hayatimfutbol-148sayi

hayatimfutbol

hayatimfutbol-148sayi

17EKİM 2014-SAYI148HALILHODZICBiRSAVASKAHRAMANI


Yayın Koordinatörüİlker YılmazYazarlarAdem YiğitBahadır BozkurtEmre GürkaynakFırat TopalSerkan AkkoyunUğur KarakullukçuHalilhodzicAsabi, heyecanlı ve lafını sakınmadan söyleyebilen Vahid Halilhodzic’inhayatının arka planını tüm karakteristik özelliklerini ortaya koyarnitelikte. Velez Mostar’da başlayan hikayesi ikinci Türkiye seferiyledevam ediyor. Bronz ayakabıyı kazanacak kadar kaliteli bir golcü olanHalilhodzic’in savaşla harmanlanan yaşamı, ölümle yüzleşmesinekarşın ülkesini terketmek istemeyişi, tırnaklarıyla kazıyarak teknikdirektörlükte kendini kabul ettirişi ve Kuzey Afrika ile Fransa’dakibaşarıları sonrası tekrar geldiği Trabzonspor’daki aykırı demeçleri onutanımamıza yardımcı oluyor. Hayatım Futbol’da bu hafta Halilhodzic’inhayatından kesitleri okuyabilirsiniz.148. sayıda ayrıca; Performansı serbest düşüşe geçen Iker Casillas’ı,Red Bull’un Almanya’daki takımı Leipzig üzerine yapılan eleştirileri, busezon yaptığı çıkışla adından söz ettiren Sampdoria’nın gidebileceği yoluve hapishaneden Bundesliga’ya uzanan Türk oyuncu Süleyman Koç’unhikayesini bulabilirsiniz.Keyifli okumalar,İlker Yılmaziletisim@hayatimfutbol.comteam@mobilike.com


#148 BU SAYIDABir Savaş KahramanıSavaş sırasında elinde silah vardı. Halilhodzic dikenlerle dolu bahçedegüzel kokuya odaklandıHassas FırtınaTrabzonspor’da beklentiler henüz karşılanmadı.Halilhodzic’in öğrencilerine zaman lazımCasillas DüşerkenCasillas’ın geçen sezon başlayan düşüsü durmuyor.Tecrübeli eldiveni zor günler bekliyorSampdoria’nın BiletiSerie A’da sezonun flaş takımı Sampdoria nereye kadar gidebilir?Red Bull ve Yaylımcı Futbol PolitikasıSalzburg’la başlayan hikaye Leipzig’le devam ediyor. Fakat AlmanyaRed Bull’u tartışıyorİki Arkadaş ve İkinci ŞansBundesliga’da bir Türk tüm Almanya’ya herkesinikinci bir şansı hak ettiğini ispatladı


Serkan AkkoyunProfilHF148GANiMET Mi? ESiR Mi?BiR SAVAŞ KAHRAMANIHALILHODZICBosna Savaşı sırasında elindesilahıyla savaşıyordu. Yıllar sonraDünya Kupasının en iyi hocalarıarasına girdi. Bu yolda ise dikenlerledolu bir gül bahçesinde sadece ogüzel kokuya odaklandı


altını üstünü getirerek” sözleri ile anlatır. Bosna’dakentler üflenmeden küllüğe konmuş kibritçöpleri gibiydi. Bir kısmı yanmış ve kararmış, birkısmı sağlam ama yalnız ve eksik. Halilhodzic,yanmış ve kararmış kısımda bıraktı, Fransa’dandöndüğünde yanında getirdiği hayallerini.Nantes’ın ardından 1 sezon Paris Saint-Germainforması giyen Vahid, Velez Mostar teknik direktörüolarak sonunda kentine hizmet etme fırsatıbulmuştu. Ama fırsatlarını tam alnından vurupyaşamsal faaliyetlerini sonlandıran savaş onu daiçine çekti. Tek varlıkları olan evini korumak içinsilah aldı. Fırın ve lokanta olarak da kullanılanevlerinin çevresini temizledi. Kendilerine yönelikgelen saldırılara karşı aynı şiddetle yanıt verdi. Birsniper tarafından vurulduktan sonra herkes onaülkeden ayrılması için baskı yaptı. Çünkü önemlibir futbol figürü, ünlü bir isimdi. Ama o bir süredaha kalmayı tercih etti. 1-2 ay boyunca hastanedetedavi oldu. Daha sonra Milijov Petkovic’in başındabulunduğu Hırvat Savunma Konseyi’nin tehditlerialtında 1993 yılında ülkeden ayrılmak zorundakaldı. Ayrılmasının hemen ardından içinde ölümdeyüzleştiği, PSG’de oynadığı sırada ölen annesiile en güzel çocukluk hatıralarının bulunduğuev; yağmalandı ve yakıldı. Halilhodzic ailesindengeriye, Vahid’in yanmış kan kurusu kaldı.Bir teknik direktör doğuyor“Bir gün önce zengin bir adamdım. Ertesi gün birpantolon ve gömlekle kaldım” diyor Halilhodzic.Mostar’dan ayrılıp Beauvais’e gittiğinde ona kucakaçan ülke yine Fransa oldu. Ama bu sefer bir futbolefsanesi değil yanında savaş mağduru apoletinide taşıyordu. Vücudunda mermi yarası, kalbindekorkusuzluk; Halilhodzic o gün nasıl bir adamolacağına karar verdi; “Hayatım iniş ve çıkışlarladolu. Tek yapmam gereken başarılı olmak.”Kuşu çıkmayacağını biliyordu. Futbola ileri gitmelive bu işin en iyilerinden birisi olmalıydı. Kapıkapı kulüpleri dolaştı. Arabasında yattığı geceleroldu. Beauvais’te geçen bir senenin ardından1997 yılında Afrika’da yaşayacağı tecrübeye kadarLeyla’sını arayan Mecnun gibi gezdi. Bu aradaLeyla o sıralarda Sırpların elinde, tecavüz veişkence altındaydı.Halilhodzic, Marcelo Lippi ve Fabio Capello gibiisimleri takip etti. Onları izledi. Futbolun gelişiminive gidebileceği noktayı hep tahmin etmeye çalıştı.Sonunda kapılar ona yıllar sonra en büyük hocalıkbaşarısını sergileyeceği topraklarda, Afrika’daaçıldı. Fas’ın Raja Casablanca takımını Vahid’eemanet ettiler. Avrupa’nın zirvesindeyken geldiğiülkesinde ailesini ve evini bırakan Halilhodzic tümhırsını rakiplerden çıkardı. Önce Lig şampiyonuardından Afrika Şampiyonlar Ligi şampiyonu oldu.Trabzonluların “dede” lakabı taktıkları hocalarıhenüz yolun başında olaya çok sert dâhil olmuştu.Protestanlar “bugün çok çalış ve yarını düşün”18. yüzyılda Avrupa’da başlayan ‘AydınlanmaAkımı’nın kurucularından Almanyalı filozofImmanuel Kant, felsefenin temelini; insanın kendidüştüğü olumsuz durumdan kurtulmak için yineçareyi kendi aklında bulabileceği şeklinde ilkelbir şekilde özetleyebileceğimiz mantığa oturtur.Halilhodzic, Bosna’da kül olan evinden bir AnkaLigue 2 şampiyonluğunun ardından.


mottosunu taşır. Halilhodzic ise, “bugün çok çalışve geçmişini düşün” mottosunu icat etti. Çünküonu geleceğe ve hedeflerine taşıyacak yegâneazim geçmişinde yaşadıklarında gizliydi.Bir insan doğuyorHalilhodzic, Raja Casablanca sonrasında Lille,Rennes, Paris Saint-Germain, Trabzonspor, IttihadJeddah, Fildişi Sahili, Dinamo Zagreb ve Cezayir’içalıştırdı. Lille’de ligi 3. bitirdi. PSG ile ŞampiyonlarLigi’nde mücadele etti. Fildişi Sahili’ni DünyaKupası’na götürdü. Cezayir’le Dünya Kupası’ndaikinci tura çıktı, uzatma dakikalarında turnuvanınşampiyonu Almanya’ya 2-1 yenildi. 2014/15sezonunda da yarım kalan işini tamamlamak içinTrabzonspor’a geri döndü. Fransızlar için ‘CoachVahid’ Trabzonsporlular için ‘Dede’ Karadenizkıyılarında yeni bir hikâyenin kahramanı olmaküzere geri gelmişti. 16 yaşında ailesinden kopupMostar’a gelen Vahid Halilhodzic bir savaşganimeti mi yoksa esir miydi? Onu masumbir futbol adamından saldırgan bir çöl tilkisinedönüştüren şey kesinlikle kurşunlar, ölümler ya dayangınlar değildi. ‘Dede’ hep eksik yaşadı. Hayatıheyecan ve hayal kırıklarıyla dolu bir adamınsesinin gür çıkmasına saygı duymamız gerekiyor.Yazıdan taşanlar-Cezayir ile Dünya Kupası bileti aldığı günden1 yıl önce kardeşi hayatını kaybetti. BurkinaFaso maçından sonra gözyaşlarını tutamadıçünkü aklına kardeşi geldi.-Fildişi Milli Takımı’nı 2010 Dünya Kupası’nataşıdı ama siyasi nedenlerden dolayı görevineson verildi. Kendini görevden alan hükümetinbu davranışını “iğrençlik” olarak niteleyenHalilhodzic daha sonra yeni gelen hükümetinkendisinden özür dilediğini açıkladı.-Teknik direktörlüğü sırasında Chelsea’denteklif aldı ancak o dönem dil sorunu nedeniylekabul edemedi.-1985 yılında Galatasaray’ın transfer listesinegirdi. Ama Nantes satmaya yanaşmadı.Halilhodzic o sezonu 28 golle kapatarakAvrupa gol krallığında ‘Bronz Ayakkabı’ödülünü aldı.-Disiplinli ve sert oluşu nedeniyle Avrupapiyasasında futbolcular arasında adı‘Diktatör’e çıktı.-PSG’yi çalıştırdığı dönemde takım kadrosunubasına veren çalışanı kovdu.-Fransa’da onu konu alan kitaplar yazıldı.


Adem YiğitSüper LigHF148HASSAS FIRTINASezona büyük bir transfer harekatıyla başlayan Trabzonspor’da beklentiler henüzkarşınlanmış değil. Sabırsızlık kelimesinin vücut bulduğu bordo-mavililerde VahidHalilhodzic’in öğrencileriyle yapabilecekleri merak konusuGeçen sezon UEFA Avrupa Ligi’nde yakaladığıbaşarı grafiğini Süper Lig’e yansıtamayanTrabzonspor’da, büyük umutlarla ve öze dönüşhayaliyle göreve gelen Mustafa Reşit Akçaydönemi hüsranla sonuçlanmış, Trabzonsporyönetimi de yola Hami Mandıralı ile devamkararı almıştı. Sezonu elindeki kadronun dahaönceki sezonlarıyla kıyaslandığında hiç de fenasayılmayacak bir noktada bitiren Trabzonspor’dabu nispeten başarılı sonuca rağmen sulardurulmadı, bir başka antrenör değişikliği geldi.“Hocamızla yeni sezon için anlaştık. Kendisişu anda Dünya Kupasında takım çalıştırıyor”sözleriyle duyuruyordu Başkan İbrahimHacıosmanoğlu hoca değişikliğini. İsmizikredilmese de camiaya yakın isimler bu hocanınHalilhodzic olduğunu biliyorlardı. Büyük bir güvenleve umutla çıkılan bu yolun daha başlangıcındanitibaren bir dizi sorunla karşılaşıldı. Ve bundansonrası pek de parlak görünmüyor.Dünya Kupası’nda Cezayir’le başarılı bir grafikyakalayan Vahid Halilhodzic’in kupa sonrasındatakımın başına geçeceği konuşuluyordu fakatsüreç uzadı. Hacıosmanoğlu ne kadar “anlaştık”dese de ortada resmi bir mukavele yoktu. “Kafakarıştırıcı teklifler aldığını” bizzat Emir Delic isimliBoşnak bir gazeteciye açıklayan Halilhodzic’in fiyatyükselttiği konuşuluyordu.


Gecikmeli de olsa Boşnak hoca takımın başınageçti. Ve ne olduysa ondan sonra oldu aslında.Hacıosmanoğlu kanadından, haziran ayınınbaşından beri yapılan her hamle sonrası “Her şeyihocamıza danışıyoruz” açıklaması geliyordu vefakat Halilhodzic’in kadroyla çalışmaya başlarbaşlamaz “Bana on oyuncu lazım” sözü kafalarıkarıştırıyordu. Eğer yapılan her hamlede hocayadanışılmışsa, hoca o ana kadar transfer edilmişoyuncuları niçin beğenmemişti? Danışılan hocaHalilhodzic değil de bir başkası mıydı?Böylelikle iki ayrı transfer döneminde olacakişler bir transfer dönemine sığdı ve Trabzonsporikiye ayrılan bu transfer döneminin ilk döneminitamamen çöpe attı. Aslında gayet makulbaşlamıştı bu kez. (Deniz Yılmaz, SerdarGürler hamleleri, Olcan-Adrian ve Henriquesatışları) Halilhodzic’in “Bana en az on oyunculazım” çıkışından sonra her şey sıfırdan başladıve Trabzonspor tarihinin en büyük transferharcamasıyla, kesinlikle büyük bir aceleyle yenibir arayışa girdi. Acil tarafından yeni yabancılarıgetirebilmek için kontenjan belasını tıkayan eldekioyunculardan kurtulmak için ödenen rakamlar,yeni gelen oyunculara ödenen rakamlarla hemenhemen 50 milyon dolarlık bir maliyetin altınagirildi.Galiba bu kez işlem tamamdı. Kadro “yıldız”oyuncularla takviye edilmiş, hocanın inanılmasıgüç gelen talepleri tüm kamuoyunu şaşırtan birşekilde karşılanmıştı. Oluşan yüksek beklentiyidizginleme çabalarının ilk tuğlasını Halilhodzickoyuyordu: “Bana en az bir yıl gerekiyor.” Fakat bumemlekette, hele hele Trabzon’da çok transfer acilbaşarı anlamına geliyor.Daha başlangıçta sancılı başlayan bir sezondaTrabzonspor’un gözü, kulağı saha içindeydi.Avrupa Ligi’nde gruplara kalınması vedeplasmanda Metalist’in mağlup edilmesicamiada umut tohumları yeşermesine neden oldu.Fakat gerçekte durum hiç de böyle değildi. Sezondaha en başından beri büyük sıkıntılara gebeydiTrabzonspor için. Neydi bu sıkıntılar? Kronolojikolarak sayabiliriz fakat bu sorunları Karabükspor-Kevin ConstantTrabzonspor maç sonu röportajında Halilhodzicözetledi: “İhanet, İspiyon…” Bir futbol takımındandeğil, bir TV dizisinin senaryosundan bahsediyorgibiydi Trabzonspor’un patronu maç sonuaçıklamasında…Yönetimin ya da daha gerçekçi bir ifadeyleHacıosmanoğlu’nun geçen sezonun sonundanitibaren verdiği “Kadromuz, transferlerimiz,hocamız… Şimdiden hazırız” içerikli mesajlararağmen ne transferlerin, ne de hocanın hazırolmaması, hatta hoca geldikten sonra yarılandığı,belki de neredeyse bitirildiği düşünülen transfersürecinin sıfırdan başlaması ortada büyük biriletişim sorunu olduğunu gözler önüne serdi.Bu iletişim sorunlarına hocanın kendine hasüslubunun yarattığı iletişim sorunları da ekleninceTrabzonspor her anlamda birlikte olması gerekenbir sezonun temellerini kırılgan bir başlangıçlaatacağının sinyallerini verdi.Bir başka iletişim sorunu da Yönetimin medyakanalları/karakterleri üzerinden Trabzonsporcamiasına pompaladığı sabır ve umut


Waris Majeedmesajlarında saklıydı. Trabzonspor sezon başındanberi gerçek manada ümit vadeden bir oyun ortayakoyamamışken, saman alevi performanslarıabartarak, mevcut form grafiğiyle ne zamanyaşanacağı kestirilemeyen hezimetlerde osabrın/umudun yerini öfke ve hayal kırıklıklarınınalmasına sebebiyet veriyor. Bir yapaylık,bir acelecilik ki sormayın gitsin. Hemen herkademede…Trabzonspor’un iki transfer dönemini tek döneme-büyük bir aceleyle- sığdırdı. Hocanın herkesişok eden “10 oyuncu” isteğinden sonra yapılanhamleler bireysel olarak bakıldığında kaliteolarak değil ama kadro mühendisliği/bütünlüğüaçısından sınıfta kalan isimlerdi. Yatabare, Waris,Constant, Belkalem, Medjani, Papadopoulos,Cardozo, Sefa, Serdar, Gökhan, İshak, Musa,Ferhat, Anıl, Turgut, Fatih Atik, Salih Dursun…Ortada bir transfer aklından söz edemeyeceğimiziHalilhodzic’in çıkışı ve sonrasındaki telaşe zatenaçıklıyor. Halbuki bir “yeniden yapılanma”dan sözedilecekse öncelik akılcı transfer politikasındangeçer. (İkinci transfer döneminde) Dar yerlioyuncu havuzuna rağmen nispeten iyi oyuncularalınmış olsa da kadro mühendisliğinin doğrukurgulanmadığını söyleyebiliriz.Takımın en büyük problemi uyum olacak, buzahir. Ve de kadro mühendisliği… Bu “uyum”sezonunda, oyuncuların en çok ihtiyacı olan şeybirlikte çalışmak, idman yapmak ve bunu herfırsatta yapmak. Devre arasında muhtemelen 5oyuncu Afrika Uluslar Kupası için takımı yalnızbırakacaklar. Gerek devre arası çalışmalarında,gerekse takımın ikinci yarı oynayacağı 3-4 maçtayer alamayacaklar. Basit ama ölümcül olabilecekbir mühendislik hatası. Oyuncuların pek çoğunaederinden fazla bonservis verildiğini, ödenecekyıllık ücretlerin de oldukça şişik olduğunu dahesaba katarsak, kulübün neredeyse bütüngeleceğinin riske edildiği kritik bir sezonda sıcakAvraam Papadopoulos


parayı böylesine bilinçsiz bir şekilde harcamakiçin planlı bir telaşe gerekiyor herhalde! Herşeyin bu kadar aceleyle kurgulandığı bir yerde enson sabredecek kitlenin ezelinden beri taraftarolduğunu da hatırlatalım, formalarımızı giyelim vebir de saha içine inelim.Trabzonspor kulüp tarihinin en kötü ligbaşlangıçlarından birine imza attı. Haftalarilerledikçe takımın düzeleceğine dair bir umutvar fakat bu umudu besleyen şey saha içi değil.Saha içinde de bir kaos, bir karmaşa hakim.Halilhodzic’in Cezayir Milli Takımı’yla yakaladığıbaşarılı performansında takım esnekliği vedinamik orta sahası önemli bir etkendi. Brahimi,Taider, Feghouli, Bentaleb gibi dinamo nitelikliklas futbolculara Djabou, Lacen, Yebda gibialternatifler de katıldığında ortaya çok dinamikbir orta saha çıkıyordu. Bir bütün gibi hareketeden, esnek ön alanla birlikte mobilizasyonve manevra kabiliyetini artıran takım, rakiplerkarşısında direncini hiç kaybetmiyordu. BugünHalilhodzic’in Trabzonspor’unda daha ilkbakışta göze çarpan en önemli eksiklerdenbiri orta sahadaki bağlantı eksikliği. Yeni birtakım olmanın verdiği uyumsuzluğa, hocanınkafasındaki oyun planına uyumlu gibi durmayanoyuncuların varlığı da eklenince Trabzonspor’unne oynamaya çalıştığını bile anlayamıyorsunuz.Dağınıklığı toparlayacak, orta sahaya dinamizmgetirecek bir oyuncu yok kadroda. Halilhodzicbu probleme bir çözüm arayışında. StoperMedjani’yi, Kayserispor’da sağ bek pozisyonundaparlayan ve Galatasaray’a transfer olan Salih’i vesağ bek Bosingwa’yı orda denemesinin sebebibiraz da bu. Mehmet’in yavaş yavaş iyiye gidenbir görüntü vermesine rağmen fiziksel eksikliklerive kritik dakikalardaki temposuzluğu, yüksekmücadele azmine rağmen Salih’in yetersizliği,Constant’ın ışık saçan görüntüsüne rağmendağınıklığı, Soner’in bir türlü beklenen atılımıyapamaması ve bu negatifliklerin üzerine birde yeni bir takım olmanın uyumsuzluğu hemarka, hem de ön alanı etkiliyor. Hoca da arayışadevam ediyor ama, belki isimlerle ilgili birşeyleri sabitleyip, dizilimsel bir arayışa girmesigerekiyordur, kim bilir?Halilhodzic genelde 4-5-1’den bozma 4-3-3’ü tercihediyor veDüzeniyle sahaya çıkıyor genelde. Parantez içindeverilen isimler de o mevkide forma şansı bulandiğer isimler.İsim, mevki ne olursa olsun, uyumsuzlukanahtar kelime. Defans, orta saha, hücum…Hücum hattını ele alalım mesela, oyuncularınbirbirlerini tanımaması bir tarafa, takımın (Yada hocanın) Cardozo’yu tanımaması bir başkatarafa. Uyumsuzluk anahtarının yanına yalnızlığıda ekleyelim Cardozo’dan bahsederken. SüperLig’in yazılmamış bazı kuralları ve kadimstandartları var. “İyi bir hücum hattı pek çokdefoyu kapatır” bunlardan biri. Hücum hattındadoğru bir yapılanmaya gidilebilseydi, Trabzonsporiçin geçiş süreci daha az sancılı olabilirdi belki.Hücumda kanatsız bir uçak gövdesini andırıyorTrabzonspor. Cardozo Halilhodzic’in beklediği yada umduğu gibi çok yönlü bir oyuncu değil. Enazından bu denli yalnızken… Ondan geriye gelip


orta sahaya yardım etmesini, topu alıp hızla rakipkaleye inmesini bekleyemezsiniz. Mobilizasyonuda hızı ve cüssesi yüzünden sınırlı bir oyuncufakat kalitesini tartışacak değiliz, standartlarınüzerinde, gerçek bir santrafor. 1.93 boyunda, Çokgüçlü, iyi şut çekebilen, önemli bir hedef santrafor.Bunlar onun pozitif özellikleri ve Trabzonspor şuana dek onun bu özelliklerinden faydalanabilecekbir oyun oynayamadı. Onu verimli kullanabilmekiçin topla temasını arttırmak, mümkünse dekaleye daha yakın yerlerde bunu yapmak, onunrakip savunma arasında yaratacağı boş alanlarısezmek, bu boşluklara koşular yapmak ve pozisyonkovalamak takım arkadaşları ve Trabzonspor için okadar önemli. Trabzonspor’un kanat oyuncularınınöncelikleri, ortalama bir kanat oyuncusununöncelikleriyle örtüşmüyor. Gerek Sefa, gerek Yusuföncelikleri “oynatmak” olan oyuncular değiller.Halbuki mevcut önceliklerini ikinci plana atabilseler,oynatmayı ön plana alabilseler istedikleri oyunudaha rahat oynayabilecekler. Halilhodzic’in başınıağrıtacak konulardan biri de bu. Eldeki diğeralternatiflerden Waris’in onunla kuracağı muhtemelbir ortaklık Trabzonspor hücumları için hayati olabilir.Ya da formda bir Deniz Yılmaz… Zira Paraguaylıgolcü Second Striker pozisyonunda da oldukçaverimli oynayabiliyor. Ama Trabzonspor’un busezon şimdiye kadarki çoğu hücum denemesindeCardozo’ya en yakın oyuncunun mesafesi 30metre civarındayken onun bu özelliklerinden verimalınabilmesi söz konusu değil.Sözü açılmışken Deniz Yılmaz’a da bir paragrafaçalım, iyi başladığı sezonda şanssız bir sakatlıkyaşadı. Cardozo ile birlikte önemli işlere imzaatabilir, o yeteneklere sahip bir oyuncu.Yukarıda da bahsettiğim gibi bu noktada VahidHalilhodzic’in zaruri de olsa şimdiye dek sonuçalınamamasından ötürü bitmek bilmeyenarayışları çözüm olabilir. Örneğin, başta Cardozo,ve sonra da Trabzonspor’un elindeki mevcutkadroyla 4-5-1’den bozma 4-3-3 yerine 4-4-2 denemesi (4-5-1’den bozma diyorum, ziradeplasmandaki Metalist, Rostov, içerdekiFenerbahçe maçlarında Trabzonspor o kadar geriyaslandı ki, ofansif kanatları çoğu zaman beklerinkademesinde ya da yardımındaydılar). Eldekibir diğer alternatif de Yatabare. Eğer bu oyunsisteminde ısrar edilecekse Cardozo yerine onumonte etmek daha akılcı olacak. Orta sahadakieksikliği hücumda yakalanabilecek zenginliklebir nebze de olsa absorbe edebilir, daha verimlibir takım olabilir Trabzonspor bu sayede. Vede takım mesafesini daraltarak dinamizminiartırabilir. Bu noktada ağır stoperlerinin yaratacağısorunlar -ki bu sezon “önde oynamak” zorundakalınan maçlarda ne kadar aksadıkları görüldü-Medjani’nin -şimdiye dek verimsiz olduğu ortasahadan- stoper hattına çekilmesiyle en azaindirgenebilir. İhtimaller, ihtimaller…Doğruyu bulmak için doğrunun arayışındaolmak gerekiyor önce… Bir olmak, birlikte olmakgerekiyor. Gerek saha içinde eylemlerde, gereksesaha dışında söylemlerde, tutarlı olmak gerekiyor,gerçekçi olmak gerekiyor. Yalnızca söylemlerdekigerçeklikle peynir gemisi yürümüyor. Vebütün bunlar Trabzonspor’a “Acil 10 oyuncugerekiyor”dan ya da sabırlı olmak gerekiyordandaha fazla gerekiyor.


Uğur KarakullukçuProfilHF148iKi ARKADAŞ VE iKiNCi ŞANSBundesliga’da bir Türk tüm Almanya’ya herkesin ikinci bir şansı hak ettiğini ispatladı...Bunu yapabilmesi için önce dibe vurması gerekiyorduSon hazırlıklarını yapıyorlardı... Babelsbergtakımında futbol oynayan Süleyman ve takımarkadaşı o akşam için çok heyecanlıydı. İşleribittikten sonra abisi Sedat’la buluşan Süleymanevine dönüp yatağına uzandı. Yorgundu. Ertesigünün hayatını değiştireceğini ise henüzbilmiyordu. 18 Nisan 2011 günü antrenmansahasına değil, önce karakola, oradan dacezaevine gidecekti. O sabah tutuklanacaktı.Alman polisi eve yaptığı ani bir baskınla Süleymanile birlikte abisi Sedat’ı da tutuklamıştı. Bir süredirSedat’ın iki arkadaşı Süleyman’la aynı evdekalıyordu. Uyuşturucuya ve suça karışmış, hızlıhayatları olan bu yeni ev arkadaşları Süleyman’ınönce arabasını ödünç istedi. Kıramadı, verdi.Sonra kolay para kazandıkları bazı işler için onunarabayı kullanmasını istediler, ona da tamam dedi.Artık abisi ve arkadaşları kafe ve kumarhanelerisoyarken o da arabayı kullanıyordu. Hatta birtakım arkadaşını da ikna etmişti, o da yardımcıoluyordu. Tutuklanmanın gerçekleştiği 18 Nisanöncesinde bir süredir karıştıkları soygun serisindebıçak, pala, kılıç gibi kesici aletler kullandıklarıiçin ‘Pala çetesi’ olarak anılmaya başlamışlardı.Kaçınılmaz son geldiğinde gelecek vadeden bir


futbolcu olan, hatta Türkiye Futbol Federasyonutarafından takip edilen ve Ümit Milli Takım’a davetedilmesi düşünülen Süleyman, duruşmada “Hayırdiyemedim” diyecekti. ‘Hayır’ diyememesi ona 3yıl 9 aylık hapis cezasına mal olmuştu. Kendisineyardım eden arkadaşı ise soygun öncesi olay yeriniterk ettiği için denetimli serbestlik hakkındanfaydalanmıştı. Yapayalnızdı.Yaklaşık 11 ayı hapiste geçirirken aklında tek birşey vardı: Futbola geri dönmek… Bu hayattabir çıkış noktası varsa o da sekteye uğrattığı,hatta bittiğini düşündüğü futbol kariyerinitekrar canlandırmaktan geçiyordu. Hapiste bileçalışıyordu. Hapishanenin gardiyanı onu özelizinle bir saatlik hava alma molasında birkaç kezbir futbol sahasına götürmüştü. “Çok iyisin, ikincişansını iyi değerlendir” diyordu gardiyan.Hayatının en kötü dönemi mahkemenin verdiğidenetimli serbestlik kararıyla geride kaldığındatutunduğu tek şey eski takımı Babelsberg’dekitakım arkadaşlarıydı. Anton Makarenko veAlmedin Civa, ona hapishane günlerindemektuplar yazıp, onu özlediklerini söylemişlerdi.Birkaç yönetim kurulu üyesinin muhalefetinerağmen bir yıllık sözleşmeyle eski takımınageri döndü. Artık çok daha fazla çalışıyordu.Bölgesel ligde çıktığı 14 maçta 8 golle daha üstliglerdeki ekiplerin dikkatini çekti Bu takımlardanbiri Paderborn’du. Başkan Wifried Finke,onun hapishane dönemini bilmesine rağmenkurmaylarına şöyle demişti: “Onu kişisel olaraktanımak istiyorum. Herkes hayatta ikinci bir şansıhak eder.”Süleyman transferinden sadece 8 ay sonraBundesliga’ya terfi etmiş bir takımın golcüsüydü.Bayer Leverkusen karşısında aldıkları 2-2’likberaberlikte de attığı golle dikkatleri üzerinetekrar toplamayı başardı. Süleyman 11 Freunde’yeverdiği röportajda, “Artık hayattaki tek amacımgenç oyunculara rol model olmak ve perspektifikısıtlı, hata yapmış gençlere ikinci bir şansyaratabileceklerini göstermek” diyor. Bunu da gayetiyi yapıyor… İkinci şans denince artık akla gelecekfutbolculardan birisi, Süleyman Koç…Hikayenin başında Süleyman’ın çeteye dahilettiği takım arkadaşı ise şu sıralar Ankara’daekmeğini kazanıyor… Denetimli serbestlik sonrasıErzgebirge Aue’ye imza atan Guido Kocer tıpkıarkadaşı Süleyman gibi şimdilerde ikinci şansını iyideğerlendiriyor. Jimmy Durmaz’ın yerini doldurmakiçin getirildiği Gençlerbirliği’nde…


Bahadır BozkurtProfilHF148CASILLASDÜŞERKENYıllardır Real Madrid’in ve İspanya milli takımının kalesini başarılya koruyan dünyanınsayılı kalecilerinden Iker Casillas’ın eldivenleri çıkarması artık an meselesi“Çok iyi bir oyuncu olduğu için değil, çok iyi bir insan olduğu için Casillas ile çalışmak isterdim.”Uli Höeness, Bayern München eski menajeriÖnce insan, sonra kaleci18 yaşından beri Real Madrid’in kalesini koruyanCasillas, hem futbolcu olarak hem insan olarakReal Madridlilerin en sevdiği isimdi. Hatta birBarcelonalı’ya bile en sevdiğiniz Real Madridoyuncusu kim diye sorsanız O’nun ismini zikreder.Casillas’ı, İspanya’nın ortak paydası yapankusursuz futbolculuğunun yanı sıra düzgünkişiliği olmuştur. Manchester City maçında futboldeyimiyle Real Madrid “what a comeback” yapsada, maç öncesi 14 yaşında Polonyalı bir fanatiğininölüm haberini alan kaptan keyifsizdir uzananmikrofonlara sadece şunu söyler; “İyi kaleci miyimbilmiyorum ama bir zaman sonra iyi adamdır diyeanılmak isterim”.Iker Casillas 2012 Avrupa Şampiyonası’nda belkide son kez dünya futbolunun en iyi kalecilerindenbir tanesi olarak kupayı kaldırdı. Kupayla beraberevine dönen Casillas, 2002 sezonundan bu yanasadece 9 maçta forma giymediği Real Madrid’intartışılmaz kaptanı iken, fırtınalı bir sezona yelkenaçacağından habersizdi.Köstebek meselesi2012/13 sezonu başlarken işler yolunda gitmeyinceMourinho radikal kararlarıyla Real Madridkulübünde buz gibi bir hava estirir. Portekizliteknik adam Iker Casillas’ı ve Sergio Ramos’uyedek bırakarak yıllar sonra bir Madrid geleneğinibozmuş olur. Kaleyi daha yetenekli(!) Adan’a


teslim eden Mourinho bunun bir “taktiksel karar”olduğunu belirtse de Real Madrid’e yakın çevrelerve Marca gazetesi bunun bir güç savaşı olduğunuduyurur, takımdaki bazı oyuncularla teknik adamarasında problem olduğunu ima eder. Mourinhobu savaşta tam olarak gardını alır, kalesinisezon içerisinde transfer ettiği Diego Lopez’eemanet eder. Pellegrini’yi daha çok sevdiğinisöyleyen Casillas’a cevap kısa sürede Mourinhotarafından iletilir; “Ben de Diego Lopez’i dahaçok seviyorum”. Antrenmanda Sergio Ramos iletartışan Portekizli teknik adam, olayın İspanyolbasınında duyulması üzerine takımda bir “hain”olduğunu ima eder. Jose için bu köstebek Iker’denbaşkası olamaz! Medya günlerce Ramos- Casillasvs Mourinho kavgasıyla çalkanır. Portekizliteknik adam İspanyol oyuncuların Dünya Kupasışampiyonluğu nedeniyle medya tarafındankorunduğunu fakat takım içerisinde olan her şeyisızdıran bir oyuncunun karakterinin sorgulanmasıgerektiğini vurgular. Casillas ve Ramos yedekkulübesine gönderilir. Olayın aktörlerinden SergioRamos ise olayın sadece bir taktiksel bir tartışmaolduğunu ve büyütülecek bir konu olmadığınısosyal medya yoluyla duyurur. Ramos ilk onbiregeri döner, Casillas yedek soyunmaya devameder. Kötü günler geçiren Casillas’ı zor bir kararbekler; ya bu hırçın Portekizliyle mücadele edecekya da transferini isteyerek yıllarını geçirdiği RealMadrid’den boynu bükük ayrılacaktır. Git-gelleryaşayan İspanyol kaptan transferin eşiğine çokyaklaşsa da 16 yaşında bir Şampiyonlar Ligimaçıyla başlayan serüvenini Real Madrid armasıaltında sonlandırmaya karar verir. Basındafırtına giderek şiddetini arttırır. Eski dosyalaraçılır. 2011 senesinde oynanan El Clasico’daJose Mourinho’nun Tita Vilanova’ya yaptığı gözameliyatı(!) gündeme gelir. Habere göre Casillasbu olaydan sonra ezeli rakibin kaptanları Xavi vePuyol’u telefonla arayarak, Jose Mourinho’nunhareketi için özür dilediğini ve utanç duyduğunusöyler. Bu haberleri Casillas yalanlasa da teknikekibin ve bazı arkadaşlarının gözünde takımdaher şeyi basına sızdıran, ezeli rakibe koz veren bir“hainden” başka bir şey değildir. Kulübede geçirilenaylar sonunda büyük kaleci Casillas’ın izleriyavaş yavaş Santiago Barnebeu’nun çimlerindensilinmeye başlar. Yaşananlara itiraz eden hemReal Madridli oyuncular, hem İspanya milli takımyıldızları Casillas’ın bu zor günlerinde milli kaleciyedestek olur. Dünyanın en iyi kalecisinden biri olanIker’e saygı gösterilmesini isterler. Mourinho datüm bu yaşananlar için son sözünü söyler “Benburada olduğum sürece, Iker kalede olmayacak.”‘Jose gitsin başkanım!’Bu huzursuz ortam ne Iker’e, ne de Jose’yeyaramıştı. 2012/13 sezonunda ezeli rakipBarcelona’yı El Clasico maçlarında durdurmanınformülünü bulsalar da, ligi Katalan ekibinin 15puan gerisinde ikinci olarak bitirirler. BaşkanPerez kötü geçen sezonun ardından Mourinho ileyollarını ayırırken, bu ayrılığın arkasında iki kaptanCasillas ve Ramos’un ısrarlı isteği olduğu haberlerikulaktan kulağa dolaşır. Mourinho bu ayrılığı sezonsonlarına doğru hissetmiş ve İspanyol gazetecilereşöyle seslenmişti; “Ben bir gün bu kulüptenayrılabilirim, fakat Casillas burada hep olacaktır”Takım, yoluna teknik adam Carlo Ancelottiile devam edecektir. Yeni teknik adam Carlo


Ancelotti ile beraber yeni umutlar da yeşerir.Antrenmanlarda Casillas’ın formsuzluğuAncelotti’nin gözüne çarpar. İtalyan teknik adamzaman da kazanmak adına Casillas’ı ŞampiyonlarLigi ve Kral Kupası maçlarında oynatacağını belirtir.Konuk olarak geldikleri Istanbul’daki maçta Casillasisteksiz tavırlar sergileyip, sakatlığını bahaneederek, yerini tekrar Diego Lopez’e bırakır. Iker’iniçindeki futbol oynama isteği bu kadar azalmışken,performansında da düşüş gözle görünür halegelmiştir. Her şeye rağmen Casillas’a 2014 DünyaKupası’nda ihtiyacı olan İspanya Milli Takım’ıTeknik Direktörü Del Bosque verdiği beyanlarlakaptana “hazır ol” emri verir. Casillas, Ancelotti’ninsabrı ile beraber form tutmaya başlasa da oeski güveni izleyenlere bir türlü veremez.İlksezonunda Ancelotti ile Şampiyonlar Ligi finalineçıkan eflatun-beyazlıların rakibi, arka mahalledenAtletico Madrid olur. 2001/02 sezonunda YıldırayBaştürklü Bayer Leverkusen’den kupayı alırkende, 2013/14 sezonunda Arda Turanlı AtleticoMadrid’in hayallerini bitirirken de kalede olan isimyine Casillas’tır. Mourinho’nun son sezonundaezeli rakip Barcelona ile fark 13 puana çıktığısırada basın mensuplarına “Yeter ki ŞampiyonlarLigi’ni kazanalım, fark 25 puan olsa da umrumdadeğil” beyanını veren İspanyol file bekçisi, çokistediği kupanın finalinde yaptığı hata ile bir çuvalinciri berbat eder. Atletico Madrid maçı sonunakadar önde götürse de Casillas’ın imdadına çoksevdiği Sergio Ramos 90+2’de attığı golle yetişir.Ramos’un golünün ardından Atletico Madridçöker, Real Madrid bulduğu gollerle kupaya uzanır.Casillas maç sonu Ramos’u öpücüklere boğar,Şampiyonlar ligi şampiyonu takımın kalecisi olarakmilli takımının Dünya Kupası kafilesine katılır.Cehennem azabı; Brezilya 14Dünya Kupası’nda ilk maçında İspanya, Hollandakarşısında öne geçtiğinde her şey sıradan vebilindik ilerliyordu. Hesapları alt üst eden iseCasillas’ın üst üste yaptığı hatalardı. Hollanda sonDünya Kupası finalinde kaybettiği İspanya’nınüzerinden buldozer gibi geçerken, milli takımdahedef adam kaptan Casillas olur. Maç sonrasındafutbol efsanesi Diego Maradona, Casillas’ınartık sıradan bir kaleciden farkı olmadığını, butakımın en zayıf halkası olduğunu televizyonkanallarında haykırır. Artık Del Bosque’denbaşka O’na güvenen pek kimse kalmamıştır. Şilimaçında da Del Bosque’nin yüzünü kara çıkaranİspanyol eldivenin, artık yolun sonuna geldiği


tüm otoriteler tarafından kabul edilir. Her şeyerağmen Süper Baba rolündeki Vicente Del Bosquekâbus gibi geçen turnuva için sadece Casillas’ısuçlayamayacağını belirtir. Sadece Casillas’ın değiltüm takımın kötü bir turnuva geçirdiğini belirtenİspanyol teknik adam, futbolun içerisinde böyledurumların söz konusu olabildiğini belirterek,kaptanın üzerindeki bu ağır yüke omuz verir.Futbolun en nankör yüzü ile tanışmıştır kaptan;futbolda dün yoktu, sadece bugün vardı. Osevmediği Portekizli, bunu İspanyol basınınadefalarca beyan etmişti.Seni tekrar zirveye çıkarırımÖte yandan kaleci arayışlarını sürdüren Arsenal,transfer sezonunda rotasını İspanyol yıldızayöneltir. Türk sinemasından alışık olduğumuz“Gazinocular kralı” rolünde Arsene Wenger,sönmeye yüz tutan yıldızı tekrar zirveyeçıkaracağını belirtir. Arsene Wenger’e göretakımının O’na, O’nun da böyle bir değişikliğeihtiyacı vardır. Real Madrid, Dünya Kupası’ndaparlayan Kosta Rikalı kaleci Keylor Navas’ıtransfer ettiğinde tüm taşlar yerine oturmuşgibidir. Kendine güveni kalmayan, belki de futbolhayatında sahip olduğu tüm gücü Mourinhosavaşına harcayan Casillas, Arsenal macerasınaatıl(a)maz ve Madrid ekibinde kalmaya karar verir.Antrenörleri Ancelotti ve Del Bosque oyuncununözgüvenini artırmaya çalışsa da Casillas o eskigünlerine dönüş yapamaz. Bu sezon neredeyseoynadığı her maç kalesinde gol gören tecrübelieldiven, sosyal medyada antrenman görüntüleriylede alay konusu olur. Tüm bu olanlara rağmenFransa 2016 için açıklanan kadroda yine 1 numaralıformayı Del Bosque’den alan Casillas, milli takımdakalan son kredisini hataları sonucu yediği golleSlovakya maçında harcar. Del Bosque pes eder, birsonraki maçta eldivenleri David De Gea’ya teslimetse de, Ancelotti yaptığı açıklamayla oyuncusunayine, yeniden sahip çıkar;“Slovakya maçını izledim. Hatalı bir gol yedi, fakatbu tüm maçı kaybetmek için tek bir neden değil.Casillas’a güveniyorum. Bu sezon biz de çok golyiyoruz, yediğimiz goller sadece O’nun hatası değil.”Şüphesiz bu tavrın nedeni Casillas’a duyulan saygı,bugüne kadar verdiği emek ve taraftarların halaçok sevdiği bir isim olması. Şu ana kadar kazandığı24 kupa ile çıktığı zirveden tepetaklak düşerekinen kaptan, son yıllarda geçirdiği travmalararağmen hala Real Madrid’in kalesinde. Diğeryandan Mourinho şimdi Chelsea’de mutlu, Ramoshala en yakın arkadaşı, Keylor Navas eldivenleritakmak üzere. Kale ne zaman düşer göreceğiz…


Fırat TopalFutbol YönetimiHF148RED BULL VE YAYILMACIFUTBOL POLiTiKASI10 yıl önce Salzburg’da başlayan Red Bull’un futbol dünyasındaki rolü giderekyayılıyor. Son olarak İngiliz futboluna da el atacakları yönünde dedikodular çıkanfirmanın Alman futbolundaki şubesi Red Bull Leipzig’e ve oldukça eleştirilenprojelerine bir bakalımBugün 5,3 milyar dolarlık bir servete sahip olanAvusturyalı iş adamı Dietrich Mateschitz, 1982’deTayland’a yaptığı bir seyahat sırasında, uluslararasıliteratürde jet-lag olarak bilinen eş zamanlamabozukluğundan muzdaripti. Bunun üzerine içinde,kafein, su, şeker ve B vitamını ihtiva eden KratingDaeng isimli içeceği denemeye karar verdi. Sorunuortadan kalktığında kafasında bir şimşek çakmıştı.Hemen üretici firmanın sahibi Chaleo Yoovidhyaile bağlantı kurdu ve benzer bir içeceği, içineAvrupa tatlarını da ilave ederek kendi kıtasınagötürme fikrini öne sürdü. Chaleo bu teklife hayırdemedi ve 1987 yılında Mateschitz, Red Bullşirketini kurdu. Bugün 30 yıla yaklaşan bir ömrüolan Red Bull dünyanın en bilinen markalarındanbirisi ve Mateschitz ile birlikte yola çıkan Chaleoöldüğünde geride 5 milyar dolarlık bir servetbırakmıştı. Red Bull, 21. yüzyılla beraber spormüsabakalarında ciddi anlamda rol almaya vesponsorluk anlaşmaları imzalamaya başladı. Hatta


unu zaman zaman yepyeni organizasyonlarmeydana getirmeye kadar götürdüler. Red Bull AirRacing Şampiyonası, Red Bull X-Fighters, Red BullRoad Rage bunlardan sadece birkaçı. Firma ayrıcahem bireysel sporlar hem de takım sporlarında birdolu sponsorluk anlaşmasına sahip. Son olarakAvusturyalı paraşütçü Felix Baumgartner, RedBull Stratos projesi ile 39 bin metre yüksekliktendünyaya atlamış ve 3 farklı dünya rekoru kırmıştı.Red Bull, Formula 1’de Infiniti Red Bull Racingve Scuderia Toro Rosso, NASCAR’da da TeamRed Bull takımının sahibi. Ayrıca Avusturya veAlmanya buz hokeyi liglerinde de EC Red BullSalzburg ve EHC Red Bull München takımlarıylatemsil ediliyor.Futbol hamleleriRed Bull’un yeşil sahalaragirişi ise, 2005 yılında,şirketin merkezininbulunduğu Fuschl am Seeköyüne en yakın büyük şehirolan Salzburg’da gerçekleşti.1990’larda sponsorluksebebiyle Casino Salzburgve Wüstenrot Salzburg gibiisimlerle de anılan SV Austria Salzburg kulübünü2005 yılında satın alan Red Bull firması, kulübünadını değiştirdi ve Red Bull Salzburg olarakAvusturya Bundesliga’da mücadele etmeyebaşladı. Kulüp tarihinde 90’larda kazandığı 3şampiyonluk ve 1994’te gelen UEFA Kupası finalibulunan Salzburg ekibi, Red Bull döneminde geçen10 yılda 5 lig şampiyonluğu kazandı. 1 yıl sonraABD Futbol Ligi MLS’de mücadele eden NewYork/New Jersey MetroStars takımını satın alarakismini New York Red Bulls olarak değiştiren firma,2007 yılında Sao Paulo’da, Red Bull Brasil, 2008yılında da Red Bull Ghana takımlarını kurarak 4ayrı kıtada futbol sahalarına adım atmış oldu. RedBull’un futboldaki son hamlesi ise bir zamanlarDoğu Almanya’nın önde gelen şehirlerinden olamLeipzig’de oldu.Leipzig ve futbol dendiğinde akla ilk gelen takımVfB Leipzig’di aslında. 1970 ve 80’lerde Avrupaçapında da adını duyuran kulüp, 1974’te UEFAKupası’nda yarı final, 1987’de de Avrupa KupaGalipleri Kupası’nda final oynamıştı. Almanya’nınbirleşmesinin ardından eski günlerine dönemeyenVfB Leipzig, mali sorunlar sebebiyle 2004yılında iflas etti. Aynı yıl taraftarların girişimiylekurulan FC Lokomotive Leipzig, ülke futbolunun11. kademesinden başladığı yolculukta geçen10 senenin sonunda Oberliga’da yani 5. Lig’demücadele ediyor.Ama artık Leipzig’in bir başka “devi” var. 2009yılında, 5 büyük ligde de kendini göstermekisteyen firma ve patron Mateschitz, Almanya’dada girişimlerini hızlandırdı ve Oberliga’da mücadeleeden SSV Markranstädt takımını satın aldı. Ancakbu sefer önlerinde Alman kanunları vardı,zira Almanya’da sponsorlarkulübün isminde yeralamıyordu. Bunun üzerineufak bir kelime oyunuylaisim olarak RasenBallsportLeipzig ismi benimsendi.Yani “Leipzig Çim Sporları”.Tabii bu ismin kısaltılması RBLeipzig’di ve bir bakıma RedBull yine isteğine ulaşmış oluyordu.Protestolar ve yükselişRed Bull, 2006 yılında, şehrin bir diğer takımıFC Sachsen Leipzig’i satın almak istemiş, ancakuzun süren taraftar protestoları sonucu buanlaşma rafa kaldırılmıştı. Dynamo Dresdende onların radarındaydı, ama Dresden DoğuAlmanya için sadece futbol sahasında değilpolitikada da simge şehirlerden birisiydi vekapitalizmin ortaya çıkardığı her türlü değerekarşı durmayı amaç edinmiş, güçlü bir taraftarkitlesini barındırıyordu. Bu yüzden şartlar, firmanınDresden’de de bir girişimde bulunmasına engeloldu. Markranstädt’ta da durum başlarda farklıolmasa da Doğu Almanya futbolunun önlenemezdüşüşü ve Leipzig takımlarının oldukça kötüdurumu Red Bull’a karşı oluşan önyargınınkırılmasına yol açtı. Hatta takımın taraftarlarınınyüzde 70’i bu hamleyi desteklediklerini açıkladılar.


Bu arada muhalif taraftarların, stadyum çimlerinisabote etme eylemleri ve graffiti yoluyla yaptıklarıprotestolar, oluşan destek karşısında daha zayıfkalmıştı.RB Salzburg, Markranstädt’ın lisansını aldığıilk sezon olan 2009/10’da 80 puanla OberligaNordost Süd şampiyonu oldu O sırada ligdeSachsen ve Lokomotive Leipzig de bulunuyordu,ama RB Leipzig, en yakın rakibinin tam 22 puanönünde şampiyon olmuştu. 3 sezon boyuncaRegionalliga’da oynadıktan sonra, 2012/13sezonunda, kuzeydoğu grubunda, en yakıntakipçileri Carl Zeiss Jena’nın 14 puan önündeligi bitirip play-off mücadelelerine katılmahakkı kazandılar ve oradan da galip çıkmayıbaşardılar. İzleyen sezon, bir yükselme daha! 3.Bundesliga’daki ilk sezonlarında, şampiyon olan 1.FC Heidenheim’ın arkasında ligi ikinci sırada bitiripbu sezon 2. Bundesliga’da mücadele etme hakkıelde ettiler. Bu sezon da işler iyi gidiyor. Lider FCIngolstadt 04’ün 3 puan gerisinde dördüncü sıradayer alıyorlar. Sezon sonu Alman futbolunun en üstkademesine çıkmayı başarırlarsa 3 senede 3, 6senede 4 kez lig atlamış olacaklar ki, bu muazzambir performans. RB Leipzig’in stadyumu, 2006Dünya Kupası’nda da 5 maça ev sahipliği yapan 44bin kişilik Zentralstadion. Tabii isim hakları satınalındığı için, şu andaki ismi Red Bull Stadyumu.Hülleci Red BullTakımın başında, 2 sezonda 2 yükselmenin mimarıolan Alexander Zorniger var. Sezon başında yapılantransferler de onların hedeflerinin ne derece büyükolduğunun göstergesiydi. Abisi Sami’nin VfBStuttgart A takımına katılmasından 1 sene sonraaynı kulübün altyapısına giren küçük kardeş RaniKhedira geçen sezon 9 kez A takım formasınıgiydikten sonra yaz aylarında 300 bin euro bedelleRB Salzburg’a transfer oldu. Tabii dünya üzerindefarklı ülkelerdeki takımların sahibi iseniz yataygeçişler de söz konusu olabiliyor. Avusturyalı ortasaha oyuncusu Stefan Hierländer ve Alman kaleciThomas Dähne, Red Bull Salzburg’dan transfer


edildiler. Anderlecht’in 20 yaşındaki BelçıkalısıMassimo Bruno için kulübe 5 milyon euro ödendive Fiorentina’nın genç Hırvatı, Ante Rebic 1yıllığına kiralandı.Tabii bu işin başka açılımları da var. Bizde “hülle”diye tabir edilen, köprü kulüp kullanmak gibi.Rapid Wien’in 20 yaşındaki forveti Marcel Sabitzer,Red Bull Salzburg’un hedefindeydi ama Rapidoyuncuyu satmıyordu. Derken kulübün sportifdirektörü, ünlü Alman spor adamı Ralf Rangnick’inaklına cin bir fikir geldi (Rangnick’e sportifdirektörlük için teklif götürüldüğünde, holdingpatronu Mateschitz, Rangnick’in onu beklediğirestoranın arkasına özel helikopteriyle inmişti).Sabitzer’in kontratına “yurt dışından gelmesihalinde 2 milyon euroya serbest kalır” maddesibulunuyordu. Sözleşmeler hazırlandı, RB Leipzig,Rapid Wien’in kapısını 2 milyonla çaldı, Rapid elikolu bağlı bu transfer teklifini kabul etti ve Leipzigfutbolcuyu aldığı gibi Red Bull Salzburg’a kiraladı.RB Leipzig, zaten Alman futbolunun alışmadığıbir kulüp yapısı ve sosyalist geçmişli şehirde atkoşturan emperyalist bir oluşum olarak tepkitoplamışken bu tür hamleler onlara karşı olanantipatiyi de artırıyor. 21 Eylül’de, deplasmandaUnion Berlin’e 2-1 mağlup oldukları maçınöncesinde (bu sezon mağlup oldukları tek maç),ev sahibi taraftarlar, açtıkları pankartlar ve ilk 15dakikadaki tezahüratlarla Red Bull’a tepkilerinigösterdiler. “Leipzig’deki Futbol Kültürü Ölüyor”pankartı bunlardan sadece birisiydi. Sezonbaşında, RB Leipzig dışındaki tüm takımlarıntaraftarları “Nein zu RB”, yani “RB’ye Hayır” adınıverdikleri kampanya etrafında birleştiler. Ana fikir,Red Bull’un, Bayer ve Volkswagen firmalarınınLeverkusen ve Wolfsburg’daki gibi, bir takımlaberaber markalarını yükseltme çabalarının aksine,tamamen hazıra konmacı bir anlayışla futbolunve yarışmacılığın ruhunu öldürmesi. FutbolFederasyonu da bu bağlamda eleştiri oklarındannasibini alanlardan. Bununla beraber takımındurdurulamaz yükselişi sürüyor.İngiliz basını geçtiğimiz sene Red Bull’unŞampiyonlar Ligi finaline kadar gitmek istediğinive bunun için de bu çapta bir kulüp arayışındaolduğu haberini yapmış ve firmanın sonrakihedefinin, bir İngiliz kulübü olduğunu ilerisürmüştü. Hatta Liverpool, Everton, CrystalPalace, West Ham United ve Leeds United’ın adıöne çıkarılmıştı. Ancak, firma yetkilileri geçtiğimiznisan ayında, böyle bir planları olmadığını veİngiltere’den bir futbol takımı satın almayıkesinlikle düşünmediklerini resmen açıkladılar...Şimdilik.


Emre GürkaynakSerie AHF148SAMPDORIA’NIN BiLETiSerie A’da yeni sezonun başlangıcıyla paralel çıkışa geçen Sampdoria’nın liginzirvesine giden bileti tek yöne mi, yoksa Sinisa Mihajlovic’in öğrencilerini bir dedönüş yolu bekliyor mu?Serie A’da oynanan altı hafta sonunda anagündem maddesi Juventus ve Roma’nın önünegeçilmesi zor performansı olarak gözüküyor.Sahaya, konuşulmak için her türlü geçerli nedenikoyan iki İtalyan devinin mücadelesinin gölgesindeise bir yeniden doğuş hikayesi, ilk filizlerini vermepeşinde.Yeniden doğuş desek de fazla geriye gitmeyegerek yok. 2009/10 sezonunu 4. bitirerekŞampiyonlar Ligi playoff’unda mücadele etmeyehak kazanan Cenova ekibi Sampdoria’nıngeçmişini hatırlayışı, Juventus-Roma’dan sahneçalmaya çalışan.2009/10 sezonunun sonlanmasıyla İtalyafutbolunun en üst seviyesine bir yıllık ara verenSampdoria, Serie A’ya dönüşünden itibarenyükselen bir grafik sergiliyor. Yaklaşık bir seneönce, kasım ayında, takımın başına Sinisa


Mihajlovic’i getiren denizci Andrea Doria’nıntorunları, ligi 12. sırada tamamladı. Orta sıralaradenk gelen bu performasın en dikkat çekennoktalarından biri ise, yenen gol sayısıydı.Sezon boyunca kalesinde 62 gol gören ekip, buistatistikte ligin en kötü beşinci takımı oldu.Sinisa MihajlovicYeni sezonda, eski günleri arayan ekiplerden Interve Milan’ı da, yeni günlerin mutlu takımları Napolive Fiorentina’yı da geride bırakarak ligin üçüncübasamağına kurulan Sampdoria’nın sırrı yineyenilen gol sayısında yatıyor. 6 maçta 4 galibiyet2 beraberlik alan namağlup kadro, bu 6 doksandakika boyunca yalnızca 2 defa gol yedi. Bu rakamaynı zamanda onları Avrupa’nın beş büyük ligindeen az gol yiyen beş takım arasına soktu.Peki, futbolculuk döneminde attığı frikiklerle namsalmış Sinisa Mihajlovic’le kimyayı tutturduğubelli olan Sampdoria’da geçen seneden beri nelerdeğişti?Sampdoria’ya başarıyı ne getirdi aslında kolay birsoru olarak gözükebilir ancak durum öyle değil.Ontolojik tartışmalara yol açabilecek bu sorununcevabını Mihajlovic’in transfer döneminde oynadığıkumarın tutması ve Gabbidiani olarak verirsek,biraz felsefenin konusu olmaktan çıkarabiliriz.Özellikle ligde 4 maçta 3 gol atan 22 yaşındakigolcünün varlığını, en azından kaleciler inkaretmeyecektir.Mihajlovic’in kumarına gelirsek, yaz transferdöneminde, Almanya ile Dünya Kupası Şampiyonuapoletini de takan, takımın en önemli oyuncusuShkodran Mustafi, Valencia’ya giderken bu isminyeri tam olarak doldurulmadı.doğumlu Romalı Romagnoli, kiralanarak transfernoktalandı.Hiçbiri dikkat çekmiyor değil mi? Ancak ne olduysaoldu ve geçtiğimiz sezon genellikle kullandığı4-2-3-1’den 4-3-3’e geçiş yapan Mihajlovic’inekibi ritmini buldu. Aynı şehrin takımı Genoa ileoynanan “Derby della Lanterna”da gelen galibiyet,üst üste gelen puanlarla birlikte taraftarı da iyicehavaya soktu.Roberto SorianoFiorentina’dan Lorenzo De Silvestri takımınen önemli transfer olarak gözükürken, CezayirMilli Takımı’nda da şans bulan Djamel Mesbah,Gonzalo Bergessio ve Marco Marchionni kadroyakatılan diğer oyuncular oldu. Bleacher Report’unortaya koyduğuna göre, De Silvestri haricioyuncular, Cenova yollarını tutmadan öncetoplamda 29 takım gördü. Bu gezgin isimlerinyanı sıra 30 yaşındaki Manuel Silvestri ve 1995


Kağıt üzerinde büyük beklentiler yaratmayanyeni transferlerin takıma uyum sağlamasındaen önemli kilit oyuncular ise orta sahaya seviyeatlanan Roberto Soriano ile maç başına yaptığıdripling sayısıyla ligin en iyileri arasına girenStefano Okaka olarak göze çarpıyor. 45 yaşındakiteknik direktörler tarafından geçen seneyegöre farklı pozisyonlara konumlanan bu isimler,değişikliğe iyi reaksiyon vermiş durumda.Ancak her ne kadar işler iyi gitse de Sampdoria’nınçıkış biletinin tek yönlü olup olmadığı konusukapalı kutu. Ligde henüz önemli bir takımlakarşılaşmamış olan “i Blucerchiati”, 25 Ekim-8Kasım arasında sırasıyla Roma, Inter, Fiorentinave Milan’la oynayacak. Bu zorlu dönemeç deatlatılırsa, internette yer alan bir ankette,Sampdoria’nın ligi Avrupa Ligi bandındabitireceğini söyleyen %39, 6-10 sırasını savunan%45 karşısında haklı çıkmanın keyfini yaşayabilir.Sampdoria beş sene önce ligin zirvesine oynamayıbaşarmıştı. O günden beri bazı şeyler değişse deStefano Okakaşehrin takıma inancı yerli yerinde. Güncel filmlerinafişini forma reklamı olarak alan Cenovalılariçin sahada kendi filmini çekme şansı var.Kullanacaklar mı, hep birlikte göreceğiz.Manolo Gabbiadini

More magazines by this user
Similar magazines