hayatimfutbol-138sayi

m74a83bjk

hayatimfutbol-138sayi

Ateşli Feyenoord taraftarları Beşiktaş’ı en çokzorlayacak şeylerden biri olacak.bir hoca olmadığını biliyoruz. Dolayısıyla SlavenBilic’in, Feyenoord’un geçtiğimiz sezonki gücündeolmayacağı düşüncesine katılmamak eldedeğil. Ama tabii, bu tamamen kağıt üzerindetasarlanan bir plan. Rutten ve Futbol DirektörüMartin van Geel, Zenit ve Lille dışında bir rakipistediklerini belirtmişlerdi, ancak Beşiktaş’ında küçümsenmemesi gereken bir rakip olduğuhususunda birleşiyorlar.Taraftar cephesinde ise Beşiktaş’tan çok İstanbulkorkusu daha yaygın. En azından hiçbir taraftarturu rahatça geçeceklerine ihtimal vermiyorve hemen hepsi gol yollarındaki üretiminkimin tarafından yapılacağı sorusuna cevaparar durumda. Taraftar demişken hatırlatmaklazım, Feyenoord Hollanda’nın en ateşli seyircigruplarından birisine sahip. De Kuip halen, ülkeninatmosferi en zorlu stadyumu olarak biliniyorve Amsterdam Arena ile Philips Stadion’danfarklı mimari yapısıyla da, Beşiktaşlı oyuncularıHollanda’da belki Feyenoord’dan daha fazlazorlayabilir.”Het Legioen” isimli taraftar grubu,Hollanda’nın en çok çekinilen taraftar gruplarındanve geçmişte holigan olaylarına sıkça karışmışlıklarıvar. 23 Mart 1997’de Beverwijk Savaşı olarak dabilinen olayda, Ajax ve Feyenoord taraftarlarıBeverwijk’da birbirine girmiş, Carlo Picornie isimli36 yaşındaki Ajax taraftarı hayatını kaybetmiş,olayın faili 21 yaşındaki Leonardo P. Panton 5


yıl hapis cezası almıştı. Kulübün, Hollandalıarkadaşları vasıtası ile bilet almaya çalışacakTürkiye vatandaşları için nasıl bir tavır takınacağıise henüz belli değil.Beşiktaş hücum hattındaki Demba Ba transferiile, Feyenoord’un 1 adım önüne geçmiş durumda.Kara Kartal’ı en fazla zorlayacak bölge ortasaha olacak. Clasie-Immers ikilisi, 2 sezonduraralarındaki uyumu çok iyi oturttular. FakatPelle’nin gardının düştüğü veya cezası sebebiyleoynayamadığı maçlarda skor gücünü yüklenecekkadar ileri gidemediklerini hatırlatmak gerek. TabiiBilic’in Boetius, Schaken, Vilhena, Te Vrede gibikenar oyuncuları için de öğrencilerini ciddi biçimdeuyarması gerekiyor. Feyenoord, son yıllarda siyahihızlı kanat oyuncularını parlatmasıyla isim yapmışbir kulüp. Bunun kurbanı olmamak lazım.Dere tepe RotterdamSiz dere tepe dediğime bakmayın, Rotterdamaynen Hollanda’nın geneli gibi dümdüz bir şehir.Şehre iki ana havalimanı ile ulaşmak mümkün.Avrupa’nın en önemli havalimanlarından Schipholve Rotterdam. Rotterdam havalimanı, KLM’ninyan şirketi Transavia’nın İstanbul’dan seferleryaptığı bir havalimanı ve hem şehir merkezineolan ulaşımın kolaylığı hem de daha tenha olmaözelliğiyle ilk planda tercih edilmesi gerekiyor.Havalimanından çıktığınızda sola dönüp 50 metreyürüdüğünüzde şehir merkezine giden otobüseulaşıyorsunuz. Yolculuk aşağı yukarı 15 dakikasürüyor ve sizi Rotterdam merkez istasyonunaçok yakın bir mesafede bırakıyor. Schipholhavalimanından gelecekler için ise doğrudan trenbağlantısı var. Burada dikkat etmeniz gereken“Rotterdam-Alexander” istasyonunda inmeyipbir sonraki “Rotterdam Centraal” durağınıbeklemeniz. Buradan şehir merkezine gitmek içiniki seçeneğiniz var: Tren istasyonunun yanındakonuşlanmış tramvaylar veya yürümek. 7, 20,Rotterdam kenti… Erasmus Köprüsü23 ve 25 numaralı tramvaylar binmeniz gerekennumaralar. Tabii sadece 15 dakikalık sıkı biryürümeyle de aynı mesafeyi katetmek mümkün,üstelik bunu mağazaların ve restoranlarınbulunduğu Kruiskade ve Schouwburgpleincaddeleri üzerinden yaparsanız daha fazlavakit geçirebilirsiniz. Beşiktaş maçının hafta içiolacağından hareketle, bu alışveriş bölgesinesabah erken saatlerde gitmek doğru bir seçimolabilir. Eğer böyle bir tercihiniz yoksa doğrudanşehri turlayabilirsiniz.Eğer “Bu kadar yol geldim, 1-2 müze gezeyim”diyorsanız modern sanatları sevenler için MuseumBoijmans van Beuningen’i, denizcilikle ilgilenlerleriise Erasmus Köprüsü’nün yakınındaki MaritiemMuseumu öneriyorum. Ayrıca köprünün velimanın manzarsını izlemek istiyorsanız, denizcilikkonseptiyle dekore edilmiş Maritime HotelRotterdam’da konaklayabilirsiniz. Rotterdam’aözgü mimarı konseptin en bilinen örneklerinden,yatık küp şeklinde tasarlanmış evlerden oluşan“Kubuswoning”e de merkez istasyonundan 5dakikalık bir tren yolculuğu ile ulaşmak mümkün.Evleri gezdikten sonra deniz kıyısında hoş bir öğleyemeği de günün olmazsa olmazı.


Yeme-içme kısmında ise Rotterdam’da hiçzorlanmayacağınız aşikar. Yine de istasyonyakınındaki büyük, turist mekanlarındankaçınmanızı tavisye ederim. Yine çarşı bölgesindedamak zevkinize uygun bir restoran veyaakşamınızı geçirmeye yardımcı olacak bir barkolayca bulunabilir. Alkol kullanıyorsanız Grolsch,Heineken, Bavaria gibi bilinen Hollanda biralarınınyanı sıra, Rotterdam’ın yerel biralarını dadenemenizi tavsiye ediyoruz.Rotterdam şehir içi ulaşımın yürüyerek veyaaceleniz varsa tramvayla yapılmasının en doğruseçimler olduğu bir yer. Yerel halktan tutun dakamu görevlilerine kadar herkes iyi derecedeİngilizce konuşuyor, bu yüzden iletişim sırasındarahat davranabilirsiniz. Bu arada seyahatiAmsterdam gezisi ile birleştirecek olanlar için birAmsterdam rehberine göz atmak iyi olacaktır.Stadyuma nasıl gidilir?De Kuip’a merkez istasyonundan ulaşmakortalama 30 dakika sürüyor. İstasyondanRotterdam Slinge yönüne giden E metrosunabinip Maashaven durağında inip, aynı isimliotobüs durağından Groene Tuin yönüne giden2 numaralı tramvaya biniyor ve Breeplein’deiniyorsunuz. Sonrası 10 dakikalık bir yürüyüş.Diğer alternatif merkez istasyonundanSlinge yönüne giden D metrosuna binerekWilhelminaplein’da inmek ve aynı isimli tramvaydurağından Beverwaard yönüne giden 23numaralı tramvaya atlayarak stadyum durağındainmek. Böylece yürüme ile geçirdiğiniz vakit yokdenecek kadar az oluyor. Ben ikinci alternatifitavsiye ederim. Her 2 alternatifin de sizemaliyeti, 2 euro civarında.Feyenoord’un mabediDe Kuip Stadyumu


Can ÇalışkanFeyenoord-Beşiktaş ÖzelHF138BiR EKOL MESELESiBeşiktaş’ı, Şampiyonlar Ligi ön eleme turunda her yerde karşımıza çıkan şu meşhurHollanda ekolünün temsilcilerinden Feyenoord bekliyorŞampiyonlar Ligi 3. ön eleme turu içinyapılacak kura çekimi öncesinde Beşiktaş’ınmuhtemel rakipleri içinde “kapalı kutu” olaraknitelendirilemeyecek tek takımdı Feyenoord.Öyle ya, geçen yıl Ukrayna’da şampiyonluğuson haftalardaki tökezleme sonucu kaçıran,Avrupa Ligi’nde Tottenham’a deplasmandakimağlubiyetle elenen ve Konoplyanka’nınperformansıyla dikkatleri üstüne çekmiş olsada Dnipro temsilcilerimize daima ters gelen vepek bilgi sahibi olmadığımız bir futbol ikliminin,Panathinaikos “komşu” olmasına rağmen sonyıllarda neredeyse hiçbirimizin oturup maçınıizlemediği bir kapalı kutu, Grasshoppers dabaşında bir dönem Galatasaray’la geçirdiğibaşarısız maceranın ardından pek de iyi anılmayanSkibbe’nin oluşu dışında pek bilgi sahibiolmadığımız bir ekipti. Yakın dönemde Fenerbahçeile eşleşmiş olmasına rağmen hem yarıştığı lighem de saha içindeki oyunu tam anlamıyla kapalıkutu olan AEL Limassol da cabası. Ama Feyenoordöyle mi? Hiç maçlarını izlemesek de sırf ezberimizegüvenerek az çok laf edebileceğimiz bir kulüp. Nede olsa “Hollanda ekolü” temsilcisi…İşte bu yazıda bugünlerde Beşiktaş’ın rakibi oluşusonucu neredeyse her yerde karşımıza çıkan şumeşhur ekole dair önemli detaylardan, Beşiktaş’ınmevcut durumuyla rakibi karşısındaki şansındanbahsedeceğiz. Umarız keyif alırsınız.


7 yıl önce Stanley Brard’ın başına getirildiğiFeyenoord altyapısı artık A takıma sürekli oyuncuveren bir akademi ve ülkenin en iyisi.Ajax out, Feyenoord inVarkenoord altyapı devrimi“Hollanda futbolunun altyapı konusundakien büyük markası Ajax’tır.” Bu cümle “Dünya,Güneş’in etrafında döner” cümlesi kadar nesnelbir yargıydı, ta ki birkaç yıl öncesine kadar…Hollanda’da artık en başarılı altyapı organizasyonuolma bayrağı Feyenoord’a geçmiş durumda ve bubaşarı 7 yıl öncesinde atılan bir adıma dayanıyor.Eski bir Feyenoord oyuncusu olan StanleyBrard 7 yıl önce Feyenoord altyapısının başınagetirildiğinde taraftarların çoğu bu atamayı birhatır-gönül ilişkisi sonucu olarak değerlendirmişyüzünü buruşturmuştu. Ancak Brard iki haftaönce Azerbaycan’ın Gabala takımıyla anlaşarakakademiden ayrıldığında camiada hakim olanduygular takdir ve hüzündü.Futbol endüstrisindeki önlenemez transfermiktarları 4 yıl önce Rotterdam bölgesinin ikitakımını işbirliği yapmaya itti. Feyenoord veExcelsior altyapı faaliyetlerini birleştirirkenakademideki gençlerin ilk aşamada Excelsior’akiralanması, başarı gösterenlerin de Feyenoordkadrosuna dahil edilmesi konusunda uzlaştı.Proje, başladığı 2010 yılında “Ülkedeki en iyi futbolakademisi” dalında Rinus Michels ödülünü alırkensonraki 3 yılda da ödülü kimselere (Yani Ajax vePSV’ye) bırakmadı.U8’den U19 yaş kategorilerine kadar geniş biroyuncu havuzunu barındıran Varkenoord’daişler kısaca şöyle yürüyor; U12 seviyesine kadaroyuncular antrenmanlarını akşam saatlerindepart-time olarak çalışan hocalar eşliğinde yapıyorve eğitimlerini aksatmamaları sağlanıyor. U12’densonraysa işler profesyonelleşiyor ve oyunculardan


sorumlu ekibe birer video analiz uzmanı,spor psikoloğu, beslenme uzmanı ve fizikselkondisyondan sorumlu antrenör dahil olurkenbölgedeki bir okulla yapılan özel anlaşmaylaoyuncuların yoğunluğu artan futbol eğitiminerağmen okul hayatlarının olumsuz etkilenmemesisağlanıyor.Son yıllarda kulübün içine düştüğü ekonomikkrizin de etkisiyle akademisinin üstüne titreyenFeyenoord geçen sezon ligi ikinci sırada bitirirkenkadrosunda akademi mezunu 11 oyuncubulunuyordu. Sonuç mu? Dünya Kupası’ndaHollanda kadrosunda yer alan 23 oyuncudan11’inin Feyenoord geçmişi vardı. Rotterdamlılar,Amsterdamlıların bayraktarı olmakla övündüğüaltyapı gelişiminde bir numaraya oturmuştu.Yıldızlarını sattılar yenileriniparlattılarHollanda’nın Dünya Kupası’nda gösterdiği başarıFeyenoordlu oyunculardan Indi ve Janmaat’ıntakımdan ayrılmasına neden olurken teknikdirektör Ronald Koeman da Southampton’unbaşına geçer geçmez geçen sezon ligde atılan76 golün 26’sına imzasını koyan GrazianoPelle’yi yanına aldı. Başarılı stoper Stefan deVrij’in Beşiktaş karşısına çıkmadan transferyapma ihtimalinin de bulunduğunu da eklersekFeyenoord’un Dünya Kupası sonrası durumunuHer Şey Çok Güzel Olacak’ın ünlü repliğinebenzetebiliriz; “Bir gittik herkes ölmüş!”Feyenoord’un Indi, Janmaat, Pelle ve muhtemelDe Vrij transferlerinden kazandığı paralara bakıptransferde elinin güçlü olduğunu düşünebilirsiniz,ancak Rotterdam’da işler böyle yürümüyor.Kulübün Vrienden van Feyenoord (Feyenoord’unDostları) adlı, hisselerin %49’una sahip yatırımgrubuna olan 30 milyon euroluk bir borcuGeçen sezon ligde 26 golün altına imza atan Pelle,hocası Koeman’la birlikte Premier League’in yolunututtu. Bu Beşiktaş için bir avantaj.bulunuyor ve bunun dışında 2018 yılında yapımınıntamamlanmış olacağı açıklanan 70.000 kapasiteli,198 milyon euro maliyetli yeni stadyum projesi deen önemli gider kalemi. Tüm bunlar yeni teknikdirektör Fred Rutten’e 10 milyon Euro civarında birtransfer bütçesi bırakmış durumda.Ancak bu durum Feyenoord’da panik yaratmışdeğil. Koeman’ın halefi Rutten genç oyuncularlaçalışmayı seven bir hoca ve elinde halen Kongolo,Van Beek gibi genç savunmacılar, Vilhena ve 23yaşında kaptanlık bandını koluna takan Clasiegibi yaşına göre olgun, rakibi “ısıran” orta sahaoyuncuları ve Boetius gibi skora katkısı yüksek birkanat canavarı bulunuyor. 2 yıl önce 800 bin eurokarşılığında ADO Den Haag’dan transfer edilen 10numaraları Lex Immers ise mevkisiyle olmasa dagösterişten uzak oyunu ve yüksek sayılabilecekskor katkısıyla Olcay Şahan’a benzetilebilir. En


çok kafa yordukları şeyse Graziano Pelle’nin yerinidoldurabilecek bir santrfor transfer etmek vebasında Bas Dost, Guidetti gibi isimler geçedursunellerinde halihazırda işlenmeye hazır bir cevher var;altyapı hocalığı yapan Roy Makaay’ın 2 yıl önce“Bu çocuk varken Pelle’yi almanıza gerek yok”şeklinde rapor vermesine neden olan 20 yaşındakiAnass Achahbar. Diğer seçenekse halen kendisiniispatlayamamış 22 yaşındaki Te Vrede.“Haftaya netleşir” ekolü: BeşiktaşBeşiktaş ve Feyenoord ülkelerinin en güçlü üçtakımı arasında ve en ateşli taraftarlara sahipoluşlarıyla benzer kulüpler. Farklılaştıkları yerseekolleri. Milenyumla birlikte ülke futbolundaortaya çıkan endüstriyelliğe iki ezeli rakibikadar kolay uyum sağlayamayan Beşiktaş tümbaşarılarını elde etmesini sağlayan özkaynakdüzenine sırt çevirip gazetelerde daha fazla yeralmak uğruna yıldız transfer peşinde koşmayabaşladığında kendi kimliğine ihanet etti. Üstüneüstlük tamamıyla yanlış anlaşılan endüstriyelfutbol mefhumu kulübün 10 sene içindeborçsuzluktan iflasın eşiğine gelmesine nedenoldu ve kulüp en sonunda kendisine çekidüzenverme kararı aldı. Önder Özen’in gelişiyle başlayanve taraftarlara Dortmund hayalleri kurdurandüzenin başarıya ulaşması için sabır ve zamangerekiyordu ama iskambil kağıtlarıyla inşa edilenve henüz ilk katı tamamlanma aşamasındakiyapı şu sıralar Özen’in istifasıyla yıkılmış veya atılbırakılmış görünümde. Kısacası elde özkaynakadönüş ve Dortmundvari başarılar hayali kurup“Haftaya netleşir” kalıbını şiar edinmiş bir Beşiktaşvar.Geçen sezon belli başlı zorluklara rağmen gençoyuncularının mücadelesi ve kenetlenmesiylesempati kazanan Beşiktaş’ta belli başlı saha içisıkıntılar mevcuttu; Almeida’nın yerine alınmasıFeyenoord her ne kadar önemli isimlerini kaybetsede Vilhenna gibi birçok yetenekli ve kaliteli oyuncusuda mevcut.gereken “leblebici” özelliğinde bir santrfor,“gerçek” bir sağ bek ve hücum hattındakiyaratıcılık sıkıntısını dindirecek bir ofansif ortasaha oyuncusu.Taraftarın transfer nöbeti Demba Ba’nın gelişiyleduraklamış olsa da halen yapılması gerekentakviyeler, azalan süre ve uykusuz taraftarlar var.Demba Ba Beşiktaş’ın bu şartlarda alabileceğien iyi golcüydü ve Almeida’dan sonra onasahip olmak otobüste kan ter içinde yolculukyapmaktan özel jetle istediğiniz yere uçabilecekseviyeye gelmekle eşdeğer, ancak Beşiktaş’ınFeyenoord eşleşmesi özelinde oldukça hızlı veskora katkısı yüksek sol açık Boetius’u, sezonözelindeyse geri kalan herkesi mümkün mertebedurdurabilecek ve hücuma katkısı da olan bir sağbeke ihtiyacı bulunuyor. Lanzini ile özdeşleşenve yılan hikayesine dönen 10 numara transferi,Gökhan Töre’nin bir türlü alınamayan bonservisi,işin savunma kısmında oldukça başarılı ancak


geriden top çıkarma konusunda biraz ağır kalanVeli-Atiba ikilisini en azından yedekleyecek vetopu iyi kullanan bir defansif orta saha eksiğindenhiç bahsedilmemesi, stoper rotasyonununöylece bırakılması da Beşiktaş’ın diğer sorunları.Feyenoord maçına az bir süre var ve süre işliyor.İşte bu, “Haftaya netleşir” ekolünün tipikbelirtileri.Şartlar eşit denebilirFeyenoord geçen sezon iskeletini oluşturanbazı önemli oyunculardan mahrum ve henüzkariyerinin sonbaharındaki Boulahrouz dışındaöne çıkan bir transfer hamleleri bulunmuyor amailk 11’de doldurmaları gereken önemli eksiklerisağ bek Janmaat ve santrfor Pelle. Bu aşamadasağ kulvarına 2, orta sahasına da bir acil transferyapması gereken Beşiktaş’la eşit şartlardaoldukları söylenebilir. Yaşamaları muhtemel asılsıkıntıysa yeni teknik direktör Fred Rutten’intaktik anlayışını oyunculara kabul ettirene kadargeçecek süre. Rutten Twente’de şampiyonlukkazanamadığı ama ufak takımı büyüklerle aynıseviyeye çıkardığı dönemde övgüler alsa dabüyük umutlarla başına getirildiği Schalke’deoyuncularla aynı frekansı tutturamayarak 24maçın ardından kovulmuş, PSV ve Vitesse’de deyönetimlerin şampiyonluk hedefine ulaşamadığıiçin görevine son verilmiş bir hoca. Feyenoordyönetimi içinde bulunduğu maddi sıkıntı ve önemlioyuncularının ayrılışı sonrası genç oyuncularlailetişiminin güçlülüğü ve ligi iyi tanıması sebebiyleRutten’i göreve getirerek bir anlamda bu sezonşampiyonluğu değil, birkaç yıl içinde ses getirecekyeni bir jenerasyonun ilk adımlarını atacağı bir yılhedeflediğini gösterdi. Bu da Beşiktaş’ın eşleşmedeavantajlı hale gelmesini sağlayabilecek bir nokta.Sonuç olarak Feyenoord’un en güçlü yanı olanve uzun vadede başarı getirisi kesin “ekolü” aynızamanda bu tip kısa vadeli eşleşmelerde en büyükzayıflığı olarak da gösterilebilir. Daha önce Ajax’laiki, PSV ile de bir kez eşleşen ancak Hollandaekiplerine karşı henüz galibiyeti bulunmayanBeşiktaş maç gününe kadar geçen sezonki sahaiçi görüntüsünün üstüne koymasını sağlayacaktakviyeleri yapabilirse genç yaşlarına rağmenHollanda futbol sisteminde tecrübeli ancakAvrupa arenası için deneyimsiz olduğunugeçen sezonki Kuban eşleşmesindede gösterenoyunculara rakibi karşısında başarılı olabilir.Feyenoord, birçok futbolcusunu kaybetmesinerağmen 34 yaşındaki Boulahrouz dışında transferyapmadı.


Sercan ErgünProfilHF138KAPTANIN VEDASIHenüz 30 yaşında… Uzun yıllardır formasını giydiği Almanya Milli Takımı ile DünyaKupası zaferi yaşadı ama o “yeterli” dedi ve milli takım kariyerine kimilerine göre gençolan bu yaşında noktayı koydu. Evet o isim Philipp Lahm, şüphesiz artık Almanlarınyeni bir kaptandan öte joker bir oyuncu bularak işe başlaması elzem görünüyorPhilipp Lahm, kulüp kariyerinde Bayern Münihformasıyla sayısız kupa kaldırmış bir isim.Dünya futbolunun oyun zekası en yüksekfutbolcularından biri. Sahada her daim sakinkalabilen bir karaktere sahip oyuncu, aynızamanda işini en iyi şekilde yapan ve hem millitakımda, hem de Bayern Münih’te yıllardırtaşıdığı kaptanlık pazubandıyla sahadaki diğer10 adamın lideri konumunda. Henüz 30 yaşındaolan 6 yaşından bu yana meşin yuvarlağınpeşinde koşan Lahm, bu süre içinde birçoklarınınhayal edemediklerini kazanıp yine birçoklarınınyapamayacağı şekilde ‘zamanı geldiğini’düşünerek Almanya Milli Takımı’nı henüz 30yaşındayken bıraktı24 yıl sonra, hem de Latin Amerika’da gelenDünya Kupası zaferi Almanlar için bir rüyanınnihayet gerçekleşmesi anlamı taşıyor. Oldukçauzun ve sancılı bir süreçten sonra gelen bu başarı,beraberinde yaprak dökümünü de getirdi. Brezilya2014’te attığı iki golle Dünya Kupası tarihininen golcü oyuncusu unvanını kazanan MiroslavKlose’nin milli formaya vedası elbette kimse için


sürpriz olmadı, ancak Panzerlerin futbol tarihiningördüğü en iyi beklerinden biri olan kaptanı PhilippLahm’ın vedası ise beklenmedikti.2002 Dünya Kupası finalinden bu yana, oynadığıturnuvalarda yarı finalden ötesini göremeyenAlmanya’da, en çok tartışılan isimlerin başındakuşkusuz Joachim Löw geliyordu. Klinsmannsonrası göreve gelen Löw’e yöneltilen en büyükeleştiri, 2012 Avrupa Şampiyonası yarı finalindeİtalya karşısında yaşanan hüsran gibi kritiknoktalarda bir B planına sahip olmamasıydı.2008’de İspanya’nın tiki-takasını durduramamakdünyanın sonu değildi elbette, ancak istediğizaman oynayan sorunlu yıldız Mario Balotelli’nintabir-i caizse tek başına Almanya’yı elemesi kabuledilemezdi.Lider eksikliğiAlmanların (şu an sahip olduğu jenerasyondanbağımsız olarak) her turnuvada favori gösterilipbir noktadan sonra ilerleyememesi de akıllardasoru işareti yaratan bir başka durumdu. Kimibunu bazı mevkilerde oynayan oyuncuların,diğerlerinin kalitesinden daha aşağıda olmasınabağladı. Forvetinizde Miroslav Klose varken, solbekinizde Denis Aogo’nun oynaması mevkiler arasıbir dengesizliktir örneğin. Kimileri de Oliver Kahngibi “görkemli” ve eski tarz bir kaptanın futbolhayatına son noktayı koymasından sonra gelenhiçbir kaptanın, maçların kırılma noktalarında veyasoyunma odasında liderlik yapma konusundayetersiz kalmasına dikkat çekiyordu. Alman MilliTakımı’nda yaşanan ve ‘’Ballack krizi’’ olarakadlandırılabilecek kriz bunun en bariz örneği olarakkarşımıza çıkmıştı. Ancak Almanlar vazgeçmedi.Löw, 2013 yılında Şampiyonlar Ligi finali oynayanBayern Münih ve Borussia Dortmund’unoyuncularından oluşturduğu iskeletin (Reus,İlkay hatta Mario Gomez gibi oyuncuları sakatlığakurban vermişken hem de) temelde yer aldığıbir takım inşa etti. Taktiksel konulara dalıpboğulmanın gereği yok, turnuvanın en hızlıve en iyi oyununu oynayan takımı şampiyonoldu. O takım, maçların kırılma anlarında Lahmönderliğinde hep iyi reaksiyon gösterdi ve sonundaliderlik tartışmalarına da son noktayı koydu.Sihirli cüce etkisi2014 model Almanya’nın kaptanı PhilippLahm, karakter olarak eski model diye tabiredebileceğimiz (sahada takım arkadaşlarınabağırıp çağıran, sert ve agresif) oyunculardan farklıbir profile sahip. Gerektiği zaman Bayern Münihve milli takım ile ilgili açıklamalar yapmaktançekinmemiş olsa da o, soyunma odasında vesahada işleri sakince halletme taraftarı bir isim.Yine de, sahada kaybetmeye tahammülü olmayanve sonuca isyan eden bir Lahm görürsünüz. Aslamücadeleden vazgeçmez, son düdük çalana kadarçabalar. Çocukluğunda hocası onun için ‘’Onuniçinde bir Kahn saklıdır’’ derken, sanırım bundanbahsediyordu.


Milli takım kariyerine U19 seviyesinde başlayanLahm, Dünya Kupası finalinde Brezilya’yakaybeden abileri gibi 2002 U19 AvrupaŞampiyonası finalinde İngiltere’ye mağlup olarakgümüş madalyanın sahibi olan Alman takımınınbir parçasıydı. U20 ve U21 seviyesinde çıktığımaçlar, o zamanın teknik direktörü Rudi Völler’ietkilemesi için yeterlidir. Panzerler’in formasınıilk kez 2004 yılında Hırvatistan karşısında sırtınageçiren ‘Sihirli Cüce’, 10 yıl boyunca o formayı birdaha sırtından çıkarmayacaktı. EURO 2004’egruplarda veda eden Almanya’da, Lahm’ınperformansı Panzerler adına gelecek vadedenyegane unsurdu. Konfederasyonlar Kupası’nısakatlığı nedeniyle kaçıran Philipp Lahm,Almanya’nın yeni bir yapılanmaya gittiği ve evsahipliği yaptığı 2006 Dünya Kupası’nın açılışgolünü atan isimdir. Kosta Rika’ya uzaktan attığıgol, onun milli takım formasıyla attığı az sayıdagollerden biridir. Almanya kupaya yarı finalde vedaetse de o, turnuvanın en iyi 11’ine seçilmiştir; ki buonuru 2010 ve 2014’te tekrar yaşayacaktır.Euro 2008’de, yarı final karşılaşmasındaTürkiye’ye attığı ve takımını finale çıkaran sondakika golü kariyerinin en önemli golü olaraknitelendirilebilir. Final karşılaşmasında Lehmannile yaşadığı anlaşmazlığın, Fernando Torres’ingolüne ve kupaya mal olması da kaderin garipbir cilvesidir. Bu turnuvaya da alışık olduğu sağbek pozisyonunda başlar, ancak Marcell Jansen’inbekleneni verememesi sonrası ikinci maçtanitibaren sol beke geçer. Philipp Lahm, bizimülkemizde sıkça rastlanan ‘’Hocam nerede görevverirse oynarım’’ın vücut bulmuş bir tezahürüdüradeta.Sami Khedira turnuva sonrası Real Madrid’inyolunu tutarken, açılış maçında Avustralyakarşısında kaptanlık pazubandını takan LahmAlmanya tarihinin en genç kaptanı olur. 26yaşında taktığı pazubandı bundan sonra kolundançıkarmayacaktır, zira Ballack bundan böyleAlmanya forması giymeyecektir. Yarı finalde 2 yılönce kaybettikleri İspanya çıkar karşılarına, ancakbu kez kaderleri Puyol’un kafa golüyle çizilir.EURO 2012’de yine takımıyla yarı final oynar,bu kez de İtalya’ya kaybederler. Daha önce hiçBizim kaptan2010 Dünya Kupası öncesi, kaptan MichaelBallack’ın sakatlığı bir domino etkisi yaratır. Onunyerine ilk 11’de oynamaya başlayan Stuttgart’lı


ir Avrupa ülkesinin kupa kazanamadığı LatinAmerika’da yine favorilerden biridir Almanya, ilkmaçında Portekiz karşısında gövde gösterisi deyapar. Ancak Gana ve ABD maçlarında oynananfutbol kimseyi tatmin etmez, uzatmalara giden 2.turmücadelesinde Cezayir karşısında olduğu gibi. İlk dörtmaçta (biraz da zorunluluktan) orta sahada oynatıronu Löw, Schweinsteiger’in ilk 11’e dönüşü sonrası isesağ beke geri döner. Almanya için kupa yolu aslındatam olarak orada başlar, Fransa’yı “uyutup” geçerler;Brezilya karşısında ise futbol tarihinin en acayipskorlarından birine imza atarlar. Finalde, Arjantinkarşısında uzatmalarda gelen şampiyonluk 24 yıllıkhasretin sona erdiğini ilan ediyordu. Philipp Lahm,Dünya Kupası’nı ellerinin arasına aldığında artık 30yaşında bir kaptandı. Böyle bir oyuncu için, daha iyi birmilli takım kariyer sonu kuşkusuz düşünülemez.Her veda burukturAlmanya Milli Takımı için, Philipp Lahm’ınemeklilik kararı bir dönüm noktası teşkil ediyor.Futbolcu kişiliğinden öte, AIDS’le mücadeleeden kampanyalara destek veren ve olanaklarıolmayan çocuklara destek için kurduğu PhilippLahm-Stiftung Vakfı ile Lahm, oldukça farklıbir karakter. Çocuk istismarına dikkat çekenkampanyalara da katılan Lahm, spordaayrımcılığa ve homofobiye karşı yaptığı katkılarlaödül almış bir isim. Onun vedası sonrası,Almanya’nın kendi içinden başka bir kaptançıkarması elbette çok zor olmayacaktır. Ancakyine de takımın lideri ve saha içi organizatörünükaybeden Almanya’nın, Lahm sonrası dönemdene yapacağı merak konusu.


Can HasgörTürk FutboluHF138MANiSASPOR’DA ÖZE DÖNÜŞSüper Lig’e veda ettikten sonra ekonomik sıkıntıya düşen Manisaspor çareyiözkaynaklarına yönelmekte buldu. Zaten formasını verdiği her ismi parlatan bubüyük camia şimdilerde alyapıdan çıkardığı isimlerle dikkatleri çekiyorManisaspor uzun yıllardır gerek altyapısındançıkardığı futbolcularla gerekse parlatıpyükselttikleriyle gündeme geldi. Tabii hem altyapıdan çıkan hem de Manisaspor’da oynadıktansonra parlayan isimlerin gelişimini sadece kulübebağlamak o futbolculara haksızlık olacaktır. Ancakson 7-8 yılı göz önüne aldığımızda Manisaspor’dansonra birçok oyuncunun Süper Lig’in zirvesinde vemilli takımda önemli yerlerde olduğu gerçeği budurumun bir tesadüf olmadığını da gösteriyor.Manisaspor’un son iki sezonda ekonomik şartlarında getirdiği zorunlulukla altyapıya dönmeden öncevitrine çıkarttığı oyuncuları alt alta yazdığınızdadaha da bir etkili oluyor.Arda Turan, Caner Erkin, Selçuk İnan, HakanBalta, Filip Holosko, Sezer Öztürk, Ufuk Ceylan,Uğur İnceman, Burak Yılmaz gibi Manisaspor’ageldikten sonra sıçrama yapan ve kariyerineçok iyi yerlerde devam eden birçok isim oldu.Bu oyuncuların bazıları Manisaspor’da tekraryükselişe geçerken bazıları ise fırsat bulup direktvitrine çıkmayı başardı. Ama 2011/12 sezonusonunda takımın Süper Lig’e veda edip kümedüşmesi ve ekonomik anlamda yaşanan zordurumlar kulüp için altyapıyı çok daha fazla önplana çıkardı.Manisaspor’un küme düştükten sonra 2012/13sezonuna başlamadan önce elinde en tecrübeliolarak bir önceki sezon 28 maça çıkan HüseyinTok vardı. O sezon yıldızı parlayacak olan VolkanBabacan 5, Hikmet Balioğlu 4, Bekir Yılmaz 19,Bülent Cevahir 6, Eray Ataseven 2, Hakan Turan


Arda Turan, Caner Erkin, Burak Yılmaz ve Selçuk İnan…Türk futbolunun 4 yıldız ismi de kariyerlerindekiönemli sıçramaları Manisaspor formasıyla yaptı.1, Murat Gürbüzerol 6 maç oynamıştı. Yabancı olarakise santrfor Kahe vardı. Emre Hasgör başkanlığındatakımın başına gelen yönetimin ise niyeti belliydi.Volkan Babacan, Hüseyin Tok, Bekir Yılmaz veKahe’nin etrafına bir kaç transferle birlikte bu gençoyuncularla sezona başlamaktı.O dönem oyuncuların çoğu takımdan ayrılmış,zor durumda olan kulüple ilgili, Manisaspor’lailgili şehirde küme düşmeme mücadelesi yaşamakorkusu varken, Başkan Emre Hasgör, yönetim,teknik kadro ve oyuncular kendi kalitelerininfarkındaydı. Yeni yönetimin bu güveninin kaynağıise çok belliydi altyapıdan gelen oyunculara karşısonsuz bir inanç vardı. Gençtiler, tecrübesizdilerancak yetenek ve forma aşkıyla yanıp tutuşan birgrup genç oyuncuyla sezona başlanacaktı.Süper Lig’e futbolcu akınıManisaspor’da 2012/13 sezonunda takımın yaşortalaması 23’tü. 30 yaşındaki Kahe, 31 yaşındakiIwanski çıkartıldığında ise bu ortalama çok dahadüşüyordu. O sezon kadroda 16 tane altyapıoyuncusuyla mücadele verildi. İmkansızlıklariçerisinde play-off finali oynayan Manisaspor’daEray Ataseven’in, Hikmet Balioğlu’nun, BülentCevahir’in, Murat Gürbüzerol’un yıldızı parlamıştıbile. Manisaspor PTT 1. Lig’de de geleneğinisürdürmüş altyapıdan çıkardığı oyuncuların yanısıra


Volkan Babacan, Bekir Yılmaz, Benjamin Fuchsgibi isimler de ortaya çıkmıştı. Turgutluspor’danalınan henüz 19 yaşındaki Ümit Yasin Aslan bileligi yakından takip edenlerin gündemine gelmeyibaşarmıştı.Bir ertesi sezonda ise bu oyuncuların gelişimisürmeye devam etti. Manisaspor oyuncupazarlamaya devam ediyordu. Hatta altyapıdanOğuzhan Kayar devre arasında önemli bir miktarparaya Galatasaray’ın yolunu tutmuştu bile...Ekonomik şartlardan dolayı bu genç yıldızınbonservisi Galatasaray’a verilmeseydi muhtemelenilerleyen yıllarda bir başka yükselişte olan yıldızıManisaspor’da izleme fırsatı bulacaktık. Şu andaGalatasaray’ın kadrosunda bulunan oyuncunungelişimini sürdürmesi durumunda ise Türkiyegelecek için çok büyük bir yeteneği kazanmış olacak.2013/14 sezonunu Manisaspor 7. sırada tamamlasada yukarıya oyuncu transferleri devam etti.Sürekli 11’de oynayan oyunculardan VolkanBabacan (Başakşehir), Benjamin Fuchs (TorkuKonyaspor), Hikmet Balioğlu (Gençlerbirliği),Eray Ataseven (Balıkesirspor), Murat Gürbüzerol(Balıkesirspor), Bülent Cevahir (Balıkesirspor),Bekir Yılmaz (Bursaspor) Süper Lig’e transferoldu. Ancak Manisaspor’dan oyuncular gelmeyedevam da ediyor. Yine geçtiğimiz sezonTurgutluspor’dan takıma kazandırılan fakatşanssız bir sakatlık yaşayan İsmail Köse’yedikkat etmek gerek. 17 yaşındaki oyuncunungelişimini sürdürmesi durumunda önümüzdeki15-16 yıl hem ülke futbolu hem de Manisasporoldukça büyük bir yetenek kazanacak. İsmailKöse’yle birlikte 19 yaşındaki stoper Ümit YasinAslan, orta sahada görev alan Hakan Turan dayine geleceği oldukça parlak olan oyuncular.Gençlere güvenildiManisaspor’da son iki sezonda parlayan altyapıoyuncularının ortaya çıkması, forma şansıbulması sadece ekonomik durumla bağlantılıdeğil. Onların yeteneğine güvenmekle deilgili. Manisaspor’da imkansızlıklar içerisindeöze dönüş yaşandı ve bu gencecik, tecrübesizve karakterli oyunculara sonsuz bir güvenduyuldu. Sonucunda bir başarı geldi veböylelikle her iki taraf da kazançlı çıktı. HemManisaspor altyapısının yetiştirdiği 23yaşındaki Hikmet Balioğlu, bu yaz Süper Ligekiplerinden Gençlerbirliği’ne transfer olarakkulübün özkaynak başarısını sürdürdü.Manisaspor geçtiğimiz iki sezonu başarılıgeçirdi hem de bu oyuncular parlayarak kulübepara kazandırıp yola devam ettiler.Nihai olarak, Manisaspor geçtiğimiz ikisezonda düşük bütçeyle, çoğunluğu altyapıdangelen, özkaynak oyuncularla mücadeleedilebileceğini ve de başarılı olunabileceğinigösterdi. Bu durumun daha sistemli birhalde genele yayılması durumunda ise ülkefutbolunun daha da ileriye gideceği açık.Çünkü Türkiye’de çok fazla yetenek var sadeceoynamak için şans bekliyorlar.Manisaspor’daki bualtyapı başarısı ve gençoyunculara verilengüvende Başkan EmreHasgör ve yönetimininde büyük bir payı var.


Rıdvan ErdemEkonomiHF138FRANSA’NIN FINANCIAL FAIR PLAY’i : DNCGFinancial Fair Play kurallarına yavaş yavaş ayak uydurmaya çalışaduralım esasındaFransızlar 30 yıl öncesinden buna ön ayak olmuştuDönemin güçlü takımı Saint-Etienne, Jean-François Larios, Gérard Janvion ve Michel Platinigibi futbolcularını kullanarak kulübün kasasınagiren parayı aklıyordu. Bu oyunculara performansprimi verdiğini öne süren kulübün, durumun ört basedilmesi için birkaç politikacıya da rüşvet verdiğiortaya çıktı.Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, bir de başkenttemsilcisi Paris Saint Germain’in çift bilet basıphaksız gelir elde ettiği ortaya çıkınca, Fransa FutbolFederasyonu ve Profesyonel Futbol Ligleri kurulu biraraya gelerek DNCG’nin kurulması için düğmeye bastı.1984’te kurulan DNCG (Direction Nationalede Contrôle de Gestion), bir kulübün finansal,hukuksal durumunu inceledikten sonra bazı önemlikararlara imza atabilme hakkına sahip. Bunlartakımların kadrolarından tutun, ulusal ve kıtasalşampiyonalara katılmalarına kadar gidebiliyor.16 Temmuz 1984’te Fransa hükümeti “fizikselve sportif aktiviteleri organize etme kanunu”nuyürürlüğe sokarken bu kanuna göre profesyonel ligibulunan her federasyonun, lige katılan takımlarınhukuksal ve finansal durumlarını kontrol eden birkurul inşa etmesini emretmişti. Ve Fransa FutbolFederasyonu da DNCG’yi kurmaya başvurdu.


DNCG’nin takımların kadro yapısıhakkında alabileceği kararlarşunlar:-Kısmen veya tamamen yeni oyuncu transferiengeli koymak-Transfer bütçesinin ve yıllık maaş yükününkontrol altında tutulması. Bu durumda bile yenitransfer edilen oyuncuların sözleşmeleri kurultarafından incelenir ve maddi ya da hukuksalaçıdan uygunsuz görünürse oyuncununsözleşmesi onaylanmaz ve transfer iptal olur.-A takımda oynayacak olan oyuncu sayısına birlimit konulmasıDNCG’nin kupalara veyaşampiyonlara katılım hakkındaalabileceği kararlar şunlar:-Alt lige düşürme-Alt ligde olup yükselme hakkı elde eden takımaüst lige çıkış izni vermeme-Tüm kupa ve şampiyonalardan men etmeDNCG 3 ayağı olan bir kurul. İlkinin ismi“Commission de contröle des clubsprofessionnels” yani Profesyonel KulüpleriDenetleme Komisyonu. Bu bölümün göreviLigue 1 ve Ligue 2 ve bazı Ulusal lig kulüplerininmali ve hukuki yapılarını denetlemek. İkincisininadı “Commission fédérale de contröle desclubs” Federal Kulüpleri Denetleme Komisyonu.Bu departmanın görevi de Ulusal ve Amatörliglerde profesyonel oyuncu kullanma hakkıolmayan kulüpleri denetlemek, ve son olarak“Commissions régionales de contröle des clubs”Bölgesel Kulüpleri Denetleme Komisyonu. Buson departmanın tabir-i caizse “mıntıkası” 2.amatör lig ve bölgesel liglerde mücadele edenkulüpler.İlk iki departman daha “büyük” olduğundan,Fransa Futbol Federasyonu binasında çalışıyor.Sonuncusu daha büyük bir alana yayıldığı için,her bölgede temsilciliklerle işini yürütüyor.İtiraz hakkıKulüplerin bu üç departmanın aldığı kararaitiraz hakkı bulunuyor. Futbol Federasyonubünyesinde yer alan bir tahkim kurulunahaklarındaki karar açıklandıktan itibaren 6gün içinde itiraz etme şansları var. Bir diğeryöntem ise Fransa Ulusal Olimpik Sporlarkomitesine başvurmak. CNOSF adını taşıyanbu komite, durumu inceledikten sonrabir çözüm üretip federasyondaki ‘federalkonsey’e sunuyor. Federal konsey de buönergeyi ya reddediyor ya da kabul ediyor veböylece dosya kapanıyor.Kurulda kimler var?Kulüplerin bütün geleceğini yönlendirenkararlar alabilecek gücü olan DNCG’de birdemokrasi söz konusu. Kurul, başkan, genelsekreter ve onun yardımcısı dahil 18 kişilik birkomiteden oluşuyor.Bu 18 kişinin 5’ini Fransa Futbol Federasyonuseçiyor. Bir diğer 5’li Profesyonel Futbol Ligikomisyonu tarafından görevleniyor. Kalanson 8 kişinin 2’si Profesyonel Kulüpler Birliğitarafından, 2’si Profesyonel Futbolcular Birliğitarafından, 2’si Ulusal Antrenörler ve TeknikKadro Çalışanları Birliği tarafından, kalan 2kişi de Ulusal Futbol Sendikası tarafındanseçiliyor.Yaptırımları finansal fairplay’e benzese deDNCG son aylarda aldığı kararla Fransa’datepki topladı. İlk etapta Ulusal lig temsilcisiLuzenac’ın Ligue 2’ye çıkmasına onayvermedi. Karara itiraz eden Luzenac kulübüCNOSF tahkim kuruluna gitti ancak itirazıolumlu geçen bir ifade sürecine rağmen


eddedildi. Geçtiğimiz sezon Ligue 1’e çıkmahakkı elde eden Lens kulübü ise şu sıralarbenzer bir sorunla karşılaşıyor. Takımın anafinansörü Azeri iş adamı Hafiz Mammadov’un20 milyon euro gibi bir miktarı kulübün kasasınagaranti olarak koymasına rağmen, DNCG bunureddetti. Kulübün başkanı Gervais Martel,Azerbaycan Bankası’ndan 18 milyon euroluk ekbir garanti göstermesine karşın, Azerbaycanve Fransa arasında evrak trafiği aksamasıDNCG’nin Lens’ı Ligue 1’e almaması için yetti.Karara itiraz eden Lens’ın akıbetininönümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.Bu sırada takımın teknik direktörüAntoine Kombouaré ise Ligue 1’e çıkmalarıkesinleşmeden antrenmana çıkmama kararıaldı.Luzenac büyük olasılıkla yine Ulusal ligdemücadele edecek ancak Lens’ın hangi ligdeoynayacağıı henüz netlik kazanmış değil.Lens’ın Ligue 2’de kalması halinde geçtiğimizsezon Ligue 1’de düşen son takım olan Sochauxligde kalacak…Lens tüm sezon gösterdiği performansla Ligue 1’e yükseldi ancak takımın ana finansörü Azeri iş adamı HafizMammadov’un 20 milyon euro gibi bir miktarı kulübün kasasına garanti olarak koymasını DNCG reddetti vetakımın da Ligue 1’de oynamasını askıya aldı.


Varol DökenMaç BahaneHF138MAÇ BAHANEYUNAN ADALARINDA #1Tüm sezon ve Dünya Kupası sırasında maçları bahane eden Varol Döken’in dedinlenmeye ihtiyacı vardı ve rotayı komşuya çevirdiHer fani gibi benim de tatile ihtiyacım var. DünyaKupası’nın bitmesiyle beraber rotayı 3 ay öncedenplanladığım Yunan Adaları’na doğru kırdım.Hazır sezonun başlamasına çok varken gitmekisteyene, merak edene bir fikir verir diye burayayazıyorum. Yoksa ‘‘tatilde uzo qeyfii’’ gibi biramacı yok yazının. Cruise ile çıktığım seyahattesırasıyla Samos (Sisam), Kos, Rodos, Girit,Mikonos ve Santorini’yi gördüm. Bu sırayla herhafta 2 adayı tanıtır, 3 haftada bu seriyi bitiririm.Ondan sonra gelsin Süper Kupa, başlasın SüperLig zaten.


Gemi, seyahatine İzmir AlsancakLimanı’ndan başlıyor.Costa ClassicaUzun yıllardır, planlı programlı seyahatyapmıyordum, hep son anda bulabildiğim ilk yere3-4 günlük gezilerden oluşuyordu tatil planlarım.Bu sefer bir değişiklik olsun dedim, uzun süredirgörmek istediğim Yunan Adalarına doğru biruzanmak istedim. Biraz araştırma ile CostaCruises’da karar kıldım. Tabii bunda acente yetkilisiarkadaşım Selen’in de payı büyüktü. El sallıyorumSelen bak sana. Siz Yunan Adalarına giden birçokturdan birini de seçebilirsiniz tabii.Neyse uzatmayalım, Nisan ayı gibi CostaClassica’da iç kabinde 2 kişilik yerimizi ayırttık,pasaport yenilemesiydi, vizesiydi (kısa süreligeziler dışında Yunan Adaları vize istiyor) derken,çıkış tarihi olan 14 Temmuz’u ettik. Kabindenbahsetmişken ilk notu düşelim, ekonomikdurumunuz yetiyorsa lombozlu kabin tercihetmenizi öneririm, arada 100 euro gibi bir fark varama sanırım değer.Fiyatlara gelince, dönem dönem değişiyor.Klasik iç kabinler, tüm yemekler dahil bir haftalıkseyahatte kişi başı yaklaşık 500 eurodan başlıyor,bunun üstüne 130 euroluk liman vergisi, 56euroluk bahşişi de eklemeniz gerekir. Vize 60euro, pasaportu da umarım 10 yıllık almışsınızdırönceden. Euro bu kadar artınca biraz pahalıyageldiğini kabul etmem lazım ama 7 gece 8gün olduğunu, yola, yemeğe ve kalmaya paraharcamayacağınızı da unutmamak gerek. Gerisiherkesin ekonomisine kalmış…Ah o gemide ben de olsaydımGemimiz, İzmir Alsancak Limanı’ndan kalkıyordu,bunun için de önceden ucuza alınmış uçakbiletlerimizle 14 Temmuz sabahı İzmir’e doğru yolaçıktık. Havaalanında bizi kadim arkadaşım Özlemkarşıladı. Geminin kalkışına kadar geçireceğimizbirkaç saat içinse İsmail, midyeleri hazırlamıştıbile. Merve Hanım kıskançlıktan çatlasın aldıkmidyeleri Kordon’da Sirena Bar’a oturduk. Üçüncübiradan sonra acaba tüm tatili bira midye ileKordon’da mı geçirsem diye düşünmedim değil.Ama Yunan Adaları bizi bekliyordu ve orada dahaneler neler yiyip içecektik.


Saat 16:00 gibi pasaport kontrolünden rahatçageçip gemiye bindik. Binmeden önce Duty Free’debinerken 3 L, inerken 1 L alkol hakkınız var uyarısınıda söyleyeyim. Gemiye odada içmek üzere içkisokamıyorsunuz. Kendiniz ve arkadaşlarınız içinaldıklarınız ise gemi girişinde alınıyor ve son günodalarınıza teslim ediliyor. Türk Duty Free’si deYunan Adaları’na göre birçok çeşitte daha ucuz.Bu konuya serinin 2. ve 3. sayılarında tekrardöneceğim.Gemiye biner binmez, 17:00’da Türk hostesimizinverdiği tanıtım toplantısına katıldık. Gemide parageçmiyor, size verilen oda kartları çipli, bunlarıister kredi kartınızla eşleştiriyor ister peşin parayladepozito yatırıyorsunuz. Tüm alkollü içecekler vediğer harcamalarınız bu kartla yapılıyor. İçkiler içingünlüğü 23.5 euroya her şey dahil paket var, benimgibi günde 6 kadehten aşağı içmem diyorsanıztavsiye ederim.Costa Classica, Costa’nın ilk gemisi, 1991 yılındainşa edilmiş, 2 kere renovasyondan geçmiş. Birazeski bir gemi ama benim gibi ilk defa Cruise’abinenler için çok büyük. 12 kattan oluşan geminingüvertede 2 küçük havuzu, kumarhanesi, kartodaları, yemekhaneleri eksik değil. Büyük yani.Ama bülbülü Cruise’a da koysan, inelim de birdenize girelim demiş…İlk durak SamosGemimiz, 21:00’da demir alıyor, tüm geceyapılan yolculuğun ardından saat 9 gibi Samos’aulaşıyoruz. Samos, sonradan göreceğimiz 5 adaarasında en bakımsız ve en az turistik olanı.Buna rağmen Pisagor kumsalı için bile gitmeyedeğer. Evet burası ünlü Pisagor teoreminin babasımatematikçinin doğduğu ada.Limandaki tourist information’dan (bildiğinizdanışma) haritamızı alıyor ve otobüslerin neredenkalktığını öğreniyoruz. Buraya bir dip not düşeyim,tatil öncesi planlarda hep motosiklet kiralarımdiye düşünmüştüm ama tüm adalarda AdalarTeoremiyle ünlü Pythagoras’ın plajları da çok güzel.Belediyesi’nin otobüs firması (Ktel) ile dolaştıkve hiç pişman olmadık. Biletler kişi başı ortalama1.80 euro civarında ve gideceğiniz yerleri öncedenkestirirseniz gayet ekonomik bir ulaşım yolu.Pisagor da burada içtiOtobüs durağı, limanı çepeçevre dolaştığınızda1 km kadar ileride. Samos’ta ilk gideceğimiz yerPythagoras yani Pisagor kasabası. 20 dakikalıkbir yolculuktan sonra, otobüs durağında indiğimizyerin hemen karşısında bir yere oturuyor, 2 soğukMythos birası söylüyoruz. Sahibi Panathinakiosluolan, Kabenion diye bir mekân. Yer güzel, biralarıntanesi de 2.5 Euro. Soluklandıktan sonra limanı,Pisagor heykelini ve kumsalı geziyoruz.Pythagoras çok güzel, şirin bir kasaba. Limanındadenize girilebiliyor ama asıl güzel kumsalı otobüsdurağının 500 metre ilerisinde. Oldukça uzuntaşlık bir kumsalı var, deniz pırıl pırıl. Sahildekikulübe restoranlardan birinde 2 bira dahaçakıyorum ve suflaki deniyorum. Fena değil amaözellikle tavsiye edemem. Hediyelik eşya alacaklariçinse durağın 150 metre ilerisindeki beyaz boyalıseramik sanatları dükkanından ‘‘zihin almasıgerekenden fazlasını aldığında taşar’’ felsefeliPisagor bardağını öneririm.Pisagor’da 2-3 saat kadar vakit geçirip geldiğimizotobüsle merkeze geri dönüyoruz.Ne akarı var ne ‘Kokkari’2. durağımız adadaki plajlardan Kokkari. Gemiyolculuğunun en büyük handikapı bu, zaman


kısıtlı, programınızı çok iyi yapmalı, gideceğinizyerleri belirlemelisiniz. Ben bu konuda şanslıydım,Yunanca bilen güzel bir rehberim vardı:)Kokkari, yakın plajlar arasından yaptığımız birseçim, illa gidin diyemem, güzel bir kasaba amasahil şeridi rüzgarlı. Sahil boyunca güzel bar verestoranları vardı ama hiçbirine oturmaya vakityoktu. 45 dakika kadar denize girip güneşlenip,yine Ktel’in şehir içi otobüslerinden biriyle limanadönüyoruz. Çok matah olmayan bir restorandaalelacele suflaki yiyoruz, gemideki yemeğe kadar.Suflaki (kebap) ve gypros (döner) adalarda en çokrastlayacağınız Yunan yemeklerinden. Ben dahaçok balık ürünlerine konsantre olduğumdan bukonuda iyi bir tavsiyem yok.Artık gece olmakta, gemi bizi çağırmakta…Kos fos çıkmadıGemide alakart akşam yemeği, şarap ve gece boyuyolculuktan sonra sabah 8 gibi Kos’a yanaşıyoruz.Kos, Bodrumlu tatilcilerin çok iyi bildiği, günübirlikvizesiz de gidilebilen bir ada. Limandaki Türkbayraklı feribotlar ve sıra kuyruğundaki Türklerdenbunu rahatça görmek mümkün… Gemiden enerken çıkanlardan biriyiz, sabah serinliğinde Kos’udolaşmak keyifli.Futbol sevgisi Yunan Adaları’nda da peşimizibırakmıyor.Burası Yunan Tanrısı Asklepios adına kurulmuş devbir antik sağlık merkezi. 3 kattan (galeri), altar vesütunlardan oluşuyor. Ben çok beğendim, Kos’tamutlaka gidin diyeceğim yerlerden. Giriş 4 euro.Tigaki’ye çekAynı otobüsle merkeze dönüp gidilebilecek yakınplajlardan birine bakıyoruz. Kefalos var adanınöteki ucu 42 km, Kardamena var en popülerolanlardan, biz otobüs saatlerine uyuyor diyeTigaki’yi seçiyoruz ama otobüsü 5 dakikaylaHipokrat ve AsklepiosSamos nasıl Pisagor’un adasıysa Kosda Hipokrat’ın adası. İlk hedef HipokratMeydanı’ndaki Hipokrat ağacı. Buradan 2 doktorarkadaşıma Hipokrat’ın papirüse yazılı orijinalmetnini aldım, içinde çınar yaprağı da olan güzelbir hediyelik. Meydan ve çevresi de çok güzelgerçekten. Günlük wifi ihtiyacını meydanıngirişindeki Cafe Neratzia’da yanında harikakahvelerle gideriyoruz. Tavsiye olsun. Saat10’daki şehir içi ücretsiz mini treni (limandankalkıyor) 2 dakikayla kaçırıyoruz, ondan sonra çokdoluyor sıra. Vazgeçip yine merkezden kalkanKtel otobüslerinden biriyle Asklepion’a gidiyoruz.Kos’ta Hipokrat Meydanı girişindeki CafeNeritzia’da bir kahve için, 40 yıl hatrımız olsun.


kaçırıyoruz. Gün kaçmasın diye bir kerecik taksidenbir şey olmaz diyoruz. Türk pazarlığı 17 eurodanyuvarlak 15 euroya düşürüp, 20 dakikada yolualıyoruz. Tigaki, uzun, hafif rüzgarlı ama güzel birsahil. En ucuna oturuyoruz biz, şezlong zorunludeğil ama paralı, 2 kişi 6 euro diyor, onu da 5’ebağlıyorum. Önce hemen sahilin dibindeki ScalaRestaurant’a oturup bira ve jumbo karidessöylüyoruz. Wifi ve yemek molası aynı anda. Özelbir restoran değil, biralar 2.5 euro, karides 18 euro,deniz kenarındaki her yer kadar tercih edilebilir.Biraz deniz ve güneşten sonra bu seferkaçırmamak için erkenden otobüs durağınagidiyoruz. Kos’ta notlarımıza aldığımız 2 restoranvardı: Barbouni ve Nick the Fisherman… Bizyetişemedik ama yetişenler özellikle Nick’i çokövüyorlar, Vedat Milor’ün de burayla ilgili övgüdolu bir yazısı var zaten. Kos’a giderseniz burayımutlaka notlarınıza yazın. Barbouni de diğer iyi biralternatif. Ama limanda sahil sırasında sıra sırabirçok güzel restoran var, ben Melogios diye bir yerigözüme kestirmiştim mesela. Yazması benden,denemesi sizden…Biz akşam yemeği için gemiye dönüyor ve ertesigünü beklemeye başlıyoruz…Bayramdan sonra Rodos ve GiritÖzetleyecek olursak, Samos’ta Pythagorasmutlaka, Kokkari vb. bir plaj, Kos’ta ise HipokratMeydanı ve Asklepion mutlaka, Tigaki veyabenzeri bir plaj ile günübirlik bir gezinin tadınıçıkarabilirsiniz. En azından biz sayılı saatlerarasında bunlara yetiştik.Haftaya Unesco Koruma Mirası altındaki eski şehribeni benden alan Rodos ile başkenti Heraklion ileadadan çok Yunanistan’ın bir şehri diyebileceğimizGirit var. O vakte kadar lan biz Mecidiyeköy’e zorgidiyoruz, nasıl anlatıyor herifçioğlu diye banakurulmazsanız beklerim.Costa Cruises Türkiye: Teşvikiye Cad. SadunApt. No: 19 Da: 4 Teşvikiye/Şişli-İstanbul 4443412Kos’un gemiden görünüşü

Similar magazines