YALANLARLA TUTUKLANANLAR SERBEST BIRAKILSIN! - Yürüyüş

yuruyus.com
  • No tags were found...

YALANLARLA TUTUKLANANLAR SERBEST BIRAKILSIN! - Yürüyüş

AKP’nin Yalanlarını Boşa Çıkartacağız!Yalanlarla Tutuklananlar Serbest Bırakılsın!- Kozmik Oda Dediler;YALAN- 11 Çelik Kapı Dediler;YALANwww.yuruyus.comwww.yuruyus.comHaftalık Dergi / Sayı: 3503 Şubat 2013Fiyatı: 1 TL (kdv dahil)info@yuruyus.comBiz Halkız, Haklıyız Faşizmden Daha Güçlüyüz!Tarih Tanıktır Ki,Faşizmi Yenmenin OnuruSADECE Devrimcilerindir!- Yabancı Ülkelere DevletinGizli BilgileriniSızdırıyorlar Dediler;YALANYalanlarla 55 KişiyiTutukladılar!TÜRKİYE’DEHUKUK VAR MI?ADALETİSTİYORUZ!Kozmik Oda Dedikleri Yerinfo@yuruyus.comFAŞİZME KARŞI BİRLEŞELİM,FAŞİZMİ YENELİM!


İşte Faşizmin AhlakıÖğretmenimizİDEOLOJİK ÇİZGİHasan Selim Gönenler Sizin En BüyükKorkularınız Olacak. Onun Resmini Yırtıp YerlereAtarak Korkularınızdan Kurtulamazsınız.Haftalık Süreli Yerel YayınSiyasi DergiFiyatı: 1 TLSahibi ve Sorumlu YazıişleriMüdürü: Mustafa DoğruAdres: Katip Mustafa Çelebi Mah.Billurcu Sok. No: 20 / 2Beyoğlu/İSTANBULTel: (0-212) 251 94 35Ofset Hazırlık: Ozan YayıncılıkAdres: Gülbahar Mah. Cemal SahirSok. Kral Apt. 7/1 B Blok No: 17Daire: 6 Mecidiyeköy / İSTANBULTel: (0-212) 216 41 78Faks: (0-212) 216 41 79Yurtdışı Büro: Vakıf EFSANEwww.yuruyus.comPieter de Hoochstr. 303021 CS Rotterdam/NederlandISSN: 1305-7944Baskı: Ezgi Matbaacılık-SanayiCad. Altay Sok. No: 10Çobançeşme / Yenibosna / İST.Tel: (0-212) 452 23 02info@yuruyus.comDağıtım: Turkuvaz DağıtımPazarlama San. ve Tic. A.Ş.Tel: (0-216) 585 90 00Avrupa: 4 EuroAlmanya: 4 EuroFransa: 4 Euroİsviçre: 6 FrankHollanda: 4 Euroİngiltere: £ 3Belçika: 4 EuroAvusturya: 4 Euroİdeolojik ve siyasi çizginin doğruluğu ve yanlışlığıher şeyi belirler.Partinin çizgisi doğru ise her şey yolunda gider.Taraftarı yoksa taraftar kazanır.Silahları yoksa silah kazanır.İktidara sahip değilse iktidarı alır.Çizgisi doğru değilse sahip olduklarını da kaybeder.Çizgi bir ağ ipine benzer.İp çekildi mi bütün ağ açılır.Tayin edici olan çizgimizin doğruluğudur.Çizgimiz doğru olduğu sürece gerisimutlaka gelecektir.Önemli olan çizgimizde ısrar etmemizdir.İş, bu çizgiyi hayata geçirecek olan kadrolardadır.Madem bu hareketin motorları biziz;Bu çizgide ısrar ederek gelişmenin önünü açacağız.


Biz Halkız, Haklıyız Faşizmden Daha Güçlüyüz!Tarih Tanıktır Ki, Faşizmi YenmeninOnuru SADECE Devrimcilerindir!Faşizme Karşı Birleşelim, Faşizmi Yenelim!Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013Geçen haftaki Yürüyüş’te Ayçeİdil Erkmen’in polisler tarafındagözü oyulmaya çalışılan resmi vardı.Amerikan uşağı AKP’nin polisleriİdil Kültür Merkezi’ni bastıklarındaduvarda asılı olan 1996 Ölüm OrucuŞehidi Ayçe İdil Erkmen’in gözlerinioymaya çalışmışlar. Faşizmin nekadar zavallı ve güçsüz olduğunu düşünebiliyormusunuz? Duvardakiasılı resimden bile ne kadar korktuğununresmidir, gözleri oyulmaya çalışılanresim...Elinizdeki derginin ikinci sayfasınatekrar bakın. Gençlik Federasyonu’nunduvarında asılı olan HasanSelim Gönen’in resmi o hale getirilmiş.O da faşizmin resmi... Basılankurumların tamamında aynı resmi göreceksiniz.Tam bir düşmanlıkla kurumlarımıztalan edilmiş. Baskınlabirlikte AKP yalakası burjuva basındanpompalanan yalanların bir nedenide faşizmin o gerçek yüzünü gizlemekiçindi.Talan edilen kurumlarımızdankamyon kamyon kitap, dergi vebilgisayar, yazıcı, kamera, fotografmakinesi vb. teknik aletleri “suç delili”diye gasp ettiler. Kurumlardangötürülen “yasa dışı” hiçbir şey yoktur.İdil Kültür Merkezi’nden Grup Yorum’unson aşamaya gelmiş, çıkmaküzere olan albümüne de el koydular.Yağma ve talancı AKP, demokratikkurumlarımızda tam bir yağmave talan yaparak bizi fiziken faaliyetyapamaz hale getirmek istedi.Yurt Gazetesinde yazan Şair-YazarNihat Behram baskından sonrakiyazısında; “ ‘Örtülü faşizm’miş!Ne ‘örtülüsü’? Bu artık, düpedüz‘açık faşizm’dir” diyor.Geçen hafta Yürüyüş’te “düzenpartileri bile faşizmin terörüylekarşı karşıyaysa, faşizmin varlığınıtartışmak yersizdir” diyerek halkımızınher kesiminin faşizmi iliklerinekadar yaşadığını söylemiştik. Buhafta Eskişehir Belediyesi’nde “ihaleyolsuzluğu” denilerek CHP’li belediyebaşkanlığına operasyon yapıldıve 22 kişi gözaltına alındı. Düzenintüm kurumlarının yolsuzluk gibi pisliklerebulaştığına bir şüphemiz yoktur;ancak AKP’nin bu operasyonlarınınyolsuzlukla bir ilgisi yoktur.AKP’li olmayan tüm belediyelerAKP’nin hedefidir. Bu ülkede yolsuzluklarıve hırsızlıklarıyla ün yapmışAKP’nin 10 yıllık iktidarları boyuncahiç yolsuzluk yapmamasımümkün mü? Hem de tam bir yağmave talan sürerken AKP’li belediyelerinhiç hırsızlık ve yolsuzlukyapmadığına kimseyi inandıramazsınız...Bu yanıyla faşizmin “örtülü mü”,“açık mı” olduğunu tartışmak dagereksizdir. 12 Eylül cuntasıyla birlikteülkemizde açık faşizm kurumsallaşmıştır.Halka ve devrimcilereyönelik faşist terör ülkemizdehiç eksik olmamıştır. Bugün AKP iktidarınınyönetememe kriziyle birlikteterörü de büyüyerek halkın tüm kesimlerinihedef almaktadır.AKP’nin yönetememe krizi büyüdükçedemokrasicilik oyunununalanı daralırken, faşist terörüdaha da büyümeye devam edecek.Biz Halkız! Haklıyız ve faşizmdendaha güçlüyüz. Faşizmin yalan,demagoji ve terörden başka gücüyoktur.Bizim gücümüz tarihsel, sınıfsalhaklılığımızdır, meşruluğumuzdur...İşte faşizmin kurumlarımıza yöneliksaldırılarındaki çaresizliğinigördünüz.Ki, tarih tanıktır: Faşizmi yenmeonuru sadece devrimcilere aittir.Zaman zaman tekelci burjuvazinintemsilcisi, Sabancılar’dan, Koçlar’dan,Boynerler’den, TÜSİAD’danda hükümetlerden demokratikleşmeyolunda adımların atılması taleplerindebulunduklarına tanık oluruz.Dönem dönem raporlar hazırlarlar.Faşizmin karşısında olduklarını, “demokrasi”istediklerini söylerler.Hepsi yalandır bunların, sahtedir...Bunlar işbirlikçi tekellerle iktidardakiparti arasındaki çıkar çatışmalarının,güç dengelerinin sonucundayapılan açıklamalardır.Tekelci burjuvazi, egemen sınıflarınbir baskı ve terör rejimi olanfaşizme karşı değillerdir, hiçbir zamanda olmamıştır. Tarihte de bu böyle olmuştur.2. Paylaşım Savaşı’nda Amerika'nın,İngiltere'nin, Fransa’nın vediğer emperyalistlerin, emperyalistHitler Almanyası’na karşı koyuşlarınınnedeni de bu anlamda anti-faşistliklerindendeğildi. O dönemdeonlar Hitler faşizminin SovyetlerBirliği tarafından bozguna uğratıldığınıgördüklerinde büyük bir korkuyakapıldılar. Emperyalist çıkarları,pazarları, en önemlisi de sömürüdüzenleri tümden yıkılabilirdi... Bukorkuyla Hitler faşizmine karşı oldular.Hitler faşizmi ve faşizmin işgallerikarşısında ulusal onur savaşımıverenler, en büyük vatanseverlerfaşizme karşı bağımsızlık için,özgürlük için direnen halklar ve onlarınen önünde de komünistlerdir.Egemen sınıflar faşist işgalin Avrupa'yıkasıp kavurduğu 7 yıl boyuncasömürülerinin ve pazar pay-4TÜRKİYE’DE HUKUK YOK MU?


larının kısıtlanmış olması dışındahiçbir bedel ödemediler.Faşizme karşı savaşın bedelini işkencegörerek, zindanlarda, toplamakamplarında, savaş cephesindecan vererek ödeyenler emekçi halklar,yurtsever aydınlar ve komünistlerdir.2. Paylaşım Savaşı’nın “ölüm bilançosu”yaklaşık 50 milyondur.İstatistikler bu rakamları ülkeleregöre şöyle veriyorlar: ABD 298 bin,İngiltere 347 bin, Yunanistan 413 bin,Fransa 583 bin, Yugoslavya 1.1 milyon,Çin 4.3 milyon, Polonya 5.5milyon ve Sovyetler Birliği 24 milyon.Faşizm "kendi" halkından da milyonlarcainsanın ölmesine yol açmıştıraynı zamanda; faşizmin bu suçununrakamsal dökümü de şöyle: Almanya4.3 milyon, Japonya 2.3 milyon,İtalya 395 bin.Evet, yalnızca Sovyetler Birliği faşizmekarşı direnişinde 24 milyonyurttaşını şehit verdi. Çünküfaşizme karşı devlet olarak, ordusuyla,halkıyla, her şeyiyle direnenyalnızca Sosyalist Sovyetler Birliği'dir.Hitler faşizminin tüm Avupa'yıboydan boya geçen saldırganlığıSovyet topraklarında, Stalingrad'da,Moskova'da durdurulmuştur. Sovyetemekçileri ve Kızıl Ordu kentkent, sokak sokak direnmişlerdir faşizmekarşı. İşgalcileri inine kadar kovalayıpHitler faşizmini nihai anlamdayenen de Kızıl Ordu'dur. 24 milyonSovyet şehidi, dünya halklarınınbüyük bir bölümünün ulusal bağımsızlığının,bir bölümünün ulusalve sınıfsal kurtuluşunun mimarıdırlar.Faşizme karşı direnişlerin Avrupaçapında da öncüsü ve önderihep komünistlerdir. Fransa'nın,Yunanistan'ın ve Yugoslavya'nınPartizanları dünya halklarının bu savaştakionurudurlar. Komünistlerindirenişi yaygınlaştırması ölçüsündeküçük burjuva yurtsever aydınlar dabu savaşa katılmışlardır. Emperyalistülkelerde de, sömürgelerde dehalk her yerde direnen komünistlereulusal onuru olarak sahip çıkmış,onların önderliğinde direnişte yeralmışlardır.Komünistler, bulundukları ülkelerinkentlerini, çoğu kez dedağlarını direniş kalelerine çevirmişler,sabotajlarıyla, saldırılarıyla faşizmehep işgalci bir gücün korkusunuyaşatmışlardır. Toplama kamplarıda komünistlerin önderlik ettiğidirenişlerle faşizme teslim olmamanınulusal sembollerinedönüştürülmüştür.Hitler’in işgal ettiği Avrupa devletlerininburjuvazisi hepsindede işgalci faşit Almanya ile işbirliğiyapmıştır. Burjuvazinin temsilcisiişbirlikçi partiler işgalcilerle işbirliğiyaparak kendi ülke halkına karşı faşizminuygulayıcısı olmuşlardır. 2.Paylaşım Savaşı’nda Alman ve İtalyanfaşizmine karşı sonuna kadar direnenlerhep devrimcilerin öncülüğündehalk olmuştur.Ortadoğu’da da yine emperyalistişgalcilere karşı direnenlersosyalizmden etkilenen örgütler olmuştur.Bugün Ortadoğu’da emperyalizmekarşı direnen kesimlerinislamcı olması bu gerçeği değiştirmez.Devrimcilerin dışında hiçbirkesim emperyalizmin karşısında sonunakadar direnemez. İslamcılarbugün Ortadoğu’da konjonktürel olarakdireniyor gözükse de emperyalistlerleher zaman uzlaşmaya açıktırlar.Tarihleri boyunca islamcılar,emperyalistler tarafından halklarınkurtuluş mücadelelerine karşı kullanılmışlardır...Bugün de kullanılmaktadır.Onun için emperyalizme veFaşizmden zarar görenhalkın tüm kesimlerifaşizme karşıbirleşmeliyiz. Faşizminsaldırıları kime yönelirseyönelsin, aramızdaki tümfarklılıkları bir kenarabırakarak birleşip faşizminkarşısında dikilmeliyiz.Önümüzde somutgörevlerimiz varfaşizme karşı direnmenin savaşmanınonuru devrimcilere aittir.Halkın tüm kesimlerini faşist iktidarlarakarşı sadece devrimcilerbirleştirebilir. Bugün AKP iktidarıtarafından hükmeden faşizme karşı dahalkı birleştirecek olan devrimcilerdir.OHALDE; FAŞİZME KARŞIGÖREVİMİZ AÇIKTIR.Faşizmden zarar gören halkın tümkesimleri faşizme karşı birleşmeliyiz.Faşizmin saldırıları kimeyönelirse yönelsin, aramızdaki tümfarklılıkları bir kenara bırakarak birleşipfaşizmin karşısında dikilmeliyiz.Önümüzde somut görevlerimiz var.Faşizm Grup Yorum’un sesini kesmekistiyor. Grup Yorum’un milyonlarıetkilemesi, faşizme karşı halkıisyana çağıran müziği, onları faşizminöncelikli susturulması gerekenhedeflerinden birisi haline getirmektedir.O halde görevimiz; binler,on binler, yüz binler olup Yorum’asahip çıkmaktır.Faşizmin terörü tırmandıkça işkenceler,infazlar, katliamlar daçoğalacaktır. O zaman görevimizaçıktır: Faşizmin işkencelerine, infazlarına,katliamlarına, işten atmalarına,kentsel dönüşüm adı altındasüren yağma ve talana, halka yönelikher türlü saldırılara karşı mücadeleeden, halka sahip çıkan Halkın HukukBürosu avukatları ve ÇHD yöneticilerinesahip çıkmaktır.Faşizme karşı görevimiz açık vesomuttur: Faşizm AKP’nin borazanlığınıyapmayan gazetelere, gazetecileredüşmandır. Her türlü zulmüyapıp, gerçeklerin halktan gizlenmesiniistiyor. Yürüyüş dergisininbasılması, büronun dergi çıkartılamayacakşekilde tahrip edilmesi,arşiv ve teknik eşyalarına elkonulması, çalışanların gözaltınaalınıp tutuklanması bundandır.Ohalde, faşizmin saldırılarınauğrayan tüm gazeteciler; faşistsaldırılara karşı görevimiz birleşmekve direnmektir... Bugün Yürüyüşdergisi ve çalışanlarına sahip çıkmaktır.Faşizmin saldırılarına maruzkalan tüm gazetecilere sahip çıkmaktır.Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013YALANLARLA TUTUKLANANLAR SERBEST BIRAKILSIN!5


HayatınÖğrettikleriFaşizmin Gerçek Yüzünü GençlikFederasyonu'nun Duvarlarında GördükSayı: 350Yürüyüş3 Şubat201318 Ocak 2013 tarihinde İstanbul'da, Gençlik Federasyonu'na,ÇHD'ye (Çağdaş Hukukçular Derneği), Yürüyüşdergisine, İdil Kültür Merkezi'ne eş zamanda baskındüzenlendi. Tüm kurumlar talan edildi, 86 kişi gözaltınaalındı ve 55'i tutuklandı. Tutuklananların 14'ü Dev-Genç'li.Anadolu Gençlik olarak bu baskınlara karşı tepkilerimiziAvrupa'nın değişik ülkelerinde yapılan eylemlerekatılımımızla göstermiştik. Bunu yeterli görmeyerekİstanbul'a, Gençlik Federasyonu’na dayanışma amaçlı geldik.Gençlik Federasyonu'na geldiğimizde görüntü çok kötüydü.Dernek binasının her tarafının polisler tarafındanyıkılıp dağıtıldığını, duvarlara spreyle küfürler yazıldığınıve duvarlardaki resimlerin kazılmış olduğunu gördük.Tutsakların yaptığı panolar paramparça edilmiş, HasanSelim Gönen'in resmini tuvalete atmışlardı.İçeride günlerce kalan yoğun gaz kokusu vardı. Bundanhariç eşyaların üzerinde parmak izi tespit etmek içinkullanılan siyah kimyasal madde vardı. Cam kenarındave kaloriferde kan izleri bulunuyordu.Faşizmin gerçek yüzünü Gençlik Federasyonu'nun duvarlarındabir kez daha gördük. Korkularını, tahammül-Tarihten örnekler verdik. Faşist iktidarlardünya halklarının olukoluk kanını akıttılar. Milyonlarcamızınkanını akıttılar. Ama yine de faşistiktidarlar halkların direnişi karşısındamalum sondan kurtulamadılar.Tarih faşizme karşı birleşen ve savaşanhalkların zaferini yazdı.Bugün de faşizmi yeneceğimizi biliyoruz.Bunun faşizme karşı direnmekve savaşmaktan başka yoluyoktur.Kimse seçimlerle sandıkta faşizmeders vereceği hayali kurmasın.Dünyanın hiçbir yerinde seçimsandıkları kurularak faşist iktidarlardefedilmedi. Dünyanın her yerinde faşizmekarşı zafer kazananlar sadecedevrimcilerin öncülüğünde direnenhalklar olmuştur.FAŞİZM HER TÜRLÜ HAKVE ÖZGÜRLÜKLERİN DÜŞ-MANIDIR.Faşizm, kendi iktidarına hizmet etmeyenhiç bir görüşe yaşamahakkı tanımaz. Bugün AKP iktidarınıngeldiği nokta da burasıdır.AKP’nin yönetememe krizi büyüdükçedevrimcilerden demokratlara,aydınlardan sanatçılara, sinemacılardantiyatroculara, işçilerden memurlara,esnaflardan çiftçilere, doktorlardanavukatlara, gazetecilerden sendikalara,meslek odalarına kadar herkesime azgınca saldırmaktadır. Kimse,“yeni anayasa, barış süreci, seçimlervb...” diyerek kendini kandırmasın.Bu saldırılar artarak devamedecektir.Faşist terörün dışında AKP halkıntüm kesimlerinin bugüne kadarbüyük bedellerle sahip olduğu tüm kazanımlarınıda gasp ediyor. Kanunhükmünde Kararnamelerle, yasalardayapılan düzenlemelerle bu hakgaspları ve faşist terörü yasalarlameşruluk zemini yaratmaya çalışıyor.Bir şeyin yasal olması onun haklıve meşru olması anlamınagelmez. Yaşamın her alanında bugünekadar büyük bedellerle kazandığımızhaklarımız bir bir gasp ediliyor.süzlüklerini, acizliklerini bu şekilde ifade etmişlerdi.Dev-Genç'lilerin sımsıkı kucaklaşmasıyla selamlaştık.Hepsi neşe doluydu. Baskınlardaki tepkilerini, Dev-Genç ruhu ile direndiklerini, çektikleri ajitasyonları, yaşadıklarınıheyecanla anlatıyorlardı. Aynı zamanda faşizmekarşı öfkelerini gözlerinden okuyorduk. Bizde aynı öfkeve coşku ile toparlamaya yardımcı olduk. İlk günlerimizdernekte temizlik yapmakla geçti. Sonraki günlerdebaskınları duyurmak için yapılan eylemlere ve çalışmalarakatıldık. İlkay İşler'in de aralarında bulunduğu“Tutsak Dev-Genç'liler Serbest Bırakılsın!” eylemine dekatıldık. Bu günlerde diğer basılan kurumları ziyaret ettik.Diğer kurumlar da aynı saldırılara maruz kalmıştı.AKP iktidarı herkesin teslim olmasını beklediği bu süreçtedevrimcilere karşı saldırılarında daha da pervasızlaşıyor.Avukatlara, öğrencilere, işçilere, herkese saldırıyor,zulmediyor. Derneklere saldırmakla, vatanseverlerigözaltına alıp, tutuklamakla bitireceğini zannediyor. Şehitlerimizinfotoğraflarına bile tahammülleri yok.YANILIYORSUNUZ! 43 Yıllık Dev-Genç mücadelesinibitiremezsiniz!Yaşasın Dev-Genç, Yaşasın Dev-Genç’liler!Anadolu GençlikBizim gibi faşizmin sürekli olduğuülkelerde demokrasi yoktur.Demokrasi; “demokratikleşme” vaatleriylehalkı aldatmaya yarayan demagojidenibarettir. En sıradan demokratiktaleplerimizin bile gaz bombalarıylabastırılmak istenmesi bundandır.Ülkemizin yeni sömürgeleştirildiği1950’lerden beri demokratikleşmepaketleri açılır. Ancak her pakethalkın bedeller ödeyerek sahip olduğuhaklarını gasp etmekten başkaişe yaramamıştır. Paketler sadece tekellerinsömürüsünün önünü açmayahizmet etmiştir.Bizim gibi faşizmin sürekli olduğuülkelerde demokrasi sorunudevrim sorunundan bağımsız değildir.Demokrasi mücadelesi aynı zamandadevrim mücadelesidir.Ohalde, faşizme karşı mücadelemizintemel talebi DEMOK-RASİDİR! Faşizme karşı mücadelededemokrasi için, faşizmin terörünemaruz kalan tüm halkımız BİRLE-ŞELİM. FAŞİZME KARŞI SA-VAŞALIM!6TÜRKİYE’DE HUKUK YOK MU?


RöportajYürüyüş Çalışanları Dergi Baskınını ve Gözaltında Yaşadıkları İşkenceyi Anlatıyor!18 OCAK SALDIRISI HALKA YÖNELİK BİR SALDIRIDIR!GERÇEKLER DUYULMASIN, SAVUNULMASIN İSTEYEN AKP’YE TESLİMOLMAYACAĞIZ, BOYUN EĞMEYECEĞİZ!18 Ocak’ta Yürüyüş’e yapılan baskındagözaltına alınan dergiçalışanları, polisin baskın terörünüve gözaltındaki işkencelerini anlattılar:Pınar Hanoğlu:18 Ocak sabah 04.25’te, siyasi şubepolisleri, hiçbir gerekçe göstermeden,paldır küldür odaya daldılar ve bizisalona götürdüler. Salonda yüz üstü yatırarakters kelepçe taktılar. Onursuzcaaramaya maruz kaldım. Her defasındaneden yaptıklarını sorduğumda söyledikleritek şey “kapa çeneni” oldu. Üstaramasından sonra karga tulumba, benve 11 arkadaşım sürüklenerek üçüncükattan aşağıya indirildik ve arabalarabindirildik.Sözlü tacizlerine kaldıkları yerdendevam ettiler. Sürekli tehditle, psikolojikbaskıyla yıldırmaya çalıştılar. 8 saat terskelepçeler bileklerime yer etti. Artıkkelepçeyi değil, bileklerimi bile hissetmeyecekduruma geldim.Daha sonra Vatan’a geldik ve buradatekrar üst araması yapacaklarını söylediler.İzin vermedim. Neden gözaltınaalındığımı bilmiyordum. Her şeyin şokunuyaşarken bir de onursuzca üstaranması olur şey değildi. İşkence yaparaktekrar tekrar üst araması yaptılarve ben protesto etmek için “İnsanlıkOnuru İşkenceyi Yenecek!” sloganınıatmaktan başka bir şey yapabilecek durumdadeğildim. Slogan attıkça işkencedaha da arttı. Üst aramasından sonrabeni hücrelerin olduğu kata çıkardılar.Hücrenin önüne geldiğimde kapıyıaçtılar ve vurarak içeri attılar. Aradan 1saat geçmeden, işkenceye doymayanpolisler, geldiler ve beni almak istediler.Neden diye sorduğumda “Öyle emirgeldi” cevabını verdiler. Bu cevabı alıncagitmek istemedim. Tekrar işkence yaparak,zorla götürdüler. Gittiğimde anladımki parmak izimi almak istiyorlardı.Parmak izini de işkence yaparak aldılar.Bu işkenceler karşısında benim tek yaptığımslogan atmaktı. Elimden başkabir şey gelmiyordu. Tek silahım sloganımdı.Tekrar hücreye karga tulumba atıldım.5 dakika kendime gelemedim. 3 günhücrede ne su ne de şeker verdiler. Bugünün“Kerbela”sını yaşadık diyebilirim...Halit Güdenoğlu:Yürüyüş dergisi halkın yanındadır,taraftır ve halkın tarafındadır. İdil KültürMerkezi halk için sanat yapar, halkınacılarını anlatır. Basılan hukuk bürosununadı “Halkın” Hukuk Bürosu’dur. Yanibu saldırı HALKA yönelik bir saldırıdır.Bize dayatılan “Halk için haber yada sanat yapmayacaksın, hakları gaspedilen işçileri savunmayacaksın!”Baskında ellerindeki kalkanlarla vurmayabaşladılar. Sürekli “Yere yatın”diye bağırıp hakaret ediyorlardı. Yereyatırıp kazağımı başıma geçirerek nefesalmamı engellemeye çalıştılar. Bu sırada,göremediğim için ne olduğunu anlamadığımdemir bir cisimle başıma vuruyorlardı.Yerde sürüklenerek teknikişlerin yapıldığı odaya götürüldük. Buradabaşımın kanadığını fark ettim. Hastanedeöğrendim ki başım üç yerdenyarılmış. “Arama” denilerek cüzdan veparalarımızı aldılar. Bunlar üst aramatutanağına geçmedi.Emniyet Müdürlüğü’nde üst aramasıbahanesiyle ellerim arkadan kelepçeliykenyere yatırıldım, işkence bu şekildedevam etti.Karakolda kaldığımız her anı işkenceyeçevirdiler. Avukatlarımız aracılığıylagönderilen su ve şekeri vermediler. Suihtiyacımızı tuvaletteki çeşmeden karşıladım.Avukatımla yeni görüşmüştüm, “avukataçıkacaksın” dediler. Avukatlarınzamanlarını çok kısıtlı olduğunu bildiğimiçin yalan söylediklerini anladım. Gelmeyeceğimisöyleyince saldırıp sürükleyerekgötürdüler. Amaçları parmakizi almakmış. Sırtüstü yatırıpomuzlarıma, sırtıma ve bacaklarımabastılar. Kolumu arkadan bükerekparmak izi aldılar.Gözaltından çıktığımızda da ellerimizarkadan kelepçelendi. Adliye’nin nezarethanesindeyasalarla yasaklanmasınarağmen kelepçe ile tutulduk. Adli Tıp’açıktığımızda çıkaracaklarını söylediler.Ama doktordan çıkınca yine arkadankelepçe taktılar. Avukatlarımızın bununsuç olduğunu söylemeleri ve çıkarılmasınıistemeleri üzerine onlara dasaldırdıklarını öğrendik. Avukatlarınve bizim itirazlarımız üzerine kelepçeleriönden taktılar.Savcılıkta hakkımda hazırlanan dosyayıgörebildim. “Örgüt adına makbuzkesip para topladığım” yazıyordu.Buna kanıt olarak da Yürüyüş dergisininsahibi olduğum dönemde, derginin bayilerdesatılmasını sağlamak için dağıtımcıyakestiğim faturayı gösterdi. Bufaturayı kesmemin değil, kesmememinsuç olduğunu söyledim. Diğer “delil”lerise muhabir olarak katıldığım eylemlerdenfotoğraflar, 2005 ve 2006 yıllarında“19-22 Aralık Katliamının SorumlularıCezalandırılsın” talebiyleyapılan bir eyleme katılmak ve “Tecrit”kitabı satışıydı.Bir de hakkımda “gizli tanık” ifadesivarmış. İfadede sadece Yürüyüş dergisisorumlusu olduğum geçiyor. Ben yaklaşık6 sene Yürüyüş dergisinin sahibive yazı işleri müdürüydüm zaten.Hiçbir elle tutulur gerekçe olmamasınarağmen tutuklama talebiyle mahkemeyesevk edildim. Adli kontrol ve10 bin TL para cezası verilerek serbestbırakıldım.Çıkarken de kimliğimin kaybedil-Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013YALANLARLA TUTUKLANANLAR SERBEST BIRAKILSIN!7


RöportajSayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013diğini öğrendim. Üstümüzden aldıklarıparayı da kabul etmiyorlardı. AKP’ninpolisleri de AKP gibi yağma ve talancı,hırsız...Mehmet Emin Kaçmaz:Baskında ellerimi ve ayaklarımıkelepçelediler. Plastik kelepçenin ucundantutarak kaldırdılar. Hepimizi üstüste attılar. Kendimi düzeltmeye çalışırkensırtımda bir polis oturuyordu.Nefes almama bile izin vermiyorlardı.Ellerimde aşırı derecede ağrıma oldu.Benim ayaklarım da kelepçeli olduğuiçin taşıyarak aşağıya indirdiler ve çevikkuvvet otobüsünün önüne bıraktılar. Çevikkuvvet sırtıma bastırıp kelepçeleridaha da sıktı. Ellerimi hissetmedim.Adli Tıp’ta saatlerce bu şekilde tutulduk.Emniyete geldiğimizde üst aramasıbahanesiyle 7 kişi beni döverek üzerimdekalanları aldılar. Üç gün boyunca açlıkgrevinde olmamıza rağmen su ve şekerlerimizverilmedi. Avukatlarımızınyanlarında getirdikleri suyu içip şekerleriyediğimiz için biz ve avukatlarımıztehdit edildik. Avukat görüşünden sonrada üst araması bahanesiyle saldırdılar.Moralimizi hiçbir şekilde bozamadılar.Bunu hazmedemedikleri içinher anı işkenceye çevirmeye çalıştılar.Parmak izi sırasında kollarımı şekildenşekle soktular. Kafamın üzerine basarakve boğazımı sıkarak slogan atmamı engellemeyeçalıştılar.Ali Ekber Kalender:18 Ocak tarihinde gece 04:00’te muhabiriolduğum Yürüyüş dergisininteknik işlerinin yapıldığı Ozan Yayıncılık’tadergiyi matbaaya hazırlarken,aynı anda kapı ve pencereler kırılmayabaşlandı. Kim ve ne olduklarını nedengeldiklerini belirtme gereği duymayanpolise karşı can güvenliğimizi sağlayabilmekiçin bütün arkadaşlar bir odadatoplanarak beklemeye başladık: Marşlarımızdansöyledik. Bu arada diğerodalardan arkadaşlarda camdan halkakonuşmalar yapıyordu. Tabi 3 kadınarkadaşımız yanımıza gelemedi onlarbayanlar odasında kaldı.Toplandığımız odaya elinde otomatiksilahlarla kapıları kırarak gelenözel harekat polisleri odaya girer girmezüzerimize gaz sıkarak kaskları,kalkanları, silah dipçikleri ile tekmetokat, rastgele saldırdılar.Ve bu saatten sonra tekmeler ve dipçikyağmurları ile küfür ve hakaretler eşliğindebirbirimizden koparılarak yerlerde camkırıklarının üzerinden sürüklenek diğerodaya götürüldük. Burada tersten plastikkelepçe takıldı. Kelepçe takılma esnasındaüzerimize çıkan polisler bir yandansırtlarımızı ezerken, diğer taraftankafalarımıza postallarla basıyorlardı.Ama içlerinden biri vardı ki artık nasılbir işkence aşkı ile eğitilmişse tümbunlarla yetinmeyip iki parmağı ile ikigözüme şiddetli şekilde bastırdı. Gözleriminçıktığını düşündüm. Gözlerim kantoplamış, hala kanlı. Buradan da aynışekilde salona sürüklendik.Salonda üzerimizde duran ve kafamızabasan polisler eşliğinde bir süreyüzüstü bekletildik. Burada zorla üzerimizarandı ve üzerimde ne varsa çaldılar.Soygun bittikten sonra yine üçüncükattan sürüklenerek sokağa çıkarıldım.Burada ıslak kaldırıma yüzüstü yatırarakyine sırtımı çiğneyerek, postallarıylabaşıma basıp, ezmeye çalışarak bileğimdekikelepçeyi çıkarıp yeniden dahada sıkı bir plastik kelepçe taktılar. Vearaca attılar. Bu şekilde Adli Tıp’a götürüldük.Ve burada kelepçelerden kaynaklıbayılacak duruma getirilene kadarbekletildik. Oradan da Vatan’ın işkencehücrelerine götürüldük. Orada da işkencetutulduğumuz süre boyunca yukarda daanlatıldığı gibi sürdü. Ve üçüncü günaynı şekilde işkencelerle adliyeye götürüldük.Burada oturacak yeri olmayanfayans zeminli bir yerde soğukta önceters kelepçeyle sonra önden kelepçeyle20 saat tutulduk.Mahkemeye çıkarıldık. Bana yöneltilensuçlamalardan biri bir basın açıklamasıfotosu konmuş. Ve ben olmamamarağmen benim kitlenin içinde olduğumnot düşülmüş. Birde 4-5 arkadaşla birlikteyolda yürürken çektikleri bir fotoğrafıeylem fotoğrafı diye koymuşlar 2 tanedegizli tanık koymuşlar. İki ifadenin debirbirinden kopyalandığı çok belli olmasınarağmen 10.000 TL kefalet ücretive adli kontrol ile serbest bırakıldım.GBT Adı Altında Yapılan Halka YönelikSindirme Politikalarına İzin Vermeyeceğiz!23 Ocak günü saat 15.30 sıralarında İstanbul İkitelli’deMehmet Akif Mahallesi'nde yürüyen Kerem Baylan veHüseyin Emre isimli 2 Halk Cepheli’nin önünü kesenpolis, GBT kontrolü yapmak istedi. Kimliklerini vermeyenve sloganlarıyla polisi halka teşhir eden Halk Cephelilereazgınca saldırdılar. 3 kişilik katil güruhu Halk Cephelilerigözaltına alamadı, takviye ekip istedi. Ve Halk Cephelilerişkenceyle ekip otosuna bindirildi. Halk bu duruma tepkigösterdi.İkitelli Zeki Kaya Polis Karakolu'na götürülen HalkCephelilerin kimlikleri karakola gelen Güvenlik Şubeve Siyasi Şube polisleri tarafından da alınamadı. Baylanve Emre’nin, avukatları gelmeden kimliklerini vermemetalebini kabul etmek zorunda kaldılar.Daha sonra Küçükçekmece Çocuk Büro'ya götürülen2 Cepheli aynı gün serbest bırakıldı.Meslek Örgütüne Sahip ÇıkmayanlarDüzene Hizmet EdiyordurAKP İktidarının tüm yaşam alanlarını emperyalizmve işbirlikçi tekellerin ihtiyaçları ve istekleri doğrultusundayeniden şekillendiren, TMMOB’nin merkezi ve örgütselyapısını parçalayarak, Mesleki Kitle Örgütü niteliğiniortadan kaldıran “Yapı Denetimi Hakkında Yapı DenetimiKanun Tasarısı”na karşı, Devrimci Mücadelede MühendisMimarlar kampanya çalışmalarına devam ediyorlar.26 Ocak günü Ankara Yüksel Caddesi’nde kampanyakapsamı içerisinde Devrimci Mücadelede Mühendis Mimarlartarafından “AKP Örgütlü Gücümüzü ElimizdenAlıyor! AKP'nin TMMOB'ye Yönelik Saldırı YasasınaKarşı Direnelim, Örgütlenme Hakkımıza Sahip Çıkalım!”pankartı asılarak imza masası açıldı. Açılan imza masasında300 adet bildiri halka ulaştırıldı ve 30 adet imza toplandı.8TÜRKİYE’DE HUKUK YOK MU?


RöportajYorum Üyeleri 4 Gün Boyunca Yaşadıkları İşkenceyi Anlattılar!İşkenceciler; “Grup Yorum yok artık, izinvermeyeceğiz bundan sonra bitti” diyor.Grup Yorum Halktır! Halkı Bitiremezsiniz!İdil Kültür Merkezi çalışanıAhmet Denizer Grup Yorumüyesi Ali Aracı, İnan Altın,İbrahim Gökçek ve YorumKorosu üyesi Damla SandalAKP polisinin BaskınTerörünü ve Vatan işkencemerkezinde dört gün boyuncamaruz kaldıkları işkencelerianlatıyor...Ahmet DenizerSabah saat 04.00 civarında kapıyıkırarak içeri girdiler. Yere yatın diyebağırdılar. Ayakta kalmaya çalıştık,uzun namlulu silahlarla sırtıma, belimevurdular. Sonra yere yıkıp, kafamabastılar, arkadan kelepçelediler.Küfürler ederek, çevik otobüsünebindirdiler. On saat boyunca ters kelepçeile kaldım. Ellerimde kelepçeizleri oluştu, zorla nezarethaneye götürdüler,yerlerde sürükleyerek hücrelereattılar.Ellerimde kelepçe izleri, sıyrıklaroluştu. Kelepçeler kemiğe oturmasınarağmen kelepçeleri gevşetmediler.Gözaltı boyunca şeker ve su vermediler.“Seni avukata götürüyoruz.”diyerek parmak izine götürdüler. İşkenceyaparak, yere yatırdılar, sırtıma,kafama basarak, zorla parmak izlerimialdılar.Yeniden Adli Tıp için götürmeyegeldiklerinde yine ters kelepçe taktılar,ama Adli Tıp’a götürmek yerine, tükürükörneği almaya çalıştılar. Ellerimarkadan kelepçeli, biri kafamı tutuyor,biri çenemi çekiyor, dört beş kişisaldırarak tükürük örneği aldılar. Ogün yedi saat ters kelepçeyle kaldık.Mahkemeye çıkarıldığım gün de,yine ters kelepçeyle, nezarete koydular.Saatlerce, oturağı olmayan,yerleri beton bir hücrede kaldık. Oturacakbir yer yoktu.Gözaltı süresi boyunca saatlerceters kelepçeyle gözaltında kaldım.İlk gün 10 saat, Adli Tıp’ta 7 saat,mahkemede 5 saat kadar ters kelepçeyletuttular. Beton zeminde, nezarette,20 saat tuttular.Ali AracıSabaha doğru 04.00 civarında kapıyıkırmaya başladılar. 15 dakikadakapıyı ve duvarı kırarak içeri girdiler.Kar maskeli, askeri üniformalı, lazerışıklı uzun namlulu silahlarıyla onlarcapolis içeri daldı. Küfürler ederek,biber gazı sıkarak “yere yatın” diyereküzerimize saldırdılar. Kendimizi korumakiçin kol kola girdik. Uzunnamlulu silahlarıyla, dipçiklerle bizevurmaya başladılar.Birçok arkadaşın vücudunda dipçikizleri var. Benim de, kafamdaiki yerde darbeden dolayı şişlik var,bacağımda hilal şeklinde bir iz var,nasıl bir cisimle vurduklarını bilmiyorum.Aynısı sırtımda da birkaçyerde var. Bacağımdaki şişlik veyara hala geçmedi.Gözaltına alınırken, yere yıktılar,tekmelerle yumrukladılar, ters kelepçebağladılar. Yerlerde sürükleyerek,otobüse götürdüler. Otobüs içindede, polisin hakaretleri ve küfürleridevam etti, sözlü tacizleriyle işkenceyedevam ettiler.Yaklaşık 10 saat ters kelepçeyletuttular. Adli Tıp’a çıkarılırken de,geri götürülürken de ters kelepçeyletutulduk. Hücrelere akşama doğrukonduğumuzda, yine saatlerce tuvaletegötürmediler. Kapıları dövdüktensonra tuvalete götürdüler.Üç gün boyunca su ve şeker vermediler.Kamerayla, dört beş polisgelerek, ellerinde yemekler, sularvarken, işte devletimizin size verdiğiyemek, su istiyor musunuz verelimmi diye sordular. Biz hakkımız olan,şekeri ve suyu istediğimizi söyledik.Ayrı ayrı bölümlerde ve hücreler birbiriyleiletişim kuramıyorduk. Birbölümdeki arkadaşlar, tamam bir arkadaşımızimza atacak getirin şekerimizisuyumuzu, bu bizim hakkımızdemesine rağmen. Bu defa da, o zamanherkes imza atsın getirelim demeyebaşladılar. Her şekilde su veşeker getirmediler. Yani suyu vermemekiçin kırk takla attılar bunubile işkenceye çevirdiler.En son serbest bırakıldığımda,üstümden aldıkları saat, para vediğer eşyaları vermediler. İki kişinindaha üstünden aldıkları eşyalarıteslim etmediler. Polis yok, Emniyet’tengetirtemiyoruz bahanesiniöne sürüler. Gece 04.00’te binlercepolisle saldıran polis, bir kaç eşyayıEmniyet’ten getirtemeyeceğini söyledi.Sonuç olarak, alındığımız andan,serbest bırakıldığımız ana kadar sal-Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013YALANLARLA TUTUKLANANLAR SERBEST BIRAKILSIN!9


RöportajSayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013dırıları ve işkenceleri devametti. Tam bir yağma, talangüruhu gibiydi.İnan AltınSabah saat 04.00 civarındakapının koçbaşlarıyla dövülmesisesleriyle uyandık. Gelirgelmez kapıyı adeta duvarıylabirlikte yıkmak ve hemeniçeri girmek istiyorlardı. Yaklaşık15 dakika uğraştılar.Kıramayınca hemen yanındakiduvarı yıkmaya başladılar.20 dakika içinde içeri girdiler.İçeri gelenler siyah maskeli, askerikamuflaj elbiseli, uzun namlulusilahlarıyla Özel Harekatçı’lardı.Yere yatın diyerek ve silahlarını üzerimizedoğrultarak bize doğru geldiler.Biz kolkola kenetlenince yüzümüzebiber gazı sıkmaya başladılar. Zorlayerlere yatırmaya, namluların ucuylayere yatırdıklarına vurmaya başladılar.Ben de bu sırada belime dipçik darbesialdım ve ilk iki gün oturup kalkmadabüyük zorluk yaşadım.Burada koparabildiklerini yerlerdesürükleyerek ve ters kelepçeli birşekilde otobüse götürdüler. Biz otobüsegötürülünce hemen hareket ettive Vatan Caddesi’ndeki EmniyetMüdürlüğü’nün bahçesine park etti.Burada uzun süre otobüste ters kelepçelibir şekilde bekletildik. Buarada yine herkesi yerlerde sürükleyerek,kollarımızı burarak üst aramasınagötürdüler. Burada yere yatırıpüstüme çullanarak arama yaptılar.Üstümüzdeki her şeyi alıp yenidenotobüse bindirdiler. Tekrar otobüstebeklemeye başladık. Daha sonra toplucaAdli Tıp’a götürüldük.Adliye’nin kapalı garajında, otobüsüniçinde yine saatlerce bekletildik.Bu süre boyunca kelepçelerimizhiçbir şekilde çözülmedi. Adli Tıp’tadoktora görünmek için sırası geleniodanın önüne götürüyorlardı. Odaönünde beklerken bile kelepçeleriçözmediler. Son saniyeye kadar terskelepçeli kalmamızı, odaya girmeaşamasında çıkarmamızı istiyorlardı.Kelepçelerin çok sıkılı olması nedeniylebileklerimizde yaralar ve kesikleroluşmuştu. Ayrıca kan akışıkesildiği için avuçlarımız şişmiş adetabaşka bir şekle girmişti. Ama hiçbirşekilde kelepçeyi ters takma uygulamasınıdeğiştirmediler. Adli Tıpçıkışında da ellerimizdeki şişliğin,bileklerimizdeki kesiklerin, kol veomuzlarımızdaki ağrıların çok şiddetliolmasına rağmen ve doktorun dabunu kayıt altına almasına rağmenyine zorla ters kelepçe taktılar. Veyine otobüste saatlerce ters kelepçelibir şekilde bekletildik. Kesintisiz(doktorun odasındaki 1 dakika hariç)13 saat otobüste ve ters kelepçelibekletilmiş olduk.Bence bu süre içinde en sistematikuygulanan, fırsatı bulunduğu her aşamadaözellikle uygulamak istedikleriişkence yöntemleri ters kelepçe uygulamasıydı.Uzun saatlerin sonundakolunuzu filistin askısına alınmışgibi hissediyorsunuz. Benim 3 günlükgözaltı süresinin sonunda sol omzumdageçmeyen bir ağrı ve sağ kolumdaşişlik var. Bileklerimde kelepçekesikleri var. Öyle ki, Adliye’ye çıkarıldığımızson gün, Adliye’nin nezarethanesininiçinde bile kelepçelibir şekilde bekletildik.Bunun dışında yine sistematikolarak uyguladıkları diğer yöntemsu vermemeleriydi.Yine tuvalete çıkartırken çok zorlukçıkardılar. Her defasında toplucakapıları tekmelemek slogan atmakzorunda kaldık.Parmak izi alma sırasında bileklerimizikıracak şekilde büktüler. Bacaklarımdankollarımdan yere bastırdılar.Polislerden biri sol bacağımafazla çullandığı için sol diz kapağımkanadı ve sol ayak bileğim zedelendi.DamlaSandal... Önce Vatan EmniyetMüdürlüğü’ne götürüldük.Zorla üst aramasınagötürüldük.Cam penceresi olan birodaya koydular. Dahasonra kadın polisler üstümeoturdu. Kollarıma,bacaklarıma. Zaten terskelepçe halindeydik.Zorla soyarak aramayabaşladılar. Kamera çekimiyapan erkek polis ve diğer polislerde o esnada pencerenin yanındaydı.Ahlaksızca arama yaptılar. Eşyalarınkayda geçmesi sırasında odada bulunanerkek polisler karnıma ve bacaklarımavurdu. Yine üst araması sırasında kıyafetlerimiparçaladılar. Ellerinde kesikvardı o yüzden bacağımda da kesikvar. Daha sonra tekrar çevik arabasınagötürüldük. Orada Adli Tıp’a götürülmeküzere beklemeye başladık. Saatlersürdü. Yine ters kelepçeyle götürülüpgetirildik. Vatana girerken yere yatırıldım.Üzerime erkek çevikler oturdu.İşlemleri tamamladıktan sonra kadınpolisler sürükleyerek hücreye götürdüler.Hücreye girmeden yine kabadayak atıldı. Orada kaldığımız sürecesu ve şeker ihtiyacımız karşılanmadı.Tuvalet ihtiyacımız karşılanmadı. Parmakizinde parmaklarımızı kırmak içinuğraştılar resmen.Ertesi gün avukat görüşüne götürüldüm.Geri getirilirken yarı yoldasaldırıp ters kelepçe yaptılar ve tükürükörneği almaya götürdüler. Arabanıniçinde yine çevik kuvvetin saldırısınauğradım. Tükürük örneğialırlarken işkenceye maruz kaldım.Orada da avukatların getirdiği suve şeker verilmedi. Avukatlarımızınmücadele etmesi sonucu saatler sonrasu ve şekerleri alabildik.İbrahim Gökçek18 Ocak sabah 04.00’te İdil KültürMerkezi’mizin kapılarının kırılmayabaşladığını duydum. Önce kapımızıkırmaya çalıştılar. Sonra duvarlaravurmaya başladılar balyozlarla. Yaklaşık25 dakikalık bir süre zarfında10TÜRKİYE’DE HUKUK YOK MU?


Röportajkültür merkezimizin duvarı kırıldı.İçeriye ellerinde otomatik tüfekli,çelik yelekli kamuflaj elbiseli onlarcapolis özel harekat timleri girdi. Toplam11 kişi idik. Bize yere yat diyebağırıyorlardı ve hakaretler, küfürlerediyorlardı. Zorla yere yatırdılar, sırtımıza,bacaklarımıza vurdular. Ellerimiziarkadan kelepçeleyerek bizleriyerlerde sürüklediler. Çevik kuvvetotobüsünün içine attılar. Buradaben ve arkadaşlarım 10-12 saat arkadankelepçeli bir şekilde işkencehalinde bekletildik. Emniyet’e gidişteotobüslerden zorla çıkarıldık. Yerlerdesürüklenerek nezarethanelere, hücrelereatıldık. Hücrelerde su, şekervermediler. Tuvalet ihtiyacımızı gidermemizeolanak vermediler. Böyleinsani ihtiyaçlarımızı karşılamamıziçin büyük mücadele vermemiz gerektiher seferinde. Avukat görüşlerindedahi avukatlarımızla sohbet etmemiziengellemeye çalıştılar. Parmakizi almaya götürüp ve getirirkenomuzlarımızı kırarcasına bastırdılar.Bu şekilde parmak izi alındı.Parmak izi verirken polislerdenbirisi “Grup Yorum yok artık, izinvermeyeceğiz bundan sonra bitti.”vs. türünden sözler ederek bu gibioperasyonlarla ne hedefledikleriniortaya koydu. Üç gün boyunca yukarıdaanlattığım gibi işkence ve hakaretleremaruz kaldık. Üç gününsonunda sabah 10’da hücrelerden çıkarılaraktekrar çevik otosuna konduk.Ellerimiz arkadan kelepçelendi. Tam5 saat Emniyet Müdürlüğü’nünbahçesinde otobüsler içinde bekletildik.Sonra bu halde Haseki AraştırmaHastanesi’ne gittik. Burada yasalbir işlem yapılmış da, yasal gerekliliğiyerine getiriyor gibi bizdentükürük örneği vermemiz istendi.Vermeyince doktor nezaretinde zorlaişkenceyle tükürük örneği alındı. Ardındanİstanbul Adliyesi’ne getirildik.Ellerimiz hala arkadan kelepçeli nezarethaneyekonulduk. Burada bileellerimizin kelepçesi çözülmedi. Suiçin yine büyük tartışmalar yaşadık.Akşama doğru avukatlarımızın vebizim tartışmalarımız sonucunda kelepçelemeişlemini arkadan değil öndenolacak şekilde aldırabildik. Buşekilde saat 00.30’a kadar bekletildik.00.30 sularında savcıların talimatıylaserbest bırakıldık.Grup Yorum Mücadelenin TürküsünüSöylemeye Devam Ediyor!İdil Kültür Merkezi önünde yapılan“Grup Yorum Hapsedilemez”eylemleri devam ediyor. Grup Yorumelemanlarına verilen ev hapsi cezasıve Seçkin Aydoğan'ın serbest bırakılmasıiçin başlatılan eylemler yenitutsaklıklarla sürüyor. 18 Ocak günügece yarısı terör havası verilerek İdilKültür Merkezi'nin de aralarında bulunduğudevrimci kurumlara ve avukatlarınbürolarına gerçekleştirilenbaskınla 86 kişi gözaltına alınmış55 kişi ise yalan gerekçeler ve komplolarile tutsak edilmişti. Baskınlarsonucu gözaltına alınan İdil KültürMerkezi çalışanları Veysel Şahin veGamze Keşkek de tamamıyla uydurmagerekçelerle tutsak edildi.27 Ocak günü, her Pazar günüolduğu gibi, İdil Kültür Merkeziönünde Grup Yorum dinleyicileri,aydın sanatçılar bir araya geldi. Baskınesnasında işkenceyle gözaltınaalınan Grup Yorum elemanlarındanCaner Bozkurt yaptığı konuşmada,baskınların hukuksuz olduğunu, gözaltındatutuldukları süre boyunca suve şeker dahi verilmeyerek işkenceuygulandığını, ters kelepçe ile yedisaat boyunca tutulduklarını ifade etti.Tutuklananların tamamen komplo veuydurma gerekçelerle hukuksuz biçimdetutuklandığını ekleyen CanerBozkurt, kar yağmasına rağmen bugünİdil Kültür Merkezi önüne gelenGrup Yorum ailesinin, büyük ailenindaima kazanacağını ve kaybedeninhep devlet olacağını belirtti.Caner Bozkurt'un ardından, BilgesuErenus söz alarak Grup Yorum'unyalnız olmadığını belirtti.Erenus'un ardından Kardeş Türküler'denVedat Yıldırım söz alarakGrup Yorum'un hapsedilemeyeceğini,iktidarın bunu anlaması gerektiğinive ne zaman Grup Yorum'a bir baskıolsa o zaman aydın sanatçıların birleşerekGrup Yorum'u ve geleneğinisahipleneceğini söyledi. Kardeş Türkülerdaha sonra orada bulunan kitleylebirlikte deyiş ve türkülerinisöyledi. Kitle kara ve soğuğa rağmencoşkuyla halaya durdu.Kardeş Türküler'in ardından NiyaziKoyuncu söz alarak, her zamanolduğu gibi yine Grup Yorum'la dayanışmaiçinde olduklarını bununher şeyden evvel devrimci müzikgeleneğinin taşıyıcısı Grup Yorum'abir vefa borcu olduğunu ifade etti.Niyazi Koyuncu'nun şarkıları ile kitlehorona durdu. O dakikadan sonraİdil Kültür Merkezi'nin önü konseralanına döndü. Çekilen horonlar vesöylenilen türküler adeta soğuğu sıcağaçevirmeyi başardı.Niyazi Koyuncu'nun ardından sözalan Hilmi Yarayıcı, Grup Yorum'unsuçlu olduğunu, bu suçu 28 yıldırişlemekten bıkmadığını ve işlemeyedevam edeceğini söyledi. EylemdeFerhat Tunç, Suavi, Akın Birdal'dasöz aldı. Ferhat Tunç Grup Yorumve İdil Kültür Merkezi'ne yapılanbu saldırının tüm direnenlere olduğunu,bu saldırılara yanıt olarak örgütlenerekdirenmeyi, sanatçılar olaraktepki göstermeyi sürdüreceklerinisöyledi.Suavi ise, Grup Yorum'un kültürmerkezini bu hale getirenlerin, insanlarıtutuklayanların bu saldırgantavırlarını tüm aydın sanatçılara yönelikolarak algılamak gerektiğinive buna karşı mücadele etmek gerektiğinisöyledi. Akın Birdal da direnişiselamladığını ve daima yanındaolduğunu belirtti. Eyleme katılan sanatçılareylem sonunda İdil KültürMerkezi'ni gezdi. Eyleme 180 kişikatıldı.Grup Yorum elemanları İdil KültürMerkezi ve Grup Yorum'un 5 tutsağınınolduğunu ve onları sahiplenmekiçin her hafta Pazar günü İdil KültürMerkezi önünü konser alanına çevirmeyisürdüreceklerini ifade etti.Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013YALANLARLA TUTUKLANANLAR SERBEST BIRAKILSIN!11


RöportajLiseli Dev-Genç’li Nehir Sarıkaya Gençlik Federasyonu’na YapılanBaskını ve Gözaltı Boyunca Yaşadığı; İşkenceleri Anlatıyor!“Bizler Dev-Genç’liyiz TarihBoyunca Hiç Teslim Olmadık!”Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat201318 Ocak saat 02:30 gibi Ebru,ben uyurken beni baskın haberi ileuyandırdı. Hemen yatağımdan kalktım,yatağımı topladım, kıyafetlerimigiydim, çorabımı giymek için dolabayöneldiğim anda bulunduğum odanıncamı kırıldı ve içeriye konserve kutusubüyüklüğünde kıvılcımlar çıkartarakve duman saçarak döne döneyere bir gaz bombası düştü.O arada bıraktım çorabı, ayakkabımıgiyip aşağıya orta kata indim.Orada Bakican, Elif abla, Mahir abi,Şafak abi ve Ebru vardı. Arka tarafabakmak için camdan bakmaya çalıştığımızda3 el ateş edildi. Buateşten hiç birimize bir şey olmadı.Daha sonra kapılardan değil de penceredencamın demirini keserek girmeyeçalıştıklarını öğrendik.İlk olarak camdan baktığımız odadançıktık ve onun yanındaki odayageçtik. Kapının arkasına barikat kurduk.Daha fazla nefes alabilmek içinpencerenin camlarını kırdık. O araElif abla ve Mahir abi camdan sloganatıyor ben ve Şafak abi de ajitasyonçekiyorduk. Bakican ve Ebru içeriatılan gaz bombalarının etkilerini yaşıyorlardı.Havluları ıslattık yüzümüzyanmaya başladı. Yüzümüze sürüpgazın etkisini üstümüzden atmayaçalıştık. Teslim olun çağrısı yapmadılarbu sefer, çünkü asla teslim olamayacağımızıbiliyorlardı. Biz onlarınçağrılarına “Bizler Dev-Genç'liyiztarih boyunca hiç teslim olmadık,yine olmayacağız, asıl siz teslimolun, sizler bir avuçsunuz biz isemilyonlarız, halkız mücadelemizhaklı ve meşrudur buna olan inancımızlaumudumuzu büyütüyoruz.Haydi gelin tanklarınızla toplarınızlagelin korkmuyoruz yüreğimiz halkımızınumudu ve şehitlerimizin cüretiile doludur...” diyerek karşılıkverdik.2 tane helikopter vardı. Biri mahalleninüstünde dolaşıyor ışığı ilemahallenin çatılarını ve evlerin pencereleriniaydınlatıyordu; yaptıklarınıizleyenler var mı diye kontrol ediyordu.Çatıya muhtemelen helikopteriyaklaştırıp bir grup özel harekat polisiniçatıya bırakmıştı. Biz ajitasyonlarımızıçekerken sloganlarımızıatarken onlar yan odaya geçmişlerdive üst katımızdaki mutfak penceresinden2 tane polis de sıcak su döküyorduüstümüze. O ara bulunduğumuzkatın kapısına gelmişlerdi.Kapıyı kırmaya çalışıyorlardı. 20 dakikayayakın kapı ile uğraştılar amakıramadılar. Sonra kapının yanındakituvaletin duvarından odaya geçişyapmaya çalıştılar ve önce duvarıkırdılar ama gene giremediler içeriye.O sırada Bakican ve Mahir abi barikatıgüçlendirmeye çalışıyorlardı.Ben de ajitasyon çekiyor slogan atıyordum.Daha sonra baktılar kapı tarafındangiremiyorlar, yan odaya daha öncebizim olduğumuz odaya geçmişlerdi.Balyoz ya da koçbaşı denen ağır bircisimle duvara vuruyorlardı. O kadarçok ses çıkıyordu ki kulaklarımızçınlıyordu. Slogan atmaya devamediyorduk. Elektrikli demir testeresisesi gelmeye başladı. Ellerimize çekiçlerialdık ve duvara vurmayabaşladık. Daha önceden öğrendiğimizbir durumdu, demirin titremesinisağlarsan kesilmeyeceği. Bubilgi o an işimize çok yaradı. 3tane çekiç vardı Mahir abi ben veBakican üçümüz üç koldan her sesgeldiğinde duvarı dövüyorduk. Buçok uğraştırmıştı onları, çok fazlazaman kaybettirdi onlara.Gençlik FederasyonuSaat 05.35 olmuştu ve elektriğimizikestiler. Göremiyorduk ama duyabiliyorduksonra gözlerimiz karanlığaalışmaya başladı. Bir an sessizleştiartık ne vuruyorlardı ne deelektrikli demir testeresi sesi duyuyorduk.Sonra duvarın en köşe tarafındanbaşladılar kesmeye onlar bizeyaklaştıkça bizim coşkumuz artıyordu.Elif abla Şafak abi, Mahir abi,Bakican, Ebru daha gür atıyorduksloganlarımızı. Artık çok yaklaşmışlardıgörebiliyorduk ve dövme işleminide ajitasyon işlerini de bırakmıştık,slogan atıyorduk.Barikata Dev-Genç yüreklerimizikoyduğumuzu ve demir kapılardangeçseler bile yüreklerimizi asla aşamayacaklarını,bizi asla teslim alamayacaklarınısöyledik. Duvarın dibindenneredeyse 1,5 metre demirkesmişlerdi ama gene de geçilebilecekbir ara açamamışlardı kendilerine.Sonra baktılar olacak gibi değil, geneçalıştırdılar demir testeresini ve kendilerinegeçebilecekleri kadar kapıaçtılar. Daha önce kestikleri yerin 1metre kadar uzağında aynı boyutlardabir yarık daha açtılar ve onu da birçeşit aletle iyice genişlettiler. Tabiibunları yaparken bir birbirimize kenetlenmişyüzümüze ıslak havlularıtutmuş bekliyor marşlarımızı söylüyorduk.Önce Dev-Genç Marşı sonra12TÜRKİYE’DE HUKUK YOK MU?


Gençlik FederasyonuGençlikFederasyonuOzan Yayıncılıkise Haklıyız Kazanacağız marşınısöyledik. Demir kesilirken üstümüzebir dolu kıvılcım sıçrıyordu. Moralimizcoşkumuz o kadar yüksekti kidemir kesilirken odayı aydınlatankıvılcımlar konusunda kendi aramızdaşaka bile yapıyorduk. Şafak abi sankibir Grup Yorum konserinde mumyakmış da müzik dinliyormuş gibielini zaferi işareti yaparak sallıyorve bize moral veriyordu. Hepimizbirbirimize moral veriyorduk. O kadarderin ve yüksek bir ses çıkıyordu kidemir kesilirken kulaklarım sağıroldu sandım, çok şiddetli bir şekildeçınlıyordu.Sonra içeri girdiler ben o ara gözlerimikapattım çünkü içeri gireninelinde gaz tüpü olduğunu görmüştüm.Ve alçakça üstümüze sıkacağını biliyordumve öyle de oldu. Üstümüzearalıksız 3-4 dakika gaz sıktı. Elifabla her ne kadar yüzünü havlu ilekapatmışsa da çok etkilenmişti gazdanve sürekli öksürüyordu. Mahir abi oara bana burnumdan nefes almamgerektiğini söylüyordu bende sloganatıyordum. Gözlerim hala kapalı, yüzümve ellerim yanıyordu. Islak havlununbile tutamadığı engelleyemediğibir gazdı sıktıkları.Sonra da vurmaya başladılar. Tekmeatıyorlardı saçımı çekiyorlardıküfür ediyorlardı. “İŞKENCE YAP-MAK ŞEREFSİZLİKTİR”, “İN-SANLIK ONURU İŞKENCEYİYENECEK”, “YAŞASIN DEV-GENÇ YAŞASIN DEV-GENÇ’Lİ-LER” sloganlarını atmaya başladımsırası ile. Elif ablayı çektiler yanımızdanher ne kadar kenetlenmiş olsakda aldılar onu. Saçından tutarakve sürükleyerek o açtıkları ufak yerdengeçirdiler. Kafamda bir kaç elhissettim ve vücuduma atılan tekmeleri.Beni öncelikle saçımdan sürükleyerekçıkartmayı denediler, baktılarolmuyor tekme ile iterek devamettiler. O açtıkları yerden geçtiktensonra ikisi bacaklarımdan ikisi kollarımdanve biri saçımdan olmaküzere beş polisin saldırısına uğradım.Merdivenlerden indirilirken dahaçok sürüklüyorlardı. O süreçte önlerindengeçtiğim polisler de tekmeatıyorlardı. Bütün bu süreçte sloganlarımızhiç susmadı. Sonra beni girişkata getirdiklerinde sırt üstü merdivendenbıraktılar ve düştüm. Düştüğümbir süre boyunca gözlerim karardıve bu sırada bir sivil polis geliptekme atmaya başladı. Bir kaç saniyebilincimi kaybetmiş olmalıyım kikendime biraz geldiğimde beni dışarıçıkartmış ve çevik arabasının önündeters kelepçe yapmaya çalışıyorlardı.O sırada gene sloganlarımızı atmayadevam ettim. Çevik arabasına bindirildiğimdeorada Elif abla ve Şafakabinin olduğunu gördüm. Elif ablanınsağ gözü çok fazla şişmişti. Bendensonra Mahir abiyi ve Bakican’ı ensonda Ebru'yu işkence ile getirdiler.Mahir abinin kafası kanıyor, Bakican’ınyüzüde şişlikler ve sol gözününaltı yanağında bir yarık vardı. Şafakabinin de parmağı kesilmiş kanıyordu.Keyfi olarak 10 dakika kadar bizevurdular çevik otobüsünde. Kelepçemo kadar sıkıydı ki elimin şiştiğini vekan gitmeyip morardığını hissedebiliyordum.Kelepçemi çözmesiniistediğimde bıçağım yok dedi veplastik kelepçe yetmiyormuş gibibir de üstüne demir kelepçe taktı.Sonra bizi Vatan işkence merkezinegötürdüler. Derneğin kapısınınönünde çevik arabasına tam olaraksaat 06:10 da bindirilmiştik. Ve saatlerceçevik arabasında ters kelepçelibir vaziyette kaldık. O sırada ara araçevik kuvvet polislerinin tacizlerineküfürlerine maruz kalıyorduk, aralıklarlagelip sataşıp vuruyorlardı.Biz coşkumuzu çevik arabasındada kaybetmemiştik, kendi türkülerimizimarşlarımızı söylüyor, zılgıtlarçekiyor, gülüşüyorduk. Birbirimizinhalini hatrını soruyor, sohbet ediyorduk.Tam anlamıyla bir Dev-Genç'liydik. Düşman coşkumuzdançok rahatsız oluyor ve fırsat buldukçakelepçelerimizi kolumuzu koparırcasınasıkıyordu.O sırada sabah haberlerini duydukradyodan; başka kurumlarda da baskınolduğunu öğrendik ve herkesi tekerteker merak etmeye, endişelenmeyebaşladık. Saat on bire yaklaşırkenbizi teker teker gene işkencelerlearamaya götürdüler. Hücre tipi odalarasoktular hepimizi ayrı ayrı.Kelepçelerimi çözdüler yüz üstüyatırdılar beni, 2 sivil ellerime 2 sivilayaklarıma basıyordu, biri sırtımdaoturup saçımı tutuyordu. Bu şekildearadılar beni ve daha sonra ayakkabımıgiydirmeden beni çevik otobüsünegeri bindirdiler. Tekrar hepimizinbekleme süreci devam etti. Saatlercekelepçeli kalmak bile yakıcılığı hissedilirbir işkenceydi zaten. Bir kaçsaat sonra bizi Çağlayan Adliyesi’neAdli Tıp muayenesine götürüldük.İşkence Adli Tıp’dada SürdüNormalde doktora götürülürkenellerimizdeki kelepçeleri çözmelerigerekirken, kesinlikle keyfi olarakçözmediler. Ben doktorun kapısınınönünde yüzüstü ters kelepçeli yatırtılarakbekletildim. Sırtıma birçevik oturttular, 2 çevik de ellerimebasıyordu. O arada gözaltına alınanarkadaşımız Cavit Yılmaz geçiyor-Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013YALANLARLA TUTUKLANANLAR SERBEST BIRAKILSIN!13


Okmeydanı Haklar DerneğiGençlik FederasyonuGençlik FederasyonuSayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013muş bana yapılan işkenceleri görüncebeni sahiplenmek için yanımagelmeye çalıştı benim o ara kafamıyere bastırdıkları için gelmeyeçalıştığını görmedim. Onu en songördüğümde 15’e yakın sivil üstüneçullanıp tekmeliyor ve sürükleyerekmerdivenlerden indiriyordu.Sonra Bakican doktorun yanındançıktı ona tekrar kelepçe takmak istediler.Karşı çıktı. Onun da üstüne çullandılaro an ben slogan atıyordumonu sahiplenmeye çalışıyordum tamo sıra halktan bir kadın üst katlardansesimi duymuş ve merak ederek aşağıyainmiş merdivenlerin kenarındangizlice bizi izliyor ve cep telefonu ilekameraya çekiyormuş. Ben bunu görmemiştimbeni tutan sivillerden birigördü bunu ve kadına bağarıp peşindenkoştu ama kadını yakalayamadı. Birdaha böyle bir durum yaşamamakiçin de amirleri merdivenin başındaeli silahlı bir çevik bıraktı.Sonra beni soktular doktorun yanına,doktor üstünkörü ilgilendi. Bakmadıbile sadece orda su içebildim.Sonra dışarı çıktım, tekrar kelepçetakmak istediler tabii ki bende taktırmakistemedim beni gene yere yatırdılarve gene kelepçeleyerek sürükledilerçevik arabasına kadar.Bizi tekrar Vatan’a götürdüler.Kelepçeden kollarım artık uyuşmuştuağrı değil acı veriyordu kelepçe. Sadeceben kelepçeli değildim, demekki hepimizde aynı acı vardı. Bunarağmen coşkumuz direngenliğimizbir milim dahi azalmadı, gene sloganlarımızıattık, türkülerimizisöyledik.Adli Tıp’tan SonraParmak İzi İşkencesiGözaltına alınanlar 3 çevik arabasınıdoldurmuştu. Birinci de bizGençlik diğer ikisinde de İdil KültürMerkezi’nden alınanlar vardı. Heponları geçiriyorlardı önümüzden, onlaradestek sloganları atıyorduk. Hepimizinyüzünde bir gülümseme oluşuyordubirbirimizi gördüğümüz zaman.Şafak abi bol bol sohbet ediyordu.Tutuklananların yerini doldurmamızgerektiğinden, örgütlenipkavgamızı savaşı, umudumuzu büyütmemizgerektiğinden bahsediyordu.Önce Şafak abi, Mahir abi, Bakican,Elif abla, ben ve Ebru parmakizi için götürüldük. İnşaat gibi biryerlerden gene yüzüstü havada götürdülerbeni. Tam parmak izi aldıklarıyerin kapısına sivil ordusunun içineyüzüstü bıraktılar beni. Çok kalabalıktı.İşkence odalarıydı, kapıları açıkolan yer. Her odada 7-8 sivil polisbir devrimciye işkence yapmakiçin başında bekliyordu.Daha sonra benim arkamdan SultanKavdır’ı getirdiler işkence yaparak;onu sahiplendim ona işkenceyapmalarına engel olmaya çalıştımama sonra gene tuttular beni yereyatırdılar. Daha sonra amirleri geldi,“Nehir daha çocuk, bunu nedengetirdiniz buraya?” diye beni getirenleriazarladı. Çocuk olduğuma diğersivil polisler inanmadı, “Amirimbu çocuk değildir” diye itiraz ettiler.Sonra beni dışarı çıkarttılar geneaynı şekilde yüzüstü havada. Sonrayolun yarısında yere tekrar yatırdılartekrar kaldırıp geri götürdüler sırfkeyfi işkence olsun diye 2 defa götürgetir yaptılar beni.Sonra Selma abla, Gamze ablalarınolduğu otobüse bindirdiler beniSelma ablaları indirdiler. Çevik otobüsündetek kaldığımda içinde 8-9tane çevik polisi vardı. O kadarçaresiz durumda, o kadar acizlerdiki çok ahlaksızca şeyler söylüyorlardı.Onursuz ve şerefsiz olduklarını birdefa daha kanıtlamış oldular. AmaDev-Genç'li olmanın sabrını ve düşmanınyaratmaya çalıştığı psikolojiyiyaşamamak için marşlarımızı söylemeyebaşladım. Sonra beni gene işkenceile o çevik arabasından indiripbaşka bir çevik arabasına bindirdiler.Keyfi olarak hiçbir geçerli sebepleriolmamasına rağmen…1 saat kadar sonrada en son bindirildiğimçevik otobüsünden de indirildim,sürüklenerek başka bir sivilotomobile bindirildim. Yaptıkları şeykeyfi işkence ve psikolojik baskıdanbaşka bir şey değildi.Daha sonrasında beni gene işkenceile sürükleyerek Beyoğlu Çocuk Büro’yagötürdüler. Normalde Vatan'daaranmış olmama rağmen çocuk şubedebeni tekrar aramak istediler.Yaklaşık 1 saat boyunca Vatan'dazaten arandığımı ve keyfi bir uygulamaolup burada kendimi aratmayacağımısöyledim. Tartıştımsonunda irademle kazandım vearatmadım üstümü.Saat akşam 18.30 gibi çocuk şubedeydim.Gece saat 02.00'ye kadarben haber verin dememe rağmen baroyahaber verip avukat çağırmamışlardı.Avukat geldiğinde saat sabahın05'iydi. Beni savcılığa çıkartmadılar,avukatıma da dosyamı vermediler,dosyamda gizlilik kararıvarmış avukatım gizlilik kararını görmekistedi ama ona da izin vermediler.Savcıyı aradı, savcı da gösteremeyeceğinisöyledi. Daha sonra ailembeni almaya geldi ve eve götürdü.İşkencelerde kelepçe izleri, sırtımdave belimin sağ tarafında morartı veçizikler, ellerimde ve ayaklarımdasürtünmeden kaynaklı yaralar kaldı.14TÜRKİYE’DE HUKUK YOK MU?


Zulümle, İşkenceyle Yenemediklerinizi Operasyonlarla,Gözaltılarla, Tutuklamalarla, Komplolarla, İftiralarla, YalanlarlaYENEMEZSİNİZ!18 Ocak 2013’te AKP’nin polisleritarafından 7 ilde, Yürüyüş dergisi,Halkın Hukuk Bürosu, Çağdaş HukukçularDerneği, TAYAD, İdil KültürMerkezi, Gençlik Federasyonu, OkmeydanıHaklar Derneği ve çok sayıdaevler basılarak 86 kişi gözaltınaalınıp 55 kişi tutuklandı. Amerikanuşağı AKP, bu saldırıyla bizi “yolagetireceğini” sanıyor. YANILIYOR!Aşağıda 2001 yılından bugünedeğin kurumlarımıza yönelik baskınların,gözaltı ve tutuklamalardanöne çıkanların kısa bir özetini çıkarttık.Bu özet AKP’nin yanıldığınınkanıtıdır...*** 8 Ağustos 2001Vatan Dergisi Baskını:Her zaman olduğu gibi oligarşininpolisleri sabah saat 04.30'da dayandılarVatan dergisinin merkez bürosununkapılarına. Kapılar, duvarlar,bilgisayarlar, dergi çıkartmak içingerekli olan tüm malzemeler balyozlarlakırıldı. 12 dergi çalışanıişkenceyle gözaltına alındı ve 3 kişitutuklandı. 12 Ekim 2001, GençlikGelecektir Dergisi Baskını:Dev-Genç’liler o zaman da oligarşinindışarıda susturamadığı kurumlardanbirisiydi. Çünkü Cananlar,Zehralar, Özlemler Büyük Direnişindışarıdaki ölüm orucunda şehit düşenDev-Gençli kahramanlarıydı. 12 Ekim2001'de Ülkemiz'de Gençlik dergisibürosu basılarak 10'un üzerindeDev-Genç'li gözaltına alınıp tutuklandı. 10 Aralık 2001,Vatan Baskını:En son 8 Ağustos’ta basılmıştı Vatandergisi. Bütün kapı ve duvarları kırılmış,dergi çıkartmakta kullanılanteknik eşyalara el konulmuştu. Üzerinden6 ay geçmeden bu sefer de10 Aralık İnsan Hakları günündesaat 05.00’de aynı şekilde kapı veduvarlar balyozlarla kırılarak ikincikez basıldı. Dergi çalışanı 7 kişi işkencelerlegözaltına alındı ve 2kişi tutuklandı. Fakat direnişin sesiVatan dergisi susmadı. 2 Ağustos 2002:Ekmek ve Adalet dergisi Merkez bürosu,Gençlik Gelecektir dergisi veTAYAD basıldı. Ekmek ve Adaletdergisi ve Gençlik Gelecektir dergisininbüroları kullanılmaz hale getirildi.Toplam 17 kişi gözaltına alındı. 1 Nisan 2004Disket Komplosu:AKP’nin iktidara gelmesinden sonraen büyük komplo saldırısıydı. Sahtebelgeler hazırladılar. Yasal, demokratikkurumlar ve bu kurumlardaçalışan, her şeyiyle ortada olan devrimcileresaldırdılar. “DHKP-C’YE5 ÜLKEDE BİRDEN OPERAS-YON” diye duyurdular. İstanbul'da;Ekmek ve Adalet dergisi, TAYAD,Halkın Hukuk Bürosu, Temel Haklarve Özgürlükler Derneği, Anadolu'nunSesi Radyosu, Gençlik Gelecektirdergisi, İstanbul Gençlik Derneği,İdil Kültür Merkezi, Okmeydanı HalkınınSesi gazetesi basıldı; aynı günAnadolu’da, Ankara, İzmir, Kocaeli,Bursa, Samsun, Adana ve Dersim’dedemokratik kurumlara, dergi bürolarınave evlere baskınlar yapıldı.Günlerce süren baskınlar sonucunda150’yi aşkın devrimci gözaltına alındı.Avrupa'da ise; Hollanda'da ÖzgürlükBürosu ve DHKC Enformasyon Bürosu,Belçika'da Halkın Sesi Televizyonuve ayrıca Hollanda ve Almanya'daçeşitli evler basıldı. Toplam82 kişi tutuklandı. 7 Aralık 2006Yozlaşmaya KarşıMücadele EdenDevrimcilere Operasyon:7 Aralık 2006'da İstanbul'da günboyu terör estirildi. Uyuşturucu, fuhuş,kumar başta olmak üzere hertürlü yozlaşmaya karşı mücadeleeden Temel Haklar Federasyonu'na,Yürüyüş dergisine, Ozan Yayıncılık'a,İstanbul TAYAD ve Temel HaklarFederasyonuna bağlı Nurtepe, Bahçelievler,Sarıgazi, Okmeydanı, İkitelli,Esenyurt, Gazi, Alibeyköy, EsenlerTemel Haklar Derneği, BağcılarKaranfiller Kültür Merkezi işkencecipolisler tarafından basılıp 50'nin üzerindekişi gözaltına alındı. DerneklereSayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013YALANLARLA TUTUKLANANLAR SERBEST BIRAKILSIN!15


Bursa Dersim İzmiryoldaşlarımıza kalkan ellerin hesabınıbir gün verecektir halk düşmanları”dediler.Yapılan açıklamanın ardındanGrup Yorum'un türküleri eşliğindehalaylar çekilerek, Yürüyüş dergisi'nin347. sayısı toplu olarak dağıtıldı; 34dergi halka ulaştırıldı. 100 kişininkatıldığı eylem, çekilen halaylar vehep birlikte söylenen marşların ardındansona erdi.23 Ocak günü Yüksel Caddesi'ndebir eylem daha yapıldı.Sağanak yağmur altında yapılaneylemde ilk önce Grup Yorum'un“Düşman Çizmesi Altında Yurdum”parçasında okuduğu Kemal Özer'inşiiri okundu. Ardından basın açıklamasıyapıldı. Yapılan açıklamada“Halka zulmedenlere, devrimcilereişkence yapanlara, devrimcileri komplolarlatutuklayanlara karşı öfkemizbüyüdü. Daha çok büyüyecek. Tutuklamalarla,işkencelerle, kaçırmalarlahatta infazlar, katliamlarla bizleribitiremeyeceksiniz. Daha çok büyüyeceğiz.Gitmediğimiz sokaklara gidecek,çalmadığımız kapıları çalacak‘Biz devrimci avukatların, Dev-Genç’lilerin arkadaşlarıyız, devrimciyiz,Yürüyüş dergisi'ni size getirdik’diyeceğiz. Her sokakta, her meydandaGrup Yorum türkülerini söyleyeceğiz”denildi.29 Ocak günü de Adliye önündeeylem yapıldı. Yapılan açıklamada“2012 yılının başlarında 11 devrimci“suikast timi” iddiasıyla tutuklandı.Ardından Antalya’da 7 devrimci “suikasttimi” ilan edildi. 18 Ocak günüise İzmir’de 17 kişi “suikast timi”nedahil edildi. Bununla yetinmeyenAKP iktidarı, ÇHD’li avukatları,DEV-GENÇ’lileri İdil Kültür Merkeziçalışanlarını, Yürüyüş dergisi çalışanlarını,devrimcileri komployla,yalanları ile tutukluyor” denildi.Eyleme 16 kişi katıldı. Halka vebasına bundan sonra her salı günüsaat 13.00'te Adalet Bakanlığı önündeolunacağının duyurusu yapıldıktansonra eylem sona erdi.EdirneDİSK ve KESK Şubeler Platformu25 Ocak günü Edirne’de PTT önünde,son yapılan baskınlarla ilgili bireylem yaptı. Eylemde yapılan açıklamada;baskınların halkı, devrimcilerisindirmeyi amaçladığı ancak bu hukuksuzluğakarşı tutuklanan avukatlarınsahiplenmeye devam edileceğianlatıldı. 60 kişinin katıldığı eylemeHalk Cephesi de destek verdi.İzmirKemeraltı Girişinde 22 Ocak günübiraraya gelen Halk Cepheliler, “SahteBelgelerle Tutuklananlar Serbest Bırakılsın”pankartını açarak eylemyaptılar. 40 kişinin katıldığı eylemsloganlarla bitirildi. Eyleme BDSP,Emek ve Özgürlükler Cephesi, Alınteri,Devrimci Hareket ile EzilenlerinSosyalist Partisi de destek verdi.Dersim24 Ocak günü Merkez, Alibabave Esentepe Mahalleler’inde yapılanyazılamalarla, birçok ilde Halk Cephesi’nekarşı yapılan polis baskınlarıteşhir edildi. Bir çok yere "Grup YorumHalktır Susturulamaz", "DevrimciAvukatlar Onurumuzdur" ve"Yürüyüş dergisi Susturulamaz" yazılamalarıyapıldı. Dersim Halk Cephesiyaptığı yazılı açıklamada; “Oligarşişunu unutmasın; Dersim'in hersokağında yazdığı gibi yılmayacağızve mücadelemizle her gün içinizekorkularınızı da yazacağız” dedi.SamsunBaskınlar ve tutuklama terörüKESK Samsun Şubeler Platformutarafından yapılan eylemle protestoedildi. 25 Ocak günü yapılan eylemdeKESK adına yapılan açıklamada,KESK’in halka gözdağı vermeyiamaçlayan bu saldırılara sessiz kalmayacağıvurgulandı.“Susmayacağız Direneceğiz BaskılarBizi Yıldıramaz/KESK SamsunŞubeler Platformu” pankartının veKESK flamalarının açıldığı eylemsloganlarla bitirildi.Halk Cephesi, ÖDP, EMEP veSosyalist Parti’nin de yer aldığı eyleme,75 kişi katıldı.Antalya Halk Cephesi20 Kasım 2012 ve 18 Ocak 2013tarihlerinde komplolar düzenlenerekyapılan baskınlarla ilgili olarak yazılıaçıklama yapan Antalya Halk Cephesi,“Bağımsız, demokratik ve sosyalistbir ülke kurana dek Sonuna,Sonsuza, Sonuncumuza kadar mücadeleetmeye devam edeceğiz, milyonlarolup sizleri komplolarınızdaboğacağız” dedi.HatayHatay Halk Cephesi, Hasan Farsak’ınTavır dergisini kargodan almakiçin gittiği sırada kaçırılarak gözaltınaalınması ve götürüldüğü İstanbul’a18 Ocak Komplosu’na dahil edilerektutuklanmasıyla ilgili olarak yazılıbir açıklama yaptı.Farsak’ın evinin de basıldığı bilgisiniveren Hatay Halk Cephesi,“AKP’nin polisleri Hatay’da ve Tümillerdeki mücadelemizi engelleyemeyeceksiniz.Sizler saldırdıkça bizlerdaha güçlü çıkacağız karşınıza. Hukuksuzcave yalan belgelerle tutuk-Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013YALANLARLA TUTUKLANANLAR SERBEST BIRAKILSIN!19


Afyonİst-SarıgaziSamsunSayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013lanan Hasan Farsak ve diğer tüm arkadaşlarımızderhal serbest bırakılsın!”açıklamasında bulundu.AfyonAfyon Halk Cephesi 26 Ocakgünü, PTT önünde eylem yaparak,baskınları protesto etti. Yapılan açıklamada,“Bizler Halk Cepheliler olarakAKP iktidarının mahkemelerinede sesleniyoruz, komplo teorileriyleyalan belgelerle olmayan insanlarınağzından hazırladığınız fezlekelerledevrimcilere yıllarca hapis yatırtmaktanvazgeçin, AKP iktidarınınpiyonu ve bu zulme ortak olmayın,adaletsizliğe ortak olmayın.” denildi.AdanaHalk Cepheliler, 22 Ocak günüAdana İnönü Parkı’nda, başta İstanbulolmak üzere birçok ilde Halk Cephesi’neyönelik yapılan polis baskınlarınave tutuklamalara karşı eylem yaptılar.Eylemde AKP iktidarının tüm pervasızlığıyladevrimcilere saldırmaya devamettiği ifade edilerek, “Baskı vesindirme politikalarınızdan vazgeçin,halk düşmanlığından Amerikan işbirlikçiliğindenvazgeçin, aksi takdirdehalka kustuğunuz öfkenin altında boğulacaksınız”denildi. Mücadele Birliği,Demokratik Haklar Federasyonu veBDSP de eyleme destek verdi.Bursa26 Ocak günü Bursa ve Gemlik’teHalk Cephesi’ne yapılan baskınlarave tutuklamalara karşı eylem yapıldı.Gemlik’te Dereboyu mevkiindetoplanan Halk Cepheliler, AKP Gemlikİlçe binasına yürüdüler. Merkezde ise Fomara Meydanı’nda toplanarakAKP Bursa İl binasına yürüyüşyapıldı. Eylemde Grup Yarın tarafındanda küçük bir konser verildi.BDSP, Öğrenci Kolektifleri, ÇağdaşHukukçular Derneği ve yerel basında eyleme destek verdi.ÇanakkaleÇanakkale Gençlik Derneği üyeleri,26 Ocak günü İskele Meydanı’ndaeylem düzenledi. Yapılan konuşmada,saldırıya uğrayan, komplolarlayok edilmeye çalışılanlarınfaşizme karşı mücadele eden onurludevrimciler oldukları vurgulanarak;“Bağımsız, demokratik, sosyalistTürkiye mücadelemizden bir milimdahi sapmadan yürüyüşümüze devamedileceğiz!” denildi. Sloganlarla sonaeren eyleme, YDG ve KESK’de destekverdi.ÇorumÇorum’da Pir Sultan Abdal KültürDerneği, komployla tutuklanan ÇHDüyesi avukatlar için 27 Ocak günüBahabey Caddesi Sevda Eczanesiönünde eylem yaptı. Esnafevleri Camisi’ninönünden yol trafiğe kapatılarakbasın açıklamasının yapılacağıSevda Eczanesi önüne kadar yürüyüşyapıldı. Eylem öncesinde dernek binasınınönünden Esnafevleri Camisiönüne kadar sesli çağrı yapıldı. Yapılançağrıda AKP’nin savunma hakkınasaldırması teşhir edildi. AçıklamayıPir Sultan Abdal Kültür Derneğiadına dernek başkanı Halil Topyaptı. Halil Top konuşmasında ÇHDüyesi avukatların halkın yanında tavıraldığı için AKP iktidarının komplolarıylatutuklandığını söyledi. Eylemsloganlarla ve alkışlarla bitirildi. 33kişinin katıldığı eyleme siyasi partilerve demokratik kitle örgütleri dedestek verdi.KocaeliKocaeli Gençlik Derneği üyeleri7 ilde yapılan baskınlarda gözaltınaalınan 86 kişiden 55’inin tutuklanmasını protesto etmek için eylem yaptı.Tutuklanan kişilerin halkın avukatı,halkın sanatçısı, bu ülkenin en onurluevlatları Dev-Genç'liler olduğu vurgulandı."Bizler Mahir Çayanlarınyoldaşlarıyız; baskıyla, tutuklamayla,katletmeyle bizleri bitiremezsiniz"denildi. Açıklamaya 20 kişi katıldı.Trakya Kültür Merkezi31 Ocak tarihli yazılı bir açıklamayapan Trakya Kültür Merkezi, "Yönetememekrizinin içine girmiş olanişbirlikçi AKP iktidarı bugün en baştadevrimciler olmak üzere kendine muhalifher kesimi sindirmeye baskı altındatutmaya çalışıyor ve tüm pervasızlığıylaazgınca saldırıyor. Buhaksızlığı, bu hukuksuzluğu kabul etmedik,etmeyeceğiz. AKP zulmünekarşı milyonları örgütleyeceğiz!" dedi.Halkın Hukuk BürosuHHB, 29 Ocak tarihli "SaldırılaraKarı Birleşelim Savaşalım Kazanalım"başlıklı yazılı bir açıklama yaptı.Açıklamada, bürolarına ve diğer demokratikkurumlara yapılan saldırılaradeğinilerek, "Faşizm koşullarındahiçbir hakkın bedel ödenmeden kazanılamayacağınıbilerek hukuk veadalet mücadelesini sürdürüyoruz.24 yıllık geleneğimizle halkımızınyanında halkımızla birlikte mücadeleediyoruz. Halka karşı bir rejimdehalkın avukatlığını yapmak bedelister, bugün meslektaşlarımıza bununbedeli ödettirilmeye çalışılıyor. Bedelödemekten korkmuyor, mücadele etmektenvazgeçmiyoruz. Bu inanç vekararlılıkla, yoldaşlarımızı zulmünelinden çekip alacağız" denildi.20TÜRKİYE’DE HUKUK YOK MU?


TÜRKİYE’DEHUKUK VAR MI?Gazetelerve televizyonlar‘bir babanın feryadı’ olaraksundular haberi. 22 Ocak 2013tarihli haberlerde Hüseyin YÜCELisimli babanın feryadı olarak verilenhaber dikkatinizi çekmiştir. Televizyonlardöndürüp döndürüp vermeyeçalışıyordu haberi. Hüseyin YÜCELşöyle seslenmiş basına “Bu faşistlerbenim kızımı kale yaptı. Hayatınısöndürdü. Başka kimsenin hayatısönmesin. Bunların devrimcilikle hiçbirşeyle alakası yoktur. Ben DuyguYücel'in babasıyım. Bunlar avukatım,devrimciyim diye geçinen, kime hizmetettiği belli olmayan insanlar. Bukadar söylüyorum. Bunların kendisinefaydası yok ki vatana, millete, toplumafaydası olsun. Faydası olan insanlarıda bu hücrelerde çürütüyorlar.”Haber basının hoşuna gitmiş anlaşılan.Hem magazinsel hem de gözaltınaalınanlara saldırıyor polis tarafındanyönlendirildiği belli olanHüseyin YÜCEL operasyonun birparçası gibi avukatlara da saldırıyortaciz ediyordu, kızının gözaltına alınmasınınhesabını polislerden ve savcılardansoracağına avukatlara yükleniyor,kızı işkence görmüş, dövülmüşumrunda değil, herkesin gözüönünde polis terör uyguluyor. HüseyinYücel bunu görmüyor mu, korkusundanavukatlara saldırıyor faşistdiyor, basını görünce şakırdayanadam kızını dört gün susuz bırakanpolise sesine çıkartmıyor. Sevgi, sahiplenmebu mudur? Kızının hayatınısöndürmeye çalışanlar, hücredeçürütmeye karar verenler, keyfibir biçimde gözaltına alıp tutuklamayaçalışanlardır. Gerçekbudur korkudan gözleri adetakör olmuş. Polisin piyonu halinegelmiş Hüseyin YÜCEL.DÜNYANIN EN ONURLU İŞİDEVRİMCİLİKTİR!Aynı operasyon nedeniyleadliye önünde birikmiş, yüreğiyanan, adalet isteyen onlarca aileyemikrofonu uzatmıyor haberciler,evlerinin nasıl basıldığını,çocuklarının nasıl gözleriönünde işkenceye maruz kaldığını,evlerinin talan edildiğini anlatmakisteyen analar, babalar o adliyeninönünde. Gerçeği anlatmak isteyenanne ve babalardan hayaletgörmüş gibi kaçar burjuva basın, polisinesavcısına laf söyletmek istemez.O adliyenin önünde on altısında, onbeşinde evi gece yarısı basılıp alınançocukların aileleri var, mikrofon nedenonlara uzanmaz. Elbette bununbir nedeni var, burjuva basın polisinservis ettiği haberleri aynen yayınlıyorya da polisin hoşuna gidecek haberlereyer veriyor. Çünkü, faşizm sadecebaskı ile varlığını sürdüremez,yalan ve çarpıtmaya ihtiyaç duyar,bunun için medya elinden geleni yapar.Halkın bilincine saldırır değerleriniçürütmeye çalışır. Faşizmekarşı mücadele edenler, hakkını arayanlarterörist ilan edilir. Bunun içinpolis medya el ele çalışır. Polisineksik bıraktığını medya tamamlamayaçalışır.Yine o adliyenin önünde HüseyinYÜCEL suç işlerken, avukatlara yönelikhakaret ve tacizlerde bulunurkenpolisler hiçbir şey yapmıyor, haberiizleyen savcılar onun hakkında soruşturmaaçması gerekirken söyledikleriniduymuyorlar bile. Çünküsavcılar da biliyor ki konuşan HüseyinYücel değil, polis eline bir metinvermiş onu tekrar ediyor.O en büyük adalet sarayının önündeve içinde yüzlerce hukuk ihlaliyaşandı, suçun üstü örtümeye çalışıldı,yasaklar çiğnendi. Avukatlara yöneliksuç işlenince savcılar hareketsizkaldı, basın suç oluşturan haberi yayınladı,özel hayatın gizliliğini ihlaletti, polis bunun için bütün imkanlarınıkullandı.Çok mu şaşırdık, hiç beklemiyormuyduk? Elbette hayır, biz faşizmiçok iyi tanıyoruz, bütün oyunlarınıve taktiklerini biliyoruz, ki hiçbirşeyi ilk kez yaşamıyoruz. Adalet hiçbirzaman devlet eliyle gelmedi. Beğenmediğimizburjuva hukuk kurallarınınuygulanması için dahi büyükbedeller ödemek zorunda kaldık. Herkazandığımız hakkın ardından saldırıyauğradık. Örneğin açık yasayarağmen serbest bırakılmayan GülerZere verilen mücadele ile serbestbırakıldı. Ancak onun için mücadeleeden TAYAD’lılar, sırf serbestbırakılmasını sağladıkları için tutuklandılar.İstiyorlar ki her şeyi sineyeçekelim, hayır hiçbir şeyi desineye çekmeyeceğiz, affetmeyeceğizve mücadele etmekten geri durmayacağız.Hüseyin Yücel’e de bir çift sözsöylemek istiyoruz. Yaptığın hiç birhareket “acılı bir babanın” üzüntüyleyaptığı doğal hareketler değil. İşkencecipolislere daha fazla alet olupda alçalma. Yapığın yanlıştır. Yanlıştanbir an önce geri dön, devrimcik yapankızınla onur duy... Devrimcilik dünyanınen onurlu işidir. Devrimcilerdünyanın en onurlu insanlarıdır.Zeynep Yılmaz ve Serap Dursun Serbest Bırakılsın!Eğitim-Sen Yalova Şubesi 24 Ocakgünü Uğur Mumcu Kültür Merkeziönünden gözaltına alınıp tutuklananEğitim-Sen İzmir 1 Nolu şube üyeleriZeynep Yılmaz, Serap Dursun vetutuklanan avukatlar için 18 kişininkatılımı ile eylem yaptı.Açıklamada, Zeynep Yılmaz veSerap Dursun’un AKP faşizmdenpayını alan eğitim emekçisi olduğu,tutuklamaların hukuksuz olduğu belirtilerek,derhal serbest bırakılmalarıistendi. Eylem, komploların boşa çıkartılacağıvurgulanarak bitirildi.Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013YALANLARLA TUTUKLANANLAR SERBEST BIRAKILSIN! 21


İbretlik Bir SAHİPLENMEME Örneği: OKUYUN!Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat201318 Ocak’ta AKP’nin polisleri sabahınköründe İstanbul ve Anadolu’da7 ilde Yürüyüş Dergisi, TAYAD, İdilKültür Merkezi, Gençlik Ferderasyonu,Okmeydanı Özgürlükler Derneği,Halkın Hukuk Bürosu ve ÇağdaşHukukçular Derneği’ni basarak86 kişiyi gözaltına aldı. 55 kişi tutuklandı.Kurumlar tam yağma vetalan anlayışıyla alt-üst edildi. Kırılıpdöküldü.Faşizmin saldırıları karşısındahalkımızın ve dostalarımızın örnekbir sahiplenmesi var. AKP’nin yalanbombardımanı daha baştan boşa çıkartıldı.Faşizmin halkı sindirme politikalarınakarşı halkın sahiplenmesidirenişe dönüşüyor.Bunların yanında ibretlik bir desahiplenmeme örneği var: Okuyun.EMEP’li Kamil Tekin Sürek güyabir açıklama yapıyor. Dernekler,Dergi büroları, Kültür Merkezi, HukukBürosu basılmış. 86 kişi gözaltınaalınmış. Bunları görmüyor. Tek birkelime bu kurumlara yapılan saldırılarıkınamak için söylemiyor. Bunlarıniçinden sadece ÇHD’nin basılmasıylailgili “siyasi davalaragiren avukatların örgüt üyesigibi suçlanarak gözaltına alınmasıAKP Hükümeti'nin samimiyetinide göstermektedir”diyor.Bravo sana Kamil Tekin Sürek:Böylece AKP’nin “samimiyeti”nide test etmiş oldun.AKP’den ne samimiyeti bekliyordunuz?Hayalleriniz mi yıkıldı?ÇHD’nin dışındaki diğer kurumlarınbasılması normal mi?15 Avukatın dışında diğer 71kişinin gözaltına alınması normalmi? Hukuka uygun mu? Sende avukatsın, bilirsin: Gece saat02.30’da kurumların helikopterlereşliğinde, yüzlerce polisle,kar maskeli özel timlerce, kapılarıkoçbaşlarıyla kırılarak, itfaiyearaçlarıyla camlardan girerekbasılması hukuki mi? Bürolarınkapılarının, duvarlarınınkırılması normal mi? 86 kişininişkeceyle gözaltına alınması,hücrelerde dahi kolları arkadan kelepçelenerekgünlerce tutulması “samimiyet”göstergesi mi? Sadece 15Avukatın ve ÇHD’nin basılması mıhukuksuzluk?Ne diyelim sizin avukatlığınıza?Hadi duyarlı, sıradan bir vatandaşolarak sahiplenemiyorsun, bir avukatolarak da mı sahiplenemedin? Boşverelim devrimcileri sahiplenmeyi,faşizmin bütün bu yaptıkları hukukauygun mu? Bir avukat olarak, hukukçuolarak hukuku savun. Yapılanhukuksuzluğa karşı çık.Hukuku da sahiplenemiyorsan,bırak otur oturduğun yerde açıklamayapma. Dikkat et, sözde sahiplendiğino avukatlar DEVRİMCİDİR!AKP’nin “samimiyeti”ne güven olmaz.O avukatlarla senin aranda birilişki kurup başına da bir iş gelebilir.Devrimci avukatları sahiplenmek debedel ödemeyi gerektirebilir. Bedelödemeyi göze alamıyorsan açıklamayapma...OKUYUN! EMEP’Lİ AV. KA-MİL TEKİN SÜREK’İN İBRETLİKAÇIKLAMASINI OKUYUN.EMEP Genel Başkan Yardımcısı Av.Kamil Tekin Sürek’in 18 Ocak 2013tarihli ilgili açıklamasıdır. Lütfen okuyunuz...İşte faşizim bu tür tavırlardanda cesaret alarak saldırıyor...“Gözaltına alınan avukatlar derhalserbest bırakılsınCuma sabahı erken saatlerde başlatılanoperasyonla İstanbul, İzmir veAnkara'da çok sayıda ÇHD üyesi veyöneticisi avukatın gözaltına alındığını,evleri ve bürolarının arandığını öğrendik.KCK Operasyonları çerçevesindetutuklanan elli civarında avukattan sonra,bugünkü toplu avukat gözaltlılarıiktidarın hukuk dışı uygulamalardanvazgeçmediğini gösteriyor.İktidar avukatlar ile müvekkilleriniözdeşleştiriyor. Avukatların savunmanolarak girdiği davalardaki örgütlereüye olduklarını varsayıyor.Böyle bir anlayış ve uygulama savunmahakkını ortadan kaldırır. Avukatların,müvekkillerinin yargılandığı“Artık, AKP; muhaliflerine teröristmuamelesi yapma politikasındanvazgeçilmeli”ymiş.Muhaliflere yapılması meşru olmayanhangi “muamele”, “teröristlere”yapılabilir? “Teröristler” infazedilebilir mi? “Terörist”lere işkenceyapılabilir mi?Ne biçim avukatsın, ne biçim hukukçusunsen?Dikkat et; “derhal serbest bırakılmasını”istediğin ÇHD yöneticiside olan o avukatlar Halkın HukukBürosu’nun avukatlarıdır. Devrimcilerinavukatıdır. İşçilerin, emekçilerin,yoksul gecekondulunun, halkınavukatlarıdır. Kendilerinin özgürlüğündenönce müvekillerini düşünürler.Ve hatta faşizmin hukukunun göstermelikolduğunu söyleyerek müvekkilleriiçin ölüme yatarlar.Açıklama yaparken iyi düşün.AKP’nin samimiyetine güven olmayacağınıbu olayla da görmüş oldun;sonra devrimci avukatlarla seninaranda bir bağlantı kurabilirler. Mamafihsiz “cepte keklik” değilsiniz...suçlarla bir süresonra suçlanmasıuygulaması, sanıklarınavukatsız kalmasınayol açabilir.Özellikle siyasi davalardasanıklarahukuki yardımdabulunmak fiilenmümkün olmaz.4. Yargı paketindesilahlı eylem-Kamil Tekin Süreklere katılmamış kişilerin “Terör” suçlamasıylakarşılaşmayacağı ilan edilmişken,siyasi davalara giren avukatlarınörgüt üyesi gibi suçlanarak gözaltınaalınması AKP Hükümeti'nin samimiyetinide göstermektedir.Artık, AKP muhaliflerine teröristmuamelesi yapma politikasından vazgeçilmelidir.Gözaltına alınan avukatların derhalserbest bırakılmasını istiyoruz.”KAMİL TEKİN SÜREKGENEL BAŞKAN YRD.22TÜRKİYE’DE HUKUK YOK MU?


BasındanMelih AşıkMilliyet, 19 OcakHedef Avukatlar...- Böylesi darbe dönemlerinde bilegörülmedi, diyor hukukçu NoyanÖzkan.Üç ilde polis tarafından sabahınköründe başlatılan operasyonda yaklaşık15 avukat gözaltına alındı...Evleri ve büroları arandı.Muhalif avukatlara yapılan buoperasyon, “doğrudan savunma mesleğineyönelik psikolojik bir operasyon”olarak niteleniyor.Ankara Barosu yayımladığı bildirideşöyle diyor:- İstanbul, Ankara ve İzmir’dearalarında çok sayıda avukatın bulunduğuyurttaşlarımız gözaltına alınmışve Çağdaş Hukukçular Derneğibaşta olmak üzere dernek bürolarındaaramalar yapılmıştır.- Kimsenin kendini güvende hissetmemesiiçin toplumun vedemokratik hukuk devletinin güvencemekanizmalarına karşı sistematikhak ihlalleri yapılmaktadır.- İstenildiği takdirde rahatlıklaulaşılabilecek kişilerin, her gün mahkemelerönünde savunma yapan avukatlarınve avukatlar tarafından kurulmuşderneklerin bu şekilde, somutsuç isnadı olmaksızın ve azılı suçlugibi bir işleme tabi tutulması, soruşturmanınsubjektifliğini açıkça ortayakoymaktadır.Çağdaş Hukukçular Derneği(ÇHD) Genel Başkanı SelçukKozağaçlı, Şam’da verdiği demeçtediyor ki:- Bizler, hapishanede işkencedekatledilen Engin Çeber’in, 19 Aralık2000 Hapishane katliamı davasının,polis kurşunuyla katledilen BaranTursun, Çağdaş Gemik ve ŞerzanKurt’un, köyleri yakılan ve yargısızinfazlara uğrayan Şemdinli halkının,ve Cizre faili meçhullerinin, parasızeğitim isteyen öğrencilerin avukatlarıyız.Son dönemde yargı, avukatlarkarşısında zorlanıyor. Bu bir misillememi?***Orhan BursalıCumhuriyet, 21 OcakSıra Avukatlarda!Sonra...İktidar basınının bulvar gazetesinde“köşe yazarı” görüntüsü altındayazan bir utanmaz, eline tutuşturulanveya belki de bizzat kendisinin deiçinde bulunduğu komployu haberveriyor okurlarına: Operasyonu MİTve Emniyet birlikte planlamış ve sonyılların en önemli “çökertmesi”ymiş.Bombalar, silahlar, kozmik bilgiler,yabancı ülkelere ülke sırlarını kriptolayarakçekmeler, falan filan. Haberebakın heyyy: “12 çelik kapıyıkırarak içeri girmeyi başaran polis...”Verilmek istenen görüntüyü anlıyorsunuzdeğil mi: Bir fesat yuvasınıdağıtıyoruz… 12 çelik kapı… kiminaklından çıktı bu fantastik baskınhaberi? Merak ettim, medya adlıdünyada, polisin, MİT’in ve iktidarınsaptırıcı yalanlarını yaymakla ve kamuoyuoluşturmakla görevli kaç yüzkişi çalışıyor?!Çağdaş Hukukçular Derneği’nede kapılar kırılarak sabaha karşı03.30’dan itibaren yapılan baskınlarla12’si avukat 64 kadar kişi, tabii ki“terör örgütü üyeliği” suçlamasıylaiçeri alınıyor. Derneğin Başkanı avukatSelçuk Kozağaçlı da yurtdışındangeliyor ve doğrudan savcılığa götürülüyor.Durumu bir sosyal medya cümlesiçok iyi özetliyor: “Her canlı bir günterör örgütü üyeliğini tadacaktır?”***Çağdaş Hukukçular, polisin veyargının zulmüne uğrayan insanlarısavunmakla tanınıyorlar: “Yoksulların,işkence görenlerin, şiddeteuğrayanların, emekçilerin, muhaliflerinavukatı olan meslektaşlarımızave derneğimize yönelik bu hukuksuzgirişimin durdurulması...”Dernek genel merkezi böyle çağrıdabulunuyordu.İçeri alınan bir avukata da savcıfotoğraf göstererek sormuş: “Nedenişçilerin eylemine katılarak onlaracesaret verdin, neden müdahillikleriniüstlendin?” Vay vay vayyy.Savcılar emeğe karşı... Maaşlarınıda emekçiler vergileriyle ödüyor...Bizim adalet sisteminin artık aslaadam olmayacağına ilişkin kanıtlardağ yüksekliğine tırmandı...Sorulmayan ve soramadıkları sorularda vardır, biz yardımcı olalım:“İşkencecilere neden karşı çıkıyorsunve polisin görevini yapmasınıengelliyorsun?”... “Adamın Emniyettedayak yiyerek veya kafasınakurşun sıkılarak öldürülmüş olmasınıneden araştırıyorsun, avukatlığınıyapıyorsun da ülkenin itibarınıdünyada yerle bir ediyorsun?”, “Zulmeuğrayan kadınları savunmaksana mı düşmüş?”, “Yoksuldan sanane, bir tekmeyi de sen vuracağına!Onları savunmak yakışıyor musana!?”Hadi bakalım gel de yanıt ver!Şu Çağdaş Hukukçular’ı kapatsak,yine birtakım avukatlar çıkacak vebenzer işleri yapmaya savunacaklar...Mübarekler karınca gibi! (Kahramanlarımbenim!)Gazeteciler Online sitesinde yayımlananbir haber analizde, ÇağdaşHukukçular Derneği’nin Suriye iledayanışmasının ve bir Suriye kuruluşuile Suriye’de ortak toplantı yapmasının“hesabı kesiliyormuş” bu baskınlarla...Doğruysa, devlet içindesahte belge bilgi hazırlayanlarca “gereklibelgelerin” hazırda tutulduğunuve baskınlarda götürülen malzemedeveya bilgisayarlarda bulunmuş olabileceğinivarsayabiliriz. Yakındautanmaz medyada boy gösterirse şaşırmayın!***Umur TaluHaberTürk, 19 OcakSon olarak gözaltına alınan avukatportresi (Radikal’de İsmail Saymaz’ınnotlarından): İşkenceyle öldürülenEngin Çeber’in, karakolda öldürülenFestus Okey’in, cezaevinde ölümeSayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013YALANLARLA TUTUKLANANLAR SERBEST BIRAKILSIN!23


Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013yatırılan Güler Zere’nin, bir sözüylelinç edilmek istenen Fazıl Say’ın,Hayata Dönüş Katliamı davasının,gözaltında yok edilen Efeoğlu kardeşlerin,toplu mezar açılmasının,parasız eğitim istedikleri için içeriatılan öğrencilerin, disko hapsindeöldürülen er Uğur’un, işten atılanişçilerin, başı derde giren nice sessiz,kimsesiz, güçsüz ve parasızın avukatları,poliste şiddet ve işkence görenleriçin özel hat kurucusu (TaylanTanay ve arkadaşları).***Yücel SaymanEvrensel, 21 OcakBir sol örgüt üyelerine yapılanoperasyonda bir çok avukat da gözaltınaalındı. Polis onların evlerineve bürolarına girdi, tüm bilgi ve belgelerialıp götürdü.Operasyona katılan polislere teşekkürediyorum. Yabancı güçlerin,örneğin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ninve onların işbirlikçisiyerli hukukçuların bize dayatmayaçalıştıkları kurallara boyun eğmediler.Neymiş, polis avukatın konutundave bürosunda bizzat arama yapamaz,avukatın belgelerine el koyamazmış;polis sadece arama sırasında güvenlikönlemi alabilirmiş, bu görevini dekonutta ve büroda bulunanları rahatsızetmeksizin, onları ürkütmeksizin veavukatın itibarını bozucu davranışlardabulunmaksızın yaparmış. Bütünbu yargının kuralı diye bizlere dayatılanlarınbizim hukuk kültürümüzdeyeri yoktur.Savcıya teşekkür ediyorum. Avukatınkendisinin işlediği suça ilişkinbilgi ve belgeler dışında hiçbir bilgive belgeye el konulamaz, bunlaralınıp götürülemez şeklindeki mesleksırrı kuralının da, hukuk düzenimizbu kuralı güvence altına almış olsabile, hukuk kültürümüzde yeri yoktur.Hukuk kültürümüzü hukuk düzenimizingüvence altına aldığı bu kuralakarşı koruyan savcıya teşekkür ederim.Yargıca teşekkür ediyorum, o daavukat konut ve bürosunun aranmasına,el konulacak bilgi ve belgelerinneler olacağına ilişkin karar verirkenhukuk kültürümüzün çerçevesi dışınaçıkmamıştır.Bu konuda en çok tüm evraklarınael konulan avukatların müvekkillerineşimdiden teşekkür etmek istiyorum.***Pınar ÖğünçRadikal, 21.01.2013ÇHD BilgisayarınınBelleği Birden NasılDoldu?Çağdaş Hukukçular Derneği üyelerineyapılan operasyonda 'kozmikbilgi kaçakçılığı' tanımlamasındandaha tuhaf detaylar da var.Ekseriyetle davalarına baktıklarıişçiler, öğrenciler, devlet tarafındankaybedilmiş çocuklarının kemikleriniarayanlar, köyünün suyuna kondurulacakHES’e karşı duranlar olunca,dönem itibariyle hemen her gün ÇağdaşHukukçular Derneği (ÇHD) üyesibir avukat böyle Türkiye’nin önemlidavalarından tekinde, adliyelerdedir.Mesleki koşullara, yeni yargı düzeninedair bir avukat birliği olarak sıklıklaaçıklama yaparlar. Büroları bellidir,siyaseten durdukları yer gibi...Gözaltına alınmadan bir gün evvelduruşmaya girmiş bu avukatlar ifadeyeçağrılsa yurtdışına mı kaçacaktı?Kaldı ki ÇHD Genel Başkanı SelçukKozağaçlı ve MYK üyesi Oya Aslan,haklarında çıkarılan yakalama kararınarağmen, dün bulundukları Beyrut’tanuçağa bindiler. Başlarına geleceğibiliyorlardı; uçak tekeri yeredeğer değmez de gözaltına alındılar.Ama tercih edilen, bu avukatlarıcuma gününün güneşi daha doğmadanhelikopterlerle, kapıları devirerek,duvarları oyarak, ‘torba’ denebilecekbir operasyonla yaka paça gözaltınaalmak oldu. Hukuka aykırı biçimdesavcı gelmeden, yolu şaşırmış meğer,büro araması başlatıldı. Zaten sonragizlilik kararı bulunan soruşturmayadair Emniyet ‘basın açıklaması’ yaptı.Selçuk Kozağaçlı’nın Bianet’te geçenyıl yayımlanan ‘Ceza davalarındayargıç da, savcı da olmasın’ başlıklıyazısını lütfen okuyun. Fezlekedeniddianameye uzanan o pek kısa yoluve katmerlenmiş ‘kolluk’ iktidarınınbu iki makamı nasıl kadük bıraktığınıanlatıyordu.‘Gündelik hayattan delil yaratmazanaatı’, geçen yıl Birikim’de TanılBora’nın yaptığı Kozağaçlı söyleşisindenayıklayarak üzerine yazdığımincilerden biridir. Zengin göstersindiye kalınlaşan klasörlere, aslındahiçbir şeyin delili olmasa da hakimdekanaat oluşturmak için eklenenlerden,mesela şüphelinin kendi evinden çıkarkengizlice çekilmiş fotoğraflardansöz ediyordu. Açı mühimdi.ÇHD’nin bir ihtiyaca karşılık tertiplediği‘Olağan Şüpheliler’ eğitiminebir grup gazeteci katılınca en uzunbaşlık sabah 5 baskınları olmuştu.ÇHD İstanbul Şube Başkanı TaylanTanay, o kadar çok baskında avukatolarak bulunmuş yahut hikaye dinlemiştiki olabilecekleri en az beşversiyonlu anlatıyordu.Uzun lafın kısası ÇHD avukatlarıbu yollardan çok geçtiler. Böylesibir Hollywood baskının da, kamuoyundasofistike bir suç işleniyormuşalgısı inşa etmek için ‘kozmik bilgiyollama’ iddialarının ortalığa salınmasınında anlamını biliyorlar.Çalan mühürlü telefonÇok önemli bir iddia daha var.Aynı gün Selçuk Kozağaçlı’nın BetülVangölü ve Özgür Yılmaz’la paylaştığıbüroda da arama yapılmış,bomba nevi hiçbir şey bulunamayaraksadece bilgisayarlar kopyalanmıştı.Büro çalışanı, bir ÇHD gönüllüsü,bir gün önce önemsemediği şu olayı,ertesi gün aramadan sonra bir dahadüşünmüş. 10 avukatın imzasıyla buhadise de tutanak altına alınmış.Şöyle diyor: “17 Ocak günü ÇHD’deöğle saatlerine doğru, bilgisayarbellek dolu uyarısı verdi, aslında bellekteçok fazla boşluk olduğunu biliyordum.C belleğini kontrol içinaçıp baktığımda bütünüyle kırmızırenkte olduğunu ve dolu göründüğünügördüm, virüs olabileceği düşüncesiylevirüs tarama programını başlattım,tarama programı bilmediğimçok büyük bir dosyayı tespit edipsilmemi istedi, uzun süre bu dosyayısilmeye çalıştım ama silemedim, son-24TÜRKİYE’DE HUKUK YOK MU?


a kendiliğinden her şey normaledöndü, olağan bir hata olabileceğinidüşündüm, ancak ertesi gün ÇHDaranıp yalnızca bilgisayar imajlarıalınınca durumla bir ilgisi olabilirdiye şimdi size anlatıyorum.” Tesadüfmü?Avukat Efkan Bolaç’ın sabah saatlerindemühürlenen telefonundangün içinde bazı kişilere atılan mesajlar,mühürlü bir telefonun arandığındaçalması gibi başka tuhaflıklarda anlatıyorlar.Operasyonda Yurt muhabiri,ÇHD’yle ilişkili Sami Menteş, Yürüyüşdergisi çalışanları ve bazı GrupYorum üyeleri de gözaltına alındı.Fakat bir avukat birliğinden 16 kişininaynı anda alınması ülkemizin bir başarıyadaha oynadığının göstergesi.KCK kapsamında tutuklanan avukatlarınsayısı, bir ilk olarak dünyabarolarının tepkisini çekmişti. ÇHDavukatlarına destek olanlar da gazdanve şiddetten nasibini alırken, iki gündüryine kınamalar yükseliyor dünyadan.Fransa Ulusal Barolar KonseyiBaşkanı Christian Charrière-Bournazel,Türkiye’nin Avrupa Konseyive Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ninüyeliklerinin düşürülmesini istediörneğin. Ama yok, Türkiye tutukluavukat sayısında da birinciliğehevesli. Yanılmak istiyoruz.Özgür Tutsakların İradesine TeslimOlmaya Devam EdeceksinizTekirdağ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde DenizKabak ve Deniz Şah ile birlikte aynı hücrede kalmaktaolan Emrah Uygur, babasının hapishane idaresine “oğlununbağımsızlarla kalmasını” içeren dilekçe vermesibahane edilerek saldırıya uğradı. Zorla başka hücreyegötürülen Emrah Uygur bu durumu protesto ederek,Deniz Şah ve Deniz Kabak ile birlikte 14 Ocak günüaçlık grevine başlamıştı. Zorla yapılan hücre değişikliğindendolayı Deniz Şah, Deniz Kabak ve Emrah Uygur’unbaşlattığı açlık grevine destek için 21 Ocakgünü, FikretKara, SadıkÇelik, İlyasArgun, SeçkinAydoğan veÖzcan Bayramadlı tutsaklarda açlık grevinebaşladılar.TAYAD’lıAileler 25Ocak günü hapishanelerdetutsakların iradesidışındayapılan hücre değişikliğine ve buna benzer yapılankeyfi uygulamalara karşı Çağlayan Adliyesi önündeeylem yaptı. “Hapishanelerdeki Keyfi UygulamalaraSon, Evlatlarımız Sahipsiz Değildir” yazılı pankartınaçıldığı eylemde, “Keyfi Hücre Değişikliğine Son”,“Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur”, “Evlatlarımız SahipsizDeğildir Öldürtmeyeceğiz”, “Keyfi UygulamalaraSon Verilsin” dövizleriyle hapishanelerde yaşanan hakihlalleri teşhir edildi.Açıklamayı yapan Nuri Cihanyandı, Uşak Hapishanesi’ndengelen Filiz Gencer’in mektubunu okuyarakhapishanelerdeki tutsakların can güvenliklerinin olmadığınısöyledi. 39 kişinin katıldığı eylemden sonra Tekirdağ1 No’lu F Tipi Hapishane idaresi hakkında suçduyurusunda bulunuldu.Öte yandan özgür tutsakların bir direnişi daha zaferlesonuçlandı. Açlık grevi eylemi yapan özgür tutsaklarıntalepleri hapishane idaresi tarafından kabul edildi.Açlık grevi kazanımla sonuçlandı.Grup Yorum da üyeleri Seçkin Aydoğan’ın açlıkgrevi yapmasıyla ilgili olarak yazılı bir açıklama yaparak,“Grup Yorum elemanı Seçkin Aydoğan'ın ve diğer devrimcitutsakların talepleri derhal kabul edilmeli hapishanelerdekikeyfi uygulamalar ortadan kalkmalıdır”dedi.Özgür TutsaklarTeslim AlınamazHapishanelerde yaşanankeyfi uygulamalara karşıTAYAD’lı Aileler 28 Ocakgünü İstanbul Adliyesiönünde eylem yaparak hakihlalleri raporunu da açıkladı.Analar beyaz başörtülerininüzerine kızıl bantlarınıtaktılar ve önlüklerinigiydiler. “HapishanelerdekiKeyfi Uygulamalara SonVerilsin, Evlatlarımız SahipsizDeğildir” pankartıaçarak evlatlarını her koşulda sahipleneceklerini gösterdiler.Eylemde, “Keyfi Hücre Değişikliğine Son”,“Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur, Evlatlarımız SahipsizDeğildir Öldürtmeyeceğiz”, “Keyfi Uygulamalara SonVerilsin” dövizleri taşındı. Sloganların atıldığı eylemdekonuşan TAYAD’lı Nagehan Kurt, Tekirdağ 1 No’lu FTipi Hapishanesi’nde özgür tutsak Emrah Uygur’ayönelik saldırıyı ve Fikret Kara’nın 20 aydır tek kişilikhücrede tutulmasını anlattı. Kurt, Kara ve Uygur’un taleplerininyapılan açlık grevi direnişiyle birlikte kabuledildiğini, direnişin kazanımla bitirildiği bilgisini deverdi. Ayrıca F Tiplerindeki diğer hak ihlalleri de dilegetirildi.Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013YALANLARLA TUTUKLANANLAR SERBEST BIRAKILSIN!25


HalkınHukukBürosuOligarşinin Hukuku FaşizminÜzerini Örten Şaldır!İkinci BölümAKP; iktidara geldiği gündenberi geçen 10 yıllık süre boyunca,tüm uygulamalarıyla ve bu arada çıkardığıyasalarla tekellere dost, halkadüşman olduğunu açıkça göstermiştir.Eğitimden sağlığa, sosyalgüvenlikten barınma hakkına, işgüvenliği ve sendikal haklardan konutsorununa ilişkin vb. tüm yasal düzenlemelerinIMF’nin dayatmaları sonucuyaşama geçen, tekellerin çıkarlarınıgözeten, halkın mevcut kazanımlarınıyok eden, kazanılmış haklarınıgasp eden niteliği bu yüzünü açıkça ortayakoymaktadır. Bunların yanındahalkın direnme hakkını elinden alan,halkın hak arama özgürlüğünü yokeden, haklar ve özgürlükler mücadelesinihatta her türlü muhalefeti dahi“terör” ve “örgüt” umacısıyla boğmayaçalışan ceza yasaları “ileri demokrasi”söyleminin ardındaki faşizmin yüzünüdaha açık şekilde göstermiştir. Tabiiki, görmek isteyenlere… Görmekistemeyenlere, her şeye rağmenAKP’de ilerici yanlar aramaya çalışanve bulduğunu iddia edenlere söyleyeceksözümüz yok.AKP’NİN 10 YILI, ADINA“REFORM” DEDİKLERİHALKA YÖNELİK SALDIRIYASALARIYLA DOLUDURAKP iktidarının ilk yıllarında,birbiri ardına “reform” yasaları çıkarıldı.Bu yasalarla halkın her kesimineyönelik dizginsiz bir saldırıbaşlatıldı. AKP bu saldırılarını halkıniradesini temsil ettiğini iddia ettikleriTBMM’de, halkın temsilcisi olduğunuiddia ettikleri milletvekillerininoylarıyla çıkardıkları yasalarla meşrulaştırmayaçalıştı. Milletvekillerininparmak kaldırıp indirerek, bir gecedeyüzlerce maddelik yasaları jet hızıylameclisten geçirerek çıkardıklarıyasalarla; eğitimden sağlığa, iş yaşamındanbarınma hakkına kadar heralanda halka yönelik saldırılara yasalkılıf hazırlandı.Bu kapsamda, iş yasalarında yapılandeğişikliklerle sendikal haklarbudandı; işçiye, memura “performansadayalı”, “esnek” çalışma adı altındadüşük ücretle, kölelik koşullarında,güvencesiz çalışma ve yaşamdayatıldı. Patronların, haklarını gaspederek işçileri işten atması kolaylaştırıldı.Bir yandan “iş güvenliği” adıaltında iş yerlerinin ve patronların güvenliğiartırılırken diğer yandan taşeronlaşmanınönü açıldı ve her günonlarca iş cinayeti yaşanmaya ve bucinayetlerin sorumluları yargı tarafındankorunmaya devam etti. Bugünhala emekçilerin alın terlerinin karşılığıolan ücretlerinden kesilerek biriktirilenkıdem tazminatına da gözdikmiş durumdalar. Yine Toplu İş İlişkileri(Sendikalar) Yasası’yla emekçilerinkalan son parça sendikal haklarınıda gasp edecek saldırı hazırlığındalar.AKP’nin emekçilere yönelik saldırılarıbunlarla sınırlı değildi… Sosyalgüvenlik sisteminde yapılan değişikliklerleemeklilik yaşı 65’e kadarçıkarılıp emekçilere mezarda emeklilikdayatıldı. Böylece emekçileri65 yaşına kadar sömürüp, deyim yerindeyse,posasını çıkarıp bir kenaraatmanın hesabını yaptılar. Sosyal Sigortalarve Genel Sağlık Sigortası Yasası’ylada emekçilerin sosyal güvenceleribudandı. Artık emekçiler yıllardıremeklerinin karşılığı olan ücretlerindenkesilerek sahip olduklarısosyal güvenceden, yani parasız sağlıkhizmetlerinden ve diğer sosyalhaklardan daha az yararlanacak, hattagiderek artan “katkı payı” adı altındakiücretlendirmeyle zamanla buhaklardan neredeyse hiç yararlanamayacak.Sağlık sistemindeki özelleştirmeci-serbestpiyasacı politikaylabirlikte düşünüldüğünde, AKP’nin, artıkparası olmayanın sağlık hizmetlerindenbile yararlanamayacağı,“paran kadar sağlık” döneminide böylece sağlamlaştırdığınısöylemek yanlış olmayacaktır.AKP YOKSUL HALKINCANINA VE MALINAKASTEDİYOR!KENTSEL DÖNÜŞÜM YOK-SUL HALKIN MALININ VE BA-RINMA HAKKININ GASP EDİL-MESİDİR.AKP’nin yoksul halka yöneliksaldırılarının en büyüğü ve en kapsamlısıda şüphesiz kentsel dönüşümadı altındaki yıkım saldırısıdır. AKPiktidara geldiği ilk günden itibaren enbaşta yoksul halkın yaşadığı gecekondumahalleleri olmak üzere zamanlaşehir merkezinde veya merkezeyakın yerlerdeki, rantı yüksek alanlarıhedef seçmiş ve buralarda yıkım saldırılarınabaşlamıştır. Daha iktidarageldiği ilk günlerde TOKİ KanunundanBelediye Kanuna kadar pek çokyasada değişiklik yaparak kentseldönüşüm saldırısının yasal zemini hazırlamıştır.2004 yılı sonlarından itibaren hayatageçirilen kentsel dönüşüm uygulamasıile işbirlikçi burjuvazinin iştahınıkabartan bu alanlardaki yoksulhalkın evleri, gecekonduları yıkılarakburalarda yaşayan insanlar TOKİaracılığıyla kentin en ücra yerlerinesürülmüş, onlardan boşalan alanlar isebüyük iş merkezleri, rezidanslar, alışveriş merkezleri (AVM’ler) ve otellerledonatılmıştır.Son olarak kısaca “afet yasası”olarak bilinen afet riski altındakialanların dönüştürülmesine ilişkinyasa çıkarılarak yıkım saldırısınınönündeki tüm yasal engeller kaldırılmıştır.Bu yasayla yıkım saldırısındatüm yetkiler tek merkezde toplanmış,halkın yıkımlara karşı çıkması hemyasal olarak hem fiilen engellenmeyeçalışılmıştır. Yasayla idare mahkemelerininyıkımlarla ilgili yürüt-26TÜRKİYE’DE HUKUK YOK MU?


meyi durdurma kararı verme yetkilerikaldırılmış, dava açma süreleri düşürülmüştür.Ayrıca yasayla direnişin olduğumahallelere elektrik, su, doğalgazvb hizmetlerin verilmeyeceği düzenlenerekdirenişler kırılmak istenmiştir.Böylece savaş hukukunda bile yeriolmayan bir zorbalık yasal kılıfa büründürülmüştür.Savaş hukukundadahi işgalci devletin işgal ettiğibölgelerdeki insanların elektrik,su, doğalgaz vb yaşamsal ihtiyaçlarınıkullanmalarını engelleyemeyeceğiöngörülmüşken Afet Yasasıdüşman gördüğü halka savaşhukuku kurallarını bile çok görmektedir.İşte bu kadar ahlaksız, bukadar zorbadırlar. Ve ahlaksızlıklarınıve zorbalıklarını yasalarla maskelemektedirler.“Dostlara Adil Davranılır,Düşmana Yasa Uygulanır”AKP Düşman GördüğüHalka, “CezalardanCeza Beğenin” Diyor!AKP’nin iktidar olduğu gündenitibaren halka karşı başlattığı savaş doğalolarak halkın direnme dinamiklerinide yok edecek ceza yasalarınıdüzenlemesini zorunlu kıldı. Bu kapsamda2004 yılı başlarında, “ceza reformu”yapılması gündeme geldi.Bu “reform” demokratikleşme, sivilleşme,ilerleme söylemlerinin dillerdendüşmediği, birbiri ardına demokratikleşmeve AB’ye uyum paketlerininçıkarıldığı bir sürecin bütünleyicisiolarak gündeme geldi.Reform adı altındaki bu değişikliklerleCeza Kanunu, Ceza UsulKanunu, Terörle Mücadele Kanunu,Ceza İnfaz Kanunu ve bir diziceza mevzuatında “köklü” değişiklikyapıldı. 1 Haziran 2005’te yürürlüğegiren yeni mevzuatla ilk olarak İtalyanCeza Yasası’nın kopyası olmaklaeleştirilen Türk Ceza Kanunu değiştirildive “bize özgü” yeni birceza kanunumuz oldu(!) BöyleceMussolini İtalyasının faşist ceza yasasıartık yürürlükten kalkmış, yerinedaha demokratik daha çağdaş birceza yasası getirilmiş oluyordu!AKP’nin kuyruklu yalanlarınınen büyüğü buydu. Ceza kanunundadevletin suç ve cezalandırma politikasıbakımından olumlu sayılabilecekbazı önemsiz küçük değişiklikler yapılırkenasıl olarak iktidarın politikalarınaher türlü muhalefeti suç sayan,suç ve ceza kavramlarının tanımınıalabildiğine belirsizleştirip devletinkolluk güçlerine ve yargılamamakamlarına sınırsız bir cezalandırmaözgürlüğü tanıyan bir suç ve cezalandırmapolitikası değişikliğinegidildiğini söylemek yanlış olmayacaktır.Örneğin en genel anlamda örgütlüsuçlar, özel olarak da silahlı örgütüyeliği olarak adlandırılan vedaha çok siyasal nitelikli yargılamalarınkonusu olan suçlar bakımındansuç nitelendirmeleri alabildiğine belirsizleştirilip,yorumlanmaya ve heryorumcu (uygulayıcı) tarafından değişikyer ve zamanlarlarda değişik şekillerdeanlamlandırılmaya ve uygulanmayamüsait hale getirildi.Somut bir örnekle ifade edecekolursak; yeni ceza yasasında “örgütünveya amacının propagandasını yapmak”şeklinde bir suç tanımlaması yapıldı.Bu tanımlama nedeniyledir ki, artıkherhangi bir konudaki herhangi birdüşünce açıklaması, herhangi bir eylemya da etkinlik herhangi bir örgütüno konuda sizinle aynı düşünceyi savunuyorolması sebebiyle “o örgütünamacının propagandasını yapmak”olarak değerlendirilebilecek ve cezalandırılabilecektir.Başka bir örnek;yeni TCK’ya göre artık örgüt üyesi olmamaklabirlikte örgüt tarafından düzenlendiğiiddia edilen bir eylemekatılmak veya örgüte yardım etmek deörgüt üyesi gibi cezalandırılma sebebidir.Yani yasa, bu düzenlemeylehem sizin örgüt üyesi olmadığınızı kabulediyor hem de sizin örgüt üyesi olarakcezalandırılmanızı, başka bir ifadeile aslında işlemediğiniz bir “suç”nedeniyle cezalandırılmanızı öngörüyor.Bunun adı da çağdaş, ilerici birdüzenleme oluyor!‘90’lı yılların o kanlı “terörle mücadele”konsepti döneminde dahi kişilerisilahlı örgüt üyeliği ile cezalandırmayıçok ağır şartlara bağlayanbir yargı pratiğinden siyasal konjonktüründeğişmesiyle birlikte artıkher şeyin, siyasal iktidara karşı her türlümuhalefetin “örgüt üyeliği” suçlamasıile karşı karşıya geldiği bir yargıpratiğine geçişin hukuk mantığıylaizahı mümkün değildir. BuAKP’nin faşist yüzünü gizlemedehukuku ve yargıyı nasıl kullandığınınbir göstergesidir.Nitekim her türlü yoruma açık hükümleriçeren bu düzenlemeler nedeniyledirki, bugün neyin örgüt üyeliği,kimin örgüt üyesi, kimin örgüteyardım eden, kimin silah sağlayan olduğununbelirsiz olduğu; bu konudafarklı illerdeki farklı özel yetkilimahkemeler arasında hatta aynı yargıçevresindeki özel yetkili mahkemelerarasında bile yorum farkları nedeniylebirbirine taban tabana zıt uygulamalarınolduğu görülmektedir.Kavramlardaki bu belirsizlik veyaşanan karmaşa, yasa yapma tekniğiaçısından bir hata, bir yanlışlığındeğil halka karşı savaşın bir parçasıolarak bilinçli bir politikanın ürünüdür.Böylece zamanla bir basın açıklamasına,yürüyüşe ya da mitinge katılmak,herhangi bir slogan atmak, birkitap ya da dergi bulundurmak örgütüyeliği suçlamasıyla karşı karşıyabırakmıştır. Bu sayede ilk başta yalnızcasınırlı bir kesimi, devrimcileri,sosyalistleri hedef alan bu yasalarınhedef kitlesi zamanla genişlemiş,AKP’nin krizi derinleştikçe ve halkınmücadelesi geliştikçe sendikal mücadeleyürütenleri; çevre, kadın sorunuvb. sorunlarla sınırlı düzen içimuhalefet yürütenleri; hatta oligarşiiçi iktidar kavgasının seyrine paralelolarak tüm ulusalcı kesimi, orduyu veCHP gibi burjuva partilerinin üyelerinidahi hedef alır hale gelmiştir. Bugünartık demokratik kurumlardamücadele yürüten devrimcilerin yanındaçeşitli sebeplerle AKP’nin politikalarınamuhalefet eden her kesiminyıllarca tutsak edilip onlarcayıla varan cezalar verildiği bir yargıpratiği vardır karşımızda. Bunun sorumlusuda AKP’den başkası değildir.Çünkü AKP’nin “devrim” söylemlerieşliğinde, “reform” adı altın-Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013YALANLARLA TUTUKLANANLAR SERBEST BIRAKILSIN!27


Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013da yaptığı yeni yasalar bunu mümkünkılmıştır.DGM’den Özel YetikiliACM’ye, Özel YetkiliACM’den BACEM’eDeğişen YalnızcaMaskeleridir!2005 yılında yapılan “ceza hukukureformu” ile değiştirilen düzenlemelerdenbiri de ceza usul yasasıdır.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu(CMK) ile eski Ceza MuhakemeleriUsulü Kanunu (CMUK) yürürlüktenkaldırılmıştır. Yeni usul yasasıda AKP tarafından halka “adetabir devrim” olarak sunulmuş; çok ileri,çağdaş, modern bir usul yasası yapıldığıpropaganda edilmiştir. Bu yasanınyürürlüğe girmesinden hemenönce Anayasa’da yapılan bir değişiklikleDevlet Güvenlik Mahkemelerilağvedilmiş (kaldırılmış), bu yasanın(CMK’nın) 250. Maddesiyle deözel yetkili mahkemeler kurulmuştur.Yani “devrim” olarak nitelenen yasaylayapılan temel değişiklikDGM’lerin yerine geçecek mahkemelerikurmak ve onları özel yetkilerledonatmak olmuştur. Böylecedevrim olarak nitelenen DGM’lerinkaldırılması, yine devrim olarak nitelendirilenyeni usul yasasıyla yerineikame mahkemeler kurulmasından,başka bir deyişle tabela değişikliğindenöte gitmemiştir. Hatta yeni mahkemeler,usul yasasının verdiği özelyetkilerle kısa sürede DGM’leri aratanuygulamalara imza atmaya başlamıştır.Yeni usul yasasının getirdiğiönemli değişikliklerden biri de gizlitanık uygulamasıdır. Yeni Usul Yasasınınürünü olan özel yetkili mahkemeler,devletin suç ve cezalandırmapolitikasındaki değişikliğin bir gereğiolarak, artık sıkça gizli tanık delilinebaşvurmaya başlamıştır. Devletinsuç ve cezalandırma politikasındakibu değişikliğin ise ceza sorumluluğunun,artık herkesin her anörgüt üyeliği suçlamasıyla karşı karşıyakalmasına imkan verecek şekilde,genişletilmesi yönünde olduğunuifade etmiştik. Bu nedenledir ki, AKPiktidarı, devrimci-sosyalist olsun yada olmasın kendisine muhalefet edenher kesimi sindirmenin, yok etmenin,tasfiye etmenin bir aracı olarak özelyetkili mahkemeleri kullanmıştır.Özel yetkili mahkemeler için de gizlitanıklar, herkesi örgüt üyeliği ilesuçlayabilmek için biçilmiş kaftanrolü görmüştür. Kim oldukları, hattagerçekte varlıkları dahi şaibeli gizli tanıkbeyanlarının burjuva hukuk mantığındadahi hiçbir geçerliliği yokkenAKP’nin ve onun yargı organlarınınbuna dört elle sarılmalarının ve bu konudabu kadar pervasızlaşmalarınınnedeni şüphesiz kendilerini hiçbirhukuk kuralıyla sınırlamadan halkakarşı savaşa adamalarıdır.Usul yasasında yakın zamanda, 3.Yargı Paketi ile bazı değişiklikleryapılmış ve Özel Yetkili Mahkemelerkaldırılarak yeni bir “devrime”imza atılmıştır! Yapılan değişiklikle7 yıllık pratiğiyle halka karşı savaşınmotoru olduğunu ortaya koyan veadeta terör estiren Özel Yetkili Mahkemelerkaldırılmış, yerlerine TerörleMücadele Kanunu (TMK) 10.Madde ile yetkili Bölge Ağır CezaMahkemeleri (BACEM) kurulmuştur.Yine bu mahkemelerin görevalanlarında tutuklama kararlarını verensorgu hakimliklerinin adı da “ÖzgürlükHakimi” olarak değiştirilmiştir.Ancak bu değişikliğin deDGM’lerin kaldırılıp yerlerine ÖzelYetkili Ağır Ceza Mahkemelerinin kurulmasındaolduğu gibi tabela değişikliğindenbaşka bir anlamı yoktur.Çünkü eski Özel Yetkili ACM’lerinyetkilerini aldıkları CMK’nın 250.Maddesindeki hükümler aynen TMK10. Maddeye aktarılmıştır. Yani bugünküBACEM’ler dünkü Özel YetkiliACM’lerin yetkileriyle donatılmıştır.Başka bir deyişle dün Özel YetkiliACM’ler hatta öncesindeDGM’ler ne ise bugünkü BACEM’lerde odur.Yine 3. Yargı Paketiyle usul yasasındayapılan bir diğer değişiklik detutuklamaya alternatif olarak “evhapsi” uygulamasının getirilmiş olmasıdır.Bu değişiklikle birlikte uzuntutukluluk ve tutuklama oranlarınınfazlalığı nedeniyle teşhir olanAKP’nin yargısının eli rahatlatılmıştır.Çünkü tedbir olması sebebiyle istisnaolarak uygulanması gerekentutuklamayı istisna olmaktan çıkarıpkural haline getirmekle eleştirilenmahkemeler, özellikle de özel yetkilimahkemeler, artık sıklıkla ev hapsikararları verebilecektir. Nitekimyasa yürürlüğe girdiği günden beri,henüz çok kısa bir süre geçmesinerağmen, adına utanmazca “ÖzgürlükHakimi” dedikleri özel yetkili hakimlerneredeyse tutuklamadıklarıherkese ev hapsi kararı veriyorlar.Yani tablo şu: Ya hapishanede tutsaklıkya evde… Hangisini beğenirsen.“Kırk katır mı kırk satır mı” deyişindeolduğu gibi.Şu ikiyüzlülüğe, daha doğrusuyüzsüzlüğe bakın! Önüne gelenherkesi tutuklayan, tutuklamadığınaev hapsi veren bir hakimeutanmazca “özgürlük hakimi” diyorlar.Tıpkı 28 devrimci tutsağıkatlettikleri 19 Aralık hapishanelerkatliamına “Hayata Dönüş” adınıverdikleri gibi… Bunun adı halkdüşmanlığı değilse nedir?“Ya Düşünce DeğişikliğiYa Ölüm!” Saldırısı:İnfaz Yasası2005 yılında Türkiye’ye armağanettiği bir diğer yasa da Ceza veGüvenlik Tedbirlerinin İnfazı HakkındaKanun’dur (CGTİK). Halkdüşmanı AKP’nin mahkemelerininverdiği cezaların nasıl infaz edileceğinive hapishanelerde kalan tutukluve hükümlülerin hak ve yükümlülüklerinidüzenleyen bu kanunla daözellikle siyasi tutsaklar için her şeybaskının ve sindirmenin bir aracı halinegetirilmiştir.F Tipi tecrit hücreleriyle birlikte hayatageçirdikleri tecrit-tretman politikasınayasal zemin oluşturan infaz yasasıbirçok hakkı tretman (iyileştirme)şartına bağlı kılarak devrimci tutsaklarıdüşünce değişikliğine, teslimiyetezorlamaktadır. Zira haberleşmedenziyarete, spordan kütüphaneye varıncayakadar birçok haktan yararlanmakiçin disiplin cezası almamış olmak gerekmektedir.Başka bir ifadeyle bu hak-28TÜRKİYE’DE HUKUK YOK MU?


ların kullanımı bir yaptırım olarakengellenmektedir. Böylece hapishanedeidarenin dayattığı yaşam tarzınındışında bir yaşam tarzını, örgütlü yaşamıseçmeleri, düşünceleri doğrultusundayaşamaları, türkü-marş söylemeleri,slogan atmaları, keyfi uygulamave dayatmaları kabul etmemeleridisiplin soruşturması sebebi olmaktadır.Sonuçta da aylara hatta yıllara varaniletişim ve ziyaret yasakları, günlercesürecek hücre cezaları verilmektedir.Böylece tecrit içinde tecrituygulanmakta düşüncelerinden vazgeçmeyentutsak ceza içinde cezaçektirilerek öldürülmeye çalışılmaktadır.Yani infaz yasası cezaların vegüvenlik tedbirlerinin infazını değil,tutsakların nasıl hizaya getirileceğinidüzenlemektedir. Bu sebeple mevcutinfaz sistemi Nazi uygulamalarınıaratmayan niteliği nedeniyle AKP’ninfaşist yüzünün açık göstergesidir.AKP Polise KatletmeÖzgürlüğü Verdi2005 yılında Ceza Kanunu, CMKve Terörle Mücadele Kanunu’ndadeğişiklikler AKP’ye yeterli gelmemişolacak ki, 2007’de Polis Vazife veSalahiyetleri Kanunu’nda (PVSK)da değişiklikler yapılmış ve bu değişikliklerlepolise sınırsız öldürmeyetkisi verilmiştir.AKP’nin ikinci iktidar dönemininbaşladığı 22 Temmuz 2007’deki genelseçimlerin hemen öncesinde polisinyetkilerinin artırılması gündemegeldi. Mevcut yetkilerle polisin suçunönlenmesinde ve suç faillerinin yakalanmasındaetkili olamadığı, yapılacakyeni düzenlemeyle polisin daharahat ve kendine güvenli olarak hareketedeceği bu sayede suçla vesuçluyla daha etkin mücadele edeceğivurgulanıyordu. Tesadüf bu ya, ogünlerde kap-kaç ve hırsızlık haberleride en üst noktaya çıkmıştı. Sahibininsesi burjuva medyada hırsızlıkve kapkaç haberlerinden geçilmiyor,bu haberlerle alttan alta ortalıktasuçtan ve suçludan geçilmediği, polisinyetkilerinin artırılması, eliningüçlendirilmesi gerektiği mesajı veriliyor,halk manipüle ediliyordu.Nitekim çok geçmeden öyle deoldu. PVSK’da yapılan değişikliklepolise olağanüstü hal yetkileri verildi.Buna göre polis artık sınırsız birdurdurma, arama ve kimlik sorma yetkisinesahipti. Polis artık sokaklardacanı istediği gibi insanları durdurabilecek,kimlik sorabilecek, üzerleriniarayabilecekti. Yine PVSK’da yapılanbu değişiklikle polise yakalanan/gözaltınaalınan herkesin veya ehliyetya da pasaport alma vb. sebeplerleyolu emniyete düşen herkesinparmak izini ve fotoğrafını alma vekaydetme yetkisi tanındı. Bu yollaelde edilen verilerin ise 80 yıl süreylesaklanabileceği düzenlendi. İşte halkadüşman, halkı potansiyel suçlu görenAKP zihniyeti!PVSK ile yapılan bir diğer değişiklikde polise “duraksamadan ateşetme” yetkisi verilmesine ilişkindi. Budeğişiklikle PVSK’nın daha öncepolisin zor kullanma yetkisini düzenleyenEk 6. Maddesi ile silahkullanma yetkisini düzenleyen 16.Maddesi birleştirilerek tek başlık halindedüzenlendi. Yeni düzenlemede“Hakkında tutuklama, gözaltınaalma, zorla getirme kararı veya yakalamaemri verilmiş olan kişilerinya da suçüstü halinde şüphelinin yakalanmasınısağlamak amacıyla vesağlayacak ölçüde” silah kullanmayetkisi verildi. Oysa daha önce yalnızcaağır cezalık bir suç şüphelisininkaçmasını engellemek için başkaçare kalmaması halinde, silahlı saldırıhallerinde ve “dur” ihtarına uyulmamasıgibi hallerde silah kullanmayetkisi verilmişti. Bu değişiklikleağır cezalık olduğuna bakılmaksızınherhangi bir suç şüphelisinin kaçması,dur ihtarına uymaması halinde polissilah kullanma yetkisine sahip oldu.Yine bu yasayla polise, kendisineyönelik -silahlı olsun ya da olmasınhertürlü direnişi kırmak amacıyla silahkullanma yetkisi verildi. Yanipolisin silah kullanma yetkisi olağanüstübir şekilde artırıldı.Nitekim bu değişiklikten sonra polisinkovalamaca sonucu kaçtığı,“dur” ihtarına uymadığı veya kendisinedirenildiği gerekçesiyle öldürdüğüya da sakat bıraktığı kişi sayısındainanılmaz bir artış yaşandı.Artık polis önüne geleni vuruyor,“dur ihtarına uymadı”, “ayağım kaydı”,“sendeledim”, “silahım yanlışlıklaateş aldı” vb. diyerek neredeyse hergün birilerini öldürüyor. İzmir’deBaran Tursun, Emrah Barlak, Ankara’daSoner Çankal, Antalya’da ÇağdaşGemik “dur” ihtarına uymadıklarıgerekçesiyle; Muğla’da Şerzan Kurt,Diyarbakır’da Aydın Erdem katıldıklarıbir gösteride vurularak öldürüldü.Ki, bunlar vurulan kişilere sahipçıkılması sonucu basına yansıyanolaylardır. Bunların dışında da polisinkatlettiği ve kendi içinde kapattığıbir çok öldürme olayları vardır.Onlar PVSK’daki değişikliğin yürürlüğegirdiği 2007 yılından bugünepolisin öldürdüğü 128 kişiden yalnızcabazıları. 17 yaşındaki FerhatGerçek ise PVSK’daki değişikliğinyürürlüğe girmesinden yalnızca 3 aysonra Yürüyüş dergisi dağıttığı bir sıradapolis tarafından sokak ortasındasırtından vurularak felç bırakıldı. YineYasin Kırbaş da tıpkı Ferhat gerçek gibiPVSK kurbanı olarak felç bırakıldı.Polisin çeşitli gerekçelerle öldürdüğüya da sakat bıraktığı bu kişilerleilgili yapılan yargılamalar daAKP’nin katil polislerinin ve yargısınıngerçek yüzünü göstermiştir.“Tüm bu dosyalar gösteriyor ki, “duraksamadan”ateş edip copuna veyabiber gazına davranan ya da “orantılıgüç” (!) kullanan polis, ölümdenve yaralamadan sonra delilleri yokedip değiştiriyor, geriye dönük belgedüzenliyor, sahte delil ve tanık icatediyor ve yargı sürecini sekteye uğratıyor.Yargı da, birkaç saygın örnekhariç, cinayet işleyen polise mümkünolduğunca az ceza vermenin ve tutuksuzyargılamanın yollarını arıyor.”(İsmail Saymaz, Sıfır Tolerans,Syf. 14)Gazeteci İsmail Saymaz’ın da dediğigibi, AKP iktidarının Türkiye’ye“armağan” ettiği yeni PVSK, bütünbir toplumun “zabıta marifetiylederdest” edilmesidir. (age. Syf. 15)SürecekSayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013YALANLARLA TUTUKLANANLAR SERBEST BIRAKILSIN!29


ÖNCE ELİNİZDEKİMEGAFONU BIRAKINSayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013Özgür TutsaklardanTKP/ML Tutsakları'nın "SavrulmaDurdurulmadığında Çürüme Büyüyecektir"başlıklı (Halk Gerçeği, 1Temmuz 2012) eleştirimize cevapolarak yazdıkları açıklamayı okuduk.Biz, bu arkadaşları (TKP/ML,MKP, MLKP Davası Tutsakları) tredmanabağlı faaliyetlere çıkma kararıalmanız yanlıştır, diyerek eleştirmiştik.Neden ve nasıl yanlış olduğunu dasomutlamıştık. TKP/ML tutsaklarıda yaptıklarının neden "doğru" olduğunuortaya koyamayacağı için, yanlışlarınılafazanlık yaparak örtbas etmeyeçalışmışlar. Oportünizmin bilinentarzı budur.Evet, ilgili yazıyı okuduk ve gördükki, TKP/ML Tutsaklarının elindehala megafon var. Ve biz, ÖzgürTutsaklar olarak bu megafonun sesiniiyi tanırız.Bilindiği gibi, 19-22 Aralık direnişimizsırasında, TKP/ML Tutsaklarınıngenel temsilcisi düşmanın elineverdiği megafonu alarak, ÖzgürTutsaklar'a teslimiyet çağrısı yapabilmiştir.O zaman, teslimiyet çağrısıyapan TKP/ML temsilcisine ÖzgürTutsaklar, şu karşılığı vermişlerdi:"Senin yerin düşmanın yanı değil,bizim yanımız olmalıydı. Ne işinvar orada? Eline niye aldın o megafonu?"(Aktaran: Ahmet İbili, CanımFeda, syf: 356, Boran Yayınları)TKP/ML Tutsakları'nın bu yazısınıokuduktan sonra da diyoruz ki, öncelikleo megafonu bırakıp konuşun.O megafonla konuşmaya devamettikçe, söylediklerinizin devrimcibir anlamı olmaz. Bırakın o megafonuelinizden, göreceksiniz ki sağcılıktan,pasifizmden başka bir kaybınızolmayacak.O "megafon" sağcı bir duruşun, birzihniyetin, kendini korumacılığın iradeçarpışmasının şiddeti karşısındamantıki sonucuna ulaşmasıdır.Direnişi gereksiz gören, daha başlamadan,kafada yenilen, düşmanınideolojik etkisi altına girerek "nasılsakazanamayacağız, kaymak tabakayıkoruyalım" diyen oportünistanlayışın kaçınılmaz sonucunu temsileder o megafon.O "megafon" elinizde olduğu sürece,direnişin diliyle konuşamaz,işte böyle saldırırsınız Büyük Direnişimiz'e.Demek ki aynı noktadasınız.Bu tahammülsüzlüğünüzün sebebisağcı, pasifist, direniş kaçkını politikanızı"komünistlik" adına meşrulaştırmanızaizin vermeyişimizdir.Vermeyeceğiz de! O megafonu elinizdenbırakmanız için gerekeni yapacağız.Devrimci sorumluluğumuzve dostluk anlayışımız bunu gerektiriyor."Biz de direndik" demeye çalışarakhalkı kandırmanıza, tarih izinvermiyor. Çünkü, Büyük Direnişimizkarşısında kim ne yaptı, herkesinyeri bellidir.Buna göre;1- TKP/ML direnişe başlamayı tercihetmemiş ve başlamamıştır. 19Aralık katliamının ardından götürüldükleriF Tiplerinde kerhen başlamışlardır.Ve hiçbir zaman direnişinasli unsuru olmamışlardır.2- TKP/ML'nin sağcı çizgisi, 19-22 Aralık direnişi sırasında Özgür Tutsaklar'adüşman megafonuyla teslimiyetçağrısı yapabilecek savrulmayıyaratmıştır.3- TKP/ML Tutsakları diğer oportünistgruplarla birlikte, direniş saflarınıMayıs 2002'de terk etmişlerdir.Böylece, emperyalizm ve oligarşinin"stratejik saldırı"sı karşısında ölümüneçarpışarak, bedelleri göze alarakdirenememiş ve savrulmuşlardır.Bu savrulma, direnmeyen çürür gerçekliğiiçinde ve çeşitli biçimlerde devametmektedir. Tredmana bağlı faaliyetlereçıkışta bu kapsamdadır.Bunlar tarihsel gerçeklerdir. BüyükDirenişimiz, TKP/ML'nin bu gerçeğiniaydınlattığı için şehitlerimizin kanıylayaratılan Büyük Direniş'e saldırmayadevam ediyorlar. İşte buyüzden o megafonu elinizden bırakındiyoruz.Emperyalizm ve oligarşinin, ülkemizdevrimci hareketine yönelikimha ve tasfiye operasyonunu püskürttüğümüzBüyük Direnişimiz'edair "DHKP-C'ye 'Zafer kazandık' dedirtmeyeceğiz"deyip durdu karşı-devrimciler.Dünyanın ve ülkemizin koşullarıiçinde, sınıf mücadelesininbu irade çarpışmasının odağında direnişinve zaferin yüklendiği hayatimisyonun anlamını bilerek edilmişsözlerdi bunlar. Karşı devrimciliğingereği olarak "Zafer kazandık dedirtmeyeceğiz"demeleri anlaşılırdır.Peki ya sizin "Hayır, zafer değil" demenizne anlama geliyor?Çarpıcıdır, karşı-devrimciler "Zaferkazandık dedirtmeyeceğiz" derken,oportünizm-reformizm de "Zaferkazanmadınız" diyor. Ortaknokta, Cephe'nin zafer kazanmasınınistenmemesi oluyor. Aynı ortaklıkmegafonda da vardı. O megafonladüşman sürekli "teslim ol" çağrısıyaptı. Başaramayınca, megafonuTKP/ML temsilcisine devrettiklerinigörmüştük. Bunun gibi, direniş boyuncadüşmanın "Zafer kazandık dedirtmeyeceğiz"yaklaşımı, zaferin ardındanoportünist reformistlerin"Bana ne, bana ne zafer değil işte"demagojisine bıraktı yerini.Bakın, bizim için ne demişsiniz buyazınızda: "...düşmanı yenilgiye uğratacağınıdüşünüyordu." Aynenöyle! Evet, öyle düşündük ve gereğiniyaparak zafer kazandık. Ya siz?Direnişten kaçarak ne kazandınız?Düşmanı yenilgiye uğratmayı asla düşünmedinizbile. Sizin böyle bir ufkunuz,iddianız, kararlılığınız, iradenizyok. Düzen içileşmenizin, çürümenizinana sebebi budur. Artık dili-30TÜRKİYE’DE HUKUK YOK MU?


nize de vuruyor, saklayamıyorsunuzve devrimcileri "düşmanı yenmeyidüşünmek"le suçlama aymazlığınadüşüyorsunuz.İtiraf ettiğiniz gibi, direnişin içindeykenbile, düşmanı yenilgiye uğratmayıasla düşünmediniz, düşünemedinizsiz. İşte bu düşüncesizliğinadına, iradesizlik deniyor. Bu yüzden,çağrımıza rağmen direnişe başlamadınız.19 Aralık'ta biz ölümüne direnirken,aynı iradesizlikle teslimiyetçağrısı yaptı temsilciniz. Bir kez biledüşmanı yenilgiye uğratabileceğinizidüşünmediğiniz için, istemeyerekkatıldığınız direnişi bedeller ağırlaşıncaterk ettiniz. Nasılsa, ufukta zaferyoktu, değil mi? Direnmek bedelödemeyi gerektiriyordu ve bedeller deağırlaşıyordu değil mi?Dünyayı ve ülkeyi yorumlamanınuleması olan çok akıllı komünistlerolarak ne yaptınız peki? Direniştenkaçtınız! Şimdi diyorsunuz ki, "düşmanıyenmeyi düşünmedik." Bununhesabını Nergis Gülmezlere verebilecekmisiniz?Sizin gibi "akıllı komünist" olmaktansa,sizin gibi elimize megafonalmaktansa; biz dövüşe dövüşe binkez yenilip ölmeyi hatta Kızıldere'dekigibi toptan imha olmayı tercihettiğimiz için zafer kazanıyoruz. Düşmanıyenme iddiamızdan, kararlılığımızdanve bunun pratiğinden aslavazgeçmeyeceğiz. Her zaman,her alanda düşmanı yenilgiyeuğratmayı düşünüyoruz.Siz bu "düşünce"yi karalamayakalkarak, BüyükDirenişimiz şahsında devrimive devrimciliği karalıyorsunuz.O megafonu bırakın vedüşmanı yenmeyi düşünmeyebaşlayın.TKP/ML Tutsakları'ıntredmana bağlı faaliyetlereçıkmaya başlamalarını eleştirmemizkarşısında verdiklericevaba gelince...Bizim ne söylediğimizaçık: Tredmana bağlı faaliyetlereçıkmaya başladınız.Yanlış yapıyorsunuz, diyoruz.Ortada bir yanlış var veBaskılar, Hücreler BiziYıldıramazUşak Hapishanesi’ndeki özgür tutsaklarahapishane idaresi tarafından baskıuygulandığı öğrenildi. Özgür Tutsak FilizGencer tarafından avukatlarınagönderilen mektupta, hapishaneninuygulamaları anlatılarak, “Aşağılama,şeref ve haysiyetimizi zedeleyici davranışlar,bağırma, hakaret etme, hergün bir bahaneyle huzursuz etme – kisize bu mektubu yazarken, bundansonra hafta sonları demir parmaklıklarıntokmakla kontrol edileceği söylendi– gibi hareketler, gece – gündüzkoridorda bağıran gardiyanlar, artankadın çığlıkları ile kendimizi adetapolis şubesindeymiş gibi hissetmeyeeleştiriyoruz. Devrimci tutum budur.TKP/ML Tutsakları ise; nice zamanönce, hatta 2008 yılına ait olankimi CMP tartışma notlarından bağlamındankopartılmış, başı-sonu aktarılmadanyapılan alıntılarla lafazanlıkyapmışlar. Geçin bunları. 2008ya da 2011'deki CMP içi tartışmalardayanlış gördüğünüz somut bir pratikvardıysa o zaman eleştirir ve doğruyugösterirdiniz. Devrimci ilişkilerbunu gerektirir. Zorlayarak çıkardığınızbir kaç cümleyi, şimdi koz olarakkullanmaya kalkmanın eleştiriözeleştirisiyle ilgisi yoktur.Bakın, biz yanlış gördüğümüzyerde eleştiriyoruz. Tredmana bağlıfaaliyete çıkma pratiğinizi yanlış buldukve eleştirdik. Eleştiri pratiğe dairdirve düzeltmeniz içindir.İlgili yazınızda bizim tavrımızı bircümleyle ve doğru şekilde özetleyipşöyle demişsiniz: "Karar oluşturmasürecinde de karar sonrasında daP/C spor ve kütüphaneye çıkmayacağınısöylemiştir."(Bu arada, geçerken vurgulayalımki biz nasıl TKP/ML Tutsakları diyorsak,siz de aynı özenle CepheTutsakları, DHKP-C tutsakları ya daÖzgür Tutsaklar demelisiniz. "P/C gibibir kısaltma kullanmayın bize)Kararınız yanlıştır, diyoruz. Neden?Çünkü, bunlar, sohbet hakkınınkullanımı yerine ikame edilerek dayatılmaktadır.Bu dayatmayı kabul etmeyin,diyoruz. Sohbet hakkının buşekilde gasp edilmesinin meşrulaştırılmasınamalzeme olmayın. "Amaonlar çıkıyor" denilerek, "iyi örnek"olarak kendinizi kullandırtmayın.Tredmancı olmak işte budur.O gün, megafonu alırsınız; bugün,böylesi faaliyetlere katılırsınız. Herikisinin ortak noktası, koşullarınzorluğu karşısında dayatılana uyumsağlamaktır. Megafonu elinize aldığınızdada, direnişi terk ettiğinizde defaşizm için "iyi örnek" olmuştunuz.Olmayın, o megafonu bırakın.TKP/ML Tutsakları, Büyük Direnişimiz'inne ve nasıl bir zafer olduğunugerçekten anlamak, öğrenmekistiyorsa "Tecriti Yenenler Anlatıyor"(Boran Yayınları) isimli kitabımızıtavsiye ederiz. Öğrenecekleri çokşey olacaktır.Yazımızı, Büyük Direnişimiz'in şehitlerindenHüseyin Çukurluöz, BekirBaturu'nun feda eyleminden öncekisatırlarıyla bitiriyoruz: "Tek kelimeylebugün zafer; devrim ve devrimciliğedair tüm umutları yok etmekisteyen emperyalizm ve işbirlikçilerinekarşı baş eğmemek, teslimolmamak demektir. Bugün zaferinadı, ölümüne direnmektir."122'lerin tarihsel çağrısını duymakiçin, önce o megafonu bırakmalısınız...22 Aralık 2012Özgür Tutsaklarbaşladık” denildi.Son olarak 17 Ocak’ta gardiyanlarınsaldırısına uğradıklarını söyleyen Gencer,keyfi olarak hücre cezası verildiğini belirterek,“Baskılar, Hücreler Bizi Yıldıramaz”dedi.Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013YALANLARLA TUTUKLANANLAR SERBEST BIRAKILSIN!31


Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013Ders: İdeoloji̇kSaldırı -3Sevgili Devrimci Okul öğrencileri,dersimize İdeolojik Sağlamlık konusuile geçen hafta kaldığımız yerdendevam ediyoruz.Devrimci eğitimin kitleleri vekadroları kapsayan iki temel amacıvardır.Devrimci eğitimin kitlelere yönelikamacı, zulüm ve sömürüdenkaynaklanan her türlü sorunundevrim ile çözülebileceği gerçeğini,devrimin zorunluluğunu veolabilirliğini halka kavratmaktır.İşte bu yanıyla da, devrimcieğitim, devrimci ideolojinin halkşahsında burjuva ideolojisine taarruzetmesi demektir. Çünkü, halkınzihninde burjuva ideolojisindenkaynaklanan yanlış, çarpık düşüncelerhakimdir. Bunları gidererekhalkı düzen dışına taşımak, devrimcieğitimin işidir.Küba devriminin önderlerindenChe Guevera’nın ifadesiyle söylersek;"İnsanların çoğu için kör vegörünmez olan kapitalizmin yasaları,birey üzerinde, düşünmesine fırsatvermeksizin etkili olur." (Sosyalizmve İnsan, syf: 75)Geçen hafta örnek verdiğimizhalk meclisi çalışanı olan o ev kadını,muhtemelen hayatında bir kezbile Marksist-Leninist ustaların kitaplarınıokumamıştır. Ama halk meclisiçalışmaları içindeki deneyimi buev kadınına Che’nin yukarıdaki sözlerinikendi diliyle söylemenin bilincinikazandırmıştır. Ne diyordu o evkadını, hatırlayalım; "Önceleri kördünyasında yaşıyorduk..." Che’nin yukarıdakisözleri de aynı şeyi anlatır.Devrimci eğitim, burjuva ideolojisinin"İnsanların üzerinde düşünmelerinefırsat vermeksizin etkili olmasına"son verir. Halktan insanlarındüşünmelerini, sorgulamalarını sağlayarakgerçekleri gösterir.BurjuvazininİdeolojikSaldırısına NasılDireneceğiz?Devrimci Eğitimİçin Halk Okulu...Bakın Roseteks işçidirenişinde yer alan birkadın emekçi ne diyordu;"Basın ne işe yarar,polis kimin için ve neiçin vardır? Bu sorularıncevabını direniş boyuncaöğrendik. Öyleoldu ki uzun süre basın,haberlerimizi yok saydı. Bazı yazarlarınbizimle ilgili yazdıkları gazeteyönetimleri tarafından çıkartıldı. Bazıtelevizyonların internet sitelerindenyöneticilerin talimatıyla haberlerimizkaldırıldı. Basının halkın haber almahakkını sağlamadığın, gördük. Polisindurumu ise içler acısıydı. Restaurantınönünde oturmayalım, eylemyapmayalım diye ilk önce arabalarırestaurantın önüne çektiler. Sonrayerlere su döktüler. Bize gaz sıkıp saldırdılar.Saldırdıktan sonra aynı restoranttanyemek yediler. Bizim içindeğil, patronlar için oradaydılar."(Yürüyüş, sayı: 339)Bir başka işçinin söyledikleri deöğreticidir: "Diğer direnişçilerle tanışıncaortak mücadeleye başlayıncayalnız olmadığımızı gördük. Dahabir güçlendik. Birlikte hareket ettiğimiziçin kazandık. Bizler normaldefabrikada çalışırken bile bir arayagelmezdik. Patronlar bizim bu durumumuzdanfaydalandılar. Ne geldiysebaşımıza birlik olmadığımıziçin, ne kazandıysak birlik olduğumuziçin..." (Yürüyüş, sayı 339)Burjuva ideolojisi, emekçileri yalnız,güçsüz, çaresiz olduğuna şartlandırır.Devrimci ideoloji, somutlandığıoranda, emekçilere yalnız, güçsüz, çaresizolmadıklarını kavratır. Devrimcieğitim işte bu kavrayışı yaratarakkitlelere güç, güven ve coşku kazandırır.Direnç aşılar ve giderek düzeninindışına taşır. Bunu söylemenintek bir yolu, biçimi yoktur. Halk komitelerindenişçi direnişlerine... hepsidevrimci eğitimin, gerçekleştirileceğimevzilerdir.O işçi kadın bilinçlenmekten, bilinçliolmaktan bahsediyordu. İştebunu sağlayacak her yerde devrimcieğitim gerçekleşir. Özel bir mekanıyoktur bunun. Bütün hayat, kitleleregittiğimiz her yer devrimci eğitimingerçekleştirilebileceği okuldur. Neredehalk varsa, orada devrimci eğitimigerçekleştirmenin yolu, yöntemi,biçimi bulunur. Bütün buyol, yöntem ve biçimler, HalkOkulu demektir.Halk okulu, halkın olduğu heryerde devrimci eğitimin gerçekleştirilmesidemektir. Böylece halkınzihnine el uzatan burjuvazinino kirli elinin, ideolojisinin etkisi dekırılacaktır. Halk okulu, devrimciideolojinin taarruz ettiği burjuvaideolojisini halkın zihninde yenilgiyeuğratması demektir...DevrimciEğitim ve Kadrolaşma...Devrimci eğitimin kadrolaşmayayönelik amacı, devrimin sorunlarınıçözebilecek insan yaratmaktır. Mücadeleninihtiyaçlarını giderecek, kitlelerörgütleyecek, savaşı büyütecekbu insan, kadrodur.Kadro kendisini devrimin örgütleyicisiolan partinin ihtiyaçlarıyla birleştireninsan demektir.Hasan Selim Gönen yoldaşımızınifadesiyle söylersek; "Mücadeleyibenliğimin parçası olarak görüyorum.O yoksa ben de yokum. Mücadelemizinher bir parçasını kendiminolarak görüyor, her eksiğimize, her ihtiyacımıza,her hedefimize karşı kendimisorumlu hissediyorum."Kadro işte budur. Komutan Rızalardır.Devrimci eğitimin kadrolaşmayayönelik amacı da, daha fazla komutanRızalar yaratılmasını sağla-32TÜRKİYE’DE HUKUK YOK MU?


maktır. Ki komutan Rıza olmak,burjuva ideolojisinekendi benliğinde sonuç alıcıdarbeler vurup kendini geliştirmektir.Mücadeleyi geliştirmemiz,devrim yürüyüşümüzühızlandırmamız komutan Rızaların,Erdalların, İbrahimlerinsayısını artırmamızabağlıdır. Söz konusu olan,kadrolaşarak devrimin sıraneferi olmaktır. Devrimcieğitimin amacı, tam olarakbudur; Devrimin sıra neferi olacak,yeni insanı yaratmaktır.Bunu Nasıl Başaracağız?Dayı’nın ifadesiyle söylersek;"Başarmak için beynimizde, hücrelerimizdeburjuvaziye, düzene ait nevarsa söküp atmalıyız. Beyni devrimledolu, devrimle yatıp devrimle kalkaninsanların önünde hiçbir engel olamaz.Çözümsüz hiç bir şey yoktur. BütünParti Cepheliler, kendilerine butarzla yeniden bakmalıdır. O zamankendimizi de, düşmanı da tüm açıklığıylabir kez daha göreceğiz."Düşman, yeni insan karşısındagüçsüzdür. Çünkü, yeni insan, kendibenliğindeki burjuva ideolojisinintortularını söküp atmıştır. Bununyolu, ideolojik sağlamlığı kazanmaktır.İdeolojik SağlamlıkNasıl Kazanılacaktır?Bakın Dayı ne diyor; "İdeolojikolarak donanmalıyız. Burjuvazininideolojik saldırıları karşısında ne istediğimizi,neye karşı çıktığımızı, sisteminyerine neyi koyacağımızı iyi bilmekzorundayız. Bunun için her yoldaşımızideolojik donanımını ve ideolojikmücadeleyi, hayatın hiçbir anındaihmal edemez. İhmal burjuvazininbeynimize girmesi demektir. Açıkkapı demektir. İdeolojik donanım,ne istediğimizi bilmek; direniş ve örgütlenme,bir devrimcinin yaşam biçimidir.Bunun dışında öne çıkanhiçbir şey olamaz."Devrimci eğitim, işte bunu sağladığıoranda amacına ulaşır. Bu yanıylaCepheli’nin temel ve tarihsel görevibellidir; kitleleri örgütlemek vesavaşı büyütmek... Bu temel vetarihsel görevlerin gereklilikleriniyerine getirmek için gereken herşeyi ama her şeyi yapmak demekaynı zamanda; Cepheli’nin kendibenliğini de burjuva ideolojisininsaldırılarına karşı yeniden yenidenörgütleyerek devrimciliğinibüyütmesi demektir.eğitim; devrimci olmak, devrimcikalmak ve mücadelenin ihtiyaçlarınıgönderip irili ufaklı zaferler kazanarakbir ömür boyu devrimcilik yapmakiçin gereken her şeyin ömür boyuöğrenilerek içselleştirilmesidir.Bu eğitimin amacı, burjuvazininbenliğimize bulaştırdığı tortulardanarınarak yeni insanı yaratmaktır. Böyleolduğu içindir ki, devrimci eğitim,ancak ve ancak devrimci savaşın içindemümkündür. Değilse, kütüphanelereçekilip kitap okumak yeterli olurdu.Oysa devrimci eğitimin amacı kişiliği,yaşam biçimi, ilişki tarzıyla, oturupkalkmasıyla... bir bütün olarak insanıyenilemek, yeniden yaratmaktır.Bu yaratma eylemi, mücadelenin örsve çekici arasında mümkündür.Eğitim, hayatın her an ve alanındasürer. Cepheli için, hayatın kendisibir okuldur. Ve Cepheli, bu okulundaimi öğrencisidir. Söz konusu olanözel bir zaman ve mekan gerektirentürden bir "eğitim çalışması" değildir.Böylesi eğitim çalışmaları teorik vepratik boyutuyla her zaman olacaktır.Fakat, kadronun eğitimi bununla sınırlıdeğildir. Cepheli’nin eğitimzamanı da, mekanı da bütün hayattır.Ki hayatın okul olması oluştururdevrimci eğitimin esasını.Cepheli’nin temel ve tarihsel görevibellidir; kitleleri örgütlemek vesavaşı büyütmek... Bu temel ve tarihselgörevlerin gerekliliklerini yerinegetirmek için gereken her şeyiama her şeyi yapmak demek aynı zamanda;Cepheli’nin kendi benliğini deburjuva ideolojisinin saldırılarınakarşı yeniden yeniden örgütleyerekdevrimciliğini büyütmesi demektir.Dayımızın ifadesiyle söylersek;"Parti-Cepheli, teoriyi, devrimciliğikitleleri örgütlemek vesavaşmak için öğrenir. Örgütlemeyenve savaşmayan Parti-Cepheliolmaz."Cepheli’nin eğitim anlayışınınolduğu yerde örgütlemek ve savaşmakvardır. Eğitim bu ikisinehizmet ediyorsa devrimcidir zaten.Hizmet etmiyorsa, vakit kaybındanbaşka bir şey değildir. Devrimcieğitim, kadroların beyninisilah olarak kullanarak, düzenevurmasını sağlamalıdır. İşte o zamanamacına ulaşmış olur. Beynin silaholarak kullanılması demek, o silahınihtiyacı olan Cepheliyi de sağlamayıgerektirir.Dayı’nın ifadesiyle söylersek; "İktidarıalma bilincinde olan her kadro;kadro ve savaşçı yetiştirmeden,kitleleri eğitmeden devrim heyecanının,coşkusunu ve düşüncesini taşıyamaz.Bir kadro için, hayatın heralanı, her anı, eğitim faaliyetidir."İşte bu faaliyetin kendisi, silahadönüşen bilincin cephaneliğini oluşturur.Bu cephanelikten beslenenCepheli, düzene taarruz ederek hayatınher an ve alanında devrime, devrimciliğezafer kazandırır...Eleştiri-Özeleştiri,Devrimci Bir Silahtır!Devrimci safların içinde, düzenideolojisine karşı sürdürülen mücadelenintemel yöntemi eleştiri-özeleştiridir.Eleştiri-özeleştiri, devrimcibir silahtır. Hedefi, devrimci saflarasızarak ilkesizlik, kuralsızlık, zaaf olarakaçığa çıkan burjuva ideolojisinevurmaktır. Bu silahın namlusu eleştiri,tetiği ise özeleştiridir.Burjuva ideolojisi ve kültürü solsaflarda hayat bularak "akıllı solculuk"olarak somutlanmış. Diğer yandan,düzen ideolojisi ve kültürü değişikbiçimlerde devrimci saflara dasızarak kendisini fiziki açık yaşananhatalar, ilkesizlikler, zaaflar olarak somutluyor.Bu bir savaş; ideolojik savaş! Bizdevrimci ideolojiyi hayatın her alanınataşımaya çalışırken, düşman da boşSayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013YALANLARLA TUTUKLANANLAR SERBEST BIRAKILSIN!33


Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013durmuyor ve bizi kendi evimizde ilkesizlikler,zaaflarla vurmaya çalışıyor.Biz halkı devrimcileştirmeyeçalışırken, burjuvazi de beynimiziele geçirmeye çalışıyor. Evet, bu birsavaş; ideolojik savaş... Dayı’nın ifadesiylesöylersek; "Düşman öncebeynimize girerek mesafe almaktadır.Direnişte, örgütlemede, yaşamda gedikleraçmaktadır. Her şeyi çarpıtmaktadır.Burjuva düşüncesini sol görünümaltında tanıtmaktadır."Durum bu. Bu gerçeklik karşısında,burjuva ideolojisine taarruz etmeninyegane yolu, eleştiri-özeleştirisilahını kullanmaktır.Bakın Stalin ne diyor; "Özeleştirininhedefi, hatalarımızı ve zaaflarımızıortaya çıkarmak ve yok etmektir."Bu nasıl yapılacak?Lenin şöyle diyor; "Hatayı açıkçakabullenmek, nedenlerini ortaya çıkarmak,hataya yol açan koşullarıtahlil etmek, hatayı ortadan kaldırmanınyollarını özenle araştırmak..."Görüldüğü gibi, eleştiri-özeleştiri birihtiyacın ürünüdür. Eleştiri, hataları vezaafları göstermek için vardır. Özeleştiri,hata ve zaafları gidermek içinvardır. Eleştiri-özeleştiri, devrimcibir ihtiyacın ürünüdür.Bu ihtiyacın gereği yapılmazsa,gelişim olmaz. İhtiyaç, devrimci saflarasızarak değişik biçimlerde açığaçıkan düzen ideolojisine taarruz etmektir.Bu bir savaş; ideolojik savaş veeğer, düzen ideolojisi yok edilmezse,etkilediği kişinin, ilişkinin, pratiğindevrimciliğini çürütmesi kaçınılmazolur.Eleştiri-özeleştirinin ihtiyacınıduymak, yaşamsal önemdedir. Buihtiyacı duymayanlar, eleştiri-özeleştirinindevrimci arındırıcılığındanda yararlanamazlar. Öncelikle, eleştiriözeleştirinin nasıl bir ihtiyaç olduğunu,neden yaşamsal bir ihtiyaç olduğunukavrayacağız.Zaaf Nedir?Bir devrimci için, zaaf, devrimciolmayan her şeydir. Bunlar düzendenkalan taraflardır. Düzenin bulaştırdığıburjuva ideolojisinin ve kültürününizleridir. Bu tortuların olması, bizlerdekalması her türden zaafın yeşereceğibataklık demektir.Devrimci saflara düzen içinden geliyor,gelirken de düzenin kültürel,ideolojik etkilerini üzerimizde getiriyoruz.Bu doğaldır. Doğal olmayan,devrimci ilke, kural ve kültüre aykırısayılan bu türden özelliklere karşısavaşmamaktır. Ki eleştiri-özeleştiri,devrimci saflara taşınan ve açığa çıkanher türden zaafa karşı, devrimciideolojinin silahıdır. Bu silaha ihtiyaçduymalı, bu silahı kuşanmalıyız. İhtiyaçduyarsak kullanırız. Bu ihtiyacıduymak, zaaflardan nefret etmeklemümkündür.Biliyoruz ki, hiçbir şey nedensizve masum değildir. Olan ya da olmayan,yapılan ya da yapılmayan herşeyin bir nedeni vardır. Bu nedenlerya devrimci ideolojiden ya da burjuvaideolojisinden kaynaklanır. Dolayısıyla,olan-olmayan, yapılan yapılmayanher şeyin kaynağına inerek sorgulamalıyız.Kaynağa köklerine inmekideolojik hesaplaşma demektir.Bu hesaplaşmanın pratiği olarak yanlışın,zaafın yerine devrimci olanın konulması,eleştiri-özeleştiri de Parti-Cephe tarzıdır.Zaaflar, savaştığın sınıfın bizde,içimizde kalan tortulardır. Kazıyıp atmalıyız.Eleştiri, zaafların yarattığı sorunlaraışık tutar. Özeleştiri ise, o sonuçlarınnedenlerine inerek yok etmeyeyönelir. Kazanan, devrim vedevrimcilik olur.İlkesizlik ve zaaflara göz yumulursaBİZ kaybederiz. Kim bunu ister?BİZden biri istemez. BİZ olmak yanlışı,zaafı, ilkesizliği eleştirmektir.İlkesizlik ve zaafları, özeleştiriile gideremezsek yine BİZ kaybederiz.Kim bunu ister? BİZden biri istemez.BİZ olmak yanlışı, zaafı, ilkesizliğiözeleştiri silahıyla vurmaktır.İşte o zaman BİZ kazanırız. Cepheli,bunu ister.Halk ozanlarımızdan Dertli Divanibir deyişinde, "Cahiller kendini aklar,Kamiller özünü yoklar" der. Halkımızınbu deyişi, Cephelilerin eleştiriözeleştirikarşısındaki tavrını da özetler.Ki Cepheli, eleştiri karşısındaözünü yoklayandır. Hata, zaaf ve ilkesizliklerkarşısında da mazeretlere,günah çıkartmalar sığınamaz. Kaçakgüreşmez. Gereğini yapar. Özeleştiriyapar; yani benliğinde, pratiğinde,yaşamında, ilişkilerinde devrimci olmayanher neyse kesip atar.Biz, Dayı’nın yoldaşları, öğrencileriyiz.Güçlüklerden, zorluk, zorbalıkve sorunlardan korkmayız. Zaaflarada devrimciliğimizi ezdirmeyiz.Dayımız bize zorlukların nasıl alt edileceğiniöğrettiği gibi, zaaflarını nasılaşılacağını da öğretmiştir.Devrimci bilincimiz, felsefemiz vetarihimiz zaafların nasıl alt edileceğininklavuzluğunu yapar bize. Bilirizki, hedefimize ilerlediğimiz bu yoldakarşımıza çıkan bütün sorunlar,hata ve zaaflar gelişmemizin önündekiengellerdir. Aştığımız oranda devrimkazanacaktır. Biz devrimin kazanmasınıisteriz. Bu isteğin maddileşmiş,ete kemiğe bürünmüş hali özeleştiridir.Bu yanıyla, özeleştiri somuttur.Ve yine biliriz ki, esas olan "engel"değil, engelleri ezmek için adım atmaktır.Özeleştiri, işte bu adımlardır.Devrim yürüyüşümüzde ileriyedoğru adım atmaktır. Onun somutlanabilirmaddiliği buradan gelir. Çünkü,özeleştiri, hatalardan ders almanınyarattığı devrimci değişim vegelişim anlamına gelir. İleri adımatan, engeli gelişimin basamağınaçevirir.Zaaf dediğimiz her şey, burjuvaideolojisinin saflarımıza sızması demektir.Zaafları "düşman" yapan dabu özelliklerdir. Devrimci olan herşeye zarar vermeleridir.Zafer, savaşa dair bir olgu ve hiçkimse durduğu yerde zafer kazanamaz.Bu bir savaş; İdeolojik savaş... Ve Cepheli’ningörevi, bu savaşta zafer kazanmaktır.Zafer kazanmak için, taarruzetmek şarttır. Nasıl olacak bu? Devrimcide devrimci olmayan her şeyinsorgulamasıyla olacaktır.Yapılmayan işlerin, gecikmelerin,ertelemelerin, yürütülmeyen faaliyetlerin,ulaşılmayan hedeflerin,sürdürülmeyen çalışmaların, istenensonuçların alınamadığı her şeyin... geliştirilmeyen,yaratıcılığın... koyulmayaninisiyatifin... gösterilmeyen34TÜRKİYE’DE HUKUK YOK MU?


emekçiliğin... somutlanamayan cüretin...yaşam biçimlerinin... sorgulanması,muhasebesinin yapılmasıve devrimci ilkelerin eleğinden geçirilmesiylekazanılır zafer.BİZ, Dayı’nın öğrencileriyiz vebeynimizi silah olarak diri tutmanınyolunun eleştiri-özeleştiriden geçtiğinibiliyoruz. Bu yanıyla, eleştiri-özeleştiriyizaman zaman günah çıkartılangeçici bir yöntem olarak değil, biryaşam biçimi olarak kavrıyoruz. Bukavrayış, nasıl bir düzenden geldiğimizin,düzenden kalan tortuların,burjuva ideolojisinin devrimci saflaranasıl sızdığının ve bütün bunlarakarşı yeni insanı nasıl yaratacağımızındevrimci bilgisine dayanmaktadır.Bu yolda rehberimiz Dayımızdır.Omuzlarımızda onun elini daima hissederiz.Öğretmenimizin "gerisi hayat"deyişinin özünde, devrimci ideoloji,gelenek ve kültürün klavuz olmasıvardır. "Reçete" sunulmaz amayön gösterilir ve nerelerden, nasıl güçalınacağı öğretilir. Gerisi de gerçektenCepheliye kalmaktadır.Bu bir savaş; ideolojik savaş... Busavaşta, zafer kazanmak isteyen Cepheli,eleştiri-özeleştiri silahını kullanacaktır...Burjuva İdeolojisiniHalkın Ayakları Ezecektir...Halk düşmanlarının en zayıf yerineresidir? Cevap, sorunun içinde vardır.Halk düşmanlarının en zayıf yeri,halka düşmanlıklarıdır. Öyle ki, bugerçeği açıktan savunamaz. Binbir yalanlaörtmeye çalışırlar.Burjuva ideolojisi, biçimlendirdiğihayat içinde halk düşmanlarınıngerçek yüzünü "görünmez" kılarak,sömürü ve zulmün düzenini meşrulaştırır.Bu tabloyu değiştirmenin yeganeyolu, devrimci ideolojiyi kitleleretaşımaktır. İş deyişiyle halk örgütlemektir.Halkın örgütlenmesi demek,devrimci ideolojinin maddi birgüce dönüşmesi demektir. "Teori kitleleribir kez sardı mı, maddi bir güçhaline gelir." (Marks/Engels)Burjuva düzeni için yıkıcı bir güçtürbu. Çünkü, devrimci ideolojisini kuşananhalk, artık sömürü ve zulme boyuneğmez. Ancak, bunu teorik olaraktespit etmenin pek bir önemi yoktur.Esas olan, gereğini yapmaktır. Yani,halkı savaştırmak, savaşı halklaştırmaktırteorinin maddi bir güç halinegelmesi. Ki ancak, maddi bir güç halinegelen devrimci ideoloji, hayatıniçinde burjuva ideolojisini ezip geçer.Cepheli’nin görevi, devrimci ideolojiyimaddi bir güç haline getirmektir.Bunun için kitleleri örgütleyecektir.Kitleleri örgütlemek demek,kitleyi etkisi altında tutan burjuvaideolojisini ezmek demektir.Burjuva ideolojisini ezecek olan, örgütlenerekayağa kalkmış halktır.Devrimcinin amacı işte bunu başarmaktır.Devrimci, ancak bunu başararakideolojisinin gereğini gerçekleştirebilir.Çünkü, devrimcilik, kitleleriörgütlemektir.Burjuva ideolojisine karşı en güçlüve nihai sonucu alıcı taarruz, savaşınhalklaşmasıdır. Bu savaş karşısındaburjuvazinin ne ideolojisi neiktidarı ayakta kalır.Bakın ne diyor Dayı: "Temel hedefkitleleri örgütlemek, güç toplamak,devrim yürüyüşünün yolunuaçmaktır. Bu gerçeği hiç bir yoldaşımız,taraftarımız unutmamalıdır. Unutursayolunu şaşırır. Sağa sola savrulur.Bugün savrulmadıysak, halaayakta isek, hala felaket tellallarını vedüşmanı yanıltıyorsak bu nedenledir.Yolumuza devam edeceğiz. Hiçbirdogmaya bağlı kalmadan, Marksist-Leninist doğrularımızı önümüze alıpen yaratıcı biçimde, özgüvenimizigüçlendirerek, ideolojik netliğimiziyükselterek yolumuza devam edeceğiz.Pratiğimiz ve düşüncelerimiz denetliğimizin kanıtıdır. Bundan sonrada böyle olacaktır."İdeolojik netlik, ideolojimizin gereğiniyapmaktır. İdeolojimizin gereğiise savaşı halklaştırmak, halkı savaştırmakiçin her şeyi yapmaktır.Devrimci ideoloji niçin var olmuştur?Devrimci ideoloji, emekçilerin, sömürüdüzeninden kurtuluşlarının klavuzuolarak var olmuştur. Bu yanıyla,sınıfsal bir ihtiyacın ürünüdür. Onu yenive yenilmez kılan bu ihtiyaçtır. Günümüzdünyasında bu ihtiyaç, artan orandakiyakıcılığı ile yaşanmaktadır.Cepheli’nin görevi, halk ile halkınzulüm ve sömürüden kurtuluşununklavuzunu tanıştırmaktır. Cepheli,bu tanışmayı sağlayacak yolu, yöntemleribulup hayata geçirdikçe kendidevrimciliğini de büyütecektir.Halka ulaştırılamayan, halkın içindemaddi bir güç olarak örgütlenmeyeçalışılmayan "teori" ne eylem klavuzudurne de devrimci… sadece laftır,dogmadır ve hiç bir işe yaramaz.Akıllı solcuların "ideolojisi" böyledir.Devrimci ideolojiyi eylem klavuzuve dolayısıyla devrimci kılan isehalkı düzen için yıkıcı bir güç halinegetirerek savaştırmasıdır. Ama bukendiliğinden olmaz. Cepheli’ningörevi bu savaşı, yani halkı örgütlemektir.Savaşın halklaşması, burjuva ideolojisininhalkın ayakları altında ezilmesidemektir. Ve işte biz, burjuvaideolojisini halkın ayakları altına sermekiçin ihtilalin yolundan yürümeyedevam ediyoruz.Cepheli, bulunduğu bir alanda, heran bu yürüyüşün adımlarını atmanınsorumluluğunu taşımaktadır. Amaç,kitleleri örgütlemektir. Halkın örgütsüzlüğü,burjuva ideolojisinin eseridir.Örgütlenmek ise devrimci ideolojininzaferidir. "Milyonları Örgütleyeceğiz"şiarı, ufkumuzun ve hedeflediğimizzaferin büyüklüğünügösterir. “Birken iki olmak” bu zaferintemel taşıdır.Hem bireyciliğin dağıtılıp yüceltildiğigünümüz dünyasında, hem dekitleleri örgütlemeyi unutmuş bir soltablosu karşısında "birken iki olmak"büyük bir hedeftir. Büyüklüğü"milyonları örgütleyeceğiz" kararlılığıkadardır.Devrimi, ideolojimizi halk içindemaddi bir güç haline getirerek başaracağız.Bu, örgütlenmek demektir.Örgütlenmek, kitle çalışması demektir.Adı üstünde "çalışmak" demektir.Cepheli’nin görevi işte budur;Halkı örgütlemek için çalışmak, devrimiçin savaşmak…Sevgili Devrimci Okul öğrencileri,bu haftaki dersimizi burada bitiriyoruz.Haftaya yeni bir konuyla buluşmaküzere hoşçakalın.Bitti...Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013YALANLARLA TUTUKLANANLAR SERBEST BIRAKILSIN!35


Liseliyiz BizBu ülkede yaşıyoruz... Bu halkın çocuklarıyız... Ezilen, sömürülen,katledilen bir halkın çocuklarıyız... Bu halkın kavgasında biz de varız!BASKILAR, GÖZALTILAR,TUTUKLAMALAR BİZİ YILDIRAMAZ!Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013İşkenceciler, faşist okul müdürleri,ihbarcı okul bekçileri… Bu saydığımızüç karakter kendi çıkarları için işkenceyapan-yaptıran, kendi çıkarları içinistediği zaman liselileri keyfi bir şekildeokuldan atan, daha fazla para kazanabilmekiçin işbirlikçilik yapmanın, kısacasışerefsizliğin adıdır bunlar…Liseli Dev-Genç’lileri “yola getirmek”için işbirliği yapan bu üçlü ekip ülkemizinher yerinde; fabrikalarda, tarlalarda,maden ocaklarında olduğu gibisömürü çarkını liselerde de döndürmeyeçalışmaktadırlar.AKP faşizmi bugün demokratikhaklarını isteyen, talep eden işçiye, memura,köylüye... halkımızın her kesiminegaz bombalarıyla, coplarıylasaldırıyor. Faşizm, tüm halkımızı baskıaltında tutarak haklarımızı gasp ediyor,iliklerimize kadar sömürüyor. Buhalkın her kesiminde olduğu gibi öğrencikesimde de aynen bu şekildedir.Baskı aracı olarak da üniversitelerdepolis işbirlikçisi ÖGB’ler, liselerde isepolis işbirlikçisi bekçiler vardır. Bu yıleğitim-öğretim döneminde bunun örneğinisayısız kere yaşadık. Lise öğrencileri“parasız eğitim” haklarını öğrenmesinlerdiye okul önlerinde basınaçıklaması, bildiri dağıtımı gibi demokratikfaaliyetlerimize faşist müdürlerin,bekçilerin ihbarcılığı, işbirliğisonucu sık sık işkenceciler tarafındangözaltına alındık, işkencelerdengeçirildik. Liseli Dev-Genç’lileriniradesiyle başa çıkamayan müdürlerin,öğrencileri okuldan erken çıkardığı,geç çıkardığı hatta farklı kapılardan çıkarttığıbile oldu.Bizler liselerde mücadelemizi nasılarttırdıysak, faşizm de daha fazlasaldırmaya başladı. Geçtiğimiz aylardaLiseli Dev-Genç’li Berk Ercan devrimcilerisahiplendiği için komplolarlatutuklanmıştı. En son geçtiğimiz günlerdeise tüm devrimci kurumlara, derneklereyapılan baskın ve saldırılar LiseliDev-Genç’lilere de yapıldı. HaleNur Elibüyük’ün okula geri alınması içinaçtığımız çadıra baskın yapıldı, Okmeydanı’dabaskın esnasında GençlikFederasyonu’nda bulunan Liseli Dev-Genç’li Nehir Sarıkaya, Okmeydanı’dayapılan baskınları halkımıza teşhir edeniki Liseli Dev-Genç’li Dilan Poyraz veMahir Mete Kul gözaltına alınmıştır.Gözaltına alınan liseliler ertesi gün serbestbırakıldılar.Gözaltılar, işkenceler, tutuklamalarve yapılan baskınlar bize vız gelir!Gözaltılar, tutuklamalar, baskılar bizi yıldıramaz!Bu baskınlar ne ilktir ne de sondur.Gözaltılarıyla, işkenceleriyle bizi yıldıramayanlardaha hayvanca, kuduzbir köpek gibi saldırarak yıldırmaya çalışmıştır.Bu tutuklamalarla, işkenceleriyledaha fazla baskı yapmaktadırlar.Bizleri yıllardır “yola getireceklerini”,boyun eğdireceklerini söylüyorlardı.Her gözaltında, baskınlarda yanıltıyoruzbu köpekleri.Biz Liseli Dev-Genç’lileriz. Buncayıldır bizi yola getiremediler, getiremeyecekler.Hiçbir zaman beyinlerimizi,irademizi teslim alamadılar. Hiçbir politikaları,onurlu mücadelemize, ölümkarşısında bir an bile tereddüt etmeyenşehitlerimize, örgütümüze olan bağlılığımıza,inancımıza hiçbir şekilde zararveremedi. En ağır işkenceleri yapsalarda, katletseler de bu onurlu mücadelemizidaima yükseklere taşıyacağız. Liselerdeparasız, bilimsel ve demokratikbir eğitim istemeye devam edeceğiz veumudun adını liselere her koşulda taşıyacağız!LİSELİYİZ HAKLIYIZKAZANANAĞIZ!36TÜRKİYE’DE HUKUK YOK MU?


Herkes Barış DerkenBiz “Savaşı Büyüteceğiz” DiyoruzAmerikan Uşağı AKP Bunun, İçin Saldırdı! Oligarşi İle HalkArasındaki Sınıf SavaşıSürüyor. Halka Karşı SavaştaYeni Bir Saldırı: 18 OcakKomplosu Amaç; Düzenİçileştirmek, TeslimAlmak, DizÇöktürmektir! Binkere Hayır!Teslim Olmayacağız!Emperyalistlerle,İşbirlikçileriyleBarışmayacağız!Emperyalizm-Oligarşi ile halklararasındaki tarihsel sınıfsal çelişki derinleşereksürüyor. Bilimin hükmüodur ki; bu sınıf savaşı emperyalizmve oligarşi yok olmadan son bulmayacak.Biz bilime inanıyoruz. Ve bubilimin yol göstericiliğinde, çelişkiyisonlandırmak için savaşıyoruz.Emperyalizmin işbirlikçisi Türkiyeoligarşisi, sınıf bilinciyle, sömürüsünü,sınıf çıkarlarını korumak içinhalka karşı savaşını ideolojik, ekonomik,askeri alanda pervasızca sürdürüyor.Bu savaşın kurmaylığını,10 yıldan fazladır, AKP yapıyor. Düzenintüm kurumlarını kullanarakhalka karşı savaşıyor. Medya aracılığıylaher gün, her saat yalan ve demagojileriniyayıyor, psikolojik savaşısürdürerek beyinleri burjuva ideolojisiyleteslim almaya çalışıyor. Askerve polis aracılığıyla komplolar örgütlüyor,işkence yapıyor, katlediyor,halkın devrimci demokratik muhalefetiniyok etmeye çalışıyor. Savcılarıyla,hakimleriyle, mahkemeleriyleişkencecileri, katliamcıları aklıyor;haklar ve özgürlükler mücadelesi verenlericezalandırıyor. DemokratikKitle Örgütlerini, yayın organlarınıçalışamaz duruma getirmeye veyadüzen karşıtlıklarını yok etmeye çalışıyor.Yasalarla, zamlarla halkı ekonomikdar boğaza sokuyor; aç, yoksul,işsiz ve evsiz bırakıyor. Emperyalizmeuşaklık görevini layıkıyla yerine getiriyor.Tekellerin çıkarı için, dışarıdahalkların katliamına ortak oluyor,içeride bağımsızlık mücadelesini boğmayaçalışıyor. Faşizmin gereği tümmuhalefeti yok etmek için saldırıyor.Elbette bu savaşın baş hedefi antiemperyalist,anti-oligarşik devrimmücadelesi veren devrimcilerdir. Bağımsızlık-demokrasi-sosyalizmyürüyüşünüdurdurmaya çalışıyor. Halkgüçlerine yönelik baskılar, işkenceler,komplolar, katliamlar bunun için.Son Saldırı18 Ocak KomplosuEn son 18 Ocak 2013 tarihinde,7 ilde, yine “DHKP-C operasyonu”adı altında, demokratik-yasal faaliyetyürüten kurumlara ve kişilere saldırıldı.Çağdaş Hukukçular DerneğiGenel Merkezi ile İstanbul, Ankarave İzmir şubeleri, TAYAD, OkmeydanıHaklar ve Özgürlükler Derneği,İdil Kültür Merkezi, Yürüyüş dergisi,Halkın Hukuk Bürosu, Gençlik Federasyonu,Doğançay YardımlaşmaDerneği, İzmir Özgürlükler Derneği,Ege Gençlik Derneği gibi AKP’ninfaşist terörüne karşı mücadele edenyasal kurumlar ve devrimcilerin evleribasıldı. Saldırı bir AKP karakteristiğiydi.Yalan, komplo, işkence, katliamgirişimi, yasadışılık…Su uyur düşman uyumaz demişhalkımız. Uyumadı düşman, sabahsaat 04.00’te it sürüsü gibi toplanıpgeldiler. Kapıları kırdılar, duvarlarıdeldiler, eşyaları paramparça ettiler.Kavanoz büyüklüğünde ne idiğü belirsizbombaları, gazları insanlarınüzerine attılar. İşkencelerden geçirdiler.Avukat, sanatçı, basın, öğrencidevrimcilerden oluşan 86 kişiyi işkencehaneleretaşıdılar. Kurumlarıkullanılamaz hale getirdiler. Acizliklerini,şehitlerimizin fotoğraflarınıngözlerini oyarak gösterdiler. Yalanmakinesini çalıştırdılar. “Yabancıülkelere, ülkenin kozmik bilgilerinisızdırıyorlar” dediler. “Kozmikodalar” yarattılar. “Avukatlar kuryelikyapıyor”, “DHKP-C’nin yapacağıeylemleri önleyeceğiz” yalanlarıylaacizliklerini sergilediler.Mahkeme dosyalarını, müzik çalışmalarını,yasal dergi ve kitapları “ör-Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013YALANLARLA TUTUKLANANLAR SERBEST BIRAKILSIN!37


Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013gütsel doküman”; basın açıklamalarını,konserleri “yasadışı örgüt”eylemi ilan ettiler. 7 ildegözaltına alınan toplam 86 kişiden55’ni tutukladılar.Saldırı Yeni; Biçim, Tarzve Amaç EskiydiBazı basın organları, “son yıllarınen büyük operasyonu” diyeverdiler. Hayır bu saldırılarla ilkdefa karşılaşmıyoruz. Bundandaha büyüklerini de yaşadık. “ErdoğanKaldi dedi ki” komplosu,2004 yılındaki 1 Nisan komplosubunlardan biridir. Yine 2011 yılındakiDev-Genç’lilere yönelik benzer şekildeyapılan operasyonda 96 kişigözaltına alınmış, 38 kişi tutuklanmıştı.Yılda en az bir defa Halk Cephesi’neyönelik kapsamlı saldırılaryapılmaktadır.Peki Neden Halk Cephesiİşbirlikçi AKP’nin ve emperyalizminpolitikalarına açıktan karşıçıkan bir biz varız çünkü. Sözlerini,bildirilerde, dergilerde bırakmayıphayata uygulayan bir biz varız. Canımızpahasına da olsa düşüncelerimizi,mevzilerimizi terk etmeyen birbiz varız.Peki Neden ŞimdiÇünkü; herkes “barış” derken,biz “savaşı büyüteceğiz” diyoruz.Dünyanın dört bir yanında “barış”adı altında teslimiyet kol gezerken;faşizme ve emperyalizme karşı heralanda direnen ve savaşma kararlılığınısürdüren bir biz varız. “Barış”adı altında PKK’yi silahsızlandırmave teslim alma politikalarınınkarşısına açıktan bir biz çıkıyoruz…Gazeteci Şirin Payzın 18 Ocakgünü yaptığı televizyon programında"Bu operasyon da neyin nesi? Herkeshadi barış, diyor. Birileri inadınaiş başında. Hükümetin tavrı çokönemli" diyor. “ÇHD ve Yorum operasyonuesas provokasyondur. Günlerdirprovokasyon olmasın dendide bu ne şimdi?" diyor. Payzın, busaldırıyı iktidar içi çatışmanın ürünüolarak değerlendiriyor ve “barış”sürecini provoke ettiğini söylüyor.Biz diyoruz ki; hayır, ortada bir“barış süreci” yoktur. Oligarşi içiçatışmanın sonucu provokasyon dayoktur. “İmralı süreci” dediklerisüreçle PKK silahsızlandırılıp bütünolarak Kürt halkı teslim alınmak isteniyor.Payzın’ın değerlendirmeleri, ülkemizaydınlarının, solunun çoğunluğuiçin de geçerlidir. Olayları sonuçtandeğerlendirerek, “Silah bırakıncasavaş olmaz, savaş olmayıncainsan ölmez, barış olur” yanılsamasındankaynaklanıyor. Oysahalklar ağır sömürü ve faşizm altındagünyüzü görmeden yaşıyor. Her haktalebi terörle karşılanıyor. Bu ölmedenölmektir.Başbakan Erdoğan, 19 Ocak’taAntep’te yaptığı konuşmada; “Kürtsorunu diye bir mesele yoktur. Terörörgütünün eylemlerine son vermesi,yurtdışına çekilmesi ve silahı bırakmasıiçin ne yapmak gerekiyorsa diyoruzonu yapsın biz elimizden gelendesteği verelim” diyor. “Silah bırakmadığısürece terörle mücadelemizsürecek” diyor. Ve PKK’yeyönelik katliamlar sürüyor... Hangibarış sürecinden bahsediyorsunuz?AKP iktidarının barıştan anladığı sömürüve zulüm azgınca sürerkenkimsenin direnmediği bir ortamdır.Zulüm ne kadar büyük olursa olsunhalkların direnmemesidir. Kimse bununadına barış diyerek kendini kandırmasın.BUNUN ADI BARIŞ DE-ĞİL, KÖLELEŞMEKTİR. Kimseşunu aklından çıkartmasın, Zulmekarşı direnmemek zulmü açzaltmaz.Direnişin olmadığı yerde zulümdaha da pervasızlaşır. Bunun içintarihe bakın: Kölelik düzeninebakın. Direndiğimiz için zulümolmuyor. Zulüm olduğu için direniyoruz.Onun için kimse “barış süreci”diye kendini kandırmasın.AKP’nin ağzından “barış” kelimesibile çıkmıyor. Bu süreç direnenlerinteslim alınması sürecidir.Önümüzde tek seçenek var:Ya direneceğiz, ya da teslim olacağız.İkincisi halk güçleri için seçenekdeğil yok olmaktır.Biz DİRENECEĞİZ diyoruz!Oligarşiyle “BARIŞ” değil, “KUR-TULUŞA KADAR SAVAŞ” diyoruz.Amerikan uşağı AKP bunun içinsaldırdı.Oligarşi tüm sınıf kiniyle saldırırken,“barış” demek, “Ben teslimoluyorum” demektir. Sınıflar ortadankalkmadan, sömürü ve zulüm sonbulmadan, bu adaletsiz düzen yıkılmadanbarış olmaz. Adalet için, onurumuziçin savaşıyoruz. Bağımsızdemokratik sosyalist bir ülke içinsavaşıyoruz. Gerçek barış ancak sömürününolmadığı sosyalist bir düzendesağlanabilir.Zulümle, İşkenceyleYenemediklerinizi;Komplolarla, İftiralarlaYenemezsiniz!Tarihimiz tanıktır, Emperyalizminişbirlikçisi oligarşi bizi yenemez.Hepimizi yok edebilir. Küllerimizdenyeniden doğarız. Daha güçlü doğarız.Çünkü biz tarihsel, siyasal olarakhaklıyız. Dünkü faşizm icracıları teslimalamadı bizi. Bugün bu göreviüstlenen AKP’de teslim alamaz. Başaramadınız,başaramayacaksınız.Bundan öncekilerde olduğu gibi,yine, çöken komplolarınızın, iftiralarınızınaltında kalacaksınız.Şiarımız değişmedi, değişmeyecek.Şiarımız; “Emperyalizm ve işbirlikçileriylebarış” değil, KurtuluşaKadar Savaş!38TÜRKİYE’DE HUKUK YOK MU?


İSTANBUL EMNİYETİ YALANLARINITÜKETTİ, SIRA BAŞBAKANDA!Başbakan RecepTayyip Erdoğan, 30Ocak'ta, Çağdaş HukukçularDerneği ve Halkın Hukuk Bürosu'naüye avukatlarla ilgili olarak gerçekdışı, karalama, kirletme ve itibarsızlaştırmayayönelik açıklamalar yaptı.Çağdaş Hukukçular Derneği GenelMerkezi, Erdoğan'ın yalanlarına karşıaynı gün yazılı bir açıklama yaptı.Başbakana seslenilen açıklamada,11 kapı yalanından söz edilerek, "Diyorsunuzki ‘Bu avukatlar işini bilenavukatlar.’ Çok doğru tespit etmişsiniz.Evet bu avukatlar, Çağdaş HukukçularDerneği’nin 40 yıllık adaletmücadelesinin bugünkü temsilcileridir.Bizler de onların işlerini çokiyi bildiğini biliyoruz. Bunu EnginÇeber’in, Şerzan Kurt’un, ÇağdaşGemik’in, Baran Tursun’un, EmrahGezer’in davalarında, iktidarınız zamanındayapılan işkence, yargısızinfaz dosyalarında ve yine iktidarınıztarafından hep korunmaya çalışılankatillerin cezalandırılması için verilenonurlu mücadelelerinden ve başarılarındanbiliyoruz. Bu avukatları,işçi grevlerinden, rantsal dönüşümekonu ettiğiniz gecekonduluların direnişlerinden,hak arayan öğrencilerinmücadelesine verdikleri destekten,faili belli olan Kürt infaz davalarındantanıyoruz.Ve dışarıdakiler, bizler, sizin deyiminizle,“avukatlara müdahale edilemez”diyenler, olarak bir kere dahadiyoruz, avukatlara müdahale edilemez.Ama biliyoruz ki edeceksiniz.Edin. Bugüne kadar halkımıza uygulamadığınızhukukunuzu, bize uygulayındemeyeceğiz. Zaten uygulamayacaksınız.Yargıya müdahaleediyorsunuz da demeyeceğiz. Sizinde tıpkı sizden öncekiler gibi müdahaleettiğinizi biliyoruz. Etmeye devamedin. O sebeple, soruşturmaneye dayanmış, savcı ne sormuş,hangi somut delile dayanılarak buavukatlar tutuklanmış, bunları dasize hatırlatmayacağız.Biz biliyoruz ki, bize düşmanceza hukuk uyguluyorsunuz. Bu davanınsuçu da suçlusu da olmayacak.Arkadaşlarımız orada rehindirler. Buzihniyet, geçen yüzyılda Nazi toplamakamplarını yarattı, bu yüzyılda iseGuantanamo kamplarını yarattı. Ancakşunu bilmenizi isteriz ki, bu operasyonile hedef aldığınız devrimciavukatlık pratiğimizdir. Derneğimiz40 yıldır ezilenlerin, yoksulların, sömürülenlerinkısacası tüm toplumsalmuhalefetin avukatlığını kurumsalolarak yapmaktadır. Baskılarınız bizleriyıldıramayacaktır" denildi.ÇHD İstanbul Şubesi de bir açıklamayaparak, "Başbakanın bu açıklamalarınıntamamı yalan ve iftiradanibarettir. Derneğimize yönelik bu vebenzeri yalan ve iftiralar, baskı veyıldırma çabaları nereden ve kimdengelirse gelsin, hiçbir şekilde yılmayacağımızı,40 yıldır sürdürdüğümüzdevrimci avukatlık geleneğini, bundansonra da aynı kararlılıkla sürdüreceğimizibu vesileyle bir kez daha, kamuoyunailan ediyoruz" dedi.Halkın Hukuk Bürosu ise, “Birapartman dairesinde gecenin yarısındaavukatlar toplanıp ne iş görürmüş?”“11 kapının ardında” ne işleri varmış?Cevap verelim Başbakan! Amacevabımız size değil yalanlarla yönetmeyeçalıştığınız halkımızadır;Önce sayı saymayı öğrenin; geceyarısı bastığınız bütün bürolarımızın,derneklerimizin kapılarını parmakhesabıyla toplasanız yine 11 etmez!Bari azıcık usturuplu yalan söyleyin!Biz adalet mücadelesi veriyoruz.Gece yarılarında ne yaptığımızı merakediyorsanız, 10 yıllık iktidarınızınadaletsizliklerine bakın!“İçeride ne isterseniz var!” diyorBaşbakan;Doğru! İçeride çok şey var;- Hapishanelerde katlettiğiniz devrimcilerinotopsi raporları var,- İçeride, işkencede öldürdüklerinizinklasörler dolusu dosyaları var,- İçeride, sokak ortasında infazettiğiniz halk çocuklarının infaz dosyalarıvar,- İçeride kentsel dönüşüm adı altındaevlerini yıkıp mahallelerinitalan ettiğiniz yoksul gecekondu halkınındavaları var,- İçeride işinden atıp beş kuruşamuhtaç ettiğiniz işçilerin tazminatdavaları var,- İçeride tutsak müvekkillerimizingönderdiği hak ihlallerini anlatanmektuplarımız var!Belli ki Hitler’in “DezenformasyonBakanı” Goebbels’in izindenyürüyorsunuz! Ustanız diyor ki; “Birşeyi ne kadar uzun süre tekrarlarsanız,insanlar o kadar fazla inanırlar!”Halkımızın aklından, dostu düşmandanayırt edebilen geleneklerindenmi şüphe ediyorsunuz!Biz halkın avukatlarıyız, başbakan!Siz halkımızı, aç, yoksul, adaletsizbırakırken biz gecemizigündüzümüze katıp, mütevazı bürolarımızdahalk için çalışıyoruz.Bizi, sizin gözünüzde başka avukatlardanayıransa devrimci kimliğimiz!Bağımsızlık, demokrasi, sosyalizmiçin mücadele ediyoruz.Evet, biz “işini iyi bilenavukatlar”ız… İşte tam da bu yüzdentahammül edemiyorsunuz! Hükmettiğinizhakimlerin, savcıların, polislerinkarşısında “el pençe divan”durmuyor, işimizi yapıyoruz.Bu yüzden meslektaşlarımız, müvekkillerimizyani tüm halkımız tutukladığınızyoldaşlarımıza destekveriyor. Ne tutukladığınız meslektaşlarımızne dışarıda kalan bizler,sizden de baskılarınızdan da korkmuyoruz.Size, sizin sözlerinizle cevap veriyoruz;“Hadi canım sen de…”Biz mücadelemize tutuklu meslektaşlarımızınbıraktığı yerden devamediyoruz" açıklamasında bulundu.Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013YALANLARLA TUTUKLANANLAR SERBEST BIRAKILSIN!39


Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013Aydın Olmanın Onuru Zulme KarşıHalkın Önünde Olmakla KazanılırÇeliğin Hayat Bulduğu YerİşçilereMezar Oluyor!Aydın sanatçılar Grup Yorum veSanat Cephesi'nin çağrısı üzerine 30Ocak günü saat 14.00'te Av. AvniApaydın Konferans Salonu'nda biraraya gelerek baskınlara ve tutuklamalarailişkin bir basın toplantısı gerçekleştirdi.18 Ocak'taki baskınlarda İdil TiyatroAtölyesi oyuncuları ve Tavır Dergisiçalışanları Veysel Şahin ve GamzeKeşkek de uydurma gerekçeler, hayali,gizli tanık ifadeleri ve yalan belgelerletutuklanmıştı. Bunun üzerine SanatCephesi'nin çağrısıyla aydın sanatçılar"Halkın Sanatçıları Serbest Bırakılsın"başlıklı bir metin oluşturup imzacısıoldu. 30 Ocak, gerçekleşen basın toplantısınaise Altan Erkekli, MenderesSamancılar, Sennur Sezer, Orhan Aydın,Hilmi Yarayıcı, Hüseyin Karabey,Suavi, Mazlum Çimen, Ercan Aydınve Pınar Aydınlar katıldı.Toplantıda aydın sanatçılar AKP'ninsanata, sanatçıya, kendi gibi düşünmeyenherkese, her alana uyguladığıbaskıya karşı birlik olmanın ve butarz buluşmaları çoğaltmanın gerekliliğiüzerinde durdu. Grup Yorum elemanlarıise, yaşadıkları faşist baskı karşısındadevrimci sanatı yüreklere beyinleretaşımaya devam edeceklerini, albümkayıtlarının yedekleri olmamasına rağmenemniyetten kayıtlarıalamasalar dahi sanatçılarlabirlikte üreteceklerini, GamzeKeşkek ve Veysel Şahin'izulmün elinden çekip alanakadar mücadele edip, mücadeleyibüyüteceklerini ifadeetti. Baskınların hukukiboyutunu konuşmak üzere sözalan Avukat Behiç Aşçı isesaat 04.00'te, yasal kurumlaratamamen adeta eşkıyalar gibi gelerek,kapıları kırmanın, duvarları delmenin,eşyaları yağmalamanın, insanları yerlerdesürükleyerek gözaltına almanınhiçbir hukuki dayanağı olmadığınıifade etti.Yaklaşık bir saat süren basın toplantısındaGamze Keşkek ve VeyselŞahin için özgürlük eylemlerini büyütmenin,birlikte hareket etmeninsözü verildi.Aydın ve sanatçıların "HALKINTİYATROCULARI GAMZE VEVEYSEL SERBEST BIRAKILSIN!"başlıklı imza metnine imza verenlerinisimleri şöyle:Altan Erkekli, Aslı Öngören, AtaolBehramoğlu, Barış Atay, Bilgesu Erenus,Bülent Emrah Parlak, Cahit Berkay,Edip Akbayram, Ender Yiğit,Ezel Akay, Genco Erkal, Grup Yorum,Gülsen Tuncer, Hilmi Yarayıcı, KardeşTürküler-BGST, Levent Üzümcü, MehmetÖzer, Mehmet Aksoy, MehmetEsatoğlu, Metin Coşkun, MenderesSamancılar, Nedim Saban, Niyazi Koyuncu,Okşan Dede, Orhan Aydın,Orhan Kurtuldu, Pınar Aydınlar, RagıpYavuz, Rutkay Aziz, Sennur Sezer,Suavi, Tarık Akan, Tayfun Talipoğlu,Temel Demirer, Yasemin Göksu veZafer Gecegörür.30 Ocak'ta Güneydoğu Galvanizfabrikasında bir patlamameydana geldi ve 8 işçi yaşamınıkaybetti. Çağdaş Hukukçular Derneğiiş cinayetiyle ilgili olarakaynı gün yazılı bir açıklama yaptı.Açıklamada, "Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi olarak iş kazalarına“kader” demek yerine iş cinayetleri demeye devam edeceğiz. “İhmal” yerinekar hırsından kaynaklı sorumsuzluk demeye devam edeceğiz. Ölen ve yaralananişçi ailelerinin sesi olmaya devam edeceğiz. En yetkili ağızlar kader deyip bucinayetlerin üstünü örtedursunlar bizler, sorumlulardan hesap sorulması içinhep birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz" denildi.“Haksız Olan KendiSaçağından Düşer”Çağdaş Hukukçular Derneği,18 Ocak tarihinde gerçekleştirilenoperasyon sonucunda 9 yöneticive üyesinin tutuklanmasının ardındanfaaliyetlerine devam ediyor.Derneklerinin hala dimdik ayaktaolduğunu belirten ÇHD, “ÇağdaşHukukçular Derneği İstanbul ŞubesiBaşkanı Av. Taylan Tanay veŞube Sekreterimiz Av. A. GüçlüSevimli hala görev başındadır. Yönetimkurulumuzla birlikte derneğimizinkurumsal faaliyet gösterenkomisyonları da toplanmaya devametmektedir. Aynı azimle, aynı heyecanlafaaliyetlerimiz sürmektedir”duyurusunda bulundu.Avukatlara da bir çağrı yapılarakÇHD bünyesindeki KentselDönüşüm, Cezaevi ve ÇalışmaYaşamı Komisyonu’nun çalışmalarınakatılmaları istendi.“Adalet”Burjuvazinin ElindekiSilahtır;BurjuvazininAdaletiniTanımıyoruzPınar Selek’in 14 yıldır devameden, üç kez mahkemece beraatkararı verilen yargılamasında sonolarak İstanbul 12. Ağır CezaMahkemesi tarafından ağırlaştırılmışmüebbet hapis cezası verildi.Daha önce 3 kez beraat kararıverilmiş olmasına rağmen, keyfiolarak tutuklama kararı verilmesiyleilgili olarak Çağdaş HukukçularDerneği İstanbul Şubesi yazılıbir açıklama yaptı. Açıklamada,“Türkiye’de adalet çarklarıpaslanmış ve yapılan müdahalelersonucunda işleyemez haline gelmiştir”denilerek; Pınar Selek’inyanında oldukları ifade edildi.40TÜRKİYE’DE HUKUK YOK MU?


Demokratik Kurum, Kuruluş ve Kişilerden Baskına Karşı Tepkiler:AKP FAŞİZMİ DÜŞÜNCE VE ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜNÜYOK EDEMEYECEK, İZİN VERMEYECEĞİZ!FAŞİZME KARŞI BİRLEŞELİM!Hukukçusundan, milletvekiline,demokratından devrimcisine halkınhiçbir kesiminin bu düzenden biradalet beklentisi kalmamıştır. Yasalyollardan hak alma mücadelesi veren,yoksulun, mazlumun, ezilenlerin, işçinin,emekçinin, öğrencinin, köylününyani tüm yoksul halkımızınavukatlığını yapan avukatların,AKP’nin zulmüne karşı direnen devrimcilerinbaskı ile susturulmaya çalışıldığınınherkes farkında. AKP’ninikiyüzlülüğü, adaletsizliği iyice açığaçıkmıştır. Devrimcileri yalan haberleriylekaralamaları, devrimci demokratkişi ve kurumların sahiplenmesiyleboşa çıkartılacaktır.AKP’nin saldırılarının Hukukçularıda kapsayan son saldırılarınakarşı gösterilen tepkileri yayınlıyoruz.İstanbul Barosu:“Hiçbir hukuk devletinde avukatabu denli kolay, soyut suç isnadı veböylesine hukuka aykırı işlemler yöneltilemezkenbu yaşananlar hangi“ileri demokrasi” ye geçtiğimizihalen görmek istemeyenler varsaaçıkça göstermektedir. Halkın hakarama özgürlüğü ve savunma hakkınıngüvencesi olan avukatın bizzatkendisine bu hukuka aykırı muamelelerinyapılabiliyor olması hukukgüvenliği, adalet ve demokrasi adınadehşet vericidir. Suç isnadı ne olursaolsun, her soruşturma işleminin hukukçerçevesinde gerçekleştirilmesi birlütuf değil zorunluluktur. Herkesinkendisine, hakkının ve hukukunungüvencesi olan avukatın güvencesizbir konuma getirilmesinin nelere yolaçabileceğini sorması gerekir. Buyaşananlar ve yapılanlar, avukatlıkmesleğine ve onuruna, halkın hakarama özgürlüğüne karşı açık birsaldırıdır.”Ankara Barosu:“ÇHD Genel Merkezi’nin basılmasınınardından açıklama yapan AnkaraBarosu, “Kırılan avukat bürolarınınkapıları değil insan haklarınınkoruyucu şemsiyesidir. Avukatlar görevleriniyaparken kimi zaman bireyselşiddetin kurbanı olurken kimizaman da devletin hak ihlali oluşturaneylemlerinin muhatabı olmaktadır.Ankara Barosu olarak nereden gelirsegelsin avukata ve avukat üzerindentopluma yönelik her tür saldırıya sonunakadar karşı duracağımızı birkez daha belirtir, bu çerçevede, bugünyaşanmakta olan hak ihlali sürecinide sonuna kadar da takip etmeyedevam edeceğimizi kamuoyuna saygıylabildiririz.” dedi.Bursa Barosu:“Gelinen noktada hukuksal güvenceninkalmadığı bir gerçektir. Gözaltınaalınan avukatların toplumsal davalardasavunmanlık üstlenmeleri,kolluk güçlerinin ve iktidarın haksızve hukuka aykırı eylem ve işlemlerindehukuksuzluğu teşhir etmeleri ve bununlamücadele etmeleri en önemliortak özellikleridir.”Ege ve Marmara BölgeBaroları:“Haklarında arama, yakalama işlemiyapılan meslektaşlarımız ise bu amaçlaetkin çalışma yapmaları ile bilinenve toplumsal davalarda savunmagörevini üstlenmiş, bu özellikleri ilehukukçu çevrelerin yakından tanıdığıkişilerdir. Bu operasyon, öncesindeyaşanan olay ve gelişmeler göstermektedirki, meslektaşlarımızın yukarıdabelirttiğimiz özellik ve faaliyetlerininsiyasi iktidarda yarattığırahatsızlığın ürünüdür.”Doğu ve Güneydoğu BölgesiBaroları:“Mesleğimize, mesleki faaliyetimizeve savunma hakkına yapılan bu hukukaaykırı uygulamayı protesto ediyoruz.Her zaman ve her koşulda ÇHD üyesimeslektaşlarımızla dayanışma içindeolduğumuzu kamuoyuna bir kez dahaduyuruyoruz. Gözaltına alınan meslektaşlarımızıngözaltı işlemlerine derhalson verilerek serbest bırakılmalarınıtalep ediyoruz.”Suriye Barolar Birliği:Suriye Barolar Birliği, Suriye halkınakarşı yapılan terör, katliam, soygunve yağmalama eylemlerini Türk yargısınınönünde açıklama çabalarınakarşı Çağdaş Hukukçular Derneğiüyesi avukatlara yönelik saldırılarınıkınadı. Suriye Barolar Birliği, TürkiyeBarolar Birliği Başkanı Vedat AhsenCoşar’a mektup göndererek, tutuklananşerefli avukatların durumlarınıtakip etme çağrısında bulundu, gerçeklerisavundukları ve hakkın yanındayer aldıkları için tutuklanmalarındanduyduğu şaşkınlığı ifade etti.Arap Barolar Birliği Genel SekreteriÖmer Zeyn’e de mektup gönderenSuriye Barolar Birliği, AKP’ninHalep’teki ekonomi tesislerinin soyulmasıve yağmalanması, AKP’ninkoruduğu teröristlerin Suriye’de teröreylemleri ve katliam yapması, teröristleresınırı geçip terör eylemlerigerçekleştirme izni vermesi suçuylabu hükümete karşı dava açmaya hazırlanmalarınedeniyle bir grup avukatıtutukladığını bildirdi. Arap BarolarBirliği’nden, avukatların tutuklanmalarınakarşı ahlaki ve yasal bir tutumizleme çağrısı yapıldı. Suriye'dekiSiyasi Partiler de bir bildiri yayınlayarak,AKP’nin avukat ve hukukçularıserbest bırakmasını istedi ve uluslararasıkurumların tutuklanan avukatlarasahip çıkması çağrısında bulundu.Demokrasi ve Özgürlük İçinYargıç Savcılar Birliği:“Demokrat Yargı olarak avukatlarayönelik bu türdeki usulsüz muamelelerekarşı koymayı Türkiye’de hukukve yargı kültürüne bir katkı olarakgörüyor ve ilgilileri uyarmayı birgörev biliyoruz. Usulsüz biçimlerdebüroları aranan ve gözaltına alınanavukatların derhal serbest bırakılmasınıve haklarındaki soruşturmanınSayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013YALANLARLA TUTUKLANANLAR SERBEST BIRAKILSIN!41


Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013kamuya açık ve güvenilir bir biçimdeyürütülmesini talep ediyoruz.”Uluslararası Af Örgütü:Uluslararası Af Örgütü TürkiyeAraştırmacısı Andrew Gardner biraçıklama yaparak, “Önde gelen insanhakları avukatlarının gözaltına alınmasıve ofislerinin açıkça hukukaaykırı bir biçimde aranması, muhalifsesleri engellemeye yönelik gözlegörünür bir şekilde gerçekleşen kovuşturmalardizisine bir yenisini dahaeklemiştir… İnsan hakları avukatlarıterörle mücadele kanunlarının yaygınsuistimalinin mağdurlarının sadecebir kısmıdır. Sorulması gereken soruşudur: İddia edilen insan hakları ihlallerininmağdurlarını savunmakiçin geriye kim kalacak?” dedi.Türkiye İnsan HaklarıVakfı (TİHV):“TV ekranlarında, gazete sayfalarındapolis ve özel yargı terörünün yurttaşlarınasıl olağan şüpheliler halinegetirdiğini anlatan, demokrasimiziçin kaygılarını belirten ÇHD yöneticive üyelerinin şimdi şüpheli halinegelmesi gerçekten manidar ve kaygıvericidir. Toplumsal muhalefetin savunmanlığınıyaparak her dönem iktidarlarırahatsız eden ÇHD’ye yönelikbaskıları kınıyor, gözaltınaalınan yönetici ve üyelerinin derhalsalıverilmesini talep ediyoruz.”Türkiye Barolar Birliği:“ÇHD hakkında hiçbir suçlama vegerekçe gösterilmeden dernek merkezive şubeleri hakkında arama ve elkoyma kararları verilmiş, Dernekdoğrudan hedef alınarak kriminalizeedilmeye çalışılmıştır. Bazı aramalarhelikopterden güvenlik görevlisi indirilerekcam ve kapılar kırılarak yapılmıştır.İstanbul’da gözaltına alınanavukatların, ikametgahlarına savcıve baro temsilcisi olmadan, kapılarkırılarak girilmiştir… İnandırıcı olmayanyapay gerekçelerle ve “adliişlem” görünümü altında sürdürülenbu operasyonlar ve ihlaller, dahaönce içeriğine değinilen Avukatlarınİşlevlerine İlişkin Temel İlkeler/HavanaKuralları’nın 16/a-c ve 22. maddelerihükümlerine aykırı olmasının yanısıra “BM İnsan Hakları SavunucularınınKorunması Bildirisi”, “AvrupaKonseyi Avukatlık Mesleğinin İcrasındakiÖzgürlükler Hakkında 9 NumaralıTavsiye Kararı”, “BM YargıBağımsızlığı Temel Prensipleri”,“Uluslararası Avukatlar Birliği MoreliaŞartı”, “21. Yüzyılda AvukatlıkMeslek Kurallarına Dair Turin İlkeleri”gibi diğer başka uluslararasıbelge ve sözleşmelerle güvence atınaalınan “güvenlik ve özgürlük hakkı”,“adil yargılanma hakkı”, “savunmahakkı”, “düşünce ve ifade özgürlüğü”,“örgütlenme özgürlüğü” gibi temelhak ve özgürlüklere aykırıdır…” açıklamasındabulundu.İnsan Hakları Derneği:“Türkiye’de onlarca avukatın halatutukluluğu devam etmektedir. Avukatlarınhukuk güvenliğinin olmadığıbu ülkede, vatandaşların hak ve özgürlüklerindenbahsedilemez.”İstanbul Barosu BaşkanıÜmit Kocasakal:“Bir hukuk bürosu, bir baro başkanınınveya onun görevlendireceği biravukatın huzurunda aranabilir. Bunundışındaki bütün işlemler hukuksuzdur,hukuka aykırıdır. Bunları ben söylemiyorum,kanun söylüyor. Avukatınınmüvekkiliyle olan belgelerine hiçbirşekilde bakılamaz kanun bunu söylüyor.Dolayısıyla kanuna aykırı işlemyapılmasına müsaade etmemek bizimgörevimizdir.”Emine Ülker Tarhan:“Ülkemizdeki insan hakları ihlalleri,faili meçhul cinayetler, işkenceylemücadele gibi konularda yaptığı çalışmalarile öne çıkan Çağdaş HukukçularDerneğine ve üyesi avukatlarayönelik sürdürülen hukukaaykırı aramalar bugün yeni bir ‘ÖzelYargılama’ terörü olarak öne çıkmıştır.İktidara muhalif herkesi ve her kurumususturma anlayışının toplumsalmuhalefeti savunma görevi yapmalarınedeniyle avukatlara da yöneltilmesifaşist ve baskıcı bir yönetim anlayışının,kapımıza dayanan polis devletianlayışının tezahürüdür.”Prof. Adem Sözüer:İstanbul Üniversitesi Hukuk FakültesiDekanı Prof. Adem Sözüer, “Heran herkesin bir örgüt üyeliğinden yada terörist suçlamasıyla hapse düşebileceğigibi bir endişe var. Haklıbir endişe mi?” sorusuna “AynıDGM’de olduğu gibi elimizde yüzlerce,binlerce örgüt davası var şimdi.Bir toplumda bu kadar çok örgütdavasının olması bir anormalliğingöstergesi. Ve bu anormalliği kanunudeğiştirerek çözemezsiniz. İlla da buyöntemle çözmek istiyorsanız, çokdaha açık yazarsınız: ‘Salt örgütüyeliği nedeniyle tutuklama yapılamaz.’Bu tek maddeyle Türkiye’debinlerce insan serbest kalır.”İlhan Cihaner:CHP milletvekili İlhan Cihaner, “Sürekliadliyede olan hukukçuların cadıavı gibi peşlerine düşülmesi kabuledilemez. Bu işlemleri yapanlar ülkeyiterketseler de hukukçular bu ülkeyiterk etmez. Kişiler hakkında aramakararı var ancak dernek merkezininneden arandığı hakkında bilgi yok.Gözaltına alınanların serbest bırakılmalarınıtalep ediyorum.”Yargıçlar ve Savcılar Birliği(YARSAV):"Darbe dönemlerini aratmayan birbiçimde sabaha karşı avukat bürolarınakapıları kırılarak girilip, hak savuncularınıngözaltına alındığı, toplugözaltı kararlarının verildiği, siviltoplum örgütü niteliğindeki dernekodalarının basıldığı dev polis ordularıylasokakların tutulduğu faşizminsıradan bir gününe uyandık. Biz yargıçve savcılar yargılamanın temel unsurlarındansavunmanın güçsüz bırakıldığı,yaralandığı bir yargılamanıngerçek bir yargılama olmayacağınainanıyoruz.”MAZLUMDER İstanbulŞubesi:“Özellikle işkence ve kötü muameleylemücadele eden avukatların gözaltınaalınması düşündürücüdür. ÇağdaşHukukçular Derneği üyesi avukatlara42TÜRKİYE’DE HUKUK YOK MU?


yönelik operasyonların hukuki olmaktançok gözdağı nitelikli olduğuve savunmaya saldırı niteliğine dönüştüğükanaatimizi tüm kamuoyuönünde deklare ediyoruz.”Baran Tursun Vakfı:“Türkiye’nin tüm bölgelerinde; Din,Dil, Renk ve Etnik farkı gözetmeksizin,polis şiddetine maruz kalanbirey ve ailelerinin yanında yer almak,hukuki sorunların çözümüne katkısağlamak suretiyle yardımcı olan vegörevlerinin yalnızca adaleti tesis etmekolan ÇAĞDAŞ HUKUKÇU-LAR DERNEĞİ’nin çok değerli üyeve yöneticilerinin gözaltına alınmalarınıve tutuklanmalarını, Türkiye’deyargının düştüğü bir açmazın süreciolduğunu düşünmekteyiz. Bu açmaz;dün, biz vatandaşların devletle olankavga süreci; bugün ise, hukuk adamlarınındevletle yaşayacağı bir kavgasürecine haline gelecektir. Evrenselnormlardan uzak bir şekilde gözaltınaalınan ÇHD üyesi DEĞERLİ AVU-KATLARIMIZA yönelik baskılarıkınıyor ve derhal serbest bırakılmalarınıtalep ediyoruz.”Aksiyoner HukukçularDerneği:“ÇHD’ye ve insan hakları savunucusuavukatlara, meslektaşlarımıza dayanışmaduygularımızı ifade ediyor,geçmiş olsun diyoruz.”Melda Onur:CHP Milletvekili Melda Onur, “Buoperasyon kimsesizlerin kimsesi olanavukatlara yapılmış bir operasyondur.Bu operasyon sol düşüncenin, muhalifdüşüncenin itibarsızlaştırılması içinyapılıyor. Peşini bırakmayacağız.”Hüseyin Aygün:CHP Dersim Milletvekili Hüseyin Aygün,Taylan Tanay ve Selçuk Kozağaçlı’yıyakından tanıdığını belirterek,şunları söyledi: “Suriye’ye dikkat çekmekistiyorum. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nünyabancı ülkeler lehineajanlık yapma suçlaması son derecetemelsiz olduğu gibi, aynı zamandaSuriye’de ÇHD’nin insan haklarınıaraştıran tavrına da hükümetin tepkiliolduğunu düşünüyorum. Çünkü SelçukKozağaçlı ‘Suriye’deki insanlık suçlarınıaraştıracağız ve hükümet aleyhinedava açacağız’ dedi. Tahmin ediyorum,bizim hükümetin yürüttüğü bupolis operasyonu da tümüyle siyasi.”Türkiye Tiyatro Platformu:“Ülkenin tiyatro sanatçıları, sanatinsanları olarak Gamze ile kolkolayız.Bu ülke sahipsiz değildir. Ülkeninsanat alanı ve sanatçıları da yalnızdeğildir.”KESK:“Başta bağlı sendikalarımızın üyelerive avukatlar olmak üzere gözaltınaalınanların derhal serbest bırakılmasıiçin tüm emek ve demokrasi güçlerinitemel hak ve özgürlüklerimizi yoketmeyi hedefleyen saldırılar karşısındasesini yükseltmeye davet ediyoruz.”Barikat Gazetesi:Kıbrıs’ta yayınlanan Barikat Gazetesi,“TC Devleti ‘Teröre’ Devam Ediyor”başlıklı açıklamasıyla baskınları kınayarak,“Bizler bu saldırıları şiddetleprotesto ediyor; saldırıya uğrayankurumlarla ve göz altına alınan tümyoldaşlarımızla dayanışmamızı yineliyoruz.Ve tekrardan haykırıyoruz:“Emekçilerimiz kazanacak… Ezilenhalklarımız kazanacak… Yoldaşlarımızkazanacak…ÇÜNKÜ HAKLI-YIZ KAZANACAĞIZ!” dedi.Penguen Dergisi:Haftalık karikatür dergisi Penguen,24 Ocak tarihli 2013/4 sayılı sayısınınkapağında baskınları protesto etti.“Düzenlenen operasyonla insan haklarıihlalleri, işkence ve polis şiddetiyleilgili önemli davalara bakanbirçok avukat tutuklandı” üst başlığıylaverilen kapakta AKP’nin işkencecipolisleri teşhir ediliyor.Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013On ay önce Ankara'da AKP polisininkurduğu komplo sonucu tutuklanandevrimcilerin serbest bırakılmasıiçin yapılan eylemlere 22Ocak günü Ankara Adliyesi önündedevam edildi. Eylemde AKP'nin 18Ocak günü devrimcilere yaptığı baskınlarve kurulan komplolarla 55devrimcinin nasıl tutuklandığı daAKP'nin “Barış”ınınGerçek Yüzü: Komplolaranlatıldı.Açıklamada “AKP polisinin,AKP hukukununyalanlarını yüzlerine vuracağız.Küçük beyinleriylehazırladıkları komplolarile tutuklanan devrimcileritecrit hücrelerinizebırakmayacağız” denildi.26 Ocak günü de komplolarakarşı yapılan eylem öncesinde bildiridağıtıldı. Yüksel Caddesi'nde yapılaneylemde ilk olarak Kahraman Altun'un“Hayat Bizim Ölüm Onların”şiiri okundu. Şiirin ardından yapılanaçıklamada AKP polisinin devrimcileritutuklatmak için kimi zamankomplolara ihtiyaç duyduğu, 1 Nisan2004'te, 2012'de Ankara'da, birkaçay önce ise Antalya'da komployladevrimcilerin tutuklandığı, şimdi iseİzmir ve İstanbul'da onlarca devrimcininve ÇHD'li avukatların komploylatutuklandığı anlatıldı.Açıklama, “AKP'nin polisi istediğikadar baskı yapsın, tutuklasın,işkence yapsın biz milyonlara gidecekve milyonları örgütleyeceğiz. Haklıolan biziz, kazanan da biz olacağız!”denilerek bitirildi. 30 kişinin katıldığıeylem atılan sloganlarla sonlandırıldı.YALANLARLA TUTUKLANANLAR SERBEST BIRAKILSIN!43


Komplo Teorisi Yazacağım, İftira Atacağım Derken HatlarıKarıştıran Haddini Bilmez Bir Yazar: CEM KÜÇÜK!HADİ SABANCI, VER ÖDÜLÜNÜSayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013Kontranın sesi Yeni Şafak gazetesi25 Ocak 2013 günü “DHKP-C –Brüksel – Londra hattı” diye bir yazıyazarak patronlarına yaranmak istemiş.Sabancı’nın cezalandırılması eylemianlaşılan o kadar ağır gelmişki bu kadar yıldır hazmedemediniz.Yaz yaz bitmiyor. Tabii Sabancılarda para oldukça ve kendini “gazeteci”sanan patron yalakaları oldukça senaryolarda, hikayeler de bitmez.Cem Küçük; her şey bir yana, böyleakla ziyan bir yazıyı yazmak kolaydeğil, seni tebrik ederiz. Yani birazkonuyu bilen, az çok basını takipeden bir kişi; biraz beyni olan birisininböyle bir yazıyı yazmayacağını bilir.Senin gibi “akıllı”(!) ve “zeki”(!)kişiler ancak bu kadarını becerir,tekrar tebrik etmek istiyoruz.Gelelim yazdıklarına. Hemen ilkbakışta zaten saçmalayacağın belliolmuş. Boşuna dememişler balık baştankokar diye. Bula bula Mahir Kaynakesin olmuş yazına. Kendisi“Brüksel-Londra hattı”nda gezdiğiiçin zaten ajan, provokatör olmuştur.Ama senin için önemli değil zaten,saçmalasan da, önemli olan örgütükaralamak, çamur atmak, nasılsa patronlarınSabancılar seni sırf bununiçin daha çok sevip, ödülünü verirler.Senin o çok övdüğün MİT’in-itinbile bu kadarını beceremiyor, düşünemiyorlar.Gerçekten bravo sana.Ama unutma gerçekler, doğrular daimaoldukları yerde, tarihteki yerinikorur, senin gibiler ise çöpe giderler.Başta dediğimiz gibi bir türlühazmedemediniz, “nasıl olur böylebir şey” aklınız almıyor değil mi?Çünkü eylem teknik olarak basit denebilecekbir eylem, gerisi devrimcicüret ve yaratıcılıktır. Sizi korkutanda bu. Size göre böyle şeyler filmlerdeizlediğiniz, özel servislerin, ajanların,devletlerin işi olur sadece. Aklınızbir türlü almıyor değil mi? Aklınızadaha neler gelecek, Fransa, Belçika,İngiltere… sayın sayın daha bitmez,daha kimler girecek bu listeye. Amabütün gerçekler Sabancı Center’in25. katta gerçekleşen eylemdir. Değil25. kat isterse 250. katta olsun hiçfark etmez, devrimci yaratıcılık, cüretve cesaret her şeyden üstündür. Boşunademiyoruz, evinizin içine kadargireceğiz, nefesimizi ensenizde hissedecek,bu korkuyla yaşayacaksınız.Korkularınızı büyüteceğiz. Mutlakahalk düşmanlarından, işkencecilerden,katillerden, halkın kanını emen patronlardanhesap soracağız. İşte sizinkafanız bunu anlayamaz, çözemezde. Siz yazmaya devam edin.Yazıyı okudukça öyle saçmalıklarçıkıyor ki, bazen derler ya ifade etmeyesözlüklerde kelime bulamıyoruz.Sen de onlardan birisin CemKüçük. Cem Küçük MİT’i keşfetmişyeniden. MİT değişmiş de, eski MİTdeğilmiş de, örgütü izlemeye başlamışda, bir yıldır takip etmiş de, eskiMİT olsa olmazmış da...Yani bu kadarolur. Hatırlatalım istersen, şuradakaç ay olduğunu parmaklarımızlabile sayabiliriz. Feda savaşçısı ErdalDalgıç o senin izlediğini söylediğinMİT ve polislerin karakolunun kapısınakadar girdi. O senin kahramanMİT o kadar sıkı takip yapmış ki,feda eylemi gerçekleştiren İbrahimÇuhadar’ı ancak beyinlerinde patlayıncafark ettiler. Bunlar en sonları.Daha çok sayabiliriz istersen. EskidenMİT’le içli dışlı dediğin örgüt HiramAbas’ı cezalandırmıştır, hatırlatalım.Hiç hazmedemediğiniz eylemlerdenbiridir. Hala senin gibiler yazıyorlarakıllarına geldikçe. Öbür taraftan,sen MİT istihbarat topluyor her şeyibiliyor diyorsun, polis bile seni yalanlıyor.Polis, bilgiler “Belçika’dangeldi!” diyor, sen “her şeyi çözmüşlerdi,takip ediyorlardı, biliyorlar”diyorsun. Polisin yalanı biryana ama onların yalanı seni yalanlıyor.Bu bilgiler hem de son biryılın değil, ta 2008’de Belçika’dangelmişmiş. İstihbarat 2008’den gelmişoperasyon bugün yapılıyor. Tabiarada her yıl bir iki defa yapılanoperasyonlar görmezden geliniyor.Dahabir yıl olmadı,Gençlik Federasyonu yüzlerce polis,özel tim, helikopterler eşliğinde basıldı.Yine aynı basın o zamanda,“dev operasyon” diye manşetleretaşıdı. Herkes ajan, canlı bomba,suikastçi… Aynı hikayeler dolaştıgünlerce gazete sayfalarında, köşeyazılarında. Yürüyüş dergisi yineaynı şekilde basılmadı mı? Onlarcadevrimci işkencelerle gözaltına alınmadımı? “Eskiden olsa olmaz”mış?Defalarca yargısız infazlarla onlarcadevrimci katledildi. Çok uzağa gitmeyegerek yok 19 Aralık 2000 hapishaneleroperasyonu ne idi. Birgecede 28 tutsak katledildi. 2001’deKüçükarmutlu Mahallesi’nde ÖlümOrucu direnişine saldırıldı 4 devrimcikatledildi. Onlar operasyon değilmiydi? Siz bu hikayeleri geçeceksiniz.Kim Sabancı eylemini yazsa mutlakabir dış mihrak, bir bağlantı buluyor.Sen de Belçika-Londra hattınıbuldun. Senin devletin açıklamalıasıl bu emperyalist devletlerle ilişkilerini.Ülkenin her karış toprağınısatan, işgal ettiren, savaş üslerineçeviren biz değil, senin devletin,MİT’in, polisindir. “Benim işimmemleketi pazarlamak”, “babalargibi satarım” diyen uşak efendilerinesoracaksın ilişkilerini. Irak’ta kafalarınaçuval geçirip, onuru ayaklaraltına alınan, gıkı bile çıkmayansenin patronlarındır. Parası iç çamaşırlarınakadar Amerika’dan ödenenordunun ilişkilerini açıklayın da görelim.Suriye halkını katletmek için,emperyalistlerin uşaklıkta sınır tanımayan,öbür taraftan kapılarındadilenen devletin açıklamalı ilişkilerini.Hiçbir hukuk tanımadan Belçika’nınEuro Gold şirketinin Bergama’da si-44TÜRKİYE’DE HUKUK YOK MU?


İstanbul-Sarıyer25 Ocak günü Dev-Genç’liler Sarıyer’de bulunanÖmürtepe Mahallesi’nde dergi dağıtımı yaptılar. Yürüyüşönlükleri giyen Dev-Genç'liler sokaklarda dolaşarak 18Ocak'ta yapılan baskınları anlattılar. 5 saat süren çalışmada50 dergi halka ulaştırıldı.Aynı gün Sarıyer Dağevleri’nde 6 Dev-Genç'liYürüyüş dergisi dağıtımı yaptı. Dergi dağıtımında HalkCephesi ve Yürüyüş dergisi önlükleri giyildi.Dergi satışı sırasında yıkımlar, yapılan hukuksuzbaskınlar, tutuklanan devrimciler halka anlatılıp sloganlaratıldı. 51 dergi halka ulaştırılıp birçok kişiye yaşananadaletsizlik teşhir edildi.İstanbul-Gazi Mahallesi24 Ocak’ta Gazi Mahallesi’nde Yürüyüş okurları tarafındanderginin 348. sayısının toplu dağıtımı yapıldı.Dörtyol Meydanı’nda yapılan dağıtımda, halka 18Ocak’ta yapılan baskınlar anlatıldı. Yürüyüş dergisininsusmayacağı, baskıların ve operasyonların milyonlarıörgütlememize engel olamayacağı bir kez daha gösterildi.Çalışma toplam 2 saat sürdü ve 200 tane Yürüyüşdergisi halka ulaştırıldı.HatayHalk Cepheliler 23 Ocak günü Antakya / Bedirge’de(Serinyol) Yürüyüş dergisinin 348. sayısının dağıtımınıyaptılar. Halk Cepheliler Bedirge halkına İstanbul’dayapılan baskınları ne gerekçelerle yaptıklarını ve devletindevrimcilerden nasıl korktuğunu anlattılar. Serinyolhalkı basını takip ettiklerini ve yanlarında olduklarınıbelirttiler. 100 dergi Bedirge halkına ulaştırıldı.Bedirge'de Dev-Genç’liler 28 Ocak günü ise Kampüsesnafına dergi tanıtımı yaptılar.Yapılan çalışmada 27adet Yürüyüş dergisi kampüs esnafına ulaştırıldı.yanürle altın aramasını sağlayan güç,işbirlikçilik neydi? CIA işkence uçaklarınaülkenin hava limanları açanalçaklara soracaksın o “hatları”, ajanlığı,işbirlikçiliği. Sen bu yükün altındabir karınca kadar bile olamazsın,boğulur gidersin, seni aşar bunlar...Sen yorulma istersen, biz açıklayalım,“Belçika-Londra hattını”, ilişkilerimizi.Bugün DHKP-C’nin emperyalistlerin,tehlikeli terör örgütlerilistesinde ilk sıralarda olmasıdır, ilişkimiz.Amerika’nın “Amerika DefolBu Vatan Bizim” kampanyası nedeniylevatandaşlarını, Türkiye’ye gitmemelerive dikkat etmeleri konusundauyarmasıdır. Almanya’nın Türkiye’deyasal olan dergiyi yasaklamasıdır,birçok devrimciyi komplolarlahücrelere atmasıdır, ilişkilerimiz.Dünyada silahlı mücadeleyi herkesinterk ettiği, uzlaştığı, sosyalizmin yokedilmeye çalışıldığı bu zamanda sosyalizminbayrağını dalgalandırdığımız,uzlaşmadığımız, silahlı mücadeledeısrar ettiğimiz için katliamlarauğramamızdır ilişkilerimiz. Bizimgerçeğimiz yukarıda dediğimiz gibiSabancı kulelerinin 25. katında neidiyse yine aynı. Biz devrimciyiz,düşüncelerimizden vazgeçmedik, geçmeyeceğiz.Biz Sosyalizmin sandalyesindeoturmaya devam ediyoruz.Sen ve senin gibiler Cem Küçükeylemlerimizi hazmedemediğinizgibi, bunları da hazmedemiyorsunuz.“Keşke İngilizler, Türkiye’yle olanilişkilerinde son 60 yıllık bilgilerikamuoyuna açıklasa.” diyorsun. Açıklasınlar,açıklasınlar da savunduğunSabancıların, hükümetlerinizin,MİT’inizin, itinizin uşaklıkları, emperyalizmeyaptığı hizmetler, sizingibi ajanları ortaya çıksa... Zaliminyanında saf tutmayın. Zalimin yanındasaf tutan zulme ortak olur. Bu kadaraçık ve net, ayrıntısına kadar bilinenbir eylemi, yalanlarla, senaryolarlaçarpıtamazsın senin gücün yetmez.Devrimcilerin, halkın karşısına yalanlarlaçıkmayın, gerçekleri çarpıtmayın.Hesabını veremezsiniz. Gerçekgelir bir gün sizi bulur. Adaletbir gün herkese gerekir, ülkemizdekiadaletsizliğin sebeplerini büyütmeyin,oligarşinin suç ortağı olmayın.Yürüyüşümüzü Durduramadılar, Durduramayacaklar!23 Ocak günü Halk Cepheliler Antakya/ ÇekmeceBeldesi’nde 50 adet Yürüyüş dergisi dağıttılar.24 Ocak günü “Emperyalist Saldırılara DirenenSuriye Halkının Yanındayız” yürüyüşüne saldırı yapılanTavla’da Yürüyüş dergisinin 348. sayısının dağıtımı yapıldı.Tavla halkına direnerek yanlarında oldukları içinteşekkür eden Halk Cepheliler, 65 adet Yürüyüş dergisiniulaştırdılar.24 Ocak günü Samandağ/ Kurt Deresi’nde de dergidağıtımı yaptılar. 50 adet Yürüyüş dergisi dağıtıldı.İzmir20 Ocak günü Onur Mahallesi’nde Dev-Genç’liler,toplu dergi dağıtımı yaptı. 48 adet dergi halka ulaştırılırken,halkla baskınlarla ilgili sohbet edildi.13 Ocak günü de Güzeltepe Mahallesi’nde 8 Yürüyüşokurunun yaptığı tanıtım çalışmalarının sonunda 112dergi okurlarına ulaştırılmıştı. Ayrıca Yamanlar Mahallesi’ndede 50 Yürüyüş dergisi halka ulaştırıldı.Yürüyüş Gerçekleri Yazmaya, DevletinKorkulu Rüyası Olmaya Devam Edecek!Rize'de Yürüyüş dergisinin satışını yapan gazete bayisininsahibi geçtiğimiz hafta ifadesi alınmak üzereRize Emniyet Müdürlüğü'ne çağırıldı. Kendisine “Dergilerinnereden geldiği, nasıl geldiği, kimlerin aldığı,ne kadar satıldığı, iade edilip edilmediği” şeklindesorular sorularak, savcılığa sevk edildi.Bayi sahibi, polisin sorularına, “Eğer bir suçlu arıyorsanızo zaman Turkuaz Dağıtım hakkında soruşturmayapın, ben yasal bir dergi satıyorum” şeklinde cevapverdi. Yürüyüş dergisini satmaması için baskı yapıldığınısöyleyen bayi sahibi, dergiyi satmaya devam edeceğiniifade etti.Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013YALANLARLA TUTUKLANANLAR SERBEST BIRAKILSIN!45


Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013Kendini Geliştirmeyen Düzeni GeliştirirSavaşçı, hesap sorandır. Bir savaşçınınbeyninde hesap sorma bilinciyoksa savaşı büyütemez. Savaşçı,düşmanın yapmış olduğu tüm katliamlarınhesabını sorma bilinciylehareket eder. Her zaman kazanacağındanemin olur. Savaşçının beynindekitek düşünce kazanmaktır.Bedeli ne olursa olsun, savaşta tek başınabile kalsa savaşı sonuna kadargötürür. Savaşçı, zaten bütün bu zorluklarıbilerek savaşçı olmuştur.Her Cepheli bir savaşçıdır.Çünkü adalet için savaşmaktadır.Adalet duygusu öyle büyük ve yücedirki; hiç tereddütsüz canını verirbir Cepheli. Ülkemizde saymaklabitmeyecek kadar çok haksızlık veadaletsizlikler yaşanıyor ve bu haksızlıklarabaş eğmeyen, direnen herCepheli; düşmanın yoğun saldırısıylakarşı karşıya kalıyor.Cepheli; silahlanarak, halk düşmanlarınınkorkularını daha da büyütmelidir.Düşman o kadar azgıncasaldırıyor ki; tankı, topu, tüfeği, tümaskeri teçhizat kendisinde olduğuhalde neden bu kadar korkuyor birCepheli’den?Çünkü biliyor ki; Cepheli öfkelidir,kinlidir ve Cepheli’de hesap sormabilinci vardır. Şehitlerin hesabını,tutsakların hesabını, işkence görenyoldaşlarının hesabını, zulümgören bu halkın hesabını mutlaka sorarCepheliler. Bunu bildiği için de,korkusundan, cesetlerimizin üzerinebile kurşun sıkar, işkence yapar.Düşmanın bu korkularını daha da büyütebilmekiçin her Cepheli elde silahsavaşmalıdır, hesap sormalıdır.Kendine Cepheliyim diyen herkes,bir savaşçı gibi hareket etmelidir.Süreç bunu gerektiriyor; bu birHER CEPHELİ BİRSAVAŞÇIDIRzorunluluktur. Cepheli,savaşçı olmanın misyonunu yerinegetirmeli ve savaşı büyütmelidir. Savaşıbüyütebilmek için örgütlenmeli;örgütlülüğü büyütebilmek için, halkagitmeli ve yeni savaşçılar yetiştirmelidir.Savaşı büyütebilmek içinkendisini de geliştirmeli ve savaşa hazırlamalıdır.Var olan bilgisiyle yetinmemeli,bilginin sınırsız olduğunubilmeli ve yeni bilgiler edinmelidir.Kendini her zaman yenilemelidir.Bu bilgileri; iradesi, kararlılığı, cüretiylebirleştirmeli, militan bir savaşçıolmalıdır.Kazanmak için tüm hünerini kavgadasergilemelidir. Kazanmak içinformül bellidir: Silahlanmak! HerCepheli silahlanmalıdır. Düşmanakarşı bu kin ve öfke arttıkça, Cephelielindeki her aracı silaha dönüştürebilmelidir.Gerçekten kazanmak içinsilaha ihtiyacımız var. Olanaklarıkendimiz yaratmalı, bunun için de çalışmayaptığımız her alanda silah ihtiyacınıunutmamalıyız. Düşman, okadar pervasız ki; bunu anlamakiçin sokak ortasında vurulan insanlarınsayısına bakmak yeterlidir.Halk; artık kin ve öfke duyuyor polislerekarşı, hatta ellerine geçen ilkfırsatta polislerden intikam almaduygusuyla vuruyorlar polislere.Anadolu halkı yıllardır zulüm görüyorve bundan dolayı adalet istiyor.Adaleti ise, silahla, bizim silahımızlasağlayacaktır.Bugün halkımızın çoğunluğundasilah vardır. Biz halkımızdan rahatlıklasilah isteyebiliriz. Eğer kio güveni halkımıza vermişsek veadaletin sağlanabilmesi için silaha ihtiyacımızınolduğunu kavratabilirsek,elindeki silahı verir. Elinde silahyoksa bile, bize bu konuda yardımcıolacaktır mutlaka.Silah, her yerdedir ve ona ulaşmakbize bağlıdır. Yeter ki onu isteyelim.O zaman, düşmanın silahını bile alabilirCepheli. Mesela düşmanı tekgördüğümüz ve etkisiz hale getirip silahınıalabileceğimiz durumlar yoksayaratır.Cepheli’nin gittiği o kadar çok yervar ki; öğrencisi, memuru işçisi, işsizi,ev kadını, esnafı… Halka giderkenihtiyaçları düşünerek gitmelive insanlarda o şekilde sohbetler etmelidir.Cepheli’nin ulaşamayacağışey yoktur. Cepheli her durumu iyidüşünüp değerlendirdiği zaman halktan,düşmandan her şekilde olanaklarıyaratır ve silahlanır.Düşman, Cepheli’den korkar vebu korkusunu gözaltına aldığı birCepheli üzerinde gösterir, işkence yapar,yeri gelir öldürür. Ama bu yaptıklarıda korkularını hafifletmez.Çünkü görüyor ki; işkence görenyoldaşının hesabını soracak Cephelilervar her yerde.O yüzden silahımızın sesi hiçsusmamalı, namlumuz hep sıcak kalmalıdır.Tıpkı Erdallar’ın, Hasan Selimler’in,İbrahimler’in yaptığı gibisilahımız susmamalı.SONUÇ OLARAK1) CEPHELİ, SİLAHIN DEV-RİMİ YAPMADA VE SAVUNMA-DA TEK TEMİNATIMIZ OLDU-ĞUNU UNUTMAMALIDIR.2) CEPHELİ, HER KOŞULDASİLAH TEMİN EDEBİLMELİDİR.3) SAVAŞÇI OLMANIN MİS-YONUNU YERİNE GETİRMELİVE SAVAŞI BÜYÜTMELİDİR4) TÜM CEPHELİLER SİLAH-LANMALI, DONANMALI, BİRERSAVAŞÇI OLMALIDIR.Yozlaşmaya Karşı Şehitlerimizle Direneceğiz!İ stanbul’da,Bahçelievler ÖzgürlüklerDerneği’nin düzenlemiş olduğu “YozlaşmayaKarşı İsmail Karaman Futbol Turnuvası” 25 Kasım2012 tarihinde başlayıp, 13 Ocak 2013 tarihinde son buldu.Turnuva 8 takımla başladı. Final maçı Divriği ve Erzincanlılarspor takımlarıarasında oynandıve Divriği Gençlik Derneği'nin galibiyetiyle sonuçlandı.Turnuvanın sonucunda verilen yemek ikinci turnuvadabuluşmak umuduyla yapılan konuşmayla son buldu.46TÜRKİYE’DE HUKUK YOK MU?


Tüm Halk Birleşecek, MilyonlarıÖrgütleyeceğiz!İstanbul-Armutlu25 Ocak akşamı Halk Komiteleri,Küçükarmutlu'da yıkımlara karşı toplantıdüzenledi. Toplantıda Küçükarmutlu’nunAKP iktidarı tarafındanrisk alanı olarak ilan edildiği bilgisiverilerek, bu oyunun bozulacağı, Armutluhalkının yıllardır nasıl direndiyseyine aynı şekilde direneceğivurgulandı. Toplantıya 200 kişi katıldı.Halk Komiteleri 26 Ocak günüKüçükarmutlu'da AKP iktidarının'Kentsel Dönüşüm' adı altında yapmakistediği yıkım saldırısına karşı yürüyüşyaptı. Öncesinde Küçükarmutlu halkıkapı kapı dolaşılarak, AKP’nin Küçükarmutlu'yuyıkıp zenginlere peşkeşçekmek istediği, orada yaşayan halkıise kandırıp evlerini elinden almakistediği anlatıldı. Mahalle halkı yürüyüşedavet edildi. Eylem, KüçükarmutluCemevi’nden başlayıp Büyükarmutlumuhtarlığına kadar yürüyüşyapılmasıyla devam etti.Eylemde "Evimizi Yıkanın VillasınıYıkarız" ve "Armutlu HalkındırHalkın Olacak" pankartları açıldı.Armutlu Mahallesi muhtarı OsmanKaraçam, Baltalimanı Mahallesi muhtarıAli Haydar Aslan, CHP milletvekiliMehmet Deniz ve Halkın HukukBürosu’ndan Av. Evrim DenizKaratana da eyleme katıldı.Armutlu halkının bu tehditlerleilk kez karşılaşmadığının ifade edildiğieylemde, senelerdir yıkım içingelen devletin, halkın güçlü mücadelesikarşısında geri adım attığı belirtilerek,birlik olmanın ve yıkımlarakarşı örgütlü bir şekilde mücadeleetmenin önemi vurgulandı. YürüyüşeDerbent Mahallesi halkı da destekverdi. Eyleme 1500 kişi katıldı.27 Ocak günü Halk Komiteleri’ninyıkımlarla ilgili toplantısı Küçükarmutluve Büyükarmutlu'da yine yapıldı.Toplantıya 1000'in üzerindekişi katıldı. ÇHD ve Halkın HukukBürosu avukatlarının da katıldığıtoplantı sırasında yol kesildi.İstanbul-Beyoğlu26 Ocak'ta Beyoğlu’ndaki Kaptanpaşave Keçecipiri mahallelerindeyıkımlara karşı halk toplantısı düzenlendi.Toplantı öncesinde mahalledeçağrı bildirileri dağıtılarak, Kaptanpaşave Keçecipiri halkı toplantıyadavet edildi.İstanbul’daki yıkım bölgelerindenbiri olan Beyoğlu’nda, halkı barınmahakkını savunmaya çağıran YıkımlaraKarşı Halk Komitesi, düzenlediklerihalk toplantısıyla halkı yıkımlar konusundabilgilendirdi ve yıkımlarakarşı ne yapılması gerektiği üzerinetartışıldı.Toplantıya konuşmacı olarak; HalkKomitelerinden Deniz Sevük, TurabiAltemur, Durmuş Erdemir, Musa Aykanat,Şevket Avcı ve Devrimci MücadeledeMimar ve MühendislerdenMehmet Göçebe katıldı.Yapılan konuşmalarda AKP iktidarınınson çıkardığı yasalardan bahsedildi.Yıkımlara karşı hukuki açıdanverilecek mücadelenin önünün kapandığını,yıkım kararı tebliğ edilenevlerde yaşayan halkın mahkemeyeitiraz etse bile yürütmeyi durdurmahakkının olmadığını belirtti. HalkKomitelerinden konuşan temsilcilerise geçmişteki deneyimlerini aktarmanınyanı sıra halkın barınma hakkınıhiçe sayan yasalara rağmen meşrulukbilinciyle direnerek ve örgütlenerekyıkımların önüne geçilebileceğinibelirttiler. Yıkım kararlarınınbelediye meclisinde siyasi partilerinortak oylarıyla alındığı söylendi. Konuşmacılar,Halk Komiteleri'nde örgütlenmeyeçağrı yaptı.Toplantıya katılan Kaptanpaşa veKeçecipiri halkı da, siyasi partilerinçözüm olmadığını tek çözümün direnmekolduğunu ve bu tarz toplantılarınçoğaltılarak, kitleselleşerekdevam etmesi gerektiğini ifade etti.Toplantıya toplam 55 kişi katıldı.ElazığElazığ’da, 23-24-25 Ocak tarihlerindeYıldızbağları Mahallesi’nde,Halk Komitesi’nin 27 Ocak’ta ya-Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013YALANLARLA TUTUKLANANLAR SERBEST BIRAKILSIN!47


pacağı halk toplantısının 70 adet afişiasıldı, 500 adet bildiri dağıtıldı.Yıldızbağları Halk Komitesi’nin“Sorunlarımıza Karşı Gücümüz Birliğimizdir”çağrısıyla düzenlediği ilktoplantısı 27 Ocak tarihinde yapıldı.Toplantı komite üyelerinin konuşmalarıylabaşladı. Yapılan konuşmada,Yıldızbağları Halk Komitesi’nin 13Ocak’ta kurulduğunu belirterek, “Komitenintemel amacı; mahallenin temelsorunlarını, yolların bozukluğu,çöplerin belediye tarafından toplanmaması,sokakları belli bir saattensonra köpek sürülerinin işgal etmesi,özellikle yazın suların iki günde birkesilmesi ve en önemli can alıcısorun olan yozlaşma sorunu… gibibirçok ortak sorunların bir araya gelinerekçözülebilmesidir” denildi.Halkın derdine yine halktan, halkınkendisinden başka derman olmadığınısöyleyen komite üyeleridaha sonra mahallenin geçmişini anlatarak,“Bizler bu güne kadar birleşmediğimiziçin bu hale geldik.Biz birleşmek istiyoruz” denildi.Son olarak, mahallenin sorunlarınısıralayarak, AKP’ye oy vermedikleriiçin hizmet alamadıklarını ifade ettiler.Halkın da söz aldığı toplantı, 45kişinin katılımıyla sona erdi.Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013Suriye HalkıylaDayanışmak,Yozlaşmaya KarşıBirlik Olmak İçinÖrgütlenelim!19 Ocak’ta Hatay’ın Tekebaşı Beldesi’nde,Aslanlar Düğün Salonu’nda, TekebaşıHalk Komitesi tarafından Suriye halkıyladayanışmak ve yozlaşmaya karşı birlikolmak çağrısıyla bir program düzenlendi.Program, Nizam Arslan’ın Tekebaşı’ndayapılan Suriye halkıyla dayanışma eyleminejandarmanın saldırması ve buna karşı halkındirenişi hakkında yaptığı konuşma ile başladı.Tekebaşı halkının rüzgar santrallerinekarşı direnişini gösteren sinevizyon gösterimiyapıldı. Ardından sahneye çıkan ÖzgürKaba, komitenin amacının “yozlaşmayakarşı gelenek ve kültürlerimizi yaşatmak”olduğunu belirtti.Konuşmaların ardından şiirler okundu.Sahneye Tekebaşı Halk Komitesi TiyatroTopluluğu çıkarak “Res Es Sen’i” oyununusergiledi. Tiyatronun ardından Sinan Gümüşve öğrencileri sahneyi çıktılar ve Anadolutürkülerini söylediler. Tekebaşı halkındanolan Cuma Sağlamtaş’ın kavalı ile programdevam etti. Kaval çaldığı sırada Tekebaşıhalkından olan bir anamız sahneye çıkarakArapça türküleriyle Cuma Sağlamtaş’a eşliketti.Sahneye daha sonra Grup Butimar TiyatroTopluluğu çıktı. Suriye ve aile baskısı ileilgili skeçleri büyük alkış topladı. Şiirlerinokunmasından sonra Doğan Dönmez türküleriylesahneyi aldı. Grup Butimar, GrupYorum’a yapılan baskıları kınadı.350 kişinin katıldığı program, Grup Butimar’ınhalaylarıyla sona erdi.Dev-Genç’liler Hep Olacak,Tutuklayarak Yok Edemezsiniz!İstanbulDev-Genç’liler tutsaklarını sahiplenmeye devam edeceklerinihaykırıyorlar. Tutsak Dev-Genç’lilerin serbest bırakılması için oturmaeylemlerine bu hafta Taksim Galatasaray Lisesi önünde devam ettiler.“1 Mayıs’a Katılmak, Parasız Eğitim İstemek, Grup Yorum KonserineKatılmak, Füze Kalkanına Hayır Demek Suç Değildir” pankartınınaçıldığı eylem de, Dev-Genç adına açıklamayı Cankat Özenokudu. Özen, F Tipi hapishanelerde 30’un üzerinde Dev-Genç’linintutuklu olduğunu belirterek, “Bu baskın bizlerin yaşadığı ne ilk nede son baskın olacaktır. AKP’nin işkenceci, eli mazlum insanlarımızın,devrimcilerin kanına bulanan katil polisi istediği kadar saldırsın.Hiçbir baskı bizi sosyalizm mücadelesinden, devrime olan inancımızdanve sevdamızdan alıkoyamaz. Zulmün zindanlarında tek bir Dev-Genç’liyi dahi bırakmayacağız” diye konuştu. 1 saat süren eylemçekilen halaylar ve atılan sloganlarla sonlandırıldı.HatayHatay’da da Dev-Genç’liler 27 Ocak günü Antakya/Bedirge (Serinyol)’da“Tutsak Dev-Genç’lilere Özgürlük” afişlerinden toplam50 adet astılar. Bedirge halkı Dev-Genç’lilere desteklerini sundular.KocaeliLiseli Dev-Genç'liler, 22 Ocak günü Sabancı Teknik MeslekLisesi’ne “Tutsak Dev-Genç'liler Serbest Bırakılsın” kampanyasınınafişlerini astı. Toplam 10 afiş okulun çeşitli yerlerine asıldı.Edirne26 Ocak günü “Tutsak Dev-Genç’lilere Özgürlük Film Günleri”kapsamında “3 İdiots” filmi izlendi. Film gösteriminin ardından filmüzerine sohbetler edildi.Eğitim sisteminin gericiliğine,anti-bilimsel,ezberci olmasına vurguyapıldı. İntihar eden öğrencilerinkatilinin eğitimsistemi olduğu söylendi.Filmde anlatılansistem ülkemizdeki eğitimsistemi ile karşılaştırıldı.İstanbul48TÜRKİYE’DE HUKUK YOK MU?


Hey Tekstil Daiyang İşçileri“Direnişimizi Zaferle Sonuçlandıracak,Avukatlarımıza Hediye Edeceğiz”Direnen işçiler 26 Ocak günüsaat 18:00’da Taksim Meydanı’ndabiraraya geldiler. Geçtiğimiz haftagözaltına alınıp tutuklanan avukatlarıiçin “Baskınlar, Gözaltılar, TutuklamalarBizleri Yıldıramaz. AvukatlarımızSerbest Bırakılsın! Direnenİşçiler” ve “Gasp Edilen Haklarımızıİstiyoruz! Direnen Hey Tekstilİşçileri” yazılı pankartların taşındığıeyleme Halk Cephesi de kitlesel olarakkatıldı.Sloganlar eşliğinde GalatasarayLisesi’ne doğru yürüyüşe geçildi.Mango Mağazası önüne gelindiğindeHey Tekstil işçileri mağazayı işgalederek dövizlerini ve pankartlarınıaçtılar. “Alacaklarımızdan patronlarımızkadar patronlarımızın ticariortağı olan Mango sahipleri desorumludur.” diyerek, içerideki müşterilerekonuşmalar yaptılar. 20 dakikalıkişgal eylemini bitiren işçilerGalatasaray Lisesi önüne geldiler. BuradaHey Tekstil işçisi Zeki Gördeğirbir açıklama yaptı.Gördeğir, “Geçtiğimiz hafta hukuksuzbir şekilde avukatlarımız tutuklandı.Mahkemede avukatlarımıza‘İşçilerle ne konuştun?’ gibi akla ziyansorular yöneltilmiştir. Bir avukatmüvekkilleriyle ne konuşması gerekiyorsaonu konuşmuştur. Avukatlarımızbiz işçilere yasal haklarımızınneler olduğunu göstermiştir. Bu nedenlebu direnişi zaferle sonuçlandırarakonları ziyaret edeceğiz. Bu zaferionlara armağan edeceğiz” dedi.Daha sonra büyük bir komplo ile7 ilde 86 kişinin gözaltına alındığı vebunlardan 55 kişinin tutuklanması ilesonuçlanan operasyonla ilgili HalkCephesi basın açıklamasını okudu.Açıklamada; “Baskınların kendisiningayrimeşru olması bir yana, baştansona hukuksuzluk, yasadışılık içindedir.Başaramadılar, düşüncelerimizideğiştiremediler. Yola gelmedik,ıslah olmadık. Baskınlar, gözaltılarbizleri teslim alamadı alamayacak.Bu kez komplo ile teslim alma operasyonuyaptılar. Bu saldırılar, halkısusturmaya devrimcileri sindirmeyeyönelik saldırılardır” denildi.Ayrıca açıklamada basına, gazetecilereve muhabirlere, gerçekleriyazmaları, polisin komplolarına aletolmamaları konusunda çağrı yapıldı.Açıklamadan sonra Grup Yorumadına Cihan Keşkek söz alarak çalışmalarınısürdürdükleri İdil KültürMerkezi’nin adeta talan edildiğini vealbüm çalışmalarına el konulduğunuanlattı. Hep bir ağızdan söylenenmarşlar ve türküler eşliğinde halaylarçekilerek sonlandırılan eyleme 155kişi katıldı.Hey Tekstil İşçileri24 Ocak günü Hey Tekstil İşçileri,Çağlayan Adliyesi önünde yapılaneyleme katılarak, tutuklanan avukatlarınasahip çıktılar. “TehlikedekiAvukatlar” gününde İstanbul Adliyesiönünde yapılan açıklama, dahasonra İspanya Konsolosluğu önündede tekrarlandı.HEY Tekstil işçileri buradaki eyleminardından TOBB önünde gerçekleştirecekleriaçıklama için KanyonAVM önüne geçti. Kanyon AVMönünde toplanan 55 işçi, ÇHD’liavukatların desteği ile birlikte TOBBönüne yürüyerek burada açıklamalarınıgerçekleştirdiler.25 Ocak günü tekrar eylemdekonuşan Hey Tekstil işçisi Zeki Gördeğir,“350 gündür direnişteyiz. Eylemlerimizdepolisler ile her yerdekarşı karşıyayız. Devlet hırsızlarıkorumaya devam ediyor anlaşılan.Onursuzları korumak yerine bizegönderdiği polisleri onlara yollasa idihaklarımızı çoktan alırdık” dedi.Hey Tekstil işçileri 29 Ocak günüde TBMM önünde eylem yaptılar.Eyleme CHP ve BDP’den milletvekilleride destek verdi.Daiyang İşçisiTekirdağ’ın Çorlu İlçesi’nde faaliyetgösteren “Daiyang-SK” adlıfabrikada ekmekleri ve gelecekleriiçin iki aydır grevde olan işçilere saldırılardevam ediyor. “Sizi sigortalıçalıştırıyoruz, asgari ücretinizi ödüyoruz.Türkiye’de bundan iyisi cansağlığı daha ne istiyorsunuz?” diyerek130 işçiyi karda kışta greve çıkmakzorunda bırakan Güney Korelipatronlar, şimdi de faşist, halk düşmanıpolisi işçilerin üzerine saldırtıyor.18 Ocak günü halk düşmanı polisdirenişteki işçilere azgınca saldırıp,bazılarını hastanelik edene kadarişkence yaptı.Bu pervasızlığa karşı 22 Ocakgünü Birleşik Metal İş Sendikasıeylem yaptı. Belediye binasının önünekadar yürünerek basın açıklamasıyapıldı. Ardından işçiler süresiz dönüşümlüaçlık grevine başladılar.Trakya Kültür Merkezi’nin de destekSayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013YALANLARLA TUTUKLANANLAR SERBEST BIRAKILSIN!49


verdiği eylemde “İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız”,“Direne Direne Kazanacağız”,“Zafer Direnen EmekçininOlacak”, “İşkence Yapmak Şerefsizliktir”sloganları atıldı, eyleme300 kişi katıldı.Şekerteks İşçileriŞekerteks işçileri, avukatları TaylanTanay ve Şükriye Erden'in tutuklanmasıylailgili olarak eylemyaptılar. Açıklamada, "Devrimcilereve derneklerine yapılan saldırı hukukŞekerteks İşçileridışıdır. Bunun adı faşizmdir. İşteAKP işte faşizm." denildi. Tutuklananlarınserbest bırakılması istenerek,yarım saatlik oturma eylemine geçildi.Sık sık atılan sloganlar ve çekilenhalaylarla eylem haftaya buluşmaküzere bitirildi. Eyleme 30'ayakın kişi katıldı. Kırklareli Halk Komiteside destek verdi.Ölümlerimizin HesabınıAKP'den SoracağızZonguldak’ta Ölen Maden İşçileri İçin yapılan Eylem7 Ocak 2013 tarihinde Türkiye TaşKömürü Zonguldak Kozlu MadenOcağı’nda meydana gelen patlama, 28Ocak'ta 25 bin kişinin katılımıyladüzenlenen yürüyüşle protesto edildi.Çok sayıda işçi ve kamu sendikasınınbiraraya geldiği eylemde madenocaklarının taşeronlaşması sonucubirçok işçinin hayatını kaybettiğivurgulandı, işçilere destek verildi.Zonguldak’taki Halk Cepheliler deyürüyüşe KESK kortejinde katılarakdestek verdi.Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013Mahallelerimizi Rant AlanıYaptırmayacağızİstanbul İli, Sarıyer İlçesi, Fatih Sultan Mehmet Mahallesi(Küçükarmutlu), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın17/12/2012 tarihli ve 2201 sayılı yazısı üzerine, 6306sayılı Afet Riski Altında Alanların Dönüştürülmesi HakkındaKanunun 2. maddesine göre Bakanlar Kurulu’nca24/12/2012 tarihinde riskli alan olarak kararlaştırıldı. Bukarar 20 Ocak 2013 tarihinde 28534 sayılı Resmi Gazete’de2012/4125 karar sayısıyla yayınlanarak yürürlüğe girdi.Bu kararla AKP iktidarı Afet Riski Altındaki Alanlarındönüştürülmesi Hakkındaki Kanun'la gerçekte neyiamaçladığını bir kez daha gösterdi. AKP iktidarının asılamacı, afet riski altındaki alanların iyileştirilmesi ya dahalkı deprem riskinden koruyarak sağlıklı ve güvenli yaşamalanları yaratmak değildir. Asıl amaç; kentleri rantodaklarına açmak, kamusal kaynakları fütursuzca kullanmak,halkın çıkarlarını tamamen ötelemek, halkın barınmahakkını gasbetmek ve direnişini cezalandırmak, hakarama yollarını kapatmak ve bütün bunun maliyetini dehalka ödetmektir.Armutlu'nun riskli alan ilan edilmesi, rant odaklıdır. Zira;Armutlu, Afet İşleri Genel Müdürlüğü'nün hazırladığı İstanbuldeprem kuşağı haritasında 2. kuşakta yer almakta olupöncelikli riskli alan içerisinde bulunmamaktadır.ÇHD İstanbul Şubesi Kentsel Dönüşüm Komisyonu,yayınlanan kararla ilgili olarak 30 Ocak'ta yaptığı açıklamada,Afet Riski Altındaki Alanların DönüştürülmesiHakkındaki Kanunu halka teşhir eden ÇHD avukatlarınınbaskılara maruz kaldığı, tutuklandığı anlatılarak, "Ancakiktidarın baskı ve tutuklamaları bizleri yıldıramayacaktır.Bugüne kadar olduğumuz gibi bugünden sonra daArmutlu halkının yanında ve bu sürecin takipçisi olacağız”denildi.Devrimcilerle Alevileri KarşıKarşıya Getiremezsiniz;Alevilerin Düşmanı AKP’dirAKP’nin politikalarına teslim olmayacaklarını dilegetiren Alevi dernekleri, İstanbul’da Nurtepe ve Güzeltepemahallelerinde Alevilerin evlerinin işaretlenmesinetepki olarak eylemlerine devam ediyorlar.19 Ocak günü Star gazetesinde çıkan “Alevi EvleriniProvokatörler İşaretliyor Eski Türkiye Tipi Provokasyon”başlıklı haber üzerine 29 Ocak günü Nurtepe’de toplanılarakGüzeltepe’ye “Aleviyiz Haklıyız Kazanacağız”,“Komploları Boşa Çıkaracağız”, “Kahrolsun FaşizmYaşasın Mücadelemiz” sloganları ile yürüyüş yapıldı.Yürüyüş sonunda bir açıklama yapan Pir Sultan AbdalKültür Derneği üyesi Nebahat Bektaş, Yeni Akit, Sabah,Takvim, Star gibi gazetelerin ahlak dışı haberler yaptığınıbelirtti. Bektaş yapılan bu haberlerin amacının Alevihalkla devrimci-demokrat kurum ve insanları karşıkarşıya getirmek olduğunu vurguladı.ÇHD’li avukatların tutuklanmasına da değinen Bektaş,“ÇHD’ye yapılanlar hukuk değil, egemen zihniyetinkeyfi tutumudur. Hukukta ve yargıda keyfiyet, taraflıtutum ve kendi koyduğu yasayı ihlal etmenin adı faşizmdir.”diye konuştu.Daha sonra mahalle halkından, 15 Ocak’ta gözaltınaalınan Murat Doğan bir açıklama yaptı. Doğan, kendisinive arkadaşlarının “Camiye Değil Ranta ve AsimilasyonaKarşı” eylemlerine katıldıkları ve Alevilerinevlerinin işaretlenmesini protesto ettikleri için gözaltınaalındıklarını ifade etti.Halk Cephesi’ne yönelik baskılara da değinen Doğan,Halk Cephesi’ne yönelik komplolara kendilerini de dahiletmek istediklerini fakat kabul etmediklerini belirtti.50TÜRKİYE’DE HUKUK YOK MU?


Avrupa’da18 Ocak’ta Türkiye’de yapılanbaskınlar Avrupa’da yapılan eylemlerleprotesto edildi.İngi̇ltereHalk Cephesi, AKP terörünü teşhiretmek için Londra’da 27 Ocakgünü bir yürüyüş yaptı.Türkiyelilerin çoğunlukta olduğuGreen Lanes’te yapılan yürüyüşte“AKP Faşizmine Boyun Eğmeyeceğiz,Milyonları Örgütleyip KorkularınıBüyüteceğiz” pankartı açılarak,bildiri dağıtıldı. Gündoğdu, Çav Bella,Haklıyız Kazanacağız, İşte Buradayızve Gazi marşları eşliğinde yapılanyürüyüşe 300 kişi katıldı.HollandaRotterdam şehrinde 22 Ocak günüHalk Cephesi imzalı ''Bizi TeslimAlamazsınız'' pankartıyla TürkiyeBaşkonsolosluk önünde eylem yapıldı.Eylemde, ''Baskılar Bizi Yıldıramaz'',''Devrimci Avukatlar Onurumuzdur'',''Halkız Haklıyız Kazanacağız'',''Devrimci Tutsaklar TeslimAlınamaz'' sloganları atıldı.Saldırılar Karşısında BaşEğmedik, Eğdiremeyeceksiniz!Almanya-BerlinBerlin Halk Cepheliler, 26 Ocakgünü Kottbusser Tor Meydanı’ndastant açarak, Türkiye'deki saldırılarıteşhir ettiler. “AKP Terörüne Son,Baskı ve Gözaltılar Bizi Yıldıramaz- Halk Cephesi” pankartının açıldığıstantta, 100 adet bildiri dağıtıldı.Almanya-Mannheim23 Ocak tarihinde Mannheim Paradeplatz’dabir eylem yapılarak,baskınlar protesto edildi. Sloganlarlabaşlayan eylemde bildiri dağıtılarak,basın açıklaması yapıldı."Baskılar, Gözaltılar, TutuklamalarBizi Yıldıramaz! Kahrolsun FaşizmYaşasın Mücadelemiz" pankartınınaçıldığı eyleme DİDİF (Demokratikİşçi Dernekleri Federasyonu)de destek verdi.Almanya-HamburgHamburg Halk Cephesi, 28 Ocakgünü ikinci defa Türkiye Konsolosluğuönünde "Tutuklananlar SerbestBırakılsın" talebini haykırdı."AKP'nin Polis Operasyonlarınave Zulmüne Son" pankartının açıldığıeylemde, kırmızı flamalar da taşındı.Almanya-Duisburg26 Ocak günü Duisburg'un Hambornsemtinde kurulan halk pazarında,Duisburg Anadolu Federasyonuçalışanları 18 Ocak günü yapılanbaskınları, gözaltıları ve tutuklamalarıanlatan bildiri dağıtımı yaptılar.28 Ocak günü de “AKP FaşizmiSürüyor Tutuklanan DevrimcilereÖzgürlük Halk Cephesi” imzalı pankartNeudorf Koloniestr’de bulunanköprüye asıldı. Pankart yaklaşık birsaat asılı kaldı.Fransa-NancyFransa'nın Nancy şehrinde, AnadoluKültür Evi ve Derneği tarafından26 Ocak günü Place Maginot’taTürkiye’de yapılan baskınlar ve tutuklamalarprotesto edildi. Yaklaşıkbir saat süren eyleme 25 kişi katıldı;450 bildiri dağıtıldı.Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013Direnenler Kazanır, DirenmeyenlerKaybetmeye Mahkumdur!Yunanistan'da 17 Ocak'tan itibaren, toplu sözleşme haklarınıngasp edilmesine, işten atılmalara ve maaş kesintilerinekarşı metro çalışanları direnişe geçti. 24 Ocak günü sürdürülengörüşmelerden bir sonuç çıkmayınca, aynı gün bütüntoplu taşıma çalışanları, 30 Ocak'a kadar grev kararı alarakçalışmayı durdurdular.Hükümet bunun üzerine, grevi yasadışı ilan etti. Devletintehditlerle grevi kırma çabalarına karşı metro araçlarınınbulunduğu garajda nöbet tutan işçilere polis saldırdı.Hükümetin bu baskıcı ve saldırgan tavrı, birçok sendika,örgüt tarafından protesto edildi. Bir gün önce "Tanklarbile bizi durduramaz" açıklaması yapan sendikacılar, baskıve tehditler karşısında bütün muhalif kesimlerin desteğinialmasına, eylemin kitleselleşmesine rağmen hiçbir kazanımsağlamadan grevi bitirdi.Bedel ödemeyi göze almadan zafer kazanılamayacağı, direnişlerinsonuçsuz kalacağı bir kez daha görüldü.Patriotlarınızla BeraberÜlkemizden Defolun!“Füze Savunma” sistemi diye adlandırılan Patriotlar21 Ocak günü Türkiye'ye getirildi. Konuyla ilgiliSuriye Halk Cephesi 30 Ocak'ta yazılı bir açıklamayaptı.Patriotların savunma amaçlı olduğu yalanına karşı"Patriotların ülkemize geldiği gün Selimiye kentindebomba yüklü araçla yerleşim yerlerine ve hastaneyegerçekleştirilen saldırıda en az 30 kişi yaşamınıyitirmiş, onlarca kişi yaralanmıştır. Bir öncekihafta ise Halep’teki öğrenci yurduna yönelik roketlisaldırıda da onlarca öğrenci ve yurda yerleşmek zorundakalan evsiz aile yaşamını yitirmiştir" denildi.Suriye halkının haklarına sahip çıkan avukatlarayönelik saldırıya da değinilen açıklamada, “Ülkemiziemperyalizme peşkeş çekip halkların akan kanına ortakolanları ülkemizden kovuncaya kadar mücadelemizsürecektir” denildi.YALANLARLA TUTUKLANANLAR SERBEST BIRAKILSIN!51


Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013Yeni Mevzilerimizle MücadeleyiYükselteceğiz!Almanya’nın Duisburg şehrinde Aile ve Gençlik Derneğiaçıldı. Dernek, 20 Ocak’ta yapılan bir şenlikle açıldı.Programda Anadolu Gençlik temsilcisi Dilber Güneşbir konuşma yaptı. “Bu yeni mevziimizde gençler için biralternatif yaşamın olduğunu göstermek istiyoruz” diyen Güneş,Dev-Genç’liler olarak her yerde sosyalizm mücadelesiniyükselteceklerini ifade etti.Anadolu Gençlik’in hazırladığı sinevizyon izlendi. SonrasındaAnadolu Federasyonu Başkanı Latife Adıgüzel, Türkiye’dekibaskınlara ve Avrupa’daki mücadeleye ilişkin birkonuşma yaptı. Konuşmasında Türkiye’deki gelişmelerinburadaki sahiplenmeye de bağlı olduğunu dile getirdi. SolParti gençlik örgütü adına Gizem Koçkaya bir konuşma yaparak;demokrasi, sosyalizm ve bağımsızlık mücadelesindeAnadolu Gençlik’i desteklediklerini söyledi. Konuşmalardanhemen sonra Nazım Hikmet’ten çeşitli şiirlerokundu, türküler söylendi ve bir skeç oynandı.Son olarak Grup Yorum üyeleri ülkede yapılan baskınlarıanlattılar. Ardından Anadolu’nun her yerinden türküler vemarşlar söylendi. Açılışa 140 kişi katıldı.Yaşasın Enternasyonal DayanışmaYunanistan’ın başkenti Atina’da, 30 Ocak günü ÇalışmaBakanlığı'nın sosyal güvenlik ve çalışma koşullarınailişkin hak gasplarını içeren pervasız açıklamaları konusundagörüşmek üzere talepte bulunan PAME’li (Militanİşçi Cephesi) birçok sendika başkanı ve sekreterlerin de içindeolduğu 35 kişi bakanın talimatıyla gözaltına alındı. Aynızamanda dışarıda protesto amaçlı toplanan kitleye de coplarlave gaz bombalarıyla saldıran polis birçok kişiyi yaraladı.Sendikacıları sahiplenmek, saldırıyı protesto etmek ve gözaltılarınderhal serbest bırakılması için polis müdürlüğü önünde,içlerinde Halk Cephelilerin de olduğu birçok milletvekilleri,sendikacı, öğrenci ve sol örgütlenmelerden yaklaşık 1500 kişitoplandı. Kitle adına yapılan açıklamada, bu saldırıların işçimücadelesini terörize etmek için yapıldığı vurgulandı.Yunanistan Halk Cephesi tarafından yapılan açıklamada,“Enternasyonal dayanışma içinde bulunduğumuz, ortak faaliyetleryürüttüğümüz, PAME’li sendikacılara yönelik busaldırıyı kınıyor, Yunan hükümetinden bütün gözaltılarınhemen serbest bırakılmasını talep ediyoruz” denildi.Tecrit İşkencesine Karşı F TipiFilm’i Yaygın Olarak İzletelimAvusturya'nın Graz şehrinde 26 Ocak günü UCI KinoweltAnnenhof'da F Tipi Film’in gösterimi yapıldı. 150kişinin katıldığı filme başlamadan önce kısa bir konuşmayapıldı. Konuşmada 18 Ocak günü Türkiye'de 7 ildeyapılan operasyonla ilgili bilgi verildi.Mücadeleyi, UmudumuzuBulunduğumuz Her Yere TaşıyalımYunanistan Halk Cepheliler, sosyalizm ve devrimumudunu bulundukları Yunanistan’da da halklara ulaştırmayadevam ediyorlar.21 Ocak günü Atina’da yapılan Agonas (Mücadele)dergisinin tanıtımında yaklaşık 500 kişi ile görüşüldü 230bildiri dağıtıldı. 10 Agonas dergisi ve 3 adet Yunancayaçevrilmiş kitap satıldı.22 Ocak günü yapılan dergi tanıtım ve satışında yaklaşık250 kişi ile görüşüldü. 130 bildiri dağıtıldı. 12 dergiile 2 tane kitap satıldı.23 Ocak günü 178 büro ve dükkan gezildi.24 Ocak günü yaklaşık 250 bildiri dağıtıldı ve 400kişi ile görüşüldü. 15 dergi 3 tane de kitap satıldı.25 Ocak günü 115 dükkan, 57 tane büro sahibi ile görüşüldü.120 bildiri dağıtıldığı satış ve tanıtım çalışmasında8 dergi ve 1 tane de kitap satıldı.29 Ocak'ta 182 dükkan ve büroya gidilerek 250 kişiile görüşüldü, bu görüşme sonucu 150 bildiri dağıtılırken5 dergi ve 2 kitap satıldı.30 Ocak'ta ise yaklaşık 350 dükkan ve büroya girilerekinsanlarla sohbet edildi. 300 bildiri dağıtıldı, 14 dergive bir kitap satıldı.Tutsaklarımıza Mektup YazalımFransa hapishanelerinde tutuklu bulunan özgür tutsaklarZehra Kurtay, Nihat Karakaya ve Nezif Eski'yemektup yazalım; emperyalizmin elinde tutsak olan devrimcilerimektuplarımızla sahiplenelim.Mektup adresleri:- Mlle KURTAY ZehraMAF de Fleury Merongis7, av. des peuplierEcrou: 399 894-4E-2-91705-ST GENEVIEVE DES BOIS-Cedex- MR KARAKAYA NihatMAH de Fleury Merongis7, av. des peuplierEcrou: 399890 P-B-D1-91705-ST GENEVIEVE DES BOIS-Cedex- Mr ESKI NezifMaison d'ArretAllée de ThuyasEcrou: 266 71194261-FRESNES Cedex52TÜRKİYE’DE HUKUK YOK MU?


Irkçılığa Karşı Tek SesTek YürekStuttgart Halk Kültür Evi, 27 Ocak’ta StuttgartTivoli Sporthalle'de futbol turnuvası düzenledi. "IrkçılığaKarşı Tek Ses Tek Yürek" adıyla düzenlenenturnuvaya Asyalı, Afrikalı, Avrupalı oyuncuların dayer aldığı 12 takım katıldı.Turnuvada yapılan karşılaşmaların arasındaAnadolu Federasyonu’nun ırkçılık bildirisinden bölümlerokundu. Almanya'da 9 esnafı katledenNSU’lu Nazilerin yargılanacağı ve Nisan ayındaMünih‘te görülecek duruşmaya katılım çağrısı yapıldı.Turnuvanın galibi Moççagül, ikinci takım Vatangücü,üçüncü takım Anadolu 1 oldu. Takımlarakupaları verildi. Turnuvaya gelen gençlerle yabancıdüşmanlığı ile ilgili sohbetler edildi, Gençlik gazetesiverildi.Şehitlerimiz Yanı Başımızda DevrimYürüyüşümüzü Sürdürüyoruz28 Ocak 1998’de Adana’da kaldıkları evde katledilen BülentDil, Mehmet Topaloğlu ve Behsat Ayyıldız İngiltere'nin başkentiLondra'da şehit yakınlarının ziyaret edilmesiyle anıldı.28 Ocak’ta Bülent Dil’in ailesi ziyaret edildi. Ablası BülentDil’i anlattı; “Tüm devrimciler gibi o da halklarını ve yoldaşlarınıçok seviyordu hem de hiç çıkarsız seviyordu. Başta yoldaşlarıolmak üzere onu tanıyan herkesten bir beklentisi vardırBülentlerimizin, Meryemlerimizin. O beklenti onun ve hepimizinolan kavgasına omuz vermektir." dedi.Ölüm Orucu şehidimiz Meryem Altun’un annesi de anmayakatılanlar arasındaydı. Daha sonra Bülent’i tanıyanlar anılarınıpaylaştılar.Anma programı her yıl olduğu gibi ablasının hazırladığı yemek,un helvası ve Bülentimizin çok sevdiği yeşil elma ikramıyladevam etti.Gerçekleri Yazmaya DevamEdeceğiz!Gerçekleri yazan internet sitesi Halkınsesi'ninwww.halkinsesi.tv adresinden yayın yapan sitesineerişim Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafındanalınan kararla engellendi.Halkınsesi sitesini açanlar "TMK 10.mad. ile göv.1 nolu Hakimlik'in 10/01/2013/13 tarih ve 2013/13nolu KORUMA TEDBİRİ kapsamında bu internetsitesi (halkinsesi.tv) hakkında verdiği karar Telekomünikasyonİletişim Başkanlığı'nca uygulanmaktadır"yazısını gördüler.Gerçeklerin yazılmasından korkan AKP iktidarı,18 Ocak'ta yaptığı baskınlarla yetinmemiş olacakki, internet üzerinden yapılan yayınları da engellemeyeçalıştı. Ancak Halkınsesi www.halkinsesitv.comsitesinden yayın yapmaya devam etti. Halkınsesiemekçileri 25 Ocak'ta yaptıkları açıklamada,"Sizi habersiz bırakmayacak, sizin olan Halkınsesi’ninsusturulmasına izin vermeyeceğiz" dedi.Baştakiler AdaletsizOlursa Halk Ayaklanır24 Ocak günü Halk Cepheliler, İstanbul Armutlu'da“Milyonları Örgütleyeceğiz” kampanyasınınçalışmalarına devam ettiler. 50 adet kampanyaafişinin asılığı, 10 bin adet kuşlamanın yapıldığıçalışmada 4 adet Yürüyüş dergisi ilanı da asıldı.Bestegül’ün Katili DüzendirAfyonkarahisar'ın Emirdağ İlçesi'nde ilköğretim 7'nci sınıföğrencisi 13 yaşındaki Bestegül İyigün, karnesindeki zayıflarnedeniyle intihar etti. Burjuva basın bu haberi, basit birintihar gibi geçiştirerek, asıl sebebi gizlemeye çalıştı. Bestegül,bu düzenin “intihar” adı altında katlettiği sayısız öğrencilerdenbirisidir oysa.Bestegül, yoksul ailesinin onu okutabilmek için zor koşullardadişini tırnağına katıp çalıştıklarını biliyordu. Bununsorumluluğunu hisseden Bestegül, düzenin ezberci eğitim sistemininbir sonucu olarak gelecek kaygısı da duyuyordu. Vegeçim sorunu, yoksulluktan kaynaklanan kavgalar, aile içi sorunlarsonucu “intihar” etti, daha doğrusu öldürüldü.Liseli Dev-Genç, Bestegül’ün düzenin katlettiği son öğrenciolduğunu belirterek, 28 Ocak’ta yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada,“Bu bir intihar değil katliamdır.” denildi.Yarattığınız Yoksulluk da,Yaptığınız Baskılar daBeyninizde Patlayacak25 Ocak akşamı Halk Cepheliler, Gülsuyu-Gülensu Mahallesi'ndeAKP faşizminin milyonları örgütlememize engelolamayacağını Gülsuyu halkına duyurmak için bir eylem yaptılar.Eylem sırasında kahvelere ve dükkanlara bildiri dağıtıldı.Eyleme halkın ilgisi yoğundu. Halk balkonlara ve pencerelereçıkarak eylemi merakla izledi.Eylem sırasında halka AKP faşizmi karşısında direnmekten,örgütlenmekten başka çare olmadığı anlatıldı. Mahalledeuyuşturucu çetelerine izin verilmeyeceği vurgulandı ve her koşuldamahallenin ve gençlerin yozlaşmasına izin verilmeyeceğivurgulandı.Sayı: 350Yürüyüş3 Şubat2013YALANLARLA TUTUKLANANLAR SERBEST BIRAKILSIN!53


Bağımsızlık Demokrasi Sosyalizm MücadelesindeYitirdiklerimiz9 Şubat - 15 ŞubatAyten KORKULU Meral AKPINAR Fuat PERKÜç halk kurtuluşsavaşçısı, 9Şubat 1996’da İstanbulBahçelievler’debulunduklarıevde kuşatıldılarve polis tarafındankatledildiler.Devrim için yürüdükleri yolda canlarını ortaya koymuşüç yiğit kurtuluş savaşçılarıydılar.1971 Tunceli-Ovacık doğumlu Fuat Perk, lise yıllarındaDLMK içinde mücadele etti. Daha sonra Esenler-Bağcılarmahalli çalışması içinde yer aldı.1974 İstanbul doğumlu, aslen Erzurumlu olan Meral Akpınar,‘92 sonunda devrimci hareketle tanıştı. Çeşitli defalargözaltına alındı, direndi. 95 Mayıs’ında bir savaşçı olarakistihdam edildi.1975 Erzincan, Çayırlı İlçesi Gelinpertek Köyü doğumluAyten Korkulu, 1992’den itibaren Devrimci Sol Güçler faaliyetleriiçinde yer aldı. O da işkencelerden geçti, yılmadı, direndi,kavgaya devam etti.1959’da Bitlis’e bağlı Xaçukan Köyü’ndedoğdu. 1979’da Ankara’da öğrenci gençliğinanti-faşist mücadelesi içinde yer alarak devrimcimücadeleye başladı. 1983 yılından itibarenbir süre tutsak kaldı. 1991 Eylül’ündeOrtadoğu’da kamp alanında görevlendirildi.İrfan BARLIK Daha sonra Ortadoğu Komitesi üyeliğineatandı. 14 Şubat 1995’te üç köylüyle birlikteülke sınırlarından girerken çıkan çatışmada şehit düştü.Anıları MirasımızYakınları anlatıyor:Meral AKPINAR “Dosta anlatıyoruz seni”İlk defa İbrahim Yalçın Arkan'ın cenazesinde gözaltınaalınmıştı. Gözaltı, düşmanı daha yakından tanımasını,netleşmesini sağlamış, sınıf öfkesini ve coşkusunuartırmıştı. Cenaze sırasında kafasına ağır cop darbeleriyemişti ve ciddi yaralar almıştı. Başını tedavi ettirmeyiistemiştik ama olmadı çünkü yeraltına geçmişti, yapamadık.İkinci gözaltısını da Halkın Gücü Gazetesi'ndeyaşamıştı. Orada tavrı çok iyiydi. İnsanlar alındıktan sonraoraya gitmişti, tek başınaydı. Onu tek başına almayaçalışmışlar, direnmiş, kimliğini istemişler, vermemiş.“Ben bu mücadeleyi vereceğim” dedi. Amaçları uğrunakendini feda etmeye hazırdı. Meral sözünü sakınmazlığı,direngenliği ve inatçılığıyla tanınırdı. Doğru bildiğinisavunmak için canını verecek bir karakterdeydi. İnançlarınada çok bağlıydı. Meral'i en son gördüğümde bana,“Bizim yakalanma diye bir derdimiz yok, biz teslim olmayacağız”demişti.Evden ayrılalı uzun zaman oldu. Aileden kimseyi dinlemedi,hatta çok sevdiği annemi bile. Meral'i çok severdik,“Bir gün ben de düşmanla karşılaşırsam,yoldaşlarım gibi davranacağım, asla teslimolmayacağım!”Ayten KORKULU1953 Yozgat Boğazlıyan’da doğdu.Lise yıllarında Boğazlıyan ilçesi halkınınanti-faşist örgütlenmesinde yer aldı.Bursa’da devrimci hareketin örgütlenmesindesorumluluklar üstlendi. Bir faşistincezalandırılması eyleminde deşifreolunca mücadelesini İzmir’de sür-Ömer AYDOĞMUŞdürdü.Ege Bölge Komitesi’nde yer aldı, cunta koşullarındabölge sorumluluğunu üstlendi. Cuntanın işkencelerinekarşı sürdürülen kampanyada, Kemeraltı Polis Karakolu’nunbasılması eylemi sonrasında tutsak düştü.12 Şubat 1981’de İzmir Emniyeti’nde işkencede katledildi.Karadeniz Kır Birliği Komutanı BahattinANIK, 9 Şubat 1994’te Ordu’nunKumru İlçesi’ne bağlı EskiçokdeğirmenKöyü’ne girerken oligarşinin kiralık katillerininkurduğu pusuya düştü ve direnerekşehit düştü.Bahattin ANIKBahattin ANIK, 1962’de Trabzon Çarşıbaşı’nda doğdu.Laz milliyetindendi. 12 Eylül döneminde tutuklandı.Tutsaklığı bittiğinde, ‘88’de silahlı örgütlenme içindeyer aldı. 1992’de Sivas-Tokat Ahmet Karlangaç Kır Birliği’nekatıldı.çevre olarak da akrabalar olarak da. Saz kursuna gitmişti,çok güzel saz çalardı. Ayten'le önceden de tanışıyorlardı.Ayten'in de çok güzel sesi vardı. O söylerdi,Meral çalardı. En çok "Omuzdan tutun beni halaya katınbeni/düşersem bu kavgada oy /dosta anlatın beni" türküsünüseverlerdi.Herkesin yardımına koşan bir insandı. Kimseninkalbini kırmadı. Lise 2'den ayrılmış ve mücadeleyebaşlamıştı. Bizim gösterdiğimiz tepkilere aldırmazdı.Annemi bile mücadelesine ikna etmiş, kabul ettirmişti.“Ben akan kanların hesabını soracağım” diyordu. Buamaçla hareket etti. Arkadaşıma gidiyorum, diye bir günevden çıkmıştı. Gazi olaylarına gitmiş. Saldırılar sırasındabir insanın yerde yattığını görmüş. Hemen yaklaşıp kocamanbir vücudu sürükleye sürükleye minibüse taşımış.Nerede oturduğunu sormuş, Bağcılar'da oturduğunu öğreninceonu alıp evine götürmüş. Getirdiği insan da bizimfazla ilişkimizin olmadığı bir komşumuzdu. Şimdi onlarlaçok samimi olduk. Devamlı Meral'i sorarlardı. Onugörmek istiyorlardı.Sivas olaylarında ise annemle beraber yürüyüşe katılmıştı.Her olayda biraz daha bileniyordu, etkileniyordu,kendini hazırlıyordu... Kendini adadı. Ailesini, annemi bukonuda ikna etti. Hatta annem onu çok severdi, “tek kızım”derdi. Annemin sevgisi onu eve bağlamaya yetmedi.Diğer sevgisi ağır bastı.

More magazines by this user
Similar magazines