İSA MESİH'İN SON ZAMAN AZİZLER KİLİSESİ Tanrı'ya Güven ...

media.ldscdn.org

İSA MESİH'İN SON ZAMAN AZİZLER KİLİSESİ Tanrı'ya Güven ...

1

İSA MESİH’İN SON ZAMAN AZİZLER KİLİSESİ

180’inci Yarı-Yıllık Genel Konferansı Pazar Sabahı Toplantısı

(3 Ekim 2010)

Tanrı’ya Güven, Ondan Sonra Git ve Yap

Başkan Henry B. Eyring

Birinci Başkanlık Birinci Danışmanı

Öğrenmeye, tövbe etmeye ve ondan sonra O’nun her

istediğini gidip yapmaya olan bir niyetle dinlediğinizde

O’na güvendiğinizi gösterirsiniz.

Sevgili kardeşlerim, bu Sebt gününde sizlere seslenmek benim için bir onurdur. Milyonlarca Son

Zaman Azizleri’ne ve dünyanın her tarafında bulunan arkadaşlarımıza konuşma görevinden

dolayı kendimi alçakgönüllü hissediyorum. Bu kutsal fırsat için hazırlanırken, dua ettim ve

kişisel ihtiyaçlarınızı öğrenmek ve Rab’bin vermemi istediği mesaj için çok düşündüm.

İhtiyaçlarınız çok fazla ve değişik. Her biriniz Tanrı’nın eşsiz bir çocuğusunuz. Tanrı sizleri ayrı

ayrı biliyor. O, size ve ihtiyaçlarınıza uygun olarak cesaret, düzeltme ve yol gösterme mesajları

yollar.

Bu konferansta Tanrı’nın benden ne konuşmamı istediğini bilmek için, O’nun hizmetkarlarının

kutsal yazılardaki ve geçmiş konferanslardaki mesajlarını okudum. Mormon Kitabındaki

Rab’bin güçlü hizmetkarlarından biri olan Alma’nın şu sözlerini okurken duama bir cevap

aldım:

“Ah keşke bir melek olsaydım ve yüreğimin arzusuna göre çıkıp Tanrı’nın borazanıyla, yeri

sarsacak bir sesle haykırıp bütün insanları tövbeye çağırabilseydim!

“Evet, her canın tövbe edip Tanrı’mıza gelmesi ve bütün dünyada daha fazla keder olmaması

için gök gürültüsünü andıran bir sesle onlara tövbe ve fidye ile kurtuluş planını duyurmak

isterdim.


2

“Fakat işte, ben bir insanım ve bu isteğimle günaha giriyorum; çünkü Rab’bin bana verdiği

şeylerden hoşnut kalmam lazım.” 1

Ve ondan sonra dua ettiğim istikameti Alma’nın şu düşüncelerinde buldum:

“Çünkü işte, Rab bütün uluslara sözünü hikmetle öğretmek için kendi uluslarından aynı dili

konuşan insanları, evet, onların sahip olmasını uygun gördüğü her şeyi onlara verir; bu nedenle

Rab’bin doğru ve gerçek olan değerlere göre bilgelikle nasihat verdiğini görüyoruz.” 2

Tanrı’nın bir hizmetkârından bu mesajı okuduğumda, bugünkü görevim belli olmuştu. Tanrı

çocuklarına mesajlar ve yetkili elçiler yollar. Tanrı’ya ve O’nun hizmetkârlarına güveni

sağlamak için buradayım ki bizler gidip O’nun öğüdüne uyalım. O bunu istiyor çünkü O bizi

seviyor ve bizim mutluluğumuzu istiyor. Ve O’na olan güvensizliğin üzüntü getireceğini biliyor.

Bu güvensizlik Cennetteki Babanın çocuklarına dünya kurulmadan önce keder getirdi.

Peygamber Joseph Smith’e gelen Tanrı’nın vahiyleri sayesinde ruhlar dünyasındaki

kardeşlerimizin çoğunun Cennetteki Babamızın ve O’nun en büyük Oğlu, Yehova’nın sunduğu

ölümlü hayat için olan planı reddettiğini biliyoruz. 3

Lusifer’in bu başkaldırmayı kışkırtmasındaki korkunç başarısının tüm sebeplerini bilmiyoruz.

Ama bir sebep bellidir. Ölümlü hayata gelmenin nimetlerini kaybedenlerin, ebedi ızdıraptan

kaçınmak için Tanrı’ya yeterli güvenleri yoktu.

Tanrı’ya güvensizliğin üzüntü verici örnekleri yaratılıştan beri sürmektedir. Tanrı’nın

çocuklarının hayatlarından örnekler verirken dikkatli olacağım çünkü O’na güvenmek için neden

yeterince inanç göstermediklerini tam bilmiyorum. Çoğunuz onların hayatında geçen krizleri

okudunuz.

Örneğin, Yunus, Ninova’ya gitmesi için gelen Tanrının mesajını reddetmekle kalmadı, ayrıca

diğer yoldan gitti. Naaman Rab’bin peygamberinin, Rabbin onun cüzamını iyileştirmesine izin

vermesi için nehirde yıkanması açıklamasına güvenmedi çünkü bu basit vazifenin saygınlığına

aykırı olduğunu düşündü.

Kurtarıcı Petrus’u güvenli tekneden inip suyun üstünden O’na gelmesini istedi. Şu sözlerden

onun acısını hisseder ve Tanrı’ya güvene ne kadar çok ihtiyacımızın olduğunun farkına varırız:

“Sabaha karşı İsa, denizin üstünde yürüyerek onlara yaklaştı.


3

“ Ve öğrenciler, O'nun denizin üstünde yürüdüğünü görünce dehşete kapıldılar. ‘Bu bir hayalet’

diyerek korkuyla bağrıştılar.

“Ama İsa hemen onlara seslenerek, ‘Cesur olun, benim, korkmayın,’ dedi.

“Petrus buna karşılık, ‘Rab, eğer sen isen, buyruk ver suyun üstünden yürüyerek sana geleyim.’

“İsa, ‘Gel’ dedi. Ve Petrus da tekneden indi, suyun üstünden yürüyerek İsa'ya yaklaştı.

“Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. Rab, ‘Beni kurtar, diye

bağırdı.’

“İsa hemen elini uzatıp onu tuttu. Ona, ‘Ey kıt imanlı, neden kuşku duydun?’ dedi.” 4

Petrus’un, şehit düşünceye dek Rab’bin hizmetinde sadık kalıp Rab’be yeterince güvenmesinden

cesaret alabiliriz. Mormon Kitabı’ndaki genç Nefi bizlere ne kadar zor gözükse de Rab’bin

emirlerine uymak için Rab’be güvenme arzusunu bizlere aşılar.

Yüreklerimizde sürekli hissedebilmemiz ve hissetmemiz gereken güvenle ilgili şu sözleri

söylediğinde, Nefi tehlikeyle ve olası bir ölümle karşı karşıya kalmıştı:

“Gidip Rab’bin emrettiği işleri yapacağım; çünkü Rab’bin, emrettiği işleri başarabilmeleri için

insançocuklarına bir yol hazırlamadan, hiçbir emir vermeyeceğini biliyorum.” 5

Bu güven Tanrı’yı bilmekten gelir. Sevindirici haberin geriye getirilişinin muhteşem olaylarına

tanık olduğumuzdan, Rab’bin “Sakin olun, bilin ki, Tanrı benim” 6 sözleriyle halkına sunduğu

esenliği dünyadaki diğer insanlardan daha çok hissediyoruz. Yüreğim Tanrı’ya güvenebilmemiz

için Kendisi hakkında bildirdiklerinden dolayı şükranla doludur.

Benim için O’nu bilmek, New York eyaletindeki bir çiftliğin koruluğundaki genç bir çocukla

1820 yılında başlar. Genç Joseph Smith (Oğul) ağaçların arasından tenha bir yere yürüdü.

Temizlenmesi ve İsa Mesih’in Kefareti sayesinde kurtulması için yapması gerekenleri bilmek

için olan yalvarışlarına cevap alacağına dair tam bir güvenle diz çöküp dua etti. 7

Her sefer Joseph Smith’in anlattıklarını okuduğumda, Tanrı’ya ve O’nun hizmetkârlarına

duyduğum güven artıyor:


4

“Başımın tam üstünde güneşten de parlak bir ışık kümesi gördüm, üstüme gelinceye dek yavaş

yavaş alçaldı.

“Kısa bir süre sonra kendimi beni bağlı tutan düşmandan kurtulmuş olarak buldum. Işık

üzerimde durduğunda, yukarıda havada durmakta olan ve parlaklığı ve görkemi

anlatamayacağım kadar muazzam olan iki Şahsiyet gördüm. Onlardan biri, beni adımla

çağırarak konuştu ve diğerini göstererek—Bu Benim Sevgili Oğlumdur. Onu Dinle!" dedi.” 8

Baba, yaşadığını, İsa Mesih’in O’nun Sevgili Oğlu olduğunu ve O’nun çocukları olan bizleri

kurtarması için Oğlu’nu gönderecek kadar bizi sevdiğini vahiyle bildirmiştir. Ve bu tahsilsiz

çocuğu bir Havari ve Peygamber olarak göreve çağırdığından dolayı, Tanrı’nın bugünkü

Havarilerine ve Peygamberlerine ve Tanrı’ya hizmet etmeye çağrılanlara güveniyorum.

Bu güven hayatımı ve ailemin hayatını kutsadı. Yıllar önce Başkan Ezra Taft Benson’un bir

Pazar günü böyle bir konferanstaki konuşmasını dinledim. Elimizden geldiğince borçtan

kaçınmamızı ve uzak durmamızı öğütlemişti. Ev kredilerinden bahsetti. İmkansız gözükebilir,

ama en iyi şeyin tüm ev kredi borçlarımızı ödemek olduğunu söylemişti. 9

Toplantıdan sonra eşime döndüm ve şunu sordum, “Bunu yapabilmek için her hangi bir yol

düşünebiliyor musun?” İlk önce düşünemedik. Ve ondan sonra akşama doğru başka bir eyalette

aldığımız bir mülk aklıma geldi. Yıllar boyunca bunu bir türlü satamamıştık.

Ama Tanrı’ya ve O’nun hizmetkârının mesajındaki bir kaç söze güvendiğimizden, mülkümüzü

satış listesine koyan San Francisco’daki kişiye Pazartesi sabahı telefon açtık. Bir kaç hafta önce

onu aramıştım ve o zaman şunu söylemişti, “Yıllar boyunca mülkünüze ilgi gösteren hiç kimse

olmadı.”

Ama konferanstan sonraki Pazartesi günü, bugüne dek Tanrı’ya ve O’nun hizmetkârlarına olan

güvenimi güçlendiren bir cevap aldım.

Emlakçı şöyle dedi: “Senin aramana şaşırdım. Bugün bir adam mülkünü satın alıp alamayacağını

sormak için geldi.” “Ne kadar ödeme teklifi yaptı?” diye sordum. Teklifi banka kredimizin

miktarından biraz daha fazlaydı.

Bir insan bunun bir rastlantı olduğunu söyleyebilir. Ama banka borcumuz ödenmişti. Ailemiz

Tanrı’nın bizim için istediği esenliği ve güvenliği bulmak üzere ne yapmamız gerektiğini

bildirmek için peygamberi aracılığıyla yolladığı mesajların her kelimesini hala dinler.


5

Tanrı’ya olan böyle bir güven, toplumları ve ayrıca aileleri nimetlendirir. New Jersey’de küçük

bir kasabada yetiştim. Bizim Kilise’nin dalına düzenli katılan yirmiden az üye vardı.

Bunların arasında Kilise’ye yeni katılmış yaşlı, çok alçakgönüllü bir kadın vardı. Bu kadın

kuvvetli bir Norveç aksanı olan bir göçmendi. Ailesindeki tek Kilise üyesiydi ve yaşadığı

şehirdeki tek Kilise üyesiydi.

Dal başkanı babam sayesinde, Rab onu dalın Yardımlaşma Cemiyeti başkanı olarak göreve

çağırdı. Ona yapması gerekeni anlatan hiçbir el kitapçığı yoktu. Diğer hiçbir Kilise üyesi onun

yakınında oturmuyordu. Sadece Rab’bin ihtiyacı olanlara yardım ettiğini ve Yardımlaşma

Cemiyeti’nin “İlahi Sevgi Asla Son Bulmaz” sloganındaki birkaç kelimeyi biliyordu.

Bu, “Büyük Ekonomik Kriz” diye adlandırdığımız zamanda olmuştur. Binlerce kişi işsiz ve

evsiz kalmıştı. Bu nedenle, Rab’den görev aldığını hissederek, komşularından eski giysiler

istedi. Giysileri yıkadı, onları ütüledi ve bunları arka balkonundaki karton kutulara koydu.

Giysiye ihtiyacı olan ve komşularından yardım istiysen parasız kişiler olduğunda, komşuları

“Aşağı sokaktaki eve git. Orada yaşayan, ne ihtiyacın varsa sana verecek olan Mormon bir kadın

var” derlerdi.

Rab bu şehri yönetmiyordu, ama şehrin daha iyi olması için bir şeyi değiştirdi. Kendisine

yeterince güvenen, Tanrı’nın istediklerini bilmek isteyen ve yapan küçücük bir kadını göreve

çağırdı. O’nun Rab’be güveni sayesinde o şehirdeki ihtiyacı olan Cennetteki Baba’nın yüzlerce

çocuğuna yardım edebildi.

Bu Tanrı’ya aynı güven, ulusları nimetlendirebilir. Alma’nın şu vaadinin yerine gelmesi için

Tanrı’ya güvenmemiz gerektiğini biliyorum, “İşte, Rab bütün uluslara sözünü, evet, sözünü

hikmetle öğretmek için kendi uluslarından aynı dili konuşan insanları, evet, onların sahip

olmasını uygun gördüğü her şeyi onlara verir.” 10

Tanrı ulusları yönetmez ama onların farkındadır. İnsanlar için en iyi şeyleri isteyen ve Rab’be

güvenen insanları etkili mevkilere yerleştirebilir ve yerleştirir. 11

Bunu dünyanın her tarafındaki seyahatlerimde gördüm. On milyondan fazla nüfuslu bir şehirde

konferans için toplanmış binlerce Son Zaman Azizleri’ne konuştum. Konferans büyük bir spor

alanında yapıldı.


6

Toplantı başlamadan önce, ön sırada oturan genç yakışıklı bir adam gözüme çarptı. Bu adam ve

yanındakiler etraflarındaki kişilerden daha iyi giyinmişlerdi. Yanımdaki Kilise’nin Genel

Yetkilisi’ne bu adamın kim olduğunu sordum. Kulağıma şehrin belediye başkanı ve onun

personeli olduğunu fısıldadı.

Arabama doğru yürürken, personeliyle kuşatılmış belediye başkanının beni selamlamak için

beklediğini görmek beni şaşırttı. Bir adım öne attı, bana elini uzattı ve “Şehrimize ve ülkemize

geldiğiniz için size teşekkür ederim. Halkınızı geliştirmek için yaptığınız şeyler için

minnettarım. Böyle insanlar ve böyle ailelerle, halkımız için istediğimiz uyumu ve refahı

yaratabildik” dedi.

O anda onun Tanrı tarafından O’nun çocukları arasında iktidara getirilmiş kalbi dürüst birisi

olduğunu gördüm. Bizler o büyük şehrin vatandaşları arasında küçük bir azınlığız. Belediye

başkanı öğretilerimizi pek bilmiyor ve üyelerimizden sadece birkaçını tanıyordu. Ne var ki

Tanrı’ya ve O’nun yetkili hizmetkarlarına güvenmek için antlaşma altında olan Son Zaman

Azizleri’nin kendi halkına bir ışık olacağına dair Tanrı’dan ona bir mesaj gelmişti.

Bu konferansta sizlere konuşacak Tanrı’nın hizmetkarlarını tanıyorum. Onlar Tanrı’nın

çocuklarına mesajlar vermek için Tanrı tarafından çağrılmışlardır. Rab onlar için şunu demiştir:

“Ben Rab ne konuştuysam, konuştum ve özür beyan etmem; ve yer ve gök ortadan kalksa da,

benim sözüm ortadan kalkmayacak, fakat sözlerimin hepsi ya kendi sesimle ya da

hizmetkarlarımın sesiyle yerine gelecektir; arasında fark yoktur.” 12

Öğrenmeye, tövbe etmeye ve ondan sonra O’nun her istediğini gidip yapmaya olan bir niyetle

dinlediğinizde O’na güvendiğinizi gösterirsiniz. Bu konferanstaki her vaazda, şarkıda ve duada

O’nun mesajını dinlemek için Tanrı’ya yeterince güvenirseniz, bunu bulacaksınız. Ve eğer

ondan sonra O’nun sizden yapmanızı istediği şeyi gidip yaparsanız, O’na güvenme gücünüz

artacak ve zamanla O’nun size güvendiğini fark ederek minnettarlıkla şaşıracaksınız.

Tanrı, İsa Mesih’in Son Zaman Azizler Kilisesi’ndeki seçilmiş hizmetkarları aracılığıyla bugün

bizlere seslenir. Thomas S. Monson Tanrı’nın bir peygamberidir. Cennetteki Babamız ve O’nun

Oğlu, İsa Mesih, yaşıyor ve bizi seviyor. İsa Mesih’in adıyla, amin.

Kaynaklar

1. Alma 29:1–3.


7

2. Alma 29:8.

3. Bkz. Öğreti ve Antlaşmalar 29:36–37; İbrahim 3:27–28

4. Matta 14:25–31.

5. 1. Nefi 3:7.

6. Mezmurlar 46:10.

7. Bkz. Teachings of Presidents of the Church: Joseph Smith (2007), 28.

8. Joseph Smith—Tarihi 1:16-17.

9. Bkz., örneğin, Ezra Taft Benson, “Prepare for the Days of Tribulation,” Ensign, Kasım. 1980.

33.

10. Alma 29:8.

11. Bkz. 2. Tarihler 36:22–23; Ezra 1:1-3; Hoşea 45:1, 13.

12. Ö&A 1:38.

More magazines by this user
Similar magazines