ÇARE SEÇİM DEĞİL, DEVRİM - Yürüyüş

yuruyus.com

ÇARE SEÇİM DEĞİL, DEVRİM - Yürüyüş

Okmeydanı

Direnişi’nden

Anlatımlar

Sayı: 269

Yürüyüş

22 Mayıs

2011

Gökçe Uluada: O

anda aklıma sürekli Kızıldere'de

Mahirler’in direnişi geliyordu.

Ne olacağımız belli

değildi ve neyle karşılaşacaksak

Dev-Genç'e yakışır bir şekilde karşılamalıyız

diye düşünüyordum. Tarihimizin

öğreticiliği bir kez daha ortadaydı. Bir yandan daha

fazla ne yapabilirim diyordum bir yandan da şehitlerimizin

tavrını gözümün önüne getiriyordum. Etrafta bulunan dolaplar,

masalar, sandalyelerle barikatımızı yaptık. Aynı zamanda

büyük bir kaba su doldurduk, çünkü içeriye gaz

bombası atabilirlerdi. Havluları ıslattık, biber gazına

karşı kendimizi korumak için. Barikat ördüğümüz kapıyı

da zorlamaya başladıklarında en son girebileceğimiz odaya

girdik ve aynı şekilde oraya da barikat kurduk. Hemen

kapının önündelerdi ama duvardan girmeye çalıştılar bu

sefer. Duvardan giremeyince kapıyı makinalarla zorladılar

ve biz de arkasında barikata bedenimizle yükleniyorduk.

‘HADİ BE!’

PANİKSİZ, TELAŞSIZ VE

KENDİNDEN EMİN BİR KONTROL...

Arka kapıyı kontrol ettik, orada bir ses ve hareketlilik

görünmüyordu.. Kameralarımız vb. açıktı

ve o taraf karanlıktı, ama bir hareket yok gibiydi,

ses de yoktu... Kapının sürgüsünü, demirini çıkardık

ve kapıyı açtık ki bir polisle karşı karşıya geldik.

Silahını doğrultup “yere yat” diye bağırdı,

“hadi be” deyip kapıyı tekrar kapatıp sürgüledik

ve demiri taktık..

Bir Dev-Genç’li Anlatıyor:

‘Mahir’inki kadar dikti başımız’

Bunlar olurken bir yandan dışarıya, pencerelerden halka

doğru sürekli sesleniyorduk. Sanki hepimizin bir görevi

vardı. Kimimiz ajitasyon çekiyor kimimiz slogan atıyor

kimimiz de halay çekiyordu. Kim derdi ki burada operasyon

var. Korkmamızı istiyorlardı ama yanıldılar. Her

seferinde sloganlarımızı daha gür attık, marşlarımızı

daha gür söyledik. Duvarlara yıllardır dilimizden düşmeyen

sözlerimizi yazdık: 'Halkım seni ölesiye sevdik' diyorduk.

Kapı aralanmaya başladı, saate baktım. En son saate bakışımdı

ve 04.30'u gösteriyordu. İçeriye son kez girmek

için yüklenmeden önce yoğun bir şekilde gaz sıktılar. Hepimiz

gaza karşı direniyorduk ama nefesimiz kesiliyordu

sanki. Cama çıktık nefes almak için ama etki etmiyordu

bile. Dışarıdan bile gaz geliyor gibiydi. Hepimiz camın

önünde birbirimize sarıldık. Sıkıca tuttuk birbirimizi.

İçeriye silahlarıyla girince bağırdılar 'yatın yere'

diye. Etrafa bakındılar yerlere baktılar sürekli. Sonra ellerindeki

silahlarla vurarak saldırdılar. Sürekli

kafamıza vurdular. Yerlerde hepimizi dövüp

sürükleyerek en alt kata indirdiler.

Hepsi merdivene dizilmişti. Saldırmak

için bekliyorlardı. Beni indirirlerken

suratıma yoğun bir şekilde gazı boşalttılar

ve merdivenlerden aşağıya

fırlattılar. Sonra yerde plastik kelepçe

taktıktan sonra sırayla hepimizi işkence

yaparak çevik aracına bindirdiler.

Gökçe ULUADA

Arkadaşlarıma seslenmek istiyordum

ama ağzımı gazdan dolayı oynatamıyordum.

Sonra hepimizi Vatan'a getirdiler. Araçta bir süre bekletildikten

sonra içeriye soktular. Üst aramasına götürdüler

ve aşağılık bir şekilde elleriyle taciz ederek arama yaptılar.

Ardından nezarethaneye koydular. Tek tek herkesi getirdiler.

Bir arkadaşımızın kafası yarılmıştı, bir arkadaşımızın

ayağı ezilmişti. Üzerimizdeki kıyafetlerde kan izleri

vardı zaten.

“Öyle kolay değildi

Dev-Genç’lileri gözaltına almak”

Slogan attık ve marş söylemeye başladık getirildikten

sonra. Dernekteki coşkumuzu hiç yitirmedik. Sanki dayak

yiyen, işkence gören, kafası yarılan biz değildik. Dört

gün boyunca sürekli işkence gördük burada. Parmak izi,

tükürük örneği, doktor raporu derken sürekli dövüldük.

Doktor da dahil olmak üzere tüm işkenceciler saldırdı üzerimize.

Ama öyle kolay değildi Dev-Genç’lileri gözaltına

almak. O dört günü onlara dar ettik. Boyun eğdiremediler

bize, başımız düşmedi önümüze. Mahir’inki kadar

dikti başımız.

Beşiktaş’a getirildik. Gece saat bir, iki derken mahkeme

halen sürüyordu. Sonra 3 kişi tutuklandı ve hapishaneye

götürüldü. Diğer arkadaşlar da sabaha karşı 04.00'de serbest

bırakıldı. Ama içlerinden beş kişi daha tutuklandı.

Küçük beyinli ve ahlaksızlar

Kızlarla erkeklerin çamaşırlarının yerlerini değiştirmişler.

Onlarınkini bizim odaya, bizim odadakileri onların odasına

atmışlar. Küçük beyinliler... Ne kadar alçaklaşabileceklerini,

küçük oyunlardan medet umabileceklerini gördük

tekrar.

Ve polisin ne kadar şerefsizleşebileceğini gördük, akvaryumlara

işeyen, kızların iç çamaşırlarını dışarı atıp, camlardan

sarkıtan ahlaksızlar, mahalleliyi aldatmak için de “birlikte

yaşıyormuş lan bunlar” diye bağırıyorlardı...

1 4

BAŞ EĞMEYECEK ‘YOLA GELMEYECEĞİZ’

More magazines by this user
Similar magazines