Deniz Baykal

yuruyus.com

Deniz Baykal

o-kitle eylemi” ayr›m›, birçok yerdeve zamanda reformizm ve oportünizminkendi pasifizmini gizlemesininarac› olarak ç›kar karfl›m›-za. Bunu bir yana b›rakarak bu aç›-dan ölüm orucuna bakal›m.Evet, ölüm orucu eylemleri, bilindi¤igibi “kadro eylemi” olarakgündeme gelmifltir. 1984’de bu eylemigerçeklefltirenler devrimci hareketinkadrolar›d›r. Ama sonra neoldu? Bilindi¤i gibi 1996’da kitleselbir karakter kazand› ölüm orucu.2000’li y›llarda ölüm orucunun buyan› daha da geliflti... hapishanelerdeve d›flar›da ölüme yatanlar›n niteliklerinebak›ld›¤›nda, kadro eylemi-kitleeylemi tart›flmas›n›n ne kadaryersiz ve ne kadar öngörüsüz,ufuksuz bir tart›flma oldu¤u görülür.Keza feda eylemleri için de geçerlidirayn› geliflim seyri. Filistin’debafllang›çta bu eylemler, örgütlerinkadrolar›, tecrübeli, e¤itimlisavaflç›lar› taraf›ndan gerçeklefltirilirken,bu da giderek çok daha geniflkesimlerin gerçeklefltirdi¤i bireylem biçimine dönüflmüfltür..O halde bu geliflimden ç›kar›lmas›gereken politik ve teorik sonuçlarvard›r.ÖKemal: Evet, bu örnek de ilginçtir.Devrimcileri “kitleden kopuk”mücadele biçimlerini tercih etmekleelefltirenler de bu kitleselmücadele biçimi içinde yeralmam›fllard›r.Yani mücadele biçimleritart›flmas›ndaki “kitle-kadro” meseleside ço¤u zaman meselenin esas›-n› ve kendi konumlar›n› gizlemeninperdesi yap›labilmektedir görüldü-¤ü gibi.Bu çarp›tmalara bak›lacak olursa,onlara göre “öncü savafl› sürgitsilahl› eylem anlam›na gelmekte”dir.Yani öncü savafl› aflamas›,öncülerin silahl› propaganda yaparak,kitlelerin gerçe¤i anlay›p kendileriniizlemelerini bekledikleriaflamad›r!Birinci çarp›tma: Öncü savafl›ndayaln›zca silahl› propagandan›noldu¤u, di¤er mücadele biçimlerininreddedildi¤idir. Ki bunu yukar›-da açm›flt›k. Tersine, tüm mücadelebiçimlerinin bütünlefltirilmesini öngörürbu strateji. ‹kincisi, onlara göre,öncü savafl›n› savunmak, “kitlelerisürü yerine koymak”t›r... Oysane teoride ne pratikte kimsenin öncülerledevrim yapmaya soyunmas›sözkonusu bile olmam›flt›r hiç.Ama bu çarp›tmay› yaparak, sürecinönlerine koyduklar› görevlerlümorucuna evet deyip “d›flar›dakiölüm orucuna” bir eylem biçimi olarak karfl›ç›kmak, ölüm orucunda yeral›p tutsaklar›nbedenini yakmas›na itiraz etmek, bedeninibomba yap›p hesap sormaya itiraz etmek,kendi içinde çeliflkili yaklafl›mlard›r..Bu tav›rlar›n tutarl› bir teorik izah› yap›lamaz.Burada daha baflka kayg›lar, sapmalarsözkonusudur.Mazlum: Bu sonuç, en bafltaflöyle ifade edilebilir: Mücadeleyiflablonlara, teoriyi dogmalara hapsedenler,hayat›n ihtiyaçlar›na cevapveremezler.Bu noktada, herhangi bir grubunen baflta belirtti¤imiz ayr›ma ba¤l›olarak silahl› mücadeleyi veya bar›flç›lmücadeleyi temel alm›fl olmas›,çok önemli bir fark yaratmamaktad›r.Mesela, 1984 ölüm orucunailiflkin de¤erlendirmelerde, halk savafl›n›savunanlarla, ayaklanmay›savunanlar ayn› tan›mlar› kullanabilmifllerdir.Keza, 19-22 Aral›k’tatutsaklar›n sald›r›y› durdurmak içinbedenlerini tutuflturmalar›n›, silahl›mücadeleyi savunan baz› gruplarda, legal partici reformistler de ayn›flekilde mahkum etmifllerdir. Normalolarak beklenen, en az›ndan silahl›mücadeleyi savunanlar›n fedaeylemlerine daha farkl› bakabilmesidir.Burada mesele, statükolar›niçine hapsolmaktad›r. Statükolarahapsolanlar, silahl› mücadeleyi temelal›yor bile olsalar, bazen böyledurumlarda siyasi olarak körleflebilmektedirler.Bu anlamdad›r ki, silahl› mücadeleninmi, yoksa bar›flç›l mücadeleninmi temel al›nd›¤› sorusuna verilencevap, mücadele biçimleri aç›-s›ndan tüm farkl›l›klar› izah etmeyeyetmez.1996 Ölüm Orucu’nda yeralanlar›nilkesel ve teorik olarak “fedaeylemlerine” karfl› olmas› mümkünde¤ildir. Çünkü ölüm orucu da birfeda eylemi biçimidir nihayetinde.Ölüm orucuna evet deyip “d›flar›dakiölüm orucuna” bir eylem biçimiolarak karfl› ç›kmak, ölüm orucundayeral›p tutsaklar›n bedeniniyakmas›na itiraz etmek, bedeninibomba yap›p hesap sormaya itirazetmek, kendi içinde çeliflkili yaklafl›mlard›r..Bu tav›rlar›n tutarl› birteorik izah› yap›lamaz. Burada dahabaflka kayg›lar, sapmalar sözkonusudur.413 Aral›k 2006 / 81Özlem: Tarihimizden bir örnekdaha verelim. K›z›ldere’den sonrahareketin yeniden geliflti¤i dönemde,resmi ve sivil faflist sald›r›larartm›flt›r. Oligarflinin o zamankigüncel amac›, mücadelenin kitleselleflmesiniengellemektir. Anti-faflistmücadeleyi devrimci fliddet temelindesürdüren devrimci hareket, bumücadelenin boyutlanmas› ile orant›l›olarak sokak çat›flmalar› mücadelebiçimini hayata geçirmeye çal›flm›flt›r.Bunun ilk örne¤i 1975’dekiKocamustafafla direniflidir. Dahasonra bu adeta bir çizgi haline gelmifl,resmi ve sivil faflist güçlerlekitlesel sokak çat›flmalar› yayg›nlaflm›flt›r.Mesela, o zamanlarda bunada itiraz ediliyordu; Mahir’in öncekisürecin koflullar›nda söyledi¤i“silahla güven alt›na al›namayankitle hareketlerinin içine girmez.”sözünü mekanik bir flekilde yorumlayankimileri, bu direnifllere karfl›ç›k›yordu... Oysa bu mücadele biçimininyayg›nlaflt›r›lmas›yla, her nepahas›na olursa olsun polisin ve faflistlerinsald›r›lar› karfl›s›nda gerilememektavr› yerlefltirilmifl, sokakçat›flmalar›yla bir gelenek yarat›larak,kitleye bu yönde bir bilinç kazand›r›lm›flt›r.“Silahla güven alt›naal›namayan kitle hareketine girmeme”anlay›fl› statükocu ve mekanikyorumland›¤›nda böyle bir gelenekde geliflemezdi do¤al olarak.

More magazines by this user
Similar magazines