hayatimfutbol-126sayi

samihazinses

hayatimfutbol-126sayi

18NiSAN2014-SAYI126DiegoSimeonefelsefesiAtleticoMadrid’imucizeyetaşımayaçokyakınŞampiyonlukMangalı YaşsızAdam BirlikÇağrısı


#126 BU SAYIDAAtletico Madrid Özelİmkânsızı başaran adamKomple takımNereye kadar?Şampiyonluk mangalıVarol Döken Fenerbahçe-MP Antalyaspor maçını bahana etti veşampiyonluk öncesi Yoğurtçu Parkı’nda mangalı ateşe verdiDerin Futbol’un kendiliğinden yükselişiEkrandaki futbol programlarının yıldızı Derin Futbol, kaçınılmazşekilde yükseliyor ve bu durum bize bir şeyleri işaret ediyorYaşsız adamDile kolay Milan’da geçen 20 yıl, birlikte aynı amaç içinter dökülen onlarca yıldız ve kazanılan inanılmaz başarılar: CostacurtaUkrayna’da birlik çağrısıUkrayna’daki siyasi belirsizlik yaşanan kaotik ortamfutbolun da dinamiklerini etkiledi


Varol DökenMaç BahaneHF126ŞAMPiYONLUK YAKINMANGALI YAKIN!Sezonun bitmesine 5 hafta kala, açılan puan farkıyla erken bir şampiyonluk kutlamasıyapalım dedik, Yoğurtçu Parkı’na mangalı kurduk. Hem taraftar olarak biz, hem detakım bunu çoktan hak etmişti, kısmet bu haftaya oldu. Uzun süredir yeni yer keşfedipyazamıyorum ama idare edin, en azından bu sefer yeni bir kasap keşfettimEskişehir deplasmanında Ersun Yanal’a söz verenarkadaşlar sağ olsun, o deplasmandan beri işleriyi gitti. Türk Telekom Arena hariç, şampiyonlukyolunda tüm engelleri aştık. Bu sezona güzelbir mangal yaraşır dedik, kupayı bekleyemedenorganizasyonu yaptık. Şişman kadın çığlıkatmadan opera bitmezmiş ama bu saattensonra şampiyonluk verirsek bir daha konuşmahakkımız zaten olmayacağı için bu satırları kolaycayazabiliyorum.Sezon boyu maçları beraber izlediğim Mesut, Yiğit,İsmail (yarışmaya İzmir’den katılıyor), Uğur, Yücel,Kutay, Fırat, kardeşlerimle beraber neredeyse 1aydır yaptığımız planlar gün geçtikçe büyüdü ve ensonunda ‘‘Biz yapalım herkes yesin, Emenike’yekan şeker olsuna’’dönüştü. Her hafta havadurumu gözlemekten helak olduk, sonunda birpazar günü Antalya maçı öncesi güneşli bir günerezervasyonumuzu yaptırdık.Hiçbir şey eksik olmasın diye güzel bir iş bölümüyaptık, her şeyi 1 hafta önceden hazırladık. EtleriModa’daki Nur-Et’ten, mangalı dünyanın merkeziEminönü’nden (Hac malzemeleri ile VacheronConstantin saati aynı yerde bulabileceğiniz biryer evrenin merkezi değildir de, neresidir sorarımsize?), geri kalan ıvırı zıvırı da Kadıköy’den aldık.


Maç günü, her şeyi toplayıp erkenden parkınyolunu tuttuk. Hava güneşli, biz çok neşeliydik.Buz kovamız bile vardı daha ne olsun? Saatler13.30’u gösterdiğinde mangalcıbaşımız YiğitYılmaz her şeyin hazır olduğunu bildirdi. O saattensonra geriye sadece arkadaşları beklemek kaldı.Gelen herkese buradan tekrar selam edelim, hayatda mangal da onlarla güzel…Ayrıntılarını yazmayalım ayıp olur ama şöylediyeyim, Pazar günü Yoğurtçu Parkı ete ve alkoledoydu. Mükemmel bir gün oldu, tek eksiğimizRusya’dan kupa sesiydi, olmadı, sağlık olsun. Saat18 olduğunda artık herkes yükünü almış, Antalyamaçına gitme hazırlıkları başlamıştı.Kaldı 5 maçO kadar alkolden sonra ben maçta sızmışım amaarkadaşlar anlattılar gayet rahat bir oyunla maçıalmışız. 4-1’lik skor ve maçtan sonra sahadakicoşku şampiyonluğun müjdecisi gibiydi. ZatenAtahan kardeşim de kutladığına göre bu iş bitmişdemektir.Biz kendimizce güzel bir veda yaptık, darısıartık takımın başına. Bu hafta Beşiktaş maçınıkazanırsak orada, olmazsa Rize maçıyla buradaşampiyonluğu tam anlamıyla kutlayabiliriz. Belkibir mangal daha yaparız belli mi olur…Passolig üstüneFinali Passolig Kart nam-ı diğer E-Bilet ile yapalım.Bu topraklardan çok saçmalık, çok haksızlıklargeçti, onlardan biri de bu olmasın. NeresindenTüm sezon takımın peşinden koşan taraftarlar busefer şampiyonluk mangalının başındaydı.baksanız berbat bir uygulama. Tribünden taraftarıuzaklaştıracak, günübirlik maç planlarını yokedecek, şiddete önerdiği çözümlerle değil, kartınarkasındakileri zenginleştirmesiyle hatırlanacakbaştan aşağı bir yanlışlıklar silsilesi. Bizim gibifutbolu hayatın bir eğlencesi sayan, arkadaşlık,dostluk, birlikte olmanın bir bahanesi kılaninsanların elinden bunu haksız şekilde almayakalkanlara bir çift lafım var.Bakın beyim, siz localar sahibi, siz bankalarsahibi adamlarsınız. Yakışır mı size taraftarın3 kuruşuyla oynamak, yakışır mı size bir maçiçin taa Ardahanlardan Almanyalardan geleninsanların işini zorlaştırmak, yakışır mı tümtaraftarları potansiyel suçlu diye etiketlemek?Ama nasıl yakışmaz, siz değil misiniz zatenfutbolu kirletiyorlar deyip deyip sonunda futbolunbu pespayeliğinden milyonlar kazanan. Bu işesesini çıkarmayan 3 büyük kulüp başkanları, siz mibüyüksünüz? HAYIR BİZ BÜYÜĞÜZ, HİÇBİR ÇIKARBEKLEMEDEN TAKIMIN YANINDA OLAN BİZTARAFTARLAR!Fenerbahçeli taraftarlar her iç saha maçı öncesi YoğurtçuParkı’nda toplanıp maç saatine kadar burada vakit geçiriyorlar.


Emre ÇelikAtletico Madrid ÖzelHF126iMKÂNSIZIBAŞARANADAMNe zaman Arjantin futbolu ve teknikdirektörlük kavramları konuşulsa‘Bilardismo mu Menottismo mu’tartışması gündeme gelirdi. Ta ki Diego‘El Cholo’ Simeone ortaya çıkana kadar...


ir oyuncuyu, başaracağına inanmayan harika biroyuncuya tercih ederim.” diyen Simeone, önceinandırmayı denedi, ardından da inanmayanları birbir ayıkladı.Tabii ki gaza getirici birkaç cümle ile bunlarıbaşarmak mümkün değil. Önce oyuncularıngüvenini kazanmak şart ki bunun da yoluoyuncuları tanımaktan geçiyor. Simeone’ninçok kısa süre içerisinde Atletico Madrid’deipleri ‘tam anlamıyla’ eline alması ise gözlemyeteneğinden kaynaklanıyor. Vücut dilineverdiği önemi “Benim hatırladığım ilk turnuva78 Dünya Kupası’ydı. Orada Kaptan Pasarella’yıfark ettim. Takımın önünde sahaya çıkışı hepdikkatimi çekti. Kempes’i, Gallego’yu gördüm.Hayatım boyunca da belli bir kişiliğe sahip olan,hareketleriyle ve mimikleriyle bir şeyler anlatabileninsanları beğendim.” sözleriyle anlatan Arjantinlihoca, bu faktör sayesinde belki de oyuncularınınormalden çok daha kısa bir sürede tanıdı.Dahası jest ve mimiklerini de yeri geldiğindeson derece kuvvetle kullandı. Önce bu şekildeoyuncularının kanına girdi, 13 yıl sonra Bernabeu’daReal Madrid’i yenerken kenarda fark yaratanisim oldu, Barcelona’yı Şampiyonlar Ligi’ndenelerken de hareketleriyle hem tribünlerin hemde oyuncularının 90 dakika maç içinde kalmasınısağladı.“Modern futbol kazanmaktır”Krizin tam ortasında aldığı Atletico Madrid’iöncelikle bu durumdan çıkarmayı başaran DiegoSimeone için İspanyol basınında ağırlıklı olarakArjantinli hocanın ‘taktiksel istikrarı’ sağladığıve bunun ardından da başarının geldiği yazılıpçizildi. Aslında bir bakıma doğruydu da. Manzanodöneminde takım sürekli 4-3-3, 4-2-3-1 ve 4-4-2 arasında gidip geliyordu. Simeone’nin 4-2-3-1’i ise bir düzen getirmişti. Takım 3 ayda ayağakalkmış ve Avrupa Ligi’nde de çeyrek finale kadaryükselmişti. Mart ayının başında da bu konubir kez daha gündeme geldi. Fakat Simeoneaslında daha Arjantin’de “4-2-3-1 veya 4-3-1-2... Hiç önemli değil. Önemli olan oyunculardır.Hangisi kazandırıyorsa o en iyisidir.” diye busorunun cevabını da vermişti. İspanya’da dafarklı bir şey yapmadı, sözlerini tekrarladı. Odönem için Simeone’nin sözleri klişeden ibaretbulunsa da 2012/13’te ana sistemi olarak 4-4-2’yedönmesi aslında Simeone’nin boş konuşmadığınıkanıtlayacaktı.Aynı dönem geleceğe dair başka şifreler de verdiSimeone. “Avrupa Ligi’ni alır mıyız?” yönündekibeklentilere sürekli “Maç maç düşünmeliyiz. Eğerbunu yapmazsak sezon sonunda istediğimizyerde olamayız.” cevabını veriyordu. Nitekimmaç maç düşündüler. Dahası felsefesinin geçiciolmadığını tıpkı bu sezon da ‘Atletico Madrid’inLa Liga şampiyonluğu’ gündeme geldiğindesürekli aynı cevabı vererek kanıtladı. Maç maçdüşünen, oyuncularına da bu şekilde düşünmeyiöğreten Simeone her maç iyi oynamayı da aşıladıve galibiyetler de üst üste geldi. Bu noktada ise“İyi oynamanın yanında yeteneğinizi, hevesinizive cesaretinizi de göstermelisiniz. Takım iyioynamıyor diye eleştiriler oluyor. İyi oynamaknedir? Savunmak? Çok pas yapmak? İyi oynamak,kazanmaktır. Her maçın ayrı bir hikayesi olur. Hermaç farklı şekilde kazanılır. İspanya ve Barcelonason dönemdeki başarılarından dolayı insanlarıaldatıyor. Herkes onlar gibi oynayamaz. Biz deoynayamayız. Fakat zaten futbolda amaç öyleoynamak değil kazanmaktır. Evet pozisyonfutbolu sizi zafere götürebilir ama kazanmakiçin bir çok farklı yol da mevcut. 15 pozisyonbulup kaybetmektense 1 kez rakip kaleye gidipkazanmayı tercih ederim.” diyerek sistemlerindeğil sonuçların önemini vurguladı.Zaten bu sözlerinin ardından da iyi bir liderolmasının yanı sıra iyi bir taktisyen de olduğunugösterdi. Avrupa Ligi’nin kazanıldığı sezonunardından Diego Ribas takımdan ayrılınca “yeri


“Maç maç düşeneceğiz” diyenSimeone 2012 Mayıs’ında Atleticoile Avrupa Ligi zaferi yaşıyordu.dolmaz” dendi ama Simeone ‘dizilimsel esnekliği’sayesinde 4-4-2’ye dönerek bu sorunu aştı.Ayrıca Diego Costa’yı ve Raul Garcia’yı da kazandı.Falcao’nun gidişiyle Atletico Madrid’in 2012/13sezonundaki gibi zirveye yaklaşılamayacağı iddiaedildi ama bu sefer de bir önceki sezon kazandığıDiego Costa’dan yıldız yarattı. Yeri geldi 4-2-3-1’edöndü ama değişmeyen tek şey Atletico Madrid’intop için verdiği savaş oldu. 2009 senesinde ‘iyioynamak’ hakkında “İyi oynamak, ne oynadığınızıbilmektir.” tanımını yapan Diego Simeone’nintakımı her maçta nasıl oynadığının farkında olaraksahada yer aldı. Atletico Madrid, Simeone’nintaktiksel ve psikolojik dokunuşlarıyla Avrupa’nınen iyi alan daraltan ve savunma yapan takımınadönüştü.El Cholisimo felsefesiLiderlik kabiliyetini taktiksel yetenekleriylebirleştirerek harika bir takım yaratan Simeone’ninAtletico Madrid’inde hiç şüphesiz en fazla öneçıkan faktör savaşçılık. Simeone’nin karakteritibarıyla savaşçı bir kişi olmasının da bundaki enönemli neden olduğu su götürmez bir gerçek. Buaçıdan Bilardismo ekolünün yaratıcısı olan eskihocası Carlos Bilardo’dan fazlasıyla etkilendiğinisöylemek de yanlış olmaz. Bilardo’nun üzerindekietkisi hakkında “O, oyunu daha tutku vehevesle anlamamı sağladı” sözlerini kullananSimeone, “Bilardo bize formamızı rakiplerledeğiştirmememizi, çünkü bizim formamızındaha değerli olduğunu söylerdi. Formayı değerlikılmak için de elbette o mücadeleyi sergilemenizgerekiyor.” diyerek de daha futbolculuğudöneminde sarf edilen eforun ne kadar önemlibir kavram olduğunu benimsediğini açıkça ortayakoyuyor. Zaten Atletico Madrid’in başına geçtiğidönemde de “Kadroyu bir anda değiştirmekimkansız. Ama oyuncuların ortaya koyduğumücadeleyi değiştirebiliriz. Savaşmamanınbahanesi olamaz.” açıklamasıyla da başarı için enönemli faktörü öne çıkarıyordu: Savaşmak.


Lâkin Simeone’nin felsefesinin tamamenBilardo’nunki ile aynı olduğunu söylemek doğruolmaz. Zaten öyle olsaydı bugün Bilardismove Menottismo’nun yanında Cholisimoanılmazdı. Simeone’nin felsefesini Bilardo’danayıran en önemli faktörlerden biri de “korku”olarak gösterilebilir. Hatta Simeone’nin süreklivurguladığı ‘maç maç düşünme’ stratejisi detamamen buna dayanıyor. “Kolay maçlar sizedaha fazla zarar verebilecek maçlardır. Bir maçınkolay olduğu düşünülürse korkarım. Sadecekaybedeceğinizi düşünün. Kendimi bu gibidurumlarda rahatlatıcı her şeyden uzak tutmayaçalışırım. ‘Kolay’ kelimesinden korkarım. Bu spordazaten korkmanız gerek. Şöyle düşünün; bir köşeyesıkıştırıldığınızda ve çıkış yolu olmadığında çözümararsınız. Oyuncularıma da hep bunu söylerim.Korkmak, savaşa ve öldürmeye hazırlanmaktır.”diyerek de bunu ortaya koyuyor.Ayrıca taktiksel esneklikte gösterdiği gibiat gözlükleriyle Bilardismo’ya bağlı da değil.Bilardo’yu çok beğendiğini defalarca vurgulayanSimeone, “Bielsa sahada harika bir antrenördür.Mancini’den agresifliği öğrendim. Basile isemotivasyon konusunda inanılmazdı...” diyerek herhocasından bir şeyler kapmak için çabaladığınıbelirtiyor. Bunun ise sadece ‘ insan yönetimiyle’kalmadığını ise çoktan kanıtladı. Tıpkı 1998 DünyaKupası’nda İngiltere ile oynanan maçta kendiside sahadayken serbest vuruş organizasyonundaZanetti’nin attığı golün aynısını 2013’te takımınaöğretip Porto’ya aynı golü attırmasında olduğugibi. Zaten bu adaptasyon yeteneği sayesindeReal Madrid ve Barcelona’ya karşı tarih yazmayıbaşarıyor. Kim bilir belki şampiyon olacak. Fakatşurası kesin; Atletico Madrid şampiyon olamazsataraflı tarafsız bir çok kişi üzülecek, Simeone’nin‘büyük hoca’ olduğu gerçeği değişmeyecek ve ElCholo kazansa da kazanamasa da bu tecrübedenher zamanki gibi ders çıkararak önümüzdekiyıllarda da üstüne koyarak devam edecek.Bilardismo ekolünün yaratıcısıArjantinli teknik adam CarlosBilardo.


Emre ÇelikAtletico Madrid ÖzelHF126KOMPLE TAKIM2004’te Valencia’nın şampiyonluğundan tam 10 yıl sonra Atletico Madrid eminadımlarla La Liga’daki Barcelona ve Real Madrid hegemonyasını yıkmaya gidiyorGenellikle sürpriz şampiyonlar, zirvenindemirbaşlarının herhangi sebeplerden dolayıdüşüşe geçmeleriyle aradan sıyrılıp büyük başarıhikâyesi yazarlar. Fakat bu sezon La Liga’da eminadımlarla şampiyonluğa doğru ilerleyen AtleticoMadrid’in hikâyesi kesinlikle böyle değil. ZatenAtletico Madrid’in liderliği sürpriz de değil. LaLiga’nın en az gol yiyen, sahaya çıkınca taktikdisiplin konusunda hem Barcelona’dan hem deReal Madrid’den fersah fersah üstün olan, hemiç sahada hem de dış sahada istikrarı yakalamayıbaşarabilen Simeone’nin öğrencileri, her hafta birkez daha liderliklerinin tesadüf olmadığını kanıtlıyor.Atletico Madrid’in bu başarısında hiç şüphesiz enönemli faktör savunma. Hem bireysel anlamdahem de takım olarak Simeone’nin öğrencilerininyaptığı savunma için ders niteliğinde dersekyanlış olmaz. Ne Real Madrid gibi sansasyonelbir oyun oynuyorlar ne de Barcelona gibi rakibetop göstermeyen bir tarzı tercih ediyorlar. Hattaöyle ki Atletico Madrid, Squawka’nın verilerinegöre yaklaşık %49’luk bir ortalama ile La Liga’datopa sahip olma sıralamasında yedinci sırada.Kendilerinden çok daha aşağılarda bulunan CeltaVigo, Rayo Vallecano, Valencia gibi takımlarınbu istatistikte aşağısında yer alıyorlar. Fakat


unu tamamen oyun tarzları ve verimlilikleilişkilendirmek yanlış olmaz. Top rakipteykençift hatlı ve hatlar arasında mesafeyi fazlasıyladaraltan Atleti, 4-4-1-1 şeklinde diziliyor ve takımolarak topun arkasına geçmeyi tercih ediyor.Savunmasına güvenen ve bunda da fazlasıylahaklı olan Los Colchoneros hem rakibi üzerineçekmesine rağmen açık vermiyor hem de kapılantoplarda rakibi çoğu kez gafil avlamayı başarıyor.Kısacası Simeone, “Önce gol yemeyelim, zatenbir şekilde atarız” diyor. Bunu başarılı bir şekildeuyguladıklarının en büyük göstergesi ise AtleticoMadrid’in savunmayı seçmesine rağmen LaLiga’da rakiplerine bu haftaya kadar sadece 298kez şut imkânı tanıması. La Liga’da kalesine en azşut çekilmesine müsaade eden takım ise 295 ileBarcelona. Kısacası Atleti rakip kim olursa olsunüzerine çekmeyi bir şekilde başarıyor, fakat bunarağmen rakibe oldukça az sayıda şans tanıyor.Zaten şu an geride kalan 33 haftada yedikleri 22golle La Liga’nın kalesinde en az gol gören takımıolmaları da hem planlarını kusursuza yakın birşekilde pratiğe dökebildiklerini gösteriyor hem deAtletico Madrid’in başarısında en kilit rolü oynayansavunma faktörünü öne çıkarıyor.Savunmadaki başarının en büyük sebebi isehiç şüphesiz taktik disiplinden kopmamaları,10 oyuncunun da sanki iplerle birbirlerine bağlıbiçimde yek vücut hareket etmeleri ve oyuncularıntakım ahengini bozmadan bireysel olarak neredebasıp nerede geri çekileceklerini bilmeleri olarakgösterilebilir. Bütün bu faktörler de birleşincerakibi hataya, doğal olarak top kaybına zorlayanbir anlayış ortaya çıkıyor. Atletico Madrid 33’üncühafta itibariyle La Liga’da en fazla top çalantakım konumunda. Ayrıca bireysel istatistiklerdede bu konuda La Liga üçüncüsü Filipe Luis,dördüncüsü ise Gabi. Bu da bir bakıma AtleticoMadrid. Takım içi sıralamada ise bu ikiliyi sırasıylaTiago, Koke ve Mario Suarez takip ediyor. Buistatistik de bir bakıma Atletico Madrid’in ortasahasının savunmaya verdiği katkıyı, takımınbütün olarak savunma yaptığını gösteriyor.Ayrıca Atletico Madrid, top çalmak için yapılanhamlelerde de %49’luk bir başarıyla bu kategoridede ligin zirvesinde. Kısacası Atletico Madrid adınabaşarının anahtarı savunma. Hem de kusursuzayakın bir savunma.VerimlilikKoke’nin orta sahadakisavaşçı oyununun yanısıra bu bölgede birmaestroya dönüşmesiverimliliği artırıyor.Savunma elbette takımı bir noktaya kadar taşırve Atletico Madrid’in de bu seviyede bir mücadelegöstermesini sadece savunma faktörüyleaçıklamak büyük bir yanlış olacaktır. AtleticoMadrid oyun yapısı gereği hem kontra atağa sonderece iyi çıkabilen hem de yeri geldiğinde topualıp rakip kaleye de yerleşebilen bir ekip. Oyununsavunma yönünde de son derece önemli olanGabi, Suarez, Tiago üçlüsünün hücumda da ipleriellerine alıp takımı yönlendirme kabiliyetleri,Koke’nin savaşçı oyununun yanında topla adetabir maestroya dönüşmesi, Filipe Luis ve zaten sağaçık orijinli Juanfran’ın her atakta ileriye çıkarakhem oyunu genişletmeleri hem de hücumaçeşitlilik katmaları, Diego Costa-David Villa gibiiki yetenekle birleşince Atletico Madrid en azsavunma kadar hücumda da son derece başarılıve verimli bir profil çiziyor. Bu verimliliğin oyuncubazında gözlenmesi de fark yaratan en önemlifaktörlerden birisi. La Liga’da 20 golü geçen üçisim incelendiğinde Ronaldo’nun kaleyi bulan


şutlarından yaklaşık %26’sı, Lionel Messi’ninyaklaşık %28’i, Diego Costa’nın ise yaklaşık %44’üağlarla buluşuyor. İleri uçta bu denli yırtıcı, zamanzaman 3 rakibi sırtına alıp taşıyabilen ama sonderece kuvvetli ve keskin biri olunca da AtleticoMadrid gol bulmakta pek zorlanmıyor. Hele bir deDiego Costa’yı ağırlıkla besleyen isim La Liga’nınasist kralı, daha da önemlisi şu an La Liga’da enfazla keyif veren ve bir o kadar da komple birgörüntü çizen orta saha oyuncusu Koke oluncaAtletico Madrid hücumları göze de hitap ediyor.Atletico Madrid’in hücumdaki bir diğer önemlisilahı ise şüphesiz duran toplar. Penaltılar birkenara koyulduğunda 15 golle La Liga’da enfazla duran toptan gol bulan 3’üncü takımkonumundalar. Duran toplarda öne çıkan enönemli organizasyon ise köşe vuruşları. 10 golleSevilla ile birlikte bu konuda zirvedeler. Bunda dahiç şüphesiz Simeone’nin düzenli olarak yaptırdığıduran top antrenmanları fazlasıyla etkili. Hattaöyle ki en az hücumda olduğu kadar savunmadada bunun meyvesini fazlalıkla yiyorlar.Rollerin önemiAtletico Madrid’in başarısında bir diğer önemlinokta da hiç şüphesiz Real Madrid ve Barcelona’yakıyasla çok daha dar bir kadroya sahip olmalarınarağmen takımdaki rollerin keskinliği. Raul Garcia,sezonun özellikle ilk bölümünde birçok maçtaoyuna sonradan girip karşılaşmaların kaderinideğiştiren isim oldu, ilk 16 hafta ligde 6 golattı. Böyle bir performansın ve lige başlangıcınardından da elbette Raul Garcia’nın 11’e yerleşmesigerektiği tartışıldı. Fakat bu tartışmaya noktayıkoyan ilk isim “Elbette herkes ilk 11 oyuncusuolmak ister. Ben de bunun için çalışıyorum amahocamız böyle daha verimli olduğumu düşünüyor.Attığım goller de hocamızın haklılığını kanıtlıyor.”açıklamalarıyla Raul Garcia olurken Simeone deoyuncusu hakkında “Raul Garcia herkese örnekolması gereken bir profesyonel. 1 yıl oynamasaSezonun ilk 16 haftasında 6 gollük birperformans sergileyen Raul Garcia dahasonraki bölümde yedek kalsa da bunusorun haline getirmedi ve hocasınınkararına saygı duyduğunu söyledi.da girip 90 dakika hiçbir şey olmamış gibi işiniyapabiliyor.” diyerek oyuncusunu onore etti.Benzer bir durum Tiago için de geçerli. Gabi’ninasıl partneri Suarez olsa da Suarez’in sakatlığındaTiago takım arkadaşını hiç aratmadı. Suarez’indöndüğü zamanlar ise hiçbir problem çıkarmadankulübedeki rolünü kabullendi. Hatta öyle kiyıllardır disiplinsizliğiyle eleştirilen Diego Ribasbile sisteme yerleştirilmeye çalışıldı; ilk 11’de çıktığı4 maçta sistemin 4-2-3-1’e kayması ve düzeninbozulmasından dolayı Atletico Madrid 10 golyiyince kızağa çekildi ama rolünü benimsedi ve enkritik anda çıkıp Camp Nou’da Barcelona ağlarınıhavalandırdı.Şampiyonluk?Ligin başında yapılan 8’de 8’in ardındanbirçok kişi Atletico Madrid’in Şampiyonlar Ligifikstürünün ağırlaşması ve Copa del Rey’in de


Ligin ilk yarısındaki Valenciamücadelesini Atletico Madrid 3-0kazanmıştı.devreye girmesiyle düşüşe geçeceğini, kırılmaanlarında gereken reaksiyonu gösteremeyeceğinidüşünüyordu. Nitekim önce 9’uncu haftaBarcelona’nun Osasuna ile berabere kalmasıylaliderlik fırsatı yakaladılar ama Espanyol’a mağlupolarak bu fırsatı teptiler. Aynı senaryoyu 20’ncihafta da yaşadılar. Barça, Levante’den 1 puanalabildi ama Atleti de Sevilla ile berabere kalarakyine ikramı geri çevirdi. Liderliğe yükseldikleri22’nci haftanın hemen ardından da Almeria’yayenilerek “baskıyı kaldıramıyorlar” yönündekieleştirileri doğrularcasına koltuğu devrettiler.Lâkin bu üç kritik haftanın üzerine son virajda,yani şampiyonun belirleneceği en önemli anda,adeta karakter koyarak zirveyi ele geçirdiler.Geriye 5 hafta, en az 2 de Şampiyonlar Ligi maçıkaldı. Son hafta Camp Nou deplasmanından öncetek kritik maç, iki Chelsea karşılaşması arasındaMestalla’da oynanacak Valencia maçı. AtleticoMadrid adına şampiyonluk maçı olacak dersekyanlış olmaz. Fikstür Atleti adına sıkışık amaValencia da o maçın öncesi ve hemen sonrasındaAvrupa Ligi yarı finalinde Sevilla ile karşılaşacak,en az Atleti kadar zor durumda olacak. AtleticoMadrid’in 3 puanlık avantajı ve Real Madrid’ekurulan ikili averaj üstünlüğü düşünülünceMestalla’da alınacak 3 puan, Camp Nou’daki maçınskoru ne olursa olsun, Atleti için büyük ihtimalleşampiyonluk anlamına gelecek. Elche, Levante,Malaga maçlarında ise Atletico Madrid aleyhindebir sonuç çıkması gerçekten büyük bir sürpriz olur,zaten tüm hayalleri de yıkmaya yeter.


Emre ÇelikAtletico Madrid ÖzelHF126NEREYE KADAR?Atletico Madrid, El Cholo’nun liderliğiyle sürekli üstüne koyarak yükselmeye devamediyor. Peki, Atletico’nun şaşalı günlerine tam anlamıyla dönmesi ne kadar mümkün2004 senesinde Rafael Benitez’in Valencia ileelde ettiği şampiyonluğun ardından La Liga’daher geçen yıl Real Madrid-Barcelona ikilisi ve gerikalanlar arasındaki makas gittikçe açıldı. 2004/05sezonundan itibaren ise geride kalan 9 sezonboyunca bir tek Villarreal, 2007/08’de Barcelonaile Real Madrid’in arasına girmeyi başardı. Bununen önemli sebebi ise hiç şüphesiz La Liga’nıniki devi ile diğer 18 takım arasındaki ekonomikfarklar. Elbette ekonomik imkânlar, takımlararasında ciddi bir güç dengesi oluşturuyor ve zatenbu faktör de Atletico Madrid’in halihazırda elde


kapıları açması şart. Bunun da yolu Şampiyonlar Ligi’nden geçiyor.Şampiyonlar Ligi’nden gelecek sıcak para hiç şüphesiz Atletico Madrid’inelini rahatlatacaktır lâkin Atletico Madrid yine de başta Diego Costaolmak üzere bazı oyuncularını satmak zorunda kalabilir. Dahasıbu süreçte, son olarak Falcao örneğinde gördüğümüz gibiplanlanan transfer bütçesini geçmek gibi bir lükse desahip değil. Bu açıdan düşünülünce Atletico Madridiçin önümüzdeki 3 yıl Şampiyonlar Ligi’ne katılmak vebu sayede de gelirlerini maksimum düzeye çıkarmakson derece kritik olacak.Bu sezon Atleticoformasıyla tümkulvarlarda 34 golatan Diego Costaiçin Chelsea’nın 50milyon Poundönerdiğikonuşuluyor.Bir bakıma Atletico Madrid’in başarıyı sürdürebilmesitamamen başarıya bağlı. Tabii bu başarının geçmiş yıllarınaksine iyi yönetilmesi de şart. Lâkin kulüp yönetimi dezaten ders çıkarmış bir görüntü sergiliyor. ŞampiyonlarLigi’nde grup aşamasının ardından “Önemli olan nereyekadar gideceğimiz değil. Şampiyonlar Ligi’nde kalıcıolabilmek.” diyen Enrique Cerezo, kulübün geleceği içinŞampiyonlar Ligi’nin ne denli önemli olduğunu dile getirdi.Yine de durumun farkında olmak krizin aşılacağı anlamınagelmiyor. Atletico Madrid’in verimli transferler yapmasışart. Bu sezon başında yaklaşık 33 milyon euro harcanarakkadroya dahil edilen Josuha Guilavogui, Toby Alderweireld,Daniel Aranzubia, Roberto Jiménez, David Villa, LeoBaptistão, José Giménez’den geleceğe yönelik hamleolan José Giménez ve verim alınan David Villa’yı bir kenarakoyarsak Atletico Madrid’in pek iyi bir transfer stratejisiolduğunu söylemek güç. Açıkçası Atletico Madrid’in artıkböyle hatalar yapma lüksü de bulunmuyor. Agüero’nunsatılıp Falcao’nun alındığı hamlelerin başka bir versiyonuise söz konusu bile değil.Uzun lafın kısası Atletico Madrid’in başarıyı sürdürüpsürdüremeyeceği oynanan futbola değil tamamen sahadışı faktörlere bağlı. Kulübün ne yapıp edip gelirleriniartırması gerekiyor. Fakat bu paraları borç kapatmak içinkullanacağından dolayı da nokta transfer şart. Eğer birsene bile hatalı adım atılırsa çorap söküğü gibi hatalarındevamı gelecek, Atleti’nin sonu belki de 2000’lerin başındaAvrupa’yı salladıktan sonra gelirlerini yönetemeyen veserbest düşüşe geçen Deportivo la Coruna gibi olacaktır.


Mustafa DemirtaşUnutulmazHF126YAŞSIZ ADAMCOSTACURTA“Ben senin yaşın kadar futboloynadım!” diye biraz damübalağa serpiştirilmiş bir halkdeyimi vardır ya… Söz konusuAlessandro Costacurta’ysa,ortada bir abartı yok demektirCostacurta’nın Milan karnesi21 sezon458 maç3 gol5 Şampiyonlar Ligi7 Serie A4 UEFA Süper Kupası


Eğer futbolla tanışma yıllarınız 90’lara denkgeliyorsa, kulak aşinalığıyla öğreneceğinizbirkaç şey vardır… Milan, o güne kadar tarihingördüğü en büyük takımdır. Eğer bir yerde çok iyioynayan bir takıma denk gelir ve içinizden onlarıövmek isterseniz, “Milan gibi takım!” tanımınıyapmalısınız. Henüz Sovyetler Birliği’ne attığı veİsviçre bilim adamlarının çözemeyeceği tek fizikolayı olan golünü izlememiş olsanız da, Marcovan Basten en büyük golcüdür, ayrıca Ruud Gullitde en büyük yıldız. Almak isteyeceğiniz ilk forma,kırmızı-siyah çubuklu olanıdır. Çünkü o zamanlardafutbol demek, Milan demektir.Bir gün, sadece gol olduğunda heyecanlanmakve topla büyüleyici hareketler yapan, biraz dakarizmatik olan futbolculara hayranlık duymailgisinin ötesine geçip futbolun tarihine inmeyolculuğuna çıktığınızdaysa; Milan’a duyacağınızşey hayranlıktan çok, saygıya dönüşür. Hikâyeninbaşlangıcı, Silvio Berlusconi’nin 1986’da iflasıneşiğindeki Milan’ı devralmasıydı. Berlusconi,bir yandan Euro 88’in yıldızlarını takımakazandırmakla meşgulken öteki yandan bu büyükprojeyi o güne dek pek adı sanı duyulmamış, busebeple lakabı “Bay hiç kimse” olarak kalmış ArrigoSacchi’ye emanet etmişti. Hatta büyük sükseyaratarak Milan’a transfer olan Marco van Bastende açık yüreklilikle, “Sacchi de kim? Hakkındahiçbir fikrim yok!” sözlerini sarf edecekti. AmaSacchi, dünya futbolunu öyle bir oyun taktiğiyletanıştıracaktı ki böylesine bir futbol aklına ancak‘hiç kimse’ sahip olabilirdi.Bugünlerde daha çok Borussia Dortmund’lagördüğümüz, yakın zamanda da Guardiola’nınBarça’sıyla mükemmelleşen “topun kaybedildiğinoktaya pres” uygulaması, ilk kez 80’lerinsonundaki Milan’la görülüyordu. ArrigoSacchi’nin takımı, daha çok kuvvet ve dayanıklılıkantrenmanlarına yönelmiş; rakiplerini temposuylaezmeye başlamıştı. Zaten topu hücum bölgesindekazandıktan sonra, gol atmak için tüm uygunşartları yaratabilecek kaliteli oyunculara sahiplerdi.Böyle bakıldığı zaman, o dönemde Serie A’daMilan formasını 20 yıl boyunca taşıyan Costacurtabu süreçte birbirinden önemli yıldızlarla aynı amaçiçin mücadele verdi.en şanslı savunma hattının, Milan’ın dörtlüsüolduğu sanılabilir. Ancak o sistemin asıl sırrı,işte o geri dörtlüde yatıyordu. Sacchi’nin özelantrenmanlarından biri de, Tassotti, Baresi,Costacurta ve Maldini’den oluşan savunmayakarşı, Milan’ın sekiz hücum silahından oluşantakımıyla yarı sahada maç yaptırmasıydı. Evet,sekize karşı dört! Üstelik her autta, top yenidenhücumcuların ayağından, yarı sahadan itibarenbaşlıyordu. O fantastik dörtlünün doğuşu, hiç dekolay olmamıştı.Marco Baresi, savunmanın lideri, rakip ataklarınsonlandırıcısı ve çoğu zaman da Milan ataklarınınbaşlangıç noktası… Kaptanın işi oldukça zordu,o yüzden yanındaki çocuğun, Costacurta’nın “pisişleri” üstlenmesi gerekiyordu. Sıkı markaj, gereklizamanlardaki sert fauller, kafa topları… Aslında1979 yılında Milan’a ayak bastığı zamanlardaonun hayali çok daha farklıydı. Basketbolcu olmakistiyordu, zaten boyu da oldukça elverişliydi. Tambir NBA hastasıydı Alessandro. Elbette, kulübününbasketbol şubesi, yani Olimpia Milano’nun damaçlarını kaçırmıyordu. Hatta öyle bir noktadaydıki bu hastalık, Olimpia Milano’nun göğüs sponsoruolan “Billy” isimli içecek markası; zamanlaCostacurta’nın lakabı olacaktı. Ancak biz yine dehikâyenin geri kalanında ondan kendi ismiylebahsedelim. Zira futbol tarihinin kulağa en hoşgelen isimlerinden birine sahip.


Ancelotti,Maldini veCostacurtaaynı karede.Costacurta, Gullit’li, Van Basten’li birçoklarına görefutbol tarihinin en iyi takımının da bir parçasıydı;o günlerden tam 20 yıl sonra, bir zamanlar takımarkadaşı olan Carlo Ancelotti’nin hocalığını yaptığıPirlo’lu, Kaka’lı, Shevchenko’lu Milan’ın da…Ve belki de Milan tarihinin görüp görebileceğien güzel yıllarına sahada tanıklık etti. Serie Aşampiyonluklarını kutlarken, Şampiyonlar Ligikupasını kaldırırken etrafında birçok yeni yüz,farklı yıldızlar vardı. Ancak o, her zaman Baresi’ninyanında olduğu günlerindeki gibi “ikinci adam”olmaktan kaçınmadı. Sadece yanındaki stoperindeğil, herhangi bir sinema yıldızının kademesinegirecek kadar karizmatik bir duruşa, imaja sahipti.İstikrarın sözlük karşılığıydı. Shevchenko’yu“en verimli dönemini bitirdi” diyerek satılmasıkonusunda görüş bildiren, Beckham için “38 yaşınakadar oynar” raporunu veren Milan LAB’dakibilimadamları bile onun için “Bizlik bir şey yok,Maldini ve Costacurta gibi oyuncular birer istisna!”diyecekti. Monza’da kiralık geçirdiği 1 yıl dışında,tam 20 sezon Milan gibi bir kulübün parçası olmayıbaşardı. Alessandro Costacurta, 41 yaşından günalırken Şampiyonlar Ligi maçına çıkarak; aslındasadece futbolseverlere değil, bütün insanlara“hiçbir şey için geç değil!” mesajını veren adam!2007 yılında futbola veda eden Costacurtason maçı olan ligdeki Udinese mücadelesindefileleri sarsınca böyle sevinmişti.


Güner ÇalışAvrupa’dan FutbolHF126UKRAYNA’DA BiRLiK ÇAĞRISIUkrayna’daki siyasi belirsizlik futbolu da etki altına aldı. Pek çok kulüp ekonomikkriz yaşarken bazıları da ya bunun eşiğinde ya da kapanmış durumdaKiev Olimpiyat Stadı’nda oynanan Dinamo -Shakhtar maçının konusu, bu kez ezeli rekabetdeğildi. Beklendiği üzere, 70 bin kişilik stattabüyük bir Ukrayna bayrağı koreografisi oluşturulduve birlik çağrıları yapıldı. Bundan yaklaşık bir ayönce de ligin başlamasının gecikmesi üzerineiki takımın ultrasları bir dostluk maçı tertipetmişlerdi. Tüm bu olanlar, 10 yıl evvelki TuruncuDevrim öncesi Shakhtar’ın turuncu rengi üzerindenakıldışı spekülasyonların yapılabildiği dönemdençok farklıydı.Futbol takımlarının ultras grupları, Maidan olaylarısırasında çok önemli aktörler olarak öne çıktılar.Hâlihazırda polisle çatışmaya alışkındılar ve güçlü,kararlı erkeklerden oluşuyorlardı. 21 Ocak’ta ‘diktakanunları’ olarak anılan düzenlemenin yürürlüğegirmesi üzerine, Dinamo Ultras grubu “Kiev için,Ukrayna için!” diğer taraftar gruplarını da sokakları‘tituşki’lerden temizlemeye desteğe davetediyordu. Tituşki, hükümetin parayla tuttuğusokak holiganları için kullanılan bir tabirdi. Buçağrıya ilk destek, Rus yanlılarının çoğunluktaolduğu doğu illerinden biri olan Dnipropetrovsk’tangeldi. Daha sonra, Metalist, Shakhtar ve Kırımtakımı Sevastopol gibi diğer Rus yanlısı şehirlerinUltrasları da onlara katıldılar. Taraftar gruplarınınsokağın ‘güvenliğini’ sağlamadaki bu etkin rolü,milliyetçi parti Svoboda’nın lideri Oleh Tyahnybokgibilerce büyük takdirle karşılanacaktı.


Birleşik UkraynaTaraftar gruplarının ‘ateşkes’i bir yana, pek çokkulüp derin bir belirsizliğin eşiğinde. Kırım ekibiTavriya Simferopol, bunlardan biri. Kulübünpara sağlayıcısı Dymtro Firtash’ın geçtiğimizay Viyana’da tutuklanmasının ardından uzundönemde nasıl ayakta kalacakları meçhul. Benzerdurumdaki Arsenal Kiev çoktan iflasını açıkladı veson dönemde ülkenin en büyük güçleri arasındakendine yer eden Metalist’i dahi benzer bir sonbekleyebilir. Yanuchenko hükümetinin düşmesiyle,hükümet tabanlı oligarkların usulsüzlükleri de birbir ortaya çıkıyor ve Metalist’in sahibi Kurchenkogibiler sahneden çekiliyorlar. Serhiy Kurchenko’nunhesapları dondurulmuş durumda ve Metalist’iyeni bir oligark satın alana kadar, kulüp büyük birçıkmazda. Ama Tavriya’nın sorunları bunlardanapayrı. Kırım’ın Rusya’ya katılmasıyla, Ukrayna’nıntüm ekonomik desteğini kestiği kulüp, DinamoKiev’le yapacağı maç için 13 saatlik tren yolculuğuyapmak zorunda kalmıştı. Dahası, önümüzdekisezon Rus Ligi’nde mi yoksa Ukrayna Ligi’nde mioynayacaklarını dahi bilmiyorlar.Oligarklar; futbol kulüplerinin devam edebilmesikadar, Ukrayna’nın tek devlet olarak kalabilmesisürecinde de çok önemli aktörler olarak öneçıkıyor. 90’lardaki kaostan beslenerek ülkeninen zenginleri konumuna yükselen bu elitgrup, bu şekilde kalabilmek için artık ‘stabil’bir ortama tabi ve bundan da önemlisi, olasıbir Rus entegresyonunda, ‘büyük’ kardeşleritarafından yutulmaya gebe. Yeni kurulan hükümettarafından, özellikle de doğu vilayetlerinde politikasahnesine sürülen oligarklar, bu vilayetlerinyöneticileri olarak atandılar. Dnipro’nun sahibi IhorKolomoysky, Dnipropetrovsk’un ve Sergei Taruta,Donbass’ın başına geçti. Ülkenin en zengin adamıve Shakhtar’ın sahibi Rinat Akhmetov ise şu aniçin ‘politikadan uzak durmak istediğini’ söylüyor.Kim bilir?Ölmek kırmızıdan daha iyi


Salih DemirciFutbol YönetimiHF126DERiN FUTBOL’UNKENDiLiĞiNDEN YÜKSELiŞiEkrandaki futbol programlarının yıldızı Derin Futbol, mikserlerin şampiyonu RasimOzan. Memleketin zirve futbolunu sıkı takip edenlerin favori programı kaçınılmazşekilde yükseliyor ve bu durum bize bir şeyleri işaret ediyorGeçtiğimiz hafta sonu futbol ortamımızaFenerbahçe’yi tebrik ve başarıyı tasdikhavası hâkimdi. Kadıköy’de rüzgâr tatlı tatlı,şampiyonluğa doğru esiyordu. Nasıl esmesin,takipçilerinin ikisinin de puan kaybettiği haftadakazanan Ersun Yanal’ın takımı farkı 12 puanaçıkarmıştı. Her şey yolundaydı, zaman övgüzamanıydı.Diğer tarafta ise Galatasaray’ın başarısızlığıaşikârdı, eski defterlerden RobertoMancini’ninhatalarına kadar üzerine konuşulacak çok şeyvardı. Sarı-kırmızlılar baştan aşağı yanlış, eksik vesorunluydu. Bir önceki gün fırsat tepen Beşiktaşise sempatik kaybeden olarak yüreklendiriliyordu.Onların imkânları zaten kısıtlıydı, yarıştaki ikibüyük atın peşine düşen küçük at gibiydiler veböylesi bir zamanda yine iyi iş çıkarıyorlardı.Hakikaten yarışmacı olmaları içinse büyümeyeihtiyaçları vardı, bunun da yolu gelirleriniartırmaktan geçiyordu.Bu atmosferde başlayan Derin Futbol’daateşi harlayan Ümit Özat’ın sözleri oldu.Galatasaray’dansa Beşiktaş’ın Şampiyonlar Ligi’negitmesinin daha hayırlı olacağı savıyla konuşaneski Fenerbahçe kaptanı, hafta sonu derbideBeşiktaş’ın kazanmasını istediğini açık yürekliliklebeyan etti. Rasim Ozan Kütahyalı ise bu anlariçin orada bulunuyordu ve bu kısa düşen geri pasıaffetmedi. Bir büyük tartışma başladı ve ertesindeçarpıcı bir şey oldu, Rıdvan Dilmen programatelefonla bağlandı.Yalnızca birkaç saat önce kendi programı%100 Futbol’da ekrana çıkan Rıdvan Dilmen,


Fenerbahçe’nin şampiyonluk yolunu anlatmıştı.Burada ise ‘başka şeyler’ anlatılıyor gibiydiama ülkenin ağzına baktığı topu bilen adam daDerin Futbol’u izliyordu. Hatta sadece izlemiyor,programa katkı vermek için yayına bağlanıyordu.Çünkü aslında burada da ‘başka şeyler’anlatılmıyordu.Derin Futbol dönemiElbette bu hikâyeyi Rıdvan Dilmen eleştirisi olarakokumayı tercih edenler olabilir, ancak bu yazınınmeselesi bu değil. Yarışmanın doğası gereği veprofesyonel hayatın rutini icabı aralarında rekabetolan iki unsurdan biri, kendi gücünü oluşturandeğerleri diğerinden korur. Söz konusu iki futbolprogramı arasında olması beklenen rekabet deRıdvan Dilmen’i bu telefon bağlantısından menetmeliydi. Fakat böyle olmadı ve birinin asli değeridiğerine katkı verebilirken görülüyor ki kulvarlarfarklı.Bu farklılığı oluşturan unsurlardan en önemlisielbette ki içerik ve üslup. Şansal Büyüka veErman Toroğlu’nun uzun yıllar birlikte götürdüğüMaraton programının mirasından feragat edenNtv’nin %100 Futbol’u kendini farklı bir yerdekonumlandırıyor. Maraton programının şimdikihali ikisinin arasında bir yerde ve Telegol’ün açtığıyoldan giden Derin Futbol ise Serhat Ulueren’informatına göre daha hareketli.Gündem belirleme iddiasındaki Telegol’den farklıolarak nispeten doğaçlama ilerleyen ve gündemeyaslanan programda henüz cacık yapma ve ruhçağırma gibi enteresan olaylar yaşanmadı. Bununyerine futbol gündeminde her ne varsa, bunadair gerekli bilgi ve en yetkili ağızdan yapılanaçıklamalar Beyaz Tv ekranından takip ediliyor.Üslup ve kavgalar da işin eğlencesi.%100 Futbol’un düşüşüAhmet Çakar bazen çok kızıp Rasim Ozan’a ‘ayar’veriyor, Sinan Engin küfrediyor ama Kadıköy’deBir zamanlar Maraton programıAhmet Çakar, programda sürekliRasim Ozan Kütahyalı ile ‘gerginlik’ yaşıyor.mahsur kalan İbrahim Hacıosmanoğlu’nu, büyükolayların ardından Trabzon’da yol arkadaşı ileters düşen Sebahattin Çakıroğlu’nu, Rusya’dakiderbide yaşananların peşinden Mahmut Uslu’yuyayına onlar bağlıyor. Fikret Orman onlarakonuşuyor ve peki diğer tarafta, %100 Futbol’daneler oluyor?Sorun şu ki, bazen hiçbir şey. Buna en yakın örnek,son Galatasaray - Fenerbahçe maçı ertesindekiprogram olabilir. Karşılaşmanın akabinde sinirleribozuk görünen Rıdvan Dilmen, açıkça sahadaolan-biten üzerine konuşmak istemiyordu. Herhali, hareketi ve tavrı ile programın formatıdâhilinde söyleyecek sözü olmadığını gösteriyordu.Çift haneli sayıda sarı kart, iki kırmızı kart, topunçok az süre oyunda kalması, oyuncu davranışları…hepsi oyunun kendisine dair söyleyecek fazla sözeizin vermiyordu, hatta söyleyebilene madalyatakılmalıydı. Futbol neticede bir oyundu ve kurallar


içinde kalıp gri alanları iyi kullanmak da bu oyununbir parçası mıydı; evet, öyleydi.Yine de bu kadarı fazlaydı. Rıdvan Dilmen demecbur, ortadaki garabetten yakındı. Ülkemizfutbolunun sorunları, yöneticiler, sorunlufutbolcular, hakemler ve hükmü geçenin herkoşulda haklı olması… Eh, bunlar söyleneceksebunu iyi yapan bir program zaten var; hem deicraatın içinden gelmiş isimlerle. Belki RıdvanDilmen de bu tür bir maçın dinamiklerini iyianlatabilirdi ama programın formatı buna izinvermiyordu. Dolayısıyla sahadaki sertliği, hakeminpsikolojisini açıklayabilen adamlar gerçeğedaha yakındı. Galatasaray’ı galibiyete götürenparametreleri Derin Futbol anlatıyordu.Tepeden değil tabandanHerkesin hafızasında tazeliğini koruyan derbi,futbol ortamımızın yakın dönemdeki atmosferininbir özeti sayılabilir. Bu noktadan bakacak olursak%100 Futbol, mevcut durumu gerçeğe yaklaşarakortaya koymaktan uzak. Bilhassa büyük maçlaradair söylenenler butlan oluyor, çünkü sonucuhayatın başka bir alanında da görülebilen etkenlertayin ederken, yalnızca futbola özgü orijinalliklerortada görünmüyor. Nitekim %100 Futbol ile DerinFutbol aslında birbirine rakip, fakat birinin önegeçmesi ya da diğerinin eski gücüne kavuşmasıkendilerine değil, futbol ortamının şartlarına bağlı.Hal buyken boşluğu Derin Futbol dolduruyor.Şimdi ve daha önce %100 Futbol izleyenler DerinFutbol izliyorlar, çünkü gerçeğe en yakın bilgi oradaveriliyor. Zira futbol ortamımız bir süredir, takriben2011 yılından bu yana eskisinden daha gergin,daha katı. Bunu futbolcu davranışlarından yöneticidemeçlerine, esas olarak ise tribün reflekslerindegörmek mümkün. Kısa sürede çok fazla şeyyaşandı ve tüm bu olan-bitenin tortusu biraz olsunyumuşamadan normalleşme mümkün değil. Ateşiharlayanlar da cabası.Rıdvan Dilmen ise hala çokizlense bile galiba eskisi kadar dikkate alınmıyorve aynı durum, muhtemelen futbol ortamımızınalternatif yayın mecraları için de geçerli.

Similar magazines