Der Klassiker

hayatimfutbol

Der Klassiker

Şampiyonlar Ligi

HF

#

82

veya yetenek avcılığı çalışmaları sonrasında

kadrolarına kattıkları oyuncular sistemlerinde

büyük yer tutuyor. Yani Almanlar “paradigma”

kelimesinin karşıladığı değerler dizisini

kendileri oluşturdular. İngiliz veya İtalyan

ekipleri gibi bu değerleri satın alma yoluna

gitmediler. Dolayısıyla Avrupa futbolundaki

Alman egemenliğinin Platini’nin verdiği

örneklerden çok daha uzun soluklu olacağı

kesin.

Barcelona’nın ötesinde

2009’da Pep Guardiola’nın göreve gelişiyle

köklerine dönen ve rakipleri üstünde hakimiyet

kuran oyun stiliyle iki defa Avrupa’nın zirvesine

çıkan Barcelona’nın sistemi pek çok takım

tarafından uygulanmaya çalışıldı. Ancak

bunların çoğu başarısız taklit denemelerinden

öteye gidemedi. Barcelona’nın taktiğini bir tez

olarak görürsek karşısına Jose Mourinho’nun

Inter ve Real Madrid’de uyguladığı taktiği

antitez olarak koymamız gerekir. İşte Alman

ekipleri bu noktada devreye girerek kusursuz

bir sentez yaratmayı başardılar. Her fırsatta

Mourinho’ya olan hayranlığını dile getiren

Jürgen Klopp’un Götze-Lewandowski-

Reus’lu hücum üçlüsüyle Barça’nın hareketli

hücumlarının benzerine ulaştığını görüyoruz.

Aynı şekilde Bayern’in de orta sahadaki yüksek

pas yüzdesi ve top hakimiyetini öldürücü

hücumlarla birleştirerek Real Madrid’i alt

ettiğini gördük.

Yani Alman ekipleri kendi tarzlarını Avrupa’nın

zirvesine çıkan sistemlerle birleştirerek

başarıya ulaştılar. Dortmund veya Bayern’in

yüksek teknik kapasitesinin yanında fiziksel

olarak da çok iyi durumda oldukları bir gerçek.

Yani Barcelona’nın tarzını uygularken oyunu

sertleştirecek rakiplerle karşılaştıklarında buna

verecek cevapları mevcut. Bierhoff bu konuda

da görüşlerini açıklarken “İki takımımız da

olağanüstü bir karışım sunuyorlar. Almanlığın

getirdiği disiplin ve atletikliğin yanında

yüksek teknik kapasiteyle rakiplerine zor anlar

yaşatıyorlar” ifadelerini kullanıyor. Bayern’in

iki maçta da 2-0 yenerek elediği Juventus’un

deneyimli kalecisi Gianluigi Buffon da aynı

görüşü paylaşanlardan. “Bayern, biz de dahil

olmak üzere tüm Avrupa ekiplerinden iki adım

önde” diyor. “Üstelik bu sezon Şampiyonlar

Ligi’ni kazanmaları halinde bile güçlenmeye

ve gelişmeye devam edeceklerdir. Onları

yakalamak çok zor olacak.”

Her soruna karşı çözüm üretebilen, uzun vadeli

planlara dayalı ve üst düzey antrenörlerin

elinde gelişen Alman kulüpleri ürettikleri

sentez sistemle Avrupa’nın zirvesinde yer

almaya devam edecekler gibi görünüyor.

Üstelik en zorlu rakipleri Barcelona’nın, Real

Madrid’in veya Manchester United’ın çok daha

ötesinde futbol oynayarak bunu yapacaklar...

Rakipler geride

Alman ekiplerinin bu sezon yakaladığı başarıda

kendi çabalarının yanı sıra zorlayıcı olmasını

beklediği rakiplerin geride kalması da rol

oynadı. Bu fırsatı çok iyi değerlendiren Borussia

Dortmund ve Bayern Münih’in oynadıkları

kaliteli futbolla finale çıkmaları ise şaşırtıcı

olmadı.

Uzun bir aradan sonra hiçbir İngiliz ekibi

çeyrek finale çıkamadı. Kupanın şampiyonu

Chelsea, grubunda üçüncü olup Avrupa Ligi’ne

yollanırken; Borussia Dortmund’un da yer aldığı

ölüm grubunun bir diğer üyesi Manchester City

ise sonuncu olarak elendi. Manchester United

ve Arsenal’in ikinci turdaki mücadeleleri ise

Premier Lig’in yaşadığı düşüşle paralel olarak

yetersiz kaldı.

Elbette İngilizlerin düşüşünün yanında La

Liga’nın iki devi Real Madrid ve Barcelona’nın

More magazines by this user
Similar magazines