f428ed8209
f428ed8209
f428ed8209
PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!
SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.
53<br />
Sayı 53 Mart - Nisan 2010<br />
Buhar makinelerinden<br />
dijital devrime;<br />
Sanayileflme<br />
Dünyan›n oluflumu ve<br />
CERN deneyleri<br />
‹pekyolu ve Kervansaraylar<br />
Volkan patlamalar›,<br />
küçük ve büyük k›yamet<br />
senaryolar›
Dünyan›n oluflumu ve<br />
‹mtiyaz Sahibi<br />
Mimar ve Mühendisler Grubu adına<br />
Genel Başkan<br />
Avni Çebi<br />
Sorumlu Yaz› ‹flleri Müdürü<br />
Adem Sarı<br />
53<br />
Sayı 53 Mart - Nisan 2010<br />
Buhar makinelerinden<br />
dijital devrime;<br />
Sanayileflme<br />
Dünyan›n oluflumu ve<br />
CERN deneyleri<br />
‹pekyolu ve Kervansaraylar<br />
Volkan patlamalar›,<br />
küçük ve büyük k›yamet<br />
senaryolar›<br />
Yay›n Koordinatörü<br />
İsmail Şaşmaz<br />
ismail@ajanspiksel.com<br />
Yay›n Kurulu<br />
Mehmet İşci, Osman Arı, Yakup Güler,<br />
Mahmut Çelik, Yavuz Sarı,<br />
Mehmet Bulayır, Mesut Uğur,<br />
Osman Şahbaz, Yılmaz Ada<br />
Bu Say›ya Katk›da Bulunanlar<br />
Prof. Dr. Ercan Öztemel, Ömer Doğan,<br />
Saffet Çakmak, Ahmet Erkoç<br />
Yay›n Dan›flma Kurulu<br />
Prof. Dr. İlhami Karayalçın,<br />
Prof. Dr. Nazif Gürdoğan, Adnan Çelik,<br />
Prof. Dr. Nizamettin Aydın,<br />
Prof. Dr. Zeki Çizmecioğlu,<br />
Yrd. Doç. Dr. Ömer Faruk Kültür,<br />
Ali Reyhan Esen, Fatih Dönmez<br />
Editör<br />
A. Kadir Mermertaş<br />
kadir@ajanspiksel.com<br />
Görsel Yönetmen<br />
Nevzat Albayrak<br />
Renk Ayr›m›<br />
Muhammet Dilsiz<br />
Reklam<br />
reklam@ajanspiksel.com<br />
‹letiflim Adresi<br />
Kuştepe Biracılar Sok. No: 7<br />
Mecidiyeköy/İstanbul<br />
Tel: 212 217 51 00<br />
Fax: 212 217 22 63<br />
Web: www.mmg.org.tr<br />
E-posta: mmg@mmg.org.tr<br />
‹çerik ve Yap›m<br />
Eski Osmanlı Sok. Cansun Apt. 5/7<br />
Mecidiyeköy/İstanbul<br />
Tel: 212 273 27 50<br />
Fax: 212 273 27 51<br />
Web: www.ajanspiksel.com<br />
E-posta: info@ajanspiksel.com<br />
Bas›m<br />
Milsan Basın San. A.Ş.<br />
0212 471 71 50<br />
Yay›n Türü<br />
İki ayda bir yayınlanır.<br />
Yerel Süreli Yayın<br />
Ücretsizdir<br />
Yazı ve reklamların içerik sorumluluğu<br />
sahiplerine aittir. Kaynak gösterilerek<br />
alıntı yapılabilir.<br />
editörden<br />
Merhabalar…<br />
Büyük de¤iflimler, büyük yükselifller büyük devrimlerle<br />
yaflanm›flt›r. Ülkeleri de¤erlendirmede önemli ölçütlerden<br />
biri olan sanayileri de büyük bir devrimle, sanayi devrimi ile<br />
bafllad›. Su de¤irmenlerinin icad›ndan buhar makilerinin<br />
icad›na bugün gelinen noktada sanayi devriminin ne kadar<br />
büyük bir devrim oldu¤unu görmekteyiz. Bizde 53. say›m›zda<br />
dosya konusu olarak sanayileflme konusunu ele ald›k.<br />
Sanayinin gelifliminden bugüne dünyadaki geliflmeleri ve<br />
ülkemizdeki durumu derinlemesine inceledik.<br />
Sanayileflme bugün geliflmekte olan ülkeler için önemli bir<br />
büyüme arac›. Fakat sanayileflme çabas›nda olan ülkeler<br />
bilgi ça¤› dedi¤imiz önemli bir devrimi kaç›rmamal›d›rlar.<br />
Geliflmekte olan ülkeler sanayi ile büyürken geliflmifl ülkeler<br />
bilgi ça¤›n› yaflamaktad›rlar. Örne¤in yaz›l›m endüstrisi<br />
geliflmifl ülkeler için milyarlarca dolarl›k gelir kaynaklar›<br />
yaratmaya bafllad›. Geliflmekte olan ülkeler özellikle ülkemiz<br />
bu bilgi ça¤›ndaki geliflmelerden uzak kalmamal›d›rlar.<br />
Sanayileflme konusunu de¤erlendirirken alan›nda uzmanlarla<br />
konuyu inceledik. Üniversitelerden akademisyenler, ifl<br />
dünyas›ndan sanayiciler ve Sanayi ve Ticaret Bakan› Nihat<br />
Ergün ile sanayi alan›ndaki geliflmeleri de¤erlendirdik.<br />
Dergimizde ele ald›¤›m›z di¤er önemli bir konu ise son günlerin<br />
gündemdeki konusu tar›m alan›ndaki geliflmeler ve et<br />
fiyatlar›ndaki de¤iflim oldu. Konuyu MMG Ankara fiubesi<br />
kahvalt›l› toplant›s›na kat›lan Tar›m Bakan› Mehdi Eker<br />
de¤erlendirdi.<br />
Ayr›ca MMG’nin gerçeklefltirdi¤i etkinliklerden haberleri,<br />
uzmanlardan makaleleri ve ölümünün 1. y›l›nda Bilge<br />
Mimar Turgut Cansever’in ard›ndan Mimar Mehmet ‹flci’nin<br />
yaz›s›n› ilgi ile okuyaca¤›n›z› umuyorum.<br />
Gelecek say›da buluflmak dile¤iyle…<br />
A. Kadir Mermertafl
32<br />
DOSYA<br />
Buhar makinelerinden, dijital devrime;<br />
Sanayileflme<br />
Avrupa’da 18. ve 19. yüzy›llarda yeni bulufllar›n üretime<br />
uygulanmas› ve buhar gücüyle çal›flan makinelerin makineleflmifl<br />
endüstriyi do¤urmas›, bu geliflmelerin de Avrupa’daki sermaye<br />
birikimini artt›rmas› olarak bilinir. Bu sermaye birikimi ülkemizin<br />
en büyük eksiklerindendir ve sanayinin yeteri kadar<br />
geliflememesinin en önemli nedenidir. Türkiye’den çok sonra<br />
kurulan devletler sanayileflme sayesinde art›k dünyada söz<br />
sahibidir. Ülkemizde ise bu konuda yap›lan at›l›mlar bir flekilde ya<br />
kayd›r›lm›fl ya da giriflimlere engel olunmufltur. Sanayileflme bir<br />
ülkenin geliflmesi için en önemli etmendir. S›radan bir eleman<br />
yerine ya da her ifli yapabilen bir eleman yerine sadece tek bir<br />
alanda uzman elemanlar yetifltirerek üretimi art›rmak ve ifl alan›<br />
yaratmak için sanayileflme flartt›r. Ülkemiz için çok uzun ve zorlu<br />
bir süreç olsa da yap›lmas› durumunda birçok alanda refaha<br />
ulaflaca¤›m›z kesindir.<br />
Bizden Haberler<br />
Haber<br />
Mimarl›k: Mehmet ‹flci; Bilge Mimar Turgut Cansever’in ard›ndan…<br />
Foto¤raf: Osman Ar›<br />
Tarihten: Geç Antik Ça¤da Su Teknolojisi<br />
Makale: Mikdat Kad›o¤lu<br />
Kitapl›k: Ak Zambaklar Ülkesinde Finlandiya<br />
Bir Portre: Nuri Demira¤; Gelecek Tasavvurunuz Nedir<br />
Teknoloji<br />
Ajanda<br />
Çizgi-Yorum: Yakup Güler<br />
6<br />
20<br />
28<br />
71<br />
76<br />
84<br />
88<br />
90<br />
94<br />
95<br />
96<br />
24<br />
Haber Analiz:<br />
Dünyan›n Oluflumu ve<br />
Cern Deneyleri<br />
80<br />
Tan›t›m:<br />
Makina Tan›t›m<br />
Grubu<br />
68 72 82<br />
Tarihten Bugüne:<br />
‹pekyolu ve<br />
Kervansaraylar<br />
Gezi: Bir Zirve Denemesi;<br />
Kaçkarlar<br />
Kent ve Yaflam:<br />
Laleler Anayurduna<br />
Geri Döndü<br />
92<br />
Sinema ve<br />
Mühendislik:<br />
“Bisiklet H›rs›zlar›”<br />
filmi ve Yeni Gerçekçi<br />
‹talyan Sinemas›
Baflkandan<br />
Türkiye’nin<br />
sanayileflme<br />
vizyonu ne olmal›<br />
D<br />
ünyada bu¤day›m›z›n ö¤ütüldü¤ü<br />
ilk yel de¤irmeninden,<br />
buhar›n, sanayinin ilk çarklar›-<br />
n› çevirdi¤i zamana, kulland›¤›m›z<br />
eflyalardan yerleflti¤imiz mekânlara<br />
kadar çok fley de¤iflti. ‹nsanl›¤›n binlerce<br />
y›ld›r devam eden sakin ve dura¤an<br />
do¤aya dayal› sosyoekonomik<br />
toplumlar›, eflyalar›n h›zla de¤iflti¤i<br />
ve bilinmezlerin çokça artt›¤›, üretim-<br />
tüketim zincirinin yo¤un teknolojiye<br />
dayal› oldu¤u sosyoekonomik<br />
sisteme dönüfltü. ‹nsanlar do¤up büyüdü¤ü<br />
beldelerden, geçimini sa¤lamak<br />
için y›¤›nlar halinde flehirlere<br />
göç ettiler. Bu de¤iflim en yo¤un halinde<br />
sanayileflmenin ilk bafllad›¤› ‹ngiltere’de<br />
19. yüzy›lda görüldü. Bu<br />
dalga dünyan›n di¤er k›sm›na da sanayilefltikçe<br />
yay›ld›.<br />
Henüz, dünyan›n büyük bir k›sm› sanayileflme<br />
ça¤›n› görmeden, bugünün<br />
ileri sanayileflmifl toplumlar› bilgi<br />
tabanl›, nano ve genetik teknolojiye<br />
dayal› sanayi sonras› topluma dönüflme<br />
aflamas›na gelmifl durumdad›r.<br />
Geliflmifl ülke olma hayalleri bize<br />
do¤ru kayarken dünyan›n ileri sanayileflmifl<br />
ülkeleri sanayi sonras› toplumun<br />
mühendislik çal›flmalar›n›<br />
AR-GE merkezlerinde ve üniversitelerinde<br />
uygulamaya koymaya bafllam›fl<br />
durumdad›r.<br />
Türkiye sanayileflme çal›flmalar›nda<br />
hiç de küçümsenmeyecek mesafeler<br />
alm›fl durumdad›r.<br />
Türkiye bugün için 70 milyonu aflan<br />
ve henüz genç olan nüfusuyla dünyan›n<br />
en büyük 17. ekonomisi ve 100<br />
milyar dolar› aflan ihracat›nda sanayi<br />
mallar›n›n oran› da her geçen gün<br />
artmaktad›r. Ülkemizin iyi e¤itimli<br />
genç nüfusu gelecek ad›na büyük<br />
umutlar vermektedir. En büyük ihtiyac›m›z<br />
olan iç bar›fl›n sa¤lanmas›,<br />
toplumsal uzlaflma zeminin artt›r›lmas›<br />
ve gelir da¤›l›m›nda adaletin<br />
sa¤lanmas› durumunda ülkemiz h›zla<br />
dünyan›n ilk 10 büyük ekonomisi<br />
içerisinde yer alacakt›r. Bunun için<br />
yap›lmas› gereken ortak yaflama kültürümüzün<br />
artt›r›lmas›, birlikte yaflama<br />
sevincimizin oluflturulmas›d›r.<br />
Bunun sa¤lanmas› durumunda oluflacak<br />
büyük sinerji ülkemizi gelece-<br />
¤in müreffeh ve onurlu ülkesi yapmaya<br />
yetecektir.<br />
Ülkemizin iyi e¤itimli genç<br />
nüfusu gelecek ad›na büyük<br />
umutlar vermektedir. En<br />
büyük ihtiyac›m›z olan iç<br />
bar›fl›n sa¤lanmas›,<br />
toplumsal uzlaflma zeminin<br />
artt›r›lmas› ve gelir<br />
da¤›l›m›nda adaletin<br />
sa¤lanmas› durumunda<br />
ülkemiz h›zla dünyan›n ilk<br />
10 büyük ekonomisi<br />
içerisinde yer alacakt›r.<br />
Dünyan›n geliflen ülkelerine bakt›¤›-<br />
m›z zaman; Çin, Hindistan, Brezilya,<br />
Endonezya gibi büyük nüfus potansiyeline<br />
sahip ülkeleridir. Büyük ve<br />
genç olan nüfuslar› hem üretim gücünü<br />
oluflturmakta hem de büyümek<br />
için gerekli olan iç tüketim potansiyelini<br />
sa¤lamaktad›r.<br />
Türkiye dünyan›n yaflad›¤› küresel<br />
ekonomik krizi atlatt›ktan sonra h›zla<br />
iç bar›fl›n› sa¤layarak büyük bir<br />
kalk›nma hamlesi yapacak potansiyeldedir.<br />
Ülkemizin her yan›na yay›-<br />
lan say›s› 150’ye yaklaflan kamu ve<br />
özel üniversiteleriyle, devletimizin<br />
sa¤lad›¤› küçük ve büyük iflletmelere<br />
yönelik ekonomik destek paketleri ve<br />
TUB‹TAK gibi bilimsel araflt›rma kurumlar›m›z›n<br />
sa¤lad›¤› desteklerle<br />
bunu yapacak güçtedir.<br />
‹stihdam›n çok maliyetli oldu¤u ve<br />
enerji ihtiyac›n›n yüksek oldu¤u a¤›r<br />
sanayi alanlar›ndan bat›l› sanayileflmifl<br />
ülkeler ç›kmakta ve bu yat›r›mlar›<br />
geliflmekte olan çevre ülkelere<br />
yavafl yavafl kayd›rmaktad›r. Türkiye<br />
de bundan nasibini almaktad›r. Artan<br />
otomobil ihracat›m›z ve kurulmakta<br />
olan çelik ve demir fabrikalar›<br />
bunu göstermektedir. Buna paralel<br />
olarak Türkiye kendi yerli otomobilini<br />
h›zl›ca kendi markas›yla üretmeli<br />
ve h›zla geliflen sivil havac›l›k sanayi<br />
sektöründe kendi uça¤›n› gelifltirmek<br />
için çal›flmal›d›r.<br />
Bilgi ça¤›n› yaflad›¤›m›z bu dönemde<br />
sanayileflmenin ve istihdam›n çok<br />
rahat ve ucuz sa¤lanaca¤› biliflim<br />
sektörüne h›zla önem verilmeli, ülkemizin<br />
genç nüfusunu biliflim sektörünün<br />
dünyada öncüleri yapmal›-<br />
y›z. Bu konu önümüzdeki dönemin<br />
kalk›nma hamlelerinin bafl›nda de-<br />
¤erlendirmelidir.<br />
Çevre unsurunu ihmal etmeden sanayileflme<br />
çabalar›m›z› sürdürmeliyiz.<br />
Ülkemiz geliflmekte olan sanayisini<br />
çevreye dayal› yaparak gelecekte<br />
büyük bir sektör olacak at›k yönetimi<br />
sektöründe kendi teknolojisini gelifltirmeli<br />
ve insan-sanayi-çevre aras›nda<br />
uyumlu bir geliflme modeli oluflturmal›d›r.<br />
Avni Çebi<br />
Genel Baflkan
BZDEN HABERLER<br />
MMG Genel Baflkan› Avni Çebi:<br />
“Su gelece¤in stratejik kart›”<br />
Mimar ve Mühendisler Grubu, flehirlerimizde yaflanan su s›k›nt›s›na<br />
dikkat çekmek ve yap›labilecek çal›flmalar› kamuoyunun dikkatine sunmak<br />
üzere ‹stanbul Grand Cevahir Oteli’nde “fiehirlerimizin Su Sorunu”<br />
konulu bir panel gerçeklefltirdi. Panelde konuflan Genel Baflkan Avni Çebi,<br />
“Önümüzdeki dönemde devletler aras› iliflkilerde su en önemli stratejik<br />
konu olacakt›r” dedi.<br />
‹<br />
SK‹ Genel Müdür Yard›mc›s› Aliflan<br />
Koyuncu, Y›ld›z Teknik Üniversitesi<br />
Çevre Bilimleri Ana Bilim Dal› Baflkan›<br />
Prof. Dr. Talha Gönüllü, Fatih Üniversitesi<br />
Çevre Mühendisli¤i Bölümü’nden<br />
Prof. Dr. Mehmet Borat, ‹stanbul Teknik<br />
Üniversitesi Çevre Mühendisli¤i Bölümü’nden<br />
Doç. Dr. ‹smail Koyuncu, Bo¤aziçi<br />
Üniversitesi ‹nflaat Mühendisli¤i Bölümü’nden<br />
Doç. Dr. Atilla Akkoyunlu’nun<br />
panelist olarak kat›ld›¤› etkinli¤e<br />
MMG Akademik Kurul Baflkan› ve ayn›<br />
zamanda ‹stanbul Üniversitesi ‹nflaat<br />
Mühendisli¤i Bölümü Ö¤retim Üyesi Yrd.<br />
Doç. Dr. Ömer Faruk Kültür baflkanl›k etti.<br />
MMG Genel Baflkan› Avni Çebi:<br />
“Su, gelece¤in stratejik kart›”<br />
Panelin aç›l›fl konuflmas›n› yapan MMG<br />
Genel Baflkan› Avni Çebi, insanlar›, kültürleri<br />
ve ekonomileri birbirine ba¤layan;<br />
kalk›nma, g›da güvenli¤i, açl›k ve<br />
yoksullu¤un sona erdirilmesinin ayr›lmaz<br />
parças› olan suyun, tüketimindeki<br />
1900 y›l›ndan bu yana 10 kat olarak gerçekleflen<br />
ciddi art›fla de¤indi. Çebi, 2025<br />
y›l›nda bu art›fl›n sanayide %20, evsel tüketimde<br />
%70 ve tar›mda da %17 olaca¤›-<br />
n› kaydederek, “buna mukabil, temiz su<br />
kaynaklar› h›zla azal›yor, BM verileri de<br />
bunu destekliyor,” dedi.<br />
Prof. Dr. Mehmet Borat: “Geleneksel<br />
sulama yöntemlerini art›k b›rakmal›y›z”<br />
Suyun ülkemizde %74 oran›nda sulamada<br />
kullan›ld›¤›na iflaret eden Prof. Dr.<br />
Mehmet Borat, özellikle damla sulamas›<br />
ve kök sulamas› yöntemlerinin yayg›nlaflmas›na<br />
ihtiyaç oldu¤unu belirtti. Geleneksel<br />
sulamaya nazaran %40 oran›nda<br />
su kullanan damla sulama yönteminin<br />
Arabistan, ‹srail gibi ülkelerde kök<br />
sulama fleklinde uygulanarak çok daha<br />
verimli sistemlerin elde edildi¤ini söyleyen<br />
Borat, “kay›plar›n azalt›lmas› için flehirlerdeki<br />
bas›nç de¤erinin de azalt›lmas›<br />
gerekiyor,” dedi. Su konusunun kamuoyu<br />
taraf›ndan iyi anlafl›labilmesi<br />
için e¤itim boyutunun da elzem oldu¤unu<br />
söyleyen Borat “Beflikten mezara kadar<br />
“e¤itim ve ö¤renme” kural› uyar›nca,<br />
vatandafl su kullan›m›nda tasarruf için<br />
e¤itilmelidir. Her saniye 1 damla su ak›-<br />
tan musluk y›lda 1 ton su harcar.” dedi.<br />
Doç. Dr. Atilla Akkoyunlu: “Havzalar›n<br />
Kirlilik Göstergeleri Dikkatle ‹ncelenmelidir”<br />
Suyun kirlili¤i ve korunmas› konusunu<br />
ele alan Doç. Dr. Atilla Akkoyunlu, su kirlili¤i<br />
konusunda sanayi, evsel tüketim gibi<br />
sadece d›fl yüklerin dikkate al›nd›¤›n›,<br />
oysa havzalar›n taban›nda var olabilecek<br />
bir anaerobik ortam›n su faz›na geçebilecek<br />
kirliliklere neden olabilece¤ini<br />
belirtti. Havzalardaki metan gaz› birikiminin<br />
ve alg bitkisi varl›¤›n›n da kirlenme<br />
göstergesi oldu¤unu ifade eden Akkoyunlu,<br />
“bu noktada, tabanlar›ndaki<br />
sediman tabakalar havzalar›n geçmiflini<br />
anlam›m›z› sa¤lad›klar›ndan ötürü bunlar›n<br />
bilinçli bir flekilde incelenmesi ile<br />
su kaynaklar›n›n korunmas›nda önemli<br />
avantajlar elde edilebilir,” dedi.<br />
Prof. Dr. M. Talha Gönüllü:<br />
“‹stanbul’un su sorunlar›<br />
hep olmufltur”<br />
Cumhuriyet döneminden günümüze kadar<br />
ki suyla ilgili gazete haberlerini derleyen<br />
Prof. Dr. Talha Gönüllü, 1930’lu y›llarda<br />
dahi ‹stanbul’un su s›k›nt›s› çekti-<br />
¤ini belirtti. 1945’te 1 milyon nüfuslu ‹stanbul’un<br />
2007’de dahi göç almaya devam<br />
etti¤ini ve bugün 12 milyonu aflt›¤›-<br />
n› ifade eden Gönüllü, Cumhuriyet’in ilk<br />
dönemlerinde de su s›k›nt›lar› yafland›¤›-<br />
n› kaydetti.<br />
Doç. Dr. ‹smail Koyuncu: “Hangi kalitede<br />
su gerekli ise o kalitede su sa¤lanmal›”<br />
Konuflmas›nda suyun temininde alternatif<br />
yöntemleri aç›klayan Doç. Dr. ‹smail<br />
Koyuncu, dünyada 18 ülkenin flu anda<br />
su k›tl›¤› çekti¤ini ve bu say›n›n 2050 y›-<br />
l›nda 54 ülkeye ve su k›tl›¤› içindeki insan<br />
nüfusunun da 3,76 milyara ulaflaca-<br />
¤›na dikkatleri çekti. 2050’de 9,4 milyar<br />
dünya nüfusu olaca¤› tahminlerinden<br />
yola ç›k›l›rsa bu dünyan›n %40’› su k›tl›-<br />
6 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
¤› yaflayaca¤›n› belirten Koyuncu, “suyun<br />
temininde üç yöntem uygulanmaktad›r.<br />
Havzalar aras› su transferi, desalinasyon<br />
(deniz suyundan tatl› su eldesi)<br />
ve at›k su geri kazan›m›. Göstergelere<br />
bak›ld›¤›nda Türkiye su stresi alt›ndad›r.<br />
Nüfus ve tüketim art›fllar›na e¤er<br />
önlem al›nmazsa k›tl›k çekebiliriz,” dedi.<br />
Uygulanabilirlilik ve maliyet aç›s›ndan<br />
en kolay su temin yönteminin tasarruf<br />
oldu¤una dikkat çeken Koyuncu,<br />
“Su kaynaklar› do¤ru planlanmal› ve yönetilmelidir.<br />
Sa¤l›kl› ve sürdürülebilir<br />
da¤›t›m sistemleri oluflturularak su kay›plar›<br />
azalt›lmal› ve kullan›m kalitelerine<br />
göre su kullan›lmal› ya da baflka deyiflle<br />
hangi kalitede su gerekli ise o kalitede<br />
su sa¤lanmal› ve tüketilmelidir.”<br />
dedi.<br />
‹SK‹ Genel Müdür Yard›mc›s› Aliflan Koyuncu<br />
da yapt›¤› konuflmada “‹stanbul’un<br />
iki k›tay› birlefltiren bir flehir olmas›ndan<br />
dolay› hep bir çekim merkezi<br />
olagelmifltir. Bu da her geçen y›l daha<br />
çok insana su hizmetinin sunulmas›n›<br />
gerektirmektedir. Ar›tma tesisleri ve su<br />
flebekesinin yenilenmesiyle birlikte su<br />
kalitesi ‹stanbul genelinde yükseltilmifl<br />
olup Dünya Sa¤l›k Teflkilat› (WHO), Avrupa<br />
Birli¤i (EC), ABD Çevre Koruma Kurumu<br />
(EPA) ve TSE standartlar›na uygunluk<br />
sa¤lanm›flt›r,” dedi.<br />
Panel sonunda de¤erlendirme yapan<br />
MMG Akademik Kurul Baflkan› Yrd. Doç.<br />
Dr. Ömer Faruk Kültür, geçmiflte de ‹stanbul<br />
için su temini problemlerinin oldu¤unu<br />
ve flehre uzaktan su tafl›nmas›<br />
projelerinin tart›fl›ld›¤› zamanlarda bu<br />
yöntemin ‹stanbul’u daha da çekim<br />
merkezi haline getirece¤i fark edildi¤inden<br />
mümkünse kaç›n›ld›¤›n› belirterek,<br />
“‹stanbul’un kald›rabilece¤i sa¤l›kl› nüfus<br />
7 milyondur. ‹stanbul’un kalan yaklafl›k<br />
7 milyonluk di¤er nüfusu için Anadolu’da<br />
uygun yaflam flartlar› oluflturulmaks›z›n<br />
tafl›ma sularla ‹stanbul, gelecekte<br />
çekim merkezi özelli¤ini koruyacak<br />
ve nüfusu daha da artacakt›r. Bu ise<br />
daha kalabal›k ve sorunlar›n› düzeltemeden<br />
yeni sorunlar› yüklenmifl bir flehir<br />
meydana getirecektir.” dedi.<br />
Panelin sonunda Prof. Dr. Y›lmaz Muslu,<br />
Akif Babal› ve Hayati Üstün’ün an›s›na<br />
2009 y›l›nda düzenlenen SU-PRO Ö¤renci<br />
Proje Yar›flmas›’n›n finalistlerine plaketleri<br />
ve ödülleri verildi.<br />
7
BZDEN HABERLER<br />
Bilge Mimar Turgut Cansever,<br />
vefat›n›n 1. y›ldönümünde an›ld›<br />
M<br />
imar ve Mühendisler Grubu<br />
taraf›ndan, her ay gerçeklefltirilen<br />
“Turgut Cansever<br />
Okumalar›” kapsam›nda bilge mimar<br />
Turgut Cansever vefat›n›n 1. Y›l dönümünde<br />
an›ld›. Y›ld›z Teknik Üniversitesi’nde<br />
gerçeklefltirilen programda Yazar<br />
Mustafa Arma¤an “Turgut Cansever’in<br />
Düflüncesi” konulu bir konuflma yapt›.<br />
Kendisini mimarl›k e¤itim almam›fl bir<br />
edebiyatç› olarak tan›tan Mustafa Arma-<br />
¤an, konuflmas›nda özellikle Bilge Mimar<br />
Turgut Cansever’in fikri dünyas›na<br />
iflaret ederek kendisini derinden etkiledi¤ini<br />
dile getirdi. 1989 y›l›nda Dekorasyon<br />
dergisinde ç›kan bir söylefli yaz›s›<br />
vesilesiyle Cansever’i tan›d›¤›n› söyleyen<br />
Arma¤an, flunlar› dile getirdi: “Mimaride<br />
yeni yöneliflleri ortaya koyabilecek tek<br />
ülke Türkiye’dir bafll›¤›yla yay›nlanan<br />
bu yaz› bu düflünce solosu o zaman pek<br />
çok dostumu etkiledi¤i gibi beni de<br />
çarpm›flt›. Çünkü orada Türkiye’de pek<br />
duymaya al›flk›n olmad›¤›m›z tonda bir<br />
insan ç›k›yor ve mimaride yeni yöneliflleri<br />
ortaya koyabilecek tek ülke Türkiye’dir,<br />
diyor. Bu o kadar cüretkâr bir<br />
karfl› ç›k›fl ki bafll›¤›n alt›n› okudukça daha<br />
büyük karfl› ç›k›fllar, daha büyük isyanlar<br />
görüyordunuz ve bu bizi büyük<br />
bir heyecana bo¤mufltu.”<br />
Daha sonra baflka bir dergide yap›lan<br />
söyleflisinde ise Rönesans’›n yan›lg›lar›<br />
ve Galileo ile ilgili aç›klamalarda bulundu¤unu<br />
gördüklerini belirten Arma¤an,<br />
“aç›klamalar›nda Rönesans’› bizim kitaplar›m›zda<br />
gördü¤ümüzden çok farkl›<br />
flekilde ele alan bir yaklafl›mla de¤erlendiriyordu.<br />
‹nsan düflüncesini gelifltirmek<br />
yerine onu daraltan, onu sadece insan›n<br />
gözüne, insan›n alg›s›na indirgeyen<br />
bir kavram olarak bizlere sunuyordu,”<br />
dedi.<br />
Programda söz alan Mehmet Ö¤ün ise<br />
Turgut Cansever’in zoru tercih ediflini<br />
“Turgut Cansever mesleki olarak ‘harakiri’<br />
yapm›flt›r.” fieklinde yorumlayarak<br />
flunlar› kaydetti: “Turgut Cansever mesleki<br />
olarak Harakiri yapm›fl bir insand›.<br />
Osmanl›’da yaflasa bir Mimar Sinan ya<br />
da meflhur mimarlardan biri, Amerika’da<br />
yaflasayd› bir Frank Lloyd Wright,<br />
Fransa’da yaflasayd› Le Corbusier olabilirdi<br />
ama Türkiye’de olmay› seçti. Turgut<br />
Cansever, t›pk› bir tambur virtüözü gibi<br />
büyük bir hâkimiyetle eserler seslendirirken<br />
kendisinden eline alüminyum bir<br />
tencere al›p kepçeyle vurarak ses ç›karmas›n›<br />
isteyen ve bunu “güzel” olarak<br />
dile getirenlere o tamburun ortaya koydu¤u<br />
eserin daha kaliteli oldu¤unu anlatabilmek<br />
için bütün ömrünü harcam›flt›r.<br />
Asl›nda bu onun görevi de¤ildi.<br />
Onun görevi tasar›m yap›p mimari eserler<br />
ortaya koymakken, bu görev arka<br />
planda kald›. O, topluma geçmiflte ortaya<br />
konan eserlerin k›ymetini tekrar hat›rlatmak<br />
için ömrünü ortaya koydu,<br />
mücadelelere girdi.”<br />
8 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
BZDEN HABERLER<br />
Yazar Yusuf Kaplan:<br />
“Mimar, sanatç› ve<br />
düflünür ile karfl›<br />
karfl›yay›z”<br />
Yrd. Doç. Dr. Halil ‹brahim Düzenli:<br />
“Potansiyelimizi kullanma<br />
yetene¤imize tekrar kavuflmal›y›z”<br />
Turgut Cansever üzerine konuflmalar toplant›s›n›n Nisan oturumu Yrd.<br />
Doç. Dr. Halil ‹brahim Düzenli’nin kat›l›m›yla ‹stanbul Ticaret Üniversitesi’nde<br />
gerçeklefltirildi.<br />
Turgut Cansever’in düflüncesi ve mimarl›¤› hakk›nda bir ayr›m yapmayaca¤›n›<br />
belirten Düzenli, “Cansever biçim’e mutlak bir rol biçmemifltir,” dedi.<br />
Düzenli, Ankara’da Bosna an›t› yap›lmas›yla alakal› olarak Cansever’in dillendirdi¤i<br />
“Bosna’l›lar, inançlar›n›n yans›mas› olarak infla ettikleri dünyay›, bu inançlar›n›n<br />
tam ifadesi olan biçimler halini korumak için ölüyorlar. Tam 300 bin kay›p<br />
verdiler. Biz ise bu dünyay› kendi elimizle y›k›yoruz. Bundan utand›¤›m›z›,<br />
piflman oldu¤umuzu ve bundan sonra do¤ruyu yapaca¤›m›z› ifade etmeden Ankara’da<br />
an›t dikmek hem kendimizi hem Bosna’l›lar› hem de gelecek nesilleri<br />
kand›rmak olacakt›r” sözünün kendisinin neden 20 tane eser ile yetindi¤i sorusuna<br />
kap› aralayabilece¤ini dile getirdi.<br />
M<br />
MG taraf›ndan her ay gerçeklefltirilen<br />
“Turgut Cansever<br />
Okumalar›”n›n mart ay›<br />
konu¤u yazar Yusuf Kaplan oldu. ‹SAM<br />
Konferans Salonunda gerçeklefltirilen<br />
programda Yazar Yusuf Kaplan “Bir Medeniyet<br />
Mimar›: Turgut Cansever” konulu<br />
bir konuflma yapt›.<br />
Kaplan konuflmas›nda “içinde bulundu-<br />
¤umuz ça¤›n imkânlar›n›, zaaflar›n› göz<br />
ününde bulundurarak yeniden gerçeklefltirilebilecek<br />
bir medeniyet fikri bugün<br />
bence yok. Bir medeniyeti oluflturan<br />
‹slam, iman ve ihsan aflamalar› konusunda<br />
merhum Turgut Cansever ile<br />
iyi iletiflim kurdu¤umu fark ettim,” diyerek<br />
bir düflünür olarak Turgut Cansever’in<br />
önemini vurgulad›. Kaplan “‹slam<br />
düflüncesinin, bugün en temel sorunu<br />
teflbihi boyutu ertelemifl, ihmal etmifl olmas›d›r.<br />
Teflbihi boyutu daha güçlendirebilecek<br />
bir tecrübe üretilebilir miydi<br />
sorusu çok önemlidir. Bugün, içinden<br />
geçti¤imiz süreçte karfl› karfl›ya kal›nan<br />
sorunlar›n nas›l hallolaca¤›na, teflbihi<br />
düzlemdeki bu eksikli¤i fark edip, onun<br />
üzerine kafa yorabilirsek cevap verebiliriz,”<br />
dedi.<br />
“Al›fl›lagelmifl düflünce kal›plar›m›zdan kurtulmal›y›z”<br />
“‹lk önce gezginli¤e ç›kmak gerek, ondan sonra yurduna dönebilir ve di¤erlerini<br />
anlayabilirsin” al›nt›s›na at›fta bulunarak konuflmas›na devam eden Düzenli, bunun<br />
zihinsel ve bizatihi fiziksel bir süreç oldu¤unu belirtti. Bugün ad› ne flekilde<br />
tan›mlan›rsa tan›mlans›n modernleflme kavram›na karfl› Cansever’i önemseyenler<br />
taraf›nda olumlu bir ça¤r›fl›m olmad›¤›n› belirten Düzenli, “oysa Cansever ‘in<br />
modernleflmeye elefltirisi olsa da kavram O’nun zihninde olumlu bir etki yaratm›flt›r,”<br />
dedi. Bunun, özellikle mimarinin süslemelerle çok zedelendi¤i, mimarinin<br />
kendine has kurallar› olmas› gerekti¤i noktalar›nda geçerli oldu¤unu dile getirdi.<br />
Cansever’in modern mimarinin temelinin ‹slâm oldu¤una inand›¤›n› söyleyen<br />
Düzenli, Cansever’in “onlar›n, ortaya koyduklar›, asl›nda bizim ortaya koyduklar›m›z”<br />
sözüyle bunu iddia etti¤ini ifade etti. Kat›l›mc›lar aras›nda yer alan Cansever’in<br />
damad› olan Mehmet Ö¤ün konuyla alakal› olarak, Turgut Bey’in modern<br />
mimarl›¤› yal›n detay üretme imkân›ndan ötürü biçim noktas›nda kendisine<br />
yak›n hisseti¤ini söyledikten sonra "O’nun için as›l önemli olan›n mekând›;<br />
çünkü O, mekân› hayat›n kendisi olarak görüyordu" dedi.<br />
10 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
BZDEN HABERLER<br />
UNIDO ICHET Türkiye<br />
Direktörü Mustafa Hatipo¤lu:<br />
“Gelece¤in temiz<br />
yak›t› hidrojen olacak”<br />
Form Group Genel Müdür<br />
Yard›mc›s› Mehtap Sart›k:<br />
“Toprak kaynakl›<br />
sistemlerin gelece¤i aç›k”<br />
MMG Çarflamba Etkinlikleri’nin konu¤u olan Form Group Genel<br />
Müdür Yard›mc›s› Mehtap Sart›k “klima ve iklimlendirme”<br />
konusunda bir sunum gerçeklefltirdi.<br />
Form A.fi.’nin tan›t›m›yla sunuma bafllayan Sart›k, daha sonra iklimlendirmenin<br />
tan›m›n› “‹nsan, hayvan ve bitkilerin konforu veya<br />
endüstriyel bir ürünün üretilmesi için gerekli olan iklim flartlar›n›n<br />
(s›cakl›k, nem, taze hava vb.) otomatik olarak kontrol alt›na al›nmas›<br />
ifllemi” olarak yapt›.<br />
Su ve toprak kaynakl› ›s› pompalar›n›n önemine de¤inen Sart›k, özellikle<br />
toprak kaynakl› olan›n tercih edildi¤ini, bunun sebebinin de toprak<br />
s›cakl›¤›n›n yaz k›fl 14 – 17 oC aral›¤›nda olmas›na ba¤l› oldu¤unu ifade<br />
etti. Sart›k, kule ya da toprak olmak üzere iki tür uygulamas› olan ve<br />
so¤utma grubu ile kanall› splitin harmanlanm›fl› gibi olan sisteme özel<br />
ayr› bir toplant› düzenlenmesinin çok faydal› olaca¤›n› belirterek,<br />
ABD'nin mevcut merkezi sistemleri söktürüp bu sisteme geçilmesini<br />
teflvik etti¤ini söyledi. Yerli üreticilerin klima santrali konusunda iyi<br />
olduklar›n› belirten Sart›k, “›s› pompas› (ABD), fancoil (‹talya) vb. konularda<br />
at› alan Üsküdar’› geçmifl” dedi.<br />
U<br />
NIDO ICHET Türkiye Direktörü Mustafa<br />
Hatipo¤lu, her hafta düzenlenen<br />
Çarflamba Etkinlikleri çerçevesinde<br />
MMG'ye konuk oldu. Hidrojen üzerine Türkiye'de<br />
önemli çal›flmalar yap›ld›¤›na dikkati çeken<br />
Hatipo¤lu, geleneksel enerji kullan›m›n›n<br />
özellikle karbon sal›n›m› aç›s›ndan çok büyük<br />
riskler içerdi¤ini kaydetti. Dünyan›n karbon sal›n›mlar›<br />
sonucu ›s›nmaya bafllad›¤›n› belirten<br />
Hatipo¤lu, Kyoto Protokolü'nün 2012'ye kadar<br />
karbon sal›n›m miktar›n›n 1990 seviyesi olan<br />
%5.2’nin alt›na düflürülmesinin öngördü¤ünü<br />
ifade etti. Hatipo¤lu, özellikle Çin ve Hindistan<br />
gibi büyük nüfusa sahip olup ayn› zamanda<br />
h›zl› ekonomik büyüme oranlar› kaydeden ülkelerin<br />
artan enerji ihtiyac› ile beraberinde<br />
yüklü karbon sal›n›mlar›n› ve büyük iklim de¤iflikliklerini<br />
getirdi¤ini belirtti. UNIDO-ICHET Direktörü<br />
Dr. Mustafa Hatipo¤lu, iklim de¤ifliklikleri<br />
nedeniyle 2050 y›l›nda dünya çap›ndaki g›-<br />
da üretiminde dramatik düflüfllerin meydana<br />
gelece¤inin öngörüldü¤ünü söyledi.<br />
“Otomasyon en büyük s›k›nt›m›z”<br />
Otomasyon konusunun en büyük s›k›nt›lar›n› oldu¤unu ifade eden<br />
Sart›k, otomasyonun yap›ld›¤›n› ama hiç iflletilmedi¤ini söyledi.<br />
Projelerde otomasyonun en sona kald›¤›n› belirten Sart›k, “özellikle<br />
yurtd›fl› projelerde 50 tane rooftop oluyor. Bizi cihaz› çal›flt›r›n diye<br />
ça¤›r›yorlar. Biz de gidiyoruz ama otomasyon olmad›¤› için geri dönülüyor.<br />
Bunun için bir firma 36 Rooftop’a kadar var olan sistemler için bir<br />
otomasyon gelifltirdi.” dedi.<br />
12 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
BZDEN HABERLER<br />
Tar›m ve Köyiflleri Bakan› Mehdi Eker:<br />
“Tar›m alanlar›n› miras ile yok etmemeliyiz”<br />
Mimar ve Mühendisler Grubu Ankara fiubesi taraf›ndan düzenlenen, “Tar›m<br />
alan›nda güncel sorunlar, temel yaklafl›mlar ve uygulanan projeler” konulu<br />
toplant›da konuflan Tar›m Bakan› Mehdi Eker, “ülkemizde tar›m alanlar›<br />
miras yoluyla babadan evlada geçerken bölünmeye bafllad›. Dünyada hiç bir<br />
geliflmifl ülkede olmayan bir fley” dedi. Bakan Eker toplant›da tar›m<br />
alan›ndaki sorunlar› ve çözüm önerilerini kat›l›mc›larla paylaflt›.<br />
T<br />
oplant›n›n aç›l›fl konuflmas›na<br />
MMG’yi ve Ankara fiubesi’ni anlatarak<br />
bafllayan MMG Ankara<br />
fiubesi Baflkan› Y›lmaz Ada, ülkemizdeki<br />
mimar ve mühendis dayan›flmas›n›n önemine<br />
inand›klar›n› vurgulad›. Ülke kalk›nmas›<br />
için projeler ortaya koyan, mimar ve<br />
mühendislerin problemlerine çözüm üreten<br />
ve gelifltiren olmak durumunda oldu-<br />
¤umuzu ifade eden Ada, 2010’un TMMOB<br />
seçimleri dolay›s›yla mimar ve mühendisler<br />
aç›s›ndan çok hareketli geçece¤ini söyledi.<br />
Ada, odalar›n mevcut yap›s› itibariyle<br />
marjinal gruplar›n elinde oldu¤unu,<br />
üyelerini temsil edemedi¤ine de¤inerek,<br />
“çabalar›m›z›n, ülkemizin ve dünyan›n<br />
huzur, demokrasi ve özgürlük noktas›nda<br />
olgunlu¤a ulaflmas›na katk› sa¤lamas›n›<br />
temenni ediyoruz” dedi.<br />
Aç›l›fl konuflmas›n›n ard›ndan söz alan<br />
MMG Genel Baflkan› Avni Çebi, tar›m konusunun<br />
herkesin en önemli gereksinimi<br />
oldu¤u gerçe¤inden hareketle GSMH’si<br />
800 milyar $’a ulaflan Türkiye’de tar›m›n<br />
pay›n›n yeterli olmad›¤›n› söyledi. Nüfusun<br />
%30 – 35’inin köylerde yaflamas›na<br />
ra¤men köyler emeklilerin mekân› oldu-<br />
¤u, köylüyü tedirgin eden birçok olay›n<br />
oldu¤unu ifade ettikten sonra “tar›m her<br />
zaman desteklenmeli” dedi. Ürün çeflitlili-<br />
¤i konusunda dünyadaki ender ülkelerden<br />
biri oldu¤umuza de¤inen Çebi, bunlar›n<br />
reel hayatta karfl›l›k bulmas›n›n çok<br />
önemli oldu¤unu ifade etti.<br />
Tar›m arazilerinin<br />
bölünmesi büyük sorun<br />
Tar›m sektörünün sorunlar›na de¤inerek<br />
konuflmas›na bafllayan Tar›m Bakan›<br />
Mehdi Eker, bunlardan birinin tar›m arazilerinin<br />
mirasa konu olarak bölünmesi<br />
oldu¤unu söyledi. Tar›m arazilerinin<br />
1926 y›l›nda uygulamaya giren Türk Medeni<br />
Kanunu ile birlikte mirasa konu oldu¤unu<br />
anlatan Eker, "Yani tar›m alanlar›<br />
miras yoluyla babadan evlada geçerken<br />
bölünmeye bafllad›. Dünyada hiç bir geliflmifl<br />
ülkede olmayan bir fley. ‹sviçre bile<br />
bunu 1930 y›l›nda yasaklad›. Türkiye<br />
2001 y›l›na kadar bu kanuna hiç dokunmad›.<br />
2001 y›l›nda Türk Medeni Kanunu<br />
yeniden yaz›ld› fakat bu k›sma hiç dokunulmad›.<br />
Bir çiftçi düflünün 100 dönümlük<br />
arazisi var. Çiftçi vefat etti¤inde 4 kardefl<br />
aras›nda paylafl›l›nca bu 25 dönüme<br />
düflüyor. Burada verimli bir üretim yapma<br />
imkân›n›z yok, maliyetleri kurtarma<br />
imkân›n›z yok, teknoloji kullanma imkân›n›z<br />
yok, kredi kullanma imkân›n›z yok.<br />
Burada sadece el eme¤iyle, kara sabanla<br />
14 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
ir fleyler yaparsan›z yapars›n›z. Ondan<br />
sonra terk edersiniz,” dedi.<br />
Türkiye'nin bugün yaklafl›k 2 milyon hektar<br />
tar›m arazisini s›rf bu sebeple kullanamad›¤›n›<br />
söyleyen Eker, flöyle devam etti:<br />
"Afl›r› parçalanmadan, afl›r› bölünmeden<br />
dolay› kullan›lam›yor. fiimdi Türkiye 3<br />
milyon 100 bin tar›m iflletmesine sahip.<br />
Ortama iflletme büyüklü¤ü 6 hektar, yani<br />
60 dönüm. Peki, bu 60 dönüm yekpare<br />
mi Hay›r. O da ortalama 7 ayr› parselden<br />
olufluyor. Avrupa Birli¤i’nde 27 ülkenin<br />
ortalamas› 17 hektar, bizdeki 6 hektar.<br />
Toplulaflt›rmay› bir yandan biz temin ediyoruz<br />
ama bir taraftan bölünmeye devam<br />
edince bu toplulaflt›rman›n da bir de¤eri<br />
kalm›yor. fiimdi bir kanunun tasar›s› haz›rlad›k,<br />
bakanlar kurulunun gündeminde.<br />
Bu konuda daha radikal daha köklü<br />
bir çözüm... Miras yoluyla tar›m arazilerinin<br />
bölünmesini tamamen yasaklayacak<br />
bir mekanizma. 3 tane seçenek sunuyoruz.<br />
Diyoruz ki; kardefller, mirasç›lar kendi<br />
aralar›nda anlaflt›¤› takdirde hisse devri<br />
yapmakta problem yok. fiirketleflebilirler,<br />
herkes o flirkete mirastaki pay› nispetinde<br />
hissedar olur ama parçalanmaz bu<br />
da bir seçenek. Ehil olan, o ifli yapmaya<br />
kudreti olan ehliyeti olan kardefl di¤erlerinin<br />
paylar›n› al›r. Hatta onun için bir de<br />
arsa ofisi, arazi ofisi, bir kredi mekanizmas›<br />
kural›m. Sat›n alabiliyorsa onlardan<br />
bu flekilde alabilsin.” Dünyada her ülkenin<br />
bu soruna kendi kültürüne göre çözüm<br />
buldu¤unu belirten Bakan Eker, “Örne¤in<br />
‹ngilizlerde en büyük erkek evlada<br />
b›rak›l›yor. Baba ölüyor, en büyük erkek<br />
evlat kimse bütün tar›m arazileri ona kal›yor.<br />
Biz tabi böyle bir fley düflünmüyoruz.<br />
Di¤er Avrupa ülkelerinde en büyük<br />
erkek evlat de¤il, en büyük evlat kural› geçerli.<br />
Avrupa'n›n hiç bir ülkesinde tar›m<br />
arazisi mirasla bölünmüyor bir tek bizde<br />
var. Bizim için bu temel bir sorun,” dedi.<br />
Ette k›tl›k yok<br />
Eker, konuflmas›nda et fiyatlar›nda yaflanan<br />
art›fla da de¤indi. Önceki hafta Türkiye'nin<br />
81 ilinde Tar›m Bakanl›¤› ekiplerinin<br />
neredeyse ah›r ah›r dolaflt›¤›n› ifade<br />
eden Eker, flu anda beside 2 milyon 66<br />
bin besi hayvan› bulundu¤unu, bunun da<br />
1 milyon ton et demek oldu¤unu söyledi.<br />
Türkiye'de ayr›ca 25 milyon koyun, 5 milyon<br />
keçi bulundu¤unu, bunlar›n da 7,5<br />
milyonunun her y›l kesildi¤ini anlatan Bakan<br />
Eker, "Dolay›s›yla k›rm›z› et üretiminde,<br />
tedarikinde besi materyali s›k›nt›s›<br />
yok” diye konufltu. fiu anda Et Bal›k Kurumunun<br />
14,5 liraya kesim yapt›¤›n›, 18 liraya<br />
k›yma, 20 liraya kuflbafl› et satt›¤›n›<br />
ifade eden Eker, bu sat›fllardan da kar<br />
edildi¤ini bildirdi. Et fiyatlar›ndaki art›fla<br />
iliflkin Maliye ve Rekabet Kurumuna baflvuruda<br />
bulunduklar›n› konunun incelendi¤ini<br />
belirten Eker, "Biz Tar›m Bakanl›¤›<br />
olarak üretim ve tedarikten sorumluyuz.<br />
Yeteri kadar hayvan popülasyonu var, yeteri<br />
kadar besi materyali var, dolay›s›yla<br />
ortada k›tl›k gerektiren, fiyat art›fl› gerektiren<br />
bir durum yok" dedi.<br />
15
BZDEN HABERLER<br />
MMG’den ‹ETT Motor<br />
Yenileme Fabrikas›’na<br />
teknik gezi<br />
MMG'den ‹stanbul Sanayi<br />
Odas›'na ziyaret<br />
Mimar ve Mühendisler Grubu Genel Baflkan› Avni Çebi<br />
ve beraberindeki Yönetim Kurulu Üyeleri ‹SO Baflkan›<br />
Tan›l Küçük’ü makam›nda ziyaret etti.<br />
MMG Genel Baflkan› Avni Çebi ziyarette ‹SO heyetine MMG olarak<br />
yapt›klar› çal›flmalar› anlatt›. MMG’nin faaliyetlerini izledi¤ini<br />
ifade eden Tan›l Küçük, ‹TÜ ile birlikte yürüttükleri master ve<br />
doktora tezlerinin akademisyenler ve sanayi temsilcileri ile birlikte<br />
belirlenmesine yönelik çal›flmas›ndan bahsederek, “ayn›<br />
çal›flman›n YTÜ ile de yap›lacak. Çok faydal› bir uyguluma olarak<br />
gördü¤ümüz bu projenin yay›lmas›n› arzu ediyoruz,” dedi.<br />
Tan›l Küçük sanayinin bugününe iliflkin aç›klamas›nda, “sanayinin<br />
s›k›nt›s› çok, 2001 krizinde sanayi alan›nda yap›lmas› gerekli<br />
irili ufakl› pek çok reform ötelendi ve finans sektörü desteklendi.<br />
Sanayi de buna destek oldu; ancak bugün maalesef sanayi il<br />
ilgili hala at›lmas› gereken önemli ad›mlar, önemli reformlar gerekmektedir.<br />
Buna ra¤men sanayi çok iyi emek vermifl yak›n<br />
geçmiflimizde yakalanan 27 çeyreklik üst üste büyüme rekorunun<br />
k›r›lmas›nda lokomotif sektörler olmufltur." dedi.<br />
Devletin, sanayiyi KOSGEB vb. kurumlar arac›l›¤›yla destekledi-<br />
¤ini; ancak dünya çap›nda Türk sanayicisinin rekabet avantaj›<br />
elde etmesini sa¤layacak, önemli ad›mlar at›lmas›na ihtiyaç<br />
duyduklar›n› belirten Küçük, "flirketlerin ömürleri k›sa, üçüncü<br />
nesle intikal edebilen flirket say›s› çok az, sermaye bölünüyor.<br />
Finans ihtiyac›n›n d›fl›nda öncelikli bir yol haritas›na ve sanayi<br />
envanterine ihtiyaç duyuyor. Maalesef bugün ihtiyaç duyulan<br />
sanayi envanteri yok. Bir ordu düflünün ki elindeki tank› topu<br />
bilmiyor." dedi.<br />
MMG Teknik Gezi programlar› çerçevesinde, 2800<br />
araç filosuna sahip ‹ETT'nin ‹kitelli'deki Motor Yenileme<br />
Fabrikas›'nda yap›lan çal›flmalar› yerinde<br />
inceledi.<br />
Kat›l›mc›lar, Bafl Mühendis Hayri Usta ve di¤er mühendisler<br />
taraf›ndan karfl›lanarak, k›sa sunumun ard›ndan, tesisi gezdi.<br />
Soru - cevap a¤›rl›kl› flekilde gerçeklefltirilen gezide, 1997<br />
- 2006 aras› ‹ETT'ye araç al›nmad›¤›n› ifaden eden Hayri Usta,<br />
“halk otobüslerinin yönetim ve denetiminin ‹ETT'ye ait<br />
oldu¤unu,” dedi. "AB'de belediye haricinde özel halk otobüsü<br />
uygulamas› yok. Türkiye'de durum ne olacak" sorusuna<br />
Hayri Usta "denetimi ‹ETT'ye ait oldu¤u için flu an kald›r›lmas›<br />
düflünülmemektedir. As›l sorun minibüs hatlar›nda,<br />
onlar›n düzenlenmesi gerekmektedir." dedi.<br />
Cep telefonunun otobüsleri etkilemedi¤ini vurgulayan Hayri<br />
Usta, “Mercedes cep telefonu kullan›lmamas›n› tavsiye<br />
ediyor, ama gerekçesi hakk›nda bilgi de vermemektedir,”<br />
dedi.<br />
MMG Ankara fiubesi’nden Milli<br />
Prodüktivite Merkezi'ne ziyaret<br />
M<br />
MG Ankara fiubesi Baflkan› Y›lmaz Ada ve MMG Ankara fiubesi Yönetim<br />
Kurulu Üyesi Ertu¤rul Kuyrukçu, Milli Prodüktivite Merkezi (MPM) Genel<br />
Sekreteri ve Yönetim Kurulu Üyesi Kerim Ünal’› makam›nda ziyaret ettiler.<br />
MPM çal›flmalar› hakk›nda genel bilgiler veren Ünal MPM’de verimlilikle ilgili<br />
yürütülen projeler ve e¤itimlerle ilgili yapt›klar› çal›flmalar› anlatt›. Sivil toplum<br />
kurulufllar› içerisinde özellikle MMG ile her türlü iflbirli¤ine haz›r olduklar›n› ve<br />
müflterek çal›flmalara bafllayabileceklerini, kamu kurumu ve özel kurulufllara<br />
iflbirli¤i yapan MPM’nin MMG’ye de her türlü deste¤i verebilece¤ini ifade etti.<br />
16 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
5. Genel ‹dare Kurulu Ankara'da gerçeklefltirildi<br />
Mimar ve Mühendisler Grubu taraf›ndan her alt› ayda bir gerçeklefltirilen Genel ‹dare<br />
Kurulu Toplant›s›n›n (G‹K) beflincisi, 27 fiubat 2010 Cumartesi günü MMG Ankara fiubesi<br />
ev sahipli¤inde TEDAfi Misafirhanesinde gerçeklefltirildi.<br />
T<br />
oplant›ya ‹stanbul’dan; Genel<br />
Baflkan Avni Çebi, Meslek Komisyonlar›ndan<br />
Sorumlu Baflkan<br />
Yard›mc›s› Yakup Güler, fiube ve Teflkilatlanmadan<br />
Sorumlu Baflkan Yard›mc›s› Osman<br />
Ar›, Mali ve ‹dari ‹fllerden Sorumlu<br />
Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Süreyya Sezgin,<br />
fiehirleflmeden Sorumlu Yönetim Kurulu<br />
Üyesi Mehmet Demiröz, Bas›n ve<br />
Halkla ‹liflkilerden Sorumlu Yönetim Kurulu<br />
üyesi Mahmut Çelik, ‹nflaat Komisyon<br />
Baflkan› Murat Özdemir, Elektrik<br />
Elektronik Komisyon Baflkan› Metin Öztürk,<br />
Makine Komisyonu Baflkan› Oktay<br />
Korkmaz, Teknoloji ve AR&GE Komisyonu<br />
Baflkan› Mesut U¤ur, Çevre Komisyonu<br />
Baflkan› Mehmet Burak Durucu, Biliflim<br />
Komisyonu Baflkan› Ali K›l›ç, Etik Kurulu<br />
Baflkan› Adnan Çelik ve Eski Genel Baflkan<br />
Murat Kals›n kat›lm›fllard›r.<br />
fiubelerden ise, Ankara Ad›na; fiube Baflkan›<br />
Y›lmaz Ada ve Yönetim Kurulu Üyeleri<br />
Gürol Konyal›o¤lu ve Ertu¤rul Kuyrukçu,<br />
‹zmir Ad›na; fiube Baflkan Yard. Haflim<br />
Ayten ve Yönetim Kurulu Üyeleri Mehmet<br />
Mungan, Bursa ad›na; fiube Baflkan› Mustafa<br />
Bayraktar, Sakarya ad›na; fiube Baflkan›<br />
‹dris Bafler ve fiube Baflkan Yard. Erol<br />
Demiralay, Kayseri ad›na; fiube Baflkan›<br />
O¤uz Memifl ve Yönetim Kurulu Üyes fiube<br />
Baflkan Yard. O¤uzhan Y›ld›z kat›lm›fllard›r.<br />
Ayr›ca; flube açma çal›flmalar›n›n<br />
bafllat›ld›¤› Konya’dan, MMG Konya Temsilcisi<br />
Arif Kösen, Ahmet Biçer, Ali Uçar ve<br />
Abdullah Erdo¤an kat›lm›fllard›r.<br />
G‹K toplant›m›za; Fatih Dönmez, Mehmet<br />
Saraç, U¤ur K›rmac›, Celal Dündar Selçuk,<br />
Fatih Kaya, Harun Çelik ise konuk olarak<br />
kat›lm›fllard›r.<br />
Toplant›n›n aç›l›fl konuflmas› MMG Genel<br />
Baflkan Avni ÇEB‹ taraf›ndan yap›ld›ktan<br />
sonra, s›ras›yla Genel Baflkan Yard›mc›s›<br />
Osman ARI ve MMG Ankara fiubesi ad›na<br />
fiube Baflkan› Y›lmaz ADA söz ald›lar. Toplant›da<br />
fiubeler ve Genel Merkezin 2009<br />
y›l› faaliyet ve etkinlikleri incelendi. Genel<br />
Baflkan, Komisyon Baflkanlar›, Yönetim<br />
Kurulu üyeleri, Di¤er fiube Baflkanlar› ve<br />
Yönetim Kurulu Üyeleri ve konuklar s›ras›<br />
ile söz alarak görüfl ve de¤erlendirmelerini<br />
kat›l›mc›lar ile paylaflt›lar. Birinci oturumun<br />
sonunda söz alan MMG 3. Dönem<br />
Genel Baflkan› Murat Kals›n, MMG’nin<br />
yapm›fl oldu¤u faaliyetlerden memnuniyetini<br />
dile getirdikten sonra, bundan sonra<br />
yap›lacaklar konusunda görüfl ve önerilerini<br />
dile getirdi.<br />
Toplant›n›n ikinci oturumunda ilk olarak<br />
yap›lan ve yap›lacak olan oda seçimleri<br />
hakk›nda konuflulmufl, bundan sonra yap›lacak<br />
oda seçimlerinde MMG olarak daha<br />
aktif rol almam›z görüflü a¤›rl›k kazanm›flt›r.<br />
Daha sonra MMG’nin her iki ayda<br />
bir ç›karm›fl oldu¤u “Mimar ve Mühendis”<br />
dergisi ile alakal› olarak görüfl ve öneriler<br />
dinlendikten sonra, dergini gelecek üç say›s›n›n<br />
dosya konular› aç›kland› ve flubelerden<br />
bu dosya konular› ile ilgili destek<br />
beklendi¤i ifade edildi. Son olarak<br />
MMG’nin web sayfas› ile alakal› yap›lacak<br />
yeni çal›flmalar ile ilgili Genel Baflkan Avni<br />
Çebi kat›l›mc›lara bilgi verdi. Kat›l›mc›-<br />
lar›n, verimli ve anlaml› G‹K toplant›s›na<br />
ev sahipli¤i yapan MMG Ankara fiubesine<br />
teflekkür etmesini takiben bir sonraki Genel<br />
‹dare Kurulu Toplant›s›n›n Sakarya<br />
fiubesinin ev sahipli¤inde gerçeklefltirilmesi<br />
karara ba¤land›.<br />
17
HABERLER<br />
THY’den Sivil Havac›l›k<br />
Sanayisini Gelifltirme Sergisi<br />
THY Teknik A.fi. Türk sivil havac›l›k sanayini gelifltirmek amac›yla Yeflilköy<br />
merkezinde bulunan büyük hangardan birini 9 - 11 Mart 2010 tarihlerinde 3 gün<br />
süreyle “Parça ‹malat Sergisi” ile ziyarete açt›.<br />
S<br />
erginin aç›l›fl›nda konuflan THY<br />
Teknik Genel Müdürü Doç. Dr. ‹smail<br />
Demir “THY teknik olarak<br />
uzun süredir Türk havac›l›k sektörüne bak›m<br />
hizmetleri vermektedir. En büyük<br />
müflterimiz THY olmakla birlikte Türk sivil<br />
havac›l›k sektörüne hizmet ediyoruz. Bunun<br />
d›fl›nda çevre ülkelere de hizmet vermeye<br />
çal›fl›yoruz. Bu serginin geç kalan<br />
bir giriflim olmas›na ra¤men Türk havac›-<br />
l›k sektörünün geliflimine ve THY’nin yapm›fl<br />
oldu¤u ofset anlaflmalar gere¤i Türk<br />
havac›l›k sanayinin yerli parça imalat›<br />
üretimine katk› yapacakt›r. K›sa sürede<br />
organize olan bu sergiye 450’ye yak›n firmam›z›n<br />
kat›lmas› bizim bu konuda iyi<br />
bir noktaya gelece¤imizin göstergesidir.”<br />
dedi.<br />
Sergide 3000 kadar mekanik, elektronik<br />
ve de¤iflik uçaklara ait küçüklü büyüklü<br />
parça sergilendi. Sergide yap›lan oturumlarda<br />
sivil havac›l›k sektörünün geliflimi<br />
ve sorunlar› konusunda da paneller düzenlendi.<br />
Bu toplant›lara THY kulland›¤›<br />
uçaklar›n üreticisi olan A‹RBUS ve BO‹-<br />
ENG firmas›ndan yetkililer de kat›ld›.<br />
Mimar ve Mühendisler Grubu üyesi firmalar›n<br />
da kat›l›¤› sergiye Mimar ve Mühendisler<br />
Grubu’ndan Genel Baflkan Avni Çebi<br />
de kat›ld›. Türk havac›l›k sektörünün<br />
bafllat›c›s› ve öncüsü Nuri Demira¤’› rahmet<br />
ve flükranla anmam›z gerekti¤ini belirten<br />
MMG Genel Baflkan› Çebi, “gönül isterdi<br />
ki bu sergi salonunda onun bir resmi<br />
as›l› olsun,” dedi. Çebi paneldeki yorumunu<br />
flöyle sürdürdü; “Buradaki organizasyonda<br />
hakikaten çok önemli çal›flma<br />
birli¤i olufltu. Firmalar birbirini tan›d›,<br />
ürünler tan›nd›. Bu konuflmalar içerisinde<br />
özellikle sertifikasyon konusu gördü-<br />
¤üm kadar›yla herkesin kafas›na tak›lan<br />
bir konu. Bunun nas›l afl›laca¤›yla ilgili<br />
endifleler var. Bu ürünler için sertifikasyonda<br />
gevflemeler olabilir. Çünkü bu parçalar<br />
için sertifika al›nmas› ciddi bir maliyet.<br />
‹nsanlar›m›z bu maliyeti üstlenecek<br />
cesareti bulam›yor. Havac›l›k sanayi AR-<br />
GE a¤›rl›kl› bir sektördür ve Avrupa’da<br />
devletlerin havac›l›¤a ciddi destekleri var.<br />
Maliyetleri göze alarak, stratejik olan bu<br />
sektörde üretim sürecini bafllatmal›y›z.<br />
Sertifikasyon ise zor de¤ildir yaln›zca süreçlere<br />
hâkim olmay› gerektiriyor. Bizim<br />
buradaki amac›m›z insanlar›m›z›, sanayicimizi,<br />
üreticimizi, tasar›mc›m›z› cesaretlendirip<br />
ifle bir yerden bafllanmas›n› sa¤lamakt›r.”<br />
18 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
HABERLER<br />
Nabucco'da gaz ak›fl›nda<br />
dört y›ll›k rötar var<br />
Nükleer enerjide<br />
yat›r›m hedefi 2014<br />
E<br />
nerji Bakanl›¤›'n›n haz›rlad›¤› strateji plan›yla Türkiye'nin<br />
d›fla ba¤›ml›l›¤›n›n azalt›lmas›, nükleer santral inflas›na<br />
2014 y›l›ndan önce bafllanmas›, yenilenebilir enerji alan›nda<br />
yat›r›mlar›n tamamlanmas› öngörülüyor.<br />
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanl›¤›, 2010–2014 y›llar› için enerji<br />
alan›ndaki tehditleri, f›rsatlar› ve Türkiye'nin bu alandaki hedeflerini<br />
içeren strateji plan› uzun bir çal›flman›n ard›ndan tamamlad›.<br />
Strateji plan›n›n tehditler bölümünde, birincil enerji kaynaklar›nda<br />
d›fla ba¤›ml›l›k, enerji fiyatlar›ndaki dalgalanmalar ve madencilikte<br />
uluslararas› rekabet gücü olan flirketlerin olmamas› ön plana<br />
ç›kt›. Türkiye'nin jeostratejik konumu, zengin rezervleri ve bölgesel<br />
iflbirli¤i imkânlar›n›n artmas› f›rsatlar bafll›¤› alt›nda yer ald›. Planda<br />
enerji sektöründeki hedefler de flöyle s›raland›: Yerli, petrol, do-<br />
¤algaz ve kömür arama faaliyetleri art›r›lacak. 2014 y›l›na kadar<br />
nükleer santral inflas›na bafllanmas› sa¤lanacak.<br />
Yap›m›na bafllanan 3 bin 500 megawattl›k yerli kömür yak›tl› termik<br />
santraller ve befl bin megavatl›k hidroelektirik santralleri 2013<br />
y›l› sonuna kadar tamamlanacak. Jeotermal enerjisi kurulu gücü<br />
2015 y›l›na kadar 300 megavata ç›kar›lacak. 2014 y›l›na kadar<br />
elektrik sektöründe hedeflenen özellefltirmeler tamamlanacak.<br />
Mevcut do¤algaz depolama kapasitesi 2015 y›l›na kadar 2 kat›na<br />
ç›kar›lacak. 2015 y›l›na kadar madencilik piyasas›nda faaliyet gösteren<br />
10 bin maden iflletmesinin çevreye uyum planlar› denetlenmifl<br />
olacak.<br />
Orta Asya'dan Avrupa'ya do¤al gaz sa¤layacak olan<br />
Nabucco Projesi’ne ilk gaz›n, daha önce belirlenen<br />
zamandan dört y›l sonra, 2018 y›l›nda verilece¤i<br />
belirtiliyor.<br />
Avrupa Komisyonu'nun enerjiden sorumlu üyesi Gunther<br />
Oettinger, Nabucco do¤algaz boru hatt›n›n inflas›<br />
için nihai karar›n 2010 y›l› içinde al›naca¤›n› ancak ilk<br />
gaz ak›fl›n›n daha önce belirtilen 2014 yerine 'büyük olas›l›kla<br />
2018' y›l›nda gerçekleflece¤ini dile getirdi. Oettinger,<br />
Avrupa için kritik önemde olan ve ayn› zamanda bir<br />
prestij projesine dönüflen bu gaz hatt›yla ilgili son alt› ayda<br />
kayda de¤er önemli ilerlemeler elde edildi¤ini de söyledi.<br />
Avrupa Komisyonu'nun enerjiden sorumlu üyesi ayn›<br />
zamanda, kaydedilen bu geliflmelerin, projenin baflar›ya<br />
ulaflma flans›n› yüzde 65 seviyesine ç›kard›¤›n›n da<br />
alt›n› çizdi. Boru hatt›n›n güzergâh›n›n son halinin ise<br />
2010 sonunda belirlenece¤i aç›kland›.<br />
Nabucco projesini yürüten konsorsiyumun Üst Yöneticisi<br />
Reinhart Mitschek ise Viyana'da yapt›¤› aç›klamada,<br />
"Yap›m çal›flmas›na 2011 y›l›nda bafllamak istiyoruz ve<br />
ilk gaz ak›fl›n›n 2014 y›l›nda gerçeklefltirilece¤ine yönelik<br />
verdi¤imiz söze de ba¤l›y›z" dedi. Toplamda 3 bin 300 kilometre<br />
uzunlu¤unda olmas› planlanan ve Orta Asya'daki<br />
do¤al gaz kaynaklar›n›n Türkiye üzerinden Viyana'ya<br />
tafl›mas› planlanan Nabucco projesinin maliyetinin 10.5<br />
milyar dolar olmas› bekleniyor. Projenin, Avrupa'n›n do-<br />
¤algazda Rusya’ya olan ba¤›ml›l›¤›n› ortadan kald›rma<br />
aç›s›ndan kritik önemi bulunuyor.<br />
20 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
HABERLER<br />
P‹OMAK Afrika’daki<br />
yat›r›mlar›na devam ediyor<br />
‹SK‹, müflteri iliflkilerini<br />
güçlendiriyor<br />
‹<br />
SK‹, personeli ve müflterileriyle olan iletiflimini maksimize<br />
etmek ve müflteri memnuniyet ç›tas›n› üst seviyelere<br />
tafl›mak amac›yla Sistafl altyap›s› ile oluflturulan<br />
bir ça¤r› merkezi kurdu.<br />
Sistafl ‹SK‹ Projesi Yöneticisi Erol Uzuno¤lu, bu kapsaml›<br />
proje hakk›nda detayl› aç›klamalarda bulundu. Tüm yenilikçi<br />
ürünler kullan›larak Sistafl taraf›ndan ‹SK‹ için kurulan<br />
‘Vatandafl ‹liflkileri Yönetim Sistemi’ (V‹YS)’in temel hedefi;<br />
arayan vatandafl›n sorununun ve talebinin ilgili birime iletilmesi,<br />
çal›flanlar›n görevlerini öngörülen sürelerde tamamlamas›,<br />
aksi durumda; amirlerinin bilgilendirilmesi ve<br />
yap›lan ifllemlerin raporlanmas› ile vatandafllardan gelen<br />
taleplerin en k›sa sürede ve belirlenen kalitede cevaplanmas›d›r.<br />
Kurulan sistem ile ‹SK‹ Ça¤r› Merkezine (ALO 185) telefon,<br />
fax, sms ve e-mail iletiflim araçlar› ile gelen flikâyet, istek ve<br />
bilgi taleplerinin kayda al›nmas›, ilgili personele ça¤r› merkezi<br />
mant›¤› ile da¤›t›lmas›, bilgilerin veri bankas›na kaydedilmesi,<br />
oluflan ifl emirlerinin teknik flefliklere iletilmesi, gerekli<br />
raporlar›n sistem üzerinden kolayca al›nabilmesi ifllemleri<br />
gerçeklefltirilebiliyor. Anketler sonucunda ölçülebilir<br />
vatandafl memnuniyeti analizleri ortaya ç›kart›l›yor ve<br />
verilen hizmetin yeterlili¤i konusunda raporlar haz›rlan›-<br />
yor. ‹SK‹ V‹YS ekibi halihaz›rda 24 müflteri temsilcisinden<br />
olufluyor ve bu ekibin k›sa sürede 100 müflteri temsilcisine<br />
yükseltilmesi hedefleniyor.<br />
Sistafl altyap›s›yla oluflturulan V‹YS Sistemi’nin bir di¤er<br />
önemli özelli¤i de di¤er kamu kurulufllar›na entegre olma<br />
özelli¤i olmas›d›r. Bu özellik devreye al›nd›¤›nda, herhangi<br />
bir bölgedeki kaz›, do¤algaz gibi çal›flmalar için ilgili kurumun<br />
sistemine entegre olunabiliyor ve kolayl›kla yaflanan<br />
süreç izlenebiliyor. Bu sistem, ‹BB (‹stanbul Büyükflehir Belediyesi)<br />
ve ‹GDAfi gibi ‹SK‹’nin koordineli çal›flt›¤› di¤er kamu<br />
kurumlar›n›n ça¤r› merkezlerine kolayl›kla entegre olabilmektedir.<br />
S<br />
udan’n›n 7 milyon nüfuslu baflkenti Hartum’da su temini<br />
projelerinde yedi y›ld›r faaliyette bulunan Piomak, baflar›-<br />
lar›na bir yenisini daha ekledi.<br />
Hartum flehrine günlük toplam 150,000 metreküp su temin edecek<br />
olan iki ‹çmesuyu Ar›tma Tesisi ve ek olarak Su Terfi ve Depolama<br />
‹stasyonu yap›m iflleri sözleflmelerine, Hartum Eyalet Baflbakan›<br />
Dr. Abdul Rahman El H›d›r, Türkiye Cumhuriyeti Hartum<br />
Büyükelçisi Erdo¤an KÖK, Eyalet Alt yap› ‹flleri Bakan› Hasan El<br />
Mevla, Eyalet Sular ‹daresi Genel Müdürü Halid Hasan, Piomak<br />
A.fi. Yönetim Kurulu Baflkan› Oral AVCI, eyalet idari ve mülki erkân›n›n<br />
da bulundu¤u bir tören ile imza at›ld›.<br />
Törende, Hartum Sular ‹daresi ile yap›lan toplam bedeli<br />
9.000.000 Avro olan üç adet sözleflme gere¤i, Piomak A.fi. ; 45,000<br />
metreküp/gün kapasiteli Al Mogran ‹çme Suyu 2. Faz Ar›tma,<br />
50,000 metreküp/gün kapasiteli Ud Ba Bekir ‹çme Suyu ar›tma, ve<br />
Organize Sanayi Bölgesi 50.000 metreküp/gün kapasiteli Terfii ve<br />
Depolama tesislerinin anahtar teslimi yap›m ifllerini taahhüdü alt›na<br />
alm›flt›r.<br />
Piomak A.fi. faaliyete bafllad›¤› May›s 1992’den bugüne kadar,<br />
Türkiye’de kazanm›fl oldu¤u ileri teknoloji ve bilgi birikimini, Avrupa<br />
ve Afrika’ya Türk mühendisli¤ini ihraç eden az say›daki firmalardan<br />
biri olup, altyap› projelerini baflar›yla gerçeklefltirmifltir.<br />
Anahtar teslimi içme ve at›ksu ar›tma tesisleri, su temini ve su yönetimi<br />
projeleri alanlar›nda uzmanlaflan Piomak A.fi. elektromekanik<br />
çözümlerin yan› s›ra, büyük çapl› iflletmeler için SCADA<br />
kontrol sistemlerini de uygulamaktad›r.<br />
22 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
Yerli Hürkufl<br />
deneme<br />
uçufllar›na<br />
bafll›yor<br />
THY'nin gözü Avrupa'n›n<br />
di¤er liglerinde<br />
Manchester United ve Barcelona ile sponsorluk anlaflmalar› imzalayan THY<br />
gözünü Almanya, Fransa, ‹talya ve Rusya'ya dikti. Manchester United ve<br />
Barcelona ile yap›lan sponsorluk anlaflmalar› THY'nin büyüme hedefini<br />
yukar›lara çekerek 4 – 5 puan katk› sa¤layacak.<br />
Sponsorlu¤un etkisiyle transit yolcuda ilk iki ayda yüzde 50 art›fl sa¤lad›klar›n›<br />
söyleyen Kotil, bu y›l yüzde 25 büyüme hedeflediklerini belirtti. THY'nin 2010<br />
bütçesinde bu rakam yüzde 20 idi. Son dönemde Manchester United ve Barcelona gibi<br />
dev tak›mlarla yapt›¤› sponsorluk anlaflmalar› ile s›kça gündeme gelen THY, bu<br />
anlaflmalar›n etkisiyle transit yolcuda art›fl sa¤lad›. Kotil, sponsorluk anlaflmalar›n›n<br />
etkisiyle baflka havayollar›ndan yolcu ald›klar›n› ve bu y›l yüzde 25 art›flla 31 milyon<br />
yolcuya ulaflacaklar›n› kaydetti.<br />
THY Genel Müdürü “Transit yolcumuz yüzde 30’a ulaflt›. Her istanbul’a gelen yolcunun<br />
yüzde 30’u transit olarak ‹stanbul’dan devam ediyor. Bu baflka havayollar›<br />
yolcular›n›n bizi tercihinden kaynaklan›yor. Bu sponsorluklar›n etkisiyle herkese çok<br />
iyi havayolu imaj› veriyoruz. Bu yüzde 50 transit k›sm›m›z büyüyünce toplam<br />
büyümemize katk›da bulunuyor. Geçen y›l büyümemiz yüzde 11'di. Bu y›l yüzde 25<br />
büyüme hedefliyoruz. Dolay›s›yla rakam vermem zor ama en az›ndan 4-5 puan› bunlar<br />
getiriyor,” dedi.<br />
Yurtd›fl›nda sponsorluk anlaflmalar›n›n sürece¤ini kaydeden Kotil, "‹spanya ve<br />
‹ngiltere'yi hallettik flimdi s›rada Almanya, Fransa, ‹talya ve Rusya'da. Çünkü o pazarlar<br />
bizim için büyük. Biz hangi pazarlarda büyük oyuncuysak, o pazarlarda sesimizi<br />
duyurmak istiyoruz," diye konufltu.<br />
M<br />
illi Savunma Bakan›<br />
Vecdi Gönül, “Hürkufl”<br />
ad› verilen pilotlu e¤itim<br />
uça¤›n›n yak›nda uçurulaca¤›-<br />
n› kaydederek, “Yak›nda umut ediyoruz<br />
Hürkufl’u uçuraca¤›z. Pilotlu<br />
bir uçak. Bütün dizayn›, tamam›,<br />
her fleyi yerlidir. Motor hariç tabii.<br />
Bu e¤itim uça¤› ama savafl uça¤›<br />
olarak da kullan›labilir. Ama as›l<br />
maksad› e¤itim uça¤›. ‹lk defa bir<br />
uçak üretmifl oluyoruz” dedi.<br />
TAI’n›n e¤itim uça¤› olarak tasarlay›p,<br />
sitesinde illüstürasyonlar›n›<br />
yay›nlad›¤› Hürkufl’a, düflman<br />
uça¤› düflüren ilk Türk tayyereci<br />
olan Vecihi Hürkufl an›s›na bu<br />
isim verildi. Gönül, TUSAfi’ta üretilen<br />
insans›z hava arac›n›n da Nisan’da<br />
imalattan ç›kaca¤›n› ve<br />
sonbaharda uçaca¤›n› söyledi.<br />
Gönül, insans›z uçakla ilgili flu bilgiyi<br />
verdi: “Bu, büyük yerli araçt›r.<br />
Miniler zaten 2 y›ld›r uçuyor. Say›-<br />
s› 100’e yaklaflt›. ‹haleyi yapt›k, iki<br />
firma girdi. Sinop’ta denendiler.<br />
Kalekal›p Aykar Firmas› kazand›.<br />
Nisan’da imalattan ç›kacak olan<br />
büyük tip 1600 beygir gücünde.<br />
Bunlar havada, daha yüksek mesafede<br />
uzun süre kalabiliyor, daha<br />
uzun mesafeye gidebiliyor. Kendi<br />
imalat›m›z bu. Üretim yerinden ç›-<br />
kacak ama uçmayacak. Testlere tabi<br />
tutulmas› laz›m. Ama ilk kez<br />
Türkiye’de böyle büyük bir pilotsuz<br />
uçak yap›lm›fl olacak.”<br />
23
HABER ANALZ<br />
Dünyan›n oluflumu ve<br />
CERN deneyleri<br />
Dünyan›n en büyük parçac›k fizi¤i laboratuar› olan Avrupa Nükleer Araflt›rma Konseyi CERN yapt›¤›<br />
önemli deneylerle yeniden gündeme geldi. Bir milyar ‹sviçre Frang›’n›n üstünde bütçesi olan CERN<br />
Laboratuar›, geliflmifl ülkelerin temel bilimlere verdi¤i önemin çarp›c› bir örne¤i olarak karfl›m›za<br />
ç›kmaktad›r.<br />
> Doç. Dr. Kerem Cankoçak<br />
‹TÜ Fizik Bölümü<br />
CERN'de pefl pefle dünya rekorlar›<br />
k›r›lmakta. 19 Mart 2010 tarihinde<br />
yeni bir dünya rekoru k›r›lm›fl, Büyük<br />
Hadron h›zland›r›c›s›nda (LHC) protonlar<br />
3,5 TeV (*) enerjiye kadar h›zland›-<br />
r›lm›flt›. 30 Mart 2010 tarihinde ise daha<br />
büyük bir rekor k›r›ld›. Birbirine z›t yönde<br />
3,5'ar TeV enerjilerde yol alan protonlar<br />
kafa kafaya çarp›flt›r›larak 7 TeV kütle<br />
merkezi enerjilerine ç›k›ld›. Önümüzdeki<br />
2 y›l boyunca, saniyede 40 milyon kez 7<br />
TeV kütle merkezi enerjisinde çarp›flan<br />
protonlar daha sonra 7'fler TeV enerjiye<br />
yükseltilerek, 14 TeV kütle merkezi enerjilerinde<br />
çarp›flt›r›lacaklar.<br />
On y›llarca sürmesi hedeflenen LHC deneylerinde<br />
maddenin temel yap› tafllar›<br />
hakk›ndaki bilgilerimizin eksik kalan yanlar›<br />
tamamlanacak ve evrenin evrimine<br />
›fl›k tutulacakt›r.<br />
CERN ve üyeleri<br />
Aç›l›m› Avrupa Nükleer Araflt›rma Konseyi<br />
olan CERN, ‹sviçre’nin Cenevre kentinde<br />
kurulmufl olup, dünyan›n en büyük<br />
parçac›k fizi¤i laboratuvar›d›r. 1954 y›l›nda<br />
12 Avrupa ülkesi taraf›ndan kurulan<br />
CERN' in en son Bulgaristan'›n da kat›lmas›yla<br />
20 üyesi olmufltur. Bütçesi bir milyar<br />
‹sviçre Frang›n›n üstündedir. Üye ülkeler<br />
GSMH’lar› oran›nda bütçeye katk›da<br />
24 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
On y›llarca sürmesi hedeflenen LHC deneylerinde maddenin temel yap›<br />
tafllar› hakk›ndaki bilgilerimizin eksik kalan yanlar› tamamlanacak ve<br />
evrenin evrimine ›fl›k tutulacakt›r.<br />
bulunmaktad›rlar. Geliflmifl ülkelerin temel<br />
bilimlere verdi¤i önemin çarp›c› bir<br />
örne¤i olan CERN, savafl sonras› bütün<br />
Avrupa ülkelerinin birlikte kat›ld›klar› ilk<br />
konseydir.<br />
CERN’in kurulufl amac›, üye ülkelerin kendi<br />
bütçe olanaklar› ile gerçeklefltiremeyecekleri<br />
araflt›rmalar› ortak olarak yürütebilmektir.<br />
Günümüzde 80 ülkeden 500<br />
enstitüyü temsil eden yaklafl›k 8000 civar›nda<br />
araflt›r›c› (dünyadaki parçac›k fizikçilerinin<br />
yar›s›) CERN' de araflt›rma yapmaktad›r.<br />
CERN, Nobel ödüllerine de lay›k<br />
görülen çok önemli bilimsel bulufllar›n yap›ld›¤›<br />
bir merkezdir. CERN, 2009 y›l›nda<br />
hayata geçirdi¤i Büyük Hadron Çarp›flt›r›-<br />
c›s› (Large Hadron Collider, LHC) ile tüm<br />
dünya kamuoyunda “Yüzy›l›n Deneyi” diye<br />
adland›r›lmaktad›r.<br />
CERN’e üye ülke say›s› 20'dir. Bu ülkeler;<br />
Almanya, Avusturya, Belçika, Bulgaristan,<br />
Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Finlandiya,<br />
Fransa, Hollanda, ‹ngiltere, ‹spanya, ‹sveç,<br />
‹sviçre, ‹talya, Macaristan, Norveç,<br />
Polonya, Portekiz, Slovakya ve Yunanistan’d›r.<br />
Gözlemci olarak kat›lan ülke/kurulufl<br />
say›s› 8' dir. Gözlemci statüsündeki<br />
ülkeler; Amerika Birleflik Devletleri, Hindistan,<br />
‹srail, Japonya, Rusya Federasyonu<br />
ve Türkiye’dir. Ayr›ca, Avrupa Komisyonu<br />
ve UNESCO da gözlemci olarak temsil<br />
edilmektedir.<br />
CERN'e üye olmadan da deneylere kat›l›-<br />
nabilmektedir. Örne¤in Amerika, Rusya,<br />
Çin, Japonya buradaki deneylere büyük<br />
oranda kat›lmaktad›r. Türkiye de CERN'<br />
de ki baz› deneylere kat›lmakta ancak di-<br />
¤er ülkelere göre çok az bir katk›da bulunmaktad›r.<br />
Temelde CERN'de yap›lan çal›flmalar<br />
maddenin temel yap› tafllar›n› incelemek<br />
ve maddeyi bir arada tutan kuvvetleri<br />
araflt›rmak olarak özetlenebilir. Ama<br />
maddenin yap› tafllar›n› araflt›rma sürecinde<br />
keflfedilen teknolojiler, t›ptan internete<br />
kadar hemen her alanda günlük hayatta<br />
kullan›lmaktad›r. CERN, temel bilimin<br />
en ileri saflar›nda yeni bilgi üretmeye<br />
çal›flan bilim adamlar›na teknolojinin izin<br />
verdi¤i en ileri deneysel olanaklar› sunar<br />
ve olanaklar› artt›rmak için de teknolojiyi<br />
zorlar. CERN'de gelifltirilen ileri teknolojiler<br />
deneylere kat›lan ülkelere ücretsiz olarak<br />
aktar›lmaktad›r. CERN’de yap›lan deneyler<br />
bu güne kadar 5 adet Nobel Fizik<br />
ödülüne konu olmufltur. Günümüzde insano¤lunun<br />
bilgiye ulaflmak ve iletiflim<br />
amac›yla kulland›¤› World Wide Web<br />
(www) sistemi CERN’de keflfedilmifl ve gelifltirilmifltir.<br />
CERN’de yap›lan araflt›rmalar,<br />
kullan›lan ve gelifltirilen teknolojiler<br />
dikkate al›nd›¤›nda dünya bilimine lokomotiflik<br />
yapmaktad›r. CERN’de kullan›lan<br />
teknolojiler aras›nda yeni ve ak›ll› malzemeler,<br />
süper iletken m›knat›s, mikro-elektronik,<br />
radyo frekans (RF), vakum, detektör,<br />
görüntüleme, radyoterapi, veri depolama,<br />
veri iflleme, uzay teknolojileri say›-<br />
labilir. Ayr›ca CERN LHC çarp›flt›r›c›nda<br />
üretilen bilgiyi toplamak, dünya genelinde<br />
da¤›tmak ve ifllemek üzere oluflturulan<br />
GRID a¤ yap›s› gelece¤in ‹nternet altyap›-<br />
s› olarak (3G sistemi) yorumlanmaktad›r.<br />
CERN'deki Büyük Hadron<br />
Çarp›flt›r›c›s› (LHC) deneyleri<br />
CERN Avrupa Parçac›k Fizi¤i labarotuar›ndaki<br />
LHC (Büyük Hadron Çarp›flt›r›c›-<br />
s›) 27 kilometrelik süper-iletken çemberiyle,<br />
14 TeV' lik kütle merkezi enerjisinde<br />
proton–proton ve kurflun–kurflun çarp›flmalar›<br />
yap›lmas›na imkân vermektedir.<br />
LHC deneylerinde Standart Model Higgs<br />
mekanizmas› ve standart model ötesi modellerin<br />
öngördü¤ü parçac›klar›n gözlenmesi<br />
amaçlanmaktad›r. LHC h›zland›r›c›-<br />
s›nda proton demetleri ›fl›k h›z›na yak›n<br />
h›zlarda çarp›flt›r›larak, Büyük Patlama’n›n<br />
ilk anlar›ndaki ortam›n oluflturulmas›<br />
hedeflenmektedir. 26 Kas›m 2009<br />
25
HABER ANALZ<br />
tarihinde LHC' ye ilk olarak proton demetleri<br />
gönderilmifl ve detektörlerde ilk testler<br />
gerçeklefltirilmifltir. Aral›k 2009 bafl›nda<br />
ise LHC' deki protonlar ilk olarak çarp›flt›r›lm›flt›r.<br />
Öncelikle 900 GeV kütle<br />
merkezi enerjilerinde gerçekleflen bu çarp›flmalar<br />
daha sonra k›sa sürelerle 2.36<br />
TeV kütle merkezi enerjilerine yükseltilmifltir.<br />
fiu anda dünya üzerinde bu enerjilerde<br />
protonlar› çarp›flt›rabilen baflka bir<br />
h›zland›r›c› bulunmamaktad›r. 30 Mart<br />
2010'da protonlar›n 7 TeV enerji düzeyinde<br />
çarp›flt›r›lmaya bafllanmalar› ile bafllayan<br />
süreç ise en az 2 y›l devam edecektir.<br />
Saniyede 40 milyon kere gerçekleflen proton-proton<br />
çarp›flmalar› katrilyonlarca<br />
tekrar edilerek ve toplanan veriler GRID<br />
a¤› üzerinden analiz edilmek üzere dünyan›n<br />
çeflitli yerlerindeki fizik merkezlerine<br />
da¤›t›lmaktad›r. Çarp›flmalar›n bu kadar<br />
fazla say›da tekrar edilmelerinin nedeni<br />
aranan fizik olaylar›n›n çok ender<br />
olaylar olmas›d›r. 13.7 milyar y›l önce evrenin<br />
bafllang›c›nda bütün evreni doldurmufl<br />
olan Higgs parçac›¤› gibi parçac›klar›n›n<br />
günümüzdeki so¤uk evrende tekrar<br />
üretilme olas›l›klar› oldukça düflüktür.<br />
Bu deneylerin temel amac›n›, parçac›k fizi¤inde<br />
var›lan son nokta olan Standart<br />
Model ad›n› verdi¤imiz teorinin yan›tlayamad›¤›<br />
sorulara yan›t bulmak diye<br />
özetleyebiliriz. Standart Model bize maddenin<br />
yap› tafllar›n›n nas›l davrand›¤›n›<br />
ve birbirleriyle nas›l etkilefltiklerini aç›klamakta<br />
ama bunlar›n nedenleri hakk›nda<br />
bilgi vermemektedir. LHC deneyleri ile<br />
bunlar›n nedenlerini ö¤renmeyi hedeflenmektedir.<br />
‹nsanl›k, tarih boyunca “madde nelerden<br />
>><br />
CERN’de yap›lan deneyler bugüne<br />
kadar 5 adet Nobel Fizik ödülüne<br />
konu olmufltur. Günümüzde<br />
insano¤lunun bilgiye ulaflmak ve<br />
iletiflim amac›yla kulland›¤› World<br />
Wide Web (www) sistemi CERN’de<br />
keflfedilmifl ve gelifltirilmifltir.<br />
oluflur” ve “bunlar› bir arada tutan fley<br />
nedir” sorular› etraf›nda do¤ay› anlamaya<br />
çal›flm›flt›r. Say›s›z deneyler ve deneylere<br />
öneri, öngörü ve yorum getiren kuramsal<br />
çal›flmalar göstermifltir ki madde<br />
çok az say›da ve oldukça küçük yap› tafllar›ndan<br />
oluflmaktad›r. Di¤er bir deyimle,<br />
hava, su, atefl ve toprak bir metrenin on<br />
milyarda biri büyüklü¤ündeki atomlardan;<br />
atomlar kendilerinden on bin kat küçük<br />
çekirdek ile bir milyar kat küçük elektronlardan;<br />
çekirdek ise kendinden on<br />
kat daha küçük nötron ve protonlardan<br />
oluflmaktad›r. Atom çekirde¤indeki proton<br />
ve nötronlar ise temel parçac›k olan<br />
kuarklardan meydana gelmektedir. Böylesi<br />
küçük varl›klar›n davran›fllar› günlük<br />
hayatta gözlemledi¤imiz cisimlerden<br />
farkl›d›r: konumlar› ne kadar yüksek hassasiyetle<br />
ölçülürse h›zlar› o kadar az hassasiyetle<br />
bilinebilir (Heisenberg belirsizlik<br />
ilkesi); hem dalga hem parçac›k özellikleri<br />
gösterirler; devinim esnas›nda belli bir yörünge<br />
izlemezler; verilen bir durumdan<br />
di¤erine geçerken gözlenemeyen ara durumlar<br />
yaflarlar. Bu prensipler bütünü kuantum<br />
mekani¤i olarak adland›r›l›r. Günümüzde<br />
içinde yaflad›¤›m›z evrenin ve<br />
onu oluflturan maddenin temel yap›s›n›<br />
çok iyi biliyoruz. Bu konuda flimdiye kadar<br />
geliflmifl ve deneysel olarak ispatlanm›fl<br />
en iyi teori Standart Model (SM) ad›<br />
verilen bir modeldir. Evrende, bilinen<br />
dört temel kuvvetten ikisini, Elektromanyetik<br />
ve Zay›f kuvveti, ayn› kuram içinde<br />
birlefltiren Standart Model, fizik biliminin<br />
20. yy' daki en büyük baflar›lar›ndan biri<br />
olmufltur. Glashow, Salam ve Weinberg<br />
taraf›ndan 1960' larda ortaya at›lan kuram,<br />
sonraki 30 y›l içinde geliflmifl, test<br />
edilmifl ve pefl pefle gelen kefliflerle, sa¤lam<br />
bir model olarak günümüzde temel<br />
parçac›klar› betimleyen ve deneysel olarak<br />
test edilebilen tek do¤ru model halini<br />
alm›flt›r.<br />
Yaklafl›k yüzy›ld›r devam eden maddenin<br />
yap› tafllar›n› araflt›rma aflamas›nda geldi¤imiz<br />
son nokta olan ve birçok deneyle<br />
desteklenen Standart Model, içinde yaflad›¤›m›z<br />
evrende neler oldu¤unu bize çok<br />
güzel bir flekilde aç›klasa da, ortada yan›tlanmam›fl<br />
baz› sorular bulunmaktad›r.<br />
Standart Model için gerekli olan bir parçac›k<br />
(ki buna Higgs parçac›¤› diyoruz) henüz<br />
keflfedilmemifltir. Standart Modele<br />
göre, maddenin yap› tafllar› olan temel<br />
parçac›klar alt› lepton, alt› kuark ve bunlar<br />
aras›ndaki temel etkileflmeleri gerçeklefltiren<br />
arac› parçac›klard›r. Bu modele<br />
göre, parçac›klar›n kütlelerinin nerden<br />
geldiklerini aç›klayabilmek için Higgs alan›<br />
ad› verdi¤imiz ve henüz keflfedilmemifl<br />
bir temel-etkileflim alan›na ihtiyaç duyulmaktad›r.<br />
Dolay›s›yla Higgs parçac›¤›n›n<br />
var olup olmad›¤› sorusunun yan›tlanmas›<br />
Standart Model aç›s›ndan son derece<br />
önemlidir. LHC deneyleri, öncelikle Higgs<br />
parçac›¤›n› aramak ve böyle bir parçac›k<br />
varsa bunun kütlesini ve di¤er özelliklerini<br />
ölçmeyi amaçlamaktad›r. Öte yandan,<br />
LHC deneylerinin di¤er amaçlar›ndan birisi<br />
de SM'in ötesinde bir model olan Süpersimetri<br />
modelini s›namakt›r.<br />
26 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
CERN' in bilim ve teknolojideki yeri<br />
Temelde CERN' de yap›lan çal›flmalar<br />
maddenin temel yap› tafllar›n› incelemek<br />
ve maddeyi bir arada tutan kuvvetleri<br />
araflt›rmak olarak özetlenebilir. Ama<br />
maddenin yap› tafllar›n› araflt›rma sürecinde<br />
keflfedilen teknolojiler, yaklafl›k 120<br />
y›ld›r t›ptan Internet' e kadar hemen her<br />
alanda günlük hayatta kullan›lmaktad›r.<br />
CERN, temel bilimin en ileri saflar›nda yeni<br />
bilgi üretmeye çal›flan bilim adamlar›-<br />
na teknolojinin izin verdi¤i en ileri deneysel<br />
olanaklar› sunar ve olanaklar› artt›rmak<br />
için de teknolojiyi zorlar. CERN' de<br />
gelifltirilen ileri teknolojiler deneylere kat›lan<br />
ülkelere ücretsiz olarak aktar›lmaktad›r.<br />
CERN’ de yap›lan deneyler bu güne kadar<br />
5 adet Nobel Fizik ödülüne konu olmufltur.<br />
Günümüzde insano¤lunun bilgiye<br />
ulaflmak ve iletiflim amac›yla kulland›¤›<br />
World Wide Web (www) sistemi CERN’de<br />
keflfedilmifl ve gelifltirilmifltir. CERN’ de<br />
yap›lan araflt›rmalar, kullan›lan ve gelifltirilen<br />
teknolojiler dikkate al›nd›¤›nda dünya<br />
bilimine lokomotiflik yapmaktad›r.<br />
CERN’ de kullan›lan teknolojiler aras›nda<br />
yeni ve ak›ll› malzemeler, süper iletken<br />
m›knat›s, mikro-elektronik, radyo frekans<br />
(RF), vakum, detektör, görüntüleme, radyoterapi,<br />
veri depolama, veri iflleme, uzay<br />
teknolojileri say›labilir. Ayr›ca CERN LHC<br />
çarp›flt›r›c›nda üretilen bilgiyi toplamak,<br />
dünya genelinde da¤›tmak ve ifllemek<br />
üzere oluflturulan GRID a¤ yap›s› gelece-<br />
¤in ‹nternet altyap›s› olarak (3G sistemi)<br />
yorumlanmaktad›r.<br />
CERN' deki çal›flmalar›n endüstriyel uygulamalar›<br />
ve Türkiye' ye transfer edebilece-<br />
¤imiz belli bafll› bilimsel ve teknolojik konular<br />
afla¤›daki gibidir:<br />
>><br />
Bu deneylerin temel amac›n›, parçac›k fizi¤inde var›lan son nokta olan<br />
Standart Model ad›n› verdi¤imiz teorinin yan›tlayamad›¤› sorulara yan›t<br />
bulmak diye özetleyebiliriz. Standart Model bize maddenin yap›<br />
tafllar›n›n nas›l davrand›¤›n› ve birbirleriyle nas›l etkilefltiklerini aç›klamakta<br />
ama bunlar›n nedenleri hakk›nda bilgi vermemektedir. LHC<br />
deneyleri ile bunlar›n nedenlerini ö¤renmeyi hedeflenmektedir.<br />
• H›zland›r›c›lar kullan›larak elde edilen<br />
endüstriyel ‹fllemler: Polimerlefltirme, sterilizasyon,<br />
yar›-iletken üretiminde iyon<br />
ekimi (implantation), iyonlarla yüzey sertlefltirme,<br />
plastik yüzeylerin hassas ifllenmesi<br />
ve zar üretimi, parçac›k demetleri<br />
kullan›larak malzeme analizi (Rutherford<br />
geri-saç›lmas› (RBS), parçac›klarla x-›fl›n›<br />
yay›m› uyar›lmas› (PIXE), nükleer reaksiyon<br />
analizi (NRA), elastik geri tepme saptamas›<br />
(ERD), yüklü parçac›k aktivasyon<br />
analizi (CPAA), h›zland›r›lm›fl kütle spektroskopisi<br />
(AMS), kapsaml› x-›fl›n› so¤urumu<br />
ince yap›s› .(EXAFS) )<br />
• Medikal Uygulamalar: radyonükleit<br />
(izotop) üretimi, pozitron emisyon tomografisi<br />
ve benzeri medikal tomografi yöntemleri,<br />
hadron terapisi, iyon terapisi,<br />
• Temel Araflt›rmalar: Baflta yüksek enerji<br />
fizi¤i olmak üzere, nükleer, atom-molekül,<br />
plazma, kat›-hal fizi¤i gibi temel fizik<br />
araflt›rma konular›, kristallerin ve moleküllerin<br />
yap›lar›n› aç›klamak için kullan›-<br />
lan teknikler, senkrotron ›fl›n›m› kaynaklar›,<br />
serbest elektron lazeri kaynaklar›,<br />
moleküler m›knat›slar, nano yap›l› malzemeler,<br />
yüzey ve ara yüzey çal›flmalar›,<br />
malzeme bilimi, kimya yaflam bilimleri,<br />
do¤rusal olmayan süreçler ve kuantum<br />
opti¤i, arkeometri, atmosfer bilimi, deprem<br />
erken uyar› sistemleri.<br />
• Biliflim Teknolojileri: ‹nternet, Grid, modelleme<br />
ve benzetim (simülasyon), güvenlik,<br />
stratejik planlama, yüksek verimli hesaplama,<br />
a¤ (network), hizmetler (servisler),<br />
e-devlet, veri depolama.<br />
• Elektronik: Tümleflik Elektronik (mikro<br />
elektronik), Tümleflik Olmayan (discrete)<br />
Elektronik Optoelektronik, Sistem Tasar›-<br />
m›.<br />
•Radyasyon: Radyasyondan korunma insan,<br />
radyasyondan koruma malzeme, dozimetre,<br />
çevre koruma, tar›m ürünlerinin<br />
radyasyon kullanarak temizlenmesi.<br />
Türkiye'nin CERN' deki çal›flmalara daha<br />
aktif olarak kat›lmas› bir yandan ülke olarak<br />
Türkiye’nin LHC projesine olan katk›-<br />
s›n› nitelik ve nicelik olarak art›r›rken öte<br />
yandan dünya genelinde üzerinde en çok<br />
çal›fl›lan konular› teflkil eden kuramlar›n<br />
ülkemizde yayg›nlaflmas›na ve yukar›da<br />
say›lan teknolojilerin transferine yard›mc›<br />
olacakt›r. Çal›flmalar daha çok temel-bilimsel<br />
ve teknolojik a¤›rl›kl› olacakt›r. Türkiye’<br />
de bu alanlardaki tecrübelerin yayg›nlaflmas›n›n,<br />
günümüzde gittikçe artan<br />
radyasyon detektörleri kullanan endüstriye<br />
dolayl› bir katk›s› vard›r. Hastanelerde,<br />
hava alanlar›nda, uzay teknolojilerinde,<br />
savunma sanayinde ve gündelik hayatta<br />
gittikçe daha fazla yer almaya bafllayan<br />
radyasyon detektörleri konusunda Türkiye’de<br />
yap›lan çal›flmalar ne yaz›k ki yok<br />
denecek kadar azd›r. Bu çal›flmalar›n<br />
oluflturaca¤› art› de¤er temel-bilimsel ve<br />
teknolojik a¤›rl›kl› iken, di¤er yandan da,<br />
burada kazan›lan tecrübelerin ileride endüstriye<br />
aktar›lmas› olacakt›r. Özellikle<br />
t›pta kullan›lan radyasyon detektörleri<br />
teknolojileri Türkiye' de en çok kullan›lan<br />
ve ihtiyaç duyulan teknolojilerden oldu¤u<br />
için, bu alandaki geliflmeler ülkemize büyük<br />
bir art› de¤er kazand›racakt›r.<br />
Bunlar›n yan› s›ra, CERN' deki çal›flmalara<br />
aktif ve yo¤un olarak kat›lman›n getirece-<br />
¤i bir baflka art› de¤er de, üniversitelerimizde<br />
yüksek lisans ve doktora çal›flmalar›n›<br />
sürdüren ö¤rencilerimizin CERN' deki<br />
araflt›rma olanaklar›ndan yararlanmas›<br />
olacakt›r.<br />
Notlar:<br />
(*) Bir elektronun bir voltluk gerilim alt›nda bir metrede<br />
kazand›¤› enerji anlam›na gelen 1 eV' un 1000<br />
milyar (1012) kere fazlas› olan 1TeV' lik enerji, bir sivrisine¤in<br />
kanat ç›rp›fl›ndaki kinetik enerji kadard›r.<br />
27
MMARLIK<br />
Bir inanç ve söylem üstad›;<br />
Bilge Mimar Turgut Cansever’in<br />
ard›ndan…<br />
“Dudak tiryakili¤ine bay›ld›¤›m›z, fakat bir türlü<br />
içsellefltiremedi¤imiz kavramlar›n, art›k kaybolmaya<br />
yüz tutmufl son yap› ustalar›ndan biriydi.”<br />
> Mehmet ‹flci<br />
Mimar<br />
S›la Aflkt›r<br />
Ülkedeki kufllardan ne haber vard›r<br />
Mezarl›klardan yükselen bir bahar<br />
vard›r<br />
Aflk cellad›ndan ne ç›kar madem ki<br />
Yar vard›r<br />
Yoktan da vardan da Öte bir var<br />
vard›r<br />
Hep suç bende de¤il<br />
Beni yak›p yakan bir nazar vard›r<br />
O flark›ya özenip söylenecek m›sralar<br />
vard›r<br />
Sak›n kader deme<br />
Kaderin üstünde bir kader vard›r<br />
Ne yapsalar bofl<br />
Göklerden gelen bir karar vard›r.<br />
Sezai Karakoç<br />
Bilge Mimar Turgut Cansever 22 fiubat<br />
2009 günü ‹stanbul Kad›köy<br />
Çiftehavuzlar'daki evinde vefat etti.<br />
Vefat› üzerinden yaklafl›k 14 ay geçti.<br />
Ö¤retileriyle/ fikirleriyle, yapt›klar›yla/yap(a)mad›klar›yla<br />
derin izler b›rakarak<br />
Alemlerin Rabbine kavufltu. O adeta bir<br />
müfessir gibi Kur’an ve Sünnet’i mimarl›-<br />
¤›n bilgelik boyutundan tefsir etti. Eflref-i<br />
mahlûkat olman›n mesuliyetini kendi<br />
penceresinden tevhidi mimari perspektifiyle<br />
ele ald›. Adem’in halife olarak dünyaya<br />
gönderilmesini özgün bak›fl ve tefekkürüyle<br />
yeniden yorumlad› ve mimarl›k dilini<br />
tevhidle birlefltirdi. Mimarl›¤› tevhidin<br />
dilinden, tevhidi mimarl›k dilinden okumay›<br />
baflaran ender münevverlerdendi.<br />
Ça¤dafl müfessirlerden biri olarak nitelendirilebilecek<br />
engin bilgi ve irfana sahipti.<br />
Ömrün bereketi Kudüs'ten,<br />
Medeniyetin bereketi Medine’den<br />
Kudüs’ten gelen bir ömrün bereketini tafl›-<br />
yan ve teknede de¤il, tekkede yo¤rulan bir<br />
hamurun ürünü Cansever... Türabi Tekkesi’nin<br />
kurucusu Mehmet Türabi Efendi,<br />
Cansever’in dedelerinden ve bu tekkenin<br />
son fleyhi, Mimar Turgut Cansever'in dedesi<br />
fieyh Ali Efendi'dir. Medine ve Kudüs;<br />
kardefl iki flehir… Cansever’in ebeveyni ruhuna<br />
k›vam›n verildi¤i, medeniyetlerin kesiflti¤i<br />
Kudüs’te evlenirler. Medeniyet köklerinin<br />
tutundu¤u toprakt›r “Kudüs”… Ard›ndan<br />
bu evlili¤in ilk ürünü olarak<br />
1920'de henüz bakir say›labilecek mimari<br />
güzellikleriyle donanm›fl Antalya’da dünyaya<br />
gelir.<br />
Bilge mimarl›¤a götüren vetire<br />
“Ve Cansever'i 'Bilge Mimar'l›¤a götüren<br />
takdirler silsilesi bafllar. ‹lk çocukluk y›llar›n›n<br />
geçti¤i Ankara'da, tafl›n ve ahflab›n<br />
biraz taklit, biraz hissiyat ile 'Milli' k›vam›-<br />
na getirilifline tan›kl›k eder. Bursa'ya göç<br />
etmeleriyle bu iki malzemenin en asil halleriyle<br />
meydan yerine ç›kt›¤› flehrin büyüsüne<br />
kap›l›r. (Yeter,2009).” (…)<br />
“Bursa'n›n efli¤indeki ‹stanbul Bat›'yla tan›flt›¤›<br />
yerdir. Galatasaray Lisesi gibi buram<br />
buram bat› kokan bir mektebin ard›ndan<br />
yine okudu¤u dönemde bat›ya<br />
hayranl›¤›n çok daha bariz flekilde gün yüzüne<br />
ç›kt›¤› yerlerden birine, Güzel Sanatlar<br />
Akademisi Mimarl›k Bölümü'ne kabul<br />
edilir. Bir yandan musikinin, edebiyat›n<br />
ve sanat›n meclislerinde bulunman›n verdi¤i<br />
erdemle büyürken Elmal›l› M. Hamdi<br />
Yaz›r, Ahmet Hamdi Tanp›nar, Asaf Halet<br />
Çelebi gibi birbirinden güzide isimlerin<br />
kat›ld›¤› meclislerde terbiye al›r. Akademik<br />
sahada ilerlerken bir yanda ‹bn-i Arabi<br />
gibi aya¤›n› bast›¤› topra¤›n en derinlerine<br />
do¤ru kulaç atar, bir yandan da bat›yla<br />
iliflkiye geçmeyi ihmal etmez. Onun bu<br />
yapt›¤›n›n ad›, cebindeki de¤erin sat›n alma<br />
gücünün fark›nda olarak yapt›¤› bir<br />
al›flverifltir! (Yeter,2009)”<br />
Biçim ve varl›k tasavvuru bütünlü¤ü<br />
“Sanat eseri, varl›k kâinat tasavvurunun<br />
yap›lana yans›mas›d›r. Eserini ortaya koyarken<br />
ald›¤› her karar, sanatkâr›n varl›k<br />
ve varl›¤›n güçleri hakk›ndaki tasavvuruna<br />
göre flekillenir. Bu özellikleri ile sanat,<br />
din ve ahlâk alan›nda yer al›r.<br />
Biçim ve varl›k tasavvurunun bütünlü¤ünün<br />
bilinci ile oluflan sorumluluk, tutarl›-<br />
l›k duygusu ‘Befler’i, ‘‹nsan’a dönüfltüren<br />
ad›md›r. Bu bak›mdan mimarinin oluflturulmas›<br />
s›ras›nda varl›k sorunlar›n›n hepsinin<br />
bütünlü¤ü ile göz önünde tutulmas›<br />
gerekir... Bu bütünlük, varl›¤›n güçlerinin<br />
ve yasalar›n›n toplam›ndan baflka bir fleydir.<br />
Hepsinden daha büyük ve yücedir.<br />
Var olan her fleyin var olmaya devam etmesini<br />
sa¤layan da ‘O’dur.<br />
28 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
En yüce varl›¤›n, en büyük kudretin himayesine<br />
mahzar olmak ‹slâmî yaflama düzeninin<br />
ve kültürünün temel niteliklerini belirlemifltir.<br />
‹nsan bu tavr›n› bilgi edinerek<br />
ve bilinçlenerek ortaya koyar ve çevresini<br />
bu tavr›na göre düzenler. Bu düzenleme<br />
yetene¤i ve sorumlulu¤u ile de yarat›lm›fllar›n<br />
en yücesidir![2]”<br />
Medeniyet bilinci<br />
“Cansever'in medeniyet alg›s›n›n bir kenar›nda<br />
ayd›nlat›c› bir fener olarak Hz. Peygamber'in<br />
"‹nsan›n dünyada esas vazifesi,<br />
dünyay› güzellefltirmektir" sözü durur. Bilir<br />
ki, din mimarl›k da dâhil olmak üzere<br />
hayat›n bütününü tanzim eden bir kurallar<br />
bütünüdür. Bunu kaybedince hemen<br />
herkesin, sadece k›sa ak›llar›n›n erebildi¤i<br />
kadar gidebildi¤ini fark eder. (Yeter,2009).<br />
Cansever'in mimariye bak›fl›n›n özeti "Bafl›n›z›<br />
yere koydu¤unuz yerdeki varl›¤›n en<br />
kaba malzemesinin kurallar›na dahi ben<br />
secde ediyorum.” sözüdür. (…)" Çünkü o,<br />
Allah'›n yaratt›¤› varl›¤›n tabiat›na uygun<br />
bir ifl yapmay› ve malzemenin tabiat›n›<br />
muhafazay› da Allah'›n r›zas›na uymak<br />
olarak telakki eder. Cansever "Allah'›n bütün<br />
tecellileri dünyada var ise çözüm ve<br />
ç›k›fl noktas› dünyan›n varl›¤› içerisinde<br />
bulunan ilahi tecellilerin, yasalar›n, yönelifllerin<br />
hepsini anlamakt›r. Aya günefle,<br />
topra¤a her fleye bak. ‹nsan› insan yapan<br />
o bakma tavr›d›r..." sözüyle mimari anlay›-<br />
fl›n›n temelini iflaret etmektedir.<br />
Sürekli yenilenen, kevni ayetlere bir kez<br />
daha yeniden bakan ve bu farkl› bak›fl›yla<br />
yeni çözümler üreten bir bilgedir o. Ayn›<br />
formun, benzer çözümlerinin basit tekrar›ndan<br />
kaç›narak “t›pk› güneflin her gün<br />
farkl› bir tabloyla do¤uflunu” hat›rlat›r bize.<br />
Bu yüzden var olan› tamamlamak, eflyan›n<br />
tabiat›na uygun olan› üretmek olarak<br />
bakar mimariye... “Böyle yaparken<br />
dünyada var olma hakk› kazanaca¤›na<br />
inan›r mimar›n. O kurallar›n hepsi Allah'›n<br />
emridir bilinciyle yola ç›kan insanlara ihtiyaç<br />
oldu¤unu daima hat›rlat›r. Çünkü kaynaklar›m›z›n<br />
bize getirdi¤i evrensel do¤rular›n<br />
üzerine basarak dünyan›n karfl›s›na<br />
ç›kmam›z icap eder. Bu yüzden Avrupa<br />
karfl›s›nda asla ezik bir tav›r sergilemez.<br />
Bilir ki, Bat›'n›n modernizmi ‹slam dünyas›n›n<br />
de¤erlerinin yar›m anlafl›lmas›n›n<br />
bir sonucudur. (Yeter,2009) [1].”<br />
1-2: Türk Tarih Kurumu<br />
3: Karakafl Camii, Antalya<br />
Bir ahlak disiplini; “Sanat”<br />
Cansever’e göre sanat; yaln›zca esteti¤in<br />
bir ifadesi de¤il, ahlak›n bir disiplinidir.<br />
“Ahlak›n disiplini ise ayn› zamanda inanc›n<br />
ve dinin bir disiplinidir. Dedelerinden<br />
tevarüs eden tekke gelene¤inden ald›¤›<br />
terbiye ve 'ney’in bu¤ulu sesinden ald›¤› ilhamla<br />
dünya yolculu¤unun az›¤›d›r Cansever.<br />
Bir elinde Peygamber ölçüsü, di¤er<br />
elinde hayat›n, do¤unun ve bat›n›n, kuzeyin<br />
ve güneyin, yerin ve gö¤ün birikimi ve<br />
realitesi... Bunu flöyle formüle eder "Düflünmek<br />
ve büyük insanl›k tarihine bakmak...”<br />
Ne de olsa, ‹slam kendinden önceki<br />
dü¤ümlerin insanl›¤a katk› yapt›¤›n› savunur.<br />
Bunu bilir, bunu söyler, bunu yapar.”<br />
“Sanat eseri varl›k - kâinat tasavvurunun<br />
yap›lana yans›mas›d›r. Eserini ortaya<br />
1 2<br />
koyarken ald›¤› her karar sanatkâr›n varl›k<br />
ve varl›¤›n güçleri hakk›ndaki tasavvuruna<br />
göre flekillenir. Bu özellikleri ile sanat<br />
ahlak alan›nda yer al›r"<br />
Canl› ve cans›z varl›klar aras›nda bir iletiflim<br />
oldu¤u gibi, flehirler ile onu kuran insanlar<br />
aras›nda da benzer bir iletiflim vard›r.<br />
fiehrin yap›s›n›n flehirlinin al›flkanl›k<br />
ve karakterine yans›makta oldu¤u, toplum<br />
yap›s›n›n da flehre biçimini verdi¤i bilinmektedir...<br />
Cansever’de bir medeniyetin<br />
oluflumunu böyle izah eder. Onun yap›lar›ndaki<br />
ana malzeme insand›r. Cansever<br />
ev – mahalle - flehir üçlüsünün mahal-<br />
3<br />
29
MMARLIK<br />
li ve evrensel ba¤lant›lar›n› mükemmel<br />
yöntemle birbirine ba¤lar... “Demir Tatil<br />
Köyü esere insan›n tesiri konusunda zirvedir.<br />
(…) Cansever, Demir'deki bak›fl aç›s›n›n<br />
ilham›n› asl›nda çok tan›d›k bir yerden<br />
Bursa'dan al›r. Çünkü insanlar›n kat›l›m›<br />
konusunda Birleflmifl Milletler Bursa'y› eriflilmez<br />
bir kat›l›mc› örnek olarak kabul<br />
eder ama biz hor görüp çoktan yok etmiflizdir.<br />
(Yeter,2009)”<br />
“Dr. Halil ‹brahim Düzenli ise Cansever'le<br />
ilgili en güzel tespitlerden birini yapar:<br />
'Dudak tiryakili¤ine bay›ld›¤›m›z, fakat bir<br />
türlü içsellefltiremedi¤imiz' kavramlar›n,<br />
art›k kaybolmaya yüz tutmufl son yap› ustalar›ndan<br />
biriydi.”<br />
Kubbeyi yere koymamak<br />
Bilge Mimar’›n bir kitab›n›n ad› olan “kubbeyi<br />
yere koymamak” metaforunun bir<br />
baflka mimar-elefltirmen taraf›ndan de¤erlendirilmesi<br />
de oldukça dikkat çekiciydi.<br />
U¤ur Tanyeli, "Türkiye'nin ezberini bozmay›<br />
baflarabilmifl, mimarl›¤› ve elefltirmenli-<br />
¤iyle tabular› y›kabilmifl, bir anlamda bir<br />
dekonstrüksiyon yaratabilmifl bir insan.<br />
Bu aç›dan Cansever hem hayat›, hem mimarl›¤›,<br />
hem de düflünce adam› olarak<br />
çok önemli" yorumunda bulunmufltu.<br />
Tanyeli; “Kubbeyi al›p, sadece altyap›s›n›<br />
ondan kopar›p, baflka bir yere oturtman›n,<br />
‘kubbeyi yere koymak’ biçiminde bir<br />
>><br />
Cansever'in mimariye bak›fl›n›n özeti "Bafl›n›z› yere koydu¤unuz yerdeki<br />
varl›¤›n en kaba malzemesinin kurallar›na dahi ben secde ediyorum.”<br />
sözüdür.<br />
metaforla anlat›lmas›, do¤rusu, o zaman<br />
da bana oldukça çarp›c› gelmiflti. fiimdi<br />
Antalya Karakafl Camisi’ni okudu¤um zaman,<br />
bütün bu riyakârl›¤›n nas›l mahkum<br />
edilebildi¤ini görüyorum. Bu, çok bana özgü<br />
bir durum olabilir; kat›lmayacaklar›n<br />
da az›msanmayacak say›da oldu¤unu tahmin<br />
ederim. Ama tarihselci bir mimarl›k<br />
yap›yorsan›z, tarihselcili¤i teknik özelliklerini<br />
de içerecek kadar kapsaml› düflünmek<br />
gerekti¤ini de ima ediyorsunuz demektir.<br />
Tarihselcilik, sadece biçimlerin tarihsel<br />
gibi görünmesinden ibaret olamaz.<br />
Böyle bak›nca Turgut Bey’i, söz gelimi,<br />
William Morris veya Arts and Crafts gelene¤inde<br />
bir çizgiye, o çerçeveye oturtmak,<br />
bana anlaml› geliyor. Bu anlamda Antalya<br />
Karakafl Camisi, Turgut Cansever’in son<br />
dönemini en iyi temsil eden önemli bir<br />
ürün gibi gözüküyor.”<br />
Kat›l›mc› mimarl›k<br />
‘Mimar Sinan' isimli kitab›nda, genel olarak<br />
‹slam mimarisi, özelde de Sinan'›n<br />
eserlerinin demokratik (kat›l›mc›) bir yap›da<br />
oldu¤una dikkat çeken Turgut Cansever,<br />
"Yap›y› kullanan herkes, kendi yerini<br />
tayin ediyor. Bu tam mutlak bir demokratik<br />
yap›d›r, mimarideki demokrasidir. Yap›<br />
emretmiyor, kesin olarak tarafs›z bulunuyor.<br />
Osmanl› toplumunun ortak güzellik<br />
de¤erleri vahfli Bat› de¤erleri ithal edilerek<br />
Türk ayd›nlar› taraf›ndan tahrip edilmifltir.<br />
O yüzden Sinan'›n eserleri toplumdan<br />
tecrit edilmifl, tafl y›¤›n› haline düflürülmüfllerdir,”<br />
demiflti.<br />
Turgut Cansever, Türk mimarisindeki temel<br />
s›k›nt›lar› ve çözüm yollar›n› da bu fikirler<br />
çok aç›k bir flekilde göstermektedir<br />
ki çözüm için iki fley gereklidir; “niyet ve<br />
kararl›l›k” diyor ve devam ediyor,<br />
“Son bir as›rd›r Türk toplumunda etkili<br />
olan k›sa görüfllülü¤ün, umursamazl›¤›n,<br />
de¤erbilmezli¤in, bilinçsizli¤in ve duyars›zl›¤›n<br />
yapt›¤› tahribat gözlerimizin<br />
önündedir. Bu insanl›k d›fl› tavr›n do¤urdu¤u<br />
al›flkanl›k ve temayüller, maymunca<br />
taklitçiliklerin yaratt›¤› felaketli durumdan<br />
hiç ders almadan güçlenerek devam<br />
etmektedir. Dolay›s› ile ‹stanbul’un gelece-<br />
¤ini kurtarmak için en büyük engeli insanlar›n<br />
ve toplumun bak›fl aç›lar›n›n teflkil<br />
etti¤i hat›rlanmal› ve bu durumun dehflet<br />
verici sonuçlar›ndan korkulmal›d›r.”<br />
Turgut Cansever, özgün fikirleri ve derin<br />
medeniyet tasavvuru ile Cumhuriyet döneminin<br />
en iyi bir mimarlar›ndan ve belki<br />
de en iyisi. Mimarimiz üzerine kafa yormufl<br />
bir mütefekkir, hikmet ve irfan sahibi<br />
bir bilge sanatkâr. Onu di¤er mimarlardan<br />
farkl› k›lan, üstün yapan yönü; özellikle<br />
kendi ruh ve medeniyet kökleriyle sahici<br />
iliflki kurmas›, gelenekten beslenerek gelece¤i<br />
üretme çabas›d›r.<br />
21.yüzy›l Türk mimarl›¤›n›n öncülerinden<br />
Cansever; tecrübesi, mimarl›k felsefesi,<br />
mimarl›k eserleri, musiki ve edebiyat dâhil<br />
bir çok farkl› disipline derin vukufiyeti<br />
ile yapt›klar› ve yapamad›klar›yla, dile getirdikleriyle,<br />
getiremedikleriyle, ‹bn-i Arabi’den<br />
Konfüçyüs’e, Medine’den Roma’ya,<br />
Sinan’dan Wright’a, sanat müzi¤inden<br />
Barok müzi¤e, Füsus’ta ki tevhidi hakikatlerden,<br />
mimarideki tevhide uzanan<br />
derin tefekkür alan›n› mezceden gerçek<br />
bir entelektüel... Türk mimarlar›n›n ondan<br />
ö¤renece¤i çok fley var. Üstad›m›za Allah<br />
rahmet eylesin.<br />
Not:“Turgut Cansever Okumalar›”n› bafllatan ve devam<br />
eden/edecek olan MMG’yi bu çabas›ndan dolay›<br />
bir kez daha kutluyorum.. MMG’nin varl›¤› ne denli<br />
önemli oldu¤unu, yoklu¤unu yaflayan bizler çok<br />
daha iyi biliyoruz..<br />
KAYNAKLAR:<br />
[1]( Yeter,R), Gazeteci / REPORTRE, Yeni fiafak Gazetesi,<br />
08.03. 2009<br />
[2] (Cansever,T) “Düflünceler” Mimar-Ça¤dafl Mimarl›k<br />
Dergisi, Say› 11, Turgut Cansever Özel Say›s›, Ankara<br />
1983, s.5)<br />
30 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
DOSYA > SANAYLEŞME<br />
GRŞ<br />
Buhar makinelerinden<br />
dijital devrime;<br />
Sanayileflme<br />
Avrupa’da 18. ve 19. yüzy›llarda yeni bulufllar›n üretime uygulanmas› ve buhar<br />
gücüyle çal›flan makinelerin makineleflmifl endüstriyi do¤urmas›, bu geliflmelerin de<br />
Avrupa’daki sermaye birikimini artt›rmas› olarak bilinir. Bu sermaye birikimi<br />
ülkemizin en büyük eksiklerindendir ve sanayinin yeteri kadar geliflememesinin en<br />
önemli nedenidir. Türkiye’den çok sonra kurulan devletler sanayileflme sayesinde<br />
art›k dünyada söz sahibidir. Ülkemizde ise bu konuda yap›lan at›l›mlar bir flekilde<br />
ya kayd›r›lm›fl ya da giriflimlere engel olunmufltur. Sanayileflme bir ülkenin<br />
geliflmesi için en önemli etmendir. S›radan bir eleman yerine ya da her ifli yapabilen<br />
bir eleman yerine sadece tek bir alanda uzman elemanlar yetifltirerek üretimi<br />
art›rmak ve ifl alan› yaratmak için sanayileflme flartt›r. Ülkemiz için çok uzun ve<br />
zorlu bir süreç olsa da yap›lmas› durumunda birçok alanda refaha ulaflaca¤›m›z<br />
kesindir.<br />
32 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
DOSYA > SANAYLEŞME<br />
GRŞ<br />
Sanayi devrimini arayan ülke<br />
‹nsanl›¤›n yaflam›nda çok köklü dönüflümler yaratan toplumsal olaylar için<br />
kullan›l›r devrim sözcü¤ü. Bu anlamda insanl›k iki büyük devrim yaflad› ve hâlâ bu<br />
iki büyük devrimin içinde, bir üçüncüsü olacak m› kimilerine göre flüpheli kimilerine<br />
göre yolda. Yaflanan devrimlerin en önemlisi olarak sanayi devrimini görebiliriz.<br />
Bugün hala etkisini devam ettiren sanayi devriminden Türkiye ne kadar etkilendi<br />
Ülkemiz sanayisi ne kadar yol ald›, ne kadar katma de¤er üretti Bu say›m›zda<br />
kapak konusu olarak ele alaca¤›m›z sanayileflme dosyam›zda tüm bu sorulara cevap<br />
arayaca¤›z. Yap›lmas› gerekenleri, yolda oldu¤u söylenen yeni devrimleri<br />
de¤erlendirece¤iz.<br />
‹<br />
lk devrim tar›md›, insan toplumlar›n›<br />
öylesine radikal bir dönüflüme u¤ratt›<br />
ki hiç kimse bundan kaçamad›, ister<br />
ithal edilerek, isterse d›flar›dan<br />
dayat›larak olsun tar›m› tan›mayan toplum<br />
kalmad›, elbette varl›klar› bilinen<br />
ama henüz keflfedilmemifl, Amazon Ormanlar›n›n<br />
çok içlerinde yaflayan ilkel avc›<br />
toplay›c›lar d›fl›nda. Tar›mla birlikte yönetim<br />
bafllad›, kentler kuruldu, yap›lar infla<br />
edildi, yolculuklar bafllad›. Ve geliflme<br />
elbette orada durmad› “ihtiyaç devrimlerin<br />
anas›d›r” diyen Marks’›n görüflünden<br />
hareketle, yönetimlerin, soylular›n ya da<br />
toplumlar›n ihtiyaçlar› da teknolojik at›-<br />
l›mlar› getirdi¤ini söyleyebiliriz.<br />
Ama ne denli geliflmifl olursa olsun Roma’da,<br />
‹ran’da ve hatta görkemli M›s›r da<br />
sonuçta do¤aya ba¤›ml› toplumlar ya da<br />
medeniyetlerdi. Suyun kald›rma kuvvetinden<br />
istifade ediyor, hayvanlar›n güçlerinden<br />
faydalan›yordu. Taa ki 18 yüzy›l›n<br />
sonlar› 19.yy’›n bafllar›na dek Sanayi Devrimi<br />
olarak adland›r›lan bir dizi teknik geliflimin<br />
ürünü olan ve seri halde y›¤›nsal<br />
üretim tesisleri olan fabrikalarla simgeleflen<br />
toplumsal-ekonomik süreçler ‹ngiltere’de<br />
do¤up sonra dünyaya yay›l›ncaya<br />
dek. Bu anlamda Sanayi devrimini özelli-<br />
¤inin do¤an›n güçlerinin mekanik güçlerle<br />
yer de¤ifltirmesiydi, Bu nedenle sanayileflmesnin<br />
semblüde çarklarda simgeleflen<br />
makine oldu.<br />
Asl›nda Sanayi devriminin ilk öncülleri su<br />
de¤irmenleri ile saat çark›d›r denebilir.<br />
Her ikisi de Ortaça¤da Manast›rlar›n gelifltirdi¤i<br />
fleylerdi. Su de¤irmenleri, önce un<br />
ö¤ütmede sonra, dokumac›l›kta en son<br />
>><br />
Sanayi devriminin ilk öncülleri su de¤irmenleri ile saat çark›d›r denebilir.<br />
Her ikisi de Ortaça¤da Manast›rlar›n gelifltirdi¤i fleylerdi. Su de¤irmenleri,<br />
önce un ö¤ütmede sonra, dokumac›l›kta en son da maden ç›kartmada<br />
kullan›larak pek çok ön endüstriyel iflletmelerin temel aletleri oldu<br />
34 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
da maden ç›kartmada kullan›larak pek<br />
çok ön endüstriyel iflletmelerin temel aletleri<br />
oldu. Yine sanayi devriminin enerji<br />
kayna¤› olan kömür de bu dönemlerde<br />
‹ngiltere de deniz kömürü olarak kullan›-<br />
l›yordu. ‹lk su ve hava kirlili¤inin ortaça¤da<br />
12-13 yy’da yaflan›yor olmas› yaflanacaklar›n<br />
da habercisiydi. Ölümcül sis<br />
smog dedi¤imiz kirli hava çökeltisi ile ilk<br />
kitlesel ölümlerin yafland›¤› londradan<br />
çok önce ‹ngiltere kömürle ve hava kirlil¤i<br />
ile tan›flm›flt›. Saat ise zaman kavram›nda<br />
radikal bir dönüflüm sa¤lad›, insan toplumlar›<br />
o güne dek do¤an›n ritimlerine<br />
uygun bir zaman kavray›fl› içinde yaflarken,<br />
do¤al zaman yerini saatte simgeleflen<br />
yapay zamana b›rakt›.<br />
Bundan sonraki geliflmeler ise 18.yy’da<br />
zirveye ulaflt› ve 19.yy bafllar›nda Buhar<br />
Makinesinin icad› ve bunun fabrikalarda<br />
kullan›m› ile taç noktaya ç›kt›. Sanayi devrimini<br />
haz›rlayan geliflmeler 18.yy sonlar›na<br />
do¤ru bafllad›. Dokuma tezgâhlar›n›n<br />
yerini alan i¤ makineleri iplik e¤irmede<br />
verimi öylesine artt›rd› ki, su de¤irmenleri<br />
ile dönen dokuma çark›ndan 100 kat<br />
daha fazla verimle üretim olana¤› sa¤l›-<br />
yordu. 1779’da devreye giren i¤li dokuma<br />
tezgâhlar› iki iflçinin dörtyüz i¤le ipli¤i<br />
bükmesine olanak sa¤l›yordu. Bu do¤al<br />
olarak ‹ngiltere’ye maliyetleri düflürme ve<br />
daha ucuza ve daha fazla miktarda dokuma<br />
ürünü ihraç imkân› sa¤lad›¤›ndan ‹ngiltere<br />
bir anda milli gelirini yükseltme<br />
olana¤› elde ediyordu. Yine yüksek ›s›l› ergitme<br />
f›r›nlar› daha sonraki çelik endüstrisi<br />
için öncülük sa¤layacak konumdayd›.<br />
Bir makine pistonunu çark›n›n dairesel<br />
hareketlerle dönmesini sa¤layan buhar<br />
gücü, yüksek enerji ve h›z getiriyordu.<br />
Demir eritmede kullan›lan ve kok kömürü<br />
ile çal›flan yüksek f›r›nlar 18 yy bafllar›nda<br />
devreye girmiflti. 1780’lerde iyice yayg›nlaflt›klar›<br />
bir dönemde dökme demirden<br />
f›r›nda çelik üretme tekni¤i bulundu. Bu<br />
teknik 19 yy. bafllar›nda yayg›nlaflt›. Bütün<br />
bu teknik geliflmelere alt yap› sa¤layacak<br />
hukuki mevzuat, sömürgelerden<br />
akan sermaye, sömürgelere bu ürünlerin<br />
ihrac› ve ülke içinde bu ürünlerin dolafl›-<br />
m›n› mümkün k›lan ulafl›m a¤› ile sanayinin<br />
enerji gereksinmesini sa¤layacak kömür<br />
yataklar› sanayi devrimi için ‹ngiltere’nin<br />
bafl›na talih kuflunun konmas›n›<br />
sa¤layacakt›.<br />
Yar›m yüzy›l boyunca yani beflyüz y›l süren<br />
bir süreçte ‹ngiltere, dünya ekonomisinin<br />
lideri olan bir süper güç haline gelecekti.<br />
Dokuma ürünleri ve di¤er sanayi<br />
ürünlerinin ihracat› ile ‹ngiltere de<br />
1820’lerden itibaren sanayi ekonominin<br />
motoru olacak, milli gelirdeki pay› tar›m›<br />
katlayacakt›. 1840 y›l›na geldi¤imizde ‹ngiltere<br />
de k›rsal nüfus çarp›c› bir biçimde<br />
azalm›flt›.<br />
Sanayi devriminin öncü gücü buhar makinesi<br />
oldu¤u kadar lokomotifti de daha<br />
sonralar› Paul Virilio taraf›ndan h›z ça¤›<br />
olarak adland›r›lmas›na dayanan, hareket<br />
devrimi olarak dromolojinin-ki Virilio<br />
otomobiller üzerinden infla etmifltir tespitlerini-<br />
öncüsü lokomotiftir. 1830’lardan<br />
itibaren ilk sanayileflmifl ülke olan ‹ngiltere,<br />
demiryollar› ile bir a¤ kuracakt›r.<br />
Dokumac›l›ktan sonra en çok yat›r›m demiryollar›na<br />
yap›lacakt›r. 1830’dan<br />
1850’lere dek ‹ngiltere, tüm ülke sath›nda<br />
tam 10.000 kilometre demiryolu yapacakt›.<br />
Kuflkusuz Lokomotif buhar makinesi<br />
olmasa, geliflimini belli bir evreye tafl›yamayacak<br />
bir bulufl olarak kalacakt›. Buharl›<br />
trenin ilk öncüsü 1804’te raylar üzerinde<br />
ilerleyen buhar kazan›yd›, 1827’de<br />
yap›lan borulu kazan trenlere büyük bir<br />
güç sa¤lad›, 1829’da ise bir ‹ngiliz mühendis<br />
George Stephenson’nun icad› olan<br />
“roket”in devreye girmesi ile h›z s›n›r›<br />
afl›ld›. Çünkü o zamana kadar en h›zl› ulafl›m<br />
arac› olan atl› araban›n at›n› geçiyordu<br />
bu tren.<br />
Tüm bu geliflmeler bat›ya çok büyük üstünlük<br />
sa¤lad›. Böylece dünya adaletsiz<br />
bir ticaretle karfl›laflt›. Bat›n›n dokuma sanayi<br />
tüm yerel ekonomilerin çökmesine<br />
neden olacak ve bunlar›n bat›ya ba¤›ml›<br />
olmas›n› sa¤layacakt›, bat›l› ekonomi<br />
adapte edildikçe yerel ekonomiler çökerken,<br />
bat›n›n sanayi ürünlerinin karfl›s›nda<br />
daha de¤ersiz tar›m ürünleri ve atelye<br />
tipi ürünler dayanamad›. Bu dünyan›n<br />
geri kalan›n›n geri dönüflsüz bir biçimde<br />
bat›n›n ekonomik modelini taklit etmesine<br />
ve dolay›s›yla o ürünler ile o kültüre<br />
adapte olmas›na neden olacakt›.<br />
Bugün bile bat›n›n sanayileflmifl ülkeleri<br />
ile sanayileflme evresinin bafllar›nda olanlar<br />
aras›nda gelir fark› çok büyük. Sanayi<br />
ekonomilerinde endüstri ekonominin<br />
omurgas›n› oluflturur. Bu ülkeler sanayi<br />
ürünleri ihraç eder, çoklukla hammadde,<br />
yar› mamul ürünler ve tar›msal ürünler<br />
al›rlar. Sanayi ürünlerinin katma de¤eri<br />
daha yüksek oldu¤undan bu iflte kaybeden<br />
daima sanayileflmekte olanlar oluyor.<br />
Bat› d›fl› toplumlar neden<br />
sanayileflmede öncü olam›yorlar<br />
Peki, sanayileflmenin ana itici gücü ne<br />
Ünlü kent tarihçisi Lewis Mumford bunu<br />
temerküz kavram› ile aç›kl›yor. Sermaye,<br />
idari mekanizma olarak devlet, askeri<br />
güç, bilim, emek gücü vb birçok unsurun<br />
toplanmas› ile sanayileflme de at›l›m sa¤lanabiliyor.<br />
Bat›l› sanayi devleri bunu sa¤lad›lar.<br />
Sömürgelerden akan sermaye, giriflim<br />
gücü, devlet ve askeri mekanizma,<br />
bilim ve birikim sa¤layan di¤er unsurlar<br />
bir araya geldiler ya da getirildiler. Ortado¤u<br />
da kurulan ilk uygarl›klar üzerine<br />
çal›flmalar› ile bilinen Charles Keith Maisessels,<br />
ekonomiyi gelifltiren ana aktörün<br />
devlet oldu¤unu belirtir, Kapitalizm üzerine<br />
çal›flmalar› ile de ünlenen ünlü tarihçi<br />
Ferdinand Braudel’de Kapitalizmin devlet<br />
olmadan varolamayaca¤›n› belirtir. Bugün<br />
de asl›nda sanayileflme için gereken<br />
35
DOSYA > SANAYLEŞME<br />
GRŞ<br />
itici gücü sa¤layan devlettir. Bu anlamda<br />
söyledi¤imiz temerküz unsurunu bir araya<br />
getiren güç de devlet oldu.<br />
Kuflkusuz bu tek bafl›na yeterli bir neden<br />
de¤il. Yenilik yaratmak ve bu yenilik sa¤layan<br />
ürünü piyasa koflullar›nda marka<br />
turundurma stratejisi ile talep edilen bir<br />
ürün haline getirmek sanayileflme de öncü<br />
olmay› sa¤l›yor. Bat› d›fl› toplumlar (japonya<br />
hariç tutulursa) beyin göçü ve yeterli<br />
sermaye birikimine sahip olamad›klar›ndan,<br />
dahas› bir kapitalist ifl kültürüne<br />
tam anlam› ile sahip olmad›klar›ndan<br />
öncü güç olama›yorlar ve dünyaya yön<br />
veren küresel flirketler oluflturam›yorlar.<br />
Oysa art›k dünya ekonomisine yön veren<br />
bu flirketler. Bu flirketlerin bütçeleri bir<br />
çok ülkenin sahip oldu¤u tüm gelirden<br />
çok daha fazla.<br />
Dünya Mal Ticareti, ‹hracat De¤eri Olarak,<br />
1980 Y›l›nda Yaklafl›k 2 Trilyon Dolardan,<br />
Ortalama Y›ll›k Yüzde 5,2 Oran›ndaki Büyüme<br />
‹le 2000 Y›l›nda 6,2 Trilyon Dolara<br />
Yükselmiflti. Dünya Ticareti Reel Olarak<br />
Sadece 1982 Y›l›nda Küçülmüfl Di¤er Tüm<br />
Dönemlerde Büyümüfltü ancak yaflanan<br />
son kriz Asya ülkeleri ve Brezilya hariç<br />
özellikle sanayilflemifl ülkelerde büyümeye<br />
k›smen de olsa ara verilmesine yol açm›fl<br />
durumda.<br />
1980-83 Y›llar› aras›nda dünya ticareti nominal<br />
olarak darald›. dünya ticaretinin en<br />
h›zl› artt›¤› dönemler ise 1983-90 ile 1994-<br />
97 y›llar› aras›ndaki dönem olmufltur.<br />
1990’l› y›llar, global ekonomik büyümede,<br />
üretimde ve dünya ihracat›nda dalgalanmalar›n<br />
görüldü¤ü bir dönem olarak<br />
da ortaya ç›kt›. Global ekonomik büyümedeki<br />
dalgalanmalar daha az olmakla birlikte,<br />
özellikle ticarette görülen dalgalanmalar,<br />
çok daha büyük ölçekli oldu. Pefl<br />
pefle ortaya ç›kan krizlerin, global ekonomik<br />
büyümeden daha çok, dünya ticaretinde<br />
büyük çapl› dalgalanmalara yol açt›¤›<br />
söylenebilir.<br />
Türkiye’de sanayinin geliflmesi ve<br />
sanayideki durumumuz<br />
Ülkemizde büyük sanayinin kurulma dönemi<br />
oldukça eskilere dayan›r. Sanayileflme<br />
faaliyetleri ile ilgili ilk ad›m 1839 y›l›nda<br />
Tanzimat hareketleri ile bafllam›fl ve<br />
havuz, tersane, demirhane gibi tesisler<br />
kurulmufltur. Ancak Avrupa'da büyük sanayi<br />
devriminin yaflanmas› ve özellikle<br />
tekstil alan›nda gerçekleflen ilerlemeler<br />
ço¤unlukla Bursa ve ‹stanbul'da yer alan<br />
dokuma sanayini olumsuz yönde etkilemiflti.<br />
Ayr›ca XVI. yy.'da Avrupa devletleri<br />
>><br />
Türkiye'de sanayileflme hareketi 1950'den sonra bafllam›fl, 1960 y›l›ndan<br />
sonra h›zlanm›flt›r. Cumhuriyetin ilk y›llar›nda ç›kan Sanayi Teflvik<br />
Kanunu ile sonraki y›llarda haz›rlanan kalk›nma planlar› sanayileflme<br />
sürecini h›zland›rm›flt›r.<br />
ile imzalanan kapitülasyonlar Osmanl›<br />
‹mparatorlu¤u'na yükümlülükler getirmifl,<br />
gümrük vergilerinin yükseltilmesi d›-<br />
flar›dan gelen mallarda rekabeti engellemifl,<br />
bu nedenle kurulan ço¤u fabrika zarar<br />
ederek kapanm›flt›. Bu dönemde ülke<br />
gereksinimini karfl›layacak birkaç küçük<br />
tesis bulunmaktayd›. Bunlar tar›msal<br />
ürünleri mamul mal haline getiren, de¤irmen,<br />
sabun, makarna, ya¤ ve konserve<br />
fabrikalar›, basit dokuma yapan tesisler,<br />
deri fabrikalar›, çimento, kereste, tu¤la<br />
fabrikalar›, birkaç gemi ve makine onar›m<br />
atölyelerinden olufluyordu. Nitekim<br />
1915 y›l›nda yap›lan sanayi say›m›nda<br />
baflta ‹stanbul, ‹zmir, Bursa, Manisa ve<br />
Uflak'ta toplanan 269 adet tesisin 88'i g›-<br />
da, 75'i dokuma, 55'i tütün, 20'si çimento<br />
ve seramik sanayiine aitti. Görüldü¤ü gibi<br />
sanayinin büyük k›sm› Bat› Anadolu'da<br />
toplanm›fl durumdayd›.<br />
Cumhuriyetle birlikte kapitülasyonlar›n<br />
kald›r›lmas› ile sanayileflme yolunda<br />
önemli ad›mlar at›lmaya bafllanm›flt›.1924<br />
y›l›nda Sanayi ve Maadin Bankas›<br />
(Bu bankan›n yerini 1923 y›l›nda Sümerbank<br />
alm›flt›r) kurulmufltur. 1927 y›l›nda<br />
ise ulusal sanayinin canland›r›lmas› amac›yla<br />
gümrük, vergi, ulafl›m ve hammadde<br />
temininde birtak›m kolayl›klar getirilmiflti.<br />
Devletin ald›¤› bu tedbirler sayesinde<br />
1927 y›l›nda yap›lan sanayi say›m›nda<br />
65.000 dolay›nda iflletme oldu¤u saptanm›flt›.<br />
Bu iflletmelerin % 43.5'u tar›m, %<br />
23.8'i dokuma, % 22.6's› maden, makine<br />
ve onar›m› grubunda yer alm›flt›.<br />
1934-38 y›llar›nda Birinci Befl Y›ll›k Sanayileflme<br />
Plan› haz›rlanm›flt›r. Bu plan do¤rultusunda<br />
ülkenin çeflitli yerlerinde fleker,<br />
dokuma, maden, selüloz ve seramik<br />
fabrikalar›n›n kurulmas› plana ba¤lanm›flt›.<br />
Ancak bu y›llar›n dünyada ekonomik<br />
kriz dönemine rastlamas›, ülkemizde<br />
devletin bizzat kurucu rol oynamas›na<br />
neden olmufltu. Bu amaçla 1933 y›l›nda<br />
Etibank kurulmufl ve bu kurumun önderli¤inde<br />
kimya sanayi (suni ipek-Gemlik,<br />
gülya¤›-Isparta, kibrit ve asit-‹zmit), pamuklu<br />
dokuma (Bak›rköy, Kayseri, Ere¤li,<br />
Malatya, I¤d›r, Nazilli), ka¤›t ve selüloz (‹zmit),kamgarn<br />
sanayi (Merinos-Bursa),<br />
kendir sanayi (Kastamonu), demir sanayi<br />
(Karabük), kükürt (Keçiborlu), toprak sanayi<br />
(seramik-Kütahya, flifle-cam Paflabahçe,<br />
Çimento fabrikalar›), fleker sanayi<br />
(K›rklareli-Alpullu, Uflak, Tokat-Turhal)alan›nda<br />
yat›r›mlar yap›lm›flt›r. Özellikle bu<br />
yat›r›mlar ile dokuma sanayi alan›nda<br />
önemli geliflmeler olmufl, Çukurova ve<br />
Ege bölgesinde özel sektöre ait tesislerde<br />
36 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
kurulabilmiflti.<br />
Ayr›ca 1937 y›l›nda ilk demir-çelik fabrikas›<br />
da Karabük'te kurulmufltu. Yap›lan<br />
teflvik ve tedbirler sayesinde ülkemizde<br />
1950 y›l›nda yap›lan sanayi say›m›nda<br />
84.000 (83.500) civar›nda tesis tespit edilmiflti.<br />
Türkiye’de sanayinin kurulma aflamas›<br />
Cumhuriyetin ilk y›llar›nda yaflanm›fl,<br />
Özetle Türkiye'de sanayileflme hareketi<br />
1950'den sonra bafllam›fl, 1960 y›l›ndan<br />
sonra h›zlanm›flt›r. Cumhuriyetin ilk y›llar›nda<br />
ç›kan Sanayi Teflvik Kanunu ile sonraki<br />
y›llarda haz›rlanan kalk›nma planlar›<br />
sanayileflme sürecini h›zland›rm›flt›r. Ülkede<br />
önceleri ‹stanbul ve yak›n çevresinde<br />
geliflen sanayi, buradan ‹zmit körfezine<br />
yay›larak Marmara bölgesinin güney<br />
bölümü ile Trakya kesiminde Çorlu-Çerkezköy<br />
aras›nda geliflmifltir. Sanayinin<br />
ikinci olarak yo¤unluk kazand›¤› bölge<br />
Ege bölgesi özellikle ‹zmir ve yak›n çevresidir.<br />
Bat› Karadeniz bölgesi de sanayinin<br />
özellikle demir-çelik sanayi gibi a¤›r sanayinin<br />
geliflti¤i bir kesimdir.<br />
Ülkemizde tar›ma dayal› sanayi kollar› ile<br />
tekstil sanayi alan›nda çok k›sa sürede<br />
önemli geliflmeler olmufl ve bu ürünler ülkemiz<br />
ihracat›nda önemli bir yer tutmufltur.<br />
Demir-çelik endüstrisinin geliflmesi<br />
ülkede otomotiv ve makine sanayi gibi<br />
büyük sanayi kollar›nda h›zl› at›l›mlar yaratm›flt›r.<br />
Bugün ülkemiz, kendi otomobil,<br />
gemi ve trenlerini üretebilecek konuma<br />
gelmifl, ayr›ca askeri uçaklar›n yap›m›na<br />
bafllanm›flt›r.<br />
Sanayinin ülkemiz ekonomisi üzerindeki<br />
pay› her geçen gün artmaktad›r. Nitekim<br />
1950'lerde sanayide çal›flan iflgücü<br />
600.000 dolay›nda iken günümüzde bu<br />
de¤er 2.5 milyonu aflm›flt›r. Sanayide çal›-<br />
flan nüfusun toplam çal›flan nüfusa oran›<br />
ise 1950'de %5 iken 1990'da %13.7'ye<br />
ulaflm›flt›r.<br />
Türkiye'de sanayinin da¤›l›fl›na bak›ld›-<br />
¤›nda büyük dengesizli¤in ortaya ç›kt›¤›<br />
görülür. Bu bak›mdan ülke sanayinin %<br />
60'›n›n Marmara bölgesinde topland›¤›<br />
dikkati çeker. Söz konusu durumun oluflmas›nda<br />
Osmanl› ‹mparatorlu¤u döneminden<br />
itibaren sanayi yat›r›mlar›n›n ülkenin<br />
bat› bölgelerine kayd›r›lm›fl olmas›<br />
etkendir.<br />
Bu bak›mdan ‹stanbul ülkemizde sanayinin<br />
topland›¤› en önemli merkez durumundad›r.<br />
‹stanbul'un sanayinin kurulufl<br />
yeri olarak seçilmesinde büyük nüfus kütlelerini<br />
bar›nd›rmas› nedeniyle büyük bir<br />
tüketim merkezi olmas›, yo¤un göçler sebebiyle<br />
iflgücü ihtiyac›n›n karfl›lanmas›,<br />
öteden beri düzenli ulafl›m ba¤lant›lar›na<br />
sahip olmas› ve böylece gerek hammadde<br />
gerekse mamul madde ak›fl›n› kontrol<br />
edifli, büyük sermaye sahiplerinin bu<br />
kentte toplanmas› bu faktörlerin bafll›calar›d›r.<br />
Sanayinin ekonomideki artan<br />
pay› ve sanayi ürün ihracat›<br />
Sanayi ürünlerinin ihracat gelirleri içindeki<br />
pay›nda da önemli art›fllar olmufl ve sanayinin<br />
ihracattaki pay› % 80'e ulaflm›flt›r.<br />
Ayr›ca bu sektörün milli gelirimize<br />
katk› pay› giderek yükselmektedir (%<br />
25.6).<br />
Geçmifl y›llarda özellikle de 80-90 aras›<br />
Türkiye’nin de içinde bulundu¤u 15 ülkenin<br />
ticaret art›fl h›z› Dünya ortalamas›n›n<br />
iki kat›n› aflm›flt› ve bu ülkelerin 10’u Asya’n›n<br />
h›zla sanayileflen ülkeleriydi. Bugün<br />
de asl›nda özellikle Asya ülkeleri bak›m›ndan<br />
h›zl› sanayileflme ve h›zl› ekonomik<br />
büyüme söz konusu. Türkiye ise<br />
bugün dünyan›n geliflmifl 20 ekonomisi<br />
içinde yer alan ve bölgesinde sanayi devi<br />
olarak görülecek konumda olan bir ülke.<br />
2006’da 83 milyar dolar› aflan ihracat rakam›na<br />
ulaflan Türkiye’nin, 2023 hedefi<br />
500 milyar dolar olarak saptand›. Çin tehlikesi<br />
Hindistan tehlikesi, h›zla geliflen Güneydo¤u<br />
Asya ülkelerinin rekabeti Türkiye’nin<br />
ihracat›n› ne kadar etkileyecek gibi<br />
sorular›n›n cevab›n› ararken ihracat› tetikleyen<br />
sektörlerin artan say›s›, 500 milyar<br />
dolarl›k hedefe ulaflman›n çok da zor<br />
olmayaca¤›n› iflaret ediyor.<br />
Sanayi ihracat› mart ay›nda yüzde 34.81<br />
oran›nda artarak 8 milyar 95.4 milyon dolara<br />
ulaflt›. 2009 y›l›n›n Mart ay›nda sanayi<br />
ihracat› 6 milyar 4.8 milyon dolar düzeyinde<br />
gerçekleflmiflti. Sanayi mamulleri<br />
ihracat› da ayn› dönemde yüzde 30.12 art›flla<br />
4 milyar 859.3 milyon dolardan 6<br />
milyar 323 milyon dolara yükseldi. Bu veriler<br />
ülkemizde sanayinin ekonomideki<br />
pay›n›n giderek artt›¤›n› ortaya koyuyor.<br />
Türkiye’nin gelecekte ihracat›n motoru<br />
olacak gibi görünen befl sektöründen ilki<br />
otomotivdi. Otormotivin ard›ndan yükselifle<br />
geçen ve ihracattaki pay› giderek yükselen<br />
sektörlere bakt›¤›m›zda, ilki ‹hracat›n<br />
yeni motorlar›ndan demir çelik. Demir<br />
çelik ve demir ve demir d›fl› metaller sektörleri,<br />
Türkiye’nin en h›zl› geliflen, d›fl pazarda<br />
güçlenen ve ihracat paylar›n› istikrarl›<br />
olarak gelifltiren sektörlerin bafl›nda<br />
geliyor. Özellikle demir çelik sektörünün<br />
yüzde 12’lik büyüme oran›, Çin’in yüzde<br />
17’lik büyümesi dikkate al›nd›¤›nda, rekabette<br />
Türkiye’nin gücünü art›r›yor. Dünyan›n<br />
hemen her bölgesi ile ticaret kapasitesi<br />
bulunan Türk demir çelik üreticilerinin<br />
y›ld›z›n›n, özel sektörün üretime kat›lmas›yla<br />
parlamaya bafllad›¤›n› söylersek<br />
yan›lm›fl olmay›z.<br />
>><br />
Türkiye bugün dünyan›n geliflmifl 20 ekonomisi içinde yer alan ve bölgesinde<br />
sanayi devi olarak görülecek konumda olan bir ülke. 2006’da 83 milyar<br />
dolar› aflan ihracat rakam›na ulaflan Türkiye’nin, 2023 hedefi 500 milyar<br />
dolar olarak saptand›.<br />
37
DOSYA > SANAYLEŞME<br />
GRŞ<br />
Türk demir çelik sektörü, dünya ile k›yasland›¤›nda<br />
genç bir sektör. Endüstrileflmede<br />
önemli bir rol üstlenen demir çelik<br />
sanayisinin modern anlamda temelleri,<br />
1937’de Sümerbank’a ba¤l› Karabük Demir<br />
Çelik Fabrikalar›’n›n (KARDEM‹R) kurulmas›<br />
ile bafllad›. Özel sektörün üretime<br />
kat›l›fl› ise 1960’ta, ilk elektrik ark ocakl›<br />
tesis olan 20 bin ton kapasiteli Metafl’›n,<br />
‹zmir’de üretime geçmesi ile gerçekleflti.<br />
Metafl’›, 1969 y›l›nda Çolako¤lu, 1970’de<br />
ise ‹stanbul Metalurji ve di¤erleri izledi.<br />
Özellikle 1980’li y›llar›n ikinci yar›s›nda,<br />
baflta haddehane olarak üretim yapan<br />
kurulufllar›n, ark ocakl› tesislere dönüflmesi<br />
ile birlikte özel sektörün, Türkiye’nin<br />
demir çelik üretimine a¤›rl›¤›n› koydu¤unu<br />
söylemek mümkün. Türk demir çelik<br />
ürünleri ise uzun, yass› ve vas›fl› çelik<br />
a¤›rl›kl› olup, dünya piyasas›nda yass›<br />
ürünlerin üretim oran› yüzde 60 iken, ülkemizde<br />
tersi bir durum söz konusu.<br />
Uzun ürünlerde yaflanan kapasite fazlal›-<br />
¤› ihracat ile eritilmeye çal›fl›l›rken, iç pazarda<br />
yaflanan yass› ürün arz› ise ithalat<br />
ile karfl›lanmaya çal›fl›l›yor.<br />
G›da, teknoloji ve enerji ‹hracat rakamlar›nda<br />
yükselen bir grafik çizen di¤er sektörler<br />
ise g›da ve elektronik olarak karfl›-<br />
m›za ç›k›yor. Ancak bu alanda da dünyadaki<br />
yeni trendleri takip edip, onlar gerçekleflme<br />
aflamas›nda iken bu alanda yat›r›m<br />
yapmak yerine sanayileflmifl ekonomilerin<br />
yavafl yavafl b›rakt›¤› alanlarda<br />
yat›r›m yap›l›yor. Y›ld›z› parlayan ve krizle<br />
birlikte bir düflüfl yaflasa da gelecekten<br />
umutlu görünen bir baflka sanayi sektörü<br />
de makine. Makine sanayi ihracat›, toplam<br />
ihracat içindeki pay›n› son y›llarda<br />
sürekli olarak artt›rd›. Sektörün toplam<br />
ihracat›m›z içindeki pay› 2004 y›l›nda 2,1<br />
milyar dolar ile yüzde 3,3 olmufl ve 2005<br />
y›l›nda 2,7 milyar dolar ile yüzde 3,7 seviyesine<br />
ulaflm›flt›. 2006 y›l›n›n ilk dört<br />
ay›nda ise makine sanayi ihracat› 917<br />
milyon dolara ulaflm›fl ve toplam ihracat<br />
içerisindeki pay› da yüzde 3,7 olmufltu.<br />
2007 ve 2008’de de büyümesini sürdüren<br />
makine sanayi geçen y›l sert bir düflüfl yaflayan<br />
sektörlerden oldu. 2010 y›l›nda k›-<br />
p›rdanmaya bafllayan ihracata ba¤l› olarak<br />
tekrar yükselifle geçmesi mümkün<br />
olacak gibi görünüyor.<br />
Makine sanayi ihracat›nda en önemli kalemleri;<br />
inflaat ve madencilikte kullan›lan<br />
makineler, endüstriyel klimalar ve so¤utma<br />
makineleri, tak›m tezgâhlar›, pompalar<br />
ve kompresörler, vanalar, reaktörler ve<br />
kazanlar, g›da sanayi makineleri ile türbinler<br />
ve turbojetler oluflturmakta.<br />
Makine imalat sektörü ihracat›m›zda baflta<br />
Almanya, ‹ngiltere ve ABD olmak üzere<br />
sanayileflmifl ülkelerin önemli pay sahibi<br />
olmas›, teknolojik düzey ve kalite aç›s›ndan<br />
rekabet gücümüzün yüksek oldu¤unu<br />
göstermekte.<br />
Nas›l bir sanayileflme politikas›<br />
Özellikle, ülkemizin sanayileflme süreci<br />
aç›s›ndan meseleye bakarsak, devlet bu<br />
ifle öncülük etse de, ne yeterli sermaye birikimi,<br />
ne yeterli bilimsel teknik altyap›,<br />
ne de giriflimci ruhu tafl›yan insanlar olmad›¤›ndan<br />
Türkiye sanayileflme at›l›mlar›n›<br />
ancak 1980’lerden sonra att›. Ama<br />
zihniyet problemi halen sürüyor. Çünkü<br />
sanayileflmenin motor gücünü iki unsurun<br />
bir araya gelmesi oluflturuyor, sermaye<br />
ve bilgi. Bir anlamda Üniversite ile Sermaye’nin<br />
buluflmas› ve bu iki gücün iflbirli¤i<br />
ile ar-ge yat›r›mlar› yap›larak küresel<br />
marka ve ürün gelifltirilmesi gerekiyor.<br />
Ama ülkemiz ar-ge yat›r›mlar› bak›m›ndan<br />
hâlâ yeterli de¤il. Ne yaz›k ki sermaye<br />
hâlâ al- sat tüccardan giriflimciye dönüflümünü<br />
tamamlayamad›¤›ndan, bilgi<br />
ile sermaye bir araya gelip katma de¤eri<br />
yüksek ürünlerin ortaya ç›kmas› mümkün<br />
olam›yor. Hal böyle olunca da ülkemiz<br />
hâlâ sanayi ürünü ithal eden, bundan<br />
dolay› da cari a盤› oluflan bir ülke.<br />
Ülkemizdeki durum üzerinde biraz daha<br />
durursak, mesela Türkiye ilk baflta tekstilde<br />
belli bir noktaya geldi. Daha sonra oradan<br />
ç›k›p, otomobil sanayisinde bir ivme<br />
yakalad› ve y›llard›r bir flekilde de bu ivmeyi<br />
korumay› baflard›. fiimdi gündemde<br />
ise uçak sanayisi var. Ülkenin bu sektörde<br />
uzmanlaflmas› gerekti¤inin üzerinde duruluyor.<br />
Ama otomobil sektöründen ç›k›ld›¤›<br />
için uçak sektöründe uzmanlaflal›m<br />
demiyoruz, otomotiv ile beraber uçak sanayinde<br />
de ilerleyelim diyoruz. Biz bu konulara<br />
e¤ilirken dünyada nano teknoloji<br />
dedi¤imiz teknolojiler gelifliyor. Di¤er tarafta<br />
genetik ve genetikle alakal› alanlar,<br />
bir tarafta ise enerji konusu gelifliyor.<br />
Doksan y›l›n›n sanayi kelimesi, 2000 y›l›-<br />
n›n sanayi kelimesi ve 2010 y›l›n›n sanayi<br />
kelimesi birbirinden çok farkl›. Doksanlarda<br />
sanayi dedi¤inizde makine akla geliyordu.<br />
Art›k günümüzde sanayi dedi¤imizde<br />
ise bilgi akla geliyor. Hizmet ve<br />
stratejik kavram› da var art›k. Bizim ülkemizde<br />
ciddi bir bilgi yönetim konusu da<br />
yok.<br />
Dahas› Dünyada bütün bu geliflmeler<br />
olurken, Türkiye Sanayi mezarl›¤› olmak<br />
üzere. AB ABD ile giderek zay›flayan rekabet<br />
gücünü artt›rmak için eski tip sanayileri<br />
giderek daha çok oranda Türkiye’ye<br />
kayd›r›yor. Bu Türkiye’yi sanayi bak›m›ndan<br />
bölgesini süper sanayi devi yap›yor<br />
yapmas›na ama dünyada katma de¤eri<br />
yüksek ürünler alan›ndan yine geri kalmam›z<br />
söz konusu. Sanayileflmifl G-7 ülkeleri<br />
art›k sözünü etti¤imiz yeni alanlara<br />
yat›r›m yaparak bu alanda bir ivme kazan›rken,<br />
eski tür sanayiyi de yine ekonomik<br />
güç kendisinde olmak üzere sanayileflmekte<br />
olan ülkelere kayd›r›yor. Eski tip<br />
üretim tesislerini iflgücü bak›m›ndan<br />
ucuz, hammadde temini bak›m›ndan<br />
avantajl› yerlere kayd›r›rken flirket merkezi<br />
olan yerlerde ise üçüncü sanayi devrim<br />
anlay›fl›na uygun tesislerde bilgi yo¤unluklu<br />
araflt›rmalara a¤›rl›kl› veriyorlar ve<br />
bunlar ekseninde yeni teknolojiler, yeni<br />
üretim yöntemleri gelifltiriyorlar. Bunun<br />
sonucu olarak bu ülkeler Helen sanayi eksenli<br />
bir geliflimde öncü konumundalar.<br />
Bütün bunlar› göz önüne alarak Türkiye’nin<br />
bilgi sanayi buluflmas›n› eksene<br />
alacak bir sanayi politikas› gütmesi ve<br />
belki de geçmiflte oldu¤u gibi öncülü¤ü<br />
yine devletin yapmas› düflünülebilir.<br />
Tüm bu söylenenler ›fl›¤›nda vurgulanmas›<br />
gereken bir di¤er nokta da, e¤er sanayimizi<br />
daha ileri ve üst düzeye tafl›mak istiyorsak,<br />
sanayi ile do¤rudan ya da dolayl›<br />
olarak ilgilenen herkesin hiçbir ideolojik<br />
saplant›ya girmeden, ekonomik geliflmeyi<br />
ülkenin ilerlemesi için birinci faktör ola-<br />
38 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
Ülkemiz Ar-Ge yat›r›mlar› bak›m›ndan hâlâ yeterli de¤il. Ne yaz›k ki<br />
sermaye hâlâ al- sat tüccardan giriflimciye dönüflümünü<br />
tamamlayamad›¤›ndan, bilgi ile sermaye bir araya gelip katma de¤eri<br />
yüksek ürünlerin ortaya ç›kmas› mümkün olam›yor. Hal böyle olunca da<br />
ülkemiz hâlâ sanayi ürünü ithal eden, bundan dolay› da cari a盤› oluflan<br />
bir ülke.<br />
rak görmesi gerekti¤i, aç›kt›r, bu anlamda<br />
sanayi için topyekun bir seferberlik gerekti¤ini<br />
söylersek abartm›fl olmay›z. Sanayileflme<br />
konusunda “tamam biz art›k sanayi<br />
ülkesiyiz ve flu dallarda birinciyiz” demek,<br />
tarihte özellikle kendi tarihimizde<br />
defalarca gördü¤ümüz duraklama dönemlerinden<br />
birini daha yaflamam›za sebep<br />
olur. De¤iflen dünyan›n flartlar›na göre<br />
oyunu oynamak bir zorunluluktur. Burada<br />
en iyi örne¤i “yaz›l›m endüstrisi” olarak<br />
verebiliriz. Biz otomotiv ve inflaat sektöründe<br />
önlerde yer al›rken teknoloji ça-<br />
¤›yla birlikte geliflen yaz›l›m sektörü flu<br />
ana kadar ihmal edilmifl ve neredeyse<br />
tren kaç›r›lm›flt›r. Bu ve bunun gibi daha<br />
birçok konuda erken davranmak gerekir<br />
ki, bu da yap›lmas› gereken baflka bir noktay›,<br />
sanayileflme konseyi veya sekretaryas›<br />
kurmak gerekti¤ini gösterir. Konsey<br />
bir hayli fazla olan giriflimciler ile bilgiyi<br />
bir araya getirerek sanayileflmenin ayn›<br />
zamanda bir kültür meselesi olarak alg›-<br />
lanmas›n› sa¤larsa Türkiye sanayi devleri<br />
aras›nda giren bir ülke olur. Sanayileflme<br />
kapsam›nda bir gereksinme de nitelikli<br />
insan gücü. Bu güce yeterince sahip de¤iliz.<br />
Genç nüfusumuz bir avantaj gibi görünse<br />
de iyi e¤itilmifl, kalifiye bir ifl gücü<br />
ve kalifiye bir beyin gücü olarak sanayinin<br />
kullan›m›na uygun olmad›klar›ndan<br />
ülkemiz sanayideki istihdam s›k›nt›s›n›<br />
aflam›yor. Bu anlamda günümüzde tek<br />
bir mühendislik dal› diye bir fley yok. Art›k<br />
bilgiler spesifik düzeyde. Yeni ve karmafl›k<br />
mühendislik dallar› ortaya ç›k›yor.<br />
Ve bizim okul altyap›m›z sanayi ihtiyaçlar›na<br />
göre tasarlanm›fl de¤il. Hiç sanayide<br />
çal›flmam›fl insanlar mühendis oluyor. D›-<br />
flar›da, okuldaki doçentler bile bir meslek<br />
sahibi olduktan sonra bu ifllere yöneliyorlar.<br />
Sanayide on y›l tecrübesi olmadan<br />
okulda doçent olam›yor. Buda sanayileflmedeki<br />
engellerimizden birisi, bunu ne<br />
yaz›k ki de¤ifltiremiyoruz.<br />
‹flte sanayileflme potikam›z› belirlerken<br />
bu eksikleri iyi saptay›p, sonra da bu eksikleri<br />
giderecek bir tak›m yollar ile sanayileflmede<br />
öncü güç olmal›y›z. Biz hâlâ fason<br />
sanayi olmaktan kurtulabilmifl de¤iliz.<br />
Oysaki sanayileflme yolu ile zenginleflebilmek<br />
öncülük etmekten, yenilik yaratabilmekten<br />
geçiyor. Bunu baflard›¤›n›z<br />
anda özellikle yabanc› finansman bulmak<br />
zor olmuyor, ama e¤er sanayileflmeyi bir<br />
milli poltika yapacaksak flu anda mühendislerimizin<br />
son derece de¤erli fikrilerine,<br />
projelerine finansman sa¤lamak gerekiyor.<br />
39
DOSYA > SANAYLEŞME<br />
MAKALE<br />
Türkiye’nin sanayi stratejisi ve bakanl›¤›m›z›n<br />
orta ve uzun vadede hedefleri<br />
Günümüzde ülkelerin refah seviyelerini belirleyen, güçlü ülke haline gelmelerini<br />
sa¤layan en önemli faktör, planl› iflleyen ve katma de¤er üreten sanayidir. Ülkemizinde<br />
güçlü ülkeler aras›nda yerini alabilmesi için güçlü bir ekonomiye dolay›s›yla<br />
güçlü bir sanayiye ihtiyac› vard›r. Ülkemizin sanayi stratejisini, orta ve uzun vadede<br />
hedeflerini Sanayi ve Ticaret Bakan› Nihat Ergün dergimize de¤erlendirdi.<br />
> Nihat Ergün<br />
Sanayi ve Ticaret Bakan›<br />
Bilginin, gücü tayin etti¤i günümüz<br />
dünyas›nda, bilgi üreten ve üretti-<br />
¤i bilgiyi teknolojik ürüne dönüfltüren<br />
toplumlar müreffeh ve güçlü ülkeler<br />
haline gelebilmektedirler. Günümüzde sanayi<br />
ve ticaretin h›zla geliflmesi, üreticiyi<br />
belli standartlar ve belli kalite seviyelerini<br />
aramaya yöneltmektedir. Bugün, uluslararas›<br />
pazarda hak etti¤imiz yeri alabilmenin<br />
yegâne koflulu evrensel standartlara<br />
uygun üretimdir.<br />
Bakanl›k olarak amac›m›z, ülkemizin<br />
2023 y›l›nda dünyan›n en büyük ilk 10<br />
ekonomisi aras›nda yer alma vizyonu do¤rultusunda,<br />
Türk sanayisinin rekabet gücünü<br />
ve verimlili¤ini art›rarak, dünya ihracat›ndan<br />
daha fazla pay alan, a¤›rl›kl›<br />
olarak yüksek katma de¤erli ve ileri teknolojili<br />
ürünlerin üretildi¤i, istihdam sorununu<br />
çözmüfl, nitelikli iflgücüne sahip, ürün<br />
ve hizmet kalitesini gelifltirmifl ve ayn› zamanda<br />
topluma ve çevreye duyarl› bir sanayi<br />
yap›s›na dönüflümü h›zland›rmakt›r.<br />
Türkiye Sanayi Stratejisi<br />
Bakanl›¤›m›z koordinasyonunda sanayicilerimiz,<br />
ifladamlar›m›z ve ilgili tüm taraflar›n<br />
kat›l›m› ile belirlenen yeni sanayi stratejisinin<br />
uzun dönemli vizyonu ise “Orta<br />
ve yüksek teknolojili ürünlerde Avrasya’n›n<br />
üretim, hizmet ve bilgi üssü olmak”<br />
fleklinde olmufltur.<br />
Bu vizyonu gerçeklefltirmeye yönelik olarak<br />
ülkemizdeki tüm sektörler için;<br />
•Makro ekonomik istikrar›n sa¤lanmas›<br />
ve büyümenin sürdürülmesi,<br />
•Yap›sal reform çal›flmalar›n›n devam ettirilerek<br />
üretim ve yat›r›m ortam›n›n iyilefltirilmesi,<br />
•Do¤rudan yabanc› yat›r›mlardaki art›fl›n<br />
devam ettirilmesi,<br />
•D›fl a盤›n daha sa¤l›kl› kaynaklarla fi-<br />
40 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
nanse edilebilir hale getirilmesi,<br />
•Mikro ölçekteki dönüflümlerle verimlilik<br />
art›fl›n›n sürdürülmesi,<br />
•Dünyada artan enerji fiyatlar›n›n getirdi-<br />
¤i bask›ya ra¤men içeride fiyat istikrar›-<br />
n›n sa¤lanabilmesi,<br />
•Mesleki e¤itime verilecek özel önemle istihdam<br />
alanlar›n› gelifltirerek iflsizli¤in<br />
azalt›lmas›,<br />
•Küresel pazarlarda rekabet gücünün art›r›lmas›<br />
için üretimin üzerindeki her türlü<br />
mali ve idari yükün azalt›lmas›,<br />
•Yenilikçili¤in özendirilmesi, Ar-Ge ve patent<br />
çal›flmalar› ile teknoloji üretiminin<br />
gelifltirilmesi,<br />
•‹flletmelerimizin uluslar aras› marka ve<br />
patent oluflturma çabalar›na destek verilmesi,<br />
•Bu süreçte giriflimcilerimizin ve özellikle<br />
KOB‹’lerimizin yüksek katma de¤er sa¤layacak<br />
yap›ya kavuflturulmas› yolunda<br />
desteklenerek güçlendirilmesi,<br />
büyük önem arz etmektedir.<br />
Ayr›ca, Bakanl›¤›m›z koordinasyonunda<br />
kamunun ve özel sektörün kat›l›m›yla,<br />
Otomotiv, Makine, Elektrik Elektronik, Demir<br />
Çelik, Tekstil, Haz›r Giyim/Deri ve Deri<br />
Ürünleri, Seramik, Kimya gibi sektörler<br />
için Strateji ve Eylem Planlar› çal›flmalar›<br />
devam etmektedir.<br />
AB Teknik Mevzuat›<br />
AB teknik mevzuat›na uyum çal›flmalar›<br />
kapsam›nda, Bakanl›¤›m›z sorumlulu¤undaki<br />
uluslararas› mevzuat›n tamam›na<br />
yak›n› uyumlaflt›rarak yerli mevzuat haline<br />
getirilmifltir. Yeni mevzuat›n uygulamaya<br />
girmesi; sanayi ürünlerimizin uluslararas›<br />
normlarda olmas›n›, yap›lan ihracat›n<br />
artmas›n› ve Türk sanayicilerinin bilgi<br />
ve becerileri yönünden dünya standartlar›nda<br />
olmas›n› sa¤lam›flt›r.<br />
>><br />
Sanayicilerimiz, ifladamlar›m›z ve ilgili tüm taraflar›n kat›l›m› ile<br />
belirlenen yeni sanayi stratejisinin uzun dönemli vizyonu ise “Orta ve<br />
yüksek teknolojili ürünlerde Avrasya’n›n üretim, hizmet ve bilgi üssü<br />
olmak” fleklinde olmufltur.<br />
Küresel kriz<br />
Yaflanan küresel kriz neticesinde, gerek<br />
d›fl talep gerekse iç talepteki gerilemeye<br />
ba¤l› olarak ülkemiz ekonomisinde üretim,<br />
ihracat ve iflsizlik göstergeleri olumsuz<br />
yönde etkilenmifltir. Ancak Türkiye<br />
ekonomisi, dünyan›n içinden geçti¤i bu<br />
zorlu süreçte sa¤lam duruflunu korumufltur.<br />
Bugüne kadar gerçeklefltirilen yap›sal<br />
reformlarla birlikte ülkemiz ekonomisinin<br />
d›fla aç›lmas› ve ihracata dayal› büyüme<br />
modelini gelifltirmesi ile ekonomimiz istikrara<br />
kavuflmufl ve piyasalara güven gelmifltir.<br />
Al›nan tedbirlerin de etkisiyle sanayi üretimi<br />
toparlanma e¤ilimine girmifltir. Önümüzdeki<br />
aylarda ülkemiz, kriz öncesi dönemdeki<br />
kapasite kullan›m oranlar›na,<br />
üretim miktar›na ve ihracat rakamlar›na<br />
ulaflacakt›r. Bu do¤rultuda ilgili kamu kurum<br />
ve kurulufllar› ve sektörlerle birlikte<br />
dayan›flma ve iflbirli¤i içerisinde çal›flmalar<br />
sürdürülmektedir.<br />
Yeni teflvik uygulamalar›<br />
Uygulamaya giren “yeni teflvik sisteminin<br />
amac›”, kalk›nma planlar› ve y›ll›k programlarda<br />
öngörülen hedefler ile uluslararas›<br />
anlaflmalara uygun olarak tasarruflar›<br />
katma de¤eri yüksek yat›r›mlara yönlendirmek,<br />
üretimi ve istihdam› art›rmak, yat›r›m<br />
e¤iliminin devaml›l›¤›n› ve sürdürülebilir<br />
kalk›nmay› sa¤lamak, uluslararas›<br />
rekabet gücünü art›racak teknoloji ve arge<br />
içeri¤i yüksek büyük ölçekli yat›r›mlar›<br />
özendirmek, do¤rudan yabanc› yat›r›mlar›<br />
art›rmak, bölgesel geliflmifllik farkl›l›klar›n›<br />
gidermek, çevre korumaya yönelik yat›r›mlar<br />
ile araflt›rma ve gelifltirme faaliyetlerini<br />
desteklemektir.<br />
Bu çerçevede, yeni teflvik sistemimizin<br />
araçlar›; kurumlar ve gelir vergisi indirimi,<br />
sigorta primi iflveren hissesi deste¤i, yat›-<br />
r›m yeri tahsisi, faiz deste¤i, gümrük vergisi<br />
muafiyeti ve KDV istisnas› uygulanmas›<br />
olarak belirlenmifltir. Yeni teflvik sistemimiz;<br />
bölgesel ve sektörel yat›r›mlar olmak<br />
üzere detayland›r›lm›flt›r.<br />
Türkiye’de imalat sanayinin %99’u KO-<br />
B‹’lerden oluflmakta ve toplam istihdam›n<br />
% 80’i KOB‹’lerde çal›flmaktad›r. Önümüzdeki<br />
dönemde de KOSGEB arac›l›¤› ile KO-<br />
B‹’lerimize sa¤lanan destekler artarak devam<br />
edecektir.<br />
Ar-Ge teflvikleri<br />
Ülkemizde bilimsel çal›flmalar›n yap›labilece¤i<br />
kurumsal yap›lar›n ve mekanizmalar›n<br />
oluflturulmas› amac›yla Bakanl›¤›-<br />
m›z taraf›ndan 2001 y›l›nda 4691 say›l›<br />
“Teknoloji Gelifltirme Bölgeleri Kanunu”<br />
ç›kar›lm›flt›r.<br />
Söz konusu yasa ile ülkemizde üniversitesanayi<br />
iflbirli¤i sa¤lanarak ülke sanayinin<br />
uluslararas› alanda rekabet edebilir bir<br />
yap›ya kavuflturulmas› amac›yla; teknolo-<br />
41
DOSYA > SANAYLEŞME<br />
MAKALE<br />
>><br />
Bugüne kadar gerçeklefltirilen yap›sal reformlarla birlikte ülkemiz<br />
ekonomisinin d›fla aç›lmas› ve ihracata dayal› büyüme modelini<br />
gelifltirmesi ile ekonomimiz istikrara kavuflmufl ve piyasalara güven<br />
gelmifltir.<br />
jik bilginin üretildi¤i, üretilen bilginin ticarilefltirildi¤i,<br />
üründe ve üretim yöntemlerinde<br />
ürün kalitesini, standard›n› yükseltecek,<br />
verimlili¤i art›racak ve üretim maliyetlerini<br />
düflürecek yeniliklerin gelifltirildi-<br />
¤i, küçük ve orta ölçekli iflletmelerin yeni<br />
ve ileri teknolojilere uyumunun sa¤land›-<br />
¤›, araflt›rmac›lara ifl imkânlar›n›n sa¤land›¤›<br />
ve yüksek/ileri teknoloji yat›r›mlar› yapacak<br />
yabanc› sermayenin ülkeye giriflini<br />
h›zland›racak bölgeler oluflturulmas› hedeflenmifltir.<br />
2001 y›l›ndan itibaren uygulamaya konulan<br />
ve sanayicimizi, araflt›rmac›lar›m›z ve<br />
üniversitelerimiz ile buluflturarak teknoloji<br />
yo¤un üretime yönelik yeni ürün ve üretim<br />
yöntemleri gelifltirmelerini sa¤layacak<br />
bu kanun kapsam›nda bugüne kadar 37<br />
adet Teknoloji Gelifltirme Bölgesi kurulmufltur.<br />
Ayr›ca 5593 Say›l› Kanunla Ar-Ge ve yenilikçilik<br />
konusunda sanayicilere yönelik<br />
desteklerin Bakanl›¤›m›zca yürütülmesinin<br />
önü aç›lm›flt›r. Bu kapsamda Bakanl›-<br />
¤›m›zca kabul edilen projelerde, proje bedelinin<br />
azami % 75’i Bakanl›kça, % 25’i<br />
ise firma taraf›ndan karfl›lanmaktad›r.<br />
Ülkemizin Avrupa Birli¤i sürecinde yapt›-<br />
¤› anlaflmalar çerçevesinde Gayr› Safi Yurt<br />
‹çi Hâs›las›ndan Ar-Ge’ye ay›rd›¤› pay›n<br />
2012 y›l›na kadar % 2’ye ç›kar›lmas› ve bu<br />
pay›n en az % 1’inin özel sektör taraf›ndan<br />
karfl›lanmas› gerekmektedir.<br />
Bu çerçevede Ar-Ge ve yenilik yoluyla ülke<br />
ekonomisinin uluslararas› düzeyde rekabet<br />
edebilir bir yap›ya kavuflturulmas›<br />
için teknolojik bilgi üretilmesini, üründe<br />
ve üretim süreçlerinde yenilik yap›lmas›-<br />
n›, ürün kalitesi ve standard›n›n yükseltilmesini,<br />
verimlili¤in art›r›lmas›n›, üretim<br />
maliyetlerinin düflürülmesini, teknolojik<br />
bilginin ticarilefltirilmesini, rekabet öncesi<br />
iflbirliklerinin gelifltirilmesini, teknoloji yo-<br />
¤un üretim, giriflimcilik ve bu alanlara yönelik<br />
yat›r›mlar ile Ar-Ge’ye ve yenili¤e yönelik<br />
do¤rudan yabanc› sermaye yat›r›mlar›n›n<br />
ülkeye giriflinin h›zland›r›lmas›n›,<br />
Ar-Ge personeli ve nitelikli iflgücü istihdam›n›n<br />
art›r›lmas›n› desteklemek ve teflvik<br />
etmek amac›yla 2008 y›l›nda 5746 Say›l›<br />
“Araflt›rma ve Gelifltirme Faaliyetlerinin<br />
Desteklenmesi Hakk›nda Kanun” ç›kar›lm›flt›r.<br />
‹nsan kaynaklar›n›n sanayi<br />
alan›nda de¤erlendirilmesi<br />
Özellikle küresel kriz döneminde geliflmifl<br />
ülkelerde dahi 2-3 kat artan iflsizlik yaflanm›flt›r.<br />
Bu sorunun sadece ekonomik yönüyle<br />
de¤il sosyal yönüyle de de¤erlendirilmesi<br />
gerekmektedir. Genç nüfusumuzun<br />
fazlal›¤›, köyden kente göçlerin devam<br />
ediyor olmas› ve her geçen gün kad›nlar›m›z›n<br />
ifl gücüne kat›l›mlar›n›n art›-<br />
yor olmas› neticesinde ifl gücü arz› sürekli<br />
bir art›fl içerisindedir.<br />
Türkiye, küresel kriz öncesinde 27 çeyrek<br />
üst üste ortalama yüzde 5,9 oran›nda büyüme<br />
yakalam›fl ancak bu süreçte dahi iflsizlik<br />
oran› arzu edilen seviyelere çekilememifltir.<br />
‹flsizli¤e kal›c› çözüm bulmak için istikrarl›<br />
uzun ve h›zl› büyüme dönemine girilmesi<br />
önem arz etmektedir. Bu çerçevede y›ll›k<br />
ortalama büyüme h›z›m›z›n yüzde 7'lerin<br />
üzerine ç›kar›lmas› gerekmektedir. Ancak<br />
bu flekilde büyüyen bir Türkiye'de<br />
hem mevcut firmalar daha fazla eleman<br />
çal›flt›rma ihtiyac› duyacaklar hem yeni<br />
kurulan iflletmelerin say›s› artabilecektir.<br />
Bu nedenle yat›r›m ortam›n›n iyileflmesine,<br />
iç talebin canlanmas›na ve ihracat›n<br />
artmas›na büyük önem verilmektedir.<br />
Son yat›r›m teflvik paketinde de belli süreler<br />
için SSK iflveren priminin hazineden<br />
karfl›lanabilmesi için ad›mlar at›lm›flt›r.<br />
Teflvik paketimizin sa¤lad›¤› kolayl›klar›n<br />
da etkisiyle ülkemizde yerli ve yabanc› yat›r›mlar›n<br />
artaca¤› ve çok daha fazla insan›m›za<br />
istihdam sa¤lanaca¤› düflünülmektedir.<br />
‹flsizlikle mücadele kolektif bir bilinçle yap›lmal›<br />
ve milli bir görev olarak kabul edilmelidir.<br />
Ülke ekonomisinin ihtiyaçlar›yla<br />
ifl gücü piyasas›n›n özellikleri birbirine<br />
uyumlu hale getirilmelidir. ‹stihdam garantili<br />
meslek e¤itimlerinin temel amaçlar›ndan<br />
biri budur. Kamu kurumlar›n›n,<br />
yerel yönetimlerinin, sivil toplum kurulufllar›n›n<br />
ve ifl dünyas›n›n çözüm odakl› projeleri<br />
birlikte gerçeklefltirmeleri zorunludur.<br />
Bütün dünyada oldu¤u gibi ülkemizde de<br />
ö¤rencilerin yüzde 65'i meslek liselerine<br />
yüzde 35'i genel liselere gitmeli, meslek<br />
okullar› bilinçli tercih edilen okullar haline<br />
getirilmelidir.<br />
Bununla birlikte, geliflmifl ülkelerdeki ifl ve<br />
f›rsat imkânlar› daha iyi bir gelece¤i sundu¤u<br />
sürece, nitelikli insan transferi kaç›-<br />
n›lmaz olarak devam edecektir. Dolay›s›yla,<br />
nitelikli insan transferini engellemek<br />
veya kontrol etmek geliflmifl ülkelerde sunulan<br />
imkânlardan daha fazlas›n› sunmakla<br />
mümkün olabilecektir.<br />
Bu imkânlar› sa¤laman›n en temel yolu<br />
dünyaya sat›fl yapmak, üreterek zenginleflip<br />
geliflmektir. Dolay›s›yla ülke olarak sanayileflmek<br />
ve üretmek zorunday›z. Bu<br />
do¤rultuda tüm sektörlerimiz, küresel krizin<br />
sona erdi¤i bugünlerde ortaya ç›kacak<br />
f›rsatlara haz›rl›kl› olmak ve planlar›n› buna<br />
göre yapmak mecburiyetindedir.<br />
Derginizin sanayileflme konusuna göstermifl<br />
oldu¤u hassasiyetten dolay› da teflekkür<br />
ederken, yay›n hayat›n›zda baflar›lar<br />
dileriz.<br />
42 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
DOSYA > SANAYLEŞME<br />
SÖYLEŞ<br />
‹SO Baflkan› Tan›l Küçük:<br />
“Sanayimizin yeni stratejilere ihtiyac› var”<br />
‹stanbul Sanayi Odas›’n›n kuruluflundan bugüne gelinen süreci bizlerle paylaflan<br />
oda baflkan› Tan›l Küçük, “Küresel rekabet yar›fl›nda daha ön s›ralara geçebilmemiz<br />
için, yüksek rekabet gücüne sahip oldu¤umuz sektörlerde güçlü yönlerimizi koruyacak,<br />
zay›f yönlerimizi güçlendirecek yeni strateji ve politikalar› hayat geçirmeliyiz,”<br />
dedi. Küçük ile kuruluflundan bugüne sanayi odas›n› ve sanayiyi konufltuk.<br />
içindeki ‹SO üyelerinin say›s› 402’yi bulmaktad›r.<br />
‹SO ne zaman faaliyete geçti, kurucu sanayiciler<br />
kimlerdir ‹SO ülkemiz sanayinin<br />
% kaç›n› temsil etmektedir<br />
‹stanbul Sanayi Odas›, 1952 y›l›n›n May›s<br />
ay›nda 750’ye yak›n sanayicinin yaz›l› iste¤i<br />
ile kurulmufltur. ‹lk Meclis’te, Baflkanl›k<br />
görevini Kaz›m Ar›n, Baflkan Vekilli¤i<br />
görevini ise S›rr› Enver Batur yerine getirmifltir.<br />
‹lk Yönetim Kurulu Baflkan› ise,<br />
Hüsnü Yaman, Baflkan Vekilleri de Cahit<br />
Evrenos ve Hasan Derman idi.<br />
Bugün, ‹stanbul Sanayi Odas›, 14.700’ü<br />
aflk›n üyesi ile Türkiye’nin en köklü ve en<br />
büyük sanayi odas›d›r. Türk sanayinin en<br />
önemli temsil kurumlar›ndan biridir. ‹SO<br />
üyesi sanayi kurulufllar›, toplam sanayi<br />
katma de¤erinin yaklafl›k %40’›n›,<br />
GSY‹H’n›n ise %9’unu yaratmaktad›rlar.<br />
Türkiye ihracat›n›n %35’i ‹SO üyelerince<br />
yap›lmaktad›r. Toplam sanayi istihdam›-<br />
n›n %17’si ‹SO üyesi kurulufllarca sa¤lanmaktad›r.<br />
Türkiye’nin 500 büyük sanayi<br />
kuruluflunun 209’u ‹SO üyesidir. ‹kinci<br />
500 Büyük Sanayi Kuruluflu kapsam›ndaki<br />
‹SO üyesi kurulufl say›s› ise 193’tür.<br />
Böylece 1.000 Büyük Sanayi Kuruluflu<br />
Ülkemiz sanayisi hangi dallarda dünya<br />
ile rekabet edebilir düzeydedir Hangi<br />
dallarda eksikliklerimiz var, hangi branfllar<br />
önümüzdeki 10 y›l önem kazanacak<br />
Türkiye, rekabet gücü aç›s›ndan çok parlak<br />
bir tablo çizmese de, durumumuz<br />
ümitsiz de de¤ildir. Dünya Ekonomik Forumu'nun<br />
133 ülkeyi kapsayan 2009-<br />
2010 Küresel Rekabet Endeksi'nde Türkiye,<br />
61’inci s›rada yer alabilmifltir. Ayn›<br />
endekste 2008-2009 döneminde 63’üncü<br />
s›rada idik. Dolay›s›yla, iki basamak ilerlemifl<br />
bulunmaktay›z. Sektörlerimizdeki duruma<br />
gelince, OECD’nin üretimde kullan›-<br />
lan teknolojinin yo¤unlu¤una göre yapm›fl<br />
oldu¤u s›n›fland›rmada, düflük teknoloji<br />
grubunda yer alan Tekstil, Haz›r Giyim,<br />
G›da-‹çecek ve Tütün ve A¤aç Ürünleri<br />
sektörlerinde Türkiye rekabet üstünlü-<br />
¤ü bak›m›ndan rakiplerine göre daha<br />
avantajl› bir durumdad›r. Bu sektörlerdeki<br />
rekabet üstünlü¤ünün sektörlerin<br />
emek yo¤un yap›s›ndan kaynakland›¤›n›<br />
söylemek mümkündür. Ana Metal, Metal<br />
Eflya, Gemi ‹nfla ve Onar›m, Kauçuk ve<br />
Plastik gibi Orta-Düflük teknoloji ile üretim<br />
yapan sektörler ve Makine ve Teçhizat,<br />
Kimya ve Motorlu Kara Tafl›tlar› gibi<br />
orta-ileri teknoloji kullanan sektörlerde<br />
ise rekabet gücü bak›m›ndan rakiplerimiz<br />
ile eflit konumda oldu¤umuz, AB d›-<br />
44 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
Küresel rekabet ortam›na bakt›¤›m›z zaman art›k maliyete ve nispeten ucuz iflgücüne dayal› rekabet için<br />
flans›m›z›n olmad›¤› görülmektedir. Bugün Çin ve Hindistan, yar›n baflkalar› bizden daha ucuza imalat<br />
yapabilecektir. Türkiye’nin hedefi, katma de¤eri yüksek bir üretim yap›s›na geçifl olmal›d›r.<br />
fl›ndaki rakiplerimize göre ise daha iyi bir<br />
pozisyonda oldu¤umuz söylenebilir. Önümüzdeki<br />
y›llarda gerekli deste¤in verilmesi<br />
halinde emek yo¤un ve teknoloji seviyesi<br />
düflük olan sektörlerdeki rekabet üstünlü¤ümüzün<br />
devam etmesi mümkün olabilecektir.<br />
Orta-düflük ve orta-ileri teknoloji<br />
ile üretimlerini sürdüren sektörlerde ise<br />
hedefimiz, bunlar› orta-yüksek ve yüksek<br />
teknoloji kullanan sektörlere dönüfltürülmek<br />
olmal›d›r.<br />
Küresel rekabet yar›fl›nda daha ön s›ralara<br />
geçebilmemiz için, nispeten yüksek rekabet<br />
gücüne sahip oldu¤umuz sektörlerde<br />
güçlü yönlerimizin korunup, zay›f yönlerimizin<br />
güçlendirilmesine yönelik strateji<br />
ve politikalar›n hayata geçirilmesi gerekmektedir.<br />
Geçmiflte bu yönde hareket<br />
eden birçok geliflmekte olan ülke, günümüzde<br />
geliflmifl ülkeler aras›nda yer alma<br />
baflar›s›n› göstermifltir. Türkiye ise maalesef<br />
bu alanda yapmas› gereken at›l›mlar›<br />
yeterince yapamam›flt›r. Bu at›l›mlar›n<br />
zaman›nda yap›lamam›fl olmas›ndan dolay›<br />
imalat sanayi katma de¤erinin GSYH<br />
içindeki pay› zaman içerisinde azalm›flt›r.<br />
1998 y›l›nda cari fiyatlarla %23,9 olan<br />
45
DOSYA > SANAYLEŞME<br />
SÖYLEŞ<br />
>><br />
Üniversitelerimizdeki tez konular›na bak›ld›¤›nda, seçilen konular›n<br />
sanayimizin gündeminden çok kopuk oldu¤u görülmektedir. Bu kopukluk,<br />
sanayi ve üniversitenin birlikte çal›flmas›n› zorlaflt›rmaktad›r. Bu iki kesimi<br />
buluflturmak, üniversite ve sanayinin gündemini, ilgi alanlar›n› ortak<br />
hale getirmek, birbirinin ihtiyaçlar›ndan haberdar etmek gerekiyor.<br />
imalat sanayi katma de¤erinin GSYH içindeki<br />
pay›, 2009 y›l›nda %15 seviyelerine<br />
gerilemifltir. Bizimle ayn› kategoride olan<br />
di¤er ülkelerde böyle bir gerileme söz konusu<br />
de¤ildir.<br />
Küresel rekabet ortam›na bakt›¤›m›z zaman<br />
art›k maliyete ve nispeten ucuz iflgücüne<br />
dayal› rekabet için flans›m›z›n olmad›¤›<br />
görülmektedir. Bu gün Çin ve Hindistan,<br />
yar›n baflkalar› bizden daha ucuza<br />
imalat yapabilecektir. Türkiye’nin hedefi,<br />
katma de¤eri yüksek bir üretim yap›s›na<br />
geçifl olmal›d›r. Bunun için bilim teknoloji<br />
alt yap›m›z, ar-ge, inovasyon, tasar›m,<br />
markalaflma kapasitemizi gelifltirmemiz,<br />
iflgücümüzün beceri düzeyini yükseltmemiz,<br />
üniversite sanayi iflbirli¤ini gelifltirmemiz<br />
gerekmektedir. Bunlar› baflard›¤›-<br />
m›z takdirde, ülkemizin co¤rafi ve lojistik<br />
avantajlar›n› da katk›s›yla, rekabet gücünde<br />
istedi¤imiz noktaya ulaflmam›z mümkün<br />
olacakt›r.<br />
Ülkemizde sanayi-üniversite iflbirli¤i hangi<br />
düzeydedir Bu konuda iyilefltirme yap›lacaksa<br />
sanayiye ve üniversiteye düflen<br />
görevler nelerdir<br />
‹stanbul Sanayi Odas›, üniversite sanayi<br />
iflbirli¤ine, üniversite ve sanayinin gündeminin<br />
buluflturulmas›na büyük önem vermektedir.<br />
Üniversitelerdeki araflt›rma ve<br />
bilgi birikiminin ticari ürüne ve ekonomi<br />
için katma de¤ere dönüflmesi, üniversite<br />
sanayi iflbirli¤i ile mümkündür. Ancak, bu<br />
noktada, sanayiciler olarak, bir gözlemimizi<br />
aktarmak istiyorum, üniversitelerimizdeki<br />
tez konular›na bak›ld›¤›nda, seçilen<br />
konular›n sanayimizin gündeminden<br />
çok kopuk oldu¤u görülmektedir. Bu kopukluk,<br />
sanayi ve üniversitenin birlikte<br />
çal›flmas›n› zorlaflt›rmaktad›r. Bu iki kesimi<br />
buluflturmak, üniversite ve sanayinin<br />
gündemini, ilgi alanlar›n› ortak hale getirmek,<br />
birbirinin ihtiyaçlar›ndan haberdar<br />
etmek gerekiyor. Bu anlamda üniversite –<br />
sanayi iflbirli¤inin gelifltirilmesi çok<br />
önemlidir. Sanayiciler olarak, bizler, bu<br />
noktada itici güç olabilmeliyiz. Bu anlay›fl<br />
çerçevesinde sanayi- üniversite iflbirli¤ini<br />
gelifltirmek üzere yürüttü¤ümüz çal›flmalar<br />
flunlard›r: “‹SO-‹TÜ Doktora / Yüksek Lisans<br />
Tezlerine Sanayi Deste¤i Projesi”,<br />
“‹SO-‹TÜ Endüstri Mühendisli¤i Bitirme<br />
Ödevleri ‹flbirli¤i Projesi”, “‹SO-‹TÜ KO-<br />
B‹'ler için Endüstriyel Tasar›m Projesi",<br />
“‹SO-Y›ld›z Teknik Üniversitesi Bitirme<br />
Tezleri ‹flbirli¤i Projesi”, “Y›ld›z Teknik<br />
46 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
Üniversitesi ‘Y›ld›zl› Projeler’ Yar›flmas›”,<br />
“‹SO-Marmara Üniversitesi Teknik E¤itim<br />
Fakültesi Tekstil E¤itimi Bölümü ‹flbirli¤i”,<br />
“YÖK ile Endüstri Deneyimini Art›rma<br />
Projesi”, “YÖK ile ‹stanbul Sanayi Odas›<br />
Staj Çal›flmas›”<br />
Ülkemize sanayi yat›r›m› yapacak yabanc›<br />
yat›r›mc›n›n beklentileri nelerdir Nitelikli<br />
eleman kaynaklar›m›z yeterli midir<br />
Ülkemizde insan kaynaklar›n›n verimli<br />
hale getirilmesi için sanayicimizin beklentileri<br />
nelerdir<br />
Yabanc› yat›r›mc›lar›n en önemli beklentisi,<br />
öngörülebilirlik, siyasi, idari ve bürokratik<br />
istikrar ayr›ca iyi iflleyen bir hukuk<br />
sistemidir. Di¤er taraftan, bir ülkenin büyüme<br />
potansiyeli ve büyüme h›z›, uluslararas›<br />
do¤rudan yat›r›mc›lar›n o ülkeye ilgisini<br />
artmas›nda son derece belirleyici<br />
bir rol oynamaktad›r.<br />
Türkiye’nin daha çok yat›r›m çekmesi<br />
için, yat›r›m ortam›n› iyilefltirecek, rekabet<br />
gücünü destekleyecek yap›sal reformlar›n<br />
ve mikro reformlar›n bir an önce hayata<br />
geçirilmesi gerekmektedir. Reformlar›n<br />
olumlu sonuçlar› hemen hissedilmese<br />
bile, bu yönde ad›m at›lmas› dahi, Türkiye’nin<br />
yat›r›m ortam›n› ve rekabet gücünü<br />
iyilefltirmedeki kararl›l›¤›n› ortaya koyacak,<br />
Türkiye ekonomisine duyulan güveni<br />
art›racak ve yat›r›m giriflini olumlu<br />
etkileyecektir. Rekabetin giderek daha<br />
çok bilgiye dayal› hale geldi¤i günümüz<br />
dünyas›nda, daha nitelikli, daha donan›ml›<br />
ve yüksek vas›fl› iflgücünün küreselleflmesine<br />
tan›kl›k ediyoruz. Asl›nda, tüm<br />
dünyada, vas›fs›z iflgücünün ifl bulma<br />
flans› art›k giderek azalmaktad›r ve azalacakt›r<br />
da. Türkiye’nin bu konuda, yani iflgücünün<br />
beceri a盤›n› kapatma konusunda<br />
önemli bir gecikmesi vard›r. Gerek<br />
çal›flma ça¤›ndaki nüfus, gerek iflgücü, gerekse<br />
istihdam gibi temel göstergeler aç›-<br />
s›ndan bak›ld›¤›nda, e¤itim seviyesinin<br />
ortalama befl y›l ile oldukça düflük oldu¤u<br />
aç›kt›r. Yap›lmas› gereken ve sanayicimizin<br />
de beklentisi, bu gecikmenin süratle<br />
kapat›lmas› ve nüfusun niteli¤inin ifl yaflam›n›n<br />
de¤iflim ve dinamizmine uygun<br />
olarak yenilenmesi ve gelifltirilmesidir.<br />
Bunun için mesleki e¤itimin gelifltirilmesi<br />
ve yayg›nl›k kazanmas› büyük önem tafl›-<br />
maktad›r. ‹nsan kaynaklar›n›n verimli hale<br />
getirilmesiyle ilgili olarak tespit ve önerilerimizi<br />
de flöyle ifade edebiliriz; ‹nsan<br />
kaynaklar› gelifliminin baflar›s›, özellikle<br />
günümüz dünyas›nda, tüm paydafllar›n<br />
sürece ve sisteme aktif kat›l›mlar› ile sa¤lanabilmektedir.<br />
Bu süreçte, Milli E¤itim<br />
Bakanl›¤›m›z›n yan›nda, sivil toplum kurulufllar›na,<br />
ailelere ve özellikle sanayicilerimize<br />
paydafl olarak ciddi görevler düflmektedir.<br />
Bu noktada, Çal›flma ve Sosyal<br />
Güvenlik Bakanl›¤›’na ba¤l› Mesleki Yeterlilik<br />
Kurumu’nun kritik posizyonunu vurgulamak<br />
isteriz. Tüm paydafllar› sistematik<br />
bir flekilde sürece dâhil etme noktas›nda<br />
Mesleki Yeterlilik Kurumu’nun ülkemiz<br />
aç›s›ndan miladi bir öneme sahip oldu¤unu<br />
düflünüyoruz. Kurumun meslek<br />
standartlar› gelifltirme sürecinde gösterdi¤i<br />
kapsay›c›l›k ve titizlik sektör taleplerinin<br />
en uygun flekilde yans›t›lmas›na imkân<br />
sa¤lamaktad›r. Bu çerçevede yap›lacak<br />
s›nav ve belgelendirme çal›flmalar› sonucu<br />
verilecek sertifikalar da, sanayicimizin<br />
ifle alma ve yerlefltirme süreçlerinde<br />
ciddi kolayl›klar sa¤layacakt›r. Kurumun<br />
çal›flmalar›n› destekleyen Odam›z ayn›<br />
zamanda meslek standard› gelifltirmek<br />
noktas›nda kurulan bir konsorsiyumda<br />
da yer almakta ve destek sa¤lamaktad›r.<br />
47
DOSYA > SANAYLEŞME<br />
MAKALE<br />
De¤iflim ve bilgi toplumunun sanayicisi<br />
Günümüzde toplumlar önemli bir de¤iflim yaflamaktad›r. Endüstriyel toplum yerini<br />
bilgi toplumuna b›rakmaktad›r. Son 10 y›l içerisinde tar›m toplumundan<br />
endüstriyel topluma geçiflte yaflanan de¤iflimden çok daha fliddetli bir flekilde kendisini<br />
hissettiren bir de¤iflim süreci yaflanmaktad›r. Nas›l ki sanayi toplumuna<br />
geçiflte de¤iflim sürecini izleyebilenler baflar›l› oldu ise bilgi toplumuna geçiflte bu<br />
süreci yak›ndan takip ederek de¤iflimi izleyebilenler baflar›l› olacakt›r. Bu uluslar<br />
için böyle oldu¤u gibi sanayi kurulufllar› içinde böyledir. Kamu kurulufllar› için<br />
böyle oldu¤u gibi sivil toplum örgütleri içinde böyledir.<br />
> Prof .Dr. Ercan Öztemel<br />
Marmara Ünv. Müh. Fak.<br />
B<br />
urada bir noktaya daha dikkatleri<br />
çekmekte fayda vard›r. Tar›m<br />
toplumundan sanayi toplumuna<br />
geçiflte de¤iflimin etkisi; sanayi toplumundan<br />
bilgi toplumuna geçiflteki kadar yayg›n<br />
olmam›flt›r. Art›k büyük küçük her<br />
türlü organizasyon bu de¤iflimden etkilenmektedir.<br />
Herkes kendisine yeni toplumun<br />
içerisinde bir yer bulmak zorundad›r.<br />
Bu de¤iflimin fliddeti o kadar fazla olmaktad›r<br />
ki! De¤iflimi izleyemeyenler de-<br />
¤iflmek zorunda kalmaktad›rlar. Zaman›nda<br />
yat›r›m yapamayanlar pazardaki<br />
rekabet flanslar›n› yitirmekte ve daha sonra<br />
ayn› gücü kazanabilmek için çok daha<br />
fazla bedeller ödeyerek girflimlerde bulunmaktad›rlar.<br />
Ço¤unlukla da yeni sistemlere<br />
olan yabanc›l›k, taklid ve öngörüsüzlük<br />
yüzünden istedikleri baflar› düzeyini<br />
yakalayamamaktad›rlar.<br />
De¤iflmeyen tek fley de¤iflimin kendisidir.<br />
De¤iflimi izleyebilenler, kurumun kendi iç<br />
dinamik yap›s› ile günün geliflen koflullar›n›,<br />
geliflen bilgi ve teknolojik düzeyini,<br />
kurumun sahip oldu¤u tecrübe ve deneyim<br />
ile pazar taleplerini uydurabilenlerdir.<br />
De¤iflmek zorunda kalanlar ise bu<br />
uyumu sa¤layamad›klar›ndan sürekli nereye<br />
gitti¤ini bilmeyen bir yelkenlinin deniz<br />
ortas›nda rüzgar›n yönüne göre oradan<br />
oraya gitmesi gibi uçsuz bucaks›z bir<br />
sahrada kendi hallerine kalmaktad›rlar.<br />
De¤iflimi izleyenler kendilerine bir rota<br />
belirlemekte ve emin ad›mlarla uluflmak<br />
istedikleri limana do¤ru yol almaktad›rlar.<br />
De¤iflmek zorunda kalanlar ise birilerinin<br />
gelip kendilerini biryerlere götürmesini<br />
beklemektedirler. Aray›fllar› kazançlar›<br />
olmaktan çok bir dayanak olmaktad›rlar.<br />
Yat›r›mlar› fayda odakl› olmaktan çok<br />
kurum kurtarmaya dönük olmaktad›r.<br />
Hedefleri sürekli yenilenmek olmaktan<br />
çok di¤erlerinden geri kalmamak olmaktad›r.<br />
De¤iflim sihirli bir de¤nek de¤ildir. Ancak<br />
kurum içerisinden bir gereksinim olarak<br />
kendisini gösterdi¤inde baflar›l› olur. De-<br />
¤iflime gözünü ve kulaklar›n› t›kayanlar,<br />
kurumsal ihtiyaçlar› göz ard› edenler, maliyet<br />
duvar›n›n arkas›na s›¤›nanlar ileride<br />
oluflabilecek f›rsatlar› de¤erlendirememektedir.<br />
De¤iflim f›rsatlar ile tehditleri<br />
önlemenin en güzel arac›d›r. De¤iflim<br />
kuvvetli oldu¤unuz yönlerinizi zay›f oldu-<br />
¤unuz yönlerin iyilefltirilmesinde kullanabilme<br />
becerisinin en güzel tezahürüdür.<br />
Onun için de¤iflimi rüyalar aleminde bir<br />
unsur, modern yönetim bilimcilerin bir<br />
hayali, ulafl›lmas› güç akademik bir olgu,<br />
günün gerçeklerinden uzak teorik bir unsur<br />
olarak görmemek gerekmektedir. Eskiden<br />
bu yanl›fll›k kurumlar›n yaflamlar›nm›<br />
sürdürmelerine bir nebzede olsa<br />
olanak b›rak›rken bilgi toplumuna geçiflte<br />
bu gerçe¤i görememenin bedeli çok daha<br />
fazla olacakt›r.<br />
48 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
Temelde arzu edilen sadece<br />
de¤iflime ayak uydurmak olmay›p<br />
de¤iflimi de peflinden<br />
sürüklemektir. Bunu baflarmak<br />
mümkün olmasa da en az›ndan bu<br />
de¤iflim sürecinde aktif rol alarak<br />
geride kalmamak önemlidir.<br />
De¤iflim hayat›n her aflamas›nda ve her<br />
yerde kendisini gösterdi¤ine, yukar›daki<br />
aç›klanan gerçekler göz ard› edilemeyece-<br />
¤ine ve sorunsuz bir toplum ve kurum<br />
oluflturman›n önemli bir arac› olarak oldu¤una<br />
göre, her alanda de¤iflim sorgulanmal›<br />
ve ilgili gereksinimleri yerine getirilmelidir.<br />
Devlet bu konuda tüm toplumsal<br />
unsurlar› desteklemeli ve ifl adamlar›-<br />
na da yol açarak onlar›n bu süreçte olmas›<br />
gereken yere oturmas›n› teflvik etmelidir.<br />
E¤itimciler e¤itim sistemlerini, sa¤l›kç›lar<br />
sa¤l›k sistemini, araflt›rma yapanlar<br />
araflt›rma ve gelifltirme sistemlerini, sanayiciler<br />
üretim tesislerini, sosyal kurumlar<br />
toplumsal olgular›n› bu kaspamda gözden<br />
geçirmelidirler.<br />
Temel de arzu edilen sadece de¤iflime<br />
ayak uydurmak olmay›p de¤iflimi de peflinden<br />
sürüklemektir. Bunu baflarmak<br />
mümkün olmasa da en az›ndan bu de¤iflim<br />
sürecinde aktif rol alarak geride kalmamak<br />
önemlidir. Kurumlar›n, bireylerin<br />
ve toplumsal oluflumlar›n en temel hedefleri<br />
aras›nda de¤iflimi izlemek yer almal›-<br />
d›r. Bu makalede sanayicilerin de¤iflim<br />
sürecinde nas›l yönlenmesi gerekti¤i üzerine<br />
bir analiz sunulacakt›r. Sanayici temsilcilerinin<br />
ve onlardan oluflan sivil toplum<br />
örgütlerinin bu kapsamda ilgili de¤iflim<br />
programlar›n› hayata geçirmeleri ve<br />
sürekli biçimde de¤iflim fark›ndal›¤›n›<br />
canl› tutmalar› çok önemlidir. Sanayiciler<br />
hem kendi kurumlar› hem de toplumsal<br />
geliflim için bu konuda hassas olmak durumundad›rlar.<br />
De¤iflim programlar›n›n<br />
içerikleri ve uygulanabilir planlar›n oluflturulmas›<br />
bu makalenin kapsam› d›fl›nda<br />
tutulmufltur. Konunun önemine göre ayr›ca<br />
irdelenmesi önerilmektedir.<br />
Tar›m a¤alar›ndan patronlara<br />
Her ne kadar sanayici endüstri toplumunun<br />
temel bir dire¤i olarak ortaya ç›km›fl<br />
ise de ondan öncede var oldu¤u gibi bilgi<br />
toplumunda ve ondan sonras›nda da var<br />
olacakt›r. Sanayicinin yap›lanmas› de¤iflecek,<br />
sahip oldu¤u olanaklar de¤iflecek,<br />
yönetim tarzlar› farkl› olacak, kulland›klar›<br />
yöntemler eskisi gibi olmayacakt›r. K›-<br />
sacas› herfleyi eski olacak eski olan hiç<br />
birfley yenisi kadar fayda getirmeyecektir.<br />
Yenilebilenler, yeniliklere ayak uydurmas›n›<br />
becerebilenler yaflama flartlar›n› sürdürecektir.<br />
Sa¤l›kl› büyüyemeyenler ise<br />
ellerindeki olanaklar› di¤erlerine kapt›racaklard›r.<br />
Sanayicinin bu gerçe¤i görmesi gerekmektedir.<br />
Kabul etse de etmese de bunu<br />
anlamak ve gere¤ini yapmak durumundad›r.<br />
Kendisinin fark›ndal›¤›n›n yan› s›ra<br />
tüm çal›flanlar›n›n da bu gerçe¤i görmesi<br />
için giriflimlerde bulunmal› ve de¤iflimi<br />
kurumsal bir canl›l›k olarak sürdürmenin<br />
mücadelesini vermelidir.<br />
Tar›m toplumunun ifl vereni daha çok<br />
toprak ile u¤rafl›rd›. Tar›m a¤alar› o zamanlar›n<br />
en önemli ifl adamlar› idi. Topluma<br />
hakim güc olmakta ve yönetimleri istedikleri<br />
gibi yönlendirebilmekteydiler.<br />
Zaman içerisinde özellikle makinelerin<br />
icad edilmesi ile toplumun dinamikleri<br />
de¤iflti. Tar›m toplumu yerini endüstri<br />
toplumuna b›rakt›. Tar›m a¤alar›n›n etkinli¤i<br />
zay›flad› ve patron s›n›f› olufltu.<br />
Patronlar güç kazanmaya ve toplumsal olgular<br />
üzerinde daha etkin olmaya bafllad›lar.<br />
Bu de¤iflim sürecini izleyen tar›m<br />
a¤alar› da patron olmay› baflard›. Sanayici<br />
dedi¤imiz kesimin bel kemi¤ini oluflturdular.<br />
Onlar›n nesilleri ise sanayi toplumunun<br />
faydalar›ndan ve nimetlerinden<br />
istifade ettiler. Bu arada tar›m toplumunda<br />
etkin olmayan bir kesim insanda bu<br />
de¤iflim sürecine ayak uydurarak patron<br />
olabilme niteli¤ine kavufltu. Günümüz sanayicilerinin<br />
övüne övüne ve büyük bir<br />
gururla anlatt›klar› “babam s›radan bir iflçi<br />
idi. Çok çal›flt›...”, “ Babam küçük bir<br />
tezgah ile bafllad›. Bügünkü dev tesislerin<br />
temelini o tezgah ile att›...”, “Küçükcük<br />
atolyesinde mum ›fl›¤›nda bugünkü inan›lmaz<br />
teknolojinin temellerini att›...” gibi<br />
söylemleri bu gerçe¤in bir göstergesidir.<br />
Bilgi toplumumunun sanayicisi<br />
Tar›m toplumunun sanayicisi Tar›m A¤as›,<br />
Endüstri toplumunun sanayicisi Patron<br />
oldu¤una göre bilgi toplumunun sanayicisi<br />
kim olacakt›r Cevapland›r›lmas›<br />
49
DOSYA > SANAYLEŞME<br />
MAKALE<br />
>><br />
Bilgi toplumunun sanayicisinin<br />
hizmet sektöründe önemli bir aktör<br />
olmas› gerekebilece¤ini ön görmek<br />
yanl›fl olmaz. ‹fl gücünün, emek<br />
yo¤un ifllerden beyin yo¤un ifllere<br />
yönlenmesi sonucu insanlar daha<br />
çok servis sistemlerine<br />
yöneleceklerdir.<br />
gereken soru budur Bu sorunun cevab›-<br />
n› herkesin ortak anlay›fl›n›n bir ürünü<br />
olan bir kavram ile ifade etmek güçtür.<br />
Microsfot flirketinin sahibi Bill Gates gibilerini<br />
niteleyen bir kavram bulmak gerekecektir.<br />
Bilgi toplumunun sanayicisini<br />
niteleyen birkaç unsur dikkate al›nd›¤›nda<br />
resmi daha net olarak görmek mümkün<br />
olacakt›r. Hepsini burada saymak<br />
mümkün olmamakla birlikte baz› temel<br />
unsurlar› afla¤›da gibi s›ralarsak;<br />
•Kat›l›mc›, paylafl›mc›, fleffaf ve karar<br />
esnekli¤i çok yüksek<br />
•Performansa ve sonuçlara odak<br />
lanan<br />
•Bilgi yo¤un çal›flan<br />
•Yeni fikirlere aç›k<br />
•Yenilikçi<br />
•Öz güveni yüksek<br />
•Giriflimci<br />
•Riski seven<br />
•Rekabeti seven<br />
•Stratejik unsurlara odaklanan<br />
•Olaylara genifl perspectiften baka<br />
bilen<br />
•Kendi hatalar›ndan ders ç›kartan<br />
hata yapmaktan korkmayan<br />
vb. gibi niteliklere sahip ifl adamlar›n›n<br />
yeni dünya içerisinde etkin olabileceklerini<br />
söylemek yanl›fl olmaz. Buradan baz›<br />
dersler ç›kartmak söz konusudur. Bilgi<br />
toplumunun sanayicisi patronlar kadar<br />
rahat olamayacakt›r. Günün koflullar›n›<br />
anlay›p yorumlayacak yeteneklere sahip<br />
olmas› gerekecektir. Yukar›daki özelliklerin<br />
bir ço¤unu para ile almas›n›n mümkün<br />
olmad›¤›n› anlamas› gerekmektedir.<br />
Ya kendisini bu nitelikler ile donatacak<br />
yada bu niteliklere sahip bir ekibe tamam›<br />
ile güvenerek onlar›n alabilecekleri<br />
risklere katlanacakt›r. Buda o kadar kolay<br />
de¤ildir. Onun için günümüzün sanayicileri<br />
kendi çocuklar›n› bu gerçe¤i dikkate<br />
alarak gelece¤e haz›rlamak durumundad›r.<br />
Gelecekte onlar›nda çocuklar›n›n “babam<br />
dev makine tesislerini küçülterek<br />
bizleri bu küçük ama marifeti büyük sistemlere<br />
kavuflturdu...”, “ babam 1500 kifli<br />
ile çal›flarak bu 10 kiflinin yapt›¤› ifli yapard›.<br />
Onlar› yönetmek için çok çal›flt›...”<br />
gibi övgüleri kazanabileceklerdir.<br />
Tar›m toplumunun temel niteliklerinden<br />
birisi de emek yo¤un sistemler olmas› idi.<br />
Makinelerin gelmesi ile otomasyon çal›flmalar›n›n<br />
h›z kazanmas› sonucu art›k ifl<br />
gücü nitelikleri de¤iflmifl ve makine yo-<br />
¤un sistemler ortaya ç›km›flt›r. Bilgi toplumu<br />
ile birlikte art›k otomasyon sistemlerinin<br />
de ötesinde bilgi yo¤un bir çal›flma ortam›<br />
oluflmaktad›r. Üretim sahalar›ndaki<br />
otomasyon sistemlerinin otonom nitelikler<br />
kazanmas›, kendi kendisine karar verebilen<br />
makinelerin ortaya ç›kmas›, sanal<br />
yöneticilerin art›k hayat›n bir gerçe¤i olmas›<br />
sonucunda toplumsal geliflimde daha<br />
çok imalat sektöründen hizmet sektörüne<br />
do¤ru kaymaktad›r. Bu gerçekten<br />
hareket ile bilgi toplumunun sanayicisinin<br />
hizmet sektöründe önemli bir aktör<br />
olmas› gerekebilece¤ini ön görmek yanl›fl<br />
olmaz. ‹fl gücünün emek yo¤un ifllerden<br />
beyin yo¤un ifllere yönlenmesi sonucu insanlar<br />
daha çok servis sistemlerine yöneleceklerdir.<br />
Oralarda kendilerine ifl yapabilme<br />
ve kendi yeteneklerini gösterebilme<br />
flans›n› daha çok yakalayacaklard›r.<br />
Nereden bafllamal›<br />
De¤iflim kaç›n›lmaz oldu¤una ve sonuçta<br />
bilgi toplumu bir flekilde karfl›m›za ç›kaca¤›na<br />
göre bügünün patronlar› gelece-<br />
¤in Bill Gates’leri olabilmek için baz› programlar›<br />
acilen hayata geçirmelidirler. Bu<br />
kapsamda özellikle<br />
•De¤iflim yönetimi,<br />
•Bilgi yönetimi<br />
•Süreç yönetimi<br />
•Stratejik yönetim<br />
•‹novasyon yönetimi<br />
•Teknoloji yönetimi<br />
•Hizmet yönetimi<br />
•Araflt›rma gelifltirme yönetimi<br />
vb. gibi sistemlerini oluflturmak zorundad›rlar.<br />
Kurumun de¤iflim e¤risini pozitif<br />
trende kavuflacak flekilde yönlendirecek<br />
sistemleri harekete geçirmelidirler. ‹nsan<br />
kaynaklar›n› bu kapsamda yeniden flekillendirmek<br />
zorundad›rlar. Performansa ve<br />
sonuca odakl› sistemleri ektin olarak yaflatmak<br />
durumundad›rlar. Bilgi yo¤un çal›flacak<br />
ifl ortamlar›n›n oluflturulmas›nda<br />
aktif olarak sanayicilerinde rol almas›, karar<br />
süreçlerinin parças› olmalar›, stratejik<br />
olarak kurumsal yap›lanmada aktif görev<br />
almalar› bu iflleri baflkalar›na b›rakmamalar›<br />
önemlidir. Yeni fikirleri dinlemeli ve<br />
özellikle arafltr›rma ve gelifltirmeye önemli<br />
oranda yat›r›m yapmalar› laz›md›r. Art›k<br />
patronlar kaznad›klar› paralar›n bir<br />
k›sm›n› yeni fikirlerin ve bilgi yo¤un sistemlerin<br />
hayata geçirilmesi içim harcamak<br />
durumundad›rlar.<br />
50 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
Bilgi toplumunda iflletme açmak<br />
için sadece paran›nda yeterli<br />
olmayaca¤›n› anlamak<br />
gerekmektedir. Para ile birlikte<br />
giriflimci bir ruh, yenilikçi bir<br />
yaklafl›m, özellikle risk alt›na<br />
girmekten kaç›nmamak gibi<br />
unsurlar›nda çok önemli oldu¤unu<br />
belirtmekte fayda vard›r.<br />
Burada özellikle bir konuya dikkatleri<br />
çekmek gerekmektedir. Bilgi toplumunda<br />
baflar›l› bir ifl hayat› sürdürebilmek için<br />
gerekli olan ortam›n iyi anlafl›lmas›<br />
önemlidir. Bir kurumda otomasyon sistemlerinin<br />
etkin olarak hüküm sürmedi¤i<br />
durumlarda kendi kendini yönetebilen<br />
otonom sistemlere yat›r›m yapman›n<br />
önemli s›k›nt›lar do¤urabilece¤ini unutmamak<br />
gerekir. Alt yap›s› sa¤lam olmadan<br />
insanlar›n çalakalem yat›r›mlar geçreklefltirmesi<br />
do¤ru olmayacakt›r. Yeni<br />
bir sektörde, gerekli yat›r›mlar› yapabilecek<br />
güce sahip olunmas› durumda gerekli<br />
olan alt yap›n›n tamam› ile yeniden tesis<br />
edilecek flekilde ifle bafllamak bir sorun<br />
do¤urmayabilir. E¤er mevcut sistemler<br />
ile ifl hayat›na devam ederken at›l›m<br />
yap›lmas› düflünülür ise o zaman öncelikle<br />
gerekli olabilecek alt yap›n›n haz›rlanmas›<br />
gerekir.<br />
Unutulmamal›d›r ki! eskiden fabrika açmak<br />
için para yeterli olabilirdi. Ancak bilgi<br />
toplumunda iflletme açmak için sadece<br />
paran›nda yeterli olmayaca¤›n› anlamak<br />
gerekmektedir. Para ile birlikte giriflimci<br />
bir ruh, yenilikçi bir yaklafl›m, özellikle<br />
risk alt›na girmekten kaç›nmamak gibi<br />
unsurlar›nda çok önemli oldu¤unu belirtmekte<br />
fayda vard›r. Günümüz sanayicilerinin<br />
bu gerçekleri iyi özümseyerek kendilerine<br />
bir gelecek oluflturmak yönünde<br />
çal›flmalar yapmas› önerilmektedir.<br />
Bilgi toplumundan sonra ne olacak<br />
Sanayi toplumunun do¤uflu, geliflmesi,<br />
büyümesi ve olgunlu¤a eriflmesi süreci<br />
asl›nda ayr›ca irdelenmesi gereken bir süreçtir.<br />
Ancak el sanatlar›ndan tam otomatik<br />
insans›z makinelere geçifl sürecinin tar›m<br />
toplumundaki de¤iflim unsurlar›ndan<br />
çok daha h›zl› gerçekleflti¤i görülmektedir.<br />
Tar›m toplumundan sanayi toplumuna<br />
geçifl süreci 500 y›l gibi bir süre alm›fl<br />
iken, sanayi toplumundan bilgi toplumuna<br />
geçifl süreci ise 150 y›l gibi bir sürede<br />
gerçekleflmifltir. Tabiiki bilgi toplumundan<br />
bir di¤er topluma geçiflte daha<br />
k›sa sürelerde olacakt›r. Ancak bilgi toplumunun<br />
sonras›nda ne oldu¤unun da flimdiden<br />
sorgulanmas› gerekmektedir. Bu<br />
konuda bir öngörüde bulunmak çok zor<br />
olmakla beraber hikmet toplumuna do¤ru<br />
bir gidiflin oldu¤unu söylemek mümkün<br />
olabilir. Bunun niteliklerinin neler<br />
olabilece¤i ise flimdilik net olarak görülmemektedir.<br />
Zaman bizleri bu kapsamda<br />
da düflünmeye birfleyler ortaya koymaya<br />
itecektir.<br />
Sonuç olarak<br />
De¤iflim kaç›n›lmaz bir süreçtir. Her halükarda<br />
yaflanacakt›r. ‹nsanlar bu süreç içerisinde<br />
istemeselerde kendilerini bulacaklard›r.<br />
Bu süreçte haz›rl›kl› olanlar baflar›-<br />
l› olacak di¤erleri ise onlar› izlemekle<br />
meflgul olacakt›r. Sanayici de art›k bak›fl<br />
aç›s›n› ve gidiflat›n› bu kapsamda de¤ifltirmek<br />
durumunda kalacakt›r. Yeniliklere<br />
aç›k olacak, her geçen gün yeni fikirleri<br />
ortaya ç›kartmak pazarda mal satmaktan<br />
daha önemli olacakt›r. Yeni yöntemler<br />
bulmak, yeni müflteri bulmaktan daha<br />
önemli olacakt›r. Müflteri memnuniyetin<br />
önemini hiç yitirmeyecek ancak sanayici<br />
bu memnuniyeti bildi¤imiz geleneksel<br />
yöntemler ile sa¤layamayacakt›r. Çok<br />
yönlü ürünler üretmek, daha fazla çeflit<br />
ve nitelikte hizmetler sunmak, k›sa zamanda<br />
istekleri karfl›layabilmek vb. ile<br />
bu memnuniyeti art›rman›n derdine düflülecektir.<br />
Kalite ve fiyat avantaj› yeterli<br />
olmayacak, ürünün sa¤lad›¤› fonksiyonel<br />
nitelikler ve sosyal tatmin önemli olacakt›r.<br />
Paras›n› harcayan herkes sadece ürünün<br />
sa¤lad›¤› fonksiyonel nitelikler ile tatmin<br />
olmayacak, görüntüsü, kullan›m kolayl›¤›<br />
vb. gibi sosyal tatmin unsurlar›na<br />
da odaklanmak gerekecektir. Sanayici<br />
kendisini bu kapsamda sürekli yenileyecektir.<br />
Eskiden oldu¤u gibi eleman çal›flt›rmak<br />
yeterli olmayacakt›r. Çal›flt›rd›¤›<br />
eleman› anlayacak ve yönlendirecek bilgi<br />
birikimi ve tecrübesine sahip, gerekli olan<br />
e¤itim alt yap›s›na kvuflmufl olmas› gerekecektir.<br />
Kendi ifl sahas›n›n cilvelerini bildi¤i<br />
kadar sektörel geliflimleri takip edecek,toplumsal<br />
olaylara karfl› duyarl› olacak<br />
ve bu geliflmelerden yeni ifl olanaklar›<br />
oluflturman›n peflinde koflacakt›r. K›sacas›<br />
olaylar›n arkas›ndaki gerçeklerinde ötesine<br />
giderek arkadaki hikmeti aramak durumunda<br />
kalacakt›r. Baflar› ancak bu yolla<br />
sürdürülebilir olacakt›r. Mevlanan›n<br />
söyledi¤i gibi “dünle gelen herfley dünle<br />
gitti canca¤›z›m art›k yeni fleyler söylemek<br />
laz›m” olacakt›r.<br />
51
DOSYA > SANAYLEŞME<br />
MAKALE<br />
Endüstriyel Ar-Ge Proje Destekleri<br />
Ülkemiz, genç bir nüfusa, zengin yer alt› ve yerüstü do¤al hammadde<br />
kaynaklar›na, önemli tarihi ve kültürel mirasa sahiptir. Ülkemizde üniversiteye<br />
girme oran› maalesef çok düflük seviyelerde seyretmekte, genç nüfusumuzu<br />
e¤itmekte yetersiz kal›nmakta, ayr›ca üniversite mezunu yüz binlerce iflsizler<br />
ordusu da her geçen gün artmakta ve istihdam sorunu çok ciddi boyutlara<br />
ulaflmaktad›r.<br />
> Prof. Dr. Zeki Çizmecio¤lu<br />
Y›ld›z Teknik Üniversitesi,Kimya<br />
Metalurji Fakültesi<br />
Bu yaz›da, küresel krizden de etkilenen<br />
ülkemizde endüstri ve ifl piyasas›nda<br />
üretimin artmas›, yeni<br />
yat›r›mlar›n yap›lmas› ve istihdam sorununun<br />
çözümü için TÜB‹TAK ve Sanayi ve<br />
Ticaret Bakanl›¤› taraf›ndan üniversite sanayi<br />
iflbirli¤ini gelifltirmeye yönelik olarak<br />
verilen Endüstriyel Ar-Ge Proje Destekleri<br />
hakk›nda bilgi verilecektir.<br />
Bilgi ça¤›<br />
‘Dünyay› isteyenler ilme sar›ls›nlar,<br />
ahireti isteyenler ilme sar›ls›nlar, hem<br />
dünyay›, hem Ahireti isteyenler yine ilme<br />
sar›ls›nlar.’ (Hadis-i fierif)<br />
“Bilgi ça¤›” olarak adland›r›lan ça¤›m›zda<br />
insan›n en de¤erli ürününün bilgi ve teknoloji<br />
oldu¤u anlafl›lm›flt›r. Günümüz insan›<br />
bilgiye çok önem vermeye bafllam›flt›r.<br />
Bilgi, sevgi gibi paylaflt›kça artar ve<br />
toplumsal refah düzeyini art›r›r. Ülkeler<br />
birbiri ile teknolojik olarak yar›flmakta,<br />
geliflmifl ülkeler di¤er ülkelere bilgi ve teknoloji<br />
satmaktad›r.<br />
Üniversite-sanayi iflbirli¤i<br />
Ülkemizde maalesef üniversite-sanayi iflbirli¤i<br />
istenen seviyede geliflmemifltir. Sürekli<br />
konuflulan bir konu olan bu iflbirli¤ini<br />
tesis etmek için bir ortam gelifltirilmesi<br />
gereklidir. Bu iflbirli¤inin tesisi için devletimiz<br />
1995 y›l›ndan beri endüstriyel Ar-Ge<br />
deste¤i verdi¤i halde, birçok ifl adam›m›-<br />
z›n bu desteklerden haberi bile yoktur.<br />
Ayr›ca hala Üniversite hocalar›n›n akademik<br />
kariyer yapabilmelerinin ve yükseltilebilmelerinin<br />
tek ölçütü uluslar aras› yay›n<br />
yapmakt›r ki burada yay›n›n muhtevas›na<br />
dahi bak›lmamaktad›r. Dünyan›n<br />
hiçbir yerinde ülkemizde oldu¤u gibi böyle<br />
mili olmayan bir bilim politikas› yoktur.<br />
Bu politika bizi fikir iflçisi konumuna indirgemekte,<br />
fikirlerin yurtd›fl›nda toplanmas›na<br />
neden olmaktad›r. Oysa akademisyenlere<br />
‘sen bu ülkeye, sanayiye, ekonomiye<br />
ne kazand›rd›n’ diye sorulmal›-<br />
d›r. Tüm ö¤retim elemanlar›na ek görev<br />
vererek onlar›n sanayinin içinde sorunlar›<br />
tan›malar›na imkân verilmeli ve ö¤rencilere<br />
de yaflanan sorunlara yönelik tez<br />
çal›flmalar› vermeleri sa¤lanmal›d›r. Üniversitelerimizde<br />
ülke problemlerine, endüstri<br />
ve ifl piyasas›n›n ihtiyaçlar›na yönelik<br />
araflt›rmalar yap›lmal›d›r. Üniversite-<br />
Sanayi iflbirli¤i ile ülkemizdeki do¤al<br />
hammaddelerden ileri teknoloji ürünü<br />
olan malzeme haline dönüfltürecek teknolojileri<br />
gelifltirmelidir. Üniversitelerimizin<br />
görevi, topluma rehberlik ve dan›flmanl›k<br />
yapmak, toplumun ihtiyaçlar›na<br />
yönelik projeler üretmektir. Üniversitelerimiz<br />
bu aç›dan kendilerinden beklenen<br />
fonksiyonlar› yerine getirmelidir. Bunun<br />
yan›nda sanayimizin de yenili¤e aç›k olmas›,<br />
bilginin de¤erini anlamas› her türlü<br />
geliflmenin bilimsel araflt›rma ve çal›flmalarla<br />
sa¤lanaca¤›na inanmas› gerekir. ‹fladam›,<br />
Ar – Ge’nin kendisine ve firmas›na<br />
ne kazand›raca¤›n›n bilincinde olmal›d›r.<br />
Üniversitelerin sorunlar› çözmeye müsait<br />
potansiyeli ve laboratuarlar› var, sanayinin<br />
de bir sürü çözüm bekleyen sorunu<br />
var, dolay›s›yla bunlar› bir araya getirmek<br />
gerekmektedir. Bu aç›dan üniversite-sanayi<br />
iflbirli¤i ülkemiz için çok önem arz<br />
etmektedir.<br />
AR-GE’nin tan›m› ve<br />
bilimsel çal›flmalar›n amac›<br />
- ‹nsano¤lu, yaflad›¤› bugünkü uygarl›k<br />
düzeyini, ulaflt›¤› sosyal ve ekonomik refah›<br />
teknolojik geliflmelere borçludur. Bu<br />
geliflmelerin ana kayna¤› bulufl ve yeniliklerdir.<br />
Bulufl ve yeniliklerin temel kayna¤›<br />
ise temel ve uygulamal› Araflt›rma-Gelifltirme<br />
faaliyetleridir<br />
- Ar-Ge, “insan›, toplumu ve kültürü içeren<br />
bilgi birikimini artt›rmak için sistema-<br />
52 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
Üniversitelerimizin görevi, topluma<br />
rehberlik ve dan›flmanl›k yapmak,<br />
toplumun ihtiyaçlar›na yönelik<br />
projeler üretmektir. Üniversitelerimiz<br />
bu aç›dan kendilerinden beklenen<br />
fonksiyonlar› yerine getirmelidir.<br />
tik olarak yürütülen çal›flmalar ve elde<br />
edilen birikimlerin yeni alanlarda kullan›lmas›”<br />
olarak tan›mlanmaktad›r.<br />
- Bütün Ar-Ge çal›flmalar› ve büyük projeler<br />
önce orijinal, günefl görmemifl bir düflünce<br />
veya fikirle bafllar. Daha sonra laboratuarda<br />
deneysel çal›flmalarla, endüstriyel<br />
boyutta denemelerle geliflir ve bir projeye<br />
dönüflür.<br />
- Ar-Ge’nin amac›, bilimsel araflt›rma çal›flmalar›n›n<br />
teknoloji üretimine, endüstri<br />
ve ekonominin geliflmesine yönelik olarak<br />
yap›lmas›n› sa¤lamakt›r.<br />
- Bilim, bilim için de¤il, endüstri ve ekonomi<br />
için, insan ve toplum için olmal›d›r.<br />
Endüstriyel AR-GE faaliyetinin kapsam›<br />
ve kabul kriteri<br />
Endüstriyel Ar-Ge çal›flmalar›nda kapsam,<br />
yeni bir proses veya ürün tasarlamak,<br />
teknoloji üretmek, ürün veya proseste<br />
teknik iyilefltirme yapmak oldu¤u<br />
gibi, proses veya giriflim tamamen ray›na<br />
oturmufl ise, pazar gelifltirmeye, önceden<br />
planlamaya, üretimi artt›rmaya veya sistemin<br />
düzenli bir flekilde çal›flmas›n› kontrol<br />
etmeye yönelik de olabilir.<br />
Bir projenin destek alabilmesi için<br />
1. Yenilikçilik,<br />
2. Ulusal bir ekonomik fayda yaratabilmesi,<br />
3. Proje ekibin ve plan›n›n tatmin edicili-<br />
¤i, olmak üzere üç önemli kriteri vard›r.<br />
Endüstriyel AR-GE faaliyetinin aflamalar›<br />
- Proje Fikri<br />
- Bilgi Toplama, Kaynak Tarama<br />
- Laboratuar Çal›flmalar›<br />
- Prototip Üretim<br />
- Pilot Tesisin Kurulmas›<br />
- Tasar›m, Patent ve Lisans Çal›flmalar›<br />
- Deneme Üretimi<br />
- Yat›r›m Giriflimi<br />
AR-GE proje destekleme<br />
program›n›n amac›<br />
TÜB‹TAK Ve Bakanl›k taraf›ndan Ar-Ge<br />
Projesi Destek Program›n›n amac›, firma<br />
düzeyinde katma de¤er yaratan kurulufllar›n<br />
Araflt›rma-Gelifltirme (Ar-Ge) çal›flmalar›n›<br />
teflvik etmek ve bu yolla Türk sanayinin<br />
Ar-Ge yetene¤inin yükseltilmesine<br />
katk›da bulunmakt›r. Kurumlar›n Ar-Ge<br />
çal›flmalar›n› destekleyerek Türk Sanayisinin<br />
Ar-Ge ye ay›rd›¤› pay› %0,3’lerden<br />
%3’lere ç›karmay› hedeflemektedir.<br />
‹flsizli¤e çare: Yenilikçi AR-GE projesi<br />
Ülkemizdeki iflsizlik sorunun çözümü için<br />
yenilikçi endüstriyel Ar-Ge’nin teflviki ile<br />
üretim ve yat›r›m seferberli¤i yap›larak istihdam<br />
artt›r›lmal›d›r. Herkesin yapt›¤› ifli<br />
yapmak çözüm de¤ildir. Yenilikçi, yat›r›-<br />
ma dönüflebilen, firmaya ve ülkeye ekonomik<br />
katk›s› olan projeler yap›lmas› gerekmektedir.<br />
Destekleme rogram›n›n kapsam›<br />
Sanayi Ar-Ge Projeleri Destekleme Program›<br />
ile;<br />
- Yeni bir ürün üretilmesi,<br />
- Ürün kalitesi veya standard›n›n yükseltilmesi<br />
- Maliyet düflürücü nitelikte yeni tekniklerin,<br />
- Yeni üretim teknolojilerinin gelifltirmesi<br />
konular›nda yürütülen Ar-Ge nitelikli projeler<br />
desteklenmektedir.<br />
Kimler baflvurabilir<br />
Bir veya birden çok gerçek veya tüzel kifliye<br />
ait olan Türkiye’de yerleflik tüm iflletmeler<br />
proje baflvurusunda bulunabilir.<br />
Çal›fl›labilecek endüstriyel AR-GE konular›<br />
- Yerli Hammaddelerin Kullan›m›n› Artt›rmaya<br />
Yönelik Çal›flmalar,<br />
- Yeni Çevreci Enerjilerin Kullan›m›na ve<br />
Enerji Tasarrufuna Yönelik Çal›flmalar,<br />
- Yeni Teknoloji Üretimine Yönelik Çal›flmalar,<br />
- Tesislerin Modernizasyonu ve Teknoloji<br />
Yenileme Sorunlar›,<br />
- Yeni Yat›r›mlar›n Yönlendirilmesi,<br />
- Yeni Ürün Gelifltirmeye Yönelik Çal›flmalar,<br />
- Verimlilik ve Kalite Artt›rma,<br />
- Çevre Kirlili¤inin Azalt›lmas› ve At›klar›n<br />
De¤erlendirilmesi.<br />
Sonuç<br />
- Üniversitelerimiz, ülkemizin genç nüfusunu<br />
iyi e¤iten, bilgi ve teknoloji üreten,<br />
araflt›rmalar› ile ülkenin, endüstri ve ifl piyasas›n›n<br />
sorunlar›n› çözen, topluma bilgi<br />
ve projeleri ile yol gösteren sayg›n kurumlar<br />
olmal›d›r.<br />
- Sanayimiz de bilgi ça¤›n›n yafland›¤› günümüz<br />
dünyas›nda bilimsel düflünceye<br />
önem veren, sorunlar›n› bilimsel yöntemlerle<br />
çözmeye ve/veya çözdürmeye çal›-<br />
flan, daha verimli ve kaliteli üretme yollar›n›<br />
araflt›rarak, üretimini yenilikçi projeler<br />
ve Ar-Ge çal›flmalar› ile sürekli olarak<br />
gelifltiren, her türlü yenili¤e ve geliflmeye<br />
aç›k kurulufllar olmal›d›r.<br />
- Sonuç olarak gerek üniversitelerimiz, gerekse<br />
endüstriyel kurulufllar›m›z TÜB‹TAK<br />
taraf›ndan verilen Ar-Ge destekleme programlar›<br />
ile Sanayi ve Ticaret Bakanl›¤› taraf›ndan<br />
verilen SAN-TEZ(Sanayi Tezleri)<br />
destekleme programlar›ndan yararlanarak<br />
iflbirli¤ini artt›rarak, üretimin artmas›,<br />
yeni yat›r›mlar›n yap›lmas› ve istihdam<br />
sorununun çözümü aç›s›ndan ülkemiz<br />
için büyük önem arz etmektedir.<br />
53
DOSYA > SANAYLEŞME<br />
MAKALE<br />
Sanayileflme ve yüksek teknoloji<br />
k›skac›nda Türkiye<br />
Ülkemizde sanayileflme sürecinin ne zaman bafllad›¤› konusunda çeflitli<br />
tart›flmalar olabilir. Bunu flimdilik tarihçilere b›rakarak Türkiye’nin sanayileflme<br />
sürecinde önündeki f›rsat ve tehditlere dikkat çekmek istiyorum.<br />
> Dr. Müh. Mustafa Uysal<br />
Tekno Tasar›m A.fi. Genel Müdürü<br />
Sanayinin lokomotifli¤ini yapan<br />
sektörler bulunmaktad›r; otomotiv,<br />
savunma, tekstil, makine, elektronik,<br />
beyaz eflya v.b. bunlardan baz›lar›-<br />
d›r. Ne güzel ki bu sektörel da¤›l›m eksik<br />
veya fazlas›yla ülkemizde mevcuttur.<br />
Hangi sektörü ele al›rsan›z al›n, mutlaka<br />
bir izini bulursunuz bu topraklarda. Ne<br />
de olsa medeniyetlerin merkezidir yaflad›-<br />
¤›m›z co¤rafya. Maalesef a¤›r sanayi çal›flmalar›nda<br />
Türkiye çok geç kalm›flt›r. Bu<br />
yönde 70’li y›llarda yapt›¤› hamleler, bugünkü<br />
farkl› sektör da¤›l›mlar›n›n temellerini<br />
oluflturmufltur. Belki bugün kendimize<br />
ait bir otomobil markam›z yok ama<br />
ticari araç markalar›m›z bulunmaktad›r.<br />
Elektronik ve makine imalat sektörlerinde<br />
bizim dedi¤imiz sektörlerimiz bulunmaktad›r.<br />
70’li y›llarda otomotivde montaj sanayinin<br />
ad›mlar› at›ld›¤›nda pek çok kifli bunu<br />
az›msam›flt›. 60’l› y›llarda kaç›rd›¤›m›z<br />
kendi arac›m›z› üretme flans›m›za hay›flan›lm›flt›<br />
beklide. Fakat o y›llarda at›lan sanayi<br />
tohumlar› bugün ülkemizdeki önemli<br />
bir lokomotif sektörü do¤urdu. 80’li y›llarda<br />
bu sektör, daha fazla yerlilefltirme<br />
sevdas›yla sanayicilerimizi do¤urdu. 90’l›<br />
y›llarda bu sektör bitiyor denildi¤i s›rada,<br />
kendi iç dinamikleri ile kaliteyi üretti ve<br />
Avrupa’n›n en kaliteli araçlar›n› üretti.<br />
2000’li y›llara geldi¤imizde de kendi araçlar›m›z›<br />
üretmek istedi¤imizi dile getirdi<br />
ve yabanc› ortakl›lara ra¤men kendi mühendislik<br />
birikimlerimizi bu alanda yo-<br />
¤un olarak kulland›¤›m›z 2 önemli hafif ticari<br />
arac› bu ülkede ürettik. 2010’lu y›llara<br />
geldi¤imizde ise yerlilik daha da bir<br />
önem kazand› ve yabanc› ortakl› kurulufllar<br />
dahi tamamen yerli bir üretim yapmak<br />
istediklerini merkezlerine ilettiler.<br />
Elektronik ve beyaz eflyada da benzer bir<br />
serüven vard›r. Ne zaman ki önemli bir<br />
kuruluflumuz yabanc› lisans ile üretim<br />
yapmay› karfl›l›kl› pazarl›klarda anlaflamay›p<br />
ask›ya al›nca yerli bir dev ürettik.<br />
Firmalar›n kendi iç dinamiklerine yöneldi¤inde<br />
dünya markas› ç›karabildi¤imizi<br />
gördük ve yine küresel sermayeye entegre<br />
olan kurulufllar›m›z›n cazibesini yitirince<br />
kapanmak zorunda kald›¤›n› da gördük.<br />
Di¤er baflar›l› bir sektör de makine imalat<br />
sanayidir ki bu sektör dünyada sadece geliflmifl<br />
ülkelerin tekelinde yürütülmektedir.<br />
Hangi geliflmifl ülkeye bakarsan›z<br />
içinde kendi makine imalat sektörünü bulabilirsiniz.<br />
Bizim makine imalat sektörümüz<br />
de özellikle 90’l› y›llardan sonra bu<br />
süreçte yer buldu ve bugün çok önemli<br />
kapasiteleri yurt d›fl›na makine üretmek<br />
için kullan›yoruz. Bu bizim sanayi hamlemizin<br />
önemli bir dayana¤› oldu.<br />
90’l› y›llarda bize biçilen bir rol vard›<br />
“ucuz ve kaliteli üretim merkezi, Türkiye”.<br />
Çok geç olmadan bunun yanl›fl bir hedef<br />
54 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
90’l› y›llarda bize biçilen bir rol<br />
vard› “ucuz ve kaliteli üretim<br />
merkezi, Türkiye”. Çok geç<br />
olmadan bunun yanl›fl bir hedef<br />
oldu¤unun fark›na vard›k.<br />
Bugünlerde otomotiv sektörü<br />
bunun ac›s›n› çok fazla çekiyor.<br />
oldu¤unun fark›na vard›k. Bugünlerde<br />
otomotiv sektörü bunun ac›s›n› çok fazla<br />
çekiyor. Bu misyona uyup yeni projeleri<br />
ülkemize çekebilmek için yan sanayi kârlar›nda<br />
önemli düflüfller talep ediliyor. Peki<br />
bunu yapmak zorunda m›y›z Evet,<br />
yoksa yaflayamay›z. ‹hracat›m›z›n büyük<br />
bir k›sm›n› yapt›¤›m›z Avrupa Birli¤i, bize<br />
bu rolü biçmiflti. Ama ileri teknoloji ve Ar-<br />
Ge üretmeyi kendisi sürdürüyor ve kendi<br />
markalar› ile bizim üretti¤imiz ürünleri<br />
bize sat›yordu. Bu durum hepimizin dikkatini<br />
çekmemifl miydi Dikkatini çekenler<br />
bu durumda önlem ald›lar ve kendi<br />
marka ve ürünlerini ç›kard›lar. ‹flte onlar<br />
baflard›lar. Di¤erleri ise yukar›dan gelecek<br />
sese halen kulak kesilmektedirler. Bir<br />
yandan yaflam mücadelesi veriyorsunuz,<br />
di¤er yandan da uzun perspektif koymaya<br />
koyuluyorsunuz. ‹kisi bir arada ço¤u<br />
zaman olmuyor. Bu durumda bir yol gösterici<br />
bekliyorsunuz, onu da bulam›yorsunuz.<br />
Son zamanlarda Avrupa Birli¤i uyum süreci<br />
içerisinde gayr› safi yurt içi has›ladan<br />
Ar-Ge ye düflen pay›n düflük oldu¤unu<br />
keflfetti Türkiye. Bu noktada Ar-Ge ile ilgili<br />
teflviklerini art›rmaya bafllad›. Bugün<br />
tam bir Ar-Ge cenneti oldu bu ülke. Fakat<br />
bu durumda yerli sanayicimizin yan›nda<br />
ülkemizde faaliyet gösteren yabanc› sektörün<br />
de dikkatini çekti ve onlar da baz›<br />
Ar-Ge çal›flmalar›n› Türkiye’de yapmaya<br />
karar verdi. Kötü mü oldu Hay›r. Ar-Ge’yi<br />
bu ülkede daha cazip hale nas›l getirebilirsiniz<br />
Serbest piyasa ekonomisini kabul<br />
etti¤iniz halde siz gelin siz gelmeyin nas›l<br />
dersiniz Kald› ki katma de¤eri yüksek<br />
ürün gelifltirmek isteyen bu ülkeye gelsin,<br />
hatta bu ürünleri yine ucuz ülkelerde<br />
üretmek istiyorsa da gelsin. Niçin Çünkü<br />
ülkemizde çok geliflmemifl bir Ar-Ge kültürü<br />
var buna karfl›l›k istihdam edilmeyi<br />
bekleyen ciddi bir e¤itilmifl genç nüfus<br />
var. E¤er talep üretim alan›ndan olursa<br />
siz de üretime odaklanacaks›n›z ama neyi<br />
üreteceksiniz Size verildi¤i kadar›n›.<br />
Yok fikrinizle yeni ürünler gelifltiriyorsan›z,<br />
bu kültüre haz›r iseniz, yeni ürünü<br />
bugün yabanc› teflebbüs için gelifltirmifl<br />
olabilirsiniz, fakat yar›n bunu kendiniz<br />
için gelifltirmeye çal›flacaks›n›z. ‹flte bugün<br />
elektrikli otomobilimizi Cenevre Fuar›’nda<br />
sunup flans aramam›z›n temeli budur.<br />
Geliflmifl ülkeler her alanda sanayilerini<br />
kurmufllar ve bunu sürekli gelifltiriyorlar.<br />
Sürekli gelifltirmek için de bir mekanizma<br />
oluflturmufllar. Bütçelerini oluflturmufllar<br />
ve Ar-GE merkezlerini kurmufllar. Ar-<br />
Ge’ye talep olmadan bunu nas›l yapars›-<br />
n›z ‹lk önce talep oluflturman›z gerekli ve<br />
Türkiye’de bunu yap›yor. Türkiye, pek<br />
çok Avrupa ülkesinden ve dahi dünya ülkesinden<br />
daha fazla Ar-Ge deste¤i vererek<br />
kendine yeni bir yol çiziyor. Daha önce<br />
kendisine önerilen rolü b›rak›p, katma de-<br />
¤eri yüksek ürünlere yöneliyor. Aza talip<br />
olmuyor, ço¤u alabilece¤ini biliyor. Bunun<br />
için tabii ki tüm enstrümanlar› kullan›yor.<br />
Geliflmifl ülkeler, teknolojik avantajlar›n›<br />
her flartta kulland›lar. Örne¤in en yeni<br />
ürünlerini bizim gibi ülkelere sonradan<br />
gönderdiler. Veya ileri teknoloji ürününe<br />
ihtiyaç duydu¤umuzda flu anda üretmiyoruz,<br />
3 y›l sonraya s›ra var dediler. Ama<br />
flartlar de¤iflti, konjöktür de¤iflti ve bu ülkeler<br />
bizim ile kartlar›n› açmak zorunda<br />
kald›lar.<br />
Sonuç olarak kendi sanayilerini ayakta tutabilmek<br />
için bize ihtiyaçlar› oldu¤unu<br />
fark ettiler. Global kriz bu ifli daha da tetikledi.<br />
fiimdi herkes kriz sonras›nda konumlanmaya<br />
çal›fl›yor. Geliflmifl ülkeler<br />
buradaki avantajlar›n› bugün için kaybettiklerinin<br />
fark›ndalar. Türkiye’de krize<br />
sa¤l›kl› girerek önemli bir avantaj› yakalad›.<br />
Üstelik haz›rlam›fl oldu¤u orta ve uzun<br />
vadeli program ile yeni olas›l›klar› zorlayabilece¤ini<br />
gördü.<br />
fiimdi hedefleri tekrar gözden geçirmenin<br />
zaman› gelmifltir. A¤›r sanayileflme olmad›<br />
ama hafif sanayileflme olabilir. Yükte<br />
hafif olan bu sanayi pahada a¤›rd›r. Birlik<br />
olarak hareket edip ileriye do¤ru yol almam›z<br />
gerekecektir. Türkiye’nin haz›rlam›fl<br />
oldu¤u Vizyon2023 program›n› de¤ifltirmenin<br />
zaman› gelmifltir. Yeni roller da-<br />
¤›t›l›yor ve burada Türkiye’nin daha cazip<br />
alternatifleri do¤uyor. Türkiye’nin sadece<br />
kendi s›n›rlar› içinde de¤il.<br />
55
DOSYA > SANAYLEŞME<br />
MAKALE<br />
Sanayi, ülkemizin gelifliminde<br />
öncülü¤ünü sürdürecek<br />
Ülke ekonomisinde, sanayi, tar›m, hizmet, turizm, finansman, inflaat, madencilik,<br />
ulafl›m sektörlerinin dengeli oluflmas› gerekir. Sanayi daima önde olmal›d›r.<br />
Yat›r›m mallar›, ara mallar ve tüketim mallar›n›n planl› oranlar› ülke sanayisini<br />
güçlü yapabilir.<br />
> Prof. Dr. ‹. ‹lhami Karayalç›n<br />
‹.T.Ü Makina Fakültesi<br />
Büyük Osmanl› Devleti sanayi sektörünü<br />
ihmal etti¤i için, bat›n›n<br />
sanayileflen devletlerine yenildi,<br />
varl›klar›n› kaybetti.<br />
Japonya, do¤al kaynaklar›n›n k›tl›¤›na<br />
ra¤men sanayisi ile güçlü bir ekonomiye<br />
kavufltu.<br />
Rusya sanayisini gelifltiremedi. Gücünü<br />
kaybetti, da¤›ld›.<br />
Ülke ekonomisinde, sanayi, tar›m, hizmet,<br />
turizm, finansman, inflaat, madencilik,<br />
ulafl›m sektörlerinin dengeli oluflmas›<br />
gerekir. Sanayi daima önde olmal›d›r. Yat›r›m<br />
mallar›, ara mallar ve tüketim mallar›n›n<br />
planl› oranlar› ülke sanayisini güçlü<br />
yapabilir. Ülkemiz son 50 y›lda sanayileflmeye<br />
h›z verdi. Otomotivde dünya dokuzuncusu,<br />
demir çelikte 25 milyon tonla<br />
12., çimentoda 55 milyon tonla üçüncü<br />
durumdad›r.<br />
Ev eflyalar›, ambalaj, ticari araç, gemi yap›m›,<br />
yap› malzemelerinde, art›k Avrupa<br />
ve di¤er ülke pazarlar›nda önde gelmektedir.<br />
Proseslenmifl g›da da Avrupa’n›n ve<br />
çevre ülkelerin besleyicisi durumundad›r.<br />
Bu geliflmenin sürdürülmesi için Odalar<br />
Birli¤i, Devlet Planlama Teflkilat›, sanayi<br />
odalar›, sanayi vak›f ve dernekleri, üniversiteler,<br />
organize sanayi bölgeleri, yat›r›mc›<br />
bakanl›klar ve medya iflbirli¤i içinde sanayileflme<br />
için stratejik uzun vadeli plan-<br />
56 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
Yat›r›m araçlar›, çelik fabrikalar›,<br />
izabe f›r›nlar›n›, tren, gemi, traktör,<br />
ticari araç, çelik f›r›nlar›,<br />
haddehaneler, büyük tak›m<br />
tezgâhlar›, dik tornalar, borlama<br />
tezgâhlar›, vargeller, metal iflleme<br />
merkezleri, presler imal etmek a¤›r<br />
sanayinin varl›¤›n› gösterir.<br />
larla çal›flmal›d›r.<br />
Dergimiz ülkenin teknoloji ve sanayi kültüründe,<br />
yol gösterici bilgilendirici ve sanayi<br />
hareketini canl› ve s›cak tutucu bir<br />
rol oynayacakt›r.<br />
Türkiye sanayisinde, 55 y›ll›k ö¤retim,<br />
araflt›rma, projecilik ve dan›flmanl›k birikimimle<br />
200 kuruluflta heyecanla hizmet<br />
ettim. Binlerce sanayi yöneticisi yetifltirdim.<br />
Geçmifli muhteflem ülkemin, yeniden<br />
ekonomisini, refah›n› gelifltirmek<br />
yüksek bir sanayi ülkesi olmak için, inanc›,<br />
heyecan›, kaynaklar› ve k›ymetli giriflimcileri<br />
var.<br />
K›ymetli sanayiciler, ilerleyelim, daha<br />
planl›, daha inançl›, cesaretli, ama sistemli,<br />
hesapl›, araflt›rmac› olarak hareket edelim.<br />
Ecdad›m›z, bizden yine parlak baflar›lar,<br />
eserler, fabrikalar bekliyor.<br />
Üç k›tay› fethedenlerin binlerce, köprü,<br />
külliye, su kemerleri, kervan saraylar, hisarlar,<br />
çeflmeler, kad›rgalar yapanlar›n torunlar›,<br />
flimdi sizden ekonomi ve sanayi<br />
fetihleri bekleniyor.<br />
Sanayileflme hareketi, tüm ülkeyi, köyleri,<br />
kasabalar› sarmal›.<br />
‹lkö¤retimde çocuklar›m›z fabrika sevgisi<br />
ile büyütülmeli.<br />
Meslek liselerinde gençler üretmenin heyecan›n›<br />
duymal›.<br />
Mühendislik fakültelerinde, laboratuar,<br />
atölye çal›flmalar›nda tasarlama, imal etme<br />
becerileri gençleri sanayicili¤e bafllatmal›.<br />
Zanaatten sanayicili¤e geçifl dönemi, art›k<br />
meyvelerini verdi.<br />
Organize sanayi bölgeleri, sanayi siteleri<br />
dünya ülkelerine t›rlar dolusu sanayi<br />
ürünleri gönderiyor.<br />
Sanayileflmede a¤›r sanayi cesaret ve hedefler<br />
verir.<br />
Yat›r›m araçlar›, çelik fabrikalar›, izabe f›-<br />
r›nlar›n›, tren, gemi, traktör, ticari araç,<br />
çelik f›r›nlar›, haddehaneler, büyük tak›m<br />
tezgâhlar›, dik tornalar, borlama tezgâhlar›,<br />
vargeller, metal iflleme merkezleri,<br />
presler imal etmek a¤›r sanayinin varl›¤›-<br />
n› gösterir.<br />
Biz art›k bunlar› imal ediyoruz.<br />
Metal iflleme, metalürji, a¤›r makine yapman›n<br />
alt yap›s›d›r.<br />
Dev barajlar›n daimi teçhizat›n›, kapaklar›n›,<br />
türbinlerini imal eden Gaziantep’teki<br />
Ç‹LTU⁄ A.fi. ülkemiz sanayileflmesinde bir<br />
kaleye dikilen bayrak gibi geliflmemizi<br />
simgeliyor. Daha yüzlerce böyle sanayi<br />
kaleleri var ülkemizde.<br />
‹malat ve ifl makineleri yap›yoruz. MKE ve<br />
Sanko ekstravatörler yap›yor.<br />
Elaz›¤, Kayseri, Konya, Denizli, Manisa,<br />
Bursa, Kocaeli, Sakarya, Eskiflehir, Urfa,<br />
Marafl, Malatya, ambalaj, tekstil, g›da proses,<br />
ev eflyalar›, makinelerinde Avrupa ölçülerini<br />
aflt›. Ürün, kalite kültürü olgunlaflt›.<br />
Ara mal olarak, çelik saç, profil, alüminyum<br />
levhalar, kal›n çelik levha, çelik döküm,<br />
plastikler kablo, sunta, bak›r levha,<br />
gibi ürünler ana sanayimizi besliyor.<br />
Dayan›kl› tüketim mallar›, ev, ofis otel<br />
araçlar› yap›yoruz.<br />
Enerji makineleri, trafolar, santraller,<br />
elektrik donat›m art›k bizi d›fla ba¤›ml›l›ktan<br />
kurtard›. Giriflimcilik, ifl adaml›¤›,<br />
planl› hareket AR-GE, teknoloji, bilim, uygulamal›<br />
bilim, laboratuar, pilot imalat,<br />
bulufl, tasar›m, teflvik, ekonomik analiz,<br />
hammadde kaynaklar›, ulafl›m, iletiflim,<br />
sanayi meyvelerini almam›z› sa¤layan<br />
elemanlar, sanayi bunlar›n hepsini önem<br />
vermeyi gerektirir.<br />
Tüm bu de¤erleri, inançl›, hedefe kenetlenen,<br />
yönetici, mühendis, mimar, teknisyen,<br />
operatör, ve iflletmeci kadrolar sonuca<br />
götürür.<br />
Sanayileflme, stratejik ulusal sektörel hedefler,<br />
planlar, projeler, giriflimciler, yöneticiler<br />
teknik kadrolar, mühendis mimarlar,<br />
kuvvetli hükümetler, meslek kurulufllar›<br />
ve tüm milletin ortak mücadelesine,<br />
onurumuzu yükseltme, ekonomimizi kuvvetlendirme<br />
savafl›na dönüflmüfltür, devam<br />
edecektir.<br />
57
DOSYA > SANAYLEŞME<br />
MAKALE<br />
Türkiye’ye benzer ülkeler nas›l kalk›nm›fllar<br />
Türkiye örnek mi almal› yoksa örnek mi olmal›<br />
Yaz›n›n bafll›¤›nda sorulan sorular daha ziyade ekonomi üzerine e¤itim görmüfl<br />
kiflilerin cevaplayabilece¤i türden sorular. Ancak biz de bu sorulara bir mühendis<br />
bak›fl›yla kendi aç›m›zdan cevap bulmaya çal›flt›k.<br />
> Ömer Do¤an<br />
Bilgisayar Mühendisi<br />
Öncelikle kalk›nm›fl ülkelerin ortak<br />
özelliklerini s›ralarsak: 1. Hepside<br />
sanayileflmesini tamamlam›flt›r.<br />
2. Sermaye birikimi yüksektir. 3. Ekonomik<br />
olarak güçlüdürler 4. E¤itim seviyesi<br />
yüksektir. 5. Kifli bafl›na GSMH, ortalama<br />
ömür, sa¤l›k harcamalar›, üretilen ve tüketilen<br />
maddeler gibi verilerde dünya ortalamas›n›n<br />
üzerindedir.<br />
Afla¤›da verilen tablo 1750-1900 y›llar›<br />
aras›nda bölgelere göre üretim oranlar›n›<br />
göstermektedir. Bu tablodan ç›kar›labilecek<br />
en çarp›c› sonuç 1750’de Dünya toplam<br />
sanayi üretiminin %73’ünü gerçeklefltiren<br />
üçüncü dünya ülkelerinin, 150 y›l<br />
sonra sadece %11’nini gerçeklefltirebilmesi,<br />
%0,1’ini gerçeklefltirebilen ABD’nin<br />
pay›n› %23’e, %23,2’sini gerçeklefltiren<br />
Avrupa ülkelerinin %62’ye ç›karmalar›-<br />
d›r.<br />
1750’lerde kifli bafl›na sanayileflme oran›<br />
Avrupa’da ve di¤er ülkelerde afla¤› yukar›<br />
ayn› idi. 1900’lere gelindi¤inde ise Üçüncü<br />
Dünya’n›n pay›, Avrupa’n›n 18’de biri<br />
kadard›r. (%35’e karfl› %2) ‹ngiltere’ye<br />
karfl› ise 50’de birdir. (%100’e karfl› %2)<br />
Avrupa ve ABD ülkelerinin kalk›nma flekilleri<br />
bizim örnek alabilece¤imiz türden de-<br />
¤ildir. Zira hem tarihi itibariyle çok eskilere<br />
dayanmakta hem de fazlas›yla sömürü<br />
ve savafl› içinde bar›nd›rmaktad›r. Ancak<br />
1900’lerin bafl›nda Japonya, 1960 sonras›<br />
di¤er baz› ülkeler kalk›nma sürecinde en<br />
az›ndan düzlü¤e ç›kmay› baflarm›fllard›r.<br />
Bunlar aras›nda G.Kore, Tayvan, Hongkong,<br />
Singapur, ‹rlanda ve son dönemde<br />
Çin’i sayabiliriz. Japonya’n›n kalk›nmas›<br />
150 y›l› bulan bir süreçtir. Bu konuyla ilgili<br />
pek çok makale ve araflt›rma yaz›lar› da<br />
mevcuttur. Bizim için daha yak›n dönemde<br />
kalk›nma sürecine giren di¤er ülkeler<br />
daha önemli birer örnek teflkil etmektedir.<br />
Geri kalm›fl bir ülkede güçlü bir devlet<br />
mekanizmas›n›n ortaya ç›kmas›n›n befl<br />
koflulu oldu¤u savunulmaktad›r: Toplumu<br />
sarsan veya yap›s›n› zaafa u¤ratan<br />
büyük felaketlerin olmas›, d›flar›dan büyük<br />
bir askeri tehdit, büyük ülkelerin, ülke<br />
içinde istikrar› sa¤lamak amac›yla gücün<br />
bir kaynakta toplanmas›n› desteklemeleri,<br />
toplumdan göreceli olarak izole ve<br />
daha iyi e¤itilmifl bir sosyal grubun olmas›,<br />
güçlü bir devlet mekanizmas›n›n kurulmas›n›<br />
savunan yetenekli liderlerin varl›-<br />
¤›.<br />
G.Kore’de 1961 y›l›ndaki askeri darbeyle<br />
bafllayan süreç, 1965 ortalar›ndan itibaren<br />
güçlü bir devlet için yukar›da say›lan<br />
befl koflulun tümünün varl›¤›n› mümkün<br />
k›lm›flt›r. Kore’de güçlü bir devletin ortaya<br />
ç›kmas›, al›nan kararlar›n uygulanabilmesini<br />
sa¤lam›flt›r. Ancak, daha da önemlisi,<br />
bu güçlü devletin kendi varl›¤›n› meflrulaflt›rmak<br />
ve toplumda bir uzlafl› oluflturabilmek<br />
için ekonomik büyümeyi varl›¤›-<br />
n›n temel nedeni olarak kabul etmesidir.<br />
Güneydo¤u Asya ülkeleri son günlerde yaflad›klar›<br />
ekonomik krize gelinceye kadar<br />
30-40 y›l içerisinde ola¤an üstü bir ekonomik<br />
ve sosyal geliflme göstermifltir. 1965-<br />
1990 y›llar› aras›nda bölgede kifli bafl›na<br />
58 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
Güneydo¤u Asya ülkeleri son<br />
günlerde yaflad›klar› ekonomik<br />
krize gelinceye kadar 30-40 y›l<br />
içerisinde ola¤an üstü bir<br />
ekonomik ve sosyal geliflme<br />
göstermifltir. 1965-1990 y›llar›<br />
aras›nda bölgede kifli bafl›na ulusal<br />
gelir y›ll›k reel olarak ortalama<br />
%5,6 oran›nda artarak dünya<br />
üzerinde görülmemifl bir<br />
performans sa¤lam›flt›r.<br />
ulusal gelir y›ll›k reel olarak ortalama<br />
%5,6 oran›nda artarak dünya üzerinde<br />
görülmemifl bir performans sa¤lam›flt›r.<br />
Söz konusu büyümenin büyük bir bölümü<br />
8 ülkede meydana gelmifltir: Japonya,<br />
G. Kore, Tayvan, Hong Kong, Singapur, daha<br />
sonra Endonezya, Malezya ve Tayland.<br />
Sekiz ülke aras›nda do¤al kaynaklar, kültür,<br />
politik ortam ve sosyal aç›dan büyük<br />
farkl›l›klar vard›r. Ayr›ca, devletin ekonomideki<br />
rolü ve ekonomik politikalar› uygulamada<br />
kulland›¤› araçlar da farkl›d›r.<br />
Ancak söz konusu ülkelerin ulaflt›¤› nokta<br />
ayn›d›r: Yüksek oranda ekonomik büyüme<br />
ile birlikte gelir da¤›l›m›ndaki büyük<br />
iyileflmeler. Burada dikkat edilmesi gereken<br />
nokta büyümenin kesintisiz, uzun süreli<br />
ve dengesiz olmas›d›r. Malezya d›fl›nda<br />
yedi ülke en yüksek kifli bafl›na gelir art›fl›n›,<br />
en düflük gelir adaletsizli¤i ile sa¤layarak<br />
büyümenin örneklerini vermifllerdir.<br />
Öyle ki, G. Kore ve Tayvan gelir da¤›l›-<br />
m›n›n eflit oldu¤u ülkeler durumuna gelmifl,<br />
sonuçta yoksulluk azalarak ortalama<br />
yaflam süresi uzam›flt›r.<br />
Yönetilen piyasalar yaklafl›m›, Güneydo-<br />
¤u Asya ülkelerinin kalk›nma mucizesinde<br />
devletin rolünü en do¤ru ve kapsaml›<br />
biçimde inceleyerek, baflar›n›n aktif ve etkin<br />
devlet müdahalelerine dayand›¤›n›<br />
savunmaktad›r. Devlet, do¤rudan veya<br />
dolayl› olarak piyasalardaki kaynak da¤›l›-<br />
m›n› ve kullan›m›n› büyük ölçüde etkilemifltir.<br />
Kaynaklar, etkin iflleyen bir teflvik<br />
sistemi ve bürokratik altyap› sayesinde,<br />
teknoloji yo¤un sektörlerdeki yat›r›mlara<br />
Tablo-1 > Dünya Sanayi Üretiminin Göreli Da¤›l›m›<br />
1750 1800 1830 1860 1880 1900<br />
Tüm Avrupa 23,2 28,1 34,2 53,2 61,3 62,0<br />
‹ngiltere 1,9 4,3 9,5 19,9 22,9 18,5<br />
ABD 0,1 0,8 2,4 7,2 14,7 23,6<br />
Japonya 3,8 3,5 2,8 2,6 2,4 2,4<br />
Üçüncü Dünya 73,0 67,7 60,5 36,6 20,9 11,0<br />
Çin 32,8 33,3 29,8 19,7 12,5 6,2<br />
Hindistan/Pakistan 24,5 19,7 17,6 8,6 2,8 1,7<br />
Tablo-2 > Kifli Bafl›na Sanayileflme Oran›<br />
1750 1800 1830 1860 1880 1900<br />
Tüm Avrupa 8 8 11 16 24 35<br />
‹ngiltere 10 16 25 64 87 100<br />
ABD 4 9 14 21 38 69<br />
Japonya 7 7 7 7 9 12<br />
Üçüncü Dünya 7 6 6 4 3 2<br />
Çin 8 6 6 4 4 3<br />
Hindistan/Pakistan 7 6 6 3 2 1<br />
kayd›r›lm›fl ve bu yat›r›mlar sonucu ortaya<br />
ç›kan sanayilerin dünya pazarlar›nda<br />
rekabet edebilecek biçimde geliflmesi sa¤lanm›flt›r.<br />
‹rlanda’n›n ekonomik baflar›s› da yine bu<br />
dönemde dikkat çekici bir örnektir. Bu<br />
baflar›da birçok etken rol oynam›flt›r.<br />
Genç nüfus ve h›zla büyüyen ifl gücü arz›,<br />
pragmatik ve yenilikçi hükümet politikalar›n›n<br />
izlenmesi, 1950’lerde bafllayan d›-<br />
fla aç›k ve ihracata yönelik ekonomik politikalar,<br />
‹rlanda’n›n AB tek pazar›na ve Avrupa<br />
Para Sistemine üye olmas› ve yürütülen<br />
mevzuat ve altyap› çal›flmalar› sonucu<br />
büyük oranl› sermaye giriflleri, AB<br />
Yap›sal ve Birleflme Fonlar›’n›n stratejik<br />
bir biçimde kullan›lmas›, ekonomik kalk›nmaya<br />
yönelik “Sosyal Ortakl›k” yaklafl›-<br />
m›, mal ve hizmetlerde uluslararas› ticarete<br />
tam olarak uyum, e¤itim ve teknolojik<br />
yeniliklere verilen önem ‹rlanda’y› baflar›ya<br />
tafl›yan etkenlerdir<br />
59
DOSYA > SANAYLEŞME<br />
MAKALE<br />
>><br />
Kalk›nma hamlesini 20 y›l önce<br />
yapabilecek teknik alt yap›ya sahip<br />
oldu¤umuzu söyleyebiliriz. Ancak<br />
toplumsal olarak bir hedefe<br />
yönelmek konusundaki<br />
inanc›m›z›n eksikli¤i, kalk›nman›n<br />
olmas› durumunda kritik<br />
pozisyonlar›n› kaybetme<br />
korkusuna sahip etkili güçlerin<br />
manipülasyonlar› bu süreci<br />
geciktirmifltir.<br />
Kalk›nmada Ar&GE’nin rolü<br />
1980 sonras›nda Ar&Ge geliflmekte olan<br />
ülkelerin ekonomik kalk›nmas›nda esas<br />
olarak görülmeye bafllanm›flt›r. Çünkü yeni<br />
teknolojiler bilim yo¤undur. Mikrobiyoloji,<br />
nanoteknoloji v.b. alanlar yo¤un<br />
bilgiye dayanmakta, teknoloji transferi ve<br />
tersine mühendislikle taklit gibi yollar<br />
pek ifle yaramamaktad›r. Geliflmekte<br />
olan ülkelerin kalk›nma süreci önceleri tamamen<br />
teknoloji transferine dayal› iken<br />
bunun önemi giderek kaybolmakta ve yerini<br />
Ar&Ge almaktad›r. Bu süreçte<br />
Ar&Ge’nin kalk›nmaya katk›s›n›n anlaml›<br />
olmaya bafllad›¤› bir gelir efli¤i düflünmek<br />
mümkündür. Bu gelir efli¤ini tan›mlayan<br />
dört unsur vard›r: Teknoloji adaptasyon<br />
sürecinin olgunlaflmas›, düflük ücrete dayal›<br />
kalk›nma imkân›n›n kaybolmas›, ekonominin<br />
pahal› Ar&Ge yat›r›mlar›n› yapabilecek<br />
gelir düzeyine eriflmesi ve Ar&Ge<br />
altyap›s›n›n haz›r olmas›. Nitekim Güney<br />
Kore’nin kalk›nma süreci bunu do¤rulamaktad›r.<br />
G.Kore bu flartlara 1980’de<br />
ulaflm›fl ve bu tarihten sonra Ar&Ge’nin<br />
ekonomideki önemi ve katk›s› önem kazanm›flt›r.<br />
‹novasyon sisteminin bir parças›<br />
olarak bilim-teknoloji-verimlilik iliflkileri<br />
de önemlidir. G.Kore bu üçü aras›ndaki<br />
karfl›l›kl› etkileflim bak›m›ndan görece<br />
baflar›l› olabilmifltir. Latin Amerika ise bilimde<br />
daha ileri oldu¤u halde bunun teknoloji<br />
ve dolay›s›yla verimlilikle ba¤lant›s›<br />
düflük oldu¤undan baflar›l› olamam›flt›r.<br />
Günümüz koflullar›nda bilimsel ve teknolojik<br />
geliflmeye dayal› kalk›nman›n topyekun<br />
kalk›nma aç›s›ndan beklenen sonuçlar<br />
yaratmad›¤›n› görmekteyiz. G.Kore’de<br />
beklenen sonucu vermifltir. Ne var ki neoliberal<br />
küreselleflme alt›nda uluslar aras›<br />
üretim a¤lar›yla entegreasyonun bir parças›<br />
olarak bilim ve teknolojiye dayal› kalk›nma<br />
izole kalk›nma bölgeleri yaratmakta,<br />
ülkenin kalan bölgeleriyle söz konusu<br />
bölgeler aras›ndaki gelir uçurumunu derinlefltirmektedir.<br />
Bu durum kalk›nman›n<br />
kurumsal ve kültürel boyutlar›n›n da çok<br />
önemli oldu¤u gerçe¤ini göstermektedir.<br />
Burada dikkatimizi çeken baz› unsurlar›<br />
afla¤›da s›ralamak isteriz.<br />
1- Kalk›nmada en önemli unsur mal ve<br />
hizmet üretimidir. Üretimin olmad›¤› biryerde<br />
kalk›nmadan bahsedilemez.<br />
2- Kalk›nan ülkelerin tamam›n›n ortak<br />
özelli¤i sanayileflmifl olmalar›d›r. Sanayileflmeden<br />
üretim de olmamaktad›r. Sanayileflmenin<br />
de pek çok ön koflulu vard›r.<br />
3- Üretim art›fl›n› sa¤layacak e¤itimli ve<br />
teknik donan›ma sahip genç iflgücünün<br />
varl›¤› çok önemlidir. Çünkü kalk›nma büyük<br />
bir de¤iflim hareketidir ve genç nesiller<br />
arac›l›¤› ile daha h›zl› yol al›nmaktad›r.<br />
4- Kalk›nmay› planlayabilecek, ayn› amaç<br />
için topyekun hizmet edebilecek iyi organize<br />
olmufl ve bürokratik yap› taraf›ndan<br />
da desteklenen devlet yönetimi de en<br />
önemli unsurlardan biridir.<br />
5- Toplumun da kalk›nma yolunda yönetime<br />
inanmas› ve destek vermesi gerekir.<br />
Çünkü pek çok istenmeyen toplumsal hareketler<br />
de bu dönemde olabilmektedir.<br />
6- Jeopolitik, do¤al kaynaklar, kültürel,<br />
e¤itim durumu ve hedefler do¤rultusunda<br />
belirli baz› sektörler seçilip yat›r›mlar›n<br />
bu alanda yo¤unlaflt›r›lmas› sa¤lanm›flt›r.<br />
Örne¤in Uzak Do¤u’da elektronik,<br />
otomotiv, deri gibi sektörler, ‹rlanda’da<br />
bilgi yo¤un biliflim sektörü, Kuzey Avrupa’da<br />
ise haberleflme teknolojileri, Hindistan’da<br />
yaz›l›m a¤›l›kl› olarak hedef seçilmifltir.<br />
Kalk›nma topyekun olmakla birlikte<br />
baz› alanlarda daha önce bafllamakta<br />
ve lokomotif görevi görmektedir.<br />
7- Toplumun yerleflik yap›s›nda da çok<br />
çarp›c› de¤ifliklikler olmaktad›r. Köylü<br />
kentli say›s›nda çok h›zl› kaymalar meydana<br />
gelmekte ve flehir nüfuslar› çok h›zl›<br />
artmaktad›r. Bunu takip eden süreçte inflaat,<br />
ulafl›m, otomotiv, enerji, altyap›, e¤itim,<br />
biliflim vb sektörlerde çok h›zl› bir büyüme<br />
meydana gelmektedir.<br />
Sonuç olarak;<br />
Kalk›nan ve kalk›nmakta olan di¤er ülkelere<br />
bakt›¤›m›zda Türkiye’nin de büyük<br />
bir s›çraman›n efli¤inde oldu¤u aflikârd›r.<br />
Bu kalk›nma hamlesini 20 y›l önce yapabilecek<br />
teknik alt yap›ya sahip oldu¤umuzu<br />
söyleyebiliriz. Ancak toplumsal olarak<br />
bir hedefe yönelmek konusundaki inanc›-<br />
m›z›n eksikli¤i, kalk›nman›n olmas› durumunda<br />
kritik pozisyonlar›n› kaybetme<br />
korkusuna sahip etkili güçlerin manipülasyonlar›<br />
bu süreci geciktirmifltir. Ancak<br />
y›llar sonra bu konuda müthifl bir ortak<br />
anlay›fl tekrar sa¤lanabilmifltir. Yukar›da<br />
verilen ülkeler pek çok aç›dan örnekler<br />
içermekte ise de tek model olma aç›s›ndan<br />
yeterli de¤illerdir. Türkiye’nin daha<br />
kendine özgü bir model oluflturmas›, örnek<br />
alan de¤il örnek olunan bir ülke olmas›<br />
gerekti¤idir. Siyasi çalkant›larla onlarca<br />
y›l kaybeden Türkiye’nin bu sefer<br />
baflarabilmesi için gerekli olan pek çok<br />
unsura fazlas›yla sahip oldu¤u aflikard›r.<br />
Türkiye sürdürülebilir kalk›nmas›n› h›zla<br />
tamamlamal› ve dünya siyasetinde tarihine<br />
yak›fl›r yerini almal›d›r.<br />
Kaynakça<br />
Devletin Kalk›nmada Rolü Uzakdo¤u Asya<br />
Kalk›nma Modelleri, G. Kore Örne¤i ve Türkiye’ye<br />
Uygulanabilirli¤i, A. Y›lmaz Y›ld›z, Hazine<br />
Müsteflarl›¤›<br />
Kore Kalk›nmas›n›n Temelleri ve Türk-Kore<br />
‹liflkileri, Mustafa Karabiber, Hazine Müsteflarl›¤›<br />
Kalk›nma Yolunda Japonya Örne¤i ve Türkiye,<br />
Dr. Tayyar Sad›klar<br />
Uzak Do¤u Ülkelerinin kalk›nma stratejileri,<br />
M.Koray Yozgatl›, Ekonomik Araflt›rmalar ve<br />
De¤erlendirme Genel Müdürlü¤ü<br />
‹rlanda’n›n ekonomik kalk›nmas›, Konjoktür<br />
izleme ve Analiz Dairesi Ekonomik Araflt›rmalar<br />
ve De¤erlendirme Genel Müdürlü¤ü<br />
Geliflmekte Olan Ülkelerin Yak›nsama Sürecinde<br />
Ar&Ge’nin Rolü, Prof.Dr. Ahmet Çakmak, Prof.Dr.<br />
Nesrin Sungur, Marmara Üniversitesi ‹.‹.B.F.<br />
Dergisi<br />
60 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
DOSYA > SANAYLEŞME<br />
MAKALE<br />
Türk sanayisinde verimlilik<br />
Verimlilik kavram› üretim sürecindeki girdilerin üretkenli¤ini, üretim gücünü ifade eder.<br />
Günümüzde de üretimin ülkelerin büyümesinde ne kadar önemli oldu¤unu görmekteyiz.<br />
Üretimde verimlili¤i bir bütün olarak ele almal›y›z. Milli Prodüktivite Merkezi Genel Sekreteri<br />
Kerim Ünal da sanayimizdeki verimlili¤i ve yap›lmas› gerekenleri dergimize de¤erlendirdi.<br />
> Kerim Ünal<br />
Milli Prodüktivite Merkezi<br />
Genel Sekreteri<br />
Verimlilik kavram› basitçe, üretim<br />
sürecinde kullan›lan girdilerin<br />
üretkenli¤ini, bir di¤er anlat›mla,<br />
birim girdinin üretim gücünü ifade eden<br />
bir kavramd›r. Genellikle iktisat literatüründe<br />
verimlilik iflgücü verimlili¤i için<br />
kullan›lan bir kavramd›r. Ancak günümüz<br />
küresel rekabet flartlar›nda verimlilik kavram›,<br />
bu kadar dar anlama sahip de¤ildir.<br />
Verimlilik art›k, tüm üretim faktörlerinin<br />
maksimum etkinlikte üretim süreçlerine<br />
kat›lmas›n›, üretim süreçlerinin olabildi-<br />
¤ince gereksiz israflardan ar›nd›r›larak<br />
üretim odakl› hale getirilmesini, kaliteyi,<br />
e¤itimi, teknolojiyi ve en önemlisi iflbirli-<br />
¤ini zorlayan bir kavramlar bütünü olarak<br />
ele al›nmaktad›r.<br />
Günümüz verimlilik anlay›fl›nda en temel<br />
de¤iflkenler, eme¤in verimlili¤i, sermayenin<br />
verimlili¤i, enerjinin etkin kullan›lmas›,<br />
hammadde ve malzeme kullan›m›nda<br />
en düflük israf, kaliteli üretim, ifl güvenli¤i<br />
ve iflçi sa¤l›¤›, sosyal taraflar›n ortak hareket<br />
etmesi ve rekabet edebilirliktir. Bu<br />
kavramlar›n bütün olarak ele al›nmas› gerekmektedir.<br />
Türkiye sanayisinin sorunu bu bütünsellikle<br />
ilgilidir. ‹flgücü verimlili¤inin artt›r›ld›¤›<br />
bir ortamda, uygulanan makro politikalar,<br />
“yeflil saha yat›r›mlar›” olarak tabir<br />
edilen, istihdam yarat›c›, teknoloji gelifltirici<br />
yat›r›mlardan çok, portföy plasmanlar›na<br />
aktar›lmaktad›r. Milli Prodüktivite<br />
Merkezi’nin (MPM) iller düzeyinde gerçeklefltirdi¤i<br />
Verimlili¤i Art›rma Projeleri<br />
(VAP) çal›flmalar› kapsam›nda yap›lan<br />
araflt›rmalar sonucu, özellikle teknoloji<br />
yat›r›mlar› aç›s›ndan önemli aç›klar oldu-<br />
¤u görülmektedir. Yap›lan makine al›mlar›nda<br />
genel olarak ikinci el makinelerin<br />
tercih edilmesi, mali anlamda belki kazançl›<br />
olmakla birlikte verimlilik aç›s›ndan<br />
hep yafll› teknolojinin, daha verimsiz<br />
teknolojinin kullan›lmas› anlam›na gelmektedir.<br />
Türkiye sanayisinde verimlilik<br />
aç›s›ndan bir di¤er önemli faktör ise “iflgücünün<br />
e¤itimi” ve “ifl süreçlerinde yeniden<br />
e¤itim” ile ilgili yetersizliklerdir. ‹flgücünün<br />
daha verimli olabilmesi için makinelerde<br />
yeni teknolojinin, insan gücünde<br />
muadili olan en yeni bilgi ile donat›lm›fl<br />
iflgücünün istihdam› gereklidir. Aksi takdirde<br />
sanayinin rekabet gücü önemli ölçüde<br />
azalmaktad›r. Rekabet gücü, verimlilik<br />
aç›s›ndan önemli bir göstergedir.<br />
2000’li y›llar sonras›nda, Türkiye özellikle<br />
do¤u Asya ülkeleri karfl›s›nda rekabet alan›nda<br />
geriye düflmüfl görünmektedir. Bu<br />
durum oldukça normal ve beklenen bir<br />
durumdur. ILO verilerine göre günlük 1.4<br />
$ gelirin alt›nda, herhangi bir ifl güvencesine<br />
sahip olmadan, bat›l› ulus ötesi flirketlerle<br />
sabit flebeke anlaflmalar›na sahip<br />
sanayiler ile Türkiye gibi yönetilme tecrübesi<br />
olmayan bir ülkenin rekabet etme<br />
gücü ve zorunlulu¤u yoktur.<br />
Bu noktada AB’de 2000’li y›llardan sonra<br />
ortaya ç›kan ve 2007 Lizbon bildirgesinde<br />
resmi belgelere giren “sosyal ortakl›k”<br />
kavram› rekabet için önem arz eder hale<br />
gelmifltir. Sosyal ortakl›k, MPM’nin yönetim<br />
yap›s›nda 1965 y›l›ndan bu yana baflar›yla<br />
gerçeklefltirdi¤i bir yap›d›r. Basitçe,<br />
ekonomi içinde bölüflümün sosyal taraflar›<br />
olan taraflar›n, rekabet edebilirlik,<br />
güçlü ekonomi ve bilgi üretiminde ortakl›k<br />
yaparak, ülke için “sosyal ortak” olmalar›<br />
anlam›na gelmektedir. Sosyal ortakl›-<br />
¤›n ülke sanayisine yayg›nlaflt›r›lmas› ile<br />
birlikte, al›nacak kararlar›n ülke ç›karlar›-<br />
na uygun olmas›, ancak sosyal taraflar›n<br />
karfl›l›kl› eylemleriyle hayata geçirilebilecektir.<br />
Bu durum verimlili¤in, bunun sonucu<br />
olarak istikrarl› büyümenin ve kal›c›<br />
kalk›nman›n nedeni olacakt›r.<br />
Türkiye sanayisinde nicel veriler, küresel<br />
kriz dönemi d›fl›nda sürekli iyi sinyaller<br />
vermektedir. Ancak geliflmifl ekonomiler<br />
ile Türkiye aras›ndaki geliflmifllik fark›n›n<br />
kapat›lmas› için yeterli at›l›m halen gerçeklefltirilememifltir.<br />
Bu yak›nsama sürecinin<br />
baflar›ya ulaflmas› ve Türkiye sanayisinin<br />
önde gelen sanayilerden biri olmas›<br />
için, toplumun tüm kesimlerinin ortak<br />
bir hedefe ve bilince sahip olmas› gerekmektedir.<br />
62 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
DOSYA > SANAYLEŞME<br />
SÖYLEŞ<br />
Türkiye’nin KOB‹ kenti OST‹M;<br />
Küresel rekabette fark yarat›yor<br />
Türkiye’nin say›l› sanayi bölgelerinden OST‹M Organize Sanayi Bölgesi, hem<br />
Ankara’n›n hem Türkiye’nin yeni kalk›nma modeli kümelenmeyle büyüyor.<br />
OST‹M OSB Yönetim Kurulu Baflkan› Orhan Ayd›n, “ kümelenme modeliyle<br />
küresel rekabette fark yarat›yoruz,” dedi.<br />
> Orhan Ayd›n<br />
OST‹M OSB Yönetim<br />
Kurulu Baflkan›<br />
H<br />
arvard Üniversitesi Ö¤retim Görevlisi<br />
Amerikal› Micheal Porter’in<br />
fikir babal›¤›n› yapt›¤› ‘Kümelenme<br />
Modeli’ni benimseyen OST‹M<br />
OSB, potansiyel sektörlerini gelifltirerek<br />
krizi avantaja çeviriyor. OST‹M OSB’nin 17<br />
y›ld›r Yönetim Kurulu Baflkan› olan Orhan<br />
Ayd›n, 17 temel sektörde 50 bin kiflinin<br />
ekmek kap›s› ile OST‹M OSB’nin kümelenme<br />
projesinde baflar› hikâyesi olaca¤›n›<br />
söyledi. 44. y›l›nda OST‹M’in bugüne kadar<br />
birçok krizden aln›n›n ak›yla ç›kt›¤›n›<br />
belirten Ayd›n, “üretimde esnekli¤ini genifl<br />
makine park›n›n avantajlar›yla birlefltiren<br />
KOB‹ kenti OST‹M OSB’de binlerce<br />
ürün üretiliyor. OST‹M’in art›lar›n› kümelenme<br />
kalk›nma stratejisiyle de¤erlendirece¤iz”<br />
dedi. OST‹M’i ça¤dafl üretim teknolojisini<br />
yakalam›fl dev bir fabrikaya<br />
benzeten Orhan Ayd›n, sadece Ankara’y›<br />
de¤il tüm bölgeyi, ard›ndan Türkiye’yi<br />
kalk›nd›racak çal›flmalar için kollar› s›vad›klar›n›<br />
anlatt›. ‘Rekabet Analizi ve Kümelenme’<br />
modeli için ilk aflamada bölgesel<br />
bir araflt›rma yapt›klar›n› kaydeden<br />
Ayd›n, flu bilgileri verdi: “OST‹M’li firmalar›m›z›,<br />
bölgemizi dünyayla rekabet edebilir<br />
hale getirecek, Ankara’y› ileri tafl›yabilecek<br />
bir rekabet analizi yapt›rd›k. Bu çal›flmalar›n<br />
sonunda öne ç›kan, savunma<br />
sanayi, ifl ve inflaat makineleri, yenilenebilir<br />
enerji, çevre teknolojileri ve medikal<br />
sektörlerinde kümeleme çal›flmalar› bafllat›ld›<br />
ve kümeler oluflturuldu. Bu konularda<br />
firmalar›m›z› organize edebilirsek<br />
bu firmalar, kendilerini, OST‹M’i, Ankara’y›<br />
de¤ifltirebilir, ülkeye katk›lar› artar.”<br />
Kümelenme modelinde; kamu, yerel yönetimler,<br />
araflt›rma kurumlar› ve üreticilerin<br />
birlikte hareket ederek baflar›ya ulaflabilece¤ini<br />
vurgulayan Ayd›n, flunlar› ifade<br />
etti: “Firmalar tek bafl›na rekabet ediyor<br />
ancak biz ortaklafla bir rekabetten söz<br />
ediyoruz. OST‹M OSB olarak yan yana gelip<br />
mücadele eden firmalara, ‘Biz sizin yan›n›zday›z’<br />
diyoruz. Sanayi odas› ve üniversiteye<br />
de diyoruz ki ‘siz de iflin içinde<br />
olmal›s›n›z.’ yerel yönetimleri, büyükflehir<br />
belediyesini, ilgili kurulufllar›, KOS-<br />
GEB’i, D›fl Ticaret Müsteflarl›¤›, Savunma<br />
Sanayi Müsteflarl›¤› gibi kurum ve kurulufllar›<br />
da bu sinerjiye davet ediyoruz. Ankara’daki<br />
tüm üniversiteleri bölgeye tafl›-<br />
mak, üniversite-sanayi iflbirli¤ini gelifltirmek,<br />
küme çal›flmalar›nda üniversiteleri<br />
aktif olarak kullanmak ve her kümeden sinerji<br />
yaratarak yeni ifl kollar› ve yeni aç›-<br />
l›mlar sa¤lamak di¤er planlar›m›z aras›nda<br />
yer al›yor.”<br />
Giriflimci desteklenmeli<br />
Günümüz gerçeklerinin göz ard› edilemeyece¤inin<br />
alt›n› çizen Ayd›n, “Gerçek flu,<br />
insanlar iflsiz. Okullardan mezun olanlara<br />
ifl bulam›yoruz. Ülkemizin bir sürü ihtiyac›n›<br />
yurtd›fl›ndan ithal ediyoruz. Sizden ifl<br />
isteyen, bir iflte çal›flt›ktan sonra ‘Benim<br />
evlenmem laz›m’ diyen bir gencin önünde<br />
iki durufl vard›r; birinde ‘Biz ilgilenmiyoruz’<br />
dersiniz, di¤erinde de bu insanlara<br />
bir flekilde çözüm bulmak için çal›fl›rs›n›z.<br />
Bu karar› verdi¤iniz andan itibaren sorumluluk<br />
al›yorsunuz. ‘Bu sorunu ben<br />
çözmezsem, hiç kimse çözmez’ diyorsunuz.<br />
Biz diyoruz ki bu gence ifl bulamazsak<br />
hiç kimse bu problemi çözmez. Biz<br />
durumdan kendimize ödev ç›kar›yoruz”<br />
dedi. Bütün sivil toplum kurulufllar›yla iyi<br />
iliflkiler gelifltirdiklerini aktaran Ayd›n,<br />
KOSGEB’in kümelenme çal›flmalar›na kat›ld›¤›n›<br />
belirterek, “kümelerin desteklenmesi<br />
laz›m. Bunlar bafllang›ç çal›flmalar›<br />
oldu¤u için yerel yönetimlerden bizim altyap›<br />
hizmetlerimizin yap›lmas›nda destek,<br />
tedariklerin giderilmesi konusunda ilgi<br />
bekliyoruz. Valilik ve di¤er kamu kurulufllar›n›n<br />
da sanayiye ve üretime önem<br />
vermelerini bekliyoruz. Olaya bak›fl aç›-<br />
s›nda bir zihniyet de¤iflikli¤i bekliyoruz.<br />
Üretim ve giriflimcilik çok fark›nda olma-<br />
64 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
Rakamlarla OST‹M<br />
Fiziki Büyüklük: 4 milyon 725 bin 582 metrekare<br />
Firma Say›s›: 5 bin<br />
Aktif Firma Say›s›: 4 bin 660<br />
‹stihdam: 50 bin<br />
Parsel Say›s›: 500 hektar arazi üzerine kurulan Ostim OSB’de parsel say›s› 4 bin<br />
616.<br />
‹malat ve Ticaret Oran›: OST‹M’in yüzde 31’i ticaret, yüzde 69’u imalat yap›yor.<br />
Sektörel A¤›rl›k: Ambalaj, ka¤›t, bask›, k›rtasiye; çeflitli ticari faaliyetler; elektrik<br />
elektronik; g›da; hizmetler; ifl makineleri; kent mobilyalar›; kimyasallar; makine<br />
ve ekipmanlar›; metal ve metal iflleme; otomotiv; plastik kauçuk; sa¤l›k; teknik<br />
malzeme tezgah ve ekipman; teknoloji ve biliflim; tekstil ve deri; yap› ve inflaat.<br />
d›¤›m›z önemli bir alan. En önemli kaynak,<br />
giriflimci. Giriflimci olmazsa hiçbir<br />
sorunu çözemezsiniz. Bir adam olacak,<br />
yat›r›m, üretim yapacak, ürününü satabiliyor<br />
ve insanlar› çal›flt›r›yor olacak. Bu insan›<br />
çok önemsememiz gerekiyor. Giriflimcinin<br />
mücadelesinde, ‘Sana nas›l yard›mc›<br />
olabiliriz’ diye meseleye yaklaflmak<br />
laz›m. Türkiye’de giriflimcinin k›ymeti yeterince<br />
bilinmiyor,” dedi.<br />
Üniversite-sanayi iflbirli¤i ön planda<br />
Üniversitelerde yeni aç›l›mlar oldu¤unu<br />
gözlemlediklerini söyleyen Ayd›n, flunlar›<br />
dile getirdi, “Üniversitenin de sanayinin<br />
de yapmas› gerekenler var. Üniversitedeki<br />
hocalar›m›z›n biraz sanayiye, üretime,<br />
gerçek yaflama dâhil olmalar›n›, sanayicilerin<br />
de bu hocalar›m›z›n bilgi birikimine<br />
k›ymet vermelerini istiyoruz. Do¤ru adresleri,<br />
do¤ru muhataplar› beklemek laz›m.<br />
Üniversite ile KOB‹ aras›nda bir dil<br />
uyuflmazl›¤› olabilir, biz bu nedenle arayüzler<br />
oluflturduk. Bunlardan biri; Ostim<br />
Ortak Araflt›rma ve Gelifltirme Merkezi<br />
(ODAGEM). Mühendislik ve imalat alanlar›nda<br />
karfl›lafl›lan teknik gereksinimlere<br />
cevap vermek için kurulmufl bir Ar-Ge flirketi.<br />
Sa¤lad›¤› mühendislik, dan›flmanl›k<br />
ve e¤itim hizmetlerinin yan› s›ra bölge ve<br />
sektöre ba¤l› olmaks›z›n yeni teknolojilerin<br />
kullan›m›, uyarlanmas› ve gelifltirilmesi<br />
yönünde araflt›rma ve gelifltirme faaliyetlerinde<br />
bulunuyor. Sanayi projelerinin<br />
etkin bir flekilde yürütülmesini sa¤lamak<br />
amac›yla ulusal ve uluslararas› iflbirlikleri<br />
içinde yer alan ODAGEM, bilgi a¤lar›n› takip<br />
ediyor, ulusal ve uluslararas› Ar-Ge<br />
desteklerini projelerine uyguluyor,” dedi.<br />
Meslek e¤itiminde sanayici<br />
tafl›n alt›na elini koymal›<br />
Meslek e¤itiminin önemine de dikkat çeken<br />
Ayd›n, “Meslek e¤itimi olmadan üretim<br />
olmaz. Sürekli nitelikli elaman talebi<br />
olufluyor. Meslek e¤itimi, itibarl› bir ifl olarak<br />
alg›lanmad›¤› için herkes üniversiteye<br />
gidiyor, sanayici ise ‘Nitelikli eleman bulam›yorum’<br />
diyor. Meslek e¤itimi veren<br />
okullarsa bu donan›m› yeterince o insanlara<br />
vermiyor. Sanayiciler ve sanayi odalar›<br />
bu e¤itimde görev alm›yorlar. Bu, olmaz.<br />
Sanayiciler meslek e¤itiminde isteklerini,<br />
taleplerini, beklentilerini dile getirmeli,<br />
ancak ö¤rencilerin staj›nda yard›mc›<br />
olmal›. Bu mekanizmalar› ortaklafla<br />
kurmam›z laz›m,” dedi.<br />
OST‹M yenilenebilir<br />
enerjinin y›ld›z› olacak<br />
Enerji, çevre teknolojileri, medikal ve sa¤l›k<br />
gereçleri konusunda Gazi Üniversitesi,<br />
Fatih Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi<br />
ile iflbirli¤i içinde olan OST‹M Yönetimi,<br />
farkl› bir çal›flmaya imza att›. Yenilenebilir<br />
enerji konusunda Türkiye’nin en<br />
iddial› binas›n› yapan OST‹M, yeni idare<br />
binas›nda yenilenebilir enerji türlerinin<br />
tümünün örneklerini bar›nd›r›yor. Enerji<br />
ve çevre teknolojilerinin güzel bir örne¤ini<br />
oluflturduklar›n› aç›klayan Ayd›n, “Yeni<br />
OST‹M Yönetim Binas› içinde günefl, kojenerasyon,<br />
rüzgâr, ›s› vb. tüm geri dönüflüm<br />
ürünleri var. Bina kümelenme modelinin<br />
buluflma noktas› olacak. Bunun d›-<br />
fl›nda 60 bin metrekare alana enerji park›<br />
tasarl›yoruz. Konsepti ODTÜ, Hacettepe,<br />
Bilkent ve Gazi üniversiteleriyle birlikte<br />
haz›rl›yoruz. ‹çinde enerji teknopark›n›n<br />
olmas›n› istiyoruz. Yenilenebilir enerji yöneticileri<br />
de burada yetifltirilecek. Tematik<br />
bir teknopark kuraca¤›z. Enerji Teknopark›,<br />
ilk kez, birçok üniversitenin bir tematik<br />
alanda sanayiyle bulufltu¤u bir teknopark<br />
olacak,” dedi.<br />
OST‹M, dünyaya örnek oluyor<br />
Irak, M›s›r, Nijerya, Suudi Arabistan ve<br />
Sudan’la çal›flmalar yürüttüklerini anlatan<br />
Ayd›n, flunlar› belirtti, “M›s›r ve Irak’la<br />
bilgi al›flverifli yap›yoruz, karfl›l›kl› etkileflimde<br />
bulunuyoruz, iliflkilerimizi gelifltirmeye<br />
çal›fl›yoruz. OST‹M örne¤ini bu bölgelere<br />
uyarlamak üzerine çal›flmalar›m›z<br />
var. Bu ‹slam ülkeleri ve geliflmekte olan<br />
ülkeler için bir kalk›nma modeli ve bir sistem<br />
olacak. Giriflimci ve KOB‹’lerin oluflturdu¤u<br />
yan sanayi anlam›nda bizim modelimiz<br />
onlara cazip ve uygun geliyor. ‹slam<br />
Konferans› Örgütü ve D-8’de bu modeli<br />
anlatt›k. D-8 organizasyonuna Türkiye’den<br />
tek sanayi bölgesi olarak kat›l›yoruz,”<br />
dedi.<br />
KOB‹’lere destek flart<br />
Küresel mali krizin tüm sektörleri olumsuz<br />
etkiledi¤i bugünlerde üyelerinin s›-<br />
k›nt›lar›na kendi imkânlar› ölçüsünde<br />
destek olmaya çal›flt›klar›n›n alt›n› çizen<br />
Ayd›n, konuflmas›n› flöyle sürdürdü,<br />
“Elektrik ve do¤algaz› yüzde 10 daha<br />
ucuz kulland›r›yoruz. Elektrik, do¤algaz<br />
ve di¤er teknik birimlerde her türlü problemi<br />
çözecek ekibimiz 7 gün 24 saat çal›-<br />
fl›yor. Ama suyumuzu ASK‹’den ald›¤›m›z<br />
için pahal› al›yoruz. Elektrik tüketim<br />
oranlar›nda yaflanan küçülme, krizin en<br />
önemli göstergesi.<br />
OST‹M’in a¤›rl›kl› küçük sanayiden oluflmas›<br />
nedeniyle aç›klanan desteklerden istenilen<br />
oranda yararlan›lam›yor. Devlet<br />
KOB‹’lerin vergi ve sigortalar›ndan elini<br />
çekmelidir. Aksi halde al›nan di¤er önlemler<br />
k›sa vadeli olacakt›r. ‘Hem iflçi ç›-<br />
karma, hem vergini öde, hem ayakta kal’<br />
anlay›fl›n›n bugünün flartlar›nda mümkün<br />
de¤il. Beni yaflatmak istiyorsan, yükümü<br />
hafiflet. Nefes almaya devam edeyim.<br />
Krizin OST‹M’i nas›l etkiledi¤i kiral›k<br />
iflyeri ve bofl iflyeri say›s›n›n art›fl›ndan<br />
aç›kça görülüyor,” dedi.<br />
65
DOSYA > SANAYLEŞME<br />
SÖYLEŞ<br />
UyumSoft Genel Müdürü Mehmet Önder:<br />
“Biliflim sektörü, gelece¤in bacas›z sanayisidir”<br />
Ülkemizin, gelecekte rekabet edebilece¤i sektörler aras›nda; yaz›l›m, turizm, inflaat<br />
gibi sektörlerin yer alaca¤›n› kaydeden Mehmet Önder, bu sektörlere iliflkin,<br />
sektörel stratejilerin biran önce oluflturularak, gerekli çal›flmalar›n yap›lmas›<br />
gerekti¤ini belirterek, “biliflim sektörü gelece¤in‘bacas›z sanayisi’dir,” dedi.<br />
U<br />
yumSoft Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri<br />
A.fi. Genel Müdürü<br />
Mehmet Önder biliflim ve yaz›-<br />
l›m dünyas›ndaki geliflmeleri ve ülke olarak<br />
yapmam›z gerekenleri de¤erlendirerek,<br />
“Biliflim sektöründe yetiflmifl, çok ciddi<br />
bir insan kayna¤›m›z bulunuyor. Bu insan<br />
kayna¤›m›z›n, önünü açmak için gerekli<br />
altyap›y› haz›rlarsak, ‹rlanda, ‹srail,<br />
Hindistan gibi yaz›l›mda dünyada söz sahibi<br />
olan ülkeler aras›na girebiliriz. fiu an,<br />
bilgi ça¤›nday›z ve toplumun vazgeçilmezi<br />
olan bilgisayarlar, cep telefonlar› ve dolay›s›yla<br />
bunlar›n üzerindeki yaz›mlar ile<br />
mobil hayat, hayat›m›z›n her alan›na yön<br />
veriyor. E¤itimden e¤lenceye, üretimden<br />
sat›fl ve pazarlamaya kadar her alanda<br />
bilgi teknolojileri ve mobil süreçler kullan›l›yor.<br />
Bu alanlarda, tam donan›ml›, teknoloji<br />
kültürü yüksek, iyi yetiflmifl insan<br />
kayna¤›na olan gereksinim de her geçen<br />
gün art›yor,” dedi.<br />
“Yaz›l›m ihracat›nda<br />
büyük potansiyel var”<br />
Ülkemizin katma de¤eri yüksek olan yaz›-<br />
l›m sektöründe sadece ülkemizde de¤il,<br />
yak›n komflu ülkelerde ciddi bir potansiyele<br />
sahip oldu¤unu ifade eden Mehmet<br />
Önder,<br />
“Bilindi¤i üzere; ülkemizde yaz›l›m mühendisli¤inin<br />
geçmifli, 1980’li y›llara dayanmaktad›r.<br />
Bugün geldi¤imiz noktada,<br />
sektörümüzde 100 binleri aflan insan kayna¤›na<br />
sahibiz. Türk mühendisleri, atik ve<br />
k›vrakt›r. Yerli yaz›l›m sektörünün, özellikle<br />
yak›n komflu ülkelere aç›lmas›nda ciddi<br />
bir f›rsat gözüküyor. fiu an, yaz›l›m potansiyeli<br />
bulunan ülkeler aras›nda, ilk s›rada,<br />
Azerbaycan’› söyleyebiliriz. Azerbaycan’›<br />
s›ras›yla, Özbekistan, Türkmenistan, Rusya,<br />
Irak gibi pazarlar takip ediyor. Zira yak›n<br />
gelecekte Do¤u Avrupa ülkeleri, Rusya,<br />
Türki Cumhuriyetler, Ortado¤u, Afrika<br />
ülkeleri yaz›l›m ihracat› yapabilece¤imiz<br />
co¤rafyad›r. Bu pazarlar›n ihtiyaçlar›na<br />
bakt›¤›m›zda; örne¤in, Türki Cumhuriyetler<br />
ve Afrika’da, finans sektörü yaz›l›mlar›,<br />
bankac›l›k, ERP, doküman yönetimi,<br />
CIS uygulamas›na ciddi talep bulunmaktad›r.<br />
Asl›nda bu ülkeler yaz›l›m dünyas›ndan<br />
sadece KOD üretimini de¤il, ayn›<br />
zamanda, ifl disiplini, ar-ge gibi knowhow’›<br />
da sat›n almay› istemektedir. Art›k,<br />
Türk yaz›l›m sektörü için KOD üretmek<br />
f›rsat olmaktan ç›km›flt›r. Yaz›l›m sektörü,<br />
know-how ile katma de¤erini yükseltecektir.<br />
Nitekim sektörümüzdeki, Biliflim Sanayicileri<br />
Derne¤i (TÜB‹SAD), Biliflim sektörü<br />
Derne¤i (TÜB‹DER) gibi sektörel der-<br />
66 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
“Biliflim sektöründe yetiflmifl, çok<br />
ciddi bir insan kayna¤›m›z<br />
bulunuyor. Bu insan kayna¤›m›z›n,<br />
önünü açmak için gerekli altyap›y›<br />
haz›rlarsak, ‹rlanda, ‹srail,<br />
Hindistan gibi yaz›l›mda dünyada<br />
söz sahibi olan ülkeler aras›na<br />
girebiliriz.”<br />
neklerinin yan› s›ra, MÜS‹AD, ‹TO gibi<br />
meslek örgütlerinin içerisindeki, sektör<br />
birimleri de baflar›yla çal›flmalar›n› sürdürmektedir,”<br />
dedi.<br />
“Önümüzdeki yaz›l›m<br />
sektörü büyüyecek”<br />
Önümüzdeki y›llar›n ‘yaz›l›m sektöründe’<br />
büyüme y›llar› olaca¤›n› anlatan Mehmet<br />
Önder, flunlar› söyledi:<br />
“2010 y›l› ve devam eden y›llar, yaz›l›m<br />
sektöründe büyüme y›llar› olacakt›r. Çünkü<br />
dünyayla rekabet etmeyi hedefleyen<br />
firmalar›n, bilgi teknolojilerine yat›r›m<br />
yapmalar› flartt›r. Zira ülkemizdeki ilk 500<br />
içerisindeki firmalar›n % 70’i, bilgi teknolojileri<br />
yat›r›mlar›n› büyük oranda tamamlam›flt›r.<br />
Bu y›l ve devam eden süreçte,<br />
ikinci 500 içindeki firmalar ile KO-<br />
B‹’lerde yat›r›mlar devam edecektir. Örne¤in,<br />
rekabet etmeye çal›flt›¤›m›z ERP<br />
pazar›na bakt›¤›m›zda, firma olarak biz,<br />
dünyadaki geliflmeleri yak›ndan takip<br />
ederek, geliflmeler karfl›s›nda kendimizi<br />
yeniden yap›land›r›yoruz. K›saca, flu an<br />
yerli firmalar, sa¤l›k sektörü, ma¤azac›-<br />
l›k, tekstil, mobilya gibi birçok sektöre yönelik<br />
özel yaz›l›mlar ve uygulamalar gelifltiriyor.<br />
Türk yaz›l›m sektörü çok çeflitli<br />
alanlarda baflar›l› çal›flmalar yap›yor.<br />
Bunlar›n aras›nda; ak›ll› kart okuyucular,<br />
GPS temelli araç izleme, navigasyon sistemleri,<br />
mobil pazarlama çözümleri, interaktif<br />
mesaj uygulamalar›, doküman yönetim<br />
sistemleri, hastane ve laboratuvar<br />
bilgi yönetim sistemleri, ERP yaz›l›mlar›,<br />
veri yönetimi, güvenlik yaz›l›m›n› s›ralayabiliriz.<br />
Özetle, Türk yaz›l›m sektörünün gelece¤i<br />
parlakt›r. Buna birkaç örnek vermek gerekirse;<br />
Asya ve Avrupa aras›nda köprüyüz.<br />
Genç ve dinamik nüfusumuz, çok önemli<br />
bir potansiyeldir. Çok uluslu firmalar›n<br />
varl›¤›, sektöre bilgi birikimi ve disiplin<br />
kazand›rmaktad›r. KOB‹´lerin bilgi teknolojilerine<br />
yapt›¤› yat›r›m, yaz›l›m sektörüne<br />
olan talebi artt›rmaktad›r. Di¤er taraftan<br />
yaz›l›m sektörünün zay›f oldu¤u birkaç<br />
yönü de ele alacak olursak, halen teknopark<br />
s›k›nt›s› devam etmektedir. Esnek<br />
olmayan iflgücü pazar› bulunmaktad›r.<br />
Ve henüz stratejik olarak sektörün yönü<br />
belirlenmemifltir.”<br />
“Türkiye, bölgesinin<br />
‘yaz›l›m üssü’ olabilir”<br />
Türkiye’nin bulundu¤u bölgede ‘yaz›l›m<br />
üssü’ olabilece¤ini anlatan Mehmet Önder,<br />
flunlar› söyledi: “Dünya genelinde,<br />
yaz›l›m sektörü harcamalar› y›ll›k ortalama<br />
850 milyar dolar› aflmaktad›r. Genel<br />
olarak dünya biliflim sektörü ise, 2.5 trilyon<br />
dolar› geçmektedir.<br />
Dünyada, yaz›l›m sektörünün önde gelen<br />
ülkeleri aras›nda, ABD, Almanya, ‹ngiltere,<br />
Hindistan, ‹srail, ‹rlanda ve ‹sveç gibi<br />
ülkeler yer almaktad›r. Türk yaz›l›m sektörünün<br />
hacmi ise yaklafl›k 1 milyar dolar<br />
civar›ndad›r ve henüz yolun bafl›ndad›r.<br />
Kalifiye, genç ve e¤itimli insan kayna¤›-<br />
n›n yetkinlikleri yükseltilirse, Türk yaz›l›m<br />
sektörü geliflmeye aç›kt›r. Yaz›l›m, katma<br />
de¤eri çok yüksek olan ve tamamen insan<br />
kayna¤›na dayal› oldu¤u için istihdam›n<br />
ilac› olan bir sektördür. Örne¤in, yaz›l›mda<br />
baflar› öyküsü yazan Hindistan’› ele<br />
alal›m. Hindistan, bu y›l 50 milyar dolar<br />
yaz›l›m ihraç etmeyi hedeflemektedir. Zira<br />
bu hedefine ulaflmak için de, her y›l<br />
200 bin biliflim uzman› yetifltirmektedir.<br />
Türk yaz›l›m sektörü olarak Avrupa, Türki<br />
Cumhuriyetler, Afrika gibi çevremizdeki<br />
hedef pazarlar›n ‘yaz›l›m üssü’ olabiliriz.<br />
Bunun için, gerekli ad›mlar› biran önce<br />
atmal›y›z. Çünkü lider ülke olman›n yolu;<br />
bilgiyi üretmek, uygulamak ve devaml›l›-<br />
¤›n› sa¤l›yor olmaktan geçmektedir. Ekonominin<br />
altyap›lar›ndan biri olan yaz›l›m,<br />
stratejik bilgilerin üretildi¤i çok önemli<br />
bir sektördür.”<br />
67
TARHTEN BUGÜNE<br />
Çin’den Avrupa’ya ticaret ve kültür yollar›;<br />
‹pekyolu<br />
Çin'den Avrupa'ya uzanan ve bugün ‹pek Yolu olarak adland›r›lan ticaret yollar› y›llarca Uzakdo¤u ile<br />
Avrupa’y› birbirine ba¤lam›flt›r. Bu yollar, yaln›zca ticaret yollar› olmakla kalmam›fl, yüzy›llar boyu<br />
Do¤u ile Bat› aras›nda kültür al›flveriflini de sa¤lam›flt›r. Ayr›ca bu yollar üzerinde kurulan kervansaraylar<br />
da bu al›flveriflte önemli rol oynam›fllard›r.<br />
> Yavuz Sar›<br />
Mimar<br />
A<br />
nadolu, co¤rafi konumu nedeniyle,<br />
eski ça¤lardan beri çeflitli uygarl›klar›n<br />
do¤up geliflti¤i bir yer<br />
olmufltur. Bununla birlikte, do¤u ile bat›<br />
aras›nda köprü vazifesi görmüfl, çeflitli dönemlerde<br />
önemli yol a¤lar› Anadolu'yu<br />
sarm›flt›r. Bu yollardan en önemlisi, tarihin<br />
en önemli ticaret yolu olan “‹pek Yolu”dur.<br />
Do¤unun ipe¤i ile baharat›n›n ve<br />
di¤er ürünlerinin kervanlarla Bat›ya tafl›nmas›,<br />
Çin'den Avrupa'ya uzanan ve bugün<br />
‹pek Yolu olarak adland›r›lan ticaret<br />
yollar›n› oluflturmufltur. Bu yollar, yaln›zca<br />
ticaret yollar› olmakla kalmam›fl, yüzy›llar<br />
boyu Do¤u ile Bat› aras›nda kültür<br />
al›flveriflini de sa¤lam›flt›r.<br />
Milattan önceki dönemlerde, önce M›s›rl›-<br />
lar sonra da Romal›lar, Çin’den ipek sat›n<br />
al›rlard›. Ulafl›m ise kervanlar ile ‹pek Yolu<br />
ad› verilen ticaret yollar›ndan sa¤lan›rd›.<br />
‹lk dönemlerde bu yolun rotas›, güney<br />
hatt›nda, Afganistan, Özbekistan ve ‹ran’›<br />
geçerek M›s›r’›n ‹skenderiye flehrine kadar;<br />
öbür güzergâh›, Pakistan ve Afganis-<br />
68 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
‹pek Yolu, 15.yüzy›la kadar, Do¤u<br />
ile Bat› aras›ndaki en önemli köprü<br />
olarak canl›l›¤›n› sürdürmüfltür.<br />
Ancak bu tarihten sonra, Portekizli<br />
ve ‹spanyol denizcilerin yapt›¤›<br />
keflifler ve özellikle Ümit<br />
Burnu’nun bulunmas›, bu yolun<br />
önemini kaybetmesine sebep<br />
olmufltur.<br />
tan’›n Kabil flehrini geçerek ‹ran Körfezi’ne<br />
kadar, ya da Kabil’in güneyine inerek<br />
flimdiki Pakistan’›n Karaçi flehrine ya<br />
da deniz üzerinden Pers-‹ran ve Roma imparatorlu¤una<br />
kadar uzanm›flt›. Orta Ça¤da<br />
ise ‹pek Yolu, Çin'den bafllay›p Orta Asya'da<br />
birden fazla güzergâh› izleyerek<br />
köprü niteli¤i tafl›yan Anadolu'yu geçip<br />
Trakya üzerinden Avrupa'ya uzanm›flt›r.<br />
Ayr›ca, Ege’de Efes ve Milet, Karadeniz'de<br />
Trabzon ve Sinop, Akdeniz 'de Alanya ve<br />
Antalya gibi önemli limanlar kullan›larak<br />
deniz yolu ile de Avrupa'ya geçifl sa¤lanm›flt›r.<br />
‹pek Yolu Anadolu’da üç ana koldan ilerlemifltir.<br />
‹lk kol, Kars-Ani'den bafllay›p<br />
Artvin, Trabzon, ‹stanbul, Avrupa yolunu<br />
izliyordu. ‹kinci kol, Do¤u Beyaz›t'tan bafllay›p<br />
A¤r›, Erzurum, Erzincan, Sivas yolunu<br />
izlerken; Sivas'ta da iki alt kola ayr›l›-<br />
yor; biri Tokat,<br />
Amasya, Gerede, ‹stanbul yolunu izlerken,<br />
di¤eri Kayseri ve Konya'ya yöneliyordu.<br />
‹ran'dan Anadolu'ya giren ana kollar›n<br />
üçüncüsü ise Hasankeyf'ten bafll›yor;<br />
bütün güneydo¤uyu kat ederek Malatya<br />
ve Konya'ya ulafl›yordu. Bu üç kolun ortak<br />
var›fl noktas› ise Avrupa idi.<br />
‹pek Yolu alt›n ça¤›n› Orta Ça¤’da yaflad›.<br />
Özellikle M.S. 7.yy ve 9.yy aras›nda Çin’de<br />
hüküm süren Tang Hanedan› döneminde,<br />
önemli bilimsel çal›flmalar yap›lm›fl,<br />
matbaan›n keflfi gibi önemli icatlar gün<br />
yüzüne ç›km›fl, zenginlik ve refah düzeyi<br />
artm›fl ve Çin ile Bat› ülkeleri aras›ndaki<br />
iliflkiler oldukça geliflmiflti. ‹pek, dut, ka-<br />
¤›t, matbaac›l›k tekni¤i, lake ve porselen<br />
eflyalar›, barut ve pusula gibi Çin’in ürünleri<br />
ve teknolojileri, ‹pek Yolu üzerinden<br />
dünyan›n çeflitli yörelerine yay›lm›fl ve<br />
dünya medeniyetine büyük katk› yapm›flt›.<br />
‹pek Yolu, 15.yüzy›la kadar, Do¤u ile Bat›<br />
aras›ndaki en önemli köprü olarak canl›l›-<br />
¤›n› sürdürmüfltür. Ancak bu tarihten<br />
sonra, Portekizli ve ‹spanyol denizcilerin<br />
yapt›¤› keflifler ve özellikle Ümit Burnu’nun<br />
bulunmas›, bu yolun önemini<br />
kaybetmesine sebep olmufltur. Deniz yolu<br />
ile kervanlarla 1 y›lda gidilen mesafenin<br />
3 ayda al›nmas› ve maliyetinin çok<br />
daha ucuz olmas›, ‹pek Yolu’nu makus talihine<br />
terk etmifltir.<br />
Kervansaraylar<br />
Orta Ça¤da, Do¤unun zengin ürünlerinin<br />
Anadolu üzerinden Bat›ya güvenli bir flekilde<br />
sevkini sa¤layan Selçuklular, ald›klar›<br />
önlemlerle ticari faaliyeti canl› tutarak<br />
devletin zenginli¤ini de art›rm›fllard›r. Zira<br />
Orta Ça¤ Anadolu’sunda ticaret, devletin<br />
zenginli¤ini birinci derecede etkileyen<br />
faaliyetler aras›nda yer almaktayd›. Selçuklular,<br />
yabanc›larla ticari anlaflmalar<br />
yapm›fllar; gayrimüslim tacirlere de, Müslüman<br />
tacirler gibi Anadolu topraklar›nda<br />
ticaret özgürlü¤ü tan›m›fllar; yolculuklar›nda<br />
karfl›laflabilecekleri soygunlara ve<br />
her türlü zarara karfl› devlet güvencesi<br />
sa¤lam›fllard›r.<br />
Selçuklular›n ticarete verdi¤i önemin günümüzde<br />
de en somut örnekleri ile idrak<br />
etti¤imiz göstergesi, Kervansaraylard›r.<br />
Genellikle, yaya yürüyüflüyle 8-10 saat,<br />
deve yürüyüflüyle bir günlük zamana<br />
denk gelen, 30-40 km lik mesafelerde infla<br />
edilen bu yap›lar, hem kervanlar›n her<br />
türlü ihtiyaçlar›n› karfl›lamas› sebebiyle<br />
döneminin befl y›ld›zl› otelleri niteli¤indedirler,<br />
hem de yollar›n güvenli¤ini sa¤lamas›<br />
sebebiyle birer karakol özelli¤i tafl›-<br />
maktad›rlar. Do¤u ile Bat› aras›nda bir<br />
köprü vazifesini gören Anadolu topraklar›nda,<br />
II.K›l›çarslan, I.G›yaseddin Keyhüsrev,<br />
I.‹zzeddin Keykavus ve I.Alaeddin<br />
Keykubad gibi iktisadi ve ticari hayat›n<br />
önemini bilen Selçuklu sultanlar›, ticaret<br />
yollar› üzerine büyük kervansaraylar yapt›rd›lar<br />
ve buralarda konaklayan tüccarlara<br />
önemli yard›mlarda bulundular. Yollarda<br />
herhangi bir flekilde zarar gören, soyguna<br />
u¤rayan ve mallar› denizde batan<br />
tüccarlar›n zararlar›n› devlet hazinesinden<br />
tazmin ederek, bir nevi devlet sigortas›<br />
kurdular.<br />
Kervansaraylarda, yolcular›n ihtiyaç duyacaklar›<br />
hemen her türlü detay düflünülmüfltü.<br />
Yatakhane ve aflhaneler, erzak<br />
ambarlar›, ticari eflya depolar›, yolcular›n<br />
hayvanlar› için ah›rlar, samanl›klar, yolcular›n<br />
namaz k›lmalar› için mescidler,<br />
kütüphaneler, misafirlerin y›kanmas› için<br />
hamamlar, abdest almalar› için flad›rvanlar,<br />
tedavileri için hastahane ve eczahaneler,<br />
ayakkab›lar›n›n tamiri ve fakir yolculara<br />
yenisinin yap›lmas› için ayakkab›c›-<br />
lar, hayvanlar› nallamak için nalbantlar,<br />
69
TARHTEN BUGÜNE<br />
düzgün kesme tafllar kullan›lm›flt›r. Gerek<br />
an›tsal portalin, gerekse iç portalin kap›<br />
kemerlerinde iki renkli tafllar kullan›lm›fl,<br />
böylece dekoratif bir görünüm sa¤lanm›flt›r.<br />
Üst k›s›mlar› yer yer y›k›lan han, 1991<br />
y›l›nda restorasyonu tamamlanarak orijinal<br />
haline getirilmifltir.<br />
A¤z›karahan<br />
Aksaray-Nevflehir karayolunun 15.km.sinde<br />
yer al›r. Kitabesine göre yap›m›na zengin<br />
bir tüccar olan Hoca Mesud bin Abdullah<br />
taraf›ndan 1231 y›l›nda bafllanm›fl,<br />
1239'da tamamlanm›flt›r. Kervansaray'›n<br />
holü I. Alaaddin Keykubat, avlusu<br />
ise o¤lu II. G›yaseddin Keyhüsrev zaman›nda<br />
yap›lm›flt›r. Portalleri, köflk mescidi,<br />
kuleleri ve di¤er mimarî özelliklerinden<br />
dolay› kale görünümlü sultanhanlar›-<br />
n› hat›rlatmaktad›r. Avlu ortas›nda, dört<br />
kemer üzerine oturan köflk mescit, etraf›nda<br />
ise revakl› ve kapal› mekanlar yer<br />
al›r. Han›n d›fl›nda güney taraf›nda dikdörtgen<br />
planl› bir de hamam› bulunmaktad›r.<br />
>><br />
Selçuklular›n ticarete verdi¤i önemin günümüzde de en somut örnekleri<br />
ile idrak etti¤imiz göstergesi, Kervansaraylard›r. Genellikle, yaya<br />
yürüyüflüyle 8-10 saat, deve yürüyüflüyle bir günlük zamana denk gelen,<br />
30-40 km lik mesafelerde infla edilen bu yap›lar, hem kervanlar›n her<br />
türlü ihtiyaçlar›n› karfl›lamas› sebebiyle döneminin befl y›ld›zl› otelleri<br />
niteli¤indedirler<br />
Sultan Han<br />
Aksaray'a 40 km. uzakl›kta ve Sultanhan›<br />
kasabas›ndad›r. Selçuklu kervansaraylar›-<br />
n›n en büyü¤ü ve en güzelidir. I. Alaeddin<br />
Keykubat taraf›ndan 1229 y›l›nda yapt›-<br />
r›lm›flt›r, bir yang›ndan sonra 1278'de<br />
onar›larak geniflletilmifltir. Mimar› Muhammed<br />
bin Havlan el-Dim›flki'dir.<br />
50x110 m.ebat›nda bir plan üzerine yap›lm›flt›r.<br />
Yazl›k ve k›fll›k olmak üzere iki<br />
bölümdür. Taçkap›s›n›n bezemeleriyle<br />
ünlüdür.<br />
araba tamircileri, berber, bu teflkilat ve tesisleri<br />
idare edecek, gelir ve gider hesaplar›n›<br />
yapacak divan (büro) ve memurlar›,<br />
rehberler, hayvan bak›c›lar› ve güvenli¤i<br />
sa¤layan kolluk güçleri vard›. Umumiyetle<br />
Selçuklu sultanlar› ve devlet adamlar›<br />
taraf›ndan yapt›r›lan bu muazzam yap›lar›n<br />
hepsi vak›ft› ve vakfiyelerinde nas›l yönetilecekleri,<br />
gelirlerinin neler oldu¤u, görevlilerin<br />
çal›flt›r›lma flekilleri ve ücretleri<br />
aç›k olarak belirtilmekteydi. Maddi büyüklükleri<br />
ve teflkilatlar› nisbetinde zengin<br />
gelir kaynaklar›na da sahiptiler. Bu<br />
suretle kervansaraylara inen ve konaklayan<br />
tüccar ve her türlü yolcu, zengin fakir;<br />
Müslüman gayri müslim kim olursa<br />
olsun, orada her türlü ihtiyac›n› ücretsiz<br />
olarak görebilirdi. Kervansaraylarda hasta<br />
yolcular, s›hhat buluncaya kadar tedavi<br />
edilir, hayvanlar›n›n tedavisi de baytar<br />
(veteriner) taraf›ndan yap›l›r ve tedavi<br />
masraflar› vak›f taraf›ndan karfl›lan›rd›.<br />
Fakir hastalar, öldü¤ü takdirde kefen<br />
masraflar› da vak›f gelirlerinden ödenirdi.<br />
Ülkemizdeki Baz› Önemli Kervansaraylar<br />
Anadolu’da ticaret yollar› üzerinde, yaklafl›k<br />
200 adet han ve kervansaray infla edildi¤i<br />
tespit edilmifltir. Bunlardan baz›lar›<br />
flunlard›r:<br />
Sar›han (Saruhan)<br />
Avanos ilçesinin 5 km güneydo¤usunda,<br />
Ürgüp'ün ise 6 km kuzeyinde, Damsa vadisinde<br />
yer al›r. II. ‹zzettin Keykavus zaman›nda<br />
1249 y›l›nda yapt›r›lan Sar›han<br />
2000 mÇ'lik bir alan› kaplamaktad›r.<br />
Sar›han'da yap› malzemesi olarak sar›,<br />
pembe ve devetüyü renginde, oldukça<br />
Zazadin Han<br />
Konya'ya 22 kilometre uzakl›kta, Aksaray-<br />
Konya karayolundan 5 kilometre içerde<br />
Tömek köyü yak›n›nda olan ve Saadeddin<br />
Köpek Han› diye de an›lan Zazadin Han,<br />
1235-1236 y›llar›nda yap›lm›flt›r. Güney<br />
cephede, kapal› mekana yak›n bir yerde<br />
bulunan aç›k bölüm taç kap›s›, beyaz ve<br />
aç›k kahverengi tafllarla yap›lm›flt›r. Güney<br />
cephenin inflas›nda, çok miktarda ifllenmifl<br />
buluntu tafl kullan›lm›flt›r. Taç kap›n›n<br />
hacimli kitlesi içinde, duvara oturmufl<br />
basamaklarla ç›k›lan ve zengin bir<br />
tafl süslemeye sahip olan mescidi yer almaktad›r.<br />
Bunlardan baflka, K›z›lören Han›, Ertokufl<br />
Han›, Susuz Han, K›rkgöz Han, Alara Han,<br />
Karatay Han, ülkemizin önemli kervansaray<br />
yap›lar› aras›ndad›r.<br />
70 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
FOTOĞRAF<br />
fiah-› Zinde Türbesi’nden bir görüntü<br />
14. yy Semerkant, Özbekistan<br />
Foto¤raf: Osman Ar›<br />
71
GEZ<br />
Bir zirve denemesi:<br />
Kaçkar’lar<br />
> Yaz› ve Foto¤raf: Osman Ar›<br />
Makina Mühendisi<br />
Gökyüzü yere inmifl sanki, elimi uzatsam y›ld›zlara de¤ecek... Etraftaki da¤lar›n zirveleri kâh sisin içinde<br />
kal›yor, kâh sis aras›ndan bafl›n› gösteriyor. Sis, da¤lar› daha da çekici gösteriyor...<br />
U<br />
zun süredir gitmek istedi¤im bir yerdi<br />
Kaçkar’lar... Kaçkar’larla ilgili her<br />
gezi yaz›s›, her foto¤raf beni al›r götürürdü<br />
bu heybetli da¤›n çiçeklerle bezeli eteklerine,<br />
oradan da dumanl› doruklar›na…<br />
Bundan dolay› Salih Pulcu’nun Kaçkar’lara<br />
gidelim teklifini hemen kabul ettim. Etrafl›<br />
bir araflt›rmadan sonra Kaçkar’lara<br />
Yusufeli üzerinden gitmeye karar verdik.<br />
Orada bize yard›mc› olacak rehberle de irtibata<br />
geçerek hemen haz›rl›klara bafll›yoruz.<br />
Kaçkar’lara Salih Pulcu ile birlikte Dr.<br />
Ahmet Çorak da geliyor.<br />
Cumartesi sabah erkenden Salih Pulcu ile<br />
yola ç›k›yoruz. Ahmet’i Bolu’dan alaca¤›z.<br />
Saat 09.30 civar›nda Bolu’nun giriflinde<br />
Hayrettin Tokadi Hz.lerinin türbesine geldik.<br />
Orman›n içersine adeta gizlenmifl türbe<br />
ve dergâh›n insana huzur veren bir havas›<br />
var. Ahmet buradan bize dâhil olacak.<br />
Kahvalt›dan sonra hemen yola devam ediyoruz.<br />
Yolumuz bir hayli uzun. Ahmet ile<br />
dönüflümlü olarak araba kullan›yorum.<br />
Gece yola devam edip etmemek konusunda<br />
k›sa bir istiflareden sonra gece yola devam<br />
etmeme karar›na var›yoruz. Amasya<br />
ve Erzurum’da mola verip tarihi yerleri<br />
gezmeyi düflünüyoruz.<br />
‹kindi sular›nda Amasya’ya vard›k. Amasya<br />
Yeflil›rmak’›n ortadan ikiye böldü¤ü dar<br />
bir vadinin içersine kurulmufl Osmanl›<br />
eserlerinin oldukça fazla oldu¤u bir “flehzadeler<br />
flehri’’... Yeflil›rmak’›n hofl olmayan<br />
görüntüsü bir yana, eski Amasya evleri ve<br />
hemen üstünde tepelerde bulunan kral<br />
mezarlar› görülmeye de¤er.<br />
‹kindi namaz›n› Sultan Beyaz›t Camii’nde<br />
k›ld›k. Caminin giriflinde her iki yandaki<br />
büyük vav istifi oldukça güzel. Amasya’dan<br />
saat 19.30’da ayr›ld›k.<br />
Gece molay› Refladiye’de veriyoruz. Niyetimiz<br />
kapl›cada kalmak ancak kapl›cada yer<br />
yok. Bizde mat ve uyku tulumlar›m›za s›¤›-<br />
narak geceyi geçiriyoruz.<br />
Sabah namazdan sonra yola ç›k›yoruz.<br />
Hava ›s›nmadan biraz mesafe kat etmek<br />
istiyoruz. Kahvalt› için Erzincan’a giriyoruz.<br />
Salih Pulcu’nun arzusuna uyarak arabesk<br />
müzik çalmayan bir lokanta bulmak<br />
için bir hayli yer dolafl›yoruz.<br />
Erzincan depremden sonra planl› yap›laflmayla<br />
oldukça düzenli ve sevimli bir flehir<br />
olmufl. Erzincan-Erzurum yolu F›rat’› takip<br />
ederek ilerliyor. Erzincan genifl bir ovan›n<br />
üzerine kurulmufl, etraf yemyeflil…<br />
Ö¤leyin Erzurum’a var›yoruz. Erzurum rak›m›<br />
1853 m. San›r›m Türkiye’nin en yüksek<br />
ili. fiehrin tarihi mekânlar›nda Tafl<br />
Medrese, Yakutiye Medresesi ve Çifte Minare’yi<br />
h›zl›ca geziyoruz. Eksik malzemelerimizi<br />
de kontrol ederek tamaml›yoruz.<br />
Ö¤le yeme¤imiz ise tabii ki Erzurum’un<br />
ünlü ça¤ kebab›... Çay›m›z› da bir esnaf<br />
çay oca¤›nda sohbet ederek içiyoruz. K›tlama<br />
çay içmesini de bu arada ö¤reniyorum.<br />
Akflamüstüne do¤ru Erzurum’dan hareket<br />
ettik. Niyetimiz hava kararmadan Yusufeli’ne<br />
varmak.<br />
Yol bir müddet sonra etraf› dik kayalarla<br />
çevrili dar bir vadiye giriyor. Tortum çay›<br />
birkaç gün önce ya¤an ya¤murun etkisiyle<br />
h›rç›n ve bulan›k ak›yor. Yol yer yer ya¤murun,<br />
yolun hemen iki yan›nda yükselen<br />
dik yamaçlardan getirdi¤i tafl, kum ve<br />
kaya parçalar›yla kapanm›fl. Yol bak›m<br />
araçlar› sürekli çal›fl›yor. Tortum gölünün<br />
72 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
yan›ndan geçerken yol iyice daral›yor ve<br />
sanki dimdik da¤›n yamaçlar›ndan her an<br />
bir kaya blo¤u düflecekmifl izlenimi insan›<br />
gerçekten korkutuyor. Tam bu esnada<br />
bafllayan ya¤mur yüre¤imizi a¤z›m›za getiriyor.<br />
Neyse ki biraz at›flt›rd›ktan sonra<br />
geçiyor. Akflam saat 18.30 civar›nda Çoruh’un<br />
olanca h›rç›nl›¤›yla ikiye ay›rd›¤›<br />
Yusufeli’ne geldik.<br />
Yusufeli dik yamaçlar›n çevreledi¤i, ortas›ndan<br />
dar bir vadiye kurulu küçük sevimli<br />
bir kasaba. Beklentimizin aksine ‹stanbul’u<br />
aratmayan s›cak bunalt›c› bir hava<br />
var.<br />
‹stanbul’dan irtibat kurdu¤umuz bize yard›mc›<br />
olacak arkadafl› bulduk. Osman Bey<br />
profesyonel rehberlik hizmeti veriyor.<br />
Özellikle yabanc›lar› Kaçkar’lara götürüyor,<br />
Çoruh’ta rafting yapt›r›yor. Bize Kaçkar’larla<br />
ilgili güzergâh krokileriyle birlikte<br />
oldukça detayl› bilgiler verdi. Ertesi gün<br />
TRT’den çekim için geleceklerini önce rafting<br />
yapacaklar›n› akflam ise Kaçkar’lara<br />
ç›kacaklar›n› söyledi. Rehbersiz ç›k›p ç›kamayaca¤›m›z<br />
sorusuna e¤er sis çökmezse<br />
ç›kabilece¤imizi söylüyor. Salih ve Ahmet’le<br />
k›sa bir istiflareden sonra rehbersiz<br />
ç›kmaya karar veriyoruz. Gece Yusufeli’nde<br />
bir pansiyonda kald›k.<br />
Program›m›z› kabaca netlefltirdik. Önce<br />
Yaylalar Köyü Olgunlar Mahallesi’ne kadar<br />
arac›m›zla gidece¤iz. Yol yaklafl›k 4 saat<br />
sürüyor. Orada arac›m›z› b›rak›p eflyalar›-<br />
m›z› s›rt çantalar›m›za koyup kamp kuraca¤›m›z<br />
yer olan Dilberdüzü’ne gidece¤iz.<br />
Gece geç vakte kadar süren gürültü aras›nda<br />
sabah dinlenmifl olarak kalkt›m.<br />
Sabah hemen kahvalt›m›z› yap›p yola ç›k›-<br />
yoruz. Yol Barhal Çay›’n› izleyerek yukar›<br />
do¤ru devam ediyor. Yol; bir arac›n geçebilece¤i<br />
genifllikte ve oldukça k›vr›ml›, bu<br />
yüzden karfl›dan gelebilecek araçlar› uyarmak<br />
için s›k s›k klakson çalmak zorunda<br />
kal›yoruz. Dik yamaçlara yap›lm›fl tipik<br />
Artvin yayla evleri oldukça ilginç. Bir müddet<br />
sonra Alt›parmak (Barhal) Köyü’ne geldik.<br />
Burada eski bir Gürcü kilisesi var ancak<br />
gezmeyi dönüfle b›rak›yoruz. Dik bir<br />
vadiden akan Barhal Çay› inan›lmaz güzellikler<br />
sunuyor. Bu arada vahfli ç›plak<br />
da¤lar yavafl yavafl yeflile bürünmeye bafll›yor.<br />
Etrafta rengârenk kelebekler dikkatimi<br />
çekiyor. Birbirinden al›ml› ve renkli kelebekler<br />
müthifl bir renk cümbüflü oluflturuyorlar.<br />
Yaylalar› geçtikten sonra yol ifl makinelerinin<br />
çal›flmalar›ndan dolay› kapan›yor. Bir<br />
müddet bekledikten sonra geçmemize<br />
izin veriyorlar.<br />
Ö¤leden sonra Olgunlar’a geldik.<br />
Olgunlar’da hem market hem de pansiyon<br />
iflleten ayn› zamanda rehberlik de yapan<br />
>><br />
Dilberdüzü yaklafl›k 2800 m. rak›ml› dik yamaçlar›n ete¤inde çad›r<br />
kurmaya müsait küçük bir alan. Zirveden önceki en son kamp yeri. Her<br />
taraf birbirinden güzel çiçeklerle bezeli bir çiçek bahçesi sanki. Hava p›r›l<br />
p›r›l, güneflin do¤uflunu izliyorum: Muhteflem…<br />
‹smail Bey ile hem sohbet ediyor, hem de<br />
da¤da laz›m olacak ekmek vs. gibi son ihtiyaçlar›m›z›<br />
temin ediyoruz. ‹smail Bey<br />
uzun y›llar rehberlik yapm›fl, flu an rehberlik<br />
yapm›yor ancak Kaçkar sevdal›lar›na<br />
hizmet vermeye devem ediyor.<br />
Arabam›z› köyün ç›k›fl›na yak›n uygun bir<br />
yere b›rakt›k. S›rt çantalar›m›z› düzenledik.<br />
Çantalar›m›z›n mümkün mertebe “en<br />
az a¤›r’’ olmas› için gayret ediyoruz. Çünkü<br />
önümüzde uzun bir yürüyüfl var. Ö¤le<br />
namaz› için mescide girdi¤imizde fliddetli<br />
bir ya¤mur boflan›yor. Bu arada Salih Pulcu<br />
yafll› bir teyze ile sohbeti koyulaflt›r›yor.<br />
Yafll› teyze kendi elleriyle ördü¤ü yün çorab›<br />
Salih’e sat›yor. Yafll› teyze foto¤raf›n›<br />
çekme talebimi kabul etmiyor. Sebebini<br />
ise yine kendisi aç›kl›yor: Bir zamanlar yabanc›<br />
turistler foto¤raf›n› çekmifller. Ölen<br />
kocas› rüyas›nda namahrem birine nas›l<br />
foto¤raf›n› çektirirsin diye sitem etmifl.<br />
Ya¤murun ard›ndan çantalar›m›z› s›rtlan›p<br />
kamp kuraca¤›m›z yer olan Dilberdüzü’ne<br />
do¤ru yürüyüflümüze bafll›yoruz.<br />
Yol hafif meyilli, geniflçe bir vadiden ça¤layarak<br />
akan dereyi takip eden patikadan<br />
yürüyoruz... Bize anlat›lana göre yol üç saat<br />
civar›nda sürecek. Yolda yaylac›lara<br />
rastl›yoruz. Bir müddet sonra tempomuz<br />
düflmeye bafll›yor. Yaklafl›k iki saat sonra<br />
Nastaf yaylas›na ulaflt›k. Yaylada biraz<br />
mola veriyoruz. Yayladakiler karfl› tepenin<br />
arkas› Dilberdüzü diyorlar. Hava kararmadan<br />
kamp yerine ulaflmam›z gerekiyor.<br />
Ancak tempo da iyice düfltü. Ben kendi<br />
tempoma göre yürüyünce Salih ve Ahmet’le<br />
aram›z epey aç›lmaya bafllad›. Belli<br />
ki arkadafllar antremanl› (!) de¤iller. Hava<br />
da art›k iyice karard›. Havan›n kararmas›yla<br />
birlikte yukar›dan takip etmemiz gereken<br />
yolu afla¤›dan takip edince yol hem<br />
uzam›fl hem de dimdik bir yamac›n ete-<br />
¤inde kalm›flt›k. Ahmet ve Salih art›k daha<br />
fazla gidemeyeceklerini söyleyerek bulunduklar›<br />
yerde kald›lar. Arazi çok engebeli<br />
oldu¤u için orada kamp kurma imkân›m›z<br />
yok. Ben s›rt çantam› yanlar›na b›rakarak<br />
tepeyi afl›p kamp yerine bak›p gelece¤imi<br />
söylüyorum. El fenerinin yard›m›yla önümü<br />
görebildi¤im dik yamac› t›rmand›m.<br />
Yamac› aflt›¤›mda ay›fl›¤› alt›ndaki kurulu<br />
çad›rlar› gördüm. Nihayet Dilberdüzü’ne<br />
gelmifltim. Hemen afla¤›ya arkadafllar›n<br />
yan›na döndüm. Biraz güç toplamak için<br />
akflam yeme¤imizi yiyoruz. Ahmet ve Salih’in<br />
art›k tükenmifl takatlar›yla son bir<br />
gayretle tepeyi aflt›k. Saat gecenin onunda<br />
kamp yerimize ancak gelebildik. Hemen<br />
çad›r›m›z› kurduk. Burada yaklafl›k on befl<br />
çad›r var. Ay›fl›¤›n›n alt›nda insan› ürperten<br />
dimdik karl› doruklar›n aras›nda derin<br />
bir uykuya dald›k.<br />
Sabah gün ›fl›maya yüz tutarken uyand›m.<br />
Hava bekledi¤im kadar so¤uk de¤il.<br />
Hemen çad›r›n yan›ndan akan dereden<br />
abdest al›p sabah namaz›m›z› k›ld›k. Di¤er<br />
çad›rlarda da bir hareketlilik var. Zirve yapacak<br />
gruplar haz›rlan›yorlar. Arkadafllar<br />
yorgunluklar›n› henüz atamam›fllar olmal›lar<br />
ki biraz daha istirahata devam edelim<br />
diyorlar.<br />
Dilberdüzü yaklafl›k 2800 m. rak›ml› dik<br />
yamaçlar›n ete¤inde çad›r kurmaya müsait<br />
küçük bir alan. Zirveden önceki en son<br />
kamp yeri. Her taraf birbirinden güzel çiçeklerle<br />
bezeli bir çiçek bahçesi sanki. Hava<br />
p›r›l p›r›l, güneflin do¤uflunu izliyorum:<br />
Muhteflem… Karfl› yamac›n doru¤unda<br />
kar var. Ta zirveden ç›k›p afla¤›daki dereyi<br />
oluflturan bembeyaz bir köpük gibi akan<br />
suyun ça¤›lt›s› bütün vadiyi dolduruyor.<br />
Son derece etkileyici, do¤al ve vahfli bir ortam.<br />
Hakk›nda onlarca gezi yaz›s› okudu¤um,<br />
foto¤raflar›n› içim geçerek seyretti¤im, sadece<br />
isminin bile bafl›m› döndürmeye yet-<br />
73
GEZ<br />
ti¤i Kaçkarlar…<br />
‹flte geldim eteklerine…<br />
Bunca kat etti¤imiz yol, bunca katland›¤›-<br />
m›z meflakkatler iflte hep senin için…<br />
Bizi buraya çeken fley, bu kadar s›k›nt›lara<br />
katlanmay› göze ald›ran s›r neydi<br />
Ne ar›yorduk bu da¤›n tepesinde<br />
Bizi buraya çeken etraf›m›z› süsleyen bu<br />
nadide çiçekler, karl› doruklardan kopup<br />
ça¤layarak akan coflkun sular, zirvelerin<br />
vahfli bir o kadar da do¤all›¤› m›, ya da<br />
uzansan›z sanki tutuverece¤iniz gö¤ün<br />
mavili¤i mi<br />
Yoksa belki de bütün bu güzellikler ve gizemin<br />
yan›nda baflka bir fley mi<br />
Her da¤a ç›k›fl›mda beni kanatland›ran<br />
bir fley, baflka hiçbir yerde gideremedi¤im<br />
bir hasretli¤in giderilmesi mi<br />
Kaybetti¤imiz ve sürekli arad›¤›m›z; tam<br />
iflte buldum dedi¤imizde tekrar aramaya<br />
koyuldu¤umuz bir fley mi<br />
Saat 07.30’da kahvalt›y› haz›rlamaya bafll›yoruz.<br />
Kahvalt›dan sonra saat 09.00 civar›nda<br />
yürüyüfle bafll›yoruz. Asl›nda zirve<br />
yürüyüflü için geç bir saat. Zirve gidifl-dönüfl<br />
10 saat kadar sürece¤ini söylüyor bir<br />
rehber.<br />
Akflam çok yorulan Ahmet zirveye ç›kamayaca¤›n›<br />
ancak Deniz gölüne kadar gelebilece¤ini<br />
söylüyor. Yaklafl›k bir saat kadar<br />
yürüyüflten sonra dik ve zorlu bir parkura<br />
geldi¤imizde ise kendisinin devam<br />
edemeyece¤ini söylüyor. Salih de Deniz<br />
gölüne kadar bir ç›kal›m zirveye ç›k›p ç›kmayaca¤›m›za<br />
orada karar veririz diyor.<br />
Asl›nda bu ifade z›mnen zirveye ç›k›fl›n<br />
yatt›¤› anlam›na geliyordu.<br />
Salih’le da¤c›lar›n güzergâh iflaretlerini takip<br />
ederek t›rmanmaya bafll›yoruz. Yükseldikçe<br />
kuytu yerlerde karlara rastl›yoruz.<br />
Göle daha k›sa sürede ulaflaca¤›m›z›<br />
düflünüyorduk. ‹ki buçuk saatten beri yürümemize<br />
ra¤men göle hala ulaflamad›k.<br />
Yürüyüfl güzergâh›m›z son derece güzel,<br />
ad›m bafl› ça¤layarak akan sular, sular›n<br />
kenar›nda inan›lmaz çeflit ve güzellikte<br />
da¤ çiçekleri tüm güzelliklerini cömertçe<br />
sergiliyorlar.<br />
Saat 12 civar›nda nihayet Deniz gölüne<br />
ulafl›yoruz. Gölün yan›nda bir çad›r var. 3<br />
kiflilik bir grup da zirveden geri dönüyor.<br />
Göl bir krater gölü. Üç yan› dik kayalarla<br />
çevrili, aç›k olan kenar›ndan suyunu tahliye<br />
ediyor. Gölün etraf› karlarla kapl›, suyu<br />
buz gibi…<br />
Gölün masals› bir manzaras› var. Tek kelimeyle<br />
harika... San›r›m gölün derinli¤inden<br />
olsa gerek rengi de koyu mavi. Gölü<br />
bir yandan seyrederken bir yandan da<br />
dinleniyoruz.<br />
‹flaretleri takip ederek gölün üst taraf›ndaki<br />
s›rta ç›k›yoruz. Göl esas manzaray› buradan<br />
veriyormufl. Göl üstten gerçekten<br />
de çok etkileyici görünüyor. S›rttan, dik<br />
bir parkurdan tepeye ç›k›yoruz. Yol ayn›<br />
diklikle afla¤› iniyor. Afla¤›da büyük bir kar<br />
kütlesi, ortada eriyen kar ve buzulun oluflturdu¤u<br />
küçük bir gölcük var. Güzergâh<br />
tekrar dimdik ve k›smen karla kapl› yamaçtan<br />
daha büyük bir s›rta ç›k›yor. O s›rt›n<br />
arkas›nda da yüksek sivri bir doruk<br />
mevcut. (Daha sonra bu doru¤un zirve oldu¤unu<br />
ö¤reniyoruz.) Karfl› karl› s›rttan<br />
kalabal›k bir grubun sesleri geliyor.<br />
Salih iki dik yamac›n alt›ndaki vadiyi gördükten<br />
sonra daha ileri gidemeyece¤imizi<br />
söylüyor. Belki karfl›daki doru¤un zirve oldu¤unu<br />
bilseydik devam edebilirdik. Böyle<br />
bir belirsizlik içersinde dönüflü de hesaba<br />
katt›¤›m›zda, devam etmemiz riskli olabilirdi.<br />
Bu duruma haliyle can›m s›k›lmad›<br />
desem yalan olur.<br />
Tabii ki biz birkaç hatay› birden yapm›flt›k.<br />
Öncelikle zirveye ç›k›fl dönüfl süresi konusunda<br />
bize yan›lt›c› bilgi verilmiflti. ‹kincisi<br />
bir gün öncesinin yorgunlu¤unu arkadafllar<br />
henüz üzerlerinden atamam›fllard›.<br />
Belki bir gün dinlenip zirve yürüyüflünü<br />
ondan sonra yapmam›z daha uygun olabilirdi.<br />
Üçüncüsü de…<br />
Bu hatalar›n sonraki zirve yürüyüfllerinde<br />
tekrarlanmamas› için kendi ad›ma gerekli<br />
notlar› al›yorum.<br />
‹niflimiz daha h›zl› ve kolay oluyor. Ahmet’i<br />
b›rakt›¤›m›z yerde hala (!) dinlenirken<br />
buluyoruz. Akflamüstü kamp yerine<br />
yeni gruplar geliyor.<br />
Gece fliddetli mide a¤r›s›yla uyan›yorum.<br />
Midem bulan›yor. Biraz hava almak için<br />
çad›rdan d›flar› ç›k›yorum. Aman Allah’›m...<br />
Gökyüzü yere inmifl sanki, elimi<br />
uzatsam y›ld›zlara de¤ecek. Gökyüzünü<br />
hiç bu kadar y›ld›zlarla donanm›fl görmemifltim.<br />
Biraz rahatl›yorum.<br />
Sabah erken kalk›yorum. Kamp yeri yine<br />
hareketli. Vadiden yo¤un bir sis yükseliyor.<br />
Etraftaki da¤lar›n zirveleri gâh sisin içinde<br />
kal›yor, gâh sis aras›ndan bafl›n› gösteriyor.<br />
Sis, da¤lar› daha da çekici gösteriyor.<br />
Rehber Osman TRT’den gelen ekibi zirveye<br />
ç›karmak için gelmifl. Zirve yap›p yapmad›¤›m›z›<br />
soruyor. Durumu anlat›yorum.<br />
Gölden sonra dört saatlik daha yolun<br />
oldu¤unu söylüyor.<br />
Kahvalt›m›z› haz›rlarken bir yandan da eflyalar›m›z›<br />
topluyoruz. Bu esnada eflyalar›<br />
almak üzere kat›rlar geliyor. Eflyalar›m›z›<br />
uygun fiyata anlaflarak kat›rlara yüklüyoruz.<br />
Eflyam›z olmay›nca etraf› daha rahat<br />
seyretme imkân›m›z oluyor. Etraf otsu bitki<br />
örtüsü aç›s›ndan çok zengin. Rengarenk<br />
çiçekler, hepsi birbirinden al›ml›. Pek<br />
ço¤u da endemik. Yani bu güzellikleri baflka<br />
yerde görme imkân›n›z yok, ancak buraya<br />
mahsus…<br />
Yolda çok say›da her yafl grubundan yabanc›<br />
turiste rastl›yoruz. Bu arada Artvin<br />
Turizm ‹l Müdürü’yle tan›fl›yoruz. Ayaküstü<br />
biraz sohbet ediyoruz. Bize yöre ile ilgili<br />
varsa tavsiye ve flikâyetimizi iletmemizi<br />
istiyor. Teflekkür edip ayr›l›yoruz.<br />
Saat 11.30 civar›nda Olgunlar’a geldik. Köyün<br />
giriflinde çay›n hemen kenar›ndaki<br />
çardakta sohbet eden köylülerin yan›nda<br />
biraz soluklan›yoruz. Ö¤le yeme¤imizi<br />
pansiyonda yiyoruz. Menüde ise yöresel<br />
bir yemek olan civil var. Civil tereya¤›yla<br />
yöreye has bir peynirin tavada k›zart›lmas›yla<br />
yap›lan bir yemek.<br />
Yeme¤in ard›ndan Yusufeli’ne do¤ru yola<br />
koyuluyoruz.<br />
Yolumuzun üstünde Alt›parmak (Barhal)<br />
köyüne u¤ruyoruz. Köyde halen cami olarak<br />
kullan›lan tarihi bir Gürcü kilisesi var.<br />
Namaz vakti olmad›¤› için cami kapal›, içini<br />
gezemiyoruz. Barhal IV.ve V. yy.larda<br />
çok yo¤un nüfusa sahipmifl. Hristiyan<br />
Gürcülere ait hala ayakta kalabilmifl eserler<br />
bu iddiay› do¤ruluyor. Ancak günümüzde<br />
co¤rafi flartlar›n da zorlamas›yla<br />
köy sürekli göç vermesinden dolay› nüfusu<br />
bir hayli azalm›fl.<br />
Akflam hava karar›rken Yusufeli’ne geldik.<br />
Kaçkar’lar›n zirvesine ç›kamam›flt›k ancak<br />
hem Kaçkar’lar›n ola¤anüstü güzelliklerini<br />
görmüfl, hem de bir sonraki zirve için ciddi<br />
tecrübe sahibi olmufltuk.<br />
74 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
TARHTEN<br />
Geç antik ça¤da su teknolojisi<br />
Roma su mühendisli¤i antik ça¤da hiçbir uygarl›¤›n ulaflamad›¤› bir zirveyi temsil ediyordu.<br />
Roma su mühendisli¤i ile var›lan bu ileri düzey sayesinde bir metropol olarak Roma günlük<br />
500 metreküp su ile hamamlar› ile suyun en bol kullan›ld›¤› bir flehir oldu.<br />
> Dilaver Demira¤<br />
76 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
A<br />
ntik ça¤da su kanallar› infla etme<br />
kentlerden su ak›tma olgusu Sümer<br />
ile bafllad›. Sümer döneminde bafllayan<br />
büyük sulama teknolojisi, su deposu olarak<br />
büyük sarn›çlar bu döneme aittir. M›-<br />
s›r ise barajlar yaparak suyu kontrol etmede<br />
bir baflka teknik doru¤u oluflturacakt›r.<br />
Çeflmelerin en basit biçimlerinin M›s›r ve<br />
Sümer flehirlerinde oldu¤u düflünülüyor,<br />
bu anlamda çeflmenin Urartu’da m› yoksa<br />
Sümer ve M›s›r’da m› ortaya ç›kt›¤› tart›flmaya<br />
aç›k bir konudur.<br />
Tarih kay›tlar›na göre, daha sonraki flehir<br />
devletleri döneminde Eski M›s›r ve Mezopotamya<br />
hükümdarlar› saraylar›ndaki<br />
çeflmeleri hem dekoratif hem de so¤utma<br />
amaçl› kullan›lmak üzere yapt›rm›fllard›r.<br />
Klasik Roma ve Yunan kültürlerinde, çok<br />
geliflmifl çeflmeler faydac›l ve dekoratif<br />
nesneler olarak kullan›l›rd›.<br />
Girit’in modern baflkenti olan ve Irak’tan<br />
yaklafl›k 5 km uzakl›kta bulunan Knossos,<br />
Ege ve Avrupa’n›n en tarihi ve benzersiz<br />
flehirlerinden biridir. Knossos’a ilk yerleflim<br />
M.Ö. 6000’den k›sa bir süre sonra olmufltur<br />
ve 3000 y›l içinde Ege’deki en genifl<br />
neolitik ça¤ merkezi haline gelmifltir.<br />
Tunç devri boyunca, Minoan uygarl›¤›,<br />
Ege dünyas›n›n büyülü ilk Yunan uygarl›¤›<br />
olarak, geliflmifl ve kendi zirvesine ulaflm›flt›r.<br />
Knossos’un su sa¤lama ve drenaj sistemleri<br />
çok ilginçti. Suyu Kounavoi ve Archanes<br />
bölgelerinden bir su kemeri, boru fleklindeki<br />
oluklarla sa¤lard› ve oradan da saraya<br />
ve flehrin içine da¤›t›l›rd›. Saray içinde<br />
suyu da¤›tmak için bas›nçl› borular kullan›l›rd›.<br />
Drenaj sistemleri iki ayr› sistem içerirdi,<br />
biri kanalizasyonu toplarken, di¤eri<br />
ya¤mur suyunu toplard›. Maalesef, M.S.<br />
1450 civar›nda, Mycenaean Saray›, Girit’in<br />
bütün görkemli flehirleri gibi, bir<br />
deprem ve yang›n s›ras›nda y›k›lm›flt›r.<br />
Yunan ve Roma Su teknolojisinin arkaplan›nda<br />
da minos ve miken vard›r. O teknoloji<br />
gelifltirilip ortaça¤a aktar›lm›fl, ortaça¤daki<br />
de¤irmenler ve kanallar ile bu teknoloji<br />
çok fazla gelifltirilmeden modern ça¤›n<br />
bafllar›na kadar getirilmifltir.<br />
Bu konuda en önemli kaynak Romal› Mühendis<br />
Vitruvius’un De Architectura (Mimarl›k<br />
Üzerine On Kitap) isimli kitab›d›r.<br />
Bu kitab›n sekizincisi su temini ve su kaynaklar›,<br />
suyun temizli¤i gibi teknik ve teorik<br />
konulara ayr›lm›flt›. Vitruvius’a göre<br />
özellikle de çok önem tafl›yan yer alt› su<br />
kaynaklar›n›n bulunmas›nda yararlan›lacak<br />
do¤al gözlem metotlar› vard›r. ‹lk ve<br />
en yayg›n olan› toprak üzerinde tüten bir<br />
su buhar› saptamakt›r. Ifl›k k›r›lmas› ise en<br />
garantili yöntemdir. Bu kesin bir iflaret say›laca¤›ndan<br />
suyun varl›¤›n›n habercisidir,<br />
k›r›lma görülen bölgede deneme kaz›-<br />
s› yaparak suya ulaflmak denenebilir. Romal›<br />
mühendis su bulunan topraklar› da<br />
s›ralam›flt›r. Kötüden iyiye do¤ru s›raland›¤›nda<br />
en kötü kalite toprak killi topraklard›r,<br />
bu topraklardaki su miktar› hem<br />
miktar olarak azd›r, hem de tad› ac›d›r.<br />
Gevflek turbal›k toprakta kötüdür, bu toprakta<br />
da su derinde ve çamurlu halde bulunur.<br />
Turbal›k topraktaki su ise sular küçük<br />
damlac›klar halinde birikir ve yaln›zca<br />
altta s›zd›rmaz bir tabaka oldu¤unda toplan›r.<br />
‹yi sular ise daha çok çatlaklar›ndan<br />
su s›zmas›na izin vermeyen k›rm›z› kumtafl›<br />
kayas› ve bir tepenin ete¤indeki sert<br />
kayalar›n aras›nda biriken sulard›r. 1<br />
Bir bölgede su bulunup bulunmad›¤›n›<br />
anlamada baflvurulan bir baflka yöntem<br />
ise bitkilerdir. Vitruvius nemli topraklarda<br />
yetiflen alt› çeflit bitki sayar. Su kam›fl›, sepetçi<br />
sö¤üdü, Akçaa¤aç, sö¤üt a¤ac›, sazl›k<br />
ve sarmafl›k. Bunlar genelde batakl›k<br />
arazilerde büyüyen bitkilerdir ancak batakl›k<br />
olmayan bir arazide kendili¤inden<br />
büyümüfl ise orada bir su kayna¤› oldu¤u<br />
söylenebilir.<br />
Roma su kanallar›<br />
Bir kuyuda suyun varl›¤›n› kesin ölçmek<br />
için de baz› yöntemler kullan›l›rd›. ‹ç k›sm›na<br />
zeytinya¤› sürülmüfl metal bir kap<br />
kuyuya dald›r›l›r e¤er üzerinde damlac›klar<br />
varsa burada su oldu¤u Artezyen ve<br />
yer alt› sular› d›fl›nda p›narlar da en kaliteli<br />
su kaynaklar›n›n bafl›nda gelir. Suyu<br />
kayna¤›ndan almakta iki yol izlenir di.<br />
Aç›k Su yolu ve kapal› su yolu. Aç›k su yolu<br />
Roma döneminde en çok tercih edilen<br />
su temin metoduydu. Tafltan bir yap›n›n<br />
içine s›zd›rmazl›¤› sa¤layacak bir s›va yap›lan<br />
bir kanal bu konudaki en önemli teknolojiydi.<br />
Su kanal›n›n uzun mesafeler kat<br />
etmesi en büyük zorluktu, bunun için engebeleri<br />
aflacak flekilde sabit bir e¤im vermek<br />
en çok kullan›lan yöntemdi. Kanallar<br />
çoklukla 150’de 1 ile 500’de 1 aras›nda de-<br />
¤iflen bir e¤imle alçalt›l›rd›.<br />
Uzun mesafeler kat edecek flekilde yap›-<br />
lan bu kanallarda bir tepeyi aflmak için yeteri<br />
kadar tafl ve tafl iflçisi kullan›l›rd›, bu<br />
sa¤land›ktan sonra efl yükselti e¤risi- ki bu<br />
güzergâhtaki bütün geçifl noktalar›n›n deniz<br />
seviyesinden yüksekte kalmas› demekti-ile<br />
kanala belli bir e¤im veriliyor ve suyun<br />
ak›fl› sa¤lan›yordu. Kanal d›fl yüzeyi<br />
tafltan yap›lm›fl ya da oyulmufl, içi molozla<br />
doldurulmufl, kanal yata¤›n› ve kenarlar›n›<br />
oluflturan tafl parçalar› ve s›zd›rmazl›-<br />
¤› sa¤lama alan çimento iç kaplamadan<br />
oluflan, genifl ve alçak bir duvard›. Romal›-<br />
lar›n buna verdi¤i isim ise substructio (alt<br />
yap›) idi. Bu ada daha sonra belediyecilik<br />
literatüründe tüm kentin alt yap› çal›flmalar›<br />
özellikle de su ve kanalizasyon flebeke-<br />
>><br />
Bir bölgede su bulunup bulunmad›¤›n› anlamada baflvurulan bir baflka<br />
yöntem ise bitkilerdir. Vitruvius nemli topraklarda yetiflen alt› çeflit bitki<br />
sayar. Su kam›fl›, sepetçi sö¤üdü, Akçaa¤aç, sö¤üt a¤ac›, sazl›k ve<br />
sarmafl›k.<br />
77
TARHTEN<br />
>><br />
Su kemeri ve su yolu infla etmek basit ve yal›n yöntemlere dayan›rd›. Su<br />
kemerinin dayand›¤› sütunlar, tu¤la yahut kesme kare tafllardan örülüyor,<br />
ortas›na ise moloz dolduruluyor ya da çimento ile dolgu yap›l›yordu.<br />
si için kullan›lacakt›.<br />
Ancak bu kanal yap›s› bir tak›m sorunlar<br />
içeriyordu. En baflta a¤›r ya¤›fllarda, toprak<br />
kaymas› durumunda dolmamas› için<br />
kanal zemininin çökmesini de önleyecek<br />
biçimde ya sert kaya tabakas›ndan oyulmas›,<br />
ya da çok sert bir toprak zemin üzerine<br />
infla edilmeliydi. Bu da hem malzeme<br />
hem iflçilik yönünden kanal›n pahal›ya<br />
malolmas›na neden oluyordu. Bu yap›lmaz<br />
ise kanal›n üzeri tafl bir kapakla örtülmeliydi,<br />
bunun da hem kirlenme riskine<br />
aç›kl›¤› söz konusuydu hem de maliyet bak›m›ndan<br />
yine pahal›ya ç›k›yordu. Dahas›<br />
bu kanal kent d›fl›nda oldu¤undan kentin<br />
suyunu düflman sald›r›s›na aç›k k›l›yordu.<br />
‹flte bütün bu sak›ncalar› gidermek için<br />
baflvurulan yöntem tünel aç›lmas›yd›. Vitrovius<br />
her 35.5 metrede bir yüzeye ç›kan<br />
dikey bacalar› olan, düz bir tünel modeli<br />
öneriyordu. Tünelin oldu¤u yüzeyde kuyular<br />
delinir bunlar da yatay tüneller ile<br />
birbirine ba¤lan›rd›. Bacalar›n dik olmas›<br />
içinde tünel üzerinde bir s›ra kaz›k çak›l›r,<br />
bacalar bu kaz›klar kullan›larak aç›l›rd› bu<br />
kaz›klar kullan›larak aç›lan tünellerin yatayl›k<br />
ayar› kolayca yap›labilirdi bu nedenle<br />
bu metod en çok tercih edilen yöntemdi.<br />
Tünelin tamamlanmas› ile de hava<br />
bacalar› sayesinde tünelin bak›m› kolayca<br />
yap›labiliyor, denetim için zahmetli ve<br />
riskli yollara gerek kalm›yordu. Tünelde<br />
göçük ya da s›z›nt› oldu¤unda bacalar sayesinde<br />
kolayca müdahale edilip sorun gideriliyordu.<br />
Ayr›ca tüneller içeri giren suyun<br />
ani olarak artmas› halinde oluflan hava<br />
kabarc›klar›n›n borular› patlatmas›n›<br />
önlüyor ve hava kabarc›klar›n›n d›flar› ç›kmas›n›<br />
sa¤l›yordu.<br />
Su kemerleri ve su yolu inflaat teknikleri<br />
Su yolu inflaat› ise flöyle yap›l›yordu ki ilk<br />
su yolu inflaat› M.Ö alt›nc› yy’›n son çeyre-<br />
¤inde Polykrates yönetimindeki Sisam<br />
adas›nda infla edilmiflti. Bu tünelin kal›nt›-<br />
lar› günümüze ulaflabildi. Uzunlu¤u 1100<br />
metre, hemen hemen kare olan kesiti ise<br />
2.5 metre geniflli¤i ve yüksekli¤indeydi.<br />
Tepenin iki ayr› yamac›ndan bafllayan kaz›<br />
tünelcilerin buluflmas› ile son bulmaktad›r.<br />
Arazi kanal e¤imini korumak için gerek<br />
düzeyin alt›na inilirse o zaman kanal›n<br />
üstten gitmesi gerekiyordu. 2 metreye<br />
kadar olan yükseklikler de bir substructio<br />
78 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
yani yatakl› kanal yap›l›yordu. Yükseklik<br />
iki metreyi geçince ise kanal› desteklemek<br />
için kemer kullan›l›rd›. Fakat yine de özellikle<br />
uzun mesafeler kateden kanallarda<br />
büyük bir k›s›m yeralt›ndan gider di. Nitekim<br />
Roma’daki Clad›us su yolu 60 km<br />
uzunlu¤unun sadece son yedide birlik k›sm›nda<br />
su kemerine ihtiyaç duymufltu. 2<br />
Su kemeri ve su yolu infla etmek basit ve<br />
yal›n yöntemlere dayan›rd›. Su kemerinin<br />
dayand›¤› sütunlar, tu¤la yahut kesme kare<br />
tafllardan örülüyor, ortas›na ise moloz<br />
dolduruluyor ya da çimento ile dolgu yap›-<br />
l›yordu. Su kemerinin su kaynakl› bas›nçlar<br />
nedeni ile çökmesine karfl› da yap›ya<br />
kama biçiminde su kesiciler yani ç›k›nt›lar<br />
eklenirdi. Kemerin rüzgâr ve benzeri etkilerle<br />
çökmesine karfl› bulunan çözüm ise<br />
kemerin yüksekli¤inin 21 metreyi geçmemesini<br />
sa¤lamakt›. Bu büyüklü¤ü aflmak<br />
zorunda olursa kal›n bir gövde ve iki katla<br />
üstteki gövdeyi alttakinin üzerine yerlefltirmek<br />
bir yap› tekni¤i olarak kullan›l›yordu.<br />
Romal›lar›n aç›k sistem su kanallar›n›<br />
tercih etmelerinin ana nedeni ucuz, denetime<br />
aç›k oluflu ve çok büyük bir uzmanl›k<br />
gerektirmemesiydi. Kapal› sistem kanallar›n<br />
bak›m› güçtü ço¤u zaman t›kan›kl›k ya<br />
da ar›za oldu¤unda kanal› tamam› ile sökmek<br />
ve yeniden yapmak durumunda da<br />
kal›nabiliyordu. Oysa aç›k sistemde bu zorunluluk<br />
olmadan sorunlu bölgeye kolayca<br />
müdahale edilebiliyordu.<br />
Kapal› sistemle yap›lan su yollar›nda kullan›lan<br />
borular için Vitruvius taraf›ndan<br />
önerilen malzeme kurflun ya da piflirilmifl<br />
toprakt›. Vitruvius piflmifl topra¤› daha<br />
s›hhi buldu¤u için kurflun boruya tercih<br />
ediyordu. Kurflun borular toprak borulara<br />
oranla daha uzun olmaktayd›. Dökme kurflun<br />
borularda borular›n uçlar› daralt›l›p<br />
di¤er borunun içine sokularak kaynak yap›l›yordu,<br />
ancak bu kayna¤›n nas›l yap›ld›-<br />
¤› konusunda fazla bilgiye sahip de¤iliz.<br />
Borunun bitim yerinin daralt›lmas› ve di-<br />
¤er borunun içine sokulmas› prensibi toprak<br />
borular için de geçerliydi. Borular sönmüfl<br />
kireç ve zeytinya¤›ndan bir kar›fl›mla<br />
bitifltirilirdi, ayr›ca borular bitip ilk su verildi¤inde<br />
bir miktar odun külü at›l›rd›. Bu<br />
sistemdeki her tür çatla¤› ve s›z›nt›y› bulup<br />
s›vard›. Ancak toprak borular›n bas›nçlar<br />
karfl› dayan›ks›z olmas›, dahas› su<br />
da bir tortu oluflturmas› nedeni ile bu sorunlar›<br />
giderecek bir tak›m yap›m teknikleri<br />
uygulanm›flt›r. Borular›n bitiflme yerinde<br />
dörtgen tafl bloklar konur, borular<br />
bu bloklar›n içinden geçerdi. Bitiflme yerlerinin<br />
bas›nçla ayr›lmams› için uygulanan<br />
yöntem ise k›rm›z› kum tafl›ndan bir<br />
blokla çevirmekti. Ayr›ca boru sistemi bütünü<br />
ile yatay de¤il bir u biçiminde yap›l›rd›<br />
ve borular›n içine yerleflti¤i tafl bloklar<br />
250 kg’l›k bas›nçlara bile dayanmas›n›<br />
sa¤lard›. 3<br />
Suyun tortudan ar›nd›r›lmas›<br />
için bugünkü su teknolojisinde de uygulanan<br />
çöktürme tanklar› kullan›l›rd›. Bu<br />
tanklar betondan infla edilmifl dikdörtgen<br />
depolard›. Su deponun bir ucundan veriliyor<br />
ve ak›fl h›z› düflürülüp bu ak›fl h›z› ile<br />
kat› maddelerin dibe çökmesine olanak<br />
tan›n›yordu. H›z› düflürülmüfl suyun girdi-<br />
¤i deponun ç›k›fl noktas› yüzeye yak›n oldu¤undan<br />
en temiz su çekilip sisteme veriliyordu.<br />
Tanklar düzenli aral›klarla temizlenip<br />
boflalt›laca¤›ndan biri temizlenirken<br />
di¤eri devreye sokuluyordu.<br />
Vitruvius kapal› sistemler için en büyük<br />
tehlikenin hava bas›nc› ve sudaki tortunun<br />
birikip t›kama yapmas› oldu¤unu bildi¤inden<br />
iki yöntem önermekteydi. Birincisi<br />
sistem bitti¤inde suyu kanala / boruya<br />
verirken çok düflük bir h›zda yani yavafl<br />
yavafl vermekti, bu hava bas›nc› oluflmas›-<br />
n› engelliyordu, ikinci yöntem ise tortuya<br />
dönüktü. Bunun içinde günümüzde<br />
spreylerde oldu¤u içerdeki s›v›y› hava bas›nc›<br />
yard›m› ile itmeye dayanan ‹skenderiyeli<br />
Heron’un buldu¤u Heron Çeflmesi’ne<br />
benzedi¤i düflünülen çamur musluklar›yd›.<br />
Bu yolla biriken çamur borudan<br />
d›flar› at›labiliyordu.<br />
Bu teknik bulufllar›n yan›nda su pompalar›<br />
ve buhar makinesinin daha ilkel biçimleri<br />
de roma döneminde devreye giren su<br />
teknolojileriydi. Roma’n›n ulaflt›¤› zirve o<br />
y›k›l›nca uzun bir zaman afl›lamad›, ta ki<br />
elektrikli su pompalar› devreye girinceye<br />
kadar. Yani Roma’n›n su mühendisli¤inde<br />
ulaflt›¤› zirveye ancak yaklafl›k 900 y›l sonra<br />
var›labilidi.<br />
1<br />
Landels, J.G Eski Yunan ve Roma’da<br />
Mühendislik s:33 çev:Bar›fl B›çakç›, 2.Bas›m,<br />
TÜB‹TAK Yay›nlar›, ‹st-1996<br />
2<br />
Landels, age, s:39<br />
3<br />
Landels, age,s:44<br />
79
TANITIM<br />
Makine Tan›t›m Grubu<br />
> Fatih Göksu<br />
M<br />
akine Tan›t›m Grubu (MTG), Orta<br />
Anadolu Makine ve Aksamlar› ‹hracatç›lar›<br />
Birli¤i Yönetim Kurulu taraf›ndan<br />
makine sektörünün yurt d›fl›nda daha<br />
etkin bir flekilde tan›t›labilmesi, makine<br />
ve aksamlar› sektörünün ihracat›n›n<br />
art›r›lmas›, yurt içinde ve yurt d›fl›nda<br />
imaj›n›n gelifltirilmesine yönelik faaliyetlerinin<br />
gerçeklefltirilmesi, markalaflma,<br />
AR-GE ve ortak tan›t›m çal›flmalar›n›n organize<br />
edilmesi amac›yla gerekli finansman›n<br />
sa¤lanmas›na yönelik olarak kararlaflt›r›lm›fl<br />
ve söz konusu Birli¤in 11 Nisan<br />
2007 tarihinde gerçeklefltirilen 2006<br />
y›l› Ola¤an Genel Kurulu’nda kararlaflt›r›-<br />
larak faaliyete geçmifltir.<br />
Grup; DTM ‹hracat Genel Müdürlü-<br />
¤ü’nden baflkan olarak görev yapan bir<br />
temsilci ile Makine ve Aksamlar› ‹hracatç›lar›<br />
Birli¤i Yönetim Kurulu’nca, Yönetim<br />
Kurulu ve/veya an›lan Birli¤in Genel Kurul<br />
Üyeleri aras›ndan seçilen dokuz kifli olmak<br />
üzere toplam 10 üyeden oluflmaktad›r.<br />
Ayr›ca, Birlik Yönetim Kurulu üyeleri<br />
aras›ndan bir kifli eflbaflkan olarak seçilmektedir.<br />
MTG’n›n görevleri;<br />
1. Fonun gelirlerini dikkate alarak yap›lacak<br />
tan›t›m faaliyetleri için tahmini bütçe<br />
haz›rlamak,<br />
2. Çal›flma gruplar› kurmak ve ihtiyaç duyulmas›<br />
halinde sektörün tan›t›m› ile ilgili<br />
faaliyetlere yönelik uzman ve/veya dan›flmanlar<br />
görevlendirmek,<br />
3. Fonun mali yönetimi konusunda Birlik<br />
Yönetim Kurulu’na önerilerde bulunmak,<br />
4. Tan›t›m faaliyetleri ile ilgili politika ve<br />
stratejileri saptamak,<br />
5. Üyelerden gelen proje tekliflerini inceleyerek<br />
sonuçland›rmak,<br />
6. Fona kaynak teflkil eden üye firmalar<br />
aras›ndaki iliflkilerin gelifltirilmesine yönelik<br />
koordinasyonu sa¤lamak,<br />
7. Yurt içinde ve yurt d›fl›nda sektörün tan›t›m›<br />
ile ilgili çeflitli faaliyetlerde (fuar,<br />
sergi, konferans, ticaret ve al›m heyetleri<br />
vb.) bulunmak ve di¤er kurumlarca düzenlenenleri<br />
desteklemek,<br />
8. Grup’ça belirlenecek sektörün tan›t›m›-<br />
na yönelik di¤er faaliyetlerde bulunmak,<br />
9. Söz konusu faaliyetlerin daha etkin flekilde<br />
yürütülmesini teminen her türlü<br />
kayna¤› araflt›rmak, bu kaynaklardan yararlanabilmek<br />
amac› ile yeni projeler gelifltirmek,<br />
10. Sektörün tan›t›m› ve dolay›s›yla ihracat›n›n<br />
art›r›lmas›, üretici ve ihracatç›lar<br />
aras›nda iletiflim sa¤lanmas› için yurt<br />
içinde ve yurt d›fl›nda sat›n alma veya ki-<br />
80 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
alama yoluyla tan›t›m merkezleri ve ticaret<br />
merkezleri açmak,<br />
11. Türk makine sektörünün ve sanayinin<br />
tan›t›m› amac›yla kitap veya süreli yay›nlar<br />
ç›karmak,<br />
12. Sektör ile ilgili pazar araflt›rmalar›<br />
yapmak veya yapt›rmak,<br />
13. Tan›t›m faaliyetleri ile ilgili olarak<br />
Müsteflarl›k taraf›ndan verilen di¤er görevler,<br />
olarak belirlenmifltir.<br />
Sektör hakk›nda<br />
Makine imalat sanayi bütün dünyada oldu¤u<br />
gibi ülkemizin sanayileflmesinin de<br />
itici gücüdür ve gelecekte de ülkemizin<br />
gelifliminin temel tafl› olacakt›r. Türk makine<br />
imalat sanayi, dünya makine imalat<br />
sanayindeki konumunu sa¤lamlaflt›rmaya<br />
devam etmektedir. Türk makine sanayi<br />
1990 y›l›ndan bu yana yaklafl›k %20<br />
oran›nda y›ll›k büyüme göstermifltir.<br />
Türkiye’de toplam makine imalat› 20 milyar<br />
düzeyinde olup, Avrupa ülkelerindeki<br />
toplam imalat›n %5’i oran›ndad›r. Toplam<br />
makine imalat de¤eri bak›m›ndan<br />
Türkiye’nin, Avrupa ülkeleri aras›nda 6.<br />
s›rada yer ald›¤› görülmektedir. Türkiye’den<br />
daha fazla imalat› olan ülkeler s›-<br />
ras›yla; Almanya %40 (140 milyar), ‹talya<br />
%19, ‹ngiltere %9, Fransa %10, ‹spanya<br />
%5’d›r. Önümüzdeki 5 y›l içerisinde makine<br />
imalat›ndaki y›ll›k art›fl›n ortalama<br />
%12-15 düzeyinde olmas› beklenmektedir.<br />
2007 y›l›na bak›ld›¤›nda imalat art›fl›n›n<br />
iyimser tahminle %12 düzeyinde oldu¤u<br />
düflünülmektedir. 15 AB ülkesinde makine<br />
imalat sanayinde 21.315 firma faaliyet<br />
gösterirken, ülkemizde 11.000 kadar makine<br />
imalatç›s› bulunmaktad›r. Sektör<br />
kaynaklar› ise bu rakam›n 20.000 oldu¤unu<br />
ifade etmektedir. Ancak, resmi rakamlara<br />
göre bir de¤erlendirme yap›lacak<br />
olursa ülkemizde 15 AB ülkesindekinin<br />
yar›s› kadar firma bulunmaktad›r.<br />
Türk makine sanayinde üretilen bafll›ca<br />
ürün gruplar›: reaktör ve kazanlar, türbinler<br />
ve turbojetler, pompalar ve kompresörler,<br />
vanalar, klimalar ve so¤utma makineleri,<br />
›s›t›c›lar ve f›r›nlar, hadde ve döküm<br />
makineleri, g›da sanayi makineleri,<br />
tar›m ve ormanc›l›k makineleri, yük kald›rma,<br />
tafl›ma ve istifleme makineleri, inflaat<br />
ve madencilik makineleri, ka¤›t ve<br />
matbaac›l›k makineleri, y›kama, kurutma<br />
ve ütüleme makineleri, tekstil ve konfeksiyon<br />
makineleri, deri iflleme makineleri,<br />
kauçuk ve plastik iflleme makineleri, metal<br />
iflleme makineleri ve tak›m tezgahlar›,<br />
motorlar ve yedek parçalar›, büro makineleri,<br />
rulmanlar, silah ve mühimmat ile<br />
ambalajlama makineleridir.<br />
81
MAKALE KENT VE YAŞAM<br />
Laleler anayurduna geri döndü<br />
Lale so¤an› yetifltiricili¤i projesinde ‹stanbul’un köylüleri ürettikleri lalelerin çiçeklerini<br />
festival havas›nda k›rd›lar. Y›llard›r eski ihtiflam›ndan uzak olan lale, bugün özellikle<br />
‹stanbul Büyükflehir Belediye Baflkan› Kadir Topbafl’›n talimat›yla ‹stanbul A¤aç ve Peyzaj<br />
A.fi.'nin yo¤un çal›flmalar› sonucu tekrar anayurduna döndü.<br />
> Ozan K›l›ç<br />
A¤aç A.fi. Halkla ‹liflkiler Uzman›<br />
A<br />
l›m garantili Lale So¤an› Yetifltiricili-<br />
¤i Sosyal Sorumluluk Projesi’yle baflta<br />
Silivri olmak üzere ‹stanbul’un köylüleri,<br />
Osmanl› topraklar›ndan Avrupa’ya götürüldü¤ü<br />
noktada, tekrar lale üretmeye<br />
bafllad›lar. Böylece ülkemizde lale so¤an›<br />
üretimini teflvik ederek, topraktan geçimini<br />
sa¤layan insanlar›m›za yeni ifl alanlar›<br />
aç›lmas› gerçeklefltirildi. Lale Yetifltiricili¤i<br />
Sosyal Sorumluluk Projesi’yle köylülerin<br />
ekonomilerinden bafllayarak köylerimize,<br />
ilçelerimize, ‹stanbul’a ve tüm Türkiye’ye<br />
ekonomik olarak katk› sa¤lan›yor.<br />
Lale yetifltiricili¤i projesinde lale so¤anlar›n›n<br />
güçlenmesi ve büyümesi için nisan<br />
ay›nda laleler çiçek açt›¤›nda gerçeklefltirilen<br />
lale çiçeklerinin k›r›lmas› Silivri Seymen<br />
köyünde köylülerin hep birlikte kat›-<br />
l›m›yla festival havas›nda geçti. ‹stanbul<br />
Büyükflehir Belediyesi ve ‹stanbul A¤aç ve<br />
Peyzaj A.fi. yetkililerinin de kat›ld›¤› programda<br />
Seymen Köyü ‹lkö¤retim Okulu ö¤rencileri<br />
folklor gösterisi sergiledi. Köylülerin<br />
haz›rlad›klar› yiyecek ikram›ndan<br />
sonra bütün Seymen köylüleri hep birlikte<br />
lale tarlas›na girerek lale çiçeklerinin<br />
bafllar›n› birlikte k›rd›lar.<br />
‹lk defa 2007-2008 döneminde bafllayan<br />
bu sosyal sorumluluk projesiyle ‹stanbul<br />
A¤aç ve Peyzaj A.fi. ‹stanbul orman köylülerine<br />
1.300.000 adet lale so¤an› da¤›tarak<br />
yetifltirip büyüttükleri laleleri ald›. 9<br />
üretici köylü aile baflar›yla üretimlerini<br />
gerçeklefltirdi. 2008-2009 döneminde de<br />
köylüler toplam 2.462.362 adet lale so¤an›<br />
üretti. 23 orman köylüsü gönüllerini<br />
vererek kendi arazilerinde lale so¤an› yetifltirdiler.<br />
2009-2010 döneminde de 35<br />
orman köylüsüyle toplam 2.846.798 lale<br />
so¤an› üretimi gerçeklefltiriliyor. Köylülere<br />
yetifltirdikleri her lale so¤an› bafl›na 6,5<br />
kurufl ödeniyor.<br />
82 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
2008 Y›l›nda 9 Üretici Köylü Ailemizin<br />
Brüt Geirleri: 84.500 TL,<br />
Maliyetleri: 20.800 TL,<br />
Net Gelirleri: 63.700 TL OLDU.<br />
Bir köylü ailenin ortalama geliri 7.000<br />
TL/Y›l olarak gerçekleflti.<br />
2009 Y›l›nda 23 Üretici Köylü Ailemizin<br />
Brüt Gelirleri: 160.053 TL<br />
Maliyetleri: 19.699 TL<br />
Net Gelirleri: 140.354 TL oldu<br />
Bir köylü ailenin ortalama geliri 6.100<br />
TL/Y›l olarak gerçekleflti.<br />
Toplamda (2008-2009 Y›llar›› Toplam)<br />
Köylülerimizin Net Kazanc›: 204.054 TL<br />
oldu.<br />
Köylülerin program› sonras›nda ‹stanbul<br />
A¤aç ve Peyzaj A.fi. Genel Müdürü Eyüp<br />
Karahan bir aç›klama yapt›. Karahan:<br />
“Baflkan›m›z Kadir Topbafl'›n talimat›yla<br />
gerçeklefltirdi¤imiz Al›m Garantili Lale So-<br />
¤an› Yetifltiricili¤i Projemizle 2014 y›l› sonunda<br />
‹stanbul’da kullan›lan lalelerin tamam›n›n<br />
köylülerimiz taraf›ndan üretilmesini<br />
hatta köylülerin lale so¤an› ihraç<br />
etmelerini hedefliyoruz.<br />
Al›m Garantili Lale So¤an› Yetifltiricili¤i<br />
Sosyal Sorumluluk Projemize bafllad›¤›-<br />
m›zda köylülerimizle bizzat görüflerek<br />
projemizi, amaçlar›m›z›, bu proje ile yapacaklar›m›z›<br />
ve kendilerinden beklediklerimizi<br />
anlatt›k. Bir grup giriflimci köylümüz<br />
yapabileceklerine inanarak bu projede<br />
lale so¤an› üreticisi olmay› kabul ettiler.<br />
Bu projemizde köylülerimizden 8<br />
kalibre boyutunda teslim etti¤imiz lale<br />
so¤anlar›n› 11-12 kalibre büyüklü¤e getirmelerini<br />
istedik. Ekim ay›nda bafllatt›¤›-<br />
m›z da¤›t›mdan sonra üniversiteden ö¤retim<br />
üyeleri ve bizzat lale uygulamas›<br />
yapan uzmanlarca köylülerimize e¤itim<br />
verdik. Projemizin her aflamas›nda onlara<br />
destek olduk. Üretimin her aflamas›nda<br />
gerekli kontrolleri yaparak eksik yap›-<br />
lan noktalarda uyar›larda bulunduk.<br />
Gübre deste¤i sa¤lad›k. Köylülerimiz de<br />
kas›m ay›nda ektikleri lale so¤anlar›n› sulad›lar,<br />
çapalay›p yabani otlar›ndan temizleyip,<br />
gübre verdiler, tekrar çapalay›p,<br />
tekrar gübre verdiler. Sadece giriflimci<br />
köylülerimiz de¤ildi bu projeden kazanç<br />
sa¤layan. Bu giriflimcilerimiz yan›nda<br />
çal›flan di¤er köylülerimize de ifl verdiler<br />
ve onlar da lale so¤an› yetifltiricili¤i ile<br />
aile ekonomilerine katk› sa¤lad›lar. Dolay›s›yla<br />
2007-2008 döneminde 9 üretici<br />
köylü ailemize verdi¤imiz lale so¤anlar›<br />
çal›flan di¤er ailelerle birlikte 20 aileye<br />
katk› sa¤lad›. 2008-2009 döneminde 23<br />
üretici köylü ailemize verdi¤imiz lale so-<br />
¤anlar› çal›flan di¤er ailelerle birlikte 50<br />
aileye katk› sa¤lad›. Ve flimdi de so¤an›n<br />
güçlenip büyümesini sa¤lamak için çiçeklerinin<br />
açt›¤› nisan ay›nda bafllar› k›r›l›-<br />
yor. Kas›mda bafllayan lale so¤an›n›n büyüme<br />
yolculu¤u temmuzda hasad ile bitecek<br />
ve ertesi sene baharda sizlere doyulmaz<br />
bir görsel flov yapmak için toprakla<br />
buluflacaklar› zaman› bekleyecekler.<br />
Baflta milletimizin efendisi köylülerimiz<br />
olmak üzere eme¤i geçen herkese teflekkür<br />
ediyorum” dedi.<br />
Lale so¤an› üretimi yapan ve Al›m Garantili<br />
Lale So¤an› Yetifltiricili¤i Projesinin<br />
Seymen köyünde ilk defa bafllamas›na<br />
öncülük eden Silivri Seymen Köyü eski<br />
Muhtar› Necmettin Eren de "Geçen y›lki<br />
üründen çok güzel para kazand›k. Bu y›l<br />
daha da artt›. Biz çiftçilik yapmaktay›z.<br />
Bu¤day ve ayçiçe¤inde böyle güzel para<br />
yok. Lale so¤an› ekimi için civar köylerden<br />
de talep çok büyük. Üretici say›s›n›n<br />
k›sa sürede artaca¤›n› tahmin ediyoruz.<br />
Bizlere bu imkân› sa¤layan Büyükflehir<br />
Belediye Baflkan›m›z Kadir Topbafl´a ve<br />
A¤aç A.fi.´ye teflekkür ediyoruz" diye konufltu.<br />
83
MAKALE<br />
Volkan patlamalar›, küçük ve<br />
büyük k›yamet senaryolar›<br />
> Prof. Dr. Mikdat Kad›o¤lu<br />
‹TÜ Meteoroloji Mühendisli¤i Bölümü Ö¤retim Üyesi<br />
Son günlerde Türkiye'de bir k›yamet ve Nostradamus modas›d›r gidiyor. fiimdi<br />
izninizle Türkiye'deki Nostradamus modas›na uyup dünyada dev bir volkan patlarsa<br />
ne olur konusundaki kehanetlerimi aç›klamak istiyorum. Ebced hesab› da<br />
bilmedi¤ime göre, bunu yaparken analoji (benzerlik, sebep-sonuç iliflkisi) ad› verilen<br />
bilimsel bir büyü kullanaca¤›m.<br />
8<br />
May›s 1902'de, Pasifik Okyanusu'ndaki<br />
Martinique Adas› üzerindeki<br />
Pelee Da¤›, yamaçlar›ndan afla¤› zehirli<br />
gazlar ve kül b›rakarak gelip St. Pierre<br />
kentinin içine yanan dev bir atefl topu<br />
gibi patlad›. Kal›n duvarlar›yla korunan<br />
zindanda yanm›fl bir mahkum d›fl›nda,<br />
30 binden fazla insan öldü. Pelee volkan›n›n<br />
patlamas› bir hava kirlili¤i örne¤idir.<br />
Hava kirlili¤inin yapay nedenlerden<br />
oldu¤unu düflünme e¤ilimimize ra¤men,<br />
volkanlar, orman yang›nlar› ve toz f›rt›-<br />
nalar› gibi birçok do¤al kirletici kaynak<br />
vard›r.<br />
Volkan iklimi etkiler<br />
Böylece volkanik patlamalar›n arazinin<br />
yap›s›n› de¤ifltirdi¤ini, havay› kirletti¤ini<br />
ve y›k›mlara neden oldu¤unu çok iyi biliyoruz,<br />
fakat volkanlar ayn› zamanda iklimde<br />
de önemli de¤iflimler yaratabilirler.<br />
Bunu atmosfere büyük miktarda silikat<br />
(kuvars kumu) ve sülfürik asit aerosolleri<br />
saçarak yaparlar. Sülfürik asit aerosollerinin<br />
özellikle stratosfere girmesi<br />
küresel iklimde k›sa dönemde önemli de-<br />
¤iflimlere neden olur. Örne¤in, Sigurdsson'a<br />
göre volkanlar›n atmosfere sald›¤›<br />
1012 kg sülfürik asit yeryüzünde hava s›-<br />
cakl›¤›n› 3 ila 4 derece so¤utabilir.<br />
Literatüre göre farkl› tipteki volkanlar<br />
farkl› aerosol emisyonlar›na neden olur.<br />
Bazalt lavlar› (‹zlanda'da oldu¤u gibi) atmosfere<br />
daha fazla kükürt salarak silikatl›<br />
patlamalardan daha fazla iklimi etkiler.<br />
Bu nedenle volkanlar›n iklim de¤iflimi<br />
çal›flmalar›n›n sadece vazgeçilmez bir<br />
unsuru de¤il ayn› zamanda tektonik hareketler<br />
ve magma kimyas› için de göz<br />
önünde tutulmalar› gerekmektedir. Buna<br />
bir örnek olarak flunu verebiliriz:<br />
1980 y›l›nda St. Helens da¤›n›n volkanik<br />
patlamas›yla Meksika El Chichon patlamas›<br />
ayn› büyüklükte olmalar›na ra¤men<br />
etkileri çok farkl› olmufltur. Her iki<br />
patlama küçük miktarda magmay› atmosfere<br />
saçm›flt› ama El Chichon patlamas›<br />
kükürt bak›m›ndan çok daha zengindi.<br />
Böylece St. Helens da¤› önemli bir<br />
iklim de¤iflimine neden olmazken, El<br />
Chichon stratosfere 20 milyon ton sülfürik<br />
asit göndererek kuzey yar›m kürede<br />
yaklafl›k olarak bir y›l boyunca hava s›-<br />
cakl›¤›n›n birkaç derece düflmesine neden<br />
oldu.<br />
Volkanik patlamalar›n iklimi de¤ifltirdi¤inin<br />
fark›na var›lmas› 1783 y›l›nda Benjamin<br />
Franklin'in Avrupa'daki (‹zlanda) Laki<br />
patlamas›n›n art›ndan ‘kuru sis' gözlemine<br />
kadar geri gider. Gerçekte tarihsel<br />
kay›tlar, geçmiflteki volkanik patlamalar›n<br />
iklime etkisini ortaya ç›kartmak için<br />
çok kullan›fll›d›r. Tarih kitaplar›nda yer<br />
alan yazs›z geçen y›llar, so¤uk geçen yaz<br />
ve k›fl aylar›, düflük tar›m rekoltesi, k›tl›k,<br />
açl›klar›n ve isyanlar›n bir k›sm› volkanik<br />
patlamalar›n ard›ndan ortaya ç›km›flt›r.<br />
Örne¤in 1883 Krakato patlamas›ndan<br />
sonra gökte ilahi iflaretler olarak alg›lanan<br />
bulan›k ›fl›klar, güneflin tuhaf mavimt›rak<br />
görünüflü, müthifl gün bat›m›<br />
ve do¤umlar› gibi tuhaf atmosferik optik<br />
olaylar da gözlenmifltir.<br />
Hava iki gün karard›<br />
Volkanik patlamalar›n iklime etkisi üzerine<br />
çok iyi bilinen baflka bir örnek, 1815<br />
y›l›nda Endenozya'daki Sumbawa Adas›'nda<br />
bulunan Tambora volkan›n›n patlamas›n›n<br />
ard›ndan 1816 y›l›n›n dünyada<br />
‘yazs›z bir y›l' olarak geçmesidir. Geçmifl<br />
10 bin y›lda Tambora, bilinen en büyük<br />
volkan patlamas›d›r. Bu patlama çok<br />
büyük bir alan› kaplayacak kadar kül<br />
üretmifl ve iki gün boyunca volkan›n çevresinde<br />
600 km'lik alanda hava karanl›k<br />
geçmifltir. A¤aç yafl halkalar›n›n gösterdi-<br />
¤ine göre 1816 y›l›n›n yaz›, 1815 yaz›ndan<br />
1.5 derece daha so¤uk olmufltur. Bu<br />
so¤uk yaz aylar›nda Avrupa'da hava çok<br />
so¤uk ve ya¤›fll› geçerek ve tar›m alanlar›n›<br />
tahrip ederek açl›k, salg›n hastal›klar<br />
ve iç kar›fl›kl›klara neden olmufltur.<br />
Benjamin Franklin’in 1783 y›l›nda fark<br />
etti¤i ‹zlanda Laki yanarda¤›ndan olan<br />
püskürme ola¤an d›fl› bir olayd›. Püskürme<br />
Haziran ay›nda bafllad› ve yaklafl›k<br />
sekiz ay boyunca devam etti. Püskürme<br />
sürekli olarak fliddetli bir flekilde sürmedi,<br />
daha çok lav ak›fl› fleklide gerçekleflti.<br />
Franklin'in tarif etti¤i sis, Asya ve Kuzey<br />
Afrika'da da gözlenmiflti. Her ne kadar<br />
büyük bir volkanik patlama gerçekleflmemiflse<br />
de etkileri çok dramatik oldu.<br />
‹zlanda da tar›m alanlar› tahrip oldu, evcil<br />
hayvanlar› yüzde 75’i telef oldu ve ‹zlanda'n›n<br />
açl›k ve salg›n hastal›klar nedeniyle<br />
dörtte biri öldü. Bu volkanik aktivitelerden<br />
sonraki k›fl 225 y›l›n en so¤uk<br />
k›fl› oldu. Böylece, volkanik patlamalar›n<br />
dünya iklimini de¤ifltirdi¤i fikri bugün iklim<br />
de¤ifliminin en önemli nedenlerinden<br />
biridir.<br />
fiimdi ben ‹zlanda’daki küçük volkan›n<br />
neden oldu¤u toz, kül ve asit ya¤›fllar›ndan<br />
hiç korkmuyorum ama Osmanl› Ta-<br />
84 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
ihinde 1783 ve 1816 y›llar›nda neler oldu¤unu<br />
çok merak ediyorum. Bu y›llarda<br />
Anadolu’da neler yafland›¤›n› bilen<br />
var m›<br />
Beni en çok korkutan afet, “Süper Volkan<br />
Patlamas›”d›r. ABD’de de olmas›ndan<br />
korkulan en kötü 10 do¤al afet listesinde<br />
de volkan vard›r. Örne¤in Yellowstone<br />
ABD’de bir gün patlayacak. Böyle bir fley<br />
olursa etraf›ndaki binlerce kilometrelik<br />
alandaki tüm yaflam› yok edecek ve<br />
ABD’nin tümünü 1 m. kal›nl›kta küller<br />
kaplayacak.<br />
Özetle bizdeki büyük k›yamet korkusu<br />
eskiden patlayarak iklim de¤iflimine neden<br />
olmufl süper volkanlardan kaynaklan›yor.<br />
>><br />
Volkanik patlamalar›n iklime etkisi üzerine çok iyi bilinen baflka bir<br />
örnek, 1815 y›l›nda Endenozya'daki Sumbawa Adas›'nda bulunan<br />
Tambora volkan›n›n patlamas›n›n ard›ndan 1816 y›l›n›n dünyada ‘yazs›z<br />
bir y›l' olarak geçmesidir.<br />
Jet ak›mlar›na binmek<br />
Günümüzdeki volkan korkusu, di¤er bir<br />
deyiflle küçük k›yamet ise volkanik küllerin<br />
jet ak›mlar›n›n seviyesine ulaflarak ve<br />
jet ak›mlar› taraf›ndan her tarafa tafl›nmas›<br />
sonucu hava trafi¤ini durdurmas›ndan<br />
kaynaklanmaktad›r.<br />
Atmosferde yükselince genellikle s›cakl›k<br />
sürekli olarak düfler, rüzgâr h›z› ise artmaya<br />
devam eder ve 11 km civar›nda<br />
rüzgâr h›z› maksimum bir de¤ere ulafl›r.<br />
Bu kuvvetli rüzgâr ak›mlar›na “jet ak›m›”<br />
denir. Jet ak›m›, çok de¤il yaklafl›k 50 y›l<br />
önce hiç kimsenin bilmedi¤i bir fleydi.<br />
Fakat bu günlerde, özellikle Amerika'da<br />
her akflam TV'de hava durumu programlar›n›n<br />
en önemli unsuru haline geldi.<br />
Çünkü jet ak›mlar› günlük hava durumunu<br />
belirleyen en önemli faktörlerden biridir.<br />
Onlar, hava flartlar›yla birlikte uçaklar›n<br />
uçufl süresini ve yüksekli¤ini de belirler.<br />
Yolcu uçaklar›n›n bat›dan do¤uya<br />
do¤ru olan uzun mesafeli uçufllar›nda<br />
zaman, jet ak›mlar› yüzünden çabuk geçer.<br />
Bu nedenle, ‹stanbul-New York seferi<br />
11 saat sürerken dönüfl yolculu¤u dokuz<br />
saattir. Günümüzde uçaklar, rutin<br />
olarak ya jet ak›mlar›nda rüzgârla birlikte<br />
uçmak ya da jet ak›mlar›na karfl› uçmamak<br />
için uçufl yüksekliklerini ayarlar.<br />
Jet ak›mlar›n›n tarihi k›sa ve çok ilginçtir:<br />
I. Dünya Savafl›'ndan sonra birkaç bilim<br />
insan› yerden 10 ila 15 kilometre yükseklikteki<br />
havada çok kuvvetli rüzgârlar›n<br />
varl›¤›ndan flüpheleniyordu. Bu çok kuvvetli<br />
hava ak›mlar›, art›k ‘jet ak›m›' olarak<br />
biliniyor. Bunlarla ilk önce II. Dünya<br />
Savafl›'nda bir Alman keflif pilotu karfl›lafl›r.<br />
Bu pilot Akdeniz üzerinde uçarken<br />
fark›nda olmadan saatte 350 kilometre<br />
h›zla esen rüzgâra karfl› uçar, uçar. Sonuçta,<br />
oldu¤u yerde çak›l›p kal›r ve yak›-<br />
t› bitince de zorunlu olarak denize iner.<br />
Asl›nda, 5 Eylül 1862'de ‹ngiliz Meteorolo¤ist<br />
James Glaisher ve Coxwell adl› bir<br />
pilot jet ak›m›n› keflfetmeye çok yaklafl›r.<br />
Atmosferde ölçümler yapmak için bir s›-<br />
cak hava balonuyla yükselmifllerdir. Koruyucu<br />
giysiler vb. olmadan 8.8 kilometrenin<br />
üzerine ç›kt›klar› anda düflük hava<br />
bas›nc› ve oksijen miktar› nedeniyle tümüyle<br />
fenalafl›rlar. Coxwell felç olur; ellerini<br />
oynatamaz ama diflleriyle balonun<br />
vanalar›n› çevirerek balonu yere indirmeyi<br />
baflar›r. Fakat 2-3 kilometre daha<br />
yukar›ya ç›kamad›klar› için jet ak›mlar›-<br />
n› keflfedemezler.<br />
85
MAKALE<br />
dönen uçaklar büyük bir s›çrama yapt›.<br />
Uçaklar›n yere göre olan h›zlar› bir anda<br />
450 mil/saat'e ç›kt›. Bu h›z uçaklar›n<br />
maksimum h›z limitinin 90 mil/saat üzerindeydi.<br />
Art›k bombard›man uçaklar›-<br />
n›n pozisyonlar›n› ayarlamas› için çok<br />
geçti. B›rakt›klar› bombalar da hedeflerin<br />
çok önünde bir yerlere düflmüfltü.<br />
Askeri aç›dan görev baflar›s›zl›kla sonuçlanm›flt›<br />
ama bu olay meteorologlar ve<br />
havada belefl yol almay› hayal edenler<br />
için büyük bir bulufltu. Maalesef jet<br />
ak›mlar› sürekli bir çizgi gibi dünyay› dolanmaz.<br />
Bu nedenle, ço¤u s›cak hava baloncular›n›n<br />
sadece jet ak›mlar›na binerek<br />
dünyan›n etraf›n› dönme denemeleri<br />
de baflar›s›zl›kla sonuçlanm›flt›r.<br />
>><br />
Günümüzdeki volkan korkusu, di¤er bir deyiflle küçük k›yamet ise<br />
volkanik küllerin jet ak›mlar›n›n seviyesine ulaflarak ve jet ak›mlar›<br />
taraf›ndan her tarafa tafl›nmas› sonucu hava trafi¤ini durdurmas›ndan<br />
kaynaklanmaktad›r.<br />
Kurdele gibi uzanan rüzgâr nehirleri<br />
1920'lerde de meteorolojistler balonla<br />
deney ve ölçümler yapmaya devam<br />
eder. 1922'de bir meteoroloji balonu ‹ngiltere'de<br />
uçurulduktan sadece dört saat<br />
sonra 966 kilometre do¤uda Almanya'ya<br />
düfler. Balon saatte yaklafl›k olarak 240<br />
kilometrelik bir h›zla uçmufltur. Balonun<br />
görülmemifl bu h›z›na ak›l s›r ermez ve<br />
bu iflte bir tuhafl›k oldu¤u düflünülür.<br />
1930'larda baz› teorik çal›flmalar ve gözlemler<br />
de bat›dan do¤uya çok h›zl› rüzgârlar›n<br />
esiyor olmas› gerekti¤ini söylüyordu.<br />
Örne¤in, yerden h›zl› hareket etti-<br />
¤i gözlenen cirrüs bulutlar› yukar› seviyelerde<br />
çok kuvvetli bat›l› hava ak›mlar›-<br />
n›n oldu¤unu aç›kça gösteriyordu.<br />
II. Dünya Savafl› s›ras›nda bu tuhaf rüzgârlar,<br />
1922'de ‹ngiltere'de yaflanan balon<br />
olay›nda gözlendi¤i gibi, yine tuhaf<br />
bir flekilde kendilerini belli ettiler. Pasifik<br />
Okyanusu'ndaki Saipan ve Tinian adl›<br />
adac›klardan kalkan Amerikan B-29<br />
bombard›man uçaklar› Tokyo'ya uçarken<br />
çok kuvvetli rüzgârlarla karfl›laflt›klar›n›<br />
ve h›zlar›n› kontrol edemediklerini<br />
rapor ediyordu. Bazen bu rüzgârlara karfl›<br />
uçtuklar›nda do¤ru dürüst yol alamad›klar›n›<br />
ama yak›tlar›n›n tükendi¤ini<br />
fark ediyorlard› ama kimse bunlara havada<br />
bir kurdele gibi uzanan kuvvetli<br />
rüzgâr nehirlerinin neden oldu¤unu hayal<br />
bile edemiyordu.<br />
Böylece, 4 Kas›m 1944'te 49 adet B-29<br />
Superfortress tipi savafl uça¤› ilk büyük<br />
ölçekli bombard›man için Tokyo'ya yönelmiflti.<br />
27 ila 30 bin feet aras› bir yükseklikteyken<br />
Fuji Da¤›'na do¤ru do¤uya<br />
Her gün tespit edilmeleri gerek<br />
Jet ak›mlar› yerdeki f›rt›na sistemlerinin<br />
hareketini yönlendirme gücüne de sahiptir.<br />
Ayn› zamanda jet ak›mlar›, kuzeydeki<br />
daha so¤uk havay›, güneydeki daha<br />
s›cak havadan da ay›r›r. Örne¤in, kuzeybat›dan<br />
Türkiye üzerine inen bir jet ak›-<br />
m› hava s›cakl›¤›n› düflürür. Di¤er yandan,<br />
güneybat›dan bir y›lan gibi k›vr›larak<br />
üzerimize yönelen jet ak›mlar› ise s›-<br />
cak ve nemli havay› üzerimize getirir.<br />
Tahmincilerin 200-300 mb bas›nç seviyelerine<br />
bakt›¤› zaman ilk düflündü¤ü jet<br />
ak›mlar›d›r. Jet ak›mlar› sürekli hareket<br />
halinde oldu¤u için, bulunduklar› yerlerin<br />
her gün tespit edilmesi gerekir. Bunun<br />
için de dünyan›n 10 bin de¤iflik noktas›ndan<br />
her gün iki adet meteoroloji balonu<br />
uçurulup yukar› seviyelerdeki rüzgârlar<br />
ölçülür. Dolay›s›yla yerleri belirlenen<br />
jet ak›mlar›yla daha do¤ru ve orta<br />
vadeli s›cakl›k ve ya¤›fl tahminleri yap›labilir.<br />
Bat›dan do¤uya do¤ru esen jet<br />
ak›mlar› bize havan›n dünyadan daha<br />
h›zl› döndü¤ünü de göstermektedir. Ayr›-<br />
ca k›fl mevsimi yaflanan yerlerde (‘rüzgâr<br />
günefli takip eder' prensibine uygun bir<br />
flekilde) rüzgârlar her zaman daha h›zl›<br />
eser. Bu nedenle, jet ak›mlar› k›fl›n daha<br />
güneye inerek alçak bas›nç ve ona ba¤l›<br />
cephe sistemlerinin üzerimize getirip daha<br />
çok ya¤›fl b›rakmas›na neden olur.<br />
Sonuç olarak uçamayan uçak ve yolcular<br />
ile birlikte havaalanlar›nda mahsur kalan<br />
binlerce yolcu için küçük volkanlar<br />
bazen küçük bir k›yamete neden olabilirken<br />
süper volkan patlamalar› iklimi de-<br />
¤ifltirerek milyonlarca insan› etkileyen<br />
büyük k›yametlere neden olabilmektedir.<br />
Dünya, do¤a, yaflam iflte budur!<br />
86 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
KTAPLIK<br />
Ak Zambaklar<br />
Ülkesinde Finlandiya<br />
> Fatih Göksu<br />
F<br />
inlandiya gibi küçük ve geri kalm›fl<br />
bir ülkenin, e¤itim ve kültür yönlerinden<br />
nas›l kalk›nd›¤›n› derinli¤iyle anlatan<br />
büyük toplumsal bir yap›tt›r. Fin halk›<br />
önceden nas›ld›, sonradan ne duruma<br />
geldi ve bunda okulun, devletin, toplumun<br />
ve dinin rolleri nelerdir gibi olgular›<br />
sorgulayan kitap ayr›ca, tek tek kahramanlar<br />
Fin halk›n› nas›l yi¤it bir ulus yapm›flt›r,<br />
demokrat bir ulus ne demektir, bütün<br />
bir ulus nas›l yücelir, halka karfl› ayd›nlar›n<br />
görevi nelerdir, gerçek yurtseverlik<br />
nas›l olur, ulusa gerçek bir hikmet nas›l<br />
verilir, bir avuç ayd›n›n halka kendini<br />
veren gönül toklu¤u ve özverisiyle tüm bir<br />
ulus nas›l cehennemden cennete yükseltilir<br />
gibi sorulara da cevaplar vermifltir.<br />
Bir milletin uyan›fl›n›, bir toplumun var<br />
olma mücadelesini Snelman ö¤retilerinden<br />
yola ç›karak anlatmaya çal›flm›flt›r.<br />
Snelman kimdir:<br />
Snelman, yeniden do¤makta olan genç<br />
Fin ayd›nlar›n›n en gözde temsilcilerinden<br />
biridir. Snelman, her fleyden çok, bir<br />
halk ö¤retmeni ve Finlilerin ulusal kültürlerinin<br />
yarat›c›s› olmakla ün yapm›flt›r.<br />
Grigoriy Petrov, Snelman’›, binlerce göller<br />
ve batakl›klar ülkesi Finlandiya’y› “Akzambaklar<br />
Ülkesi”ne dönüfltüren ve yepyeni<br />
bir Finlandiya yaratan lider olarak<br />
tan›mlamaktad›r. Snelman’›n istekleri<br />
do¤rultusunda genç Fin ö¤retmenler, din<br />
adamlar›, avukat ve memurlar harekete<br />
geçmifller; halk y›¤›nlar›n›n e¤itimi, okur<br />
yazarl›¤›, ayd›nlat›lmas› ve uyar›lmas›<br />
için bir seferberlik bafllat›lmas› gere¤ini<br />
insanlar aras›nda yaymaya bafllam›fllard›r.<br />
Snelman ve arkadafllar›, Finlandiya’n›n<br />
gelece¤e yönelmifl kalk›nmas›yla ilgili<br />
bütün ümitlerini Fin gençlerinin ak›ll›-<br />
ca e¤itimi konusuna ba¤lam›fllard›. Gençlik,<br />
onlar›n çok sevdi¤i ve ayn› zamanda<br />
üzerinde duyarl›l›kla durdu¤u bir konuydu.<br />
Bu nedenle Snelman; dosdo¤ru konuflur,<br />
gençleri uygunsuz davran›fllar›ndan<br />
dolay› yüzlerine karfl› azarlamaktan çekinmezdi.<br />
Ama yafll›lar önünde gençler<br />
elefltirilirken moralce bozulduklar›; bu sebeple<br />
gençlerden hiçbir iyi hareket ve tutum<br />
beklenemeyece¤i iddia edilirken,<br />
Snelman gençleri daima savunurdu.<br />
Snelman`in ö¤retilerinden<br />
baz› bafll›klar<br />
Ak Zambaklar<br />
Ülkesinde<br />
Finlandiya<br />
Grigoriy Petrov<br />
Tarihin verdi¤i dersler<br />
Altyap›s› eskimifl uluslar›n bir zamanlar›n<br />
çok güçlü kurulufllar› olan örgütleri, düzenleri<br />
ve hatta yönetim flekilleri, her nas›lsa<br />
zaman›m›za kadar sürüp gelebilmifltir.<br />
Kahramanlar ve ulus<br />
Devletlerin güçleri ve güçsüzlükleri, uluslar›n<br />
toplu halde geliflmeleri veya çözülüp<br />
da¤›lmalar› her zaman ve yaln›z onlar› yönetenlerin<br />
de¤erli veya de¤ersiz ya da<br />
erkli veya erksiz olmalar›ndan ileri gelmez.<br />
Kilise ve halk<br />
Kilise papazlar› kiliselerinde cemaatlerine<br />
yeni ve daha baflka bir dil ile konuflarak<br />
yeni konular etraf›nda konferanslar vermeye<br />
bafllam›fllard›r. Gençler ve çocuklarla<br />
da ayr› ayr› toplant›lar yapm›fllar, bunu<br />
yaparken de akl›, ilmi ve hayat›n gereklerinden<br />
olan nefle ve e¤lenceyi uluorta<br />
elefltirip lanetlemeden yapm›fllard›r.<br />
Memurlar-E¤itimciler<br />
Snelman’›n halka karfl› yapt›¤› konuflmalar<br />
halk›n kendi memurlar›na karfl› daha<br />
çok güven beslemesini sa¤lam›flt›r. Dinç,<br />
zihin ve ruhça geliflmifl, ahlakça üstün yeni<br />
genç memurlar devlet kurulufllar›nda<br />
görev almaya bafllam›fllard›r. Bu sayede<br />
Finlandiya örnek gösterilmeye lay›k bir<br />
kalk›nma aflamas›na eriflmifltir. Halk da<br />
bu yeni kuflak memurlar›yla pek hakl› olarak<br />
övünmeye bafllam›flt›r.<br />
Köylüler, iflçiler, küçük zanaatkârlar:<br />
Snelman; henüz çocukluk ve okul ça¤lar›nda<br />
iken dünyada ve uluslar aras›nda<br />
gelip geçen ve her biri a¤›r suç say›lacak<br />
nitelikteki k›yas›ya bo¤uflmalardan ve<br />
kendi deyimine göre insanlar aras›nda,<br />
uflak ve kölelik anlay›fl› ile yürütülen alçakça<br />
davran›fllardan ve özellikle, saray<br />
entrikalar›ndan nefret eder; bu ifllere adlar›<br />
kar›flanlara karfl› derin bir kin duyard›.<br />
Futbol<br />
Snelman ve arkadafllar› gençlerin körpecik<br />
fakat dinç ve güçlü dima¤lar›n› gelifltirecek<br />
çal›flmalar› bir yana iterek, sadece<br />
futbola kendilerini bu derecede tutku ile<br />
88 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
kapt›rm›fl olmalar›n› asla uygun bulmam›fllar;<br />
bu gidifli, bütün gençli¤in zihinsel<br />
ve ruhsal yönlerden yoksun, bombofl ve<br />
ç›r›lç›plak durumda bulunmas› fleklinde<br />
yorumlam›fllard›r.<br />
Burada kitabin asil de¤eri bize Finlandiya’y›<br />
tan›tmas›nda de¤il, bu ülkeyi tan›t›rken<br />
bize de kendimizin ne oldu¤unu ve<br />
ne olaca¤›m›z› göstermesindedir. Sanki<br />
bu küçük Fin ulusu, biz Türklere bir kolayl›k<br />
olsun diye, tuttu¤umuz uygarl›k yolunda,<br />
daha kararl› ve güvenle yürümemiz<br />
için o deneyi yapm›fllard›r.<br />
Kitaptan al›nt›lar:<br />
“zaman geçtikçe nesiller sürekli de¤ifliyor.<br />
Her nesil, kendisiyle birlikte yeni kavramlar,<br />
söylemler, yeni ihtiyaçlar ve talepler<br />
gelifltiriyor. Yeni nesillere art›k eskimifl,<br />
zaman afl›m›na u¤ram›fl yönetim biçimleri<br />
ve yasalar zorla uygulanamaz.”<br />
“ülke insan›n ço¤unlu¤unun e¤itimden<br />
yoksul b›rak›lmas› bir cinayettir. Devletin<br />
kendi kendini yok etmesi, intihar etmesi<br />
demektir.”<br />
“milyonlarca halk bedenen, ruhen, fikren<br />
ve ahlaken çürüyor da, hiç kimse bu kokuflmufllu¤u<br />
görmüyor. Herkesin karakteri<br />
bozulmufl veya herkes bu yozlaflm›fll›¤a<br />
al›flm›fl da bunu do¤al bir durum san›yor<br />
sanki. Ama bu böyle mi olmal›d›r”<br />
Yazar hakk›nda<br />
Ak zambaklar ülkesi isimli kitab›yla dünyada<br />
çok genifl kitlelere ulaflan bir Rus yazard›r.<br />
Petrov ilahiyat e¤itimi gördü ve<br />
çevresinde hatipli¤iyle tan›nd›. Ülke çap›nda<br />
yapt›¤› ateflli konuflmalarla, halklar›<br />
miskin miskin oturmaktan vazgeçip,<br />
harekete geçmeleri konusunda yüreklendirmeye<br />
çal›flt›. Onlar›n böyle kötü bir yaflam›<br />
hak etmedi¤ini, bunu yenmek için<br />
de, s›n›fs›z bir flekilde, iflçisinden köylüsüne,<br />
devlet adam›ndan ö¤retmenine, ö¤rencisinden<br />
sanatç›s›na ayd›n›na kadar<br />
çok s›k› çal›flmas› gerekti¤ini hayk›rd›<br />
yüzlerine...<br />
Petrov, 1800’lü y›llar›n öncesinde ‹sveç<br />
hâkimiyetinde olan Finlandiya’n›n,<br />
1800'lü y›llar›n bafl›ndan itibaren Rusya<br />
egemenli¤ine geçmesiyle efl zamanl› olarak,<br />
birçok defa Finlandiya’ya gitme flans›<br />
buldu. Finlandiya’n›n -yerel halk kendine<br />
suomi diyor- dört bir yan›n›, neredeyse<br />
her köflesini gezdi, birçok insan tan›d›, yaz›ndan<br />
k›fl›na, ilkbahar›ndan sonbahar›-<br />
na kadar her mevsimini yaflad›, hiç bir do-<br />
¤al zenginli¤i olmayan yokluklar içindeki<br />
ve bu da yetmiyormufl gibi -cahil- olan bir<br />
halk›n, emekle, saf emekle, geliflme duygusuyla,<br />
kendi kendine omuz vererek nas›l<br />
geliflti¤ine ve bunu devletler tarihinde<br />
çok k›sa bir süre olan 70-80 y›l gibi bir sürede<br />
yapt›¤›na flahit oldu.<br />
Bu nedenle akzambaklar ülkesi adl› kitab›nda<br />
Finlandiya’n›n kat etti¤i bu mesafeye<br />
aç›kça -hayranl›k duydu¤unu- ifade etti.<br />
Petrov yaflam›n›n bir döneminde ‹stanbul´da<br />
da bulunmufltur.<br />
89
BR PORTRE<br />
Gelecek tasavvurunuz nedir<br />
> ‹brahim Akgün<br />
H<br />
ür ve sivili bir müteflebbis olan Nuri<br />
Demira¤, bugün ancak ilgilisinin bildi¤i<br />
bir isim ve a¤›rl›kl› olarak da Befliktafl’ta<br />
kurdu¤u uçak fabrikas›yla an›lmaktad›r.<br />
Bu somut ad›m›n ön planda olmas›<br />
anormal de¤ildir; ama bu O’nu geçmiflten<br />
günümüze tafl›mam›z› sa¤lamamaktad›r.<br />
Bir baraj düflünün, müthifl bir potansiyele<br />
sahip. Suyun bir arada tutulmas›n› sa¤layan<br />
bir beton y›¤›n› ve o potansiyel harekete<br />
geçti¤inde de elektrik üretimi söz<br />
konusu. Nuri Demira¤’› Demira¤ yapan<br />
da sahip oldu¤u potansiyel ve bu potansiyelin<br />
yerli ve yerinde ad›mlar at›lmak suretiyle<br />
kullan›lmas›d›r. O’nu derinlemesine<br />
anlamam›za imkân tan›yacak olan da<br />
bu ad›mlar› hangi tasavvurla yapt›¤›n›<br />
keflfetmektir.<br />
Geçmiflinden kopmadan, ülkesi ad›na bir<br />
gelecek infla etmeye adanm›fl bir hayat<br />
yaflayan Demira¤’›, bu kadar dirayetli ve<br />
azimli k›lan, benli¤ine de¤il, memleketine<br />
olan hizmet aflk›yd›. Bir ülkenin ancak,<br />
kendisine yapt›¤› yat›r›mla yükselece¤inin<br />
bilincinde olarak, ahlak ve ifl zemininde<br />
memleketi için kendisinin tabiriyle<br />
“ruhu idealist, dima¤› realist” birisi olarak<br />
çal›flt›.<br />
Günü kurtarman›n çok ötesinde, gelece¤i<br />
inflâ etme tutkusu, sahip oldu¤u tüm servetinin<br />
yat›r›mlara akmas›n› sa¤lam›flt›r.<br />
Sorumluluk almaktan kaçm›yor ve yaln›zca<br />
mesle¤iyle yetinmemiflti. Prensip sahibiydi<br />
ve görevi esnas›nda hakarete u¤rad›ktan<br />
sonra “milli haysiyet ve flerefi, üç<br />
buçuk palikaryan›n ayaklar› alt›nda çi¤nenen<br />
bir hükümete memurluk edemem”<br />
diyerek ilk yerli ve yerinde yat›r›m›-<br />
na giriflmiflti.<br />
Kendisine olan güveni sayesinde yarat›c›<br />
olabilmifl ve ortaya her zaman yeni birfleyler<br />
koymaya çal›flm›flt›r. Daima ilerisi<br />
için ad›m atm›fl, hayat› bütüncül gözlemlemifl<br />
ve tekrar ediyorum, günü kurtarman›n<br />
çok ötesinde gelece¤i inflâ etmek için<br />
u¤raflm›fl ve 1935’te Türk Hava Kurumu<br />
(THK) hava savunmas› için para toplarken,<br />
Vehbi Koç 5 bin lira ile destek olurken,<br />
Demira¤: “Siz ne diyorsunuz Benden<br />
bu millet için bir fley istiyorsan›z en<br />
mükemmelini istemelisiniz. Madem ki bu<br />
millet teyyaresiz yaflayamaz, öyleyse bu<br />
yaflama vas›tas›n› baflkalar›n›n lütfundan<br />
beklememeliyiz. Ben bu uçaklar›n fabrikas›n›<br />
yapmaya talibim” demiflti. Baz›lar›<br />
gibi ABD’den lisans alma derdine düflmeyen<br />
Demira¤, 1910’lardan sonra pilot yetifltirmeye<br />
ve uçak üretmeye bafllayan Almanya,<br />
Fransa ve ‹ngiltere’nin sanayi anlam›nda<br />
gerisinde kalmamam›z› sa¤layacak<br />
ikinci yerli ve yerinde ad›m› Selahattin<br />
Alan ile birlikte atm›flt›.<br />
Bu hamle bile bir devrimken, o bunu k›sa<br />
vadede görüyordu, birbirini tamamlay›c›<br />
parçalar› birlefltirmesi gereklili¤inin ve<br />
bütüncül yaklafl›m›n bir sonucu olarak da<br />
gök okulunu açm›fl, ard›ndan gök üniversitesini<br />
kurmay› planlam›flt›.<br />
Kendisi, sars›lmaz azim, cesaret ve sebat<br />
ile bu ad›mlar› atarken, ABD Howrd<br />
Hugs’a 60 milyon $ verirken, London<br />
News’ Demira¤’› ‘Türk Rockefeller’i olarak<br />
yazarken; Ülkemiz yöneticileri ABD yard›-<br />
m›ndan belefl uçak almay› ye¤lemifl, Demira¤’dan<br />
rüflvet istediler, medyas› da gazetelerde<br />
kendisiyle alay etmiflti.<br />
O günlerde, birçok beyin yurtd›fl›na e¤itime<br />
gidiyordu. Gelenlerin çok az›, hizmet<br />
derdindeydi. Ço¤u, “lisans alal›m da, hangi<br />
ülkeninkini alal›m” k›s›r tart›flmas›n›n<br />
içindeydi. Bugün de birçok arkadafl›m›z<br />
var yurtd›fl›nda, bu arkadafllar da hizmet<br />
etmek istiyorlar; ama kendilerine imkân<br />
sa¤land›¤› ve mesleklerine de¤er verildi¤i<br />
nispette. Umuyoruz ki ülkemizin en büyük<br />
temsilcilerinden Prof. Dr. Ali Erdemir’e<br />
“madem yabanc› dilin var, öyleyse<br />
resepsiyonda çal›fl” denildi¤i gibi de¤ersiz<br />
karfl›lanmazlar.<br />
Ortak bir hedefe topyekün<br />
yönel(e)meyen bir toplum<br />
15. Lui’nin babas› kendisini emanet etti¤i<br />
mürebbiyesine kral aday› olan Lui’nin<br />
e¤itiminin nas›l giti¤ini sorar, mürebbiye<br />
de “tüm yetenekleri tam; fakat tüm bunlar›<br />
kullanma yetene¤i eksik” der. Bunun<br />
içinde yaflad›¤›m›z toplum için geçerli oldu¤unu<br />
düflünürsek e¤er, nedir bizi bu<br />
yetenekleri kullanmaktan al›koyan, mahrum<br />
b›rakan ve bu yoksunlu¤u bize yaflatan<br />
San›yorum ki burada büyük bir toplumsal<br />
iki s›k›nt›ya parmak basm›fl oluyoruz;<br />
EGO ve S‹YASET (her anlamda). Bu ikisi ve<br />
bu ikisinin neden oldu¤u ALGI bozuklu¤u<br />
her noktada eskiden oldu¤u gibi kendini<br />
daima olumsuz yönde göstermektedir.<br />
Bir misal olarak, ‹smet ‹nönü’nün tek<br />
adam olmak sevdas›na Demira¤’›n bütün<br />
bir yat›r›m›n› y›km›fl olmas›n› ve mensubu<br />
oldu¤u cemiyetin kendince d›fl›nda<br />
gördüklerinin gücünü ö¤renebilmek ad›-<br />
na da DP’nin kurulmas›n› desteklemifl<br />
oluflunu gösterebiliriz. Bu gibi durumlar<br />
ÜRETKENL‹⁄‹N en büyük düflman›d›r;<br />
çünkü IQ ve di¤er tüm alanlarda domino<br />
etkisi yaratacak ‘ortak hareket etme’ olgusu<br />
ortadan kalkm›fl, BEN ön plana al›nm›flt›r.<br />
Geçmiflin yükü ve gelece¤in<br />
sorumlulu¤u üzerimizde<br />
Hayat, daima iki seçenek üzerine sürer gider,<br />
seçene¤i ülkesi ad›na faydal› birfleyler<br />
ortaya koymak olan kiflilerin, tek bir<br />
birey olarak zihinlerini daima tetikte tut-<br />
90 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
mas› gerekmektedir. Gündemlerimizin<br />
nelerden olufltu¤una bir göz atmal›y›z.<br />
‹çinde bulundu¤umuz zaman, asl›nda, bize<br />
verilmifl/sunulmufl bir f›rsatt›r. Zaman<br />
geçerken traktörlerin arkas›ndaki pulluklar›n<br />
tarlay› ekilecek hale getirmesi misali<br />
gelecek için de¤er yaratacak flekilde mi<br />
geçiyor yoksa bofl mu geçiyor diye sürekli<br />
olarak kendimizi muhasebeye çekmeliyiz.<br />
Son olarak, bizlere düflen; “EGO’muzu<br />
yenmek, kendimize güvenmek, kararl› olmak,<br />
Nuri Demira¤’›n baflar›da âmil 6<br />
flart olarak gördü¤ü ‘‹flret (içki içme), oyun<br />
(kumar), iffetsizlik, e¤rilik, tembellik, zulümkarl›k’<br />
gibi fleylerden kaç›nmakt›r.”<br />
Yöneticilere düflen de; “Yol açmakt›r.”<br />
Yitik bir hazine olan<br />
Demira¤’› keflfetmeye çal›flt›k.<br />
1886 y›l›nda Sivas'›n Divri¤i kasabas›nda<br />
do¤du. Babas›n› henüz üç yafl›nda iken<br />
kaybetmifltir. Rüfldiye tahsilini memleketinde<br />
yapm›fl ve ayn› rüfldiyeye muallim<br />
tayin edilmifl, Ziraat Bankas›n›n açt›¤› bir<br />
müsabaka imtihan›n› kazanarak, bu bankan›n<br />
önce Kangal, sonra Koçkiri flubelerinde<br />
çal›flm›flt›r. Maliye Bakanl›¤›n›n açt›¤›<br />
bir imtihan› da kazanarak, bankac›l›ktan<br />
maliye hizmetine geçmifl, ‹stanbul'a<br />
gelerek Maliye'nin her kademesinde seçkin<br />
bir memur olarak çal›flm›fl ve 1918-<br />
1919 aras›nda 32-33 yafllar›nda iken maliye<br />
müfettifli olmufltur.<br />
Kendi kayd›na göre 56 alt›n (252 ka¤›t lira)<br />
birikmifl paras› ile sigara ka¤›tç›l›¤›na<br />
bafllam›fl ve "Türk Zaferi" ad›n› verdi¤i bir<br />
sigara ka¤›d› ç›karm›flt›r. Daha sonra, Demiryollar›<br />
baflta olmak üzere müteahhitlik<br />
hayat›na at›lm›flt›r. Samsun'dan bafllayan<br />
ilk tahakkukuna müteakip (Fevzipafla-Diyarbak›r)<br />
(Afyon-Antalya) (Sivas-Erzurum)<br />
(Irmak-Filyos) hatlar›nda 1012 kilometrelik<br />
demiryolu yaparken, di¤er büyük<br />
inflaat ifllerine de at›ld›. Bursa'da Sümerbank'›n<br />
Merinos, Karabük'te Demir ve<br />
Çelik, ‹zmit'te Selüloz, Sivas'ta Çimento<br />
fabrikalar›yla, ‹stanbul'da hal binas›n› ve<br />
Eceabad - Hava Soflesi’ni de yapt›. Bütün<br />
bu büyük eserlerinin önünde ve muhitlerinde,<br />
hayrat çeflmeler yapmay› unutmam›flt›.<br />
Nuri Demira¤, 1936 y›l›nda havac›l›k sanayisinin<br />
ilk temellerini atmaya bafllad›.<br />
‹lk ifl olarak haz›rlad›¤› 10 y›ll›k bir plan<br />
gere¤i, Befliktafl Barbaros Hayrettin ‹skelesi’nin<br />
yan›nda Tayyare Etüd Atölyesi’ni<br />
kurdu. Yeflilköy'de Elmas Pafla Çiftli¤i’ni<br />
tayyare meydan› yapmak için sat›n ald›.<br />
1000-1300 metre boyutlar›nda düz bir<br />
tayyare alan› yapt›rd›. 1937-1938 y›l› içinde<br />
Türk Hava Kurumu 10 e¤itim uça¤› ve<br />
65 planör sipariflinde bulundu. Nu.D.38<br />
tipi yolcu uça¤›, tamamen Türk mühendis<br />
ve iflçilerinin ortaya ç›kard›klar› Türk<br />
tipi bir uçakt›r. 6 kiflilik yolcu uça¤›n›n çift<br />
pilot kumandas› bulunmaktad›r. Saatte<br />
325 kilometre h›z yapabilmekte ve 1000<br />
km uçabilmektedir. Türk Hava Kurumu,<br />
Nuri Demira¤'›n fabrikalar›na siparifl vermifl<br />
oldu¤u bu uçaklar› almaktan vazgeçmifltir.<br />
Nuri Demira¤, Cumhuriyet Tarihinde<br />
üçüncü kez çok partili hayata geçiflte<br />
(1945) ilk muhalefet partisi olan Milli Kalk›nma<br />
Partisi'nin kurucular› aras›nda yer<br />
ald› ve genel baflkanl›¤›n› üstlendi. Partinin<br />
resmi muamelesi 26.8.1945’te ikmal<br />
edilmifl olmakla birlikte, Nuri Demira¤ 'art›k<br />
yeter' slogan› ile 6.7.1945’te ortaya<br />
at›lm›fl ve bir siyasi parti kurma teflebbüsüne<br />
fiilen o tarihte geçilmifltir. 1946 seçimlerinde<br />
Nuri Demira¤'›n Partisi seçimi<br />
kazanamad› ve Milli Kalk›nma Partisi günden<br />
güne eriyerek siyasi sahadan tamamen<br />
silindi; fakat 1954 seçimlerinde Nuri<br />
Demira¤ Demokrat Parti'den Sivas'ta<br />
müstakil aday gösterildi ve bu suretle Sivas<br />
Mensubu olarak Büyük Millet Meclisine<br />
girdi. 13 Kas›m 1957'de vefat etti ve Istanbul'da<br />
Zincirlikuyu Mezarl›¤›nda defnedildi.<br />
Mesude Demira¤'la evli bulunan<br />
Nuri Demira¤'in Galip ve Kay› Alp adli iki<br />
o¤lu, Mefkure, fiukufe, Süveyda, Suheyla,<br />
Gülbahar ve Turan Melek adlar›nda k›zlar›<br />
bulunmaktayd›.<br />
‹lkleri:<br />
•Seri Üretim olarak 1936'da ilk Türk uça-<br />
¤›n› yapt›.<br />
•Çok partili rejimdeki ilk muhalafet partisini<br />
kurdu.<br />
•Ankara'nin do¤usuna ilk demiryolunu<br />
yapt›.<br />
•lk yerli paraflütü yapt›.<br />
•1922'de ilk Türk sigara ka¤›d›n› üretti.<br />
•Bursa'da Sümerbank'in Merinos fabrikas›n›<br />
kurdu.<br />
•‹stanbul Bo¤az’›na özel köprü yapt›rmay›<br />
projelendirdi.<br />
•‹lk flehir ve köy planlar›n› haz›rlad›.<br />
•Karabük'te demir ve çelik fabrikas›n›<br />
kurdu.<br />
•‹zmit'te selüloz fabrikas›n› kurdu.<br />
•Sivas'ta çimento fabrikalar›n› kurdu.<br />
•‹stanbul'daki büyük hal binas›n› yapt›.<br />
Yararlan›lan Kaynaklar<br />
Derviflo¤lu, Fatih. M., “Nuri Demira¤, Türkiye’nin<br />
Havac›l›k Efsanesi” Ötüken, Y›l 2010, 3. Bas›m<br />
Akgün, ‹. “Marifet Garajda m› Mimar ve Mühendis<br />
Dergisi, Y›l 2009, Say›: 50<br />
http://www.nuridemirag.com<br />
91
BZDEN SNEMA VE HABERLER MÜHENDSLK<br />
Tüm zamanlar›n en<br />
iyi 10 filminden biri:<br />
“Bisiklet<br />
H›rs›zlar›”<br />
filmi ve<br />
Yeni<br />
Gerçekçi<br />
‹talyan<br />
Sinemas›<br />
Savafl›n insan üzerindeki<br />
etkileri; çekilen ac›lar›,<br />
çaresizli¤in verdi¤i ahlaki<br />
dejenerasyonu yal›n bir<br />
dille anlatan “Bisiklet<br />
H›rs›zlar›” sineman›n<br />
sadece bir e¤lence arac›<br />
olmad›¤›n›, hayata bir<br />
ayna tutan ve insan›n<br />
sorunlar›na e¤ilen bir<br />
sorumlulu¤u da oldu¤unu<br />
vurgulam›fl. ‹talyan Yeni<br />
Gerçekçi Sinemas›<br />
ak›m›n›n da simgesi olan<br />
film dünyada sineman›n<br />
bak›fl aç›s›n›, duruflunu ve<br />
dilini etkilemifltir.<br />
> Erol Mermer<br />
Senarist - Yazar<br />
1<br />
940’l› y›llar... 2. Dünya Savafl›’ndan yenik<br />
ç›kan ‹talya’da halk›n yoksulluk,<br />
açl›k, sefaletle olan mücadelesi. ‹flçi-bulma<br />
kurumlar›n›n önünde bekleflen uzun kuyruklar.<br />
Açl›ktan ve umutsuzluktan gözü<br />
dönmüfl, psikolojisi bozulmufl biribiri üstüne<br />
y›¤›lm›fl bir halk. Antonio Ricci bu kalabal›ktan<br />
biri. Bir gün belediyede afifl asma<br />
ifli al›r ama bu ifl için bir bisikleti olmas›<br />
flart› vard›r. Bisiklet almak için hiç paras›<br />
yoktur, satacak bir fleyi de...<br />
Sonunda yorgan çarflaflar›n› satarak bisikleti<br />
al›rlar. Maafll› bir ifle bafllad›¤› için çok<br />
mutludur. Daha ifle bafllad›¤› ilk gün, sokakta<br />
afifl asarken bisikleti çal›n›r. Antonio<br />
bisikletini çalan adam›n peflinden koflmaya<br />
bafllar. Pedallar› çeviren ayaklarla<br />
arkas›ndan koflan adam, bütün güçlerini<br />
kullanmaktad›r. Bu canh›rafl kovalamada<br />
iki adam soka¤› dönerek gözden kaybolurlar.<br />
Uzun aramalardan bir sonuç alamayan<br />
Antonio sonunda polise baflvurur. Polis<br />
müdürlü¤ü o kadar yo¤undur ki, her taraf<br />
suç kayn›yordur ve nereye koflturacaklar›-<br />
n› bilememektedirler. Bisiklet çal›nmas›<br />
basit bir vakad›r ve kendisiyle ilgilenecek<br />
vakitleri olmad›¤›n› belirtirler. Antonio o¤lu<br />
ile Roma sokaklar›nda akflama kadarlar<br />
çal›nan bisikleti ararlar ama bulamazlar.<br />
Antonio iflni kaybetmek üzeredir. Umutsuz<br />
ve çaresizdir. So¤uk terler dökmektedir.<br />
Gözü fabrika önünde s›ral› duran bisikletlere<br />
tak›l›r. O¤luna sen burada beni<br />
bekle der. Etraf› kolaçan ettikten sonra gözüne<br />
kestirdi¤i bir bisikleti alarak h›zla<br />
kaçmaya bafllar. Bu arada iflçilerden biri<br />
durumu fark eder ve ba¤›rmaya bafllar.<br />
Çok geçmeden Antonio polis taraf›ndan<br />
yakalan›r. Bafllar›na toplanan kalabal›k<br />
Antonio’yu linç etmek istemektedirler. O¤lu<br />
da koflarak gelir. Korku ve panik içindedir.<br />
Derken bisikletin sahibi Antonio’un çaresizli¤ini<br />
ve küçük çocu¤un gözlerindeki<br />
korkuyu fark eder ve polise flikayetçi olmad›¤›n›<br />
söyler. Antonio ve o¤lu akflam›n alaca<br />
karanl›¤›nda, kalabal›¤›n homurtular›<br />
aras›nda gözden kaybolur.<br />
Yeni Gerçekçi ‹talyan<br />
Sinemas› (1945-1955)<br />
‹talyan Yeni Gerçekçili¤i; halk e¤ilimli ve<br />
Hollywood’un dünya egemenli¤ine karfl›<br />
ulusal bir sineman›n baflkald›r›s›d›r. Savafl›n<br />
tüm fliddetini yaflam›fl olan Avrupa'da<br />
gerek belgesel sinemada, gerekse drama<br />
sinemas›nda yeni ak›mlar do¤du. ‹lk filizlenenler<br />
‹talyan Neo Realismo'su (Yeni gerçekçilik)<br />
ve ‹ngiliz Free Cinema's›yd›. Yeni<br />
Gerçekçilik ‹talya’n›n o günkü tarihsel koflullar›<br />
ile ortaya ç›km›flt›r: ‹talya da faflizmin<br />
yenik düflmesi, Roma’n›n bombalanmas›,<br />
Sicilya’n›n iflgali, Hitlerin Mussoliniyi<br />
kukla gibi kullanmas› ile ‹talya da büyük<br />
bir kaos yaflanmaya bafllad›.<br />
Ak›m›n ilk filmi say›labilecek olan Rosellini'nin<br />
Roma Aç›k fiehir'i (1945), De Sica'n›n<br />
Kald›r›m Çocuklar› (Sciussa, 1946) ve sinema<br />
tarihine geçmifl baflyap›t› Bisiklet H›rs›zlar›<br />
(Ladri di Bicylette, 1948), ayr›ca Visconti'nin<br />
baflyap›t› Yer Sars›l›yor (1948, La<br />
Terra Trema) bu ak›m›n mihenk tafllar› olarak<br />
sinema ve sanat tarihlerindeki yerlerini<br />
ald›lar.<br />
92 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
Ak›m›n ortaya ç›kmas›ndaki etmenler<br />
1. Frans›z Do¤alc›l›k Ak›m› (Naturalism)<br />
2. ‹ngiliz Belgesel Sinemas›,<br />
3. Sovyet Toplumcu Sinemas›,<br />
4. ‹talyan Edebiyat›'ndaki VERISMO ak›-<br />
m›.<br />
Borde ve André Bouissy’e göre, Yeni Gerçekçilik’in<br />
Hollywood<br />
sinemas›ndan ayr›lan yönleri:<br />
-Bütünlük planlar›n›n ve ortalama planlar›n›n<br />
ve aktüaliteninkine yak›n bir kadraj›n<br />
s›k s›k kullan›m›;<br />
-Sessiz sinemada pahal› olan görsel efektlerin<br />
(bindirme, e¤ik görüntüler, yans›-<br />
malar, deformasyonlar,) reddi;<br />
-Belgesel gelene¤ine göre ayarlanm›fl oldukça<br />
gri bir görüntü;<br />
-Özel efektsiz bir kurgu;<br />
-Gerçek dekorlarda çevrim;<br />
-Do¤açlamada farkl› bir yol demek olan<br />
dekupajda belli bir esneklik;<br />
-Profesyonel olmayan gerçek oyuncular›n<br />
kullan›lmas›;<br />
-Diyaloglar›n basitli¤i;<br />
-Sessiz çevrilmifl filmlerin sonradan efllenmesine<br />
baflvurma;<br />
-Bütçenin küçüklü¤ü.<br />
-Yukar›da an›lan belirgin biçimsel ve teknik<br />
özelliklerine ra¤men ‹talyan Yeni Gerçekçili¤i<br />
daha ziyade ideolojik yap›s›, içeri¤i<br />
ve dünya görüflü ile belirginleflen Anti-Hollywood’çu<br />
sinemasal bir tav›rd›r.<br />
“Yeni Gerçekçili¤i karakterize eden fley<br />
anlatma biçimi de¤ildir, kameran›n sokakta<br />
dolafl›m› ya da profesyonel olmayan<br />
oyuncular›n kullan›m› de¤ildir. Ça¤›-<br />
m›z›n, halk›m›z›n sorunlar›n› net olarak,<br />
sergileme olgusudur.”<br />
(De SANTIS)<br />
F‹LM‹N KÜNYES‹<br />
Filmin Ad› Bisiklet H›rs›zlar<br />
(Ladri di biciclette )<br />
Yönetmen Vittorio De Sica<br />
Yap›mc› Giuseppe Amato<br />
Senarist Cesare Zavattini<br />
G. Yönetmeni Carlo Montuori<br />
Müzik Alessandro Cicognini<br />
Kurgu Eraldo Da Roma<br />
Ülkesi ‹talya - 1948<br />
Süresi 93 dakika<br />
Oyuncular<br />
Lamberto Maggiorani<br />
Enzo Staiola<br />
Lianella Carell<br />
Elena Altieri<br />
Giulio Chiari<br />
Vittorio Antonucci<br />
Gino Saltamerenda<br />
Ak›m›n önemli yönetmenleri:<br />
1945 y›l›nda bafllay›p ellili y›llarda devam<br />
eden bu ak›m›n en önemli isimleri Roberto<br />
Rossellini, Vittorio de Sica, Luchino Visconti<br />
ve yüze yak›n filmin senaryosunu<br />
yazm›fl olan Cesare Zavattini’dir.<br />
Zavattini, bu yeni ak›m sayesinde “efsanelerin<br />
alt›na gömülmüfl olan gerçe¤in<br />
yeniden tomurcuklanmaya bafllad›¤›n›;<br />
bir a¤ac›n, bir ihtiyar adam›n, yoksul bir<br />
evin içinin, uyuyan bir insan›n, a¤layan<br />
bir insan›n” gösterilmesinin sinemadaki<br />
de¤erini vurgular.<br />
Ak›m›n Türkiye’de etkileri:<br />
Ömer Lütfi Akad belgesel gelene¤ine yaslanan<br />
(Gelin, Dü¤ün, Diyet), Metin Erksan<br />
(Susuz Yaz, Y›lanlar›n Öcü), Halit Refi¤ (Üç<br />
Arkadafl, Gurbet Kufllar›),Y›lmaz Güney<br />
sosyalist-gerçekçi (Endifle, Umut) gibi<br />
filmleriyle “gerçekçi sinemasal anlat›m”<br />
yolunda önemli ad›mlar att›lar. Güney<br />
ekolünden gelen, sinema kariyerlerine<br />
sosyalist-gerçekçi filmler yaparak bafllayan<br />
ve 80'lerin ortas›ndan itibaren auteurleflen<br />
Ömer Kavur, Erden K›ral, Ali Özgentürk<br />
gibi yönetmenleri de bu çerçevede<br />
anmak gerekir.<br />
Ödüller:<br />
1950 Bisiklet H›rs›zlar› En ‹yi Yabanc› Film<br />
Oskar›<br />
1951 Miracolo a Milano Alt›n Palmiye<br />
(Cannes)<br />
1957 Silahlara Veda En ‹yi Yard›mc› Er<br />
kek Oyuncu (Oskar<br />
Aday›)<br />
Filmografisi:<br />
• 1939 Due Dozine Di Rose Scarlette/‹ki Düzine<br />
K›rm›z› Gül<br />
•1940 Maddalena, zero in condotta/Maddalena,<br />
Hal ve Gidifl S›f›r<br />
•1941 Un Garibaldino al convento/Manast›rda<br />
Bir Garibaldi Yanl›s›<br />
•1942 ‹l bambini ci guardano/Çocuklar<br />
Bize Bak›yor<br />
•1946 Sciussia/Kald›r›m Çoçuklar›<br />
•1946 La porta del cielo/Gö¤ün Kap›s›<br />
•1948 Ladri di biciclette/Bisiklet H›rs›zlar›<br />
•1951 Miracolo a Milano/Milano'da Mucize<br />
•1952 Umberto D.<br />
•1953 Villa Borghese<br />
•1953 Stazione Termini/Termini ‹stasyonu<br />
•1954 L'oro di Napoli/Napoli Alt›n›<br />
•1956 ‹l tetto / Yuvas›zlar<br />
•1958 Anna i Brooklyn/Broklyn'li Anna<br />
•1961 La ciociara/‹ki Kad›n<br />
•1961 ‹l giudizio universale/Son Hüküm<br />
•1962 ‹ sequestrati di Altona/Altona<br />
Mahkumlar›<br />
•1963 ‹l boom/Patlama<br />
•1963 Ieri, Oggi, Domani/Dün, Bugün,<br />
Yar›n<br />
•1964 Matrimonio all'italiana/‹talyan<br />
Usulü Evlilik<br />
•1966 Un monde nouveau/Yeni Dünya<br />
•1966 Caccia alla volpe/Tilkinin Peflinde<br />
•1966 Le streghe/Cad›lar<br />
•1967 Sette volte donna/Yedi Kere Kad›n<br />
•1968 Gli amanti/Afl›klar ‹çin Bir Yer<br />
•1970 I Girasoli/Günefl Çiçekleri<br />
•1970 ‹l giardino dei Finzi-Contini/Finzi-Contini'lerin<br />
Bahçesi<br />
•1970 Le coppie/Çiftler<br />
•1971 I cavalieri di Malta/Malta fiövalyleri<br />
•1972 Lo chiameremo Andrea/Ona<br />
Andrea Ad›n› Verece¤iz<br />
•1973 Una breve vacanza/K›sa Bir Tatil<br />
•1974 ‹l viaggio/Yolculuk<br />
Vittorio De Sica (Yönetmen, oyuncu 1902 - 1974)<br />
Vittorio De Sica 1902 y›l›nda yoksul bir ‹talyan kasabas› olan Sora'da do¤du. Fakir ailesine yard›mc› olmak için genç yaflta memur olarak<br />
çal›flmaya bafllad›. Roma'daki Yüksek Ticaret Enstitüsü'ne gitti. Daha sonra Roma Üniversitesi'nden muhasebeci olarak mezun oldu. Tatiana<br />
Pavlova'n›n tiyatrosunda garson rolüyle ilk kez sahneye ç›kt›. 1920'li y›llar›n sonlar›nda da tiyatroda çal›flmay› sürdürdü. 1933'te<br />
oyuncu efli Giuditta Rissone ve Sergio Tofano ile birlikte kendi toplulu¤u “Za Bum”u kurdu. Tolpuluk, genellikle hafif komediler sahneledi;<br />
ancak, Pierre Beaumarchais oyunlar› da oynad›. Ayr›ca, Luchino Visconti gibi ünlü yönetmenlerle çal›flt›.<br />
1931 ile 1940 aras›nda 23 filmde oynayan De Sica, o dönemde müzikaller ve hafif romantik komedilerde büyük baflar› kazand›. Beyaz<br />
perdedeki popülerli¤i De Sica'ya, kamera arkas›na geçip romantik bir komedi olan ‹ki Düzine K›rm›z› Gül (Due dozzine di rose scarlette -<br />
1939) ile yönetmenli¤e geçmesini sa¤lad›.<br />
Yeni Gerçekçi ‹talyan Sinemas›’n›n en önemli senaristi Cesare Zavattini ile karfl›laflmas› De Sica’n›n sinema kariyerini ve düflüncelerini yeniden<br />
flekillendirdi. Bu iki usta sinema tarihine geçecek baflyap›tlara imza att›lar Kald›r›m Çocuklar› (Sciuscià, 1946) ve 1950 de “Yabanc›<br />
Film Oskar›”n› ald›¤› Bisiklet H›rs›zlar› (Ladri di biciclette, 1948) filmini çekti. En be¤enilen filmlerinden biri, Alberto Moravia'n›n roman›ndan<br />
uyarlanan, baflroldeki Sophia Loren'in En ‹yi Kad›n Oskar’›n› kazand›¤› ‹ki Kad›n filmidir. (La Ciociara, 1960) 150'den fazla filmde<br />
oynam›fl ve 34 film yönetmifl olan De Sica, Paris yak›nlar›ndaki Neuilly-sur-Seine'de 13 Kas›m 1974'te öldü.<br />
93
TEKNOLOJ<br />
Hadron çarp›flt›r›c›s›ndan<br />
enerji rekoru<br />
‹sviçre'deki Büyük Hadron Çarp›flt›r›c›s›'nda dönen protonlar 1.18 trilyon elektron<br />
volt gücüne ulaflt›. Dünyan›n en büyük atom çarp›flt›r›c›s›nda güç rekoru k›-<br />
r›ld›. Evrenin do¤mas›na yol açan Büyük Patlama ortam›n›n oluflturulmas› amac›yla<br />
yürütülen yüzy›l›n deneyinde, birbirine z›t yönde gönderilen protonlar›n<br />
1.18 trilyon elektron volt gücüne ulaflt›¤› aç›kland›.<br />
Büyük Hadron Çarp›flt›r›c›s› (Large Hadron Collider – LHC) deneyini yürüten<br />
CERN’den yap›lan aç›klamada, daha önce Chicago’daki Fermilab laboratuar›nda<br />
ulafl›lan 1 Tev gücün üzerine ç›k›lld›¤› belirtildi. Proton h›zland›rmas›, önümüzdeki<br />
y›l gerçekleflecek olan bir dizi yüksek güçlü çarp›flmaya kadar kademeli olarak<br />
art›r›lacak.<br />
Yaklafl›k bir y›l tamir geçiren çarp›flt›r›c›n›n yeniden çal›flt›r›lmaya bafllanmas›ndan<br />
sonra düflük enerjili protonlar ilk kez önceki hafta çarp›flt›r›lm›flt›.<br />
Sivrisinek,<br />
uçan afl› oldu<br />
Japonya'n›n baflkenti Tokyo'ya yak›n Jichi t›p<br />
fakültesi araflt›rmac›lar›, genetik de¤iflimle<br />
sivrisineklerin tükürüklerinde tatarc›k hummas›na<br />
karfl› afl› üretmelerini sa¤lad›. Bu sineklerin<br />
›s›rd›¤› farelerin ise hastal›¤a karfl›<br />
antikor üretti¤i tespit edildi.Araflt›rmay› yöneten<br />
Prof. Shigeto Yoshida, genetik de¤iflime<br />
u¤rat›lm›fl sineklerin ›s›rd›klar› "kurbanlar›-<br />
n›n" normal bir afl› olmufl gibi hastal›¤a karfl›<br />
korundu¤unu, ama bu yöntemin "ücretsiz ve<br />
ac›s›z" oldu¤unu belirtti.<br />
"Uçan afl›lar›n" baz› problemlere yol açabilece¤ini<br />
belirten uzmanlar ise genetik olarak<br />
de¤ifltirilmifl sivrisineklerin do¤aya sal›nmas›<br />
halinde bunun kontrolsüz afl›lama anlam›na<br />
gelece¤ini, afl›n›n dozunun ayarlanmas›n›n<br />
zor olaca¤›n› ve insanlar›n, r›zas› al›nmadan<br />
afl›lanmaya muhtemelen karfl› ç›kacaklar›n›<br />
ifade ediyor.<br />
Her y›l dünyada yaklafl›k 1 milyon kifli s›tmadan<br />
hayat›n› kaybediyor; her 30 saniyede, 5<br />
yafl›n alt›nda bir çocuk bu hastal›ktan ölüyor.<br />
Intel'den ODTÜ ve<br />
Bilkent'e proje yat›r›m›<br />
‹fllemci teknolojilerinde dünyan›n önde gelen firmalar›ndan Intel, ODTÜ<br />
ve Bilkent Üniversitesi'nde üç ayr› projeye yat›r›m yapma karar› ald›.<br />
Intel, ODTÜ'nün MikroelektroMekanik Sistemler (MEMS) Araflt›rma ve<br />
Uygulama Merkezi'ne 2,5 milyon dolarl›k ekipman deste¤i yapacak,<br />
ayr›ca ODTÜ'de yürütülecek Enerji Verimlili¤i Projesi ile Bilkent Üniversitesi'nde<br />
yürütülecek ''Kutupsal Kodlar'' projelerinin hayata geçmesi için<br />
destek verecek. Intel ile ODTÜ ve Bilkent Üniversitesi aras›nda ''Akademik<br />
Araflt›rmalara Yönelik ‹flbirli¤i Anlaflmas›'' Sheraton Otel'de düzenlenen<br />
toplant›da imzaland›.<br />
Toplant›ya, TC Baflbakanl›k Yat›r›m Destek ve Tan›t›m Ajans› Baflkan›<br />
Alpaslan Korkmaz, Intel Türkiye Genel Müdürü Çi¤dem Ertem, ODTÜ<br />
Rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar, Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr.<br />
Abdullah Atalar ile projeleri yürütecek bilim insanlar› kat›ld›.<br />
94 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010
AJANDA<br />
>><br />
YAPI ‹STANBUL<br />
‹stanbul 33.Uluslararas› Yap› Fuar›<br />
Tarih : 05.05.2010 - 09.05.2010<br />
Yer<br />
: ‹stanbul TÜYAP<br />
Web<br />
: www.yem.net<br />
>><br />
ISK-SODEX 2010<br />
Is›tma, So¤utma, Havaland›rma, Yal›t›m,<br />
Pompa, Vana,<br />
Tarih : 05.05.2010 - 08.05.2010<br />
Yer<br />
: CNR EXPO ‹stanbul<br />
Web<br />
: www.www.hannovermesse.de<br />
>><br />
ICCI<br />
Uluslararas› Enerji ve Çevre Fuar› ve Konferans›<br />
Tarih : 12.05.2010 - 14.05.2010<br />
Yer<br />
: WOW Convention Center/ ‹STANBUL<br />
Web<br />
: www.sektorelfuarcilik.com<br />
>><br />
KONELEX 2010<br />
5.Elektrik, Elektronik, Elektromekanik,<br />
Enerji Üretimi, Otomasyon ve Ayd›nlatma<br />
Fuar›<br />
Tarih : 13.05.2010 - 16.05.2010<br />
Yer<br />
: TÜYAP Konya<br />
Web<br />
: www.tuyap.com.tr<br />
95
ÇZG YORUM<br />
Yakup Güler<br />
96 Mimar ve Mühendis Mart-Nisan 2010