Yaflanabilir Gelecek - Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası

hkmo.org.tr

Yaflanabilir Gelecek - Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası

8. Yaz E¤itim Kamp›nda

“YEN‹DEN” birlikteydik…

Odam›z›n sürekli e¤itim etkinliklerinden

olan ve ‹zmir fiubemizin yürütücülü¤ünde

yap›lan Yaz E¤itim Kamp›‘n›n sekizincisi

bu y›l 22 - 30 A¤ustos tarihlerinde Foça/‹zmir‘de

gerçeklefltirildi.

Yaz E¤itim Kamp›, üniversitelerin Jeodezi ve

Fotogrametri Mühendisli¤i (Harita Mühendisli¤i),

di¤er mühendislik ve mimarl›k bölümleri ö¤rencilerinin

yan› s›ra Odam›z yöneticileri ile birlikte

TMMOB ve di¤er Oda bileflenlerinden de kat›l›m›

ile gerçekleflti.

Yaz E¤itim Kamp›n›n düzenlenmesi ile yak›n

gelecekte meslektafl›m›z ve Odalar›m›z›n üyesi

olacak mühendis ve mimar adaylar›n›n, Türk

Mühendis ve Mimar Odalar› Birli¤i ve bilefleni

Odalar›n görevlerini, yetki ve sorumluluklar›n›,

çal›flma anlay›fl› ve uygulamalar›n› tan›malar›,

bunun yan›nda mühendis ve mimarlar›n yaflamdaki

yeri ve meslektafllar›na bak›fl›n›n önemini

kavramalar›, tamamlay›c› nitelikteki teknik ve

uygulamal› e¤itim ve atölye çal›flmalar›yla sürece

katk› verilmesi; bununla birlikte ülkemizde ve

dünyada yaflan›lmakta olan ekonomik, sosyal ve

kültürel geliflmelere iliflkin konunun uzmanlar›yla

tart›flma, de¤erlendirme ve bilgi paylafl›m›yla

gelece¤e dair de¤erler hakk›nda bilinçlendirme

amaçlanmaktad›r.

Bu etkinlikte ayr›ca farkl› üniversitelerde ve

farkl› bölümlerde okuyan ve ileride meslektafl olacak

mühendis, mimar ve flehir planc›s›

adaylar›n›n, birbirleriyle tan›flmalar›, birlikte

planlama, karar alma, üretim, yönetim ve paylaflma

sürecini yaratmalar›, mesleki, sosyal,

kültürel ve toplumsal geliflmeleri birlikte

de¤erlendirmeleri, gelece¤e yönelik umutlar›n›

diri tutmalar› ve yaflamla güçlü bir ba¤ kurmalar›na

katk› verilmesinin üzerine durulmufltur.

Ana temas› "Yaflanabilir Gelecek" olarak

seçilen bu y›l ki Yaz E¤itim Kamp›nda; ö¤renci,

akademisyen, sanatç›, yazar, gazeteci ve

TMMOB‘a ba¤l› meslek odalar›n›n yöneticileri ile

bu konu çerçevesinde düflüncelerin paylafl›ld›¤›

ve tart›fl›ld›¤› mesleki ve teknik e¤itimlerin

yan›nda, güncel ve toplumsal geliflmelerin,

ekonomik, sosyal ve kültürel sorunlar›n ele

al›nd›¤› forum, konferans, panel ve söylefliler

gerçeklefltirildi. Ayr›ca; e¤itmenler eflli¤inde

teknik, bilimsel, sosyal, kültürel etkinlikler, spor

turnuvalar›, müzik, fliir, tiyatro ve do¤açlama,

halkoyunlar› ve dans, foto¤raf, resim ve karikatür,

sinema ve belgesel, yaz›n, heykel ve seramik, cin

fikirler ve kamp gazete atölyelerinde ö¤renciler

ve kat›l›mc›lar atölye çal›flmalar›n› gerçeklefltirerek

birlikte üretmenin heyecan›n› yaflad›lar.

HKMO 9. Yaz E¤itim Kamp›nda ‘Yeniden’

buluflmak üzere…

TMMOB

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas›

‹zmir fiubesi

11. Dönem Yönetim Kurulu


P R O G R A M

8. Yaz E¤itim Kamp› Program›

1. GÜN 22 A¤ustos 2009 Cumartesi (Aç›l›fl)

8:00 Karfl›lama ve Kay›t

12:0 Ö¤le yeme¤i

13:00 Çad›rlar›n Kurulmas›

15:30 Kamp Bilgilendirme Toplant›s› ve

Çal›flma Gruplar›n›n Belirlenmesi

17:00 Dinlenme ve Deniz

18:00 Kamp Aç›l›fl

Aç›l›fl Konuflmalar›

HKMO Tan›t›m Filmi ve Yaz E¤itim

Kamp› Film Gösterimi

20:30 Akflam Yeme¤i

22:00 Kamp Atefli

0:00 Uyku Zaman›

2. GÜN 23 A¤ustos 2009 Pazar

7:30 Günayd›n

8:00 Sabah Sporu ve Deniz

9:00 Kahvalt›

10:30 1. OTURUM / FORUM:

Yaflanabilir Gelecek ‹çin Haklar ve

Özgürlükler

Yürütücü: Ali Fahri ÖZTEN

(HKMO Genel Baflkan›)

12:00 Ö¤le Yeme¤i

13:00 Oryantiring Teorik E¤itimi ve Yar›flmas›

18:00 Atölye Çal›flmalar› Ön Haz›rl›k

Toplant›s›

20:00 Akflam Yeme¤i

21:30 Kamp Atefli

0:00 Uyku Zaman›

3.GÜN 24 A¤ustos 2009 Pazartesi

7:30 Günayd›n

8:00 Sabah Sporu ve Deniz

9:00 Kahvalt›

10:30 2. OTURUM / PANEL:

Yaflanabilir Gelecek ‹çin Kent

Prof.Dr. Hülya KOÇ

(DEÜ fiehir ve Bölge Planlama)

Hüseyin Ülkü

(HKMO Eski Genel Baflkan›)

Hasan ZENG‹N

(HKMO Adana fiube Baflkan›)

12:30 Ö¤le Yeme¤i

14:00 3. OTURUM / PANEL:

Yaflanabilir Gelecek ‹çin Su ve Enerji

Prof. Dr. Kamil Okyay SINDIR

(Bornova Belediyesi Baflkan›-Ziraat Müh.)

Muzaffer Salih ERTAN

(Elektrik Mühendisleri Odas› ‹zmir fiube)

16:30 Arazi Çal›flmas›

Heykel ve Seramik Atölyesi

Yunus ÖN (Seramik Sanatç›s›)

Spor Turnuvalar›

19:30 Akflam Yeme¤i

21:00 Atölye Çal›flmalar›

00:00 Uyku Zaman›

4.GÜN 25 A¤ustos 2009 Sal›

7:30 Günayd›n

8:00 Sabah Sporu ve Deniz

9:00 Kahvalt›

10:30 Atölye Çal›flmalar› ve Turnuvalar

12:30 Ö¤le Yeme¤i

14:00 4. OTURUM / PANEL:

Yaflanabilir Gelecek ‹çin Ekonomi ve

Siyaset

Prof. Dr. Hayri KOZANO⁄LU

(Marmara Ün. ‹ktisadi ve ‹dari

Bilimler Fakültesi)

Prof. Dr. Aziz KONUKMAN

(Gazi Üni. ‹ktiradi ve ‹dari Bilimler Fak.)

Adnan BOSTANCIO⁄LU

(Yazar - Gazeteci - NTV)

16:30 Spor Turnuvalar›

19:30 Akflam Yeme¤i

20:30 Atölye Çal›flmalar›

Belgesel gösterimi ve Sohbet

Köy Enstitüleri

Deniz YEfi‹L (Yönetmen-Araflt›rmac›)

0:00 Uyku Zaman›

5. GÜN 26 A¤ustos 2009 Çarflamba

7:00 Günayd›n

7:30 Kahvalt›

8:30 5. OTURUM / PANEL:

Yaflanabilir Gelecek ‹çin Çevre ve Do¤a

Prof. Dr. Tanay S›dk› UYAR

(Marmara Üniversitesi Müh. Fak.)

Güneflin AYDEM‹R

(Bu¤day Derne¤i-Atlas Dergisi Yazar›)

12:30 Ö¤le Yeme¤i

13:00 Gezi-Tekne Turu

19:30 Akflam Yeme¤i

20:30 Atölye Çal›flmalar›

Film Gösterimi (Sonbahar)

0:00 Uyku Zaman›

6. GÜN 27 A¤ustos 2009 Perflembe

7:30 Günayd›n

8:00 Sabah Sporu ve Deniz

9:00 Kahvalt›

2

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


P R O G R A M

10:30 6. OTURUM / SÖYLEfi‹:

Yaflanabilir Gelecek ‹çin Kültürel

De¤erler

Prof. Dr. fiadan GÖKOVALI

(fiair-Yazar-Gazeteci)

12:30 Ö¤le Yeme¤i

14:00 Atölye Çal›flmalar›

Spor Turnuvalar›

16:00 Atölye Çal›flmalar›

Sinema Atölyesi

Belgesel çekim Teknikleri

Özcan ALPER

(Sonbahar Filmi Yönetmen)

Senem AYTAÇ

(Editör-Sinema Yazar›)

19:30 Akflam Yeme¤i

21:00 Atölye Çal›flmalar›

0:00 Uyku Zaman›

7. GÜN 28 A¤ustos 2009 Cuma

7:30 Günayd›n

8:00 Sabah Sporu ve Deniz

9:30 Kahvalt›

10:30 7. OTURUM / PANEL:

Yaflanabilir Gelecek için Mühendislik

Prof. Dr. Haluk KONAK

(Kocaeli Ün. Jeodezi ve Fotogrametri

Mühendisli¤i Bölüm Baflkan›)

Prof. Dr. Dursun Z. fiEKER

(Gifu University - ‹TÜ Jeodezi ve

Fotogrametri Mühendisli¤i)

Doç. Dr. Haluk ÖZENER

(Bo¤aziçi Üniversitesi)

12:30 Ö¤le Yeme¤i

14:00 8. OTURUM / PANEL:

Yaflanabilir Gelecek için Örgütlülük

Mehmet SO⁄ANCI

(TMMOB Baflkan›)

Nail GÜLER

(TMMOB II. Baflkan›)

Ali Fahri ÖZTEN

(HKMO Genel Baflkan›)

16:00 9. OTURUM / SÖYLEfi‹:

Yaflanabilir Gelecek ‹çin E¤itim

Prof. Dr. Muhammed fiAH‹N

(‹stanbul Teknik Üniversitesi Rektörü)

19:30 Akflam Yeme¤i

20:30 Atölye Çal›flmalar›

0:00 Uyku Zaman›

8. GÜN 29 A¤ustos 2009 Cumartesi

7:30 Günayd›n

8:00 Sabah Sporu ve Deniz

9:00 Kahvalt›

10:00 10. OTURUM / SÖYLEfi‹:

Yaflanabilir Gelecek ‹çin Medya ve

‹letiflim

Enver AYSEVER

(Yazar-Edebiyatç›-TV Programc›s›)

‹lyas BAfiSOY (Yazar-Reklamc›)

12:30 Ö¤le Yeme¤i

14:00 Atölye Çal›flmalar›

Yaflanabilir Gelecek ‹çin Sinema ve

Belgesel

Özcan ALPER

(Sonbahar Filmi Yönetmeni)

Orhan ESK‹KÖY (Belgesel Yönetmeni)

Senem AYTAÇ (Editör-Sinema Yazar›)

18:00 Atölye Çal›flmalar›

Spor Turnuvalar› Final

19:30 Ayr›l›k Yeme¤i

20:30 Kat›l›m Belgelerinin Verilmesi ve Atölye

Çal›flmalar› Ödül Töreni

0:00 Uyku Zaman›

9. GÜN 30 A¤ustos 2009 Pazar

(9. Kampta Buluflmak Üzere)

7:30 Günayd›n

8:00 Sabah Sporu ve Deniz

9:30 Kahvalt›

10:30 Çad›rlar›n Toplanmas›

13:00 Ö¤le Yeme¤i, Dinlenme ve Deniz

14:00 Çevre Temizli¤i

15:00 Kamp Kapan›fl›

ATÖLYE ÇALIfiMALARI

Sinema Atölyesi (Belgesel çekim teknikleri)

Özcan ALPER (Yönetmen)

Orhan ESK‹KÖY (Yönetmen)

Senem AYTAÇ (Editör-Sinema Yazar›)

Yaz›n Atölyesi (Edebiyat üzerine)

Enver AYSEVER (Yazar-Edebiyatç›)

Düflün Atölyesi (Cin Fikirler Atölyesi)

‹lyas BAfiSOY (Yazar-Reklamc›)

Belgesel Atölyesi-(Köy Enstitüleri üzerine)

Deniz YEfi‹L (Araflt›rmac›-Yönetmen)

Heykel ve Seramik Atölyesi

Yusuf ÖN (Seramik Sanatç›s›)

Dans Atölyesi

Ozan FIRAT (Dans E¤itmeni)

Resim ve Karikatür Atölyesi

S. Selçuk SAVCI (HKMO ‹zmir fiube

Yönetim Kurulu Üyesi)

Kamp Gazete Atölyesi

A. Ülkü KUTLU (HKMO Gen. Sayman›)

Foto¤raf Atölyesi

fiiir Atölyesi

Tiyatro ve Do¤açlama Atölyesi

Forum Atölyesi

Halk Oyunlar› Atölyesi

Müzik Atölyesi

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 3


Ö Z G E Ç M ‹ fi

KATILIMCI ÖZGEÇM‹fiLER‹

2. Gün Sabah Oturumu

Ali Fahri ÖZTEN

HKMO Genel Baflkan›

1963 y›l›nda Trabzon’un Maçka ilçesinde

do¤du. ‹lk, orta ve lise ö¤renimini

Trabzon’da tamamlad›. 1986’da

Karadeniz Teknik Üniversitesi’ nden

mezun oldu. Ayn› y›l yüksek lisans›na

bafllad›. 1987 y›l›nda ‹ller Bankas›nda

göreve bafllad›.1992-1995 y›llar›nda

Kamu Emekçileri Sendikas› Kurucu

Üyeli¤i ve Yönetim Kurulu Üyeli¤i

yapt›. 2003-2005 tarihleri aras›nda ‹ller

Bankas› Mensuplar› Sosyal Yard›mlaflma

ve Emeklilik Vakf› Baflkanl›k

görevini yürüttü.

HKMO 34 ve 35’ inci dönem Örgütlenme

Sekreterli¤i, 36,37,38’ inci dönem

Genel Sekreterli¤i, 39 uncu dönem

Yönetim Kurulu üyeli¤i ve 40’›nc›

dönem Oda Baflkanl›¤› görevlerinde

bulundu. 1995-2005 y›llar› aras›nda

HKMO Bülten Yay›n Kurulu Üyeli¤i

ve Genel Yay›n Yönetmeli¤i görevlerini

sürdürdü. 2003-2006 y›llar› aras›nda

HKMO Jeodezi, Jeoinformasyon ve

Arazi Yönetimi Dergisi Genel Yay›n

Yönetmenli¤i görevini yürüttü.

HKMO ve TMMOB’nin çal›flma grubu

ve komisyonlar› ile panel, forum,

sempozyum ve kongrelerinde çeflitli

görevler alarak çal›flmalara kat›ld›.

Halen HKMO Genel Baflkanl›¤› görevini

yürütmektedir.

3. Gün Sabah Oturumu

Prof. Dr. Hülya KOÇ

Dokuz Eylül Üniversitesi

Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi

Mimarl›k Bölümü mezunu.

Yüksek lisans›n› ayn› üniversitenin

flehir planlama bölümünde flehir mimarl›¤›

bölümünde tamamlad›. DEÜ

Fen Bilimleri Enstitüsü fiehir ve Bölge

Planlama Ana Bilim Dal›nda doktoras›n›

1989 y›l›nda tamamlad›. Tez konusu

“Kentsel Konut Sunumuda Konut

Kooperatiflerinin Etkinlikleri

Üzerine Bir Araflt›rma: ‹zmir örne¤idir.”

1983 y›l›nda DEÜ Mühendislik

ve Mimarl›k Fakültesi fiehir ve Bölge

Planlama Bölümünde Araflt›rma Görevlisi

olarak göreve bafllad›. 1991 y›-

l›nda yard›mc› doçent, 1995 y›l›nda

doçent, 2002 y›l›nda profesör oldu.

Konut politikalar›, toplu konutlar,

sosyal konutlar, yaya mekanlar›, engelsiz

mekan tasar›m›, k›y› düzenlemeleri

özellikle ilgilendi¤i konular

aras›nda. Halen DEÜ Mimarl›k Fakültesi

fiehir Bölge Planlamada Bölümünde

ö¤retim üyesi olarak görev

yapmaktad›r.

Hüseyin ÜLKÜ

HKMO Eski Genel Baflkan›

1943’te Mu¤la-Paflap›nar Köyü’nde

do¤du. ‹lkokulu Bay›r’da Erkek Sanat

Enstitüsü’nü Mu¤la ve Ankara’da bitirdi.

‹stanbul Yüksek Teknik Okulu’ndan

(YTÜ) 1963 y›l›nda mezun

oldu. TODA‹E’de Yönetim Bilimi Uzmanl›k

E¤itimi gördü. 1963-1973 y›llar›nda

Bergama ve Mu¤la Tapulama

Bölge Müdürlükleri’nde Kontrol Mühendisli¤i

yapt›. 1971-1973 y›llar›nda

HKMO Yönetim Kurulu Üyeli¤i ve

Genel Sekreterlik, 37, 38 ve 39. dönem

Oda Baflkanl›¤› görevlerinde bulundu.

Varl›k, Dost, Su, Beflkaza, Ferayi

ve Güç adl› dergilerde fliirleri yay›mland›.

1973-1980 y›llar› aras›nda

iki dönem Mu¤la Belediye Meclis

Üyeli¤i, 1989-1994 y›llar› aras›nda

Mu¤la ‹l Genel Meclis üyeli¤i yapt›.

Hasan ZENG‹N

HKMO Adana fiube Baflkan›

1963 y›l›nda Trabzon’da do¤du. 1985

y›l›nda KTÜ’den mezun oldu. fiube

yazmanl›¤› ve baflkanl›¤› görevlerinde

bulundu. Halen ‹ller Bankas› 8.

Bölgede görev yapmaktad›r.

3. Gün Son Oturum

Prof.Dr. Kamil Okyay SINDIR

Bornova Belediye Baflkan›

1962 y›l›nda Bornova’da do¤an SIN-

DIR, 1984 y›l›nda Ege Üniversitesi

Ziraat Fakültesinde Lisans, 1988 y›-

l›nda EÜ Fen Bilimleri Enstitüsü, Tar›msal

Mekanizasyon Anabilim Dal›nda

Yüksek Lisans, 1989-1993 y›llar›nda

Freedon From Hunger (Açl›kla

Mücadele) bursu ile ‹ngiltere,

Cranfield Üniversitesinde doktora

çal›flmas›n› tamamlam›flt›r. 1997 y›-

l›nda yard›mc› doçent, yine ayn› y›lda

doçent ve 2004 y›l›nda profesör ünvan›na

hak kazanm›flt›r.

TMMOB Ziraat Mühendisleri ‹zmir

fiubesi Yönetim Kurulu Baflkanl›¤›,

TMMOB il koordinasyon kurulu sekreterli¤ini

yürütmüfl, ‹nsan Haklar› ‹l

Kurulunda TMMOB il temsilcisi, Güneydo¤u

Avrupa Ziraat Mühendisleri

Birli¤i 2007-2010 dönem baflkan› kurucu

koordinatörlü¤ü, 2008’den itibaren

Ulusal Zeytin ve Zeytinya¤›

Konseyi yönetim kurulu üyeli¤i devam

etmekte olan S›nd›r halen Bornova

Belediye Baflkan›d›r. Birçok

konsey ve kurulda görev alm›fl S›nd›r

alt›s› kitap, biri uluslararas› kitap olmak

üzere ço¤u uluslararas› olmak

üzere 120 varan eseri bulunmaktad›r.

Ayr›ca çeflitli gazete ve dergi, sanat

yay›n organlar›nda köfle yaz›lar› ve

makaleleri bulunmaktad›r.

Muzaffer Salih ERTAN

Elektrik Mühendisleri Odas› ‹zmir

fiubesi

ODTÜ Elektrik Mühendisli¤i Bölümü

mezunu olan Ertan Elektrik Mühendisleri

Odas› ‹zmir fiubesinde, Bölgemizde

uygulanan enerji politikalar›n›

izleyerek, elektrik enerjisi konusunda

kamuoyunu do¤ru bilgilendirecek

görüfl ve önerilerini içeren 2008 ve

2009 y›l› enerji raporunu oluflturmak

olan Enerji Kurulunun üyesidir. Önceki

dönemlerde nükleer enerji izleme

komisyonu, yenilenebilir enerji

kaynaklar› üzerinde çal›flmalar› vard›r.

4. Gün Sabah Oturumu

Prof. Dr. Aziz KONUKMAN

Gazi Üniversitesi ‹‹BF

1955 Sinop do¤umlu, 1978’de ODTÜ

‹ktisat bölümünü bitirdi, araflt›rma

görevlisi olarak çal›flt›. Daha sonra

kamu kurumlar›nda üst düzey görevlerde

bulundu. Halen Gazi Üniversitesi

‹ktisat bölümünde profesör olarak

görev yap›yor. Türk-‹fl’de dan›flmanl›k

yapan Konukman Emek Platformuna

kat›larak çal›flmalarda bulunuyor.

4

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


Ö Z G E Ç M ‹ fi

Prof. Dr. Hayri KOZANO⁄LU

Marmara Üniversitesi ‹‹BF

1956 y›l›nda Adana’da do¤ru. ODTÜ

Endüstri Mühendisli¤i bölümünü bitirdikten

sonra Marmara Üniversitesi

‹flletme bölümüne araflt›rma görevlisi

olarak girdi. Yüksek Lisans ve doktoras›n›

‹flletme Finansman› konusunda

yapt›. 1992 y›l›nda Marmara Üniversite

‹ngilizce ‹ktisat bölümüne girdi,

halen ayn› bölümde iktisat bölümü

profesörüdür. Profesör Doktor Hayri

Kozano¤lu iki dönem Özgürlük ve

Dayan›flma Partisi Baflkanl›¤›nda bulunmufltur.

Adnan BOSTANCIO⁄LU

Yazar, Gazeteci, NTV

1961 y›l›nda Ankara’da do¤du. OD-

TÜ ‹ktisat bölümünde okudu. Baz›

bas›n yay›n organlar›nda çal›flt›. fiu

anda NTV’de çal›flmakta olan Bostanc›o¤lu,

ayr›ca Birgün gazetesinde yaz›

yazmaktad›r.

5. Gün Oturumu

Prof. Dr. Tanay S›dk› UYAR

Marmara Üniversitesi Müh. Fak.

Marmara Üniversitesi görevli. Bo¤aziçi

Mühendislik Fakültesinden 1976

y›l›nda elektrik mühendisi olarak mezun

oldu. 1991-94 y›llar› aras›nda

TÜB‹TAK Marmara Bilimsel Araflt›rma

Merkezinde Uzman araflt›r›c› olarak

çal›flt›. 1989 y›l›nda Türkiye ‹statistikleri

projesini tamamlayarak Türkiye’deki

önemli rüzgar gücünden

elektrik üretme potansiyelinin bulundu¤unu

kan›tlad›. 1990 Y›l›nda Y›ld›z

Teknik Üniversitesi Makina Mühendisli¤inden

doktora tezini ald›. Tezini

Türkiye linyitlerinden s›v› kar›fl›m›

kar›fl›mlar›n›n haz›rlanmas› ve yak›lmas›n›n

incelenmesi konusunda tamamlad›.

1994-2000 y›llar› Kocaeli

üniversitesi Teknik E¤itim Fakültesinde

yard›mc› doçent olarak görev

yapt›. Halen Marmara Üniversitesinde

Yenilenebilir Enerji dal›nda profesör

olarak çal›flmaktad›r. Marmara

Üniversitesi Yeni Teknolojiler Araflt›rma

ve Uygulama Merkezi Müdürüdür.

TMMOB Çevre Koruma Platformu

Koordinasyonu ve EMO Enerji

Komisyonu Üyesidir.

Güneflin AYDEM‹R

Bu¤day Derne¤i

Atlas Dergisi Yazar›

Bu¤day Derne¤i, Atlas Dergisi yazar›.

Aktivist do¤a koruma kimli¤i ile tan›nmaktad›r.

Bu¤day Derne¤i ve Do-

¤a Derne¤i üyesi. 1990 y›l›ndan itibaren

Bu¤day Derne¤i ile birlikte birçok

aktivitelerde bulunmufltur. Ekolojik

dengeyi sa¤lamak ad›na çal›flmalar›na

devam etmektedir.

6. Gün Oturumu

Prof. Dr. fiadan GÖKOVALI

fiair, Yazar, Gazeteci,

fiadan GÖKOVALI ço¤umuzun bildi-

¤i bir isim. Kendisi 2009’da “Alt›n

Y›l”›n› yafl›yor. Çünkü, gazetecilik ve

ard›ndan iletiflim bilimleri dal›nda yar›m

yüzy›l› doldurdu.

fiadan, soyad›¤›ndan da belli: Gökova’l›.

‹zmir ‹ktisadi Ticari ‹limler Akademisini

bitirdikten sonra “Turizm”

dal›nda “Üniversite Doktoru”, “‹letiflim”

dal›nda “Üniversite Doçenti” ve

“Profesörü” ünvan ve yetkisine hak

kazand›. 1980’den bu yana ‹zmir üniversitelerinde

ö¤retim üyeli¤i yap›-

yor.

Araflt›rma, dizi yaz›, turizm vb dallar›nda

birçok ödülü var. “Y›l›n Gazetecisi”

seçildi. “Efes”, “Fethiye” ve

“Bergama”y› en iyi anlatan yazar ünvanlar›n›

kazand›. Türk Dil Kurumu

“Radyo-TV Dil Ödülü”nü ald›. Kültür

Bakanl›¤› taraf›ndan “Anadolu Uygarl›¤›na

Katk›” ödülüne lay›k görüldü.

Halikarnas Bal›kç›s› ve Azra Erhat taraf›ndan

“manevi evlat” edildi. Bal›kç›’m›z›n

tüm yap›klar›n› bas›ma haz›rl›yor.

Kendisinin, çeflitli dillerde

yay›nlanm›fl kitaplar›n›n say›s› 30’u

buluyor.

6. Gün Söyleflisi

Özcan ALPER

Yönetmen-Senarist

1975 Artvin-Hopa do¤umlu. Trabzon

Lisesi'nden mezun oldu. 1992 y›l›nda

‹stanbul Üniversitesi Fen Fakültesi

Fizik Bölümü'ne bafllad›. 1996 y›l›nda

ise ‹stanbul Üniversitesi Bilim Tarihi

bölümüne girdi ve 2003 y›l›nda mezun

oldu. 1996 y›l›ndan itibaren Mezopotamya

Kültür Merkezi, Naz›m

Kültür Merkezi gibi yerlerde sinema

atölyesi çal›flmalar›na kat›ld›. 2000

y›l›ndan aralar›nda Yeflim Ustao¤lu'nun

filmlerinin de oldu¤u çeflitli

sinema filmlerinde asistanl›k yapt›.

Yönetmenin di¤er çal›flmalar›: "Momi"

K›sa Hemflince çekilen ilk filmdir.

"Tokai City'de Melankoli ve Rapsodi"

ise Japonya'da çekilmifl bir belgeseldir.

"Bir Bilimadam›yla Zaman

Enleminde Yolculuk" imza att›¤› di-

¤er belgeselidir

Senem AYTAÇ

Editör-Sinema Yazar›

1978’de Ankara’da do¤an Senem Aytaç,

ODTÜ Psikoloji Bölümü’nde lisans

e¤itimini tamamlad›. Üniversite’den

mezun olduktan sonra ‹stanbul’a

tafl›n›p bir y›l çeflitli ifllerde çal›flt›ktan

sonra, 2000 y›l›nda Bilgi

Üniversitesi Sinema-TV Bölümü’nde

yüksek lisans e¤itimine bafllad›. Ayn›

bölümde 2001-2005 y›llar› aras›nda

‘Araflt›rma Görevlisi’ olarak çal›flt›.

2004’ten itibaren yaz›lar›yla katk›da

bulundu¤u Altyaz› Ayl›k Sinema Dergisi’ndeki

yay›n kurulu üyeli¤ini ve

2006’dan itibaren yürüttü¤ü içerik

koordinatörlü¤ü görevini halen sürdürmekte.

7. Gün Oturumu

Prof.Dr. Haluk KONAK

Kocaeli Üni. JFM Bölüm Baflkan›

1960 y›l›nda Maçka’da do¤du. 1982

y›l›nda lisans, 1986 y›l›nda yüksek lisans

ve 1995 y›l›nda doktora e¤itimini

tamamlayan KONAK 1996-2001

y›llar› aras›nda Yrd. Doç. olarak Karadeniz

Teknik Üniversitesi Mühendislik

ve Mimarl›k Fakültesi Jeodezi ve

Fotogrametri Mühendisli¤inde görev

yapt›. 2001 y›l›nda Kocaeli Üniversitesi

Mühendislik Fakültesi, Jeofizik

Mühendisli¤i Bölümü Uygulamal› Jeofizik

Anabilim Dal›’nda Doçentlik

ünvan›n› ald›. 2005 y›l›nda Kocaeli

Üniversitesi Jeodezi ve Fotogrametri

Mühendisli¤i Bölümünde Profesör

ünvan›n› alan KONAK, 2006 y›l›ndan

bu yana Bölüm Baflkanl›¤› görevini

sürdürmektedir.

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 5


Ö Z G E Ç M ‹ fi

Prof. Dr. Dursun Z. fiEKER

G‹FU Un., ‹TÜ Geomatik Müh.

1985 ‹TÜ ‹nflaat Fakültesi Jeodezi ve

Fotogrametri Müh. Bölümünden mezun

oldu. 1988 y›l› ‹TÜ Fen Bilimleri

Enstitüsü Yüksek Lisans›n› tamamlad›.

Doktoras›n› 1993 y›l›nda ‹TÜ

Fen Bilimleri Enstitüsünde bitirdikten

sonra ayn› üniversitede profesörlük

ünvan›n› ald›. Araflt›rma konular›

yersel fotogrametri, CBS, Digital Fotogrametri.

Japonya’da G‹FU Üniversitesinde

River Basin Researc Center’da

“Su Havzalar›nda CBS kullan›-

m›” konusunda araflt›rma yapmak ve

seminerler vermek üzere misafir ö¤retim

üyesi olarak görev yapmaktad›r.

Prof.Dr. Haluk ÖZENER

Bo¤aziçi Üniversitesi

1984 y›l›nda ‹stanbul Vefa Lisesinden

mezun oldu. Lisans e¤itimini ‹stanbul

Teknik Üniversitesi, Jeodezi ve

Fotogrametri Mühendisli¤i Bölümünde

1984-1988 y›llar› aras›nda tamamlad›.

1988-1989 y›llar› aras›nda

Bo¤aziçi Üniversitesinde yabanc› dil

e¤itimi ald›. 1989-1992 y›llar›nda Bo-

¤aziçi Üniversitesinde yüksek lisans

e¤itimini tamamlad›. Bo¤aziçi Üniversitesi

Kandilli Rasathanesi ve Deprem

Araflt›rma Enstitüsü Jeodezi

Anabilim dal›nda görev yapmaktad›r.

7. Gün ‹kinci Oturum

Mehmet SO⁄ANCI

TMMOB Baflkan›

1958 Samsun Ladik do¤umlu. 1985

y›l›nda ODTÜ Makina Mühendisli-

¤inden mezun oldu. 1994-2002 Makina

Mühendisleri Odas› Yökenit Kurulu

Baflkanl›¤› görevinde bulundu.

2004 y›l›ndan bu yana TMMOB Yönetim

Kurulu Baflkanl›¤›n› yürütüyor.

Özel sektörde tesisat mühendisli¤i

alan›nda proje yöneticisi olarak

çal›flmaktad›r

Nail GÜLER

TMMOB II. Baflkan›

1959 y›l›nda Tokat Aktepe do¤umlu.

1983 y›l›nda Y›ld›z Teknik Üniversitesi-

Harita ve Kadastro Mühendisli¤i

Bölümü’nden mezun oldu. 1983’de

‹stanbul Belediyesi Mesken ve Gecekondu

‹flleri Müdürlü¤ünde Harita

Mühendisi olarak bafllad›. 1988-1990

TMMOB-HKMO ‹stanbul fiubesi Yönetim

Kurulu Üyeli¤i, 1990-1992

TMMOB-HKMO ‹stanbul fiube Yönetim

Kurulu Yazman Üyeli¤i yapt›. ‹stanbul

Büyükflehir Belediyesi Mesken

ve Gecekondu ‹flleri Müdürlü¤ü yapt›.

1998-2000 TMMOB-HKMO ‹stanbul

fiubesi Yönetim Kurulu II. Baflkan

Üyeli¤i, TMMOB Yönetim Kurulu

Üyeli¤i yapm›flt›r. Bu dönem

TMMOB II. Baflkan› olarak görevini

sürdürmektedir.

7. Gün Akflam Söylefli

Prof. Dr. Muhammed fiAH‹N

‹TÜ Rektörü

Prof. Dr. Muhammed fiahin, 1965 y›-

l›nda Rize, Pazar'da do¤mufltur. 1987

y›l›nda ‹TÜ ‹nflaat Fakültesi jeodezi

ve fotogrametri mühendisli¤i bölümünden

mezun oldu. 1991'de University

College London'dan master ve

1994 y›l›nda University of Newcastle

upon Tyne'dan Doktora derecelerini

ald›. 1996'da doçent ve 2002 y›l›nda

profesör oldu. 2008 y›l›ndan itibaren

‹TÜ rektörlü¤ü görevine bafllam›flt›r.

8. Gün Sabah Oturumu

Enver AYSEVER

Yazar, Edebiyatç›, TV Programc›s›

1971 ‹stanbul do¤umlu. Mimar Sinan

Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunu.

Uzun y›llar Tiyatro Çisenti’nin

Sanat Yönetmenli¤i’ni yapt›. “Durdurulmufl

Zaman›n Foto¤raf›”, “Renkler

ve Günce”, “Ya¤murla Gelen Yüzler”,

“Yabanc›’da Camus”, “Aç›k Evlilik”,

“Dilekçe”, “Frankie and Johnny”,

“Bir ‹stanbul Masal›”, “fiimdi Yafla

Sonra Öde”, Attilâ ‹lhan fliirlerinden

oyunlaflt›rd›¤› “Ne Kad›nlar Sevdim”

sahneye koydu¤u oyunlardan baz›lar›.

“Bebifller Karnaval›”, “Renkler

Cumhuriyeti”, “Beyaz Difller Ülkesi”,

“Günefli Güldüren Soytar›”, “Kakaolu

Olsun”, “Yaflamak Güzel Arkadafl›m”

adl› çocuk oyunlar›n› yazd›, yönetti.

Bu oyunlar› “Çocuk Oyunlar›

1” adl› bir kitapta toplad›. TV8’de

“Lacivert”, NTV Radyo’da “Kurflun

Kalem” adl› edebiyat programlar›n›

haz›rlay›p sundu. Finansal Forum gazetesinde

köfle yazarl›¤› yapt›. Varl›k,

Gösteri, ‹nsanc›l, Cumhuriyet gibi

gazete ve dergilerde makale, deneme,

araflt›rma yaz›lar› yay›nlad›. Halen

Do¤ufl Üniversitesi Kültür Sanat Yönetmenli¤i’ni

yürütmekte, ayn› üniversitede

yazarl›k atölyesi çal›flmalar›n›

sürdürmektedir. “Televizyon Gazetecili¤i”,

“Sahne Sanatlar›” derslerini

de veren yazar, Remzi Kitap Gazetesi’nin

Genel Yay›n Yönetmenli¤i’ni

sürdürmektedir. Akbank Kültür Sanat

Merkezi’nde “Ay›n Güncesi” ad›

alt›nda halka aç›k kültür, sanat tart›flmalar›

düzenlemifltir. Uzun süre TV8

“Haber Aktif” program›n›n içinde

“Yaz›n Aktif” köflesinin sürekli konu-

¤u olarak yorum ve elefltiriler yapan

yazar›n; “Geç Kalm›fl Romantik” adl›

öykü, “Bir An Bin Parça” adl› roman,

“Nas›l Yazar Olunur”, “Yaral›s›n Türkiye”

adl› deneme kitaplar› bulunmaktad›r.

Halen Skytürk televizyonunda

“Ayk›r› Sorular” ve “Lacivert”

adl› siyasal tart›flma ve edebiyat programlar›n›

haz›rlay›p, sunan yazar,

2007 Yunus Nadi Roman Ödülü sahibidir.

‹lyas BAfiSOY

Yazar, Reklamc›

1983 y›l›nda F›rt dergisinde ilk mizah

yaz›s› yay›nland›. Bu tarihten

sonra G›rg›r, Avni, H›b›r, Piflmifl Kelle

dergilerinde yaz›lar› ve öyküleri

ç›kt›. Limon Dergisi’nde düzenli yaz›lar›

da ç›kan ‹lyas Baflsoy çeflitli

edebiyat dergilerinde kitap elefltirilerinde

bulundu. 1985 y›l›nda Bursa’daki

yerel bir gazeteye girdi ve

gençlik köflesi ç›kartt›. Arabesk ve

Heavy Metal müzikleri ile ilgili yapt›-

¤› yaz› dizileri ‹stanbul bas›n›n da ilgisini

çekti. 1989’da Cumhuriyet Gazetesi’nde

haber merkezinden ifle kabul

edilme flans›n› yakalam›fl olmas›-

na ra¤men, e¤itim gerekçesiyle bu ifli

sürdüremedi. Radikal ‹ki gazetesinde

yaz›lar› yay›nlanm›flt›r. Halen her pazartesi

Birgün Gazetesi'nde gün›fl›¤›-

n› aramaktad›r. Yaz›, yorum ve kitaplar›nda

Metin Ünkazanan ve Tayfun

Y›lmaz takma isimlerini de kullanm›flt›r.

Yüksek Volüm adl› bir öykü

kitab›, ÖSS Matematik’te 20 Soru Garanti

adl› bir ders kitab› ve Reklamc›

Nedir Nas›l Reklamc› Olunur adl›

deneysel bir çal›flmas› yay›nland›.

6

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


KATILIMCILAR

Ö⁄RENC‹LER

JEODEZ‹ VE FOTOGRAMETR‹

MÜHEND‹SL‹⁄‹ BÖLÜMÜ

Afyon Kocatepe Üniversitesi

Rabia Reyhan KOCAKAYA

Seda YILDIZ

Erciyes Üniversitesi

Fatmagül GÜZEL

Hasan Ali SALMAN

Kemal GENÇ

Gümüflhane Üniversitesi

Koray U¤ur GÜNEfi

Mahmut Sami ÖZBEK

Sad›k EREZER

Sedat SEVER

Yaflar F‹DANCI

‹stanbul Teknik Üniversitesi

Ahmet Engin ERKAN

Do¤a DEM‹RTAfi

M. Kadri O¤uzhan ULUTAfi

Mustafa Onur G‹R‹fiKEN

Karadeniz Teknik Üniversitesi

Ali ‹PEK

Baflak ERNEZ

Burcu YURT

Cem ÖZENTÜRK

Ça¤r› ADA

Emre KARAGÖZ

Ferda YANIK

Gizem fiARLAK

Kerim ATAMAN

Özer AKYÜREK

Sinem YAVUZ

Tu¤ba AKDA⁄

Ufuk KANSU

Volkan B‹LG‹N

Yusuf AYDIN

Kocaeli Üniversitesi

Berivan YA⁄IZ

Efe ERTEK‹N

Gökçe Deniz KINAY

Mahir SEVER

Pelin ÇA⁄AN

Ondokuz May›s Üniversitesi

Ayfle Gülcan GÜNER

Damla ERDO⁄AN

Emrah TEPE

‹hsan EGEMEN RE‹S

Selçuk Üniversitesi

Alper ÖZGÜR

Ba¤›fl Tayyip YILMAZ

Bilge TUMAN

Burcu ÇEL‹KBAfi

Esra SONEL

‹brahim ÖZDEM‹R

Mehmet Ali YÜCEL

Y›ld›z Teknik Üniversitesi

Dicle Özge ÖZTÜRK

Eylem TURAN

Fatih KORKMAZ

Fatma AKBABA

Güliz TAfiKIRAN

‹shak ALTAY

Kemal AKBULUT

Ça¤r› KAYNAR

Ulafl F‹L‹Z

Zonguldak Karaelmas

Üniversitesi

Melih KARAASLAN

Serap ÖZADA

Sercan DO⁄ANAY

ÇEVRE MÜHEND‹SL‹⁄‹

BÖLÜMÜ

Dokuz Eylül Üniversitesi

Mustafa Kemal AK

ELEKTR‹K ELEKTRON‹K

MÜHEND‹SL‹⁄‹ BÖLÜMÜ

Karadeniz Teknik Üniversitesi

Serhat ÖZTÜRK

ENDÜSTR‹ MÜHEND‹SL‹⁄‹

BÖLÜMÜ

Dokuz Eylül Üniversitesi

Özlem fiAH‹N

ODTÜ

Utkucan ARI

JEOLOJ‹ MÜHEND‹SL‹⁄‹

BÖLÜMÜ

Karadeniz Teknik Üniversitesi

Erman B‹RBEN

K‹MYA MÜHEND‹SL‹⁄‹

BÖLÜMÜ

Ege Üniversitesi

Tayfun EVC‹L

MADEN MÜHEND‹SL‹⁄‹

BÖLÜMÜ

Dokuz Eylül Üniversitesi

Reha SEZEN

Ozan AYKURT

MAK‹NE MÜHEND‹SL‹⁄‹

BÖLÜMÜ

Çukurova Üniversitesi

Cem AVfiAR

‹stanbul Teknik Üniversitesi

Umut Ça¤lar UZUN

Mersin Üniversitesi

Salih KARA

SU ÜRÜNLER‹

MÜHEND‹SL‹⁄‹ BÖLÜMÜ

Çukurova Üniversitesi

Mehmet Yunus KIZILTAfi

fiEH‹R VE BÖLGE PLANLAMA

BÖLÜMÜ

Dokuz Eylül Üniversitesi

Adem KARABÖRKLÜ

Ali GÜNGÖRMÜfi

‹zmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü

Ezgi KUNDAKÇI

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 7


KATILIMCILAR

KATILIMCILAR

AKADEM‹SYEN

Prof.Dr. Aziz KONUKMAN (Gazi Üniversitesi ‹ktisadi ve

‹dari Bilimler Fakültesi)

Prof.Dr. Hayri KOZANO⁄LU (Marmara Üniversitesi ‹‹BF

- Endüstri Mühendisi)

Prof.Dr. Hülya KOÇ (Dokuz Eylül Üniversitesi fiehir ve

Bölge Planlama)

Prof.Dr. Kamil Okyay SINDIR (Bornova Belediyesi

Baflkan›-Ziraat Mühendisi)

Prof.Dr. Tanay S›tk› UYAR (Marmara Üniversitesi

Mühendislik Fakültesi)

Prof. Dr. Dursun Z. fiEKER (Gifu University - ‹TÜ Jeodezi

ve Fotogrametri Müh.)

Prof. Dr. Haluk KONAK (Kocaeli Ünv. Jeodezi ve

Fotogrametri Müh. Bölüm Bflk.)

Doç. Dr. Haluk ÖZENER (Bo¤aziçi Üniversitesi)

Doç. Dr.Çetin CÖMERT (KTÜ JFM Bölümü, HKMO CBS

Komisyon Baflkan›)

Doç. Dr. Ali Can DEM‹RKESEN (‹YTE fiBP-Harita Müh.)

Prof.Dr.Onur GÜRKAN (Bo¤aziçi Üniversitesi)

Prof.Necla ULU⁄TEK‹N (‹TÜ, Geomatik Mühendisli¤i)

GAZETEC‹ - YAZAR

Adnan BOSTANCIO⁄LU (Yazar-Gazeteci-NTV msnbc

Yay›n Yönetmeni)

Prof. Dr. fiadan GÖKOVALI (fiair-Yazar-Gazeteci)

Enver AYSEVER (Yazar-Edebiyatç›-TV Programc›s›)

‹lyas BAfiSOY (Yazar-Reklamc›)

Güneflin AYDEM‹R (Bu¤day Derne¤i-Do¤a Korumac› -

Atlas Dergisi Yazar›)

SANATÇI - ATÖLYE E⁄‹TMEN‹

Özcan ALPER (Yönetmen)

Orhan ESK‹KÖY (Yönetmen)

Senem AYTAÇ(Editör-Sinema Yazar›)

Deniz YEfi‹L (Araflt›rmac›-Yönetmen)

Yusuf ÖN (Seramik Sanatç›s›)

Ozan FIRAT (Dans E¤itmeni)

TMMOB YÖNET‹M KURULU ve BA⁄LI ODALAR

Mehmet SO⁄ANCI (TMMOB Yönetim Kurulu Baflkan›)

Nail GÜLER (TMMOB Yönetim Kurulu II. Baflkan›)

Muzaffer Salih ERTAN (Elektrik Müh. Odas›-‹zmir fib.)

HKMO GENEL MERKEZ YÖNET‹M KURULU

Ali Fahri ÖZTEN (HKMO Genel Baflkan›)

Fazl› Yaflar ÇET‹NTAfi (HKMO II. Baflkan)

Ertu¤rul CANDAfi (HKMO Genel Sekreteri)

Asiye Ülkü KUTLU (HKMO Genel Sayman›)

Özkan TALAY (HKMO Yönetim Kurulu Üyesi)

Ufuk Serdar ‹NC‹ (HKMO Örgütlenme Sekreteri)

Ayhan B‹NGÖL (HKMO Genel Merkez Yedek Üye)

HKMO ‹ZM‹R fiUBE YÖNET‹M KURULU

Muhittin SELV‹TOPU (HKMO ‹zmir fiube Baflkan›)

Servet ALABALIK (HKMO ‹zmir fiube II. Baflkan›)

Lütfi ÜNAL (HKMO ‹zmir fiube Sekreteri)

‹brahim AYKOL (HKMO ‹zmir fiube Sayman›)

S. Selçuk SAVCI (HKMO ‹zmir fiube Yönetim Kur. Üyesi)

Okan ÖZEGE (HKMO ‹zmir fiube Yönetim Kur. Üyesi)

Ömer GÜNGÖRMÜfi (HKMO ‹zmir fiube Yön. Kur. Üyesi)

Mahmut Celalettin KIZILTAfi (HKMO ‹zmir fiube Ydk.

Yönetim Kurulu Üyesi)

Zerrin ERTAN (HKMO ‹zmir fiube Ydk. Yön. Kur. Üyesi)

Özhan KAYNARCA (HKMO ‹zmir fiube Ydk. Yön. Kur. Ü.)

Asl› TOPAL (HKMO ‹zmir fiube Ydk. Yön. Kur. Üyesi)

HKMO KURULLARI

Atakan SERT (HKMO Ankara fiube II.Baflkan›)

Cemil CANDAfi (HKMO Temsilci)

Do¤an Kamil AKSOY (HKMO Temsilci)

Gürkan ÖZ (HKMO Denetleme Kurulu Üyesi)

Halil ERKAYA (HKMO Onur Kurulu Üyesi)

Halil KAYNARCA (HKMO Onur Kurulu Üyesi)

Hasan ZENG‹N (HKMO Adana fiube Baflkan›)

Hüseyin ÜLKÜ (HKMO Eski Genel Baflkan›)

Mustafa ERDO⁄AN (HKMO Ankara fiube Yön. Kur. Üyesi)

Prof. Hüseyin ERKAN (HKMO Kadastro Komis. Bflk.)

Prof.Dr. Ahmet YAfiAYAN

Rabia SATIR (HKMO Ankara fiube Sayman›)

Yard.Doç.Dr.M.Tevfik ÖZLÜDEM‹R (HKMO ‹stanbul

fiube Baflkan›)

Yusuf B‹LEN (HKMO Diyarbak›r fiube Baflkan›)

Zafer BEYD‹LL‹ (HKMO Denetleme Kurulu Üyesi)

Zeynel Abidin ÖZTÜRK (HKMO Diyarbak›r fiube Ydk.

Yönetim Kurulu Üyesi)

KATILIMCILAR

Atilla AYDIN

Aysu DE⁄‹RMENC‹ (Harita Mühendisi)

Ayflegül ÖZTÜRK (Ö¤retmen)

Betül ÇET‹NTAfi (Ö¤renci)

Birgül GENÇ KONAK (Jeoloji Mühendisi)

Bora KUTLU (Ö¤renci)

Can TALAY (Ö¤renci)

Deniz KONAK (Ö¤renci)

Diyar SARAÇO⁄LU (Bilgisayar Mühendisi)

Fügen SELV‹TOPU (Mimar)

Hatice KIZILTAfi (Ev Han›m›)

Hüseyin EVRAN (Harita Mühendisi)

‹dil Ada ÜNAL (Ö¤renci)

Kubilay YILDIRIM (Harita Mühendisi)

M.Yahya SARAL

Mehmet GÜNGÖRMÜfi (Emekli Kadastro Teknisyeni)

Melek AYDIN

Mert Direnç ERDO⁄AN (Ö¤renci)

Mine ERDO⁄AN (Emekli)

Murat CESUR (Harita Mühendisi)

Nevzat YILDIRIM (Seferihisar Kadastro Müdür)

Saadet TOKDEM‹R (Harita Mühendisi)

Semih KIZILTAfi (Ö¤renci)

Semiha ERKAYA

Suzan ÜNAL (E¤itimci)

Tolunay YAfiAYAN

Zengül ÜLKÜ (Emekli Ö¤retmen)

Ziya Can KEÇEL‹ (Harita Mühendisi)

Ece YELKENC‹O⁄LU (Ö¤renci)

8

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 9


A Ç I L I fi

8. Yaz E¤itim Kamp› Aç›l›fl›

Odam›z›n sürekli e¤itim etkinliklerinden

olan ve ‹zmir

fiubesinin yürütücülü¤ünde

gerçeklefltirilen Yaz E¤itim Kamp›’n›n

sekizincisi 22/30 A¤ustos

2009 tarihlerinde ‹zmir‘in flirin tatil

beldesi Foça’n›n güzel koylar›ndan

biri olan, Polen Tatil Köyü’nde

gerçeklefltirildi.

Ana temas› “Yaflanabilir Gelecek

olarak seçilen bu y›lki Yaz

E¤itim Kamp›nda; ö¤renci, akademisyen,

sanatç›, yazar, gazeteci ve

TMMOB’a ba¤l› meslek odalar›n›n

yöneticilerinin kat›l›m› ile ana tema

çerçevesinde düflüncelerin paylafl›ld›¤›

ve tart›fl›ld›¤› mesleki ve

teknik e¤itimlerin yan›nda, güncel

ve toplumsal geliflmelerin, ekonomik,

sosyal ve kültürel sorunlar›n

ele al›nd›¤› seminerler, konferanslar

ve sunumlar gerçeklefltirildi.

Aylarca süren çal›flmalar bitmifl,

kampla ilgili tüm ön haz›rl›klar

tamamlanm›flt›. Kamp alan›na

bir gün önceden gelen, HKMO ‹z-

HKMO ‹zmir fiube Sekreteri

Lütfi ÜNAL

HKMO ‹zmir fiube Baflkan›

Muhittin SELV‹TOPU

mir fiubesi Yönetim Kurulu Üyeleri,

Kamp Komisyonu üyeleri,

HKMO Genel Merkez Yönetim Kurulu

Üyeleri, gönüllü meslektafl ve

ö¤rencilerin iflbirli¤iyle ile erzak

ve malzemeler tafl›nd›, toplant› ve

etkinlik alanlar› düzenlendi.

Aç›l›fl toplant›s›nda ilk konuflmay›

yapan HKMO ‹zmir fiube

Yazman› Lütfi Ünal, kamp›n amac›n›

anlatt›ktan sonra gelen telgraflar›

okudu.

fiube Baflkan› Muhittin SELV‹-

TOPU aç›l›fl konuflmas›nda, Yaz

E¤itim Kamplar›n›n sürecine de¤inerek

kamp›n önemini dile getirdi

10

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


A Ç I L I fi

ve yaflanabilir gelecek için gençlerin

bu süreçteki yerini ve önemini

vurgulad›. Kamp Yürütme Kurulu

olarak gençler için her türlü haz›rl›klar›n

tamamland›¤›n› belirtti ve

bu y›lki kamp›n da baflar›l› bir flekilde

tamamlanaca¤›n› ifade ederek

kamp için eme¤i geçenlere teflekkür

etti.

SELV‹TOPU’nun ard›ndan konuflmay›

yapmak üzere mikrofono

davet edilen HKMO Genel Baflkan›

Ali Fahri Özten flunlar› söyledi:

Ali Fahri ÖZTEN

HKMO Genel Baflkan› Ali Fahri

ÖZTEN

Sevgili ö¤renci arkadafllar›m,

bir önceki y›l turuncu, geçen y›l

beyaz idi bu y›l mor renk size çok

yak›flm›fl. Arkadafllar güzel bir

renk seçmifl. Sizler ad›na buradan

ben teflekkür ederim.

Bu y›l sekizincisini düzenledi-

¤imiz yaz e¤itim kamp›n› Türkiye’de

ilk kez hayata geçiren Oda

Harita ve Kadastro Mühendisleri

Odas›d›r. Daha sonra baz› Odalar›n

k›smi çal›flmalar› oldu.

Mutlaka buraya geldi¤iniz gibi

konferans salonunun önündeki

merdivenlerden ç›kmayacaks›-

n›z. Herfley çok de¤iflecek, sürece

çok farkl› bakacaks›n›z. Kamp›-

m›z›n bu y›l ki temas› “Yaflanabilir

gelecek”... 1980 darbesinden

sonra bizi baflka bir fleye al›flt›rmaya

çal›flt›lar... Bas›nda, televizyonda

neoliberal politikalar›n

egemen oldu¤u siyaset kurumunda,

üniversitelerde, “yaflanabilir

gelecek” yerine, “sürdürülebilir

gelecek” kavram›n› yerlefltirmeye

çal›flt›lar. O dönem bir furya idi

ve bu kelimelere tak›ld› herkes.

Asl›nda 80’lerde bize kabul ettirilmeye

çal›fl›lan olgu; ülkenin

sömürülmesinin önünü açmakt›.

Yaflanabilir bir gelece¤i yakalayabilmek

için flunlar› sormam›z

gerekiyor. Bu ülkelede gençlerin

kaçta kaç› iflsiz Yüzde 30’u. Bu

ülkede üniversiteye al›nan ö¤renci

say›s›, üniversite say›s› ne kadar

90’›n üzerinde devlet üniversitesi,

30’un üzerinde vak›f üniversitesi

olmak üzere toplam

140’a yak›n üniversite ve üç milyon

üniversite ö¤rencisi var. Donan›m

uygun mu diye bakmadan

her ilçeye bir üniversite aç›l›yor.

Elbette e¤itimin çok önemli

oldu¤unu yads›m›yoruz, ama donan›m

ve altyap› yeterli olmadan

gerçekleflebilir mi Önceki kamplar›m›za

kat›lan baz› arkadafllar›-

n›z; “profesör görmeden okuldan

mezun olduklar›n›” söylediler. Bilimi

ve teknolojiyi uygulamaya

dönüfltüren mühendislerin nitelikli

ve donan›ml› olmas› gerekiyor.

Gençlerimize bunu verebiliyor

muyuz Bunun için neler yap›yoruz

As›l soru olmas› gereken

budur...

Son çeyrek as›rda o kadar çok

yasa de¤ifltiki bu ülkede, gelece-

¤imizi o nedenle sorgulamak zorunday›z.

Bunun için mühendisler

sorgulayan, araflt›ran, düflünen,

inceleyen insanlar olmak zorundad›r.

Üniversite ö¤rencileri

olarak; belletmeye, ezbere karfl›

ç›kmal›; düflünen, araflt›ran, irdeleyen

bir kimlikle donan›ml› olarak

yüksek ö¤renimi bitirmek zorunday›z.

Çünkü alana ç›kt›¤›-

m›zda üzerinde çal›flaca¤›m›z

uzun bir süreç var.

Üniversiteler özerk ve demokratik

olmal›. Harçlar›n yüzde

500’e varan bir oranda art›r›lmas›

üzerine ö¤renciler bir karfl› ç›k›fl

bafllatt›lar. TMMOB ve ö¤renciler

harçlar›n art›r›lmas›na karfl› mücadele

verdiler Ankara’da. Bu

oran yüzde 8’lere kadar indirildi.

Bu ülkede her koflulda e¤itimin

paras›z olmas› gerekmiyor mu

Bir de yaz okullar› var. E¤itimin

paras›z, üniversitenin özerk ve

demokratik olmas› gerekiyor.

Üniversiteler, akademisyenler,

bilim insanlar› ve ö¤rencile-

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 11


A Ç I L I fi

rin alan›d›r. Bir araya gelip ortak

üretim sürecinde olmak zorundalar.

Üniversiteler ticarethane olmamal›.

Bilim insanlar› üniversitelerde

bilim üretmek zorundalar.

Yaflam koflullar› o kadar zor

ki farkl› alanlara kayabiliyor. E¤itimin

gelecekle ilgisini çok iyi irdelemek

zorunday›z.

Yaflanabilir gelecek noktas›na

do¤adan bakt›¤›m›zda; ç›kart›lan

yasalarla bu ülkenin k›y› alanlar›

ya¤malan›yor, mera ve tar›m

alanlar›, hazine arazileri yok ediliyorsa

gelecek konusunda bunlar›

sorgulamak zorunday›z. Bütün

meslek odalar› ormanlar›n ve mera

alanlar›n›n yok olmas›na karfl›

direniyor. Bir bak›yorsunuz siyasi

kararlarla ve uluslararas› flirketlerin

arac›l›¤› ile bu alanlar›n talan›

gündemde.

Bu noktada odam›z›n mühendisli¤i,

tekni¤i, teknolojiyi emekten

ve halktan yana bu toplumun

geliflmesi için her zaman kulland›¤›n›

söylemek istiyorum.

Sorunlar›m›z çok ama mutlaka

tart›fl›n. Mutlaka soru sorun.

Burada çok de¤erli insanlar var.

Bilim insanlar›, gazeteciler, deneyimli

uzmanlar var. Akl›n›za ne

geliyorsa özgürce soracaks›n›z.

Asla çekinmek yok.

Hem özgürlü¤ün haritas›n› çiziyoruz

diyece¤iz hem de özgürlükten

yana s›k›nt› duyaca¤›z,

böyle bir fley olamaz. Kamp süresince

‹zmir fiubemiz bütün olanaklar›

sizlere sunuyor. Burada

bütün yöneticilerin farkl› görevleri

var. Farkl› yerlerde çal›flmaktay›z.

Çal›flma saati d›fl›ndaki bütün

vaktimizi Oda çal›flmalar›nda,

komisyonlarda, bilimsel toplant›larda

bir araya gelerek üretmeye

çal›fl›yoruz. Sizler de bu

odan›n yöneticileri olacaks›n›z.

Sizlerin de gelecekte bu bayra¤›

tafl›yaca¤›n›za inan›yoruz. Sizlere

çok teflekkür ediyorum, bu güzel

yaz gününde buraya geldiniz, bu

çal›flmalara kat›lacaks›n›z, sonra

okula döneceksiniz. Bu yaflad›klar›n›z›

arkadafllar›n›zla paylaflman›z›

diliyorum. Teflekkürler.

Lütfi ÜNAL

Onur konu¤umuz Osman

Yurtseven burada. Eski Yeni Foça

Belediye Baflkan›, Yeni Eski Foça

Belediye Baflkan Yard›mc›s› diye

tan›taca¤›m. Foça’da bu üçüncü

kamp›m›z, baflkan›m›z ciddi destekler

sa¤l›yor. Yeni Foça bir belde

ama bedelini a¤›r ödedi. Böyle

bir turizm beldesinin kapat›lmas›

ne kadar do¤ru Foça’dan 20-30

km uzakta, kopuk bir yerleflim

alan› ve Foça’dan oraya hizmet

götürülmeye çal›fl›l›yor. Foça Belediye

baflkan yard›mc›m›z Osman

Yurtseven’i konuflmas›n›

yapmas› için davet ediyorum.

Osman YURTSEVEN

Say›n baflkan›m, Diyarbak›r

ve ‹zmir fiube baflkanlar›, odam›-

z›n de¤erli yöneticileri ve gelece-

¤in temsilcileri, sizlerle birlikte

böyle güzel bir temada, böyle güzel

bir ortamda bulunmaktan

mutluluk duydu¤umu ifade etmek

istiyorum. Hepiniz hoflgeldiniz.

fiu anda Foça’da bir söylefli

var. CHP grup baflkanvekili Kemal

K›l›çdaro¤lu’nun bir söyleflisi

devam etmekte. Kemal Anadol,

Foça Belediye Baflkan› Gökhan

Demira¤, CHP ‹l Baflkan› R›fat

Nalbanto¤lu’nun sizlere selamlar›n›

getirdim. Kamp›m›z› düzenleyen

‹zmir fiubemizi bir kez daha

kutluyorum. Son derece keyifli

ve güzel bir çal›flmaya imza att›-

lar.

Sevgili arkadafllar baz›lar›n›z

belki ilk kez geliyorsunuz ilçemize.

Son yasa ile birlikte Yeni Foça

Beldesi kapat›larak Foça ilçesine

ba¤land›. Foça’n›n bir mahallesi

haline geldi. Bunu niye gündeme

getiriyoruz Gelece¤imizi flekillendiren

kararlardan bir örnekti

bu. Biliyorsunuz yerel yönetimlerin

temel amac›, yerinden yönetimdir.

Yani o ilçede, o beldede ya

da o ilde yaflayan insanlar›n en temel

hizmetlerini en yak›n yerden

almalar› gereken bir anlay›flt›.

Maalesef hiç kimsenin böyle bir

talebi olmad›¤› halde, buralarda

yaflayan halk›n böyle bir iste¤i olmad›¤›

halde, b›rak›n iste¤ini,

muhalefetine ra¤men bir oldu

bittiyle, ‘ben yapt›m, oldu’ zihniyetiyle

Yeni Foça, Gerenköy, Ba-

¤aras›, Türkelli, Helvac›, Seyrek

ve daha birçok beldede belediyeler

kapat›l›p ilçelere ba¤land›.

Bunun üzerinde flunun için

duruyorum; bu ülkenin yönetimi,

bu ülkede yaflayanlara ra¤men

sürdürülüyor. Bu nas›l bir gelecekle

karfl› karfl›ya oldu¤umuz ya

da nas›l bir gelece¤i oluflturdu¤umuz,

bize ra¤men nas›l bir gelecek

oluflturuldu¤una küçük bir

örnek. Onun için siz gençlerin,

sizler için haz›rlanan gelece¤i çok

iyi görmeniz bunun için gereken

donan›ma sahip olman›z, yeterli

12

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


A Ç I L I fi

birikimi oluflturabilmeniz için bu

tür çal›flmalar bu nedenle, say›n

baflkana ve ‹zmir fiube yönetimine

bir kez daha teflekkür ediyorum.

Gençlerimizi bu gelece¤e

haz›rlanmalar›nda bu kampla hayati

derecede önemli bir görev yap›ld›¤›

inanc›nday›m. Burada sizlerin

bir yandan e¤lenirken, dinlenirken

ayn› zamanda çok

önemli fleylerle donanaca¤›n›za

da inan›yorum. fiubemizin gelecek

y›llarda bu yaz kamplar›n›

devam ettirece¤i konusunda eminim.

Bizler de Foça Belediyesi

olarak, Foçal›lar olarak sizleri

tekrar tekrar burada görmekten

ve a¤›rlamaktan mutlu olaca¤›z.

Hepinize sayg› ve sevgilerimi sunuyorum.

Teflekkür ederim.

Lütfi ÜNAL

fiimdi sözü bir ö¤renci arkadafl›ma

vermek istiyorum. Geçen

sene en çok konuflan arkadafl›m›z

Onur’a söz vermifltim. Tan›ma-

d›ysan›z en k›sa sürede tan›yaca-

¤›n›za eminim. Bu y›l, geçen sene

yine aram›zda olan bir ö¤renci

arkadafl›m›z var; Gizem fiARLAK.

Gizem fiARLAK, KTÜ

Hepinize hoflgeldiniz diyorum

arkadafllar. Yeni yüzler görüyorum.

Ben 7. Çeliflkiler Yaz

Kamp›na kat›lm›flt›m. Umar›m

bu kamp›n amac›n› ve bu kamp

için verilen eme¤i görürsünüz.

Burada gerçekten karfl›l›ks›z bir

emek var. Tek istenilen örgütlenmeyi

sa¤lamak. Gelece¤e daha

ayd›nl›k bakabilmek. Burada toplanmam›z›n

temel sebeplerinden

biri, hepimizin benzer meslektafllar

olmas›. Do¤al olarak çal›flma

hayat›m›zda birbirimizle s›k karfl›laflaca¤›z.

Bu nedenle ortak

alanlar›m›zda hem gelecekte

emek mücadelesi verirken, hem

de ö¤renciyken hakk›m›z› savunmal›y›z.

Umar›m yeni gelen arkadafllar

kamp›n de¤erini anlarlar.

Çünkü takdir edilecek emek ve

özveri var. Teflekkür ederim.

Lütfi ÜNAL

Biz teflekkür ederiz. Gizem’i

geçen seneden tan›yoruz, özü sözü;

saz›, sözü bir arkadafl›m›z.

Teflekkür ediyoruz eme¤e verdi¤i

önem için. fiimdi on dakikal›k

mesleki tan›t›m filmimiz ve kamp

tan›t›m filmimiz var onu izleyece¤iz.

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 13


1 . O T U R U M

FORUM

Yaflanabilir Gelecek ‹çin Haklar ve Özgürlükler

Moderatör: Ali Fahri ÖZTEN

Kamp›n ilk oturumunda

Yaflanabilir Gelecek ‹çin

Haklar ve Özgürlükler”

konulu forum yap›ld› ve

halk›n e¤itim, sa¤l›k,

bar›nma gibi k›sacas› onurlu

bir yaflam için hak ve

özgürlükleri tart›fl›ld›.

Bunun yan›nda, üniversite

harçlar›, kentsel dönüflüm,

orman, mera ve k›y› alanlar›

gibi konulara da de¤inildi.

Haklar›m›z›n çeflitli

mücadeleler verilerek

kazan›labilece¤i ve umudun

hiçbir zaman tükenmemesi

gerekti¤i dile getirildi.

14

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


Ali Fahri ÖZTEN

Vecihi Timuro¤lu sa¤l›k sorunu

oldu¤u için gelemedi. Bizler

sevgili hocam›z›n yazd›¤› kitaplardan

da yararlanarak bu forumda

neler düflünüyoruz Neler düflünmemiz

gerekiyor Sürece

elefltirel bakabilecek miyiz Dünyada

ve ülkede yaflanan nelerdir

Yaflananlar› sadece kabullenmek

mi gerekiyor yoksa sorgulamak

m› gerekiyor, bunlar› birlikte konuflal›m.

Sorunun soruyu açaca¤›

forumda bütün arkadafllar özgürce

konuflsun.

Sizler üniversiteleri de konuflmal›s›n›z,

üniversiteler için mevcut

durum nedir, ne olmal›d›r

Üniversitelerde bilgi üretimi var

m› Akademisyenler bilim sürecine

özgürce yaklaflabiliyor mu

Elefltirel bak›fl aç›lar› var m›

Yoksa onlar da egemen güç dedi-

¤imiz kesimin istemleri do¤rultusunda

sadece belirli bir yönden

mi bakabiliyorlar Bunlar› birlikte

konuflal›m.

Tarihsel sürece bakt›¤›m›z zaman

flunu sorgulamam›z gerekiyor;

okullarda tarih derslerinde

Birinci Dünya Savafl› ard›ndan

‹kinci Dünya Savafl›n› okuttular.

Bunlar›n arkas›ndaki sosyal ve

politik nedenler nelerdi Ya da

gündemde olan konu Ortado¤u

ve Irak’ta ABD ve emperyal güçlerin

Ortado¤uya özgürlük getirme

ad›na bir giriflimi oldu. Gerçekten

egemen güçler özgürlük ve

1 . O T U R U M

demokrasi için mi oraya gittiler

Yoksa t›pk› sömürgeleflme sürecinde

oldu¤u gibi kendi varl›klar›n›

sürdürmek için mi oradalar

Oradaki halklar gerçekten özgürlefltirildi

mi

Sorunu çözme noktas›nda var

olan süreci meflrulaflt›rmak m›d›r

önemli olan yoksa o sürece elefltirel

bir bak›flla m› bak›lmal› Hep

flunu söyleriz; sokak çocuklar›

için yard›m edilmeli, Sosyal Hizmetler

Kurumu de¤iflsin, bu çocuklar›n

bak›m ve beslenme sorunlar›

giderilsin mi denilmeli ya

da bu çocuklar›n sokakta olma

nedenleri, toplumsal ve sosyal

koflullar› m› irdelenmeli Bu bak›fl

aç›s›nda flöyle söyleyebiliriz,

t›pk› ABD’nin Ortado¤u’daki özgürlefltirme

mücadelesindeki yaratt›¤›

savafl ve bak›fl aç›s›yla

Irak’taki bir annenin; çocu¤unu,

kocas›n› kaybetti¤i koflullarda,

ABD’ye bak›fl› nedir ABD’nin Ortado¤u’ya

yaklafl›m› nedir

Üniversitelerde harçlarda

özellikle ikinci ö¤retimde astronomik

bir yükselme var. Neredeyse

özel üniversitelerin paras›-

na denk gelebilecek bir noktada.

Bu harçlar ne zaman konuldu, gerekçesi

neydi Bizim dönemde

katk› pay› diye al›n›yordu ve biz

son s›n›ftayken konmufltu. Ancak

bugün harç ad› alt›nda astronomik

rakamlar al›n›yor. E¤itimin

ve sa¤l›¤›n paras›z olmas› devletin

görevi olmal›. Bu astronomik

rakamlar› herkesin kabul etmesi

mi gerekir ya da e¤itim neden paras›z

de¤il, bunu mu sorgulamak

gerekir

Sürece nas›l bakt›¤›m›zdan

çok nereden bakt›¤›m›z önemli.

Özgürlük ve haklar konusuna da

böyle bakal›m. Vecihi hocan›n

sorgulay›c› yöntemini uygulayal›m.

Biz ö¤rendiklerimizi onlardan

ald›k. Onun da akl› burada

kalmas›n. Düflüncelerinizi paylaflman›z›

istiyorum. Eski oda

baflkan›m›z Hüseyin Ülkü; “dünyada

sevgi ve bilgi paylaflarak ço-

¤al›r” der. Ben de buna inan›yorum.

Biz de burada bunu yapmal›

ve bilgimizi paylaflarak ço¤altmal›y›z.

Üniversitedeki harç konusunu,

e¤itimi, yurt ve staj sorununu

ya da Türkiye’de yaflanan özgürlükler

konusunda üniversite ö¤rencilerinin

yaflad›klar› s›k›nt›lar›

paylaflabilirsiniz. Demokrasi nedir,

demokrasi ile özgürlükler

yan yana nas›l durabilir Demokrasiden

ne anl›yoruz Kapitalist

ve sosyalist sistem vard›r, bunun

d›fl›nda baflka bir sistem yoktur,

arada bir yerde demokrasi olmaz.

Demokrasiden çok demokratikleflme

önemli. Bunu yakalayam›-

yorsak bunun çok da bir anlam›

yok.

Frans›z devrimini an›msay›n,

milyonlarca insan›n o dönemki

verdi¤i mücadele ki buna burjuva

devrimi denir. Demokrasi ad›na

dünyada bugüne kadar milyonlarca

insan›n can›n› feda etti¤ini

görürsünüz. Hiç bir zaman demokrasi

zembille inmemifltir.

T›pk› konufltu¤umuz kavramlar›n

gökten zembille inmedi¤i

gibi. Verilen bir mücadele vard›r.

Verilmeyen mücadeleyle al›nan

haklar bir gecede bir yasa düzenlemesiyle

al›n›r. Türkiye’ye bakt›-

¤›m›zda çok önemli bir mücadele

verildi¤i söylenemez. Onun için

bugün teker teker bu haklar yasal

düzenlemeleriyle elden al›nd›¤›-

na bakt›¤›n›zda hiç tepki göremiyorsunuz.

Türkiye’de hiç bir mücedele

verilmeden 60’l› y›llarda

sendikal süreç bafllam›flt›r. Bugün

sendikalar›n geldi¤i noktaya bak›n

sadece hükümetle pazarl›k

yapma aflamas›ndalar. Hele Türk-

‹fl genel baflkan›n›n son ücret pazarl›¤›ndaki

tutumuna bakt›¤›-

n›zda; ekonomik ç›karlar›n› temsil

etti¤i iflçi s›n›f›n› terk etti¤ini

görürsünüz. Bulundu¤u koltu¤u

b›rak›p, %3’lük bir zamm› dayatan

karfl› tarafa geçmifltir. Toplam

% 7’lik ücret art›fl›yla hükümetle

anlaflm›fl, ancak iflçi s›n›f› karfl›

ç›kmam›flt›r. Çünkü iflçiler bu

haklar›n› mücadele vererek almad›¤›

için bunun de¤erini bilmi-

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 15


1 . O T U R U M

yorlar. Onun için % 7’lik art›fl›

kabul ediyorlar. Halbuki üniversitelerde

% 400’e varan harç art›fl›

var.

fiunu aç›klayay›m sonra konuflmalara

geçeriz, kapitalizm ve

emperyalizmin ortaya ç›k›fl süreci

çok tart›fl›l›yor. Emperyalizmin

yaflad›¤› bunal›mlar ve arkas›ndan

yaflanan savafllar çok ciddi

boyutlarda oldu. 80’lerde bu kavramlar

de¤ifltirilip yerine baflka

fleyler konuldu. Emperyalizmin

yerine küreselleflme, globalleflme

denildi. Kula¤a çok hofl gelen bir

kelime. Kapitalizmin yerine serbest

piyasa denildi. Tam da özgürlükler

gibi serbest piyasa ne

güzel de¤il mi Bugün gelinen

noktada emperyalizm bir oluflum

ve bunlar› hayata geçirecek birimleri

vard›r. Bunlar›n bir tanesi

Dünya Bankas›, di¤eri IMF, Dünya

Ticaret Örgütü. Emperyalizmin

hayata geçmesine yard›mc›

olan örgütlerdir. Art›k 40’lardaki

yaflanan savafl sürecinden sonra

bu kurumlarla ülkelere giriliyor.

Türkiye’de özellefltirme öyle

anlat›ld› ki, herkes bunun çok güzel

bir fley oldu¤unu devlet denen

ayg›t›n yok olaca¤›n›, herkesin

özgürleflece¤ini, mutlu olaca¤›n›

sand›. Bu tam bir balondur. Özellefltirme

ile Türkiye 80 y›lda kazand›¤›

bütün de¤erlerini elinden

ç›kard›. Tüm bunlar 40 milyar

dolara sat›ld›. fiimdi bu tesisleri

almaya kalksan›z gücünüz yetmez.

Bu süreçler görülmeden demokratikleflmeden

söz etmek hiç

de kolay de¤il. Bütün bunlar birbirine

paralel yürüyecek fleyler.

Buyurun sizlere söz vermek istiyorum.

Hüseyin EVRAN

Harita mühendisiyim. ‹zmir’de

serbest çal›fl›yorum. Baflkan›n

söylediklerine elbette kat›-

l›yorum. Fabrikalar›, Telekom’u

satt›k. Gerekçe, zarar ediyoruz.

Politikac›lar›m›z, beflyüz kiflinin

çal›flmas› gereken fabrikaya beflbin

kifli koydular. Bu fabrika elbette

çal›flamaz.

Harita mühendisli¤i bütün

teflkilatlarda çal›fl›yor. Siz harita

mühendisli¤inde ölçme tekni¤ini,

mühendisli¤ini bilmiyorsan›z,

mesleki bir gücünüz yoksa masa

bafl›nda baflka ifller yapars›n›z.

Bilgi olmazsa bulundu¤unuz yerde

baflka insanlar› ayd›nlatabilir

misiniz

Ali Fahri ÖZTEN

Bilgi olmadan fikir sahibi olamazs›n›z.

Gerçek bilgiyi, bilimsel

bilgiyi yakalamak zorunday›z.

Sinem YAVUZ, KTÜ

Ben üniversitelerdeki özgürlüklerden

bahsetmek istiyorum.

Bunun asl›nda teoride kald›¤›n›

biliyoruz. Sadece bizim taraf›m›zdan

de¤il, bunun mücadelesi önceki

kuflaklarca da verilmifl. Belki

bizim çocuklar›m›z da bunun

mücadelesini vermek zorunda

kalacak. Belki de bu yaln›zca bir

amaç olarak kalacak. Bu kadar

olumsuz olmamak laz›m belki

ama ben böyle görüyorum.

Ali Fahri ÖZTEN

Üniversitelerde öyle bir bask›-

c› yaklafl›m var ki YÖK yasas›nda

çok ciddi yapt›r›mlar› getirmifller.

Mutlaka bu yasan›n de¤iflmesi

gerekiyor.

Emre KARAGÖZ, KTÜ

Tart›flmay› bafllatabilmek için

bu kavramlar› incelememiz gerekiyor.

Hak denince benim akl›-

ma, insan›n insan oldu¤u için sahip

olmas› gereken baz› haklar

akl›ma geliyor. Mesela sa¤l›k, e¤itim,

bar›nma hakk›... Günümüzde

görüyoruz ki bu haklar›n hepsi

tahrip ediliyor. ‹nsanlara bu

haklar›ndan yararlanmalar› için

önkoflul konuyor. Bu da ücretlendiriliyor.

Paran varsa e¤itim al›-

yorsun, sa¤l›ktan yararlan›yorsun,

bar›n›yorsun. Bence irdelenmesi

gereken fley bu benim aç›mdan.

Bu da sistem elefltirisine tekabül

ediyor. Bu hükümetin en

güzel yapt›¤› fley, kentsel dönüflüm

ad› alt›nda her yeri y›k›p

geçmesidir örne¤in. ‹nsanlar›n

bar›nma hakk› kalm›yor.

Bak›yoruz e¤itimde paras›

olan daha iyi e¤itim al›yor ve bilgiye

daha kolay ulafl›yor. Bilgi bir

flekilde tekellefliyor. Bizim mücadele

etmemiz gereken fley bence

bilginin toplumsallaflt›r›lmas›

olabilir. E¤itim paral› flu an, ama

paras›z e¤itim için mücadele etmek

gerekiyor.

Haklar verilmez kazan›l›r, Ali

Fahri hocam›z›n dedi¤i çok do¤ru.

Bir yerden bafllay›p, hak mücadelesini

ö¤renmemiz gerekir.

Bizler de üniversitelerde bir yerden

bafllamam›z laz›m. Bugünden

yar›na belki birfleylerin de¤iflmesi

kolay olmayacak ama de¤iflmesi

16

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


1 . O T U R U M

için u¤raflmak, güzel fleyler için

çaba sarfermek, onurlu bir durufl

bence. Sa¤l›k için de ayn› para

odakl› bir durufl var.

Özgürlük konusunda ise bugün

herkes özgür asl›nda. Ancak

sizin özgürlü¤ünüz baflkas›n›n

özgürlü¤ünü engelliyor mu Kapitalizmde

özgürlük çok s›n›rl›

bir kesimin özgürlü¤üdür. Sermayenin

egemenli¤ini sürdürmesi

için belirlenmifl bir özgürlük

bence. Özgürlük asl›nda çok ince

bir çizgi. Baz›lar› için özgürlük

olan, baz›lar› için özgürlük olmuyor.

Ali Fahri ÖZTEN

Kentsel dönüflümün konusuna

flöyle bakmam›z gerekiyor.

Avrupada ortaya ç›kan bir kavram.

Bir dönem kent d›fl›nda

planlanan fabrikalar ve buna benzer

tesisler, kentlerin büyümesi

ile art›k kent içinde kal›yor. O

dönem kent planc›lar› veya benzer

meslek gruplar› bunlar›n kente

kazan›lmas› yaklafl›m›yla dönüflüm

planlar› yap›yorlar.

Ancak Türkiye’de kentsel dönüflüm

Emre’nin dedi¤i gibi rantsal

dönüflüm oldu. Var olan alanlar›n

kente kazand›r›lmas› yerine

ranta aktar›ld›; yeflil alanlar azalt›l›p

yap› yo¤unlu¤u artt›r›ld›. O

yerlerde yaflayan insanlar›n kültürü

de yok edilmeye bafllan›ld›.

‹stanbul’da Sulukule bunun bir

örne¤idir. Bu bir anlamda yaflam

hakk›n›n yok edilmesidir. Bu

hakk›n nas›l talan edildi¤ini ve

edilmeye devam etti¤ini görüyoruz.

Biliyorsunuz dünyada da bu

böyledir emek vermeden en kolay

rant alanlar›ndan biri mülkiyettir.

Hüseyin EVRAN

Kentsel dönüflüm ile ilgili iktidar›n

bir gerekçesi var. Sadece

rant de¤il söz konusu olan. Gerekçe

olarak depremi söylüyorlar,

iki katl› evler befl katl› olmufl. Alt

yap›, kanalizasyon, su, elektrik

gibi hizmetler tam gidemiyor deniliyor.

Kaçak yap›laflma neticesinde

bir flehirleflme olufltu. Avrupadaki

gibi de¤il. ‹flimiz zor. Meslek

olarak bizi çok fleyler bekliyor.

Bunun bilincinde olmam›z

laz›m. Kentsel yenileflmenin içinde

ranttan daha ziyade önem verilecek

fleylere dikkat edelim.

Ali Fahri ÖZTEN

TMMOB olarak kentsel dönüflüm

konusunda Hüseyin Beyle

ayn› bak›fl aç›s›ndan bak›yoruz,

farkl›l›k yok. Siz bir bölgeyi yenilerken

oradaki kültürü yok edemezsiniz.

Oradaki insanlar› kentin

d›fl›na ç›karamazs›n›z. Kenti

bütüncül olarak ele al›p yorumlama

flehir planc›lar›n›n iflidir. Bir

alan, tüm planlama anlay›fllar› hiçe

say›larak, tamamen dikey anlamda

planlan›yor; yap› yo¤unlu-

¤u, trafik, altyap›s› düflünülmeden

ticaret merkezi haline dönüfltürülüyor.

Buna haklar› yok tabii.

Do¤a DEM‹RTAfi, ‹TÜ

1950-60’l› y›llarda sanayinin

geliflmesi ve fabrikalar›n kurulmas›yla

birlikte köyden kente göç

bafllam›flt›. Belediyeler bu yo¤un

göçü karfl›layamad›. Yüksek yo-

¤unlukla gelen göçmenlerin bar›nma

ihtiyaçlar›n› hemen karfl›-

lamak zordu. Bunun için belediyeler

gelen iflçilere konut yaps›n

diye malzeme verdi. Böylece ilk

gecekondu bölgesi Etiler’de olufltu,

sonra Zeytinburnu’na gelindi.

Bu tip plans›z yap›laflma devlet

politikas›d›r. Sonra Etiler flehir

merkezinde kald› ve paras› olan

kapitalistler için ilgi oda¤› haline

geldi. Burada oturanlar da Tozkoparan’a

gönderildi. Bu bölgenin

zemininde deprem riskinin

az oldu¤u görülünce bu kez Tozkoparan

gözde semtler aras›na

girdi. Emre’nin dedi¤i gibi burada

da paras› olan bar›n›yor, paras›

olmayan ikinci s›n›f vatandafl

muamelesi görüyor.

Ali Fahri ÖZTEN

Do¤a’n›n kurultayda suyun

özellefltirilmesi ile ilgili sunumu

çok güzeldi. Su ve yaflam hakk›

konusunda verilen bir mücadele

örne¤i var. Suyun özellefltirilmesi

sonras› Bolivya’da ‹ngiliz flirketi

suyun fiyat›n› yüzde 300 artt›r›-

yor. Yine özellefltirmede oldu¤u

gibi vatandafltan ses yok. Ard›ndan

bir fiyat art›fl›, vatandafl›n suya

ödeyece¤i para kalm›yor. Çat›-

lara variller koyup, ya¤mur suyunu

kullanacaklar. Özellefltirmeyi

yapan ‹ngiliz flirketi ya¤mur suyunun

kullan›lmas›n› yasaklayan

yasa ç›kart›yor. Damlardan bidonlar›

toplat›yor. Sonra halk isyan

etti ve flirket ülkeyi terk etti.

Bolivya o flirketin zarar›n› büyük

fiyatlarla ödedi. Bu rakamlar› da

halk ödüyor. fiirketi ülkeden

kovmakla bu ifl bitmiyor. O flirket

ülkeyi terk etti do¤ru ama tazminat›

yine halktan ald›.

K›y›larla ilgili bir yasa ç›kt› biliyorsunuz

çok mücadele ettik.

K›y› fleridi var, k›y› var bu alanlar

ç›kan mevzuat gere¤i halk›n kullan›m›ndad›r.

K›y›dan sonra ilk

yüz metre içinde kumsal alan tamamen

halk›n kullan›m›ndad›r.

Asla iflgal edilemez, halka kapat›-

lamaz. May›s ay›nda bir yasa ç›-

kart›ld›, k›y› alanlar›n› iflgal

edenler, iflgal paras› ödeyerek iflgale

devam edebiliyorlar. Dolay›-

s›yla siz art›k k›y› alan›ndan geçemezsiniz.

Bunlar bir günde olmuyor.

Süreç içinde yasalar parça parça

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 17


1 . O T U R U M

de¤ifltiriliyor. K›y› alanlar›n›n

kullan›m›nda iflgal yasakt›, bir flekilde

kald›r›l›yordu. Son yasa de-

¤iflikli¤i ile k›y› alanlar›n›n iflgali

serbest oldu. Siyasal iktidar k›y›

alanlar›nda planlama arac›l›¤›yla

yap›laflmay› yasaklad›. Belediyeler

bu tür giriflimlere giremeyecek,

art›k siyasal iktidar söz sahibi

olacak. Bunu da tart›flabiliriz.

Do¤a’n›n söyledi¤i gibi bir

kentte fabrikalar kuruldu¤unda

oralarda insanlar›n çal›flmas› gerekir.

Bu ucuz iflgücü nereden gelecek

Köylerden kentlere bir

ak›fl olacaksa, bu insanlar nerede

yaflayacaklar fiehir merkezlerinde

lüks apartmanlarda yaflayacak

de¤iller, fabrikalar›n hemen yan›nda

ulafl›m›n kolay oldu¤u gecekondularda

yaflamalar›na bilerek

izin verildi. Mülkiyet hakk›

elde edildi. Kentlerin geliflmesiyle

buradaki mülkiyetler çok de¤er

kazand›. Dolay›s›yla bunun bir

flekilde elde edilmesi gerekiyordu.

‹flçilerden buralar›n geri al›nmas›

amac›yla kentsel dönüflüm

planlamas› yap›ld›.

Avrupa’da bu böyle de¤il.

Malmö’ye Avrupa Sosyal Formu

için gitti¤imizde gördük ki bir çikolata

fabrikas›n› kültür merkezine

dönüfltürmüfller. Dönüflüm

budur asl›nda.

Gizem fiARLAK, KTÜ

Konu hak ve özgürlüklerdi.

Türkiye’de akflamlar› bütün evlerde,

kahvelerde, ülkenin hali

konuflulur ancak eyleme hiç bir

zaman geçilmez. Herkesin mutlaka

yapaca¤› birfleyler vard›r. Ev

han›m› bir annenin çocu¤una verece¤i

karakter özellikleri büyüdü¤ünde

o ülkeye geri dönecektir.

Herkesin belli oranda yapaca-

¤› bir fley olaca¤›n› düflünüyorum.

Hak ve özgürlüklere ne kadar

gereksinimimiz var

Türkiye’de flu anda her tuttu-

¤umuz fley elimizde kal›yor. E¤itimden

sa¤l›¤a, imardan herfleye

kadar. ‹nsanlar belli bir mevkiye

geldi¤inde eskiyi unuturlar. Cebine

para gelince kendi gibi olmayan

insanlar› d›fllarlar ve onlar

ne yaparsa yaps›n, denir.

Hak ve özgürlüklerimizi ne

kadar koruyoruz Hepimiz ö¤renciyiz,

hepimiz ileride bir koltu¤a

oturdu¤umuzda, sorumlu

bir mevkiye geldi¤imizde “ne kadar

yararl› olaca¤›m Ma¤dur insanlar›

ne kadar savunaca¤›m”

diye kendimize sormal›y›z. Buna

kaç›m›z ‘evet’ cevab›n› verebilir

Bence özgüven ve vatan sevgisinin

eksikli¤inden buna olumlu

cevap verilemiyor. Tarih bilgimizin

eksik olmas›ndan kaynaklan›-

yor. Bugün hala “üniversitede siyaset

olmas›n” diyen arkadafl›m›z

varsa, durup düflünmeliyiz. ‹nkilap

dersine ne gerek var diyen insanlar

varsa durup düflünmeliyiz.

Herkes ÖSS’yi kazan›p bir yere

gelebilir, ama ünivesiteyi do¤ru

kullan›p gelifltirmek elimizde.

Küçük ya da büyük haklar›-

m›z› ne kadar savunuyoruz Örne¤in

her gün geçti¤imiz sokakta

lamba patlam›fl, yanm›yor, hangimiz

belediyeye dilekçe yaz›yor.

Ya da yemekhanede yemekten

tafl ç›kt›¤›nda kaç›m›z flikayet

ediyor. Çok küçük gibi görünen

bu tür hak aramalara bile üniversitede

izin verilmiyor.

Bizim fakülteden örnek vereyim.

S›nav sonuçlar› itirazdan

sonra aç›klan›yor. Zaman›nda

hak özgürlük verilmeyen hocalar›m›z

taraf›ndan yap›l›yor. Bunu

oturup düflünmemiz gerek. Hak

ve özgürlük diyen hocalar›m›z›n

bizim hakk›m›z› yedi¤inde kaç

kifli karfl› ç›kabiliyor

Bizde çiftçi para etmeyen ürününü

›rmaklara dökerek protesto

ederken Türk hükümetinin k›l›

k›p›rdama†e; hükümet bir gecede

çiftçinin iste¤i yerine getirdi.

Kaç›m›z yolda giderken yanl›fl

gördü¤ümüzü düzeltmek ad›na

küçük de olsa bir fley yap›yoruz

Bunlar› tart›flma yarats›n diye

söyledim. Dilekçe verdi¤imizde

karfl›laflt›¤›m›z sorunlar varsa

paylafl›n arkadafllar. Yapt›klar›n›-

z› veya yapamad›klar›n›z›, karfl›-

n›za ç›kan engelleri paylafl›n. Hocaya

karfl› ç›k›yorsunuz, o da sizi

mezun etmemekle tehdit ediyor.

Bu tür olaylar var, paylafl›rsan›z

sevinirim. Teflekkür ederim.

Ali Fahri ÖZTEN

Güzel bir konuflmayd›, teflekkür

ediyorum. Konuflmay› flöyle

bütünlefltirmede yarar var. Çok

güzel örnekler verdi, özellikle tar›m

ve Yunanistan çok iyi bir örnekti.

Türkiye’de bu bilinçlenme

süreci ne zaman bafllat›ld› Özellikle

e¤itimle ilgili ç›kan yasa, arkas›ndan

toprak reformu, tar›m

de¤il dikkat edin, 1945. Arkas›ndan

köylünün ve toplumun bilinçlenmesiyle

birlikte köy enstitülerinin

kuruluflu var. Ö¤retmen

okullar› zaten var. Köy enstitülerinin

kuruluflunun amac›, köyden

çocu¤u alarak befl y›ll›k e¤itimden

sonra tekrar köye dönen

kifli tar›mdan sa¤l›¤a kadar köylüyü

bilinçlendirme amac›n› güdüyordu.

Kooperatifleflmenin

bafllamas› da bu dönemdir. Köylüyü

bilinçsiz b›rak›rsan›z ne

beklersiniz, üretti¤i ürünü nereye

tafl›yacakt›r. Bu birinci boyut...

‹kinci boyut toprak reformu

denildi. Hala a¤al›k, fleyhlik, fl›hl›k

varsa hala topraks›z köylüler

varsa hala topraks›z çiftçiler varsa

bunu da sorgulamak gerekiyor.

Bunlarla bütünlefltirerek, emper-

18

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


1 . O T U R U M

yal dönem içinde nas›l bir oluflum

gündeme gelmeli bu küresel

sald›r›ya karfl› nas›l cevap verilebilmeli

fiimdi yavafl yavafl oluflumlar

oluyor. Biliyorsunuz her güç karfl›

gücünü de oluflturuyor. fiu anda

Avrupa Sosyal Formu ‘Savafla

Hay›r’ diye ortaya ç›kt›. Küresel

iflgale karfl› küresel direnifl var.

Ülkelerin demokratik kitle örgütleri,

sivil kurulufllar, sendikalar,

meslek örgütleri bu süreçte

yer al›yor. Biz Atina’da bir mitinge

kat›ld›k, yaklafl›k yüzbin kifli

vard›. Bu anlatt›¤›m›z sömürüye

iflgale karfl› bir oluflumdu ve devam

ediyor.

Tar›m konusuna gelince, AB

bize tar›m üretimini yüzde dokuzlara

kadar düflüreceksiniz, tar›m

alanlar›n› yap›laflmaya açacaks›n›z

ya da üretmeyin, biz size

dönüm bafl›na flunu verelim diyor.

Teflvik primi ad› alt›nda AB

fonlar›ndan para verildi. fiu anda

üretmiyoruz. Verilen paralar›

köylü bir günde harcad›, bugün

üretim yok. Biz size bunu pazarl›-

yoruz, sat›yoruz, diyorlar. Özal

flunu söylüyordu; sizin üretti¤iniz

pirinç flu kadara mal oluyor,

Çin’den daha ucuza al›yoruz,

üretmeyin, oturun demiflti. O

gün bu gündür pirinç üreticileri

oturuyor.

fiimdi f›nd›k için bu söyleniyor.

Avrupa ve dünyada f›nd›k

üretiminin yüzde 75’i Türkiye’de.

F›nd›¤›n çikolatadaki de¤erini

yükseltemiyoruz. F›nd›¤›n da

içinde bulundu¤u kuruyemifl birli¤inin

bafl›nda Zapsu var. Kimin

dan›flman› Baflbakan›n, flimdi

milletvekili. Piyasada bu adam

söz sahibi. F›nd›klar›n›z› sökün

çiçek ekin, daha çok kazan›rs›n›z

diyor. ‹nsanlarla dalga geçiyorlar.

Üretim araçlar›n›n hakimiyeti

kimde ise sizi de sat›n alacakt›r.

Bu forumun bitiminde tabloya

bütün olarak bakmak gerek.

Üniversitede dilekçe hakk›.

Dilekçeyi verdi¤inizde ö¤retim

üyesi sürece elefltirel bakabiliyor

mu Verileni kabul etme ve sadece

var olan sistem içinde yürümek

mi Hiç bir ö¤retim üyesinin

paral› e¤itime hay›r deyip ö¤rencileriyle

kol kola alana ç›kt›¤›n›

görmedim.

Hüseyin EVRAN

Hocalar da bu sistem içinde

bask› alt›nda. Ekonomik s›k›nt›

içinde olduklar› için onlara da

hak vermek laz›m, onlar da bask›

alt›nda.

Ali Fahri ÖZTEN

Biz hocalar› de¤il, sistemi

elefltiriyoruz. Hepimizin ba¤l› oldu¤u

kurumlar var, bu kurumlarda

sürgünler de yoluyor. Biz olaya

elefltirel bakmak zorunday›z.

Biz üniversiteleri bilimsel bilginin

üretildi¤i mekanlar olarak

görmek istiyoruz. Biz üniversiteleri

ticarethane olmaktan ç›kartmak

istiyoruz. Ö¤rencilerin müflteri

olarak görülmesini istemiyoruz.

O yüzden hocalar›m›z›n da

bizim yan›m›zda olmas› gerekiyor.

Zafer BEYD‹LL‹

Ö¤renci arkadafllar›mdan

özür diliyorum. Bu ö¤renci forumu

olarak bafllad› ama ben pratik

bir örnek vermek istiyorum.

Ben ‹ller Bankas›nda çal›fl›yorum.

Haklar ve özgürlükler aras›ndaki

iliflkinin günlük yaflamda çok içiçe

oldu¤una örnek vermek istiyorum.

Gölmarmara ve Saruhanl›’ya

s›k s›k giderim. Buralar tar›mla

u¤rafl›lan yerler. Her gitti-

¤imde çiftçiyle konufluyoruz. Her

gitti¤imizde giderlerin çok fazla

olmas›ndan dolay› zarar ettiklerini

söylüyorlar ama toplumsal bilinçimiz

olmad›¤› için hak arama

noktas›nda tav›r konmuyor. Tepkisiz

kal›n›yor. Bu durum iki üç

y›ld›r devam ediyor. Geçen hafta

gittim. Domatesleri, karpuzlar›

hep derelere dökmüfller. Bu nedir,

tepki verilmiyor, herkes burnundan

soluyor ama tepki yok.

Sanki sihirli bir de¤nekle tepki

verilecek. Çiftçiye kredi verilmifl

ama üretim paraya dönüflmedi¤i

için kredi için ipoteklenen topraklara

el konacak. Gördü¤ünüz

gibi iflgal topla tüfekle olmuyor.

IMF, Dünya Bankas› böyle iflgal

ediyor. Çok yak›n bir süre içinde

Söke, Ödemifl, Saruhanl›, Gölmarmara

gibi verimli ovalar bu

bankalar el koyacak. Kendi hakk›n›z›

aram›yorsan›z topra¤›n›zda

da özgür olamayacaks›n›z.

Ali Fahri ÖZTEN

Denizbank kimin biliyor musunuz

Dexia grubun yani Frans›z

ve ABD ortakl›¤›. ‹smi Denizbank

ama Türk bankas› de¤il,

Türktelekom gibi. Bu banka çiftçiye

kredi veriyor. Kredi karfl›l›-

¤›nda topra¤› ipotekliyor. AB sürecinde

dayat›lan bir uyum paketi

var. Toprak burada nas›l iflgal

edecek denilebilir. Tahkim yasas›

diye bir fley ç›kard›lar. Bu yasa ile

ortaya ç›kan anlamazl›klarda

Türk yasalar› de¤il uluslararas›

yasalar geçerlidir. Küresel sermayenin

avukatlar› vard›r. Onlar

tahkim üyesi diye atan›rlar. Onlar›n

verdi¤i kararlarla hareket edilir.

Çokuluslu flirketler bir ülkeye

girerken yap›sal, hukuksal

de¤iflikliklerle birlikte geliyor.

Kamu ihale yasas› Türkiye’ye

geldi, en büyük amac›ndan bir tanesi

de kamu ihalelerinin uluslararas›

flirketlere verilmesiydi. Yasa

5 y›lda 17 kez de¤iflti. Tutmu-

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 19


1 . O T U R U M

yor, yap› oluflmuyor, bunun için

sürekli de¤ifliyor.

Özlem fiAH‹N, DEÜ

Haklar, özgürlükler, bilinçten

söz ediyoruz. Hak ve özgürlü¤ün

birbiriyle iliflkili oldu¤u söylendi.

Ben de ayn› flekilde düflünüyorum.

Bu iki sözcük neden bir arada

kullan›l›yor diye düflündüm,

özgürlükler haklardan do¤ar. ‹nsanlar›n

özgürlükleri varsa bu

haklar›ndan do¤ar. ‹nsan›n öncelikle

yaflama hakk› vard›r. ‹nsan,

insan oldu¤u için yaflama hakk›

vard›r. Bir çocuk savaflta ölüyorsa,

bu daha çocukken yaflama

hakk› elinden al›n›yor demektir.

Afrikada ölmek üzere olan bir çocu¤u

bekleyen akbaban›n foto¤raf›

çekilirken nas›l haklardan

bahsedilir. Daha biz yaflama hakk›n›

oturtamam›fl›z. Yaflama hakk›ndan

sonra e¤itim, sa¤l›k hakk›

gelir. Bunlar çok temel haklard›r,

bunlar› sa¤layabilirsek, özgürlük

bundan sonra daha do¤al kavramlard›r.

‹nsanlar›n haklar› varsa

özgürce düflünebilirler. ‹nsanlar

niye yaflar, mutlu olabilmek

için. Ben kendi ad›ma nas›l bir gelecek

istiyorum Nas›l mutlu olabilece¤im

bir gelecek yaratmal›-

y›m Üniversitede kaç›m›z istedi-

¤imiz bölümlerde okuyoruz Yaflanabilir

gelecek diyoruz, bunun

için ben endüstri mühendisli¤i

okuyorum. Belki gelecek kayg›s›

y›l›na kadar biz iki darbe gördük.

‹spanya hala diktatörlükle yönetiliyordu.

74’de ‹spanya bir halk

hareketiyle diktatörlü¤ü y›kmay›

baflard›. 77-78 y›llar›nda AB üyesi

oldu. Bu ara dönem içinde ‹spanya’da

herkes sosyalizme yak›n bir

süreç yafland›¤›n›, eflit do¤up, eflit

yaflan›lan bir dönem oldu¤unu

söylüyordu. En temel e¤itim, sa¤l›k,

bar›nma, ulafl›m, iletiflim gibi

haklar›n devlet taraf›ndan karfl›-

land›¤› gibi. O günden bugüne

‹spanya yeni yeni tar›mda geliflme

sa¤l›yor. Ancak AB’nin sömürgeci

tavr›n› biliyoruz, flimdi

bunun etkisi alt›nda.

Biz ne yapt›k 60, 70 ve 80 darbelerini

gördük. Örgütlü mücadelelerin

yükseldi¤i dönemlerde

biz darbelerle karfl›laflt›k. Hak ve

özgürlük talebinin doru¤a ç›kt›¤›

noktalarda kendisine zarar gelece¤ini

düflünen sermaye sahipleri,

devlet odaklar›, erkler bunu

bir flekilde bast›rmak zorundalard›.

Özellikle ABD ve emperyalizmin

arkas›nda bulunan darbeler

bütün dünyada oldu¤u gibi bizde

de böyle yafland›. 90’larda Sovyetlerin

y›k›lmas›yla toplumsal kurtulufl

ve bir arada yaflama umutlar›

bir anda tükendi.

Bunlar›n hepsi tabii ki Sovyet

Rusya’ya ba¤l› de¤ildi veya o

ayakta tutmuyordu. Bu temel sebep

de¤il, sonuç asl›nda. Tek kutuplu

dünyan›n ilan› gerçekleflti.

ABD ve emperyalizmin veya yeni

ad›yla neoliberalizmin egemenli-

¤ini ilan etmesiydi. Özelefltiri yatafl›masayd›k

çok daha farkl›

alanlarda, kendimizi daha iyi ifade

edebilece¤imiz alanlarda birfleyler

yapabilece¤imizi düflünüyorum.

Bizim üniversitede, ayd›n ve

bilinçli bir flekilde gelece¤e dair

birfleyler yapmam›z› istiyorlar.

Önemli olan üniversiteye gelinceye

kadar geçen süreç, yoksa bir

anda üniversiteye gelince ayd›nlanaca¤›z

diye bir fley olamaz.

Çocuklukta kaç kifli kitap okuyor,

kitap okuma oran› ne kadar

Daha temel fleyler üzerine düflünmeliyiz

bence. ‹nsanlar kar›nlar›

açken nas›l haklar›n› savunabilir

ki Öyle bir bilince ulaflmam›fl.

‹nsanlar eflit olarak do¤muyorlar.

Baz› insanlar bir ad›m geriden hayata

bafll›yor, karn›n› doyurma

kayg›s› olunca hangi hak ve özgürlükten

bahsediyorsunuz.

Bence konuflulmas› gereken

daha temel konu eflitlik... Yaflama

eflit flartlarda bafllam›yoruz. Bir

çiftçinin hakk›n› aramas›n› ne kadar

bekleyebiliriz ki Eflit koflullarda

do¤mam›fllar. Daha temel

sorunlar var, bunun üzerine

odaklanmal›y›z diye düflünüyorum.

Ali Fahri ÖZTEN

Özlem’in katk›lar› için de teflekkürler.

Bir tar›m iflçisinin sürece

bak›fl› nas›l, bizim buna bak›fl›m›z

nas›l Olay yine bilinçlenmeye

gelip dayan›yor. Bilinçlenme

ve örgütlenme. Hak ve özgürlüklerin

örgütlenmeden geliflemeyece¤inin

tan›m›d›r bu.

Salih KARA, Mersin

Üniversitesi

Tart›flman›n geldi¤i nokta

önemli; örgütlenme. Bunun da

bafllang›ç noktas› bakt›¤›m›zda

darbeler süreci geçirmifl bir ülkeyiz.

‹spanya’da Franco dönemini

örnek vermek istiyorum. San›yorum

1944-74 y›llar›, yani yaklafl›k

30 y›ll›k diktatörlükle yönetildi

‹spanya. Biz ayn› y›llarda daha

demokratik bir süreçteydik. 74

20

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


1 . O T U R U M

p›lmas› gerekiyor burada bence.

Çünkü hak ve özgürlüklerden

bahsediliyordu. Ancak anlad›k ki

belli bir s›n›fa, erklere hak ve özgürlük

idi. S›n›rs›zlaflt›r›lan dünya

de¤il, sermaye idi. Sermaye

hak ve özgürlüklerini en üst düzeyde

yaflamaya bafllad›. Liberalizm

denen fley en çok o dönem

ortaya ç›kt›. Bugün ÖSS en büyük

örne¤idir bence. Omuz omuza

de¤il de birbirinin omzuna basarak

yükselmeye çal›flan bir süreç

yaflan›yor. ‹nsanlar haklar› talep

etmek yerine çal›p, öldürüp, gasp

ederek baflkas›ndan almay› tercih

etti. Bunu bir erkten, egemen

odaktan beraberce de¤il de birbirbirinden

karfl›lamaya bafllad›lar.

Bu da toplumsal dejenerasyonun

bafllang›c› oldu. Örgütlülü¤ün liberalizmle

çözülmeye bafllad›¤›

nokta oldu. Bugün örgütlü mücadele

çok zor bir fley görüyor. Bu

liberalizm ve bireysel kurtulufl

düflüncesiyle beslenen toplumda

umut olarak yaflamas› bile unutuldu.

Geçen gün babam üniversitenin

nüfusunu sordu, ’27 bin’ diye

cevap verdim. ‘Kaç› günlük gazete

okuyor’ diye sordu. ‘En fazla ikiüç

bini’ dedim iyimser tahminlerle.

Babam, o günlerde iki-üç gazete

okuduklar›n› söyledi. Babam

üniversite okumad›, lise mezunu.

Bir üniversite ö¤rencisi, o gün ülkede

bir yasa m› tart›fl›l›yor, üstü

örtülü bir fley mi tasarlan›yor, kritik

birfleyler mi var, bilmiyorsa

‹nönü’nün söyledi¤i gibi o ülkede

kurtulufl çok zordur.

Tart›flma örgütlü mücadele

noktas›na geldiyse bu çok güzel.

Bu noktada birbirimizin s›rt›na

basarak de¤il, birbirimize s›rt vererek

bu toplumda birfleyler yapmak

gerekir diye düflünüyorum.

Ali Fahri ÖZTEN

Çok güzel konuflmalar gelmeye

bafllad›, ben çok mutlu oluyorum.

Neoliberal politikalar bireysellefltirir,

ç›k›fl yolu bireyselleflme

de¤il, örgütlenme olmal›d›r.

Arkadafl›m›z çok güzel özetledi.

Kapitalizm yoksulluk yaratmadan

yol alamaz. Yoksulluk yaratacak

ki birileri zenginleflsin. Bunun

karfl›s›ndaki mücadele nas›l olmal›

Bu e¤itim ve bilinçle olur.

Bilincimiz özgürleflmeli. Bilinç

özgürleflmiyorsa orada s›k›nt› var

demektir. Umudu yok etmemek

gerekiyor. Toplumun mutlaka bilinçlenmesi

gerekiyor. Burada ayd›n

dedi¤imiz, baflta üniversiteler

ayd›n kimli¤ini korumak zorunda.

Örgütlenmeden bu duruma

karfl› koymalar› mümkün de¤il.

Demek ki örgütlü mücadeleyi

hep birlikte yürütmek gerekiyor.

Dicle ÖZTÜRK, YTÜ

Harçlar ile ilgili ben de birkaç

fley söylemek istiyorum. Bu y›l birinci

ö¤retimlere yüzde 8, ikinci

ö¤retimlere yüzde 500 olmak

üzere zamlar yap›ld›. Birçok gösteri

yap›ld›, pekçok arkadafl›m›z

destek verdi. Bizler koyun de¤iliz,

gelece¤in umutlar›y›z bizler gelecekte

mühendis, flehir planc›s›,

mimar, avukat, doktor olaca¤›z.

Bizlerin okuma hakk›n› elimizden

al›yorlar. ‹kinci ö¤retimde

okuyan birçok arkadafl›m harçlar›n›

ödeyemeyecek duruma geldi.

Bizlerin haklar›m›z› savunmas›

gerekiyor, ne yapal›m demekle

olmuyor. Annelerimiz, babalar›-

m›z nas›l mücadele etti, bizler bu

ruhu kaybetmemeliyiz. Biz buralara

kolay yollarla gelmedik.

Bizim Y›ld›z Teknik Üniversitesi

olarak Davutpafla ve Befliktafl

olmak üzere iki kampüsümüz

var. Befliktafl kampüsü Sabanc›ya

ait ve bizim orada bar›nmam›z

gerekti¤ini söylemifl. Bizi Davutpafla’ya

tafl›yacaklar. Geçen sene

bizi okulun aç›lmas›na bir hafta

kala apar topar tafl›d›lar. ‹nsanlar

Befliktafl’ta ev tutmufl Davutpafla’ya

okul tafl›n›yor bir haftada.

Bir baflka örnek de bizi Davutpafla’ya

yollad›lar iyi güzel ama

binalar ile girifl aras›nda uzun bir

yol var. Servis konulmufl ama paral›.

E¤er bizi öyle bir yere gönderiyorsan

paras›z servis sa¤lamal›-

s›n. ‹yilik yapt›klar›n› söyleyip

250 bin liradan 100 bin liraya

düfltüklerini söylüyorlar utanmadan.

Durum çok vahim. Ö¤retim

üyesi hocalar›m›z da bu konuda

bizleri desteklemedi. Bu durumlara

tepki koymazsak ve iflte flu

dersten flu notu al dersek daha

çok koyun olmay› sürdürürüz.

Lütfen içimizdeki gençlik heyecan›n›

kaybetmeyelim.

Ali Fahri ÖZTEN

Dicle’nin söyledi¤i çok do¤ru,

umut asla yok olmayacak. Gelecek

gençlerde ve sizin elinizde.

Slogan›m›z da o, gelecek, yaflanabilir

gelecek.

Odam›z›n Onur Kurulunda

görevli Halil a¤abeye söz vermek

istiyorum.

Halil KAYNARCA

Örgütlülük deyince sanatç›

Timur Selçuk akl›ma geliyor. ‹nsan›n

kendisine, ülkesine yararl›

olabilmesi için öncelikle bir ifli

olmas› laz›m. Ad› olta ile bal›k tutucusu

olsa bile insan›n benimsedi¤i

bir ifli olmas› laz›m. Ve daha

sonra bu iflinin örgütlülü¤ünün

içinde olmas› laz›m. Yani örgütlenmesi

gerekir. Ben buna mühendis

olarak flunu ilave etmek

istiyorum. Bir mühendisin yapt›-

¤› iflin neye yarayaca¤›n› bilmesi

gerekir. Bir baflka fley de bütün

bunlar›n gerçekleflebilmesi için o

bireyin mensubu oldu¤u ulusun

dünya kamuoyunda egemenli¤i-

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 21


1 . O T U R U M

nin kendi ulusuna ait olmas› gerekir.

‹flte haklar ve özgürlükler deyince

örgütlenme özgürlü¤ünü

düflünüyorum. HKMO 1954 y›-

l›nda, gerekçesi içinde yaz›l› oldu¤u

gibi yani ilim ve fenni art›-

rarak ülkemizin geliflmesini sa¤lamak

için kuruldu. O günkü hükümet

bu yasay› ç›kararak örgütlenmemizi

sa¤lam›fl. Bugün karfl›

örgütlenme veya örgütlü olmama

konusunda bir hak varm›fl gibi

günümüzün hükümetleri bu örgütlenme

hakk›n› bertaraf edebilmek

için kurulufl s›ras›nda asker

mühendisleri ve kamuda çal›flan

meslektafllar›m›z›n üye olma zorunlulu¤unu

kald›rd›lar. Bu örgütlü

mücadelenin önüne geçebilmenin

yeter olmasa da flartlar›ndan

biri oldu¤u için.

‹smet Pafla, ‹nönü savafl›n›n

y›ldönümünde ‘Yunanl›lar da çarp›fl›yorlard›,

askerce say›lar› üstündü,

teknolojileri üstündü.

Ama bizim bir üstünlü¤ümüz

vard›. Özgürlü¤ümüz için çarp›-

fl›yor olmam›zd›’ sözünü söylemifltir.

Dolay›s›yla Mustafa Kemal’in

kazand›rmak istedi¤i hak

ve özgürlükler içinde Kurtulufl

Savafl› özgür olman›n bir flart› idi.

Ama Kurtulufl Savafl› kazan›ld›ktan

sonra hak ve özgürlükleri yerli

yerinde yaflayabilmek için Mustafa

Kemal’in getirdi¤i bir dizi özgürlük

önlemleri vard›. Yapt›¤›

devrimin ad›, tek adam hakimiyetine

son vermek, ikincisi düflünmenin

önündeki engelleri kald›rmak.

Yani hilafeti kald›rmak.

‹flte Vecihi Timuro¤lu hocam

gelseydi kurgulayaca¤›n› düflündü¤üm

olay buradan bafllayacakt›.

Hak ve özgürlükler ‹zmir’de

noktalanan savaflta kazan›ld› diyebiliyor

muyuz Hay›r, hemen

o gün karfl› devrim süreci bafllad›.

Bugün odalar olarak özgürlüklerimiz

için kendi meslek yarar›m›z

için, dolay›s›yla ülke yarar› için,

çal›flmalar›m›z›n ortadan kald›r›lmas›

için, varl›k nedenlerimiz günün

hükümetleri taraf›ndan ortadan

kald›r›lmak isteniyor.

Terakki Perver Cumhuriyet

F›kras› Partisinin kuruluflundan

günümüze kadar bu karfl› devrimciler

Mustafa Kemal zaman›nda

uyur gibi gözüktüler, onun

ölümüyle hortlad›lar. ‹flte her arkadafl›mdan

benim rica etti¤im

odam›z›n bundan önceki y›llar›nda

da¤›tt›¤›, tüm ö¤retmen okullar›nda

demirbafl olarak verilen,

tüm harb okulu mezunlar›na demirbafl

olarak verilen Mustafa Kemal’in

kendi kaleminden ç›km›fl

Nutuk’u okumalar›d›r.

Bütün arkadafllar›m›n olana¤›

vard›r, karfl› devrim kronolojisi

olarak google’den t›klad›¤›n›zda

ç›kacak iki-üç sayfal›k metni haklar

ve özgürlüklerde hepimizi ilgilendiren

konusunun tamam›n›

içermektedir. H›fz› Veldet Velidedeo¤lu

hocam›z›n ‘1980-1990

Karfl› Devrim’ yap›t›nda bütün

bunlar› anlatt›ktan sonra hocam›z

flunlar› söylüyor. Bir sürü tan›m›

yap›yor, pekçok koyunu bar›nd›-

ran, bafl›nda çoban› olan, bir a¤aya

ba¤l› olan, saati geldi¤inde otlayan

ve sadece a¤alar› için var oldu¤unu

bilen varl›kt›r sürü. Hatta

topluca mezbahaya giderlerken

bile olay›n fark›nda de¤illerdir.

Topluca bir yerlere götürülmemek

için hakk›n›z›n özgürlü-

¤ünüzün ne oldu¤unu bilin. Örgütlü

yap›n›zla bunun mücadelesini

vermeniz gerekir diye düflünüyorum.

Mustafa Onur G‹R‹fiKEN,

‹TÜ

Hepimiz ö¤renciyiz ve ulafl›m

konusunda s›k›nt› çekiyoruz. Büyükflehirlerde

neden indirimli bilet

uygulamas› yap›l›yor, bunu bilen

var m› ‹ETT y›llar önce

tramvay› özellefltirdi¤inde ö¤rencilere

ücretsiz olan ulafl›m bir anda

ücretli hale gelmifl. Bunu ‹stanbul

T›p Fakültesi ö¤rencileri

Bayaz›t Meydan›nda protesto etmifl

ve iki t›p fakültesi ö¤rencisi

bu protesto gösterisinde can vermifl.

Daha sonra bu indirimli uygulama

konulmufl. Ö¤renciler

her zaman en korkulan s›n›f olmufl.

Çünkü genç beyinler, iradeleriz.

Gücümüzün fark›nda olmal›y›z.

‹lerde karfl›lafl›lacak s›k›nt›-

lar› engelleyebilmek için bugünden

ad›mlar atmam›z gerekiyor.

Ben içinizdeki ›fl›¤›n ve bilincin

fark›na var›n diyorum. Temel

hak ve özgürlükler istiyorsak o

bilinci kaybetmeyelim.

Ali Fahri ÖZTEN

Osmanl› 1860’l› y›llarda ekonomik

bunal›mdan dolay› ‹ngiliz

bankalar›ndan ve Galata bankerlerinden

ilk borcunu almaya bafllam›flt›r

ve ard›ndan tramvay iflletmesini

özellefltirmifltir ve arkas›ndan

da Osmanl› çökmüfltür.

Muhittin SELV‹TOPU

Tart›flt›¤›m›z konu ülkemiz

aç›s›ndan kaydade¤er konulardan

biridir. Hak ve özgürlükleri

ülkenin kurulufl tarihinden, ekonomik

yap›s›ndan ba¤›ms›z düflünemezsiniz.

Bunun için bir ülkedeki

hak ve özgürlükleri iyi anlayabilmek

için ülkenin tarihini

iyi bilmek gerekir. Maalesef bizim

ülkemizin e¤itim sisteminde

bu bizlere do¤ru dürüst anlat›lm›yor.

Daha sonra gerçek yaflam-

22

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


la karfl› karfl›ya kald›¤›m›zda ülkemizdeki

tarihsel geliflmeleri,

ancak özel ilgi duyarsak ve

araflt›rarak ö¤renebiliyoruz. Burada

benim size söyleyebilece¤im

fley, ülkenizin tarihini çok iyi ö¤renin.

Kurtulufl Savafl›n› çok iyi

anlamam›z gerekir. Osmanl›daki

yap›y› çok iyi anlamam›z gerekir.

Cumhuriyetin bugünlere nas›l

geldi¤ini çok iyi kavramam›z gerekir.

Rahmetli U¤ur Mumcu’nun

bir sözü var: “Bizim ülkemizde insanlar

bilgi sahibi olmadan fikir

sahibi oluyor”. Öncelikle kendimizi

bilgi ile donatmam›z gerekiyor.

Bundan sonra ülkemizde çok

fleyi de¤ifltirebiliriz. Herfley de¤iflmeye

mahkumdur. De¤iflikli¤in

önünde hiç bir güç bulunamaz.

Önemli olan de¤iflimi do¤ru yönlendirmektir.

Ülkemizde haklar ve özgürlükler

yeterli midir Örne¤in ö¤rencilerin

harçlara karfl› tepkisi

çok fliddetli bast›r›l›yor. Ama ülkenin

rejimini de¤ifltirecek eylemlere

bak›yorsunuz çok yumuflak

önlemler al›n›yor. Ülkede yap›lmak

isteneni iyi görürsek çok

iyi anlayabiliriz. Önemli olan

bunlar› objektif inceleyebilmektir.

Sadece bizim söylediklerimizin

de etkisinde kalmay›n, araflt›-

r›n, okuyun. Bu olanaklar var.

Bir arkadafl›m›z ‹spanya’n›n

1 . O T U R U M

tarihsel geliflimine de¤indi, biraz

da ülkemizden bahsetti. Bana göre

tarihsel sürecimiz eksik kald›.

Bugün ülkenin baflka sorunlar›n›

parça parça tart›flt›k ama ülkenin

tarihsel geliflimine fazla de¤inemedik.

Bu geliflmeyi çok iyi alg›-

lad›¤›m›z zaman bu ülkede neler

yap›lmas› gerekti¤ine de çok rahat

karar verebileceksiniz.

Kentsel dönüflüm plan› sosyal

dönüflüm ile bütünleflmeden sa¤l›kl›

bir noktaya varmaz. Dünyada

bu böyle baflar›ya ulafl›yor.

E¤er bir kentsel dönüflüm projesi

yan›nda sosyal dönüflümü koymazsan›z

insanlar ma¤dur olur,

zarar görür, sonuçta da rant kazan›r.

Mustafa ERDO⁄AN

fiöyle bir tespit yapmak istiyorum.

Kapitalizm kendini var edebilmek

ve kal›c›l›¤›n› sürekli hale

getirebilmek için bütün sermayesini

ortaya koyarak mücadele ediyor.

Bunu üçüncü dünya ülkelerinde

yap›yor. Hindistan, Laos,

Kamboçya, Vietnam, Güney

Amerika ülkelerinin bir ço¤unda

bunu ya sermaye aktar›m› ya da

militarizmle yap›yor. Bizim ülkemizde

hem sermaye aktar›m›,

hem de e¤itimle yapt›. Dünyada

iki türlü e¤itim var, materyalist

ve idealist e¤itim flekli. Bizde

idealist e¤itim flekli uygulan›yordu.

Nedir aralar›ndaki temel fark.

‹dealist felsefe kabul edilmifl, yani

toplumlardaki akil insanlar›n,

genel geçer söylenenleri kabul

etmesi. Materyalist felsefe ise dinsiz,

imans›z, allahs›z felsefe. Bunun

din ve imanla hiç bir alakas›

yok. Fark nedir, sorgula! Biz sorgulayacak

e¤itime Köy Enstitüleriyle

bafllad›k. Kapitalizm bunun

fark›na vard› ve 1950’de kapatt›rd›.

Biz 80’li y›llardan önce bunu

çok düflündük, ama sonra bize de

size de düflünme f›rsat› vermediler.

Ne yapmam›z laz›m Kapitalizmin

bütün sermayesini ortaya

koyarak örgütlendi¤i zaman biz

de karfl› örgütlenmemizi yapmam›z

laz›m. Yoksa yaflama flans›-

m›z yok. Biz teknik eleman olarak

yetifliyoruz. Bizim için Odalar

çok önemlidir. Yaflam alanlar›nda

birer mevzi olarak görmeliyiz

Odalar›. Yaflamlar›m›z› özgürlefltirmek

ve güzellefltirmek için

bunlar› kullanmal›y›z. Bunun

için size çok görev düflüyor. Bunu

da yapaca¤›n›za inan›yorum.

Diyar SARAÇO⁄LU

Geçen y›l Elektrik Mühendisleri

Odas› arac›l›¤›yla gelmifltim

bu kampa. Bizim de çarflamba günü

kamp›m›z vard›, ba¤›ml›l›k

yapt› san›r›m günü birlik u¤rad›m.

Yaln›zca özgürlük, hak, demokrasi,

eflitlik üzerinden konuflursak

bir yere varamay›z. Bugün

tekelci burjuvazi de söylemlerini

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 23


1 . O T U R U M

bu kelimeler üzerinden yap›yor.

Bizim sistem üzerinden konuflmam›z

gerekiyor. fiu anda mevcut

sistem tekelci kapitalizm oldu¤u

için bunun ekonomik ve sosyal

olgular›n› iyice alg›lay›p ona karfl›

verilecek mücadele yani örgütlü

yap›y› gündeme getirmemiz

gerekiyor. Örgütlenme bir süreçtir

ve yaln›zca ö¤rencilikle s›-

n›rl› de¤ildir. Örgütlü çal›flmalar›

daha sonra odalar ve sendikalarda

da sürdürmeliyiz. Örgütlü mücadele

bilinci kazand›¤›m›z andan

bütün hayat›m›z›n sonuna kadar

devam ettirmek için elimizden

geleni yapmam›z gerekiyor.

Ali Fahri ÖZTEN

Tekelci kapitalizmin oldu¤u

bir süreçte demokrasi, insan haklar›,

özgürlü¤ün ne kadar olaca¤›-

n› sorgulamak zorunday›z. Çünkü

sistemin tart›fl›lmas› gerekmektedir.

Emperyalizmin yaratt›-

¤› savafl› kimin üzerine y›kt›¤›na

bakmam›z laz›m. Emperyalizmin

bugün yaflad›¤› bunal›m›n yükü

yine emekçiye, köylüye çal›flan s›-

n›fa y›k›lmakta. Biraz önce arkadafl›m›z

internetten bak›p ikinci

ö¤retimde harçlar›n 3.5 milyar

liray› buldu¤unu söyledi. Hatta 5

milyar harç bedeli olan bölümler

de var. Kapitalizmin ruhunda var

bu sömürü.

Yar›n sizler Odalarda mutlaka

yer almal›s›n›z. Odalar emekten

ve halktan yanad›r. Hiç kimsenin

etkisi alt›nda de¤ildir. Biz bunu

1954 y›l›ndan bu yana söylüyoruz,

söylemeye devam edece¤iz.

Sizlerin de yar›n bu söylemi kullanaca¤›n›z›

görüyoruz.

Biz bayra¤› hocalar›m›zdan ald›k.

Hüseyin Erkan hocam›z

1974 y›l›nda Oda baflkanl›¤›m›z›

yapt›, emekli profesörlerimizdendir.

Bugün hiç konuflmad›. Bir

merhaba der misiniz

Hüseyin ERKAN

Sizi dinlemeyi tercih ediyorum.

Sizlere güveniyorum, sizlerden

eminim. Sizleri bu gönüllü

çal›flmalar›n›zdan dolay› kutluyorum.

Baflar›lar diliyorum.

Ali Fahri ÖZTEN

Biz bayra¤› sevgili hocalar›-

m›zdan ald›k. Sizlere ve di¤er

meslektafllar›m›za iletece¤iz. fiunu

bilmenizi istiyorum TMMOB

1954’den bu yana mücadelesini

sürdürmektedir. Siyasal iktidarlar›n

ürktü¤ü bir örgütlenmedir

TMMOB. 400 bin üyesi var. Mimar,

mühendis ve flehir planc›s›

var. Bu müthifl bir beyindir. Tabii

ki korkulacak beyindir. Düflünen,

sorgulayan, araflt›ran bir beyin.

Bu yap›lanmay› birileri mutlaka

parçamak isteyebilir. Bizler

bir floförler odas› de¤iliz. O da bir

oda ama biz öyle bir oda de¤iliz.

Türkiye’de tabipler, eczac›lar, baro,

mühendisler TMMOB, mali

müflavirler gibi bunlar›n d›fl›nda

mesleki örgütlenmeler olabilir,

ama e¤itim anlam›nda bu seviyede

bir yap›lanmaya sahip de¤iller.

O nedenle TMMOB’nin bu yap›s›

çok önemli. Her y›l 25 bine yak›n

mezun gelmektedir. Bu flu demektir;

on y›l sonra bu ülkede

mühendis ve mimarlar›n say›s›

bir milyon olacak. Dolay›s›yla bir

milyon düflünen, bu ülkenin

mutlulu¤u için çal›flmay› bafllatt›klar›nda

ülkemizi özgürlefltirebiliriz;

tabiiki örgütlü olabilirsek.

Bu süreç, tarladan, fabrikadan da

geçiyor. Demin çok güzel örnek

verdi Gizem çiftçi örgütlü de¤ilse,

üretimini yok pahas›na satmak istemiyorsa,

alana ç›km›yorsa sorun

var demektir. Ç›kmal› ama

örgütlü olarak tabi.

Kamp süresince katk›lar›n›z›

sunmaya devam edin. Konufltukça

beyninizde özgürleflme konusunda

geliflmeler oldu¤unu göreceksiniz.

Oturumu burada kapat›-

yorum, teflekkürler.

24

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


2 . O T U R U M

PANEL

Yaflanabilir Gelecek ‹çin Kent

Hülya KOÇ

Hüseyin ÜLKÜ

Hasan ZENG‹N

Üçüncü gün, "Yaflanabilir Gelecek ‹çin Kent" ve "Yaflanabilir

Gelecek ‹çin Su ve Enerji" panelleri yap›ld›. Yürütücülü¤ünü

HKMO Eski Genel Baflkan› Hüseyin ÜLKÜ’nün yapt›¤›

"Yaflanabilir Gelecek ‹çin Kent" panelinde, Dokuz Eylül

Üniversitesi fiehir ve Bölge Planlama Ö¤retim Üyesi Prof.Dr.

Hülya KOÇ, HKMO Adana fiube Baflkan› Hasan ZENG‹N

yaflanabilir kent tan›mlanarak ilkeleri vurguland›. Mevcut konut

çevrelerinde yaflanabilirli¤i ve niteli¤i art›rmak üzere neler

yap›labilece¤i hakk›nda bilgiler verildi. Yaflanabilir bir kentin,

yaln›zca do¤ru tasar›mlar ve etkin uygulamalar ile de¤il;

tasarlay›c›lar›, uygulay›c›lar›, denetleyicileri ve kullan›c›lar›n›n

tümünün katk›lar› ile gerçekleflebilece¤i vurguland›. Uygulanan

neo-liberal politikalar sonucu k›rdan kentlere yap›lan bilinçsiz

ve zorunlu göçler nedeniyle kentlerde afl›r› nüfus art›fl› ve buna

karfl›l›k planlama, arsa stoku, sosyal konutlar vb. konular›nda

yaflanan eksiklikler ayr›ca gecekondulaflmadaki politik bak›fl ve

beraberinde çarp›k kentleflmenin h›zla artmas› ve sa¤l›ks›z

altyap›n›n anlat›ld›¤› oturumda ayr›ca siyasi rantlar ve oy

kayg›s›yla yap›lan imar aflar›n›n kentleri içinden ç›k›lmaz,

çarp›k bir konuma soktu¤u dile getirildi.

Oturumun sunumu Dokuz Eylül

Üniversitesi ö¤rencisi Özlem

fiAH‹N taraf›ndan yap›ld›.

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 25


2 . O T U R U M

Hüseyin ÜLKÜ

De¤erli gençler, Odam›z›n de-

¤erli yöneticileri ve konuklar›-

m›z, HKMO ad›na hepinize hoflgeldiniz

diyorum. Kat›l›m›n›z

için teflekkür ederken bu panele

katk›lar›n›z› bekledi¤imi özellikle

vurgulamak istiyorum.

HKMO ‹zmir fiubesinin ve genel

merkezinin böylesine güzel

bir etkinli¤i sekizinci kez baflar›yla

gerçeklefltirmesinden ötürü

kendilerini kutluyorum. Bu etkinli¤in

TMMOB’de özel bir yeri

oldu¤unu biliyorum. Di¤er odalar›m›z›n

da ayn› etkinlik konusunda

ad›m atmalar›ndan dolay› sevinç

duydu¤umuzun alt›n› çizmek

istiyorum. Say›n Hülya Koç

ve Hasan Zengin’e panele kat›l›m

ve katk›lar› için flimdiden teflekkür

ediyorum. Sözü Hülya Han›m’a

b›rak›yorum.

Hülya KOÇ

Zaman› iyi kullanmak ad›na

iki slaytla bafllamak istiyorum.

Dünyam›zdan gidecek baflka bir

yerimiz de yok. Yaflanabilir bir

kent dedi¤imizde yaflanabilirlik

bizim akl›m›z› çokça meflgul ediyor.

Yaflanabilirli¤in özelli¤inin

ne oldu¤unu tan›mlamak konusunda

yap›lan çal›flmalar var. Gerek

yurt içi, gerekse yurtd›fl› literatürde

birçok çal›flma var. 1996

y›l›nda ‹stanbul’da yap›lan Habitat-2

konferans›nda Türk heyeti

taraf›ndan yaflanabilirli¤in, bir

yerleflimin amaçlar› aras›nda olmas›

gerekti¤i ilkesi ortaya kondu.

Sürdürülebilirlik yan›nda yaflanabilirlik

ilkesini, Türk heyeti

bir yerleflmenin gerçeklefltirmesi

gereken koflullar aras›nda say›-

yor. Yine Türk delegasyonu taraf›ndan

bir y›ll›k bir süreçte haz›rlanan

kitapta ortaya konuyor.

Yaflanabilirli¤in kentlerle ba¤lant›s›

nedir ‹nsanlar›n yaflant›-

s›nda nas›l etkisi vard›r Buna de-

¤inmeye çal›flaca¤›m. Bir aç›dan

bakt›¤›m›zda, yaflanabilir kent

dedi¤imizde insan›n mekana geçmesi

olarak tan›mland›¤›n› söyleyebiliriz.

‹nsan haklar›n› düflündü¤ümüzde

en temel olan›n› yaflama

hakk› olarak görüyoruz.

Havadaki belirli bir orandaki kükürtdioksit

oran›n› tan›mlamak

yaflam hakk›n›n belirli bir ortamda

olmas›n›n hayata geçmesini

gösteriyor.

1948 y›l›nda ‹nsan Haklar› Beyannamesi

yay›nland› biliyorsunuz.

Sadece fizyolojik yaflam hakk›n›

biraz ötesinde tan›ml›yor,

onurlu yaflam hakk› olarak vurguluyor.

Do¤rudan do¤ruya yaflam

kalitesiyle iliflkili bir mesele.

Örne¤in tarihsel de¤erleri korumakla,

kimlik sorunun korunmas›

onurlu yaflama hakk›n›n bir

parças› olarak görülebilir. Onurlu

yaflam hakk›n›n bir bölümü de

yönetim ile ilgili konular. Kentin

herhangi bir performans›n›n, örne¤in

birçok hizmetin birilerinin

taraf›ndan sunulmas› de¤il, bunun

etkileflim ile, insanlar›n kendi

katk›lar› ile birlikte yaflama geçirilmifl

olmas› ve insanlar›n buna

kolayca ulaflmas› yaflanabilirlik

kapsam›nda düflünülmesi gerekiyor.

Maslow gereksinmeler hiyerarflisini

duymuflsunuzdur. Psikolojiyle

ilgili pek çok kitapta

vard›r. Fizyolojik düzeyden bafll›-

yor, güvenlik, sevgi, ait olma, sayg›,

kendini gerçeklefltirme olarak.

Her bir insan›n bir aflamay› tamamlad›ktan

sonra bir üst gereksinmeye

ihtiyaç duydu¤unu belirtiyor.

Ancak kabul edilen fludur

ki onurlu bir yaflam hakk› için bu

gereksinmelerin tümünün sa¤lanmas›

gereklidir.

Fizyolojik gereksinmeler olarak

bildi¤imiz yiyecek ve su olmaks›z›n

yaflam›m›z› sürdüremeyece¤imizi

biliyoruz. ‹ç ortam

dengesinin, yani hava, s›cakl›k,

nem gibi koflullar›n uygun olmas›

gerekiyor. Bunun sa¤lanm›fl olmas›

yeterli de¤il; beden, ifl, kaynaklar,

aile, sa¤l›k, mülk konular›nda

da güven içinde olmak istiyorlar.

Korku, bask› vevenlik

halinin olmas› diye tan›mlan›yor

sözlükte ve böyle bir ihtiyac› var

insan›n. ‹nsanlar kendi bafllar›na

bir yerde var olma ötesinde bir

toplum içinde yer almay› istiyorlar.

Aile, arkadafll›k, dostluk, samimiyet

gibi gereksinmeleri var

bunun da sa¤lanm›fl olmas› gerekiyor.

Ayn› zamanda sayg› görme,

sayg› gösterme, özgüven, bir

ifli baflarmak, bunun da bir üst

kademede gerçekleflmesi gerekiyor.

Bütün bunlar›n yan› s›ra

kendini gerçeklefltirme, moral,

yarat›c›l›k, spontanl›k, problem

çözme, gerçeklerin kabullenilmesi,

önyarg›n›n kalkmas› gibi gereksinmelerin

gerçekleflmesi gerekiyor.

Bu gereksinmelerin karfl›lanmas›

yaflam kalitesiyle ilgili

bir durum. Yaflam kalitesi günlük

ihtiyaçlar›n karfl›lanmas›ndan,

hayatta kalman›n ötesinden bir

varl›k içinde yer alma kademesinden

söz edebiliriz. Alt düzeylerin

tatmin edilmesi yeterli de¤il, insan›n

sa¤l›k içinde, güvenlik içinde

olmas› yeterli de¤il. Ayn› zamanda

var olmas›, kendini gerçeklefltirmesi,

üst düzeyde varolufl

fleklinde de ortaya ç›k›yor.

Varl›k içinde olma ayn› zamanda

bir yerde tüketmeyi de

içermiyor, onun oluflumuna katk›da

bulunmay› içeriyor. Bu

kentlerimiz aç›s›ndan çok önemli.

Kentlerimizin planlanmas› aç›-

s›ndan çok önemli, çünkü insanlara

tüketebilece¤i bir fleyleri

sunman›n ötesinde onlar›n üretebilece¤i,

yarat›c› olabilece¤i, katk›da

bulunabilece¤i ortamlar›n

haz›rlanm›fl olmas›n› da gerekti-

26

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


2 . O T U R U M

ran canl› ve cans›z varl›klar›n da

dengede bulundu¤u bir ortam›

yaflanabilir bir ortam olarak niteleyebiliyoruz.

Yaflanabilir bir kentin niteli-

¤inden söz ederken de insanlar›n

tüm eserlerine ve fiziksel geliflimine

katk›da bulunan bir kentsel

sistemden söz ediyoruz. Bu temaya

güç katan temel ilkeler ise adalet,

insanl›k onuru, eriflebilirlik,

canl›l›k, kat›l›m ve yetkilendirme

gücü olarak ortaya ç›k›yor.

De¤iflik yaflanabilir kent tan›mlar›

var. Bunlardan bir kaç tanesini

buraya getirebildim. Yaflanabilir

kent “sa¤l›kl› bir yaflama

sahip olunan; bisiklet, kamu toplu

tafl›m ya da araba d›fl›nda baflka

bir alternatifin oldu¤u kenttir” diyor

bir tan›m. Yaflanabilir kent

tüm insanlar›n kentidir. Bu yaflanabilir

kentte çocuklar, yafll›lar

için de çekici vevenli bir yer

oldu¤u anlam›na geliyor. Yine yaflanabilir

kentin ilkelerini ortaya

koyan yazarlar var. Herkesin birbirini

duyabildi¤i, görebildi¤i,

tüm kamusal alan›n yaln›zca insan

olmak nedeniyle, birçok aktivitenin

(kutlamalar, e¤lenceler,

anmalar) tüm hemflehrilerin bir

araya gelmesini mümkün k›lan

bir alan›n oldu¤u kentten söz ediyor.

Yaflanabilir bir kentten, kor-

riyor. Herfleyin birlikte olmas›,

hem bir yer - mekan, hem de

onun içinde yaflayacaklar›n birlikte

olmas› anlam›na geliyor.

Demokratik, insanlar›n kendilerini

kamusal özne olarak hissettikleri,

o yerin oluflmas›nda kendilerinin

katk›lar›n›n oldu¤u ortamlar

istiyor; böyle bir yaflam gereksinmesi

duyuyoruz. O zaman

yaflanabilir bir çevreye insanlar›n

yaln›zca fizyolojik gereksinmelerinin

de¤il, güvenlik, sevgi, ait olma,

sayg› görme ve kendini gerçeklefltirmenin

tümünün sa¤lanabildi¤i

bir çevre olarak görüyoruz.

Yap›l› bir çevreyi de ancak bu

gereksinimlerinin sa¤lanabildi¤i

sa¤l›k bir ortam olarak niteleyebiliyoruz.

Tasar›m› yön verecek ilkeler

ele al›nd›¤›nda sa¤l›¤›n› koruyabilece¤i

bina ve donat›lara

sahip, do¤al ve insandan kaynaklanacak

tehlikelere karfl› sa¤lam,

eriflilebilir, kullan›c›lar›na kendilerini

ifade olana¤› verebilen, kullan›c›lar›n

geçmifl ve bugün ile

ba¤lant›lar›n› kurabilen do¤a ile

ba¤lant›lar›n› kurabilen özel ve

yar› özel d›fl mekanlar›n bütünleflebildi¤i

yerel ve kendine özgü

kimli¤ini yans›tabilen, ortak iletiflim

alanlar›n›n sa¤lanm›fl oldu¤u

insanlar kadar, ekosistemi olufltukunun

hakim olmad›¤› bir kent

anl›yoruz. Kamusal alan› çocuklar

ve gençler için vazgeçilmez

bir toplumsal mekan olarak sunuyor

yaflanabilir kent. Yaflayanlar

birbirlerini onayl›yor ve birbirlerine

de¤er verebiliyorlar.

Fiziksel çevrenin estetik durumu

yaflanabilir kentte ne kadar

önemlidir Yani kaba, sert, davetkâr

olmayan bir kentin iyi bir yaflam

sunmas› yan›lg›s›n› tafl›m›-

yor yaflanabilir kent. Tüm kent

sakinlerinin ak›l ve bilgilerinden

de¤erleniyor, yararlan›yor. Bu flekilde

yaflanabilir bir kenti bir insan›n

organlar›na benzeten benzetimler

var. Benzetimler tehlikelidir,

ama burada çok uygun düfltü¤ü

kan›s›nday›m.

‹nsan› sinir sistemi, kalbi, organlar›

ve dolafl›m sistemi ile tan›ml›yor.

Beyin ve sinir sistemi,

yönetiflim, kat›l›m, izleme, ölçme

ve de¤erlendirmeyi öngörüyor.

Kalbi, ortak de¤erlerimizi, kimlik

duygumuzu, yer duygumuzu ortaya

koyuyor. Yaflanabilir kentin

organlar› aras›nda tüm yerleflimlerin

bütünü var. Kentin merkezi,

sanayi alanlar›, yeflil alanlar

var. Dolafl›m sistemi de bir insan›n

dolafl›m sistemi gibi do¤al

kaynak ak›fllar›n›n, yeflil koridorlar›n,

enerji a¤lar›n›n, iletiflim,

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 27


2 . O T U R U M

ulafl›m›n oldu¤u bir alandan söz

ediyoruz.

Beyin ve sinir sistemi dedi¤imizde

kentte yaflayan tüm gruplar›n

izleme, planlama ve sonuçlar›

gözleme bak›m›ndan planlama ve

mekansal sorunlara aktif olarak

kat›labilmesine olanak sa¤layan

bir kentten söz ediyoruz. Yine fikirlerin

denenmesi, geliflimi ölçmek,

deneyimden ö¤renmek, dinamikleri

göz önünde bulundurmak,

stratejileri uygulamak ve

f›rsat vermek, yaflanabilir bir kent

gelifltirme yolunda ad›m at›yor.

Yaflanabilir bir kentin kalbi

kendi özünü yans›tmak, ortak bir

kimlik yaratmak, ortak de¤erler

konusunda diyalog oluflturmak,

tarihi hat›rlamak, çocuk ve gençlerin

toplumsallaflmas› için aktif

bir kamu alan› bulunduruyor.

Yaflanabilir kentin organlar›nda,

al›flverifl, istihdam, kültür

merkezi, yaya dostu eriflim a¤lar›

var. Ödenebilir ve karma konut

olarak gerçeklefltirmifl konut var.

Ortak altyap›s›, tar›m alanlar›, sanayi

öbekleri ile eksiksiz kentleflmeyi

ihtiva ediyor. Su, malzeme,

at›k çöp dahil aktiviteleri sürdürebilen

kaynak ak›fllar› var. Enerji

kaynaklar›na eriflim var. Biyolojik

çeflitlili¤e sahip yeflil koridorlar

var. Bilgi ve haber teknolojilerine

dahil eriflim sistemleri var. Ulafl›m

a¤lar› ile, özellikle yaya dostu

ulafl›m a¤lar› ile ba¤lant›land›r›lm›fl

bir kenti ifade ediyor.

Yaflanabilir bir kente ulaflmak

için ne yapabiliriz Asl›nda logolardan

oluflan bir set var, bunlar›

pek çok yerde görüyoruz. Bu setler

ile internette araflt›rma yapt›-

¤›n›zda çokça karfl›n›za ç›kacakt›r,

ben bir tanesini ald›m ve ne

yap›labilece¤ini az çok biliyorum.

Örne¤in fiehir Planc›lar› Odas›,

Makina Mühendisleri Odas› belki

Harita Kadastro Mühendisleri

Odas› da zaman zaman de¤iflik

vesilelerle kentlerin yaflanabilir

olmas› için ne yap›lmas› gerekti-

¤ine de¤iniyor. Ekolojik planlama,

temiz, do¤al enerji sistemleri,

günefl mimarisi, do¤al enerjiden

yararlan›lmas›, do¤al alanlar›n

korunmas›, kamu alanlar›n güçlendirilmesi,

su tasarrufunun yap›lmas›,

temiz ulafl›m sistemleri

gibi de¤iflik öneriler getiriliyor.

Yap›labilecekleri çokça biliyoruz,

ama herhalde yap›labilecekleri

bir kez daha hat›rlatmak, görevimdir

diye düflündüm. Burada

sunaca¤›m öneriler ‹zmir Kent

Sempozyumunda, ça¤dafl, planl›,

sa¤l›kl›, güvenli bir ‹zmir için görüfl

ve öneriler kapsam›nda kentsel

mekana yönelik öneriler olarak

sunulmufltu. Acaba biz mevcut

konut çevrelerimizde yaflanabilirli¤i

ve niteli¤i artt›rmak üzere

neler yapabiliriz Bu önerileri belki

hemen uygulanabilecek, basit

olduklar› için gündeme getirdim.

Yap›labileceklerin yelpazesine

bakt›¤›m›zda; bir çiçek dikmekten

bafllayan, muslu¤u uygun bir

flekilde kullanmaya giden basit

önerilere kadar gidiyor. Konut

çevrelerimizde site baz›nda örgütlenme,

toplu konut bak›m ve

organizasyona yönelik düzenlemelerin

teflviki olabiliyor. Yüksek

yo¤unluklu parsel baz›nda

gerçekleflmifl konut alanlar›, ada

baz›nda organizasyonlar aray›fl›-

na girmemiz mümkün olan alanlar

olarak görülüyor.

Kullanmad›¤›m›z yan bahçelerimiz

var. Yan bahçeleri ortak

kullan›m alan› olarak de¤erlendiren,

buradaki sert zeminleri azaltan,

yeflil alanlar›n artt›r›lmas›n›

teflvik eden uygulamalar öncelikle

denenebilir. Biz bunu de¤iflik

vesilelerle öneriyoruz. Örne¤in

Kalk›nma Planlar› ve Yerleflme

fiuras›’nda yan bahçelerin yeflil

alan olarak artt›r›lmas› yerine neden

otopark olarak önermedi¤imi

insanlar sormufltu. Dengeli

yap› ve nüfus yo¤unluklar›n›n

belirlenmesi konusunda derinlemesine

müzakere süreçleri gerekli,

Habitat 2 raporumuzda yer al›-

yor. Özel veya kamusal kullan›m

ile yeflil alanlar ve yap›l› çevre ile

dengeli arazi kullan›lmas› konu-

sunda müzakere süreçlerinin

oluflturulmas› gerekti¤ine inan›-

yorum.

Engelsiz fiziksel çevreler oluflturulmas›

konusunda fiziksel

çevrenin düzenlenmesi olarak

uluslararas› örneklere uygun ve

ülke koflullar›na göre tasarlanan

rehberler haz›rlayabiliriz. Bunun

örnekleri o kadar çok var ki, bizim

yönetmeliklerimizde de zaman

zaman bunlara de¤inmekle

birlikte uygulamaya geldi¤imizde

çok basit önlemlerin sa¤lanamad›¤›n›

görüyoruz. Üniversitemiz

ne kadar eriflilebilir diye bir anket

haz›rlam›fl, bina girifllerinde yüzde

6 e¤imli rampalar var m›, diye

sormufltuk. Yüzde 6’y› nas›l ölçece¤iz

diye geri bildirimler oldu.

Bunun nas›l ölçülece¤i konusunun

bile problem oldu¤u görüldü.

Bu çok basit deneyimlerden

geçiyor. Konut alanlar›nda trafik

durultma ile, öncelikli yol uygulamalar›

teflvik edilebilece¤ini düflünüyorum.

‹mar yönetmeliklerimizde

bizim yaya yollar› var, tafl›t

yollar› var. Bu yollara iliflkin bir

lejant›m›z bile yok. Bu yollar gösterilip

gelifltirilebilir.

Bisiklet yollar›n›n artt›r›lmas›-

na yönelik çal›flmalar yap›labilece¤ini

düflünüyorum.

‹klime duyarl›, enerji korunumlu

bina ve yerleflim alan› teflvik

edilebilir. Bu konuda yönetmeliklere

bir tak›m maddeler ilave

edilmesini önerdi¤inizde, genellikle

mimar arkadafllar›m›z,

“biz zaten biliyoruz, ne gerek var

bu kadar ayr›nt›l› yazmaya” diyorlar.

Biliniyorsa neden yap›lm›-

yor Biraz daha bildiklerimizi uygulamaya

dökmemiz gerekiyor.

Yerleflim esteti¤ine önem vermemiz

gerekli. Bunun da müzakere

sonucu oluflmufl bir dengeyi

gözeten bir yöntemle oluflturulmas›

gerekiyor. Baz› belediyeler

kendi yönetmeliklerini oluflturuyor.

Ancak bunlar›n nas›l bir döneme

tafl›nd›¤› da ayr› bir tart›flma

konusu olarak gündeme geliyor.

28

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


Benzer flekilde arazi kullan›fllar›

konusunda dengelerin müzakere

edilmesi gerekti¤ini düflünüyorum.

Yönetmeliklerimiz var,

rehberlerimiz olabilir diye düflünüyorum.

Bu rehberlerin daha

çok kat›l›mla ve tasar›mla hemfikir

olarak gelifltirilebilece¤ini düflünüyorum.

Kentsel tar›m bizim gündemimizde

pek olmayan bir konu. Tar›msal

aktivitelerin d›fl›nda aktivitelerin

oldu¤unu tan›ml›yoruz.

Kentlerde tar›m›n da yap›labilece-

¤ini düflünüyorum. Bu birçok geliflmekte

olan ülke genelinde,

özellikle beslenme aç›s›ndan önerilen

çözümler, baflka geliflmifl ülke

kentlerinde ise rekreasyon anlam›nda

hobi bahçeleri ölçe¤inde

önerilen çözümler geçerli. Toplu

konutlarda flu kadar metrekare

kifli bafl› yeflil alan ay›r›rken neden

insanlar›n kendi ihtiyaçlar›n›

yetifltirebilecekleri yerler olarak

düflünmeyelim. Bunu imar yönetmeliklerimizde

neden belirtmeyelim.

Çat› bahçelerimiz yine gündeme

gelmeyen konular aras›nda.

Semt baz›nda topluluk merkezleri

kurulabilir. Bizim korunakl›

sitelerimiz son zamanlarda

çok artt›. Lüks konut satmak isteyenlerin

de özellikle yapmak istedikleri

bir fley var; hemen her siteye

bir yüzme havuzu öneriliyor.

Asl›nda diflimizi f›rçalarken

bile muslu¤u çok açmamam›z

önerilirken, bu yüzme havuzlar›-

n›n ne kadar su gideri oldu¤u düflünüldü¤ünde

her site için bir

yüzme havuzu yapmak yerine

kent baz›nda topluluk merkezleri

kurarak, hem okuma hem de bedensel

geliflim ile ilgili tesisleri

oluflturabilir miyiz diye düflünüyorum.

Korunakl› siteler yerine güvenli¤i

sa¤lamak yönünde neler

yapabiliriz, bu konuda insanlar›n

nas›l e¤itilebilir, görülebilir Buyulabilir

olmas› sa¤lanabilir bunun

için müzakere edilmesi gerekti¤ini

düflünüyorum.

2 . O T U R U M

En önemlisi ekosistem duyarl›l›¤›na

dayanan bir yaflam kültürü

sa¤lanmas› yönünde kampanyalar

yap›labilir. Temiz çevreler,

yaya öncelikli sokaklar gibi kampanyalar

teflvik edilebilir.

Eriflilebilir tesislerimizin olmas›

ve bunlara nas›l eriflilebilece¤ini

bildi¤imiz rehberler haz›rlanabilir

diye düflünüyorum.

Do¤al afetler ve yang›nlar karfl›s›nda

engellilerin ve yafll›lar›n

venli bir flekilde tahliye edilebilecekleri

gerekli düzenleme ve

bilgilendirme çal›flmalar› yap›labilir.

Özellikle kentlerimizde yaflanabilirlik

vevenlik dedi¤imizde

çok katl› binalarda yang›n

merdiveni bulunmamas›n›n ö-

nemli bir sorun teflkil etti¤ini düflünüyorum.

Sa¤l›kl› ve nitelikli yerleflmeler

konusunda e¤itimin desteklenebilece¤ini

düflünüyorum. Psikiyatristler

yaflam çevresinin kalitesinin;

kullan›c›lar›n yaflad›klar›

mekana kök salmas›, kendisini

ifade etmesi ve sahiplenmesi ile

mümkün oldu¤unu söylüyor. ‹nsan

bir kilometre tafl› gibi bir yere

oturmuyor. Burada oturdu¤umuzda

bile, flu masay› kendimizin

olmas› için acaba kalemim nerededir,

suyum nerededir, ka¤›-

d›m nerededir diye bir düzenleme

yap›yoruz. Her gitti¤imiz yerde

bunu yap›yoruz. Dolay›s›yla insan›n

çeflitli mekanlarda kendine

ait bir mekan bulundu¤unu hissetmesi

bu çevrenin oluflumuna

bir flekilde katk›da bulunmas›yla

mümkün oldu¤u söyleniliyor.

Bunun için ne gerekli ‹letiflimi

güçlendirecek örgütlenme gerekli.

Yerel yönetim ile halk aras›nda

do¤rudan aç›k ve eriflilebilir

bir iletiflim ortam› olmas› önemli.

‹letiflimin veya kat›l›m›n sadece

bilgilendirmekten öte, projeler

hakk›nda görüfl alma ve de¤erlendirmeyi

kapsamas› da önemli.

Mutlaka geri bildirimler yapmam›z

gerekiyor. Yani mevcut çevrelerimizin

kullan›m›na iliflkin ne

sorunlar›m›z var, kullan›m sonras›

de¤erlendirmeleri yapmam›z

gerekiyor. Bu özellikle kooperatifler

eliyle TOK‹ gibi, gerçeklefltirilmifl

konut aç›s›ndan daha da

önemlidir diye düflünüyorum.

Yaflanabilir bir kent sadece

do¤ru tasar›mlar, etkin uygulamalarla

olmaz. Tasarlay›c›, uygulay›c›,

denetleyici, kullan›c›lar›n

ortak katk›s›yla gerçekleflebilece-

¤i aç›k. Daha yaflanabilir kentlerin

oluflmas›nda toplumdaki herkesin

etkisi ve çabalar›n›n yönlendirilmesi

gerekir. Bu yönlendirmede

yerel yönetimler, kitle

iletiflim araçlar›, sivil toplum kurulufllar›n›n

rollerinin bulundu-

¤unu biliyoruz. Yaflam çevresi ile

kalitesi, toplumsal yap› birbiriyle

karfl›l›kl› etkileflim içinde olmal›.

Çevrenin niteli¤inde ve yaflamda

olumlu geliflmeler de mekandaki

olumlu etkide bulunacak unsurlar.

Bu etkileflimin giderek etkili

nitelik konusunda duyarl› bir yaflam

kültürü konusunda deneyim

zenginli¤i sa¤layaca¤› da umuluyor.

Teflekkür ederim.

Hasan ZENG‹N

‹zmir fiubesinin de¤erli yöneticileri,

de¤erli ö¤renciler, de¤erli

kat›l›mc›lar, hepinizi sayg›yla selaml›yorum.

Y›llardan beri TMMOB olsun

yerel yönetimler olsun kentleflme

ile ilgili etkinlikler yaparlar.

HKMO olarak da bu konuda birçok

etkinlik yapt›k. Kentleflme

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 29


2 . O T U R U M

sorunu, teknik altyap› sorunu devam

etmekte. Hep çözüm yollar›

ar›yoruz ama gelinen noktada bu

sorunlar bilinçli olarak çözülmüyor.

Bunu söyleyerek konuflmama

bafllad›m, zira konuflmam›n

ileriki bölümlerinde, gerçekten

bu iflin de siyasete nas›l alet edildi¤ini

anlatmaya çal›flaca¤›m.

Öncelikle teknik altyap› hakk›nda

sizlere bilgi vermek istiyorum.

Teknik altyap› temiz su, pis

su, havagaz›, do¤algaz, telefon,

kablolu televizyon, ›s›tma gibi

hatlar ile su kazanma, ar›tma çöp

yok etme tesislerinin verilen genel

isimdir. Bilindi¤i gibi Türk

Medeni Kanunu’nun 704. Maddesine

göre tafl›nmaz mal olarak

nitelendirilmeyen altyap› sistemleri

kent planlaman›n önemli bileflenleridir.

15 Haziran 2006 tarih ve

26199 say›l› Büyükflehir Belediye

ve Koordinasyon Merkezleri Yönetmeli¤i

ve Altyap› Koordinasyon

Merkezi (AKOME) ve Ulafl›m

Koordinasyon Merkezi

(UKOME) yönetmeli¤i diye de

adland›r›l›yor. Altyap› tesislerini

de kapsayan teknik altyap› tesisleri

orada flöyle tarifleniyor: ‹çme

suyu ve kanalizasyon projeleri

elektrik do¤algaz, kablolu televizyon

ba¤lant› hatlar› gibi telekomünikasyon

projeleri hafif

rayl› toplu tafl›ma ve metro projeleri,

termal ›s›nma ve enerji besleme

projeleri ve benzerleri gibi

rayl› toplu tafl›ma sistemleri yollar

ve kaplamalar›.

Bilindi¤i gibi, özellikle 80’li

y›llar›n bafllar›nda kentlere çok

büyük göç yaflanm›flt›r. Asl›nda

50’lerde bafllad› ama yo¤un olarak

80’lerde k›rsalda yaflayan insanlar›m›z

ekonomik s›k›nt›lar›-

na çare bulmak, aile fertlerine daha

iyi e¤itim ortam› yaratmak, bir

baflka neden olarak da köy boflaltma

ve terör nedeniyle kentlere

göç etmifltir.

70’li y›llarda nüfusumuzun

yüzde 30’u kentlerimizde yaflarken

son 20-30 y›lda bu tersine

döndü. Göç hareketi bildi¤iniz

gibi bilinçli bir flekilde planlama

dahilinde olmam›flt›r. Oradaki

vatandafllar›m›z yoksullu¤unu

kentlerde telafi etmek, orada daha

iyi e¤itim olanaklar› bulabilmek

amac›yla bu göç hareketi olmufltur.

Son 20-30 y›l içinde oluflan

göç ile kentlerde var olan sorunlar

katlanarak artm›flt›r. Geliflen

süreçte h›zl› nüfus art›fl› göç

ve benzeri nedenlerden sonra

yüzde 70’lere varan ruhsats›z kaçak

yap›, altyap› eksikli¤i, çarp›k

kentleflmeyi oluflturmufl elbette

bu sorun ülkemizin temel sorunu.

Burada hiç bir kesim biz bundan

sorumlu de¤iliz diyemez.

Acilen çözülmelidir diyoruz.

Son y›llarda Mera Kanunu,

Yerel Yönetimler Kanunu, ‹mar

Kanunu gibi kanunlarda yap›lan

birçok de¤ifliklik ile özellefltirmeler

ile kent alanlar› ve topraklar›

ticari de¤er haline dönüfltürülmüfltür.

Siyasetin de yo¤un olarak

bu rantlardan beslendi¤i ülkemizde

çarp›k kentleflmeye göz

yumulmufltur. Hatta teflvik edilmifltir.

Büyükflehir Kanununa göre

kurulan AKOME ve UKO-

ME’ler hiç çal›flt›r›lmam›fl, dolay›-

s›yla bir çözüm olmam›flt›r. Siyasi

iktidarlar kaçak yap›laflmadan yararlanarak

imar aflar›yla süreci siyasi

ranta tafl›m›fllar, çarp›k kentleflmeyi

çözmek yerine daha da

katmerlefltirmifllerdir.

Buna bir örnek vermek istiyorum;

yak›n bir tarihte temmuz

ay›nda bu konuda Odam›z›n bir

çal›flmas› oldu. HKMO olarak

Adana Havaalan› manea planlar›-

n› yapt›k. Kontrol ve muayenesini

de yapt›k. Türkiye’de bir ilk olmufltu.

Burada idarecilerle iliflkilerimiz

gayet iyi oldu¤undan,

Mart Yerel Seçimleri öncesi; “flu

bölgenin tamam›na yak›n› hazine

arazisi” diye bizi uyard›lar. Bu

30

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


2 . O T U R U M

bölgede mantar gibi binalar yap›ld›¤›n›

gördük. Hem hazine arazisi

olmas›na hem de tel örgüye

ra¤men binalar yükseliyordu. Havaalanlar›n›

koruma band›n›n

400 metre olmas› gerekiyor. Belediyeyi

uyard›k, dikkat edilmedi.

Adana Valili¤i’ne gittik, izinle burada

resimler çektik. Uça¤›n neredeyse

kanatlar› binalara de¤ecek

durumda yap›laflma var.

Burada biz çözümler ar›yoruz.

Altyap› eksikli¤inden, çarp›k

kentleflmeden bahsediyoruz. Süreç

böyle devam etti¤i sürece, konuflaca¤›m

ve çözüm olmayaca¤›-

n› söylemek durumunday›m.

Bay›nd›rl›k Bakanl›¤›’nca

26.06.2008 tarihinde Kentleflme

fiuras› ‹stiflare toplant›s› yap›ld›.

HKMO olarak biz de kat›ld›k.

Kentsel Teknik Alyap›, Ulafl›m,

Kentsel Dönüflüm, Konut ve Arsa

Politikalar›, Afetlere Haz›rl›k gibi

bafll›klar alt›nda on adet komisyon

kuruldu. fiûrada bu komisyonlar

görüfllerini dile getirdiler.

Genel Baflkan›m›z da Kentsel

Teknik Altyap› ve Ulafl›m Komisyonunda

görev ald›. Kendisiyle

görüfltü¤ümde, deprem fluras› gibi

mi olacak diye sordum. Bunu

müsteflara iletmifl ve “Görüfllerimizi

topluyorsunuz, deprem fluras›

gibi olacaksa hiç görüfl bildirmeyelim”

demifl. Orada önemli görüfller

bildirildi, bunlardan birkaç›n›

sizlere aktaraca¤›m. fiûra kararlar›

bütünleflik kentsel geliflme

stratejisi, eylem plan› ve projesi

kentin temelini oluflturacak, bakan›n

bizzat burada sözü var. Bakal›m

ne kadar gerçekleflecek.

Kentsel geliflim altyap›s› yaflanabilir

kent ve kentsel çevreler

yarat›lmas› do¤rultusunda son

derece önemli bir konudur. Kentsel

altyap› sistemlerinin de¤erlendirilmesi

ve planlanmas› yap›l›rken

kent geliflimi, planlar›, ekonomisi,

kentsel çevrenin korunmas›,

kent sa¤l›¤›, yaflanabilirlik

ve kentsel hizmet altyap›s› olarak

nitelikli altyap›s›n›n kentlilere

adil bir flekilde ulaflt›r›lmas› gibi

eden iklim de¤iflikli¤i süreciyle

birlikte de¤erlendirildi¤inde su

rejiminin temelini oluflturan bu

alanlara mutlaka özen gösterilmesi

gerekmektedir.

Kent ölçe¤inde parçac› yaklafl›mlar

tüm kentin ortak olmas›

gerçe¤ini yok saymakta plan bütünlü¤ünü

ve tüm altyap› de¤erlerini

yok etmektedir.

Bu komisyonda özellikle Ulusal

Co¤rafi Veri Altyap›s› ve Kent

Bilgi Sistemlerine de vurgu yap›ld›.

Bu bizim mesle¤imiz aç›s›ndan

da çok önemli.

Altyap› hizmetlerinde günümüzün

temel gereksinimi olan

Co¤rafi Bilgi Sistemi özetle bilginin

yönetimi olarak tan›mlanmaktad›r.

Söz konusu bilgilerin

yüzde 80’ini mekansal konumsal

bilgi oluflturmaktad›r. Ülkemizde

son y›llarda belediyeler kamu kurum

ve kurulufllar› CBS çal›flmalar›n›

yürütmekle de görevlendirdi.

Her kurum kendi CBS’ini kurmaktad›r.

Bu bilimsel bir yaklafl›m

de¤ildir. Olmas› gereken kamu

kurum ve kurulufllar›n kullan›labilir,

standart anl›k veri üretmesi

daha do¤ru olacakt›r. Ulusal

konumsal veri altyap›s›n›n hayata

geçmesi gerekmektedir.

Belediyelerin oluflturdu¤u altyap›

verileri daha çok proje ve yat›r›m

bilgilerini kapsamaktad›r.

Bu bilgiler di¤er bilgilerle entegre

durumda de¤ildir. Mevcut tesislerin

konumsal bilgileri, iflletme

planlar› bulunmad›¤›ndan altyap›

hizmetlerinin yönetimi bilgi ça¤›

olarak adland›r›lan günümüzde

halen yar›m as›r öncesi yöntemlerle

yap›lmaktad›r. Hepimiz biliyoruz

belediyelerde su ustas›

emekliye ayr›lm›flsa, vefat etmiflse

altyap›ya ait bilgiler, ba¤lant›-

lar kopmaktad›r.

Teknik altyap› tesisleri birbirinden

zarar görmeyecek flekilde

ve belirli bir düzen içinde konumland›r›lmal›d›r.

Bunun için

6.2.1972 tarihinde 1797 say›l›

Türk Standartlar›yla ilgili kanun

haz›rlanm›fl; fakat var olan tesisilkelerin

yan› s›ra, ülkedeki nüfusun

kentsel ve k›rsal alandaki da-

¤›l›m› nüfus yo¤unluklar›, nüfusun

k›rsal ve kentsel hareketlili¤i,

yerli-yabanc› turizm hareketlili¤i

çok çeflitli alanlarda sürece dahil

edilerek karfl›m›za hem teknik

hem de sosyal boyutlara sahip disiplinler

aras› bir alan ç›kmaktad›r.

Kentsel teknik altyap› ve ulafl›m

komisyonundan ald›¤›m

önemli bafll›klar bunlar.

Kentsel ve mekansal geliflme

ve kent planlama ile kentsel teknik

altyap› aras›nda önemli bir

iliflki vard›r. Dolay›s›yla kent

planlama ile kentsel teknik altyap›

planlamas›n›n eflgüdüm içerisinde

yürütülmesi önemlidir.

fiimdiye kadar hiç böyle bir fley

yap›lmam›flt›r.

Ülkemizde yaflanan h›zl› kentleflme,

plans›z yap›laflma ve kontrolsuz

mekansal büyüme plan de-

¤ifliklikleri ile asl›nda plans›z olarak

artt›r›lan nüfus yo¤unluklar›;

aranan bu eflgüdüm koflullar›n›n

ve bütünleflik planlama yaklafl›-

m›n›n hayata geçirilememesine

neden olmaktad›r.

Kaçak yap›laflman›n yüksek

oranlarda gerçekleflti¤i kentlerimizde

bu kontrolsuz, plans›z ve

denetimsiz yap›laflmaya hangi yasalar

çerçevesinde ve ne flekilde

altyap› hizmetlerinin götürülece-

¤i bafll›ca sorun alanlar›ndan biridir.

Bunun yan› s›ra mekansal ve

kontrolsuz h›zl› yay›lan kentlerde

teknik altyap›n›n bu geliflmeyi takip

etmek zorunda kalmas› büyük

maliyetler yan›nda verimlili-

¤i de olumsuz etkilemektedir.

Plan de¤ifliklikleri de teknik altyap›

üzerinde son derece olumsuz

bir etki yaratmakta, yetersizli¤ine

yol açmaktad›r.

Ülkemizde yeni yerleflim alanlar›n›n

planlanmas›nda özellikle

korunmas› gereken tar›m arazileri,

mera alanlar› ve yeflil alanlar

dikkate al›nsa da, süreç içinde

mevzuat de¤ifliklikleriyle bu alanlar

da yap›laflmaya aç›labilmektedir.

Tüm dünya gündemini iflgal

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 31


2 . O T U R U M

ler daha önce yap›ld›¤›ndan, daha

sonra buna uyulmad›¤›ndan dolay›

telefon hatlar›, yüksek gerilim

hatlar›ndan, içme suyu kanalizasyon

hatlar›ndan zarar görebilmektedir.

Bu nedenle say›sal

iflletme planlar›n›n yap›lmas› zorunludur.

2007’de yürürlü¤e giren

bilgi toplumu stratejisinde

co¤rafi verilere iliflkin de¤iflim

stantardlar›n›n belirlenmesine

yer verilmifl ve ilk kez belediyeler

bu uygulamadan sorumlu tutulmufltur.

Bu durumda ‹ller Bankas›

hakk›nda bilgi vermek istiyorum.

Çok önemli bir kurum. 3225 belediye

81 il özel idaresi ve 16 su

ve kanalizasyon idaresi olmak

üzere 3322 adet mahalli idareye

do¤rudan hizmet vermekte olan

bir kurumdur. Ayr›ca köylere de

destek olmaya devam etmektedir.

Özellikle belediyelerin çok büyük

teknik kadrosu ve donan›m› olmad›¤›

dikkate al›nd›¤›nda, tamamlanan

tüm altyap› ve üstyap›da

‹ller Bankas›n›n rolü göze

çarpmaktad›r. Ancak gelinen süreçte

küresel sermaye ‹ller Bankas›n›

kendisine engel olarak görmüfltür.

1932 y›l›ndan beri belediyelere

bu sayd›¤›m hizmetleri

yapman›n yan›nda teknik yard›m

da yapan ‹ller Bankas› belediye

hisselerinden kesilen yüzde 5’leri

belli bir hesapta tutarak belirli

program dahilinde projeleri, halihaz›r

haritalar›, imar planlar›n› ve

baz› projeleri hibe fonundan yapan

bir kurum. Ama gelinen süreçte

‹ller Bankas› da özellefltirme

kapsam›na al›nd›. Süreç biraz

uzad› ama özellefltirilmese de de-

¤iflen bir durum olmayacak çünkü,

fon deste¤i kald›r›ld› ve içi

boflalt›ld›. ‹flletme giderleri olarak

‹ller Bankas›n›n 2000 y›l›nda

deprem bölgesinde bafllad›¤› bir

çal›flma olmufltur. Sonra Türkiye

genelinde bu iflletme planlar›n› ‹ller

Bankas› tüm yerel yönetimlerde

uygulamaya koymufltur. Bunun

için Büyük Ölçekli Harita

Yap›m Yönetmeli¤i kapsam›nda

Hülya Han›m bize genifl bir

perspektif çizdi. Hasan Zengin

arkadafl›m›zda verdi¤i teknik altyap›lar

konusunda bize sundu¤u

bilgiler için kendilerine teflekkür

ediyorum.

De¤erli gençler, kat›l›mc›lar,

hepimiz demokrasiden, demokratikleflmeden,

yaflanabilir kentlerden

söz ederiz. TMMOB ve

meslek odalar› da kendileri Anayasal

bir kurulufl oldu¤u için demokratik

kitle örgütleri, demoratik

meslek örgütleri deyimleri

içinde adland›r›rlar. Yani sivil

toplum örgütleri ad›nda adland›rmazlar.

Bunun temel nedenlerini

mutlaka kendi aran›zda tart›-

fl›yorsunuzdur, tart›flmal›s›n›z.

TMMOB ve Odam›z demokratik

meslek örgütleri oldu¤u için demokraside

de bir hesap verme bir

de hesap sorma kural› var. Biz

Oda olarak sizlere hesap verme,

siz gençler de bize hesap sorma

durumundas›n›z. O nedenle konuyu

bu aç›dan de¤erlendirmek

istiyorum. Özellikle flunu belirtmek

istiyorum, dünümüzü ve

bugünümüzü iyi bilmez isek, gelece¤imizi

do¤ru flekillendirebilir

miyiz Madem yaflanabilir geleyeni

bir flartname haz›rlam›flt›r.

Bu flartname içme suyu, kanalizasyon

koruma ve toprak alt›

enerji nakil hatt› tesislerinin yasal

iflletme planlar› düzenlenmesine

ait teknik flartname, normal

halihaz›r harita yap›l›yormufl gibi

iflletme planlar› ‹ller Bankas› taraf›ndan

gerçeklefltirilmekte.

Bir de 15.02.2007 tarihinde

yay›nlanm›fl Afet Yönetmeli¤inde

“Proje inflaat aflamas›nda imalat›

tamamlanm›fl olan tesisler inflaat

bitim projeleri koordinatl› olarak

say›sal olarak idareye teslim edilir”

deniliyor. ‹ller Bankas›n›n çal›flmalar›

ile ilgili birkaç foto¤raf

gösterece¤im, kanalizasyon tesisleri,

içme suyu tesisleri, koordinatland›r›p,

kodlanmaktad›r. Sonunda

yap›lan ölçümler imar paftalar›na

aktar›larak bir cilt halinde

belediyesine teslim edilmektedir.

Sonuç olarak flunlar› söyleyebiliriz.

Teknik altyap› tesislerinin

say›sal girifllerinin yap›lmas› ve

CBS ortam›na entegre edilmesi

gerekmektedir. Altyap› yat›r›m

maliyetlerinin fizibilite raporlar›

do¤rultusunda gerçekçi yap›lmas›

gerekmektedir. Teknik altyap›

tesislerinin tamamlanmas›nda topografik

yap› göz önüne al›nmal›d›r.

Kent planlama ile teknik

altyap› planlamas› aras›nda eflgüdüm

sa¤lanmal›d›r. Kent planlama

karar alma süreçlerinde kentlilerin

kat›l›m›n›n sa¤lanmas› gerekir.

Burada flüra toplant›lar›nda

oldu¤u gibi sadece oturup görüflleri

sunum gibi de¤il de, ilgililerin

direkt sürece kat›lmas› gerekmektedir.

Kentsel teknik altyap›-

ya iliflkin olarak ülkemizde mevzuat

da¤›n›kl›¤›n›n ortadan kald›-

r›lmas› gerekir. Birçok yat›r›mc›

kurulufl, belediyeler ayr› ayr›

kentsel altyap› projeleri yapmakta

ve uygulamakta, burada mevzuat

da¤›n›kl›¤› var ve bunun

kald›r›lmas› gerekir.

Yat›r›mlar›n planlanmas› ve

finansman› aç›s›ndan önemli bir

kurulufl olan ‹ller Bankas›’n›n

özellefltirilmesi çal›flmalar›ndan

vazgeçilmesi gerekir. AYKO-

ME’ler çal›flt›r›lmal› ayr›ca teknik

altyap› tesisleri sürekli olarak denetlenmelidir.

Teflekkürler.

Hüseyin ÜLKÜ

32

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


2 . O T U R U M

cek için kentleri burada konuflaca¤›z,

o zaman bu kentlerin dününü,

bugününü çok iyi irdelelememiz

gerekiyor. Kendi düflüncemizin

ötesinde meslek odalar›-

m›z bugüne kadar bu konuda

acaba ne dedi, diye birkaç araflt›rma

yapt›m.

Elinize geçerse Kent Topraklar›

Sorunu diye bir kitap var.

1973 y›l›nda Mimarlar Odas› taraf›ndan

yay›nlanm›fl. Kitab›n giriflinde

flöyle deniyor: “Önümüzdeki

10-15 y›l içinde 20 milyondan

fazla kifli kentlerimize yeniden

yerleflecektir. Bu ülkemizin yap›sal

de¤ifliminde en önemli olaylardan

biridir. Böyle bir de¤iflmenin düzensiz,

plans›z kamu aleyhine gerçeklefltirilmesi

bizim oldu¤u kadar

gelecek kuflaklar›n da alt›ndan kalkamayacaklar›

önemli sorunlar

yaratacakt›r.” Yani sorunlar›

TMMOB bileflenleri daha 70’li

y›llar›n bafl›nda dile getiriyorlar.

Bu kitab›n önemli bir yan› 1928-

30 y›llar›n›n Ankaras›ndaki imar

hareketlerini de inceleyerek bu

küçük hacminin içine çok önemli

bilgileri koymas›.

Falih R›fk› Atay’dan bir al›nt›-

da: “Büyük Millet Meclisinin bugünkü

yerini almak için 20 bin lira

gibi bir ödenek gerekir” demek istiyor.

“Kabul etmediler.” Kimler

TBMM’dekiler. “Biz meclisi oraya

yapt›rmayaca¤›z” dediler.

Proje tatbik edilince TBMM’

nin orada yap›lmas› gerekmiflti.

Fakat y›llar geçti¤i için 2.5 milyon

liradan fazla kamulaflt›rma

paras› harcanm›flt›r. Ankara’n›n o

bölümünde flimdiki bakanl›klar›n

oldu¤u yerde bakanl›klar› bir araya

meclisin hemen yan›na toplamak

isteyen imar planc›s›na karfl›

milletvekilleri arsa rant› için farkl›

yerlerden yer kapatt›klar›ndan

bakanl›klar›n da¤›lmas› gerekti-

¤ini bunun da gerekçesi olarak

herhangi bir sald›r›da bir topla

hepsi yok edilir, korunmas› için

farkl› yerlerde olmas› gerekir. Yani

her bakanl›¤›n etraf›ndaki rant›n

art›r›lmas› gerekir deniyor, güvenlik

aç›s›ndan ortaya koyuyor.

Konu afl›lamad›¤›ndan Atatürk’e

gidiliyor. Elbette topluca tamam›-

n› bir yerde savunuruz. Ondan

sonra TBMM ve bakanl›klar›n ayn›

yerde planlanmas› yap›l›yor,

ama kamulaflt›rma bedelinin nereden

nereye ç›kt›¤›n› baflta söylemifltik.

Ankara örne¤inde 1952-68

y›llar› aras›nda onyedi senede 21

bin hektarl›k imar s›n›r›na ulaflt›-

r›l›yor. Sürekli artt›r›l›yor. Burada

meydana gelen 40 milyar TL’lik

arsa spekülasyonunun 30 milyar›

kent merkezindeki 900 hektarl›k

alanda meydana geliyor. fiöyle bir

de¤erlendirme yap›yor Mimarlar

Odas›: “Kentsel arsa spekülasyonu

toprakta özel mülkiyetin ortaya

koyaca¤› ya¤ma miktar›n› göstermektedir.

Bu mertebede do¤acak

de¤eri almak için ortaya ç›kacak

politik bask›n›n ne kadar fliddetli

olaca¤› aç›kt›r.” Böylece güçlü

politik bask› içinde kent planlamas›

bir oyuncak, bir k›l›f haline

gelir. Ayn› rantlar›n bütün kentlerimizin

merkezlerinde özellefltirme

sonras› –ki özellefltirmenin

ne için yap›ld›¤› yafl›n›z itibariyle

bilmeyebilirsiniz ama okumuflsunuzdur.

K‹T’ler zarar etti¤i için

kamburlar›n ortadan kalkmas›,

devletin bunlardan kurtulmas›

için özellefltirme yap›l›yordu. Bir

allah›n kulu da flunu size söyledi

mi; Sümerbank, Et-Bal›k Kurumu’nun

yerleri sat›lacak sonra o

fabrikalar bir baflka yere tafl›nacak

kentin ortas›nda kalan bu büyük

araziler kent topraklar›na dönüfltürülecek,

ortas›na al›flverifl

merkezleri kurulacak, dünya pazarlar›nda

pazarlanacak, imar

plan› parça parça yap›lacak, plan

kararlar›na uyulmamas› için özel

imar plan› yapma yetkisi aktar›lacak,

denmifl miydi Denmemiflti.

Bütün bunlar›n nas›l geliflti¤ini

bir özellefltirmenin nerelerle iliflkisi

oldu¤unu, kararlar›n nereye

vard›¤›n›, 1973 y›l›nda bu kitapta

mimarlar›m›z, TMMOB görmüfl

oluyor.

Yine ayn› kitapta flöyle bir de-

¤erlendirme yap›l›yor: “Türk ka-

pitalist burjuva s›n›f› üretim güçlerini

d›fla ba¤›ml› olmadan gelifltirip,

örgütleyemedi¤i gibi üst yap›

de¤erlerini de bu arada güzellik

anlay›fl›n› da d›flar›dan nakletmeye

çal›flmaktad›r. Kent arazisini

kullanma ve mekan› düzenleme

tekni¤inde bu nakilcili¤in ve ezbercili¤in

izleri aç›kt›r.” Bu 1973

y›l›nda yaz›lm›fl. Bugün bütün

büyük kentlerimizde yap›lan bütün

büyük yat›r›mlar›n rezidans,

al›flverifl merkezi, siteler gibi tesislerin

planlar›, mimari projeleri

nereden kopya ediliyor de¤erli

arkadafllar. Yabanc›lar sadece burada

ruhsat alabilmek için Türk

mimarlarla birlikte çal›fl›yorlar.

Bu tespit son derece do¤rudur.

fiöyle bir tespit daha yap›l›-

yor. Özel mülkiyetin varl›¤› ve

spekülasyonlar Türkiye gibi zengin

tarihi dokulara, tarihi kentsel

mahallelere, tarihi eserlerin ve

do¤a de¤erlerinin korunmas›n›

olanaks›z hale getirmektedir. O

güzelim dokular rant gözüyle bak›ld›¤›

için art›k bu binalar eskidi,

y›kal›m yenisini yapal›m. Bunun

en tipik örneklerinden biri

kentsel dönüflüm projeleri aras›nda

en çok tart›fl›lan Sulukule

örne¤idir. Son zamanlarda buras›

ile ilgili olumlu haberler okunuyor,

dilerim bu gerçekleflir.

Bu örnekleri verirken sizlere,

sadece kente bakt›¤›m›z zaman,

orada birçok güzel hülyam›z›n

gerçekleflmesinin önündeki en

büyük engelin mülkiyet iliflkileri

oldu¤unu bilmek zorunday›z.

E¤er kent topraklar›nda mülkiyeti

çözemezsek hiçbir zaman yaflanabilir

gelece¤imizde güzel kentleri

kurmam›z mümkün de¤ildir.

Bir kitap盤›m›z daha var:

“Kentleflme Sorunlar› ve ‹stanbul”.

HKMO’nun haz›rlad›¤› bir

kitapç›k. Biz tabii ki mülkiyet

aç›s›ndan bak›yoruz kentlere.

An›s› önünde sayg›yla e¤ildi¤im

Dr. Haldun Özen sundu¤u bildiride

Anayasa Mahkemesinden bir

al›nt› yap›yor. Burada kadastro

müdürlü¤ünde görev yapm›fl ar-

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 33


2 . O T U R U M

Baflbakan iken Celal Bayar

1.11.1937 tarihli TBMM hükümet

program›n› okurken Türkiye’de

topraks›z çiftçinin kalmayaca¤›n›

belirtiyor flu cümleyi söylüyor:

“Her Türk çiftçisinin çal›flabilece¤i

topra¤a malik olmas›n› vatan

için sa¤lam bir temel saymaktay›z.”

Bunu söyleyen Celal Bayar

1945’de toprak reformuna karfl›

1946 seçimlerine girmek üzere

CHP’den ayr›l›p DP’yi kuruyor.

Bir gruba göre bu Türkiye’nin demokrasiye

geçifli anlam›n›

tafl›yor. T›pk› flimdi DTP’nin baflkan›

Ahmet Türk arkadafl›m›z›n

köy sahibi olup, ayn› zamanda

demokrasinin önderli¤ini sürdürmesi

gibi. ‹kisi birbirine ne kadar

benziyor.

fiunu özellikle yorumlaman›z›

istiyorum; Güneydo¤u’da zilliyetlikten

elde edilmifl topraklar›n

bugün GAP’ta sulamas› gerçekleflecek...

Oysa bölgede topraks›z

köylülerin sorunlar› çözülmedi¤i

için ad› ne olursa olsun, ister Güneydo¤u,

ister Kürt sorunu densin

bu sorun devam edecektir. Bu

bölgenin sulamas› ile ilgili yeni

yat›r›mlar yap›ld›¤›nda o topraklar›n

de¤eri artacak m› Bir toprak

reformu yapacak olsak, devletin

yat›r›mlar› sonucu elde edilen

de¤er art›fl› kimin cebine gidecek

Elbette toprak a¤as›n›n!

Bütün bu ifller böyle giderken

devletin gelirleri arts›n diye ö¤rencilerin

harc› ne olacak; artacak.

Sizin giderleriniz art›yor, sistemde

baz› kifli ve s›n›f›n gelirleri

art›yor. Arsa vurguncular›n›n,

toprak a¤alar›n›n, komisyoncular›n,

mafyatik iliflkilerin cepleri flirek

tapuya tescil edildi¤inden bugün

yaflanabilir bir kentin planlamas›

yap›ld›¤›nda trilyonlarca lira

kamulaflt›rma paras› ödemek

zorunda kal›yor belediyelerimiz.

Yaflanabilir gelecek için elimizdeki

arazileri önce siyaset yapanlar,

kendi gelecekleri aç›s›ndan birilerine

verip oy al›yorlar. Sonra

bak›yorlar bu da çok iyi de¤il,

kentsel dönüflüm planlar› ad› alt›nda

onlarla pazarl›k yap›p ‘size

flu kadar daire verece¤iz, biz de burada

flunlar› yapaca¤›z’ diyerek

ikinci bir ad›m› atarak kentleri

kendi ç›karlar› ve rant u¤runa yeniden

flekillendirip gelecek için

olumsuz noktalara do¤ru ad›m

at›yorlar.

Haldun Özen ayn› bildiride

flöyle de¤erlendirme yap›yor:

“Arsa mülkiyetinin toplum yarar›-

na düzenlenmemesi, kent planlamas›n›n

kiflisel planlar›n›n arac›

haline dönüflmesine kentsel yap›-

n›n özel ç›karlar› maksimize eden

bir biçim kazanmas›na neden olmaktad›r.

Bu nedenle kent topraklar›

kamulaflt›r›lmal›d›r”. Bunu

mimarlar da harita kadastro mühendisleri

de söylüyor. Hiç bir

zaman böyle bir ifllem yap›lm›-

yor.

Kentlerimizi yine do¤rudan

etkileyen, Hasan arkadafl›m›z›n

belirtti¤i k›rdan kente h›zl› göç

olay› var. Odam›z 1978’de Toprak

Reformu Kongresi yapm›fl, bu

kongrede belli konular› ele alm›fl.

Burada birkaç noktaya de¤inmek

istiyorum.

Türkiye’de Osmanl› ‹mparatorlu¤u

döneminde 1858’lerde

bafllayan ve Cumhuriyet Döneminde

de devam eden egemen bir

süreç vard›r. Bu süreç kamu topraklar›n›n

yasal ve yasad›fl› ya¤malanmas›yla

simgelenmektedir.

Bunun karfl›s›nda güçsüz bir süreç

vard›r. Çiftçiyi toprakland›rma

ve toprak reformu süreci. Kadastro

birinci sürecin içindedir.

Yani biraz önce belirtti¤im zilliyetlik

hükümleri kadastro yasas›nda

yer ald›¤› sürece bu aleyhte

kadafllar var, zilliyetli¤in ne anlama

geldi¤ini onlar daha iyi bilir.

Anayasa Mahkemesi zilliyetlikle

edinme noktas›nda tapulama kanununun

o maddesine aç›lan dava

konusunda flöyle bir karar veriyor.

“fiüphesiz kanun koyucu,

devletin tasarrufu alt›nda bulunan

sahipsiz yerlerin mutlaka kifliler

taraf›ndan iflgal, ihya ve imar

yollar›yla veya baflka biçimlerde

mal edinebilmesinin sebep ve

flartlar›n› tesis etme zorunlu¤unda

de¤ildir. Hatta bir kanunla bu

hükümlerin tümünü ilga ederek

zilliyetlik yoluyla bir hak do¤mayaca¤›n›

inkar da edebilir.” Yani

aç›lan davada o maddeyi iptal etmiyor,

Anayasaya ayk›r› bulmuyor

ama meclisin yetkisi içindedir,

tersi bir yasay› da ç›karsa, engellese

de, o da Anayasaya uygundur,

böyle bir yasa da düzenleyebilirsiniz

diye yol ve yön gösteriyor.

Ayn› bildirinin sonunda dördüncü

befl y›ll›k plan›n birinci y›-

l›nday›z, diyor Haldun Özen.

1979’da bu bildiri yaz›lm›fl, planda

konut bölümüne konmufl bir

hüküm var. “Kazand›r›c› zaman

afl›m› ve zilliyetlik hükümleriyle,

imar ve ihya yollar›yla devletin hüküm

ve tasarrufu alt›ndaki arazilerin

özel mülkiyete geçirilmesi yasal

düzenlemeler yap›larak önlenecektir,

deniliyor. Güzel ancak sorun,

bunlar› planlara, kitaplara, Anayasaya

geçirmek de¤il, sorun bunlar›

hayata geçirmektir” diyor

Haldun Özen.

Y›l 1979, ard›ndan 12 Eylül

1980 Darbesi, ard›ndan devletin

hüküm ve tasarrufunda bulunan

iflgal edilen yerlerin tümünün tapular›

bu hükmün tersine devredilmifltir.

Bugün örnek ‹zmir kentinin

en iyi uygulamalar›ndan biridir

2981. Gecekondu ile ilgili

yaflanan ›slah, imar planlar›nda

yeteri kadar yol geniflli¤i, yeflil

alan, otopark, yani kentin teknik

ve sosyal altyap›lar› yap›lmadan

›slah planlar› düzenlendi¤i için o

parsellerden yüzde 10-15 kadar

düzenleme ortakl›k pay› düflüleiflledi¤ini

belirtmektedir. Ayn›

toprak reformu kitap盤›m›zda

bugünkü Oda baflkan›m›z›n bas›n

aç›klamas›nda flöyle bir de¤erlendirme

yap›lm›fl: “Urfa bölgesinden

elde edilen verilere göre bölgede tapulanan

16 milyon 600 bin dönüm

arazinin 8 milyon 525 bin dönümü

zilliyetlik hükümlerine göre büyük

toprak sahiplerine tapulanm›flt›r,

yani yar› yar›ya.”

34

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


2 . O T U R U M

flerken, sizin harçlar›n›z da, gelecekteki

iflsizli¤inizle birlikte art›-

yor.

Bu nedenle biz gelece¤imizi

flekillendirirken gerçekten daha

iyi düflünerek ad›m atmak zorunday›z.

2005’de HKMO ve Ziraat

Mühendileri Odas› sekretaryalar›

aras›nda TMMOB ad›na, fianl›urfa’da

yine toprak reformu kongremiz

oldu. Orada bir belirtme yapm›flt›m,

flu tarih çak›flmas›n› özellikle

an›msatmak istiyorum. Burjuva

devrimlerinin baflkenti Paris

27 Ekim günü, saat 18.15’de yan›yordu.

Nedeni 15 yafl›ndaki

Mari ile 17 yafl›ndaki Tunuslu Ziyed

polisten kaçarken sakland›klar›

trafoda 20 bin volt ile yan›p

kül olmufltu. Ne raslant› 21 yafl›ndaki

fianl›urfal› Muhittin yaral›

kurtulmufltu. Üzüntümüz ölenler,

sevincimiz Muhittin içindir.

Muhittinler bugün Türkiye’ye dayat›lan

AB uyum yasalar›, ‹MF ve

Dünya Bankas› programlar› do¤rultusunda

uygulanan tar›m politikalar›

sonucu kentlere savrulanlardan

ve yaflamlar›n› sürdürebilecekler

mi diye sormuflum.

Art›k k›rsal yaflam›n desteklenmesi,

kentlere göçün geciktirilmesi,

sonuçta sa¤l›kl› yaflanabilir

kentler için zorunlu oldu¤u

kadar, o insanlar›n sa¤l›kl› biçimde

yaflamalar› için de zorunludur.

Türkiye’de söylenen de flu, tar›m

topraklar› küçüktür, mutlaka büyütülmesi

gerekir, iflletme baz›nda

ele al›nmas› söz konusudur, bu AB

uyum yasalar› ad› alt›nda uygulanan

programd›r.

Ülkemizde tar›m unutulmufltur,

ama 2006’da iktisat tarihi

profesörü Huricihan ‹slamo¤lu

araflt›rma yap›yor; genç bir ekiple

TÜB‹TAK bu araflt›rmay› destekliyor.

Sonuç; tar›m politikalar›n›n

küçük iflletmeleri tasfiye etti¤i

söylenenlerin aksine küçük iflletmelerin

verimsiz olmad›¤›n›, onlar›n

örgütlendi¤i ve iyi organize

olmalar› durumunda baflar›l› olabildiklerini

ortaya koyuyor.

Biz her söylenene inanmak

zorunda de¤iliz. Zaten odalar›m›z

ve TMMOB de böyle yapt›¤› için

sevimsiz odalar oluyoruz. Neden

böyle oluyoruz, an›msayacaks›-

n›z: ‹stanbul Sal›pazar› liman›

Galataport özellefltirilmek istenmiflti,

onun özellefltirilmesi öncesi

k›y› yönetmeli¤imizde de¤ifliklik

yap›lm›flt›. Cruisier Liman tan›m›

getirilmiflti. K›y› yönetmeli-

¤inin bu maddelerinin iptali için

fiehir Planc›lar› Odas› ve HKMO

olarak dan›fltaya baflvurduk. Kufladas›

liman› da özellefltirilmiflti.

Ofer ve Kutman alm›flt›. Dava sürecinde

yürütmeyi durdurma karar›

vermiflti Dan›fltay. Ofer ve

Kutman’a soruldu¤unda, ‘Ne olacak

bugünkü yönetmelik yak›nda

yasa olarak gelir.’ dedi. Aynen yasa

olarak geldi. Ormanlarla ilgili

Dan›fltay’›n bir karar› oldu. fiimdi

o yönetmelik iptalini yasaya çevirip

ayn› flekilde uygulanmas› yönünde

TBMM’ne yasa geçiyor.

Bu, Türkiye’nin bütün ormanlar›

içinde madenciler istedikleri kadar

maden arama ifllemleri yapabiliyorlar.

Art›k ÇED raporu anlams›z

noktaya geliyor.

Siz k›y›lar›n›z›, ormanlar›n›z›,

yasal olarak elden ç›kar›labilir

noktaya getirebiliyorsan›z, yaflanabilir

kentleri kurmam›z mümkün

olur mu Olmad›¤› için odalar›m›z

Dan›fltaya baflvuruyor. Bu

Anayasaya hukuk kurallar›na ayk›r›

oldu¤u için Dan›fltay yürütmeyi

durdurma kararlar› veriyor,

yönetmelikleri iptal ediyor. Türkiye’de

parmak demokrasisi, yasa

demokrasisi noktas›na geliyor.

De¤erli gençler yasa demokrasisinden

korkun. Bütün diktatörlükler

kendi ç›kard›klar› yasalarla

toplumlar› yönetmifller, o yasalarla

insanlara iflkence etmifller, asm›fllar,

kurfluna dizmifllerdir.

Y›llar önce ‹nsan ve Kent diye

bir kitap okumufltum. Burada

kent ile ilgili güzel bir de¤erlendirme

yap›lm›fl. Henri Laborit

ad›nda bir bilim insan›, ‘kent sanayi

uygarl›¤›ndan önce de vard›.

Ama ça¤dafl kent yap›s› pazar eko-

nomisinin zorunlu sonucundan

baflka bir fley de¤ildir.’ diyor. Bu

kitab›n bas›m tarihi rastlant› belki

1971. Di¤eri 1973 idi. fiöyle diyor,

‘son on y›l içinde Paris’in 13.

Bölgesi gibi kimi esenli¤e ayk›r›

mahallelerin y›k›l›fl›na, burada

oturanlar›n d›fl mahalalelere itilifline,

eski kulubelerin yerine orta s›-

n›f için toplu konutlar›n dikilifline

tan›k olduk. Bu evrim kuflkusuz en

yüce insanl›k maskesi alt›nda olufluyor.

Konut al›flveriflini çekip çevirenler,

bankalar serbest u¤rafllarla,

tecimsel ticari u¤rafllar gibi

konut yap›lacak alanlardaki de¤ifliklerle

yak›ndan ilgili kesimler bu

iflten kar sa¤l›yorlarsa bu kuflkusuz

sa¤l›¤a ve esenli¤e ayk›r› bir

yeri hoflça yaflanacak bir alana dönüfltürmenin

ödülü olmaktad›r.

Ama kimin hoflça yaflayaca¤›n›,

mallar›na el konmasa da al›n›p

baflka yerlere tafl›nan insanlar›n bu

konuda ne düflündüklerini sormamaktad›r.’

Bize Avrupada kentler flekillendirilirken

topluma sorulup

onlar›n görüflleri al›n›r, deniliyor.

Baz› büyükflehirde arkadafllar›-

m›z Paris’in atölyelerinden ithal

ettiklerini söylüyor, ama öyle olmad›.

Bu yazar›m›z, kentte ne yap›-

l›r diye soruyor, ‘Kentte herfley al›-

n›r, sat›l›r. Dostluklar, onurlar,

rütbeler, unvanlar, görüfller.’ Burada

bafl uygulay›c›n›n yetkisi nedir

denildi¤inde: ‘En küçük bir

karar gücü yoktur. Tasar›mlar› gerek

uzam içindeki yeri, gerek harcanacak

para aç›s›ndan paray› verenlerin

isteklerine boyun e¤mek

zorundad›r. Bay›nd›rl›k Bakanl›-

¤›’nda çal›flan mühendisler de parasal

ve siyasal güçlerin boyunduru¤undad›r.

Ayr›ca siyasal erk de

parasal gücün dile gelmesinden

baflka bir fley de¤ildir. Do¤ada açl›k

güdüsü olmadan öteki canl›lar›

öldüren tek varl›k olan insano¤lu

iflledi¤i suçlar› kendi soyunu tüketmeden

durdurabilir mi’ diye soruyor.

‘Yasaya gelince o da her zaman

daha sald›rgan ve güçlü ola-

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 35


2 . O T U R U M

n›n yasas›d›r. Gerçekten bafl›ndan

sonuna yasa özel mülkiyetin savunulmas›na

adanm›flt›r. ‹nsano¤lu

ilke olarak herkesin olmas› gereken

bir dünyada birbiri ard›ndan

eline geçirdiklerini koruma yollar›-

n› yasallaflt›r›p düzene koymaktan

baflka bir fley yapmam›flt›r.’ Yani

arsa mafyas›, spekülatörler, para

babalar› ellerine geçirdikleri bu

topraklar›, ellerinde tutabilmenin

yasalar›n› ç›kartarak kendi geleceklerini

kurmufllar ve korumufllard›r.

Biz böylesine bir terslik

içinde gerçekten demokratik bir

siyasal iktidar› oluflturabilme becerisini

yakalayamad›¤›m›z sürece

ister merkezi, ister yerel yönetimlerde

yaflanabilir gelecek için

özledi¤imiz kentleri kurmam›z›n

mümkün olmad›¤›n› düflünüyoruz.

TMMOB, odalar, bizler bunu

söyleye söyleye geldik.

Gizem fiARLAK

Sayg›de¤er konuklar›m›za teflekkür

ediyoruz. Soru cevaplar

bölümüne geçiyoruz, buyurun arkadafllar.

Ça¤r› KAYNAR, YTÜ

Türkiye, Adnan Menderes döneminde

tar›m reformunu da gördü.

Nas›l bir reformdu ki devlet

hazine arazilerini fakir köylüye

verdi, baflka birfleyleri olmad›¤›

için köylü de topraklar›n› a¤alara

satmak zorunda kald›. Tar›m reformu

ad› alt›nda yap›lm›fl olan

fley yine zenginlere, toprak a¤alar›na

yarad›.

Bir belgeselde izlemifltim,

ABD ekonomi suikastçileri ülkelere

önce gidiyorlar borç para vereceklerini

söylüyorlar. Borç paray›

kabul etmezseniz ikinci fl›kka

geçeriz tehdit ederiz, bunu da

yemezseniz, suikast giriflimi olur,

darbe yapt›r›r›z. Bunlar da ifle yaramazsa

askerimiz topumuz, tüfe¤imizle

gireriz. O ülkeyi tamamen

y›kar›z, bizim inflaat flirketlerimiz

var, bu y›k›lan flehirler

yeniden kurulur. Böyle bir mant›kla

yönetilen dünyada yafl›yoruz.

Kentsel dönüflüm, toprak reformu

herfley mülkiyetten kaynaklan›yor.

Sorunlar vard›r, çözümü

de bu sistemin içinde aramal›y›z.

Tar›m reformu yap›l›p

sonucunun ne oldu¤unu gördük.

Özellefltirmeler iyilefltirme denildi

bunun da nas›l sonuçland›¤›n›

gördük.

Hülya hocam ve Hasan Beye

tekrar sormak istiyorum nas›l bir

çözüm öneriyorsunuz. Yunus

Emre, bozuk düzende do¤ru gidifl

olmaz, diyor. Siz ne öneriyorsunuz

Hüseyin ERKAN

Öncelikle ö¤renci arkadafllar›-

m›n konuflmas›n› isterdim. Ama

konuflmad›klar› için söz ald›m.

Kat›l›m çok önemli, sorular gelsin

isterdim. Hülya hocam bizim

daha önce de kadastro kongrele-

rimize kat›lan de¤erli hocalar›-

m›zdand›r, bize verdi¤i, gösterdi-

¤i ufuktan dolay› teflekkür ediyorum.

Biliyorum ki Türkiye kentleri

de bundan sonra verdi¤iniz bu

hayal kentler biçimine dönüflür.

Ben göremem ama dilerim sizler

görürsünüz. Hasan Zengin arkadafl›ma

sormak istiyorum. Teknik

altyap› gerçekten kentlerin damarlar›,

sinirleri, yaflam kaynaklar›.

Ancak çok pahal› tesisler. Bu

tesislerin yap›lmas› yaflat›lmas›

konusunda söylediniz, ama bizim

mesle¤imizle ilgili benim bekledi¤im

konulara girmediniz.

Biliyorsunuz Türk Standard›

70’li y›llarda yürürlü¤e konmufl

hala uygulanm›yor. Bu standart

uyar›nca yeralt› tesislerini üretti-

¤imiz yapt›¤›m›z› düflünemeyiz,

yap›lmam›flt›r. 1960’l› y›llardan

itibaren yeralt› kadastrosunu söylemeye

bafllad›k. Bugün farkl› adlarla

tan›mlayabiliriz. Bunun Almanya’daki

uygulamalar›n› iyi biliyorum.

1875 y›l›nda Göttingen

isimli o y›llarda küçük bir kent,

yeralt› tesislerinin kadastrosu düzenlenmeye

bafllam›flt›r. Ayn› y›llarda

Türkiye’de düflünülemez

çünkü ne elektrik, ne merkezi

›s›tma sistemlerinin olmad›¤› dönemlerde

yeralt› tesisleri ve kadastrosu

da yok. Zaman içinde

elektrikler yeralt›na al›nm›flt›r.

Merkezi ›s›tma sistemleri gelmifltir,

birçok iletiflim hatt› yeralt›ndad›r.

Dolay›s›yla giderek artan

yeralt›na al›nan tesislerdir. 1097

ile bunu bir ölçüde önlemek istemifl

ama mevcut yap›laflm›fl alanlarda

kullan›lmas› mümkün de-

¤il. O zaman mevcut tesisleri ölçüp

planlar›n› haz›rlamak bunlar›

herhangi bir ar›za halinde kolayca

bulunmalar›n› sa¤lamak gerekirdi.

Sizin de örnek verdi¤iniz

gibi Ankara’da Vedat Dalokay’›n

baflkanl›¤› döneminde bir Mustafa

Efendi vard›, adam› emekli

edememifllerdir. Bu adam bütün

tesisleri çok iyi bilir.

Bunun yan›nda yeralt› tesisle-

36

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


2 . O T U R U M

rinin de bir ömrü vard›r. Ekonomik

ömrünün doldu¤u zaman,

yar›n sorunlar yaflanmas›n diye

de¤ifltirmeniz gerekir. Yeralt› tesislerinin

planlar›n› kadastroda

teknoloji deste¤inde üretmenin

çok kolay oldu¤unu düflünüyorum.

Kadastronun bir alt katman›

olarak bunlar›n saklanabilece¤ini,

mülkiyet iliflkileri kurmak bak›-

m›ndan da gerekli oldu¤unu düflünüyorum.

Bu konuya neden

girmedi¤inizi ö¤renmek istiyorum.

Hüseyin Ülkü arkadafl›mla

çok uzun y›llar kent topraklar›n›n

mülkiyeti konusunu tart›fl›yoruz,

konufluyoruz. Dünyada birkaç

kent var Avustralya’n›n Sdyney ve

Melbourn kenti topraklar› kamu

mülkiyetidir. Bu konuyu sizden

ö¤renmek istiyorum.

Ferda YANIK, KTÜ

Alper ÖZGÜR, Selçuk

Üniversitesi

Hasan Zengin’e sorumu sormak

istiyorum. Avrupal›lar y›llar

önce altyap›ya önem verip elektrik,

kanalizasyon gibi hatlar›n›

yeralt›na alm›fllard›r. Biz hala

bunlar› günü kurtarmak amac›yla

hiç bir flekilde onlar› yeralt›na

alamad›k. Bir yerde ifl yap›laca¤›

zaman kepçenin yan›nda mutlaka

jeneratör filan da gidiyor; çünkü

elektrik tesislerine veya baflka bir

hatta zarar veriliyor. fiu anda

CBS, KBS’yi ö¤reniyoruz bu ö¤rendiklerimiz,

saf duygular›m›z

mezun olduktan sonra de¤iflecek

mi

Ça¤r› ADA, KTÜ

Zafer BEYD‹LL‹

‹zmir fiubesi bülteninin her

say›s›nda bir belediye baflkan›yla

söylefliyoruz. Baflkanlara y›llard›r

sordu¤um bir soru var: “Kente

iliflkin kararlar al›rken, kentte yaflayan

halk› bu sürece nas›l kat›-

yorsunuz” diye. Tüm belediye

baflkanlar› birbirinden farkl› fleyler

söylüyorlar. Bu soruyu flöyle

de¤ifltirerek size sormak istiyorum.

Yaflanabilir bir kent yarat›rken

kentliyi bu sürece katabiliyor

muyuz Bunun bir yolu yöntemi

var m›d›r Benzer flekilde bizim

d›fl›m›zdaki ülkeler bu süreci nas›l

yafl›yorlar

Emre KARAGÖZ, KTÜ

Hülya hocama, Türkiye’deki

flehir bölge planlama hakk›nda

görüflünün neler oldu¤unu sormak

istiyorum. Do¤al yaflama

alanlar›n azl›¤›na neden olan insanlar

yeterli özeni gösteriyorlar

m› Biz toplumsal, bireysel olarak

neler yapabiliriz

Belki alakas›z bir konu olacak

ama ‹stanbul’a yap›lacak üçüncü

köprü olay› var. Bunun hakk›nda

ne düflünüyorsunuz Buna da de-

¤inirsek iyi olur.

Yaflanabilir kent olarak, çok

fazla göç oldu¤unu söylüyoruz.

Göç veren flehirlerin bafl›nda,

Tunceli, Gümüflhane, fi›rnak gibi

kentler geliyor. Bu kentleri yaflanabilir

kent haline getirmek çok

mu zor

Benim gördü¤üm kadar›yla

kentler, günümüzde yaflad›¤›m›z

sistemin yans›d›¤›, yani tüketim

toplumunun aynas› fleklinde. Bunu

da fluradan anl›yoruz, kentin

birçok merkezi noktas›nda herkesin

ulaflabilece¤i noktalara al›flverifl

merkezleri yap›l›yor, bu

merkezler gereksinimlerin d›fl›n-

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 37


2 . O T U R U M

da, gereksiz tüketim koflullar›n›

sa¤layan yerler haline geliyor.

Bunlar bizler dahil birçok insan›

olumsuz yönde etkiliyor. Bunun

karfl›s›nda sizin de de¤indi¤iniz

gibi daha insan ve üretim odakl›

sosyal bir kentleflmeyi nas›l oluflturabiliriz

Sadece yerel yönetimler

üzerinden mi olabilir, yoksa

devlet üzerinden köklü dönüflümlere

mi ihtiyac›m›z var

Hülya KOÇ

Sorular ve katk›lar için teflekkür

ederim. Asl›nda baz› sorular›n

cevaplar›n› vermek o kadar

kolay de¤il. S›rayla ald›¤›m notlara

göre gitmeye çal›flay›m.

‹lk soru soran Ça¤r› arkadafl›-

m›z, “yanl›fl sistemde do¤ru ifl yoktur.

Çözümü bu sistemde ararken

ne yapabiliriz“ diye bir soru sormufltu.

fiöyle bir bak›fl aç›s›na sahip

oldu¤umuzu itiraf etmeliyim. Sistemi

de¤ifltirmek için birfleylerin

de¤iflmesi gerekiyor. Buna psikiyastristler

kitaplarda flöyle diyorlar:

“Birfleyleri çözme çabam›z ayn›

sorular›n yinelenmesiyle sonuçlan›yorsa,

de¤iflim çok zorlay›c›d›r.”

De¤iflim zorlay›c›, sistemi

bütünüyle de¤ifltirmek ise zor

bir ifl. Demek ki gücümüzün yetti¤i

kadar›yla, de¤ifltirebildi¤imiz

kadar›yla yetinmek, bafllang›çta

gerekli olur diye düflünüyorum.

Biz birfleyleri de¤ifltirirken, biz

ne yapabiliriz diye sormakta yarar

var. Bizim d›fl›m›zda yanl›fl birfleyler

oluyor ama biz bunlar› do¤ruya

döndürmek ya da yanl›fl ifller

oluflmamas› için birfleyler yapmak

ad›na sormam›z gerekiyor.

Benim önerilerim, o sorudan ç›-

kan önerilerdir. Biz çevremizde

küçük de olsa de¤ifliklikler oluflturabilirsek,

bunlar mutlaka baflka

olumlu de¤iflikliklere neden

olacakt›r. Bu giderek katlanarak

artacakt›r. Ben kendi yap› alan›m,

mahallemde olumlu birfleyler gerçeklefltirebiliyorsam,

di¤er insanlar

da bundan etkilenerek olumlu

bir flekilde yola ç›kabilirler diye

düflünüyorum. Bireysel olarak

kendi tüketimlerimizden geri dönüflümü

gerçeklefltirebiliriz. Ben

okulda stüdyoya girdi¤imde ö¤renci

pet fliflesini masan›n üzerinde

b›rak›p gidiyor. Onlar› toplay›p

bir geri dönüflümü gerçeklefltirebilirsek,

dönüflüm ad›na

önemli bir fley yapm›fl oluruz.

Kendi çevremize bakarak bir

izolasyon yaparken kendi konutumuzla

ilgili belki ›s›tma sistemini

veya klimay› daha az kullanmak

durumunda kalabiliriz.

Yapt›¤›m›z her küçük ya da büyük

eylemin bir etkisinin olaca¤›-

n› düflünüyorum. Bu iyimser bir

bak›fl aç›s› olabilir ama bunu da

yapmak zorunday›z gelece¤imiz

için. Kendimizi gerçeklefltirmek

ad›na örne¤in markete bez torba

ile gitti¤imde bir poflet daha harcamam›fl

oldu¤um için mutlu

hissediyorum.

Her bireyin küçük de olsa katk›s›

olacakt›r. Bu katk›lar giderek

artacakt›r ve bu sorular› kendimize

sormal›y›z diye düflünüyorum.

Fark›ndal›k çok moda bir tabir,

bunun oluflmas› gerekiyor. Çevremizde

ne olup bitiyor, bunun

için biz ne yapabilirizin fark›nda

olmak gerekiyor. Bir baflka önerim,

meslek insanlar›n›n bilinçlenmesi.

Asl›nda mutlaka geri bildirimlerin

olmas› gerekir. Bir flehir

planc›s›na deseniz ki, sana bir

alan veriyorum, burada bir mülkiyet

problemi yok, bu alan› en

iyi yaflanabilir flekilde tasarla, acaba

bunun için yeterli birikimimiz

var m› Asl›nda var demek istiyorum

ama, TOK‹ taraf›ndan gerçeklefltirilen

yeni konut alanlar›n›

düflünüyorum. Çok katl› ve daireli

apartmanlardan oluflmufl, mülkiyet

sorunu olmayan alanlar. Konutlar›n

ço¤u için uygun yönlenme

sa¤lanm›fl m› Dört daireli ve

her dairesi baflka yöne bakan konutlardan

en az›ndan yüzde 25

için sa¤layamazs›n›z. Belki farkl›

bir plan uygulayabilirdik. Acaba

insanlar aç›s›ndan örne¤in 48-50

dairenin ayn› girifli kullanmas›,

komfluluk iliflkileri aç›s›ndan daha

iyi yaflanabilirlik sunuyor mu

Bunu mimarlar›m›z›n ve planc›lar›m›z›n

da mevcut çevrelerimizi

inceleyerek birazc›k daha tart›flmas›

gerekti¤ini düflünüyorum.

Diyelim ki baz› s›n›rlamalar› kald›rd›k,

bizim meslek insanlar›

olarak birikime sahip olmam›z

gerekiyor. Hem ne tür çözümler

üretebilece¤imiz konusunda, hem

de belirli s›n›rlamalar olmaks›z›n

da ideali bulmak ad›na neler yapabilece¤imiz

konusunda birikimimizi

art›rmam›z gerekti¤ini düflünüyorum.

Bir yerleflmeye gidiyorsunuz,

rant filan bir yana; mesela Isparta

Yalvaç’a örne¤in. ‹ki katl›lardan

oluflan harika bir doku var. Buraya

üç kat getirilmifl. Bir kat art›fl›-

n›n hemen hemen rant sa¤lamaya,

o konutlar›n yenilenmesi aç›-

s›ndan getirece¤i çok bir fley yok.

Üç kat ve bitiflik nizam›n oradaki

yaflama getirece¤i çok olumsuz

fleyler var. Günlük yaflant›m›z

aç›s›ndan bakt›¤›m›zda daha insanca

yaflanabilir çevreler haline

gelmesi ad›na ne yapabiliriz, bunun

mekansal ipuçlar›n› nas›l bulabiliriz,

bunu sorgulamak gerekiyor.

Parselasyon planlar› diyelim,

bu da mülkiyetle ilgili ama yaflanabilirlik

ad›na yapabilece¤imiz

bir fley var m› Güney cepheli

parsellerimizin eni ve boyunun

ya da parsellerin geniflli¤i ve üzerine

verdi¤imiz yap›laflma nizam›n›n

binalar aras› gölge aç›s›ndan,

enerji korunumlu parselasyon

plan›m›z var m›, bunu tart›flmam›z

gerekiyor. Çünkü yurtd›-

38

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


2 . O T U R U M

Bir arkadafl›m›z Adnan Menderes

döneminde köylüye toprak

verildi¤i, baflka bir fley verilmedi-

¤i ve köylünün daha sonra topraklar›n›

a¤aya satmak zorunda

kald›¤›n› söyledi. Köylüye toprak

verip onun örgütlenmesi önündeki

engelleri kald›rmazsan›z, üretim

araçlar›n› vermezseniz, a¤aya

teslim olacakt›r. Köylünün, çiftçinin

örgütlü olmas› gerekir. Bize

flu söylenmifltir; köylüyü örgütlemeyin

yoksa, gelir ülkeyi bafl›n›za

y›kar. Bu görüfl hakim oldu¤u

için sonuç da bu olacakt›r.

Avrupada her kurum tüm altyap›

sürecini tamamlam›fl, biz bunu

niye yapamad›k Biz bir kez

kent topraklar›na ticari meta olarak

bakt›k. Kentlerimizi gelip hep

birileri planlad›. Kent topraklar›-

n› istedi¤i gibi al›p satt›, birçok

suç ifllendi. Bizde bunun cezas› da

yok. Hiç bir zaman planlama ile

birlikte altyap› çal›flmalar› birlikte

düflünülmedi. Sanki planlama

farkl› bir fley altyap› çal›flmalar›

farkl› bir fleymifl gibi bak›ld›. ‹kisini

yani altyap› ile üstyap›y› bir

arada düflünmezseniz bu tip sorunlar

do¤ar.

Altyap›, üstyap› tesislerinin

entegre edilmesinden bahsediyoruz,

çarp›k kentleflmenin önlenebilmesi

için do¤ru dürüst haritalar›n

olmas›n› söylüyoruz. ‹ller

Bankas› 1932 y›l›ndan beri halihaz›r

haritalar›, tekni¤in elverdi¤i

en yüksek teknoloji ile ve tamamen

hibe fonlar›ndan yap›yor,

belediyelerden para al›nm›yordu.

Hibe fonlar› kald›r›ld›. Belediyelerin

halihaz›r haritalar›n› yaparken

onun hisselerinden kesmek durumunda.

Bu oldu¤u zaman da belediyeler

haritaya ölü yat›r›m diye

bak›yor. Ben bir kanalizasyon, içme

suyu müteahhitine ifl verip yapfl›nda

böyle bir fley görüyorsunuz.

Toronto belediyesi daha çok

enerji korunumlu parselasyonun

nas›l yap›labile¤ini, güneflin gelifl

aç›lar›, binan›n yüksekli¤i ile ne

gölge olur bunun çal›flmalar›n›

yap›yor. Meslek insanlar›n›n, bir

parça daha kendilerini meslekleri

konusunda donatmalar› gerekti-

¤ini, bu konuda daha umutlu olmalar›

gerekti¤ini düflünüyorum.

Tabii ki tüm insanlar›n bilinçlenmesi

gerekiyor.

Kiflisel olarak ben ne yapabilirim

olgusunu daha fazla sorgulamam›z

gerekiyor. Asl›nda flu anda

da yapt›¤›m›z yaflanabilir kent

oluflturma konusunda bir çal›flma.

Demokratik toplum örgütlerinin

bu konuda çok ciddi çabalar›n›n

oldu¤undan bahsettik biraz

önce. fiu yapt›¤›m›z da yaflanabilirlik

konusunda bir ad›md›r diye

düflünüyorum. Bugün buradan

ç›k›p gitti¤imizde kendi çevremizde

baz› fleyleri de¤ifltirmek ve

tart›flmak aç›s›ndan yararl› oldu-

¤unu düflünüyorum.

fiehir planc›s› veya mimar teknik

eleman oldu¤unda de¤ifltirebilece¤i

çok fazla fley yok. Ama

birbirini ve toplumu etkileyerek

daha yaflanabilir çevreler konusunda

bir bilinç, bir hareket, duyarl›l›k

oluflturabilirse elbetteki

yapabilecekleri daha fazlad›r, diye

düflünüyorum. Kiflisel olarak mimar

kökenli bir planc› olarak büroda

çal›flt›¤›m dönem de oldu,

patronum, Çeflme’de bir parsel

verdi, burada üç bina s›¤acak kadar

plan çiz ama tek bina gibi görünsün,

dedi. Yapmaya çal›fl›rsan›z

bu mümkün oluyor ama buna

yaflanabilirlik aç›s›ndan bakt›¤›-

n›zda rant sa¤lamaya yöneliktir.

Bana flunu da söylemifl olabilirdi,

al sana parsel burada yaflanabilir

en ideal plan› çiz. Onu mutlaka

çizmifl olmam gerekirdi. Hâlâ

onun nas›l gerçekleflebilece¤ini,

gerçekleflmesinin araçlar›n› çok

fazla tart›flam›yoruz diye düflünüyorum.

Yine planl› bir yere gidiyorsu-

nuz, do¤al yap›yla hiç de uyumlu

olmayan yollar geçirildi¤ini görüyorsunuz.

Bunu bizden mezun

ö¤renciler yapt›, kesin, bunu nas›l

yapt›lar, biz buna nas›l engel

olamad›k diye özelefltiri yap›yorum.

Diyelim buray› verdik ve güzel

bir dinlenme alan› oluflturun,

diyoruz. Çocuk eskiz getiriyor,

bak›yoruz, “buradaki a¤aç nereye

gitti onu kestim, yerine yeni a¤ac›

diktim. Onu tespit edip, var

olan a¤aca göre plan haz›rlaman

gerekirdi.” Önce bunu de¤ifltirmemiz

gerekiyor. Onun korunmaya

de¤er bir varl›k oldu¤unu

göstermeliyiz. Bofl bir alan verip

toplu konut tasarlamalar›n› istiyoruz

ö¤rencilerimizden, oradan

bir dere geçiyordu, hofl bir fley,

bak›yoruz planlara yönü de¤ifltirilmifl,

neden, ‘yapt›¤› planlara engel

oluyormufl’. O varken plan

oluflturmaya çal›fl, sonuçta do¤al

verilere göre yaflant›m›z› oluflturmam›z

gerekiyor. Biz do¤ay› kendimize

göre uydurmak durumunda

de¤iliz.

Sonuçta bu bilinci kazanmam›z

gerekiyor. Toplumdaki her

insan bu bilinci kazand›kça daha

iyiye do¤ru ad›mlar›n at›labilece-

¤ini de düflünüyorum.

Kente iliflkin kararlara kentliler

nas›l kat›l›yor diye soruldu,

maalesef yeterince kat›lam›yor.

Hatta ironik bir flekilde göstermeye

çal›flm›flt›m. Dengeli yap› ve

nüfus yo¤unluklar›n›n sonuçlar›

derinlemesine müzakere edilmeli,

diye. Ben ‹zmir’de oturuyorum.

Alsancak’ta bir tak›m rezidanslar

oluyor. Bunlar› bir meslek

insan› olarak da, üniversite

ö¤retim üyesi olarak da sormuyorlar,

Alsancak’ta oturan vatandafl

olarak da sormuyorlar. Sorufl

biçimi de önemlidir diye düflünüyorum.

Olsun mu olmas›n m› diye

sormak yerine burada ne olur

diye sormak gerekir. Ben daha

küçük gruplar halinde birbirimizle

etkileflirsek bunun büyüyen bir

çaba haline dönüflece¤ine inan›-

yorum. Daha yaflanabilir çevre

oluflturma konusunda ad›m atabiliriz

diye düflünüyorum.

Hasan ZENG‹N

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 39


2 . O T U R U M

t›r›r›m gözü ile bak›yor. ‹ller Bankas›

özellikle 2000 y›l›ndan beri

ITRF koordinat sistemi ile haritalar›

üretiyor idi. Belediyelerin bu

imkan› da ellerinden al›nm›fl oldu.

Altyap› ile ilgili iflletme planlar›na

yine deprem bölgesinde

baflland›. ‹ller Bankas›n›n yapt›¤›

bütün tesisleri, iflletme planlar›n›

yine ITRF koordinat sistemiyle

belediyelere teslim ediyordu. Gelinen

süreçte ‹ller Bankas›n›n

yapt›¤› bütün çal›flmalar bugün

itibariyle henüz durmad› ama içi

boflalt›lmakta ve ilerde tamamen

kapat›lmas› planlanmaktad›r.

Türkiye’de altyap› kadastrosu

henüz yap›lmad›. Medeni Kanun’un

174. maddesinde teknik

altyap› tesisleri tafl›nmaz olarak

de¤erlendirilmedi¤inden dolay› kadastrosu

yap›lam›yor ve tapuya

tescili de mümkün de¤il. Hüseyin

Ülkü ile sabah bunu konuflmufltuk,

halihaz›r haritaya ifllenmesi

yeterli mi de¤il mi diye.

Hüseyin ÜLKÜ

De¤erli gençler üçüncü köprünün

ne anlama geldi¤ini son

zamanlarda gazete manfletlerinde

rahat okuyorsunuz. Karayolu her

zaman için kente olumsuz etkileri

ile birlikte gelir. Ne yaz›k ki topraklar›,

sadece Türkiye’de yaflayan

insanlar için k›rsal ve kentsel

alanda planlaman›n ötesinde, yabanc›lara

toprak sat›fl› gündeme

geldi¤i günden bugüne 12 Eylül’den

bu yana daha h›zland›¤›

için Odam›z›n bu konuda kitapç›-

¤› var.

Art›k kentler, dün oldu¤u gibi

o kentteki nüfus art›fl›na alaca¤›

göçe göre planlan›rken, flimdi bu

kenti nas›l pazarlayabiliriz, en

az›ndan toplu konut idaresinin

bafl›ndaki bir kifli ve hükümetin

yetkilisi maliye bakan› Çanakkale’den

Hatay’a kadarki k›y›lar›n

arazilerin planlan›p, ‹spanya örne¤inde

oldu¤u gibi pazarlanaca-

¤›n› söylüyorsa bu köprülerin, k›-

y›lar›n d›fl›nda bir mant›¤›n Türkiye’de

egemen oldu¤unu gör-

mek zorunday›z. Egemen mant›-

¤›n yanl›fll›¤›n›n toplumun bilincine

ç›kar›lmas› gerekir ki toplum

buna dur demeli.

‹stanbul’daki üçüncü köprü

son derece yanl›fl, hem su havzalar›

hem ormanlar›n konumu, bölünmesi

ve yok edilmesi aç›s›ndan

hem de kente getirece¤i çekim

merkezi olup göç aç›s›ndan

çok yanl›flt›r.

Medeni yasaya dayan›larak tapu

planlar› tüzü¤ü ç›kar›ld›. Burada

üç önemli madde var. Bunlardan

biri vaziyet plan›. Aynen

okuyorum: Parsellerde infla edilecek

yap› ve eklentilerinin, teknik

altyap›lar›n yap› ruhsat›na esas

projeleri ile yerleflim plan›ndaki

ölçülerine göre kontrol noktalar›-

na dayal› bir flekilde teknik mevzuata

uygun olarak say›sal ve çizgisel

bir flekilde düzenlenen kat

irtifak›na veya kat mülkiyetine

esas olan konumlar›n› gösteren

harita plan›.

Bu tan›m›n temelini oluflturan

yasa maddelerinden biri kat mülkiyeti

yasas›ndaki toplu yap›larla

ilgili maddesidir. Toplu yap›larda

parsellerin komflu olmas› tan›mlamas›n›n

yan›nda farkl› imar

alanlar›ndaki, yani yollar ve yeflil

alanlarla ayr›lm›fl parsellerin

komflu say›lmas› nedeniyle bu

toplu yap›lar›n, ister ›s›tma, ister

kanalizasyon gibi teknik altyap›-

lar› bir yoldan, otoparktan ya da

yeflil alandan geçilebilece¤i düflünülerek

konmufl bir maddedir.

Bundan sonra di¤er teknik altyap›lar,

Botafl’›n borular› ve benzeri

altyap›lar›n› kapsayabilecek

bir düflünceyi getirmifltir. O konuda

özel bir düzenleme de yap›lm›flt›r;

12. Maddedeki tescile tabi

olmayan tafl›nmazlar da tapu

planlar›n›n yap›lmas›. Tescile tabi

olmayan tafl›nmazlardaki yap›lar

da tescil gerektirir. Bir ayni hak

tesis edilece¤i zaman tafl›nmaz›n

niteli¤ini esas alan ve hakk›n kapsad›¤›

k›sm› gösteren tescile uygun

tapu plan›n›n yap›lmas› zorunludur.

Eskiden bu zorunluluk

yoktu, flimdi getirildi. Dilerim bu

uyguma bütün belediyeler ve yerel

yönetimler taraf›ndan da fark

edilir, odam›z bu konuda bir çal›flmay›

sürdürüyor. Dedi¤iniz

olumsuzluklar›n ortadan kalkmas›

mümkün.

Baflka ülkelerde mülkiyet ile

ilgili örnek verilebilir mi Öteden

beri biliriz, ‹ngiltere’de topra¤›n

hakk› bir arpa boyudur. Mülkiyeti

devredilemez, kullanma hakk›

verilir. T›pk› bizim orman içi

alanlarda yap›lm›fl olan turizm tesislerinde

alttaki arsan›n mülkiyetinin

hazineye kald›¤›, kullanma

hakk›n›n 49 veya 99 y›ll›¤›na

yat›r›m yapan tesis sahibine verildi¤i

gibi. Ayn› flekilde Çin’de de

böyle oldu¤unu okudu¤umuz

makalelerden biliyorum.

De¤erli gençler birinci dünya

ekonomik bunal›m› 1929, ikincisi

2008. Temel nedeni nedir

Kentlerle ilgisi var m›

Birinci dünya ekonomik krizi

de flimdiki kriz de tamamen bankalar›n

ticari yap›lar, turistik yap›lar

için açm›fl oldu¤u krediler

üzerinden o kentteki tafl›nmazlar›n

fiyat balonlar›n›n fliflmesi, sonunda

delinip sönmesi ve iflas etmeleri

sonucudur. Mortgage yasas›

ile do¤rudan ilgilidir. ‘Bu y›l

batan dördüncü Teksasl› banka

olan Guernic’in verdi¤i riskli

mortgage kredileri ile iflas etti¤i

belirtiliyor. Bankalar›n ayr›ca Kaliforniya’da

h›zl› bir flekilde yükselen

emlak piyasas›nda yer almak

isteyen firmalara 1.2 milyar

dolarl›k kredi vermesi nedeniyle

bu büyük darbeyi yedi¤i belirtiliyor.

ABD’lerinde bu kriz nedeniyle

11 trilyon, halk›n elinden al›nd›¤›

söyleniyor. Dolay›s›yla gelece¤imizin

de nelere ba¤l› oldu¤unu

bu anlamda da ekonominin

içinde kentleflmenin çok özel bir

yerinin oldu¤unu bilmek zorunday›z.

Kat›l›m ve katk›lar›n›z için teflekkür

ediyoruz.

40

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


2 . O T U R U M

Panel sonunda konuflmac›lara, topraktan yap›lm›fl teflekkür plaketleri ö¤renciler taraf›ndan sunuldu

Panel sonunda birlikte çektirilen an› foto¤raf›

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 41


3 . O T U R U M

PANEL

Yaflanabilir Gelecek ‹çin Su ve Enerji

Kamil Okyay SINDIR

Muzaffer Salih ERTAN

"Yaflanabilir Gelecek ‹çin Su ve Enerji" panelinde,

Bornova Belediyesi Baflkan›-Ziraat Mühendisi

Prof.Dr. Kamil Okyay SINDIR ve Elektrik

Mühendisleri Odas›-‹zmir fiubesi üyesi Muzaffer

Salih ERTAN taraf›ndan, suyun do¤ru kullan›m›,

küresel ›s›nma ve yenilenebilir alternatif enerji

kaynaklar› üzerinde duruldu. Bunun yan›nda, suyun

önemine, küresel ›s›nmaya, dünyada su, tar›mda su

yönetimi, Türkiye‘de su yönetiminde aray›fllar,

konular›na de¤inildi. Suyun bir meta olmad›¤› ve kar

amac› do¤rultusunda rantsal ç›karlar için

kullan›lmamas› gerekti¤i belirtildi. Ayr›ca, Bornova

Belediyesinin çevrenin ve suyun korunmas›na yönelik

yap›lan çal›flmalar› da örnek olarak de¤erlendirildi.

Oturumun sunumu KTÜ’den

Sinem YAVUZ taraf›ndan yap›ld›

42

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


3 . O T U R U M

Kamil Okyay SINDIR

Bu benim kat›ld›¤›m dördüncü

kamp... Bundan önce de üç

kez HKMO ‹zmir fiubesinin

kamplar›nda konuflma f›rsat›m

oldu. Bize f›rsat veren ‹zmir fiube

yönetimine, genel merkez yönetimine

çok teflekkür ediyorum.

Her kamp farkl› konulardayd›.

TMMOB disiplininden geliyoruz.

Dayan›flma, paylaflma, düflüncelere

de¤er verme ad›na bu çal›flmay›

önemsiyorum. fiimdiye kadar

hiç ‘hay›r’ demedim. Bu geçti-

¤imiz yerel seçimlerde belediye

baflkanl›¤›na adayl›¤›m süreci arkas›ndan

seçilmifl olmam, mesle-

¤imden k›smen beni ay›rm›fl olsa

da takip etmeye çal›fl›yorum. Halen

bilgimi s›cak tutmaya çal›fl›-

yorum. Bugün sizlerle su konusunda

birfleyleri paylaflmak istiyorum.

Meslek alan›m itibariyle E.Ü.

Ziraat Fakültesi Tar›m Makinalar›

alan›nday›m ama hassas tar›m

uygulamalar› konusunda çal›flt›m.

Bu konuda dersler verdim,

araflt›rmalar yapt›m. Özellikle

GPS ile Co¤rafi Bilgi Sistemleriyle

do¤rudan ilgili olan uygulama

fleklidir. Hareket halindeki araçlar›n

koordinat verileriyle uygulamada

de¤iflkenlik yaratabilmeleridir,

teknolojik olarak. Navigasyona

çok ilgim var. Polen Tatil

köyünü en k›sa yoldan nas›l

buluruz diye makam arac›nda navigasyon

kiti var. Ararken

HKMO’nun koordinat verilerini

buldum. Bu çok hofluma gitti.

Kim el att›ysa teflekkür ediyorum.

Bizi buraya en k›sa yoldan

ulaflt›rd›.

Yaflanabilir gelecek için sudan,

küresel ›s›nmadan bahsedece¤im;

kurakl›ktan, dünyada suyun

durumu nedir, tar›mda su

yönetiminden –ki suyun yüzde

70’ini tar›mda kullan›yoruz- konuflaca¤›z.

Ulusal su yönetiminde

aray›fllar, küresel olgular neler,

bunlara de¤inmek istiyorum.

Su, bilinen bütün yaflam formlar›

için gerekli bir madde. Tats›z,

kokusuz bir madde. Kimyasal formülü

H 2 O, iki hidrojen ve bir oksijen

atomundan olufltu¤u basit

bir madde. Adland›r›lmas› kimyasal

bir terim de¤il, ayr› bir kelimeyle

adland›r›yoruz, k›saca su

diyoruz. Çevremizde görünen ve

görülmeyen ama devaml› bulunan

gizemli bir do¤al kaynak. Bütün

canl›lar›n en temel yap›tafl›.

Örne¤in insan›n yüzde 65’ini

oluflturuyor. Bitkilerin yafl a¤›rl›-

¤›n›n yüzde 95’e varan oran›nda

su oldu¤unu bilmek laz›m. Bir dilim

karpuzu tart›n, kurutup tart›n

yüzde 95’ten fazlas›n›n su oldu-

¤unu görürsünüz. Terledi¤imizde,

boflalt›m ve solunum yoluyla

yaklafl›k 3 litre su kaybediyoruz.

Birçok rahats›zl›¤›n nedeninde su

yat›yor. Böbrek rahats›zl›¤›, bafl

dönmesi, konsantrasyon bozuklu¤u,

derideki k›r›fl›kl›klar, bebeklerdeki

zihinsel geliflimde suyun

çok önemli etkileri var. Beslenmenin

olmazsa olmaz›, tar›msal

üretimin vazgeçilmezi, sanayinin

vazgeçilmezi. Ekolojik aç›dan

toprak oluflumunda önemli bir etken.

Yeryuvarla¤›n›n kat› kayalar›n

parçalanmas› ve bunun verimli

topra¤a dönüflmesinde temel

faktör. Yani bugün sahip oldu¤umuz

toprak zenginli¤imiz üzerinde

önemli bir etken. Bitki besin

elementlerinin bitki kökleri taraf›ndan

al›nmas› ve yapraklara tafl›nmas›nda

tafl›y›c› rolü var. Yapraklar›n

fotosentez sürecinin de

vazgeçilmezi. Baz› besin maddelerinin

yenilebilir hale gelebilmesi

için gerekli su miktarlar›, örne¤in

bir kilogram tereya¤ 400 litre, bir

kilo bonfile için 980 litre, bir adet

piliç için 1200 litre bir ekmek için

400 ila 1200 litre su gerekiyor;

sürecin bafl›ndan sonuna kadar

geçen zaman diliminde. Dünyada

sulanan alanlar, ekili alanlar›n sadece

yüzde 17’lik k›sm›n› oluflturmalar›na

ra¤men toplam bitkisel

üretimin yüzde 40’› bu alanlardan

elde ediliyor. Dünyada

toplam ekilebilir alan›m›z›n ancak

yüzde 17’sini sulayabiliyoruz.

Kalan yüzde 83’ü ya¤›fl varsa sulanabilen

üretim. Ancak suyu verdi¤inizde

verimi önemli ölçüde

artt›rabiliyorsunuz. Hava ve iklime

dayal› afetlerin de yüzde 75’i

sudur.

BM raporunda dünya nüfusunun

yüzde 42’si yani 2.6 milyar

insan yeterli sa¤l›k flartlar›nda yaflayam›yor.

Yüzde 20’si ise güvenli

sa¤l›kl› içme suyuna sahip de-

¤il. Tar›m alanlar›n›n yüzde 70’i

çölleflme tehlikesi alt›nda, bulafl›-

c› hastal›klar›n ço¤u sudan nedenlerle

olufluyor. Dünya Sa¤l›k

Örgütü her y›l 1.8 milyondan fazla

çocu¤un -ki bunun yüzde 90’›

befl yafl alt›- su ile ilgili hastal›klardan

ölüyor.

Yerkürede bir su döngüsü var.

Hiç durdu¤u yerde durmuyor. Bizim

enerji kayna¤›m›z günefl,

onun sayesinde yerküredeki buharlaflma,

terleme gibi nedenlerle

su atmosfere gidiyor. Bulutlar›

oluflturuyor ve çeflitli nedenlerle

ya¤›fla dönüyor. Kar, çi¤, ya¤mur

gibi. Ya¤an ya¤›fllar, yüzey ak›fl›

veya s›zma gibi yeralt› sular›na

gidiyor veya yeralt› sular›ndan

yukar› ç›k›yor. Göller olufluyor.

Böylesine bir döngü içinde. Yeralt›

sular›ndan bitki kökleri de yararlan›yor.

Toprak da su ile flifliyor,

buradan derelere, göllere,

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 43


3 . O T U R U M

okyanuslara, su hareketi söz konusu.

Kuyularla suyu yeryüzüne çekiyoruz,

kimi yerlerde madencilik

faliyetleri nedeniyle ya¤›fllarla

akan su, kirlenerek yeralt›na giriyor,

bir kirletici filitrasyonundan

geçiyor. Her zaman bildi¤iniz gibi

temiz, saf halde olmayabiliyor.

Yeralt› sular›m›z›n kirlenmesinde

çok farkl› etkenler var. Bunlardan

bir tanesi sanayi. Ya kazara oluflan

s›z›nt›lar ya da sanayinin yeralt›na

gömdü¤ü at›klardan kirleticiler,

konut alanlar›ndan kaynaklanan

kirleticiler, tar›mda

kullan›lan pestisitler ve tar›msal

kirleticiler, petrol ve akaryak›t istasyonlar›n›n

depolar›ndan s›zma

sonucu meydana gelen kirleticiler

gibi daha birçok etmen yeralt› suyunun

kirlenmesine neden olabiliyor.

Kirlenen yeralt› suyunun

temizlenmesi de çok zor. Bir litre

kullan›lm›fl motorya¤› 800 bin litre

suyu kirletiyor.

Küresel ›s›nma önemli bir olgu.

Bir karbondioksit döngüsü

var ayn› suyun döngüsü gibi. Yeralt›ndaki

milyonlarca y›lda oluflmufl

organik kökenli enerji kaynaklar›n›,

kömürü, petrolü, do-

¤algaz›, al›p yerüstüne ç›kart›yoruz,

orada hapsolmufl olan karbonu

yerüstüne ç›kart›p döngüye

kat›yoruz. Atmosferdeki karbondioksit

gaz› oran› da gittikçe art›-

yor. Sanayi devriminin bafllang›-

c›ndan bu yana atmosferdeki karbondioksit

oran› yüzde 35 oran›nda

artt›¤›n› biliyoruz. Karbon

hepimizin en temel bilefleni, benim

vücudumun en temel elementi

karbon.

Kömürü yeralt›ndan al›p atmosfere

vermifl oldu¤umuz gibi

ormanlar› da al›p yok etti¤imizde

birikmifl karbonu da al›p atmosfere

gönderiyoruz. E¤er biz yeflil

örtüyü artt›rmaz isek, ormans›zlaflt›rma

de¤il, ormanlama yapmaz

isek, yeralt›ndan ç›kard›¤›-

m›z fazla karbonu yeniden bitki

dokusuna ulaflt›rmaz isek, bu

karbondioksit oran› daha da artacakt›r.

Karbon döngüsünü do¤an›n

ve yerkürenin aleyhine sürekli

biz insan eliyle etkilemifl

olaca¤›z. Bu da küresel ›s›nman›n

en temel nedenini oluflturuyor.

Atmosferdeki battaniye örtüsü,

yerküreye gelen günefl ›fl›nlar›n›n

yans›malar›n› geriye veremiyor,

o battaniye aynen içinde

tutuyor. O moleküller ›s› enerjisini

bünyelerinde tutarak atmosferde

sürekli ›s› art›fl›na neden olabiliyorlar.

Buna su buhar› da dahil.

Su buhar› da ›s› tutucu özelli¤e

sahip. Metan gaz› gibi, kloroflorür,

karbondioksit gibi ›s› tutucu

özelli¤i var.

Küresel ›s›nman›n nedenleri

nedir Bitkilerin sal›n›m› ile karbon

atmosfere kar›fl›yor ama fotosentez

ile karbonu bünyesine al›p

maddeye dönüfltürüyor, büyüyor

ve gelifliyor. Bizler de soluyarak,

bir flekilde beslenerek karbona

dönüflüyoruz. Ama ormanlar›n

yok edilmesi yüzde 1-3 etkiye sahip.

En büyük olan› okyanuslardan

sal›nan karbon. Ama okyanuslar›n

çekti¤i karbon ondan

daha fazla.

Topraktan sal›nan karbon,

bitkilerin solumas›, fosil yak›tlardan

kaynaklanan karbon art›fllar›

önemli düzeyde. Küresel ›s›nman›n

bahsetti¤im çerçevede en büyük

etkeni enerji kullan›m›ndan

kaynaklan›yor. Onun üzerinde

sanayileflme %24 etkiye sahip, ormans›zlaflt›rma

%14, tar›m %13

etkiye sahip küresel ›s›nma üzerinde.

Elektrik ve ulafl›m amaçl› sera

gaz› kaynaklar› ve etki seviyeleri;

ulafl›mda %43, metan, ›s›nma ve

endrüstride %23.

Küresel ›s›nma sonucu kurakl›ktan

bahsediyoruz, yerküre ›s›-

n›yor diyoruz, bunun için en az

yüz y›ll›k sürece bakmak laz›m.

Kurakl›k; meteorolojik olarak ya-

¤›fllar›n ortalaman›n alt›na düflmesidir.

Bunun sonucunda arazi

ve su kaynaklar›n›n olumsuz etkilenmesi

ve hidrolojik dengelerin

bozulmas›na neden olan olay.

Kurakl›¤› bu kadar basit tan›mlamak

da kolay de¤il.

Kurakl›¤›n üç temel tan›m›

var. Biz bunlar› birbirine çok kar›flt›r›yoruz.

“Ya¤›fllar az oldu, kurakl›k

yaflad›k.” Meteorolojik olarak

bu do¤ru. Hidrolojik kurakl›k;

yeralt› nehir ve göllerin seviyelerinde

keskin bir düflüfltür.

Tar›msal kurakl›k ise bitki ve

hayvanlar›n gereksinim duydu¤u

suyu bulamamas›d›r. Sulama yap›lan

yerlerde tar›msal kurakl›ktan

bahsetmek do¤ru de¤il. Sulama

yap›lmayan, ya¤›fla dayal› bitkisel

üretimde, ya¤›fl olmad›¤›

takdirde, hidrolojik kurakl›k yafland›¤›

takdirde tar›msal kurakl›k

da söz konusu olabilir.

Ekonomik, çevresel, sosyal

çok temel etkileri var. Ülkemizin

yar› kurak iklim kufla¤›nda bulundu¤unu

söyleyebiliriz, sürekli

kurakl›k riski olan bir ülkeyiz.

Dünyada su çok yanl›fl kullan›l›yor,

bunun sonucu ciddi bir

çölleflme ile karfl› karfl›yay›z. Çölleflmenin

en temel nedenlerinden

bir tanesi, tuzluluk oluflmas›, yani

ya¤›fllarla gelen suyun topraktaki

tuzu afla¤›ya inerken almas›,

sonra biz o suyu yeralt›ndan çekiyoruz,

biz o tuzu yerüstüne ç›karm›fl

oluyoruz. Buharlaflan su bünyesinde

tuzu b›rak›yor bu da toprakda

birkaç santim de¤il 10-15

santime varan tuzlulaflmaya varabiliyor.

Orta Asyada karfl›lafl›lan

bir sorun. Güneydo¤u Anadolu’da

yanl›fl su kullan›m›na ba¤l›

bir sorun. Yeralt›ndaki suyu çekmeniz

gerekmiyor, arazi iyi tesviyeli

de¤il ise, çukur alanlarda yerüstüne

ç›kan su buharlafl›p üzerindeki

tuzu yine toprak yüzeyine

b›rakabiliyor. Böylesine bir

nedenle çölleflme bütün dünyada

büyük bir risk.

Dünyada su tüketiminin yüzde

73’ü tar›msal amaçl› sulama

için kullan›l›yor. 1995 itibariyle

dünyada sulanan tar›m alanlar›

253 milyon hektar iken 2010 y›-

l›nda 290 milyon hektara, 2025

y›l›nda 330 milyon hektara ulafl-

44

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


3 . O T U R U M

en önemli sorunlar›ndan bir tanesi

buharlaflman›n çok yüksek

olmas›d›r. Yüzde elliye varan buharlaflma

katsay›s›na sahiptir.

Ya¤murlama sulama bir baflka

yöntem. Kapal› borularla yap›l›r.

Buharlaflma en aza indirilmifltir.

Hareketli sulama sistemleri

var. Çok büyük bir makara sulama

borusunu çekiyor dolanarak,

bir su tabancas› 30-40 metrelik

alan› sulayarak ve çekilerek flerit

halinde sulama gerçeklefltirilebiliyor.

Damla sulamay› çok konufluyoruz,

ya¤murlama ve yüzey sulamaya

göre yüzde 30 civar›nda

su sa¤l›yor. Birinde damla damla,

di¤erinde oluk oluk su veriyoruz

arada çok büyük fark var diye düflünmeyin.

Damla sulamada sürekli

su verilir. Suyun yer alt›na

inmesi önlenir. Bitkinin kök bölgesinde

ihtiyaç duydu¤u kadar su

vard›r. Bu sayede bitkinin su stresi

yaflamas› engellenir. Bitki iki

üç günde bir su verilerek suyu ald›¤›

zamanlar suya doymufl mutlu

mesut bir bitki, gittikçe susuz

kald›¤› zamanlar strese girdi¤inde,

su ald›¤›nda yine mutlu

olmufl süreci yaflamaz. Damla sulama

sayesinde hep mutlu mesuttur,

kök bölgesinde hep nem vard›r.

Tabi kendine göre sorunlar›

var. Toprakalt› damlama, topraküstü

damlama var. Topraküstü

damlamada su çabuk buharlafl›r.

Damla sulamada yüzde 90’lara

varan uygulama etkinli¤i var.

Yani yüz litre suyun yaklafl›k 90

litresi bitkiye yaray›fll› su olarak

kullan›l›yor. Yüzey sulamada ise

100 litre suyun 50-65 aras›ndaki

k›sm› bitkiye yaray›fll› su olarak

kullan›labiliyor.

Türkiye’de sulanabilir arazimiz

8.5 milyon hektar. Bunun

ancak yüzde 50-60’l›k k›sm›n›

sulayabiliyoruz. Geriye kalan %

40’l›k k›sm›n› yat›r›m yaparsak

ancak sulayabiliriz. Yeterli yat›-

r›m olmazsa sulamak mümkün

olmayacakt›r.

Biraz da politikas›na de¤inmas›

bekleniyor. Daha çok teknoloji

yat›r›m›, sulama olaca¤› öngörülüyor.

Son y›llarda geliflmifl ülkelerde

kiflibafl›na düflen tar›m arazisi

yüzde 14.3 azalm›fl durumda, geliflmekte

olan ülkelerde ise yüzde

40 oran›nda azalm›fl durumda.

Neden azal›yor tar›m arazisi, ya

nüfus art›yordur, kifli bafl›na bölüflüm

azal›yordur veya tar›m

alanlar› yok ediliyordur. Geliflmifl

ülkelerdeki azalman›n en temel

nedeni yok olan tar›m alanlar›, az

geliflmifl ülkelerde ise artan nüfus

etken konumunda. Azalan tar›m

alanlar› suyun kullan›m› üzerinde

önemli bir etkiye sahip. K›tl›k

ve açl›¤›n dünyay› önemli ölçüde

tehdit etti¤i 21. yüzy›lda toprak

ve su en önemli stratejik maddeler

olarak kabul ediliyor.

Günümüzde 6000 bin y›l önce

Mezapotamya bölgesinde Sümerler,

hendekler kazarak F›rat

ve Diclenin sular›n› tarlalar›na

ak›tmakla, insano¤lunun ilk sulu

tar›ma geçiflini sa¤lam›fl ve uygarl›¤›

bu anlamda bafllatm›fllar. M›-

s›r, Hindistan ve Çin’de de yaflanm›fl.

fiimdi bu bölgeler neredeyse

çöl durumunda. Buralar neredeyde

yok olmufl tar›m alanlar› içinde.

F›rat nehrinin iyi kalitedeki

suyu bile on dekar topra¤›n 1.1

eriyebilir tuzlar›n› dahil ediyor.

Bu nehirler özellikle kar suyuna

ba¤l› bir ak›fl olmad›¤› için veya

yeralt›ndan gelen tuzlu suyu bünyelerine

ald›klar› için, ciddi bir

tuz sorunu yaratabiliyor.

Çeflitli amaçlar için tesis edilen,

amac› da sulama olan barajlar›m›z;

akarsular›n tafl›d›¤› materyalle

ekonomik süreleri planlanandan

daha k›sa bir sürede dolmakta

ve ifllevini yitirmektedir.

Kemer baraj›n›n 22 y›l, Kartalkaya’n›n

19 y›ll›k bir ömrü var. Yap›lan

ölçümlere göre Dicle nehrinin

y›lda 26 milyon ton, F›rat

nehrinin 16.8 milyon ton, K›z›l›rmak’›n

15.7 milyon ton, Çoruh

nehrinin 7.8 milyon ton sediment

tafl›d›¤› tespit edilmifl. Bu nehirler

bir yandan da sediment, yani topraklar›

tafl›yor.

Dünyada erozyonla kaybedilen

toprak miktar› 24 milyar ton.

Ülkemizde bu rakam 500 milyon

ton olup, bununla 900 milyon

ton bitki ve besin maddesi de yitiriliyor.

Bu özelli¤iyle de erozyon,

sular›n kirletilmesi ve eko sistemi

kirletmede en büyük etken.

Tar›mda su yönetimine girerek

toparlamak istiyorum. Bitkilerin

normal geliflmesi için gerekli

olan fakat do¤al yollarla karfl›-

lanamayan suyun zaman›nda ve

bitkinin istedi¤i miktarda, bitkinin

topra¤›na verilmesine sulama

diyoruz. Sulama ya¤›fllarla sa¤lanamayan

su ihtiyac›n›n suni olarak

topra¤a verilmesi. Bitkiler

için yaflamsal öneme sahip, çimlenmesini

sa¤l›yor, bitkilerin di-

¤er organlar›n›n canl›l›¤›n› sa¤l›-

yor, bitkiye gerekli olan besin

maddelerini eriterek kökler taraf›ndan

emilmesini ve bitki içinde

tafl›nmas›n› sa¤l›yor. Bitkiyi fazla

so¤uk ve s›caklardan koruyor.

Böyle bir etkisi var.

Tar›mda su yönetimi deyince

sadece damla su uygulamas› gelmesin

akl›n›za. Topra¤›n fiziksel,

kimyasal ve biyolojik özelliklerine,

suyun fiziksel, kimyasal özelliklerine,

kültürü yap›lan bitkinin

su gereksinime ba¤l› olarak

seçilen su sistemidir. Damla sulama

her zaman en uygun yöntem

olarak düflünülmesin. Sulama

yöntemleri içinde yüzey sulama

sistemleri var, salma sulama diyoruz.

Suyun tarlada rastgele yay›lmaya

b›rak›lmas›d›r. Bu yöntemle

tarlan›n her taraf›n› eflit olarak

sulamak mümkün de¤ildir, tarla

iyi tesviye edilmemiflse, kar›klar

halinde, kar›klar›n doldurulmas›

fleklindedir. Su da¤›l›m› çok homojen

olmayabilir. Bir meyil varsa

suyu ilk verdi¤iniz noktada

meyil afla¤›ya gidiflte en alttaki

bitki aras›nda topra¤›n geçirgenli¤ine

ba¤l› su al›m› da farkl› olacakt›r.

De¤iflik aletlerle tesfiye

edilmesi laz›m. Yüzey sulamanan

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 45


3 . O T U R U M

mek istiyorum. “Ulusal Su Yönetiminde

Yasal, Kurumsal Aray›fllar

Sempozyumu”nun sonuç bildirgesinden

baz› noktalara özellikle

de¤inmek istiyorum. Su bu

kadar masum bir fley de de¤il.

Dünya küresel ekonomik politikalar›

içinde suyun kendisi masum

da yönetenler aç›s›ndan çok

da masum olarak görülmüyor. 22

Mart Dünya Su Günü nedeniyle

ZMÜ, TMMOB, Ankara Ticaret

Odas› ve TOB taraf›ndan ortaklafla

düzenlenen sempozyumda

güncel sorunlar olarak “su yönetiminin,

kamu mülkiyeti ve kamu

iflletmecili¤ine gücünü, merkeziyetçi

örgütlenmeden alan, suyu

ekonomik mal olarak de¤il toplumsal

de¤er olarak gören ve sistemi

arz odakl› yöneten yap›s› k›-

r›lmaktad›r” diye uyar›da bulunulmufl.

Sistem içinde kamu mülkiyeti

ve kamu iflletmecili¤ine

son verilmeye çal›fl›l›yor. Küresel

bir politikad›r. Dünya Bankas›n›n

kredi karfl›l›¤›nda getirmeye çal›flt›¤›

bir özellefltirme sistemidir.

Merkeziyetçi örgütlenmeyi yok

etmeye çal›fl›yorlar. Suyu ekonomik

mal olarak görmeye bafll›yorlar,

toplumsal bir de¤er olarak de-

¤il. Su ile sistemi arz odakl› iflleten

yap›s›n› k›rmaya çal›fl›yorlar.

Su yönetimi uluslararas› politikalar

do¤rultusunda özel mülkiyet

ve iflletmecili¤e dayanan yerelleflmifl,

suyu ekonomik mal

olarak gören ve temel ilkesini fiyatland›rma

olarak benimseyen,

sistemi talep olarak iflletmeyi

odaklayan bir yap› içine girdi¤i

uyar›s›nda bulunuluyor.

Burada karfl›laflt›rmal› vermek

istiyorum. Su kaynaklar›m›z, dolay›s›yla

toprak kaynaklar›m›z

devlet egemenli¤inin bir parças›-

d›r. Su kaynaklar› ulusal varl›¤›n

ve ba¤›ms›zl›¤›n sembolüdür. Yaflam

için temel bir madde olan su,

kamu mal›d›r, herkesin mal›d›r.

Su, asl›nda do¤an›n, bütün canl›

yaflam›n mal›d›r. Bir meta de¤il-

Su yönetiminde ulusal planlama

ve yönetimin de¤il, küreselci

standartlar›n egemenli¤inin sa¤lanmas›

da önemli. Su konusunda

do¤rudan çevre bakanl›¤›n›n yetkilendirilmesi

anlam›nda önemli.

Çok riskli yönetim anlay›fllar›ndan

biri ‘Talebe göre yönetim’dir.

Suyu ihtiyaca göre sunmak de¤il,

satma esas›na göre sunmak. Talebe

göre yönetim, talebi artt›rmay›

teflvik eder. Suyun tasarrufunu

de¤il, suyun vahflice kullan›m›n›

öngörür. Talep ne kadar artarsa o

kadar çok para kazan›r›m. Talep

ile fiyat iliflkisini kurgulamaya

yöneliktir. Suyu korumak tasarruf

etmek, de¤er yaratmak ad›na,

do¤a ad›na de¤il, sürdürülebilir

yaflam ad›na de¤il, sudan para kazanma

esas›na dayal›d›r.

‘Özel kamu ortakl›¤› ile, özel

sektör eliyle iflletme’ Bunun anlam›

da su yönetimin dünya devi

özel flirketlerin yönetimine verilmesi.

Bunun karfl›l›¤›nda, ulusal

ve kamusal yönetim esaslar›, siyasal

ve co¤rafi s›n›rlarda bütünleflik

nehir havzas› yönetimi; yani

su yönetiminde ulusal ve siyasal

s›n›rlar›n esas say›lmas›.

Merkeziyetçilik ilkesinin kabulü

ile su yönetimi merkezi yönetim

esaslar›na göre yap›l›r, yerinden

yönetim ona yard›mc› roller

üstlenir. Yerellik yard›mc› bir

role sahiptir. Devlet taraf›nda bay›nd›rl›k

bakanl›¤›n›n yetkilendirilmesi

esast›r, çevre bakanl›¤›n›n

de¤il. Ulusal planlama, temel

plan dürtüsü, halk›n ve ulusal

üretimin su ihtiyac›d›r.

Toplumsal ihtiyaç odakl› yönetim,

talebe dayal› de¤il, ihtiyaca

dayal› yönetimdir.

Yerel idare ve kooperatifler

eliyle iflletmede; su yönetiminin

en ucunda yerel yönetimler ve

kooperatifler yer al›r, bunlar

planlama ve kamu yönetimi esas›-

na göre çal›fl›rlar.

Bir su yasas›n›n haz›rlanmas›-

n›n gerekli oldu¤unu ama seçenedir.

Ülkemiz bir su zengini ülke

de¤ildir. Ülkemiz toprak kaynaklar›

aç›s›ndan da zengin bir ülke

de¤ildir. Su ve toprak kaynaklar›-

m›z›n ülkesel ölçekte planlanmas›

gerekir. Havza, alt-havza baz›nda

de¤erlendirilmesi gereken

do¤al kaynaklar›m›zd›r. Herkesin

suya ulaflma hakk› vard›r. Su

ekolojik sistem içinde üretilmeli,

korunarak gelifltirilmeli, planl›

kullan›lmal›d›r.

Birgül Ayman Güler hocam›-

z›n küreselci, ulusalc› karfl›laflt›rmas›n›

vererek konuflmam› bitiriyorum.

‘fiu anda su üzerinde

küresel politikalar bize flunlar›

dayat›yor; do¤al co¤rafi s›n›rlar

bütünleflik nehir havzas› yönetimini

getiriyor.’ Yani bunun anlam›,

ulusal siyasal s›n›rlar›n hesap

d›fl› b›rak›lmas›, sizin ulusal

veya siyasal s›n›r›n›z› yok say›-

yor, bunun yerine uluslararas›

yönetimleri devreye sokmaya çal›fl›yor.

‘Su yönetiminde özerklik

ve yerellik esaslar›n›n kabulü’ yani

merkeziyetçilikten uzaklaflt›-

r›p yerelli¤i, özerkli¤i getirmeye

çal›fl›p yerli ve yabanc› tekellerin

hakim olacaklar› bir üst kurul ya

da su konseyini kurarak su ifllerini

özellefltirme gayreti var flu anda

ülkemizde; Devlet taraf›ndan

çevre bakanl›¤›n›n yetkilendirilmesi.

Bu da anlaml›.

46

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


3 . O T U R U M

¤in hangisi olmas› gerekti¤inde

soru iflaretini size b›rak›yorum.

Gerçi soru iflaretine gerek yok,

san›r›m hepimiz ayn› fikirdeyiz.

Küreselci, piyasac› politikaya göre

mi su yasas› haz›rlanmal› ve su

yönetimi kurgulanmal›, yoksa

ulusal ve kamusal politikaya göre

mi

Hem ülkenin hem dünyan›n

gerçek yarar›na, iklim de¤iflmesine

karfl›, do¤ru çözüm; küreselci,

piyasac› politikan›n reddi ve ulusal

politikan›n kabul edilmesidir.

Be¤endi¤im bir fleyi sizlerle paylaflmak

istiyorum.

Do¤a ile bütünleflik yaflayan

bir k›z›lderili kabile reisi Seattle’dan

1854 y›l›nda Washington’daki

büyük reise flunlar› yazm›fl:

“Topraklar›m›z› sat›n almak

istedi¤inizi bildiren bir mektup

yollam›fls›n›z. Sahi beyaz adam

neyi sat›n almak istiyor. Gökyüzünün

ayd›nl›¤›n› m›, yeryüzünün s›-

cakl›¤›n› m›, rüzgar›n u¤ultusunu

mu, antiloplar›n çabuklu¤unu mu

Biz bunlar› size nas›l satabiliriz,

hem siz nas›l sahip olabilirsiniz

Son buffalo öldü¤ünde onlar› yerine

nas›l koyabilirsiniz Hayvanlar›n

bafl›na gelen insanlar›n bafl›na

da gelmez mi Topra¤›n bafl›na gelen,

o¤ullar›n›n da bafl›na gelmez

mi Bence Washington’daki büyük

flef ne istedi¤ini bilmiyor. Buna

ra¤men arzusunu yapaca¤›z. Çünkü

o güçlü, biz zay›f›z. Beyaz

adam tabiata gece mal çalan h›rs›zlar

gibi davran›yor. O toprakla,

›rmakla kardefl de¤il. Patlayan

goncalar›, oynaflan kelebekleri sevmiyor.

Kendisini do¤an›n parças›

kabul etmiyor. Do¤aya hükmetmeye

kalk›yor. Ne babas›n›n mezar›-

n›, ne çocuklar›n yurdunu düflünüyor.

Topra¤› al›n›p sat›lan tafl parçalar›

san›yor. Topra¤›n› kirleten,

yata¤›n› pisletene benzer. Birgün o

toprak sizi bo¤ar.”

Sab›rla dinledi¤iniz için hepinize

çok teflekkür ederim.

Muzaffer Salih ERTAN

Hoflgeldiniz, kat›l›m›n›z için

teflekkürler. Bu tür bir toplant›ya

ilk kez kat›l›yorum. Umar›m sonuncu

olmayacak. Bu panelde bana

enerji konusunu anlatmak düflüyor.

Enerji, yaflam› sürdürmek için

temel unsurlardan biri. Hava ve

suyun ard›ndan ekmek gelmiyor,

enerji geliyor. Ekme¤i sa¤layabilmemiz

için de enerji gerekli.

Dünyada enerji sektöründe genel

görünüfl ne Buradan bafllay›p

Türkiye’ye gelmek istiyorum.

Durumu saptay›p, sorunlar›

kendi bak›fl aç›m›zdan koymaya

çal›flal›m. Yine o bak›fl aç›s›ndan

çözümler sunmay› deneyelim. Bu

arada usul yönünden bir teklifim

olacak, akl›n›za tak›ld›¤› anda

lütfen araya girin. Etkileflimli olsun,

tart›flarak ilerlemeyi tercih

ederim.

Dünyada enerji sektörü, enerji

üretimini a¤›rl›kl› olarak geleneksel

fosil yak›tlar› ile gerçeklefltiriyor.

Enerji derken ›s› ve elektri¤i

bir arada kastediyorum.

A¤›rl›kl› olarak fosil kökenli yak›tlara

dayal› bir enerji üretimi

paradigmas› egemen. Ülkemizde

de bu böyle, ülkemizde geçen y›l

verilerine göre 200 milyar kw/s

elektrik enerjisi üretmifl ve tüketmifl

bulunuyoruz.

Son on y›ll›k e¤ilimlere bakt›-

¤›m›zda ortalama %7-8 y›ll›k art›fl

var. Bu trendin sürece¤ini düflünüyoruz.

Ekonomik olgu ve kriz

konusunu bir kenara b›rakal›m;

bunun arkas›nda nüfus art›fl›,

kentleflme gibi olgulara ba¤l› olarak,

önümüzdeki en az on y›ll›k

periyotta, y›ll›k enerji talebinin %

7-8 oran›nda art›fl›n›n sürece¤ini

düflünüyoruz.

200 milyar kw/s üretim ve tüketim

içinde %20 dolay›nda kay›p

ve kaçak var. Kay›p için belli

bir istatistik yok, toplam rakam

bu. Kay›p kaçak oran›n›n en aza

indirilmesi konusunda bir stratejimizin

olmas› gerek. Buradaki

anahtar sözcük tasarruf. Daha etkin

teknolojilerin kullan›lmas›

gereklidir. ‹flte tasarruflu ampuller

vs. çok bahsediliyor.

Önemli bir sorun var Türkiye’de,

enerji yo¤unlu¤u diye bir

tabirimiz var. OECD ülkeleri

içinde Türkiye bu anlamda onuncu.

Nedir enerji yo¤unlu¤u; bir

dolar ya da bir TL’lik varl›k üretebilmek

için gerekli olan enerji

miktar›. Türkiye’nin bu soruna

da parmak basmas› gerekiyor.

Enerji yo¤unlu¤u konusunda,

mutlaka iyilefltirici program›m›z

olmak zorunda.

Sürdürülebilir bir yaflamda

enerji neden bu kadar önemli

fiöyle bir varsay›m›m olsun; kriz

koflullar›n› yine bir yana koyal›m,

Türkiye y›lda % 7 büyümeyi hedeflesin.

Böylesine ulusal plan›-

m›z olsun, ama sat›p savmadan,

üreterek. Bu flu demektir, benim

ekonomim 10 y›l sonra yüzde

yüz büyüyecek. Kifli bafl›na düflen

y›ll›k gelir de büyüyecek. O gelirin

nas›l da¤›laca¤›n› da bu panelin

d›fl›na b›rakal›m. Bu flundan

önemli en az›ndan. Yüzde yüz

karfl› karfl›ya bulundu¤umuz

Türkiye gündemi var, AB projesi

var. 5-6 bin dolarl›k y›ll›k geliri-

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 47


3 . O T U R U M

nizle 25-30 bin dolara ortak olmaya

çal›fl›yorsunuz. Burada koskoca

bir soru iflareti k›vr›l›yor kafamda.

Ben %7 hedefini koyarsam,

benim 10 y›l içinde ekonomim

10 kat büyüyecektir. Türkiye

gibi ülkeler için OECD’nin

yapt›¤› çal›flmalar var. Macro iktisatç›lar›n

saptamas›na göre, e¤er

iki kat büyüyeceksiniz, elektrik

üretiminiz de iki kat artmal›.

2020 dolay›nda bizim 400

milyar kw/s tasarruf yapsak da

enerji üretmeye ihtiyac›m›z var.

Bu da flu demek olur; flu anda

Türkiye’de kurulu güç 41 bin megavat.

Puant de¤erlere ulafl›ld› diyoruz.

Herkes klimas›n›, televizyonunu

açt›¤› anda 41 bin megavat›n

tamam›n› tüketmeye koyuluyoruz.

Asl›nda yüzde 33 fazlam›z

var. 23-24 bin megawat uç

uca eklenen tüketim gerçekleflti-

¤inde puant de¤ere var›yoruz.

Burada da bir sorun var. Hiçbir

geliflmifl ülkede bu kadar büyük

kapasite varken puant de¤erlere

ulafl›ld›¤› olmuyor. Demek ki

2000 y›l›ndan itibaren enerji piyasas›n›

düzenleyen bugünkü

mevzuatta, özellefltirmede, yapifllet-devret

gibi yayg›n benimsenen

modelde bir sakatl›k var. Buna

da de¤inmemiz gerek.

41 bin megawat kurulu güç,

baz› yüklerimiz sürekli olarak

devrede, emre amadeli¤i y›l içinde

6500-7000 bin saatin üzerinde

tercihen olmas› gereken do¤algaz

ve kömüre dayal› santraller. Bunlar

sürekli devrede. Bugünkü yap›

içinde de linyit giderek artan

miktarda ithal kömür ve do¤al

gaza dayal›. Devreye kolay al›n›p,

ç›kar›labilen hidrolik santraller,

yani puant saatlerde bunlar›n

devreye girip daha sonra ç›kmas›

gerekiyor.

Bizim enerji üretim ve da¤›t›m

flebekemizin topolojisi bu. Birçok

yerde bu böyle. Soru flu, her fley

yolunda gider de 10-15 y›ll›k

perspektif içinde bir bu kadar

enerji santral› kurdu¤umda benim

ulusal flebekem neye benzeyecek.

10 y›l sonra da do¤algaz ve

kömüre dayal› büyük 500 bin

megawat’l›k dü¤ümler oluflturmaya

devam edecebilecek miyim

Bu merkezi yap›y› sürdürmeye

devam edebilecek miyim

Veya burada baflka bir çözüm var

m›

Bunlar›n hepsinin öncesinde

flunu sormak laz›m, Türkiye’nin

bir enerji politikas› var m› Yok.

Kervan yolda düzelir diye bir politikan›z

da yok, planlama da yok.

Anahtar sözcük planlamad›r,

bundan eser yok.

Puant de¤erlere 2008 yaz›nda

ulafl›ld›¤›nda ne merkezi yönetim

ne de özel sektör tafl tafl üzerine

koyup yeni bir kapasite yaratamad›lar.

Bunun eksikli¤i ile göz

göre göre uç de¤erlere vard›k.

Enerji gereksinimi karfl›m›za dikildi.

Geçen sene 650 megawat

toplam yeni kurulu güç öngören

12 santral için EPDK özel sektöre

ruhsat verdi. Bunlardan üçü yan›-

bafl›m›zda Alia¤a’da biri 800 megawat,

biri 600, di¤eri 300 megawat,

tamam› ithal kömüre dayal›

termik santraller. O bölgenin fiziksel

planlamas› yok.

Yüzbinlik haritada parma¤›m›

koydu¤um yerde 15 y›l sonra ne

olmas› gerekti¤ini söyleyemiyorum.

Türkiye’de bu hiç bir yerde

yok.

Peki bu ithal kömür nereden

gelecek Güney Afrika’dan. Devaml›

gelecek mi Diyelim ki gelecek.

Kaç paraya gelecek Bunun

maliyeti ne 10 y›l önce do¤algaz›n

maliyetinden haberdar m›yd›k

De¤ildik. Geçen sene o kömürün

ç›k›fl› tonu 70 dolar idi.

fiu anda 150 dolar. Tercihin nedeni

yüksek enerji de¤eri. 6-7 bin

kilokalori civar›nda ›s›l de¤eri.

Di¤er taraftan Türkiye linyit zengini;

12 milyar ton olarak hesaplanan

rezervi ile dünyada 7 veya

8. durumda. Kül ve kükürtdioksit

oran› çok yüksek. Bunlar kadar

önemli olan› ›s›l de¤erinin

düflük ve 1150-1200 kilokalori

civar›nda olmas›. Elektrik üremi

için bu de¤er 4000’den bafll›yor.

Türkiye’deki linyitlerin ancak

yüzde 1.5’u bu s›n›flama içinde

yer al›yor. Bunu da bir kenara koyuyorum,

daha sonra dönece¤im.

Arz güvenli¤i diye bir kavram

var. Enerji hammaddeniz nerede,

bu musluk ne kadar sizde. Son on

y›lda do¤algaz›n elektrik üretimdeki

pay› t›rmand›, ivmelenerek

artt›. Geçen sene ilk kez % 52’yi

buldu. Bugünkü Tedafl’a ödedi¤imiz

elektrik ücretleri petrol fiyatlar›

50 ila 70 dolar band›nda iken

Türkiye’nin yapt›¤› anlaflmalara

dayal› o flekilde gerçekleflen fiyatlar.

Umar›m krizin bir sonu var.

Olmayaca¤› yönünde de beklentiler

var. 2010’lu y›llarda krizin arkas›ndan

ekonomik canlanma ile

petrol ve buna koflut olarak do-

¤algaz›n fiyatlar› çok ciddi t›rman›fla

geçecek. Beklentiler 2010-11

y›llar›nda petrol varil band›n›n

100-120 dolar dolay›na yerleflece-

¤i yönünde. Bunun anlam›, çok

k›sa süre zarf›nda Türkiye’nin fosil

yak›tlar›n ithalat›na ödedi¤i

50-60 milyar dolar seviyesindeki

paran›n çok üzerine ç›kaca¤›d›r.

D›fl ödemeler dengesi a盤›nda

çok ciddi bir gediktir bu.

Böyle bir yap› sürdürülebilir

mi Biz fosil yak›tlar›na dayal›

olan enerji paradigmas›n› korumaya

devam edebilir miyiz ‹ki

nedenle edemiyoruz; birincisinde

maliyetler... Yeni petrol ve do¤algaz

alanlar› denizlerde maliyetler

giderek art›yor. Karada bir petrol

sondaj›n› 30 milyon dolara yapabilirken,

denizde 400 milyon dolar›n

üzerinde yapabiliyorsunuz.

Rafineri kapasiteleri s›n›rl› yenilenebilir

enerji kaynaklar›na mukadder

oldu¤u için hiçbir petrol

devi devasa bütçeleri ve kazançlar›na

ra¤men yeni rafineri kapasitesi

oluflturmaya yanaflm›yorlar.

Arz taleplerinin d›flar›da oluflu

önemli. Türkiye bu konuda çok

önemli hatalar yapt›. Mavi ak›ma

gelince; Botafl, Rusya ile metrekübünü

20 centten anlaflt›¤› zaman,

bu rakam dünyada her fiyat›n

48

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


3 . O T U R U M

üzerindeydi. Varil petrol fiyat› 50

dolar› bulmam›flt›. fiu anda do¤algaz›n

metrekübünün maliyeti 45

cent. Bunu çok yak›n bir zamanda

iki ile çarpaca¤›z.

Hükümet ikinci mavi ak›m

hatt›n› görüyor. Birincisi devreye

al›nd›¤› zaman bu bir hatayd›.

Ancak hükümet bununla yetinmemifl,

‹ran ile de benzer bir anlaflmay›

yapm›fl, sonuçta o günün

hükümeti, 57. Hükümet de son

noktay› koymufl. Türkiye’nin

enerji politikalar›n› 2020’li y›llar›n

ortalar›na kadar ipotek alt›na

alm›fl. Tahkime de gitmiflsiniz.

Söylemifltim, Türkiye’nin bir

enerji politikas› yok. Arz gibi çok

kritik bir parametrede Türkiye

kendi dizine kurflun s›km›fl. Bunu

yapmay› sürdürüyor. 6 fiubat

2009’da TBMM nihayet Kyoto

anlaflmas›n› onaylad›. Ard›ndan

ne yapt› EPDK, ço¤u ithal kömüre

dayal› 46 santrala ruhsat

verdi. Bu ne perhiz bu ne lahana

turflusu. Bu da gösteriyor ki, Türkiye

böyle bir enerji anlay›fl› yaklafl›m›ndan

yoksun.

Bir ara nükleere de de¤inmem

gerekecek. Enerji a盤› karfl›lanmas›nda

nükleer bir çare olabilir

mi Türkiye do¤al gaz olarak

Rusya’ya ba¤l›, söz konusu iki

nükleer santral da Rusya üzerinden

al›nmaya çal›fl›l›yor. Rusya

ile tarihsel iyi iliflkilerimiz var ve

bunun devam› önemli. Ancak tamamen

bir yere ba¤lanmak enerji

arz› aç›s›ndan çok vahim bir yoldur.

Mutlaka alternatifleri olmas›

gereken bir yol.

Nükleer enerji neden olamaz

Türkiye deprem kufla¤›nda, bu

çok basit bir neden, sabaha kadar

nedenleri anlat›labilir, baflka bir

toplant›n›n konusu olabilir. Hükümetin

nükleer santral› kurmak

istedi¤i yer Akkuyu. Akkuyu’nun

10 km a盤›ndan Ecemifl fay› geçer.

1998-99 y›l›nda Prof. Dr. Atila

Ulu¤, DEÜ’ne ba¤l› Pirireis

Araflt›rma Gemisiyle, orada kesin

kesitler ald›. Fay üzerinde gaz ç›-

k›fllar› gördü. Beklenen deprem

7,5 fliddetinde.

Sizin hafla, Allahla mukaveleniz

mi var. Beklenen depremin

derinli¤i 4-10 km. Odam›z›n ve

enerji bakanl›¤› bürokratlar›n›n

devre d›fl› b›rak›ld›¤›, Ahmet

Yüksel Özemre’nin ihale komisyonu

baflkan› olarak d›flar›dan

görevlendirildi¤i, bypass ile haz›rlanan

flartnamede oradaki depremin

6.5 fliddetinde olaca¤›, bunun

üzerinde bir depremin oluflma

olas›l›¤›n›n onbinde bir oldu-

¤u yaz›l›yor. Delilik! Yüzlerce y›l

deprem olmam›fl Ontario gölünde

-ki deprem burada 250-280

km’de oluyor- hesaplar 7-8 fliddetindeki

depremlere göre yap›l›-

yor.

Fay›n üzerinde de oturabilirsiniz,

Kaliforniya eyaleti San Andreas

fay› üzerinde yafl›yor, ama

binas›n› da ona göre yap›yor. Ben

buna Titanic etkisi diyorum. Bu

gemi hiç batmamak üzere yap›lm›flt›

ve ilk seferinde batt›. Fay›n

10 km kuzeyinde deprem kufla¤›-

n›n ortas›na böyle bir inflaat› yapamazs›n›z.

Buradaki risk o kadar

büyük ki.

Bunu geçelim, teknik nedenlerle

santral›n infla yap›m süresi

on y›l. Kurulu gücüne ne ekleyeceksiniz:

5 bin, bilemedin 10 bin

megawat. Gereksinim neydi, neyi

hedefliyoruz: 40-45 bin megawat

kurulu güç. Ne kadar›n› karfl›lad›,

ürküttü¤ünüze de¤di mi Bizim

bir nükleer enerji sto¤umuz

yerli uranyum sto¤umuz var m›

Burada da arz güvenli¤i sorunu

var.

Biz Elektrik Mühendisleri

Odas› olarak nükleer enerjiye

karfl› ç›kt›¤›m›zda hep flu suçlama

geldi, teknolojiye karfl› m›s›-

n›z Hay›r, tam tersine o teknolojinin

gelifltirilmesinden yanay›z.

Bize soru soranlara karfl› sorumuz,

kaç makale yazd›n›z, kaç

gönderme yap›l›yor buna. Acaba

o laboratuvar›n›zda sizi saat

19:00’da bulma imkan› var m›

OECD ülkelerinde tamam›

venlik üzerine gerçeklefltirilmifl

330 milyar AR-GE yap›ld›.

Türkiye bunun ne kadar›n› yapt›

Kamuoyundan gizlenen Çekmece

kazas›, kamuoyuna nas›l

yans›d› Perflembe pazar›nda

hurdac›da plütonyum çubuklar

bulunmufl! Böyle bir kepazeli¤in

dünyada benzeri yok.

Burada biz bize konufluyoruz;

kol k›r›l›r yen içinde kal›r, k›l›ç

k›n›n› kesmez. Dünyan›n en laubali

insanlar›n›n çok kritik kararlar

ald›¤› bir ülkedeyiz. O

santral, 2,5 megawatl›k bir santrald›.

Dönemin TAEK Baflkan›

Ahmet Yüksel Özemre, gecekondu

misali bunu 5 megawat’a ç›-

kard›, Türkiye orada bir kaza

yapmay› baflarabildi!

Bu alanda bir nükleer kültürümüz

yok. Amerika, Bush döneminde

erteledi ama bu dönemde

hayata geçirerek; önümüzdeki 10

y›ll›k periyodda nükleer santrallarinin

yar›s›n› kapatmaya haz›rlan›yor.

Söz konusu AR-GE’nin

tamam› orada yap›ld›. Onlar bunu

sürdüremezken Türkiye’nin

böyle bir fleye kalk›flmas› nas›l bir

hesab›n sonucu. Böyle bir hesap

yok, hesap olsa burada olmazd›k.

Bizim 10 y›l sonraki flebekemiz

neye benzeyecek. 300-500

megawat’l›k merkezi modlar›

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 49


3 . O T U R U M

kurmayaca¤›z. En fazla 50 megawatl›k.

5 ile 50 megawatl›k yenilenebilir

enerji kaynaklar›n› esas

alan, geniflleme stratejimiz olmal›.

Anahtar sözcük: Yenilenebilir

enerji kaynaklar›.

Burada sadece ekonominin

gerekleri, artan maliyetler ekonomideki

sürdürülebilir kalk›nma

ad›na baflka kaynaklara yönelmek

zorunlulu¤u bizi bu noktaya getirmiyor.

Bizi bu noktaya tafl›yan

hocam›z›n da de¤indi¤i son derece

önemli bir sorun var. Atmosferdeki

›s›nma ve buna ba¤l› iklim

de¤iflikli¤i.

Burada karfl› bir görüfl de ortaya

ç›kar gibi oluyor, G-7, G-20

ülkeleri kalk›nd› flimdi s›ra bizim

kalk›nmam›za geldi¤inde mi biz

baca gaz›n› denetleyece¤iz. Evet

ne yaz›k ki böyle. Çünkü bu gezegende

yaflam tehdit alt›nda. Hesap

kitaba göre her 10 dakikada

bir canl› türü ortadan kalk›yor.

Ortadan kalkan, zebra, zürafa,

gergedan de¤il ama onlar da ortadan

kalkacak. 500 milyon y›ll›k

bu dengede oluflmufl çok kritik

canl›lar ortadan kalk›yor.

Okyanuslar›n birkaç ay öncesine

kadar bir karbon yuta¤› oldu¤u

düflünülürdü. Antartika yak›nlar›nda

Rosfershild’e yak›n

NASA ve baflka kurulufllar›n yürüttü¤ü

çal›flmalar var. Hay›r, durum

öyle de¤il. Okyanuslar da

sonsuz yutak de¤il. Ald›klar› karbondioksitin

neredeyse tamam›n›

geri veriyorlar. Sonuç olarak sera

gazlar›n›n birikmesi devam ediyor.

Baz› toplant›lara kat›l›yorum,

çok kötümser senaryolar, beklentiler

var. Bunlar›n en kötümseri;

flu anda atmosferdeki 380 ppm

karbondioksit miktar›n›n 400-

450 aras›na gelmesidir. Buna geri

dönüflü olmayan nokta deniyor.

Yerkürenin bir-iki derece daha

›s›nmas›nda özellikle kuzey kutbunu

çevreleyen termofrost, sü-

rekli olarak donmufl alan erimeye

bafll›yor. En büyük tehlike sera

gaz›. Oradaki canl› varl›klar ölüp

buzul aras›nda kal›yor, daha tehlikeli

metan gaz› olarak buzulu

bozuyor ve on milyarlarca ton

gaz a盤a ç›k›yor. Bu daha büyük

bir tetikleyici ve geri dönüflü olmayan

nokta.

Var olan de¤erlerin alt›na inilebilir

mi Uzmanlar bu konuda

da kötümser. G-20 ülkelerinin

Kyoto’nun d›fl›nda tedbirler almas›

durumunda belki cevap olabilir,

o da durdurulmas› bak›m›ndan,

ama alt›na inilemiyor.

Bu senaryonun sonu nedir

Bu gezegende yaflam ortadan kalk›yor.

Bu kalk›nan ülkelerin demagojisi

de¤il. Bu çok ciddi bir

tehdit. Bundan sonra fosil yak›tlar›n›

kullanmaya bu gezegendeki

yaflam›n korunmas› ad›na devam

edemeyiz. Bu nedenle yenilenebilir

enerji kaynaklar› seçenek de-

¤il, zorunluluk. Olmazsa olmaz

bir zorunluluk. Neler giriyor bu

bafll›¤›n alt›na: Kamuoyunun s›kça

tart›flt›¤› günefl, rüzgar, jeotermal,

küçük hidroelektrik (50 megawat’a

kadar) santraller, bu kat

kat salyangozlara dayal›, yapay

jeotermal (burada jeotermali siz

oluflturuyorsunuz), bir de biyokütle.

Biyokütle benim de çal›flma

alan›m. Bunlardan hiçbiri alt›n

mermi de¤il.

Mühendislerde bir e¤ilim vard›r.

Sadece bir çözümün ipine sar›l›r›z.

Bunlar›n hiçbiri tek bafl›na

çözüm de¤il. Bunlar›n hepsinin

bir planlama içinde ele al›nmas›

laz›m. Büyük Menderes vadisi,

orada büyük bir jeotermal kapasite

var, Güneydo¤u Anadoluda

genifl alanlar, enerji bitkileri ziraati

için uygun.

Bat›da nüfus yo¤unlu¤unun

oldu¤u kentlerde evsel at›klar. ‹zmir’de

bunu güncel olarak yafl›-

yoruz. At›ktan enerji!.. Hiçkimsenin

istemedi¤i bertaraf etmek istedi¤i

bir maddeden herkesin ge-

reksinimi olan enerjinin üretilmesi.

Tar›msal at›klar, bir hesaba

göre hayvan yemi olarak kullan›lmayan,

çiftçinin, köylünün yakmak

istedi¤i 14 milyon ton tar›msal

at›k var.

Bunun ard›nda hep bir fizibilitenin

olmas› laz›m. Bunlar›n

toplan›p bir yere getirilmesi, s›-

k›flt›r›l›p peletlenmesi, linyitini

ikame edecek flekilde yak›lmas›

laz›m. Bu alt› milyon ton petrol

eflde¤eridir ve ciddi bir potansiyeldir.

Büyük k›sm› da Afyon’un

bat›s›ndaki tar›m alanlar›d›r. Büyük

bir tesadüfle nüfusun yo¤unlaflt›¤›

yerdedir. Biyokütle bir

baflka özelli¤i de, enerji bitkisinden

elde etti¤im biyodizeli veya

onu kuruttuktan sonra s›k›flt›r›p

linyiti ikamet etmek üzere yakaca¤›m

biriketi, peleti ya da her

türlü tar›msal, ormansal at›ktan

hatta tafl›tlar›n araba lastkilerinden,

ar›tma çamurundan elde

edece¤im böyle bir ürün tayf› var.

Mevcut enerji altyap›s›nda bunu

kullanabiliyorsunuz. Linyitle paçal

edebiliyorsunuz, buna bir arada

yakma deniyor.

Elde etti¤iniz biyodizel ve biyobenzin,

fosil yak›tlar›na kar›flt›-

r›l›yor veya kar›flt›r›lmadan do¤rudan

yak›labiliyor. Ulafl›m ve

elektrik sektöründe kullan›labilir,

bazyük karakterinde hammaddenin

süreklili¤i sa¤land›¤›nda

lojistik bir sorun sonuçta, 800

bin saat çal›flabilecek, merkezi olmayan

küçük santrallar oluflturma

flans›n›z var. Enerjiyi iletim

kay›plar›, ba¤lanma sorunlar› olmaks›z›n,

tüketti¤iniz yerde üretmeyi

öngören bir anlay›fl.

Günefl ve rüzgar›n hakk›n› yedi¤imi

düflünmeyin. Biyokütle tafl›nabilir

ve depolanabilir nitelikte.

Bugünkü mevcut yak›tlar› ikame

etmeye hemen haz›r. Onlardan

da bir gecede vazgeçmek zorunda

kalmadan. Çünkü mevcut

enerji yap›s›ndan yenisine geçmek

bir gecede olmayacak, fren

50

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


3 . O T U R U M

mesafesi var. Geçifl süreleri olacak.

‹nternette hidrojen ile do¤algaz›

bir arada yakan reaktörlerin

yap›ld›¤›n› göreceksiniz. Neredeyse

500 firma var ço¤u Almanya

ve Amerika’da. Kombi santraller

daha bugünden var.

Günefl ve rüzgar elbette birer

yap›tafl›, kesikli karakterleri nedeniyle

problem, depolayabilmeniz

gerekiyor. Çözümler çok, literatür

çok zengin, hemen akl›ma

geleni söyleyeyim, depolanabilir

bir enerjinin üretiminde kullanabilirsiniz.

Mesela hidrojenin üretiminde

kullanabilirsiniz. Burada

gerçi tedarik zinciri bir bakla daha

uzam›fl olacak, bunun anlam›

maliyet artmas›d›r. Art›fl flu anlama

geliyor, mesela cep telefonlar›n›

hat›rlay›n, ben telefonumu

2750 dolara alm›flt›m, sokaktan

karfl›dan karfl›ya geçerken kaplama

alan›n›n d›fl›na ç›k›veriyordum.

Sekiz saatte bir flarj etmek

zorundayd›m. Bugün hakemin

kafas›na at›yorum. Yenilenebilir

kaynaklarda da böyle olacak.

Bafllang›çta yat›r›m maliyetleri

yüksek, bir yasa ile teflvik düzenlemesi

laz›m. Almanya fotovoltoik

enerji üretimine 55 cent

veriyor, borsaya ç›k›p, krizin etkisiyle

40 centlerin alt›na düfltü.

Neden bunu veriyor, sosyal maliyetler

dolay›s›yla. Yata¤an’› gördünüz

mü bilmiyorum. Sürekli

bir sis var. Herkes y›lda bir kez

yorgan döflek yat›yor. Sosyal maliyet

dedi¤imiz o ifl gücünün düflmesidir,

harcad›¤› ilaç paras›,

üretemeyiflidir. Amerikada oldu-

¤u gibi her an 3-4 milyon kiflinin

kas›rgan›n önünden kaçmas›d›r.

Bu büyük maliyetler getiriyor.

Allahtan diyeceksiniz ama

bundan yüz y›l önce tropik kas›rgalar

y›lda 30-40 civar›nda idi

bugün 100-150. Katrina gibi bütün

Meksika körfezini kaplayan

kas›rgalar eskiden yoktu. Bunlar

sosyal maliyetlerdir. BM raporlar›na

göre, d›fl maliyetler denilen

fosil yak›tlar›ndan kaynaklanan

bu tür çevre felaketlerinin art›fl›,

hastal›klar, olumsuz çevre etkisi

dolay›s›yla maliyet, 5 trilyon dolar

olarak hesaplan›yor. Bunun

%60’›na da ABD katlanmak zorunda

kal›yor.

Konuflmam›n bafl›nda fosil yak›tlar›n

bitti¤ini veya çok pahal›

hale geldi¤ini söylemifltim. Dolay›s›yla

yenilenebilir enerji kaynaklar›na

zorlayan amir etken

var. Dünyan›n en zengin petrol

yataklar› ABD’de ve buradaki rezerv

Suudi Arabistan’›n sekiz kat›:

2 trilyon varil. Amerika bunu

1902 y›l›nda farketti. Yeflil Irmak

Vadisi ad›yla an›l›yor. 1910’da

baflkan Taft yönetimi esnas›nda

buras› özel flirketlerin kazma

vurmas›n›n yasakland›¤› federal

alan haline geldi. Bu ta ki

Bush’un giderayak 2005 y›l›nda

yeni enerji yasas›n› yay›nlayarak

buraya özel sektörün girmesine

izin vermesine kadar sürdü.

Utah’da bir firma petrolün varilini

10 dolara imal edece¤ini iddia

ediyor.

Petrol var diye bunu son damlas›na

kadar kullanmak de¤il,

tam tersine kullanmamak zorunday›z.

Varili 10-120 dolar olan

petrol yak›lmayacak kadar de¤erlidir.

Petro-kimya sanayi var, cebinizdeki

paray› yakmak daha iyi

diye düflünmek gerekir belki.

Petrol bundan böyle yaln›zca petro-kimya

endüstrisinde kullan›lmal›.

Geçti¤imiz birkaç y›lda özellikle

Chavez’in benimsedi¤i tutum

nedeniyle ABD’nin stratejik

petrol rezervleri ço¤unlukla 8 binin

alt›na indi ve fiyatlar f›rlad›

gitti. Amerika neden Yeflil Irmak

vadisindeki kayna¤›n› kullanmad›

Irak’ta ne ar›yor kendi 2 trilyon

varil petrolü varsa Yayg›n

söylem enerji kaynaklar›n› elinde

bulundurmak, bunlar›n güvenli-

¤ini sa¤lamak, iletiminde güvenli¤i

sa¤lamak.

Kendi 6 mil a盤›ndaki petrolün

ç›kar›lmas›na Amerikan Kon-

gresi hala izin vermiyor. Daha

ötesi; Alaska aç›klar›nda ve Meksika

körfezinde çok ciddi rezervleri

var. Buna da Kongreden izin

yok. Temsilciler Meclisi karar› ile

bu bir k›s›t alt›nda. Biraz h›zl› ve

kar›fl›k anlatt›m san›r›m, sorular›n›z

varsa alay›m.

Ça¤r› KAYNAR, YTÜ

Dünyadaki verilere göre en az

çevreyi kirleten ülkelerden biri

Küba, en çok kirleten ABD. Bir

ülkedeki sistemin, enerji kullan›-

m›na nas›l bir etkisi oluyor

Muzaffer Salih ERTAN

Yol açt›¤›m›z çevre kirlili¤i tamamen

sistemik bir sorun. Egemen

siyasal sistemin getirdi¤i bir

sorun. Kâr güdüsüyle kazanç u¤runa,

do¤ay› ve insan› feda edecek

sistemin bir baflka soruna yol

açmas› da beklenemezdi.

Siz soruyu sorarken ipuçlar›-

n› verdiniz. Bir yanda ABD di¤er

yanda Küba. Bunlar›n duruflunda

çok ciddi fark var. Sorunun kökeninde

de siyaset var. Bask›n

ekonomik sistem ve bunun üretti¤i

siyasetler. Gezegenin sonunu

getirip, yaflam› sürdürülemez hale

getiren bizatihi budur, kader

de¤ildir, kaç›n›labilir.

Mustafa Onur G‹R‹fiKEN

Ülkemizde günefl panellerinden

yararlan›labilir mi

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 51


3 . O T U R U M

Muzaffer Salih ERTAN

Konuflmam› onunla bitirmeyi

düflünüyordum. Tabii ki ülkemiz

bir günefl ülkesi, ancak merkezi

hükümetin destekleme mekanizmas›na

ihtiyaç var. Hepimiz mevcut

koflullarda 7 euro cent’e kullan›yoruz

elektri¤i. Ben fotovoltoit

paneller kurarsam, silikon panellerdir.

Bunun ard›ndan gelen

devrimci teknolojiler var. On y›l

içinde hayata geçecek ve maliyetleri

düflürecek. Bir kilovat enerjiyi

5-6 bin euroya mal ediyorsunuz.

Bu yat›r›m›n geri dönüflüne

bakt›¤›n›z zaman yirmi y›l› geçiyor.

Karl›l›k oranlar› ekonomik

kriterler bak›m›ndan ak›lc› de¤il

bu tür yat›r›mlar› yapmak. Bir

yayg›nl›k kazanmas› mümkün

de¤il.

Merkezi yönetim bunu destekleyici

ad›mlar atmazsa görsel

amaçl› fark›ndal›k yaratacak, sosyal

k›s›tl›l›k yaflatacak içerikte

belki belediyelerin çal›flmalar›

olabilir. ‹zmir Büyükflehir Belediyesinin

bir çal›flmas› var. Kayna¤›

d›flar›da de¤ildir, bedavad›r, ama

mekanizma önemlidir. Bununla

ilgili 5 Haziran 2009’da, enerji

komisyonundan ç›kan bir yasa tasar›s›

var genel kurula sunulmak

üzere, amaç meclis tatil olmadan

yasay› geçirmek idi. 2005 y›l›nda

ç›kan yenilenebilir enerji yasas›

var, eksikleri vard›. Teflvik ve

destekleme tan›mlar›, orada tan›ml›

de¤ildi. Yönetmelikler eksikti,

hala eksik. O yasa ile bu eksikler

kapat›lmak istendi.

Ayda 3000 kilowata kadar

üretim yap›yor ve flebekeye ba¤l›

iseniz, 35 centten Tedafl bunu sizden

alacak. O zaman mevcut teknolojilerle,

yenilerini beklemeden

bir yat›r›m yapma imkan›

vard›. Ali Babacan’›n son dakika

giriflimi ile yasa ertelendi. Bundan

sonraki akibeti de belli de¤il.

Ekim’de genel kurula gelecek.

Erteleme gerekçesi, Dünya Ticaret

Anlaflmas›na Marakefl’te imza

koyduk, orada yerli üretime

teflvik d›fl tedarikçilerin aleyhine

oldu¤u için yasak. Türkiye kendini

kay›t alt›na al›yor. Bu nedense

son dakika akl›na geliyor. ‹spanya’da

benzeri anlaflmaya imza

koymufl ama üreticisine teflvik

vererek 5-6 y›l içinde kendi panellerini

üretmek için müthifl bir

ARGE yat›r›m› yapt›. O da Dünya

Ticaret Örgütüne dahil bir ülke.

Ama biz her nas›lsa DTÖ’ne verdi¤imiz

taahütle elimizi kolumuzu

ba¤lam›fl olduk. Umar›m gerekçe

yaln›z bundan ibarettir.

Ben flahsen böyle bir ertelemenin

ard›ndan do¤algaz ve petrol tekellerinin

belli cemaatler üzerinde

yapt›¤› çal›flmalar› görüyorum.

Türkiye bu oyunlara çok s›k kurban

gidiyor.

Ayn› kifli 2005 y›l›nda yenilenebilir

enerji kaynaklar› ile ilgili

yasan›n bir y›l gecikmesine yol

açt›. ABD’ye gitti geldi, BP ve

Shell’in CEO’lar› ile görüfltü¤ünü,

yenilenebilir enerji kaynaklar›n›n

gereksiz oldu¤unu gördüklerini

söyledi. Bunu ilk tekzip

eden BP ve Shell oldu. Onlar kendilerine

petrol flirketi demiyorlar,

enerji flirketiyiz, diyorlar. Fotovoltoit

panellerin patentlerini en

fazla bu iki flirket topluyor. 5346

niteli¤indeki yasan›n devam›n›

izleyelim. Meclisten bir kazaya

u¤ramaz ve geçerse dedi¤imiz tür

uygulamalar›n önü aç›lacak. Buralarda

yap›lan yat›r›m, makul

sürelerde geri gelebiliyor, yoksa

t›kan›yor. Bu yasa bir zorunluluk.

Volkan B‹LG‹N, KTÜ

Enerjiye gerçekten ihtiyac›-

m›z olup olmad›¤›n› sormak istiyorum.

Enerjiye kapitalistlerin

ihtiyac› var; daha fazla telefon, televizyon,

araba olmas› için. Bizim

daha fazla televizyon, arabaya ihtiyac›m›z

yok san›yorum. O halde

daha fazla elektri¤e ihtiyac›m›z

yoksa do¤an›n daha fazla içine etmeye

de gerek yoktur. Onun için

daha fazla üretmeyelim. Çok da

ihtiyac›m›z varsa, günefli ve rüzgar›

kullanabiliriz diye düflünüyorum.

Di¤er sorum HES’ler ile ilgili.

Ben Karadenizliyim. 300 kadar

HES projesi geçti diye biliyorum.

Ancak birkaç köyde yürütmenin

durdurulmas› için köylüler birfleyler

yap›yor. Orada çal›flan mühendisler

sizin odan›za da üye.

Bu mühendislere yapt›r›m uygulayam›yor

musunuz Yoksa benim

anananem o derelerden su

içemezse kendisi çözüm için el

atacak.

Belediye baflkan›m›z kamu

mülkiyeti ve kamu iflletmecili¤ini

yok eden küresel su politikalar›-

na karfl› ulusalc› su politikalar›

önermiflti. Suyun ticarilefltirilmesi

karfl›t› platformdan farkl› m›,

yoksa ayn› fleyi mi söylüyorsunuz

Ulusalc› kelimesi iflin içine

girdi mi suyu Cola de¤il de Sabanc›,

Koç yönetsin anlam›na geliyor.

Bu mant›k yanl›flt›r, su kamu

mal›d›r, bunun karar›n› halk

vermelidir.

Kamil Okyay SINDIR

Bir arkadafl›m›z rejim yani

devlet ile çevre iliflkisini sordu.

Bir iki kelime söylemek isterim.

‹çine sürüklendi¤imiz kalk›nma

modeli rekabete dayal› kalk›nma,

neoliberal ekonomilerin getirdi¤i

model. Kalk›nmay› rekabetle öngören,

tasarrufu de¤il, tüketimi

artt›r›c›. bir model. Talebe dayal›

üretim tarz›nda, talebi artt›r›c›,

buradan tüketimi artt›ran bir sistem,

kapitalist sistem bunu getiriyor.

52

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


3 . O T U R U M

Tabii ki do¤ay› çevreyi gözeten,

koruyan, gelifltiren ama üreterek

büyüyen, ihtiyaçlar›n üzerine

ç›kmayan, ihtiyaca dayal› üretim

modelinin uyguland›¤› bir

dünya, çevre sorunu da yaratmaz.

Hocam›z enerji konusunda çok

keyifle dinledi¤imiz bir konuflma

yapt›, söylediklerinin tamam›na

kat›l›yorum. Hatta flunu da merak

ediyorum. Bugün ülkemizde

nükleer santraldan bahsediliyor.

3.5-4 milyar dolar civar›nda maliyetinin

oldu¤unu duydum, do¤ru

mudur bilemiyorum Bugün evlerin

ço¤unda tek cam kullan›l›-

yor, bunu ikiye ç›karacak bir önlem

al›nsa, neredeyse iki kat› tasarruf

yapaca¤›z. E¤er iki cam›

teflvik ederseniz birden fazla nükleer

enerji santral› kadar tasarruf

edilebilir. Gereksiz ve anlams›z

bir sürece itildi¤imizi düflünüyorum.

Enerjinin çeflitlili¤i, güvencesi,

verimlili¤ini hocam›zdan

keyifle dinledik.

Ulusalc›, vatansever, yurtsever

gibi terminolojik kavram kargaflas›na

girmek istemiyorum.

Kamusal diyebiliriz, devletin,

halk›n mal› oldu¤unu söylüyoruz

suyun. Talebe dayal› de¤il, ihtiyaca

göre üretim diyorum.

Suyun ticarilefltirilmesine

karfl› oluflan platformun ilk üyelerinden

birisiyim. Dünya Su

Formunun karfl›s›nda mücadele

içinde oldum, ayr›ca TMMOB

olarak olduk. Sözlerim yanl›fl anlafl›lmas›n,

sermayenin, dini,

iman›, devleti olmaz. Onun için

ulusal veya uluslararas› sermaye

olarak de¤il, kamu mal› veya de-

¤ildir, olarak de¤erlendiriyorum.

Suyun bir meta olmad›¤›n›, herkesin

ücretsiz sudan yararlanmas›

gerekti¤ini söylüyoruz, savunuyoruz.

Asl›nda bugün k›smen

de özellefltirildi¤ini söylemek laz›m.

‹zmir’de arsenik konusunu

biliyorsunuz. Bu hep flunu beraberinde

getiriyor, devlet yapam›-

yor, kamu hantal, bir ifli beceremez,

kaliteli yapamaz anlay›fl›.

Daha sonra Dünya Bankas› kredileri

gündeme getirildi ve dünya

su forumu arkas›ndan geldi. Bu

süreç iyi takip edildi¤inde; suyun

devlet eliyle veya kamu eliyle yönetilmesinin

do¤ru olmad›¤› iddias›n›n

arkas›nda, “özellefltirelim,

özel sektör size arseniksiz su

sa¤lar” anlay›fl› yatmaktad›r.

Muzaffer Salih ERTAN

Elektrik enerjisine ihtiyac›m›z

var. Ondan vazgeçemeyiz ama

onu elde etme yöntemlerini tart›-

flabiliriz.

Kapitalizm, insan-do¤a iliflkilerini

bu hale getirdi. ‹nsan iliflkilerini

de ne hale getirdi¤ini biliyoruz.

Bugüne kadar böyle geldi,

ama gitmemeli, yaflam ad›na gidemez.

19. Yüzy›lda para birinden

ç›k›p, di¤erinin cebine giriyordu.

Bugün öyle bir hal ald› ki

egemenleri de tehdit ediyor. O

zaman yaflam›n kendisi tehdit alt›nda

de¤ildi. fiu anda ciddi bir

tehdit alt›nda. Elektri¤i artan bir

oranda kullanaca¤›z ama geleneksel

flekillerde üretip, tüketmeye

devam edemeyiz. Anahtar sözcük,

yenilenebilir enerji kaynaklar›

ve planlamad›r. Bu seçenek

de¤il, zorunluluktur. Sistem varl›¤›n›

sürdürmek için o çözümleri

kullanmaya zorlan›yor.

Elektrik mühendisleri ve HES

santralleri sorusuna gelince; 50

megawatt’a kadar takati olan sizin

deli ›rmaklar›n›z var; Do¤u

Karadeniz’de. Buralar uygun ama

iletim sorunlar› var. Oralarda çok

kayda de¤er tüketim yok. Nüfus

art›fl› göstermiyor, tersine hala

göç veren bir bölge. Orada üretilen

elekti¤in 1000-1500 km ulaflt›r›lmas›

sorunu var ve bu ciddi

maliyet art›fllar›n› beraberinde

getiriyor. Bunun için bu tür yat›-

r›mlar pek akla yatk›n de¤il.

Do¤u Karadeniz d›fl›nda Akdeniz’de

Manavgat sürekli su

olan bir yatak. Ama Egeye dökülen

dört nehir bu tür santrallerin

kurulmas›na izin vermez.

Orada çal›flan mühendislere

ne yapabiliriz Biz bir meslek kurulufluyuz,

sivil toplum örgütü

de¤iliz. EMO’ya mevcudun d›fl›nda

bir rol biçmemek gerekir. Çok

k›sa ifade edersek; yapmam›z gereken,

meslektafllar›m›z›n ç›karlar›n›,

geleceklerini savunucu politikalar›

üretmek. EMO’nun fiilen

baflka bir duruflu daha var. Biraz

politizeyiz ama üyelerimize

flu ifli yap, bunu yapma diyecek

durumda de¤iliz. fiubemiz enerji

komisyonundaki arkadafl›m buradaki

EVKA kurumunun bafl›nda.

‹thal kömüre dayal› santral

kuruyor diye oportünist cevap

vermiyorum ama ekmek paras›n›

oradan kazan›yor. O faliyetin

içinde olmak baflka birfley, ona

karfl› durufl sergilemek baflka bir

fley. Sorun sistemiktir ve ona

karfl› ç›kmak gerek.

Ozan AYKURT, DEÜ

Son zamanlarda günefl f›rt›nalar›

kopaca¤›; bunun da tüm

elektrik aksamlar›n›n altüst olmas›na

yol açaca¤› söyleniyor. Bu

ne derece do¤ru, bahsedildi¤i kadar

tehlikeli mi

Muzaffer Salih ERTAN

Konumun d›fl›nda ama bu s›k

s›k olan bir fleydir. Teleskoplar›n

kaydetti¤i bir fley oluyor, ilk defa

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 53


3 . O T U R U M

olan bir fley de¤il. Buna karfl› yap›lacak

bir fley yok. Dönemsel olmayan

güneflte bu tür etkinlikler,

do¤ru. Haberleflmeyi engelliyor.

‹yonosferin düfley s›n›rlar›n› geniflletiyor

san›yorum. Atmosferde

uzun mesafe iletiflimine engel.

Röle olarak uzayda bulunan uydular

var, bunlar arac›l›k ediliyor.

Günefl f›rt›nas›n›n bir kas›rgadan

fark› yok. Nas›l ya da neyle önlem

alacaks›n›z Bunun etkisini s›n›rlaman›n

yollar›n› düflünemiyorum.

Dursun KÜÇÜK, DEÜ

Elektri¤e muazzam zamlar geliyor.

En pahal› elektrik kullanan

ülkelerin bafl›nda geliyoruz. Bunun

nedenleri nedir Üretti¤imiz

elektrik uç s›n›rlara dayansa da

bize yetiyor.

Muzaffer Salih ERTAN

Yetmeyecek, ucu ucuna yetiyor.

Neden fiyat› art›yor, zaten

artmas› gerekirdi. Seçimlerin hemen

ard›ndan hükümet ‘biz rasyonel

politikalar uygulayaca¤›z.

Çok milyar dolar (flu anda akl›mda

de¤il) sübvanse ettik bu alan›.’ demeye

bafllam›flt›. Seçim öncesi o

zamlar› yapmad›lar.

Hammadde maliyetlerimiz

yüksek. Do¤algazla elde etti¤imiz

elektrik yüzde 50’yi bulmufl. O

zamlar da enteresan bir flekilde,

özellefltirmede, özel sektörün

üretiminin yüzde 50’yi geçti¤i bir

dönemde gerçekleflti. Burada flunu

sormak gerekir; hani özellefltirme

rekabeti getirece¤i için daha

iyi fiyatland›rma olacakt› Fiyatlarda

bir azalma beklerken bu

niye böyle oldu Bunlar hepimizin

bildi¤i gibi teknik de¤il, politik

göndermeli sonuçlar.

Gürkan ÖZ

Say›n S›nd›r suyun halk›n mal›

oldu¤unu söyledi. Dikili belediye

baflkan› su halk›n mal› düflüncesiyle

yapt›¤› uygulamadan dolay›

yarg›lan›yor. Meslektafl›na

nas›l bir destek verilebilir, onun

görüfllerini almak istiyorum.

Özlem fiAH‹N, DEÜ

Sorum Kyoto prokokolü hakk›nda

olacak. Türkiye imzalad›,

2012’den sonra uygulamaya geçecek.

Karbondioksit emisyonunu

belirli bir seviyeye indirmemiz

gerekiyor.

Türkiye’nin enerji konusunda

belirli bir stratejisi yokken böyle

bir yükümlülü¤ün alt›na girmesi

ne derece do¤ru Kyoto protokolünü

insani sorumluluk gere¤i

imzalamal›y›z ama bir stratejimiz

olmas› gerekmez miydi Belirlenen

hedeflere ulaflabilece¤imizi

düflünüyor musunuz

Kyoto protokolünün mekanizmalar›ndan

biri olan karbondioksit

emisyonu ticareti var. Bu

da beni endiflelendiriyor. ‹nsani

bir fley için, gelecek için olan bir

fleyi ticarete döküyoruz. ABD halen

bu protokolü imzalamad›.

Dünyaya zarar verilmesi aç›s›ndan

bak›ld›¤›nda azgeliflmifl ülkelerin

bu yükümlülü¤ün alt›na

girmesi, bu sorumlulu¤un ne kadar›n›

üstlenmesi ne kadar mant›kl›,

bunu sormak istiyorum.

Efe ERTEK‹N, Kocaeli Üniversitesi

Ulusal ve kamusal su politikas›

ve sermayenin su politikas›n›n

yap›lan örneklerle ne kadar tutarl›

oldu¤unu sormak istiyorum.

‹stanbul’daki Melen çay› projesi

ile yüksek maliyetle su tafl›nmaya

baflland›. Bunu yürüten kamu

kuruluflu, ‹stanbul Büyükflehir

Belediyesi. Bu proje ile 15-20

y›ll›k su s›k›nt›s›n›n afl›ld›¤› söylendi

ve sorun ötelenip insanlar

yine su tasarrufu yapmadan bugünlere

gelindi.

fiimdi de gündemde 3. Köprü

var. Su havzalar›n yo¤un oldu¤u

‹stanbul’da son kalan yeflil yerlerin

içine yap›lmas› düflünülüyor.

Burada maliyetleri artt›rmak yerine

elimizdekini nas›l koruyabiliriz

Bununla ilgili çözüm önerisi

var m› acaba

54

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


3 . O T U R U M

Emre KARAGÖZ, KTÜ

Su hakk›nda birçok bilgi verdiniz,

suyun meta olmad›¤›n›

söylediniz. fiu anda belediyenizde

su kaynaklar›n›n kullan›m›na dair,

ekolojik çevreye iliflkin neler

yap›yorsunuz

Suyun halk taraf›ndan daha

ucuz kullan›labilmesi için bir çal›flman›z

olabilecek mi

Hüseyin ERKAN

Kamil hocama sormak istiyorum.

Sudan hep do¤al bir kaynak,

bitmeyecek bir kaynak varsay›m›yla

bahsettiniz. Ormanlar›n

su üreten kaynaklar oldu¤u,

onun için ayr› bir öneme sahip

oldu¤unu söyleyen bir çal›flma

okumufltum. Türkiye’de de nüfus

dünya ortalamas›n›n üzerinde art›yor.

Dünyada k›sa süre sonra 10

milyar›n üzerinde nüfus olunca

su s›k›nt›s› daha üst boyutlarda

olacak. Orman›n su üretimi aç›-

s›ndan de¤erlendirilmesi, buna

göre bir fonksiyon düflünülmesi

sizin aç›n›zdan mümkün mü, neler

yap›labilir

Muzaffer hocama flunu sormak

istiyorum, her türlü enerji

kayna¤› do¤al olarak s›k›nt› ve

kirlilik yarat›yor. Bu korkuyla yenilenebilir

kaynaklar dedi¤imiz

zaman, günefl, su, rüzgardan elde

edece¤imiz ve yar›n daha yo¤un

kulland›¤›m›z takdirde, bu yenilenebilir

kaynaklar bize baflka do-

¤al sorunlar, kirlilik sorunlar› yaratacak

m›

Kamil Okyay SINDIR

Ben buraya belediye baflkan›

olarak gelmedim. Belediye icraat›n›

savunmak veya anlatmak

için gelmedim. Ege Çevre ve Kültür

Platformu, EGEÇEP üyesiyim.

Suyun ticarilefltirilmesi konusunda

‹stanbul’da sürdürülen

platform da dahil kat›l›mc›lar› ve

ilk destekleyenlerin aras›nday›m.

Dikili Belediye baflkan›n›n yapt›¤›

uygulamay› sonuna kadar destekliyorum.

Elimden gelse ben de

yapar›m.

Bizim Bornovam›zda bu biraz

zor. Büyükflehir ve ba¤l› bütün

belediyelerde su tamamen ‹Z-

SU’nun denetiminde. Su kaynaklar›yla

ilgili, korunmas›, gelifltirilmesi,

›slah›, bunlar›n tüketime

sunulmas›, tümüyle ‹ZSU’nun

idaresi alt›ndad›r. ‹lçe belediyelerinin

ne yetkisi, ne de müdahalesi

mümkündür. Küçük bir derenin

islah›n› bile yapam›yoruz.

Kirleticilerin önüne geçmek,

çevreyi korumak hepimizin, baflta

belediyelerin görevi. Geçen

gün bir tafloca¤› ile sorun gündeme

geldi. Tafloca¤›ndaki üretimin

miktar›n› ölçmeye çal›fl›yor arkadafllar.

Hem gürültü hem de toz

aç›s›ndan, hem hava hem de su

kirlili¤i aç›s›ndan kirletici etmen

olarak konut alanlar›n›n dibinde.

Bu tür müdahalelerle çevre ve

kirlilik üzerine müdahaleler yapmaya

çal›fl›yoruz.

Suyun halk›n mal› oldu¤unu

söylüyoruz ama halk›n ihtiyac›

olan suyu, özellefltirmeden ö-

zerklik ad›na özelliflterme yapmadan,

kamusal bir hizmet olarak

talebe dayal› de¤il, ihtiyaca yönelik

su yönetimimin esas oldu¤unu;

bir su yasas› ç›kmas› ve bu

eksenli korumac› bir yasa olmas›

gerekti¤ini söyledim. ‹htiyaca göre

su yönetimi, talebi artt›rmay›,

teflvik etmeyi suyu daha fazla

kullanmay› öne sürmez. Tam tersine

suyun tasarrufunu öne sürer.

Melen çay› gibi uygulamalarda,

halk›n su ihtiyac› var. Bunu

da karfl›lamak gerekiyor. Ticarilefltirilen

su farkl› fiyat politikalar›n›

da beraberinde getirir. Ne kadar

su tüketirsen fiyat avantajlar›

getirir. Paras› olan›n sudan daha

fazla yararlanmas›, paras› olmayan›n

sudan yararlanamamas› gibi

sorunlar› beraberinde getirir.

Sudan yararlanan halk›n eflit haklara

sahip olmas› gerekirken hak

farkl›l›klar› yarat›r. Bunun da

önemli oldu¤unu düflünüyorum.

Bir kentin kullanma suyu ihtiyac›n›

karfl›lamakla yükümlüdür

devlet. Devletin kurumu olan belediyeler

de bunu sa¤lamakla yükümlüdür.

Devlet Su ‹flleri vard›r,

Köy Hizmetleri Genel Müdürlü¤ü

var idi ki, sulama yat›-

r›mlar›n›n yüzde 40-45’ini sa¤l›-

yordu; ne yaz›k ki tasfiye edildi.

Bizim karfl› durdu¤umuz neoliberal

politikalar›n, küreselleflme ad›

alt›nda Türkiye’yi içine sürüklemeye

çal›flan politikalar›n bir sonucu

olarak bir su hizmeti götüren

kurum yok edilmifltir. Böylesi

durumda belediyelere de görev

verildi¤i için belediyeler de su yat›r›m›

yapabiliyor. ‹zmir’de ‹ZSU,

‹stanbul’da ‹SK‹ bu yat›r›mlar›

yapabilmektedir. Ne yaz›k ki devlet

yerel yönetimlere para aktar›-

m›n› k›st›kça, yerel yönetimler

gelir artt›r›c› önlemler almaya çal›fl›yorlar

hizmet götürebilmek

için. Gelir artt›r›c› önlemler içinde,

suya zam yapmak, ulafl›ma

zam yapmak gibi baflka alternatif

bulamay›nca bunlar› yap›yor. Bize

dayat›lan sosyo ekonomik politikalar

yukar›da musluklar›n k›-

s›lmas›na neden oluyor, bu da

afla¤›da belediyeden hizmet bekleyen

halka yans›yor. Bu zincirleme

döngü. Böyle de¤erlendirmek

laz›m.

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 55


3 . O T U R U M

Kyoto protokolü do¤rudan

karbonla iliflkilendirilebilecek

protokoldür. Yoksa çevre korunumu,

sa¤l›¤› gözeten protokol

de¤ildir. Bunu özellikle belirtmek

istiyorum.

Ormanlar›n çok yönlü yarar›

var. Özellikle su döngüsü üzerinde

büyük etkisi var. Ayn› zamanda

karbondioksit döngüsü üzerinde

de büyük etkisi var. Ayr›ca

yaratt›klar› ekolojik sistem sayesinde

hem yeralt›, hem de yerüstü

suyunu koruyan bir yap› olufltumas›

önemlidir. Suyu temizlerler.

Ormanlar›n yok edilmesiyle

su da etkileniyor. Hem enerji,

hem tar›m, hem su içine baflka ne

katarsan›z kat›n, kriz yarat›larak,

sorun yarat›larak arkas›ndan geliyor.

Suda da bu böyle.

Suda bir kriz yarat›larak arkas›ndan

suyun özellefltirilmesinin

halk taraf›ndan kabullenilmesi

sa¤lanmaya çal›fl›l›yor. Sigara konusunda

kriz yarat›ld›. ‹thal sigara

geldi. Marlboro’y› biz de içebiliyoruz

dendi 80’li y›llarda. Bir de

g›da krizi yarat›ld›. Yenilenebilir

enerji kaynaklar›n›n bafl›nda gelen

özellikle biyodizel, biyoetanol

fleker pancar›, fleker kam›fl›ndan

veya birçok bitkisel at›k ya¤dan

üretilen yak›t. Küresel g›da krizinin

aya¤›n› da biyo yak›tlara ba¤lad›lar.

M›s›r üretim alanlar› artt› diye

dünyada bir küresel kriz yafland›.

Oysa bunun birçok etkeni vard›.

Ülkeler, bizim ülkemiz de dahil

halk›n g›da güvencesini sa¤lay›c›

politikalar uygulamad›klar› için

azalan stoklar› nedeniyle bir anda

ihracat› engellediler. Tayland,

Çin gibi birçok ülke ihracat› k›-

s›tlay›nca küresel bu¤day ticaretinde

sorunlar yafland›. ‹htiyaç

duyan Afrika ülkeleri ihtiyac› olan›

bulamaz oldu veya çok fahifl

rakamlara buldu.

Türkiye’de g›dada bir arz sorunu

yoktur, da¤›l›m sorunu vard›r.

Bu da¤›l›m sorunu ciddi boyuta

getirildi. M›s›r ve biyodizel

“tukaka” yap›ld›. Biyodizel üzerinde

ÖTV uygulamas› halen devam

ediyor. Oysa burada m›s›ra

dikkat etmek gerekir. GDO m›-

s›rda büyük oranda yap›lan bir

üretimdir. Bunun alt›n› özellikle

çizmek isterim. GDO’ya hay›r

platformunun da kurucular› aras›nday›m.

M›s›r, biyodizel diyoruz

ama GDO’suz. Bu ayr› bir tart›flma

konusu, hepinize teflekkür

ediyorum.

Muzaffer Salih ERTAN

Kyoto’yu Türkiye 90 art› 3’de

imzalam›flt›, izledi¤i yol ile ald›¤›

yükümlülükler aras›nda bir iliflki

görülmüyor. Az önce bahsetti¤im

gibi, 6 fiubatta meclis onay›ndan

ç›k›yor ve 46 kömür santral›na

izin veriliyor. Nas›l bir yol izleyece¤i

belli de¤il.

O emisyonlar› azaltma imkan›

var m›, evet, sanayici, üretici ve

tüketici bunu ö¤renmek zorunda.

Maalesef ö¤renmek için iki

yol var, ödül ve ceza. Karbondioksit

ticareti bizim devletin s›kça

yapt›¤› gibi, kendisine bir gelir

kayna¤› olacaksa, bunu tedbirli

karfl›lamak laz›m. Kyoto’nun 4.

maddesi der ki; “Alia¤a rafinerisi

bu y›l 400 bin karbondioksit basabilir.”

Ondan sonraki bir tonu

Londra borsas›ndan 40 euroya

sat›n al›r. Bir baflkas› da 50 bin

dekar araziye çok h›zl› geliflen bir

a¤ac› diker, o kadar a¤ac›n ne kadar

karbondioksidi hapsetti¤i

bellidir. Karbondioksidi basan o

cezay› ödüyor, kirleten öder

prensibi gere¤i, karbondioksidi

emen de o paray› kazan›yor. Bu

yan›yla düzenleyici mekanizma

kabul edilebilir. Ödül ve ceza d›-

fl›nda baflka bir yöntem yok. Bunu

ö¤renmemiz gerekiyor.

Amerika tabii ki bir milyon

sanayi bacas›n› denetime açmak

istemiyor. Yan›lm›yorsam elektrik

enerjisinin %47’sini kendi

linyitlerinden karfl›l›yor. Elbette

uluslararas› bir denetimi getirecek

mekanizmaya evet demez.

Gerekçe olarak da; “Hindistan,

Çin, Avustralya Kyoto’yu tan›mazken

ben niye tan›yay›m”› ileri sürüyor.

Onlar da, “siz kalk›n›rken

iyi de biz kalk›n›rken mi böyle oldu”

diyorlar.

Amerikan Temsilciler Meclisin

çok farkl› bir kad›n baflkan›

var. Daha koltu¤una oturmadan

Çin baflkan›na yazd›¤› yaz›da;

“aya¤›m›z› denk alal›m, gezegen

aya¤›m›z›n alt›ndan kay›yor. Dünyay›

en çok kirleten iki ülke siz ve

biziz, birfleyler yapal›m” dedi. Yap›l›yor

da, ümit verici bulmak zorunday›z.

2011 y›l›ndan sonra

karbon ticareti çok yerleflik bir

parametre haline gelecek. Türkiye

bence flansa da sahip. Güneydo¤u

Anadolu’da çok büyük karbon

yutaklar› oluflturma olanaklar›

var tar›md›fl› alanlarda. ‹stihtam

sa¤layacak ve erozyonu bir

nebze ortadan kald›racakt›r. Belki

bunun alt›nda ziraat yapma olana¤›

olacak.

fiu anda ekonomi d›fl› olan

alanlar›n ekonomiye kazand›r›lmas›

için baz› yollar ç›kacakt›r diye

düflünüyorum. Kategorik olarak

karfl› de¤ilim. Kyoto’nun devam›

da çok önemli. Amerikan›n

enerji bakanl›¤›n›n ve ba¤l› birimlerinin

sitelerine bakarsan›z

ciddi müeyideler getiriyorlar.

Mesela 150 dolardan bahsediliyor.

Tart›flman›n önde gelenleri

de Exxon Mobil, Shell, befl k›z

kardefller, yedi idiler, evlenmeleri

ile befle düfltü. Onlar tart›fl›yor.

Bir k›sm› vergiyi savunuyor. Onlar›n

söylemine göre düflük karbon

ekonomisine geçmekte yarar

var.

Türkiye’deki sivil toplum kurulufllar›,

akademiler belli bir tart›flman›n

içinde olmal›lar. Yol haritas›n›

belirlemede önemli, sadece

beklememeliler.

Yenilebilir kaynaklar risk getirir

mi Kendileri çözüm iken bafl-

56

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


3 . O T U R U M

ka sorunlar ç›karabilirler mi Ç›-

kar›rlar. Bizim de mütevazi katk›-

da bulundu¤umuz bir çerçeve alt›

projesi var. Orada bir üretim modeli

haz›rland›. Buna göre miskantus

tatl› sorgum ve enerji bitkilerinin

ziraati düflünüldü. Kütahya’n›n

güneyindeki eski orman

taban›, Dumlup›nar yaylas›, Sand›kl›

ovas› oradan göller bölgesine

dönen bir alan. Tar›m d›fl›, çünkü

tar›mda teknoloji kullan›lmad›¤›

için. Belli bir iflgücüne yatk›n ve

tar›ma da elveriflli oldu¤u düflünülen,

belki çok kaliteli araziler

de¤il ama enerji bitkilerine uygun

bir alanda Türkiye bugün 100

milyon ton petrol eflde¤erde enerji

tüketiyor. Petrolün yanma de-

¤erlerine dönüfltürüldü¤ünde kulland›¤›

enerjinin tamam› bu kadar.

Türkiye izdüflümü alan›n›n

sadece %7’sinde bunu üretmek

mümkün.

Bu bitkilerden miskantus bizim

co¤rafyam›zda yok. Egzotik

bir bitki, yay›l›c›d›r. Di¤er bitki

türleri aleyhine yay›l›m gösterir.

Bizim bu kokar a¤aç gibi. Burada

steril bitkiler kullanmak zorundas›n›z.

Bir de genetik çöller oluflmamal›.

Kafam› çevirdi¤im her

yerde miskantus arazileri görmemeliyim.

Yerli türlerin ›slah› burada

önemli.

Biyokütleyi yakarken de bir

soruna yol açabilirim. E¤er bacagaz›nda

furan, dioksinler, kanserojen

gibi bir tak›m maddeler varsa,

özellikle pirinay› yakarken

orada da bir soruna yol açabilirim.

Orada depolamak zorunda

oldu¤um s›rada bir maddeyi

enerji kayna¤› olarak kullan›rsan›z,

zeytin posas› örne¤inde, o

sorunu tafl›m›fl olurum.

O zaman baz› normlara uygun

filitrasyonlar yapmak laz›m. Bacagaz›nda

çevreye zararl› birfleyler

olmamal›. Onun için biyokütleden

enerji elde etmenin maliyetleri

yüksek. Do¤rudan yakman›n

getirdi¤i sorunlarla, çok pahal›

bir teknolojiyi gerektiriyor.

Bunlar›n hepsi dikkatli olunmas›

gereken fleyler, sonuçta do¤a-insan,

insan-teknoloji iliflkisine

ba¤l› bir sorunsal var.

Panel sonunda konuflmac›lara, topraktan yap›lm›fl teflekkür plaketleri

ö¤renciler taraf›ndan sunuldu

Panel sonunda birlikte çektirilen an› foto¤raf›

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 57


4 . O T U R U M

PANEL

Yaflanabilir Gelecek ‹çin Ekonomi ve Siyaset

Aziz KONUKMAN

Hayri KOZANO⁄LU

Adnan BOSTANCIO⁄LU

Dördüncü gün, Gazi Üniversitesi

‹ktisadi ve ‹dari Bilimler Fakültesi

Ö¤retim Üyesi Prof.Dr. Aziz

KONUKMAN’›n yürütücülü¤ünde,

Marmara Üniversitesi ‹ktisadi ve ‹dari

Bilimler Fakültesi Ö¤retim Üyesi

Prof.Dr. Hayri KOZANO⁄LU ve

Yazar-Gazeteci Adnan

BOSTANCIO⁄LU’nun konuflmac›

oldu¤u "Yaflanabilir Gelecek ‹çin

Ekonomi ve Siyaset" konulu panelde;

yaflan›lmakta olan mali krizin

dünyaya ve Türkiye’ye etkileri ve

tüketici kimlikle mücadele edilmesi

gereklili¤inden bahsedildi. Toplumun

üç aflamal› bir sald›r›: neo-liberalizm,

küreselleflme ve finansallaflma ile

karfl› karfl›ya oldu¤undan söz edilen

panelde krizin sadece kapitalistler

aras›nda sermayenin el de¤ifltirmesine

yol açt›¤›na ve toplumun bir piyasa

toplumu haline getirilmesinin

tehlikelerine dikkat çekildi.

Oturumun sunumu DEÜ

fiehir Planlama Bölümü

ö¤rencisi Ali GÜNGÖRMÜfi

taraf›ndan yap›ld›.

Aziz KONUKMAN

Böyle güzel bir havada deniz

bir yanda, spor etkinlikleri bir

yanda bunlar› b›rak›p buraya gelmek

büyük fedakarl›k istiyor. Bunun

için hepinizi kutluyorum.

fiahs›m ad›na flunu söyleyebilirim.

Buran›n gedikli bir konuflmac›s›

oldum. Bu benim için bir

onur. Odan›n bir üyesi gibi görüyorum

kendimi. Oda ile empati

kurmam onun için kolay oluyor.

‹lk olarak Adnan kardeflimizi dinleyece¤iz.

Daha çok nerede durdu¤umuza

flöyle bir bakacak. Ard›ndan

gelece¤e dönük olarak

bugünkü moda deyimle, “aç›l›m

yapabilece¤imizi” tart›flmaya açacak.

Hayri hoca daha çok ekonomik

tespitlere de¤inecek, dünyadaki

geliflmeleri de de¤erlendirerek.

Ben de Türkiye ekonomisine

yans›malar› üzerinde duraca¤›m.

58

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


4 . O T U R U M

Adnan BOSTANCIO⁄LU

De¤erli arkadafllar, iki hocan›n

yan›nda oturuyorum, böyle

formel toplant›larda çok rahat

konuflamad›¤›m› biliyorum. Sizler

de bulundu¤um durumu iyi

kötü tahmin edebiliyorsunuzdur.

Meselenin ikinci zorlu¤u, ele al›-

nan konu yaflanabilir bir gelecek

için siyaset ve iktisat, olarak tarif

edildi¤inde hayli çetrefilli bir mesele

ile karfl› karfl›ya oldu¤umuz

aflikar. Buradaki herkesin arzu etti¤i,

önüne koydu¤u hedef; daha

iyi bir dünyada, onurlar›na sahip

ç›kt›klar›, asgari refah› hakim oldu¤u

bir dünya düzenidir. Belki

yüzy›llard›r insanlar bu düflünceler

içinde. Lakin bu beklentiye

ulafl›lamam›fl olmas›, hem de buna

nas›l ulafl›laca¤›na dair fikrin

orta yerde olmas›; buna mukabil

çok önemli mesafelerin katedilememesi

bize hakikaten bu sorunun

öyle haz›r ve kolay bir cevab›n›n

olmad›¤›n› gösteriyor.

Ben bu sorunu ortaya koydu-

¤umda; hangi sahnede oldu¤umuz,

hangi aktörlerle oynad›¤›-

m›z, hem evrensel ölçekler içinde,

hem yerel bazda durdu¤umuz

yeri iflaret etmek, hem de uzun

süredir kafamda olan soru iflaretlerini

birlikte masaya yat›rarak

onlar› irdelemeye çal›flaca¤›m.

Yaflanabilir gelece¤e iliflkin çok

fazla haz›r cevab›m olmad›¤›n›

bafltan söyleyeyim.

Yaflanabilir gelecek öngörüyorsak

bunu genel olarak insanl›k

için öngörüyoruzdur. Böyle bir

gelece¤i infla edece¤imiz bafll›ca

aktör de insanlar olacakt›r. Sokaktaki,

tatil yerlerindeki, iflyerlerindeki

insanlar. Ancak genellemelerde

benim kafam› öteden beri

meflgul eden, sanki gerçekli¤ine

tam tekabül etmeyecek flekilde

iyimser bir havan›n hakim oldu-

¤udur. ‹nsanlara lay›k iyimser bir

nitelemenin ne oldu¤u düflünüldü¤ünde

genel olarak bar›fltan yana

oldu¤u söylenebilir mi Evet,

söyleyebiliriz, öyledir de genellikle.

Dönüp insanl›k tarihine bakt›-

¤›m›zda ise bunun böyle olmad›-

¤›na dair çok fazla iflaret var. Modern

tarihin tek bir y›l› savafls›z

geçmemifltir. Kuflkusuz; kendi ç›-

karlar› do¤rultusunda u¤ursuz

bir savafl› k›flk›rtt›klar›nda, insanlar›n

bir k›sm›n›n baflka bir k›sm›n›

katletmeye sebep oldu¤unu

söylemek durumunday›z. Sonuçta

flunu da görmezden gelemeyiz.

Bir k›sm›n›n hayat›na son verenler,

di¤er bir k›sm›d›r. Diyelim ki,

bar›fl içinde bir dünya özlemi öyle,

insanlar aras›nda koflulsuz bir

flekilde kabul edilmifl, hedef al›nm›fl

bir fley de¤il. En az›ndan insanlar›n

önemli bir k›sm› bundan

yana de¤il. Bizim ona atfetti¤imiz

vas›flar›n su götürür oldu¤unu

düflünüyorum.

‹nsanl›k tarihine bakt›¤›m›zda

kendi türüne ve di¤er canl›lara

karfl› örgütlü fliddet uygulayan

tek tür oldu¤unu görürüz. fiöyle

de ironik bir yan› vard›r, tarihteki

bütün medeniyetlerin gerisinde

insan›n örgütlü fliddeti de vard›r.

fiiddetin örgütlenmedi¤i yerde

medeniyetlerin oldu¤unu görmüyoruz.

fiiddetten uzak kimi toplum

kesimlerinde ya yok olmaya

mahkum oluyorlar tarih boyunca

ya da o fliddet döngüsünün içine

çekiliyorlar. Hatta flunu söylemek

de mümkün neandartal türün

bizzat bizim atalar›m›z taraf›ndan

yok edildi¤ine dair kan›tlar her

geçen gün daha fazla art›yor. Tabii

ben burada moral bozucu ol-

mak istemem, kötümser bir tablo

çizmek istemem ama katil bir türün

devam› oldu¤umuzu söylemek

mümkün. Beyni daha büyük

olan primatlar›n daha fazla protein

tüketmek zorunda kald›¤›ndan

etobur oldu¤u dikkat çekiliyor.

Bunu fazla uzatmadan bir de kültürel

evrime bakal›m. Kültürel

evrimin iki sorunlu yan› var, din,

ulus, tarih, co¤rafya, gelenek olarak

ayr›flma noktalar› ortaya ç›km›flt›r.

Günümüzde bunlar kal›c›-

laflm›fl, keskinleflmifl ve durmaks›z›n

çat›flmalar›n nedeni haline

gelmifltir. Biyolojik evrim ve kültürel

evrim k›yasland›¤›nda o kadar

h›zl›, neredeyse ›fl›k h›z›nda

geliflmifltir ki bu ayr›flmalar›n yaratt›¤›

travma daha güçlü yaflanm›flt›r.

Kabile toplumundan karmafl›k

modern topluma geçifl süreci

tek hücreliden memeliye,

oradan insana geçifl düflünüldü-

¤ünde çok h›zl›d›r. Bugün insan›n

geldi¤i medeniyet düzeyi hem

bu türün kendisinin hem de bu

gezegenin canl› yarat›klar›n›n çok

a¤›r bedeller ödemesi sonucu ortaya

ç›km›flt›r. Tarihi buradan

okumam›zda yarar var. Buna de-

¤er miydi demek çok geç, olan olmufltur.

Temel baz› sorunlarla karfl›

karfl›ya oldu¤umuz gerçe¤ini hiç

bir zaman göz ard› edemeyiz.

Bundan sonra ne tür bir uygarl›k

beklentisi içindeyiz Biz nas›l bir

gelecekte yaflamak istiyoruz sorusuna

baz› temel cevaplar üretmek

zorunday›z. Modern hayat›n

kaç›n›lmaz sonuçlar›yla, do¤a ile

daha uyumlu bir medeniyetin paradigmalar›

nerede örtüflür, nerede

çat›fl›r gibi benzeri sorunlar

üzerine düflünmemiz kaç›n›lmaz.

Böyle devam etmeyece¤i kesin,

bunun alt›n› çizmek gerekir.

Dünyaya bakt›¤›m›zda bir k›ta

ölüme terk edilmifl durumda. Do-

¤al kaynaklar› d›fl›nda insan aç›-

s›ndan en ufak flekilde dikkat

edilmiyor. Dünyada her befl kifliden

biri açl›k s›n›r›n›n alt›nda yafl›yor.

Yoksulluk s›n›r›nda yaflayanlar

bunun kat kat daha fazlas›.

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 59


4 . O T U R U M

Modern tarihin bir tek y›l›, belki

bir tek günü bar›fl içinde geçmemifltir.

Ayr›ca bu türün do¤aya yani

yaln›zca, a¤açlar, orman, deniz

de¤il kendi türünün d›fl›ndaki

canl›lara karfl› tutumu ve yolaçt›-

¤› tahribat bundan sonra katlanarak

büyüyecek. Çok flükür ki bu

tür sorunlar daha fazla tart›fl›l›-

yor. Dünyan›n hali fena durumda.

Bundan sonra baflka bir gelecek

tasarlanmas› kaç›n›lmazd›r.

Bu noktada kendimize, ülkemize

bak›p kendi özgünlüklerimizin

alt›n› çizmekte yarar oldu-

¤unu düflünüyorum. Bu ülke de

ar›zal› bir durumdad›r. Sorunlar›

her zaman çok büyük olmufltur.

Gerilimleri hep yüksek düzeylerde

cereyan etmifltir. Bir ç›k›fl noktas›

olarak alacaksak 8. Yüzy›lda

Türkler buraya; Anadolu ve Rumeliye

gelmifltir. O günden bu yana

hiç bir dönem siyasi istikrar tesis

edilemiyor. 11. Yüzy›lda Mo¤al

istilas›, arkas›ndan Selçuklu egemenli¤i,

Osmano¤ullar›n›n süreci

bizim kitaplardan okudu¤umuzdan

çok daha tart›flmal›, çat›flmal›

geçmifl. Osmanl›n›n her on y›l›-

n›n alt› y›l› savafllar içinde geçiyor.

Di¤er dört y›l da iç isyanlarla

u¤raflmakla geçiyor. Bu co¤rafya

k›sa bir dönem de olsa ‘oh be

dünya varm›fl’ diyecek durumda

olmam›flt›r.

Bu co¤rafyada siyasi demokrasinin

temelleri geleneksel olarak

bir türlü oluflam›yor. Bunun birçok

nedeni var kuflkusuz. Osmanl›

Anadoluda bir türlü mekan

birli¤i sa¤layam›yor. Kentleflme

neredeyse hiç yok. Bu flu anlama

geliyor, Erzincan’da 1930’lu y›llara

kadar ticaret, ‹stanbul’dan

Trabzon üzerinden gemiyle sonra

kat›rlarla yap›l›yor. 1930’larda

demiryolu geldikten sonra mekan

birli¤i olufluyor, evrensel ölçekte

epey geç tarihe tekabül eder.

Kentleflme olmay›nca demokrasi

bilincinin oluflmas› çok zordur.

Bu kentli s›n›flar›n talebidir. Öyle

bir s›n›f olmay›nca bu talep gelifl-

memifltir. Belediyecilik de ite kaka,

yukar›dan afla¤›ya zorla bafllam›fl.

Tar›msal alanlarda istihdam

yarat›lamay›nca büyük göç dalgalar›

bafllay›nca flehirler muazzam

rant kap›lar› haline dönüflmüfl.

Son zamanlarda daha modern ölçekler

içinde belediyecilik anlay›-

fl› olsa bile hali ortada. Ulafl›m,

teknoloji, iç pazar›n geniflli¤i,

kentleflme ve benzeri unsurlar zay›f

kald›¤› zaman onun siyasi demokrasiyi

nas›l etkiledi¤i gündelik

hayat içinde gözlenebilir.

Meselenin bir baflka boyutu

da bu topraklardaki halk›n siyasi

otoritenin yasland›¤› kesim olarak

Müslüman olmas›. Müslümanl›¤›n

reforma aç›k olmamas›,

y›llar y›l› alttan alta iflleyen çat›flmalar›n

da sebebi olmufltur. Katoliklik

de reforma engeldi diye

akla gelebilir ama diyelimki ‹talya’da

ulusal birlik sa¤lan›rken

kent devletleri aras›nda ona öncülük

eden burjuvazi var. Türkiye’de

böyle bir s›n›f da geliflmedi-

¤i için, onlar gibi “Vatikan’›n topraklar›na

el koyma” benzeri bir

hamle gerçekleflemedi. Bu ayn›

zamanda Türkiye toplumunda ve

tarihinde önemli bir kadere sebebiyet

verdi. Devlet hep reformcu

demokrasi ile dinci muhafazakar

bir kesimin çat›flmas›ndan kurtulamad›.

Üçüncü Selim’den, Tanzimattan,

31 Mart vakas›ndan,

Cumhuriyetten, Kemalist devrimlerden,

DP iktidar›na kadar

tarihin böyle bir okunabilir taraf›

da vard›r. Türkiye muhtelif tezahürleri,

karanl›¤› sürekli yaflayagelmifltir.

Her dönemde de yoksul

halk›n büyük kesimi dinci, muhafazakar

kesimin yan›nda olagelmifl,

bugün de farkl› de¤ildir.

fiimdi karfl› karfl›ya kald›¤›m›z,

evrensel ölçekte sorunlar bunlard›r.

Bu sorunlar› bilerek görerek,

hayat›n gerçekli¤inden geri durmaks›z›n,

onu iyi anlay›p ona göre

hareket etmekte fayda vard›r

diye düflünüyorum.

Çok uzun y›llard›r afl›r› iyimserlik

nedeniyle önemli hatalar

yapt›¤›m›z kanaatindeyim. Bizim

gibi insanlar›n yani yaflanabilir

bir gelecek için bir araya gelen insanlar›n

bafl› belada diyebiliriz.

Çünkü biraz ak›l ve vicdan sahibi

olan bu ülkenin insanlar›n›n, bu

beladan kaç›nmas› çok kolay de-

¤il hatta mümkün de¤ildir. Bu,

insan›n bafl›n› gönüllü olarak belaya

sokmas›d›r. Bütün bu kötülük

ile u¤raflmak buna müdahale

etmek bu ülkenin yaflanabilir gelecek

öngören ak›l ve vicdan sahibi

insanlar›n›n kaçamayaca¤› bir

görevdir. Bir kad›n mahkumun

kanserden ölüm döfle¤inde iken,

yasalar›n bile uygulanmad›¤› durumda,

bizim gibi insanlar›n susmayaca¤›,

müdahil olaca¤› durumda

bafl›m›z beladad›r. O belaya

da biz eyvallah diyoruz.

Arkadafllar bu müdahale edece¤imiz

fley nedir diye bakt›¤›-

m›zda benim için; kapitalizmin

afl›lmas› gerekti¤ini düflüyorum.

‹nsan›n kendi üretti¤ine yabanc›-

laflmas›, köleleflmesi, insanlar›n

büyük bir bölümünün insan onuruna

yak›flmayacak koflullarda yafl›yor

olmas› zaten sorunun ne oldu¤una

bafll›bafl›na iflaret ediyor.

Kapitalizmi aflma fikrinden söz

ediyorum ama, bu bizim akl›m›za

ilk defa gelmiyor. Kapitalizmin

daha ilk dönemlerinden bu yana,

bu sistemden ma¤dur olmufl kesimler,

bu mücadele içinde oldular.

Marks’›n Kapital’de yapt›¤›

kapitalizmin elefltirisi ve Manifesto’da

yapt›¤› bu çarp›c› tablonun

bize yöneltti¤i ça¤r›n›n hala baki

oldu¤una inan›yorum. Öncelikle

alt›n› çizmek istedi¤im husus bu.

Ancak flunu da gözard› etmemek

gerekir. Manifesto 1848 y›l›nda

yaz›lm›flt›r, 1872 bask›s›n›n önsözünde

Marks ve Engels flöyle der:

“Manifestonun kendisinin her yerde

ve her zaman belirtildi¤i gibi burada

yaz›lan ilkelerin pratikte uygulanmas›,

var olan tarihsel koflullara

ba¤l› olacakt›r.” Yaz›ld›ktan

24 sene sonra yani k›sa bir süre

buna iflaret etmifllerdir. ‹çinde

bulundu¤umuz tarihsel koflullar

için yeni kavramlar, anlay›fllar gelifltirmek

durumunday›z. Siyase-

60 Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir

60


4 . O T U R U M

tin eski kavramlar› ile gelecek infla

etmek mümkün de¤ildir arkadafllar.

Marksizmin 20. Yüzy›ldaki

serüvenine bakt›¤›m›z zaman,

asl›nda yaflanan da bundan çok

farkl› de¤ildir. Kapitalizmin, emperyalizm

evresini anlamam›z

için buna Lenin, Rosa Lüksemburg’un

müdahalesi gerekmiflti.

Bir toplumun devlet veya kapitalist

sistem taraf›ndan yönetilmesinin

sadece bask› araçlar›yla de-

¤il ayn› zamanda o toplumun zaaf›n›

sa¤layacak hegemonya araçlar›yla

gerçekleflti¤i, buradan yola

ç›karak sivil toplum, oradan yola

ç›karak bir refah devleti fikriyle

bu konularda aç›l›m getiren

Gramsci’ye ihtiyac›m›z olmufltur,

böyle zenginleflebilmifltir.

Üretim iliflkilerini yukar›dan

afla¤›ya de¤ifltirseniz bile; bir sosyalist

toplum yaratman›n insanlar›n

hayat›nda, kültürel yaflamlar›nda

bir dönüflüm sa¤lanamazsa

mümkün olmayaca¤›na iflaret

eden; bir Mao’ya, Frankfurt Okuluna

ihtiyaç vard›r. Dolay›s›yla

Marksizmin tarihi bir dogmalar

y›¤›n› de¤il, süreç içinde o düflünceyi

zenginlefltiren insanlar›n

müdahaleleriyle sürekli kendini

evrilten, gelifltiren anlay›fl olmufltur.

Bunu gözden kaç›rmamam›z

gerekiyor. Bugün de yapmam›z

gereken bu anlay›fla sahip ç›kmaktan

ibarettir. Bu son krizle

ortaya ç›kt› ki, kapitalizm de

önemli yap›sal de¤ifliklikler geçirmifltir.

Endüstriyel merkezli

üretim iliflkilerinden finans merkezli

hizmet anlay›fla yönelmesi

80-90’lar boyunda devam eden

neoliberalizm, kamusal fikrin

yerle bir olmas›, tüketim odakl›

kapitalizm anlay›fl›n›n öne ç›kmas›,

gündelik hayat›m›zda yaflad›klar›m›z,

bütün bunlar bizlerin

insanlar› ikna edebilecek argümanlar

gelifltirmesini flart k›lm›flt›r.

Kamusal iyi fikri, art›k kamu

taraf›ndan bile tehlikeli bulunuyor.

Ekonomik, siyasi iktidar›m›z

sars›l›r gibi fleylerden söz edebiliyor

insanlar. Neyse ki 2008 krizi

insanlar›n akl›n›n bafl›na gelmesine

sebep oldu. Bu kriz karfl›s›nda

dahi kapitalizmin toplumsal kesimler

taraf›ndan inand›r›c› bulunan

bir alternatifi maalesef hala

yok. Bu krizden etkilenen önümüzde

daha a¤›r bir darbe ile sars›lacak,

sokaklara ç›kacak kitleler

ne yapacak diye düflünüyoruz.

Almanya, Fransa’da ne yapacak

Bu tür sonuçlarla karfl›laflmak

mümkün. Yak›p y›kabilirler, ama

ne vaat etti¤i konusunda hala bir

fikrimiz yok. Hem alternatif, hem

de toplum nezlinde inand›r›c›

projelerimizin olmas› gerekiyor.

Burada da bir noktan›n alt›n› çizip,

toparl›yorum.

Gelecek biraz tehlike bar›nd›-

r›yor. Asl›nda “gelecek” diye bir

fley yoktur, “bugün” vard›r. Gelecekte

sosyalist bir toplum infla

edilece¤i fikri ile bir önceki sosyalizm

deneyiminde o kuflat›lm›fll›k

koflullar› alt›nda bir sosyalist

devlet kurmay› baflarm›flt› önceki

sosyalistler. Sosyalist devletin

kendisi sosyalist toplum yaratma

arac› haline gelemedi¤i gibi onun

dahi önünde engel teflkil etti. 80-

90 y›ll›k süreçte ç›karaca¤›m›z en

önemli deneyimlerden birisidir.

Bir ayg›tla ele geçirdi¤iniz toplumu

infla etmek, gelece¤ini ertelemek

gibi bir fley söz konusu olamaz.

Yaflanabilir gelece¤i infla etmenin

yegane yolu bugünün siyasetinden

geçmektedir. Bugün

do¤ru bir siyasi çizgi ile müdahale

edersek, do¤ru kavramlar, do¤ru

siyasi anlay›flla zaten gelece¤in

do¤ru siyasetini infla ediyoruz demektir.

Bunun için de iki koflul

vard›r; dogmatizmden kesinlikle

uzak durup, cesur bir hayal gücüne

sahip olmak; ikincisi zihnin

kötümserli¤i karfl›s›nda iradenin

iyimserli¤ini öne ç›karmakt›r.

fiimdilik söyleyeceklerim bunlar,

teflekkür ederim.

Aziz KONUKMAN

Teflekkür ederim, Bostanc›o¤lu,

konuyu çok güzel anlatt›. Sosyalist

devlet yarat›ld› ama sosyalist

toplum yarat›lamad›, dedi.

Buras› çok önemli; devlete araçsal

yaklaflan Marksist anlay›fllar var.

Devleti ele geçirirsek herfley arkas›ndan

gelir mant›¤›yla olmuyor.

En az›ndan bu gelecek projesi ile

ilgili masaya yat›r›lmas› gereken

önemli bir tespitti. fiimdi sözü

sevgili Hayri’ye veriyorum.

Hayri KOZANO⁄LU

Merhaba arkadafllar, her zaman

gençler karfl›s›nda konuflmak

zevkli ve heyecan verici, insana

sorumluluk hissini hat›rlatan

bir f›rsat. Bu kadar güzel bir

manzara ve do¤ada çok az konuflma

f›rsat› bulmufluzdur. ‹ktisad›,

kendi terminolojisiyle tarif edersek,

flu anda yap›lan konuflmalar›n

f›rsat maliyeti çok yüksek. fiu

anda burada bulunmasan›z, denize

girmek, günefllenmek, do¤ada

yürüyüfl yapmak gibi çekici alternatiflere

sahipsiniz. Bu insana ayr›

bir sorumluluk hissi veriyor.

Adnan’›n söyledi¤inin tersine

isimlerimizin önüne belirli s›fatlar

gelse de, konuflurken her zaman

belirli bir tedirginlik, heyecan,

sorumluluk hissediyoruz. Bu

ünvanlarla dünyaya gelmedik. Bir

televizyon program›na kat›lm›fl-

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 61


4 . O T U R U M

t›m ö¤retim elemanlar›n›n temsilcisi

olarak, geçmiflte kaybetti¤imiz

ö¤retim üyelerinden, faflist

sald›r›larda kaybetti¤imiz ö¤retim

üyelerinden bahsetmek istedim.

Eski Ülkü Ocaklar› baflkan›,

“seni hiç forumlarda konuflturmad›lar

galiba” dedi. Ben de flu cevab›

verdim ama ekranlara yans›yamad›:

“Evet ben fazla konuflma f›rsat›

bulamad›m, en yetenekli, en iyi

konuflan arkadafllar›m›z› siz öldürdünüz,

ondan sonra gelenlere de

devlet bu f›rsat› vermedi, onun için

bizim gibi insanlara konuflma sorumlulu¤u

kald›”. Ali K›rca “bu

kadar gerginleflmesin” dedi.

‹nsan her zaman gençli¤ine

dönüyor ve gelecek dedi¤i zaman

biz nas›l bakard›k, ona bak›yor.

Çok kestirme olarak flunlar› söyleyebilirim.

Biz sizlere göre daha

flansl›yd›k. Yaflad›¤›m›z dünyan›n

çok eflitsiz, adaletsiz dünya oldu-

¤unu düflünüyorduk, Türkiye’nin

bu durumda oldu¤unu düflünüyorduk.

Ama gelece¤in bize ait

oldu¤una daha eflitlikçi, paylafl›mc›,

daha dayan›flmac› bir dünyaya

yelken açaca¤›m›za inan›-

yorduk. Tabii endiflemiz vard›.

De¤iflik gruplar, fraksiyonlar at›

al›p Üsküdar› geçer mi Onlar

kendi projelerini gerçeklefltirirken

biz kenarda yaya kal›r m›y›z

diye endiflemiz vard›. Genel olarak

gelece¤in emekten, sosyalizmden

yana oldu¤una inan›yorduk.

Bu bizi karamsarl›¤a sürüklememeli.

Toplumsal olaylar çok

h›zl› akar, karamsarl›k dönemlerinin

hemen arkas›ndan, insana

umut veren, gelece¤e daha heyecanla

bakmam›z› teflvik eden dönemler

gelebilir. Bize bazen, belli

kavramlar›, de¤erleri kulland›¤›-

m›z zaman “siz geçmifli mi tekrar

edeceksiniz” diye soruyorlar. Bugün

kim geçmifli tekrar etmek isterse

yaya kal›r. Geçmiflte halk›n,

genifl kitlelerin umudu olmak,

gelece¤in farkl› bir toplumsal sistemden

yana oldu¤una inanmak

ve en az›ndan kitlelerin belirli bir

k›sm›n› inand›rmak ad›na keflke

geçmifli tekrar edebilsek. Bir gelecek

olabilmesi için geçmifli de aflmak

laz›m. Bizler gelece¤in geçmiflin

elefltirisinden yükselece¤ine

inanan insanlar›z. Bugün geçmifle

öyle bir sald›r› var ki, büyük

özverilerle kendi gelece¤ini, kendi

yaflam›n› feda ederek, daha iyi

bir gelecek için mücadele eden

insanlara o kadar haks›z, vicdans›z

sald›r› var ki, buna gö¤üs germek

sorumlulu¤unu hissediyoruz.

Bu bazen bizi geçmifle elefltirel

yaklaflma fikrinden de uzaklaflt›rabilir.

Bu o anlamda böyle

rahat ortamlarda geçmifle de elefltirel

yaklaflmal›y›z ama geçmiflte

iyi, güzel, dürüst olan ne varsa

bunu da unutmamal›y›z. Bildi¤iniz

gibi geçmifli olmayan›n gelece¤i

de olmaz.

Ben buraya dünyadaki krizle

ilgili bir sunufl yapmaya gelmifltim.

Bundan sonra ona de¤inece-

¤im. Politikayla bafltan iliflkisini

kurmak gerekirse bizler s›fatlar›-

m›z iktisatç› ö¤retim üyesi olsa

da uzun süre hakim k›l›nan mevcut

anlay›fl›n bize dayatt›¤›n›n

tersine; ekonominin insan ihtiyaçlar›ndan,

toplumsal ihtiyaçlardan

kopuk, kendine göre kurallar›,

mant›¤› olan ve piyasan›n ulaflt›¤›

sonuçlar› kaç›n›lmaz gerçek,

kader olarak kabul etmemiz gereken

bir alan olmad›¤›n› söylemeliyiz.

Tam tersine, insanlar›n sorunlar›na

çözüm getirilmesi gereken,

toplumsal ihtiyaçlar›n› karfl›lamak

için seferber olunmas›

gereken bir alan oldu¤unu düflünüyorum.

Sizlerin de bildi¤i gibi, dünya

çok ciddi bir krizden geçiyor. Bu

bir anlamda kapitalist küreselleflmenin

ilk krizi. Bu krizi de¤erlendirirken

bir olumlu, bir de

olumsuz analiz yapmak mümkün.

‹nsanl›k çok daha fazla iflsizlik,

yoksulluk, d›fllanma ile karfl›-

laflacak. Türkiye’de iflsizlik %15’i

aflt›. ILO’nun son istatistikleri 50

milyon insan›n iflsizler kervan›na

eklenece¤ini gösteriyor. Açl›k istatistiklerine

bakt›¤›n›z zaman s›-

n›rl› bir geliflmenin ard›ndan gittikçe

açlar›n, yoksullar›n artaca-

¤›n› görüyoruz. Hindistan ve Çin

gibi dünya nüfusunun neredeyse

yüzde 40’›na sahip bu iki ülkenin

açlar›n›n say›s› etkilidir. ‹nsanl›-

¤›n yak›n gelecekte önünde parlak

bir tablo olmayaca¤›n› söyleyebiliriz.

Kapitalizmin, küreselleflmenin,

serbest piyasa düzeninin

getirdi¤i bütün önceliklerin

piyasa mant›¤› ile flekillendirilmifl

varl›¤›n›n afl›naca¤›, inanc›n› yitirece¤i,

bu içinde yaflad›¤›m›z düzenin

de¤iflmez, insanlar›n mutlaka

itaat göstermeleri gereken

bir düzen olmad›¤›, alternatif

toplum biçimlerinin insanlar› orgazine

etme seçeneklerinin insanlar›n

önünde oldu¤unu, bizim

daha güverenek yüksek sesle söyledi¤imiz

ve umut etti¤imizde,

insanlar› daha kolay inand›rabilece¤imiz

süreç var.

Hiç bir fley kendili¤inden olmuyor.

‹nsanlar›n kriz oldu¤undan,

daha fazla iflsizlik ve yoksulluk

oldu¤undan örgütlenip, düzeni

de¤ifltirmek için yola ç›kaca-

¤›n› söyleyemeyiz. Buradaki en

genç insan›n bile bir flekilde örgütlü

toplumu benimsemifl, tutunmufl

insanlar oldu¤unu söyleyebiliriz.

Sizler ö¤rencili¤inizde

bile meslek kuruluflunun bir parças›s›n›z.

Burada bulunuyorsunuz.

Tüm insanlar›n kurtuluflu,

bunu benimsemesiyle olacak.

Yaflanan kriz s›ras›nda benim

en fazla akl›mda kalan; Amerikal›

doland›r›c› m› veya para madrabaz›

m› diyelim, Bernie Meydorf’un

yat›r›mc›lar›n› 57 milyar

dolar zarara u¤ratmas›d›r. Bu

krizle birlikte, rakamlara iliflkin

bilgilerimizin hepsi sars›ld›. Buras›

ne kadar güzel turistik bir

yöre, bütün Türkiye’de turizm

gelirleri toplam› 11 milyar dolar›

daha yeni yeni aflmaya bafllad›.

Henüz 20 milyar dolar› bile bulamad›.

Düflünün tek bir kifli yat›-

r›mc›lardan para topluyor ve

onlar› 57 milyar dolarl›k zarara

u¤rat›yor. Bu zarar›n ne kadar›

gerçek bu da ayr› bir fley.

Kapitalizmin insanlara mutlu-

62

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


4 . O T U R U M

luk getirece¤i, insanl›¤›n önünü

açaca¤›, bütün çal›flanlar›n gayret

gösterenlerin, tembel, miskin insanlar

d›fl›nda herkesin gemisinin

yüzece¤i, herkesin yelkeninin fliflece¤i

bir toplum, bir dünya vaadi

belki yaland›. ‹nsanlar bunun

hepsini sorgulamak ve yeniden

gelece¤e yönelik tasar›mlar›n›

düflünmek zorunda. Özellikle

80’li y›llardan beri çok büyük

ideolojik bombard›manla karfl›

karfl›yay›z.

‹nsanlar mesleki örgütlenmenin,

kollektif dayan›flman›n, sendikal

örgütlenmenin de¤il de bireysel

mücadelenin, h›rs›n, ne

pahas›na olursa olsun kazanma

güdüsünün Türkiye’yi düzlü¤e

ç›kartaca¤›, örgütlü toplum de¤il,

gemisini kurtaran kaptan anlay›-

fl›n›n, bugünkü ça¤dafl anlay›fl›

temsil etti¤i düflüncesi Özal ile

birlikte yayg›nlaflt›. Bugün sa¤ ve

sol, AKP’li liberal muhafazakarlar

bir anlamda atalar› olarak Özal’›

kabul ediyorlar, ona toz kondurmuyorlar.

Dünyada bu anlay›fl Reagan

ile Thacher ile “toplumlar yoktur,

bireyler vard›r. Ç›kar›n› düflünen

insanlar vard›r” anlay›fl› ile geçerlilik

kazanm›fllard›r.

‹çinde yaflad›¤›m›z neoliberal

süreci üç aflamaya ay›rabiliriz. Bir

ülkenin içinde mal piyasas›n›n,

emek piyasas›n›n insani de¤erlerden,

dayan›flma, kollektif de¤erler

d›fl›nda tamamen rekabete dayal›

piyasa ile de¤erlendirilmesi

gerekti¤i, buna ba¤l› olarak d›fl ticaretin

liberalleflmesi, kamusal

mallar›n ortadan kald›r›lmas›,

özellefltirilerek kamu iflletmelerinin

tasfiye edilmesi anlay›fl›n› genel

olarak neoliberalizm olarak

sunabiliriz. Bunun ikinci aflamas›,

bu anlay›fl›n ‹ngiltere, Amerika’da

Kohl ile birlikte Almanya’da

ve Avrupa’da yayg›nlaflan

anlay›fl›n dünyan›n bütün co¤rafyalar›na

yay›lmas›. Kapitalist iliflkilerin,

Afrika gibi çok parlak görülmeyen

dünyan›n s›n›rl› co¤rafyalar›nda

bütün dünyaya bu

anlay›fl›n, bu kurgunun yayg›nlaflmas›na

küreselleflme diyebiliriz.

Bugün yaflad›¤›m›z süreç ise

bunun üçüncü bir aflamas›n›n; finansallaflman›n

gelmesiyle büyük

karlar›n, kazançlar›n finans sektöründen

elde edilmesi, bir taraftan

da sade vatandafl›n günlük

hayat› içinde bunun bir parças›

olmas›d›r. Bir anlamda bu hem

yeni bir kar alan› oluflturdu, hem

de kapitalizmin mevcut krizini

erteledi. Kenarda 800 lira paras›

olan, tan›d›k birini bulup borsaya

yat›r›yor, borsa yüzde 2-3 düfltü-

¤ü zaman eyvah diyor. Cebindeki

100 dolar veya euro’nun ona özgürlük

verece¤ini düflünüyor.

Bunun ötesinde ABD’de bafllay›p

bütün dünyaya yay›lan; e¤itim,

sa¤l›k, konut gibi temel insani

hizmetlerden yararlan›rken,

çok karmafl›k finansal hesaplar›n

içine düflüldü. Bunun en güzel

örne¤i 25-30 y›ll›k vadelerle insanlara

ev sat›fl›d›r. ‹nsanlar konut

ihtiyac›n›n karfl›land›¤›n› düflününce

baflka yerlere harcayacaklar›

paralar› oluyor. Bir flekilde

ekonomide hareketlilik görülüyor.

Bu öyle bir noktaya vard› ki,

önce çok s›k› bir denetimden geçirilirken,

örne¤in Afro-Amerikal›lar,

Hispaniklere bu olanak verilmezken

son aflamada zorla onlara

dahi ödeyemeyecekleri evler

pazarlan›yor. Bu balonun iyice

fliflmesi bu sonucu do¤rudu.

Dünya, faizlerin düfltü¤ü bir

likidite denizine bo¤ulunca, bütün

varl›k fiyatlar› fliflti. ‹nsanlar

kendilerini gittikçe daha zengin

hissediyor. Evinin de¤eri artan

insan, 3000 dolar geliri varken

4000 dolar harcayabiliyor, bu

arada borsa yat›r›mlar› yükselince

insanlar kendilerini daha güçlü,

mutlu hissediyor. Haftada iki

yevmiyeye giden üç gidiyor. Y›lda

iki tatile ç›kan, dört tatile ç›k›yor,

böylece kriz ve yoksulluk gittikçe

erteleniyor. Bugün zemberek tam

tersine döndü. Sorunsuz kapitalizme

geçildi¤i hissi bir anda da-

¤›ld›. fiu anda k›sa bir toparlanma

hakim ama benim kiflisel tahminim

bu krizin tekrarlayaca¤› ve

uzayaca¤› yönünde.

Krizle birlikte evinin de¤erinin

düfltü¤ünü gören ve fakirleflti¤ini

düflünen insanlar, harcamalar›n›

olmas› gerekenin alt›na

çekti, iflsizleri gören çal›flanlar

belki ben de iflsiz kal›r›m diye

harcamalar›n› k›st› ve böylece

kriz daha da derinleflti. Bu krizin

çözümü bence yoksullardad›r.

Toplumda en yoksul insanlar ilk

olarak gelire sahip olmas› gereken;

e¤itim, sa¤l›k, sosyal güvenlik,

toplu tafl›ma ve konut gibi

hizmetlere kavuflmas› gereken insanlard›r.

Bir ekonomik mekanizma

olarak böyle bir dönemde sistemin

rahatlamas›n› sa¤layacak

olan yoksullar›n ekonomik olarak

desteklenmesidir. Çünkü, “çok

yer gezdim, görece¤im yer kalmad›

bu y›l tatile gitmeyeyim” diyen

veya haftada iki-üç kez d›flar›da

yemek yerken, al›flverifl yap›p

piflirdi¤i yeme¤ini televizyonun

karfl›s›nda yemeyi düflünenler

olabilir. Ama kimse çocu¤una

“bugün süt vermeyeyim, yar›n veririm”

veya “bu k›fl ›s›nmayay›m,

seneye ›s›n›r›m” demez. Onun

için yoksullar›n harekete geçmesini

sa¤lamak gerekir. K›sa sürede

yoksullara gelir kazand›rmakla

de¤il, toplumun servet yap›s›n›n,

mülkiyet yap›s›n›n, ekonomide

karar verme mekanizmalar›n›n tamamen

gözden geçirilmesi, yeniden

belirlenmesiyle mümkün.

Bizlere neler yapmak düfler

derseniz, bence çok farkl› alanlarda

sorumluluklar düfltü¤ünü düflünüyorum.

‹nsanlar›n emekçi

kimli¤i ile bulunduklar› yerde

mücadele etmeleri, kendi iflyerlerini,

istihdamlar›n› korumak,

kendi sektörlerinde bütün eme¤i

ile geçinenlerin istihdam›n› korumak

için mücadele etme sorumlulu¤u

var.

‹kincisi hepimizin tüketici

kimli¤i var. Hepimizde kredi kart›

var. Bu kartlara uygulanan faiz

oranlar›na karfl› hareket etmek

için, temel ihtiyaç maddelerinin

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 63


4 . O T U R U M

uygun fiyata bize ulaflmas›n› talep

ederek, örne¤in ulafl›m zamlar›na

karfl› ç›karak, ö¤rencilerin

harçlara karfl› mücadelesi fleklinde

tüketici kimli¤imizle mücadele

etmemiz önemli.

Üçüncü olarak ekolojist pencereden

karfl› durufl olmal›. Yaflanabilir

dünyay› temel almak, gelecek

nesillere karfl› sorumluluk

hissi tafl›mak çok önemli.

Dördüncü boyutu ise, bizler

her zaman sözün, yetkinin halkta

olmas› gerekti¤ini slogan fleklinde

ifade ederiz. Bankac›l›k, finans

sisteminde, finansal kurumlar›n

demokratik denetimi için dünyada,

Türkiye’de bir f›rsat olmal›.

Çal›flanlar›n yönetimi ve denetimine

iliflkin öneriler, planlar

konmal›. Bunun iyi örnekleri yaflanmal›.

Böyle bir mücadelenin

öncelikle anti-kapitalist olmas›

gerekti¤ini düflünüyorum. Üretici

sermaye, finans sermayesi diye

ayr›m koymak pek mümkün de-

¤il. Finans flirketlerinin üretim

aya¤› var, üretim flirketlerinin

kendi finans flirketleri var. Türkiye’de

de öyle. Dolay›s›yla direkt

kapitalist sisteme karfl› ç›karak.

Anti-emperyalist olmak uzun bir

süreç ama en k›sa yoldan flunu

vurgulamak gerekiyor. Bugün

MÜS‹AD üyeleri dahil olmak

üzere uluslararas› tedarik zincirleri

için üretim yap›yor. Yabanc›

sermaye, yerli sermaye ile iç içe

geçmifl durumda. Ulusal sermayeye

sahip ç›k›p da yabanc› sermayeye

karfl› mücadele mümkün

de¤il.

Di¤erleri kadar önemli enternasyonalist

olmal›. Bugün Türkiye’de

yaflananlar›, kendi tan›k olduklar›m›z›

21. Yüzy›l› Türk yüzy›l›

yapma tehlikesine karfl› 7 düvelin

birleflmesi olarak de¤il, bütün

dünyada yaflanan süreçlerin

Türkiye’ye yans›mas› olarak düflünüyorsak,

bugün Arjantin’de,

Venezuela’da, Güney Afrika, Kore’de

insanlar direniyorsa hem

onlardan ö¤renmek, izlemek hem

de onlarla dayan›flma içinde olmak

çok önemli.

Bizim aç›m›zdan özgürlükçü,

demokrat, insandan yana olmal›-

y›z. ‹nsana inan›yorsak e¤er; hem

dünyada hem de içinde bulundu-

¤umuz toplumda etnik, mezhepsel,

cinsiyetten kaynaklanan ayr›mlar›

f›rsat bilecek, korku ve öfkeyi

hakim k›lacak, ›rkç›, dinci

ak›mlara karfl› bütün insanlar›n

kardeflli¤inden, bar›fltan yana,

eflitlikten yana olmal›y›z. Eflitlik

ve özgürlü¤ün birbirini tamamlayan

çok önemli iki de¤er oldu¤unu

hiç bir zaman ak›ldan ç›karmamal›y›z.

Adnan konuflmas›n› Gramsci’nin,

“akl›n kötümserli¤i, iradenin

iyimserli¤i” sözü ile bitirdi.

Bugün sermaye de Gramsci’yi çok

hat›rl›yor. R›fat Hisarc›kl›o¤lu da

bir konuflmas›na; “ölmüfl ‹talyan

bir filozof” diye al›nt›yla bafllad›.

Ben de onun meflhur sözüyle bitireyim,

“gerçek, devrimcidir” arkadafllar.

Aziz KONUKMAN

Öncelikle bu paneli düzenleyenleri

kutluyorum. Kavramlara

flöyle dikkatli bakal›m. Çok

önemli bir sözcük var: “Yaflanabilir”.

Buradaki bafll›k, “Sürdürülebilir

gelecek için ekonomi ve siyaset’

olsayd› bunu Dünya Bankas›

finansa etti, AB fonlar›ndan

da karfl›lan›yor diye gelmez ve

tepkimi koyard›m. fiu anlafl›l›yor

ki Harita Mühendisleri Odas› burada

ciddi bir tav›r koymufl durumda.

Sürdürülebilir kavram›

yerine yaflanabilir kavram›n› koyarak

tavr›n› koymufltur. Yaflanabilir

demek, bir seçene¤i bar›nd›-

ran bir durum. Var olan› nas›l

sürdürübelirizi, bugün sorun yarat›yor

yar›n nas›l sorun yaratmadan

sürdürebiliriz, kapitalist üretim

iliflkilerini tüm düzeyleri ile

yeniden nas›l üretebilirizi tart›-

flan bir oda yok, tam tersine onu

sorgulayan bir oda var. Bu umut

verici bir durum.

Yaflanabilir, kimin ad›na yaflanabilir

Sermaye ad›na bakarsak

bugünkü kriz bile onlar›n ad›na

yaflanabilir. Krizlerde mülkler el

de¤ifltiriyor, birileri kaybediyor,

birileri kazan›yor; toplam› s›f›r

olan oyundur bence. Kriz herkesi

ezmifl filan de¤il. Kriz bu masada

oturanlar›, sizleri yerin dibine bat›rd›.

Kapitalistlerin bir k›sm› durumunu

düzeltirken, biri k›sm›-

n›n durumunu iyilefltirdi. Al Gore’un

küresel ›s›nma ile ilgili filmini

izledi¤inizde birden onun

ABD’nin baflkan aday› oldu¤unu

unutup heyecanlan›yorsunuz,

sanki onunla birlikte çal›flabilice-

¤inizi düflünüyorsunuz. Siz çözümü

oluflturamazsan›z, birileri

kendi ad›na çözüm bulabiliyor.

Yaflanabilir dedi¤imiz zaman genifl

halk y›¤›nlar› aras›ndan bak›-

yoruz. Baflta emekçi kesim olmak

üzere yap›labilir bir model peflindeyiz.

Bunun unsurlar› nedir Bugün

toplumun bir piyasa toplumu

haline dönüfltürülmüfl olmas›d›r.

Bu çok ürkütücü bir fley.

Herfleyi al›n›p sat›labilir hale getiren

bir dünya. Sizin heyecanlar›-

n›z›, vatan-millet, spor, hayal

dünyan›z› herfleyi meta haline getirebiliyorlar.

Gazetelerden birinde

flöyle bir ilan vard›: “Öldükten

sonra rahat etmek istiyorsan›z, filan

tabutlar› ile gömülün”. Bu

müthifl bir fley. Ölüyorsunuz, ötesi

yok. Ama merak edip bunu

araflt›rd›m. Bunun statü oldu¤u-

64

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


4 . O T U R U M

nu, yani; ‘sizin peder neyle gömüldü’

‘ya... belli oluyor!’ tarz› bir

anlay›fl... Kapitalizmin dinami¤i

öyle bir durum yarat›yor ki ihtiyaç

olmayan bir fleyi ihtiyaç haline

getiriyor. Sanal dünya gerçekmifl

gibi aktörleri harekete geçirebiliyor.

‹stanbul 2010 kültür kenti

olacak, benim o¤lum bu projede

çal›fl›yor. Kentteki camilerin nas›l

pazarlanabilece¤i üzerine dehflet

tart›flmalar›n yafland›¤›n›, bunlar›

yapanlar›n da sol liberal hocalar

oldu¤unu söyledi. Arap ‹slam›ndan

farkl› bir imajla bunlar›n nas›l

pazarlanaca¤›, nas›l marka yarat›laca¤›

konufluluyor. Birinci

olarak piyasa toplumunun sol ile

iliflkilendirilmesi son derece yanl›fl.

Sola en büyük ihaneti yapm›fl

oluruz. Ne yaz›k ki ideolojik liderlik

bunlar›n elinde. Üstelik

neoliberalizm piyasa toplumu savunma

aç›s›ndan inan›lmaz bir

ortamda darbe yemesine ra¤men

bu noktaya gelmifltir.

“Türkiye’de ve Dünyada Ekonomik

Bunal›m”, diye ba¤›ms›z

sosyal bilimcilerin, benim de

üyesi oldu¤um, bir çal›flmas› yay›nland›.

Dünya krizini ve yans›-

malar›n› anlat›yor. Türkel Minibafl’›n

bir makalesini oraya koyduk.

Obama’n›n bir sözünü alm›fl

Türkel hoca, “Hofl olmayan kararlar

alaca¤›z. Piyasan›n gerektirdiklerini

bofl verin, bu kriz bize bir

ders verdi.” Obama bunlar› söyledi

diye piyasada müthifl bir elefltiri

bafllad›. O güne kadar kamunun

piyasaya müdahaleleri tukaka

ilan edilmifl. Asl›nda konuflman›n

tamam›na bakt›¤›n›zda

onun böyle bir flans› yok, çünkü

Türkel hoca da yazm›fl zaten,

Obama da piyasan›n bir aktörü.

Piyasan›n aktörleri Obama’y› oraya

tafl›d›. Obama’n›n 2010 program›

Bush’u aratacak durumda.

Savafl bütçesinde inan›lmaz art›fllar

var; Afganistan, Pakistan, Ortado¤u

nedeniyle. Dengelemek

için sa¤l›k bütçesine kaynak aktarmak

istiyordu, neoliberaller

sald›r›ya geçti. Obama’n›n gücü

yetmeyecek. Sa¤l›k reformunu

yapabilme ihtimali çok düflük.

Sa¤l›k karnesi olmayan, kay›ts›z

milyonlarca insan var Amerika’da.

Kapitalizmin mabedi say›-

lan yerde insanlar›n yoksullu¤u,

toplumun önemli bir k›sm›n›n

d›fllanm›fll›¤› söz konusu.

Neoliberal ideolojinin hegemonyac›l›¤›n›n

çökmesini kapitalizmin

çökmesi ile eflde¤er tutan

yaklafl›mlar var. Bu da çok do¤ru

de¤il. Kriz, kapitalizmin krizi ise

önemli olan bunu aflmak. Aflarken,

yeri gelir Keynesçi olursunuz,

yeri gelir devletçi, kamulaflt›rmalara

bakarsan›z genifl k›sm›

halk y›¤›nlar› aleyhine yap›lm›fl

düzenlemelerdir. Latin Amerika’daki

kamulaflt›rmalar›, devletlefltirmelerle

kar›flt›r›rsak yanar›z.

Buradaki devletlefltirmeler, sermayenin

kendi aras›ndaki çeliflkisini,

devletin o flirketleri al›p satmas›

ve kamusal alana geçmesi ile

olan bir olay, bir süre sonra o flirketler

yine çal›flmaya bafll›yor.

Dolay›s›yla o kavramlar›n da içerikleri

boflalt›lacak bir dönemde.

Türkiye’de flöyle yaz›lar ç›kt›,

‘Amerikan türü sosyalizm geliyor’.

O flirketlerin Amerikan halk›

ad›na el konmas› anlam›na gelmiyor.

Kapitalizm bu durumdan ç›-

kabilmek için kendi içinde ne seçenekler

varsa her birini yeniymifl

gibi her birini ›s›t›p piyasaya

sokacak. Keynesçili¤in gündeme

gelmesi budur.

Siyaset de bu tür piyasa toplumlar›

olufltururken, neoliberal

ekonomiyi flekillendirirken siyasetin

renklili¤i de kayboluyor. Siyaset,

ad› üstünde s›n›fl› toplumda,

örgütler ad›na yürütülen bir

fley. Orada tüzel kifliliklerin mücadele

arenas› var. Devlet zaman

zaman eflit mesafede kal›r, bazen

de aç›k bir flekilde bir taraf›n lehine

kaynak tahsis eder.

Neoliberal ekonomi çökmeden

önce, Türkiye’deki siyasi partilere

bakt›¤›n›z zaman kendine

sol, sosyal demokrat diyen partiler,

faflist partiler hepsinin ekonomik

program› birbirine benzemeye,

özdeflleflmeye bafllad›. Biz sosyal

bilimciler olarak flöyle bir kitap

ç›kard›k: “98’den bu yana IMF

Gözetiminde Tek Siyaset, Tek ‹ktidar.”

Toplum, piyasa toplumunun

aktörlerine dönüflmüfl. Piyasa

toplumu s›n›fl› bir toplum, orada

karfl› durufllar olmas› laz›m. O

kadar homojen bir yap› ortaya

ç›kt› ki, adeta siyasi partilerin iktisat

programlar› birbirinin kopyas›

oldu. Kriz bu aç›dan bir f›rsat

oldu. Ne kadar s›n›fs›z toplum

imaj› verilirse verilsin, ne kadar

yönetiflim gibi modellerle, herkesi

dinleyip, görüfl al›yoruz gibi demokrasi

k›l›f› da olan mükemmel

planlanm›fl proje olursa olsun, sonuçta

bu projenin birilerini d›fllad›¤›

ortaya ç›k›yor.

Ayr›ca bugün yoksulluk tan›-

m› da de¤iflti. Biz eskiden üretim

d›fl›nda kalanlara yoksul derdik.

Yoksul, afl›, ifli olmayan, kenar

mahallede oturan, toplumun d›flland›¤›

kesim idi. fiimdi adam flehirde,

merkezde oturuyor, iflçi s›-

n›f›n›n bir parças›, sendikal› ama

çal›flan yoksul. Bunu ben de¤il

ILO söylüyor. Üretim süreçlerinde

bir yoksullaflman›n oldu¤unu

söylüyor. IMF ve Dünya Bankas›

programlar› inan›lmaz yoksulluk

üretiyor. Bunu elbette kendileri

de biliyor. Dünya Bankas› içinde

yoksulluk bölümü kuruluyor.

Projesi sosyal riskleri minimalize

etmek. Piyasa toplumu oluflturulurken

IMF programlar› uygulan›rken,

biliniz ki bir kesim ciddi

anlamda yoksullaflacak. Bunun

için “yoksullu¤u azalt›c›, yoksullu-

¤un yönetimi programlar›” ifadeleri

kullan›l›rken, dikkat edin yok

edilmesi sözcü¤ü yok.

fiimdi dinler de ayn› fleyi yap›-

yor. Yoksullu¤u ortadan kald›r›c›

bir din göremezsiniz, hangisi

olursa olsun, z›tlar›n birli¤ini içerir.

Zengin ve yoksul mutlaka olacak.

Siyah ve beyaz gibi. Hatta

yoksula; “sen çal›flsan, emek versen

bu adam gibi olacaks›n. Tembel oldu¤un

için yoksulsun” denecek.

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 65


4 . O T U R U M

Zengine de dönüp; “vicdan›n› dinle,

kazand›¤›n›n bir k›sm›n› bu

yoksula ver. Aç oldu¤unu hisset.

Bu ramazanda sana bu imkan› veriyorum.

Sen de aç kal, flu yoksulla

empati kur” denecek.

Sermayenin yoksullu¤u yönetme

politikas›yla, dinci partilerin

yoksullu¤u yönetme politikalar›

inan›lmaz örtüfltü. Fak-fukfon,

müthifl bir program. Vak›flar

kanal›yla bu yard›mlar› da¤›t›yor.

Hepimizi flafl›rtan sonuçlar da yaratt›.

Piyasa bütün bu çeliflkilerle

bu programlar› yaratmas›na ra¤men

kendini sürdürebildi. Sosyal

riskleri azaltma projeleriyle bunlar›

sürdürdü. Bu hükümet büyük

bir fley keflfetti ve g›da flirketleri

kurdurdu. Bir flirket olarak

g›da yard›m› yaparsan›z bunun

faturas› vergiden muaf olacak.

Hem sosyal prestij kazan›yor, buna

sosyal sorumluluk deniyor,

hem de faturas›n› kullan›yor.

Halbuki flöyle olmal›, bu üst zengin

kesimden vergi olarak al›n›p,

servet vergisi olabilir, kurumlar

vergisi olabilir, onu da halk ad›na

devletin yapmas› uygun olur,

devlet bütçeden kaynak göstererek

yapabilir. Piyasa toplumunu

oluflturanlar sosyal riskleri de yönetebilir

duruma geliyorlar, Sabanc›

k›z yurdu kurup vergiden

düflebiliyor.

AKP’nin oyunun düflmemesi

sonucuna flafl›rmamak gerekiyor.

Sosyal risk projesiyle adamlar

bunlar› yönetiyor, sonucu da oy

olarak al›yor. Bunu yerel yönetimler

aya¤› ile çok güzel yap›yor.

Yerel yönetim bütçesinde flu kadar

kaynak ayr›ld› diye bir kay›t

yok. fiirketleri ihaleye ça¤›r›yor,

kazanan›n ramazanda flu kadar

kifliyi doyuraca¤›n›, finanse edece¤ini

de taahüt edecek, flu çocuklar›n

yurt sorununu halledecek,

diyerek sistemi çözüyorlar.

Piyasa toplumunun meflrulu-

¤u düzen partileri taraf›ndan da

benimsenmifl durumda. Fakat sorun,

siyasal düzlemde o meflruiyeti

sa¤layabilecek mekanizmalardan

yoksunluk. Örne¤in sosyal

demokratlar... Atatürkçü

Düflünce Dernekleri, yoksullara

bir fley veremiyor, çünkü sermaye

ile çok ba¤lant›lar› olmad›¤›

için. Sermaye laik olup, çok iyi

para kazanacak, iktidardan nemalanacak,

ADD’ye de ba¤›fl yapacak.

Atatürkçü derneklerin en

büyük problemleri bu oldu. Bunun

için Atatürkçülük ideolojik

düzlemde, hofl, güzel ama somut

projeye geldi¤i zaman adam›n sorununu

çözmüyor. Devlet de çözmüyor.

Toplumsal yap› boflluk

kald›rmaz. O zaman tarikatç›lar

bu bofllu¤u dolduruyor. Piyasac›

toplum dincilerle tarihi ittifak

döneminden geçiyoruz. AKP’nin

ideolojisi ile IMF ve Dünya Bankas›n›n

ideolojisi inan›lmaz bir

flekilde örtüflüyor. Bunun siyasete

yans›mas› ise burjuvazinin yasalar›n›n

zaman kayb› olarak görülmesi.

Mecliste tüzük de¤iflikli-

¤i yap›ld›; ço¤u, temel yasa kapsam›nda

görüflülüyor ve 15 dakikada

bitiyor. Topyekün maddeler

görüflülüyor. Tek tek maddeler

görüflülürse muhalefet saatlerce

görüflüp, görüflmeyi cumhurbaflkan›na

gidecek yerde t›kayabilir.

Temel yasa gelip bir-iki günde

geçiyor. Ya da geceyar›s› operasyonlar›yla

geçiyor. AKP’nin bugün

oluflturdu¤u yap› resmen faflizan,

sivil bir diktatörlü¤ün hayata

geçirilmesi oldu. O zamana

kadarki burjuvazinin kulland›¤›

usullerin hepsi tarihe kar›flt›.

Böyle bir yap›n›n oldu¤u yerde

seçenek üretebilmek kolay de-

¤il. Sürdürülebilirin yerine yaflanabilir

gelecek; neoliberal politikalardan

kopmay› beraberinde

getiriyor. Onun toplum projesi

çok zor. Ailelerden bafllayarak bu

projeyi uygulaman›n karfl›l›¤›

yok. Karfl›l›¤› olmayan bir fleye

nas›l biz umut verece¤iz. Yurt sorunu

oluyor, ben yard›mc› olam›-

yorum, çocuklar›n problemi oluyor

yard›mc› olma flans›m yok.

Yaflanabilir bir gelecek için ne

yapmal›y›z derken hepimiz flapkam›z›

önümüze koyup düflünmeliyiz.

Hepimizin örgütlerde yer

almas› gerekiyor. Bir arkadafl›m

kaç tane kart›m oldu¤unu sordu-

¤unda ben de banka kartlar›m›

saymaya bafllam›flt›m. Halbuki

hangi örgütlere üye oldu¤umu

sormufltu. O zaman Sinoplular

Derne¤i, bir de Gazi Üniversite

Ö¤retim Üyeleri Derne¤i üyesiydim.

Sonra hemen E¤itim-

Sen’e üye oldum ve Gazi Üniversitesi’nin

temsilcisiyim. Tüketici

Haklar› Derne¤i üyesi oldum. Vatandafl›n

Vergisini Koruma üyesiyim.

Sanal ortamda yaz›lar yaz›-

yorum. Biz örgütlü toplumu oluflturamazsak

piyasa toplumu geçici

bir süre için geri çekilecek ama

bir süre sonra buldozer gibi bizi

ezebilir.

Ulafl F‹L‹Z, YTÜ

Elefltirim olacak, konu Yaflanabilir

Gelecek için Siyaset ve

Ekonomi ama gelecek önerisi

sunmayan konuflmalar yapt›n›z.

Sosyalistim dediniz ama hiç bir

heyecan tafl›mayan konuflmalar›-

n›z vard› gelecek hakk›nda. Böyle

örgütlü toplumu kuracak kadar

heyecanl›, yapabilirim, diyecek

konuflma yoktu. Burada sloganvari

konuflmaya çok gerek olmayabilir,

biraz daha insanlar›n bir

fleyi merak etmesi için konuflabilirdiniz.

Mesela neden sosyalizm

66

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


4 . O T U R U M

istiyoruz Neden demokrasi, ba-

¤›ms›zl›k istiyoruz Sizin birtak›m

örnekler vererek konuflman›-

z› beklerdim. Türkiye’de herkesin

yaflad›¤› sorunlar var, Venezuela

örne¤i vermeye gerek yok.

Emekten, bar›fltan yana bir

gelecek diyorsunuz, nas›l bir bar›fl

ve demokrasi amaçlad›¤›n›z›

aç›klaman›z› beklerdim.

Do¤a DEM‹RTAfi, ‹TÜ

Adnan beye soruyorum, krizden

bahsettiniz. Demokratik aç›-

l›m gündemin bafl›nda bulunuyor.

Sizce bu aç›l›m›n yap›lmas›

ülkenin gerçek anlamda tüm bileflenlerinin

hak ve özgürlükleri

için midir ‹ktidar›n özellikle gücünü

yitirdi¤i bölgelerde tekrar

söz sahibi olabilmek için at›lan

bir ad›m m›d›r Sizce yap›lacak

demokratik aç›l›m hangi niteliklere

sahip olmal›d›r

Salih KARA, Mersin

Üniversitesi

Üçünüzün konuflmas›n› da

çok besleyici buldum. Yaflanabilir

gelecek gibi bir bafll›¤›n yaflanabilir

olmas›na dikkat çekmek, asl›nda

birçok fleyi ifade etmek anlam›na

geliyor. Adnan hocan›n

söyledi¤i gibi kimse savafl yanl›s›

de¤ildir. Burjuvazi de kendi iktidar›n›

ve dayanaklar›n› korumak

için bar›fl yanl›s›d›r. Ama savafl

karfl›t› olmak bambaflka bir fleydir.

Kapitalizmde tüm toplumlar

büyük ölçüde vicdan tahribat›na

u¤rad›. Bu çok önemli bence. Yaflanabilir

gelece¤e dair söylemlerimizde

tüm dünya toplumlar›n›n

bu vicdans›zl›¤›n› dikkate almak

zorunday›z. Ciddi bir kiflilik deformasyonu

var. Bunun üzerine

kurulacak sosyalizm ne kadar

sa¤lam olabilir.

Adnan hocan›n konuflmas›

iyimserlik, Aziz hocan›n son sözü

örgüt, Hayri hocan›n ise devrim

oldu. Burada çok önemli bir birliktelik

oldu. ‹yimserlik, örgüt ve

devrim yaflanabilir gelece¤in

anahtar sözcükleridir.

Hayri hocaya flunu sormak istiyorum.

Bu bahsetti¤imiz deformasyon

içinde insanlar›n bir sonraki

yaflamlar› üzerinde, insani

koflullarda, sosyal bir yap› içinde

rol almas›n›n ekonomik dayanaklar›

bugünün tezahürlerini nas›l

aflacak

Mustafa Onur G‹R‹fiKEN,

‹TÜ

Adnan a¤abeye flunu sormak

istiyorum. NTV ailesini özellikle

takip etmeye çal›fl›yorum. Siz genel

yay›n yönetmeni olarak, sosyalist

kimli¤inizi haber yaparken

arka plana atabiliyor musunuz

Gerekli mi Bu etik midir Özellikle

merak etti¤im için söylüyorum,

fazla bilgim yok bu konuda.

Aziz a¤abeye sorum, bir day›m

var zaman›nda Marks, Engels’i

okumufl ve bana flöyle bir

fley söylemiflti ‘ben kapitalizme,

emperyalizme karfl›y›m ama ben

kapitalizme kapitalizmle karfl›l›k

veriyorum. Sizce bu do¤ru mudur

Ça¤r› KAYNAR, YTÜ

Sermaye sahibi flirketler

STK’lara para vererek halk›n gözünde

flirin gözükmeye çal›fl›yorlar.

Halbuki do¤ay› onlar kirletiyor,

insanlar› sömürüyorlar, yoksullaflt›r›yorlar.

Bu konuda sizin

ne düflündü¤ünüzü merak ediyorum.

Adnan a¤abey, kavramlardan

bahsettiniz. Kapitalizm kavramlar›n

içini o kadar boflalt›yor ki, bir

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 67


4 . O T U R U M

kola içilmesi bile özgürlük olarak

gösteriliyor. Veya telefonla konufluyorum,

özgürüm gibi. Terör ve

terörist kavramlar› için de bu

böyle, bu kavramlar üzerine bilgi

almak istiyorum.

Kapitalizm bar›fl yanl›s› dedik,

ama görülmeyen bir savafl da var.

Savafllarda, açl›ktan insanlar ölüyor,

iflte flu kadar insan yoksulluk

s›n›r› alt›nda yafl›yor. Bu da bir

katliamd›r. Buna karfl› bir direnifl

göstermek, devrimci fliddet hakk›nda

ne düflünüyorsunuz

Fatma AKBABA, YTÜ

‘aman siyaset yapma’ dedi¤i dönemde

yafl›yoruz. 60’lar, 70’lerdeki

s›k›nt›dan dolay› insanlar›n

a¤z› yand›¤›ndan aileler, çocuklar›n›n

iyi bir gelecek için okula

gitmesini istiyor. Örgütlenme

için öncelikle bilinçli bir ebeveyn

olunmas› gerekmiyor mu Bunu

sormam›n nedeni bu co¤rafyadaki

savafllardan dolay›, hiçbir zaman

insanlar›n kafas› rahat olmad›¤›ndan

flu andaki ebeveynlerin

s›k›nt›dan dolay›, ekonomik s›-

k›nt›yla ‘seni üniversiteye gönderiyorum,

sen politikayla u¤rafl›p

do¤ru düzgün okumuyorsun’ denildi¤ini

kendi ailemiz ve yak›n

çevremizden görüyoruz.

Volkan B‹LG‹N, KTÜ

Özlem fiAH‹N, DEÜ

Toplumlar›n sosyalistlefltirilemedi¤i

ve yoksulluk üzerinde duruldu.

Sistemi de¤ifltirip insanlar›

bu sisteme adapte etmek ne kadar

do¤ru ‹nsanlar›n düflünce

yap›lar›n› de¤ifltirip, sisteme kendili¤inden

dahil olmas›n› sa¤lamak

gerekir.

Yoksulluk kavram›n› açabilir

misiniz Yoksulluk nedir Yoksulluk

tam olarak yok edilebilir

mi Azalt›labilir mi Kapitalizm

azaltmay› düflünüyor, e¤er yok

edilemezse bizim kapitalizmden

fark›m›z ne olacak o zaman

Cem ÖZENTÜRK, KTÜ

Atatürk, güdümlü ekonomi

üzerine çal›flma yapm›flt› ölmeden

önce. Bu konuda ne düflünüyorsunuz

‹hsan Egemen RE‹S,

Ondokuz May›s

Üniversitesi

Örgütlenme deniyor, san›yorum

en büyük eksikliklerden biri

olsa gerek. Ö¤rencilere ailelerinin

Ülkemizde sosyalist hareket

neden yükselemiyor AKP’nin dilencilefltirme

politikas›, bugün iflten

att›¤› iflçinin yar›n bir cemaat

üyeli¤i ile gaz›n› al›yor. Dünyada

böyle bir örnek var m› Din ile

örgütlenmenin önünü kesip, sosyalist

hareketleri etkileyen baflka

ülke var m›

Örgütlenme konusunda ne gibi

taktikler verebilirsiniz, Ergenekoncu

filan olmayal›m.

Sinem YAVUZ, KTÜ

Ben Türkiye’yi bir yandan Asya

di¤er yandan Avrupa aras›nda

s›k›flm›fl ara form olarak görüyorum.

Gelecek devrimden geçecek

deniyor, biz bunu istesek de yapam›yoruz

gibi geliyor. Türkiye’nin

konumu buna uygun de-

68

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


4 . O T U R U M

¤ilmifl gibi geliyor. Sol kendi içinde

birçok kola ayr›l›yor. Sosyalizm

denilince bile herkes ayn› fleyi

anlam›yor. Burada bile bir anket

yap›lsa çok farkl› yan›tlar al›-

naca¤›na inan›yorum. Türkiye’de

bu nas›l gerçeklefltirilebilir bunu

merak ediyorum.

Mahir SEVER, Kocaeli

Üniversitesi

Adnan hocaya flunu sormak

istiyorum, bas›nda tamamen Bat›

özentili¤i var. Çin’den, Afrikadan,

Asyadan hiç haber yay›nlanm›yor.

Bunun sebebi nedir Küreselleflme

deniyor, baflka ülkelerden

haberdar olmam›z kapitalizmi

güçlendirmez mi

Adnan BOSTANCIO⁄LU

Ulafl soru sormad› ama heyecanland›ramad›¤›m›z›

söyledi.

Benim elimden gelen bu. Burada

yaflanabilir bir gelecek üzerine

konufluyoruz. Sen de söyledin,

daha sloganc› ele al›nmas›ndan

ziyade, ne tür sorunlarla bafla ç›kmam›z

gerekti¤ine dikkat çekmeye

çal›flt›¤›m›. Burada miting olsayd›

belki daha heyecanl› konuflma

yap›labilirdi, bunun faydas›

ne kadar olur veya sizin heyecanlanmaya

m› ihtiyac›n›z var, bilemiyorum.

Demokratik aç›l›m, kendi bafl›na

tart›fl›lmas› gereken bir fley

ama ana hatlar›yla flunu söylemek

istiyorum. ‹ktidar›n oy kaybetti¤i

zaman yeni bir hamle yapmas›

bana çok yeterli bir bak›fl olarak

gelmiyor. Bunun arkas›nda daha

büyük emperyalist karar oldu¤u

kanaatindeyim. Mesele Ortado-

¤u’nun bir de¤il birden fazla ülkesini

ilgilendiren bir mesele. Bir

süredir iflgal alt›nda tuttuklar› bir

ülke var. Buray› bir s›çrama tahtas›

olarak kullanarak bütün co¤rafyay›,

Afganistan’dan, Kuzey

Afrika’ya kadar ellerinde tutma

gayreti içindeler. Irak’› terk etme

durumundalar. Kuzey Kürdistan

Federe Devleti’nde bir istikrar

kurma çabas› içindeler. Bunun

önünde önemli engel PKK’n›n silahl›

varl›¤›. Türkiye’nin sürekli

oraya müdahalesi olas›l›¤› ile

beklentilerini karfl›layamazlar.

Oraya çekidüzen vermek niyetindeler.

Kürt aç›l›m› söyleminin ard›ndaki

nedenin bu oldu¤u düflüncesindeyim.

AKP burada kaybetti¤i

oyu devflirmeyi görüyorsa

-ki görüyor, bu ayr› mesele- bu

politikan›n karfl›s›nda, “bu emperyalizmin

bir oyunu” fleklinde bir

yorum olamaz. Gerçe¤e tekabül

etmez. Bu politikan›n sonucunda

bafllang›çta en az›ndan Kürtlerin

asgari ölçekli dahi olsa varl›¤›, siyasi

temsilcilerinin varl›¤› kabul

edilecek, savafl duracak, kan dökülmesinin

önüne geçilecekse,

bizim bu sürece köstek olmamam›z

gerekir. Burada gencecik insanlar›n

ölüyor olmas› ve ölmeye

devam etmesi, önce bunun bitmesi

laz›m. Daha sonraki süreç

bunun üzerine konuflulabilir.

‹nsanlar vicdans›zd›r diye bir

fley de söylemek istemiyorum. ‹nsanlar

aras›ndaki iliflkileri tamamen

sat›n alma üzerine oluflturan

bir sistem bunu yarat›yor. Bu sistemin

insan›n do¤as›na olabildi-

¤ince yabanc› olmas›d›r. Giderek

bireyselleflme, herkesin kendi gemisini

kurtarma çabas›n›n yayg›nlaflmas›

ve benzeri. Bu kapitalizmin

ortadan kalkmas›yla hemen

oluflacak bir fley de¤ildir, bir

evrim sürecidir. En bafltaki engelin

kapitalizm oldu¤u gerçe¤ini

gözard› etmeyelim. ‹nsanlar› tek

tek ‘vay vicdans›z’ diye suçlamak

yerine as›l bunun sebebi olan sistemi

sorgulamam›zda fayda var.

Mustafa’n›n sorusu güzel, “sen

buraya gelip sosyalistim deyip at›p

tutuyorsun, genel yay›n yönetmeli-

¤ini nas›l yap›yorsun” Bir dönem

NTV yay›n kurulundayd›m, bir

dönem NTVMSNBC’nin yay›n

koordinatörü idim. NTV’de

muhtelif ifllerde çal›flt›m. Elbette

büyük bir haber ajans›nda çal›fl›p

sosyalist olman›n bir y›¤›n sorunu

var. NTV’nin genel yay›n yönetmeni

hiç olmad›m. ‹kinci,

üçüncü kademelerde görev ald›-

¤›m dönemler oldu. Haber niteli-

¤inde olan fleyin ekrana yans›mas›,

habere kamunun yarar›na bakma

konusunda ›srarl› dayatmalar

içinde oluyorsunuz. Biz 10 kiflilik

yay›n kurulunun 8 kiflisi ÖDP’ye

oy vermiflti. Biri TKP biri CHP’ye

oy vermiflti. ‹nsan nas›l yafl›yorsa

öyle düflünmeye bafll›yor. Bu benim

söyledi¤im on y›l önce. Zaman

içinde fikir ayr›l›klar› olufluyor.

Bunun bafl›nda patron var,

onun beklentisi var. Do¤ufl grubunun

bir toplant›s›na kat›lm›flt›m.

Grup tan›t›l›yor; kat›l›mlar›

içinde inflaat, turizm, vs s›ralan›-

yor, en altta vs. olan en küçük bölümde

NTV’nin de içinde oldu¤u

di¤erleri var. Grubun içindeki ye-

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 69


4 . O T U R U M

ri böyle ancak sosyal getirisi oldukça

yüksek. Yap›lan haber,

program patronun beklentisine

de denk düflmeli. Sonuçta elinizden

geldi¤ince bulundu¤unuz

yerde bir haberin hakk›n› verme,

bir hayvan›n hakk›na sahip ç›kma,

haks›zl›¤a müdahale etme çabas›

içinde olursunuz.

Burada sonuna kadar ›srar da

edebilirsiniz. Bir mucizeye elinizi

atamazs›n›z. Bir noktadan sonra

önünüzde muhtelif engeller ç›kmaya

bafll›yor. Ben art›k spor belgeseli

yap›yorum NTV’de. Büyük

kurulufllarda hem sosyalist olup

hem yay›n yapman›z mümkün

de¤il. Ben yapar›m diyenlere de

inanmay›n. Herkes vicdans›zca

buna teslim olmuyor. Çok iyi

muhabir arkadafllar var, iflin üstesinden

olabildi¤ince gelmeye çal›-

flan, iflin hakk›n› vermeye çal›flan,

bu arada bu iflten ekme¤ini yiyen.

Onlar›n da baflar›lara imza att›¤›-

n› yak›n tarihimizde görmüflüzdür.

On y›l sonunda geldi¤im nokta

gördü¤ünüz gibi spor belgeseli

çekmek oluyor. Bundan flikayet

etmiyorum, sevdi¤im ifli yap›yorum,

eve ekmek götürüyorum.

Ama art›k siyaseti ilgilendiren

programlara beni katm›yorlar. Kibarca

benim dinlenmemi istediler.

Medyada çal›flan insanlardan

buna benzer çok hikaye dinleyebilirsiniz.

Terör konusunda her statüko

ve onu temsil eden devlet ayg›t›,

kendisine karfl› yönelmifl, bir silahl›

tehdidi dünyan›n her yan›nda

terör diye tan›mlar. Bu ifli icra

edenlere de terörist der. Bu gezegende

her yerde gördü¤ümüz

fleydir. Devletlerin terörist dedi¤i

topluluklar›n yine yak›n tarih

içinde biliyoruz; zaman içinde

belli bir halk›n temsilcisi olarak

görüldüklerini... Hatta BM kürsüsüne

ç›k›p konuflma yapt›klar›-

n›, bugün k›rm›z› hal›lar üzerinde

sayg›nl›klar›yla yürüyebildiklerini

biliyoruz. Bunlar tarihsel ve

co¤rafi olarak de¤iflen kavramlard›r.

‹srail devletinin bütün kurucular›

ve baflkanlar› duvarlara

‘Aran›yor’ diye afiflleri as›lm›fl eski

teröristlerdir, eskiden ‹ngiltere

mandas›yken. Sonra bütün Filistin

yöneticileri terörist olarak adledildi.

Onlar›n da bir ölçüde itibarlar›

teslim edildi, keza Güney

Afrika, say›s›z örnek verilebilir.

Amerika bütün Vietnam halk›n›n

terörist oldu¤unu söyledi ve bütün

dünyaya bunu ikna etmeye

çal›flt›. Bunun da böyle olmad›¤›

anlafl›ld›. Tarihsel olarak manas›

de¤iflen kavramlard›r.

Yine yak›n tarihe bak›l›p mutlaka

terörden söz edilecekse en

fazla terör uygulamas›n› yapanlar

da devletlerdir. Bunu gözard› etmeyelim.

20. Yüzy›lda siyasi boyutu

olan çat›flmalarda öldürülen

her dört kifliden üçü Avrupal›lar

veya medeni toplumlar taraf›ndan

öldürülmüfltür. Dolay›s›yla her

dört kifliden üçünün katili kendilerine

yönelen fliddeti de bar›nd›-

ran gösteriler karfl›s›nda hemen

bir terörist refleksine girmesine

manidar olarak bakmaktan baflka

yapacak bir fley yoktur.

Ebeveynler konusunda ne diyebilirim

bilmiyorum. Benim de

ebeveynlerim vard› ve 70’li y›llarda

sorunlu geçti, bunun de¤iflece-

¤ini pek sanm›yorum. Anne ve

babalar›n bafl›n›n derde girece¤ini

düflündü¤ü çocuklar›na onlar

sosyalist dahi olsalar, ‘tabii o¤lum,

k›z›m, eylemin önünde yer

al, geride kalma, sen de tafl at, birfley

yap’ diyeceklerini sanm›yorum.

Bu hep sorunlu olmufltur.

Bir kuflak fark› vard›r. ‹nsan›n siyasi

duruflu bir baflka fleydir, kendi

çocu¤u ile iliflkisi baflka birfleydir.

Burada siyasi iliflki tesis etmek

ne kadar mümkün bilemiyorum.

Baba olmad›¤›m için ne söylesem

havada kal›r.

Oportünist ve sekter olmayan

70

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


4 . O T U R U M

sosyalistler ne yap›yor Türkiye’de

de kendi çap›nda birfleyler

oluyor. Yaprak k›m›ldam›yor demek

mümkün de¤il. ‹stanbul’da

yafl›yorum, her cumartesi, pazar

Mecidiyeköy’den, Taksim’e mutlaka

bir grup insan ellerinde pankartlar,

bayraklar, Kürtlerden eflcinsellere

kadar çok genifl bir yelpaze

gösteri yap›yor. Bu ülkede

bir k›p›rt› var, sosyalistler de bunun

içinde yer almaya çal›fl›yor.

Hatta bunlar› yönlendirenler büyük

ölçüde sosyalistler. Tabii

Yunanistan’daki boyutuyla bir

fleye rastlamad›k. Orada çok büyük

fleyler oluyor bizde bir fley

yok, psikolojisine girmemek laz›m.

Orada olan› da bir s›n›f mücadelesi

olarak almak bence erkendir,

eksik ve yanl›flt›r. O toplumun

kendine özgü çeliflkileri,

problemleri üzerinden ortaya ç›km›fl

tepkilerdir. Keza Fransa’daki

olaylar. Baflka sosyal sorunlar

üzerinden ç›km›fl meselelerdir.

Hem Fransa, hem de Yunanistan’da

bu eylemleri gerçeklefltirenlerin

yaflamlar› sürecince sol

hareket p›rasa do¤ran›r gibi do¤ranmam›fl,

ezilmemifl, üzerlerinden

a¤›r bir yük geçmemifltir ki o

nesil hala hayattad›r. Taksim’e

girme eyleminde polis terörüne

karfl› olanlar bu ülkelerdeki gibi

burjuva devrimi kazan›mlar› aç›-

s›ndan bizden daha iyi durumdalar,

bizim maruz kald›¤›m›z tepki

ile karfl›laflmad›klar› aflikar. Baz›

fleyleri karfl›laflt›r›rken muhtelif

boyutlar›yla karfl›laflt›rmak gerekir.

Sosyalistlerin ald›¤› halk deste¤i

önemlidir. Soka¤a ç›k›p ç›kmama,

araba yak›p yakmamadan

öte daha temel bir mesele bizim

yan›nda oldu¤umuz, içinde yer

almak istedi¤imiz siyasi hareketin

öznesi oldu¤unu varsayd›¤›m›z

insanlar flimdi karfl›da duruyorlar.

En temel mesele bence bu.

Bunlarla nas›l organik ba¤ kurma

yollar› bulabiliriz Bu nereden geçiyor

Hangi siyasetten geçiyor

Bunu çözümlemek gerek. Dayan›flma

merkezli bir hareket yürütece¤iz,

sokakta kafa kafaya bir

siyaset örgütleyece¤iz. Bunun de-

¤iflik yollar› ve yöntemleri var.

Hangi programla ç›k›yoruz insanlar›n

karfl›s›na Bunlar düflünülmesi,

çerçevesinin ç›kar›lmas› gereken

meseleler.

Türkiye’nin durumu buna uygun

de¤il, bir türlü olmuyor devrim.

Özel durumu var dedi bir arkadafl›m›z.

Mesele bize bunu

inand›rmalar›. En son inanaca¤›-

m›z belki de hiç inanmamam›z

gereken fley budur. ‘Buras› Türkiye

bu böyle devam eder’, düflüncesi

hakim olursa zaten öyle olur.

Önemli olan devrime olan inanc›

terk etmemektir. Dünyada bu kadar

büyük haks›zl›k, adaletsizlik,

bu kadar vahfli sömürü, bu kadar

alçakça katliamlar varken bizim

devrime olan inanc›m›z› kaybetmemiz,

insanl›ktan istifa etmemizi

gerektirir. Zor olacakt›r.

1917’den bir ya da iki y›l önce

kendi neslinin devrimi göremeyece¤ini

söylemifltir Lenin. Bundan

iki y›l sonra Ekim Devrimi gerçekleflmifltir.

Bu dünyan›n iflleri belli olmaz,

“keser döner sap döner, bir

gün hesap döner”, diye bir deyifl

vard›r. Bunun hep böyle gidece¤ini

düflünmemek laz›m. ‹nsanl›ktan

umudumuzu her fleye ra¤men

kesemeyiz. Biz görmeyecek olabiliriz.

Vicdanen rahat yaflayal›m,

rahat ölelim. Bu nas›l mümkün

olacak “Ben ömrümce haks›zl›¤a

karfl› ç›kt›m, bedelini de ödedim,

bunun huzuru içindeyim” diyebilmek.

S›n›f mücadelesi uzundur,

bir-iki nesle s›¤maz. Önemli

olan bir tafl›n üzerine bir tafl koyabilmek.

Ben iki tafl koydum demenin

huzuru önemlidir.

Türk bas›n›nda afl›r› ABD merak›

nas›l oluyor Türk bas›n›

ABD’yi seviyor, çünkü sermaye

kurulufllar›n›n organlar›d›r, bunlar

da emperyalizme ba¤›ml›d›r.

Uluslararas› haber tekelleri

vard›r, dünyan›n her yerinde

kimsenin muhabiri yok. Hergün

bütün ajanslar haberleri geçer.

D›fl haberler denilen fley de uluslararas›

haber ajanslar›n›n AP,

BBC, AFP gibi ajanslar›n haberlerinin

toplamas›d›r. Oradan haber

editörleri seçip, bültenlere veya

sayfalara koyarlar. Haberlerin

yüzde 90’n› bat› dünyas› ile ilgilidir.

Bu ajanslar haberlere bat›

merkezli bakarlar. Onlar nas›l bak›yorsa

buraya da öyle yans›r. Buradaki

gazete sahipleri, sermayedarlar›n

ifline gelen de budur. ‹fline

gelmeyen de kendi çabas›yla

birfleyler yap›yor. Onlar da befl

bin sat›yor. Bizim sorgulayaca¤›-

m›z fley ABD neden bas›nda çok

yer al›yor de¤il, ABD’ye yer vermeyen,

posta atan gazete neden

az sat›yor, biz bu anlamda ne yapmal›y›z

diye sormal›y›z.

Hayri KOZANO⁄LU

En güzel söz söylenmeyendir,

en güzel konuflma yap›lmayand›r.

Biz de en güzel sözü sizlerin söyleyece¤ine

inand›¤›m›z için atlad›k

geldik. Gelecek y›l daha haz›rl›kl›

gelmeye ve daha heyecanl›

konuflmalar yapmaya çal›fl›r›z

ama Ulafl’› tatmin edece¤imiz konusunda

pek umudum yok. Ama

önemli olan insan›n kendini aflabilmesi.

Konuflmamda, “hepimiz e-

mekçiyiz ama ayn› zamanda tüketiciyiz”

demifltim. Burada konuflmac›y›m

ama Adnan ve

Aziz’in konuflmalar›ndan heye-

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 71


4 . O T U R U M

canland›m. Amerikan emperyalizmine

posta atanlara niye sahip

ç›km›yoruz diye konufltu, ben izleyici

olarak arkadafllar›ma teflekkür

ederim.

Yoksulluk ve sosyalizm iliflkisinden

yola ç›karak bir-iki fley

söylemek istiyorum. Hayatta

pekçok kavram görecelidir. Açl›k

çok somut bir kavram. ‹nsanlar

karn›n› doyurabiliyorsa, besin

maddelerini alabiliyorsa açl›¤›n

d›fl›na ç›k›yor. Açl›k genel olarak

dengeli beslenmeyi, sebze, meyve

yeme¤i içermiyor, sadece ölmeyecek

kadar yeme¤i içeriyor.

Yoksulluk çok daha kapsaml› bir

kavram. Dünya Bankas›, günde

2.5 dolar geliri olan yoksulluk s›-

n›r›n›n üstündedir, diyor. Gerçek

anlamda bir insan›n yoksullu¤u

sadece, ›s›namamas›, giyinememesinden

kaynaklanmaz. ‹nsan›n

kendisini gelifltirebilece¤i, gerçeklefltirebilece¤i

bir düzen olarak

sosyalizmi görüyoruz. Dünyan›n

de¤iflik yerlerini görebilmek

ile de¤iflik yiyeceklerini yiyebilmek,

daha fazla okuyabilmek,

en güzel müzikleri dinleyebilmek,

en güzel filmleri izleyebilmekle

insan kendini gelifltirebilir.

Kendini gelifltirdikçe, kendini

gerçeklefltirecek hem de baflka

insanlar›n kendisini gerçeklefltirebilmesi

için daha güzel binalar,

daha güzel besteler yapabilir,

fliirler yazabilir, bütün insanlar›n

önünü açabilir. Bizim sosyalizmden

anlad›¤›m›z bu. Yoksa bir

partinin iktidara gelmesi, yöneticilerinin

baflbakan, bakan olmas›-

n› anlam›yoruz.

Yoksulluk anlay›fl›m›z ile sosyalizm

anlay›fl›m›z birbirine paraleldir.

Bu ulafl›lmas› zor bir hedeftir.

U¤runa her zaman müdacadele

edece¤imiz bir hedeftir.

Ben de kendi ad›ma bunlara çok

takm›yorum. Bulundu¤um yerde

vicdan›m› rahatlatacak ölçüde

hayattaki eflitsizliklere haks›zl›klara

karfl› birfleyler yapabiliyor

muyum, buna bak›yorum. Eksik

kald›¤›m zaman da sorguluyorum.

‹nsan›n kendini devrim olup

olmayaca¤›na kitlemesinden öte

bulundu¤u yerde verdi¤i mücadele

önemli. Vicdan›m›m›z› dinliyoruz

yoksa kiflisel ç›karlam›z›n

peflinden mi kofluyoruz bunu

sorgulamak bile kendimiz aç›s›ndan

önemli.

Annelerimiz, babalar›m›z

gençli¤imizde bizi söyledi¤iniz

anlamda desteklemiyor, haydi

o¤lum çok iyi yap›yorsun, ‘bravo,

yürü’ demiyordu. Ayr›ca bizim

isimlerimiz gördü¤ünüz gibi

Adnan, Hayri, Aziz. Ulafl, Mahir,

Devrim isimlerini anne-babalar›-

n›z sizlere koyarken sorun bakal›m,

neden size bu isimleri koymufl.

Tarikatlar›n mücadelelerinin

önlerini kesti¤i baflka ülkeler var

m› Elbette, Türkiye çok özgün

bir örnek de¤il. M›s›r, ‹ran, Endonezya

örne¤i var. Buralar özellikle

ulusal kalk›nmac›, anti-emperyalist

mücadelelerin yükseldi-

¤i, Nas›r, Musadd›k yönetimi gibi

anlay›flta hükümetlerin göreve

geldi¤i, sosyalist, komünistlerin

de, bu koalisyonlar içinde, o ülkelerin

ekonomik hegemonyas›n›

oluflturmakta çok önemli oldu¤u

ülkelerdir. Buralarda solun, ayd›nlanmac›

hareketlerin gerilemesi

tesadüf de¤il. Tarih incelendi¤inde

ABD emperyalizminin

buralardaki çok sistemli müdahalelerini

görürsünüz. Endonezya

Komünist Partisinden bir milyon

kiflinin katledildi¤i tahmini yap›-

l›yor. Dünyan›n en güçlü komünist

partisiydi ve bu katliam, y›llar

içinde de¤il bir-iki gecede oldu.

O anlamda Türkiye çok özel

bir ülke de de¤il. Türkiye’de neden

sol güçsüz, neden kitleselleflmiyoruz,

geçmiflteki gibi kitlelerin

umudu olam›yoruz, bunu çok

uzun düflünmemiz, tart›flmam›z

gerek. Dünyada sol hareketlerin

bir panaromas› çizilirken Türkiye

asl›nda en fazla derginin ç›kt›¤›,

en fazla sol hareketin, partinin

oldu¤u ülke olarak zikrediliyor.

En fazla benzedi¤i ülke Filipinler.

Orada da çok kitlesel bir hareket

yok. Ama teorik donan›m aç›s›ndan,

çeflitlilik, yay›n aç›s›ndan

ciddi sosyalist kültür var. Türkiye

çok da geri durumda de¤il.

Bizim sizlerin bu faaliyetler

içinde olman›z› önemsememiz,

sol bir hareketin gerçek anlamda

ezilen, d›fllanan, sömürülen insanlarla

ortak bir mücadele yürütebildi¤i

zaman, köylerde, fabrikalarda

kendi mücadelesine kazanabildi¤i

zaman bir anlam› olabilir.

Türkiye’de ve dünyan›n birçok

yerinde solun bir yere ulaflmas›

gençlik hareketinin yükselmesiyle

mümkün. 60’l› y›llardan

bafllayarak özellikle 70’li y›llarda

kitlelerle bulufluldu ise bunu sa¤layan

gençlik hareketleriydi. Ayn›

yol izlenebilir mi, farkl› alternatifler

olabilir mi Venezuela’da

böyle olmad›. Do¤rudan do¤ruya

mahalle örgütlenmeleri genifl kitle

hareketlerinin öz örgütlenmeleri

vas›tas›yla gerçekleflti. Bizim

co¤rafyam›zda bu gençlerle oluyor.

Venezuela ve Bolivya örneklerini

baflka toplant›larda veriyorum,

bunun önemi yerlilerin

kimlik ve tan›nmalar›yla özgürlük

mücadelesiyle sosyal mücadeleyle,

neoliberalizme karfl› direniflin

ortak potata toplanmas›ndan

kaynaklanan hareketlerdi. Türkiye’de

de böyle bir mücadele tarz›-

n›n önemli oldu¤unu, gelece¤in

orada bulundu¤unu düflünüyorum.

Güdümlü ekonomi konusunda,

bizim kendi tarihimiz içinde

olumlu bütün uygulamalar›

önemsemeliyiz. Adnan’›n konuflmas›nda

vard›, bizim sosyalistler

olarak en önemli fark›m›z, tarihsel

materyalizme inan›r›z. Üretim

iliflkileri, üretim tarz› önemlidir.

‹çinde bulunulan tarihsel süreç

önemlidir. Liberallerden, sosyalist

Marksistleri ay›ran en önemli

fark budur. Fikirlerinin her dönem

için geçerli oldu¤unu, evrensel

oldu¤unu düflünürler. Her

toplum için tarihin her dönemi

geçerli oldu¤unu söylerler. Biz ta-

72

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


4 . O T U R U M

rihsel aflamalarla bakar›z olaylara.

Kendi tarihimizi de öyle de¤erlendirmemiz

laz›m.

Ben Kemalist olmamama ra¤men,

tarihsel süreç içindeki rolünü

de¤erlendirdi¤im zaman,

olumlu rolünün çok önde oldu-

¤unu düflünüyorum. Bir vatandafl

olarak bakt›¤›m zaman tarihsel

süreç aç›s›ndan kendisine teflekkür

borçlu oldu¤umuza inan›yorum.

Biz sosyalistler olarak bunlar›

aflma perspektifinde olmal›-

y›z. Bizim mülkiyet biçimiyle karar

alma süreçlerinin demokratikleflmesini

biraz düflünmemiz laz›m.

Benim inand›¤›m düzende

mülkiyet kamuda olmal›, özel

mülkiyet olmamal›. Özellikle büyük

üretim yapan kurulufllar, e¤itim,

sa¤l›k kurulufllar› kamu mülkiyetinde

olmal›d›r.

Di¤er taraftan geçmiflteki devletçi

sosyalizm örneklerindeki gibi,

bürokratlar›n karar verdi¤i,

genifl kitlelerin sorunlar›ndan, taleplerinden

soyutlanm›fl olmamal›.

Bu kurulufllar en genifl kamuoyunun

kat›ld›¤› süreçlere yöneltilmelidir.

Yöre halk› süreçlere

kat›lmal›, onun üretti¤i ürünlerden

etkilenen, bunu tüketenler

kat›lmal›d›r. Sizler bir meslek örgütüne

mensupsunuz, meslek örgütleri

kat›lmal›d›r. Mümkün olabildi¤i

kadar demokratik, kat›-

l›mc›, yerel özellikleri bulunan

bireylerin kar aray›fllar›na endekslenmemifl

bir tarzda düflünülmelidir.

Benim terörizm tan›m›m fludur;

korkuyu ça¤r›flt›ran bir fley.

Yap›lan bir eylemin do¤rudan

do¤ruya insanda endifle uyand›rma,

insanlara müdahale etmekten,

hayat›n içinde yer almaktan

cayd›ran bir özelli¤i varsa terördür.

El Kaide benim ölçülerime

göre bir terör örgütüdür. Kendi

d›fl›nda düflünenleri, inançlar›

olanlar› düflman olarak kabul ediyor.

‹nsanlar› ortak bir ça¤r›ya ça-

¤›rma gibi bir perspektifi yok.

‹talya’da solcular›n yo¤un oldu¤u

Bolonya’da faflistlerin uygulad›¤›

fliddet, orada insanlar›n

korku ve endifleli olmalar›n›

amaçl›yor. Siyasi mücadelede silah,

fliddet kullan›m› çok uzun

bir tart›flmad›r. Nerelerde do¤rudur,

ne aflamada hayata geçer,

bunlar› çok daha uzun tart›flabiliriz.

Bunlar›n cevaplar›n› da kolay

bulamay›z.

Genel hatlar›yla insanlar› ortak

bir hedef, mücadele program›na

ça¤›ran hareketleri terörist

hareket olarak nitelendirmek

do¤ru de¤ildir. Yapt›klar› baz› eylemler

çok yanl›flt›r. Baz› eylemler

bizim insan haklar› anlay›fl›-

m›za uymaz, bunlar› elefltirebiliriz.

O ayr› bir fleydir.

Bugünden sonra kendi söylediklerimiz,

yapt›klar›m›z verdi¤imiz

mücadele ile yetinmemeli,

her zaman kendimizi aflmam›z›,

bulundu¤umuz örgütün kendini

aflmas›n› istemeliyiz. Her zaman

ufkumuzun gelecek olmas› gerekti¤ini,

bizim içinde bulundu-

¤umuz döneme aya¤›m›z›n sa¤lam

basmas›n›n önem tafl›d›¤›n›

bu amaçlara ulaflmak için de her

zaman geçmifli, tarihi önemsememiz

gerekir diye düflünüyorum.

Aziz KONUKMAN

Sevgili arkadafllar çok yoruldunuz.

Fiziki olarak oturmak bile

yorar insan›. ‹htiyaç molas› da verilmedi.

Biz akflam da burada oldu¤umuz

için sabaha kadar tart›-

flabiliriz. Onur’un cesaretine teflekkürler.

Ancak flu da var burada

ünvanlar›m›z yaz›yor, ama

herfleyin cevab›n› da veremeyiz.

Bazan, param› nereye yat›ray›m,

alt›n m›, döviz mi alay›m, diye

sorular geliyor. Ben nereden bileyim.

Cevap vermeyince de, kinayeli

bak›fllar geliyor.

Bu tür sorular zor sorular. Latin

Amerika’daki yazarlar›n bildirileri

var, yay›nland›. Biz otursak

üçümüz bu bildiriyi kaleme al›rd›k.

Latin Amerika’daki mücadele

zenginli¤i inan›lmaz boyutta.

Seçenek flu, filan demek kolay de-

¤il. Durum tespitleri hepimizin

kolay yapaca¤› fleyler. Sosyalizmde

aç›l›m flöyledir; bar›fl ve demokrasi

bu flekilde korunacak

öyle flaka de¤il.

Demokrasi aç›l›m› deniyor,

daha içeri¤inde anlafl›lamad›. ‹fl

zor, onun için Onur her sorunun

yan›t›n› bilen kifliler olarak bizleri

de¤erlendirmesin, baflkalar›n›

da de¤erlendirmesin.

‹hsan kardeflim ebeveynler ne

yapacak diye sordu. Benim çevremde,

ben hariç ço¤u arkadafl›m

78 kufla¤›ndan, çocuklar›na flu

telkinlerde bulunan; “aman o¤lum

biz çok ac›lar çektik, iflkenceler

gördük, cezaevlerinde bittik,

periflan olduk, bir kuflak gitti. Ayn›

duruma düflmeyin. Politikayla ilgilenin

ama eylem, örgüt iliflkilerine

çok girmeyin” arkadafllar›m oldu.

Benim çocu¤um böyle bir soru

sormad›¤› için leyhte ve aleyhte

telkinde bulunmad›m. ‹ki çocu-

¤um var, üniversitedeki özgürlü-

¤ün tad›na tamamen var›n, dedim.

Hatalar›yla, sevaplar›yla ö¤renin,

dedim. Bu söyledi¤im ifle

yaramad›, ikisi de örgütlü olmad›,

ama genel olarak durufllar›

solda.

Ergenekon konusunda, Türkiye’de

darbeler filan nas›l oluyor

diye merak ettim. Her darbenin

arkas›nda 27 May›s da dahil bir

Amerikanc› hikaye var. ABD emperyalizminden

ba¤›ms›z bir darbe

giriflimi baflar›ya ulaflam›yorsa

zaten tutuklan›p öldürülüyor. Baflar›l›

olanlar ABD’nin iyi örgütledikleri

oluyor. Sonuçta sermayenin

önündeki bütün engeller demokratik

mekanizmalarla afl›la-

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 73


4 . O T U R U M

mad›¤› için bu darbelerle afl›lm›fl

durumda. Sermayenin önünü t›-

kayan ne var 15 günde 15 yasa;

istediklerini ç›kar›yorlar. Burada

darbeci olman›n nedeni yok. Birinin

darbeci olmas› için bariyerlerin

olmas› gerek. Baflar›s›z darbeci

her zaman olur, bugüne özgü de-

¤il.

Benim korkum, Susurluk’a

bulaflm›fl, derin devlete bulaflm›fl

birileri de yarg›lan›yor ya, onlar›

yarg›larken, cumhuriyetçi, ulusalc›

adamlar› monte edip, temiz

ka¤›tlar› al›p aram›za kat›labilirler.

Kurunun yan›nda yafl da yanar

ya onun gibi.

Naz›m’›n dedi¤i gibi ‘sen yanmazsan,

biz yanmazsak, nas›l ç›-

kar karanl›klar ayd›nl›¤a’ yeri gelecek

biz de yanaca¤›z. Belki bu

konuflmadan sonra beni de Ergenekoncu

diye alacaklar, filan.

Bunlara haz›rl›kl› olmal›y›z.

Panel sonunda konuflmac›lara topraktan yap›lm›fl teflekkür plaketleri ö¤renciler taraf›ndan verildi

Panel sonunda birlikte çekilen an› foto¤raf›

74

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


5 . O T U R U M

PANEL

Yaflanabilir Gelecek ‹çin Do¤a ve Çevre

Tanay S›dk› UYAR

Güneflin AYDEM‹R

Beflinci gün, “D›flar›da da

dumans›z hava sahas›

istiyoruz. Alia¤a‘da termik

santrale hay›r!” slogan›ndan

yola ç›k›larak Foça

Merkezde halk›n da kat›l›m›

ile gerçekleflen "Yaflanabilir

Gelecek ‹çin Çevre ve Do¤a"

panelinde konuflmac›lar›

Marmara Üniversitesi

Mühendislik Fakültesi

Ö¤retim Üyesi Prof.Dr.

Tanay S›tk› UYAR ve

Bu¤day Derne¤i-Do¤a

Korumac› -Atlas Dergisi

Yazar› Güneflin

AYDEM‹R’di. Do¤an›n

korunmas›ndaki

düflüncelerin bilimsel verilere

dayand›r›larak tart›fl›ld›¤›

panelde; enerji elde etmede

do¤aya zarar verecek

yöntemler yerine

yenilenebilir alternatif enerji

kaynaklar›n›n devreye

girmesi gerekti¤i ve Alia¤a -

Foça yöresinde oldukça

verimli bir flekilde

faydalanabilecek rüzgar ve

günefl enerjisinin

kullan›lmas›n›n gereklili¤i

dile getirildi.

Foça Belediyesi Reha Kültür

Merkezi’ndeki panelin

aç›l›fl›nda HKMO ‹zmir fiube

Baflkan› Muhittin

SELV‹TOPU ile Foça

Belediye Baflkan› Gökhan

DEM‹RA⁄ da birer konuflma

yapt›.

HKMO ‹zmir fiube Baflkan›

Muhittin Selvitopu

Foça Belediye Baflkan›

Gökhan Demira¤

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 75


5 . O T U R U M

Tanay S›dk› UYAR

Konumuz: Yaflanabilir Gelecek

‹çin Çevre ve Do¤a. Çok s›k›-

fl›p do¤ay› tahrip etmeye bafllad›-

¤›m›z zaman veya o bizi tahrip etmeye

bafllad›¤›nda durup düflünmeye

bafll›yoruz. Do¤a bize kibarca

hat›rlat›yor, e¤er flunlar› yaparsan

atmosfer içinde yaflars›n, yoksa

sen bilirsin! E¤er görmezden

gelirsek de bizsiz yola devam edebilece¤ini

daha çok beyin hücresini

kullanan, etrafta ne olup bitti¤ini

bilen, do¤an›n k›s›tlar›n›

uyan insanlarla yoluna devam

edece¤i mesaj›n› veriyor. Do¤an›n

iliflkilerinin, etkilerinin onun

k›s›tlar›n›n fark›nda olan insanlar

biraz daha fazla di¤er insanlara

karfl› duyarl› olup onlar›n bilgi ve

beklentilerini karar verme süreçlerine

katmay› gerekli görüyorlar.

Onu bir lütuf olarak görmüyorlar.

Daha çok demokrasiye inan›-

yorlar. Ben istedi¤imi yapar›m,

do¤ay› da kendime göre biçimlendiririm

diyerek kendinde güç

görmeyen insanlar daha demokrat

oluyorlar. Ekolojik yaflamdan

yana olmak, insani kalite ve demokrasinin

ilk temel ad›m› oluyor.

Tersi birbirini yok ederek var

olmak. Do¤an›n içinde bütün

canl›lar aras›nda da var olan bir

vermedi¤imiz, do¤du¤umuz yerin

kalite ve özelliklerini, sorunlar›n›

üstlendi¤imiz, baflka kültürlere

ço¤unlukla tolerans göstermedi¤imiz

yaflam çevresinin

oluflmas›n›n tek kayna¤› günefl.

“Biz her sabah do¤uyor” diyoruz

ama o atmosferin etraf›nda sürekli

olarak var. Güneflin ›s› ve ›fl›¤›

ve onunla gelen enerjinin atmosferin

içinde tutulmas› ve bu s›-

cakl›¤› +16 dereceye getirmesiyle

olufluyor yaflam. Bu aflamada insanlar›n

olup olmamas› fark etmiyor,

insanlar›n katk›s› yok.

Günefl ›s›s› ve ›fl›¤› atmosfer

içinde sera gazlar› denilen gazlar

taraf›ndan tutuluyor. Böylece atmosfer

içinde yaflam çevresi olufley.

Nedeni ne olursa olsun karfl›

karfl›ya gelen iki canl› biri di¤erinin

varl›¤›n› yok ederek sürdürüyor.

‹nsanlar olarak biz de do¤aya

uyumlu yaflamam›z gerekti¤ini

anlamam›z gerekiyor. Bunu anlamad›¤›m›z

zaman ileriye gidemiyoruz,

içinde yaflad›¤›m›z yaflam

çevremizi yok ediyoruz.

“Yaflam, enerjisini nereden

al›yor” sorusuyla bafllayal›m.

Her sabah do¤an güneflten al›yor.

Uça¤a binmifl olanlar›n›z vard›r.

10 bin km.’de -60 dereceye geliyor

s›cakl›k. Atmosferin, yani

“küresel hapishane” dedi¤im

içinde hep beraber yaflad›¤›m›z,

nerede do¤aca¤›m›za da karar

76

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


5 . O T U R U M

fluyor. 2000 y›lda dengeye gelmifl

bu. Sera gazlar› bünyelerinde ›s›

tutuyor. Ne kadar sera gaz› varsa

atmosferin etraf›n› bir battaniye

gibi sar›yor ve atmosfer içinde belirli

bir s›cakl›¤a ulafl›yor. Is›tt›¤›

yerde hava yükselince, mesela ekvatorda

en yak›n yerde, yükselen

havan›n yerini kuzey ve güney

kutuplar›ndan gelen so¤uk hava

al›yor. Okyanuslardaki ak›nt›lar›n

da etkisiyle bu binlerce y›ld›r

bir dengeye oturmufl. Ya¤mur,

rüzgar ve suyun buharlaflmas›yla

oluflan hareketler de insan›n etkisi

alt›nda olmuyor. Bitkiler fotosentez

ile atmosferde var olan sera

gazlar› içinde olan karbondioksiti

al›p, bünyelerinde karbonu

tutup d›flar›ya oksijen veriyorlar.

Bir yandan insan›n ihtiyaç duydu¤u

oksijeni sa¤l›yorlar bir yandan

da bitki olarak günefl enerjisinin

bir k›sm›n› kimyasal olarak

depoluyorlar. Suyu esirgemezseniz,

üzerine beton dökmezseniz,

topra¤› kirletip yok etmezseniz,

bir yandan da insanlar›n faaliyetiyle

asit ya¤murlar› arac›l›¤›yla

bitkileri yak›p yok etmezseniz, bu

do¤al süreç kendili¤inden iflliyor

ve güneflin enerjisi kimyasal olarak

depolan›yor. Bu arada fotosentez

ile oluflmufl bitkiler, organik

canl›lar, flu ya da bu nedenle

yeralt›nda hapis kald›¤›nda -depremler

veya volkanlar olabilir,

kömür, do¤algaz ve petrol dedi¤imiz

oluflumlar ortaya ç›k›yor.

Onlar›n da kayna¤› yerüstünde

oluflmufl, yeralt›na gömülmüfl güneflin

enerjisini kimyasal olarak

depolam›fl malzemeler. Kömür,

do¤algaz ve petrol aras›ndaki fark

içindeki karbon ve hidrojen oranlar›d›r,

benzerlikleri ise hepsi karbon

ve hidrojen içeriyor. Kömür

kat› malzeme içinde oldu¤undan

kat›, petrol s›v›, do¤algaz ise gaz

halinde bulunuyor. Bunlar› yakt›-

¤›m›zda atmosferde oluflturdu¤umuz

gazlar ek sera gaz› oluflturuyor.

Atmosfer içinde binlerce y›ld›r

denge oluflmufltu. 1800’lü y›llardan

itibaren fosil yak›tlar› fazla

ihtiyaç oldu¤u gerekçesiyle yak-

›lmaya bafllad›. Yeralt›nda bulunan

karbonu dengede bulunan atmosfere

sald›k. Her yakt›¤›m›z

termik santralda üretti¤imiz kilowat/saat

elektrik bafl›na bir kilogram

karbondioksit veriyoruz atmosfere.

Bir petrol santral›nda

üretti¤imiz her kilowat saat bafl›-

na 640 gr. karbondioksit veriyoruz.

Her do¤algaz santral›nda ise

450 gr. karbondioksit veriyoruz.

Yani yeralt›nda depolu bulunan

karbondioksiti çözüp atmosfere

aktar›yoruz. Her aktard›¤›m›z

karbondioksit molekülü, battaniyemizi

kal›nlaflt›rmaya bafll›yor.

Küresel ›s›nma dedi¤imiz bu.

Da¤lardaki buzlar çözülüyor, su

seviyesi yükseliyor, ak›nt›lar de-

¤ifliyor. Bütün bunlar günlük gazetelerdeki

3. sayfa cinayet haberlerine

dönüfltü.

Jeotermal kaynak dedi¤imizde

ise yeralt›nda 6000 derecelik

magman›n ›s›tt›¤›n› yerüstüne

ç›kard›¤›m›zda, ›s› ve elektrik

üretebildi¤imiz enerji kayna¤›.

Bu da do¤an›n bize sundu¤u bir

imkan.

Enerjiye biraz daha detayl›

girmek istiyorum. Termik santraller

ve ulaflt›rma dedi¤imiz bütün

araçlar›n tümünde küresel

›s›nmaya yol açan tehdit var. Bunun

için toplu tafl›m ve yenilenebilir

enerjiyle giden araçlar› tercih

ediyoruz.

Metan gaz›n›n büyük k›sm›

tar›mdan özellikle pirinç tarlalar›ndan

geliyor. Kesti¤imiz her

a¤aç ile atmosferde dengeyi sa¤layan

bir arac›n yok edilmesine yol

aç›yoruz. Biliyorsunuz at›klarda

metan gaz› birikmesi çok oluyor.

Sanayide özellikle çimento

fabrikalar› atmosferi çok kirletiyor.

Fransa, Türkiye’nin imtiyazl›

ortak al›nmas›n› istiyor, çünkü

burada birçok çimento fabrikas›

sat›n alarak faaliyetlerini sürdürmeyi

amaçl›yor. Üretilen her ton

çimento bafl›na bir ton karbondioksit

sal›n›m› yap›yor. AB standartlar›n›n

2020 hedefi sera gaz›

sal›n›m›n› %20, enerji kullan›m›-

n› da %20 daha azaltmak ve %20

yenilenebilir enerjiye geçmek.

Böylece AB üyeleri imtiyazl› ortakl›k

yoluyla bizim gibi ülkelere

bu teknolojileri transfer ederek

kendisi için iyi olan› infla etmek

istiyor. Bir de bu ülkelerde kirli

teknoloji yat›r›mlar›n› do¤ru bulan,

yani neoliberal politikalar›

benimseyen muhataplar bulursa

isteklerini gerçeklefltiyorlar.

1980’den itibaren özellikle endüstrileflmifl

ülkelerin kendi krizlerini

aflmak için kredi vererek,

tahkim mahkemelerinin yetkili

k›l›nd›¤› ve bu da yetmezmifl gibi

sorun ç›kt›¤›nda kirli teknoloji

transfer eden belediye veya flirket

ödeyemedi¤inde bütün TC vatan-

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 77


5 . O T U R U M

dafllar›n›n ödemesi için hazine

garantisi isteyerek neoliberal sald›r›lar›n›

gerçeklefltiriyorlar. Bu

mekanizma ifllemeye bafllad›.

Hollanda da bizim imtiyazl›

ortakl›¤›m›z› savunuyor, di¤er

yandan da asbestli gemilerini bize

yolluyor. Bizim imtiyazl› ortakl›kl›¤›m›zla

standard›m›z› yükseltmememiz

onlar›n ifline yar›-

yor. Fransa ve Hollanda’yla birlikte

Almanya da imtiyazl› ortak

olmam›z› istiyor. Kirli yat›r›mlar›nda

bizim ülkemiz onlar için

ideal. Ancak bizim de ortakl›k

içinde yer almam›z› isteyen, AB

üyesi ülkeleri de var.

AB iyi veya kötü, girelim veya

girmeyelim tart›flmas› yerine, benim

anlay›fl›ma göre ülkemizin

yaflam kalitesinin yükseltilmesi

ve çevresinin korunmas› için bir

mücadele içinde olmal›y›z. Gözlerimizi

kapamak, beni ilgilendirmiyor

demek, her dediklerini yapal›m

demek ayn› kap›ya ç›k›yor.

Müzakere sürecini bir mücadele

süreci haline getirmek laz›m.

Tar›mda AB standartlar›na uymayan

gübreler geldi¤ini ve bu

gübreyle üretilen ürünlerin AB

standartlar›na uygun olmad›¤›

için geri çevrildi¤ini biliyoruz. Bu

ülkeleri ve ticaret erbaplar›n› suçlaman›n

anlam› yok. Onlar kendileri

için iyi olan› yap›yorlar.

Bunlar› talep etmememiz laz›m.

Uygun kurum ve kurulufllar›

oluflturmam›z, yerel ve merkezi

yönetimlerin, üniversitelerin, maafllar›n›

yurttafllar›n vergilerinden

verdi¤imiz herkesin, özetle kamunun

kamulaflt›r›lmas› gerekiyor.

1980’den beri kamu özellefltirildi

biliyorsunuz, bizim özel sektörü

özellefltirmemiz, kamuyu da

kamulaflt›rmam›z gerekiyor. Bunu

yapmad›¤›m›z zaman kamu

gücüyle donanm›fl olan yetkili,

söyledi¤i herfleyin do¤ru oldu¤unu

dayatmaya bafll›yor. Dokunulmazl›¤›

da var.

Kamudan süzülerek gelen konular

parlamentoda yeterince her

yönüyle tart›fl›lmad›¤› zaman, al›-

nan kararlar her zaman do¤ru olmuyor.

BM’de de çevre bir sorun. ‘Ardus

Sözleflmesi’ ad›nda bir sözleflme

var. Bilgiye eriflim, karar verme

süreçlerine kat›l›m ve adalete

eriflim diye. Bunun sizlerin bilmesinde

yarar var.

Ülkeler aras› iklim de¤iflikli¤i

panelinde 2500 bilim insan›, hakikaten

küresel ›s›nma var m› diye

sorgulad›lar ve oldu¤una karar

verildi. BM’de konufluluyor, kimse

“bana ne” diyemiyor, çünkü

herkesi tehdit ediyor. Kirleten ülkeler

ise kendi sorumluluklar›n›

emisyon ticareti gibi mekanizmalarla

baflka ülkelerde bu indirimi

yaparak mevcut durumu sürdürmek

istiyorlar. Bedeli kendi ülkelerinin

d›fl›nda ödettirmeye çal›fl›-

yorlar.

Fosil yak›tlar›n atmosferdeki

tahribat› nedeniyle bizim de hiç

bir flekilde termik santral kurmamam›z

gerekiyor. Çünkü kurulan

termik santraller hem yak›n çevreyi

tahrip ediyor, hem de küresel

kirlenmeye katk›s›n› artt›rd›¤›

için Kopenhag’dan bafllayarak

karbon vergisi ödeme yükümlülü¤ümüz

bafll›yor. ‹talya fosil yak›tlarla

elektri¤i Arnavutluk’ta,

temiz enerjiyi ise kendisi üretiyor.

Kirli enerji üretti¤i için Arnavutluk

halk›n›n hanesine borç

olarak yaz›l›yor. Rusya, rafinerisini

Türkiye’de kurmak istiyor.

Çünkü o rafineriden ç›kan ürünlerin

karbon vergisi TC vatandafllar›

taraf›ndan ödenecek. Bu genç

arkadafllar› ilgilendiriyor, çünkü

daha önlerinde en az 30-40 y›l

yaflayacak ömürleri var. Bu bilgileri

sizlerle paylafl›yoruz, uyumaman›z

gerekiyor. Bu konular› izlemeniz,

ilgi alanlar›n›za bu konular›

katman›z gerekiyor.

Nükleer enerji çözüm gibi anlat›l›yor.

Almanya gibi endüstrileflmifl

ülkeler en k›sa zamanda

fosil ve nükleerden uzaklaflmay›

hedefledikleri için böyle bir plan

yap›yorlar. Bunun için termik

santrallerini ‹skenderun Sugözü’ne

aktarmak istiyorlard›. Bunu

sa¤lad›lar. Türkiye’nin % 7 elektri¤i

ithal kömürle burada üretiliyor.

Bu elektri¤i almak zorunda.

Almak istemese de paras›n› ödemek

zorunda. Bu büyük borçlar

özellikle genç arkadafllar›m›z›n

borcu. Kredi kartlar›ndaki borçlar

gibi.

Günefli bize göre yar› yar›ya

az olan Almanya’da her çat›ya günefl

pili koyup, bulduklar› her yere

rüzgar tribünü dikiyorlar. Ekonomilerini

enerji duyarl›kl› olmaya,

savafllardan uzak durmaya çal›fl›yorlar.

Yüksek lisans›m› nükleer

enerji konusunda yapm›flt›m.

Amerika’da 1978 y›l›ndan beri

santral siparifl edilmedi¤i, daha

önce siparifl edilen 100 tanesinin

de iptal edildi¤ini biliyoruz. Bakanlar

Kurulunda Bülent Ecevit

ça¤›rd›¤›nda bunlar› sunmufltum.

1999 y›l›ndaki iptalde bu çal›flman›n

etkisi olmufltu. Son nükleer

santral 1970’de inflaata bafllanm›fl

96’da sonuçlanm›fl. Nükleer

endüstrinin sorunlar› olarak flunlar

söyleniyor; ‹nflaat maliyetleri,

at›klar›n sorunu, santrallar›n çal›flmas›n›n

düzenlenmesi konusundaki

yüksek maliyetler, denetlenmesi

zor, kaza oldu¤unda

haber vermiyor, nükleer denetleme

komisyonuna ra¤men büyük

bir altyap› kurmas› gerekiyor, her

yere bir görevli koymas› laz›m

vs... Amerika’dan bafllayarak

70’lerden bu yana nükleer santraller

kurulmuyor. Uzun süredir

kurulum olmad›¤› için kimse bilmiyor,

karfl› olanlar neden karfl›

olduklar›n› bilmiyor, destekleyenler

nas›l bir yanl›fl yapt›¤›n›

bilmiyor. Yaflanabilir bir do¤a

için bunu bilmemiz laz›m.

Bu santrallerin hangi amaçla

kullan›ld›¤› da bu arada söylenmiyor.

Nükleer santraller elektrik

üretmek için kurulmuyor. 1950’

lerden 70’lere kadar geliflmifl ülkeler

bunu nükleer silah malzemesi

üretmek için kurdu. As›l

78

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


5 . O T U R U M

amaç nükleer bombada kullan›lacak

plütonyumu ve di¤er malzemeleri

üretmek. Bu s›rada santralde

reaksiyon s›ras›nda biriken

›s›n›n d›flar›ya al›nmas› gerekiyor

ki reaksiyon devam edebilsin.

Elektrik, at›k yan ürün olarak ortaya

ç›k›yor. Rusya bunu merkezi

›s›tmada kulland›. Amerika elektrikte

kulland›. Bir nükleer santral

ömrü boyunca üretti¤i enerjinin

üç mislini tüketiyor. Uranyum

295 santrifüjlerde haz›rlan›rken

çok fazla enerji gerekiyor.

Amerika bunun için yan›na baflka

bir termik santral kuruyordu.

Ama as›l ürüne ulaflmak için üç

misli de¤il yirmi misli de enerji

kullan›rs›n›z. Burada elektrik

enerjisi üretebilecekmifl gibi düflünmemek

gerek.

Bu arada ‹ngiltere’den bahsetmek

laz›m. 1980’de nükleer santralleri

özellefltiremedi ve kamuda

kald›. Bugün ‹ngiltere, süresi

dolan santralleri kapatmas› gerekiyor.

Bunun maliyeti 19 santral

için 91 milyar Sterlin. Her bir

santralin kapatma maliyeti 10

milyar dolara mal oluyor. Bizim

nükleer enerji yasam›z›n bir köflesinde

1000 megawat›n üzerindeki

termik santrallerin 15 y›ll›¤›-

na al›m garantisi tahkim anlaflmas›

yasas›yla yap›lmas› yer al›yor.

Nükleer olmazsa, o yasa termik

santral yasas› olacak. ‹çinde bir

de at›klar›n bertaraf›n›n yüzde

flu kadar›n›n kamu taraf›ndan yap›laca¤›

diye bir kay›t var. Bu 5

santral için 50 milyar dolar demektir.

Yani bu 50 milyar dolar›,

daha genç arkadafllar›m›z ödeyecek

anlam›na geliyor.

Baflka ülkelerde kurulan santraldan

al›nan kullan›lm›fl yak›tlar›n

içinden plütonyum çekilmifl

olanlar›n, araflt›rma enstitülerinde

küresel nükleer enerji ortakl›¤›

ad› alt›nda bar›flç› kullan›m› fleklinde

at›klar›n transferi söz konusu.

Bizim Atom Enerji Kurumu

baflkan›m›z, bunlar›n çok de¤erli

oldu¤unu, gerekirse at›k tesisini

kurabilece¤imizi, söyledi. Üçüncü

safhada da son pislikler de bize

geliyor. Böylece bunun ad› bar›flç›

kullan›m oluyor. Plütonyumu di-

¤er ülke al›yor, siz hammaliyesini

yap›yorsunuz, bu arada elektrik

üretmifl gibi oluyorsunuz. Bütün

dünyan›n terketti¤i fleye yönelmifl

oluyorsunuz.

Do¤aya uyumlu fleyler yap›ls›n,

enerjimizi günefl, rüzgardan

üretelim diyoruz. Bunun mümkün

olabilece¤ini ve yüzde yüz

yenilenebilir enerji ile bütün

enerji ihtiyaçlar›m›z› karfl›layabilece¤imizi

kan›tlayaca¤›m.

1850’lerde atmosferin içinde

günefl vard›, bugün var, yar›n da

olacak. Günefl bizi terk edip gitmedi¤i

sürece ayn› kararl›l›k var.

Hergün bir flekilde yüzyüzeyiz.

Bu denge oldu¤u sürece güneflin

atmosferin içine verdi¤i enerji

çok fazla. Oluflturdu¤u rüzgarlar

da enerji aç›s›ndan çok fazla. Dalgalar,

biyokütle ve su gücü, jeotermal

ise çok daha fazla, çatlaklar

aras›nda buhar verip ›s› almak

üzerine çal›fl›l›yor ki bu çok

önemli. Bu kaynaklar her zaman

vard›, peki neden do¤algaz, kömür,

petrol kullan›m›na geçildi.

H›zl› sanayileflmenin ihtiyaç duydu¤u

›s› ve elektri¤e dönüfltürecek

teknoloji yoktu. Bu teknoloji

kopuklu¤u nedeniyle kolay olan›

yani yeralt›ndan bu kaynaklar›

kullanmaya bafllad›lar.

Türkiye’ye y›lda 25 milyon insan

günefllenmeye geliyor, demekki

yeteri kadar var. TÜB‹TAK

çal›fl›rken 1988 y›l›nda topograf

ve flöför arkadafl›mla Anadolu’da

60 bin km. dolaflarak rüzgar haritas›n›

yapt›k. Rüzgardan iki misli

elektrik üretebilece¤imizi söyledik.

91 y›l›nda bunu söyledik, 92

y›l›nda da böyle saçma sapan ifllerle

u¤raflt›¤›m›z için TÜB‹-

TAK’tan ifl akdimiz fesh edildi.

Nükleer konusunda, kömür konusunda

çal›flmalar yapm›fl bir

mühendis olarak modas› geçmifl

bir fleyle u¤raflman›n bedelini

ödedim. Sa¤olsunlar onlar›n sayesinde

üniversiteye girdim. Kamudaki

insanlar zaten o y›llardan itibaren

özelleflmeye bafllam›flt›.

Abuk sabuk günefl, rüzgar diyenleri

temizleyip petrol, do¤algaz,

kömür diyenlerden bir yap› oluflturmaya

karar verdiler. Ona göre

de seçim sistemi de¤ifltirildi. Siyasi

Partiler Kanunu da bu flekile

ulaflt›. Yap› çok de¤iflmesin diyorsan›z

muhalefet olarak siz de

mevcut durumun sizin için daha

venli daha kal›c› bir flekil olarak

görebiliyorsunuz.

Biyokütleye gelince, topra¤›-

m›z ne kadar verimli biliyorsunuz,

çöl de¤il buras›, do¤an›n

kendili¤inden enerji deposu

›ç›s›ndan da pekçok ülkeye göre

daha avantajl›y›z. Da¤l›k bölgelerimizi

ve su potansiyelimizi hepimiz

biliyoruz. Dünya ortalamas›ndan

çok daha fazla su kaynaklar›m›z

var.

1850’den bu yana teknoloji ne

oldu. Petrol, do¤algaz ve kömüre

devam edildi. 1970 y›l›nda petrol

kriziyle ‹ngiltere’de bir gecede

ikibin kifli öldü kentlerde kömür

yak›ld›¤› için. ‹ngiltere’de enerjinin

etkin kullan›lmas›na hemen

geçmek zorunda kald›lar. Bütün

endüstrileflmifl ülkeler sorunu yaflad›lar

ve bir gecede bunu yapt›-

lar. Sorun çözülmezse sa¤l›k harcamalar›n›n

artt›¤›n› gördüler. ‹lk

olarak enerjinin etkin kullan›m›-

n› hayata geçirdiler. 70’den 2000

y›l›na kadar sanayi, ulafl›m, tar›mda

her ifli dört misli daha az

enerji kullanarak yapmaya bafllad›lar.

Örnek buzdolaplar›; dört

misli daha az enerji tüketen aletler

ürettiler. Kampanyada en

ucuz olan› de¤il en az enerji tüketeni

kullanmay› flart kofltular kamuda.

‹ki ayda o para fark›n› ç›-

kart›yor. Hollandal› belediyeler

daha az enerji tüketsin diye ücretsiz

ampul da¤›tmaya bafllad›-

lar. Bunu kamu inisiyatifiyle yap›yorlar.

Biz enerjinin Etkin Kullan›m›

Yasas›n› 2005 y›l›nda ç›kard›k.

Aram›zdaki 30 y›l fark var. Biz

‹talya’n›n seviyesine 30 y›l sonra

gelece¤iz demek, ‹talya’n›n b›rak-

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir 79


5 . O T U R U M

t›¤› çöpleri 30 y›l sonra kullanaca¤›z

anlam›na geliyor. Burada da

kafam›z› düzeltmemiz laz›m. fiu

anda Enerjinin Etkin Kullan›m

Yasas›na bakt›¤›n›z zaman 5-10

y›ld›r erteleniyor. Çünkü do¤algaz,

kömür anlaflmalar› yap›lm›fl,

kullanmad›¤›m›z do¤algaz›n paras›n›

ödüyoruz ya, enerji tasarrufu

yapar da az do¤algaz kullan›rsan›z

tasarruf etti¤inizin hiç

bir de¤eri olmuyor. Çünkü onun

tasarruf etmemifl gibi paras›n›

vermiflsiniz en yüksek fiyattan.

Samsun’daki mobil santral kirli,

kazlar da dayanam›yor, bal›klar

da dayanam›yor; kapal› tutuluyor.

Kapat›l›nca üretmedi¤iniz fleyin

üretmifl gibi paras›n› ödüyorsunuz.

Bu mobil santralda 1993

y›l›nda Endenozya taraf›ndan

terk edilmifl santral. Birisi anlaflma

yapm›fl tahkim ve hazine anlaflmas›

diye ball› börek, ömür

boyu ayl›k gelir. Kapat›n, diye rica

ediyorsun. Kapat›r›m tabi ama

param› ver, diyor. Kendi paran›zla

rezil oluyorsunuz, bilin diye

anlat›yorum.

Her yerde kanserle ilgili birfley

görüyorum, otobüslerde insanlar›n

ellerinde tomografi zarflar›

görüyorum. Ben termik santral

sat›c›s› olsam gitti¤im yerlerde

kanser ilac› satar›m, kanser hastanesi

açar›m. ‹kisi birbirini besleyen,

pazar oluflturan dayan›flmal›

faaliyet halinde.

Atmosferin içindeki problemi

çözmek için Amerika, Almanya,

Japonya günefl pilinden, rüzgar

tribünlerinden elektrik teknolojisini

gelifltirmeye bafllad›lar. ‹lk

olarak Amerika 1980’lerde 15 bin

tane siparifl etti. 1980’de Çeflme

Alt›nyunus Tatilköyünde 55 kilovatl›k

rüzgar tribünü kuruldu. Bizim

çal›flma yapt›¤›m›z dönemde

Tuborg firmas› Yaflar Holdinge

hediye etmiflti. O zaman en büyük

rüzgar tribünü teknolojisiydi

ve 80 kilovat düzeyinde Hollanda

üretiyordu. Hollanda, Danimarka

diyorum, çünkü orada do¤a ile

iliflkileri tan›mlarken, okyanustan

gelen suyu geriye atmak için rüzgar

tribünlerini kullanm›fllar.

Hollanda 1985’ten itibaren bir saatte

80 kilovat/saat enerji üreten;

yani on tane 100 vatl›k ampülü

bir saat yakacak ya da 80x10=800

watl›k ampulu yakacak enerji

üreten bir rüzgar tribünü

yapm›fllard›. Almanlar Hollanda’dan

ithal etmeye bafllam›fllar.

Bu arada Amerikan hükümeti ise,

80’den itibaren her üreticiye siparifl

veriyor. fiu anda 15 bin tane

rüzgar tribünü Californiyada üretim

yap›yor. Bu talep bu sektörü

gelifltirmeye bafllad›. 1995’de 600

kilowatl›k tribünler üretilmeye

bafllad›. AB daha sonra 1000 kilowatlar›n

üretilmesi için destek

verdi. 1500’lükler 2000 y›l›nda

ç›kt›. fiu anda denizüstü tribünler

6000 kilowatl›k. Her biri 25 bin

kiflinin elektri¤ini veriyor. Bütün

bu teknolojik geliflme 20 y›lda oldu.

Biz de 88’de rüzgar haritas›n›

yapm›flt›k. Bedelimizi ödedik, cezam›z›

ald›k. Avrupa 89’da yapt›

bunu. O günden bugüne teknolojinin

geliflti¤i hali görüyorsunuz.

Dünya flu anda buna dönüyor.

Mesela Çin’de befl bin kiflinin çal›flt›¤›

rüzgar tribün üretim tesisleri

var.

Güneflte çat›ya konan günefl

pilleri var. Almanya’da her çat›ya

bu paneller konuyor.

Su tribünlerini yenilenebilir

olarak görmüyoruz. Çünkü barajlar

çevreyi tahrip ediyor.

Biyoteknoloji yani yakmaya

gelince, Avustralya’da bitki art›klar›ndan

oluflan odunlarla toplam

›s›nmalar›n›n yüzde 70’ini sa¤l›-

yorlar. Bu teknolojiler geliflmifl

durumda. Eksik olan kamu iradesi.

Geçen hafta Çin’deydim. ‹ki

bölgede valiler, belediye baflkanlar›

onlar›n öncülü¤ünde insanlar

toplanm›fl yat›r›mc›lar, gençler,

ö¤retim üyeleri, o bölgede nas›l

yenilenebilir enerjiye geçilebilece¤ini

tart›fl›yorlar. Ben de Rüzgar

Enerji Birli¤i’ni temsilen dünyada

neler olup bitti¤ini onlara

anlatt›m. Kamu iradesi olarak Almanya

örne¤ini veriyordum bundan

sonra Çin’i örnek verece¤im.

Ama art›k Küba’y› örnek verece-

¤iz, dün Castro aç›klama yapt›,

küresel ›s›nmayla ilgili önlem alman›n

ne kadar önemli oldu¤unu

2004 y›l›nda yenilenebilir enerji

devrimini bafllatt›klar›n› 9 milyon

tane elektrik ampulü da¤›tt›klar›-

n› yüzde 30-40 tasarruf sa¤lad›klar›n›

söyledi. Konferans için davet

ettiklerinde gitti¤im zaman

bakanl›¤a girerken Che’nin foto¤raf›n›n

yan›nda, üç tane rüzgar

tribünü ile yenilenebilir enerji

devriminin afiflini gördüm. Dün

Fidel Castro yapt›¤› aç›klamada

küresel ›s›nmaya dikkat çekerek,

termik santrallerin kullan›lmas›-

n›n devrimci bir uygulama olmad›¤›n›

çok net olarak ifade etti.

Almanya’da 97’de bir yasa getiriyorlar

meclise, rüzgar tribünlerinin

öncelikli bina olmas› için.

Nisanda yasay› ç›kart›yorlar.

2001’de mahkemeye veriliyorlar

AB mahkemesine haks›z rekabet

yap›l›yor diye. Mahkeme ‘hay›r,

yenilenebilir enerji bir kamu hizmetidir,

bir an önce geçilmelidir

diyor.

Almanya rüzgar› bize göre yar›

yar›ya az oldu¤u için destek

vermek zorunda. Türkiye’de deste¤e

gerek yok çünkü 5 cent’e

üretiliyor. fiu anda bakanl›kta 83

bin megavat baflvuru var lisans almak

için, hiç bir destek de istemiyorlar.

Tabii ki lisanslar›n düzgün

verilmesi laz›m. Kamu ç›karlar›na

zarar verilmeden verilmesi

laz›m. Di¤er bütün yat›r›mlardaki

denetimlerin yap›lmas› laz›m.

Rüzgar santrallar›n›n da 95 y›-

l›ndaki çöp olanlar›n›n burada tesisini

engellemek laz›m. Daha önce

buzdolab›, tekstil ve fotokopi

makinalar›nda olan fleyin olmamas›

için. Neoliberal sald›r› burada

da ayn› flekilde iflliyor. Bunun

önlemini alacak olan da, kamulaflt›r›lm›fl

kamu olmak zorunda.

2010 y›l›nda 15-17 Haziran

Eurosolar konferans› ‹stanbul’da

yap›lacak, bunu not etmenizi istiyorum.

80

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas› ‹zmir fiubesi 8. Yaz E¤itim Kamp› - 2009 Foça/‹zmir


5 . O T U R U M

Son olarak flunu söylemek istiyorum,

kömür, petrol ve do¤algaz

ba¤›ml›l›¤›ndan kurtulup bar›flç›

enerjiye yönelmeliyiz. Bildi-

¤iniz gibi günefli özellefltiremezsiniz.

Bu ifli nas›l yapaca¤›z, bunu

yapacak insanlar›n yaflamlar›n›n

kalitesini yükseltmek gerekiyor.

Bunun için ne yapmam›z gerekti-

¤ini Güneflin anlatacak.

Güneflin AYDEM‹R

Yenilenebilir enerji kaynaklar›yla

bugün mevcut ihtiyac›m›z›

karfl›layabiliriz dediniz. Bunun

için ne olmas› gerekiyor Artan

bir enerji iste¤i var, doymak bilmeyen

ifltah›m›z oldu¤u için bunu

da karfl›layabilir miyiz

Tanay S›dk› UYAR

Yüzde yüzünü karfl›lamak için

öncelikle kaynak var m›, buna

bakmak gerekir. Kayna¤›n oldu-

¤unu gördük, hergün do¤an günefl

bunu bize veriyor ve yan›m›zdan

akan petrol boru hatt› gibi

ak›p gidiyor. Kullanmazsan›z ertesi

gün yeniden var, onun için

yenilenebilir.

Teknoloji geliflmifl ama talebin

tamam›n› karfl›layabilir mi

Sorumuz bu. Avrupa Yenilenebilir

Enerji Birli¤i, Eurosolar olarak

her y›l depolama için konferans

yap›yoruz. Bu enerjinin yüzde

yüz karfl›lama sorunlar›, depolama

teknikleri üzerine konufluyoruz.

Ona gerek olmadan da flunu

görüyoruz ki güneflin kimyasal

enerjisini depolayan biyokütlenin

bir son olarak do¤an›n kendi deposu

oldu¤unu, biyokütle ile beraber

rüzgar› ve günefli birlikte

ele ald›¤›m›zda bir çözüm oldu-

¤unu görüyoruz. ‹kincisi, büyük

barajlar›n oldu¤u ülkelerden mesela

Kanada 3000 wat rüzgar

enerjisi kuruyor. Rüzgardan geldi¤inde

üretecek, baraja suyu depolayacak

ihtiyac› oldu¤unda

karfl›layacak.

Eurosolar baflkan›ndan duydu¤umuza

göre ‹spanya’da, yüzde

60 binalara yenilenebilir enerji

kullan›lmas›na göre ruhsat veriliyor.

Böyle önlemler almaya çal›fl›-

yorlar.

Birinci çözüm enerjinin etkin

kullan›m›. Bir kiflinin en az enerji

ve en az çevre kirleterek, en h›zl›

bir flekilde ulaflmas›. Bunu sa¤lad›¤›n›zda

sorunu çözüyorsunuz.

Bunu kendi ülkeniz için çözüyorsunuz

ama di¤er ülke için sorun

yarat›yorsunuz. Müflteri olmad›-

¤›n›z, neoliberal ekonomiye katk›

sa¤lamad›¤›n›z zaman o çöpün

üretildi¤i ülke için bir sorun yarat›yorsunuz.

Avrupadaki çevrecilere flunu

söylememiz gerekiyor, kendi ülkenizde

üretti¤iniz çöpü kendi

ülkenizde temizleyeceksiniz.

Fransa’daki çevreci arkadafllara

at›klar›n›z› lütfen kendi ülkenizde

depolay›n, Türkiye’ye yollamay›n,

buradaki yap›lacak nükleer

santral protestosuna kat›l›p hay›r

demek yerine, onun buraya

gelmemesi için kendi ülkenizde

çal›fl›n.

Hollandal› arkadafllardan asbest

yüklü gemilerinin kendi ülkelerinde

temizlemelerini talep

etmek gerekiyor.

AB ile müzakere süreci bir an

önce bafllamal›. Bafllamas›n›n ertelenmesinin

bir nedeni bütün

termik santrallerin tahkim ve hazine

anlaflmalar›n›n bitirilmesi, o

ülkelerin yükü de¤il, bizim yükümüz

haline geldikten sonra müzakere

aç›lmas› bekleniyor. Erteleme

nedeni bu.

Güneflin AYDEM‹R

Buraya Küçükkuyu, Çanakkale’den

geldim. Bu¤day Derne¤inin

k›rsal e¤itim merkezini kuruyoruz.

Orada köyde yafl›yorum. K›rsal

yaflam› daha iyi gözleme flans›m

oluyor.

Yaflanabilir çevre ve do¤a için

ne yapabiliriz, sorusunu sizlerle

paylaflaca¤›m. Tanay hocan›n sunumunda

ac› gerçekler var. Ama

Ömer Madra’n›n söyledi¤i gibi

‘silah elde ölmek’ gerekir diye düflünüyorum.

Uluslararas› organik tar›m ile

ilgili bir toplant›da konuflmac›lardan

birinin söyledi¤i bir cümleyi

konuflman›n bafl›na koymak istiyorum.

Yaflad›¤›m›z gezegen, Tanay

hocan›n deyimiyle küresel

hapishane, geliflmifl ülkelerle, geliflmemifl

ülkelerden oluflan de¤il,

oluflmuyor, asl›nda tek bafl›na geliflen

bir dünyadan olufluyor. Bu

bence önemli, sürekli her konuflmada

geliflmifl ülkelerden bahsediyoruz.

Bir de az geliflmifl ülkeler

var. Bu iki dünya birbirinden ayr›ym›fl

gibi kavr›yoruz. Halbuki,

do¤ada böyle bir ayr›l›k yok. Yaflam›n

örgüsü içinde herfley o kadar

birbiriyle ba¤lant›l› ki ay›rmaya

bafllad›¤›m›zda sorunun zeminini

haz›rlam›fl oluyoruz.

Bugünkü sorunlar›n çözümlerini

görmek için de tarihte ufak

bir yolculuk yapmak laz›m. Tarih

anlatmak niyetinde de¤ilim ancak

geçen hafta Bursa’da bir ören

yerine gittim. Kaz›lan yer 7000

y›l önce kurulmufl. O bölgede

Bursa’y› merkez al›rsan›z, Çatalhöyük

hariç, Balkanlar dahil o

bölgedeki ilk insan yerleflimi. Alt›

y›ld›r kaz›l›yor on y›l daha kaz›lacak.

Bir mezar alan› ve yatan iske-

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odas›