belirgin artış

Epilepsi cerrahisi mucizevi bir “tek seferlik çözüm” olarak

değerlendirilmemelidir; ancak uygun hastalarda yaşam

kalitesini anlamlı ölçüde artırabilir.

Nöbet sıklığının azalması; sosyal hayata katılımı, eğitim

ve çalışma yaşamını ve psikolojik iyilik halini doğrudan

etkiler. Uzun vadede hedef, hastanın güvenli ve bağımsız

bir yaşam sürdürebilmesidir. Dirençli epilepside, doğru

merkezde ve doğru hasta seçimiyle uygulanan cerrahi;

nöbetlerle sınırlanan hayatlara yeni bir sayfa açabiliyor.

Mart - March 2026



26

EyeMo opens the doors of the digital world

for patients with muscle disorders

EyeMo, kas hastalarına dijital dünyanın kapılarını açıyor

Türk Telekom’un yerli ve millî yapay zekâ çözümü,

ALS ve felçli bireylerin yalnızca göz hareketleriyle

teknolojiye erişimini mümkün kılıyor.

Gökhan Evren, Deputy General Manager of Information Technologies at Türk Telekom

Türk Telekom’s domestic artificial intelligence

solution enables individuals with ALS and

paralysis to access technology using only their eye

movements.

Acting with a vision that not only develops technology

but also transforms it into social benefit, Türk Telekom

has taken a significant step in accessibility. Developed

for individuals who have difficulty using their hands

due to muscle disorders such as ALS and paralysis, the

EyeMo software enables computer control through

eye movements. Moreover, the system operates

without the need for glasses, external cameras, or

additional hardware. Patented by Türk Telekom and

offered to users free of charge, EyeMo stands as a

concrete example of the company’s goal to make

the opportunities of the digital world accessible to

everyone.

Computer and home control through eye movements

Developed using an artificial intelligence-based image

processing model, EyeMo allows users to:

* Control their computers using only eye movements

* Manage peripheral devices connected to the

computer, such as lights, air conditioners, and televisions

* Perform tasks independently on digital platforms

The system enables individuals with limited physical

mobility due to muscle disorders to interact with

technology more comfortably in their daily lives.

“Accessibility goes beyond social responsibility”

Gökhan Evren, Deputy General Manager of Information

Technologies at Türk Telekom, emphasized that they

view accessibility not merely as a matter of social

responsibility, but as an integral part of sustainable

digital transformation.

Teknolojiyi yalnızca geliştiren değil, toplumsal faydaya

dönüştüren bir vizyonla hareket eden Türk Telekom,

erişilebilirlik alanında önemli bir adım attı. ALS ve felç gibi

kas hastalıkları nedeniyle ellerini kullanmakta zorlanan

bireyler için geliştirilen EyeMo yazılımı, göz hareketleriyle

bilgisayar kontrolünü mümkün kılıyor. Üstelik sistem; gözlük,

harici kamera ya da ek bir donanım gerektirmeden çalışıyor.

Türk Telekom tarafından patenti alınan ve ücretsiz olarak

kullanıcıların hizmetine sunulan EyeMo, dijital dünyanın

sunduğu imkânları herkes için erişilebilir kılma hedefinin

somut bir örneği olarak konumlanıyor.

Göz hareketleriyle bilgisayar ve ev kontrolü

Yapay zekâ tabanlı görüntü işleme modeli kullanılarak

geliştirilen EyeMo yazılımı sayesinde kullanıcılar yalnızca göz

hareketleriyle:

-Bilgisayarlarını kontrol edebiliyor,

-Işık, klima ve televizyon gibi bilgisayara bağlı çevre

ekipmanlarını yönetebiliyor,

-Dijital platformlarda bağımsız şekilde işlem yapabiliyor.

Sistem, kas hastalıkları nedeniyle fiziksel hareket kabiliyeti

sınırlı olan bireylerin günlük yaşamda teknolojiyle daha

konforlu bir etkileşim kurmasını sağlıyor.

“Erişilebilirlik sosyal sorumluluğun ötesinde”

Türk Telekom Bilgi Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı

Gökhan Evren, projeye ilişkin yaptığı değerlendirmede,

erişilebilirliği yalnızca bir sosyal sorumluluk başlığı olarak

değil, sürdürülebilir dijital dönüşümün ayrılmaz bir parçası

olarak gördüklerini vurguladı.

Evren, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Türk Telekom olarak teknolojiyi yalnızca geliştiren değil,

iyilik ve faydaya dönüştüren bir anlayışla hareket ediyoruz.

ALS ve felç gibi kas hastası bireylerin hayatını kolaylaştırmak

amacıyla geliştirdiğimiz EyeMo yazılımının patentini alarak

kullanıcılarımızın hizmetine sunduk. EyeMo, dijital dünyanın

sunduğu imkânları herkes için erişilebilir kılma hedefimizin

somut bir yansımasıdır.”

Tamamen yerli ve millî geliştirme süreci

EyeMo, üniversite-sanayi iş birlikleri ve Ar-Ge çalışmaları

sonucunda, tamamen yerli ve millî imkânlarla geliştirildi.

Mart - March 2026


27

In his statement, Evren said:

“As Türk Telekom, we act with an understanding that

not only develops technology but also transforms it into

goodness and benefit. We have patented the EyeMo

software, which we developed to make life easier

for individuals with muscle disorders such as ALS and

paralysis, and made it available to our users. EyeMo is a

tangible reflection of our goal to make the opportunities

offered by the digital world accessible to everyone.”

Fully domestic development process

EyeMo was developed entirely with domestic resources

through university-industry collaborations and R&D

efforts. Productized by Türk Telekom’s information

technologies teams, the software was designed to

operate without imposing additional hardware costs on

users.

This feature makes it possible for individuals coping with

chronic illnesses to access technology without increasing

their financial burden.

Independence in digital participation

For individuals who cannot use their hands due to

muscle disorders, access to the digital world often

requires assistance from others. EyeMo reduces this

dependency, enabling users to independently:

* Access information

* Participate in educational and communication activities

* Use social media and digital platforms

* Manage smart home systems

In this respect, EyeMo stands out not merely as software,

but as an accessibility tool that supports more active

participation in social life.

A human-centered innovation approach

With EyeMo, Türk Telekom strengthens its strategy of

using the transformative power of technology for the

benefit of society. By offering accessible technologies

free of charge, the company aims to support digital

equality for individuals with disabilities.

Highlighting their human-centered innovation

approach, Gökhan Evren added:

“With solutions that remove barriers, we support

individuals’ independent and equal participation in

digital life. With our people-centered approach, we

will continue to build an inclusive digital future for

everyone.”

Overcoming barriers through technology

The EyeMo project reinforces the idea that digital

technologies should generate not only speed and

efficiency, but also equality and inclusivity.

For individuals with limited mobility due to muscle

disorders, a world controlled through eye movements

is no longer a distant vision. This solution developed by

Türk Telekom stands out as a significant example of how

steps taken in accessibility can converge with technology

and human-centered innovation.

Türk Telekom’un

bilgi teknolojileri

ekipleri

tarafından

ürünleştirilen

yazılım,

kullanıcıya ek

donanım maliyeti

getirmeden

çalışacak şekilde

tasarlandı.

Bu özellik,

özellikle kronik

hastalıklarla

mücadele

eden bireylerin

ekonomik yükünü artırmadan teknolojiye erişimini

mümkün kılıyor.

Dijital katılımda bağımsızlık

Kas hastalıkları nedeniyle ellerini kullanamayan bireyler

için dijital dünyaya erişim çoğu zaman başkalarının

desteğini gerektiriyor. EyeMo, bu bağımlılığı azaltarak

bireylerin:

-Bilgiye erişimini,

-Eğitim ve iletişim faaliyetlerine katılımını,

-Sosyal medya ve dijital platform kullanımını,

-Akıllı ev sistemlerini yönetimini bağımsız biçimde

gerçekleştirebilmesine olanak sağlıyor.

Bu yönüyle EyeMo, sadece bir yazılım değil; kullanıcıların

sosyal yaşama daha aktif katılımını destekleyen bir

erişilebilirlik aracı olarak öne çıkıyor.

İnsan odaklı inovasyon yaklaşımı

Türk Telekom, EyeMo ile teknolojinin dönüştürücü

gücünü toplum yararına kullanma stratejisini

güçlendiriyor. Şirket, erişilebilir teknolojileri ücretsiz

sunarak engelli bireylerin dijital eşitliğini desteklemeyi

hedefliyor.

Gökhan Evren, insan odaklı inovasyon anlayışının altını

çizerek şunları ekledi:

“Engelleri ortadan kaldıran çözümlerle bireylerin dijital

yaşama bağımsız ve eşit katılımını destekliyoruz. İnsan

merkezli yaklaşımımızla herkes için kapsayıcı bir dijital

gelecek inşa etmeye devam edeceğiz.”

Teknolojiyle engelleri aşmak mümkün

EyeMo projesi, dijital teknolojilerin yalnızca hız ve

verimlilik değil; aynı zamanda eşitlik ve kapsayıcılık

üretmesi gerektiği yaklaşımını güçlendiriyor.

Kas hastalıkları nedeniyle hareket kabiliyeti sınırlı bireyler

için göz hareketiyle kontrol edilen bir dünya, artık bir

hayal değil. Türk Telekom’un geliştirdiği bu çözüm,

erişilebilirlik alanında atılan adımların teknoloji ve insan

odaklı inovasyonla nasıl buluşabileceğini gösteren önemli

bir örnek olarak dikkat çekiyor.

Mart - March 2026




30

Young minds take the floor in the fight against cancer

Genç zihinler kanserle mücadelede söz sahibi

Innovative projects shedding light on future

treatment approaches were honored at the “I Have a

Healthy Idea” competition.

The direction of scientific progress is no longer shaped

solely by laboratories, but also by bold ideas. Organized

for the second time this year through the collaboration

of Istanbul University Istanbul Faculty of Medicine, the

Alimoğlu Health and Education Foundation, and Orzax,

the “I Have a Healthy Idea” Project Competition brought

visibility to innovative healthcare projects developed by

young scientists.

Focusing this year on cancer prevention and the support

of existing treatment approaches, the competition

recognized three projects distinguished by their

scientific originality and feasibility. Beyond being an

award ceremony, the initiative represents an important

milestone in transforming young researchers’ ideas into

real-world solutions.

“Sağlıklı Bir Fikrim Var” yarışmasında geleceğin

tedavi yaklaşımlarına ışık tutan projeler

ödüllendirildi.

Bilimsel ilerlemenin yönünü artık yalnızca laboratuvarlar

değil, cesur fikirler belirliyor. İstanbul Üniversitesi

İstanbul Tıp Fakültesi, Alimoğlu Sağlık ve Eğitim Vakfı ve

Orzax iş birliğiyle bu yıl ikinci kez düzenlenen “Sağlıklı Bir

Fikrim Var” Proje Yarışması, genç bilim insanlarının sağlık

alanında geliştirdiği yenilikçi projeleri görünür kıldı.

Bu yıl odağına kanserin önlenmesi ve mevcut tedavi

yaklaşımlarının desteklenmesini alan yarışmada,

bilimsel özgünlüğü ve uygulanabilirliği öne çıkan üç

proje ödüle layık görüldü. Yarışma, yalnızca bir ödül

organizasyonu değil; genç araştırmacıların fikirlerini

gerçeğe dönüştürme yolculuğunda önemli bir eşik olarak

konumlanıyor.

Mart - March 2026


31

60 projects, one goal: generating added value in

healthcare

Hosting 60 different project applications this year,

the competition demonstrated not only the academic

achievements of young researchers but also their

capacity to develop practical solutions.

Projects were evaluated in detail by a jury composed

of faculty members from Istanbul University Istanbul

Faculty of Medicine, based on the following criteria:

* Scientific originality

* Innovative approach

* Feasibility

The selected projects stood out not only for their

theoretical contributions to cancer research but also for

offering concrete solutions that can be integrated into

clinical practice.

Award-winning projects: tangible examples of

scientific courage

First place: Duovita Team

The team received first prize for its innovative

supplement product designed to enhance the

bioavailability of plant-derived polyphenols. The project

aims to make the potential preventive effects of

natural components against cancer more accessible and

effective.

Second place: Nanosal Team

The team ranked second with a nanoparticle- and

hydrogel-based approach aimed at achieving localized

and controlled drug release following colorectal cancer

60 proje, tek amaç: Sağlıkta katma değer üretmek

Bu yıl 60 farklı proje başvurusuna ev sahipliği yapan

yarışma, genç araştırmacıların yalnızca akademik

başarılarını değil; aynı zamanda çözüm üretme

kapasitelerini de ortaya koydu.

Projeler, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi

öğretim üyelerinden oluşan jüri tarafından;

-Bilimsel özgünlük

-Yenilikçi yaklaşım

-Uygulanabilirlik

kriterleri doğrultusunda detaylı bir değerlendirme

sürecinden geçirildi.

Seçilen projeler, kanserle mücadelede yalnızca teorik

katkı sunmakla kalmayıp, klinik pratiğe entegre

edilebilecek somut çözüm önerileriyle dikkat çekti.

Ödül alan projeler: bilimsel cesaretin somut örnekleri

Birincilik: Duovita Ekibi

Bitkisel kökenli polifenollerin biyoyararlanımını artırmaya

yönelik geliştirdikleri yenilikçi takviye ürünü projesiyle

birincilik ödülünün sahibi oldu. Proje, doğal bileşenlerin

kanserin önlenmesine yönelik potansiyel etkisini daha

erişilebilir ve etkili hale getirmeyi hedefliyor.

İkincilik: Nanosal Ekibi

Kolorektal kanser cerrahisi sonrası lokal ve kontrollü

ilaç salımını amaçlayan nanoparçacık ve hidrojel temelli

yaklaşımıyla ikinci oldu. Proje, ameliyat sonrası adjuvan

tedavide hedefe yönelik, yan etkileri minimize eden bir

sistem sunmayı amaçlıyor.

Mart - March 2026


32

surgery. The project seeks to provide a targeted system

in adjuvant therapy that minimizes side effects.

Third place: Trojan Horse Team

With a smart prodrug design sensitive to reactive

oxygen species, the team developed a project offering

a selective and effective local adjuvant treatment

approach after colorectal cancer surgery. The cellenvironment-responsive

system design signals the

direction of future precision oncology strategies.

In addition to monetary awards, the winning teams

gained the opportunity to complete internships at

Orzax, one of the leading brands in the healthcare

sector, enabling them to reinforce their projects with

industry experience.

Academia and industry at the same table

The award ceremony was attended by Yunus Emre

Alimoğlu, Vice Chairman of the Board of the Alimoğlu

Health and Education Foundation and CEO of Orzax;

Tufan Tükek, MD, Dean of Istanbul University Istanbul

Faculty of Medicine; Sacide Pehlivan, MD, Head of the

Department of Basic Medical Sciences and Deputy

Chief Physician at Istanbul University Istanbul Faculty of

Medicine; and jury members.

The ceremony stood out as a concrete example of

collaboration between academia and the private sector

centered on scientific production.

“This is not just an award ceremony”

Yunus Emre Alimoğlu, Vice Chairman of the Board of

Üçüncülük: Truva Atı Ekibi

Reaktif oksijen türlerine duyarlı akıllı prodrug tasarımıyla

geliştirdikleri proje, kolorektal kanser cerrahisi sonrası

lokal adjuvan tedavide seçici ve etkin bir yaklaşım

sunuyor. Hücresel çevreye duyarlı sistem tasarımı,

geleceğin hassas onkoloji yaklaşımlarına işaret ediyor.

Kazanan ekipler para ödülünün yanı sıra, sağlık

sektörünün öncü markalarından Orzax bünyesinde staj

yapma fırsatı elde ederek projelerini sektör deneyimiyle

pekiştirme imkânı kazandı.

Akademi ve sektör aynı masada

Ödül törenine;

Alimoğlu Sağlık ve Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkan

Yardımcısı ve Orzax CEO’su Yunus Emre Alimoğlu,

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı

Prof. Dr. Tufan Tükek, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp

Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı ve Başhekim

Yardımcısı Prof. Dr. Sacide Pehlivan ve jüri üyeleri katıldı.

Tören, akademi ile özel sektörün bilimsel üretim

ekseninde kurduğu iş birliğinin somut bir göstergesi

olarak öne çıktı.

“Bu sadece bir ödül töreni değil”

Alimoğlu Sağlık ve Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkan

Yardımcısı ve Orzax CEO’su Yunus Emre Alimoğlu,

konuşmasında gençlerin bilimsel üretim süreçlerine aktif

katılımının sağlıkta sürdürülebilir ilerleme için hayati

önem taşıdığını vurguladı:

Mart - March 2026


33

the Alimoğlu Health and Education Foundation and CEO of

Orzax, emphasized in his speech that the active participation

of young people in scientific production processes is vital

for sustainable progress in healthcare:

“Today, we are not simply holding an award ceremony; we

are meeting at a threshold where young people say, ‘I can

produce.’ In an era where access to information is so easy,

what truly makes a difference is producing knowledge with

courage and discipline. We position our competition beyond

an award organization—as a strong call encouraging young

people to innovate.

Last year, we focused on microbiota and autoimmune

diseases; this year, we placed the role of polyphenols in

cancer prevention and treatment on our agenda. We choose

not what is easy, but what can make an impact. With our

400 scholarship recipients, we support a development

model centered on science. Each of the 60 applications we

received this year is a sign of productivity and courage.”

A future strengthened by science

The “I Have a Healthy Idea” competition aims not only

to serve as a project platform for young researchers but

also to establish an ecosystem where scientific thinking is

transformed into public benefit.

In a field such as cancer, which requires a multidisciplinary

approach, the innovative solutions generated by young

minds hold the potential to shape future treatment

paradigms.

Sustainable progress in healthcare in Türkiye depends not

only on preserving existing systems but also on boldly

supporting new ideas. This competition presents a strong

example of a model in which young people are placed at the

center of science-driven development.

“Bugün burada sadece bir ödül töreni

gerçekleştirmiyoruz; gençlerin ‘Ben üretebilirim’

dediği bir eşikte buluşuyoruz. Bilgiye ulaşmanın

bu kadar kolay olduğu bir çağda asıl fark oluşturan

unsur, cesaretle ve disiplinle bilgi üretmektir.

Yarışmamızı bir ödül organizasyonunun ötesine

taşıyarak gençleri üretmeye teşvik eden güçlü bir

çağrı olarak konumlandırıyoruz.

Geçtiğimiz yıl mikrobiyota ve otoimmün hastalıklara

odaklandık, bu yıl ise polifenollerin kanserin

önlenmesi ve tedavisindeki rolünü gündemimize

aldık. Kolay olanı değil, etki sağlayacak olanı

seçiyoruz. 400 bursiyerimizle bilimi merkeze alan

kalkınma anlayışını destekliyoruz. Bu yıl aldığımız

60 başvurunun her biri, üretkenliğin ve cesaretin bir

göstergesidir.”

Bilimle güçlenen gelecek

“Sağlıklı Bir Fikrim Var” yarışması, genç araştırmacılar

için yalnızca bir proje platformu değil; bilimsel

düşüncenin kamusal faydaya dönüştürüldüğü bir

ekosistem oluşturmayı hedefliyor.

Kanser gibi multidisipliner yaklaşım gerektiren bir

alanda genç zihinlerin ürettiği yenilikçi çözümler,

geleceğin tedavi paradigmalarını şekillendirme

potansiyeli taşıyor.

Türkiye’de sağlık alanında kalıcı ilerleme, yalnızca

mevcut sistemleri korumakla değil; yeni fikirleri

cesaretle desteklemekle mümkün. Bu yarışma,

bilimin sürdürülebilir gelişiminde gençlerin

merkezde yer aldığı bir modelin güçlü bir örneğini

ortaya koyuyor.

Mart - March 2026


34

Scarless surgery era in ptosis

Pitoziste “izsiz” cerrahi dönemi

In eyelid drooping that narrows the field of vision,

personalized planning is essential; in suitable

patients, an internal surgical technique can offer a

scar-free solution.

Although eyelid drooping (ptosis) is often perceived as

an aesthetic concern, it is in fact a significant eye health

problem that can narrow the visual field and directly

affect quality of life. In advanced cases, individuals may

unconsciously raise their eyebrows or tilt their head

backward in order to see more clearly; over time, this

compensation can even lead to head and neck pain.

The surgical approach in ptosis treatment is determined

according to the degree of drooping, the underlying

cause, and the function of the muscles responsible for

lifting the eyelid. One of these methods, Müller Muscle

Resection, stands out as a scarless technique performed

without a skin incision in appropriately selected patients.

İsmail Diri, MD, Ophthalmology Specialist at Batıgöz

Health Group Balçova Surgical Medical Center, explained

the details of the method and emphasized the importance

of proper patient selection.

Görme alanını daraltan göz kapağı düşüklüğünde

kişiye özel planlama şart; uygun hastalarda içten

uygulanan cerrahi teknik iz bırakmadan çözüm

sunabiliyor.

Göz kapağı düşüklüğü (pitozis) çoğu zaman estetik bir

sorun olarak algılansa da, aslında görme alanını daraltabilen

ve yaşam kalitesini doğrudan etkileyebilen ciddi

bir göz sağlığı problemidir. Özellikle ileri vakalarda kişi

farkında olmadan kaşlarını kaldırarak ya da başını geriye

atarak görmeye çalışır; bu durum zamanla baş ve boyun

ağrılarına dahi yol açabilir.

Pitozis tedavisinde cerrahi yaklaşım; düşüklüğün derecesine,

altta yatan nedene ve göz kapağını kaldıran kasların

fonksiyonuna göre belirlenir. Bu yöntemlerden biri olan

Müller Kas Rezeksiyonu, uygun hasta grubunda cilt kesisi

olmadan uygulanan izsiz bir teknik olarak dikkat çekmektedir.

Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Göz

Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. İsmail Diri, yöntemin detaylarını

ve hasta seçiminin önemini anlattı.

Mart - March 2026


35

Ptosis is not merely an aesthetic problem

Eyelid drooping may be congenital, but it can also

develop due to age-related muscle weakening, trauma,

contact lens use, previous surgeries, or nerve transmission

disorders.

While some patients present only with cosmetic asymmetry,

in others the upper part of the pupil becomes

covered, resulting in a narrowed visual field. This may

cause significant discomfort, particularly while driving,

working at a computer, or reading.

“In ptosis surgery, the main goal is not only to lift the

eyelid, but to achieve a natural and balanced result that

harmonizes with the face while restoring the visual

field,” says Dr. Diri, underlining that the same method

cannot be applied to every patient.

How is scarless surgery performed?

In the Müller Muscle Resection technique, the procedure

is carried out from the inner surface of the eyelid rather

than the external skin surface. As a result, no visible skin

incision is formed.

Dr. Diri explains:

“In this technique, we perform the surgery through the

inner surface of the eyelid. Since no incision is made on

the skin, there is no externally visible scar. Patients do

not see any suture marks when they look in the mirror

after surgery. In addition, the technique allows for

millimetric and controlled elevation of the eyelid while

preserving a natural appearance.”

Thanks to the internal approach:

* No externally visible suture scar develops

* The recovery process is generally more comfortable

* Aesthetic concerns are minimized

* The natural eyelid crease is preserved

Is it suitable for every case of ptosis?

Not every scarless technique can be applied to all

patients. Müller muscle resection is appropriate for individuals

who meet specific criteria.

This method is generally preferred in patients who:

* Have mild to moderate eyelid drooping

* Demonstrate sufficient Müller muscle function

* Have an intact primary lifting muscle (levator)

* Are confirmed suitable through detailed examination

and testing

In advanced ptosis, cases with weak muscle function, or

drooping of neurological origin, different surgical techniques

may be considered.

Why is preoperative evaluation critical?

The success of ptosis surgery largely depends on a detailed

preoperative assessment.

During examination:

* The degree of eyelid drooping is measured millimetrically

* Muscle function tests are performed

Pitozis sadece estetik bir problem değil

Göz kapağı düşüklüğü doğuştan gelebileceği gibi; yaşlanmaya

bağlı kas gevşemesi, travma, kontakt lens kullanımı,

geçirilmiş ameliyatlar ya da sinir iletim sorunları nedeniyle

de gelişebilir.

Bazı hastalarda yalnızca kozmetik bir asimetri söz konusuyken,

bazı vakalarda göz bebeğinin üst kısmı kapandığı

için görme alanı daralır. Bu da özellikle araç kullanırken,

bilgisayar başında çalışırken veya okuma sırasında ciddi

konfor kaybına neden olur.

“Pitozis cerrahisinde temel hedef yalnızca kapağı kaldırmak

değil; görme alanını açarken yüzle uyumlu, doğal ve

dengeli bir sonuç elde etmektir,” diyen Op. Dr. İsmail Diri,

her hastada aynı yöntemin uygulanamayacağını vurguluyor.

İzsiz cerrahi nasıl yapılıyor?

Müller Kas Rezeksiyonu yönteminde operasyon göz kapağının

dış yüzeyinden değil, iç kısmından gerçekleştiriliyor.

Böylece cilt üzerinde herhangi bir kesi izi oluşmuyor.

Op. Dr. İsmail Diri yöntemi şöyle açıklıyor:

“Bu teknikte ameliyatı göz kapağının iç yüzeyinden yapıyoruz.

Cilde kesi atılmadığı için dışarıdan görülebilen bir

iz oluşmuyor. Hastalar ameliyat sonrası aynaya baktıklarında

dikiş izi görmüyor. Ayrıca teknik, göz kapağının

milimetrik düzeyde kontrollü şekilde yukarı alınmasına

olanak tanıyor ve doğal görünümü koruyor.”

İçten uygulanan cerrahi sayesinde:

-Dışarıdan fark edilen dikiş izi oluşmaz

-İyileşme süreci genellikle daha konforlu seyreder

-Estetik kaygılar minimal düzeyde tutulur

-Kapağın doğal kıvrım yapısı korunur

Her pitozis için uygun mu?

Her izsiz teknik her hastada uygulanamaz. Müller kas

rezeksiyonu özellikle belirli kriterleri karşılayan hastalar

için uygundur.

Bu yöntem genellikle:

-Hafif–orta dereceli göz kapağı düşüklüğü olan

-Müller kas fonksiyonu yeterli bulunan

-Ana kaldırıcı kas (levator) sağlam olan

-Ayrıntılı muayene ve testlerle uygunluğu doğrulanan

hastalarda tercih edilir.

İleri derecede pitozis, kas fonksiyonunun zayıf olduğu

durumlar ya da nörolojik kaynaklı düşüklüklerde farklı

cerrahi teknikler gündeme gelebilir.

Ameliyat öncesi değerlendirme neden kritik?

Pitozis cerrahisinin başarısı büyük ölçüde ameliyat öncesi

detaylı değerlendirmeye bağlıdır.

Muayenede:

-Göz kapağı düşüklüğünün milimetrik ölçümü

-Kas fonksiyon testleri

-Göz yüzeyi sağlığının değerlendirilmesi

Mart - March 2026


36

* Ocular surface health is evaluated

* Eye drop tests are conducted when necessary

With the help of certain diagnostic drops, the temporary

elevation capacity of the eyelid can be tested. This

provides an important indication of whether the patient

will benefit from Müller muscle resection.

Surgical process and recovery

Müller muscle resection is generally a short procedure

and is most often performed under local anesthesia.

After surgery:

* Mild swelling and redness may occur

* Temporary irritation is rare

* Most patients can return to daily life within a short

time The final outcome becomes clearer within a few

weeks as swelling subsides.

Goal: functional, symmetrical and natural appearance

The aim of ptosis surgery is not merely to lift the eyelid.

Achieving symmetry, preserving eye health, and maintaining

a natural facial expression are among the fundamental

principles.

Dr. İsmail Diri summarizes:

“Müller muscle resection can provide highly satisfactory

functional and aesthetic results in the right patient

group. However, not every case of eyelid drooping is

treated in the same way. The most appropriate approach

is determined after a detailed examination and individualized

planning.”

-Gerekli durumlarda damla testleri yapılır.

Bazı özel damlalar yardımıyla göz kapağının geçici olarak

ne kadar yükselebileceği test edilebilir. Bu, Müller

kas rezeksiyonundan fayda görüp görmeyeceği öngörmede

önemli bir ipucu sağlar.

Ameliyat süreci ve iyileşme dönemi

Müller kas rezeksiyonu genellikle kısa süren bir işlemdir

ve çoğunlukla lokal anestezi altında uygulanır.

Ameliyat sonrasında:

-Hafif şişlik ve kızarıklık görülebilir

-Nadiren geçici batma hissi oluşabilir

-Günlük yaşama dönüş çoğu hastada kısa sürede mümkündür.

Nihai sonuç ise ödemin azalmasıyla birlikte birkaç hafta

içinde daha net değerlendirilir.

Hedef: fonksiyonel, simetrik ve doğal bir görünüm

Pitozis cerrahisinde amaç sadece kapağı yukarı kaldırmak

değildir. Simetri, göz sağlığının korunması ve doğal

yüz ifadesinin sürdürülmesi temel prensipler arasındadır.

Op. Dr. İsmail Diri konuyu şu sözlerle özetliyor:

“Müller kas rezeksiyonu doğru hasta grubunda hem

fonksiyonel hem estetik açıdan yüz güldürücü sonuçlar

sağlayabilir. Ancak her göz kapağı düşüklüğünün tedavisi

aynı değildir. En doğru yaklaşım, ayrıntılı muayene ve

kişiye özel planlama sonrasında belirlenir.”

Mart - March 2026



38

From heart to heart: Your partner’s blood pressure concerns you too

Kalpten kalbe aynı ritim: Eşinizin tansiyonu sizi de ilgilendiriyor!

An international study covering tens of thousands

of couples has revealed that hypertension is often

not an individual condition but a shared one.

Among couples who share the same home, meals,

and stress, the risk of high blood pressure tends

to follow a similar pattern. According to experts,

this situation represents not only a threat but also a

powerful opportunity for change together.

The comprehensive study, published in the *Journal of

the American Heart Association*, the scientific journal

of the American Heart Association, analyzed data from

approximately 67,000 individuals in the United States,

the United Kingdom, China, and India. The findings show

that among heterosexual couples living in the same

household, if one partner has hypertension, the other’s

risk increases significantly.

Evaluating the study, Mehmet Fatih Yılmaz, MD, Associate

Professor of Cardiology at Yeditepe University

Koşuyolu Hospital, emphasizes that hypertension should

be addressed at the level of couples:

On binlerce çifti kapsayan uluslararası araştırma, hipertansiyonun

“bireysel” değil çoğu zaman “ortak”

bir tablo olduğunu ortaya koydu. Aynı evi, aynı sofrayı,

aynı stresi paylaşan çiftlerde yüksek tansiyon

riski de benzer seyrediyor. Uzmanlara göre bu tablo

bir tehdit olduğu kadar, birlikte değişim için güçlü bir

fırsat.

American Heart Association’ın bilimsel yayın organı Journal

of the American Heart Association’da yayımlanan

kapsamlı çalışma; ABD, İngiltere, Çin ve Hindistan’dan

yaklaşık 67 bin bireyin verilerini analiz etti. Bulgular, aynı

evde yaşayan heteroseksüel çiftlerde eşlerden birinde

hipertansiyon varsa diğerinde de riskin anlamlı şekilde

arttığını gösteriyor.

Çalışmayı değerlendiren Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu

Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Fatih

Yılmaz, hipertansiyonun çiftler özelinde ele alınması

gerektiğine dikkat çekiyor:

“Örneğin Çin verilerinde, eşlerden biri hipertansifse

diğerinde riskin yüzde 26 daha fazla olduğu gösterilmiş.

Mart - March 2026


39

“For example, data from China show that if one spouse

is hypertensive, the other’s risk is 26 percent higher. A

similar trend is observed in diabetes, obesity, high cholesterol,

and even depression.”

The same table, the same habits, the same risk

According to experts, these findings are not surprising.

Couples share not only the same address but also dietary

patterns, sleep routines, stress sources, and daily rhythms.

* A cuisine high in salt

* A sedentary lifestyle

* Smoking and alcohol habits

* Irregular sleep

Doç. Dr. Mehmet Fatih Yılmaz

Benzer eğilim diyabet, obezite, kolesterol yüksekliği ve

hatta depresyon için de geçerli.”

Aynı sofra, aynı alışkanlık, aynı risk

Uzmanlara göre tablo şaşırtıcı değil. Çünkü çiftler yalnızca

aynı adresi değil; beslenme biçimini, uyku düzenini,

stres kaynaklarını ve günlük ritmi de paylaşıyor.

Mart - March 2026


40

* Shared stress burden

All of these factors directly influence blood pressure.

Dr. Yılmaz notes, “If salty food is preferred at home, the

risk is not individual but shared. Likewise, blood pressure

control becomes more difficult in couples who lead inactive

lives together, whereas success increases in those

who exercise together.”

Culture also plays a role

The results suggest that cultural structures may also

be influential. In collectivist societies such as China and

India, the spousal effect appears stronger, while in more

individualistic societies such as the United States and the

United Kingdom, the effect is relatively more limited.

This difference is associated with the intensity of social

bonds, family roles, and the strength of joint decision-making

mechanisms.

Blood pressure spreads emotionally as well

Hypertension is not limited to physical habits. Shared

emotional burdens also affect the picture. Experts

describe this as “empathetic stress.” Intense stress

experienced by one partner, whether financial concerns,

work pressure, or worries about children, can trigger a

physiological stress response in the other partner. This

may lead to parallel increases in blood pressure levels.

Environment over genetics

-Tuz oranı yüksek bir mutfak kültürü

-Sedanter yaşam tarzı

-Sigara ve alkol alışkanlıkları

-Düzensiz uyku

-Ortak stres yükü

Tüm bu faktörler tansiyon üzerinde doğrudan belirleyici.

Doç. Dr. Yılmaz, “Ailede tuzlu yemek tercih ediliyorsa risk

bireysel değil, ortaktır. Benzer biçimde birlikte hareketsiz

bir yaşam süren çiftlerde tansiyon kontrolü zorlaşır;

birlikte spor yapanlarda ise başarı artar” diyor.

Kültür de rol oynuyor

Araştırma sonuçları, kültürel yapıların da belirleyici olabileceğini

ortaya koyuyor. Çin ve Hindistan gibi kolektivist

toplumlarda eşler arası etki daha güçlü gözlenirken; ABD

ve İngiltere gibi bireyci toplumlarda bu etki nispeten

daha sınırlı kalabiliyor.

Bu fark; sosyal bağların yoğunluğu, aile içi roller ve ortak

karar mekanizmalarının gücüyle ilişkilendiriliyor.

Tansiyon duygusal olarak da bulaşıyor

Hipertansiyon yalnızca fiziksel alışkanlıklarla sınırlı değil.

Paylaşılan duygusal yükler de tabloyu etkiliyor. Uzmanlar

bu durumu “empatik stres” olarak tanımlıyor. Bir eşin

yaşadığı yoğun stres; maddi kaygılar, iş baskısı ya da

çocuklarla ilgili endişeler, diğer eşte de fizyolojik stres

yanıtını tetikleyebiliyor. Bu da tansiyon değerlerinde

paralel yükselişe yol açabiliyor.

Mart - March 2026


41

The fact that spouses are not genetically related indicates

that similarities in hypertension are largely based on

environmental and behavioral factors.

A shared living space also means shared exposure to

air quality, noise levels, urban or rural settings, income

level, and access to healthcare. This common environment

contributes to the convergence of blood pressure

values.

Both a risk and an opportunity

According to experts, hypertension affecting both partners

represents a serious risk in terms of heart disease,

stroke, kidney failure, and increased healthcare costs.

However, it also offers a strong opportunity for behavioral

change.

When implemented as a couple, the following approaches

tend to produce more sustainable results than

individual efforts:

* Joint exercise plans

* Salt-reduction programs

* Healthy meal preparation routines

* Attending doctor and dietitian appointments together

* Meditation and stress management practices

“You do not have to share hypertension”

Dr. Mehmet Fatih Yılmaz delivers a clear message:

“If your spouse has hypertension, your own risk increases.

However, this is not destiny. Exercise together, reduce

salt at your table, quit smoking and alcohol, maintain

regular sleep, and do not neglect your health check-ups.

You do not have to share hypertension; you can share a

healthy life instead.”

Genetikten çok çevre

Eşlerin genetik olarak akraba olmaması, hipertansiyon

benzerliğinin çoğunlukla çevresel ve davranışsal faktörlere

dayandığını gösteriyor.

Ortak yaşam alanı; hava kalitesi, gürültü düzeyi, şehir-kırsal

yerleşim farkı, gelir düzeyi ve sağlık hizmetine erişim

gibi unsurları da eşler arasında ortaklaştırıyor. Bu paylaşılan

çevre, tansiyon değerlerinin birbirine yaklaşmasına

katkı sağlıyor.

Hem Risk Hem Fırsat

Uzmanlara göre iki eşte birden hipertansiyon görülmesi;

kalp hastalığı, inme, böbrek yetmezliği ve artan sağlık

maliyetleri açısından ciddi bir tablo. Ancak aynı durum,

güçlü bir davranış değişikliği fırsatı da sunuyor.

Çift olarak uygulanan:

-Ortak egzersiz planları

-Tuz azaltma programları

-Sağlıklı yemek hazırlama rutinleri

-Birlikte doktor ve diyetisyen kontrolleri

-Meditasyon ve stres yönetimi çalışmaları

bireysel girişimlere kıyasla daha sürdürülebilir sonuç

veriyor.

“Hipertansiyonu paylaşmak zorunda değilsiniz”

Doç. Dr. Mehmet Fatih Yılmaz, mesajını net veriyor:

“Eşinizde hipertansiyon varsa sizin de riskiniz artıyor.

Ancak bu, kader değil. Birlikte egzersiz yapın, sofranızdan

tuzu azaltın, sigara ve alkolü bırakın, düzenli uyuyun

ve sağlık kontrollerinizi ihmal etmeyin. Hipertansiyonu

paylaşmak zorunda değilsiniz; sağlıklı bir yaşamı paylaşabilirsiniz.”

Mart - March 2026


42

Do not ignore persistent bone pain

Geçmeyen kemik ağrısına dikkat!

Prof. Dr. Şefik Murat Arıkan

Often mistaken for a simple musculoskeletal problem,

persistent bone pain and sudden swelling may

in fact signal a tumor. Experts warn particularly

against unexplained limping in childhood and adolescence

and pain severe enough to wake a patient

at night. Early diagnosis not only saves lives but can

also prevent limb loss.

Although bone and soft tissue tumors are rare, they

can occur at any age. Classified as benign or malignant,

these tumors may sometimes require only monitoring,

while in other cases they can progress rapidly and pose a

life-threatening risk.

Şefik Murat Arıkan, MD, Professor of Orthopedics and

Traumatology at Memorial Ankara Hospital, emphasizes

that symptoms of bone and soft tissue tumors should

never be underestimated.

Pain, swelling, limited mobility

Benign tumors generally follow a slow course. They may

present with joint or bone pain, restricted movement,

Çoğu zaman basit bir kas-iskelet sorunu sanılıyor,

oysa inatçı kemik ağrısı ve ani gelişen şişlikler tümör

habercisi olabilir. Uzmanlar, özellikle çocukluk ve

ergenlik döneminde ortaya çıkan sebepsiz topallama

ve gece uyandıran ağrılara karşı uyarıyor: Erken tanı,

yalnızca hayat kurtarmakla kalmıyor, uzuv kaybını da

önleyebiliyor.

Kemik ve yumuşak doku tümörleri nadir görülse de her

yaş grubunda ortaya çıkabiliyor. İyi huylu ve kötü huylu

olarak iki ana başlıkta değerlendirilen bu tümörler; kimi

zaman yalnızca takip gerektirirken, kimi zaman hızlı ilerleyerek

hayati risk oluşturabiliyor.

Memorial Ankara Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji

Bölümü’nden Prof. Dr. Şefik Murat Arıkan, kemik ve yumuşak

doku tümörlerinde belirtilerin hafife alınmaması

gerektiğini vurguluyor.

Ağrı, şişlik, hareket kısıtlılığı

İyi huylu tümörler genellikle yavaş seyrediyor. Eklem ya

da kemikte ağrı, hareket kısıtlılığı, aksama gibi şikâyet-

Mart - March 2026



44

or limping. Lesions with low growth potential can often

be monitored; however, surgical intervention becomes

necessary in cases with a risk of fracture or rapid growth.

In malignant tumors, the clinical picture is different.

Progressive and severe bone pain, pain that wakes the

patient at night, tumor-related fractures, and noticeable

swelling are key warning signs. In such cases, any delay

can lead to serious consequences.

Five critical warning signs

If any of the following findings are present, patients

should consult a center experienced in this field:

* A newly developed swelling anywhere in the body

* Marked limitation of joint movement

* Persistent and progressively worsening bone pain

* Unexplained limping or newly developed gait disturbance

* Pain that interrupts sleep at night

Unexplained limping in children and adolescents requires

particularly careful evaluation.

More aggressive in childhood

Although bone tumors are more common in middle-aged

and older adults, serious cases are also seen in

children and adolescents.

Tumors such as Osteosarcoma and Ewing sarcoma occur

more frequently in younger age groups and require

urgent medical and surgical intervention.

Overall, benign tumors are far more common. According

to experts, for every malignant soft tissue tumor, 40 to

50 benign tumors may be diagnosed.

Delayed diagnosis may be life-threatening

Advanced imaging methods such as X-ray, MRI, computed

tomography, and PET are used during the diagnostic

process. A definitive diagnosis is established through

biopsy.

In malignant cases, the primary treatment approach is

lerle kendini gösterebiliyor. Büyüme potansiyeli düşük

olanlar takip edilebiliyor; ancak kırık riski taşıyan ya da

hızla büyüyen lezyonlarda cerrahi gündeme geliyor.

Kötü huylu tümörlerde ise tablo farklı. Şiddeti giderek

artan kemik ağrısı, gece uykudan uyandıran sancı, tümöre

bağlı kırıklar ve belirgin şişlikler dikkat çekiyor. Bu tip

vakalarda zaman kaybı ciddi sonuçlara yol açabiliyor.

En sık görülen 5 kritik belirti

Aşağıdaki bulgular varsa mutlaka bu alanda deneyimli bir

merkeze başvurulması gerekiyor:

-Vücudun herhangi bir bölgesinde sonradan ortaya çıkan

şişlik

-Eklemlerde belirgin hareket kısıtlılığı

-Geçmeyen ve giderek artan kemik ağrısı

-Nedensiz topallama veya yeni gelişen aksama

-Gece uykudan uyandıran ağrı

Çocukluk ve ergenlik döneminde görülen sebepsiz topallama

özellikle dikkatle değerlendirilmesi gereken bir

işaret.

Çocukluk çağında daha agresif seyredebiliyor

Kemik tümörleri orta ve ileri yaşta daha sık görülse de

çocukluk ve ergenlik döneminde de ciddi vakalarla karşılaşılabiliyor.

Özellikle Osteosarkom ve Ewing sarkomu gibi tümörler

genç yaş grubunda daha sık ortaya çıkıyor ve hem medikal

hem cerrahi acil müdahale gerektiriyor.

Genel tabloda ise iyi huylu tümörler çok daha yaygın.

Uzmanlara göre, bir kötü huylu yumuşak doku tümörüne

karşılık 40-50 iyi huylu tümör görülebiliyor.

Tanıda gecikme hayati risk doğurabiliyor

Tanı sürecinde grafi, MR, bilgisayarlı tomografi ve PET

gibi ileri görüntüleme yöntemleri kullanılıyor. Kesin tanı

biyopsiyle konuyor.

Kötü huylu vakalarda geniş cerrahi sınırlarla tümörün

Mart - March 2026



46

surgical removal of the tumor with wide margins. To

reduce the risk of recurrence, chemotherapy or radiotherapy

may be administered after surgery.

The most critical issue is delayed diagnosis. In advanced

cases, the risk of metastasis increases and treatment

options may become limited.

Amputation rates have declined dramatically

Today, thanks to advances in prosthetic technologies,

plate and screw systems, and biological reconstruction

techniques, limb-sparing procedures are often possible

after removal of the tumor-bearing bone.

While amputation rates reached up to 40 percent 20 to

30 years ago, they have now declined to approximately

3–4 percent. Early diagnosis, a multidisciplinary approach,

and advanced surgical techniques have played a

decisive role in this progress.

Genetic risk exists, prevention does not

Genetic predisposition is an important factor in these tumors.

Due to gene mutations, it is not possible to completely

prevent the disease. However, regular screening is

crucial for individuals with a family history of cancer.

Soft tissue tumors can occur at any age but are more

frequently seen after the age of 40. In advanced age, the

risk of metastasis may increase.

Multidisciplinary collaboration is key to success

The treatment of bone and soft tissue tumors requires

coordinated work among radiology, medical oncology,

radiation oncology, interventional radiology, nuclear medicine,

physical therapy, and orthopedic oncology teams.

An expert team, advanced imaging infrastructure, and a

patient-specific treatment plan determine both survival

and quality of life.

Persistent bone pain may not be “growing pains” or a

simple “muscle strain.” Pain that wakes a patient at night

and unexplained swelling should be evaluated without

delay. Early diagnosis saves lives, prevents limb loss, and

significantly improves treatment outcomes.

çıkarılması temel tedavi yöntemini oluşturuyor. Cerrahi

sonrası nüks riskini azaltmak için kemoterapi veya radyoterapi

uygulanabiliyor. En kritik nokta ise tanıda gecikme.

Gecikmiş vakalarda metastaz riski artıyor ve tedavi

seçenekleri sınırlanabiliyor.

Amputasyon oranları dramatik şekilde düştü

Günümüzde protez teknolojileri, plak-vida sistemleri ve

biyolojik rekonstrüksiyon yöntemleri sayesinde tümörlü

kemik çıkarıldıktan sonra uzvun korunması mümkün

olabiliyor.

20-30 yıl önce yüzde 40’lara varan amputasyon oranları,

günümüzde yüzde 3–4 seviyelerine kadar gerilemiş

durumda. Bu gelişmede erken teşhis, multidisipliner

yaklaşım ve ileri cerrahi teknikler belirleyici rol oynuyor.

Genetik risk var, önleme yok

Bu tümörlerde genetik yatkınlık önemli bir faktör. Gen

mutasyonları nedeniyle hastalığı tamamen önlemek

mümkün değil. Ancak aile öyküsünde kanser bulunan

bireylerde düzenli tarama büyük önem taşıyor.

Yumuşak doku tümörleri her yaşta görülebilse de sıklıkla

40 yaş sonrası dönemde ortaya çıkıyor. İleri yaşta ise

metastaz riski artış gösterebiliyor.

Başarı için multidisipliner güç birliği

Kemik ve yumuşak doku tümörlerinin tedavisinde; radyoloji,

medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, girişimsel

radyoloji, nükleer tıp, fizik tedavi ve onkolojik ortopedi

ekiplerinin birlikte çalışması gerekiyor.

Uzman bir ekip, gelişmiş görüntüleme altyapısı ve hastaya

özel planlanan tedavi; hem yaşam süresini hem de

yaşam kalitesini belirliyor.

Geçmeyen kemik ağrısı “büyüme sancısı” ya da “kas

zorlanması” olmayabilir. Özellikle gece uyandıran ağrı ve

açıklanamayan şişlikler, vakit kaybetmeden değerlendirilmeli.

Erken tanı; hayat kurtarır, uzuv kaybını önler ve

tedavi başarısını belirgin şekilde artırır.

Mart - March 2026



48

A magnetic approach to the retina and optic nerve

Retina ve optik sinirde manyetik yaklaşım

MagnoVision technology offers a non-invasive

option aimed at preserving existing vision in

progressive eye diseases.

Retinal and optic nerve disorders remain among the

most challenging areas of modern ophthalmology.

Particularly in certain genetically driven or progressive

conditions, treatment options are still limited. For

this reason, the primary clinical goal is often not to

completely eliminate the disease, but to preserve

existing visual function and slow its progression.

MagnoVision technology, based on electromagnetic

stimulation and iontophoresis, has emerged as a

supportive treatment approach in this field. Uğur

Ünsal, Ophthalmology Specialist at Batıgöz Health

Group Çankaya Branch, notes that the method plays

a complementary role, particularly in retinal and optic

nerve diseases with limited treatment alternatives.

MagnoVision teknolojisi, ilerleyici göz hastalıklarında

mevcut görmeyi korumayı hedefleyen non-invaziv bir

seçenek sunuyor.

Retina ve optik sinir hastalıkları, modern oftalmolojinin en

zorlu başlıkları arasında yer alıyor. Özellikle genetik kökenli

ya da ilerleyici seyir gösteren bazı tablolar, günümüzde

hâlâ sınırlı tedavi seçenekleriyle yönetilebiliyor. Bu

nedenle klinik yaklaşımda hedef çoğu zaman hastalığı

tamamen ortadan kaldırmak değil; mevcut görme

fonksiyonunu korumak ve ilerleyişi yavaşlatmak oluyor.

Bu alanda geliştirilen elektromanyetik stimülasyon ve

iyonoforez temelli MagnoVision teknolojisi, destekleyici

bir tedavi yaklaşımı olarak gündeme geliyor. Konuya

ilişkin değerlendirmelerde bulunan Batıgöz Sağlık Grubu

Çankaya Şubesi Göz Hastalıkları Uzmanı Uğur Ünsal,

yöntemin özellikle tedavi seçeneği sınırlı retina ve optik

sinir hastalıklarında tamamlayıcı bir rol üstlendiğini

belirtiyor.

Mart - March 2026


49

Not surgical, but cellular-level support

MagnoVision combines electromagnetic field technology

targeting the retina, optic nerve, and visual pathways

with the iontophoresis effect. During the procedure, no

direct electrical current is delivered to the eye, and no

surgical intervention is involved.

The patient undergoes an approximately 30-minute

session using a specially designed headset and can

immediately return to daily activities afterward.

In this respect, the method differs from invasive

procedures by offering a patient-centered supportive

model.

Two core mechanisms: neuromodulation and

iontophoresis

According to Uğur Ünsal, the primary effects of

MagnoVision therapy are based on two key biophysical

mechanisms:

1. Neuromodulation

Through electromagnetic field influence, the

communication balance between nerve cells in the

retina and optic nerve is supported. This process may

contribute to the regulation of visual signal transmission

to the brain.

2. Iontophoresis

This mechanism facilitates the more effective transport

of therapeutic agents and growth factors to hard-toreach

tissues such as the retina. Its targeted delivery

effect distinguishes it from conventional supportive

methods.

Through these mechanisms, the application is

reported to:

* Support circulation in the retina and optic nerve

* Contribute to cellular energy production capacity

* Enhance synaptic transmission

In which conditions is it used?

MagnoVision may be planned as a supportive option in

certain progressive eye diseases with limited treatment

alternatives, including:

* Retinitis Pigmentosa

* Optic neuropathies

* Chronic central serous chorioretinopathy (CSCR)

* Retinal ischemia and deep capillary circulation

disorders

* Serous pigment epithelial detachment

* Myopic choroidal neovascularization (CNV)

Although some of these conditions are widely

perceived as having “no treatment,” current approaches

increasingly focus on slowing progression and

supporting functional gains.

Ophthalmology Specialist Uğur Ünsal

Cerrahi değil, hücresel düzeyde destek

MagnoVision; retina, optik sinir ve görme yollarını hedef

alan elektromanyetik alan teknolojisi ile iyonoforez

etkisini bir araya getiriyor. Uygulama sırasında göze

doğrudan elektrik akımı verilmediği gibi, cerrahi bir

girişim de söz konusu değil.

Hasta, özel tasarlanmış bir başlık aracılığıyla yaklaşık

30 dakika süren uygulamayı alıyor ve işlem sonrasında

günlük yaşama hemen dönebiliyor.

Bu yönüyle yöntem, invaziv prosedürlerden farklı olarak

hasta konforunu önceleyen bir destek modeli sunuyor.

İki temel mekanizma: Nöromodülasyon ve İyonoforez

Doç. Dr. Uğur Ünsal’a göre MagnoVision tedavisinin

temel etkisi iki ana biyofizyolojik mekanizma üzerinden

gerçekleşiyor:

1. Nöromodülasyon

Elektromanyetik alan etkisiyle retina ve optik sinirdeki

sinir hücreleri arasındaki iletişim dengesi destekleniyor.

Bu süreç, görsel sinyallerin beyne iletilme yolunda

düzenleyici bir katkı sağlayabiliyor.

2. İyonoforez

Tedavi edici maddelerin ve büyüme faktörlerinin

retina gibi ulaşılması güç dokulara daha etkin biçimde

taşınmasına yardımcı oluyor. Özellikle klasik destekleyici

yöntemlerden ayrıştığı nokta da bu hedefli taşınım etkisi

olarak öne çıkıyor.

Bu iki mekanizma sayesinde uygulamanın:

-Retina ve optik sinirde dolaşımı destekleyebileceği,

-Hücrelerin enerji üretim kapasitesine katkı

sağlayabileceği,

-Sinaptik iletimin güçlenmesine yardımcı olabileceği

belirtiliyor.

Mart - March 2026


50

Can be combined with PRP and stem cell

applications

In certain cases, MagnoVision therapy may be planned

in combination with PRP (platelet-rich plasma) and stem

cell applications.

PRP is known as a biological supportive therapy derived

from the patient’s own blood and contains more than

30 growth factors, including NGF, BDNF, IGF, PDGF, and

VEGF. However, to be effective in retinal tissue, it must

be prepared with appropriate techniques and delivered

to the target tissue. The iontophoresis mechanism may

play a complementary role at this stage.

When combined with stem cell applications, the aim is to

support cellular-level repair processes.

Safety profile and clinical approach

Based on clinical studies and application outcomes, no

serious adverse effects requiring discontinuation of

MagnoVision therapy have been reported. Due to its

non-invasive nature, it is considered a safe option in

terms of patient comfort.

Uğur Ünsal emphasizes that the method is not a

standard solution for every patient and states:

“In some eye diseases commonly known among the

public as having ‘no treatment,’ we can now speak of

supportive approaches. MagnoVision is a method aimed

at providing cellular-level support. However, suitability

must always be determined following a detailed clinical

evaluation and physician decision.”

In retinal and optic nerve diseases, the ultimate goal is

often not to completely eliminate the condition, but

to preserve existing vision levels, reduce the rate of

progression, and improve the patient’s quality of life.

Within this framework, MagnoVision stands out as a

next-generation supportive approach. The growing

integration of biotechnological and electromagneticbased

solutions in ophthalmology continues to form

a promising research area, particularly in progressive

retinal diseases.

Hangi hastalıklarda kullanılıyor?

MagnoVision, ilerleyici ve tedavi alternatifi sınırlı

bazı göz hastalıklarında destekleyici seçenek olarak

planlanabiliyor. Bunlar arasında:

-Retinitis Pigmentosa

-Optik nöropatiler

-Kronik santral seröz koryoretinopati (CSCR)

-Retinal iskemi ve derin kapiller dolaşım bozuklukları

-Seröz pigment epitel dekolmanı

-Miyopik koroidal neovaskülarizasyon (CNV) yer alıyor.

Bu hastalıkların bir kısmı toplumda “tedavisi yok”

algısıyla bilinse de, güncel yaklaşımlar ilerlemenin

yavaşlatılmasına ve fonksiyonel kazanımların

desteklenmesine odaklanıyor.

PRP ve kök hücre uygulamalarıyla kombine

edilebiliyor

MagnoVision tedavisi, bazı olgularda PRP (platelet

rich plasma) ve kök hücre uygulamalarıyla birlikte

planlanabiliyor.

PRP; hastanın kendi kanından elde edilen ve NGF, BDNF,

IGF, PDGF, VEGF gibi 30’dan fazla büyüme faktörü

içeren biyolojik bir destek tedavisi olarak biliniyor. Ancak

retina dokusunda etkin olabilmesi için uygun teknikle

hazırlanması ve hedef dokuya ulaşmasının sağlanması

gerekiyor. İyonoforez mekanizması bu noktada

tamamlayıcı bir rol üstlenebiliyor.

Kök hücre uygulamalarıyla birlikte kullanıldığında ise

hücresel düzeyde onarım süreçlerinin desteklenmesi

amaçlanıyor.

Güvenlik profili ve klinik yaklaşım

Klinik çalışmalar ve uygulama sonuçları doğrultusunda

MagnoVision tedavisini durdurmayı gerektiren ciddi bir

yan etki bildirilmediği ifade ediliyor. Non-invaziv yapısı

nedeniyle hasta konforu açısından güvenli bir seçenek

olarak değerlendiriliyor.

Doç. Dr. Uğur Ünsal, yöntemin her hasta için standart

bir çözüm olmadığını vurgulayarak şu değerlendirmede

bulunuyor:

“Halk arasında ‘tedavisi yok’ olarak bilinen bazı göz

hastalıklarında artık destekleyici yaklaşımlardan söz

edebiliyoruz. MagnoVision, hücresel düzeyde destek

sağlamayı amaçlayan bir yöntemdir. Ancak uygunluk

mutlaka ayrıntılı klinik değerlendirme ve hekim kararı

sonrasında belirlenmelidir.”

Retina ve optik sinir hastalıklarında nihai hedef çoğu

zaman hastalığı tamamen ortadan kaldırmak değil;

mevcut görme düzeyini korumak, ilerleme hızını

azaltmak ve hastanın yaşam kalitesini artırmaktır.

MagnoVision, bu çerçevede konumlanan yeni nesil

destekleyici yaklaşımlardan biri olarak dikkat çekiyor.

Oftalmolojide biyoteknolojik ve elektromanyetik temelli

çözümlerin artışı, özellikle ilerleyici retina hastalıklarında

umut vadeden bir araştırma alanı oluşturmaya devam

ediyor.

Mart - March 2026



52

A golden signature on leadership in healthcare

Among the top 50 out of 1,428 CEOs

In the 2025 evaluations, the 50 CEOs who received the highest

number of votes among 1,428 nominees from the business

community were honored with the “Altın Lider” title.

The winners were determined through a record-breaking

participation of 85,212 employees casting individually

verified votes via SMS authentication. The transparent and

independent voting system ensures that the results reflect

the genuine evaluations of industry professionals.

Bora Uludüz, CEO of Memorial Health Group

The results of the Altın Lider Awards 2025, determined

through broad participation from the business

community, have been announced. Bora Uludüz, CEO

of Memorial Health Group, was named “Most Admired

CEO of 2025” with the votes of more than 85,000 employees,

reaffirming his leadership vision.

Bora Uludüz, CEO of Memorial Health Group, received the

title of “Most Admired CEO of 2025” as part of the fifth

Altın Lider Awards held this year.

Recognized as one of the leading award platforms in the

business world, the organization was launched in 2021 by

KREA M.I.C.E. With its inclusive participation model, robust

technological infrastructure, and independent voting system,

the platform evaluates leadership perception directly

through stakeholder assessments.

“This success is the result of collective effort”

Commenting on the award, Bora Uludüz emphasized that

leadership is not an individual achievement but a reflection

of a strong team culture:

“At Memorial Health Group, we do not see our work as limited

to treatment processes. We strive to protect health,

improve it, and carry it into the future. Sustainability and

social benefit guide every step we take.

The fact that the Altın Lider Awards are determined by the

independent votes of employees and sector professionals

makes this achievement even more meaningful. I would

like to thank all my colleagues who have brought Memorial

to its current position. Leadership gains meaning only

with a strong team; this success belongs to all of us.”

13 hospitals, international standards

Memorial Health Group provides services at international

quality standards through its 13 hospitals, advanced diagnostic

and treatment units equipped with cutting-edge

medical technologies, and its team of expert physicians

and healthcare professionals.

Under Uludüz’s leadership, the group follows a strategy

that goes beyond treatment-focused care, expanding

along the lines of preventive health, sustainability, and

social contribution.

Sağlıkta liderliğe altın imza

İş dünyasının geniş katılımıyla belirlenen Altın Lider

Ödülleri 2025 sonuçlandı. Memorial Sağlık Grubu

CEO’su Bora Uludüz, 85 bini aşkın çalışanın oylarıyla

“2025 Yılının En Beğenilen CEO’su” seçilerek liderlik

vizyonunu tescilledi.

Memorial Sağlık Grubu CEO’su Bora Uludüz, bu yıl beşincisi

düzenlenen Altın Lider Ödülleri kapsamında “2025 Yılının

En Beğenilen CEO’su” unvanını kazandı.

İş dünyasının önde gelen ödül platformlarından biri olarak

kabul edilen organizasyon, KREA M.I.C.E. tarafından 2021

yılında hayata geçirildi. Kapsayıcı katılım modeli, güçlü

teknolojik altyapısı ve bağımsız oylama sistemiyle dikkat

çeken platform, liderlik algısını doğrudan paydaş değerlendirmesiyle

ölçüyor.

1.428 CEO arasından ilk 50’ye

2025 değerlendirmelerinde iş dünyası tarafından aday gösterilen

1.428 CEO arasından en fazla oyu alan ilk 50 isim

“Altın Lider” unvanına layık görüldü.

Mart - March 2026


53

Kazananlar, rekor düzeyde katılımla 85.212 çalışanın SMS

doğrulamalı tekil oyları sonucunda belirlendi. Şeffaf ve

bağımsız oylama sistemi, sonuçların sektör profesyonellerinin

gerçek değerlendirmesini yansıtması açısından önem

taşıyor.

“Bu başarı ortak emeğin sonucu”

Ödüle ilişkin değerlendirmede bulunan Bora Uludüz,

liderliğin bireysel bir başarı değil, güçlü ekip kültürünün bir

yansıması olduğunu vurguladı:

“Memorial Sağlık Grubu olarak işimizi yalnızca tedavi süreçlerinden

ibaret görmüyoruz. Sağlığı korumak, iyileştirmek

ve geleceğe taşımak için çalışıyoruz. Sürdürülebilirlik ve

toplumsal fayda, attığımız her adımın pusulası.

Altın Lider Ödülleri’nin çalışanların ve sektör profesyonellerinin

bağımsız oylarıyla belirlenmesi bu başarıyı çok daha

kıymetli kılıyor. Memorial’ı bugün bulunduğu noktaya taşıyan

tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ederim. Liderlik

ancak güçlü bir ekiple anlam kazanır; bu başarı hepimizin.”

13 hastane, uluslararası standart

Memorial Sağlık Grubu, 13 hastanesi, ileri tıp teknolojisi ile

donatılmış tanı ve tedavi üniteleri, alanında uzman hekim

ve sağlık profesyonelleriyle uluslararası kalite standartlarında

hizmet sunuyor.

Uludüz’ün liderliğinde grup, yalnızca tedavi odaklı değil;

koruyucu sağlık, sürdürülebilirlik ve toplumsal katkı ekseninde

büyüyen bir strateji izliyor.

Mart - March 2026




56

A new horizon in ophthalmology!

Oftalmolojide yeni ufuk!

Ophthalmic Future Summit’26 addressed digital

transformation in eye care through live surgeries

and an integrated medical ecosystem vision.

Bringing together the current state and the next decade

of eye surgery in Türkiye on the same stage, Ophthalmic

Future Summit’26 was held in Ankara. Hosted by Ankara

Etlik City Hospital and organized in collaboration with

ZEISS, one of the global leaders in optical and medical

technology, the summit showcased the latest stage of

digitalization and the integrated ecosystem approach in

ophthalmology.

With strong participation from specialist physicians,

academics, and industry representatives, the event went

beyond a conventional scientific meeting, offering a

comprehensive experience that united clinical practice

and advanced technology on a single platform.

A shared vision at the opening

The summit began with opening speeches by Dr.

Mustafa Sırrı Kotanoğlu, Coordinating Chief Physician

of Etlik City Hospital; Kenan Sönmez, Ophthalmology

Specialist; and Christian Martin, Chairman of the Board

of ZEISS Türkiye.

Ophthalmic Future Summit’26, canlı cerrahiler

ve entegre medikal ekosistem vizyonuyla göz

sağlığında dijital dönüşümü masaya yatırdı.

Türkiye’de göz cerrahisinin geldiği noktayı ve

önümüzdeki on yılını aynı sahnede buluşturan

Ophthalmic Future Summit’26, Ankara’da

gerçekleştirildi. Ankara Etlik Şehir Hastanesi ev

sahipliğinde ve optik ile medikal teknoloji alanında

küresel ölçekte öncü şirketlerden ZEISS iş birliğiyle

düzenlenen zirve, oftalmolojide dijitalleşmenin ve

entegre ekosistem yaklaşımının geldiği son noktayı

gözler önüne serdi.

Alanında uzman hekimler, akademisyenler ve sektör

temsilcilerinin yoğun katılım gösterdiği etkinlik; yalnızca

bir bilimsel toplantı olmanın ötesine geçerek, klinik

uygulama ile ileri teknolojiyi aynı platformda buluşturan

kapsamlı bir deneyim sundu.

Açılışta ortak vizyon mesajı

Zirve; Etlik Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi

Dr. Mustafa Sırrı Kotanoğlu, Göz Hastalıkları Uzmanı

Kenan Sönmez ve ZEISS Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı

Mart - March 2026


57

A common emphasis throughout the speeches was

that technology integration and a multidisciplinary

approach are indispensable for sustainable quality in

ophthalmology.

Stating that they are working to transform ZEISS’s global

vision into tangible value in Türkiye, Christian Martin said:

“With our medical ecosystem approach in

ophthalmology, we integrate all workflows from

diagnosis to treatment. Through our customer

experience center in Ankara and our collaborations with

healthcare stakeholders, we will continue to contribute

to the success of our physicians and business partners.”

The power of technology demonstrated through live

surgeries

The scientific program of the summit drew particular

attention with live surgical sessions. In cataract surgeries

performed by expert surgeons, ZEISS AT LISA and ZEISS

AT ELANA intraocular lenses were used alongside the

QUATERA 700 phaco system. In refractive surgery,

procedures were carried out using the ZEISS VisuMax

laser system.

During the afternoon sessions, the technology focus

deepened further:

* SMILE Pro case presentations with ZEISS VISUMAX 800

* Microsurgical applications with the ARTEVO 850

surgical microscope

* Retina surgery examples using the EVA NEXUS surgical

system The live surgeries clearly demonstrated how

integrated imaging systems and digital workflows

enhance operating room efficiency.

Christian Martin’ın açılış konuşmalarıyla başladı.

Konuşmalarda ortak vurgu, oftalmolojide sürdürülebilir

kalite için teknoloji entegrasyonunun ve multidisipliner

yaklaşımın kaçınılmaz olduğu yönündeydi.

Christian Martin, ZEISS’ın global vizyonunu Türkiye’de

somut bir değere dönüştürme hedefiyle çalıştıklarını

belirterek şunları söyledi:

“Oftalmolojide medikal ekosistem yaklaşımıyla tanıdan

tedaviye tüm iş akışlarını entegre ediyoruz. Ankara’daki

müşteri deneyim merkezimiz ve sağlık paydaşlarımızla

yürüttüğümüz iş birlikleri sayesinde doktorlarımızın ve

iş ortaklarımızın başarısına katkıda bulunmaya devam

edeceğiz.”

Canlı cerrahilerle teknolojinin sahadaki gücü

Zirvenin bilimsel programı, canlı cerrahi uygulamalarıyla

dikkat çekti. Uzman cerrahlar tarafından gerçekleştirilen

katarakt ameliyatlarında ZEISS AT LISA ve ZEISS AT

ELANA göz içi lensleri ile QUATERA 700 fako cihazı

kullanıldı. Refraktif cerrahide ise ZEISS VisuMax lazer

sistemiyle uygulamalar yapıldı.

Öğleden sonraki oturumlarda teknoloji odağı daha da

derinleşti:

ZEISS VISUMAX 800 ile SMILE Pro vaka sunumları

-ARTEVO 850 cerrahi mikroskobu eşliğinde mikrocerrahi

uygulamalar

-EVA NEXUS cerrahi sistemi ile retina cerrahisi örnekleri

katılımcılarla paylaşıldı.

Canlı cerrahiler, entegre görüntüleme sistemlerinin

ve dijital iş akışlarının ameliyathane verimliliğini nasıl

artırdığını somut biçimde ortaya koydu.

Mart - March 2026


58

An integrated medical ecosystem

One of the main themes of Ophthalmic Future

Summit’26 was the “integrated medical ecosystem”

approach in ophthalmology. This model aims to

ensure holistic management of patient data on digital

platforms, integration between diagnostic devices

and surgical systems, and the strengthening of clinical

decision-support mechanisms.

Current solutions used in cataract, retina, and refractive

surgery were discussed through interactive case

analyses. Experience-sharing by leading physicians

provided a scientific framework supporting Türkiye’s

goal of aligning with global standards in eye health.

The impact of digital medicine on eye surgery

Throughout the summit, artificial intelligence-supported

diagnostic systems, advanced imaging devices, and

in-operating-room digital integration solutions were

examined in detail. The role of digital decision-support

systems in preoperative measurements, lens selection,

and surgical planning processes was thoroughly

discussed.

According to experts, this transformation:

* Increases surgical precision

* Optimizes operation times

* Enhances patient safety

* Supports clinical standardization

The summit, hosted by Ankara Etlik City Hospital, set

a strong example of the effective use of advanced

technologies in public hospitals.

Entegre medikal ekosistem

Ophthalmic Future Summit’26’nın ana temalarından biri,

oftalmolojide “entegre medikal ekosistem” yaklaşımıydı.

Bu model; hasta verilerinin dijital platformlarda

bütüncül şekilde yönetilmesini, tanı cihazları ile cerrahi

sistemlerin entegre çalışmasını ve klinik karar destek

mekanizmalarının güçlendirilmesini hedefliyor.

Katarakt, retina ve refraktif cerrahide kullanılan güncel

çözümler; interaktif vaka analizleri eşliğinde ele alındı.

Alanında uzman hekimlerin deneyim paylaşımları,

Türkiye’nin göz sağlığında küresel standartlara uyum

sağlama hedefini destekleyen bilimsel bir çerçeve sundu.

Dijitalleşen tıbbın göz cerrahisine etkisi

Zirve boyunca yapay zekâ destekli teşhis sistemleri,

ileri görüntüleme cihazları ve ameliyathane içi dijital

entegrasyon çözümleri mercek altına alındı. Özellikle

preoperatif ölçüm, lens seçimi ve cerrahi planlama

süreçlerinde dijital karar destek sistemlerinin rolü detaylı

biçimde tartışıldı.

Uzmanlara göre bu dönüşüm:

-Cerrahi hassasiyeti artırıyor

-Operasyon sürelerini optimize ediyor

-Hasta güvenliğini güçlendiriyor

-Klinik standartizasyonu destekliyor

Ankara Etlik Şehir Hastanesi’nin ev sahipliğinde

gerçekleşen zirve, kamu hastanelerinde ileri

teknolojilerin etkin kullanımına dair güçlü bir örnek

oluşturdu.

Mart - March 2026


59

Strengthening Türkiye’s vision in eye health

Ophthalmic Future Summit’26 was not only a

presentation of technology but also a platform

demonstrating Türkiye’s scientific competence and

international integration capacity in ophthalmology.

With live surgeries, advanced imaging solutions, and

digital workflow integration, the future of eye surgery

took on a tangible framework in Ankara.

The summit once again confirmed that a hightechnology-supported,

data-driven, and integrated

clinical approach in eye care is no longer the standard of

the future, but of today.

Türkiye’nin göz sağlığı vizyonu güçleniyor

Ophthalmic Future Summit’26, yalnızca bir teknoloji

sunumu değil; aynı zamanda Türkiye’nin oftalmoloji

alanındaki bilimsel yetkinliğini ve uluslararası

entegrasyon kapasitesini ortaya koyan bir platform

niteliği taşıdı. Canlı cerrahiler, ileri görüntüleme

çözümleri ve dijital iş akışı entegrasyonu ile göz

cerrahisinin geleceği Ankara’da somut bir çerçeveye

kavuştu.Zirve, göz sağlığında yüksek teknolojiyle

desteklenen, veriye dayalı ve entegre bir klinik yaklaşımın

artık geleceğin değil, bugünün standardı haline geldiğini

bir kez daha teyit etti.

Mart - March 2026


Yurdumuzun

her yerindeyiz

Şimdi daha güvenli

Sektörde 23 yıldır varlığını sürdüren Benay tıbbi gaz

sistemleri, medikal gaz sistemlerinin kurulum, danışmanlık

ve bakım-onarım işlerini yaparken yenilikçi, etkili ve hızlı

çözümler sunmaktadır.

Gaz sistemlerinin hayati öneminin farkında olan firmamız

7/ 24 hizmet sonrası Periyodik bakım ve onarım konusunda

sektörde lider konumdadır.

FALİYET KONUSU: Merkezi medikal gaz sistemleri,

hastanelerde , laboratuvarlar ’da sağlık kuruluşlarında

kullanılan medikal gazların ; Oksijen (O2) , Azotprotoksit

(N2O) , Vakum ( Vac ) , Medikal ve Cerrahi Hava (MA4 –

MA7) , Atık gaz tahliye (AGSS) merkezden elde edilerek

, bakır boru hattı ile gerekli ünitelere dağılımını sağlayan

emniyetli ve uzun ömürlü sistemlerdir.

• Merkezi medikal gaz sistemi hastanelere ve sağlık

kuruluşlarında pratik kullanımlı, emniyetli ve kalıcı bir

çözüm sunar.

• Tüplerin hastane içerisinde dağıtılmasını ve tekrar

toplanmasını engeller.

• Tüplerin hastane içerisine transferi sırasında hijyen

kurallarının ihlal edilmesini önler.

• Gaz kullanım sarfiyatını azaltır.

• Cihazların tek bir noktadan kontrol ve müdahale edilmesine

olanak sağlar.

• Bakım ve onarım maliyetlerinin düşük olmasını sağlar.

HİZMETLER:

Medikal Gaz Santralleri

Bakır Boru Tesisatı

Gaz Prizleri

Flowmetre ve Aksesuarları

Hastabaşı ve Yoğunbakım Üniteleri

Pendant Üniteleri

Medikal Gaz Sistemleri Periyodik Bakım Onarım Hizmetleri

BENAY TIBBI GAZ SİSTEMLERİ SAN. TİC. LTD. ŞTİ.

ADRES: BEŞİKKAYA MAH. 1916 CAD 37/G

ALTINDAĞ / ANKARA

YÖNETİCİ BÜŞRA GÜMÜŞ :0533 472 99 10

TEKNİK MÜDÜR SERVET ÇAĞLAYAN :

0551 830 40 74

WEB: www.benaymedikal.com

E-MAİL:info@benaymedikal.com

We are everywhere

in our country

Now safer

Benay Medical Gas Systems, which has been in the

sector for 23 years, offers innovative, effective and fast

solutions while performing installation, consultancy and

maintenance-repair works of medical gas systems.

Our company, which is aware of the vital importance of gas

systems, is the leader in the sector in periodic maintenance

and repair after 7/24 service.

SUBJECT OF ACTIVITY: Central medical gas systems are

safe and long-lasting systems that provide the distribution

of medical gases used in hospitals, laboratories and health

institutions; Oxygen (O2), Nitrogenprotoxide (N2O),

Vacuum (Vac), Medical and Surgical Air (MA4 - MA7),

Waste gas discharge (AGSS) from the center and distribute

them to the necessary units with copper pipeline.

- Central medical gas system offers a practical, safe and

permanent solution for hospitals and health institutions.

- It prevents the distribution and re-collection of cylinders

within the hospital.

- Prevents violation of hygiene rules during the transfer of

cylinders into the hospital.

- Reduces gas consumption.

- Allows control and intervention of devices from a single

point.

- Ensures low maintenance and repair costs.

SERVICES:

Medical Gas Plants

Copper Pipe Installation

Gas Sockets

Flowmeters and Accessories

Bedside and Intensive Care Units

Pendant Units

Medical Gas Systems Periodic Maintenance and Repair

Services

BENAY MEDICAL GAS SYSTEMS

ADDRESS: BEŞİKKAYA MAH. 1916 CAD 37/G

ALTINDAĞ / ANKARA

DIRECTOR: BÜŞRA GÜMÜŞ :0533 472 99 10

TECHNICAL MANAGER: SERVET ÇAĞLAYAN :

0551 830 40 74

WEB: www.benaymedikal.com

E-MAIL: info@benaymedikal.com



62

The evolution of medicine: From white coats to biosensors

Tıbbın evrimi: Beyaz önlükten biyosensörlere

March 14, Medicine Day, is no longer merely a

professional celebration; it has become a symbol of

a profound transformation where clinical knowledge

converges with technology. From robotic systems

and artificial intelligence algorithms to wearable

sensors and 3D printing solutions, medical

technologies are reshaping healthcare into a

structure that is more precise, more personalized,

and more predictive. Today, medicine is being

rewritten at the intersection of human experience

and engineering intelligence.

A journey that began with science

The foundation of modern medical education in Türkiye is

marked by the establishment of Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane

in 1827, which forms the historical basis of March 14.

This date symbolizes that medicine is grounded not only

in clinical knowledge but also in scientific advancement.

14 Mart Tıp Bayramı artık yalnızca bir meslek günü

değil; klinik bilginin teknolojiyle birleştiği büyük

dönüşümün simgesi. Robotik sistemlerden yapay

zekâ algoritmalarına, giyilebilir sensörlerden 3D

baskı çözümlerine uzanan medikal teknolojiler; sağlık

hizmetini daha hassas, daha kişiselleştirilmiş ve

daha öngörülü bir yapıya taşıyor. Tıp, bugün insan

deneyimi ile mühendislik zekâsının kesişim noktasında

yeniden yazılıyor.

Bilimle başlayan yolculuk

Türkiye’de modern tıp eğitiminin başlangıcı kabul edilen

Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin 1827’de kurulması, 14

Mart’ın tarihsel dayanağını oluşturur.

Bu tarih, hekimliğin yalnızca klinik bilgiye değil, bilimsel

gelişime dayandığını simgeler. Bugün ise bilimsel gelişim;

dijital sağlık teknolojileriyle, veri odaklı sistemlerle ve

disiplinler arası iş birlikleriyle daha da derinleşiyor.

Mart - March 2026


63

Today, that advancement is deepening further through

digital health technologies, data-driven systems, and

interdisciplinary collaborations. Medicine Day now

signifies not only commemorating the past, but also

interpreting the future.

The evolution of surgery: The age of robotics and

precision

Traditional surgical techniques are increasingly

giving way to robotic systems that offer higher levels

of precision. Three-dimensional imaging, tremoreliminating

mechanical arms, and minimally invasive

approaches are redefining surgical procedures.

Through this transformation:

* Blood loss is reduced

* Postoperative complication rates decline

* Hospital stays become shorter

* Recovery processes accelerate

Robotic surgery does not replace the physician’s

expertise; rather, it enhances it with millimetric accuracy.

Digital support in clinical decision-making

In fields such as radiology, pathology, and cardiology,

AI-based image analysis systems are bringing speed

and accuracy to the diagnostic process. With big data

analytics, risk prediction models are developed and

disease progression can be anticipated.

At this point, technology functions as:

* A second eye that increases diagnostic accuracy

* An analytical engine that organizes clinical data

* A support system that accelerates decision-making

processes

Tıp Bayramı, artık geçmişi anmak kadar geleceği okumak

anlamına da geliyor.

Cerrahinin evrimi: Robotik ve hassasiyet çağı

Geleneksel cerrahi teknikler yerini giderek daha yüksek

hassasiyet sunan robotik sistemlere bırakıyor. Üç boyutlu

görüntüleme, titremeyi elimine eden mekanik kollar ve

minimal invaziv yaklaşım; operasyon süreçlerini yeniden

tanımlıyor.

Bu dönüşüm sayesinde:

-Kan kaybı azalıyor

-Ameliyat sonrası komplikasyon oranları düşüyor

-Hastanede kalış süresi kısalıyor

-İyileşme süreci hızlanıyor

Robotik cerrahi, hekimin deneyimini ortadan kaldırmıyor;

aksine onu milimetrik doğrulukla destekliyor.

Klinik kararlarda dijital destek

Radyoloji, patoloji ve kardiyoloji gibi alanlarda yapay

zekâ tabanlı görüntü analiz sistemleri tanı sürecine hız ve

doğruluk kazandırıyor. Büyük veri analizi sayesinde risk

tahmin modelleri oluşturuluyor, hastalık progresyonu

öngörülebiliyor.

Bu noktada teknoloji:

-Tanı doğruluğunu artıran bir ikinci göz,

-Klinik veriyi organize eden bir analitik motor,

-Karar süreçlerini hızlandıran bir destek sistemi olarak

konumlanıyor.

Tıp Bayramı’nın güncel anlamı da burada güç kazanıyor:

Hekimlik pratiği artık algoritmalarla birlikte çalışıyor.

Giyilebilir teknolojiler

Sağlık takibi artık yalnızca klinik ortamla sınırlı değil. Kalp

Mart - March 2026


64

The contemporary meaning of Medicine Day gains

strength here: medical practice now works alongside

algorithms.

Wearable technologies

Health monitoring is no longer limited to clinical

settings. Through heart rhythm monitoring systems,

continuous glucose measurement sensors, and

biosensor-based patches, patients’ physiological data

can be tracked in real time.

With these systems:

* Chronic disease management is optimized

* Remote patient monitoring becomes possible

* Emergencies can be detected earlier

* The shift from reactive to proactive medicine gains

momentum through digital sensor technologies

3D printing and personalized treatment

Standard treatment protocols are increasingly being

replaced by individualized solutions. Thanks to 3D

printing technologies, patient-specific anatomical

models can be produced, and implants and prostheses

can be manufactured according to individual

measurements.

This approach:

* Increases accuracy in surgical planning

* Reduces the risk of complications

* Strengthens functional compatibility

Personalized medicine is finding a stronger foundation

through medical engineering.

Data and security

Electronic health record systems, telemedicine

applications, and cloud-based infrastructures are making

healthcare services more accessible, while also bringing

data security and ethical considerations to the forefront.

Key issues include:

* Patient data security

* Digital privacy

* Algorithmic transparency

* Regulatory compliance

As technology expands, the responsibility of the

healthcare system grows accordingly.

ritmi izleme sistemleri, sürekli glikoz ölçüm sensörleri ve

biyosensör tabanlı yamalar sayesinde hastaların fizyolojik

verileri anlık olarak izlenebiliyor.

Bu sistemler sayesinde:

-Kronik hastalık yönetimi optimize ediliyor

-Uzaktan hasta takibi mümkün oluyor

-Acil durumlar erken fark edilebiliyor

-Reaktif tıptan proaktif tıbba geçiş, dijital sensör teknolojileriyle

ivme kazanıyor.

3D baskı ve kişiselleştirilmiş tedavi

Standart tedavi protokolleri yerini giderek kişiye özel

çözümlere bırakıyor. 3D baskı teknolojileri sayesinde hastaya

özgü anatomik modeller oluşturulabiliyor; implant

ve protezler bireysel ölçüme göre üretilebiliyor.

Bu yaklaşım:

-Cerrahi planlamada doğruluğu artırıyor

-Komplikasyon riskini azaltıyor

-Fonksiyonel uyumu güçlendiriyor

-Kişiselleştirilmiş tıp, medikal mühendislikle daha güçlü

bir zemine oturuyor.

Veri ve güvenlik

Elektronik sağlık kayıt sistemleri, tele-tıp uygulamaları

ve bulut tabanlı altyapılar; sağlık hizmetini daha erişilebilir

hale getirirken veri güvenliği ve etik konularını da

gündeme taşıyor.

Öne çıkan başlıklar:

-Hasta verisi güvenliği

-Dijital mahremiyet

-Algoritmik şeffaflık

-Regülasyon uyumu

Teknoloji büyüdükçe, sağlık sisteminin sorumluluğu da

artıyor.

Multidisipliner sağlık ekosistemi

Günümüz sağlık sistemi artık yalnızca hekimlerden ibaret

değil. Biyomedikal mühendisler, veri analistleri, yazılım

geliştiriciler ve regülasyon uzmanları; hasta bakım

sürecinin görünmez ancak kritik aktörleri. 14 Mart Tıp

Bayramı, bu çok katmanlı yapıyı da görünür kılıyor. Çünkü

geleceğin tıbbı; veri temelli, kişiselleştirilmiş, önleyici,

sürdürülebilir bir model üzerine inşa ediliyor.

A multidisciplinary healthcare ecosystem

Today’s healthcare system is no longer composed solely

of physicians. Biomedical engineers, data analysts,

software developers, and regulatory specialists are

invisible yet critical actors in the patient care process.

March 14, Medicine Day, makes this multilayered

structure visible as well. The medicine of the future is

being built upon a data-driven, personalized, preventive,

and sustainable model.

Mart - March 2026



66

Artificial intelligence era in eye examinations

Göz muayenesinde yapay zekâ dönemi

Görme kaybı çoğu zaman sessiz ilerliyor; yeni nesil

yapay zekâ destekli cihazlar erken tanıda hekimin en

güçlü asistanı oluyor.

Göz hastalıklarının önemli bir bölümü, hasta farkına

varmadan ilerliyor. Glokomdan sarı nokta hastalığına,

kornea problemlerinden retina patolojilerine kadar pek

çok tablo, belirti vermeden ciddi görme kayıplarına yol

açabiliyor. Bu nedenle düzenli ve detaylı göz kontrolleri,

yalnızca bir rutin muayene değil; görmeyi korumanın en

kritik adımı olarak kabul ediliyor.

Dünyagöz Hastaneler Grubu Medikal Direktörü ve Göz

Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bozkurt Şener, Türkiye’de

kullanılmaya başlanan yapay zekâ destekli yeni nesil göz

muayene cihazlarının göz sağlığı hizmetinde yeni bir

dönemin kapısını araladığını belirtti.

Vision loss often progresses silently; next-generation

artificial intelligence-supported devices are

becoming the physician’s strongest assistant in

early diagnosis.

A significant proportion of eye diseases advance without

the patient noticing. From glaucoma to age-related ma-

“Artık daha fazla veri, daha kapsamlı değerlendirme”

Prof. Dr. Bozkurt Şener, erken tanının göz sağlığındaki

yerini şu sözlerle vurguluyor:

“Günümüzde göz hastalıklarının büyük bir kısmı hasta

tarafından fark edilmeden ilerleyebiliyor. Bu nedenle

düzenli ve detaylı kontroller, geri dönüşü olmayan görme

kayıplarının önlenmesinde en etkili yöntemdir. Yapay

zekâ destekli yeni nesil cihazlar sayesinde artık çok kısa

sürede çok daha fazla veriye ulaşabiliyoruz.”

Yaklaşık 6–7 dakika süren ölçüm süreci sonunda, sistem

Mart - March 2026



68

cular degeneration, and from corneal disorders to retinal

pathologies, many conditions can lead to serious vision

loss without obvious symptoms. For this reason, regular

and comprehensive eye examinations are regarded not

merely as routine check-ups, but as one of the most

critical steps in preserving vision.

Bozkurt Şener, MD, Medical Director of Dünyagöz

Hospitals Group and Specialist in Ophthalmology, stated

that next-generation artificial intelligence-supported eye

examination devices, recently introduced in Türkiye, are

opening a new chapter in eye care services.

“More data, more comprehensive evaluation”

Prof. Dr. Bozkurt Şener emphasizes the role of early

diagnosis in eye health:

“Today, a large proportion of eye diseases can progress

without being noticed by the patient. Therefore, regular

and detailed examinations are the most effective way to

prevent irreversible vision loss. Thanks to next-generation

devices supported by artificial intelligence, we can

now access significantly more data in a very short time.”

At the end of a measurement process lasting approximately

6–7 minutes, the system generates an extensive

dataset regarding the optical and anatomical structure

of the eye. These data are evaluated by the physician

and form the basis of personalized health planning.

Over 100 parameters on a single platform

The artificial intelligence-supported system can measure

more than 100 parameters related to eye health.

According to Prof. Dr. Şener, one of the strongest aspects

of this technology is its ability to integrate multiple

measurements into a single platform:

“This system rapidly creates a comprehensive data pool

concerning the eye’s optical and anatomical structure. It

can analyze more than 120 eye conditions together with

the patient’s symptoms, risk factors, and visual test results.

The data, processed by approximately 30 different

artificial intelligence algorithms, are transformed into

a detailed and visual report. This makes the physician’s

evaluation both more objective and more reliable.”

By combining clinical experience with advanced analytical

power, this approach enables a multilayered assessment.

What data are obtained in 6–7 minutes?

Within the scope of the comprehensive artificial intelligence-supported

examination, the following can be

obtained through a single system:

* Corneal topography and corneal thickness measurement

* Retinal analysis, including optic nerve and macula

evaluation

* Accurate intraocular pressure measurement

* Detailed measurements of anterior and posterior

segment structures

gözün optik ve anatomik yapısına ilişkin son derece

kapsamlı bir veri seti oluşturuyor. Bu veriler hekim

tarafından değerlendirilerek kişiye özel bir sağlık

planlamasına temel oluşturuyor.

Tek platformda 100’ün üzerinde parametre

Yapay zekâ destekli sistem, göz sağlığına dair 100’ün

üzerinde parametreyi ölçebiliyor.

Prof. Dr. Şener’e göre bu teknolojinin en güçlü yönü,

farklı ölçümleri tek bir platformda bir araya getirmesi:

“Bu sistem, gözün optik ve anatomik yapısına ait geniş bir

veri havuzunu kısa sürede oluşturuyor. 120’nin üzerinde

göz rahatsızlığını; hastanın semptomları, risk faktörleri ve

görsel test sonuçlarıyla birlikte analiz edebiliyor. Yaklaşık

30 farklı yapay zekâ algoritması tarafından işlenen veri

6–7 dakikada hangi veriler elde ediliyor?

Yapay zekâ destekli kapsamlı muayene kapsamında:

-Kornea topografisi ve kornea kalınlığı ölçümü

-Retina analizi; görme siniri ve sarı nokta değerlendirmesi

-Göz tansiyonunun gerçek değeri

-Gözün ön ve arka segment yapısına ilişkin detaylı

ölçümler

-Refraksiyon kusurları (miyopi, hipermetropi, astigmat)

hakkında bilgiler tek bir sistem üzerinden elde

edilebiliyor. Bu ölçümler sayesinde göz sağlığının mevcut

durumu bütüncül bir şekilde ortaya konulabiliyor.

Lazer ve akıllı lens cerrahisinde objektif uygunluk

analizi

Yeni sistem yalnızca hastalık taramasında değil, cerrahi

planlamada da önemli avantajlar sağlıyor.

Prof. Dr. Şener, lazer göz ameliyatı ve premium lens (akıllı

lens) cerrahisi açısından teknolojinin sunduğu katkıyı

şöyle açıklıyor:

“Hastanın kornea kalınlığı, biyometrik ölçümleri ve

göz yapısına ait diğer parametreler yapay zekâ ile

Mart - March 2026



70

* Information on refractive errors (myopia, hyperopia,

astigmatism)

These measurements allow the current status of eye

health to be assessed holistically.

Objective suitability analysis in laser and premium

lens surgery

The new system provides advantages not only in disease

screening but also in surgical planning.

Prof. Dr. Şener explains the contribution of the technology

in laser eye surgery and premium (smart) lens

procedures:

“The patient’s corneal thickness, biometric measurements,

and other ocular parameters are analyzed through

artificial intelligence to objectively assess surgical

suitability. This strengthens appropriate patient selection,

enhances patient safety, and forms the foundation

of surgical success.”

This approach supports personalized medicine rather

than a “one method fits all” model.

Early diagnosis

Many eye diseases may not present symptoms in the

early stages. In particular:

* Glaucoma

* Age-related macular degeneration

* Retinal vascular diseases

* Corneal disorders such as keratoconus

can only be detected at an early stage through detailed

examinations.

Prof. Dr. Şener summarizes the importance of early

diagnosis:

“Early diagnosis not only increases treatment success

but also prevents irreversible vision loss. Based on the

risks identified through artificial intelligence-supported

examination, patients are referred to the relevant ophthalmology

subspecialties. Thus, each patient is evaluated

in the field of expertise appropriate to their needs.”

This integrated approach systematizes not only diagnosis

but also accurate specialist referral.

analiz edilerek cerrahiye uygunluk objektif biçimde

değerlendirilebiliyor. Bu da doğru hasta seçimini

güçlendiriyor, hasta güvenliğini artırıyor ve cerrahi

başarının temelini oluşturuyor.”

Bu yaklaşım, “her hastaya aynı yöntem” yerine, kişiselleş

Erken tanı

Göz hastalıklarının önemli bir kısmı, erken evrede belirti

vermeyebiliyor. Özellikle:

-Glokom (göz tansiyonu hastalığı)

-Sarı nokta hastalığı

-Retina damar hastalıkları

-Keratokonus gibi kornea bozuklukları ancak detaylı

incelemelerle erken dönemde saptanabiliyor.

Prof. Dr. Şener, erken tanının önemini şu sözlerle

özetliyor:

“Erken tanı, tedavi başarısını artırmanın ötesinde, geri

dönüşü olmayan görme kayıplarının önüne geçilmesini

sağlar. Yapay zekâ destekli muayene ile belirlenen riskler

doğrultusunda hastalar ilgili göz branşlarına yönlendirilir.

Böylece her hasta, ihtiyacına uygun uzmanlık alanında

değerlendirilir.”

Bu bütünleşik yaklaşım, yalnızca tanıyı değil, doğru

uzman yönlendirmesini de sistematik hale getiriyor.

Teknoloji, uzman kadro ile anlam kazanıyor

Prof. Dr. Şener’e göre gelişmiş cihazlar, deneyimli hekim

kadrosu ile birlikte kullanıldığında gerçek değerini

buluyor:

“Bu tür ileri teknolojilerin tam donanımlı merkezlerde ve

deneyimli uzmanlar tarafından kullanılması büyük önem

taşır. Yapay zekâ, hekimin yerini almak için değil; onu

güçlendirmek için vardır. Sağladığı veri zenginliği, cerrahi

ve medikal planlamada başarı oranını artırır.”

Yapay zekânın sürekli geliştiğini belirten Şener, veri

analitiği ve algoritmaların her geçen gün daha sofistike

hale geldiğini ve bunun hekimlere daha geniş bir

perspektif sunduğunu ifade ediyor.

Technology gains meaning with expert teams

According to Prof. Dr. Şener, advanced devices achieve

their true value when used by experienced physicians:

“It is crucial that such advanced technologies are utilized

in fully equipped centers and by experienced specialists.

Artificial intelligence is not here to replace the physician,

but to empower them. The richness of data it provides

increases success rates in both surgical and medical

planning.”

Şener adds that artificial intelligence is continuously

evolving, with data analytics and algorithms becoming

increasingly sophisticated, offering physicians a broader

clinical perspective.

Mart - March 2026





Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!