7. Sayı - Yıldız Teknik Üniversitesi

yildiz.edu.tr
  • No tags were found...

7. Sayı - Yıldız Teknik Üniversitesi

YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ YAŞAM KÜLTÜRÜ DERGİSİ

YIL:02 SAYI:7 / TEMMUZ 2010

*

YTÜ MEZUNİYET

TÖRENİ COŞKUYLA

KUTLANDI

*

YTÜ

14. BAHAR ŞENLİĞİ

DÜZENLENDİ

*

YTÜ 2010 SOSYAL

SORUMLULUK PROJESİ:

AKSARAY TOBB

İLKÖĞRETİM OKULU

*

İETT GENEL

MÜDÜRÜ

HAYRİ BARAÇLI İLE

RÖPORTAJ

*

KENAN SOFUOĞLU:

MOTOSİKLETE YETENEKLİ

GENÇLER ARIYORUM!

İyi müzik için:

GRİPİN

“Şifa niyetine !”


Rektör’den

[PROF. DR. İSMAİL YÜKSEK

[

Merhaba,

2009-2010, eğitim-öğretim yılını mezuniyet törenlerimizle taçlandırdık.

Mezun olan öğrencilerimizi, ülkemizin kalkınma projelerine destek vermek

üzere yeni hayatlarına yolcu etmenin buruk sevincini yaşarken, aramıza yeni

katılacak olan genç Yıldızlıları da tatlı bir heyecan ve coşku içerisinde bekliyoruz.

Üniversitemizin eğitim, araştırma ve sosyal faaliyetleri ile ön plana çıktığı

ve tercih edildiği bu dönemde gerçekleştirdiğimiz bütün projelerde emeği geçen

öğretim elemanlarıma ve idari personelime karşılıksız destekleri ve özverili

çalışmaları nedeniyle teşekkür ederim.

Üniversite tercihlerinin gündemde olduğu bu dönemde üniversitelerden beklentiler,

ülkenin ve toplumun değişik kesimlerinde oldukça farklılıklar göstermektedir.

Bunlar; eğitim, araştırma ve geliştirmenin yanısıra çok geniş bir yelpazede

değişik ürün ve hizmetleri kapsamakta, üniversiteler de bu beklentileri

yerine getirerek fark edilmeye ve tercih listelerinin ön sıralarında yer almaya

çalışmaktadır.

Bilgi çağı insanını yetiştirmeyi hedefleyen üniversitemiz, seçkin ve dinamik

öğretim kadrosu ve başta mühendislik ile mimarlık olmak üzere fen, sosyal

bilimler ve sanat alanlarında disiplinlerarası lisans ve lisansüstü akademik

programları ile öğrencilerin cazibe merkezi haline gelmiştir. Mezunlarımızın

kalitesi ve sanayi-iş alanlarında yüksek oranda istihdam edilmeleri, öğrenciler

arasında üniversitemizin tercih edilme nedenlerinden birisidir. Bir üniversiteyi

üniversite yapanın, öğretim üyelerinin yaptığı bilimsel çalışmalar, derslik ve

laboratuarlarının çağdaşlığı ve mezunlarının ülkede kabul edilebilirliği ise,

üniversitemizin bu nitelikleri taşıdığı görülmektedir.

Özgün bilgi ve teknoloji üretiminin yanısıra, toplumun değişik kesim ve kurumlarına

araştırma-geliştirme projeleri yapması, danışmanlık ve bilgilendirme

gibi konularda hizmet sunması da üniversitemizin dış paydaşlarıyla işbirliğini

güçlendirmiş ve saygın üniversiteler arasında yer almasını sağlamıştır.

Davutpaşa Kampüsünde yapılanma sürecine giren üniversitemiz, çağdaş ve

günümüz ihtiyaçlarına uygun binaları, laboratuarları, derslikleri, geniş kampüs

mekanı ve hızla büyüyen Teknopark projesi ile araştırma ve eğitim kalitesi

açısından sadece yerel değil, aynı zamanda uluslararası üniversitelerle rekabet

edebilecek seviyeye gelmeyi hedeflediğinden geleceğe umutla bakmaktadır.

Sevgi ve Saygılarımla,


TEMMUZ 2010

78

yildizlar

içindekiler

Temmuz 2010 Yıl 2 Sayı 7

yldzlr@yildiz.edu.tr

Yıldız Teknik Üniversitesi Adına

İmtiyaz Sahibi

Rektör Prof. Dr. İsmail Yüksek

Genel Yayın Koordinatörü

Prof. Dr. Tamer Yılmaz

Yayın Müdürü

YTÜ Halkla İlişkiler Koordinatörü

Yrd. Doç. Dr. Zehra Yumurtacı

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

Öğr. Gör. Hakan Karataş

1

REKTÖR’DEN

Prof. Dr. İsmail Yüksek

4

SPOT HABERLER

8

GÜNDEM YTÜ Mezuniyet Töreni

coşkuyla kutlandı

12

YILDIZLI SÖYLEŞİLER İyi müzik için:

Gripin “Şifa niyetine !”

16

HABER İnşaat ve Denizcilik Fakültesi

törenle açıldı

20

RÖPORTAJ 140. yılda yepyeni bir İETT

30

ETKİNLİK YTÜ 14. Bahar Şenliği

Düzenlendi

32

PROJE YTÜ 2010 Sosyal

Sorumluluk Projesi: Aksaray

TOBB İlköğretim Okulu

36

ÖĞRENCİ KÜRSÜSÜ Hastaya

doktor, savunmaya avukat, uzaya

astronot, geri kalan her şey için

endüstri mühendisi…

8

38

YARIŞMA Yıldızlı projeler yarışması

sonuçlandı

42

ÖĞRENCİ KÜRSÜSÜ Savaş

44

PROJE

“Kurtarabilirsiniz - You can rescue”

48

ADVERTORIAL YTÜ öğrencileri bir

bilgisayardan neler bekliyor

52

TARİHİ MEKÂNLAR Bir Osmanlı

şahidi: Yıldız Sarayı

56

ÖĞRENCİ KÜRSÜSÜ Neden

öğretmen olacağım Nasıl öğretmen

olacağım

58

RÖPORTAJ Prof. Dr. Güler Aras:

Öğrencilerimizi küresel rekabet ortamına

hazırlayacak donanıma sahibiz

64

ÖĞRENCİ KÜRSÜSÜ Neretva

66

DIŞ İLİŞKİLER YTÜ Dış İlişkiler

Ofisi dünya üniversiteleriyle işbirliği

fırsatı sunuyor

12

70

RÖPORTAJ

YTÜ Mezunu Doğan Aziz Demirtaş:

Gençlere yaşlanmamalarını tavsiye

ediyorum. Beyin olarak…

74

DIŞ İLİŞKİLER

Japonya’da yıldız esintileri

78

RÖPORTAJ

Kenan Sofuoğlu: Motosiklete yetenekli

gençler arıyorum!

82

ETKİNLİK “Evliya Çelebi’nin Yazılı

Kaynakları” sempozyumu yapıldı

84

PROJE İstanbul Tarihi Yarımada

Kültürel Süreklilik Bağlamında

Cephe Düzenlemeleri - Divanyolu

Caddesi 2010

88

TARİHİ MEKÂNLAR Su gibi aziz ol

92

SPOR Spor ve sporda altyapı

94

HABER “Kadın Gözüyle Hayattan

Kareler ’10”

96

YTÜ İLETİŞİM BİLGİLERİ

30

52

20

Editör

Murat Erdin

Yazı İşleri

Hicran Burcu Aydın Yiğit

Fotoğraf

Mine Atacan

Vedat Çolak

Abdullah Karaduman

YAPIM / YAYIN YÖNETİMİ

TAYA İLETİŞİM

Yayın Yönetmeni

Özlem Şahin Ekinci

Editör

Mehmet Sait Ekinci

Yazı İşleri

Mine Ulutaş

Esra Dagüloğlu

Görsel Yönetmen

Canan Baş

TAYA İLETİŞİM:

Çubuklu Mah. Çayocağı Sok. No: 36/2

Beykoz/İstanbul

Tel: 0216 680 02 96

GSM: 0555 965 28 35

Baskı:

Forart Basımevi

Tel: 0212 501 82 20

Ücretsiz dağıtılır. Para ile satılmaz.

Yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarına aittir.

Reklamların sorumluluğu ise reklam verene aittir.

Dergide yayınlanan yazı ve resimler kaynak gösterilmek

suretiyle iktibas edilebilir.

TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 3


SPOT

HABERLER ETKİNLİKLER OLAYLAR

>>

Denizcilik Eğitim Konseyi’nin

4.toplantısı YTÜ’de yapıldı

4 yıllık Denizcilik Eğitimi veren fakülte ve

yüksek okulların bir araya gelmesiyle oluşturulan Denizcilik

Eğitim Konseyi’nin 4.toplantısı, 17 Mayıs 2010 tarihinde,

YTÜ Gemi İnşaatı ve Denizcilik Fakültesi ev sahipliğinde

yapıldı. Toplantı, YTÜ Gemi İnşaatı ve Denizcilik Fakültesi

Dekanı Prof. Dr. Bahri Şahin’in açılış konuşmasıyla başladı.

Toplantıda gündeme taşınan konular:

Üniversitelerarası kurul bünyesinde “Denizcilik

*

Eğitim Konseyi” kurulması ve çalışma prensiplerinin

oluşturulması,

Uluslararası Denizcilik Kongresi’nin İstanbul Teknik

*

Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilmesi ve Konsey

olarak desteklenmesi,

4 yıllık eğitim kurumlarının ihtiyaçlarını dikkate alan bir

Ağaç Bayramı kutlandı

*

”İletişim Ağı” oluşturulması,

Halen eksikliği duyulan, Doçentlik başvuru alanlarının

Ülkemizde ormanların korunması, *

Üniversitelerarası Kurul’a teklif edilmesi,

ağaçlandırma işleri ve yeni ormanlar yetiştirilmesi

“STCW 2010” ile ilgili olarak sürdürülen çalışma

amacıyla her yıl Mart ayı içinde bir hafta Orman Haftası *

sonuçlarının izlenmesi,

olarak, haftanın bir günü de Ağaç Bayramı olarak kutlanır.

“Denizcilere Mahsus Kıyafet Yönetmeliği”,

Bu günlerde, uygun alanlar ağaçlandırılır. Ülkemizin *

“Gemi Adamları Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına

orman sahasını ve ağaç servetini çoğaltmak, toprak, *

İlişkin Yönetmelik”,

su ve bitki arasında bozulan dengeyi kurmak, çevre

Denizcilik eğitimi alanında “FARABİ Değişim Programı”,

değerlerini geliştirmek için Orman Haftası kapsamında, *

Stajlar ve eğitim gemisi II

üniversitemizin Davutpaşa Yerleşkesi’nde Ağaç Bayramı’nı *

kutladık. 2010 yılı Ağaç Bayramı etkinlikleri kapsamında,

İstanbul İl Çevre ve Orman Müdürlüğü işbirliği ile 370 adet

fidan dikildi. Dünyamızın akciğerleri olan ormanlarımızı

çoğaltmak, toplumdaki ağaç ve orman sevgisini arttırmak,

en önemlisi de küçük yaştaki çocuklarımıza bu sevgiyi

aşılamak amacıyla Ülkemizin geleceği olan çocuklarımız,

YTÜ Kreş Öğrencileri de Ağaç Bayramı’na katılarak

fidan diktiler.

DİKİLEN FİDANLAR

Yapraklı türler:

150 Adet Ihlamur (Tilia tomentosa)

*

50 Adet Atkestanesi (Aesculus hippocastanum)

*

30 Ad. Çınar (Platanus orientalis)

*

50 Ad. Akçaağaç (Acer sp.)

*

10 Ad. Oya (Lagerstromia indica)

*

50 Ad. İğde (Elaeagnus Ebbingei)

*

İbreli türler:

* 10 Ad. Doğu Ladini (Picea orientalis) 20 ad. Mazı (Thuja sp.)

*

DİKİMLERiN YAPILDIĞI YERLER

Kız yurdu çevresi

İnşaat Fakültesi

* Kimya Metalurji Fakültesi bahçesi

YTÜ şampiyon oldu

YTÜ Futbol Takımı, Esenler ilçesinin

düzenlediği “Kaymakamlık İlkbahar Kupası Kurumlararası

Halı Saha Futbol Turnuvası” final maçında, rakibi olan

Mali İşler Takımı’nı 4-0 yenerek şampiyon oldu.

Akademik ve idari personelden oluşan takımımızın

idareciliğini Mesut Özmen, Antrenörlüğünü ise Kutluhan

Erol üstlenmişti.

TAKIM ADI: YTÜ

1- Hacı Halil KALELİ

2- Kerem KIZILASLAN

3- Cemalettin GÖÇ

4- Ertekin Karakuş

* *

Fen Edebiyat Fakültesi çevresi çevresi

*

Teknopark çevresi II

*

4 Yıldızlar TEMMUZ / 10 TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 5

5- İlhan ŞAHİN

6- Erdoğan KİRPİ

7- Adem ALTINTAŞ

8- Murat ÇABUK

9- Demirhan ERASLAN

10- Recep YILDIZ

11- Orhan YILDIRIM

12- Birol ALBAN

13- Ahmet MARAŞLI II

Dünya Gençlik Kongresi’ne

ev sahipliği yaptık

1999 yılında Havaii’de başlayıp 2003 yılında

Fas’ta, 2005 yılında İskoçya’da ve 2008 yılında Kanada’da

gerçekleştirilen Dünya Gençlik Kongreleri’nin 5.si,

Türkiye’de 1-13 Ağustos tarihleri arasında YTÜ Davutpaşa

Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi.

Kongre kapsamında, yurtdışından ülkemize 147 ülkeden

yaklaşık 1.000 öğrenci geldi. Bu öğrencilerle, ülkemizden

katılacak gönüllü öğrenciler birlikte “İmece” ekseninde

bir kongre gerçekleştirdiler. İstanbul turları ile tarihimiz

ve kültürümüz anlatıldı. Çeşitli yarışma, toplantı ve

daha birçok etkinlik ile tüm dünya gençleri birbirlerine

kendi kültürlerini tanıtma ve fikirlerini paylaşma fırsatı

yakaladılar. Kongre, BM’nin organizatörlüğü ve İstanbul

Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi, E-Gençlik Derneği

ve Uluslararası Barış Çocuğu Örgütü’nün ortak

çabalarıyla gerçekleşti.

Öğrencilerin konaklama ihtiyacını ve etkinliklerin

gerçekleştirilmesi için gereken alanı YTÜ Davutpaşa

Yerleşkesi karşıladı. Öğrenciler yurtlarda konaklayıp,

yerleşkenin geniş imkanlarından faydalandılar. II


SPOT

HABERLER ETKİNLİKLER OLAYLAR

YTÜ’nün iki yıldızı kaydı

İstanbul’un sesine caz karıştı

İyi örnekler verdikçe seyirci korku filmleriyle barışacak

Araf`ta takılıp kalacak mı acaba diye düşünürken,

iki yıl önce bilmediğimiz bir Cennet`le çıkageldi. Şimdi de

`hiç görmediğimiz` bir Cehennem`le gelmeye hazırlanıyor.

Biray Dalkıran, Türkiye`nin ilk üç boyutlu filmini çekti, vizyonu

bekliyor. Aslında beklemiyor, şu anda televizyon dizisi Kanıt`ın

Bakırköy`deki setinde. `Türkiye`nin ilk üç boyutlu (3D) filmi`

neresinden baksanız fazlasıyla iddialı bir cümle. Ancak

Dalkıran, gözleri ışıldayarak gönül rahatlığıyla `oldu`

diyebiliyor. 1 Ekim`de gösterime girecek `Cehennem 3D`

için son kararı seyirci verecek.

Altın Portakal`ın yarışma bölümüne kabul edilen tek korku

filminin (Araf) yönetmeni olan Dalkıran, korkutmaya kararlı

gibi: `Dram belli noktada yapabileceğiniz bir şey. Ama korku

aralarında en zor olanı. Komedi filmine gülmeye, dram

filmine ağlamaya gidersiniz; ama korku filmine `korkmamaya`

gidersiniz. O yüzden zordur.` Araf, Cennet ve şimdi de

Cehennem... Nedir öte dünyayla alıp veremediğiniz, sorusuna

`Öyle bir şansımız yok` diyor: `Benim hikâyelerimin üçü de

intikam hikâyesi. Baba ve anne ile hatta hepsi babayla olan

mücadeleler üzerine.` Bir korku `üçlemesi` olacakken

Cennet farklı türüyle aradan nasıl sıyrıldı diye soruyoruz:

`O anki ruh durumum biraz daha karmaşıktı. O aralar çok

sevdiğim bir arkadaşımı kaybetmiştim. Onun etkisi belirleyici

oldu filmin atmosferinde.`

“Kıyameti çekmeyi çok isterim”

Cehennem`in 3D olmasında etkili olan faktörler biraz daha

farklı. `3D rüzgârı almış başını gidiyor, ben de kaptırayım` değil

tabii ki. Genç yönetmen, Cennet`in araya girmesiyle ertelediği

Cehennem`in çekimlerine iki boyutlu olarak başladıktan sonra

yapımcılar Burak Saraçoğlu ile Coşkun Tözen`in filmi 3D çekme

teklifi yönetmeni heyecanlandırmış. Senaryoyu `biraz` değiştirir.

O kadar ki filmin sadece adı aynıdır artık! İlk iki filmi Araf ve

Cennet`te olduğu gibi Cehennem 3D`nin sonunda da sürpriz

bekliyor seyirciyi. Dalkıran, detayını vermese de ana konu, ailesi

tarafından öldürülen bir çocuğun geri dönüp intikam alması.

Ancak genç yönetmen hemen vurguluyor: `Avatar`ın 12 yıllık

emeği ve 500 milyon dolarlık bütçesiyle kıyaslanmak bizim filme

haksızlık olur. Hem haddimiz de değil.` Türkiye`de yerli korku filmi

deyince dudaklar bükülür, yüzlerde muzip bir gülümseme belirir.

Yine de ilerleme var. Geçtiğimiz yıl eli ayağı düzgün bir zombi

filmimiz bile oldu. Türk seyircisini `korku`yla barıştırmak için neler

yapılabilir sorusunu Dalkıran, çuvaldızı eline alarak cevaplıyor:

`Artık teknolojik imkânsızlıktan bahsetmemek lazım, çünkü biz 3D

çektik ve dünyada 10. sıraya yerleştik. Ancak kültürümüze daha çok

yer vermeliyiz. Biz şimdiye kadar hep Batı hikâyelerini Batı diliyle

anlattık. Doğu hikâyelerini de Batı diliyle anlattık. Kullandığımız

motifler yama gibi kaldı. Bu değişmeli. Kaliteyi artırmalıyız. İyi

örnekler verdikçe seyirci de korkuyla barışacaktır.` II

Uzun yıllar Üniversitemize ve ülkesine

hizmet etmiş olan Elektrik-Elektronik Fakültesi öğretim

üyelerinden değerli hocamız Yrd. Doç.Dr. Ferit Oktar,

geçirdiği beyin kanaması sonucu 51 yaşında vefat etti.

Evli ve iki çocuk babası olan öğretim üyemiz için 3

Haziran 2010 Perşembe günü, Üniversitemiz akademik

ve idari personeli, öğrencileri ve ailesinin katılımıyla, YTÜ

Oditoryumu’nda bir tören düzenlendi.

Üniversitemiz İnşaat Fakültesi Çevre Mühendisliği

Bölümü emekli öğretim üyelerinden Prof. Dr. Necdet Aral,

geçirdiği elim bir trafik kazası sonucu 61 yaşında vefat

etti. Evli ve iki çocuk babası olan Aral için 09 Haziran

2010 tarihinde üniversitemiz akademik ve idari personeli,

öğrencileri ve ailesinin katılımıyla, YTÜ Oditoryumu’nda

bir tören düzenlendi.

Değerli hocalarımız Merhum Ferit Oktar ve Prof. Dr.

Necdet Aral’a, Allah’tan rahmet diliyoruz. Sevenleri, onları

ve hizmetlerini hiçbir zaman unutmayacak. Ruhları şad

olsun, mekânları cennet olsun. II

Üç Grammy Ödülü sahibi caz sanatçısı

Dianne Reeves bir konuşmasında `Ben, öldü denilen caz

müziğine hayat vermeye çalışıyorum.` demişti.

Reeves`in bunu söylemesinin mutlaka bir sebebi vardır,

ancak cazın ölmediğini Lütfi Kırdar Kongre Merkezi`ni

dolduran müzikseverler bir kez daha gördü. Bu yıl 20.si

düzenlenen Akbank Caz Festivali, orkestra devi Count

Basie Orchestra ile b aşladı.

Amerikalı efsanevi orkestra şefi Count Basie`nin kurduğu

ve 17 kez Grammy`ye layık görülen Count Basie Orchestra,

Dennis Mackerl`in yönetimi ve Carmen Bradford`un güçlü

vokali eşliğinde sahneye çıktı. Mackerl`in uzun parmakları

ve iri cüssesiyle hâkimiyetini hissettirdiği orkestranın

performansı, izleyenleri

hayran bıraktı. 1,5 saat

sahnede kalan Count

Basie Orchestra, konser

sonunda `iyi geceler`

dedi demesine, ancak

davetlilerin gitmeye

niyeti yoktu. Yeniden

geldiler ve çaldılar...

Hani derler ya; `caz,

içinde olduğu şehrin sesi

ve ritmidir` diye. Konser

çıkışı araba kornaları,

seyyar satıcıların

bağırmaları, çöp alan

belediye arabasının

çıkardığı ses dahi insana

ritim duygusu veriyordu.

İstanbul`da cazlı günler

işte böyle başladı. `20

yıldır şehrin sesi`

sloganıyla İstanbulluları

caza davet eden Akbank

Caz Festivali`nde ayrıca,

klasik müzik ustası Paganini

Trio, Aya İrini`de

sevenleriyle buluştu.

Piyanist Aydın Esen ve

Wolfgang Muthspiel yine aynı yerde sahneye çıktı.

12 Ekim`e kadar sürecek festivalde Pera Müzesi film etkinliklerinin

yanı sıra, dünyadan ve Türkiye`den katılan birbirinden

ünlü cazcılar, orkestralar ve 20. yıla özel projeler

cazseverlerin beğenisine sunulacak. II

6 Yıldızlar TEMMUZ / 10 TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 7


GÜNDEM

YTÜ MEZUNİYET TÖRENİ

COŞKUYLA KUTLANDI

Rektör Prof. Dr. İsmail Yüksek:

Yıldız Teknik Üniversitesi’nden

mezun olmanın gücünü,

ayrıcalığını ve mutluluğunu

kalbinizden eksik

etmeyin. Sizleri

kutluyor, başarılarınızın

devamını diliyorum.

yazı, MİNE ULUTAŞ fotoğraflar, MİNE ATACAN

YYıldız Teknik Üniversitesi 2009- 2010 eğitim öğretim yılı mezuniyet

törenler, 14- 18 Haziran 2010 tarihleri arasında yapıldı.

Türkiye’nin dört bir yanından gelen öğrenci velilerinin ve Ulusça

geleceğimizin aydınlık yüzü olan bu pırıl pırıl gençleri yetiştiren

değerli hocalarımızın katıldığı tören, saygı duruşu ve İstiklal

Marşı ile açıldı. Ardından sembolik diploma töreni gerçekleştirildi.

Öğrenci andı okundu ve kepler coşkuyla havaya fırlatıldı.

Öğrencilerimizin keplerini havaya fırlatırken, kaygılarını, önyargılarını,

endişelerini, korkularını da fırlatıp atmalarını, ülkenin

geleceği için üstün, çağdaş ve nitelikli, eğitim ve hizmet

alanlarındaki üretimini toplum yararına sunmayı hedefleyen

bireyler olmalarını diliyoruz.

“Bugüne, kendi çabanız ve alın terinizle

geldiniz”

Rektör Prof. Dr. İsmail Yüksek, mezuniyet töreninde öğrencilere

hitaben yaptığı konuşmasında duygu ve düşüncelerini şu sözleriyle

ifade etti:


GÜNDEM

YTÜ İnşaat Fakültesi

bir ilke imza attı

3.500’e yakın öğrencimizin bulunduğu

YTÜ İnşaat Fakültesi’nin mezuniyet töreni,

bu yıl ilk kez Davutpaşa Yerleşkesi’nde

yapıldı. İnşaat, Harita ve Çevre Mühendisliği

Bölümlerini başarıyla bitiren 350 öğrencimiz

diplomalarını aldı. 18 Haziran Cuma günü

yapılan tören, konser, kokteyl, konfeti ve

havai fişek gösterisi ile şölen havasında geçti.

>> Derslerinizde elde ettiğiniz

başarılarla, bizlerin ve

ailelerinizin gururu oldunuz.

Mezuniyet törenine Rektör Prof. Dr. İsmail

Yüksek ve Rektör Yardımcıları Prof. Dr.

Mehmet Ahlatçıoğlu, Prof. Dr. Tamer

Yılmaz, İnşaat Fakültemizin Dekanı Prof.

Dr. Hayrullah Ağaççıoğlu, Dekan Yardımcısı

Bestami Özkaya, İSKİ Genel Müdürü Prof. Dr.

Ahmet Demir, öğrenciler ve aileleri katıldı.

İnşaat Fakültemiz, Davutpaşa Yerleşkesi’nde

mezuniyet töreni organize eden ilk fakülte

olma unvanına sahip oldu.

“Sevgili Öğrenciler,

Yaşamınızın en güzel yıllarını acısıyla, tatlısıyla Yıldız

Teknik Üniversitesi’nde geçirdiniz. Ömür boyu

sürecek arkadaşlıklar kazandınız. Derslerinizde elde

ettiğiniz başarılarla, bizlerin ve ailelerinizin gururu

oldunuz. Bugüne, kendi çabanız ve alın terinizle geldiniz.

Vardığınız bu nokta ile ne kadar mutlu olsanız,

övünseniz hakkınızdır.

Bugün, hak ettiğiniz diplomalarınızı almak için tatlı

bir coşku içindesiniz. Sizler için, üniversiteniz ile fiziksel

bağınızın zayıflayacağı, ancak gönül bağınızın güçleneceği

yeni bir dönem başlıyor. İnanıyorum ki; sizler,

dürüstlükleri, yetenekleri ve başarılarıyla anılacak bir

kuşağın en genç temsilcileri olacaksınız. Yıldız Teknik

Üniversitesi’nden mezun olmanın gücünü, ayrıcalığını

ve mutluluğunu kalbinizden eksik etmeyin. Sizleri

kutluyor, başarılarınızın devamını diliyorum.”

“Anne ve babaların önünde

saygıyla eğiliyorum”

Konuşmasının bir bölümünde anne ve babalara hitap

eden Prof. Dr. İsmail Yüksek, sözlerine şöyle devam

etti:

“Saygıdeğer Anne ve Babalar,

Bugün çocuklarımız için mezuniyet, ancak sizler için

gurur günüdür. Sizlerin, çocuklarınızdan bile daha

heyecanla bugünü beklediğinizden eminim. Dört yıl

önce bizlere bıraktığınız emanetleri, size teslim etme

zamanı geldi. Çocuklarınız için verdiğiniz emekler,

yaşadığınız üzüntüler ve çektiğiniz sıkıntılar bugün

anlam ve değer kazanacak. Fedakâr Anne ve Babalar,

öğrencilerimizin alacağı diplomanın altında dekanlarının

ve rektör olarak benim imzam olacak. Ancak, bu

diplomalarda anne ve babalara ait görünmez bir imza

daha var. Anne ve babaların çocukları için akıttıkları

alın teri ve gözyaşları, bu imzanın mürekkebi olacak.

Ben, Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü olarak, diplomaların

gerçek sahipleri olan değerli anne ve babaların

önünde saygıyla eğiliyorum.

Ayrıca, geleceğimizin aydınlık yüzü olan bu pırıl pırıl

gençleri yetiştiren öğretim elemanlarımıza, mezuniyet

törenlerinin düzenlenmesinde emeği geçen YTÜ

personeline ve desteğini esirgemeyen YTÜ Vakfı’na

teşekkür eder, saygılarımı sunarım.”

Prof. Dr. İsmail Yüksek konuşmasını; “Sevgili Öğrencilerim,

Allah; yolunuzu aydınlık, ufkunuzu açık, başarılarınızı

daim etsin! Hepinizi gözlerinizden öpüyorum.

Mezuniyetiniz hayırlı olsun” diyerek tamamladı. II

*

10 Yıldızlar TEMMUZ / 10 TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 11


YILDIZLI SÖYLEŞİLER

GRİPİN

İYİ MÜZİK İÇİN: GRİPİN

“ŞİFA NİYETİNE !”

Âşık olduğumuz işi yaptığımız

için kendimizi şanslı

hissediyoruz.

röportaj, MURAT ERDİN

fotoğraflar, VEDAT ÇOLAK / MİNE ATACAN

Gripin 1999 yılında kurulmuş bir Rock grubu. Başarılı grubun

solisti Birol Namoğlu YTÜ Metalurji Mühendisliği mezunu.

Mezuniyetinden 6 yıl sonra Yıldız’a geldi, okulu dolaştı ve sorularımızı

yanıtladı.

Dört kişiden oluşan Gripin’in iki üyesi, solist Birol Namoğlu ve

gitarist Murat Başdoğan geçtiğimiz günlerde üniversitemizi

ziyaret etti. İstanbul’da sahne alıp geniş bir hayran kitlesine

sahip olan grup, 2000 yılından itibaren kendi şarkılarını yazmaya

başladı. “Hikâyeler Anlatıldı” isimli ilk albümü, 2004 yılında

piyasaya çıktı. Bu albüm daha sonra bazı değişikliklerle

ikinci kez yayımlandı. “Gripin” adlı ikinci stüdyo albümleri, 26

Şubat 2007’de yayınlandı. Grup, özel bir TV kanalında ekrana

gelen Geniş Aile dizisinin jenerik şarkısı Komşu Kızı’nı da seslendirdi.

Üçüncü albümleri olan “M.S. 05 03 2010”, adından

da anlaşıldığı gibi 5 Mart 2010’da yayımlandı. Gripin üyeleri,

bu albümü miladları olarak gördükleri için bu adı verdiklerini

söylüyor. Albümün kapak şarkısı “Durma Yağmur Durma” büyük

ilgi görüyor. Avrupa Müzik’ten çıkan albümün konserleri

devam ediyor. Biz kendileriyle konuşurken, grubun diğer iki

üyesi davulcu İlker Baliç ve klavyeci Arda İnceoğlu ertesi gün

verilecek konsere hazırlanıyorlardı. Altı yıl aradan sonra okulunu

ziyaret eden Birol, heyecanlıydı.

Birol ne zaman Yıldızlı oldun Ne zaman bitirdin

1996’da başladım üniversiteye. Metalurji Mühendisliği okudum.

Yedi senede mezun oldum. Altı yıl aradan sonra buraya

gelmek, eski günlerimi hatırlattı. Hayatımın en sorumsuz

12 Yıldızlar TEMMUZ / 10 TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 13


YILDIZLI SÖYLEŞİLER

>> Tüm arkadaşların okullarına öncelik vermesini tavsiye

ederiz. Hangi işi yaparlarsa yapsınlar, hayatlarında üniversite

eğitiminin çok faydasını görecekler.

günleriydi. Tek derdimiz eğlence ve kızlardı. Ders için

gelip beş dakika sonra okulu kırdığımız olmuştur.

Ama okulu da dersleri de hep sevdim. Severek geldim

okula. Hala da seviyorum.

En çok sevdiğin ders hangisiydi

Sönmez Hoca’nın Faz Diyagramları dersiydi. Kaybettik

kendisini. Sonra Galatasaray Üniversitesi’nde İşletme

Yüksek Lisansı yaptım.

Murat sen

Ben Mimar Sinan Üniversitesi, İç Mimarlık mezunuyum.

Tercihlerim arasında Yıldız Teknik Üniversitesi

de vardı ama kısmet olmadı. Ben de Birol gibi 6 senede

bitirdim.

Senin en sevdiğin ders hangisiydi

Sanat Tarihi… Şu anda YTÜ binasında olmak, o nedenle

beni daha da mutlu ediyor; çünkü Yıldız’ın tüm

binaları birer Sanat Tarihi anıtı.

Mühendislik ve iç mimarlık okudunuz, ama şu

anda müzik yapıyorsunuz… Mutlu musunuz

Âşık olduğumuz işi yaptığımız için kendimizi şanslı

hissediyoruz. Ama üniversite eğitimi çok gerekli bence.

Türkiye’de insan, koluna bir bilezik takmalı. Ben

Mühendislik okudum ve bu alanda biraz da çalıştım.

Ama müzik ağır bastığı için sanatçı oldum. Tüm arkadaşların

okullarına öncelik vermesini tavsiye ederim.

Hangi işi yaparlarsa yapsınlar, hayatlarında üniversite

eğitiminin çok faydasını görecekler.

Okullarınız farklı… Nasıl oldu da beraber

çalmaya başladınız

Ortak arkadaşlarımız vardı. Birol ve arkadaşları bir

yerde çalıyordu, ben de izlemeye gidiyordum. Gitaristleri

bir gün gelemedi: Tıpkı filmlerdeki gibi. Ben

oradayım ve gitarist yok. Evim de çok yakın Taksim’e.

Gidip üstümü değiştirip gitarımı aldım. O gece çok

güzel çaldım sanırım. Çalış o çalış.

MS 5.03.10 son albümünüzün adı. Bu sizin

dördüncü albümünüz ve “milat” olarak

bakıyorsunuz buna. Neden milat

Bizim için önemli bir dönüm olduğu için. Biz bir karar

vereceksek, bu karar süreci bir yıl bile sürebilir. Radikal

kararlar bizim için kolay değil, çünkü hayatı etkiliyor.

Yaptığımız müziğin genel çizgileri çok değişmedi, değişmeyecek.

Pop-Rock türü yapıyoruz. İlk albümden

bu yana biraz değişiklik vardır, ama genel hatlarıyla

müziğimiz aynı. Önemli olan daha fazla insana ulaşmak,

biz bunun için çalışıyoruz. Radikal bir değişim

yapıp kendi tarzımızı reddetmeyeceğiz.

>> M.S. 05 03 2010 isimli

albümün kapak şarkısı

“Durma Yağmur Durma”

büyük ilgi görüyor.

Konserler, turneler ne durumda Sürecek mi

Hep sürecek. Albüm çıktıktan sonra yaz ayları, hem

üniversite konserleriyle hem de turnelerle geçecek.

Yazın ortasında “Durma Yağmur Durma” dersek bizi

dinlerler mi bilmiyorum, ama genelde iyi gidiyor. Aslında

insanlar genelde, yazları daha hareketli şarkıları

tercih ediyor. Eylül ayında yine konserlere devam

edeceğiz. Yurtdışında da konserler olabilir. Daha önce

zaten dışarıda konserler verdik.

Gripin adı nereden geliyor

Cumartesi - pazar günleri üniversitede okurken, gidip

keyif olsun diye çaldığımız bir stüdyo vardı. O

stüdyonun olduğu binada Gripin yazısı vardı. Gidip

gelirken ve aramızda Gripin diye diye, grubun adı da

Gripin kaldı.

Müziğinizin baş ağrısına iyi geldiğini

düşünüyor musunuz

Evet, tabii ki… Ama kalbe dikkat.

Çok teşekkür ederiz.

Biz de… II

14 Yıldızlar TEMMUZ / 10 TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 15


HABER

GEMİ İNŞAATI VE DENİZCİLİK

FAKÜLTESİ TÖRENLE AÇILDI

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım: Gemi İnşaatı ve Denizcilik

Fakültesi, denizcilik camiasının parlayan bir yıldızı olacaktır.

haber, HİCRAN BURCU AYDIN YİĞİT

Açılışa Rektör Prof. Dr. İsmail Yüksek, Yıldız Teknik Üniversitesi

Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bahri Şahin,

Denizcilik Müsteşarı Hasan Naiboğlu ve Ulaştırma

Bakanı Binali Yıldırım’ın Gemi İnşa ve Tersaneler

Genel Müdürü Yaşar Duran Aytaş, Türkiye Denizcilik

İşletmeleri Genel Müdürü Burhan Külünk, Denizcilik

Müsteşarlığı İstanbul Bölge Müdürü Cemalettin Şevli,

İstanbul Liman Başkanı Mustafa Azman; İDO Genel

Müdürü Ahmet Paksoy, Denizcilik Müsteşarlığı

Deniz Ulaştırması Genel Müdürü Dr. Özkan Poyraz,

Türk Loydu Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa İnsel,

İTÜ Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nil Güler, İTÜ

Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof.

Dr. Ali İhsan Aldoğan, GESAD Başkanı Ziya Gökalp,

DEFAMED Başkanı Selçuk Şenkal, GEMİMO Başkanı

Feramuz Aşkın, Dünya Kılavuz Kaptanlar Birliği Başkan

Yardımcısı Kaptan Cahit İstikbal, akademisyenler

ve sektör temsilcileri katıldı.

Açılış töreninde saygı duruşu, İstiklal Marşı, YTÜ

tanıtım filminin izlenmesinin ardından açılış konuşmalarına

geçildi.çılış konuşmaları Prof. Dr. Bahri Şahin,

Prof. Dr. İsmail Yüksek ve Binali Yıldırım tarafından

yapıldı.

Törende, Türkiye’nin ilk yerli yapımı olan “Köprüüstü

Simülatörü” tanıtıldı. “Gemi Makine Dairesi Simülatörü”

nün ise Katron firması ile birlikte YTÜ Gemi

İnşaatı ve Denizcilik Fakültesi işbirliği ile geliştirildiği

belirtildi.

Fakültenin tanıtımı, ilkeleri, hedefleri

Prof. Dr. Bahri Şahin, Fakültenin tanıtımı hakkında

bir sunum gerçekleştirdi. Türkiye’nin Gemi İnşaatı

ve Gemi Makineleri Mühendisi ihtiyacını karşılamak

için 1967 yılında temelleri atılan YTÜ Gemi İnşaatı ve

Gemi Makineleri Mühendisliği Bölümü’nün 40 yılı

aşan geçmişiyle, Türkiye’nin bu alanda eğitim veren

en eski iki kurumundan biri olduğunu söyledi. Şahin,

Gemi İnşaatı ve Denizcilik Fakültesi’nin belirlenen

stratejik hedeflerine uygun olarak eğitim, öğretim,

araştırma-geliştirme konusunda hazırladığı programlarla;

ulusal ve uluslararası alanda istenilen düzeye

ulaşmayı ve bu düzeyi çağın gereksinimlerine

göre sürekli geliştirmeyi ilke edindiğini belirtti.

Prof. Dr. İsmail Yüksek ise günümüzde hızla gelişen

Dünya Deniz Ticaret Filosu’nun uzman personel

gereksiniminin, üniversiteleri deniz ve denizcilik ile

ilgili bölümleri açmaya yönelttiğini belirtti. Fakülteye

destek veren ve açılışa katılan herkese teşekkür eden

> Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Rektör Prof. Dr. İsmail Yüksek

Yüksek, sektörün ihtiyacı olan kalifiye insan yetiştirilmesine

katkı sağlamayı sürdüreceklerini kaydederken,

yeni kurumsal yapıları ile itici güç olacaklarını

belirtti.

“Gemi adamında ciddi bir açık var”

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım konuşmasında, her

önemli üniversitenin geçmişinde ulaştırma altyapısının

olduğunu dile getirdi. Ulaştırmanın insan

TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 17


HABER

>> Dekan Prof. Dr. Bahri Şahin:

Fakültemiz, ulusal ve uluslararası

alanda istenilen düzeye ulaşmayı

ve bu düzeyi çağın gereksinimlerine

göre sürekli geliştirmeyi ilke edindi.

hayatının vazgeçilmez en önemli araçlarından biri

olduğunu ifade eden Bakan Yıldırım, insan hayatında

bu kadar önemli olan ulaştırmanın eğitim alanında

hak ettiği yeri bulamadığını, ancak denizciliğin diğer

ulaşım sektörlerine göre daha iyi durumda olduğunu

söyledi. Gemi inşaat sektörünün 2002’de yıldızı parlayan

sektör haline geldiğini, Tuzla dışında da tersane

sayılarının artmaya devam ettiğini belirten Yıldırım,

‘’Bugün 110 civarında tersanemiz ya tam olarak,

ya da yarım vaziyette faaliyetlerini sürdürmektedir’’

dedi. Yıldırım, Denizcilik Müsteşarlığı’nda da denizcilik

kökenli personel oranı 2002’de %6 iken, bugün bu

oranının %27’ye çıktığını, ancak bunun da hala yetersiz

olduğunu belirtti.

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gemi adamı

açığı bulunduğunu, eğitim kurumlarının sayısını artırmalarına

rağmen hem nitelik, hem nicelik olarak

gemi adamında ciddi açık olduğunu vurgulayan Yıldırım,

2015 yılı tahminlerine göre dünyada gemi adamı

açığı sayısının %5 ile 6 seviyelerine ulaşacağını

söyledi.

Denizcilikte gelinen noktanın tarihçesini anlattıktan

sonra ulaştırma alanında son 7 senede yapılanlara

da değinen bakan Yıldırım, Denizciliğin yaşanan

küresel kriz nedeniyle bugün zor günler geçirdiğini,

dünya ticaretini ayakta tutan deniz taşımacılığının

krizden en fazla etkilenen sektör olduğunu belirtti.

Üniversitelerde denizcilik eğitimi verildiğini anımsatan

Yıldırım, 2002’de 3 olan 4 yıllık eğitim veren denizcilik

fakültesi sayısının, bugün 5’e çıktığını, meslek

yüksekokulu sayısının 3’den 7’ye, denizcilik eğitimi veren

özel eğitim kurumu sayısının 5’den 45’e, denizcilik

lisesi sayısının da 24’ten 59’a yükseldiğini söyledi.

Küresel kriz nedeniyle zor günler geçiren denizcilik

sektörünün bütün bu zorluklara rağmen çok önemli

gelişmeler katettiğini, bunun da ülkedeki istikrar ve

güvenden kaynaklandığını dile getiren Yıldırım, YTÜ

bünyesinde yeni kurulan Gemi İnşaatı ve Denizcilik

Fakültesi’nin denizcilik camiasının parlayan bir yıldızı

olacağını kaydetti.

Törende, Prof. Dr. İsmail Yüksek tarafından Bakan

Yıldırım’a Anı Plaketi sunuldu. Tören, Yıldız Çatı

Restoran’da verilen yemek ile son buldu. II

18 Yıldızlar TEMMUZ / 10


RÖPORTAJ

140. YILDA

YEPYENİ BİR İETT

Süreçlerin yeniden yapılandırılması,

kalite yönetim sistemlerinin etkin

kullanılması, garajlarda 5 S ve yalın

yönetim uygulamaları gibi çalışmalarla

kuruma modern bir yönetim anlayışı

kazandırmaya çalışıyoruz.

röportaj, MİNE ULUTAŞ

Son dönemde hem ulusal hem uluslararası platformda değeri yükselen İETT (İstanbul

Elektrik Tünel Tramvay) İşletmeleri’nin Genel Müdürü Dr. Hayri Baraçlı ile kurumun

gelişim sürecini ve gerçekleştirilen projeleri konuştuk.

Kısaca kendinizden bahseder misiniz

İstanbul’da doğdum. İlk ve ortaöğrenimimi İstanbul’da tamamladım. 1989 yılında

Yıldız Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Yüksek

lisans ve doktora öğrenimimi Fen Bilimleri Enstitüsü’nde tamamladım.

Üniversitemizde ve Hava Harp Okulu’nda; Kalite Yönetimi, Finansman, Yatırım

Planlaması, Mühendislik Ekonomisi dersleri verdim. 1999 yılından beri üniversitemizin

Endüstri Mühendisliği bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapmaktayım.

Bununla birlikte üniversitemizde Rektör Danışmanlığı, Halkla İlişkiler Koordinatörlüğü

ve İnsan Kaynakları Geliştirme Merkezi Başkanlığı görevlerinde de bulundum.

Şu anda İETT İşletmeleri Genel Müdürlüğü görevini yürütüyorum.

Yoğun bir iş temposu içindesiniz. Hem İETT, hem üniversite, hem de

diğer görevleriniz zor olmuyor mu Günleriniz nasıl geçiyor

İETT Genel Müdürlüğü, hem büyük bir sorumluluk hem de çok çalışma gerektiren

bir görev. Bu görevi yürütürken bir yandan haftada bir üniversitede derslere giriyoruz.

Çeşitli kurumlar, sivil toplum kuruluşları davet ediyor. Biz de kendilerine yönetim

bilimi adına konuşmalar yapıyor, konferanslar veriyoruz. Aslında doğru bir

zaman yönetimiyle birçok işi bir arada yürütmek mümkün hale geliyor. Zamanı iyi

kullanarak ve planlı çalışarak sonuca gidebiliyoruz. Kaotik bir süreç içerisindeyseniz

yoğunluk tabii ki problem olabiliyor, ama düzenli çalışıldığına yoğunluk, daha verimli

olmamız için bir fırsata dönüşüyor.

20 Yıldızlar TEMMUZ / 10


RÖPORTAJ

Rakamlar... rakamlar...

Dünyanın en eski ikinci metrosu olan tarihi

*

Tünel, 573 metrelik yol, 104 saniyelik yolculuk,

günlük 200 seferle 12 bin 500 yolcu taşıyor.

İETT’de göreve başladığınızdan bu yana bir

yıl geçti. İstanbul gibi bir devasa kentte toplu

ulaşım hizmeti veren köklü bir kurumda görev

almak da zannediyorum büyük sorumluluk

istiyor. Göreve geldiğinizden bu yana,

İETT’de yaptığınız çalışmaları genel hatlarıyla

anlatabilir misiniz

İstanbul hakikaten büyük bir şehir. Böyle bir şehirde

toplu ulaşım hizmeti vermek de, yönetici olarak sorumluluk

sahibi olmamızı gerektiriyor. Göreve geldiğimizde

önce kurumu tanımaya çalıştık. Ekibimle

beraber mevcut süreçleri analiz ettik ve ihtiyaçları

belirledik. Tabii köklü bir kurumun zaman içinde bazı

değişimler yaşaması gerekiyor. Bu değişimi kuruma

kazandırmak için yöneticilerimizin ve çalışanlarımızın

da gayret ve fedakarlığıyla hummalı bir çalışma

içine girdik. Süreçlerin yeniden yapılandırılması, kalite

yönetim sistemlerinin etkin kullanılması, garajlarda

5 S ve yalın yönetim uygulamaları gibi çalışmalarla

İstanbul’un simgesi nostaljik tramvay, 1.8

*

kilometrelik hat, günlük 25-30 seferle 2 bin 500

İstanyolcu taşıyor.

İkitelli Garajı, 192 bin metrekare alanla

*

Balkanların en büyük, Avrupa’nın sayılı

garajlarından biri.

İETT otobüsleri her gün 535 bin kilometre kat

*

ederek dünyanın çevresini 13,5 kez dolaşıyor.

İETT 5 bin otobslük filosuyla, Avrupa’da bir

*

numara. Yılda 1 milyar yolcu taşınıyor.

Sadece Metrobüs, günde 90 bin kilometre

*

yaparak dünyanın çevresini 2,2 kez kat ediyor.

Metrobüs sayesinde 80 bin araç trafikten

çekildi, 623 ton karbondioksit havadan eksildi,

242 ton akaryakıt tasarrufu sağlandı, trafikte

geçirilen zamandan günlük 52 dakika kazanıldı.

Saatte 100 bin yolcu taşıması planlanan 21,6

*

kilometrelik mesafeyle, Türkiye’nin en uzun

metro hattı inşa ediliyor.

>> Engelli vatandaşlarımız için çok önemli projelerimiz var.

İstiyoruz ki; engelli vatandaşımız da evinden işine, gitmek istediği

yere çok rahat ulaşsın.

kuruma modern bir yönetim anlayışı kazandırmaya

çalışıyoruz.

Değişimden söz ediyorsunuz. Değişim

yönetimine bakışınız nedir İETT’de nasıl bir

değişim öngörüyorsunuz

Az önce de ifade ettiğim gibi, İETT çok köklü ve büyük

bir kurum. 9 bin civarında çalışanı ve 5 bin otobüslük

filosuyla Avrupa’da bir numara. Yılda 1 milyar yolcu taşıyoruz.

Otobüslerimiz her gün 535 bin kilometre mesafe

kat ederek, dünyanın çevresini 13,5 kez dolaşıyor.

Tabii böylesine büyük ve köklü kurumlar da gelişirken

belli dönemlerde değişimler geçirmek zorunda. Nasıl

ki insanoğlu büyürken, yaşlanırken çeşitli değişikliklere

uğrar; kurumların da bir şekilde değişimi yaşaması

gerekiyor. Değişim eskiyi yok edip yeniyi yüceltmek

değil. Eskinin ve yeninin olumlu ve elverişli yanlarını

birleştirmeyi değişim olarak tanımlayabiliriz. Köklü

kurumlarda değişim yönetimini sağlarken tabii ki bir

*

>> Akıllı Durak Sistemleri üzerinde çalışıyoruz. Bu sistemle,

durakta bekleyen vatandaşlarımız otobüsün o anda nerede

olduğunu, ne zaman durağa geleceğini takip edebilecek.

direnç oluşacak. Ama ilginç olan, biz değişimden söz

ederken İETT’de böyle bir dirençle karşılaşmadık. Herhangi

bir endişe de oluşmadı. Bunda kurumun geçmişine

ve köklülüğüne karşı gösterdiğimiz saygı önemli

ölçüde rol oynadı. Çalışanlarımız, birçok kurumda göremeyeceğimiz

derinlikte bir kurum kültürüne, çalışma

kültürüne sahip. Çalışanlarımız, kurum kültürüne

sahip çıktığı kadar yeniliklere de açık. Değişim konusundaki

kararlılığımızı ortaya koymada, bu önemli bir

güç teşkil ediyor. Bu yüzden kurumu layık olduğu konuma

taşıma vizyonumuzu çalışanlarımızla paylaştık.

Onlardan da çok olumlu tepkiler aldık. Daire başkanlarımızın,

diğer yöneticilerimizin ve işçilerimizin

fedakarlığıyla Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın

Kadir Topbaş’ın ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda

değişime start verdik ve son bir yıl içinde çok güzel

sonuçlar elde ettik.

İETT’de nasıl bir hizmet anlayışı oturtmaya

çalışıyorsunuz Yolcu güvenliği ve

memnuniyetini sağlamak adına ne gibi

çalışmalar yapılıyor

Hizmetlerimiz insan odaklı olduğundan hem iç müşteri

dediğimiz çalışanlarımıza, dış müşteri dediğimiz

yolcularımıza ve tedarikçilerimizin de eşzamanlı

memnuniyetini göz önüne almak durumundayız. Bu

hedef doğrultusunda, çalışanlarımızın meslek içi eğitimine

ve motivasyonuna ağırlık veriyoruz. Tabii İstanbul

halkının toplu ulaşımını sağlayan şoförlerimiz

ve diğer çalışanlarımız, zor bir işi başarıyor. Bu yüzden

zaman zaman çeşitli etkinlikler düzenleyerek kurumla

bütünleşmelerini sağlamaya ve çalışanlarımızın

memnuniyetini arttıracak çalışmalar yapmaya gayret

ediyoruz. Çalışanlarımızın memnuniyeti, yolcularımızın

da memnuniyetine dolaylı olarak yansıyacağından

bu konuya çok önem veriyoruz. Yolcularımızın memnuniyeti

için de hizmet kalitesini arttırıcı çalışmalar

yapıyoruz, ayrıca vatandaşlarımızın daha güvenli ve

konforlu seyahat etmesi için çabalarımız sürüyor.

Engelli vatandaşlarımız için neler yapılıyor

Engelli vatandaşlarımızın ulaşım sıkıntısını

azaltmak noktasında ne gibi çalışmalar

yapıyorsunuz

Engelli vatandaşlarımız için çok önemli projelerimiz

var. Bir kere bütün araçlarımızı engellilere uygun hale

getirme konusunda kararlılığımız sürüyor. İstiyoruz ki;

engelli vatandaşımız da evinden işine, gitmek istediği

yere çok rahat ulaşsın. Unutmayalım ki hepimiz potansiyel

birer engelliyiz. Bu yüzden Büyükşehir Belediye

Başkanımız Kadir Topbaş’ın “Bütün projelerimiz

engellilerin onayından geçecek” anlayışı çerçevesinde

çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Fırsat buldukça engellileri

ziyaret ederek sıkıntılarını dinliyoruz, sivil toplum

kuruluşlarıyla görüşüyoruz.

Basından takip ettiğimiz kadarıyla yurtiçinden

ve yurtdışından İETT’nin çalışmalarına

büyük bir ilgi söz konusu. İETT’nin ulusal

ve uluslararası arenadaki konumu nedir

Yurtdışından gelen uzmanlar en çok hangi

çalışmalara ilgi duyuyor

Biliyorsunuz İETT, Avrupa’nın en büyük otobüs filosuna

sahip. İETT sadece İstanbul’da değil, aynı zamanda

Türkiye çapında toplu ulaşımın lideri konumunda.

Ulusal ve uluslararası alandaki bu konumumuzun gerektirdiği

sorumlulukları yerine getirmek için elimizden

gelen gayreti gösteriyoruz. Son yıllarda İETT’nin

çalışmalarına, projelerine yurtdışından büyük bir ilgi

var. Pakistan’dan Moritanya’ya, Kanada’dan Mısır’a,

22 Yıldızlar TEMMUZ / 10 TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 23


Metrobüs hattımızı Beylikdüzü’ne

uzatmak ve Otogar-Başakşehir-

Olimpiyatköy metrosunu hizmete

almak için çalışmalarımız sürüyor.

Hindistan’dan Nijerya’ya kadar pek çok ülkeden, başta

metrobüs olmak üzere İETT’nin hizmetlerini yerinde

görmek üzere İstanbul’a geliyorlar. Kendilerine İstanbul

gibi büyük ve kalabalık bir şehirde nasıl toplu taşıma

yaptığımızı anlatıyoruz. 140 yıllık tecrübeye sahip

bir kurumun tecrübesinden faydalanmak istemeleri

tabii ki doğal. Bizden danışmanlık, know-how talebinde

bulunuyorlar. Hatta kendi ülkelerindeki toplu

taşıma ağını işletmemizi bile isteyenler çıkıyor. Biz de

şu anda uluslararası alanda bu hizmetleri verebilmek

için bir danışmanlık modeli oluşturmaya çalışıyoruz.

Daha sonra bu hizmeti yurtdışına pazarlayabilir hale

geleceğiz. Bu da ülkemiz ve İstanbul’umuz için bir

gurur kaynağı. İnşallah bu hizmet sayesinde İETT’nin

zaten yüksek olan marka değeri daha da artacaktır.

Bundan başka biz de yurtdışında çeşitli konferans ve

toplantılara katılarak hizmetlerimizi, İstanbul’da toplu

ulaşımı ve İETT’nin çalışmalarını aktarıyoruz. Büyük

bir ilgi ve hayranlıkla dinlediklerini fark ediyoruz. Tabii

bu da bize gurur veriyor.

Ses getiren projelere imza attınız.

Bu projelerden bahseder misiniz

Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki, İstanbul gibi büyük

ve kalabalık bir şehirde toplu taşıma hizmetini

verebilmek çok kolay bir iş değil. Nüfus ve göç gibi

etkenleri göz ardı edemeyiz. Özellikle metrobüs sayesinde

gördük ki; İstanbul’un çözülemez sanılan birçok

problemi - ki bunlar arasında trafik en önemlisi olarak

göze çarpıyor - istendiği zaman çözülebiliyor ya da

çözüm için bazı adımlar atılabiliyor. Bir kere meseleye

“olmaz” gözüyle değil “olabilir” gözüyle bakmak temel

yaklaşım olarak benimsenmeli. Hani bir söz vardır;

“Başlamak, bitirmenin yarısıdır” diye... İşte çözüm

konusunda kararlı olduğunuz takdirde sonuç almak

daha mümkün hale gelebiliyor. Biz de toplu taşıma

problemini ortadan kaldıracağız, halkımıza daha kaliteli,

konforlu ve güvenli bir hizmet sunacağız diyerek

yola çıktık. Bu minval üzere 1 yıl içinde yoğun olan hatları

yeni otobüslerle takviye ettik, toplu ulaşım talebi

olan ilçelere yeni hatlar açtık. Güçlü bir insan kaynakları

politikasıyla, elimizdeki mevcut potansiyeli iyi değerlendirerek

ek maliyet gerektirmeden, hatta giderlerimizi

etkin yöneterek çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Gece seferlerini arttırdık. Hizmet kalitesini arttırmak

ve hizmet ağını genişletmenin yanısıra, teknolojiyi de

takip ederek temassız elektronik bilet gibi yeniliklerle

İstanbul halkını tanıştırdık. Sosyal sorumluluk projeleriyle,

halkımızın İETT ile bütünleşmesini sağlamaya

çalıştık. Engellilerimizi, yaşlılarımızı, kimsesiz çocuklarımızın

da sesine kulak vererek onlara da destek olduk

ve olmaya da devam ediyoruz.

>> Çevre dostu olarak bilinen ve yakıt tüketimini de büyük oranda

düşürecek olan araçlar getirmek için çalışmalarımız sürüyor.

Yürüttüğünüz projeleri anlatır mısınız

Şu anda üzerinde çalıştığımız en büyük proje, Temassız

Elektronik Kart projesidir. Temassız Elektronik Kart

projesi, İstanbullulara daha kaliteli ve modern hizmet

verme amacımız çerçevesinde geliştirdiğimiz bir proje.

Elektronik kart, “yaklaştır geç” prensibiyle çalıştığı

için yolcularımıza büyük kolaylıklar sunuyor. İnişbinişlerde

işlem süresi büyük ölçüde kısalıyor. Cüzdan

veya çantadan çıkarılmadan okutulabiliyor. Elektronik

kart, sağladığı yüksek güvenlik özellikleri açısından da

diğer kartlardan daha üstün.

Bu kart sayesinde sadece ulaşımda değil aynı zamanda

eğlence, otopark, kütüphane gibi kentin diğer

alanlarında da kullanılabilecek temassız bir elektronik

karta sahip oluyoruz. Kara ulaşımından tutun da deniz

ulaşımına kadar her alanda kullanılabilecek olan

bu kart, İstanbul için bir devrim niteliği taşıyor. Kartın

elektronik olmasından dolayı biz hangi hatların yoğun

olduğunu, hangi otobüse kaç yolcunun bindiğini

tam olarak tespit edeceğiz ve daha konforlu bir seyahat

için gerekli tedbirleri alabileceğiz. Tam anlamıyla

kullanılmaya başlandığında, bu kartın değeri daha iyi

anlaşılacaktır.

Bundan başka Metrobüs Kontrol Merkezi çalışmalarımızı

bitirme aşamasına getiriyoruz. Bazı istasyonlarda

pilot çalışmalarımız sürüyor. Bu projeyle

metrobüs hattı tek bir merkezden komuta ve kontrol

edilebilecek. Herhangi bir aksaklık kameralarla tek bir

merkezden izlenerek anında çözüm üretilebilecek.

Böylelikle, herhangi bir istasyonda yoğunluk yaşandığında,

anında bu istasyona ek sefer gönderilerek

rahatlatma imkanı bulacağız. Metrobüs için ayrıca bir

optimizasyon çalışmamız sürüyor. Bu da hattaki yoğunluğu

azaltmaya yönelik bir çalışma.

Bundan başka, Akıllı Durak Sistemleri üzerinde çalışıyoruz.

Bu sistemle, durakta bekleyen vatandaşlarımız

otobüsün o anda nerede olduğunu, ne zaman

durağa geleceğini takip edebilecek.

Basında da büyük yankı bulan “İstanbul’dan Güvenli

Yolculuk” projemiz çerçevesinde başlattığımız eğitim

programıyla, 7 bin çalışanımıza üniversite ortamında

stres yönetimi, zor yolcularla baş etme, halkla ilişkiler

gibi alanlarda eğitim veriliyor.

Ayrıca yine tarihi ve kültürel değeri olan ve

İstanbul’un sembollerinden biri sayılan nostaljik

tramvayımızla ilgili “Beyoğlu Lavanta Kokuyor” ve

“Beyoğlu Müzikle Başkadır” projesi çerçevesinde yürüttüğümüz

çalışmalar da vatandaştan büyük ilgi ve

takdir görmüş durumda.

İstanbulluların yoğun ilgi gösterdiği metrobüs

projenizden de biraz bahsedebilir misiniz

Metrobüs projesi, İstanbul gibi kalabalık ve büyük bir

kentin ulaşımını büyük ölçüde kolaylaştıran, ulaşım

sistemimize güç katan ve trafik problemini azaltan

bir sistem olarak kısa zamanda takdir gördü. Günde

90 bin kilometre yaparak dünyanın çevresini 2,2 kez

kat ediyor. Metrobüs sayesinde 80 bin araç trafikten

kalktı. Akaryakıttan sağlanan 242 ton tasarruf ve trafikte

geçirilen zamandan günlük 52 dakika, senelik

28 gün geri kazanım da bu sistemin önemli getirileri

arasında.

Toplu ulaşım kültürünü yaygınlaştırmak

ve toplu taşımayı teşvik için kapsamlı bazı

çalışmalar yürüttüğünüzü öğrendik.

Bu konu hakkında okuyucularımızı biraz

aydınlatabilir misiniz

Toplu ulaşım; kent hayatının önemli bir parçası, ayrı

bir kültür. İstanbul gibi kalabalık, büyük ve tarihi bir

şehirde toplu ulaşım kültürünü yaygınlaştırmamız

gerekiyor. Sürekli göç alan bir kentte bazı uyum problemlerinin

yaşanması doğaldır. Biz de toplu ulaşım

kültürünü bütün vatandaşlarımıza benimsetmek

amacıyla birtakım çalışmalar içindeyiz. İşe önce eğitim

kurumlarından başlamayı uygun gördük. Ağaç

yaşken eğilir. Önce ilk ve orta dereceli okullarda toplu

ulaşım görgü ve kurallarını anlatmamız gerekiyor.

Bu yüzden de çeşitli kitapçıklar basarak ve seminerler

vererek bu kültürü yaygınlaştırmayı ve toplu ulaşımı

teşvik etmeyi planlıyoruz.

Ayrıca önümüzdeki dönemde bir haftayı, Toplu

Ulaşım Haftası olarak kutlamayı düşünüyoruz. Bu

konuda bazı hazırlıklarımız var. Toplu ulaşımı teşvik

24 Yıldızlar TEMMUZ / 10 TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 25


RÖPORTAJ

>> ”İstanbul’dan Güvenli Yolculuk” projemiz çerçevesinde

başlattığımız eğitim programıyla; 7 bin çalışanımıza üniversite

ortamında stres yönetimi, zor yolcularla baş etme, halkla ilişkiler gibi

alanlarda eğitim veriliyor.

etmek için de çeşitli kampanyalar düzenleyerek hizmetlerimizi

daha cazip ve tercih edilir hale getirmeye

gayret ediyoruz.

Son dönemlerde her alanda çevreye duyarlılık

konusu ön plana çıkıyor. Bu konuda İETT’nin

faaliyetlerini nasıl değerlendiriyorsunuz

Metrobüs hattı sayesinde, günlük 623 ton karbondioksit

havadan eksiliyor. Bunun çevreye çok büyük katkısı

var. Bundan başka, geçenlerde Büyükşehir Belediye

Başkanımızın da ifade ettiği gibi İstanbul’a elektrikli

hibrit araçlar getirme konusunda çalışmalarımız sürüyor.

Ayrıca CNG’li araçlarla ilgili fizibilite çalışmalarımız

da devam ediyor. Çevre dostu olarak bilinen bu

araçlar sayesinde, havadan daha fazla karbondioksit

eksilecek. Ayrıca yakıt tüketimi de büyük oranda düşecek.

Bundan başka sosyal sorumluluk projelerimiz

kapsamında, çevreci sivil toplum kuruluşlarıyla da ortak

çalışmalarımız sürüyor.

Önümüzdeki dönem hedefleriniz hakkında

bilgi alabilir miyiz

Yeni dönemde hedeflerimizden en önemlisi, bu değişim

sürecini yayarak güçlendirmek ve sürdürülebilir

hale getirmek. Ayrıca orta ve uzun vadeli hedeflerimizi

ortaya koyarak 2023 vizyonumuzu oluşturmaya

çalışıyoruz.

Yine Metrobüs hattımızı Beylikdüzü’ne uzatmak

için çalışmalarımız sürüyor. Yine yoğunluğu azaltmak

ve toplu ulaşım taleplerini değerlendirmek amacıyla

çeşitli bölgelere ihtiyaç doğrultusunda yeni hatlar

açmayı planlıyoruz. Kısacası; önümüzdeki dönemde

İETT’nin hizmet kalitesini arttırmak, marka değerini

yükseltmek, değişim yönetimini tabana yaymak,

hizmet ağını genişletmek, atıl kapasiteyi doldurmak,

optimum çözümler üretmek için gayretlerimizi sürdürmeyi

hedefliyoruz.

En büyük yatırımlarımızdan biri olan ve yüzde 85’i

tamamlanan Otogar-Başakşehir-Olimpiyatköy metrosunu

hizmete almak için çalışmalarımız hızla devam

ediyor. Bu proje sayesinde de İkitelli Sanayi Bölgesi

ve TEM otoyolu büyük ölçüde rahatlamış olacak.

Son olarak okuyucularımıza ve İstanbullulara

iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı

Toplu ulaşım, insan odaklı bir hizmet. Bu yüzden de

hepimizin empatiye, anlayışa ve pozitif düşünceye

ihtiyacı var. Kurumları, hizmetleri eleştirirken yapıcı

olmaya çalışalım. Yapıcı eleştiri, kurumları büyütür,

yıkıcı eleştiri ise kurumları öldürür. İETT hepimizin

kurumu. Biz vatandaşlarımıza daha kaliteli hizmet

vermek için gayret ederken, vatandaşlarımız da kendilerine

ait olan bu kuruma sahip çıkmalı. İstanbul

gibi kalabalık bir şehirde şoförümüz yolcumuza, yolcularımız

da şoförümüze gereken anlayışı gösterdiği

takdirde sonuç almamız daha kolay olacaktır.

Yoğun temponuz arasında bize vakit

ayırdığınız için teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim. II

26 Yıldızlar TEMMUZ / 10


ETKİNLİK

YTÜ 14. BAHAR ŞENLİĞİ

DÜZENLENDİ

YTÜ Bahar Şenliğinde; profesyonel sanatçılar

tarafından verilen 3 ana konsere, konferanslara,

profesyonel/yarı profesyonel ve amatör grup

performanslarına, çeşitli yarışmalar, sergiler, sanatsal

gösterilere ve daha pek çok etkinliğe yer verilmiştir.

haber, MİNE ULUTAŞ

YYıldız Teknik Üniversitesi 14. Bahar Şenliği, 24- 28 Mayıs

2010 tarihleri arasında, Beşiktaş Yerleşkesi Kiler-i

Hümayun Bahçesi’nde öğrencilerin yoğun katılımıyla

gerçekleşti. 5 gün süren şenlik boyunca her akşam

yaklaşık olarak 10.000 kişilik katılım oldu.

Üniversitemizin Halkla İlişkiler Koordinatörlüğü,

Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı, Mezunlar ve

Öğrencilerle İletişim Koordinatörlüğü ve Kulüpler Birliği

tarafından organize edilen şenlik, öğrencilere neşeli

saatler yaşattı.

Üniversitemiz sosyal faaliyetleri

destekliyor

Türkiye’nin en köklü, çağdaş üniversitelerinden biri

olan Yıldız Teknik Üniversitesi, bilgi çağı olarak adlandırılan

21. yüzyılın değerlerine sahip bir üniversite

olmak için çalışmalarına devam ediyor. YTÜ, evrensel

değerlerle donanmış, vizyon ve misyon sahibi, kendisini

sürekli geliştiren, yaşam boyu öğrenmeyi hedef

edinmiş, analiz ve sentez yapabilen, yaratıcı, girişimci,

sorgulayıcı, etik değerleri özümsemiş bireyler yetiştirmeyi

hedefliyor. Öğrencilerinin kültürel ve sosyal

alanda da ihtiyaçlarının karşılanmasına, sosyal yaşama

entegre edilmesine, öğrenciler arasında dayanışma

ve işbirliğinin geliştirilmesine ve etkili bir iletişim

kurulmasına katkıda bulunuyor.

Bu amaçlara hizmet eden Bahar Şenliği gibi sosyal

faaliyetlerin öneminin bilincinde olan YTÜ, öğrencilerinin

mesleki ve meslek dışı bilimsel birikimlerinin arttırılmasının

yanısıra; gençlerin sosyal, kültürel, bedensel

ve düşünsel alanlarda gelişmelerine yönelik tüm

ders dışı sosyal faaliyetlerini desteklemektedir.

Belirlenen bu çerçeve doğrultusunda 5 gün süren

şenliklerimizde profesyonel sanatçılar tarafından verilen

3 ana konsere, konferanslara, profesyonel/yarı

profesyonel ve amatör grup performanslarına, çeşitli

yarışmalar, sergiler, sanatsal gösterilere ve daha pek

çok etkinliğe yer verilmiştir. 14. Bahar Şenliği sadece

YTÜ öğrencilerine değil, tüm öğrencilere ve İstanbullulara

açık şekilde devam etmiştir. II

*

Programda neler vardı

24 Mayıs Pazartesi

Mimarlık Fakültesinin bahçesinde açılışı

yapılan şenlik, halk oyunları ekibinin ve YTÜ

Dans Kulübü’nün gösterisi ile başladı. Akşam

saatlerinden itibaren başlayan Astigar, Yora,

Gren, Sakin, Mor ve Ötesi’nin konserleri gece

yarısına kadar öğrencileri coşturdu.

25 Mayıs Salı

Akşam saatlerinde başlayan, Help! The

Captaın Threw Up, Extinction, Razor ve Silent

Disaster konserlerinin ardından, YTÜ Dans

Kulübü’nün gösterisi ile program sona erdi.

26 Mayıs Çarşamba

Şenliğin 3.gününde YTÜ Tiyatro Kulübü,

Oğuz Atay Sahnesi’nde “Tanrı” isimli oyunu

sergiledi. Kulüp üyelerinin performansı,

ilgiyle karşılandı. Akşam programı, DJ Özcan

Ertek’in performansı ile başladı. Program,

DJ De Rien’ın performansı ile devam etti.

Saat 20.00 itibariyle de Bonmod, Portecho ve

Bedük konserleri keyifle izlendi.

27 Mayıs Perşembe

Saat 17.00’de başlayan programda, Mr.

Goodtrips, Sapan, Pop Core, Woo Hoo ve

Neva, müzik tutkunlarına muhteşem bir

müzik ziyafeti sundu. Saat 22.00’den gece

yarısına kadar ise Beetlejuice film gösterimi

açık havada sinemaseverlerin beğenisine

sunuldu.

28 Mayıs Cuma

YTÜ 14. Bahar Şenliği, akşam saatlerinde

başlayan Mavi Band, Ayade-i Lüpriz, Temaşa

İstanbul, Derin Kırmızı ve Boban & Marco

Markovic konserleri ile son buldu.

Ayrıca şenlik süresince Fotoğraf Kulübü’nün

fotoğraf sergisi, YTÜ Oditoryum Sergi

Salonu’nda ilgililerin beğenisine sunuldu.


PROJE

YTÜ 2010 SOSYAL SORUMLULUK PROJESİ:

AKSARAY TOBB İLKÖĞRETİM OKULU

YTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek:

Üniversitelerin görevlerinden bir tanesi

eğitim-öğretim, diğeri araştırma-geliştirme ve

en önemlisi de sosyal sorumluluk projeleridir.

haber, MİNE ULUTAŞ

TTopluma yönelik faaliyet ve projelere büyük önem veren

YTÜ, son dönemde sosyal sorumluluk faaliyetlerine

hız vermiştir. İlk olarak 2008 yılında Mardin’in Derik

ilçesi Tepebağ İlköğretim Okulu’nda, daha sonra

2009’da Elazığ’ın Maden ilçesine bağlı Kavak- Hazar

İlköğretim Okulu’nda gerçekleştirilen YTÜ Kulüpler

Birliği Sosyal Sorumluluk Projesi, 2010 yılında Aksaray

ili, Yavuz Sultan Selim Mahallesi’nde bulunan

TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) İlköğretim

Okulu’nda hayata geçirilmiştir.

YTÜ, Yıldız’lı öğrencilerin sosyal sorumluluk projesinin

bir parçası olmasını sağlayarak, onlarda toplumsal

bilincin yerleşmesinde katkı sağlamayı amaçlamakta

ve bu proje her yıl geleneksel şekilde devam

etmektedir.

Ortak artı değer yaratmak felsefesiyle yola çıkan

YTÜ Kulüpler Birliği, sosyal sorumluluk projeleriyle,

öğrencilere “Her yıl bir okul, her yıl bir bölge” sloganı

ile sosyal sorumluluk bilincini aşılamayı amaçlamıştır.

Aksaray TOBB İlköğretim Okulu

YTÜ sosyal sorumluluk projelerinin bu yıl yürütüldüğü

okul, TOBB tarafından 1998 yılında 5 kat ve

24 derslik olarak yaptırılmış, 22 Ekim 1998 tarihinde

eğitim-öğretime başlamıştır. Okul binası 538m2

üzerine inşa edilmiş olup, toplam alanı 9.200m2’dir.

TOBB İlköğretim Okulu anaokulu biriminde, okul öncesi

eğitimi de verilmektedir.

Projenin kapsamı

10 – 14 Mayıs 2010 tarihleri arasında gerçekleştirilen

çalışma kapsamında proje ekibi tarafından organize

edilen programlarla elde edilen gelirler ve sponsor

destekleriyle, 2010 yılı sosyal sorumluluk projesi gerçekleştirilmiştir.

Aksaray TOBB İlköğretim Okulu, fiziki koşullar açısından

çok kötü durumda olmamasına rağmen, eksikleri

ve tamir edilmesi gereken bölümleri bulunan

bir okuldu. Örneğin, çok amaçlı salon olarak kullanılması

planlanmış; ancak içi boş, duvarları dökük, yer

malzemesi döşenmemiş bir salonu vardı. Okulun kütüphanesi,

öğrencilerin sağlıklı kullanımı için yeterli

donanıma sahip değildi. Bilgisayar laboratuarının

yenilenmesi ve kullanılır hale getirilmesi gerekiyordu.

Tüm bu birimler, çeşitli firmaların destekleriyle,

YTÜ Makine Teknolojileri Kulübü, YTÜ Tiyatro Kulübü

ve YTÜ IEEE Kulübü tarafından sağlanan desteklerle

onarılmış, döşenmiş ve öğrencilerin kullanımına hazır

hale getirilmiştir.

Yapılan uygulamalar-iyileştirmeler

Çok amaçlı salon

170 m2 lik çok amaçlı salonun duvarları boyanmış,

yerleri laminant parke ile kaplanmış, sahne perdesi

takılmış, sahneye rahat çıkılabilmesi için iki basamaklı

ve çift taraflı merdiven yapılmıştır. Pencerelerine

karartma perdeleri takılmış, kulis odası ve sahnesi

düzenlenmiş, salonda bir bölüme pinpon masası

yerleştirilmiş, projeksiyon cihazı takılmış ve kolçaklı

koltuklar döşenmiştir.

Kütüphane

Kütüphane yeni baştan ele alınmış; kütüphane dolapları,

masaları ve kitapları temin edilmiş, kitaplar

tasnif edilerek raflara yerleştirilmiş ve öğrencilerin

kullanımına hazır hale getirilmiştir.

Bilgisayar laboratuarı

Bilgisayar laboratuarında bulunan bilgisayarlar kullanılamayacak

durumdaydı. Yeni bilgisayarlar eklenerek,

bu bölüm yeniden düzenlendi.

32 Yıldızlar TEMMUZ / 10 TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 33


PROJE

Dış cephe

Okulun dış cephe boyaları temin edildi.

Öğrencilerin kişisel ihtiyaçları

513 öğrencinin eğitim gördüğü okulda, her öğrenciye

kıyafet, kırtasiye malzemesi, okul çantası ve ayakkabıdan

oluşan hediye paketleri dağıtıldı.

Etkinlikler

TOBB İlköğretim Okulu’nun fiziksel yapısının iyileştirilmesinden

sonra, öğrencilerin de aktif olarak katıldığı

etkinlikler düzenlendi. YTÜ Kulüpler Birliği öğrencileri,

TOBB İlköğretim Okulu öğrencileri ile birlikte 5

gün boyunca çeşitli kültürel faaliyetlerde bulundular.

Oluşan sinerji ve kültürel etkileşimle, üniversite öğrencilerinde

sorumluluk bilincinin yerleşmesi ve yöre

halkıyla ilköğretim öğrencilerinin üniversite hakkında

bilgi sahibi olmaları hedeflenmiştir.

YTÜ Sinema Kulübü, sinemayı sevdirmek ve sinemanın

farklı yönlerini göstermek amacıyla öğrencilere

animasyon film gösterisi ve kısa film çekimi

hazırlayıp sundu. Öğrenciler de senaryoda rol aldılar.

Ayrıca Green Box uygulaması yapıldı ve CD şeklinde

hazırlanarak ilköğretim öğrencilerine hediye edildi.

YTÜ Plastik Sanatlar Kulübü, proje kapsamında

Ebru sanatını öğrencilere tanıttı. Ebru teknesi kuruldu.

Öğrenciler tarafından hazırlanan Ebru çalışmaları,

yeni düzenlenmiş olan çok amaçlı salonda sergilendi.

YTÜ Fotoğrafçılık Kulübü, okuldaki öğrencilere

çek-at fotoğraf makineleri vererek çevrelerinde farklı

gördükleri nesnelerin, okullarının, arkadaşlarının ve

ailelerinin fotoğraflarını çekmelerini sağladı. Ayrıca

çocukların portre fotoğrafları çekilerek bir portre sergisi

açıldı

YTÜ Tiyatro Kulübü, öğrencilere çeşitli oyunlar oynattı

ve drama eğitimi vererek küçük drama gösterileri

yaptırdılar. Öğrencileri tiyatroya teşvik etmek

amacı ile bir tiyatro oyunu hazırlandı ve minik öğrenciler,

tiyatro oyununu başarıyla sundular.

YTÜ Basın Yayın Kulübü; öğrencilere şiir, öykü ve

Projeye destek veren tüm

kuruluşlara teşekkür ederiz

* Colin’s

Tema Mağazacılık (Lc Waıkıkı)

*

* Prosan

Kral Kitap Kırtasiye

*

*

*

Beks Çorap

Ayfer Gıda

* İSKİ

*

Hp Bilgisayar

*

Exper Bilgisayar

*

May Yapı

*

Blacksea Ayakkabı

*

King Paolo Klimalı Ayakkabı

*

Depo Ayakkabı

*

* Ciento

Hekimoğlu Ali Paşa İlköğretim Okulu

*

Kardeş Türküler

*

resim çalışması yaptırdı. Bu çalışmalar, çok amaçlı

salonda sergilendi.

YTÜ Satranç Kulübü, bir satranç turnuvası düzenledi.

Birinci olan öğrenciye, tören sırasında satranç

takımı hediye edildi.

YTÜ Dağcılık Kulübü, tüm sınıflarda derslere katılarak,

öğrencilere ilkyardım eğitimi verdi.

YTÜ İşletme Kulübü, organizasyonun iyi bir şekilde

yürümesini sağlamak amacıyla, çalışmalarını son derece

özverili olarak yürütmüştür.

Tören

YTÜ Kulüpler Birliği, TOBB İlköğretim Okulu’ndaki

projeyi tamamladıktan sonra okulun çok amaçlı salonunda

bir tören düzenlendi. Törene Aksaray Valisi

Orhan Alimoğlu, Garnizon Komutanı Albay Hayati

Kasım, Aksaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet

Sağlam, YTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek, Belediye

Başkan Yardımcısı Hüseyin Altınsoy, İl Genel Meclisi

Başkanı Şaban Bostan, Emniyet Müdürü Dr. Halis

Böğürcü, Milli Eğitim Müdürü İbrahim Yılmaz, ATSO

Başkanı Ali Öztürk, Ticaret Borsası Başkanı Kemal Gümüşsoy

ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Konuşmasında YTÜ Kulüpler Birliği’nin sosyal çalışmalarına

değinen YTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek,

YTÜ’ nün 25 bin öğrencisi ve 2 bin 500 personeli

ile akademik hayata hizmet verdiğini belirtti. Ülkenin

ihtiyacı olan mühendisleri ve üniversite mezunlarını

yetiştirmek için çalıştıklarını belirten Rektör Yüksek,

“Üniversitelerin önemli görevlerinden biri eğitim-

>> Proje kapsamında TOBB İlköğretim Okulu’nun dış cephesi boyandı,

çok amaçlı salonu, kütüphanesi, bilgisayar laboratuarı yenilendi ve

513 öğrencisine kırtasiye ve kılık-kıyafet desteği sağlandı.

öğretim, diğeri araştırma-geliştirme ve en önemlisi

de sosyal sorumluluk projeleridir. Sosyal sorumluluk

projeleri kapsamında, üniversitemiz çok çeşitli faaliyetlerde

bulunmaktadır. Üniversitemizde şu anda

30’un üzerinde kulüp faaliyet göstermektedir. Bu

kulüplerin birleşiminden oluşan Kulüpler Birliği, ülkemizin

eğitimine katkı sağlamak amacıyla, ülkenin

değişik bölgelerinden bir ilköğretim okulu belirleyerek,

o okulun tüm ihtiyaçlarını karşılamak için ciddi

bir mücadele vermektedir. Bu, takdir edilecek bir

olaydır” dedi.

Törende konuşan Aksaray Valisi Orhan Alimoğlu,

YTÜ Rektörlüğü ve öğrencilerine teşekkür etti ve iyi

yetişen bir nesil sayesinde, ülkenin de geleceği parlak

olur dedi. Alimoğlu konuşmasına, “İlköğretimin ardından

lise gelir, sonra da üniversite eğitimi. İnsan 25

yaşına kadar tahsil ettiğini, ömrünün geri kalanında

harcıyor. Bu nedenle gelişim çağındaki gençlerimize

azami itina ile yaklaşmamız lazımdır. Bu hususta Aksaray

Üniversitesi ile diyalog halindeyiz. Ancak Yıldız

Teknik Üniversitesi’nin bizim şehrimizde çalışması

çok ayrı bir öneme sahiptir. Kendilerine çok teşekkür

ederim. Üniversitenin sağladığı yardım bize gerekli

olan bir yardımdır. Biz ilköğretim ve lisede öğrencilerimizi

iyi yetiştirirsek üniversitelerin de işi kolaylaşır.

Yaptığı işi güzel yapan kimseler çoğalınca, ülkemiz

daha mutlu ve müreffeh insanların yurdu haline gelir”

diye devam etti.

Programda, YTÜ öğrencileri tarafından protokole

birer hediye takdim edildi. TOBB İlköğretim Okulu

öğrencileri tarafından hazırlanan tiyatro oyunu da

beğeni ile izlendikten sonra tören sona erdi.

Üniversite-Sanayi işbirliği konferansı

YTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek, Aksaray

Üniversitesi’nde “Aksaray’da Üniversite-Sanayi İşbirliği”

konulu bir konferans verdi. Konferansta, ülkelerin

gelişmesi ve bir yerlere gelmesi eğitim ve

AR-GE’den geçer diyen Yüksek, “Türkiye’de AR-GE

çalışması yapacak kişilere ihtiyaç vardır. Şu an ülkemizde

sadece 60.000 AR-GE çalışanı var, ancak bu

rakamın en az 180.000 olması gerekiyor. Ülkemizdeki

büyük ölçekli işletmeler son yıllarda AR-GE çalışmalarını

çok profesyonelce yapıyorlar.1980 yılında

beyaz eşya sektöründe ülkemizde BOSH en iyi marka

konumundayken, şu anda Arçelik firmasının marka

değerinin artması AR-GE çalışmalarını en iyi yapan

firmalar arasında olmasındandır.”dedi. II

34 Yıldızlar TEMMUZ / 10 TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 35


ÖĞRENCİ KÜRSÜSÜ

HASTAYA DOKTOR

SAVUNMAYA AVUKAT

UZAYA ASTRONOT

GERİ KALAN HER ŞEY İÇİN

ENDÜSTRİ MÜHENDİSİ…

MUHAMMED ATİLLA SEVİM / ENDÜSTRİ MÜHENDİSİ

2010 ODTÜ Endüstri Mühendisliği mezunlarının taşıdığı

pankart, tam anlamıyla mesleğimizi tanımlıyor.

Bizler, yani Endüstri Mühendisleri; çok eleştirilen interdisipliner

yapımızla klasik çağın mühendislerini

geride bırakarak, insan makine teknoloji ve malzeme

gibi temel kavramları tek potada eriterek, çağın mühendisi

olgusunu taşımaktayız.

Mühendislik iki ana temele dayanır. Bunlar; Mekanik

( Makine, İnşaat, Kimya vb. ) ve Devredir ( Bilgisayar,

Elektrik ve Elektronik ). Endüstri Mühendisliği

bilim dalı bu ana dallardan farklı olarak, üretim ve

yönetim anlayışının değişmesiyle ortaya çıkmış ve

sistemin kilit taşı haline gelmiş bir daldır.

Bilimsel yaklaşımlarından ziyade, Endüstri Mühendisliğine

biraz da mizah gözüyle bakacak olursak,

sanırım bu bilim dalının toplumdaki bilinirliğini ve

aslında ne kadar büyük öneme sahip olduğunu daha

iyi anlarız.

Lise yıllarından itibaren Endüstri Mühendisi

olmak isteyen biri olmama rağmen

YTÜ Endüstri Mühendisliği Bölümünü kazandığım

ilk yıl eş, dost, akraba ziyaretlerinde

aslında konudan ne kadar da uzak

olduğumuzun farkına vardım. Özellikle bu ortamlarda

geçen diyaloglar, gerçekten de incelenmesi

gereken bir vakayı andırıyordu. ‘Evladım okulu bitirince

ne iş yapacaksın sen’ sorusu en can alıcı ve en can

sıkıcı soruydu hiç şüphesiz.

Örnek diyaloglar

-Üniversiteyi kazanmışsın evladım aferin.

-Teşekkür ederim amcacım.

-Hangi bölümdü senin

-Endüstri Mühendisliği

-Hadi ya (bir şaşkınlık) Sen Anadolu lisesinde okuyordun

değil mi Endüstri Meslek nerden çıktı

-Yok, amca aynı şey değil o.

-Hımm peki okul bitince ne olacaksın sen Ne iş

yapacaksın

- Amca şimdi başlasam anlatmaya, 3 gün sürer

yapabileceğim işler.

-Hıı öyle mi! Aferin aferin hayırlısı olsun tabi…

Bu ve benzeri diyalogları, belki de çok daha eğlenceli

olanlarını eminim ki meslektaşlarım da yaşamışlardır.

Daha ileri giderek şunu söyleyebilirim;

toplumumuzun büyük bir çoğunluğu, Endüstri Mühendisliği

bilim dalı hakkında yeterli bilgi ve birikime

sahip değildir. Eğer toplumumuz bu mesleğin

önemini kavrayan bir toplum olsaydı; 5-10

yaş aralığında ki çocuklar futbolcu, doktor,

pilot değil, Endüstri Mühendisi olmak isterdi.

Güler misin, ağlar mısın…

Üniversiteyi kazandığım ilk yıl, başımdan geçen bir

başka diyalogu size aktarmak istiyorum: Ara tatilde,

mezun olduğum Elazığ Anadolu Lisesi’ne eski öğretmenlerimi

ziyarete gitmiştim. Öğretmenler odasında

sohbet ederken, yine aynı dönemden mezun ve öğretmenleri

ziyarete gelmiş bir arkadaş daha katıldı sohbetimize.

Üniversite sınavlarında iyi puan alamayan

arkadaşım, iş garanti olsun diye Polis Meslek Yüksek

Okuluna kayıt yaptırmıştı. Şimdi adını hatırlamak istemediğim

kimya öğretmenimiz ile aramızda geçen

diyalogu aktarıyorum:

-Merhaba çocuklar hoşgeldiniz eski okulunuza.

- Hoş bulduk hocam…

-Eee ne yaptınız kazanabildiniz mi üniversiteyi

-Hocam polis okuluna kayıt yaptırdım ben.

-Bende YTÜ Endüstri Mühendisliğini kazandım

hocam.

-Aaa oğlum Muhammed, sen çok çalışkan bir çocuktun

niye öyle oldu Bari sende arkadaşın gibi polis

olsaydın.

Şimdi o günleri hatırlayıp gülüyorum açıkçası.

Evet, komik ama bir o kadar da acı bir durum aslında;

bölgenin en iyi lisesinde öğretmenlik yapan birinin

çağın mühendisliği diye tanımlanan mühendisliği bilmemesi.

Yani bir endüstri mühendisi iseniz veya adayı

iseniz mutlaka yabancı gelmeyecektir bu diyaloglar

size. Fakat şunu asla unutmamak gerekir; Endüstri

Mühendisliği, önemi giderek artan ve üst düzey yönetici

olma potansiyeli yüksek olan bir mühendislik dalıdır.

Çünkü bizi tanımlayan asıl cümle şudur ; ‘engineer

makes thing industrial engineer makes it beter ‘

Farklıyız

Sonuç olarak; kendi adıma bir daha meslek seçme

şansım olsa, sanırım yine ve yeniden Endüstri Mühendisliği

bölümünü seçerdim. Bir de bizi havalı kılan bazı

mesleki terimler var; en fazla onları severim aslında,

çünkü bizi anlatan kelimelerdir onlar. Optimizasyon,

kaizen, tpm, efqm, sıfır hata, verimlilik, kalite, fishbone,

JIT vb... Hele optimizasyon kelimesi, bizim her

şeyimiz gibidir. Özellikle diğer meslek gruplarından

arkadaşlarla sohbet ederken, bu terimleri vurgulayarak

fark yarattığımızı veya farklılığımızı ortaya koyduğumuzu

görmek beni gerçekten çok mutlu ediyor.

Stratejik kalkınmanın temelinin karlılık değil kalite

olduğunu vurgulayan, sistemlerin sadece makine ve

malzeme kavramlarını değil insan kavramını da kapsadığını

bilen, sürekli gelişmeyi ve sıfır hatayı yaşama

stili haline getiren Endüstri Mühendisleri, işletmelerin

vazgeçilmez unsurları olmaya devam edecektir. II

36 Yıldızlar TEMMUZ / 10 TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 37


YARIŞMA

YILDIZLI PROJELER

YARIŞMASI

SONUÇLANDI

Birincilik ödülünü “Biokimya Otoanalizörü”

projesi ile Bahçeşehir Üniversitesi’nden Batuhan

Yılmaz, Mert Kayacan, Alişan Yılmaz ve Kaan

Alper’den oluşan ekip kazandı.

haber, GÖKHAN SEZEK / YTÜ IEEE ÖĞRENCİ KULÜBÜ YILDIZLI PROJELER YARIŞMASI’10 KOORDİNATÖR YARDIMCISI

YYTÜ IEEE Öğrenci Kulübü tarafından düzenlenen Yıldızlı

Projeler Yarışması’10, etkileyici bir final ile sonuçlandı.

Bilim ve Teknoloji kategorisinde Türkiye’nin en aktif kulübü

ödülünü 2008-2009 ve 2009-2010 dönemlerinde üst

üste kazanan YTÜ IEEE Öğrenci Kulübü’nün düzenlediği

Yıldızlı Projeler Yarışması’nın Proje Sergisi ve Ödül Töreni

etkinliği, YTÜ Oditoryumu’nda 25 Haziran 2010 tarihinde

düzenlendi.

IEEE Öğrenci Kulübü’nün, Makine Tanıtım Grubu’nun ana

sponsorluğunda düzenlediği yarışmanın finali, YTÜ Elektrik-

Elektronik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Galip Cansever, Rektör

Prof. Dr. İsmail Yüksek ve Sanayi Bakanlığı AR-GE Genel Müdürü

Ziya Karabulut’un konuşmalarıyla başladı.

“Üniversitelerin Sanayideki AR-GE

Faaliyetlerine Katkıları”

Açılış konuşmalarının ardından başlayan “Üniversitelerin

Sanayideki AR-GE Faaliyetlerine Katkıları” konulu panelin

konuşmacıları: Sanayi Bakanlığı’ndan Adnan Selçuk Erginöz,

YASED AR-GE Çalışma Grubu Başkanı Barhan Özce, MÜDEK

Yönetim Kurulu Başkanı Refik Üreyen ve Akurgal Teknoloji

kurucusu Ali Akurgal’dı. Panelin Moderatörü Barhan Özce,

Ar-Ge alanında, şirketlerin hedefi ve bu şirketlerin üniversitelerden

beklentilerini ele aldı. Refik Üreyen ise üniversite

ile sanayinin işbirliğinin teknoloji yönetiminin bir alt süreci


YARIŞMA

>> İkinciliği Bahçeşehir

Üniversitesi’nden Ceren Öztulca

ve Can Dizdaroğlu, “Deniz Temiz”

isimli projeleri ile kazandı.

olduğundan ve bu işbirliğinin nasıl sağlanacağından

bahsetti. Adnan Selçuk Erginöz, üniversite-sanayi

işbirliğini sağlamak adına Sanayi Bakanlığı’nın TEK-

NOGİRİŞİM desteğini, hedef kitlesini, destek miktarını,

destek süresini ve başvuru şekillerini ele alarak

konuşmasını yaptı. Ali Akurgal ise konuyu ekonomi,

teknoloji ve ürün yönetimi boyutunda ele alarak

konuşmasını tamamladı. Açılış konuşmalarının ardından

proje sergisine geçildi. Sergi salonu açılışını

Rektör Prof. Dr. İsmail Yüksek ve Elektrik Elektronik

Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Galip Cansever yaptı.

Bilim Kurulu

Prof. Dr. İbrahim Şenol, Prof. Dr. İlhan

Öztürk, Prof. Dr. Bekir Çakır, Prof.

Dr. Halit Pastacı, Prof. Dr. Nurettin

Umurkan, Doç. Dr. Engin Özdemir,

Doç. Dr. Mehmet Uzunoğlu, Doç. Dr.

Tarık Duru, Yrd. Doç. Dr. Nur Bekiroğlu,

Yrd. Doç. Dr. Hülya Obdan, Yrd. Doç.

Dr. Handan Çubuk, Yrd. Doç. Dr. Sezer

Uğurdağ Yrd. Doç. Dr. Aslan İnan ve Öğr.

Gör. Dr. Mustafa Gürkan Aydeniz.

Sanayi Kurulu

ISO Katek Başkanı Uran Tiryakioğlu,

TEGEV Vakfı Eğitim Danışmanı Dr.

Hayrettin Karcı, Gersan Genel Müdür

Yardımcısı Ahmet Birleştirici, Makine

Tanıtım Grubu Yönetim Kurulu

Üyesi Merih Eskin, Makine Tanıtım

Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Hasan

Büyükdede, Schneider Genel Müdür

Yardımcısı Deniz Akkaya, Schneider

OEM Çözüm Merkezi Müdürü Yaşar

Bağlan, ASELSAN Tasarım Lideri Serhat

Özdemir, Notel Netaş Sistem Dizayn

Mühendisi Orhan Uçar, ENOSAD Başkan

Yardımcısı Sedat Sami Ömeroğlu,

ENOSAD Üyesi Hasan Terzioğlu ve Festo

Proje Geliştirme Mühendisi M. Berke

Başpınar.

*

Ödül alan projeler

Akademisyenlerin yer aldığı bilim kurulu ve sanayicilerin

yer aldığı sanayi kurulu, yarışmanın değerlendirme

kurullarını oluşturdular. Dereceye giren projeler,

Bilim Kurulu ve Sanayi Kurulu’nun değerlendirmeleri

sonucunda belirlendi.

Birincilik ödülünü “Biokimya Otoanalizörü” kazandı.

Proje kapsamında Batuhan Yılmaz, Mert Kayacan,

Alişan Yılmaz, Kaan Alper beraber çalışmıştı. Projede

şu ana kadar Türkiye’de üretimi hiç gerçekleştirilmemiş

olan Biokimya Otoanalizörlerinin, ülkemizde ilk

defa özgün bir tasarımla üretilmesi amaçlanmıştı.

Ödülü Bahçeşehir Üniversitesi’nden Batuhan Yılmaz,

Prof. Dr. Galip Cansever’in elinden aldı. İkinciliği

Bahçeşehir Üniversitesi’nden Ceren Öztulca ve Can

Dizdaroğlu, “Deniz Temiz” isimli projeleri ile kazandı.

İkincilik ödülünü Makine Tanıtım Kurulu Yönetim

Kurulu Üyesi Merih Eskin takdim etti. Deniz Temiz

projesinin amacı; denizin yüzeyindeki organik ve

inorganik atıklardan kaynaklanan kirliliğin bertaraf

edilmesidir. Üçüncülüğü ise Erciyes Üniversitesi’nden

“Şarj Edilebilir Lityum Pillerde Katot Aktif Madde Olarak

Kullanılan LiMn2O4 Bileşiğine CaCO3 Kaplamanın

Elektrokimyasal Performansa Etkisi” isimli projesiyle

Nilay Akkuş kazandı.

Kapanış kokteylinin ardından etkinlik sona erdi. 29

farklı üniversiteden 101 projenin katıldığı Yıldızlı Projeler

Yarışması’10’da finale kalan 20 projeye, patent

başvuru desteği sağlandı. YTÜ IEEE Öğrenci Kulübü

bu sayede, projelerin sanayide değerlendirilerek ülkemiz

için katma değer yaratacak ürünlere dönüşmesinin

önünü açmıştır. II

LEZZET

Türk ve dünya

mutfaklarından en güzel

örnekleri, Astoria’nın

hem resmi iş yemeklerine

hem de dost sohbetlerine

evsahipliği yapan

ayrıcalıklı restoranlarında

bulabilirsiniz.

MODA ve

GÜZELLİK

Moda dünyasına yön veren, dünyaca

ünlü yerli ve yabancı binlerce marka

Astoria’nın seçkin mağazalarında.

Vizyondaki tüm yeni filmleri özel

localı, üstün görüntü kalitesine ve

Real D özelliklerine sahip Astoria

Cinebonus’ta izleyin.

EĞLENCE

SAĞLIK

Hayattan keyif

almasını bilenler

için, sağlıklı ve

mutlu yaşamın

sırrı Astoria

Anantara SPA,

Luxury Fitness

ve Aqualis

Güzellik

Enstitüsü.

ÖDÜLLER

Tüketici Akademisi’nin üniversitelerle beraber

verdiği, kalite ve inovasyon uygulamalarında

örnek çalışmalar yürüten markalara verilen

“AB Kalite Ödülü - 2009”

Özel Uçak Kampanyası -

AMPD Yılın Pazarlama

Kampanyası Ödülü - 2009

Kalitesi ve çizgisi ile

Quality Of Magazine Dergisi

En Quality AVM Ödülü - 2010

E S E N T E P E

www.astoria.com.tr Tel: (212) 215 22 22


ÖĞRENCİ KÜRSÜSÜ

Hayal ediyorum da bir gün,

Evet, bir gün, gülümseyen çocuklar göreceksiniz Filistin’de,

Kavgaya, baruta, silaha yer olmayacak yüreklerde,

Çarklar yeniden dönmeye başlayacak un fabrikalarında,

Açlar, sefiller, yoksullar kalmayacak benim uygarlığımda,

Yüzler hep gülecek, bir parça ekmekte olsa kursaklarda,

Yorucuda olsa barış olacak, dostluk olacak bu kutsal topraklarda…

SAVAŞ

METİN KIŞLIK / YTÜ SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ

Hüzünlü bir senfoninin son bestesindeyiz artık. Durgunlaşan,

fenalaşan, hissizleşen benliğimizin verdiği

o inanılmaz kederle boğuşuyoruz. O kadar kaynıyor

ki gövdemiz, sara nöbetine tutulmuş zavallı bir hastanın

sahip olduğu şuurla, gökyüzünde uçuşan kanlı

martıları görmezlikten geliyor, kendi bireysel dertlerimizden

dünyayı fark edemiyoruz. Bireyselleştik artık,

rezilce bizi saran tutkularımızdan, bir anlık basit

zaferler uğruna feda ettiğimiz hayatımızdan pişman

değiliz artık…

Kendimizle yatıp, kendimizle kalkıyoruz. Aynada

kendimize bakıp, mağrurca: ‘Bugün de yakışıklıyım

be!!!’ deyiveriyoruz.

At gözlüklerimizle, sansürlenmiş bireysel

haykırışlarımızla, kişisel hayallerimizle

ve bir de, belki bir gün lazım olur diye yanımızda

hazır ettiğimiz bavulumuzla; Âşık

Veysel’in dediği gibi uzun, ince bir yolda

yapayalnız ve hayâsızca ilerliyoruz…

Sessiz protesto

Artık kimse merak etmiyor yedisinde elinde okul çantası

yerine Amerikan malı M_16 marka silah taşıyan

Filistinli Ahmed’i, peki ya onun ablası Ayşe’yi… Hani,

bir gün babası o kurduğu, özlemini çektiği gülümseyişi

görüyordu. Birlikte dükkana gitmişlerdi. Dönüşte

sağ eliyle hayalindeki bebeği, sol eliyle babasının

elini sımsıkı tutuyordu. Sanki o an için dünyanın en

mutlu çocuğuydu. Mutluluk, o çocuksu gülümsemesinden

çıkıp tüm Gazze sokaklarına dağılmıştı sanki.

Hayat her şeye rağmen bir çocuğun ruh aleminde toz

pembeydi artık. Bir anda, kara bulutlar çökmüştü, değişik

sesler duyuyor, ne olduğunu kavrayamıyordu.

İsrail askerleri babasını çekiştiriyor, babası da incisini

korumak için bir aslan edasıyla karşı çıkıyordu. Bir

babanın zulme başkaldırışıydı bu. Yüzyıllardır, kanın,

gözyaşının eksik olmadığı bu topraklarda bir can

daha katledilecekti… Ayşe o günden beri konuşmuyor,

belki de sessizce protesto ediyor…

Ortadoğu’da bu manzaralar olağanlaştı,

eroin bağımlısı gençler gibi alıştı bünyeler

bebek ölümlerine, hava saldırılarına,

feryatlara, gözyaşlarına…

Peki ya ‘NEDEN’ sorusunu

hiç aklınıza getirdiniz mi

Neden böyle duyarsızlaştık Ölmeden mumyalanmış

firavunlar gibi Tanrı’nın elinin değmesini mi bekliyoruz

Belki de, yüzyıllardır bizi kendi çöplüğümüzde

yok etmeye çalışan Batı, oyununda başarılı oldu. Kimimize

marka giyinmeyi, kimimize hamburgeri, kimimize

kot pantolonu, rapi, rockı… Kısacası alıştıkça

bırakamadık, sarhoşluğun verdiği çakır keyifle sağa,

sola naralar attık…

‘Bölmek ve yönetmek’ belki de onların en büyük

operasyonuydu. Ameliyat masasına yatırılmış, çaresiz

bir hastaydık sanki. Tabi ki doktor her fırsatta iyileştireceğini,

önemli bir şeyin olmadığını söylüyordu.

Aman söylemesin! Kanlı testerelerle parça parça böldüler,

sen şuraya, o buraya derken satranç tahtasında

amirallerin piyonları oluverdik. Ameliyat masasındaki

hastayı sormayın… Yoğun bakımda şu an, hala

bir yerleri bölünüyor, kanıyor, acı çekiyor…

Şimdi narkozun verdiği keyif ve sarhoşlukla pembe

rüyalar görüyoruz. Kan dökülen her yeri tozpembe

düşlüyoruz. ‘Abartıdır bunlar’ deyiveriyoruz… Yüzyıllardır

şahlanamayan, yaşlanmış, artık koşamayan

yaralı bir kısrak gibi ölüm sırasının bir an önce bize

gelmesini istiyoruz.

Yeni umutlar

Peki, Gazze’yi, Irak’ı kısacası tüm Doğuyu kim kurtaracak

Yıllardır ameliyatın ısrarla devam etmesi gerektiğini

savunan Batılılar mı Yoksa herşeye rağmen

son bir sıçrayışı bedeninde hisseden yaşlı Doğu mu

Bu sorunun cevabını ben bilemem. Benim bildiğim

tek bir şey var: O da yarın yine tertemiz bir güneşin

doğacak olması… Yeni umutlar, yeni zihinler yetişecek

yarınlara… İşte bu yüzden, biz yapamamış, biz

uyandıramamış olsak da içimizdeki devi, hiç olmazsa

şahlanacak yeni nesiller yetiştirelim. Gözlerinde

Mustafa Kemal’i gördüğümüz nesiller…

İnadına, umutla ve gülümseyişle bakalım geleceğe.

Amerikalı siyahîlerin efsanevi lideri

Martin Luter King’in bir zamanlar bir hayali

vardı; belki o tam anlamıyla gerçekleştiremedi

hayalini. Ama benim de bir hayalim

var her şeye rağmen. İnanıyorum bir

gün Gazze’de, Bağdat’ta, Kabil’de çocuklar

özgürce oyunlar oynayabilecek… Anne ve

babalarıyla birlikte, yarınları mutluca yaşayabilecek.

Top sesleri, savaş çığlıkları, feryatları duymayacaklar.

Her şeyden önemlisi artık ağlamayacaklar… II

42 Yıldızlar TEMMUZ / 10 TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 43


PROJE

“KURTARABİLİRSİNİZ -

T

YOU CAN RESCUE”

Projenin amacı; geleceğin

mimar ve kent plancılarının,

afet risklerinin azaltılmasında

tasarımın rolü ve önemine ilişkin

bilinçlenmesi ve farkındalığının

artmasını sağlamak.

yazı, YARD. DOÇ. DR. Z. GÜL ÜNAL / YTÜ MİMARLIK FAKÜLTESİ

RESTORASYON ANABİLİM DALI, PROJE KOORDİNATÖRÜ

Türkiye, dünya üzerinde afete yatkın olarak tanımlanan,

doğal afet riskinin en yüksek olduğu ülkelerden

biridir. Bu gerçek göz önüne alındığında afet olarak

tanımlanan “doğa olaylarının doğasını anlamak,

bunlara karşı bilinçli ve hazırlıklı olmak” karşılaşılabilecek

afetlerin yıkıcı etkilerinin azaltılmasında büyük

önem taşıyor.

Bilimsel araştırmalar; özellikle tasarım ve planlama

alanında yapılan hataların, yerleşim alanlarında

doğa olaylarının, doğal afetlere dönüşümde önemli

pay sahibi olduğunu gösteriyor. Bu gerçekten yola

çıkan YTÜ Uluslararası Kentsel Çalışmalar Araştırma

Merkezi (ICUS) ile 1994 yılında kurulan ve bu tarihten

beri ülkemizde ve dünyada meydana gelen tüm

önemli afetlere müdahalede gönüllü görev alan GEA-

SAR Arama Kurtarma Grubu bir araya gelerek uluslararası

bir proje başlattı: “Kurtarabilirsiniz – You Can

Rescue.”

Projenin amacı; sergi, yayın ve konferanslar yoluyla,

geleceğin mimar ve kent plancılarının afet risklerinin

azaltılmasında tasarımın rolü ve önemine ilişkin

bilinçlenmesi ve farkındalığının artmasını sağlamak.

Haiti Operasyonu

Kasım 2009’da ön çalışmalarına başlanan ve çerçevesi

tanımlanan proje, YTÜ ICUS ve GEA-SAR arasında

13 Ocak 2010 tarihinde imzalanan bir protokolle

başladı. Bu tarih, proje için unutulmaz bir başlangıç

oldu: Protokolün imzalanmasından birkaç saat sonra

Kurtarabilirsiniz Proje Ekibi’nin 4 üyesi; GEA-Sar Koordinatörü

Umut Dinçşahin, Takım Koordinatörü Kadir

Erkan, Takım Lideri Cem Behar, ICUS Kurtarabilirsiniz

Proje Koordinatörü ve GEA-SAR Üyesi Yard. Doç. Dr.

Z.Gül Ünal, GEA-SAR’ın aldığı yardım çağrısı üzerine

Haiti’ye hareket etti. Ekip başarılı bir operasyondan

44 Yıldızlar TEMMUZ / 10 TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 45


PROJE

> Haiti

Operasyonu’na

katılan ve

Kurtarabilirsiniz

Proje ekibinde yer

alan GEA Arama

Kurtarma Grubu

üyeleri, Umut

Dinçşahin, Cem

Behar, Kadir

Erkan, İbrahim

Doğru, Z.Gül Ünal,

ortak kurtarma

çalışmasını

gerçekleştirdikleri

Amerikan Florida

Task Force II Ekibi

ile Port Au Prince

Carabian Market

enkazında.

>> Haiti Depremi’nden elde edilen veriler, Kurtarabilirsiniz proje

konseptinin sergi bölümünde “Bir Operasyon Güncesi – Haiti

Operasyonu” başlığı altında ayrı bir bölüm olarak değerlendirildi.

sonra ülkeye dönerken, yanlarında Haiti Operasyonu

sırasında oluşturdukları geniş bir görsel arşivi de

beraberinde getirdi. 300 bin kişinin ölmesi ile sonuçlanan

21. yüzyılın en büyük doğal afetlerinden biri

olarak tanımlanan Haiti Depremi’nden elde edilen

veriler, Kurtarabilirsiniz proje konseptinin sergi bölümünde

“Bir Operasyon Güncesi – Haiti Operasyonu”

başlığı altında ayrı bir bölüm olarak değerlendirildi.

Bir Operasyon Güncesi –

Haiti Operasyonu Sergisi

4 Mayıs tarihinde YTÜ Mimarlık Fakültesi’nde Sergi

açılışı ve YTÜ Oditoryum Sergi Salonu’nda konferans

dizisi ile başlayan projenin sergi bölümü iki temayı

bir arada işliyor.

Birinci Tema; afet risklerinin azaltılması ve afet

sonrasında iyileştirme çalışmalarında mimari tasarım

ve kent planlama alanlarında gerçekleştirilen

bilimsel çalışmaları ortaya koyuyor. Bu temaya, YTÜ

Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyeleri’nden; Ali Osman

Kuruşçu, Canan Girgin, Deniz Erinsel Önder, Deniz

Güney, F. Deniz Gündoğdu (doktora öğrencisi), Hülya

Yakar, Meltem Vatan Kaptan, Nilgün Erkan, Nazire

Diker, Tolga Akbulut, Z.Gül Ünal, Floransa Üniversitesi

Sivil Savunma ve Risk Şartları Çalışma Merkezi

Direktörü Prof. David Alexander ve Berkley-BFP Engineers

Inc.’den Eduardo Fierro, posterleriyle katkıda

bulundu.

İkinci Tema; afet sonrasında karşılaşılan tabloları

ve gerçekleştirilen kurtarma operasyonlarını Birleşmiş

Milletler Uluslararası Arama Kurtarma Tavsiye

Grubu (International Search and Rescue Advisory

Group – INSARAG) bünyesinde yer alan uluslararası

arama kurtarma gruplarının gözüyle ortaya koymakta.

Türkiye’den, Sivil Savunma Arama ve Kurtarma

Birliği, GEA-SAR, Izlanda’dan Icelandic Association

for Search and Rescue Team/ICE-SAR, Hollanda’dan

Deusch Urban Search and Rescue Team/USAR.NL,

Ispanya’dan Salvamenteo Ayuda Rescate Espanol/

SAR-ESPAÑA, İtalya’dan Corpo Nazionale Vigili Del

Fuoco, ABD’den Fedaral Emergency Management

Agency/FEMA ve Los Angeles Country Fire Department/LAFD

arama kurtarma grupları, dünya üzerinde

katıldıkları operasyonların fotoğraflarından

oluşan posterleri ile bu temaya katkıda bulundu. Bu

posterlerde yer alan fotoğrafların büyük bir kısmı,

arama kurtarma dünyası dışında ilk defa paylaşılan

ve arama kurtarma operasyonlarının ilk anlarında

hasar gören yapıların da durumlarını gösteren çok

önemli görsel belgeler.

> Kurtarabilirsiniz Sergisi

Konferans

Projenin YTÜ Oditoryum Sergi Salonu’nda gerçekleşen

konferans bölümünde, afet öncesi ve sonrasında

farklı alanlarda hizmet veren uzmanların sunumları

yer aldı. Konferans; YTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek,

Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zekai Görgülü,

GEA-SAR Koordinatörü Sosyolog Umut Dinçşahin,

Kurtarabilirsiz Proje Koordinatörü ve GEA-SAR Üyesi

Yard. Doç. Dr. Z.Gül Ünal’ın açılış konuşmaları ile

başladı. II

Konferanstaki konuşmacılar

ve konuları

YTÜ Doğa Bilimleri Araştırma Merkezi

*

Müdürü Prof. Dr. Şükrü Ersoy

“Dünyada Afet Eğilimlerinin Değişimi ve

Yerküreye Etkileri”

İTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü – Yapı ve

*

Deprem Mühendisliği Laboratuarı’ndan Doç.

Dr Alper İlki “Afet Durumlarında Ülkemizde

Sık Karşılaşılan Yapısal Riskler”

GEA-Arama Kurtarma Grubu Koordinatörü

*

Umut Dinçşahin

“Bir Operasyon Güncesi”

CNN Muhabir Ivan Watson

*

Afet ve Medya / Olağandışı Durumların

Yönetiminde Medyanın Rolü

Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi

*

Psikiyatri Kliniği’nden Dr. Bahadır Bakım

“Afet Sonrası Travma ve Travmaya Yaklaşım”

YTÜ ICUS Ekibinden Yard. Doç. Dr. Z.Gül Ünal,

Yard. Doç. Dr. Nilgün Erkan, Yard. Doç. Dr.

Tolga Akbulut ve Arş. Gör. Meltem Vatan

Kaptan; GEA-SAR Ekibinden Koordinatör

Umut Dinçşahin, Kadir Erkan, Cem

Behar, Eda Ateş ve Hilal Kurt’tan oluşan

Kurtarabilirsiniz Proje Ekibi, Ankara’dan

sonra yurt içinde ve dışında dolaşmaya

devam edecek. Şu anki programa göre

serginin dolaşacağı iller: Ankara, Antalya,

Eskişehir, Kütahya, Isparta. Serginin yurt

dışından davet aldığı ülkelerde, Ekim

ayında Saraybosna’dan başlayarak, on

günlük dönemler halinde 2012 yılına kadar

dolaşması planlanıyor.

Kurtarabilirsiniz Proje Ekibi, aynı zamanda

sergi ve konferans materyallerini kitap

haline getirecek. “Kurtarabilirsiniz – You Can

Rescue” Projesi’ne ilişkin ayrıntılı bilgiye,

www.youcanrescue.yildiz.edu.tr

web adresinden ulaşabilirsiniz.

*

46 Yıldızlar TEMMUZ / 10 TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 47


ADVERTORIAL

Windows Windows ®

® ® Windows ®

YTÜ ÖĞRENCİLERİ

BİR BİLGİSAYARDAN

NELER BEKLİYOR

Bir markanın ömrünü, hedef kitlesinin ihtiyaçlarına ve

beklentilerine cevap verip vermemesi belirler.

Özellikle bilgisayar teknolojisi gibi sürekli değişen ve

gelişen bir alanda bu, çok daha önemlidir.

haber, MEHMET SAİT EKİNCİ fotoğraflar, ÖZLEM ŞAHİN

Intel® Intel® Intel® Core Core

Core

i5 560M i5 560M i5 560M işlemci işlemci

işlemci

Intel® Core

i5 560M işlemci

B

Windows ®

Bilgi toplumu olma yolunda hızla ilerlediğimiz şu günlerde,

bilgi ve teknolojinin önemi toplumun her kesiminde

giderek artıyor. Özellikle üniversiteler için bilgi ve teknolojinin

üretimi ve geliştirilmesi; uygulama ve kullanımı

vazgeçilmezdir.

Bir ülkenin ya da toplumun gelişim ve yenilik öncüleri

olan üniversiteler, teknolojik ilerlemenin yönünü belirlediği

gibi kullanımda olan trend ve standartları da sergiler.

Özellikle öğretim üyeleri ve öğrencilerin ihtiyaç ve

vizyonları, teknolojik ürünlerin popülaritesini belirlediği

gibi, gelecek tasarımında da etkin bir rol oynar.

AYŞE BERNA BEDİRHAN

Bilgisayar satın alırken tercih kriterlerimi,

tasarım ve kullanım kolaylığı belirliyor. Tabi

teknik özelliklerin de belirli standartlarda

olmasına dikkat ediyorum. Bu anlamda

tercihim, Exper’in ‘Karizma’tik yüzü

NC82C’den yana oldu. Parmak izi tutmayan

piano black kasası bilgisayarımı sürekli

temizlememin önüne geçerken, ekran

çözünürlüğü ve parlaklığı da beklentilerimi

tam anlamıyla karşıladı. Güçlü donanım

özelliklerine sahip olmasına rağmen çok

fazla ağır da değil. Intel’in yeni seri i3

işlemcisi bulunan NC82C’de; 2 GB RRD3

RAM, 250 GB SATA harddisk, 15.6 inç

büyüklüğünde parlak ekran, stereo hoparlör

ve gittiğim her yerde arkadaşlarımla sürekli

iletişimde kalmamı sağlayan kablosuz

bağlantı özellikleri bulunuyor. Yanısıra

yüzlerce fotoğrafımı, müzik ve film arşivimi

taşıyabilmem de ayrı bir keyif veriyor.

Windows ®

CAN KIRAÇ YURDAKUL

Bilgisayarda hız ve kapasite benim için

çok önemli. Bir de tabi satış sonrası servis

hizmeti. Daha önce bazı hoş olmayan şeyler

yaşamıştım bir markayla. Bu sefer bilgisayar Intel® Core

alırken çok iyi bir araştırma yaptım. Ve Exper i5 560M işlemci

marka bilgisayar almaya karar verdim. Gün

içinde tüm mobil ihtiyacımı karşılayacak hız

ve güçlü kapasite özelliklerini Exper Karizma

NC93M’de buldum. Benim gibi yüksek

verimlilik ve sınırsız eğlence isteyen bilgisayar

tutkunları için geliştirilen

ve maksimum multimedya

keyfi sunan Karizma

NC93M, Intel’in özellikle

dizüstünde çığır açan

yeni işlemcisi i5’e sahip.

Orjinal Windows® 7 Home

Premium işletim sistemi,

6 GB RRD3 RAM desteği,

15.6 inç büyüklüğündeki

1366x768 Glare Parlak

ekranı, 2 GB RRD3 128 BiT

ATI HD 5470 ekran kartı,

kablosuz ağ bağlantı

desteği ile Exper Karizma

NC93M, bence hem eğlence

hem de iş için vazgeçilmez

bir deneyim sunuyor.

Teknolojiye olan yakınlığımdan,

evde masaüstü bilgisayarların verdiği

keyfi göz önünde bulundurarak, ikinci

bir bilgisayar daha almaya karar verdim.

Yaptığım araştırmalarda Exper’in Türkiye’de

ilk defa Solid State Driver teknolojisine Action

serisinde yer verdiğini görünce ve bu serinin

güçlü bileşenleri de üzerinde taşıdığını

öğrenince DC91U’yu satın almaya karar

verdim. DC91U, çok hızlı açılmakla kalmayıp

oyun ve yazılımlarda da dakikalarca bilgisayar

başında bekletmiyor. Performans anlamında

tüm beklentilerimi karşılayan Action DC91U,

hız yarışına bir anlamda son

noktayı koyarken, tasarım

açısından da odamla

bir bütünlük sağladı. Maksimum

veri güvenliği sunan, düşük

enerji tüketimi sağlayan ve sessiz

çalışan DC91U, performans ve

eğlence anlayışına bence yeni bir

soluk getirdi.

Inte

i5 560

Intel® Intel® Intel® Core Core

Core

i5 560M i5 560M i5 560M işlemci işlemci

işlemci

Intel® Core

i5 560M işlemci

Intel® Core

i5 560M işlemci

Inte

i5 560


ADVERTORIAL

Windows ®

Windows ®

Intel® Core

i5 560M işlemci

Intel® Core

i5 560M işlemci

Yıldız Teknik Üniversitesi bu anlamda ülkemizin asırlık

çınarlarından biridir. Kurumsal kimliği, eğitimi, seçkin akademik

kadrosu ve öğrencileriyle Türkiye’de en çok tercih

edilen üniversiteler arasında yer almaktadır. Beşiktaş’taki

merkez yerleşkesinin tarih ve tabiat bakımından konumu

ve durumu da benzersizdir.

Gençlerin teknoloji yorumları

Bu sayımızda, bilgisayar teknolojileriyle ilgili eğilimlerini

öğrenmek ve sektördeki gelişmelerle ilgili görüşlerini almak

için öğrencilerimizle biraraya geldik. Genç arkadaşlarımızın

içten, rahat ve bilinçli tutumları eşliğinde, samimi

ve üretken bir araştırma yaptık. Bilgisayar, notebook ve

netbooklarla ilgili düşüncelerini aldığımız öğrencilerimizin,

günlük hayatlarında bilgisayarları hangi alanlarda

kullandıklarını da öğrendik.

İhtiyaç ve beklentileri oluşturan noktalar, eğitim ve

sosyal amaçta kesişti. Öğrencilerimiz, gün içinde yoğun

olarak kullandıkları ürünlerde aradıkları en önemli unsurların;

hız, kapasite, rahat kullanım ve satış sonrası servis

kalitesi olduğunu dile getirdiler.

Hedef kitlenin önemi

Bir markanın ömrünü, hedef kitlesinin ihtiyaçlarına ve

beklentilerine cevap verip vermemesi belirler. Özellikle bilgisayar

teknolojisi gibi sürekli değişen ve gelişen bir alanda

bu çok daha önemlidir. Öğrencilerimizle yaptığımız bu

çalışmada, Exper Bilgisayar’ın bunun bilincinde olduğunu

gördük. Belli ki Exper, daha kalitelisi, daha hızlısı ve daha

kullanışlısı için, daha çok çalışıyor. Bu tespiti nasıl mı yaptık

İşte öğrencilerimizin görüşleri:

NESLİHAN KILLI

Exper’le tanışmam arkadaşlarımın tavsiyesiyle

oldu. Mühendislik okuduğumdan olsa gerek,

görünenin ötesiyle ilgiliyim. Özellikle proje ve

ödevlerimde kullandığım bilgisayarın bana

sorun yaşatmasını hiç istemem. Exper’in Style

serisini tercih edişim de sadece görüntü değil,

işlemci ve donanım olarak da çok iyi özellikleri

barındırmasından kaynaklanıyor. Hayatıma

maksimum mobilite katan Exper Style’ı 1.2 kg

ağırlığıyla gittiğim her yere götürebiliyorum.

3G özelliği ile maksimum özgürlük va’deden

ürün, 10.2 inç büyüklüğündeki 1024x600

piksel LED ekranıyla da tüm beklentilerimi

fazlasıyla karşılıyor. Exper Style, Intel’in

Atom N450 işlemcisi, 2 GB RRD2 RAM’i,

Orjinal Windows® 7 Starter işletim sistemiyle

beni yarı yolda bırakmıyor. 1.3 megapiksel

kamerası, kart okuyucu yuvası ve

USB 2.0 hızlı çıkışlarıyla Exper Style,

VGA bağlantısıyla da bence bir

netbook’tan daha fazlasını sunuyor.

Intel® Core

i5 560M işlemci

Intel® Core

i5 560M işlemci


TARİHİ MEKÂNLAR

BİR OSMANLI ŞAHİDİ:

YILDIZ SARAYI

Yıldız’ın etrafı yüksek duvarlarla çevrilmiş; birçok köşkleri,

camisi, saat kulesi, tiyatrosu, müzesi, atölyeleri, kütüphanesi,

eczanesi ve parkları ile burası bütün ihtiyaçlara cevap veren

12.000 kişinin içinde yaşadığı bir şehir haline gelmiştir.

derleyen, DİLEK KEKEÇ

Yıldız Sarayı, Beşiktaş Yıldız Tepesi`nde Türk Osmanlı

Saray mimarisinin en son örneğini oluşturan

yapı gruplarındandır. Yeşil bir ormanı andıran Yıldız

Koruluğu’nda, Topkapı Sarayı’nda olduğu gibi köşkler

bulunmaktadır. Bütün bu köşkler topluluğu, Yıldız

Sarayı’nı oluşturur.

Sarayın bulunduğu “Hazine-i Hassa”ya kayıtlı bu

arazi, Kanuni Sultan Süleyman döneminden beri padişahlar

tarafından av sahası olarak kullanılmaktaydı.

Bu araziye ilk kasrı yaptıran Sultan I.Ahmet’tir (1603-

1617). Sultan IV. Murat da (1617-1640) avlanmaya geldiği

zaman bu kasırda istirahat ediyordu.

Burada ilk köşkü III. Selim’in annesi Mihrişah Sultan

inşa ettirmiş, II. Mahmud da güzel bahçeli bu yerde

bir köşk yaptırmıştır. Bu köşkü Abdülmecid dayayıp

döşeyerek “Yıldız” adlı gözdesini yerleştirmiş, bu nedenle

Sultan Abdülmecid zamanında daha çok değer

kazanan bu yere Yıldız Sarayı denmiştir. Sultan Selim,

sarayın iç bahçesinde Rokoko stilinde bir de çeşme

yaptırmıştır. Sultan III. Selim`den sonra tahta çıkan

Sultan II. Mahmut’da (1808-1839), Yıldız bahçesinde

düzenlenen ok atışlarını ve güreş oyunlarını seyretmek

için buraya gelirdi. Bu padişah, 1834-1835 yıllarında

burada bir köşk yaptırarak etrafını da bir bahçeyle

düzenletmişti.

1826`da Yeniçeri Ocağı’nı ortadan kaldıran Sultan

II. Mahmut “Asakir-i Mansure-i Muhammediye”

adıyla yeni kurulan ordunun Yıldız bahçesinde yaptığı

talimleri bizzat buradan denetlerdi. Oğlu Sultan

Abdülmecit (1839-1861) bu köşkleri yıktırarak, annesi

Bezm-i Alem Sultan için 1842 yılında daha güzel bir

üslupta olan “Kasr-ı Dilküşa” isimli köşkü yaptırmış

ve Yıldız Sarayı’nın büyümesini sağlamıştır. Abdüla-

> Sale Köşkü

> Yıldız Sarayı

52 Yıldızlar TEMMUZ / 10


TARİHİ MEKÂNLAR

>> Sultan II. Abdülhamid, Dolmabahçe

Sarayı’nın denizden kuşatılması

ihtimalini göz önünde bulundurarak

1877 yılında Yıldız’a taşınmış, 33 yıllık

saltanatını burada sürdürmüştür.

ziz devrinde ise Malta, Çadır ve Çit köşkleri yapılarak

zaman zaman kalınabilen hale getirilmiş, Çırağan’la

Yıldızı birbirine bağlayan bir de KöPage Rankingü

yaptırılmıştır.

Genellikle yaz aylarında Yıldız Köşkü`ne oturmaya

gelen Sultan Abdülaziz (1861-1876) ise, Balyan ailesi

mimarlarına Büyük Mabeyn Köşkü`nü inşa ettirmiştir.

Daha sonra da, dış bahçe denilen kısma Malta

ve Çadır köşklerini, asıl saray kısmına ise Çit Kasrı`nı

ekletmiştir. Sultan Abdülaziz`in tahttan indirilmesinden

sonra Sultan V. Murat (1876), 92 gün süren saltanat

günlerinde Yıldız Sarayı’nda oturmuştur.

Sultan II. Abdülhamid, amcası Sultan Abdülaziz`in

ve ağabeyi Sultan V. Murat’ın birbirini takip eden ikametlerine

sahne olan Dolmabahçe Sarayı’nın deniz

kıyısında bulunması ve bu sarayın denizden kuşatılması

ihtimalini göz önünde bulundurarak, 1877`de

Dolmabahçe’yi emniyetli bulmadığından Yıldız’a

taşınmış, 33 yıllık saltanatını burada sürdürmüştür.

Daha sonraları 500.000 m2’lik bir alanı kaplayan

Yıldız’ın etrafı yüksek duvarlarla çevrilmiş, içinde tiyatrosu,

müzesi, atölyeleri, kütüphanesi, eczanesi ve

parkları ile burası bütün ihtiyaçlara cevap veren bir

şehir haline gelmiştir. II. Abdülhamid adeta sur gibi

olan ihata duvarlarının dışında kışlalar yaptırarak askeri

birlikleri yerleştirmiş, böylece kendini ve tahtını

korumak istemiştir.

Yıldız’da yer alan bütün binalar üç bahçede toplanmakta

ve binalara dört büyük kapı ile girilmekteydi.

Birinci avluda Sultan Abdülaziz’in 1866 da yaptırdığı

söylenen Büyük Mabeyn yer almaktadır. Çift taraflı

merdivenle çıkılan bu binanın tavanı kapı ve duvarları

altın yaldız tezyinatlıdır. Çini soba ve avizeleri görülmeğe

değer eşyalardandır.

Aynı bahçe üzerinde Sultan Abdülaziz’in yaptırdığı

ve sefillerin kabul edildiği Çit köşkü bulunur. Buradan

ikinci büyük bir kapı ile Sultan Abdülhamid’in

esas dairelerinin bulunduğu diğer avluya geçilir. İçeri

girildiğinde sağda 1900 yılında II. Abdülhamid tarafından

yaptırılan Küçük Mabeyn görülür. Padişahın

nazırlarıyla görüştüğü bu bina iki katlı olup alt katta

kendisinin bir çalışma odası vardır. Bu binada Sultan

Abdülhamid’e tahttan indirildiği bildirilmiş, Vahidettin

de Samsun’a giden Mustafa Kemal Paşa ile yine

bu binanın üst katlarındaki bir odada görüşmüştür.

Çit köşkü ile Küçük Mabeyn binaları arasında harem

kapısı vardır. Bu kapıdan 10 m. yükseklikteki

duvarların çevirdiği üçüncü avluya geçilir. Burası kadınefendilerin,

sultanların ve şehzadelerin oturduğu

köşklerin ve tiyatronun bulunduğu bir yerdir.

Yıldız Sarayı birçok köşkleri, 1886 da yapılan camisi

ve 1891 de yapılan saat kulesiyle 12.000 kişinin içinde

yaşadığı bir şehir haline gelmiştir.

İstanbul’a gelen yabancı toplulukların konser ve

temsil verdiği tiyatronun tavanı, mavi zemin üzerine

sarı yıldızlarla süslüdür. Sahnenin karşısındaki loca,

padişaha ait olup üst kat locaları şehzadelerindi.

Sarayda bir de müze vardır. Camiin yanındaki silâh

köşkü denilen yerde, şimdi Askeri müzede bulunan

saray silâhları da teşhir edilmekteydi. Çiçeğe benzeyen

ve kuşlara son derece düşkün olan Sultan Abdülhamid,

bir böcek ve kuş müzesi de kurmuştu.

Yıldız Sarayı’nın bugün İstanbul Üniversitesi kütüphanesinde

bulunan zengin bir de kütüphanesi

vardı. İç bahçe son derece bakımlı ve güzeldi, burada

içinde kayıkların yüzdüğü 240.000 m2’lik bir havuz,

bu görkemli bahçeye ayrı renk katardı. Burada en

önemli yapı, son derece göz alıcı manzaraya sahip

Cihannûma köşküdür.

Dış bahçe, saray kadınlarının gezinti yeri olan bugünkü

Yıldız Parkı’dır. İçinde Şâle, Malta, Çadır köşkleri

bulunmaktadır. Şale Köşkü aynı zamanda, sarayın

günümüze ulaşan en bakımlı bölümlerindendir.

Çadır Köşkü, Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılmış

olup önünde bir havuzu vardır. Burada 1881 de

Mithat Paşa ve arkadaşları Sultan Aziz’in katlinden

sorumlu tutularak muhakeme edilmişlerdir. Yıldız

Parkı içinde Abdülaziz’in yaptırdığı, Turing’in onarıp

işlettiği Malta Köşkü bulunmaktadır. İki katlı olan

Malta Köşkü’nün üst katında bir salon ve buna açılan

odalar bulunur. Nefis manzaralı Malta Köşkü’nün alt

katında bir havuzlu salon bulunmaktadır.

İyi bir marangoz ustası olan Abdülhamid’in marangozhanesi,

tamirhane ve bıçkıhanesi de bugün artık

yıkılmıştır. Yalnız Sarayı’na çini ve vazo yapan Yıldız

Çini Fabrikası, Sümerbank’a bağlı olarak çalışmalarını

sürdürmektedir.

Uzun süre Harp Akademileri binası olarak kullanılan

saray, 1978 yılında, Kültür Bakanlığı’na devredilmiş

ve daha sonra Yıldız Sarayı Müdürlüğü`ne tahsis

edilmiştir. Saray`da ilk müzeleştirme çalışmaları 1994

yılında gerçekleştirilebilmiştir. 6 Ocak 1994 tarihinde

Saray Tiyatrosu ve yeniden düzenlenen Sahne Sanatları

Müzesi, 8 Nisan 1994`de ise Yıldız Sarayı Müzesi

ziyarete açılmıştır.

Müzede sergilenen eserler genellikle saraya aittir.

Sergilemede Sultan II. Abdülhamid’in kişisel eşyaları,

kendisine armağan edilen eser niteliğindeki objelerden

başka, müzenin eski marangozhanede olmasından

dolayı ahşap eserlere ve Yıldız Porselen Fabrikası

ürünlerine de yer verilmiştir.

Müzeleştirilen ikinci bina, günümüze ulaşabilen tek

Saray Tiyatrosu’dur. Sultan II. Abdülhamid tarafından

1889 yılında yaptırılmıştır. Restorasyon çalışmaları

tamamlanan bu yapı, bitişiğinde bulunan Gedikli

Cariyeler binasıyla birlikte Tiyatro ve Sahne Sanatları

Müzesi olarak düzenlenerek ziyarete açılmıştır. Tiyatro

Müzesi’nin bir bölümünde de, kullanıldığı devre ait

orijinal kostümlerin sergilendiği bir seksiyon oluşturulmuştur.

Sahne Sanatları Müzesi’nde ise, halen geleneksel

ve batı etkisinde gelişen tiyatro tarihine ait

ve arşiv değeri taşıyan belgeler ile ünlü sanatçılara ait

bazı kişisel eşyalar sergilenmektedir. Böylece, çekirdeği

oluşturan müzeler devredilecek ve satın alınacak

yeni eserler ile daha da zenginleşecektir. II

> Büyük

Mabeyn Köşkü

54 Yıldızlar TEMMUZ / 10 TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 55


ÖĞRENCİ KÜRSÜSÜ

NEDEN ÖĞRETMEN OLACAĞIM

NASIL ÖĞRETMEN OLACAĞIM

SÜLEYMAN YERLİKAYA / BİLGİSAYAR ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİ ÖĞRENCİSİ

Bir öğrencinin günlüğünden

SON SAYFA…

Bugün öğretmen okulundan mezun olduğum günün

gecesi. Nasıl da heyecanlıyım daha öğretmenliğe

başlamadığım halde. Hatırlıyorum da; okuyacağımız

okulları tercih ederken en başta öğretmenliği

nasıl da bir çırpıda yazmıştım. Çünkü öğretmenliği

o kadar seviyordum. İlk öğretmenim bana “benim

oğlum okuyacak, öğretmen olacak” derdi. Öğretmen

olmak hep hayallerimdeyken, şimdi sıra bu hayalleri

gerçekleştirmeye gelmişti. Peki, neden öğretmen olmayı

bu kadar çok istiyordum Başka bir meslek mi

yoktu Neden bir doktor veya hâkim veya

mühendis olmak bana cazip gelmiyordu.

Sanırım bunu hem tüm öğretmenlerime

borçluyum, hem de insanlara yardım etmek,

onlara hizmet etmek ve onlara dair,

hayatlarına dair bir şeyler öğretmek güdüsü

belki de. Aslına bakarsan günlük, bu insanın

içinde. Benim içimde…

Herşeyi bilmeme rağmen

Hâlbuki bilmiyor muyum öğretmenlerin ne zorluklarla

mesleğini ifa ettiklerini Şehirlerin en ücra

köşelerine ne hayallerle gittiklerini, ne tecrübelerle

döndüklerini bilmiyor muyum Ne öğrencilerle uğraştıklarını,

ne velilerle tartıştıklarını da biliyorum.

Hepsini biliyorum ama insan yetiştirme isteği ne kadar

da ağır basıyor. Düşünsenize bir öğrenciyi

doğru bilgilerle yavaş yavaş hayata hazırlıyorsunuz.

Ne sabır değil mi Bir çayın

demlenmesini beklemekten çok da öte.

Şimdi çay demleniyor da… Öğretmenlerin yetiştirdikleri

öğrenciler, hemen içilmiyor da çay gibi.

Yıllar geçmesi gerekiyor. Hem de çok yıllar. Bilirsin

günlük çok özel ağaçlar da hemen yetişmez,

hemen meyvesini vermez. Hâlbuki öğretmen, meyvesini

belki de hiç göremiyor öğrencisinin. Yine de bir

şeyler öğreterek onları hayata hazırlamak istiyor. Ne

hedef ama!

Biliyorum, bunların hepsini biliyorum. Başıma

gelecekleri de, gelmeyecekleri de. Ama yine de öğretmen

olmak istiyorum. Öğreten olarak, öğretirken de

bir şeyler öğrenen olmak istiyorum. Öğrencilerimden

daima bir şeyler öğrenerek yola devam etmek

istiyorum.

Düşünüyorum da…

Öğretmenliğimin ilk günü, ilk haftası, ilk ayı, ilk yılı

nasıl geçecek acaba Ben öğrencilerime ısınırım

da, öğrenciler bana ısınacak mı Yoo! Bunlar için

çok erken. Ben görevimi yapacağım. Öğrencilere

gerektiğinde öğretmen, gerektiğinde öğrenci,

gerektiğinde arkadaş, gerektiğinde

anne-baba olacağım. Hepsinin bir sırası

ve hepsinin bir zamanı olduğunu biliyorum.

Öğretirken öğrenen, öğrenirken de

öğreten olacağım.

Öğrencilerin hepsi benim için özel olacak, iyisi de

kötüsü de, hayır kötü diye bir şey yok.

Hepsi benim için özel. Hepsine aynı yakınlıkta

ve uzaklıkta. Biliyorum bunların zor olduğunu, ama

düşünsenize yetiştirdiğiniz insanlar zamanı gelince

öğretmen, doktor, vali, kaymakam, mühendis olacak

ve ne öğrendiyse, nasıl öğrendiyse o şekilde hayatına

geçirecek öğrendiklerini. Öğretmenin adaletli yaklaşımını,

kendisine gelen insanlara uygulayacak. Ne

meyve ama! İnsan hayatını verir bu yolda gerçekten.

Ben de öğretmen olmak istiyorum. Artık tohumları

toprağa atma zamanı geldi. Gerçekten çok işim

var günlük. Öğrenciliğe son, öğretmenliğe

merhaba derken bile ölene kadar öğrenen

olacağımı biliyorum.

Son Satır…

Öğrenciliğinin son sayfası be günlük, artık bir öğretmen

yazacak sayfalarını, ne güzel değil mi senin

için

Tüm öğretmenlere ve öğretmenlerin ilkine selam

olsun. II

56 Yıldızlar TEMMUZ / 10 TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 57


RÖPORTAJ

Prof. Dr. Güler Aras

ÖĞRENCİLERİMİZİ KÜRESEL

REKABET ORTAMINA HAZIRLAYACAK

DONANIMA SAHİBİZ

Fakültemizin, sivil toplum kuruluşları ve kamu kuruluşları ile

karşılıklı kaynak ve bilgi aktarımının sağlanmasına yönelik

ilişkiler kurmasına son derece önem veriyoruz.

röportaj, MİNE ULUTAŞ

fotoğraflar, VEDAT ÇOLAK / MİNE ATACAN

Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi

(İİBF)’nin yeni Dekanı Prof. Dr. Güler Aras’dan

Fakültenin yapısı, hedefleri, projeleri ve uluslararası

ilişkileri hakkında bilgi aldık.

Öncelikle bize kendinizden bahseder misiniz

YTÜ ile ilişkim 1992 yılında asistan olarak başladı ve

bu güne kadar çeşitli aşamaları katederek devam etti.

Bu süreçte Fakültemizin kuruluşunda bulundum. İşletme

bölümünün kurucu öğretim üyeleri arasında

yer alma şansına sahip oldum. Bölümün kuruluş çalışmalarında

fiilen yer aldım. Bu sürede gerek fakülte

içerisinde, gerekse üniversite içinde, birçok yönetim

görevini yürüttüm: Fakülte Yönetim Kurulu ve Fakülte

Kurulu Üyeliği, Bölüm Başkan Yardımcılığı, Sosyal Bilimler

Enstitüsü Müdür Yardımcılığı, çeşitli merkezlerin

kuruculuğu ve yönetim kurulu üyeliği gibi... 2006

yılında Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü oldum. Dekanlık

görevimle birlikte, bu görevime halen devam

ediyorum. Şu ana kadar yayınlanmış 15’den fazla kitap

olmak üzere ve 150’nin üzerinde akademik çalışmam

var. Çok sayıda derneğin ve bir vakfın kuruculuğunu

yaptım. Bir kısmının yönetim ve danışma kurullarında

yer aldım, hala devam ediyorum. Bunların arasında

benim için çok önemli olan; mesleğimle ilgili olarak

Uluslararası Finansal Yönetim Enstitüsü Derneği’nin

kuruculuğunu yapmış olmam. Aynı zamanda Yönetim

Kurulu Üyeliğini ve Başkanlığını yürüttüğüm bu

enstitünün danışma kurulunda bulunuyorum. Ayrıca

Türkiye’de iç denetim mesleğinin temel meslek örgütü

olan İç Denetim Enstitüsü Derneği, Türkiye Şeffaflık

Derneği gibi bazı derneklerin Danışma Kurulu Üyesiyim.

YTÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin yeni

dekanı olarak misyonum ise, Fakültemizi uluslararası

düzeyde eğitim öğretim ve sosyal olanaklara sahip bir

fakülte haline getirmek.

Üniversitemiz teknik dalların ağırlıkta

olduğu bir üniversite. İktisadi ve İdari Bilimler

Fakültesi hangi amaçlarla kuruldu

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, 11 Temmuz 1992 tarihinde

tek bölüm ile kurulmuş, kısa bir süre içerisinde

büyük bir ivme kaydetmiştir. İktisat İşletme ve Siyaset

Bilimi ve Uluslararası İlişkiler olmak üzere 3 ayrı bölüm

ile eğitim ve öğretimi sürdürmektedir. Genç ve dinamik

kadrosu ile alanında en iyi fakülteler arasında yer

almayı ve başarılı öğrencileri bünyesine çekmeyi başarmıştır.

Öğrencilerimize, İstanbul’un merkezindeki

tarihi mekanlarda verdiğimiz çağdaş eğitimle, küresel

rekabet ortamına hazırlayacak donanımı sunuyoruz.

Lisans eğitiminin yanısıra, İşletme, Ekonomi ve Siyaset

Bilimi ve Uluslararası İlişkiler alanında yürütülen 6 Yüksek

Lisans ve 1 Doktora programımız var. 3 Doktora ve

2 Yüksek Lisans programımızın açılması için çalışmalar

devam ediyor. Bunların arasında, İktisat Yüksek Lisans

ve Doktora programını İngilizce olarak açacağız.

58 Yıldızlar TEMMUZ / 10


RÖPORTAJ

Öğretim kadrosuyla ilgili bilgi verir misiniz

Fakültemizde 20 Profesör, 15 Doçent, 11 Yardımcı Doçent,

10 Öğretim Görevlisi, 14’ü doktorasını tamamlamış

olan 40 Araştırma Görevlisi olmak üzere toplam

96 öğretim elemanı görev yapıyor. Mevcut kadro ile

bütün bölümlerde yaklaşık olarak 2.000 öğrencimizin

eğitimini sürdürüyoruz ve kuruluşumuzdan bu yana

2.000’in üzerinde öğrenci mezun ettik. Öğretim elemanlarının,

özellikle fakültedeki genç akademisyenlerin

büyük bir kısmı, yurt dışında iyi üniversitelerde

doktoralarını tamamladılar; bir kısmı ise halen yurt

dışında doktoralarına devam ediyor.

Diğer üniversitelerdeki muadilleri ile

karşılaştırıldığında YTÜ İİBF nasıl bir

görünüm arz ediyor

Öğretim üyelerimizin çoğu, yurt dışında iyi üniversitelerden

doktorasını almış akademisyenler. Mümkün

olduğunca küçük sınıflarda az sayıda öğrenciyle eğitimlerimizi

etkin bir şekilde yapmaya gayret ediyoruz.

Öğretim elemanlarımız, bu sayede öğrencilerle çok

rahat bire bir iletişim kurabiliyor. Öğretim elemanları

öğrencilere eğitim öğretimle ile ilgili her konuda danışmanlık

veriyor. Diğer pek çok üniversiteden farklı

olarak, öğrencinin öğretim üyesine her an ulaşabileceği

bir sistem mevcut ve bu sistemi daha da ge-

liştirmeyi planlıyoruz. Biz öğrencilerimizi dinlemeye,

anlamaya ve sorunlarını birlikte çözmeye önem veriyoruz.

Hepimiz farkındayız ki; öğrenciler var olduğu

için, üniversiteler, fakülteler ve bizler buradayız. 100

yıllık bir eğitim-öğretim kültürünün altında, modern

eğitim araç ve yöntemleri ile çağı yakalamış öğretim

elamanlarımızın verdiği bir eğitim kalitesine ulaştık.

Ayrıca finans ve ekonomi dünyasının kalbinin attığı

ortamın içerisindeyiz ve bunun avantajlarının, öğrencilerimiz

de bizler de farkındayız. Öğrencilerimize

birebir görüşmelerle Kariyer Danışmanlığı yapıyoruz.

Staj zorunluluğu olmamakla birlikte, mutlaka

staj yapmalarını teşvik ediyoruz ve staj olanakları

sağlıyoruz. ERASMUS öğrenci değişim programları,

çift diploma olanakları fakültemizin öğrencilerimize

sunduğu olanaklar arasında. Fakültemizin, benzeri

diğer fakültelere kıyasla öne çıkan özelliklerinden

biri de, araştırmaya verdiğimiz önem. Fakültemizin

öğretim elemanları tarafından kurulan dört araştırma

merkezimiz var: İlk kurulan Stratejik Araştırmalar

Merkezi, ardından sırasıyla, Küresel İncelemeler Merkezi,

Türkiye Toplumsal Ekonomik Tarih Araştırmaları

Merkezi, Balkan ve Karadeniz Araştırmaları Merkezi

fakültemiz bünyesinde doğan, ancak disiplinlerarası

çalışmaların ve araştırmaların önemi ile hareket eden

merkezler oldular.

>> Öğretim elemanları tarafından kurulan dört araştırma

merkezimiz var: Stratejik Araştırmalar Merkezi, Küresel

İncelemeler Merkezi, Türkiye Toplumsal Ekonomik Tarih

Araştırmaları Merkezi, Balkan ve Karadeniz Araştırmaları Merkezi.

İİBF bölümlerinde verilen eğitim

programlarında nasıl bir mezun formasyonu

hedefleniyor

Fakültemiz öğrencilerinin kendi bölümleri dışında

farklı bölümlerden aldıkları dersler ve esnek seçimlik

dersler sayesinde disiplinlerarası bir eğitim almalarını

amaçlıyoruz. Fakültemizin, sivil toplum kuruluşları

ve kamu kuruluşları ile karşılıklı kaynak ve bilgi aktarımının

sağlanmasına yönelik ilişkiler kurmasına

son derece önem veriyoruz. Bu şekilde, toplumla iç

içe ve toplumsal sorunlara karşı duyarlı, ilgili kurum

ve kuruluşlarla sürekli iletişim halinde olan ve bu çabalardan

somut ortak yararlar sağlamayı hedefleyen

farklı bir fakülte olma yolunda ilerliyoruz. Amacımız;

toplumdan kopuk bir üniversite anlayışı yerine paydaşlarımızla

ve ilgili kesimlerle sürekli iletişim halinde

dinamik bir yapıya sahip olabilmek. Her bölümün

kendi formasyonuna uygun olarak, özel kesimden

ve kamu kurum ve kuruluşlarından, sivil toplum kuruluşlarından

başarılı, model olabilecek kişileri davet

ediyoruz ve öğrencilerimizin onlardan ders almalarını

sağlıyoruz. MATLAB ve SPSS gibi iş dünyasının iki

aranılan bilgisayar programına ders planı içinde yer

vererek, öğrencilerimizin üniversite dışındaki hayata

daha hazır bir şekilde başlamalarına yardımcı oluyoruz.

İngilizce ders ağırlıklı planlarımız ile öğrenciye

hem kendi dilinde eğitim alma olanağını sağlamış

oluyoruz; hem de yabancı dilde mesleki terminolojiyi

öğrenme ve uluslararası literatürü takip etme imkanı

veriyoruz. Bu bizim “hem bilime hem yabancı dile

hâkim öğrenciler yetiştirme” hedefimizle örtüşmektedir.

Öğrencilerimiz mezuniyet sonrası eğitime, akademik

kariyere devam etmek ve kendi gelişimlerini

sürdürmek için yurt dışındaki çok sayıda üniversiteden

Master, Doktora programlarına kabul alıyorlar.

Dış Ticaret Müsteşarlığı’na bağlı İhracatı Geliştirme

Etüt Merkezi makale yarışmasında, öğrencilerimiz

hemen her yıl dereceye giriyor ve ödül alıyorlar.

60 Yıldızlar TEMMUZ / 10 TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 61


RÖPORTAJ

>> Öğrencilerimize birebir görüşmelerle, Kariyer

Danışmanlığı yapıyoruz. Öğrencinin öğretim üyesine her an

ulaşabileceği bir sistem mevcut.

Fakültenizin uluslararası eğitim işbirlikleri,

öğrenci değişim programlarına katılımı var

mı Hangi ülkelerden öğrenciler, fakültenizi

tercih edip burada öğrenim görmeye geliyor

Şu an itibariyle 20 ülke, 48 üniversite ile ikili anlaşmamız

bulunmakta. Önümüzdeki zamanlarda bu sayıyı

daha da yukarıya taşımayı hedefliyoruz. Örneğin; geçtiğimiz

eğitim-öğretim yılında İtalya, Almanya, Finlandiya,

Litvanya ve Çek Cumhuriyeti’nden 19 öğrenci,

bu kapsamda Fakültemizden eğitim almaya geldi.

24 öğrencimiz de aralarında Almanya, İtalya, Fransa,

Finlandiya ve İsveç’in bulunduğu ülkelere eğitim almak

üzere gitti. Aynı şekilde, yurt dışından Fakültemiz

bölümlerinde eğitim vermek üzere gelen ve eğitim

vermek amacıyla giden öğretim üyelerimiz de oluyor.

Fakültemizde İşletme bölümünün, İngiltere’de Leeds

Metropolitan University ile ortak diploma programı

mevcut. Öğrencilerimiz istedikleri takdirde, eğitimlerinin

bir kısmını İngiltere’de yapabilir ve bu ortak diplomaya

sahip olabilir.

Fakülte mezunlarının iş, siyaset ve bürokrasi

platformlarında tercih edilme durumu

hakkında bilgi verir misiniz

Amacımız ve sloganımız: Üniversite dışındaki dünyaya

aktif katılım. Bu yaklaşımın bir sonucu olarak, bölümlerimizden

mezun olan öğrencilerimiz gerek özel

sektörde, gerekse kamu kurum ve kuruluşlarında iş

bulma olanaklarına sahip oluyor. Örneğin; henüz çok

genç bir fakülte olmamıza rağmen, Maliye Bakanlığı,

Gelirler Kontrolörlüğü, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı,

Devlet Planlama Teşkilatı, Merkez Bankası gibi

kamu sektörünün önemli mevkilerinde mezunlarımız

görev yapıyor. Bölümlerimiz aynı zamanda, girişimci

öğrenciler yetiştirmek açısından da özel programlar

uyguluyor. Bu konuda özellikle girişimcilik derslerinin

bulunduğu İşletme bölümünde önümüzdeki eğitimöğretim

döneminde “Girişimcilik Proje Yarışması”

düzenlemeyi planlıyoruz. Öğretim üyelerimiz öğrencilerimize,

bireysel kariyer yönlendirmesi yapıyorlar.

Bunun için fakültemizde oluşturduğumuz farklı çalışma

gurupları ve koordinatörlükler mevcut. Bunlardan

biri; mezunlarla işbirliğini geliştirmek ve öğrencilere

staj ve iş olanağı sağlamada yardımcı olmak üzere kurulan

Mezunlar Koordinatörlüğü. Bir diğer koordinatörlüğümüz;

öğrencilerin sorunlarını, talep ve beklentilerini

her an takip edebilmek için oluşturduğumuz

Öğrenci Koordinatörlüğü.

Hedeflerinizden bahseder misiniz

Fakültemiz şu anda Türkiye’de alanında en prestijli fakülteler

arasında yer alıyor. Genç bir fakülte olmamıza

rağmen, gerek öğrencilerimizin başarı düzeyi, mevcut

akademisyenlerimizin araştırma, yayın, eğitimöğretim

faaliyetleri, gerekse öğrencilerimize sunduğumuz

olanaklar açısından, diğer üniversitelerdeki

muadillerimizle kıyaslandığımızda son derece başarılı

olduğumuzu ifade edebilirim. Fakültemizin stratejik

amaçları çerçevesinde gelişimini hızla ve sağlıklı bir

şekilde tamamlaması için çalışıyoruz. Amacımız; lisans

ve lisansüstü programlar arasında en fazla tercih edilen,

akademisyenlerin başarıları ve eğitim öğretimin

niteliği ile uluslararası düzeyde tanınan bir fakülte

olmak. Araştırılacak çok konu var ve biz bunların hepsinin

peşinden koşmaya çalışıyoruz; tabii ki bu araştırma

sonuçlarımızı da yayın olarak paylaşmak istiyoruz.

Araştırma faaliyetlerimiz için daha fazla zaman

ayırmak ve daha fazla fon bulabilmeyi hedefliyoruz.

Fakültemizde oluşturduğumuz kurullar ve koordinatörlüklerin

etkin çalışmasını sağlamak ve oluşturulma

amaçlarına uygun şekilde somut sonuçlar elde edebilme

çabasındayız. Özellikle, öğrenci, mezunlar ve

araştırma görevlileri koordinatörlüklerimiz bizim için

son derece önemli. Öğrencilerimizi ve fakültemizdeki

genç akademisyenlerimizi, bizim geleceğimiz olarak

görüyor ve onlara çok değer veriyoruz.

Yürüttüğünüz ulusal ya da uluslararası

projeleriniz nelerdir

Sanırım YTÜ bünyesinde en fazla araştırma merkezine

sahip olan fakülteyiz. Bu bizim sosyal bilimci olarak

ilgi alanlarımızın çeşitliliği ve bunların güncel sorunlarla

çok yakından ilişkili olmasından kaynaklanıyor.

Araştırma merkezlerimiz kendi alanları ile ilgili çok

sayıda proje yürüttüğü gibi çok sayıda panel, konferans,

seminer, çalıştay gerçekleştiriyor. Bu toplantılar,

Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen akademisyenleri,

bilim insanları, iş ve siyaset dünyasından kamu kurum

ve kuruluşlarından davet edilen konuşmacılar

ile birlikte yapılıyor. Sonuçları da basılı eser halinde

yayınlanıyor.

Bunların yanı sıra; öğretim elemanlarımızın yürüttüğü

sosyal sorumluluk projeleri ve araştırma projelerimiz

var. Fakültemizin sivil toplum kuruluşları ve

kamu kuruluşları ile karşılıklı kaynak ve bilgi aktarımının

sağlanmasına yönelik çabalarımız çerçevesinde,

toplumsal duyarlılık projeleri yürütülmektedir. Bu projelerin

ilki Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı’na bağlı

Toplum Merkezleriyle çalışmalar çerçevesinde yürütülmüş,

daha sonra Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları

Hastanesi, Ergen Psikiyatr bölümü ile devam etmiştir.

Bu gün aralarında Adalet Bakanlığı’na bağlı Ümraniye

Cezaevi’nin de bulunduğu İstanbul İl Sosyal Hizmetler

Müdürlüğü’ne bağlı pek çok kurumla işbirliği içerisindeyiz.

Fakültemiz merkezleri tarafından yürütülen bir

AB projesi yeni tamamlandı. Bunun yanısıra; gerek

merkezlerimiz tarafından, gerekse bireysel olarak öğretim

elemanlarımız tarafından tamamlanmış ve devam

etmekte olan çeşitli bilimsel araştırma projeleri

de mevcut. Örneğin; Ekolojik Ayakizi Projesi, doğrudan

YTÜ’nün üniversite olarak biçimlenmesine destek olmak

üzere geliştirilmiş ve tamamlanmıştır. Üniversitede

kurum kültürünün tespitine ilişkin bir projeyi

gerçekleştirmek için çalışıyoruz.

Öğrencilerimize mesajınız var mı

Üniversite yılları insanın geleceği ile ilgili önemli ipuçları

barındırır ve gelecek için bir altyapı oluşturur. Üniversite

ortamı, kişiye bir formasyon vermeye çalışır;

hayata dair, ona nasıl bakacaklarına ve onu nasıl koruyacaklarına

ve nasıl sorgulayacaklarına dair... Bu ortam

adeta üçlü bir sac ayağı üzerine kuruludur: Öğrenciler,

Öğretim Elemanları ve Mekanlar... Bu üçünden birindeki

bir aksama, yapının da bozulması anlamına gelir.

Bizler üniversite yönetimimiz ile birlikte, bu iki ayağı

sağlam ve kaliteli tutmaya çalışıyoruz. Öğrencilerimiz

de kendi üzerlerine düşeni yerine getirdikleri takdirde,

en başta kazanan yine kendileri olacaktır. Çünkü bu

ortam, ilerde onların kimlikleri haline gelecektir. Yıldızlı

olacaklar, Yıldız İİBF’li olacaklar. En önemlisi; hedeflediğimiz

gibi her biri alanlarında gelecekte birer

Yıldız olacak... II

62 Yıldızlar TEMMUZ / 10 TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 63


ÖĞRENCİ KÜRSÜSÜ

NERETVA...*

ASLIGÜL TOPUZ / İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÖĞRENCİSİ

Hayat sonsuz bir evet, hayır oyunu. Evet: bir tercih,

hayır: yoo, bu değil diğeri olsun; eşittir tercih.

Dolayısıyla kişinin seçmesi, bu stresi yaşaması ve bu

tercihlerin sonuçları ile mütemadiyen iç muhasebesi

yapması, bitmek tükenmek bilmeyen bir süreç. Yalnızca

evetler hayırlar da değil, cevabı evet

ya da hayırla başlamayan bir sürü soru ve

tabii yine evet ya da hayırla başlamayan

bir sürü yanıt var karşımıza çıkan. Doğru mu

yaptım, doğruyu mu yapıyorum Ne oldu, ne olacak

Ben bunu böyle yaptım ama karşılığında ne gördüm,

göreceğim… Sonsuz bir münakaşa. Bildiğim bir şey

var ki o da bu münakaşaları bir karakter haline getiren

kişilerin mutsuz olacağı. Şüphesiz bir “aşırı”

duyarlılık belirtisi zira bu durum ve yine şüphesiz bir

gerçek de şu; eğer kural, kuralsızlığa karşı kuralsızlık

ise ahir zaman duyarlıları mutsuz olmaya mahkum.

Mümkün olduğunca, bilerek isteyerek ya da bilmeyerek

ve istemeyerek bir kenara bırakılan veya bırakılmaya

çalışılan bencillik gömleği, ahir zaman insanının

en önemli ve en gerekli savunma mekanizması

çünkü.

Bencil olacaksın kardeşim!

Sadece kendini düşünen, tüm iyiler, tüm başarılar,

tüm lüksler, tüm kalite, tüm popularite bende, benim

olsun bencilliği değil ama bu. Başkalarının, başka

bencillerin delicesine arzu ettiği bu iyilik, başarı,

lüks, kalite ve popularite için kendininkilerden ödün

vermeme bencilliği benim sözünü ettiğim. Aşırı duyarlı

ve verimkâr insanların yaptıklarının aksine.

İdare etmek (hadi canım, aslanım benim be!

nev’inden sırt sıvazlamalardan da bahsetmiyorum

tabii ki ), hoş tutmak ve dahi gönül yapmak günü-

müz için “erdem” kategorisine alınabilecek davranışlar.

“Sen elmayı seviyorsun diye elmanın

da seni sevmesi şart mı” sorusu salt bir

sorgu değil, çağın mottosu olmalı kanısındayım.

Genişletilmeli hatta. “Sen elmaya

bir iyilik yaptın diye elmanın da sana iyilikle

mukabele etmesi şart mı”, “Sen elma için

bir fedakarlık yaptın diye, elmanın da senin için bir

fedakarlık yapması şart mı”, “Elma senin için vazgeçilmez

diye sen de elma için vazgeçilmez olmak

zorunda mısın” Cevapların istatistiğine girmeyeceğim

zira bencilim bundan sonra, evet :) fakat gri

dostlarım!.. “Hayır”ları bol olanlara göre daha iyi durumdasınız

onu belirteyim!

Şimdi yüreğim Neretva

Siyahlar ile beyazları ayıran, zaman zaman coşup

ikisini birbirine karan, coşmadığı zamanlarda da

“gören”lerin, şu malum -coşkun- hallerini tahmin etmekte

zorlanmadıkları, vasfı herşeye rağmen (ve ne

yazık ki) ikiye bölmek olan nehir…Neretva

Ve artık yukarıda kurguladığım tahlile tabi olarak,

kişilerin kuracakları Mostarlara, bizzat kendi

elimle inşa edeceğim Mostarları eklemeye “halâ”

gönüllü olduğumu belirtmeliyim, biraz zamana ihtiyacım

olsa da.

Akıllanmamak -akılsızlık ise mevcut durum- evet.

Kırılmanın parçalanma değil çoğalma olduğu, öldürmeyen

acının beni güçlendireceği düşünceleri

yazının sonlarına doğru fısıldanmaya başladı sanki

kulaklarıma… Acı müptelası bir bünyeye sahip değilim

şükür ki, hayır ama yazmak kalbi yumuşatıyor

sanırım.

Madem öyle yeni kural…

Dipnot: *Neretva dünyaca ünlü Mostar Köprüsü’nün

üzerinde yer aldığı nehir. II

> Mostar Köprüsü

64 Yıldızlar TEMMUZ / 10 TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 65


DIŞ İLİŞKİLER

YTÜ DIŞ İLİŞKİLER OFİSİ

DÜNYA ÜNİVERSİTELERİYLE

İŞBİRLİĞİ FIRSATI SUNUYOR

YTÜ, yurt dışında dünyanın sayılı yükseköğretim

kurumlarıyla ortak çalışmalarını geliştiriyor.

yazı, EBRU ARMAN / ÖĞRETİM GÖREVLİSİ

Yıldız Teknik Üniversitesinin Rektörlüğe bağlı bir birimi olarak görev

yapan Dış İlişkiler Ofisi; akademik ve kültürel çalışmalar, ortak proje

hazırlama, öğretim/öğrenci/ araştırma görevlilerinin değişimi ve

uluslararası işbirliği çalışmaları için Mart 2010 tarihinde faaliyetlerine

başlamıştır.

Uluslararası politikası olan öğrenci ve öğretim elemanı hareketliliğini

ve kurumsal bağlantıların oluşmasını desteklemek ve mevcut

bilimsel araştırma etkinliklerini sağlamak için;

Almanya’da Kiel Üniversitesi ve İnşaat Mühendisliği Bölümü ile

*

ortak Yüksek Lisans Programı,

İngiltere’de Leeds Metropolitan ile üniversite ve Yüksek Lisans

*

Çift Diploma Programı,

İngiltere’de Brunel Üniversitesi ile öğrenci değişimi (Yüksek Lisans

ve Doktora ),

*

Japonya’da Tokyo Institute of Technology ile öğrenci /öğretim

*

görevlisi değişimi,

Çin’de NDTU National Defense Technology Üniversitesi ile öğretim

elemanı değişimi anlaşması

*

yapmıştır.

Protokol anlaşması imzalanan üniversiteler

Yurt içindeki tüm üniversitelerle çeşitli alanlarda işbirliği içinde olan

Yıldız Teknik Üniversitesi, yurt dışında da dünyanın sayılı yükseköğretim

kurumlarıyla ortak çalışmalarını geliştirmektedir.

Baku State University

*

Azerbaijan University of Architecture and Construction

*

GL Cooperation Agreement

*

Cairo University

*

Mansoura University

*

King Adbulaziz University

*

Ball State University

*

Berlin Institute of Technology

*

Technische Universitat Dresden

*

Otto-Von Guericke-University Magdeburg

*

Leeds Metropolitan University

*

Nanyang Technological University

*

University of Kebangsaan Malaysia

*

YTÜ, öğrenci ve öğretim üyelerine, uluslararası platformda dünya

üniversiteleriyle işbirliği fırsatını sunmaya devam edecektir.

Ortak çalışmalar yürütülen

üniversitelerden bazıları

UNIVERSITY OF BRUNEL / BRITAIN

Öğrenci değişimi (MSc PhD): EEE

TOKYO INSTITUTE OF TECHNOLOGY /

JAPONYA

Öğretim/Öğrenci değişimi (MSc PhD): EEE

TOKYO DENKI UNIVERSITY / JAPONYA

Öğretim elemanı değişimi: EEE

NTDU (NATIONAL DEFENSE TECHNOLOGY

UNIVERSITY) / CHINA

Öğretim elemanı değişimi: EEE

KAREL DE GROTE UNIVERSITY / BELGIUM

Ortak proje çalışması: EEE

PHOENIX CONTACT COMPANY / GERMANY

Phoenix Contact Education Network with

World Universities: EEE

TOWNS ASSOCIATION FOR

ENVIRONMENTAL QUALITY / ISRAIL

Avrupa Birliği Life Projesi : İnşaat Fakültesi

IOWA STATE UNIVERSITY / AMERICA

2 Ortak Proje: İnşaat Fakültesi

TAMPERE TECHNICAL UNIVERSITY /

FINLAND

2 Ortak Proje: İnşaat Fakültesi

DRAMSTADT TECHNOLOGY UNIVERSITY /

GERMANY

Ortak proje çalışması: Harita Mühendisliği

Bölümü

KIEL UNIVERSITY / GERMANY

Yüksek Lisans Ortak Programı: İnşaat

Mühendisliği Bölümü

UNIVERSITY OF GRAZ / AUSTRIA

IP Sustainable Utilization of

Renewable Resources:

Bio Mühendislik Bölümü

ROSLIND FRANKLINUNIVERSITY OF

MEDICINE AND SCIENCE / AMERICA

TÜBİTAK Projesi: Bio Mühendislik Bölümü

66 Yıldızlar TEMMUZ / 10 TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 67


DIŞ İLİŞKİLER

>> YTÜ, öğrenci ve öğretim üyelerine,

uluslararası platformda dünya

üniversiteleriyle işbirliği fırsatını

sunmaya devam edecek.

Ortak çalışmalar yürütülen

üniversitelerden bazıları

UNIVERSITY OF KENTUCKY COLLEGE OF

MEDICINE / AMERICA

TÜBİTAK Projesi: Bio Mühendislik Bölümü

STONY BROOK UNIVERSITY / AMERICA

TÜBİTAK – USA Ortak Proje: Bio Mühendislik

Bölümü

UNIVERSITY OF BARCELONA / SPAIN

BAPK Projesi : Bio Mühendislik Bölümü

CNR / ITALY

Araştırma: Matematik Mühendisliği

UNIVERSITY OF OVIEDO / SPAIN

Araştırma: Matematik Mühendisliği

UNIVERSITY OF GÖTTINGEN / GERMANY

Araştırma: Matematik Mühendisliği

CORNELL UNIVERSITY / AMERICA

Ortak Araştırma Projesi: Mekatronik

Mühendisliği

LEEDS METROPOLITAN UNIVERSITY /

BRITAIN

Çift Diploma Üniversite, Yüksek Lisans:

İşletme Bölümü

UNIVERSITY OF GLASGOW AND

STRATHCLYDE, DEPARTMENT OF NAVAL

ARCHITECTURE / BRITAIN

Doktora Eğitimi Değişimi: Gemi İnşaatı ve

Denizcilik Fakültesi

UNIVERSITY OF GLASGOW AND

STRATHCLYDE, DEPARTMENT OF NAVAL

ARCHITECTURE / BRITAIN

Bilimsel Araştırma: Gemi İnşaatı ve

Denizcilik Fakültesi

UNIVERSITY OF NEW CASTLE SCHOOL OF

MARINE SCIENCES AND TECHNOLOGY /

BRITAIN

Bilimsel Araştırma: Gemi İnşaatı ve

Denizcilik Fakültesi

PUKYONG NATIONAL UNIVERSITY

DEPT. OF NAVAL ARCHITECTURE AND

MARINE SYSTEMS ENGINEERING

/ GÜNEY KORE

Bilimsel Araştırma ve Lisansüstü Eğitimi:

Gemi İnşaatı ve Denizcilik Fakültesi II

Tarihi mekanlarda çağdaş eğitim

68 Yıldızlar TEMMUZ / 10


RÖPORTAJ

YTÜ Mezunu Doğan Aziz Demirtaş

GENÇLERE YAŞLANMAMALARINI

TAVSİYE EDİYORUM.

BEYİN OLARAK…

Hayatımda mesleğim olarak, altın

bilezik değerinde olan Makine

Mühendisliğinin kolumda bir kelepçeye

dönüşmesine asla izin vermedim.

röportaj, ÖZLEM ŞAHİN

Okulumuz mezunlarından, Hera Mühendislik ve Çubuklu

Hayal Kahvesi sahibi olan Doğan Aziz Demirtaş, renkli ve

zengin bir kişiliğe sahip. Etrafta çok sık göremeyeceğiniz

kimselerden. Röportajı okuduktan sonra siz de böyle düşüneceksiniz

eminim. Gençlerin O’ndan öğreneceği çok şey

var. Özellikle röportajın sonunda gençlere verdiği nasihatlere

dikkat…

YTÜ Makine Fakültesi 1984 yılı mezunlarındansınız.

Neler var belleğinizde öğrencilik yıllarınız ve

YTÜ ile ilgili

ÖSYM’de YTÜ Makine Mühendisliği bölümünü, İTÜ Elektrik

ve Elektronik bölümünde öğrenim gören sevgili babamın

ağabeyinin oğlu İzzet, iyi para kazandıran bir bölüm ve

meslek olarak tavsiye etmişti.

Tıp Fakültesine puanım yetmediği için Makine Mühendisi

oldum. Para kazanma konusunu halletmiş olduğum halde,

kız isteme safhasındaki “Oğlumuz doktor mu” sorusu,

kafamı uzun süre meşgul etti. Zaman ilerledikçe, YTÜ’lü

mühendislerin bu konuda doktorlardan daha şanslı olduğunu

ziyadesiyle gördüm. Bu konuda referanslarım vardır.

12 Eylül 1980 tarihine kadar İstanbul’da hayatta kalmayı

başarabildim. İhtilalden bir ay sonra öğretim yılının başlamasıyla,

sonsuza kadar devam edecek YTÜ günlerim de

başladı. Başladı da ne mi oldu İyi oldu.

Öğrencilik yıllarım hali hazırda devam ediyor. Bu bölümde

M.S. 1980 ile 1984 yıllarımı anlatmaya çalışayım. Beni

ben değil de başkası anlatsaydı, daha enteresan olurdu. Bu

ifadem aynı zamanda, beni yazmak isteyen arkadaşlarım

için duyurudur.

Okulun müfredatını ister istemez uygulamak zorundasınız.

Bu süreçte müfredatın yanısıra ne kadar fazla etkinlik

yaparsanız, hayata o kadar fazla özgüvenle başlarsınız.

Okulda genellikle etkinlikleri ben organize ederdim. Başlıca

futbol maçları ve turnuvalar, tiyatro ve sinema seyir organizasyonları,

piknik ve kısa süreli çadır kampları, fabrika gezileri,

vize sınavlarının organizasyonları, öğrenci ve öğretim

üyelerinin iletişimi, ödev erteleme gibi faaliyetlerin büyük

bir çoğunluğunu ben yapardım. Sınıftaki ve okuldaki arkadaşların

kaynaşmasına doğal olarak katkıda bulunuyordum.

Bu durum beraberinde, pek çok sorunu kolayca çözüyordu.

Arkadaşlarla huzurlu bir dört yıl yaşadık. Şimdilerde

50 arkadaşımın iletişim bilgilerine sahibim. Belli zamanlarda

arkadaşlarımızı bir araya getiriyorum. Yaşlandıkça daha

çok bir araya geleceğimizi biliyorum. Dönemin Rektörü

Prof. Dr. Süha TONER’le, belli zamanlarda bahçede sohbetler

edip, kendilerine görüş ve dileklerimizi sunardım. Okul

yıllarında öğrenim gördüğümüz konularda gerçek malzemeleri

göremediğimiz için aslında çok kolay olan konuları

çok zor öğrenmişiz. Hava Soğutmalı Kondenser projesini

gözlerim kapalı gibi yapmışım. Kondenserin kendisini gördüğümde

“bu kadar mı basitmiş” diyerek hayıflandım.

Mezuniyetten sonra nasıl bir kariyeriniz oldu

anlatır mısınız O yıllarda üniversite mezunlarının

iş bulma sorunu var mıydı

Mezun olduktan sonra, Fransız olan kız arkadaşımın yanına

Paris’e gittim. Geleneksel Fransa bisiklet turunu takip

ederek, Fransa’yı Fransızlarla bir güzel gezdim. 1010’uncu

Tank Palet Fabrikası’nın AR-GE ve kalite kontrol bölümünde

çalışarak, vatani görevimi yapma onuruna eriştim.

Alarko Holding bünyesinde bulunan ALDAĞ A.Ş.’ye, sonradan

öğrendiğim kadarı ile benimle birlikte 35 kişi iş başvurusunda

bulunmuşuz. Buradaki yöneticiler, kendileri için

çok doğru ve tarihi bir karar alarak, benimle çalışmayı seçtiler.

Proje ve taahhüt bölümünde işe başladım. Isı ve proses

bölümünden mezun olduğum için firmanın ürün gamının

dışında kalan tüm teknik sorunların çözümü bana nasip olmuştur.

Sorunların büyük kısmının çözüme kavuşması ve

sorun azlığı, beni yeni sorun bulmaya sevk etti ve 28 ayın

sonunda serbest piyasaya açılmama sebep oldu.

İş çokluğundan mı mühendis azlığından mı bilemiyorum,

niyetimi bilmeyen bazı firmalar o dönemde bana mühendisleri

olarak çalışmam için tekliflerde bulunuyorlardı,

ama nafile… Serbest piyasadaki 22 yılı aşkın sürede pek çok

projeyi gerçekleştirerek, bu konuda insanlığa karşı görevimi

fazlasıyla yaptım ve yapıyorum.

Bu süre zarfında; yurtiçi ve yurtdışında beş yıldızlı oteller,

hastaneler, iş merkezleri, bankalar, eğlence merkezleri

AVM ve laboratuar gibi pek çok projeyi gerçekleştirdim ve

gerçekleştirmeye devam ediyorum. Krizden etkilenmeyen

bir sektör olarak laboratuarı keşfettim ve bu konuda çalışmalarımı

sürdürüyorum. Pek çok üniversitenin yanısıra

TÜBİTAK, TSE ve TOTAL gibi kuruluşların laboratuarlarının

proje ve yapımlarını gerçekleştiriyorum.

1998 yılında inşaat müteahhitlerinin sayesinde, inşaat

70 Yıldızlar TEMMUZ / 10 TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 71


RÖPORTAJ

müteahhidi oldum. TÜBİTAK’ta o dönem iki inşaat

firmasının mekanik, tesisat proje ve uygulamalarını

gerçekleştiriyordum. İşin zor kısmı mekanik olduğu

halde iki tuğlayı üst üste koyup bir de sıvayı bildikleri

için bu firmalar, başıma kral kesiliyorlar ve ödemeleri

düzgün yapmıyorlardı. Ben de idarenin yetkililerine

gidip, bir daha kurumla çalışmayacağımı bildirdim.

Telaşlanan kurum yetkilileri, firmamın tanıtım dosyasını

getirmem halinde ihalelere davet edeceklerini

söylediler. Ben de dosyayı götürdüm ve ilk ihaleyi kazandım,

işi teslim ederek % 100 müteahhit oldum.

Bu ihale de TÜBİTAK için dönüm noktası olmuştur.

Yaklaşık 25 yıl önce yapılmış olan laboratuarları yenilerken,

hâlihazırda bugünde kullanılan laboratuar

yapım tekniği ve kullanılan malzemenin seçim ve dizaynını

yaptım.

Hayal Kahvesi’nin sahibisiniz. Neler

hayal ediyorsunuz orada ya da ne tür

organizasyonlar yapıyorsunuz Hedef müşteri

kitlenizi tarif eder misiniz

Hayatımda mesleğim olarak, altın bilezik değerinde

olan Makine Mühendisliğinin kolumda bir kelepçeye

dönüşmesine asla izin vermedim. Başarının sırrının;

bir işle adam akıllı, diğer binlercesiyle gerektiği kadar

ilgilenmek olduğunu düşünerek ana mesleğimin dışındaki

pek çok konuyla ilgilendim ve zaman ayırdım.

Turizmin ülkemizde keşfedilmeye başlandığı 1970’li

yıllarda Bodrum’da BIG BEN PUB isminde turistik tesisimizde

yaz tatillerinde babama yardım ediyordum.

Burada edindiğim bilgilerin bir kısmını bugün Çubuklu

Hayal Kahvesinde kullanıyorum.

Çubuklu Hayal Kahvesi, Balıkçı, Antep, meyhane ve

Fol restoranların yanı sıra konser etkinliklerinin yapıldığı

bir eğlence merkezidir. Hayal Kahvesi, tarzıyla

pek çok eğlence mekânına öncü ve ilham kaynağı

olmuştur.

Türk Rock müziğinin ünlenmiş ve bu piyasada kalıcı

olmuş pek çok sanatçı veya grubu mutlaka Hayal

Kahvesi sahnesinden geçmiştir. Bu canlı rock müziği

geleneği onbeş yıldan beri devam etmektedir.

Günün değişik saatlerine göre yediden doksana

kadar herkesin, Çubuklu Hayal Kahvesinde zevk alıp

eğleneceği bir ortam vardır. Rıhtım ve tarihi taş yapı

dokusuyla, mavi ve yeşilin kesiştiği ara kesitte bulunmaktadır.

Boğazın en geniş açıklığında gece ve gündüz

manzaraları farklı güzelliktedir. İstanbul’da yaşayan

herkesin bu güzellikleri yaşaması şart.

Yaptığım ısıtma havalandırma tesisatı ve güneşli

havaların yardımıyla, bundan böyle yazlık mekânı oniki

ay kullanılabilir hale getirdik.

Yaklaşık dokuz yıldan beri güzellik yarışması faaliyetleri

yürütmekteyim. Pek çok yarışmada jüri olarak

görev yapıyorum. Rusya’da geleneksel olarak düzenlenen

Miss Volga güzellik yarışmasının Türkiye temsilcisiyim.

Miss Volga 2009 finalini İstanbul’da organize

ettim. Otuz kişiyi turizm elçisi olarak yetiştirip görevlerini

yapsınlar diye ülkelerine gönderdim.

Güzellik yarışmaları tanıtım amaçlı etkinliklerdir.

Ülkemizde bu tür yarışmalar fazla yapılmamaktadır.

Gençlere neler tavsiye etmek istersiniz

Gençlere yaşlanmamalarını tavsiye ediyorum. Beyin

*

olarak…

Geleceğinizden endişe etmeyin, çünkü endişelenseniz

de endişelenmeseniz de gelecek gelecektir. Siz

*

zamanında gerekeni yapın.

Her şeyi zamanında ve yerinde yapın.

*

Geriye dönüp baktığınızda keşkeleriniz hatalarınızdan

az olsun.

*

Kendinizi bile kandırmayın.

*

Harcayamayacağınız paraları kazanmayın.

*

Çok para kazanmak istiyorsanız önce iyi para harcamayı

öğrenin.

*

Sınırlarınızı tanıyın ve sürekli genişletmek için zorlayın.

*

Kuşun özgürlüğüne heveslenmeyin; ancak üretim

*

ve özgüveninizle özgür olabilirsiniz.

Mutlak başarıyı, sorunlara karşı göstereceğiniz dirençle

sağlarsınız.

*

Hayatınızı planlayın. Sorunlarınızı imkân ve önem

*

sırasına göre çözün.

Fırsat buldukça gezin, etrafınızda gözlem yapın. II

*

72 Yıldızlar TEMMUZ / 10


DIŞ İLİŞKİLER

JAPONYA’DA

YILDIZ

ESİNTİLERİ

Dünyadaki eğilimi

erken fark eden

üniversitelerimiz,

uzak Asya’ya doğru

yönelmeye başladı.

yazı, YARD. DOÇ. DR. DENİZ GÜNEY /

MİMARLIK FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ

Son yıllarda yapılan ekonomik analizler ve istatistikler,

dünyanın ekonomik ekseninin Amerika-Avrupa

ekseninden, ciddi bir hızla uzak Asya’ya doğru kaymaya

başladığını gösteriyor. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra

dünya ekonomisinde Amerika Birleşik Devletleri’nin

payı %50’lere yaklaşırken, günümüzde bu pay

%30’lara inmiş durumda. 2025’li yıllarda ise %20’li

bir ağırlıktan bahsediliyor. Son ekonomik kriz ABD ve

Avrupa Birliği’ne ağır hasar verirken, yapılan projeksiyonları

destekleyen gelişmeler yaşanıyor.

Dünyanın ekonomik merkezi, hızla uzak Asya’ya

doğuya kayıyor. Ekonomik merkez olmak sadece parasal

bir büyüklük değil, arkasından siyasi, bilimsel

büyüme de hızla geliyor. Zira bu ekonomik gelişme,

sadece hammadde veya ara mal satarak gerçekleşmiyor.

Japonya, Kore, Çin, Hindistan gibi ülkelerin ciddi

bir teknoloji geliştirmeleri söz konusu. Sony, Toyota,

Honda, Samsung, LG gibi dev şirketler aynı zamanda

büyük yatırımlar yaparak Ar-Ge’ye ağırlık veriyor ve

yeni teknolojiler geliştiriyor. Keza Çin şirketleri de sadece

taklit ürünler yapmıyor, artık kendileri de teknoloji

geliştiriyor.

Teknolojik gelişimin de öncüsü, tek başına şirketler

değil. Bu alanda ivme yakalayan ülkeler aynı zamanda

dünyaya açılmış, ciddi manada beyin göçü alan,

üniversite sanayi işbirliği sağlamış ülkeler. Üniversiteler

ise hem bilimsel olarak giderek hızlanıyor, hem

de sanayiye ve teknolojiye doğrudan destek oluyorlar.

Dünyada artık bizde varız diyen uzak Asya ülkeleri,

üniversiteleri ve bilimsel projeleri ile de giderek daha

fazla fark ediliyor.

Asya üniversiteleri

Dünyada ilk yüzdeki en iyi üniversiteler arasında, 16

tane Asya üniversitesi var. Daha önceki yıllara göre bir

artış söz konusu. Asya’nın en iyisi ise dünyanın en iyisi

listesinde 22. sırada olan Tokyo Üniversitesi. Üst sıralarda;

Japonya, Çin, Singapur, Kore ve Hong Kong’dan

üniversiteler var.

Yakın döneme kadar ülkemizdeki üniversiteler hep

74 Yıldızlar TEMMUZ / 10


DIŞ İLİŞKİLER

> Tokyo

Üniversitesi

> YTÜ

Japonca

Web

Sayfası

işbirliği için Avrupa ve ABD üniversitelerinin zorlarken;

artık dünyadaki eğilimi erken fark eden üniversitelerimizden

bazıları, uzak Asya’ya doğru yönelmeye

başladı. Bu alanda öncü olan üniversiteleri; Yıldız Teknik

Üniversitesi, ODTÜ, İTÜ ve Gebze Yüksek Teknoloji

Enstitüsü olarak sayabiliriz.

Japonya’ya davet

Bilindiği gibi bu yıl Türkiye’de Japon yılı. Ülkemizde,

Japonya’yı tanıtıcı çok sayıda etkinlik düzenleniyor.

Japonya’nın İstanbul konsolosluğunda gördüğüm

broşüre göre, yüzlerce etkinlik yapıldı ve yapılacak.

Tam bu gelişmeler yaşanırken JICA’nın (Japanese

International Coorperation Agency) “Building Codes

and Control Systems” programına davetli olarak yaklaşık

bir buçuk aylık bir süreç için Japonya’ya gitmek

gündeme geldi. Çalışma alanım olan “Depreme Dayanıklı

Yapı Tasarımı” için Japonya’da çalışma yapmak

ve eğitim almak bulunmaz bir fırsat olduğu için

büyük bir istekle gerekli hazırlıkları yaparak, mayıs

ayı ortalarında 12 saatlik kesintisiz ve uzun bir uçuşla

Tokyo’ya ulaştım.

JICA’ nın Tokyo International Center’da çok farklı

alanlarda dünyanın dört bir tarafındaki ülkelerden

gelen üst düzey kamu görevlileri, yöneticiler ve genç

araştırmacılarla aynı ortamda bulunmak büyük bir keyif

oldu. Benim katıldığım programda, 9 farklı ülkeden

10 uzman vardı. Yaklaşık 45 gün boyunca çok yoğun ve

üst düzey eğitimler aldık; saha gezileri yaptık, tartışmalarda

bulunduk, sunumlar yaptık.

Japonya web sayfamız

Profesör Okazaki başkanlığında üst düzey Japon yöneticiler

ve uzmanlardan oluşan elit bir komiteye, üç

kez sunum yapma şansım oldu. Bu sunumlarda belirlenmiş

teknik konularda detayları anlatırken, aynı

zamanda gerek ülkemiz gerekse üniversitemizden

bahsetme şansı buldum. Özellikle Enformatik Bölüm

Başkanımız Doç. Dr. Abdullah Bal hocamızın koordinasyonu

ve üstün gayretleri ile hazırlamış olduğu

Japonya web sayfamızın sunumu, izleyenlerde büyük

bir etki yarattı. Zira şuana kadar kimse Türkiye’den

hiçbir üniversitenin böyle bir çalışmasını ne görmüş

ne de duymuştu.

Ayrıca gerek Japon organizatörlere ve 9 ülkeden katılımcılara,

Özel Kalem Müdürümüz Yrd. Doç. Dr. İbrahim

Erden hocamız tarafından sağlanan, Yıldız Teknik

Üniversite’sini hatırlatan küçük hediyeler vererek üniversitemiz

hakkında bilgi verme imkanı bulabildim.

Üniversitelerle işbirliğimiz

İlk geldiğim günlerde İTÜ Rektörü Prof. Dr. Muhammed

Şahin’in Japonya’daki üniversitelerle bazı anlaşma

ve işbirliği imkanlarını araştırmak üzere Tokyo’da

olduğunu öğrendim. Uzaktan da olsa izlediğim gayretli

girişimleri gördüğümde, YTÜ’nün bu konuda

ne kadar mesafe kaydetmiş olduğunu anladım. Bu

ilerlemede elbette Rektörümüz Prof. Dr. İsmail Yüksek

hocamızın Japonya’da çalışmalar yapmış olması

ve Japonya’yı tanıması, ayrıca Koordinatörümüz Yrd.

Doç. Dr. Kayhan Güzel hocamızın Japonya’da birkaç yıl

süren Doktora sonrası çalışmalar yapması, Japonya’yı

ve üniversitelerini çok yakından tanımış olmasının

büyük bir avantaj olduğunu görme imkanım oldu.

Kayhan Bey’in üstün gayretleri ile Tokyo Ins. of Tech.

ile ön anlaşma imzalandı ve bir Araş. Gör. arkadaşımız

Tokyo’da çalışmalara başlamış durumda, bir diğeri de

bu yaz gidiyor.

Tokyo Denki Üniversitesi ile her alanda anlaşmamız,

Okayama Üniversitesi ile imzaya kalmış bir mutabakat

olduğunu öğrendim. Bundan sonra en kısa

zamanda Tokyo Metropolitan University ve Keio University

ile anlaşma yapmak için çalışmaların sürdüğünü

öğrendim.

Tokyo Üniversitesi gezisi

Dönüşümden bir gün önce İTÜ’deki araştırma görevliliği

döneminde öğrencim olmuş Seda Şendir Torisu

ile uzun yıllar sonra görüştük. Seda, İTÜ’de Lisans ve

Lisansüstü eğitimini tamamlayıp Monbusho bursu

ile Japonya’ya gelerek, Tokyo Üniversitesi’nde zemin

mekaniği alanında Doktorasını yapmış genç ve başarılı

bir arkadaşımız. Doktora sürecinde tanıştığı Yuki

Torisu ile evlenerek yarı Japonyalı olan Seda ile doktora

sonrası çalışma yaptığı Paris dönüşü Tokyo’da

buluştuk. Kendisi beni dünyada en iyi üniversiteler

listesinden üst sırada, Asya’da ise birinci olan Tokyo

Üniversitesi’ne davet etti. Metro ile giderken yolda

tesadüfen Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümünü bitirerek

Tokyo Üniversitesi Astrofizik Yüksek Lisansı

yapan Özden ile tanıştık. Ayrıca metrodaki LCD ekranlarda,

Türkiye’nin turizm reklamlarını seyrettik. Daha

sonra Tokyo Üniversitesi’ni Seda ve Yuki ile birlikte

gezdik. Seda’nın birlikte çalışma yaptığı hocaları ile

tanıştık. Seda, birkaç hafta sonra Londra metrosunda

zemin mekaniği alanında araştırmalar yapmak üzere

İngiltere’ye gitme hazırlıklarına başladığı için hocalarından

bazı tavsiyeler aldı. Bölüm Başkanı Prof. Dr.

Ikuo Towhata ve yardımcısı Doç. Dr. Taro Uchimura,

bana yaptıkları çalışmalardan bahsettiler. Ben de onlara

YTÜ’den ve yapılan çalışmalardan bahsettim. Daha

sonra İnşaat Mühendisliği ve Mimarlık Bölümlerini dolaşarak

Bölümlerin Uluslararası İlişkiler bölümünü ziyaret

ederek koordinatör memurlar Bayan Hayashi ve

Bayan Sembokuya ile üniversitemizdeki ilgili bölümler

ile yapılabilecek işbirliği çalışmalarını konuştuk. Ardından

Tokyo Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünü

ziyaret ederek, üniversitemiz ölçeğinde yapılabilecek

işbirliği alternatifleri konusunda uzun bir toplantı

yaptık. Bu toplantı sırasında dar kapsamlı olmak üzere

Tokyo Üniversitesi ile ODTÜ ve Gebze Yüksek Teknoloji

Enstitüsü arasında anlaşma olduğunu, ancak hali

hazırda faaliyet olmadığını öğrendim. Ayrıca Tokyo

Üniversitesi’nin yabancı öğrenciler için eğitim bursları

verdiği, ancak Türkiye’den çok az öğrencinin başvuru

yaptığını, zira haberdar olmadıklarını gözlemledim.

Geliştirilecek işbirliği ile Yıldızlı öğrencilerin bu burslardan

yararlanmasını sağlayabiliriz. II

> Asimo

76 Yıldızlar TEMMUZ / 10 TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 77


RÖPORTAJ

KENAN SOFUOĞLU

MOTOSİKLETE YETENEKLİ

GENÇLER ARIYORUM!

YTÜ’ nün pisti Avrupa’da bile yok.

röportaj, GÜLSÜM SONAL / BEDEN EĞİTİMİ BÖLÜMÜ OKUTMANI

fotoğraflar, ABDULLAH KARADUMAN

Motosiklet yarışmalarında Dünya Birinciliği kazanmış

sporcumuz Kenan Sofuoğlu ile motor sporunun kendisi

için ne ifade ettiğini, hedeflerini ve bu sporla ilgili

Türkiye’de yaşanan sorunları konuştuk.

Sayın Sofuoğlu, sizi üniversitemizin Davutpaşa

Yerleşkesi’nde görmek çok güzel. Hoş geldiniz.

Teşekkür ederim, burada olmak benim için de çok güzel.

Üniversitemizin pistini ve tesislerimizi

nasıl buldunuz

Bu pistin varlığı nedeniyle bu üniversite benim için

çok özel oldu. Bu spor, Türkiye de çok yapılan bir spor

değil. Böyle bir pisti başka yerde bulamasınız. Üniversite

olarak böyle bir alanı bu piste ayırmanız gerçekten

çok önemli. Ben Kenan Sofuoğlu olarak gelip

burada antrenman yapıyorum, çekimlerimde bu pisti

kullanıyorum. Bu pistin burada olması benim için çok

güzel. Gerçekten böyle bir pist, Türkiye’nin hiçbir üniversitesinde

yok. Bırakın Türkiye’yi Avrupa’da bile yoktur.

Bu açıdan üniversitenizi tebrik etmek istiyorum.

Biraz daha kullanılırsa daha iyi olur. Üniversitenizin de

bu konudan, çok fazla verim almasını isterim.

Motosiklet üzerinde olmak nasıl bir duygu

Çocukluğumdan beri motosiklet üzerinde büyüdüm.

Yani insan nasıl yürümeyi öğrenir, bu onun için çok

normal olur, benim içinde motosiklet öyleydi, hayatımın

bir parçasıydı. Çünkü babamın kendi tamirhanesi

vardı. Aynı zamanda ağabeylerimin motosikletleri

vardı, hep onlarla hareket ederlerdi. Böyle büyüyen bir

insan için motosiklet insanın bir parçası gibi oluyor.

Motosiklet sonradan hayatıma girseydi, belki farklı

duygularda olurdum. Ama benim hayatımda motosiklet

var ve şunu biliyorum ki; onsuz da olmaz. Yarış-

ları bıraksam da, motosiklet hayatımda hep olacaktır.

Belki zevk olarak, üniversitenizdeki gibi pistlere gidip

zevkine motosiklet kullanmak gibi hayatımda bir parça

olacaktır.

Eskiden Türkler at üstünde uyurdu, sizde

motosiklet üzerinde uyur musunuz

Şöyle anlatayım: Sizin bir arabanız olması sizin için çok

normaldir, benim için de motosiklet öyle. Motosikleti

çok seviyorum ama yarışlarını daha çok seviyorum,

o yüzden motosiklet benim için hobi olmaktan çıktı.

Dünya Şampiyonasında yarıştığınız zaman, orada büyük

bir stres yaşıyorsunuz; çünkü büyük hedefler, büyük

sponsorlar, büyük takımlar arkanızdayken artık o

işe hobi olarak bakamıyorsunuz.

Nasıl bir disiplindir motor sporu

Sporcu olmak, Dünya Şampiyonasında başarılı bir

TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 79


RÖPORTAJ

>> Bu spora verebileceğim en büyük

destek, Dünya Şampiyonasında

alacağım derecedir.

sporcu olmak, tabii ki disiplinli olmayı gerektiriyor.

Her şeyden önce aile yaşantısına çok değer veriyorum.

Türkiye’ye geldiğim zamanlarda hemen hemen tüm

vaktimi ailem ile geçiririm. Gece dışarı çıkıp arkadaşlarımla

eğlenmek bana çok cazip gelmiyor. Ben yarışlarda

daha çok eğleniyorum. Bence bu, işime daha çok

bağlanmamı sağlıyor.

Motosiklet sporu hız yapmak mıdır yoksa

dengede kalmak mıdır

Motor sporunu yapmak için insanın içinde adrenalin

tutkusu olması lazım. Tutku olmadan bu sporu yapamazsınız.

Motor sporuna yönlendirecek bir dalga, bir

sebep olmalı. O duygu varsa, ondan aldığınız zevki hiçbir

şeyden alamazsınız. Türkiye’de motor sporları çok

gelişmiş değil. Sizin üniversitenize geldiğimde, pisti

görünce çok şaşırdım. Çünkü Türkiye’de çok az sayıda

olan pistlerden birinin üniversitenizde olduğunu

gördüm. Kimlerin yaptırdığı konusunda bilgi edindiğimde,

bazı kişiler ve öğrencilerin vesile olduğunu öğrendim.

Türkiye’de motor sporlarının gelişmesini bu

ortamda bekleyemeyiz. Belki ileriki yıllarda daha çok

gündemde olursa, daha çok sporcusu ve seyircisi olan

bir spor haline gelir. Ama şu anda bu çok zor. Çünkü alt

yapısı gelişmemiş bir spor dalı. Bizde futbol oturmuş,

basketbol biraz, diğer sporların yapılıp yapılmadığını

kimse biliyor. Şöyle ki; sokağa çıkıp halka “Türkiye’de

motosiklet yarışması var mı” veya “yok mu” diye sorsak

%90’ı haberim yok diye cevap verir. Biz şimdilik bu

haldeyiz. Gelecekte daha ileri gideceğini umuyorum.

Güzel bir federasyon ile başarılı sporcular ile bu durum

değişecektir.

Motor sporları ile ilgili hedefleriniz nelerdir

Şu anda benim bu spora verebileceğim en büyük destek,

Dünya Şampiyonasında alacağım derecedir. Onun

dışında, Sakarya’da bir pist yaptırıyorum. Sizin üniversitenizdeki

pistin biraz daha büyüğü olacak. Bu pisti

yapma amacım; motor sporlarına biraz da olsa katkı

yaparak, altyapı için gerekli oluşumları sağlamak. Yetenekli

gördüğüm gençleri bu pistlerde yetiştirerek,

aynı zamanda ufak şampiyonalar yapıp buradan çıkan

gençlerin, önce Türkiye sonra da Avrupa Şampiyonalarında

yarışmalarını sağlamak istiyorum. Ama bunun

için altyapı şart. Bana kalırsa, ilk başta Türkiye’de olması

gereken şeyler bunlar. Yani sizin üniversitenizdeki

gibi pistlere ihtiyacımız var. Daha sonra da bu

spordan anlayan insanlara ihtiyaç var. Türkiye’de bu

sporla uğraşan insan sayısı, parmakla gösterilecek

kadar az. Bu sayı zamanla artacaktır, artmalıdır da.

Neden artmalıdır Eğer bu ülke Dünya Şampiyonu çıkarmışsa,

demek ki bunun arkası da gelecektir. Örneğin

ben Dünya Şampiyonu olduktan sonra Türkiye’de

10’un üzerinde sporcu, Avrupa’da kendini denemeye

gitti. Benden önce ise kimse bunu denememişti. Şimdi

Avrupa’ya giden sporcular, “Kenan Sofuoğlu şampiyon

olduysa bizde olabiliriz” düşüncesi ile kendilerini

yurt dışında denemeye çıktılar. Bu kişilerden biri bile

kendisini kabul ettirirse bence bu başarıdır.

>> Federasyonda, branşlarla

ilgili olan insanların yer alması

gerektiğine inanıyorum.

Motor sporları ile ilgilenen insanların da

aktif olarak federasyonda yer alması

gerekir mi sizce

Zaten bizim sıkıntımız da bu. Motosiklet Federasyonu

ile ilgili çok sıkıntı yaşıyoruz. Federasyonda az sayıda

insan motor sporlarından anlıyor. Birçoğu da normal

memur olarak federasyona alınıyor. Bilgisi olmayan

bazı insanlar masa başında çalışıp akşam evlerine

gidiyorsa, Dünya Şampiyonasındaki pilotunun bir

sonraki yarışından haberleri olmuyorsa, ayrıca bana

yarışımın olduğu gün “Şu organizasyonda bulunur

musun” deniyorsa, insan bunlara çok şaşırıyor. Bu

federasyonun tek sporcusu olmama rağmen, Dünya

Şampiyonasındaki yarışma gününde Federasyon Başkanımızın

beni arayıp bir fuar organizasyonunda yer

almamı istemesi, bu konumdaki kişinin bile bu kadar

ilgisiz olduğunu görmek beni şaşırtıyor. Dünya Şampiyonasının

favori pilotu olmama rağmen, bu ilgisizlikler

beni üzüyor. Böyle başkanlar olursa bu sporun

gelişmesi, alt yapının oluşması zor olur. Bu yüzden de,

branşlarla ilgili insanların federasyonda yer alması gerektiğine

inanıyorum. II

80 Yıldızlar TEMMUZ / 10 TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 81


ETKİNLİK

“EVLİYA ÇELEBİ’NİN

YAZILI KAYNAKLARI”

SEMPOZYUMU YAPILDI

Üniversitemiz, dünyanın önde gelen

Evliya Çelebi uzmanlarının bildiriler sunduğu

uluslararası bir toplantıya ev sahipliği yaptı.

yazı, ALİ EMRE ÖZYILDIRIM / FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ

Türk Tarih Kurumu’nun desteği ve üniversitemizin ev sahipliğiyle Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı

Bölümü öğretim üyelerimizden Prof. Dr. Hatice Aynur ile Chicago Üniversitesinden Doç. Dr. Hakan

Karateke’nin düzenlediği “Evliya Çelebi’nin Yazılı Kaynakları” adlı sempozyum, UNESCO tarafından ilan edilen

2011 Evliya Çelebi yılı için önemli bir başlangıç ve katkı oldu.

Evliya Çelebi (ö. 1611-1682) 17. yüzyılda geniş Osmanlı topraklarında ve devletin sınırlarının ötesinde 40

yıldan fazla seyahat etmiş ve eserini hayatının son yıllarında Kahire’de kaleme almıştır. Çelebi’nin Seyahatnamesi

dünyanın en kapsamlı seyahat anlatılarından biri ve döneminin bir çok açıdan en önemli kaynağı

olarak kabul ediliyor.

Osmanlı’nın en büyük anlatıcılarından biri olan Evliya Çelebi’nin iyi bir yazma olduğu kabul edilen Topkapı

Sarayı Kütüphanesi nüshasına ulaşmanın güçlüğünden dolayı, 10 ciltlik ve binlerce sayfalık “Seyahatnâmesi”

üzerine araştırmalar için geç kalınmıştır. Yapı Kredi Yayınları tarafından 10 cildin 1996’dan itibaren yayınlamaya

başlanmasıyla sevindirici gelişmeler olmuş, hem Evliya Çelebi’yi ve eserini odak alan yayın ve toplantıların

sayısı ve çeşitliliği artmaya başlamıştır. Robert Dankoff tarafından hazırlanıp, Bilkent Üniversitesi’nin

web sitesinde sürekli güncellenerek yayınlanan Evliya Çelebi Bibliyografyası (http://www.bilkent.edu.

tr/~tebsite/kaynaklar/evliya.pdf), yazar ve eserinin dünya üzerinde gördüğü ilgiye önemli bir delildir. Ancak

gördüğü bunca ilgiye rağmen Evliya Çelebi ve eseri üzerine yapılan çalışmalar hâlâ yetersizdir ve daha

başlangıç düzeyindedir. Bunun temel nedeni, Evliya

Çelebi’nin 9 ciltlik kitabının araştırmacılar için ulaşılabilir

bir yayının olmamasıydı. Başta merhum Dr.Yücel

Dağlı (1963-2009) olmak üzere bir grup araştırmacı,

uzun yıllar Seyahatname metninin yayınlaması için

fedakarca çalıştı, YKY yayınladı ve 2007’de 10. ve sonuncu

cildin yayınlamasıyla Seyahatname metni ilgili

ve meraklıları için ulaşılabilir hale geldi. Bundan sonra

hazırlanacak yüzlerce kitap, binlerce makale ve düzenlenecek

sayısız toplantı sonrasında, Evliya Çelebi’nin

bizlere sunduklarını anlamaya başlayabiliriz.

Sempozyumun amacı

Sempozyumun amacı, Evliya Çelebi’nin eserini kaleme

alırken kullandığı yazılı kaynakları daha iyi tanıyıp

ve değerlendirebilmektir. Sempozyumun “Evliya

Çelebi’nin Yazılı Kaynakları” başlığını taşımasına rağmen,

toplantının sadece Seyahatname’de geçen kitaplar

ve Evliya’nın alıntı teknikleriyle sınırlanmamış,

konunun uzmanları metinlerarası ilişkinin mükemmel

bir örneği olan Seyahatname metnini referans

dünyası, yeniden yazım, kitaplara dair anlatılan efsane,

algı ve yorumlar gibi bağlamlarda ele alıp değerlendirmişlerdir.

Sempozyumun ilk gününde…

“Tarih” başlığını taşıyan birinci oturumunda sunulan

bildiriler:

Paris, CNRS’dan Jean-Louis Bacqué-Grammont

*

*

>> Michigan Üniversitesi’nden Gottfried Hagen,

“Evliyâ Çelebi’nin Papamonta’sına Dair Mülahazat”

başlıklı bildirisini internet üzerinden naklen sundu.

“Evliya Çelebi and the Chronicle of Bishop Mahbub”,

Princeton Üniversitesi’nden Nenad Filipoviç “Did

*

Evliya use non-Turkic Historical Works”,

İstanbul Üniversitesinden Fikret Sarıcaoğlu “Evliya

Çelebi Seyâhatnâmesi’nin Kaynakları: Türkçe Tarihler”;

“Coğrafya” başlığını taşıyan ikinci oturumda sunulan

bildiriler:

Seattle Üniversitesi’nden Pierre MacKay “The Use of

*

Ottoman Geographies in the Seyahatname”,

Tokyo Yabancı Diller Üniversitesi’nden Yoichi Taka-

*

matsu “Seyahatname’deki Arapça Coğrafi Kaynaklar”;

“Devlete Ait Belgeler” başlığını taşıyan üçüncü oturumda

sunulan bildiriler:

İstanbul Üniversitesinden Feridun Emecen “Seyyah

ve Belge”

*

Şahsen toplantıya katılamayan Michigan Üniversitesi’nden

Gottfried Hagen, skype üzerinden

*

“Evliyâ Çelebi’nin Papamonta’sına Dair Mülahazat”

başlıklı bildirisini internet üzerinden naklen sunarak

üniversitemizde bir ilki gerçekleştirdi.

Sempozyumun ikinci gününde…

“Dinî Kaynaklar” başlığını taşıyan dördüncü oturumda

sunulan bildiriler:

Chicago Üniversitesi’nden Robert Dankoff

*

“Evliya’nın Kullandığı Semavî Kitaplar”,

Chicago Üniversitesi’nden Hakan Karateke “Popüler

Dinî Kaynaklar”,

*

İstanbul Üniversitesi’nden Nurettin Gemici “Evliya

Çelebi’nin Kaynaklarından Temel İslami Eserler”

*

“Özel Oturum” başlığını taşıyan beşinci oturumda sunulan

bildiri:

Evliya Çelebi’nin Kuzey Anadolu yolculuğunu at

*

üstünde gerçekleştirmeyi amaçlayan “Hoofprinting

with Evliya” adlı proje (http://hoofprinting.blogspot.

com) ekibinden Caroline Finkel “From the Horses’s

Mouth: Using Evliya Çelebi’s ‘Field Notes’ to his Route

in Northwest Anatolia”

“Müziğe Dair Kaynaklar” başlığını taşıyan altıncı oturumda

sunulan bildiri:

Araştırmacı Ersu Pekin “Evliya Çelebi’nin Müzik

*

Kaynakları”

“Dil ve Edebiyat Kaynakları, Alıntı Usulleri” başlıklı

yedinci oturumda sunulan bildiriler:

Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Hatice Aynur

*

“Seyahatnâme’de Geçen Türkçe Edebî Kaynaklar”,

Chicago Üniversitesi’nden Helga Anetshofer “Dilbilime

Dair Kaynaklar”,

*

Bilkent Üniversitesi’nden Nuran Tezcan “Kurmacanın

Gücü: Alıntı mı, Yanılgı mı, Kurmaca mı”

*

II

TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 83


PROJE

İSTANBUL TARİHİ YARIMADA

KÜLTÜREL SÜREKLİLİK BAĞLAMINDA

CEPHE DÜZENLEMELERİ -

DİVANYOLU CADDESİ 2010

GGünümüz kent uygulamalarında, farklı mimari hareketler

kendini göstermektedir. Mimarların mesleki

bilgileri ve yaratıcılıkları çerçevesinde oluşturdukları

yapıların yanında, sadece rant kaygısı ile oluşturulmuş

fiziki mekanlar ve tarihi yapılar bir yerleşim

örüntüsü oluşturmaktadır. Bütün bu çerçeve, kentin

imajını sergilemede önemli rol oynamaktadır. Fakat

farklı hedefler ile oluşturulmuş yerleşimler, kültürel

süreklilik endişesini doğurmaktadır. Kentlerin tarihi

kimliklerini kaybetmesi kentin imajını zedelemekte-

dir. Toplumun bir yere ait olma ihtiyacını sağlayan

tarihi yerler, kaçınılmaz bir şekilde korunmalı ve bulunduğu

coğrafya o anlamda değerlendirilmelidir. Bu

bağlamda, günün şartlarını dengelemek ve kaliteli

mekanlar ortaya çıkarmak önemli ve gereklidir. Kaliteli

mekan oluşum hedefinde tarihe saygı, tarihi yaşam

alanında bulacaktır.

Fatih Belediyesi, İstanbul Tarihi Yarımada’da

estetik kaygı duyulmadan oluşturulan anlayışları

düzeltme gayreti içine girmiştir.

yazı, DOÇ. DR. NAZLI FERAH AKINCI / YTÜ MİMARLIK FAKÜLTESİ

Yarımada tektir ve özeldir

İstanbul kenti, yukarıda ifade edildiği gibi farklı mimari

hareketleri ile endişeler içermektedir. Özellikle

İstanbul Tarihi Yarımada sit alanı olmasının yanında,

uygulanmış kimliksiz mimarileri ile tedirgin edicidir.

Oysa Tarihi Yarımada, açık alan müzesi konumuyla

günümüz yaşam alanlarını da bünyesinde barındırabilecek

nadir kent yerleşimlerindendir. Tarihe tanıklık

eden eşsiz yapıların, kuşkusuz geleceğe taşınması

gerekir. Son dönemlerde gündemde tartışmaları da

beraberinde getiren UNESCO’nun Tarihi Yarımadayı

korunacaklar listesinden çıkarma istemi bizleri üzmektedir.

Çünkü bizim için tarihi yarımada tektir ve

özeldir… Bunu dünyaya anlatmamız, ancak uygulamalarımız

ile olacaktır.

Divanyolu Caddesi Projesi

İstanbul Tarihi Yarımada, Eminönü ve Fatih ilçelerinden

oluşmaktadır. Bölge son dönemlerde tek yerel

84 Yıldızlar TEMMUZ / 10 TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 85


PROJE

> Yeni hali

> Eski hali

>> Cephe sağlıklaştırma projesi

kullanıcılar tarafından önce olumsuz

karşılandı, uygulamalar yapıldıkça

tasarımlar sahiplenildi.

*

yönetim anlayışıyla yönetilmeye başlamıştır. Tarihi

Yarımada’nın Fatih Belediyesi ile yönetilmesi, coğrafyanın

her yönden bütünlüğü için doğrudur. Fatih

Belediyesi, İstanbul Tarihi Yarımada’da estetik kaygı

duyulmadan oluşturulan anlayışları düzeltme gayreti

içine girmiştir. Coğrafyada yapılmış ve yapılmakta

olan tarihi yapıların restorasyon projeleri yanında,

cephelerde iyileştirme/sağlıklaştırma projelerine de

başlanmıştır. Bu bağlamda Fatih Belediyesi, Aksaray-

Sultanahmet yerleşimlerini birbirine bağlayan ve tarihi

önemi olan Divanyolu Caddesi’ndeki cepheleri proje

alanı olarak değerlendirmeye almıştır. Danışmanlığını

ve tasarımını yaptığım Divanyolu Caddesi cephe yenileme

projesi, hayata geçmeye başlamıştır.

Müthiş bir yoğunluk yaşayan bölge, İstanbul kentinin

önemli bir turizm potansiyelidir. Küçük işletmeler,

oteller, atölyeler ve tarihi yapılardan oluşan

kültür mozaiğine yapıcı yaklaşmak önemli ve gerekli

bir çalışma olmuştur. Divanyolu Caddesi’nden geçen

tramvay oluşumu ile araç trafiğine yolu kapatma projeleri

yoğunluğu hafifletmiş, bu aynı zamanda tarihi

yapıların olumsuz etkilenmesini (çevre kirliliği) önleyici

adımlardan da biri olmuştur.

Kat sahiplerinin keyfi uygulamaları

Cadde boyunca tarihi yapılar ile bazı yapıların dışında

cepheler kimliksizdir. Ayrıca binalar inşa edildikten

sonra yönetim planı oluşturulmadığı için bakımları

gözardı edilmiştir. Kat mülkiyeti anlayışıyla, binalar

daire adedi kadar malike sahiptir. Miras ile söz sahipliliği

birden fazla kişiye de geçebilmektedir. Dolayısıyla

binalarda yapılacak herhangi bir ortak müdahalede,

tek bir ses sağlamak güç olmaktadır. Kat sahipleri

gerekli tamiratları kendi düşüncelerine göre yapabilmektedir.

Örneğin, balkonunu kapatabilmekte, ayrıca

istediği malzeme ve renkleri de kullanabilmektedir.

Dairesinin dışarıya bakan cephesinde istediği müdahaleleri

oluşturabilmektedir. Özellikle vitrin oluşumu,

Divanyolu Caddesi üzerinde çok fazladır. Vitrin arayışı

için cepheden öne çıkılmış ya da taşıyıcı strürüktürü

düşünmeksizin genişleterek çözmeye gidilmiştir. Cephelerde

yaşanan kaos /kültürel sürekliliğe aykırı yaklaşımlar

bağırmaktadır. Kullanıcılar topluma mal olmuş

cephelerde bugüne kadar istedikleri fiziki müdahaleleri

yapmışlardır. Cephelerde istenen renk uygulanmış,

istenen malzeme kullanılmıştır. Tanıtıcı reklam

panolarını rastgele bir anlayışta kurgulanmıştır.

Kişisel girişimler önlenmelidir

Cephelerde yaşanan toplumun ortak benliğine aykırı

yaklaşımları düzeltecek yer hukuktur. Toplumun

menfaati göz önüne alınarak, kişisel girişimler önlenmelidir.

Bu tutumu değerlendirecek mercii, Yerel

Yönetimlerdir. Fakat dünyada da görüldüğü üzere,

sadece yasak koruma mantığına göre yapılan projeler

hayat bulmamıştır. Dolayısıyla cephe düzenlemeleri

yaklaşımında, toplumun ortak menfaati temeline dayanan

toplum projeleri kullanıcıların görüşüne sunulmuş

ve karşılıklı görüşülen bir platformdaki değerlendirmeler

sonucu, projeler uygulanmaya başlamıştır.

Fatih Belediyesi’nin cephe sağlıklaştırma projesi ile

bütün bu yapılan olumsuz yaklaşımları düzeltme gayretimiz,

kullanıcılar tarafından ilk önceleri olumsuz

karşılanmıştır. Sabırla ifade edilen süreçte, tasarımlar

kullanıcılarla paylaşılmış ve bu projelerin toplum projesi

olduğu ifade edilmiştir.

Tasarım ve uygulama süreci

Cephe sağlıklaştırma projesinin ilk aşaması, veri

toplamadır. Binalara ait kimlik bilgileri ve ölçüler çıkarılmış,

ihtiyaçlar belirlenmiştir. Olabilecek tasarım

prensipleri çıkarılmıştır. “Mekanın kullanım amacına

göre pencere büyüklüğü ne olabilir” gibi tespitler ile

tasarım kriterleri zaten zor olan bir konunun daha da

kapsamı (olması gerektiği için) daraltılmıştı. Ayrıca

projenin finansal desteği olmadığı ve kullanıcıların

imkanı çerçevesinde yapıldığı için tasarım kriterlerini

ekonomik veriler de kısıtlamıştır. Tasarım oldukça

zorlayıcı bir yapıdaydı. Bu aşamada yılmadan tüm

verileri oluşturduk ve cephelerin olabilecek eskizlerini

hazırladım. Bu eskizleri, bağımsız bina birimleri şeklinde

değerlendirmekten kaçındım. Cephe bir bütündü

ve aradığımız bütüncül yaklaşım ile doğru olacaktı.

Bu yüzden, cepheler siluet şeklinde oluşturuldu. Bu

tutum da kullanıcılar tarafından ciddi duruşumuzun

algılanmasını arttırdı.

Mimar eskizden tasarımları anlar, cephe çizimlerini

3. boyutta algılar. Fakat konumuz; “binanız bittikten

sonra bu şekilde olacak” görüntüsünü kullanıcılarla

Projede rol alanlar

FATİH BELEDİYESİ

Başkan Mustafa Demir, Başkan

Yardımcısı Okan Erhan Oflaz, Etüd Proje

Müdürü Sema Özyılmaz, Belediye adına

kontrol Mimar Ali Üşenmez

UYGULAYAN FİRMA

Mina İnşaat

TEKNİK EKİP

Tasarım

Doç. Dr. Nazlı Ferah Akıncı

ÇİZİM

Fatma Fıçıcı

Gökhan Kıyı

Ayşe Aldemir

paylaşmaktı. Teknik ekip teknolojiden faydalanarak,

çizimleri 3. boyutta çizdi. İmkanlarımızın kısıtlı olması

kısa zaman faktörü ile birleşince bu yöntemi belirledik.

Tasarımlar yapılıp 3. boyuta aktarıldı. Kullanıcılar

ile görüşmemizde 3. boyutun faydasının çok olduğunu

bizzat yaşadık. Kişiler “ben hiçbir değişiklik yapmam”

derken, tasarımları sahiplendiler. Uygulamalar

yapıldıkça, toplum projesinin yapılabilirliğindeki

olumluk arttı. Fatih Belediye Başkanı Sayın Mustafa

Demir’in cephe sağlıklaştırma projesi ile başlattığı bu

toplum projesi, Yerel Yönetim, üniversite, kullanıcı ve

özel şirket iletişiminde güzel bir örneğin yaşama geçirme

fırsatını verdi.

Son söz…

Projeler; yerel yönetim, üniversite, özel şirket, halkın

katılımı, sivil toplum örgütleri gibi duyarlı organlarca

sahiplenerek oluşturulmalı ve yaşama kazandırılmalıdır.

Sabırla ilerlenecek bu yol, geleceğimize mirasımız

olacaktır. II

86 Yıldızlar TEMMUZ / 10 TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 87


TARİHİ MEKÂNLAR

SU GİBİ AZİZ OL

Yıldız yerleşkesindeki

çeşmeler, üniversitemizin

100’üncü yılı nedeniyle

yeniden gözden geçiriliyor

ve bazıları restorasyon

bölümü öğrencilerimiz

tarafından onarılıyor.

yazı, ÖZLEM ŞAHİN

İstanbul, çok değişik kültürlere ve farklı medeniyetlere

ev sahipliği yapmış eşsiz tarihi ve doğal güzelliklere

sahip olan dünyanın sayılı şehirlerindendir. Şehrin

her köşesinde geçmiş uygarlıkların izini görmek

mümkündür. Özellikle, Osmanlı dönemine ait olan

tarihi su tesisleri bunların içerisinde ayrı bir önem arz

etmektedir. Bu tesislerin birçoğu, geçmiş yüzyıllardan

bugüne dek işlevlerini devam ettirmektedir.

Türkiye’de çeşme kültürünün binlerce yıllık mazisi

vardır. Osmanlı’nın payitahtı İstanbul’da bulunan

tarihi çeşmelerden bazıları aradan geçen yıllara

rağmen bugün bile akıyor. Bu çeşmelerden her biri

ya konumuna ya da mimari yapısına göre adlandırılmıştır:

Köşe çeşmeleri, üç ve çok yüzlü çeşmeler, çukur

çeşmeler, sütun çeşmeler, meydan çeşmeleri ve

namazgâhlı çeşmeler.

Yıldız Teknik Üniversitesi’nin Yıldız yerleşkesinde de

geçmişten günümüze gayet iyi korunmuş çeşmeler

var. Üniversitemizin 100’üncü yılı nedeniyle bu çeşmeler

yeniden gözden geçiriliyor ve bazıları restorasyon

bölümü öğrencilerimiz tarafından onarılıyor. Yıllardan

günümüze emanet olan çeşmelerimize daha

dikkatle göz atmanızı isteriz.

İSKİ’nin çalışmaları

İstanbul’u yeniden su medeniyetine erişmesi için su

temin çalışmaları konusunda dev hamleler gerçekleştiren

İSKİ, tarihi su tesislerinin ihya edilmesi konusunda

üniversiteler ve diğer kurumlar ile işbirliği halinde

çok kapsamlı bir restorasyon programı başlatmıştır.

İSKİ, öncelikle tahrip olmaya yüz tutmuş bütün

tarihi çeşmeleri restore ederek güzel şehrimizin neresinde

olursa olsun akmayan çeşme bırakmamayı

hedeflemektedir. İSKİ’nin projelerinde çeşme, sebil

restorasyonunun yanında maksem, kemer, bent, su

galerileri, su terazileri ve bunun gibi su ile ilgili bütün

tarihi yapıların restorasyonu yapılarak, tarihi su yapıları

tekrar İstanbullulara kazandırılacak.

İSKİ, projesi bulunmayan tarihi su tesislerinin projelerini

YTÜ, İTÜ ve MSÜ’den hocaların yanısıra; konuyla

ilgili uzmanlıkları bulunan kişilere hazırlatarak

restorasyonu gerçekleştirmektedir.

Onarılan çeşmeler

1925 yılında Su Evkafı’nca sayısı 1553 olarak belirtilen

ancak şu an sayısı 800’ü bulan çeşmelerden 30’a

yakını İSKİ’ nin mülkiyetinde bulunmaktadır. Bunların

dışında 1999 yılından itibaren İSKİ, mülkiyeti Vakıflar

Müdürlüğü ve belediyelerde olan 17 çeşmenin restorasyon,

restitüsyon projelerini hazırlayarak onarımını

gerçekleştirmiştir.

88 Yıldızlar TEMMUZ / 10 TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 89


TARİHİ MEKÂNLAR

> Alman Çeşmesi -

Sultanahmet Meydanı

> III. Ahmet

Çeşmesi -

Sultanahmet

Meydanı

> Tophane Çeşmesi

Bu çeşmeler;

III. Ahmet Çeşmesi

*

Boyacıköy Çeşmesi

*

Emin Sinan Camii Çeşmesi

*

Sultan II.Mahmut Bendi Kitabesiz Tuğrası

*

* Kuruçeşme

Ömer Ağa Çeşmesi

*

Hatice Sultan Çeşmesi

*

Dörtyüzlü Çeşme (Cihannüma )

*

Mahmut Çeşmesi

*

Eyüp Ağa Çeşmesi

*

Kitabesiz Çeşme ( İlyas Ağa Çeşmesi )

*

Kaptan Hacı Hüseyin Çeşmesi

*

Ahmet Efendi Çeşmesi

*

Fesahat Usta Çeşmesi

*

Daye Kadın Çeşmesi

*

Tophanelioğlu Çeşmesi

*

Surp Nişanyan Kilisesi yanındaki çeşme

*

2003 yılında ise; Beyoğlu Fesahat Usta Çeşmesi, Üsküdar

Daye Kadın Çeşmesi ve Üsküdar Tophanelioğlu

çeşmelerinin restorasyon işlemleri tamamlanmıştır.

Halen Berberbaşı Ali Efendi ve Kartal Soğanlık çeşmelerinde

restorasyon çalışmaları devam etmektedir.

Edirnekapı-Topkapı yolunun kenarında, Sulukule

kapısının karşısında bulunan Vezir Mehmet Paşa Çeşmesi

ile ilgili de bir çalışma başlatılmıştır. Yol genişletmeleri

ile imar çalışmaları sırasında toprak altında

kalan çeşme, İSKİ tarafından yapılan bir arkeolojik

kazı ile bulunmuştur. Yerin 7.80 m altından çıkarılan

çeşmenin üst kısmı daha önce kimliği bilinmeyen kişilerce

sökülerek atıl duruma getirilmiş halde bulundu.

Bu kısım da İSKİ tarafından muhafaza altına alınmıştır.

Çeşme yıpranmış ve fonksiyonunu yitirmiş olmakla

birlikte genel olarak temel elemanları mevcut olup,

orijinal taşları ile yeniden restore edilebilecek haldedir.

Açığa çıkarılan çeşme projelendirilerek, ilgili koruma

kuruluna sunulmuştur. Taşların tümü koruma

altında bulunmaktadır.

İSKİ, mülkiyeti kendi bünyesinde olmayan eserlerin

de bakım onarım ve restorasyon çalışmalarını aralıksız

ve itinalı biçimde sürdürmektedir. II

KAYNAK: İSKİ’nin web sitesindeki bilgilerden yararlanılmıştır.

90 Yıldızlar TEMMUZ / 10


SPOR

SPOR VE SPORDA ALTYAPI

Ülkedeki sporcu sayısının artması,

altyapının gelişmesi ile açıklanabilir.

yazı, ÇETİN ERDEM SONAL / BEDEN EĞİTİMİ OKUTMANI -

BEDEN EĞİTİMİ BÖLÜMÜ BAŞKAN YARDIMCISI

Spor, vücudun dengeli, estetik görünümlü ve sağlıklı olması için yapılan,

vücutta organik ve fizyolojik değişiklikler oluşturan hareketler

kompleksidir.

Spor sadece yürümek, koşmak, yüzmek, sıçramak veya egzersizler

topluluğu değildir. Güne iyi başlamak, gün içerisinde karşılaşılan olaylara

karşı direncimizi arttırma ve zorluklara karşı koyabilme çabasıdır.

Bu yolla vücudumuzu zinde tutmamız mümkün olur.

Bunlarla birlikte; evrensel kültürün bir parçası, dünyada dili, dini,

ırkı faklı insanları birleştiren önemli bir araçtır. Günümüz anlayışına

göre ise çok önemli bir kitle eğitim aracıdır. Spor insan bedenini fiziki

yönüyle geliştirdiği gibi oyunlar, hareketler ve yarışmalar vasıtasıyla

aynı zamanda insan egosunu, karakterini, davranış niteliğini, psişik

yapısını da belirleyen yeni bir bilim dalıdır.

Yeni bilim dalına göre spor; sistem, program, organizasyon ve rekoru

temsil eder. Yani sistemini oluşturup programını yaptıktan sonra

yapılan organizasyonda rekor kırarak sonuç almak demektir. Bu olay

yani rekor, sporun son aşamasıdır ve hemen istenildiğinde olmaz. Bunun

için çalışma ve çalıştırma gerektirir; doğru bilgi ve doğru uygulama

gerektirir. Kısacası altyapı gerektirir.

Altyapının önemi

Üstyapının oluşturulabilmesi için gerekli olan fiziksel, zihinsel, sosyal,

kültürel, eğitsel yapı çalışmalarının bütünü altyapıdır. Üstyapıdaki başarıların

temelinde mutlaka altyapı gelmektedir.

Bir ülkede herhangi bir branşta edinilen başarılara bakıldığında, altyapının

önemini daha da fazla görebiliriz. Ülkemiz için geçmişten günümüze

kadar bir değerlendirme yapıldığında, altyapıya gün geçtikçe

daha fazla değer verildiği görülmektedir.

Geçmişte sadece Güreş, Karate, Taekwando gibi çok az sayıdaki

branşlarda altyapı eğitimi verilirken; bugünlerde bu branşların yanında

Futbol, Basketbol, Voleybol, Tenis, Yüzme gibi birçok dalda altyapılara

önem verilmeye başlandığına şahit olmaktayız. Sadece altyapı

değil, altyapıya yardımcı olacak yaz ve kış spor okulları kurulmaya başlamıştır.

Hatta bazı federasyonlar, Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliğinde

bulunarak, eğitim veren okulların açılmasını sağlamıştır. Bu sayede

sporcunun hem okul hem de ilgili branşta eğitimi devam ettirilerek,

altyapının gelişmesine katkıda bulunulmuştur. Tesis ihtiyacının karşılanması

da, altyapının gelişmesindeki en önemli faktörlerden biridir.

Ülkedeki sporcu sayısının artması, altyapının gelişmesi ile açıklanabilir.

Geçmişte ülkemizin sporcu sayısı on binlerle belirtilirken, günümüzde

bu sayının milyonlarla ifade edilmesi yine altyapının başarısından

ileri gelmektedir.

Panel: Türk Sporunda Alt Yapı ve Gençlere Verilen Önem

Üniversitemiz öğrencilerinin altyapı konusunda daha fazla bilgi sahibi

olabilmeleri için üniversitemizin Eğitim Fakültesinden Yard. Doç.

Dr. Bülent Alcı hocamızın katkılarıyla, Beden Eğitimi Bölümümüz tarafından

YTÜ Oditoryumu’nda bir panel düzenlendi. Panele, İstanbul

Büyükşehir Spor Kulübü’nün Teknik Direktörü Abdullah Avcı, Total

Futbol Programı Ekibi’nden Mehmet Ayan, Ali Ece, Mustafa Sapmaz,

İlker Duralı, Fırat İşbecer katıldı. Bu konferans sonucunda ortaya çıkan

fikirler, altyapının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya

koymuştur. II

92 Yıldızlar TEMMUZ / 10 TEMMUZ/ 10 Yıldızlar 93


HABER

“KADIN GÖZÜYLE

HAYATTAN

KARELER ’10”

Kazananların ağzından

Kadın Gözüyle Hayattan Kareler 2010…

İKİNCİ

Ekin Onat von Merhart, İstanbul

Eser: “Ben Kimim”

Kadın Gözüyle Hayattan Kareler

’10 fotoğraf yarışmasında dereceye

giren eserler, 1 Eylül-1 Ekim 2010

tarihleri arasında City’s Nişantaşı

Alışveriş Merkezi’nde sergilendi.

haber, ESRA DAGÜLOĞLU

“Anadolu Hayat Emeklilik’in ‘Kadın Gözüyle Hayattan

Kareler’ yarışması, yalnızca kadınlara söz hakkı

tanıyan nadir bir platform olmasından dolayı yeri

benim için biraz daha farklı… Bu fotoğraf, kimliğini

ve varlığını sorgulayan, kendini ait hissettiği yerden

ve şartlardan zorla yabancılaştırılmaya çalışan

bir kadını anlatıyor. Kadın olmanın biraz daha

zor olduğu bir ülke de, Fas’ta çekilen bu fotoğraf;

ülkemde yaşayan her kadın adına çektiğim oto

portrem… Bu nedenle böyle bir yarışmada ödül almak

büyük bir onur; bir kadın olarak düşüncemin,

bir fotoğraf sanatçısı olarak resmimin onaylanmış

olması benim için büyük mutluluk.”

ÜÇÜNCÜ

Funda Bekiş, Aydın

Eser: “Emekle Bütünleşmek”

BBu yıl dördüncü kez, fotoğrafa ilgi duyan amatör ve profesyonel

yüzlerce kadının katılımıyla gerçekleştirilen

“Kadın Gözüyle Hayattan Kareler” fotoğraf yarışmasında

ödüle ve sergilenmeye değer bulunan eserler, Mayıs

ayındaki ilk sergilemenin ardından Avrupa yakasında

sanatseverlerle buluştu.

Anadolu Hayat Emeklilik’in Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu

(TFSF) danışmanlığında düzenlediği ve teması

geçtiğimiz yıl olduğu gibi “Hayata Dair” olarak belirlenen

fotoğraf yarışmasına 1500’ü aşkın kadın yarışmacı,

7 bine yakın eserle katıldı. “Yaşıyorum, ama nasıl…” adlı

eseriyle Bursa’dan Sevim Güler’in birinci, “Ben kimim”

adlı otoportre çalışmasıyla İstanbul’dan Ekin Onat von

Merhart’ın ikinci ve “Emekle Bütünleşmek” adlı eseriyle

Aydın’dan Funda Bekiş’in üçüncü olduğu yarışmada, 39

eser de sergilenmeye değer bulundu.

BİRİNCİ

Sevim Güler, Bursa

Eser: “Yaşıyorum, Ama Nasıl…”

“Evinden çıkarken karşılaştık 80 yaşındaki Fadime

Teyze ile. Sıcak bir tebessümle selamladı beni. Mahalle

bakkalına gidiyormuş. Yol boyunca sohbeti

eşlik etti bana. Yaşadıklarını, hayatını anlattı tüm

samimiyetiyle. ‘Buraların ekmeği pek bi güzeldir’

deyip, aldığı ekmeğini pay etti bana. O anlattı ben

dinledim, o anlattı ben sadece dinleyebildim…

‘Yaşıyordu, ama nasıl’ diyebildim sadece içimden…

Tekrar evinin önüne geldiğimizde, o ana

kadar kapalı olan makinemi açtım ve birkaç kare

fotoğraf istedim, utana sıkıla... Hayatlarının içine

çok fazla dahil olduğum anda nedense çekiniyorum,

sebepli sebepsiz… Ama Fadime Teyzem nasıl

da rahatlattı beni. ‘Tabi kızım, seve seve’ dedi.

Tüm saf ve temiz yüreğiyle objektifime baktı. Ve

bana sadece deklanşöre basmak kaldı.”

“Hava, su, toprak ve ateş dört unsur evrenin yaradılışını

anlatır ki; insanın çamurla şekillenip ateşle

olgunlaşmasını insan evreleriyle eşleştirdiğinde

bir an çekim sırasında hayattan alınan gerçek bir

kare olarak gözlerime düştü önce, sonrası bu içgüdüyle

deklanşörüme dokunmaya başladım, art

arda çektiğim her kare yeni bir hayat gibi düştü

kadrajıma… Zanaatın, sanatla buluştuğu noktada

emeğe verilen bu ödül için ve seçkiye layık bulan

jüri üyelerine ve hayata sanatsal bakan Anadolu

Hayat Kurumu’na içten teşekkür eder saygılarımı

sunarım.” II

> Gülnihal Bayındır Alkan - Renkli Dünyalar


YTÜ İLETİŞİM BİLGİLERİ

REKTÖRLÜK

Merkez Kampus - Barbaros Bulvarı

34349 Yıldız-İstanbul

Tel: 0212 383 20 53

Faks: 0212 227 69 90

E-posta: ozelkalem@yildiz.edu.tr

Web: www.yildiz.edu.tr

GENEL SEKRETERLİK

Merkez Kampus - Barbaros Bulvarı

34349 Yıldız-İstanbul

Tel: 0212 383 20 62

Faks: 0212 261 43 60

E-posta: gsek@yildiz.edu.tr

Web: www.gsek.yildiz.edu.tr

HALKLA İLİŞKİLER

KOORDİNATÖRLÜĞÜ

Merkez Kampus - Barbaros Bulvarı

34349 Yıldız-Istanbul

Tel: 0212 260 08 00

Faks: 0212 327 37 69

E-posta: hik@yildiz.edu.tr

Web: www.bythi.yildiz.edu.tr

YILDIZ SÜREKLİ EĞİTİM

UYGULAMA VE

ARAŞTIRMA MERKEZİ

(YILDIZ-SEM)

Merkez Kampus - Barbaros Bulvarı

34349 Yıldız-İstanbul

Tel: 0212 383 31 45

Faks: 0212 383 31 49

E-posta: sem@yildiz.edu.tr

Web: www.sem.yildiz.edu.tr

FAKÜLTELER

MAKİNE FAKÜLTESİ

Merkez Kampus - Barbaros Bulvarı

34349 Yıldız-İstanbul

Tel: 0212 383 27 65-66

Faks: 0212 261 66 59

E-posta: makfak@yildiz.edu.tr

Web: www.mak.yildiz.edu.tr

ELEKTRİK ELEKTRONİK

FAKÜLTESİ

Merkez Kampus - Barbaros Bulvarı

34349 Yıldız-İstanbul

Tel: 0212 261 19 98 - 383 23 85

Faks: 0212 259 49 67

E-posta: elk-fkl@yildiz.edu.tr

Web: www.elk.yildiz.edu.tr

İNŞAAT FAKÜLTESİ

Merkez Kampus - Barbaros Bulvarı

34349 Yıldız-İstanbul

Tel: 0212 383 51 00

Faks: 0212 383 51 02

E-posta: ins@yildiz.edu.tr

Web: www.ins.yildiz.edu.tr

KİMYA-METALÜRJİ

FAKÜLTESİ

Davutpaşa Kampüsü - Davutpaşa Cad.

34210 Esenler, İstanbul

Tel: 0212 383 4551 / 4552

Faks: 0212 383 4557

E-posta: kimfkl@yildiz.edu.tr

Web: www.kim.yildiz.edu.tr

GEMİ İNŞAATI VE

DENİZCİLİK FAKÜLTESİ

Merkez Kampus - Barbaros Bulvarı

34349 Yıldız-İstanbul

Tel: 0212 383 29 80

Faks: 0212 383 29 89 - 236 41 65

E-posta: gidf@yildiz.edu.tr

Web: www.gidf.yildiz.edu.tr

MİMARLIK FAKÜLTESİ

Merkez Kampus - Barbaros Bulvarı

34349 Yıldız-İstanbul

Tel: 0212 383 70 70 / 2585

Faks: 0212 261 05 49

E-posta: mmrdekan@yildiz.edu.tr

Web: www.mmr.yildiz.edu.tr

FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ

Davutpaşa Kampusu - Davutpaşa Cad.

34210 Esenler, İstanbul

Tel: 0212 383 41 04

Faks: 0212 383 41 06

E-posta: www.fed.yildiz.edu.tr

Web: www.fed.yildiz.edu.tr

İKTİSADİ VE İDARİ

BİLİMLER FAKÜLTESİ

Merkez Kampus - Barbaros Bulvarı

34349 Yıldız-İstanbul

Tel: 0212 259 52 21

Faks: 0212 259 42 02 -

383 20 00 / 2515-2516

E-posta: iibfkl@yildiz.edu.tr

Web: www.iib.yildiz.edu.tr

EĞİTİM FAKÜLTESİ

Davutpaşa Kampusu -

Davutpaşa Cad.

34210 Esenler, Istanbul

Tel: 0212 383 48 03

Faks: 0212 383 48 08

E-posta: egf@yildiz.edu.tr

Web: www.egf.yildiz.edu.tr

SANAT VE TASARIM

FAKÜLTESİ

Merkez Kampus - Barbaros Bulvarı

34349 Yıldız-İstanbul

Tel: 0212 383 2695/96/97

Faks: 0212 236 41 80

E-posta: sts@yildiz.edu.tr

Web: www.sts.yildiz.edu.tr

ENSTİTÜLER

FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

Merkez Kampus - Barbaros Bulvarı

Çukursaray Binası

34349 Yıldız-İstanbul

Tel: 0212 383 31 08

Faks: 0212 227 44 70

E-posta: fbe-mdr@yildiz.edu.tr

Web: www.fbe.yildiz.edu.tr

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

Merkez Kampus - Barbaros Bulvarı

Çukursaray Binası

34349 Yıldız-İstanbul

Tel: 0212 383 31 15-17

Faks: 0212 227 44 71

E-posta: sbemdr@yildiz.edu.tr

Web: www.sbe.yildiz.edu.tr

YÜKSEKOKULLAR

MESLEK YÜKSEKOKULU

Büyükdere Cad. Maslak - İstanbul

Tel: 0212 285 05 30 (4 Hat)

Faks: 0212 276 68 88

E-posta: myo@yildiz.edu.tr

Web: www.myo.yildiz.edu.tr

MİLLİ SARAYLAR VE

TARİHİ YAPILAR

MESLEK YÜKSEKOKULU

Merkez Kampus - Barbaros Bulvarı

34349 Yıldız-İstanbul

Tel: 0212 383 20 84

Faks: 0212 327 37 82

E-posta: mst-mdr@yildiz.edu.tr

Web: www.mst.yildiz.edu.tr

YABANCI DİLLER

YÜKSEK OKULU

Davutpaşa Kampusu -

Davutpaşa Cad.

34210 Esenler, İstanbul

Tel: 0212 383 49 04

Faks: 0212 383 49 03

E-posta: ybdmdr@yildiz.edu.tr

Web: www.ybd.yildiz.edu.tr

96 Yıldızlar TEMMUZ / 10

More magazines by this user
Similar magazines