19.08.2014 Görüntülemeler

f428ed8209

f428ed8209

f428ed8209

SHOW MORE
SHOW LESS

PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!

SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.

53<br />

Sayı 53 Mart - Nisan 2010<br />

Buhar makinelerinden<br />

dijital devrime;<br />

Sanayileflme<br />

Dünyan›n oluflumu ve<br />

CERN deneyleri<br />

‹pekyolu ve Kervansaraylar<br />

Volkan patlamalar›,<br />

küçük ve büyük k›yamet<br />

senaryolar›


Dünyan›n oluflumu ve<br />

‹mtiyaz Sahibi<br />

Mimar ve Mühendisler Grubu adına<br />

Genel Başkan<br />

Avni Çebi<br />

Sorumlu Yaz› ‹flleri Müdürü<br />

Adem Sarı<br />

53<br />

Sayı 53 Mart - Nisan 2010<br />

Buhar makinelerinden<br />

dijital devrime;<br />

Sanayileflme<br />

Dünyan›n oluflumu ve<br />

CERN deneyleri<br />

‹pekyolu ve Kervansaraylar<br />

Volkan patlamalar›,<br />

küçük ve büyük k›yamet<br />

senaryolar›<br />

Yay›n Koordinatörü<br />

İsmail Şaşmaz<br />

ismail@ajanspiksel.com<br />

Yay›n Kurulu<br />

Mehmet İşci, Osman Arı, Yakup Güler,<br />

Mahmut Çelik, Yavuz Sarı,<br />

Mehmet Bulayır, Mesut Uğur,<br />

Osman Şahbaz, Yılmaz Ada<br />

Bu Say›ya Katk›da Bulunanlar<br />

Prof. Dr. Ercan Öztemel, Ömer Doğan,<br />

Saffet Çakmak, Ahmet Erkoç<br />

Yay›n Dan›flma Kurulu<br />

Prof. Dr. İlhami Karayalçın,<br />

Prof. Dr. Nazif Gürdoğan, Adnan Çelik,<br />

Prof. Dr. Nizamettin Aydın,<br />

Prof. Dr. Zeki Çizmecioğlu,<br />

Yrd. Doç. Dr. Ömer Faruk Kültür,<br />

Ali Reyhan Esen, Fatih Dönmez<br />

Editör<br />

A. Kadir Mermertaş<br />

kadir@ajanspiksel.com<br />

Görsel Yönetmen<br />

Nevzat Albayrak<br />

Renk Ayr›m›<br />

Muhammet Dilsiz<br />

Reklam<br />

reklam@ajanspiksel.com<br />

‹letiflim Adresi<br />

Kuştepe Biracılar Sok. No: 7<br />

Mecidiyeköy/İstanbul<br />

Tel: 212 217 51 00<br />

Fax: 212 217 22 63<br />

Web: www.mmg.org.tr<br />

E-posta: mmg@mmg.org.tr<br />

‹çerik ve Yap›m<br />

Eski Osmanlı Sok. Cansun Apt. 5/7<br />

Mecidiyeköy/İstanbul<br />

Tel: 212 273 27 50<br />

Fax: 212 273 27 51<br />

Web: www.ajanspiksel.com<br />

E-posta: info@ajanspiksel.com<br />

Bas›m<br />

Milsan Basın San. A.Ş.<br />

0212 471 71 50<br />

Yay›n Türü<br />

İki ayda bir yayınlanır.<br />

Yerel Süreli Yayın<br />

Ücretsizdir<br />

Yazı ve reklamların içerik sorumluluğu<br />

sahiplerine aittir. Kaynak gösterilerek<br />

alıntı yapılabilir.<br />

editörden<br />

Merhabalar…<br />

Büyük de¤iflimler, büyük yükselifller büyük devrimlerle<br />

yaflanm›flt›r. Ülkeleri de¤erlendirmede önemli ölçütlerden<br />

biri olan sanayileri de büyük bir devrimle, sanayi devrimi ile<br />

bafllad›. Su de¤irmenlerinin icad›ndan buhar makilerinin<br />

icad›na bugün gelinen noktada sanayi devriminin ne kadar<br />

büyük bir devrim oldu¤unu görmekteyiz. Bizde 53. say›m›zda<br />

dosya konusu olarak sanayileflme konusunu ele ald›k.<br />

Sanayinin gelifliminden bugüne dünyadaki geliflmeleri ve<br />

ülkemizdeki durumu derinlemesine inceledik.<br />

Sanayileflme bugün geliflmekte olan ülkeler için önemli bir<br />

büyüme arac›. Fakat sanayileflme çabas›nda olan ülkeler<br />

bilgi ça¤› dedi¤imiz önemli bir devrimi kaç›rmamal›d›rlar.<br />

Geliflmekte olan ülkeler sanayi ile büyürken geliflmifl ülkeler<br />

bilgi ça¤›n› yaflamaktad›rlar. Örne¤in yaz›l›m endüstrisi<br />

geliflmifl ülkeler için milyarlarca dolarl›k gelir kaynaklar›<br />

yaratmaya bafllad›. Geliflmekte olan ülkeler özellikle ülkemiz<br />

bu bilgi ça¤›ndaki geliflmelerden uzak kalmamal›d›rlar.<br />

Sanayileflme konusunu de¤erlendirirken alan›nda uzmanlarla<br />

konuyu inceledik. Üniversitelerden akademisyenler, ifl<br />

dünyas›ndan sanayiciler ve Sanayi ve Ticaret Bakan› Nihat<br />

Ergün ile sanayi alan›ndaki geliflmeleri de¤erlendirdik.<br />

Dergimizde ele ald›¤›m›z di¤er önemli bir konu ise son günlerin<br />

gündemdeki konusu tar›m alan›ndaki geliflmeler ve et<br />

fiyatlar›ndaki de¤iflim oldu. Konuyu MMG Ankara fiubesi<br />

kahvalt›l› toplant›s›na kat›lan Tar›m Bakan› Mehdi Eker<br />

de¤erlendirdi.<br />

Ayr›ca MMG’nin gerçeklefltirdi¤i etkinliklerden haberleri,<br />

uzmanlardan makaleleri ve ölümünün 1. y›l›nda Bilge<br />

Mimar Turgut Cansever’in ard›ndan Mimar Mehmet ‹flci’nin<br />

yaz›s›n› ilgi ile okuyaca¤›n›z› umuyorum.<br />

Gelecek say›da buluflmak dile¤iyle…<br />

A. Kadir Mermertafl


32<br />

DOSYA<br />

Buhar makinelerinden, dijital devrime;<br />

Sanayileflme<br />

Avrupa’da 18. ve 19. yüzy›llarda yeni bulufllar›n üretime<br />

uygulanmas› ve buhar gücüyle çal›flan makinelerin makineleflmifl<br />

endüstriyi do¤urmas›, bu geliflmelerin de Avrupa’daki sermaye<br />

birikimini artt›rmas› olarak bilinir. Bu sermaye birikimi ülkemizin<br />

en büyük eksiklerindendir ve sanayinin yeteri kadar<br />

geliflememesinin en önemli nedenidir. Türkiye’den çok sonra<br />

kurulan devletler sanayileflme sayesinde art›k dünyada söz<br />

sahibidir. Ülkemizde ise bu konuda yap›lan at›l›mlar bir flekilde ya<br />

kayd›r›lm›fl ya da giriflimlere engel olunmufltur. Sanayileflme bir<br />

ülkenin geliflmesi için en önemli etmendir. S›radan bir eleman<br />

yerine ya da her ifli yapabilen bir eleman yerine sadece tek bir<br />

alanda uzman elemanlar yetifltirerek üretimi art›rmak ve ifl alan›<br />

yaratmak için sanayileflme flartt›r. Ülkemiz için çok uzun ve zorlu<br />

bir süreç olsa da yap›lmas› durumunda birçok alanda refaha<br />

ulaflaca¤›m›z kesindir.<br />

Bizden Haberler<br />

Haber<br />

Mimarl›k: Mehmet ‹flci; Bilge Mimar Turgut Cansever’in ard›ndan…<br />

Foto¤raf: Osman Ar›<br />

Tarihten: Geç Antik Ça¤da Su Teknolojisi<br />

Makale: Mikdat Kad›o¤lu<br />

Kitapl›k: Ak Zambaklar Ülkesinde Finlandiya<br />

Bir Portre: Nuri Demira¤; Gelecek Tasavvurunuz Nedir<br />

Teknoloji<br />

Ajanda<br />

Çizgi-Yorum: Yakup Güler<br />

6<br />

20<br />

28<br />

71<br />

76<br />

84<br />

88<br />

90<br />

94<br />

95<br />

96<br />

24<br />

Haber Analiz:<br />

Dünyan›n Oluflumu ve<br />

Cern Deneyleri<br />

80<br />

Tan›t›m:<br />

Makina Tan›t›m<br />

Grubu<br />

68 72 82<br />

Tarihten Bugüne:<br />

‹pekyolu ve<br />

Kervansaraylar<br />

Gezi: Bir Zirve Denemesi;<br />

Kaçkarlar<br />

Kent ve Yaflam:<br />

Laleler Anayurduna<br />

Geri Döndü<br />

92<br />

Sinema ve<br />

Mühendislik:<br />

“Bisiklet H›rs›zlar›”<br />

filmi ve Yeni Gerçekçi<br />

‹talyan Sinemas›


Baflkandan<br />

Türkiye’nin<br />

sanayileflme<br />

vizyonu ne olmal›<br />

D<br />

ünyada bu¤day›m›z›n ö¤ütüldü¤ü<br />

ilk yel de¤irmeninden,<br />

buhar›n, sanayinin ilk çarklar›-<br />

n› çevirdi¤i zamana, kulland›¤›m›z<br />

eflyalardan yerleflti¤imiz mekânlara<br />

kadar çok fley de¤iflti. ‹nsanl›¤›n binlerce<br />

y›ld›r devam eden sakin ve dura¤an<br />

do¤aya dayal› sosyoekonomik<br />

toplumlar›, eflyalar›n h›zla de¤iflti¤i<br />

ve bilinmezlerin çokça artt›¤›, üretim-<br />

tüketim zincirinin yo¤un teknolojiye<br />

dayal› oldu¤u sosyoekonomik<br />

sisteme dönüfltü. ‹nsanlar do¤up büyüdü¤ü<br />

beldelerden, geçimini sa¤lamak<br />

için y›¤›nlar halinde flehirlere<br />

göç ettiler. Bu de¤iflim en yo¤un halinde<br />

sanayileflmenin ilk bafllad›¤› ‹ngiltere’de<br />

19. yüzy›lda görüldü. Bu<br />

dalga dünyan›n di¤er k›sm›na da sanayilefltikçe<br />

yay›ld›.<br />

Henüz, dünyan›n büyük bir k›sm› sanayileflme<br />

ça¤›n› görmeden, bugünün<br />

ileri sanayileflmifl toplumlar› bilgi<br />

tabanl›, nano ve genetik teknolojiye<br />

dayal› sanayi sonras› topluma dönüflme<br />

aflamas›na gelmifl durumdad›r.<br />

Geliflmifl ülke olma hayalleri bize<br />

do¤ru kayarken dünyan›n ileri sanayileflmifl<br />

ülkeleri sanayi sonras› toplumun<br />

mühendislik çal›flmalar›n›<br />

AR-GE merkezlerinde ve üniversitelerinde<br />

uygulamaya koymaya bafllam›fl<br />

durumdad›r.<br />

Türkiye sanayileflme çal›flmalar›nda<br />

hiç de küçümsenmeyecek mesafeler<br />

alm›fl durumdad›r.<br />

Türkiye bugün için 70 milyonu aflan<br />

ve henüz genç olan nüfusuyla dünyan›n<br />

en büyük 17. ekonomisi ve 100<br />

milyar dolar› aflan ihracat›nda sanayi<br />

mallar›n›n oran› da her geçen gün<br />

artmaktad›r. Ülkemizin iyi e¤itimli<br />

genç nüfusu gelecek ad›na büyük<br />

umutlar vermektedir. En büyük ihtiyac›m›z<br />

olan iç bar›fl›n sa¤lanmas›,<br />

toplumsal uzlaflma zeminin artt›r›lmas›<br />

ve gelir da¤›l›m›nda adaletin<br />

sa¤lanmas› durumunda ülkemiz h›zla<br />

dünyan›n ilk 10 büyük ekonomisi<br />

içerisinde yer alacakt›r. Bunun için<br />

yap›lmas› gereken ortak yaflama kültürümüzün<br />

artt›r›lmas›, birlikte yaflama<br />

sevincimizin oluflturulmas›d›r.<br />

Bunun sa¤lanmas› durumunda oluflacak<br />

büyük sinerji ülkemizi gelece-<br />

¤in müreffeh ve onurlu ülkesi yapmaya<br />

yetecektir.<br />

Ülkemizin iyi e¤itimli genç<br />

nüfusu gelecek ad›na büyük<br />

umutlar vermektedir. En<br />

büyük ihtiyac›m›z olan iç<br />

bar›fl›n sa¤lanmas›,<br />

toplumsal uzlaflma zeminin<br />

artt›r›lmas› ve gelir<br />

da¤›l›m›nda adaletin<br />

sa¤lanmas› durumunda<br />

ülkemiz h›zla dünyan›n ilk<br />

10 büyük ekonomisi<br />

içerisinde yer alacakt›r.<br />

Dünyan›n geliflen ülkelerine bakt›¤›-<br />

m›z zaman; Çin, Hindistan, Brezilya,<br />

Endonezya gibi büyük nüfus potansiyeline<br />

sahip ülkeleridir. Büyük ve<br />

genç olan nüfuslar› hem üretim gücünü<br />

oluflturmakta hem de büyümek<br />

için gerekli olan iç tüketim potansiyelini<br />

sa¤lamaktad›r.<br />

Türkiye dünyan›n yaflad›¤› küresel<br />

ekonomik krizi atlatt›ktan sonra h›zla<br />

iç bar›fl›n› sa¤layarak büyük bir<br />

kalk›nma hamlesi yapacak potansiyeldedir.<br />

Ülkemizin her yan›na yay›-<br />

lan say›s› 150’ye yaklaflan kamu ve<br />

özel üniversiteleriyle, devletimizin<br />

sa¤lad›¤› küçük ve büyük iflletmelere<br />

yönelik ekonomik destek paketleri ve<br />

TUB‹TAK gibi bilimsel araflt›rma kurumlar›m›z›n<br />

sa¤lad›¤› desteklerle<br />

bunu yapacak güçtedir.<br />

‹stihdam›n çok maliyetli oldu¤u ve<br />

enerji ihtiyac›n›n yüksek oldu¤u a¤›r<br />

sanayi alanlar›ndan bat›l› sanayileflmifl<br />

ülkeler ç›kmakta ve bu yat›r›mlar›<br />

geliflmekte olan çevre ülkelere<br />

yavafl yavafl kayd›rmaktad›r. Türkiye<br />

de bundan nasibini almaktad›r. Artan<br />

otomobil ihracat›m›z ve kurulmakta<br />

olan çelik ve demir fabrikalar›<br />

bunu göstermektedir. Buna paralel<br />

olarak Türkiye kendi yerli otomobilini<br />

h›zl›ca kendi markas›yla üretmeli<br />

ve h›zla geliflen sivil havac›l›k sanayi<br />

sektöründe kendi uça¤›n› gelifltirmek<br />

için çal›flmal›d›r.<br />

Bilgi ça¤›n› yaflad›¤›m›z bu dönemde<br />

sanayileflmenin ve istihdam›n çok<br />

rahat ve ucuz sa¤lanaca¤› biliflim<br />

sektörüne h›zla önem verilmeli, ülkemizin<br />

genç nüfusunu biliflim sektörünün<br />

dünyada öncüleri yapmal›-<br />

y›z. Bu konu önümüzdeki dönemin<br />

kalk›nma hamlelerinin bafl›nda de-<br />

¤erlendirmelidir.<br />

Çevre unsurunu ihmal etmeden sanayileflme<br />

çabalar›m›z› sürdürmeliyiz.<br />

Ülkemiz geliflmekte olan sanayisini<br />

çevreye dayal› yaparak gelecekte<br />

büyük bir sektör olacak at›k yönetimi<br />

sektöründe kendi teknolojisini gelifltirmeli<br />

ve insan-sanayi-çevre aras›nda<br />

uyumlu bir geliflme modeli oluflturmal›d›r.<br />

Avni Çebi<br />

Genel Baflkan


BZDEN HABERLER<br />

MMG Genel Baflkan› Avni Çebi:<br />

“Su gelece¤in stratejik kart›”<br />

Mimar ve Mühendisler Grubu, flehirlerimizde yaflanan su s›k›nt›s›na<br />

dikkat çekmek ve yap›labilecek çal›flmalar› kamuoyunun dikkatine sunmak<br />

üzere ‹stanbul Grand Cevahir Oteli’nde “fiehirlerimizin Su Sorunu”<br />

konulu bir panel gerçeklefltirdi. Panelde konuflan Genel Baflkan Avni Çebi,<br />

“Önümüzdeki dönemde devletler aras› iliflkilerde su en önemli stratejik<br />

konu olacakt›r” dedi.<br />

‹<br />

SK‹ Genel Müdür Yard›mc›s› Aliflan<br />

Koyuncu, Y›ld›z Teknik Üniversitesi<br />

Çevre Bilimleri Ana Bilim Dal› Baflkan›<br />

Prof. Dr. Talha Gönüllü, Fatih Üniversitesi<br />

Çevre Mühendisli¤i Bölümü’nden<br />

Prof. Dr. Mehmet Borat, ‹stanbul Teknik<br />

Üniversitesi Çevre Mühendisli¤i Bölümü’nden<br />

Doç. Dr. ‹smail Koyuncu, Bo¤aziçi<br />

Üniversitesi ‹nflaat Mühendisli¤i Bölümü’nden<br />

Doç. Dr. Atilla Akkoyunlu’nun<br />

panelist olarak kat›ld›¤› etkinli¤e<br />

MMG Akademik Kurul Baflkan› ve ayn›<br />

zamanda ‹stanbul Üniversitesi ‹nflaat<br />

Mühendisli¤i Bölümü Ö¤retim Üyesi Yrd.<br />

Doç. Dr. Ömer Faruk Kültür baflkanl›k etti.<br />

MMG Genel Baflkan› Avni Çebi:<br />

“Su, gelece¤in stratejik kart›”<br />

Panelin aç›l›fl konuflmas›n› yapan MMG<br />

Genel Baflkan› Avni Çebi, insanlar›, kültürleri<br />

ve ekonomileri birbirine ba¤layan;<br />

kalk›nma, g›da güvenli¤i, açl›k ve<br />

yoksullu¤un sona erdirilmesinin ayr›lmaz<br />

parças› olan suyun, tüketimindeki<br />

1900 y›l›ndan bu yana 10 kat olarak gerçekleflen<br />

ciddi art›fla de¤indi. Çebi, 2025<br />

y›l›nda bu art›fl›n sanayide %20, evsel tüketimde<br />

%70 ve tar›mda da %17 olaca¤›-<br />

n› kaydederek, “buna mukabil, temiz su<br />

kaynaklar› h›zla azal›yor, BM verileri de<br />

bunu destekliyor,” dedi.<br />

Prof. Dr. Mehmet Borat: “Geleneksel<br />

sulama yöntemlerini art›k b›rakmal›y›z”<br />

Suyun ülkemizde %74 oran›nda sulamada<br />

kullan›ld›¤›na iflaret eden Prof. Dr.<br />

Mehmet Borat, özellikle damla sulamas›<br />

ve kök sulamas› yöntemlerinin yayg›nlaflmas›na<br />

ihtiyaç oldu¤unu belirtti. Geleneksel<br />

sulamaya nazaran %40 oran›nda<br />

su kullanan damla sulama yönteminin<br />

Arabistan, ‹srail gibi ülkelerde kök<br />

sulama fleklinde uygulanarak çok daha<br />

verimli sistemlerin elde edildi¤ini söyleyen<br />

Borat, “kay›plar›n azalt›lmas› için flehirlerdeki<br />

bas›nç de¤erinin de azalt›lmas›<br />

gerekiyor,” dedi. Su konusunun kamuoyu<br />

taraf›ndan iyi anlafl›labilmesi<br />

için e¤itim boyutunun da elzem oldu¤unu<br />

söyleyen Borat “Beflikten mezara kadar<br />

“e¤itim ve ö¤renme” kural› uyar›nca,<br />

vatandafl su kullan›m›nda tasarruf için<br />

e¤itilmelidir. Her saniye 1 damla su ak›-<br />

tan musluk y›lda 1 ton su harcar.” dedi.<br />

Doç. Dr. Atilla Akkoyunlu: “Havzalar›n<br />

Kirlilik Göstergeleri Dikkatle ‹ncelenmelidir”<br />

Suyun kirlili¤i ve korunmas› konusunu<br />

ele alan Doç. Dr. Atilla Akkoyunlu, su kirlili¤i<br />

konusunda sanayi, evsel tüketim gibi<br />

sadece d›fl yüklerin dikkate al›nd›¤›n›,<br />

oysa havzalar›n taban›nda var olabilecek<br />

bir anaerobik ortam›n su faz›na geçebilecek<br />

kirliliklere neden olabilece¤ini<br />

belirtti. Havzalardaki metan gaz› birikiminin<br />

ve alg bitkisi varl›¤›n›n da kirlenme<br />

göstergesi oldu¤unu ifade eden Akkoyunlu,<br />

“bu noktada, tabanlar›ndaki<br />

sediman tabakalar havzalar›n geçmiflini<br />

anlam›m›z› sa¤lad›klar›ndan ötürü bunlar›n<br />

bilinçli bir flekilde incelenmesi ile<br />

su kaynaklar›n›n korunmas›nda önemli<br />

avantajlar elde edilebilir,” dedi.<br />

Prof. Dr. M. Talha Gönüllü:<br />

“‹stanbul’un su sorunlar›<br />

hep olmufltur”<br />

Cumhuriyet döneminden günümüze kadar<br />

ki suyla ilgili gazete haberlerini derleyen<br />

Prof. Dr. Talha Gönüllü, 1930’lu y›llarda<br />

dahi ‹stanbul’un su s›k›nt›s› çekti-<br />

¤ini belirtti. 1945’te 1 milyon nüfuslu ‹stanbul’un<br />

2007’de dahi göç almaya devam<br />

etti¤ini ve bugün 12 milyonu aflt›¤›-<br />

n› ifade eden Gönüllü, Cumhuriyet’in ilk<br />

dönemlerinde de su s›k›nt›lar› yafland›¤›-<br />

n› kaydetti.<br />

Doç. Dr. ‹smail Koyuncu: “Hangi kalitede<br />

su gerekli ise o kalitede su sa¤lanmal›”<br />

Konuflmas›nda suyun temininde alternatif<br />

yöntemleri aç›klayan Doç. Dr. ‹smail<br />

Koyuncu, dünyada 18 ülkenin flu anda<br />

su k›tl›¤› çekti¤ini ve bu say›n›n 2050 y›-<br />

l›nda 54 ülkeye ve su k›tl›¤› içindeki insan<br />

nüfusunun da 3,76 milyara ulaflaca-<br />

¤›na dikkatleri çekti. 2050’de 9,4 milyar<br />

dünya nüfusu olaca¤› tahminlerinden<br />

yola ç›k›l›rsa bu dünyan›n %40’› su k›tl›-<br />

6 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


¤› yaflayaca¤›n› belirten Koyuncu, “suyun<br />

temininde üç yöntem uygulanmaktad›r.<br />

Havzalar aras› su transferi, desalinasyon<br />

(deniz suyundan tatl› su eldesi)<br />

ve at›k su geri kazan›m›. Göstergelere<br />

bak›ld›¤›nda Türkiye su stresi alt›ndad›r.<br />

Nüfus ve tüketim art›fllar›na e¤er<br />

önlem al›nmazsa k›tl›k çekebiliriz,” dedi.<br />

Uygulanabilirlilik ve maliyet aç›s›ndan<br />

en kolay su temin yönteminin tasarruf<br />

oldu¤una dikkat çeken Koyuncu,<br />

“Su kaynaklar› do¤ru planlanmal› ve yönetilmelidir.<br />

Sa¤l›kl› ve sürdürülebilir<br />

da¤›t›m sistemleri oluflturularak su kay›plar›<br />

azalt›lmal› ve kullan›m kalitelerine<br />

göre su kullan›lmal› ya da baflka deyiflle<br />

hangi kalitede su gerekli ise o kalitede<br />

su sa¤lanmal› ve tüketilmelidir.”<br />

dedi.<br />

‹SK‹ Genel Müdür Yard›mc›s› Aliflan Koyuncu<br />

da yapt›¤› konuflmada “‹stanbul’un<br />

iki k›tay› birlefltiren bir flehir olmas›ndan<br />

dolay› hep bir çekim merkezi<br />

olagelmifltir. Bu da her geçen y›l daha<br />

çok insana su hizmetinin sunulmas›n›<br />

gerektirmektedir. Ar›tma tesisleri ve su<br />

flebekesinin yenilenmesiyle birlikte su<br />

kalitesi ‹stanbul genelinde yükseltilmifl<br />

olup Dünya Sa¤l›k Teflkilat› (WHO), Avrupa<br />

Birli¤i (EC), ABD Çevre Koruma Kurumu<br />

(EPA) ve TSE standartlar›na uygunluk<br />

sa¤lanm›flt›r,” dedi.<br />

Panel sonunda de¤erlendirme yapan<br />

MMG Akademik Kurul Baflkan› Yrd. Doç.<br />

Dr. Ömer Faruk Kültür, geçmiflte de ‹stanbul<br />

için su temini problemlerinin oldu¤unu<br />

ve flehre uzaktan su tafl›nmas›<br />

projelerinin tart›fl›ld›¤› zamanlarda bu<br />

yöntemin ‹stanbul’u daha da çekim<br />

merkezi haline getirece¤i fark edildi¤inden<br />

mümkünse kaç›n›ld›¤›n› belirterek,<br />

“‹stanbul’un kald›rabilece¤i sa¤l›kl› nüfus<br />

7 milyondur. ‹stanbul’un kalan yaklafl›k<br />

7 milyonluk di¤er nüfusu için Anadolu’da<br />

uygun yaflam flartlar› oluflturulmaks›z›n<br />

tafl›ma sularla ‹stanbul, gelecekte<br />

çekim merkezi özelli¤ini koruyacak<br />

ve nüfusu daha da artacakt›r. Bu ise<br />

daha kalabal›k ve sorunlar›n› düzeltemeden<br />

yeni sorunlar› yüklenmifl bir flehir<br />

meydana getirecektir.” dedi.<br />

Panelin sonunda Prof. Dr. Y›lmaz Muslu,<br />

Akif Babal› ve Hayati Üstün’ün an›s›na<br />

2009 y›l›nda düzenlenen SU-PRO Ö¤renci<br />

Proje Yar›flmas›’n›n finalistlerine plaketleri<br />

ve ödülleri verildi.<br />

7


BZDEN HABERLER<br />

Bilge Mimar Turgut Cansever,<br />

vefat›n›n 1. y›ldönümünde an›ld›<br />

M<br />

imar ve Mühendisler Grubu<br />

taraf›ndan, her ay gerçeklefltirilen<br />

“Turgut Cansever<br />

Okumalar›” kapsam›nda bilge mimar<br />

Turgut Cansever vefat›n›n 1. Y›l dönümünde<br />

an›ld›. Y›ld›z Teknik Üniversitesi’nde<br />

gerçeklefltirilen programda Yazar<br />

Mustafa Arma¤an “Turgut Cansever’in<br />

Düflüncesi” konulu bir konuflma yapt›.<br />

Kendisini mimarl›k e¤itim almam›fl bir<br />

edebiyatç› olarak tan›tan Mustafa Arma-<br />

¤an, konuflmas›nda özellikle Bilge Mimar<br />

Turgut Cansever’in fikri dünyas›na<br />

iflaret ederek kendisini derinden etkiledi¤ini<br />

dile getirdi. 1989 y›l›nda Dekorasyon<br />

dergisinde ç›kan bir söylefli yaz›s›<br />

vesilesiyle Cansever’i tan›d›¤›n› söyleyen<br />

Arma¤an, flunlar› dile getirdi: “Mimaride<br />

yeni yöneliflleri ortaya koyabilecek tek<br />

ülke Türkiye’dir bafll›¤›yla yay›nlanan<br />

bu yaz› bu düflünce solosu o zaman pek<br />

çok dostumu etkiledi¤i gibi beni de<br />

çarpm›flt›. Çünkü orada Türkiye’de pek<br />

duymaya al›flk›n olmad›¤›m›z tonda bir<br />

insan ç›k›yor ve mimaride yeni yöneliflleri<br />

ortaya koyabilecek tek ülke Türkiye’dir,<br />

diyor. Bu o kadar cüretkâr bir<br />

karfl› ç›k›fl ki bafll›¤›n alt›n› okudukça daha<br />

büyük karfl› ç›k›fllar, daha büyük isyanlar<br />

görüyordunuz ve bu bizi büyük<br />

bir heyecana bo¤mufltu.”<br />

Daha sonra baflka bir dergide yap›lan<br />

söyleflisinde ise Rönesans’›n yan›lg›lar›<br />

ve Galileo ile ilgili aç›klamalarda bulundu¤unu<br />

gördüklerini belirten Arma¤an,<br />

“aç›klamalar›nda Rönesans’› bizim kitaplar›m›zda<br />

gördü¤ümüzden çok farkl›<br />

flekilde ele alan bir yaklafl›mla de¤erlendiriyordu.<br />

‹nsan düflüncesini gelifltirmek<br />

yerine onu daraltan, onu sadece insan›n<br />

gözüne, insan›n alg›s›na indirgeyen<br />

bir kavram olarak bizlere sunuyordu,”<br />

dedi.<br />

Programda söz alan Mehmet Ö¤ün ise<br />

Turgut Cansever’in zoru tercih ediflini<br />

“Turgut Cansever mesleki olarak ‘harakiri’<br />

yapm›flt›r.” fieklinde yorumlayarak<br />

flunlar› kaydetti: “Turgut Cansever mesleki<br />

olarak Harakiri yapm›fl bir insand›.<br />

Osmanl›’da yaflasa bir Mimar Sinan ya<br />

da meflhur mimarlardan biri, Amerika’da<br />

yaflasayd› bir Frank Lloyd Wright,<br />

Fransa’da yaflasayd› Le Corbusier olabilirdi<br />

ama Türkiye’de olmay› seçti. Turgut<br />

Cansever, t›pk› bir tambur virtüözü gibi<br />

büyük bir hâkimiyetle eserler seslendirirken<br />

kendisinden eline alüminyum bir<br />

tencere al›p kepçeyle vurarak ses ç›karmas›n›<br />

isteyen ve bunu “güzel” olarak<br />

dile getirenlere o tamburun ortaya koydu¤u<br />

eserin daha kaliteli oldu¤unu anlatabilmek<br />

için bütün ömrünü harcam›flt›r.<br />

Asl›nda bu onun görevi de¤ildi.<br />

Onun görevi tasar›m yap›p mimari eserler<br />

ortaya koymakken, bu görev arka<br />

planda kald›. O, topluma geçmiflte ortaya<br />

konan eserlerin k›ymetini tekrar hat›rlatmak<br />

için ömrünü ortaya koydu,<br />

mücadelelere girdi.”<br />

8 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


BZDEN HABERLER<br />

Yazar Yusuf Kaplan:<br />

“Mimar, sanatç› ve<br />

düflünür ile karfl›<br />

karfl›yay›z”<br />

Yrd. Doç. Dr. Halil ‹brahim Düzenli:<br />

“Potansiyelimizi kullanma<br />

yetene¤imize tekrar kavuflmal›y›z”<br />

Turgut Cansever üzerine konuflmalar toplant›s›n›n Nisan oturumu Yrd.<br />

Doç. Dr. Halil ‹brahim Düzenli’nin kat›l›m›yla ‹stanbul Ticaret Üniversitesi’nde<br />

gerçeklefltirildi.<br />

Turgut Cansever’in düflüncesi ve mimarl›¤› hakk›nda bir ayr›m yapmayaca¤›n›<br />

belirten Düzenli, “Cansever biçim’e mutlak bir rol biçmemifltir,” dedi.<br />

Düzenli, Ankara’da Bosna an›t› yap›lmas›yla alakal› olarak Cansever’in dillendirdi¤i<br />

“Bosna’l›lar, inançlar›n›n yans›mas› olarak infla ettikleri dünyay›, bu inançlar›n›n<br />

tam ifadesi olan biçimler halini korumak için ölüyorlar. Tam 300 bin kay›p<br />

verdiler. Biz ise bu dünyay› kendi elimizle y›k›yoruz. Bundan utand›¤›m›z›,<br />

piflman oldu¤umuzu ve bundan sonra do¤ruyu yapaca¤›m›z› ifade etmeden Ankara’da<br />

an›t dikmek hem kendimizi hem Bosna’l›lar› hem de gelecek nesilleri<br />

kand›rmak olacakt›r” sözünün kendisinin neden 20 tane eser ile yetindi¤i sorusuna<br />

kap› aralayabilece¤ini dile getirdi.<br />

M<br />

MG taraf›ndan her ay gerçeklefltirilen<br />

“Turgut Cansever<br />

Okumalar›”n›n mart ay›<br />

konu¤u yazar Yusuf Kaplan oldu. ‹SAM<br />

Konferans Salonunda gerçeklefltirilen<br />

programda Yazar Yusuf Kaplan “Bir Medeniyet<br />

Mimar›: Turgut Cansever” konulu<br />

bir konuflma yapt›.<br />

Kaplan konuflmas›nda “içinde bulundu-<br />

¤umuz ça¤›n imkânlar›n›, zaaflar›n› göz<br />

ününde bulundurarak yeniden gerçeklefltirilebilecek<br />

bir medeniyet fikri bugün<br />

bence yok. Bir medeniyeti oluflturan<br />

‹slam, iman ve ihsan aflamalar› konusunda<br />

merhum Turgut Cansever ile<br />

iyi iletiflim kurdu¤umu fark ettim,” diyerek<br />

bir düflünür olarak Turgut Cansever’in<br />

önemini vurgulad›. Kaplan “‹slam<br />

düflüncesinin, bugün en temel sorunu<br />

teflbihi boyutu ertelemifl, ihmal etmifl olmas›d›r.<br />

Teflbihi boyutu daha güçlendirebilecek<br />

bir tecrübe üretilebilir miydi<br />

sorusu çok önemlidir. Bugün, içinden<br />

geçti¤imiz süreçte karfl› karfl›ya kal›nan<br />

sorunlar›n nas›l hallolaca¤›na, teflbihi<br />

düzlemdeki bu eksikli¤i fark edip, onun<br />

üzerine kafa yorabilirsek cevap verebiliriz,”<br />

dedi.<br />

“Al›fl›lagelmifl düflünce kal›plar›m›zdan kurtulmal›y›z”<br />

“‹lk önce gezginli¤e ç›kmak gerek, ondan sonra yurduna dönebilir ve di¤erlerini<br />

anlayabilirsin” al›nt›s›na at›fta bulunarak konuflmas›na devam eden Düzenli, bunun<br />

zihinsel ve bizatihi fiziksel bir süreç oldu¤unu belirtti. Bugün ad› ne flekilde<br />

tan›mlan›rsa tan›mlans›n modernleflme kavram›na karfl› Cansever’i önemseyenler<br />

taraf›nda olumlu bir ça¤r›fl›m olmad›¤›n› belirten Düzenli, “oysa Cansever ‘in<br />

modernleflmeye elefltirisi olsa da kavram O’nun zihninde olumlu bir etki yaratm›flt›r,”<br />

dedi. Bunun, özellikle mimarinin süslemelerle çok zedelendi¤i, mimarinin<br />

kendine has kurallar› olmas› gerekti¤i noktalar›nda geçerli oldu¤unu dile getirdi.<br />

Cansever’in modern mimarinin temelinin ‹slâm oldu¤una inand›¤›n› söyleyen<br />

Düzenli, Cansever’in “onlar›n, ortaya koyduklar›, asl›nda bizim ortaya koyduklar›m›z”<br />

sözüyle bunu iddia etti¤ini ifade etti. Kat›l›mc›lar aras›nda yer alan Cansever’in<br />

damad› olan Mehmet Ö¤ün konuyla alakal› olarak, Turgut Bey’in modern<br />

mimarl›¤› yal›n detay üretme imkân›ndan ötürü biçim noktas›nda kendisine<br />

yak›n hisseti¤ini söyledikten sonra "O’nun için as›l önemli olan›n mekând›;<br />

çünkü O, mekân› hayat›n kendisi olarak görüyordu" dedi.<br />

10 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


BZDEN HABERLER<br />

UNIDO ICHET Türkiye<br />

Direktörü Mustafa Hatipo¤lu:<br />

“Gelece¤in temiz<br />

yak›t› hidrojen olacak”<br />

Form Group Genel Müdür<br />

Yard›mc›s› Mehtap Sart›k:<br />

“Toprak kaynakl›<br />

sistemlerin gelece¤i aç›k”<br />

MMG Çarflamba Etkinlikleri’nin konu¤u olan Form Group Genel<br />

Müdür Yard›mc›s› Mehtap Sart›k “klima ve iklimlendirme”<br />

konusunda bir sunum gerçeklefltirdi.<br />

Form A.fi.’nin tan›t›m›yla sunuma bafllayan Sart›k, daha sonra iklimlendirmenin<br />

tan›m›n› “‹nsan, hayvan ve bitkilerin konforu veya<br />

endüstriyel bir ürünün üretilmesi için gerekli olan iklim flartlar›n›n<br />

(s›cakl›k, nem, taze hava vb.) otomatik olarak kontrol alt›na al›nmas›<br />

ifllemi” olarak yapt›.<br />

Su ve toprak kaynakl› ›s› pompalar›n›n önemine de¤inen Sart›k, özellikle<br />

toprak kaynakl› olan›n tercih edildi¤ini, bunun sebebinin de toprak<br />

s›cakl›¤›n›n yaz k›fl 14 – 17 oC aral›¤›nda olmas›na ba¤l› oldu¤unu ifade<br />

etti. Sart›k, kule ya da toprak olmak üzere iki tür uygulamas› olan ve<br />

so¤utma grubu ile kanall› splitin harmanlanm›fl› gibi olan sisteme özel<br />

ayr› bir toplant› düzenlenmesinin çok faydal› olaca¤›n› belirterek,<br />

ABD'nin mevcut merkezi sistemleri söktürüp bu sisteme geçilmesini<br />

teflvik etti¤ini söyledi. Yerli üreticilerin klima santrali konusunda iyi<br />

olduklar›n› belirten Sart›k, “›s› pompas› (ABD), fancoil (‹talya) vb. konularda<br />

at› alan Üsküdar’› geçmifl” dedi.<br />

U<br />

NIDO ICHET Türkiye Direktörü Mustafa<br />

Hatipo¤lu, her hafta düzenlenen<br />

Çarflamba Etkinlikleri çerçevesinde<br />

MMG'ye konuk oldu. Hidrojen üzerine Türkiye'de<br />

önemli çal›flmalar yap›ld›¤›na dikkati çeken<br />

Hatipo¤lu, geleneksel enerji kullan›m›n›n<br />

özellikle karbon sal›n›m› aç›s›ndan çok büyük<br />

riskler içerdi¤ini kaydetti. Dünyan›n karbon sal›n›mlar›<br />

sonucu ›s›nmaya bafllad›¤›n› belirten<br />

Hatipo¤lu, Kyoto Protokolü'nün 2012'ye kadar<br />

karbon sal›n›m miktar›n›n 1990 seviyesi olan<br />

%5.2’nin alt›na düflürülmesinin öngördü¤ünü<br />

ifade etti. Hatipo¤lu, özellikle Çin ve Hindistan<br />

gibi büyük nüfusa sahip olup ayn› zamanda<br />

h›zl› ekonomik büyüme oranlar› kaydeden ülkelerin<br />

artan enerji ihtiyac› ile beraberinde<br />

yüklü karbon sal›n›mlar›n› ve büyük iklim de¤iflikliklerini<br />

getirdi¤ini belirtti. UNIDO-ICHET Direktörü<br />

Dr. Mustafa Hatipo¤lu, iklim de¤ifliklikleri<br />

nedeniyle 2050 y›l›nda dünya çap›ndaki g›-<br />

da üretiminde dramatik düflüfllerin meydana<br />

gelece¤inin öngörüldü¤ünü söyledi.<br />

“Otomasyon en büyük s›k›nt›m›z”<br />

Otomasyon konusunun en büyük s›k›nt›lar›n› oldu¤unu ifade eden<br />

Sart›k, otomasyonun yap›ld›¤›n› ama hiç iflletilmedi¤ini söyledi.<br />

Projelerde otomasyonun en sona kald›¤›n› belirten Sart›k, “özellikle<br />

yurtd›fl› projelerde 50 tane rooftop oluyor. Bizi cihaz› çal›flt›r›n diye<br />

ça¤›r›yorlar. Biz de gidiyoruz ama otomasyon olmad›¤› için geri dönülüyor.<br />

Bunun için bir firma 36 Rooftop’a kadar var olan sistemler için bir<br />

otomasyon gelifltirdi.” dedi.<br />

12 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


BZDEN HABERLER<br />

Tar›m ve Köyiflleri Bakan› Mehdi Eker:<br />

“Tar›m alanlar›n› miras ile yok etmemeliyiz”<br />

Mimar ve Mühendisler Grubu Ankara fiubesi taraf›ndan düzenlenen, “Tar›m<br />

alan›nda güncel sorunlar, temel yaklafl›mlar ve uygulanan projeler” konulu<br />

toplant›da konuflan Tar›m Bakan› Mehdi Eker, “ülkemizde tar›m alanlar›<br />

miras yoluyla babadan evlada geçerken bölünmeye bafllad›. Dünyada hiç bir<br />

geliflmifl ülkede olmayan bir fley” dedi. Bakan Eker toplant›da tar›m<br />

alan›ndaki sorunlar› ve çözüm önerilerini kat›l›mc›larla paylaflt›.<br />

T<br />

oplant›n›n aç›l›fl konuflmas›na<br />

MMG’yi ve Ankara fiubesi’ni anlatarak<br />

bafllayan MMG Ankara<br />

fiubesi Baflkan› Y›lmaz Ada, ülkemizdeki<br />

mimar ve mühendis dayan›flmas›n›n önemine<br />

inand›klar›n› vurgulad›. Ülke kalk›nmas›<br />

için projeler ortaya koyan, mimar ve<br />

mühendislerin problemlerine çözüm üreten<br />

ve gelifltiren olmak durumunda oldu-<br />

¤umuzu ifade eden Ada, 2010’un TMMOB<br />

seçimleri dolay›s›yla mimar ve mühendisler<br />

aç›s›ndan çok hareketli geçece¤ini söyledi.<br />

Ada, odalar›n mevcut yap›s› itibariyle<br />

marjinal gruplar›n elinde oldu¤unu,<br />

üyelerini temsil edemedi¤ine de¤inerek,<br />

“çabalar›m›z›n, ülkemizin ve dünyan›n<br />

huzur, demokrasi ve özgürlük noktas›nda<br />

olgunlu¤a ulaflmas›na katk› sa¤lamas›n›<br />

temenni ediyoruz” dedi.<br />

Aç›l›fl konuflmas›n›n ard›ndan söz alan<br />

MMG Genel Baflkan› Avni Çebi, tar›m konusunun<br />

herkesin en önemli gereksinimi<br />

oldu¤u gerçe¤inden hareketle GSMH’si<br />

800 milyar $’a ulaflan Türkiye’de tar›m›n<br />

pay›n›n yeterli olmad›¤›n› söyledi. Nüfusun<br />

%30 – 35’inin köylerde yaflamas›na<br />

ra¤men köyler emeklilerin mekân› oldu-<br />

¤u, köylüyü tedirgin eden birçok olay›n<br />

oldu¤unu ifade ettikten sonra “tar›m her<br />

zaman desteklenmeli” dedi. Ürün çeflitlili-<br />

¤i konusunda dünyadaki ender ülkelerden<br />

biri oldu¤umuza de¤inen Çebi, bunlar›n<br />

reel hayatta karfl›l›k bulmas›n›n çok<br />

önemli oldu¤unu ifade etti.<br />

Tar›m arazilerinin<br />

bölünmesi büyük sorun<br />

Tar›m sektörünün sorunlar›na de¤inerek<br />

konuflmas›na bafllayan Tar›m Bakan›<br />

Mehdi Eker, bunlardan birinin tar›m arazilerinin<br />

mirasa konu olarak bölünmesi<br />

oldu¤unu söyledi. Tar›m arazilerinin<br />

1926 y›l›nda uygulamaya giren Türk Medeni<br />

Kanunu ile birlikte mirasa konu oldu¤unu<br />

anlatan Eker, "Yani tar›m alanlar›<br />

miras yoluyla babadan evlada geçerken<br />

bölünmeye bafllad›. Dünyada hiç bir geliflmifl<br />

ülkede olmayan bir fley. ‹sviçre bile<br />

bunu 1930 y›l›nda yasaklad›. Türkiye<br />

2001 y›l›na kadar bu kanuna hiç dokunmad›.<br />

2001 y›l›nda Türk Medeni Kanunu<br />

yeniden yaz›ld› fakat bu k›sma hiç dokunulmad›.<br />

Bir çiftçi düflünün 100 dönümlük<br />

arazisi var. Çiftçi vefat etti¤inde 4 kardefl<br />

aras›nda paylafl›l›nca bu 25 dönüme<br />

düflüyor. Burada verimli bir üretim yapma<br />

imkân›n›z yok, maliyetleri kurtarma<br />

imkân›n›z yok, teknoloji kullanma imkân›n›z<br />

yok, kredi kullanma imkân›n›z yok.<br />

Burada sadece el eme¤iyle, kara sabanla<br />

14 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


ir fleyler yaparsan›z yapars›n›z. Ondan<br />

sonra terk edersiniz,” dedi.<br />

Türkiye'nin bugün yaklafl›k 2 milyon hektar<br />

tar›m arazisini s›rf bu sebeple kullanamad›¤›n›<br />

söyleyen Eker, flöyle devam etti:<br />

"Afl›r› parçalanmadan, afl›r› bölünmeden<br />

dolay› kullan›lam›yor. fiimdi Türkiye 3<br />

milyon 100 bin tar›m iflletmesine sahip.<br />

Ortama iflletme büyüklü¤ü 6 hektar, yani<br />

60 dönüm. Peki, bu 60 dönüm yekpare<br />

mi Hay›r. O da ortalama 7 ayr› parselden<br />

olufluyor. Avrupa Birli¤i’nde 27 ülkenin<br />

ortalamas› 17 hektar, bizdeki 6 hektar.<br />

Toplulaflt›rmay› bir yandan biz temin ediyoruz<br />

ama bir taraftan bölünmeye devam<br />

edince bu toplulaflt›rman›n da bir de¤eri<br />

kalm›yor. fiimdi bir kanunun tasar›s› haz›rlad›k,<br />

bakanlar kurulunun gündeminde.<br />

Bu konuda daha radikal daha köklü<br />

bir çözüm... Miras yoluyla tar›m arazilerinin<br />

bölünmesini tamamen yasaklayacak<br />

bir mekanizma. 3 tane seçenek sunuyoruz.<br />

Diyoruz ki; kardefller, mirasç›lar kendi<br />

aralar›nda anlaflt›¤› takdirde hisse devri<br />

yapmakta problem yok. fiirketleflebilirler,<br />

herkes o flirkete mirastaki pay› nispetinde<br />

hissedar olur ama parçalanmaz bu<br />

da bir seçenek. Ehil olan, o ifli yapmaya<br />

kudreti olan ehliyeti olan kardefl di¤erlerinin<br />

paylar›n› al›r. Hatta onun için bir de<br />

arsa ofisi, arazi ofisi, bir kredi mekanizmas›<br />

kural›m. Sat›n alabiliyorsa onlardan<br />

bu flekilde alabilsin.” Dünyada her ülkenin<br />

bu soruna kendi kültürüne göre çözüm<br />

buldu¤unu belirten Bakan Eker, “Örne¤in<br />

‹ngilizlerde en büyük erkek evlada<br />

b›rak›l›yor. Baba ölüyor, en büyük erkek<br />

evlat kimse bütün tar›m arazileri ona kal›yor.<br />

Biz tabi böyle bir fley düflünmüyoruz.<br />

Di¤er Avrupa ülkelerinde en büyük<br />

erkek evlat de¤il, en büyük evlat kural› geçerli.<br />

Avrupa'n›n hiç bir ülkesinde tar›m<br />

arazisi mirasla bölünmüyor bir tek bizde<br />

var. Bizim için bu temel bir sorun,” dedi.<br />

Ette k›tl›k yok<br />

Eker, konuflmas›nda et fiyatlar›nda yaflanan<br />

art›fla da de¤indi. Önceki hafta Türkiye'nin<br />

81 ilinde Tar›m Bakanl›¤› ekiplerinin<br />

neredeyse ah›r ah›r dolaflt›¤›n› ifade<br />

eden Eker, flu anda beside 2 milyon 66<br />

bin besi hayvan› bulundu¤unu, bunun da<br />

1 milyon ton et demek oldu¤unu söyledi.<br />

Türkiye'de ayr›ca 25 milyon koyun, 5 milyon<br />

keçi bulundu¤unu, bunlar›n da 7,5<br />

milyonunun her y›l kesildi¤ini anlatan Bakan<br />

Eker, "Dolay›s›yla k›rm›z› et üretiminde,<br />

tedarikinde besi materyali s›k›nt›s›<br />

yok” diye konufltu. fiu anda Et Bal›k Kurumunun<br />

14,5 liraya kesim yapt›¤›n›, 18 liraya<br />

k›yma, 20 liraya kuflbafl› et satt›¤›n›<br />

ifade eden Eker, bu sat›fllardan da kar<br />

edildi¤ini bildirdi. Et fiyatlar›ndaki art›fla<br />

iliflkin Maliye ve Rekabet Kurumuna baflvuruda<br />

bulunduklar›n› konunun incelendi¤ini<br />

belirten Eker, "Biz Tar›m Bakanl›¤›<br />

olarak üretim ve tedarikten sorumluyuz.<br />

Yeteri kadar hayvan popülasyonu var, yeteri<br />

kadar besi materyali var, dolay›s›yla<br />

ortada k›tl›k gerektiren, fiyat art›fl› gerektiren<br />

bir durum yok" dedi.<br />

15


BZDEN HABERLER<br />

MMG’den ‹ETT Motor<br />

Yenileme Fabrikas›’na<br />

teknik gezi<br />

MMG'den ‹stanbul Sanayi<br />

Odas›'na ziyaret<br />

Mimar ve Mühendisler Grubu Genel Baflkan› Avni Çebi<br />

ve beraberindeki Yönetim Kurulu Üyeleri ‹SO Baflkan›<br />

Tan›l Küçük’ü makam›nda ziyaret etti.<br />

MMG Genel Baflkan› Avni Çebi ziyarette ‹SO heyetine MMG olarak<br />

yapt›klar› çal›flmalar› anlatt›. MMG’nin faaliyetlerini izledi¤ini<br />

ifade eden Tan›l Küçük, ‹TÜ ile birlikte yürüttükleri master ve<br />

doktora tezlerinin akademisyenler ve sanayi temsilcileri ile birlikte<br />

belirlenmesine yönelik çal›flmas›ndan bahsederek, “ayn›<br />

çal›flman›n YTÜ ile de yap›lacak. Çok faydal› bir uyguluma olarak<br />

gördü¤ümüz bu projenin yay›lmas›n› arzu ediyoruz,” dedi.<br />

Tan›l Küçük sanayinin bugününe iliflkin aç›klamas›nda, “sanayinin<br />

s›k›nt›s› çok, 2001 krizinde sanayi alan›nda yap›lmas› gerekli<br />

irili ufakl› pek çok reform ötelendi ve finans sektörü desteklendi.<br />

Sanayi de buna destek oldu; ancak bugün maalesef sanayi il<br />

ilgili hala at›lmas› gereken önemli ad›mlar, önemli reformlar gerekmektedir.<br />

Buna ra¤men sanayi çok iyi emek vermifl yak›n<br />

geçmiflimizde yakalanan 27 çeyreklik üst üste büyüme rekorunun<br />

k›r›lmas›nda lokomotif sektörler olmufltur." dedi.<br />

Devletin, sanayiyi KOSGEB vb. kurumlar arac›l›¤›yla destekledi-<br />

¤ini; ancak dünya çap›nda Türk sanayicisinin rekabet avantaj›<br />

elde etmesini sa¤layacak, önemli ad›mlar at›lmas›na ihtiyaç<br />

duyduklar›n› belirten Küçük, "flirketlerin ömürleri k›sa, üçüncü<br />

nesle intikal edebilen flirket say›s› çok az, sermaye bölünüyor.<br />

Finans ihtiyac›n›n d›fl›nda öncelikli bir yol haritas›na ve sanayi<br />

envanterine ihtiyaç duyuyor. Maalesef bugün ihtiyaç duyulan<br />

sanayi envanteri yok. Bir ordu düflünün ki elindeki tank› topu<br />

bilmiyor." dedi.<br />

MMG Teknik Gezi programlar› çerçevesinde, 2800<br />

araç filosuna sahip ‹ETT'nin ‹kitelli'deki Motor Yenileme<br />

Fabrikas›'nda yap›lan çal›flmalar› yerinde<br />

inceledi.<br />

Kat›l›mc›lar, Bafl Mühendis Hayri Usta ve di¤er mühendisler<br />

taraf›ndan karfl›lanarak, k›sa sunumun ard›ndan, tesisi gezdi.<br />

Soru - cevap a¤›rl›kl› flekilde gerçeklefltirilen gezide, 1997<br />

- 2006 aras› ‹ETT'ye araç al›nmad›¤›n› ifaden eden Hayri Usta,<br />

“halk otobüslerinin yönetim ve denetiminin ‹ETT'ye ait<br />

oldu¤unu,” dedi. "AB'de belediye haricinde özel halk otobüsü<br />

uygulamas› yok. Türkiye'de durum ne olacak" sorusuna<br />

Hayri Usta "denetimi ‹ETT'ye ait oldu¤u için flu an kald›r›lmas›<br />

düflünülmemektedir. As›l sorun minibüs hatlar›nda,<br />

onlar›n düzenlenmesi gerekmektedir." dedi.<br />

Cep telefonunun otobüsleri etkilemedi¤ini vurgulayan Hayri<br />

Usta, “Mercedes cep telefonu kullan›lmamas›n› tavsiye<br />

ediyor, ama gerekçesi hakk›nda bilgi de vermemektedir,”<br />

dedi.<br />

MMG Ankara fiubesi’nden Milli<br />

Prodüktivite Merkezi'ne ziyaret<br />

M<br />

MG Ankara fiubesi Baflkan› Y›lmaz Ada ve MMG Ankara fiubesi Yönetim<br />

Kurulu Üyesi Ertu¤rul Kuyrukçu, Milli Prodüktivite Merkezi (MPM) Genel<br />

Sekreteri ve Yönetim Kurulu Üyesi Kerim Ünal’› makam›nda ziyaret ettiler.<br />

MPM çal›flmalar› hakk›nda genel bilgiler veren Ünal MPM’de verimlilikle ilgili<br />

yürütülen projeler ve e¤itimlerle ilgili yapt›klar› çal›flmalar› anlatt›. Sivil toplum<br />

kurulufllar› içerisinde özellikle MMG ile her türlü iflbirli¤ine haz›r olduklar›n› ve<br />

müflterek çal›flmalara bafllayabileceklerini, kamu kurumu ve özel kurulufllara<br />

iflbirli¤i yapan MPM’nin MMG’ye de her türlü deste¤i verebilece¤ini ifade etti.<br />

16 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


5. Genel ‹dare Kurulu Ankara'da gerçeklefltirildi<br />

Mimar ve Mühendisler Grubu taraf›ndan her alt› ayda bir gerçeklefltirilen Genel ‹dare<br />

Kurulu Toplant›s›n›n (G‹K) beflincisi, 27 fiubat 2010 Cumartesi günü MMG Ankara fiubesi<br />

ev sahipli¤inde TEDAfi Misafirhanesinde gerçeklefltirildi.<br />

T<br />

oplant›ya ‹stanbul’dan; Genel<br />

Baflkan Avni Çebi, Meslek Komisyonlar›ndan<br />

Sorumlu Baflkan<br />

Yard›mc›s› Yakup Güler, fiube ve Teflkilatlanmadan<br />

Sorumlu Baflkan Yard›mc›s› Osman<br />

Ar›, Mali ve ‹dari ‹fllerden Sorumlu<br />

Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Süreyya Sezgin,<br />

fiehirleflmeden Sorumlu Yönetim Kurulu<br />

Üyesi Mehmet Demiröz, Bas›n ve<br />

Halkla ‹liflkilerden Sorumlu Yönetim Kurulu<br />

üyesi Mahmut Çelik, ‹nflaat Komisyon<br />

Baflkan› Murat Özdemir, Elektrik<br />

Elektronik Komisyon Baflkan› Metin Öztürk,<br />

Makine Komisyonu Baflkan› Oktay<br />

Korkmaz, Teknoloji ve AR&GE Komisyonu<br />

Baflkan› Mesut U¤ur, Çevre Komisyonu<br />

Baflkan› Mehmet Burak Durucu, Biliflim<br />

Komisyonu Baflkan› Ali K›l›ç, Etik Kurulu<br />

Baflkan› Adnan Çelik ve Eski Genel Baflkan<br />

Murat Kals›n kat›lm›fllard›r.<br />

fiubelerden ise, Ankara Ad›na; fiube Baflkan›<br />

Y›lmaz Ada ve Yönetim Kurulu Üyeleri<br />

Gürol Konyal›o¤lu ve Ertu¤rul Kuyrukçu,<br />

‹zmir Ad›na; fiube Baflkan Yard. Haflim<br />

Ayten ve Yönetim Kurulu Üyeleri Mehmet<br />

Mungan, Bursa ad›na; fiube Baflkan› Mustafa<br />

Bayraktar, Sakarya ad›na; fiube Baflkan›<br />

‹dris Bafler ve fiube Baflkan Yard. Erol<br />

Demiralay, Kayseri ad›na; fiube Baflkan›<br />

O¤uz Memifl ve Yönetim Kurulu Üyes fiube<br />

Baflkan Yard. O¤uzhan Y›ld›z kat›lm›fllard›r.<br />

Ayr›ca; flube açma çal›flmalar›n›n<br />

bafllat›ld›¤› Konya’dan, MMG Konya Temsilcisi<br />

Arif Kösen, Ahmet Biçer, Ali Uçar ve<br />

Abdullah Erdo¤an kat›lm›fllard›r.<br />

G‹K toplant›m›za; Fatih Dönmez, Mehmet<br />

Saraç, U¤ur K›rmac›, Celal Dündar Selçuk,<br />

Fatih Kaya, Harun Çelik ise konuk olarak<br />

kat›lm›fllard›r.<br />

Toplant›n›n aç›l›fl konuflmas› MMG Genel<br />

Baflkan Avni ÇEB‹ taraf›ndan yap›ld›ktan<br />

sonra, s›ras›yla Genel Baflkan Yard›mc›s›<br />

Osman ARI ve MMG Ankara fiubesi ad›na<br />

fiube Baflkan› Y›lmaz ADA söz ald›lar. Toplant›da<br />

fiubeler ve Genel Merkezin 2009<br />

y›l› faaliyet ve etkinlikleri incelendi. Genel<br />

Baflkan, Komisyon Baflkanlar›, Yönetim<br />

Kurulu üyeleri, Di¤er fiube Baflkanlar› ve<br />

Yönetim Kurulu Üyeleri ve konuklar s›ras›<br />

ile söz alarak görüfl ve de¤erlendirmelerini<br />

kat›l›mc›lar ile paylaflt›lar. Birinci oturumun<br />

sonunda söz alan MMG 3. Dönem<br />

Genel Baflkan› Murat Kals›n, MMG’nin<br />

yapm›fl oldu¤u faaliyetlerden memnuniyetini<br />

dile getirdikten sonra, bundan sonra<br />

yap›lacaklar konusunda görüfl ve önerilerini<br />

dile getirdi.<br />

Toplant›n›n ikinci oturumunda ilk olarak<br />

yap›lan ve yap›lacak olan oda seçimleri<br />

hakk›nda konuflulmufl, bundan sonra yap›lacak<br />

oda seçimlerinde MMG olarak daha<br />

aktif rol almam›z görüflü a¤›rl›k kazanm›flt›r.<br />

Daha sonra MMG’nin her iki ayda<br />

bir ç›karm›fl oldu¤u “Mimar ve Mühendis”<br />

dergisi ile alakal› olarak görüfl ve öneriler<br />

dinlendikten sonra, dergini gelecek üç say›s›n›n<br />

dosya konular› aç›kland› ve flubelerden<br />

bu dosya konular› ile ilgili destek<br />

beklendi¤i ifade edildi. Son olarak<br />

MMG’nin web sayfas› ile alakal› yap›lacak<br />

yeni çal›flmalar ile ilgili Genel Baflkan Avni<br />

Çebi kat›l›mc›lara bilgi verdi. Kat›l›mc›-<br />

lar›n, verimli ve anlaml› G‹K toplant›s›na<br />

ev sahipli¤i yapan MMG Ankara fiubesine<br />

teflekkür etmesini takiben bir sonraki Genel<br />

‹dare Kurulu Toplant›s›n›n Sakarya<br />

fiubesinin ev sahipli¤inde gerçeklefltirilmesi<br />

karara ba¤land›.<br />

17


HABERLER<br />

THY’den Sivil Havac›l›k<br />

Sanayisini Gelifltirme Sergisi<br />

THY Teknik A.fi. Türk sivil havac›l›k sanayini gelifltirmek amac›yla Yeflilköy<br />

merkezinde bulunan büyük hangardan birini 9 - 11 Mart 2010 tarihlerinde 3 gün<br />

süreyle “Parça ‹malat Sergisi” ile ziyarete açt›.<br />

S<br />

erginin aç›l›fl›nda konuflan THY<br />

Teknik Genel Müdürü Doç. Dr. ‹smail<br />

Demir “THY teknik olarak<br />

uzun süredir Türk havac›l›k sektörüne bak›m<br />

hizmetleri vermektedir. En büyük<br />

müflterimiz THY olmakla birlikte Türk sivil<br />

havac›l›k sektörüne hizmet ediyoruz. Bunun<br />

d›fl›nda çevre ülkelere de hizmet vermeye<br />

çal›fl›yoruz. Bu serginin geç kalan<br />

bir giriflim olmas›na ra¤men Türk havac›-<br />

l›k sektörünün geliflimine ve THY’nin yapm›fl<br />

oldu¤u ofset anlaflmalar gere¤i Türk<br />

havac›l›k sanayinin yerli parça imalat›<br />

üretimine katk› yapacakt›r. K›sa sürede<br />

organize olan bu sergiye 450’ye yak›n firmam›z›n<br />

kat›lmas› bizim bu konuda iyi<br />

bir noktaya gelece¤imizin göstergesidir.”<br />

dedi.<br />

Sergide 3000 kadar mekanik, elektronik<br />

ve de¤iflik uçaklara ait küçüklü büyüklü<br />

parça sergilendi. Sergide yap›lan oturumlarda<br />

sivil havac›l›k sektörünün geliflimi<br />

ve sorunlar› konusunda da paneller düzenlendi.<br />

Bu toplant›lara THY kulland›¤›<br />

uçaklar›n üreticisi olan A‹RBUS ve BO‹-<br />

ENG firmas›ndan yetkililer de kat›ld›.<br />

Mimar ve Mühendisler Grubu üyesi firmalar›n<br />

da kat›l›¤› sergiye Mimar ve Mühendisler<br />

Grubu’ndan Genel Baflkan Avni Çebi<br />

de kat›ld›. Türk havac›l›k sektörünün<br />

bafllat›c›s› ve öncüsü Nuri Demira¤’› rahmet<br />

ve flükranla anmam›z gerekti¤ini belirten<br />

MMG Genel Baflkan› Çebi, “gönül isterdi<br />

ki bu sergi salonunda onun bir resmi<br />

as›l› olsun,” dedi. Çebi paneldeki yorumunu<br />

flöyle sürdürdü; “Buradaki organizasyonda<br />

hakikaten çok önemli çal›flma<br />

birli¤i olufltu. Firmalar birbirini tan›d›,<br />

ürünler tan›nd›. Bu konuflmalar içerisinde<br />

özellikle sertifikasyon konusu gördü-<br />

¤üm kadar›yla herkesin kafas›na tak›lan<br />

bir konu. Bunun nas›l afl›laca¤›yla ilgili<br />

endifleler var. Bu ürünler için sertifikasyonda<br />

gevflemeler olabilir. Çünkü bu parçalar<br />

için sertifika al›nmas› ciddi bir maliyet.<br />

‹nsanlar›m›z bu maliyeti üstlenecek<br />

cesareti bulam›yor. Havac›l›k sanayi AR-<br />

GE a¤›rl›kl› bir sektördür ve Avrupa’da<br />

devletlerin havac›l›¤a ciddi destekleri var.<br />

Maliyetleri göze alarak, stratejik olan bu<br />

sektörde üretim sürecini bafllatmal›y›z.<br />

Sertifikasyon ise zor de¤ildir yaln›zca süreçlere<br />

hâkim olmay› gerektiriyor. Bizim<br />

buradaki amac›m›z insanlar›m›z›, sanayicimizi,<br />

üreticimizi, tasar›mc›m›z› cesaretlendirip<br />

ifle bir yerden bafllanmas›n› sa¤lamakt›r.”<br />

18 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


HABERLER<br />

Nabucco'da gaz ak›fl›nda<br />

dört y›ll›k rötar var<br />

Nükleer enerjide<br />

yat›r›m hedefi 2014<br />

E<br />

nerji Bakanl›¤›'n›n haz›rlad›¤› strateji plan›yla Türkiye'nin<br />

d›fla ba¤›ml›l›¤›n›n azalt›lmas›, nükleer santral inflas›na<br />

2014 y›l›ndan önce bafllanmas›, yenilenebilir enerji alan›nda<br />

yat›r›mlar›n tamamlanmas› öngörülüyor.<br />

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanl›¤›, 2010–2014 y›llar› için enerji<br />

alan›ndaki tehditleri, f›rsatlar› ve Türkiye'nin bu alandaki hedeflerini<br />

içeren strateji plan› uzun bir çal›flman›n ard›ndan tamamlad›.<br />

Strateji plan›n›n tehditler bölümünde, birincil enerji kaynaklar›nda<br />

d›fla ba¤›ml›l›k, enerji fiyatlar›ndaki dalgalanmalar ve madencilikte<br />

uluslararas› rekabet gücü olan flirketlerin olmamas› ön plana<br />

ç›kt›. Türkiye'nin jeostratejik konumu, zengin rezervleri ve bölgesel<br />

iflbirli¤i imkânlar›n›n artmas› f›rsatlar bafll›¤› alt›nda yer ald›. Planda<br />

enerji sektöründeki hedefler de flöyle s›raland›: Yerli, petrol, do-<br />

¤algaz ve kömür arama faaliyetleri art›r›lacak. 2014 y›l›na kadar<br />

nükleer santral inflas›na bafllanmas› sa¤lanacak.<br />

Yap›m›na bafllanan 3 bin 500 megawattl›k yerli kömür yak›tl› termik<br />

santraller ve befl bin megavatl›k hidroelektirik santralleri 2013<br />

y›l› sonuna kadar tamamlanacak. Jeotermal enerjisi kurulu gücü<br />

2015 y›l›na kadar 300 megavata ç›kar›lacak. 2014 y›l›na kadar<br />

elektrik sektöründe hedeflenen özellefltirmeler tamamlanacak.<br />

Mevcut do¤algaz depolama kapasitesi 2015 y›l›na kadar 2 kat›na<br />

ç›kar›lacak. 2015 y›l›na kadar madencilik piyasas›nda faaliyet gösteren<br />

10 bin maden iflletmesinin çevreye uyum planlar› denetlenmifl<br />

olacak.<br />

Orta Asya'dan Avrupa'ya do¤al gaz sa¤layacak olan<br />

Nabucco Projesi’ne ilk gaz›n, daha önce belirlenen<br />

zamandan dört y›l sonra, 2018 y›l›nda verilece¤i<br />

belirtiliyor.<br />

Avrupa Komisyonu'nun enerjiden sorumlu üyesi Gunther<br />

Oettinger, Nabucco do¤algaz boru hatt›n›n inflas›<br />

için nihai karar›n 2010 y›l› içinde al›naca¤›n› ancak ilk<br />

gaz ak›fl›n›n daha önce belirtilen 2014 yerine 'büyük olas›l›kla<br />

2018' y›l›nda gerçekleflece¤ini dile getirdi. Oettinger,<br />

Avrupa için kritik önemde olan ve ayn› zamanda bir<br />

prestij projesine dönüflen bu gaz hatt›yla ilgili son alt› ayda<br />

kayda de¤er önemli ilerlemeler elde edildi¤ini de söyledi.<br />

Avrupa Komisyonu'nun enerjiden sorumlu üyesi ayn›<br />

zamanda, kaydedilen bu geliflmelerin, projenin baflar›ya<br />

ulaflma flans›n› yüzde 65 seviyesine ç›kard›¤›n›n da<br />

alt›n› çizdi. Boru hatt›n›n güzergâh›n›n son halinin ise<br />

2010 sonunda belirlenece¤i aç›kland›.<br />

Nabucco projesini yürüten konsorsiyumun Üst Yöneticisi<br />

Reinhart Mitschek ise Viyana'da yapt›¤› aç›klamada,<br />

"Yap›m çal›flmas›na 2011 y›l›nda bafllamak istiyoruz ve<br />

ilk gaz ak›fl›n›n 2014 y›l›nda gerçeklefltirilece¤ine yönelik<br />

verdi¤imiz söze de ba¤l›y›z" dedi. Toplamda 3 bin 300 kilometre<br />

uzunlu¤unda olmas› planlanan ve Orta Asya'daki<br />

do¤al gaz kaynaklar›n›n Türkiye üzerinden Viyana'ya<br />

tafl›mas› planlanan Nabucco projesinin maliyetinin 10.5<br />

milyar dolar olmas› bekleniyor. Projenin, Avrupa'n›n do-<br />

¤algazda Rusya’ya olan ba¤›ml›l›¤›n› ortadan kald›rma<br />

aç›s›ndan kritik önemi bulunuyor.<br />

20 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


HABERLER<br />

P‹OMAK Afrika’daki<br />

yat›r›mlar›na devam ediyor<br />

‹SK‹, müflteri iliflkilerini<br />

güçlendiriyor<br />

‹<br />

SK‹, personeli ve müflterileriyle olan iletiflimini maksimize<br />

etmek ve müflteri memnuniyet ç›tas›n› üst seviyelere<br />

tafl›mak amac›yla Sistafl altyap›s› ile oluflturulan<br />

bir ça¤r› merkezi kurdu.<br />

Sistafl ‹SK‹ Projesi Yöneticisi Erol Uzuno¤lu, bu kapsaml›<br />

proje hakk›nda detayl› aç›klamalarda bulundu. Tüm yenilikçi<br />

ürünler kullan›larak Sistafl taraf›ndan ‹SK‹ için kurulan<br />

‘Vatandafl ‹liflkileri Yönetim Sistemi’ (V‹YS)’in temel hedefi;<br />

arayan vatandafl›n sorununun ve talebinin ilgili birime iletilmesi,<br />

çal›flanlar›n görevlerini öngörülen sürelerde tamamlamas›,<br />

aksi durumda; amirlerinin bilgilendirilmesi ve<br />

yap›lan ifllemlerin raporlanmas› ile vatandafllardan gelen<br />

taleplerin en k›sa sürede ve belirlenen kalitede cevaplanmas›d›r.<br />

Kurulan sistem ile ‹SK‹ Ça¤r› Merkezine (ALO 185) telefon,<br />

fax, sms ve e-mail iletiflim araçlar› ile gelen flikâyet, istek ve<br />

bilgi taleplerinin kayda al›nmas›, ilgili personele ça¤r› merkezi<br />

mant›¤› ile da¤›t›lmas›, bilgilerin veri bankas›na kaydedilmesi,<br />

oluflan ifl emirlerinin teknik flefliklere iletilmesi, gerekli<br />

raporlar›n sistem üzerinden kolayca al›nabilmesi ifllemleri<br />

gerçeklefltirilebiliyor. Anketler sonucunda ölçülebilir<br />

vatandafl memnuniyeti analizleri ortaya ç›kart›l›yor ve<br />

verilen hizmetin yeterlili¤i konusunda raporlar haz›rlan›-<br />

yor. ‹SK‹ V‹YS ekibi halihaz›rda 24 müflteri temsilcisinden<br />

olufluyor ve bu ekibin k›sa sürede 100 müflteri temsilcisine<br />

yükseltilmesi hedefleniyor.<br />

Sistafl altyap›s›yla oluflturulan V‹YS Sistemi’nin bir di¤er<br />

önemli özelli¤i de di¤er kamu kurulufllar›na entegre olma<br />

özelli¤i olmas›d›r. Bu özellik devreye al›nd›¤›nda, herhangi<br />

bir bölgedeki kaz›, do¤algaz gibi çal›flmalar için ilgili kurumun<br />

sistemine entegre olunabiliyor ve kolayl›kla yaflanan<br />

süreç izlenebiliyor. Bu sistem, ‹BB (‹stanbul Büyükflehir Belediyesi)<br />

ve ‹GDAfi gibi ‹SK‹’nin koordineli çal›flt›¤› di¤er kamu<br />

kurumlar›n›n ça¤r› merkezlerine kolayl›kla entegre olabilmektedir.<br />

S<br />

udan’n›n 7 milyon nüfuslu baflkenti Hartum’da su temini<br />

projelerinde yedi y›ld›r faaliyette bulunan Piomak, baflar›-<br />

lar›na bir yenisini daha ekledi.<br />

Hartum flehrine günlük toplam 150,000 metreküp su temin edecek<br />

olan iki ‹çmesuyu Ar›tma Tesisi ve ek olarak Su Terfi ve Depolama<br />

‹stasyonu yap›m iflleri sözleflmelerine, Hartum Eyalet Baflbakan›<br />

Dr. Abdul Rahman El H›d›r, Türkiye Cumhuriyeti Hartum<br />

Büyükelçisi Erdo¤an KÖK, Eyalet Alt yap› ‹flleri Bakan› Hasan El<br />

Mevla, Eyalet Sular ‹daresi Genel Müdürü Halid Hasan, Piomak<br />

A.fi. Yönetim Kurulu Baflkan› Oral AVCI, eyalet idari ve mülki erkân›n›n<br />

da bulundu¤u bir tören ile imza at›ld›.<br />

Törende, Hartum Sular ‹daresi ile yap›lan toplam bedeli<br />

9.000.000 Avro olan üç adet sözleflme gere¤i, Piomak A.fi. ; 45,000<br />

metreküp/gün kapasiteli Al Mogran ‹çme Suyu 2. Faz Ar›tma,<br />

50,000 metreküp/gün kapasiteli Ud Ba Bekir ‹çme Suyu ar›tma, ve<br />

Organize Sanayi Bölgesi 50.000 metreküp/gün kapasiteli Terfii ve<br />

Depolama tesislerinin anahtar teslimi yap›m ifllerini taahhüdü alt›na<br />

alm›flt›r.<br />

Piomak A.fi. faaliyete bafllad›¤› May›s 1992’den bugüne kadar,<br />

Türkiye’de kazanm›fl oldu¤u ileri teknoloji ve bilgi birikimini, Avrupa<br />

ve Afrika’ya Türk mühendisli¤ini ihraç eden az say›daki firmalardan<br />

biri olup, altyap› projelerini baflar›yla gerçeklefltirmifltir.<br />

Anahtar teslimi içme ve at›ksu ar›tma tesisleri, su temini ve su yönetimi<br />

projeleri alanlar›nda uzmanlaflan Piomak A.fi. elektromekanik<br />

çözümlerin yan› s›ra, büyük çapl› iflletmeler için SCADA<br />

kontrol sistemlerini de uygulamaktad›r.<br />

22 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


Yerli Hürkufl<br />

deneme<br />

uçufllar›na<br />

bafll›yor<br />

THY'nin gözü Avrupa'n›n<br />

di¤er liglerinde<br />

Manchester United ve Barcelona ile sponsorluk anlaflmalar› imzalayan THY<br />

gözünü Almanya, Fransa, ‹talya ve Rusya'ya dikti. Manchester United ve<br />

Barcelona ile yap›lan sponsorluk anlaflmalar› THY'nin büyüme hedefini<br />

yukar›lara çekerek 4 – 5 puan katk› sa¤layacak.<br />

Sponsorlu¤un etkisiyle transit yolcuda ilk iki ayda yüzde 50 art›fl sa¤lad›klar›n›<br />

söyleyen Kotil, bu y›l yüzde 25 büyüme hedeflediklerini belirtti. THY'nin 2010<br />

bütçesinde bu rakam yüzde 20 idi. Son dönemde Manchester United ve Barcelona gibi<br />

dev tak›mlarla yapt›¤› sponsorluk anlaflmalar› ile s›kça gündeme gelen THY, bu<br />

anlaflmalar›n etkisiyle transit yolcuda art›fl sa¤lad›. Kotil, sponsorluk anlaflmalar›n›n<br />

etkisiyle baflka havayollar›ndan yolcu ald›klar›n› ve bu y›l yüzde 25 art›flla 31 milyon<br />

yolcuya ulaflacaklar›n› kaydetti.<br />

THY Genel Müdürü “Transit yolcumuz yüzde 30’a ulaflt›. Her istanbul’a gelen yolcunun<br />

yüzde 30’u transit olarak ‹stanbul’dan devam ediyor. Bu baflka havayollar›<br />

yolcular›n›n bizi tercihinden kaynaklan›yor. Bu sponsorluklar›n etkisiyle herkese çok<br />

iyi havayolu imaj› veriyoruz. Bu yüzde 50 transit k›sm›m›z büyüyünce toplam<br />

büyümemize katk›da bulunuyor. Geçen y›l büyümemiz yüzde 11'di. Bu y›l yüzde 25<br />

büyüme hedefliyoruz. Dolay›s›yla rakam vermem zor ama en az›ndan 4-5 puan› bunlar<br />

getiriyor,” dedi.<br />

Yurtd›fl›nda sponsorluk anlaflmalar›n›n sürece¤ini kaydeden Kotil, "‹spanya ve<br />

‹ngiltere'yi hallettik flimdi s›rada Almanya, Fransa, ‹talya ve Rusya'da. Çünkü o pazarlar<br />

bizim için büyük. Biz hangi pazarlarda büyük oyuncuysak, o pazarlarda sesimizi<br />

duyurmak istiyoruz," diye konufltu.<br />

M<br />

illi Savunma Bakan›<br />

Vecdi Gönül, “Hürkufl”<br />

ad› verilen pilotlu e¤itim<br />

uça¤›n›n yak›nda uçurulaca¤›-<br />

n› kaydederek, “Yak›nda umut ediyoruz<br />

Hürkufl’u uçuraca¤›z. Pilotlu<br />

bir uçak. Bütün dizayn›, tamam›,<br />

her fleyi yerlidir. Motor hariç tabii.<br />

Bu e¤itim uça¤› ama savafl uça¤›<br />

olarak da kullan›labilir. Ama as›l<br />

maksad› e¤itim uça¤›. ‹lk defa bir<br />

uçak üretmifl oluyoruz” dedi.<br />

TAI’n›n e¤itim uça¤› olarak tasarlay›p,<br />

sitesinde illüstürasyonlar›n›<br />

yay›nlad›¤› Hürkufl’a, düflman<br />

uça¤› düflüren ilk Türk tayyereci<br />

olan Vecihi Hürkufl an›s›na bu<br />

isim verildi. Gönül, TUSAfi’ta üretilen<br />

insans›z hava arac›n›n da Nisan’da<br />

imalattan ç›kaca¤›n› ve<br />

sonbaharda uçaca¤›n› söyledi.<br />

Gönül, insans›z uçakla ilgili flu bilgiyi<br />

verdi: “Bu, büyük yerli araçt›r.<br />

Miniler zaten 2 y›ld›r uçuyor. Say›-<br />

s› 100’e yaklaflt›. ‹haleyi yapt›k, iki<br />

firma girdi. Sinop’ta denendiler.<br />

Kalekal›p Aykar Firmas› kazand›.<br />

Nisan’da imalattan ç›kacak olan<br />

büyük tip 1600 beygir gücünde.<br />

Bunlar havada, daha yüksek mesafede<br />

uzun süre kalabiliyor, daha<br />

uzun mesafeye gidebiliyor. Kendi<br />

imalat›m›z bu. Üretim yerinden ç›-<br />

kacak ama uçmayacak. Testlere tabi<br />

tutulmas› laz›m. Ama ilk kez<br />

Türkiye’de böyle büyük bir pilotsuz<br />

uçak yap›lm›fl olacak.”<br />

23


HABER ANALZ<br />

Dünyan›n oluflumu ve<br />

CERN deneyleri<br />

Dünyan›n en büyük parçac›k fizi¤i laboratuar› olan Avrupa Nükleer Araflt›rma Konseyi CERN yapt›¤›<br />

önemli deneylerle yeniden gündeme geldi. Bir milyar ‹sviçre Frang›’n›n üstünde bütçesi olan CERN<br />

Laboratuar›, geliflmifl ülkelerin temel bilimlere verdi¤i önemin çarp›c› bir örne¤i olarak karfl›m›za<br />

ç›kmaktad›r.<br />

> Doç. Dr. Kerem Cankoçak<br />

‹TÜ Fizik Bölümü<br />

CERN'de pefl pefle dünya rekorlar›<br />

k›r›lmakta. 19 Mart 2010 tarihinde<br />

yeni bir dünya rekoru k›r›lm›fl, Büyük<br />

Hadron h›zland›r›c›s›nda (LHC) protonlar<br />

3,5 TeV (*) enerjiye kadar h›zland›-<br />

r›lm›flt›. 30 Mart 2010 tarihinde ise daha<br />

büyük bir rekor k›r›ld›. Birbirine z›t yönde<br />

3,5'ar TeV enerjilerde yol alan protonlar<br />

kafa kafaya çarp›flt›r›larak 7 TeV kütle<br />

merkezi enerjilerine ç›k›ld›. Önümüzdeki<br />

2 y›l boyunca, saniyede 40 milyon kez 7<br />

TeV kütle merkezi enerjisinde çarp›flan<br />

protonlar daha sonra 7'fler TeV enerjiye<br />

yükseltilerek, 14 TeV kütle merkezi enerjilerinde<br />

çarp›flt›r›lacaklar.<br />

On y›llarca sürmesi hedeflenen LHC deneylerinde<br />

maddenin temel yap› tafllar›<br />

hakk›ndaki bilgilerimizin eksik kalan yanlar›<br />

tamamlanacak ve evrenin evrimine<br />

›fl›k tutulacakt›r.<br />

CERN ve üyeleri<br />

Aç›l›m› Avrupa Nükleer Araflt›rma Konseyi<br />

olan CERN, ‹sviçre’nin Cenevre kentinde<br />

kurulmufl olup, dünyan›n en büyük<br />

parçac›k fizi¤i laboratuvar›d›r. 1954 y›l›nda<br />

12 Avrupa ülkesi taraf›ndan kurulan<br />

CERN' in en son Bulgaristan'›n da kat›lmas›yla<br />

20 üyesi olmufltur. Bütçesi bir milyar<br />

‹sviçre Frang›n›n üstündedir. Üye ülkeler<br />

GSMH’lar› oran›nda bütçeye katk›da<br />

24 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


On y›llarca sürmesi hedeflenen LHC deneylerinde maddenin temel yap›<br />

tafllar› hakk›ndaki bilgilerimizin eksik kalan yanlar› tamamlanacak ve<br />

evrenin evrimine ›fl›k tutulacakt›r.<br />

bulunmaktad›rlar. Geliflmifl ülkelerin temel<br />

bilimlere verdi¤i önemin çarp›c› bir<br />

örne¤i olan CERN, savafl sonras› bütün<br />

Avrupa ülkelerinin birlikte kat›ld›klar› ilk<br />

konseydir.<br />

CERN’in kurulufl amac›, üye ülkelerin kendi<br />

bütçe olanaklar› ile gerçeklefltiremeyecekleri<br />

araflt›rmalar› ortak olarak yürütebilmektir.<br />

Günümüzde 80 ülkeden 500<br />

enstitüyü temsil eden yaklafl›k 8000 civar›nda<br />

araflt›r›c› (dünyadaki parçac›k fizikçilerinin<br />

yar›s›) CERN' de araflt›rma yapmaktad›r.<br />

CERN, Nobel ödüllerine de lay›k<br />

görülen çok önemli bilimsel bulufllar›n yap›ld›¤›<br />

bir merkezdir. CERN, 2009 y›l›nda<br />

hayata geçirdi¤i Büyük Hadron Çarp›flt›r›-<br />

c›s› (Large Hadron Collider, LHC) ile tüm<br />

dünya kamuoyunda “Yüzy›l›n Deneyi” diye<br />

adland›r›lmaktad›r.<br />

CERN’e üye ülke say›s› 20'dir. Bu ülkeler;<br />

Almanya, Avusturya, Belçika, Bulgaristan,<br />

Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Finlandiya,<br />

Fransa, Hollanda, ‹ngiltere, ‹spanya, ‹sveç,<br />

‹sviçre, ‹talya, Macaristan, Norveç,<br />

Polonya, Portekiz, Slovakya ve Yunanistan’d›r.<br />

Gözlemci olarak kat›lan ülke/kurulufl<br />

say›s› 8' dir. Gözlemci statüsündeki<br />

ülkeler; Amerika Birleflik Devletleri, Hindistan,<br />

‹srail, Japonya, Rusya Federasyonu<br />

ve Türkiye’dir. Ayr›ca, Avrupa Komisyonu<br />

ve UNESCO da gözlemci olarak temsil<br />

edilmektedir.<br />

CERN'e üye olmadan da deneylere kat›l›-<br />

nabilmektedir. Örne¤in Amerika, Rusya,<br />

Çin, Japonya buradaki deneylere büyük<br />

oranda kat›lmaktad›r. Türkiye de CERN'<br />

de ki baz› deneylere kat›lmakta ancak di-<br />

¤er ülkelere göre çok az bir katk›da bulunmaktad›r.<br />

Temelde CERN'de yap›lan çal›flmalar<br />

maddenin temel yap› tafllar›n› incelemek<br />

ve maddeyi bir arada tutan kuvvetleri<br />

araflt›rmak olarak özetlenebilir. Ama<br />

maddenin yap› tafllar›n› araflt›rma sürecinde<br />

keflfedilen teknolojiler, t›ptan internete<br />

kadar hemen her alanda günlük hayatta<br />

kullan›lmaktad›r. CERN, temel bilimin<br />

en ileri saflar›nda yeni bilgi üretmeye<br />

çal›flan bilim adamlar›na teknolojinin izin<br />

verdi¤i en ileri deneysel olanaklar› sunar<br />

ve olanaklar› artt›rmak için de teknolojiyi<br />

zorlar. CERN'de gelifltirilen ileri teknolojiler<br />

deneylere kat›lan ülkelere ücretsiz olarak<br />

aktar›lmaktad›r. CERN’de yap›lan deneyler<br />

bu güne kadar 5 adet Nobel Fizik<br />

ödülüne konu olmufltur. Günümüzde insano¤lunun<br />

bilgiye ulaflmak ve iletiflim<br />

amac›yla kulland›¤› World Wide Web<br />

(www) sistemi CERN’de keflfedilmifl ve gelifltirilmifltir.<br />

CERN’de yap›lan araflt›rmalar,<br />

kullan›lan ve gelifltirilen teknolojiler<br />

dikkate al›nd›¤›nda dünya bilimine lokomotiflik<br />

yapmaktad›r. CERN’de kullan›lan<br />

teknolojiler aras›nda yeni ve ak›ll› malzemeler,<br />

süper iletken m›knat›s, mikro-elektronik,<br />

radyo frekans (RF), vakum, detektör,<br />

görüntüleme, radyoterapi, veri depolama,<br />

veri iflleme, uzay teknolojileri say›-<br />

labilir. Ayr›ca CERN LHC çarp›flt›r›c›nda<br />

üretilen bilgiyi toplamak, dünya genelinde<br />

da¤›tmak ve ifllemek üzere oluflturulan<br />

GRID a¤ yap›s› gelece¤in ‹nternet altyap›-<br />

s› olarak (3G sistemi) yorumlanmaktad›r.<br />

CERN'deki Büyük Hadron<br />

Çarp›flt›r›c›s› (LHC) deneyleri<br />

CERN Avrupa Parçac›k Fizi¤i labarotuar›ndaki<br />

LHC (Büyük Hadron Çarp›flt›r›c›-<br />

s›) 27 kilometrelik süper-iletken çemberiyle,<br />

14 TeV' lik kütle merkezi enerjisinde<br />

proton–proton ve kurflun–kurflun çarp›flmalar›<br />

yap›lmas›na imkân vermektedir.<br />

LHC deneylerinde Standart Model Higgs<br />

mekanizmas› ve standart model ötesi modellerin<br />

öngördü¤ü parçac›klar›n gözlenmesi<br />

amaçlanmaktad›r. LHC h›zland›r›c›-<br />

s›nda proton demetleri ›fl›k h›z›na yak›n<br />

h›zlarda çarp›flt›r›larak, Büyük Patlama’n›n<br />

ilk anlar›ndaki ortam›n oluflturulmas›<br />

hedeflenmektedir. 26 Kas›m 2009<br />

25


HABER ANALZ<br />

tarihinde LHC' ye ilk olarak proton demetleri<br />

gönderilmifl ve detektörlerde ilk testler<br />

gerçeklefltirilmifltir. Aral›k 2009 bafl›nda<br />

ise LHC' deki protonlar ilk olarak çarp›flt›r›lm›flt›r.<br />

Öncelikle 900 GeV kütle<br />

merkezi enerjilerinde gerçekleflen bu çarp›flmalar<br />

daha sonra k›sa sürelerle 2.36<br />

TeV kütle merkezi enerjilerine yükseltilmifltir.<br />

fiu anda dünya üzerinde bu enerjilerde<br />

protonlar› çarp›flt›rabilen baflka bir<br />

h›zland›r›c› bulunmamaktad›r. 30 Mart<br />

2010'da protonlar›n 7 TeV enerji düzeyinde<br />

çarp›flt›r›lmaya bafllanmalar› ile bafllayan<br />

süreç ise en az 2 y›l devam edecektir.<br />

Saniyede 40 milyon kere gerçekleflen proton-proton<br />

çarp›flmalar› katrilyonlarca<br />

tekrar edilerek ve toplanan veriler GRID<br />

a¤› üzerinden analiz edilmek üzere dünyan›n<br />

çeflitli yerlerindeki fizik merkezlerine<br />

da¤›t›lmaktad›r. Çarp›flmalar›n bu kadar<br />

fazla say›da tekrar edilmelerinin nedeni<br />

aranan fizik olaylar›n›n çok ender<br />

olaylar olmas›d›r. 13.7 milyar y›l önce evrenin<br />

bafllang›c›nda bütün evreni doldurmufl<br />

olan Higgs parçac›¤› gibi parçac›klar›n›n<br />

günümüzdeki so¤uk evrende tekrar<br />

üretilme olas›l›klar› oldukça düflüktür.<br />

Bu deneylerin temel amac›n›, parçac›k fizi¤inde<br />

var›lan son nokta olan Standart<br />

Model ad›n› verdi¤imiz teorinin yan›tlayamad›¤›<br />

sorulara yan›t bulmak diye<br />

özetleyebiliriz. Standart Model bize maddenin<br />

yap› tafllar›n›n nas›l davrand›¤›n›<br />

ve birbirleriyle nas›l etkilefltiklerini aç›klamakta<br />

ama bunlar›n nedenleri hakk›nda<br />

bilgi vermemektedir. LHC deneyleri ile<br />

bunlar›n nedenlerini ö¤renmeyi hedeflenmektedir.<br />

‹nsanl›k, tarih boyunca “madde nelerden<br />

>><br />

CERN’de yap›lan deneyler bugüne<br />

kadar 5 adet Nobel Fizik ödülüne<br />

konu olmufltur. Günümüzde<br />

insano¤lunun bilgiye ulaflmak ve<br />

iletiflim amac›yla kulland›¤› World<br />

Wide Web (www) sistemi CERN’de<br />

keflfedilmifl ve gelifltirilmifltir.<br />

oluflur” ve “bunlar› bir arada tutan fley<br />

nedir” sorular› etraf›nda do¤ay› anlamaya<br />

çal›flm›flt›r. Say›s›z deneyler ve deneylere<br />

öneri, öngörü ve yorum getiren kuramsal<br />

çal›flmalar göstermifltir ki madde<br />

çok az say›da ve oldukça küçük yap› tafllar›ndan<br />

oluflmaktad›r. Di¤er bir deyimle,<br />

hava, su, atefl ve toprak bir metrenin on<br />

milyarda biri büyüklü¤ündeki atomlardan;<br />

atomlar kendilerinden on bin kat küçük<br />

çekirdek ile bir milyar kat küçük elektronlardan;<br />

çekirdek ise kendinden on<br />

kat daha küçük nötron ve protonlardan<br />

oluflmaktad›r. Atom çekirde¤indeki proton<br />

ve nötronlar ise temel parçac›k olan<br />

kuarklardan meydana gelmektedir. Böylesi<br />

küçük varl›klar›n davran›fllar› günlük<br />

hayatta gözlemledi¤imiz cisimlerden<br />

farkl›d›r: konumlar› ne kadar yüksek hassasiyetle<br />

ölçülürse h›zlar› o kadar az hassasiyetle<br />

bilinebilir (Heisenberg belirsizlik<br />

ilkesi); hem dalga hem parçac›k özellikleri<br />

gösterirler; devinim esnas›nda belli bir yörünge<br />

izlemezler; verilen bir durumdan<br />

di¤erine geçerken gözlenemeyen ara durumlar<br />

yaflarlar. Bu prensipler bütünü kuantum<br />

mekani¤i olarak adland›r›l›r. Günümüzde<br />

içinde yaflad›¤›m›z evrenin ve<br />

onu oluflturan maddenin temel yap›s›n›<br />

çok iyi biliyoruz. Bu konuda flimdiye kadar<br />

geliflmifl ve deneysel olarak ispatlanm›fl<br />

en iyi teori Standart Model (SM) ad›<br />

verilen bir modeldir. Evrende, bilinen<br />

dört temel kuvvetten ikisini, Elektromanyetik<br />

ve Zay›f kuvveti, ayn› kuram içinde<br />

birlefltiren Standart Model, fizik biliminin<br />

20. yy' daki en büyük baflar›lar›ndan biri<br />

olmufltur. Glashow, Salam ve Weinberg<br />

taraf›ndan 1960' larda ortaya at›lan kuram,<br />

sonraki 30 y›l içinde geliflmifl, test<br />

edilmifl ve pefl pefle gelen kefliflerle, sa¤lam<br />

bir model olarak günümüzde temel<br />

parçac›klar› betimleyen ve deneysel olarak<br />

test edilebilen tek do¤ru model halini<br />

alm›flt›r.<br />

Yaklafl›k yüzy›ld›r devam eden maddenin<br />

yap› tafllar›n› araflt›rma aflamas›nda geldi¤imiz<br />

son nokta olan ve birçok deneyle<br />

desteklenen Standart Model, içinde yaflad›¤›m›z<br />

evrende neler oldu¤unu bize çok<br />

güzel bir flekilde aç›klasa da, ortada yan›tlanmam›fl<br />

baz› sorular bulunmaktad›r.<br />

Standart Model için gerekli olan bir parçac›k<br />

(ki buna Higgs parçac›¤› diyoruz) henüz<br />

keflfedilmemifltir. Standart Modele<br />

göre, maddenin yap› tafllar› olan temel<br />

parçac›klar alt› lepton, alt› kuark ve bunlar<br />

aras›ndaki temel etkileflmeleri gerçeklefltiren<br />

arac› parçac›klard›r. Bu modele<br />

göre, parçac›klar›n kütlelerinin nerden<br />

geldiklerini aç›klayabilmek için Higgs alan›<br />

ad› verdi¤imiz ve henüz keflfedilmemifl<br />

bir temel-etkileflim alan›na ihtiyaç duyulmaktad›r.<br />

Dolay›s›yla Higgs parçac›¤›n›n<br />

var olup olmad›¤› sorusunun yan›tlanmas›<br />

Standart Model aç›s›ndan son derece<br />

önemlidir. LHC deneyleri, öncelikle Higgs<br />

parçac›¤›n› aramak ve böyle bir parçac›k<br />

varsa bunun kütlesini ve di¤er özelliklerini<br />

ölçmeyi amaçlamaktad›r. Öte yandan,<br />

LHC deneylerinin di¤er amaçlar›ndan birisi<br />

de SM'in ötesinde bir model olan Süpersimetri<br />

modelini s›namakt›r.<br />

26 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


CERN' in bilim ve teknolojideki yeri<br />

Temelde CERN' de yap›lan çal›flmalar<br />

maddenin temel yap› tafllar›n› incelemek<br />

ve maddeyi bir arada tutan kuvvetleri<br />

araflt›rmak olarak özetlenebilir. Ama<br />

maddenin yap› tafllar›n› araflt›rma sürecinde<br />

keflfedilen teknolojiler, yaklafl›k 120<br />

y›ld›r t›ptan Internet' e kadar hemen her<br />

alanda günlük hayatta kullan›lmaktad›r.<br />

CERN, temel bilimin en ileri saflar›nda yeni<br />

bilgi üretmeye çal›flan bilim adamlar›-<br />

na teknolojinin izin verdi¤i en ileri deneysel<br />

olanaklar› sunar ve olanaklar› artt›rmak<br />

için de teknolojiyi zorlar. CERN' de<br />

gelifltirilen ileri teknolojiler deneylere kat›lan<br />

ülkelere ücretsiz olarak aktar›lmaktad›r.<br />

CERN’ de yap›lan deneyler bu güne kadar<br />

5 adet Nobel Fizik ödülüne konu olmufltur.<br />

Günümüzde insano¤lunun bilgiye<br />

ulaflmak ve iletiflim amac›yla kulland›¤›<br />

World Wide Web (www) sistemi CERN’de<br />

keflfedilmifl ve gelifltirilmifltir. CERN’ de<br />

yap›lan araflt›rmalar, kullan›lan ve gelifltirilen<br />

teknolojiler dikkate al›nd›¤›nda dünya<br />

bilimine lokomotiflik yapmaktad›r.<br />

CERN’ de kullan›lan teknolojiler aras›nda<br />

yeni ve ak›ll› malzemeler, süper iletken<br />

m›knat›s, mikro-elektronik, radyo frekans<br />

(RF), vakum, detektör, görüntüleme, radyoterapi,<br />

veri depolama, veri iflleme, uzay<br />

teknolojileri say›labilir. Ayr›ca CERN LHC<br />

çarp›flt›r›c›nda üretilen bilgiyi toplamak,<br />

dünya genelinde da¤›tmak ve ifllemek<br />

üzere oluflturulan GRID a¤ yap›s› gelece-<br />

¤in ‹nternet altyap›s› olarak (3G sistemi)<br />

yorumlanmaktad›r.<br />

CERN' deki çal›flmalar›n endüstriyel uygulamalar›<br />

ve Türkiye' ye transfer edebilece-<br />

¤imiz belli bafll› bilimsel ve teknolojik konular<br />

afla¤›daki gibidir:<br />

>><br />

Bu deneylerin temel amac›n›, parçac›k fizi¤inde var›lan son nokta olan<br />

Standart Model ad›n› verdi¤imiz teorinin yan›tlayamad›¤› sorulara yan›t<br />

bulmak diye özetleyebiliriz. Standart Model bize maddenin yap›<br />

tafllar›n›n nas›l davrand›¤›n› ve birbirleriyle nas›l etkilefltiklerini aç›klamakta<br />

ama bunlar›n nedenleri hakk›nda bilgi vermemektedir. LHC<br />

deneyleri ile bunlar›n nedenlerini ö¤renmeyi hedeflenmektedir.<br />

• H›zland›r›c›lar kullan›larak elde edilen<br />

endüstriyel ‹fllemler: Polimerlefltirme, sterilizasyon,<br />

yar›-iletken üretiminde iyon<br />

ekimi (implantation), iyonlarla yüzey sertlefltirme,<br />

plastik yüzeylerin hassas ifllenmesi<br />

ve zar üretimi, parçac›k demetleri<br />

kullan›larak malzeme analizi (Rutherford<br />

geri-saç›lmas› (RBS), parçac›klarla x-›fl›n›<br />

yay›m› uyar›lmas› (PIXE), nükleer reaksiyon<br />

analizi (NRA), elastik geri tepme saptamas›<br />

(ERD), yüklü parçac›k aktivasyon<br />

analizi (CPAA), h›zland›r›lm›fl kütle spektroskopisi<br />

(AMS), kapsaml› x-›fl›n› so¤urumu<br />

ince yap›s› .(EXAFS) )<br />

• Medikal Uygulamalar: radyonükleit<br />

(izotop) üretimi, pozitron emisyon tomografisi<br />

ve benzeri medikal tomografi yöntemleri,<br />

hadron terapisi, iyon terapisi,<br />

• Temel Araflt›rmalar: Baflta yüksek enerji<br />

fizi¤i olmak üzere, nükleer, atom-molekül,<br />

plazma, kat›-hal fizi¤i gibi temel fizik<br />

araflt›rma konular›, kristallerin ve moleküllerin<br />

yap›lar›n› aç›klamak için kullan›-<br />

lan teknikler, senkrotron ›fl›n›m› kaynaklar›,<br />

serbest elektron lazeri kaynaklar›,<br />

moleküler m›knat›slar, nano yap›l› malzemeler,<br />

yüzey ve ara yüzey çal›flmalar›,<br />

malzeme bilimi, kimya yaflam bilimleri,<br />

do¤rusal olmayan süreçler ve kuantum<br />

opti¤i, arkeometri, atmosfer bilimi, deprem<br />

erken uyar› sistemleri.<br />

• Biliflim Teknolojileri: ‹nternet, Grid, modelleme<br />

ve benzetim (simülasyon), güvenlik,<br />

stratejik planlama, yüksek verimli hesaplama,<br />

a¤ (network), hizmetler (servisler),<br />

e-devlet, veri depolama.<br />

• Elektronik: Tümleflik Elektronik (mikro<br />

elektronik), Tümleflik Olmayan (discrete)<br />

Elektronik Optoelektronik, Sistem Tasar›-<br />

m›.<br />

•Radyasyon: Radyasyondan korunma insan,<br />

radyasyondan koruma malzeme, dozimetre,<br />

çevre koruma, tar›m ürünlerinin<br />

radyasyon kullanarak temizlenmesi.<br />

Türkiye'nin CERN' deki çal›flmalara daha<br />

aktif olarak kat›lmas› bir yandan ülke olarak<br />

Türkiye’nin LHC projesine olan katk›-<br />

s›n› nitelik ve nicelik olarak art›r›rken öte<br />

yandan dünya genelinde üzerinde en çok<br />

çal›fl›lan konular› teflkil eden kuramlar›n<br />

ülkemizde yayg›nlaflmas›na ve yukar›da<br />

say›lan teknolojilerin transferine yard›mc›<br />

olacakt›r. Çal›flmalar daha çok temel-bilimsel<br />

ve teknolojik a¤›rl›kl› olacakt›r. Türkiye’<br />

de bu alanlardaki tecrübelerin yayg›nlaflmas›n›n,<br />

günümüzde gittikçe artan<br />

radyasyon detektörleri kullanan endüstriye<br />

dolayl› bir katk›s› vard›r. Hastanelerde,<br />

hava alanlar›nda, uzay teknolojilerinde,<br />

savunma sanayinde ve gündelik hayatta<br />

gittikçe daha fazla yer almaya bafllayan<br />

radyasyon detektörleri konusunda Türkiye’de<br />

yap›lan çal›flmalar ne yaz›k ki yok<br />

denecek kadar azd›r. Bu çal›flmalar›n<br />

oluflturaca¤› art› de¤er temel-bilimsel ve<br />

teknolojik a¤›rl›kl› iken, di¤er yandan da,<br />

burada kazan›lan tecrübelerin ileride endüstriye<br />

aktar›lmas› olacakt›r. Özellikle<br />

t›pta kullan›lan radyasyon detektörleri<br />

teknolojileri Türkiye' de en çok kullan›lan<br />

ve ihtiyaç duyulan teknolojilerden oldu¤u<br />

için, bu alandaki geliflmeler ülkemize büyük<br />

bir art› de¤er kazand›racakt›r.<br />

Bunlar›n yan› s›ra, CERN' deki çal›flmalara<br />

aktif ve yo¤un olarak kat›lman›n getirece-<br />

¤i bir baflka art› de¤er de, üniversitelerimizde<br />

yüksek lisans ve doktora çal›flmalar›n›<br />

sürdüren ö¤rencilerimizin CERN' deki<br />

araflt›rma olanaklar›ndan yararlanmas›<br />

olacakt›r.<br />

Notlar:<br />

(*) Bir elektronun bir voltluk gerilim alt›nda bir metrede<br />

kazand›¤› enerji anlam›na gelen 1 eV' un 1000<br />

milyar (1012) kere fazlas› olan 1TeV' lik enerji, bir sivrisine¤in<br />

kanat ç›rp›fl›ndaki kinetik enerji kadard›r.<br />

27


MMARLIK<br />

Bir inanç ve söylem üstad›;<br />

Bilge Mimar Turgut Cansever’in<br />

ard›ndan…<br />

“Dudak tiryakili¤ine bay›ld›¤›m›z, fakat bir türlü<br />

içsellefltiremedi¤imiz kavramlar›n, art›k kaybolmaya<br />

yüz tutmufl son yap› ustalar›ndan biriydi.”<br />

> Mehmet ‹flci<br />

Mimar<br />

S›la Aflkt›r<br />

Ülkedeki kufllardan ne haber vard›r<br />

Mezarl›klardan yükselen bir bahar<br />

vard›r<br />

Aflk cellad›ndan ne ç›kar madem ki<br />

Yar vard›r<br />

Yoktan da vardan da Öte bir var<br />

vard›r<br />

Hep suç bende de¤il<br />

Beni yak›p yakan bir nazar vard›r<br />

O flark›ya özenip söylenecek m›sralar<br />

vard›r<br />

Sak›n kader deme<br />

Kaderin üstünde bir kader vard›r<br />

Ne yapsalar bofl<br />

Göklerden gelen bir karar vard›r.<br />

Sezai Karakoç<br />

Bilge Mimar Turgut Cansever 22 fiubat<br />

2009 günü ‹stanbul Kad›köy<br />

Çiftehavuzlar'daki evinde vefat etti.<br />

Vefat› üzerinden yaklafl›k 14 ay geçti.<br />

Ö¤retileriyle/ fikirleriyle, yapt›klar›yla/yap(a)mad›klar›yla<br />

derin izler b›rakarak<br />

Alemlerin Rabbine kavufltu. O adeta bir<br />

müfessir gibi Kur’an ve Sünnet’i mimarl›-<br />

¤›n bilgelik boyutundan tefsir etti. Eflref-i<br />

mahlûkat olman›n mesuliyetini kendi<br />

penceresinden tevhidi mimari perspektifiyle<br />

ele ald›. Adem’in halife olarak dünyaya<br />

gönderilmesini özgün bak›fl ve tefekkürüyle<br />

yeniden yorumlad› ve mimarl›k dilini<br />

tevhidle birlefltirdi. Mimarl›¤› tevhidin<br />

dilinden, tevhidi mimarl›k dilinden okumay›<br />

baflaran ender münevverlerdendi.<br />

Ça¤dafl müfessirlerden biri olarak nitelendirilebilecek<br />

engin bilgi ve irfana sahipti.<br />

Ömrün bereketi Kudüs'ten,<br />

Medeniyetin bereketi Medine’den<br />

Kudüs’ten gelen bir ömrün bereketini tafl›-<br />

yan ve teknede de¤il, tekkede yo¤rulan bir<br />

hamurun ürünü Cansever... Türabi Tekkesi’nin<br />

kurucusu Mehmet Türabi Efendi,<br />

Cansever’in dedelerinden ve bu tekkenin<br />

son fleyhi, Mimar Turgut Cansever'in dedesi<br />

fieyh Ali Efendi'dir. Medine ve Kudüs;<br />

kardefl iki flehir… Cansever’in ebeveyni ruhuna<br />

k›vam›n verildi¤i, medeniyetlerin kesiflti¤i<br />

Kudüs’te evlenirler. Medeniyet köklerinin<br />

tutundu¤u toprakt›r “Kudüs”… Ard›ndan<br />

bu evlili¤in ilk ürünü olarak<br />

1920'de henüz bakir say›labilecek mimari<br />

güzellikleriyle donanm›fl Antalya’da dünyaya<br />

gelir.<br />

Bilge mimarl›¤a götüren vetire<br />

“Ve Cansever'i 'Bilge Mimar'l›¤a götüren<br />

takdirler silsilesi bafllar. ‹lk çocukluk y›llar›n›n<br />

geçti¤i Ankara'da, tafl›n ve ahflab›n<br />

biraz taklit, biraz hissiyat ile 'Milli' k›vam›-<br />

na getirilifline tan›kl›k eder. Bursa'ya göç<br />

etmeleriyle bu iki malzemenin en asil halleriyle<br />

meydan yerine ç›kt›¤› flehrin büyüsüne<br />

kap›l›r. (Yeter,2009).” (…)<br />

“Bursa'n›n efli¤indeki ‹stanbul Bat›'yla tan›flt›¤›<br />

yerdir. Galatasaray Lisesi gibi buram<br />

buram bat› kokan bir mektebin ard›ndan<br />

yine okudu¤u dönemde bat›ya<br />

hayranl›¤›n çok daha bariz flekilde gün yüzüne<br />

ç›kt›¤› yerlerden birine, Güzel Sanatlar<br />

Akademisi Mimarl›k Bölümü'ne kabul<br />

edilir. Bir yandan musikinin, edebiyat›n<br />

ve sanat›n meclislerinde bulunman›n verdi¤i<br />

erdemle büyürken Elmal›l› M. Hamdi<br />

Yaz›r, Ahmet Hamdi Tanp›nar, Asaf Halet<br />

Çelebi gibi birbirinden güzide isimlerin<br />

kat›ld›¤› meclislerde terbiye al›r. Akademik<br />

sahada ilerlerken bir yanda ‹bn-i Arabi<br />

gibi aya¤›n› bast›¤› topra¤›n en derinlerine<br />

do¤ru kulaç atar, bir yandan da bat›yla<br />

iliflkiye geçmeyi ihmal etmez. Onun bu<br />

yapt›¤›n›n ad›, cebindeki de¤erin sat›n alma<br />

gücünün fark›nda olarak yapt›¤› bir<br />

al›flverifltir! (Yeter,2009)”<br />

Biçim ve varl›k tasavvuru bütünlü¤ü<br />

“Sanat eseri, varl›k kâinat tasavvurunun<br />

yap›lana yans›mas›d›r. Eserini ortaya koyarken<br />

ald›¤› her karar, sanatkâr›n varl›k<br />

ve varl›¤›n güçleri hakk›ndaki tasavvuruna<br />

göre flekillenir. Bu özellikleri ile sanat,<br />

din ve ahlâk alan›nda yer al›r.<br />

Biçim ve varl›k tasavvurunun bütünlü¤ünün<br />

bilinci ile oluflan sorumluluk, tutarl›-<br />

l›k duygusu ‘Befler’i, ‘‹nsan’a dönüfltüren<br />

ad›md›r. Bu bak›mdan mimarinin oluflturulmas›<br />

s›ras›nda varl›k sorunlar›n›n hepsinin<br />

bütünlü¤ü ile göz önünde tutulmas›<br />

gerekir... Bu bütünlük, varl›¤›n güçlerinin<br />

ve yasalar›n›n toplam›ndan baflka bir fleydir.<br />

Hepsinden daha büyük ve yücedir.<br />

Var olan her fleyin var olmaya devam etmesini<br />

sa¤layan da ‘O’dur.<br />

28 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


En yüce varl›¤›n, en büyük kudretin himayesine<br />

mahzar olmak ‹slâmî yaflama düzeninin<br />

ve kültürünün temel niteliklerini belirlemifltir.<br />

‹nsan bu tavr›n› bilgi edinerek<br />

ve bilinçlenerek ortaya koyar ve çevresini<br />

bu tavr›na göre düzenler. Bu düzenleme<br />

yetene¤i ve sorumlulu¤u ile de yarat›lm›fllar›n<br />

en yücesidir![2]”<br />

Medeniyet bilinci<br />

“Cansever'in medeniyet alg›s›n›n bir kenar›nda<br />

ayd›nlat›c› bir fener olarak Hz. Peygamber'in<br />

"‹nsan›n dünyada esas vazifesi,<br />

dünyay› güzellefltirmektir" sözü durur. Bilir<br />

ki, din mimarl›k da dâhil olmak üzere<br />

hayat›n bütününü tanzim eden bir kurallar<br />

bütünüdür. Bunu kaybedince hemen<br />

herkesin, sadece k›sa ak›llar›n›n erebildi¤i<br />

kadar gidebildi¤ini fark eder. (Yeter,2009).<br />

Cansever'in mimariye bak›fl›n›n özeti "Bafl›n›z›<br />

yere koydu¤unuz yerdeki varl›¤›n en<br />

kaba malzemesinin kurallar›na dahi ben<br />

secde ediyorum.” sözüdür. (…)" Çünkü o,<br />

Allah'›n yaratt›¤› varl›¤›n tabiat›na uygun<br />

bir ifl yapmay› ve malzemenin tabiat›n›<br />

muhafazay› da Allah'›n r›zas›na uymak<br />

olarak telakki eder. Cansever "Allah'›n bütün<br />

tecellileri dünyada var ise çözüm ve<br />

ç›k›fl noktas› dünyan›n varl›¤› içerisinde<br />

bulunan ilahi tecellilerin, yasalar›n, yönelifllerin<br />

hepsini anlamakt›r. Aya günefle,<br />

topra¤a her fleye bak. ‹nsan› insan yapan<br />

o bakma tavr›d›r..." sözüyle mimari anlay›-<br />

fl›n›n temelini iflaret etmektedir.<br />

Sürekli yenilenen, kevni ayetlere bir kez<br />

daha yeniden bakan ve bu farkl› bak›fl›yla<br />

yeni çözümler üreten bir bilgedir o. Ayn›<br />

formun, benzer çözümlerinin basit tekrar›ndan<br />

kaç›narak “t›pk› güneflin her gün<br />

farkl› bir tabloyla do¤uflunu” hat›rlat›r bize.<br />

Bu yüzden var olan› tamamlamak, eflyan›n<br />

tabiat›na uygun olan› üretmek olarak<br />

bakar mimariye... “Böyle yaparken<br />

dünyada var olma hakk› kazanaca¤›na<br />

inan›r mimar›n. O kurallar›n hepsi Allah'›n<br />

emridir bilinciyle yola ç›kan insanlara ihtiyaç<br />

oldu¤unu daima hat›rlat›r. Çünkü kaynaklar›m›z›n<br />

bize getirdi¤i evrensel do¤rular›n<br />

üzerine basarak dünyan›n karfl›s›na<br />

ç›kmam›z icap eder. Bu yüzden Avrupa<br />

karfl›s›nda asla ezik bir tav›r sergilemez.<br />

Bilir ki, Bat›'n›n modernizmi ‹slam dünyas›n›n<br />

de¤erlerinin yar›m anlafl›lmas›n›n<br />

bir sonucudur. (Yeter,2009) [1].”<br />

1-2: Türk Tarih Kurumu<br />

3: Karakafl Camii, Antalya<br />

Bir ahlak disiplini; “Sanat”<br />

Cansever’e göre sanat; yaln›zca esteti¤in<br />

bir ifadesi de¤il, ahlak›n bir disiplinidir.<br />

“Ahlak›n disiplini ise ayn› zamanda inanc›n<br />

ve dinin bir disiplinidir. Dedelerinden<br />

tevarüs eden tekke gelene¤inden ald›¤›<br />

terbiye ve 'ney’in bu¤ulu sesinden ald›¤› ilhamla<br />

dünya yolculu¤unun az›¤›d›r Cansever.<br />

Bir elinde Peygamber ölçüsü, di¤er<br />

elinde hayat›n, do¤unun ve bat›n›n, kuzeyin<br />

ve güneyin, yerin ve gö¤ün birikimi ve<br />

realitesi... Bunu flöyle formüle eder "Düflünmek<br />

ve büyük insanl›k tarihine bakmak...”<br />

Ne de olsa, ‹slam kendinden önceki<br />

dü¤ümlerin insanl›¤a katk› yapt›¤›n› savunur.<br />

Bunu bilir, bunu söyler, bunu yapar.”<br />

“Sanat eseri varl›k - kâinat tasavvurunun<br />

yap›lana yans›mas›d›r. Eserini ortaya<br />

1 2<br />

koyarken ald›¤› her karar sanatkâr›n varl›k<br />

ve varl›¤›n güçleri hakk›ndaki tasavvuruna<br />

göre flekillenir. Bu özellikleri ile sanat<br />

ahlak alan›nda yer al›r"<br />

Canl› ve cans›z varl›klar aras›nda bir iletiflim<br />

oldu¤u gibi, flehirler ile onu kuran insanlar<br />

aras›nda da benzer bir iletiflim vard›r.<br />

fiehrin yap›s›n›n flehirlinin al›flkanl›k<br />

ve karakterine yans›makta oldu¤u, toplum<br />

yap›s›n›n da flehre biçimini verdi¤i bilinmektedir...<br />

Cansever’de bir medeniyetin<br />

oluflumunu böyle izah eder. Onun yap›lar›ndaki<br />

ana malzeme insand›r. Cansever<br />

ev – mahalle - flehir üçlüsünün mahal-<br />

3<br />

29


MMARLIK<br />

li ve evrensel ba¤lant›lar›n› mükemmel<br />

yöntemle birbirine ba¤lar... “Demir Tatil<br />

Köyü esere insan›n tesiri konusunda zirvedir.<br />

(…) Cansever, Demir'deki bak›fl aç›s›n›n<br />

ilham›n› asl›nda çok tan›d›k bir yerden<br />

Bursa'dan al›r. Çünkü insanlar›n kat›l›m›<br />

konusunda Birleflmifl Milletler Bursa'y› eriflilmez<br />

bir kat›l›mc› örnek olarak kabul<br />

eder ama biz hor görüp çoktan yok etmiflizdir.<br />

(Yeter,2009)”<br />

“Dr. Halil ‹brahim Düzenli ise Cansever'le<br />

ilgili en güzel tespitlerden birini yapar:<br />

'Dudak tiryakili¤ine bay›ld›¤›m›z, fakat bir<br />

türlü içsellefltiremedi¤imiz' kavramlar›n,<br />

art›k kaybolmaya yüz tutmufl son yap› ustalar›ndan<br />

biriydi.”<br />

Kubbeyi yere koymamak<br />

Bilge Mimar’›n bir kitab›n›n ad› olan “kubbeyi<br />

yere koymamak” metaforunun bir<br />

baflka mimar-elefltirmen taraf›ndan de¤erlendirilmesi<br />

de oldukça dikkat çekiciydi.<br />

U¤ur Tanyeli, "Türkiye'nin ezberini bozmay›<br />

baflarabilmifl, mimarl›¤› ve elefltirmenli-<br />

¤iyle tabular› y›kabilmifl, bir anlamda bir<br />

dekonstrüksiyon yaratabilmifl bir insan.<br />

Bu aç›dan Cansever hem hayat›, hem mimarl›¤›,<br />

hem de düflünce adam› olarak<br />

çok önemli" yorumunda bulunmufltu.<br />

Tanyeli; “Kubbeyi al›p, sadece altyap›s›n›<br />

ondan kopar›p, baflka bir yere oturtman›n,<br />

‘kubbeyi yere koymak’ biçiminde bir<br />

>><br />

Cansever'in mimariye bak›fl›n›n özeti "Bafl›n›z› yere koydu¤unuz yerdeki<br />

varl›¤›n en kaba malzemesinin kurallar›na dahi ben secde ediyorum.”<br />

sözüdür.<br />

metaforla anlat›lmas›, do¤rusu, o zaman<br />

da bana oldukça çarp›c› gelmiflti. fiimdi<br />

Antalya Karakafl Camisi’ni okudu¤um zaman,<br />

bütün bu riyakârl›¤›n nas›l mahkum<br />

edilebildi¤ini görüyorum. Bu, çok bana özgü<br />

bir durum olabilir; kat›lmayacaklar›n<br />

da az›msanmayacak say›da oldu¤unu tahmin<br />

ederim. Ama tarihselci bir mimarl›k<br />

yap›yorsan›z, tarihselcili¤i teknik özelliklerini<br />

de içerecek kadar kapsaml› düflünmek<br />

gerekti¤ini de ima ediyorsunuz demektir.<br />

Tarihselcilik, sadece biçimlerin tarihsel<br />

gibi görünmesinden ibaret olamaz.<br />

Böyle bak›nca Turgut Bey’i, söz gelimi,<br />

William Morris veya Arts and Crafts gelene¤inde<br />

bir çizgiye, o çerçeveye oturtmak,<br />

bana anlaml› geliyor. Bu anlamda Antalya<br />

Karakafl Camisi, Turgut Cansever’in son<br />

dönemini en iyi temsil eden önemli bir<br />

ürün gibi gözüküyor.”<br />

Kat›l›mc› mimarl›k<br />

‘Mimar Sinan' isimli kitab›nda, genel olarak<br />

‹slam mimarisi, özelde de Sinan'›n<br />

eserlerinin demokratik (kat›l›mc›) bir yap›da<br />

oldu¤una dikkat çeken Turgut Cansever,<br />

"Yap›y› kullanan herkes, kendi yerini<br />

tayin ediyor. Bu tam mutlak bir demokratik<br />

yap›d›r, mimarideki demokrasidir. Yap›<br />

emretmiyor, kesin olarak tarafs›z bulunuyor.<br />

Osmanl› toplumunun ortak güzellik<br />

de¤erleri vahfli Bat› de¤erleri ithal edilerek<br />

Türk ayd›nlar› taraf›ndan tahrip edilmifltir.<br />

O yüzden Sinan'›n eserleri toplumdan<br />

tecrit edilmifl, tafl y›¤›n› haline düflürülmüfllerdir,”<br />

demiflti.<br />

Turgut Cansever, Türk mimarisindeki temel<br />

s›k›nt›lar› ve çözüm yollar›n› da bu fikirler<br />

çok aç›k bir flekilde göstermektedir<br />

ki çözüm için iki fley gereklidir; “niyet ve<br />

kararl›l›k” diyor ve devam ediyor,<br />

“Son bir as›rd›r Türk toplumunda etkili<br />

olan k›sa görüfllülü¤ün, umursamazl›¤›n,<br />

de¤erbilmezli¤in, bilinçsizli¤in ve duyars›zl›¤›n<br />

yapt›¤› tahribat gözlerimizin<br />

önündedir. Bu insanl›k d›fl› tavr›n do¤urdu¤u<br />

al›flkanl›k ve temayüller, maymunca<br />

taklitçiliklerin yaratt›¤› felaketli durumdan<br />

hiç ders almadan güçlenerek devam<br />

etmektedir. Dolay›s› ile ‹stanbul’un gelece-<br />

¤ini kurtarmak için en büyük engeli insanlar›n<br />

ve toplumun bak›fl aç›lar›n›n teflkil<br />

etti¤i hat›rlanmal› ve bu durumun dehflet<br />

verici sonuçlar›ndan korkulmal›d›r.”<br />

Turgut Cansever, özgün fikirleri ve derin<br />

medeniyet tasavvuru ile Cumhuriyet döneminin<br />

en iyi bir mimarlar›ndan ve belki<br />

de en iyisi. Mimarimiz üzerine kafa yormufl<br />

bir mütefekkir, hikmet ve irfan sahibi<br />

bir bilge sanatkâr. Onu di¤er mimarlardan<br />

farkl› k›lan, üstün yapan yönü; özellikle<br />

kendi ruh ve medeniyet kökleriyle sahici<br />

iliflki kurmas›, gelenekten beslenerek gelece¤i<br />

üretme çabas›d›r.<br />

21.yüzy›l Türk mimarl›¤›n›n öncülerinden<br />

Cansever; tecrübesi, mimarl›k felsefesi,<br />

mimarl›k eserleri, musiki ve edebiyat dâhil<br />

bir çok farkl› disipline derin vukufiyeti<br />

ile yapt›klar› ve yapamad›klar›yla, dile getirdikleriyle,<br />

getiremedikleriyle, ‹bn-i Arabi’den<br />

Konfüçyüs’e, Medine’den Roma’ya,<br />

Sinan’dan Wright’a, sanat müzi¤inden<br />

Barok müzi¤e, Füsus’ta ki tevhidi hakikatlerden,<br />

mimarideki tevhide uzanan<br />

derin tefekkür alan›n› mezceden gerçek<br />

bir entelektüel... Türk mimarlar›n›n ondan<br />

ö¤renece¤i çok fley var. Üstad›m›za Allah<br />

rahmet eylesin.<br />

Not:“Turgut Cansever Okumalar›”n› bafllatan ve devam<br />

eden/edecek olan MMG’yi bu çabas›ndan dolay›<br />

bir kez daha kutluyorum.. MMG’nin varl›¤› ne denli<br />

önemli oldu¤unu, yoklu¤unu yaflayan bizler çok<br />

daha iyi biliyoruz..<br />

KAYNAKLAR:<br />

[1]( Yeter,R), Gazeteci / REPORTRE, Yeni fiafak Gazetesi,<br />

08.03. 2009<br />

[2] (Cansever,T) “Düflünceler” Mimar-Ça¤dafl Mimarl›k<br />

Dergisi, Say› 11, Turgut Cansever Özel Say›s›, Ankara<br />

1983, s.5)<br />

30 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


DOSYA > SANAYLEŞME<br />

GRŞ<br />

Buhar makinelerinden<br />

dijital devrime;<br />

Sanayileflme<br />

Avrupa’da 18. ve 19. yüzy›llarda yeni bulufllar›n üretime uygulanmas› ve buhar<br />

gücüyle çal›flan makinelerin makineleflmifl endüstriyi do¤urmas›, bu geliflmelerin de<br />

Avrupa’daki sermaye birikimini artt›rmas› olarak bilinir. Bu sermaye birikimi<br />

ülkemizin en büyük eksiklerindendir ve sanayinin yeteri kadar geliflememesinin en<br />

önemli nedenidir. Türkiye’den çok sonra kurulan devletler sanayileflme sayesinde<br />

art›k dünyada söz sahibidir. Ülkemizde ise bu konuda yap›lan at›l›mlar bir flekilde<br />

ya kayd›r›lm›fl ya da giriflimlere engel olunmufltur. Sanayileflme bir ülkenin<br />

geliflmesi için en önemli etmendir. S›radan bir eleman yerine ya da her ifli yapabilen<br />

bir eleman yerine sadece tek bir alanda uzman elemanlar yetifltirerek üretimi<br />

art›rmak ve ifl alan› yaratmak için sanayileflme flartt›r. Ülkemiz için çok uzun ve<br />

zorlu bir süreç olsa da yap›lmas› durumunda birçok alanda refaha ulaflaca¤›m›z<br />

kesindir.<br />

32 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


DOSYA > SANAYLEŞME<br />

GRŞ<br />

Sanayi devrimini arayan ülke<br />

‹nsanl›¤›n yaflam›nda çok köklü dönüflümler yaratan toplumsal olaylar için<br />

kullan›l›r devrim sözcü¤ü. Bu anlamda insanl›k iki büyük devrim yaflad› ve hâlâ bu<br />

iki büyük devrimin içinde, bir üçüncüsü olacak m› kimilerine göre flüpheli kimilerine<br />

göre yolda. Yaflanan devrimlerin en önemlisi olarak sanayi devrimini görebiliriz.<br />

Bugün hala etkisini devam ettiren sanayi devriminden Türkiye ne kadar etkilendi<br />

Ülkemiz sanayisi ne kadar yol ald›, ne kadar katma de¤er üretti Bu say›m›zda<br />

kapak konusu olarak ele alaca¤›m›z sanayileflme dosyam›zda tüm bu sorulara cevap<br />

arayaca¤›z. Yap›lmas› gerekenleri, yolda oldu¤u söylenen yeni devrimleri<br />

de¤erlendirece¤iz.<br />

‹<br />

lk devrim tar›md›, insan toplumlar›n›<br />

öylesine radikal bir dönüflüme u¤ratt›<br />

ki hiç kimse bundan kaçamad›, ister<br />

ithal edilerek, isterse d›flar›dan<br />

dayat›larak olsun tar›m› tan›mayan toplum<br />

kalmad›, elbette varl›klar› bilinen<br />

ama henüz keflfedilmemifl, Amazon Ormanlar›n›n<br />

çok içlerinde yaflayan ilkel avc›<br />

toplay›c›lar d›fl›nda. Tar›mla birlikte yönetim<br />

bafllad›, kentler kuruldu, yap›lar infla<br />

edildi, yolculuklar bafllad›. Ve geliflme<br />

elbette orada durmad› “ihtiyaç devrimlerin<br />

anas›d›r” diyen Marks’›n görüflünden<br />

hareketle, yönetimlerin, soylular›n ya da<br />

toplumlar›n ihtiyaçlar› da teknolojik at›-<br />

l›mlar› getirdi¤ini söyleyebiliriz.<br />

Ama ne denli geliflmifl olursa olsun Roma’da,<br />

‹ran’da ve hatta görkemli M›s›r da<br />

sonuçta do¤aya ba¤›ml› toplumlar ya da<br />

medeniyetlerdi. Suyun kald›rma kuvvetinden<br />

istifade ediyor, hayvanlar›n güçlerinden<br />

faydalan›yordu. Taa ki 18 yüzy›l›n<br />

sonlar› 19.yy’›n bafllar›na dek Sanayi Devrimi<br />

olarak adland›r›lan bir dizi teknik geliflimin<br />

ürünü olan ve seri halde y›¤›nsal<br />

üretim tesisleri olan fabrikalarla simgeleflen<br />

toplumsal-ekonomik süreçler ‹ngiltere’de<br />

do¤up sonra dünyaya yay›l›ncaya<br />

dek. Bu anlamda Sanayi devrimini özelli-<br />

¤inin do¤an›n güçlerinin mekanik güçlerle<br />

yer de¤ifltirmesiydi, Bu nedenle sanayileflmesnin<br />

semblüde çarklarda simgeleflen<br />

makine oldu.<br />

Asl›nda Sanayi devriminin ilk öncülleri su<br />

de¤irmenleri ile saat çark›d›r denebilir.<br />

Her ikisi de Ortaça¤da Manast›rlar›n gelifltirdi¤i<br />

fleylerdi. Su de¤irmenleri, önce un<br />

ö¤ütmede sonra, dokumac›l›kta en son<br />

>><br />

Sanayi devriminin ilk öncülleri su de¤irmenleri ile saat çark›d›r denebilir.<br />

Her ikisi de Ortaça¤da Manast›rlar›n gelifltirdi¤i fleylerdi. Su de¤irmenleri,<br />

önce un ö¤ütmede sonra, dokumac›l›kta en son da maden ç›kartmada<br />

kullan›larak pek çok ön endüstriyel iflletmelerin temel aletleri oldu<br />

34 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


da maden ç›kartmada kullan›larak pek<br />

çok ön endüstriyel iflletmelerin temel aletleri<br />

oldu. Yine sanayi devriminin enerji<br />

kayna¤› olan kömür de bu dönemlerde<br />

‹ngiltere de deniz kömürü olarak kullan›-<br />

l›yordu. ‹lk su ve hava kirlili¤inin ortaça¤da<br />

12-13 yy’da yaflan›yor olmas› yaflanacaklar›n<br />

da habercisiydi. Ölümcül sis<br />

smog dedi¤imiz kirli hava çökeltisi ile ilk<br />

kitlesel ölümlerin yafland›¤› londradan<br />

çok önce ‹ngiltere kömürle ve hava kirlil¤i<br />

ile tan›flm›flt›. Saat ise zaman kavram›nda<br />

radikal bir dönüflüm sa¤lad›, insan toplumlar›<br />

o güne dek do¤an›n ritimlerine<br />

uygun bir zaman kavray›fl› içinde yaflarken,<br />

do¤al zaman yerini saatte simgeleflen<br />

yapay zamana b›rakt›.<br />

Bundan sonraki geliflmeler ise 18.yy’da<br />

zirveye ulaflt› ve 19.yy bafllar›nda Buhar<br />

Makinesinin icad› ve bunun fabrikalarda<br />

kullan›m› ile taç noktaya ç›kt›. Sanayi devrimini<br />

haz›rlayan geliflmeler 18.yy sonlar›na<br />

do¤ru bafllad›. Dokuma tezgâhlar›n›n<br />

yerini alan i¤ makineleri iplik e¤irmede<br />

verimi öylesine artt›rd› ki, su de¤irmenleri<br />

ile dönen dokuma çark›ndan 100 kat<br />

daha fazla verimle üretim olana¤› sa¤l›-<br />

yordu. 1779’da devreye giren i¤li dokuma<br />

tezgâhlar› iki iflçinin dörtyüz i¤le ipli¤i<br />

bükmesine olanak sa¤l›yordu. Bu do¤al<br />

olarak ‹ngiltere’ye maliyetleri düflürme ve<br />

daha ucuza ve daha fazla miktarda dokuma<br />

ürünü ihraç imkân› sa¤lad›¤›ndan ‹ngiltere<br />

bir anda milli gelirini yükseltme<br />

olana¤› elde ediyordu. Yine yüksek ›s›l› ergitme<br />

f›r›nlar› daha sonraki çelik endüstrisi<br />

için öncülük sa¤layacak konumdayd›.<br />

Bir makine pistonunu çark›n›n dairesel<br />

hareketlerle dönmesini sa¤layan buhar<br />

gücü, yüksek enerji ve h›z getiriyordu.<br />

Demir eritmede kullan›lan ve kok kömürü<br />

ile çal›flan yüksek f›r›nlar 18 yy bafllar›nda<br />

devreye girmiflti. 1780’lerde iyice yayg›nlaflt›klar›<br />

bir dönemde dökme demirden<br />

f›r›nda çelik üretme tekni¤i bulundu. Bu<br />

teknik 19 yy. bafllar›nda yayg›nlaflt›. Bütün<br />

bu teknik geliflmelere alt yap› sa¤layacak<br />

hukuki mevzuat, sömürgelerden<br />

akan sermaye, sömürgelere bu ürünlerin<br />

ihrac› ve ülke içinde bu ürünlerin dolafl›-<br />

m›n› mümkün k›lan ulafl›m a¤› ile sanayinin<br />

enerji gereksinmesini sa¤layacak kömür<br />

yataklar› sanayi devrimi için ‹ngiltere’nin<br />

bafl›na talih kuflunun konmas›n›<br />

sa¤layacakt›.<br />

Yar›m yüzy›l boyunca yani beflyüz y›l süren<br />

bir süreçte ‹ngiltere, dünya ekonomisinin<br />

lideri olan bir süper güç haline gelecekti.<br />

Dokuma ürünleri ve di¤er sanayi<br />

ürünlerinin ihracat› ile ‹ngiltere de<br />

1820’lerden itibaren sanayi ekonominin<br />

motoru olacak, milli gelirdeki pay› tar›m›<br />

katlayacakt›. 1840 y›l›na geldi¤imizde ‹ngiltere<br />

de k›rsal nüfus çarp›c› bir biçimde<br />

azalm›flt›.<br />

Sanayi devriminin öncü gücü buhar makinesi<br />

oldu¤u kadar lokomotifti de daha<br />

sonralar› Paul Virilio taraf›ndan h›z ça¤›<br />

olarak adland›r›lmas›na dayanan, hareket<br />

devrimi olarak dromolojinin-ki Virilio<br />

otomobiller üzerinden infla etmifltir tespitlerini-<br />

öncüsü lokomotiftir. 1830’lardan<br />

itibaren ilk sanayileflmifl ülke olan ‹ngiltere,<br />

demiryollar› ile bir a¤ kuracakt›r.<br />

Dokumac›l›ktan sonra en çok yat›r›m demiryollar›na<br />

yap›lacakt›r. 1830’dan<br />

1850’lere dek ‹ngiltere, tüm ülke sath›nda<br />

tam 10.000 kilometre demiryolu yapacakt›.<br />

Kuflkusuz Lokomotif buhar makinesi<br />

olmasa, geliflimini belli bir evreye tafl›yamayacak<br />

bir bulufl olarak kalacakt›. Buharl›<br />

trenin ilk öncüsü 1804’te raylar üzerinde<br />

ilerleyen buhar kazan›yd›, 1827’de<br />

yap›lan borulu kazan trenlere büyük bir<br />

güç sa¤lad›, 1829’da ise bir ‹ngiliz mühendis<br />

George Stephenson’nun icad› olan<br />

“roket”in devreye girmesi ile h›z s›n›r›<br />

afl›ld›. Çünkü o zamana kadar en h›zl› ulafl›m<br />

arac› olan atl› araban›n at›n› geçiyordu<br />

bu tren.<br />

Tüm bu geliflmeler bat›ya çok büyük üstünlük<br />

sa¤lad›. Böylece dünya adaletsiz<br />

bir ticaretle karfl›laflt›. Bat›n›n dokuma sanayi<br />

tüm yerel ekonomilerin çökmesine<br />

neden olacak ve bunlar›n bat›ya ba¤›ml›<br />

olmas›n› sa¤layacakt›, bat›l› ekonomi<br />

adapte edildikçe yerel ekonomiler çökerken,<br />

bat›n›n sanayi ürünlerinin karfl›s›nda<br />

daha de¤ersiz tar›m ürünleri ve atelye<br />

tipi ürünler dayanamad›. Bu dünyan›n<br />

geri kalan›n›n geri dönüflsüz bir biçimde<br />

bat›n›n ekonomik modelini taklit etmesine<br />

ve dolay›s›yla o ürünler ile o kültüre<br />

adapte olmas›na neden olacakt›.<br />

Bugün bile bat›n›n sanayileflmifl ülkeleri<br />

ile sanayileflme evresinin bafllar›nda olanlar<br />

aras›nda gelir fark› çok büyük. Sanayi<br />

ekonomilerinde endüstri ekonominin<br />

omurgas›n› oluflturur. Bu ülkeler sanayi<br />

ürünleri ihraç eder, çoklukla hammadde,<br />

yar› mamul ürünler ve tar›msal ürünler<br />

al›rlar. Sanayi ürünlerinin katma de¤eri<br />

daha yüksek oldu¤undan bu iflte kaybeden<br />

daima sanayileflmekte olanlar oluyor.<br />

Bat› d›fl› toplumlar neden<br />

sanayileflmede öncü olam›yorlar<br />

Peki, sanayileflmenin ana itici gücü ne<br />

Ünlü kent tarihçisi Lewis Mumford bunu<br />

temerküz kavram› ile aç›kl›yor. Sermaye,<br />

idari mekanizma olarak devlet, askeri<br />

güç, bilim, emek gücü vb birçok unsurun<br />

toplanmas› ile sanayileflme de at›l›m sa¤lanabiliyor.<br />

Bat›l› sanayi devleri bunu sa¤lad›lar.<br />

Sömürgelerden akan sermaye, giriflim<br />

gücü, devlet ve askeri mekanizma,<br />

bilim ve birikim sa¤layan di¤er unsurlar<br />

bir araya geldiler ya da getirildiler. Ortado¤u<br />

da kurulan ilk uygarl›klar üzerine<br />

çal›flmalar› ile bilinen Charles Keith Maisessels,<br />

ekonomiyi gelifltiren ana aktörün<br />

devlet oldu¤unu belirtir, Kapitalizm üzerine<br />

çal›flmalar› ile de ünlenen ünlü tarihçi<br />

Ferdinand Braudel’de Kapitalizmin devlet<br />

olmadan varolamayaca¤›n› belirtir. Bugün<br />

de asl›nda sanayileflme için gereken<br />

35


DOSYA > SANAYLEŞME<br />

GRŞ<br />

itici gücü sa¤layan devlettir. Bu anlamda<br />

söyledi¤imiz temerküz unsurunu bir araya<br />

getiren güç de devlet oldu.<br />

Kuflkusuz bu tek bafl›na yeterli bir neden<br />

de¤il. Yenilik yaratmak ve bu yenilik sa¤layan<br />

ürünü piyasa koflullar›nda marka<br />

turundurma stratejisi ile talep edilen bir<br />

ürün haline getirmek sanayileflme de öncü<br />

olmay› sa¤l›yor. Bat› d›fl› toplumlar (japonya<br />

hariç tutulursa) beyin göçü ve yeterli<br />

sermaye birikimine sahip olamad›klar›ndan,<br />

dahas› bir kapitalist ifl kültürüne<br />

tam anlam› ile sahip olmad›klar›ndan<br />

öncü güç olama›yorlar ve dünyaya yön<br />

veren küresel flirketler oluflturam›yorlar.<br />

Oysa art›k dünya ekonomisine yön veren<br />

bu flirketler. Bu flirketlerin bütçeleri bir<br />

çok ülkenin sahip oldu¤u tüm gelirden<br />

çok daha fazla.<br />

Dünya Mal Ticareti, ‹hracat De¤eri Olarak,<br />

1980 Y›l›nda Yaklafl›k 2 Trilyon Dolardan,<br />

Ortalama Y›ll›k Yüzde 5,2 Oran›ndaki Büyüme<br />

‹le 2000 Y›l›nda 6,2 Trilyon Dolara<br />

Yükselmiflti. Dünya Ticareti Reel Olarak<br />

Sadece 1982 Y›l›nda Küçülmüfl Di¤er Tüm<br />

Dönemlerde Büyümüfltü ancak yaflanan<br />

son kriz Asya ülkeleri ve Brezilya hariç<br />

özellikle sanayilflemifl ülkelerde büyümeye<br />

k›smen de olsa ara verilmesine yol açm›fl<br />

durumda.<br />

1980-83 Y›llar› aras›nda dünya ticareti nominal<br />

olarak darald›. dünya ticaretinin en<br />

h›zl› artt›¤› dönemler ise 1983-90 ile 1994-<br />

97 y›llar› aras›ndaki dönem olmufltur.<br />

1990’l› y›llar, global ekonomik büyümede,<br />

üretimde ve dünya ihracat›nda dalgalanmalar›n<br />

görüldü¤ü bir dönem olarak<br />

da ortaya ç›kt›. Global ekonomik büyümedeki<br />

dalgalanmalar daha az olmakla birlikte,<br />

özellikle ticarette görülen dalgalanmalar,<br />

çok daha büyük ölçekli oldu. Pefl<br />

pefle ortaya ç›kan krizlerin, global ekonomik<br />

büyümeden daha çok, dünya ticaretinde<br />

büyük çapl› dalgalanmalara yol açt›¤›<br />

söylenebilir.<br />

Türkiye’de sanayinin geliflmesi ve<br />

sanayideki durumumuz<br />

Ülkemizde büyük sanayinin kurulma dönemi<br />

oldukça eskilere dayan›r. Sanayileflme<br />

faaliyetleri ile ilgili ilk ad›m 1839 y›l›nda<br />

Tanzimat hareketleri ile bafllam›fl ve<br />

havuz, tersane, demirhane gibi tesisler<br />

kurulmufltur. Ancak Avrupa'da büyük sanayi<br />

devriminin yaflanmas› ve özellikle<br />

tekstil alan›nda gerçekleflen ilerlemeler<br />

ço¤unlukla Bursa ve ‹stanbul'da yer alan<br />

dokuma sanayini olumsuz yönde etkilemiflti.<br />

Ayr›ca XVI. yy.'da Avrupa devletleri<br />

>><br />

Türkiye'de sanayileflme hareketi 1950'den sonra bafllam›fl, 1960 y›l›ndan<br />

sonra h›zlanm›flt›r. Cumhuriyetin ilk y›llar›nda ç›kan Sanayi Teflvik<br />

Kanunu ile sonraki y›llarda haz›rlanan kalk›nma planlar› sanayileflme<br />

sürecini h›zland›rm›flt›r.<br />

ile imzalanan kapitülasyonlar Osmanl›<br />

‹mparatorlu¤u'na yükümlülükler getirmifl,<br />

gümrük vergilerinin yükseltilmesi d›-<br />

flar›dan gelen mallarda rekabeti engellemifl,<br />

bu nedenle kurulan ço¤u fabrika zarar<br />

ederek kapanm›flt›. Bu dönemde ülke<br />

gereksinimini karfl›layacak birkaç küçük<br />

tesis bulunmaktayd›. Bunlar tar›msal<br />

ürünleri mamul mal haline getiren, de¤irmen,<br />

sabun, makarna, ya¤ ve konserve<br />

fabrikalar›, basit dokuma yapan tesisler,<br />

deri fabrikalar›, çimento, kereste, tu¤la<br />

fabrikalar›, birkaç gemi ve makine onar›m<br />

atölyelerinden olufluyordu. Nitekim<br />

1915 y›l›nda yap›lan sanayi say›m›nda<br />

baflta ‹stanbul, ‹zmir, Bursa, Manisa ve<br />

Uflak'ta toplanan 269 adet tesisin 88'i g›-<br />

da, 75'i dokuma, 55'i tütün, 20'si çimento<br />

ve seramik sanayiine aitti. Görüldü¤ü gibi<br />

sanayinin büyük k›sm› Bat› Anadolu'da<br />

toplanm›fl durumdayd›.<br />

Cumhuriyetle birlikte kapitülasyonlar›n<br />

kald›r›lmas› ile sanayileflme yolunda<br />

önemli ad›mlar at›lmaya bafllanm›flt›.1924<br />

y›l›nda Sanayi ve Maadin Bankas›<br />

(Bu bankan›n yerini 1923 y›l›nda Sümerbank<br />

alm›flt›r) kurulmufltur. 1927 y›l›nda<br />

ise ulusal sanayinin canland›r›lmas› amac›yla<br />

gümrük, vergi, ulafl›m ve hammadde<br />

temininde birtak›m kolayl›klar getirilmiflti.<br />

Devletin ald›¤› bu tedbirler sayesinde<br />

1927 y›l›nda yap›lan sanayi say›m›nda<br />

65.000 dolay›nda iflletme oldu¤u saptanm›flt›.<br />

Bu iflletmelerin % 43.5'u tar›m, %<br />

23.8'i dokuma, % 22.6's› maden, makine<br />

ve onar›m› grubunda yer alm›flt›.<br />

1934-38 y›llar›nda Birinci Befl Y›ll›k Sanayileflme<br />

Plan› haz›rlanm›flt›r. Bu plan do¤rultusunda<br />

ülkenin çeflitli yerlerinde fleker,<br />

dokuma, maden, selüloz ve seramik<br />

fabrikalar›n›n kurulmas› plana ba¤lanm›flt›.<br />

Ancak bu y›llar›n dünyada ekonomik<br />

kriz dönemine rastlamas›, ülkemizde<br />

devletin bizzat kurucu rol oynamas›na<br />

neden olmufltu. Bu amaçla 1933 y›l›nda<br />

Etibank kurulmufl ve bu kurumun önderli¤inde<br />

kimya sanayi (suni ipek-Gemlik,<br />

gülya¤›-Isparta, kibrit ve asit-‹zmit), pamuklu<br />

dokuma (Bak›rköy, Kayseri, Ere¤li,<br />

Malatya, I¤d›r, Nazilli), ka¤›t ve selüloz (‹zmit),kamgarn<br />

sanayi (Merinos-Bursa),<br />

kendir sanayi (Kastamonu), demir sanayi<br />

(Karabük), kükürt (Keçiborlu), toprak sanayi<br />

(seramik-Kütahya, flifle-cam Paflabahçe,<br />

Çimento fabrikalar›), fleker sanayi<br />

(K›rklareli-Alpullu, Uflak, Tokat-Turhal)alan›nda<br />

yat›r›mlar yap›lm›flt›r. Özellikle bu<br />

yat›r›mlar ile dokuma sanayi alan›nda<br />

önemli geliflmeler olmufl, Çukurova ve<br />

Ege bölgesinde özel sektöre ait tesislerde<br />

36 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


kurulabilmiflti.<br />

Ayr›ca 1937 y›l›nda ilk demir-çelik fabrikas›<br />

da Karabük'te kurulmufltu. Yap›lan<br />

teflvik ve tedbirler sayesinde ülkemizde<br />

1950 y›l›nda yap›lan sanayi say›m›nda<br />

84.000 (83.500) civar›nda tesis tespit edilmiflti.<br />

Türkiye’de sanayinin kurulma aflamas›<br />

Cumhuriyetin ilk y›llar›nda yaflanm›fl,<br />

Özetle Türkiye'de sanayileflme hareketi<br />

1950'den sonra bafllam›fl, 1960 y›l›ndan<br />

sonra h›zlanm›flt›r. Cumhuriyetin ilk y›llar›nda<br />

ç›kan Sanayi Teflvik Kanunu ile sonraki<br />

y›llarda haz›rlanan kalk›nma planlar›<br />

sanayileflme sürecini h›zland›rm›flt›r. Ülkede<br />

önceleri ‹stanbul ve yak›n çevresinde<br />

geliflen sanayi, buradan ‹zmit körfezine<br />

yay›larak Marmara bölgesinin güney<br />

bölümü ile Trakya kesiminde Çorlu-Çerkezköy<br />

aras›nda geliflmifltir. Sanayinin<br />

ikinci olarak yo¤unluk kazand›¤› bölge<br />

Ege bölgesi özellikle ‹zmir ve yak›n çevresidir.<br />

Bat› Karadeniz bölgesi de sanayinin<br />

özellikle demir-çelik sanayi gibi a¤›r sanayinin<br />

geliflti¤i bir kesimdir.<br />

Ülkemizde tar›ma dayal› sanayi kollar› ile<br />

tekstil sanayi alan›nda çok k›sa sürede<br />

önemli geliflmeler olmufl ve bu ürünler ülkemiz<br />

ihracat›nda önemli bir yer tutmufltur.<br />

Demir-çelik endüstrisinin geliflmesi<br />

ülkede otomotiv ve makine sanayi gibi<br />

büyük sanayi kollar›nda h›zl› at›l›mlar yaratm›flt›r.<br />

Bugün ülkemiz, kendi otomobil,<br />

gemi ve trenlerini üretebilecek konuma<br />

gelmifl, ayr›ca askeri uçaklar›n yap›m›na<br />

bafllanm›flt›r.<br />

Sanayinin ülkemiz ekonomisi üzerindeki<br />

pay› her geçen gün artmaktad›r. Nitekim<br />

1950'lerde sanayide çal›flan iflgücü<br />

600.000 dolay›nda iken günümüzde bu<br />

de¤er 2.5 milyonu aflm›flt›r. Sanayide çal›-<br />

flan nüfusun toplam çal›flan nüfusa oran›<br />

ise 1950'de %5 iken 1990'da %13.7'ye<br />

ulaflm›flt›r.<br />

Türkiye'de sanayinin da¤›l›fl›na bak›ld›-<br />

¤›nda büyük dengesizli¤in ortaya ç›kt›¤›<br />

görülür. Bu bak›mdan ülke sanayinin %<br />

60'›n›n Marmara bölgesinde topland›¤›<br />

dikkati çeker. Söz konusu durumun oluflmas›nda<br />

Osmanl› ‹mparatorlu¤u döneminden<br />

itibaren sanayi yat›r›mlar›n›n ülkenin<br />

bat› bölgelerine kayd›r›lm›fl olmas›<br />

etkendir.<br />

Bu bak›mdan ‹stanbul ülkemizde sanayinin<br />

topland›¤› en önemli merkez durumundad›r.<br />

‹stanbul'un sanayinin kurulufl<br />

yeri olarak seçilmesinde büyük nüfus kütlelerini<br />

bar›nd›rmas› nedeniyle büyük bir<br />

tüketim merkezi olmas›, yo¤un göçler sebebiyle<br />

iflgücü ihtiyac›n›n karfl›lanmas›,<br />

öteden beri düzenli ulafl›m ba¤lant›lar›na<br />

sahip olmas› ve böylece gerek hammadde<br />

gerekse mamul madde ak›fl›n› kontrol<br />

edifli, büyük sermaye sahiplerinin bu<br />

kentte toplanmas› bu faktörlerin bafll›calar›d›r.<br />

Sanayinin ekonomideki artan<br />

pay› ve sanayi ürün ihracat›<br />

Sanayi ürünlerinin ihracat gelirleri içindeki<br />

pay›nda da önemli art›fllar olmufl ve sanayinin<br />

ihracattaki pay› % 80'e ulaflm›flt›r.<br />

Ayr›ca bu sektörün milli gelirimize<br />

katk› pay› giderek yükselmektedir (%<br />

25.6).<br />

Geçmifl y›llarda özellikle de 80-90 aras›<br />

Türkiye’nin de içinde bulundu¤u 15 ülkenin<br />

ticaret art›fl h›z› Dünya ortalamas›n›n<br />

iki kat›n› aflm›flt› ve bu ülkelerin 10’u Asya’n›n<br />

h›zla sanayileflen ülkeleriydi. Bugün<br />

de asl›nda özellikle Asya ülkeleri bak›m›ndan<br />

h›zl› sanayileflme ve h›zl› ekonomik<br />

büyüme söz konusu. Türkiye ise<br />

bugün dünyan›n geliflmifl 20 ekonomisi<br />

içinde yer alan ve bölgesinde sanayi devi<br />

olarak görülecek konumda olan bir ülke.<br />

2006’da 83 milyar dolar› aflan ihracat rakam›na<br />

ulaflan Türkiye’nin, 2023 hedefi<br />

500 milyar dolar olarak saptand›. Çin tehlikesi<br />

Hindistan tehlikesi, h›zla geliflen Güneydo¤u<br />

Asya ülkelerinin rekabeti Türkiye’nin<br />

ihracat›n› ne kadar etkileyecek gibi<br />

sorular›n›n cevab›n› ararken ihracat› tetikleyen<br />

sektörlerin artan say›s›, 500 milyar<br />

dolarl›k hedefe ulaflman›n çok da zor<br />

olmayaca¤›n› iflaret ediyor.<br />

Sanayi ihracat› mart ay›nda yüzde 34.81<br />

oran›nda artarak 8 milyar 95.4 milyon dolara<br />

ulaflt›. 2009 y›l›n›n Mart ay›nda sanayi<br />

ihracat› 6 milyar 4.8 milyon dolar düzeyinde<br />

gerçekleflmiflti. Sanayi mamulleri<br />

ihracat› da ayn› dönemde yüzde 30.12 art›flla<br />

4 milyar 859.3 milyon dolardan 6<br />

milyar 323 milyon dolara yükseldi. Bu veriler<br />

ülkemizde sanayinin ekonomideki<br />

pay›n›n giderek artt›¤›n› ortaya koyuyor.<br />

Türkiye’nin gelecekte ihracat›n motoru<br />

olacak gibi görünen befl sektöründen ilki<br />

otomotivdi. Otormotivin ard›ndan yükselifle<br />

geçen ve ihracattaki pay› giderek yükselen<br />

sektörlere bakt›¤›m›zda, ilki ‹hracat›n<br />

yeni motorlar›ndan demir çelik. Demir<br />

çelik ve demir ve demir d›fl› metaller sektörleri,<br />

Türkiye’nin en h›zl› geliflen, d›fl pazarda<br />

güçlenen ve ihracat paylar›n› istikrarl›<br />

olarak gelifltiren sektörlerin bafl›nda<br />

geliyor. Özellikle demir çelik sektörünün<br />

yüzde 12’lik büyüme oran›, Çin’in yüzde<br />

17’lik büyümesi dikkate al›nd›¤›nda, rekabette<br />

Türkiye’nin gücünü art›r›yor. Dünyan›n<br />

hemen her bölgesi ile ticaret kapasitesi<br />

bulunan Türk demir çelik üreticilerinin<br />

y›ld›z›n›n, özel sektörün üretime kat›lmas›yla<br />

parlamaya bafllad›¤›n› söylersek<br />

yan›lm›fl olmay›z.<br />

>><br />

Türkiye bugün dünyan›n geliflmifl 20 ekonomisi içinde yer alan ve bölgesinde<br />

sanayi devi olarak görülecek konumda olan bir ülke. 2006’da 83 milyar<br />

dolar› aflan ihracat rakam›na ulaflan Türkiye’nin, 2023 hedefi 500 milyar<br />

dolar olarak saptand›.<br />

37


DOSYA > SANAYLEŞME<br />

GRŞ<br />

Türk demir çelik sektörü, dünya ile k›yasland›¤›nda<br />

genç bir sektör. Endüstrileflmede<br />

önemli bir rol üstlenen demir çelik<br />

sanayisinin modern anlamda temelleri,<br />

1937’de Sümerbank’a ba¤l› Karabük Demir<br />

Çelik Fabrikalar›’n›n (KARDEM‹R) kurulmas›<br />

ile bafllad›. Özel sektörün üretime<br />

kat›l›fl› ise 1960’ta, ilk elektrik ark ocakl›<br />

tesis olan 20 bin ton kapasiteli Metafl’›n,<br />

‹zmir’de üretime geçmesi ile gerçekleflti.<br />

Metafl’›, 1969 y›l›nda Çolako¤lu, 1970’de<br />

ise ‹stanbul Metalurji ve di¤erleri izledi.<br />

Özellikle 1980’li y›llar›n ikinci yar›s›nda,<br />

baflta haddehane olarak üretim yapan<br />

kurulufllar›n, ark ocakl› tesislere dönüflmesi<br />

ile birlikte özel sektörün, Türkiye’nin<br />

demir çelik üretimine a¤›rl›¤›n› koydu¤unu<br />

söylemek mümkün. Türk demir çelik<br />

ürünleri ise uzun, yass› ve vas›fl› çelik<br />

a¤›rl›kl› olup, dünya piyasas›nda yass›<br />

ürünlerin üretim oran› yüzde 60 iken, ülkemizde<br />

tersi bir durum söz konusu.<br />

Uzun ürünlerde yaflanan kapasite fazlal›-<br />

¤› ihracat ile eritilmeye çal›fl›l›rken, iç pazarda<br />

yaflanan yass› ürün arz› ise ithalat<br />

ile karfl›lanmaya çal›fl›l›yor.<br />

G›da, teknoloji ve enerji ‹hracat rakamlar›nda<br />

yükselen bir grafik çizen di¤er sektörler<br />

ise g›da ve elektronik olarak karfl›-<br />

m›za ç›k›yor. Ancak bu alanda da dünyadaki<br />

yeni trendleri takip edip, onlar gerçekleflme<br />

aflamas›nda iken bu alanda yat›r›m<br />

yapmak yerine sanayileflmifl ekonomilerin<br />

yavafl yavafl b›rakt›¤› alanlarda<br />

yat›r›m yap›l›yor. Y›ld›z› parlayan ve krizle<br />

birlikte bir düflüfl yaflasa da gelecekten<br />

umutlu görünen bir baflka sanayi sektörü<br />

de makine. Makine sanayi ihracat›, toplam<br />

ihracat içindeki pay›n› son y›llarda<br />

sürekli olarak artt›rd›. Sektörün toplam<br />

ihracat›m›z içindeki pay› 2004 y›l›nda 2,1<br />

milyar dolar ile yüzde 3,3 olmufl ve 2005<br />

y›l›nda 2,7 milyar dolar ile yüzde 3,7 seviyesine<br />

ulaflm›flt›. 2006 y›l›n›n ilk dört<br />

ay›nda ise makine sanayi ihracat› 917<br />

milyon dolara ulaflm›fl ve toplam ihracat<br />

içerisindeki pay› da yüzde 3,7 olmufltu.<br />

2007 ve 2008’de de büyümesini sürdüren<br />

makine sanayi geçen y›l sert bir düflüfl yaflayan<br />

sektörlerden oldu. 2010 y›l›nda k›-<br />

p›rdanmaya bafllayan ihracata ba¤l› olarak<br />

tekrar yükselifle geçmesi mümkün<br />

olacak gibi görünüyor.<br />

Makine sanayi ihracat›nda en önemli kalemleri;<br />

inflaat ve madencilikte kullan›lan<br />

makineler, endüstriyel klimalar ve so¤utma<br />

makineleri, tak›m tezgâhlar›, pompalar<br />

ve kompresörler, vanalar, reaktörler ve<br />

kazanlar, g›da sanayi makineleri ile türbinler<br />

ve turbojetler oluflturmakta.<br />

Makine imalat sektörü ihracat›m›zda baflta<br />

Almanya, ‹ngiltere ve ABD olmak üzere<br />

sanayileflmifl ülkelerin önemli pay sahibi<br />

olmas›, teknolojik düzey ve kalite aç›s›ndan<br />

rekabet gücümüzün yüksek oldu¤unu<br />

göstermekte.<br />

Nas›l bir sanayileflme politikas›<br />

Özellikle, ülkemizin sanayileflme süreci<br />

aç›s›ndan meseleye bakarsak, devlet bu<br />

ifle öncülük etse de, ne yeterli sermaye birikimi,<br />

ne yeterli bilimsel teknik altyap›,<br />

ne de giriflimci ruhu tafl›yan insanlar olmad›¤›ndan<br />

Türkiye sanayileflme at›l›mlar›n›<br />

ancak 1980’lerden sonra att›. Ama<br />

zihniyet problemi halen sürüyor. Çünkü<br />

sanayileflmenin motor gücünü iki unsurun<br />

bir araya gelmesi oluflturuyor, sermaye<br />

ve bilgi. Bir anlamda Üniversite ile Sermaye’nin<br />

buluflmas› ve bu iki gücün iflbirli¤i<br />

ile ar-ge yat›r›mlar› yap›larak küresel<br />

marka ve ürün gelifltirilmesi gerekiyor.<br />

Ama ülkemiz ar-ge yat›r›mlar› bak›m›ndan<br />

hâlâ yeterli de¤il. Ne yaz›k ki sermaye<br />

hâlâ al- sat tüccardan giriflimciye dönüflümünü<br />

tamamlayamad›¤›ndan, bilgi<br />

ile sermaye bir araya gelip katma de¤eri<br />

yüksek ürünlerin ortaya ç›kmas› mümkün<br />

olam›yor. Hal böyle olunca da ülkemiz<br />

hâlâ sanayi ürünü ithal eden, bundan<br />

dolay› da cari a盤› oluflan bir ülke.<br />

Ülkemizdeki durum üzerinde biraz daha<br />

durursak, mesela Türkiye ilk baflta tekstilde<br />

belli bir noktaya geldi. Daha sonra oradan<br />

ç›k›p, otomobil sanayisinde bir ivme<br />

yakalad› ve y›llard›r bir flekilde de bu ivmeyi<br />

korumay› baflard›. fiimdi gündemde<br />

ise uçak sanayisi var. Ülkenin bu sektörde<br />

uzmanlaflmas› gerekti¤inin üzerinde duruluyor.<br />

Ama otomobil sektöründen ç›k›ld›¤›<br />

için uçak sektöründe uzmanlaflal›m<br />

demiyoruz, otomotiv ile beraber uçak sanayinde<br />

de ilerleyelim diyoruz. Biz bu konulara<br />

e¤ilirken dünyada nano teknoloji<br />

dedi¤imiz teknolojiler gelifliyor. Di¤er tarafta<br />

genetik ve genetikle alakal› alanlar,<br />

bir tarafta ise enerji konusu gelifliyor.<br />

Doksan y›l›n›n sanayi kelimesi, 2000 y›l›-<br />

n›n sanayi kelimesi ve 2010 y›l›n›n sanayi<br />

kelimesi birbirinden çok farkl›. Doksanlarda<br />

sanayi dedi¤inizde makine akla geliyordu.<br />

Art›k günümüzde sanayi dedi¤imizde<br />

ise bilgi akla geliyor. Hizmet ve<br />

stratejik kavram› da var art›k. Bizim ülkemizde<br />

ciddi bir bilgi yönetim konusu da<br />

yok.<br />

Dahas› Dünyada bütün bu geliflmeler<br />

olurken, Türkiye Sanayi mezarl›¤› olmak<br />

üzere. AB ABD ile giderek zay›flayan rekabet<br />

gücünü artt›rmak için eski tip sanayileri<br />

giderek daha çok oranda Türkiye’ye<br />

kayd›r›yor. Bu Türkiye’yi sanayi bak›m›ndan<br />

bölgesini süper sanayi devi yap›yor<br />

yapmas›na ama dünyada katma de¤eri<br />

yüksek ürünler alan›ndan yine geri kalmam›z<br />

söz konusu. Sanayileflmifl G-7 ülkeleri<br />

art›k sözünü etti¤imiz yeni alanlara<br />

yat›r›m yaparak bu alanda bir ivme kazan›rken,<br />

eski tür sanayiyi de yine ekonomik<br />

güç kendisinde olmak üzere sanayileflmekte<br />

olan ülkelere kayd›r›yor. Eski tip<br />

üretim tesislerini iflgücü bak›m›ndan<br />

ucuz, hammadde temini bak›m›ndan<br />

avantajl› yerlere kayd›r›rken flirket merkezi<br />

olan yerlerde ise üçüncü sanayi devrim<br />

anlay›fl›na uygun tesislerde bilgi yo¤unluklu<br />

araflt›rmalara a¤›rl›kl› veriyorlar ve<br />

bunlar ekseninde yeni teknolojiler, yeni<br />

üretim yöntemleri gelifltiriyorlar. Bunun<br />

sonucu olarak bu ülkeler Helen sanayi eksenli<br />

bir geliflimde öncü konumundalar.<br />

Bütün bunlar› göz önüne alarak Türkiye’nin<br />

bilgi sanayi buluflmas›n› eksene<br />

alacak bir sanayi politikas› gütmesi ve<br />

belki de geçmiflte oldu¤u gibi öncülü¤ü<br />

yine devletin yapmas› düflünülebilir.<br />

Tüm bu söylenenler ›fl›¤›nda vurgulanmas›<br />

gereken bir di¤er nokta da, e¤er sanayimizi<br />

daha ileri ve üst düzeye tafl›mak istiyorsak,<br />

sanayi ile do¤rudan ya da dolayl›<br />

olarak ilgilenen herkesin hiçbir ideolojik<br />

saplant›ya girmeden, ekonomik geliflmeyi<br />

ülkenin ilerlemesi için birinci faktör ola-<br />

38 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


Ülkemiz Ar-Ge yat›r›mlar› bak›m›ndan hâlâ yeterli de¤il. Ne yaz›k ki<br />

sermaye hâlâ al- sat tüccardan giriflimciye dönüflümünü<br />

tamamlayamad›¤›ndan, bilgi ile sermaye bir araya gelip katma de¤eri<br />

yüksek ürünlerin ortaya ç›kmas› mümkün olam›yor. Hal böyle olunca da<br />

ülkemiz hâlâ sanayi ürünü ithal eden, bundan dolay› da cari a盤› oluflan<br />

bir ülke.<br />

rak görmesi gerekti¤i, aç›kt›r, bu anlamda<br />

sanayi için topyekun bir seferberlik gerekti¤ini<br />

söylersek abartm›fl olmay›z. Sanayileflme<br />

konusunda “tamam biz art›k sanayi<br />

ülkesiyiz ve flu dallarda birinciyiz” demek,<br />

tarihte özellikle kendi tarihimizde<br />

defalarca gördü¤ümüz duraklama dönemlerinden<br />

birini daha yaflamam›za sebep<br />

olur. De¤iflen dünyan›n flartlar›na göre<br />

oyunu oynamak bir zorunluluktur. Burada<br />

en iyi örne¤i “yaz›l›m endüstrisi” olarak<br />

verebiliriz. Biz otomotiv ve inflaat sektöründe<br />

önlerde yer al›rken teknoloji ça-<br />

¤›yla birlikte geliflen yaz›l›m sektörü flu<br />

ana kadar ihmal edilmifl ve neredeyse<br />

tren kaç›r›lm›flt›r. Bu ve bunun gibi daha<br />

birçok konuda erken davranmak gerekir<br />

ki, bu da yap›lmas› gereken baflka bir noktay›,<br />

sanayileflme konseyi veya sekretaryas›<br />

kurmak gerekti¤ini gösterir. Konsey<br />

bir hayli fazla olan giriflimciler ile bilgiyi<br />

bir araya getirerek sanayileflmenin ayn›<br />

zamanda bir kültür meselesi olarak alg›-<br />

lanmas›n› sa¤larsa Türkiye sanayi devleri<br />

aras›nda giren bir ülke olur. Sanayileflme<br />

kapsam›nda bir gereksinme de nitelikli<br />

insan gücü. Bu güce yeterince sahip de¤iliz.<br />

Genç nüfusumuz bir avantaj gibi görünse<br />

de iyi e¤itilmifl, kalifiye bir ifl gücü<br />

ve kalifiye bir beyin gücü olarak sanayinin<br />

kullan›m›na uygun olmad›klar›ndan<br />

ülkemiz sanayideki istihdam s›k›nt›s›n›<br />

aflam›yor. Bu anlamda günümüzde tek<br />

bir mühendislik dal› diye bir fley yok. Art›k<br />

bilgiler spesifik düzeyde. Yeni ve karmafl›k<br />

mühendislik dallar› ortaya ç›k›yor.<br />

Ve bizim okul altyap›m›z sanayi ihtiyaçlar›na<br />

göre tasarlanm›fl de¤il. Hiç sanayide<br />

çal›flmam›fl insanlar mühendis oluyor. D›-<br />

flar›da, okuldaki doçentler bile bir meslek<br />

sahibi olduktan sonra bu ifllere yöneliyorlar.<br />

Sanayide on y›l tecrübesi olmadan<br />

okulda doçent olam›yor. Buda sanayileflmedeki<br />

engellerimizden birisi, bunu ne<br />

yaz›k ki de¤ifltiremiyoruz.<br />

‹flte sanayileflme potikam›z› belirlerken<br />

bu eksikleri iyi saptay›p, sonra da bu eksikleri<br />

giderecek bir tak›m yollar ile sanayileflmede<br />

öncü güç olmal›y›z. Biz hâlâ fason<br />

sanayi olmaktan kurtulabilmifl de¤iliz.<br />

Oysaki sanayileflme yolu ile zenginleflebilmek<br />

öncülük etmekten, yenilik yaratabilmekten<br />

geçiyor. Bunu baflard›¤›n›z<br />

anda özellikle yabanc› finansman bulmak<br />

zor olmuyor, ama e¤er sanayileflmeyi bir<br />

milli poltika yapacaksak flu anda mühendislerimizin<br />

son derece de¤erli fikrilerine,<br />

projelerine finansman sa¤lamak gerekiyor.<br />

39


DOSYA > SANAYLEŞME<br />

MAKALE<br />

Türkiye’nin sanayi stratejisi ve bakanl›¤›m›z›n<br />

orta ve uzun vadede hedefleri<br />

Günümüzde ülkelerin refah seviyelerini belirleyen, güçlü ülke haline gelmelerini<br />

sa¤layan en önemli faktör, planl› iflleyen ve katma de¤er üreten sanayidir. Ülkemizinde<br />

güçlü ülkeler aras›nda yerini alabilmesi için güçlü bir ekonomiye dolay›s›yla<br />

güçlü bir sanayiye ihtiyac› vard›r. Ülkemizin sanayi stratejisini, orta ve uzun vadede<br />

hedeflerini Sanayi ve Ticaret Bakan› Nihat Ergün dergimize de¤erlendirdi.<br />

> Nihat Ergün<br />

Sanayi ve Ticaret Bakan›<br />

Bilginin, gücü tayin etti¤i günümüz<br />

dünyas›nda, bilgi üreten ve üretti-<br />

¤i bilgiyi teknolojik ürüne dönüfltüren<br />

toplumlar müreffeh ve güçlü ülkeler<br />

haline gelebilmektedirler. Günümüzde sanayi<br />

ve ticaretin h›zla geliflmesi, üreticiyi<br />

belli standartlar ve belli kalite seviyelerini<br />

aramaya yöneltmektedir. Bugün, uluslararas›<br />

pazarda hak etti¤imiz yeri alabilmenin<br />

yegâne koflulu evrensel standartlara<br />

uygun üretimdir.<br />

Bakanl›k olarak amac›m›z, ülkemizin<br />

2023 y›l›nda dünyan›n en büyük ilk 10<br />

ekonomisi aras›nda yer alma vizyonu do¤rultusunda,<br />

Türk sanayisinin rekabet gücünü<br />

ve verimlili¤ini art›rarak, dünya ihracat›ndan<br />

daha fazla pay alan, a¤›rl›kl›<br />

olarak yüksek katma de¤erli ve ileri teknolojili<br />

ürünlerin üretildi¤i, istihdam sorununu<br />

çözmüfl, nitelikli iflgücüne sahip, ürün<br />

ve hizmet kalitesini gelifltirmifl ve ayn› zamanda<br />

topluma ve çevreye duyarl› bir sanayi<br />

yap›s›na dönüflümü h›zland›rmakt›r.<br />

Türkiye Sanayi Stratejisi<br />

Bakanl›¤›m›z koordinasyonunda sanayicilerimiz,<br />

ifladamlar›m›z ve ilgili tüm taraflar›n<br />

kat›l›m› ile belirlenen yeni sanayi stratejisinin<br />

uzun dönemli vizyonu ise “Orta<br />

ve yüksek teknolojili ürünlerde Avrasya’n›n<br />

üretim, hizmet ve bilgi üssü olmak”<br />

fleklinde olmufltur.<br />

Bu vizyonu gerçeklefltirmeye yönelik olarak<br />

ülkemizdeki tüm sektörler için;<br />

•Makro ekonomik istikrar›n sa¤lanmas›<br />

ve büyümenin sürdürülmesi,<br />

•Yap›sal reform çal›flmalar›n›n devam ettirilerek<br />

üretim ve yat›r›m ortam›n›n iyilefltirilmesi,<br />

•Do¤rudan yabanc› yat›r›mlardaki art›fl›n<br />

devam ettirilmesi,<br />

•D›fl a盤›n daha sa¤l›kl› kaynaklarla fi-<br />

40 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


nanse edilebilir hale getirilmesi,<br />

•Mikro ölçekteki dönüflümlerle verimlilik<br />

art›fl›n›n sürdürülmesi,<br />

•Dünyada artan enerji fiyatlar›n›n getirdi-<br />

¤i bask›ya ra¤men içeride fiyat istikrar›-<br />

n›n sa¤lanabilmesi,<br />

•Mesleki e¤itime verilecek özel önemle istihdam<br />

alanlar›n› gelifltirerek iflsizli¤in<br />

azalt›lmas›,<br />

•Küresel pazarlarda rekabet gücünün art›r›lmas›<br />

için üretimin üzerindeki her türlü<br />

mali ve idari yükün azalt›lmas›,<br />

•Yenilikçili¤in özendirilmesi, Ar-Ge ve patent<br />

çal›flmalar› ile teknoloji üretiminin<br />

gelifltirilmesi,<br />

•‹flletmelerimizin uluslar aras› marka ve<br />

patent oluflturma çabalar›na destek verilmesi,<br />

•Bu süreçte giriflimcilerimizin ve özellikle<br />

KOB‹’lerimizin yüksek katma de¤er sa¤layacak<br />

yap›ya kavuflturulmas› yolunda<br />

desteklenerek güçlendirilmesi,<br />

büyük önem arz etmektedir.<br />

Ayr›ca, Bakanl›¤›m›z koordinasyonunda<br />

kamunun ve özel sektörün kat›l›m›yla,<br />

Otomotiv, Makine, Elektrik Elektronik, Demir<br />

Çelik, Tekstil, Haz›r Giyim/Deri ve Deri<br />

Ürünleri, Seramik, Kimya gibi sektörler<br />

için Strateji ve Eylem Planlar› çal›flmalar›<br />

devam etmektedir.<br />

AB Teknik Mevzuat›<br />

AB teknik mevzuat›na uyum çal›flmalar›<br />

kapsam›nda, Bakanl›¤›m›z sorumlulu¤undaki<br />

uluslararas› mevzuat›n tamam›na<br />

yak›n› uyumlaflt›rarak yerli mevzuat haline<br />

getirilmifltir. Yeni mevzuat›n uygulamaya<br />

girmesi; sanayi ürünlerimizin uluslararas›<br />

normlarda olmas›n›, yap›lan ihracat›n<br />

artmas›n› ve Türk sanayicilerinin bilgi<br />

ve becerileri yönünden dünya standartlar›nda<br />

olmas›n› sa¤lam›flt›r.<br />

>><br />

Sanayicilerimiz, ifladamlar›m›z ve ilgili tüm taraflar›n kat›l›m› ile<br />

belirlenen yeni sanayi stratejisinin uzun dönemli vizyonu ise “Orta ve<br />

yüksek teknolojili ürünlerde Avrasya’n›n üretim, hizmet ve bilgi üssü<br />

olmak” fleklinde olmufltur.<br />

Küresel kriz<br />

Yaflanan küresel kriz neticesinde, gerek<br />

d›fl talep gerekse iç talepteki gerilemeye<br />

ba¤l› olarak ülkemiz ekonomisinde üretim,<br />

ihracat ve iflsizlik göstergeleri olumsuz<br />

yönde etkilenmifltir. Ancak Türkiye<br />

ekonomisi, dünyan›n içinden geçti¤i bu<br />

zorlu süreçte sa¤lam duruflunu korumufltur.<br />

Bugüne kadar gerçeklefltirilen yap›sal<br />

reformlarla birlikte ülkemiz ekonomisinin<br />

d›fla aç›lmas› ve ihracata dayal› büyüme<br />

modelini gelifltirmesi ile ekonomimiz istikrara<br />

kavuflmufl ve piyasalara güven gelmifltir.<br />

Al›nan tedbirlerin de etkisiyle sanayi üretimi<br />

toparlanma e¤ilimine girmifltir. Önümüzdeki<br />

aylarda ülkemiz, kriz öncesi dönemdeki<br />

kapasite kullan›m oranlar›na,<br />

üretim miktar›na ve ihracat rakamlar›na<br />

ulaflacakt›r. Bu do¤rultuda ilgili kamu kurum<br />

ve kurulufllar› ve sektörlerle birlikte<br />

dayan›flma ve iflbirli¤i içerisinde çal›flmalar<br />

sürdürülmektedir.<br />

Yeni teflvik uygulamalar›<br />

Uygulamaya giren “yeni teflvik sisteminin<br />

amac›”, kalk›nma planlar› ve y›ll›k programlarda<br />

öngörülen hedefler ile uluslararas›<br />

anlaflmalara uygun olarak tasarruflar›<br />

katma de¤eri yüksek yat›r›mlara yönlendirmek,<br />

üretimi ve istihdam› art›rmak, yat›r›m<br />

e¤iliminin devaml›l›¤›n› ve sürdürülebilir<br />

kalk›nmay› sa¤lamak, uluslararas›<br />

rekabet gücünü art›racak teknoloji ve arge<br />

içeri¤i yüksek büyük ölçekli yat›r›mlar›<br />

özendirmek, do¤rudan yabanc› yat›r›mlar›<br />

art›rmak, bölgesel geliflmifllik farkl›l›klar›n›<br />

gidermek, çevre korumaya yönelik yat›r›mlar<br />

ile araflt›rma ve gelifltirme faaliyetlerini<br />

desteklemektir.<br />

Bu çerçevede, yeni teflvik sistemimizin<br />

araçlar›; kurumlar ve gelir vergisi indirimi,<br />

sigorta primi iflveren hissesi deste¤i, yat›-<br />

r›m yeri tahsisi, faiz deste¤i, gümrük vergisi<br />

muafiyeti ve KDV istisnas› uygulanmas›<br />

olarak belirlenmifltir. Yeni teflvik sistemimiz;<br />

bölgesel ve sektörel yat›r›mlar olmak<br />

üzere detayland›r›lm›flt›r.<br />

Türkiye’de imalat sanayinin %99’u KO-<br />

B‹’lerden oluflmakta ve toplam istihdam›n<br />

% 80’i KOB‹’lerde çal›flmaktad›r. Önümüzdeki<br />

dönemde de KOSGEB arac›l›¤› ile KO-<br />

B‹’lerimize sa¤lanan destekler artarak devam<br />

edecektir.<br />

Ar-Ge teflvikleri<br />

Ülkemizde bilimsel çal›flmalar›n yap›labilece¤i<br />

kurumsal yap›lar›n ve mekanizmalar›n<br />

oluflturulmas› amac›yla Bakanl›¤›-<br />

m›z taraf›ndan 2001 y›l›nda 4691 say›l›<br />

“Teknoloji Gelifltirme Bölgeleri Kanunu”<br />

ç›kar›lm›flt›r.<br />

Söz konusu yasa ile ülkemizde üniversitesanayi<br />

iflbirli¤i sa¤lanarak ülke sanayinin<br />

uluslararas› alanda rekabet edebilir bir<br />

yap›ya kavuflturulmas› amac›yla; teknolo-<br />

41


DOSYA > SANAYLEŞME<br />

MAKALE<br />

>><br />

Bugüne kadar gerçeklefltirilen yap›sal reformlarla birlikte ülkemiz<br />

ekonomisinin d›fla aç›lmas› ve ihracata dayal› büyüme modelini<br />

gelifltirmesi ile ekonomimiz istikrara kavuflmufl ve piyasalara güven<br />

gelmifltir.<br />

jik bilginin üretildi¤i, üretilen bilginin ticarilefltirildi¤i,<br />

üründe ve üretim yöntemlerinde<br />

ürün kalitesini, standard›n› yükseltecek,<br />

verimlili¤i art›racak ve üretim maliyetlerini<br />

düflürecek yeniliklerin gelifltirildi-<br />

¤i, küçük ve orta ölçekli iflletmelerin yeni<br />

ve ileri teknolojilere uyumunun sa¤land›-<br />

¤›, araflt›rmac›lara ifl imkânlar›n›n sa¤land›¤›<br />

ve yüksek/ileri teknoloji yat›r›mlar› yapacak<br />

yabanc› sermayenin ülkeye giriflini<br />

h›zland›racak bölgeler oluflturulmas› hedeflenmifltir.<br />

2001 y›l›ndan itibaren uygulamaya konulan<br />

ve sanayicimizi, araflt›rmac›lar›m›z ve<br />

üniversitelerimiz ile buluflturarak teknoloji<br />

yo¤un üretime yönelik yeni ürün ve üretim<br />

yöntemleri gelifltirmelerini sa¤layacak<br />

bu kanun kapsam›nda bugüne kadar 37<br />

adet Teknoloji Gelifltirme Bölgesi kurulmufltur.<br />

Ayr›ca 5593 Say›l› Kanunla Ar-Ge ve yenilikçilik<br />

konusunda sanayicilere yönelik<br />

desteklerin Bakanl›¤›m›zca yürütülmesinin<br />

önü aç›lm›flt›r. Bu kapsamda Bakanl›-<br />

¤›m›zca kabul edilen projelerde, proje bedelinin<br />

azami % 75’i Bakanl›kça, % 25’i<br />

ise firma taraf›ndan karfl›lanmaktad›r.<br />

Ülkemizin Avrupa Birli¤i sürecinde yapt›-<br />

¤› anlaflmalar çerçevesinde Gayr› Safi Yurt<br />

‹çi Hâs›las›ndan Ar-Ge’ye ay›rd›¤› pay›n<br />

2012 y›l›na kadar % 2’ye ç›kar›lmas› ve bu<br />

pay›n en az % 1’inin özel sektör taraf›ndan<br />

karfl›lanmas› gerekmektedir.<br />

Bu çerçevede Ar-Ge ve yenilik yoluyla ülke<br />

ekonomisinin uluslararas› düzeyde rekabet<br />

edebilir bir yap›ya kavuflturulmas›<br />

için teknolojik bilgi üretilmesini, üründe<br />

ve üretim süreçlerinde yenilik yap›lmas›-<br />

n›, ürün kalitesi ve standard›n›n yükseltilmesini,<br />

verimlili¤in art›r›lmas›n›, üretim<br />

maliyetlerinin düflürülmesini, teknolojik<br />

bilginin ticarilefltirilmesini, rekabet öncesi<br />

iflbirliklerinin gelifltirilmesini, teknoloji yo-<br />

¤un üretim, giriflimcilik ve bu alanlara yönelik<br />

yat›r›mlar ile Ar-Ge’ye ve yenili¤e yönelik<br />

do¤rudan yabanc› sermaye yat›r›mlar›n›n<br />

ülkeye giriflinin h›zland›r›lmas›n›,<br />

Ar-Ge personeli ve nitelikli iflgücü istihdam›n›n<br />

art›r›lmas›n› desteklemek ve teflvik<br />

etmek amac›yla 2008 y›l›nda 5746 Say›l›<br />

“Araflt›rma ve Gelifltirme Faaliyetlerinin<br />

Desteklenmesi Hakk›nda Kanun” ç›kar›lm›flt›r.<br />

‹nsan kaynaklar›n›n sanayi<br />

alan›nda de¤erlendirilmesi<br />

Özellikle küresel kriz döneminde geliflmifl<br />

ülkelerde dahi 2-3 kat artan iflsizlik yaflanm›flt›r.<br />

Bu sorunun sadece ekonomik yönüyle<br />

de¤il sosyal yönüyle de de¤erlendirilmesi<br />

gerekmektedir. Genç nüfusumuzun<br />

fazlal›¤›, köyden kente göçlerin devam<br />

ediyor olmas› ve her geçen gün kad›nlar›m›z›n<br />

ifl gücüne kat›l›mlar›n›n art›-<br />

yor olmas› neticesinde ifl gücü arz› sürekli<br />

bir art›fl içerisindedir.<br />

Türkiye, küresel kriz öncesinde 27 çeyrek<br />

üst üste ortalama yüzde 5,9 oran›nda büyüme<br />

yakalam›fl ancak bu süreçte dahi iflsizlik<br />

oran› arzu edilen seviyelere çekilememifltir.<br />

‹flsizli¤e kal›c› çözüm bulmak için istikrarl›<br />

uzun ve h›zl› büyüme dönemine girilmesi<br />

önem arz etmektedir. Bu çerçevede y›ll›k<br />

ortalama büyüme h›z›m›z›n yüzde 7'lerin<br />

üzerine ç›kar›lmas› gerekmektedir. Ancak<br />

bu flekilde büyüyen bir Türkiye'de<br />

hem mevcut firmalar daha fazla eleman<br />

çal›flt›rma ihtiyac› duyacaklar hem yeni<br />

kurulan iflletmelerin say›s› artabilecektir.<br />

Bu nedenle yat›r›m ortam›n›n iyileflmesine,<br />

iç talebin canlanmas›na ve ihracat›n<br />

artmas›na büyük önem verilmektedir.<br />

Son yat›r›m teflvik paketinde de belli süreler<br />

için SSK iflveren priminin hazineden<br />

karfl›lanabilmesi için ad›mlar at›lm›flt›r.<br />

Teflvik paketimizin sa¤lad›¤› kolayl›klar›n<br />

da etkisiyle ülkemizde yerli ve yabanc› yat›r›mlar›n<br />

artaca¤› ve çok daha fazla insan›m›za<br />

istihdam sa¤lanaca¤› düflünülmektedir.<br />

‹flsizlikle mücadele kolektif bir bilinçle yap›lmal›<br />

ve milli bir görev olarak kabul edilmelidir.<br />

Ülke ekonomisinin ihtiyaçlar›yla<br />

ifl gücü piyasas›n›n özellikleri birbirine<br />

uyumlu hale getirilmelidir. ‹stihdam garantili<br />

meslek e¤itimlerinin temel amaçlar›ndan<br />

biri budur. Kamu kurumlar›n›n,<br />

yerel yönetimlerinin, sivil toplum kurulufllar›n›n<br />

ve ifl dünyas›n›n çözüm odakl› projeleri<br />

birlikte gerçeklefltirmeleri zorunludur.<br />

Bütün dünyada oldu¤u gibi ülkemizde de<br />

ö¤rencilerin yüzde 65'i meslek liselerine<br />

yüzde 35'i genel liselere gitmeli, meslek<br />

okullar› bilinçli tercih edilen okullar haline<br />

getirilmelidir.<br />

Bununla birlikte, geliflmifl ülkelerdeki ifl ve<br />

f›rsat imkânlar› daha iyi bir gelece¤i sundu¤u<br />

sürece, nitelikli insan transferi kaç›-<br />

n›lmaz olarak devam edecektir. Dolay›s›yla,<br />

nitelikli insan transferini engellemek<br />

veya kontrol etmek geliflmifl ülkelerde sunulan<br />

imkânlardan daha fazlas›n› sunmakla<br />

mümkün olabilecektir.<br />

Bu imkânlar› sa¤laman›n en temel yolu<br />

dünyaya sat›fl yapmak, üreterek zenginleflip<br />

geliflmektir. Dolay›s›yla ülke olarak sanayileflmek<br />

ve üretmek zorunday›z. Bu<br />

do¤rultuda tüm sektörlerimiz, küresel krizin<br />

sona erdi¤i bugünlerde ortaya ç›kacak<br />

f›rsatlara haz›rl›kl› olmak ve planlar›n› buna<br />

göre yapmak mecburiyetindedir.<br />

Derginizin sanayileflme konusuna göstermifl<br />

oldu¤u hassasiyetten dolay› da teflekkür<br />

ederken, yay›n hayat›n›zda baflar›lar<br />

dileriz.<br />

42 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


DOSYA > SANAYLEŞME<br />

SÖYLEŞ<br />

‹SO Baflkan› Tan›l Küçük:<br />

“Sanayimizin yeni stratejilere ihtiyac› var”<br />

‹stanbul Sanayi Odas›’n›n kuruluflundan bugüne gelinen süreci bizlerle paylaflan<br />

oda baflkan› Tan›l Küçük, “Küresel rekabet yar›fl›nda daha ön s›ralara geçebilmemiz<br />

için, yüksek rekabet gücüne sahip oldu¤umuz sektörlerde güçlü yönlerimizi koruyacak,<br />

zay›f yönlerimizi güçlendirecek yeni strateji ve politikalar› hayat geçirmeliyiz,”<br />

dedi. Küçük ile kuruluflundan bugüne sanayi odas›n› ve sanayiyi konufltuk.<br />

içindeki ‹SO üyelerinin say›s› 402’yi bulmaktad›r.<br />

‹SO ne zaman faaliyete geçti, kurucu sanayiciler<br />

kimlerdir ‹SO ülkemiz sanayinin<br />

% kaç›n› temsil etmektedir<br />

‹stanbul Sanayi Odas›, 1952 y›l›n›n May›s<br />

ay›nda 750’ye yak›n sanayicinin yaz›l› iste¤i<br />

ile kurulmufltur. ‹lk Meclis’te, Baflkanl›k<br />

görevini Kaz›m Ar›n, Baflkan Vekilli¤i<br />

görevini ise S›rr› Enver Batur yerine getirmifltir.<br />

‹lk Yönetim Kurulu Baflkan› ise,<br />

Hüsnü Yaman, Baflkan Vekilleri de Cahit<br />

Evrenos ve Hasan Derman idi.<br />

Bugün, ‹stanbul Sanayi Odas›, 14.700’ü<br />

aflk›n üyesi ile Türkiye’nin en köklü ve en<br />

büyük sanayi odas›d›r. Türk sanayinin en<br />

önemli temsil kurumlar›ndan biridir. ‹SO<br />

üyesi sanayi kurulufllar›, toplam sanayi<br />

katma de¤erinin yaklafl›k %40’›n›,<br />

GSY‹H’n›n ise %9’unu yaratmaktad›rlar.<br />

Türkiye ihracat›n›n %35’i ‹SO üyelerince<br />

yap›lmaktad›r. Toplam sanayi istihdam›-<br />

n›n %17’si ‹SO üyesi kurulufllarca sa¤lanmaktad›r.<br />

Türkiye’nin 500 büyük sanayi<br />

kuruluflunun 209’u ‹SO üyesidir. ‹kinci<br />

500 Büyük Sanayi Kuruluflu kapsam›ndaki<br />

‹SO üyesi kurulufl say›s› ise 193’tür.<br />

Böylece 1.000 Büyük Sanayi Kuruluflu<br />

Ülkemiz sanayisi hangi dallarda dünya<br />

ile rekabet edebilir düzeydedir Hangi<br />

dallarda eksikliklerimiz var, hangi branfllar<br />

önümüzdeki 10 y›l önem kazanacak<br />

Türkiye, rekabet gücü aç›s›ndan çok parlak<br />

bir tablo çizmese de, durumumuz<br />

ümitsiz de de¤ildir. Dünya Ekonomik Forumu'nun<br />

133 ülkeyi kapsayan 2009-<br />

2010 Küresel Rekabet Endeksi'nde Türkiye,<br />

61’inci s›rada yer alabilmifltir. Ayn›<br />

endekste 2008-2009 döneminde 63’üncü<br />

s›rada idik. Dolay›s›yla, iki basamak ilerlemifl<br />

bulunmaktay›z. Sektörlerimizdeki duruma<br />

gelince, OECD’nin üretimde kullan›-<br />

lan teknolojinin yo¤unlu¤una göre yapm›fl<br />

oldu¤u s›n›fland›rmada, düflük teknoloji<br />

grubunda yer alan Tekstil, Haz›r Giyim,<br />

G›da-‹çecek ve Tütün ve A¤aç Ürünleri<br />

sektörlerinde Türkiye rekabet üstünlü-<br />

¤ü bak›m›ndan rakiplerine göre daha<br />

avantajl› bir durumdad›r. Bu sektörlerdeki<br />

rekabet üstünlü¤ünün sektörlerin<br />

emek yo¤un yap›s›ndan kaynakland›¤›n›<br />

söylemek mümkündür. Ana Metal, Metal<br />

Eflya, Gemi ‹nfla ve Onar›m, Kauçuk ve<br />

Plastik gibi Orta-Düflük teknoloji ile üretim<br />

yapan sektörler ve Makine ve Teçhizat,<br />

Kimya ve Motorlu Kara Tafl›tlar› gibi<br />

orta-ileri teknoloji kullanan sektörlerde<br />

ise rekabet gücü bak›m›ndan rakiplerimiz<br />

ile eflit konumda oldu¤umuz, AB d›-<br />

44 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


Küresel rekabet ortam›na bakt›¤›m›z zaman art›k maliyete ve nispeten ucuz iflgücüne dayal› rekabet için<br />

flans›m›z›n olmad›¤› görülmektedir. Bugün Çin ve Hindistan, yar›n baflkalar› bizden daha ucuza imalat<br />

yapabilecektir. Türkiye’nin hedefi, katma de¤eri yüksek bir üretim yap›s›na geçifl olmal›d›r.<br />

fl›ndaki rakiplerimize göre ise daha iyi bir<br />

pozisyonda oldu¤umuz söylenebilir. Önümüzdeki<br />

y›llarda gerekli deste¤in verilmesi<br />

halinde emek yo¤un ve teknoloji seviyesi<br />

düflük olan sektörlerdeki rekabet üstünlü¤ümüzün<br />

devam etmesi mümkün olabilecektir.<br />

Orta-düflük ve orta-ileri teknoloji<br />

ile üretimlerini sürdüren sektörlerde ise<br />

hedefimiz, bunlar› orta-yüksek ve yüksek<br />

teknoloji kullanan sektörlere dönüfltürülmek<br />

olmal›d›r.<br />

Küresel rekabet yar›fl›nda daha ön s›ralara<br />

geçebilmemiz için, nispeten yüksek rekabet<br />

gücüne sahip oldu¤umuz sektörlerde<br />

güçlü yönlerimizin korunup, zay›f yönlerimizin<br />

güçlendirilmesine yönelik strateji<br />

ve politikalar›n hayata geçirilmesi gerekmektedir.<br />

Geçmiflte bu yönde hareket<br />

eden birçok geliflmekte olan ülke, günümüzde<br />

geliflmifl ülkeler aras›nda yer alma<br />

baflar›s›n› göstermifltir. Türkiye ise maalesef<br />

bu alanda yapmas› gereken at›l›mlar›<br />

yeterince yapamam›flt›r. Bu at›l›mlar›n<br />

zaman›nda yap›lamam›fl olmas›ndan dolay›<br />

imalat sanayi katma de¤erinin GSYH<br />

içindeki pay› zaman içerisinde azalm›flt›r.<br />

1998 y›l›nda cari fiyatlarla %23,9 olan<br />

45


DOSYA > SANAYLEŞME<br />

SÖYLEŞ<br />

>><br />

Üniversitelerimizdeki tez konular›na bak›ld›¤›nda, seçilen konular›n<br />

sanayimizin gündeminden çok kopuk oldu¤u görülmektedir. Bu kopukluk,<br />

sanayi ve üniversitenin birlikte çal›flmas›n› zorlaflt›rmaktad›r. Bu iki kesimi<br />

buluflturmak, üniversite ve sanayinin gündemini, ilgi alanlar›n› ortak<br />

hale getirmek, birbirinin ihtiyaçlar›ndan haberdar etmek gerekiyor.<br />

imalat sanayi katma de¤erinin GSYH içindeki<br />

pay›, 2009 y›l›nda %15 seviyelerine<br />

gerilemifltir. Bizimle ayn› kategoride olan<br />

di¤er ülkelerde böyle bir gerileme söz konusu<br />

de¤ildir.<br />

Küresel rekabet ortam›na bakt›¤›m›z zaman<br />

art›k maliyete ve nispeten ucuz iflgücüne<br />

dayal› rekabet için flans›m›z›n olmad›¤›<br />

görülmektedir. Bu gün Çin ve Hindistan,<br />

yar›n baflkalar› bizden daha ucuza<br />

imalat yapabilecektir. Türkiye’nin hedefi,<br />

katma de¤eri yüksek bir üretim yap›s›na<br />

geçifl olmal›d›r. Bunun için bilim teknoloji<br />

alt yap›m›z, ar-ge, inovasyon, tasar›m,<br />

markalaflma kapasitemizi gelifltirmemiz,<br />

iflgücümüzün beceri düzeyini yükseltmemiz,<br />

üniversite sanayi iflbirli¤ini gelifltirmemiz<br />

gerekmektedir. Bunlar› baflard›¤›-<br />

m›z takdirde, ülkemizin co¤rafi ve lojistik<br />

avantajlar›n› da katk›s›yla, rekabet gücünde<br />

istedi¤imiz noktaya ulaflmam›z mümkün<br />

olacakt›r.<br />

Ülkemizde sanayi-üniversite iflbirli¤i hangi<br />

düzeydedir Bu konuda iyilefltirme yap›lacaksa<br />

sanayiye ve üniversiteye düflen<br />

görevler nelerdir<br />

‹stanbul Sanayi Odas›, üniversite sanayi<br />

iflbirli¤ine, üniversite ve sanayinin gündeminin<br />

buluflturulmas›na büyük önem vermektedir.<br />

Üniversitelerdeki araflt›rma ve<br />

bilgi birikiminin ticari ürüne ve ekonomi<br />

için katma de¤ere dönüflmesi, üniversite<br />

sanayi iflbirli¤i ile mümkündür. Ancak, bu<br />

noktada, sanayiciler olarak, bir gözlemimizi<br />

aktarmak istiyorum, üniversitelerimizdeki<br />

tez konular›na bak›ld›¤›nda, seçilen<br />

konular›n sanayimizin gündeminden<br />

çok kopuk oldu¤u görülmektedir. Bu kopukluk,<br />

sanayi ve üniversitenin birlikte<br />

çal›flmas›n› zorlaflt›rmaktad›r. Bu iki kesimi<br />

buluflturmak, üniversite ve sanayinin<br />

gündemini, ilgi alanlar›n› ortak hale getirmek,<br />

birbirinin ihtiyaçlar›ndan haberdar<br />

etmek gerekiyor. Bu anlamda üniversite –<br />

sanayi iflbirli¤inin gelifltirilmesi çok<br />

önemlidir. Sanayiciler olarak, bizler, bu<br />

noktada itici güç olabilmeliyiz. Bu anlay›fl<br />

çerçevesinde sanayi- üniversite iflbirli¤ini<br />

gelifltirmek üzere yürüttü¤ümüz çal›flmalar<br />

flunlard›r: “‹SO-‹TÜ Doktora / Yüksek Lisans<br />

Tezlerine Sanayi Deste¤i Projesi”,<br />

“‹SO-‹TÜ Endüstri Mühendisli¤i Bitirme<br />

Ödevleri ‹flbirli¤i Projesi”, “‹SO-‹TÜ KO-<br />

B‹'ler için Endüstriyel Tasar›m Projesi",<br />

“‹SO-Y›ld›z Teknik Üniversitesi Bitirme<br />

Tezleri ‹flbirli¤i Projesi”, “Y›ld›z Teknik<br />

46 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


Üniversitesi ‘Y›ld›zl› Projeler’ Yar›flmas›”,<br />

“‹SO-Marmara Üniversitesi Teknik E¤itim<br />

Fakültesi Tekstil E¤itimi Bölümü ‹flbirli¤i”,<br />

“YÖK ile Endüstri Deneyimini Art›rma<br />

Projesi”, “YÖK ile ‹stanbul Sanayi Odas›<br />

Staj Çal›flmas›”<br />

Ülkemize sanayi yat›r›m› yapacak yabanc›<br />

yat›r›mc›n›n beklentileri nelerdir Nitelikli<br />

eleman kaynaklar›m›z yeterli midir<br />

Ülkemizde insan kaynaklar›n›n verimli<br />

hale getirilmesi için sanayicimizin beklentileri<br />

nelerdir<br />

Yabanc› yat›r›mc›lar›n en önemli beklentisi,<br />

öngörülebilirlik, siyasi, idari ve bürokratik<br />

istikrar ayr›ca iyi iflleyen bir hukuk<br />

sistemidir. Di¤er taraftan, bir ülkenin büyüme<br />

potansiyeli ve büyüme h›z›, uluslararas›<br />

do¤rudan yat›r›mc›lar›n o ülkeye ilgisini<br />

artmas›nda son derece belirleyici<br />

bir rol oynamaktad›r.<br />

Türkiye’nin daha çok yat›r›m çekmesi<br />

için, yat›r›m ortam›n› iyilefltirecek, rekabet<br />

gücünü destekleyecek yap›sal reformlar›n<br />

ve mikro reformlar›n bir an önce hayata<br />

geçirilmesi gerekmektedir. Reformlar›n<br />

olumlu sonuçlar› hemen hissedilmese<br />

bile, bu yönde ad›m at›lmas› dahi, Türkiye’nin<br />

yat›r›m ortam›n› ve rekabet gücünü<br />

iyilefltirmedeki kararl›l›¤›n› ortaya koyacak,<br />

Türkiye ekonomisine duyulan güveni<br />

art›racak ve yat›r›m giriflini olumlu<br />

etkileyecektir. Rekabetin giderek daha<br />

çok bilgiye dayal› hale geldi¤i günümüz<br />

dünyas›nda, daha nitelikli, daha donan›ml›<br />

ve yüksek vas›fl› iflgücünün küreselleflmesine<br />

tan›kl›k ediyoruz. Asl›nda, tüm<br />

dünyada, vas›fs›z iflgücünün ifl bulma<br />

flans› art›k giderek azalmaktad›r ve azalacakt›r<br />

da. Türkiye’nin bu konuda, yani iflgücünün<br />

beceri a盤›n› kapatma konusunda<br />

önemli bir gecikmesi vard›r. Gerek<br />

çal›flma ça¤›ndaki nüfus, gerek iflgücü, gerekse<br />

istihdam gibi temel göstergeler aç›-<br />

s›ndan bak›ld›¤›nda, e¤itim seviyesinin<br />

ortalama befl y›l ile oldukça düflük oldu¤u<br />

aç›kt›r. Yap›lmas› gereken ve sanayicimizin<br />

de beklentisi, bu gecikmenin süratle<br />

kapat›lmas› ve nüfusun niteli¤inin ifl yaflam›n›n<br />

de¤iflim ve dinamizmine uygun<br />

olarak yenilenmesi ve gelifltirilmesidir.<br />

Bunun için mesleki e¤itimin gelifltirilmesi<br />

ve yayg›nl›k kazanmas› büyük önem tafl›-<br />

maktad›r. ‹nsan kaynaklar›n›n verimli hale<br />

getirilmesiyle ilgili olarak tespit ve önerilerimizi<br />

de flöyle ifade edebiliriz; ‹nsan<br />

kaynaklar› gelifliminin baflar›s›, özellikle<br />

günümüz dünyas›nda, tüm paydafllar›n<br />

sürece ve sisteme aktif kat›l›mlar› ile sa¤lanabilmektedir.<br />

Bu süreçte, Milli E¤itim<br />

Bakanl›¤›m›z›n yan›nda, sivil toplum kurulufllar›na,<br />

ailelere ve özellikle sanayicilerimize<br />

paydafl olarak ciddi görevler düflmektedir.<br />

Bu noktada, Çal›flma ve Sosyal<br />

Güvenlik Bakanl›¤›’na ba¤l› Mesleki Yeterlilik<br />

Kurumu’nun kritik posizyonunu vurgulamak<br />

isteriz. Tüm paydafllar› sistematik<br />

bir flekilde sürece dâhil etme noktas›nda<br />

Mesleki Yeterlilik Kurumu’nun ülkemiz<br />

aç›s›ndan miladi bir öneme sahip oldu¤unu<br />

düflünüyoruz. Kurumun meslek<br />

standartlar› gelifltirme sürecinde gösterdi¤i<br />

kapsay›c›l›k ve titizlik sektör taleplerinin<br />

en uygun flekilde yans›t›lmas›na imkân<br />

sa¤lamaktad›r. Bu çerçevede yap›lacak<br />

s›nav ve belgelendirme çal›flmalar› sonucu<br />

verilecek sertifikalar da, sanayicimizin<br />

ifle alma ve yerlefltirme süreçlerinde<br />

ciddi kolayl›klar sa¤layacakt›r. Kurumun<br />

çal›flmalar›n› destekleyen Odam›z ayn›<br />

zamanda meslek standard› gelifltirmek<br />

noktas›nda kurulan bir konsorsiyumda<br />

da yer almakta ve destek sa¤lamaktad›r.<br />

47


DOSYA > SANAYLEŞME<br />

MAKALE<br />

De¤iflim ve bilgi toplumunun sanayicisi<br />

Günümüzde toplumlar önemli bir de¤iflim yaflamaktad›r. Endüstriyel toplum yerini<br />

bilgi toplumuna b›rakmaktad›r. Son 10 y›l içerisinde tar›m toplumundan<br />

endüstriyel topluma geçiflte yaflanan de¤iflimden çok daha fliddetli bir flekilde kendisini<br />

hissettiren bir de¤iflim süreci yaflanmaktad›r. Nas›l ki sanayi toplumuna<br />

geçiflte de¤iflim sürecini izleyebilenler baflar›l› oldu ise bilgi toplumuna geçiflte bu<br />

süreci yak›ndan takip ederek de¤iflimi izleyebilenler baflar›l› olacakt›r. Bu uluslar<br />

için böyle oldu¤u gibi sanayi kurulufllar› içinde böyledir. Kamu kurulufllar› için<br />

böyle oldu¤u gibi sivil toplum örgütleri içinde böyledir.<br />

> Prof .Dr. Ercan Öztemel<br />

Marmara Ünv. Müh. Fak.<br />

B<br />

urada bir noktaya daha dikkatleri<br />

çekmekte fayda vard›r. Tar›m<br />

toplumundan sanayi toplumuna<br />

geçiflte de¤iflimin etkisi; sanayi toplumundan<br />

bilgi toplumuna geçiflteki kadar yayg›n<br />

olmam›flt›r. Art›k büyük küçük her<br />

türlü organizasyon bu de¤iflimden etkilenmektedir.<br />

Herkes kendisine yeni toplumun<br />

içerisinde bir yer bulmak zorundad›r.<br />

Bu de¤iflimin fliddeti o kadar fazla olmaktad›r<br />

ki! De¤iflimi izleyemeyenler de-<br />

¤iflmek zorunda kalmaktad›rlar. Zaman›nda<br />

yat›r›m yapamayanlar pazardaki<br />

rekabet flanslar›n› yitirmekte ve daha sonra<br />

ayn› gücü kazanabilmek için çok daha<br />

fazla bedeller ödeyerek girflimlerde bulunmaktad›rlar.<br />

Ço¤unlukla da yeni sistemlere<br />

olan yabanc›l›k, taklid ve öngörüsüzlük<br />

yüzünden istedikleri baflar› düzeyini<br />

yakalayamamaktad›rlar.<br />

De¤iflmeyen tek fley de¤iflimin kendisidir.<br />

De¤iflimi izleyebilenler, kurumun kendi iç<br />

dinamik yap›s› ile günün geliflen koflullar›n›,<br />

geliflen bilgi ve teknolojik düzeyini,<br />

kurumun sahip oldu¤u tecrübe ve deneyim<br />

ile pazar taleplerini uydurabilenlerdir.<br />

De¤iflmek zorunda kalanlar ise bu<br />

uyumu sa¤layamad›klar›ndan sürekli nereye<br />

gitti¤ini bilmeyen bir yelkenlinin deniz<br />

ortas›nda rüzgar›n yönüne göre oradan<br />

oraya gitmesi gibi uçsuz bucaks›z bir<br />

sahrada kendi hallerine kalmaktad›rlar.<br />

De¤iflimi izleyenler kendilerine bir rota<br />

belirlemekte ve emin ad›mlarla uluflmak<br />

istedikleri limana do¤ru yol almaktad›rlar.<br />

De¤iflmek zorunda kalanlar ise birilerinin<br />

gelip kendilerini biryerlere götürmesini<br />

beklemektedirler. Aray›fllar› kazançlar›<br />

olmaktan çok bir dayanak olmaktad›rlar.<br />

Yat›r›mlar› fayda odakl› olmaktan çok<br />

kurum kurtarmaya dönük olmaktad›r.<br />

Hedefleri sürekli yenilenmek olmaktan<br />

çok di¤erlerinden geri kalmamak olmaktad›r.<br />

De¤iflim sihirli bir de¤nek de¤ildir. Ancak<br />

kurum içerisinden bir gereksinim olarak<br />

kendisini gösterdi¤inde baflar›l› olur. De-<br />

¤iflime gözünü ve kulaklar›n› t›kayanlar,<br />

kurumsal ihtiyaçlar› göz ard› edenler, maliyet<br />

duvar›n›n arkas›na s›¤›nanlar ileride<br />

oluflabilecek f›rsatlar› de¤erlendirememektedir.<br />

De¤iflim f›rsatlar ile tehditleri<br />

önlemenin en güzel arac›d›r. De¤iflim<br />

kuvvetli oldu¤unuz yönlerinizi zay›f oldu-<br />

¤unuz yönlerin iyilefltirilmesinde kullanabilme<br />

becerisinin en güzel tezahürüdür.<br />

Onun için de¤iflimi rüyalar aleminde bir<br />

unsur, modern yönetim bilimcilerin bir<br />

hayali, ulafl›lmas› güç akademik bir olgu,<br />

günün gerçeklerinden uzak teorik bir unsur<br />

olarak görmemek gerekmektedir. Eskiden<br />

bu yanl›fll›k kurumlar›n yaflamlar›nm›<br />

sürdürmelerine bir nebzede olsa<br />

olanak b›rak›rken bilgi toplumuna geçiflte<br />

bu gerçe¤i görememenin bedeli çok daha<br />

fazla olacakt›r.<br />

48 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


Temelde arzu edilen sadece<br />

de¤iflime ayak uydurmak olmay›p<br />

de¤iflimi de peflinden<br />

sürüklemektir. Bunu baflarmak<br />

mümkün olmasa da en az›ndan bu<br />

de¤iflim sürecinde aktif rol alarak<br />

geride kalmamak önemlidir.<br />

De¤iflim hayat›n her aflamas›nda ve her<br />

yerde kendisini gösterdi¤ine, yukar›daki<br />

aç›klanan gerçekler göz ard› edilemeyece-<br />

¤ine ve sorunsuz bir toplum ve kurum<br />

oluflturman›n önemli bir arac› olarak oldu¤una<br />

göre, her alanda de¤iflim sorgulanmal›<br />

ve ilgili gereksinimleri yerine getirilmelidir.<br />

Devlet bu konuda tüm toplumsal<br />

unsurlar› desteklemeli ve ifl adamlar›-<br />

na da yol açarak onlar›n bu süreçte olmas›<br />

gereken yere oturmas›n› teflvik etmelidir.<br />

E¤itimciler e¤itim sistemlerini, sa¤l›kç›lar<br />

sa¤l›k sistemini, araflt›rma yapanlar<br />

araflt›rma ve gelifltirme sistemlerini, sanayiciler<br />

üretim tesislerini, sosyal kurumlar<br />

toplumsal olgular›n› bu kaspamda gözden<br />

geçirmelidirler.<br />

Temel de arzu edilen sadece de¤iflime<br />

ayak uydurmak olmay›p de¤iflimi de peflinden<br />

sürüklemektir. Bunu baflarmak<br />

mümkün olmasa da en az›ndan bu de¤iflim<br />

sürecinde aktif rol alarak geride kalmamak<br />

önemlidir. Kurumlar›n, bireylerin<br />

ve toplumsal oluflumlar›n en temel hedefleri<br />

aras›nda de¤iflimi izlemek yer almal›-<br />

d›r. Bu makalede sanayicilerin de¤iflim<br />

sürecinde nas›l yönlenmesi gerekti¤i üzerine<br />

bir analiz sunulacakt›r. Sanayici temsilcilerinin<br />

ve onlardan oluflan sivil toplum<br />

örgütlerinin bu kapsamda ilgili de¤iflim<br />

programlar›n› hayata geçirmeleri ve<br />

sürekli biçimde de¤iflim fark›ndal›¤›n›<br />

canl› tutmalar› çok önemlidir. Sanayiciler<br />

hem kendi kurumlar› hem de toplumsal<br />

geliflim için bu konuda hassas olmak durumundad›rlar.<br />

De¤iflim programlar›n›n<br />

içerikleri ve uygulanabilir planlar›n oluflturulmas›<br />

bu makalenin kapsam› d›fl›nda<br />

tutulmufltur. Konunun önemine göre ayr›ca<br />

irdelenmesi önerilmektedir.<br />

Tar›m a¤alar›ndan patronlara<br />

Her ne kadar sanayici endüstri toplumunun<br />

temel bir dire¤i olarak ortaya ç›km›fl<br />

ise de ondan öncede var oldu¤u gibi bilgi<br />

toplumunda ve ondan sonras›nda da var<br />

olacakt›r. Sanayicinin yap›lanmas› de¤iflecek,<br />

sahip oldu¤u olanaklar de¤iflecek,<br />

yönetim tarzlar› farkl› olacak, kulland›klar›<br />

yöntemler eskisi gibi olmayacakt›r. K›-<br />

sacas› herfleyi eski olacak eski olan hiç<br />

birfley yenisi kadar fayda getirmeyecektir.<br />

Yenilebilenler, yeniliklere ayak uydurmas›n›<br />

becerebilenler yaflama flartlar›n› sürdürecektir.<br />

Sa¤l›kl› büyüyemeyenler ise<br />

ellerindeki olanaklar› di¤erlerine kapt›racaklard›r.<br />

Sanayicinin bu gerçe¤i görmesi gerekmektedir.<br />

Kabul etse de etmese de bunu<br />

anlamak ve gere¤ini yapmak durumundad›r.<br />

Kendisinin fark›ndal›¤›n›n yan› s›ra<br />

tüm çal›flanlar›n›n da bu gerçe¤i görmesi<br />

için giriflimlerde bulunmal› ve de¤iflimi<br />

kurumsal bir canl›l›k olarak sürdürmenin<br />

mücadelesini vermelidir.<br />

Tar›m toplumunun ifl vereni daha çok<br />

toprak ile u¤rafl›rd›. Tar›m a¤alar› o zamanlar›n<br />

en önemli ifl adamlar› idi. Topluma<br />

hakim güc olmakta ve yönetimleri istedikleri<br />

gibi yönlendirebilmekteydiler.<br />

Zaman içerisinde özellikle makinelerin<br />

icad edilmesi ile toplumun dinamikleri<br />

de¤iflti. Tar›m toplumu yerini endüstri<br />

toplumuna b›rakt›. Tar›m a¤alar›n›n etkinli¤i<br />

zay›flad› ve patron s›n›f› olufltu.<br />

Patronlar güç kazanmaya ve toplumsal olgular<br />

üzerinde daha etkin olmaya bafllad›lar.<br />

Bu de¤iflim sürecini izleyen tar›m<br />

a¤alar› da patron olmay› baflard›. Sanayici<br />

dedi¤imiz kesimin bel kemi¤ini oluflturdular.<br />

Onlar›n nesilleri ise sanayi toplumunun<br />

faydalar›ndan ve nimetlerinden<br />

istifade ettiler. Bu arada tar›m toplumunda<br />

etkin olmayan bir kesim insanda bu<br />

de¤iflim sürecine ayak uydurarak patron<br />

olabilme niteli¤ine kavufltu. Günümüz sanayicilerinin<br />

övüne övüne ve büyük bir<br />

gururla anlatt›klar› “babam s›radan bir iflçi<br />

idi. Çok çal›flt›...”, “ Babam küçük bir<br />

tezgah ile bafllad›. Bügünkü dev tesislerin<br />

temelini o tezgah ile att›...”, “Küçükcük<br />

atolyesinde mum ›fl›¤›nda bugünkü inan›lmaz<br />

teknolojinin temellerini att›...” gibi<br />

söylemleri bu gerçe¤in bir göstergesidir.<br />

Bilgi toplumumunun sanayicisi<br />

Tar›m toplumunun sanayicisi Tar›m A¤as›,<br />

Endüstri toplumunun sanayicisi Patron<br />

oldu¤una göre bilgi toplumunun sanayicisi<br />

kim olacakt›r Cevapland›r›lmas›<br />

49


DOSYA > SANAYLEŞME<br />

MAKALE<br />

>><br />

Bilgi toplumunun sanayicisinin<br />

hizmet sektöründe önemli bir aktör<br />

olmas› gerekebilece¤ini ön görmek<br />

yanl›fl olmaz. ‹fl gücünün, emek<br />

yo¤un ifllerden beyin yo¤un ifllere<br />

yönlenmesi sonucu insanlar daha<br />

çok servis sistemlerine<br />

yöneleceklerdir.<br />

gereken soru budur Bu sorunun cevab›-<br />

n› herkesin ortak anlay›fl›n›n bir ürünü<br />

olan bir kavram ile ifade etmek güçtür.<br />

Microsfot flirketinin sahibi Bill Gates gibilerini<br />

niteleyen bir kavram bulmak gerekecektir.<br />

Bilgi toplumunun sanayicisini<br />

niteleyen birkaç unsur dikkate al›nd›¤›nda<br />

resmi daha net olarak görmek mümkün<br />

olacakt›r. Hepsini burada saymak<br />

mümkün olmamakla birlikte baz› temel<br />

unsurlar› afla¤›da gibi s›ralarsak;<br />

•Kat›l›mc›, paylafl›mc›, fleffaf ve karar<br />

esnekli¤i çok yüksek<br />

•Performansa ve sonuçlara odak<br />

lanan<br />

•Bilgi yo¤un çal›flan<br />

•Yeni fikirlere aç›k<br />

•Yenilikçi<br />

•Öz güveni yüksek<br />

•Giriflimci<br />

•Riski seven<br />

•Rekabeti seven<br />

•Stratejik unsurlara odaklanan<br />

•Olaylara genifl perspectiften baka<br />

bilen<br />

•Kendi hatalar›ndan ders ç›kartan<br />

hata yapmaktan korkmayan<br />

vb. gibi niteliklere sahip ifl adamlar›n›n<br />

yeni dünya içerisinde etkin olabileceklerini<br />

söylemek yanl›fl olmaz. Buradan baz›<br />

dersler ç›kartmak söz konusudur. Bilgi<br />

toplumunun sanayicisi patronlar kadar<br />

rahat olamayacakt›r. Günün koflullar›n›<br />

anlay›p yorumlayacak yeteneklere sahip<br />

olmas› gerekecektir. Yukar›daki özelliklerin<br />

bir ço¤unu para ile almas›n›n mümkün<br />

olmad›¤›n› anlamas› gerekmektedir.<br />

Ya kendisini bu nitelikler ile donatacak<br />

yada bu niteliklere sahip bir ekibe tamam›<br />

ile güvenerek onlar›n alabilecekleri<br />

risklere katlanacakt›r. Buda o kadar kolay<br />

de¤ildir. Onun için günümüzün sanayicileri<br />

kendi çocuklar›n› bu gerçe¤i dikkate<br />

alarak gelece¤e haz›rlamak durumundad›r.<br />

Gelecekte onlar›nda çocuklar›n›n “babam<br />

dev makine tesislerini küçülterek<br />

bizleri bu küçük ama marifeti büyük sistemlere<br />

kavuflturdu...”, “ babam 1500 kifli<br />

ile çal›flarak bu 10 kiflinin yapt›¤› ifli yapard›.<br />

Onlar› yönetmek için çok çal›flt›...”<br />

gibi övgüleri kazanabileceklerdir.<br />

Tar›m toplumunun temel niteliklerinden<br />

birisi de emek yo¤un sistemler olmas› idi.<br />

Makinelerin gelmesi ile otomasyon çal›flmalar›n›n<br />

h›z kazanmas› sonucu art›k ifl<br />

gücü nitelikleri de¤iflmifl ve makine yo-<br />

¤un sistemler ortaya ç›km›flt›r. Bilgi toplumu<br />

ile birlikte art›k otomasyon sistemlerinin<br />

de ötesinde bilgi yo¤un bir çal›flma ortam›<br />

oluflmaktad›r. Üretim sahalar›ndaki<br />

otomasyon sistemlerinin otonom nitelikler<br />

kazanmas›, kendi kendisine karar verebilen<br />

makinelerin ortaya ç›kmas›, sanal<br />

yöneticilerin art›k hayat›n bir gerçe¤i olmas›<br />

sonucunda toplumsal geliflimde daha<br />

çok imalat sektöründen hizmet sektörüne<br />

do¤ru kaymaktad›r. Bu gerçekten<br />

hareket ile bilgi toplumunun sanayicisinin<br />

hizmet sektöründe önemli bir aktör<br />

olmas› gerekebilece¤ini ön görmek yanl›fl<br />

olmaz. ‹fl gücünün emek yo¤un ifllerden<br />

beyin yo¤un ifllere yönlenmesi sonucu insanlar<br />

daha çok servis sistemlerine yöneleceklerdir.<br />

Oralarda kendilerine ifl yapabilme<br />

ve kendi yeteneklerini gösterebilme<br />

flans›n› daha çok yakalayacaklard›r.<br />

Nereden bafllamal›<br />

De¤iflim kaç›n›lmaz oldu¤una ve sonuçta<br />

bilgi toplumu bir flekilde karfl›m›za ç›kaca¤›na<br />

göre bügünün patronlar› gelece-<br />

¤in Bill Gates’leri olabilmek için baz› programlar›<br />

acilen hayata geçirmelidirler. Bu<br />

kapsamda özellikle<br />

•De¤iflim yönetimi,<br />

•Bilgi yönetimi<br />

•Süreç yönetimi<br />

•Stratejik yönetim<br />

•‹novasyon yönetimi<br />

•Teknoloji yönetimi<br />

•Hizmet yönetimi<br />

•Araflt›rma gelifltirme yönetimi<br />

vb. gibi sistemlerini oluflturmak zorundad›rlar.<br />

Kurumun de¤iflim e¤risini pozitif<br />

trende kavuflacak flekilde yönlendirecek<br />

sistemleri harekete geçirmelidirler. ‹nsan<br />

kaynaklar›n› bu kapsamda yeniden flekillendirmek<br />

zorundad›rlar. Performansa ve<br />

sonuca odakl› sistemleri ektin olarak yaflatmak<br />

durumundad›rlar. Bilgi yo¤un çal›flacak<br />

ifl ortamlar›n›n oluflturulmas›nda<br />

aktif olarak sanayicilerinde rol almas›, karar<br />

süreçlerinin parças› olmalar›, stratejik<br />

olarak kurumsal yap›lanmada aktif görev<br />

almalar› bu iflleri baflkalar›na b›rakmamalar›<br />

önemlidir. Yeni fikirleri dinlemeli ve<br />

özellikle arafltr›rma ve gelifltirmeye önemli<br />

oranda yat›r›m yapmalar› laz›md›r. Art›k<br />

patronlar kaznad›klar› paralar›n bir<br />

k›sm›n› yeni fikirlerin ve bilgi yo¤un sistemlerin<br />

hayata geçirilmesi içim harcamak<br />

durumundad›rlar.<br />

50 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


Bilgi toplumunda iflletme açmak<br />

için sadece paran›nda yeterli<br />

olmayaca¤›n› anlamak<br />

gerekmektedir. Para ile birlikte<br />

giriflimci bir ruh, yenilikçi bir<br />

yaklafl›m, özellikle risk alt›na<br />

girmekten kaç›nmamak gibi<br />

unsurlar›nda çok önemli oldu¤unu<br />

belirtmekte fayda vard›r.<br />

Burada özellikle bir konuya dikkatleri<br />

çekmek gerekmektedir. Bilgi toplumunda<br />

baflar›l› bir ifl hayat› sürdürebilmek için<br />

gerekli olan ortam›n iyi anlafl›lmas›<br />

önemlidir. Bir kurumda otomasyon sistemlerinin<br />

etkin olarak hüküm sürmedi¤i<br />

durumlarda kendi kendini yönetebilen<br />

otonom sistemlere yat›r›m yapman›n<br />

önemli s›k›nt›lar do¤urabilece¤ini unutmamak<br />

gerekir. Alt yap›s› sa¤lam olmadan<br />

insanlar›n çalakalem yat›r›mlar geçreklefltirmesi<br />

do¤ru olmayacakt›r. Yeni<br />

bir sektörde, gerekli yat›r›mlar› yapabilecek<br />

güce sahip olunmas› durumda gerekli<br />

olan alt yap›n›n tamam› ile yeniden tesis<br />

edilecek flekilde ifle bafllamak bir sorun<br />

do¤urmayabilir. E¤er mevcut sistemler<br />

ile ifl hayat›na devam ederken at›l›m<br />

yap›lmas› düflünülür ise o zaman öncelikle<br />

gerekli olabilecek alt yap›n›n haz›rlanmas›<br />

gerekir.<br />

Unutulmamal›d›r ki! eskiden fabrika açmak<br />

için para yeterli olabilirdi. Ancak bilgi<br />

toplumunda iflletme açmak için sadece<br />

paran›nda yeterli olmayaca¤›n› anlamak<br />

gerekmektedir. Para ile birlikte giriflimci<br />

bir ruh, yenilikçi bir yaklafl›m, özellikle<br />

risk alt›na girmekten kaç›nmamak gibi<br />

unsurlar›nda çok önemli oldu¤unu belirtmekte<br />

fayda vard›r. Günümüz sanayicilerinin<br />

bu gerçekleri iyi özümseyerek kendilerine<br />

bir gelecek oluflturmak yönünde<br />

çal›flmalar yapmas› önerilmektedir.<br />

Bilgi toplumundan sonra ne olacak<br />

Sanayi toplumunun do¤uflu, geliflmesi,<br />

büyümesi ve olgunlu¤a eriflmesi süreci<br />

asl›nda ayr›ca irdelenmesi gereken bir süreçtir.<br />

Ancak el sanatlar›ndan tam otomatik<br />

insans›z makinelere geçifl sürecinin tar›m<br />

toplumundaki de¤iflim unsurlar›ndan<br />

çok daha h›zl› gerçekleflti¤i görülmektedir.<br />

Tar›m toplumundan sanayi toplumuna<br />

geçifl süreci 500 y›l gibi bir süre alm›fl<br />

iken, sanayi toplumundan bilgi toplumuna<br />

geçifl süreci ise 150 y›l gibi bir sürede<br />

gerçekleflmifltir. Tabiiki bilgi toplumundan<br />

bir di¤er topluma geçiflte daha<br />

k›sa sürelerde olacakt›r. Ancak bilgi toplumunun<br />

sonras›nda ne oldu¤unun da flimdiden<br />

sorgulanmas› gerekmektedir. Bu<br />

konuda bir öngörüde bulunmak çok zor<br />

olmakla beraber hikmet toplumuna do¤ru<br />

bir gidiflin oldu¤unu söylemek mümkün<br />

olabilir. Bunun niteliklerinin neler<br />

olabilece¤i ise flimdilik net olarak görülmemektedir.<br />

Zaman bizleri bu kapsamda<br />

da düflünmeye birfleyler ortaya koymaya<br />

itecektir.<br />

Sonuç olarak<br />

De¤iflim kaç›n›lmaz bir süreçtir. Her halükarda<br />

yaflanacakt›r. ‹nsanlar bu süreç içerisinde<br />

istemeselerde kendilerini bulacaklard›r.<br />

Bu süreçte haz›rl›kl› olanlar baflar›-<br />

l› olacak di¤erleri ise onlar› izlemekle<br />

meflgul olacakt›r. Sanayici de art›k bak›fl<br />

aç›s›n› ve gidiflat›n› bu kapsamda de¤ifltirmek<br />

durumunda kalacakt›r. Yeniliklere<br />

aç›k olacak, her geçen gün yeni fikirleri<br />

ortaya ç›kartmak pazarda mal satmaktan<br />

daha önemli olacakt›r. Yeni yöntemler<br />

bulmak, yeni müflteri bulmaktan daha<br />

önemli olacakt›r. Müflteri memnuniyetin<br />

önemini hiç yitirmeyecek ancak sanayici<br />

bu memnuniyeti bildi¤imiz geleneksel<br />

yöntemler ile sa¤layamayacakt›r. Çok<br />

yönlü ürünler üretmek, daha fazla çeflit<br />

ve nitelikte hizmetler sunmak, k›sa zamanda<br />

istekleri karfl›layabilmek vb. ile<br />

bu memnuniyeti art›rman›n derdine düflülecektir.<br />

Kalite ve fiyat avantaj› yeterli<br />

olmayacak, ürünün sa¤lad›¤› fonksiyonel<br />

nitelikler ve sosyal tatmin önemli olacakt›r.<br />

Paras›n› harcayan herkes sadece ürünün<br />

sa¤lad›¤› fonksiyonel nitelikler ile tatmin<br />

olmayacak, görüntüsü, kullan›m kolayl›¤›<br />

vb. gibi sosyal tatmin unsurlar›na<br />

da odaklanmak gerekecektir. Sanayici<br />

kendisini bu kapsamda sürekli yenileyecektir.<br />

Eskiden oldu¤u gibi eleman çal›flt›rmak<br />

yeterli olmayacakt›r. Çal›flt›rd›¤›<br />

eleman› anlayacak ve yönlendirecek bilgi<br />

birikimi ve tecrübesine sahip, gerekli olan<br />

e¤itim alt yap›s›na kvuflmufl olmas› gerekecektir.<br />

Kendi ifl sahas›n›n cilvelerini bildi¤i<br />

kadar sektörel geliflimleri takip edecek,toplumsal<br />

olaylara karfl› duyarl› olacak<br />

ve bu geliflmelerden yeni ifl olanaklar›<br />

oluflturman›n peflinde koflacakt›r. K›sacas›<br />

olaylar›n arkas›ndaki gerçeklerinde ötesine<br />

giderek arkadaki hikmeti aramak durumunda<br />

kalacakt›r. Baflar› ancak bu yolla<br />

sürdürülebilir olacakt›r. Mevlanan›n<br />

söyledi¤i gibi “dünle gelen herfley dünle<br />

gitti canca¤›z›m art›k yeni fleyler söylemek<br />

laz›m” olacakt›r.<br />

51


DOSYA > SANAYLEŞME<br />

MAKALE<br />

Endüstriyel Ar-Ge Proje Destekleri<br />

Ülkemiz, genç bir nüfusa, zengin yer alt› ve yerüstü do¤al hammadde<br />

kaynaklar›na, önemli tarihi ve kültürel mirasa sahiptir. Ülkemizde üniversiteye<br />

girme oran› maalesef çok düflük seviyelerde seyretmekte, genç nüfusumuzu<br />

e¤itmekte yetersiz kal›nmakta, ayr›ca üniversite mezunu yüz binlerce iflsizler<br />

ordusu da her geçen gün artmakta ve istihdam sorunu çok ciddi boyutlara<br />

ulaflmaktad›r.<br />

> Prof. Dr. Zeki Çizmecio¤lu<br />

Y›ld›z Teknik Üniversitesi,Kimya<br />

Metalurji Fakültesi<br />

Bu yaz›da, küresel krizden de etkilenen<br />

ülkemizde endüstri ve ifl piyasas›nda<br />

üretimin artmas›, yeni<br />

yat›r›mlar›n yap›lmas› ve istihdam sorununun<br />

çözümü için TÜB‹TAK ve Sanayi ve<br />

Ticaret Bakanl›¤› taraf›ndan üniversite sanayi<br />

iflbirli¤ini gelifltirmeye yönelik olarak<br />

verilen Endüstriyel Ar-Ge Proje Destekleri<br />

hakk›nda bilgi verilecektir.<br />

Bilgi ça¤›<br />

‘Dünyay› isteyenler ilme sar›ls›nlar,<br />

ahireti isteyenler ilme sar›ls›nlar, hem<br />

dünyay›, hem Ahireti isteyenler yine ilme<br />

sar›ls›nlar.’ (Hadis-i fierif)<br />

“Bilgi ça¤›” olarak adland›r›lan ça¤›m›zda<br />

insan›n en de¤erli ürününün bilgi ve teknoloji<br />

oldu¤u anlafl›lm›flt›r. Günümüz insan›<br />

bilgiye çok önem vermeye bafllam›flt›r.<br />

Bilgi, sevgi gibi paylaflt›kça artar ve<br />

toplumsal refah düzeyini art›r›r. Ülkeler<br />

birbiri ile teknolojik olarak yar›flmakta,<br />

geliflmifl ülkeler di¤er ülkelere bilgi ve teknoloji<br />

satmaktad›r.<br />

Üniversite-sanayi iflbirli¤i<br />

Ülkemizde maalesef üniversite-sanayi iflbirli¤i<br />

istenen seviyede geliflmemifltir. Sürekli<br />

konuflulan bir konu olan bu iflbirli¤ini<br />

tesis etmek için bir ortam gelifltirilmesi<br />

gereklidir. Bu iflbirli¤inin tesisi için devletimiz<br />

1995 y›l›ndan beri endüstriyel Ar-Ge<br />

deste¤i verdi¤i halde, birçok ifl adam›m›-<br />

z›n bu desteklerden haberi bile yoktur.<br />

Ayr›ca hala Üniversite hocalar›n›n akademik<br />

kariyer yapabilmelerinin ve yükseltilebilmelerinin<br />

tek ölçütü uluslar aras› yay›n<br />

yapmakt›r ki burada yay›n›n muhtevas›na<br />

dahi bak›lmamaktad›r. Dünyan›n<br />

hiçbir yerinde ülkemizde oldu¤u gibi böyle<br />

mili olmayan bir bilim politikas› yoktur.<br />

Bu politika bizi fikir iflçisi konumuna indirgemekte,<br />

fikirlerin yurtd›fl›nda toplanmas›na<br />

neden olmaktad›r. Oysa akademisyenlere<br />

‘sen bu ülkeye, sanayiye, ekonomiye<br />

ne kazand›rd›n’ diye sorulmal›-<br />

d›r. Tüm ö¤retim elemanlar›na ek görev<br />

vererek onlar›n sanayinin içinde sorunlar›<br />

tan›malar›na imkân verilmeli ve ö¤rencilere<br />

de yaflanan sorunlara yönelik tez<br />

çal›flmalar› vermeleri sa¤lanmal›d›r. Üniversitelerimizde<br />

ülke problemlerine, endüstri<br />

ve ifl piyasas›n›n ihtiyaçlar›na yönelik<br />

araflt›rmalar yap›lmal›d›r. Üniversite-<br />

Sanayi iflbirli¤i ile ülkemizdeki do¤al<br />

hammaddelerden ileri teknoloji ürünü<br />

olan malzeme haline dönüfltürecek teknolojileri<br />

gelifltirmelidir. Üniversitelerimizin<br />

görevi, topluma rehberlik ve dan›flmanl›k<br />

yapmak, toplumun ihtiyaçlar›na<br />

yönelik projeler üretmektir. Üniversitelerimiz<br />

bu aç›dan kendilerinden beklenen<br />

fonksiyonlar› yerine getirmelidir. Bunun<br />

yan›nda sanayimizin de yenili¤e aç›k olmas›,<br />

bilginin de¤erini anlamas› her türlü<br />

geliflmenin bilimsel araflt›rma ve çal›flmalarla<br />

sa¤lanaca¤›na inanmas› gerekir. ‹fladam›,<br />

Ar – Ge’nin kendisine ve firmas›na<br />

ne kazand›raca¤›n›n bilincinde olmal›d›r.<br />

Üniversitelerin sorunlar› çözmeye müsait<br />

potansiyeli ve laboratuarlar› var, sanayinin<br />

de bir sürü çözüm bekleyen sorunu<br />

var, dolay›s›yla bunlar› bir araya getirmek<br />

gerekmektedir. Bu aç›dan üniversite-sanayi<br />

iflbirli¤i ülkemiz için çok önem arz<br />

etmektedir.<br />

AR-GE’nin tan›m› ve<br />

bilimsel çal›flmalar›n amac›<br />

- ‹nsano¤lu, yaflad›¤› bugünkü uygarl›k<br />

düzeyini, ulaflt›¤› sosyal ve ekonomik refah›<br />

teknolojik geliflmelere borçludur. Bu<br />

geliflmelerin ana kayna¤› bulufl ve yeniliklerdir.<br />

Bulufl ve yeniliklerin temel kayna¤›<br />

ise temel ve uygulamal› Araflt›rma-Gelifltirme<br />

faaliyetleridir<br />

- Ar-Ge, “insan›, toplumu ve kültürü içeren<br />

bilgi birikimini artt›rmak için sistema-<br />

52 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


Üniversitelerimizin görevi, topluma<br />

rehberlik ve dan›flmanl›k yapmak,<br />

toplumun ihtiyaçlar›na yönelik<br />

projeler üretmektir. Üniversitelerimiz<br />

bu aç›dan kendilerinden beklenen<br />

fonksiyonlar› yerine getirmelidir.<br />

tik olarak yürütülen çal›flmalar ve elde<br />

edilen birikimlerin yeni alanlarda kullan›lmas›”<br />

olarak tan›mlanmaktad›r.<br />

- Bütün Ar-Ge çal›flmalar› ve büyük projeler<br />

önce orijinal, günefl görmemifl bir düflünce<br />

veya fikirle bafllar. Daha sonra laboratuarda<br />

deneysel çal›flmalarla, endüstriyel<br />

boyutta denemelerle geliflir ve bir projeye<br />

dönüflür.<br />

- Ar-Ge’nin amac›, bilimsel araflt›rma çal›flmalar›n›n<br />

teknoloji üretimine, endüstri<br />

ve ekonominin geliflmesine yönelik olarak<br />

yap›lmas›n› sa¤lamakt›r.<br />

- Bilim, bilim için de¤il, endüstri ve ekonomi<br />

için, insan ve toplum için olmal›d›r.<br />

Endüstriyel AR-GE faaliyetinin kapsam›<br />

ve kabul kriteri<br />

Endüstriyel Ar-Ge çal›flmalar›nda kapsam,<br />

yeni bir proses veya ürün tasarlamak,<br />

teknoloji üretmek, ürün veya proseste<br />

teknik iyilefltirme yapmak oldu¤u<br />

gibi, proses veya giriflim tamamen ray›na<br />

oturmufl ise, pazar gelifltirmeye, önceden<br />

planlamaya, üretimi artt›rmaya veya sistemin<br />

düzenli bir flekilde çal›flmas›n› kontrol<br />

etmeye yönelik de olabilir.<br />

Bir projenin destek alabilmesi için<br />

1. Yenilikçilik,<br />

2. Ulusal bir ekonomik fayda yaratabilmesi,<br />

3. Proje ekibin ve plan›n›n tatmin edicili-<br />

¤i, olmak üzere üç önemli kriteri vard›r.<br />

Endüstriyel AR-GE faaliyetinin aflamalar›<br />

- Proje Fikri<br />

- Bilgi Toplama, Kaynak Tarama<br />

- Laboratuar Çal›flmalar›<br />

- Prototip Üretim<br />

- Pilot Tesisin Kurulmas›<br />

- Tasar›m, Patent ve Lisans Çal›flmalar›<br />

- Deneme Üretimi<br />

- Yat›r›m Giriflimi<br />

AR-GE proje destekleme<br />

program›n›n amac›<br />

TÜB‹TAK Ve Bakanl›k taraf›ndan Ar-Ge<br />

Projesi Destek Program›n›n amac›, firma<br />

düzeyinde katma de¤er yaratan kurulufllar›n<br />

Araflt›rma-Gelifltirme (Ar-Ge) çal›flmalar›n›<br />

teflvik etmek ve bu yolla Türk sanayinin<br />

Ar-Ge yetene¤inin yükseltilmesine<br />

katk›da bulunmakt›r. Kurumlar›n Ar-Ge<br />

çal›flmalar›n› destekleyerek Türk Sanayisinin<br />

Ar-Ge ye ay›rd›¤› pay› %0,3’lerden<br />

%3’lere ç›karmay› hedeflemektedir.<br />

‹flsizli¤e çare: Yenilikçi AR-GE projesi<br />

Ülkemizdeki iflsizlik sorunun çözümü için<br />

yenilikçi endüstriyel Ar-Ge’nin teflviki ile<br />

üretim ve yat›r›m seferberli¤i yap›larak istihdam<br />

artt›r›lmal›d›r. Herkesin yapt›¤› ifli<br />

yapmak çözüm de¤ildir. Yenilikçi, yat›r›-<br />

ma dönüflebilen, firmaya ve ülkeye ekonomik<br />

katk›s› olan projeler yap›lmas› gerekmektedir.<br />

Destekleme rogram›n›n kapsam›<br />

Sanayi Ar-Ge Projeleri Destekleme Program›<br />

ile;<br />

- Yeni bir ürün üretilmesi,<br />

- Ürün kalitesi veya standard›n›n yükseltilmesi<br />

- Maliyet düflürücü nitelikte yeni tekniklerin,<br />

- Yeni üretim teknolojilerinin gelifltirmesi<br />

konular›nda yürütülen Ar-Ge nitelikli projeler<br />

desteklenmektedir.<br />

Kimler baflvurabilir<br />

Bir veya birden çok gerçek veya tüzel kifliye<br />

ait olan Türkiye’de yerleflik tüm iflletmeler<br />

proje baflvurusunda bulunabilir.<br />

Çal›fl›labilecek endüstriyel AR-GE konular›<br />

- Yerli Hammaddelerin Kullan›m›n› Artt›rmaya<br />

Yönelik Çal›flmalar,<br />

- Yeni Çevreci Enerjilerin Kullan›m›na ve<br />

Enerji Tasarrufuna Yönelik Çal›flmalar,<br />

- Yeni Teknoloji Üretimine Yönelik Çal›flmalar,<br />

- Tesislerin Modernizasyonu ve Teknoloji<br />

Yenileme Sorunlar›,<br />

- Yeni Yat›r›mlar›n Yönlendirilmesi,<br />

- Yeni Ürün Gelifltirmeye Yönelik Çal›flmalar,<br />

- Verimlilik ve Kalite Artt›rma,<br />

- Çevre Kirlili¤inin Azalt›lmas› ve At›klar›n<br />

De¤erlendirilmesi.<br />

Sonuç<br />

- Üniversitelerimiz, ülkemizin genç nüfusunu<br />

iyi e¤iten, bilgi ve teknoloji üreten,<br />

araflt›rmalar› ile ülkenin, endüstri ve ifl piyasas›n›n<br />

sorunlar›n› çözen, topluma bilgi<br />

ve projeleri ile yol gösteren sayg›n kurumlar<br />

olmal›d›r.<br />

- Sanayimiz de bilgi ça¤›n›n yafland›¤› günümüz<br />

dünyas›nda bilimsel düflünceye<br />

önem veren, sorunlar›n› bilimsel yöntemlerle<br />

çözmeye ve/veya çözdürmeye çal›-<br />

flan, daha verimli ve kaliteli üretme yollar›n›<br />

araflt›rarak, üretimini yenilikçi projeler<br />

ve Ar-Ge çal›flmalar› ile sürekli olarak<br />

gelifltiren, her türlü yenili¤e ve geliflmeye<br />

aç›k kurulufllar olmal›d›r.<br />

- Sonuç olarak gerek üniversitelerimiz, gerekse<br />

endüstriyel kurulufllar›m›z TÜB‹TAK<br />

taraf›ndan verilen Ar-Ge destekleme programlar›<br />

ile Sanayi ve Ticaret Bakanl›¤› taraf›ndan<br />

verilen SAN-TEZ(Sanayi Tezleri)<br />

destekleme programlar›ndan yararlanarak<br />

iflbirli¤ini artt›rarak, üretimin artmas›,<br />

yeni yat›r›mlar›n yap›lmas› ve istihdam<br />

sorununun çözümü aç›s›ndan ülkemiz<br />

için büyük önem arz etmektedir.<br />

53


DOSYA > SANAYLEŞME<br />

MAKALE<br />

Sanayileflme ve yüksek teknoloji<br />

k›skac›nda Türkiye<br />

Ülkemizde sanayileflme sürecinin ne zaman bafllad›¤› konusunda çeflitli<br />

tart›flmalar olabilir. Bunu flimdilik tarihçilere b›rakarak Türkiye’nin sanayileflme<br />

sürecinde önündeki f›rsat ve tehditlere dikkat çekmek istiyorum.<br />

> Dr. Müh. Mustafa Uysal<br />

Tekno Tasar›m A.fi. Genel Müdürü<br />

Sanayinin lokomotifli¤ini yapan<br />

sektörler bulunmaktad›r; otomotiv,<br />

savunma, tekstil, makine, elektronik,<br />

beyaz eflya v.b. bunlardan baz›lar›-<br />

d›r. Ne güzel ki bu sektörel da¤›l›m eksik<br />

veya fazlas›yla ülkemizde mevcuttur.<br />

Hangi sektörü ele al›rsan›z al›n, mutlaka<br />

bir izini bulursunuz bu topraklarda. Ne<br />

de olsa medeniyetlerin merkezidir yaflad›-<br />

¤›m›z co¤rafya. Maalesef a¤›r sanayi çal›flmalar›nda<br />

Türkiye çok geç kalm›flt›r. Bu<br />

yönde 70’li y›llarda yapt›¤› hamleler, bugünkü<br />

farkl› sektör da¤›l›mlar›n›n temellerini<br />

oluflturmufltur. Belki bugün kendimize<br />

ait bir otomobil markam›z yok ama<br />

ticari araç markalar›m›z bulunmaktad›r.<br />

Elektronik ve makine imalat sektörlerinde<br />

bizim dedi¤imiz sektörlerimiz bulunmaktad›r.<br />

70’li y›llarda otomotivde montaj sanayinin<br />

ad›mlar› at›ld›¤›nda pek çok kifli bunu<br />

az›msam›flt›. 60’l› y›llarda kaç›rd›¤›m›z<br />

kendi arac›m›z› üretme flans›m›za hay›flan›lm›flt›<br />

beklide. Fakat o y›llarda at›lan sanayi<br />

tohumlar› bugün ülkemizdeki önemli<br />

bir lokomotif sektörü do¤urdu. 80’li y›llarda<br />

bu sektör, daha fazla yerlilefltirme<br />

sevdas›yla sanayicilerimizi do¤urdu. 90’l›<br />

y›llarda bu sektör bitiyor denildi¤i s›rada,<br />

kendi iç dinamikleri ile kaliteyi üretti ve<br />

Avrupa’n›n en kaliteli araçlar›n› üretti.<br />

2000’li y›llara geldi¤imizde de kendi araçlar›m›z›<br />

üretmek istedi¤imizi dile getirdi<br />

ve yabanc› ortakl›lara ra¤men kendi mühendislik<br />

birikimlerimizi bu alanda yo-<br />

¤un olarak kulland›¤›m›z 2 önemli hafif ticari<br />

arac› bu ülkede ürettik. 2010’lu y›llara<br />

geldi¤imizde ise yerlilik daha da bir<br />

önem kazand› ve yabanc› ortakl› kurulufllar<br />

dahi tamamen yerli bir üretim yapmak<br />

istediklerini merkezlerine ilettiler.<br />

Elektronik ve beyaz eflyada da benzer bir<br />

serüven vard›r. Ne zaman ki önemli bir<br />

kuruluflumuz yabanc› lisans ile üretim<br />

yapmay› karfl›l›kl› pazarl›klarda anlaflamay›p<br />

ask›ya al›nca yerli bir dev ürettik.<br />

Firmalar›n kendi iç dinamiklerine yöneldi¤inde<br />

dünya markas› ç›karabildi¤imizi<br />

gördük ve yine küresel sermayeye entegre<br />

olan kurulufllar›m›z›n cazibesini yitirince<br />

kapanmak zorunda kald›¤›n› da gördük.<br />

Di¤er baflar›l› bir sektör de makine imalat<br />

sanayidir ki bu sektör dünyada sadece geliflmifl<br />

ülkelerin tekelinde yürütülmektedir.<br />

Hangi geliflmifl ülkeye bakarsan›z<br />

içinde kendi makine imalat sektörünü bulabilirsiniz.<br />

Bizim makine imalat sektörümüz<br />

de özellikle 90’l› y›llardan sonra bu<br />

süreçte yer buldu ve bugün çok önemli<br />

kapasiteleri yurt d›fl›na makine üretmek<br />

için kullan›yoruz. Bu bizim sanayi hamlemizin<br />

önemli bir dayana¤› oldu.<br />

90’l› y›llarda bize biçilen bir rol vard›<br />

“ucuz ve kaliteli üretim merkezi, Türkiye”.<br />

Çok geç olmadan bunun yanl›fl bir hedef<br />

54 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


90’l› y›llarda bize biçilen bir rol<br />

vard› “ucuz ve kaliteli üretim<br />

merkezi, Türkiye”. Çok geç<br />

olmadan bunun yanl›fl bir hedef<br />

oldu¤unun fark›na vard›k.<br />

Bugünlerde otomotiv sektörü<br />

bunun ac›s›n› çok fazla çekiyor.<br />

oldu¤unun fark›na vard›k. Bugünlerde<br />

otomotiv sektörü bunun ac›s›n› çok fazla<br />

çekiyor. Bu misyona uyup yeni projeleri<br />

ülkemize çekebilmek için yan sanayi kârlar›nda<br />

önemli düflüfller talep ediliyor. Peki<br />

bunu yapmak zorunda m›y›z Evet,<br />

yoksa yaflayamay›z. ‹hracat›m›z›n büyük<br />

bir k›sm›n› yapt›¤›m›z Avrupa Birli¤i, bize<br />

bu rolü biçmiflti. Ama ileri teknoloji ve Ar-<br />

Ge üretmeyi kendisi sürdürüyor ve kendi<br />

markalar› ile bizim üretti¤imiz ürünleri<br />

bize sat›yordu. Bu durum hepimizin dikkatini<br />

çekmemifl miydi Dikkatini çekenler<br />

bu durumda önlem ald›lar ve kendi<br />

marka ve ürünlerini ç›kard›lar. ‹flte onlar<br />

baflard›lar. Di¤erleri ise yukar›dan gelecek<br />

sese halen kulak kesilmektedirler. Bir<br />

yandan yaflam mücadelesi veriyorsunuz,<br />

di¤er yandan da uzun perspektif koymaya<br />

koyuluyorsunuz. ‹kisi bir arada ço¤u<br />

zaman olmuyor. Bu durumda bir yol gösterici<br />

bekliyorsunuz, onu da bulam›yorsunuz.<br />

Son zamanlarda Avrupa Birli¤i uyum süreci<br />

içerisinde gayr› safi yurt içi has›ladan<br />

Ar-Ge ye düflen pay›n düflük oldu¤unu<br />

keflfetti Türkiye. Bu noktada Ar-Ge ile ilgili<br />

teflviklerini art›rmaya bafllad›. Bugün<br />

tam bir Ar-Ge cenneti oldu bu ülke. Fakat<br />

bu durumda yerli sanayicimizin yan›nda<br />

ülkemizde faaliyet gösteren yabanc› sektörün<br />

de dikkatini çekti ve onlar da baz›<br />

Ar-Ge çal›flmalar›n› Türkiye’de yapmaya<br />

karar verdi. Kötü mü oldu Hay›r. Ar-Ge’yi<br />

bu ülkede daha cazip hale nas›l getirebilirsiniz<br />

Serbest piyasa ekonomisini kabul<br />

etti¤iniz halde siz gelin siz gelmeyin nas›l<br />

dersiniz Kald› ki katma de¤eri yüksek<br />

ürün gelifltirmek isteyen bu ülkeye gelsin,<br />

hatta bu ürünleri yine ucuz ülkelerde<br />

üretmek istiyorsa da gelsin. Niçin Çünkü<br />

ülkemizde çok geliflmemifl bir Ar-Ge kültürü<br />

var buna karfl›l›k istihdam edilmeyi<br />

bekleyen ciddi bir e¤itilmifl genç nüfus<br />

var. E¤er talep üretim alan›ndan olursa<br />

siz de üretime odaklanacaks›n›z ama neyi<br />

üreteceksiniz Size verildi¤i kadar›n›.<br />

Yok fikrinizle yeni ürünler gelifltiriyorsan›z,<br />

bu kültüre haz›r iseniz, yeni ürünü<br />

bugün yabanc› teflebbüs için gelifltirmifl<br />

olabilirsiniz, fakat yar›n bunu kendiniz<br />

için gelifltirmeye çal›flacaks›n›z. ‹flte bugün<br />

elektrikli otomobilimizi Cenevre Fuar›’nda<br />

sunup flans aramam›z›n temeli budur.<br />

Geliflmifl ülkeler her alanda sanayilerini<br />

kurmufllar ve bunu sürekli gelifltiriyorlar.<br />

Sürekli gelifltirmek için de bir mekanizma<br />

oluflturmufllar. Bütçelerini oluflturmufllar<br />

ve Ar-GE merkezlerini kurmufllar. Ar-<br />

Ge’ye talep olmadan bunu nas›l yapars›-<br />

n›z ‹lk önce talep oluflturman›z gerekli ve<br />

Türkiye’de bunu yap›yor. Türkiye, pek<br />

çok Avrupa ülkesinden ve dahi dünya ülkesinden<br />

daha fazla Ar-Ge deste¤i vererek<br />

kendine yeni bir yol çiziyor. Daha önce<br />

kendisine önerilen rolü b›rak›p, katma de-<br />

¤eri yüksek ürünlere yöneliyor. Aza talip<br />

olmuyor, ço¤u alabilece¤ini biliyor. Bunun<br />

için tabii ki tüm enstrümanlar› kullan›yor.<br />

Geliflmifl ülkeler, teknolojik avantajlar›n›<br />

her flartta kulland›lar. Örne¤in en yeni<br />

ürünlerini bizim gibi ülkelere sonradan<br />

gönderdiler. Veya ileri teknoloji ürününe<br />

ihtiyaç duydu¤umuzda flu anda üretmiyoruz,<br />

3 y›l sonraya s›ra var dediler. Ama<br />

flartlar de¤iflti, konjöktür de¤iflti ve bu ülkeler<br />

bizim ile kartlar›n› açmak zorunda<br />

kald›lar.<br />

Sonuç olarak kendi sanayilerini ayakta tutabilmek<br />

için bize ihtiyaçlar› oldu¤unu<br />

fark ettiler. Global kriz bu ifli daha da tetikledi.<br />

fiimdi herkes kriz sonras›nda konumlanmaya<br />

çal›fl›yor. Geliflmifl ülkeler<br />

buradaki avantajlar›n› bugün için kaybettiklerinin<br />

fark›ndalar. Türkiye’de krize<br />

sa¤l›kl› girerek önemli bir avantaj› yakalad›.<br />

Üstelik haz›rlam›fl oldu¤u orta ve uzun<br />

vadeli program ile yeni olas›l›klar› zorlayabilece¤ini<br />

gördü.<br />

fiimdi hedefleri tekrar gözden geçirmenin<br />

zaman› gelmifltir. A¤›r sanayileflme olmad›<br />

ama hafif sanayileflme olabilir. Yükte<br />

hafif olan bu sanayi pahada a¤›rd›r. Birlik<br />

olarak hareket edip ileriye do¤ru yol almam›z<br />

gerekecektir. Türkiye’nin haz›rlam›fl<br />

oldu¤u Vizyon2023 program›n› de¤ifltirmenin<br />

zaman› gelmifltir. Yeni roller da-<br />

¤›t›l›yor ve burada Türkiye’nin daha cazip<br />

alternatifleri do¤uyor. Türkiye’nin sadece<br />

kendi s›n›rlar› içinde de¤il.<br />

55


DOSYA > SANAYLEŞME<br />

MAKALE<br />

Sanayi, ülkemizin gelifliminde<br />

öncülü¤ünü sürdürecek<br />

Ülke ekonomisinde, sanayi, tar›m, hizmet, turizm, finansman, inflaat, madencilik,<br />

ulafl›m sektörlerinin dengeli oluflmas› gerekir. Sanayi daima önde olmal›d›r.<br />

Yat›r›m mallar›, ara mallar ve tüketim mallar›n›n planl› oranlar› ülke sanayisini<br />

güçlü yapabilir.<br />

> Prof. Dr. ‹. ‹lhami Karayalç›n<br />

‹.T.Ü Makina Fakültesi<br />

Büyük Osmanl› Devleti sanayi sektörünü<br />

ihmal etti¤i için, bat›n›n<br />

sanayileflen devletlerine yenildi,<br />

varl›klar›n› kaybetti.<br />

Japonya, do¤al kaynaklar›n›n k›tl›¤›na<br />

ra¤men sanayisi ile güçlü bir ekonomiye<br />

kavufltu.<br />

Rusya sanayisini gelifltiremedi. Gücünü<br />

kaybetti, da¤›ld›.<br />

Ülke ekonomisinde, sanayi, tar›m, hizmet,<br />

turizm, finansman, inflaat, madencilik,<br />

ulafl›m sektörlerinin dengeli oluflmas›<br />

gerekir. Sanayi daima önde olmal›d›r. Yat›r›m<br />

mallar›, ara mallar ve tüketim mallar›n›n<br />

planl› oranlar› ülke sanayisini güçlü<br />

yapabilir. Ülkemiz son 50 y›lda sanayileflmeye<br />

h›z verdi. Otomotivde dünya dokuzuncusu,<br />

demir çelikte 25 milyon tonla<br />

12., çimentoda 55 milyon tonla üçüncü<br />

durumdad›r.<br />

Ev eflyalar›, ambalaj, ticari araç, gemi yap›m›,<br />

yap› malzemelerinde, art›k Avrupa<br />

ve di¤er ülke pazarlar›nda önde gelmektedir.<br />

Proseslenmifl g›da da Avrupa’n›n ve<br />

çevre ülkelerin besleyicisi durumundad›r.<br />

Bu geliflmenin sürdürülmesi için Odalar<br />

Birli¤i, Devlet Planlama Teflkilat›, sanayi<br />

odalar›, sanayi vak›f ve dernekleri, üniversiteler,<br />

organize sanayi bölgeleri, yat›r›mc›<br />

bakanl›klar ve medya iflbirli¤i içinde sanayileflme<br />

için stratejik uzun vadeli plan-<br />

56 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


Yat›r›m araçlar›, çelik fabrikalar›,<br />

izabe f›r›nlar›n›, tren, gemi, traktör,<br />

ticari araç, çelik f›r›nlar›,<br />

haddehaneler, büyük tak›m<br />

tezgâhlar›, dik tornalar, borlama<br />

tezgâhlar›, vargeller, metal iflleme<br />

merkezleri, presler imal etmek a¤›r<br />

sanayinin varl›¤›n› gösterir.<br />

larla çal›flmal›d›r.<br />

Dergimiz ülkenin teknoloji ve sanayi kültüründe,<br />

yol gösterici bilgilendirici ve sanayi<br />

hareketini canl› ve s›cak tutucu bir<br />

rol oynayacakt›r.<br />

Türkiye sanayisinde, 55 y›ll›k ö¤retim,<br />

araflt›rma, projecilik ve dan›flmanl›k birikimimle<br />

200 kuruluflta heyecanla hizmet<br />

ettim. Binlerce sanayi yöneticisi yetifltirdim.<br />

Geçmifli muhteflem ülkemin, yeniden<br />

ekonomisini, refah›n› gelifltirmek<br />

yüksek bir sanayi ülkesi olmak için, inanc›,<br />

heyecan›, kaynaklar› ve k›ymetli giriflimcileri<br />

var.<br />

K›ymetli sanayiciler, ilerleyelim, daha<br />

planl›, daha inançl›, cesaretli, ama sistemli,<br />

hesapl›, araflt›rmac› olarak hareket edelim.<br />

Ecdad›m›z, bizden yine parlak baflar›lar,<br />

eserler, fabrikalar bekliyor.<br />

Üç k›tay› fethedenlerin binlerce, köprü,<br />

külliye, su kemerleri, kervan saraylar, hisarlar,<br />

çeflmeler, kad›rgalar yapanlar›n torunlar›,<br />

flimdi sizden ekonomi ve sanayi<br />

fetihleri bekleniyor.<br />

Sanayileflme hareketi, tüm ülkeyi, köyleri,<br />

kasabalar› sarmal›.<br />

‹lkö¤retimde çocuklar›m›z fabrika sevgisi<br />

ile büyütülmeli.<br />

Meslek liselerinde gençler üretmenin heyecan›n›<br />

duymal›.<br />

Mühendislik fakültelerinde, laboratuar,<br />

atölye çal›flmalar›nda tasarlama, imal etme<br />

becerileri gençleri sanayicili¤e bafllatmal›.<br />

Zanaatten sanayicili¤e geçifl dönemi, art›k<br />

meyvelerini verdi.<br />

Organize sanayi bölgeleri, sanayi siteleri<br />

dünya ülkelerine t›rlar dolusu sanayi<br />

ürünleri gönderiyor.<br />

Sanayileflmede a¤›r sanayi cesaret ve hedefler<br />

verir.<br />

Yat›r›m araçlar›, çelik fabrikalar›, izabe f›-<br />

r›nlar›n›, tren, gemi, traktör, ticari araç,<br />

çelik f›r›nlar›, haddehaneler, büyük tak›m<br />

tezgâhlar›, dik tornalar, borlama tezgâhlar›,<br />

vargeller, metal iflleme merkezleri,<br />

presler imal etmek a¤›r sanayinin varl›¤›-<br />

n› gösterir.<br />

Biz art›k bunlar› imal ediyoruz.<br />

Metal iflleme, metalürji, a¤›r makine yapman›n<br />

alt yap›s›d›r.<br />

Dev barajlar›n daimi teçhizat›n›, kapaklar›n›,<br />

türbinlerini imal eden Gaziantep’teki<br />

Ç‹LTU⁄ A.fi. ülkemiz sanayileflmesinde bir<br />

kaleye dikilen bayrak gibi geliflmemizi<br />

simgeliyor. Daha yüzlerce böyle sanayi<br />

kaleleri var ülkemizde.<br />

‹malat ve ifl makineleri yap›yoruz. MKE ve<br />

Sanko ekstravatörler yap›yor.<br />

Elaz›¤, Kayseri, Konya, Denizli, Manisa,<br />

Bursa, Kocaeli, Sakarya, Eskiflehir, Urfa,<br />

Marafl, Malatya, ambalaj, tekstil, g›da proses,<br />

ev eflyalar›, makinelerinde Avrupa ölçülerini<br />

aflt›. Ürün, kalite kültürü olgunlaflt›.<br />

Ara mal olarak, çelik saç, profil, alüminyum<br />

levhalar, kal›n çelik levha, çelik döküm,<br />

plastikler kablo, sunta, bak›r levha,<br />

gibi ürünler ana sanayimizi besliyor.<br />

Dayan›kl› tüketim mallar›, ev, ofis otel<br />

araçlar› yap›yoruz.<br />

Enerji makineleri, trafolar, santraller,<br />

elektrik donat›m art›k bizi d›fla ba¤›ml›l›ktan<br />

kurtard›. Giriflimcilik, ifl adaml›¤›,<br />

planl› hareket AR-GE, teknoloji, bilim, uygulamal›<br />

bilim, laboratuar, pilot imalat,<br />

bulufl, tasar›m, teflvik, ekonomik analiz,<br />

hammadde kaynaklar›, ulafl›m, iletiflim,<br />

sanayi meyvelerini almam›z› sa¤layan<br />

elemanlar, sanayi bunlar›n hepsini önem<br />

vermeyi gerektirir.<br />

Tüm bu de¤erleri, inançl›, hedefe kenetlenen,<br />

yönetici, mühendis, mimar, teknisyen,<br />

operatör, ve iflletmeci kadrolar sonuca<br />

götürür.<br />

Sanayileflme, stratejik ulusal sektörel hedefler,<br />

planlar, projeler, giriflimciler, yöneticiler<br />

teknik kadrolar, mühendis mimarlar,<br />

kuvvetli hükümetler, meslek kurulufllar›<br />

ve tüm milletin ortak mücadelesine,<br />

onurumuzu yükseltme, ekonomimizi kuvvetlendirme<br />

savafl›na dönüflmüfltür, devam<br />

edecektir.<br />

57


DOSYA > SANAYLEŞME<br />

MAKALE<br />

Türkiye’ye benzer ülkeler nas›l kalk›nm›fllar<br />

Türkiye örnek mi almal› yoksa örnek mi olmal›<br />

Yaz›n›n bafll›¤›nda sorulan sorular daha ziyade ekonomi üzerine e¤itim görmüfl<br />

kiflilerin cevaplayabilece¤i türden sorular. Ancak biz de bu sorulara bir mühendis<br />

bak›fl›yla kendi aç›m›zdan cevap bulmaya çal›flt›k.<br />

> Ömer Do¤an<br />

Bilgisayar Mühendisi<br />

Öncelikle kalk›nm›fl ülkelerin ortak<br />

özelliklerini s›ralarsak: 1. Hepside<br />

sanayileflmesini tamamlam›flt›r.<br />

2. Sermaye birikimi yüksektir. 3. Ekonomik<br />

olarak güçlüdürler 4. E¤itim seviyesi<br />

yüksektir. 5. Kifli bafl›na GSMH, ortalama<br />

ömür, sa¤l›k harcamalar›, üretilen ve tüketilen<br />

maddeler gibi verilerde dünya ortalamas›n›n<br />

üzerindedir.<br />

Afla¤›da verilen tablo 1750-1900 y›llar›<br />

aras›nda bölgelere göre üretim oranlar›n›<br />

göstermektedir. Bu tablodan ç›kar›labilecek<br />

en çarp›c› sonuç 1750’de Dünya toplam<br />

sanayi üretiminin %73’ünü gerçeklefltiren<br />

üçüncü dünya ülkelerinin, 150 y›l<br />

sonra sadece %11’nini gerçeklefltirebilmesi,<br />

%0,1’ini gerçeklefltirebilen ABD’nin<br />

pay›n› %23’e, %23,2’sini gerçeklefltiren<br />

Avrupa ülkelerinin %62’ye ç›karmalar›-<br />

d›r.<br />

1750’lerde kifli bafl›na sanayileflme oran›<br />

Avrupa’da ve di¤er ülkelerde afla¤› yukar›<br />

ayn› idi. 1900’lere gelindi¤inde ise Üçüncü<br />

Dünya’n›n pay›, Avrupa’n›n 18’de biri<br />

kadard›r. (%35’e karfl› %2) ‹ngiltere’ye<br />

karfl› ise 50’de birdir. (%100’e karfl› %2)<br />

Avrupa ve ABD ülkelerinin kalk›nma flekilleri<br />

bizim örnek alabilece¤imiz türden de-<br />

¤ildir. Zira hem tarihi itibariyle çok eskilere<br />

dayanmakta hem de fazlas›yla sömürü<br />

ve savafl› içinde bar›nd›rmaktad›r. Ancak<br />

1900’lerin bafl›nda Japonya, 1960 sonras›<br />

di¤er baz› ülkeler kalk›nma sürecinde en<br />

az›ndan düzlü¤e ç›kmay› baflarm›fllard›r.<br />

Bunlar aras›nda G.Kore, Tayvan, Hongkong,<br />

Singapur, ‹rlanda ve son dönemde<br />

Çin’i sayabiliriz. Japonya’n›n kalk›nmas›<br />

150 y›l› bulan bir süreçtir. Bu konuyla ilgili<br />

pek çok makale ve araflt›rma yaz›lar› da<br />

mevcuttur. Bizim için daha yak›n dönemde<br />

kalk›nma sürecine giren di¤er ülkeler<br />

daha önemli birer örnek teflkil etmektedir.<br />

Geri kalm›fl bir ülkede güçlü bir devlet<br />

mekanizmas›n›n ortaya ç›kmas›n›n befl<br />

koflulu oldu¤u savunulmaktad›r: Toplumu<br />

sarsan veya yap›s›n› zaafa u¤ratan<br />

büyük felaketlerin olmas›, d›flar›dan büyük<br />

bir askeri tehdit, büyük ülkelerin, ülke<br />

içinde istikrar› sa¤lamak amac›yla gücün<br />

bir kaynakta toplanmas›n› desteklemeleri,<br />

toplumdan göreceli olarak izole ve<br />

daha iyi e¤itilmifl bir sosyal grubun olmas›,<br />

güçlü bir devlet mekanizmas›n›n kurulmas›n›<br />

savunan yetenekli liderlerin varl›-<br />

¤›.<br />

G.Kore’de 1961 y›l›ndaki askeri darbeyle<br />

bafllayan süreç, 1965 ortalar›ndan itibaren<br />

güçlü bir devlet için yukar›da say›lan<br />

befl koflulun tümünün varl›¤›n› mümkün<br />

k›lm›flt›r. Kore’de güçlü bir devletin ortaya<br />

ç›kmas›, al›nan kararlar›n uygulanabilmesini<br />

sa¤lam›flt›r. Ancak, daha da önemlisi,<br />

bu güçlü devletin kendi varl›¤›n› meflrulaflt›rmak<br />

ve toplumda bir uzlafl› oluflturabilmek<br />

için ekonomik büyümeyi varl›¤›-<br />

n›n temel nedeni olarak kabul etmesidir.<br />

Güneydo¤u Asya ülkeleri son günlerde yaflad›klar›<br />

ekonomik krize gelinceye kadar<br />

30-40 y›l içerisinde ola¤an üstü bir ekonomik<br />

ve sosyal geliflme göstermifltir. 1965-<br />

1990 y›llar› aras›nda bölgede kifli bafl›na<br />

58 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


Güneydo¤u Asya ülkeleri son<br />

günlerde yaflad›klar› ekonomik<br />

krize gelinceye kadar 30-40 y›l<br />

içerisinde ola¤an üstü bir<br />

ekonomik ve sosyal geliflme<br />

göstermifltir. 1965-1990 y›llar›<br />

aras›nda bölgede kifli bafl›na ulusal<br />

gelir y›ll›k reel olarak ortalama<br />

%5,6 oran›nda artarak dünya<br />

üzerinde görülmemifl bir<br />

performans sa¤lam›flt›r.<br />

ulusal gelir y›ll›k reel olarak ortalama<br />

%5,6 oran›nda artarak dünya üzerinde<br />

görülmemifl bir performans sa¤lam›flt›r.<br />

Söz konusu büyümenin büyük bir bölümü<br />

8 ülkede meydana gelmifltir: Japonya,<br />

G. Kore, Tayvan, Hong Kong, Singapur, daha<br />

sonra Endonezya, Malezya ve Tayland.<br />

Sekiz ülke aras›nda do¤al kaynaklar, kültür,<br />

politik ortam ve sosyal aç›dan büyük<br />

farkl›l›klar vard›r. Ayr›ca, devletin ekonomideki<br />

rolü ve ekonomik politikalar› uygulamada<br />

kulland›¤› araçlar da farkl›d›r.<br />

Ancak söz konusu ülkelerin ulaflt›¤› nokta<br />

ayn›d›r: Yüksek oranda ekonomik büyüme<br />

ile birlikte gelir da¤›l›m›ndaki büyük<br />

iyileflmeler. Burada dikkat edilmesi gereken<br />

nokta büyümenin kesintisiz, uzun süreli<br />

ve dengesiz olmas›d›r. Malezya d›fl›nda<br />

yedi ülke en yüksek kifli bafl›na gelir art›fl›n›,<br />

en düflük gelir adaletsizli¤i ile sa¤layarak<br />

büyümenin örneklerini vermifllerdir.<br />

Öyle ki, G. Kore ve Tayvan gelir da¤›l›-<br />

m›n›n eflit oldu¤u ülkeler durumuna gelmifl,<br />

sonuçta yoksulluk azalarak ortalama<br />

yaflam süresi uzam›flt›r.<br />

Yönetilen piyasalar yaklafl›m›, Güneydo-<br />

¤u Asya ülkelerinin kalk›nma mucizesinde<br />

devletin rolünü en do¤ru ve kapsaml›<br />

biçimde inceleyerek, baflar›n›n aktif ve etkin<br />

devlet müdahalelerine dayand›¤›n›<br />

savunmaktad›r. Devlet, do¤rudan veya<br />

dolayl› olarak piyasalardaki kaynak da¤›l›-<br />

m›n› ve kullan›m›n› büyük ölçüde etkilemifltir.<br />

Kaynaklar, etkin iflleyen bir teflvik<br />

sistemi ve bürokratik altyap› sayesinde,<br />

teknoloji yo¤un sektörlerdeki yat›r›mlara<br />

Tablo-1 > Dünya Sanayi Üretiminin Göreli Da¤›l›m›<br />

1750 1800 1830 1860 1880 1900<br />

Tüm Avrupa 23,2 28,1 34,2 53,2 61,3 62,0<br />

‹ngiltere 1,9 4,3 9,5 19,9 22,9 18,5<br />

ABD 0,1 0,8 2,4 7,2 14,7 23,6<br />

Japonya 3,8 3,5 2,8 2,6 2,4 2,4<br />

Üçüncü Dünya 73,0 67,7 60,5 36,6 20,9 11,0<br />

Çin 32,8 33,3 29,8 19,7 12,5 6,2<br />

Hindistan/Pakistan 24,5 19,7 17,6 8,6 2,8 1,7<br />

Tablo-2 > Kifli Bafl›na Sanayileflme Oran›<br />

1750 1800 1830 1860 1880 1900<br />

Tüm Avrupa 8 8 11 16 24 35<br />

‹ngiltere 10 16 25 64 87 100<br />

ABD 4 9 14 21 38 69<br />

Japonya 7 7 7 7 9 12<br />

Üçüncü Dünya 7 6 6 4 3 2<br />

Çin 8 6 6 4 4 3<br />

Hindistan/Pakistan 7 6 6 3 2 1<br />

kayd›r›lm›fl ve bu yat›r›mlar sonucu ortaya<br />

ç›kan sanayilerin dünya pazarlar›nda<br />

rekabet edebilecek biçimde geliflmesi sa¤lanm›flt›r.<br />

‹rlanda’n›n ekonomik baflar›s› da yine bu<br />

dönemde dikkat çekici bir örnektir. Bu<br />

baflar›da birçok etken rol oynam›flt›r.<br />

Genç nüfus ve h›zla büyüyen ifl gücü arz›,<br />

pragmatik ve yenilikçi hükümet politikalar›n›n<br />

izlenmesi, 1950’lerde bafllayan d›-<br />

fla aç›k ve ihracata yönelik ekonomik politikalar,<br />

‹rlanda’n›n AB tek pazar›na ve Avrupa<br />

Para Sistemine üye olmas› ve yürütülen<br />

mevzuat ve altyap› çal›flmalar› sonucu<br />

büyük oranl› sermaye giriflleri, AB<br />

Yap›sal ve Birleflme Fonlar›’n›n stratejik<br />

bir biçimde kullan›lmas›, ekonomik kalk›nmaya<br />

yönelik “Sosyal Ortakl›k” yaklafl›-<br />

m›, mal ve hizmetlerde uluslararas› ticarete<br />

tam olarak uyum, e¤itim ve teknolojik<br />

yeniliklere verilen önem ‹rlanda’y› baflar›ya<br />

tafl›yan etkenlerdir<br />

59


DOSYA > SANAYLEŞME<br />

MAKALE<br />

>><br />

Kalk›nma hamlesini 20 y›l önce<br />

yapabilecek teknik alt yap›ya sahip<br />

oldu¤umuzu söyleyebiliriz. Ancak<br />

toplumsal olarak bir hedefe<br />

yönelmek konusundaki<br />

inanc›m›z›n eksikli¤i, kalk›nman›n<br />

olmas› durumunda kritik<br />

pozisyonlar›n› kaybetme<br />

korkusuna sahip etkili güçlerin<br />

manipülasyonlar› bu süreci<br />

geciktirmifltir.<br />

Kalk›nmada Ar&GE’nin rolü<br />

1980 sonras›nda Ar&Ge geliflmekte olan<br />

ülkelerin ekonomik kalk›nmas›nda esas<br />

olarak görülmeye bafllanm›flt›r. Çünkü yeni<br />

teknolojiler bilim yo¤undur. Mikrobiyoloji,<br />

nanoteknoloji v.b. alanlar yo¤un<br />

bilgiye dayanmakta, teknoloji transferi ve<br />

tersine mühendislikle taklit gibi yollar<br />

pek ifle yaramamaktad›r. Geliflmekte<br />

olan ülkelerin kalk›nma süreci önceleri tamamen<br />

teknoloji transferine dayal› iken<br />

bunun önemi giderek kaybolmakta ve yerini<br />

Ar&Ge almaktad›r. Bu süreçte<br />

Ar&Ge’nin kalk›nmaya katk›s›n›n anlaml›<br />

olmaya bafllad›¤› bir gelir efli¤i düflünmek<br />

mümkündür. Bu gelir efli¤ini tan›mlayan<br />

dört unsur vard›r: Teknoloji adaptasyon<br />

sürecinin olgunlaflmas›, düflük ücrete dayal›<br />

kalk›nma imkân›n›n kaybolmas›, ekonominin<br />

pahal› Ar&Ge yat›r›mlar›n› yapabilecek<br />

gelir düzeyine eriflmesi ve Ar&Ge<br />

altyap›s›n›n haz›r olmas›. Nitekim Güney<br />

Kore’nin kalk›nma süreci bunu do¤rulamaktad›r.<br />

G.Kore bu flartlara 1980’de<br />

ulaflm›fl ve bu tarihten sonra Ar&Ge’nin<br />

ekonomideki önemi ve katk›s› önem kazanm›flt›r.<br />

‹novasyon sisteminin bir parças›<br />

olarak bilim-teknoloji-verimlilik iliflkileri<br />

de önemlidir. G.Kore bu üçü aras›ndaki<br />

karfl›l›kl› etkileflim bak›m›ndan görece<br />

baflar›l› olabilmifltir. Latin Amerika ise bilimde<br />

daha ileri oldu¤u halde bunun teknoloji<br />

ve dolay›s›yla verimlilikle ba¤lant›s›<br />

düflük oldu¤undan baflar›l› olamam›flt›r.<br />

Günümüz koflullar›nda bilimsel ve teknolojik<br />

geliflmeye dayal› kalk›nman›n topyekun<br />

kalk›nma aç›s›ndan beklenen sonuçlar<br />

yaratmad›¤›n› görmekteyiz. G.Kore’de<br />

beklenen sonucu vermifltir. Ne var ki neoliberal<br />

küreselleflme alt›nda uluslar aras›<br />

üretim a¤lar›yla entegreasyonun bir parças›<br />

olarak bilim ve teknolojiye dayal› kalk›nma<br />

izole kalk›nma bölgeleri yaratmakta,<br />

ülkenin kalan bölgeleriyle söz konusu<br />

bölgeler aras›ndaki gelir uçurumunu derinlefltirmektedir.<br />

Bu durum kalk›nman›n<br />

kurumsal ve kültürel boyutlar›n›n da çok<br />

önemli oldu¤u gerçe¤ini göstermektedir.<br />

Burada dikkatimizi çeken baz› unsurlar›<br />

afla¤›da s›ralamak isteriz.<br />

1- Kalk›nmada en önemli unsur mal ve<br />

hizmet üretimidir. Üretimin olmad›¤› biryerde<br />

kalk›nmadan bahsedilemez.<br />

2- Kalk›nan ülkelerin tamam›n›n ortak<br />

özelli¤i sanayileflmifl olmalar›d›r. Sanayileflmeden<br />

üretim de olmamaktad›r. Sanayileflmenin<br />

de pek çok ön koflulu vard›r.<br />

3- Üretim art›fl›n› sa¤layacak e¤itimli ve<br />

teknik donan›ma sahip genç iflgücünün<br />

varl›¤› çok önemlidir. Çünkü kalk›nma büyük<br />

bir de¤iflim hareketidir ve genç nesiller<br />

arac›l›¤› ile daha h›zl› yol al›nmaktad›r.<br />

4- Kalk›nmay› planlayabilecek, ayn› amaç<br />

için topyekun hizmet edebilecek iyi organize<br />

olmufl ve bürokratik yap› taraf›ndan<br />

da desteklenen devlet yönetimi de en<br />

önemli unsurlardan biridir.<br />

5- Toplumun da kalk›nma yolunda yönetime<br />

inanmas› ve destek vermesi gerekir.<br />

Çünkü pek çok istenmeyen toplumsal hareketler<br />

de bu dönemde olabilmektedir.<br />

6- Jeopolitik, do¤al kaynaklar, kültürel,<br />

e¤itim durumu ve hedefler do¤rultusunda<br />

belirli baz› sektörler seçilip yat›r›mlar›n<br />

bu alanda yo¤unlaflt›r›lmas› sa¤lanm›flt›r.<br />

Örne¤in Uzak Do¤u’da elektronik,<br />

otomotiv, deri gibi sektörler, ‹rlanda’da<br />

bilgi yo¤un biliflim sektörü, Kuzey Avrupa’da<br />

ise haberleflme teknolojileri, Hindistan’da<br />

yaz›l›m a¤›l›kl› olarak hedef seçilmifltir.<br />

Kalk›nma topyekun olmakla birlikte<br />

baz› alanlarda daha önce bafllamakta<br />

ve lokomotif görevi görmektedir.<br />

7- Toplumun yerleflik yap›s›nda da çok<br />

çarp›c› de¤ifliklikler olmaktad›r. Köylü<br />

kentli say›s›nda çok h›zl› kaymalar meydana<br />

gelmekte ve flehir nüfuslar› çok h›zl›<br />

artmaktad›r. Bunu takip eden süreçte inflaat,<br />

ulafl›m, otomotiv, enerji, altyap›, e¤itim,<br />

biliflim vb sektörlerde çok h›zl› bir büyüme<br />

meydana gelmektedir.<br />

Sonuç olarak;<br />

Kalk›nan ve kalk›nmakta olan di¤er ülkelere<br />

bakt›¤›m›zda Türkiye’nin de büyük<br />

bir s›çraman›n efli¤inde oldu¤u aflikârd›r.<br />

Bu kalk›nma hamlesini 20 y›l önce yapabilecek<br />

teknik alt yap›ya sahip oldu¤umuzu<br />

söyleyebiliriz. Ancak toplumsal olarak<br />

bir hedefe yönelmek konusundaki inanc›-<br />

m›z›n eksikli¤i, kalk›nman›n olmas› durumunda<br />

kritik pozisyonlar›n› kaybetme<br />

korkusuna sahip etkili güçlerin manipülasyonlar›<br />

bu süreci geciktirmifltir. Ancak<br />

y›llar sonra bu konuda müthifl bir ortak<br />

anlay›fl tekrar sa¤lanabilmifltir. Yukar›da<br />

verilen ülkeler pek çok aç›dan örnekler<br />

içermekte ise de tek model olma aç›s›ndan<br />

yeterli de¤illerdir. Türkiye’nin daha<br />

kendine özgü bir model oluflturmas›, örnek<br />

alan de¤il örnek olunan bir ülke olmas›<br />

gerekti¤idir. Siyasi çalkant›larla onlarca<br />

y›l kaybeden Türkiye’nin bu sefer<br />

baflarabilmesi için gerekli olan pek çok<br />

unsura fazlas›yla sahip oldu¤u aflikard›r.<br />

Türkiye sürdürülebilir kalk›nmas›n› h›zla<br />

tamamlamal› ve dünya siyasetinde tarihine<br />

yak›fl›r yerini almal›d›r.<br />

Kaynakça<br />

Devletin Kalk›nmada Rolü Uzakdo¤u Asya<br />

Kalk›nma Modelleri, G. Kore Örne¤i ve Türkiye’ye<br />

Uygulanabilirli¤i, A. Y›lmaz Y›ld›z, Hazine<br />

Müsteflarl›¤›<br />

Kore Kalk›nmas›n›n Temelleri ve Türk-Kore<br />

‹liflkileri, Mustafa Karabiber, Hazine Müsteflarl›¤›<br />

Kalk›nma Yolunda Japonya Örne¤i ve Türkiye,<br />

Dr. Tayyar Sad›klar<br />

Uzak Do¤u Ülkelerinin kalk›nma stratejileri,<br />

M.Koray Yozgatl›, Ekonomik Araflt›rmalar ve<br />

De¤erlendirme Genel Müdürlü¤ü<br />

‹rlanda’n›n ekonomik kalk›nmas›, Konjoktür<br />

izleme ve Analiz Dairesi Ekonomik Araflt›rmalar<br />

ve De¤erlendirme Genel Müdürlü¤ü<br />

Geliflmekte Olan Ülkelerin Yak›nsama Sürecinde<br />

Ar&Ge’nin Rolü, Prof.Dr. Ahmet Çakmak, Prof.Dr.<br />

Nesrin Sungur, Marmara Üniversitesi ‹.‹.B.F.<br />

Dergisi<br />

60 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


DOSYA > SANAYLEŞME<br />

MAKALE<br />

Türk sanayisinde verimlilik<br />

Verimlilik kavram› üretim sürecindeki girdilerin üretkenli¤ini, üretim gücünü ifade eder.<br />

Günümüzde de üretimin ülkelerin büyümesinde ne kadar önemli oldu¤unu görmekteyiz.<br />

Üretimde verimlili¤i bir bütün olarak ele almal›y›z. Milli Prodüktivite Merkezi Genel Sekreteri<br />

Kerim Ünal da sanayimizdeki verimlili¤i ve yap›lmas› gerekenleri dergimize de¤erlendirdi.<br />

> Kerim Ünal<br />

Milli Prodüktivite Merkezi<br />

Genel Sekreteri<br />

Verimlilik kavram› basitçe, üretim<br />

sürecinde kullan›lan girdilerin<br />

üretkenli¤ini, bir di¤er anlat›mla,<br />

birim girdinin üretim gücünü ifade eden<br />

bir kavramd›r. Genellikle iktisat literatüründe<br />

verimlilik iflgücü verimlili¤i için<br />

kullan›lan bir kavramd›r. Ancak günümüz<br />

küresel rekabet flartlar›nda verimlilik kavram›,<br />

bu kadar dar anlama sahip de¤ildir.<br />

Verimlilik art›k, tüm üretim faktörlerinin<br />

maksimum etkinlikte üretim süreçlerine<br />

kat›lmas›n›, üretim süreçlerinin olabildi-<br />

¤ince gereksiz israflardan ar›nd›r›larak<br />

üretim odakl› hale getirilmesini, kaliteyi,<br />

e¤itimi, teknolojiyi ve en önemlisi iflbirli-<br />

¤ini zorlayan bir kavramlar bütünü olarak<br />

ele al›nmaktad›r.<br />

Günümüz verimlilik anlay›fl›nda en temel<br />

de¤iflkenler, eme¤in verimlili¤i, sermayenin<br />

verimlili¤i, enerjinin etkin kullan›lmas›,<br />

hammadde ve malzeme kullan›m›nda<br />

en düflük israf, kaliteli üretim, ifl güvenli¤i<br />

ve iflçi sa¤l›¤›, sosyal taraflar›n ortak hareket<br />

etmesi ve rekabet edebilirliktir. Bu<br />

kavramlar›n bütün olarak ele al›nmas› gerekmektedir.<br />

Türkiye sanayisinin sorunu bu bütünsellikle<br />

ilgilidir. ‹flgücü verimlili¤inin artt›r›ld›¤›<br />

bir ortamda, uygulanan makro politikalar,<br />

“yeflil saha yat›r›mlar›” olarak tabir<br />

edilen, istihdam yarat›c›, teknoloji gelifltirici<br />

yat›r›mlardan çok, portföy plasmanlar›na<br />

aktar›lmaktad›r. Milli Prodüktivite<br />

Merkezi’nin (MPM) iller düzeyinde gerçeklefltirdi¤i<br />

Verimlili¤i Art›rma Projeleri<br />

(VAP) çal›flmalar› kapsam›nda yap›lan<br />

araflt›rmalar sonucu, özellikle teknoloji<br />

yat›r›mlar› aç›s›ndan önemli aç›klar oldu-<br />

¤u görülmektedir. Yap›lan makine al›mlar›nda<br />

genel olarak ikinci el makinelerin<br />

tercih edilmesi, mali anlamda belki kazançl›<br />

olmakla birlikte verimlilik aç›s›ndan<br />

hep yafll› teknolojinin, daha verimsiz<br />

teknolojinin kullan›lmas› anlam›na gelmektedir.<br />

Türkiye sanayisinde verimlilik<br />

aç›s›ndan bir di¤er önemli faktör ise “iflgücünün<br />

e¤itimi” ve “ifl süreçlerinde yeniden<br />

e¤itim” ile ilgili yetersizliklerdir. ‹flgücünün<br />

daha verimli olabilmesi için makinelerde<br />

yeni teknolojinin, insan gücünde<br />

muadili olan en yeni bilgi ile donat›lm›fl<br />

iflgücünün istihdam› gereklidir. Aksi takdirde<br />

sanayinin rekabet gücü önemli ölçüde<br />

azalmaktad›r. Rekabet gücü, verimlilik<br />

aç›s›ndan önemli bir göstergedir.<br />

2000’li y›llar sonras›nda, Türkiye özellikle<br />

do¤u Asya ülkeleri karfl›s›nda rekabet alan›nda<br />

geriye düflmüfl görünmektedir. Bu<br />

durum oldukça normal ve beklenen bir<br />

durumdur. ILO verilerine göre günlük 1.4<br />

$ gelirin alt›nda, herhangi bir ifl güvencesine<br />

sahip olmadan, bat›l› ulus ötesi flirketlerle<br />

sabit flebeke anlaflmalar›na sahip<br />

sanayiler ile Türkiye gibi yönetilme tecrübesi<br />

olmayan bir ülkenin rekabet etme<br />

gücü ve zorunlulu¤u yoktur.<br />

Bu noktada AB’de 2000’li y›llardan sonra<br />

ortaya ç›kan ve 2007 Lizbon bildirgesinde<br />

resmi belgelere giren “sosyal ortakl›k”<br />

kavram› rekabet için önem arz eder hale<br />

gelmifltir. Sosyal ortakl›k, MPM’nin yönetim<br />

yap›s›nda 1965 y›l›ndan bu yana baflar›yla<br />

gerçeklefltirdi¤i bir yap›d›r. Basitçe,<br />

ekonomi içinde bölüflümün sosyal taraflar›<br />

olan taraflar›n, rekabet edebilirlik,<br />

güçlü ekonomi ve bilgi üretiminde ortakl›k<br />

yaparak, ülke için “sosyal ortak” olmalar›<br />

anlam›na gelmektedir. Sosyal ortakl›-<br />

¤›n ülke sanayisine yayg›nlaflt›r›lmas› ile<br />

birlikte, al›nacak kararlar›n ülke ç›karlar›-<br />

na uygun olmas›, ancak sosyal taraflar›n<br />

karfl›l›kl› eylemleriyle hayata geçirilebilecektir.<br />

Bu durum verimlili¤in, bunun sonucu<br />

olarak istikrarl› büyümenin ve kal›c›<br />

kalk›nman›n nedeni olacakt›r.<br />

Türkiye sanayisinde nicel veriler, küresel<br />

kriz dönemi d›fl›nda sürekli iyi sinyaller<br />

vermektedir. Ancak geliflmifl ekonomiler<br />

ile Türkiye aras›ndaki geliflmifllik fark›n›n<br />

kapat›lmas› için yeterli at›l›m halen gerçeklefltirilememifltir.<br />

Bu yak›nsama sürecinin<br />

baflar›ya ulaflmas› ve Türkiye sanayisinin<br />

önde gelen sanayilerden biri olmas›<br />

için, toplumun tüm kesimlerinin ortak<br />

bir hedefe ve bilince sahip olmas› gerekmektedir.<br />

62 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


DOSYA > SANAYLEŞME<br />

SÖYLEŞ<br />

Türkiye’nin KOB‹ kenti OST‹M;<br />

Küresel rekabette fark yarat›yor<br />

Türkiye’nin say›l› sanayi bölgelerinden OST‹M Organize Sanayi Bölgesi, hem<br />

Ankara’n›n hem Türkiye’nin yeni kalk›nma modeli kümelenmeyle büyüyor.<br />

OST‹M OSB Yönetim Kurulu Baflkan› Orhan Ayd›n, “ kümelenme modeliyle<br />

küresel rekabette fark yarat›yoruz,” dedi.<br />

> Orhan Ayd›n<br />

OST‹M OSB Yönetim<br />

Kurulu Baflkan›<br />

H<br />

arvard Üniversitesi Ö¤retim Görevlisi<br />

Amerikal› Micheal Porter’in<br />

fikir babal›¤›n› yapt›¤› ‘Kümelenme<br />

Modeli’ni benimseyen OST‹M<br />

OSB, potansiyel sektörlerini gelifltirerek<br />

krizi avantaja çeviriyor. OST‹M OSB’nin 17<br />

y›ld›r Yönetim Kurulu Baflkan› olan Orhan<br />

Ayd›n, 17 temel sektörde 50 bin kiflinin<br />

ekmek kap›s› ile OST‹M OSB’nin kümelenme<br />

projesinde baflar› hikâyesi olaca¤›n›<br />

söyledi. 44. y›l›nda OST‹M’in bugüne kadar<br />

birçok krizden aln›n›n ak›yla ç›kt›¤›n›<br />

belirten Ayd›n, “üretimde esnekli¤ini genifl<br />

makine park›n›n avantajlar›yla birlefltiren<br />

KOB‹ kenti OST‹M OSB’de binlerce<br />

ürün üretiliyor. OST‹M’in art›lar›n› kümelenme<br />

kalk›nma stratejisiyle de¤erlendirece¤iz”<br />

dedi. OST‹M’i ça¤dafl üretim teknolojisini<br />

yakalam›fl dev bir fabrikaya<br />

benzeten Orhan Ayd›n, sadece Ankara’y›<br />

de¤il tüm bölgeyi, ard›ndan Türkiye’yi<br />

kalk›nd›racak çal›flmalar için kollar› s›vad›klar›n›<br />

anlatt›. ‘Rekabet Analizi ve Kümelenme’<br />

modeli için ilk aflamada bölgesel<br />

bir araflt›rma yapt›klar›n› kaydeden<br />

Ayd›n, flu bilgileri verdi: “OST‹M’li firmalar›m›z›,<br />

bölgemizi dünyayla rekabet edebilir<br />

hale getirecek, Ankara’y› ileri tafl›yabilecek<br />

bir rekabet analizi yapt›rd›k. Bu çal›flmalar›n<br />

sonunda öne ç›kan, savunma<br />

sanayi, ifl ve inflaat makineleri, yenilenebilir<br />

enerji, çevre teknolojileri ve medikal<br />

sektörlerinde kümeleme çal›flmalar› bafllat›ld›<br />

ve kümeler oluflturuldu. Bu konularda<br />

firmalar›m›z› organize edebilirsek<br />

bu firmalar, kendilerini, OST‹M’i, Ankara’y›<br />

de¤ifltirebilir, ülkeye katk›lar› artar.”<br />

Kümelenme modelinde; kamu, yerel yönetimler,<br />

araflt›rma kurumlar› ve üreticilerin<br />

birlikte hareket ederek baflar›ya ulaflabilece¤ini<br />

vurgulayan Ayd›n, flunlar› ifade<br />

etti: “Firmalar tek bafl›na rekabet ediyor<br />

ancak biz ortaklafla bir rekabetten söz<br />

ediyoruz. OST‹M OSB olarak yan yana gelip<br />

mücadele eden firmalara, ‘Biz sizin yan›n›zday›z’<br />

diyoruz. Sanayi odas› ve üniversiteye<br />

de diyoruz ki ‘siz de iflin içinde<br />

olmal›s›n›z.’ yerel yönetimleri, büyükflehir<br />

belediyesini, ilgili kurulufllar›, KOS-<br />

GEB’i, D›fl Ticaret Müsteflarl›¤›, Savunma<br />

Sanayi Müsteflarl›¤› gibi kurum ve kurulufllar›<br />

da bu sinerjiye davet ediyoruz. Ankara’daki<br />

tüm üniversiteleri bölgeye tafl›-<br />

mak, üniversite-sanayi iflbirli¤ini gelifltirmek,<br />

küme çal›flmalar›nda üniversiteleri<br />

aktif olarak kullanmak ve her kümeden sinerji<br />

yaratarak yeni ifl kollar› ve yeni aç›-<br />

l›mlar sa¤lamak di¤er planlar›m›z aras›nda<br />

yer al›yor.”<br />

Giriflimci desteklenmeli<br />

Günümüz gerçeklerinin göz ard› edilemeyece¤inin<br />

alt›n› çizen Ayd›n, “Gerçek flu,<br />

insanlar iflsiz. Okullardan mezun olanlara<br />

ifl bulam›yoruz. Ülkemizin bir sürü ihtiyac›n›<br />

yurtd›fl›ndan ithal ediyoruz. Sizden ifl<br />

isteyen, bir iflte çal›flt›ktan sonra ‘Benim<br />

evlenmem laz›m’ diyen bir gencin önünde<br />

iki durufl vard›r; birinde ‘Biz ilgilenmiyoruz’<br />

dersiniz, di¤erinde de bu insanlara<br />

bir flekilde çözüm bulmak için çal›fl›rs›n›z.<br />

Bu karar› verdi¤iniz andan itibaren sorumluluk<br />

al›yorsunuz. ‘Bu sorunu ben<br />

çözmezsem, hiç kimse çözmez’ diyorsunuz.<br />

Biz diyoruz ki bu gence ifl bulamazsak<br />

hiç kimse bu problemi çözmez. Biz<br />

durumdan kendimize ödev ç›kar›yoruz”<br />

dedi. Bütün sivil toplum kurulufllar›yla iyi<br />

iliflkiler gelifltirdiklerini aktaran Ayd›n,<br />

KOSGEB’in kümelenme çal›flmalar›na kat›ld›¤›n›<br />

belirterek, “kümelerin desteklenmesi<br />

laz›m. Bunlar bafllang›ç çal›flmalar›<br />

oldu¤u için yerel yönetimlerden bizim altyap›<br />

hizmetlerimizin yap›lmas›nda destek,<br />

tedariklerin giderilmesi konusunda ilgi<br />

bekliyoruz. Valilik ve di¤er kamu kurulufllar›n›n<br />

da sanayiye ve üretime önem<br />

vermelerini bekliyoruz. Olaya bak›fl aç›-<br />

s›nda bir zihniyet de¤iflikli¤i bekliyoruz.<br />

Üretim ve giriflimcilik çok fark›nda olma-<br />

64 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


Rakamlarla OST‹M<br />

Fiziki Büyüklük: 4 milyon 725 bin 582 metrekare<br />

Firma Say›s›: 5 bin<br />

Aktif Firma Say›s›: 4 bin 660<br />

‹stihdam: 50 bin<br />

Parsel Say›s›: 500 hektar arazi üzerine kurulan Ostim OSB’de parsel say›s› 4 bin<br />

616.<br />

‹malat ve Ticaret Oran›: OST‹M’in yüzde 31’i ticaret, yüzde 69’u imalat yap›yor.<br />

Sektörel A¤›rl›k: Ambalaj, ka¤›t, bask›, k›rtasiye; çeflitli ticari faaliyetler; elektrik<br />

elektronik; g›da; hizmetler; ifl makineleri; kent mobilyalar›; kimyasallar; makine<br />

ve ekipmanlar›; metal ve metal iflleme; otomotiv; plastik kauçuk; sa¤l›k; teknik<br />

malzeme tezgah ve ekipman; teknoloji ve biliflim; tekstil ve deri; yap› ve inflaat.<br />

d›¤›m›z önemli bir alan. En önemli kaynak,<br />

giriflimci. Giriflimci olmazsa hiçbir<br />

sorunu çözemezsiniz. Bir adam olacak,<br />

yat›r›m, üretim yapacak, ürününü satabiliyor<br />

ve insanlar› çal›flt›r›yor olacak. Bu insan›<br />

çok önemsememiz gerekiyor. Giriflimcinin<br />

mücadelesinde, ‘Sana nas›l yard›mc›<br />

olabiliriz’ diye meseleye yaklaflmak<br />

laz›m. Türkiye’de giriflimcinin k›ymeti yeterince<br />

bilinmiyor,” dedi.<br />

Üniversite-sanayi iflbirli¤i ön planda<br />

Üniversitelerde yeni aç›l›mlar oldu¤unu<br />

gözlemlediklerini söyleyen Ayd›n, flunlar›<br />

dile getirdi, “Üniversitenin de sanayinin<br />

de yapmas› gerekenler var. Üniversitedeki<br />

hocalar›m›z›n biraz sanayiye, üretime,<br />

gerçek yaflama dâhil olmalar›n›, sanayicilerin<br />

de bu hocalar›m›z›n bilgi birikimine<br />

k›ymet vermelerini istiyoruz. Do¤ru adresleri,<br />

do¤ru muhataplar› beklemek laz›m.<br />

Üniversite ile KOB‹ aras›nda bir dil<br />

uyuflmazl›¤› olabilir, biz bu nedenle arayüzler<br />

oluflturduk. Bunlardan biri; Ostim<br />

Ortak Araflt›rma ve Gelifltirme Merkezi<br />

(ODAGEM). Mühendislik ve imalat alanlar›nda<br />

karfl›lafl›lan teknik gereksinimlere<br />

cevap vermek için kurulmufl bir Ar-Ge flirketi.<br />

Sa¤lad›¤› mühendislik, dan›flmanl›k<br />

ve e¤itim hizmetlerinin yan› s›ra bölge ve<br />

sektöre ba¤l› olmaks›z›n yeni teknolojilerin<br />

kullan›m›, uyarlanmas› ve gelifltirilmesi<br />

yönünde araflt›rma ve gelifltirme faaliyetlerinde<br />

bulunuyor. Sanayi projelerinin<br />

etkin bir flekilde yürütülmesini sa¤lamak<br />

amac›yla ulusal ve uluslararas› iflbirlikleri<br />

içinde yer alan ODAGEM, bilgi a¤lar›n› takip<br />

ediyor, ulusal ve uluslararas› Ar-Ge<br />

desteklerini projelerine uyguluyor,” dedi.<br />

Meslek e¤itiminde sanayici<br />

tafl›n alt›na elini koymal›<br />

Meslek e¤itiminin önemine de dikkat çeken<br />

Ayd›n, “Meslek e¤itimi olmadan üretim<br />

olmaz. Sürekli nitelikli elaman talebi<br />

olufluyor. Meslek e¤itimi, itibarl› bir ifl olarak<br />

alg›lanmad›¤› için herkes üniversiteye<br />

gidiyor, sanayici ise ‘Nitelikli eleman bulam›yorum’<br />

diyor. Meslek e¤itimi veren<br />

okullarsa bu donan›m› yeterince o insanlara<br />

vermiyor. Sanayiciler ve sanayi odalar›<br />

bu e¤itimde görev alm›yorlar. Bu, olmaz.<br />

Sanayiciler meslek e¤itiminde isteklerini,<br />

taleplerini, beklentilerini dile getirmeli,<br />

ancak ö¤rencilerin staj›nda yard›mc›<br />

olmal›. Bu mekanizmalar› ortaklafla<br />

kurmam›z laz›m,” dedi.<br />

OST‹M yenilenebilir<br />

enerjinin y›ld›z› olacak<br />

Enerji, çevre teknolojileri, medikal ve sa¤l›k<br />

gereçleri konusunda Gazi Üniversitesi,<br />

Fatih Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi<br />

ile iflbirli¤i içinde olan OST‹M Yönetimi,<br />

farkl› bir çal›flmaya imza att›. Yenilenebilir<br />

enerji konusunda Türkiye’nin en<br />

iddial› binas›n› yapan OST‹M, yeni idare<br />

binas›nda yenilenebilir enerji türlerinin<br />

tümünün örneklerini bar›nd›r›yor. Enerji<br />

ve çevre teknolojilerinin güzel bir örne¤ini<br />

oluflturduklar›n› aç›klayan Ayd›n, “Yeni<br />

OST‹M Yönetim Binas› içinde günefl, kojenerasyon,<br />

rüzgâr, ›s› vb. tüm geri dönüflüm<br />

ürünleri var. Bina kümelenme modelinin<br />

buluflma noktas› olacak. Bunun d›-<br />

fl›nda 60 bin metrekare alana enerji park›<br />

tasarl›yoruz. Konsepti ODTÜ, Hacettepe,<br />

Bilkent ve Gazi üniversiteleriyle birlikte<br />

haz›rl›yoruz. ‹çinde enerji teknopark›n›n<br />

olmas›n› istiyoruz. Yenilenebilir enerji yöneticileri<br />

de burada yetifltirilecek. Tematik<br />

bir teknopark kuraca¤›z. Enerji Teknopark›,<br />

ilk kez, birçok üniversitenin bir tematik<br />

alanda sanayiyle bulufltu¤u bir teknopark<br />

olacak,” dedi.<br />

OST‹M, dünyaya örnek oluyor<br />

Irak, M›s›r, Nijerya, Suudi Arabistan ve<br />

Sudan’la çal›flmalar yürüttüklerini anlatan<br />

Ayd›n, flunlar› belirtti, “M›s›r ve Irak’la<br />

bilgi al›flverifli yap›yoruz, karfl›l›kl› etkileflimde<br />

bulunuyoruz, iliflkilerimizi gelifltirmeye<br />

çal›fl›yoruz. OST‹M örne¤ini bu bölgelere<br />

uyarlamak üzerine çal›flmalar›m›z<br />

var. Bu ‹slam ülkeleri ve geliflmekte olan<br />

ülkeler için bir kalk›nma modeli ve bir sistem<br />

olacak. Giriflimci ve KOB‹’lerin oluflturdu¤u<br />

yan sanayi anlam›nda bizim modelimiz<br />

onlara cazip ve uygun geliyor. ‹slam<br />

Konferans› Örgütü ve D-8’de bu modeli<br />

anlatt›k. D-8 organizasyonuna Türkiye’den<br />

tek sanayi bölgesi olarak kat›l›yoruz,”<br />

dedi.<br />

KOB‹’lere destek flart<br />

Küresel mali krizin tüm sektörleri olumsuz<br />

etkiledi¤i bugünlerde üyelerinin s›-<br />

k›nt›lar›na kendi imkânlar› ölçüsünde<br />

destek olmaya çal›flt›klar›n›n alt›n› çizen<br />

Ayd›n, konuflmas›n› flöyle sürdürdü,<br />

“Elektrik ve do¤algaz› yüzde 10 daha<br />

ucuz kulland›r›yoruz. Elektrik, do¤algaz<br />

ve di¤er teknik birimlerde her türlü problemi<br />

çözecek ekibimiz 7 gün 24 saat çal›-<br />

fl›yor. Ama suyumuzu ASK‹’den ald›¤›m›z<br />

için pahal› al›yoruz. Elektrik tüketim<br />

oranlar›nda yaflanan küçülme, krizin en<br />

önemli göstergesi.<br />

OST‹M’in a¤›rl›kl› küçük sanayiden oluflmas›<br />

nedeniyle aç›klanan desteklerden istenilen<br />

oranda yararlan›lam›yor. Devlet<br />

KOB‹’lerin vergi ve sigortalar›ndan elini<br />

çekmelidir. Aksi halde al›nan di¤er önlemler<br />

k›sa vadeli olacakt›r. ‘Hem iflçi ç›-<br />

karma, hem vergini öde, hem ayakta kal’<br />

anlay›fl›n›n bugünün flartlar›nda mümkün<br />

de¤il. Beni yaflatmak istiyorsan, yükümü<br />

hafiflet. Nefes almaya devam edeyim.<br />

Krizin OST‹M’i nas›l etkiledi¤i kiral›k<br />

iflyeri ve bofl iflyeri say›s›n›n art›fl›ndan<br />

aç›kça görülüyor,” dedi.<br />

65


DOSYA > SANAYLEŞME<br />

SÖYLEŞ<br />

UyumSoft Genel Müdürü Mehmet Önder:<br />

“Biliflim sektörü, gelece¤in bacas›z sanayisidir”<br />

Ülkemizin, gelecekte rekabet edebilece¤i sektörler aras›nda; yaz›l›m, turizm, inflaat<br />

gibi sektörlerin yer alaca¤›n› kaydeden Mehmet Önder, bu sektörlere iliflkin,<br />

sektörel stratejilerin biran önce oluflturularak, gerekli çal›flmalar›n yap›lmas›<br />

gerekti¤ini belirterek, “biliflim sektörü gelece¤in‘bacas›z sanayisi’dir,” dedi.<br />

U<br />

yumSoft Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri<br />

A.fi. Genel Müdürü<br />

Mehmet Önder biliflim ve yaz›-<br />

l›m dünyas›ndaki geliflmeleri ve ülke olarak<br />

yapmam›z gerekenleri de¤erlendirerek,<br />

“Biliflim sektöründe yetiflmifl, çok ciddi<br />

bir insan kayna¤›m›z bulunuyor. Bu insan<br />

kayna¤›m›z›n, önünü açmak için gerekli<br />

altyap›y› haz›rlarsak, ‹rlanda, ‹srail,<br />

Hindistan gibi yaz›l›mda dünyada söz sahibi<br />

olan ülkeler aras›na girebiliriz. fiu an,<br />

bilgi ça¤›nday›z ve toplumun vazgeçilmezi<br />

olan bilgisayarlar, cep telefonlar› ve dolay›s›yla<br />

bunlar›n üzerindeki yaz›mlar ile<br />

mobil hayat, hayat›m›z›n her alan›na yön<br />

veriyor. E¤itimden e¤lenceye, üretimden<br />

sat›fl ve pazarlamaya kadar her alanda<br />

bilgi teknolojileri ve mobil süreçler kullan›l›yor.<br />

Bu alanlarda, tam donan›ml›, teknoloji<br />

kültürü yüksek, iyi yetiflmifl insan<br />

kayna¤›na olan gereksinim de her geçen<br />

gün art›yor,” dedi.<br />

“Yaz›l›m ihracat›nda<br />

büyük potansiyel var”<br />

Ülkemizin katma de¤eri yüksek olan yaz›-<br />

l›m sektöründe sadece ülkemizde de¤il,<br />

yak›n komflu ülkelerde ciddi bir potansiyele<br />

sahip oldu¤unu ifade eden Mehmet<br />

Önder,<br />

“Bilindi¤i üzere; ülkemizde yaz›l›m mühendisli¤inin<br />

geçmifli, 1980’li y›llara dayanmaktad›r.<br />

Bugün geldi¤imiz noktada,<br />

sektörümüzde 100 binleri aflan insan kayna¤›na<br />

sahibiz. Türk mühendisleri, atik ve<br />

k›vrakt›r. Yerli yaz›l›m sektörünün, özellikle<br />

yak›n komflu ülkelere aç›lmas›nda ciddi<br />

bir f›rsat gözüküyor. fiu an, yaz›l›m potansiyeli<br />

bulunan ülkeler aras›nda, ilk s›rada,<br />

Azerbaycan’› söyleyebiliriz. Azerbaycan’›<br />

s›ras›yla, Özbekistan, Türkmenistan, Rusya,<br />

Irak gibi pazarlar takip ediyor. Zira yak›n<br />

gelecekte Do¤u Avrupa ülkeleri, Rusya,<br />

Türki Cumhuriyetler, Ortado¤u, Afrika<br />

ülkeleri yaz›l›m ihracat› yapabilece¤imiz<br />

co¤rafyad›r. Bu pazarlar›n ihtiyaçlar›na<br />

bakt›¤›m›zda; örne¤in, Türki Cumhuriyetler<br />

ve Afrika’da, finans sektörü yaz›l›mlar›,<br />

bankac›l›k, ERP, doküman yönetimi,<br />

CIS uygulamas›na ciddi talep bulunmaktad›r.<br />

Asl›nda bu ülkeler yaz›l›m dünyas›ndan<br />

sadece KOD üretimini de¤il, ayn›<br />

zamanda, ifl disiplini, ar-ge gibi knowhow’›<br />

da sat›n almay› istemektedir. Art›k,<br />

Türk yaz›l›m sektörü için KOD üretmek<br />

f›rsat olmaktan ç›km›flt›r. Yaz›l›m sektörü,<br />

know-how ile katma de¤erini yükseltecektir.<br />

Nitekim sektörümüzdeki, Biliflim Sanayicileri<br />

Derne¤i (TÜB‹SAD), Biliflim sektörü<br />

Derne¤i (TÜB‹DER) gibi sektörel der-<br />

66 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


“Biliflim sektöründe yetiflmifl, çok<br />

ciddi bir insan kayna¤›m›z<br />

bulunuyor. Bu insan kayna¤›m›z›n,<br />

önünü açmak için gerekli altyap›y›<br />

haz›rlarsak, ‹rlanda, ‹srail,<br />

Hindistan gibi yaz›l›mda dünyada<br />

söz sahibi olan ülkeler aras›na<br />

girebiliriz.”<br />

neklerinin yan› s›ra, MÜS‹AD, ‹TO gibi<br />

meslek örgütlerinin içerisindeki, sektör<br />

birimleri de baflar›yla çal›flmalar›n› sürdürmektedir,”<br />

dedi.<br />

“Önümüzdeki yaz›l›m<br />

sektörü büyüyecek”<br />

Önümüzdeki y›llar›n ‘yaz›l›m sektöründe’<br />

büyüme y›llar› olaca¤›n› anlatan Mehmet<br />

Önder, flunlar› söyledi:<br />

“2010 y›l› ve devam eden y›llar, yaz›l›m<br />

sektöründe büyüme y›llar› olacakt›r. Çünkü<br />

dünyayla rekabet etmeyi hedefleyen<br />

firmalar›n, bilgi teknolojilerine yat›r›m<br />

yapmalar› flartt›r. Zira ülkemizdeki ilk 500<br />

içerisindeki firmalar›n % 70’i, bilgi teknolojileri<br />

yat›r›mlar›n› büyük oranda tamamlam›flt›r.<br />

Bu y›l ve devam eden süreçte,<br />

ikinci 500 içindeki firmalar ile KO-<br />

B‹’lerde yat›r›mlar devam edecektir. Örne¤in,<br />

rekabet etmeye çal›flt›¤›m›z ERP<br />

pazar›na bakt›¤›m›zda, firma olarak biz,<br />

dünyadaki geliflmeleri yak›ndan takip<br />

ederek, geliflmeler karfl›s›nda kendimizi<br />

yeniden yap›land›r›yoruz. K›saca, flu an<br />

yerli firmalar, sa¤l›k sektörü, ma¤azac›-<br />

l›k, tekstil, mobilya gibi birçok sektöre yönelik<br />

özel yaz›l›mlar ve uygulamalar gelifltiriyor.<br />

Türk yaz›l›m sektörü çok çeflitli<br />

alanlarda baflar›l› çal›flmalar yap›yor.<br />

Bunlar›n aras›nda; ak›ll› kart okuyucular,<br />

GPS temelli araç izleme, navigasyon sistemleri,<br />

mobil pazarlama çözümleri, interaktif<br />

mesaj uygulamalar›, doküman yönetim<br />

sistemleri, hastane ve laboratuvar<br />

bilgi yönetim sistemleri, ERP yaz›l›mlar›,<br />

veri yönetimi, güvenlik yaz›l›m›n› s›ralayabiliriz.<br />

Özetle, Türk yaz›l›m sektörünün gelece¤i<br />

parlakt›r. Buna birkaç örnek vermek gerekirse;<br />

Asya ve Avrupa aras›nda köprüyüz.<br />

Genç ve dinamik nüfusumuz, çok önemli<br />

bir potansiyeldir. Çok uluslu firmalar›n<br />

varl›¤›, sektöre bilgi birikimi ve disiplin<br />

kazand›rmaktad›r. KOB‹´lerin bilgi teknolojilerine<br />

yapt›¤› yat›r›m, yaz›l›m sektörüne<br />

olan talebi artt›rmaktad›r. Di¤er taraftan<br />

yaz›l›m sektörünün zay›f oldu¤u birkaç<br />

yönü de ele alacak olursak, halen teknopark<br />

s›k›nt›s› devam etmektedir. Esnek<br />

olmayan iflgücü pazar› bulunmaktad›r.<br />

Ve henüz stratejik olarak sektörün yönü<br />

belirlenmemifltir.”<br />

“Türkiye, bölgesinin<br />

‘yaz›l›m üssü’ olabilir”<br />

Türkiye’nin bulundu¤u bölgede ‘yaz›l›m<br />

üssü’ olabilece¤ini anlatan Mehmet Önder,<br />

flunlar› söyledi: “Dünya genelinde,<br />

yaz›l›m sektörü harcamalar› y›ll›k ortalama<br />

850 milyar dolar› aflmaktad›r. Genel<br />

olarak dünya biliflim sektörü ise, 2.5 trilyon<br />

dolar› geçmektedir.<br />

Dünyada, yaz›l›m sektörünün önde gelen<br />

ülkeleri aras›nda, ABD, Almanya, ‹ngiltere,<br />

Hindistan, ‹srail, ‹rlanda ve ‹sveç gibi<br />

ülkeler yer almaktad›r. Türk yaz›l›m sektörünün<br />

hacmi ise yaklafl›k 1 milyar dolar<br />

civar›ndad›r ve henüz yolun bafl›ndad›r.<br />

Kalifiye, genç ve e¤itimli insan kayna¤›-<br />

n›n yetkinlikleri yükseltilirse, Türk yaz›l›m<br />

sektörü geliflmeye aç›kt›r. Yaz›l›m, katma<br />

de¤eri çok yüksek olan ve tamamen insan<br />

kayna¤›na dayal› oldu¤u için istihdam›n<br />

ilac› olan bir sektördür. Örne¤in, yaz›l›mda<br />

baflar› öyküsü yazan Hindistan’› ele<br />

alal›m. Hindistan, bu y›l 50 milyar dolar<br />

yaz›l›m ihraç etmeyi hedeflemektedir. Zira<br />

bu hedefine ulaflmak için de, her y›l<br />

200 bin biliflim uzman› yetifltirmektedir.<br />

Türk yaz›l›m sektörü olarak Avrupa, Türki<br />

Cumhuriyetler, Afrika gibi çevremizdeki<br />

hedef pazarlar›n ‘yaz›l›m üssü’ olabiliriz.<br />

Bunun için, gerekli ad›mlar› biran önce<br />

atmal›y›z. Çünkü lider ülke olman›n yolu;<br />

bilgiyi üretmek, uygulamak ve devaml›l›-<br />

¤›n› sa¤l›yor olmaktan geçmektedir. Ekonominin<br />

altyap›lar›ndan biri olan yaz›l›m,<br />

stratejik bilgilerin üretildi¤i çok önemli<br />

bir sektördür.”<br />

67


TARHTEN BUGÜNE<br />

Çin’den Avrupa’ya ticaret ve kültür yollar›;<br />

‹pekyolu<br />

Çin'den Avrupa'ya uzanan ve bugün ‹pek Yolu olarak adland›r›lan ticaret yollar› y›llarca Uzakdo¤u ile<br />

Avrupa’y› birbirine ba¤lam›flt›r. Bu yollar, yaln›zca ticaret yollar› olmakla kalmam›fl, yüzy›llar boyu<br />

Do¤u ile Bat› aras›nda kültür al›flveriflini de sa¤lam›flt›r. Ayr›ca bu yollar üzerinde kurulan kervansaraylar<br />

da bu al›flveriflte önemli rol oynam›fllard›r.<br />

> Yavuz Sar›<br />

Mimar<br />

A<br />

nadolu, co¤rafi konumu nedeniyle,<br />

eski ça¤lardan beri çeflitli uygarl›klar›n<br />

do¤up geliflti¤i bir yer<br />

olmufltur. Bununla birlikte, do¤u ile bat›<br />

aras›nda köprü vazifesi görmüfl, çeflitli dönemlerde<br />

önemli yol a¤lar› Anadolu'yu<br />

sarm›flt›r. Bu yollardan en önemlisi, tarihin<br />

en önemli ticaret yolu olan “‹pek Yolu”dur.<br />

Do¤unun ipe¤i ile baharat›n›n ve<br />

di¤er ürünlerinin kervanlarla Bat›ya tafl›nmas›,<br />

Çin'den Avrupa'ya uzanan ve bugün<br />

‹pek Yolu olarak adland›r›lan ticaret<br />

yollar›n› oluflturmufltur. Bu yollar, yaln›zca<br />

ticaret yollar› olmakla kalmam›fl, yüzy›llar<br />

boyu Do¤u ile Bat› aras›nda kültür<br />

al›flveriflini de sa¤lam›flt›r.<br />

Milattan önceki dönemlerde, önce M›s›rl›-<br />

lar sonra da Romal›lar, Çin’den ipek sat›n<br />

al›rlard›. Ulafl›m ise kervanlar ile ‹pek Yolu<br />

ad› verilen ticaret yollar›ndan sa¤lan›rd›.<br />

‹lk dönemlerde bu yolun rotas›, güney<br />

hatt›nda, Afganistan, Özbekistan ve ‹ran’›<br />

geçerek M›s›r’›n ‹skenderiye flehrine kadar;<br />

öbür güzergâh›, Pakistan ve Afganis-<br />

68 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


‹pek Yolu, 15.yüzy›la kadar, Do¤u<br />

ile Bat› aras›ndaki en önemli köprü<br />

olarak canl›l›¤›n› sürdürmüfltür.<br />

Ancak bu tarihten sonra, Portekizli<br />

ve ‹spanyol denizcilerin yapt›¤›<br />

keflifler ve özellikle Ümit<br />

Burnu’nun bulunmas›, bu yolun<br />

önemini kaybetmesine sebep<br />

olmufltur.<br />

tan’›n Kabil flehrini geçerek ‹ran Körfezi’ne<br />

kadar, ya da Kabil’in güneyine inerek<br />

flimdiki Pakistan’›n Karaçi flehrine ya<br />

da deniz üzerinden Pers-‹ran ve Roma imparatorlu¤una<br />

kadar uzanm›flt›. Orta Ça¤da<br />

ise ‹pek Yolu, Çin'den bafllay›p Orta Asya'da<br />

birden fazla güzergâh› izleyerek<br />

köprü niteli¤i tafl›yan Anadolu'yu geçip<br />

Trakya üzerinden Avrupa'ya uzanm›flt›r.<br />

Ayr›ca, Ege’de Efes ve Milet, Karadeniz'de<br />

Trabzon ve Sinop, Akdeniz 'de Alanya ve<br />

Antalya gibi önemli limanlar kullan›larak<br />

deniz yolu ile de Avrupa'ya geçifl sa¤lanm›flt›r.<br />

‹pek Yolu Anadolu’da üç ana koldan ilerlemifltir.<br />

‹lk kol, Kars-Ani'den bafllay›p<br />

Artvin, Trabzon, ‹stanbul, Avrupa yolunu<br />

izliyordu. ‹kinci kol, Do¤u Beyaz›t'tan bafllay›p<br />

A¤r›, Erzurum, Erzincan, Sivas yolunu<br />

izlerken; Sivas'ta da iki alt kola ayr›l›-<br />

yor; biri Tokat,<br />

Amasya, Gerede, ‹stanbul yolunu izlerken,<br />

di¤eri Kayseri ve Konya'ya yöneliyordu.<br />

‹ran'dan Anadolu'ya giren ana kollar›n<br />

üçüncüsü ise Hasankeyf'ten bafll›yor;<br />

bütün güneydo¤uyu kat ederek Malatya<br />

ve Konya'ya ulafl›yordu. Bu üç kolun ortak<br />

var›fl noktas› ise Avrupa idi.<br />

‹pek Yolu alt›n ça¤›n› Orta Ça¤’da yaflad›.<br />

Özellikle M.S. 7.yy ve 9.yy aras›nda Çin’de<br />

hüküm süren Tang Hanedan› döneminde,<br />

önemli bilimsel çal›flmalar yap›lm›fl,<br />

matbaan›n keflfi gibi önemli icatlar gün<br />

yüzüne ç›km›fl, zenginlik ve refah düzeyi<br />

artm›fl ve Çin ile Bat› ülkeleri aras›ndaki<br />

iliflkiler oldukça geliflmiflti. ‹pek, dut, ka-<br />

¤›t, matbaac›l›k tekni¤i, lake ve porselen<br />

eflyalar›, barut ve pusula gibi Çin’in ürünleri<br />

ve teknolojileri, ‹pek Yolu üzerinden<br />

dünyan›n çeflitli yörelerine yay›lm›fl ve<br />

dünya medeniyetine büyük katk› yapm›flt›.<br />

‹pek Yolu, 15.yüzy›la kadar, Do¤u ile Bat›<br />

aras›ndaki en önemli köprü olarak canl›l›-<br />

¤›n› sürdürmüfltür. Ancak bu tarihten<br />

sonra, Portekizli ve ‹spanyol denizcilerin<br />

yapt›¤› keflifler ve özellikle Ümit Burnu’nun<br />

bulunmas›, bu yolun önemini<br />

kaybetmesine sebep olmufltur. Deniz yolu<br />

ile kervanlarla 1 y›lda gidilen mesafenin<br />

3 ayda al›nmas› ve maliyetinin çok<br />

daha ucuz olmas›, ‹pek Yolu’nu makus talihine<br />

terk etmifltir.<br />

Kervansaraylar<br />

Orta Ça¤da, Do¤unun zengin ürünlerinin<br />

Anadolu üzerinden Bat›ya güvenli bir flekilde<br />

sevkini sa¤layan Selçuklular, ald›klar›<br />

önlemlerle ticari faaliyeti canl› tutarak<br />

devletin zenginli¤ini de art›rm›fllard›r. Zira<br />

Orta Ça¤ Anadolu’sunda ticaret, devletin<br />

zenginli¤ini birinci derecede etkileyen<br />

faaliyetler aras›nda yer almaktayd›. Selçuklular,<br />

yabanc›larla ticari anlaflmalar<br />

yapm›fllar; gayrimüslim tacirlere de, Müslüman<br />

tacirler gibi Anadolu topraklar›nda<br />

ticaret özgürlü¤ü tan›m›fllar; yolculuklar›nda<br />

karfl›laflabilecekleri soygunlara ve<br />

her türlü zarara karfl› devlet güvencesi<br />

sa¤lam›fllard›r.<br />

Selçuklular›n ticarete verdi¤i önemin günümüzde<br />

de en somut örnekleri ile idrak<br />

etti¤imiz göstergesi, Kervansaraylard›r.<br />

Genellikle, yaya yürüyüflüyle 8-10 saat,<br />

deve yürüyüflüyle bir günlük zamana<br />

denk gelen, 30-40 km lik mesafelerde infla<br />

edilen bu yap›lar, hem kervanlar›n her<br />

türlü ihtiyaçlar›n› karfl›lamas› sebebiyle<br />

döneminin befl y›ld›zl› otelleri niteli¤indedirler,<br />

hem de yollar›n güvenli¤ini sa¤lamas›<br />

sebebiyle birer karakol özelli¤i tafl›-<br />

maktad›rlar. Do¤u ile Bat› aras›nda bir<br />

köprü vazifesini gören Anadolu topraklar›nda,<br />

II.K›l›çarslan, I.G›yaseddin Keyhüsrev,<br />

I.‹zzeddin Keykavus ve I.Alaeddin<br />

Keykubad gibi iktisadi ve ticari hayat›n<br />

önemini bilen Selçuklu sultanlar›, ticaret<br />

yollar› üzerine büyük kervansaraylar yapt›rd›lar<br />

ve buralarda konaklayan tüccarlara<br />

önemli yard›mlarda bulundular. Yollarda<br />

herhangi bir flekilde zarar gören, soyguna<br />

u¤rayan ve mallar› denizde batan<br />

tüccarlar›n zararlar›n› devlet hazinesinden<br />

tazmin ederek, bir nevi devlet sigortas›<br />

kurdular.<br />

Kervansaraylarda, yolcular›n ihtiyaç duyacaklar›<br />

hemen her türlü detay düflünülmüfltü.<br />

Yatakhane ve aflhaneler, erzak<br />

ambarlar›, ticari eflya depolar›, yolcular›n<br />

hayvanlar› için ah›rlar, samanl›klar, yolcular›n<br />

namaz k›lmalar› için mescidler,<br />

kütüphaneler, misafirlerin y›kanmas› için<br />

hamamlar, abdest almalar› için flad›rvanlar,<br />

tedavileri için hastahane ve eczahaneler,<br />

ayakkab›lar›n›n tamiri ve fakir yolculara<br />

yenisinin yap›lmas› için ayakkab›c›-<br />

lar, hayvanlar› nallamak için nalbantlar,<br />

69


TARHTEN BUGÜNE<br />

düzgün kesme tafllar kullan›lm›flt›r. Gerek<br />

an›tsal portalin, gerekse iç portalin kap›<br />

kemerlerinde iki renkli tafllar kullan›lm›fl,<br />

böylece dekoratif bir görünüm sa¤lanm›flt›r.<br />

Üst k›s›mlar› yer yer y›k›lan han, 1991<br />

y›l›nda restorasyonu tamamlanarak orijinal<br />

haline getirilmifltir.<br />

A¤z›karahan<br />

Aksaray-Nevflehir karayolunun 15.km.sinde<br />

yer al›r. Kitabesine göre yap›m›na zengin<br />

bir tüccar olan Hoca Mesud bin Abdullah<br />

taraf›ndan 1231 y›l›nda bafllanm›fl,<br />

1239'da tamamlanm›flt›r. Kervansaray'›n<br />

holü I. Alaaddin Keykubat, avlusu<br />

ise o¤lu II. G›yaseddin Keyhüsrev zaman›nda<br />

yap›lm›flt›r. Portalleri, köflk mescidi,<br />

kuleleri ve di¤er mimarî özelliklerinden<br />

dolay› kale görünümlü sultanhanlar›-<br />

n› hat›rlatmaktad›r. Avlu ortas›nda, dört<br />

kemer üzerine oturan köflk mescit, etraf›nda<br />

ise revakl› ve kapal› mekanlar yer<br />

al›r. Han›n d›fl›nda güney taraf›nda dikdörtgen<br />

planl› bir de hamam› bulunmaktad›r.<br />

>><br />

Selçuklular›n ticarete verdi¤i önemin günümüzde de en somut örnekleri<br />

ile idrak etti¤imiz göstergesi, Kervansaraylard›r. Genellikle, yaya<br />

yürüyüflüyle 8-10 saat, deve yürüyüflüyle bir günlük zamana denk gelen,<br />

30-40 km lik mesafelerde infla edilen bu yap›lar, hem kervanlar›n her<br />

türlü ihtiyaçlar›n› karfl›lamas› sebebiyle döneminin befl y›ld›zl› otelleri<br />

niteli¤indedirler<br />

Sultan Han<br />

Aksaray'a 40 km. uzakl›kta ve Sultanhan›<br />

kasabas›ndad›r. Selçuklu kervansaraylar›-<br />

n›n en büyü¤ü ve en güzelidir. I. Alaeddin<br />

Keykubat taraf›ndan 1229 y›l›nda yapt›-<br />

r›lm›flt›r, bir yang›ndan sonra 1278'de<br />

onar›larak geniflletilmifltir. Mimar› Muhammed<br />

bin Havlan el-Dim›flki'dir.<br />

50x110 m.ebat›nda bir plan üzerine yap›lm›flt›r.<br />

Yazl›k ve k›fll›k olmak üzere iki<br />

bölümdür. Taçkap›s›n›n bezemeleriyle<br />

ünlüdür.<br />

araba tamircileri, berber, bu teflkilat ve tesisleri<br />

idare edecek, gelir ve gider hesaplar›n›<br />

yapacak divan (büro) ve memurlar›,<br />

rehberler, hayvan bak›c›lar› ve güvenli¤i<br />

sa¤layan kolluk güçleri vard›. Umumiyetle<br />

Selçuklu sultanlar› ve devlet adamlar›<br />

taraf›ndan yapt›r›lan bu muazzam yap›lar›n<br />

hepsi vak›ft› ve vakfiyelerinde nas›l yönetilecekleri,<br />

gelirlerinin neler oldu¤u, görevlilerin<br />

çal›flt›r›lma flekilleri ve ücretleri<br />

aç›k olarak belirtilmekteydi. Maddi büyüklükleri<br />

ve teflkilatlar› nisbetinde zengin<br />

gelir kaynaklar›na da sahiptiler. Bu<br />

suretle kervansaraylara inen ve konaklayan<br />

tüccar ve her türlü yolcu, zengin fakir;<br />

Müslüman gayri müslim kim olursa<br />

olsun, orada her türlü ihtiyac›n› ücretsiz<br />

olarak görebilirdi. Kervansaraylarda hasta<br />

yolcular, s›hhat buluncaya kadar tedavi<br />

edilir, hayvanlar›n›n tedavisi de baytar<br />

(veteriner) taraf›ndan yap›l›r ve tedavi<br />

masraflar› vak›f taraf›ndan karfl›lan›rd›.<br />

Fakir hastalar, öldü¤ü takdirde kefen<br />

masraflar› da vak›f gelirlerinden ödenirdi.<br />

Ülkemizdeki Baz› Önemli Kervansaraylar<br />

Anadolu’da ticaret yollar› üzerinde, yaklafl›k<br />

200 adet han ve kervansaray infla edildi¤i<br />

tespit edilmifltir. Bunlardan baz›lar›<br />

flunlard›r:<br />

Sar›han (Saruhan)<br />

Avanos ilçesinin 5 km güneydo¤usunda,<br />

Ürgüp'ün ise 6 km kuzeyinde, Damsa vadisinde<br />

yer al›r. II. ‹zzettin Keykavus zaman›nda<br />

1249 y›l›nda yapt›r›lan Sar›han<br />

2000 mÇ'lik bir alan› kaplamaktad›r.<br />

Sar›han'da yap› malzemesi olarak sar›,<br />

pembe ve devetüyü renginde, oldukça<br />

Zazadin Han<br />

Konya'ya 22 kilometre uzakl›kta, Aksaray-<br />

Konya karayolundan 5 kilometre içerde<br />

Tömek köyü yak›n›nda olan ve Saadeddin<br />

Köpek Han› diye de an›lan Zazadin Han,<br />

1235-1236 y›llar›nda yap›lm›flt›r. Güney<br />

cephede, kapal› mekana yak›n bir yerde<br />

bulunan aç›k bölüm taç kap›s›, beyaz ve<br />

aç›k kahverengi tafllarla yap›lm›flt›r. Güney<br />

cephenin inflas›nda, çok miktarda ifllenmifl<br />

buluntu tafl kullan›lm›flt›r. Taç kap›n›n<br />

hacimli kitlesi içinde, duvara oturmufl<br />

basamaklarla ç›k›lan ve zengin bir<br />

tafl süslemeye sahip olan mescidi yer almaktad›r.<br />

Bunlardan baflka, K›z›lören Han›, Ertokufl<br />

Han›, Susuz Han, K›rkgöz Han, Alara Han,<br />

Karatay Han, ülkemizin önemli kervansaray<br />

yap›lar› aras›ndad›r.<br />

70 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


FOTOĞRAF<br />

fiah-› Zinde Türbesi’nden bir görüntü<br />

14. yy Semerkant, Özbekistan<br />

Foto¤raf: Osman Ar›<br />

71


GEZ<br />

Bir zirve denemesi:<br />

Kaçkar’lar<br />

> Yaz› ve Foto¤raf: Osman Ar›<br />

Makina Mühendisi<br />

Gökyüzü yere inmifl sanki, elimi uzatsam y›ld›zlara de¤ecek... Etraftaki da¤lar›n zirveleri kâh sisin içinde<br />

kal›yor, kâh sis aras›ndan bafl›n› gösteriyor. Sis, da¤lar› daha da çekici gösteriyor...<br />

U<br />

zun süredir gitmek istedi¤im bir yerdi<br />

Kaçkar’lar... Kaçkar’larla ilgili her<br />

gezi yaz›s›, her foto¤raf beni al›r götürürdü<br />

bu heybetli da¤›n çiçeklerle bezeli eteklerine,<br />

oradan da dumanl› doruklar›na…<br />

Bundan dolay› Salih Pulcu’nun Kaçkar’lara<br />

gidelim teklifini hemen kabul ettim. Etrafl›<br />

bir araflt›rmadan sonra Kaçkar’lara<br />

Yusufeli üzerinden gitmeye karar verdik.<br />

Orada bize yard›mc› olacak rehberle de irtibata<br />

geçerek hemen haz›rl›klara bafll›yoruz.<br />

Kaçkar’lara Salih Pulcu ile birlikte Dr.<br />

Ahmet Çorak da geliyor.<br />

Cumartesi sabah erkenden Salih Pulcu ile<br />

yola ç›k›yoruz. Ahmet’i Bolu’dan alaca¤›z.<br />

Saat 09.30 civar›nda Bolu’nun giriflinde<br />

Hayrettin Tokadi Hz.lerinin türbesine geldik.<br />

Orman›n içersine adeta gizlenmifl türbe<br />

ve dergâh›n insana huzur veren bir havas›<br />

var. Ahmet buradan bize dâhil olacak.<br />

Kahvalt›dan sonra hemen yola devam ediyoruz.<br />

Yolumuz bir hayli uzun. Ahmet ile<br />

dönüflümlü olarak araba kullan›yorum.<br />

Gece yola devam edip etmemek konusunda<br />

k›sa bir istiflareden sonra gece yola devam<br />

etmeme karar›na var›yoruz. Amasya<br />

ve Erzurum’da mola verip tarihi yerleri<br />

gezmeyi düflünüyoruz.<br />

‹kindi sular›nda Amasya’ya vard›k. Amasya<br />

Yeflil›rmak’›n ortadan ikiye böldü¤ü dar<br />

bir vadinin içersine kurulmufl Osmanl›<br />

eserlerinin oldukça fazla oldu¤u bir “flehzadeler<br />

flehri’’... Yeflil›rmak’›n hofl olmayan<br />

görüntüsü bir yana, eski Amasya evleri ve<br />

hemen üstünde tepelerde bulunan kral<br />

mezarlar› görülmeye de¤er.<br />

‹kindi namaz›n› Sultan Beyaz›t Camii’nde<br />

k›ld›k. Caminin giriflinde her iki yandaki<br />

büyük vav istifi oldukça güzel. Amasya’dan<br />

saat 19.30’da ayr›ld›k.<br />

Gece molay› Refladiye’de veriyoruz. Niyetimiz<br />

kapl›cada kalmak ancak kapl›cada yer<br />

yok. Bizde mat ve uyku tulumlar›m›za s›¤›-<br />

narak geceyi geçiriyoruz.<br />

Sabah namazdan sonra yola ç›k›yoruz.<br />

Hava ›s›nmadan biraz mesafe kat etmek<br />

istiyoruz. Kahvalt› için Erzincan’a giriyoruz.<br />

Salih Pulcu’nun arzusuna uyarak arabesk<br />

müzik çalmayan bir lokanta bulmak<br />

için bir hayli yer dolafl›yoruz.<br />

Erzincan depremden sonra planl› yap›laflmayla<br />

oldukça düzenli ve sevimli bir flehir<br />

olmufl. Erzincan-Erzurum yolu F›rat’› takip<br />

ederek ilerliyor. Erzincan genifl bir ovan›n<br />

üzerine kurulmufl, etraf yemyeflil…<br />

Ö¤leyin Erzurum’a var›yoruz. Erzurum rak›m›<br />

1853 m. San›r›m Türkiye’nin en yüksek<br />

ili. fiehrin tarihi mekânlar›nda Tafl<br />

Medrese, Yakutiye Medresesi ve Çifte Minare’yi<br />

h›zl›ca geziyoruz. Eksik malzemelerimizi<br />

de kontrol ederek tamaml›yoruz.<br />

Ö¤le yeme¤imiz ise tabii ki Erzurum’un<br />

ünlü ça¤ kebab›... Çay›m›z› da bir esnaf<br />

çay oca¤›nda sohbet ederek içiyoruz. K›tlama<br />

çay içmesini de bu arada ö¤reniyorum.<br />

Akflamüstüne do¤ru Erzurum’dan hareket<br />

ettik. Niyetimiz hava kararmadan Yusufeli’ne<br />

varmak.<br />

Yol bir müddet sonra etraf› dik kayalarla<br />

çevrili dar bir vadiye giriyor. Tortum çay›<br />

birkaç gün önce ya¤an ya¤murun etkisiyle<br />

h›rç›n ve bulan›k ak›yor. Yol yer yer ya¤murun,<br />

yolun hemen iki yan›nda yükselen<br />

dik yamaçlardan getirdi¤i tafl, kum ve<br />

kaya parçalar›yla kapanm›fl. Yol bak›m<br />

araçlar› sürekli çal›fl›yor. Tortum gölünün<br />

72 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


yan›ndan geçerken yol iyice daral›yor ve<br />

sanki dimdik da¤›n yamaçlar›ndan her an<br />

bir kaya blo¤u düflecekmifl izlenimi insan›<br />

gerçekten korkutuyor. Tam bu esnada<br />

bafllayan ya¤mur yüre¤imizi a¤z›m›za getiriyor.<br />

Neyse ki biraz at›flt›rd›ktan sonra<br />

geçiyor. Akflam saat 18.30 civar›nda Çoruh’un<br />

olanca h›rç›nl›¤›yla ikiye ay›rd›¤›<br />

Yusufeli’ne geldik.<br />

Yusufeli dik yamaçlar›n çevreledi¤i, ortas›ndan<br />

dar bir vadiye kurulu küçük sevimli<br />

bir kasaba. Beklentimizin aksine ‹stanbul’u<br />

aratmayan s›cak bunalt›c› bir hava<br />

var.<br />

‹stanbul’dan irtibat kurdu¤umuz bize yard›mc›<br />

olacak arkadafl› bulduk. Osman Bey<br />

profesyonel rehberlik hizmeti veriyor.<br />

Özellikle yabanc›lar› Kaçkar’lara götürüyor,<br />

Çoruh’ta rafting yapt›r›yor. Bize Kaçkar’larla<br />

ilgili güzergâh krokileriyle birlikte<br />

oldukça detayl› bilgiler verdi. Ertesi gün<br />

TRT’den çekim için geleceklerini önce rafting<br />

yapacaklar›n› akflam ise Kaçkar’lara<br />

ç›kacaklar›n› söyledi. Rehbersiz ç›k›p ç›kamayaca¤›m›z<br />

sorusuna e¤er sis çökmezse<br />

ç›kabilece¤imizi söylüyor. Salih ve Ahmet’le<br />

k›sa bir istiflareden sonra rehbersiz<br />

ç›kmaya karar veriyoruz. Gece Yusufeli’nde<br />

bir pansiyonda kald›k.<br />

Program›m›z› kabaca netlefltirdik. Önce<br />

Yaylalar Köyü Olgunlar Mahallesi’ne kadar<br />

arac›m›zla gidece¤iz. Yol yaklafl›k 4 saat<br />

sürüyor. Orada arac›m›z› b›rak›p eflyalar›-<br />

m›z› s›rt çantalar›m›za koyup kamp kuraca¤›m›z<br />

yer olan Dilberdüzü’ne gidece¤iz.<br />

Gece geç vakte kadar süren gürültü aras›nda<br />

sabah dinlenmifl olarak kalkt›m.<br />

Sabah hemen kahvalt›m›z› yap›p yola ç›k›-<br />

yoruz. Yol Barhal Çay›’n› izleyerek yukar›<br />

do¤ru devam ediyor. Yol; bir arac›n geçebilece¤i<br />

genifllikte ve oldukça k›vr›ml›, bu<br />

yüzden karfl›dan gelebilecek araçlar› uyarmak<br />

için s›k s›k klakson çalmak zorunda<br />

kal›yoruz. Dik yamaçlara yap›lm›fl tipik<br />

Artvin yayla evleri oldukça ilginç. Bir müddet<br />

sonra Alt›parmak (Barhal) Köyü’ne geldik.<br />

Burada eski bir Gürcü kilisesi var ancak<br />

gezmeyi dönüfle b›rak›yoruz. Dik bir<br />

vadiden akan Barhal Çay› inan›lmaz güzellikler<br />

sunuyor. Bu arada vahfli ç›plak<br />

da¤lar yavafl yavafl yeflile bürünmeye bafll›yor.<br />

Etrafta rengârenk kelebekler dikkatimi<br />

çekiyor. Birbirinden al›ml› ve renkli kelebekler<br />

müthifl bir renk cümbüflü oluflturuyorlar.<br />

Yaylalar› geçtikten sonra yol ifl makinelerinin<br />

çal›flmalar›ndan dolay› kapan›yor. Bir<br />

müddet bekledikten sonra geçmemize<br />

izin veriyorlar.<br />

Ö¤leden sonra Olgunlar’a geldik.<br />

Olgunlar’da hem market hem de pansiyon<br />

iflleten ayn› zamanda rehberlik de yapan<br />

>><br />

Dilberdüzü yaklafl›k 2800 m. rak›ml› dik yamaçlar›n ete¤inde çad›r<br />

kurmaya müsait küçük bir alan. Zirveden önceki en son kamp yeri. Her<br />

taraf birbirinden güzel çiçeklerle bezeli bir çiçek bahçesi sanki. Hava p›r›l<br />

p›r›l, güneflin do¤uflunu izliyorum: Muhteflem…<br />

‹smail Bey ile hem sohbet ediyor, hem de<br />

da¤da laz›m olacak ekmek vs. gibi son ihtiyaçlar›m›z›<br />

temin ediyoruz. ‹smail Bey<br />

uzun y›llar rehberlik yapm›fl, flu an rehberlik<br />

yapm›yor ancak Kaçkar sevdal›lar›na<br />

hizmet vermeye devem ediyor.<br />

Arabam›z› köyün ç›k›fl›na yak›n uygun bir<br />

yere b›rakt›k. S›rt çantalar›m›z› düzenledik.<br />

Çantalar›m›z›n mümkün mertebe “en<br />

az a¤›r’’ olmas› için gayret ediyoruz. Çünkü<br />

önümüzde uzun bir yürüyüfl var. Ö¤le<br />

namaz› için mescide girdi¤imizde fliddetli<br />

bir ya¤mur boflan›yor. Bu arada Salih Pulcu<br />

yafll› bir teyze ile sohbeti koyulaflt›r›yor.<br />

Yafll› teyze kendi elleriyle ördü¤ü yün çorab›<br />

Salih’e sat›yor. Yafll› teyze foto¤raf›n›<br />

çekme talebimi kabul etmiyor. Sebebini<br />

ise yine kendisi aç›kl›yor: Bir zamanlar yabanc›<br />

turistler foto¤raf›n› çekmifller. Ölen<br />

kocas› rüyas›nda namahrem birine nas›l<br />

foto¤raf›n› çektirirsin diye sitem etmifl.<br />

Ya¤murun ard›ndan çantalar›m›z› s›rtlan›p<br />

kamp kuraca¤›m›z yer olan Dilberdüzü’ne<br />

do¤ru yürüyüflümüze bafll›yoruz.<br />

Yol hafif meyilli, geniflçe bir vadiden ça¤layarak<br />

akan dereyi takip eden patikadan<br />

yürüyoruz... Bize anlat›lana göre yol üç saat<br />

civar›nda sürecek. Yolda yaylac›lara<br />

rastl›yoruz. Bir müddet sonra tempomuz<br />

düflmeye bafll›yor. Yaklafl›k iki saat sonra<br />

Nastaf yaylas›na ulaflt›k. Yaylada biraz<br />

mola veriyoruz. Yayladakiler karfl› tepenin<br />

arkas› Dilberdüzü diyorlar. Hava kararmadan<br />

kamp yerine ulaflmam›z gerekiyor.<br />

Ancak tempo da iyice düfltü. Ben kendi<br />

tempoma göre yürüyünce Salih ve Ahmet’le<br />

aram›z epey aç›lmaya bafllad›. Belli<br />

ki arkadafllar antremanl› (!) de¤iller. Hava<br />

da art›k iyice karard›. Havan›n kararmas›yla<br />

birlikte yukar›dan takip etmemiz gereken<br />

yolu afla¤›dan takip edince yol hem<br />

uzam›fl hem de dimdik bir yamac›n ete-<br />

¤inde kalm›flt›k. Ahmet ve Salih art›k daha<br />

fazla gidemeyeceklerini söyleyerek bulunduklar›<br />

yerde kald›lar. Arazi çok engebeli<br />

oldu¤u için orada kamp kurma imkân›m›z<br />

yok. Ben s›rt çantam› yanlar›na b›rakarak<br />

tepeyi afl›p kamp yerine bak›p gelece¤imi<br />

söylüyorum. El fenerinin yard›m›yla önümü<br />

görebildi¤im dik yamac› t›rmand›m.<br />

Yamac› aflt›¤›mda ay›fl›¤› alt›ndaki kurulu<br />

çad›rlar› gördüm. Nihayet Dilberdüzü’ne<br />

gelmifltim. Hemen afla¤›ya arkadafllar›n<br />

yan›na döndüm. Biraz güç toplamak için<br />

akflam yeme¤imizi yiyoruz. Ahmet ve Salih’in<br />

art›k tükenmifl takatlar›yla son bir<br />

gayretle tepeyi aflt›k. Saat gecenin onunda<br />

kamp yerimize ancak gelebildik. Hemen<br />

çad›r›m›z› kurduk. Burada yaklafl›k on befl<br />

çad›r var. Ay›fl›¤›n›n alt›nda insan› ürperten<br />

dimdik karl› doruklar›n aras›nda derin<br />

bir uykuya dald›k.<br />

Sabah gün ›fl›maya yüz tutarken uyand›m.<br />

Hava bekledi¤im kadar so¤uk de¤il.<br />

Hemen çad›r›n yan›ndan akan dereden<br />

abdest al›p sabah namaz›m›z› k›ld›k. Di¤er<br />

çad›rlarda da bir hareketlilik var. Zirve yapacak<br />

gruplar haz›rlan›yorlar. Arkadafllar<br />

yorgunluklar›n› henüz atamam›fllar olmal›lar<br />

ki biraz daha istirahata devam edelim<br />

diyorlar.<br />

Dilberdüzü yaklafl›k 2800 m. rak›ml› dik<br />

yamaçlar›n ete¤inde çad›r kurmaya müsait<br />

küçük bir alan. Zirveden önceki en son<br />

kamp yeri. Her taraf birbirinden güzel çiçeklerle<br />

bezeli bir çiçek bahçesi sanki. Hava<br />

p›r›l p›r›l, güneflin do¤uflunu izliyorum:<br />

Muhteflem… Karfl› yamac›n doru¤unda<br />

kar var. Ta zirveden ç›k›p afla¤›daki dereyi<br />

oluflturan bembeyaz bir köpük gibi akan<br />

suyun ça¤›lt›s› bütün vadiyi dolduruyor.<br />

Son derece etkileyici, do¤al ve vahfli bir ortam.<br />

Hakk›nda onlarca gezi yaz›s› okudu¤um,<br />

foto¤raflar›n› içim geçerek seyretti¤im, sadece<br />

isminin bile bafl›m› döndürmeye yet-<br />

73


GEZ<br />

ti¤i Kaçkarlar…<br />

‹flte geldim eteklerine…<br />

Bunca kat etti¤imiz yol, bunca katland›¤›-<br />

m›z meflakkatler iflte hep senin için…<br />

Bizi buraya çeken fley, bu kadar s›k›nt›lara<br />

katlanmay› göze ald›ran s›r neydi<br />

Ne ar›yorduk bu da¤›n tepesinde<br />

Bizi buraya çeken etraf›m›z› süsleyen bu<br />

nadide çiçekler, karl› doruklardan kopup<br />

ça¤layarak akan coflkun sular, zirvelerin<br />

vahfli bir o kadar da do¤all›¤› m›, ya da<br />

uzansan›z sanki tutuverece¤iniz gö¤ün<br />

mavili¤i mi<br />

Yoksa belki de bütün bu güzellikler ve gizemin<br />

yan›nda baflka bir fley mi<br />

Her da¤a ç›k›fl›mda beni kanatland›ran<br />

bir fley, baflka hiçbir yerde gideremedi¤im<br />

bir hasretli¤in giderilmesi mi<br />

Kaybetti¤imiz ve sürekli arad›¤›m›z; tam<br />

iflte buldum dedi¤imizde tekrar aramaya<br />

koyuldu¤umuz bir fley mi<br />

Saat 07.30’da kahvalt›y› haz›rlamaya bafll›yoruz.<br />

Kahvalt›dan sonra saat 09.00 civar›nda<br />

yürüyüfle bafll›yoruz. Asl›nda zirve<br />

yürüyüflü için geç bir saat. Zirve gidifl-dönüfl<br />

10 saat kadar sürece¤ini söylüyor bir<br />

rehber.<br />

Akflam çok yorulan Ahmet zirveye ç›kamayaca¤›n›<br />

ancak Deniz gölüne kadar gelebilece¤ini<br />

söylüyor. Yaklafl›k bir saat kadar<br />

yürüyüflten sonra dik ve zorlu bir parkura<br />

geldi¤imizde ise kendisinin devam<br />

edemeyece¤ini söylüyor. Salih de Deniz<br />

gölüne kadar bir ç›kal›m zirveye ç›k›p ç›kmayaca¤›m›za<br />

orada karar veririz diyor.<br />

Asl›nda bu ifade z›mnen zirveye ç›k›fl›n<br />

yatt›¤› anlam›na geliyordu.<br />

Salih’le da¤c›lar›n güzergâh iflaretlerini takip<br />

ederek t›rmanmaya bafll›yoruz. Yükseldikçe<br />

kuytu yerlerde karlara rastl›yoruz.<br />

Göle daha k›sa sürede ulaflaca¤›m›z›<br />

düflünüyorduk. ‹ki buçuk saatten beri yürümemize<br />

ra¤men göle hala ulaflamad›k.<br />

Yürüyüfl güzergâh›m›z son derece güzel,<br />

ad›m bafl› ça¤layarak akan sular, sular›n<br />

kenar›nda inan›lmaz çeflit ve güzellikte<br />

da¤ çiçekleri tüm güzelliklerini cömertçe<br />

sergiliyorlar.<br />

Saat 12 civar›nda nihayet Deniz gölüne<br />

ulafl›yoruz. Gölün yan›nda bir çad›r var. 3<br />

kiflilik bir grup da zirveden geri dönüyor.<br />

Göl bir krater gölü. Üç yan› dik kayalarla<br />

çevrili, aç›k olan kenar›ndan suyunu tahliye<br />

ediyor. Gölün etraf› karlarla kapl›, suyu<br />

buz gibi…<br />

Gölün masals› bir manzaras› var. Tek kelimeyle<br />

harika... San›r›m gölün derinli¤inden<br />

olsa gerek rengi de koyu mavi. Gölü<br />

bir yandan seyrederken bir yandan da<br />

dinleniyoruz.<br />

‹flaretleri takip ederek gölün üst taraf›ndaki<br />

s›rta ç›k›yoruz. Göl esas manzaray› buradan<br />

veriyormufl. Göl üstten gerçekten<br />

de çok etkileyici görünüyor. S›rttan, dik<br />

bir parkurdan tepeye ç›k›yoruz. Yol ayn›<br />

diklikle afla¤› iniyor. Afla¤›da büyük bir kar<br />

kütlesi, ortada eriyen kar ve buzulun oluflturdu¤u<br />

küçük bir gölcük var. Güzergâh<br />

tekrar dimdik ve k›smen karla kapl› yamaçtan<br />

daha büyük bir s›rta ç›k›yor. O s›rt›n<br />

arkas›nda da yüksek sivri bir doruk<br />

mevcut. (Daha sonra bu doru¤un zirve oldu¤unu<br />

ö¤reniyoruz.) Karfl› karl› s›rttan<br />

kalabal›k bir grubun sesleri geliyor.<br />

Salih iki dik yamac›n alt›ndaki vadiyi gördükten<br />

sonra daha ileri gidemeyece¤imizi<br />

söylüyor. Belki karfl›daki doru¤un zirve oldu¤unu<br />

bilseydik devam edebilirdik. Böyle<br />

bir belirsizlik içersinde dönüflü de hesaba<br />

katt›¤›m›zda, devam etmemiz riskli olabilirdi.<br />

Bu duruma haliyle can›m s›k›lmad›<br />

desem yalan olur.<br />

Tabii ki biz birkaç hatay› birden yapm›flt›k.<br />

Öncelikle zirveye ç›k›fl dönüfl süresi konusunda<br />

bize yan›lt›c› bilgi verilmiflti. ‹kincisi<br />

bir gün öncesinin yorgunlu¤unu arkadafllar<br />

henüz üzerlerinden atamam›fllard›.<br />

Belki bir gün dinlenip zirve yürüyüflünü<br />

ondan sonra yapmam›z daha uygun olabilirdi.<br />

Üçüncüsü de…<br />

Bu hatalar›n sonraki zirve yürüyüfllerinde<br />

tekrarlanmamas› için kendi ad›ma gerekli<br />

notlar› al›yorum.<br />

‹niflimiz daha h›zl› ve kolay oluyor. Ahmet’i<br />

b›rakt›¤›m›z yerde hala (!) dinlenirken<br />

buluyoruz. Akflamüstü kamp yerine<br />

yeni gruplar geliyor.<br />

Gece fliddetli mide a¤r›s›yla uyan›yorum.<br />

Midem bulan›yor. Biraz hava almak için<br />

çad›rdan d›flar› ç›k›yorum. Aman Allah’›m...<br />

Gökyüzü yere inmifl sanki, elimi<br />

uzatsam y›ld›zlara de¤ecek. Gökyüzünü<br />

hiç bu kadar y›ld›zlarla donanm›fl görmemifltim.<br />

Biraz rahatl›yorum.<br />

Sabah erken kalk›yorum. Kamp yeri yine<br />

hareketli. Vadiden yo¤un bir sis yükseliyor.<br />

Etraftaki da¤lar›n zirveleri gâh sisin içinde<br />

kal›yor, gâh sis aras›ndan bafl›n› gösteriyor.<br />

Sis, da¤lar› daha da çekici gösteriyor.<br />

Rehber Osman TRT’den gelen ekibi zirveye<br />

ç›karmak için gelmifl. Zirve yap›p yapmad›¤›m›z›<br />

soruyor. Durumu anlat›yorum.<br />

Gölden sonra dört saatlik daha yolun<br />

oldu¤unu söylüyor.<br />

Kahvalt›m›z› haz›rlarken bir yandan da eflyalar›m›z›<br />

topluyoruz. Bu esnada eflyalar›<br />

almak üzere kat›rlar geliyor. Eflyalar›m›z›<br />

uygun fiyata anlaflarak kat›rlara yüklüyoruz.<br />

Eflyam›z olmay›nca etraf› daha rahat<br />

seyretme imkân›m›z oluyor. Etraf otsu bitki<br />

örtüsü aç›s›ndan çok zengin. Rengarenk<br />

çiçekler, hepsi birbirinden al›ml›. Pek<br />

ço¤u da endemik. Yani bu güzellikleri baflka<br />

yerde görme imkân›n›z yok, ancak buraya<br />

mahsus…<br />

Yolda çok say›da her yafl grubundan yabanc›<br />

turiste rastl›yoruz. Bu arada Artvin<br />

Turizm ‹l Müdürü’yle tan›fl›yoruz. Ayaküstü<br />

biraz sohbet ediyoruz. Bize yöre ile ilgili<br />

varsa tavsiye ve flikâyetimizi iletmemizi<br />

istiyor. Teflekkür edip ayr›l›yoruz.<br />

Saat 11.30 civar›nda Olgunlar’a geldik. Köyün<br />

giriflinde çay›n hemen kenar›ndaki<br />

çardakta sohbet eden köylülerin yan›nda<br />

biraz soluklan›yoruz. Ö¤le yeme¤imizi<br />

pansiyonda yiyoruz. Menüde ise yöresel<br />

bir yemek olan civil var. Civil tereya¤›yla<br />

yöreye has bir peynirin tavada k›zart›lmas›yla<br />

yap›lan bir yemek.<br />

Yeme¤in ard›ndan Yusufeli’ne do¤ru yola<br />

koyuluyoruz.<br />

Yolumuzun üstünde Alt›parmak (Barhal)<br />

köyüne u¤ruyoruz. Köyde halen cami olarak<br />

kullan›lan tarihi bir Gürcü kilisesi var.<br />

Namaz vakti olmad›¤› için cami kapal›, içini<br />

gezemiyoruz. Barhal IV.ve V. yy.larda<br />

çok yo¤un nüfusa sahipmifl. Hristiyan<br />

Gürcülere ait hala ayakta kalabilmifl eserler<br />

bu iddiay› do¤ruluyor. Ancak günümüzde<br />

co¤rafi flartlar›n da zorlamas›yla<br />

köy sürekli göç vermesinden dolay› nüfusu<br />

bir hayli azalm›fl.<br />

Akflam hava karar›rken Yusufeli’ne geldik.<br />

Kaçkar’lar›n zirvesine ç›kamam›flt›k ancak<br />

hem Kaçkar’lar›n ola¤anüstü güzelliklerini<br />

görmüfl, hem de bir sonraki zirve için ciddi<br />

tecrübe sahibi olmufltuk.<br />

74 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


TARHTEN<br />

Geç antik ça¤da su teknolojisi<br />

Roma su mühendisli¤i antik ça¤da hiçbir uygarl›¤›n ulaflamad›¤› bir zirveyi temsil ediyordu.<br />

Roma su mühendisli¤i ile var›lan bu ileri düzey sayesinde bir metropol olarak Roma günlük<br />

500 metreküp su ile hamamlar› ile suyun en bol kullan›ld›¤› bir flehir oldu.<br />

> Dilaver Demira¤<br />

76 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


A<br />

ntik ça¤da su kanallar› infla etme<br />

kentlerden su ak›tma olgusu Sümer<br />

ile bafllad›. Sümer döneminde bafllayan<br />

büyük sulama teknolojisi, su deposu olarak<br />

büyük sarn›çlar bu döneme aittir. M›-<br />

s›r ise barajlar yaparak suyu kontrol etmede<br />

bir baflka teknik doru¤u oluflturacakt›r.<br />

Çeflmelerin en basit biçimlerinin M›s›r ve<br />

Sümer flehirlerinde oldu¤u düflünülüyor,<br />

bu anlamda çeflmenin Urartu’da m› yoksa<br />

Sümer ve M›s›r’da m› ortaya ç›kt›¤› tart›flmaya<br />

aç›k bir konudur.<br />

Tarih kay›tlar›na göre, daha sonraki flehir<br />

devletleri döneminde Eski M›s›r ve Mezopotamya<br />

hükümdarlar› saraylar›ndaki<br />

çeflmeleri hem dekoratif hem de so¤utma<br />

amaçl› kullan›lmak üzere yapt›rm›fllard›r.<br />

Klasik Roma ve Yunan kültürlerinde, çok<br />

geliflmifl çeflmeler faydac›l ve dekoratif<br />

nesneler olarak kullan›l›rd›.<br />

Girit’in modern baflkenti olan ve Irak’tan<br />

yaklafl›k 5 km uzakl›kta bulunan Knossos,<br />

Ege ve Avrupa’n›n en tarihi ve benzersiz<br />

flehirlerinden biridir. Knossos’a ilk yerleflim<br />

M.Ö. 6000’den k›sa bir süre sonra olmufltur<br />

ve 3000 y›l içinde Ege’deki en genifl<br />

neolitik ça¤ merkezi haline gelmifltir.<br />

Tunç devri boyunca, Minoan uygarl›¤›,<br />

Ege dünyas›n›n büyülü ilk Yunan uygarl›¤›<br />

olarak, geliflmifl ve kendi zirvesine ulaflm›flt›r.<br />

Knossos’un su sa¤lama ve drenaj sistemleri<br />

çok ilginçti. Suyu Kounavoi ve Archanes<br />

bölgelerinden bir su kemeri, boru fleklindeki<br />

oluklarla sa¤lard› ve oradan da saraya<br />

ve flehrin içine da¤›t›l›rd›. Saray içinde<br />

suyu da¤›tmak için bas›nçl› borular kullan›l›rd›.<br />

Drenaj sistemleri iki ayr› sistem içerirdi,<br />

biri kanalizasyonu toplarken, di¤eri<br />

ya¤mur suyunu toplard›. Maalesef, M.S.<br />

1450 civar›nda, Mycenaean Saray›, Girit’in<br />

bütün görkemli flehirleri gibi, bir<br />

deprem ve yang›n s›ras›nda y›k›lm›flt›r.<br />

Yunan ve Roma Su teknolojisinin arkaplan›nda<br />

da minos ve miken vard›r. O teknoloji<br />

gelifltirilip ortaça¤a aktar›lm›fl, ortaça¤daki<br />

de¤irmenler ve kanallar ile bu teknoloji<br />

çok fazla gelifltirilmeden modern ça¤›n<br />

bafllar›na kadar getirilmifltir.<br />

Bu konuda en önemli kaynak Romal› Mühendis<br />

Vitruvius’un De Architectura (Mimarl›k<br />

Üzerine On Kitap) isimli kitab›d›r.<br />

Bu kitab›n sekizincisi su temini ve su kaynaklar›,<br />

suyun temizli¤i gibi teknik ve teorik<br />

konulara ayr›lm›flt›. Vitruvius’a göre<br />

özellikle de çok önem tafl›yan yer alt› su<br />

kaynaklar›n›n bulunmas›nda yararlan›lacak<br />

do¤al gözlem metotlar› vard›r. ‹lk ve<br />

en yayg›n olan› toprak üzerinde tüten bir<br />

su buhar› saptamakt›r. Ifl›k k›r›lmas› ise en<br />

garantili yöntemdir. Bu kesin bir iflaret say›laca¤›ndan<br />

suyun varl›¤›n›n habercisidir,<br />

k›r›lma görülen bölgede deneme kaz›-<br />

s› yaparak suya ulaflmak denenebilir. Romal›<br />

mühendis su bulunan topraklar› da<br />

s›ralam›flt›r. Kötüden iyiye do¤ru s›raland›¤›nda<br />

en kötü kalite toprak killi topraklard›r,<br />

bu topraklardaki su miktar› hem<br />

miktar olarak azd›r, hem de tad› ac›d›r.<br />

Gevflek turbal›k toprakta kötüdür, bu toprakta<br />

da su derinde ve çamurlu halde bulunur.<br />

Turbal›k topraktaki su ise sular küçük<br />

damlac›klar halinde birikir ve yaln›zca<br />

altta s›zd›rmaz bir tabaka oldu¤unda toplan›r.<br />

‹yi sular ise daha çok çatlaklar›ndan<br />

su s›zmas›na izin vermeyen k›rm›z› kumtafl›<br />

kayas› ve bir tepenin ete¤indeki sert<br />

kayalar›n aras›nda biriken sulard›r. 1<br />

Bir bölgede su bulunup bulunmad›¤›n›<br />

anlamada baflvurulan bir baflka yöntem<br />

ise bitkilerdir. Vitruvius nemli topraklarda<br />

yetiflen alt› çeflit bitki sayar. Su kam›fl›, sepetçi<br />

sö¤üdü, Akçaa¤aç, sö¤üt a¤ac›, sazl›k<br />

ve sarmafl›k. Bunlar genelde batakl›k<br />

arazilerde büyüyen bitkilerdir ancak batakl›k<br />

olmayan bir arazide kendili¤inden<br />

büyümüfl ise orada bir su kayna¤› oldu¤u<br />

söylenebilir.<br />

Roma su kanallar›<br />

Bir kuyuda suyun varl›¤›n› kesin ölçmek<br />

için de baz› yöntemler kullan›l›rd›. ‹ç k›sm›na<br />

zeytinya¤› sürülmüfl metal bir kap<br />

kuyuya dald›r›l›r e¤er üzerinde damlac›klar<br />

varsa burada su oldu¤u Artezyen ve<br />

yer alt› sular› d›fl›nda p›narlar da en kaliteli<br />

su kaynaklar›n›n bafl›nda gelir. Suyu<br />

kayna¤›ndan almakta iki yol izlenir di.<br />

Aç›k Su yolu ve kapal› su yolu. Aç›k su yolu<br />

Roma döneminde en çok tercih edilen<br />

su temin metoduydu. Tafltan bir yap›n›n<br />

içine s›zd›rmazl›¤› sa¤layacak bir s›va yap›lan<br />

bir kanal bu konudaki en önemli teknolojiydi.<br />

Su kanal›n›n uzun mesafeler kat<br />

etmesi en büyük zorluktu, bunun için engebeleri<br />

aflacak flekilde sabit bir e¤im vermek<br />

en çok kullan›lan yöntemdi. Kanallar<br />

çoklukla 150’de 1 ile 500’de 1 aras›nda de-<br />

¤iflen bir e¤imle alçalt›l›rd›.<br />

Uzun mesafeler kat edecek flekilde yap›-<br />

lan bu kanallarda bir tepeyi aflmak için yeteri<br />

kadar tafl ve tafl iflçisi kullan›l›rd›, bu<br />

sa¤land›ktan sonra efl yükselti e¤risi- ki bu<br />

güzergâhtaki bütün geçifl noktalar›n›n deniz<br />

seviyesinden yüksekte kalmas› demekti-ile<br />

kanala belli bir e¤im veriliyor ve suyun<br />

ak›fl› sa¤lan›yordu. Kanal d›fl yüzeyi<br />

tafltan yap›lm›fl ya da oyulmufl, içi molozla<br />

doldurulmufl, kanal yata¤›n› ve kenarlar›n›<br />

oluflturan tafl parçalar› ve s›zd›rmazl›-<br />

¤› sa¤lama alan çimento iç kaplamadan<br />

oluflan, genifl ve alçak bir duvard›. Romal›-<br />

lar›n buna verdi¤i isim ise substructio (alt<br />

yap›) idi. Bu ada daha sonra belediyecilik<br />

literatüründe tüm kentin alt yap› çal›flmalar›<br />

özellikle de su ve kanalizasyon flebeke-<br />

>><br />

Bir bölgede su bulunup bulunmad›¤›n› anlamada baflvurulan bir baflka<br />

yöntem ise bitkilerdir. Vitruvius nemli topraklarda yetiflen alt› çeflit bitki<br />

sayar. Su kam›fl›, sepetçi sö¤üdü, Akçaa¤aç, sö¤üt a¤ac›, sazl›k ve<br />

sarmafl›k.<br />

77


TARHTEN<br />

>><br />

Su kemeri ve su yolu infla etmek basit ve yal›n yöntemlere dayan›rd›. Su<br />

kemerinin dayand›¤› sütunlar, tu¤la yahut kesme kare tafllardan örülüyor,<br />

ortas›na ise moloz dolduruluyor ya da çimento ile dolgu yap›l›yordu.<br />

si için kullan›lacakt›.<br />

Ancak bu kanal yap›s› bir tak›m sorunlar<br />

içeriyordu. En baflta a¤›r ya¤›fllarda, toprak<br />

kaymas› durumunda dolmamas› için<br />

kanal zemininin çökmesini de önleyecek<br />

biçimde ya sert kaya tabakas›ndan oyulmas›,<br />

ya da çok sert bir toprak zemin üzerine<br />

infla edilmeliydi. Bu da hem malzeme<br />

hem iflçilik yönünden kanal›n pahal›ya<br />

malolmas›na neden oluyordu. Bu yap›lmaz<br />

ise kanal›n üzeri tafl bir kapakla örtülmeliydi,<br />

bunun da hem kirlenme riskine<br />

aç›kl›¤› söz konusuydu hem de maliyet bak›m›ndan<br />

yine pahal›ya ç›k›yordu. Dahas›<br />

bu kanal kent d›fl›nda oldu¤undan kentin<br />

suyunu düflman sald›r›s›na aç›k k›l›yordu.<br />

‹flte bütün bu sak›ncalar› gidermek için<br />

baflvurulan yöntem tünel aç›lmas›yd›. Vitrovius<br />

her 35.5 metrede bir yüzeye ç›kan<br />

dikey bacalar› olan, düz bir tünel modeli<br />

öneriyordu. Tünelin oldu¤u yüzeyde kuyular<br />

delinir bunlar da yatay tüneller ile<br />

birbirine ba¤lan›rd›. Bacalar›n dik olmas›<br />

içinde tünel üzerinde bir s›ra kaz›k çak›l›r,<br />

bacalar bu kaz›klar kullan›larak aç›l›rd› bu<br />

kaz›klar kullan›larak aç›lan tünellerin yatayl›k<br />

ayar› kolayca yap›labilirdi bu nedenle<br />

bu metod en çok tercih edilen yöntemdi.<br />

Tünelin tamamlanmas› ile de hava<br />

bacalar› sayesinde tünelin bak›m› kolayca<br />

yap›labiliyor, denetim için zahmetli ve<br />

riskli yollara gerek kalm›yordu. Tünelde<br />

göçük ya da s›z›nt› oldu¤unda bacalar sayesinde<br />

kolayca müdahale edilip sorun gideriliyordu.<br />

Ayr›ca tüneller içeri giren suyun<br />

ani olarak artmas› halinde oluflan hava<br />

kabarc›klar›n›n borular› patlatmas›n›<br />

önlüyor ve hava kabarc›klar›n›n d›flar› ç›kmas›n›<br />

sa¤l›yordu.<br />

Su kemerleri ve su yolu inflaat teknikleri<br />

Su yolu inflaat› ise flöyle yap›l›yordu ki ilk<br />

su yolu inflaat› M.Ö alt›nc› yy’›n son çeyre-<br />

¤inde Polykrates yönetimindeki Sisam<br />

adas›nda infla edilmiflti. Bu tünelin kal›nt›-<br />

lar› günümüze ulaflabildi. Uzunlu¤u 1100<br />

metre, hemen hemen kare olan kesiti ise<br />

2.5 metre geniflli¤i ve yüksekli¤indeydi.<br />

Tepenin iki ayr› yamac›ndan bafllayan kaz›<br />

tünelcilerin buluflmas› ile son bulmaktad›r.<br />

Arazi kanal e¤imini korumak için gerek<br />

düzeyin alt›na inilirse o zaman kanal›n<br />

üstten gitmesi gerekiyordu. 2 metreye<br />

kadar olan yükseklikler de bir substructio<br />

78 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


yani yatakl› kanal yap›l›yordu. Yükseklik<br />

iki metreyi geçince ise kanal› desteklemek<br />

için kemer kullan›l›rd›. Fakat yine de özellikle<br />

uzun mesafeler kateden kanallarda<br />

büyük bir k›s›m yeralt›ndan gider di. Nitekim<br />

Roma’daki Clad›us su yolu 60 km<br />

uzunlu¤unun sadece son yedide birlik k›sm›nda<br />

su kemerine ihtiyaç duymufltu. 2<br />

Su kemeri ve su yolu infla etmek basit ve<br />

yal›n yöntemlere dayan›rd›. Su kemerinin<br />

dayand›¤› sütunlar, tu¤la yahut kesme kare<br />

tafllardan örülüyor, ortas›na ise moloz<br />

dolduruluyor ya da çimento ile dolgu yap›-<br />

l›yordu. Su kemerinin su kaynakl› bas›nçlar<br />

nedeni ile çökmesine karfl› da yap›ya<br />

kama biçiminde su kesiciler yani ç›k›nt›lar<br />

eklenirdi. Kemerin rüzgâr ve benzeri etkilerle<br />

çökmesine karfl› bulunan çözüm ise<br />

kemerin yüksekli¤inin 21 metreyi geçmemesini<br />

sa¤lamakt›. Bu büyüklü¤ü aflmak<br />

zorunda olursa kal›n bir gövde ve iki katla<br />

üstteki gövdeyi alttakinin üzerine yerlefltirmek<br />

bir yap› tekni¤i olarak kullan›l›yordu.<br />

Romal›lar›n aç›k sistem su kanallar›n›<br />

tercih etmelerinin ana nedeni ucuz, denetime<br />

aç›k oluflu ve çok büyük bir uzmanl›k<br />

gerektirmemesiydi. Kapal› sistem kanallar›n<br />

bak›m› güçtü ço¤u zaman t›kan›kl›k ya<br />

da ar›za oldu¤unda kanal› tamam› ile sökmek<br />

ve yeniden yapmak durumunda da<br />

kal›nabiliyordu. Oysa aç›k sistemde bu zorunluluk<br />

olmadan sorunlu bölgeye kolayca<br />

müdahale edilebiliyordu.<br />

Kapal› sistemle yap›lan su yollar›nda kullan›lan<br />

borular için Vitruvius taraf›ndan<br />

önerilen malzeme kurflun ya da piflirilmifl<br />

toprakt›. Vitruvius piflmifl topra¤› daha<br />

s›hhi buldu¤u için kurflun boruya tercih<br />

ediyordu. Kurflun borular toprak borulara<br />

oranla daha uzun olmaktayd›. Dökme kurflun<br />

borularda borular›n uçlar› daralt›l›p<br />

di¤er borunun içine sokularak kaynak yap›l›yordu,<br />

ancak bu kayna¤›n nas›l yap›ld›-<br />

¤› konusunda fazla bilgiye sahip de¤iliz.<br />

Borunun bitim yerinin daralt›lmas› ve di-<br />

¤er borunun içine sokulmas› prensibi toprak<br />

borular için de geçerliydi. Borular sönmüfl<br />

kireç ve zeytinya¤›ndan bir kar›fl›mla<br />

bitifltirilirdi, ayr›ca borular bitip ilk su verildi¤inde<br />

bir miktar odun külü at›l›rd›. Bu<br />

sistemdeki her tür çatla¤› ve s›z›nt›y› bulup<br />

s›vard›. Ancak toprak borular›n bas›nçlar<br />

karfl› dayan›ks›z olmas›, dahas› su<br />

da bir tortu oluflturmas› nedeni ile bu sorunlar›<br />

giderecek bir tak›m yap›m teknikleri<br />

uygulanm›flt›r. Borular›n bitiflme yerinde<br />

dörtgen tafl bloklar konur, borular<br />

bu bloklar›n içinden geçerdi. Bitiflme yerlerinin<br />

bas›nçla ayr›lmams› için uygulanan<br />

yöntem ise k›rm›z› kum tafl›ndan bir<br />

blokla çevirmekti. Ayr›ca boru sistemi bütünü<br />

ile yatay de¤il bir u biçiminde yap›l›rd›<br />

ve borular›n içine yerleflti¤i tafl bloklar<br />

250 kg’l›k bas›nçlara bile dayanmas›n›<br />

sa¤lard›. 3<br />

Suyun tortudan ar›nd›r›lmas›<br />

için bugünkü su teknolojisinde de uygulanan<br />

çöktürme tanklar› kullan›l›rd›. Bu<br />

tanklar betondan infla edilmifl dikdörtgen<br />

depolard›. Su deponun bir ucundan veriliyor<br />

ve ak›fl h›z› düflürülüp bu ak›fl h›z› ile<br />

kat› maddelerin dibe çökmesine olanak<br />

tan›n›yordu. H›z› düflürülmüfl suyun girdi-<br />

¤i deponun ç›k›fl noktas› yüzeye yak›n oldu¤undan<br />

en temiz su çekilip sisteme veriliyordu.<br />

Tanklar düzenli aral›klarla temizlenip<br />

boflalt›laca¤›ndan biri temizlenirken<br />

di¤eri devreye sokuluyordu.<br />

Vitruvius kapal› sistemler için en büyük<br />

tehlikenin hava bas›nc› ve sudaki tortunun<br />

birikip t›kama yapmas› oldu¤unu bildi¤inden<br />

iki yöntem önermekteydi. Birincisi<br />

sistem bitti¤inde suyu kanala / boruya<br />

verirken çok düflük bir h›zda yani yavafl<br />

yavafl vermekti, bu hava bas›nc› oluflmas›-<br />

n› engelliyordu, ikinci yöntem ise tortuya<br />

dönüktü. Bunun içinde günümüzde<br />

spreylerde oldu¤u içerdeki s›v›y› hava bas›nc›<br />

yard›m› ile itmeye dayanan ‹skenderiyeli<br />

Heron’un buldu¤u Heron Çeflmesi’ne<br />

benzedi¤i düflünülen çamur musluklar›yd›.<br />

Bu yolla biriken çamur borudan<br />

d›flar› at›labiliyordu.<br />

Bu teknik bulufllar›n yan›nda su pompalar›<br />

ve buhar makinesinin daha ilkel biçimleri<br />

de roma döneminde devreye giren su<br />

teknolojileriydi. Roma’n›n ulaflt›¤› zirve o<br />

y›k›l›nca uzun bir zaman afl›lamad›, ta ki<br />

elektrikli su pompalar› devreye girinceye<br />

kadar. Yani Roma’n›n su mühendisli¤inde<br />

ulaflt›¤› zirveye ancak yaklafl›k 900 y›l sonra<br />

var›labilidi.<br />

1<br />

Landels, J.G Eski Yunan ve Roma’da<br />

Mühendislik s:33 çev:Bar›fl B›çakç›, 2.Bas›m,<br />

TÜB‹TAK Yay›nlar›, ‹st-1996<br />

2<br />

Landels, age, s:39<br />

3<br />

Landels, age,s:44<br />

79


TANITIM<br />

Makine Tan›t›m Grubu<br />

> Fatih Göksu<br />

M<br />

akine Tan›t›m Grubu (MTG), Orta<br />

Anadolu Makine ve Aksamlar› ‹hracatç›lar›<br />

Birli¤i Yönetim Kurulu taraf›ndan<br />

makine sektörünün yurt d›fl›nda daha<br />

etkin bir flekilde tan›t›labilmesi, makine<br />

ve aksamlar› sektörünün ihracat›n›n<br />

art›r›lmas›, yurt içinde ve yurt d›fl›nda<br />

imaj›n›n gelifltirilmesine yönelik faaliyetlerinin<br />

gerçeklefltirilmesi, markalaflma,<br />

AR-GE ve ortak tan›t›m çal›flmalar›n›n organize<br />

edilmesi amac›yla gerekli finansman›n<br />

sa¤lanmas›na yönelik olarak kararlaflt›r›lm›fl<br />

ve söz konusu Birli¤in 11 Nisan<br />

2007 tarihinde gerçeklefltirilen 2006<br />

y›l› Ola¤an Genel Kurulu’nda kararlaflt›r›-<br />

larak faaliyete geçmifltir.<br />

Grup; DTM ‹hracat Genel Müdürlü-<br />

¤ü’nden baflkan olarak görev yapan bir<br />

temsilci ile Makine ve Aksamlar› ‹hracatç›lar›<br />

Birli¤i Yönetim Kurulu’nca, Yönetim<br />

Kurulu ve/veya an›lan Birli¤in Genel Kurul<br />

Üyeleri aras›ndan seçilen dokuz kifli olmak<br />

üzere toplam 10 üyeden oluflmaktad›r.<br />

Ayr›ca, Birlik Yönetim Kurulu üyeleri<br />

aras›ndan bir kifli eflbaflkan olarak seçilmektedir.<br />

MTG’n›n görevleri;<br />

1. Fonun gelirlerini dikkate alarak yap›lacak<br />

tan›t›m faaliyetleri için tahmini bütçe<br />

haz›rlamak,<br />

2. Çal›flma gruplar› kurmak ve ihtiyaç duyulmas›<br />

halinde sektörün tan›t›m› ile ilgili<br />

faaliyetlere yönelik uzman ve/veya dan›flmanlar<br />

görevlendirmek,<br />

3. Fonun mali yönetimi konusunda Birlik<br />

Yönetim Kurulu’na önerilerde bulunmak,<br />

4. Tan›t›m faaliyetleri ile ilgili politika ve<br />

stratejileri saptamak,<br />

5. Üyelerden gelen proje tekliflerini inceleyerek<br />

sonuçland›rmak,<br />

6. Fona kaynak teflkil eden üye firmalar<br />

aras›ndaki iliflkilerin gelifltirilmesine yönelik<br />

koordinasyonu sa¤lamak,<br />

7. Yurt içinde ve yurt d›fl›nda sektörün tan›t›m›<br />

ile ilgili çeflitli faaliyetlerde (fuar,<br />

sergi, konferans, ticaret ve al›m heyetleri<br />

vb.) bulunmak ve di¤er kurumlarca düzenlenenleri<br />

desteklemek,<br />

8. Grup’ça belirlenecek sektörün tan›t›m›-<br />

na yönelik di¤er faaliyetlerde bulunmak,<br />

9. Söz konusu faaliyetlerin daha etkin flekilde<br />

yürütülmesini teminen her türlü<br />

kayna¤› araflt›rmak, bu kaynaklardan yararlanabilmek<br />

amac› ile yeni projeler gelifltirmek,<br />

10. Sektörün tan›t›m› ve dolay›s›yla ihracat›n›n<br />

art›r›lmas›, üretici ve ihracatç›lar<br />

aras›nda iletiflim sa¤lanmas› için yurt<br />

içinde ve yurt d›fl›nda sat›n alma veya ki-<br />

80 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


alama yoluyla tan›t›m merkezleri ve ticaret<br />

merkezleri açmak,<br />

11. Türk makine sektörünün ve sanayinin<br />

tan›t›m› amac›yla kitap veya süreli yay›nlar<br />

ç›karmak,<br />

12. Sektör ile ilgili pazar araflt›rmalar›<br />

yapmak veya yapt›rmak,<br />

13. Tan›t›m faaliyetleri ile ilgili olarak<br />

Müsteflarl›k taraf›ndan verilen di¤er görevler,<br />

olarak belirlenmifltir.<br />

Sektör hakk›nda<br />

Makine imalat sanayi bütün dünyada oldu¤u<br />

gibi ülkemizin sanayileflmesinin de<br />

itici gücüdür ve gelecekte de ülkemizin<br />

gelifliminin temel tafl› olacakt›r. Türk makine<br />

imalat sanayi, dünya makine imalat<br />

sanayindeki konumunu sa¤lamlaflt›rmaya<br />

devam etmektedir. Türk makine sanayi<br />

1990 y›l›ndan bu yana yaklafl›k %20<br />

oran›nda y›ll›k büyüme göstermifltir.<br />

Türkiye’de toplam makine imalat› 20 milyar<br />

düzeyinde olup, Avrupa ülkelerindeki<br />

toplam imalat›n %5’i oran›ndad›r. Toplam<br />

makine imalat de¤eri bak›m›ndan<br />

Türkiye’nin, Avrupa ülkeleri aras›nda 6.<br />

s›rada yer ald›¤› görülmektedir. Türkiye’den<br />

daha fazla imalat› olan ülkeler s›-<br />

ras›yla; Almanya %40 (140 milyar), ‹talya<br />

%19, ‹ngiltere %9, Fransa %10, ‹spanya<br />

%5’d›r. Önümüzdeki 5 y›l içerisinde makine<br />

imalat›ndaki y›ll›k art›fl›n ortalama<br />

%12-15 düzeyinde olmas› beklenmektedir.<br />

2007 y›l›na bak›ld›¤›nda imalat art›fl›n›n<br />

iyimser tahminle %12 düzeyinde oldu¤u<br />

düflünülmektedir. 15 AB ülkesinde makine<br />

imalat sanayinde 21.315 firma faaliyet<br />

gösterirken, ülkemizde 11.000 kadar makine<br />

imalatç›s› bulunmaktad›r. Sektör<br />

kaynaklar› ise bu rakam›n 20.000 oldu¤unu<br />

ifade etmektedir. Ancak, resmi rakamlara<br />

göre bir de¤erlendirme yap›lacak<br />

olursa ülkemizde 15 AB ülkesindekinin<br />

yar›s› kadar firma bulunmaktad›r.<br />

Türk makine sanayinde üretilen bafll›ca<br />

ürün gruplar›: reaktör ve kazanlar, türbinler<br />

ve turbojetler, pompalar ve kompresörler,<br />

vanalar, klimalar ve so¤utma makineleri,<br />

›s›t›c›lar ve f›r›nlar, hadde ve döküm<br />

makineleri, g›da sanayi makineleri,<br />

tar›m ve ormanc›l›k makineleri, yük kald›rma,<br />

tafl›ma ve istifleme makineleri, inflaat<br />

ve madencilik makineleri, ka¤›t ve<br />

matbaac›l›k makineleri, y›kama, kurutma<br />

ve ütüleme makineleri, tekstil ve konfeksiyon<br />

makineleri, deri iflleme makineleri,<br />

kauçuk ve plastik iflleme makineleri, metal<br />

iflleme makineleri ve tak›m tezgahlar›,<br />

motorlar ve yedek parçalar›, büro makineleri,<br />

rulmanlar, silah ve mühimmat ile<br />

ambalajlama makineleridir.<br />

81


MAKALE KENT VE YAŞAM<br />

Laleler anayurduna geri döndü<br />

Lale so¤an› yetifltiricili¤i projesinde ‹stanbul’un köylüleri ürettikleri lalelerin çiçeklerini<br />

festival havas›nda k›rd›lar. Y›llard›r eski ihtiflam›ndan uzak olan lale, bugün özellikle<br />

‹stanbul Büyükflehir Belediye Baflkan› Kadir Topbafl’›n talimat›yla ‹stanbul A¤aç ve Peyzaj<br />

A.fi.'nin yo¤un çal›flmalar› sonucu tekrar anayurduna döndü.<br />

> Ozan K›l›ç<br />

A¤aç A.fi. Halkla ‹liflkiler Uzman›<br />

A<br />

l›m garantili Lale So¤an› Yetifltiricili-<br />

¤i Sosyal Sorumluluk Projesi’yle baflta<br />

Silivri olmak üzere ‹stanbul’un köylüleri,<br />

Osmanl› topraklar›ndan Avrupa’ya götürüldü¤ü<br />

noktada, tekrar lale üretmeye<br />

bafllad›lar. Böylece ülkemizde lale so¤an›<br />

üretimini teflvik ederek, topraktan geçimini<br />

sa¤layan insanlar›m›za yeni ifl alanlar›<br />

aç›lmas› gerçeklefltirildi. Lale Yetifltiricili¤i<br />

Sosyal Sorumluluk Projesi’yle köylülerin<br />

ekonomilerinden bafllayarak köylerimize,<br />

ilçelerimize, ‹stanbul’a ve tüm Türkiye’ye<br />

ekonomik olarak katk› sa¤lan›yor.<br />

Lale yetifltiricili¤i projesinde lale so¤anlar›n›n<br />

güçlenmesi ve büyümesi için nisan<br />

ay›nda laleler çiçek açt›¤›nda gerçeklefltirilen<br />

lale çiçeklerinin k›r›lmas› Silivri Seymen<br />

köyünde köylülerin hep birlikte kat›-<br />

l›m›yla festival havas›nda geçti. ‹stanbul<br />

Büyükflehir Belediyesi ve ‹stanbul A¤aç ve<br />

Peyzaj A.fi. yetkililerinin de kat›ld›¤› programda<br />

Seymen Köyü ‹lkö¤retim Okulu ö¤rencileri<br />

folklor gösterisi sergiledi. Köylülerin<br />

haz›rlad›klar› yiyecek ikram›ndan<br />

sonra bütün Seymen köylüleri hep birlikte<br />

lale tarlas›na girerek lale çiçeklerinin<br />

bafllar›n› birlikte k›rd›lar.<br />

‹lk defa 2007-2008 döneminde bafllayan<br />

bu sosyal sorumluluk projesiyle ‹stanbul<br />

A¤aç ve Peyzaj A.fi. ‹stanbul orman köylülerine<br />

1.300.000 adet lale so¤an› da¤›tarak<br />

yetifltirip büyüttükleri laleleri ald›. 9<br />

üretici köylü aile baflar›yla üretimlerini<br />

gerçeklefltirdi. 2008-2009 döneminde de<br />

köylüler toplam 2.462.362 adet lale so¤an›<br />

üretti. 23 orman köylüsü gönüllerini<br />

vererek kendi arazilerinde lale so¤an› yetifltirdiler.<br />

2009-2010 döneminde de 35<br />

orman köylüsüyle toplam 2.846.798 lale<br />

so¤an› üretimi gerçeklefltiriliyor. Köylülere<br />

yetifltirdikleri her lale so¤an› bafl›na 6,5<br />

kurufl ödeniyor.<br />

82 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


2008 Y›l›nda 9 Üretici Köylü Ailemizin<br />

Brüt Geirleri: 84.500 TL,<br />

Maliyetleri: 20.800 TL,<br />

Net Gelirleri: 63.700 TL OLDU.<br />

Bir köylü ailenin ortalama geliri 7.000<br />

TL/Y›l olarak gerçekleflti.<br />

2009 Y›l›nda 23 Üretici Köylü Ailemizin<br />

Brüt Gelirleri: 160.053 TL<br />

Maliyetleri: 19.699 TL<br />

Net Gelirleri: 140.354 TL oldu<br />

Bir köylü ailenin ortalama geliri 6.100<br />

TL/Y›l olarak gerçekleflti.<br />

Toplamda (2008-2009 Y›llar›› Toplam)<br />

Köylülerimizin Net Kazanc›: 204.054 TL<br />

oldu.<br />

Köylülerin program› sonras›nda ‹stanbul<br />

A¤aç ve Peyzaj A.fi. Genel Müdürü Eyüp<br />

Karahan bir aç›klama yapt›. Karahan:<br />

“Baflkan›m›z Kadir Topbafl'›n talimat›yla<br />

gerçeklefltirdi¤imiz Al›m Garantili Lale So-<br />

¤an› Yetifltiricili¤i Projemizle 2014 y›l› sonunda<br />

‹stanbul’da kullan›lan lalelerin tamam›n›n<br />

köylülerimiz taraf›ndan üretilmesini<br />

hatta köylülerin lale so¤an› ihraç<br />

etmelerini hedefliyoruz.<br />

Al›m Garantili Lale So¤an› Yetifltiricili¤i<br />

Sosyal Sorumluluk Projemize bafllad›¤›-<br />

m›zda köylülerimizle bizzat görüflerek<br />

projemizi, amaçlar›m›z›, bu proje ile yapacaklar›m›z›<br />

ve kendilerinden beklediklerimizi<br />

anlatt›k. Bir grup giriflimci köylümüz<br />

yapabileceklerine inanarak bu projede<br />

lale so¤an› üreticisi olmay› kabul ettiler.<br />

Bu projemizde köylülerimizden 8<br />

kalibre boyutunda teslim etti¤imiz lale<br />

so¤anlar›n› 11-12 kalibre büyüklü¤e getirmelerini<br />

istedik. Ekim ay›nda bafllatt›¤›-<br />

m›z da¤›t›mdan sonra üniversiteden ö¤retim<br />

üyeleri ve bizzat lale uygulamas›<br />

yapan uzmanlarca köylülerimize e¤itim<br />

verdik. Projemizin her aflamas›nda onlara<br />

destek olduk. Üretimin her aflamas›nda<br />

gerekli kontrolleri yaparak eksik yap›-<br />

lan noktalarda uyar›larda bulunduk.<br />

Gübre deste¤i sa¤lad›k. Köylülerimiz de<br />

kas›m ay›nda ektikleri lale so¤anlar›n› sulad›lar,<br />

çapalay›p yabani otlar›ndan temizleyip,<br />

gübre verdiler, tekrar çapalay›p,<br />

tekrar gübre verdiler. Sadece giriflimci<br />

köylülerimiz de¤ildi bu projeden kazanç<br />

sa¤layan. Bu giriflimcilerimiz yan›nda<br />

çal›flan di¤er köylülerimize de ifl verdiler<br />

ve onlar da lale so¤an› yetifltiricili¤i ile<br />

aile ekonomilerine katk› sa¤lad›lar. Dolay›s›yla<br />

2007-2008 döneminde 9 üretici<br />

köylü ailemize verdi¤imiz lale so¤anlar›<br />

çal›flan di¤er ailelerle birlikte 20 aileye<br />

katk› sa¤lad›. 2008-2009 döneminde 23<br />

üretici köylü ailemize verdi¤imiz lale so-<br />

¤anlar› çal›flan di¤er ailelerle birlikte 50<br />

aileye katk› sa¤lad›. Ve flimdi de so¤an›n<br />

güçlenip büyümesini sa¤lamak için çiçeklerinin<br />

açt›¤› nisan ay›nda bafllar› k›r›l›-<br />

yor. Kas›mda bafllayan lale so¤an›n›n büyüme<br />

yolculu¤u temmuzda hasad ile bitecek<br />

ve ertesi sene baharda sizlere doyulmaz<br />

bir görsel flov yapmak için toprakla<br />

buluflacaklar› zaman› bekleyecekler.<br />

Baflta milletimizin efendisi köylülerimiz<br />

olmak üzere eme¤i geçen herkese teflekkür<br />

ediyorum” dedi.<br />

Lale so¤an› üretimi yapan ve Al›m Garantili<br />

Lale So¤an› Yetifltiricili¤i Projesinin<br />

Seymen köyünde ilk defa bafllamas›na<br />

öncülük eden Silivri Seymen Köyü eski<br />

Muhtar› Necmettin Eren de "Geçen y›lki<br />

üründen çok güzel para kazand›k. Bu y›l<br />

daha da artt›. Biz çiftçilik yapmaktay›z.<br />

Bu¤day ve ayçiçe¤inde böyle güzel para<br />

yok. Lale so¤an› ekimi için civar köylerden<br />

de talep çok büyük. Üretici say›s›n›n<br />

k›sa sürede artaca¤›n› tahmin ediyoruz.<br />

Bizlere bu imkân› sa¤layan Büyükflehir<br />

Belediye Baflkan›m›z Kadir Topbafl´a ve<br />

A¤aç A.fi.´ye teflekkür ediyoruz" diye konufltu.<br />

83


MAKALE<br />

Volkan patlamalar›, küçük ve<br />

büyük k›yamet senaryolar›<br />

> Prof. Dr. Mikdat Kad›o¤lu<br />

‹TÜ Meteoroloji Mühendisli¤i Bölümü Ö¤retim Üyesi<br />

Son günlerde Türkiye'de bir k›yamet ve Nostradamus modas›d›r gidiyor. fiimdi<br />

izninizle Türkiye'deki Nostradamus modas›na uyup dünyada dev bir volkan patlarsa<br />

ne olur konusundaki kehanetlerimi aç›klamak istiyorum. Ebced hesab› da<br />

bilmedi¤ime göre, bunu yaparken analoji (benzerlik, sebep-sonuç iliflkisi) ad› verilen<br />

bilimsel bir büyü kullanaca¤›m.<br />

8<br />

May›s 1902'de, Pasifik Okyanusu'ndaki<br />

Martinique Adas› üzerindeki<br />

Pelee Da¤›, yamaçlar›ndan afla¤› zehirli<br />

gazlar ve kül b›rakarak gelip St. Pierre<br />

kentinin içine yanan dev bir atefl topu<br />

gibi patlad›. Kal›n duvarlar›yla korunan<br />

zindanda yanm›fl bir mahkum d›fl›nda,<br />

30 binden fazla insan öldü. Pelee volkan›n›n<br />

patlamas› bir hava kirlili¤i örne¤idir.<br />

Hava kirlili¤inin yapay nedenlerden<br />

oldu¤unu düflünme e¤ilimimize ra¤men,<br />

volkanlar, orman yang›nlar› ve toz f›rt›-<br />

nalar› gibi birçok do¤al kirletici kaynak<br />

vard›r.<br />

Volkan iklimi etkiler<br />

Böylece volkanik patlamalar›n arazinin<br />

yap›s›n› de¤ifltirdi¤ini, havay› kirletti¤ini<br />

ve y›k›mlara neden oldu¤unu çok iyi biliyoruz,<br />

fakat volkanlar ayn› zamanda iklimde<br />

de önemli de¤iflimler yaratabilirler.<br />

Bunu atmosfere büyük miktarda silikat<br />

(kuvars kumu) ve sülfürik asit aerosolleri<br />

saçarak yaparlar. Sülfürik asit aerosollerinin<br />

özellikle stratosfere girmesi<br />

küresel iklimde k›sa dönemde önemli de-<br />

¤iflimlere neden olur. Örne¤in, Sigurdsson'a<br />

göre volkanlar›n atmosfere sald›¤›<br />

1012 kg sülfürik asit yeryüzünde hava s›-<br />

cakl›¤›n› 3 ila 4 derece so¤utabilir.<br />

Literatüre göre farkl› tipteki volkanlar<br />

farkl› aerosol emisyonlar›na neden olur.<br />

Bazalt lavlar› (‹zlanda'da oldu¤u gibi) atmosfere<br />

daha fazla kükürt salarak silikatl›<br />

patlamalardan daha fazla iklimi etkiler.<br />

Bu nedenle volkanlar›n iklim de¤iflimi<br />

çal›flmalar›n›n sadece vazgeçilmez bir<br />

unsuru de¤il ayn› zamanda tektonik hareketler<br />

ve magma kimyas› için de göz<br />

önünde tutulmalar› gerekmektedir. Buna<br />

bir örnek olarak flunu verebiliriz:<br />

1980 y›l›nda St. Helens da¤›n›n volkanik<br />

patlamas›yla Meksika El Chichon patlamas›<br />

ayn› büyüklükte olmalar›na ra¤men<br />

etkileri çok farkl› olmufltur. Her iki<br />

patlama küçük miktarda magmay› atmosfere<br />

saçm›flt› ama El Chichon patlamas›<br />

kükürt bak›m›ndan çok daha zengindi.<br />

Böylece St. Helens da¤› önemli bir<br />

iklim de¤iflimine neden olmazken, El<br />

Chichon stratosfere 20 milyon ton sülfürik<br />

asit göndererek kuzey yar›m kürede<br />

yaklafl›k olarak bir y›l boyunca hava s›-<br />

cakl›¤›n›n birkaç derece düflmesine neden<br />

oldu.<br />

Volkanik patlamalar›n iklimi de¤ifltirdi¤inin<br />

fark›na var›lmas› 1783 y›l›nda Benjamin<br />

Franklin'in Avrupa'daki (‹zlanda) Laki<br />

patlamas›n›n art›ndan ‘kuru sis' gözlemine<br />

kadar geri gider. Gerçekte tarihsel<br />

kay›tlar, geçmiflteki volkanik patlamalar›n<br />

iklime etkisini ortaya ç›kartmak için<br />

çok kullan›fll›d›r. Tarih kitaplar›nda yer<br />

alan yazs›z geçen y›llar, so¤uk geçen yaz<br />

ve k›fl aylar›, düflük tar›m rekoltesi, k›tl›k,<br />

açl›klar›n ve isyanlar›n bir k›sm› volkanik<br />

patlamalar›n ard›ndan ortaya ç›km›flt›r.<br />

Örne¤in 1883 Krakato patlamas›ndan<br />

sonra gökte ilahi iflaretler olarak alg›lanan<br />

bulan›k ›fl›klar, güneflin tuhaf mavimt›rak<br />

görünüflü, müthifl gün bat›m›<br />

ve do¤umlar› gibi tuhaf atmosferik optik<br />

olaylar da gözlenmifltir.<br />

Hava iki gün karard›<br />

Volkanik patlamalar›n iklime etkisi üzerine<br />

çok iyi bilinen baflka bir örnek, 1815<br />

y›l›nda Endenozya'daki Sumbawa Adas›'nda<br />

bulunan Tambora volkan›n›n patlamas›n›n<br />

ard›ndan 1816 y›l›n›n dünyada<br />

‘yazs›z bir y›l' olarak geçmesidir. Geçmifl<br />

10 bin y›lda Tambora, bilinen en büyük<br />

volkan patlamas›d›r. Bu patlama çok<br />

büyük bir alan› kaplayacak kadar kül<br />

üretmifl ve iki gün boyunca volkan›n çevresinde<br />

600 km'lik alanda hava karanl›k<br />

geçmifltir. A¤aç yafl halkalar›n›n gösterdi-<br />

¤ine göre 1816 y›l›n›n yaz›, 1815 yaz›ndan<br />

1.5 derece daha so¤uk olmufltur. Bu<br />

so¤uk yaz aylar›nda Avrupa'da hava çok<br />

so¤uk ve ya¤›fll› geçerek ve tar›m alanlar›n›<br />

tahrip ederek açl›k, salg›n hastal›klar<br />

ve iç kar›fl›kl›klara neden olmufltur.<br />

Benjamin Franklin’in 1783 y›l›nda fark<br />

etti¤i ‹zlanda Laki yanarda¤›ndan olan<br />

püskürme ola¤an d›fl› bir olayd›. Püskürme<br />

Haziran ay›nda bafllad› ve yaklafl›k<br />

sekiz ay boyunca devam etti. Püskürme<br />

sürekli olarak fliddetli bir flekilde sürmedi,<br />

daha çok lav ak›fl› fleklide gerçekleflti.<br />

Franklin'in tarif etti¤i sis, Asya ve Kuzey<br />

Afrika'da da gözlenmiflti. Her ne kadar<br />

büyük bir volkanik patlama gerçekleflmemiflse<br />

de etkileri çok dramatik oldu.<br />

‹zlanda da tar›m alanlar› tahrip oldu, evcil<br />

hayvanlar› yüzde 75’i telef oldu ve ‹zlanda'n›n<br />

açl›k ve salg›n hastal›klar nedeniyle<br />

dörtte biri öldü. Bu volkanik aktivitelerden<br />

sonraki k›fl 225 y›l›n en so¤uk<br />

k›fl› oldu. Böylece, volkanik patlamalar›n<br />

dünya iklimini de¤ifltirdi¤i fikri bugün iklim<br />

de¤ifliminin en önemli nedenlerinden<br />

biridir.<br />

fiimdi ben ‹zlanda’daki küçük volkan›n<br />

neden oldu¤u toz, kül ve asit ya¤›fllar›ndan<br />

hiç korkmuyorum ama Osmanl› Ta-<br />

84 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


ihinde 1783 ve 1816 y›llar›nda neler oldu¤unu<br />

çok merak ediyorum. Bu y›llarda<br />

Anadolu’da neler yafland›¤›n› bilen<br />

var m›<br />

Beni en çok korkutan afet, “Süper Volkan<br />

Patlamas›”d›r. ABD’de de olmas›ndan<br />

korkulan en kötü 10 do¤al afet listesinde<br />

de volkan vard›r. Örne¤in Yellowstone<br />

ABD’de bir gün patlayacak. Böyle bir fley<br />

olursa etraf›ndaki binlerce kilometrelik<br />

alandaki tüm yaflam› yok edecek ve<br />

ABD’nin tümünü 1 m. kal›nl›kta küller<br />

kaplayacak.<br />

Özetle bizdeki büyük k›yamet korkusu<br />

eskiden patlayarak iklim de¤iflimine neden<br />

olmufl süper volkanlardan kaynaklan›yor.<br />

>><br />

Volkanik patlamalar›n iklime etkisi üzerine çok iyi bilinen baflka bir<br />

örnek, 1815 y›l›nda Endenozya'daki Sumbawa Adas›'nda bulunan<br />

Tambora volkan›n›n patlamas›n›n ard›ndan 1816 y›l›n›n dünyada ‘yazs›z<br />

bir y›l' olarak geçmesidir.<br />

Jet ak›mlar›na binmek<br />

Günümüzdeki volkan korkusu, di¤er bir<br />

deyiflle küçük k›yamet ise volkanik küllerin<br />

jet ak›mlar›n›n seviyesine ulaflarak ve<br />

jet ak›mlar› taraf›ndan her tarafa tafl›nmas›<br />

sonucu hava trafi¤ini durdurmas›ndan<br />

kaynaklanmaktad›r.<br />

Atmosferde yükselince genellikle s›cakl›k<br />

sürekli olarak düfler, rüzgâr h›z› ise artmaya<br />

devam eder ve 11 km civar›nda<br />

rüzgâr h›z› maksimum bir de¤ere ulafl›r.<br />

Bu kuvvetli rüzgâr ak›mlar›na “jet ak›m›”<br />

denir. Jet ak›m›, çok de¤il yaklafl›k 50 y›l<br />

önce hiç kimsenin bilmedi¤i bir fleydi.<br />

Fakat bu günlerde, özellikle Amerika'da<br />

her akflam TV'de hava durumu programlar›n›n<br />

en önemli unsuru haline geldi.<br />

Çünkü jet ak›mlar› günlük hava durumunu<br />

belirleyen en önemli faktörlerden biridir.<br />

Onlar, hava flartlar›yla birlikte uçaklar›n<br />

uçufl süresini ve yüksekli¤ini de belirler.<br />

Yolcu uçaklar›n›n bat›dan do¤uya<br />

do¤ru olan uzun mesafeli uçufllar›nda<br />

zaman, jet ak›mlar› yüzünden çabuk geçer.<br />

Bu nedenle, ‹stanbul-New York seferi<br />

11 saat sürerken dönüfl yolculu¤u dokuz<br />

saattir. Günümüzde uçaklar, rutin<br />

olarak ya jet ak›mlar›nda rüzgârla birlikte<br />

uçmak ya da jet ak›mlar›na karfl› uçmamak<br />

için uçufl yüksekliklerini ayarlar.<br />

Jet ak›mlar›n›n tarihi k›sa ve çok ilginçtir:<br />

I. Dünya Savafl›'ndan sonra birkaç bilim<br />

insan› yerden 10 ila 15 kilometre yükseklikteki<br />

havada çok kuvvetli rüzgârlar›n<br />

varl›¤›ndan flüpheleniyordu. Bu çok kuvvetli<br />

hava ak›mlar›, art›k ‘jet ak›m›' olarak<br />

biliniyor. Bunlarla ilk önce II. Dünya<br />

Savafl›'nda bir Alman keflif pilotu karfl›lafl›r.<br />

Bu pilot Akdeniz üzerinde uçarken<br />

fark›nda olmadan saatte 350 kilometre<br />

h›zla esen rüzgâra karfl› uçar, uçar. Sonuçta,<br />

oldu¤u yerde çak›l›p kal›r ve yak›-<br />

t› bitince de zorunlu olarak denize iner.<br />

Asl›nda, 5 Eylül 1862'de ‹ngiliz Meteorolo¤ist<br />

James Glaisher ve Coxwell adl› bir<br />

pilot jet ak›m›n› keflfetmeye çok yaklafl›r.<br />

Atmosferde ölçümler yapmak için bir s›-<br />

cak hava balonuyla yükselmifllerdir. Koruyucu<br />

giysiler vb. olmadan 8.8 kilometrenin<br />

üzerine ç›kt›klar› anda düflük hava<br />

bas›nc› ve oksijen miktar› nedeniyle tümüyle<br />

fenalafl›rlar. Coxwell felç olur; ellerini<br />

oynatamaz ama diflleriyle balonun<br />

vanalar›n› çevirerek balonu yere indirmeyi<br />

baflar›r. Fakat 2-3 kilometre daha<br />

yukar›ya ç›kamad›klar› için jet ak›mlar›-<br />

n› keflfedemezler.<br />

85


MAKALE<br />

dönen uçaklar büyük bir s›çrama yapt›.<br />

Uçaklar›n yere göre olan h›zlar› bir anda<br />

450 mil/saat'e ç›kt›. Bu h›z uçaklar›n<br />

maksimum h›z limitinin 90 mil/saat üzerindeydi.<br />

Art›k bombard›man uçaklar›-<br />

n›n pozisyonlar›n› ayarlamas› için çok<br />

geçti. B›rakt›klar› bombalar da hedeflerin<br />

çok önünde bir yerlere düflmüfltü.<br />

Askeri aç›dan görev baflar›s›zl›kla sonuçlanm›flt›<br />

ama bu olay meteorologlar ve<br />

havada belefl yol almay› hayal edenler<br />

için büyük bir bulufltu. Maalesef jet<br />

ak›mlar› sürekli bir çizgi gibi dünyay› dolanmaz.<br />

Bu nedenle, ço¤u s›cak hava baloncular›n›n<br />

sadece jet ak›mlar›na binerek<br />

dünyan›n etraf›n› dönme denemeleri<br />

de baflar›s›zl›kla sonuçlanm›flt›r.<br />

>><br />

Günümüzdeki volkan korkusu, di¤er bir deyiflle küçük k›yamet ise<br />

volkanik küllerin jet ak›mlar›n›n seviyesine ulaflarak ve jet ak›mlar›<br />

taraf›ndan her tarafa tafl›nmas› sonucu hava trafi¤ini durdurmas›ndan<br />

kaynaklanmaktad›r.<br />

Kurdele gibi uzanan rüzgâr nehirleri<br />

1920'lerde de meteorolojistler balonla<br />

deney ve ölçümler yapmaya devam<br />

eder. 1922'de bir meteoroloji balonu ‹ngiltere'de<br />

uçurulduktan sadece dört saat<br />

sonra 966 kilometre do¤uda Almanya'ya<br />

düfler. Balon saatte yaklafl›k olarak 240<br />

kilometrelik bir h›zla uçmufltur. Balonun<br />

görülmemifl bu h›z›na ak›l s›r ermez ve<br />

bu iflte bir tuhafl›k oldu¤u düflünülür.<br />

1930'larda baz› teorik çal›flmalar ve gözlemler<br />

de bat›dan do¤uya çok h›zl› rüzgârlar›n<br />

esiyor olmas› gerekti¤ini söylüyordu.<br />

Örne¤in, yerden h›zl› hareket etti-<br />

¤i gözlenen cirrüs bulutlar› yukar› seviyelerde<br />

çok kuvvetli bat›l› hava ak›mlar›-<br />

n›n oldu¤unu aç›kça gösteriyordu.<br />

II. Dünya Savafl› s›ras›nda bu tuhaf rüzgârlar,<br />

1922'de ‹ngiltere'de yaflanan balon<br />

olay›nda gözlendi¤i gibi, yine tuhaf<br />

bir flekilde kendilerini belli ettiler. Pasifik<br />

Okyanusu'ndaki Saipan ve Tinian adl›<br />

adac›klardan kalkan Amerikan B-29<br />

bombard›man uçaklar› Tokyo'ya uçarken<br />

çok kuvvetli rüzgârlarla karfl›laflt›klar›n›<br />

ve h›zlar›n› kontrol edemediklerini<br />

rapor ediyordu. Bazen bu rüzgârlara karfl›<br />

uçtuklar›nda do¤ru dürüst yol alamad›klar›n›<br />

ama yak›tlar›n›n tükendi¤ini<br />

fark ediyorlard› ama kimse bunlara havada<br />

bir kurdele gibi uzanan kuvvetli<br />

rüzgâr nehirlerinin neden oldu¤unu hayal<br />

bile edemiyordu.<br />

Böylece, 4 Kas›m 1944'te 49 adet B-29<br />

Superfortress tipi savafl uça¤› ilk büyük<br />

ölçekli bombard›man için Tokyo'ya yönelmiflti.<br />

27 ila 30 bin feet aras› bir yükseklikteyken<br />

Fuji Da¤›'na do¤ru do¤uya<br />

Her gün tespit edilmeleri gerek<br />

Jet ak›mlar› yerdeki f›rt›na sistemlerinin<br />

hareketini yönlendirme gücüne de sahiptir.<br />

Ayn› zamanda jet ak›mlar›, kuzeydeki<br />

daha so¤uk havay›, güneydeki daha<br />

s›cak havadan da ay›r›r. Örne¤in, kuzeybat›dan<br />

Türkiye üzerine inen bir jet ak›-<br />

m› hava s›cakl›¤›n› düflürür. Di¤er yandan,<br />

güneybat›dan bir y›lan gibi k›vr›larak<br />

üzerimize yönelen jet ak›mlar› ise s›-<br />

cak ve nemli havay› üzerimize getirir.<br />

Tahmincilerin 200-300 mb bas›nç seviyelerine<br />

bakt›¤› zaman ilk düflündü¤ü jet<br />

ak›mlar›d›r. Jet ak›mlar› sürekli hareket<br />

halinde oldu¤u için, bulunduklar› yerlerin<br />

her gün tespit edilmesi gerekir. Bunun<br />

için de dünyan›n 10 bin de¤iflik noktas›ndan<br />

her gün iki adet meteoroloji balonu<br />

uçurulup yukar› seviyelerdeki rüzgârlar<br />

ölçülür. Dolay›s›yla yerleri belirlenen<br />

jet ak›mlar›yla daha do¤ru ve orta<br />

vadeli s›cakl›k ve ya¤›fl tahminleri yap›labilir.<br />

Bat›dan do¤uya do¤ru esen jet<br />

ak›mlar› bize havan›n dünyadan daha<br />

h›zl› döndü¤ünü de göstermektedir. Ayr›-<br />

ca k›fl mevsimi yaflanan yerlerde (‘rüzgâr<br />

günefli takip eder' prensibine uygun bir<br />

flekilde) rüzgârlar her zaman daha h›zl›<br />

eser. Bu nedenle, jet ak›mlar› k›fl›n daha<br />

güneye inerek alçak bas›nç ve ona ba¤l›<br />

cephe sistemlerinin üzerimize getirip daha<br />

çok ya¤›fl b›rakmas›na neden olur.<br />

Sonuç olarak uçamayan uçak ve yolcular<br />

ile birlikte havaalanlar›nda mahsur kalan<br />

binlerce yolcu için küçük volkanlar<br />

bazen küçük bir k›yamete neden olabilirken<br />

süper volkan patlamalar› iklimi de-<br />

¤ifltirerek milyonlarca insan› etkileyen<br />

büyük k›yametlere neden olabilmektedir.<br />

Dünya, do¤a, yaflam iflte budur!<br />

86 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


KTAPLIK<br />

Ak Zambaklar<br />

Ülkesinde Finlandiya<br />

> Fatih Göksu<br />

F<br />

inlandiya gibi küçük ve geri kalm›fl<br />

bir ülkenin, e¤itim ve kültür yönlerinden<br />

nas›l kalk›nd›¤›n› derinli¤iyle anlatan<br />

büyük toplumsal bir yap›tt›r. Fin halk›<br />

önceden nas›ld›, sonradan ne duruma<br />

geldi ve bunda okulun, devletin, toplumun<br />

ve dinin rolleri nelerdir gibi olgular›<br />

sorgulayan kitap ayr›ca, tek tek kahramanlar<br />

Fin halk›n› nas›l yi¤it bir ulus yapm›flt›r,<br />

demokrat bir ulus ne demektir, bütün<br />

bir ulus nas›l yücelir, halka karfl› ayd›nlar›n<br />

görevi nelerdir, gerçek yurtseverlik<br />

nas›l olur, ulusa gerçek bir hikmet nas›l<br />

verilir, bir avuç ayd›n›n halka kendini<br />

veren gönül toklu¤u ve özverisiyle tüm bir<br />

ulus nas›l cehennemden cennete yükseltilir<br />

gibi sorulara da cevaplar vermifltir.<br />

Bir milletin uyan›fl›n›, bir toplumun var<br />

olma mücadelesini Snelman ö¤retilerinden<br />

yola ç›karak anlatmaya çal›flm›flt›r.<br />

Snelman kimdir:<br />

Snelman, yeniden do¤makta olan genç<br />

Fin ayd›nlar›n›n en gözde temsilcilerinden<br />

biridir. Snelman, her fleyden çok, bir<br />

halk ö¤retmeni ve Finlilerin ulusal kültürlerinin<br />

yarat›c›s› olmakla ün yapm›flt›r.<br />

Grigoriy Petrov, Snelman’›, binlerce göller<br />

ve batakl›klar ülkesi Finlandiya’y› “Akzambaklar<br />

Ülkesi”ne dönüfltüren ve yepyeni<br />

bir Finlandiya yaratan lider olarak<br />

tan›mlamaktad›r. Snelman’›n istekleri<br />

do¤rultusunda genç Fin ö¤retmenler, din<br />

adamlar›, avukat ve memurlar harekete<br />

geçmifller; halk y›¤›nlar›n›n e¤itimi, okur<br />

yazarl›¤›, ayd›nlat›lmas› ve uyar›lmas›<br />

için bir seferberlik bafllat›lmas› gere¤ini<br />

insanlar aras›nda yaymaya bafllam›fllard›r.<br />

Snelman ve arkadafllar›, Finlandiya’n›n<br />

gelece¤e yönelmifl kalk›nmas›yla ilgili<br />

bütün ümitlerini Fin gençlerinin ak›ll›-<br />

ca e¤itimi konusuna ba¤lam›fllard›. Gençlik,<br />

onlar›n çok sevdi¤i ve ayn› zamanda<br />

üzerinde duyarl›l›kla durdu¤u bir konuydu.<br />

Bu nedenle Snelman; dosdo¤ru konuflur,<br />

gençleri uygunsuz davran›fllar›ndan<br />

dolay› yüzlerine karfl› azarlamaktan çekinmezdi.<br />

Ama yafll›lar önünde gençler<br />

elefltirilirken moralce bozulduklar›; bu sebeple<br />

gençlerden hiçbir iyi hareket ve tutum<br />

beklenemeyece¤i iddia edilirken,<br />

Snelman gençleri daima savunurdu.<br />

Snelman`in ö¤retilerinden<br />

baz› bafll›klar<br />

Ak Zambaklar<br />

Ülkesinde<br />

Finlandiya<br />

Grigoriy Petrov<br />

Tarihin verdi¤i dersler<br />

Altyap›s› eskimifl uluslar›n bir zamanlar›n<br />

çok güçlü kurulufllar› olan örgütleri, düzenleri<br />

ve hatta yönetim flekilleri, her nas›lsa<br />

zaman›m›za kadar sürüp gelebilmifltir.<br />

Kahramanlar ve ulus<br />

Devletlerin güçleri ve güçsüzlükleri, uluslar›n<br />

toplu halde geliflmeleri veya çözülüp<br />

da¤›lmalar› her zaman ve yaln›z onlar› yönetenlerin<br />

de¤erli veya de¤ersiz ya da<br />

erkli veya erksiz olmalar›ndan ileri gelmez.<br />

Kilise ve halk<br />

Kilise papazlar› kiliselerinde cemaatlerine<br />

yeni ve daha baflka bir dil ile konuflarak<br />

yeni konular etraf›nda konferanslar vermeye<br />

bafllam›fllard›r. Gençler ve çocuklarla<br />

da ayr› ayr› toplant›lar yapm›fllar, bunu<br />

yaparken de akl›, ilmi ve hayat›n gereklerinden<br />

olan nefle ve e¤lenceyi uluorta<br />

elefltirip lanetlemeden yapm›fllard›r.<br />

Memurlar-E¤itimciler<br />

Snelman’›n halka karfl› yapt›¤› konuflmalar<br />

halk›n kendi memurlar›na karfl› daha<br />

çok güven beslemesini sa¤lam›flt›r. Dinç,<br />

zihin ve ruhça geliflmifl, ahlakça üstün yeni<br />

genç memurlar devlet kurulufllar›nda<br />

görev almaya bafllam›fllard›r. Bu sayede<br />

Finlandiya örnek gösterilmeye lay›k bir<br />

kalk›nma aflamas›na eriflmifltir. Halk da<br />

bu yeni kuflak memurlar›yla pek hakl› olarak<br />

övünmeye bafllam›flt›r.<br />

Köylüler, iflçiler, küçük zanaatkârlar:<br />

Snelman; henüz çocukluk ve okul ça¤lar›nda<br />

iken dünyada ve uluslar aras›nda<br />

gelip geçen ve her biri a¤›r suç say›lacak<br />

nitelikteki k›yas›ya bo¤uflmalardan ve<br />

kendi deyimine göre insanlar aras›nda,<br />

uflak ve kölelik anlay›fl› ile yürütülen alçakça<br />

davran›fllardan ve özellikle, saray<br />

entrikalar›ndan nefret eder; bu ifllere adlar›<br />

kar›flanlara karfl› derin bir kin duyard›.<br />

Futbol<br />

Snelman ve arkadafllar› gençlerin körpecik<br />

fakat dinç ve güçlü dima¤lar›n› gelifltirecek<br />

çal›flmalar› bir yana iterek, sadece<br />

futbola kendilerini bu derecede tutku ile<br />

88 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


kapt›rm›fl olmalar›n› asla uygun bulmam›fllar;<br />

bu gidifli, bütün gençli¤in zihinsel<br />

ve ruhsal yönlerden yoksun, bombofl ve<br />

ç›r›lç›plak durumda bulunmas› fleklinde<br />

yorumlam›fllard›r.<br />

Burada kitabin asil de¤eri bize Finlandiya’y›<br />

tan›tmas›nda de¤il, bu ülkeyi tan›t›rken<br />

bize de kendimizin ne oldu¤unu ve<br />

ne olaca¤›m›z› göstermesindedir. Sanki<br />

bu küçük Fin ulusu, biz Türklere bir kolayl›k<br />

olsun diye, tuttu¤umuz uygarl›k yolunda,<br />

daha kararl› ve güvenle yürümemiz<br />

için o deneyi yapm›fllard›r.<br />

Kitaptan al›nt›lar:<br />

“zaman geçtikçe nesiller sürekli de¤ifliyor.<br />

Her nesil, kendisiyle birlikte yeni kavramlar,<br />

söylemler, yeni ihtiyaçlar ve talepler<br />

gelifltiriyor. Yeni nesillere art›k eskimifl,<br />

zaman afl›m›na u¤ram›fl yönetim biçimleri<br />

ve yasalar zorla uygulanamaz.”<br />

“ülke insan›n ço¤unlu¤unun e¤itimden<br />

yoksul b›rak›lmas› bir cinayettir. Devletin<br />

kendi kendini yok etmesi, intihar etmesi<br />

demektir.”<br />

“milyonlarca halk bedenen, ruhen, fikren<br />

ve ahlaken çürüyor da, hiç kimse bu kokuflmufllu¤u<br />

görmüyor. Herkesin karakteri<br />

bozulmufl veya herkes bu yozlaflm›fll›¤a<br />

al›flm›fl da bunu do¤al bir durum san›yor<br />

sanki. Ama bu böyle mi olmal›d›r”<br />

Yazar hakk›nda<br />

Ak zambaklar ülkesi isimli kitab›yla dünyada<br />

çok genifl kitlelere ulaflan bir Rus yazard›r.<br />

Petrov ilahiyat e¤itimi gördü ve<br />

çevresinde hatipli¤iyle tan›nd›. Ülke çap›nda<br />

yapt›¤› ateflli konuflmalarla, halklar›<br />

miskin miskin oturmaktan vazgeçip,<br />

harekete geçmeleri konusunda yüreklendirmeye<br />

çal›flt›. Onlar›n böyle kötü bir yaflam›<br />

hak etmedi¤ini, bunu yenmek için<br />

de, s›n›fs›z bir flekilde, iflçisinden köylüsüne,<br />

devlet adam›ndan ö¤retmenine, ö¤rencisinden<br />

sanatç›s›na ayd›n›na kadar<br />

çok s›k› çal›flmas› gerekti¤ini hayk›rd›<br />

yüzlerine...<br />

Petrov, 1800’lü y›llar›n öncesinde ‹sveç<br />

hâkimiyetinde olan Finlandiya’n›n,<br />

1800'lü y›llar›n bafl›ndan itibaren Rusya<br />

egemenli¤ine geçmesiyle efl zamanl› olarak,<br />

birçok defa Finlandiya’ya gitme flans›<br />

buldu. Finlandiya’n›n -yerel halk kendine<br />

suomi diyor- dört bir yan›n›, neredeyse<br />

her köflesini gezdi, birçok insan tan›d›, yaz›ndan<br />

k›fl›na, ilkbahar›ndan sonbahar›-<br />

na kadar her mevsimini yaflad›, hiç bir do-<br />

¤al zenginli¤i olmayan yokluklar içindeki<br />

ve bu da yetmiyormufl gibi -cahil- olan bir<br />

halk›n, emekle, saf emekle, geliflme duygusuyla,<br />

kendi kendine omuz vererek nas›l<br />

geliflti¤ine ve bunu devletler tarihinde<br />

çok k›sa bir süre olan 70-80 y›l gibi bir sürede<br />

yapt›¤›na flahit oldu.<br />

Bu nedenle akzambaklar ülkesi adl› kitab›nda<br />

Finlandiya’n›n kat etti¤i bu mesafeye<br />

aç›kça -hayranl›k duydu¤unu- ifade etti.<br />

Petrov yaflam›n›n bir döneminde ‹stanbul´da<br />

da bulunmufltur.<br />

89


BR PORTRE<br />

Gelecek tasavvurunuz nedir<br />

> ‹brahim Akgün<br />

H<br />

ür ve sivili bir müteflebbis olan Nuri<br />

Demira¤, bugün ancak ilgilisinin bildi¤i<br />

bir isim ve a¤›rl›kl› olarak da Befliktafl’ta<br />

kurdu¤u uçak fabrikas›yla an›lmaktad›r.<br />

Bu somut ad›m›n ön planda olmas›<br />

anormal de¤ildir; ama bu O’nu geçmiflten<br />

günümüze tafl›mam›z› sa¤lamamaktad›r.<br />

Bir baraj düflünün, müthifl bir potansiyele<br />

sahip. Suyun bir arada tutulmas›n› sa¤layan<br />

bir beton y›¤›n› ve o potansiyel harekete<br />

geçti¤inde de elektrik üretimi söz<br />

konusu. Nuri Demira¤’› Demira¤ yapan<br />

da sahip oldu¤u potansiyel ve bu potansiyelin<br />

yerli ve yerinde ad›mlar at›lmak suretiyle<br />

kullan›lmas›d›r. O’nu derinlemesine<br />

anlamam›za imkân tan›yacak olan da<br />

bu ad›mlar› hangi tasavvurla yapt›¤›n›<br />

keflfetmektir.<br />

Geçmiflinden kopmadan, ülkesi ad›na bir<br />

gelecek infla etmeye adanm›fl bir hayat<br />

yaflayan Demira¤’›, bu kadar dirayetli ve<br />

azimli k›lan, benli¤ine de¤il, memleketine<br />

olan hizmet aflk›yd›. Bir ülkenin ancak,<br />

kendisine yapt›¤› yat›r›mla yükselece¤inin<br />

bilincinde olarak, ahlak ve ifl zemininde<br />

memleketi için kendisinin tabiriyle<br />

“ruhu idealist, dima¤› realist” birisi olarak<br />

çal›flt›.<br />

Günü kurtarman›n çok ötesinde, gelece¤i<br />

inflâ etme tutkusu, sahip oldu¤u tüm servetinin<br />

yat›r›mlara akmas›n› sa¤lam›flt›r.<br />

Sorumluluk almaktan kaçm›yor ve yaln›zca<br />

mesle¤iyle yetinmemiflti. Prensip sahibiydi<br />

ve görevi esnas›nda hakarete u¤rad›ktan<br />

sonra “milli haysiyet ve flerefi, üç<br />

buçuk palikaryan›n ayaklar› alt›nda çi¤nenen<br />

bir hükümete memurluk edemem”<br />

diyerek ilk yerli ve yerinde yat›r›m›-<br />

na giriflmiflti.<br />

Kendisine olan güveni sayesinde yarat›c›<br />

olabilmifl ve ortaya her zaman yeni birfleyler<br />

koymaya çal›flm›flt›r. Daima ilerisi<br />

için ad›m atm›fl, hayat› bütüncül gözlemlemifl<br />

ve tekrar ediyorum, günü kurtarman›n<br />

çok ötesinde gelece¤i inflâ etmek için<br />

u¤raflm›fl ve 1935’te Türk Hava Kurumu<br />

(THK) hava savunmas› için para toplarken,<br />

Vehbi Koç 5 bin lira ile destek olurken,<br />

Demira¤: “Siz ne diyorsunuz Benden<br />

bu millet için bir fley istiyorsan›z en<br />

mükemmelini istemelisiniz. Madem ki bu<br />

millet teyyaresiz yaflayamaz, öyleyse bu<br />

yaflama vas›tas›n› baflkalar›n›n lütfundan<br />

beklememeliyiz. Ben bu uçaklar›n fabrikas›n›<br />

yapmaya talibim” demiflti. Baz›lar›<br />

gibi ABD’den lisans alma derdine düflmeyen<br />

Demira¤, 1910’lardan sonra pilot yetifltirmeye<br />

ve uçak üretmeye bafllayan Almanya,<br />

Fransa ve ‹ngiltere’nin sanayi anlam›nda<br />

gerisinde kalmamam›z› sa¤layacak<br />

ikinci yerli ve yerinde ad›m› Selahattin<br />

Alan ile birlikte atm›flt›.<br />

Bu hamle bile bir devrimken, o bunu k›sa<br />

vadede görüyordu, birbirini tamamlay›c›<br />

parçalar› birlefltirmesi gereklili¤inin ve<br />

bütüncül yaklafl›m›n bir sonucu olarak da<br />

gök okulunu açm›fl, ard›ndan gök üniversitesini<br />

kurmay› planlam›flt›.<br />

Kendisi, sars›lmaz azim, cesaret ve sebat<br />

ile bu ad›mlar› atarken, ABD Howrd<br />

Hugs’a 60 milyon $ verirken, London<br />

News’ Demira¤’› ‘Türk Rockefeller’i olarak<br />

yazarken; Ülkemiz yöneticileri ABD yard›-<br />

m›ndan belefl uçak almay› ye¤lemifl, Demira¤’dan<br />

rüflvet istediler, medyas› da gazetelerde<br />

kendisiyle alay etmiflti.<br />

O günlerde, birçok beyin yurtd›fl›na e¤itime<br />

gidiyordu. Gelenlerin çok az›, hizmet<br />

derdindeydi. Ço¤u, “lisans alal›m da, hangi<br />

ülkeninkini alal›m” k›s›r tart›flmas›n›n<br />

içindeydi. Bugün de birçok arkadafl›m›z<br />

var yurtd›fl›nda, bu arkadafllar da hizmet<br />

etmek istiyorlar; ama kendilerine imkân<br />

sa¤land›¤› ve mesleklerine de¤er verildi¤i<br />

nispette. Umuyoruz ki ülkemizin en büyük<br />

temsilcilerinden Prof. Dr. Ali Erdemir’e<br />

“madem yabanc› dilin var, öyleyse<br />

resepsiyonda çal›fl” denildi¤i gibi de¤ersiz<br />

karfl›lanmazlar.<br />

Ortak bir hedefe topyekün<br />

yönel(e)meyen bir toplum<br />

15. Lui’nin babas› kendisini emanet etti¤i<br />

mürebbiyesine kral aday› olan Lui’nin<br />

e¤itiminin nas›l giti¤ini sorar, mürebbiye<br />

de “tüm yetenekleri tam; fakat tüm bunlar›<br />

kullanma yetene¤i eksik” der. Bunun<br />

içinde yaflad›¤›m›z toplum için geçerli oldu¤unu<br />

düflünürsek e¤er, nedir bizi bu<br />

yetenekleri kullanmaktan al›koyan, mahrum<br />

b›rakan ve bu yoksunlu¤u bize yaflatan<br />

San›yorum ki burada büyük bir toplumsal<br />

iki s›k›nt›ya parmak basm›fl oluyoruz;<br />

EGO ve S‹YASET (her anlamda). Bu ikisi ve<br />

bu ikisinin neden oldu¤u ALGI bozuklu¤u<br />

her noktada eskiden oldu¤u gibi kendini<br />

daima olumsuz yönde göstermektedir.<br />

Bir misal olarak, ‹smet ‹nönü’nün tek<br />

adam olmak sevdas›na Demira¤’›n bütün<br />

bir yat›r›m›n› y›km›fl olmas›n› ve mensubu<br />

oldu¤u cemiyetin kendince d›fl›nda<br />

gördüklerinin gücünü ö¤renebilmek ad›-<br />

na da DP’nin kurulmas›n› desteklemifl<br />

oluflunu gösterebiliriz. Bu gibi durumlar<br />

ÜRETKENL‹⁄‹N en büyük düflman›d›r;<br />

çünkü IQ ve di¤er tüm alanlarda domino<br />

etkisi yaratacak ‘ortak hareket etme’ olgusu<br />

ortadan kalkm›fl, BEN ön plana al›nm›flt›r.<br />

Geçmiflin yükü ve gelece¤in<br />

sorumlulu¤u üzerimizde<br />

Hayat, daima iki seçenek üzerine sürer gider,<br />

seçene¤i ülkesi ad›na faydal› birfleyler<br />

ortaya koymak olan kiflilerin, tek bir<br />

birey olarak zihinlerini daima tetikte tut-<br />

90 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


mas› gerekmektedir. Gündemlerimizin<br />

nelerden olufltu¤una bir göz atmal›y›z.<br />

‹çinde bulundu¤umuz zaman, asl›nda, bize<br />

verilmifl/sunulmufl bir f›rsatt›r. Zaman<br />

geçerken traktörlerin arkas›ndaki pulluklar›n<br />

tarlay› ekilecek hale getirmesi misali<br />

gelecek için de¤er yaratacak flekilde mi<br />

geçiyor yoksa bofl mu geçiyor diye sürekli<br />

olarak kendimizi muhasebeye çekmeliyiz.<br />

Son olarak, bizlere düflen; “EGO’muzu<br />

yenmek, kendimize güvenmek, kararl› olmak,<br />

Nuri Demira¤’›n baflar›da âmil 6<br />

flart olarak gördü¤ü ‘‹flret (içki içme), oyun<br />

(kumar), iffetsizlik, e¤rilik, tembellik, zulümkarl›k’<br />

gibi fleylerden kaç›nmakt›r.”<br />

Yöneticilere düflen de; “Yol açmakt›r.”<br />

Yitik bir hazine olan<br />

Demira¤’› keflfetmeye çal›flt›k.<br />

1886 y›l›nda Sivas'›n Divri¤i kasabas›nda<br />

do¤du. Babas›n› henüz üç yafl›nda iken<br />

kaybetmifltir. Rüfldiye tahsilini memleketinde<br />

yapm›fl ve ayn› rüfldiyeye muallim<br />

tayin edilmifl, Ziraat Bankas›n›n açt›¤› bir<br />

müsabaka imtihan›n› kazanarak, bu bankan›n<br />

önce Kangal, sonra Koçkiri flubelerinde<br />

çal›flm›flt›r. Maliye Bakanl›¤›n›n açt›¤›<br />

bir imtihan› da kazanarak, bankac›l›ktan<br />

maliye hizmetine geçmifl, ‹stanbul'a<br />

gelerek Maliye'nin her kademesinde seçkin<br />

bir memur olarak çal›flm›fl ve 1918-<br />

1919 aras›nda 32-33 yafllar›nda iken maliye<br />

müfettifli olmufltur.<br />

Kendi kayd›na göre 56 alt›n (252 ka¤›t lira)<br />

birikmifl paras› ile sigara ka¤›tç›l›¤›na<br />

bafllam›fl ve "Türk Zaferi" ad›n› verdi¤i bir<br />

sigara ka¤›d› ç›karm›flt›r. Daha sonra, Demiryollar›<br />

baflta olmak üzere müteahhitlik<br />

hayat›na at›lm›flt›r. Samsun'dan bafllayan<br />

ilk tahakkukuna müteakip (Fevzipafla-Diyarbak›r)<br />

(Afyon-Antalya) (Sivas-Erzurum)<br />

(Irmak-Filyos) hatlar›nda 1012 kilometrelik<br />

demiryolu yaparken, di¤er büyük<br />

inflaat ifllerine de at›ld›. Bursa'da Sümerbank'›n<br />

Merinos, Karabük'te Demir ve<br />

Çelik, ‹zmit'te Selüloz, Sivas'ta Çimento<br />

fabrikalar›yla, ‹stanbul'da hal binas›n› ve<br />

Eceabad - Hava Soflesi’ni de yapt›. Bütün<br />

bu büyük eserlerinin önünde ve muhitlerinde,<br />

hayrat çeflmeler yapmay› unutmam›flt›.<br />

Nuri Demira¤, 1936 y›l›nda havac›l›k sanayisinin<br />

ilk temellerini atmaya bafllad›.<br />

‹lk ifl olarak haz›rlad›¤› 10 y›ll›k bir plan<br />

gere¤i, Befliktafl Barbaros Hayrettin ‹skelesi’nin<br />

yan›nda Tayyare Etüd Atölyesi’ni<br />

kurdu. Yeflilköy'de Elmas Pafla Çiftli¤i’ni<br />

tayyare meydan› yapmak için sat›n ald›.<br />

1000-1300 metre boyutlar›nda düz bir<br />

tayyare alan› yapt›rd›. 1937-1938 y›l› içinde<br />

Türk Hava Kurumu 10 e¤itim uça¤› ve<br />

65 planör sipariflinde bulundu. Nu.D.38<br />

tipi yolcu uça¤›, tamamen Türk mühendis<br />

ve iflçilerinin ortaya ç›kard›klar› Türk<br />

tipi bir uçakt›r. 6 kiflilik yolcu uça¤›n›n çift<br />

pilot kumandas› bulunmaktad›r. Saatte<br />

325 kilometre h›z yapabilmekte ve 1000<br />

km uçabilmektedir. Türk Hava Kurumu,<br />

Nuri Demira¤'›n fabrikalar›na siparifl vermifl<br />

oldu¤u bu uçaklar› almaktan vazgeçmifltir.<br />

Nuri Demira¤, Cumhuriyet Tarihinde<br />

üçüncü kez çok partili hayata geçiflte<br />

(1945) ilk muhalefet partisi olan Milli Kalk›nma<br />

Partisi'nin kurucular› aras›nda yer<br />

ald› ve genel baflkanl›¤›n› üstlendi. Partinin<br />

resmi muamelesi 26.8.1945’te ikmal<br />

edilmifl olmakla birlikte, Nuri Demira¤ 'art›k<br />

yeter' slogan› ile 6.7.1945’te ortaya<br />

at›lm›fl ve bir siyasi parti kurma teflebbüsüne<br />

fiilen o tarihte geçilmifltir. 1946 seçimlerinde<br />

Nuri Demira¤'›n Partisi seçimi<br />

kazanamad› ve Milli Kalk›nma Partisi günden<br />

güne eriyerek siyasi sahadan tamamen<br />

silindi; fakat 1954 seçimlerinde Nuri<br />

Demira¤ Demokrat Parti'den Sivas'ta<br />

müstakil aday gösterildi ve bu suretle Sivas<br />

Mensubu olarak Büyük Millet Meclisine<br />

girdi. 13 Kas›m 1957'de vefat etti ve Istanbul'da<br />

Zincirlikuyu Mezarl›¤›nda defnedildi.<br />

Mesude Demira¤'la evli bulunan<br />

Nuri Demira¤'in Galip ve Kay› Alp adli iki<br />

o¤lu, Mefkure, fiukufe, Süveyda, Suheyla,<br />

Gülbahar ve Turan Melek adlar›nda k›zlar›<br />

bulunmaktayd›.<br />

‹lkleri:<br />

•Seri Üretim olarak 1936'da ilk Türk uça-<br />

¤›n› yapt›.<br />

•Çok partili rejimdeki ilk muhalafet partisini<br />

kurdu.<br />

•Ankara'nin do¤usuna ilk demiryolunu<br />

yapt›.<br />

•lk yerli paraflütü yapt›.<br />

•1922'de ilk Türk sigara ka¤›d›n› üretti.<br />

•Bursa'da Sümerbank'in Merinos fabrikas›n›<br />

kurdu.<br />

•‹stanbul Bo¤az’›na özel köprü yapt›rmay›<br />

projelendirdi.<br />

•‹lk flehir ve köy planlar›n› haz›rlad›.<br />

•Karabük'te demir ve çelik fabrikas›n›<br />

kurdu.<br />

•‹zmit'te selüloz fabrikas›n› kurdu.<br />

•Sivas'ta çimento fabrikalar›n› kurdu.<br />

•‹stanbul'daki büyük hal binas›n› yapt›.<br />

Yararlan›lan Kaynaklar<br />

Derviflo¤lu, Fatih. M., “Nuri Demira¤, Türkiye’nin<br />

Havac›l›k Efsanesi” Ötüken, Y›l 2010, 3. Bas›m<br />

Akgün, ‹. “Marifet Garajda m› Mimar ve Mühendis<br />

Dergisi, Y›l 2009, Say›: 50<br />

http://www.nuridemirag.com<br />

91


BZDEN SNEMA VE HABERLER MÜHENDSLK<br />

Tüm zamanlar›n en<br />

iyi 10 filminden biri:<br />

“Bisiklet<br />

H›rs›zlar›”<br />

filmi ve<br />

Yeni<br />

Gerçekçi<br />

‹talyan<br />

Sinemas›<br />

Savafl›n insan üzerindeki<br />

etkileri; çekilen ac›lar›,<br />

çaresizli¤in verdi¤i ahlaki<br />

dejenerasyonu yal›n bir<br />

dille anlatan “Bisiklet<br />

H›rs›zlar›” sineman›n<br />

sadece bir e¤lence arac›<br />

olmad›¤›n›, hayata bir<br />

ayna tutan ve insan›n<br />

sorunlar›na e¤ilen bir<br />

sorumlulu¤u da oldu¤unu<br />

vurgulam›fl. ‹talyan Yeni<br />

Gerçekçi Sinemas›<br />

ak›m›n›n da simgesi olan<br />

film dünyada sineman›n<br />

bak›fl aç›s›n›, duruflunu ve<br />

dilini etkilemifltir.<br />

> Erol Mermer<br />

Senarist - Yazar<br />

1<br />

940’l› y›llar... 2. Dünya Savafl›’ndan yenik<br />

ç›kan ‹talya’da halk›n yoksulluk,<br />

açl›k, sefaletle olan mücadelesi. ‹flçi-bulma<br />

kurumlar›n›n önünde bekleflen uzun kuyruklar.<br />

Açl›ktan ve umutsuzluktan gözü<br />

dönmüfl, psikolojisi bozulmufl biribiri üstüne<br />

y›¤›lm›fl bir halk. Antonio Ricci bu kalabal›ktan<br />

biri. Bir gün belediyede afifl asma<br />

ifli al›r ama bu ifl için bir bisikleti olmas›<br />

flart› vard›r. Bisiklet almak için hiç paras›<br />

yoktur, satacak bir fleyi de...<br />

Sonunda yorgan çarflaflar›n› satarak bisikleti<br />

al›rlar. Maafll› bir ifle bafllad›¤› için çok<br />

mutludur. Daha ifle bafllad›¤› ilk gün, sokakta<br />

afifl asarken bisikleti çal›n›r. Antonio<br />

bisikletini çalan adam›n peflinden koflmaya<br />

bafllar. Pedallar› çeviren ayaklarla<br />

arkas›ndan koflan adam, bütün güçlerini<br />

kullanmaktad›r. Bu canh›rafl kovalamada<br />

iki adam soka¤› dönerek gözden kaybolurlar.<br />

Uzun aramalardan bir sonuç alamayan<br />

Antonio sonunda polise baflvurur. Polis<br />

müdürlü¤ü o kadar yo¤undur ki, her taraf<br />

suç kayn›yordur ve nereye koflturacaklar›-<br />

n› bilememektedirler. Bisiklet çal›nmas›<br />

basit bir vakad›r ve kendisiyle ilgilenecek<br />

vakitleri olmad›¤›n› belirtirler. Antonio o¤lu<br />

ile Roma sokaklar›nda akflama kadarlar<br />

çal›nan bisikleti ararlar ama bulamazlar.<br />

Antonio iflni kaybetmek üzeredir. Umutsuz<br />

ve çaresizdir. So¤uk terler dökmektedir.<br />

Gözü fabrika önünde s›ral› duran bisikletlere<br />

tak›l›r. O¤luna sen burada beni<br />

bekle der. Etraf› kolaçan ettikten sonra gözüne<br />

kestirdi¤i bir bisikleti alarak h›zla<br />

kaçmaya bafllar. Bu arada iflçilerden biri<br />

durumu fark eder ve ba¤›rmaya bafllar.<br />

Çok geçmeden Antonio polis taraf›ndan<br />

yakalan›r. Bafllar›na toplanan kalabal›k<br />

Antonio’yu linç etmek istemektedirler. O¤lu<br />

da koflarak gelir. Korku ve panik içindedir.<br />

Derken bisikletin sahibi Antonio’un çaresizli¤ini<br />

ve küçük çocu¤un gözlerindeki<br />

korkuyu fark eder ve polise flikayetçi olmad›¤›n›<br />

söyler. Antonio ve o¤lu akflam›n alaca<br />

karanl›¤›nda, kalabal›¤›n homurtular›<br />

aras›nda gözden kaybolur.<br />

Yeni Gerçekçi ‹talyan<br />

Sinemas› (1945-1955)<br />

‹talyan Yeni Gerçekçili¤i; halk e¤ilimli ve<br />

Hollywood’un dünya egemenli¤ine karfl›<br />

ulusal bir sineman›n baflkald›r›s›d›r. Savafl›n<br />

tüm fliddetini yaflam›fl olan Avrupa'da<br />

gerek belgesel sinemada, gerekse drama<br />

sinemas›nda yeni ak›mlar do¤du. ‹lk filizlenenler<br />

‹talyan Neo Realismo'su (Yeni gerçekçilik)<br />

ve ‹ngiliz Free Cinema's›yd›. Yeni<br />

Gerçekçilik ‹talya’n›n o günkü tarihsel koflullar›<br />

ile ortaya ç›km›flt›r: ‹talya da faflizmin<br />

yenik düflmesi, Roma’n›n bombalanmas›,<br />

Sicilya’n›n iflgali, Hitlerin Mussoliniyi<br />

kukla gibi kullanmas› ile ‹talya da büyük<br />

bir kaos yaflanmaya bafllad›.<br />

Ak›m›n ilk filmi say›labilecek olan Rosellini'nin<br />

Roma Aç›k fiehir'i (1945), De Sica'n›n<br />

Kald›r›m Çocuklar› (Sciussa, 1946) ve sinema<br />

tarihine geçmifl baflyap›t› Bisiklet H›rs›zlar›<br />

(Ladri di Bicylette, 1948), ayr›ca Visconti'nin<br />

baflyap›t› Yer Sars›l›yor (1948, La<br />

Terra Trema) bu ak›m›n mihenk tafllar› olarak<br />

sinema ve sanat tarihlerindeki yerlerini<br />

ald›lar.<br />

92 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


Ak›m›n ortaya ç›kmas›ndaki etmenler<br />

1. Frans›z Do¤alc›l›k Ak›m› (Naturalism)<br />

2. ‹ngiliz Belgesel Sinemas›,<br />

3. Sovyet Toplumcu Sinemas›,<br />

4. ‹talyan Edebiyat›'ndaki VERISMO ak›-<br />

m›.<br />

Borde ve André Bouissy’e göre, Yeni Gerçekçilik’in<br />

Hollywood<br />

sinemas›ndan ayr›lan yönleri:<br />

-Bütünlük planlar›n›n ve ortalama planlar›n›n<br />

ve aktüaliteninkine yak›n bir kadraj›n<br />

s›k s›k kullan›m›;<br />

-Sessiz sinemada pahal› olan görsel efektlerin<br />

(bindirme, e¤ik görüntüler, yans›-<br />

malar, deformasyonlar,) reddi;<br />

-Belgesel gelene¤ine göre ayarlanm›fl oldukça<br />

gri bir görüntü;<br />

-Özel efektsiz bir kurgu;<br />

-Gerçek dekorlarda çevrim;<br />

-Do¤açlamada farkl› bir yol demek olan<br />

dekupajda belli bir esneklik;<br />

-Profesyonel olmayan gerçek oyuncular›n<br />

kullan›lmas›;<br />

-Diyaloglar›n basitli¤i;<br />

-Sessiz çevrilmifl filmlerin sonradan efllenmesine<br />

baflvurma;<br />

-Bütçenin küçüklü¤ü.<br />

-Yukar›da an›lan belirgin biçimsel ve teknik<br />

özelliklerine ra¤men ‹talyan Yeni Gerçekçili¤i<br />

daha ziyade ideolojik yap›s›, içeri¤i<br />

ve dünya görüflü ile belirginleflen Anti-Hollywood’çu<br />

sinemasal bir tav›rd›r.<br />

“Yeni Gerçekçili¤i karakterize eden fley<br />

anlatma biçimi de¤ildir, kameran›n sokakta<br />

dolafl›m› ya da profesyonel olmayan<br />

oyuncular›n kullan›m› de¤ildir. Ça¤›-<br />

m›z›n, halk›m›z›n sorunlar›n› net olarak,<br />

sergileme olgusudur.”<br />

(De SANTIS)<br />

F‹LM‹N KÜNYES‹<br />

Filmin Ad› Bisiklet H›rs›zlar<br />

(Ladri di biciclette )<br />

Yönetmen Vittorio De Sica<br />

Yap›mc› Giuseppe Amato<br />

Senarist Cesare Zavattini<br />

G. Yönetmeni Carlo Montuori<br />

Müzik Alessandro Cicognini<br />

Kurgu Eraldo Da Roma<br />

Ülkesi ‹talya - 1948<br />

Süresi 93 dakika<br />

Oyuncular<br />

Lamberto Maggiorani<br />

Enzo Staiola<br />

Lianella Carell<br />

Elena Altieri<br />

Giulio Chiari<br />

Vittorio Antonucci<br />

Gino Saltamerenda<br />

Ak›m›n önemli yönetmenleri:<br />

1945 y›l›nda bafllay›p ellili y›llarda devam<br />

eden bu ak›m›n en önemli isimleri Roberto<br />

Rossellini, Vittorio de Sica, Luchino Visconti<br />

ve yüze yak›n filmin senaryosunu<br />

yazm›fl olan Cesare Zavattini’dir.<br />

Zavattini, bu yeni ak›m sayesinde “efsanelerin<br />

alt›na gömülmüfl olan gerçe¤in<br />

yeniden tomurcuklanmaya bafllad›¤›n›;<br />

bir a¤ac›n, bir ihtiyar adam›n, yoksul bir<br />

evin içinin, uyuyan bir insan›n, a¤layan<br />

bir insan›n” gösterilmesinin sinemadaki<br />

de¤erini vurgular.<br />

Ak›m›n Türkiye’de etkileri:<br />

Ömer Lütfi Akad belgesel gelene¤ine yaslanan<br />

(Gelin, Dü¤ün, Diyet), Metin Erksan<br />

(Susuz Yaz, Y›lanlar›n Öcü), Halit Refi¤ (Üç<br />

Arkadafl, Gurbet Kufllar›),Y›lmaz Güney<br />

sosyalist-gerçekçi (Endifle, Umut) gibi<br />

filmleriyle “gerçekçi sinemasal anlat›m”<br />

yolunda önemli ad›mlar att›lar. Güney<br />

ekolünden gelen, sinema kariyerlerine<br />

sosyalist-gerçekçi filmler yaparak bafllayan<br />

ve 80'lerin ortas›ndan itibaren auteurleflen<br />

Ömer Kavur, Erden K›ral, Ali Özgentürk<br />

gibi yönetmenleri de bu çerçevede<br />

anmak gerekir.<br />

Ödüller:<br />

1950 Bisiklet H›rs›zlar› En ‹yi Yabanc› Film<br />

Oskar›<br />

1951 Miracolo a Milano Alt›n Palmiye<br />

(Cannes)<br />

1957 Silahlara Veda En ‹yi Yard›mc› Er<br />

kek Oyuncu (Oskar<br />

Aday›)<br />

Filmografisi:<br />

• 1939 Due Dozine Di Rose Scarlette/‹ki Düzine<br />

K›rm›z› Gül<br />

•1940 Maddalena, zero in condotta/Maddalena,<br />

Hal ve Gidifl S›f›r<br />

•1941 Un Garibaldino al convento/Manast›rda<br />

Bir Garibaldi Yanl›s›<br />

•1942 ‹l bambini ci guardano/Çocuklar<br />

Bize Bak›yor<br />

•1946 Sciussia/Kald›r›m Çoçuklar›<br />

•1946 La porta del cielo/Gö¤ün Kap›s›<br />

•1948 Ladri di biciclette/Bisiklet H›rs›zlar›<br />

•1951 Miracolo a Milano/Milano'da Mucize<br />

•1952 Umberto D.<br />

•1953 Villa Borghese<br />

•1953 Stazione Termini/Termini ‹stasyonu<br />

•1954 L'oro di Napoli/Napoli Alt›n›<br />

•1956 ‹l tetto / Yuvas›zlar<br />

•1958 Anna i Brooklyn/Broklyn'li Anna<br />

•1961 La ciociara/‹ki Kad›n<br />

•1961 ‹l giudizio universale/Son Hüküm<br />

•1962 ‹ sequestrati di Altona/Altona<br />

Mahkumlar›<br />

•1963 ‹l boom/Patlama<br />

•1963 Ieri, Oggi, Domani/Dün, Bugün,<br />

Yar›n<br />

•1964 Matrimonio all'italiana/‹talyan<br />

Usulü Evlilik<br />

•1966 Un monde nouveau/Yeni Dünya<br />

•1966 Caccia alla volpe/Tilkinin Peflinde<br />

•1966 Le streghe/Cad›lar<br />

•1967 Sette volte donna/Yedi Kere Kad›n<br />

•1968 Gli amanti/Afl›klar ‹çin Bir Yer<br />

•1970 I Girasoli/Günefl Çiçekleri<br />

•1970 ‹l giardino dei Finzi-Contini/Finzi-Contini'lerin<br />

Bahçesi<br />

•1970 Le coppie/Çiftler<br />

•1971 I cavalieri di Malta/Malta fiövalyleri<br />

•1972 Lo chiameremo Andrea/Ona<br />

Andrea Ad›n› Verece¤iz<br />

•1973 Una breve vacanza/K›sa Bir Tatil<br />

•1974 ‹l viaggio/Yolculuk<br />

Vittorio De Sica (Yönetmen, oyuncu 1902 - 1974)<br />

Vittorio De Sica 1902 y›l›nda yoksul bir ‹talyan kasabas› olan Sora'da do¤du. Fakir ailesine yard›mc› olmak için genç yaflta memur olarak<br />

çal›flmaya bafllad›. Roma'daki Yüksek Ticaret Enstitüsü'ne gitti. Daha sonra Roma Üniversitesi'nden muhasebeci olarak mezun oldu. Tatiana<br />

Pavlova'n›n tiyatrosunda garson rolüyle ilk kez sahneye ç›kt›. 1920'li y›llar›n sonlar›nda da tiyatroda çal›flmay› sürdürdü. 1933'te<br />

oyuncu efli Giuditta Rissone ve Sergio Tofano ile birlikte kendi toplulu¤u “Za Bum”u kurdu. Tolpuluk, genellikle hafif komediler sahneledi;<br />

ancak, Pierre Beaumarchais oyunlar› da oynad›. Ayr›ca, Luchino Visconti gibi ünlü yönetmenlerle çal›flt›.<br />

1931 ile 1940 aras›nda 23 filmde oynayan De Sica, o dönemde müzikaller ve hafif romantik komedilerde büyük baflar› kazand›. Beyaz<br />

perdedeki popülerli¤i De Sica'ya, kamera arkas›na geçip romantik bir komedi olan ‹ki Düzine K›rm›z› Gül (Due dozzine di rose scarlette -<br />

1939) ile yönetmenli¤e geçmesini sa¤lad›.<br />

Yeni Gerçekçi ‹talyan Sinemas›’n›n en önemli senaristi Cesare Zavattini ile karfl›laflmas› De Sica’n›n sinema kariyerini ve düflüncelerini yeniden<br />

flekillendirdi. Bu iki usta sinema tarihine geçecek baflyap›tlara imza att›lar Kald›r›m Çocuklar› (Sciuscià, 1946) ve 1950 de “Yabanc›<br />

Film Oskar›”n› ald›¤› Bisiklet H›rs›zlar› (Ladri di biciclette, 1948) filmini çekti. En be¤enilen filmlerinden biri, Alberto Moravia'n›n roman›ndan<br />

uyarlanan, baflroldeki Sophia Loren'in En ‹yi Kad›n Oskar’›n› kazand›¤› ‹ki Kad›n filmidir. (La Ciociara, 1960) 150'den fazla filmde<br />

oynam›fl ve 34 film yönetmifl olan De Sica, Paris yak›nlar›ndaki Neuilly-sur-Seine'de 13 Kas›m 1974'te öldü.<br />

93


TEKNOLOJ<br />

Hadron çarp›flt›r›c›s›ndan<br />

enerji rekoru<br />

‹sviçre'deki Büyük Hadron Çarp›flt›r›c›s›'nda dönen protonlar 1.18 trilyon elektron<br />

volt gücüne ulaflt›. Dünyan›n en büyük atom çarp›flt›r›c›s›nda güç rekoru k›-<br />

r›ld›. Evrenin do¤mas›na yol açan Büyük Patlama ortam›n›n oluflturulmas› amac›yla<br />

yürütülen yüzy›l›n deneyinde, birbirine z›t yönde gönderilen protonlar›n<br />

1.18 trilyon elektron volt gücüne ulaflt›¤› aç›kland›.<br />

Büyük Hadron Çarp›flt›r›c›s› (Large Hadron Collider – LHC) deneyini yürüten<br />

CERN’den yap›lan aç›klamada, daha önce Chicago’daki Fermilab laboratuar›nda<br />

ulafl›lan 1 Tev gücün üzerine ç›k›lld›¤› belirtildi. Proton h›zland›rmas›, önümüzdeki<br />

y›l gerçekleflecek olan bir dizi yüksek güçlü çarp›flmaya kadar kademeli olarak<br />

art›r›lacak.<br />

Yaklafl›k bir y›l tamir geçiren çarp›flt›r›c›n›n yeniden çal›flt›r›lmaya bafllanmas›ndan<br />

sonra düflük enerjili protonlar ilk kez önceki hafta çarp›flt›r›lm›flt›.<br />

Sivrisinek,<br />

uçan afl› oldu<br />

Japonya'n›n baflkenti Tokyo'ya yak›n Jichi t›p<br />

fakültesi araflt›rmac›lar›, genetik de¤iflimle<br />

sivrisineklerin tükürüklerinde tatarc›k hummas›na<br />

karfl› afl› üretmelerini sa¤lad›. Bu sineklerin<br />

›s›rd›¤› farelerin ise hastal›¤a karfl›<br />

antikor üretti¤i tespit edildi.Araflt›rmay› yöneten<br />

Prof. Shigeto Yoshida, genetik de¤iflime<br />

u¤rat›lm›fl sineklerin ›s›rd›klar› "kurbanlar›-<br />

n›n" normal bir afl› olmufl gibi hastal›¤a karfl›<br />

korundu¤unu, ama bu yöntemin "ücretsiz ve<br />

ac›s›z" oldu¤unu belirtti.<br />

"Uçan afl›lar›n" baz› problemlere yol açabilece¤ini<br />

belirten uzmanlar ise genetik olarak<br />

de¤ifltirilmifl sivrisineklerin do¤aya sal›nmas›<br />

halinde bunun kontrolsüz afl›lama anlam›na<br />

gelece¤ini, afl›n›n dozunun ayarlanmas›n›n<br />

zor olaca¤›n› ve insanlar›n, r›zas› al›nmadan<br />

afl›lanmaya muhtemelen karfl› ç›kacaklar›n›<br />

ifade ediyor.<br />

Her y›l dünyada yaklafl›k 1 milyon kifli s›tmadan<br />

hayat›n› kaybediyor; her 30 saniyede, 5<br />

yafl›n alt›nda bir çocuk bu hastal›ktan ölüyor.<br />

Intel'den ODTÜ ve<br />

Bilkent'e proje yat›r›m›<br />

‹fllemci teknolojilerinde dünyan›n önde gelen firmalar›ndan Intel, ODTÜ<br />

ve Bilkent Üniversitesi'nde üç ayr› projeye yat›r›m yapma karar› ald›.<br />

Intel, ODTÜ'nün MikroelektroMekanik Sistemler (MEMS) Araflt›rma ve<br />

Uygulama Merkezi'ne 2,5 milyon dolarl›k ekipman deste¤i yapacak,<br />

ayr›ca ODTÜ'de yürütülecek Enerji Verimlili¤i Projesi ile Bilkent Üniversitesi'nde<br />

yürütülecek ''Kutupsal Kodlar'' projelerinin hayata geçmesi için<br />

destek verecek. Intel ile ODTÜ ve Bilkent Üniversitesi aras›nda ''Akademik<br />

Araflt›rmalara Yönelik ‹flbirli¤i Anlaflmas›'' Sheraton Otel'de düzenlenen<br />

toplant›da imzaland›.<br />

Toplant›ya, TC Baflbakanl›k Yat›r›m Destek ve Tan›t›m Ajans› Baflkan›<br />

Alpaslan Korkmaz, Intel Türkiye Genel Müdürü Çi¤dem Ertem, ODTÜ<br />

Rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar, Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr.<br />

Abdullah Atalar ile projeleri yürütecek bilim insanlar› kat›ld›.<br />

94 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010


AJANDA<br />

>><br />

YAPI ‹STANBUL<br />

‹stanbul 33.Uluslararas› Yap› Fuar›<br />

Tarih : 05.05.2010 - 09.05.2010<br />

Yer<br />

: ‹stanbul TÜYAP<br />

Web<br />

: www.yem.net<br />

>><br />

ISK-SODEX 2010<br />

Is›tma, So¤utma, Havaland›rma, Yal›t›m,<br />

Pompa, Vana,<br />

Tarih : 05.05.2010 - 08.05.2010<br />

Yer<br />

: CNR EXPO ‹stanbul<br />

Web<br />

: www.www.hannovermesse.de<br />

>><br />

ICCI<br />

Uluslararas› Enerji ve Çevre Fuar› ve Konferans›<br />

Tarih : 12.05.2010 - 14.05.2010<br />

Yer<br />

: WOW Convention Center/ ‹STANBUL<br />

Web<br />

: www.sektorelfuarcilik.com<br />

>><br />

KONELEX 2010<br />

5.Elektrik, Elektronik, Elektromekanik,<br />

Enerji Üretimi, Otomasyon ve Ayd›nlatma<br />

Fuar›<br />

Tarih : 13.05.2010 - 16.05.2010<br />

Yer<br />

: TÜYAP Konya<br />

Web<br />

: www.tuyap.com.tr<br />

95


ÇZG YORUM<br />

Yakup Güler<br />

96 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!