Yürüyüş dergisi

yuruyus.com
  • No tags were found...

Yürüyüş dergisi

BİZ HALKIZ! HAKLIYIZKAZANACAĞIZ!TALEPLER1- GAZ BOMBASI KİMYASAL SİLAHTIR!GAZ BOMBASI YASAKLANSIN!2- HASTA TUTSAKLAR SERBEST BIRAKILSIN!3- TAKSİM HALKINDIR! HALKA YASAKLANAN TÜM ALAN-LAR AÇILSIN!4- ‘KENTSEL DÖNÜŞÜM’ ADI ALTINDA SÜREN YAĞMA VETALANA SON VERİLSİN!5- HALKIN AŞAĞILANMASINA, İNANÇ VE DEĞERLERİNESALDIRILMASINA SON VERİLSİN!6- HALKA SALDIRI EMRİNİ VEREN VALİ VE EMNİYET MÜ-DÜRLERİ İSTİFA ETSİN!7- BÜTÜN GÖZALTILAR SERBEST BIRAKILSIN,HAKSIZ TUTUKLANANLAR TAHLİYE EDİLSİN!8- DİRENİŞÇİLER HAKKINDA HİÇBİR YASAL TAKİBATYAPILMASIN!www.yuruyus.cominfo@yuruyus.comwww.yuruyus.comHaftalık Dergi / Sayı: 3689 Haziran 2013Fiyatı: 1 TL (kdv dahil)info@yuruyus.comFaşist Saldırılara Halkın CevabıAYAKLANMA!Bu Daha BaşlangıçCepheliler;Halkın Birleşik Gücünü, Halkın Direnişini, HalkınSavaşını, Tüm Ülkeye Yaymak İçin Faşizme Karşı İleri!FAŞİZMİ YENECEĞİZ!


Haftalık Süreli Yerel YayınSiyasi DergiFiyatı: 1 TLSahibi ve Sorumlu YazıişleriMüdürü: Mustafa DoğruAdres: Katip Mustafa Çelebi Mah.Billurcu Sok. No: 20 / 2Beyoğlu/İSTANBULFütursuzluk...Canlara sıkılmış tüm kurşunlarıAlnımıza çağırıyoruzHalklara atılmış bütün bombalarıSinemize davet ediyoruzHançerlerin soğuk edasınaSırtımızı adres gösteriyoruzÇekilecek nice çileyeArdına kadar açıyoruz yüreğimiVe kurşunBombaZincirVe tecritHücreSansürArdından ve arasındanBir tohum gibi Fidan’a durupAlnımızı güneşe uzatıyoruzVe biliyorVe bildiriyoruz kiZulüm yenilecektirYenilmez olan halktır...Tel: (0-212) 251 94 35Ofset Hazırlık: Ozan YayıncılıkAdres: Gülbahar Mah. Cemal SahirSok. Kral Apt. 7/1 B Blok No: 17Daire: 6 Mecidiyeköy / İSTANBULTel: (0-212) 216 41 78Faks: (0-212) 216 41 79Yurtdışı Büro: Vakıf EFSANEwww.yuruyus.comPieter de Hoochstr. 303021 CS Rotterdam/NederlandISSN: 1305-7944Baskı: Ezgi Matbaacılık-SanayiCad. Altay Sok. No: 10Çobançeşme / Yenibosna / İST.Tel: (0-212) 452 23 02Ümit İlterinfo@yuruyus.comDağıtım: Turkuvaz DağıtımPazarlama San. ve Tic. A.Ş.Tel: (0-216) 585 90 00Avrupa: 4 EuroAlmanya: 4 EuroFransa: 4 Euroİsviçre: 6 FrankHollanda: 4 Euroİngiltere: £ 3Belçika: 4 EuroAvusturya: 4 EuroÖğretmenimizÖfkemiz HaklıdırÖfkemizi Hedeflere YöneltelimHedef Düşmanın KalbidirDüzene yönelik nefretimizin temelinde, budüzenin halka ekmek ve adalet yerineyoksulluk, haksızlık, eşitsizlik, yozlaşma,açlık vermesi vardır. Yoksulluğun vehaksızlığın olduğu yerde, halk acı çeker, açlıkçeker. İnsan yerine konulmaz, horlanır.Onuru çiğnenir, "ayak takımı" denilir. İştebu tablonun yarattığı memnuniyetsizlik veöfke, devrimci bilinçle buluştuğunda sınıfkinine dönüşür. Ki düzene yöneliknefretimizin temeli, işte bu sınıfsallıktır.CEPHELİ HALKIN ÖFKESİDİR,KİNİDİR,ADALET SAVAŞÇISIDIR.


İ ç i n d e k i l e r4 Biz Halkız! Sayılmayız parmakile, tükenmeyiz vurmak ileBİBER GAZI KİMYASALSİLAHTIR YASAKLANSIN!7 Faşist saldırılara halkın cevabıayaklanma!11 Taksim direnişi... anlatım. Birdireniş odağı: Taksim14 Taksim’i kazanan gücümüzAKP'den de hesap soracak20 AKP suç işliyor! Halka karşıkimyasal silah kullanıyor!Onlarca çeşit gaz bombasıylasaldırıyor! Biber gazıyasaklanmalıdır!22 Hayata dönüş operasyonumahkeme salonunda dasürüyor! AKP’nin jandarma vepolisi, mahkeme salonunu gazaboğdu!23 Halkımıza çapulcu diyenlerhalkımızın öfkesi karşısındayenilecek! Çapulcu değilhalkız!24 Ccpheli: Kendiliğinden gelişeneylemlerde nasıl inisiyatifalacağız?27 Adalet İstiyoruz: Zulmünüz siziboğacak! Halkı sonsuza kadarzulümle yönetemezsiniz!29 Hayatın Öğrettikleri: Ailemizve devrimcilik30 Halkın Hukuk Bürosu: HalkınHukuk Bürosu’na yöneliksaldırılar çaresizliğinürünüdür! -4-32 Devrimci Okul: Öfkemizidüşmana yöneltelim34 Hasta tutsakları sessiz imhapolitikalarınızla öldürmenizeizin vermeyeceğiz35 Devrimci Memur Hareketi:Devrimci memurlar olarakçocuklarımızın geleceği içinmücadele ediyoruz36 Devrimci İşçi Hareketi: Eğitimciişsizler cenneti Türkiye...38 Sınıf Kini: “Amerikan toprağı”39 Polislere açık çağrımızdır;Halkın içinden çıkıp halkasaldırıyorsunuz! Halkasaldırmak suçtur! Halkasaldırmaktan vazgeçin! İstifaedin simit satın!41 Faşist AKP’nin yalan, demagojive terörle döndürdüğü sömürüçarkı iflas etti43 3. Köprüye, 40 milyon Alevi’yikatleden Yavuz Sultan Selim’inadını vermek, Alevi halkahakarettir! Faşist AKP, Alevihalkın öfkesiyle tanışacaksınız!45 Emek Haberleri: Kazova Tekstilişçileri haklarını almak içinyürüdüler46 AKP Tüm halka savaş açtı. tümTürkiye’yi gaza boğuyor! BDP,AKP’ye Koltuk değnekliğiyapmaya devam ediyor!48 Kürt halkının kaderi, oligarşiyleuzlaşmada, pazarlıklarda,tavizlerde değil,mücadelededir!52 Avrupa’da Yürüyüş: Faşizmekarşı direnen halklar yenilmez54 Avrupa’daki Biz: Emperyalizmin'terör' listesinde yer almaktanonur duyarız, kabulümüzdür!56 Yitirdiklerimiz58 Kulağımıza Küpe Olsun59 ÖğretmenimizDuyuru“Suç”ları Demokratik Sendikal Faaliyette Bulunmak OlanTutsak KEC’liler İçin Dayanışma KonserineTüm Halkımız DavetlidirTarih: 16 Haziran pazarSaat: 15:00Yer: Bostancı Kültür MerkeziDuyuruDevrimci İşçi Hareketi tarafından hazırlanan GREV adlı Tiyatrogösterisine, Sibel Yalçın Parkı’na, TÜM HALKIMIZ DAVETLİDİR...Tarih: 23 Haziran 2013Saat: 20:00


Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013Biz Halkız! Sayılmayız Parmak İle,Tükenmeyiz Vurmak İleHALKI SONSUZA KADAR ZULÜMLE YÖNETEMEZSİNİZTüm Türkiye AKP Zulmüne Karşı AyaklandıHalkımız! Öfkemiz Saman Alevine Dönüşmesin!Halka Zulmeden, Halkı Aşağılayan, Küstah AKP’den Hesap Soralım!Halkın hiç bir talebini dikkate almayan,halkı her fırsatta aşağılayan,halka açıkça savaş ilan edenAKP, halkın gücünü gördü.Halkın sinmişliğinden, tepkisizliğinden,suskunluğundan yolaçıkarak “bu halktan adam olmaz” diyen,her fırsatta halkı küçümseyen,kendi umutsuzluğunu halkın üstüneatan küçük burjuva aydınlar ve halktankopmuş, kendi dünyalarına hapsolmuşsol da halkın gücünü, halk gerçeğini,bir kez daha gördü.İstanbul Taksim Gezi Parkı’na yapılacakAVM’ye karşı başlatılan eylemler,AKP’nin halkı aşağılayan,hakir gören küstahlığına, kendini beğenmişmağrurluğuna, büyük dağlarıbiz yarattık havalarına, faşist terörünekarşı tüm ülke çapında halkayaklanmasına dönüştü.AKP, on yılı aşan iktidarında ilkkez, ciddi bir halk muhalefetiylekarşı karşıya kaldı.Halkımız AKP’ye “açtığın savaşkabulümüzdür” dedi. En sonresmi rakamlara göre 77 ilde bir milyonunüzerinde insanımızın katıldığıtoplam 603 eylem yapıldı. 10 gündürhalkımız, Türkiye’nin dört bir yanındaayakta. Faşist devlet istisnasız her eylemegaz bombalarıyla, coplarla, TO-MA’larla pervasızca saldırıyor. Ve tümsaldırılar saatlerce süren halkın direnişiylecevaplanıyor.Şu an itibarıyla İstanbul Ümraniye1 Mayıs Mahallesi’nde,eylemleri desteklemek için TEM otoyolunukapatmak isteyen MehmetAyvalıtaş, bir otomobilin çarpmasısonucu yaşamını yitirirken, ağır yaralananSeyit Kartal’ın yoğun bakımdatedavisi sürüyor. Ankara Kızılay’dakieylemlerde polis silahını çıkartıp,kitlenin içine ateş açarak, EthemSarısülük’ü başından vurdu. Yoğunbakımda olan Sarısülük’ün beyinölümü gerçekleşti. Hatay’ın Antakyaİlçesi’nde eylem yapan halka saldırarakpolis, Abdullah Cömert adlıbir kişiyi döve döve katletti.Şu ana kadar tüm ülke çapında, 4binin üzerinde gözaltı var. Hastanekayıtlarına göre 3 binin üzerindeinsan yaralandı. Binlerce kişi hastaneyegitmeden, eylem yerlerinde kurulanseyyar tedavi merkezlerindeayakta tedavilerini yaptırıp çatışmayakaldıkları yerden devam ediyor.Halk artık ne gaz bombalarına, necoplara, ne de TOMA’ların fırlattığıbasınçlı sulara aldırış etmiyor.Halk, AKP’nin faşist terörle oluşturduğukorku dağlarını çoktan aştı.Ayaklanmaya katılan kitlenin çokbüyük bir bölümü belki de yaşamlarıboyunca, ilk kez bir eyleme katılıyor.İlk kez slogan atıyor, ilk kez devletinpolisiyle karşı karşıya kalıyor veona taş atıyor, ilk kez barikat arkasındadövüşüyor. Ancak iddia edildiğigibi ayaklanmaya katılan yüzbinler,hiç de “ne istediğini bilmeyen apolitikkalabalıklar” değiller. Evet, çokbüyük bir kesimi örgütsüz. Ancak halkımız7’den 70’e ne istediklerini çokiyi biliyor. AKP’nin halka açtığı savaşve halk düşmanlığı halkı patlamanoktasına getirmiştir.Halk gerçeği de budur. Susar, susar,susar... Onca baskıya, oncazulme, onca teröre, onca hak gasplarına,onca aşağılanmaya, hakarete, işsizliğe,açlığa, yoksulluğa rağmen ciddibir tepki göstermez. Ancak halk, yaşadığıhiçbir şeyi unutmaz. Açlık, yoksulluk,zulümle birlikte öfke ve kin debüyür. Bir tek damla nasıl bardağı taşırıyorsa,bir tek olay da öfkeninpatlamasına yeter. Halkın önündekibentler bir kez çatlamaya görürsün, birikenöfke ve kin bentleri patlatır vehalkın patlayan öfkesinin önündehiçbir güç duramaz.Hatay’da şehit düşen AbdullahCömert şehit düşmeden öncedireniş hakkında arkadaşları ile şuduyguları paylaşıyor: "3 günde sadece5 saat uyudum. Sayısız biber gazı yedim,3 defa ölüm tehlikesi atlattım. Veinsanlar ne diyor biliyor musunuz?"Boşver ülkeyi sen mi kurtaracaksın"Evet kurtaramasakda bu yoldaöleceğiz. O kadar yorgunum ki, 3 günde7 tane enerji içeceği 9 tane ağrı kesiciile ayaktayım. Sesim kısık vaziyetteama gene saat 6'da alanlardayım.Sadece devrim için"...AKP 10 yılı aşan iktidarında ilkkez bu kadar ciddi sarsıldı. Bütündevleti baştan sona yeniden yapılandıran,devletin tüm kurumlarınıAKP’nin kurumları haline getiren, hiçbir politikası ciddi bir muhalefetle karşılaşmayanAKP, halk ayaklanmasıkarşısında adeta çaresiz kaldı.AKP’nin yalanları, “provakatör”,“marjinal”, “dış güçler”, “terör örgütleri”,“darbe, Ergenekon” gibi demagojilerive tamamen iktidarın kölesihaline gelen burjuva medyanınsansürü, dezenformasyonu halkınayaklanması karşısında hiç biri işe yaramıyor.Burjuvazinin akıldaneleri sözdeayaklanmanın sosyolojik tahlilleriniyaparken halkın büyük orandaörgütsüzlüğünü kullanarak ayaklanmayısıradan bir protestoya indirgemeyeçalışıyor. Özellikle polisin, gazına,copuna, basınçlı suları ve her tür-


lü terörüne aldırış etmeden, halkıngünlerce ölümüne direnmesini yoksaymak istiyor. Polisle 10 gündürgeceli gündüzlü çatışan yüzbinleri, sadece“bir grup provokatör” olarakgöstermeye çalışıyor. Ayaklanmanınbaşında sanki hiçbir şey olmuyormuşgibi 35 saat aralıksız süren çatışmadantek bir görüntü vermeyen burjuvamedya, şimdi de tüm Türkiye çapındayüzbinlerin katıldığı ayaklanmayıTaksim Gezi Parkı’na hapsetmeyeçalışıyor.diletecekleri sahte özürler-İktidara le, kimi tavizlerle halkın öfkesiboşaltılmaya çalışılıyor. “Şiddete bulaşmayın”,“provokasyonlara gelmeyin”,“sizler iyisiniz, hoşsunuz, haklısınız...provokatörleri aranıza sokmayın”gibi çağrılarla, ayaklanmanın örgütlenmesine,devrimcilerin öncülüğündeyürütülmesine, engel olmaya çalışıyorlar.Yaptıkları haberlerle, programlarladireniş, magazinleştirilmeyeçalışılıyor. Bunu da faşizmin saldırılarınınhedefi olan aydın ve sanatçıların,medyatik yönlerinikullanarak yapıyor. Aydın ve sanatçılarımızburjuva medyanınbu oyununa düşmemelidir. Gazetecilerdenyazarlara, sinemacılardantiyatroculara, müzisyenlereAKP iktidarında faşizmgerçeğini çok net gördüler. Faşizmkendine hizmet etmeyenher kesime karşıdır. Burjuvamedya medyatik kişilikler üzerindendirenişin içini boşaltmaya,bölmeye ve “itidal” çağrılarıylaAKP ile uzlaştırmaya çalışıyor.Faşizme karşı tavrımız netolmalıdır. Kazanmak için,faşizmi geriletmek için direnmektenbaşka yol yoktur. Bu tarihselbir doğrudur. Sahip olduğumuzhiçbir hak, büyükbedelleri göze alarak direnmedenkazanılamaz.AKP, halk ayaklanmasınıetkisizleştirmek, yolundançıkartmak için şimdidenmanevralara başlamıştır. CumhurbaşkanıAbdullah Gül’ün,Bülent Arınç’ın açıklamalarınaBkanmayın.u hafta meclis gündemine geleceğiaçıklanan Tabiat Kanunu Tasarısırafa kaldırıldı. Tayyip Erdoğanda dahil AKP Taksim’e AVM’dençark etti. Yarım ağız da olsa özürlerdileniyor. Bunlar tartışmasız ayaklanmanınzaferidir. Ancak bunlar sadeceayaklanmayı bitirmeye yönelikyapılan manevralardır. Faşizm ileuzlaşarak hiçbir hak kazanamayız. Direnişbittikten sonra AKP iktidarıayakta kalabilmek için çok daha pervasızsaldıracaktır.Kaldı ki, medyada öne çıkarttıklarıTaksim Gezi Parkı dışında,İstanbul dahil tüm Türkiye’de, halkapervasızca saldırılmaktadır. İstanbul’ungecekondu mahallelerinde onbinlerceinsanımız hergün sokaklarda,AKP faşizmine karşı direniyor.Gazın, copun, tazyikli suyun hükümsüzkaldığı yerde, plastik mermilerkullanmaya başladı. İzmir’de ellerineçivili sopa verdikleri kim olduğubelli olmayan kişilerle halktanTALEPLERİMİZ1- Gaz Bombası Kimyasal Silahtır!Gaz Bombası Yasaklansın!2- Hasta TutsaklarSerbest Bırakılsın!3- Taksim Halkındır! HalkaYasaklanan Tüm Alanlar Açılsın!4- ‘Kentsel Dönüşüm’ Adı AltındaSüren Yağma ve Talana SonVerilsin!5- Halkın Aşağılanmasına, İnançve Değerlerine SaldırılmayaSon Verilsin!6- Halka Saldırı Emrini Veren Valive Emniyet Müdürleri İstifa Etsin!7- Bütün Gözaltılar SerbestBırakılsın! Haksız TutuklananlarTahliye Edilsin!8- Direnişçiler Hakkında HiçbirYasal Takibat Yapılmasın!yakaladıkları kişileri komalık edenekadar dövmektedirler.AKP’DEN ÖZÜR DEĞİL, GASPEDİLEN HAKLARIMIZI İS-TİYORUZ: Halkın üzerine ölüm kusanlarözür dileyemez.. ÖZÜR İS-TEMİYORUZ. ADALET İSTİYO-RUZ... Halka zulmedenler, bu zülmünhesabını vermelidirler... ÖzürAKP’nin ikiyüzlülüğüdür. Suçlarınınüzerini örtmektir. Halka zulmünmaskesidir özür... Kabul etmiyoruz!ÖZÜR SORUMLULUKTAN KAÇ-MAKTIR!... Katillere, işkence yapanlaratalimat verenler SİYASİ SO-RUMLULAR İSTİFA ETMELİDİR!YOKSUL GECEKONDU HAL-KIMIZ; TALEPLERİMİZ SO-MUTTUR! UZLAŞARAK DEĞİL,AYAKLANMAYI BÜYÜTEREKKAZANIRIZ!Gün bugündür. Ayaklanmayı tümTürkiye çapında büyütmeliyiz.Faşizmi geriletecek olan budur. Halkdüşmanı, küstah AKP’nin kapılarınadayanmalıyız. Kentsel dönüşümadı altında evimizi barkımızı elimizdenalıp bizleri şehrin dışınasürmek istiyorlar. İşte Taksim’in,1 Mayıs Alanı’nın halka kapatılmasıbu saldırıların sadece bir parçasıydı.Taksim’i nasıl kazandıysak,evlerimize de öyle sahipçıkacağız. KENTSEL DÖNÜ-ŞÜM ADI ALTINDA SÜRENSOYGUN YAĞMA VE TALANDURDURULSUN talebiyleayaklanmayı büyütelim.GAZETECİLER, AYDIN-LAR, SANATÇILAR, Tİ-YATROCULAR; Gün uzlaşmadeğil, ayaklanmayı büyütme günüdür.Emek sinemasını yıktılar,AKM’yi de yıkacağız diyorlar.Onlarca gazeteci, tiyatrocu, müzisyenhala hapishanede. Faşizmsanatın, sanatçının önündeki enbüyük engeldir. AKP, kendi düzeninehizmet etmeyene yaşamhakkı tanımıyor. Şimdi AKP, direnişikırmak için aydın ve sanatçılarıkullanmaya çalışıyor.Faşizme karşı direnişi büyütmektenbaşka yol yoktur.İŞÇİLER; BU AYAKLANMA-DA DAHA ÖNE ÇIKMALI-Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013


Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013SINIZ; Örgütlenme hakkımızın önündeonlarca engel varken, son sendikalarlailgili düzenlemelerle sendikalarımızAKP’ye hizmet eden kurumlarhaline getirilmek isteniyor. AKP’ningrev kırıcılığıyla grev hakkımız fiilenelimizden alınmaktadır. Taşeronlukyasası, kıdem tazminatlarının kaldırılmakistenmesi, kuralsız çalışma,istihdam büroları adı altında kurulacakköle pazarlarının önüne başka türlü geçemeyiz.Şimdi gasp edilen haklarımızıgeri almanın ve saldırıları püskürtmenintam zamanıdır.KAMU EMEKÇİLERİ; AKPGrevli, Toplu Sözleşmeli sendikahakkımızı gasp etti. 657 sayılı DevletMemurları Kanunu’nda yapılacakdüzenleme Mecliste bekliyor. Bu düzenlemeylebirlikte 2.5 milyon kamuemekçisinin tüm hakları gasp edilerektaşeron işçisine çevrilecek. İkigünlük iş bırakma eylemini daha ileriyetaşıyarak taleplerimizle haklarımızkabul edilinceye kadar AKP’ninkarşısına dikilelim.GENÇLİK ANTİ-FAŞİST, ANTİ-EMPERYALİST MÜCADELE-DE ONURUMUZDUR! GENÇLER;Bu ayaklanmanın en militanı sizlersiniz.Hatay’da şehit düşen AbudullahCömert "Boşver ülkeyi sen mi kurtaracaksın"diyenlere çok net bir cevapveriyor: “Evet kurtaramasak dabu yolda öleceğiz” diyor. Biz konuştuk,faşizme karşı çıktık ve herkes şaşırdı.Niye? Çünkü; bizim hep elikolu bağlı, suskun, kendinden başkasınıdüşünmeyen, bireyler olmamızı istediler.Eğitim hakkımız elimizdenalınacak, susacaktık, işsiz kalacak susacaktık,okuldan atılsak susacaktık,gerici eğitim sistemi dayatılacak, susacaktık,emperyalistler ülkemizde ciritatacak biz susacaktık. 12 Eylül’denberi itaat eden böyle bir gençlik yaratmayaçalıştılar. Ama başaramadılar.12 Eylül’ün en karanlık dönemlerindebile istedikleri gençliği yaratamadılar.SUSMADIK! BENCİLLİK,ZULÜM KARŞISINDA ELİ KOLUBAĞLI DURMAK GENÇLİĞİNRUHUNA AYKIRIDIR. Gençlik ülkemizinher zaman onuru olmuştur.Anti-emperyalist mücadelenin bayraktarlığınıyapmıştır. Amerika’nın 6.Filo’sunu denize dökme onuru Dev-Genç’lilere aittir. Bugün de gençlerimizdüzenin yoz kültürü ve tüm kuşatmalarınarağmen kendisine biçilenkimliği kabul etmemiştir. Tüm tecrübesizliğinerağmen ayaklanmanın enönünde barikatların başında yerini almıştır.Durmak yok! Ayaklanmayıtüm ülke çapına yaymalı ve taleplerimizlefaşist AKP’nin karşısına dikilmeliyiz.Faşizmin kurumu YÖK kapatılsın.Bilimsel parasız eğitim istiyoruz.Gerici eğitime son. Okullardanpolis ve özel güvenliklerinizi çekin. Bilimseleğitimin önündeki tüm engellerkaldırılsın.İNANÇLARI YOK SAYILAN,KATLİAMLARLA, KIYIMLAR-LA YOK EDİLMEK İSTENEN AL-EVİ HALKIMIZ! AKP faşizmini artıkçok iyi tanıyorsunuz. Tarihin en büyüksaldırılarıyla karşı karşıyasınız.İnançlarınız yok sayıldığı gibi çok sistemliasimilasyon politikalarıyla inançlarınız,kimliğiniz yok edilmek isteniyor.İşbirlikçi AKP iktidarı tüminançların düşmanıdır. Alevi halkımızadüşmanlığı ise tarihseldir. 40 binAleviyi katleden Yavuz’un adının sendenkesilen vergilerle yapılacak olan3. köprüye verilmesi bu tarihsel düşmanlığındandır.Taleplerimiz somuttur.Köprünün adı değiştirilsin. İnançlarımıztanınsın, inançlarımıza hakaretedilmekten vazgeçilsin ve tarih boyuncaAlevi halkına karşı işlediğisuçlardan dolayı Alevi halkından devletözür dilesin. Taleplerimiz için tümTürkiye’de ayaklanmayı büyütelim.ULUSAL KİM-BAĞIMSIZLIĞI, LİĞİ, EN TEMEL HAK VEÖZGÜRLÜKLERİ PAZARLIK MA-SALARINDA KURBAN EDİLENKÜRT HALKI! Faşist düzen ile uzlaşaraktarih boyunca hiçbir halkınkurtuluşu gerçekleşmemiştir. Faşizmile demokrasi, faşizm ile özgürlüklerasla yanyana olamayacak kavramlardır.Kürt milliyetçi hareketin bugünAKP ile girdiği uzlaşmadan da aslaKürt halkı için barış, demokrasi, özgürlükçıkmayacakır. “Çözüm” adıylabaşlatılan sürece dönün bir bakın.Son altı ay içinde demokratikleşmeadına tek bir adım atılmazken faşizmtüm kurumlarıyla birlikte halka zulmediyor.Ülkenin dört bir yanındahalk zulme karşı ayaklandı. Bugün yerinizzulmedenlerle uzlaşmak değil,zulme karşı direnenlerle birlikte direnmektir.CEPHELİLER; Aylardır diyoruzki; faşizm sonsuza kadar halkı terörleyönetemez. AKP’nin yönetememekrizi büyüdükçe terörü de büyüyecektir.Sadece 1 Mayıs’tan beri yaşananlarabakmak yeterlidir. Tüm alanlarhalka yasaklandı. Can bedeli kazandığımızalanları gerekirse yeni canlarvererek koruyacağız dedik. Yasaklararağmen, kafamızın gözümüzün kırılıppatlatılması pahasına kesintisizalanlardaydık. Faşizme karşı omuzomuza direnmekten başka yol yokturdiyerek çağrılar yaptık. İşte bugüntüm Türkiye’de halkımız faşizme karşıayaklandı. Günlerdir omuz omuza direniyor.Ancak halkın biriken öfkesiayaklanmaya dönüşse de oligarşi yıllarınyönetme tecrübesiyle, direnişietkisiz hale getirecektir.Direnişe öncülük yapmalıyız.Ayaklanmayı devrimcileştirmeliyiz.Ayaklanmaya önderlik yapmayıbaşaramadığımızda burjuvazi ayaklanmayıçeşitli hak kırıntılarıyla düzeniçine çekerek bitirmekte zorlanmayacaktır.halktan adam olmaz diyenBu herkes halkın gücünü görmüştür.Halkımıza her zaman güvendik. Devrimihalkla yapacağız. Halkımız, ülkemizinher tarafında devrimcilergibi taşla, sopayla, barikatlarla faşizmekarşı direniyor. Kimse “marjinal”di,“vandalizm”di, “provokasyon”dudemagojilerine sarılamaz.Tarih bir kez daha tanık olmuştur: Direnerekhaklar kazanılıyor. Dağları bizyarattık havasındaki küstah AKP’lilerbugün halkın ayaklanması karşısındaçaresiz kalmıştır. Ki, daha bubaşlangıçtır. Zulüm halkı sindirmeyeyetmiyor artık. Faşizm daha da tırmanacaktır.Faşizmi geriletmenin,yenmenin direnmekten, savaşı büyütmektenbaşka yolu yoktur.Bir adım bile geri adım atmadan,taleplerimiz kabul edilinceye kadardirenişi büyütelim. FAŞİZMEKARŞI OMUZ OMUZA! HALKIZHAKLIYIZ KAZANACAĞIZ!


Faşist Saldırılara Halkın CevabıAYAKLANMA!Bu Daha BaşlangıçDirenenler TaksimDirenişini Anlatıyor!Biz Perşempe günü Gezi Parkı'naorada kurulan çadırları ziyarete gitmiştik.Saldırı ihtimalini duyan herkesgelmişti parka. Sahiplenme çok güçlüydü.Biz orada biraz kalıp ayrıldık.Sabaha karşı polis operasyonu olmuşve çadırlar yakılmış. Parkta zatensabaha karşı sayı oldukça düşükmüş,Polis gaz bombaları ile saldırıp parkıboşaltmış. Ve daha sonra da bariyerlerleparkı çevirip girişi yasaklamış.Yani yıkım için parkı yalıtmış.Bu gelişme üzerine Cuma akşamıTaksim Meydanı'nda toplanma kararıalındı. Bizim de zaten her Cuma akşamıTaksim'den Galatasaray'a yapmakistediğimiz yürüyüş oluyordu.Bu eylemden dolayı polis Taksim'itamamen kuşatmıştı. Ve meydana çıkışlaraizin vermiyordu. Ama esasolarak İstiklal Caddesi üzerinden onbinlercekişi yürüyerek meydana çıkmakistiyordu. Ben de İstiklal Caddesiüzerinden meydana çıkmak isteyenlerinarasındaydım. Çatışmalar boyuncada İstiklal Caddesi kolundaydım.Diğer yerlere geçemedim.İstiklal Caddesi’nde hiç polis yoktu.Tünelden, meydanın girişine kadarinsanlarla doluydu ve hemen herkeseylem için gelmişti zaten. Polisinİstiklal’de yürüyüş yaptırmamakararı bu eylemle birlikte tamamenortadan kaldırılmıştı. Ama Meydangirişinde çok sayıda polis vardı. Vekitle yaklaşınca önce TOMA’larlasaldırdılar, daha sonra gaz bombasıatmaya başladılar. Kitle caddeningerilerine doğru çekildi ama ara sokaklardoldu. Biz İstiklal’inen başındaki sokağa girdikve kitlenin en önünde yeraldık. Çatışmalar boyuncada İstiklal Caddesi’ndekikitlenin en ön grubundaydık.Yani Tomalarla ve polisleburun buruna olduk saatlerce.Biz sokaktan caddeye çıkıppolise taşlarla saldırıyorduk,biz caddeye çıkar çıkmazpolis bize gaz bombası atıyorduve yeniden sokağa çekiliyorduk.Bu şekilde çatışmasaatlerce sürdü. Biz polisi geriletip,barikatı yarıp meydana giremedikama polisin de ilerlemesineve İstiklal’i ele geçirmesine izinvermedik. Bizim olduğumuz sokağıçok uzun bir süre geçemediler. Çatışma19.00 gibi başladı, gece 03.00sıralarında çok güçlü bir şekildeyüklendi polisler ve bizi geriletmeyebaşladılar. Sokağın içine de çok yoğungaz bombası atmaya başladılar.bu şekilde 2 saat boyunca bizi oldukçagerilettiler, Galatasaray Lisesi civarınakadar çekilmek zorunda kaldık adımadım. Daha sonra yeniden saldırıyageçip tekrar en baştaki pozisyonumuza,yani ilk sokağa kadar gerilettikpolisleri.Bizim karşı sokağımız, bizimsokağın alt tarafı, en aşağıdakiTarlabaşı Bulvarı, heryer direnişçilerledoluydu. Onbinlerce kişiçatışıyordu. Polis herhangi bir yeriyarıp arka tarafa geçemiyordu.Bu yanıyla çok güçlü bir direnişvardı. Ama bir o kadar da koordinasyonsorunu ve başıboşluk vardı.Bizim bölgemizin dışında, Sıraselvilertarafı, Cihangir tarafı, Gümüşsuyutarafı, Harbiye tarafı daen az bizim kadar kitlesel bir şekildeçatışıyordu. Bunu duyuyorduk.Taksim Meydanının etrafınıyüzbinler kuşatmıştı adeta. Ama herhangibir yerden yarıp içeriye giremiyorduk.Tüm kollar birlikte hareketedebilse çok daha önce yarıp girmemizmümkün olabilirdi. Biz, bizimsokağımızdaki kitleyi yönlendirmeyibüyük oranda başardık. Kontrolübizdeydi sokağın. Aslında özellikleorganize etmemiştik ama bizden birçokarkadaş çatışmak için Taksim’egeldiğinde, bizim sokağa gelmiş zaten.Doğallığında birçok arkadaşımızlabirlikte oldukça kalabalıklaştıksokakta.Dikkatimi çeken önemli yanlardanbiri, bizim dışımızda çok büyük birkitlenin profiliydi. Aslında günlükyaşamda oldukça uzağımızda duran,bizim de belki pek beğenmediğimiz,yoz dediğimiz, bundan birşey olmaz diyebileceğimiz, giyimiylekuşamıyla, içkisiyle bambaşka birkültürün içinde olan onbinlercegenç çok büyük bir cesaretle çarpışıyordu.Oldukça yaratıcı ve öfkedolu bir şekilde bir sıra neferi gibiSayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013


Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013çarpışıyordu.Bu gençlerin her birininaslında ne kadar büyük birpotansiyelimiz olduğunu, halkgüçlerinin bunlardan oluştuğunu,ne kadar yozlaşsa dahalka ait bir damarın hep attığınıve bu damar yönlendirilmeyebaşlandığında da ne kadarbüyük bir gücün ortaya çıktığınıgördüm.Bu hem örgütsüz kişiler içingeçerli, hem de oportünist-reformistyapıların kitleleri için geçerli. Herkestek vücut olmuş bir şekildeçatışıyordu. Barikat hep birliktekuruluyor, polisin ateşinden herkesbirbirini korumaya çalışıyor, yaralananlaraanında müdahale ediliyor,gaz bombasından yüzü yananlarabirileri mutlaka limon veriyor,süt veriyor, yüzünü yıkıyor,spreyle temizliyor... Herkes bir şeyyapıyordu. Çok güzel bir halk ordusuvardı. İnsan kendisini çokbüyük bir güvende hissediyor.Sonuç olarak sokağımızda büyükbir direniş yaşandı ve polis bir adımbile ilerleyemedi bu direniş sayesinde.Bütün bunlar bu kitlenin tamamı tarafındanyaratıldı.Sabaha karşı herkes yorgun düşmeyebaşladı ve çatışmalar oldukçayavaşladı.Taksim’den ÇekilmeyeBaşladığı Haberini AldıkYeniden Taksim’e gittiğimizdetüm kitle Taksim'e girmişti. Amameydanda çok büyük bir dağınıklıkvardı. Tek bir merkez yoktu. Sahne,ses düzeni vb yoktu. Ayrı ayrı küçükmerkezler oluşmuştu. Bizim kitlemizde çok dağınıktı. Bir yandan meydanıgezerek kitlemizi belirli bir yerde(anıtın dibinde) toplanmaya çağırdık.Bir yandan da ne yapacağımızı konuşmakiçin diğer grupların temsilcileriniaramaya başladık. Bizim kitlemizianıtın önüne topladık. 400kişi civarında olmuştuk. Burada megafonlabir konuşma yaptık. Konuşmaboyunca sayı artmaya başladı. Çevredekilerde geldi.Meselenin Gezi Parkı protestosunuçok aştığını, AKP'nin bugünekadar biriktirdiği öfkeninbir patlaması olduğunu, yaşananınbardağı taşıran son damla olduğunusöyledik özetle. Ve Taksim’ikazanan gücümüzün AKP'den de hesapsormaya yeteceğini vurguladık.Gerekirse buradan ayrılmayalım işgaledelim dedik. Burada şarkılar söyledik.Büyük halaylar kuruldu.Daha sonra sol yapıları bir noktadatoplanmaya çağırdık. Bu toplantıdaayak üstü neler yapabileceğimizi konuştuk.Biz Hükümet İstifa Etsinve Biber Gazı Yasaklansın talepleriyleişgal edelim meydanı dedik.SDP ve BDSP'de buna katılıyordu.Ama diğer yapılar, buranın zaten birinisiyatifi var (Adı Taksim İnisiyatifiimiş), onlardan çıkacak karar önemli,onlara rağmen karar alamayız dediler.Bu oluşumda kimler var dedik, GeziParkı'ndaki eylemi koordine edenbileşenlerin olduğunu, çeşitli sivilkişilerin yanısıra çevreci örgütlerin,sendikaların ve bazı partilerin olduğunusöylediler. Ve onların toplantısınınyapılmakta olduğunu ve hattabitmek üzere olduğunu öğrendik.Biz de o toplantıyı bitirip hemen diğerinekoştuk.Taksim İnisiyatifi toplantısına gittiğimizde,40'tan fazla kişinin olduğunugördük. Birçok kurumun temsilcisioradaydı. Büyük çoğunluğunutanımıyorduk. TTB'den TKP'denEMEP, KESK, DİSK gibi kurumlarıntemsilcileri vardı. Ve toplantı bitmeküzereydi. Ne konuştuklarını anlamayaçalıştık. Ve gördüğümüz kadarıylabir karar almışlardı, o karar dakitleyi dağıtmaya yönelikti.Yani Taksim'e öğlengirilmiş, akşam boşaltmakniyetindeydiler. Bunu kitleyeses aracı ile duyuralımdediler ve kalkmaya başladılar.Ben bu aşamadamüdahale ettim. Söz istediğimisöyledim. Beni tanımışlardıve arkadaşıda dinleyelim dediler.“Ben yanlış anlamadıysam dağıtmakararı aldınız” dedim, eğer böyleysebunun vebalinin çok ağır olacağınısöyledim. Onbinlerce insan çatışmış,yaralanmış, komaya girmiş ve ensonununda bir açıklama ile bitirmekbüyük hata olur dedim. SadeceTaksim'de değil İstanbul'un birçokyerinde şiddetli çatışmaların olduğunu,Türkiye'nin dört bir yanındaçatışmaların olduğunu, halkın sokağadöküldüğünü, bunların hiçbirisininGezi Parkı protestosu içinolmadığını, halkın AKP'ye olan birikmişöfkesini dile getirdiğini, vetüm eylemlerin merkezinin burasıyani Taksim olduğunu, tüm dünyanıngözünün burada olduğunu,buradaki eylemin bitmesinin heryerdemoral bozacağını ve diğerlerinide olumsuz etkileyeceğini, tersineburada sürdürülecek bir direnişinher yeri ateşleyeceğini, üzerimizdetarihsel bir sorumluluk olduğunusöyledim.İsteseniz de bu kitleyi dağıtamazsınızdedim. Ayrıca kendi başınızaböyle bir karar alamazsınız artık dedim.Eylemin Taksim inisiyatifigrubunu aştığını ve bir halk hareketinedönüştüğünü, tüm halk güçlerininonayını almanın bir zorunlulukolduğunu söyledim. Siz dağıtırsanızbiz buna uymayız, zatenbizim kararımız da değil, sormadınızbile bize dedim. Bu fikri destekleyenlerde oldu. Sonuç olarak acilolarak müdahale edilmesi gerekenkonular vardı. Onlarla ilgili görevlilerbelirlendi ama sesli anonstan vazgeçildi. Bu konuyu akşam tekrar ayrıntılıkonuşup ortak karar alalımdedik. Ama gece meydanda kalmakararı o anda alındı. Yani meydanı


terk etmeyeceğimiz kesinleşti. Akşam21.30'da diğer konuları (gece ne yapılacakve ertesi gün ne yapılacak)konuşmak üzere ayrıldık. Akşam toplantıyerine geldiğimizde bizimle birliktebirkaç siyaset daha gelmiştiama esas olan grup yoktu. Yarım saattenfazla bekledik gelmediler. Sonrabaşka bir yerde toplandıklarını vetoplantının yarım saat önce başladığınıöğrendik. Toplantının yapıldığıyere gittik. Resmen bizimdışımızda, bizsiz toplantı yapmayaçalışıyorlardı. Hemen toplantıyakatıldık ve bu durumu şiddetleeleştirdik. Hangi hakla toplantınınyerini değiştirdiklerini, bunun hiçbirahlaka sığmadığını söyledik.Bunu diğer gruplar da eleştirdi.Bu Toplantıda Da EsasOlarak Gezi ParkınaÇekilmeyi DüşündükleriOrtaya ÇıktıErtesi gün tekrar meydana çıkalımve bir şenlikle bitirelim diyorlardı.Biz buna da itiraz ettik. Gezi Parkı’naçekilmek intihar olur on binlerceinsanı bir kapana hapsetmiş oluruzdedik. Fiziksel olarak hiçbir korumasıolmayacağı gibi, ideolojik olarak dagücümüzü kaybetmek olur dedik. Tamtersine şu an avantajlıyız, hazır hiçbirpolis yokken, rahat rahat iş bölüşümüyapalım, meydana gelen tüm yollarabarikatlar kuralım, kitlenin güvenliğinialalım ve meydanı tutalım dedik. Taksimİnisiyatifi içindekiler buna şiddetleitiraz ediyordu. Bu provokatif olurdiyorlardı. Böyle bir amacımız yokbizim tek amacımız Gezi Parkı’nı korumakdiyorlardı. Ayrıca barikatlarınsaldırı gerekçesi yapılacağını söylüyorlardı.Tam anlamıyla kendine güvensiz,halka güvensiz kişilerdi. Sonuçolarak 2 karar çıktı:Reformistler DirenişiBitirmek İçin EllerindenGeleni YaptılarBirinci Karar: Gece meydandakalınacak, her yere barikatlar kurulacak(bunu biz sol gruplarla konuşupbölüştük. Biz Sıraselviler koluna barikatkurma ve orayı tutma görevinialdık).İkinci Karar: Ertesi gün 14.00'dezafer şenliği ya da mitingi yapılacakŞenlikten sonra ne yapacağımızayarın karar verelim dedik. Şenlik içeriğine olacak, talebimiz ne olacakgibi konuları konuşmak için gece23.30'da Makina Mühendisleri Odasındayeni bir toplantı kararı alındı.Oradaki toplantıda da talepler konusukonuşuldu. Hemen herkes valiistifa etsin diyordu. Ya da İçişleriBakanı istifa etsin diyordu.Biz buna da itiraz ettik. 4 gündürtüm barikatlarda, tüm eylemlerde,yürüyüşlerde, her yerde tek bir hedefvar: Hükümet, yani AKP. Herkesiortaklaştıran AKP öfkesidir. Saldırınınsiyasi sorumlusu da AKP'dir. Bu nedenlevali yerine hükümet istifa sloganınıöne çıkaralım dedik. Meydandaulusalcısından komünistine, Kürtlerdenküçük burjuvasına, çevrecisindensağcısına kadar çok değişik kesimlerdenhalk vardı. Tüm kesimlerinortak paydası buydu diye düşündükve kitleyi eritmeden, gücünü kaybettirmedenatılacak en güçlü sloganınbu olacağını savunduk. Bu çok hayaliolur diye itiraz edildi. Biz de illa hükümetistifa edene kadar burada duracağızdiye bir kural yok ama bunuçok güçlü dile getirmeliyiz dedik.Gezi Parkı ile meydanı birbirendenayırmalıyız artık dedik. Gezi Parkıiçin uzun vadeli, nöbet sitemine dayananbir çözüm üretilebilir amameydanı ne yapacağız bunu ayrıcakonuşalım dedik.Daha sonra ses düzeni nasıl venereye kurulacak, kim getirecek,program akışı ne olacak gibi konularageçildi. Eylem komitesi tüm yapılardanoluşuyordu. Bir de teknik konularıdüzenlemek için bir teknikkomite kuruldu. Biz teknik komiteyede girdik.Reformistlerin ciddi bir ağırlığıvardı biz oraya gidene kadar. Bizdensonra kısmen bir belirleyiciliğimizoldu. Söylediklerimize açıktan hiçitiraz edemiyorlardı. Toplantı bitinceherbiri ayrı ayrı çekiyordu bizi kenara.Ama yine de hep katakulli ile bizimolmadığımız ortamda kararlar almayaçalıştılar. Buna defalarca kez tanıkolduk. Eleştirdik ama birliği dağıtmamakiçin soğukkanlı olmaya çalıştık.Gece barikatlar kuruldu ve herkesyerleşti. Biz tam anıtın dibine yerleştik.Ama belli bir saatten sonraciddi sorunlar çıkmaya başladı. Kitleninçok büyük bir kesimi yavaşyavaş eridi. Kalanların da büyük çoğunluğusarhoşlardı. Sürekli biryerlerdekavga çıkıyordu. Çok kontrolsüzbir kitle vardı. Bizim kitlemizin deetrafında sürekli sarhoşlar geziyordu,sataşmalar oluyordu. Kendi kitlemizikavga çıkmaması için uyarıyorduk.Ama gerçek anlamda serseriden degeçilmiyordu ortalık. Ateşler yakıldıörneğin. Ama ateşin biri öyle büyüdüki, sürekli bir şeyler atıyor birileri.Kontrolden çıkmaya ve ciddi tehditoluşturmaya başladı. Binalara sıçramaihtimali oluştu. Doğalgaz, elektrikgibi bir hatta denk gelse çok büyükbir facia olabilirdi. Hemen görevlilertoparladık SDP ile. Ama ateş süreklibüyüyordu. Bir yandan da hala biryerlerdenbir şeyler sürekli fırlatılıyordu.Lastikler, tahtalar vb. Onlaramüdahale ediyoruz, kavga çıkıyor.Yüzlerce kişiden bahsediyoruz buşekilde. Güçlükle durdurduk onları.Ve saatler sonra ancak yavaşlatabildikateşi.Yani gece tamamen renk değiştirdigörüntü. Örgütlü yapılar da hemenhemen hiç kalmadılar. Sadece bizvardık birarada duran anıtın dibinde.Sabah saatlerinde ise bizden başkahemen hiç kimse yoktu meydanda.Yani meydanda direnişi günlerce sürdürecekbir koşul çok fazla yok gibiydi.Bu nedenle ertesi günden itibarenGezi Parkı’nda sürdürülebilirdiye düşünmeye başladık biz de.Ama şenlik yapılıp bitince kararalınacaktı, onlar bu kararın alınmasınıbeklemeden kürsüden eylemin bittiğini,artık Gezi Parkı’nda sürdürü-Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013


Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013leceğini bildirdiler. Yaniyine ortak olmayan birkararı, alınmış gibi gösterdiler.Taksim İnisiyatifinintutumu hep kendisininyönlendirmesi şeklindeoldu kısacası.Pazar günü yani mitinginyapılacağı gün öğlensaatlerinden itibarenyeniden doldu meydan.Şenlik için ses aracı kurulduve meydandaki kitleyehitap edildi. DİSK,KESK, TTB, TMMOB konuşmacılarıve ortak bir metin okundu. Grup Yorum,Nejat Yavaşoğulları, KardeşTürküler ve bazı sol yapıların gruplarısahne aldı. Yorum 3 şarkı söyledisahneden. Yeni Baştan şarkısını TaksimDirenişine armağan etti. Ve taleplerimizisıraladı.Daha sonra eylem bitirildi. KitleyeGezi Parkı’na geçileceği söylendi.Ama akşam saatlerine kadar meydandoluydu geceden itibaren tamamenGezi Parkı’na geçilmiş oldu.Eylemcilerin genel YapısıFaşizme Karşı Omuz Omuzave Hükümet İstifa sloganları en sıkatılan ve en çok kişinin katıldığısiyasi slogandı. Diğer siyasi sloganlarçok daha cılız atıldı. Bir de taraftarlarınürettiği küçük bir melodisi olanşu slogan çok sevilerek atıldı.“Sık bakalım sık bakalımBiber gazı sık bakalımKaskını çıkarCopunu bırakDelikanlı kim bakalım”Yani siyasi sloganlardan çok argoya da küfür denebilecek, ya da eğlencelisloganlar çok fazla rağbetgördü. Bu da kitlenin nasıl bir yerdengeldiğini gösteriyor sanırım.Mesela “faşizme karşı omuzomuza” sloganı atıyoruz hep birlikte.Birisi; “Mustafa Kemal’in askerleriyiz”diyor sonra tüm kitle atıyor.Ya da “Gündoğdu” marşını söylüyoruz,bitiyor sonra “Dağ başını dumanalmış” marşını başlatıyor birisiyine büyük bir katılım oluyor. Aslındabu kitlenin ulusalcı olduğundanİşçi Partili vb olduğundan asla değil.Sadece apolitik olan ve Atatürkçüolduğunu düşünen kişiler.Bu kişilerle birlikte omuz omuzaçatıştık. Ben hayatımda ilk defaTürk bayraklı kişilerle aynı safta çatıştığımı,birbirimizi koruyup kolladığımızıhatırlıyorum.Bütün bu yanlarıyla benim açımdançok öğretici, çok özel, hayatımboyunca unutulmayacak anlarla doluoldu bu süreç. Bunları yaşayabildiğimiçin kendimi çok şanslı sayıyorum.Keşke tüm yoldaşlarım bunları yaşayabilseydidiye düşünüyorum. Vebunun çok daha büyüklerini yaşamanınhiç de uzak olmadığını, hiçde hayal olmadığını çok daha somutolarak görüyorum.Tüm Yoksul GecekonduMahalleleri AyaktaHer gün insanlar mahallelerdesokaklara dökülüyor. Okmeydanı'dada öyle. İlk gün sokağa çıkan halkıarkadaşlar Taksim'e yönlendirmiş.Dün akşam da 21.00 gibi halk sokaklarainmeye başladı Okmeydanı'da.Tenceresini, tavasını alan kadınerkek genç yaşlı herkes sokağa indi.Grup Yorum da kitleye katıldı. Kitleanayola çıktı Örnektepe yönüne doğru.Sayı sürekli artıyordu. Daha başlarda10 bini bulmuştuk. Yürüdükçebaşka başka yerlerdengelen kitlenin olduğubilgisi de geliyordu veonları da bekliyorduk.Sayımız 20 bini buldu.Çok büyük bir kenetlenmevardı. Sol yapılarda vardı ve yönlendirmeyeçalışıyorlardı.İnisiyatifi büyükoranda elimize aldık.Megafonla biz yönlendirmeyebaşladık. Sloganlarıbiz attırdık.yönü biz belirledik.Hedefi Örnektepe içinden geçip Sütlüce'dekiAKP il binası olarak belirledik.İnisiyatif bizim arkadaşımızdı.Ama sol onu aşıp gücü ele geçirmeyeçalışıyordu. Buna izin vermedik.Onlar Örnektepe’de dağıtalım kitleyidiyordu. Ama, o kadar coşkuluve o kadar öfkeli bir kalabalıkvardı ki dağıtmak imkansızdı. Bizbir yandan bunu süreklileştirmeyihedefledik. Her akşam 21.00'de toplanacakbir biçime dönüştürmeyi hedefledik.Bu nedenle kitleyi gaz bombasıyedirmeden ama hesap sormakararlılığını da düşürmeden yönlendirmeliydik.AKP il binasını kontrolettirdik, çevik kuvvetin önlem aldığınıöğrendik. Ama kitleyi yine de indirdikaşağı. Tüm kitle geldi. AKP il binasınınönüne geldiğimizde polis saldırıhazırlığına başladı. Burada konuşmayaptık. AKP'nin suçlarını sıraladıkve polise dönüp suç işlemeyin istifaedin simit satın çağrısı yaptık. Sonrabir arkadaşımız aldı megafonu. “Halkıaşağılayan çapulcu diyen Tayyip'in,ülkenin en onursuz, en satılmış, enuşak başbakan olarak ülkenin en büyükçapulcusu olduğunu, ona çapulcukimmiş göstermemiz gerektiğini”söyledi. Onlar defolup gidene kadarhergün sokağa çıkalım dedi. Buradasöz aldık kitleden. Her gün AnadoluKahvesi ışıklarda 21.00'de toplanmakararı aldık. Sonra orada marşlarsöyledik. Ve yine aynı şekilde mahalleyekadar yürüdük. Mahalledede çağrılar yaptık, halaylar çekerekeylemi bitirdik.


Taksim Direnişi... AnlatımBİR DİRENİŞ ODAĞI: TAKSİMHalkın öfkesini sınayan AKP, ummadığıbir şamar yedi. Yıllardır halkaher türlü zulmü reva gören AKP,yaptıklarının karşılıksız kalacağınısanıyordu anlaşılan. Tayyip'in, memleketibabasının çiftliği sanan konuşmalarıbundandı. İstediğimi yaparımkimse bir şey diyemez tavrıbundandı. İstediğimi alırım istediğimyeri satarım, istediğim yere istediğimiyaparım tavrı bundandı. Ama biryere kadar. Böyle olamayacağını,halk ülkeyi yangın yerine çevirerekgösterdi.Halk artık 'yetti be!' dedi AKP'ye...Yıllarca adım adım biriken öfke sonundapatladı ve sokaklara yayıldı.Halkın her kesiminin her türlütalebini, her türlü hak arama mücadelesini,azgınca gaz bombalarınaboğdular. Bütün meydanları halkakapattılar. Mahkeme önlerini, AdliTıp önlerini, basın açıklamalarınıgaz bombaları kullanarak yasaklamakistediler. Gaz bombasını gündelikyaşamın bir parçası haline getirdiler.Başta devrimciler olmak üzere,kendisine muhalif olan herkesi komplolarlahapishanelere gönderdiler.Gece yarıları demokratik kurumlarıbasıp tam bir terör estirdiler. Hastatutsakları tahliye etmeyip hapishanedekatletmeye kalktılar.Ülkenin dağlarını, ovalarını, sahillerini,akarsularını, derelerini, madenlerini,dört bir yanını karış karışemperyalistlere sattılar.Halkın yaşam biçimi ile inancıile dili ile dalga geçtiler. Kendilerigibi yaşamayan herkesi aşağıladılar.Taksim'deki Gezi Parkı’nı yıkıpAVM yapmak istemesi bardağı taşıranson damla oldu. Bir kıvılcım olupçakıldı. Ülkenin dört bir yanına yayılanyangının, ateşleyicisi oldu.GEZİ PARKI'NA İLK MÜDA-HALEGezi Parkı’nın yıkılacağınıduyanlar,parkta çadırlarını kurupnöbet tutmaya başladı.Binlerce kişi biraraya gelip parkta geceligündüzlü beklemeyebaşladı.Parka ilk müdahale,30 Mayıs'ta yaşandı.Gelen iş makinaları,yıkıma başladı.Ama direnenlerin veSırrı Süreyya Önder'iniş makinalarının önüne geçmesi üzerine,yıkım yapılamadan dozerlergeri çekildi. Aynı günün akşamı GeziParkı'nı sahiplenmek için on binlercekişi parka aktı. Gelenler attıkları sloganlarlaAKP’nin bütün yasaklarınıprotesto ediyordu.31 Mayıs sabaha karşı, insanlaruykudayken, eyleme katılımın endüşük olduğu saatlerde polisler parkadoluştu. Sivil polis ve sivil zabıtalaryasadışı bir şekilde çadırları toplayıpateşe vermeye başladılar. Kundakçılıkyaptılar. Suç işlediler. Ve utanmadançadırları eylemcilerin kendisinin yaktığınısöylediler. Ertesi gün basındagörünen fotoğraflar her şeyi gösteriyordu.Polisin ve zabıtanın eşkıyalığı,hırsızlığı ve kundakçılığı çekilen fotoğraflarlabelgelenmişti.Çadırların yakılmasının ardındanparktaki kitleye karşı saldırıya geçtipolis. Yine gaz bombaları kullanıldı.O kadar çok kullanıldı ki, gaz bombasındandolayı birçok kişi hastanelikoldu. Parkta tam bir panik havasıyarattılar. Kaçışırken bir duvara tırmanmakisteyen insanlar, duvarındevrilmesi sonucu altında kaldılarve birçok kişi burada yaralandı.Polisin kısa mesafeden kafalaranişan alarak ateş etmesi birçok kişininkafasından yaralanmasına yol açtı.Beyin kanaması geçirenler, komayagirenler oldu.Bu saldırının ardından polis GeziParkı’nın içini tamamen boşaltıp bariyerlerleçevirdi. Böylece yıkımrahat rahat gerçekleştirilecekti. Gazbombaları ile saldırıya uğrayan halkTaksim Meydanı'nda toplanıp GeziParkı'na yürüme kararı aldı. Yıkımakarşı yapılacak yürüyüş aynı zamandaAKP'nin gaz bombası terörüne, halkadüşman tüm politikalarına, 'ben neistersem onu yaparım kimse de engelleyemez'şeklindeki külhanbeyitavırlarına karşı da güçlü bir cevapolacaktı.Taksim Direnişi BaşlıyorOn binler Taksim'e akmaya başladı.Genci-yaşlısıyla, kadınıyla-erkeğiyle,öğrencisiyle, işçisiyle, işsiziylehalk Taksim'e akıyordu. Budefa güçlü bir cevap verilecektiAKP'ye. Bu pervasızlığın bir hesabıolmalıydı ve halk bu hesabı sormayagidiyordu.Bunu gören AKP'nin polisleriTaksim’e giden yolları erkenden kapattılar.Toplanmayı engelleyerekhalkı durdurmayı planlamışlardı. Hiçbiryönden meydana girmek mümkündeğildi. Dört bir yanı polis tutmuştu.Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013


Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013Harbiye'den gelenler, Gümüşsuyu'dangelenler, Tarlabaşı'dan gelenler, İstiklalCaddesi'nden gelenler, Sıraselviler'dengelenler polis barikatıyla, tam teçhizatçevik kuvvet polisleriyle ve TO-MA'larla karşılaşıyordu. GelenlereTOMA'lar su sıkmaya başladı. Yineaynı yöntemle, gazla, suyla saldıracaklardıhalka. Ellerindeki tek silahda buydu zaten. Yapabilecekleri başkada bir şey yoktu. Bunun yeterli olacağınısanan polisler nasıl yanıldıklarınıilk saatlerde anlamaya başladılar.Halk bir deniz olmuş Taksim'e akıyordu.Taksim'i ve orayı tutan polisleridört bir yandan kuşatmış durumdaydı.Ve polise karşı güçlü bir taarruzageçti. Ellerdeki taşlar, meydana gidenyolları tutan TOMA'larda ve polislerinkafasında patlamaya başladı.İstiklal Caddesi YangınYerine Dönüyorİstiklal Caddesi boydan boya eylemegelenlerle dolmuş durumdaydı.On binler 'Hükümet İstifa' ve 'FaşizmeKarşı Omuz Omuza' sloganlarıylainletiyordu caddeyi. Caddenin tamamıve tüm sokaklar insan seliydi. Kitleninen önündekiler, yani İstiklal’in başındakiler,polisle burun buruna çarpışırkenortadakilerin ve arkadakilerinçatışma alanı ile ilgisi bile yoktu.Öylesine uzun bir kitle.Her siyasi görüşten insana rastlamakmümkündü cadde boyunca. Devrimciler,ilericiler, ulusalcılar, Kemalistler,Kürtler, Türkler, türbanlılar,Aleviler... AKP zulmünden bıkan tümhalk kesimleri orada iç içeydi veAKP faşizmine karşı gerçekten deomuz omuzaydı. Tüm farklılıklar,tüm çelişkiler birtarafa bırakılmıştı.Ortak düşmanakarşı ortak hedefekarşı birleşilmişti.Kitlenin enönünde devrimcilervardı. Polisleçatışanlar, polisigeriletip püskürtmeyeçalışanlariçindeki çoğunlukdevrimcilerdi. Tüm devrimci, sol yapılardaninsanlar, sosyalistler en öndeomuz omuza çarpışıyordu polisle.Cepheliler de diğer tüm kollarda olduğugibi buradaki çatışmalarda daen önde yer almaktaydı. Kitleyi yönlendiren,gerilediği anlarda yenidenhücum ettiren, zaman zaman oluşanpaniklerde sakinleştiren Cepheliler,halkla ve diğer yapılarla birlikte direniyordu.Caddede durmak mümkün değildi.Polis sürekli gaz bombası atıyordu.Üstelik hedef gözeterek ve kafalaranişan alarak. Bu nedenle sokak içindencaddeye çıkıp, TOMA'yı taşlayıp yenidensokak içine girmek zorundakalıyordu insanlar.Yaralılara anında müdahale ediliyordu.Gaz bombası isabet edenlerhemen 5-6 kişi tarafından taşınıyor,sağlıkçılar tarafından ilk yardım yapılıyordu.Durumu ağır olanlar anındahastaneye taşınıyordu.Gaz bombasından yoğun olaraketkilenenlere hemen limon uzatılıyordu,yüzü sütle yıkanıyordu, ya dahazırlanan karışım yüzüne, gözünesürülüyordu. Yaralanana anında birkaçyardım eli birden uzanıyordu. Halkkendi sistemini kurmuştu. Bir yandaçarpışanlar, hemen arkalarında yardımlarınakoşanlar.Kimileri de sürekli taş taşıyor,biten 'cephaneyi' güçlendiriyordu. Taşsökme işi ile uğraşanlar tüm sokaklardakitaşları söküp, parçalayıp, fırlatmayahazır hale getirip, torbalarlaen öne bırakıyordu.Caddeye her çıkışta gaz bombasıdoğrudan üstümüze sıkıldığından, taşatmak çok zor oluyordu. Hemen birçözüm geliştirildi Sokağın çıkışına,insan boyundan yüksek barikatlarkuruldu. Bunun için sokaktaki büyükçiçeklerin olduğu saksılar kullanıldı.Saksılardaki çiçekler özenle çıkarılıpkökleri ile birlikte bir kenara koyuluyor,çok ağır olan saksılar el birliğiyletaşınıyordu. Barikat kuruluncaçatışma çok daha kolay olmaya başladı.Ardı ardına taş darbeleri alanTOMA'ların biri gidiyor biri geliyordu.Kimi zaman toplu halde yapılanhücumlarla, TOMA'lar ve hemen ardınagizlenen polisler meydana doğrukaçıyordu. Böyle durumlarda TO-MA'lara tırmanmayı başaranlar büyükzararlar veriyordu.Halk, savaşmayı barikat başındaöğreniyordu. İdeolojisine bakmadan,yaşına bakmadan, tecrübesine bakmadanherkes tek yürek olmuş, hatayapa yapa, öğrene öğrene çatışıyordu.Öğrendikçe daha organize oluyor,daha sistemli çatışıyor ve daha dageriletiyordu düşmanı.Düşman barikat delinemiyor vemeydana çıkılamıyordu ama düşmanınİstiklal boyunca ilerlemesi engelleniyordu.İlk sokağın bulunduğu hizayıdeğil geçmek, sokağın girişine yaklaşamıyordubile. Saatlerce bu şekildesürdü çatışma.Bir ara çok büyük bir hücuma geçtidüşman. Gaz bombaları ve ses bombalarıo kadar yoğun atıldı ki, sokağınbaşına geldiler ve ardından sokağıniçine gaz atmaya başladılar. Sokağınalt tarafından gelmeleri mümkün değildi.Çünkü Tarlabaşı'da da on binlerce insansavaşmaktaydı ve polisin aşağı inmesineizin vermiyordu.Bizim bulunduğumuz sokağı elegeçiren düşman bu andan itibarenbir süre etkili oldu. Birkaç sokak boyuncageriletmeyi başardı. Bizi geriletinceİstiklal Caddesi’ndeki üstünlüğüde arttı. Ama bu durum çoksürmedi. Çatışmaktan yorulan kitlebu gerilemeyi bir süre dinlenmek içinkullandı. Ve yaklaşık yarım saat sonrayeniden saldırıya geçti. Tekrar enbaştaki pozisyonuna geçti herkes. Vebu pozisyon saatler boyunca devam


etti.Taksim'e giremiyorduk ama düşmanınbizi dağıtması ya da geriletmeside imkansızdı. Sadece biz değildikdirenen. Taksim'e çıkan tüm yollardaaynı şey yaşanıyordu. Hiçbir yeri geriletmeyibaşaramadılar. Gün ışıdığındaalandaki, on binler yorgun amamutlu bir şekilde çarpışmaya devamediyordu. Bir aşamadan sonra düşmanıncephanesinin tükeneceği kesindi.Gece boyunca tepemizde dolananhelikopter, diğer şehirlerdengelmekte olduğu söylenen polislerde geriletmeyi başaramamıştı.Ve Taksim'den polisin çekileceğihaberi geldi. Büyük bir mutluluksardı herkesi. Kazanmıştık. Zafer bizimdi.Polis meydandan çekildi veyolları açtı. Kitleler dört bir koldanmeydana akmaya başladı. Ama polislerhala alandaydı. Sanki saatlerboyu üzerimize gaz bombası atanonlar değilmiş gibi, pişkin pişkin alanınbir kenarında durmuş bakıyorlardı.Bu pervasızlığa halk anında cevapverdi. Polislere taş ve şişeler yağmayabaşladı. Polisler bir yandan kendinikorumak için yine malum silahlarına,gaza sarılırken, bir yandan da paniklealanı terk etmeye başladılar. Ve arabalarını,kalkanlarını, telsizlerini alandabırakıp kaçtılar.Kazanmıştık. Zafer bizimdi. Bununhaklı gururu ile insanlar birbirine sarılıyor,gülüyor, sloganlar atıyor, halaylarçekiyordu. Saatler ilerledikçe bütünalan hınca hınç insanlarla doldu.Merkezi bir sahne yoktu. Çeşitliküçük merkezi noktalar oluştu kendiliğinden.Her grup alanın belli birbölgesinde toparlanmaya başladı.Halk Cepheliler de Anıta pankartlarınıastılar ve anıtın tam altında toplanmayabaşladılar. Birkaç saat içindeyüzlerce Halk Cepheli toplanmıştıalanda.Sol yapıların temsilcileri ile yapılangörüşmede alanın terk edilmemesigerektiği, bu zulmün sorumlusuAKP'den hesap sormak için gerekirsealanın işgal edilmesi gerektiği, HalkCephesi tarafından dile getirildi. Budüşünceye katılan yapılar olduğu gibi,kendine güvenmeyen, halka güvenmeyen,“Taksim İnisiyatifi” isimlioluşumun kararını bekleyeceğiz diyenyapılanmalar da oldu.Taksim İnisiyatifi, eylemi GeziParkı ile sınırlı tutma eğilimindeydi.Meydanın boşaltılması gerektiğinisavunuyordu. Birçok parti ve meslekörgütü de bu fikirdeydi. Halka sesliaraçtan çağrı yapılacak ve isteyeningidebileceği söylenecekti.Ama Halk Cephesi bu tutumueleştirdi. Halkın tüm ülkede meydanlaraaktığını, her yeri yangın yerineçevirdiğini, herkesin hatta tüm dünyanıngözünün Taksim'de olduğunu,halkın biriken öfkesinin böyle kolayeritilemeyeceğini söyledi. Gezi Parkı’naçekilme önerisini reddetti veTaksim'e çıkan tüm yollara barikatlarkurularak halkın güvenliğinin alınmasını,meydanın somut taleplerletutulmaya devam edilmesini savundu.Bu öneriye çeşitli parti ve gruplar dadestek verdi. Ve Taksim'e çıkan tümyollara barikatlar kuruldu. Her barikatınsorumluları, nereyi kimin tutacağıbelirlendi.Halk polise ve AKP'ye olan öfkesini,polisin kaçarken geride bıraktığıarabalardan, Büyük Şehir Belediyesi’neait araçlardan, bazı basın kuruluşlarınaait olan araçlardan çıkarıyordu.Bu araçların tamamı yakıldıve barikatlarda kullanıldı. Gezi Parkı’nakurulan şantiye konteynırı yakıldı.Kimi tepkiler bilinçsizce ve kontrolsüzceverilmekteydi. Tehlikeli durumlarda ortaya çıkabilmekteydi.Böyle durumlarda düzeni devrimcilersağladı.Sabaha karşı kitle sayısında büyükoranda düşüş olsa da öğle saatlerindenitibaren meydan yeniden dolmayabaşladı. Öğleden sonra merkezi birsahneden program başladı. Zafer şenliğiydibu.Yapılan konuşmalarla AKP'ye duyulanöfke dile getirildi. AralarındaGrup Yorum'un da olduğu sanatçılarkitleye şarkılarını söyledi.Şenliğin ardından meydandaki eylemsonlandırıldı ve Gezi Parkı'nageçildi. Ama aradan geçen süre boyuncahalk meydanı terk etmedi vebarikatlar kaldırılmadı.Taksim meydanı, AKP'ye duyulanöfkenin sembolü olarak, bugüne kadaryaptıklarının hesabını sormak içinhalk tarafından tutulmaya devam ediyor.Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013Ethem Sarısülük'ün Katilleri Hesap VerecekÇağdaş Hukukçular Derneği Ethem Sarısülük isimligencin polis tarafından öldürülmesine ilişkin yaptığıaçıklamada;Ankara’nın orta yerinde kameraların önünde başındanvurularak komaya sokulan Ethem Sarısülük’ün faillerihakkında şu ana kadar etkin bir soruşturma yürütülmediğini,polise etkin direnme iddiasıyla yüzlerce kişiningünlerdir gözaltında tutulduğunu, bu ülkenin “hukukçu”savcıları silahla başından vurulan Ethem’i görmezdengeldiği belirtildi.Neden Ethem’in vurulma anı görüntülerle sabit olduğuhalde işlem yapılmadığının sorulduğu açıklamada;Ankara Valiliğinin ve İçişleri Bakanlığı’nın açıklamalarındayer alan kolluk kuvvetlerinin şiddeti ile ilgilisoruşturmalar hangileridir?Terör estiren kolluk kuvvetleri hakkında bugünekadar ne tür işlemler yaptınız?Kolluktan talimat almadıysanız, kolluktan korkmuyorsanız,kolluk sizin amiriniz değilse hukuku nedenişletmiyorsunuz?Yok ‘bizim hukukumuz budur’ diyorsanız; bunuderhal kamuoyuna açıklayın.Unutmayın yaşanan ve yaşanacak olayların sorumlularındanbiri de sizlersiniz... vurgusu yapıldı.


Taksim’i Kazanan Gücümüz AKP'dende Hesap SoracakSayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013“Haykır acını ey halk! Baş eğmehaykır! Bir yol kavşağındasın vesenin değişmek için çırpınıyor kaderin."SamsunGünlerdir Taksim Meydanı'ndadirenenlere destekler Samsun'da dadevam ediyor. 1 Haziran günü AtakumAKP ilçe binası önünde yaşananpolis terörüne karşı tepkiler devamediyor.AKP'nin zulmüne karşı gelenlergünlerdir yaşananları Çiftlik Caddesi,Cumhuriyet Meydanı, Gazi Caddesive Atakum Amfi Tiyatro’da protestoediyorlar.1 Haziran günü yaşanan ve 170kişinin gözaltına alındığı olaylarıSamsun Kız Yurdu öğrencileri 2 Haziranakşamı blok pencerelerindenalkışlarla, sloganlarla protesto ettiler."Hükümet İstifa" "Her Yer TaksimHer Yer Direniş" sloganlarını atanöğrenciler oda ışıklarını kapatıp açarak,ıslıklar, zılgıtlar, alkışlarla direnenleriselamladılar. Bu yaşananlarıhazmedemeyen Muhlis ... adında güvenlikgörevlisi "Aşağıya inin degöreyim sizi" diyerek tehdit etmiş,"arpanız fazla mı geldi" diye ahlaksızcaküfürler etmiştir. Bunun üzerineyurt öğrencileri "Faşist GüvenlikYurdumuzdan Defol" sloganı ile eylemlerinedevam ettiler.Esenyurt2 Haziran günü saat 22:00'deEsenyurt Kıraç Kuruçeşme'de yürüyüşyapıldı yürüyüşten önce mahalledegezilerek halk yürüşe çağırıldı.Halk Cephesi imzalı "Haklıyız Kazanacağız"pankartının arkasında başlayanyürüyüşte "Mahir Hüseyin UlaşKurtuluşa Kadar Savaş", "Bedel ÖdedikBedel Ödeteceğiz", AKP HalkaHesap Vercek" sloganları atıldı.Halka dönük konuşmalar yapıldı.Eyleme 500’ü aşkınkişi katıldı.Grup YorumGrup Yorumüyeleri Tayyip Erdoğanve iktidarınınhalka yöneliksaldırılarıyla ilgiliyaptığı açıklamada,"Ağzınızdan salyalarsaçarak tehditlersavurduğunuz, aşağıladığınız,aç bıraktığınız,ölümlereyolladığınız ezilenAnadolu halklarının ayak seslerini duyun!"vurgusunu yaptı. Açıklamanındevamında, "Ey AKP iktidarı! Halkınüzerine yağdırdığınız her gaz bombasının,her merminin, her bombanınhesabını vereceksiniz! Kurtuluşunuzyok. Sen uşakların uşağı Tayyip Erdoğan!Direnen halklara çapulcu diyorsunya tavsiyemizdir; çapulcu arıyorsansilahlarını, kalkanlarını, coplarını,TOMAlarını bırakıp kaçan polislerine;ağzından kan, irin damlayanbakanlarına ve valilerine; tüm bunlardandaha açıklayıcı olanı, istersenaynaya bak. Çapulcunun, serserinindik alasını orada bulacaksın. Ya daağzını topla, bilirsin halkın da biradaleti var" diye belirtildi.Grup Yorum TaksimMeydanındaydıGünlerdir süren Taksim Direnişininzaferle sonuçlanmasının ardındandüzenlenen mitinge Hilmi Yarayıcı,Nejat Yavaşoğulları, KardeşTürküler, Pınar Aydınlar, Grup Yorumve daha birçok sanatçı katıldı. Yaklaşıkyüz bin kişinin olduğu mitingdeGrup Yorum tüm kitleyle birlikteGelki Şafaklar Tutuşsun şarkısınısöyledi ve yeni çıkacak albümde yeralan Yeni Baştan isimli şarkısını,günlerdir direnenlere armağan ettiğinisöyleyerek seslendirdi.Grup Yorum elemanları haklı direnişintalepleri olarak yasaklanantüm alan ve meydanların halka açılmasını,kentsel dönüşüm adı altındayağma ve talana son verilmesini,halkın aşağılanmasına, inanç ve değerleresaldırılmasına son verilmesini,hasta tutsakların serbest bırakılmasınıdile getirdi. Saatlerce süren mitingboyunca kitle “Faşizme Karşı OmuzOmuza”, “Hükümet İstifa” sloganlarınıattı.Balıkesir2 Haziran günü Balıkesir kentmerkezinde TÜİK önünde AKP faşizminekarşı yaklaşık 2000 kişilikkitle toplanarak, önce açıklama yaptı.Daha sonra belediye binası önündenYonca istikametine sloganlarla birlikteyürüyüşe geçildi. Yonca’ya gelenkitleye polis biber gazları ve coplarlasaldırdı. Saldırılar karşında geriadım atmayan kitle ara sokaklardaçatışmaya devam etti.Ankara3 Haziran günü yaşanan çatışmalar,Mithatpaşa Caddesi, SakaryaCaddesi, Kolej ve Kurtuluş bölgesindeyoğun olarak devam etti. İlk üç günBursa


çatışmaların yoğun olduğu MeşrutiyetCaddesi, Konur Sokak ve YükselCaddesi’nde ise üç kişi bir arayageldiği andan itibaren polis gaz bombalarıile saldırdı. Gecenin ilerleyensaatlerinde Sıhhiye ve Kurtuluş’taçatışmalar yoğunlaştı.Yapılan eylemlerde Ankara’dapolis kurşunuyla Ethem Sarısülükisimli kişi başından vuruldu.Yine Kızılay’dabelediye işçisi MuharremDalsüren polisin nişan alarak attığıgaz bombasından dolayı gözünü kaybetti.Ankara’da ilk 4 gündür sürenolaylar sırasında yaralananlar arasındaDev-Genç’lilerde vardı. Polis bir-Dev-Genç’liyi hedef alarak gaz bombasıatmış gaz bombası sol kolunuyarmıştır. Yine 2 Dev-Genç’linin bacağınagaz bombası isabet etmiş veyaralanmışlardır.AnkaraAnkara'da başlayan protesto gösterileriMeşrutiyet Caddesi, MithatpaşaCaddesi, Ziya Gökalp Caddesi,Necatibey Caddesi Kumrular Caddesive GMK Bulvarı’na açılan tüm sokaklarayayıldı. Polis kitleyi KızılayMeydanı ve Bakanlıklar bölgesindenuzak tutmaya çalıştı.Hem polisler hem de helikoptertarafından yaygın olarak atılan bombalarınzaman zaman protesto gösterisindebulunanları hedef aldığı,özellikle helikopterden atılan kimibombaların Yüksel Caddesi girişininsağında bulunan iş merkezinde bulunanbürolara isabet ettiği, bürolardansis renginde dumanların yükseldiğigörüldü.DersimAKP binası önüne yürüyen binlercekişi, “Hükümet istifa” sloganlarıeşliğinde yarım saat oturma eylemiyaptı. Sonrasında Seyit Rıza Parkı’nayürüyen kitle burada da slogan vemarşlarına devam etti. Demokratikkitle örgütleri adına okunan basınaçıklamasında; AKP’nin kendi sonunuhazırlayan bir iktidar olduğu,artık Gezi Parkı direnişi ile milyonlarcainsanın korku duvarını aştığı,direnilerek kazanılamayacak hiçbirzaferin olmadığı vurgusu yapıldı.Merkezde başlayan eylemle birlikteOvacık’ta da bir protesto yürüyüşüve eylem yapıldı. Halk Cephesininde aralarında olduğu demokratikkitle örgütlerinin oluşturduğu“Ovacık Halk İnisiyatifi” üzerinde“Yavuz’un Katliamcı Zihniyeti AKPİle Devam Ediyor. Her Yer TaksimHer Yer Direniş” yazan ortak birpankart açarak yürüyen kitle, sık sık“Her Yer Taksim Her Yer Direniş”sloganlarını attı. Kurumlar adına biraçıklama okundu.2 Haziran günü elektriklerin kesilmesiylesaat 23:00'te başlayan protestoeylemleri önce tencere tava vesloganlarla evlerin balkonlarında sürdü.Daha sonra dışarıya çıkan halkZiraat Bankası önüne kadar her yerdengelip toplandı. Atatürk ve Cumhuriyetmahallelerinden yürüyerekgelen kitle de çarşıdaki kitleyle birleştive karakola yürüyerek taşladı. Karakoldaduramayan polisler kaçtı.Karakolun bahçesine kadar girenkitle camlarını, kameralarını ve ışıklandırmalarınıparçaladı. Eyleme yüzlercekişi katıldı. Eylem saat:2.30'akadar sürdü.Adana1 Haziran saat 18.00’da AtatürkParkı’nda toplanan, aralarında HalkCephelilerin de bulunduğu sayılarıon binleri bulan kitle, AKP il binasınadoğru yürüyüşe geçti. Kasım Gülekköprüsü civarına gelindiğinde isepolisin yoğun su ve gaz bombasısaldırısına maruz kalındı.Ayrıca polis kitleye plastik mermive ses bombalarıyla saldırdı.Polis bir türlü dağıtamadığı eylemcileriniçine defalarca TOMA veAkrep denilen araçları sürdü, zamanzaman ara sokaklara çekilen kitletekrar toparlanarak, devrimcilerin,öncülüğünde hedef AKP il binası diyerek,çatışmaya devam etti.Kitle sık sık; "Bedel Ödedik BedelÖdeteceğiz", "Katil Devlet HesapVerecek", "Faşizme Karşı OmuzOmuza" sloganlarını attı. Yaklaşık 5saat süren çatışmada onlarca kişi yaralandıve gözaltına alındı, ardındaneylem tekrar toplanılmak üzere iradiolarak bitirildi.Antalya1 Haziran günü saat 14.30’da, Antalya’dakitüm demokratik kitle örgütlerininkatılımıyla, Aydın KanzaParkı’ndan Cumhuriyet Meydanı’nakadar yürüyüş yapıldı. Yürüyüşe yaklaşık5000 kişi katıldı. "Her Yer TaksimHer Yer Direniş", "Kahrolsun FaşizmYaşasın Mücadelemiz", "Direne DireneKazanacağız", "Mahir Hüseyin UlaşKurtuluşa Kadar Savaş" ve "KatilAKP Hesap Verecek" sloganlarınınatıldığı yürüyüşte evlerinin balkonlarınaçıkan Antalya halkı tencere ve tavalarıylaeyleme destek verdi.HatayAntakya Halk Cepheliler, polistarafından katledilen Abdullah Cömert'inailesiyle görüştü...Halk Cepheliler cenaze evindecenazenin gelmesini bekliyorken.Yürüyüş dergisi ile Halk Cephelileritanıyan aile cephelileri yanına çağırarak“Görüntü ve haberleri size göndereceğizsizlerin doğruları yazacağınızıbiliyoruz sizi tanıyoru. Devrimcibasınsınız diğerleri yazmasada sizler yazarsınız. Faşist köpekleroğlumuzu katletti bunu hemen haberyapın. Cenaze 3‘te kaldırılacaktı amabize cenazemizi vermiyorlar. Otopsiden2 tane kurşun yarası tespit edilmiş”dedi.İçinde Halk Cephelilerin de bulunduğubir grup, gözaltına alınanlarısahiplenmek için Emniyet Müdürlüğüönüne gitti. Halk Cephesi üyesiSelda Özçelik'in Adliyeye çıkarılırkenyoğun işkence gördüğü görüldü. Gözaltınaalınanları sahiplenmek içinemniyetin önünde bekleyen kitle,"Gözaltılar, Tutuklamalar BaskılarBizi yıldıramaz", İşkence YapmakŞerefsizliktir", İnsanlık Onuru İşkenceyiYenecek" sloganları atıldı.Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013


Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013İstanbul1 Mayıs MahallesiAtaşehir 1 Mayıs Mahallesi’ndeAKP faşizminin Taksim Gezi Parkı’ndakiyaptığı saldırıyı protesto etmekiçin 5 bin kişilik kortej oluşturuldu.Halk büyük bir coşkuyla Emlakçıdurağına inerek Deniz GezmişParkı’ndan tekrar 3001 Cadde üzerineçıktı. İstiklal Mahallesi girişine kadaryüründü ve tekrar mahalleye geridönüldü.1 Mayıs Mahallesi Deniz GezmişParkı'nda bir araya gelen binlercekişi TEM otoyoluna doğru yürüyüşegeçti. Mahalle halkı saat 22.00 sıralarındaTEM otoyoluna çıkarak otoyolutrafiğe kapattı.Bu sırada uyarılara rağmen durmayaraksüratle kitlenin içerisine girenbir otomobil Mehmet Ayvalıtaş'ınölümüne sebep oldu. Aynı olaydaAyvalıtaş'ın kuzeni Seyit Kartal daağır yaralandı. Lise öğrencisi SeyitKartal, Göztepe Eğitim ve AraştırmaHastanesi'nde yoğun bakımda tutuluyor.SODAP’tan alınan bilgileregöre, Ayvalıtaş SODAP üyesiydi.Ağır yaralı olarak Göztepe SSK Hastanesi’nekaldırılan Seyit Kartal,HDK Genel meclis üyesidir.Nurtepe-ÇayanNurtepe, Güzeltepe, Çobançeşmeblokları ve İSKİ civarındanhalk direnişibüyütüyor.Nurtepe caddesi’nde bir araya gelenhalk 'Hükümet İstifa, FaşizmeKarşı Omuz Omuza, Her Yer TaksimHer Yer Direniş, Direne Direne Kazanacağız,Halkız Haklıyız Kazanacağız'sloganlarıyla Güzeltepe içindendolaşarak katılanlarıda alarak tekrarNurtepe'ye gelip oradan hep birlikteİSKİ'ye gitti. Oradan da katılımlarlabirlikte tekrar Nurtepe Caddesinedönen halk, hep birlikte davul zurnaeşliğinde halaylar çekti.Çağdaş HukukçularDerneğiÇHD Meslektaşlarına yönelikTaksim direnişini sahiplenmeyeçağıran bir açıklama yayınlandı.Çağrıda, "Gezi Parkı'nda yananmücadele ateşi, bugün bütünülkeyi dört koldan sarmış durumda...Bizler toplumsal mücadeleninsavunmanlığını yapanavukatlar olarak bu sürecin başındanberi takipçisi ve parçasıyızve bundan sonra da böyle olmayadevam edeceğiz! Bizlere, halkımıza,demokratik taleplerini dilegetiren insanlarımıza çapulcu diyenzihniyeti kınamak ve büyüyenmücadeleye destek vermekiçin direnişi desteklemeye çağrıyoruz"denildi.Direnişe SanatCephesi'nden DestekTaksim'de yaşanan direniş vebu direnişin dalga dalga bütünülkeye yayılması üzerine SanatCephesi tüm sanatçılara acil toplanmaçağrısı yaptı.Ülkenin aydın ve sanatçılarıolarak neler yapabileceğini konuşmak,hızla karar alıp tutumbelirlemek için yapılan toplantıya250 sanatçı katıldı. Taksim'dekiFerhan Şensoy Tiyatrosu’nda yapılantoplantıda müzisyenlerdentiyatroculara, dizi oyuncularındanyönetmenlere, şairlerden ressamlara,heykeltraşlardan fotoğrafçılarakadar sanatın tüm dallarındaninsanlar vardı.Yapılan toplantıda sözü ilkolarak Sanat Cephesi adına GrupYorum elemanı İnan Altın aldı.Sanat Cephesi'nin neden kurulduğunu,faaliyetlerinin neler olacağınıanlatan Altın, aslında 13Haziran'da olağan olarak yapacaklarıbu toplantıyı yaşanan gelişmelerüzerine bu tarihe aldıklarınbelirtti. Yaşanan sürece ilişkinülkenin aydın ve sanatçılarınınortak bir tutum ve talep etrafındabirleşmesi gerektiğini belirterek,Grup Yorum'un bu konudakiönerilerini sıraladı.SarıgaziAltınşehirGazi Mah.İzmirİkitelli


AdanaAnkaraDersimSanat CephesiEsenyurtYaklaşık 1 saat süren görüş veönerilerin tartışıldığı bölümünardından; Galatasaray Lisesiönünde ülkenin bütün aydın vesanatçıları olarak toplanıp, taleplerinsıralandığı ve SanatCephesi imzasının olduğu pankartınardında yürüyüşe geçipGezi Parkı’na kadar yürüme,ardından kurulacak olan bir sahnedenkonser verme konusundamutabakata varıldı.Ayrıca Gezi Parkı’nda daimibir sahne kurulup, “sanatımızlanöbet tutma”, kararı alındı. Bukarara göre her gün nöbetleşebu sahneden konser verilecek,tiyatro oyunları oynanacak, şiirlerokunacak. Sanatın her dalındanperformans sergilenecek.ÇorumAKP’nin saldırılarına karşıÇorum’da CHP, İşçi Partisi polislebirlikte hareket ediyor. CHPil başkanı polis aracına binipkitleye sağduyu çağrısı yapıyor.Devrimciler önderliğindeCHP’nin inisiyatifi kırıldı halkmeydanlarda taleplerini dile getiriyor.Ayrıca Eti Lisesi öğrencileride devrimci gençlik önderliğindeBahabey Caddesi’nde yürüyüşbaşlattı. Yürüyüşte milliyetçilerkitleden ayrı yürütüldü. Sendikayöneticileri ve siyasi partilerpolisle pazarlık yapıp devrimcigençliği engellemeye çalıştılar.Devrimci gençliği halktan koparamayacaksınız.İstanbul - Altınşehir3 Haziran’da Altınşehir Bayramtepe,Şahintepe, AltınşehirOrta, Yarım Burgaz mahallelerindeAKP iktidarını protestoetti. Tokat Mahallesi’nden ŞahintepeMeydanı’ndan yürüyüşebaşlandı ve iki mahalle AltınşehirMeydanı’nda buluştu. E-6 yolunda1 saat oturma eylemi yaparak“Kahrolsun Faşizm YaşasınMücadelemiz, Direne DireneKazanacağız, Halkız Haklıyız Kazanacağız”sloganları atıldı. BayramtepeMeydanı’na gelen halk poliskarakolunun önüne gelerek, “İşteBurası Faşist Yuvası", "Katil PolisMahalleden Defol” sloganlarıyla karakolutaşladı. Bir polis aracının camlarınınıparçaladılar. Halk KayaşehirToki Binaları’na kadar yürüyüşe devametti. Davullarla tencerelerle yürüyenhalka Kayaşehir’de bulunanhalk da evlerinin ışığını açıp kapatarak-evlerinden meydana inerekdestek verdi. On bine yakın kişininkatıldığı eylem saat 02.00’de sonlandırıldı.İstanbul - SeyrantepeSeyrantepe Seyrangah Parkı önünde3 Haziran günü saat 20.30'ta toplananhalk "Tayyip Erdoğan istifa"talebiyle yürüyüş gerçekleştirdi. HalkCephelilerin yönlendiriciliğiyle Seyrangahparkı önünde toplanan 100kişi burada yürüyüşe başladı. Mahalleiçinde devam eden yürüyüşle sayıyüzlerce kişiyi buldu.Yürüyüş esnasında polis lojmanlarının“güvenliğini” sağlayanAKP'nin işkenceci polisi, halka silahdoğrultarak gözdağı vermeye çalıştı.Bu cesaretle cahil AKP yandaşlarıyürüyüş yapan halkın üzerine su yumurtaatmaya çalışarak eylemi provokeetmeye çalıştılar. Buna rağmendağılmayan ve provokasyona primvermeyen halk eylemine devam etti.Eylem boyunca “Tayyip İstifa”, “FaşizmeKarşı Omuz Omuza”, “TayyipHalka Hesap Verecek”, “ÇapulcularBurada Tayyip Nerede” sloganlarıylayürüyüşünü tamamladı.Adana3 Haziran günü Adana’da Taksimdirenişi için eylemler artarak devametti. Atatürk Parkı’nda toplanan kitleAKP il binasına yürüdü. Geç saatlerdeZiyapaşa Caddesi ve Gazipaşa CaddesiValievi yakınlarında çatışmalaryaşandı, polis kitleye saldırdı. MahallelerdenAtatürk Parkı’na binlercekişilik kitle akın etti.Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013


Ankara Malatya ÇorumSayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013Alanda Halk Cephesi tarafındankoca bir halay oluşturularak türkülermarşlar söylendi. Kısa sürede birçokkişi marşları duyarak halaya katıldı.Sıklıkla "Mahir Hüseyin Ulaş KurtuluşuKadar Savaş", "Kurtuluş KavgadaZafer Cephede" sloganları atıldı.Gazi Mahallesi3 Haziran günü Eski Karakol Durağı’ndaGazi Halk Komitesi’ninçağrısıyla toplanan Gazi halkının yürüyüşünepolis gaz ve ses bombalarıylasaldırdı. Polisin saldırısı karşısındakitlenin öfkesi karakola yöneldi.Taşlarla, sapanlarla karşılık verenGazi halkı, atılan gazları da ya polisegeri gönderdi ya da ateşin içine atarakgazı etkisiz hale getirdi. Buna rağmenyoğun bir şekilde atılan gazlardanmahalle halkından bir kişi fenalaşarakhastaneye götürüldü.Cadde boyunca toplanan halkasürekli gaz bombasıyla polisin saldırmasıüzerine yan sokaktan çıkanCepheliler, karakolun bahçesindeniçeriye molotof attılar.Okmeydanı2 Haziran günü tenceresini tavasınıalan kadın erkek genç yaşlı herkessokağa indi. 20.30’da OkmeydanıMahmut Şevket Paşa Sağlık Ocağıönünde toplanan Okmeydanı halkı,Erzurumlular Meydanı’nda toplananÖrnektepe halkı ile birlikte tenceretavalarıyla AKP il binasına yürüdü.Okmeydanı’dan 7000, Örnektepe’den1000 kişinin katılmasıyla8000 kişilik uzun bir kortej oluşturuldu.Kitle Okmeydanı Anadolutaksi durağı önünde buluşup Sütlüce’debulunan AKP İstanbul il binasınadoğru yürüyüşe geçti.Yürüyüş boyunca “ Hükümet İstifa","Tayyip İstifa", "Kahrolsun FaşizmYaşasın Mücadelemiz", "ZamZulüm İşkence İşte AKP", "AKPHalka Hesap Verecek", “Her YerTaksim Her Yer Direniş’ sloganlarıatılırken, Taksim direnişinde sık sıkatılan “Sık bakalım sık bakalım bibergazı sık bakalım kaskını çıkar copunubırak delikanlı kim bakalım” sloganıda atıldı.Saat 22.00’da kitlenin AKP önüneinmesiyle, panikle halka biber gazıylasaldıran AKP’nin işkenceci polisi ,halkıngücü karşısında korkup saldırısınıdurdu. Saldırının durmasıyla halktankorkusunu dışarı vuran çevik kuvvetamiri ‘en ufak bir taş gelirse en sertmüdahalemizi yaparız” diye tehditlersavurmaya başladı. Bunun üzerineçevik kuvvet amirine bunun karşısındahalkın polise karşı müdahalesinindaha sert olacağı patlayacak en ufakgaz bombasının hesabının sorulacağı,halkın buraya uyarı amaçlı geldiği,halkın istemesi durumunda çevik kuvvetpolisini dağıtabilecek durumdaolduğu söylendi. Halkın örgütlü gücükarşısında çaresiz kalan çevik kuvvet,TOMA’larının ve kalkanlarının arkasınagizlenerek kendilerini halkın adaletindenkorumaya çalıştı.AKP il binasının önünde yapılanaçıklamada "Taksim Gezi Parkındabaşlayan direniş AKP zulmüne karşısabır taşını çatlatmış Türkiye’nin vedünyanın dört bir yanına yayılmışfaşizme karşı büyük bir direniş başlamıştır.Buradan AKP hükümetineonun bürokratlarına ve şu an karşımızdabulunan siz işkenceci katilpolislerine sesleniyoruz halkın faşizmekarşı direnişi biber gazıyla,copla, TOMA’yla bitiremezsiniz halkasaldırdığınız her an suç işliyorsunuzhepiniz görevlerinizden istifa edinaksi takdirde halkın da adaleti vardırsizden de hesap sorulur. Bu eylemiuyarı olarak gördünüz. Halk sizdengüçlü ve siz yenilmeye mahkumsunuz”denildi.Konuşmanın ardından Grup Yorum’unÇav Bella’yı söylemesiylekitle eylemi sonlandırarak tekrar OkmeydanıMahmut Şevket Paşa SağlıkOcağı önüne dönüp halaylarını çekti.Eylem boyunca evlerden ve arabalardanyoğun destek ve katılımoldu.Yürüyüşün başında 10 bini bulankitleye değişik yerlerden gelen mahallelilerinde katılmasıyla sayı 20bin oldu. Çok büyük bir kenetlenmeyaşandığı gözlendi.Armutlu3-4 Haziran günleri Armutlu halkıAKP faşizmine karşı sokaklara döküldü.Küçükarmutlu Halk Cephesi’ninörgütlenmesini başlattığı eyleme10 binlerce kişi katıldı. Yürüyüşesnasında sloganları duyan halk, evlerindendışarı çıkarak “Tayyip İstifa!Hükümet İstifa!” sloganları atarakkitleye katıldı.Cephelilerin öncülük ettiği kitleEtiler’de, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerive Hisarüstü halkı ile buluştu.İkitelliİkitelli’de 2 Haziran günü, Taksim'debaşlayıp tüm ülkeye yayılanhalkın faşizme karşı direnişi "Heryer Taksim Her yer Direniş!" sloganlarıylayapılan yürüyüşle selamlandı.


3 Haziran günü yine İkitelliCemevi önünde toplanan İkitellihalkı, mahalle içerisinde yürüyüşgerçekleştirdi. Yürüyüş boyuncasloganlar atıldı.Yapılan yürüyüşe5 binden fazla kişi katıldı.BursaBursa Halk Cephesi, günlerdirsüren Taksim direnişi ve ülkeninher yanına yayılan eylemlerin halkıngücünü ve cüretini bir kez dahagösterdiğini AKP’nin zulmüne karşıher akşam saat 21.00'da tencereler,tavalarla sokaklara döküleceklerinibelirterek, herkesi eyleme katılmayaçağırdı.BursaBursa’da 2 Haziran günü teleferiktearalarında Halk Cephelilerinde olduğu 500 kişi yürüyüş yaptı.3 Haziran günü Teleferik Cemeviyanında toplanan kitle sloganlarlameydana yürüdü. Zümrütevler veMaltepe Mahallesi halkının da katıldığıyürüyüş kolu Mesken Meydanı’naulaştığında kitle sayısı1000’e ulaştı. Saldırılarda 4 halkcepheli çeşitli yerlerinden yaralandı.MalatyaMalatya’da, günlerdir sürenGezi Parkı direnişi için içerisindeHalk Cephesi’nin de bulunduğudemokratik kitle örgütlerinin aldığıkararla bir eylem örgütlendi. 1 Hazirangünü saat 14.00’da toplanarakyapılan eylemde akşam yapılacakolan yürüyüşe çağrı yapıldı.Akşam saat 20.00’da MalatyaEğitim-Sen il binası önünde toplanan1.000 kişilik kitle, Soykan Meydanı’nadoğru yürüyüşe geçti.Eylemde gece saat 01.00 civarındaçevik kuvvet, sivil polislerlekitleye saldırdı. İşkenceyle, tekmetokat dövülerek 4’ü Halk Cepheli,13 kişi gözaltına alındı. Eylemleilgisi olmayan bir kişi işkenceylegözaltına alındı.Taksim Direnişine Katılan Halkın Duygu VeDüşünceleri"Mesela faşizme karşı omuz omuza sloganıatıyoruz heb birlikte. Birisi Mustafa kemalinaskerleriyiz diyor sonra tüm kitle atıyor. Ya daGündoğdu Marşını söylüyoruz, bitiyor sonraDağ Başını Duman Almış marşını başlatıyorbirisi. Yine büyük bir katılım oluyor. Bukişilerle birlikte omuz omuza çatıştık. Ben hayatımdailk defa Türk bayraklı kişilerlee aynısafta çatıştığımı, birbirimizi koruyup kolladığımızıhatırlıyorum."Bütün bu yanlarıyla benim açımdan çok öğretici, çok özel, hayatım boyuncaunutulmayacak anlarla dolu oldu bu süreç. Bunları yaşayabildiğim için kendimiçok şanslı sayıyorum. Keşke tüm yoldaşlarım bunları yaşayabilseydi diye düşünüyorum.Ve bunun çok daha büyüklerini yaşamanın hiç de uzak olmadığını,hiç de hayal olmadığını çok daha somut olarak görüyorum."Dikkatimi çeken önemli yanlardan biri, bizim dışımızda da çok büyükbir kitle vardı. Aslında günlük yaşamda oldukça uzağımızda duran, giyimiylekuşamıyla, içkisiyle bambaşka bir kültürün içinde olan onbinlerce genç çokbüyük bir cesaretle çarpışıyordu. Oldukça yaratıcı ve öfke dolu bir şekildebir sıra neferi gibi çarpışıyordu. Halk güçlerinin bunlardan oluştuğunu, nekadar yozlaşsa da halka ait bir damarın hep attığını ve bu damar yönlendirilmeyebaşladığında da ne kadar büyük bir gücün ortaya çıktığını gördüm.Barikat hep birlikte kuruluyor, polisin ateşinden herkes birbirini korumayaçalışıyor, yaralananlara anında müdahale ediliyor, gaz bombasından yüzüyananlara birileri mutlaka limon veriyor, süt veriyor, yüzünü yıkıyor, spreyletemizliyor... Herkes birşey yapıyordu. Çok güzel bir halk ordusu vardıadeta. İnsan kendisini çok büyük bir güvende hissediyor.Mehmet Ayvalıtaş’ın Cenazesi Kaldırıldıİstanbul 1 Mayıs’ta Gezi Parkı’na destek eylemindekitlenin arasına araba girmiş ve SODAPüyesi Mehmet Ayvalıtaş hayatını kaybetmişti. 5Haziran günü Mehmet Ayvalıtaş’ın cenazesi kaldırıldı.Saat 17.00'da PSAKD Cemevi'nde toplanan kitlekılınan cenaze namazından sonra yürüyüşe geçti.“Mehmet Yoldaş Ölümsüzdür”, “AKP İstifa”, “KatilDevlet Hesap Verecek” sloganları atılarak sondurağa kadar yüründü.Şehidimiz, İbrahim ÇUHADAR'ınAnnesi Kamer ÇUHADAR'I Kaybettik.11 Eylül günü işkence merkezlerinden biri olan,Gazi Karakolu'na gerçekleştirdiği feda eylemi sonucuölümsüzlüğe uğurladığımız şehidimiz-evladımız, İbrahimÇuhadar'ın annesi Kamer Çuhadar hayatınıkaybetmiştir.Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013


AKP Suç İşliyor! Halka Karşı Kimyasal Silah Kullanıyor!Onlarca Çeşit Gaz Bombasıyla Saldırıyor!Biber Gazı Yasaklanmalıdır!Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013AKP iktidarı gaz bombalarıylahalka saldırmaya devam ediyor.AKP’nin “Akil adamları” demokrasi,barış diyerek halkı aldatırken ülkeninher tarafında, en küçük bir hak talebinebile gaz bombalarıyla saldırılıyor.AKP’nin “Akil adamlar”ı ise, saldırılarıgizleme özgürlüğünü sonunakadar kullanıyorlar. Halktan gizlitoplantılar yapıyorlar. 10 Mayıs tarihinde,Tayyip Erdoğan ve Akil İnsanlarHeyeti bölge başkanları, başkanvekilleri ve sekreterlerin katılımıyla6.5 saat süren bir toplantı yaptılar.Toplantı sonunda hiçbir açıklamayapmadılar. Halktan gizledikleri nedir?Ne konuşuyorlar kapalı kapılarardında? Akil adamlara, yalan söylemeözgürlüğü vardır, halkı aldatmaözgürlüğü vardır. Bu yüzden poliskorumalarıyla şehir şehir geziyorlar.Adalet isteyenlere ise biber gazları,cop ve tazyikli sular sıkılıyor. Demokrasiisteyenlere, işten atılanlara,iş isteyenlere biber gazları sıkılıyor,gözaltına alınıyor tutuklanıyor.AKP’ye hizmet eden, faşizme hizmeteden her uygulamanın önü açılıyor.Akil adamların önüne kırmızı halısermedikleri kaldı. Yakında onu dayaparlar.En yaygın olarak biber gazınıkullanıyorlar. Dilimize de biber gazıolarak yerleşmiş. Ancak onlarca çeşitgaz bombası kullandıklarını görüyoruz.Çeşit çeşit kimyasal gazlasaldırıyorlar. TOMA’ların sıktıklarısuların içine çeşit çeşit gaz katıyorlar,değişik renklerde su sıkıyorlar, herbiri farklı etkiliyor. Tabancalarla attıklarıgazlar, elleriyle fünyesini çıkarıpel bombası gibi attıkları gazlar…Biber gazı, döne döne gaz püskürten,düştüğü yerde fosfor bombasıgibi dağılarak parlak ışık saçan, çeşitçeşit kimyasal silah kullanıyorlar. 1Mayıs 2013’te sadece bir sokakta 7çeşit kimyasal gaz bombası sayılmıştı.Kasım 2012 tarihlerindeDev-Gençlilerİstanbul Üniversitesiönünde, Parasız Eğitimİstiyoruz Alacağızkampanyası düzenlemişti.7 günde 10 defasaldırdılar. 16 kişiyigözaltına almışlardı.Bu eylemlerde beşkez saldırıya uğrayanBirdal Nakay, nasılbir kimyasal gaz kullandıklarınıanlatmıştı:“Beş kez saldırıya uğradım. Ençok yapışkan gazdan etkilendim. Yapışkangaz nedeniyle hastaneye taşıdılarbizi. Gaz dayanılmaz bir yanmahissi veriyor, acıdan çıldırıyorsun,araçla bizi hastaneye götürdüler araçtrafikte durduğunda acıdan camlarıkırmak istedik. Gözümü kapatıncabir daha açamadım. Derim soyuluyorgibi hissediyordum, süt döktüm faydaetmedi. Doktor bu nasıl bir gaz dedi,krem sürdü ama geçmedi bugünüçüncü gün etkisi devam ediyor. Üstünenormal gaz yedim, beş saat gözümüaçamadım.”Son bir hafta içinde kimyasal gazlarlasaldırmadıkları eylem kalmadı.Kanser hastası, devrimci tutsak MeteDiş’in serbest bırakılması için, AdliTıp önünde yapılmak istenen eylemlereher gün saldırdılar. TOMA ilegazlı su sıktılar. Eylemciler gözünüaçamayacak hale geldiler. Gaz okadar etkili ki, sadece o kişiyi etkilemiyor.Gazlı suya maruz kalan birdevrimci oradan ayrılmak için otobüsebinmiş. Bütün otobüstekiler öksürmeyebaşlamışlar, otobüsün bütüncamlarını açmalarına rağmen gazınetkisi geçmemiş. Doktor, bu kişiyederisinde yanık olduğunu söyleyerekyanık kremi verdi.Geçen hafta, İstanbul Adliyesiönünde Halk Cephesi’nin yapmakistediği Adalet Nöbeti eylemine polisyine saldırdı. Kitlenin üzerine tüplerleportakal gazı sıktılar. Kitlenin yüzüne,ağzına gaz sıktılar. Bu defa coplarıylada saldırdılar. Ardından, TOMA ilesaldıran polis, yeşil renkte bir susıktı. Farklı eylemlerde, farklı renklerdegazlı su sıktıklarını daha öncede görmüştük.Grup Yorum’un her Cuma TaksimMeydanı’nda yaptığı eyleme geçenhafta da polis yine saldırdı. Coplarve gaz bombalarıyla saldırdılar.26 Mayıs günü, Taksim YasağınıTanımıyoruz! sloganıyla Taksim’eyürümek isteyen yüzlerce kişiye gazbombalarıyla saldırdı. Halk Cepheliler’inde katıldığı eylemde, coplarve gaz bombalarıyla saldırdı. Halkatılan gazdan korunmak için mağazalarasığınmak zorunda kaldı. Atılangazdan binlerce kişi etkilendi. Hızınıalamayan polis, Cihangir’de çocukparkına da gaz bombası attı. Onlarcaçocuk atılan gazdan etkilendi, anneve babalar polisin saldırısına tepkigösterdiler.28 Mayıs’ta Kartal Adliyesi’ndeduruşma salonuna gaz sıktılar.Tutuklular,avukatlar ve ailelerin üzerinegaz sıktıktan sonra, saldırıp tutsakları


dışarı çıkardılar. İçeride kalan ailelerve avukatların üzerine kapıyı kapattılar.Gazın etkisiyle TAYAD’lı Aileler fenalaştı.Sanıklardan Ufuk Keskin astımhastası olması nedeniyle kriz geçirdi.İzleyicilerden astım krizi geçiren verahatsızlananlar, avukatların ısrarı sonucukapıların açılmasıyla dışarı çıkabildi,sağlık ekiplerinin müdahaleleriylekendilerine getirilebildiler.Biber Gazı Yasaklanmalıdır!Biber gazı kimyasal silahtır. Bibergazı 1997 yılında "Kimyasal SilahlarAnlaşması" ile yasaklandı. Buna rağmenher yerde biber gazı kullanmayadevam ediyorlar. Türk Tabipler Birliği(TTB), Ağustos 2011'de yayımladığı“Kimyasal Silahlar Gösteri KontrolAjanları” raporunda; gaz bombasınınhalk sağlığına zararlarını şöyle belirtmiş;"Gözyaşartıcı gazların anietkileri arasında; göz yaşarması, hapşırık,öksürük, zorlu soluma, gözlerdeağrı, geçici körlük, göz kapaklarında,boğazda ve midede tahriş, bulantı,kusma, ishal ve deride tahriş, tansiyonyüksekliği. Toplumsal gösterilerdekullanılan gazlar ölümcül sonuçlarıolan kimyasal silahlar. Bu silahlarınhava ile dağılımı nedeniyle atıldığıçevredeki tüm yaşamı etkileyecekşekilde yayılıyor.”İçişleri eski Bakanı İdris NaimŞahin, “Biber gazının öldürücü biretkisi yok, gazımız gayet doğal, öldürücüetkisi yok” demişti. Zamanındaçok tartışılmıştı. Göğüs hastalıklarıuzmanı Prof. Dr. Feyza Erkanbiber gazının sağlıklı insanlarda bileçok ciddi etkileri olduğunu belirterekhürriyet.com.tr’ye yaptığı açıklamadaşunları söyledi; "Kısa bir süre öncebu konuda araştırma yaptık ve bibergazının çok ciddi etkileri olduğunukanıtladık. Biber gazından etkilenen120 kişiye ulaştık ve hem sorularsorduk hem de solunum testleri yaptık.Bu kişilerin yüzde 60'ında ciddisolunum bozukluğu yüzde 45'indeise dinlenme sırasında bile hışıltılısolunum olduğu ve kontrol grubunagöre solunumlarının çok daha kötüolduğunu tespit ettik." dedi. AKPyalan söylüyor, öldürücü etkisi yokdiyerek halkı aldatıyorlar. Son 5 yılda11 kişi kimyasal gazlarla katledildi.Biber gazı ve adını bile bilmediğimiz,halkın üzerine sıkılan onlarca kimyasalgaz yasaklanmalıdır.AKP Biber Gazıyla Haklarımızıve Özgürlüklerimizi Gaspediyor!AKP kimyasal gazlarla saldıraraken küçük hak talebini bile susturmaya,yok etmeye çalışıyor. AKP’nin saldırılarıbütün halka karşı yapılan birsaldırıdır. Atılan kimyasal gazlar,hem hakkını arayanları etkiliyor, hemçevrede bulunan bütün halkı, binlerceinsanı etkiliyor. Evinde oturandan,iş yerinde çalışana, halkın her kesiminedoğrudan saldırıyorlar. Bu yüzdenkimyasal gazlara karşı birliktemücadele etmeliyiz. Halkın üzerinesıkılan kimyasal gazların yasaklanmasımücadelesi, faşizme karşı birmücadeledir. Bu mücadeleye herkesomuz vermelidir, herkes bir şeyleryapmalıdır. Henüz kimyasal gaz saldırısınauğramamış olanlar da kendilerinigüvende hissetmesinler. FaşistAKP’nin polisi herkesin üzerine gazsıkıyor. Çoluk çocuğun yüzüne, ağzınagaz sıkıyor, hastanelere, okullara,çocuk parklarına, akıl hastalarınagaz sıkıyor. AKP faşizmi bütün halkıdüşman olarak görüyor, bu yüzdentonlarca gaz bombası satın alıyorlar.Bu sorun sadece devrimcilerin sorunudeğil, bütün halkımızın sorunudur.Faşizme karşı olan herkes, bu saldırılarakarşı çıkmalı, birlikte mücadeleetmenin yollarını bulmalıdır.Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013Türkülerle Halaylarla, Zafer CoşkusuylaGrup Yorum Anadoluyla BuluştuGaziantep, Mersin, Adana’da 23-24-25 Mayıs tarihlerindeüç günlük Akdeniz turnesine çıkan Grup Yorum, 23Mayıs’ta ilk konserini Gaziantep’te gerçekleştirdi. 1100kişinin katılımıyla 100. Yıl Amfi Tiyatro’da dinleyicileriylebuluşan Grup Yorum, şarkılarını tutsak devrimci sanatçılar,kanser hastası tutsak Mete Diş nezdinde tüm devrimci tutsaklarve emperyalizme direnen Suriye halkı başta olmaküzere tüm dünya halkları için seslendirdi.24 Mayıs’ta Mersin’e ayak basan Grup Yorumcoşkulu geçecek olan konserde bir de güzel haberalacaktı. Kanser hastası Mete Diş’in tahliyesi için verilenbüyük mücadele sonuç almış, Mete Diş tahliye edilmişti.Konsere verilen aranın ardından 2.bölüm için sahneyeçıkan Grup Yorum üyeleri ilk şarkılarına başlamak üzereykendinleyicilerden gelen haberle büyük bir sevinçyaşadılar. Konserin coşkusuna artık zafer coşkusu daeklenmişti. 2000 kişinin katıldığı konser halaylar vemarşlarla sona erdi.25 Mayıs’ta üç günlük turnenin son konserini gerçekleştirmeküzere Adana’ya geçen Grup Yorum, üçyıllık bir aranın ardından Adanalı dinleyicileriylebuluşuyor olmanın heyecanı içindeydi. Doğal Park AmfiTiyatro’yu hınca hınç dolduran Yorum dinleyenleribüyük bir coşkuyla halaylara durdu. Zulmün elindenalınan Mete Diş’in konsere telefonla bağlanarak Adanalılaraseslenmesi konserin en duygulu ve coşkulu anlarındanbiri oldu. Mete’nin konuşmasının ardındanAdana “Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur”, “Hasta TutsaklarSerbest Bırakılsın” sloganlarıyla inledi. Sonolarak Cemo ve Haklıyız Kazanacağız marşlarının hepbir ağızdan söylenmesiyle Akdeniz turnesi son bulmuşoldu.


Hayata Dönüş Operasyonu Mahkeme Salonunda da Sürüyor!AKP’nin Jandarma ve PolisiMahkeme Salonunu Gaza Boğdu!Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013Onlar katil işkenceci ve aymazdırlar.Binlerce insana işkence yapar,özür diler, işin içinden çıkarlar. Bütündünyanın gözü önünde katliam yaparbiz yapmadık derler. Saldırır, yakıpyıkar, analara, babalara, çocuklarave sakatlara öfkeyle hırsla kinlesaldırır halkı suçlu çıkartırlar. İştebu adaletsizlik yeter dedirtti halkımıza.Kimse kör değil. Katlediliyor, işkencegörüyor, tutuklanıyoruz. Adalete susamışbir halkız. Düzenden adaletbeklenmez biliyoruz. İşte bu yüzden,halkımızın öfkesinin bu derece büyümesi.Adalet istiyor artık halkımız.Aşağılanma ve aldatılma yetti canına.Halkın biriken bu öfkesinin en büyüksebeplerinden biri adalet özlemidir.Biz bu adaletsizliği yıllardır yaşıyoruz.Ve ne geride kaldı ne de bir daha olmayacakdiyebilir. İşte bunun en açıkgöstergesi; 19-22 Aralık 2000 tarihinde20 hapishaneye aynı anda yapılansaldırılarda 28 devrimci katledildi.Ve utanmadan ahlaksızca “HayataDönüş” adı verildi. 28 devrimci ninkatledildiği davada diri diri altı kadınyakıldı. Aradan geçen yıllarda 28devrimcinin katliam emrini verenlerhakkında hiçbir işlem yapılmazkendevrimciler tutuklandı. Katledilenleryargılandı. Aradan geçen bunca yıldevrimciler gerçekleri halka anlatmasavaşı verirken onlar halkıaldatmak adına her yola başvurdular.15 Mayıs 2013 tarihindeyapılan mahkemedekatliamdan sağ çıkabilenleryargılandı bir kez daha. Katliamemrini verenlerden birteki bile yargılanmazken 399devrimci yargılanıyordu’ adalet’.“Yıllarca katletmedik,içeriden ateş açıldı, içeridesilah vardı” diyerek yalanlarıylahalkı kandırmaya çalışankatiller;Kartal Adliyesi’nde Anadolu 5.Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülendavaya katılan ailelere gazlarla saldırdılar.Duruşma salonunda evlatlarını,yoldaşlarını, kardeşlerinigörmek isteyen ailelerin üzerinegaz sıkılarak kapıları kapattılar.Alışıklardı katletmeye, bu yüzden zorolmadı içeriden “boğuluyoruz” diyebağıran aileleri duymazdan gelmekve işkenceyle mahkeme dışına atmak.Nasıl diri diri yanan altı kadını izleyereküzerlerine gazlı battaniye attılarsaboğulan anaların üzerine bir kez dahagaz sıkarak kapıları kapatmakta hiçzorlamadı onları. Katiller kendilerinisaklayamıyorlar işte. Ellerinden kandamlıyor hala. Gözlerindeki halkakarşı kini nasıl saklayabilirler. “Bizöldürmedik tutuklular kendileriyaptı”, “yoldaşlarını kendileri öldürdü”diye iddia ettikleri mahkemedebile yalanlarını saklayacak kadar bileduramadılar. Duracaklar, durduracağız.Azgınca ellerinde coplarla saldıranlar,gazlarla insanları katledenler, son birhaftada gördüler ki saltanatları sonsuzdeğil. Halkın sabrı sonsuz değil. Halkıadalete muhtaç bırakanlar, halkı baskıylaişkenceyle susturmaya çalışanlarbaşlarına gelecekleri hayal etmeyebaşladılar. Büyüteceğiz öfkemizi. Halkımızınfaşizme karşı birleşik mücadelesiylesoracağız bütün acılarımızınhesabını. Artık kimseyi kandıramayacaklar.Şehitlerimizin, yoldaşlarımızın,yerlerde sürüklenen, kimyasalgazlarla katledilen tüm halklarımızınhesabını soracağız.Şehitlerimiz Toprağa Düşen Bereket,Devrimi Büyüten KöklerdirAnkara’da Dev-Genç’liler, 2002’de Karadeniz dağlarında şehitdüşen yoldaşları Gökçe Şahin için 20 Mart Çarşamba günü anmagerçekleştirdiler. Anmada Gökçe Şahin’in hayatı, devrimciliği veanıları anlatıldı. Grup Yorum’dan “Bize Ölüm Yok”, “Karadeniz” ve“Ay Doğar” şarkılarının yanında Gökçenin de sövdiği bazı halktürküleri söylendi. Anma boyunca “Gökçe Şahin Ölümsüzdür”,“Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye”, “Devrim Şehitleri Ölümsüzdür”sloganları atıldı. Ayrıca Alişan Şanlı’nın mezar toprağından daGökçe Şahin‘in mezarına konuldu.


Halkımıza Çapulcu Diyenler Halkımızın ÖfkesiKarşısında Yenilecek!ÇAPULCU DEĞİL HALKIZ!KÜSTAH TAYYİP; SONSUZA KADARHALKI FAŞİST TERÖRLE SİNDİRE-MEZSİN: Taksim Gezi Parkı’na AVM yapılmasınakarşı parkta nöbet tutanlara Başbakan Erdoğan, “BirileriTaksim Gezi Parkı şöyle olmuş, böyle olmuş, oradagelip gösteri yapacaklar, şudur, budur, vesaire. Ne yaparsanızyapın. Biz kararı verdik, verdiğimiz gibi bunuişleriz” diyerek polise saldırı emrini verdi. 31 Mayısgünü sabaha karşı binlerce polis parkı kuşatıp kitleyepervasızca saldırdı. Yüzlerce kişi yaralandı. Çadırlarıateşe verip nöbet tutan kitleyi parkın dışına attı. Polisparkı kuşatma altına aldı, kimseyi parka sokmadı. AKP’ninfaşist saldırısına karşı halk, İstanbul başta olmak üzeretüm Türkiye’de ayaklandı. 35 saat boyunca Taksim GeziParkı’na girmek için polisle çatıştı. Halk polisi dört biryandan kuşattı. Çatışa çatışa Taksim’e girdi. Polis Taksim’denkaçarak kendini kurtardı. Dünyanın dört bir yanında“Her yer Taksim” diyerek direnişe geçti.GEZİ PARKI’NA TOPÇU KIŞLASINIYAPACAĞIZ: Erdoğan "...Taksim Meydanı'nın yayalaştırmaprojesini yapıyoruz, yapacağız. .. 1780 yılında3. Selim döneminde orada yapılmış Topçu kışlasını CHPzihniyeti yıkarak stada çevirmiştir. Orada biz o tarihikışlayı yapacağız"TAKSİM’E DE CAMİ YAPACAĞIZ:"AKM inşallah yıkılacak. Oraya da muhteşem Opera binasınıda biz yapacağız. Oradan bir ses geldi. Cami deyapacağız diye. Evet cami de yapacağız"BİRKAÇ ÇAPULCUYA PABUÇ BI-RAKMAYIZ: "Çok açık net söylüyorum. Biz birkaççapulcunun o meydana gelip halkımızı yanlış bilgilendirmeksuretiyle tahrik etmesine pabuç bırakmayız. Bu millet,bize reyini verirken tarihine sahip çık diye verdi. Tabiatımasahip çık diye verdi."200 BİN KİŞİ GETİRİRİM: Tehditlerleboyu eğdiremediği halkı Erdoğan; “İstesem ben 200 binkişiyi, 500 bin kişiyi Kazlıçeşme’ye çıkarırım. Bir partimvar, tabanım var. Bunu yapacak güçteyiz. Ama bir cevapverme yoluna gitmedik. Partimin tabanı da “sessiz mikalacağız” diye sürekli aradılar. Sükunet, telkin ettik”diyerek halkı iç savaş çıkartmakla tehdit etti.Halk düşmanı Erdoğan’ın halka karşı saldırılar tertiplemesiyeni değildi. İslamcılar yıllardır halka karşısaldırıda kontrgerillanın maşası oldular. Maraş’ta, Çorum’da,Sivas’ta... yüzlerce insanımızı katledenler şimdide halk faşizme karşı ayaklandığı için “ben de sizin karşınıza500 bin çıkartırım” diyerek tehditlere devamediyor.TWİTTER DENİLEN BAŞBELASI:“Twitter denilen bir bela var. Burada abartı, yalanın daniskasıburada. Sosyal medya, toplumun başbelasıdır.”(Tayyip Erdoğan) Tüm burjuva basını susturduğu, sindirdiğiyetmiyormuş gibi internete de müdehale etmeye kalkıştı.BANA DİKTATÖR DİYORLAR, BENHALKIN HİZMETKARIYIM: “Köşe yazarlarıda ‘Başbakan diktatör olmaya başladı, sertleşti vs’.Kusura bakmayın da yazılarınızla bu kadar saldırırkenbiz de sesimizi biraz yükseltelim. Bu da insanın kendiyapısıyla ilgili bir konu. Fıtratımda bir şeyler var. Sençakacaksın, bu kadar hizmeti yapacağız, duracağız. Bendilsiz değilim, konuşacağım.” (T. Erdoğan)İstediğin kadar konuş, yalanlarla artık kimseyi kandıramazsın.Besleme basının da artık işe yaramıyor.SEN AMERİKANIN UŞAĞISIN! TümTürkiye yangın yeriyken halk ayaklanması karşısındatehditleri işe yaramayan Erdoğan Obama’nın talimatlarınıyerine getirmek için 300 işbirlikçi tekelle Tunus, Fas,Cezayir gezilerine çıktı.AKP’DEN ÖZÜR SOYTARILIĞI;ÖZÜR DEĞİL GASP EDİLEN HAKLA-RIMIZI İSTİYORUZ: Obama’nın yaveri yurtdışınakaçınca Papaz rolüyle Başbakan Yardımcısı Bülent Arınçher zamanki gibi devreye girdi. “Polisin ilk günkü orantısızgüç kullanmasından dolayı özür dileriz” diyerek aynı zamandahem polisleri korumaya, hem de tehdit etmeyedevam etti. Özür diliyormuş Bülent Arınç.. Özür neyinkarşılığı? Halkın üzerine ölüm kusanlar özür dileyemez..ÖZÜR İSTEMİYORUZ ADALET İSTİYORUZ...Halka zulmedenler bu zulmün hesabını vermelidirler...Özür AKP’nin ikiyüzlülüğüdür. Suçlarının üzerini örtmektir.Arınç özür dilerken Türkiye’nin dört bir yanında polislersaldırıya devam ediyordu. Özürmüş neyin özrü gaza boğ,işkence yap, katlet, çivili sopalarla halka sivil polislerisaldırt. Özür dile! Bu da AKP’nin özür soytarılığı.Halka zulmün maskesi özür... Kabul etmiyoruz! ÖZÜRSORUMLULUKTAN KAÇMAKTIR!... Katillere işkenceyapanlar talimatı veren SİYASİ SORUMLULAR İSTİFAETMELİDİR! Görevden alınmalıdır. Özür değil gaspedilen haklarımızı istiyoruz. Bir değil, binlerce ÖZÜRbile suçlarının üstünü KAPATAMAZ!AHLAKSIZLAR: AKP'lilerin beyinleri kirli."Biz kimsenin yaşam tarzına karışmıyoruz" diye Erdoğan"Metro içinde ahlak kuralları denen bir şey var. Birilerinitahrik etmek için böyle bir şeye ne lüzum var. Bu anonsdoğrudur. Bir anne kızının başkasının kucağında oturmasınıister mi? Dolmabahçe'de ofisin orada görüyorum. Amatoplumumun insanı deyip saygı gösteriyorum."


Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013Kendini Geliştirmeyen Düzeni Geliştirirİnisiyatif: 1. Öncecilik, üstünlük. 2. Gereklikararları almayı bilen kişinin niteliği. inisiyatifiele almak (veya geçirmek) önceliğe, üstünlüğesahip olmak. inisiyatifini kullanmak gerekli kararlarıöncelikle almak. (TDK Sözlüğü)Bulunduğumuz alanda, birimde,tüm ülke genelinde yaşanan kendiliğindengelişen eylemlerde, katliamlarda,halkın isyanı sırasındabir Cepheli ne yapmalıdır, nasıl hareketetmelidir?1- Cephelinin olduğu her yerdeCephe var demektir. Bunun sorumluluğuile hareket etmeliyiz. Şiarımız:“Ben varsam örgüt var”dır.Gezi Parkı’nda yapılan saldırınınardından başlayan direniş, AKP faşizminekarşı tüm yurda yayılan birhalk ayaklanmasına dönüşmüştür.Cepheliler hızla Taksim’e giderek, ilkgünden itibaren çatışmaların içindeyer almıştır. Bürokrasi değil, devrimciirade hakim olmuştur.2- Sorunu sahiplenmeli ve Cephe’ninpolitikalarının taşıyıcısı olmalıyız.Halkı ve örgütü sahiplenmeliyiz.Bilmiyorsak, sahiplenmeduygusuna sarılacağız, tarihimize bakarakpratik içinde öğreneceğimiziunutmayacağız.Taksim Meydanı 1 Mayıs Alanı’dır.ve Cepheliler, 1 Mayıs Alanı’nda,’78 1 Mayıs’ında olduğu gibipankartlarıyla zafer anıtındaki yerlerinialmıştır. Meydan, faşizme karşıhalk ayaklanmasının merkezidir veorta yerinde “Halk Cephesi” pankartıdalgalanmaktadır.3- Hızlı hareket etmeliyiz. Tereddütetmek kaybettirir… 5 dakikalıkbir tereddüt, direnişi kaybettirebilir…Bekleyelim, görelim… Emir-talimatgelsin ona göre bir şey yaparız…Karar belli olsun sonra harekete geçeriz…diye düşünülmemiş, faşizmvarsa direnişin meşruluğu bilinciylehızla Taksim’e gidilmiştir. Halk ayaklandıktansonra direnişe başlamak,KENDİLİĞİNDEN GELİŞENEYLEMLERDE NASILİNİSİYATİF ALACAĞIZ?halkın öncüsü olma iddiasındakiCephelinintavrı değildir. Geç kalmak,ölüm demektir!4- “Yanlış düşünüyorsam örgütümdüzeltir. Doğru düşünüyorsamörgütüm zenginleştirir” diye düşünmeliyiz.En kötü karar, kararsızlıktan iyidir.Asıl yanlış, halk ayaklanırken çatışmalarakatılmamak, bulunduğumuzher alanda direnişi örgütlememekolurdu.5- Olayı ele alarak, 5N+1K sorularınısoracağız. Yani “Ne, Nerede, NeZaman, Nasıl, Neden + Kim” sorularınısormalıyız. Bu sorular bizim köşelidüşünmemizi sağlar. Köşeli düşünmeliyiz.Nasıl?6- Olayı yorumlarken, nasıl elealacağımızı düşünürken temel kıstasımız:“Halk için, Cephe için, Devrimiçin” olmalıdır. Bu bakış açısıyladüşünürsek, kararsız kaldığımız herolayda doğru yolu buluruz. Halkın vedevrimin çıkarlarını düşünen herCepheli için aklın yolu birdir!7- Karar alırken hangi noktadanbakacağız? Sınıf mücadelesi temelindedüşüneceğiz. İki sınıf vardır:Burjuvazi ve proletarya… Halk vehalka düşman olanlar… Bu iki sınıfarasındaki çelişkiyi halk ve devrimcilerinçıkarına çözmenin yollarını düşünmeliyiz.Halkın ve devrimin çıkarlarınıgözetmeli ve kararlarımızıona göre vermeliyiz. “Kimin çıkarınagelir, kimin işine yarar?” diyesormalıyız.5N+1K’ya cevap verirsek:Taksim Gezi Parkı’nın AKP tarafındanyıkılmasına karşı 3 gündürGezi Parkı’nda nöbet tutanlara polis30 Mayıs günü sabaha karşı saldırdı.AKP parkı NEDEN yıkmak istiyor?Yerine, rant sağlayacağı turistik birmerkez kurmak, ceplerini dolduracakyeni bir AVM açmak için. Ve asıl olarakda 1 Mayıs Alanı Taksim’i ele geçirmekiçin.Direnenler kim?AKP’nin Kentsel Dönüşüm saldırısınamuhalif olanlarla başlamış veAKP’ye öfke duyan tüm halk olmuştur.Direniş kime kazandırır, hangisınıfın çıkarınadır?Halka kazandırır, halkın çıkarınadır!O zaman, halkın, Cephenin, devriminçıkarı için faşizme karşı direnişin,ayaklanmanın en önünde olmalıyız.8- Bulunduğumuz her yerde hızlakarar alma mekanizmaları, komiteleroluşturmalıyız. Kendiliğindenciliğe,dağınıklığa, başıboşluğa devrimciirade ile yön vermeliyiz. Devrimsafına çekmeliyiz.Gelişen halk ayaklanması karşısındadirenişin içinde olmak yetmez.Ayaklanmaya devrim çıkarına yönvermek için var olan tüm örgütlerle,halkın katılımıyla bir komite kurulmalıdır.Karar alacak bir organ olmalıve halkın bu organı tanıması sağlanmalıdır.Taksim’de de, ayaklanmayakatılan tüm kesimlerle bir komiteoluşturulmuştur. Eylemin bitirilmekistenmesine karşı, bununayaklanan halka ihanet olacağısöylenerek, direnişin sürdürülmesisağlanmıştır.9- Halk düşmanlarına karşı tavrımızıaçık olarak ortaya koymalı vetavrımızı belirlemeliyiz.10- Halka, doğru hedefi, suçluyu,halk düşmanlarını göstermeli ve direnişeçağırmalıyız.Sloganımız, halkın sahipleneceği,halka asıl suçluyu gösterecek politikiçeriğe sahip olmalıdır. “FaşizmeKarşı Omuz Omuza” sloganı halkı


irlik olmaya çağırırken; hedef belirlenmiştir:Halk düşmanı AKP!11- Faşizmin provokasyonlarınakarşı güvenlik önlemlerimizi almalıyız.Barikatlar kurularak, mevzininkorunması sağlanmalı ve komitelerlenöbet sistemi oturtulmalı. Güvenliğinnasıl alınacağına dair kurallar belirlenmeli.12- Duruma ilişkin hızla bir bildiriyazarak, hem tüm kitlemizi durumdanhaberdar etmeli hem de tavrımızıilan etmeliyiz. Haberleşmenin düzenliolmasını sağlamalıyız.Tüm Cephelilerin gelişen durumdanhızla haberdar olup, bulunduklarıyerlerde tavır almasını sağlamak vemerkezi örgütlülüğü harekete geçirebilmekiçin yapılacak açıklamalarçok önemlidir. İnsanların internetüzerinden haberleştiği bir ortamda bizde haber alışverişini hızla yapmalıyız.13- Doğru hedefi göstermek veona yönelik eyleme geçilmesini sağlamakiçin sloganımızı belirleyerek,pankartımızı hazırlamalıyız. Kitleninbizi bulabilmesi, Cephe’nin neyaptığını görebilmesi için bizi ifadeeden pankart, önlük ve flamalarımızolmalı.Taksim Alanı’nda açılan “HalkCephesi” pankartları, geceleri alandakalanların sadece Cepheliler olduğunuaçıkça göstermiştir. Pankartımızbuluşma noktası olmuş, kitlemiz alanageldiğinde nereye gideceğini kolaylıklaanlamıştır. Pankartlarımız,sloganlarımız, flamalarımız… kitleyitoparlamak için önemli araçlardır.14- Bir komite oluşturarak, ulaşım,iletişim, ses düzeni, güvenlik, barikat,barınma, beslenme vb. ihtiyaçlarıkarşılamak üzere düzenleme yapmalıyız.Amacımız halkı harekete geçirmekve yönlendirmek ise o zaman bununaraçlarını sağlamalıyız. Kurulacakses düzeni halka seslenmemiz, sloganve taleplerimizi halka ulaştırmak içinhayati önemdedir. Cephelileri eylemeçağırmak, görev dağılımı yapmak, direnişigüçlendirmek için gerekli herşey örgütlenmelidir. Bir savaşı yönetirgibi, hiçbir detayı atlamadan, örgütlenmeyiele almalıyız.15- Mevzilerimizi terk etmeden,düşmanın mevzilerini azaltmayı hedefleyerekeylem koymalıyız.İstiklal Caddesi’nin savunmasındaen önde Cepheliler vardı. İstiklalCaddesi’nin meydana bakan girişkısmında Cepheliler öncülüğündekihalk, çatışmalar sırasında GalatasarayLisesi’ne kadar geriye çekilseler de,çatışmaya ara vermediler polis çemberiniyararak, alana girdiler.16- Politik ve pratik kazanım eldeetmeden direnişimizi bitirmeyeceğiz.Her türlü bedeli göze alacağız.Taleplerimizi açıkladık:“1- Gaz Bombası Kimyasal Silahtır!Gaz Bombası Yasaklansın!2- Hasta Tutsaklar Serbest Bırakılsın!3- Taksim Halkındır! Halka YasaklananTüm Alanlar Açılsın!4- ‘Kentsel Dönüşüm’ Adı AltındaSüren Yağma ve Talana Son Verilsin!5- Halkın Aşağılanmasına, İnançve Değerlerine Saldırılmaya Son Verilsin!6- Halka Saldırı Emrini Veren Valive Emniyet Müdürleri İstifa Etsin!7- Bütün Gözaltılar Serbest Bırakılsın,Haksız Tutuklananlar TahliyeEdilsin!8- Direnişçiler hakkında hiçbiryasal takibat yapılmasın!17- “Söylediğimizi yaparız, yaptığımızısavunuruz” ilkemizi unutmayacağız.18- Sol içi şiddet konusunda gözümüzaçık olacak, asla ve kesinliklesolla bir çatışmanın yaşanmasınaizin vermeyeceğiz.19- Her zaman en kötü olasılığagöre hazırlık yapmalıyız. Ki olumsuzluklarlakarşılaştığımızda inisiyatifbizde olsun. Son ana kadar, tekinsanımız kalıncaya kadar… faşizmekarşı direneceğiz, sloganlarımızı kimsesusturamayacak.20- Cepheli, günlük sorunlarınötesine geçebilen gelişmelerin peşindedeğil, önünde olabilendir.“Başkaları söylesin biz yapalım”gibi geri bir tavrı hiçbir zaman kabuletmeyeceğiz. AKP’ye karşı halkınmeşru direnişini örgütlemek için politikalarıbiz belirlemeliyiz.21- Yanlış yapmaktan korkmadancesaretle inisiyatif koyan, kendinesöylenenle yetinmeyip gereken heryerde gerekli tavrı koyabilen, kendine,mücadeleye güvenen olunmalıdır.Hiçbir Cepheli, ayaklanma anındayanında kendisine “şunu yap bunuyap” diyecek birisini beklememelidir.Gelişen ani olaylarda karar alıp uygulayacakolan Cephelidir. Cephelikendisine, bilime ve tarihimize güvenmelidir.22- Karar verirken, tarihimize,şehitlerimize, deneylerimize, ilke vekurallarımıza bakmalıyız.1 Mayıs Alanı’nı kazanmak içinşehitler verdik. Hiç kimse bizim teslimolduğumuzu, düşmanımızla uzlaştığımızıgörmedi, göremez. Direnirkenpusulamız bunlar olacak.23- Gelişen mücadele içinde sürecinihtiyaçlarına cevap verebilmekiçin bugünden siyasi eğitimimiziyükseltmeliyiz. Teorik kavrayışımızı,çalışma yeteneklerimizi artırmak,inisiyatif alabilmek, karar verebilmekiçin bilmek gerekir. Bilgi güçtür, okuyacakve öğreneceğiz.24- İnisiyatifli olmak için aklımızıkullanacağız. Duygularımızı katmadanbakacağız. Kafa yoracağız.Bilmeliyiz ki emek vermeden yoğunlaşmadaninisiyatifli olmak mümkündeğildir.25- Her Cepheli, aynı zamanda birsavaş kurmayı olma sorumluluğuylahareket etmelidir.Devrim uzak bir hayal değildir. Sınıflararası çelişkilerin derinleştiğianda en temel ihtiyaç, deneyimlikadrolardır. Cephelilerin sorumluluğuçok büyüktür. Savaşı nihai sonucunaulaştırabilmek için kurmaylaraihtiyacımız vardır. Her Cepheli, devrimher an olacakmış gibi, inisiyatifalmayı bilen kadrolar haline gelmelidir.Devrim, kitlelerin eseri olacaktır.Her şeyi kadrolar belirler.Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013


Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013HalkDüşmanıAKPHalkı Ayaklandıran AKP’ninHALK DÜŞMANLIĞIDIR- Halk Düşmanı AKP: “Ananıda al git” diye çiftçiyi aşağıladı. Halkınher kesimini aşağılıyor.- Halk Düşmanı AKP: Alevi halkımızın inançlarınıyok saydığı, asimile politikalarını sürdürdüğü gibi herfırsatta aşağıladı, hakaret etti. Alevilerin cemevini tanımazkenAlevi köylerine camiler yaptırdı. Alevilerden kesilenvergilerle onbinlerce Aleviyi katleden Yavuz SultanSelim’in adını 3. Boğaz köprüsüne verdi.- Halk Düşmanı AKP: İşçilere taşeronluk yasasıyla,Kıdem Tazminatlarının gasbıyla, örgütlenme hakkının gasbıyla,istihdam bürolarıyla işçileri köleleştirildi.-Halk Düşmanı AKP: Memurların Grevli ToplusözleşmeliSendikal hakkının gasbıyla, 657 sayılı DevletMemurları Kanunu’ndaki düzenlemelerle kamu emekçileriniköleleştiriyor.- Halk Düşmanı AKP: Halkın her kesimini aşağıladı.- Halk Düşmanı AKP: Halkın her kesimine saldırdı.- Halk Düşmanı AKP: Futbolculara, taraftarlara saldırdı.Arkası bitmeyen operasyonlarla herkesi sindirmeyeçalıştı.- Halk Düşmanı AKP: Hergün güne helikopterlereşliğinde binlerce polisle “Şafak operasyonları”ylauyandık. Yoksul gecekondu mahalleleri binlerce polislekuşatılarak basıldı.- Halk Düşmanı AKP: Devletin tüm kurumlarınıAKP’lileştirdi.- Halk Düşmanı AKP: Kentsel Dönüşüm adı altındahalk şehir dışlarına sürülürken ülkemizin tamamı yağmave talana açıldı.- Halk Düşmanı AKP: Dinci, gerici eğitim sistemiyleişbirlikçi, gerici bir nesil yetiştirmeye çalışıyor. İmamHatiplerin ortaokul bölümlerini açarak, din derslerini zorunluhale getirerek tüm okulları İmam Hatipleştirdiği gibiAlevi halkımızın çocuklarını Sünni ve gericileştirmeye çalışıyor.- Halk Düşmanı AKP: Her alanda adaletsizliği veçifte standartı kabul etmemizi istiyor. Etmiyoruz!- Halk Düşmanı AKP: Kendisi gibi düşünmeyenhalkın tüm kesimlerine faşist terör uygularken, demokrasi,hak ve özgürlükler adına dinci kesimlere her türlü olanağısağlıyor.- Halk Düşmanı AKP: Halkı açlığa mahkum ederken,sadakalara muhtaç ederken, tekellerden onlarcamilyarder yarattı.- Halk Düşmanı AKP: HES’lerle, fabrikalarla, yabancıtekellerle, nükleer santrallerle ülkemizi cehennemeçeviriyor.- Halk Düşmanı AKP: Yağma ve talanla doğayı katlediyor.- Halk Düşmanı AKP: Halkın hiç bir talebini dikkatealmıyor. Halkın her türlü talebi copla, gaz bombalarıyla,basınçlı sularla saldırılarak bastırılmaya çalışılıyor.- Halk Düşmanı AKP: İşine geldiği gibi anketler hazırlatarak,istatistik raporları düzenleterek halkı aldatıyor.- Halk Düşmanı AKP: Adalet, ekmek su kadar ihtiyaçtır.Halk için tam bir adaletsizlik hüküm sürüyor.- Halk Düşmanı AKP: Parasız eğitim isteyen öğrencilerihapse attı. Öğrencilerin her türlü hak talebine saldırdı.Yüzlerce öğrenciyi hapishanelere doldurdu.- Halk Düşmanı AKP: Yüzün üzerinde gazeteciyihapishaneye doldurdu. İktidarını desteklemeyen gazetecileriişinden kovdurdu.- Halk Düşmanı AKP: Tiyatroculara saldırdı. Sinemacılarasaldırdı. Emek sinemasını yıktırdı.- Halk Düşmanı AKP: Dergi bürolarını, Hukuk bürolarını,Dernekleri, Sendikaları... bastılar, devrimci sendikacıları,devrimci avukatları, devrimci sanatçıları tutukladı.- Halk Düşmanı AKP: Sağlıkta özelleştirme politikalarıylahalkın sağlık hakkını gasp ettiler.- Halk Düşmanı AKP: Tüm karakollar işkencehaneyedönüştü. Halkın evlatlarını sırtından vurdu. İşkencecileri,katilleri korudu.- Halk Düşmanı AKP: Halkın yemesine, içmesine,nasıl giyineceğine karıştı.- Halk Düşmanı AKP: Kürtajı yasaklayıp, kaç çocukdoğuracağına karıştılar.- Halk Düşmanı AKP: Ülkemizi emperyalizmin savaşkarargahı haline getirdi.- Halk Düşmanı AKP: Malatya Kürecik’e İsrail’ikorumak için radar sistemi kurdurdu. Radar sistemine karşıçıkanları hapishanelere doldurdu.- Halk Düşmanı AKP: Suriyeli işbirlikçileri ülkemizdeeğitip, silahlandırıp Suriye halkına saldırttı. Suriye’deve Orta Doğu’da akan her damla kandan AKP iktidarıbirinci dereceden sorumludur.- HALK DÜŞMANI AKP: Artık halk konuşuyor. Artıkfaşist terörünüz karşısında susmuyor halkımız! Copunuz,gazınız, TOMA’larınız işe yaramıyor. Zulmün hesabınıistiyoruz..!


Zulmünüz Sizi Boğacak!Halkı Sonsuza Kadar ZulümleYönetemezsiniz!Taksim Gezi Parkı etrafında Topçukışlası adı altında Alışveriş Merkezi(AVM) yapılması ile ilgili süreçAKP’nin faşist uygulamalarını gösterenörneklerinden sadece bir tanesidir.Projenin gerçekleşmesi içinönce Büyük Şehir Belediyesi 1/5000ölçekli nazım imar planlarında ve1/1000 ölçekli uygulama imar planlarındadeğişiklikler yapılarak geziparkı ve çevresinde inşaat yapılmasınaimkan sağlandı.Mahkemelere ilk taşınan davabu planların iptal edilmesi talepli davaydı.Planların iptali davası İstanbul1. İdare Mahkemesi’nde açıldı. GeziParkı ile ilgili eylemlerin sürdüğü 3.günde bilirkişiler İstanbul 1. İdareMahkemesi’ne hazırlanan planlarhakkındaki raporlarını sundular. Bilirkişiraporu “dava konusu KorumaAmaçlı Nazım İmar planı değişikliklerininçevre, kültürel ve ekonomikyapı teknik altyapı sosyal donatı, yapıve sokak dokusu mülkiyet yapısı,ulaşım, dolaşım sistemi, örgütlenmebiçiminin şehircilik ilkeleri, planlamave koruma ilkelerine uygun olmadığı”tespitinde bulundu. Mahkemeplanlar hakkında bir karar vermedihenüz ancak yaygın uygulamalaragöre mahkemeler bilirkişilerinkararları doğrultusunda karar verirler.Buna göre bilirkişi raporunudikkate alarak önce yürütmeyi durdurmadaha sonra ise imar planlarınıniptal edilmesi yönünde kararvermeleri gerekecektir.Topçu Kışlası ile ilgili ikinci davaİstanbul 6. İdare Mahkemesi’ndeaçıldı. Bu dava ise 27.2.2013 tarihli139 sayılı Kültür Varlıkları KorumaYüksek Kurulu kararının iptalini talepliydi.Çünkü Kültür Varlıkları KorumaYüksek Kurulu içinde buz pateninindeyer aldığı Mimar HalilOnur tarafından hazırlanan TopçuKışlası Projesi’nin tescil edilmemesigerektiği yönündeki II. NumaralıKültür Varlıkları Koruma Kurulu kararınıiptal etmişti. Yani Topçu KışlasıProjesi hazırlanmış ve koruma kurulundantescil edilmesi istenmişti. Tescilkurulu da “Proje 1800'lerde yapılanTopçu Kışlası'nın özgün mimarisi'nedair yeterli bilgi ve belge içermiyor.Gezi Parkı ise 60-70 yıllık kullanımdeğeri ile tarihe belgelik edenbir nitelik kazandı ve İstanbullularınkollektif belleğinde yer etti” gerekçesiyleOcak 2013 tarihinde tescil talebireddedilmişti. Bu ret kararı RecepTayyip Erdoğan tepki gösterince KültürVarlıkları Koruma Yüksek Kurulubölge kurulunun verdiği kararı gerekçesiziptal etti. Böylece TopçuKışlası Projesi Erdoğan’ın kızgınlığısayesinde tescil edildi. Tescil edilen buyer için Kültür Varlıklarını KorumaKurulu 1999 yılında "Taksim Anıtıkentin önemli alanlarından biri olanTaksim Gezi Parkı ve bunların oluşturduğuaksta bulunan Atatürk KültürMerkezi’nin (AKM) birbirinden ayrılmazve Taksim Cumhuriyet Anıtı ilebir bütün olduğu anılan bu alanlarıntümünün korunması gerektiğini belirtiyor.Dolayısıyla Gezi Parkı veTaksim Anıtı koruma kurulları tarafındantescillenmiş alanlardır. Başkabir anlatımla hem Gezi Parkı hemde henüz yapılmamış olan TopçuKışlası projesi tescillenmiş oldu.İstanbul 6. İdare Mahkemesi’ndeTopçu Kışlası Projesi’nin tescil edilmesinekarşı dava açıldı ve yürütmenindurdurma talebinde bulunuldu.Yürütmeni durdurma kararı eylemlerin3. günü verildi. Kararla birliktedozerlerin derhal Gezi Parkı çevresindençekilmesi gerekmekteydi. YetkililerinMahkeme kararlarına uygundavranacaklarını açıklamalarıbeklenirken zaten hukuka aykırı olarakbaşlayan yıkım ve ağaç sökme işlemlerine,mahkeme kararını dikkatealmayarak Gezi Parkı’na ve orada bulunankişilere ilişkin saldırılarını devamettirdiler. Hatta “yargıya saygılıolun”, “hukukun üstünlüğünegüvenin”, “ben işlerimi yargıyahavale ediyorum” diyen Başbakanverilen kararları beğenmeyince yargıkararını tanımayacağı belirten ifadelerkullandı. Mahkememin verdiği yürütmeyidurdurma kararı hakkındaBaşbakan “Bu kadar sıkıntılı olduğubir anda idare mahkemesi enteresanbir karar veriyor. Yürütmeyi durdurulmasıdiyor. Böyle bir günde mibunu yapıyorsun? Bu ülkede kimseninattığı adımı dikkati bir kenarakoyarak atması doğru değil, hele heleyargı” dedi. İşte dilinden yargıyı düşürmeyenBaşbakan’ın tehditkar sözleri.Hani yargının kararlarına saygıduyurmalıydı....Neden yargı kararıdırdiyerek saygı duymuyor ve saldırılarındanvazgeçmiyor. Yargı egemenleringücünü sınırlamak için değil, egemenlerinçıkarlarını korumak içinçalışmalı değil mi? Böyle olduğuiçin mahkeme kararını tanımadılar. Veanlaşılıyor ki bu kararı uygulamayacaklar.Kimbilir kararı veren hakimleritespit edip isimlerini kara defterlerinenot edecekler. Bir sonraki kararnamedeicaplarına bakacaklardır.Faşizm İle YönetilenÜlkelerde Yargı FaşizminPerdesidirAnayasa’ya göre yargı kararlarıherkes için bağlayıcıdır. Yargı ka-Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013


Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013rarlarını yerine getirmemeksuçtur. Madde şöyle düzenlenmiştir.“Yasama ve yürütmeorganları ile idare, mahkemekararlarına uymak zorundadır;bu organlar ve idare, mahkemekararlarını hiçbir suretle değiştiremezve bunların yerinegetirilmesini geciktiremez.”Peki Başbakan ve Hükümet nedenyargının verdiği kararlara uymaz,uymuyor. Neden sadece halkın yargınınkararlarına uyması bekleniyor.Özellikle kentsel dönüşüm konusundadevlet aleyhine idare mahkemeleritarafından bir çok karar verilmiş,devlet bu kararlara uymamışyada tehditlerle kararların değişmesinisağlamıştır. Üstelik devlet aleyhinekarar veren hakim ve savcılarınyerlerini değiştirerek onları cezalandırmışlardır.AKP’nin istediğigibi karar verenlerin ise rütbeleri hızlayükseltirmiştir. En kanlı ve en zararlıkararları verenler Danıştay, Yargıtaygibi yüksek mahkemelere, HakimlerSavcılar Yüksek Kurulu’nagetirilmişlerdir. Bunlara en bilindikörnekleri kuşkusuz 19 Aralık 2000tarihinde 28 devrimci tutsağınkatledildiği hapishanelere yönelikyapılan “Hayata Dönüş” katliamınbaşrollerinde olan Ali Suat Ertosun’du.Çünkü faşizm en genel anlamdabaskıdır, terördür. Ne var ki onun dabir "meşruluk" sorunu vardır. Faşizmmeşrululuğunu kanun devletindenalmaya çalışır. Yargıya dayanmak ister.Yargı, kitlelerin gözünde meşrulaştırılmalıve kutsallaştırılmalıdırki, kitleler haksızlığa, adaletsizliğemaruz kaldıklarında, 'çözüm yeri'olarak devletin mahkemelerini görebilsinler.Kitleler, 'adalet' için düzeninmahkemelerine bel bağladıklarıve bu mahkemelerin kararlarınıda 'şeriatın kestiği parmak acımaz'diye tartışmaksızın kabul ettikleri sürece,sistem güvende, Faşizmin otoritesiyürürlüktedir. Mahkemeler, butoplumun 'imtiyazsız, sınıfsız' olduğudemagojisine uygun yapılandırılmışlardır:Bu demagojinin devamıolarak 'yasalar karşısında herkeseşittir' denir. Oysa ki yasalara,egemen sınıfın değil, halkın uymasıistenir. Aynı şekilde mahkemeler veonların kararları egemen sınıfların işlerinegeldiğinde onları bağlar, işlerinegeldiğinde bağlamaz. Zaman zamanyargıyı, mahkeme kararlarını oligarşiiçi kavgalarda da birbirlerinekarşı kullanabilirler; ama esas olarakhalk kitlelerine 'yargı kararlarınıntartışılamayacağını' dayatırlar. 'Yargıçlara'faşizmin atfettiği kutsallık, tamamensahte, tamamen suni bir kutsallıktır.Onlar da düzenin başkaherhangi bir memuru gibi, düzeninönlerine koyduğu yasalara göre işlemyapıyorlar. Düzenin herhangi bir bürokratıgibi, oligarşinin çıkarları gerektirdiğindeönlerindeki yasaları daçiğneyip 'devletin ali çıkarları’ içinkarar veriyorlar.Faşizm KendindenOlmayan HerkeseDüşmandırTürkiye’nin demoratik bir ülke olduğuiddiasında olduğunu söyleyenlerson bir kaç aydır, faşizm vurgusunuyapıyorlar. Oysa ki faşizm süreli,arada bir uygulanan bir yöntemdeğildir. Faşizm bir yönetim biçimidir.Bir devlet biçimidir. Faşizminen ayırt edici özelliği tekelci burjuvaziyedayanması ve tekelci burjuvazininaçık, terörcü diktatörlüğüolmasıdır. Bir avuç mutlu azınlığın çıkarlarıuğruna kan ve gözyaşı ilehalklara dayatılan faşizm gerçeği,1900'lü yılların başından 2000 yılınıneşiğinde olduğumuz bugüne, değişikbiçim ve renklerle karşımıza çıkar.Kimi zaman açık, kimi zamangizli bir biçimde uygulanır faşizm.Halkın her kesimi şiddet altındatutuluyor. Gazetecilerin büyükkesimi düşüncelerini açıklamaktankorkuyordu. Alevilerlinç edilmekten korkuyorlar,evleri işaretleniyor, inançlarıhorlanıyor. Gecekondulardayaşayan halk barınmahaklarına yapılan saldırılardan,İşçiler işten atılmaktan korkuyor,memurların hakları kısıtlanıyor,öğrenciler gelecek korkusu yaşıyor.Üniversite mezunu olan binlercekişi gelecek kaygısı altında, hastatutsaklar hapishanelerde öldürülüyor.Kanla kazandığımız meydanlarıhalka yasaklıyorlar. Basın açıklamasıyapılması hakkını şiddet kullanarakengelliyorlar. Ülkenin ekonomikdüzeyi yükseliyor yalanlarınıyayarak, halkın yoksullaştığınıgizlemeye çalışıyorlar. Kısacası kendiniifade etme, örgütlenme hakkı,inançlarını ve kültürlerini korumahakkı yok edilmek isteniyor. Ekonomik,siyasi, sosyal haklar giderekkısıtlanıyor. Şair’in dediği gibi“Sonra, iyiye, daha iyiye, güzele,daha güzele karşı dehşetli bir hasretimvardır. Bana öyle geliyor ki buhasret mükemmel bir şeydir, sinyorita...İşte faşizm bu hasreti öldürüyor.Faşizm ölümün methiyesini yapıyor,hayatın en inanılmaz kıvılcımını,zekayı, aklı sevmiyor. Faşizmümidi mahvediyor. Bize, “Herkes olduğuyerde ebediyen kalacak” diyor.Daha adil, daha güzel bir insan hayatınakarşı duydugumuz hasretlealay ediyor...” (Nazım Hikmet)Faşizme Karşı Omuz OmuzaFaşizm, mevcut devlet biçimidir.Emperyalistler kendi çıkarları çerçevesindebuhranlarının bütün yükünüemekçilerin omuzlarına yüklemeyeçalıştıkları için faşizme ihtiyaçduyarlar. Emperyalizme bağlı birülke olarak, işçi- emekçi halkımızhem emperyalizmi hem de işbirlikçiAKP’yi doyurmaktadır. AKP doymakve doyurmak için sömürüyü vetalanı azgınca sürdürmek zorundadır.Bunu da ancak tüm halk üzerinde


askı uygulayarak yapabilir. Bu nedenle faşizmekarşı mücadele, iktidar perspektifiyle ele alınmasıgereken bir mücadeledir. Faşizme karşı oluşturduğumuzortak cepheyi büyütmeliyiz. Direnişiyaymalı ve geliştirmeliyiz.Sonuç olarak: İnsanlık tarihinin bir yanı zulümse,halkların yaşadığı acılarsa, kan ve gözyaşıysadiğer yanı da direniştir, başkaldırıdır, devrimdir.Diz üstünde, onursuz yaşamak insana aykırıdır.İnsan değerleri ve hakları ile yaşar.Faşizmi altetmenin tek yolu ona karşı direnmektir.Kimilerinin söylediği gibi Erdoğan’ın niyetiya da kişiliğinin bir yansıması değildir, Erdoğanfaşizm olmadan yönetemez, özür dileyinceyada yumuşak bir kaç söz söyleyince faşizm ortadankalkmayacaktır. Gezi Parkı’nda yakılan kıvılcımtüm halkın faşizme olan öfkesini büyütüptüm ülkeye yayılan halk ayaklanmasına dönüşmüştür.AKP’nin tüm terörüne rağmen halkın ayaklanmasınıbastıramamıştır. Üç kişinin bir araya geldiğiyerde gazla copla basınçlı su fırlatan TO-MA’larla saldıran polis ayaklanmanın 35. saatindeTaksim Meydanı’nı terk edip kaçmak zorundakalmıştır. AKP, 1 Mayıs’tan sonra tüm alanlarıhalka yasaklamıştı. Taksim Meydanı’nda, İstanbulAdliyesi’nde, Adli Tıp önünde eylem yapanHalk Cepheliler’e, TAYD’lılara, işçilere,memurlara, Devrimci sanatçılara saldırmıştı.Şimdi yıllardır yasaklı olan Ankara KızılayMeydanı dahil tüm alanları açmak zorunda kaldı.Külhanbeyi edalarıyla konuşmalar yapanAKP’liler halkın ayaklanması karşısında boylarınınölçüsünü aldılar. Şimdi halkın öfkesinikontrol altına almak için bir taraftan özür diliyorlardiğer taraftan işbirlikçileri devreye sokuyorlar.Özellikle başta iki gün boyunca haber bile yapmayanburjuva medya şimdi direnişi nasıl amaçsız,hedefsiz bir niteliğe çeviririz, nasıl düzenin sınırlarıiçine çekeriz diye ellerinden geleni yapıyorlar.Evet, halk düşmanları! Hep yazıyoruz: Halkısonsuza kadar zulümle yönetemezsiniz diye. Zulmünüzartık işe yaramıyor. Halkımız korku duvarlarınızıaştı. Artık korkma sırası sizde.Rüzgarı yamandır bu toprakların lodosu, poyrazı,karayeli, faşizmi/Sert, amansız ve kara eserdaima/Ki rüzgar gülleri esen yele döner / Ve Adalılarrüzgara karşı yürürler / Ve yüreklerinde patlayano müthiş / Ve muazzam karanfil fırtınasıyla/ Gelecege dogru yol alırlar..."HayatınÖğrettikleriAİLEMİZ VEDEVRİMCİLİKÇalıştığım iş yerinde sendikalıarkadaşlar vardı. Sendikayaüye olmamız için gelir konuşurlardı.Bu konuşmalardanekonomik ve sosyal haklarımızıalmak için örgütlenmekgerektiğini anlamıştım.Sendikalı oldum. Sendikaiçerisinde sarı sendikacılığı,devrimci sendikacılığı pratikten öğrendik. Sendikal haklarve demokrasi mücadelesi devrimci bir çizgide kazanılabilirdi. Devrimcisendikacı olmak tehlikeli işti. Sürgün, tehdit, soruşturmalar,gözaltı, hapislik, kayıp ve katledilmek demekti. Bugünkü sendikalarınharcında bu bedeller ödendi, ödenmeye de devam ediyoruz.O dönemde bir grup arkadaş mücadeleyi başka alanlardasürdürmeye başladık.Yeni alanda sorulan ve üzerinde durulan konu devrimcilik yaptığımızdanailemizin haberi var mı, diye sorulduğunda birkaç arkadaşailesinin bilgisi olduğunu söyledi. Bırak ailemize devrimcilikyaptığımızı söylemek gözaltına alındığımızı, neden sürgünedildiğimizi, iş yerinde karşılaştığımız olayları bile anlatmamıştık.Yaşlılar,üzülmesinler, kızmasınlar, anlamazlar, bilmezlergibi nedenlerimiz vardı. Bir yandan da ailemize devrimcilik yaptığımızsöylenmez ki, bir iş bir başka mesele olsa söylersin amadevrimcilik yaptığın, nasıl söylenir? Söylesek de anlamazlar ki...diye düşünürdük.Böyle düşünürken bir süre sonra tutuklandım. Babam görüşümegeldi. Görüşe giderken arkadaş, "Ailen ilk kez görüşe geliyor kızgın,öfkeli konuşurlar ters cevap verme, altan al" diye uyardı.Görüş kabininde babam bütün öfkesiyle konuşuyor ben de dinliyordum.Görüş gününü bilmediği için savcıya izin almaya gittiğinisavcının "adli mi, terörist mi" diye üç kez sorduğunu üç seferde savcının "terörist" demesi ağırına gittiğini, "O benim evladım"dediğini anlattı. Ayrıca bu yaşında kapıdaki üst aramasıiçin çok aşağılandığına kızıyordu. Para yatırdığını, evden koca birtencere yaprak sarması getirdiğini, börek, çörek de getirdiğini içeriyealmadıklarını ardı, ardına anlatıyordu. Savcının "terörist"mi,sorusuna en güzel cevabı vermişti, "O benim evladım" demekle.Şimdi geç de olsa demir parmaklıklar ardından neden devrimcilikyaptığımı anlatacaktım. Bir çocuğumuzun yaşadığı durumdur, ailelerimizbize kızarlar ama dışarda başkalarına karşı da savunurlar,"Kötü birşey yapmıyor ki" diye arka çıkarlar.Engin Çeber de devrimcilik tercihinde ailesiyle sorunlar yaşadı.Ailesi soyadını değiştirdi. Ama gerçek değişmedi, Engin'inailesi oldukları gerçeği. Soyadını değiştiren de savcıdan babası olduğunusöyleyip hapiste görüşe giden de Engin'in babasıydı. Binlerceörnek anlatabiliriz devrimci tercihimiz karşısında ailemizleyaşadığımız sorunlara ilişkin komik, hüzünlü, öğretici anılar.Yine katleden devletten evladının hesabının soran, adalet isteyende Engin'in babasıydı.Anlamazlar ki, korkarlar, kızarlar, üzülmesinler, söylenir mi diyebakmayalım. Ailelerimizi en iyi biz tanırız, devrimcilik tercihimizien iyi biz anlatabiliriz. Anlatacak bir yol mutlaka buluruz.Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013


HalkınHukukBürosuHALKIN HUKUK BÜROSUNAYÖNELİK SALDIRILARÇARESİZLİĞİN ÜRÜNÜDÜR! -4-18 Ocak 2013 tarihinde aralarındaavukatların, sanatçıların, TAYAD’lıların,DEV-GENÇ’lilerin olduğu demokratikkitle örgütlerine, kültür merkezlerine,bürolara ve evlere hukuksuzve ahlaksız bir biçimde gece yarısı baskınlarıyaşanmış, onlarca kişi gözaltınaalınmıştı. Hukuk bürosuna yapılanbaskında savcı beklenmeden kapı kırılarakgirilmiş, arama ve elkoyma işlemiyasaya ve usule aykırı bir biçimdeyapılmış, sonrasında avukatlar işkenceylegözaltına alınmışlardı. OperasyonlaHalkın Hukuk Bürosu avukatlarıve Çağdaş Hukukçular Derneğiavukatlarından 9 kişi tutuklanmıştı.Operasyon sonrasında Başbakan’danbaşlayarak devletin bir çok kurumu, bakanıve onların hizmetinde olan burjuvabasın, avukatlara yönelik saldırı ve karalamalarabaşladılar. Yalan haberleriarka arkaya sıraladılar. Çünkü yapılanhukukdışı baskın halkın tepkisine nedenolmuştu. Ulusal ve uluslararası kurumlar,hukuk örgütleri, aydın ve sanatçılarile birlikte halkın her kesimitepkisini dile getirmişti. Operasyonunbu güne kadar yürüttüğümüz adalet mücadelesinesaldırı olduğu konusundakimse teretdüt etmedi. Sahiplenmeninönüne geçmek için yalana başvurdular.Savcılara açıklamalar yaptırdılar. Kuşkusuzbunları yapmaya devam edecekler.Adaletsizliklerini, sömürülerinibaşka türlü devam ettiremezler. Onlaryalanla yönetiyor, biz gerçekleri anlatıp,onların yalanlarla yarattıklarıpusuyu dağıtıyoruz.Baskılarla bizi engelleyeceklerinisanıyorlar. Baskılarla bizi engelleyemeyeceklerinin,yolumuzdan döndüremeyeceklerininen önemli kanıtı tarihimizdir.Büromuz ilk defa basılmıyor.Çalışanları ilk defa gözaltına alınıptutuklanmıyorlar. Büromuz dahaönce defalarca basılmış, çalışanlarıgözaltına alınıp tutuklanmış ve işkenceyetabi tutulmuşlardır. Büro çalışanımızFuat Erdoğan katledilmiş, tehditedilmeyen, polisin şiddetine maruzkalmayan çalışanımız olmamıştır. Bubaskı ve davalar bizi yok edemedi. Aksinegüçlendirdi, sağlamlaştırdı, inancımızıkuvvetlendirdi. Büromuza dönüksaldırıların sadece belli başlı olanlarınıhatırlayalım.Büromuz hakkında ilk dava 10Kasım 1992 tarihinde TCK'nın 169.ve 3713 sayılı yasanın 5. maddesine dayanarakavukatlarının 'Devrimci Sol’ayardım ettikleri gerekçesiyle açılmıştı.22 Şubat 1993 tarihinde ilk duruşmasıyapılan davaya Avrupanın değişikülkelerinden katılan 18 avukat vemeslek örgütleri, mahkemeye sunduklarıortak dilekçede yıllarca devletinher türlü baskısına, işkencelerine,yargısız infazlarına, gözaltında kaybetmelerinekarşı cesurca görev yapanHalkın Hukuk Bürosu’ndaki meslektaşlarınınçalışmalarını yakından izlediklerini,yargılamanın yapıldığı siyasimahkeme olan DGM’yi protesto ettiklerini,meslektaşlarının derhal yargılamalarınason verilmesini talep etmişlerdir.Ayrıca davaya katılmak istediklerinibelirtmişlerdi.27 Eylül 1994 tarihinde müvekkilimizDursun Karataş’ın Fransa’da tutuklanmasıve Türkiye’ye iade edilmesinedeniyle Fransa Büyükelçiliği kanalıylaFransız hükümetine iletilmeküzere yaklaşık 2500 sayfalık dosyalarhazırlanmıştı. Dosyaların elçilige götüreleceğisaatten bir saat önce yani saat14.00’da Ankara Hukuk bürosu basıldı.Baskın DGM Savcısı Nuh MeteYüksel'le birlikte gerçekleşti. İçeriye girenpolisler büroyu adeta talan ettiler.Büroda bulunan ve elçiliğe gitmeye hazırlananAv. Ahmet Düzgün Yükselve Av. Murat Demir ile büro da bulunanherkes gözaltına alındı. Polis bürodakibilgisayar, daktilo, faks vb. hertürlü alete el koydu. Halkın Hukuk Bürosudaha önce de yine başlarındaDGM Savcısı Nuh Mete Yüksel'inolduğu polisler tarafından basılmış veAv. Murat Demir yoğun işkenceden geçirildiğiiçin aylarca tek elini kullanamamıştı.Müvekkilimiz için hazırladığımızdosyanın sunulması "örgüt adınafaaliyet" olarak değerlendirildi.Bunun üzerine büromuz çalışanları28 Eylül günü süresiz açlık grevinebaşladılar.Yaptığımız açıklamada süresiz açlıkgrevinin nedenlerini “gelinen süreçtemesleğimizin gereklerini sağlıklı bir biçimdeyerine getirebilmemizin koşullarınınkalmadığını düşünüyoruz” şeklindeaçıklanırken, gözaltındaki avukatarkadaşlarımız ve komplonun birparçası olarak kullanılan müvekkillerimizserbest bırakılıncaya ve meslekifaaliyetlerimizi özgür bir biçimde yapabilmeninortamı sağlanıncaya kadaraçlık grevine devam edeceğimiz belirtilmişti.Av. Murat Demir 14 gün sürenişkenceli sorgulardan sonra çıkarıldığıAnkara DGM tarafından tutuklanırkenyanındakiler serbest bırakıldı.16 Aralık 1994 tarihinde büromuzavukatlarından olan Av. Z. F müvekkiliile görüşmek üzere bürodan çıktığında,akşam saatlerinde, müvekkili ilebirlikte iken gözaltına alındı. Gözaltınaalındığının bilinmesine rağmen polislerönce gözaltında olduğunu reddetmiş,İstanbul Baro’sunun başvurususonrasında; gözaltında tutulduğunukabul etmişlerdir.Av. Z. F gözaltı süresi boyunca işkencegördü. Kendisiyle görüşen avukatı,Z. F’nin yoğun işkenceden dolayıkollarının tutmadığını, sağ elinin işlevsizhale geldiğini, kaba dayak ve kü-


füre maruz kaldığını, gözaltına alınışınınikinci günü ise askıya alındığını,“Seni buradan sağ çıkartmayacağız”şeklinde tehdit edildiğini açıkladı. 22Aralık günü çıkarıldığı DGM'ce tutuklandı.28 Eylül 1994 tarihinde Av. Fuat Erdoğan,BEM-SEN Genel Başkanı ElmasYalçın ve Mühendis İsmet ErdoğanBeşiktaş’ta bir kafede oturmaktaiken siyasi şube amiri Şefik Kul eşliğindekiinfazcı ekip tarafından katledilmişlerdir.Av. Fuat Erdoğan'ın vücudundançıkan kurşunlar, ŞefikKul’un silahından çıkmıştır. ŞefikKul avukat Fuat Erdoğan’ı çok iyi tanımaktadır.Olay gününe yakın bir tarihekadar infaz dosyalarında müdahilvekili olarak Şefik Kul’un karşısındayer almıştır.Polisler her zamanki gibi savunmalarınıkarşı tarafın ateş açtığı şeklindeyaparken, tanıklar polislerin ifadeleriniyalanlamışlardır. Arzum Cafe'nin sahiplerindenTanık Suzan Atlı verdiğiifadede, çatışma sırasında kafede bulunduğunuve içerideki insanlara servisyaptıklarını, yarım saat sonra dışarıdansivil giyimli insanlar tarafındandışarıya el işareti ile çağrıldıklarını ancakkendilerinin gitmediklerini, bununüzerine kapının yanına gelen polislertarafından itilerek yan taraftaki dükkanıniçerisine sokulduğunu ve içeriye10-15 polisin girdiğini, seri haldeateş edildiğini bu ateş sesinin polisleriniçeriye girmelerinin üzerinden iki üçsaniye sonra olduğunu ve hiçbir camınkırılmadığını, yalnız asma kat altındabulunan tost konulan bir camekanınkurşunla kırıldığını, ancak bunun asmakattan yapılacak bir ateşle kırılmasınınmümkün olmadığını belirttiler. Adli tıpraporları ve tanıkların beyanları arkadaşımızınplanlı bir biçimde infazedildiğini göstermektedir.8 Ocak 1999 tarihinde yine AnkaraDGM savcılarından Nuh Mete Yükseleşliğinde onlarca polis ile AnkaraHalkın Hukuk Bürosu basıldı. Bürodakidosyalara, ajandalara el konuldu. Duvardaasılı aralarında Fuat Erdoğan’ınfotoğrafının da bulunduğu fotoğraflarıve resimleri yırttılar. Avukatları vemisafirleri bir odaya kilitlediler. AvukatZ.R’ye Fuat Erdoğan’ı gösterip “senindesonun böyle olacak” denildi. Aramaizinlerinin olup olmadığının sorulmasıüzerine, Nuh Mete Yüksel"Ben varım ya yetmez mi?" türündencevap verdi. Arama esnasında aramayakatılmak isteyen 20’ye yakın avukatiçeriye alınmadı, aramada hiç bir usuleuyulmadı. Avukat Z.R gözaltınaalındı ve 5 gün boyunca işkenceye tabitutuldu. Gözaltı sürecinden sonra tutuklandı.Yine silahlı mücadeleninpropagandasını yaptığı iddia edildi.Ajandasındaki notlar delil olarak gösterildi.Aynı avukat daha önce defalarcagözaltına alınıp işkence görmüş,13.1.1994 yılında gözaltına alındığında13 gün işkencede kalmıştı.O dönemlerde Nuh Mete Yükselgözaltıyla ilgili olarak kendisine başvuranavukatlara yazılı olarak17.1.1994 tarihinde “Baskı ve İşkenceyeMaruz Kalması Söz Konusu değildir”cevabını vermiş, gözaltından çıkanAv. Z.R gördüğü işkencelerden dolayı7 gün işgöremez raporu almıştı.O dönemde gözaltına alınan avukatlarbürodan ayrılmaları, ayrılmazlarsasık sık gözaltına alınacaklarıtehdidiyle karşılaşıyorlardı. 1999 yılındaAnkara büronun basılması ve avukatıntutuklanması üzerine büromuz,komployu anlatan kitapçık hazırladı.Daha sonra kitapçığı hazırlayan avukathakkında da dava açıldı. Suçlama“bazı kamu görevlilerini hedefgöstermek” idi.Yine komplo hakkında açıklama yapanavukatlara Savcı basın aracılığı ilesaldırıyor ve tehdit ediyordu. NuhMete Yüksel Hergün gazetesine verdiğidemeçte"... Çağdaş Hukukçular Derneğiavukatları ayaklarını denk alsınlar.Daha önce onların üyelerindenAv. M. D ve Av. Z. R'yi gözaltına almıştım.Yine alırım..." demiştir.1 Nisan 2004 tarihinde İstanbul HalkınHukuk Bürosu “Büyük DHKP-Coperasyonu kapsamında” basıldı. Aramayine hukuka aykırı bir biçimde yapıldı.Avukatlar gözaltına alındı veBehiç Aşcı tutuklandı. İddia ise 1 Nisangünü yapılan aramalarda elde edildiğisöylenen diskette adlarına rastlanmasıve örgüt adına faaliyet yürütmekti.Ancak gözaltına alınan kişilerinlistesi arama işleminden önce tespitedilmişti. 1 Nisan 2004 yılında yapılanbaskın ve hukukdışılık ve sahtekarlıkbugün de devam etmektedir. 18 Ocak2013 tarihinde yapılan operasyon, 1 Nisan2004 tarihinde yapılan operasyonunbiraz geliştirilmiş halidir. 1 Nisantarihinde ellerine, yüzlerine buluştırdıklarısahtekarlıkları tekrar etmemeyeçalışmışlardır. Hepsi bu. Ancak hiçbir sahtekarlık ne kadar iyi hazırlanırsahazırlansın gerçeğin üstünü örtemez.Gerçeğin yerini almaz.Sürecek3. AFYON HALK SOFRASI PİKNİĞİ"Biz bir dost sofrasında bir de harmandalında diz kırarız" şiarı ileçalışmalarının yürütüldüğü 3. HalkSofrası Pikniği, geçmiş yıllarda olduğugibi Grup Günşığı'nın türküleri,halaylarıyla coşku içinde geçti."AKP faşizmi her yerde bizleresaldırsa da, hasta tutsaklarımızı hapishanelerdekatletmeye çalışsa da,yasal derneklerimizi şafak operasyonlarıile talan etse de biz her yerdeyiz.Devrim türkülerimizi her yerde,her türlü baskıya rağmen söylemeyedevam edeceğiz" vurgusununyapıldığı konuşmalarda;"Bireyciliğin yaygınlaştırılmayaçalıştırılma çabasına rağmen biz kolektivizmiyaşatmaya devam ediyoruz"denilerek, "AKP polisi Dev-Genç’lilerin ailelerini komplo teorileriylekorkutmaya çalışsa da, memurlarımızınevlerini bassa da bizyine buradayız ve seneye yine buradaolacağız" çağrısıyla bitirildi.Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013


Ders: ÖfkemiziDüşmana YöneltelimSayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013Sevgili Devrimci Okul OkurlarıMerhaba;Öfke; aniden yükselen kızgınlıkduygusudur. Öfke olumlu bir duygumudur, olumsuz mu? Öfkeli olmak iyimidir kötü mü? Bu sorunun cevabı dabütün kavramlar gibi sınıfsaldır vekime yöneldiğine bakarak cevaplanabilir.Ezen ve ezilenin olduğu birdünyada sevgi de öfke de korku dacesaret de sınıfsaldır. Öfkenin de ikiyüzü vardır. Bir yanı dost, diğeryanı düşmandır. Biz Kime Öfkeleniriz?Kime Öfkelenmeliyiz?Biz devrimciler halkın çocuklarıyızve kapitalist sistemin içindeve burjuva ideolojisinin etkisi altındaşekillendik. Devrimciler dedüzenin yozlukları, kiri pasıylaberaber devrimci saflara gelirler.Düzende güçlü olmanın yollarıbellidir. Kapitalizm sürekli bir rekabetduygusu aşılamaya çalışır. Güçlüolmak için başkasını ezip geçmekgerekir. Güçlü olmak için “her yolmübah” anlayışıyla bağırmak, “otoriteolmak” için başkalarını ezmek,tehdit etmek gerekir.Kendi çıkarları için "öfke duymak"meşrudur. Düzende kişi korunmasızdır,güvensizdir, yalnız ve çaresizdir.Çıkarlarının zedelendiğini hissettiğian öfkelenir. Bu nedenle "bireyisavunmak" yani burjuva ideolojisi ileöfke arasında doğrudan bir ilişki vardır.Devrimciler de bazı düzen alışkanlıklarınıdevrimci saflara taşırlar.Örneğin; sonuç alamadığında bağırıpçağırmak, öfkelenmek,başkalarınısuçlamak gibi... "Benneyi eksik yada yanlışyaptım da bu sonuçdoğdu" diye düşünmek,yöntemlerinisorgulamak yerine, sorumluluğubaşkasındaaramak devrimci bir tarz değildir.Devrimciler sorunların odağına kendilerinikoyarak hareket ederler. Hatalarındandersler çıkarırlar.Devrimci öfkesini düşmana, düzeneyöneltir. Devrimci öfkesini yoldaşlarına,halka yöneltiyorsa öfkebize düşman olur. Öfkenin sınıfsal olmasıbudur.ÖFKEMİZ,DÜŞMANA KARŞIKİNE,HALKIMIZAKARŞI SEVGİYEDÖNÜŞMELİDİR"Asabım aklımdan daha da aceleci...İşe doğru yoldan başlıyorumama giderek bir an geliyor parlayıveriyorum.Öfke her şeyi silip süpürüyor.Aklın harekete geçmesine zamanbırakmıyor. Madem bunu biliyorum,kavramışım. Gelişi güzel kinbeslemek ya da sevmek bir ahlaksızlık,ayıp bir şey. Kişiliğimin daha içtenlikliolması gerek." (Fırtına Çocukları,syf. 81-82)Öfke her şeyi silip süpürebilir.Düşünmeyi bile unutturabilir. Duygularımızıeğitmeyi bu nedenle öğrenmekzorundayız. Öfkenin desevginin de bir hedefinin olması gerekir,Nedensiz öfke, nereye gideceğinibilmeyen öfke, sonuçları hiçdüşünülmemiş öfke, mücadelemize debize de zarar verir. Öfkemiz DüşmanaYöneldiğinde GücümüzOlurTekeller, kar uğruna bütün dünyayıkan gölüne dönüştürdüler. Halklarındüşmanı olan bu sistemin adı emperyalizmdir.Kapitalizm, Marks'ın deyimiyle“kan, ter ve gözyaşından oluşan sermayeniniktidarıdır.” Bizim alınterimizle, onlar kar ederler. Onlar karettikçe bizim çocuklarımız, eşlerimiz,yaşlılarımız açlığa, yokluğa, yoksulluğa,çaresizliğe gözyaşı dökerler.Kapitalizm gözyaşlarımızı bile kullanır...Tıpkı W. Shakespeare’ın sözündeolduğu gibi."Unut gitsin adımı, arkamdanda ağlamaGözyaşınla da eğlenir, onu daalır satar bu dünya"Makina dişlilerinin arasında,kanlar içinde kalan bizim kollarımızdır.Tersanelerde tonlukçelik levhaların altında ezilen,kum torbalarıyla indirilmesi gerekenfilikalara balık istifi doldurulanbizleriz. Yerin yüzlercemetre derinlerine indirilip ölümlerimizinüstüne "Güzel öldüler,madencinin kaderi" diye manşetdizerler. Savaşlara, göç yollarına,sürgünlere, hapisliklere gönderirler vekanlarımızı içerek beslenirler. Açlıktankırılan halklara "böcek yiyin"der bu asalaklar. Kadınlarımızkendi etini satmaya başlar. Çocuklarımızdaha yedisinde sokaklara düşerler.İnsanlarımız zulmün önünde elpençedivan durmaya, şüküre sadakayaalıştırılır.Işte biz bu düzene, bu düzenin sahiplerine,bu düzenin bekçilerineöfke duyarız.Sabırla büyütürüz kinimizi. Kinimizintikam nedenimizdir, savaşmagücümüzdür. Düşmandır işte onlar.Düşmanımıza kinle saldırırken, düşmanımızınezdiği, kişiliksizleştirdiği,cahil bırakığı, korkuttuğu, ikiyüzlülüğe,boşvermişliğe, değersizleştir-


meye çalıştığı halkımıza tutunur,bağlanırız.Halkımızın en değerli yanlarını görürüz.Yaratan ve üreten ki halktır.Dünyadaki bütün güzelliklerin içinde,yaratılan bütün değerlerin içinde"emeği" görürüz. Biz o emeğe eğiliriz.Nasırlı ellere, uykusuz gözlere, ikibüklüm olmuş o gövdeye, o saygıyla,korkuyla titreyen çatallı sese eğiliriz.Yıkılan iki gözlü kondular, delinmişpapuçlar, ıslanmış ayaklar, oçaresiz bakışlar, yakılan ağıtlar intikamnedenimizdir.Halkımıza öfkelenemeyiz. Ancakhalkımızı korkuya, baş eğmeye, yozlaşmayaiten nedenlere nefret duyarız.Nefret ettiğimiz her şeyin içindedüzeni görürüz, sevdiğimiz her şeyiniçinde de emek ve mücadele vardır,devrim vardır.Bu duyguları, yerli yerine oturttuğumuzda;düzenle devrim arasınakalın çizgiler çektiğimizde öfkeyidoğru yöne yöneltiriz. Dostlarımızla,yoldaşlarımızla düşmanla konuşurgibikonuşmaz, düşmana hissettiğimizebenzer duygular hissedemeyiz.Yoldaşlarımıza, halkımıza düşmanabaktığımız gibi bakamayız. Bu duygularbirbirine karıştığında, tavır vedavranışlarımız arasındaki çizgi ortadankalktığında, devrimcilik nedenlerimizde belirsizleşmeye başlar.Giderek devrimciliğimiz yozlaşır.Halkımıza ve yoldaşlarımıza duyduğumuzsevgi, düşmana duyduğumuzkin kadar büyüktür. Kin ve sevgibirlikte vardır. Birlikte büyürler.Düşmana duyduğumuz kin, aynı zamandasavaşmaya duyduğumuz kararlılıktır.Kin duymayan sevemez, Kin duymayansavaşamaz.“Çarpışma anında öfkemi ve kinimigemlemek demek, kendi gücümdenvazgeçmek demektir, düşmanımızınsinsice nezaketine teslimolmak demektir. Gülümsemem gerekenyerde gülümserim. Ama yumruğungerektirdiği yerde de selam çakacakdeğilim elbet.” (Fırtına Çocukları,syf. 9) Yoldaşlara Karşı ÖfkeliOlmak SıradanlıktırYoldaşlarımızı severiz. Hem deonun yerine ölmeyi isteyecek kadar.O yoldaşlar ki yaşamı onurlu hale getirmekiçin birlikte aynı yolu yürüdüğümüzmücadele arkadaşlarıdır.Birlikte yürür, birlikte büyürüz. Birliktegüler, birlikte ağlarız. Yoldaşlarbir çift göz gibidirler. Bir göz ağlarkendiğer göz güler mi? Gülmez. Yoldaşlarımızbize emanettir aynı zamanda.Hareketimiz bizi birbirimizeemanet bırakmıştır. Birimizin yanlışıhepimizindir. Birimizin başardığıişte, hepimizin emeği vardır. Başarıhepimizindir. Birimizin kahramanlığıhepimizindir. Birimizin acısı hepimizinbedeninde sancır.Bu nedenlerle halkımıza ve yoldaşlarımızayaklaşımımızı belirleyenbu ayrımdır. Öfkeli davranışlarısürekli hale getirmek demek adaletsizlikyapmak demektir.Bu davranışların kökeninde;1- Emek harcamaktan kaçmakvardır.2- Kendine güvensizlik vardır.3- Kısa yoldan sonuç alacağınızannetmek vardır.4- Sorumsuzluk vardır.5- Sıradanlık; giderek yozlaşmave çürüme vardır.Toplamda bu beş maddeyle ifadeedilebilecek birbirine bağlı nedenlerintemelinde kendisine, partisine veideolojisine güvensizlik vardır. İknaedebileceğine inanmaz. İkna edecekideolojik donanıma sahip değildir. Oideolojik eğitim için kendine de emekvermez. Çünkü devrime sorumlulukduymaz. Devrime sorumluluk duymazçünkü sıradanlaşmıştır, yozlaşmıştır,çürümüştür.Hiçbir sıradanlık masumlaştırılamaz.Hiç bir devrimci kendine sıradanlığıyakıştıramaz. Bilmeliyiz ki sinirli,öfkeli hallerimiz bizi itici halegetirmektedir. İticilik insan ilişkilerikurmanın, insan kazanmanın önündekiengellerden biridir. Devrimciliğimizin,insanlarla kaynaşmamızın,kapsamamızın önündeki engelleri birbir ortadan kaldırmak zorundayız.Elbette ki ilke ve kurallarımızınuygulanması konusunda tavizsiz olacağız.Ama asla sinirli ve itici olmayacağız.Devrimin işlerini yaparkenverdiğimiz emeklerin sonucunu mutlakaalmalıyız. Boşa harcanacak vaktimizyoktur. Gözden kaçırmamamızgereken unsur insandır. İnsanlarımızıkaybetmeyi, onları güvensiz veinisiyatifsiz bırakmayı göze alamayız.Bir işten sonuç alacağım diye, bir işihızlı yapacağım diye insanlarımızıneğitim ve gelişmelerini gözardı edemeyiz.Örgütlediğimiz her işte aynızamanda insanlarımızı eğitiriz. Nasılyapılacağını sabırla, emekle anlatırız.İlk defa yapılıyor olma acemiliğininyavaşlığını, eksiğini düşünürüz. Yavaşda olsa, hatalı bir sonuca da yolaçsa o işte, o hatada, çıkarılması gerekendersleri de bir eğitim haline getiririz.Yoksa insanlarımızı ezerek, kırarak,emir talimata alıştırarak mekanikleştirir,memurlar, bürokratlaryaratırız.Devrimin ihtiyacı olan yaratıcı,üretken, dayanıklı, emekçi, sabırlı, inisiyatifli,çoşkulu devrimcilerdir. Böylebir devrimci kuşağı yaratacağız. İhtiyacımızolan; sorun çözme güvenitaşıyan, adım attığı yerde umut olan,devrimcilik ruhunun yayılmasıdır.Biz, düzenin bize öğrettiği tavır vedavranışlarla değil; devrimin yöntemleriyle,güveniyle, insan sevgisiyle,derviş sabrıyla, bilgeliğiyle insanyetiştireceğiz.Bunun için önce kendimizdenbaşlayarak düzenin kültürünü, eğitim,anlayışını yıkacağız. Düzenin öğrettiğikültür ve davranışlardan devrimcibir ruh ve çoşku çıkmaz. Çünküdüzenin eğitimi düzene uygunkafalar yetiştirir. Hareketimiz hepadaletli, hoşgörülü ve öğreten olmuştur.Olumsuzluklarda, "Biz eğitememişiz,biz anlatamamışız" diyedüşünerek daha fazla emek vereceğiz.Hata ve eksikliklerde bağırıp ça-Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013


Hasta Tutsakları Sessiz İmhaPolitikalarınızla Öldürmenizeİzin VermeyeceğizSayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013Özgür TutsaklardanMerhaba,Umutla, özlemle kucaklarız hepinizi.Nasılsınız? Biz de sizler gibicoşkuyu, öfkeyi, acıyı, sevinci iç içeyaşıyoruz. Bir kez daha vatanımızı,halkımızı kana boyadılar. İyi tanıyoruzemperyalizmi ve uşaklarını. Yapmayacaklarıkatliam, ahlaksızlık yokturçıkarları için. Suriye halkı direndikçeacizleşiyor. Provokasyonlarladaha büyük saldırılara ve işgale zeminhazırlamak istiyorlar. Halkınkanı üzerinden yaptıkları bu provokasyonu,meşrulaştıramazlar; çünkübiz varız. Halkımıza can bedeli götürdüğümüzgerçekler var, Umut var.ğıran, talimat yağdıran, sorunu kendidışında arayan tarz sıradandır.Dayımızın talimatı, "Sıra neferiolmak dışında hiçbir sıradanlığı kabuletmeyin"dir. Biz sıradan olmayacağız.Biz devrimciyiz. Bu köhnemişdüzenin karşısında, çürümüş,sosyalizmin adaletinin habercisiyisiz.Yoldaşlarımızla ilişkilerimizin sınırlarıda hareketimiz tarafından çizilmiştir.Hiç kimseye bağıramaz,hakaret edemez, fiziki şiddet uygulayamayız."Girmememiz gereken adalar vardır.Öfke, korku. İnsanı savaşta mahvedenduyguların tümü. Alışkanlıklarkazanmanı sağlar. Bir tek ama bir tekyolda düşünerek, başka türlü düşünmeyikesinlikle reddederek savaşta büyükgüç kazanırız. Alışkanlıklar güçlübir dosttur. Korku ve öfke alışkanlığıya da kendine hakim olma vecesaret alışkanlığı..." (Ateş Geçitleri,syf. 45)İradi olmayı öğrenebiliriz. İradegücümüzdür. İradeyi ise Dayımız,"Emek ve cüret" olarak tanımlar.Emek vereceğiz. Kendimize, yoldaşlarımıza,halkımıza. Kendimize,her şeyden öğrenerek, öğrenme heyecanıduyarak emek vereceğiz. Halktan,hayattan ve kitaptan öğreneceğiz.Doğru düşünmeyi öğreneceğiz. Dünyadevrim deneyimlerinden, yenilgilerimizdenöğreneceğiz. Şehitlerimizden,tarihimizden, geleneklerimizdenöğreneceğiz. Bir çocuktan, bir"zağar”dan bile öğrenmesini bileceğiz."Bir subayın rolü savaşın her safhasında,savaştan önce, savaş sırasındave savaştan sonra, emri altındakilerinçılgınlıklarını önlemektir.Cesaretleri kırılınca onları yüreklendirmek,öfkeleri çığrından çıkıncaonları dizginleyebilmektir. Olağanüstübir kahraman değildir. O yalnızcagörevini yapan bir insandı. Ogörevin başlıca özelliği ölçülü olmakYalanların ömrü saat bile sürmez. Saflaşmayı1 Mayıs'ta da, ondan önceBağımsızlık Konseri’nde de gördüler.Yalanları kendilerini vuracaktır vedaha önemlisi Taksim'de her yandaestirdikleri terörle sonuç almayacaklar.Buna inanıyoruz Alişanlarla,onların ruhuyla fırtınalar koparıp engelleri,pislikleri temizleyeceğiz.Mayıs ayı başında gelen mektubunuzuengelleyip vermediler. İnfaz Hakimliği'neyazdık. Cevap bekliyoruz.Kenan Abinin tedavi süreci devamediyor. Biliyorsunuz, Varikosel ameliyatıolmuştu. Biz doğallığında biriyileşme beklerken sağlık sorunlarıdevam etti. Ciddi düzeyde şişlikoluştu. İlaç tedavisi sonuç vermeyinceyeniden kontrole gitti. Son kontrolde"Testislerin birinde kist var, birazdaha büyürse ameliyatla alacağız" demişler.Anladığımız "kötü huylu"denen kistlerden değil ama netleştireceğiz.Defalarca muayeneye girdi,ultrasona girdi, bariz bir şişlik vardıve aylar sonra, bir ameliyat geçirdiktensonra, böyle diyorlar. Biz bu"sessiz imha" politikalarını da iyi biliyoruz.Ne sessizliğe, ne oyalamaya,ne de o politika da yol almalarına izinveririz.Bizim Kenan Abimize dair deneşeli bir irade savaşımız var. Birazbeslenmesine özen gösterip, bünyesinigüçlendirmesi gerekiyor. "Acıpatlıcanı kırağı çalmaz" atasözünüyatağa düşme korkusundan terketti.Özel selamlarını iletiyoruz.Siz de kendinize iyi bakın diyor,hepimizden sevgiler, selamlar gönderiyorum.Ercan Yıldızve kendine hakim olmaktı. Bunu kendiiçin değil, örnek olduğu insanlariçin yapmalıydı. O görevin amacı "sıradanolanı sıradan olmayan şartlaraltında yapabilmekti." (Ateş Geçitleri,syf. 118)Devrimcilik bedelleri göze almayıgerektiren, faşizmin baskı koşullarında,katliamlar altında yani sıradışıkoşullarda yürütülen bir faaliyettir.Mahir'in deyimiyle bir çoşku biryurtseverlik duygusudur. Şehitlerimizeve tarihimize bağlı, mütevazı, sabırlı,emektar ve iradi olmak durumundayız.Bize yön veren duygularımızdeğil, düşüncelerimiz, devrimciaklımızdır. Duygularımızı da ideolojimizdoğrultusunda eğitip mücadeleninhizmetine sunmalıyız.Bu haftaki konumuzu Şeyh Beddereddin'insözleriyle bitiriyoruz."Güç öfkeye kapılanda değil, sakinolandadır."Haftaya görüşmek üzere... Hoşçakalın...


Devrimci MemurHareketiDevrimci Memurlar Olarak ÇocuklarımızınGeleceği İçin Mücadele EdiyoruzMopak Teknik ve Endüstri MeslekLisesi’nde Liseli Dev-Genç’lilerinörgütlediği ‘Kantin fiyatlarında%25 indirim’ kampanyasında birzafer daha kazandık!Yaklaşık 80 gündür süren kampanyamızdailk önce ‘dışarıda yemek’hakkımızı kazanmıştık. Şimdide hem imza kampanyasında hem deboykotta taleplerimizin arasında bulunan,‘Alternatif yiyecek’ hakkımızıkazandık. Okul kantini daha önce öğrencileribir çeşide zorluyordu. Şimdiise alternatif yiyecek hakkımızı kazandık!Öğrenciler grup grup müdüregiderek taleplerimizi belirtiyordu.Müdürün cevabı ise hep aynıydı‘Çaresine bakacağız’. FiyatlardaAKP faşizminin komplolarının budefaki hedefi, kamu emekçileri oldu. AKP’nin polisinin 19Şubat'ta sabaha karşı “28 ilde yapılan eş zamanlı” baskınla185’i kamu emekçisi gözaltına alınarak 72'si tutuklandı.Sabah saat 05:45'te silahlarıyla, kar maskeleriyle savaşagider gibi geldiler evlerimize. Çocuklarımızı sıcak yataklarından,soğuk namlularıyla çıkardılar. Silahlarını emekçilerin,çocuklarının üzerine doğrulttular. KESK'e yönelik bu operasyondaannelere babalara çocuklarının gözleri önünde düşmancasaldırdılar, kelepçeler taktılar. Çocukları annesiz babasızbıraktılar. Hem annelerini hem babalarını tutukladılar.Oysa kamu emekçisi anne babalar çocuklarımızın geleceğiiçin mücadele ediyorlar. Çocuklarımız bizim geleceğimizdir.Bugün AKP'nin gasp ettiği haklar, çocuklarımızın haklarıdır.İş güvencemize saldırırken, eğitimi, sağlığı özelleştirirken,halkı hergün biraz daha yoksullaştırırken AKP’nin asılhedefi çocuklarımızın yarınıdır, geleceğidir.Kamu emekçileri baskınının, yokluğun, yoksulluğun, açlığın,zulmün, yozlaşmanın nedeni olanlar geleceğe sadecedaha fazla baskı, daha fazla açlık yoksulluk daha fazlazulüm taşırlar. Onlar sermayenin, daha fazla karın daha fazlasömürünün geleceğine hizmet ediyorlar; gelecekten anladıklarısermayenin geleceğidir.Bizler; iş güvencemizin kaldırılmasına, sözleşmeli çalışmaya,taşeronlaşmaya, perfonmasa dayalı ücret sistemine,eğitimin, sağlığın özeleştirilmesine karşı çıkarken, AKP'ninsaldırı yasalarına karşı direnirken, çocuklarımız içinde mücadeleettik.AKP'nin yönetiminde olan ülkemizde çocuk işçi sayısıdünyada en üst sıradayken, açlıktan tedaviedilebilir hastalıklardan hergün onlarcaçocuk ölürken, devletin himayesi altındaolan kamu kurumlarında çocuklara yönelikşiddet taciz, cinsel istismar hergün dahada artarken, çocuk tutuklu sayısı rekor seviyedeken,hala dergi, gazete satan çocuklarsokak ortasında kurşunlanırken, başbakan23 Nisan'da şov yapmaya devamediyor. Koltuğunu bıraktığı çocuk, gerginliğedayanamayıp başlıyor ağlamaya.Başbakan kameraların karşısında çocuğuteselli ediyor. İnsan olmanın doğasında var,bir çocuğa el uzatmak. Peki, çocukları katledenler,aç yoksul bırakanlar, onlar içinkölelik yasalarını dayatanlar, annelerini babalarınıellerinden alanlar, niye el uzatır çocuklarımıza?Onlar sadece şov yaparlar,ikiyüzlüdürler!..Başbakan sık sık annelerden bahseder.Onların değerinden, kıymetinden bahseder.Elleri öpülesider. Ancak, gerçeklerisöyleyen, saldırılarınadirenenanneleri, kamplolarlatutuklar. İşkenceyle,tecritleteslim almaya çalışır.Biz kamu emekçileriAKP faşizmininne çocuk bayramıne de anneler günü safsatalarına kanmıyoruz.Kamu emekçileri olarak, bugün bize dayatılan adaletsizliğekarşı çıkacağız. Büyük mücadeleler verilerek kanlacanla kazanılan 8 saatlik iş gününe sahip çıkacağız. Bizi,AKP'nin kölesi, emperyalistlerin ucuz iş gücü haline getirmekisteyen yasalara karşı direnme ve mücadele etme cüretinesahibiz.Kamu emekçilerinin fiili meşru mücadele hattı AKP'ninoyununu bozacaktır. Ne komploları, ne hapishaneleri ne debaskı ve saldırıları örgütlenmemize engel olamaz. Bizler hemkamu emekçisi olarak hem de anne baba olarak, geleceğimizesahip çıkacak, direnecek ve kazanacağız.Kamu emekçileri, çocuklarımızın geleceği sadece bizimellerimizdedir! Çocuklarımıza ve onların anne babalarına,kamu emekçilerine saldıranlar ne bir çocuk bayramındanne de anneler gününde bahsedemez. Çocuklarımızın geleceğiiçin AKP zulmüne direnmeye, mücadeleye devam edeceğiz.Hak Onu Almak İçin Mücadele Edenlerindir%25 indirim hakkımızı ise henüz kazanmışdeğiliz. Alternatif yiyecekler2.50-3.50 TL arasında değişiyor.Liseli Dev-Genç’lilerin kantinleyaptığı görüşmede kantin sahibi LiseliDev-Genç’lilere ‘Ben size yineinsaflı davranıyorum. KantincilerOdası bana 4.50 TL’den sat diyor,ben 2.50’den satıyorum daha ne istiyorsunuz?’dedi. Liseliler ise kantinsahibine ‘ Ya düşüreceksin ya dadayanamayıp çekip gideceksin! Çünkübiz vazgeçmeyeceğiz!’ dediler.Son günlerde okul bahçesine kadargiren katil sürülerinin de müdüryardımcısına yapılan şikayetler sonrasındaartık gelmediği gözlendi.Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013


Devrimci İşçiHareketiEĞİTİMCİ İŞSİZLERCENNETİ TÜRKİYESayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013Ülkeyi yöneten AKP iktidarı ve ondan öncekiler ülkeyikoca bir işsizler ordusu yaratarak yönetmişlerdir. Bu işsizlerordusunun büyük çoğunluğu kol gücüne dayansa da,her yıl ülkemizdeki üniversitelerde okuyup, sonunda bir işgüç sahibi olurum telaşında olan eğitimli yüzbinler eklenmektedirbu işsizler ordusuna.AKP, "801 TL ücret yeterlidir" diyerek açlık ücreti halinedönüştürdüğü asgari ücreti tüm işçilerin sabit ücreti halinegetirmek için işsizliği sürekli büyütmektedir. Büyüyenişsizler ordusuna eğitimli, üniversiteli gençlerimiz her yılkafilelerle katılıyor...AKP iktidarı bir yandan "büyük eğitim hamleleri" yapıyorgörüntüsü yaratırken diğer yandan üniversite mevzunlarınınbile iş talebini görmezden gelmektedir.Adaletsizliğin, işkencelerin, inkarın, asimilasyonun, katliamlarınsorumlusu bu düzendir. Yaşadığımız bunca açlık,yoksulluk ve işsizliğin, sömürünün tüm sorunlarımızıntemeli bu düzendir.Işte, böyle bir düzende, halkımız kendi çoçuklarını sınırlıimkanlarıyla okutup kendisinin çekmiş olduğu eziyetleri çekmesindiye varını-yoğunu ortaya koyup, gelecekte iyi bir işegirer de hayatı kurtulur diye didinmektedir.Yarış atı misali beraber okuduğu sıralardaki arkadaşlarınıgeçip, üniversiteye girer ve bunun neticesinde ailesininondan beklentisi olan "iş"e girmenin mücadelesinin verildiğibir koşuşturmaca başlar... Üniversiteden mezun olan yüzbinlerceöğrenciden bazıları bu koşuşturma içinde belki bir"iş" bulur ve "rahata" kavuşur...Tüm "kaderimiz" ülkeyi yöneten iktidar sözcülerinin ağzındançıkacak iki kelimededir. Açlığımızın, yoksulluğumuzun,işsizliğimizin müsebbibi, bu düzenin sahipleridir.Bugün resmi rakamlara göre işsizlik oranı %10.6'dır.Bu da 2.827 bin işsizin 587 bin üniversite mezunu, yanidiplomalıdır. Aslında gerçek rakam bunun çok daha üstündedir.Fakat, burada bu konuya değinmeyeceğiz.Üniversite mezunlarında, "yeni resmi rakamlara göreişsizlik oranı yüzde 11.1'dir. Yüzde 22.1'le gazetecilik, işsizlikteilk sırayı almaktadır." (08 Nisan 2013 Radikal)2012 Kamu Personeli Seçme Sınavına (KPSS) girenSosyoloji mezunu sayısı 12.500. Bu 12.500 mezundan AdaletBakanılığı'na 180 sosyolog kadrosu verilmiş, fakat alımyok. Yine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nda 2011 verilerinegöre bu sayı 86.Tüm bu rakamları ortaya koyduğumuzda 12,500 Sosyolojimezunundan sadece 456 personel alımı yapılmış.Bunların bir çoğu da kayırma yöntemiyle işe alınmıştır.Sosyologların %70'i ise dershanelerde rehber öğretmenolarak çalışmaktadır. Aldıkları maaş ise asgari ücretten ötesideğil. Yıllarca okul sıralarında dirsek çürütmenin mükafatıbu olsa gerek.Yine İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi, 350 bin mezundanataması yapılan 722 kişi, Gıda Mühendisi 25 binmezundan sadece 1301 kişinin Tarım Bakanlığı'na atamasıyapılmış. Ziraat Mühendisliği'nde durum daha da vahim.Tarım Geliştirme Projesiyle 10 bin kişi istihdam edilmiş,fakat bu 10 bin kişiden 5 bini Ziraat Mühendisi değil... (Aktaran.Radikal- 08 Nisan 2013)Tüm bu sıraladığımız meslek kollarında mezun olan397.500 kişiden ataması yapılanların sayısı ise 12,659. Ülkemiziniçinde bulunduğu duruma denk düşen küçük birörnek.Oysa ki AKP iktidarı hemen hergün "şu kadar işsizeiş verdik, böyle kalkındık" demagojileriyle halkı aldatmaktadır.Nasıl ki, "kaşıkla verip kepçeyle alıyorlarsa"...burada da bir yaptıklarını bin diye gösterip, bizim de bukandırmacaya inanmamızı istiyorlar.Recep Tayyip Erdoğan'ın Şanlıurfa'da toplu açılışlarakatıldığı bir sırada, "atama istiyoruz" diyen öğretmene"atama yok" diye cevap vermesi ardından, "oy da yok"diyen öğretmene "Al oyunu senin olsun. Provakatörlükyapma; biz sizin gibilerinin zihniyetiyle uğraşıyoruz"diyerek terslemesi ve o öğretmenin işkenceci polislertarafından gözaltına alınması, daha dün gibi hafızalardadır.O gün orada "atama bekliyoruz" diyen öğretmenbuz dağınını çakıltaşı büyüklüğündeki bir kısmıdır sadece.Bugün ülkeyi yönetenlerin bir çoğunun çocuklarıABD'de eğitim görmektedir. Başta Tayyip Erdoğan olmaküzere hepsinin çocukları, büyük holdinglerin ya sahipleriya da yöneticileridir. Öyle ya düzen çarkı kimin hesabınadönüyorsa onun değirmenine su taşıyacaktır. CumhurbaşkanıGül'ün oğlu holding sahibi, Recep Tayyip Erdoğan'ınoğlu Bilal Erdoğan gemi filosu sahibi, eski MaliyeBakanı Kemal Unakıtan'ın oğlunun dünyaya yumurtaticareti yapan kişiler olduğu bilinmektedir.Koçların, Sabancıların, Özilhanların Karamehmetlerin,Ağaoğluların, Albayrakların, Ülkerlerin ve bir çoğunun çocuklarıise AKP iktidarı ile milyar dolarlık ihalelerin anlaşmalarınıyapmanın uğraşındadırlar.Onlar en lüks okullarda okutulur, en lüks konutlarda barınır,en lüks arabalara biner, en lüks gıdaları, yer-içer, enlüks elbiseleri giyerken; kimin umrunda halkın çocuklarınıeğitecek öğretmenlerin atanması?! Kimin umrunda yediğimizgıdaların zehirli-zehirsiz mi olduğunu denetleyecekgıda mühendislerinin atanması? Kimin umrunda halkınevine götürecek ekmeğin ununu, bir kilo domatesi, salatalığı,sebzeyi yetiştirecek ziraat mühendislerinin işbekliyor olması! Kimin umrunda milyonlarca işsizler ordusu!Kimin umrunda halk? Onların çarkı dönüyorsa sorunda yok demektir nasıl olsa...


"Öyle her önüne gelen üniversite mezunu iş bulacakdiye bir kaide yok" diyen Başbakan’ın yönettiği bir ülkedirbizim ülkemiz... Bir de bizden tüm bu yaşadıklarımız"kaderimiz"miş gibi boyun bükmemizi isterler.AKP'nin ve işbirlikçilerin bu şekilde pervasızca bir şekildebizimle alay etmesinin nedeni bu koca "açlık ordusunun"örgütsüz ve dağınık olmasıdır. Kimisi de sonuçalıcı bir örgütlenmeden yoksundur. Önümüze çıkan bu tablosistemin bizlere dayattıklarıdır...Bu tabloya mahkum değiliz! Kabul etmiyoruz bu dayatmayı...Çünkü sosyalizm de tablo tam tersidir. Sosyalizmde emperyalistlerinsömürü düzenindeki gibi iş bulamama, çalışamamadenilen bir sorun yoktur. Aksine her bireyin çalışmahakkı vardır ve devlet bunu sağlamak zorundadır.Sosyalist sistemde çalışma "Anayasal bir haktır"... Buanlamıyla çalışabilecek durumda olan herkese çalışacağı işkoşulları yaratılır. Ki toplumun karşılanması zorunlu ihtiyaçlarıdüşünüldüğünde, bu ihtayaçları karşılamak içintüm topluma önemli görev ve sorumluluklar düşmektedir.Bundan dolayıdır ki, toplumsal mülkiyet ve kollektif çalışmailkesiyle hareketten herkes için çalışmak bir ödev veonur sorunu olarak görülür.Halk, asalakları, sömürücüleri başından atmışken, kendiiçinden asalakça bir yaşam sürmek isteyenlere izin vermez...Sonuç olarak; çalışmak bir haktır ve sosyalist devlet,tüm vatandaşlarının bu hakkını öncelikle karşılamaklayükümlüdür."Bu somut gerçeklik, Sovyetler Birliği Anayasasında dahak olarak güvence altına alınmıştır..."SSCB yurtaşlarının çalışma hakları, yani iş nicelik veniteliğine göre emeklerinin karşılığı ile birlike güvencelibir iş edinme hakları vardır.Çalışma hakkı, ulusal ekonominin sosyalist biçimde düzenlenmesiyle,Sovyet toplumunun üretici güçlerinin sürekliolarak büyümesiyle, iktisadi bunalım olanaklarını ortadankaldırmasıyla ve işsizliğin tasfiyesiyle güvence altınaalınmıştır" (SSCB Anayasası-Md. 118)Sosyalizmi halkın bilincinden sökememelerinin nedenlerinenbiri, halkın refah düzeyinin yüksekliği ve emeğininhakkının sağlanmasıdır... Bunun böyle olmasının nedeni isedevletin kişilerin değil halkın devleti olmasıdır.Böyle bir sistemde eğitim parasız ve zorunludur. Onuniçinde halk çocuğunu okuturken para bulma telaşına girmez...Eğitim sonrasında da işçilerin, emekçilerin çocuğum iş bulacakmı-bulamayacakmı, diye bir kaygısıda olmaz. Çünkü;sosyalist sistemde her bireyin yaşamı boyunca karşılanmasızorunlu ihtiyaçları, can, eğitim, sağlık, barınma ve iş ihtiyaçlarıdevlet tarafından karşılanır. Çünkü, bu devlet biriavuç egemenin değil, halkın devletidir.Bu durum, Haklar ve Özgürlükler Cephesi'nin yayınasunduğu, geleceğin Devrimci Halk İktidarı'nın Anayasasıolan "Bağımsız Demokratik Türkiye için Halk AnayasasıTaslağı'nda ise;"A-) Çalışmak her vatandaş için bir haktır. Devlet buhakkı güvence altına alır.D-) Grev haktır. Lokavt yasaktır. /F-) Emekçilerin çalışma yaşamına ilişkin tüm yasalar,işçi ve diğer emekçi meclislerinin bizzat katılımlarıyla oluşturulur..."şeklinde yer almaktadır...Sonuç olarak: Emperyalizmin yeni-sömürgesi ülkemizde,AKP iktidarı, her şeyi emperyalist tekellerin ve işbirlikçioligarşinin çıkarlarına göre düzenlediği için, yüzbinlerceeğitimci insanımızın üretken emeği heba edilmektedir...Taşeron işçiliğini hakim kılmak, milyonlarca işçiyiaçlık sınırının altında çalıştırabilmek, vahşice sömürebilmekiçin işsizliği pompalamakta, bundan üniversite mezunu,eğitimli insanlarımız da payını almaktadır.Bu adaletsizliğe son vermek, insanca yaşayabilecek koşullarakavuşabilmek için eğitimli-eğitimsiz tüm işsizler olarak,Bağımsız, Demokratik ve Sosyalist Türkiye'yi kurmamücadelesinde yer almak, kurtuluşumuz için, 76 milyonAnadolu halkıyla birlikte sürdürdüğümüz mücadelemizi zafereulaştırmakla mümkündür...Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013Türk Hava İşçisi Yalnız Değildir!Disk/Emekli-Sen İstanbul Şubeleri üyesi emekliler30 Mayıs günü grevdeki THY işçilerini ziyaret ettiler.Yol boyunca “THY İşçisi Yalnız Değildir”, “YaşasınSınıf Dayanışması”, “Cüret, Direniş, Zafer” sloganlarıylayürüyerek direniş alanına geldiler. 2 No’luBeyoğlu Şube başkanı Hasan Kaşkır bir konuşma yaparakdirenişteki THY çalışanlarını selamladı.Kaşkır AKP’nin'Demokrasiyi' ağzındandüşürmeyerek her kesimesaldırdığını bu saldırılarakarşı direnmektenbaşka çarelerininolmadığını dile getirdi.Havayolları çalışanları sendikası HAVA-İŞ genelbaşkanı Atilay Alçin hükümetin ve boyalı basının Grevigörmezden gelerek yok saymaya çalıştıklarını ama mızrağınçuvala sığmadığını grevden dolayı rötarlarınolduğu ve uçuşların durma noktasına geldiğini söyledi.Bizleri arayan THY çalışanlarının ailelerinin çocuklarıolan kabin memuru ve pilotların ölüme uçtuğunu teknikbakımları yapılmayan uçakların her an düşme tehlikesiylekarşı karşıya olduklarını söyledi.Atilay Ayçin her ziyaret ve desteğin direnişteki işçileriçin önemli olduğunu buradaki direnişin kazanımlasonuçlanmasının sınıfın kazanımı olduğuna vurguyaptı. Emekli-Sen’liler alkışlarla ve sloganlarla grevyerinden ayrıldılar.


Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013Halkların bütün acılarınınhesabını sormak içinSınıf Kini“AMERİKAN TOPRAĞI”“Mustafa hayatını bizim için kaybetti, çocuklarının geleceğiiçin kurduğu hayalleri gerçekleştirmek bizim görevimiz”(ABD Dışişleri Bakanı Kerry)1 Şubat 2013 tarihinde, Alişan ŞANLI’nın Ankara’dakiABD Büyükelçiliğine yaptığı feda eyleminin ardından ölenMustafa Akarsu için yapılan törende konuşuyor Amerikanajanı. Daha da yetmiyor. Büyükelçiliğin bahçesine,soyadından yola çıkarak Akarsu şeklinde havuz yapılıyor,ağaç dikiliyor. Anıt levhasında, “Mustafa Akarsu Anısınadır”yazılıyor. Mustafa’nın eşine Beyaz Saray tarafındansadece “kahramanlara” layık görülen Thomas JeffersonStar madalyası takdimediliyor. Obama’nıntaziyeleri iletiliyor.Oğlunun vekızının ABD’de okutulacağıteyit ediliyor.Tören kıyafetlibir Amerikan askeri,öldüğü gün yarıya indirilenABD bayrağını,Mustafa Akarsu’nuneşine veriyor.Öyle ya, orası“Amerikan Toprağı”ne de olsa. Bu “kutsal” toprağın bekçisi anısına, halklarınkanına bulaşmış, kokmuş, çürümüş Amerikan bayrağıyaraşır. Mustafa Akarsu’nun ardından görülen hezeyan,iletilen taziye mesajları, kahramanlık madalyaları hep Amerikantoprakları içindir.Evet, böyle demişlerdi feda eyleminden sonra büyükelçiliğinolduğu araziye. Yasal olarak bu arazi, “AmerikanToprağı” diye geçiyordu. (Buradan yola çıkarak diyebilirizki ülkemizin 35 milyon metrekare toprağı“Amerikan Toprağıdır”)Amerikan toprağının bekçiliğini yapıyordu MustafaAkarsu. Akarsu‘nun eşi Amerikan bayrağını evinin başköşesindeasacak, Amerika’nın kahramanlık madalyasınıboynunda bir ağırlık olarak taşıyacak.Bütün bunları izlerken anlıyoruz ki, bizim çocuklarımızınhiçbir değeri yoktur onların gözünde. Büyükelçiliğeyapılan fedanın ardından FBI yetkilileri doluştu Ankara’ya.Teknik ekipler, uzmanlar araştırıyor!Onlar araştıra dursun, biz hala 7 ay önce Afyon’da patlayancephaneliğin neden patladığını yetkililerin açıklamasınıbekliyoruz. 25 askerin neden hayatını kaybettiğinimerak ediyoruz. Hatırlıyoruz “Anormal” bir durum yoktur,Hindistan’da Pakistan’da böyle şeyler olabiliyor” dedikleriaçıklamaları, “Doğal Afet Şehitleri” demişti KaraKuvvetleri Komutanı ölen askerler için. Sorumlularaçıklanmadı henüz, ölenlerin anısına havuz yapılmadı, anıtlevhasına isimleri yazılmadı, törenler yapılmadı, bayrakhediye edilmedi, çocuklarının okutulacağına dair sözlerverilmedi. Amerikalardan kalkıp teknik uzmanlar gelmedi.Gelip de şu patlamanın neden olduğu araştırılmadı. Gece11’de ne işi vardı o askerlerin cephanelikte? … Hiçbir şeyaçıklanmadı.Hani bu toprakların güvenliğini alıyordu ya onlar. Neoldu Amerikan toprağının güvenliği kadar değerimiz yokmuydu?Evet, yok!19-20 yaşındaki çocuklarımızı, kardeşlerimizi Vatantoprağını korumak adına askere yolluyoruz. Bir hiç uğrunagece 11’de gerçekleşen patlamada 25 tanesi hayatınıkaybediyor. Üzerindenaylar geçiyor birsonuç yok.Bir de bakıyoruzMustafa Akarsu’ya!Halkların katili Obamagözyaşı döküyorsa. Biliyoruzki Akarsu buvatan için ölmemiştir.Biz, “yanlış” patlamalarda,rant için çıkarılanyangınlarda, depremlerde,yalancı cephelerdeölürken, hiç olup gidiyoruz. Değerimiz afet şehidi olmak.Sonrası yok. Kendi vatanımızda “Amerikan toprağının”bekçiliğini yapanlar kadar değer görmüyoruz. Bizimannelerimiz, oğlunun yolunu gözlerken, gözü açık ölenBerfo Ana gibi kalıyor, gözü yaşlı. Elimizde oğullarımızın,kızlarımızın resimleriyle. “Parasız eğitim istiyoruz”diyen çocuklarımız işkence görürken Akarsu’nun çocuklarınıneğitimini üstleniyor Amerikan Dışişleri Bakanı!Neyi koruyoruz yalancı cephelerde biz? DüşmanımızAmerikan emperyalizmi değil mi? Nerede “Amerikan Emperyalizmi”?Afyon’a, Diyarbakır’a, Adana’ya, İzmir’e,Sinop’a… nereye gidiyoruz?Hayır, biz Amerika neredeyse oraya gideceğiz, orayıvuracağız. Amerikalıları, işbirlikçileri temizleyeceğizvatanımızdan. Onların bekçilerini söküp atacağız! Kurtuluşumuzo zaman gerçekleşir. Değerimiz bu savaşta, katilAmerika’ya karşı savaşmakta sorulan hesapta görülür.Tıpkı Alişan ŞANLI gibi.


POLİSLERE AÇIK ÇAĞRIMIZDIR; HALKIN İÇİNDEN ÇIKIP HALKASALDIRIYORSUNUZ! HALKA SALDIRMAK SUÇTUR!Halka Saldırmaktan Vazgeçin! İstifa EdinSimit Satın! Onurunuzla Yaşayın! "İstesek bir milyonu sokağadökeriz" (R.T. Erdoğan) "İstesek interneti keserdik..."(Bülent Arınç) "İstesek bir kaşık sudaboğardık" (İ. Melik Gökçek) Çivili, Eli Sopalı, PolislerinArkasından Durup HalkaSaldıran Sivil TimlerKim? Kim Bunları HalkınÜstüne Salıyor? 77 İlde 1 Milyonun ÜzerindeDirenişçi, 10 Gün 603 Eylemle SokakSokak Çatışma, Ülke genelinde ülke genelinde4 binin üzerinde gözaltınaalındı. Hastane kayıtlarınagöre 3 binin üzerinde insanyaralandı. Binlerce kişihastaneye gitmeden eylemyerlerinde kurulan seyyar tedavimerkezlerinde ayakta tadavisiyapıldı! Bu Daha Başlangıç!Ölümden Korkmuyor Halkımız!Faşizmi Yenecek Halkımız!Faşist Erdoğan; “Gezi Parkı”nınyıkılmasına karşı tepki karşısında,“biz karar aldık yapacağız. Camide yapacağız.” diyor. Bağırıyor-çağırıyor,asıyor-kesiyor, ve saldırıyordört bir yana, “Ben nedersem o olur.” diyerek.Ama nafile, halk direniyor.“Açlar-yoksullar”,“baldırı çıplaklar” direniyor.Devlet ve polis terörüne,ağır bedellere rağmenhalk direniyor.Faşist devlet, halkıniçinden devşirip halkakarşı kin ve nefretle eğittiği,kudurmuş bir köpeğe çevirdiğipolisleri halkın üstüne salarak yönetiyor.İstanbul 1 Mayıs MahallesindenMehmet Ayvalıtaş ve Antakya ilçesindeAbdullah Cömert öldürüldü.Kesin olmayan rakamlara göre 4binin üzerinde insangözaltına alındı.Hastane kayıtlarına göre 3 binin üzerindeinsan yaralandı. Binlerce kişihastaneye gitmeden eylem yerlerindekurulan seyyar tedavi merkezlerindeayakta tadavi gördü.Gözü dönmüş polisler, direnenhalkı hedef alıyor, kapalı ve açıkalan demeden, gazlıyor, copluyor,sopa, tekme, yumruk, tokat rastgele,eline ne geçerse onunla dövüyor, işkenceyapıyor. Kol-bacak-kafa kırıyor,ama buna rağmen, kalkanını, TO-MAsını, her şeyini bırakıp kaçan,direnen halk değil, faşist polis oluyor.Çünkü haksızlar.Bu polis mi halkın polisi? Bupsikopatlar mı halkın evladı? Hayır.Halka ihanet eden halkın evladı olamaz.Bunlar halk düşmanıdır. Tecavüzcüdür,işkencecidir, katildir.Yalanlarınızla Tüm HalkınMücadelesiniKaralayamazsınız!"‘Polisler bu ülkenin yabancısıdeğil, güvenlik güçlerimiz. Bunlarağır bir görev yapıyor. Aşırı şiddetde kullanabiliyor. Fiili saldırı anındakalkanlarını kullanıyor, su sıkıyorlar.Polislerimize ağır hakaretler yapılmakta,ölmeleri istenmektedir. Polislerimiz,5 gündür uyumamaktadır,lütfen onlara karşı da anlayışlı olalım.Meşru müdafaa olmadıkça gaz kullanmayıntalimatı verilmiştir’ diyorBülent Arınç. Polisi cümle alem tanıyor,sen polisi kime anlatıyorsunBülent Arınç. Sen polisi masum gösterinceEngin Çeber, Ferhat Gerçek,Baran Tursun, Çağdaş Gemik, MetinLokumcu, Çayan Birben, Cem Akgün,Uğur Kaymaz unutulacak mı zannediyorsun.Onlar bizim güvenlik güçlerimizdeğil, KATİLLERİMİZDİR!Halkımız, polisi çok iyi tanır ve şimdihalktan 10 gündür hak ettiği cevabıalıyor. Kalkmış Bülent Arınç polisikurtarmaya çalışıyor”. (Halk Cephesiaçıklaması. 04 Haziran 2013).Polis, faşist devletin halka karşıkullandığı sistemin bekçisidir. Uşaklıkyaptıkları Emperyalizm ve Oligarşidir.Anamıza-babamıza, bacımıza-kardeşimizeişkence yapan, katleden,kaybeden polistir. Bu halka ve devrimcilerekarşı işlenmiş olan, büyükbir suçtur.Polisler özünde yoksul halk çocuklarıdır.Ekmek parası diyerek halkıniçinden çıkıp halka karşı suç işlemektedirler.Bunun için sadece şuSayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013


Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013son 10 güne bakmak yeterdlidir. Karşısındakilerhalktır. Kendi anasından,bacısından kardeşinden hiç de farkıolmayan halkımızdır gaz sıktığı.Hatta içlerinde kendi yakınları davardır.Ancak halkın içinden çıkıp aldıklarıeğitim ile tamamen halk düşmanolarak eğitilirler. Ve düşmanlaşmışlardır.Halkı düşman olarakgörmeyen bir kişi bugün polislik yapamaz.Halka saldırısını çok dikkatliceinceleyin. Halkı tam bir düşmangibi görüp saldırıyorlar. Çivili sopalarlainsanlarımızı linç ediyorlar. Busaldırıların hiç birisi “polisin günlerdiryorgunluğu”, “uyukusuzluğu”, “emirtalimat”ile hareket ettiğiyle açıklayamaz.Polisin bu tavrı sadece sonolaylara ilişkin değel, en sıradanolaylarda bile halka tam bir düşmanlıkiçinde saldırmaktadır.POLİSLERE AÇIK ÇAĞRI-MIZDIR; HALKA SALDIRMAK-TAN VAZGEÇİN! HALK DÜŞ-MANLIĞINDAN VAZGEÇİN!POLİSLİKTEN İSTİFA EDİN!GİDİN SİMİT SATIN! ONURU-NUZLA YAŞAYIN!Halkın içinden çıkıp, halka saldırıyor,terör estiriyorsunuz. Halkasaldırmak suçtur.DKÖ’leri basıp, talan ederek, derneküye ve yöneticilerini işkenceylegözaltına alıyor ve tutukluyorsunuz.Doktoru, avukatı, sendikacısı, politikacısı,öğrencisi, işçisi, memuruÇivili sopalarla Gezen timler kim?İzmirde Çevik kuvvet polislerinin arkasında ellerinde çivili sopalarla 15-20 kişilik gruplar geziyor. Eylem yapan kitlenin içinden kopardıklrı kişileriöldüresiye dövüyorlar. Onlarca kişi bu şekilde dövülerek komalıkyapıldı.Basına da yansıyan bu elinde çivili sopalarla gezen timler kim?Şu ana kadar bu timlerden kimse yakalanıp sorugulanmadı. Yoğun tapkilerve halkın bu kişilerin Polis korumasında halka saldırtılan AKP'lilerolduğunu söylemesi üzerine İzmir Emniyet Müdürü Ali Bilkay bu kişilerin"Güven timi" denilen sivil polisler olduğunu açıkladı.İzmir Emniyet müdürü AKP'nin suçunu üstlendi. Bu kişiler "GüvenTimleri" ya da AKP'li farketmez. Sonuçta bunların sorumlusu "İstesekbir milyonu sokağa dökeriz" diyen Başbakan Erdoğan'dır.Başbakan'ın bu açıklamasından sonra doğrudan talimat vermesinegerek yoktur. Durumdan vazife çıkartacak Valisi, Emniyet Müdürüoldukça çok bu faşist devlette.Ki, Emniyet Müdürü bu kişilerin "Güven timleri" olduğunu söylemesinerağmen çivili sopalarla halka saldırmalarından, onlarca kişiyi komalıkyapana kadar dövmelerinden dolayı gözaltına alınan tek bir polis yoktur.Buna karşı İzmirde İnterneten birbirine mesaj gönderen kişilere karşıoperasyon düzenlenip 40'a yakın kişi gözaltına alınmıştır.faşist düzene karşı ne kadar muhalifvarsa, uydurma polis tutanakları veyagizli tanık ifadeleriyle tutukluyorsunuz.Yıllardır bu suçları işliyor veyaortak oluyorsunuz. 19-22 Aralık katliamındadevrimci kadın yoldaşlarımızıyakarken yaptığınız gibi, kahkahalaratarak, bu faşist politikalarızevkle uyguluyorsunuz.Buna rağmen, Oligarşi sizleri kullanıpemekliye ayırdığında, çoğunuzyoksulluk ve açlık sınırında yaşamakzorunda kalıyorsunuz. Son 15 yılda,700 polis intihar etti ve 2 bin 500polis intihara teşebbüs etti. 13 binpolis psikolojik destek aldı. 15-20bin polis intihar aşamasında psikolojisibozuk.Bırakın polisliği. Halka saldırmanıziçin size emir verenler sizikorumazlar. Yarın faturayı yine sizekeserler. Aldığınız emirlerle vahşicesaldırmanızın faturasını size kesereksüreci atlatmak isteyeceklerini deunutmayın. Şimdiden fatura polisekesilmeye başladı. Bu devletin polisicezalandırmayacağı açıktır. Faşistdevletten böyle birşey beklemiyoruz.Anacak halka karşı işlediğiniz suçlarınhesabı sorulacaktır. Halkın Adaletikapınızı çaldığında sızlanmayın.Kamu Emekçileri Alanlarda,MeydanlardaBursa’da, Dev-Genç’liler ve işçiler, tutsakkamu emekçileri için her hafta Cumartesi günüsaat 19.00 da Fomara Meydanı’nda oturmaeylemi yapıyor. 1 Haziran günü “Faşizme KarşıDemokrasi keyfi Tutuklama Zulmüne KarşıAdalet İstiyoruz Tutsak Kamu Emekçileri SerbestBırakılsın” pankartı açılan eylemde dövizleraçıldı. Eylemde açıklama metnini Şengül Ünalokudu. Oturma eyleminde halka ajitasyon çekilerektutsak kamu emekçileri anlatıldı.Adalet Nöbetimizi SaldırılarlaEngelleyemezsinizİstanbul Çağlayan da 5 Haziran günü yapılan Adalet eyleminepolis saldırdı. Basın açıklamasından sonra oturma eylemisırasında pankartı almak isteyenpolise Halk Cepheliler direnerekcevap verdi. Bu sırada polisepankartı vermemek için direnenNuri isimli TAYAD’lı bir kişigözaltına alındı.Gözaltına alınan TAYAD’lıdaha sonra yapılan işlemlerinardından serbest bırakıldı.


Faşist AKP’nin Yalan Demagoji ve TerörleDöndürdüğü Sömürü Çarkı İflas EttiHALKIN BİRİKEN ÖFKESİ PATLADIANADOLU İSYANLAR TARİHİNE YENİ BİR HALKAEKLENDİ2002’den beri iktidarda olan faşistAKP, halkın tüm kesimlerine düşmanlığınıkustu. “Demokratik açılım”,“Kürt açılımı”, “Alevi çalıştayı”,“Din kardeşliği”, “İşkenceye sıfır tolerans”,“Komşularla sıfır sorun”,“Vatan aşkı ve halka hizmet” vb tümyalan ve demagojiler, AKP’nin halkdüşmanlığını gizlemek içindi. Emperyalisttekellerin sömürü çarkınındönmesi içindi.Faşist AKP’nin “ileri demokrasi”yalanıyla AKP’ye oy verenler dedahil düşmanlık yapmadığı, zulmetmediğikesim kalmadı.Parasız eğitim isteyen gençlerimizeacımasızca işkence yapıldı. Yıllaravaran hapis cezaları verilerek,gençlik sindirilmeye, geleceğimizipotek altına alınmaya çalışıldı. Yenihapishaneler yapılarak, avukat, doktor,sendikacı, politikacı, sanatçı, gazeteci,işçi, memur, öğrenci, AKP’ye yedeklenmeyenlerile dolduruldular.Bugün F Tipleri 15 bine yakın siyasitutsakla dolu. Bunun 3 bine yakınıgençlerimizden ve öğrencilerimizdenoluşmakta.Hapsettiği tutsaklara sessiz imhapolitikasıyla yok etmeye çalıştı. Hastatutsakları ölüme mahkum etti. Vesessiz imhayı sürdürüyor.İşçi ve memurlarımızın tüm taleplerihakaret, karalama ve zulümlekarşılandı. “Tüyü bitmemiş yetimlerinhakkını yedirmem!”, “Nereye dökülürsenizdökülün!” diyerek, üretenve yaratanlara taşaronlukla açlık,yoksulluk ve sefalet dayattılar. Yetmedi“Kentsel Dönüşüm” adı altındasoygun, sömürü, yağma talanla yoksulyerinden yurdundan edilyor.Köylülerimizi, “Ananıda al gitlan!” diyerek aşağıladılar, küfrettiler;HES’lerle, ormanları, nehirleri satıp,yağmaladılar, talan edip insanları yerindenyurdundan ettiler.Alevi Çalıştayı adı altında, Maraş,Sivas, Gazi vb katliamlarını unutturarak,zalimlerle uzlaştırarak asimileetmeye çalıştılar. Buna rağmen AKPgerçeği değişmedi. “Cem evi cümbüşevi” Alevilik de “Sapkınlık” olarak,görülmeye devam etti. Alevilere hiçbirhak tanınmadı ve vergileriyle 120 binDiyanet İşleri personeli beslendi vebeslenmeye de devam ediyor.“Çözüm süreci” adı altında, Kürthalkının talepleri oliğarşi ile uzlaşmamasasında pazarlık konusu yapılıyor.“Din kardeşliği” ve “Ilımlı İslam”adı altında, GOKAP’ın taşeronluğuyapıldı. Tekellerin çıkarı için, dünAfganistan, Irak (1.5 milyon ölü),Libya’da (50 bin ölü) olduğu gibi,bugün de topraklarımızda ÖSO’luişbirlikçiler eğitilerek, silahlandırılıp,Suriye’ye gönderilerek halklar boğazlandı.Bugün de Fas-Tunus-Cezayirgezileri aynı amaçla yapılıyor.Bir taraftan vatanımızı peşkeş çekerken,diğer yandan Orta doğu halklarınınkatliam ve sömürüsünün doğrudansorumlusu oldular.Faşist AKP “İşkenceye sıfır tolerans”dedi, Ferhat Gerçek polistarafından sırtından vurularak felçedildi. Felç eden polisi protesto edenEngin Ceber, gözaltına alındı ve işkencedekatledildi. Polise işkenceyapma ve öldürme özğürlüğü, yargınınaklanması ve AKP’nin terfiederek, ödüllendirmesiyle devam etti.Azılı faşist katiller cezaları indirilerekdışarıya çıkartıldı, katliamdavaları zaman aşımıyla kapatıldı.AKP, halkın en sıradan haklı vemeşru taleplerine dahi kulağını tıkadı.Gaz, cop ve tazyikli suyla bastırmayaçalıştı. Halkın şehitler pahasına kazanmışolduğu Taksim gibi alanlarıyasaklamakla kalmadı bütün alanlarıyasakladı.Yetmedi, polise kol-bacak kırma,işkence yapma, sokakları, camileri,evleri gaza boğma, öldürme izni verilerek,halka karşı savaşı büyüttü.Mesele Faşizmdir. ÇözümFaşizmin Yıkılmasıdır.Türkiye geneline yayılan halkınayaklanmasını yaratan işte bu politikalardır.Mesele Gezi Parkı veyaSayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013


1 KİLO BİBER GAZI 65 EURO!GAZI BİZ YİYORUZ, CEMİL ÇİÇEK’İNOĞLU PARA KAZANIYOR!Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013Tüm ülkede, AKP’nin faşizminekarşı, onurları için direnen halkınüzerine 31 Mayıs’tan bu yana tonlarcagaz bombası atıldı, böcek ilaçlar gibibiber gazı sıktılar. Sadece 1 Mayıs’ta2 bin gaz bombası atılmıştı direnişçilerinüzerine…1 Mayıs 2007 ile 27 Mayıs 2012tarihleri arasında 11 kişi atılan gazbombaları sebebiyle hayatını kaybetti.30 Mayıs’ta başlayan ve günlerdirdevam eden halk ayaklanmasındayüzlerce insan gaz bombalarından,biber gazından yaralandı.İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nünverdiği bilgilere göre sadece İstanbul’daen az 1.485 kişi yaralandı.Yaralanmaların önemli bir kısmıbiber gazı kapsüllerinin direnişçilerinüzerine nişan alınarak sıkılması sebebiyleyaşandı. Çok sayıda insangözünü kaybetti. Kafatası kırığı vebeyin kanaması geçiren, beynindekafamın içerisindeyabancı cisim bulunanhastalar var.İnsanlar gaz bombalarıyla yaralanırken,ölürken, bundan kâr edenlervar. Atılan her gaz bombasından,sıkılan her biber gazından parakazananlar var.KİM BUNLAR?İşte bunlardan birisiçok yakından tanıdığınızAKP’li CemilÇiçek’in oğluAhmet Çağrı Çiçek’tir.Biber gazlarınınüreticisi olanBİGAZ A.Ş. YönetimKurulu BaşkanıAhmet Çağrı Çiçek,halka sıkılan gazları ithal ederek parakazanıyor. Yani sıkılan kimyasal silahlar,Çiçek ailesinin daha da zenginleşmesianlamına geliyor.Biz, gaz bombalarının yasaklanmasınıisterken; Çiçek ailesi, gazbombalarından para kazanıyor. 1 kilobiber gazının fiyatı 65 Euro… Sadece1 Mayıs’ta 2 ton gaz bombası atıldıdemiştik. Varın kazanılan parayı sizhesaplayın.AKP’nin, 10 yıllık iktidarı dönemindezenginleşenler, AKP’lilerinkendileri, çocukları ve yandaşlarıoldu… Abdullah Gül’ün oğlundan,Tayyip Erdoğan’ın oğullarına, KemalUnakıtan’ın oğlundan Cemil Çiçek’inoğluna… Hepsi halkın üzerindenceplerini doldurdu. Halk yoksullaşırkenonlar zenginleşti.Mesela, Taksim’de Gezi Parkı’nakurulmak istenen AVM’deAKP’li Bülent Arınç’ın oğlununhissesi var… Her şey para için…Dinleri imanları para…30 Mayıs’tan bu yana halk ayaklanmasısürerken, tarihi geçmiş gazbombaları halkın üzerine atılırken;1 Haziran gecesi Atatürk Havalimanı’naABD’ den gelen 5 uçak indi.5 uçak dolusu biber gazı ithaledildi.Üzerimize sıkılan her biber gazının,atılan gaz bombalarının sorumlusuAKP’dir. Vatanımızı gaz bombasınaboğanlar, bundan para kazananlardüşmanımızdır, hesabını soracağız!tek başına bir başka şey değildir.Mesele; AKP iktidarının halka hayatınher alanını çekilmez hale getirmesi,halkın elinden kullanım alanlarının,değerlerinin alınmasıdır, halkın onurununezilmeye çalışılmasıdır.HALKIN ÖRGÜTLÜ GÜCÜKARŞISINDA FAŞİZM YENİLME-YE MAHKUMDUR. FAŞİZMİNANLADIĞI TEK DİL DİRENİŞ-TİR.AKP halkın isyanı karşısında “çapulcular”diyerek halkı aşağılamayave” %50 oyumuz var, onları evlerindezor tutuyoruz” diyerek halkı birbirinekırdırmakla, katliamla tehdit ederekkorkutulmaya çalıştı. Gaz bombasından,panzerden, kurşundan korkmadandirenen halkın gücü ortadadır.Halkın ayaklanması karşısında faşizmingücünün yaygaradan ibaretolduğu bir kez daha görünmüştür.AKP 10 YILDIR UYGULADIĞIFAŞİZMİN HESABINI VERMELİ-DİR. SORUMLULAR İSTİFA ET-MELİDİR. FAŞİZME KARŞIOMUZ OMUZA!Faşizme karşı direnmek, örgütlenip,mücadele etmek, savaşmakmeşrudur. Emekçi halklar olarak,dün Gazi ayaklanmasında ve bugünde Gezi Parkı olayıyla başlayan vetüm Türkiye’ye yayılan halk ayaklanmasınıtaleplerimiz kabul edilenekadar büyütelim. Güçlü olan bizleriz,direnen halklardır.FAŞİZME KARŞI BİRLEŞE-LİM, SAVAŞALIM, KAZANA-LIM!...


3. Köprüye 40 milyon Alevi’yi Katleden Yavuz Sultan Selim’inAdını Vermek Alevi Halka Hakarettir!Faşist AKP, Alevi Halkın ÖfkesiyleTanışacaksınız!İstanbul'a Üçüncü köprünün isminin"Yavuz Sultan Selim" olacağının,açıklanmasıyla, geniş çevreleriçin şaşırtıcı olmayı başaran bu isim,"neden" ve "niçinler" üzerine yoğuntartışmaları da başlatmış oldu. Elbetteki iktidarın her attığı adımın anlamıvardır. Bu yanıyla medyadaki tartışmalaryersiz değildir.AKP iktidarı ve Erdoğan Yavuzismiyle ne anlatmak istiyor? İktidarınbu davranışına yanıt bulabilmek içinönce "Yavuz kimdir?" sorusuna bakmakgerekir.1- YAVUZ SULTAN SELİMKİMDİR? 1512-1520 tarihleri arasında,Osmanlı’da padişahlık yapmıştır.20 yıl Şehzade olarak Trabzonda valilik yaptıktan sonra, ilk işolarak babası 2’nci Beyazıt ile savaşatutuşarak, tahtı terk etmeye mecburbırakır. Babasını gönüllü sürgünyolunda iken gizlice zehirletir. Osmanlı'nınbüyük oğula geçerek devameden ve nisbi olarak , kardeş katlineengel olan kuralını, kendisi büyükşehzade olmadığı için ilk bozandır;kendi öz oğullarını, kardeşleriniyeğenlerini tahtta kalmak uğrunaboğduran ilk hükümdardır. Kardeşkatli ilk olarak Yavuz ile birlikte Osmanlı'dagelenek haline gelir. Kendisindenöncekiler, daha çok Hıristiyanlarıntopralarında işgaller sürdürürken,Yavuz, yoğunluklu olarakİslam topraklarında işgale yönelirve bu uğurda halifeliği de işgal edip,halifelik ünvanını gasp ile ele geçirir.Kılıç zoruyla 1517 de İslamın74. halifesi olur. 8 Yıllık hükümdarlığısüresince Osmanlı topraklarını 2.214bin. km2’den, 6.557.bin km2’ye çıkararaküç misli artırmıştır. İşgal edilentoprakların tamamına yakını islamdinine mensup halkların yaşadığıtopraklardır. Bu nedenle de savaş sırasındakitalan ve tevavüzlerde islamtoplumuna karşı işlenmiştir. Bu yanıyla,kendi Türkmen halkını kırımauğrattıktan sonra diğer islam halklarınıda kitlesel olarak işgal, talan ve tecavüzemaruz bırakan bir hükümdardır.Resmi tarihe göre 40 bin,halkın hafızasına göre ise 70 bin Alevi’yikatleden bir canidir ki, Yavuzismi bu katliamların sonucu kazandığıünvandır. Yavuz’un diğerpadişahların yaptığı katliamlardanfarkı, katledilenlerin çok sayıda olmasındadeğil, katliamın niteliğindedir.Zira aleviler sayı olarak birçok padişah döneminde fazlasıylakırıma uğratılmıştır. Örneğin SadrazamKuyucu Murat paşa (1606)yani Yavuz’dan daha yakın bir tarihteüstelik de daha fazla sayıda 155.bin Türkmen Alevisini canlı canlıkuyulara doldurarak öldürmüştür.Ancak, halkın hafızasında Yavuz kadaryer etmemiştir. Şöyle ki, Yavuz’unkatliamını diğerlerinden ayıran asılfarkı; Hitlerin Yahudilere yaptığıgibi, alevi köylerinin ve 7 den 70'ekadın çocuk demeden , tespit edilipkayıt altına alınması daha sonraise, 7 yaşından 70 yaşı arasındakibütün erkek kadın ve çocuklarınkırıma uğratılmasıdır. Bu yanıylasoykırım niteliğini taşımaktadır. Yavuz’unbu Alevi kırımı, Ermenileride aynı yöntemle 1914 yılında soykırımauğratan İttihat ve Terakki Hükümeti’neesin kaynağı olmuş, dahasonra ise aynı yöntemi Hitler de örnekalmıştır. Tarihçilerin yazdığınagöre, Hitler "Türkler Ermenilerikırdı kim hesap sordu, Yahudileride unutacaklardır." şeklinde ünlüsözü ile yöntemi örnek aldığı bilinmektedir.Yani, Tayyip’in "ecdat”olarak kabul ettiği "Yavuz" Hitlereesin kaynağı olacak kadar zalim birhükümdardır. "Yediden yetmişe","eşiğinden beşiğine" "defterinindürülmesi" lafı da o dönemdenkalmış bir "yok etme" deyimidir.Bugünkü tanımı "soykırım"dır. Yavuz;bir yandan, yoksul Alevi Türkmenlerinikırıma uğratırken, diğeryandan işbirlikçi Kürt beyleriyle İslamitemelde ilk sağlam ittifakı oluşturanOsmanlı padişahıdır. Döneminilk hain Kürt’ü de Molla İdrisi Bitlisi’dir.Alevi katlimında ciddi görevlerüstlenmiştir. 40 bin Alevi’yikatlettiğini övünerek zabıt altına alan,aynı zamanda bir Osmanlı resmi tarihçisiolan hain İdrisi Bitlisi'ninbizzat kendisidir.Yoksul AnadoluTürkmenlerinin kırıma uğratılmasındaKürtler ilk olarak Yavuz zamanındakullanılmış ve bu "hizmete" karşılıkolarak da ilk Kürt beylikleri o tarihtebabadan oğula devredilen beylik biçimindekalıcı statü kazanmıştır. Buyanıyla Yavuz, milliyeti değil, çıkarlarıdoğrultusunda dini yayılmacılığıesas alan bir işgal ve kırımyöntemi benimsemiştir.Sonuç olarak; Yavuz, 700 yıllıkOsmanlı tarihinde halkın hafızasındayer etmeyi ve unutulmamayı başarmışen zalim hükümdardır. Babasınınzamanında Şah Kulu ayaklanmasıyaşanmıştı. Yavuz’un döneminde ise,ise önce Çaldıran Savaşı’nda (1514)Şah İsmal'i yenmesi ve bu savaşınöncesinde ve sonrasında TürkmenAnadolu Alevilerini soy kırıma uğrattıktansonra Mısır'ı işgal için sefereçıkması sırasında , Tokat yöresindesevilen dini bir önder olan "ŞeyhCelal" ayaklanması yaşanmıştır. Buayaklamanın diğerlerinden farkı iseYavuz'un zalimliğinin katmerli ol-Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013


masından kaynaklı olarak, bu dönemdekiayaklanmaların da süreklibir hal almasıdır. "Celali "adını alanayaklanmalar, Şeyh Celal’in şehitdüşmesine rağmen 50 yıl boyuncaaynı isim altında devam etmiştir.Anadolu halkları Yavuz tarafındankatmerlendirilmiş zulme karşı 50yıl kesintisiz direnerek cevap vermiştir.2-AKP İktidarı "Yavuz" İsmiyleNe Anlatmak İstiyor?Şimdi gelelim; Tayyip efendinin,tarihin bile unutturmayı başaramadığıbir zalimin ismini "neden köprüyevermek istediği" sorusunun cevabına;İktidar açısından temel neden bellidir;halka ekonomik olarak vereceği birşey olmayınca, ABD’nin Büyük OrtadoğuProjesi de çökünce, en azındankendi tabanını elinde tutmak içinajite etmeye ve saflaştırmaya ve kemikleştirmeyeçalışıyor. Bu yanıylaAlevi halkımız tarafından düşkünilan edilen iktidar yanlısı İzzettinDoğan gibilerini dahi gözden çıkaranbir tutum aldı. İzzettin Doğan dahi"Yavuz" ismini anlamakta zorlandı.Hayal kırıklığıyla dolu eleştirilerindedizmek zorunda kaldı. AKP tarihselAlevi düşmanlığıyla hareket ediyor.Ekonomik olarak hiçbir şey veremediğihalkları birbirine düşmanlaştırarakkendi tabanını elde tutmakistiyor. Gelinen aşamada, "Kürtsorunu ve çözümü" dolapları temelindeömrü uzatılmış olsa da aslenAKP iktidarı sıfırı tüketmiştir. Yayeni polis kadrosu açmakta, ya dasavaş silahı almaktadır. Geriye kalıyor,çılgın projeler ile kendi cebini doldurması.Borçla yapılan devasa projelerçalınan milyon dolarlar ile evladiyelikborçlar bırakacaklar bize.Peki Yavuz’un zalimliğini örnekalan Tayyip ve AKP ye karşı halk neyapacak? Elbetteki sınıfsal olarakhalk da kendi ecdadının yaptığınıyapacaktır. Yavuz'a kök söktürdüğügibi, 50 yıl da sürse AKP ye karşı"Celali" olup direnecektir. "GeziParkı-Taksim" direnişi bunu yapacağınınen somut verisidir.Alevi halkımız! AKP tüm halkımızıaşağıladığı gibi tarihsel bir düşmanlıklabulduğu her fırsatta Alevihalkımıza hakaret etmektedir.AKP’nin yapılacak 3. köprüye YavuzSultan Selim ismini vermesi tarihseldüşmanlığın sürdürülmesidir.Çünkü Yavuz Sultan Selimlertarih boyunca yüzbirlerce Aleviyikatletmişler ancak Alevileri teslimalamamışlardır. Alevi halkımız aslazalime ve zulme boyun eğmemiştir.Her katliama yeni başkaldırılarla cevapvermiştir.Bugün de Alevi halkımıza boyuneğdirememektedir. AKP’nin inançlarımızasaldırılarına ve faşist terörünekarşı somut taleplerimizle karşısınadikilelim. Küstah AKP’den halka,inançlarımıza hakater etmesinin hesabınısoralım.Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013Sivas’ı Unutmadık Unutturmayacağız,Pir Sultan Sözümüz, Kerbela YolumuzdurPSAKD Sultangazi ŞubesiYaktılar, zaman aşımına uğratarak,katillerimizi afettiler. Bize yapılankatliamları kutsadılar. Ülkemizin herkarış toprağında evlerimizi işaretlediler,evlerimize saldırdılar, cem evlerimiziyakmaya kalktılar. Bizleri yine yakmakla,katletmekle tehdit ettilerDaha başka ne yapabilirsiniz kidiye karşılarına çıkalım. Binlerce yıllıkkardeşliğimiz adına,2 Temmuz da Sivas’taolmak için,- 15 Haziran da Gazi’de,23 Haziranda Kadıköy’de,2 Temmuz da Sivas’taolalım.- 15 Haziran da Gazi’de,23 Haziranda Kadıköy’de,2 Temmuz da Sivas’taKoçgiri de, Dersim de, Maraş ta, Çorumda katledenlerden, Sivas ta yakanlardan,Gazide kurşunlayanlardan,Roboski de-Reyhanlı da bombalayanlardan,hesap sormak için, Gazide,Kadıköy de ,Sivas ta olalım.- 15 Haziran da Gazi’de,23 Haziranda Kadıköy’de,2 Temmuz da Sivas’ta,katilerden hesap sormak için, Gazide,Kadıköy de ,Sivas ta olalım.-Diri diri yakıldığımız Madımak,birliğimizin dirliğimizin simgesi olsun.Pir Sultanlar gibi dövüşerek, Madımak’ta kiler gibi ölüme meydanokuyarak, Gazi halkı gibi direnerek,Gazi’de, Kadıköy de, Sivas ta olalım.-Baskı, İnkar, Asimilasyon ve KeyfiGözaltı-Tutuklamalara karşı,-Adalet İstemek İçin,-Yakanlardan Hesap Sormak İçin,-İnanç Özgürlüğümüz İçin,-Yeni Katliamlara İzin Vermemekİçin!-15 Haziran’da Gazi’de,23 Haziran’daKadıköy’de,2 Temmuz’da Sivas’tayız.Hiçbir GüçDurdurumazYürüyüşümüzüİzmir’de 1 Haziran günü ''FaşizmeKarşı Demokrasi KeyfiTutuklamalara Karşı Adalet İstiyoruz''yürüyüşü yapıldı. Yürüyüşünardından yapılan açıklamada“Faşist AKP artık hergeçen gün halkımızın üzerindekibaskıyı artırıyor. Bundan beş ayönce devrimcilere ve halkın herkesimine yönelik tutuklama terörüylebaşlayan süreç halk düşmanıAKP’nin artık en küçükbir hak arama mücadelesine dahisaldırmasıyla devam ediyor” denildi.40 kişinin katıldığı yürüyüştehalkın sık sık sloganlara eşlikedip alkışlarla destek verdiği görüldü.Yürüyüş yapan kitleye ''arkanızdayız''diyerek destekler verildi.Eylemde halaylar çekilipsloganlar atıldı.


Kazova Tekstil İşçileri Haklarını Almak İçin Yürüdüler27 Mart itibariyle, patronları ÜmitSomuncu ve Mustafa Umut Somuncu’dangasp edilen haklarını alabilmekiçin eylemler yapmaya başlayan ve 29Nisan günü fabrika önüne kurduklarıçadırda direnişlerini sürdüren KazovaTekstil işçileri, 29 Mayıs günüŞişli Camii önünden fabrika önüne kadaryürüyüş yaptılar.Şişli Cami önünde bir araya gelerek,“Kazova Trikotaj PatronlarıÜmit Somuncu Ve Mustafa Umut Somuncu’yaHaklarımızı Yedirmeyeceğiz’’pankartını açıp, Bomonti’dekifabrika önüne kurdukları çadıra kadaryürüdüler. “Sadaka Değil Hakkımızıİstiyoruz”, “Hakkımızı ÜmitSomuncuya Yedirmeyiz”, "İşçiyizHaklıyız Kazanacağız" sloganlarıeşliğinde fabrikanın önüne gelindiğindeyapılan basın açıklamasında“Fabrikanın içinden mal kaçırarak içinitalan etmek istediler. Büyük bir bölümünübaşardılar. 29 Nisan günüfabrikanın önüne çadır kurarak bu gidişatadur demek istedik. Geçtiğimizhafta içeri girip tabela sökmeye çalıştılar,bizlerde izin vermedik. Öğrendiğimizkadarıyla fabrikayı Perzoni’ninsahipleri almışlar. Gidipkendileriyle görüştük. Kendisi; ‘bentabela için adam yollamadım. Gelenlerbenim adamım değil, dahabana anahtar teslim etmediler. Ben sizinpatronunuzun haciz borcunu kapattım.Sizin alacaklarınızı da konuştuk.Kendisine nakit para da verdim.Muhatabınız ben değilim. Onlaray sonuna kadar içeriyi boşaltacakben de yıkıp otel yapacağım’ diyor.Ancak yanılıyor. Bir muhatabımızda kendisidir.Atılan sloganların ardından haftayaaynı saatte buluşulacağı duyurusuylaeylem sonlandırıldı.Tekellerin Partisi AKP’ninİşçi Düşmanlığı OnunKarakteridir.İşçiler, AKP İstifa EdeneKadar Genel GreveAKP işçilere yönelik tek bir iyiyasa çıkarmamış, var olanları datırpanlamış bir iktidardır. Yapılandirenişleri her türlü yol ve yöntemlekırmaya çalışmış ve çoğunudabaşarmıştır. Yaşanan son örnek deTHY grevi olmuştur.Hava-İş sendikası haklı taleplerle15 Mayıs’ta greve gitmişti. Dergimizdebu konuya dair haberler yapmıştık.Türk Hava Yolları yönetimi,direnişi ortadan kaldırmak için Hava-İş sendikasının grev hakkını kötüyekullandığı gerekçesi ve grevin sonaerdirilmesi talebiyle İstanbul İş Mahkemesi’nedava açtı. THY yönetimiGrev yasağına karşı çıktıkları içinhaksız yere işten atılan 305 işçininTHY işçisi olmadığını gerekçe göstererek,grevi yasadışı eylem ilan etmeyeuğraşıyor. Çağlayan’daki İstanbulİş Mahkemesi’nde başlayanmahkeme, davaya bakan hakiminemekliye ayrılması nedeniyle yapılamadı.Mahkeme, 20 Haziran tarihineertelenirken, davayı takip etmekisteyen bir grup grevci duruşma salonunaalınmadı.İşte AKP politikalarının sonucubir sendikacı yasal hakkını kullanıyordiye önce istifaya çağrılıyor sonradava ediliyor.Sendikalar AKP’nin bu tür saldırılarıylafiilen işlevsiz hale getiriliyor.İşte halkın öfkesini kinini büyüten biretkendir AKP’nin işçi düşmanlığı...AKP yaptıklarının hesabını vermeliistifa etmelidir.FAŞİZME KARŞI BİRLEŞELİM,DİRENELİM VE KAZANALIM...Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013Yürüyüş Ankara Meydanlarında25 Mayıs günü Akdere'de, Dereboyu ve Muhsin Yazıcıoğlumahallelerinde evlere yapılan dergi dağıtımında50 dergi halka ulaştırıldı.29 Mayıs günü Tuzluçayır asnafına Yürüyüş'ün 366.sayısından 32 dergi, Natoyolu esnafı ve gecekondulara isesayı 47 dergi okuyucusuna ulaştırıldı.30 Mayıs günü Tuzluçayır'da evlere yapılan dağıtımdaderginin 364 ve 365. sayılarının toplam 35 adet verildi.1 Haziran günü ise, Akdere'de 5saat süren dağıtımda, derginin 366. sayısındanesnafa 7 dergi, evlere 33 dergiverildi. Biber gazı kimyasal silahtırkapağının olduğu dergi Taksim veKızılay saldırılarının olduğu bu zamandailgiyle karşılandı. Bir kişiAKP'ye olan öfkesiyle dergiden ikitane aldı.


AKP Tüm Halka Savaş Açtı. Tüm Türkiyeyi Gaza Boğuyor!BDP, AKP’ye Koltuk Değnekliği Yapmaya Devam Ediyor!Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013AKP hükümeti iktidara geçtiğigünden beri yalan ve demagojilerle,demokrasi ve barış yalanlarıyla halkımızıkandırmaya çalıştı. Barış dedikçekatletti, demokrasi dedikçezulmünü arttırdı.Halkımızın onuruyla oynadı. Halkınher kesimin değerlerini aşağıladı. Halkımızne zaman sesini çıkaracak olsagazlarla, coplarla gözaltı ve tutuklamalarla,işkencelerle ve hakaretlerlesusturuldu. İşçisinden memuruna, memurundanöğrencisine, öğrencisindençiftçisine AKP’nin halk düşmanlığındannasibini almayan kalmadı.Milyonlarca insan Taksim GeziParkı’na AVM yapılmasına karşı nöbettutanlara yapılan saldırıya karşıayaklandı. Mesele ise birkaç ağacıçoktan geçmiş halkın, tüm ezilenlerinAKP’ye karşı öfke seline dönüşmüştü.Halkın her kesimi Türkiye’nin 78ilinde sokaklara döküldü. Hep birağızdan haykırdılar: “AKP istifa,Tayyip Erdoğan istifa, Faşizme karşıomuz omuza”Bir anlık bir öfke hali değildi elbettehalkı sokağa döken. Her yenigüne AKP’nin zorbalıklarıyla, açlığı,yoksulluğu, sefaletiyle uyanan halkımızın;değerleri aşağılanan, horlanan,hiçe sayılan halkımızın öfkepatlamasıydı. Faşizme karşı binler“artık yeter” diyordu.AKP’nin aylardır halka karşı sürdürdüğübir savaş vardı. Halkımız“Yeter” dedi. AKP’nin savaşına halkımızayaklanarak cevap verdi. Kimleryoktu ki o meydanlarda? Genci,yaşlısı, sakatı, doktoru, avukatı, öğrencisi,işçisi... yüzbinlerce insanımızAKP’nin işkenceci polisleri karşısında“artık susmak yok, evde oturmakyok” diyordu.Halk sokaklarda, ezilenler sokaklardaykendüzen partileri yine busese kulaklarını tıkıyor, yine halkıgörmezden geliyor, yine oturduklarıkoltuklardan ahkam kesiyorlardı. Buselin dışında kalmak kolay değildi.İçeride oturmak, televizyondan izlemekkolay değildi. Hele hele halktan,demokrasiden bahsederken, faşizmekarşı halkın bu isyanının yanındayer almamak, türlü bahanelergerektiriyordu. Bu yüzden alanlardahalkın yanında olmayan, olaylarakarışmayan, “çapulculara” uymayan,olumlu tavrından kaynaklı BülentArınç’tan teşekkür alan BDP yöneticisiSelahattin Demirtaş da partisininneden alanlarda olmadığı sorularınışu cevabı verdi:“Bu eylemle birlikte şuan bazıulusalcı, ırkçı ve milliyetçi kesimlerKürt sorunu nasıl baltalayabiliriziniçindeler. Bunların farkındayız. Herkesindikkatli olması gerekir. İstanbul’dayaşayanlar gazın tadını ilkkez tadıyor, ama Diyarbakır, Hakkarive Şırnak’ta günlerce gaz yedik. Biryıl geçmesine rağmen Diyarbakırsokaklarından hala gaz kokusu geliyor.Biz Gezi Parkı’nda yaşananlarımüzakere karşıtlığına çevrilmesineizin vermeyeceğiz. Çünkü biz onlarlahareket etmiyoruz. Bunu yapmalarınaizin vermeyiz. Tabanımız kesinlikleırkçı ve faşistlerle aynı etkinlikleriçinde olmaz. Bizim tabanımız neyapacağını bilir.”Kürt milliyetçileri yine dünyayıkendi merkezlerinde dönüyor sanıyorlar.Birincisi; İstanbul’dakiler ilkkez gazın tadına bakmıyorlar. İkincisi;Halkın sorunları oligarşiyle uzlaşmanınçok ötesinde. Buna Kürdistanda dahildir. Siz AKP faşizminine kadar Kürt halkına sevdirmeyeçalışırsanız çalışın Kürdistan illeridahil 77 ilde AKP’ye karşı halk sokaklaraçıkarak devletin polisi ileçatıştı.BDP Genel Başkanı SelahattinDemirtaş’ın açıklamasında “Ergenekon”,“ulusalcı”, “milliyetçi”lerinkatılımını gerekçe olarak göstermesikabul edilebilir bir gerekçe değildir.Ayaklanmada İşçi Partililerin ve CHPçizgisindeki ulusalcılar da vardır.MHP’nin ise böyle bir direnişte adıbile okunmaz. Nitekim defalarca direnişkarşıtı açıklamalar yapmışlardır.BDP, “ulusalcı”, “Ergenekoncu”gibi bahanelerle AKP faşizmine koltukdeğnekliği yapmasının üstünü örtemez.BDP’nin yaptığı halkın ayaklanmasıkarşısında AKP’ye koltuk değnekliğiyapmaktır. Nitekim AKP bu tavrındandolayı BDP’ye ve MHP’YE TEŞEK-KÜR ETMİŞTİR.Ayrıca Selahattin Demirtaş’ın ilerisürdüğü gerekçe hiç de gerçekçiBDP, AKP’YE KOLTUKDEĞNEKLİĞİNE DEVAM EDİYORBDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, İstanbul Taksim’deki GeziParkı’na ilişkin gelişmeleri değerlendirirken, "Taksim’de,Türkiye’nin dört bir yerindeki AKP’nin zulmüne karşı herkesin direnişimeşru ve haklıdır. Ancak, Gezi Parkı’nda yaşananları barışmüzakerelerinin karşıtlığına çevrilmesine izin vermeyeceğiz. Çünkübiz onlarla hareket etmiyoruz. Tabanımız kesinlikle ırkçı ve faşistlerleaynı etkinlikler içinde olmaz. Bizim tabanımız ne yapacağını bilir"dedi.AKP’nin faşist terörüne karşı tüm ülke çapında halk ayaklanırkenSelahittin Demirtaş’ın bu açıklamasını Başbakan Erdoğan da unutmadı.Faşist terörünü meşrulaştırmak için çıktığı Fatih Altaylı’nıntelevizyon programında “MHP mesela BDP hatta bu işin içerisinebulaşmadı. CHP ortada yalnız kaldı. Aşırı uçlar var burada” diyerek takdiretti. Faşist AKP iktidarı ile halk arasında can pahası bir savaş sürerkenBDP yine AKP’ye koltuk değnekliği yaptı.


değil. Kürt milliyetçi hareket herplatformda, Mecliste, Meclis Komisyonlarındapekala birlikte hareketetmektedirler. AKP’nin faşist terörünekarşı olunca mı bunlarla yanyanagelmiyorsunuz.Devlet Bahçeli’nin Diyarbakır’damiting yapmasını sağlayan siz değilmisiniz?Ancak oligarşiyle uzlaşma politikaları,Kürt milliyetçi hareketinhalkın yanında değil, AKP faşizmininyanında yer almasına neden olmuştur.Kürdistan’da bile, birçok ilde Kürthalkı AKP’nin terörürünü protestoedip ayaklanmaya destek verirkenBDP iradi olarak kitlesinin sokaklaraçıkmasını engellemeye çalışmıştır.Hem de Kürt halkına rağmenbunu yapıyor. Kürdistan’da birçokilde de Taksim’e destek eylemleriyapıldı. Karakollara yüründü halk,düşmanlarından hesap soruldu.MHP’lilerin de Taksim’e katılmalarıyüz binlerin, milyonların faşizmeöfkesinin yanında ayrıntı biledeğilken, bunu bahane ederek halkınyanında yer almayan BDP, bu netsaflaşmada AKP faşizminin yanındakalmış ve teşekkürünü de BülentArınç’tan almıştır.Sokaklarda özgürlük, adalet, eşitlik,kardeşlik sloganları atan on binlerTayyip Erdoğan tarafından “çapulcular”denilerek aşağılanmaya çalışılıyorken,BDP ‘sürece uygun’ politikalarıylaövgüyü hak etmiş, BülentArınç’ ın MHP ile birlikte tavırlarındankaynaklı teşekkür ettiği ikinciparti olmuştur.Binlerce yıldır süren bu savaştasaflar çok nettir. Bir yanda ezen vardırbir yanda ezilen. Bir yanda zulümvardır, bir yanda direnenler. İşte saflarbu kadar nettir ve bunun dışında söylenenher şey teslimiyetten, düzendenyana, beylik ama boş sözlerdir.Ne demek bu; “İstanbul’da yaşayanlargazın tadını ilk kez tadıyor,ama Diyarbakır, Hakkari ve Şırnak’tagünlerce gaz...” Bu da milliyetçiliğinbaşka bir tezahürüdür. Eğer çok gazyediyseniz, işkence gördüyseniz bununortadan kaldırılması için mücadeleedersiniz. Aynı zulme uğrayanlarladayanışırsınız. Size zulmedenleri,işkencelerden geçirenleri, gaza kurşunaboğanları destekleyip güçlendirmezsiniz.Milliyetçilik temelindebile baksanız, süreç diye diye faşizmigüçlendirmekte Kürt halkının ne çıkarıvar. Hiçbir çıkarı yok. Faşizmdendemokrasi, özgürlük ve barış beklemekölü gözünden yaş ummaktır.İşte yaşananlar ortadadır.Selam olsun, faşizmin topuna,tankına, copuna, gaz bombasına, kurşunlarınakarşın faşizmi çaresizlikiçinde bırakan halkımıza...HİÇBİR İLERİCİ HALK HAREKETİ İSRAİL’İ SAVUNAMAZDemokratikÖzgür KadınHareketi’nin Diyarbakır’dadüzenlediği,BDPve DTK’nın dadesteklediği 1.Orta Doğu Kadın Konferansı’nda konuşan Filistin HalkKurtuluş Cephesi Politbüro Üyesi Leyla Halid: “Kadınlarbir araya geldiğinde yer yerinden oynar. Bölgenin haritasıyeniden çiziliyor. Siyonist İsrail’i Filistin topraklarındanyok etmeliyiz. Kadın olarak birleşmeliyiz. Diyarbakır,kadınlarına ve çocuklarına erkeklerine selam olsun.Onlar bir tarih yazdılar” dedi. (1.6.2013, Milliyet)Ardından konuşan Leyla Zana ise, “Filistin’indevlet olmasını, haklarını özgürce yaşamasını istiyorum.Ancak İsrail’in yok edilmesini istemiyorum. Bütünhalklar bir arada iç içe yaşamalı, birbirini kabuletmeli.” dedi. (age) Konuşmanın ardından, Zana’nınmasasına gitmesine izin verilmeyen Leyla Halid, Zana’nın“Filistin halkının yanında olması gerekiyordu. Ancakbizim yanımızda yer almadı. Biz her şeye rağmenİsrail’i istemiyoruz.” diyerek tepki gösterdi.İsrail, emperyalizm tarafından kurulmuş, korunmuş,güçlendirilmiş işgalci, katliamcı Amerika’nın Orta Doğu’dakiçıkarlanının jandarmasıdır. Emperyalizmin stratejiküssü konumundadır ve Orta Doğu halklarının başbelasıdır.İsrail’in halklar açısından ne anlama geldiğiherkes açısından açıktır. Bugün İsrail’in karşısında yeralmamanın anlamı emperyalizme yamanmaktır. Kürtmilliyetçi hareketinin emperyalizmle uzlaşmasının pratiksonucu olarak Leyla Zana bu sözleri söylemiştir. Hedeflerineulaşmak için emperyalistler ve bölge devletleriarasındaki çelişkilerden faydalanmayı temel politikaolarak belirleyen Kürt milliyetçi hareketi bu doğrultudaABD’ye AB’ye defalarca çağrı yapmıştır. Gelinen sonaşamada ise ABD’nin planlarına dahil olunmuş ve anlaşmayavarılmıştır. İsrail savunuculuğu da bu süreceuygun, İsrail’e mesaj veren, kendi uzlaşmacılıklarınıbaşka direnen halklara da önererek meşrulaştırmaya çalışanbir düşüncenin sonucudur. Kürt halkı Filistin halkındansonra direnişiyle önemli bir yeri olan halklardanbiridir. İsrail savunuculuğu yapmak halkaların savunmamaktır.Elbette ki, “Bütün halklar bir arada iç içeyaşamalı, birbirini kabul etmeli.”dir. İsrail’i, ABD’yi,AB’yi AKP’yi meşrulaştırmak ise, halkların birliğindendeğil, birbirini boğazlamasından yana taraf olmaktır;bu halkların değil emperyalistlerin çıkarınadır. Bu yüzdenbiz, başta İsrail olmak üzere bütün faşist ve emperyalistdevletlerin yıkılmasından yanayız. Çünkü ancak o zamanBütün Halklar Bir Arada İç İçe Yaşayabilir. Halklarıbölüp parçalayan ise emperyalizmin silahı milliyetçiliktir.Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013


Kürt Halkının Kaderi Oligarşiyle Uzlaşmada,Pazarlıklarda, Tavizlerde DeğilMÜCADELEDEDİR!Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013KCK Yürütme Konseyi BaşkanıMurat Karayılan 31 Mayıs tarihliÖzgür Politika gazetesinde yayınlananröportajında “Üzerimize düşen sorumluluklarıngereğini önemli orandayerine getirdik, getiriyoruz. Yasal veanayasal konularla ilgili atılması gerekenadımları bekliyoruz”diyerek“süreç”in değerlendirmesini yapıyor.Karayılan; “Sorun sadece biz iledevlet arasındaki bir sorun değil.Esasen bu sorunun köklü ve kalıcıçözümü ancak toplumsal uzlaşmaylamümkün olabilir. Yani toplumsalgüçlerin tümünün dahil olmasıylaçözülebilinir” diyor.Birincisi; sorunun tespiti yanlıştır.İkincisi; çözümü de yanlıştır. Karayılan’ın“çözüm” diye sunduğuşey, çözümsüzlüğün tam da kendisidir.Kürt sorunun oligarşiyle uzlaşmakla,pazarlıklarla, tavizlerle çözülemeyeceğiningöstergesidir.Birinci noktaya dönersek; Kürtmilliyetçi harekete göre “sorun” nedir?Sorun “Toplumsal uzlaşma”nınolmaması mı? Kürt sorunu bu mu?Toplumsal uzlaşma olmadığı için miKürt sorunu çözülmüyor?Kürt milliyetçi harekete göre devletile yani AKP ile Kürt milliyetçihareket arasında sorun çözülmüş.Esas sorun bu “çözüm” için Kürt veTürkiye halklarının ikna edilmesisorunudur.Elbette, Kürt sorunu devlet ileKürt milliyetçi hareket arasındakibir sorun değildir.Sorun, akan kan da, savaş da değildir.“Akan kan dursun, analar ağlamasın,barış, hemen şimdi” gibisöylemlerle sorunun adı bile konulmazsa;oradan çözüm beklenemez.Orada çözüm yoktur. Oligarşiyle uzlaşmave silahlı mücadelenin tasfiyesineKürt halkının ikna edilmesivardır.Elbette sorun PKK ile devlet arasındakibir sorun değildir. PKK; Kürtsorunun yarattığı bir harekettir. VeKürt sorunun çözme iddiasıyla ortayaçıkmıştır.Kürt sorunu; KÜRT HALKININKENDİ KADERİNİ TAYİN HAK-KINI KULLANMASI SORUNU-DUR.Kürt halkına kendi kaderini tayinhakkını kullandırmayan ise emperyalizmve onun işbirlikçisi oligarşikdevlettir.Kürt sorununu yaratan emperyalistlerve işbirlikçi devlettir. Herkesbilirki Kürdistan toprakları bizzatemperyalistler tarafından bilinçli olarakİran, Irak, Suriye ve Türkiye’yepay edilmiştir.Kürt sorunun çözümü de öncelikle,emperyalizme ve işbirlikçi oligarşiyekarşı verilecek bağımsızlıkmücadelesindedir. Bu da ancak Türkiyehalklarıyla birlikte yürütülecekdevrim mücadelesiyle mümkündür.Türkiye halklarıyla birlikte gerçekleştirilecekbir devrim olmadanKürt sorunun çözümü mümkün değildir.Nitekim Karayılan’ın “Esasen busorunun köklü ve kalıcı çözümüancak toplumsal uzlaşmayla mümkünolabilir” sözleri çözümsüzlüğüntarifidir.Kürt sorununun kaynağını, sınıflargerçeğini, emperyalizm gerçeğiniyok ediyor Karayılan.“Toplumsal uzlaşma”dan ne kastediliyor.Kürt sorunu “toplumsal uzlaşma”nınolmaması mıdır? Kürt halkınınulusal haklarını tanımayan toplummu?“Toplumsal uzlaşma”dan kastedilennedir? Ezenlerle ezilenlerin,sömürenlerle sömürülenlerin, yaniegemenlerle halkın uzlaşması mıdır?Evet, Karayılan’ın kastettiği, egemenlerlehalkın uzlaşmasıdır.İşte mümkün olmayan budur. Karayılansınıflar gerçeğini yok ediyor.Marksizmi, Leninizmi yok ediyor.Kürt sorunun çözümünü düzen içindearıyor. Düzenle uzlaşmakta arıyor.Oysa kapitalist toplumda sömürenlerle,sömürenler vardır. Ezenlerle,ezilenler vardır. Yani burjuvazi ileproletarya vardır. Ve bunlar arasındakiçelişki uzlaşmazdır.Kürt milliyetçi hareket uzlaşmaziki sınıfı uzlaştırmaya kalkıyor. Yoksayarak ezenlerle, ezilenleri, sömürenlerlesömürülenleri uzlaştırmayakalkışıyor. Bu bilimsel olarak mümkündeğildir. Bu bilimsel gerçeğiyok sayıyor Kürt milliyetçi hareket.Karayılan’ın “toplumsal uzlaşmaylamümkündür” tespiti gerçekçideğildir. Bilimsel değildir. İdealistçebir tespittir. Toplumsal gerçeklik içindekarşılığı olmayan bir tespittir.Toplumsal uzlaşma nasıl olacakpeki? Ezenlerle ezilenler, sömürenlerlesümürülenler arasındaki uzlaşmayınasıl gerçekleştireceksiniz peki?Bu sorunun cevabı yok.Karayılan düzenleyecekleri konferanslarlatoplumun her kesimlerininortaklaştığı daha somut projelerletoplumu birleştirmekten bahsediyor.Karayılan ile röportaj yapanlar, “Cemaatde dahil mi buna?” diye soruyor.Karayılan, “Dahil tabi, niye olmasın”diyor.Olmaz işte, halkın her kesimiyleAmerikan uşağı Gülenlerin çıkarlarıortak değildir. Tekellerle Kürt halkınınçıkarları ortak değil. Kürt ağalarıyla,beyleriyle, işbirlikçi tekellerle Kürthalkının çıkarları ortak değil. Ama


Kürt halkının çıkarlarıyla Türkiye’deyaşayan diğer tüm halkların çıkarlarıortaktır. Kürt halkının çıkarlarınınuzlaştığı toplumun tek kesimi Türkiyehalklarıdır. Ancak Kürt milliyetçihareket çözümü Türkiye halkları ileortak mücadelede aramamaktadır.Kürt Milliyetçi HareketinÇözümü DüzenleUzlaşmaktır!Karayılan, “AKP’nin, devletinçözüme dair bakış açısını ya da projesininet bir biçimde kamuoyunasunmamış olmasıdır. Onun için bazıkesimler acaba neler oluyor diye düşünmekte,bir de karşıt olanlar bundanistifade ederek daha fazla eleştirelyaklaşmaktadırlar, hatta bunu malzemeyapmaktadırlar diye düşünüyorum....Halbuki, net ortaya konulsabunu malzeme olarak kullananlarda olmayacak” diyor.AKP’nin somut bir çözümü yokdiyor Karayılan. Peki sizin çözümünüzne? Siz açıklayın çözümünüzü.Çözüm adına söylediğiniz her şeydüzenle uzlaşmaya çıkıyor. Ancakdüzenle uzlaşarak Kürt halkının hiçbir sonunu çözemezsiniz.AKP’ye Göre KürtSorunu TerörünBitirilmesi Sorunudur!Karayılan, AKP’nin çözüme dairprojesini somut olarak ortaya koymadığınısöylüyor. Ancak bu doğrudeğil. Şu anda yürürlükte olan, işleyensüreç AKP’nin projesidir.AKP’ye göre KÜRT SORUNUYOKTUR, TERÖR SORUNU VAR-DIR!.. SORUNUN ÇÖZÜMÜ DETERÖRÜN BİTİRİLMESİDİR!Terörden kastı ise Kürt milliyetçihareketin silahlı mücadelesidir. Silahlıdireniş biterse sorun da kalmaz diyor.Ve AKP boş durmuyor. Kendiçözüm projesini hızla hayata geçiriyor.Kürt milliyetçi hareketin “yeniTürkiye modeli” halkı oligarşiyleuzlaşmaya ikna için uydurulan masaldır!Karayılan’a “yeni Türkiye” söylemindenneyi kastettikleri soruluyor.Karayılan: “Yeni Türkiye, demokratik,çoğulcu, eşitlikçi, ve özgürlükçü olmalıdır.Türkiye’nin gerçek anlamdademokratik bir ülke olması demek,Kürt sorununun çözümü demektir.Kürt sorununun çözümü demek, Türkiye’nindemokratikleşmesi, gerçekanlamda özgürlükçü, demokratik birülke olması demektir” diyor.Karayılan yine kulağa hoş gelenama temeli olmayan “demokratik,çoğulcu, eşitlikçi, ve özgürlükçü”gibi kavramları, çözüm diye sıralıyor.Demokrasi nedir? Çoğulculuknedir?Karayılan düzenin diliyle konuşuyor.Sınıflar üstü, herkes için geçerliolan bir demokrasi yoktur. İktidardakim varsa demokrasi onun için vardır.Oligarşinin iktidarında oligarşi içinolan demokrasi, halk için faşizminmaskesidir.Oligarşi ile uzlaşarak halkı demokrasibeklentisi içine sokmak halkıaldatmaktır. Ki, Kürt milliyetçi hareketindemokrasiden kastı da halkiçin bir demokrasi değildir. Kürt milliyetçihareket de oligarşi gibi faşizminiktidarında “demokratikleşme”vaatleriyle halkı oyalamaktadır.“Çoğulculuk”tan kastı ise oligarşikdüzen içinde Kürt halkınında kendi kimliğiyle temsil edilmesidir.Karayılan, “Kürt sorununun çözümüylebaşkanlık tartışmalarınınaynı kefeye konulmasına ne diyorsunuz”sorusuna ise; “Bizim tercihimizbu değildir. Ama Türkiye yenidenyapılanırken alternatifleri tartışmaklazım” diyor.Öncelikle Karayılan’ın söylediğigibi yeniden yapılanan bir Türkiyeyoktur. Tartışılmak üzere ileri sürülenbir alternatif de yoktur. “Tartışmaklazım” dediği alternatif ise yineAKP’nin başkanlık sistemidir. Kürtmilliyetçi hareketin hiç bir konudadüzen dışında bir çözümü yoktur.AKP İktidarına “Güven”Sorunları Varmış!“Şimdi güven sorununu aşmakistiyoruz ama karşı taraftan hiçbirşey olmayıp da yeni kontrol noktaları,karakollar, askeri amaçlı baraj vebenzeri projeler fırsat bu fırsat diyeyapılırsa kaygı oluşur. Sadece Dersim’de44 tane karakol projesi var.Şimdi ateşkes var diye karakol inşaetmeye kalkışıyor. Bu gibi şeyler kaygılarıartırıyor” diyor Karayılan.Niye kaygılanıyorsunuz. AKP’ninağzından şimdiye kadar “barış” diyetek bir kelime çıkmamıştır. AKP’nintüm politikaları kendi çözümüne uygundur.AKP’ye göre “çözüm”, “terör”ünbitirilmesidir. Bunun için yaptığıKürt milliyetçi hareketi silahsızlandırmaktır.Kürt milliyetçi hareketsilahsızlandırıldıktan sonra ise,Kürt halkını bir daha silaha sarılmayacakşekilde karakollarıyla, hapishaneleriyle,askeri ve polisiyle sindirmeyeçalışacaklardır. AKP gerillanınsınırdışına çıkmasını fırsat bilerek,hızla Kürdistan’da devletin faşistkurumlarını güçlendiriyor.Karayılan, AKP politikalarına yedeklenmesindendolayı soldan geleneleştirilere de “sanki biz yelkenleriindirmişiz, ne olursa olsun barış diyoruz.Hayır. Bu süreci kararlıcagötürmek gerekiyor. Başbakanın gücününolduğuna inanıyorum, yürütebiliryani” diyor.Yelkenleri suya indirmediysenizne yapıyorsunuz? AKP’ye güvendenbahsediyorsunuz.Kürt MilliyetçiHakeketin “YeniTürkiye”si Hayaldir!Gerçek Olan Faşizmdir!Kürt milliyetçi hareket “demokratik,çoğulcu, eşitlikçi, ve özgürlükçü”Türkiye’nin yeniden inşasındanbahsediyor. Oysa Türkiye gerçeklerininKürt milliyetçi hareketinSayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013


Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013çizdiği tabloyla ilgisi yoktur.AKP, iktidara geldiğinden beriKürt halkına, Türkiye halklarına,devrimcilere karşı faşist terörü hiçeksik olmadı. Bunu uzun uzadıyaanlatmaya gerek yok. Sadece büyükumutlar bağlanan, “Çözüm süreci”denilen görüşmelerin başlangıcındanbugüne değin AKP’nin icraatlarınabakmak yeterlidir.Ne “Çözüm”ü? AKP,Halka Savaş Açmıştır!Kelimenin gerçek anlamıyla bubir savaştır. Özellikle İmralı görüşmelerindensonra AKP, kendisinetabi olmayan halkın tüm kesimlerinisindirmek, teslim almak için savaşaçmıştır.Kürt milliyetçi hareket AKP ileuzlaşınca, AKP uzlaşmayı kabul etmeyendevrimci harekete yöneldi.Devrimci avukatlar, dernekler, kültürmerkezleri, dergi büroları basıldı. 28ilde devrimci memurlara yönelikoperasyonlar düzenlendi. 185 kişigözaltına alındı. 72 kişi tutuklandı.Halk her gün yeni bir “Şafak Operasyonu”nauyanıyor.1 Mayıs Alanı emekçi halkımızayasaklandı. 1 Mayıs’tan beri AKPkarşıtı tüm eylemlere saldırıldı. Gazbombasının maruz kalmadığı neredeysekimse yok. Halka bütün alanlaryasaklandı. Ağzını açan “süreci saboteetmek”le suçlandı.Sadece şu son bir haftadır yaşananlarabakın. AKP’nin faşist terörünekarşı bütün Türkiye ayakta. AKP bütünTürkiye’yi gaza boğdu. Üç kişininbir araya toplandığı yere gaz bombasıyağdırdı.Kürt milliyetçi hareket hala “demokratik,çoğulcu, eşitlikçi ve özgürlükçü”Türkiye’nin yeniden inşaasındanbahsediyor.Evet, AKP’ye koltuk değnekliğiyaparak Türkiye’yi yeniden inşa ediyorsunuz.Ancak bu Türkiye “demokratik,çoğulcu, eşitlikçi, ve özgürlükçü”bir Türkiye değil. İnşaettiğiniz Türkiye faşist bir Türkiye’dir.Faşizmin KriziBüyüdükçe Halka KarşıZulmü ArtırmakZorundadırFaşist terörün her geçen gün dahada tırmanmasını bir çok kesim BaşbakanTayyip Erdoğan’ın kişiliği ilesomutlamaktadır. Bu yanlıştır. Faşizmoligarşik diktatörlüğün yönetim biçimidir.Oligarşinin krizi büyüdükçedemokrasicilik oyunun alanı daralır.Parlamento seçimleri oligarşiye demokrasicilikoyununda nefes borusuişlevi görür. Üç dönemdir iktidardaolan AKP ise halkı kandırmak içintüm kredilerini tüketmiştir. Halkı yönetmekiçin AKP iktidarının hergeçen gün faşist terörü tırmandırmaktanbaşka şansı yoktur. Faşistterörün tırmanmasının nedeni Erdoğan’ın“despot” kişiliği değil, oligarşinin,emperyalizmin yeni sömürgesiolması ve derinleşen krizidir.Oligarşinin İktidarı VarOlduğu Sürece KimseAKP’denDemokratikleşme,Kürt Sorununa ÇözümBeklemesin!“Biz üzerimize düşeni yaptık.Adım atma sırası devlette” diyorKürt milliyetçi hareket.Oligarşi içinde bulunduğu ekonomikve sosyal krizin içinde hangidemokratik adımları atabilir. Oligarşiiçinde bulunduğu yönetememe kriziile bırakın demokratikleşmeyi faşizmidaha da tırmandırmak zorundadır.Kürt Sorunu DüzenleUzlaşmakla,Pazarlıklarla Çözülmez!Emperyalizmi, kapitalizmin serbestrekabetçi döneminden ayıranbir özelliği tekelleşme ise, diğertemel ayırdedici özelliği, sömürgeciliktir.Ve emperyalizmin bu niteliğindehiçbir değişiklik yoktur.Emperyalizmin sömürgeciliği 21.yüzyılda da, tüm ulusal baskılarınmaddi temeli olmaya devam etmektedir.Sömürgecilerden bir ulusal sorununçözümünü beklemek ise, eşyanıntabiatına aykırıdır.Ulusal bir sorunun olduğu hemenher ülkede, ulusal hareketlerin ortayaçıkması doğaldır. Bu hareketlerin tarihselkonumunu belirleyen ise, emperyalizminkarşısındaki tavırlarıdır.Marksist-Leninist teorinin daha yüzyılınbaşında ortaya koyduğu ve yüzyılboyunca da kanıtlandığı gibi, emperyalizmdöneminde ulusal sorun,sadece ulusal boyunduruğa karşıçıkma gibi özel bir sorun olmaktançıkmış ve bütün ulusların, sömürgeve yeni-sömürge ülkelerin emperyalizmdenkurtuluş sorunu halinegelmiştir.Bunun pratikteki karşılığı, emperyalizmdenkurtulmadan, emperyalizminişbirlikçilerinin iktidarınason vermeden ulusal sorunun çözülemeyeceğidir.Ulusal hareketler, bu anlayışa yakınlaştıklarıoranda ilerici bir rol oynamış,mücadelesini ulusal sorununçözümü doğrultusunda geliştirmiş,bu anlayıştan uzaklaştıkları ölçüdeise ilerici, demokrat rollerini oynayamamış,ulusal bağımsızlığa ulaşamamışlardır.Kapitalizmin, dolayısıyla son tahlilde,emperyalist sistemin dışına çıkamayanmilliyetçilik, tam da bu nedenleulusal soruna çözüm getiremez.Bağımsız devletlerin kurulduğu,kısmi özerkliklerin kazanıldığı noktadabile, kapitalizm ve emperyalizm,ulusal baskıyı, inkar ve asimilasyonu,çeşitli biçimlerde yenidenüretecektir.Bu tarihsel ve bilimsel olgularınortaya koyduğu sonuç en net biçimdeşöyle formüle edilebilir:Milliyetçilik, ulusal sorunu çözemez.Ülkemiz somutunda söylersek;ne Türk milliyetçiliğinin, ne deKürt milliyetçiliğinin yaklaşım ve


politikaları ulusal sorunu çözemez.Öncelikle şu bilinmelidir ki, tarihiaşama itibariyle, ulusal sorunlarınçözümü, burjuvazinin ideolojik politikgündeminde yoktur. Küçük-burjuvazininulusal sorunu sahiplenmesiise, sonuçta dönüp dolaşıp sisteminiçinde çözümsüzlüğe mahkum olmaktadır.Kürt SorunununÇözümü Kürt HalkınınUlusal SınıfsalKurtuluşuylaMümkündür!Günümüzde ulusal sorunlarınçözümü, sadece proletaryanın gündemidirve ulusal sorunun çözümü doğrultusundakimücadeleyi, pratikte sadeceMarksist-Leninist hareketler sonucaulaştırabilir.Marksist-Leninistler olarak biz,"Kürt sorununa çözüm" denilince,bundan Kürt halkının ulusal ve sınıfsalkurtuluşu'nu anlıyoruz. "'Çözüm" diyerekkarmaşık formüllerden, diplomatiksüreçlerden, hak kırıntılarındansözedenler, bir biçimde egemensınıf politikalarının icazeti altınagirmişlerdir. Kürt ulusal sorunununçözümünü, Kürt halkının kurtuluşusorunuyla birlikte ele alan bir yaklaşım,zorunlu olarak devrim sonucunavarır. Bu devrim, anti-emperyalist,anti-oligarşik karakterdebir devrimdir.Anti-emperyalist anti-oligarşikdevrim süreci:demokratik devrimingörevlerini üstlenen ve kesintisiz olaraksosyalist devrime yönelen birsüreçtir. Devrimci Halk İktidarı, aynızamanda kapitalizmden sosyalizmegeçişin iktidarıdır.Mevcut düzenin bu sosyo-ekonomikyapıya sahip olması ve aynızamanda çok uluslu bir devlet olarakKürt halkına karşı baskı uygulamasıve Kürt topraklarını ilhak etmişolması sonucunda, devrimin demokratikmuhtevası dört ana görevdenoluşacaktır:1) Emperyalizmi kovmak ve tümbağımlılık ilişkilerini tasfiye etmek,2) Faşizmi yok etmek,3) Toprak sorununu çözmek,4) Ulusal sorunu çözmek.Bu muhtevasından dolayı, devrimimizanti-emperyalist, anti-oligarşikkarakterdedir.Anti-emperyalist, anti-oligarşikolması, zaten aynı zamanda anti-feodalve anti-faşist görevleri de içermesidemektir. İçice geçmiş olan emperyalizmoligarşi blokunun ve onlarınfaşist yönetimin tasfiyesi, toprak sorunununve ulusal sorunun çözümünüde kendi içinde taşımaktadır.Emperyalizmi ve faşizmi yıkan,toprak sorununu çözümleyen, uluslarınkaderlerini tayin hakkını tanıyanbu devrim, demokratik bir devrimdir.Sonuç olarak gerçek bir demokrasiKürt milliyetçi hareketin söylediğigibi oligarşinin iktidarı AKP ile uzlaşarak,işbirliği yaparak değil, oligarşininiktidarını yıkarak mümkündür.Kürt sorunu da ancak bu koşullardagerçek bir çözüm yoluna ulaşacaktır.Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013Hikmet Sami Türk, HalkınLanetinden ve AdaletindenKurtulamayacak19 Aralık katliamında 28 devrimci tutsağın katledilmesindensorumlu, devrimci katili Hikmet Sami Türk,halkın öfkesinden kurtulamayacak... Nereye gidersegitsin halkın öfkesi, adaleti Hikmet Sami Türk'ün ensesindeoluyor, olacak.Son olarak 2 Haziran günü Taksim'de Gezi Parkı yakınlarında,AKM'nin önünde yaya olarak görülen HikmetSami Türk, halk tarafından sloganlarla, taş atılarakprotesto edildi, yuhlandı. Halk, Hikmet Sami Türk'tenkatledilen devrimci tutsakların hesabını sordu. Bununüzerine panikleyen Hikmet Sami Türk, koluna giren ikikorumasının yardımıyla taksiye binerek kaçtı.Yaşanan olay gösteriyor ki, devrimcilerin adalet talebihalkın içinde yer bulmuştur. Hikmet Sami Türk ve onungibi tüm halk düşmanları, halkın içine giremeyecek halegeleceksiniz... Evinizin duvarlarından başka duvar göremeden,tüm hayatınızı "Ne zaman gelecekler" diye bekleyerekgeçireceksiniz. Halk, her yerdedir aklınızdan çıkartmayın.Siz bir avuçsunuz, biz milyonlar!Baz İstasyonuna Karşı HalkTepkisiMalatya Merkez Yeniyol’daki Kuyuönü Mezarlığı’nınönüne Turkcell cep telefonu şirketi tarafından kurulanbaz istasyonu, Paşaköşkü, Zaviye ve Cemal Gürselmahallesi halkının yoğun tepkisine yol açtı. Kurulanbaz istasyonunun radyasyon saçarak çevreyi tehditettiğini belirten mahalle halkı her gün eylem yapıyor.3 Haziran günü yapılan eyleme Halk Cephesi de katıldı.Gün geçtikçe eyleme katılım artarak devam ediyor.Sol parti ve kurumların da yoğun katılım gösterdiğieyleme 2.000’den fazla insan katıldı. Eyleme HalkCephesi “Halkız Haklıyız Kazanacağız, Taksim’deBaşlayan Direniş Ateşi Paşaköşkü’nde Yanmaya DevamEdiyor”, “MahallemizdeBaz İstasyonu İstemiyoruz”dövizleriyle katıldı.“Taksime Selam DirenişleDevam” pankartıaçıldı ve mahalle halkıTaksim direnişini selamladı.


Av ru pa’daFaşizme Karşı DirenenHalklar YenilmezSayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013Taksim Gezi Parkı’na polis saldırısıile başlayan direniş, Türkiye'de olduğugibi Avrupa’nın birçok kentindede AKP'ye karşı direnen halkprotestolarla destekleniyor.İngiltere - LondraLondra’nın merkezinde 1 Hazirangünü Trafalgar Square Meydanı’ndatoplanan Halk Cepheliler, AKP'ninbaskılarına karşı direnişe geçen halkadestek olmak için bir araya geldiler.1 Haziran günü Türkiyelilerin yoğunyaşadığı Woodgreen kütüphanesininönünde her hafta olduğu gibi Yürüyüşdergisi için stant açıldı. HalkCephelilerin çağrısıyla biriken halklabirlikte Taksim direnişine destek eylemigerçekleştirildi. Londra’nın MerkeziTrafalgar Meydanı’na toplu haldegidildi. Seyyar müzik setiyle GrupYorum şarkıları ve marşları eşliğindehep birlikte omuz omuza halaylaraduruldu. Zılgıtlar alkışlar eşliğindedireniş sloganları atıldı. Hep birden“Gün Doğdu” ve “Haklıyız Kazanacağız”marşları söylendi.Alevisi - Sünnisi, Türk’ü - Kürt’ü,Arabı- Çerkezi ile 2 Haziran günü İngilteri’niBaşbakanlığı önünde yaklaşık500 kişi hep bir ağızdan Taksimdirenişisi selamlarken, “Yaşasın HalklarınKardeşliği” sloganını haykırdı.Almanya - BerlinBerlin'de 31 Mayıs, 1 ve 2 Hazirantarihlerinde, Berlin Halk Cepheliler'inde içinde olduğu destekeylemleri yapıldı. Yaklaşık 100 kişininbir araya geldiği eylemdeTürkçe ve Almanca yapılan konuşmalardaTaksim direnişine destekçağrıları yapıldı. 1 Hazirangünü yaklaşık 5 bin kişinin katıldığıyürüyüşte, Türkiyeli devrimcikurumların yanı sıra çok sayıdaAlman ve Türkiyeli de yer aldı.Berlik Halk Cepheliler 2 Hazirangünü, THY’de devam edengreve destek olmak için organizeedilen eyleme katıldılar. EylemdeTHY grevi ve Taksim direnişiyleilgili konuşmalar yapıldı.Almanya - HamburgHamburg şehrinde 1 Hazirangünü Sternschanze tramvay durağındabir araya gelen Türkiyelilerpankartlarını, dövizlerini açaraksloganlarla direnişi destekleyipAKP aleyhine sloganlar attılar.Halk Cepheliler de Halk Cephesipankartı arkasında bir araya gelerekkırmızı bayraklarını açtılar.Yürüyüşe 2 bin civarında Türkiyelikatıldı.Almanya - Köln1 Haziran günü birçok devrimci,demokrat, yurtsever ve Alevi dernekleriKöln Dom Meydanı’nda birmiting düzenledi.“Her Yer Taksim, Her Yer Direniş”ve “Faşizme Karşı Omuz Omuza”sloganlarıyla başlayan miting alanına,Halk Cepheliler 35 kişilik kitlesiyleve “Halkın gücü AKP faşizminiYenecek” ve “Halk Cephesi” pankartlarıylagirdiler.Yaklaşık 2 saat süren eyleme 3 binkişi katıldı.LondraBerlindirenişini selamladıklarını, direnişidesteklediklerini anlatan bir açıklamayayınladı. Açıklamada; “Bu halktanadam olmaz diyenlere rağmen her zamanhalkımıza güvendik, halkımıziçin mücadele ettik ve ediyoruzArtık Yeter! Halkımızı, OnurunuKazanmaya Çağrıyoruz!Taleplerimizi Ortaklaştırmalı veAlmalıyız:1) Saldırılara ve gözaltılara son.2) AKP istifa etsin.3) Halka saldıran, işkence yapan,yaralayan tüm polisler ve sorumlularıcezalandırılsın.LondraYunanistanYunanistan Halk Cephesi, Taksim4) Gaz bombası kimyasal silahtıryasaklansın.5) Taksim ve halka yasaklanan


Berlintüm alanlardaki yasaklar kaldırılsın.6) Hasta tutsaklar ve tüm devrimcitutsaklar serbest bırakılsın.7) Kentsel Dönüşüm yağma ve talanınason verilsin.8) Halkın inanç ve değerlerine saldırılmasınaaşağılanmaya son verilsin”denildi.lesinin karşısındaki TroçadéroMeydanı’nda protesto Taksim direnişinedestek veren halka yönelikpolis terörü protesto edildi.Türkiyelibir çok örgüt ve kuruluşlarınkatıldığı eylemde Halk Cephelilerde yerini aldılar. Türkiyedevletinin baskıcı yüzü halka teşhiredilerek polisin sert müdahalesi,orada bulunanlara anlatıldı.İkinci eylem ise 2 Haziran günü gerçekleştirildi.Avusturya - Viyana1 Haziran günü 2000'e yakın birkitlenin katılımıyla direniş selamlandı,Viyana'daki üniversite öğrencilerininçağrısıyla gerçekleşen eylem şehirmerkezinde bulunan Karlsplatz'ınyanındaki parkta başladı. Yürüyüşyapmak üzere saat 17.30'a kadar bekleyişinisürdüren kitle sürekli olarakçoğaldı. Taksim'deki direnişin coşkusuadeta binlerce kilometrelik yollarıaşıp Avrupa'nın kalbine de tüm rengive çeşitliliğiyle yansıdı.100'den fazla kitlesiyle yürüyenHalk Cephesi kortejinde sürekli megafonlasloganlar atıldı ve kitle coşkulubir şekilde sloganlara katıldı.Sık sık "Katil AKP Halka HesapVerecek", "Katil ABD İşbirlikçi AKP"sloganları atıldı.İsviçre - Zürih1 Haziran günü Zürih'in merkeztren garında toplan Halk Cephesi"Her Yer Taksim Her Yer Direniş” yazandövizleriyle garda yerlerini aldı.“Faşizme Karşı Omuz Omuza” sloganlarınınatılması ile kitle birarayatoplandı. Eyleme yaklaşık 1500 kişikatıldı.Basel, Cenevre, Bern kentlerindekendiliğinden çağrılarla Taksim direnişinidestekleme eylemleri yapıldı.Halk Cephesi de bu eylemlerde yerinialdı.Fransa - Paris1 Haziran günü Paris'te Eyfel Ku-Hollanda - Amsterdam31 Mayıs ve 1 Haziran günleriHollanda`nın Amsterdam şehrindeTaksim Gezi Parkı direnişine yapılansaldırılar, protesto edildi.İlk gün yaklaşık 250 kişinin toplandığıeylemde AKP karşıtı sloganlaratıldı ve pankartlar açıldı. İkinci gün iseyüzlerce kişi Amsterdam`da saldırılarıprotesto etmek için bir araya geldi.Sık sık “Faşizme Karsı Omuz Omuza”,“Heryer Taksim Heryer Direniş”, “Tayyipİstifa”, “Hükümet İstifa”, “HalkızHalkıyız Kazanacağız” sloganları atıldıve konuşmalar yapıldı.Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013Katledilen 9 İnsanımız İçinAdalet İstiyoruz4 Haziran günü Almanya'nın Münich şehrinde NSU davası görüldü.Davaya 8 Haziranda Irkçılığa Karşı Tek Ses Tek Yürük konserinigerçekleştirecek olan Grup Yorum üyeleriyle birlikteAnadolu Federasyonu ve Anadolu Gençlik üyeleri de katıldı.Mahkemenin önünde Anadolu Federasyonu, Anadolu Gençliküyeleri ve Grup Yorum elemanları dışında hiçbir demokratikkitle örgütü yoktu.Mahkeme önünde yapılan açıklamada, Davaya ve Irkçılığa karşıyürütülen kampanyaya yönelik bilgilendirme yapıldı. ArdındanGrup Yorum elemanlarından Caner Bozkurt, Grup Yorum adına davave verecekleri konsere ilişkin bir açıklama yaptı.Daha sonra, hep birlikte “Haklıyız Kazanacağız” ve “Cav Bella”marşları söylendi.Bizi Katleden NazilerdenHesap Sormak İçinGüç OlmalıÖrgütlenmeliyiz25 Mayıs günü katliamın gerçekleştirildi Solingenşehrinde protesto yürüyüşü gerçekleştirildi.Yürüyüşe Alman solundan, Türkiyelilerden2000'in üzerinde insan katıldı. Yürüyüş boyuncaatılan sloganlarla faşizm ve Naziler lanetlendi. Vekatliam ve Nazilere karşı her türlü desteği sunandevletin tutumu kınandı. Yürüyüşün sonundaplatformun davetlisi olarak Türkiye’den gelenGrup Yorum sahne aldı. Direniş türküleriyle halaylarlacürüyüş canlı bir biçimde sonlandırıldı.


AVRUPA’dakiBİZSayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013Emperyalizmin ‘terör’ Listesinde Yer AlmaktanOnur Duyarız, Kabülümüzdür!Bütün Dünyadaki Direnen Örgütlere Çağrımızdır;Emperyalizme Karşı Anti-EmperyalistHalk Cephesini Kuralım!Amerika her yıl olduğu gibi bu yılda"2012 yılı Terör Raporu"nu açıkladı.Raporda, dünyada Amerika'yakarşı direnen örgütler "terörist" olarakadlandırılmış.Liste'de Türkiye'den DHKP-C'deyerini almış bir onur abidesi olarak.Kimdir bu Amerika? Amerika'danbüyük bir terörist var mıdır dünyada?Yoktur!Arıyorsanız bir terörist tekdir dünyada,eşsiz ve benzersiz. Talancı işgalciolan Avrupa emperyalistlerinindebir farkı yoktur, olmayacaktırhiç bir zaman.Dünya halklarının baş düşmanıAmerika'nın düşmanlarının arasındayer almaktan onur duyar dünya halklarıve onun direnen örgütleri.Anadolu Halk Kurtuluş ihtilalinikuracak olan devrimciler olarak onurduyar bu listede yer almaktan.Türkiye halkları da bütün ezilendünya halkları da Amerikanın düşmanlistesinde yer almaktan onur duyarlar.Başımız gözümüz üstüne. Asıl o listelerdeyer almamak ve o listede iyileşmegösterdi, silah bıraktı diye adlandırılmayıbir onursuzluk olaraksaymalıdır bir devrimci örgüt.Ezilen katledilen, toprakları işgaledilen bütün haklar düşmandır Amerikanemperyalizmine. Amerika’yadüşman olmayan bırakın Marksist Leninistolmayı vatansever ve inançlarınısavunan bir örgüt dahi olamaz.DHKP-C için Marksist - Leninistve güçlü bir Amerikan karşıtı bir örgüttürdeniliyor. Ayrıca "Örgüte yönelik2012 yılında polis tarafındanoperasyonlar yapıldı, Adalet Bakanlığı’nayönelik eylem hazırlığındaolduğu tahmin edilen 9 kişi tutuklandı"deniliyor ve Türkiye’nin operasyonundanövgüyle bahsediyor.Amerika hızını alamamış Almanya veFransa'nın terör listesini de kendisi belirlemişve DHKP-C bu ülkelerdeki"terör" örgütü diye adlandırılmış.Halkın sorunları için gece gündüz çalışan,demokratik faaliyetlerindendolayı Almanya'da tutuklanan ŞadiÖzbolat da "terörist" olarak bu listedeyerini almış. Eminiz ki devrimcitutsak Şadi Özbolat da bu listede yeralmaktan onur duyacaktır.Obama Amerikan büyükelçiliğineyönelik eylemden sonra AKP'yi uyarmış,bu örgütü ciddiye alın demişti.Amerika’nın terör listeleri korkularınınlistesidir aynı zamanda.Lübnan lideri Nasrallah bu listeleriçin alay ederek, "Ben bu listelerisu gibi içerim" açıklamasını yapmıştı.Sizin listelerinizin hiç bir hükmüyoktur demektir bunun anlamı.Amerika höt dediğinde, bütün halklarkorkacak sanıyorlar, gösteriyorlarhemen Guantanamo yolunu.Amerika şunu iyi bilmelidir halkve vatan sevgisi olan ve bu uğurda ölmeyive öldürmeyi göze almış hiçbirörgüte işlemez bu açıklamalar. Emperyalizmekarşı direnen hiç bir örgütASLA yenilmez, asla teslim olmaz.Çünkü emperyalizme karşı direnmekbaşta bir zaferdir zaten. Çünküemperyalizmin yok olmaya mahkumdur!En büyük terörist katil, işgalci,haydut ve onursuz Amerika’dır. Dolayısıylaen büyük "terörist" de kendisidir.Halk düşmanı listemizin başındayer almaktadır bu yüzden.Listemizin başında yer alan Amerika’nınsuçları kabarıktır.Amerika;Onursuz, katil, işgalci, obur, haydutve beyinsizdir.Katildir;1956-59 yılları arasında Küba’da60.000 kişiyi, ABD’li danışmanlarınve Batista’nın birlikte yürüttüğü operasyonlardakatletti. 1965’te işbirlikçiSuharto, 1 milyon komünist ve ilericiEndonezyalıyı katletti. Aynı yılDominik’e paraşütçülerini indirdi ve10 bin Dominikliyi katletti. 1975’teVietnam’dan kovulduğunda arkasındamilyonlarca ölü ve sakat bıraktı.ABD’nin Vietnam’da halkın üzerineattığı 638 bin ton bomba, II. PaylaşımSavaşı sırasında Avrupa ve Afrika’yaatılan toplam bombaların yarısıdır.1970-75 yılları arasında Kamboçyave Laos’ta 1 milyon insanı katlettiler.1973’te Şili’de CIA’nın düzenlediğidarbe ile 30 bin kişi katledildi.Arjantin’de faşist generallerleyaptığı işbirliği sonucu 30 bin kişi“kaybedildi”. 2001’de Afganistan’ı işgaletti ve bugüne kadar onbinlerceAfganlı katledildi.2003’e Irak’ı işgal etti.Toplam1.5 milyon Iraklı işgal boyunca katledildi.Yüzbinlerce kadına tecavüzedildi, çocukların kolları bacakları kopartıldı.Son olarak Libya'yı işgal etti,yüzbinlerce insanı ülkesinden yerindenyurdundan sürgün etti. Yüzbinlerceinsan katledildi.Suriyeyi işgal etmek isteyen veşimdiye kadar ölen yüzbinlerce insanında katilidir.Suçları sabittir. DÜNYA HAL-KININ BAŞ DÜŞMANIDIR!Amerika ve Avrupa terör listele-


ini, kara listelerini meşrulaştırmayaçalışıyor. Dünya halklarınınişgalcilere, zulme karşı direnişlerinive onların örgütleriniterörist olarak gösteriyor.Emperyalistlerin bunu meşrulaştırmasınakarşı mücadeleetmeliyiz. Emperyalistler direnenhalkları ve onların meşru örgütlenmelerinitecrit etmeye çalışıyor.Kara listeler yayınlamasınınamacı dünya halklarına gözdağıvermektir. Dünya halklarınaasıl terörist ve haydut olanın emperyalistlerve özellikle de Amerikaolduğunu göstermeliyiz.Emperyalistler dünya halklarınakarşı savaş söz konusu oluncabir araya geliyor ve katliamlar,işgaller yapıyor.Libya'nın işgali için hepsi biraraya gelmiş ve Libya'yı talan etmişlerdi.Şimdi aynısını Suriyetopraklarında yapmak istiyorlar.Onlar nasıl işgalleri ve katliamlarıiçin bir araya geliyorsa, bütündünyadaki anti-emperyalistlerde bir araya gelmeli ve mücadeleetmelidir.İşgal ve katliam emperyalizmincan damarıdır. İşte bu can damarıkesip atmalıyız. Bunu başarmanıntek yolu emperyalizmekarşı savaşmaktan ve birlik olmaktangeçiyor. Buna karşı mücadeleetmek ve emperyalistleridünya üzerinden yok etmek içinanti-emperyalist bir cephe yaratmalıyız.Amerika'nın ve diğer emperyalistlerinişgal, katliam, haydutluğununkarşısında mücadeleeden, dünyanın bütün anti-emperyalistlerineçağrımız; Ortakdüşmanımız Amerika’dır.Bütün anti-emperyalistler tarafındanet olmalıdır. İki sınıfvar; ezenler ve ezilenler. EM-PERYALİZMİN OLDUĞU TA-RAF bataklıktır, yok olursun çürürsün.BİRLEŞELİM, SAVAŞALIM,KAZANALIM!Faşist Türkiye Devleti İle İşbirliğiYapan Yunan Devleti Bir DevrimciyiDaha Sokak Ortasından Kaçırdı!30 Mayıs akşamı Yunanistan'ın Atina şehrinde sokak ortasından bir devrimcidaha kaçırıldı. Yunanistan devleti siyasi ve ekonomik çıkarları gereği Türkiye ilegirdiği anlaşmalar sonucunda Türkiyeli devrimcilere karşı, Türkiye faşizminin istekleridoğrultusunda kaçırma ve tutuklama terörüne başlamıştır.Yunan Devleti Hesap Vermelidir: Bulut Yayla NeKarşılığında Türkiye Faşizmine Servis Edildi?Türkiye faşizmine karşı bağımsızlık ve demokrasi için mücadele eden Bulut Yayla,pek çok defa Türkiye tarafından afişe edilmiş ve hedef gösterilmişti. 30 Mayısgünü Atina’da yol ortasından kaçırıldı ve Türkiye faşizmine teslim edildiği ortayaçıktı.ABD, Türkiye ve Yunan hükümetlerinin işbirliği sonucunda bir süredir Türkiyelipolitik mültecilere yönelik süren baskılar yeni bir boyut kazandı. Ev ve iş yeribaskınları, gözaltılar, tutuklamalar ve iade davalarının yanına, şimdi de kaçırılıpişkenceyle iade edilme eklendi.Yunan polisi, Bulut Yayla’yı kaçırdığını kabul etmedi. Ertesi gün görgü tanıkları,kaçıran arabanın plakasını ve kaçırılma şeklini internette yayınladılar. Kaçırılmaanında orada bir polis ekibinin bulunduğunu ve polise ayrıca plakayı verdikleriniduyurdular.31 Mayıs’ta Atina polis müdürü; milletvekilleri ve avukatlara yaptığı açıklamadaaracın polise ait olduğunu kabul etti. Ancak gözaltına aldıklarını kabul etmedi. BulutYayla’nın nerede olduğunu söylemedi.1 Haziran’da emniyet müdürü; milletvekilleri ve DKÖ temsilcilerinden oluşanheyete aynı yalanı tekrarladı. Türkiye’de olduğunun ortaya çıkmasının ardından,emniyet müdürü yine Bulut Yayla’yı kaçıranların kendileri olmadığını, olayla hiçbirilişkileri olmadığını söyleyerek reddetmeye devam etti.Yayla, 1 Haziran günü öğleden sonra İstanbul Emniyeti’nde avukatıyla görüşebilmişve yaşadıklarını anlatmıştır.Yunanistan devleti açıklamalıdır, Türkiyeli devrimcileri Türkiye faşizmine neyinkarşılığında, kaça sattınız?Neden, faşizme karşı mücadele eden devrimcileri baskı altında tutuyorsunuz?Türkiyeli devrimcilere yaptığınız bu işkenceler ve baskılar hangi anlaşmalar sonucu?Halk Cepheli Bulut Yayla’nın, Yunanistan, MİT, CIA işbirliği ile Türkiye’ye iadeedildiği ortaya çıkması üzerine sol örgütler, partiler, DKÖ’ler ve sendikaların katılımıyla1 Haziran günü bir eylem yapıldı.Yapılan eylemde, “Şu andan itibaren Türkiyeli devrimcilerin başına gelecek herşeyden Yunan hükümeti sorumlu olacaktır" vurgusu yapıldı. 70 kişinin katıldığı eylemyapılacak eylemlerin duyurusunun yapılmasıyla bitirildi.Bulut Yayla Derhal Yunanistan’a Geri Gönderilmelidir4 Haziran günü İngiltere'nin Yunanistan Elçiliği önünde Yunanistan’dan kaçırılarakTürkiye’ye iade edilen Bulut Yayla için bir protesto gösterisi yapıldı. Türkçeve İngilizce, "Bulut Yayla Yalnız Değildir!", "Faşist Türkiye Devletiyle İşbirliğineSon!" sloganları atıldı.Sayı: 368Yürüyüş9 Haziran2013


Bağımsızlık Demokrasi Sosyalizm MücadelesindeYitirdiklerimiz15 Haziran - 21 Haziran1956 Dersim doğumludur. 1977-78ʼdeDevrimci Solʼa duyduğu sempatiyle başladı mücadelesi.Adli bir olaydan 1974-1983 arası hapisteyattı. 1987ʼde örgütlü ilişkiler içinde yeraldı. Devrimci yaşamında, Zeytinburnu Halkeviyöneticiliğinden Malatya dağlarında gerillaolmaya kadar birçok alanda görevler üstlendi.Veli GÜNEŞ16 Haziran 2001 tarihinde, büyük direnişte sürdürdüğüölüm orucunun 240. gününde, şehit düştü.Hasan HüseyinBOYRAZ1974 Sivas doğumludur. 1996ʼda Ankaraʼdagençliğin mücadelesine katıldı. TokatBölgesiʼnde Benli Yaylası yakınlarında KaradenizRecai Dinçel Silahlı Propaganda Birliği'nebağlı bir grup gerillayla oligarşinin askerigüçleri arasında 22 Haziran 2004ʼte çıkançatışmada şehit düştü.Hasan Hüseyin, 1996'da Ankara'da gençlikörgütlenmesi içinde katıldı mücadeleye. AYÖ-DER Komitesiʼndeyer aldı, daha sonra Ege TÖDEF sorumluluğunuüstlendi. Ne defalarca geçtiği işkenceler, ne ağabeyi HaydarBoyrazʼın katledilmesi onu yıldıramadı.Mehmet AliKARASOY1958 doğumludur. Malatyaʼda anti-faşistmücadelenin ön saflarındaydı. Polis tarafından15 Haziran 1980ʼde işkencede katledildi.O sır vermek yerine, canını vermeyi yeğledi.Ciddi, çalışkan, örgütleyici niteliğiyle mücadeleiçerisinde önemli sorumluluklar almıştı.Anıları MirasımızOnların Kaleminden: Veli GüneşAşağıdaki metin, kendisi de geleneklerini yaşatan birAlevi olan Veli Güneş'in, ölüm orucuna başladıktan birsüre sonra kaleme aldığı, Alevi halkına seslenişidir."Merhaba,Ölüm orucu savaşçısıyım. İsmim Veli Güneş.Siz Alevi halkına seslenmek istiyorum.Senelerden beri katlediliyorsunuz. Geleneklerinizden,kültürünüzden soyundurulmak isteniyorsunuz. Amacınızortakça bir düzen kurmak. Bunu size çok görüyorlar. Buyüzden katledildiniz. Çünkü siz Şeyh Bedreddinlerʼin, PirSultanlarʼın torunlarıydınız. Onlar boyun eğmedi. Size boyuneğdirmek istediler. Eğmediniz. Ama bu sefer Susurlukdüzeni Alevi, Sünni, Kürt, Laz çatışması yaratarak sizleribirbirinize kırdırmak istedi. Çorum'da katletti. Maraş'takatletti.Sivas'ta katletti, yetmedi. Daha halende o katliamlarsürüyor. Sizi kişiliksizleştirmek, onursuz yapmak, geleneklerinizi,kültürlerinizi devam ettirmemek istiyor. Bugün“Payımıza, emperyalizm çağındabağımsızlık demokrasi ve sosyalizmmücadelesinde, emperyalizme karşımücadele etmek düştü. Kabulümüzdür.”Bekir Baturu-Hüseyin ÇukurluözHüseyinÇUKURLUÖZBekir BATURUÖlüm Orucu direnişçisiydiler.27 yıllık devrimci 42 yaşındakiÇukurluözʼle, 36 yaşındaki11 yıllık devrimci Baturu, 22 Haziran2004ʼte, Sincan F Tipiʼninbir hücresinde, elele, aynı ateşçemberinin içinde, bedenlerini tutuşturarakşehit düştüler. Çukurluöz,feda eylemini gerçekleştirdikleri gün,22 Haziranʼda şehit düşerken, Baturu bir gün sonra şehit düştü.Hüseyin Çukurluöz, Çorum'un Sungurlu KazasıʼnınÇukurlu Köyü'nde doğdu. 13 yaşındayken çalışmak için Ankara'yageldi. 1978 başında Bedii Cengiz'le tanışarak mücadeleyekatıldı. 1980 Nisanʼında tutsak düştü ve 11 yıl hapishanelerdekaldı. Tahliyesinden sonra Gebze'de faaliyet yürütürkenyeniden tutuklandı. 1996 Ölüm Orucuʼnda BirinciÖlüm Orucu Ekibiʼnde yer aldı. 19 Aralık 2000 katliamındaağır yaralandı. 20 Ekim 2003' te 10. Ölüm Orucu Ekibiʼndeyer alarak direnişin bayrağını omuzladı.Bekir Baturu, 1968 Gaziantep doğumludur. Öfkeliydi düzeneama 20 yaşına kadar politik bir bilince dönüşmedi budüşünceleri. '93 yılında Kastamonu gençlik örgütlenmesindeyer aldı. Faşist saldırılarda yaralandı, polis işkencelerindengeçirildi, tutsaklık yaşadı. '94ʼte Batı Karadeniz'de öğrencigençliğin örgütlenmesinde görevlendirildi. '97 Kasımındatutuklandı. 19 Aralık 2000 katliamında Bartınʼda daha sonraşehit düşecek yoldaşlarıyla omuz omuza direndi. Onlardanöğrenerek devrimciliğini büyüttü. Büyüyen inancı ve kararlılığıylaalnına kızıl bandı taktı. Tecrite karşı direnişte ölümsüzleşti.ise bizleri F Tiplerine koyarak sizleri tamamen teslim almakistiyor. Çünkü, siz devrimcileri çok iyi tanıyorsunuz.Hep içinizdeydik. Yanıbaşınızdaydık. Kendi oğullarınızdan,kızlarınızdan bizi ayırmıyordunuz. Çünkü biz siziniçin savaşıyorduk. Bugünse çeşitli sahtekarlar çıkarak,bu sahtekarlar düzene hizmet ederek, sizi oyalamak istiyor.Ama çoğumuz buna inanıyoruz ki bu sahtekarların,gerçek yüzlerini görüyorsunuz. Bir kısmınız sahtekarların,üçkağıtçıların, rant kavgası yapanların, peşinden gidiyorsunuz.Evlatlarınız katlediliyor, sessiz kalıyorsunuz.Peki Pir Sultanlar döneminde böyle miydi? Değildi.Şeyh Bedreddinler döneminde böyle miydi? Değildi.Çünkü müritleri şaha kalkmıştı. Hepsi saflarda, hepsiseve seve ölüme gitmişlerdi. (...) Biz devrimciler, Alevisi,Sünnisi, Kürdü, Lazı, Çerkezi, yani anlayacağınızgibi bütün halklarımız için ölüme gidiyoruz. Çünkü bütünhalklarımız bu F Tipi hücrelerde teslim alınmaya çalışılıyor.Biz de bu halklarımız için, bantlarımızı takarak seveseve ölüme gidiyoruz... Ama ne yazık ki siz hâlâ oturduğunuzyerde duruyorsunuz... Kavga başlamıştır. Bundansonra bütün sokaklar yakılmalı, bu düzenin altı üstünegetirilmelidir. Çünkü bu kavga sizin kavganız. Direnişimizincoşkusuyla sizi selamlıyorum Alevi halkımız."


Alp ASLANSongül ERKUŞDersim İbrahim Erdoğan Kır SilahlıPropaganda Birliğiʼne bağlı üç savaşçı, 15Haziran 1998ʼde Dersim Hozat ArdıçKöyü çıkışında oligarşinin askeri güçleriylegirdikleri çatışmada teslim olmama geleneğinebir halka daha ekleyerek uzunDursun ÇAKIR süren çatışmadan sonra ölümsüzleştiler.Alp ASLAN, 1969 Muş doğumludur.Ankaraʼda Dev-Genç içinde mücadeleye katıldı. Ankarave İstanbulʼda mahalli alanda görevler üstlendikten sonra,Ekim 1997ʼde gerillaya katıldı.Dursun ÇAKIR, 1970 Malatya Doğanşehir doğumludur.1989ʼda İstanbulʼda Dev-Gençʼlilerle tanıştı.Uzun süre gençlik alanında görevler üstlendi.1995ʼte SPBʼlere, 1997ʼde Malatya dağlarında gerillayakatıldı.Songül ERKUŞ, 1977 Malatya Akçadağ Gürkaynak Köyü doğumludur.14-15 yaşlarında devrimci hareketi tanıdı. Kuryelikten KürecikLisesi sorumluluğuna kadar çeşitli görevler üstlendi. 1997 Ağustosʼundagerillaya katıldı.1977 Dersim doğumludur. Henüz 15 yaşındaykenDersim Kır Gerilla Birliğiʼne katıldı. Daha sonra İstanbulşehir birliklerinde yer aldı. 22 Haziran 1996ʼda hapishanelerdeyoldaşlarına uygulanan baskıların hesabınısormak için DYP İstanbul Kağıthane ilçe binasınaeylem düzenlendiler. Eylemden sonra çatışma çıktı. Adaletkendini feda ederek diğer yoldaşlarının geri çekilmesiniAdalet YILDIRIMsağladı ve çatışarak şehit düştü. Şehit düştüğünde 19'undakomutan yardımcısıydı.Mehmet BÜÇKÜNKenanAydemirʼincenaze törenisırasında,jandarmanıncenazeyeİlhami ÇAVUŞOĞLUkatılanlaraaçtığı ateş sonucu 21 Haziran1979ʼda şehit oldu.Clara ZETKİN1959 Malatyadoğumludur. Adanave çevresindekimücadeleyeönderlik etti. Adanaʼdasol içi birsorunu çözmekisterken kendine“Devrimci Kurtuluşçu” diyen biritarafından 19 Haziran 1979ʼda öldürüldü.Mehmet, bölgenin yöneticikadrolarından biriydi.Düzgün AKSAKAL1964 Dersim Pülümürdoğumludur.1988ʼde harekete sempatiduymaya başladı.1989 yılında yurtdışınaçıktı. 1991ʼden itibarenaktif bir şekilde mücadeledeyerini aldı. 15 Haziran 1993ʼteParisʼte, faşist mafyacı iki kişi tarafındankatledildi.1961 doğumludur. DevrimciSol savaşçılarındandı.Kocamustafapaşa MHPbinasının yakılması eylemisırasında ağır yaralandı.Kenan AYDEMİR Kaldırıldığı hastanede kurtarılamayarak20 Haziran1979ʼda şehit düştü.5 Temmuz 1857ʼde bir köy öğretmenin kızı olarakdünyaya geldi. Gençlik yıllarında sosyalist düşüncelerletanıştı. Almanyaʼda mücadelenin en zorlu dönemlerindemücadeleye büyük katkılar sundu. 1889ʼdaki 2. Enternasyonalʼinhazırlanmasına katıldı. Spartakistlerin kurulmasınaönderlik etti. 20 Haziran 1933ʼte aramızdanayrıldı.BURSA’DA İŞÇİPİKNİĞİ YAPILDI2 Haziran günü , DEVRİMCİ İŞÇİ HARE-KETİ Bursa’nın Gemlik İlçesi’nin YeniköyPiknik Alanı’nda, Bursa ilçelerindeki işçilerlebirlikte bir piknik düzenledi.35 kişinin katıldığı piknikte çay ve öğleyemeği hazırlıkları arasında sohbetler başladı,işçiler ve aileleri tanıştı. Öğle yemeğinin yenmesininarkasından DİH adına bir konuşmayapıldı. Daha sonra Grup YARIN sahne aldı.Türkü ve marşlar birlikte söylenerek halaylarçekildi.İşçilerle son süreçte gelişen eylemler veDevrimci İşçi Hareketi’nin nasıl bir mücadeleçizgisi olduğu anlatıldı. Bursa’nın çeşitlifabrikalarında yaşanan süreçler ve sendikanınolduğu ya da olmadığı yerlerde örgütlenmeninaraçları, işçi komiteleri, işçi meclisler anlatıldı.Sohbet sırasında bastıran yağmurun geçmesibeklendi. Ancak yerlerin çamur olması ve yağmurunkesmemesi sonucu piknik saat 17.00civarı bitirildi.Bursa’da FilmGösterimleri DevamEdiyorBursa’da, Teleferik’te Halk Cephesi’ninher hafta Cumartesi günleri akşam saat 20.00da yaptığı film gösterimine 1 Haziran günüdevam edildi. Halk Cepheliler film içinhazırlıkları mahallenin çocuklarıyla beraberyaptılar. Animasyon filminin gösterimine 30kişi katıldı.


KULAĞIMIZAKÜPE OLSUNAtasözü“Adam Adama Gerek Olmasa,Her Biri Bir Dağ BaşındaOlurdu”İhtiyaçlarımızı tek başımıza karşılayamayız.Bu nedenle insanlarla bir arada yaşamak vebirbirimize yardım etmek zorundayız.Kıssadan HisseDostluk, dürüstlük, kolektivizm, insancıllık, bunlar bizim yoldaşlarımızdır.Cesaret ve kahramanlığın eğitimi, devrime fedakarca bağlılık ve düşmana karşınefret duymak bunlar bizim yasalarımızdır. Silahlanmış bir düşman, vatanımızdaölüm ve imhadan başka bir şey bulamaycaktır. Silahını indiren ve savaşmayıbırakan bir kapitalist ordu askeri, artık bir düşman değildir.Kendisinin beynini temizlemesine ve silahını kendi zalimlerine yöneltmesineyardım ederiz. Ancak, elinde silahla gelen düşman için, nefretimiz hiçbirsınır tanımaz. Savaşçının, silahlı mücadelede bir tek amacı vardır: Düşmanıyok etmek. Anavatan için duyulan sevgi düşman için duyulan nefretle birliktedaha da artar. Ancak bu tür sevgi bizi zafere götürür. Ve nefret etmek için halk,düşmanı tanımalıdır. Onun alçaklığını, gaddarlığını bilmelidir.(Selam Yaşam Ateşi)Özlü SözSabır, önceleri insana zehir gibi görünür,fakat bunu huy edinirsen bal olur.Sadi ŞiraziDeyimler“Alnı Açık Yüzü Ak Olmak”Utanılacak, gizli saklı hiçbir şey yapmamak.Her konuda açık olmak.ŞiirYağmur çiseliyor,korkarakyavaş seslebir ihanet konuşması gibi.Yağmur çiseliyor,beyaz ve çıplak mürted ayaklarınınıslak ve karanlık toprağın üstündekoşması gibi.Yağmur çiseliyor,Serezin esnaf çarşısında,bir bakırcı dükkânının karşısındaBedreddinim bir ağaca asılı.Yağmur çiseliyor.Gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir.Ve yağmurda ıslananyapraksız bir dalda sallanan şeyhiminçırılçıplak etidir.Yağmur çiseliyor.Serez çarşısı dilsiz,Serez çarşısı kör.Havada konuşmamanın, görmemeninkahrolası hüznüVe Serez çarşısı kapatmış elleriyleyüzünü.Nazım Hikmet

More magazines by this user
Similar magazines