hayatimfutbol-160sayi

hayatimfutbol

hayatimfutbol-160sayi

Fotoğraf: Saycan Sayım

Beşiktaş altyapısından içeriye buyur eder. 1995

doğumlu olmasına karşın 1993’lülerle oynamaya

başlar. Fiziği oldukça kötüdür. Formalar büyük

gelir, ikili mücadelelerde yerde kalır, uzaktan şutları

kaleyi bile bulamaz. Ancak rakiplerine öyle çalımlar

atar ki kim onu izlese ağzından ‘Maradona’

‘Ronaldinho’ benzetmeleri istemsizce dökülür.

Yaşıtlarının çok çok üzerinde bir yetenektir. Sol

ayağı ile bol bol bacak arası yapar. Oldukça sakin

bir futbol oynar ve oyunu okuması üst düzeydir.

Şimdilik her şey beklendiği gibi gitmektedir:

Elimizde değerli bir kumaş var ve iyi bir kesimle,

şık bir kıyafet dikebiliriz…

“İnsanın kendi kabiliyetini saklaması büyük bir

kabiliyet işidir” der François de Larochefoucauld.

Muhammed de futbolu ile alt yaş grupları arasında

en çok konuşulan çocuk olur. Hikâyenin başında

onu koruyup kollayan, sarıp sarmalayan Seyit Ateş

artık bu çocuğu parlatması gerektiğine inanır.

Ve belki de onun da elinde olmadan gelişen bir

dizi olay büyük bir yıkımı başlatacak ilk devrilen

domino taşı olur. Muhammed çocuk denecek bir

yaştayken yeşil sahalardan televizyon ekranlarına

transfer edilir.

Muhammed o günleri şöyle anlatıyor; “Beşiktaş’ta

oynarken, bilmiyorum yanlış mı oldu doğru mu

oldu ama televizyonlara çıktım. Bence daha

çok olumsuz etkisini gördüm. Nasıl çıktığımı

da anlatayım; o zaman BJK TV ile Star TV aynı

binadaydı. Star TV’nin spor sorumlusu beni

BJK TV’de görmüş. Topla oynarken dikkatini

çekmişim. Aynı akşam Telegol programına

çıktım. Kulüpten veya çevremden kimsenin bilgisi

dâhilinde değildi. Küçük olduğum için olumsuz

etkisini daha çok gördüm. Üzerimde bir baskı

oluştu.”

O malum 15 dakikalık şöhret…

Hem de çok büyük bir baskı oluşmuştu.

Muhammed o gün tüm Türkiye’ye hem de

dönemin en popüler futbol programında

‘Türkiye’nin gelecekteki Ronaldinho’su’ olarak

tanıtıldı. Üzerinde her zamanki gibi kendisine

büyük gelen forması ile mahsun mahsun etrafa

bakıyordu. Adnan Aybaba ağzı kulaklarında, Ziya

Şengül sessizce bu çocuğu süzüyordu. 2006

yılının aslında diğerlerinden hiçbir farkı olmayan

bir gecesinde aniden hayatımıza Muhammed

Demirci girmişti. Haydi hayırlı olsundu. Demek ki

Türk futbolu kurtulmuştu. Birkaç seneye kalmaz

Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi şampiyonu olacak,

Türkiye, Dünya Kupasını kaldıracak, Muhammed,

FIFA tarafından yılın en iyi futbolcusu seçilecek,

Maradona ve Pele onu yeni veliahtları ilan

edecekti. Bahsedilen çocuk henüz 11 yaşında

mıydı Ne önemi vardı ki Sanki bahsedilen çocuk

bir çocuktu… Sanki onun psikolojisi vardı, değil mi

Muhammed o günden sonra normal bir çocuk

More magazines by this user
Similar magazines