3. Sayı - Yıldız Teknik Üniversitesi

yildiz.edu.tr
  • No tags were found...

3. Sayı - Yıldız Teknik Üniversitesi

YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ YAŞAM KÜLTÜRÜ DERGİSİ YIL:01 SAYI:3 / TEMMUZ 2009Dergimiz, Kültür ve TurizmBakanımız ErtuğrulGünay’ın konuğu olduYıldız Teknik Üniversitesi2009 Elazığ SosyalSorumluluk ProjesiMezunlarımızıÜlkemizin geleceğineuğurladık


ektörden[PROF. DR. İSMAİL YÜKSEKMerhaba,[2008-2009 eğitim-öğretim yılını mezuniyet törenlerimizle sonlandırdık. Mezun olan öğrencilerimiziÜlkemizin geleceğine uğurladık ve şimdi dört gözle yeni gelecek öğrencilerimizibekliyoruz. Üniversitemizin eğitim, yönetim ve araştırma faaliyetlerinin sorunsuzbir şekilde sürdürülmesinde emeği geçen öğretim elemanlarıma ve idari personelimeteşekkür ederken, öğrencilerimi başarılarından dolayı kutlar ve sevgiyle kucaklarım.Üniversiteler, ülkenin toplumsal, yerküremizin yaşamsal sorunlarına bilimin ışığını yansıtarakçözümler sunmaya çalışan öncü misyon yapılarıdır. Üniversite yönetimleri attığıtüm adımlarda bu ana fikir doğrultusunda toplumsal gelişmeyi ivmelendirecek, kültürelve ekonomik yapıya katma değer üretecek araştırmaları ortaya koymaya ve araştırmacılarıyetiştirmeye çalışır. Biz de YTÜ olarak, yüz yıla yaklaşan geçmişimizle bu misyonuen iyi biçimde yerine getirme sorumluluğunu taşıyoruz. Bu sorumluluğun yansımalarıolarak küresel bilim çevreleri ve dinamikleri güçlü üniversitelerle daha yakın ilişkiler veişbirlikleri tesis etmek, endüstrimizin gelişmesi, güçlenmesi için endüstri ile somut işbirlikleri,müşterek çalışmalar ortaya koyabilmek; önem verdiğimiz önceliklerimiz arasındadır.Üniversite-Sanayi işbirliğinin en başarılı modeli olarak kabul edilen Teknoparklar, ileriteknoloji ve inovasyonu bilim ve endüstri dünyası birlikteliğinde geliştiren, dolayısıylaeşzamanlı olarak pazara sunulmasına olanak veren oluşumlardır. Yıldız Teknik Üniversiteside 21.yüzyılın girişimci üniversite modeli doğrultusunda 1 milyon m2’lik DavutpaşaYerleşkesinin 104.000 m2’sini Türkiye’nin en gözde teknoloji geliştirme merkezi olmasınıhedeflediği Teknopark’ına ayırdı.Teknoparkımızda öngörülen temel Ar-Ge birimleri; Bilgisayar Yazılımları Geliştirme(Yazılımpark), Endüstriyel Robot-Otomasyon Geliştirme (Robopark), Bio Teknoloji Geliştirme(Biopark) olup, çağımızın ve geleceğin öncelikli ihtiyaçları doğrultusunda; temizenerjiler, yeşil tasarım (yeşil binalar ve uygulama parametreleri), nano teknolojiler veTürkiye’nin stratejik madenleri (Bor, toryum, krom gibi) konuları da hedeflenenler arasındadır.Teknopark oluşumu için şu anda iki büyük firmayla anlaşmamızı imzaladık veyer talebinde bulunan 50 firmanın da sözleşme taslakları üzerinde çalışıyoruz. Bu yılınAğustos veya Eylül ayında hazırlıkların tamamlanmasını öngörüyoruz. Ayrıca, bir sanayikuruluşunun ve kooperatifin desteği ile birlikte 10.000 m 2 ’lik bir laboratuar kompleksininyer alacağı Tuzla’da da bir teknopark projesi üzerinde çalışıyoruz.Türkiye’de pek çok kurum ve organizasyonun ihtiyaç duyduğu ama yeterli alt yapınınbulunmadığı laboratuar donanımlarını ve ortamlarını “Merkezi Laboratuar” projemizaracılığıyla tesis etmek istiyoruz. Her bir birimin aynı yatırımı yaparak gereksiz kaynakisrafına yol açmasını önlemek için tam teşekküllü yetkin bir merkez yaratmayı ve testlerinbu laboratuarda yapılmasını teşvik edeceğiz. Bu merkezi laboratuar projesi, hemsanayiciyi, hem TSE’yi rahatlatacak, hem de üniversite için geliştirici olacak ve kaynakisrafının önüne geçecektir.Üzerinde çalıştığımız bir diğer proje de; öğretim üyesi yetiştirme programıdır. Anadolu’dayeni birçok üniversite açıldığından dolayı Ülkemizde öğretim üyesi alanında da sıkıntılaryaşanıyor. Yıldız Teknik Üniversitesi, kurulan pek çok üniversite ve yüksek okula öğretimüyesi desteği verdi. Şimdi bunu “sürdürülebilir” kılmak ve ülkemizin yetkin üniversiteöğretim üyesi ihtiyacına destek olmak için bu programı başlattık.“Aklın ve bilimin egemen olduğu bilim insanları ve aydın kuşaklar yetiştirme”ye inancıdoğrultusunda yapacağımız bu çalışmaların ne sınırlara ne de kesintilere tahammülüolmayacaktır.Sevgilerim ve Saygılarımla


TEMMUZ 2009içindekiler32yildizlarTemmuz 2009 Yıl 1 Sayı 3yldzlr@yildiz.edu.trYıldız Teknik Üniversitesi Adınaİmtiyaz SahibiRektör Prof. Dr. İsmail YüksekGenel Yayın KoordinatörüProf. Dr. Tamer YılmazYayın YönetmeniHalkla İlişkiler KoordinatörüYrd. Doç. Dr. Hayri BaraçlıSorumlu Yazı İşleri MüdürüÖğr. Gör. Hakan Karataş1REKTÖR’DEN Prof. Dr. İsmail Yüksek4SPOT11EDİTÖR’DEN Öğr. Gör. Hakan Karataş12RÖPORTAJ Kültür ve Turizm Bakanı SayınERTUĞRUL GÜNAY’n konuğu olduk20MEZUNİYET Mezunlarımızi Ülkemizingeleceğine uğurladık22BAŞARI Yıldızlılar Amerika’da da gözde26GÜNCEL Yıldız Teknik Üniversitesi 2009Elazığ Sosyal Sorumluluk Projesi32GÜNCEL Berlin Teknik ÜniversitesiRektörü Yıldız‘da34ETKİNLİK YTÜ 13. Bahar şenliği coşkuylakutlandı2636GÜNCEL Yıldız Teknik Üniversitesi veLeeds Metropolitan Üniversitesi arasındaişbirliği38ETKİNLİK ‘Planlama ve Mimarlık AlanınınSon On Yılı’ sempozyumu40TANITIM YTÜ İnşaat Fakültesi50MEZUNLARIMIZ Meclis’teki Yıldızlılar62RÖPORTAJ Sevgi, hoşgörü ve armoni72ÖĞRENCİ KÜRSÜSÜ Hayat seçimlerdenibarettir74ÖĞRENCİ KÜRSÜSÜ Bir başka İstanbul78ÖĞRENCİ KÜRSÜSÜ Radyoaktif etki (!)80BAŞARI L’oréal de Yıldızlı seçti2083ETKİNLİK YTÜ Uluslararası Gitar Günleri10 yaşında84GÜNCEL Üniversitemizin BraunschweigTeknik Üniversitesi ile işbirliği ilk meyvesiniverdi86ETKİNLİK Türkay 2009 Katı Atık YönetimiSempozyumu yapıldı89ETKİNLİK Geleceğin bilim adamlarıYıldız’da buluştu90GÜNCEL Yıldızlı Projeler Yarışması’nınödülleri sahiplerini buldu94SANAT GÜNDEMİ95KİTAP96DVD361222YAPIM / YAYIN YÖNETİMİEditörÖzlem Şahin EkinciYazı İşleriSare KuşNazan NalbantoğluGörsel YönetmenSema TürkFotoğrafMine AtacanReklamMelike Emek Bircanmelikebircan@ajansfa.comTuğçe UzunAjansfa İletişim Bilgileri:Gülbahar Mh. Esentepe Cd.No.6/6 (Bozkır İşhanı)Mecidiyeköy/İSTANBULTel: 0 212 272 61 06Faks: 0 212 272 61 07www.ajansfa.cominfo@ajansfa.comBaskı:C&B Basımevi2. Mat. Sit. No:ZA16Topkapı/İSTANBULTel: 0 212 612 65 22Ücretsiz dağıtılır. Para ile satılmaz.Yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarına aittir.Reklamların sorumluluğu ise reklam verene aittir.Dergide yayınlanan yazı ve resimler kaynak gösterilmeksuretiyle iktibas edilebilir.TEMMUZ / 09Yıldızlar 3


SPOTHABERLER ETKİNLİKLER OLAYLARCAMPUS BIKE öğrencilerin gözdesi olduÜniversitemiz bisiklet kullanımını teşviketmek amacıyla, Davutpaşa Yerleşkesi’nde yeni birbisikletli ulaşım sistemini uygulamaya koydu. Hizmetesunulan 100 bisiklet ve durakları ile bisiklet kullanmageleneği öğrencilere tekrar hatırlatılmaya çalışılıyor.Yerleşke içinde geniş bir alana yayılan fakültelere ulaşımıkolaylaştıran sistem, aynı zamanda öğrencilerin vepersonelin neşe kaynağı olmuş durumda. Farklı yerlerekurulan bisiklet duraklarıyla üniversite birimleri arasındaulaşımı hızlandıran sistem, öğrencilere spor yapmaimkanı da sağlıyor. Depozito karşılığı alınan jetonlarlabinilen bisikletler, herhangi bir durağa bırakıp kilitlendiğindejetonlar geri alınabiliyor. Üniversite yönetimi,henüz çok yeni olmasına rağmen ilgi çeken uygulamaiçin, önümüzdeki yıl bisiklet sayısını arttırmanın planlarınıyapıyor. Bisikletler aracığıyla öğrenciler, yerleşkeiçinde özgürce dolaşıp yeni yerler keşfetmenin keyfiniçıkarıyor.Bisiklet, görüntü ve işlev olarak çekici bir ulaşım vekeyif aracı olma özelliğini uzun zamandır kaybetmedi.BBC’nin yaptığı “Son 200 senedir insanlığın icat ettiğien güzel şey nedir?” anketinde birinci sırada %50 gibibir oranla bisiklet geliyor. Ülkemizde spor ya da sivilbisiklet kullanımı henüz gelişmemiş olmasına rağmen,dünyada birçok ülkesinde en gözde ulaşım araçlarıarasında yer alıyor.Üniversitemizin başlattığı bu uygulamanın diğer üniversitelerede örnek olması dileğiyle! II4 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar 5


SPOTHABERLER ETKİNLİKLER OLAYLARAlmanya Ankara BüyükelçisiEckart Cuntz Üniversitemiziziyaret ettiAlmanya Ankara Büyükelçisi EckartCuntz, Üniversitemize yaptığı ziyarette, Almanya üniversiteleriile işbirliğini başlatan Rektörümüz Prof. Dr. İsmailYüksek’e teşekkür ederken, işbirliği çemberinin genişlemesineilişkin arzusunu ifade etti. Rektör Yüksek, Mart ayındaBerlin, Magdeburg, Braunschweig ve Dresden üniversitelerinegerçekleştirdiği ziyaretler ve işbirliği çalışmalarınailişkin Büyükelçiyi bilgilendirdi. Görüşmede ayrıca, yenikurulacak ve 2010 yılında eğitime başlaması planlananTürk-Alman Üniversitesine ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu.Büyükelçi Cuntz, Üniversitemizin yeni kurulacaküniversitenin oluşumunda öncü rol alması gerektiği konusundatemennilerini belirtti. Rektör Yüksek, Türk-AlmanÜniversitesi’nin kuruluşunda gereken her türlü desteğivermeye hazır olduklarını ve gerekirse bu oluşumda etkinrol almaya hazır olduklarını ifade etti. Görüşme sonrasındaÜniversitemizdeki tarihi yapılarımızı gezen Büyükelçi,hayranlığını dile getirdi. IIAkademik Teşvik Ödüllerisahiplerini bulduÜniversitemizin uzun zamandır uyguladığıakademik çalışmalara teşvik ödülleri, Rektörlük SenatoSalonunda düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Yıldızadresli 8 uluslararası yayın yapan akademisyenlere verilenödüle hak kazanan akademisyenlere, üniversite yönetimitarafından notebook bilgisayar hediye edildi. Törendekonuşma yapan Rektör Prof. Dr. İsmail Yüksek, yaptığıbilimsel çalışmalarla Üniversitemize değer katan akademisyenlereteşekkür etti. Rektör Yüksek, akademik teşviködülü ölçütlerinin tekrar gözden geçirileceğini ve alanlararasındaki dengenin sağlanması konusunda yeni bir düzenlemeyegidileceğini belirtti.Akademik Teşvik Ödülü Almaya Hak Kazanan ÖğretimElemanları:Yrd. Doç. Dr. Emine Karakuş(Fen-Edebiyat Fakültesi – Kimya Bölümü)Yrd. Doç. Dr. Yaşar Avşar(İnşaat Fakültesi – Çevre Mühendisliği Bölümü)Yrd. Doç. Dr. Uğur Kurt(İnşaat Fakültesi – Çevre Mühendisliği Bölümü)Yrd. Doç. Dr. Eyüp Debik(İnşaat Fakültesi – Çevre Mühendisliği Bölümü)Yrd. Doç. Dr. Hasan Hüseyin Erdem(Makine Fakültesi – Makine Mühendisliği Bölümü)Arş. Gör. Ali Volkan Akkaya(Makine Fakültesi – Makine Mühendisliği Bölümü)Arş. Gör. Demet Karaca Balta(Fen-Edebiyat Fakültesi – Kimya Bölümü)Arş. Gör. Fatih Çakar(Fen-Edebiyat Fakültesi – Kimya Bölümü)editörden[ÖĞR. GÖR. HAKAN KARATAŞDeğerli okuyucular,[Yıldızlar Yaşam Kültürü Dergisi’nin yeni sayısını, sizlerin bilgisine ve beğenisinesunuyoruz. Yoğun bir eğitim-öğretim yılının ardından, dolu gündemimiz vegüzel haberlerimizle sizleri biraz olsun rahatlatmaya çalışacağız. Dergi olarak,mezun olan tüm arkadaşlarımızı kutlar, yeni hayatlarında başarılar dileriz.Dergimizin bu sayısında, Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul GÜNAY ile yaptığımızsamimi röportajı, Elazığ’da gerçekleştirdiğimiz sosyal sorumluluk projesineilişkin ayrıntıları, İnşaat Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Ahmet Demir’in fakültetanıtımını, Mimarlık Fakültesi’ne uzun yıllardır büyük emek vermiş değerlihocalarımızın Yıldız sevgilerini, yurt içi ve yurt dışında ödül kazanmış öğretimelemanlarımızın başarı hikâyelerini, yurt dışı üniversitelerle artan işbirliği çalışmalarımızı,Meclis’te Yıldızı temsil eden milletvekillerinin tanıtımını, başarılarıylaÜniversitemize ödül kazandıran öğrencilerimizin haberlerini, mezuniyetve şenlik etkinliklerimizi, öğrenci kulüplerimizin düzenlediği etkinlikleri, öğrenciyazılarımızı ve Üniversitemizden haberleri bulacaksınız.Röportaj talebimize çok kısa sürede olumlu cevap veren, Ülkemizin kültürel gelişimive tarihi değerlerini koruma konusunda düşüncelerini, hedeflerini ve projelerinibizlerle içtenlikle paylaşan ve dergimize destek veren Kültür ve TurizmBakanımız Sayın Ertuğrul GÜNAY’a teşekkürlerimizi sunarız.Dergimizin her sayısında, farklı alanlarda Ülkemizin gündemini belirleyerek geleceğineyön veren kişilere ulaşmaya ve görüşlerini sizlerle paylaşmaya çalışıyoruz.Böylelikle, Üniversitemizin gelecek vaat eden projelerinden en yetkin kişilerebahsederek destek bulmaya ve etkin bir şekilde tanıtımını yapmaya gayret ediyoruz.Bu konuda dergimize destek vermenizi bekliyoruz.Üniversitemizin en önemli paydaşı tartışmasız öğrencilerimizdir. Bu yüzdenöğrencilerimizin, Üniversitemizin her türlü projesinde yer almaları ya da destekvermeleri bize güç katacaktır. Önümüzdeki dönemde dergimizin oluşumundaöğrencilerimizin görev alması ve dergimizi sahiplenmeleri en büyük dileğimizolacak. İlgilenen bütün arkadaşlarımızın bizlere ulaşmalarını ve dergimizin yenisayılarının hazırlanmasında bizlerle beraber çalışmalarını umut ediyoruz.Üniversitemizin tanıtımına katkısı olacak, biriminizle ilgili dergimizde yayınlanmasınıistediğiniz etkinlikler, haberler, projeler ve duyurmak istediğiniz çalışmalarınıziçin yldzlr@yildiz.edu.tr adresinden bize ulaşmanızı bekliyoruz. DergimizinEkim sayısında, tatil sonrası dinlenmiş ve enerji dolu olarak sizlerle buluşmakdileğiyle...Herkese iyi tatiller!10 Yıldızlar TEMMUZ / 09


RÖPORTAJKÜLTÜR VE TURİZMBAKANI SAYINERTUĞRUL GÜNAY’INKONUĞU OLDUKTürkiye; kuzeyi, güneyi, doğusu vebatısıyla müthiş doğal ve tarihselbir zenginliğe sahip bir açık havamüzesi gibi.röportaj, ÖĞR. GÖR. HAKAN KARATAŞRRektörümüz Prof. Dr. İsmail Yüksek ve Yıldızlar YaşamKültürü dergisi olarak, Sayın Bakanımızı ziyaretettik. Bakanlığın projelerinden İstanbul 2010 AvrupaKültür Başkenti organizasyonuna, Yıldız ve DavutpaşaYerleşkesi’nden Tarihi Yarımada’ya kadar birçokkonuda koyu bir sohbet oldu. Bazen biz bazen deBakanımız sorular sordu. Bakanımızın özellikle YıldızYerleşkesi’nde bulunan tarihi mekanlara karşı olanilgisi, hassasiyeti ve bu mekanları bir Yıldızlı gibi sahiplenmesibizi çok etkiledi. Şimdi sohbet havasındageçen bu özel röportajı, olduğu gibi sizlerle paylaşmakistiyorum.Ertuğrul Günay: Öncelikle hoş geldiniz. İlk olarakben size bazı şeyler sormak istiyorum. YıldızYerleşkesi’ndeki tarihi binalarda hangi birimler var?İsmail Yüksek: Yıldız Yerleşkesi’nde; Rektörlük, idaribirimler, 5 fakülte ve 2 enstitümüz var.Ertuğrul Günay: Bildiğim kadarıyla Davutpaşa Kışlasıda size verilmiş durumda. Yıldız Yerleşkesi ile ilgili yeniplanlarınız var mı? Rektörlük dışında sembolik bir fakülteve lisansüstü düzeyde tarihi binaların önemi konusundadaha bilinçli öğrencilerin geldiği birimlerinorada kalmasının daha iyi olacağını düşünüyorum.İsmail Yüksek: Sayın Bakanım, düşünceleriniz de çokhaklısınız. Bizim de Yıldız Yerleşkesi’ndeki öğrenci yoğunluğunuazaltmakla ilgili düşüncelerimiz var. Tarihimekanlarımızın olduğu alanları mümkün olduğukadar uygun kullanmak ve zarar görmesini engellemekiçin insan yoğunluğunu azaltmamız gerekiyor.Bu sebeple, idari binaların yanı sıra sembolik olarakbir ya da iki fakülte, lisansüstü çalışmaların yapıldığıenstitüler ve kültür- sosyal amaçlı faaliyetlerin düzenlendiğiyeni planlamalar yapmayı düşünüyoruz.Kongre, seminer ve sempozyumların organize edildiği,lisansüstü çalışmalar ve sertifika programlarınındüzenlendiği ve 5.000 kişiyi geçmeyecek öğrenciyoğunluğunun olduğu bir düzenlemeyi hedefliyoruz.Bu amaçla, yeni inşa etmeyi düşündüğümüz kongremerkezimiz için proje yarışması düzenledik.Ertuğrul Günay: Yıldız Yerleşkesi, çok geniş tarihi veyeşil bir alana sahip. Ancak maalesef öğrenciler, neredeyaşadıklarının pek farkında değiller. Bu değerlerinfarkında olabilecek öğrenci grubunu ve rektörlük gibiidari binaları orada bulundurmak ve sizin de ifadeettiğiniz gibi kültürel etkinliklerin yapıldığı binalarolarak yerleşkeyi yeniden ele alarak düzenlemek endoğru çözüm olacak gibi duruyor. Kesinlikle yeni binayapılmaması ve hatta eski yapılarla bağdaşmayan binalarında yıkılması gerekiyor. Böylelikle, tarihi mekanmümkün olduğu kadar ortaya çıkmış olur.İsmail Yüksek: Memnuniyetle. Aynı doğrultuda düşündüğümüzeçok sevindim.Hakan Karataş: Sayın Bakanım, öncelikle bu kadarkısa sürede röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için çokteşekkür ederim. Bu röportajı planlarken eğitim, kültürve üniversite birlikteliğinin Ülkemiz için önemi konusundasizin değerli görüşlerinizi okuyucularımızlapaylaşmayı hedeflemiştik. Öncelikle kısaca özgeçmişinizdenbahsedebilir misiniz?Ertuğrul Günay: 1948’de Ordu’da doğdum. İlk, ortave lise öğrenimimi Ordu’da yaptıktan sonra İstanbulÜniversitesi’nde Hukuk Fakültesini bitirdim. Erkenyaşta siyasetle ilgilenmeye başladım. 1977 seçimlerindeyaşımı da büyüterek milletvekili oldum. Hukuk vesiyaset, hayatımda hep iç içe oldu. Oldukça fırtınalı veinişli çıkışlı bir siyaset dönemi geçirdim. 2004-2007yılları arasında hiçbir siyasi partiyle bağım kalmadığıbir dönemde, Ak Parti yeni bir siyasi hareket olarak ortayaçıkmıştı. Sayın Başbakan, birlikte siyaset yapmayıönerdi ve tekrar İstanbul milletvekili oldum. Eskidenberi tarih, arkeoloji ve turizm benim ilgi alanlarımiçindeydi. Sahip olduğum bu birikimin, şimdi yaptığımbu görevde faydasını görüyorum. Türkiye’degörev yaptığım bu alanda, karşılanması gereken çokihtiyaç var. Bundan dolayı hem heyecan hem sevinçve ayrıca yapacağımız işlere zamanımız ve imkanımızyetmediği için de üzüntü duyuyorum.Hakan Karataş: Teşekkür ederim Sayın Bakanım. Medeniyetleriçin kültür ve bu kültürün getirdiği değerlerçok önem taşımakta. Kültürel değerler, gelişiminya da popüler eğilimlerin sonucunda değişmekte. Siz,Ülkemizin kültürel profilini hem Türkiye Cumhuriyetivatandaşı olarak hem de bu işin en tepe noktasındakisorumlu kişi olarak görme şansınız oldu. Kültür ve TurizmBakanı olarak farklı bir açıdan baktığınızda Ülkemizinkültürel profilini nasıl görüyorsunuz?Ertuğrul Günay: Türkiye; üç kıtanın arasında, eski dünyaile yeni dünyanın, Hıristiyanlık ile Müslümanlığın,eski ve yeni inançların harmanlandığı inanılmaz bircoğrafyada bulunuyor. Yaşadığımız bu coğrafyada,bütün geçmişten günümüze gelen kültürlerin ayakizleri var. Türkiye kuzeyi, güneyi, doğusu ve batısıylamüthiş doğal ve tarihsel bir zenginliğe sahip bir açık12 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar 13


Proje üretmekonusundaüniversitelerimizleişbirliği yapabilirsek çoksevinirim.hava müzesi gibi. Ben geçmişte yaşamış olan hiçbiruygarlığın ve kültürün kaybolduğuna inanmıyorum.Bir biçimde, kılık değiştirmiş olarak ya da yenisiylebütünleşmiş olarak bir şekilde karşımıza çıkıyor. Buyüzden inançlarımızda ve davranışlarımızda, binlerceyıldır bu topraklarda yaşamış olan insanların izi var.İnanılmaz bir zenginliğin üzerinde yaşadığımıza inandığımız,bunu içselleştirdiğimiz, bu değere sahip çıktığımızve bütün bu tarihsel köklere sahip bir milletingeleceğe yürüyüşünün ne kadar önemli olduğunu bilenbir anlayış içinde bunu dünyaya sunduğumuz zaman;Türkiye’nin yerinin ve saygınlığının artacağınainanıyorum. Şu anda bu bakış açısıyla görev yapmayaçalışıyorum.Hakan Karataş: Biraz önce çok güzel ifade ettiğiniz veÜlkemiz için önemli olan bu kültürel değerlerin korunmasıve devamının sağlanmasında eğitimin katkısınedir?Ertuğrul Günay: Eğitim, her alanda olduğu gibi bualanda da son derece önemlidir. Bilgi sahibi olmadanfikir sahibi olmak ne kadar tehlikeli ise bu alanlardatemel bir eğitim olmaksızın gayret etmek, bazen bizitelafisi olmayan yanlışlara sürükleyebilir. Bu nedenle,kültürleri devam ettirme ve uygarlıkların izlerini yenidenortaya çıkarma konusunda özel bir eğitimin çokyararlı olacağına inanıyorum. Bu çerçevede, kültüralanında çalışanların bütün eğitim kurumlarıyla veözellikle üniversitelerle işbirliği yapması son dereceönem taşımaktadır. Biz tarihe sahip çıkmaya çalışırken,çeşitli uzmanlık alanlarına ihtiyacımız oluyor.Geleneksel sanatların devam etmesi ya da eski biryapının ayağa kaldırılması, başlı başına uzmanlık gerektirendurumlardır. Bu alanlarda yetişmiş, geçmişinözelliklerini bilen ve onları geleceğe taşıma konusundaderin bir uzmanlığı edinmiş insanlara ihtiyacımızvar. Ben üniversite yöneticisi arkadaşlarımdan, bualanlarda bizi takviye edecek elemanlara ulaşma ko-nusunda zaman zaman taleplerde bulunuyorum. Sağolsun üniversiteler ilgileniyorlar. Ancak Türkiye’ninkültür izlerinin ortaya çıkarılması ve geleceğe taşınmasında,daha büyük bir işbirliğine ihtiyacımız olduğunudüşünüyorum. Anadolu’da üniversitelerin açılmasıbir anlamda işimizi kolaylaştırıyor. Çünkü herkesbulunduğu coğrafyanın özelliklerine sahip çıkmayaçalışıyor. Bu durum, İstanbul’dan ya da Ankara’danüniversitelerin Anadolu’ya sahip çıkmasından bir anlamdadaha kolay bir süreç olarak karşımıza çıkıyor.Eğitim alanındaki bu işbirliği, bizim için büyük önemtaşımakta.İsmail Yüksek: Bu tespitiniz gerçekten çok önemli. Bizimde 3 yıl önce Türkiye Büyük Millet Meclisi ile imzaladığımızprotokol sonucu Milli Saraylar ve TarihiYapılar Meslek Yüksekokulu’nu kurduk. Bina Korumave Yenileme ve İç Mekan Koruma ve Yenileme olmaküzere iki bölümden oluşmaktadır. Okulumuz, bu yıl ilkmezunlarını vermeye başladı. Sizin vurguladığınız, üniversitelerleişbirliği hedefine hizmet eden iyi bir modeloldu. Bölümlerini çeşitlendirmeyi de düşünüyoruz.>> Ankara’daHipodrom’da 40.000m 2 ’ye ulaşan bir alanda,yeni bir müze projesininbilimsel çalışmasısafhasındayız.Ertuğrul Günay: Bu çok güzel bir haber. Bizim restorasyonkonusunda uzmanlara ihtiyacımız var. Hat,tespih ve minyatür gibi Türkiye’nin geleneksel sanatlarınınyenisinin üretilmesinin yanı sıra; eskisininbakımının yapılması ve geleceğe taşınması için bualanları bilen insanlara ihtiyacımız var. Bu gelenekselsanatların kaybolmaması için biz de Bakanlık olarakuğraşıyoruz. Ama üniversitelerin bunu kendisine işedinmesi, bu konuda bir bölüm açması ve eleman yetiştirerekbu alanı takviye etmesi son derece sevindiricibir durumdur.Hakan Karataş: Geçmiş dönem Meclis BaşkanımızınMeslek Yüksekokulumuz öğrencileri için güzel bir tespitivardı. Restorasyon çerçevesinde yapılacak o kadarçok iş var ki; Milli Saraylar ve Tarihi Yapılar MeslekYüksekokulu’ndan mezun olacak öğrencilerimiz, buişlerden kolaylıkla emekli olur diye görüş belirtmişti.Sayın Bakanım, Ülkemizin kültürel değerlerinin korunmasıve gelişiminin devamı için Bakanlığınızınüzerinde çalıştığı çok sıcak projeler var mı?Ertuğrul Günay: Arkeoloji, restorasyon, müzeler gibiçok somut alanlarda yürüttüğümüz projelerimiz var.Bunun yanında, kültür sadece gözle görülen elle tutulanşeylerden ibaret değil. Damak tadından, türkülerimizdendavranış tarzımıza kadar farklı konularıkapsıyor. Somut olmayan kültürel miras dediğimiz butür alanlarda da, projelerimiz ve çalışmalarımız var.Son yıllarda UNESCO ile de işbirliği içerisinde hızlı birkaynak araştırması ve bunun sonucu elde ettiğimizbulguların yazılı hale getirilmesi ile ilgili çalışmalaryapıyoruz. Türkiye’de somut olmayan bazı kültür alanlarımızınUNESCO’da tescil edilmesi ve dünya miraslistesine alınması için çalışmalar yapıyoruz. Diğer yandandünya miras listesine girmiş 9 alanımız var. Tarihiyarımadadan Troya’ya, Divriği’den başlayıp Nemrutkadar uzanan bu dokuz alana yenilerini katmaya çalışıyoruz.Alanya’yı bir Selçuklu merkezi olarak, Edirne’yibir Osmanlı-Roma izleri taşıyan önemli bir yerleşimmerkezi olarak ve Efes’i bir Roma yerleşim merkeziolarak; farklı dönemlerden üç alanı dünya tarihi miraslistesine aldırmak için çalışmalarımız var. Türkiye’ninbütün bu tarihsel zenginliğinin dünya tarafından bilinirhale gelmesi için projelerimiz var. Kazılara genelbütçeden ne yazık ki fazla para ayıramıyoruz; ama bizgeçen yıl 500.000 TL ayrılmış olmasına rağmen 20milyon TL ek kazı kaynağı yarattık. Aynı şekilde bu yılda, kazılara büyük önem veriyoruz. Türkiye’de yapılanyerli-yabancı kazıların gelişen bir şekilde sürmesinisağlamaya çalışıyoruz. Müze olarak şu anda çalışmasınıyaptığımız birkaç müze var, ancak yeterli değil. Neyazık ki, Türkiye barındırdığı tarihsel değerlere uygunbir müze alt yapısına sahip durumda değil. Örneğin,Ayasofya ve Topkapı gibi İstanbul’da bazı yapılarımızanıtsal olarak müze durumundadır. Müze olarak kurulmuştek yapımız İstanbul Arkeoloji Müzesi’dir. Ancak,İstanbul Arkeoloji Müzesi ve Topkapı’nın depolarıtıka basa dolu. Yeni teşhir alanları açarak bu tarihseldeğerlerimizi sergilememiz ve geleceğe taşınır halegetirmemiz gerekiyor. Bugünkü depo koşullarında,bazı objeler ve eserlerimiz envanterden düşülür halegelmeye başladı. Bu duruma çözüm bulmaya çalışıyoruz.İstanbul’da yeni bir depo müze çalışmamız var.14 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar 15


Rektör Prof. Dr. İsmail Yüksek :Sosyal Sorumluluk Projesi kapsamında her yıl birilde bir okulun bakım ve onarımını yapıyoruz.Bu yıl da Elazığ’ın Maden ilçesinin Kavak köyündeHazar İlköğretim Okulu’nu seçtik.ne olarak kullanılan çok amaçlı bir salon ve kömürlükyer almaktaydı. Sınıflardaki yeşil tahtalar ve panolarçok eski ve işlevselliğini kaybetmiş durumdaydı. 3’üyemekhane olarak kullanılan bodrum kat odaları isenem aldığından sıvası küflenmiş ve dökülmüş haldeydi.Yemekhanelerde masa ve sandalye yerine bitişikdüzende yerleştirilen ikişer kişilik eski öğrenci sıralarıkullanılmaktaydı.Bahçede yeni bir çeşme,kalplerde taze umutlarHazar İ.Ö.O, fiziki koşullar bakımından çok kötü durumdaolmamasına karşın, elden geçirilmesi gerekenbirçok sınıf ve odaya sahipti. Özellikle yemekhaneolarak kullanılan odalar bodrum kattaydı ve öğrencilersağlığa uygun olmayan koşullarda yemek yemekzorunda kalıyorlardı. Bodrum kattaki bu odalar, yapılacakküçük değişikliklerle farklı amaçlar için kullanabilirdi.Bu düşünceyle, çeşitli kulüplerden ve MimarlıkBölümünden öğrencilerimiz, öncelikle ek binadakikütüphaneyi yemekhane olarak kullanılan odalardanbirine taşıdılar. Yemekhane odası iyice temizlenerekkitaplıklar ana binaya taşındı. Ardından kitaplar tasnifedilerek raflara yerleştirildi. Boş kalan ek bina iseboyanıp temizlenerek yemekhane binası olarak düzenlendi.Böylelikle öğrencilerin sağlıklı bir ortamdayemek yemeleri sağlandı. Önceden kullanılmayan çokamaçlı salon temizlenerek, üniversitemiz tarafındanbağışlanan kolçaklı sandalyeler boş alana yerleştirildi.Sahne temizlenerek ortaya bir yansıtma perdesi,kenarlara da ses sistemi uygun bir şekilde yerleştirildi.Sahnenin hemen altına da bilgisayar ve yansıtmaaracı yerleştirildi. Böylelikle çok amaçlı salon gösterilerdeya da toplantılarda rahatlıkla kullanılır halegeldi. Okul panoları cam panolarla değiştirildi, zeminkatın boyanması için boyalar okul yönetimine teslimedildi. Okul lavaboları ve eskimiş olan sınıf tahtalarıyenilendi.Okulun içinde olduğu kadar dışında da yenilenmesive düzenlenmesi gereken alanlar vardı. Özellikleokul bahçesindeki çeşme hem görüntü hem kullanımaçısından kötü durumdaydı. YTÜ Mimarlık Bölümüöğrencileri, çeşme ve etrafı için tasarladıkları projeyihayata geçirerek çeşmeyi kullanılır hale getirdiler.Çeşmenin muslukları akar hale getirildi. Çeşmeninsağ tarafındaki duvar eğimli şekilde kırılarak sol tarafınada ona paralel bir duvar örüldü. Üzerindekiçardak ve etrafındaki demir sütunlar önce antipasladaha sonra da renkli boyalarla boyandı. Böylelikle öğrencilerehem eğlenceli hem kullanışlı bir çeşme kazandırıldı.Çeşmenin iki yanındaki ahşap çitler sökülerek,aynı yere yapılan oturma banklarının üst kısmınayerleştirildi. Böylelikle okul bahçesinde ve oyun sahasındaoynayan öğrencilere bahçede oturabilecekleribir yer kazandırıldı. Okulun bahçe duvarı, öğrencileringüvenliğini sağlamak için tel örgü ile çevrildi. AyrıcaAtatürk Büstü’nün onarımı yapıldı. Bunların dışında,Maden ilçe kütüphanesine bir fotokopi makinesi bağışlandıve kütüphaneye çok amaçlı bir salon kazandırıldı.Üniversitemiz tarafından bağışlanan kolçaklısandalyeler ve yansıtım aracı ve okuma masaları ileyeni çok amaçlı bir salon düzenlendi. Ayrıca Üniversitemiztarafından düzenlenecek olan kitap kampanyasıile kütüphaneye yeni kitaplar kazandırılacak.YTÜ Sosyal Sorumluluk Projesi’nin kapsamında, okulunfiziksel yapısını iyileştirmek olduğu kadar öğrencilerlebirlikte zaman geçirerek onların da görevalacağı bazı etkinlikler gerçekleştirmek de vardı. Buetkinliklerle amaçlanan, YTÜ öğrencileri ile Hazarİ.Ö.O öğrencileri arasında bir bağ oluşturarak kültüraktarımını sağlamak, öğrencilere bildikleri amauygulama fırsatı bulamadıkları ya da daha önce hiçbilmedikleri bazı etkinliklerde yer alma olanağı sunmaktı.23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramıda okul öğrencilerinin bu etkinlikleri arkadaşlarıylave öğretmenleriyle paylaşmaları için güzel bir fırsatolacaktı. YTÜ Öğrenci Kulüp Üyeleri, Hazar İlköğretimOkulu’nda geçirecekleri 4 gün boyunca öğrencilerinhepsine ulaşmayı ve tüm öğrencileri etkinliklere dahiletmeyi amaçladıklarından, öğrencileri sınıflarına görearalarında paylaşarak öğrencilerin bütün etkinliklerekatılma fırsatı sundular.Dramalar, film çekimleri, şarkılar, ebru sergisi,röportajlar, fotoğraf sergisi...Tiyatro kulübü öğrencileri, öğrencilere yaş gruplarınagöre etkinlikler yaptırdı. 5-9 yaş gurubuna oyunlaroynatırken, 10 yaş ve üstüne drama eğitimi vererekküçük dramalar yaptırdılar. Öğrencileri birbiriyle kaynaşmayave topluluk önünde konuşmaya teşvik etmekiçin, onları birer birer çemberin ortasına alarakküçük konuşmalar yaptırdılar.Sinema kulübünün öncelikli hedefi, öğrencilere sinemayısevdirmek ve sinemanın farklı yönlerini onlaratanıtmaktı. Bu düşünceyle, ilk gün öğrencilere animasyonfilm gösterimi yapıldı. Daha sonraki günlerdeöğrencilere küçük hikayeler yazdırılarak bu hikayelersenaryolaştırıldı. Okul çevresinde uygun bir alan>> YTÜ Mimarlık Bölümüöğrencileri, çeşme veetrafı için tasarladıklarıprojeyi hayata geçirerek,çeşmeyi kullanılır halegetirdiler.28 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar 29


Bu proje YTÜ’nün temel hedeflerinden biriolan “Ulusal ve uluslararası işbirliği ve dayanışmaanlayışıyla toplumun kalkınmasına ve yaşamkalitesinin yükseltilmesine yönelik çalışmalardüzenlemek” ilkesini hayata geçirmiş oldu.seçilerek öğrencilerle birlikte bu senaryoya film çekildi.Böylelikle, amatör de olsa, bir filmde rol almış oldular.Bunun dışında bir de greenbox uygulaması yapıldı.Okul bahçesine açılan yeşil bir perde üzerinde bazıfigürler yapan çocuklar kameraya alındı. Daha sonraarka plana belli sahneler, örneğin Mars Gezegeni’ninyüzeyi ya da ince bir ip görüntüsü eklenerek oluşturulanvideolar, öğrencilere izletildi. Öğrenciler, doğalortamda çekilmesi mümkün olmayan sahnelerde rolaldıkları için çok mutlu oldular.Müzik kulübü öğrencilerinin ilk etkinliği, akustik gitareşliğinde verilen konser oldu. Büyük ilgi gören konserdensonra gönüllü öğrencilerin isimleri alınaraksöylemek istedikleri şarkıların listesi oluşturuldu. Buöğrencilerden oluşturulan koro, 23 Nisan’a kadar hazırlanarakbayram günü şarkılarını söyledi.Plastik sanatlar kulübü, bu sosyal sorumluluk projesindeözellikle ebru sanatını öğrencilere tanıtmayıhedeflediği için bu yönde etkinlikler gerçekleştirdi.Okuldaki laboratuarda bir ebru teknesi hazırlandı veöğrenciler sınıf sınıf laboratuara alınarak onlara ebruyaptırıldı. Böylelikle yeteneklerini keşfeden öğrenciler,aynı zamanda bu sanatın tarihçesini ve tekniklerini deöğrenme fırsatı buldular. 23 Nisan günü, öğrencilerinyaptıkları ebrular okul binasında sergilendi.Basın yayın kulübü öğrencileri, çektikleri fotoğraflarve öğrencilerle yaptıkları görüşmelerden oluşan birdergi çıkarmayı hedeflemekteydi. Öğrencilere yaptırdıklarıetkinlik ise, aile bireyleriyle röportaj yaptırmakve öğrencilerin yazılarından oluşan bir dergi çıkarmaktı.Öğrenciler aile bireyleriyle röportaj yaparak evdekiyaşantılarını anlatan birer yazı hazırladılar.YTÜ Fotoğrafçılık kulübü öğrencileri, okuldaki öğrencilerin,okul ve etrafının fotoğraflarını çekmenin yanısıra, öğrencilere verdikleri çek-at fotoğraf makineleriyleöğrencilere de çevrelerini görüntüleme fırsatısunarak çevrelerine farklı bir gözle bakmalarını sağladılar.Daha sonra bu fotoğrafların banyosunu Hazarİ.Ö.O öğrencileriyle birlikte yaparak 23 Nisan’da fotoğrafsergisi açtılar.Yeni Köprüler KuruluyorYTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek, öğrencilerimizindüzenledikleri bu sosyal sorumluluk projesine tamdestek verdi. Elazığ’a öğrencilerden iki gün önce gelenrektör ve heyeti vali Muammer Erol, Belediye BaşkanıSüleyman Selmanoğlu, Maden İlçe KaymakamıÖnder Bozkurt, Sivrice Kaymakamı Suat Yıldız, KebanKaymakamı Hüseyin Çakırtaş ve Fırat Üniversitesi öğ-retim üyeleriyle yaptıkları resmi görüşmelerin yanısıra, kapalı çarşı esnafıyla ve Maden Köyü sakinleriylede sohbet ederek şehri ve halkı daha yakından tanımayaçalıştılar. Ayrıca, Rektörümüz Prof. Dr. İsmailYüksek ve Vali Vali Muammer Erol, Maden Halk EğitimMerkezi’nce Durmuştepe İlköğretim Okulu’ndahazırlanan elişi sergisinin açılışını gerçekleştirdi. Elişisergisi gezilip Elazığ’a özgü çalışmalar incelendiktensonra, YTÜ Sosyal Sorumluluk Projesi’yle yardım gerçekleştirilecekolan Hazar İlköğretim Okulu ziyaretedildi. Okul incelenip fiziksel ve eğitimsel şartları hakkındabilgi alındı ve Rektörümüz Prof. Dr. İsmail Yüksekbasın açıklaması yaptı.Rektör Yüksek yapmış olduğu açıklamada; “Sosyal SorumlulukProjesi kapsamında her yıl bir ilde bir okulunbakım ve onarımını yapıyoruz. Bu yıl da Elazığ’ınMaden ilçesinin Kavak köyünde Hazar İlköğretimOkulu’nu seçtik. Bu gün okulun eksiklikleri ile bakımve onarım için yapılması gerekenleri tespit ettik. AyrıcaÜniversitemizin kulüpler birliği başkanı ve ekibiburaya gelerek bir hafta boyunca çalışmalarını sürdürecekler.Ülkemizin her köşesi bizim köşemizdir.” diyerekmesafelerin Doğu-Batı kaynaşmasında önemsizolduğunu, iyi niyetli girişimlerle bu kaynaşma vebütünleşmenin sağlanabileceğini belirtmiştir.Bu görüşmeler şüphesiz ki; iki şehir arasında kültürelve akademik köprülerin kurulması yönünde çokönemli bir adım oldu. Özellikle Maden Kaymakamı ilebirlikte imzalanan “YTÜ-Hazar İlköğretim Okulu KardeşOkul Protokolü”, bu iletişimin gelip geçici olmadığınınve sürdürüleceğinin bir akdi gibiydi. Ayrıca, RektörProf. Dr. İsmail Yüksek ve Endüstri MühendisliğiBölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hayri Baraçlı’nınFırat Üniversitesi’nde katıldıkları “Üniversite-Sanayiİşbirliği” konulu panel de Fırat Üniversitesi öğrencilerive öğretim elemanları tarafından büyük ilgi gördü.YÖK’ün Farabi Değişim Programı ile ilgili görüş alışverişindebulunan iki üniversite temsilcileri, ilerleyengünlerde bu program kapsamında yeni bir işbirliğininsinyallerini verdiler.Mamurat-ül Aziz: Bereket ŞehriTarihi M.Ö 3000 yılına dayanan Elazığ, Harput kalesietrafına, tepenin eteklerine kurulmuş olan, 1834yılında ovaya kaydırılmış planlı bir şehirdir. Denizseviyesinden 1.000 metre yüksektedir ve yüzölçümüyaklaşık 9000 km’dir. Elazığ’a komşu iller Malatya,Bingöl, Tunceli, Erzincan ve Diyarbakır’dır. SultanAbdülaziz’in tahta çıkışının 5. yılında buraya tayinedilen Vali İsmail Paşa’nın teklifi ile şehre 1867 yılındaMamurat-ül Aziz adı verilmiştir. Mamurat-ül Aziz,söyleyişi güç olduğundan halk arasında kısaca El Azizolarak söylenegelmiştir. Atatürk’ün 1937 yılındaki ziyaretisırasında, şehre Azık İli anlamına gelen Elazıkadı verilmiş, bu isim daha sonra Elazığ’a dönüşmüştür.Elazığ - Harput, hem stratejik hem de doğal kaynaklarınedeniyle Paleolitik dönemden beri yerleşimesahne olmuştur. Türk hâkimiyetine kadar eski kavimleryörede önemli devletler ve uygarlıklar kurmuşlardır.1085 yılından sonra Türkler, Harput ve civarını kaleve askeri şehir konumundan çıkartmaya başlamış;Osmanlı İmparatorluğu döneminde ise kültür, sanatve ticaret merkezi haline getirerek, Harput’a Türkdamgası vurmuşlardır. Dünün Kalesiyle, mektep vemedreseleriyle, camiileri, hanları hamamları, çarşılarıâlim ve sanatkârları ile ünlü Harput’u, aynı özelliklerinizaman içerisinde geliştirerek bugünün önemli birmerkezi haline gelmekte olan üniversite şehri Elazığ’ıortaya çıkarmıştır. II30 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar 31


GÜNCELBERLİN TEKNİKÜNİVERSİTESİREKTÖRÜYILDIZ‘DABerlin TeknikÜniversitesi RektörüProf. Dr. Kurt KUTZLERve beraberindekiheyet, 15-16 Haziran2009 tarihlerindeÜniversitemiziziyaret etti.haber, ÖĞR. GÖR. HAKAN KARATAŞYYıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek,Elektrik-Elektronik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. GalipCansever, Mekatronik Bölüm Başkanı Doç. Dr. AhmetKoyun, Yrd. Doç. Dr. Sabiha Yıldız, Öğretim GörevlisiHakan Karataş ve Makine Fakültesi emekli öğretimüyelerimizden Prof. Dr. Doğan Özgür’den oluşan ekip;15-20 Mart tarihlerinde Almanya’da Berlin Teknik Üniversitesi,Magdeburg Üniversitesi, Braunschweig TeknikÜniversitesi ve Dresden Teknik Üniversitesi ile temaslardabulunarak, akademik işbirliği ve ortak projegeliştirmek amacıyla ziyaretler gerçekleştirmişlerdi.Berlin Teknik Üniversitesi ile başlatılan temaslarınve öğrenci-öğretim üyesi değişimi, ortak proje çalışmaları,ortak sempozyum, konferans ve seminerlerdüzenleme konularına ilişkin imzalanan protokolünsonucu olarak; Berlin Teknik Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Kurt KUTZLER ve beraberindeki heyet, 15-16 Haziran2009 tarihlerinde Üniversitemizi ziyaret etti.15 Haziran 2009 tarihinde, Prof. Dr. Christian BOIT(Chair Semiconductor Devices, Dean of Faculty IV,School of Computer Science and Electrical Engineering),Elektrik-Elektronik Fakültesi Dekanı Prof. Dr.Galip CANSEVER ile görüşmesinin ardından, RektörlükHünkar Dairesi’nde, konu ile ilgili öğretim üyelerininkatılımıyla, “Physical techniques for electronicdevices-functional verification for ICs on silicon leveland various other devices” konulu bir seminer verdi.Aynı gün Elektrik-Elektronik Fakültesi’nin bölümbaşkanlarıyla toplantılar gerçekleştirildi ve TÜBİTAKMarmara Araştırma Merkezi Laboratuarları’na birgezi düzenlendi.16 Haziran 2009 tarihinde, Prof. Dr. Kurt KUTZLER(Rektör), Prof. Dr. Christian BOIT (Dean of Faculty IV,School of Computer Science and Electrical Engineering),Prof. Dr. Jörg KRUGER (Industrial AutomationTechnology/Robotics), Prof. Dr. Paul Uwe THAMSEN(Wind Energy/Fluid Systems Dynamics/Aerodynamic,Machines/ Mechanical Engineering), Prof. Dr. ChristianTHOMSEN (Physics/Nanotechnology/Nanotubes),Harald ERMEL (Director of Foreign Relations)’dan oluşanBerlin Teknik Üniversitesi öğretim üyeleri; RektörümüzProf. Dr. İsmail YÜKSEK’e ziyarette bulundular.Görüşme sonrasında, Prof. Dr. Jörg KRUGER, Prof. Dr.Paul Uwe THAMSEN, Prof. Dr. Christian THOMSEN;Rektörlük Senato Salonunda bilimsel çalışmalarınailişkin bir sunum yaptılar. Sunumda geçen araştırmakonuları ile ilgili çalışmalar yapan öğretim üyelerininde katıldığı toplantıda, karşılıklı görüş alışverişindebulunuldu. Öğretim üyelerimiz, önümüzdeki dönemde,ikili temaslarda bulunmak ve ortak araştırmakonularını detaylandırmak üzere, adı geçen öğretimüyelerine ziyarette bulunacaklar. IIİ>> Öğretim üyelerimiz,ikili temaslardabulunmak ve ortakaraştırma konularınıdetaylandırmaküzere, Berlin TeknikÜniversitesi’ne ziyarettebulunacaklar.32 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar 33


ETKİNLİKYTÜ 13. BAHAR ŞENLİĞİCOŞKUYLA KUTLANDI>> Her akşam yaklaşık 10.000 kişilik katılımınolduğu Nekropsi, Erkin Koray, Pinhani, Zaga Band,Çilekeş, Kurban, Native Project, Dolapdere Biggang,Yasemin Mori, Bedük konserleri öğrencilere neşe vecoşku dolu saatler yaşattı.Prof. Dr. İsmail Yüksek:Şenliğimizin amacı, öğrencilerimize çeşitlibecerilerini sergileme olanağı sağlamak,birlik ve beraberliğimizi güçlendirmek vepekiştirmektir.haber, MİNE ULUTAŞYıldız Teknik Üniversitesi 13. Bahar Şenliği, 25-29 Mayıs2009 tarihleri arasında öğrencilerin yoğun ilgive katılımıyla gerçekleştirildi. Üniversitemiz Halklaİlişkiler Koordinatörlüğü, Sağlık Kültür ve Spor DaireBaşkanlığı ve Kulüpler Birliği tarafından organize edilenşenlik; final sınavları öncesinde öğrencilere büyükmoral verdi. Yoğun geçen eğitim-öğretim yılının yorgunluğunuatmaya çalışan öğrencilere akademik veidari personel de eşlik etti ve şenlik süresince neşelisaatler yaşandı.Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinden biri olanYıldız Teknik Üniversitesi, bilgi çağının gerektirdiği bilimdallarında çalışmalarını yoğunlaştırarak, Ülkemizeverdiği hizmetlere yenilerini eklemeye çalışırken,öğrencilerinin mesleki ve meslek dışı bilimsel birikimlerininarttırılmasına çalışmaktadır. Üniversitemiz,gençlerin sosyal, kültürel, bedensel ve düşünsel alanlardagelişmelerine ve çağdaş, analitik düşünme alışkanlığıkazanmalarına yönelik tüm ders dışı sosyalfaaliyetlerini de desteklemekte ve yerleşke yaşamıiçinde her zaman bunlara yer vermektedir.Aktiviteler, partiler, konserler, gösteriler...Her yıl düzenlen Yıldız Teknik Üniversitesi bahar şenlikleri,tarihi mekânlarıyla İstanbul’un en gözde yerleşkelerindenbiri olan Yıldız Yerleşkesi’nin çiçek açtığı,insanların çimenlere yayıldığı ve coşkunun doruğaçıktığı anlara denk gelir. Öğrencilerinin kültürel vesosyal alanda ihtiyaçlarının karşılanmasını, öğrencilerarasında dayanışma ve işbirliğinin geliştirilmesinive etkili bir iletişim kurulmasını sağlamak amacıyladüzenlenen şenlik aracılığıyla, gündüz çeşitli sosyalve spor aktiviteleriyle hareketlenen Yıldız Yerleşkesi,akşam saatlerinde çok renkli konserlere sahne oldu. 5gün süren şenlik boyunca, her akşam yaklaşık 10.000kişilik katılımın olduğu Nekropsi, Erkin Koray, Pinhani,Zaga Band, Çilekeş, Kurban, Native Project, DolapdereBiggang, Yasemin Mori, Bedük konserleri öğrencilereneşe ve coşku dolu saatler yaşattı.13. YTÜ Bahar Şenliği’nin açılışı olan 25 Mayıs Pazartesigünü programında sırasıyla; Modern Sirk Gösterisi,Tiyatro Gösterimi, Dans Gösterisi, Ateş Gösterileri,Konserler (Kuanta-NEKROPSİ-ERKİN KORAY) ve SinemaGösterimi yer almıştır. 26 Mayıs Salı günü gündüzsaatlerinde sokak sanatçıları yer alırken; ana sahnedesırasıyla Kinda Blue, Sunburst, Negatif, YORA ve PİN-HANİ konserleri sonrasında 80’ler Partisi ile eğlencedevam etmiştir. 27 Mayıs Çarşamba günü Kırmızı,Silent Disaster, ZAGA Band, ÇİLEKEŞ ve KURBAN konserleriöğrencilere neşeli saatler yaşatmıştır. 28 MayısPerşembe günü Eva, Ayade-i Lüpriz, NATIVE PROJECT,DOLAPDERE BIGGANG konserlerini 90’lar Partisi takipetmiştir. 29 Mayıs Cuma günü Woo Hoo, YASEMİNMORİ, BEDÜK program akışıyla gerçekleşen konserlersonrasında Kapanış Partisi ile şenlik son bulmuştur.Rektör İsmail Yüksek, şenliğin açılış töreninde yaptığıkonuşmada, “Üniversitemizin geleneksel hale dönüşen13. Bahar Şenliği’ni başlatmaktan büyük mutlulukduyuyorum. Üniversitelerde düzenlenen şenlikler,öğrencilerin enerjilerini üst seviyeye çıkaran ve üniversiteleriylekaynaşıp bütünleşmelerini sağlayan etkinliklerdir.Şenliğimizin amacı, öğrencilerimize çeşitlibecerilerini sergileme olanağı sağlamak, birlik ve beraberliğimizigüçlendirmek ve pekiştirmektir. Çeşitlisosyal, kültürel ve spor faaliyetlerinin yer aldığı şenliğimizde,öğrencilerimizle beraber yapıcılık, dinamizm,güzel şeyler üretme coşkusunu ve duygusunu paylaşmaken büyük dileğimizdir. Yoğun bir dönemi dahatamamlarken, final sınavlarınız başlamadan önce sizebiraz olsun nefes aldıracak ve moralinizi arttıracakşenliğimizin keyfini çıkarın. Şenliğimizin gerçekleşmesindeemeği geçen personelimiz ve öğrencilerimize,çabalarından dolayı çok teşekkür eder, şenliğimizinherkes için eğlenceli geçmesini dilerim” dedi. II34 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar 35


GÜNCELYILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİve LEEDS METROPOLITANÜNİVERSİTESİARASINDA İŞBİRLİĞİÜniversitemiz ile İngiltere’nin Leeds MetropolitanÜniversitesi arasında imzalanan işbirliği protokolüile Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencilerine İngiltereyolu açıldı.haber, ÖĞR. GÖR. HAKAN KARATAŞGeçtiğimiz günlerde, Üniversitemiz ile İngiliz “LeedsMetropolitan Üniversitesi” arasında Lisans ve Lisansüstüeğitim programlarında işbirliğini öngören birprotokol imzalandı. Protokol imza töreni 23 Haziran2009 Salı günü, saat 11.00’de Rektörlük ŞömineliSalon’da gerçekleştirildi.Protokol ile Üniversitemizin İktisadi ve İdari BilimlerFakültesi İşletme Bölümü öğrencileri 3. yıllarını, SosyalBilimler Enstitüsü İşletme Yüksek Lisans Programı öğrencileriise 2. yıllarını, istedikleri takdirde İngiltere’ninLeeds Metropolitan Üniversitesi’nde sürdürebilecekler.Böylece, Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencileriİngiltere’de öğrenim görme şansını yakalayarak, heriki üniversitenin de diplomasını alma hakkını kazanacaklar.Protokol imza töreninde, Üniversitemiz RektörüProf. Dr. İsmail Yüksek, Eğitim-Öğretim RektörYardımcısı Prof. Dr. Mesut Güner, Sosyal Bilimler EnstitüsüMüdürü Prof. Dr. Güler Aras, İşletme BölümüBaşkanı Prof. Dr. İbrahim Kırcaova ve İşletme Bölümüöğretim üyelerinden Doç. Dr. Yonca Gürol’da yer aldı.İmza töreni sonrasında konu ile ilgili bilgi veren RektörYardımcısı Prof. Dr. Mesut Güner, gerçekleştirmeyidüşündükleri eğitim reformu çerçevesinde, Martayında Almanya’da başlattıkları uluslararası üniversitelerleilişkilerin meyvelerini vermeye başladığını vebu işbirliği çalışmalarının Üniversitemizin gelişiminekatkı sağlayacağını ifade etti. Leeds MetropolitanÜniversitesi İşletme ve Hukuk Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Brian Whittington, Yıldız Teknik Üniversitesi ileçift diploma programını başlatmaktan mutluluk duyduğunusöyledi. Leeds Metropolitan Üniversitesi’nin50 binin üzerinde öğrencisi bulunduğunu ve bunlarınbüyük kısmının Çin, Rusya, Hindistan gibi ülkelerdengelen uluslararası öğrenciler olduğunu belirten Prof.Dr. Whittington, şimdilik iki programla başlayacakçift diploma eğitiminin yakında daha farklı alanlardada yaygınlaşması için çalışmalar yürüteceklerini ifadeetti. II>> Prof. Dr. BrianWhittington, YıldızTeknik Üniversitesi ileçift diploma programınıbaşlatmaktan mutlulukduyduğunu söyledi.36 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar 37


ETKİNLİK‘PLANLAMA VEMİMARLIKALANININSON ON YILI’SEMPOZYUMUYıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi tarafındandüzenlenen “Planlama ve Mimarlık Alanının SonOn Yılı” başlıklı ve Türkiye’deki şehircilik ve mimarlıkalanındaki son 10 yıla ait gelişmelerin tartışıldığı sempozyum,11-12 Haziran 2009 tarihlerinde OditoryumSalonunda gerçekleştirildi.2000 yılı Türkiye için, 80’lerle birlikte benimsenenneo-liberal politikaların ve buna eşlik eden teknolojialanındaki gelişmelerin etkisinin, toplumun tümalanlarında görünür hale geldiği bir dönemin başlangıcıoldu. Uluslararası sermaye hareketlerine açıkve gelişmiş ülkelerin politikalarını işlevselleştiren birçevre ülke olarak Türkiye; günümüzde dünya ve ülkedekiekonomik, siyasi ve toplumsal krizlerden hızlaetkilenmekte ve bu durumu aşmak için her alandayeniden yapılanma arayışı içine girmektedir. Gelişmişülkeler de dâhil olmak üzere tüm dünya ülkelerininyaşamakta olduğu bu krizlerin, çelişkilerin, ikilemlerinderinleşmesine karşı çözüm arama gayreti, her bilimve meslek alanı için temel konu olarak karşımızda durmaktadır.Bu bağlamda krizler derinleştikçe, çelişkilerve ikilemler çeşitlenip çoğaldıkça, kentsel mekânında tartışma öznesi olma özelliği etkinleşmekte; toplumunpolitik ve kültürel, güç ilişkileri somut olarakkent mekânında deşifre olmaktadır. Bu nedenle mimarlıkve planlama alanları toplum nezdinde dahagözle görülür, tartışılır, eleştirilir hale gelmektedir.Sermayenin, yeni ideolojilerin ve kültürel kodlarınakışkanlığının her geçen gün hızlanması kentleri*biçimlendiren faktörleri çeşitlendirmekte ve çok boyutluhale getirmektedir. Bir taraftan toplumun üstProf. Görgülü “Bu bağlamda, sorunun ya da hala çokKentler bir taraftan* “Planlama Alanında Karar Süreçlerininve Kamunun Düzen-özel bulsak da, direniyor desek de öncelikle İstanbulve orta-üst kesimlerine sunulan yeni yaşam ve yapıözelleştirme, yerellikile özdeşleşen bu “dram”ın, artık seyircisi olmamak leyici Rolünün Değişimi”,formatları, yeni malzeme ve teknolojiler kullanılarakzorundayız. Neden ve ne yapılmalı sorularının yanıtıgibi yeni kamu üretilmekte iken diğer taraftan orta ve orta alt kesimler,kendi politika ve kültürlerine kentte yer açmayave Konut, Merkez İşlevlerinin* “Yaşam Kültürünün Değişimiise kentleşme süreci ve planlamanın geçmişten günümüzenesnel bir muhasebesinin yapılması, belki depolitikalarının devam etmektedirler. Kentler bir taraftan özelleştirme,yerellik gibi yeni kamu politikalarının egemenliğiTasarımına Yansıması”,-kısa vade için umut taşıyacağımız göstergeler olmasaegemenliği altınada- yönetimler ve ilgili her kurum ve kişinin içinde olacağıbir hesaplaşma ile verilebilecektir. Cumhuriyetin on APS - CSBE Network Toplan-* “Culture, Space & Revitalizati-altına girerken, yeni bir mimarlık dili de bu sürece eşliketmektedir.girerken, yeni birilanından günümüze kadar olan dönemde, hepimizin tılar Serisi - Sempozya:1 Tarihimimarlık dili de bu Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi tarafındandüzenlenen bu sempozyum aracılığıyla, kentve ekonomik sistem seçmeleri adına iki temel kırılma Dönüşüm Tartışmaları”sıkça dile getirdiği gibi, Türkiye’nin siyasal tercihleri Çevrede Yenileme ve Kentselsürece eşlik etmektedir. mekânını biçimlendiren mimarlık ve planlama alanlarındason 10 yıldır yaşanmakta olan değişimin ve* “Küresel ve Yerel Etkilerin DeğiştirdiğiKentler ve MimarlığınDili”haber, BURCU POLAT / bu değişimin arkasında yatan dinamiklerin çözümlenmesi,tartışılması, yeni bilgilerin ve bakış açılarınınHALKLA İLİŞKİLER KOORDİNATÖRLÜĞÜpaylaşılması amaçlanmıştır.Sempozyumda konuşma yapan Mimarlık FakültesiDekanı Prof. Dr. Zekai Görgülü “Kentsel alanlarda;nüfus yığılmaları ve gelir dağılımı dengesizliğinin sonucuoluşan fakirlik ve bağlamında toplumsal sınıflararasındaki sosyal, kültürel, fiziksel iletişimsizlik, artıkgündemimizin ön sıralarına taşınmıştır. Bunların yanısıra; gerek yerleşik, gerekse gelişme alanlarındaki sı-nırsız, denetimsiz yapılaşma, bu yapılaşmanın kentseltopraklarla birlikte tarihi ve doğal değerler açısındanneden olduğu geri dönülmez yitikler, bir diğer başatsorun durumundadır. Hemen arkasından, spekülatifarsa-arazi pazarını, yönetim yetersizliklerini, plansızlığıya da hedeflerine ulaşmayan planları sıralayabiliriz.Dış dünyaya eklemlenme arayışındaki yanlışlar,bunun devamı olan yabancılaşma, hukuk alanındakiçelişkiler ve informal (marjinal) yapı bu özelliklerimizile birleştiğinde, bize ve benzer diğer ülkelere özgü birkentleşme sürecini açıklamaktadır” dedi.noktası olan 1950 ve 1980 tarihleri ile bir yeni dönemolarak da belki 2003 sonrasını konuşacağız. Bunlarıntanımladığı üç farklı dönemi görmekteyiz. Ancak, artık3. dönemi 1980-2000’li yılları başları olarak sonlandırıp,2000 ve sonrasını, ne zaman biteceğini günümüzdetam olarak kestiremesek de bir dördüncüdönem olarak değerlendireceğiz. İşte bu sempozyumda gerek planlama, gerekse mimarlık alanında son 10yılda olup bitenleri kuramsal, kavramsal ve yasal tabandanpratiğe kadar irdelemeyi, muhasebe yapmayıbelki bir hesaplaşmaya giderek, bu doğrultuda ilgilitüm kesimler açısından değerlendirilip kullanılabile-cek ipuçları vermeyi amaçlamaktadır” diyerek konuşmasınatamamladı.OTURUMLAR* “Mimarlık ve Planlama AlanınınSon On Yılı”,* “Küresel ve Yerel PolitikalarınPlanlama ve Mimarlık AlanınaEtkileri”,Bilim Kurulu tarafından sempozyumda sunulmaküzere seçilen bildirilerin tümü “Bildiriler Kitabı”ndayayımlanacaktır. Ayrıca, Bilim Kurulu’nun seçeceğibildiriler YTÜ Mimarlık Fakültesi’nin ulusal hakemlie-dergisi olan ve Art& Architecture Completeile Ulakbim Sosyal Bilimler veritabanında yer alanMEGARON’da yayımlanacaktır. II38 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar 39


TANITIMÜÜniversitelerin önemi ve ülkeningelişimindeki rolüÜniversiteler; yalnızca meslek edindiren kuruluşlardeğil aynı zamanda bilgi ve teknoloji üreten, kamuve özel sektörün araştırmaya yönelik problemlerineçözüm arayan kurumlarımızdır. Üniversiteler, bilgiçağındaki dünyamızda, ülkelerin uygarlık yarışındakiitici gücü, lokomotifleridir. Üniversiteler, bünyesindeyer alan bilim insanlarının, ortaya çıkan sorunlaraevrensel düşünce yapılarıyla yaklaşımları ile toplumayön veren kurumlardır.YTÜİNŞAATFAKÜLTESİBizler, öğrencilerimizinumutlarını;öğrencilerimiz iseÜlkemizin umutlarınıinşa ediyor.yazı, PROF. DR. AHMET DEMİR /İNŞAAT FAKÜLTESİ DEKANIÖzellikle Üniversitemiz gibi; bilim ve matematikselprensipleri, tecrübe, karar ve ortak fikirleri kullanarakinsana faydalı ürünler ortaya koyan mühendisleri yetiştirenkurumların, ülkenin kalkınması yolunda çokönemli payı bulunmaktadır.Fakülte ve bölümlerYıldız Teknik Üniversitesi’nin kurucu fakültelerindenbiri olan İnşaat Fakültesi bünyesinde, İnşaat Mühendisliği,Harita Mühendisliği ile Çevre Mühendisliği Bölümlerimizbulunmaktadır.2008-2009 Eğitim-Öğretim yılı itibarı ile İnşaat FakültemizYıldız Yerleşkesi’ndeki hizmet alanlarınınyaklaşık üç katına varan büyüklükteki DavutpaşaYerleşkesi’nde bulunan yeni hizmet binalarına taşınarak,faaliyetlerini burada sürdürmeye başlamıştır.Üniversitemizin en kalabalık öğrenci sayısına sahipolan fakültemizde, 2008 yılı sonu itibarı ile 3.013 lisansve 406 lisansüstü öğrencisi olmak üzere toplam3.419 öğrenciyle, eğitim-öğretim ve araştırma çalışmalarısürdürülmektedir.Fakültemiz eğitim-öğretim faaliyetlerinin yanı sıra,araştırma çalışmalarında da Üniversitemizin ön sıralarındayer almaktadır. Bunlara ilaveten, Döner Sermayeİşletmesi kanalı ile özel ve kamu sektörlerineönemli ölçüde teknik destek vermektedir.İnşaat Mühendisliği Bölümüİnşaat Mühendisliği Bölümümüz, Türkiye’nin en eskiikinci inşaat mühendisliği bölümüdür ve tarihi üniversitenintarihi ile özdeştir. YTÜ; eğitime 1911 yılında“Kondüktör Mektabi Alisi” adı altında başlamış, kuru->> Üniversitemiz gibi; bilim ve matematikselprensipleri, tecrübe, karar ve ortak fikirlerikullanarak insana faydalı ürünler ortaya koyanmühendisleri yetiştiren kurumların, Ülkemizinkalkınması yolunda çok önemli payı bulunmaktadır.luşu 1923’ten sonra “Nafia Fen Mektebi” adı altındadevam etmiş ve adı 1937’de İstanbul Teknik Okulu’na,1969’da İstanbul Devlet Mühendislik ve MimarlıkAkademisi’ne, 1982’de Yıldız Üniversitesi’ne ve sonolarak 1992’de Yıldız Teknik Üniversitesi’ne değiştirilmiştir.YTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümümüz yedi AnabilimDalı ile faaliyetlerini sürdürmektedir. Bunlar; Geoteknik,Hidrolik, Mekanik, Ulaştırma, Yapı, Yapı İşletmesive Yapı Malzemeleri Anabilim Dallarıdır. Bölüm, FenBilimleri Enstitüsü ile birlikte, Geoteknik, Hidrolik, Kıyıve Liman Mühendisliği, Mekanik, Ulaştırma ve YapıMühendisliği alanlarında Yüksek lisans ve Doktoraprogramları yürütmektedir.Bölüm öğrencilerinin eğitimine katkı sağlayan, yükseklisans ve doktora öğrencilerinin deneysel çalışmalarınıyürüttükleri ve aynı zamanda çeşitli araştırmaprojelerinin yürütüldüğü çalışır durumda 6 adetlaboratuar mevcuttur. Bunlar; Zemin Mekaniği Laboratuarı,Hidrolik ve Kıyı Liman Müh. Laboratuarı, YapıLaboratuarı, Yapı Malzemeleri Laboratuarı, UlaştırmaLaboratuarı ve Jeoloji Laboratuarı’dır.Harita Mühendisliği BölümüÜniversitemizdeki Harita Mühendisliği Bölümü, Ülkemizdekonusunda ilk kurulan bölüm olma özelliğinitaşımaktadır. Harita Mühendisliği Bölümü 1949 yılındalisans öğretimine başlamış olup, bölümümüzde1959 yılında lisansüstü programı açılmıştır. 1982 yılındayürürlüğe giren YÖK Yasası ile bölümümüzün adıJeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği olmuş, 2009’daise Harita Mühendisliği olarak değiştirilmiştir.40 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar 41


*PROF. DR. AHMET DEMİR (Özgeçmiş)Ahmet Demir, 17.07.1959 yılında Uşak Ulubey’dedoğdu. İlkokulu Ulubey’ de bitirdi. Devlet Parasız Yatılıöğrencisi olarak Afyon Lisesi’nden 1976 yılındamezun oldu. Üniversite eğitimini, 1981 yılında İ.T.Ü.İnşaat Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü’nde tamamladı.Askerlik görevini Yedek Subay olarak tamamladıktansonra; akademik hayata 1983 yılında YıldızTeknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaatMühendisliği Hidrolik Anabilim Dalı’nda AraştırmaGörevlisi olarak başladı. Lisansüstü eğitimini; YTÜFen Bilimleri Enstitüsü İnşaat-Çevre Programı’nda1985 senesinde Yüksek Mühendis, aynı programda1990’da Dr. Mühendis unvanları alarak tamamladı.1988 - 1989 yılları arasında Hollanda’nın Delft şehrindeI.H.E.-MS. Sanitary Engineering kursuna katıldı.1989 yılında YTÜ’de Çevre Mühendisliği Bölümününkurulması ile akademik hayata bu bölümdeki ÇevreTeknolojisi Ana Bilim Dalı’nda devam etti. Bu Anabilimdalında; 1991’de Yardımcı Doçent, 1995’de Doçent,2002’de Profesör oldu. Çevre Mühendisliği Bölümünde;2000 - 2006 yılları arasında Bölüm Başkan Yardımcısı,2006-2008 yılları arasında Bölüm Başkanıolarak görev yaptı.Prof. Dr. Ahmet Demir, 15 Eylül 2008 tarihinden günümüzekadar, İnşaat Fakültesi Dekanı olarak görevyapmaktadır.>> Bilgi çağındakidünyamızda; Ülkemizilayık olduğu yerlerdegörmenin, bilimseldonanımı güçlüiyi eğitim almışmühendislerimizlegerçekleşeceğineinanıyorum.Harita Mühendisliği Bölümü, 5 anabilim dalı ile faaliyetinisürdürmektedir. Bunlar; Jeodezi, Fotogrametri,Ölçme Tekniği, Kartografya ve Kamu Ölçmeleri AnabilimDallarıdır.Çevre Mühendisliği BölümüÇevre Mühendisliği Bölümü 1989 yılında İnşaat Fakültesibünyesinde kurulmuş olup; 4 Profesör, 12Yardımcı Doçent, 15 Araştırma Görevlisi, 1 Teknisyenve 2 İdari Personel olmak üzere 34 kişilik bir kadro ileDavutpaşa Yerleşkesi’nde eğitim-öğretim faaliyetiniyürütmektedir.Bölüm, hem sahip olduğu imkânlar hem de akademikkadrosu ile ülkemizin Çevre Mühendisliği Bölümleriarasında ön sıralarda yer almaktadır.Çevre Mühendisliği Bölümümüz iki Ana Bilim Dalındanoluşmaktadır. Bunlar; Çevre Bilimleri Ana BilimDalı, Çevre Teknolojisi Ana Bilim Dalıdır.Fakülte hedefleriFakültemizin kuruluş misyon ve vizyonunda belirttiğimizgibi hedefimiz; uluslararası düzeyde tanınmışnitelikte eğitim-öğretim yürütülen, akademik olarakgüçlü ve toplumsal kalkınmada etkili bir fakülte olmaktır.Kendi alanında temel mesleki formasyona sahip, evrenseldeğerleri ilke edinen, problemlerin çözümündebilim ve teknolojiden yararlanan ve onların gelişiminekatkıda bulunan, mesleki etik kurallarına saygılıolarak uluslararası düzeyde başarılı, uygulamalardasorgulayıcı, girişimci, ortak çalışmaya yatkın ve liderözellikleri ile öne çıkan bireyler yetiştirmek istiyoruz.Toplumda bilimsel düşüncenin ve çevre bilincininyaygınlaştırılmasına, toplumsal işbirliği ve dayanışmakültürünün geliştirilmesine, sürdürülebilir kalkınmanınsağlanmasına, böylece toplumun yaşam kalitesininyükseltilmesine katkı sağlamayı amaçlıyoruz.Sektörlerinde; kalitenin uluslararası düzeyde arttırılmasına,araştırma ve geliştirme faaliyetlerine öncelikkazandırılmasına, standart ve yönetmelik bilincininyerleştirilmesine öncülük etmek istiyoruz.Fakülte çerçevesinde yürütülen ulusal veuluslararası projelerFakültemiz bünyesinde yer alan İnşaat Mühendisliği,Harita Mühendisliği ile Çevre Mühendisliği Bölümlerimizinöğretim üyeleri ve yardımcıları tarafından, çoksayıda araştırma ve uygulama projeleri tamamlanmışve önemli bir kısmı da devam etmektedir.Son birkaç yıl içerisinde gerçekleştirilen projelerdenbazıları :* “Yangına Maruz Kalan Yapılarda Beton Basınç Dayanımı- Renk Değişimi İlişkisinin Araştırılması”,TÜBİTAK Projesi, IÇTAG-1682.* “İstanbul Boğazı Hidrodinamiğinin Su KalitesineEtkisinin Modellenmesi”, YTÜ Araştırma Fonu, 25-05-01-02.* “Gerçek Zamanlı Kinematik DGPS YöntemiyleUzun Periyodlu Yapıların Dinamik Davranışlarınınİncelenmesi”, TUBİTAK Destekli Proje.* “Yapı Malzemelerindeki Boşluk Yapısının MalzemeninMekanik ve Fiziksel Özelliklerine Etkisi”,YTÜ Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü (26-05-01-03).42 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar 43


Yorgunluğumuz, öğrencilerimizin yurt dışındakiüniversitelerin lisansüstü eğitimi için kabuledildiklerini öğrendiğimizde mutluluğa dönüşüyor.* “Hidrolik Sıçramaya Etkitilen Su Jetinin HavalandırmaVerimine Etkisinin Araştırılması”, Yıldız TeknikÜniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri KoordinatörlüğüProjesi, Proje No: 27-05-01-03.* “Katı Atık Depo Sahalarının Geçirimsiz Taban SistemlerindenKirletici Geçişinin İncelenmesi ve TabanSistemlerinin Rehabilitasyonu”, TÜBİTAK, KodNo: ÇAYDAG-105Y334.* “Tetrapod Dalgakıranların Düzensiz Dalga ŞartlarındaStabilitelerinin İncelenmesi”, YTÜ BilimselAraştırma Projeleri Koordinatörlüğü Projesi, ProjeNo: 27-05-01-04.* “Katı Atıkların Aerobik Ayrışması Sırasında GerekliOlan Optimum Hava Miktarının Belirlenmesi”, YıldızTeknik Üniversitesi, Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü,Kod No: 27-05-02-01.* “Seramiklerin Şekillendirilmesinde Kullanılan KalıpAlçısı Özelliklerinin İyileştirilmesi”, TÜBİTAK Projesi,Proje No: 107M214.* “Otoyol Katılım Kontrolünde Etkili ParametrelerinAraştırılması: Saha ve Simülasyon Çalışması”, YTÜBilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü, ProjeNo: 26-05-01-02 .* “Demiryolu işletimindeki Hız Farklılıklarının VeGecikme Yayılmasının Hat Kapasitesi KullanımDüzeyine Etkilerinin Araştırılması”, YTÜ BilimselAraştırma Projeleri Koordinatörlüğü, Proje No: 26-05-01-01.* “Havayolu Taşımacılığında Optimizasyon: AtatürkHavalimanı Kapı Ataması Simülasyonu”, BAP KoordinatörlüğüYıldız Teknik Üniversitesi Proje No:27-05-01-06 Destekli Proje.* “Merkezi İş Alanlarında Tıkanıklık Fiyatlandırması:Kadıköy MİA Örneği”, YTÜ BAPK tarafından desteklenmekteolan araştırma projesi, Proje No: 27-05-01-02.* “Asfalt Kaplamalarda Sinerjik Fayda KavramınınAnlaşılması, Mekaniksel Performans Deneyleri VeBilgisayarlı Tomografi Görüntüleri Yardımıyla DeformasyonVe Çatlama Problemlerinin Değerlendirilmesi”,TUBITAK Proje No: 106M495.* “Raylı Sistem Titreşimlerinin Yolcu ve Çevre ÜzerindekiEtkilerinin İncelenmesi”, TÜBİTAK MühendislikAraştırma Grubu, Proje No: 106M443.* “Kohezyonlu Malzeme Yataklı Kanallara YerleştirilenYan Savakların Etrafındaki Oyulma DerinliklerininDeneysel İncelenmesi”, Yıldız Teknik ÜniversitesiBilimsel Araştırma Projeleri KoordinatörlüğüProjesi, Proje No: 27-05-01-01.* “Düzensiz Dalga Şartlarında Perforje Kıyı DuvarlarınınHidrolik Performansının Araştırılması”, YTÜBilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü Projesi,Proje No: 27-05-01-05.* “Şehiriçi Şantiyeciliği için Koordinasyon ve ÇevreGüvenliği Sisteminin Oluşturulması”, AraştırmaProjesi, Projem İstanbul 2007/2, Sıra No:43, İstanbulBüyükşehir Belediyesi.* “Yeryüzünün Yapısal Özelliklerinin BelirlenmesindeCBS ve Uydu Görüntülerinin Kullanım OlanaklarınınGüney Marmara Örneğinde Araştırılması”,YTÜ-BAPK.* “Üç Boyutlu Mekansal Nesnelerin Topolojik İlişkilerininve Uygulama Olanaklarının İrdelenmesi”, İBBAkademik Araştırma Projesi.* “ Alaçatı Örneğinde Sürdürülebilir Kıyı Alanı İzlemeModeli “* “Sızıntı Sularının Elektrokoagülasyon YöntemiyleArıtılması, Yıldız Teknik Üniversitesi”, AraştırmaProjeleri Koordinatörlüğü Kod No: 106Y083.MÜDEK çalışmalarıFakültemizdeki MÜDEK ile ilgili çalışmalara büyükönem vermekte ve yoğun bir şekilde bölümlerimizeait lisans programlarının akreditasyon çalışmalarınadevam etmekteyiz. Fakültemizin 2008-2009 değerlendirmedöneminde, MÜDEK Mühendislik EğitimProgramları Akreditasyon Kurulu (MAK) tarafından ilkkez genel değerlendirmesi yapılan Çevre Mühendisliğilisans programı, ara rapor değerlendirmesi yapılanİnşaat Mühendisliği Normal ve İkinci Öğretim lisansprogramları ile, ara ziyaret değerlendirmesi yapılanHarita Mühendisliği Normal ve İkinci Öğretim lisansprogramları ile ilgili akreditasyon kararlarına göre;* İlk kez genel değerlendirmesi yapılan Çevre Mühendisliğilisans programına 30 Eylül 2009 tari-44 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar 45


hinden itibaren 30 Eylül 2011 tarihine kadar geçerliolmak üzere, 2 yıl süreli Ara Ziyaret (AZ) koşullu akreditasyonverilmiştir. Bu programa ayrıca 30 Eylül2009 tarihinden itibaren 30 Eylül 2011 tarihine kadargeçerli olmak üzere, 2 yıl süreli EUR-ACE Etiketiverilmiştir.* “Ara Rapor” değerlendirmesi yapılan İnşaat Mühendisliği(Normal Öğretim) ve İnşaat Mühendisliği(İkinci Öğretim) lisans programları için dahaönce 30 Eylül 2009 tarihine kadar 2 yıl süre ileverilmiş olan akreditasyonlar, bir sonraki geneldeğerlendirme tarihi olan 30 Eylül 2013 tarihinekadar dört yıl süreyle uzatılmıştır. Bu iki programaayrıca 30 Eylül 2009 tarihinden itibaren 30 Eylül2013 tarihine kadar geçerli olmak üzere, 4 yıl süreliEUR-ACE Etiketi verilmiştir.* “Ara Ziyaret” değerlendirmesi, yapılan HaritaMühendisliği (Normal Öğretim) ve Harita Mühendisliği(İkinci Öğretim) lisans programları içindaha önce 30 Eylül 2009 tarihine kadar 2 yıl süreile verilmiş olan akreditasyonlar, bir sonraki geneldeğerlendirme tarihi olan 30 Eylül 2013 tarihinekadar dört yıl süreyle uzatılmıştır. Bu iki programaayrıca 30 Eylül 2009 tarihinden itibaren 30 Eylül2013 tarihine kadar geçerli olmak üzere, 4 yıl süreliEUR-ACE Etiketi verilmiştir.Öğretim elemanları ve öğrencilere mesajYTÜ İnşaat Fakültesi olarak Fakültemiz, kuruluşundanbugüne kadar yetiştirdiği mezunları ile Ülkemizinimarında ve gelişmesinde çok önemli bir fonksiyonicra etmiş ve etmektedir. Gerek özel sektörde, gereksekamu kurum ve kuruluşlarında çok önemli katkılarıbulunan mühendislerimiz, tercih edilme yönünde hepön sıralarda olmuşlardır. Hızla artan nüfus ve buna>> Fakültemizin hedefi;kendi alanında temelmesleki formasyonasahip, evrensel değerleriilke edinen, problemlerinçözümünde bilim veteknolojiden yararlananve onların gelişiminekatkıda bulunan bireyleryetiştirmektir.bağlı olarak artan ihtiyaçların karşılanabilmesi, mühendislerimizinteknolojiyle olan yakın ilişkileri ile buda eğitimin beşikten mezara kadar olan bir süreç olduğununidraki ile mümkün olabilecektir. Her sahadaolduğu gibi; fakültemiz bünyesindeki bölümlerimizinilgi alanındaki konularda da, önemli teknolojik gelişmelersüreklilik göstermektedir. Öncelikle bu gelişmeleriöğrencilerine aktaracak öğretim üyelerimizin,her zaman olduğu gibi bu değişimleri yakından takipetmeleri, bunun yanı sıra öğrencilerimizin mezun olduktansonra, gerek literatür takibi gerekse meslek içikurslarla bilgilerini güncellemeleri ve üniversiteleri ilebağlarını koparmadan bilgi akışının devamını sağlamalarıçok önemlidir.Bilgi çağındaki dünyamızda; Ülkemizi layık olduğuyerlerde görmenin, bilimsel donamı güçlü iyi eğitimalmış mühendislerimizle gerçekleşeceğine inanıyorum.Öğrencilerimizin dört yıllık eğitim- öğretim süresiiçerisinde artan zamanlarında, kendilerini meslekhayatına hazırlayacak donanımları kazanmaları içingayret sarf etmelerini temenni ederim. Genç, dinamik,teşebbüs ruhu kuvvetli mühendis adaylarımızın,gerek ülkemizde gerekse diğer ülkelerde çok başarılımühendislik hizmetleri vereceğine inanıyor; onlarabu eğitimi ve ruhu veren öğretim elamanlarımıza teşekkürediyorum.YTÜ’nün anlamıÖmrümün yarıdan fazlasını geçirdiğim bu camia,benim için elbette çok anlam ifade ediyor. Günlükhayatta da zamanımızın çoğununu bu çatı altındageçiyoruz. Elbette bazen üzüldüğümüz zamanlar daolmuyor değil. Ancak bunlar, daha iyiye ulaşmak içingösterilen gayretlerin karşılığını hemen görmediğimizdurumlardaki beklentilerin bir sonucu olarak dayorumlanabilir. Yorgunluğumuz, bir mezunumuzunbaşarısını duyduğumuzda, bir akademisyenimizinbaşarılı bir çalışmasının ödüllendirilmesinde, laboratuarlarımızınalınan projelerle zenginleşmesinde,öğrencilerimizin yurt dışındaki üniversitelerin lisansüstüeğitimi için kabul edildiklerini öğrendiğimizdemutluluğa dönüşüyor.YTÜ; Ülkemizde teknik üniversite adını almış dörtüniversiteden birisi. Üniversitemiz; gerek tarihi, gerekkonumu ve sahip olduğu alt yapısı, gerek öğretimelemanı kadrosu, gerekse mezunlarıyla oluşturduğucamiası ile çok önemli bir konumdadır.YTÜ çatısı altında olan bizlerin bütün çabası; Ülkemizingelişmişlik düzeyini daha ileriye taşınması vebilime olan katkıların sürdürülerek etkinleştirilmesiyolundadır.Son mesajKöklü bir geleneğe ve Ülkemizde dallarındaki ilk bölümleresahip olan fakültemiz, Davutpaşa’daki yeniyerleşkesinde başarılı faaliyetlerine devam etmektedir.Kadrosu, alt yapısı ve birikimi ile eğitim-öğretiminyanı sıra; araştırma ve bilimsel çalışmalarda ön sıralardayer alan fakültemiz, Ülkemizin hak ettiği yeregelmesinde, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada özveri ile gayret gösterecektir. Öğrencilerimizinüniversite hayatını en verimli şekilde geçirerek meslekhayatına atılmaları ve başarıları olmalarını temenniederken, sözlerimi UNESCO tarafından 2007 yılında800.doğum yılı kutlanan Mevlânâ’nın sözleri ile bitiriyorum;Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol,Şefkat ve merhamette güneş gibi ol,Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol,Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol,Hoşgörürlükte deniz gibi ol,Ya olduğun gibi görün, Ya göründüğün gibi ol. II46 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar 47


48 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar49


MEZUNLARIMIZOSMAN ERTUĞRUL - AKSARAYOsman Ertuğrul, 20 Mart 1956’da Aksaray’da doğdu. İnşaatMühendisi olan Ertuğrul, Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaatFakültesi’ni bitirdi. Kültür Bakanlığı İstanbul Rölöve ve AnıtlarMüdürlüğü’nde mühendis olarak görev yaptı. Aksaray KöyHizmetleri Yol Şube’de mühendis ve şube müdürlüğü görevlerindebulundu. Aksaray Belediye Başkanlığı görevini yürüttü.Serbest İnşaat Mühendisi olarak çalıştı.METİN ARİFAĞAOĞLU - ARTVİNMECLİS’TEKİYILDIZLILARTürkiye Büyük Millet Meclisi 23. Dönem Milletvekilleri arasında,Üniversitemizi temsil eden birçok Yıldızlı ile karşılaşmak mümkün.Ülkemizin yeniden yapılanma ve gelişim sürecinde görev alan veYıldız Teknik Üniversitesi’nin varoluş değerlerine ve amaçlarınahizmet ederek adını yücelten Yıldızlılar, şimdi de Meclis’in kararmekanizmalarında önemli görevler üstleniyorlar. Dergimizinsonraki sayılarında daha detaylı tanıtacağımız Yıldızlılarla sizleritanıştıralım.yazı, ÖĞR. GÖR. HAKAN KARATAŞMetin Arifağaoğlu, 1 Ocak 1946’da Artvin Borçka’da doğdu. İnşaatMühendisi ve iş adamı olan Ariağaoğlu, Yıldız Teknik ÜniversitesiMühendislik Fakültesi İnşaat Bölümü’nü bitirdi. KaradenizBakır İşletmeleri A.Ş. Murgul İşletme Müdürlüğü’ndeİnşaat Başmühendisi olarak çalıştı. Borçka Belediye MeclisiBaşkanlığı görevinde bulundu. Ankara’da faaliyet gösterenArtvin Kalkınma ve Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Üyeliğini yürüttü.20. dönem Artvin Milletvekili olarak da Meclis’te görevyaptı.50 Yıldızlar TEMMUZ / 09TEMMUZ / 09Yıldızlar 51


MEHMET ERDEM - AYDINMehmet Erdem, 5 Eylül 1966’da Aydın’da doğdu. Elektrik Mühendisiolan Erdem, Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik MühendisliğiBölümü’nü bitirdi. Serbest ticaretle uğraştı. ErdemoğluHalı Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ni kurdu. TEK-DER AydınŞubesi Yönetim Kurulu Üyeliği, AY-DER Kültür ve DayanışmaDerneği Üyeliği ve Ticaret Odası Üyeliği görevlerinde bulundu.AHMET EDİP UĞUR - BALIKESİRA. Edip Uğur, 7 Nisan 1950’de Balıkesir’de doğdu. Kimya Mühendisive Sanayici olan Uğur, İstanbul Devlet Mühendislik veMimarlık Akademisi Kimya Mühendisliği Bölümü’nü bitirdi.Balıkesir Ticaret Odası Başkanlığı, Müstakil Sanayici ve İşadamlarıDerneği Balıkesir Şube Başkanlığı’nı yürüttü. Bitkisel YağSanayicileri Derneği Başkanı, 18. ve 22. dönem Balıkesir Milletvekiliolarak Meclis’te görev yaptı.MEHMET ALP - BURDURMehmet Alp, 30 Ekim 1953’te Burdur Bucak’ta doğdu. MakineMühendisi ve iş adamı olan Alp, İstanbul Devlet Mühendislikve Mimarlık Akademisi Işık Mühendislik Yüksek Okulu (İstanbulYıldız Teknik Üniversitesi) Makine Mühendisliği Bölümü’ndenmezun oldu. Bucak ve Antalya’da akaryakıt istasyonu İşletmeciliği,nakliyat ve oto lastik bayiliği yapmaktadır. Bucak BelediyeMeclis Üyeliği ve Belediye Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu.Çeşitli dernek, oda ve vakıflarda yönetim kurulu üyeliğive başkanlığı yaptı. Bucak Eğitim, Kalkınma ve Araştırma Vakfı(BEKAV) kurucusudur. 22. dönem Burdur Milletvekili olarak daMeclis’te yer aldı.FARUK ÇELİK - BURSAFaruk Çelik, 17 Ocak 1956’da Artvin Yusufeli’nde doğdu. Eğitimciolan Çelik, Bursa Yüksek İslam Enstitüsü’nü bitirdi. YıldızÜniversitesi’ne bağlı Kocaeli İşletme Enstitüsü’nde iki yıl işletmeeğitimi gördü. Lise öğretmenliği yaptı. Serbest ticaretleuğraştı. Yerel bir gazetenin sahipliğini ve köşe yazarlığınıyaptı. Adalet ve Kalkınma Partisi Kurucular Kurulu Üyesi oldu.21. ve 22. dönem Bursa Milletvekili olarak görev yaptı ve 60.Hükümet’te Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak atandı.MEHMET YILMAZ HELVACIOĞLU - SİİRTM. Yılmaz Helvacıoğlu, 28 Mart 1949’da Siirt Merkez’de doğdu.Mimar olan Helvacıoğlu, İstanbul Işık Mimarlık MühendislikYüksek Okulu Mimarlık Bölümü’nü bitirdi. 1973 Bitlis YSE Müdürü,1974-1977 Van YSE 14. Bölge Müdürü olarak görev yaptı.1978 yılında Ankara’da kendi inşaat firmasını kurarak bu sektördemesleği olan mimarlık, inşaat, taahhüt, müşavirlik hizmetleriniyürüttü. 1995’de Ankara Siirtliler Dayanışma DerneğiBaşkanlığı görevini yapan Helvacıoğlu, 1996 yılından beri AnkaraSiirtliler Dayanışma Vakfı Kurucu Başkanlık görevini yürütmektedir.Siirt Üniversitesi Yaşatma, Kurma ve GeliştirmeVakfı Kurucu Üyesidir.MÜJDAT KUŞKU - ÇANAKKALEMüjdat Kuşku, 20 Kasım 1958’de Çanakkale Çan’da doğdu.İnşaat Mühendisi olan Kuşku, İstanbul Yıldız Teknik ÜniversitesiMühendislik Fakültesi İnşaat Bölümü’nü bitirdi. İllerBankası’nda Kontrol Mühendisliği yaptı. Serbest Müteahhitolarak çalıştı.52 Yıldızlar TEMMUZ / 09TEMMUZ / 09Yıldızlar 53


AHMET KÜÇÜK - ÇANAKKALEAhmet Küçük, 28 Ağustos 1958’de Çanakkale Çakırlı Köyü’ndedoğdu. İnşaat Mühendisi olan Küçük, İstanbul Yıldız TeknikÜniversitesi İnşaat Fakültesi’ni bitirdi. Serbest İnşaat Mühendisiolarak çalıştı. Biga Belediye Meclis Üyeliği görevinde bulundu.20. ve 22. dönem Çanakkale Milletvekili olarak Meclis’te yeraldı. 22. dönemde TBMM Başkanlık Divanı Kâtip Üyesi olarakgörev yaptı. 23. dönemde, Başkanlık Divanı İdare Amiri oldu.İBRAHİM HALİL MAZICIOĞLU - GAZİANTEPİ. Halil Mazıcıoğlu, 4 Kasım 1960’ta Gaziantep’te doğdu. MakineYüksek Mühendisi olan Mazıcıoğlu, Yıldız Üniversitesi MakineMühendisliğini (Isı proses) bitirdi. Serbest Mühendis ve İnşaatMüteahhidi olarak çalıştı. Gaziantep Şahinbey BelediyesiBelediye Başkan Danışmanı, Gaziantep Koleji Mezunları Derneği,Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), MakinaMühendisleri Odası, Türk Tesisat Mühendisleri Derneği(TTMD), Fahri Trafik Müfettişliği, Gaziantep Ticaret Odası, GaziantepPolis Teşkilatını Güçlendirme Derneği Yönetim KuruluÜyesi, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyi Alt Yapıve Ulaşım Komisyonu Kent Konseyi Üyesi, Fatih İlim AraştırmaVakfı Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulundu.MUSTAFA ÖZTÜRK - HATAYMustafa Öztürk, 9 Ağustos 1953’te Hatay Dörtyol’da doğdu.Kimya Yüksek Mühendisi ve Öğretim Üyesi olan Öztürk, İstanbulÜniversitesi Kimya Fakültesi’ni bitirdi. Doktorasını İTÜ ÇevreMühendisliği Bölümü’nde tamamladı. Yıldız Teknik ÜniversitesiÇevre Mühendisliği Bölümü’nde yardımcı doçent olarakgöreve başladı. 1995’te profesör oldu. YTÜ Çevre MühendisliğiBölümü’nde Çevre Anabilim Dalı Başkanlığı ve Çevre MühendisliğiBölüm Başkan Yardımcılığı görevlerini yürüttü. İstanbulBüyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Geliştirme Daire Başkanlığı,İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gayri Sıhhi MüesseselerKurulu Başkanlığı yaptı. Çevre ve Orman Bakanlığı’nda ÇevredenSorumlu Müsteşar Yardımcısı oldu ve AB izleme çalışmalarındaodak noktası olan projelerin kıdemli yürütücülüğünüüstlendi. Çevre konusunda uluslararası ve ulusal dergilerdeyayınlanmış 50’nin üzerinde makalesi, bildirisi ve 5 adet kitabıbulunmaktadır. 23. dönemde Türkiye-AB Karma ParlamentoKomisyonu Üyesi oldu.ABDURRAHMAN KURT - DİYARBAKIRAbdurrahman Kurt, 27 Haziran 1968’de Diyarbakır’da doğdu.Yüksek İnşaat Mühendisi olan Kurt, Yıldız Teknik Üniversitesiİnşaat Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nü bitirdi. Yükseklisansını Beykent Üniversitesi Sosyal Bilimler FakültesiUluslararası İlişkiler Bölümü’nde tamamladı. Eyüp Belediyesi,Beyoğlu Belediyesi ve İSKİ’de görev yaptı. Gönül KöprüsüDerneği Kurucu Başkanlığı yaptı. Diyarbakır Tarih, Kültür veTurizm Derneği ile Diyarbakır Turizm Derneği Kurucu Üyeliklerindebulundu. 23. dönemde Parlamentolar Arası Birlik (PAB)Türk Grubu Üyesi oldu.54 Yıldızlar TEMMUZ / 09TEMMUZ / 09Yıldızlar 55


İDRİS GÜLLÜCE - İSTANBULMERAL AKŞENER - İSTANBULMeral Akşener, 18 Temmuz 1956’da İzmit Gündoğdu’da doğdu.Öğretim Üyesi olan Akşener, İstanbul Üniversitesi EdebiyatFakültesi Tarih Bölümü’nü bitirdi. Doktorasını Marmara ÜniversitesiSosyal Bilimler Enstitüsü’nde tamamladı. Yıldız, Kocaelive Marmara Üniversitelerinde öğretim üyesi olarak dersverdi. Kocaeli Üniversitesi’nde İnkılap Tarihi Bölüm Başkanlığıgörevinde bulundu. Zübeyde Hanım Şehit Aileleri Vakfı’nın kuruluşunugerçekleştirdi. 20. dönem İstanbul ve 21. dönem KocaeliMilletvekili olarak Meclis’te çalıştı. 54. Hükümet’te İçişleriBakanı olarak görev yaptı. 23. dönemde Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanvekilliği görevine seçildi.İdris Güllüce, 11 Şubat 1950’de Erzurum Hasankale’de doğdu.İnşaat Mühendisi olan Güllüce, Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaatFakültesi’ni bitirdi. Yüksek lisansını Gebze Yüksek TeknolojiÜniversitesi’nde Yönetim Organizasyon alanında tamamladı.Libya’da mühendis ve yönetici olarak çalıştı. Özel sektörde birsanayi kuruluşunun hissedarı oldu ve Genel Müdürlüğü görevindebulundu. Kartal Belediye Meclis Üyesi, 3. dönem TuzlaBelediye Başkanı, Üsküdar Belediye Meclis Üyesi ve İstanbulBüyükşehir Belediye Meclis Başkanvekili olarak görev yaptı.“Yerel Yönetimlerin Sorunları ve Çözüm Önerileri” adlı bir kitabıyayınlandı.ALGAN HACALOĞLU - İSTANBULNUSRET BAYRAKTAR - İSTANBULNusret Bayraktar, 1 Ocak 1951’de Rize Ardeşen’de doğdu. MakineMühendisi, sanayici ve iş adamı olan Bayraktar, Yıldız ÜniversitesiMakine Fakültesi’ni bitirdi. Serbest Makine Mühendisiolarak çalıştı. Özel bir şirketin genel müdürü olarak görev yaptı.Bademlik İlim ve Hizmet Vakfı Kurucu Üyesi ve Başkanı oldu.İstanbul İl Genel Meclis Üyeliği, Mahalli İdareler Derneği veMahalli İdareler Enstitüsü Kurucusu ve Yönetim Kurulu Üyeliğindebulundu. Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevini yürüttü.22. dönem İstanbul Milletvekili olarak da Meclis’te yer aldı.Algan Hacaloğlu, 10 Nisan 1940’ta Rize Fındıklı’da doğdu. İnşaatYüksek Mühendisi, Planlamacı ve Ekonomist olan Hacaloğlu,Robert Koleji ve Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat MühendisliğiBölümü’nü bitirdi. Yüksek Lisansını inşaat mühendisliğialanında ABD Carnegie-Mellon Üniversitesi’nde, işletme ekonomisialanında da Pittsburgh Üniversitesi’nde tamamladı.DPT’de İktisadi Planlama Uzmanı, Daire Başkanı, MüsteşarlıkMüşaviri ve Yüksek Planlama Kurulu Üyesi olarak görev yaptı.Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde özel sektörde “Yurtdışıİşler Genel Koordinatörü” olarak çalıştı. SHP’nin kurucu üyesioldu. Türk Tarih Kurumu ile Türkiye Sosyal Ekonomik ve SiyasalAraştırmalar Vakfı (TÜSES) kurucu üyeliklerinde bulundu.19, 20 ve 22. dönemde İstanbul Milletvekili, 50. Hükümet’teDevlet Bakanlığı yaptı. 20 ve 22. dönemde AGİT Parlamentosu,Türkiye-AB KPK’nın üyesi oldu. 23. dönemde Türkiye-AB KPKüyeliğine yeniden seçildi.56 Yıldızlar TEMMUZ / 09TEMMUZ / 09Yıldızlar 57


HASAN KEMAL YARDIMCI - İSTANBULÜNAL KACIR - İSTANBULÜnal Kacır, 13 Ocak 1953’te Giresun Şebinkarahisar’da doğdu.Makine Mühendisi olan Kacır, İstanbul Devlet MühendislikMimarlık Akademisi Vatan Mühendislik Yüksek Okulu’nu bitirdi.Çalışma Bakanlığı’nda İş Güvenliği Müfettişi olarak görevyaptı. İstanbul İl Genel Meclisi Üyeliği görevinde bulundu. 22.Dönem İstanbul Milletvekili olarak da Meclis’te görev yaptı. 23.dönemde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu İktisadi TeşebbüsleriKomisyonu Başkanı oldu.H. Kemal Yardımcı, 27 Nisan 1950’de Rize’de doğdu. İnşaatMühendisi, Sanayici ve Armatör olan Yardımcı, İstanbul DevletMühendislik ve Mimarlık Akademisi Vatan MühendislikYüksek Okulu’nu bitirdi. Yardımcılar Holding A.Ş. Yönetim KuruluBaşkanlığı görevini yürüttü. Rizespor Kulübü profesyonelfutbol takımı Genel Kaptanlığı ve Yönetim Kurulu Başkanlığı,Fenerbahçe Spor Kulübü Kongre Üyeliği, Rize Çocuk EsirgemeKurumu, Türk Armatörler Birliği ve Türk Gemi İnşa SanayicileriBirliği Yönetim Kurulu Üyeliklerinde bulundu. İstanbul DenizTicaret Odası Meclis Üyesi ve Rize Sosyal Yardımlaşma VakfıKurucu Üyesi oldu. Bahama Devleti’nin İstanbul Fahri Başkonsolosuolarak görev yürütmektedir. 23. dönemde Türkiye BüyükMillet Meclisi Milli Savunma Komisyonu Başkanı oldu.RECEP KORAL - İSTANBULMEHMET CEYLAN - KARABÜKRecep Koral, 15 Temmuz 1948’de Niğde Koyunlu köyünde doğdu.İnşaat Mühendisi olan Koral, İstanbul Devlet MühendislikMimarlık Akademisi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nü bitirdi.Serbest şantiye mühendisliği, Belediye’de İmar, Ruhsat Denetimve Fen İşleri Müdürlüğü, Belediye Teknik Başkan Yardımcılığıgörevlerinde bulundu. Gaziosmanpaşa ve İstanbulBüyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi oldu. İki Dönem İstanbulGaziosmanpaşa Belediye Başkanlığı görevini yürüttü. İstanbulMahalli İdareler Enstitüsü Kurucu Üyesi ve Yöneticisi, İstanbulAmatör Spor Komitesi Üyesi, Gaziosmanpaşa Güreş İhtisas KulübüKurucusu olarak görev yaptı. 22. dönem İstanbul Milletvekiliolarak Meclis’te yer aldı.Mehmet Ceylan, 18 Nisan 1958’de Karabük Safranbolu’dadoğdu. Makine Yüksek Mühendisi, Ekonomist ve PlanlamaUzmanı olan Ceylan, Konya Selçuk Üniversitesi Makine MühendisliğiBölümü ile ODTÜ Yabancı Diller Yüksek Okulu’nubitirdi. İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi ileABD Western Illinois University’de ekonomi alanında yükseklisans yaptı. Zonguldak Karaelmas Üniversitesi ve Orta DoğuTeknik Üniversitesi’nde öğretim görevlisi, Başbakanlık DevletPlanlama Teşkilatı’nda planlama uzmanı olarak çalıştı. SafranboluBelediye Başkanlığı görevinde bulundu. 22. dönemdeTürkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Başkan Yardımcılığıve Türkiye-Suudi Arabistan Dostluk Grubu Başkanlığı görevlerindebulundu. 23. dönemde ise NATO Parlamenter AsamblesiTürk Grubu Üyesi oldu.58 Yıldızlar TEMMUZ / 09TEMMUZ / 09Yıldızlar 59


SERACETTİN KARAYAĞIZ - MUŞMEHMET SERDAROĞLU - KASTAMONUMehmet Serdaroğlu, 1 Temmuz 1947’de Kastamonu Taşköprü’dedoğdu. İnşaat Mühendisi olan Serdaroğlu, İstanbul DevletMühendislik ve Mimarlık Akademisi İnşaat MühendisliğiBölümü’nü bitirdi. Taşköprü Belediye Başkanlığı görevine seçildive iki dönem bu görevi yürüttü. Serbest inşaat mühendisliğive müteahhitliği yaptı. 21. dönem Kastamonu Milletvekiliolarak Meclis’te yer aldı.Seracettin Karayağız, 2 Şubat 1955’te Muş Düzkışla’da doğdu.Makine Mühendisi olan Karayağız, Yıldız Teknik ÜniversitesiMakine Fakültesi’ni bitirdi. Serbest piyasada ambalaj sanayi,taahhüt ve dış ticaret işiyle uğraştı. Sosyal ve kültürel alandabirçok vakıf ve derneğin kurucusu oldu. MÜSİAD’da Genel MerkezYönetim Kurulu Üyeliği ve Genç İşadamları Vakfı’nda GenelBaşkanlık görevlerinde bulundu. Birçok ülkede incelemelerioldu. Siyasi ve ekonomik konularda konferans ve seminerlerverdi. 22. dönemde Muş Milletvekili olarak görev yaptı.MEHMET HALİT DEMİR - MARDİNRECEP YILDIRIM - SAKARYARecep Yıldırım, 1 Ocak 1949’da Sakarya Akyazı’da doğdu. MakineYüksek Mühendisi olan Yıldırım, İstanbul Yıldız TeknikÜniversitesi Vatan Mühendislik Fakültesi Makine Bölümü’nübitirdi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı İstanbul Sanayi BölgeMüdürlüğü’nde Uzman Makine Mühendisi olarak görev yaptı.Akyazı İmam Hatip Lisesi’nde Matematik ve İngilizce öğretmenliğiyaptı. Sanayi Bakanlığı Sanayi Dairesi Otomotiv Şubesi’ndemühendis olarak çalıştı. Özel sektörde Adapazarı CERSAN A.Ş. devinç fabrikasında mühendislik yaptı ve Serbest Mühendislik veMimarlık Bürosu açarak ticarete başladı. Akyazı (1989-2002)Belediye Başkanlığı görevine seçilerek üç dönem bu görevi yürüttü.Sakarya Sağlık Vakfı ve Sakaryaspor A.Ş. Kurucu Üyeliği,Amatör Spor Kulüp Başkanlığı, Akyazı Sanayi ve Ticaret OdasıYönetim Kurulu Üyeliği ve İlim Yayma Cemiyeti Akyazı ŞubeBaşkanlığı görevlerinde bulundu. 22. dönem Sakarya Milletvekiliolarak Meclis’te yer aldı.M. Halit Demir, 15 Haziran 1970’de Mardin Kızıltepe’de doğdu.Harita Kadastro Mühendisi olan Demir, Yıldız Teknik Üniversitesiİnşaat Fakültesi’ni bitirdi. İSRA Mühendislik Şirketi YönetimKurulu Başkanı olarak çalıştı. Harita Kadastro MühendisleriOdası Temsilci Yardımcılığı ve Kent Konseyi (Yerel Gündem21) Komisyon Başkanlığı görevlerinde bulundu.İLHAN EVCİN - YALOVAİlhan Evcin, 27 Temmuz 1962’de Yalova’da doğdu. İnşaat YüksekMühendisi olan Evcin, Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaatFakültesi’ni bitirdi. Yüksek lisansını Yıldız Teknik ÜniversitesiFen Bilimleri Enstitüsü’nde Su-Çevre dalında yaptı. Serbestolarak mühendislik ve müteahhitlik işleriyle uğraştı. BelediyeMeclis Üyeliği ve İl Genel Meclis Başkanlığı görevlerinde bulundu.60Yıldızlar TEMMUZ / 09TEMMUZ / 09Yıldızlar 61


RÖPORTAJSEVGİ, HOŞGÖRÜ veARMONİ40 yılı aşkın bir süredir Üniversitemizin bütündeğişim ve gelişimine tanıklık etmiş ve katkıdabulunmuş olan değerli hocalarımızın hala ilkgünkü heyecanı taşıyor olmaları, gerçekten bizleriçok etkiledi.röportaj, ÖĞR. GÖR. HAKAN KARATAŞDDergimizin bundan önceki sayılarında Üniversitemizidaha iyi anlamaya ve okurlarımıza daha iyi anlatmayaçalışmak için, Üniversitemizin her aşamasına tanıklıkeden hocalarımızın görüşlerine ve anılarına başvuracağımızıifade etmiştik. İnşaat Fakültemizden Prof. Dr.Ömer Aydın ile başladığımız yolculuğumuza, bu sayımızdaMimarlık Fakültesi ile devam edeceğiz. Üniversitemizeuzun yıllar hizmet eden Mimarlık Fakültemizindeğerli öğretim üyeleri Prof. Dr. Müjgan SÖZEN(Mimarlık Bölümü - Yapı Bilgisi / 1961-62 girişli), Prof.Dr. M. Emre AYSU (Şehir Bölge Planlama - Şehircilik/ 1962-63 girişli) ve Prof. Dr. Ali DÜZGÜN (MimarlıkBölümü - Bina Bilgisi / 1963-64 girişli) ile çok samimibir röportaj gerçekleştirdik. 40 yılı aşkın bir süredirÜniversitemizin bütün değişim ve gelişimine tanıklıketmiş ve katkıda bulunmuş olan değerli hocalarımızın,hala ilk günkü heyecanı taşıyor olmaları gerçektenbizleri çok etkiledi. Şimdi, hepimizin ders almasıgereken bu keyifli sohbetimizi sizlerle paylaşıyoruz.Hakan KARATAŞ: Değerli hocalarım, öncelikle röportajtalebimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim.Dergimiz aracılığıyla, üniversitemizde ve görev yaptığıfakültede ki değişim ve gelişime çok yakından tanıklıketmiş olan hocalarımızla görüşmeler yapıyoruz. Sizlerlekıyaslandığımızda, Üniversitemizde daha emek-leme dönemini yaşayan bizler için sizler çok önemliveri kaynaklarısınız. İlk olarak, Yıldız Teknik Üniversitesiile ilgili geçmişinizden bahseder misiniz?Müjgan ŞEREFHANOĞLU SÖZEN: Öğrenciliğimden buyana toplam 48 yıl, yani yaşamımın büyük bir bölümüYıldız’da geçti. Üniversiteme ayırdığım zamanı düşündükçezaten geriye pek bir şey kalmıyor. Tabii bubir yaşam biçimi, bunun da sevgi ile olduğunu düşünüyorum.Biz, Teknik Okul döneminden bugüne olansüreçte bütün değişimleri yaşadık. Teknik Okul’daöğrencilik döneminde Akademi olma isteğiyle yapılanboykotlara bile katıldık. Ben, 1965 yılında lisans, 1966yılında yüksek lisans eğitimimi tamamladım. Yurt dışınagitme hazırlıkları yapıyordum, ama o yıllarda okulmüdürü olan Sayın Adnan Ergeneli okulda asistan olmamıönerdi. Daha önce bunu pek düşünmemiştim.İhtisas sınıfında Akustik dersinde başarılı olmam,okul birinciliğim, Hocam Şazi Sirel ile Tefken AydınlatmaEnstitüsü kuruluşu sırasında birlikte çalışmamYapı Fiziği konularına olan ilgimi arttırdı ve akademikyaşamım bu alanda çalışmak üzere başlamış oldu. Budurum, Mimarlık Bölümünde bilimsel açıdan belli biruzmanlık alanında çalışacak ilk asistan olma özelliğinide getirdi sayılır.Akademiye geçiş dönemi bu kurumun tarihinde önemlibir süreç. Fakültelerin oluşumu, eğitim konusundayeni model arayışları, yoğun çalışmalar, tartışmalarçok renkli olduğu kadar yorucu bir dönemdi. Çünküyeni bir yapılanma dönemi başlamış, akademik ortamgündeme gelmişti. Kürsüler bu dönemde kuruldu,yeni lisansüstü eğitim programları oluşturuldu.Yapı Fiziği Kürsüsünün kurulması, laboratuar kurmaçalışmaları, Yapı Fiziği Lisansüstü Programının oluşturulmasıhep bu dönemde başladı. Bu arada Fakülte’deasistan temsilciliği oluşturduk. Asistanlara değişikyönlerden pek çok olanak sağladık. Benim yönetimleilgili ilk yoğun çalışmalarım ve çabalarım bu alandabaşlamıştır: Asistanların öğrencilik hakları, doktorayaptırılması için yönetmelik hazırlanması, belli sürelerdeyurt dışına gönderilmelerinin sağlanması gibi.Doktora yönetmeliği hazırlanmadığı için o sırada KürsüBaşkanı olan Süha hocanın isteği ile Senato’da benimiçin alınan doktora kararı yeterliğe dönüştürüldü.Yeterlik çalışması yaparak 1972 yılında yeterlikli asistanoldum. Yaptığım çalışmayı da bir kitap olarak bastırdım.Böylece fakültemizde bir asistana ait yayınlanmışilk kitap oldu. 1975 yılında ise doçent oldum. YapıFiziği alanında hocamla birlikte iki kişiydik. Doğrusu,Yapı Fiziği Kürsüsünün, laboratuarının kurulması, lisansüstüprogramın açılması, derslerin oluşturulması,tezlerin yaptırılması gibi pek çok konuda inanılmazçaba harcadık, emek verdik. Zamanla, kadromuz artmayabaşladı ve giderek elemanların çoğu Yapı Fiziğilisansüstünde yetişen öğrencilerimiz oldu.1982’de tüm yüksek öğretimin tek bir yasa altındatoplanmasıyla, üniversite dönemi başladı. Bu dönemdede, lisans ve lisansüstü eğitim programlarında birçokkez değişiklikler yapıldı. Ayrıca, akademik aşamalarada değişiklikler getirildi. Doçentlik tezi kaldırıldı.Bence bu olumsuz oldu.Hocalarımın ısrarı ile 1984 yılında profesörlüğe başvurdum.1985 yılında senatoda onaylandı. Ancak, başkaüniversiteye gitme koşulu getirildiği için yürürlüğegirmedi. Ben, profesörlük için başka bir üniversiteyehatta bize bağlı Kadıköy’deki fakülteye gitmediğimgibi, yurt içinde ve yurt dışında önerilen önemli çalışmaortamlarını kabul etmedim. Daha sonra değişenyeni kararlarla, 1988 yılında iki ayrı yasadan, yani üçkez profesör oldum.Bu dönemde fakülte kurulu, yönetim kurulu üyelikleriana bilim dalı, bilim dalı, bölüm başkanlıkları, dörtdönem senato üyeliği, lisansüstü program yürütücülüğügibi pek çok eğitim ve yönetim alanlarındagörev yüklendim. Tüm bu görevlerde de fakültemdehatta üniversitemde, bu kurumdan yetişmiş ilk bayanakademisyen olma niteliğine de sahip oldum. Bu ilkleriyaşamak, beni her zaman mutlu kıldı. Geçmiştenbugüne olan süreci düşündüğümde bunun çok dolu,verimli ve olumlu geçtiğini özellikle vurgulamak isterim.Üniversitedeki görevlerimin yanında, aydınlatmave akustik konularında ulusal ve uluslararası düzeydekiçalışmalara olan katkılarım, Yapı Fiziği alanındakiuygulamalarımın da bu süreçte yer alması benim içinayrı bir değer taşıyor.62 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar 63


Prof. Dr. Ali Düzgün:Diğer üniversitelerin Mimarlık Fakültesi hocası olanarkadaşlarım, kendi özel bürolarında çalıştırmakiçin benden Yıldız Mezunu Mimar ya da Yıldızöğrencisi istiyorlar.ve İrfan Bayhan hocalarım, beni bu kuruma asistanda bu heyecanı hisseder ve asla kaybetmezler. Yıldızolarak aldılar. Akademisyenlik gibi bir düşüncem olmamasınarağmen, 3 yıl asistanlık yaptım. Daha sonra1970 yılında beni o kurumdan Yıldız’a transfer ettiler.Benim akademik hayata girişim 1967’de başlıyor ve 42yıllık bir akademik geçmişim olmuş. Öğrenciliğimizhep mücadele içinde geçti. O zamanlar ülkenin ekonomikdurumu çok iyi değildi. Öğrenciliğimizde hemçalıştık hem de okulumuza devam ettik. O zamanlarYıldız, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı iki kademeli eğitimöğretim yapan (4+1 yıl) İstanbul Teknik Okulu (İTO)idi. Bizim kuşak, Yıldız’ın üniversiter yapıya kavuşabilmesiiçin hep boykot yapmıştır. Bizim boykotlar bugünküboykotlara hiç benzemiyordu. Çok ilginçtir; öğrencilerolarak Yıldız akademi olsun ya da üniversiter100. Yılına doğru gidiyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlarve Teknik Üniversite, bizim kurumumuzdan dahaönce kurulmuş ve birçok aşamadan geçerek bugünküdüzeylerine ulaşmış olmalarına rağmen, özellikle 67.yılını idrak eden, Ülkemizin ikinci mimarlık okulu olan(1942) fakültemizin hızlı gelişme ivmesi, kurumumuzubu kurumlarla yarışır hale getirdi. Hem ulusal ölçekte,hem de uluslararası ölçekte ciddi bir düzeye ulaştık.Ali DÜZGÜN: Ben bu kurumda sevgili arkadaşlarımdandaha gencim. O dönemler, 3. yedekten giremediğim vekazanıp da kaydını yaptıramadığım Teknik ÜniversiteMimarlık Fakültesi’nden dolayı, aklımda hep Mimarlıkeğitimimi yapmak kalmıştı. Yıldız’a gelişim şöyle oldu.>> Prof. Dr. MüjganŞerefhanoğlu Sözen:Son yıllarda, fakültemiziön sıralarda tercihederek gelen öğrencisayısında artış olduğu;ayrıca, öğrencilerin ortaöğretim açısından daoldukça iyi okullardangeldikleri görülüyor.Emre AYSU: 1962 yılında Yıldız’a girdiğimde okulumuziki kaynaktan öğrenci alıyordu. O günün sanat okullarımezunları (%70), lise mezunları (%30) kontenjandahilinde özel sınavla istedikleri şubeye girebiliyorlardı.O yıllarda İstanbul Teknik Okulu beş şubedenoluşmaktaydı ve iki kademeli eğitim-öğretim yapanbir kurumdu. Yıldız’da alt sınıflara yardımcı olan üstsınıflardan ağabeylerimiz ve ablalarımıza her konudadanışmamız gelenek haline gelmişti. Bunun yanındagerçekten hiyerarşiden daha fazla büyük bir dayanışmahakimdi. Öyle bir dayanışma vardı ki; eğitimdeağabey-abla-kardeş ilişkisinin dışında; en önemlisi,evde kalan öğrencilerden, yurtta kalan öğrencilereyiyecek gelir ve bu yiyecekler yurtta kalan arkadaşlararasında paylaşılırdı. Kimi öğrencinin parası biter, diğerleribüyük bir dayanışma içerisinde onu desteklerdi.İşte böyle bir dönemde, ben lise mezunu olarak mimarolmak için bu kuruma girdim. Yıldız’ı kazanınca,doğrusu iyi yaptığımı şimdi daha iyi görüyorum. Kendimisıcak bir aile ortamında buldum. Çünkü gerçektendeğişik bir ortamı var bu kurumun. Ara sıra bazıkesintiler ve dışsal etkilenmeler olsa da bu ortam halasürdürülmekte. 4 yılda Mimarlık (lisans) Şubesini bitirdim(1966), 1 yılda da Mimarlık İhtisas Şubesi’ndekieğitimimi tamamladım (1967) ve İzmirli olduğum içinİzmir’e döndüm. O dönemlerde Türkiye’de ilk Ege ÖzelMimarlık Mühendislik Yüksek Okulu İzmir Buca’da ku-bir yapıya kavuşsun diye giriştiğimiz bu mücadeleden,kurum adına başarılı çıktık. 1969 yılında bir yasayla bukurum, İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisiolarak üniversiter bir yapıya kavuştu. Benimbir tek Teknik Okul öncesi diplomam eksik. TeknikOkul (mimar), Yüksek Teknik Okul (Y.Mimar), Akademi(Dr.), Üniversite (Doç) ve Teknik Üniversite(Prof.)’ninbütün diploma ve belgeleri müze gibi ben de mevcut.Bu belgelerin dışında asistan temsilciliği, bölümbaşkanlığı, dekanlık, rektör yardımcılığı gibi görevlerlede kurumun evrimleşmesi ve gelişmesindeki bütünaşamaları aşağı yukarı biz hepimiz yaşadık. Bütünaşamalardaki zorlukları da bizler yaşadık. Lütfen yanlışanlamayın ama, kurumumuzun ve özellikle fakültemizinbu noktaya gelmesindeki temel taşları, birazönce sözünü ettiğim kurumun gelişmesinin her aşamasındamücadele eden, bizim kuşağın oluşturduğunainanıyorum. Bütün bu yaşanmışlıklar daha öncebahsettiğim o dayanışma ve mücadelenin ürünüdür.Bu yüzden heyecanımızı kaybetmedik. Ben 66 yaşımabasmak üzereyim ve bir yıl sonra üniversiteden, bu yuvadanayrılmak zorundayım. Bu durum bizler için çokzor. Benim iki tane çocuğum var ama bizler Üniversitemizibüyütmekten, çocuklarımızın büyüme aşamalarınıniçinde olamadık. Bu açığımızı torunumuzlagidermeye çalışıyoruz. Burası gerçekten çocuğumuzgibi ve bu sevgi ve bağlılığın bizden sonraki kuşaklarcada içselleştirilmesi, korunması ve geliştirilmesi ge-Adını rahmetle anacağım ve biz eğer Yıldız’ın temeldireği isek o Yıldız’ın temeli ve aynı zamanda mezunuolan ve Yıldız’a çok emek vermiş olan Selahattin Çakalhocam ile kayıt esnasında tanıştık. “Ben İç Mimarımdedim” ve Yıldız’da Mimarlığı nasıl hallederim diyesordum kendisine. “Siz gelin bankonun arkasına” dedive bana kahve yaptırdı ve beni mimar olarak almayakarar verdi. Babamdan dolayı mobilya sektöründekiiyi bir geleceği teperek, Yıldız’a Mimarlık Bölümüneyeniden öğrenci olarak girdim. Aynı dönemde benimkonservatuar eğitimim de devam ediyordu. 8yıl konservatuarın gündüzlü kısmında eğitim aldım.Öğrenciliğim bitip 5 yılı tamamladıktan sonra, yüksekmimar olup büromu da açtığımda hem baba sektörümobilya, hem mimarlık ve hem de iç mimarlık olmaküzere üçlü kombinasyonda çalıştım. Bu dönemde, İsmetAğar Yılmaz denen hoca beni yolda yakalayıp “YarınAnkara’ya gidiyoruz” diyerek beni Selahattin Çakalhocanın grubuna dahil etmesiyle bu sevda başladı.Başladığı andan itibaren müzisyenliği bıraktım, bir yılsonra büromu kapattım ve dört yıl sonra da mobilyasektöründen kendimi çektim. 44 yıl bu kurumun içindebulundum. Bu sürede içinde bulunduğum kurumave öğrencilerime verdiğim emeklerimi ve katkılarımıhelal ediyorum. Öğrencilerimiz hayata atıldığında,bizimle kurdukları ilişkiler doğru şeyler yaptığımızıgösteriyor. Biz bu üç hoca, dünyanın en zengin insan-rulmuştu. Rahmetle ve sevgi ile andığım Süha Tonerrekmektedir. Umarım Üniversitemizdeki yeni kuşaklarlarıyız. Niye zenginiz biliyor musunuz? Her öğrencinin64 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar 65


Prof. Dr. M. Emre Aysu:Osmanlı toplumundaki o çok dinli ve çok kültürlüyapı gibi, fakültemizde de değişik kaynaklardangelen çok farklı bir yapı var.hayatta yaşarken “Allah razı olsun” dediği üç hocadanbiri olmanın onurunu ve gururunu yaşıyoruz. Hizmetettiğimize inandığımız öğrencilerimiz, bizlerin en büyükservetidir.Hakan KARATAŞ: Bu röportaj dergimizde yayınlandıktansonra umarım bütün genç akademisyenlerimizbu röportajı çok dikkatli okurlar. Ben, sanki bu kurumaçok uzun süredir emek vermiş insanlarla değil degörevinin daha başında, çok hedefleri ve planları olaninsanlarla görüşüyor gibiyim. Enerjiniz bana da geçtive umarım uzun yıllar Yıldız’a hizmet etmek bizlere denasip olur. Çok teşekkür ederim. Gördüğüm kadarıylaYıldız’ı iş olarak değil de yuva olarak görüyorsunuz vebu yuvanızdaki size ait özel odanız da Mimarlık Fakültesiolmuş. Diğer üniversitelerin Mimarlık Fakülteleriile kıyasladığınızda fakültenizin ön plana çıktığı konularıbizlerle paylaşabilir misiniz?Müjgan ŞEREFHANOĞLU SÖZEN: Öteki üniversitelerlekarşılaştırdığımızda, 70 yıllık köklü bir geçmişi olanfakültemizin gerek devlet gerekse özel ve / ya da vakıfüniversiteleri içinde çok ağırlıklı bir yeri olduğu yadsınamaz.Planlama ve Mimarlık olarak iki temel bölümüolan fakültemiz, alt yapısı, yetişmiş öğretim kadrosu,öğrenci kapasitesi, gelen ve mezun olan öğrenci niteliği,uluslararası ve ulusal düzeydeki ilişkileri yönündenMimarlık lisans ve lisansüstü eğitimde ağırlıklıyerini korumaktadır. Örnek verecek olursak, özellikleYapı Fiziği alanında yürütülen lisansüstü programı, 30yıllık geçmişi, yetişmiş kadrosu ve çeşitli etkinlikleriyleöteki üniversitelerden farklılık göstermekte. Bunungibi iki bölümde önemli ayrıcalıkları olan başka bilimdalları da var. Tüm dünyada her alanda gelişmelerinsürdüğü düşünülürse, fakültemizde de bunun sürdürülmesive kimi alanlarda olan eksikliklerin giderilmeside kaçınılmazdır.Bu arada, son yıllarda yetişmiş öğretim elemanlarınınözel üniversitelere gitmesiyle, kuşkusuz kan kaybı oluyor.Bu konuda, bizden de eski iki kuruluş olan İTÜ veMSGSÜ Mimarlık Fakülteleri’nde de aynı durum sözkonusu. Ama bu kurumların yaşaması için de, öğretimelemanına duyulan gereksinim de bir gerçek. Yenilerinyaşaması, eskilerin ise düzeylerinin korunmasıaçısından, bu sorunun iyi bir planlama ile çözülmesigerektiğini düşünüyorum.Emre AYSU: 1942 yılında Mimarlık Şubesinin İnşaatMühendisliği Şubesinden ayrılması, bu alan için enönemli başlangıç noktasını oluşturmuştur. Bizim bölümümüzünen önemli özelliği, kurucularından başlayaraktüm hocalarımızın yurt dışı, yurt içi kurumlardanmezun olmuş kendi hocalarımız olmasıdır.Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ve TeknikÜniversitedeki Mimarlık Bölümlerinin gelişimlerinde,yabancı hocaların da payı bulunmaktadır. Bizimbölümümüzde ise tamamen kendi yapımıza uygunyetişmiş ve kendi eğitim felsefesini oluşturmuş hocalarınpayı büyüktür. Bizim fakültemizin öğretim kadroyapısı katı anlamda bir okulculuğa dayanmamakta,çok değişik kurumlardan mezun ve fakat uyumlu, uygulamaile ilişkileri olan elemanlardan oluşmaktaydı.Okulumuzu ve Üniversitemizi seviyoruz ama böylebir hassasiyetimiz yok. Osmanlı toplumundaki o çokdinli ve çok kültürlü yapı gibi, fakültemizde de değişikkaynaklardan gelen çok farklı bir yapı var. Bir anımısizinle paylaşmak istiyorum. Ben liseden mezun olduğumzaman mimar olmayı kafama koymuştum. Odönemde Teknik Üniversite, ODTÜ ve Güzel SanatlarAkademisi’nin Mimarlık Bölümlerinin varlığından haberimvardı. Yıldız’ı (İstanbul Teknik Okulu’nu), bendenbir yıl önce Yıldız’a giren kolejden bir arkadaşımdanöğrendim. Çünkü o dönemde Yıldız ağırlıklı olarakSanat Okulu mezunlarını aldığı için, lise mezunlarıarasında varlığından haberdar olan yok gibiydi. Diğerüniversiteler gibi, 4 yıllık eğitim yapıyordu ama üniversiteadı yoktu. Ben 4 okulun da sınavına girdim. Diğerlerindematematik ve benzeri sınavlara girerken,buranın sınavları farklıydı. Burada lise mezunu olarakyapı bilgisi, teknik resim ve duvar örme olmak üzere3 farklı sınava giriyorduk. Mimar olmayı hedefleyenbiri olarak, bana son derece cazip geldi. Ben bu sınavlarıöğrenince, İzmir’de mimari bir büroya girdimve teknik resim öğrenmeye çalıştım. Arkadaşımdanyapı bilgisi notlarını aldım. Zincirlikuyu’daki Yapı SanatOkulu’nda okuyan öğrencilerden, bir hafta duvarörme kursu aldım. Bu kuruma bu koşullarda girdiğimihatırladıkça, yarışmacı hırsımızın ve mücadelegücümüzün belki de buradan kaynaklandığını düşünüyorum.Bizim kuşağımızın mücadelesi hiç bitmedi.Akademi olduğumuzda, o günkü yönetim doktorayönetmeliğini bir türlü çıkarmak istemedi. Doktorayapmak istiyordum. Rahmetli doktora hocam İrfanBayhan ile yönetime karşı büyük bir mücadele verdik.O mücadelenin de lideri benim herhalde, çünkü odönemde Akademide yapılan ilk doktora benimkiydi.Bu mücadele nedeni ile doktora yapabilmek, benim 11yılıma mal oldu. Gerçekten o dönemki mücadeleninen çok içinde olan da Mimarlık Fakültesiydi. Yazacakve söyleyecek daha çok şeyimiz var. Fırsat bulup da odönemi yaşayan ve bugüne ulaşmış az sayıda hocaarkadaşımızın bir araya gelerek Mimarlık Fakültesininbilinmeyen bu tür anılarını kaleme almasının gerekliolduğunu düşünüyorum.Ali DÜZGÜN: Türkiye’de yüksek okulların kapatıldığıdönemde kapatılan yüksek okulların büyük bir kısmı,öğrencileri ve bütün yükleriyle birlikte, o günkü adıylaİstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisiolan Yıldız’a devredildi. Yüksekokullar bize devredildiktensonra, 50 kişilik sınıflarımız bir anda 100’e150’ye çıktı. Hatta Mimarlık Bölümümüz 250 kişiliksınıflara ulaştı. Uygulamalı ve devamlı masa başındaçizim, etüt, araştırma yapılan ve pratiğin de berabergitmesi gereken bir meslek 250 kişilik sınıflarda gerçekleştirilmeyeçalışıldı. Karaelmas Üniversitesi’ninZonguldak Mühendislik ve Mimarlık Yüksekokuluaçıldığında ve Edirne Devlet Mühendislik ve MimarlıkAkademisi kurulduğunda, sekreter masalarınıomuzlarımızda taşıdığımızı biliyor musunuz? O dönemdekiarkadaşlarımın, bu kurumların kurulmasınabüyük katkıları oldu. Ben öğrenci olduğumda bir tekMimarlık Bölümü vardı. 10.000 kişi müracaat eder,>> Prof. Dr. M. Emre Aysu:Avrupa Birliği üçmesleğin insanlığınsağlığı, mutluluğu içinçok önemli olduğunuve belirli ölçütlerebağlı olarak eğitiminingerçekleştirilmesini kabuletmiş durumdadır. BunlarTıp, Mimarlık ve Hukuk’tur.66 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar 67


Prof. Dr. Ali Düzgün:İyi bir mimarın, birçok mesleğin bilgi birikiminesahip olması gerekmektedir.yorum. Son yıllarda, fakültemizi ön sıralarda yazarakgiremezdi. Mimarlığa hangi meslek grupları yatkınsaistekli gelen öğrenci sayısında artış olduğu; ayrıca,onlar gelebiliyordu. Hatta onların arasından da Sanatöğrencilerin orta öğretim açısından da oldukça iyiOkullarında ön seçme yapılıyordu. Bu özellikleri gü-okullardan geldikleri görülüyor. Bu arada kız öğren-nümüzde değerlendirdiğimizde, işin özü şu; ortaöğ-ci sayısı da çok arttı. Hatta erkek öğrencilerden daharetimde gençler meslek seçimini kendi niteliklerine,fazla. Bu durum, öteki mimarlık bölümlerinde de hat-becerilerine, yeteneklerine ve kültürel düzeylerineta yurtdışında da benzer nitelik gösteriyor. Bütün bugöre bilinçli bir şekilde yaparlarsa ortada hiçbir sorungelişmeler olumlu.olmaz. Benim dönemimde mimar unvanı ile mezunancak 50 kişi seçilirdi. Seçilen öğrencilerin kalitesinisiz düşünün. O dönemde 11 dersten vizelerini geçipde 12. dersten kalan öğrencinin bütün vizeleri yanardı.Bu insanlar şimdi piyasadaki önemli işletmelerin başındalar.Jürilerde beraber olduğumuz diğer üniversitelerinMimarlık Fakültesi hocası olan arkadaşlarım,hala kendi özel bürolarında çalıştırmak için bendenYıldız Mezunu Mimar ya da Yıldız öğrencisi istemekteve nasıl bu kadar iyi yetiştiriyorsunuz diye sormaktalar.Sanırım bu durum biz Yıldızlı hocalar için en büyükmutluluk kaynağıdır.Hakan KARATAŞ: Teknik Okul döneminden günümüzekadar, öğrenci profilinde sizin gördüğünüz olumluya da olumsuz en büyük değişiklik nedir?Müjgan ŞEREFHANOĞLU SÖZEN: Biraz önce, EmreHoca’nın da sözünü ettiği, duvar örme sınavıyla buokula girmek benim için de ilginç bir anı, bir anekdotgibi. Buna değinmeden geçmek istemiyorum. Sınavdaben bir baca örmeye çalışıyordum. Tek elle dolu birtuğlayı kavrayıp yerine koymak, benim için çok zor birişti. Zamana karşı da yarışıyorduk. Hiç unutmuyorum,yanımdaki erkek öğrenci 6-7 sıra tuğla örmüşken benhala üçüncü sırada, elimde bir bezle, yerleştirdiğimhocaları da çağırdı. Yanıma geldiler ve halimi görünce“Allah aşkına böyle sınav olur mu? Kız öğrencilerepasta yaptırmak lazım.” dediler. Aslında çok düzgünve temiz örmüştüm, bunun yeterli olduğunu ve bırakmamısöylediler. Bu benim için unutulmaz güzel biranı olarak kaldı.Teknik Okul döneminde yüksek eğitim kurumları sınavlarınıkendileri yapıyor, aldıkları öğrencilerin altyapılarınıbelirliyorlardı. Akademi döneminde de öyleoldu. Teknik Okul döneminde lise ve enstitü girişliöğrencilere ayrı sınav yapılırdı. Öğrencilerin büyükbölümü, Anadolu kökenliydi. Kız öğrenciler parmaklasayılacak kadar azdı. Ayrı sınavlar olduğu için geneldeistekli olan öğrenciler başvuruyor ve seçim bunlarınarasından yapılıyordu. Sonraları merkezi sistemdenöğrenci alınmaya başlayınca, öğrencilerin kendiistekleri dışında puan sırasına göre üniversitelere girişlerigündeme geldi. Bu sistemin, her alan için özelliklede mimarlık için uygun olduğunu düşünmüyorum.Mimarlık eğitiminde öğrencinin, öncelikli olarakbu mesleği çok isteyerek seçmesi önemlidir. Doğalolarak, belli bir altyapısının olması da gerekiyor. Bunedenle, merkezi sınavda belli düzeyde başarılı olanAli DÜZGÜN: Mimarlık, herkesin her istediği zamanyapabileceği bir meslek değil. Sadece teorik bilgi ileyapılacak bir iş değil. Teknoloji, hayat ve ülke gerçeklerininhızla değişimi, tıp dışında dünyada ikinci meslekolarak kabul edilen mimarlık alanında da değişimive gelişimi gerektirmektedir. Tıp ve sağlık insan yaşamıiçin ne kadar önemli ise mimarlığın da insan yaşamına,sağlığına ve geleceğine etkisi aynı orandadır.İyi bir mimarın, birçok mesleğin bilgi birikimine sahipolması gerekmektedir. En azından, insanın yaşadığıalanları geliştirebilmek için pedagoji bilimine hakimolması beklenir. Üniversite sınavlarında tıp, hukukgibi alanları isteyen ve örnek olarak 15. tercihindeMimarlık Bölümünü kazanan ve konu ile ilgili hiçbirbilgisi ve ilgisi olmayan bir öğrenciden ne bekleyebilirsiniz?Sadece mezun olduğu zaman alacağı diplomakartonunu hedefleyen ve istemeden mimar olanöğrenciden fazla bir şey beklemek haksızlık olur. Budurumun düzeltilmesi gerekir. Bazı alanlar için bazıözel seçimlerin yapılması iyi bir çözüm olabilir. Bildiğinizgibi üniversitemize ERASMUS kanalı ile öğrencilergeliyor. Maalesef birçok dersine girdiğim ERASMUSöğrencilerinden, benim öğrencilerime göre çok dahaiyi sonuç alıyorum. Sebep; her biri harika resim yapıyor,hepsinin el becerileri çok iyi. Üniversitemizde veülkemizde mimarlık okuyan öğrencilerin profilininböyle olması lazım. Sanat Tasarım Fakültelerini seçenöğrenciler gibi, aynı heves ve beceriyle MimarlıkFakültelerine müracaat etmeleri arzu edilir. Sadecebilgisayar da bu mesleğe hakim olmaya yetmez. Bilgisayarkonusunda ne kadar uzman olursanız olun,eğer alan için gerekli becerileriniz yoksa bilgisayar daçaresiz kalır.Emre AYSU: Teknik Okul döneminde Mimarlık Şubesiolsun Makine ya da Elektrik Şubeleri olsun, bütünhocalarımız ve hatta öğrencilerimiz uygulamayladoğrudan ilişkiliydi. Bu tarihlerde kurumumuzda,Sanat Okulu mezunlarından her isteyeni Mimarlıkolanlar, uygulamaya ilişkin bilgilerle de donatılabildikleriiçin topluma hizmet sunacak hazır elemanlarolarak hayata atılıyorlardı. Çünkü mimar olmak isteğiile ön donatılarla geliyorlardı. Geldiğimiz noktadaana sorun şudur; bana göre Türkiye’de ortaöğretimdeeğitim-öğretim düzeyi, bu bağlamda tercih yapabileceköğrenci yetiştirebilme niteliğini kaybetmiştir. İkinciolarak, küreselleşme bağlamındaki dayatmalarla, birkültür erozyonu yaşanmaktadır. Maalesef genellikleortaöğretimdeki gencin kafasına “Hangi meslek dahaçok para yapar?” ya da “Hangi meslekle en kısa süredeköşeyi dönerim.” gibi son derece anlamsız ve sağlıksızbir düşünce yerleşmiştir. Severek, isteyerek bilinçli birseçimle meslek edinmek yerine, en kısa sürede en fazlaparayı kazanmak amaç haline getirilmiştir. Böylebir mantıkla merkezi sisteme girdiği zaman gençler,abuk sabuk sıralamalar yapar hale getirildiler. Bilinçliolanları da var, ancak çoğunluğunda durum sözünüettiğimiz şekilde gerçekleşmektedir. Örnek olarak;gençler, Tıp’tan başlıyor Mimarlığa kadar birbirleriylehiçbir ilgisi olmayan bölümleri sıralıyor. Sanıyorum24 bölüm sıralama hakları var. Üçüncü tehlike ise ailelerinkörüklediği, “Üniversiteye gir de hangi bölümolursa olsun.” mantığıdır. Üç faktörü de bir araya getirdiğinizde,gençler tercih yaparken önce en çok parakazandıracak bölümü yazıyor, daha sonra ise kendinigarantiye alacak bölümlere doğru sıralama yapıyor.Bizim fakültemizden bir örnek vermek gerekirse, hiçbu mesleği benimsememiş olduğunu bildiğimiz öğrencilerin10. ya da 11. tercih sırasından bölüme girdiklerinigörüyoruz ve de öğretim kadrosu olarak da buöğrencileri mimarlık mesleğini uygulayacak meslekelemanları olarak yetiştirmeye çalışıyoruz. O zamanyapılan eğitim-öğretimde, öğretim kadrosu ve öğrencizorlanıyor ve sonuçta mutlu olmayan küskün insanlarüretiyoruz. Bunun çözümü için, Mimarlık Bölümünegirecek olan öğrencilere ayrı bir sınav yapılmasıiçin YÖK’e diğer mimarlık bölümleri ile birlikte başvurduğumuzuanımsıyorum, ancak sonuç alamadığımızıtuğlalardan dökülen harçları temizliyordum. Tamöğrencilerin, mimarlık eğitimi için ayrıca özel bir sı-Bölümüne almazlardı. Örnek olarak, torna ve tesviyeda burada belirtmek isterim. Üniversite sınavı iki ka-o sırada, Selahattin Çakal Hoca beni gördü ve ötekinavdan geçmesinin daha uygun olduğunu düşünü-gibi bölümlerden mezun olanlar Mimarlık Şubesinedeme de yapılabilir. İlk aşamada üniversitelerde yer68 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar69


alabilecek öğrenciler belirlenebilir ve ikinci aşamadaise Temel Alanlar koşulu ve sınırlaması konabilir veöğrenciler ona göre tercihlerini ve sıralamalarını yaparlar.Avrupa Birliği üç mesleğin insanlığın sağlığı,mutluluğu için çok önemli olduğunu ve belirli ölçütlerebağlı olarak eğitiminin gerçekleştirilmesini kabuletmiş durumdadır. Bunlar Tıp, Mimarlık ve Hukuk’tur.İnsan yaşamını doğrudan etkileyen üç temel meslekalanı. Bu kadar yaşamsal olan üç meslekte, tesadüfiolarak girmiş ve mezun olmuş bir kişinin mutlu etmesive mutlu olması olanaksız görünmektedir. 1996yılında rektör yardımcısı olarak yönetimde görev aldığımda,Üniversitemizdeki eğitim-öğretim ile ilgilireformist-çağdaş yeni kararlar alındı. Analitik düşünceyesahip öğrenciler yetiştirebilmek için yeni bireğitim profiline gereksinme olduğuna karar verildi.Bunun için de tamamı olmasa da yabancı dil desteklieğitim-öğretim modeli hayata geçirildi ve YabancıDiller Yüksek Okulu açılarak bir yıl zorunlu yabancıdil öğretimi yapıldı. 8 yıllık rektör yardımcılığım döneminde,her yıl gelen öğrencilere anket uyguladık.Üniversitemize gelen öğrenci profilinin değiştiğinigördük. Kolejlerden ve Fen Liselerinden gelen öğrencisayısı artmaya başladı. Çok önemli gibi görülmeyenbir değişiklikle, nitelikli öğrencileri üniversitemizeyönlendirmeye başladık.Hakan KARATAŞ: Değerli görüşlerinizden benim anladığımMimarlık okumak isteyen öğrenciler alan ileilgili bilgi, beceri ve istek açısından hazır gelmek zorundalar.Uzun yıllar bu kuruma hizmet etmiş değerlihocalarımız olarak sizlerin biraz önce bahsettiğinizmücadeleler sonucu oluşturduğu bir Yıldızlı kültürüve felsefesi var. Yıldız kültürüne sahip çıkmak ve korumakadına daha yolun başlangıcında olan genç akademisyenlerene tavsiye edersiniz?Emre AYSU: Yalnız şunu belirtmek isterim. Değerlersistemi deyince, bizler Yıldız’a özel bir değer ya dakültür geliştirmedik. Bizler Cumhuriyet çocuklarınınçocuklarıyız. İlkokuldan başlayarak zaten Cumhuriyetilkelerine bağlı belli değerlere sahip bireyler olarakyetiştirildik ve bu değerleri Üniversitemize taşıdık.Bizim genç akademisyenlere öğütleyeceğimiz değerlerle,bugünkü küresel dünyanın ön plana çıkardığısermaye odaklı her şeyi tüketmeye dayalı değerlerarasında büyük bir fark var. O yüzden, dinlenmeyeceğinibile bile öğüt veren yaşlılara benzemek istemiyoruz.Biz onların yanında biraz romantik kalırız. Ancakşunu söyleyebilirim; çalışmak, çalışmak ve çalışmak.Kavga etmeden, paylaşarak, hep beraber hareket ederekçalışacaklar. Bizler tek başımıza bir şey olmadık,beraber hareket ederek bir yere geldik. Şimdi bireyler,ben odaklı anlamsız bir yarışma içindeler, bu beni kurumungeleceği için korkutuyor. Önemli olan takımçalışması içerisinde hep beraber aynı yöne hareketetmektir. Böyle davranırlarsa hepsi beraber değerolurlar. Önemli olan takımın yıldız oyunculara sahipolması değil, takımın yıldız olmasıdır.Müjgan ŞEREFHANOĞLU SÖZEN: Bizim felsefemizhep bir şeyler oluşturmak ve gerçekleştirmekti. Emrehocanın dediği gibi sürekli çalıştık, fakültemizin gelişmesinedolayısıyla kurumumuzun ulusal ve uluslararasıdüzeyde belli bir yere taşınmasında hep katkıdabulunduk. İyi bir altyapı oluşturduk. Kurumu çok sevdikve sahiplendik. Bu sahiplenme duygusu daha daçok sevgiyi ve özverili çalışmaları getirdi. Üniversiteleringelişmesinde, tanınmasında pek çok etkenin yanındaakademisyenlerin nitelikleri ön planda gelmektedir.Bir başka deyişle, kişilikli, donanımlı, üretken,çağdaş, kurumunu özümseyen, ona sahip çıkan akademisyenlerinyetişmesi, o kurumların yücelmesindetemel etkendir. Ben, genç akademisyenlerin bu düşüncelerdoğrultusunda yaşamlarını sürdürmelerinive kuruma, işlerine, öğrencilerine, arkadaşlarına karşısevgi yüklü olmalarını öneriyor ve böyle olduğuna dainanıyorum.Ali DÜZGÜN: Emre hocanın dediği gibi takımda yıldızlarvarsa bu yıldızların seçimi de Yıldız tarafındanyapılmalıdır. İnsanın Yıldız konusunda biraz fanatikolması gerekir.Hakan KARATAŞ: Son olarak Yıldız Teknik Üniversitesi’nisizin için anlamını tek bir kelimeyle tanımlayabilirmisiniz?Müjgan ŞEREFHANOĞLU SÖZEN: SEVGİ.Emre AYSU: SEVGİ ve HOŞGÖRÜ.Ali DÜZGÜN: SEVGİ ve ARMONİ.Hakan KARATAŞ: Değerli hocalarım hepinize çok teşekkürederim. Sizin gözünüzle Yıldız’a bakmak ve anlamayaçalışmak, benim için büyük bir deneyim oldu.Umarım sizin sürdürdüğünüz mücadeleye bizler degenç nesil olarak destek verebiliriz. Sevgilerimi ve saygılarımısunuyorum. II70 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar 71


ÖĞRENCİ KÜRSÜSÜHAYATSEÇİMLERDEN İBARETTİRDEMET ERÇELİKCAN / İSTATİSTİK BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİYa yaşamayı seçecektim, ya ölümü. Ben yaşamayı seçtim.Korkmadın mı, şuurunu kaybetmedin mi! Ambülanslagelen sağlık görevlileri harika insanlardı. Banahep iyileşeceksin merak etme dediler. Ama acil servisinkoridorlarında sedyemi hızla sürerlerken, doktorlarınve hemşirelerin yüzündeki ifadeyi görünce ilkdefa korktum. Bu gözler bana; “adam ölmüş” diyordu.Bir şeyler yapmazsam, biraz sonra ölü bir adam olacaktımgerçekten. Ne yaptın? diye merakla sordum.Kocaman bir hemşire yanıma yaklaştı ve bağırarakherhangi bir şeye alerjim olup olmadığını sordu. Evetdiye yanıt verdim. Var.. Doktorlar ve hemşireler meraklasustular. Derin bir nefes alarak kendimi toparladımve bağırdım: Benim kurşunlara alerjim var!Jerry, çevresindekilerin çok sevdiği insanlardan biriydi.Keyfi her zaman yerindeydi. Her zaman söyleyecekolumlu bir şey bulurdu. Hatta bazen etrafındakileriçıldırtırdı bile. Bu adam, bu halde bile nasıl iyimserolabiliyor? Birisi nasıl olduğunu sorsa; “Bomba gibiyim”diye yanıt verirdi hep...“Bomba gibiyim.” Jerry bir doğal motivasyoncuydu...Yanında çalışanlardan biri o gün kötü bir günündeyseJerry yanına koşar, duruma nasıl olumlu bakılacağınıanlatırdı.Bu tarzı fena halde düşündürüyordu beni... Bir günJerry’ye gittim. Anlayamıyorum dedim. Nasıl olur da,her zaman, her koşulda bu kadar olumlu bir insan olabiliyorsun.Nasıl başarıyorsun bunu?Her sabah kalktığımda kendi kendime Jerry bugün ikiseçimin var: Havan ya iyi olacak, ya kötü derim.Havamın iyi olmasını seçerim. Kötü bir şey olduğundayine iki seçimim var: Kurban olmak, ya daders almak. Ben başıma gelen kötü şeylerden dersalmayı seçerim. Birisi bana bir şeyden şikayete geldiğinde,yine iki seçimim var. Şikayetini kabul etmekya da ona hayatın olumlu yanlarını göstermek. Benhayatın olumlu yanlarını seçerim. Yok yahu, diye protestoettim. Bu kadar kolay yani? Evet, kolay dedi Jerry.Hayat seçimlerden ibarettir. Her durumda bir seçimvardır. Sen her durumda nasıl davranacağını seçersin.Sen insanların senin tavrından nasıl etkilenecekleriniseçersin. Sen havanın, tavrının iyi ya da kötü olmasınıseçersin... Yani sen, hayatını nasıl yaşayacağınıseçersin!Jerry’nin sözleri beni oldukça etkiledi. Onu, uzun yıllargörmedim ama hayatımdaki talihsiz olaylara dövünmekyerine, seçim yapmayı tercih ettiğimde hep onuhatırladım. Yıllar sonra, Jerry’nin başına çok tatsız birşey geldi. Soygun için gelen hırsızlar, paniğe kapılıp,Jerry’yi delik deşik etmişler. Ameliyatı 18 saat sürmüş,haftalarca yoğun bakımda kalmış. Taburcu edildiğinde,kurşunların bazıları hala vücudundaymış.Ben yaşamayı seçtimBen onu, olaydan altı ay sonra gördüm. Nasılsın? diyesorduğumda, bomba gibiyim dedi bomba gibi. Olaysırasında neler hissettin Jerry dedim. Yerde yatarken,iki seçimim var diye düşündüm.Doktorlar ve hemşireler gülmeye başladılar. Tekrar bağırdım.Ben yaşamayı seçtim. Beni bir canlı gibi ameliyatedin. Otopsi yapar gibi değil. Jerry, sadece doktorlarınbüyük ustalıkları sayesinde değil, kendi olumlutavrının büyük katkısı ile yaşadı. Yaşaması bana dersoldu. Her gün, hayatımızı dolu dolu yaşamayı seçmeşansımız ve hakkımız olduğunu ondan öğrendim veher şeyin kendi seçimimize bağlı olduğunu.Peki, neden böyle bir hikayeyle başladım?Görüyoruz ki; ekonomik kriz tüm dünyayı etkisi altınaaldı. Görüyoruz ki; kardeşim, hemşerim dediğimiz insanlar,bir parça çıkar uğruna bizi kandırıyor, bizdençalıyor. Görüyoruz ki; kendimiz seçip rahatlıkla bizitemsil eder, hakkımızı savunur dediğimiz insanlar,politik kavga ve gerginlik telaşı içinde bizi unutmuşlar.Görüyoruz ki; komşu ülke dediğimiz ya da destekbeklediğimiz ya da sırt dayadığımız ülkeler, iki parçaçıkar uğruna birbirlerini yakıp yıkabiliyor. Görüyoruzki; mutluluğu paraya, huzuru toprağa tercih edeninsanların sayısı çöldeki su birikintisi kadar az veyine görüyoruz ki; bunun en büyük sonucu ve yükübiz gençlerin omuzları üzerinde. Peki, ne yapmalıyız?Önümüzde iki seçenek var: Vazgeçmek ya dadeğiştirebilmek için mücadele etmek ve böyleceümitlerin ümitsizliğe, hayallerin, planların kâbuslaradönüşmediği bir dünya yaratmak. Cevabı size bırakıyorum..II72 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar 73


ÖĞRENCİ KÜRSÜSÜBİR BAŞKA İSTANBULOSMAN YALÇINKAYA / MATEMATİK BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİKim bilir bundan önce kaç dergide, kaç kitapta, hangiTV programında anlatıldı İstanbul, daha doğrusu anlatılmayaçalışıldı. Önceleri yaşanabilecek elverişli biryer olarak görüldü, yerleşildi. Sonra, belki daha “stratejik”kelimesi yokken bu sıfat yakıştırıldı ve içine sığınıldışehirlerde. Bu sıfat çok değerlendi ki; devletler “başşehir”yaptılar İstanbul’u. Yaşandıkça bu şehrin içindeimar edildi, imar edildikçe daha da değerlendi. Yıllargeçti yetmedi tüm yapılanlar, kalmamıştı İstanbuliçin yapılabilecekler diye düşünülürken uğruna savaşlaryapıldı. Farklı devletler istiyordu, herkes İstanbul’uister oldu, çünkü herkes en güzeli isterdi! Zaman geçti,insanlar geçti, yaşamlar değişti; bu sefer efsanelerçıktı ortaya, ne de olsa asırlardır yaşanıyordu burada.Zaman geçtikçe hayatın çok farklı noktalarındayer aldı İstanbul, kimi zaman mizah konusuoldu, kimi zaman romanlara ev sahipliği yaptı,sanki üzerinde yaşayan gerçek insanlar yetmiyormuşgibi bir de roman karakterleri sahiplendiburayı. Savaşlarda yaralar aldı, aldığı yaraları farklıeserlerle tedavi etti. Üzerinde filmler çekildi, hava kirliliğindende bahsedildi ne kadar zengin olduğundada. Fotoğrafçılar onu çok fotojenik buldu, iş adamlarıçok değerli, yazarlar çok cömert, devletler stratejik.İçinde yaşayan kimileri yaşanmaz burada dedi, kimileriise bir ömre bedel buldu. Denizinden balık tutarakgeçimimizi de sağlattı bize; plajlarında ılık sularıylakeyif de sürdürttü; yeri geldi çilesiyle canımıza daokudu. Sanırım başta söylediğim bu anlatma isteğibu yüzdendir, çok malzemesi var çünkü bize vereceğiİstanbul’un. Biz de onu isimleriyle, romantizmiyle,muzipliğiyle bir kez daha hatırlayalım bu satırlarda;üzerinde her geçen şeyle, olayla beraber yeni ufuklaraçan bu şehirden, kendisine yeni ufuklar açmasını isteyerek.Burada Necip Fazıl’ın İstanbul’u diyerek onun“İstanbul’a Hasret” kitabından hareketle, biraz romantizmyapıyoruz. Onun kitabındaki bazı noktalardanhareketle, biraz etraftan derlediğimiz romantizmisunduktan sonra halkın içinden birisi olan SamiBey ile konuşmamızı sunuyoruz. İyi eğlenceler.Necip Fazıl’ın İstanbul’uNecip Fazıl, bizim, “Eski İstanbul” dediğimiz İstanbul’uanlatıyor “İstanbul’a Hasret” isimli kitabında. Bizim“Eski İstanbul” dediğimiz İstanbul, 1940’lar ve sonrasınadenk geliyor. Hani babalarımız hatırlar, plajlarındaeğlenirdik, sahillerinde balık tutardık diye, sonradedelerimiz devreye girer. Onların daha da çoktur hatıraları,babalarımızı bastırırlar. Ama “İstanbul’a Hasret”kitabında ise dedelerimizin de anlattığı İstanbulbir kenara, daha da gerilere gidilmiş.İstanbul’da Eyüp Camiindeki martıyı anlatıyorNecip Fazıl, o martı ki tüm şehirce tanınanmartı, yani anlayacağınız tüm şehrin arkadaşıo. Düşünebiliyor musunuz, şehri arkadaş edinmişbir martı ve bir yazar kendisinden bahsediyor. İnsanlardandaha çok tanıdığı var. Ama hakkı da varbuna, çünkü İstanbul martıların şehridir, kimsemartıları İstanbul’dan alamaz, martıları da onubırakmaz. Her gün martılar o kadar çok simit yer ki,fırınlar simit çıkarmaya yetişemezler ateşli ocakların-dan. Ama İstanbul’un martıları paylaşmayı severlerve simitlerini insanlarla paylaşırlar. Biz sanırız ki insanlarbesler martıları; yesinler ki yaşasınlar, yaşasınlarki uçuşsunlar Şirket-i Hayriye’nin arkasından.Onlar da bizi besler ki binelim o vapurlara. Bu böylekısır döngüdür, ama burada karlı çıkan hep İstanbulolur. Unutmadan, simit yerler dedik değil mi? Hatırlatmaktafayda var, martılar etçil hayvanlardır; amaonlar da alışmışlar artık insanların yediğine, etçil yaşamdansimitçil yaşama adapte olmuşlar.Gördünüz mü? Simitleri bile söz etmeye değerİstanbul’un. Hele ki taş fırından yeni çıkmış çıtır çıtırve sıcacık bir simite, yanında sıcacık çayla beraberkim hayır diyebilir soğuk karlı bir günde? Gerçi çokkar yağmaz İstanbul’a, ama bir kar yağmaya görsün,o zaman da esaslı yağar. Doyulmaz da tadına! Bembeyazbir örtü oluverir koca şehrin üzerinde. Ortadabir mavi şerit eğri büğrü ve yer yer demiryolu kesersiyah, tahta traversleriyle bu örtüyü. Bir anneninörtüyü açık yer kalmasın diye çekiştirmesi gibi,kar yağarak oraları kapatmaya, örtmeye çalışır,ama ne deniz izin verir mavisinin engellenmesine,ne de kara dumanlı kara tenli şimendiferler,aralıksız sefer yaparak Anadolu ile İstanbul arasında.Bu tatlı çekişmenin arasında ise hep eğlenen bir kesimvardır, çocuklar! Alarak altlarına annelerinin rengarenkçamaşır leğenlerini, kayarlar yokuşlardan hepberaber çığlık çığlığa. Tabi ki bu da eski de kaldı, şimdikaymaya kalksan yokuş sonu araba altında kalırsın,aman dikkat!Şu beyaz güvercinlerin semasında uçuştuğu ilahi şehrigörüyor musunuz? İşte burası! Bu ne kadar çok güvercindiye sakın hayrete düşmeyin. Burası güvercinmahşeridir ve orada insan cemaat, nebat herşey güvercinleşmiştir. Martıların hakkını biraz önceverdik alınmak yok. Bak sokaklarda gezinen insanlara!Kadın erkek herkesin bir güvercin gibi süt beyaz sakalıvar. Paris’in tahta, Berlin’in asfalt kaldırımları olabilirfakat dikkat et masallarda bile İstanbul’un sokaklarıkadar beyaz, yumuşak, ipek kaldırımlar duyulmamıştır.Şu gördüğün beyaz mabetlerin beyazkubbeleri, Kağıthane deresinin getirdiği, platindendaha kıymetli ve daha beyaz bir madenle kaplı. AhBoğaziçi ahh.. Bak, iki tarafında bembeyaz vapurlar işlemekte.Siyahlık namına yalnız bu vapurların dumanıgöze çarpıyor.74 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar 75


Bu sırada Mimar Koca Sinan’ın ruhu yükseklerdensesleniyor:Pabuç eskisi dolu antikacı vitrinleri kadar boşkafalı kâfirler! İstanbul’u, karın imar ettiği kadarben bile imar edemedim. Ama hele güneşçıksın da görüşürüz...Yalnız Şirket-i Hayriye çileden çıkarır insanı çağ dışıkararlarıyla. O laf edilemeyecek yandan çarklı dumanlıvapurları yok mu, onları neden Avrupa yakasındason tiyatronun saatinden önce kaldırırlar ki? Tiyatroyuizlesen, evine dönemeyeceksin. Vapur sefamızı daalıyorlar elimizden, tiyatromuzu da. Bir de vapurlarınkaptanlarıyla ahbaplığımızı. Eskiden kaptanlaryalıların balkonlarında beyefendilere selamverirlerdi, şimdi iskeleden iki kelamı bir arayagetiremez olduk. Ah şu zamane gençleri yokmu, çalıyorlar Avrupai gürültüleri, kafamız Almanşimendiferlerin kazanına dönüyor.Hep vapur mu vardır sanırsınız İstanbul’da. Martılarınvapurlara konması ne kadar doğal geliyorsa,insanların da tramvaylara asılması o kadarolağandır burada. Tabi bazen uyarı gecikmez;“Asılmayın beyler depoya gider!”. İstanbul’unvapur güzergâhına, vapurlara eşlik eder gibidir;bu tramvaylar da, sararlar dört bir yanınıİstanbul’un. Bunlardan bir Suadiye tramvayı vardırki tam evlere şenlik. Arkadan düdüğünüöttürmeden bir gelir, korkudan dizlerinizkesilir vallahi. O tramvay, dünyanın en illetşeyidir zaten. İçine tüm İstanbul’u doldursanız,o kadar kalabalık olmayacağına inanmanız içinne yapayım? Biletçi efendi o kalabalıkta biletlerebakayım diye önden başlar, insanları yarayara arkadan bir çıkar ki sormayın...Sami Bey’in İstanbul’u..Sami Bey, tam eski İstanbul beyefendilerinden.En güzel zamanlarını yaşamışİstanbul’un. Anlatırken gözlerinin dolduğunusanırken, bir bakarsınız meğerkendisi Suadiye plajında yüzüyordur;gözlerindeki nem o yüzden. Plajdan çıkıncaaldığımız simitlerden şu an bir tanekalsa o günlerden, müzayede de satılır diyor.Ne değerli simit ki bu diye sorunca daanlatıyor, öyle bir anlatıyor ki susamlarınsimit üzerindeki dizilişlerini sanki dahadün yemiş gibi, içiniz gidiyor, canınız çekiyor.Bir an içiniz burkuluyor ben simityememişim diye...10 kuruşa aldıkları aylık tramvay biletlerindenbahsediyor. 2. mevki de giderlermişokullarına Beyoğlu tramvayıyla. “1.mevki daha pahalı olurdu, o yüzden onapara vermezdik” diyor, para kıymetliymiş tabi. 1. Mevki5 kuruş, 2. Mevki 3 kuruş olurmuş onlar da 2 kuruşubiriktirirlermiş.” Şimdi ki gibi zenginlik yok hesabımızıbilirdik” diyor. Hafta sonları, pantolonlarını evdekendileri ütüler ve biriktirdikleri paralarla Beyoğlu’nainerlermiş. “Zaten bizim okul da yakındı oraya, SaintBenoit’dan yürü Karaköy’e, oradan binersin tünele,işte sana Beyoğlu. Hani dünyanın kalbi neresidirdesen orayı gösterirler sana hiç tereddütsüz.”Sami Bey anlatırken eski İstanbul’u, hem kendi gençliğinihatırladığından hem de şimdi o güzellikleriyaşayamadığından doluyor gözleri. “Eskiden iş dönüşübinerdim vapura, herkes beyefendi, herkes hanımefendi.Herkesin vapurda oturduğu yer bellidir.Kimse farklı yere oturmaz, ahbaplarıyla sohbet eder.Vapurlar edebiyatın da can damarıdır, orada konuşurdukköşe yazarlarıyla, günlük olayları takip eder,kitap tartışmaları yapardık. Sabahleyin aldığın gazetedekiyazıları vapurda tartışırsın yazarlarıyla, var mıbundan güzeli... Evine gelir TRT radyosunda çalansanat müziği alır götürür seni, ya babanı hatırlarsınşimdi elini öpemediğin, ya eşini çağırırsınyanına; hanım kahveyi boş ver, gel hele yüzünügörelim.”“Hafta sonu olsun da gezelim diye beklemezsin.Alırdım bazen iş dönüşü 10 beygirlik Johnson’u omzuma,o zamanlar öyle herkeste 10 beygirlik denizmotoru nerede tabi, lükstü, baban da sandalı çözerdi.Babaannen semaveri taşır. Kıyıdan açılıverirdikİstanbul’un gece bile mavi olan denizine. Sen bilmezsin,Küçükyalı’da Çamlık gazinosu vardı, oradan hoşmüzikler dinlerdik, bir elimizde çay bardağı, diğerelimizde misina... Ucuna balık gelse ne olur gelmesene olur... Ama gelince de hiç fena olmaz hani... Cumartesisabahları da çıkardık yine sandalımızla. Öyleaçılmaya gerek yok denizin dibini görürdük zaten. Altımızdakovalamaca oynayan istavritleri, şimdisaatlerce bekleyip tutamayacağımızı bilseydiko zaman, misinayla değil elimiz uzatıp tutardık.Ama misina da daha bi keyifli be evlat. Motorudönüşte İdealtepe’ye kadar omzumda götürür, Nejatamcanlara bırakırdım.. Vay be gençmişiz o zamanlar!Altıntepe’den İdealtepe’ye kadar omzumda, o koskocamotoru nasıl taşırmışım?“O sıralarda birkaç damla yaş süzülüyor Sami Bey’ingözünden, hem gençliğini hatırlıyor şimdi bardağı zortutan bir zamanlar koca deniz motorunu taşıyan ellerinebakarak, hem o günleri özlüyor... Sonra birdenen üst katta olmasına rağmen, sadece birkaç santimetresinigören balkonundan seyrettiği denizdenalıyor gözlerini ve “eskiden bu balkondan kıyıdabizim sandalda çay içen aileleri görürdük, şimdine mümkün” diyor. Başımla hayretler içinde oradangörülemeyecek sandalları tasdik ederken gülüyor vemasal anlattım sana masal diyor. Hani masal hayalürünüdür ya gerçek değildir, bunlar da masal diyor.Yine başımla onaylıyorum, çünkü o günleri gözümünönüne getirmeye çalışırken birden acı bir korna sesikarışıyor köşedeki gavur kahvehanesinden gelen zıpırmüziğe ve yine gözümün önüne getiremiyorumo günleri... Evet masalmış dedeciğim diyorum ve çaybardaklarını mutfağa götürüyorum, dedemi denizigörmeye çalışırken gözleri yaşlı bırakarak... II76 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar 77


ÖĞRENCİ KÜRSÜSÜRADYOAKTİF ETKİ (!)Şiddet vakaları ne yazık ki hane içi ile de sınırlı değil.“İş yerinde psikolojik taciz” olarak tanımlanan Mobbingkavramı için Google’da her gün daha çok “görüntülenensonuç” çıkıyor. İronik şekilde, eğitim düzeyiveya kariyer basamakları arttıkça karşılaşılmasıklığı da artıyor. Ortam dışlamaları, iş baskıları, işengellemeleri ve hatta iş tuzakları, işten ayrılma gibioldukça olumsuz ve geri dönülmesi oldukça güç olansinir sistemi deformasyonları gibi kritik sonuçları beraberindegetiriyor. Mobbing ile en çok kim karşıkarşıya geliyor dersiniz?Buraya kadar ağırlıklı olarak bayanların maruz kaldığı(fiziksel ya da psikolojik) şiddet üzerine idi yazı ve yinegenel itibari ile beyleri “tahrip gücü yüksek radyoaktifetki” kılığına soktu. Fakat kadının erkeğe uyguladığıpsikolojik şiddet de, hepimizin malumu.Bununla birlikte, kadının erkeğe uyguladığı fizikselkuvvet -bu sayı da sandığımız kadar az değil- olayınmedyatik boyutu ele alınarak haber yapıldığında,uyandıracağı etki klişeleşen “adam köpeği ısırdı” başlığıile yapılan haberden pek de farklı olmazdı. IIASLIGÜL TOPUZ / İŞLETME BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİŞiddet, sözlük bir fizik terimi olarak hareketin, kuvvetinya da gücün derecesi, yeğinlik anlamına geliyor.Ancak günlük yaşantımızda iletişimimizi sağladığımızkonuşma dilinde sözlük kullanmadığımız için, toplumlardaşiddetin çağrıştırdığı ilk anlam, kaba kuvvetolarak da tabir edilen ve maalesef “aile içi” kavramı ileözdeşleşmiş fiziksel güç olarak tanımlanıyor.Çoğunlukla gelişmemiş toplumlarda karşılaşıldığısanılan şiddet; aksine, gelişmiş ülkelerde dedüşünüldüğünden oldukça sık karşılaşılan birdavranış biçimi. Somutlaştırmak gerekirse; Avrupa,Amerika ve Asya’nın bazı belirgin ülkelerini kapsayanbir araştırma sonucu, bu araştırmanın yapıldığı tümülkelerde bayanların maruz kaldığı şiddet oranının enaz %12 ile Norveç’te olduğunu gösteriyor ki; bu sonuçtoplumda yaşayan tüm kadın nüfusuna oranlandığındaortaya çıkan sayı hiç de az değil. Bunun yanısıra, toplumlarda yine en çok bayanların maruz kaldığıpsikolojik şiddet, yani baskı, fiziksel şiddetten dahayıkıcı ve rakamlara dökülemeyecek, oranlanamayacakkadar sıradanlaşmış.Üzerlerindeki ek sorumluluklar nedeniyle çoğunluklaerkeklerin yaşadıkları düşünülen bir dışavurum olanfiziksel ve psikolojik şiddet, bireyin toplumun çeşitliyer ve kademelerindeki hoşnutsuzluğunun ileri derecelibir yansıması ve mutasyona uğramış bir zincirinhalkası. Birçok psikolog ve sosyoloğun da ifade ettiğigibi birey, içinde yaşadığı ortamı bilinçaltına işliyor;maruz kaldığı, yazının başından beri anlata geldiğimizmuhtemel şiddet ve psikolojik çöküntüler dekarakter ve davranış haline dönüşüp, kişiyi yaralı birzincir olarak toplum zincirinin diğer halkalarını yaralamayaadeta mahkûm ediyor.78 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar 79


BAŞARIL’ORÉAL DEYILDIZLI SEÇTİDünyanın bilime,bilimin kadınlara ve Yıldızlılara ihtiyacı var.TTürkiye’nin en saygın bilim kuruluşlarından olan TürkiyeBilimler Akademisi tarafından desteklenen veL’Oréal Türkiye tarafından düzenlenen “Genç BilimKadınları Destek Bursları” ödülleri, düzenlenen bir törenlesahiplerini buldu. Bu yıl Üniversitemizden Doç.Dr. Serap Güneş “ Kimyasal Katkı Maddelerinin PolitiyofenBazlı Organik Güneş Pillerinin Verimine Etkileri”başlıklı projesiyle ödüle layık görüldü.1998 yılında başlayan L’Oreal-Unesco For Women inScience uluslararası programının bir uzantısı olan“Genç Bilim Kadınları Destek Bursları”, bilimin yaygınlaşmasınıve bilimsel alandaki çalışmaları teşviketmeyi amaçlıyor. Türkiye’de ise Genç Bilim KadınlarınaDestek Bursları ile bugüne kadar 40 araştırmacınınprojesi desteklendi.Türkiye’de, Genç Bilim Kadınları Destek Bursları programındabu yıl, doku mühendisliği, enfeksiyon, kolestrol,kanser, şeker ve verimli güneş pili üretimi konularında,geleceğin buluşu olmaya aday 6 araştırmaödüle değer görüldü.Yaşam Bilimleri alanında Prof. Aslı Tolun, Malzeme Bilimlerialanında ise Prof. Ayşe Erzan’ın başkanlık ettiğikomite tarafından seçilen 6 araştırmanın sahibi gençbilim kadını, L’Oreal Türkiye’den 12 bin dolar değerindebir yıllık burs kazandı. Değerlendirmede, araştırmalarınbilimsel yeniliği ve bilime sağlayacakları katkıölçüt alındı. Doktora yapan ve doktora sonrasındaçalışmaları devam eden araştırmaları destekleyenprograma, doktora derecesi almış, 40 yaşını aşmamışadaylar katılabiliyor.BİLİM KADINLARI OKULU PROJESİDoç. Dr. Serap GüneşDoç. Dr. Pelin KelicenDoç. Dr. Esra ErdalYard. Doc. Dr.Dilek ÇökelilerYard. Doç. Dr. Hilal TürkoğluŞaşmazelYard. Doçent Dr. Seda Kızılelhaber, ÖĞR. GÖR. HAKAN KARATAŞBU YIL BURS ALMAYA DEĞER GÖRÜLEN BİLİM KADINLARI VE PROJELERİ:Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen EdebiyatFakültesi Fizik BölümHacettepe Üniversitesi EczacılıkFakültesi, Farmakoloji Bilim DalıDokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi,Tıbbi Biyoloji ve Genetik Ana Bilim DalıBaşkent Üniversitesi Mühendislik Fakültesi,Biyomedikal Mühendisliği BölümüAtılım Üniversitesi MalzemeMühendisliği BölümüKoç Üniversitesi Kimya ve BiyolojiMühendisliği Bölümü”Düşük maliyetli güneş piliüretilmesi” Projesi“Kolesterolün beyin hastalıklarıüzerindeki etkileri” Projesi“Karaciğer kanserinde yeni tedaviyöntemleri” Projesi“Enfeksiyon riskinin azaltılmasındayeni yaklaşımlar” Projesi“Doğal doku oluşturulması” Projesi“Şeker hastalığında daha az hücre iletedavi sağlayacak teknikler” Projesi>> Doç. Dr. Serap Güneş “Kimyasal KatkıMaddelerinin Politiyofen Bazlı Organik GüneşPillerinin Verimine Etkileri” başlıklı projesiyle ödülelayık görüldü.L’Oréal’in 43 ülkede yapılan ve her yıl artarak devameden ulusal “burs programı” ile 500’e yakın genç kadınaraştırmacı desteklendi. Programın başlamasındanbu yana geçen 11 yılda “ödül” kazanan 57 bilimkadını ise aynı tutkuyu paylaşıyor. “Gelecek kuşaklararol modeli olmak ve daha fazla genç kadının, bilimikariyer olarak seçmelerine teşvik etmek.”Doç. Dr. Serap Güneş’in, proje konusu veproje ile ilgili hedefleri“Günümüzde küresel ısınma dünyayı tehdit eden enönemli sorunlardan biri haline gelmiştir. Meydanagelen çevresel felaketler ve ani iklim değişimleri bununen önemli kanıtlarındandır. Küresel ısınmanınen önemli nedenlerinden ve tetikleyicilerinden biri deenerji üretiminden kaynaklanan kirliliktir. Yenilenebilirenerji kaynaklarına yönelmedikçe, bu sorunla başaçıkılamayacaktır. Yenilenebilir enerji, adından da anlaşılabileceğigibi kendisini yenileyebilen kaynaklardanelde edilen veya herhangi bir nedenle tükenmeyenenerji kaynakları demektir. Dünyanın enerji çerçevesiaçısından bakıldığında, yenilenebilir enerji kaynaklarıbüyük öneme sahiptir. Güneş enerjisi, yenilenebilirenerji kaynakları arasında sıralanabilir. Güneşin, temiz,çevre dostu ve bedava olduğu göz önüne alındığında,dünya üzerinde her zaman en güçlü enerjikaynağı güneş olmuştur. Güneş ışığı, güneş pilleri kullanılarakelektriğe dönüştürülebilir. Güneş pilleri başlıcahesap makineleri, güneş lambaları, uzay araçlarıve uydularda uygulama alanı bulmuştur. İnorganikmalzemeler (silikon vb. gibi) kullanılarak hazırlanangeleneksel güneş pillerinin verimi % 24’ler civarındadır.Bununla birlikte, bu tür geleneksel güneş pillerininüretim süreci oldukça pahalı işlem teknikleri gerektirmektedir.Bu da ev tipi kullanım sürecine geçişigeciktirmektedir. Enerji için ödenmesi gereken ücretarttıkça; araştırmacılar, daha ucuza imal edilebilecekyöntemlerin arayışına girmişlerdir. İnorganik yarıiletkenlerkullanılarak üretilen geleneksel güneş pilleriyerine, polimer güneş pilleri düşük maliyetli alternatiflerolarak değerlendirilip araştırılmaktadır. Organikyarıiletken araştırmaları, Alan Heeger, Alan MacDiarmidve Hideki Shirakawa’nın Nobel Kimya Ödülü’nü80 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar 81


ETKİNLİK>> Türkiye’de, Genç Bilim Kadınlarına DestekBursları ile bugüne kadar 40 araştırmacının projesidesteklendi.almalarını sağlayan ilk iletken polimer poliasetilenikeşfetmelerinden sonra, büyük bir hız kazanmıştır.Organik yarıiletkenlerin en büyük avantajları, fizikselözelliklerinin ihtiyaca göre tasarlanabilir olmasıdır.Bu da organik yarıiletken endüstrisine dayalı devrelerinkolayca üretilebilmesi ve üretim teknikleri yüksekvakum, yüksek sıcaklık ve temiz odalar gerektirensilikon bazlı devrelere kıyasla çok daha ucuza imaledilebilmesi açısından önemli bir yol açmaktadır. Organikyarıiletkenlerin diğer bir avantajı ise esnek veışığı geçiren (transparan) altlıklar üzerine imal edilebilirolmalarıdır. Polimerik yarıiletkenler kullanılarakhazırlanan güneş pillerinin verimleri, şu anda % 5.21(Konarka tarafından 20.11.2006’da NREL tarafından1.024 cm2’lik aktif alana sahip örnek üzerinde tescilettirilmiş verim değeri)’dir. Bu da inorganik güneş pillerinekıyasla daha düşüktür. Verimin nasıl iyileştirilebileceğikonusunda yapılan teorik çalışmalar, fizikselve kimyasal özellikleri öngörülmüş yeni malzemelereveya yeni yöntemlere işaret etmektedir. Yeni malzemelerinne zaman ve nerede ortaya çıkacağı belli olmadığıiçin, bunu beklemek vakit kaybettirici olabilirve bir fizikçi olarak hedefim, elimizde olan malzemelerlefarklı üretim teknikleri ve yöntemler kullanarak,şu anda var olan inorganik teknolojisinden daha ucuzagüneş enerjisinden elektrik elde etmektir.Proje ödüle layık görüldükten sonra, insanların konuyave güneş pillerine olan ilgileri beni oldukça mutluediyor. Yalnız, şunu belirtmek isterim: Bir yıllık bir projesonunda en az inorganik güneş pilleri kadar verimlipil elde etme beklentisi içerisine girmek, pek doğru biryaklaşım olmayacaktır. Bu, biraz daha uzun bir sürecikapsayacaktır. Yıllardır birçok araştırmacının emekverip teknolojiye kazandırmaya çalıştığı bir ürünü, biryıllık bir proje ile Serap Güneş olarak ben yaparım dememçok iddialı ve bencilce olur. Bu, zaman gerektirecekbir süreçtir ama, soruna sistematik yöntemlerleçözüm üretmeye çalışmak ve bunları bilimsel dergilerdeyayımlamak, yeni araştırma konularına ilham olmasıaçısından özellikle bu yeni teknolojinin ülkemizdegelişmesi açısından önemlidir. Üniversite-Sanayiİşbirliğine girerek, sadece bilimsel yayınlar çerçevesiylesınırlı kalmadan teknolojiye yönelik başlangıç içinküçük çaplı çözümler üretmek, bir diğer hedefimizolacaktır. Yeni güneş pili teknolojileri araştırmalarınınülkemizde geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasıyla, bualanlarda faaliyet gösterecek şirketlerin artması, yeniiş ve iş gücünün ortaya çıkmasına neden olacaktır.Zira araştırma alt yapısı için gerekli sarf malzemeler(polimer, ITO kaplı camlar vs.) çoğunlukla yurt dışındantemin edilmektedir.Bu tür araştırma konuları, fizik, kimya ve mühendislikkonularında pek çok farklı disiplinler arası çalışmayıgerektirmektedir. Bu araştırma alanlarının gelişmesiyle,farklı disiplinler arasındaki iletişim gelişerek,genç araştırmacılar için farklı ve güncel araştırma konularıortaya çıkabilmektedir. Ülkemizde bu konudaçalışan araştırmacılarımız, her yıl yüklü miktarlardaücretler ödeyerek araştırma yapmak için Avrupa ülkelerineveya Amerika’ya gitmektedir. Genç araştırmacılarınyurt dışına gidip araştırma yapmasının teşvikedilmesi gerektiğine inanıyorum. Fakat yeni güneşpili teknolojilerinde ülkemizde uzmanlaşan birimlerinsayısı arttıkça, sadece ülkemiz araştırmacılarının yurtdışına gitmeleri yanında, yurt dışındaki araştırmacılarda ülkemize gelerek var olan araştırma birikimimizdenfaydalanabileceklerdir. Bu, kendi prestijimiz açısındanda son derece önemlidir.” IIYTÜ ULUSLARARASIGİTAR GÜNLERİ 10 YAŞINDAhaber, ÖĞR. GÖR. BÜLENT ERGÜDEN / SANAT VE TASARIM FAKÜLTESİTürkiye’nin en uzun soluklu müzik festivallerinden olan YTÜ Gitar Günleri,bu yıl 04-08 Mayıs tarihlerinde düzenlendi. Lorenzo Micheli ve David Martinezgibi gitar ustalarının verdiği konserlerin yanı sıra, gitar beste yarışmasıda gerçekleştirildi. Gitar Günleri’nde usta gitaristlerle genç yetenekler, heryıl olduğu gibi bir araya geldiler.04 Mayıs açılış konserinde Yıldız Gitar Duo ve cazın usta ismi Neşet Ruacanbir caz gitar resitaliyle sahne aldı. 05 Mayıs Genç Yetenekler’ konserleri bağlamındaYTÜ Gitar öğrencileri ve ardından Alkan Akıncı konseri ile 2. gündetamamlandı. 3. gün ise otuzuncu yıllarına ulaşarak bir rekora imza atanİstanbul Gitar Trio bir konser verdi. Konserin arkasından üçlüye, 30. yıllarıdolayısıyla bir de onur ödülü verildi. Ödül töreninin ardından, uluslararasıalanda büyük başarıları bulunan Terci-Korad ikilisi sahne aldı. İkili gitarınklasik repertuarının yanı sıra, Türk bestecilerinin eserlerine de yer verdi.Terci-Korad ikilisi, YTÜ Uluslararası 10. Gitar Günleri ‘Yılın Gitaristi’ ödülünüaldı. 07 Mayıs tarihinde, albümleri Naxos’dan yayımlanan genç gitaristDavid Martinez sahne aldı. Sanatçı konserinde Albeniz, Chopin, Tarrega gibiİspanyol bestecilerin yanı sıra, ünlü Flâmenko gitaristi Paco de Lucia’yı dayorumladı. Festivalin kapanış gecesinde ise saat 19.00’da ‘YTÜ 2. Ulusal BesteYarışması’nın sonuçları açıklandı ve ödül töreni gerçekleştirildi. Töreninardından, bir önceki konserindeki şaşırtıcı performansıyla gitar severleri büyüleyenİtalyan gitarist Lorenzo Micheli konseri ile festival sonlandı. IIYarışmada Ödül Alan Besteciler ve Eserleri;Birincilik Ödülü Ceyhun ŞAKLAR (Tepegöz Suiti)İkincilik Ödülü Eray DÜZGÜNSOY (Darfur Fragments)Üçüncülük Ödülü Can Bekir BİLİR (Korkunç İvan)Birinci Mansiyon Ödülü Tülinay Engin YILDIRIM (Beş Taş)İkinci Mansiyon Ödülü Sinan ŞEŞEN (Sisler ve Gölgeler)82 Yıldızlar TEMMUZ / 09 NİSAN / 09 Yıldızlar 83


GÜNCELÜNİVERSİTEMİZİNBRAUNSCHWEIG TEKNİKÜNİVERSİTESİ İLE İŞBİRLİĞİ İLKMEYVESİNİ VERDİBraunschweig Teknik Üniversitesi, Üniversitemizinstratejik ortağı olduğu “Diyalog YoluylaMükemmellik - Gelişen Ülkelerde Sürdürülebilir SuYönetimi” konulu projesiyle, gelişim işbirliği içinliyakat merkezi seçildi.haber, ÖĞR. GÖR. NİHAL YURTSEVEN / HALKLA İLİŞKİLER KOORDİNATÖRLÜĞÜRektörümüz Prof. Dr. İsmail Yüksek’in Braunschweig TeknikÜniversitesi’ne yaptığı ziyaret sırasında gündeme gelenprojeye, Üniversitemizin Mayıs ayında yaptığı stratejikortaklık başvurusu kabul edildi. İnşaat Fakültesi Çevre MühendisliğiBölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Eyüp Debik’inÜniversitemizi temsil ettiği proje, 09 Haziran 2009 tarihindeyapılan törende beş yıl içerisinde toplam 25 milyon Eurodestek alacak beş üniversiteden biri olarak seçildi.Yüksek Öğretim Mükemmeliyetinde Gelişim Ortaklığı (HigherEducation Excellence in Development Co-operation)programı, gelişmekte olan ülkelerdeki ortaklarıyla AlmanYüksek Öğretim Enstitülerini desteklemeyi amaçlar. Destek,Milenyum Gelişim Amaçları’na (Millennium DevelopmentGoals (MDGs) ve diğer işbirliği politikalarının gelişiminekatkıda bulunanlara verilir. Amaç; eğitim, araştırmave danışmanlık alanlarında Yüksek Öğretim MükemmeliyetindeGelişim Ortaklığı’nı güçlendirmektir.Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Bakanı HeidemarieWieczorek-Zeul, Berlin’de gerçekleştirilen ödül töreninde5 üniversiteyi onurlandırdı. 5 adet merkez, 1 Temmuz2009’dan itibaren 1 milyon Euro’dan başlayarak, 5 yıllık sü-recin sonunda 25 milyon Euro’luk bir fon alacak. BraunschweıgTeknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler veTeknoloji Transferinden sorumlu Rektör YardımcısıProf. Dr. Mult ve Dr. h.c. Müfit Bahadır, BraunschweigTeknik Üniversitesi ve gelişmekte olan 23 ortaküniversite tarafından uygulanan “Diyalog YoluylaMükemmellik- Gelişen Ülkelerde Sürdürülebilir SuYönetimi” (Exellence Through Dialogue - SustainableWater Management in Developing countries) projesiiçin ödül aldılar.Su konusu, hiç şüphesiz ki çevre koruma ve sürdürülebilirlikalanında, milenyum hedeflerinin merkezindebulunmaktadır. 1.2 milyar insan, içme suyundan mahrumve 3 milyar insanın hijyenik olanakları ya da atıksu giderim imkanı bulunmamakta ve suyun sürdürülebilirkullanımı, işbirliği geliştirme konusunda hayatibir önem taşımaktadır. Bu konu şimdiye kadar sadecegelişmekte olan ülkeler için çok büyük önem taşıdıysada, son zamanlarda sanayileşmiş ülkeler için de artanbir hızla önem kazanmaya başlamıştır.Özel çalışma programları ve araştırma profilleriyle,Braunschweig Teknik Üniversitesi, “Gelişen ÜlkelerdeSürdürülebilir Su Yönetimi” (Sustainable Water Managementin Developing Countries) konusunda sıradışı bir uzmanlık sunmaktadır.Gelişmekte olan Latin Amerika, Afrika, Orta Asya veAsya ülkelerinden stratejik ortaklarla, öncü araştırmalarve akademik işbirliği projeleri geliştirildi. Buprojelerdeki temel odak noktası, her bir ülkenin suyailişkin birincil meselelerine sürdürülebilir ve transferedilebilir çözümler bulmaktır.Sürdürülebilir su yönetimi alanında dünya çağında 24ortağı bulunan “Diyalog Yoluyla Mükemmellik- GelişenÜlkelerde Sürdürülebilir Su Yönetimi” (ExcellenceThrough Dialogue - Sustainable Water Managementin Developing Countries) projesi, gelişmekte olan ülkelerdeve Almanya’da, eğitim ve ağ iletişimi yoluyla,kapasiteyi geliştirmektir. İşbirliği ünitesi, BraunschweigTeknik Üniversitesi’ne yerleştirilecek ve JordanKarak’taki Mutah Üniversitesi’nde, Meksika’daki GuadalajaraÜniversitesi’nde ve Vietnam Hanoi’de SuKaynakları Üniversitesi’nde 3 uydu merkezi kurulacak.Gelişim işbirliğinin tüm aktörleri beyin takımındanyararlanabilecektir. II84 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar 85


ETKİNLİKTÜRKAY 2009KATI ATIKYÖNETİMİSEMPOZYUMUYAPILDISempozyumda,Türkiye’de atıkyönetiminde meydanagelen sorunlaraçözümler sunulmasıamaçlanmıştır.haber, MİNE ULUTAŞÜÜniversitemiz İnşaat Fakültesi Çevre Mühendisliği tarafından2007 yılında birincisi düzenlenen Türkiye’deKatı Atık Yönetimi Sempozyumu’nun (TÜRKAY 2009)ikincisi 15-17 Haziran tarihleri arasında Oditoryum veSergi Salonunda düzenlendi.Türkiye’de Katı Atık Yönetimi Sempozyumu TÜRKAY2009, atık yönetimindeki tüm tarafları; üniversiteler,endüstri kuruluşları, kamu kurum ve kuruluşları, yerelyönetimler ve kanun koyucuları bir araya getirerekbilgi alışveriş ve paylaşımı ile ortak bir bilgi birikimivücuda getirmeyi, Türkiye’de atık yönetiminde meydanagelen sorunlara çözümler sunarak bu çözümlerinhayata geçirilmesini teşvik etmeyi ve konuya olanilgiyi hep canlı tutmayı amaçlamıştır.Çevre ve Orman Bakanlığı İstanbul İl Çevre ve OrmanMüdürlüğü ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi ÇevreKoruma ve Atık Maddeleri Değerlendirme Sanayi veTicaret A.Ş. (İSTAÇ A.Ş.) tarafından desteklenen sempozyumda;Katı Atık Mevzuatı ve Avrupa BirliğineUyum Sürecinde Katı Atık Yönetimi, Katı Atık YönetimStratejileri, Katı Atıkların Toplanması ve Transferi,Atık Minimizasyonu ve Madde Geri Kazanımı, DüzenliDepolama Sahaları Yönetimi, Atık Bertarafında BiyolojikYöntemler, Atık Bertarafında Termal Teknolojiler,Tehlikeli Atık Yönetimi, Tıbbi Atık Yönetimi, SızıntıSuyu Yönetimi, Depo Gazı Yönetimi, İnşaat ve YıkıntıAtıkları Yönetimi ve Vahşi Depo Sahalarının Rehabilitasyonukonularında 33 farklı kurum tarafından yüzeyakın sözlü ve poster bildiri sunumu gerçekleştirilmiştir.Sempozyum hakkında ayrıntılı bilgiye http://www.turkay2009.com adresinden ulaşılabilir.AçılışSempozyumun ilk gününde açılış ve protokol konuşmalarıYTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail YÜKSEK, T.C. Çevreve Orman Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel MüdürüProf. Dr. Lütfi AKÇA, İSTAÇ A.Ş. Genel Müdürü Sn. OsmanAKGÜL, YTÜ İnşaat Fakültesi Dekanı ve SempozyumDüzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ahmet DE-MİR ve YTÜ Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof.Dr. Ferruh ERTÜRK tarafından yapılmıştır.Programın açılış panelinde “Türkiye’de Katı AtıkYönetimi’nin dünü, bugünü ve yarını” konusu, T.C.Çevre ve Orman Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel MüdürüProf. Dr. Lütfi AKÇA, T.C. Çevre ve Orman BakanlığıAtık Yönetimi Daire Başkanı Sn. A. Mahir ERDEM,İstanbul İl Çevre ve Orman Müdürü Doç. Dr. M. EminBİRPINAR, İBB Çevre Koruma ve Kontrol Daire BaşkanıDoç. Dr. İbrahim DEMİR ve Fatih Üniversitesi ÇevreMühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. MehmetBORAT tarafından geçmişte yaşanan çarpıcı olaylarve izlenimler dile getirilerek aktarılmıştır.Oturumlar3 gün süren sempozyumda, “Katı Atık Yönetimi,Tıbbî Atık Yönetimi, Katı Atık Bertarafında BiyolojikYöntemler, Atık Değerlendirme ve Geri Kazanımı, SızıntıSuyu Yönetimi, Arıtma Çamurlarının Yönetimi,Düzenli Depolama, Özel ve Tehlikeli Atık Yönetimi”başlıklı oturumlara, toplam 303 kişi katılmıştır. Sempozyuma,29 farklı üniversite ve araştırma kurumundan133 bilim insanının yanında, İstanbul İl Çevre veOrman Müdürlüğü ve İBB’ye bağlı ilçe belediyeleri veilgili kurumlarıyla birlikte Antalya, Gaziantep, Kocaeli,Bursa, Kırıkkale, Konya, Karaman, Kahramanmaraş veŞanlıurfa Belediyelerinden yöneticiler katılmıştır. T.C.Çevre ve Orman Bakanlığı yetkilileri, üniversiteler, TÜ-BİTAK MAM ve özel sektör temsilcilerinin katıldıkları17 oturumda toplam 68 adet sözlü ve 19 adet posterbildiri sunulmuştur.Sempozyum İstanbul İl Çevre Orman Müdürlüğü, İS-TAÇ A.Ş., Ezici Bioelektrik, RAST Mühendislik HizmetleriLtd. Şti., Derya Mühendislik, Müşavirlik İnş. Sanayive Tic. A.Ş., TETRA Teknolojik Sistemler Ltd. Şti., ÇevreNorm Şirketler Grubu, Doğa Sektörel Yayın Grubu(dsyg) ve Enerji Dergisi tarafından da desteklenmiştir.Sempozyuma karar verici ve uygulayıcı kurum ve ku-86 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar 87


ETKİNLİK>> Sempozyuma karar verici ve uygulayıcı kurum vekuruluşlardan katılımın yüksekliği, ilerde yapılacakbu tür çalışmaların geleneksel hale gelmesibakımından ümit verici olmuştur.ruluşlardan katılımının yüksekliği, ilerde yapılacak butür çalışmaların geleneksel hale gelmesi bakımındanümit verici olmuştur.Sempozyumda ortaya çıkan bilimsel ve uygulamayadönük sonuçlar* Katı atık yönetiminde gelinen nokta ile her türlüatığın yönetiminde kaynakta kontrol ve atık minimizasyonunaönem verilmesinin gerekliliği vurgulanmıştır.Bu bakımdan, evsel katı atıkların bir atıkolarak değil, değerli bir hammadde ve enerji kaynağıolarak değerlendirilmesi teşvik edilmelidir.* AB uyum sürecindeki çalışmalar kapsamındaKatı Atık, Ambalaj Atıkları, Kentsel Atıklar, TehlikeliAtıklar, Tıbbî Atıklar, Maden Atıkları ve ÖzelAtıkların Yönetimi konularında Çevre ve OrmanBakanlığı’nın çalışmaları ivme kazanmıştır. Ülkemizinyerel şartları göz önüne alınarak, bu çalışmalarınsürekliliği sağlanmalıdır.* Katı atıkların karakterizasyonun, yaşanılan bölgeve mevsime bağlı olarak önemli değişiklikler gösterdiğibelirtilmiştir. Katı atık yönetiminin planlanmasısırasında, atık karakterizasyonunun doğruşekilde tespiti gerçekleştirilmelidir.* Hâlihazırda ülkemizde vahşi depolama amaçlı kullanılanalanların çokluğu dile getirilmiştir. Vahşidepolama sahaları biran önce rehabilite edilerek,AB mevzuatına uygun düzenli depolama sahalarınınsayısı artırılmalıdır.* Mevcut düzenli depolama sahalarında gözlenenişletme problemleri vurgulanmıştır. Mevcut düzenlidepo sahalarının da AB mevzuatına uygunişletilmesi sağlanmalıdır.* Son yıllarda düzenli depolama sahası ihtiyacı, katıatıkların bertarafında farklı tekniklerin uygulanmasınıngerekliliğini doğurmuştur. Bu bakımdankatı atık bertarafında biyolojik ve termal yöntemlerüzerindeki çalışma ve araştırmalara önem verilmelidir.* Ülkemizde AB’ye uyum çerçevesinde önümüzdeki10-15 yıllık dönemde, kompostlaştırma biyometanizasyon,yakma gibi teknolojilerin uygulanmasısöz konusudur. Bu teknolojilerin seçiminde, ülkemizdegeçmişte yaşanan olumsuz tecrübeler dedikkate alınarak ekonomik, sürdürülebilir ve uygulanabiliralternatiflerin değerlendirilmesi önemtaşımaktadır.* Tıbbî atıkların yönetimi hususunda hâlâ istenendüzeye ulaşılamadığı ve belediyelerin tıbbi atık yönetimplanı oluşturma bakımından yetersizliği dilegetirilmiştir. Tıbbi atıkların kaynağında doğru birşekilde ayrıştırılması, uygun araçlarla taşınması vebertarafı konusunda belediyeler, mutlaka eğitimve finans bakımından desteklenmeli ve denetlenmelidir.* Tehlikeli atık konusundaki gelişmeler memnuniyetleizlenmektedir. Ancak istenen düzeye ulaşılabilmesibakımından atık üreticisi, belediyeler veÇevre ve Orman Bakanlığı’na büyük görevler düşmektedir.Tehlikeli atık envanterinin çıkarılmasıçalışmalarına, sanayici desteği artırılmalıdır.* Arıtma çamurlarının bertaraf ve yönetimi konusundakimevcut mevzuat ve uygulamalar irdelenerekkonunun önemi vurgulanmıştır. Arıtmaçamurlarının bertarafı konusundaki çalışmalarınartırılması ve desteklenmesi gerekmektedir.* Ülkemizde artan düzenli depolama sahalarınaparalel olarak, bu sahalardan kaynaklanan sızıntısularının arıtımı ciddi problem teşkil etmektedir.Dolayısıyla sızıntı sularının arıtımı için uygun arıtmatekniklerinin geliştirilmesi ve uygulanması gerekmektedir.* Belediyelerin bütçe kısıtlamalarının çevre sorunlarınınçözümüne yönelik çalışmaları kısıtladığı ilerisürülmüştür. Diğer yandan belediye kadrolarındakatı atık konusunu bilen teknik elemanların çalıştırılmamasının,özellikle çevre mühendislerininistihdam edilmemesinin katı atık yönetimindehatalı kararlara ve uygulamalara sebep olduğuvurgulanmıştır. Belediyelerin bu konularda da desteklenmesigerekmektedir.* Maden ocaklarının oluşturduğu çevre kirlenmesininenvantere alınması ve değerlendirme çalışmalarınabaşlanması ise ilgi ve memnuniyet ile karşılanmıştır.IITGELECEĞİN BİLİM ADAMLARIYILDIZ’DA BULUŞTUSizleri, Ülkemizin gelişmişliğine önemli ölçüdekatkıda bulunacak bu yarışmaya gönül vererekkatılmanızdan dolayı tebrik ederim.yazı, PROF. DR. ULVİ AVCIATAFEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ DEKANI - TÜBİTAK İSTANBUL AVRUPA BÖLGESİ KOORDİNATÖRÜTÜBİTAK, 1969 yılından günümüze, geleceğin bilimadamlarını keşfetmek ve yetiştirmek için çeşitli etkinliklerve yarışmalar düzenlemektedir. Ortaöğretimedevam etmekte olan öğrencileri, temel ve uygulamalıbilimlerde çalışmalar yapmaya teşvik etmek, çalışmalarınıyönlendirmek ve bilimsel gelişmelerine katkıdabulunmak amacıyla TÜBİTAK-Bilim İnsanı DesteklemeDaire Başkanlığı’nca (BİDEB) 2008-2009 öğretimyılında da Bilgisayar, Biyoloji, Fizik, Kimya, Matematik,Sosyoloji, Tarih ve Yer Bilimi dallarında OrtaöğretimÖğrencileri Arası Araştırma Projeleri Yarışması düzenlemiştir.Seçmeler, proje rehberine uygun olarak hazırlanmışolduğu belirlenen projelerin, 12 ayrı bölgede ve herdal için ayrı ayrı oluşturulan jürilerce, “Proje Raporu”üzerinden değerlendirilerek yapılmaktadır. Değerlendirmede,Özgünlük ve Yaratıcılık, Kullanılan BilimselYöntem, Tutarlılık ve Katkı, Yararlılık (Ekonomik, Sosyalvb.), Uygulanabilirlik ve Kullanışlılık, Kaynak Taraması,Özümseme ve Hakimiyet, Sonuç ve Açıklık gibikıstaslar göz önüne alınmıştır.İstanbul-Avrupa Bölgesi; Tekirdağ, Edirne, Kırklareli veİstanbul-Avrupa yakasındaki tüm ortaöğretim okullarınıkapsamaktadır. Bölgemizde yarışmaya toplam327 proje başvurusu olmuş, bunlardan 80 tanesi değişiküniversitelerden bilim dallarına göre oluşturulanjüriler tarafından yukarıda belirtilen kıstaslar çerçevesindeincelenip değerlendirilerek, 07-09 Nisan 2009tarihleri arasında yapılacak sergiye davet edilmişlerdir.Sergimiz, YTÜ Davutpaşa Yerleşkesi Menza binasıgiriş salonunda tüm okulların ziyaretine açık tutulmuştur.Finalist projeler 10 Nisan 2009 günü törenleilan edilmiş ve Bölge Yarışması tamamlanmıştır.Geleceğin bilim adamı olmaya aday gençler, bilim veteknolojik gelişmelere olan ilgilerini böyle bir yarışmayakatılarak gösterdiler. Ülkemizin genç bilim insanlarıolarak adlarını yazdırdılar. Ülkemizin gelişmişliğineönemli ölçüde katkıda bulunacak bu yarışmaya gönülvererek katılımlarından dolayı gençlerimizi tebrikeder, finalist olarak seçilen öğrencilerimize başarılardilerim. Bu çalışmalarla bundan sonra hazırlayacaklarıönemli projelerin ilk adımını atmış bulunuyorlar.Eminim ki gençlerimizin bundan sonra da yapacağıçalışmalar Ülkemize ve insanlığa bilim ve teknolojialanında katkılarda bulunacak ve büyük hamlelereyol açacaktır. Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “Dünyadaher şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için engerçek yol gösterici ilimdir, fendir” sözünü gençlerimizinkılavuz edinmesini temenni eder başarılarınındevamını dilerim. II88 Yıldızlar TEMMUZ / 09NİSAN / 09Yıldızlar89


GÜNCELYILDIZLI PROJELERYARIŞMASI’NIN ÖDÜLLERİSAHİPLERİNİ BULDUSanayinin yıldızları parlıyor!haber, ARŞ. GÖR. ENGİN AYÇİÇEK / ELEKTRİK-ELEKTRONİK FAKÜLTESİALPER COPLUGİL / ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİGöster Enerjini sloganı ile bu yıl ilki gerçekleştirilen veÜniversite-Sanayi İşbirliğinin pekiştirilmesinde önemlibir rol üstlenen “Yıldızlı Projeler Yarışması” tamamlandı.Yıldız Teknik Üniversitesi IEEE Öğrenci Kulübü’nün,İstanbul Sanayi Odası ana sponsorluğunda düzenlediğiYıldızlı Projeler Yarışması’nın Ödül Töreni, 23 HaziranSalı günü Y.T.Ü. Oditoryumu’nda gerçekleştirildi.Yarışmanın Altın Sponsorluğunu; Bopa Elektrik, Gümüşsponsorluğunu; Amper Elektrik, Doruk Elektrik,Gersan Elektrik ve Sanel Endüstriyel Tesisler; ÖdülSponsorluğunu Crea Bilişim Teknolojileri, Basın Sponsorluğunuelektrikport.com; İletişim Sponsorluğunushiftdelete.net, üniaktivite, Techno-Labs, mühendissohbetleri.com,Destek Sponsorluğunu kariyergenc.com ve Ürün Sponsorluğunu Freşa üstlenmiştir.Yarışmaya Türkiye genelinde 28 üniversiteden, 27farklı bilim dalından ve 193 öğrenciden toplam 143proje ile başvuru yapılmıştır. Tüm başvurular arasındanseçilen 20 projenin sahibi, Proje Sergisi’nde çalışmalarınısanayicilere ve akademisyenlere tanıtmafırsatı bulmuştur.Yıldız Teknik Üniversitesi’nin ev sahipliğinde düzenlenenetkinlikte finale kalan 20 proje, Y.T.Ü. SergiSalonu’nda, Y.T.Ü. Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksekve Y.T.Ü Elektrik-Elektronik Fakültesi Dekanı GalipCansever’in yaptığı açılışın ardından öğrenci, akademisyenve İstanbul Sanayi Odası üyeleri ile sanayici veişveren derneklerinden oluşan katılımcılara sunuldu.Proje Sergisi ile ülkemizde kendi alanında en geniş katılımıalmış bu proje yarışmasında, akademisyenler,araştırmacılar, iş adamları ve bilimin vazgeçilmez unsuruolan üniversite öğrencileri bir araya getirilmiştir.Yarışmayla, üniversitelerde ve endüstride yapılançalışmaları tartışmak, yapılması gerekenleri tespitetmek ve kamuoyuna duyurmak, bilimin yayılmasınakatkıda bulunmak, kurumların bilgi birikimini uygulayıcılarve bilimsel çevreler ile paylaşmak ve proje sahibiöğrencileri sanayicilerle ve sektör temsilcileri ilebuluşturmak amaçlanmıştır.Üniversite - Sanayi İşbirliği: Modeller veÖneriler konulu panel düzenlendiÖdül töreni öncesinde düzenlenen Üniversite - Sanayiİşbirliği: Modeller ve Öneriler konulu panele, İstanbulSanayi Odası KOBİ Hizmetleri Şubesi Müdürü BurçinDeğirmencioğlu, YTÜ Endüstriyel İlişkiler Uygulamave Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ahmet Topuz,>> Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik-ElektronikFakültesi, Elektrik Mühendisliği Bölümüöğrencilerinden Can Yiğit, Mihraç Özden ve ErdalAlpaslan tarafından hazırlanan “PLC Kontrollü UçanMakas Uygulaması” projesi, Üçüncülük Ödülünelayık görüldü.90Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar 91


Yıldız Teknik Üniversitesi IEEE Öğrenci Kulübü,enerjisini gösterdi.TEGEV Eğitim Danışmanı Dr. Hayrettin Karcı, TTGVİstanbul Direktörü Refik Üreyen, konuşmacı olarakkatıldı. Panelde uzun yıllardan beri dünyada ve Ülkemizdeakademik dünya ile sanayinin ortak problemalanı olarak işbirliği konusu tartışılmıştır. Bu alandagelişmiş veya endüstrileşmiş ülkelerde iyi bir noktayavarılmasına rağmen, ülkemiz açısından istenilen seviyeyeulaşılamamasının nedenleri ve çözüm önerileriüzerinde durulmuştur. Ortak görüş, Ülkemizde sanayiile üniversiteler arasında işbirliği ve dayanışma istenenseviyelerde olmadığı gibi sanayinin üniversiteyle,üniversitenin de sanayi ile bütünleşmesi arzu edilenölçülerin çok altında gerçekleştiğidir.Panelistlerin öne çıkardığı konu başlıkları veöneriler* Bitirme tezleri ve lisansüstü tezlerinin endüstriproblemlerine yönelik olarak düzenlenmesi ve desteklenmesi,üniversite öğrencilerinin ortak sıkıntısıolan amacına uygun staj yapabilme olanaklarınınfirmalar tarafından sağlanması gerekliliği,* Üniversite-Sanayi İşbirliği kapsamında yürütülecekprojelere yurt içi ve yurt dışından destek sağlanması,* Faydalı model ve patent haklarının Üniversiteye,Öğretim Elemanına ve öğrenciye kazandırılması* Yurt içi ve yurt dışındaki kurumların Üniversite vesanayi işbirliği doğrultusunda Ar-Ge desteği alabilmekiçin hazırlanacak projelere danışmanlık yapılmasıÖdül alan projeler* Birincilik Ödülü, Gazi Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Elektrik-Elektronik MühendisliğiBölümü öğrencilerinden Hidayet Tunç ve VolkanKoçak tarafından hazırlanan “Bimus Uzaktan Tanı”adlı projeye verildi.* İkincilik Ödülü, Boğaziçi Üniversitesi Makine MühendisliğiBölümü öğrencilerinden Hüsnü AvşarGürdal, Burak Çeliktaş ve Seçil Yüksel tarafındanhazırlanan “Volan Teker” adlı projeye verildi.* Üçüncülük Ödülü, Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik- Elektronik Fakültesi, Elektrik Mühendisliği Bölümüöğrencilerinden Can Yiğit, Mihraç Özden veErdal Alpaslan tarafından hazırlanan “PLC KontrollüUçan Makas Uygulaması” adlı projeye verildi.* Uygulanabilirlik Ödülü, Kadir Has Üniversitesi,Elektronik Mühendisliği Bölümü öğrencilerindenEnder Piyale, Ahmet Ardal ve Çağrı İlban tarafındanhazırlanan “Surfingfish” adlı projeleye verildi.* Yenilikçilik Ödülü, Sabancı Üniversitesi MekatronikMühendisliği ve Elektronik Mühendisliği Bölümüöğrencilerinden Eren Canarslan ve Eren Pektarafından hazırlanan “Robotraktör” adlı projeyeverildi. II92 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar 93


SANAT GÜNDEMİKİTAPİSTANBULLimon AğacıDANS12.08.200908.08.2009TİYATRO02. 08. 2009Sandy Tolan - Yayınevi: Pegasus Yayınları - Sayfa: 4001967 yılının yaz aylarında, genç bir Filistinli adam ve ikiarkadaşı İsrail’in Ramla kasabasına giderler. Yaklaşıkyaşamışlardır ve bu İsrail-Filistin tarihinin bir küçük evreninioluşturmaktadır.Anadolu AteşiMekan: Turkcell Kuruçeşme ArenaBilgi İçin: www.biletix.com29.07.2009Çıplak Ayaklar Kumpanyası: Engin-arAjda PekkanSaat: 21.00Mekan: Turkcell Kuruçeşme ArenaBilgi İçin: www.biletix.com31.07.2009SılaSaat: 21.00Mekan: Enka Açıkhava TiyatrosuBilgi İçin: www.biletix.comBir Delinin Hatıra DefteriMekan: Kulis Oda SahnesiCaddebostanBilgi İçin: www.biletix.com02.08. 2009Taş Duvar AçıkPencereAyşe Kulin,Rita RosenYayınevi: EverestYayınlarıSayfa: 70yirmi yıl önce ailelerinin terk etmek zorunda kaldığı,çocukluklarının geçtiği evi görmek istediklerinde; birininyüzüne kapı kapanır, birinin evi okula dönüştürülmüştürfakat diğer genç; Bashir, kendisini içeri daveteden Dalia tarafından karşılanır.Bu karşılanış bir Arap ve Yahudi ailesinin ilişkilerininbaşlangıç noktası olur. Bashir babasının dikmiş olduğulimon ağacını görünce kendisini sahipsiz hisseder.1948 yılında küçük bir çocuk iken Bulgaristan’da soykırımdankaçak olarak gelmiş olan Dalia’ya da umutışığı doğar. Onlar, kendi iradelerinin dışında yazgılarınıAçlık OyunlarıSuzanne CollinsYayınevi: PegasusYayıncılıkSayfa: 385Katre-i Matemİki genç insanın başlattığı diyalog bölgenin barış umudunuortaya koymaktadır. Limon ağacı simgesel olarakbölgede huzurun mümkün olduğunu anlatmaktadır.“Bu büyüleyici kitap bir ülkede bitip tükenmeyen merhamet,ıstırap ve umudun resim gibi dokunmuş halidir.Bugüne kadar dünyada en acımasızca tartışılan ve enyoğun irdelenen İsrail-Filistin anlaşmazlığının insaniboyutlarını çok az kitap bu kadar dürüst ve detaylı birşekilde ortaya koymuştur. Bu acı verecek kadar güzelöykü, kitap bittikten sonra bile insanın aklında kalmayadevam ediyor.” Elif Şafakİskender PalaYayınevi: KapıYayınlarıSayfa: 480ÇingeneAhmet MithatEfendiYayınevi: SelYayıncılıkSayfa: 104Mekan: Enka Açıkhava TiyatrosuBilgi İçin: www.biletix.comKONSER01.08.2009TarkanMekan: Cemil Topuzlu AçıkhavaSahnesiSaat: 21.00Bilgi İçin: www.biletix.com18.08.2009Volkan KonakSaat: 21.00Mekan: Ataköy Open Air Show CenterBilgi İçin: www.biletix.comKarım Şov Yapıyor!Mekan: Kulis Oda SahnesiCaddebostanBilgi İçin: www.biletix.com30.08. 2009Arkadaşım Kadın OlduMekan: Kulis Oda SahnesiCaddebostanBilgi İçin: www.biletix.comBiri Alman diğeri Türk, iki kadınyazar, Rita Rosen ve Ayşe Kulin,günlerden bir gün FrankfurtKitap Fuarı’nda karşılaşıp kadınyazarların durumu hakkındakideneyimlerini, düşüncelerinibirbirleriyle paylaştılar. Her ikiülkenin kadın yazarlarını okurlaradaha iyi tanıtmaya ve diğerkadın yazarları da işbirliğineikna ederek, olan yapıtlarına ışıktutabilecek bir küçük antolojihazırlamaya karar verdiler.İlk defa bu kitapta Türk ve Almankadın yazarlarının öyküleri birarada yayımlanıyor. Böylelikleokurlar, yazarların yazma süreçlerihakkında bilgi sahibi olurken,yazarların hangi konuları elealdıklarını, nasıl bir stil geliştirdiklerini,hangi ifade biçimlerinitercih ettiklerini anlayabilecekler.Bu arada, iki ülkenin kadınlarınıngünlük hayatlarından kesitler degün ışığına çıkmış olacak.“Bu kitaba o kadar bağımlıkaldım ki, yemeğe çıktığımdabile kitabı yanımda taşıdımve masanın altında okumayadevam ettim. Hikâyesi benibirçok gece uykusuz bıraktıçünkü bitirdiğimde bile, yataktabu kitabı düşünmeye devamettim. Açlık Oyunları kesinliklebüyüleyici.” Stephenie Meyer“Elimden bir türlü bırakamadım…Bağımlısı oldum.” StephenKingKazanmak ün ve talih, kaybetmekise kesin ölüm anlamınagelir. Bu oyunun galibininkarnı doyacak, kaybeden iseölümle tanışacak… Açlık oyunlarıbaşlasın.İskender Pala, Katre-iMatem’de usta kalemiylelalelere bezediği İstanbul’dakavuşup doyulamayan, kavuşulamayıpyakan aşklarınelemli ve Osmanlı hallerini detüm ıstırap ve coşkularıyla anlatıyor.Sevdiğini, aşklarının ilkgecesinde kaybeden Şahin’inmacerasını anlatan roman, bukaybın ardındaki esrarı çözmekiçin külhanlara, tomruklara,lalezarlara ve hatta Osmanlısarayına kadar gidiyor. İşte buyolculuk, okuru hiç ummadığıyerlerde hiç ummadığı maceralarlakarşılaştırıyor.Yaşadığı dönemde, kıvrakedebi üslubu kadar toplumsalsorunlara eğilmesi ve halkı bilinçlendirmeamacında olmasıylada tanınan Ahmet MithatEfendi, Çingene romanındaayrımcılığı eleştiriyor. Tesadüfentanıştığı Çingene kızıZiba’ya âşık olan Şems HikmetBey, çevresinin tüm itirazlarınarağmen ondan uzak durmayıbaşaramaz. Kızın eğitimiyleyakından ilgilenmek isteyenŞems Hikmet Bey, Ziba’yı birtanıdığının konağına yerleştirir.Ahmet Mithat Efendi’nin 122yıl önce büyük bir ustalıklakaleme aldığı Çingene, muhteşembir Kâğıthane betimlemesiyleaçılıyor. O günlerinİstanbul’unda dolaşmak ve ozamanın insanını tanımak içinÇingene bulunmaz bir fırsat.94 Yıldızlar TEMMUZ / 09 TEMMUZ / 09 Yıldızlar 95


DVDKaraŞövalye***yorum, NURULLAH EKİNCİYönetmen: Christopher NolanOyuncular: Christian Bale, MichaelCaine, Heath Ledger, Gary Oldman,Maggie Gyllenhaal, Aaron Eckhart,Morgan Freeman, Eric RobertsTür: Aksiyon, Dram, Gerilim, Gizem,Macera, SuçSüre: 153 dakika.DVD Özelikleri:Orjinal Dil: İngilizceİzlenebilecek Dil: Türkçe, İngilizceAltyazı: İngilizce, Türkçe ve Diğer AvrupaDilleriOrjinallik kriziNolan’ın ikinci, Batman serisinin bilmem kaçıncı Batman filmi bu KaraŞövalye. Hollywood’un da, tıpkı Amerika da yaşanan finansal kriz gibi birorijinallik krizi içinde olduğunun en bariz göstergesi değil mi bu durum?Ya çizgi roman kahramanlarıyla, ya da yeniden çevrimlerle sarıldı etrafımız.Bu filmi, Batman’ın karakaşı ve kanatları için izlemediğimi belirtmekistiyorum. Memento yönetmeni, bu sefer ne cinlikler yapmış acabamerakı içinde izledim.Kötü adam kahramanı geçiyorÖncelikle, bizi çizgi roman dünyasından çıkarıp, gerçek dünyaya getirdiğiiçin yönetmene teşekkür etmeliyim. Batman hayranları kusura bakmasın,ama hiç çizgi roman kültürü olmayan biri konuşuyor. Nolan’ınmahareti, Gotham’ı herhangi bir Amerikan metropolüne çevirmesi değil;sadece kahramanlarına da derinlik katmasında. Batman bir kenardadursun, öyle bir Joker yorumu var ki; takdir etmemek elde değil. Zatendiğer süper kahraman filmlerinde de rastladığımız, kahramanın zaaflarıüzerinden meramını anlatma olayının, burada bir adım daha ilerigötürüldüğüne şahit oluyoruz. Karizması çizilmiş bir Batman ile kadrajagirdiği her anda enerjisi seyirciye geçen Joker (özellikle filmin açılışındakibanka soygunu sekansına dikkat) arasındaki düello, filmi götürenbaşlıca unsur.Aksiyon sahneleri, film senaryosu içine iyi yedirilmiş. Bu durum, filmintemposunu olumlu etkiliyor ve sürükleyicilik sağlıyor. Oyunculuklar dörtbaşı mamur. Christian Bale’in performansı iyi ama maskeliyken ‘DartVader’ gibi ses çıkarmasına anlam veremedim. Joker’i oynayan HeathLedger, tam anlamıyla döktürmüş. Adam öldüğü için söylemiyorum,gerçekten iyi oynamış. Jack Nicholsan’ın Jokeri’ni bile geçiyor ve bencesinema tarihinde kült bir iz bırakacak bu Joker. Kötü adamın esas kahramanıgeçerek, filme damga vurduğunu söylemek mümkün.Özgürlükten taviz verilebilir mi?Filmin alt metinlerine baktığımızda ise şunlarla karşılaşıyoruz:11 Eylülsonrası oluşan güvenlik-özgürlük dengesinden bahisle, filmde sanki özgürlüktentaviz verilebilirmiş gibi bir anlam çıkıyor. Özel hayata müdahalebelli sınırlar içerisinde meşrulaştırılınca, bu sınırın nerede biteceğisoru işareti olarak kalıyor. Yönetmeni bu anlamda tasvip etmediğimi belirtiyorve bağımsız yönetmen kimliğinden taviz verdiğini düşünüyorum.Amerika’da şimdilerde yaygın olan, baskın politik atmosferin etkisi altındakalmış anlaşılan. Bazıları göz ardı edebilir, ama bu düşünce bence EbuGureyb’i veya Guantanamo’yu meşru göstermeye kadar varabilir.Kötülüğün kaynağı nedir?Bir diğer soru ise kötülük ve kötülüğün kaynağının ne olacağı konusu ki;tahmin ettiğiniz üzere bu sorular Joker üzerinden soruluyor ve belki deisteyerek sorunun cevabı muallâkta bırakılıyor. En son, “İhtiyarlara YerYok” filminin kötü adamında rastlamıştık nedensiz kötülüğe. Hâlbuki bizimfilmlerde ki Erol Taş kompozisyonu incelense, sorunun cevabı kolaylıklaverilebilir. Hayvani dürtüler engellenemeyince, insani zaaflar ortayaçıkıyor doğal olarak.İlk Batman filminde yaptığı gibi burada da Kara film gramerini kullanıyoryönetmen. Batman’in içine düştüğü handikap, idealleri uğruna karakterindenödün verip veremeyeceği sorusudur. Burada yine akıl hocasıAlfred’in dediği çıkacak: Batman, azılı düşmanı Joker’in karşısında, büyükbir bedel ödemek zorunda kalacaktır. II96 Yıldızlar TEMMUZ / 09

More magazines by this user
Similar magazines