10. Türk Arkeoloji ve Etnografya Dergisi - Kültür ve Turizm Bakanlığı

kultur.gov.tr
  • No tags were found...

10. Türk Arkeoloji ve Etnografya Dergisi - Kültür ve Turizm Bakanlığı

TÜRKARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİYIL: 2010SAYI: 10T.C.Kültür ve Turizm BakanlığıKültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğütarafından yılda bir kez yayınlanır.


T.C.KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞIAna Yayın No: 3333Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü YayınlarıYayın No: 151YAYIN KURULUProf. Dr. Aygül SÜELProf. Dr. Bozkurt ERSOYProf. Dr. Binnur GÜRLERProf. Dr. Harun TAŞKIRANProf. Dr. Mustafa Hamdi SAYARProf. Dr. Oğuz TEKİNDoç. Dr. Hande KÖKTENDoç. Dr. Tunç SİPAHİDoç. Dr. Bekir ESKİCİYAYINA HAZIRLAYANLARDr. Adil ÖZMEMahmut AKPINARSevgi YAVUZKAPAK TASARIMIKoray OLŞENUygulamaİsmail Aygül OfsetISSN: 1302-9231Kapak Fotoğrafı: Süleyman CAN“Van Gölü Havzası’nda Erken Tunç Çağı ve Van Müzesi’nde Bulunan Bir Grup Karaz Çanak Çömleği”* Dergide yayınlanan yazıların tüm sorumluluğu yazarlarına aittir.Yayınlanan yazılarda dil, anlatım ve yayın tekniği yönünden değişiklik yapılabilir.


MEZOPOTAMYA KONUT MİMARİSİNDEMERKEZİ AVLU PLAN TİPİ’NDEMEKÂN KULLANIMI (M.Ö. 3000-562)ALEV ERARSLAN*Mezopotamya konutu en basitşekliyle bir avlu veya merkezi odanınbir veya birkaç yönden, bir veya dahafazla oda dizisiyle çevrelenmesindenoluşur. Dışa kapalı içe açık formdakiMezopotamya evinin genel karakterinioluşturan temel öge olan avlu, odadizisinin üç ve dört yönden kuşatılmasısonucunda merkezi bir hal alır. Merkeziavlulu ev formu olarak bilinen bu tip zamaniçinde gelişen ihtiyaçlar doğrultusunda,farklı birimlerin eklenmesiyle mekânsalÇizim 1: Tell Asmar IVA Yapı Katı (Delougaz, Hill, Lloyd 1967).TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 1


Çizim 2: Tell Asmar VA Yapı Katı (Delougaz, Hill, Lloyd 1967).dönüşüm sürecine girerek çeşitli alttipler oluşturur.Bu yazıda Mezopotamya konutmimarlığında yaygın olarak kullanılan vetüm dönemlerde ortak karakteristiklerbarındıran önemli bir plan tipi olanmerkezi avlulu ev formunun, bölgedeen erken örneğinin görüldüğü tarih olanM.Ö.3000 lerden başlayarak, M.Ö.562yılına, Yeni Asur Dönemine kadarki süreciiçeren bir perspektif içerisindeki doğuşuve zamanla geçirdiği mekânsal evrimsüreci irdelenmeye çalışılacaktır.MERKEZI AVLULU EVFORMUNUN ERKEN ÖRNEKLERİMezopotamya mimarlığında çekirdekailelerin oturduğu linear düzenlemelievlerin tersine, geniş ailelerinkullandığı merkezi avlulu ev formununerken örnekleri Erhanedan Dönemindenitibaren Fara, Khafaje, Tell Asmar, TellAgrap ve Abu Salabikh yerleşmelerindekullanılmaya başlanmıştır (Delougaz,Hill, Lloyd 1967; Postgate 1990). Herdönemde uygulanmış olan bu klasikşemada, Mezopotamya konutunun anaunsuru olan ve evin merkezini oluşturanavlu, üç ve dört yönden farklı yön veebatlardaki, bir veya birkaç sıra paraleloda dizisiyle çevrelenmiş ve böylecemerkezi bir görünüme kavuşmuştur(Çizim: 1, 2). Planın asıl belirleyicisi ögesive şekillendiricisi olan avlu sıcak iklimdendolayı uzun süreler kullanıldığı için üzeriaçık karakterdedir. Avlu evin harimidurumunda olduğundan, hiç bir örnektesokak kapısından direk avluya ulaşılmaz.2 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


Çizim 3: Mari (Parrot 1949, 1958).Kapıdan girildikten sonra bazen bir,bazen iki holden (vestibül) geçildiktensonra avluya varılır. Evin mahremiyetininamaçlandığı bu uygulamada böylelikledışarıdan avlu, avludan da dışarısıgörülmemiş olur. Geç dönemlerde deyaygın olarak kullanılan bu plan şemasıbazı erken örneklerde bile bir statügöstergesi olarak üst düzey sosyoekonomikhiyerarşiye sahip ailelerinkonutlarında uygulanmıştır (Crawford1977: 35). Bu durum Khafaje ve TellAsmar örneklerinde oldukça belirgindir(Delougaz, Hill, Lloyd 1967: 89, 129;Frankfort 1933: 90). Bazı uygulamalardaikinci katın varlığı da tespit edilen bu plantipinde en erken örneklerden itibarenev ölçeğindeki en büyük oda “ana/başoda/salon” olarak kullanılmaktadır.Ancak ana/baş oda dışındaki diğerodaların fonksiyonları henüz çok ayırtedilmemektedir.MEKÂNSAL DÖNÜŞÜM SÜRECİBireysel ihtiyaçlar ve alanın elverişliolmasından dolayı, sınırsız değişiklikyapılabilmesine imkan veren merkeziavlu formunda, en erken dönemdenitibaren avlu etrafındaki oda dizileri vedüzenlemeleri açısından farklı uygulamalargerçekleştirilerek alt tipler oluşturulmayabaşlanmış ve mekân kullanımıyla ilgilideğişiklikler yapılmıştır. Öncedentasarlanarak inşa edildiği şüphesiz olan buuygulamalardan ilki Mari’de (Tell Hariri)ortaya çıkar. Sonraki dönemlerde degelişerek uygulanacak olan bu alt tipte, üçyönden bir sıra oda dizisiyle çevrili olanTÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 3


Çizim 4: Tell (Parrot 1948). Çizim 5: Ur (Miglus 1996).dikdörtgen şeklindeki avlunun dördüncüyönüne, kısa kenarlarında küçük birer yanoda bulunan enine dikdörtgen bir kabulodasının (resepsiyon/prostas) arkasınayatay dikdörtgen evin tüm genişliğinceuzanan bir ana/baş odadan (salon/oikos)oluşan oturma ünitesi eklenmiştir (Parrot1949: 48; 1958: 197; Margueron 1986:69) (Çizim: 3). Ana/baş odaya, sadecebu bölümün mahremiyetini korumak içiniç ve dış kapı aksları farklı doğrultulardaolan kabul odası (resepsiyon/prostas) ileulaşılır. Bu tip tüm plan ilkelerine sadıkkalınarak ancak bu kez ana/baş odanın birkısa kenarına küçük bir yan oda eklenmişolarak Ur III Döneminde Lagaş (Telloh)da bir evde, Isın-Larsa Dönemindeise Ur’daki çok sayıdaki büyük evdekullanılmıştır (Parrot 1948: 189; Crawford1974: 249; Parrot 1948: 250; Carroué1979: 129; Woolley 1932: 29; Woolley1974: 39) (Çizim: 4, 5). Bir ana/baş oda ileçevresindeki odalardan oluşan bu bölümevin yatak ve oturma odaları ile misafirağırlandığı odaların bulunduğu ana oturmaünitesini –yaşama mahali- oluştururken,ön tarafta bulunan avlu bölümünde isegiriş kapısı, vestibül, mutfak, banyo, kilerve merdiven odası gibi gündelik işleriçin kullanılan servis mekânları bulunur.Böylelikle bugün bile doğu toplumlarındaçok yaygın olan ev ahalisinin oturduğuodalar ile misafirlerin ağırlandığı misafirodası ayrımının ilk örneği ile karşılaşılmışolur.Evin aynı eksen üzerinde bulunanavlu ünitesi ile ana oturma ünitesininbir kabul odası (resepsiyon) ileayrıldığı bu tip, sonraki dönemlerdeana oturma bölümünün etrafındakioda organizasyonunda yapılan bazıdeğişikliklerle, alt tipler yaratarakkullanılmaya devam eder. Konutboyutlarının büyüdüğü geç dönemevlerinde sosyo-ekonomik statüolarak üst düzey hiyerarşiye sahip4 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


Çizim 6: Nippur VIII. Yapı Katı(Haines, McCown 1960).Çizim 7: Ur (Miglus 1996).varsıl aristokrat zümre konutlarınauygulandığı açık olan bu alt tiplerdenilkinde ev ölçeğindeki en büyük oda olanana/baş odanın –salon/oikos- etrafıiki veya üç yönden bir veya iki sıra odadizisiyle çevrelenerek adeta bir suitoluşturulmuştur. İlk uygulaması Ur IIIDöneminde Nippur’da VIII. yapı katındakiJ Evin’de ve Isın-Larsa Döneminde Ur’dabirkaç yapıda görülen bu tipte yataydikdörtgen şeklindeki ana/baş oda üçyönden bir sıra oda dizisiyle çevrelenmişve böylece evin oturma ve yatmamekânları artmıştır (Woolley 1932: 48;Woolley 1974: 129; Postgate 1990: 99;Haines, McCown 1960: 249) (Çizim: 6, 7).Bir diğer örnek yine Nippur’da oldukçabüyük bir konutta ortaya çıkar. Buradaavlu ile oturma bölümündeki ortasındaocak bulunan ana/baş oda dört yöndenbir —bazı yönlerden 2—sıra oda diziyleçevrelenerek merkezi hal almıştır (Çizim:8). Büyüklüğünden ve oda sayısından haylikalabalık ve üst-düzey sosyo-ekonomikstatüdeki bir aileye ait olduğu anlaşılanevin ana oturma ünitesi ile avlu ünitesinibirleştiren kabul odası (resepsiyon veyaprostas) ise önceki örneklerin tersineoldukça geniş tutulmuştur. Evdeki birdiğer farklı uygulama da her 2 bölümde deayrı birer giriş kapısının —sokak kapısı—bulunmasıdır.Geç dönemlere kadar yaygın olarakkullanılan çok iyi planlanmış bu alt tipinbüyük, konak benzeri yapılarda uygulanmışörneği ise Kassit Döneminde Nuzi’dekiShilwi-Teshub’un Evin’de görülür. Buradaüç yönden tek, bir yönden çift sıra odadizisiyle çevrilmiş dikdörtgen şeklindekibir avlunun güney uzun kenarı boyunca,paralel şekilde yerleştirilmiş olan avluyönündeki duvarı oldukça kalın tutulmuşolan kabul salonunun (prostas) arkasında,kabul odasıyla aynı uzunlukta bir ana/baş oda (salon/oikos) bulunur (Çizim:9). Böylece avlu ve kabul odasıyla aynıTÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 5


Çizim 8: Nippur IX. Yapı Katı(Haines, McCown 1960).eksende bulunan ana/baş oda tıpkı avlugibi üç yönden tek, bir yönden çift sıra odadizisiyle çevrilmiştir. Yapı kompleksiningüneybatısına ise hem avlu ünitesindenhem de ana oturma bölümünden ulaşılanevin hizmetçilerinin yaşadığı düşünülenmerkezi avlulu planda tasarlanmış birbölüm organik şekilde eklenmiştir (Starr1938: 56)Bu alt tipte yapılan bir diğermekan değişikliği de ana/baş odayaulaşımı sağlayan kabul odasının yönündegerçekleştirilmiştir. Ur III DönemindeNippur V. yapı katındaki I No.lu Evile Eski Babil Döneminde Neribtumyerleşmelerinde görülen bu örnekte kabulodası ile ana/baş oda önceki örneklerdeolduğu gibi birbirlerine paralel değilfarklı düzlemlere yani avlunun farklıkanatlarına yerleştirilmiştir (Çizim: 10).Kabul odasının avlu yönündeki duvarınınöncekilerde olduğu gibi daha kalıntutulduğu her iki uygulamada da ana/Çizim 9: Nuzi Shilwi-Teshub’un Evi(Haines, McCown 1960).baş oda (salon/oikos) iki yönden bir sıraoda dizisiyle çevrelenmektedir (Postgate1990: 48; Haines, McCown 1960: 150;Hill, Jacopsen, Delougaz 1990: 56).Merkezi avlulu ev formununbir diğer farklı mekân konsepti KassitDöneminde Babil’de ortaya çıkar.Burada yerleşmenin merkezinde bulunanevlerde formun farklı bir varyantıolarak merkezi avlu üç yönden tek, girişkapısının olduğu yönden ise çift sıraoda dizisiyle çevrelenmiştir (Çizim: 11).Eve bir vestibülden girildikten sonramahremiyeti koruma amaçlı olduğudüşünülen ikinci bir giriş holü veya anteodasından geçildikten sonra avluyaulaşılır. Avlunun bir kanadı boyunca isebir veya iki kısa kenarında küçük yanodaların bulunduğu ana/baş oda (salon/oikos) uzanmaktadır (Jahn 2005: 114;Hill, Jacobsen, Delougaz 1990: 96;Koldewey 1990: 250; Stone, Brook 1996:235; Miglus 1999: 28).6 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


Mallowan 1976: 69; Woolley 1974: 79).Bu kullanışın bir diğer örneği de bu kezEski Babil Döneminde Larsa’da görülür.Burada da ana/baş odaya (salon/oikos),çapraz yerleştirilmiş kapı açıklıklarıile mahremiyeti sağlanan vestibüldensonra varılan ante geçidiyle ulaşılanavludan kabul odası (prostas) olmadangirilebilmektedir (Parrot 1968: 180;Calvet 1993: 199).Çizim 10: Nippur V. yapı katı(Haines, McCown 1960).Merkezi avlulu mekân şablonunun birdiğer farklı varyasyonu ile yine Babil’debu kez Yeni Babil Döneminde karşılaşılır.Burada avlunun bir ekseni boyunca uzananana oda/baş odaya (salon/oikos) geçiştekullanılan kabul odası (resepsiyon/prostas) uygulaması kalkmış ve böyleceiki veya üç yönden odalarla çevrili olanana/baş odaya –oturma ünitesi- avludandirek ulaşım sağlanmıştır (Çizim: 12). Hemavlunun hem ana/baş odanın etrafı iseodalar ve birbirlerinden geçmeli banyolu/hamamlı oda suitleriyle kuşatılmıştır. Buplan tipinin bir diğer özelliği de avlunun,evin giriş kapısının bulunduğu kanadının2 sıra oda dizisiyle çevrilmiş olmasıdır(Koldewey 1990: 76; Stone, Brook 1996:215; Miglus 1994: 248). Avlu ve ana/baş odanın resepsiyon odası olmadanbirbirlerine direk geçişli olarak kullanıldığıbenzer uygulama aynı dönemde Ur’da dagörülür. Ancak boyut olarak daha büyükevlerin bulunduğu yerleşmede avlu ve ana/baş oda etrafındaki odaların sayısı artmışve odalar Babil evlerinin tersine sonderece düzensiz şekilde, bazı yönlerdetek bazı yönlerde çift sıra olmak üzeregelişi-güzel yerleştirilmiştir (Woolley,MEKÂNSAL EVRİMDE İLERİAŞAMA: ÇİFT AVLULUPLAN TİPİMerkezi avlulu plan şemasının birazdaha gelişerek yeni alt tipler oluşturduğuuygulamalarından bir diğeri de, boyutolarak oldukça büyümüş “konak” olaraktanımlanan yapılarda ortaya çıkar.Önceki örneklerde görülen bir avlubölümü ve buna bir yönden bağlı ana oda/baş odalı (salon/oikos) oturma ünitesiÇizim 11: Babil. Kassit Dönemi (Koldewey 1913).TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 7


odalar ve banyo/hamam birimleriyledoğuda ise 2 kısa kenarında birer yan odabulunan evin en büyük odası olan ana/başoda –yaşama mahali- ile çevrelenir. Kuzeyve batı duvarları yıkık olan dış avlu iseevin giriş avlusu görevini görmekte olupetrafında oda dizisi bulunmamaktadır.Çizim 12: Babil. Yeni Babil Dönemi. III No.lu Ev(Koldewey 1913).Çizim 13: Asur. Akad Dönemi konutu(Oppenhaeim 1960).yerine, bu kez ev iç ve dış avlu olmaküzere 2 bölümden oluşur. Evin ana oturmabölümünün iç avluda bulunduğu iki avlulubu yeni düzen de odaların yerleştirilişive avluların yönlerine göre kendi içindebirkaç alt tip oluşturmaktadır.Bu tipin prototipi Akad DönemindeAsur’da ortaya çıkar. Burada yatay aksüzerindeki 2 avlu birbirlerine, 2 avlununbirer kanatı boyunca uzanan genişkapı açıklığına sahip bir kabul odası ilebağlanmıştır (Andrae 1938: 22; Preusser1954: 57) (Çizim: 13). Enine dikdörtgenşeklinde konumlandırılmış olan iç avlununetrafı kuzey-güney yönlerinden küçükİki avlulu plan tipinin erkenuygulamalarının bir diğer tradisyonu,yine Akad Döneminde Tell Asmar IVayapı katında ortaya çıkar. Burada klasik,4 yönden bir sıra oda dizisiyle çevrilimerkezi avlu plan tipinde inşa edilmişolan XXXIIA ve XXXB olarak adlandırılan2 ev birbirlerine birinci evin (XXXIIA)ana/baş odasından geçilen bir kapı ilebirleştirilmiştir (Crawford 1977: 36-37;Delougaz, Hill, Lloyd 1967: 57) (Çizim: 1).Bu ev aynı ailenin farklı bireylerine –evlioğul- ait olabilir.Bu plan tipi Yeni Asur DönemindeAsur’daki Kırmızı Ev (Rotes Haus) olarakda bilinen I No.lu Ev ile Büyük Ev olarakadlandırılan evlerde de kullanılmıştır.Bunlardan Kırmızı Ev dört yöndenodalarla çevrili iç ve dış avlu olaraktanımlanan 2 merkezi avlulu üniteninbirbirlerine geçit hollü (9) bir kabul salonu–prostas- (8) ile birleştirilmesindenoluşur (Çizim: 14). Eve giriş dış avludabulunan ve mahremiyet gereği sokakve avlu kapı girişleri farklı yönlerdenverilmiş olan bir vestibül (1) ile sağlanır.Evin 3 yönden oda ve banyolu/hamamlı odasuitleriyle çevrelenmiş ve giriş kapısının2 yanında bulunan nişlerle süslenmişgeniş bir ana/baş odadan (10) oluşan anaoturma bölümü ise tuğla döşeli iç avlunungüneybatı kanadı boyunca uzanır. Ayrıcabu ana ünitenin dışında banyolu/hamamlıdairelerin bulunduğu ikinci bir oturmave yatma odası grubu da (17-22) avlununbatı kanadına yerleştirilmiştir. Bu avluya8 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


Çizim 14: Asur Kırmızı Ev (Preusser 1954).bilinen yapıda karşımıza çıkar. Buradatemel plan olarak tipik bir merkezi avluluev şemasına sahip iç ve dış avlulu bölüm,Kırmızı Ev’de olduğu gibi dış avlunun birkanadına yerleştirilmiş bir kabul odası(prostas) ile birleştirilmiştir (Çizim: 15).Evin dış avlu bölümü girişin sağlandığıhacim olup burada avlu etrafında gelişigüzel serpiştirilmiş gündelik işler vehizmetli odası olarak kullanılan çok sayıdabüyüklü-küçüklü oda bulunur. Planı dahadüzenli olan ve oda duvarları daha kalıntutulan iç avluda ise avlunun karşılıklı 2yönüne inşa edilmiş geniş kapı açıklıklıana/baş oda ve etrafında ona bağlı oda,magazin, banyo/hamam ve özel dairelerlekuşatılmış suitlerden oluşan 2 bağımsızoturma ünitesi bulunur (Andrae 1938:34; Preusser 1954: 89; Miglus 1994: 270;Krafeld-Daugherty 1994: 89). KırmızıEv’deki uygulamayı andıran bu örnektede bu üniteler haremlik (gnaikonitis),selamlık (andronitis) odası geleneğiyleparalellik kurulabilir.Çizim 15: Asur Büyük Ev (Preusser 1954).bakan daha kalın duvarlı 2 bağımsızoturma ünitesinin harem (gynaikon)ve selam (andron) odası geleneğinereferans verdiği düşünülebilir. Dış avluise mutfakların da dahil olduğu gündelikyaşama ilişkin hacimler ile hizmetli odalarıtarafından kuşatılmıştır (Andrae 1938:34; Preusser 1954: 89; Sevin 1991: 120).Çift avlulu sistemin Asur’daki bir diğerörneği Büyük Ev (Grosse Wohnhaus) olarakMerkezi avlulu plan motifinin birvaryantı olan çift avlulu plan kurgusunundiğer uygulamalarından biri de Yeni BabilDöneminde Babil ve Ur’da ortaya çıkar.Babil’deki III, IV ve X No.lu evlerdekullanılmış olan bu versiyon her bölümünkendi ana/baş odasının bulunduğu 2 avluluplan tasarımıdır. Burada 3-4 yöndenodalarla çevrili ve bir kanadı boyuncabir ana/baş oda uzanan merkezi avluplan şemasına sahip iç avlu ve dış avlubölümleri bulunur (Çizim: 16). Bölümlerarası iç bağlantı bulunduğu gibi her 2bölümün ayrı giriş kapılarının da varolduğu bu kullanımda, evin ana yaşamalanını oluşturan daha büyük tutulmuş olaniç avlu biriminin ana/baş odası, 3 yöndenkümelenen oda grupları ile çevrelenirkendış avlunun ana/baş odasının sadece 2 kısaTÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 9


Çizim 16: Babil. Yeni Babil Dönemi. I No.lu Ev(Koldewey 1913).kenarında birer küçük yan oda bulunur.Her örnekte sokaktan dış avluya ulaşımdabir vestibül yeterli iken iç avluya ulaşım3-4 vestibül, koridor ve ante odalarıvasıtasıyla ancak sağlanmıştır (Castel1992: 120; Woolley, Mallowan 1976: 45;Miglus 1994: 260; Miglus 1999: 58; Stone,Brook 1996: 230; Koldewey 1990: 58).İç ve dış avludan oluşan iki avlulu plankompozisyonunun Yeni Babil Dönemindebir diğer örneğinin görüldüğü Ur’daki INo.lu evde ise büyük boyutlardaki yapıklasik şema olan merkezi avlulu plandayapılmış, her birinin kendi baş odasıbulunan bir ana ev ile belki hizmetlilerbölümü veya harem olabilecek çok dahaküçük boyutlu avlulu 2 bölümden oluşur(Çizim: 17). Bütün örneklerde avluluünitede Yeni Babil Dönemi mimari özelliğiolarak ana/baş odaya, avludan kabulodası (prostas) olmaksızın direk ulaşılır.Ancak ikinci avlunun küçük bir birimolarak kurgulandığı bu modelde 2 avluşemasının harem-selam pratiği ile mi ilgiliolduğu yoksa hizmetliler bölümü olarak mıkullanıldığı kesinlik kazanmamıştır (ibid).Çift avlu düzeneğinin daha organizeolarak uygulandığı bir diğer versiyonuda Yeni Asur Döneminde Dur-Şarrukin(Khorsabad) sitadelindeki devletbüyüklerine –saray erkanı- ait olduğuşüphesiz olan konaklarda görülür.Mezopotamya ve Asur Dönemi saraylarınıntüm özelliklerini taşıyan bu konaklar birerminyatür saray görünümündedir ( Sevin1991: 80). Bu 5 konak ana plan anlayışıolarak daima öndeki (iç avlu) daha büyük2 avlulu ünite çevresinde toplanmış odave dairelerden meydana gelir. Bu 2 ünite–iç ve dış avlu- birbirlerine dış avlununbir kanadını boydan boya kaplayan ve dışavluya açılan, özel konuma sahip bir anakabul dairesi ya da kral dairesi olaraknitelendirilen bir hacimle birleştirilmiştir(Çizim: 18). Genelde duvarları freskolarlasüslenmiş olan ana kabul dairesi öncekiuygulamalardan farklı olarak bu daireyebağlı bir ante odası, bir merdiven boşluğu,banyo ve geçit holü gibi birimlerdenoluşan tipik bir Yeni Asur Dönemi kraldairelerinin (taht salonu) özelliklerinitaşır (Sevin 1991: 81-88). Esas olarak 2Çizim 17: Ur. Yeni Babil Dönemi. I No.lu Ev(Koldewey 1913).10 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


Çizim 16: Babil. Yeni Babil Dönemi. I Nolu Ev(Koldewey 1913).Çizim 18: Khorsabad K Konağı (Sevin 1991).avlu kuralına uygun olarak tasarlanmışbu yapılarda bazı büyük örneklerde (L,M ve K Konakları) iç avlunun etrafınakümelendirilmiş çok sayıda, çevresi odave banyo/hamam kümeleri ile sarılmış,birbirlerinin tekrarı küçük avlulu başkaözel yaşam, olasılıkla harem, üniteleribulunur (a.g.e). Yapı komplekslerininbüyük avlusu olan dış avlunun –hizmetavlusu- kanatları üzerinde küçük avlularçevresinde kümelenmiş, günlük hizmetlereilişkin mekânlar bulunur. Yapıların içavlusu ise bazen tek bazen 2 yönden birana/baş odalı çevresinde bulunan banyoluoturma ve yatma odalarından oluşan özel,görkemli dairelerce –suit- kuşatılmıştır.Avlunun bir kanatını kat eden bu anaoturma ünitelerinin oturma salonlarının(ana/baş oda/oikos) duvarları da bazıörneklerde kabartmalı taş levhalar vefreskolarla süslenmiştir (Loud, Altmann1938: 68-91).SONUÇGörüldüğü gibi tarihi devirlerMezopotamya konut mimarisinin en çokkullanılan plan tipi olan merkezi avluşeması, zaman içinde gelişen ihtiyaçlardoğrultusunda ve artan toplumsalhiyerarşi sonucunda, bir sosyal statügöstergesi olarak mekân kullanımındayapılan farklılıklar sonucu mekânsal evrimsürecine girip gelişerek yeni alt tipleroluşturmuştur. Oluşum ve gelişimindeTÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 11


iklimsel gerekliliklerin yanısıra bazısosyal ve kültürel faktörlerin de roloynadığı bu plan kurgusu Mezopotamyakonut mimarisinin en sevilen plan tipiolup, sadece konut değil saray ve tapınakmimarisinde de kullanılmış ve böyleliklekamusal mimarlığı da etkilemiştir.NOTLAR* Yard. Doç. Dr. Alev ERARSLAN,İstanbul Aydın Üniversitesi,Mimarlık Bölümü, İstanbul/TÜRKİYE.aleverarslan@yahoo.co.ukKAYNAKÇASUMMARYAncient Mesopotamian dwellings,in their simplest form, consist of oneor more rooms arranged in a radialpattern around a courtyard or a centralroom from one or more directions.The courtyard making up the generalcharacter of the Mesopotamian house,having a form closed to the outsideand open to the inside, as a basicelement becomes central due to itsbeing surrounded by the series ofrooms from three or fourdirections.This house type, known as the CentralCourtyard House, has generatedvarious sub-types through enteringinto a spatial transformation processby the addition of different unitsdue to various necessities that havearised in the course of time. Not onlyhas the central courtyard form, whichhas been the most popular plan typeof Mesopotamian house architecture,been used in house architecture but ithas also been used in palace and templearchitecture by affecting the publicarchitecture.This article will attempt to examinethe origin and the spatial transformationprocess of “central courtyard plantype” which is a substantial house planin the ancient Mesopotamian dwellingarchitecture will be examined.Andrae, W. 1938. DasWiedererstandane Assur, Leipzig.Baqır, T. 1932. “Tell Harmal: APreliminary Report”, Sumer 2: 212-234.Banks, E. S. 1912. Bismaya or theLost City of Adab, New York.Banning, E. B. 1997. “SpatialPerspectives on Early UrbanDevelopment in Mesopotamia”, W. E.Afrecht, N. E. Mirau, S. W. Gavley(eds)., Urbanism in Antiquity fromMesopotamia to Crete, Sheffield,Sheffield Academic Press.Bannister, F. 1961. A History ofArchitecture, London.Battaini, L. 2006. Pour une nouvelleclassification de l’architecture domestiqueen Mésopotamie du IIIe au Ier mill.. au.J.-C., Akkadica 127/1, 73-92.Calvet, Y. 1993. “Maisons PrivéesPaléobabyloniennes a Larsa. Remarquesd’architecture”, K. Veenhof (ed)., Housesand Households, (40 e RAI, Leiden 1993),PIHANS 78: Leiden/Istanbul, 197-209.Carroue, F. 1979. “Les Villes del’Etat de Lagash au IIIe Millénaire”, LaVille dans le Proche-Orient Ancien. Actesdu Colloque de Cartigny 1979.Castel, C. 1992. Habitat urbain Néo-Assyrien et Néo-Babylonien. De l’espacebâti a l’espace vécu. 2 vols. BibliothequeArchéologique et Historique 143. Paris.12 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


Crawford, H. E. W. 1974. “Lagash”,Iraq 36: 234-256.Crawford, H. E. W. 1977. TheArchitecture of Iraq in the ThirdMillennium B.C., Copenhagen: AkademiskForlag.Curtis, J. (ed). 1982. Fifty Years ofMesopotamian Discovery, London.Delougaz, P., Hill, H., Lloyd, S. 1967.Private Houses and Graves in the DiyalaRegion, Oriental Institute Publications,No: 88, Chicago.Erarslan A. 1996. MezopotamyaBölgesi’nde Tarihi Çağlarda GörülenKonut Mimarisi Tipolojisi, YayınlanmamışYüksek Lisans Tezi, İstanbul TeknikÜniversitesi.Frankfort, H. 1932. Archaeologyand the Sumerian Problem, Studies inAncient Oriental Civilization, No: 4,Chicago.Frankfort, H. 1933. Tell Asmar,Khafaje and Khorsabad, OrientalInstitute Communications, No: 16,Chicago.Frankfort, H. 1936. Progress ofthe Work of the Oriental Institutein Iraq, 1934-35, Oriental InstituteCommunications, No: 20, Chicago.Frankfort, H. 1954. The Art andArchitecture of the Ancient Orient,London, Pelican Art History.Gibson, M. 1988. Patterns ofOccupations at Nippur, Papers readat the 35e Rencontre AssyriologiquInternationale, Philadelphia.Haines, R. C., Mccown, D. E. 1960.Nippur I, Chicago, University of ChicagoPress.Heinrich, E. 1982. Die Tempel undHeiligtümer im Alten Mesopotamien.Typologie, Morphologic und Geschicte,Benkmaler Antiker, Architektur 14,Berlin, Gruyter.Heinrich, E. 1984. Die Palaste imAlten Mesopotamien, Verlag Walter DeGruyter&Co. Berlin.Hill, H. – T. Jacobsen. – P. Delougaz.1990. Old Babylonian Buildings in theDiyala Region, Oriental Institute.Oriental Institute Publication 98,(Chicago).Jahn, B. 2005. AltbabylonischerWohnhäuser. Orient-Archäologie 16.Rahden/Westf.Kınal, F. 1983. Eski MezopotamyaTarihi, Ankara.Koldewey, R. 1990. Das WiederErstehende Babylon, Leipzig, theUniversity of Chicago Press.Krafeld-Daugherty, M. 1994. Wohnenin Alten Orient. Eine Untersuchungzur Verwendung von Raumen inAltorientalischen Wohnhausern, Ugarit-Verlag, Münster.Leacroft, H. R. 1974. The Buildingsof Ancient Mesopotamia, Leicester.Loud, G., Altmann, C. B. 1938.Khorsabad, vol. 2, Oriental InstitutePublications, No: 40, Chicago.Lloyd, S. 1978. The Archaeology ofMesopotamia, LondonMallowan, M. E. L. 1956. Twenty-Five Years of Mesopotamian Discovery,London.Mallowan, M. E. L. 1966. “Tell Chuera.Fourth Campaign”, Iraq 28: 123-154.TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 13


Mallowan, M. E. L. 1966. Nimrud andIts Remains I-II, London.Mallowan, M. E. L. 1957. “TheExcavation at Nimrud (Kalhu) 1956”, Iraq19: 1-21.Margueron, J. 1979. Mari. PrincipauxRéseltatas des Fouilles Depuis 1979.Matthiae, P. 1990. “The ReceptionSuites of the Old Syrian Palaces”, Ö.Tunca (ed), De la Babylonie à la Syrie,en passant par Mari, Mèlanges offerts àmonsieur J.-R. Kupper à l’occasion de son70e anniversaire, Liège: 209-228.Miglus, P. A. 1996. “Die RaumlicheOrganisation Des AltbabylonischenHofhauses”, K. Veenhof (ed)., Housesand Households, (40 e RAI, Leiden 1993),PIHANS 78: Leiden/Istanbul, 211-220.Miglus, P. A. 1994. “Das Neuassyrischeund das Neubabylonische Wohnhaus.DieFrage nach dem Hof”, Zeitschrift fürAssyriologie 84: 262–81.Miglus, P. A. 1999. StadtischeWohnarchitektur in Babylonien undAssyrien, Baghdader Forschungen 22.Berlin.Moortgat, A. 1969. The Art ofAncient Mesopotamia, London-NewYork,Moortgat, A. 1954. Tell Chuera, 1 stand 2 nd Campaign, Köln.Oates, D. 1968. Studies in theAncient History of Northern Iraq,London.Oates, D. 1976. The Rise ofCivilization, Oxford.Oppenhaeim, A. L. 1960. “The Cityof Assur in 714 B.C.”, JNES 19: 133-147.Oppenheim, A. L. 1964. AncientMesopotamia, Chicago.Orlin, L. L. 1975. “Ancient NearEastern Cities: Form, Function andIdea”, L. L. Orlin, Ann Arbor (ed)., Janus.Essays in Ancient and Modern Studies,Ann Arbor, University of Michigan.Parrot, A. 1948. Tello: VinghtCampagnes de Fouilles 1871-1933, Paris.Parrot, A. 1949. “Les Fovilles deMari: Vingtieme Campagne”, Syria 39:45-56.Parrot, A. 1958. “Mari”, Syria 32:194-199.Parrot, A. 1968. Les Fouilles deLarsa en 1967.Postgate, J. N. 1990. “Excavationsat Abu Salabikh, 1988-89”, Iraq LII: 95-110.Postgate, J. N. 1990. NippurNeighborhoods, Zeitschrift fürAssyriologie und vorderasiatischeArchäologie, 80.Preusser, C. 1954. Die Wohnhäuserin Assur, WVDOG 64, Berlin.Reade, J. 1968. “Tell Taya 1967:Summary Report”, Iraq 30: 234-264.Reade, J. 1971. “Tell Taya 1968-69:Summary Report”, Iraq 33: 87-1000.Roux, G. 1980. Ancient Iraq, PenguinBooks, London.Usman, M. 1958. Antik Devir KüçükAsya Evleri, Güven Basımevi, İstanbul.Sevin, V. 1991. Yeni Assur Sanatı IMimarlık, Türk Tarih Kurumu Basımevi,Ankara.Sieversten, U. 1998. Untersuchungenzur Pfeiler Nischen-Architektur inMesopotamien und Syrien von ihrenAnfangen in 6. Jahrtausend bis zum Endeder Frühdynastichen Zeit, BAR Series743, London.14 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


Strommenger, E. 1964. The Art ofMesopotamia, Thames and Hudson.Strommenger, E. 1968. PrivateHouses and Graves in the Diyala Region,Archiv für Orientforschun, 22.Starr, R. F. S. 1938. Nuzi, vol. 2,London.Stone, E. C. 1987. NippurNeighnorhoods, The Oriental Instituteof the University of Chicago, Studiesin Ancient Oriental Civilization, No: 44,Chicago, Illinoi.Stone, E. C., Brook, S. 1996. “Houses,Households and Neighborhoods in the OldBabylonian Period: the Role of ExtendedFamilies”, K. Veenhof (ed)., Houses andHouseholds, (40 e RAI, Leiden 1993),PIHANS 78: Leiden/Istanbul, 229-235.Turner, G. 1970. “The StateApartments of Late Assyrian Palaces”,Iraq 32: 177-213.Woolley, C. L. 1931. “Excavations atUr, 1930-31”, The Museum Journal 22,Philadelphia.Woolley, C. L. 1932. “Excavations atUr, 1931-32”, The Antiquaries Journal12, London.Woolley, C. L. 1956. The EarlyPeriods (Ur Excavations, IV), London.Woolley, C. L. 1974. The Buildings ofthe Third Dynasty (Ur Excavations, VI),London&Philadelphia.Woolley, C. L., Mallowan, M. 1976. TheOld Babylonian Period (Ur Excavations,VII), London.Wycherley, R. E. 1986. Antik Çağ’daKentler Nasıl Kuruldu?, Arkeoloji veSanat Yayınları, İstanbul.Van de Mieroop, M. 1997. TheAncient Mesopotamian City, OxfordUniversity Press, Oxford.TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 15


FIVE URARTIAN BRONZE VESSELSFROM BİTLİS-AHLAT MUSEUMAli ÇİFÇİ* - Bilcan GÖKÇE**The Kingdom of Urartu was adominant force in eastern Anatolia,Transcaucasia and north-western Iranbetween 9-6 centuries BC and ourknowledge of Urartian art has beenincreased as a result of excavationsand illegal activities. The materialsthat have been acquired by museums,and published artifacts, show us therichness of Urartian art and reveal itsdevelopmental stages and have enabled usto establish parallels between Urartianand contemporary civilisations.manufacturing techniques that Urartiansmiths employed in the production ofbronze vessels.Along with many other metalartefacts the bronzes were found atthe sites of Toprakkale, Altıntepe,Kayalıdere, Çavuştepe, Karmir-Blur andGiyimli, and subsequently, this led somescholars to think of Urartu as a major“metalworking center” and that theproduction of metal artifacts was closelyassociated with the state.Metal artefacts are a ubiquitousfeature of Urartian culture and inrecent years, there have been manypublications dealing with this aspect ofUrartian society. Unfortunately, a greatmajority of Urartian metalwork is hardto provenance as there has been a greatdeal of looting at Urartian sites over theyears. However, professional excavationsat sites such as Ayanis, Yukarı Anzaf,and Çavuştepe have nevertheless thrownmuch light on to Urartian metalworking.In this article, five bronze vesselsheld in the collections of the Bitlis-Ahlat museum will be examined, in orderto see what they may reveal about theFigure 1: Bitlis -Ahlat Museum Inv. No:1478Height 4 cm., / Diameter 17.5 cm.TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 17


The first group of bronzes underdiscussion here are three broad andshallow bowls (Fig. 1-3). They aregenerally in a good state of preservationand have thin walls, with the third bowlshowing slight rust damage on one side(Fig. 3). The common feature of thesebronze bowls is that the same castingtechniques have been used to producethem and they are almost identical inboth manufacture and shape.The shape of these vessels and thetechniques employed in their manufacture,are characteristically Urartian. Some ofthe bronze metal vessels are that heldby Van Regional Museum were studied byBaşaran, Belli and Merhav show similarmanufacturing techniques and forms 1 .Figure 3: Bitlis-Ahlat Museum Inv. No: 1198,Height 4.5 cm. / Dimaeter 17.5 cm.Figure 2: Bitlis-Ahlat Museum Inv. No: 1458Height 3.5 cm. / Diameter 19.5 cm.The second group of bronzes consistof a deep bowl and vase-like vessel (Fig. 4).The former has approximately a quarterof its body missing due to rust damageand it is hemispherical in shape, wideningout at quite a sharp angle towards the rim.The latter features a large hole caused byrusting, and part of the neck is also lost(Fig. 5). However, two thin, raised bands ofdecoration can be seen on the neck whichflares outwards to the rim of the vessel.Just below the rim there is a cruciformshapedhandle, which has been attachedto the vessel with three rivets (Fig. 5).It is known that various metalvessels were widely used by Urartiansociety in their religious and social life.For example, in his annals, Sargon II givesa detailed description of many silver andbronze examples that formed part ofthe booty taken from Urzana palace andthe Haldi temple, after he conquered thecity of Mušašir in 714 BC 2 . Unfortunately,although Sargon II listed these items inhis annals, he left little information inregard to their style and the techniquesemployed in their manufacture.However, in examples of Urartianart seen on monumental reliefs 3 anddecorated metal objects (such as belts 4 ,quivers 5 , votive plates 6 , helmets 7 , horseharnesses 8 and vehicle parts 9 ) metal18 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


Figure 4: Bitlis-Ahlat Museum Inv. No: 1198Height 7 cm. / Diameter 15 cm.vessels are frequently depicted andthese depictions provide us with usefulinsights into widespread use in ceremonialand everyday life, and also provide uswith a clear picture of how they weremade and the various forms that theytook. Often, these depictions show wideand shallow, bell shaped bowls, jugs, potsand cauldrons. It is evident that some ofthe bowls are decorated with thin bands,fluted motifs, inscriptions and animalheads. Incised and repousse decorationcan also be seen and as we will see below,some of these decorative techniquesfeature on the metal artefacts underdiscussion in this paper. Also, on thesedepictions we can see bowls, dishes, andjugs being used in banquets, parades,religious rituals and ceremonies. In thislatter respect, it is clear that metalvessels were used as containers forlibations, offering vessels and that theyheld water, wine and food.However, there are no inscriptionson the above mentioned vessels, which isunusual, as many Urartian metal artefactsoften bear the name of Urartian kings. Forexample, we have many bronze utensilsthat are inscribed with the names of theUrartian kings İšpuini (830-810 BC) 10 ,Menua (810-786 BC) 11 , Argišti I (786-764 BC) 12 , Sarduri II (765-734 BC) 13 ,and Rusa II (685-645 BC) 14 . Obviously,such inscriptions are very useful when itcomes to dating Urartian metalwork.Archaeological excavations carriedout at the sites of contemporary Anatoliancivilisations in Phrygia, Neo-Assyriaand Lydia also reveal the widespreaduse of various types of metal pots (e.g.omphalos, vessels, bowls ) and exampleshave been found at such notable sitesas Gordion 15 (Yassıhöyük ). Also, Neo-Assyrian art has been a very usefulsource of information as regards to themanufacturing techniques that wereemployed in the production of bronzevessels that show some similarities tothose used by the Urartians 16 . In addition,similar vessels and bowls made of bronzewere recovered in north western Iran atthe site of Hasanlu 17 , Marlik cemetery 18 ;in North Syria at Zincirli (Sam’al), TellHalaf and Tell Fakhariyah 19 , whichindicate extensive use of these typesutensils across Iron Ages societies ofNear East.As to the date of the vesselsdiscussed here, it is hard to be certainin this regard, as their provenance isunknown. Nevertheless, similar examplesfound during excavations at otherUrartian sites strongly suggest that theabove vessels were widely used in Urartuduring the 8-7 centuries BC. Such findsreveal that Urartians had good access to,and were in control of metal ore sourcesand thus were able to produce numerousmetal artefacts.TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 19


utensils in the religious and secular lifeof Urartian society.ÖZETFigure 5: Bitlis-Ahlat Museum Inv. No: 922Height 15 cm. / Diameter 8.5 cm.In conclusion, excavated artefactsand museum collections clearlydemonstrates the extensive use ofbronze by Urartians. The manufacturingtechniques and decoration of the vessel,which has a cruciform shaped handleattached by bronze rivets (Fig. 5) revealsthe richness and diversity of the metalartefacts that were produced by Urartianmetal workers. In addition, the vesselsunder discussion here also provide uswith evidence of the existence of skilledartisans in Urartian society. The richnessand diversity of the metal artefactsthat were produced by Urartian metalworkers show their extraordinary skills.In addition, given the visual arts as wellas archaeological data and the kingdomof Urartu shape bowl is common amongmetal vessels were used. Indeed, the bowlshaped vessels commonly used in the artof Near Eastern civilizations, especiallythe contemporary Assyrian. Although,the vessels in the Bitlis-Ahlat museumare not well preserved, they neverthelessdemonstrate the importance of bronzeM.Ö. 9.-6. yüzyıllar arasında DoğuAnadolu, Transkafkasya ve Kuzey Batıİran Bölgesinde egemenliğini sürdürenUrartu Krallığı’nın sanatı hakkındakibilgilerimiz, gerek bilimsel gerekse kaçakkazılar sonucunda ele geçirilen eserlerindeğerlendirilmesi sonucunda gün geçtikçeartmaktadır. Ele geçirilen ve yayınlananbu sanat eserleri Urartu sanatınınzenginliğini gösterdiği gibi, çağdaşı çevrebölgelerin sanat eserleri ile paralellikkurmamızı sağlamaktadır. Urartulularındinsel ve sosyal hayatında yaygın olarakkullanılan bu kaplar komşu bölgelerinmetal kapları ile de paralellik kurmamızısağlaması yönünden önemlidir. Bu makaledeBitlis-Ahlat Müzesi'nden 3 çanak, 1 kaseve bir çömlekçik çalışılmıştır.NOTES* Ali ÇİFÇİ (M.A), University ofLiverpool, School of Archaeology,Classics & Egyptology, 12-14Abercromby Square, Liverpool L693WZ, ENGLAND a.cifci@liv.ac.uk** Arş. Gör. Bilcan GÖKCE (M.A),Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü65080 - Zeve Kampüsü/Van/TÜRKİYEgokcebilcan@yyu.edu.tr* Our special thanks go to Yunus ReyhanTAŞÇIOĞLU, Director of Bitlis-AhlatMuseum, for permitting us to studythe Urartian Bronze Artifacts.1 Başaran 1981:81-89; Merhav 1991b:200-225; Belli 2004: 268-273.20 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


2 See the lines 352-405 of SargonCampaign, Thureau-Dangin, 1912: 49-65.3 Bilgiç-Öğün, 1964: 70-79, Fig. 24 Kellner, 1976: 79, no. 155; Kellner,1991a: 69, pl. LXX, no. 279; 67, pl.LXVI, no. 256, no. 261, pl. LXIX, no.262.5 Calmayer, 1991: 125, 132, no. 17a-b.6 Taşyürek, 1978: 210, 211, Fig. 22;Taşyürek, 1980: 213, Fig. 12, pl.IX:20; Hori-Miyashida-Ishida, 1982:71,75, no. 69; Işık, 1990: 16,17, Fig. 1;Merhav, 1991a: 306, Fig. 1.7 Seidl, 2004: Fig. 29 (Argišti I), Fig.30 (Sarduri II), Fig. 31, Fig. 32.8 Seidl, 2004, Fig. 64, Fig. 82, Fig. 85,Fig. 90.9 See pictorial example of Toprakkale,Piotrovskii, 1967: 51, Fig. 34; Kellner,1991b: 164, Lev. 2-3.10 Merhav, 1991b: 200, 201, pl. 1.2, Fig.17, 27.11 Merhav, 1991b: 225, Fig. 28, 29.12 Van Loon, 1966: 113.13 Van Loon, 1966: 113.14 Van Loon, 1966: 113.15 Young, 1981: 143-147, 233-236, pl.8:A-K, pl. 9:A-G, pl. 10:A-J.16 Barnett, 1961: pl. XXVIII, XXX, CV;Madhloom, 1970: pl. XXXIX, XLVI/1.17 Dyson, 1965: 298-203; Muscarella,1988: 31, 32 no. 11, 13.18 Nigahban, 1983: 10, 11, 66, Fig. 6, 7.19 Fugmann, 1948: 136, 137, Fig. 186,187;Meyer, 1965: Fig. 92; Howes Smith,1986: 30, 31, no. 3,7.BIBLIOGRAPHYBarnett, R.D. 1961 AssyrischePalastreliefs, Prague.Başaran, S. 1981 “Van BölgeMüzesinden İki Urartu Bakracı”, AnadoluAraştırmaları 7: 78-88.Belli, O. 2004 Urartu: Savaş veEstetik/Urartu: War and Aesthetics,İstanbul.Bilgiç, E.; Öğün, B. 1964 “1964Adilcevaz Kef Kalesi Kazıları”, Anadolu/Anatolia 8: 64-92.Calmayer, P. 1991 “Helmets andQuivers” Urartu A Metalworking Centerin the First Millennium B.C.E. (Ed. RivkaMerhav), Jerusalem, 123-133.Dyson, R.H. 1965 “Problem ofProtohistoric Iran as seen from Hasanlu”,Journal Near East Studies 24: 193-217.Fugmann, E. 1948 Hama. Fouilles etRecherches 1931-1938, L’Architecturedes Periodes Pre Hellenistiques II/1,Copenhagen.Hori, A.; Miyashita, S.; Ishida, K.1982 “Studies in the Urartian BronzeObjects from Japanese Collections I/Catalogue”, Bulletin of the Ancient OrientMuseum 4: 68-76.Howes Smith, P.H.G. 1986 “A Studyof 9-7 Century Metal Bows from WesternAsia”, Iranica Antiqua 21: 1-88.Işık, C. 1990, “UrartaischGriechischer ReligiosgeschictlicherGedankenaustausch, Nach EinerDarstellung”, Belleten 209: 15-27.Kellner, H.J. 1976 “Katalogder Ausgestellten Fune”, Urartu EinWiederentdeckter Rivale Assyriens(Austellungskataloge der PrahistorischenStaatssamlung, II), München, 69-88.TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 21


Kellner, H.J. 1991a “GürtelblecheAus Urartu“, Prähistorische Bronzefunde,12/3.Kellner, H.J. 1991b “Groupingand Dating of Bronze Belts”, UrartuA Metalworking Center in the FirstMillennium B.C.E. (Ed. Rivka Merhav)Jerusalem, 142-161.Madhloom, T.A. 1970 The Chronologyof Neo-Assyrian Art, London.Merhav, R. 1991a “ArchitecturalElement: Functional and Symbolic”,Urartu A Metalworking Center in theFirst Millennium B.C.E. (Ed. Rivka Merhav),Jerusalem, 302-309.Merhav, R. 1991b “Everyday andCeremonial Utensils Urartu” UrartuA Metalworking Center in the FirstMillennium B.C.E. (Ed. Rivka Merhav),Jerusalem, 200-243.Meyer, G.R. 1965 AltorientalischeDenkmaler im Vorderasistischen Museumzu Berlin, Leipzig.Muscarella, O.W. 1988 Bronze andIron, Ancient Near Eastern Artifacts inthe Metropolitan Museum of Art, NewYork.Nigahban, I.A. 1983 Metal Vesselsfrom Marlık, Prähistorische BronzefundeII/3.Piotrovskii, B.B. 1967 Urartu: TheKingdom of Van and its Art, London.Seidl, U. 2004 Bronzekunst Urartus,Mainz.Taşyürek, O.A. 1978 “Giyimli(Hırkanis) Adak Levhalarından Örnekler”,Belleten 42: 201-238.Taşyürek, O.A. 1980 “Some IranianElements on Urartian Bronze OfferingPlaques from Giyimli”, Studi Micenei edEgeo-Anatolici 22: 201-214.Thureau-Dangin, F. 1912 UneRelation de la Huitiéme Campagne deSargon, Paris.Van Loon, M.N. 1966 Urartian ArtIts Distinctive Traits in the Light ofNew Excavations, İstanbul.Young, R.S. 1981 Three Great Tumuli.The Gordion Excavations Final ReportsI, University Museum Monography 43,Philadelphia.22 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


AŞAĞI ÇAMLI KÖYÜMİMARİSİNİN GENEL KARAKTERİSTİĞİVE FARKLI BİR YAPI ÖRNEĞİ:GALDAVARDavut KAPLAN*Erzurum İli Oltu İlçesi’ne bağlıAşağı Çamlı Köyü’nde gözlenen mimaridoku, bölgede daha önce yaşamış diğerkültürlerden büyük ölçüde farklı, özgünbir yapıya sahiptir. Ne tamamen ahşapolan Gürcü, ne de taş mimarinin gelişkinözelliklerini gösteren bir Ermeni ustanınişçiliğinin uygulandığı mimari vardır. Oltuçevresinde özellikle vadi kenarındakiyerleşimlerden bazılarındaki Gürcükiliseleri ve bunları malzeme işçiliğibakımından taklit eden sivil mimari AşağıÇamlı’da görülmez. Ermeni ve Rus işgali ileeğitime önem veren Hıristiyan mektepleriise, eski yerleşimlerde ve farklıhalkaların bir arada yaşadığı merkezlerdegörülebilir. 1850-1920 arasında köyedışarıdan gelen göçmenlerle nüfus köystatüsüne kavuşmuş ve 1960 lı yıllardailkokul inşa edilebilmiştir.Tek katlı evlerin yaygın olduğuköyde sokaklar toprak zeminlidir ve taşdöşemeden yoksundur. Mahallelerde evlergenellikle birbirlerine bitişiktir. Özelliklekardeş ve babadan akraba olanlarınbir arada, küme evlerde yaşadıklarıgörülmektedir. Bütün evler toprakdamla kaplandığından kışın beyaz örtüsüilkbaharda eğer üzerine çıkılmıyorsaçimlenmekte ve yeşermektedir. Bazıevler bahçeli ve geniş bir arka alanasahiptirler. Toprak damlı evlerin genelkarakteri yenilenen sac çatılarla tamamenkaybolmuştur. Ancak bu durum nüfusunazalmaya başladığı dönemle birlikteyaygınlaşmış ve korunmaya çalışılmıştır.AŞAĞI ÇAMLI KÖYÜMİMARİSİNDE KULLANILANYAPI MALZEMELERİTaş: Ana yapı malzemesidir. Taşmalzeme evlerin, kilerlerin (kışlık erzakdeposu), ahırların, mereklerin (samanlık)duvarlarında iki türlü kullanılmıştır.Genelde köşe ve kapı-pencere gibiaçıklıkların örülmesinde kesme yontulmuştaş, diğer kısımlarda cepheye bakan yüzükısmen düzeltilmiş moloz taş duvar olarakgörülmektedir.Toprak: Toprak, Aşağı Çamlı evlerininana malzemesi ve duvarların bağlayıcıelemanıdır. Hemen her bölgeden toprakelde etmek mümkündür. Buna karşıntarla, bahçe, eski yapı malzemesindenelde edilen siyah toprak yaygın olarakkullanılır. Bu tür siyah toprak, duvarlardaTÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 23


suyla karıştırılan çamur harç olarakkullanılmaktadır. Damların üzerineatılan ilk tabaka toprağı da duvarlardakullanılandan farklı değildir. Ancakörtü sisteminin en üst katmanı kireçlitopraktır.Ahşap: Taş ve topraktan sonra ençok kullanılan yapı malzemesidir. Baştatoprak damı taşıyan hatıl ve merteklerdenbaşlamak üzere duvarlarda bağlayıcıhatıl, döşeme, tavan, peke (seki), kapı,pencere, dolap ve özellikle bir yapıtürü olan ambarlarda kullanılmaktadır.Galdavar ve mereklerde ön cephedeyapıyı taşıyan tamamen ağaç direkler vebunlara bindirilen ahşap hatıllarla (gontve goşat) birlikte merteklerdir. En yaygınahşap türleri çam, ardıç ve kavaktır.YAPI ELEMANLARIEn önemli gurubu ana elemanlaroluşturur.Taş Duvarlar: Evlerin ve diğeryapıların dışını saran taş duvarlar, iklimgereği kalın ve çamur harçlıdır. Eğer arkaduvar ana toprak yarılarak alan açılmışsa,tek yüz olarak örülen yüzleme duvarinşa edilmiştir. Taş duvarlar genelde dışcephelerde yoğundur. Ara bölmelerde isemekânın daralmaması için Bağdadi teknikuygulanmıştır.Bağdadi: Taş duvarlarla çevrili dışmekânlar istenilen büyüklükte bölmekve kesilmek istenirse aralarına samankatıştırılmış ahşap malzeme kullanılırdı.Ana çerçevelerde daha kalın ve özenliahşapların araları hem depreme dayanıklıolması hem de rahat kapatılabilmesi içindaha kısa ahşapla örtülmüştür.Temeller: Zeminler heyelan topraküzerinde olduğundan birkaç ev hariçhepsinin temelleri zayıftır. Bu zayıflığınnedeni atılan temeller değil zemininmüsait olmayışıdır. Her nerede temelkazılırsa kazılsın 2-3 m. inildiğinde suçıkar. Bütün yapı temelleri zemine 50 cm.ile 1 m. derinliğinde ve duvar kalınlığındangeniş kazıldıktan sonra, boyutça büyükve kırılamayan kara taşlar yuvarlanarakkullanılır. Duvar kalınlıkları genelde 40-60cm. arasındadır. Bir evin planı yapılacağızaman, genelde evin kullanım mekânlarıaçısından mal sahibi karar verse de, çoğukez hem planı hem de mimarisine usta kararvermiştir. Bu nedenle birbirine benzeyenplanlar ve duvarlar tamamen aynı ustanıneseri olarak ortaya çıkmaktadır.Temeller atılınca standart duvarölçüleri yapının genel mimarisi de dikkatealınarak belirlenirdi. Köşeler, kapı vepencere kenarları düzgün yontma taştanveya bağlayıcı büyük bloklardan örülürdiğer kısımlar daha özensiz ve moloztaştan inşa edilirdi. Kapı ve pencerelerinşa sırasında boş bırakılır Bağdadileriçin bölme yapılır ve duruma göre yatayahşap hatılların sayısı artırılırdı.Örtü: Düz olan örtüyü, hatıllar vetoprak meydana getirmektedir. Farklıörtü türleri olmasına rağmen geneldedüz örtü fazlaca tercih edilmektedir.Düz örtü; odaların ve avluların üzerindeuygulanır. Önce duvarlara bindirilenhatıllar bir mertek boyu aralıkla dizilirve uçları en az 1 m. dışarı gelecekşekilde saçak için bırakılır. Aralarıözel yontulmuş ve silinmiş mertekler,genelde tavan şeklindedir. Ancak ensık kullanılan gelişigüzel ayrılmış üçgenprofilli merteklerdir. Kalan küçükboşluklar yongalarla kapatılır ve üzerinebalçık halinde bir tabaka çamur kapatılır.24 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


Bunun üzerine ise normal toprak, isteğeve ekonomik duruma bağlı olarak kireçlitoprak serilir. Ancak en üst seviyedekitoprak gevşek olduğundan sıkıştırılır.Bacanın kenarları daha yüksek topraklasınırlandırılarak yağmur sularının bellinoktalardan akıtmak için yağmur oluklarınadoğru tabana meyil verilir. Genelde loğtaşı yerine ayakla sıkıştırıp bastırmakgeleneksel bir uygulama olmuştur.Meyilli örtü ise genelde en eskievlerde ve ahırlarda kullanılır. Bununnedeni sürekli yağan kar suyunungevşeyen toprak tarafında emilmesiniönlemektir. Direkler üzerindeki hatıllaryatay atılır ve bunlar üzerine daha sıkhatıllar döşenerek hem içeriden havadarhem de dışarıdan semer sırtlı örtü eldeedilir. Bu tür örtülerde genelde içerininaydınlanması için meyilli örtünün güneşebakan kısmında pencere bırakılır. İlkevlerin bu tipte yapıldığı birkaç örnektegörülebilmektedir. Aynı zamanda butip evler Erzurum ve çevresinde çokçayaygındır. Işık ve havayı tamamentepeden alırken, sert kış soğuklarındaiçerinin sıcak kalması sağlanır. Evlerinsıcak kalmasına ahırların bitişik olmasıda fayda sağlar. Tepeden açılan bupencereler küçüktür ve geniş pencerelerkadar mekânı soğutmazlar. Gelişenteknoloji ile cepheye açılan pencereleruygulanmış ve soğuklara karşı bazen çiftçerçeve ve cam uygulanmıştır.Yardımcı elemanlar ise, döşemeler,kapılar, pencereler ve merdivenlerdir.Aşağı Çamlı’da evlerin plan tiplerideğişse de elemanları değişmezdi. Heralanda olduğu gibi iklim ve malzeme plantiplerinde de karşımıza çıkmaktadır.Çizim 1: Galdavar-Harman-MerekTÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 25


Çizim 2: GaldavarAvlulu veya sofalı evlerde ortada avluyanda iki oda genel plan tipidir. Yer darlığınedeniyle bazen iç içe iki oda bu genelplandan ayrılmaktadır. Buna tek avlu vetek odadan oluşan mekânlar da dâhiledilebilir. Tek katlı örneklerdeki plan çiftkatlı örneklerde üst kata uygulanmıştır.Alt kat ise kiler veya ahır olarakkullanılmaktadır. Ancak bazı evler her ikiplana da uymaz ve Seyfettin Coşkun’unMustafa ustadan kalan evi, köy evlerindentamamen farklı plan, mimari, malzeme veçatı sistemine sahiptir. Birkaç evde isemisafir odası çok bölümlü ev planını ortayaçıkarmış ve zorunlu hallerde dışarıdan biroda daha eklenmiştir. Evlerin bölümlerive vazgeçilmez unsurları avlu/sofa,odalar, terekler, peke ve kurun (ahşap sudeposu)’dur.Ev dışında en yaygın yapı tipleri isealaçuĥ/alaçık, ambar, fırın, kiler, ahır,merek ve pin (kümes)’dir. Ancak içlerindebulunan ve dört mevsim işler olan galdavardiğerlerinden farklı özellikte ve oldukçayaygındır.GALDAVARMerek’in arkasında, harmanla aynızemini paylaşan yapıdır (Çizim: 1). Önü açık,yanları ve arkası çamur harçlı taş duvarlaörülüdür. Taş duvarlar arka cephede damseviyesine ulaşıncaya kadar yükseltilerekyağmur ve kardan korunma sağlanmıştır(Çizim: 2). Düz dama sahip yapının öncephesi damı taşıyan ahşap direklerle birgaleri oluşturur. Bu ahşap direkli cepheharmana bakar. Direklerin altına altlıkveya kaide olarak özel kesilmiş köşeli veyuvarlak taşlar yerleştirilerek korunmasağlanmıştır. Direklerin üzerinde ise26 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


Resim 1: Galdavarormandan kesilen ağaçların budakları askıolarak kullanılırdı. Damın üzeri, taşıyıcıözellikte olan gont, goşat ve mertekleörtülmüş ve toprakla kapatılmıştır (Çizim:3). Saçak kısmı öne doğru fazla uzatılmışve fırtınayla gelen yağmur ve karın otve samana ulaşmaması sağlanmıştır.Yapının amacı kış ve yazın tarla veçayırdan hasatla elde edilen ekin (sap)ve otların korunması içindir. Duvarlarıniç cephesinde yerden belli yüksekliktehayvanların erişemeyeceği bir noktadapencereler vardır. Yayla pencerelerinebenzer şekilde açılmış bu düzenlemeninarkası kapalı yani kör olarak örülmüş karenişlerdir. Bu pencerelerin amacı ise sıcakhavada harmanda çalışanın yiyecek veiçeceğinin (testi vb) korunmasıdır (Çizim:2). Galdavar’ın hem yaz hem de kış içinfarklı kullanım amaçları vardır.Yaz Uygulaması: Aşağı Çamlı Köyü,coğrafi bölge olarak Doğu Karadeniz’deyer aldığından galdavar, hasat mevsimindenadir de olsa yağan yağmurlardan ekinlerikorumak amacı taşır. Tarladan kağnılarlataşınan ekinler önce harmana iyicekuruması için serilir, iyice dağıtılır vegünün belirli saatlerinde harmanlanarak(altüst yapılarak aktarılır) kurumasısağlanırdı. Bundaki amaç döğenle harmanyapılırken ekinlerin kolaylıkla samanadönüşmesini sağlamaktır. Harmandakisaplar yağmur yağma ihtimali belirinceköydeki ev ahalisinin ve komşularınyardımıyla hızlı bir şekilde toplanarakgaldavara sokulurdu. Yağmur geçinceharman yaz mevsimi nedeniyle hemenkurur ve ekinler yeniden serilirdi. Bu işlemsadece ekinlerin (sapların) korunması içindeğil, yonca ve geç biçilmiş veya erkentoplanmış otlar için de yapılırdı.TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 27


Çizim 3.Galdavar. Üst Örtü KesitiKış Uygulaması: Yazın biçilen otlar,elde edilen saman veya mısır gövdelerininde mereke sığmayan kısmı sonbahardagaldavara doldurulurdu. Tarladan toplananhiçbir şey atılmaz, kış mevsiminde diğerbitki türleri ile karıştırılarak hayvanlarıntüketimine ayrılırdı. Galdavar son baharakadar dolunca, en son işlem direklerarasına ormandan getirilen sırıklar (inceve uzun çam ağaçları) çivilenerek aralarıçeperle (çalılarla) örülür, böylece başıboşhayvanların kış için biriktirilen ot vesamanı yemesi önlenirdi. Kış ilerleyinceönce galdavara doldurulan saman, ot vediğer hayvan yemleri tüketilir, merek enson kullanılırdı. Çünkü merek, her tarafıkapalı sadece duvarların ön cephedehavalandırma için alçak tutulduğu yapıdırve korunaklıdır. Genelde galdavarınmalzemesi kış ortasında ve güneşin etkiliolmaya başladığı şubat ayından sonrayadenk geldiğinden başka işlemler içinkullanılırdı. Galdavarın malzemesi bitinceboşalan yapı, ahırların havalandırılmasıve hayvanların temiz hava alması içingüneşli günlerde kullanılırdı. Bu nedenlehayvanların sırtı güneş görünce sağlıklarıaçısından düzelmelerine, hastalıklardankorunmalarına yardımcı olur, doğumzamanından önce gebe koyunların kuzularıdaha sağlıklı olur ve zayi edilmesi önlenirdi.Galdavarın bir diğer uygulaması ise köydeyapılan sosyal içerikli etkinlikler için(düğün vs.) kullanılmasıdır.SUMMARYArchitecture at the Aşağı ÇamlıVillage in Oltu is highly different featuresfrom around the village settlements andculture.Mud could be seen all Stone walls ofwhole buildings. The most elegant sampleof these buildings is called as Galdavar.Its roof is covered by soil. It is built upin the rear of Merek. Its back and eachsides encircled by Stone walls that arefaced with mud.Facade looks directly to Harmanand It have wooden pillars that arecarry the housetop. These buildings isused as a shelter at the harvest timeand also is used to protect the cropsfrom unfavorable climate in Summer.In winter, ıts employed as a hayloft forstrows and herbs. Towards to spring itused to provide clean air and sun forfarm animals. It is also festivity placefor weddings.NOTLAR* Araş. Gör. Davut KAPLAN, AnkaraÜniversitesi, Dil ve Tarih-CoğrafyaFakültesi, Arkeoloji Bölümü, 06100Sıhhiye / Ankara - TÜRKİYEdavut_kaplan@yahoo.com28 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


TÜRKLERDE HAYVAN ENLERİ VEERZURUM/OLTU-AŞAĞI ÇAMLI KÖYÜÖRNEKLERİDavut KAPLAN*En 1 , büyük ve küçükbaş hayvanlarınkulaklarını kesmek, delmek veya başlarınınherhangi bir yerine dağlamak ile vurulanişarettir. Aşağı Çamlı Köyü’nde hayvanlaravurulan işaretler “en, kırtik, kertik, kert,kesik, dağ, dağlı, dağlanmış, damgalı, cırık,cırılmış” gibi ifadelerle kullanılmaktadır.Ancak bu işaretlerin tümünün genel adı“en” olarak bilinmektedir. Kutadgu Bilig’deise “eng” kelimesi “yüz, yanak, damak”anlamına gelmekte ve “eng urmak” şeklindeyardımcı fiille birlikte kullanılmaktadır 2 .Eski Anadolu Türkçesi metinlerde enve en yeri olarak “mafsal, oynak yeri,bitişik iki şey arasındaki çizgi, bükümyeri” manalarında kullanılmaktadır 3 . Buanlamlardan “bitişik iki şey arasındakiçizgi” ifadesi Anadolu ağızlarına uygundüşmektedir. Çünkü Anadolu’nun doğuve güneydoğusunda koyun ve keçilerinkulaklarını “keserek, çenterek veyadelerek” yapılan işarete “en” (en, enek)denilmektedir. Elazığ yöresindeki “kırtik”,Bingöl’de “kertik” olan işaret “en” ile aynıanlamı taşımaktadır 4 . Erzurum çevresindeve özellikle Aşağı Çamlı Köyü’nde isebütün bu işaret ve işaretlemenin geneladı “en”’dir. Dolayısıyla “en” Aşağı ÇamlıKöyü’nde, başta koyun ve keçilerin,danaların sağ veya sol veya her ikikulağının bıçakla kesilerek, çentilerekveya delinerek yapılan işaretlerin geneladıdır (Çizim: 1).delikkurtağzıyan kesikdüz kertdüz kesikkesik aycırıküçgen delikkulakta düz dağdüz kesik iki dik kertisim baş harfi (dağlama)yanakta çift dağburunda tek dağiplik küpeÇizim 1: Aşağı Çamlı Köyü hayvan enleriTÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 29


Çizim 2: Çul bağlama (a) ve dağlamada kullanılan şiş (b)Rıza Yalgın’a göre ise, demirdenyapılmış ve kızdırılarak atların, büyükbaşhayvanların sol sağrılarına vurulanişaretlere “damga” 5 , koyun keçi gibiküçükbaş hayvanların (davar) kulaklarınınçentilmesine “en”, ev eşyası ile dahabaşka takımların ve dokumaların üzerinedokunan veya dikilen yahut boyananalametlerin adına “im” denir 6 . İşaretlerinkalıcı olması ve başka sürülere karıştığındatanınabilmesi için yeni doğmuş hayvanlaradoğumdan birkaç hafta sonra vurulur.Küçükbaş hayvanlarda yaygındır. Kümeshayvanlarının ise ayaklarına bağlanan ipve çullar en olarak kullanılmıştır.“En” (kulağa konulan nişan) kelimesi,bütün Türk milletlerinde bilinmektedir.Özellikle Anadolu Türklerinde bile, halabu kelime kullanılmaktadır. Divan-ülLügat’it Türk’te 7 “in” kelimesi olmasa da“inemek” vardır. Kaşgari’nin ifadesinegöre 8 “en” kelimesinin manası, koyununkulağına nişan vurmak demektir. Herkabilenin başka eni olduğuna göre 9 , mezarsahibine hediye edilen Pazırık atlarınınenleri dikkate alındığında, enlerin on kişideğil on kabile tarafından kullanıldığınaişaret etmektedir 10 .Ancak, eski tarihlerde 2000-3000 çadırdan ibaret olan bir kabile,at ve deve sürüleri için daha çokkabile mülkiyeti amacıyla ayni bir enikullanırlarken, sonraları ve Erzurumköylerinde uygulandığı gibi şahısmülkiyet ve sahip olma işareti olarakkullanılmaktadır. Çok sayıda özellikle30 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


Çizim 3: Aşağı Çamlı Köyü’nde kullanılan hayvan enleribirkaç bin hayvanlık sürüler ilk kezOrhun abidelerinde dile getirilmektedir.Bu abidenin güney-batı tarafındaKültigin’in gümüş, altın servetindenbahsedilirken dört binlik at sürüsününvarlığından da bahsedilmektedir. EskiTürklerin, özellikle Kırgız-Kazan veBaşkurt kabilelerinin de buna önemverdiği görülmektedir 11 .Güney Sibirya Altay eteklerindekiPazırık kazısında ortaya çıkarılan atlarve eşyaların durumu, M.Ö. 3. ve 4.yüzyıllarda Türklerde erken dönemdenitibaren damga ve enin kullanıldığınıgöstermektedir. Buradaki hayvanlarınkulaklarında, kesmek suretiyle yapılannişanlar vardır ve her aygırın nişanıayrıdır 12 . Aygırların kulaklarındaki enlerinon farklı şekilde olması, bunların on şahsaait olduklarını değil, on kabileye aitolduklarını göstermektedir. Çünkü kulaknişanı (in, en) kabile hayatının yaşandığıdönemde kişiye ait olmayı ifade etmez 13 .Kabileden aileye ve bazı değişikliklerlehayvan enlerinin 2000 yıldır devamettiğini göstermektedir.Doğu Anadolu yüksek yaylalarındaçeşitli “en” uygulamaları görülür. Vanyöresinde kulakta delik ve kesik, kulaktadağlama, burun üstünde dağlama veyanakta dağlama 14 , Muş yöresinde;“çizik”, “cızık damga” hayvanlarınyüzlerine ve kulaklarına kesme olarakuygulanmıştır 15 . Enler, Bingöl’de “kert”ve “dağ”, Ağrı’da “döröf” (mal sahibininbaş harfinin yazılması) ve “dağ”, KarsÇıldır yöresinde, “dağ”, “kurtağzı” ve“kulakta delik” şeklindedir. Şavak (Elazığ)Türkmenleri’nde ise “yen” ve “dağ”larınyanı sıra, sırtta boya ile farklı bir uygulamagörülür 16 . Elazığ Keban yöresinde “kesme”ve “dağ” ve hayvanların başına “kırmızıaşı boyası” ile boya vurma vardır. AncakElazığ yöresinde “sıcak damga”, “çentikkırtik”,“tetovir” (ince çivilerin rakamşeklinde dizilip sivri uçlarının pense ilekulağa basılması) ve “dırıf” (kulağa dağvurma) uygulaması vardır. Sivas’ın Gürünİlçesi’nin Sarıca Köyü’nde ise yüz vekulaklara “dağ” vurma yoktur. Geneldekoyunların kuyrukları üzerine aşı boyasısürülür. Bazen de bir veya her iki kulağaTÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 31


“kesme” yapılır. Toros Türkmenleri’ndenElbeyli Obaları’nın kullandıkları enlerise “…davarların hepsinin kendine hasve yalnız kulaklara işaret edilmeküzere eski ve esaslı damgaları vardır ki,bunların ismine ‘en’ derler. Elbeyli enleriobaların âdetlerine uygundur. Dolayısıylaher obanın sabitleşen kulak damgalarıvardır” 17 .Doğu ve Akdeniz’de olduğu gibi BatıAnadolu’da “en” kullanılmaktadır. Burdur-Bucak-Keçili Köyü’nde enlerin yapılmasındaaynı yöntemler uygulanmakta ve kesme vedelme yaygın olarak kullanılmaktadır 18 .Müstakil sürüler günümüzdeoldukça azdır. Ancak, büyük veküçükbaş hayvanların sayıları, küçük köyyerleşiminde hane başına az olduğundanbir arada otlatılması ya da yayılmasızorunludur. Böylece bütün köyde naĥır(inek sürüsü), yılkı (at sürüsü) öküz,dana, davar (koyun ve keçi sürüsü),körpe (kuzu ve oğlak sürüsü) olmak üzerefarklı hayvan gruplarına çoban tutulur veçobanlar bütün köyün aynı cins hayvanınıbir arada otlatırlardı. Kendi hayvanlarınındiğer komşuların hayvanlarından ayırtedilebilmesi için enler kullanılırdı.Bu işaretler yaylaya çıkmadan yada çoban önüne katılmadan küçük yaştaveya doğumdan birkaç hafta sonrayapılırdı. Her bir en kişiye aittir ve herailenin kendine ait bir eni vardır. Köydebulunanlardan kullanmak ihtiyacınıduyanların seçtikleri aile enleri çoklukladiğerlerine benzemez. Ancak bazı enlerkardeşlerin veya diğer akrabalarınkinebenzer (Çizim: 3, No: 34, 35). Örneğinbabasının enini kullanan kardeşin eni“sağ kulak ucundan kesik” ise, diğerkardeşlerden biri “sol kulak ucundankesik” veya “sağ kulak ucundan kesik vebir kert” kullanabilirdi. Bunun nedeni,babalarından sonra evleri ayrılan aileninoğullar arasında ikiye ayrılması ve tekenin benzer işaretle farklılaştırılmasıdır.Ancak baba ocağında oturan kişi, babanınölümünden sonra ailenin kullandığı enesahip olur. Baba ocağından ayrılan diğerkardeşler ise babalarının kullandığıasıl ene ekleme yaparak kullanırlar.Benzer uygulama Erzurum’da dakullanılmaktadır 19 . Buradaki amaç hemkarışıklığı önlemek, hem kolay ayırmakhem de hırsızlığa karşı bir önlemdir.Komşu ailelerden ve çevre köylerdensatın alınmış küçük ve büyükbaşhayvanların farklı en taşımaları normalbir durumdur. Bu karışıklığı önlemek isetoplanan o sürünün sahibi olan celebinözel damga ve eninin vurulması bilinendurumlardan dolayı gereklidir. Kesme,kert, kesik, delme, dağlama ve iplikbağlama en yaygın enlerdir (Çizim: 1).Enler bazen bir kulağa, bazen her ikikulağa uygulanır. Aşağı Çamlı Köyü’ndekullanılan belli başlı enler ve en sahiplerişunlardır 20 :Kulak KesmeEn yaygın ve kolay kullanılan endir.Genelde kulaklara bıçakla veya kalıplakesikler vurulan enlerdir. Kulak altınakonan düz bir ahşap parçası üzerinekonan kulaklara bıçakla kesilerek istenenşekilde en vurulur 21 . Erzurum/OltuAşağı Çamlı Köyü’nde hayvan sahiplerininkullandıkları kulak kesme kişilere göreşöyle uygulanmaktadır.Abbas Macit: Sağ kulağının önündentek yarım ay kesik (Çizim: 3, No: 17).Ahmet Macit: Sol kulağının önünden“V” şekilli kesik (Çizim: 3, No: 13).32 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


Battal Öztürk: Sağ kulağının ucu düzkesik ve dik yırtık (Çizim: 3, No: 2).Daştan Öztürk: Sağ ve sol kulağınınucunda yarım kurtağzı (Çizim: 3, No: 8).Dursun Bedir: Sağ kulağının ucuyırtık kurtağzı (Çizim: 3, No: 27).Fazıl Parlak: Sağ ve sol kulağının ucudüz kesik, sağ kulak ucu yarım ay şeklikesik (Çizim: 3, No: 23).Fevzi Bedir: Sol kulağının ucu yırtıkkurtağzı (Çizim: 3, No: 28).Hasan Coşkun: Sağ kulağının ucukesik, önü düz kesik (Çizim: 3, No: 33).İlyas Maral: Sağ kulağının hemönünden hem arkasından birer düz kesik(Çizim: 3, No: 15).Mehmet Çiçek: Sağ kulağının önüyan kesik (Çizim: 3, No: 26).Mehmet Ali Örnek: Sağ kulağınınardından yarım ay, altında yan kesik(Çizim: 3, No: 29).Muhlis Coşkun: Sağ kulağının ucukesik, önden bir kert (Çizim: 3, No: 5).Sevret Çiçek: Sol kulağının arkasıyan kesik (Çizim: 3, No: 25).Seyfettin Coşkun: Sağ kulağının ucukesik, önden iki kert (Çizim: 3, No: 4).Süleyman Çiçek: Sağ kulağınınardından tek çapraz kesik (Çizim: 3, No:14).Şakir Coşkun: Sol kucağının ucukesik, önde iki kert (Çizim: 3, No: 6).Şirin Ünal: Sağ kulağının ucu yırtık(Çizim: 3, No: 16).Tosun Ot: Sağ kulağının ucundan önedoğru yarım kurtağzı kesik (Çizim: 3, No:30).Vahdettin Örnek: Sağ kulağınınönünde iki kert (Çizim: 3, No: 9).Yusuf Coşkun: Sağ kulağının ucundanarka ve önden çapraz iki kesik (Çizim: 3,No: 18).Yusuf Kaplan: Sağ kulağının ucukesik, kesikten iki dik yırtık (Çizim: 3,No: 20).Yusuf Örnek: Sol kulağının önündeiki kert (Çizim: 3, No: 10).Mustafa Örnek: Sağ kulağının ikiönünden bir arkasından kert (Çizim: 3,No: 11).Mustafa Parlak: Sağ kulağının ucudüz kesik (Çizim: 3, No: 21).Nazir Parlak: Sağ ve sol kulak ucudüz kesik (Çizim: 3, No: 22).Nurettin Maral: Sağ kulağınınucundan dik yırtık, arkadan bir düz kesik(Çizim: 3, No: 12).Selahattin Coşkun: Sol kulağınınucundan önden ve arkadan iki çaprazkesik (Çizim: 3, No: 19).Kulak DelmeÖzel toka veya makas (delgi) denenaletle kulakta açılan küçük deliklerdir.Erzurum/Oltu Aşağı Çamlı Köyü’nde hayvansahiplerinin kullandıkları kulak delmekişilere göre şöyle uygulanmaktadır.Binali Ot: Sağ kulağının ortasındabir delik (Çizim: 3, No: 3).Niyazi Akgül: Sağ kulağının ortasıüçgen delik (Çizim: 3, No: 32).Osman Aydoğan: Sağ kulağındaçift delik (Çizim: 3, No: 1).TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 33


Kulak Kesme ve DelmeTuran Ot: Sağ kulağının ortası delik,altı yan kesik (Çizim: 3, No: 31).Kulak ve Yüz DağlamaBüyük baş ve küçükbaş hayvanlardakullanılan başka bir enlemedir. “Dağlama”olarak ifade edilen işaretleme, geneldamga gruplandırmasında “koç vekoyunun kulak veya burnunun üstüne”vurulan işarettir. “Dağ” kelimesiTürkçe Sözlükte “kızgın bir demirlevurulan damga, nişan” olarak Farsça’danTürkçeye geçmiş bir kelime olarak ifadeedilmektedir 22 . Erzurum etimolojisindeise dağ, “yanık, kızdırılmış damga iledamgalamak” anlamındadır 23 . Ayrıca AşağıÇamlı Köyü’nde “dağ, dağlama, dağlamak,dağli, dağlanmış, dağ vurmak” gibi farklışekillerde kullanılmaktadır.Dağlama, eğer vurulacak “en”düz ise, düz bir demir çubuğun veyaşiş’in ateşte kızdırılarak hayvanınkulağına, yanağına veya burnun üzerinebastırılmasıyla yapılır (Çizim: 2b). Buişlemde deriye kadar bütün tüyleryakılır. Tüylerin yanması ile en ilerleyendönemlerde kaybolur. Ancak, eğer deride yanarsa hayvan genç olduğundandağlanan kısımda beyaz tüyler çıkar veen varlığını korur.dağ.Abbas Ünal: Sağ kulakta düz tekAbubekir Zengin: Sağ kulağında “A”harfi (Çizim: 3, No: 7).İbrahim Kaplan: Burnun üzerindetek dağ (Çizim: 3, No: 34).Osman Kaplan: Burnun sağında çiftdağ (Çizim: 3, No: 35).Kulağa İplik GeçirmeKulak ucu delici bir aletle delinerekrenkli iplik parçası (genelde kırmızı)bağlanırdı. Bazen küpe şeklinde püsküllüiplik olan bu uygulama genelde ip takılmışbüyük boyutlu bir iğne veya “çuvaldız”ile yapılırdı. Erzurum/Oltu Aşağı ÇamlıKöyü’nde hayvan sahiplerinin kullandıklarıkulağa ip geçirme kişilere göre şöyleuygulanmaktadır.Sürmeli Akgül: Sağ kulağının ucuiğne ile geçirilmiş iplik küpe takılı (Çizim:3, No: 24).Boya VurmaBoya vurma genelde yazın yayladave sıcak günlerde yapılırdı. Özellikleküçükbaş hayvanlar sıcaktan başlarınıbirbirlerinin karnı altına sokaraksaklamaları ve sıcaktan korunmalarındandolayı kulaklardaki en’ler görülmez.Daha hızlı ve kolay görülebilmesi içinkulak en’lerinin yanı sıra sırtlarına boyavurulurdu. Boyalar yağmur ve güneşlehızla kaybolduğundan her ay yenilenirdi.Her aile kendi hayvanlarının sırtına kendiisminin baş harfini boya ile yazardı. Büyükbaş hayvanlara da boya vurulurdu.Çul BağlamaBoya ile aynı işlevi görürdü. Ancakboyadan daha uzun süre hayvanın sırtındakalırdı. İlkbaharda yaylaya çıkmadanönce yünleri kesilen hayvanların üzerinedağda ve yaylada kolay tanınması vesağma işleminde kolaylık sağlaması içinvurulurdu. Genelde renkli ipliklerdendikilirdi. Bez parçalarının boyu 5-8 cm.uzunluğunda ve 1.5-2 cm. genişliğinde idi.Bazen tek bir renge sahip bezde dikilirdi.Bu işlemin adı çul bağlama idi (Çizim: 2).34 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


Bugün bütün bu “en” ler ve işaretlerAşağı Çamlı Köyü’nde artık eskisi kadarçok sayıda hayvan bulunmadığındankullanılmamaktadır. Herkesin ihtiyacınayetecek kadar hayvanın beslendiğiköyde pazar için mal saklanmamaktadır.Hayvanların sayıca azalmasından dolayıve hatta küçükbaş hayvancılığın biraile hariç tamamen kalkmış olması ile“en” ler de kullanılmamaktadır. Sayılarıbirkaç tane olan büyükbaş hayvansahipleri ise, hayvanların karışma ihtimaliortadan kalktığından enlemeye ihtiyaçduymamaktadır. En yerine hayvanlarınıboya, eski bir gelenek olan boncuk vemuska ile süsleyerek tanımaktadırlar.Genç nüfusun büyük kentlere göçü ileküçükbaş hayvancılık tamamen ortadankalkmakta ve büyük oranda hayvancılıkkültürü olan gelenekler ve kültürel izlerkaybolmaktadır.Varlığıyla Orta Asya Türkgeleneğini devam ettiren ancaktamamen göz ardı edilen “en” gibi kültürişaretleri, bölge insanının yaşamını, enve dağ’larıyla geride bırakmaktadır.Kültürlerini ekonomik nedenlerdendolayı terk edenler ve büyük kentlerdekaybolan insanların kültürden neanladıkları sorgulanmalıdır. Köy özlemiçekenlerin köyleri için doğal bir ekmekçeşidi, temiz hava ve soğuk sudan başkadüşündüğü bir şey yoktur. Bu durum,birçok Türk geleneğini tarihin bilinmezsayfalarına sessizce ve fark ettirmedengömmektedir.Köyümüze giren teknoloji ürünüeşyalar bir taraftan da verdiğininkarşılığı olarak benliğimiz, kişiliğimizve varlığımız olan folklorik ve etnolojikmalzemeyi almış götürmüştür. Sadeceeşyadan değil medeniyetin getirmişolduğu rahatlık bizleri sarhoş etmişbilinçsizce “herkeş getti biz de gidaĥ” 24gibi ifadelerin de ortaya koyduğu gibianlamsız bir psikoloji içine girilmiştir.Elinden uçup giden manevi ve maddi kültürdeğerlerini toptan kaybettiğinin farkınavarmamıştır. Bunun acısını çok yakındatopluca çekeceğimizden eminim.SUMMARYMarking by incision the ears of animalsand branding is an old tradition from thebegining first Turkish communities, everytribe has its own mark. Marking is used torecognize animals and to prevent mixingwith others. This tradition is stil livingin villages of Anatolia and continues asfollows. Every family has a unique mark.This mark is transferred from father toson with little cahnge. It means everyfamily uses similar signs. Settlementof Aşağı Çamlı Village is a good examplefort his tradition. In this article you willfind a wide research about Aşağı ÇamlıVillage animal marks. I tried to provethis tradition, originated Central Asia,has continued in Anatolia with contextof Aşağı Çamlı samples. Unfortunatelytoday this tradition is being disappearbecause of modernity, migration fromvillages to cities caused decreasing ofanimal herds.NOTLAR*Araş. Gör. Davut KAPLAN, AnkaraÜniversitesi, Dil ve Tarih-CoğrafyaFakültesi, Arkeoloji Bölümü 06100Sıhhiye-Ankara / TÜRKİYE.1 “Hayvanlara veya eşyaya vurulandamga, işaret”. Türkçe Sözlük,Atatürk Kültür Dil ve Tarih YüksekKurumu, Türk Dil Kurumu, Ankara(1998).TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 35


2 Gülensoy 1989, s.151.3 Tarama Sözlüğü, Cilt III, s.1477-1479; Gülensoy 1989, s.151.4 Gülensoy 1989, s.151.5 Damgalar üzerine yapılanaraştırmalarla ilgili olarak bkz. Yalgın1943, s.78; Gülensoy 1989.6 Yalgın 1943, s.3, 80-81.7 “Oğuz, bir Türk bölüğüdür. OğuzlarTürkmendirler. Bunlar yirmi ikibölüktür ve her bölüğün ayrı birbelgesi (damgası) ve hayvanlarınavurulan bir alameti vardır. Birbirlerinibu belgelerle tanırlar” der. Yalgın1943, s.5; Eski Türk YazıtlarındanAçura Yazıtının sol tarafındakimetinde ise “On yedi erdemi yaşındaidim, öldü. Göz kapağının eti (?)kara saçı gibi kedersiz idi. Yerdekidamgalı yılkı sayısız idi. Hücum edenordusunun kudreti yedi bin oğlanidi”. Özgün metinde geçen “tamkalıgyılkı” ifadesi, Türkler’in atlarına“nişan, işaret, im” vurdukları vebunun adına da “damga” dedikleriaçıkça anlaşılmaktadır. Gülensoy1989, s.11.8 Tarama Sözlüğü, C.III, s.193.9 Yalçın 1943, s.5.10 Yas törenlerinde kabilelerinkatıldıklarını Altınordu hanlarındanMamay’ın gömü töreninde her birkavimin bir at getirmesinde degörmekteyiz.“Aydındı Mamay öldü hepBeş avuldınğ şemi-yüzü sündü hepYedi avul, yedi argımak (at) yeteklepYensizlerin ters ilüp sığıtşılay kelgengün”. İnan 1943, s.146.11 Eski Türklerde damga çok önemlibir semboldü. Her kişinin, her boyunve hatta devletin bir damgası vardı.Bu işaret ve damgaya (en) denirdi.Her boy atlarına kendi damgasınıbasardı. Damgalar Anadolu’da halı vekilim motifi olarak da kullanılmıştır.Kapkacağa, nazar değmemesi içinveya uğur getirsin diye giyim eşyasınahatta mezar taşlarına damga çizilirdi.Oğuzlarda her boyun kendine mahsusbir damgası bir ongunu, bir söyüküvardır. Oğuzlarda her boy, sürüleriylehazinelerini kendi damgalarıylanişanlardı. Gökalp 1972, s.160; İki üçbin çadırdan ibaret olan bir kabile, atsürüleri için ayrı bir en (in) i kullanmakzorundadır. İnan 1943, s.146; Erzurumve çevresinde görüldüğü gibi en,şahsa ait olmanın işareti sayılsa da,erken dönemlerde kabile mülkiyetininifadesi olarak kullanılmıştır.12 İnan 1943, s.143.13 İnan 1943, s.145. Türk kabilelerindehayvanlara vurulan damgalarla ilgiliolarak önemli çalışmalar yapılmıştır.Aristov, bu Türk damgalarınıkarşılaştırarak, bir çok Türkkabilesinin akrabalığını veya belirli birzamanda siyasi birlik oluşturduklarınıispata çalışmıştır. İnan 1953, s.145.14 Gülensoy 1989, s.155.15 Gülensoy 1989, s.155-156.16 Gülensoy 1989, s.158.17 Gülensoy 1989, s.162. Elbeyli Türkmenenleri arasında; Şahveli, Firizli,Perenli, Tırıklı, Karataşlı, Gâvurelli veTaflı eni yaygın olanlardır.18 Gülensoy 1989, s.163.19 Başar 1972, s.225-226.36 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


20 Aşağı çamlı Köyü yaşamı ve hayvanenleri konusunda derin bilgi vemükemmel hafızaya sahip ve bukonuda gerekli bilgileri veren temelkaynağım ve değerli ağabeyim MikailKaplan’a sonsuz teşekkür ederim.21 Bazen kulak kesme işlemi köpeklerede vurulurdu. Ancak köpeklere vurulanen, sahip işareti olmaktan uzaktır.Köpeklerin kulaklarının kesilmesiişlevsel açıdan tercih dilmiştir.Birincisi: kulakların daha kolay duymasıiçin kesildiği yaygın bir inançtır.İkincisi ise çobanlar tarafındanuygulanırdı. Küçük yaştaki (enik) birköpeğin kulakları birbirleriyle boğuşma(kavga) sırasında zarar görmemesiiçindir. Genelde yazın sıcak aylardayaralanan bir köpek, sineklerdendolayı rahatsız olacağından bu kesimönemliydi. Kavgalar, özellikle kurtlarve rakip köpeklerle yaz dönemindeyaygın olurdu. Bu durumda köpeğinyaralanmalara karşı kulaklarınınkesilmesi gelenek halini almıştır.22 Türkçe Sözlük, s.511 (dağ), s.513(dağlamak).23 Gemalmaz 1995, s.69.24 Bu ifade köylerden kente göçsırasında sıkça kullanılırdı. Gidenlerinarkasından bakarken “bizde gidelim”düşüncesinde olanlar, evliyse eşlerinebaskı yapan kadınlar, rahat kentyaşamına da özlem duymaktaydılar.KAYNAKÇABaşar 1972, Zeki Başar, Erzurum’daTıbbi ve Mistik Folklor Araştırmaları,Ankara (1972).Gemalmaz 1995, E f r a s i y a pGemalmaz, Erzurum İli Ağızları; III. Cilt:İnceleme, Metinler, Sözlük ve Dizinler,Ankara (1995).Gökalp 1972, Ziya Gökalp,Türkçülüğün Esasları (Hazırlayan M.Kaplan), İstanbul (1972).Gülensoy 1989, Tuncer Gülensoy,Orhun’dan Anadolu’ya Türk Damgaları,Damgalar, İmler, Enler, İstanbul (1989).İnan 1943, Abdulkadir İnan,“Altay’da Pazırık hafriyatında çıkarılanAtların vaziyeti, Türklerin definmerasimi bakımından izah”, II. TürkTarih Kongresi, 20-25 Eylül 1937,Kongenin Çalışmalar, Kongreye SunulanTebliğler, İstanbul (1943).Tarama Sözlüğü, XIII. YüzyıldanBeri Türkiye Türkçesiyle YazılmışKitaplardan Toplanan Tanıklarıyla TaramaSözlüğü, Cilt III (E-İ), Türk Dil KurumuYayınları, Ankara (1967).Türkçe Sözlük, Türkçe Sözlük,Atatürk Kültür Dil ve Tarih YüksekKurumu, Türk Dil Kurumu, Ankara(1998).Yalgın 1943, Rıza Yalgın, UludağdanToroslara Anadoluda Türk Damgaları,Bursa (1943).TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 37


EDİRNE ZİNDANALTI KURTARMAKAZILARINDA BULUNANERKEN OSMANLI SERAMİKLERİ – IIGülgün YILMAZKazıların gerçekleştirildiği alan,Edirne Kalesi’nin güneydoğu köşesinde,kalenin doğu hattı boyunca uzananSaraçlar Caddesi’nin bitiminde yeralmaktadır. Tunca ve Meriç köprülerinebağlanan kavşağın bulunduğu bu nokta,Zindanaltı adıyla bilinmektedir. Edirneil merkezinde, 2008 ve 2009 yıllarında,Edirne Arkeoloji ve Etnografya Müzesitarafından gerçekleştirilen Zindanaltıkurtarma kazılarında bulunmuş ErkenOsmanlı seramiklerinin bir bölümüDergi’nin 9. sayısında tanıtılmıştı. 1Kazı alanında, 19. yüzyıldan 3. yüzyılakadar inen tabakalar içinde, OsmanlıDönemi buluntuları öne çıkmaktadır.Roma seramikleri günlük kullanım amaçlıkaba keramik olarak karşımıza çıkarken,Bizans Dönemine ait buluntular arasındatek renk sırlı ve kazıma dekorlu iki örnekdikkat çekmektedir. Kazıma (sgraffito)tekniği, Bizans seramikleri için 12.yüzyılda karakteristik hale gelmiştir. 2Zindanaltı kazılarında bulunan tabak(Resim: 1) ve yayvan kase (Resim: 2),11. yüzyıl sonu ve 13. yüzyıl başlarınatarihlenen renkli sırlı ve boyalı-kazımadekorlu buluntulardır.Resim 1-2: Zindanaltı buluntusu kazıma dekorlutabaklar, Bizans Dönemi (12. yüzyıl)şiş (b)TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 39


Zindanaltı kazılarının Osmanlı Dönemiiçin taşıdığı önem, ele geçirilen, kırmızıhamurlu, beyaz astar üzerine kobalt mavisibezemeli Erken Osmanlı seramiklerininyoğunluğundan kaynaklanmaktadır.İran ve Selçuklu seramiklerinden izlertaşıyan Milet Tipi örneklerin yanı sıra,tek renk sırlı ve Bizans seramiklerinindevamı niteliğindeki kazıma dekorlutabaklar da Erken Osmanlı Dönemine aitbuluntulardır.Zindanaltı kurtarma kazılarındabulunan Milet tipi seramikler ağırlıklıolarak tabak ve kâse formlarındanoluşmaktadır. Koleksiyonda 128 adetkaide üzerinde çalışılmış, bunlardan 18adetine burada yer verilmiştir.“B” tipi tabaklarda ise ağız kenarıyumuşak bir profille dışarı açılmakta vedüz olarak sonlanmaktadır.Çizim 2: Tabak tip BKâseler de kendi içinde iki tipeayrılmaktadır. “A” tipi kâseler, “B” tipikâselere göre daha küçük boyutludur.Tümlenebilen kâseler üzerindeki ölçümleraşağıdaki oranları vermiştir:Tabakları kendi içinde iki tipeayırmak mümkündür. “A” tipi tabaklarile “B” tipi tabaklar arasında boyut farkısaptanamamıştır. Tümlenebilen parçalarüzerindeki ölçümler, tabaklar içinaşağıdaki oranları vermiştir:“A” tipikaselerAğızçapı17-21cm.YükseklikKaideçapı8-10 cm. 6-8 cm.Ağız çapı Yükseklik Kaide çapı“B” tipikaseler20-28cm.10-14 cm. 8-10 cm.30-32.2 cm. 7-10 cm. 9-10.2 cm.“A” tipi tabaklarda ağız kenarıyaklaşık 90˚lik açıyla, tabana paralelşekilde keskin profil vermekte, dudakkenarı ise hafifçe yukarı kıvrılarakyükselmektedir.“A” tipi kâselerde ağız kenarı konikbir şekilde düz açılmakta ve hafifçedışarıya dönmektedir.Çizim 1: Tabak tip A.Çizim 3: Kâse tip A40 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


“B” tipi kâselerde ise ağız kenarıkeskin bir profille kırılarak dışarıaçılmaktadır. Bu tipin bazı örneklerindegövdeye tabanda bombe verilerek hacimarttırılmıştır.Çizim 4: Kâse tip BResim 3: Lüstertekniğinde testi, 12.yüzyıl sonları, İranKaşan, Al Sabahkoleksiyonu, Kuveyt.(WATSON 2004, cat.O.12, 354.)Resim 4: Lüstertekniğinde testi,13. yüzyıl başları,İran, Harvey B.Plotnick koleksiyonu,Chicago/ABD.(PANCAROĞLU2007, no. 75, 117.)Zindanaltı kazılarında rastladığımızdiğer bir form, şişkin boyunlu testilerdir.Özellikle kuş figürlü boyun (Kat. No.18) kazının en ilginç buluntusu olmaklabirlikte gövdesine ait parçalar elegeçmemiştir. Şişkin boyunlu testilere aitikinci örneği oluşturan Kat. No. 19 ise,gövdeye ait parçaları sayesinde tahminibir rekonstrüksiyon çizimi yapılmasınaolanak sağlamıştır.Bu tip şişkin boyunlu testi tipi,İran’da 12. yüzyıldan itibaren, tek kulpluya da kulpsuz olarak bilinmektedir(Resim:3-4). Söz konusu form Anadolu’yaİran’dan gelmiş olmalıdır.Milet tipi şişkin boyunlu testilerleilgili en yakın analojiyi hem coğrafi,hem tarihsel, hem de form benzerliğiaçısından Manisa Gülgün Hatun Hamamı’nınkubbesinde bulunan testilerle kurmakmümkündür. Manisa buluntuları tek renksırlı, baskı desenli ve üç kulplu olmalarınarağmen boynun gövdeye bağlanışı ve ağızprofilleri ile Edirne buluntuları ile tambir uyum göstermekte ve 15. yüzyılatarihlenmektedir. 3Edirne Zindanaltı Milet tipiseramikleri, desen repertuarı, renklerve formlar açısından İznik çini fırınlarıve Roma tiyatrosu kazıları buluntularıylaparalellik göstermektedir. Tümparçalarda hamur rengi kırmızı ve astarrengi beyazdır. Hamur renklerinde ikiton saptanmıştır:1. Kırmızımsı kiremit rengi (Munsell:2.5 YR 5/6)2. Pembemsi kiremit rengi (Munsell:5YR 7/6)Boya Renkleri: Boya renginde enyoğun grup renksiz sıraltına kobalt mavisibezemelilerdir. Renksiz sıraltına iki renkliboyamada ise çeşitlemeler mevcuttur.1- Kobalt Mavisi + Mangan Moru2- Kobalt Mavisi + Siyah3- Kobalt Mavisi + Yeşil4- Mangan Moru + Firuze5- Kobalt Mavisi + FiruzeTÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 41


Sır Renkleri: Renksiz sırın yanısıra renkli sır da kullanılmış, iki renk sırsaptanmıştır:1- Firuze sır.2- Mor sır.Renkli sırlı parçalarda bezeme rengisiyahtır.Bezeme Teknikleri: Tüm desenlersıraltı boyama tekniğinde yapılmıştır.Boyama tekniklerinde, deseni fırçaylabeyaz zemine boyamanın dışında ikideğişik uygulama da mevcuttur:1- Boya kazıma: Boyamayapıldıktan sonra bazıdetayların kazınarak astarrenginin çıkarılması.2- Çevre boyama: Motiflerinastar renginde bırakılması.Tabak ve kase formlarının dışkısımları genellikle yarıya kadar beyazastarlı, sıraltına yeşil ve mavi boyaile yapılmış, dalga, sarmal, diyagonalçizgi veya kafes gibi basit geometrikbezemelerle süslü ve yine yarıya kadarsarımsı şeffaf sırlıdır.Bezeme Çeşitliliği1. Bitkisel Bezeme: Buluntularınbüyük kısmını bitkisel bezemeli parçalaroluşturmaktadır. Çeşitli rozetler, rumiformları, yelpaze şeklinde yapraklar,sarmaşıklar çok çeşitli düzenlemeleriçinde kullanılmıştır. Bitkisel bezemeliörneklerde 15. yüzyılda Osmanlıtopraklarına yoğun olarak ithal edilenÇin porselenlerinin etkisi açıktır. Kazıdaaynı tabakadan iki adet Çin porselenparçası ele geçirilmiştir. Tursun Bey,Fatih Sultan Mehmed Dönemininolaylarını anlattığı Tarih-i Ebü’l-fethadlı eserinde, Şehzade Bayezid veMustafa’nın 1457 yılında Edirne’dedüzenlenen sünnet düğünlerinde “fağfurîkıymetî üsküreler” kullanıldığını anlatır. 4Bu tabir Çin porselenlerini ifade eder.Aşıkpaşazade tarihinde yer alan bilgileregöre Fatih Sultan Mehmed’in Veziri Hacıİvaz Paşa’nın Acem’den ustalar getirdiğive Osmanlı Sarayına Çin porselenlerinitanıtan kişi olduğu kabul edilmektedir. 52. Işınsal bezeme: Milet tipiseramiklerde yaygın olarak görülenikinci bezeme türü olan ışınsal (radyal)bezemede merkezden çıkıp kenarlarayayılan dil şeklinde motifler tek ya da ikisıra halinde uygulanmaktadır. Bazen dilmotifleri kıvrım dallı alanlarla dönüşümlükullanılır. Bu motif bazı kaynaklardamadeni kapların etkisine işaret ederken 6 ,bir başka görüş Yuan ve Erken Mingdönemi Çin seladonlarındaki 7 kabartmayivlerin etkisine dikkat çekmektedir.3. Spiral bezeme: Ana motiflerinkalın çizgilerle belirtildiği, iç boşluklarınince spirallerle doldurulduğu bu grupta 12-14. yüzyıl İran Kaşan lüster seramikleriile benzerlikler görülür. Bu bezemeninetki alanları olarak Dağıstan’daki Kubachi,İran’daki Kaşan ve Nişabur, Suriye’dekiRakka gibi merkezler zikredilmektedir. 84. Geometrik bezeme: Geometrikbezemede en yaygın motif, merkezeyerleştirilen çeşitli yıldız formlarıdır.5. Mimari bezeme: Edirnebuluntuları arasında yer alan üç adetsoğan kubbesi bulunan köşk tasvirlitabak nadir bir örnektir (A2.66). Birbenzeri İznik çini fırınları kazılarındaele geçmiştir. 9 İznik buluntusunun önemlifarkı mimari tasvirine eşlik eden kuşfigürleridir.42 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


6. Figürlü bezeme: Sur dışı bölgesikurtarma kazılarında ele geçirilen veson derece zengin bir desen repertuarısergileyen Edirne buluntuları arasında yeralan kuş figürlü parçalar nadir rastlananörneklerden olup özel bir öneme sahiptir.Kuş tasvirli boğumlu testinin ise Milettipi seramikler içinde literatürde başkaörneğine rastlanmamıştır (Kat. No. 18).Oval formlu testi boynunun üzerindedallar arasında iki kuş figürü yukarı kalkmışbaşları, açık gagaları ve şişkin karınlarıylavurgulanmış bir ötüş pozisyonundadır.Kuşlar sırt sırta durmakta olup, kuyruklarıarasındaki üçgen alan kıvrım dallarladoldurulmuştur.Ayrıca kapalı kap formlarına işareteden bazı başka kulp parçaları ve dışyüzü bezemeli parçalar da ele geçmiştir(Resim: 5).KATALOGKatalog No. 1 (Müze Env. No:2009/17 E)Buluntu Tarihi: 11.03.2008Plankare ve Tabaka: CVI, 38.85-38.65 mÖlçüler: h: 7 cm. kaide ç: 9.4 cm.ağız ç: 31 cm.Durum: Astar ve sırda çatlaklar.Resim 5: Zindanaltı kazılarında ele geçirilen,Milet tipi seramiklere ait çeşitli kulp parçaları.Tanım: Birleştirilmiş parçalardanoluşan tabak (Tip A). Pembemsi kiremitrengi, homojen, iyi pişirimli hamurdan;beyaz astarlı. İçte koyu kobalt mavisi veyeşil boyayla yapılmış tüm yüzeyi yelpazeşeklinde kaplayan bitkisel bezeme. Ağızkenarında dalga bezeme. İçte üç ayak izi;dışta yarıya kadar beyaz astar, yeşilimsisıraltına yeşil boyayla yapılmış diyagonalbezeme.Karşılaştırma: ÖZKUL - FINDIK2001, 66, 37A.TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 43


Katalog No. 2Katalog No. 3Buluntu Tarihi: 16.06.2009Buluntu Tarihi: 14.04.2008Plankare ve Tabaka : BVI, 38.58-38.45 mÖlçüler: h: 6.9 cm. kaide ç: 9.3 cm.ağız ç: 32 cm.Durum: Astar ve sırda çatlaklar.Tanım: Tabak parçası (Tip A).Pembemsi kiremit rengi, kireç ve kumkatkılı, iyi pişirimli hamurdan, beyazastarlı. İçte renksiz şeffaf sıraltınakobalt mavisi ve siyah boyayla yapılmışçok yapraklı rozet, beyaz bir banttansonra ışınsal bezeme. Dışta beyaz astarüzerine sır altına yeşil renkte diyagonalçizgiler ve ağız kenarında dalga motifi.Plankare ve Tabaka: BVIII, 39.80-39.45 m.Ölçüler: h: 6.3 cm. kaide ç: 8.6 cm.ağız çapı: (yakl.) 30 cm.Durum: Yaklaşık 1/2 oranındanoksan. Sırda çatlaklar.Tanım: Birleştirilmiş parçalardanoluşan tabak (Tip A). Kiremit rengi,homojen ve iyi pişirimli hamurdan, beyazastarlı, parlak sırlı. İçte renksiz şeffafsıraltına koyu kobalt mavisi ve siyah boyaile yapılmış madalyon içinde çok yapraklıkıvrım dallar. Orta alan beyaz bir bantlasınırlı. Kenarda ışınsal bezeme. Dışa dönükağız kenarında stilize Çin bulutları. Dıştakaideye kadar beyaz astar ve yeşilimsisıraltına yeşil boya ile yapılmış dalga vediyagonal bant bezeme.Karşılaştırma: ASLANAPA 1965,43, env. 127, res. 21, lev. 30; YALMAN1994, 435, res. 20.44 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


Katalog No. 4 (Müze Env. No:2010/7 E)Buluntu Tarihi: 16.06.2009Plankare ve Tabaka: BVIII, 39.80-39.45 m.Ölçüler: h: 7.5 cm. kaide ç. 10 cm.ağız ç. 32.2 cm.Durum: Yaklaşık 1/3 oranındanoksan. Sır ve astarda çatlaklar.Tanım: Birleştirilmiş parçalardanoluşan tabak (Tip A). Kiremit rengi,homojen ve iyi pişirimli hamurdan, beyazastarlı. İçte renksiz şeffaf sıraltınamavi ve lacivert boya ile yapılmış bir köşktasviri. Köşk ortadaki daha büyük ve dahayüksek olmak üzere, içi ince sarmallarladolgulanmış soğan kubbeli üç bölümdenoluşur. Ortadaki büyük kubbeninortasında üç benek motifi. Orta bölümüniçi şemse şeklinde. Tabağın merkezinegelen bölümde ortası benekli bir daire.Soğan kubbeler kafes bezemeli tabanlaraoturur. Mimari betimlemenin çevresikıvrımlı bir hatla sınırlı. Boşluklardasarmaşık dalları. Kıvrımlı hattın dışındakalan dilimli üçgen alanlar ince sarmallarladolgulu. Üçgenlerin ortasında büyükkubbenin ortasındakine benzer üç benekmotifi. Dışa dönük ağız kenarında bordürşeklinde ve iki sıra halinde meandrbezeme. Dışta kaideye kadar beyaz astarve yeşilimsi sıraltına mavi ve yeşil boyaile yapılmış sarmal bezeme.Karşılaştırma: ASLANAPA 1994,550, res. 9.TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 45


Katalog No. 5Katalog No. 6 (Müze Env. No: 2009/20 E)Buluntu Tarihi: 16.06.2009Plankare ve Tabaka: BVIII, 39.80-39.45 m.Ölçüler: Kaide ç. 9 cm.Durum: Astar ve sırda çatlaklar. İçve dış kenarlarda kireç kalıntıları.Tanım: Birleştirilmiş iki parçadanoluşan tabak kaidesi. Kiremit rengi,homojen ve iyi pişirimli hamurdan,beyaz astarlı, parlak sırlı. İçte renksizşeffaf sıraltına koyu kobalt mavisi vemanganez moru ile yapılmış ortadakisarmal motifinden yanlara yayılan ve tümyüzeyi yelpaze şeklinde kaplayan bitkiselkompozisyon. Üç adet yelpaze yaprakmor, aralarındaki üç adet dal motifi maviboya ile yapılmıştır. İçte üç-ayak izi;dışta kaideye kadar beyaz astar.Karşılaştırma: ASLANAPA 1965,49, env. 187, res. 10.Buluntu Tarihi: 16.04.2008Plankare ve Tabaka: BVI, 38.35-38.20 m.Ölçüler: h: 9 cm. kaide ç. 6.6 cm.ağız ç. 18.6 cm.Durum: Astarda çatlaklar; sırdamatlaşma ve dökülmeler.Tanım: Birleştirilmiş parçalardanoluşan kase (Tip A). Pembemsi kiremitrengi, homojen iyi pişirimli hamurdan,beyaz astarlı. İçte kobalt mavisi ileyapılmış tüm yüzeyi yelpaze şeklindekaplayan bitkisel bezeme. Dışta yarıyakadar beyaz astarlanmış alanda yeşilimsisıraltına yeşil boyayla diyagonal kafesbezeme.46 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


Katalog No. 7 (Müze Env. No:2009/34 E)Katalog No. 8Buluntu Tarihi: 12.04.2008Plankare ve Tabaka: B VI, 38.95-38.58 m.Ölçüler: h: 8.7 cm. kaide ç. 6.6 cm.ağız ç. 17.8 cm.Durum: Astar ve sırda çatlaklar.Tanım: Birleştirilmiş parçalardanoluşan kase (Tip A). Kırmızımsı kiremitrengi, homojen, iyi pişirimli hamurdan,beyaz astarlı. İçte renksiz şeffafsıraltına siyah ve kobalt mavisi ileyapılmış beyaz çerçeve içinde üçgen vedairelerden oluşan yıldız kompozisyonu,kenarda ışınsal bezeme ve kıvrım dallar.İçte üç ayak izi, dışta dibe kadar beyazastar, renksiz şeffaf sıraltına yeşil boyabezeme.Karşılaştırma:2009, 364, res. 13.DEMİRSAR-ARLIBuluntu Tarihi: 16.06.2009Plankare ve Tabaka: BVIII, 39.80-39.45 m.Ölçüler: h: 9 cm. kaide ç. 5.7 cm.ağız ç. 17.4 cm.Durum: Astar ve sırda çatlak vedökülmeler.Tanım: Birleştirilmiş parçalardanoluşan kase (Tip A). Kırmızımsı kiremitrengi homojen ve iyi pişirimli hamurdan;beyaz astarlı. İçte renksiz şeffaf sıraltınakobalt mavisi bezemeler. Merkezde ikisıralı bant çerçeve içinde çarkıfelekmotifi; kenarında ince ışınsal çizgiler.İçte üç ayak izi; dışta dibe kadar sarımsıastar üzerine ve renksiz şeffaf sıraltınakahverengi kafes bezeme.TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 47


Katalog No. 9Katalog No. 10 (Müze Env.No:2009/ 25 E)Buluntu Tarihi: 16.06.2009Plankare ve Tabaka: BVIII, 39.80-39.45 m.Ölçüler: h: 9.7 cm. kaide ç. 7.7 cm.ağız ç. 20.5 cm.Durum: Astar ve sırda çatlak vedökülmeler. Boyalarda akmalar.Tanım: Birleştirilmiş parçalardanoluşan kase (Tip A). Kırmızımsı kiremitrengi homojen ve iyi pişirimli hamurdan;beyaz astarlı. İçte renksiz şeffafsıraltına kobalt mavisi ve siyah bezemeler.Merkezde rozet ve çevresinde iki sırahalinde ışınsal bezeme. İçte üç ayak izi;dışta dibe kadar sarımsı astar üzerine verenksiz şeffaf sıraltına kahverengi kafesbezeme.Karşılaştırma: YALMAN 1982, 231vd., res. 8.Buluntu Tarihi: 11.03.2008Plankare ve Tabaka: BVII, 38.85-38.65 mÖlçüler: h: 9.6 cm. kaide ç. 7.5 cm.ağız ç. 19.8 cm.Durum: Astar ve sırda çatlaklar.Tanım : Birleştirilmiş parçalardanoluşan kase (Tip A). Pembemsi kiremitrengi homojen ve iyi pişirimli hamurdan,beyaz astarlı. İçte renksiz şeffafsıraltına koyu kobalt mavisi ve siyahboyayla yapılmış ortada altı yapraklırozet, yapraklar arasındaki üçgenalanlarda üç benek motifleri. İçte üçayak izi, dışta yarıya kadar beyaz astarve renksiz şeffaf sıraltına yeşil boyaylayapılmış diyagonal bant bezeme.Karşılaştırma: ASLANAPA 1965,45, env. 148, res. 44; ASLANAPA 1989,179, res. 2.48 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


Katalog No. 11Katalog No. 12 (Müze Env.No:2009/ 26 E)Buluntu Tarihi: 16.06.2009Plankare ve Tabaka: BVIII, 39.80-39.45 m.Ölçüler: Mevcut h 9.3 cm. kaide ç.9.4 cm.Durum: Ağız kenarı noksandır. Sırdaçatlaklar. İçte astar ve sırda dökülmeler.Boyada yer yer dağılmalar.Tanım: Birleştirilmiş parçalardanoluşan kase (Tip A). Kiremit rengihomojen ve iyi pişirimli hamurdan; beyazastarlı; kalın ve parlak sırlı. İçte renksizşeffaf sıraltına lacivert boya ile yapılmışmadalyon içinde döner rozet, rozetin dışyaprakları lacivert zemin üzerine beyazve beneklerle belirlenmiş. Madalyon beyazbir bantla sınırlı. Kenarda dönüşümlüolarak ışınsal ve benekli kafes bezeme.İçte üç ayak izi; dışta yarıya kadar beyazastar ve yeşilimsi sıraltına yeşil boya ileyapılmış diyagonal bant bezeme.Buluntu Tarihi: 11.03.2008Plankare ve Tabaka: BVII, 38.85-38.65 m.Ölçüler: h: 13 cm. kaide ç. 9.3 cm.ağız ç. 27.4 cm.Durum: Astarda çatlak ve lekeler.Tanım : Birleştirilmiş parçalardanoluşan kase (Tip B). Pembemsi kiremitrengi, homojen ve iyi pişirimli hamurdan,beyaz astarlı. İçte renksiz şeffafsıraltına koyu kobalt mavisiyle yapılmış,ortadaki rozetten yanlara yayılan ve tümyüzeyi yelpaze şeklinde kaplayan bitkiselkompozisyon. Dışa dönük ağız kenarındaiki sıra halinde dizilmiş üçgen bezemevardır. İçte üç ayak izi, dışta yarıya kadarbeyaz astarlı alanda yeşilimsi sıraltınayeşil boyayla diyagonal bezeme görülür.Karşılaştırma: ASLANAPA 1965,38, env. 71-72, res. 34-35.Karşılaştırma: ASLANAPA 1965,38, env. 73-74, res. 6-7, Lev. 12.TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 49


Katalog No. 13Katalog No. 14Buluntu Tarihi: 10.03.2008Plankare ve Tabaka: CVI, 39.15-38.85 m.Ölçüler: Kaide ç. 7.5 cm.Durum: Sırda dökülmeler.Tanım: Birleştirilmiş parçalardanoluşan kase (Tip A). Kiremit rengi,homojen ve iyi pişirimli hamurdan, beyazastarlı. İçte şeffaf firuze sıraltına siyahboyayla ve çevre boyama tekniğiyleyapılmış madalyon içinde iri palmet motifi.Madalyonun çevresinde bir sıra ışınsal;ağız kenarında iki sıra üçgen bezeme. İçteüç ayak izi, dışta kaideye kadar beyazastar üzerine ve sarımsı sıraltına siyahboya ile yapılış diyagonal kafes bezeme.Buluntu Tarihi: 11.03.2008Plankare ve Tabaka: BVII 38.85-38.65 m.Ölçüler: h: 10 cm. kaide ç. 7.9 cm.ağız ç. 19 cm.Durum: Astar ve sırda, çatlak velekeler.Tanım: Birleştirilmiş parçalardanoluşan kâse parçası (Tip B). Pembemsikiremit rengi, homojen ve iyi pişirimlihamurdan, beyaz astarlı. İçterenksiz şeffaf sıraltına koyu kobaltmavisiyle yapılmış, yaprakları kafesbezemeli, altı yapraklı rozet. Yapraklararasındaki baklava şeklindeki boşluklarince sarmallarla dolgulanmış. Baklavakenarlarını oluşturan kafes bezemeliyapraklar arasında bitkisel motifler. Ağızkenarında geometrik bant. Dışta beyazastar üzeri şeffaf sır altına koyu yeşilsarmallar, ağız kenarında dalga bezeme.50 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


Katalog No. 15Buluntu Tarihi: 16.06.2009Plankare ve Tabaka: B VIII, 39.80-39.45 m.Ölçüler: Kaide ç. 9.6 cm.Durum: Sır ve astarda çatlaklar.Tanım: Birleştirilmiş parçalardanoluşan kase (Tip A). Kiremit rengi homojenve iyi pişirimli hamurdan; beyaz astarlı.İçte renksiz şeffaf sıraltına kobaltmavisi ve siyah boya ile yapılmış stilizebitkisel bezemeler. Merkezden dört yöneayrılan kobalt mavisi boya ile sınırlanmışve birbirine ince saplarla bağlanmış dörtadet hatayi. Boşluklarda siyah boyaile yapılmış ince spiral dolgular. Dıştakaideye kadar beyaz astar ve renksizşeffaf sıraltına mavi boya ile yapılmışspiral bezeme.Karşılaştırma: ASLANAPA 1989,278, env. no. İZN/88 BHD E10 M4.TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 51


Katalog No. 16Buluntu Tarihi: 16.06.2009Plankare ve Tabaka: BVIII, 39.80-39.45 m.Ölçüler: Mevcut ağız ç. 33.6 cm.Durum: Astar ve sırda çatlak vedökülmeler.Tanım: Birleştirilmiş parçalardanoluşan büyük kase. Kırmızımsı kiremitrengi homojen ve iyi pişirimli hamurdan,beyaz astarlı. İçte renksiz şeffafsıraltına kobalt mavisi ve siyah bezemeler.Merkezde rozet ve çevresinde dilimli6 adet yaprak. Yaprakların içleri inceçizgilerle detaylandırılmış, boşluklarspirallerle dolgulanmış. Dışta, beyazastar üzerine koyu kobalt mavisi vesiyah boyayla oluşturulmuş kuşaklardaaralarında stilize servi ağaçları yer alannişler. İkinci kuşakta ince spirallerledolgulanmış ortası benekli dilimlibezemeler.52 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


Katalog No. 17 (Müze Env. No: 2010/ 6 E)Kabın açılım çizimi: Dr. Fuat YILMAZBuluntu Tarihi: 16.06.2009Plankare ve Tabaka: B VIII, 39.80-39.45 m.Ölçüler: h: (kulp üzerinden mevcut) 16.7 cm. gövde ç. 8 cm. boyun bileziği ç.5.1 cm. boyun ç. 4 cm. kulp gen. 2.3 cm.Durum: Sırda çatlaklar.Tanım: Birleştirilmiş parçalardanoluşan testi boynu. Kırmızımsı kiremitrengi, homojen ve iyi pişirimli hamurdan,beyaz astarlı. İnce cidarlı. Dışta renksizşeffaf sıraltına lacivert ve siyah boya ileyapılmış bitkisel ve figürlü bezeme. Ağızkısmında çevre boyama tekniğinde mavizemin üzerine beyaz kıvrım dallar. Genişbir yüzeye sahip olan oval gövde üzerindekıvrım dallar ve çiçekler arasında ikiötücü kuş figürü. Figürlerin zeminindekıvrım dallı yapraklar ve iki iri çiçektenoluşan bitkisel bezeme. Gövdeden boyunageçişte üzeri diyagonal kalın çizgilerledoldurulmuş bilezik. Boyun üzerinde mavive beyaz zigzag sıraları. Kulp üzerindemavi ve siyah boya ile yapılmış dalgabezeme. Detaylar ince siyah çizgilerile belirtilmiş. Mavi boyalarda yer yerdağılmalar. Boğumlu boyun şişkin bir testigövdesine bağlanıyor olmalıdır.TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 53


Katalog No. 18Buluntu Tarihi: 17.06.2009Plankare ve Tabaka: BVIII, 39.45-39.05 m.Ölçüler: Ağız ç. yakl. 6 cm.Durum: Birleştirilmiş ve birleşmeyenparçalardan oluşur.Tanım: Testi parçaları. Konik boyunluve küresel gövdeli. Gövdenin bir tarafındaşerit şeklinde çıkıntı yapan kulpa ait izler.Kırmızımsı kiremit rengi homojen ve iyipişirimli hamurdan; beyaz astarlı. Dıştarenksiz şeffaf sıraltına kobalt mavisi,yeşil ve siyah boyayla yapılmış geometrikve bitkisel bezemeler. Boşluklar incespirallerle dolgulanmış. İç kısım astarsızve sırsız.Edirne buluntuları, “MiletTipi” seramiklerin Edirne’nin fethiile İstanbul’un fethi arasındaki birdöneme, yaklaşık 1370-1450 yıllarınatarihlenmesini kesinleştirmektedir.Seramiklerin bulunduğu alanın 4 m.kuzeyinde tespit edilen sur kapısı,seramiklerin nehir yoluyla getirilip şehresevk edilmek üzere burada depolanmışolabileceğini düşündürmektedir.54 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


NOTLAR* Yrd. Doç. Dr. Gülgün YILMAZ, TrakyaÜniversitesi Edebiyat Fakültesi, SanatTarihi Bölümü Edirne / TÜRKİYE** Çizimler Arkeolog Dr. Fuat YILMAZ’ındenetiminde Yüksek Lisans öğrencileriSevcan TÜRE ve Serkan DEMİRtarafından yapılmıştır.1 Yılmaz, G., “Edirne Zindanaltı KurtarmaKazılarında Bulunan Erken OsmanlıSeramikleri – I”, Türk Arkeoloji veEtnografya Dergisi, Sayı 9, Yıl 2009,25-41.2 Doğer, L., “İşlev, Teknik ve EstetikDeğerlendirmelerle Bizans GünlükYaşamında Sırlı Seramik”, SERES2007 Uluslar arası Katılımlı Seramik,Cam, Emaye, Sır ve Boya SemineriBildiri Kitabı, Eskişehir, 2007, 713.3 Gök-Gürhan, S., “Manisa GülgünHatun Hamamında Bulunan BaskıDesenli Kuşlu Testiler”, XII. OrtaçağTürk Dönemi Kazıları ve Sanat TarihiAraştırmaları Sempozyumu Bildirileri,İzmir, 211 vdd.4 Tulum, M. (yay. haz.), Tursun BeyTarih-i Ebü’l-feth, İstanbul, 88.5 Erdoğdu, A. “Çin PorselenlerininOsmanlı Günlük Yaşamındaki Yeri”,İstanbul’daki Çin Hazinesi, Ed. A.Üçok, İstanbul, 106. Bkz. Atsız,Aşıkpaşaoğlu Tarihi, İstanbul, 227: “…Hacı İvaz Paşa’nın eserleri: OsmanlıHanedanı kapısında paşalar sinilerile şölen çekmeyi ondan öğrendiler.Başka memleketlerden hünersahiplerini ve üstatları Anadolu’ya ilko getirmiştir…”6 Aslanapa, O., Anadolu’da Türk Çinive Keramik Sanatı, İstanbul, 41;Aslanapa, O, Ş. Yetkin, A. Altun, İznikÇini Fırınları Kazısı: II. Dönem 1981-1988, İstanbul, 25 vd.7 John Carswell, Iznik Pottery, London,29.8 Özkul-Fındık, N., “Beylikler ve ErkenOsmanlı Devri Seramik Sanatı”,Anadolu’da Türk Devri Çini ve SeramikSanatı, Ed. G. Öney ve Z. Çobanlı,İstanbul, 238.9 Oktay Aslanapa, O., “İznik ÇiniFırınları Kazısı 1992 Yılı Çalışmaları,XV. Kazı Sonuçları Toplantısı II (24-28 Mayıs 1993), 550, res. 9.KAYNAKÇAAslanapa, O., Anadolu’da Türk Çinive Keramik Sanatı, İstanbul.Aslanapa, O., “İznik Çini FırınlarıKazısı 1992 Yılı Çalışmaları, XV. KazıSonuçları Toplantısı II (24-28 Mayıs1993), 447-464.Aslanapa, O., Ş. Yetkin, A. Altun,İznik Çini Fırınları Kazısı: II. Dönem1981-1988, İstanbul.Demirsar-Arlı, B., A. Altun, “İznikÇini Fırınları Kazısı 2007 Yılı Çalışmaları”,30. Kazı Sonuçları Toplantısı I (26-30Mayıs 2008), 359-376.Özkul-Fındık, N. İznik RomaTiyatrosu Kazı Buluntuları (1980-1995)Arasındaki Osmanlı Seramikleri, Ankara.Pancaroğlu, O., Perpetual Glory:Medieval Islamic ceramics from theHarvey B. Plotnick Collection, Chicago-New Haven-London.Watson, O., Ceramics from IslamicLands, London.Yalman, B., “İznik Tiyatro Kazısı1993”, XV. Kazı Sonuçları Toplantısı II(24-28 Mayıs 1993), 425-454.TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 55


DERİN SU ARKEOLOJİSİGüner ÖZLER*Su altındaki arkeolojik kalıntılarınbelgelenmesi, başlangıçta karayabağlı olarak gelişti. Kıyıdaki bir antikkentin limanı ve limana bağlı yapılarıaraştırma konusu oldu. Arkeologlar,Eskiçağ denizcilerinin yön bulmaktakarşılaştıkları zorlukları tahminediyorlardı. Sadece karanın görülebildiğiuzaklıklardan kıyıların takip edilerekilerlenildiği düşünülüyordu. Bu nedenlesığ sularda Scuba dalışı yapılarak uzunyıllar batıklar araştırıldı. Süngerci vebalıkçıların da katkısıyla kıyılardakibirçok batık tespit edildi. Şiddetlifırtına sırasında bazı gemiler kıyılardakikayalara çarparak batarken bazıları dakontrolün kaybedilmesi sonucu açıklarasürüklenip batmıştı. Ayrıca gideceğirotayı kısaltmak için açık denizlerdeyol alan cesur denizciler de olmalıydı.Ancak ne var ki dalış sınırının üzerindekiderinliklerde de batık bulunma teorisinindoğrulanması imkansız görünüyordu.Dalış eğitimi almış olan arkeologlarsualtı kazı ve araştırmaları yaptıklarısırada, Bodrum Yalıkavak açıklarındasüngerci kangavalarına takılan zenciçocuk heykeli ve İsis heykelciği oldukçailgi uyandırdı. Her iki bronz heykelin aynıbölgeden ve yaklaşık 85 m. derinliktenele geçmiş olması ilginçti. Bu durumakıllara acaba yükü heykel olan bir batıkmı var sorusunu getirdi. Söz konusuderinliğe normal şartlarda bir dalışgerçekleştirilemeyecekti. Böylece dalışsınırının üzerindeki derin sularda varolduğu düşünülen batıkları araştırmaisteği, yeni yöntem ve teknolojileringeliştirilmesi gerekliliğini ortaya çıkardı.1964 yılında “Asherah” isimli iki kişilikbir denizaltı, Pensilvanya Üniversitesive National Geographic Society bayrağıile ilk defa derin sulardaki arkeolojikaraştırmalarda kullanılır hale geldi.Ancak, Asherah fotoğraf çekmek vefotogrametri ölçümleri yapmaktan dahaileriye gidemedi 1 . Bunun üzerine 1967yılında aynı bölgede Yan Taramalı Sonarkullanıldı 2 .Yan Taramalı Sonar, “Sıde ScanSonar“ ismi ile anılır. Su üstündeki biraraca bağlı olarak, su yüzüne paralelbir biçimde çekilir. Bu araç tekniközelliklerine göre deniz zeminine farklıfrekanslarda ses sinyalleri gönderir.Hedefe çarpıp geri dönen sinyalleranaliz edilerek, görüntünün uzaklığıve şekli iki boyutlu olarak kontrolTÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 57


ünitesindeki bilgisayara aktarılır. Buyöntemle yapılan sualtı görüntülemesine“Akustik Görüntüleme (ECHO)“ adıverilmektedir. Batığın deniz zeminindekapladığı alan ve yüksekliği, derinliğikoordinatlarıyla birlikte anlaşılmaktadır.Sualtı çalışmalarında Karadeniz gibigörüntü mesafesinin kısıtlı olduğuyerlerde akustik görüntüleme dahaçok önem kazanmaktadır. Ancak denizzeminine gönderilen sinyallerin, tek birticari amphora veya gemi çapası gibiküçük boyutlu buluntuların üzerine denkgelme olasılığının zayıf olması, ayrıcadeniz zemininde aniden karşılaşılanyükseltilerin veya çukurların bir batıkolarak algılanması akustik görüntülemeyöntemindeki verimliliği kısmendüşürmektedir. Derin su arkeolojikaraştırmalarında Yan Taramalı Sonar’ınen verimli çalışması çekme işini yapangeminin 2 Deniz Mili/Saat hızlailerlemesidir. Aracın deniz zeminindenyüksekliğinin 30 metre civarında olmasıidealdir (Resim 1). Böylece her iki yana150 metre olmak üzere toplam 300metrelik bir alan taranmış olur 3 .Akustik görüntülemenin yanı sıra,derin sulardan optik görüntü alma isteği1950 yılında askeri amaçlarla ortayaçıkmıştır. ROV (Remotely OperatedVehicle) adı verilen bir araç geliştirilmiştir.ROV’un yaygın kullanımı Hidroelektriksantrallerinde, su iletim tünellerinde veköprü inşaatlarında olmuştur. Okyanuslarınzemininin haritalanmasında da bu araçtanyararlanılmıştır. Yüksek basınca dayanıklıResim 1: Yan taramalı sonar kullanımı.58 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


Resim 2: ROV’ların kullanımı vegemi ile bağlantısı.bu aletler su altında binlerce metrederinliğe kadar kullanılabilmektedir 4 .ROV çelik bir iskelet üzerine oturmakta,çoğunluğu titanyumdan yapılmış olan bir dışkap içinde beyin, sonarlar, projektörler,fotoğraf ve video çekebilen yüksekçözünürlüklü kameralar, hareket etmesinisağlayan pervaneler bulunmaktadır. Birfiber optik kablo ile elektrik enerjisinebağlı olarak çalışan ROV’ un kumandası veyapılan her türlü uygulama gemi üzerindekibir kontrol odasından sağlanmaktadır. Buaraç son zamanlarda iklim değişikliği vebuna bağlı çevresel kaygılar için yapılanderin su çalışmalarında da önemli yararlarsağlamaktadır 5 .Bu teknolojinin dördüncü aşamasındaiki farklı ROV kullanılmıştır (Resim 2). ROVArgus su altına salındığında daha çok sabitkalmaktadır. Genel görüntüler buradanalınmaktadır. Ona yaklaşık 20 metreuzunluğundaki fiber optik kablo ile bağlıolan ROV Hercules’in hareket kabiliyetidaha gelişmiştir. ROV Hercules asağıyukarı,sağa ve sola giderek su altında görevyapmaktadır (Resim 3). Batığın üzerindedolaşırken 90 derecelik açıyla belliaralıklarla çekilen fotoğraflar daha sonradüzenlenerek Fotomozaik ve Multibeamgörüntü elde edilmektedir. ROV Hercules’inROV Argus’dan ayrılan başka özellikleride vardır. Bu özellikler ROV Hercules’inşaşılacak boyuttaki hareket kabiliyetiniortaya çıkarır. Ön cephesinde bulunan ikiayrı kol farklı işlevlere sahiptir. Predatörismi verilen kol kaldırma ve koparma gibiağır işler görebilecek kapasitededir. Diğerbir ikinci kol ise çekme, temizleme gibihafif iş yapacak biçimde düzenlenmiştir.Her iki kol da 270 derece açı ile dönerekiş görmektedir. Çalışma amacına göreROV Hercules’in üzerine farklı ekipmanlareklenebilmektedir. Bu ekipmanlardanen önemlisi Airlift ismini verdiğimizemicidir. Bunun haricinde Süpürme, kazma,tırmıklama gibi su altında kazı yapılabilecekher türlü donanım çalışma amacına göreROV Hercules’in kollarına monte edilerekkullanılmaktadır 6 .ROV teknolojisinin derin sulardakiarkeolojik araştırmalarda kullanılabileceğiilk defa Willard Bascom tarafındanortaya atılmıştır 7 . Bascom, 1976 yılındaorganik maddeleri yiyen ahşap kurtları vebazı yumuşakçaların oksijensiz ortamdavar olamayacağı teorisinden hareketleKaradeniz’in dibinin sağlam kalmış batıkgemilerle dolu olduğunu da savunmuştur.Karadeniz’in oksijensizliği ile ilgili teori1993 yılında doğrulanabilmiştir 8 . Ancakbu denizin derinliklerinde batık bulma işio tarihler için imkansız görünüyordu.TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 59


Resim 3: ROV Hercules batık üzerinde.1980’li yıllardan itibaren bu teknolojiABD Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndanemekli Robert Ballard’ın ilgisini çekti.Ballard, mesleki niteliğinden dolayıgenelde yakın dönemde batmış olan savaşgemilerini keşfetti. 1913 yılında birbuzdağına çarparak batan, filmlere de konuolan meşhur Titanik gemisi 1985 yılındaRobert Ballard tarafından Yan TaramalıSonar yardımıyla keşfedilmiş ve ROV’laryardımıyla görüntülenmiştir. Okyanusun3187 metre derinindeki bu batık başkaçalışmaların da önünü açmıştır 9 .Derin sularda antik dönem batıklarıbulmaya ve onları görüntülemeyeyönelik araştırmalar Skerki Bankprojesi ile başladı. 1988-1997 yılllarıarasında kısa süreli kampanyalarlayapılan araştırmalarda yaklaşık 210kilometrekarelik bir alan tarandı. AmaçKartaca limanından Sicilya ve Sardunyaadalarının açıkları takip edilerek Roma’yauzanan deniz ticaret yolunu keşfetmekti.M.Ö: 100 - M.S: 400 yılları arasınatarihlenen 7 batık keşfedildi. Bunlardanen ilginci 800 metre derinlikte Skerki FBatığı olarak belgelendi 10 . M. S: 1. yüzyılınortalarına tarihlenen bu batık, taşıdığıseramik malzemenin çeşitliliğinin yanısıra,Monolit işlenmiş sütunlar ve dörtgenmermer blokların aynı anda gemide olmasıaçısından ilginçtir 11 .Doğu Akdeniz kıyılarında da derin suarkeolojik araştırmaları yapılmıştır. 1997yılında Amerikan Deniz AraştırmalarıBirliği’ne bağlı NR 1 Denizaltısı’nın, 1960yılında İsrail açıklarında kaybolan Dakarisimli denizaltıyı araması sırasında,İsrail’in batısında, açıkta antik batıklarolduğunun haberini vermiştir. Burada60 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


Askhelon Projesi kapsamında bir çalışmayapılmıştır 12 . 1999 yılında bulunanantik dönem batıkları Medea ve Jasonisimli ROV’larla görüntülenmiştir. Bubatıklardan ikisinin Fenike orijinli olduğu,Mısır üzerinden Kartaca’ya şarap taşırkenfırtına nedeniyle battıkları düşünüldü. Heriki batık gemi de 400 m. derinlikte, kıyıdanyaklaşık 33 deniz mili uzakta, Mısır-Gazakıyı şeridine paralel bir ticaret rotasınaişaret eden doğrultudadır. BunlardanTanit Batığı Demir Çağı’nın bilinen en eskibatığı olarak M.Ö. 8. yüzyıla tarihlendi.Elissa Batığı da taşıdığı ticari amphoraformu nedeniyle aynı dönemdendir. Heriki batık Mısır’daki antik Askhelon limanıile batıdaki Kartaca limanı arasındakibir ticaret rotasını göstermektedir. Bubatıklardan ele geçirilen amphora formlarıbirbirine çok benzemenin yanısıra İsrailve Lübnan’daki kara kazılarından da yoğunolarak ele geçirilmiş örneklerdendir.Derin su arkeolojisiyle ilgili çalışmalarEge Denizi’nde de gerçekleştirilmiştir.Chios Adası’nın doğusunda, yaklaşık 1km. açıkta 70 m. derinlikte bulunan birbatık taşıdığı amphora tipi nedeniyleM.Ö. 4. yüzyıla tarihlendirilmiştir 13 . Bubatıktaki ticari amphoraların çoğununkırılmış olması trol teknelerinin yaptıklarıavcılık sırasında verdikleri zarardankaynaklıdır. Adanın batısında bulunanbir batık ise 36-42 m. arasında eğimlibir zeminde durmaktadır. Dalınabilecekbir derinliktedir. Bu batığın taşıdığıticari amphora tipi Dressel 1C olarakda adlandırılan ve M.Ö. 2. yüzyıl sonu-1.yüzyıl başlarına tarihlendirilen tiptedir 14 .2005 yılında Güney Kıbrıs kıyılarındaResim 4: Karadeniz’deki oksijensizlik durumu.TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 61


Resim 5: Sinop ve Kersonessos’un coğrafi konumu.derin su arkeolojik araştırmalarıyapılmıştır. Episkopi Körfezi’nde veKouklia-Paphos kentleri arasındakikıyı şeridinde herhangi bir batıkbulunamaması, deniz zemininin holosenve sediment dolgusundan kaynaklı olduğusonucuna dayandırılmıştır 15 . Ayrıca TellAmarna tabletleri, Biblos’dan yola çıkangemilerin Alashiya’nın güney kıyılarınauğrayıp Mısır’a gittiği hakkında ipuçlarıveriyordu. Böylece Güney Kıbrıs’danMısır’a doğru uzanan bir açık deniz rotasıkeşfedilmeye çalışıldı. Aynı rotada denizderinliği yaklaşık 2000 m. civarındadevam ederken yaklaşık ortalarda biryerde 690 m. ye kadar yükselen birdeniz dağı keşfedildi. Deniz içindeki buyükseltinin keşfedilmesi sonucu akla ilkgelen, burasının M.Ö. 2. binde gemilerinuğradığı bir ada olabileceği ve şiddetlibir depremle deniz dibine gömülmüşolabileceği idi. Ancak bunu kanıtlayacakherhangi bir arkeolojik buluntuyarastlanmadı 16 .Derin su arkeolojisiyle ilgiliçalışmalardan belki de en önemlisi DanaosProjesi adı altında gerçekleştirilmiştir.2007-2009 yılları arasında kısa sürelikampanyalarla Girit ve Mısır arasındakirota araştırılmıştır. Bu projeye Instituteof Nautical Archaeology (INA),Yunanistan’daki Hellenic Centre forMarine Research (HCMR) ve Mısır’dakiHellenic Institute for Ancient andMedieval Alexandrian Studies (HIAMAS)da destek vermiştir. M. Ö. 2. bininortalarında Minos’lu denizciler tarafındankullanılan ve Mısır’a doğru uzananbir rota olmalıydı. Çünkü Mısır duvarresimlerinden bu iki uygarlık arasındakiilişki bilinmektedir 17 . Ayrıca Homeros’unOdysseia Destanı’nda bu rotanın rüzgarlıgünlerde yelkenle transit olarak beşgünde gidilebilir olduğu anılmaktadır 18 .Bu rota Hellenistik Dönemde ve Romaİmparatorluk Döneminde de kullanılmışolmalıdır 19 . Hatta Mısır’ın BizansDöneminin sonlarına kadar stratejik62 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


Resim 6: Kersonessos A Batığı kazısı.önemi vardır 20 . Bu tarihi destekleredayanarak yapılan derin su arkeolojikaraştırmalarında Girit Adası’nın güneygüneybatıyönünde, 20-25 deniz milikadar açıkta, toplam 85 kilometrekarelikbir alan taranmıştır. Araştırma yapılanalanda derinlik 450-3000 m. arasındadeğişmiştir. Burada Klasik Dönem ile GeçRoma-Bizans Dönemi arasına tarihlenen33 batık bulunmuştur 21 . Araştırmayapılan alanda Uluburun Batığı gibi birbatığın bulunamaması ilginçtir.Derin su arkeolojisiyle ilgili en ilginçgelişmeler Karadeniz’de yaşanmıştır.Bilindiği gibi Karadeniz 400 km.uzunluğunda ve 110 km. genişliğindebüyük bir iç denizdir. Diğer büyükdenizlerle bağlantısı sadece İstanbulBoğazı ile sağlanmaktadır. Karadeniz’inbu kapalı durumu yaklaşık 150 m. densonraki derinliklerde oksijensiz birortamın varlığına neden olmuştur (Resim:4). Arkeolojik açıdan bakıldığında, SinopKaradeniz’deki en önemli noktadır.Aynı zamanda burası bu denizin güneyyönündeki tek doğal limandır. Sinop’untam kuzeyinde bugün Ukrayna kıyılarınadenk gelen Kersonessos bulunmaktadır.Aradaki mesafe 275 km. (Resim: 5). Buyakınlığın iki merkez arasında ticaretinoluşmasına neden olduğunu anlamak zordeğildir. Kersonessos’da Sinop üretimiticari amphora örneklerine rastlanmasıiki merkez arasındaki ticari alışverişibelgelemektedir 22 . Chersonessos’dabulunan bir batık M.S. 11 yüzyılatarihlenmiştir. Burada 2007 yılındayapılan derin su araştırmaları Ukraynakarasularında olması nedeniyle DevletBaşkanı Viktor Andreyeviç YuşenkoTÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 63


Resim 7: Sabit ivmeli kaldırma balonu.tarafından ziyaret edilmiştir. Onun özelisteği üzerine Kersonessos açıklarında135 m. derinlikte duran bu batık kazılmış(Resim: 6), buluntular yine uzaktankumandalı ve sabit ivmeli bir kaldırmabalonu (Resim: 7) ile su yüzüne taşınmıştır.Böylece bu yeni yöntem derin sulardasadece görüntüleme amaçlı değil, aynızamanda kazı amaçlı kullanılabilirliğini deispatlamıştır.Karadeniz araştırmaları sırasındaSinop’da Geç Roma (M. S. 2-4 yy. Sinop Ave C batıkları), ayrıca M. S. 5-7. yüzyıllararasına tarihlenen (Sinop B batığı)batıklar bulundu. Böylece burada denizticaretinin en yoğun olduğu döneminM.S. 2-7. yüzyıllar arasında var olduğuanlaşıldı.Sinop D batığı (Resim: 8) ise oldukçaşaşırtıcı bir sonuçtu. Bu batık Karadeniz’de325 m. derinlikte, yani oksijensiz birortamda bulunmuştur. Deniz tabanındabalçık bir zemin altında durmaktaolan batığın ahşap kısımları neredeysetümüyle sağlamdır. 11 m. yüksekliğindekiyelken direği ayakta durmaktadır. Başbodoslaması omurgadan ayrılmamıştır.Dümen yekesi bile görülebilmektedir.Geminin kendisi 15 m. uzunluktadır.Yüzeyde görülen ve silindir biçimli, üzeriyatay yivli formu ile M.S. (410-520) 5.yüzyıl özelliği gösteren amphoralar, batığınBizans Dönemine ait olduğunu kanıtlar. Buamphoraların ağız kısımları siyah organikboya ile boyanmıştır. Kulplardan birinede yine siyah boya ile mühür yapılmıştır.Bu batık daha sığlarda olsaydı oksijenletemas edeceği için amphora üzerindekiboya korunmamış olacaktı ve aynızamanda geminin ahşap kısımları dahafazla çürüyecekti. Söz konusu batığın,oksijenle temas etmemesinden kaynaklıbu iyi korunmuşluk durumu, kazısı yapıldığıtakdirde ele geçirilecek olan organikmalzeme ile daha da desteklenecektir.Geminin taşıdığı yükler bozulmadan kalmışolmalıdır. Çürüme neredeyse hiç yoktur.Sinop D batığında gerek gemi yapımteknolojisindeki değişiklikler, gerekseticaretin politik, sosyal ve ekonomikboyutlarını anlatması açısından önemli birbatıktır. Hatta geminin mürettebatınaait izler bile bulunabileceği tahminedilebilir 23 . Ancak oksijensiz ortamdakorunmuş batıklar farklı restorasyonproblemlerini doğuracaktır.Yukarıda derin su arkeolojikaraştırmalarıyla ilgili Akdenizin farklıyerlerinden proje örnekleri verilmiştir.Bu projeler sayesinde birçok batıkrahatlıkla tespit edilecek, insan gücü64 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


Resim 8: Sinop D Batığı.sadece bilgisayarda iş başında olaraksualtıkazıları gerçekleştirilebilecektir.Anadolu kıyılarının girintili-çıkıntılı yapısıve adalar da derin su araştırmaları içinoldukça elverişlidir. Denize dik uzanandağlar ile adalar arasında derin kısımlarvardır. Kıta Yunanistan ile Anadoluarasındaki deniz ulaşımı bu adalarüzerinden sağlanmıştır. Bu nedenleülkemiz karasuları için de projelerplanlanıp uygulanmalıdır.Geçmiş yıllarda George Bass Scubadalış teknolojisiyle dünya sularının ancak% 5’inin araştırılabileceğini söylemiştir 24 .Bu söylem göz önüne alındığında derinsu arkeolojik araştırmalarının önemikaçınılmazdır.Gelişmeler Bodrum Sualtı ArkeolojiMüzesi tarafından da yakından takipedilmektedir. Çünkü özellikle dalışsınırını aşan derinliklerde kullanılanbu yöntem, önümüzdeki yıllardateknolojisinin anlaşılmasına dayalıolarak ülkemizdeki sualtı arkeolojikkazılarında da kullanılacaktır.SUMMARYNew Technologies allowarchaeologists to explore the shipwrecksin the depths of the ocean, far beyondthe some meter depth boundary set byScuba diving. Using robots and advancedsensors originally developed for otherapplications, social scientists now arefollowing the path of marine scientists,adapting deep submergence Technologiesfor their own research. Sidescan Sonarand Remotely Operated Vehicles (ROV’s)allow archaeologists to survey the seafloor. The Skerki Bank Project was thefirst interdisciplinary effort to determinethe importance of the deep waterArchaeology. From 1988 to 1997, its variousfield programs resulted in the discoveryof ancient ships found in the deep sea.In 1999 west of Israel two shipwrecksinvestigated with the Remotely OperatedVehicle from the eighth century B. C.TheDanaos Project is deep-water survey ofthe ancient sea route between Crete andEgypt. In 2008 a combination of sidescanTÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 65


sonar andsub-bottom profiling remotesensingtechniques were used for efficiencyin interpreting the target located. In 1976Willard Bascom suggested that the deep,anoxic waters of the Black Sea might havepreserved ships from antiquity. RecentArchaeological survey by Sidescan sonarand Remotely Operated Vehicles (ROV’s)resulted in the discovery of one of the bestpreservedseagoing ships from antiquity inthe anoxic waters of the Black Sea. The11th Century A.D. shipwreck ChersonesosA, excavated at 135 meters depth ofUkraine. As deep submergence excavationtechnology develops, the depths of BlackSea are likely to become one of the mostsignificant sources of new informationabout the ancient world, opening up a newfrontier of archaeological discoveryNOTLAR* Güner ÖZLER, Arkeolog, Bodrum SualtıArkeoloji Müzesi, 48500-Bodrum/Muğla/TÜRKİYE gunerozler@hotmail.com1 Denizaltı örneği için bakınız. BASS.,1965, s. 8, ve BASS., 1970, Res. 38-39.2 Yan Taramalı Sonar su altında ilk defa1967 yılında Martin Klein tarafındankullanılmıştır. Bakınız. KLEIN., 1967,s.24.3 ADAMS-SING., 2000, s.320.4 ROV’ların kullanım detayları ileilgili olarak bakınız; WHITCOMB-YOERGER., 1999, s. 1 ve devamı.5 YOERGER-BRADLEY., 2007, s. 158.ve ayrıca CHRIST-WERNLI., 2007,Genel olarak inceleyiniz.6 Ballard., 2008. s. 43.7 Bascom., 1976. s. 1 ve devamı.8 Kardeniz’deki oksijensizlikle ilgiliolarak bakınız. Oğuz-Latun., 1993, s.1597.9 R. Ballard’ın deniz jeolojisiüzerine de doktora eğitimi vardı.Bu nedenle farklı dönemlerdeNational Geographic Society içinaynı teknolojiyle deniz jeolojisiçalışmalarında da bulundu. ArdındanRhode Island Üniversitesi’ndekiOkyanus Araştırmaları Vakfı (OceanExploration Trust) adına değişikprojeler üretmeye başladı.10 Ballard-McCann., 2000. s. 1604. Fig.8.11 McCann., 2001. s. 257 vd.12 Ballard ve diğerleri., 2002. s. 166.13 Foley., 2009. s. 287. Fig.27.14 Foley., A.g.e. s.279.15 Leidwanger-Marshall., 2007 s. 16 vede devamı.16 Kempler., 1998. s. 709 ve devamı.17 Wachsmann., 1997. s. 297.18 Homeros, 1988. 14. Bölüm, Satır: 252-258. s. 256.19 Marangaou-Lerat., 1995. s.3.20 Christides., 1984. s. 1 ve devamı.21 Wachsmann, 2009. s. 150.22 Horlings., 2005. s. 33, Fig.15 ve s. 65,Fig. 41.23 Ward-Ballard., 2004. s. 10. Fig. 11-12. Gemi mürettebatının iskeletkalıntılarını barındıran bir batıkM.S. 18. yüzyıla aittir. İngiltere’ninbatısında bulunmuştur. Bakınız;Dobson-Tolson., 2010 s. 3.24 Bass., 1975. s. 238.66 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


BİBLİOGRAFYABallard-McCann 2000. R. D. Ballard-A.M. McCann., The Discovery of AncientHistory in the Deep Sea Using advancedDeep Submergence Technology. DEEP-SEA RESEARCH I. 47. Sayfa 1591-1620.Yıl. 2000.Ballard ve diğerleri 2002. R. Ballard,L. E. Stager, D. Master, D. Yoerger, D.Mindell, L. L. Whitcomb, H. Singh, D.Piechota., Iron Age Shipwrecks in DeepWater off Ashkelon, Israel. AJA Volüme106. No:2. Sayfa 151-168. April 2002.Ballard 2008. R. D. Ballard.,Archaeological Oceanography., Princeton& Oxford 2008.Bascom 1976. W. Bascom., DeepWater, Ancient Ships; Treasure Vaultof the Mediterranean. Garden City,Newyork; Doubleday and Company 1976 .Bass 1965. G.F. Bass, ‘ASHERAH, ASubmarine for Archaeology.’ ArchaeologyVol.1, Number 1, Sayfa 7-15. 1965.Bass 1970. G.F. Bass, ArchaeologyUnderwater. a Pelican Book 1970.Bass 1975. G.F. Bass,. 1975.Archaeology Beneath the Sea. Walkerand Company, Newyork.Casson 1995. L. Casson., Ships andSeamanship in the Ancient World,TheJohn Hopkins University Press, London1995.Christ-Wernli 2007. R. D. Christ, - R.L. Wernli., The ROV Manual. Butterworth-Heinemann 2007.Christides 1984. V. Christides., TheConquest of Crete by the Arabs(Ca. 824):A Turing Point in the Struggle betweenByzantium and Islam. Akadimia Athinon.Athens 1984.Dobson-Dolson 2010., N. C.Dobson-H.Tolson., A Note on HumanRemains from the Shipwreck of HMSVictory, 1744. Odyssey Papers 11. s. 1-9.Tampa, USA 2010.Foley 2009. B. Foley., ‚The 2005Chios Ancient Shipwreck Survey: NewMethods for Underwater Archaeology.Hesperia Vol.78. s.269-305. 2009.Homeros 1988. Homeros, Odysseia.Çev. A. Erhat-A. Kadir. İstanbul 1988.Horlings 2005. R. L. Horlings.,Deepwater Survey, ArchaeologicalInvestigation and Historical Contextsof Three Late Antique Black SeaShipwrecks’. Master Thesis. FloridaState University 2005.Kempler 1998. D. Kempler., 53.Eratosthenes Seamounth; The PossibleSpearhead of Incipient ContinentalCollision in the Eastern Mediterranean’Proceedings of the Ocean DrillingProgram, Scientific Results, Vol.160. S.709-721. 1998.Klein 1967. M. Klein, “Sıde ScanSonar” Undersea Technology 8: Sayfa24-26. 1967.Leidwanger-Marshall 2007. J.Leidwanger and D.S. Howitt-Marshall.,Archaeological Aplications for RemoteSensing in the Coastal Waters of Cyprus:The Experience of Recent Fielwork andMethodology for the Future. S. 16-33.2007.Marangou-Lerat 1995. A. Marangou-Lerat., Le vin et les amphores de Cretede l’ epoque classique imperiale. EtudesCretoises 30. Paris 1995.McCann 2001. A. M. McCann., AnEarly Imperial Shipwreck in the Deep Seaof Skerki Bank. REI EARLY CRETARIAEROMANAE. FAVTORVM Sayfa 257-263.ACTA 37. 2001.TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 67


Oğuz ve diğerleri 1993. T. Oğuz.,V. S. Latun, M.A. Latif, V. L. Vladimirov,H. I. Sur, A.A. Markov, E. Özsoy, E.Kotovschichkov, B. B., V. N. Eremeev andU. Unluata., Circulation in the surfaceand intermediate layers of the Black Sea,Sayfa 1597-1612. Deep Sea Research1.40: 1993.Singh-Adams 2000. H. Singh,J. Adams., Imaging Underwaterfor Archaeology. Journal of FieldArchaeology. Vol. 27 No:3. Sayfa 319-328. Autonumn 2000.Wachsmann 1987. S. Wachsmann.,Aegeans in the Theban Tombs., OrientaliaLouveniensia Analecta 20. Leuven 1987.s. 297-299.Wachsmann 2009. S. Wachsmann.,The Danaos Project 2008: Reconstructingthe Crete to Egypt Route’ 9th Symposiumon Oceanography&Fisheries, Proceedings,Volume I s. 146-151. 2009.Ward-Ballard 2004. C. Ward-R.D.Ballard., Deep-Water ArchaeologicalSurvey in the Black Sea: 2000 Season’The International Journal of NauticalArchaeology 33,1. s. 2-13. 2004.Whitcomb-Yoerger 1999. L.Whitcomb-D. Yoerger., Advances inUnderwater Robot Vehicles for DeepOcean Exploration; Navigation, Controland Survey Operations’. RoboticsResearch 9: Proceedings of the NinthInternational Symposium of Research(ISRR’99) October 9-12. Sayfa 1-9Snowbird, Utah, USA 1999.Yoerger-Bradley 2007. D. R.Yoerger - A. M. Bradley., ‚Autonomous andRemotely Operated Vehicle Technology’.Oceanography. Vol: 20 No:1. Sayfa 153-161. March 2007.68 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


VAN GÖLÜ HAVZASI’NDAERKEN TUNÇ ÇAĞI VE VAN MÜZESİ’NDEBULUNAN BİR GRUPKARAZ ÇANAK ÇÖMLEĞİ*Süleyman CAN*Doğu Anadolu Bölgesi’nin arkeolojikgelişimi son yıllarda yapılan kazılar veyüzey araştırmaları sayesinde arkeolojikveriler ve Erken Tunç Çağı (bundan sonraETÇ) ve diğer dönemler için son dereceönemli veriler ortaya çıkartmıştır 1 . VanGölü Havzası’nda Erken Tunç Çağı, DoğuAnadolu, Kuzeybatı İran, Suriye-FilistinBölgesi ile Güney Kafkasya’yı kapsayan birkültürün parçasıdır. Bulunduğu bölgeleregöre değişik isimlerle adlandırılan bukültür farklı coğrafyalarda değişikaraştırmacılar tarafından ilgi odağı halinegelmiştir.Karaz kültürüne dair ilk araştırmalar1920’lere kadar dayanır. W.F.Albrightarafından Filistin’deki Beth Yerah diğeradıyla Khirbet Kerak yerleşim yerindeortaya çıktığı için bu kültür Khirbet-Kerak adıyla tanınmaya başlamıştır 2 .1940’ların başında B. A. Kuftin, TrialetiKurganları’nda yaptığı kazılarda elegeçirilen zengin malzeme arasındagördüğü siyah renkli açkılı çanak çömleğiTrialeti Kültürü’nün öncüsü kabul ederekçok uzun zaman diliminde kullanılacakolan “Kura-Araks Kültürü” adını verir. Buisim dışında Kuftin kültürü “Aeneolitik”adı ile de anar 3 . Bu aşamada kültüredönük kazılar başlar “ Kültepe, AmiramisGora, Şengavit, Baba Derviş vb…” 4 , gibikazılarla kültüre dönük araştırmalar hızkazanır.Burney 1950’lerin sonundayaptığı Doğu Anadolu merkezli yüzeyaraştırmasıyla kültürü “ Transkafkasyave Doğu Anadolu’nun Erken Tunç ÇağıKültürü” olarak adlandıracaktır. Burneydaha sonra ise bu kültürü kısaca“Erken Transkafkasya Kültürü” olarakisimlendirmiştir 5 . Kültüre yönelik buisimlendirmeler dışında Doğu Anadolu’dakiaraştırmacılar arasında kültürün kökeninedair en somut öneri Keban Bölgesi’ndekikazılar sırasında gelmiştir. Bu kültürçeşitli öğeleri ile Doğu Anadolu’da kazısonucu ilk tespit edildiği yer Erzurumyakınındaki Karaz‘dır. Koşay, Karazraporunda kültüre Karaz Kültürü adınıverdiği ve doğal sınır olarak da Karaz veTilkitepe kazılarının belirlediğini ifadeeder 6 .Kültürün en önemli bölgelerindenbiride Süriye-Filistin Bölgesi’dir. Albrightile başlayan Khirbet-Kerak kültürünesonradan R. Amiran, J. Mellart ve S. Hoodgibi birçok araştırmacı ciddi anlamdakatkılar yapmıştır.TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 69


Kültürün bir diğer önemli yayılımbölgesi de hiç şüphesiz Doğu AnadoluBölgesi’dir. Kültüre dönük araştırmalarher bölgede olduğu gibi Doğu Anadolugenelinde yoğunluk kazanmıştır. 19yüzyılın başlarından beri yoğun bir ilgininyaşandığı Van Bölgesi başta olmak üzere,Doğu Anadolu Bölgesi genelinde birçalışma yoğunlaşmıştır. 1937 yılında Van,Tilkitepe’de yapılan kazılarda kültüreyönelik ilk ciddi veriler ortaya çıkmıştır 7 .1940’larda Kökten, Doğu Anadoluprehistoryasına yönelik bölge genelindeyaptığı yüzey araştırması ve sondajlardaKaraz çanak çömleğine uyan örneklerinvarlığından söz edilmektedir 8 . 1950’lerinsonunda C. Burney Doğu Anadolu’nunbüyük bir kesiminde gerçekleştirdiğiyüzey araştırması çalışması bölgeninarkeolojisine ve kültüre dönük canalıcı veriler ortaya koymuştur 9 . Bununyanı sıra 1970’lerde Elazığ yöresindebaşlayan Keban Barajı’nın inşası projesikapsamında yöre genelinde çok yoğunkurtarma kazıları başlamıştır. Böylecebölge kronolojisine ve Karaz kültürünedönük önemli bilgilere ulaşılmıştır 10 .Elazığ yöresi ağırlıklı çalışmalar, kültüreönemli katkıda bulunmuştur. Korucutepemalzemesi üzerinde çalışan Buccellati,kültüre çok tutulmayacak olan “VerimliHilal Dışındaki Kültür” adını vermiştir 11 .Amik Ovası’nda araştırmalar yapanBraidwood’lar kültüre yönelik keramikağırlıklı yeni bir terminoloji önerirler“Kırmızı Siyah Açkılı Keramik Kültürü/Red-and-Black Burnished Ware” terimiile Dyson tarafından İran’daki YanıktepeKazıları ışığında önerilen “Yanık Kültürü”terimini kullanmışlardır. Tek bir merkezlebağlantılı olan bu isimler pek fazla rağbetgörmemiştir 12 .Bulunduğu bölgelere göre değişikisimlerle adlandırılan bu kültür, DoğuAnadolu içinde araştırmacılar tarafındanKaraz Kültürü adıyla anılır. Bu çalışmamızdabizde Karaz Kültürü adını kullanacağız.Bu zorlu coğrafyada konumuz olanve kültürün taşıyıcıları kabul görenpastoral ve/veya yarı-göçebe halktopluluklarına, uygun yaşam alanlarısunmuştur. Kültürün biçimlenmesindenyayılımına kadar en önemli faktörşüphesiz bölge coğrafyasıdır. DoğuAnadolu Bölgesi’nde ETÇ’yi karakterizeeden Karaz Kültürü’nün yayılım gösterdiğialan bugünkü Gürcistan, Ermenistan,Azerbaycan, Kuzeybatı İran ile bugünküTürkiye sınırı içinde kalan Doğu AnadoluBölgesi’ni kapsamaktadır. Çok geniş bircoğrafi alana sahip olan bu kültür birçokalt kültür bölgesine ayrılmıştır. KarazKültürü’nün Doğu Anadolu ölçeğindekültürel yayılım ve gelişim sürecindeele alacağımız alt bölgemiz olan VanGölü Havzası, bu bölgelerden biridir.Bölge, bugünkü Van, Ağrı, Bitlis, Muşillerini kapsamaktadır. Van Gölü Havzasıdağlık yükseltiler arasına serpiştirilmişuygun yaşam alanları sunan önemli birhavza olmasına rağmen maalesef fazlaaraştırılmamıştır. Van Gölü Havzasıgenel itibariyle Urartu medeniyetinintopraklarını oluşturduğundan KarazKültürü’ne yönelik araştırmalar hep geriplanda kalmıştır. Bu nedenle bölgeye vekültüre dönük araştırmalar 19. yüzyıldansonra ivme kazanmıştır.Doğu Anadolu’da M.Ö. IV. binyıldanM.Ö. II. binyıl ortalarına kadar sürenve iki bin yıl süresince varlık gösterenbu kültür kronolojik ve coğrafi açıdanYakındoğu prehistoryasının en büyükkültürlerinden biridir. Bu yeniliğinyaratıcıları yerleşik düzende yaşayan,70 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


tarım ile uğraşan ve belki de dahaöncekilerden farklı bir etnik gruba dâhilolan insanlardır. Bu dönem kültür, farklıtürde el yapımı, kazıma ve kabartmabezemeli, iyi ölçüde açkılamaya sahip birçanak çömlek geleneği, dikdörtgen, kareve dairesel planlı kerpiç ve/veya çamurdal örgü tekniğinde uygulamaları olanbir mimari geleneğe ve sabit ocaklarınyanı sıra taşınabilir ocak veya kap altlığıolarak düşünülen zengin bir bezemerepertuarına sahip pişmiş toprak objeleriile ayırt edilebilmektedir.Oldukça geniş bir coğrafyayayayılmış olan kültürün biçimlenmesindecoğrafya ve sahip olduğu ekolojikkoşullar önemli bir yer tutmaktadır.Kültürü oluşturan unsurlar, onuntaşıyıcısı olan halk gruplarının göçebe ve/veya yarı göçebe çoban-hayvan besicisitopluluklar olabileceğini araştırmacılaradüşündürmüştür. Zor bir coğrafyayasahip olan bu kültür içinde barındırdığıtoplulukları belirli bir süre içinde birbirlikteliği sağlamıştır 13 .Uzun bir zaman sürecini kapsayanKaraz Kültürü çok geniş bir alanayayılmıştır. Buna bağlı olarak genelanlamda ortak özellikler göstermeklebirlikte farklı çanak çömlek mal gruplarıve kronoloji görülmektedir. Bu çalışmada,Van Müzesi’ne satın alma yoluyla gelmişolan ve Karaz Kültürü’ne ait materyaldeğerlendirilecektir. Satın alma yoluylagelmiş olan malzemede birçok sorunlakarşılaşmamız olağandır. Satın almayoluyla gelmiş olan malzemenin ne geldiğiyer hakkında ne de tabakası hakkındabilgimiz olmadığından bu malzemeyiVan Gölü Havzası ölçeğinde ki kazısıyapılan yerleşimler ve son dönemlerdekiyüzey araştırmaları esas alınarakdeğerlendirilecektir.Doğu Anadolu Bölgesi’nde önemlibir yere sahip olan havzaların başındaVan Gölü Havzası gelmektedir. DoğuAnadolu’nun en büyük kapalı havzasıdurumunda olan Van Gölü Havzası,tektonik kökenli bir depresyon alanınbatıda bir lav seti gölü olmayıp birtektonik göldür. En derin yeri 451 m.olan göl, deniz seviyesinden 1648 m.yükseklikte ve ortalama 3574 km.² likbir alanı kaplamaktadır. Bu kapalı havzabölgedeki en geniş ekolojik nişlerden biridurumundadır 14 . Van Bölümü’nün sınırlarıgüneyde kabaca Hakkâri yöresinin kuzeysınırı olan Güneydoğu Toroslar silsilesibelirler. Bölgenin kuzey sınırını Erzurum– Pasinler’den Iğdır’a değin uzanan çökeltialanları dizisinin güney sınırını oluşturan,Karasu – Aras dağları çizerken, batıdakisınırı Muş Ovası’nın ilerisindeki yüksekdağlık kesimden geçer. Doğu sınırı isebugünkü İran sınırı ile belirlenmiştir.Bu bölümde uygun yaşam alanları sunanekolojik niş-depresyon alanları ile yüksekplato ile de düz verimli çöküntü alanlarıve bunların arasında yer alan volkanikyükseltiler oluşturur. Bu bölümün verimliyaşam alanları durumunda olan VanGölü’nün doğusunda kalan Van Ovası, Erçekhavzası, Gürpınar Ovası, Hoşap Ovası veBaşkale Ovası sayılabilir. Gölün diğertarafında kalan Murat Nehri havzasınınsınırları içerisindeki yüksek platolar veverimli çökelti alanları söz konusudur.Başta Muş Ovası olmak üzere, Varto, Liz,Hınıs, Eleşkirt, Diyadin ve Doğu Beyazıthavzaları uygun yaşam alanlarıdır. AyrıcaMalazgirt–Patnos, Bulanık ve Karakösehavzaları da uygun yaşam alanlarıdır.Kısacası yüksek kesimlerde kalan yüksekplatolar hemen her mevsim taze ot deposudurumundadırlar bundan dolayıdır kiverimli çayırları bünyesinde bulunduranbölge yaylacı göçer toplulukları içinTÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 71


ugünde olduğu gibi geçmişte uygunyaşam alanları olmalıydılar 15 .Bu verimli alanlarda Karaz Kültürü’neait önemli yerleşim yerleri bulunmaktadır.Bu yerleşim alanları Van Gölü Havzası’ndakazısı yapılmış beş merkez olan Tilkitepe 16 ,Dilkaya 17 , Karagündüz 18 , Van KalesiHöyüğü 19 ve Çelebibağı Höyüğü’dür 20 .Bunlar içinde sistematik kazısı yapılanKaragündüz ve Dilkaya höyükleri bölge içinoldukça önemli veriler ortaya koymuştur.Bunun yanında son zamanlardaki sıklaşanyüzey araştırmaları da Van Gölü havzasıiçin önemli veriler ortaya çıkartmıştır.Van Gölü Havzası’ndaki KarazKültürü’nün taşıyıcısı olan pastoralgrupları bölgeye çeken faktörlerarasında zengin otlak alanların varlığıönemlidir. Toplumların geçim şekline bağlıözelliklerinden biri olan pastoralsim evcilhayvanlara dayalı bir ekonomik modeldir 21 .Geçmişte olduğu gibi pastoral bir yaşamsürdüren bölgede bugün de hayvancılıkekonomisinin getirdiği transhumance veyarı göçebelik hâkimdir. Bölgenin coğrafişartları nedeniyle hayvancılık ekonomi içinoldukça önemlidir 22 . Söz konusu terimeTürkçe karşılık olarak “çobanıllık” 23 veya“çobanlık” 24 terimi önerilmiştir. Hayvansürüsüne ve evcil hayvanlara dayanan butürdeki ekonomik modeli göçebe ya da yarıgöçebegruplarda görebiliriz. Kültürüntemsilcisi halk gruplarının yaşam biçimi,günümüz Doğu Anadolu’sunda olduğu gibidağlık yüksek kesimlerde uygulama bulanyaylacılıktır. Yaylacılık faaliyetlerindeinsan gruplarının sürülerine bol ve tazeot bulmak, hayvansal ürünler üretmekamacıyla, sıcak mevsimlerde sabitmekânlarını terk ederek, kıyı düzlükleri,ovalar, vadiler, dağ eteklerinden yaylayaçıkışını ve gidişini ifade eder 25 . Yaylacılıkkavramında mevsim koşullarına bağlıhayvan sürülerinin ve belirli insangruplarının yüksek otlak kesimlerehareketleri söz konusudur.Çobanıllığın hayvancılığa dayalı birekonomik model olarak tanımlanması özelmülkiyeti göstermekte ve aynı zamandainsanlara bağımlı olan hayvanları daHarita: Halaf kültürünün yayılım haritası 28 .72 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


Harita 1: Karaz kültürünün yayılım haritası, (V. Sevin, 2003, s, 117).içeren karşılıklı bir unsuru içermektedir.Çobanıllık, hayvan sürülerininsömürülmesinin olası şekillerinden biridir.Karakteristik olarak hayvan sürülerininkorunmasını ve yenilebilir ürünlerininsistematik olarak tüketimini içerir.ETÇ Dönemi öncesinde Van Gölühavzasının kültürel gelişimi, bölgeninErken Kalkolitiğini Mezopotamya’nın“Halaf Periyodu” ile karakterize eder.Halaf çanak çömleğinin en kuzeydekiulaşım noktası olan Van Tilkitepe Höyüğüönemli bir obsidyen ticaret merkezidir 26 .Ayrıca sınırlı sayıda Halaf çanakçömleği Muş Ovası’nda yapılan yüzeyaraştırmalarında ele geçirilmiştir 27 . Buevre Amuk C-D evreleri ile paraleldir.Tülintepe, Korucutepe ve Halaf çanakçömleğinin en kuzeydeki ulaşım noktasıolan Tilkitepe’dir.Eldeki veriler ışığında en azındanbölgenin büyük bir kısmının ErkenKalkolitik dönemde hammadde potansiyeliaçısından Mezopotamya olduğunusöylememize imkân tanır. Van Gölühavzası, Karaz Kültürü öncesine dairverilerimiz eski tarihli kazılara ve bazıyüzey araştırmalarına dayanmaktadır.Kazı boyutundaki tek çalışma TilkitepeHöyüğü’nde gerçekleşmiştir. 1899 yılındaAlman W. Belck ile başlayan Tilkitepekazılarını 1937 yılında E. B. Reilly ve 1939yılında K. Lake ve S. Lake devam ettirir.1982 yılında ise Korfmann, Tilkitepemalzemesini tekrar değerlendirir 29 . Reillyhöyükte üç tabakanın varlığından söz ederIII ve II tabakayı Kalkolitik Dönemetarihler. Hemen devamındaki kazılarısürdüren Lake’ler ise höyükte dört kültürkatının varlığını ileri sürer ve iki kat olanIII. ve IV. katları Kalkolitik DönemeTÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 73


Harita 2: Van Gölü havzası karaz kültürü yerleşmeleri, (S. Can, 2009, s, 191).tarihler. Malzemeyi tekrar değerlendirenKorfmann ise çanak çömlekten yolaçıkarak yukarıdaki tabakalanmaya bağlıkalarak Kalkolitik katların ilkini HalafDönemine sonrasını ise Geç Ubaid Periyoduile paralel kabul eder 30 . Son yıllardayapılan Van ve Muş bölgelerinde yapılanyüzey araştırmaları söz konusu bölgeninKalkolitik Dönemden itibaren yerleşimlerve Yukarı Mezopotamya ile ilişkiiçerisinde olduğunu ortaya çıkartmıştır.Bu yüzey araştırmaları sırasında elegeçen Kalkolitik Döneme tarihlendirilenHalaf ve Amuk F evresi ile paralel kabuledilen “saman yüzlü açkılı mallar (chafffaced burnished ware)” örnekleri Van,Muş, Iğdır ve Ağrı bölgelerinde de elegeçirilmiştir 31 .Van Gölü havzası için Karaz kültüreldokusu hakkında bizi bilgilendiren,diğer grup arkeolojik çalışmaları, yüzeyaraştırmaları oluşturmaktadır. Bölgedeilk yüzey araştırması 1940 yıllarda K.Kökten Muş yüresinde yapar. Ovadaaraştırma yapan Kökten toplam 16 höyüktespit ettiğini rapor eder 32 . Bunlardan birkısmı daha sonra Burney ve Rothmann’ıngezeceği höyüklerdir. Bu tip çalışmalarınen önemlisi Doğu Anadolu geç dönemprehistoryasının şekillenmesindetartışmasız önemli bir yeri olan Burney’in1950’lerin sonunda kapsamlı yüzeyaraştırmasıdır. Burney sınırlı yüzeyaraştırması sonuçlarına dayanarak, Van-Muş Bölgesi’nde olası gelişkin obsidyenticaretine rağmen yoğun bir KalkolitikDönem yerleşim dokusunun varlığındansöz etmenin kolay olmadığını ifade eder.Kültürün taşıyıcılarını söz konusu bölgeyegeldiklerinde, onları cılız bir Geç Kalkolitik74 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


Dönem süreci yaşayan ekolojik nişlerkarşılayacaktır.. Van-Muş Bölgesi yüzeyaraştırmalarında ele geçirilen malzemearasında ETÇ’ye. tarihlenebilecekmalzemenin sınırlı olduğunu ifade eder.1990’ların başında M. Rothmanntarafından Muş yöresinde yapılan yüzeyaraştırmaları çalışmaları bölgeninarkeolojik dokusu açısından önemlidir.1991 yılında tek sezon gerçekleştirilenyüzey araştırması Muş Ovası, Varto veBulanık ilçelerinde yapılmıştır. Bölgenin,M.Ö. VI. binyıldan itibaren bölgeninyerleşime açık olduğunu rapor eder.Rothmann ilk yıl raporlarında, bölgeninkuzey dağlık kesimi olan Bulanık civarındatespit edilen 14 yerleşimde, bilinen tipikKaraz özelliklerinden farklı nitelikleringözlendiği, lokal bir ETÇ malınınbulunduğundan söz etmektedir 33 . MuşBölgesi Rothmann’a göre daha çok ETÇ.II ve ağırlıklı olarak ETÇ III süreci dahayoğun bir yerleşim dokusu olan bir tablosunar. Muş Bölgesi Karaz çanak çömleğindehakim renkler siyah, gri, kahverengi,devetüyü ve kahverengimsi kırmızıdır.Koyu dış yüz açık renk iç yüz, renk kontrasıözelliği bölgesel ölçekte yaygın olarakgözlenmektedir 34 . Muş bölgesinin formrepertuarının örnekleri ise derin çanaklarve çömlekler söz konusudur. Bölge çanakçömleğinde dikkat çeken unsur bezemedir.Büyük oranda bölgesellik gösteren “oluk”,“dairesel oluk”, ve “baskı oluk” Muş yöresiKaraz Kültürü için tarihlemede en önemliunsurdur.Rothmann’ın bölgedeki çalışmalarınıÖzfırat’ın farklı dönemlerde yürüttüğüyüzey araştırması çalışmaları izler.Muş, Bitlis, Ağrı, Iğdır, Van illeri veilçelerinde değişik dönemlerde yüzeyaraştırması gerçekleştirmiştir. Bu yüzeyaraştırmasında toplamda 33 yerleşimyeri tespit edilmiştir. Özfırat. 1995–1999 yıllarında Muş ve Bitlis illerindeçalışılmıştır. Bu araştırmalarda ETÇ’yeait 8 merkez belirtilmiştir. Bunlar SüphanDağı’nın eteğindeki Yuvadamı Mezarlığı,Muş Ovası’nda Nurettin Höyüğü 35 , HarebeHulik yerleşimi, Kümbet/AdilcevazHöyüğü 36 , Bulanık Ovası’nda Gümüşpınar/Pulur Höyüğü 37 , Murat Nehri’nin sağkıyısındaki Konakkuran/BayraktepeHöyüğü, Malazgirt Ovası’nın içinde AdalarIrmağı’nın sağ kıyısında yer alan AdalarHöyüğü ile Adaksu Beldesi’nde yer alanAdaksu Höyüğü’dür 38 .Özfırat, 2002 yılından başlayarakVan, Ağrı ve Iğdır illerinde araştırmalaradevam etmektedir. Bu araştırmalardaETÇ’ye ait 25 adet merkez belirlenmiştir.Bunlar kuzeyde Erciş havzasındaÇelebibağ, Evditepe, Tepe Şurki, gölündoğu sahilindeki Yaylıyaka höyükleri 39Toptepe, Aşağı Karacay, kale tipiyerleşimleri Erçek Gölü’nün doğu vekuzey sahilleri boyunca uzanan hattaKıratlı, Baklatepe, Aktaş, Kilisetepe/Keçanis, Şehirtepe, kale tipi yerleşimlerKalecik Kalesi merkezleridir 40 . PatnosOvası’nda Zali, Giriktepe, Dorukdibihöyükleri, Muradiye Ovası’ndaki Köskköyve Üzerliktepe/Bisikümbet höyükleri,Boztepe/Zülfübulak, Umuttepe/Sint IIhöyükleri, Hacı Hatun ve Şehitlik kaleleriile Karasu Vadisi’nde Aşağı MollahasanHöyüğü, Gürpınar Ovası’nda Otbiçer/İremir Höyüğü 41 , Çaldıran Ovası’ndaAbidetepe/Çaldıran Kalesi, ÇavuşbaşıKalesi, Saray ilçe merkezinde Şehitlik/Usibiti Höyüğü merkezleridir 42 .Özfırat bu araştırmalarda elegeçirilen malzemenin dik boyunlu, pervazağız kenarlı ve olasılık düz ve yuvarlakdipli çömleklerin ağırlıklı olarak ana formuoluşturduğuna dikkat çeker. Genelde ortaTÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 75


ve kaba derecede kum-taşçık katkılı olanörnekler söz konusudur. Renkler geneldesiyah ve koyu gri renklerde, hamurrenkleri ise kremden koyu kahverengiyedeğişen renklere sahiptir. Özfırat, yüzeyaraştırmasında ele geçirilen malzemeninDilkaya, Karagündüz ve Van KalesiHöyüğü malzemesi ile olan benzerliğinedikkat çeker 43 . Özfırat ve Marro Ağrı-Iğdır bölgesinde sürdürdükleri yüzeyaraştırmasıyla sadece kültüre dönükönemli ipuçları vermekle kalmamış, aynızamanda bölgenin az bilinen kültürel gelişimsilsilesine dair önemli ipuçları sunmuştur.Bu süreçte iki höyükte Kalkolitik Dönemetarihlenebilecek malzeme bulunduğugörülmektedir. Bunlar ilki Ağrı Dağı’nınlav akıntılarının ovaya yayıldığı etektebulunan Hazinetepe Höyüğü’dür. Diğeriise aynı isimle anılan Hazinetepe’nin 5km. güneyinde bulunan Gıcık Mevkii’ndeyer alan Hazinetepe Höyüğü’dür. Özfıratve Marro, Iğdır Ovası’ndaki bu GeçKalkolitik malzemenin büyük oranda AmukF Evresi’nin karakteristik malzemesiolan “Saman Yüzlü Basit Mallar (ChaffFaced Simple Ware)” ile yakın benzerliğiolduğu düşünülmektedir. Çanak çömlekformlarının ağırlıkta olduğu Iğdır OvasıSaman Yüzlü Malları’nın benzerlerineKuzey Mezopotamya’da Tell Afis, Hamamet-Turkman ve Tell Leilan yerleşimlerininilgili katlarında rastlanmaktadır. Samanyüzlü malların kuzeydeki dağlık yüksekkesimlerde varlığı şaşırtıcı olmaklaberaber daha önceki araştırmalardada varlığı bilinmekteydi. 44 NitekimRothmann ve Kozbe’nin de Muş yöresindebenzeri saman katkılı keramik parçalarıbuldukları bilinmekteydi 45 . Ağrı, Iğdırve Doğubeyazıt ovalarında bulunan vehöyüklerden toplanan malzeme Karaz tipiçanak çömlek el yapımı, siyah açkılı, dışyüz, gri tonlarında iç yüz rengine sahiptirve bol kum katkılıdır. Genellikle ETÇ. IIve ETÇ. III’e tarihlendirmekteler.Sonuç olarak bakir sayılması gerekenAğrı-Iğdır Bölgesi’nde Özfırat ve Marrotarafından yapılan yüzey araştırması,bölgesel ölçekte önemli sonuçların ortayakonulmaya çalışıldığı ilk çalışma özelliğitaşımaktadır. Bu çalışmalar sürecindeKaraz öncesi süreç olan Kalkolitik bilhassaGeç Kalkolitik sürece dair, önemli ipuçlarıyakalanmıştır. Yapılan araştırmalarla,Yukarı Mezopotamya-Transkafkasyave onun civarındaki dağlık yüksekkesim arasındaki, hammadde merkezliekonomik-kültürel nitelikli ilişki ağınadair bir dizi bulgular ortaya koyulmuştur.Araştırmacılara göre yüzey araştırmasımalzemesi ETÇ. II ağırlıklı olarak ETÇ.III nitelikleri göstermektedir. Daha çokbezeme kriterlerine dayandırılarak birtarihlendirme yapılmaktadır.Kökten, Burney ve Rotmann’ınVan Gölü havzasında yaptıkları yüzeyaraştırmalarında ETÇ’ye ait yalnızcahöyükler belirlenmiştir. Özfırat’ın yaptığıyüzey araştırmalarında ki son bulgulartüm bölgede büyük çapta ovalardakihöyüklerden tanıdığımız ETÇ yerleşimsisteminin dağ eteklerindeki kayalıktepelerin üzerinde yer almasının bölgedebu dönem yerleşim sistemini oluşturduğukonusundaki bilgilerimize yeni sonuçlareklemiştirVan Gölü havzası ölçekli KarazKültürü yayılım ve gelişim sürecine dairbölgesel analizimiz sistemli kazılarıyapılmış olan ana yerleşimler ile yüzeyaraştırmalarında ortaya çıkan bilgileryukarıdaki gibidir. Arkeolojik anlamdaaraştırmaların az olduğu bu bölgedekazılara oranla yüzey araştırmalarıdaha ağırlıktadır. Yakındoğu kültür76 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


coğrafyasında, kuzey ile güney arasındadoğal sınır kabul edilen, GüneydoğuToroslar’ın doğu devamı olan Van Gölü’nüngüneyindeki “Dağlık Hakkari yöresi”şimdiki veriler ışığında Karaz Kültürü’nüngörülmediği zorlu coğrafyalardan birigörülmektedir.Arkeolojik anlamda araştırmalarınaz olduğu bu bölgede kazılara oranlayüzey araştırmaları daha ağırlıktadır.Kültürün Suriye–Levant kesimindeki“Khirbet-Kerak” süreci göz ardı edilirse,Toros silsilesinin oluşturduğu doğal engel,Doğu Anadolu için kültürün kabaca güneysınırını oluşturmaktadır 46 . Kültürün yarıgöçebe yaylacı pastoral niteliği göz önünealındığında, zengin otlak potansiyelinesahip zengin bu yüksek kesimlerin, sözkonusu hayvancı ve çoban grupları içingüçlü çekim merkezleri olarak görülmesikaçınılmazdır 47 . Kültürün genel hatlarınıanaliz ettiğimizde gördüğümüz gibi,başta Transkafkasya toprakları olmaküzere, özellikle yüksek otlak alanlarda,güçlü depozitlerle temsil edilmeyen veçoğu kez mevsimlik yerleşimler olaraknitelendirilen, yerleşimlerin varlığıbilinmektedir. Doğu Anadolu Bölgesigenelinde bu alanlardaki araştırmalarınson zamanlarda hız kazanmasıyla butip yerleşimler ortaya çıkarılmaktadır.Yüzey araştırmalarındaki yerleşmelerin%76’sı höyük olarak karşımızaçıkmaktaydı. %20’si ise kale tipiyerleşmeler olarak görülmektedir. %4ise nekropol alanı olarak karşımızaçıkar. İlerleyen yıllarda yapılacak olanaraştırmalar ile bu oranın Van Gölühavzası ölçeğinde daha da yoğun birhal alacağını düşünmekteyiz. Ayrıcabölgenin izole bir bölge olmadığı ve kısıtlıaraştırmalar sebebiyle izole bir bölgegörüntüsü verdiğini düşünmekteyiz 48 .Kültürün günümüzde de halentartışılan belli başlı kronikleşenproblemleri vardır. Kültürün köken,kronoloji ve yayılım süreci en başta gelir.1900’lerin başında kültürün ilk tespitedilmesinden sonra kültürün kronolojisininnereye oturtulacağı araştırmacılararasında tartıma konusudur. Yapılançeşitli önerilere rağmen genelde kültürünKoridze M.Ö. IV. binyıl sonundan – III.binyıl sonuna Abibulaev, Munchayev,İsmailov, Khanzadyan ve MartirosyanM.Ö. III binyıla Japaridze önce M.Ö.3200-2400 yılları arasına tarihlemeyitercih ederler 49 .1970 yılında Kuşnereva veÇubinişvili tarafından en kapsamlıkronoloji değerlendirmesi yapılır. Kura-Araks Kültürü adı altında yapılan budeğerlendirmeye göre;Kura-Araks (Evre I)M.Ö. 3000-2700/2600Kura-Araks (Evre II)M.Ö. 2700/2600-2400/2300Kura-Araks (Evre III)M.Ö. 2400/2300 – 2000Daha çok Transkafkasyayerleşimlerinden alınan C14 sonuçlarınadayanmaktadır. Bunun yanında 1950yıllarda C. Burney tarafından kendisininyaptığı Doğu Anadolu Bölgesi yüzeyaraştırmalarına dayalı bir kronolojioluşturmuştur. Erken TranskafkasyaKültürü olarak isimlendirdiği kültürün altve üst sınırını M.Ö. 3250 – 1750 tarihleriarasına yerleştir 50 . Bu tarihlemede elealdığı yerleşim yerleri Transkafkasya’dakiAmiramis Gora, Kültepe II, Şengavitve Yanıktepe’deki bir dizi radyo karbonsonuçlarını göz önüne alır. C. Burney’inönerisi şu şekildedir;TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 77


Erken Transkafkasya I. EvresiM.Ö. 3250 - 2650Erken Transkafkasya II. EvresiM.Ö. 2650 – 2300/2200Erken Transkafkasya III. EvresiM.Ö. 2300/2200 – 1800/1750Son olarak ele alacağımız A.Sagona’nın kronoloji önerisidir. A. SagonaKura-Araks Kültürü adı altında ele aldığıkültürü M.Ö. 3600/3500 – 2000 gibi çokuzun bir zaman dilimine verir. Bu öneriyiElazığ-Malatya Bölgesi’nin ve Suriye-Filistin Bölgesi’nin iyi stratigrafi veren vetarihlendirmesinde problem olmayan bazıyerleşimlerine dayandırır 51 .Kura-Araks (Evre I)M.Ö. 3600/3500 – 3300/3200Kura-Araks (Evre II)M.Ö. 3300/3200 - 2400Kura-Araks (Evre III)M.Ö. 2400 - 2000Bölge genelinde anahtar yerleşimolarak Erzurum Bölgesi’nde bulunanSos Höyüğü göz önüne aldığımızda tümKuzeydoğu Anadolu için bölgesel birkronoloji önerisi niteliğindedir. Sos Höyükyerleşiminde Orta Çağ’dan Geç KalkolitikÇağ’a değin kesintisiz bir yerleşim silsilesisunar 52 .Sonuç olarak Doğu AnadoluBölgesi ölçeğinde ele aldığımız Van Gölühavzası düşük yoğunluklu bir araştırmapotansiyeline sahiptir. Bölgede yürütülenarkeoloji çalışmalarının büyük bir kısmıM.Ö. I. binyılın önemli uygarlığı olanUrartu Kültürü üzerine yoğunlaşmıştır.Bu kültür öncesi dönem ETÇ, bir diğerdeyişle Karaz Kültürü hak ettiği nasibinialamamıştır.Bölge genelinde sistemli sayılabilecekilk çalışma 1930’lu yıllarda TilkitepeKazıları olmuştur. Bu kazılar Van havzasımerkezli topraklar için değil tüm DoğuAnadolu Bölgesi için ve Karaz Kültürüiçin önemli bir kazı olması bakımındanönemliydi ne yazık ki Tilkitepe kazılarıbölgesel ölçekte veriler yerine lokal verilersunmuştur. Daha sonraki yıllarda başlayansistematik kazılar Dilkaya, Karagündüz,Van Kalesi Höyüğü gibi yerleşmeler KarazKültürü ve bölge arkeolojisi için canalıcı bilgiler sunmuştur. Nitekim bununyanında bölgede yapılan kazılar ve yüzeyaraştırmaları kültüre önemli verilersağlamıştır.Sistemli kazılarda Karaz Kültürüöncesi Kalkolitik Döneme dair hiçbirveriye ulaşılamamıştır.Van Havzasında yürütülen yüzeyaraştırmalarında “Muş, Bitlis, Ağrı veIğdır illerini ve ilçelerini kapsayan” önemlibilgilere ulaşılmıştır. Muş yöresinde Halaftipi çanak çömlek parçalarının varlığı sözkonusudur.Van Havzası genelinde KarazKültürü’nün yayılım ve kültürel gelişimsürecine dair en önemli verileri bizesistematik kazılar olan Dilkaya veKaragündüz höyükleri verir. Bölgegenelinde yürütülen kazılar ve yüzeyaraştırmalarından ortaya çıkan sonuçkültürün varlık bulduğu tarih aralığı ETÇII ve ağırlıklı olarak ETÇ III sürecineaittir. M.Ö. 2700/2650 – 1800 olarakortaya çıkmaktadır 53 .KARAZ ÇANAK ÇÖMLEĞİKaraz Kültürü için en önemlikarakteristik unsur çanak çömlektir.Karaz çanak çömleğinde her hangi bir78 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


üretim tekniğinin kullanıldığına dairveriye rastlanılmamıştır. Karaz çanakçömleğinde el yapımı üretim yaygınolduğunu görmekteyiz.Karaz Kültürü’nün en belirgin özelliğihemen her prehistorik kültürde olduğugibi çanak çömlektir. Karaz Kültürü’nünbelirgin özelliği olan bölgesel çeşitlilik,diğer kültür unsurlarında olduğu gibiçanak çömlekte de çok belirgindir.Üzerinde çalıştığımız malzeme, 1çömlekçik, 4 çömlekten ve 2 derinçanaktan oluşmaktadır. Van Müzesi’ndesatın alma yoluyla gelmiş olan 100’eyakın tüm kaplardan oluşan çanak çömlekvardır. Bu makalede bunlardan 7’sine yerverilmiştir.Malzememizin en önemli özelliği olanve kültür içinde karakteristik özelliği sonderece kaliteli örneklerin görüldüğü astarve açkı uygulamasıdır. Karaz Kültürü için enönemli özellik siyah açkılı çanak çömlektir(Resim: 1). Siyah açkı ve renk kültürünen önemli karakteristik özelliğidir.“Siyah, açık ve koyu kahverengi, gri vekoyu gri, Karaz çanak çömleğinin dışyüzeyinde en çok rastlanılan renklerdir.İncelenen bölge genelinde içinde siyahrengin %26’lik bir orana sahip olduğunugörülmektedir. Elimizde bulunan ve VanMüzesi’ne daha çok satın alma yoluylagelmiş olan malzemede de açık birşekilde görülmektedir. Özellikle Van GölüHavzası ETÇ merkezlerinde ele geçirilençanak çömlekte ikinci önemli mal grubusiyah maldır 54 . Tipik Karaz Kültürü’nünparlak siyah renginin kültürün metaltaklidi özelliği ile bağlantılı olabileceği,önceleri Transkafkasyalı araştırmacılararasında yaygın görüştür 55 . Ayrıca dışyüzün siyah iç yüzün ise açık kahverengiveya devetüyü renginde olması (Resim: 7)(renk kontrastı) erken ve karakteristikbir özelliktir. Genelde iki renkte olanrenk alacalanmaları da sıkça görülen birdurumdur (Resim: 5-6). Kültürün yayılımgösterdiği coğrafi alanda en çok rastlananmal grubu olan çift renkli mal grubudur. Elealdığımız Van Gölü havzası merkezlerindeele geçirilen malzeme arasında birincimal grubunu oluşturmaktadır. %59’lukbir oranı temsil eden çift renkli malgrubu özellikle Doğu Anadolu ölçeğindedaha yaygın ve erken bir özellik olarakkarşımıza çıkmaktadır 56 . Son dönemArslantepe bulguları ışığında siyahkırmızırenk kontrastının Doğu Anadolugeneline ait ve en erken örnekleriningörüldüğü bu bölgede çarpıcı sonuçlarortaya koymuştur 57 .Kapların dış yüzlerinde gözlenenbu renk alacalanmasının söz konusudönemdeki fırınlamada var olan teknikyetersizlikten çok bilinçli yapılmış birsüsleme unsuru olduğu vurgulanmaktadır.Tümüyle el yapımı olan malzememizinhamuru çok özenli arıtılmamıştır. Kum,taşçık ve mika en yaygın karşılaşılankatkılardır. Özellikle açkı kalitesiacısından çeşitlilik söz konusudur. Karazçanak çömlek örneklerinde genelde ortakalitede açkılama gözlenirken kaliteliaçkılama örnekleri sınırlı kalmaktadır.Elimizde bulunan çanak çömlekte deaynı durum hâkimdir. Genelde iyi ve ortaderecede pişmeye sahip olan örneklerinderenk özelliklerine bağlı olarak ve kesitincelemeleri ışığında kontrollü fırınlamasöz konusudur.Karaz çanak çömleğinde bölgeselözellik gösteren bir unsur da, çanakçömleğin hamurunda kullanılan katkımaddeleridir. Bu katkı maddeleri, taşçık,bitkisel katkılar, mika kırıntıları genelanlamda bu çanak çömlek türünde kullanılanbelli başlı katkı çeşitleridir. Van GölüTÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 79


havzası çanak çömleğinde “kum ve taşçık”katkı yoğun olarak kullanılmıştır 58 .Karaz çanak çömleğinde formaçısından genel anlamda çok da sofistike(hareketli) sayılamayacak, monoton birçömlekçilik olduğu söylenebilir. Tüm Karazcoğrafyasında görülen formlar çanaklar,çömlekler, kâseler, tabaklar, bardak veküp ağırlıklıdır 59 .Karaz çanak çömleğinde asılkarakteristik unsur bezemedir. Bu çanakçömlek geleneğinde üç ana tipte bezemesöz konusudur; “kabartma bezeme” ,“kazıma bezeme ( Çizim: 1)” ve “baskı–olukbezeme” (Çizim: 2-6) ana bezemelerdir 60 .Bezeme unsurunda bölgesellikten sözedilebilir. Erken dönemim tipik özelliğiolarak görülen, zengin ve kalın kabartmabezemenin en güzel örnekleri KuzeydoğuAnadolu, Gürcistan ve Ermenistan’dakibirçok merkezde görülmektedir.Malzememiz ve Van Gölü havzası genelindeise bu tip bezemede en çok görülen bezemeörnekleri ise kıvrımlı çift spiraller (Çizim:7), köşeli sarmallar, paralel doğrulararasında geometrik bezeme (Çizim: 1)örnekleri kültür için tipik bir uygulamadır.Kabartma ve kazıma bezeme Karaz çanakçömleğinin en özel bezeme türleridir.Karaz çanak çömleğinde bir diğer önemlibezeme tekniği “kazıma bezeme” (Çizim:1) hemen hemen tüm Karaz coğrafyasındakarşımıza çıkan bir tekniktir. Kültüründaha çok geç evresinde yaygınlaştığıdüşünülen bu tip bezemeye malzememizarasında ve kültürün yayılım gösterdiğiKuzeybatı İran’daki yerleşimlerde veVan Gölü havzası yerleşimlerinde, Elazığve Malatya yöresi yerleşimlerindegörmemiz mümkündür. Bir diğer bezemetekniği ise “baskı-oluk” bezemesidir.Baskı oluk bezeme ETÇ I’den ETÇ III’ekadar karşımıza çıkmaktadır. Daireseloluk ve oluk bezeme, bu bezeme türününilk çeşitlenmesidir. Van ve Muş Bölgesiyerleşimlerinde bu tekniğin yaygın olarakkullanıldığını görmekteyiz.Bezeme repertuarında iki ana şablonöne çıkmaktadır. Birincisi stilize olmuşdoğal motiflerden oluşan bezeme, diğeriise geometrik motiflerdir. Geometrikşekillerde paralel düz ve dalgalı hatlar,spiraller, konsatrik daireler ve karmaşıkgeometrik şekillerden oluşmaktadır.Doğal motiflerde ise bitki ve hayvanmotifleri yer almaktadır. Van Gölü havzasıgenelinde ve malzememiz içerisindedoğal motiflere pek rastlanılmamıştır.Geometrik motiflere en güzel örneklerise Yanıktepe, Godintepe, Şengavit,Baba Derviş II, Pulur/Sakyol, Karaz gibiyerleşim yerlerinde görmekteyiz 61 . KarazKültürü çanak çömlek dışında ağırlıklıolarak pişmiş toprak obje repertuarındaayrıca kapaklar, sabit ve taşınabilirocaklar, kap altlıkları ve figürlerbulunmaktadır.İncelediğimiz malzeme içerisindeiki mal olan “çift renkli mal ile grimal” grubuyla temsil edilen çanakçömleğe Van Gölü havzası Erken TunçÇağı merkezlerinde ise üç mal grubugörülmektedir. Bunlar çift renkli mal,gri mal ve kiremit-kahve mal grubu ilebölgede görülmektedir. Çift renkli malgrubu el yapımı ve iyi derecede açkılı veastarlıdır. Çömleklerde dik ağızlı, uzunboyunlu ve oval gövdeli çömlekler enyaygın formdur. Dışa dönük ağız kenarlıçömleklerde boyun kısımları yüksekboyunlular ile alçak boyunlular olarakayrılır. İkinci mal grubumuz olan gri mal,siyah ve gri renktedir. Van Gölü havzasıErken Tunç Çağı merkezleri ile VanMüzesi’nde bulunan ve satın alma yoluyla80 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


gelmiş olan bu mal grubu ise %26’lık birbölümü kapsar 62 .Karaz Kültürü’ne ait buluntularınözellikleri, birbirine göre büyükfarklılıklar göstermezler. Bu Yakındoğukültürünün başlıca özellikleri, bezemelibezemesiz, açkılı çanak çömlekler, kerpiçveya taş yapımı yuvarlak ev mimarisi,obsidyen ve kemik aletler, Transkafkasyadışında pek ele geçirilmeyen madeneritme kapları, körük başları ve kalıplarıgibi metalürjiye ait araçlar silahlar ilealetlerdir. Ortaya çıkartılan bu özelliklerKaraz Kültürü’ne ait buluntular, güneyKafkasya’dan Doğu Anadolu’ya, AmukOvası’na ve daha sonraları güneye Suriyeve Filistin’e gerçekleştirilen, beraberindesahip oldukları kültürü de götürenyoğun bir insan göçünün var olduğunudüşündürmektedir. Kültürün yayılımalanı içinde kalan bölgelerde başta çanakçömlek olmak üzere kültür varlıklarıarasında bir ilişki varsa bu, bölgelerüzerinde benzer etkileşimi sağlayan aynıetnik hareketin sonucu olmalıdır 63 .Van Gölü Havzası ölçeğindeKaraz Kültürü izole bir bölge olmaktançok kültürün yayılım alanı içindeerken evresinden geç evresine kadargörülmektedir. Ayrıca göl sularınınyükselmesinden dolayı birçok yerleşimalanının sular altında kalmış olabileceğidüşünülmektedir. Buna örnek olarak,Çelebibağı ile Dilkaya Höyüğü’nüverebiliriz. Van Gölü havzası Erken TunçÇağı I den itibaren yerleşimlere sahneolduğunu düşünüyoruz.Van Gölü havzası yerleşimlerinin,kültürün gelişim sürecinin heraşamasına sunabileceği kanıtlaryetersizdir. Bu yetersizlik bölgedeyapılan araştırmaların yetersizliğindenkaynaklanmaktadır. Van Gölü havzasıiçin daha çok kültürün ikinci ve üçüncüevresinde iskan görmüş bir bölge olduğugörülmektedir. Bölgede yürütülenkazılardan yola çıkarak stratigrafikkanıtların azlığı ve bölgenin dış ilişkileraçısından tutucu ve izole bir bölgeolması da bu olumsuz tabloda etkilifaktördür. Bölgenin iki önemli kazısıolan Karagündüz ve Dilkaya verileri debu tabloyu değiştirmemiştir.DEĞERLENDİRMEİncelediğimiz malzeme VanMüzesi’ne satın alma yoluyla gelen Karazmateryalidir. Bu grupta dikkati çeken enönemli özellik malzemenin sadece çanakçömlekten oluşmasıdır. Bu materyalideğerlendirirken Van Gölü havzasındakisistematik kazılar ve yüzey araştırmalarıele alınmıştır. Bu çanak çömleği kültürünyayılım gösterdiği çok geniş bir havzadagörmekteyiz. Kuzeybatı İran’da, DoğuAnadolu’da, Güneydoğu Anadolu’dave en son yıllarda ise Amik Ovası ileFilistin’de görülmektedir. M.Ö. IV.binyılın ortalarından itibaren görülmeyebaşlayan bu kültürün topluluklarınınbugüne kadar elde edilen arkeolojikveriler ışığından yola çıkarak Kafkaslarüzerinden Doğu Anadolu’ya (Van, Muş,Erzurum, Elazığ, Malatya), Kuzeybatıİran’da (Godin Tepe, Yanık Tepe,Haftavan Tepe, Geoy Tepe, Hasanlu) vesonra da daha güneyde Amik Ovası (ÇatalHöyük, Tell el Cüdeyde, Tell Tainat,Tell Dhahad vb.) ile Filistin’e (KhirbetKerak/Beth Yerah, Beth Shan, Affula)kadar ulaştıkları kabul edilmektedir 64 .Malzeme grubumuz içerisinde en çokparçayı çömlekler oluşturmaktadır. Bölgegenelinde, siyah açık ve koyu kahverengi,TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 81


gri ve koyu gri, kızıl kahverengi,devetüyü görülen Karaz çanak çömleğinindış yüzünde rastlanan renklerdir. Burenklerden en hâkim olanı ise siyah ilekahverengidir. Çanak çömleklerde iç ve dışyüzler arasında renk farkları vardır. Dışyüzünde genelde siyah renk hâkimken içyüzünde ise açık kahverengi ve devetüyügibi açık renkleri içermektedir. Kaplarınağız kenarlarında ve gövde kısımlarındaalacalanmalar vardır. Renklerin birbiri içinegirmesi genelde iki renk ile olmaktadır.Buda malzeme grubumuz içinde sıkçarastladığımız bir durumdur. Elimizdekiçanak çömleklerin tümü el yapımıdır. Hiçbirinde çark yapımı olduklarını gösterenherhangi bir iz bulunmamaktadır. Kaplarpişme derecelerinde bir birlikteliktensöz edilemez. En yaygın olanları iyi ileorta derecede pişme oranlarıdır.Van Gölü havzasındakiyerleşimlerden ele geçirilen verilerdenkültürün gelişimi için son derece sınırlıbilgiler ortaya koymaktadır. Ortaya konanyaklaşıma göre Van Gölü havzası dahaçok ETÇ kültürünün II ve III evreleriniyaşayan bir bölge olarak görülmektedir.Burney özellikle Ernis malzemesinedayanarak bölge için ETÇ II’ye (M.Ö.2700 – 2300), tarihlemektedir.Özellikle stratigrafik kanıtlarınsınırlı olması ve bölgenin dış ilişkileraçısından daha tutucu ve izole bir bölgeolmasından dolayı bu olumsuz tabloyuetkilemektedir. Son dönemdeki anayerleşimler olan Karagündüz ve Dilkayahöyükleri de bu tablonun değişmesinekatkı sunmamışlardır. Çilingiroğlu’na göreDilkaya’da kültürün II ve III. evresinirapor eder. Diğer önemli ana yerleşimolan Karagündüz’ün tabakalaşmasınagöre ise tıpkı Dilkaya’da olduğu gibi ETÇII ve III süreçlerinde yerleşim gördüğüanlaşılmaktadır 65 . Van Gölü Havzasıylailgili son olarak tartışmalı olan Ernismalzemesidir. Van Müzesi’ne geliş şekliproblemli olan malzeme için malzemeyigetiren köylüler, bu çanak çömleğintaş sanduka mezarlar içerisinden birarada ele geçirildiğini bildirmektedirler.Tipik Erken Demir Çağ çanak çömleğiile ETÇ çanak çömlek örneklerinin birarda ele geçirilmesi ciddi bir problemoluşturmaktadır. Bilgilerin doğruluğukabul edildiği takdirde Karaz’ın bazıbölgeleri gibi tutucu bir bölge özelliğitaşıyan Van Bölgesi’nde Karaz etkilerinintahmin edilenden daha uzun varlığınıdevam ettirdiği düşünülmektedir. Karazcoğrafyasını göz önüne aldığımızda eldekiradyo karbon tarihlemeler ve stratigrafikveriler ışığında kültürün ortaya çıkışsüreci, M.Ö. IV bin yılın ortalarıdır(M.Ö. 3500 civarı). Bu erken kanıtlardansonra Van Bölgesi için kültürün varlıkgösterdiği dönem ise M.Ö. 2700–2200civarı olarak görülmektedir.Karaz Kültürü’nden sonra bölgedeboyalı bir çanak çömlek geleneğininyer aldığını görmekteyiz. Bölgeselölçekte “Van Urmiye Boyalıları” olarakta isimlendirilen bu boyalılar büyükoranda Transkafkasya OTÇ sinde farklıgelenekler karşımıza çıkan boyalılarlaKuzeybatı İran, Elazığ – Malatya gibibelli başlı höyüklerden ele geçirilenve “Urmiye Boyalıları” olarak bilinenkeramik grubu ile yakından ilişkilidir.M.Ö. II. binyıl başlarında ortayaçıkan bu boyalı geleneğin yayılım alanı,kuzeyde Kafkaslar, doğuda Mil stepleri,güneydoğuda Urmiye havzası topraklarıile güneybatıda Hakkari dağlık bölgesive Van havzası toprakları batıda MuşErzurum Artvin boyunca çizilecek bir hatlasınırlandırılmaktadır 66 . Karaz Kültürü’yle82 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


aynı coğrafya içerisinde örtüşen bukültür büyük oranda nekropol alanlarıile daha çok kurganlardan gelmesi, bukültürün göçebe bir kültür olabileceğiniaraştırmacılara düşündürmektedir.Geniş bir coğrafyada yayılım gösterenkültürün halk gruplarının farklı coğrafikoşullar gereği farklı yapılanma ve düzeniçerisinde olmaları mümkün olabilir.Doğu Anadolu Bölgesi ölçeğindedüşük yoğunluklu araştırma potansiyelinesahip olan Van Gölü havzasındakiçalışmalar, özellikle M.Ö. I. binyılın önemliuygarlığı olan Urartu kültürü üzerineyoğunlaşmıştır. Urartu öncesi dönem veözellikle konumuz olan ETÇ süreci birdiğer deyişle Karaz Kültürü’ne dair olansüreç bu arkeolojik ilgiden hak ettiğinibulamamıştır. Bölgesel ölçekte ortayakonulabilecek sonuçlar, büyük oranda bukazılara ve bir dizi yüzey araştırmasıçalışmasına dayanmak zorundadır.Bu çalışmamızda ortaya koyduğumuzve Van Müzesi’ne satın alma yoluyla gelmişolan keramiktir. Bu malzemenin gelişyeri, tabakası belli olmadığından sağlıklıverilere ulaşmamız tabii ki beklenemezbölge genelinde yapılan kazı ve yüzeyaraştırmalarından yola çıkarak ve kültürünkarakteristik özellikleri genel ve bölgeölçeklerinden yola çıkılarak bu malzemeyikültürün içinde bir yere oturtmayaçalıştık.KATALOG 1*A- Çömlekçik: Malzememiz arasında1 adet Erken Tunç Çağı çömlekçiğivardır.1. Van Müzesi, Satın Alma,Envanter No: 4.79.80, Resim: 1, ÇizimNo: 1, çap 12 cm., yükseklik 10 cm., dipçapı ise 2 cm., siyah (10 YR 2/1) hamurlu,hamurunun renginde astarlı, orta kumkatkılı, kötü pişirilmiş, açkılı, el yapımı,bezeme çizi.Resim 1: Van Müzesi, satın alma, gri mal,kazıma bezeme.Çizim 1: Karaz kültürüne ait çömlekçik.Tanımı: Şişkin karınlı çömlekçikyuvarlak geniş gövdeli geniş ağızlı, kabınTÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 83


dış yüzü metalik görünümlü parlaklığasahiptir. Basit yuvarlatılmış ağız kenarınasahip çömlekçik boyunu kısadır. Boyundanşiş karın kısmına geçiş çok keskindeğildir. Geniş ve şiş karın kısmı yayvangörünüme sahiptir. Dış yüzünde kaliteliaçkılama varken iç yüzde kaba hamurununrenginde bir açkı uygulanmıştır. Butip çömlekçiklere ETÇ II den itibarenrastlanılmakta ve Orta Tunç Çağısürecine kadar görülmektedir. Boyunlagövdenin birleştiği yerde ETÇ II’ninkarakteristik özelliği olan karşılıklı birerstilize olmuş Nahcıvan kulp uygulamasıvardır. Kültürün sonlarına doğruküçülerek işlevselliğini kaybetmiştir.Çömlekçiğin gövdesinde ise kültürünhemen hemen tüm Karaz coğrafyasındakarşımıza çıkan “kazıma bezeme” tekniğiuygulanmıştır. Basit bazı aletler yardımıile kap yüzeyinin belirli bir sertlikte ikenuygulandığı düşünülmektedir. Kazımatekniğinde olan bezeme tekniği özenlibir işçilik göstermemektedir. Birbirineparalel hatlar geometrik motiflerdenoluşan bezeme Kültürün daha geçevresinde kullanım gördüğü ve kültürünyayılım gösterdiği Kuzeybatı İran, VanGölü Havzası yerleşimlerinde görmemizmümkündür. Ayrıca gövde üzerindeparmak baskı çukurluklardan oluşanbaskı-oluk teknikte uygulamalar vardır.Bu teknikte kültürün alt bölgesi olanErzurum Bölgesi ile Van Gölü Havzasıbölgeleri yerleşimlerinde sıkça rastlanır.B. Çömlekler: Malzememiz arasında4 adet çömlek bulunmaktadır.2. Van Müzesi, Satın Alma ErnisGrubu, Envanter No: 35.11.1, Resim:2, Çizim No: 2, çap 12,5 cm., yükseklik 15.cm., dip 5 cm., kahve (5 YR 5/6) hamurlu,hamurunun renginde astarlı, pişmenedeniyle dışında siyah alacalanma var,orta kum-taşçık katkılı, kötü pişirilmiş,açkılı, el yapımı.Resim 2: Van Müzesi, satın alma,çift renkli mal. Baskı oluk.Çizim 2: Karaz kültürüne ait çömlek.Tanımı: Geniş ağız kenarlı boyunluçömlek dışa dönük hafif kalınlaştırılmış84 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


ağız kenarı profillidir. Ernis grubundabulunan dik boyunlu ve yuvarlak karınlıçömlek. Dışa çekik ağız kenarlı yüksekve düz-dik boyunlu çömlektir. Boyundangövdeye geçişte keskinlik bulunmaktadır.Kahverengi hamurlu hamurun rengindeastarlıdır. Şişkin karınlı çömlek düzdiplidir. Formu, mal ve teknik özellikolarak tipik Karaz çömleğidir. Tektaraflı Karaz Kültürü’nün II evresininkarakteristik özelliği olan Nahcıvan Kulpuygulaması da görülmektedir. Özellikleform acısından ilk tip olan uzun, düzdikboyunlu çömlekler dikkat çekicidir.Erken özellikler yansıtan bu formun yakınbenzerlerine Karaz, Sos Vc, Pulur X, AmukG-H, Değirmentepe IV, Arslantepe VIB1,görülmektedir. Uzun boyunlu, boyundankarına geçişin keskin olduğu formlarkültürün erken dönemden itibaren yayılımgösterdiği geniş coğrafyada yaygın olarakkullanılması önemlidir. Gövde üzerindeçukurluklardan oluşan “parmak baskı-olukbezeme” görülmektedir. Kültürün erkenevresinde görülen memecik uygulamasıda dikkat çekmektedir. Bu çömleğin formve mal özellikleri açısından kültürün IIevresine tarihlendirmek daha doğruolacaktır.3. Van Müzesi, Satın Alma ErnisGrubu, Envanter No: 35.11.7, Resim3, Çiz No: 2, çap 16.5 cm., yükseklik 18cm., dip ise 5 cm. dir. Gri (7.5 YR 3/1)hamurlu, hamurunun renginde astarlı,orta kum-taşçık katkılı, kötü pişirilmiş,açkılı, el yapımı.Resim 3: Van Müzesi, satın alma, gri mal.Baskı oluk.Çizim 3: Karaz kültürüne ait çömlek.Tanımı: Geniş ağızlı boyunluçömlek dışa dönük hafif kalınlaştırılmışağız kenarı profillidir. Ernis grubundabulunan dik boyunlu ve yuvarlak karınlıTÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 85


çömlek. Dışa çekik ağız kenarlı yüksekve düz-dik boyunlu çömlektir. Boyundangövdeye geçişte keskinlik bulunmaktadır.Siyah hamurlu hamurun rengindeastarlıdır. Şişkin karınlı çömlek düzdiplidir. Formu, mal ve teknik özellikolarak tipik Karaz çömleğidir. Tektaraflı Karaz Kültürü’nün II evresininkarakteristik özelliği olan Nahcıvan Kulpuygulaması da görülmektedir. Özellikleform acısından ilk tip olan uzun, düzdikboyunlu çömlekler dikkat çekicidir.Erken özellikler yansıtan bu formun yakınbenzerlerine Karaz, Sos Vc, Pulur X, AmukG-H, Değirmentepe IV, Arslantepe VIB1,görülmektedir. Uzun boyunlu, boyundankarına geçişin keskin olduğu formlarkültürün erken dönemden itibaren yayılımgösterdiği geniş coğrafyada yaygın olmasıönemlidir. Gövde üzerinde çukurluklardanoluşan “parmak baskı-oluk bezeme”görülmektedir. Kültürün erken evresindegörülen memecik uygulaması da dikkatçekmektedir. Bu çömleğin form ve malözellikleri açısından kültürün II evresinetarihlendirmek daha doğru olacaktır.4. Van Müzesi, Satın Alma,Envanter No: 15.18.77, Resim 4, ÇizNo: 4, çap 8.5 cm., yükseklik 12 cm., dipçapı ise 6 cm., kahve (5 YR 6/6) hamurlu,hamurunun renginde astarlı, pişmenedeniyle dışı tamamen siyah görünümlü,orta kum katkılı, kötü pişirilmiş, açkılı, elyapımı.Resim 4: Van Müzesi, satın alma, gri mal.Çizim 4: Karaz kültürüne aitşerit kulplu çömlek.Tanımı: Dik boyunlu ve yuvarlakkarınlı çömlek. Omuzdan boyuna geçişinkeskin olduğu boyunlu çömlektir. Ernis86 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


Grubu örnekleriyle form acısından çokyakın benzerlikler gösterir. Özellikleform acısından ilk tip olan uzun, dikboyunlu çömlekler dikkat çekicidir. Dışyüz siyah iç yüz ise devetüyü rengindedir.Dış yüzeyde oldukça kaliteli açkılamavardır. İç kısımda hamurun rengindeastarlıdır. Şişkin karınlı çömlek düzdiplidir. Formu, mal ve teknik özellik olaraktipik Karaz çömleğidir. Tek taraflı KarazKültürü’nün II evresinin karakteristiközelliği olan Nahcıvan Kulp uygulaması dagörülmektedir. Bu çömleğin benzerlerineKaraz, Sos Vc, Pulur X, Amuk G-H,Amiramis Gora, Yanıktepe, Kütepe I, GeoyTepe, Norşuntepe, Yaylıyaka, Şehirtepe,Korucutepe gibi yerleşimlerindegörülmektedir. Uzun boyunlu, boyundankarına geçişin keskin olduğu formlarkültürün erken dönemden itibaren yayılımgösterdiği geniş coğrafyada yaygın olmasıönemlidir. Gövde üzerinde çukurluklardanoluşan “parmak baskı-oluk bezeme”görülmektedir. Bu çömleğin form ve malözellikleri açısından kültürün II evresinetarihlendirmek daha doğru olacaktır.5. Van Müzesi, Satın Alma,Envanter No: 74.34.70, Resim 5,Çiz No: 5, Çap 19,5 cm., yükseklik 18,5cm., dip çapı ise 8,5 cm., açık kahve (7.5YR 6/6) hamurlu, hamurunun rengindeastarlı, pişme nedeniyle dışı siyah alacalı,orta kum katkılı, kötü pişirilmiş, açkılı, elyapımı, çift başlı sarmal motifi ile baskıolukbezeme.Resim 5: Van Müzesi, satın alma,çift renkli mal. Spiral bezeme.Çizim 5: Karaz kültürüne ait çömlek.Tanımı: Yüksek ve düz boyunluçömlektir. Karaz Kültürü’nün erkenevresinin karakteristik özelliği olanve malzememiz arasında tek örnekleTÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 87


temsil edilen “pervaz ağız kenar”, (railrim) özelliği gözlenmektedir. Boyundangövdeye geçişte keskinlik söz konusudur.Omurga kısmı gövdenin aşağısındakaldığından gövde üst kesimi daha genişdurumundadır. Bu geniş kısım cephedengörünümlü büyük bir çift spiral bezemeyeev sahipliği yapmaktadır. Bir diğerbezeme dik boyun kısmında yuvarlakçukurluklardan oluşan parmak- baskı oluktekniğindedir. Zengin bezeme ve kaliteliaçkılamaya sahiptir. Van yöresi yüzeyaraştırması merkezlerinde yaygın olarakda gözlenen pervaz ağız kenarlı çömleklerkültürün ilk evresinin bir özelliğidir.Form olarak Ernis grubuna benzeyenfakat Ernis grubu arasında pervaz ağızkenarlı çömleklerin olmayışıyla farklılıkgösterir. Çift renkli mal grubunda olup,oluk baskı bezemenin yaygınlığı gerekseerken özellik olan pervaz ağız kenaruygulamasının olması bu çömleğin ETÇ I’eait olduğunu gösterir. Standart Karazçömleğinin zengin bezemeli bir örneğidir.Karaz Kültürü malzemesi içinde en çokbilinen formdur. Form dışında bezemeaçısından çift spiralli ve baskı-oluk bezemetekniklerinin bir arada kullanılması ile deönemlidir. Bölge genelinde ve malzememizarasında önemli bir grubu oluşturanboyunlu çömleklerin büyük boyutlu birörneğidir. Van Gölü Havzası genelindesıkça görülen ve erken özellik olan çiftrenk kontrastının en güzel örneklerindenbiridir. Form, mal ve teknik özelliklerlekültürün erken evresine tarihlendirebiliriz.C. Derin Çanaklar6. Van Müzesi, Satın Alma,Envanter No: 55.98.74, Resim 6, ÇizNo: 6, Çap 27.5 cm., yükseklik 10 cm., dipçapı ise 13.5 cm., açık kahve (7.5 YR 6/6)hamurlu, hamurunun renginde astarlı,pişme nedeniyle dışta ağız kenarınınaltı tamamen siyah görünümlü, orta kumkatkılı, kötü pişirilmiş, açkılı, el yapımı.Resim 6: Van Müzesi, satın alma,çift renkli mal.Çizim 6: Karaz kültürüne ait çanak.Tanım: Omurgalı, alçak düz-dikboyunlu yuvarlak gövdeli çanak. Çift renkliolan derin çanağın ağız kısmı dışa dönükkısa boyunlu, boyundan gövdeye geçişteyuvarlatılmıştır. Gövdenin hemen başladığıyerde baskı-oluk teknikte daireselçukurluklar mevcuttur. Ayrıca bu daireselçukurlukların arasında ise memecik yanitutamak uygulanmıştır. Bu tip uygulamalarabezeme açısından Ernis, Sos Höyük, Karazgibi kültürün yayılım gösterdiği birçokbölgede karşımıza çıkmaktadır. Büyükboyutlu olan bu kaplar muhtemelen mutfakkapları olarak kullanılmıştır. Bu tip omurgalıderin çanaklara malzememiz arasında veVan Gölü havzası geneli yerleşmelerindesıkça rastlamaktayız.88 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


7. Van Müzesi, Satın Alma,Envanter No: 74.34.69, Resim: 7,Çizim: No: 7, çap 22,7 cm., yükseklik13 cm., dip çapı ise 12 cm., kahve (7.5YR 5/6) hamurlu, hamurunun rengindeastarlı, pişme nedeniyle dışı siyah alacalı,orta kum katkılı, kötü pişirilmiş, açkılı, elyapımı.Tanım: Şişkin karınlı dik ağızlıyuvarlak gövdeli derin çanak dışa doğrukalınlaştırılmış ağız kenarlıdır. Bu tipomurgalı derin çanaklara malzememizarasında ve Van Gölü havzası genelindekiyerleşimlerde bol miktarda vardır. İyiderecede açkılı ve astarlıdır. Dış yüz çiftrenk iç yüz ise devetüyü rengindedir. İçyüz hamurunun renginde astarlıdır. Gövdeüzerinde bir adet memecik ve iki yanındaçukurluklardan oluşan parmak-baskı oluktekniğinde bezeme vardır. Orta derecedepişirilmiş olan çanakta kum ve taşçıkkatkılıdır. Bölge genelinde kültürün çanakçömlek form repertuarı için pek fazlabir hareketlilikten söz edemeyiz. Dahaçok çömlek ve çanaklardan oluşur. Bu tipçanaklara kültürün hemen her döneminderastlamaktayız. Boyundan gövdeye geçişinkeskin olduğu çanakta gövde üzerinde baskı– oluk teknikte bezeme uygulanmıştır.Çift renkli mal grubuna giren derinçanağın benzerlerine; Geoy Tepe, Pulur,Sos, Tepecik, Norşuntepe ile Van Bölgesimerkezlerinde rastlanmaktadır. Baskı–oluk bezeme tekniği uygulanmıştırResim 7: Van Müzesi, satın alma,çift renkli mal.Resim 7: Karaz Kültürü'ne ait çanak.TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 89


SUMMARYThe Karaz culture, which had existedin a wide part of Near East geography, hasbeen one of the most important culturesof Near East prehistory, chronologicallyand geographically. The men of thisculture whose settled and agriculturallife, and maybe possibility of theirbelonging to another ethnicity differentfrom the preceding people, have keptthe researchers have been thinkingon. This culture contains a number ofpeculiarities in his structure which haveinspired the researchers thinking on thepossibilities that people of this culturecould be nomadic and/or semi-nomadicshepherds/breeders. Karaz culturehas got a hand-made, scrape and reliefdecorated, a tradition of high qualitypolishing, an architectural tradition ofthe technique of rectangular, square andround planned adobe and/or mud brunchbraidapplication, and a rich adornmentrepertoire for fixed and mobile oven andpot-pads.Covering a long period of time, Karazculture has spread onto a wide area. EastAnatolian Karaz culture involves today’sAzerbaijan, Nahcivan, Georgia, Armenia,North-west Iran and East Anatolia lands.In such a wide geography, Karaz culturepossesses various sub-cultures. Regionof Lake Van is one of these sub-culturalareas. Related to this, the area indicatesgenerally common features but at thesame time there are also differentpots and pans groups and chronology.Under “Early Bronze Age in the Regionof Lake Van; Under the Light of theFinds of Van Museum” title, as one ofthese sub-cultural areas Region of LakeVan is studied. Mentioned objects areKaraz pots and pans from Van museum.The most significant feature for Karazculture is black-polished pot. Blackpolishand colour is the most importantcharacteristic feature of the culture.The most significant three types of Karazpots and pans are ‘relief adornment’,‘scrape adornment’ and ‘press and grooveadornment’. In terms of adornmentregional peculiarities should be takeninto consideration.As a result, the aim of this study isto evaluate pots and pans of Karaz in itswide-spread area, on a scale of Lake VanRegion as a sub-cultural phase.NOTLAR* Bu seramikler üzerinde çalışmama izinveren Kültür ve Turizm Bakanlığı’nave Van Müze Müdiresi FütühatÖzkaynak’a teşekkür ederim.** Süleyman Can, Arkeolog, Van MüzeMüdürlüğü, 65100, VAN/TÜRKİYE,rusahinili@gmail.comS. Can, Van Gölü Havzası’nda İlkTunç Çağı; Van Müzesi ve DilkayaHöyüğü Buluntuları Işığında, Van(yayınlanmamış yüksek lisans tezi),2009, s, 3.2 W.F.Albright; “The Jordan Valley inthe Bronze Age” Annual of the Schollsof Oriental Research 6. (1926), s, 13-74.3 A.T. Sagona; The Caucasian Region inThe Early Bronze Age, Part 1-3, BARİnternational Series 214 (iii), Oxford,1984, s, 16.4 K. Kh. Kuşnereva, The SouthernCaucasus in Prehistory: Stagesof Cultural and SocioeconomicDevelopment from the eighth to the90 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


Second Millennium B. C. (Translatedby. H.N. Michael), Philadelphia, 1997,s, 43-44.5 C. Burney – D. M. Lang, The Peoplesof the Hills: Ancient Ararat andCaucasus, London, 1971, s, 44.6 H. Z. Koşay – K. Turfan, “ErzurumKaraz Kazısı Raporu”, Belleten 23/91(1959), s, 359.7 E.B. Reilly, “Tilkitepe’deki İlk Kazılar(1937)”, Türk Tarih Arkeoloji veEtnografya Dergisi 4 (1940), s, 135-144.8 İ. K. Kökten, “Kars’ın Tarih ÖncesiHakkında İlk Kısa Rapor”, BelletenVII/27, Ankara, 1943, s, 601-613.9 C. A. Burney, “Eastern Anatolia inthe Chalcolithic and Early Bronze”,Anatolian Studies VIII (1958), s,157-20910 Keban Projesi 1969 Çalışmaları ODTÜKeban Projesi Yayınları Seri: 1, Yayın;1 Ankara, 1971.11 M. Kelly – Buccellati, The Early Trans-Caucasian Culture: Geographical andChronological Interaction, Chicago,1974, (yayınlanmamış doktora tezi),s, 5.12 C. Burney – D. M. Lang, 1971, s, 43.R. H. Jr. Dyson, “The ArchaeologicalEvidence of the Second MilleniumB.C. on the Persian Plateau”, TheCambridge Ancient History vol. 2/1(ed. E.S. Edward), Cambridge, 1973,s, 686-715.13 S. Can, 2009, s, 4.14 S. Can, 2009, s, 3.15 S. Erinç, Doğu Anadolu Coğrafyası,İstanbul Üniversitesi Yayınları 372,1953, s, 65.16 M.Korfmann, Tilkitepe: Die Erstenansatze Prahistorischer Forschungin der Östlichen türkei. İst. Mitt.Beiheft 26, Tubingen, 1982.17 A. Çilingiroğlu, “Van Dilkaya Höyüğü ÖnÇalışmaları”, II Araştırma SonuçlarıToplantısı, 159 – 162, İzmir, 198418 V.Sevin – E. Kavaklı, “KaragündüzHöyüğü ve Nekropolü 1994 yılıKurtarma Kazılaraı” XVII. KazıSonuçları Toplantısı I, Ankara, 1995,s, 337-367.19 T. Tarhan – V. Sevin, “Van Kalesi veEski Van Şehri Kazıları-1989”, XII.Kazı Sonuçları Toplantısı 2, (1990), s,429-456.20 A. Uluçam, “ Eski Erciş Kalesi veÇelebibağı Selçuklu Mezarlığı Kazısı1992”, 21. Kazı Sonuçları ToplantısıII, Ankara, 1993, s, 487-511.21 G. A. Theodorson, A ModernDictionary of Sciology, New York1969. s, 292.22 S. Can, “Göç ve GöçebelikTerminolojisi”, V. Uluslar Arası VanGölü Havzası Sempozyumu 2009, s,351.23 G. Marshall, “ Sosyoloji Sözlüğü”,(çev: O. Akınhay-D. Kömürcü), Ankara1999. s, 118.24 A. N, Sözer, “Kuzeydoğu Anadolu’daYaylacılık”, Ankara 1972. s, 38.25 A.N, Sözer, 1972, s, 36.26 M.Korfmann, 1982, s, 81.27 M. S. Rotmann, “Preliminary Reporton the Archaeological Survey in theAlparslanDam Reservoir Area andMuş Palin”, X. Araştırma SonuçlarıToplantısı, Ankara , 1992, s, 269-278.TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 91


28 V. Sevin, “Eski Anadolu ve TrakyaBaşlanğıcından Pers İmparatorluğunaKadar”, İletişim Yayınları, 2003, s,83.29 M.Korfmann, 1982, s, 75.30 M.Korfmann, 1982, s, 78.31 C.Burney, 1958: s, 161. M.S. Rothmann,1994: s, 294. A. Özfırat, 2003: s,387. Ayrıca Van Bölgesi’nde yüzeyaraştırmasında tespit edilen YılantaşıHöyüğü bölgenin Kalkolitik potansiyelikonusunda ipucu veren yerleşimlerdir.Burada ele geçen önemli miktardaboyalı çanak çömlek parçalarıKalkolitik Çağ olarak düşünülmüştür.A. Cilingiroğlu, 1997, A. Özfırat 2003:s, 385.32 İ. K. Kökten, “Anadolu PrehistorikYerlerin Dağılışı Üzerine birAraştırma”, Dil Tarih CoğrafyaFakültesi Dergisi 10/3-4 (1952), s,167-207.33 M. S. Rotmann, “The Pottery of theMuş Plain and the evolving Place ofa High Border Land”, X. AraştırmaSonuçları Toplantısı, Ankara, 1994, s,285.34 G. Kozbe, “Muş Ovası YüzeyAraştırmalarında ele Geçen ErkenTranskafkasya Çanak Çömleği IşığındaBölgenin Erken Tunç Çağı’nın yenidenDeğerlendirilmesi”, Arkeoloji DergisiIII (Ed. H.Malay), Ege ÜniversitesiEdebiyat Fakültesi Yayınları, İzmir,1995, s, 36.35 A. Özfırat, “M.Ö. II Binyıl DoğuAnadolu Boyalı Seramik KültürleriÜzerine Bir Araştırm”, XI. AraştırmaSonuçları Toplantısı, Ankara, 1993, s,360.36 A. Özfırat, “1997 Yılı Bitlis-Muş yüzeyAraştırması: Tunç ve Demir Çağları”,XVI. Araştırma Sonuçları Toplantısı,Ankara, 1998, s, 4-5.37 A. Özfırat, “1998 Yılı Bitlis-Muşyüzey Araştırması: Tunç ve DemirÇağları”, XVII. Araştırma SonuçlarıToplantısı, Ankara, 1999, s, 194-196.38 A. Özfırat, “1999 Yılı Muş yüzeyAraştırması: Tunç ve Demir Çağları”,18. Araştırma Sonuçları Toplantısı,Ankara, 2001, s,123-125.39 A. Özfırat, “2003 Yılı Van, Ağrı veIğdır İlleri Yüzey Araştırması”,22. Araştırma Sonuçları Toplantısı,Ankara, 2004, s, 299-302.40 A. Özfırat, “2005 Yılı Van, Ağrı veIğdır İlleri Yüzey Araştırması”, TürkEskiçağ Bilimleri Enstitüsü HaberlerSayı, 21, 2006, s, 30.41 A. Özfırat, “ Van, Ağrı ve Iğdırİlleri Yüzey Araştırması 2006”, 25.Araştırma Sonuçları Toplantısı 1,Kocaeli, 2007, s, 198- 199.42 A. Özfırat, “ Van, Ağrı ve Iğdırİlleri Yüzey Araştırması 2005”, 24.Araştırma Sonuçları Toplantısı 1,Çanakkale, 2006, s, 143.43 A. Özfırat, 2000: s, 194.44 C. Marro and A. Özfırat, 2004, s,318.356.45 M. S. Rothmann, 1994, s, 294.46 M. Işıklı, “Doğu Anadolu ErkenTranskafkasya Kültrünün Karaz, Pulur,Güzelova Malzemesi Işığında TekrarDeğerlendirilmesi, (yayınlanmamışdoktora tezi), Ege Üniversitesi,İzmir, 2005, s, 336.92 TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ


47 S. Can, 2009, s, 359.48 S. Can, 2009, s, 54. (yayınlanmamışyüksek lisans tezi)49 M. Işıklı, 2005, s, 132.50 C. Burney, and D. M. Lang , 1971, s,43-44.51 M. Işıklı, 2005, s, 150.52 M. Işıklı, 2005, s, 353-354.53 S. Can, 2009, s, 163-165.54 Bu mal grubunun en önemliözelliği kültürün metalik görüntüyansıtmasıdır. Hamur gri mal grubundaince ve orta kum katkılıdır. Yüzeyişlemi olarak açkılama karşımızaçıkar. Pişme iyi ve orta derecededir.Hepsi el yapımı olan gri mal grubu, grihamurlu, hamurunun renginde astarlı,pişme nedeniyle siyah alacalıdır. S.Can, 2009: s, 62.55 M. Işıklı, 2005: s, 158.56 S. Can, 2009: s, 55.57 G. Palumbi, “Red-Black Pottry:EasternAnatolian and TranscaucasianRelationships around the Mid-fourthMilennium BC.”, Ancient Near easternStudies 40 (2003), s, 80-134.58 S. Can, 2009: s, 160-161.59 K. Kh. Kuşnereva, 1997: Figür 1960 A. Sagona and C. Sagona, “The UpperLevels at Sos Höyük, Erzurum:A Reinterpretation of the 1987Campaign”, Anatolia Antiqua XI(2003), s, 101 – 109.61 A. Sagona, 1984, Figür, 122.62 S. Can, 2009: 161.63 G. Kozbe, Van-Dilkaya Höyüğü 1984-1986 Kazı Değerlendirme Ele GeçenErken Transkafkasya Çanak Çömleği,İzmir, 1987, s, 9. (yayınlanmamışyüksek lisans tezi).64 S. Yaylalı, “Doğu Anadolu Erken TunçÇağ Kültürü”, Doğudan YükselenIşık Arkeoloji Yazıları, AtatürkÜniversitesi 50. yıl, 2007, s, 165-181.65 V. Sevin, E. Kavaklı and A. Özfırat,“Karagündüz Höyüğü veNekropolü1995-96 Yılı Kurtarma Kazıları”, XIX.Kazı Sonuçları Toplantısı 1, Ankara,1997, s, 571-589.66 A. Özfırat, Doğu Anadolu YaylaKültürleri, İstanbul, 2001, s, 108.TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 93


YAYIN İLKELERİYazarın tercihine göre Türkçe, İngilizce, Almanca ve Fransızca dillerinden birindeyazılan ve mutlaka özgün olması gereken makaleler, konusuna göre belirlenen “BilimselDanışmanlar” tarafından incelendikten sonra yayımlanır. Gerektiğinde gerekçeleriile birlikte gözden geçirilmek üzere yazarına iade edilir.Makaleler PC’de yazılmalı ve Word programı kullanılmalıdır. Makaleler A4 kağıda16.5x24.5 cm’lik bir alan içine çift sütun olarak 11.5 punto ve bir satır aralığıylaComic Sans MS ya da Times karakterleriyle yazılmalıdır. Başlıklar ve yan başlıklarbold yazılmalıdır. Referanslar 11.5 punto yazılarak makalenin arkasında notlar halindeverilmelidir.Çizim, fotoğraf ve slaytların toplamı 20 adettten fazla olmamalıdır. Fotoğraflaryapıştırılmamalı, bantlanmamalıdır. Çizim ve fotoğrafların arkasına numara,araştırmacı adı, yön oku mutlaka konulmalıdır. Makalede belirtilen fotoğraflarbaskıda iyi sonuç verecek nitelikte olmalı, fotoğraflar fotokopi veya bilgisayarçıktısı olmamalı ve mutlaka renkli olmalıdır. Çizimler (Çizim: ....), resimler (Resim:...), haritalar (Harita: ....) biçiminde gösterilip numaralandırılmalı, kesinlikle levhasistemi kullanılmamalıdır. Resimler CD’de gönderilecekse, yüksek çözünürlüktetaranıp JPEG veya TIFF formatında kayıt yapılmalıdır.Makaleler mutlaka yeni bir disket veya CD’ye kaydedilmeli ve çıktısı ile birliktegönderilmelidir. Disket veya CD’deki makale ve çıktı kesinlikle uyumlu olmalıdır.CD’deki makale ile çıktıdaki makale uyumlu olmadığı takdirde disket veya CD bazalınacaktır.Türkçe yazılan makalelerde 500 kelimeyi aşmayan İngilizce, Almanca veya Fransızca,yukarıda belirtilen dillerden birinde yazılmış makalelere ise mutlaka Türkçe özeteklenmelidir.Makalelere unvan ve yazışma adresi yazılmalıdır.Gönderilen yazılar yayımlansın veya yayımlanmasın geri gönderilmez.Derginin Ekim-Kasım ayları arasında çıkarılması planlandığından yazılar, yayın kurulundadeğerlendirme süresi dikkate alınarak, Ocak-Mayıs ayları arasında Kültür Varlıklarıve Müzeler Genel Müdürlüğü, Devlet Yatırım Alanları Kazı ve AraştırmalarıŞubesi Müdürlüğü 2. TBMM 06100 Ulus-Ankara adresine gönderilmelidir. Mayısayından sonra elimize ulaşan makaleler bir sonraki sayıda değerlendirilecektir.TÜRK ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA DERGİSİ 95

More magazines by this user
Similar magazines