zm r ekonom ün vers tes 2012-2013 akadem k yıl açılış tören sayın ...

phoenix.ieu.edu.tr

zm r ekonom ün vers tes 2012-2013 akadem k yıl açılış tören sayın ...

İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ2012-2013 AKADEMİK YIL AÇILIŞ TÖRENİSAYIN ROMANO PRODİ’NİN İLK DERS KONUŞMASI25 EYLÜL 2012, SALISayın Başkan, Rektör, Yetkililer, Meslektaşlar ve Sevgili Öğrenciler,Bu saygın üniversitede ve ilk defa 42 yıl önce geldiğim bu şehirde bulunmaktan çok memnunum ve gururduyuyorum. O zamandan bu zamana İzmir gerçekten çok değişmiş, buraya her geldiğimde bu şehrindinamizmi ve gerçek gücü beni şaşırtıyor. Üzgünüm ki Milan İzmir’e karşı rekabet içerisindeydi, bu benimiçin çok önemliydi ama bir sonraki maç için emrinize amadeyim.Bugün, bu ilk derste, hayatımla ilgili, yapmış olduğum ekonomik ve politik çalışmalarla ilgili bazı görüşlerimibildirmek istiyorum ve yakın geçmişte yaşadığımız büyük değişimlerle ve gelecekte yaşayacağımızmuazzam değişikliklerle ilgili olarak öğrencilere mesaj vermek istiyorum.Basit bir gözlemle başlamak istiyorum; 18. ve 19.yy Avrupası: Fransa, Birleşik Krallık, Almanya, tek tek yada birlikte bir zamanlar ekonominin ve politikanın hükmeden güçleri, dünyanın lordlarıydılar. 20.yyAmerikan yüzyılıydı, özellikle de ikinci yarısı Amerikan hükümdarlığıydı. Amerikan ekonomisi bundan 40-50 yıl öncesinde bile Avrupa ekonomisinden daha güçlüydü ama dünya bunun değerini ancak 20.yy’dakavradı. Yüzyılın ikinci yarısında bunu herkes anladı. 1950-60 yıllarında, dünya çapındaki gayri safi yurt içihasılanın %45-%50’si Amerika’da üretiliyordu ki bu oran askeri giderlere eşittir, o yüzden Amerika BirleşikDevletleri bizim için dünyaya hükmeden bir ülkeydi. O dönemde, ABD, artı Avrupa artı Kanada, dünyagayri safi yurt içi hasılanın üçte ikisine yaklaşmıştı ve 20.yy’ın son on yıllık döneminde Sovyetler Birliği’ninyıkılması, Amerika’nın zaferi oldu. Bu, dünya tarihi için o kadar çarpıcı ve dikkat çekiciydi ki, tarihçiler,bilgeler, profesörler, bir dönemin sona erdiğinden bahsediyorlardı. Bu basitçe bir dönemin sonuydu, birdinginlik ya da rekabet olasılığı olmadan uzun süreli bir Amerika egemenliği sürecekti. Fakat bu doğrudeğildi. O an, tarihteki en büyük ve en hızlı değişimin başlangıcıydı bizim tanıklık ettiğimiz.Neden? Bir tarafta İtalya’nın yaptığı siyasi hatalar vardı. Ben her zaman konuşmalarımda açık sözlüyümdür.En büyük siyasi hata Irak Savaşı’ydı. Irak Savaşı, Amerikan mührü olarak başladı. Tahminler, savaşın birkaçhafta süreceğiydi. Oldukça hızlı bir kampanya ve barış dolu uzun bir asır ve tabi ki bu korkunç 11 Eylültrajedisine bir cevaptı ama bu savaş tüm beklentilerin dışındaydı ve çok pahalıya mal oldu. BirleşikDevletlerle ilgili olarak gelecekte inceleyeceğimiz mali sıkıntıların sebeplerinden biri buydu. Bu savaş, ayrıcabölücü bir savaştı. Hatırlıyorum, o dönem Avrupa Komisyonu Başkanıydım, Avrupa ilkeleri arasındakorkunç bir ayrılık oldu. İspanya, İtalya ve Birleşik Krallık gibi bir takım Avrupa ülkeleri savaşı desteklerken,


Cross Tabulation Report -- Florida Statewide Automated Poll -- October 17-18, 2010TABLE OF CONTENTSPage 12......Q6. Gender (from record)Area/Media2/Voted/RacePage 13......Q7. Area/county (from record)Chance/Party/Household Party/Age/Gender/MediaPage 14......Q7. Area/county (from record)Area/Media2/Voted/RacePage 15......Q8. Media Market (from record)Chance/Party/Household Party/Age/Gender/MediaPage 16......Q8. Media Market (from record)Area/Media2/Voted/RacePage 17......Q9. Times voted 08/06 general elections (from record)Chance/Party/Household Party/Age/Gender/MediaPage 18......Q9. Times voted 08/06 general elections (from record)Area/Media2/Voted/RacePage 19......Q10. Racial heritage (from record)?Chance/Party/Household Party/Age/Gender/MediaPage 20......Q10. Racial heritage (from record)?Area/Media2/Voted/RacePage 21......Q11. Media Market (from record)Chance/Party/Household Party/Age/Gender/MediaPage 22......Q11. Media Market (from record)Area/Media2/Voted/Race


Savaşı arasında oldukça çarpıcı farklar var. Irak Savaşı %90 Amerikan parasıyla desteklendi, %85 ya da%95 de olabilir. Libya savaşında maliyetin %15’i Fransa’ya, %15’i Birleşik Krallık’a, %15’i Birleşik Devletler’e,%10’u İtalya’ya aitti. Görüleceği üzerine, politikada, dengesizlik sonucu ortaya çıkan büyük değişimlerolmuştur. Birleşik Devletler de bu köklü değişimin içindedir ama eskisinden oldukça farklı olan yenitutumlarla. Siz de mühendislik öğretiyorsunuz, bilirsiniz, yeni bir olgu düşünmelisiniz. Birleşik Devletler, 2yıl öncesine oranla, şu anda enerjide özerklik ve enerjide yeterlik konusunda çok daha iyi konumda. Şistgazı, dünya stratejisinde mükemmel bir devrimdir. Belki de bu, ekonomik sebeplerden ötürü, BirleşikDevletlerin Orta Doğu’ya olan ilgisini azaltabilir, ama emin değilim, bu çok yeni bir gelişme. Henüzaklımıza gelmeyen başka bir değişim bu. Buna paralel olarak, yükselen yeni güçler var, sadece Çin değil,Brezilya ve Türkiye gibi daha orijinal güçler. Bazı açılardan birbirlerine oldukça benzer durumdalar, bunuaçıkça söyleyebilirim çünkü hem Brezilya hem de Türkiye, Amerikan stratejisi için çok önemliydi ve haladaha önemli. Politikalarında daha özerk olabilirlerdi. Dünya arenasında vazgeçilmez olduklarından akıllıcafaydalanabilirlerdi. Tabi ki hem Brezilya’nın hem de Türkiye’nin bu yeni stratejide rolleri var. Bu orijinalgüçler ve ekonomik büyüme stratejisi olmadan bu yeni etki yürütülemezdi, uygulamaya konulamazdı.Dünyayı değiştirmek için ekonomi ve politika her zaman bir arada olmalı.Geleceğe baktığımızda, farklı bir kalkınma yarışı görüyoruz; BRIC’ler, Birleşik Devletler, Avrupa, oldukçaköklü farklılıklar. Bu sene, herkes, Çin krizinin altını çiziyor ama büyüme %7- %8 arasında olacak, eğer bubir krizse mutlu olmalıyım. ABD ve Avrupa sıfıra yakın ve kendi ülkem de dâhil olmak üzere bazı ülkelersıfırın alında 1 ya da 2, dolayısıyla, bu gelecekte, dünyada yeni bir yapılanmayı düşündürecektir. BirleşikDevletlerin bile zayıf yönleri var, borçla, bankacılık kriziyle ilgili olan ciddi sorunların yanısıra muazzam birmali açık sorunu var. Amerikan açığı Avrupa açığından çok daha fazla ölçüde ve hiç şüphesiz Kaliforniyabütçesi, Yunanistan’ın bütçesinden daha iyi durumda değil. Tek fark, Birleşik Devletler, Birleşik Devletlerama Avrupa hala politik bir oluşum, o yüzden de piyasa şu ya da bu şekilde bunu değişik olarakdeğerlendiriyor.Son sorun da ki sadece Amerikan sorunu değil, dünyanın her yerinde gelir dağılımının kötüye gidiyorolması. Brezilya, bazı İskandinav ülkeleri ve son 2-3 yıldır da Fransa hariç, en kötü gelir dağılımı döneminiyaşıyoruz. Bunun altını çiziyorum çünkü sonuçlarını bilmiyorum. Yaşadığımız bu devirde, yaygın sosyalprotestolar yok, Wall Street istilası sınırlı, gerçek bir temsilcilik yok, devrimci olan bir şey yok ama bu yeniolgunun önemini vurguluyor ve bunu değiştirmek zor olacak çünkü vergilendirme sorunu herhangi birdemokratik seçimde bir numaralı sorun. Bu konudan söz açılmışken, eğer vergiyi artırmakta ısrarcıolursanız, seçimi kaybedeceğinize hiç şüphe yoktur. Bir nesil öncesinde böyle bir sorun yoktu, hizmetlerarasında, vergiler arasında daha dengeli bir çatışma vardı. Bu durum, demokrasinin doğasını değiştiriyor, bukonu üzerinde düşünmek lazım çünkü böyle giderse sonuç ne olacak bilmiyorum.Şu ana kadar Avrupa’dan bahsetmedim, ben bir Avrupalıyım, Avrupa Komisyonu Başkanıyım, şimdi sıradaAvrupa var çünkü Avrupa garip bir aşamadan geçiyor şu anda. Avrupa hala dünya çapındaki gayri safi yurtiçi hasılada dünya birincisi, belki Birleşik Devletler şu sıralarda Avrupa’yı geçmek üzeredir ama yaklaşık


ölçülerdeyiz. Hiç şüphesiz, ithalatta birinci konumdayız, endüstriyel üretimde keza öyle ama dünyaüzerinde bir güce sahip değiliz, birliğimizi ve geleceğimizi oluştururken yaşadığımız bu zorlu adımdan dolayıdünya politikası üzerinde bir etkimiz yok. Çok büyük başarılar kazandık, propaganda yapmak istemiyorumama euroyla, devletlerin tabiatını değiştirdik. Modern bir devlet her zaman iki desteğin üzerinde durur:Ordu ve para birimi, para. Bu ikisini bir araya getirdiğinizde, devletlerin tabiatını derinden değiştirirsiniz vebiz bunu olaysız bir şekilde gerçekleştirdik. Demir Perdenin düşmesiyle, kapılarımızı birçok ülkeye açtık vesanırım bir mucize gerçekleştirdik. Düşünün, eğer Polonya şimdi birliğe üye olmamış olsaydı ne haldeolurdu. İstikrar açısından değerlendirecek olursak, üye olmayan Ukrayna ve Polonya arasındaki farka bakın.Fakat henüz bunu tamamlayabilmiş değiliz ve bu büyük çaba, şimdi yeni gelişen olayların kurbanı olmayabaşladı, korku, bunlardan biri korkudur. Avrupa, küreselleşmekten, Çin rekabetinden, işsizlikten korkuyorve bu korku yüzünden sayıları artan halkçı partiler var ve bu durum bakış açısını değiştirmektedir. Busorunu, bu değişimi Çinli öğrencilerime anlattığım zaman, öğrencilerden birisi bana, “Profesör, amaAvrupa bir laboratuvar mı yoksa bir müze mi” diye sordu. Bu soruyu soran gerçekten zeki bir öğrenciydi.Biz, bu laboratuvarla ilgili olarak muhteşem bir çaba gösterdik fakat şimdi bu korku bizi biraz müzeyedönüştürdü. Ben olumsuz düşünen bir insan değilim çünkü geçmişte gerçekten kötü zamanlarımız oldu.Sebeplerden biri dayanışmanın eksikliğiydi. Yunanistan davasında olduğu gibi, sorun para değildi, AvrupaBirliği bunu karşılayabilirdi ama halkçı partiler ve seçimler yüzünden öyle bir geciktirildi ki 30 milyon Eurosorunu 10, hatta 15 katına çıktı. Güç bakımından Avrupa’nın kendi içerisinde de değişimler söz konusu. Budeğişimlerden en büyüğü Avrupa’nın artık iki güçlü motor, Fransa ve Almanya tarafından yönetilmediğidir.Birleşmeden sonra şimdi Almanya bu görevi devraldı çünkü endüstrideki büyük değişimden dolayı Almangücü değişti.Şimdi, elimizde, bu farklılıkları dengeleyebilecek daha güçlü bir Avrupa hükümetini gerektiren bir Avrupavar. Üretim endüstrisinde Almanya %26, Fransa %10 ve İngiltere %9, o yüzden ortak bir politikaya sahipdeğilseniz gelecekte birbirinizden ayrılmanız ve devletlerin yapısında köklü değişim kaçınılmaz olur. Bununyansıra, uzun vadeli hedeflerle ilgili sorunlar var. Birleşik Krallık’ın uzun vadeli hedefleri, Avrupa’nınkuzeyindeki ülkelerin uzun vadeli hedeflerinden farklı. O yüzden de, mucize, yani laboratuvar çok zor birdurumda. Ama bana inanın, bu Avrupa’da bir kargaşaya sebep açmayacaktır. Avrupa her zaman krizdençıkmayı başarmıştır. Fransa’nın, Avrupa Enstitüsünden ayrıldığı zamanı hatırlıyorum, Başkan de Gaulle’ünboş sandalyesini hatırlıyorum. O sorunun da üstesinden geldik çünkü sonunda anladık ki, Avrupaülkelerinin birbirlerinden ayrılmaları durumunda yeni küreselleşen dünyada bir rolleri olmayacak. Ama buoldukça uzun bir süreçtir. Geçen birkaç hafta içinde gerçekleşen sürecin oldukça önemli olduğunusöyleyebilirim. Avrupa Merkez Bankası, öncelik kullanarak, daha önce mümkün olmayan bir dayanışmapolitikası oluşturdu. Mutlaka ki bir bankanın böyle bir değişime sebep olması biraz zorlayıcıdır ama yenikurumlar olduğunda böyle beklenmedik değişimlere açık olmak gerekir. İnanıyorum ki, dayanışmayı, birliğinruhunu yıkmak, hiçbir Avrupa ülkesinin yararına değildir. Ayrıca, daha önce bahsetmiş olduğum olaylaryüzünden de, dünyada daha güçlü bir Avrupa’ya ihtiyaç duymalıyız ve duyuyoruz da zaten. Çin açısındanda bu böyledir. Çin, Amerika’ya karşı tek başına olmak istemiyor, henüz hazır değil. Çin de güçlü bir


Avrupa istiyor. Avrupa’yı kurduğumuz zaman, Çinliler fazlasıyla destekliyorlardı. Çin Başkanının banaverdiği cevap, “Sadece tek bir gücün hâkim olduğu bir dünyada yaşamak istemiyorum. Sadece Amerikandolarının hüküm sürdüğü bir dünyada yaşamak istemiyorum” olmuştu. O yüzden güçlü bir Avrupa’yaihtiyacımız var. Avrupa cevabı uzun yıllar zordu, Euro işe yaradı ama yeni bir spekülasyonla, dünyayla ilgiliyeni bir değişim. Mali spekülasyonun boyutu, takas yapılmak istenen ürünler için gerekli olan paraylakarşılaştırıldığında, geçmiştekinden çok farklı olduğu görülür. Ama bunun sonucu Türkiye için çokönemlidir. Dünyadaki hiçbir ülke, Amerika ve Çin’i tek egemenlik olarak kabul etmeyecektir çünkü buspekülasyon oldukça tehlikelidir. Her hükümet bu yayılımdan, faiz oranının artışından korkmaktadır ve buyüzden politikalarını değiştirmektedir. Birkaç gün önce, bilimsel bir kongrede espri yaptım, dedim ki,“Modern Avrupa Devleti birleşmiş durumda çünkü her birinin tek bir başbakanı var, “Bay Yayılım”, çünküher bir devletin politikasını belirlemekten o sorumlu. Birleşik Krallık euro üyesi değil ama daha kısıtlı birpolitika benimseme yoluna gidiyorlar çünkü onlar da uluslararası spekülasyonun gazabına uğramaktankorkuyorlar.Avrupa’nın içinde bulunduğu gerçek durum budur. Harika bir başarı elde ettik, yeni dünyaya hazırız amason olarak ekonomik ve politik birliği gerçekleştirmemiz lazım. Bu konuyu burada bırakmak istiyorum, şuanda Türkiye’deyim ve Türk-Avrupa ilişkileri hakkında size samimi fikirlerimi iletmek istiyorum çünkü bubenim Brüksel’deki çalışma hayatımda önemli bir yer tutmuştur ve bu konuyu irdelerken oldukça, dahaönce konuşmamda belirttiğim sebeplerden ötürü, oldukça yalın olmalıyız.İtalya Başbakanı ve Avrupa Komisyonu Başkanı olarak ben her zaman Türkiye’nin Avrupa Birliğine üyeliğinidesteklemişimdir. Ama her zaman Türk dostlarıma söylediğim gibi, acele etmemeniz lazım. Neden? Çünkübu oldukça uzun bir süreç ve adım adım yapılması lazım. Farklılıklarımız var, seçmen kitlesi henüz hazırdeğil, belki Fransız referandumundan önce mümkündü. Bazen Türk televizyonu bana soruyor neden aceleetmemenizi istediğimi, yavaş hareket etmeniz lazım çünkü ben gerçekçiyim, eğer hedeflerinize ulaşmakistiyorsanız doğru adımlar atmak zorundasınız. Hikâyenin başı buydu ama ondan sonra karşımıza iki yeniolay çıktı. Size anlatmıştım hikâyeyi. İlk olarak, Avrupa korkusu ki Balkan ülkelerinin genişlemesini deengellemiştir. Hırvatistan, 2007 yılında birliğe katılacaktı, Hırvatistan hala daha birliğe üye değil, diğerBalkan devletleri de aynı durumda. Türkiye ile de durum aynı, sadece uzlaşmamız gereken mesafe sorunudeğil, Avrupa’nın korku dönemi geçiriyor olması da sorun. Diğer taraftan, Türkiye, yeni bir dış politikageliştiriyor ve bu politikanın daha da çevik olduğu apaçık, hatta Avrupa politikasından bile çok daha hızlı, oyüzden de Türkiye’nin mevzuatı ve bu külfetli süreci kabul etmesi kolay değil. Avrupa ile tarihi bir bağınızvar, bu bağ bizi birbirimize yakınlaştırıyor, ekonomik ilişkilerimiz gelişiyor, aramızda sorunlar yok ama halanişanlı konumundayız ve evlilik yolu hala uzak. Gelecekte bu evliliğin olmasını istiyorsak, nişanlılıkdönemimizi iyi sürdürmek zorundayız. Gerçekçi olarak baktığımızda durum budur, şansımıza ilişkilerimiziyi, aramızda bir güceniklik yok ve bu süreçte, sadece ekonomik değil kültürel ilişkilerimizi de geliştirmeliyiz.Bu üniversite bir Erasmus üniversitesi ve bu beni çok mutlu ediyor, bunun tek sebebi de benim “ErasmusMundus” u yaratmam değildir çünkü bu uzun vadeli süreci anlamamız gerekir. Şans eseri, birbirine 15günlük yakın bir süreçte, çok önemli olaylar olacak: Amerika seçimleri ve Çin Komünist partinin güç


değiştirmesi. Çin Komünist partinin güç değiştirmesi Ekim ayının ikinci yarısında gerçekleşecek, tam günübelli değil çünkü hiçbir zaman kesin bir tarih veremezler ve Amerika seçimleri de kasım ayının ilk salı günügerçekleşecek ve dünyada gelecekte göreceğimiz değişimler olacak. Obama da kazansa, Romney dekazansa, sanırım hızlı bir süreç olacak ve bu değişimin yönü Pasifik yönünde mi olacak? Bu, biz Avrupalılariçin oldukça büyük bir değişim. Obama, Avrupalı atalara sahip olmayan tek başkan, Avrupa’da eğitimgörmeyen başkan ve kampanya çalışmaları başladığında, ilk 30 konuşmasında Avrupa’dan hiç bahsetmedi.Bu da, daha güçlü bir Avrupa oluşturmaya çalışmamızın açık bir sebebidir yoksa Birleşik Devletler ilgiyiAsya yönüne doğrultacaktır. Diğer taraftan, tahmin edildiği üzere, Çin’in politikasında köklü bir değişimolacağına inanmıyorum. Eğer, yeni bir gelişim olmazsa, rekabeti kızdıracak bir politika olmazsa, ekonomi buşekilde devam edecektir ama büyük bir olasılıkla artan bir hızla çünkü iç savaş, Maoist kısım olarakadlandırılan kısım azınlığa indirgendi. Ama unutmayın ki bu dünya ekonomisini değiştirecek bir kararlayapılmalı çünkü Çin iç tüketimini iyileştirmeli ve arttırmalı. Yeni teknolojiler bulmak için büyük çabaharcamalı ki düşük maliyetli üretici sıfatından çıkarak 360 derece rakip sıfatına geçsin. Dünya üzerindebirçok garip tahminler yürütülüyor. En son Nobel Ödüllü tahmine göre, Çin, çok yakında, 2020’den sonra,Birleşik Devletlerin gelirini ikiye katlayacak. Amerika’nınki %40, Avrupa’nınki %50, ben bu tahmine hiçgüvenmiyorum, özellikle de Nobel Ödülü tarafından yapılmışsa çünkü Nobel Ödülü kazandığınızda herşeyi bildiğiniz farz ediliyor, ama belli ki değişim kapımızda ve bu değişime karşı hazırlıklı olmalıyız. Bu açıdanda, dayanışmanın artması, Türkiye ve Avrupa Birliği arasında olası bir üyelik kesinlikle zaruridir. Özerk vegüçlü bir Türk politikasının, Türkiye için iyi olacağına inanıyorum. Tarihi değişimin parçası olan bir seçimama daha güçlü bir ilişki ve daha güçlü bir Avrupa Birliğiyle mümkün olacaktır. Teşekkür ederim.

More magazines by this user