Beklentilerle, umutlarla... - Bilişim Dergisi

bilisimdergisi.org

Beklentilerle, umutlarla... - Bilişim Dergisi

3. Bilişim Teknolojileri Zirvesi İTÜ’de yapıldıİTÜ’de 10-11 Aralık 2010 tarihlerinde düzenlenen 3. Bilişim Teknolojileri Zirvesi’nde; “BilişimDünyasında Fütürizm”, “Dijital Pazarlama”, “Private Shopping”, “Sosyal Medya” ve “Online OyunDünyası” gibi konular ele alındı.Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hızlı bir gelişim gösteren bilişim sektörünü geniş içeriğiyleincelemeyi, aynı zamanda sektörün önde gelen kuruluşlarını üniversitelilerle ve sektörüntakipçileriyle buluşturmayı hedefleyen Bilişim Teknolojileri Zirvesi (BTZ), 10-11 Aralık 2010tarihlerinde İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İşletme Mühendisliği Kulübü organizasyonuylaMaçka Yerleşkesi’nde 3. kez gerçekleştirildi.En yeni teknolojilerin sunulduğu BTZ’de, İnternet, yazılım, iş dünyasında mobil çözümler, bilişimsektörünün dünya ekonomisindeki yeri, bilişimde pazarlama, bir stratejik güç olarak “bilgi”,Türkiye’de bilişim sektörünün gelişim süreci tartışıldı. Zirvede; “Bilişim Dünyasında Fütürizm”,“Dijital Pazarlama”, “Private Shopping”, “Sosyal Medya” ve“Online Oyun Dünyası” gibi konularele alındı. Türkiye ve dünyanın önde gelen bilişim firmalarının da destek verdiği organizasyondakatılımcılar, bilişim teknolojileri alanında birçok firma temsilcisiyle birebir görüşebilme olanağıbulup en yeni teknolojileri izleyebildi.BTZ, bu yıl organizasyona eklenen inovatif yönleriyle dikkat çekti. BTZ 2010 kapsamında paneller,workshoplar, BT Alan’nın yanı sıra ilk kez Sosyal Medya Ödülleri verildi. Sosyal Medya’yı aktifkullanan kurumlara ve bireylere çeşitli kategorilerde yapılacak oylamanın sonucunda ödüllerdağıtıldı.Bir başka yenilik olarak da, Türkiye’de ilk defa bir öğrenci organizasyonu kapsamında BusinessNetworking Akademi liderliğinde Speed Networking oturumu düzenlendi. Katılımcılarınbirbirleriyle hızlı bir şekilde tanışmalarını ve uzmanlık alanlarını paylaşmalarına fırsat verenSpeed Networking’in ardından Coffee Time veBTZ Webinar gerçekleştirildi. OrganizasyondaRFID sistemiyle takip edilen katılımcılardan 8oturumun 5’ine katılım gösterenler, e-imzateknolojisinin kullanıldığı “BTZ E-Sertifika”aldı.Katılımcıların özel sınıflarda takip edebileceği45 dakikalık workshoplarda “Kişisel SiteTasarımı”, “Etkili Sunum Yöntemleri” ve“İnternet Kullanımı ile Satışların Arttırımı”başlıkları altında eğitimler verildi. Bueğitimlerde ayrıca “webinar” vasıtasıylaweb üzerinden yayın yapıldı ve eğitimlerdenyararlanmak isteyen herkes bu eğitimleritakip edebildi.Sosyal medyanın parlayan yıldızlarıToplam 18 kategoride adaylara ödülleri, 11 Aralık 2010’da İTÜ İşletme Fakültesi KonferansSalonu’nda verildi.Marka Bilinirliği KategorisiSosyal Medya Çalışmalarıyla Marka Bilinirliliğini En Fazla Sağlayan Kurum: LİPTONHizmet KategorisiSosyal Medya’yı Kullanarak Müşterilerine En Etkili Hizmet Desteğini Sağlayan Marka:YEMEK SEPETİViral Pazarlama KategorisiSosyal Medya Üzerinden En İyi Viral Pazarlama Çalışmasını Yapan Marka: GİTTİGİDİYORHaber Ajansı KategorisiSosyal Medya’yı En Aktif Kullanan Haber Ajansı: NTVMSNBCTelevizyon Kanalı KategorisiSosyal Medya’yı En Etkili Kullanan TV Kanalı: CNBC-ERadyo KategorisiSosyal Medya’yı En Aktif Kullanan Radyo İstasyonu: POWER FMTelevizyon Programı KategorisiSosyal Medya İle En İyi Entegre Olan TV Programı: 5N1KGençlik Kampanyası KategorisiEtkili Sosyal Medya Kullanımıyla Genç Kesime Yönelik En İyi Kampanyaları Yapan Kurum:EFES-HAYATI DOLDURMüzisyen KategorisiSosyal Medyayı En Etkili Kullanan Müzisyen: MANGAYazar KategorisiSosyal Medyayı En Etkili Kullanan Yazar: CAN DÜNDARSpor KategorisiSosyal Medyayı En Etkili Kullanan Spor Mecrası: SPORXTeknoloji KategorisiTeknoloji Konusunda En Kaliteli İçerik Sağlayan Kullanıcı: SERDAR KUZULOĞLUSanat KategorisiSosyal Medyayı En Etkili Kullanan Sanat Mecrası: BEŞİKTAŞ KÜLTÜR MERKEZİBlog KategorisiEn Kaliteli İçerik Sağlayan Kişisel Blog: FİL UÇUŞUEn Beğenilen KullanıcıPaylaşımları En Çok Beğenilen Sosyal Medya Kullanıcı: NİL KARAİBRAHİMGİLEn Çok Takip Edilen KullanıcıSosyal Medyada En Çok Takip Edilen Kullanıcı: SERTAB ERENERİMK Özel Ödülüİşletme Mühendisliği Kulübü Tarafından En Beğenilen Sosyal Medya Kullanıcısı: BEYAZIT ÖZTÜRK10 2011 OCAKBİLİŞİM AJANDASI AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 11


K a m u y a , “ 3 y ı l d a I P v 6 ’ y a g e ç ” g e n e l g e s iTürkiye’deki bütün kamu kurum ve kuruluşlarının gelişmiş yapısı ile gerek İnternet, gerekşirket içi ağlarda daha yüksek bir güvenlik sağlayan Internet protokolü versiyon 6’ya(Internet Protokol Version-IPv6) geçişlerini tamamlamaları için bir genelge yayımlandı.Plansız ve ani bir geçiş halinde süreçte gecikmeler olması, maliyetin artmasının yanı sıra bu yenialanda araştırma yapma ve rekabet olanaklarının kaçırılmaması için bir yol haritası çıkarıldı. 8Aralık 2010 tarihli Resmi Gazete’de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan KamuKurum ve Kuruluşları İçin IPv6’ya Geçiş Planı Genelgesi ile tüm kamu kurum ve kuruluşlarının 31Ağustos 2012’ye kadar IPv6’ya geçişlerini tamamlamaları öngörüldü.Bilgi ve iletişim teknolojilerinin özellikle de İnternet’in, son yıllarda büyük bir hızla gelişipyaygınlaştığı belirtilen genelgede, İnternet bağlantısı için dünya çapında kullanılan IPv4adreslerinin tükendiğine dikkat çekildi. Bu soruna çözüm olarak geliştirilen IPv6 protokolününyakın bir gelecekte IPv4’ün yerini alacağına işaret edilen genelgede, İnternet’in sürekliliğininsağlanması ve gelişiminin devamı için IPv6’ya hazır olunması ve geçiş çalışmalarına başlanmasınınönem kazandığı vurgulandı.IPv4 protokolünde sayıların tükenmek üzereolması nedeniyle tüm kamu, en geç 31 Ağustos2013’e kadar İnternet’ten verdiği halka açık tümhizmetleri, IPv6’yı destekler hale getirecek.2011’de envanter çıkarılacak,2012’de işlem tamamlanacakÜç aşamalı planın uygulanacağı genelgeyegöre, 1 Ocak 2011-31 Ağustos 2012 tarihlerinikapsayan 1. Aşamada, öncelikle kamu, 31Mart 2011’e kadar üçüncü seviye anahtarlamacihazları, yönlendirici cihazlar, güvenlikcihazları, İnternet üzerinden dışarıya verilenhizmetler ve bu hizmetlerin verilmesini sağlayanyazılımlar konusunda IPv6 desteğinin olupolmadığı konusunda bir envanter çıkaracak.Yol haritasına göre, 1 Eylül 2012-31 Aralık 2012tarihlerini içeren 2. Aşamada, IPv6 bağlantısıve adresini alan kamu kurum ve kuruluşları,İnternet’ten verdikleri en az bir hizmeti, pilotuygulama olarak IPv6 destekli hale getirecek.Ve, 31 Ağustos 2012’den sonra IPv6’yıdesteklemeyen hiçbir ağ donanım ve yazılımınayatırım yapılmayacak.1 Ocak 2013-31 Ağustos 2013 döneminikapsayan 3. Aşamada ise, kamunun halkaaçık tüm hizmetleri, IPv6’yı destekler haldesunulacak.Kamu, bilgi işlem personelinin IPv6’ya geçişve IPv6 destekli hizmetlerin verilebilmesikonusunda eğitim ihtiyaçlarını belirleyecek,gerekli eğitimler, 1 Mart 2012’ye kadartamamlanacak. Kamu, eğitim ihtiyaçlarını ücretkarşılığında Türkiye Bilimsel ve TeknolojikAraştırma Kurumu (TÜBİTAK) Ulusal AkademikAğ ve Bilgi Merkezi (ULAKBİM) bünyesindeoluşturulacak “IPv6’ya Geçiş EğitimiMerkezi”nden karşılayacak. Bu eğitimin içeriğive programı ULAKBİM tarafından belirlenecekve duyurulacak. Genelgede ilgili eğitimin,“IPv6’ya Geçiş Eğitimi Merkezi”nden alınmadığıhallerde, eğitim alınacak kuruluşun bilgisayarağları eğitimi hususunda TS EN ISO/IEC 17024veya ISO/IEC 17024 standardına göre akrediteedilmiş, “personel belgelendirme kuruluşu”olması gerektiğine dikkat çekildi.BTK, çalışmaları yürütmekle görevliTÜBİTAK ULAKBİM, 2003’ten beri IPv6araştırmaları yapıyor ve IPv6 altyapısı olanüniversitelerin bağlanarak araştırmalaryapabildikleri ULAK6NET’i kurdu. Türkiye’deIPv6’ya geçişe ilişkin farkındalık oluşturulması,yol haritasının hazırlanması, ilgili tümpaydaşlarla işbirliği içerisinde ihtiyaç duyulanönlem ve politika önerilerinin geliştirilmesiçalışmalarını yürütmek üzere Bilgi Teknolojilerive İletişim Kurumu (BTK) görevlendirildi. BTK,2007’de Türkiye IPv6 Forumu oluşturuldu.Türkiye IPv6 Forumu, üniversite, devletkurumları, İnternet servis sağlayıcılar (ISS) vesivil toplum kuruluşlarından katılan üyeleriyle;ekonomik, eğitsel, yönetimsel ve teknikçalışmalar yürüttü.Ayrıca TÜBİTAK Kamu Kurumları Araştırma veGeliştirme Projelerini Destekleme Programıçerçevesinde kabul edilen ve www.ipv6.net.tr adresinden ulaşılabilen “Ulusal IPv6Protokol Altyapısı Tasarımı ve Geçişi Projesi”kapsamında “Kamu Kurum ve Kuruluşları içinIPv6’ya Geçiş Planı” hazırlandı. Yeni nesil IPprotokolü “IPv6”, İnternet Mühendislik GörevEkibi (Internet Engineering Task Force-IETF)tarafından IPv4’ün yerini alması amacıylatasarlandı. Avrupa Birliği (AB), IPv6 görevgücüyle 2004’ten beri IPv6 geçiş faaliyetlerinihızlandırdı. Görev gücü, IPv6’yla ilgili INIT,6WINIT, 6NET, Euro6IX, 6DEPLOY gibi projelere100 milyon Euro’dan fazla finansal kaynaksağladı.12 2011 OCAKBİLİŞİM AJANDASI AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 13


Yerli arama motoru Epiri, “hızda’ iddialıTürk yazılım şirketi Horizon, geliştirdiği aramaalgoritması ve Epiri adlı yazılımının Google’dandaha hızlı sonuç sağladığı iddiasında.Bilkent Teknopark’ta faaliyet gösteren Horizon Yazılım Genel Müdürü Murat Karaveli, geliştirdikleriyeni İnternet arama algoritması ve Epiri isimli yazılımları ile istenilen bilgiye, hızlı ve kesin olarakulaşıldığını, Google’dan daha hızlı sonuç sağladıklarını savundu.Anadolu Ajansı’na bilgi veren Karaveli, Epiri yazılımının dünyada ilk defa Horizon Yazılım tarafındangeliştirilen sıra dışı arama teknolojisi ile binlerce kaynakta, sanki 10 sayfa arasında aramayapıyormuş gibi hızlı arama yaptığını açıkladı. Epiri’nin, farklı tür ve yapıdaki veri tabanlarındanveri çektiğine dikkat çeken Karaveli, dünyada bunu başarabilen başka bir programın olmadığınıbildirdi. Sadece lokal bilgisayarda değil, İnternet, İntranet ve servislerde eş zamanlı aramayapabilen Epiri’nin, arama teknolojisinde çığır açtığını söyleyen Karaveli, “Milyarlarca dokümanarasında arama yaparken asenkron arama teknolojisi kullanan Epiri, sonuç buldukça getirir.Google gibi arama motorlarının aksine, bulunacak sonuç sayısını tahmini değil, kesin olarakgetirir. Doğru sonuç sayısını öğrenmek için son sayfaya kadar ilerlemenize gerek kalmadan,kesin sayıya ulaşırsınız” dedi.CRM, ERP, sözlük, ansiklopedi, ilaç rehberi, haber, bülten, makale, katalog ve daha birçok farklıdokümanda aynı anda arama yaparak inanması çok zor bir yapıyı sunduklarına işaret eden Karaveli,“Daha da inanılmazı, farklı tipteki dokümanları aynı pencerede tek dosya gibi birleştirebilmeözelliği taşıyor. Arama sırasında sonuçlar belirli sayıda kaynaktan aranmakta ve sonuçlar önerilistesinde sayfalı halde gösterilmekte. Önceki sayfa, sonraki sayfa şeklinde kayıtlar arasındagezebilmektesiniz. Dilerseniz öneri listesini belli bir kaynaktan alabilmektesiniz” diye konuştu.Horizon’un İnternet sitesinde 16 TL fiyatla satılan Epiri, sözlük, ansiklopedi, e-kitap, ilaç rehberi,wikipedia gibi çok çeşitli dokümanların arşivlenip düzenlenebileceği ve görüntülenebileceğiMultiCore Kütüphane Sistemi. MultiCore Kütüphane Sistemi’ni Horizon Yazılım, farklı türdekidokümanlarda aynı anda arama yapabilen özel bir arama sistemi olarak geliştirdi. Epiri, dünyanınen geniş koleksiyona sahip kütüphanesi olan ABD Kongre Kütüphanesi’nde bulunan kaynaksayısının yaklaşık 10 katı veriyi arşivleyip sadece aramak istenilen bilgiye hızlıca ulaşılabiliyor.Terabytlarca çevrimdışı kaynakiçinde hızlı aramaTürk mühendisler tarafındangeliştirilen programın özelleştirilmişarama motoru Epiri Ask, terabytlarcaçevrimdışı kaynak içinde çok hızlıarama yapabiliyor. Çevrimdışı Vikipedi,çevrimiçi Vikipedi’ye oranla bin kat hızlısonuç görüntülenebiliyor. İstenirsekişiler ve kurumlar Epiri ile kendilerineözel arama motoru yapabiliyor.Epiri sözlüklerinin bir diğer özelliğide şiveler, fiil çekimleri, isim hallerive daha birçok arama kriterine görearama yapabiliyor olması. Böylece“celiyrum” yazan biri “geliyorum”sonucunun birçok dildeki karşılığınıgörüntüleyebiliyor. Yazılışı karıştırılanya da yanlış bilinen kelimelerde dahikullanıcıyı doğru çevirilere götürüyor.14 2011 OCAKBİLİŞİM AJANDASI AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 15


Kocaeli, BM’nin hayalini gerçekleştiriyor6. sınıf öğrencilerine 5 yılda 130 bin bilgisayar dağıtılmasını öngören projenin 2 etabı için Kocaeli genelinde 26 bin 587öğrenciye, 29 Aralık’tan itibaren laptoplar dağıtılmaya başlandı.Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı(UNPD) tarafından kabul görenve Kocaeli Büyükşehir Belediyesitarafından “Her öğrenciye bir bilgisayar”sloganıyla geçen yıl hayata geçirilen proje, 2.nciyılında. 5 yılda toplam 130 bin 6. sınıf öğrencisinebilgisayar dağıtılması planlanan projeyle geçenyıl 26 bin 587 öğrenciye ücretsiz bilgisayardağıtan belediye, bu yıl 26 bin 709 öğrenciyidaha bilgisayar sahibi yapacak. Öğrenciyeverilecek “BilgePisi” olarak adlandırılan dizüstübilgisayarlar (laptoplar), 29 Aralık 2010’danitibaren dağıtılmaya başlanacak.Beş yılda toplam 130 bin çocuğu bilgisayarsahibi yapmayı hedefleyen ve Türkiye BilişimDerneği (TBD) tarafından düzenlenen “Bilişim2009 Yerel Yönetim Uygulama” dalında birinciliködülü alan projenin ikinci etabı, 21 Aralık 2010’daİstanbul Swiss Otel’de Kocaeli BüyükşehirBelediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğluve Exper Genel Müdürü Orhan Korkusuz’unkatıldığı basın toplantısıyla tanıtıldı.Kocaeli Büyükşehir Belediye BaşkanıKaraosmanoğlu,2009’da 26 bin 587 bilgisayariçin 14 Milyon TL fatura ödediklerini bildirdi.Dağıtılan bu bilgisayarlarla Kocaeli’ndeki bilişimsınıflarının 900’e ulaştığını, bu yıl ki dağıtımlabirlikte 1800 bilişim sınıfına ulaşacaklarınıanlatan Karaosmanoğlu, 242 köy okulunun dabu projeden yararlandığını belirtti.Projenin bilgisayarlarını geliştiren Exper’inGenel Müdürü Korkusuz ise, Intel ilegeliştirdikleri BilgePisi’ler sayesindeçocukların eğitimlerindeki tüm ihtiyaçlarınırahatlıkla karşılayabileceklerini söyledi.merkezden kilitlenebiliyor. Formatlama, sabitdisk değişikliği, işletim sistemi değişikliğigibi durumlarda sistem açılamayarakbilgisayarların çalınması veya satılmasınıanlamsız kılıyor. Çocukların düşürebileceği,zaman zaman üzerine bir şeyler dökebileceğihesap edilerek geliştirilen bilgisayarlar, darbeve düşmelere dayanıklı kırılmayan gövde, sugeçirmez tuş takımı ve 6 saate varan uzun pilömrüne sahip.1.54 kg ağırlığa sahip olan bilgisayarlar, özeltasarımı nedeniyle çocuklar tarafından kolaycataşınabilen BilgePisi’lerde Intel® Atom®işlemcisi bulunuyor. 160 GB hard diske sahipolacak laptoplarda 1 GB RAM mevcut. 10,1 inçbüyüklüğünde ekrana sahip olan bilgisayarlarüzerinde, kablosuz iletişim için tümleşik ağkartı, tümleşik ses kartı, 1.3 megapiksel dahiliwebcam, tümleşik hoparlör ve mikrofon var.Okul yöneticileri bilgisayarları teslim alırken,diğer yandan Milli Eğitim Müdürlüğü tarafındanöğretmenlere dizüstü bilgisayarlarınkullanımına yönelik özel eğitimler veriliyor.Çalınma ve satılması engellendiÇalınmaya ve kırılmaya karşı bir yıl sigortalıolan BilgePisi’ler, Intel Anti-Theft teknolojisiile uzaktan kilitlenebiliyor. Bu özellik sayesindeürünler çalındıkları ya da kaybolduklarında16 2011 OCAKBİLİŞİM AJANDASI AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 17


ODTÜ ve IBM’den “Akıllı Toplum Güvenliği Laboratuarı”!Toplum ve çevre güvenliğinde karşılaşılabilecek olağanüstüdurumlara yanıt verme amacıyla oluşturulan laboratuarda, akıllısistemler geliştirilecek, araştırma ve prototipler üretilecek.IBM ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nün işbirliğiylekurulan Akıllı Toplum Güvenliği Laboratuarı, 9 Aralık 2010’da açıldı. Laboratuar, toplum ve çevregüvenliği ile ilintili değişik uygulamalarda karşılaşılabilecek olağanüstü durumlara yanıt vermekamaçlı akıllı sistemlerin sunulmasını sağlayabilmek üzere ileri araştırma, test ve prototipgeliştirilmesi konularında çalışacak. Yeni teknolojilerin gerçek hayatta kullanımını test etmeküzere pilot çalışmalar gerçekleştirilecek ve bu yeni teknolojilerin sahada elde edilen bilgi vedeneyime göre iyileştirilmesi sağlanacak. Semantik görüntü işleme, çokluortam, veri madenciliği,kablosuz sensör ağları, dağıtık ortamlarda veri işleme, bilgi tabanlı sistemler gibi konulardadaha akıllı toplum güvenliği sağlamaya yönelik araştırma ve geliştirme çalışmaları yapılacak.Böylece akademisyenlerin akıllı toplum güvenliği çözümleri konularındaki tez çalışmaları dadesteklenecek.Laboratuarın açılışı dolayısıyla düzenlenen törende konuşan ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar,bu laboratuarın üniversite-endüstri işbirliğine iyi bir örnek teşkil ettiğini anlatıp özellikle teorikbilginin gerçek hayatta uygulanabilirliğini görmenin öğrenciler için büyük önem taşıdığı, öğrenmesürecini hızlandırıp, kalıcı bir bilgiye dönüşmesini sağladığına işaret etti. Acar, “Temennimiz butür işbirliklerinin artması ve gerçek dünya problemleri üzerinde araştırma ve çözümlerin ülkeninsosyo-ekonomik gelişimine katkıda bulunmasıdır” dedi.ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adnan Yazıcı ise IBM’le laboratuar kurmahazırlıklarının 7 ay önce başladığını anımsattı. “İnanıyorum ki, bu laboratuarda çevreden, petrole,jeoloji mühendisliğinden, elektronik mühendisliğine tüm alanlardaki akademisyenler kendilerineyer bulacaktır” diyen Yazıcı, laboratuarda erken uyarı tetikleme sistemleri ile görüntü ve videoakışının işlenmesi konularında iki taslak projeyi hayata geçirmeye hazırlandıklarını bildirdi.Laboratuarın IBM tarafında koordinatörlüğünü üstlenen IBM Danışmanlık Hizmetleri KamuSektörü Lideri Giovanni Aliverti ise akıllı toplum güvenliği çözümlerinin dünya genelinde yaşanandoğal afetlerde güvenlik ekiplerinin yönetiminde çok önemli olduğunu vurgulayarak şunlarısöyledi: “Tüm dünyadaki kentler sensörler, global konum belirleme sistemleri, kameralar, telsizfrekansı etiketleri ve bütünleşik iletişimden beslenen analitik bilgilerden güç almayı hedefliyor.Akıllı ulaşım, akıllı gıda, akıllı enerji, akıllı su ve benzeri alanlarda değer katan bu tür sistemlerve çözümlerin toplum güvenliğinin iyileştirilmesi alanında da geliştirilmesi son derece önemlidir.Toplum güvenliği, akıllı dünya, akıllı şehir, akıllı toplum kavramlarının vazgeçilmez bileşenidir.”Toplantıda IBM Üniversite İşbirlikleri hakkında bilgi veren IBM Orta ve Doğu Avrupa ve TürkiyeÜniversite İlişkileri Lideri Jale Akyel, toplum güvenliği konusunda terör ya da suç bilimi gibikonular üzerine araştırmaların yapılmayacağını belirtti. Akyel, “Biz insanların toplum içinde dahaiyi şartlar içinde yaşamaları için araştırmalar yapmak istiyoruz. Projeler arasında olayın akışınıizleyip verileri toplayıp, bunların içinden anlamsal sonuçlar çıkarıp erken uyarı sistemlerininhayata geçirilmesi gibi konular olacak” diye konuştu.18 2011 OCAKBİLİŞİM AJANDASI AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 19


G i z l i b e l g e l e r e“siber” korumaTürkiye, gizli belgelerini çıkaracağı yasa ve TÜBİTAKimzalı gelişmiş güvenlik yazılımlarıyla koruyacak.Amerika Birleşik Devletleri’nin diplomatik sırlarının ortaya döküldüğü “WikiLeaks”depremi, birçok devletin ‘gizlilik’ kavramını yeniden sorgulamasına neden oldu. İnternetyoluyla yapılan saldırı ve gelen tehditler, geçtiğimiz aylarda Milli Güvenlik Kurulu’nda(MGK) da gündeme gelmişti. Türkiye, bir yandan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nede giren “siber tehdit” konusunda yasa hazırlarken bir yandan da sanal saldırılardan daha iyikorunmak için “milli” yazılımlar geliştirilmesi amacıyla “Siber Kalkan Projesi” başlattı.Başbakanlık’ın koordinasyonunda, aralarında TÜBİTAK’ın da yer aldığı kamu kurum vekuruluşlarınca hazırlanan Ulusal Bilgi Güvenliği Teşkilatı Hakkındaki Kanun Taslağı’na göre,Türkiye’de Başbakan’ın Başkanlığında Ulusal Bilgi Güvenliği Kurulu oluşturulacak. Kurul,devletin güvenliğini tehlikeye sokabilecek veya devlet aleyhine kullanılabilecek her türlü bilgiyi,üretim, kullanım, işlenme saklama, nakletme ve imha sırasında yetkisiz kişilerin elektronikmüdahalesine karşı önlem alacak. Kurulacak özel güvenlik merkezi savunma stratejilerininyanısıra siber saldırı senaryolarını uygulamaya sokacak.Tatbikata başta kamu kurumları, telekomünikasyon ve finans sektöründen kuruluşlar veüniversiteler olmak üzere 34 kurum ve kuruluş katılacak. Tatbikatın ilk 2 günlük kısmında herkeskendi kurumunda olacak ve gönüllü olan kurumlara önceden belirlenmiş zamanlarda baştaDDOS, İnternet sayfası tahrifat testi ve port tarama olmak üzere sistemlerine zarar vermeyecekşekilde gerçek saldırılar gerçekleştirilecek. Tatbikatın son 2 günlük kısmı ise Savunma SanayiiMüsteşarlığı’nda gerçekleştirilecek ve Kurumlar kendilerine iletilecek yazılı enjeksiyonlara yanıtverecekler. Bu süreçte tatbikat için özel hazırlanmış bulunan bir platform kullanılacak.Siber Güvenlik Tatbikatları dünyada özellikle son yıllarda önem kazanarak ulusal ve uluslar arasıboyutta düzenleniyor. Ocak 2011’de BTK ve UEKAE eş koordinatörlüğünde düzenlenecek olan butatbikatta kurum ve kuruluşların teknik, hukuki ve idari kabiliyetleri ortaya konulacak ve tespitedilen eksiklikler raporlaştırılarak karar alıcı makamlara ulaştırılacak.“Siber Kalkan”lı korumaTÜBİTAK bünyesinde yürütülen “Siber Kalkan Projesi”nde ise, tamamı Türk mühendislercegeliştirilecek olan güvenlik yazılımları ve kriptolar, gizli belgelerin “online” yoldan çalınmasınıengelleyecek.Tamamlandığında gizliliğe haiz bütün resmi belgelerin korunmasını gerçekleştirecek olan “SiberKalkan Projesi”, TÜBİTAK bünyesinde faaliyet gösteren Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri TeknolojileriAraştırma Merkezi (BİLGEM) geliştiriliyor. BİLGEM, geçtiğimiz aylarda TÜBİTAK bünyesindekiiki önemli enstitünün TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü (UEKAE) veTÜBİTAK Bilişim Teknolojileri Enstitüsü (BTE) birleşimi sonucu kuruldu.Bin 200 kişinin çalıştığı BİLGEM, kriptoloji, elektronik harp, sensör sistemleri, yazılım, bilgi veağ teknolojileri alanlarında faaliyet gösterirken, birim ekipleri tarafından geliştirilen yazılımlarNATO ülkeleri tarafından da yaygın biçimde kullanılıyor.25- 28 Ocak 2011’de “Siber Terör” tatbikatıBilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ve UEKAE koordinasyonunda, 25- 28 Ocak 2011tarihleri arasında Ulusal Bilgi Güvenliği Tatbikatı (Siber Terör) gerçekleştirilecek. Ulusal BilgiGüvenliği Tatbikatı ile, Ülkemizde bilgi güvenliği konusunda idari, teknik ve hukuki kapasiteningeliştirilmesi; kurumlar arasında bilgi ve tecrübe paylaşımına ve farkındalık oluşumuna önemlikatkılar sağlanması ve Kurumların bilgi sistemi olaylarına müdahale yeteneğinin tespit edilmesiamaçlanıyor.20 2011 OCAKBİLİŞİM AJANDASI AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 21


Özeren, İnternet kafelere“Business Center” konsepti önerdiİnternet kullanım oranının düştüğüne dikkat çeken Özeren, İnternet kafe işletmecilerinemarkalaşmaları ve şirketleşmelerini önerdi ve “Business Center” konsepti üzerindeçalışabileceklerini söyledi.Dünya çapında zincir İnternet kafe markalarının da oluşturulabileceğini belirten Özeren, “Heralanda olduğu gibi burada da fırsatlar mevcut. İnternet kafelerin markalaşarak güvenlik,konfor, hizmet olarak üst seviyelere gelebilme çalışmaları yapmaları ve hatta şirketleşmeleriyollarıyla daha vesayetçi ve sağlıklı yapılara kavuşabilirler. Ayrıca, iş dünyasına, KOBİ’lere hizmetverebilecek ‘Business Center’ konseptinde çalışabilirler. İnternet ölmez bir teknolojidir. Yeterki İnternet kafe yatırımcılarımız bu trendi doğru yerde kullanabilsinler, doğru planlamalarıkurabilsinler ve rekabeti avantajları haline getirebilsinler” diye konuştu.TİB Başkanı Şimşek ise, 5651 sayılı yasa ile; İnternet aktörleri ve sorumluluklarının ilk kezbelirlendiğini, yasada yazılı katalog suçlar bakımından erişimin engellenmesi usul ve esaslarınınilk kez düzenlendiğini ve konusu suç teşkil eden içerik kapsamında filtreleme usulü ilk kezöngörüldüğünü anlattı. Şimşek, yine aynı yasa ile, TİB’in, “bilişim ve İnternet alanında denetimişlevi görecek, çözüm üretecek, sivil toplum örgütleri, kamu kurum ve kuruluşları, üniversitelerve bu alandaki diğer tüm aktörlerle iletişim içerisinde, ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarile koordinasyonu sağlayacak Kurum” olarak belirlendiğini anımsattı.İnternet kafelerin markalaşıpşirketleşmelerini öneren İnternetKurulu Başkanı Özeren, iş dünyası veKOBİ’lere hizmet verebilecek“Business Center” konseptindeçalışabileceklerini söyledi.İnternet Kafelere ilişkin İçişleri Bakanlığı ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB)işbirliğinde bir eğitim seminerleri düzenlendi. Seminerin açılış konuşmaları İçişleri BakanlığıDaire Başkanı Sabri Başköy, İnternet Kurulu Başkanı Serhat Özeren ve TİB Başkanı FethiŞimşek tarafından yapıldı.İlinde ya da ilçesinde 15’in üzerinde İnternet kafe bulunan TİB Yazı İşleri müdürlerinin ve emniyetyetkililerinin katıldığı eğitim seminerinde; 5651 Sayılı Kanun ve İnternet aktörleri, güvenliİnternet kullanımı, ticari amaçla İnternet toplu kullanım sağlayıcılar ve yükümlülükleri, İnternettoplu kullanımı sağlayıcılarda denetim ve e-içişleri İnternet kafe modülü gibi konular ele alındı,bununla birlikte uygulamada karşılaşılan zorluk ve deneyimler paylaşıldı.İnternet Kurulu Başkanı Özeren, açılışta yaptığı konuşmada Türkiye’de İnternet kafe oluşumununİnternet kullanımının gelişmesinde önemli rol oynadığını vurguladı ve İnternet kafeleriişletmecilerine önerilerde bulundu. Evlerde internert kullanım oranı arttıkça İnternet kafelerdeİnternet kafelerde meydana gelebilecek suç konusuna karşı korunmasına yönelik çalıştıklarınıbildiren Şimşek, kanunun yürürlükte bulunduğu üç yıllık süre sonunda, faaliyette olan İnternetkafeler hakkında sağlıklı bilgiye sahip olduklarını söyledi. İlgili mevzuatın yürürlüğe girmesindengünümüze kadar geçen süre içerisinde; TİB web arayüzü aracılığıyla girişi yapılan kayıtlı İnternetkafe sayısının yaklaşık 23 bin adet olduğunu açıklayan Şimşek, en fazla İnternet kafe kaydı yapanilin İstanbul, en az kaydın ise Şırnak’ta olduğunu belirterek, “Türkiye’de nüfusuna oranla en fazlaİnternet kafe bulunan iller sırasıyla Bartın, Niğde ve Çanakkale’dir” dedi.AB ülkelerinin gerisindeyizTürkiye, internet kullanımından yine AB ortalamasının çok altındaİnternet kullanım oranı Avrupa Birliği (AB) genelinde yüzde 69 iken, Türkiye’de bu oran yüzde38’de kaldı. AB istatistik kurumu Eurostat’ın verilerine göre Türkiye, İnternet kullanımında ABüyeleri arasında sadece Romanya’yı geride bıraktı.Eurostat’a göre, son 3 ayda en az bir kez internet kullandığını belirtenlerin oranı Norveç’te yüzde93, İsveç’te yüzde 91, Lüksemburg ve Hollanda’da yüzde 90, Danimarka’da yüzde 88, Finlandiya’dayüzde 86, İngiltere’de yüzde 83, Almanya’da yüzde 80, Fransa’da yüzde 79, Belçika’da yüzde 78,Slovakya’da yüzde 76, Avusturya ve Estonya’da yüzde 74. Bu ülkeler, İnternet kullanımında ABortalamasının üzerine çıktı.İnternet kullanım oranı Slovenya’da yüzde 68, İrlanda’da yüzde 67, Çek Cumhuriyeti ve Letonya’dayüzde 66, İspanya’da yüzde 64, Macaristan ve Malta’da yüzde 62, Litvanya’da yüzde 60, Polonya’dayüzde 59, Hırvatistan’da yüzde 54, Kıbrıs Rum kesiminde yüzde 52, İtalya ve Portekiz’de yüzde 51,Yunanistan’da yüzde 44, Bulgaristan’da yüzde 43, Türkiye’de yüzde 38 ve Romanya’da yüzde 36oldu.Türkiye’de internet kullananların yüzde 36’sı bilgisayarına virüs bulaştığını belirtirken, bu oranAB genelinde yüzde 31’e geriledi. İstenmeyen elektronik postayla (spam) karşılaşanların oranıise Türkiye’de yüzde 32, AB genelinde yüzde 56 çıktı22 2011 OCAKBİLİŞİM AJANDASI AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 23


Türkiye, ileri teknoloji ürünlerde“üretim üssü” olacak“Teknoloji odaklı” Sanayi Strateji Belgesi’nde, ileri teknolojive yüksek katma değerli ürünlerde Türkiye’nin, Avrupa veAvrasya’nın üretim üssü haline getirilmesi hedefleniyor.Türkiye’nin 2011-2014 Sanayi Strateji Belgesi (SSB) Yüksek Planlama Kurulu’nda imzayaaçıldı. Toplam 72 eylem içeren SSB’nin hedefi, “Orta ve yüksek teknolojili ürünlerde Türkiye’yiAvrasya’nın üretim üssü haline getirmek” olarak belirlendi.Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, 2011-2014 Türkiye Sanayi Strateji Belgesi’nin YüksekPlanlama Kurulu belgesi olarak kamuoyuna açıklanacağını ve uygulanmaya başlanacağını bildirdi.Belgede, girişimciliğin yaygınlaştırılması, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın yasalaştırılması vesonrasında ikincil mevzuat çıkarılması, kamu kurum ve kuruluşlarının sanayi alanında yürüttüklerihizmet ve görevlerin elektronik ortamda gerçekleştirilmesi gibi eylemler yer alıyor.İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) düzenlediği 9. Sanayi Kongresi ve İnovasyon Sergisi’nin açılışındakonuşan Ergün, birçok ülkenin bilgi toplumuna geçiş yaptığı bir süreçte, Türkiye’nin sanayistratejisini hayata yeni geçiriyor olmasının, bu ülke için bir kayıp olduğunu söyledi. Öncelikle,rekabet gücünü ve verimliliği artırmayı, çevreye duyarlı ve sosyal sorumluluk sahibi bir sanayisektörü yapısı oluşturmayı amaçladıklarını belirten Ergün, “Türkiye’yi ileri teknoloji ve yüksekkatma değerli ürünlerde Avrupa ve Avrasya’nın üretim üssü haline getirmeyi sanayi stratejimizinmerkezine, temeline oturtmuş bulunuyoruz” dedi.Bu vizyona ulaşmak için; orta ve yüksek teknolojili sektörlerin üretim ve ihracat içindeki payınınartırılması, düşük teknolojili sektörlerde katma değeri yüksek ürünlere geçişin sağlanması,becerilerini sürekli geliştirebilen şirketlerin ekonomideki ağırlığının artırılması başlıkları stratejikhedef olarak belirlendi.SSB ile birlikte, 2010-2014 yılları için ortaya koyacakları vizyon ve kararlılığın özel sektörtarafından da paylaşılacağına inandığını dile getiren Ergün, belgeyi katılımcı bir yaklaşımla, özelsektörle birlikte hazırladıklarını söyledi. Ergün, strateji belgesi ile Türkiye’nin teknoloji, Ar-Ge,markalaşma ve tasarım gibi alanlarda yaşadığı sıkıntıları çözmeye yönelik önlemleri daha netbir biçimde uygulayabileceklerini anlatan Ergün, daha fazla katma değer üretmek ve ihracatgelirlerini artırmak için özellikle teknoloji, Ar-Ge, tasarım ve markalaşma gibi alanlara ağırlıkverilmesi gerektiğine dikkat çekti.Bu noktada özellikle nano-teknoloji, biyomedikal, genetik ve bilişim gibi alanlara özel bir önemverilmesi gerektiğine işaret eden Ergün, bakanlık olarak, Ar-Ge merkezleri, teknoparklar,teknogirişim sermayesi desteği ve Santez gibi programlarla, Türk sanayisinin teknoloji kapasitesiniartırmaya çalıştıklarını anlattı.Ergün, Sanayi Strateji Belgesi’nde yer alan 72 eylemin 20’sini de firmaların teknolojik gelişimineayırdıklarını sözlerine ekledi.24 2011 OCAKBİLİŞİM AJANDASI AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 25


B T y ö n e t i ş i m v e d e n e t i m d e n e y i m l e r i p a y l a ş ı l d ı2-3 Aralık’ta Ankara’da bir ilk olarak gerçekleştirilen konferans, farkındalığıartırmayı, teorik ve pratik konuların paylaşılmasını hedefliyor.Türkiye Bilişim Derneği’nin (TBD) de desteğiyle Semor Organizasyon tarafından 2-3Aralık’ta Hilton Ankara’da “Bilgi Teknolojileri Yönetişim ve Denetim Konferansı- BTYD”düzenlendi. Ankara’da bir ilk olma özelliği taşıyan Konferansta kamu ve özel sektörüntecrübeli isimleri, bilgi teknolojilerine ilişkin deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. BTYD2010, bilgi teknolojileri yönetişim ve denetimdeki farkındalık düzeyini artırmayı, bukonudaki teorik ve pratik konuların paylaşılmasına öncülük etmeyi hedefliyor.Etkinliğin açılışında konuşan TBD Başkanı Turhan Menteş yaptı. TBD olarak bu konulardadaha önce çalışmalar yapıldığını anlatan Menteş, etkinlikle bilgi teknolojileri yönetişimive denetimi alanındaki farkındalık düzeyinin artacağını belirtti. Günümüzde yönetişim vedenetim modellerinin yoğun olarak kullanıldığını söyleyen Menteş, bilişim sektörünü tekbaşına değil, etkileriyle birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.ISACA İstanbul Chapter Başkanı Kaya Kazmirci, Türkiye İç Denetim Enstitüsü BaşkanıÖzlem Aytaç, Northeastern Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Bilgi Sistemleri BölümüDirektörü Kal Bugrara, Coca Cola Enterprises Başkan Yardımcısı ve Bilgi TeknolojileriBaşkanı Esat Sezer’in konuşmacı olduğu Konferansa, birlikte birçok kamu kurumu veözel sektör profesyoneli katıldı.Konferansta, BT Denetimi; BT Yönetişimi; İç Denetim; Bilişim Hukuku; Adli Bilişim; BT’deFraud; Yönetişim, Risk ve Uyum (GRC); COBİT; Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi (ISO 27001);İş Sürekliliği (BS 25999) ve Sertifikalı Bilgi Sistemleri Denetçisi (CISA) konu başlıkları elealındı.Etkinlikte, BT Yönetişimi ve Denetiminde Kamu Kurumları; BT Yönetişimi ve DenetimindeBakanlıklar; BT Yönetişimi ve Denetiminde Yaşananla ve Beklentiler ile BT Denetimibaşlıklı 2 oturum düzenlendi.BT Yatırım Yönetimi, COBİT, BT Teknolojileri Altyapı Kütüphanesi (ITIL), ISO 27001Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi ve ISO 25999 İş Sürekliliği Yönetimi başlıklı 5 seminergerçekleştirildi.26 2011 OCAKBİLİŞİM AJANDASI AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 27


Nejat Yavaşoğulları:“Ben teknolojiyeteknoloji demem…”26 Aralık 2010, Pazar günü Ankara ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezindegerçekleştirilen Türkiye 15. Zeka Oyunları Yarışmasının ödül töreni sonrasındabir de konser vardı. Salon Bulutsuzluk Özlemi için dolmuştu, sözlerini gerialamayanlar, yaşamaya mecbur olanlar, acil demokrasiye tempo tuttular.“Bir Şey Yapmalı” grubun şarkısı değildi ama bu konserlerinin adı olmuştuve çok anlamlıydı.Konser sonrası grubun atar damarı Nejat Yavaşoğulları ile bir araya geldik,bu küçük birlikteliğin deşifresi burada. Sosyal algısı yüksek, özgünlüğütartışılmaz bir sanatçı ve mimar Nejat Yavaşoğulları. Sıkı sıkıya bağlı olduğugeleneksel bir tarafı olduğunu düşünüyorum ama 25 yılı geçen başarılısanat yaşamı onun her daim yeni bir insan, yeni bir sanatçı olduğunun kanıtı.Yazdığı, söylediği şarkılarının hepsinin Türkiye’yle bir bağı var. Yaşadığı ülkeyitartışmaya her zaman hazır, umut dolu, inançlı.Ona göre teknolojinin karşılığı “daha insanca yaşamak”.Değer üretimle doğru orantılıysa Yavaşoğulları ülkemizin en değerliinsanlarındandır.P.S: Konserden sonra daha bir bardak su içmeden kulise onlarca genç hayranıdoluştu, hepsiyle tek tek konuştu, fotoğraf çektirdi, kimseyi geçiştirmedi,hepsini de çok önemsedi. Bu tavrından çok etkilendiğimi söylemek isterimçünkü şimdiye kadar bir araya geldiğim bir sürü ünlü sanatçıda edindiğimdeneyim tam tersi bir yerde duruyor.Nihal Sandıkçı28 2011 OCAKSÖYLEŞİ AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 29


Teknolojiyle aranız nasıl?Mimarlık büromda tabii kibilgisayar teknolojisiyleçalışıyoruz ama her şeyinbaşında insan olduğunudüşünüyorum. Mimarlıközel bir alan sonuçta,bilgisayarsız yürümezişler, fakat bir mimarınaynı zamanda bireysel olarakda yeteneklerini sergilemesigerektiğine inanıyorum. Sizin elektrikolmayan bir yerde de mimarlık yapmanızlazım. Müziğe dönersek elektrik olmayanbir yerde de sizin o gitarı alıp çalmanız lazım.Teknoloji var diye, şuradan ekrandan bir taneFender Stratocaster seçeyim, bir yerden Latintarzı gitarcı, bir de a) Eric Clapton b) BB Kingseçeyim, bunlar gibi çalsınlar diyeyim. Bununmüzik olmayacağını düşünüyorum. Aslolanıno gitarı eline alıp o odada, o duvarlarda,o atmosferde titreşen sesleri elde etmekolduğunu akıldan çıkartmamak lazım.Bilgisayar, teknoloji tabii ki işleri çokkolaylaştırdı, eskiden çok zor olan bir sürüşey şimdi çok daha kolay yapılıyor. Ama herşey teknoloji değil, bence teknoloji insanlarındaha insanca yaşamasına hizmet etmeli yani;parasız, daha az çalışarak yaşamayı teknolojisağlamalı. Ben o zaman teknolojiye teknolojiderim. Benim daha az çalışarak hayattan dahaçok zevk almamı sağlayabilecek vakti banasağlıyorsa…Sizi çokça etkileyen birileri oldu mu?John Lennon var, başka şu anda aklımagelmiyor.Kendi çalışmalarınız dışında müzikle aranıznasıl, sürekli dinler misiniz mesela?Çalışırken hiç müzik dinlemem, benim müzikdinleme alışkanlığım normal bir insanın müzikdinleme alışkanlığı gibi değil. Ben müzikdinlerken bütün detaylarına dikkat ediyorum,yani benim gibi dinlemiyor sıradan birisi. Benonun hangi akor olduğunu düşünüyorum,adam burada yedili ses çıkarmış diyorum.İhtiyacım olduğu zaman, yani albümyaptığımızda başkaları nasıl kaydetmiş diyeteknik açıdan faaliyete geçip dinliyorum.Normalde çok araştırmacıyım, her yeni çıkangrubu dinlerim, kaçırmamaya çalışırım.Çocukluğunuzun şimdiki yeteneklerinize vebaşarılarınıza katkısı olmuş mudur? Bugüneilişkin ipuçları var mı sizce?Farklı bir çocukluk yaşadığım kesin; bir sürüşey yapardım mahalledeki çocuklarla. Meselabir skeç yazardım, kendime göre birilerinibulurdum, bir sahne yapardık bodrumda.Çıkar oynardık sonra, hatta Bal Arısı Ahmetgibi müzikler yapmaya çalışırdık. Esprileryapıp mahalleyi güldürmeye uğraşırdık, camparalarla mahallenin çocukları gösteriyiizlerlerdi. Tabii bunda hem müzik var, hemde bir text yazıyorum, yaratıcılık açısındanbaşlangıç denilebilir. Bunlar 8-10 yaşımdaolan şeylerdi.Bir de harpçilik oyunlarına, stratejiye falançok meraklıydım. Hatta beni bir gün harpçilikoynarken babamın bir arkadaşı görmüş vebabama “Sen bu oğlanı askeri okula ver, buçocuk acayip taktikler yapıyor.” demiş. Benhep bir sürü şeyle meşgul olan bir çocuktum.Şimdi o çocuğa şöyle bir baksam hoşumagider. Çünkü ne bileyim, bir futbol takımımızvar; gidiyoruz pazardan tişörtler alıyoruz,kazanlar kaynatıp onları kumaş boyalarıylaboyuyoruz. Gizli geçitlerimiz var, çetemiz var,falan filan. Benim çocukluğum çok özgürdü,belki yaratıcılık açısından öyle bir ortam faydaetmiş olabilir.Türkiye’nin geleceğiyle ilgili bir öngörünüzvar mı, ya da beklentileriniz nedir?Çok kişi karamsar aslında, bugün yine birçokdefa konusu açıldı… Sonuç olarak bana göre;nehirler ne yapar-eder denize ulaşırlar,geriye dönerek bile olsa bu böyle. Belki geçicigerilemeler olabilir ama sonuçta toplumlarınkaçınılmaz olarak daha gelişmiş sosyal yapılaradoğru gittiğini kabul etmek lazım. Bilimsel birbakış açısıyla tarihe baktığımızda bunun böyleolduğunu görüyoruz. Köleler vardı, ücretli kölehaline geldiler, derebeylik sistemi çöktü, bugündemokrasi dediğimiz daha katılımcı bir modeloluştu. Her şey dini kurallarla açıklanırkendaha somut ve gerçek kriterler önemli oldu,bilim gelişti ve bazı şeylerden şikayet ediyorbile olsak günümüzdeki toplumun bundan yüzsene öncesine göre daha gelişmiş bir toplumolduğunu kabul etmek lazım. Şimdi Türkiye’ninyönetiminden endişe duyan çok sayıda insanvar aslında, ama ben aynı zamanda ülkeyi çokdolaşan da birisi olarak ülkemin potansiyelinihiç küçümsemiyorum. Yüzyıllardan beriAnadolu’da gelişmiş olan bir İslam anlayışı,tasavvuf, Mevlevilik, Bektaşilik, Alevilik butoprakların moral dünyasını oluşturuyor.Bunları değiştirmek kolay bir şey değil.Geleceğe umutla bakmak açısından daböyle konuşmuş olabilirim ama umudada ihtiyacımız var aynı zamanda.Geçici gerilemeler olaraknitelediğiniz dönemde Türksanatçıların üzerlerine birgörev düşüyorsa eğer, bugörevi yerine getirdiklerinidüşünüyor musun?Aslında eksiklik hissediyorum,ama bir yandan da nesnelolarak kendilerinin,ailelerinin de durumunudüşünüyor olabilirler.Maddi kaygılarıo l a b i l i rdüşüncesiyle bunu söylüyorum. Bu durum tabiiinsanları engelliyor. Sert bir davranış şekliylede karşı karşıyayız; coplarla, biber gazlarıyla.Bunlar da insanların sokağa çıkmasınızorlaştıran şeyler, kabul etmek lazım, zorgeliyor insana. Dünyanın başka ülkelerindede polis görüyoruz ama onlar öyle vurmuyor,İngiltere’de silah taşımıyor polis. HattaGüney Kore’de dikkat ettim, çok sık sokakkavgaları var onların, polisler dayanıyorlarbirbirlerine, ne gaz sıkıyor ne copla vuruyorlar.Öyle olunca karşı taraftan da bir reaksiyongörmüyorlar. Benim hoş karşılamadığımkesim; “Günümüzün, zamanımızın ruhu budur,bunlar yeni fikirler yeni düşünceler…” deyip,aslında sermayenin yanına geçen, iktidarınyanına geçen, bu yaklaşımla da rahat ortamlaredinenler. Tabii bu sadece bizim ülkemizdeböyle değil, bütün dünyada böyle.Kendinize düstur edindiğiniz alışkanlıklarınız,farklılıklarınız mutlaka vardır…Galiba ben çalışkan biriyim. Hiç boş durduğumuhatırlamıyorum. Bir de üstüme bir iş aldıysam,mesela bir grupta bana “Sen bu odunlarıburadan şuraya taşıyacaksın.” dediler. Eğerben “Evet” dediysemmutlaka o odunlarıtaşırım. “Aa bensıkıldım ya, başkasıtaşısın bunları.”demem, taşırım.Yaptığım işi ciddiyealırım, bununinsanın kendineolan saygısıgereği olduğunud ü ş ü n ü y o r u m .Belki de kendimdenbüyük kişilerdenbana geçmişözellikler olabilirbunlar, mimarlıkalanında falan.30 2011 OCAKSÖYLEŞİ AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 31


Nihal SandıkçıGeçtiğimiz yıl kişisel alanların dışında kamu, diplomasi ve siyasettekiaktörlerin çoğunun sosyal paylaşım ağlarının stratejik öneminifark ettiğine dair hiçbir şüphemiz kalmadı. Tahmini değeri 3 milyardolara ulaşan Twitter, sanatçısından Cumhurbaşkanına, en sıradankullanıcısından siyasi parti liderlerine ve milyon dolarlık özel işletmelere, sırtlarınıdönemeyecekleri bir alan olduğunu ispatladı. Onlar da Twitter’a günlük kaydolan,neredeyse 400 bin kullanıcıdan biri oldular.Twitter’ın gündem belirleme ve yaratmadaki hızına hayran kaldık, herkesin herşey hakkında bir sözü, tavrı, tarafı olduğunu gördük. Belki şimdiye kadar hayranlıkduyduğumuz bir sürü sanatçıya, gazeteciye burada gıcık kaptık, belki de nefretettiklerimizden hoşlandık. Bence göz önünde olan pek çok farklı kesimden insanınkendine çeki düzen verme hızını artırdı, e bir de en sosyal olduğumuz ortakzevklerimiz televizyonun, dizilerin, reklamların ve siyasilerin bol bol dedikodusunuyapacak yeni bir yerimiz oldu. Aşk, kadın- erkek ilişkisi ve de hayat üzerine kendiaforizmasını ararken kişiliğini bulanları dikizledik. Tweetimiz, retweet edilincedünyalar bizim oldu.Böyle olunca da gündem orada belirlendi, haber vermede ve almada Twittergeleneksel medyayı 1-0 mağlup etti.Yeni yılın bu ilk sayısında Twitter’da geçen yıl ilgi çeken, gündem belirleyen kişilerive sevimli bulduğum bazı tweet’leri seçtim, eğlenelim diye. Mutlu yıllar hepimize.Bu arada mesaj vermeden olmaz… O yıl, bu yıl, şu yıl… Hangi yılda olduğumuzunçok da bir önemi yok sanki, önemli olan yaşadığımız hayattan zevk alacağımızkanalların sayısını artırmak. Kısa olduğunu ya da az kaldığını düşündüğüm bu hayatıdaha anlamlı hale getirmek için uğraşmak. Eğlenebilmenin, sevecek yeni insanlarve zevkler yaratmanın bir yolunu ve azıcık bile olsa hayatın olağan akışını bozacakformülü bulmak.http://twitter.com/#!/FilmReplikleri”Uçaklarda neden oksijen maskesi var biliyormusun? Çünkü saf oksijen kafa yapar.” (Fight Club)”İmkansıza ulaşmanın tek yolu, onun mümkünolduğuna inanmaktır.” (Alice İn Wonderland)”Senin bir karakter olman, bir karakterin olduğuanlamına gelmez.” (Pulp Fiction)http://twitter.com/#!/ceriLevispc’de bi fotoğrafı yakınlaştırınca görüntü kalitesininbozulması gibi,birini tanımak isteyip yakınlaşmak...yaklaştıkça bozuluyor ilişkilerdefatmagül’ün suçu ne,mete’nin derdi ne,egemenbağış’ın ceketine n’oldu,benzin neden 4 lira,acunboynuzladı mı,sinem kobal neden öyle bakıyor?sevgilisinden ayrılır ayrılmaz çevresinde ‘çokmutluyum’ imajı yaratmaya çalışan insan..şimdisakin ol ve elindeki içkiyi yavaşça yere bırak‘sen arkadaşlarınla eğlen aşkım yaa,ben evdeyim’diyen sevgilinin samimiyetine inanacağına, seneyeAB’ye gireceğimize inan,daha az üzülürsünNasılsa göz açıp kapayıncaya kadar bu yıl da bitecek ve biz hala aynı şikayetçi, sıkkın,mutsuz insansak pek de bir şey değişmeyecek.42 2011 OCAKAYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 43


http://twitter.com/#!/GaniMujdePolis Bodrum hava alanı girişinde ehliyet kontrolü yapıyor.Başkayer mi yok?Ya uçağa zar zor yetişiyorsam.İnsaf yaa...Aynı polis (?!) Pazar akşamı Dalaman Havaalanı girişinde ehliyetruhsat kontrolü yapıyordu.http://twitter.com/#!/PuCCaaBir su bardagina icerisine atilmis izmaritten tiksindim bir de sizdenali kaptan ve caroline pislikleri. O ev mezar olacak bugun ali kaptan!Asure sevmiyorum ya, tatlinin icinde kuru fasulyenin ne isi var yahu.Suffle haftasi olsa teyzeler suffle getirse dondurmali falan ohh misAntibiotik ictigin hafta kesin icmeli sicmali bir eglence vardirortamda. Hasta mi olmami bekliyorsunuz anlamiyorum yahuhttp://twitter.com/#!/MetinUcaTwitteri haram bulan ve bunu okuyamayacak olan diyanet isleribaskanina siz sorun ayse sucu icin yeniden yapilanma yuvasininyapilmasimiydiSevgili ahmet(hakan) gunde uc politik espriyi asma basini agritmademistin ama gorduklerim duyduklarim doz asimina neden oluyorhttp://twitter.com/#!/ayseozyilmazelAllah’ım 2011’de Tarkan gibi kusursuz biri olmak istiyorum. Büyükgöçlerim olsun, ışık saçayım, op op doyamayayim, herkesi mesajaboğayım.http://twitter.com/#!/mesutyarGünaydın dostlar!Günün aforizmaları; “Yavaş gitmekten korkma,öylece durmaktan kork” ve “Nefret sadece sinek avlarken işeyarar”. Sevgiler!Yumurta pazarında yeni tüketiciye yönelik ambalajlama faaliyetlerihttp://twitter.com/#!/KocabasogluTaksim’de yılbaşında “Noel baba kılığında tebdil-i kıyafet polisler”olacakmış... E kıyafeti TV’den ilan edince nasıl tebdil olacakmış bu?44 2011 OCAKAYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 45


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101İşbirliği, koordinasyon, partiler üstü politika, Ar-GE ve teşvikle sektör güçlenirBilişimin stratejik olarak konumlandırılması, Yeni Türk TicaretKanunu’nun çıkartılması konusunda hem fikir olan sektörtemsilcilerince, kurumsal ve katılımcı yönetişim modelininbenimsenmesi gerektiği vurgulandı.Aslıhan BozkurtTürkiye Bilişim Derneği’nin (TBD) aylık yayını olan BİLİŞİM dergisi, 2011 yılı itibariyle39. yılını geride bırakıyoruz. Ocak başında yine İnternet’te okurlarıyla buluşacak olandergimizin 128. sayısında, sektörün önde gelenlerinin 2010 ve 2011 beklentilerineilişkin görüşlerine yer veriyoruz. Bilişim sektörünün nabzını yansıtmak amacıylahazırlayacağımız “Dosya” bölümünde başta Ulaştırma Bakanlığı ve Bilgi Teknolojileri veİletişim Kurumu (BTK) olmak üzere yaklaşık 30 şirket ve sektör sivil toplum örgütünedört soru yönelttik ve sektör için 2010 yılını değerlendirmelerinin yanı sıra 2011 yılınailişkin öngörülerini almaya çalıştık.Dergimize değerlendirme yapan sektör aktörleri, 2010’da küresel krizin etkisinikaybetmesiyle kamuda önemli projeler başlatıldığını anımsatırken bilişimin stratejikolarak konumlandırılması, tüm tarafların katılımıyla genel bir teknoloji politikasıoluşturulması ve Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) çıkartılması konusunda hemfikir oldukları görüldü. Bilişim sektörünün ülkemizde gelişmesi ve güçlenmesininyatırım teşviki, Ar-Ge ve eğitim konularında yapılacak projelerle mümkün olacağıvurgulanırken özel sektör-üniversite-kamu işbirliğinin güçlendirecek teknoloji politikave teşviklerinin yanı sıra hizmet ihracatı yapan firmalara Ar-Ge’de olduğu gibi teşvikverilmesi önerildi. Sektöre uygulanan vergi indiriminin sürmesi; BT sektörünü teşviketmek için özel düzenlemeler yapılması, devamlı ve partiler üstü bir teknoloji politikasıgeliştirilmesi istendi. Kamu, özel sektör ve üniversite temsilcilerin oluşturacağı uzmanbir kurulun düzenli aralıklarla teknolojilik gelişmeleri değerlendirip Türkiye’nin teknolojipolitikalarına yön vermesi önerilirken uygulama ve süreklilik adına kurumsal ve katılımcıyönetişim modelinin benimsenmesi bir zorunluluk olarak gösterildi.eDevlet hizmetlerinin kullanımının zorunlu hale getirilmesine ilişkin girişimlerinuygulamaya konulması, BT’ye 2 kat daha fazla mali kaynak ayrılması istenirken yasalmevzuat yetersizliği BT’nin önündeki en büyük engel olduğuna dikkat çekildi. Türkiye’deliderlik müessesesinin, karar ve faaliyetlerinde bilgi ve teknolojiyi öne çıkaran biryaklaşım sergilemesi istenirken bilişimde ilerlemenin ilk koşulunun “ özgün yazılımlar veüretken yazılımcılar” olduğu vurgulandı. Türkiye’nim Ar-Ge ile küresel pazarda “farklılık”yaratması istenirken yatırım olanak ve koşullarının yabancı yatırımcılara daha cazip halegetirilmesi önerildi. KİK Yasası’nda değişikliklere gidilmesi, kamu ihalelerinin belli kuralve standartlara oturtulması, belirsizliklerin ve düzenli değişikliklerin sona erdirilmesiistenirken yazılım sektöründe özellikle büyük yazılımların eksik yönlerini tamamlayacak,sektörel açılım ve uyarlamalarını yapacak yazılımların Türkiye’nin üzerinde duracağı biralan olabileceğine işaret edildi. Vergilerin daha makul seviyelere çekilmesi ve “Yeni NesilŞebekeler” konusunda bir yol haritası hazırlanması gerektiğinin altı çizildi.Sorularımıza yanıt veren yetkililerin değerlendirmelerine göre, daha fazla sayısal içeriğeerişimin, cazip ve kolay hale getirilmesi ve sadece BT alanında değil, tüm sektörlerde KDVoranının, yüzde 8’e düşürülmesi de sektör şirketlerinin beklentileri arasında yer alıyor.2011 yılında BT’de dışkaynak kullanımındaki talebin daha da artacağı ve bunun sektöreönemli bir ivme kazandıracağı düşünülüyor. Ayrıca küresel bilgi ve iletişim teknolojilerişirketlerinin Türkiye’ye direkt yatırım yapma ve Türkiye’yi bölgede bir üs olarak ön planaçıkarma taleplerinin 2011’de yoğunluk kazanması, şirket evlilikleri ve ortaklılarının önplana çıkması, uluslararası BT projeleri yapan sektör oyuncu sayısının artması bekleniyor.Güvenlikte ilerleme sağlanacağı, sanallaştırma, bulut bilişim ve BT Outsorcing’in giderekyaygınlaşacağı, Wireless’in hızla artıp ucuzlayacak. Bilgiye erişmek için kullanılancihazlar daha da çeşitlenecek ve akıllanacak. PC’lerin telefonlaşması, telefonların isePC’leşmesi trendi 2011’de daha da belirgin hale gelecek. Akıllı cihaz kullanımında artışbilgiye erişimde çeşitlilik getirecek. Teknolojiler ve cihazlar daha da yakınsanacak.Dos y a: 2010 Değer lendir mesi-2011 Öngör üler i1001110001010100010001110010110010011000111010111 100101010110100101101110111101110110101101010111100101010110146 2011 OCAKAYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 47


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101Türkiye haritası üzerine işlenecek birçok veriyiiçerecek olan İnteraktif Bilişim Altyapısı Atlası,işletmecilerin, yatırımcıların ve düzenleyicininen verimli ve doğru kararları alması bakımındanda önemli bir işlev göreceğine inanıyorum.Bakınız, bilişim sektörünün gelişmesi içinönemli düzenlemeler yapıldı ve yapılmaya dadevam ediyor. 2004 yılından bu yana arabağlantıücretleri mobilde yüzde 52, sabitte yüzde 17oranında düşürüldü. Kablolu erişimin olmadığı5 bin civarındaki köy okuluna uydu üzerindenİnternet sağladık.40 bin okulumuzun 620 bin dersliğinintamamını 3 yıl içerisinde akıllı sınıf halinegetirecek olan Fırsatı Araştırma, Teknolojiyiİyileştirme Hareketi (FATİH) Projesi’ni MilliEğitim Bakanlığı ile birlikte başlattık. 11bin civarındaki telefon santralinin tamamınısayısal hale getirdik. 2002 yılında genişbantİnternet yokken, bugün 8 milyon aboneye ve35 milyon kullanıcıya ulaştık. e-Devlet kapısınıhizmete açtık. 223 ayrı kamu hizmetini e-Devletkapısından veriyoruz. 2002 yılında 23 milyonolan cep telefonu abone sayısı 62 milyonayükseldi. “3.nesil hizmetleri”ni hayata geçirdik.15 milyon insanımız 3.Nesil hizmetindenyararlanıyor. Türkiye’ye yeni bir istihdam alanıyarattık. Avrupa’nın çağrı merkezi üssü halinegetiriyoruz. Sosyal sorumluluk anlayışımızıngereği olarak “Ulaşımda iletişimde hayatın heryerinde ben de varım” projesini başlattık. Buşekilde yüzlerce gencimizi çağrı hizmetlerinievinden vermelerini sağladık. Böylece onlarıhayata bağladık.Hedefimiz; 2023’te genişbant İnternet abonesayısını 30 milyona, bilgisayar kullanıcısını 70milyona ulaştırmak. Siber güvenlik tatbikatınailişkin çalışmayı da TÜBİTAK ile birliktesürdürüyoruz. Çağrı merkezlerinde engellivatandaşlarımızın istihdamını sağlıyoruz. GSMişletmecilerinin yanı sıra Türk Telekom ve büyüktedarikçiler Ar-Ge merkezleri kurdular ya dayazılım şirketlerine sahip oldular. İdare olaraksektörün gelişmesi yönünde tüm destekleriverdik ve vermeye de devam ediyoruz.-2010’da bilgi toplumuna dönüşüm için sizceatılan en önemli adım ne oldu? Hangi adım vedüzenlemeler yapılmadı?-Bilgi toplumuna dönüşüm sürecindeİnternet abone ve kullanıcı sayısını, bilgisayarsahipliği ve okur-yazarlığını, bilgisayar veİnternet erişimine kendi olanakları ile sahipolmayanların, sahip olanlarla aralarında sayısaluçurumun olmaması için okullara ve kamuyaaçık yerlerde bu olanakların devlet tarafındansağlanması konularındayaptığımız çalışmalar çokönemlidir.3. Nesil hizmetlerinuygulamaya başlanması vekısa süre içinde kullanıcısayısında önemli artışlarolması, mobil İnternetkullananlar ve kullanımkapasitesindeki artışlar daaynı şekilde bilgi toplumunadönüşüm sürecinde deönemli çalışmalar yaptık.-Bilişim sektörünün dünyaile rekabetinin önündekiengelleri ve bu engellerinkaldırılması için ilk üç çözümönerinizi sıralar mısınız?-Bilişim sektöründe, üretici konumunageçmekte gecikmiş olmamız, sektörünönündeki en önemli sorunlardan biri. Ar-Geyasası, teknoparkların desteklenmesine yönelikteşvik ve indirimler, üretici konuma geçmemiziçin önemli adımlardan bazılarıdır. Yine, dünyaile rekabette en önemli kaynağımız teknolojiyemeraklı genç ve dinamik nüfusumuzdur. Bununavantajlarını kullanmaya çalışıyoruz.Serbestleşme ve özelleştirmede geç kalınmışolması da engellerden biri idi ancak bu engelçok hızlı bir şekilde aşılıyor. Yetkilendirmeusullerinin basitleştirilmesi ve yeni iş alanlarınınaçılması bu konuda olumlu gelişmeye imkânsağlamaktadır.Bilişim alanında Türkiye’de önemli gelişmelerkaydediliyor. Özellikle de bilişim ürünlerininyurtdışına ihracatı konusunda KOBİ’lerdestekleniyor. İhracat konusunda diğerbölge ülkelerine göre rekabetçi avantajımızkorunmakta. Ancak özellikle de son beş yıliçerisinde kamu bilişim projeleri sayısında ciddibir azalma yaşandığı gözlemleniyor. Entegratörfirmaların sayısının azalmasına baktığımızdabu üzücü bir durum. Kamu tarafında yıllarcaözel sektör güvensizliğinden ya da teknik bilgieksikliğinden dolayı projelendirilemeyen pekçok bilişim çözümü ihtiyacını, hızlı bir şekildeteknik çözümleme ve ihaleye hazır hale getirmehedefini gütmekteyiz. Buna ek olarak TÜRKSATile kurumlardan almış olduğumuz projeleriözel sektördeki firmalara rekabetçi bir ortamiçerisinde ihale ederek hem bilişimdeki pastayıbüyütmek hem de yerli bilişim firmalarınınyetkinlik konusunda kendilerini ilerletmelerikonusunda lokomotif etkisi gerçekleştirmeyiplanlıyoruz.Son yıllarda çevre ülkelerle yapılan işbirliğianlaşmaları kapsamında Türkiye ile bilişimalanında çalışmak isteyen ülkelerin sayısındaartış var. Hem hükümetler düzeyinde hem defirmaların yapmış oldukları görüşmeler bununen önemli gerekçesi. Çevre ülkelere nispetenTürkiye bilişim alanında önemli başarılara imzaatmış durumda. Örneğin elektronik bankacılıkkonusunda Türkiye, Avrupa’da ilk sıralardayer alıyor. Türkiye’den bilişim alanındahizmet talebi çevre ülkelerden çok olacak.Ama önemli olan bu potansiyelin orta ve uzunvadeye yansıması için hem devlet düzeyindehem de şirketler düzeyinde kaliteyi hedefleyenbir stratejiyi ortaya koyabilmek. Aksi halde şuandaki talepler geçici bir dalganın sönmesindenöteye gidemeyecektir.1001110001010100010001110010110010011000111010111100101010110100101101110111101110110101101010111100101010110150 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 51


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Dr. Tayfun Acarer:ICT’de bölge ülkelerinin de ihtiyacını karşılayacak eğitim merkezi kuracağız- Sizce Türkiye’nin uyguladığıbir teknoloji politikası var mı?Yoksa bu konuda öncelikleyapılması gereken ilk şeynedir?-Türkiye’nin uyguladığı birteknoloji politikası elbettevar. Biz bir yürütme organıolarak belirlenen politikalarçerçevesinde, düzenlemeleryapıyoruz. Türkiye, 1. Nesil,2. Nesil ve hatta 3. Nesilteknolojilerinde, üretimkonusunda ne yazık ki istenilenbir seviyeye gelemedi. Hattaneredeyse tamamen dışarıyabağımlı oldu. 3. Nesilde,donanımda olmasa da içerikgeliştirmede, yazılımda önemliişler yapılıyor. Bunun 4. vedaha sonraki nesil teknolojilerebüyük faydası olacak. Hiçdeğilse bu teknolojilerdekullanıcı konumundan çıkarak,üretici konumuna geçebilirizdiye düşünüyorum.-2010’da bilgi toplumunadönüşüm için sizce atılanen önemli adım ne oldu?Hangi adım ve düzenlemeleryapılmadı?-Bilgi toplumuna dönüşümde İnternet önemli rol oynuyor. Genişbant ile daha hızlı ve dahayüksek kapasiteli erişim bilgi toplumuna dönüşüm sürecinin en belirleyici unsuru olacak. Bunedenle, gerek geliştirilen politikalarda ve gerekse bizim düzenlemelerimizde, sayısal uçurumunazaltılması ve genişbant erişimin yaygınlaştırılması büyük önem taşıyor. 2010 yılında, yalınADSL konusunda verilen kararımızla, alternatif işletmeciler daha fazla iş yapabilme ortamına,kullanıcılar ise daha fazla seçeneğe sahip oldular. Vergi oranının da yüzde 5 olarak belirlenmişolması sevindirici bir gelişme. Yalın DSL aylık erişim ücreti, vergiler hariç 8,13 TL olarak onaylandı.Bu bedel, farklı Türk Telekom tarifelerine göre 4-30 TL arası bir indirim demek.Ayrıca bir düzenleme ile de DSL aboneleri en fazla 2 saat veya en fazla 3 saat hizmet kesintisiile İSS’lerini değiştirme imkânları temin edildi. Şu anda 9 milyon ADSL, 2 milyona yakın mobilgenişbant abonesi bulunuyor. Bilgi toplumuna dönüşüm sürecinde, bilgisayar okur-yazarlığıoranının artırılmasının da önemi büyük.Sayın Ulaştırma Bakanının çok yakından ilgilenmesi ile bu konularda da önemli gelişmelerolmaktadır. 2010 yılı içinde bu açıdan, planladığımız halde yapamadığımız bir çalışmamız olmadı.-Bilişim sektörünün dünya ile rekabetinin önündeki engelleri ve bu engellerin kaldırılması içinilk üç çözüm önerinizi sıralar mısınız?-Bilişim sektöründe yazılımın payının artırılması büyük önem taşımaktadır. Bu konuda çalışmalarvar halen ve önemli başarılar da elde ediliyor. Yazılım sektörünün payının, GSYİH içindeki payınınartırılması ve ihracattaki payının da artırılması önemli hedeflerimizdendir. Ar-Ge’ye ayrılan payınartırılması da yine son derece önemli. 5809 sayılı kanunla getirilen önemli bir düzenleme deBTK gelirlerini yüzde 20’sinin sektörümüze Ar-Ge faaliyetlerinde kullanılmak üzere aktarılmasıkonusudur ki bu, Sayın Ulaştırma Bakanımızın da yakından ilgilendiği bir konudur. Tabii ki yerlifikri mülkiyetin geliştirilmesi ve yerli içeriğin artırılması da önemlidir.-2011’de bilişim sektörü için gerçekleşmesini beklediğiniz üç gelişme nedir?-ICT sektöründe bölge ülkelerinin de eğitim ihtiyacını karşılayacak şekilde eğitim merkezi kurmaprojesi geliştiriliyor. Bunu gerçekleştirmeye yoğunlaştık. Bölge ülkeleriyle daha fazla işbirliğiiçin teşebbüslerimiz devam ediyor ve olumlu sonuçlar alıyoruz. 2011’de de devam edeceğiz.İşletmecilerin, genişbant erişim altyapısına yatırımları artıyor. Daha da artacağını ve abonesayısının ve hizmet kalitesinin artacağını düşünüyorum.1001110001010100010001110010110010011000111010111100101010110100101101110111101110110101101010111100101010110154 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 55


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101Alcatel-Lucent Teletaş Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kançal:Ar-Ge mühendislerine verilen teşvik, teknik destekçileri de kapsamalı-Bilişim sektörünün dünya ile rekabetinin önündeki engelleri ve bu engellerin kaldırılması içinilk üç çözüm önerinizi sıralar mısınız?-Bu konudaki en önemli önerimiz, hizmet ihracatı yapan firmalara Ar-Ge’de olduğu gibi teşvikverilmesidir. 5746 sayılı kanunla Ar-Ge mühendislerine verilen teşviklerin teknik destekmühendislerini de kapsaması gerekiyor. Bu sayede, teknik destek sağlayacak mühendislikhizmetlerinin Türkiye’den ihracatının önemli oranlarda artırılması mümkün olabilir. Özellikleteknik destek mühendisliği alanında ülkemiz birçok avantaja sahip bulunuyor. Uluslararasıtelekom üreticileri, maliyetlerini azaltmak için her ülkede teknik destek kurmak yerine bölgeselbir teknik destek merkeziyle çalışmayı tercih ediyor. Ülkemizin mevcut avantajlarına ek olarakbir teşvik paketiyle uluslararası firmaların bu alandaki yatırımlarını Türkiye’ye yönlendirebiliriz.-Sizce Türkiye’nin uyguladığı bir teknoloji politikası var mı? Yoksa bu konuda öncelikleyapılması gereken ilk şey nedir?-Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu (BTK), teknolojinin geliştirilmesine yönelik son derecebaşarılı çalışmalar yapıyor. Alcatel-Lucent olarak, bu çalışmaların başarısına katkıda bulunmakamacıyla önerilerimizi 30 Kasım’da düzenlediğimiz bir toplantıyla Ulaştırma Bakanı Sayın BinaliYıldırım ile paylaştık.Türkiye’nin teknoloji alanında hizmet ihracatına öncelik vermesi gerekiyor. Örneğin, Alcatel-Lucent olarak, küresel düzeyde yaklaşık 20 bin teknik destek ve servis mühendisi barındırıyoruz.Bu sayının yüzde 10’unu 3 yıl içinde Türkiye’ye çekmeyi başarabilirsek, yılda yaklaşık 100 milyonAvro değerinde hizmet ihracatına ulaşabiliriz. Benzer yaklaşımı telekom, bilgi teknolojileri,tüketici elektroniği, otomotiv elektroniği sektörlerindeki diğer firmalar da izlerse, ülke olarakyılda 500 milyon Avro tutarında mühendislik hizmeti ihracatı yapabiliriz. 2023’e kadar toplam 5milyar Avroluk ihracat potansiyelimiz bulunuyor.2011’de bilişim sektörü için gerçekleşmesini beklediğiniz üç gelişme nedir?• Daha çok genişbant: Türk Telekom genişbant İnternet’te hızları katlayacak teknoloji içindüğmeye bastı. Alcatel-Lucent’ın VDSL2 Bonding ve Vectoring yenilikleri ile Bell Laboratuarları’nınyenilikçi DSL Phantom teknolojisinin gücünden faydalanarak, DSL hızlarını yükseltecek bu ileriteknoloji sayesinde hem Türk Telekom müşterileri yüksek hız, yüksek bant genişliği ve yüksekkaliteye ulaşacak, hem de ülkemizin bilgi toplumu olma sürecine büyük katkı sağlanacak.• Application Enablement: Etkin Uygulama Açılımı (Application Enablement) vizyonumuzaparalel olarak, 2011’de, operatörlerin şebekelerinden gelen değer ve kabiliyetlerini medya vereklam ajanslarına, üçüncü parti uygulama geliştiricilere ve benzer diğer kanallara kontrollü birbiçimde açarak yeni gelir kaynakları yaratacaklarını düşünüyoruz. Global olarak baktığımızda,geçtiğimiz iki yıl içinde bu konu Ar-Ge ve satınalma yatırımlarımızın odak noktası oldu. Bu alandason dönemde ProgrammaleWeb ve OpenPlug satınalmaları ile daha da kuvvetlenen şirketimiz,WAC (Wholesale Applications Community) tarafından 2010 yazında bu konu ile ilgili yayınlananşartname sorularından en yüksek puanı alan Telco sağlayıcısı olarak bu alandaki üstünlüğünükanıtladı.• Mobile Backhaul: Mobil operatörlerde Mobile Backhaul (toplayıcılar) alanındaki IP ve optikteknolojilerine yatırımların hızlanmasını bekliyoruz. Femtocell (*) teknolojisinin yaygınlaşacağınıve yatırımların artacağını düşünüyoruz.(*) Geniş band DSL ve 2.5G kablosuz standartlarını destekleyen ve IP standartının kullanılması nedeniyleözellikle pahalı GSM antenleri yerine daha küçük alanlara hizmet verilmesi için tasarlanan Femtocell, “evbaz istasyonu”, “erişim noktası baz istasyonu”, “3G erişim noktası”, “küçük hücresel baz istasyonu” ve“kişisel 2G-3G baz istasyonu” gibi tanımlanılıyor.1001110001010100010001110010110010011000111010111100101010110100101101110111101110110101101010111100101010110156 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 57


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101Avea CEO’su Erkan Akdemir:Verimli yatırımların teşviki, düzenleyici kurumların önceliklerinden olmalı-Sizce Türkiye’nin uyguladığı bir teknoloji politikası var mı? Yoksa bu konuda öncelikleyapılması gereken ilk şey nedir?-Türkiye’nin uyguladığı bir teknoloji politikası elbette var. Bunun en büyük göstergesi Vizyon2023strateji dokümanı temel alınarak tanımlanan Türkiye Araştırma Alanı (TARAL), 2005-2010 yıllarıiçin hazırlanan ve 2011-2016 yılları için yeniden oluşturulacak ulusal bilim ve teknoloji politikalarıuygulama planıdır.Söz konusu politika dokümanların hazırlanması ve kamuoyuna duyurulması sürecinde SayınBaşbakanımızın başkanlığında yılda iki kez toplanan Bilim Teknoloji Yüksek Kurulu’nun (BTYK)değerlendirmeleri ve önerilerinin ülkemiz açısından çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Fakatmevcut politika uygulama planına bakıldığında özel sektörün bilim ve teknoloji performansınıngüçlendirilmesi başlığı altında tanımlanan eylemlerin ihtiyaçları karşılamada yetersiz kaldığıgörülüyor. Özel sektöre yönelik teknoloji politikalarının ve teşviklerin uzun vadeli, araştırmacıistihdamını özendirici, özel sektör-üniversite-kamu işbirliğini güçlendirecek yaklaşımlarla,ihtiyaçlar dikkate alınarak planlanmasının ve somut eylemlerle güçlendirilmesinin ülkemizinteknolojik yetkinliğinin ve rekabetçi gücünün arttırılmasına katkı sağlayacağını düşünüyoruz.Bu bağlamda, 5746 sayılı kanun kapsamında kurulan Ar-Ge merkezlerinin geliştirilmesi veişletilmesinin kolaylaştırılmasının stratejik bir eylem olarak planlanması önemli olacak. AyrıcaAr-Ge merkezleri, üniversiteler ve kamu kurumlarının işbirliği yapmasını mümkün kılacakkanuni düzenlemelerin ve destek sistemlerinin kurgulanması ve özellikle üniversitelerleyapılan işbirliklerinde döner sermayenin varlığının getirdiği zorlukların ortadan kaldırılmasınınteknoloji politikasının bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Bahsedilensomut eylemlere ek olarak, ülkemizin rekabetçi gücünü yukarı taşıyacak, yüksek istihdam veteknoloji ihracatı potansiyeline sahip sektörler belirlenerek bu sektörlerin Ar-Ge yeteneğiningeliştirilmesine yönelik düzenlemeler yapılması ve teşvik sistemlerinin kurgulanması hususuelzem bir konu olarak ele alınmalıdır.-2010’da bilgi toplumuna dönüşüm için sizce atılan en önemli adım ne oldu? Hangi adım vedüzenlemeler yapılmadı?-Ülkemizde bilgi toplumuna dönüşüm sürecinin hızlandırılması, bilgi ve iletişim teknolojilerininyaygınlaştırılması ve etkin kullanılmasıyla mümkün olacaktır. Geçtiğimiz yıl, ülkemizin küreselrekabet gücünün ve refah düzeyinin artmasına katkı sağlayacak “rekabetçi mobil iletişimpazarı”nın teşvik edilmesi yönünde önemli adımlar atıldı. Bu adımlardan biri olan mobil ara1001110001010100010001110010110010011000111010111100101010110100101101110111101110110101101010111100101010110158 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 59


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101bağlantı ücretlerindeki düşüşün abonelere oldukça olumlu yansıdığı, her yöne tarifelerle deberaber tüketicilerin mobil iletişim hizmetlerini daha uygun koşullarda almaya başladığı dagörülüyor. Bununla birlikte, 2010 yılında numara taşınabilirliği tüketiciler tarafından yoğun ilgigörmeye devam etti. 2010 yılı aynı zamanda, 2009 yılında sunumuna başlanılan 3G hizmetlerininde ivmelendiği bir yıl oldu.-Bilişim sektörünün dünya ile rekabetinin önündeki engelleri ve bu engellerin kaldırılması içinilk üç çözüm önerinizi sıralar mısınız?-Birçok sektörün lokomotifi rolündeki bilişim sektörü, ülke ekonomisini doğrudan etkileyebilecekgüce sahip. Bu kapsamda, mobil iletişim sektöründe rekabetin sağlanması, pazarın ve ekonomininpotansiyel gelişiminin desteklenmesi bakımından oldukça önemli.• Bu anlamda önümüzdeki dönemde düzenlemelerin, diğer Avrupa ülkelerinde uygulandığıgibi işletmeciler arası farklılıklar göz önünde bulundurularak asimetrik bir şekilde yapılmasıgerektiğini düşünüyoruz.• En az bunun kadar önemli diğer bir konu, işletmeciler arasında spektrumun adil dağılımınınsağlanması. Rekabetin teşvik edilmesi için, mevcut spektrum dağılımının gözden geçirilerekspektrumun dengeli dağılımının sağlanması gerekiyor.• Dünya genelinde yaygın olarak uygulanan altyapı paylaşımının ülkemizde de sağlanması, ülkegenelinde mobil iletişimin yaygınlaştırılması da kaynakların verimli kullanılması bakımındanönem taşıyor.Mobil iletişimde rekabeti artıracak mobil hizmetlerin ülke genelinde yaygınlaştırılmasını teşvikedecek bu konuların öncelikli olarak ve hassasiyetle ele alınması gerektiğini düşünüyoruz.-2011’de bilişim sektörü için gerçekleşmesini beklediğiniz üç gelişme nedir?-Ülkemizde bilim ve teknoloji üretme becerisinin geliştirilmesi, ülkemizin geleceği ve uluslararasıpazarlarda rekabet edebilmesi bakımından büyük önem taşıyor. Teknoloji üretmeyen, Ar-Ge’yeyatırım yapmayan, kaynaklarını verimli kullanmayan bir ülkenin küresel rekabette öne çıkmasıoldukça zor. Bu anlamda, Türkiye telekomünikasyon sektöründe “Ar-Ge Merkezi Belgesi”ni alantek operatör olan Avea, hem telekomünikasyon sektörünün hem de Türkiye’nin teknoloji üssüolmayı hedefliyor.Özetle, sektörde rekabetin gelişmesi ve tüketici refahına katkı sağlanması bakımından da verimliyatırımların teşvik edilmesinin düzenleyici kurumların öncelikleri arasında olması gerektiğinidüşünüyoruz. Önümüzdeki dönemde, yapılan düzenlemelerin etkin şekilde uygulanmasını,yapılacak düzenlemelerde de mevcut pazar koşullarının ve işletmeciler arası farklılıkların gözönünde bulundurulmasını bekliyoruz.1001110001010100010001110010110010011000111010111100101010110100101101110111101110110101101010111100101010110160 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 61


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101Deloitte Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi M. Sait Gözüm:Daha fazla sayısal içeriğe erişim, cazip ve kolay hale getirilmelihazırlanmıştır. Bunların yanı sıra Avrupa Birliği müktesebatına uyum çerçevesinde 2010 yılı itibariile Ar-Ge’nin Gayrisafi Yurtiçi Hasıla içerisindeki payının yüzde 2’ye çıkartılması hedeflendi, 2005yılından itibaren bu alanda uygulanan teşvikler artırıldı ve yeni Ar-Ge yasası yürürlüğe kondu.Tüm bu olumlu gelişmelere karşın Türkiye teknoloji üretimi, örneğin patent alanında çoğu OECDülkesinin gerisinde yer alıyor.Bunun temel nedenleri arasında uygun hukuki ve ekonomik ortamın oluşamaması ve ilgilikesimler arasındaki koordinasyonun eksikliğini sayabiliriz. Ülkemizde geç de olsa dikkatlerbüyük oranda Ar-Ge çalışmalarına yönelmiş olup yapılan teşvikler doğrudan doğruya Ar-Ge’yedönük olmaktadır. Oysa Ar-Ge resmin sadece bir unsurudur. Gerçek bir dönüşüm için, baştaeğitim sistemi, üniversite-sanayi işbirliği, fikri mülkiyet hakları, yenilikçi finansman modellerigibi birçok alandaki politikaların birlikte bu perspektiften ele alınmasına gereksinim vardır.Türkiye’deki uygulamaya bakıldığında, göze çarpan iki temel eksiklik, denetim ve koordinasyonalanında ortaya çıkıyor.-2010’da bilgi toplumuna dönüşüm için sizce atılan en önemli adım ne oldu? Hangi adım vedüzenlemeler yapılmadı?-Türkiye’nin bilgi toplumuna dönüşebilmesi ve bu endüstrinin ülkemize daha çok iş ve fırsatyaratması için aşağıdaki öncelikler listesine önem vermeliyiz:-Sizce Türkiye’nin uyguladığı bir teknoloji politikası var mı? Yoksa bu konuda öncelikleyapılması gereken ilk şey nedir?-Bilindiği gibi Türkiye’de bir bilim ve teknoloji politikasının ilk ele alınması Yedinci Beş Yıllık Planda(1996-2000) gerçekleşmiştir. Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu’nun liderliği ve ilgili taraflarınkatkısı ile 20 yılın bilim ve teknoloji politikasının oluşmasını amaçlayan Vizyon 2023 projesia- Türkiye, bir an önce eDevlet dönüşüm projesini hayata geçirmelidir. Türkiye’nin eDevletalanındaki hedefi, bilgi ve iletişim teknolojilerini en iyi şekilde kullanan, vatandaşlarına hızlıve kaliteli hizmet sunan, etkin bir kamu yönetimi anlayışını hayata geçirmek olmalıdır. Buanlayışın yanında hem merkezi yönetim düzeyinde, hem de yerel yönetimler ve belediyelerde tümhizmetlerin on-line olması ve vatandaşın İnternet’e girme alışkanlığının ve İnternet üzerindenhizmet alma hakkının hâkim olması gelmelidir.b - Tüm KOBİ işletmelerini on-line’a geçirecek olan Yeni Türk Ticaret Kanunu (TTK) derhalçıkartılmalıdır.c - Sayısal ekonomi, bir an önce yenilikçi hüviyetleri ile bilinen küçük işletmelere açılmalıdır. Her1001110001010100010001110010110010011000111010111100101010110100101101110111101110110101101010111100101010110162 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 63


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101türlü web tabanlı yönetim aracı ve hizmetleri yeni iş fırsatları oluşturmanın yanında verimliliğiartıracak ve ülke rekabetçiliğine önemli katkılarda bulunacaktır. Bu tip yönetim araçlarının yaygınkullanımını sağlayacak destek, teşvik ve eğitim programları hızla devreye sokulmalıdır.d - Türkiye veya Avrupa veya Kuzey Amerika, nerede yaratıldığı fark etmeksizin daha fazla sayısaliçeriğe erişim cazip ve kolay hale getirilmelidir.e - Elektronik eğitim (eEğitim), eğitim ve öğrenimin kalitesini artırmak ve fırsat eşitliğini sağlamakaçısından ülkemizin bir numaralı önceliği olmalıdır.-Bilişim sektörünün dünya ile rekabetinin önündeki engelleri ve bu engellerin kaldırılması içinilk üç çözüm önerinizi sıralar mısınız?a- Etkin bir fikri mülkiyet hakları sistemib- Etkin bir yenilikçilik finasman modeli yaratılmalı, mevcut sisteme devlet desteği sağlanmalıc- e-Devlet projelerinde koordinasyon-2011’de bilişim sektörü için gerçekleşmesini beklediğiniz üç gelişme nedir?- TTK’nın Meclis’ten onaylanarak çıkması ve 2011 sonunda uygulamaya geçmesi,- e-devlet uygulamalarının yaygınlaştırılması ve birçok kamu uygulamasının manuel uygulamalarıterk edip tümüyle İnternet uygulamalarına geçebilmesi için mevzuat ve kanunlarda gereklideğişiklikleri yaparak bunları kanunlaştırmak,- e-eğitim konusunda milli seferberlik ilan etmek; kaynak, bilgi gibi her türlü imkânın bu alanateksif edilerek eğitim eşitliğini ve kalitesini artırmak.1001110001010100010001110010110010011000111010111100101010110100101101110111101110110101101010111100101010110164 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 65


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101HP Türkiye Genel Müdürü Serdar Urçar:G10 ülkesi olmak istiyorsak BT’ye 2 kat daha fazla mali kaynak ayırmalıyızBence en ideal senaryo BT dönüşümüne başbakanın öncülük etmesidir. Bu yeni bir bakanlıklaveya müsteşarlıkla ya da mevcut Ulaştırma Bakanlığı üzerinden olur; ancak bakan veya müsteşarüzerinden doğrudan başbakana ulaşan basitleştirilmiş bir hiyerarşi gerekiyor. Böylece kalıcı,sağlam, yenilikçi ve istikrarlı bir BT politikası geliştirebiliriz.-Geçtiğimiz yıl bilgi toplumuna dönüşüm için sizce atılan en önemli adım ne oldu? Hangi adımve düzenlemeler yapılmadı?-2009 bir kriz yılı olarak geçti. Firmalar mevcut müşterilerini korumaya çalışırken pazar 2008seviyesinin altına geriledi. 2010 yılında bu açığın büyük ölçüde kapatıldığını görüyor ve 2011’depazarın tırmanışa geçeceğini tahmin ediyoruz. Bununla birlikte bankalar, diğer finans kuruluşlarıve telekomünikasyonu da işin içine katarsak mobil iletişim operatörlerinin 3G’ye geçmesi, genişbant internet erişiminin yaygınlaşması ülkemizde bilgi toplumuna dönüşüm için atılan en önemliadımlardı. 2009 yılında e-devlet projeleri de gecikmeli olmakla birlikte uygulanmaya devam etti.2010 kesin rakamları henüz yayımlanmadı, ancak İnterpromedya’nın Temmuz 2010 tarihli Bilişim500 analizine göre BT pazarının büyüdüğünü söyleyebiliriz. Yılsonuna ilişkin öngörülerimizdetelekomünikasyonu da dahil edersek pazarın 26,2 milyar dolar büyüklüğünde olduğunu tahminediyoruz. Yılsonu itibariyle bilgi teknolojileri yüzde 9 büyüyerek 7,7 milyar dolar, iletişimteknolojileri de yüzde 5 büyüyerek 18,5 milyar dolar büyüklüğe ulaşacak.-Sizce Türkiye’nin uyguladığı bir teknoloji politikası var mı? Yoksa bu konuda öncelikleyapılması gereken ilk şey nedir?-Basında çıkan haberlerde Türkiye’de bilişim için ayrı bakanlık kurulmasının düşünüldüğünüöğreniyoruz. Ancak, bana göre öncelikle yapılması gereken uzun yıllara dayalı, sektörü beşeryıllık gelişme periyotlarına bölen sağlam bir bilişim politikasının belirlenmesidir. Bunun içinde bakanlık veya müsteşarlık düzeyinde doğrudan başbakana bağlı olarak çalışan bir yetkilininbulunması lazım. ABD’de buna benzer bir yapı var. Biz de aradaki bürokratik kademelerin atlandığıve üst yönetimle doğrudan bağ kurulduğu böyle bir modelden yararlanarak 2004 yılından itibarenBT dönüşümümüzü tamamladık. HP olarak yeniden yapılanarak iş süreçleri maliyetlerimizidüşürmemiz ve BT alanında son teknolojileri müşterilerimizin ayağına getirmemizi sağlayan bilgidönüşümünde başarılı olmamızın en büyük sebebi o dönemdeki CEO’muzun verdiği destekti.-Bilişim sektörünün dünya ile rekabetinin önündeki engelleri ve bu engellerin kaldırılmasıiçin ilk üç çözüm önerinizi sıralar mısınız?-Bilişim sektörüne baktığımızda, telekomünikasyonu hesaba katmasak bile dünyada BT’yeGSMH’nin yüzde 2,5’u kadar para harcandığını görüyoruz. Bu oran ülkemizde yüzde 1’dir. Eğerbiz 2023 yılında devlet büyüklerimiz tarafından verilen sözü yerine getirerek G10 ülkelerinden biriolmak istiyorsak öncelikle BT’ye 2 kat daha fazla mali kaynak ayırmamız gerekiyor.Tabloyu bu şekilde ortaya koyduğumuzda Türkiye’de bunun önünde bazı engeller olduğunugörüyoruz. Öncelikle biz henüz bir KOBİ’ler ülkesiyiz, yani Türkiye’nin en büyük 75 kurumsalyapısı dışında özel sektörde BT’ye kişisel sistemlerin dışında büyük bir yatırım yapacak durumdadeğiliz. Önümüzdeki yıllarda KOBİ’lerin birleşerek yeni ulusal holdinglerin kurulmasını veyamevcut yapılar altında konsolidasyona gidilmesini bekliyoruz.BT’nin önündeki ikinci büyük engel yasal mevzuat yetersizliğidir. Türkiye’deki hukuki altyapı genişbant İnternet erişimi, sosyal medya, yazılım güvenliği, bulut bilişim gibi en son BT teknolojilerindenyararlanarak teknoloji ithalatı ve ihracatını kolaylaştırmak üzere özel sektör ile kamu sektörünüteşvik etmeye yeterli değildir. Kriz döneminde sektörümüze uygulanan vergi indiriminin sürmesiniistiyoruz; ancak ihale kanunun inşaatçılara, ithalat-ihracat kanunlarının da otomotivcilere özelolmaktan çıkmasını, BT sektörünü teşvik etmek için özel düzenlemeler yapılmasını bekliyoruz.1001110001010100010001110010110010011000111010111100101010110100101101110111101110110101101010111100101010110166 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 67


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101Üçüncü engel ise, Türkiye’de telekomünikasyon şirketlerinin modern BTolanaklarından yeni yeni yararlanmaya başlamasıdır. Günümüzde yazılımuygulamaları otomasyonu ile bankaların ve yurtdışındaki telekom şirketlerininmüşterilerine son derece yenilikçi BT hizmetlerini hızla verdiğini görüyoruz.Dünyada yazılım ile donanımın tüketici gözünde geri planda kaldığı ve BT’ninmüşterilere cep telefonuyla ödeme, salt internet bağlantısı üzerinden telefonetme gibi seçeneklerle bir hizmet olarak verildiği bir dönemden geçiyoruz. Bizise 3G teknolojisine daha yeni geçtik ve henüz 3G altyapısını yaygınlaştırmadık,dolayısıyla şu anda bir ara aşamadayız. Ancak, Telekom operatörlerininönümüzdeki yıllarda bulut bilişim uygulamalarına geçerek Türkiye’de BT’yicep telefonu hizmetleriyle sınırlı olmaktan kurtaracağı bir dönem geleceğineinanıyoruz. HP olarak kurumsal yapılara, KOBİ’lere ve bireysel kullanıcılarasunduğumuz hesaplı seçeneklerimizle son teknolojiyi ülkemize sunmak üzeretüm fırsatları değerlendirmek istiyoruz.-2011’de bilişim sektörü için gerçekleşmesini beklediğiniz üç gelişme nedir?-Önümüzdeki yıllarda Türkiye’de BT dönüşümünü tamamlamak üzere ciddiplanlarımız var. Örneğin, Türkiye’de 21 yıllık kök salmış bir şirket olarak ülkemizibölge ülkelerine teknoloji ihraç eden bir tedarik zinciri üssü yapmak üzereTayvanlı iş ortağımız Foxconn’la bir anlaşma yaptık ve bu anlaşma çerçevesindeFoxconn, Çorlu Avrupa Serbest Bölgesi’nde bir masaüstü PC fabrikası açıyor.Yılda 2,4 milyon HP marka masaüstü PC üretilecek olan fabrikada üretilenürünlerin yüzde 90’ı başta Doğu Avrupa, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Güney Afrikabölgesi ülkelerine sevk edilecek.Foxconn’la birlikte HP’nin 50 global tedarikçisini de Türkiye’ye getirmiş olduk.İlk etapta Foxconn’un 1500 kişiye istihdam sağlayacağı projenin ilerikiaşamalarında PC yedek parçaları sağlamak için yerli üreticilere dayalı bir ulusaltedarik zinciri oluşturarak ülke ekonomisine büyük ölçüde katkıda bulunmamızmümkündür. Bu fabrika tıpkı Prag’daki üretim tesisi gibi ileride laptop ve sunucuüretimini de başlatarak daha da genişleme potansiyeli taşımaktadır.Bunun dışında HP-İTÜ Yazılım İnovasyon Merkezi’miz var. Bu merkezdeHP’nin dünya çapında tanınan HP Laboratuarları araştırma kolunun desteğiyleyerelleştirilmiş uygulamalar geliştiriyoruz. HP-İTÜ Yazılım İnovasyon merkeziözel sektör-üniversite işbirliğinin sağlanmasıyla Türkiye’de Ar-Ge’yi geliştirmekiçin atılmış büyük bir adımdır ve önemli bir gelişme potansiyeline sahiptir.Son olarak, önümüzdeki dönemde e-devlet uygulamalarının yaygınlaşmasını vehız kazanmasını umuyoruz. Böylece aslında banka ve finans kuruluşlarından dahabüyük bir mali potansiyeli olan kamu sektörü de devreye girerek BT sektörününgelişmesine destek olacaktır.1001110001010100010001110010110010011000111010111100101010110100101101110111101110110101101010111100101010110168 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 69


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101Intel Türkiye Genel Müdürü Çiğdem Ertem:Bilişim sektörü, stratejik olarak konumlandırılmalı ve derinliği artırılmalı-Sizce Türkiye’nin uyguladığı bir teknoloji politikası var mı? Yoksa bu konuda öncelikleyapılması gereken ilk şey nedir?-Intel olarak hükümetin bilişim ve teknolojinin gelişmesi için gerçekleştirdiği çalışmalarıdestekliyoruz. Ancak daha uzun vadeli politikalar olması gerektiğine inanıyoruz.Intel Türkiye olarak Türkiye’nin modern çağa ayak uydurabilmesi ve geleceğin dünyasındaön saflarda yerini alabilmesi için devletin önceliğinin bilgisayar ve İnternet kullanımınınyaygınlaştırılması konusundaki çalışmalar olduğunu düşünüyoruz. Bilgisayar ve İnternet’in yaygınkullanımı, bireylerin ve ülkenin gelişimi için büyük önem taşıyor. Bu nedenle devletin bu konudaciddi biçimde çalışması gerekiyor. Ülkemizde bilgi toplumu ve bilgi ekonomisinin oluşturulmasıiçin İnternet’in ucuzlaması ve bilgisayar sahipliğini artırıcı teşvik programlarının olması gerekiyor.Türkiye’de bu konuda yapılacak çalışmaları 3 başlık altında toplayabiliriz:• 21. yüzyıl eğitimine yatırım yapılmalı. Doğru hedefler ve müfredat belirlenmeli, öğretmenlergünümüzün modern araçlarını kullanmak için eğitilmeli, bire bir eğitime önem verilmeli.• Araştırmaya önem verilmeli; vergi politikaları, göçmen politikası ve yatırımlarla araştırmateşvik edilmeli.• Doğru ortamlar yaratılmalı:- Devlet herkesin İnternet ve modern araçlara erişimi olmasını sağlamalı.- KOBİ’lerin yeni teknolojiler aracılığıyla daha verimli ve etkin olmalarını sağlamak içinvergi ve yatırımlarla yeni fikirleri teşvik etmeli.Öte yandan rakamlar Türkiye’de araştırmalara baktığımızda, KOBI’lerin de bilgisayar veteknolojiden çok az yararlandığını görüyoruz. Oysa bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımı,KOBİ’lerin verimliliklerinin ve ülkeye katma değerlerinin artması için büyük önem taşıyor. Bunedenle rekabetçilik açısından kritik olduğunu ve kamu destekleri ile desteklenmesi gerektiğineinanıyoruz.-2010’da bilgi toplumuna dönüşüm için sizce atılan en önemli adım ne oldu? Hangi adım vedüzenlemeler yapılmadı?-Bu yıl atılan en önemli adım Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Ulaştırma Bakanlığı tarafındanduyurulan Türkiye’deki bütün sınıfların İnternet’e bağlanması ve öğretmenlerin bilgisayar sahibiolmasına yönelik FATİH Projesi oldu. Bu proje ile sınıfta teknoloji kullanımına geçiş sağlanmışolacak. Bunun birkaç faydası bulunuyor:1001110001010100010001110010110010011000111010111100101010110100101101110111101110110101101010111100101010110170 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 71


100111000101010001000111001011001001100011101011110010101020110010110111011110111011010110101011110010101011011- Teknoloji destekli eğitim ile derslerin daha verimli işlenmesi, böylelikle öğrencilerin başarısınınartması.2- Öğrencilerin öğretmenlerini rol model alarak bilgisayarı bir eğitim aracı olarak kullanmayabaşlamaları.3- Öğretmenlerin motivasyonunun artması ve hizmet içi eğitim olanaklarının kolaylaşması.Bu öğrenciler ve öğretmenleri ilgilendiren bir proje gibi gözükse de toplumsal dönüşüm için çokönemli bir adım. Bu sayede hane halkının bilgisayar kullanım yetkinliklerinin topyekün artmasıbekleniyor. Bu projenin toplumsal dönüşümü de beraberinde getireceğine inanıyoruz.Öte yandan Türkiye’de e-Devlet yatırımları ve bunların vatandaşa anlatımıyla ilgili çabalarda biryavaşlama söz konusu. Vatandaş odaklı hizmet anlayışı, yorulmadan büyük bir hızla devam etmeli.Aksi takdirde gelişmiş ülkelerle aramızdaki farkın kapatılması mümkün gözükmüyor.-Bilişim sektörünün dünya ile rekabetinin önündeki engelleri ve bu engellerin kaldırılması içinilk üç çözüm önerinizi sıralar mısınız?-Türkiye’de bilişim sektörünün dünya ile rekabet etmesinin ilk şartı; turizm, inşaat ve otomobilgibi stratejik sektör olarak konumlandırılmasıdır. Stratejik olarak konumlandırılmayan birsektörün Türkiye’nin geleceğinde önemli rol oynaması mümkün değildir. Bilgi çağında bütün diğersektörlere doğrudan veya dolaylı girdi ve fayda sağlayan bu sektörün mutlaka stratejik olarakkonumlandırılması gerekmektedir. Bununla beraber bilişim sektörünün derinliği artırılmalı,topluma/kurumlara yaygınlaştırılmasının yolları aranmalıdır. Sektörün dünya ölçeğinderekabetçi olabilmesi için kendi içerisinde derinlik kazanması gerekmektedir. Bunun için talepbazlı sübvansiyonlar, Dijital Hayat/Uygulamalar ile ilgili eğitim programlarının verilmesi, eDevlethizmetlerinin kullanımının zorunlu hale getirilmesi gibi inisiyatifler hayata geçirilebilir.-2011’da bilişim sektörü için gerçekleşmesini beklediğiniz üç gelişme nedir?-Bilgisayar pazarının son 10 yıl içinde 6 katına çıktığını göz önünde bulundurduğumuzda, 2011’dede artış grafiğinin devam edeceğini söyleyebiliriz. IDC’nin son tahminleri de bu öngörümüzüdestekliyor. IDC’nin son verilerine göre Türkiye bilgisayar pazarının 2011 yılında yüzde 27,8büyüme kaydederek 4 milyon 530 bin adede ulaşması bekleniyor.Sektörde 2011 yılında tüketici pazarı ve mobil ürünler alanında büyük potansiyel görüyoruz.Notebook ve netbook momentum kazandı ve bu trendin devam edeceğini öngörüyoruz. ÖzellikleIntel’in TV’lere içerik yayını yapmaya yönelik kablosuz görüntüleme özelliği gibi HD ve grafikbağlantılı bir dizi yeni özellik getiren Intel® Core işlemcileri sayesinde 2011’de dizüstü bilgisayarsatışlarında önemli artış olacak. Intel Anti-Theft (Hırsızlığa Karşı) Teknolojisi gibi gelişmiş işözellikleri ile sunucu, bilgisayar ve dizüstü bilgisayar yükseltmelerinde de artış bekliyoruz. Öteyandan farklı form faktörler ve işletim sistemleri ile Tablet PC’lerde de 2011’de önemli bir artışolacak gibi görünüyor. Hibrid tablet/netbook ürünleri daha fazla görülmeye başlayacak, akıllıtelevizyon pazarında da büyük bir canlanma olacak, All-in-One PC olarak tabir edilen TV-PC hibridcihazlarda da talebin artacağı bir yıl yaşanacak. Türkiye’deki yüksek GSM penetrasyonu, yaygınsosyal medya kullanımı ve genç nüfus göz önüne alındığında akıllı telefonların da halihazırdayakaladıkları ivmeyi devam ettireceklerini düşünüyoruz.Öte yandan bilişim sektöründe 2010’un en önemli gündem maddelerinden biri olan Bulut Bilişimkavramını 2011’de daha da sık duymaya başlayacağız gibi görünüyor. Kurumlara bilişim ürün vehizmetlerine İnternet bağlantısı bulunan her yerden ulaşma ve bu hizmetler için kullandıklarıkadar ödeme yapma olanağı tanıyan Bulut Bilişim, artan veri merkezi maliyetlerini ve veri merkezienerji maliyetlerini de ortadan kaldırıyor. Bu nedenle önümüzdeki yıllarda küçük ve orta ölçeklikurumlar da bu alana daha fazla yönelmeye başlayacak. Bu da bilişim sektörünün büyümesindeönemli bir rol oynayacak.2011 yılında tüketici cihazlarının iş hayatında daha yoğun kullanılmaya başlanacağı bir yıl olacak.Çalışanlar kendi kişisel çözümlerini iş verimliliği için kullanmak, işverenler de verimliliğiartırmak için bu cihazlarla kurumsal ortamı genişletmek isteyecekler. Bu nedenle güvenlikbilişim sektörünün en önemli önceliklerinden biri olmaya devam edecek. Sanallaştırma, hırsızlığakarşı teknolojiler, uzaktan yönetim ve güvenlik konuları ön plana çıkacak. Intel® Core vProişlemciler, Intel’in McAfee satın alması ve Intel işlemcileri içinde ve çevresindeki çeşitli projelerburada önemli rol oynayacak.1001110001010100010001110010110010011000111010111100101010110100101101110111101110110101101010111100101010110172 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 73


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101Koç Bilgi Grubu Genel Müdürü Mehmet Nalbantoğlu:Sadece BT alanında değil, tüm sektörlerde KDV oranı, yüzde 8’e düşürülmeliGeçtiğimiz ay OECD “Bilgi Teknolojilerine Bakış” (Information Technology Outlook 2010)raporu yayınlandı. “Ekonomik Canlanmayı Besleyen Unsur” olarak gösterilen “Bilgi ve İletişimTeknolojileri” politikalarının en kritik olanları raporda şu şekilde listeleniyor:• Bilgi ve iletişim teknolojileri becerileri ve işgücü• Genişbant• Ar-Ge programları• Girişim finansmanı• Bilgi ve iletişim teknolojilerinin çevresel etkilerine fırsat vermeBiz de tüm bu konuların planlı bir şekilde ele alınıp ilgili çalışmaların süratle hayata geçirilmesinisektörün gelişimi açısından gerekli görüyoruz.-2010’da bilgi toplumuna dönüşüm için sizce atılan en önemli adım ne oldu? Hangi adım vedüzenlemeler yapılmadı?-Türkiye’de sektörümüz adına çok önemli gelişmeler yaşanıyor. 2000 öncesi kaybettiği zamanıtelafi etmeye çalışırcasına hükümetten sivil toplum kuruluşlarına, şirketlerden bilim insanlarınakadar herkes sektörümüz adına önemli çalışmalarda bulunuyor. Sektör büyüme grafiğinisürdürüyor, Ar-Ge’ye yapılan yatırımlar meyvesini vermeye başlıyor, genişbant İnternet erişimi,cep telefonu kullanımı her geçen gün artıyor. Bununla birlikte 1998’de temelleri atılan e-dönüşümprojeleri, 2009 yılında hızını kesmiş olmasına rağmen, gelişimine aralıksız olarak devam ediyor.Ama bunların hiçbiri hâlâ sektörümüzün olması gerektiği yeri işaret etmiyor.-Sizce Türkiye’nin uyguladığı bir teknoloji politikası var mı? Yoksa bu konuda öncelikleyapılması gereken ilk şey nedir?-Türkiye, yıllarca bir bilgi teknolojileri ve iletişim politikası olmamasının eksikliğini yaşadı.Birtakım çalışmalar planlansa da bunlar uygulamada başarısız oldu. 2009 ve 2010 yılı ise bir devletpolitikasının oluşturulması konusunda olumlu ve sektör temsilcilerini umutlandıran çalışmalarıngerçekleştiği yıllar oldu. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ile Ulaştırma Bakanlığı’nınkonuya verdikleri önem ile sektörümüzdeki çalışmaları sahiplenmeleri, geleceğe daha umutlabakmamızı sağlarken, yatırımlarımızı artırarak sürdürmemiz konusunda da bizleri yüreklendirdi.Dünya geneline baktığınızda, kamunun BT sektörünün en önemli taşıyıcısı olduğu ortada. Aslınabakarsanız, ülkemiz e-devlet uygulamalarında pek çok Avrupa ülkesinin önünde bir seyir izliyor.Ama bu yatırımlar da ülkemiz için yeterli düzeyde değil. Geçmiş yılları değerlendirdiğimizde 2000yılından başlayarak kamuda BT harcamalarının 2007’ye kadar tatmin edici oranlarda büyüdüğünü2007 yılından 2010 kadar ise aynı seviyelerde kaldığını görürüz.Sektörde yeterli regülasyon olmaması, bu alanda istenen düzeyde ilerleme sağlanmasınıengellerken, mevcut Kamu İhale Kanunu, 2009’da sektörün büyümesinin önündeki en önemliengellerden biri oldu. Bugün yürürlükte olan ihale kanunu nedeniyle, hizmet ve yazılım alanındakialımların birçoğu maalesef başarısızlıkla sonuçlandı.1001110001010100010001110010110010011000111010111100101010110100101101110111101110110101101010111100101010110174 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 75


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101-Bilişim sektörünün dünya ile rekabetinin önündeki engelleri ve bu engellerin kaldırılması içinilk üç çözüm önerinizi sıralar mısınız?-Türkiye’de bilgi ve iletişim teknolojileri sektörünün gelişmesi ve istenilen noktaya gelmesi içinüç temel şart var. Bunlar; tüm sektörlerin, verimliliklerini artırma noktasında bilgi ve iletişimteknolojilerini iş modellerine entegre etmeleri, bilgi ve iletişim sektörünün uygun iş modelinigeliştirerek, bir sektör olarak ekonomiyi sürükleyen güç haline gelmesi ve yeni istihdampotansiyeli oluşturması ve ilk iki şartın yerine getirilebilmesi için, bilgi ve iletişim teknolojilerikonusunda bir devlet politikasının oluşturulması ve etkin bir şekilde uygulanmasıdır.Bu değerlendirmenin ardından sektörümüzün dünya ile rekabetinin önündeki engelleri şu şekildesıralayabiliriz:Sektörümüzün gelişebilmesi ve ulusal arenada rekabet edebilmesi için ABD ve AB’de olduğugibi hizmetlerin pazardaki payını artırması ve daha fazla şirketin BT’nin sunduğu hizmetlerdendışkaynak hizmet modeli ile yararlanması gerekiyor.Bildiğiniz gibi, Türkiye’de hizmetler sektörü içerisinde “Bilişim Teknolojileri”nin aldığı paydünya ortalamasının çok altında rakamlara tekabül ediyor. IDC’nin son yaptığı araştırmayagöre; Türkiye’de bilgi teknolojileri hizmetleri pazarı 2009 yılında bir önceki yıla oranla yüzde 2,5oranında düşüş yaşadı.2009 yılında, önceki yıla benzer şekilde donanım kurulum ve destekleri yüzde 27.5’lik bir oranlapazarda en büyük paya sahip iken, sistem entegrasyonu yüzde 17.4 ile ikinci, uygulama, danışmave uyarlama ise yüzde 7.3’lük payla üçüncü sırada yer aldı. Tüm dışkaynak hizmetleri ise TürkiyeBT pazarının yüzde 18.4’ünü oluşturdu. IDC, Türkiye’deki “BT Hizmetleri” harcamalarının 2010’dayüzde 6,5 artacağını ve önümüzdeki 5 yılda da ortalama yüzde 9,4 büyüyerek 1.336 milyon Dolar’aerişeceğini öngörüyor.Sorunuza BT şirketleri açısından bakmak gerekirse; bildiğiniz gibi radikal değişim ve dönüşümlerinneredeyse her gün yaşandığı bir sektörün oyuncularıyız. Günümüz teknoloji yatırımları hiçolmadığı kadar karmaşık öğelerle karşımıza çıkıyor. En alttaki karışık donanım yapılarından,en üstteki gelişmiş yazılımlara kadar, altyapının tüm birimlerinin uyum içinde çalışması önemli.Bu yapıları yönetebilmek, gerekli hizmetleri verebilmek ve ileriye yönelik hamleler planlamakkonusunda çok ciddi anlamda bilgi birikimi ve birçok konuda yetkinlik sahibi olmak gerekiyor. Bunoktada da standardizasyon, sektörümüzün gelişimi için atılması gereken en önemli adımlardanbiri olarak karşımıza çıkıyor.Şirketlerin, büyük mücadelelerin yaşandığı bu oyundan kopmamaları için hizmetlerinisunarken yararlanabilecekleri bir rehbere, belirli standartların, temel yaklaşım biçimlerininve ölçütlerinin belirlendiği bir alana ihtiyaçları var. TÜBİSAD 2008’de, BT hizmetleri pazarınınbüyütülmesi amacıyla sektör oyuncularının, ortak bir zemin temel alınarak yetkilendirilmesini vedenetlenmesini sağlayan bir ana referans noktası olma misyonuyla bt_POTA Bilişim HizmetleriOrtak Platformu’nu kurdu. Sektörümüzün sağlıklı büyümesi ve uluslararası pazarlarda rekabetetmesini sağlayacak kalite standardını yakalayabilmesi için hizmetlerinin standardizasyonusağlayan sektör oyuncuları sayısının her geçen gün artması gerektiği görüşündeyiz.Ülkelerin kalkınmasında en büyü rolü oynayan teknolojiye yatırımlar ve en önemlisi Ar-Ge’yeyapılan yatırımlar krizle birlikte kesintiye uğradı. Ki biz teknolojiye yatırım yapan şirketlerin;hizmetlerinde fark yaratacağı, önemli maliyet avantajları sağlayacağı ve küresel pazarda rekabetedebilecek kabiliyetlere sahip olabileceğini her fırsatta ifade ediyoruz. Bu nedenle Ar-Ge veinovasyon konusuna; hem şirketlerin kendi bünyelerinde zaman ve kaynak ayırması hem dehükümetin destek ve teşviklerinin artarak devam etmesi gerekiyor.Değinilmesi gereken diğer bir konuyu da şöyle özetlemek isterim: Bildiğiniz gibi finans vesigortacılık alanında faaliyet gösteren şirketler bilgi teknolojilerini hizmet olarak satın almakistediği zaman herkes gibi yüzde 18 KDV ödemek zorunda. Bu şirketler KDV’yi doğrudan gidergördükleri için kendi bünyelerinde BT kadroları tutmanın çok daha ekonomik olduğu yanılgısınadüşüp bu hizmetleri dışarıdan outsource etmiyorlar. Türkiye’de sadece BT alanında değil, genelolarak tüm sektörlerde verimliliğin artması için KDV oranının yüzde 8’e düşürülmesi, hükümetinöncelikli olarak ele alması gereken bir konudur. Böylece iç pazarlarda daha çok şirkete hizmetveren ve deneyim ve kabiliyetlerini artıran şirketler, ortaya çıkardıkları başarı öyküleri ile küreselpazarda da önemli işlere imza atabilirler ve Maliyemizde mutlak değer olarak çok daha büyükvergi gelirlerine ulaşır.-2011’de bilişim sektörü için gerçekleşmesini beklediğiniz üç gelişme nedir?-2011 yılında BT’de dışkaynak kullanımındaki talebin daha da artacağını ve bunun sektöre önemlibir ivme kazandıracağını düşünüyoruz. Bunun dışında geçtiğimiz yıllarda duymaya başladığımız;küresel bilgi ve iletişim teknolojileri şirketlerinin Türkiye’ye direkt yatırım yapma ve Türkiye’yibölgede bir üs olarak ön plana çıkarma taleplerinin 2011’de yoğunluk kazanacağını düşünüyoruz.Şirket evlilikleri ve ortaklıları da ön plana çıkacak. Türkiye bilgi teknolojileri ve iletişim pazarının,bu yatırımlar ile daha da büyüyeceğini öngörüyoruz. Son olarak 2011 yılında uluslararası BTprojeleri yapan sektör oyuncu sayımızda artış olacağını ve yurtdışı BT gelirlerinde sıçramabeklemekteyiz.2011 yılında kamunun bilişim sektörünün itici güçlerinden biri olacağı temennisinde e bulunmakisteriz.1001110001010100010001110010110010011000111010111100101010110100101101110111101110110101101010111100101010110176 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 77


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen:Bilişimde ilerlemenin ilk koşulu, özgün yazılımlar ve üretken yazılımcılardır-Sizce Türkiye’nin uyguladığı bir teknoloji politikası var mı? Yoksa bu konuda öncelikleyapılması gereken ilk şey nedir?-Günümüzde küreselleşme olgusuna paralel olarak artan rekabet, teknolojik bilgiye dayalıüretimi zorunlu kılıyor. 20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren emek-yoğun teknolojilerin yerinialan bilgi-yoğun teknolojiler, küresel ticarette köklü değişim ve dönüşümlere yol açarken hızlıteknolojik gelişme ve yenilikçilik olgusunu da gündeme getirdi. Dolayısıyla yenilikçiliğin bugünküresel rekabetin ve başarının anahtarı haline geldiğini hemen herkes kabul ediyor.Kamu yönetiminin yenilikçilik ve teknoloji üretimi konusunda gerekli yasal ve fiziksel altyapıyıoluşturması, etkin bir destekleme sistemi ile Ar-Ge ve yenilikçilik faaliyetlerinin desteklenmesinisağlaması bu alanda dünya ile aramızda oluşan açığın bir an önce kapanması için önemli adımlarolacaktır.Nitekim son yıllarda bu yönde ciddi çabalar sarf edildiğini gözlemliyoruz. Sanayi ve TicaretBakanlığı’nın “Sanayileşme Stratejisi”, orta vadede sanayinin ihracat odaklı ve uluslararasıpazarlarda rekabet gücü yüksek bir yapıya kavuşturulabilmesini amaçlıyor. SanayileşmeStratejisi, sanayi-üniversite işbirliğiyle ürün ve üretim yöntemlerinde yenilik geliştirilebilmesiiçin Ar-Ge faaliyetlerini teşvik edici mevcut mekanizmaların daha da etkinleştirilmesi ve yenilikçifirmaların katma değeri yüksek ürünler üretmelerini hedefliyor.Avrupa’nın “Dijital Gündem” stratejisi ile Türkiye’nin bilgi ve iletişim teknolojilerinde 2023 VizyonuKasım ayında İstanbul’da görüşülmüştü. Konferansta, Avrupa Komisyonu Lizbon Stratejisi veBilgi Toplumu Politikaları Direktörü Detlef Eckert konuşmasında Avrupa Konseyi’nin gelecek 10yılı şekillendirecek olan Avrupa Birliği (AB) stratejisini belirlemiş olduğunu, stratejinin ilk adımıolarak da “Avrupa İçin Dijital Ajanda (gündem)” girişimini 2010 Mayıs ayında devreye soktuğunubelirtmişti. Eckert’in de dile getirdiği gibi “Dijital Gündem”, akıllı, sürdürülebilir ve kapsamlıbüyüme için Avrupa 2020 stratejisi altındaki önceliklerden birisidir. Bu ajandada, İnternet hızınınarttırılması ve birlikte işleyen uygulamalarla birlikte dijital bir pazar oluşturulması, bu pazarsayesinde sosyal fayda ve sürdürülebilir bir ekonomik sistemin geliştirilmesinin amaçlandığıvurgulanıyor.Sanayileşme Stratejisi’ndeki katma değeri yüksek ürünlerin üretilmesi hedefinin gerçekleşmesiile daha kaliteli iş gücünün ortaya çıkacağını düşünürsek bu nitelikli ve kaliteli iş gücü ile birlikteortaya çıkacak ürünler, yurtdışı (online) pazarlara açılabileceklerdir. Bu da AB Digital ajandasınıntemel amacı ile örtüşüyor.Bu çerçevede gerekli yasal altyapının oluşturulmasıyla gelecek için ümit veren bir hat üzerindeyürüdüğümüz kanısındayız. Örneğin, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu çerçevesinde önemliaçılımlar elde edildi. Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’nin zaman içinde sayısı artarken uzmanlaşma1001110001010100010001110010110010011000111010111100101010110100101101110111101110110101101010111100101010110178 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 79


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101da gelişti. 2010 Ağustos itibarıyla 39 adet teknoparkta 1.451 firmanın faaliyette olması bizlerebüyük bir umut kaynağı oluyor. Zira bu teknoloji geliştirme bölgelerinde yürüyen 3 bin 799 Ar-Geprojesi içinde dünyaya örnek oluşturacak başarı öyküleri ortaya çıkmakta. Bu teknoparklar, 540milyon doları aşan toplam ihracat kapasitesi ile şimdiden gelecek vaat ediyorlar.Sanayi Tezleri (San-Tez) Programı kapsamında ise üniversitelerde ticarileşebilir ürüne yönelikçalışma yürüten akademisyenler destekleniyor. Bakanlıktan da açıklandığı üzere 2007’denbu yana başvurusu yapılan 760 projenin 317’si desteklenmeye uygun bulunmuş ve 41 projesonuçlanmıştır. Bu projelerden de önemli çıktılar elde edildi.Teknoparklardaki firmaların yüzde 58’inin bilişim ve yazılım alanına odaklı çalışıyor olmalarını birsürpriz olarak görmemeliyiz. Microsoft olarak yıllarca yenilikçi yazılımlarımız ve teknolojilerimizile bireylerin ve kurumların mevcut potansiyellerini ortaya koyma çabamız, ekonomiye yüksek birkatma değer olarak geri dönerken, artık bilişimin sağladığı rekabetçi avantajların ve İnternet’insağladığı imkânların profesyoneller tarafından anlaşılmış olduğunu görüyor, bundan kıvançduyuyoruz.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 10 ve daha fazla çalışanı olan girişimlerde yapılanaraştırmaya göre 2010 yılı Ocak ayında bilgisayar kullanım oranı yüzde 92,3, İnternet erişimisahipliği ise yüzde 90,9 düzeyinde.Rekabetin en belirleyici konularından biri olan verimlilik, özellikle KOBİ’lerimiz için bir sorunolmaya devam ediyor. Microsoft olarak KOBİ’lerimizin teknolojinin desteğiyle verimlilikleriniyükseltmesini önemsiyor, bu açıdan sağlıklı bir bilgi işlem altyapısına kavuşmaları içinonlara gerekli desteği veriyoruz. Kaynak sorunu yaşayan KOBİ’lerimiz için çeşitli finansmanalternatiflerini de değerlendiriyoruz. Teknoloji politikaları geliştirilirken kaynak sıkıntısı yaşayanKOBİ’lerimize bu alanda açılım yaratacak imkânların genel anlamda ekonomiye de büyük faydasıolacağı kanısındayız.-2010’da bilgi toplumuna dönüşüm için sizce atılan en önemli adım ne oldu? Hangi adım vedüzenlemeler yapılmadı?-Bilişimde ilerlemenin ilk koşulu özgün yazılımlar ve üretken yazılımcılardır. Microsoft Türkiyeolarak yerel yazılım ekonomisine yatırım yaparken sürekli bu gerçeği göz önünde bulunduruyoruz.Türkiye’deki girişimcilerin yüzde 80’i donanıma, yüzde 20’si ise yazılıma yatırım yapıyor. GelişmişG8 ülkelerinde ise yüzde 30 donanım, yüzde 70 yazılım ve servisler şeklinde gerçekleşiyor. Budenklemin değişmesi gerektiği kanısındayız.TBD’nin hazırladığı 2010 Sektör Değerlendirme Raporu’nda da ifade ettiği gibi yazılım vehizmetlerin pazar payı 2009 yılında yüzde 5,6 büyümüş olup bu trendin bu yıl da sürmesi bekleniyor.Ancak günümüzde hâlâ yazılım ve hizmetlerin toplam bilişim gelirleri içindeki payı Avrupa Birliğiortalaması olan yüzde 30’un çok altında olduğunu söyleyebiliriz, yenilikçiliğin öne çıktığı küreselekonomide yazılım ve hizmetlerin oranı daha da artıyor. Bilişimde yenilikçiliğin artması için buoranın yukarı yönde bir seyir izlemesi gerekiyor. Dolayısıyla bu doğrultuda, girişimcilerde vekamuoyunda farkındalık yaratılması ve konuya ilişkin olarak gerekli adımların atılması önemlidir.Bu nedenle yazılımların hemen her alanda (eğitim, üretim, kamu hizmetleri...) hayata geçmesive kitlelerin kolayca kullanabilmesini sağlamak kadar fikri mülkiyet haklarını geliştirmenin vekorsan yazılım kullanımını önleyecek bir kültürel iklimin yaratılmasını da önemli görüyoruz.-Bilişim sektörünün dünya ile rekabetinin önündeki engelleri ve bu engellerin kaldırılması içinilk üç çözüm önerinizi sıralar mısınız?-Günümüzde katma değerin en önemli bileşenlerini yenilikçi ürün ve hizmetler oluşturmakta.Bu nedenle Türkiye’de entelektüel sermayenin, hizmetin, emek ve bilginin ticari bir karşılığıolması gerektiğinde hemfikir olmalıyız. Bu açıdan baktığımızda ülke olarak kültürel ve yapısal birdeğişiklik yaşamak mecburiyetinde olduğumuzu görmeliyiz.İster özel sektör, ister kamu olsun Türkiye’de liderlik müessesesinin kararlarında ve iletişimfaaliyetlerinde bilgiyi ve teknolojiyi öne çıkaran bir yaklaşım sergilemeleri gereklidir. Rekabetartık küresel ölçektedir ve tüm eylem planlarında bu gerçeğin altını çizmek zorundayız. Buna ekolarak Türkiye’de üretilen her hizmetin artık güvenli bir şekilde Internet’e taşınması zorunludur.Bu yönde atılacak her adımı açıkça desteklememiz ve önündeki engelleri hep birlikte kaldırmamızgerekiyor.Son olarak tabii ki Türkiye BT sektörü de, büyük bir süratle çözüme, katma değere ve hizmeteyönelik bir yatırım hamlesine yönelmek zorundadır.-2011’de bilişim sektörü için gerçekleşmesini beklediğiniz üç gelişme nedir?-Bilgi toplumuna giden yolda 2010 önemli adımların atıldığı bir yıl oldu. Örneğin, bizzat SayınBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamasıyla gündeme gelen Fatih Projesi. Okul öncesi eğitim,ilköğretim ve ortaöğretimi kapsayan Fatih Projesi, üç yıl içinde bu okulların bilişim altyapısını dahaileri bir aşamaya taşımayı hedefliyor. Bunun için öğretmenlerin donanım altyapısı konusundahizmet içi eğitime alınacağı, öğretim programları bilişim teknolojisi destekli öğretime uyumluhale getirileceği ve sayısal eğitim içeriğinin oluşturulacağı açıklandı. Microsoft bu projeyi, dünyadasayılı örnekleri olan, çok ciddi bir altyapı gerektiren ve eğitimde dönüşümü gerçekleştirecek birproje olarak kabul ediyor. Bu çerçevede sahip olduğumuz tüm bilgi, tecrübe ve uzmanlığı MilliEğitim Bakanlığı ile paylaşmayı arzu ediyoruz. Fatih Projesi, aynı zamanda bilişim sektörünün dekatma değerli hizmet sunması için önemli bir fırsat oluşturduğu anlamına geliyor.Bir başka önemli gelişme ise bu yıl Kasım ayında Türkiye’nin Uluslararası Siber Suç Sözleşmesi’niimzalaması oldu. Avrupa Konseyi tarafından imzaya açılan bu sözleşme, siber suçlarla mücadeleiçin gerekli yasal zeminin oluşturulması açısından önemli bir kilometre taşıdır.Bu arada tabii ki e-Devlet projeleri alanında da büyük olasılıkla önümüzdeki yıla sarkmasıbeklenen önemli gelişmeleri dikkatle izliyoruz. İçişleri, Milli Eğitim, Adalet, Sağlık, Çalışma veSosyal Güvenlik bakanlıkları gibi kuruluşların e-Devlet Kapısı ve eylem adımlarına göre yapmasıgereken yatırımların çok büyük bir bölümü, sadece toplumun geniş kesimlerini ilgilendirmeklekalmıyor, aynı zamanda bu alanda katma değerli yeni işlerin de önünü açmaya aday görünüyor.Kamu ve özel sektörde İnternet ortamına hızlı ve etkili geçişle birlikte çevrimiçi hizmetler pazarıanlamında yeni iş fırsatlarının ve istihdam olanaklarının gündeme geleceği kanısındayız.1001110001010100010001110010110010011000111010111100101010110100101101110111101110110101101010111100101010110180 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 81


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101Nortel Netaş Genel Müdürü C. Müjdat Altay:Türkiye, Ar-Ge ile küresel pazarda “farklılık” yaratmalı-Sizce Türkiye’nin uyguladığı bir teknoloji politikası var mı? Yoksa bu konuda öncelikleyapılması gereken ilk şey nedir?-Türkiye, giderek güçlenen ekonomisi, genç ve dinamik nüfus yapısı ile dikkatleri üzerindetoplayan bir ülke. Bu özelliklerine ilaveten küreselleşmenin avantajlarını giderek daha iyi kullanandevlet ve özel sektör kurumları ile bilgi toplumuna dönüşümde kararlı görünüyor.“Vizyon 2023” ana teması Türkiye’nin bir teknoloji ülkesi olma hedefini yansıtıyor: “Cumhuriyetimizin100. yılında, Atatürk’ün işaret ettiği muasır medeniyet seviyesine ulaşma hedefi doğrultusunda;bilim ve teknolojiye hâkim, teknolojiyi bilinçli kullanan ve yeni teknolojiler üretebilen, teknolojikgelişmeleri toplumsal ve ekonomik faydaya dönüştürme yeteneği kazanmış bir ‘refah toplumu’yaratmak.”Ayrıca 9. Kalkınma Planı, Hükümet programları, Hazine Müsteşarlığı 2009–2013 Stratejik Planıgibi devlet kurumları tarafından yayınlanan tüm orta ve uzun vadeli planlarda “Teknoloji”, “ArGe”,“Yenilikçilik” ve “Bilişim”, öncelikli olarak yer almakta ve mevzuat bu doğrultuda düzenleniyor.Bu noktadan hareketle teknoloji politikamızın var olduğunu söyleyebiliriz.Ancak bu politika çerçevesinde oluşturulan uygulamaları içeren strateji ve planlarımızın küreselşartlara uygun bir dinamizm ile sürekli gözden geçirilmesi ve yaşatılması gerektiği görüşündeyim.Çünkü teknoloji, ülkemizi küresel rekabette başarılı kılarak farkındalık yaratacak en önemlifaktördür. Bu durum, gelişmekte olan tüm ülkeler için geçerlidir ve her ülke kendi planınaodaklanmış durumdadır. Dolayısıyla Türkiye küresel çapta gelişmeleri de incelemeli ve kendiplanlarını sürekli gözden geçirerek, rekabet edebilirliğini koruyacak dinamizme ve hıza sahipolmalıdır.Bir diğer önemli nokta ise teknoloji politikamızın tüm kurumlar ve bireylerimiz tarafındanbilinmesi, paylaşılması ve toplumsal bir hedef olarak takip edilmesidir.Türkiye, yüzde 45’i 25 yaş altında olan nüfusuyla çok ciddi bir potansiyele sahip. Bu potansiyelinkaliteli iş gücüne çevrilmesi, özellikle yazılım alanında geliştirilmesi ülkemizin önünü açacaktır.Bu potansiyeli açığa çıkarmak için; milli gelirdeki Ar-Ge payını artırmak son derece önemli.Dolayısıyla getirisi yüksek yatırımları, yani Ar-Ge yatırımlarını artırmak gerekiyor. Türkiye Ar-Geile küresel pazarda “farklılık” yaratmalı.Ülkemizdeki eğitim sistemi, ulusal Ar-Ge hedeflerimiz ile örtüşmelidir. Eğitimde, küçük yaştanitibaren İngilizce’ye gereken önem verilmeli, bireyler küçük yaşta Ar-Ge, yenilikçilik ve girişimcilikfaaliyetleri ile tanışarak inovatif fikirleri üretebilecek platformda yetişmelidirler. Eğitimin diğeraşamaları olan doktora ve master projeleri içinse Ar-Ge kaynağından mutlaka fon ayrılmalıdır.Kamu, özel sektör ve üniversite işbirliği ve teknopark merkezlerinin yaygınlaştırılması, bu1001110001010100010001110010110010011000111010111100101010110100101101110111101110110101101010111100101010110182 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 83


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101alanların verimli çalışmasının sağlanması teknoloji ülkesi olma yolunda önemli rol oynayacaktır.Ayrıca, bilgi toplumuna ulaşma sürecinde hızla ilerleyebilmek için, yatırım olanakları ve koşullarıyabancı yatırımcılara daha cazip hale getirilmeli. Uygulanan teknoloji politikaları çerçevesinde bukonuya mutlaka ağırlık verilmesi gerektiği görüşündeyim. Böylece Türkiye sahip olduğu coğrafiavantajın da etkisiyle teknoloji üretimi cazibe merkezi haline gelerek bölgesel bir güç halinedönüşecektir.-2010’da bilgi toplumuna dönüşüm için sizce atılan en önemli adım ne oldu?-2010 yılında Ar-Ge’ye verilen önemin devam etmesi, Ar-Ge Kanunu’ndan yararlanan kuruluşlarınsayılarının artmasını çok önemsiyorum. Bu alanda TÜBITAK ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Ar-Ge Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen geniş kapsamlı teşvik programlarının da çok faydalıolduğuna inanıyorum.e-devlet konusunda yapılan çalışmalar da istenilen performansta olmasa bile bilgi toplumunadönüşümde büyük bir etken. 2011 yılında bu çalışmaların ivme kazanmasını bekliyorum.-2011’de bilişim sektörü için gerçekleşmesini beklediğiniz gelişmeler nelerdir?-2004’ten bu yana bilişim sektöründe önemli gelişmeler izledik. Yukarıda da bahsettiğim gibigenişbant çok hızlı bir şekilde yaygınlaştı. Telli ve telsiz şebekeler üzerinden 16 milyon aboneyüksek hızla Internet’e ulaşabiliyor. Bu gelişim neticesinde önümüzdeki yıl, Türkiye’de bilgi veiletişim ile mobil ve sabit iletişim teknolojilerinde yakınsamanın (convergence) hız kazanacağışüphesiz. Önümüzdeki dönemde bilgi ve kişilere erişimimiz çok daha süratli ve verimli birşekilde olacak. Ayrıca kişiden kişiye veya bilgiye erişimin yanı sıra makineler arası iletişim deyaygınlaşacak.Katma değerli servisler ön plana çıkacak. Tabii bu ihtiyacın yazılım sektörü üzerinde çok pozitifbir etkisi olacak.E-devlet Kapısı Projesi’nin etkin kullanımının da gerçekleşmesini bekliyoruz. E-devlet birçokyeni uygulamanın ortaya çıkmasını sağlayacak yeni yazılımlara yol açacak. Vatandaşın devlethizmetlerine kolay erişimini sağlayacak projeler önem kazanacak. 2011’de Bilişim Sektörü’nünbaşarılı bir yıl geçireceğine inanıyorum.Bir de altyapı yatırımlarından bahsetmemiz gerekiyor. Türk Telekom’un son beş yıldan bu yanagerçekleştirdiği genişbant İnternet erişim çalışmalarına hız vermesini büyük bir memnuniyetleizliyoruz. 6,5 milyon ADSL abonesinin, Türkiye’nin bölgede bu konuda kararlı adımlarlailerlediğinin önemli göstergelerinden birisi olduğunu düşünüyorum. Ocak 2011’den itibarenİnternet kullanıcılarını VDSL2 teknolojisiyle 50 Mbps ve 100 Mbps hızlara taşıyacak olan TürkTelekom, ADSL2+ teknolojisiyle, erişim hızı 16 Mbps’ye kadar çıkacak. Mobil iletişimde 3G’ninsüratle yaygınlaşması ve penetrasyonda sağlanan başarı ile birlikte tüm gelişmeler, ülkemizinbilgi toplumuna dönüşmesi yolunda yapılan ciddi hamleler.-Bilişim sektörünün dünya ile rekabetinin önündeki engelleri ve bu engellerin kaldırılmasıiçin çözüm önerilerinizi sıralar mısınız?-Bilişim sektörünün önünü açacak en önemli unsurun, sektörün inovasyon kabiliyetini arttırmasıolduğunu düşünüyorum. Ancak sadece tasarım değil tüm süreçlerde benimsenmiş inovatifyaklaşım dünya ile rekabette bize eşit şartlar sunar.İnovatif firmaların ekosistemlerinin bileşenlerini de inovatif kıldığı bilinen bir gerçek. Bu türortamlarda Ar-Ge yatırımları vazgeçilmez olurken yakalanan teknoloji seviyesi uluslararasıişbirliği olanaklarının değerlendirmesine de fırsatını sağlayacaktır.Bilişim sektörümüzde alınacak stratejik kararlar, yapılacak Ar-Ge yatırımları yeni pazarlaroluşturmak, mevcut ürünleri geliştirip daha rekabetçi hale getirmek ve yeni iş imkânları yaratmakfikirlerini içerdiği zaman dünya ile rekabette şanslı bir konumda olacağımıza inanıyorum.1001110001010100010001110010110010011000111010111100101010110100101101110111101110110101101010111100101010110184 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 85


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101OYTEK Genel Müdürü Altay Elbek:Teknoloji politikasının devamlı ve partiler üstü geliştirilmesi gerekir-Sizce Türkiye’nin uyguladığı bir teknoloji politikası var mı? Yoksa bu konuda öncelikleyapılması gereken ilk şey nedir?-Bugün dünyanın gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeleri olarak adlandırılan ülkelere baktığımızda,uzun dönemli toplumsal, ekonomik ve siyasi hedefleri ile uyumlu bir bilim ve teknoloji vizyonugeliştirdiklerini görüyoruz.Türkiye’de, 1960’larda planlı dönem ile başlayan teknoloji politikası oluşturma çabaları, 80’liyılların başında “Türk Bilim Politikası” adı altında yapılan çalışmalarla sürmüş, 1993 -2003 yıllarıarasında “Türk Bilim ve Teknoloji Politikası” çalışmalarıyla önemli bir noktaya gelmiştir. Buçalışmalarda DPT, TÜBİTAK, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu(BTYK), bilim ve teknoloji STK’ları,sanayi kuruluşları, üniversiteler gibi kurumların önemli çalışmaları oldu. Son olarak 2003-2023yılları için Türkiye’nin Bilim ve Teknoloji Stratejileri Belgesi’nin hazırlanması kararı alınmış veVizyon 2023 Projesi ismi ile bir çalışma yapılmıştır.Ancak bu çalışmalar, bazı önemli yasal değişikliklerin yapılmasına ve yeni bakış açıları getirmesinekarşın hedefleri bakımından, toplumun tüm kesimleri tarafından benimsenmemesi ve ortak birbakış açısı yakalanamaması sebepleriyle kalıcı yararlar sağlayamamıştır.Gerek ülkeler gerekse firmalar, hızla değişen teknolojik, ekonomik ve siyasi şartlarda devameden uluslararası rekabette güçlü olabilmek ve ekonomik krizlere karşı, en uygun stratejiyibelirlemek ve uygulamak durumundadırlar. Ülkemizde de son yıllarda bu konuda önemli adımlaratılmaktadır. Gündemde olan eğitim sistemindeki değişikliklerle normal liselerin meslek lisesiformatına sokulması iş bilen orta seviyedeki kişilerin endüstriye adapte olmasını sağlayacaktır.Aynı zamanda BT sektöründe veri giriş personelinden yazılım uzmanlığına kadar farklı dallardaeleman açığının da kapatılmasına yardımcı olacaktır. Türkiye için stratejik teknolojiler ile öncelikliAr-Ge alanlarının belirlenmesi, BT’nin ülke gündemine girmesi, farkındalığın arttırılması, sürecegeniş ve etkin katılım ile siyasi iradelerden bağımsız olarak teknoloji politikasının devamlı vepartiler üstü olarak geliştirilmesi yapılması gerekenlerin başında gelmektedir.-2010’da bilgi toplumuna dönüşüm için sizce atılan en önemli adım ne oldu? Hangi adım vedüzenlemeler yapılmadı?-2010’da atılan en önemli adım, bilgi toplumuna geçiş sürecinde bilgisayarlaşma ve İnternetkullanım oranlarının geçen seneye göre artış göstermesi oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)1001110001010100010001110010110010011000111010111100101010110100101101110111101110110101101010111100101010110186 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 87


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101SAP Türkiye Genel Müdürü Cem Yeker:Tamamlayıcı yazılımlar, Türkiye’nin üzerinde duracağı bir alan olabilir-Sizce Türkiye’nin uyguladığı bir teknoloji politikası var mı? Yoksa bu konuda öncelikleyapılması gereken ilk şey nedir?-Türkiye’de özel sektör, teknolojiyle birlikte büyüyebileceğinin ve rekabet avantajıkazanabileceğinin artık farkında. KOBİ’ler de iş uygulaması yazılarımlarına kriz döneminde dahiyatırım yaparak fark yaratmaya çalıştılar. Ülkemizde kamu kurumlarında geçtiğimiz yıllara göree-dönüşüm projelerinin hızlandığını görüyoruz, fakat halen yeterli seviyede değiller. Bunlarınarttırılması ve Türkiye’nin e-dönüşüm sürecinin artık tamamlanması gerekiyor. Uygulanmayaçalışılan e-dönüşüm projelerinin yasal altyapısı ve ilgili yönetmeliklerinde sıkıntılar mevcut.Kamu ihalelerinin belli kural ve standartlara oturtulması, belirsizliklerin ve düzenli değişikliklerinsona erdirilmesi gerekiyor. Teknoloji projelerinin koordinasyonu, birbirleriyle ilişkisi, ihtiyaçlarındoğru tesbiti, geleceğe yönelik doğru kurguların yapılabilmesi için kamu kurumlarından,üniversitelerden ve teknoloji geliştiren özel sektör firmalarından temsilcilerin oluşturacağıuzman bir kurulun, düzenli aralıklarla teknolojilik gelişmeleri değerlendirip Türkiye’nin teknolojipolitikalarına yön vermesi gerekiyor.-2010’da bilgi toplumuna dönüşüm için sizce atılan en önemli adım ne oldu? Hangi adım vedüzenlemeler yapılmadı?-2010 yılında krizin de etkisini kaybetmesiyle kamu kurumlarında önemli projeler başlatıldı.Bu projelerin bazılarında SAP olarak da yer aldık ve devam eden projelere de katkı sağlamayaçalışıyoruz. Bu yılın en önemli dönüşüm projesi olarak, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığıtarafından hizmete alınan e-fatura uygulamasını söyleyebiliriz. E-fatura uygulaması sayesindeşirketler sisteme kayıtlı olan diğer şirketlere elektronik ortamda fatura gönderimi ve kendilerinegelen elektronik faturaları online alma yeteneği kazanıyorlar. Bu kayıt dışı ekonomi ile mücadeledeönemli bir adım.-Bilişim sektörünün dünya ile rekabetinin önündeki engelleri ve bu engellerin kaldırılması içinilk üç çözüm önerinizi sıralar mısınız?-Bilişim sektörünün ülkemizde gelişmesi ve güçlenmesi, yatırım teşviki, Ar-Ge ve eğitimkonularında yapılacak projelerle mümkün olacaktır. Türkiye teknoloji geliştirmekten çok; teknolojikullanan bir ülke konumunda. Bu sebeple teknoloji geliştirme konusunda çok hızlı atılımlar,yaşamsal önem kazanıyor. Yazılım sektöründe özellikle de tamamlayıcı yazılım diyebileceğimiz,1001110001010100010001110010110010011000111010111100101010110100101101110111101110110101101010111100101010110190 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 91


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101büyük yazılımların eksik yönlerini tamamlayacak, sektörelaçılım ve uyarlamalarını yapacak yazılımlar, Türkiye’ninüzerinde duracağı bir alan olabilir. Bunu yapabilmek için debüyük teknoloji firmaları ile yakın bir işbirliği içinde olmak,onların Türkiye’de Ar-Ge yatırımı yapması için gerekli yatırım veteşvik ortamı sağlamak sektöre hız kazandıracaktır. Hem ülkeekonomisine hem de bilişim sektörüne katkı sağlayacak yabancıyatırımcıların, Türkiye’de faaliyet göstermeleri sağlayacakkarar ve önlemlerin pozitif etki yaratacığına inanmaktayız.Bunun yanı sıra teknoloji şirketlerine düşen öncelikli görevlerise üniversite işbirliği programlarına ağırlık vermek veTürkiye’deki nitelikli iş gücünü etkin kullanacak yöntemlergeliştirmektir.-2011’de bilişim sektörü için gerçekleşmesini beklediğiniz üçgelişme nedir?-Önümüzdeki yılla ilgili beklentilerimizi ve düşüncelerimizi 3madde içinde sınırlamadan paylaşmak istiyorum.Öncelikli olarak 2011 yılında, e-dönüşüm projelerinin artacağını,kişi ve kurumların bu uygulamalardan daha etkin biçimdefaydalanacaklarını, teknolojinin iş geliştirme ve firmalarıbüyütme konusundaki öneminin daha da iyi anlaşılacağınainanıyoruz. Teknoloji kullanımı ile birlikte oluşan verininve bu verilerin doğru analiz edilerek tekrar yeni iş sonuçlarıyaratmak için kullanılmasının öneminin daha çok konuşulmayabaşlanacağını düşünüyoruz. İş uygulaması çözümleri olarakda; e-fatura, Kurumsal Kontrol, Risk Yönetimi ve Uyumluluk,İş Zekası, Sürdürülebilirlik, Kurumsal Kaynak Planlama (ERP)gibi çözümlere, şirketlerin ağırlıklı olarak yatırım yapacaklarınıtahmin ediyoruz.1001110001010100010001110010110010011000111010111100101010110100101101110111101110110101101010111100101010110192 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 93


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Koray Öztürkler:Vergilerin daha makul seviyelere çekilmesi sektörümüz için önemli-Sizce Türkiye’nin uyguladığı bir teknoloji politikası var mı? Yoksa bu konuda öncelikleyapılması gereken ilk şey nedir?-Teknoloji ve iletişimin tüm iş yapış biçimlerini yeniden şekillendirdiği bir dönemde yaşıyoruz.Dünyada ekonomik ve sosyal anlamda gelişmiş ülkelerin tümü, genel ekonomi stratejilerinibelirlerken bilim ve teknoloji vizyonuna paralel hareket etme konusunda oldukça dikkatlidavranıyorlar. Teknoloji ile ilgili öngörülerini strateji belirlemede etkin bir araç olarak kullanıyorlar.Birçok ülkede uzun süreden beri Bilim ve Teknoloji Bakanlıkları var.Türkiye’ye baktığımızda, teknolojinin bu denli geniş çerçevede ele alındığını söylemek zorama, 10 yıl öncesine göre bu alanda ciddi bir gelişme olduğunu memnuniyetle görüyoruz. Veönümüzde atılacak çok adım olduğunu düşünüyoruz. İlk olarak sağlıklı bir bilim ve teknolojipolitikası ile stratejilerin tespit edilebilmesi için politikacılar, bilim adamları, kanaat önderlerive bu alanda yatırım yapmaya kararlı, vizyonuyla ülkeyi şekillendirmeye aday büyük şirketlerinbir araya geleceği platformlar oluşturulması şart. Bu ortamları mümkün olduğu kadar teşviketmek, bu sinerjiyi mutlaka yaratmak gerekiyor. 2000 yılında TÜBİTAK tarafından temelleri atılan“Vizyon 2023: Bilim ve Teknoloji Stratejileri” projesi ana teması, temel yaklaşımı ve bu kapsamdayürütülecek alt projelerin ayrıntılı içeriği ile atılmış önemli bir adımdır.-2010’da bilgi toplumuna dönüşüm için sizce atılan en önemli adım ne oldu? Hangi adım vedüzenlemeler yapılmadı?-Turkcell olarak uzun zamandır, genişbant teknolojisini ülkemizin bilgi toplumuna dönüşmesiyolunda çok önemli bir basamak olarak görüyoruz. Rakiplerimiz henüz Türkiye için çok erkenderken, biz 3G’yi ülkemize kazandırmak için var gücümüzle çalışıyorduk. Dünyanın krizi en yoğunyaşadığı 2009 yılında biz 2,7 milyar TL yatırım yaptık ve yatırımlarımıza 2010’da da tüm hızıyladevam ettik. Sonuç ne oldu? Şu anda Türkiye dünyanın en iyi genişbant altyapılarından birinesahip. Diyarbakırlı bir vatandaşımız Paris’te yaşayan birinden 4 kat daha hızlı data indirebiliyor.Türk insan dilediği an dilediği yerden en hızlı şekilde bilgiye, İnternet’e, dünyaya bağlanabiliyor.2010 yılında Turkcell’lilerin 3G’li yenilikçi ürün ve servislerimize gösterdiği ilgi mutluluk vericiydi.2010’un 3. çeyreğinde geçen yılki rakamlara nazaran Kullanıcı Başı Aylık Ortalama Mobil İnternetKullanımı yüzde 343 oranında rekor yükselme kaydetti. 16 ayda 9,4 3G abonesine ulaştık. 3Gile tanışma aşaması ve gösterilen bu ilgi bilgi toplumuna dönüş yolunda kaydedilen önemligelişmeler...1001110001010100010001110010110010011000111010111100101010110100101101110111101110110101101010111100101010110194 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 95


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101-Bilişim sektörünün dünya ile rekabetinin önündeki engelleri ve buengellerin kaldırılması için ilk üç çözüm önerinizi sıralar mısınız?-Mobil iletişimde en yüksek vergi Türkiye’de. Yüksek vergilendirme sektörünbüyümesine engel oluyor. Mobil İnternet’te vergi, sabitle eşitlenemedi,sadece faturalı mobil abonelerde bu mümkün oldu. Abonelerimizin yaklaşıkyüzde 75’inden fazlasını oluşturan ön ödemeliler için hâlâ yüzde 25 ÖİVödenmektedir. Bu sorunun çözüme kavuşması, genişbant İnternet’in gelişimiiçin hayati önem taşımaktadır. Mobil servislerin kullanım maliyeti üzerindekien yüksek vergi oranı ülkemizde uygulanmaktadır. Ülkemizde yüzde 57,53oranında uygulanmakta olan vergiler birçok gelişmiş veya gelişmekte olanülkede ortalama yüzde 17 seviyesinde uygulanmaktadır. Mobil hizmetlerüzerinden alınmakta olan vergiler, özellikle düşük gelir seviyesine sahipkullanıcılar üzerinde büyük bir baskı oluşturmakta ve sektörün büyümesineengel olmaktadır. Yine Telemetri adı verilen “machine to machine”uygulamalarda (yalnızca data hattı kullanan makinelerde) alınan ilk abonelikvergilerinin yüksekliği, pazarın gelişimini engelliyor. Telemetri pazarınınbüyümesine en büyük engel, kendi gelirinin 5 katı büyüklükte bir vergiyükünün bulunması. Vergilerin daha makul seviyelere çekilmesi sektörümüziçin önemli.Gençlerimiz teknolojiyle 24 saat iç içe ve onlardan çok yaratıcı fikirler çıkıyor.Sanayi-üniversite işbirlikleri bilişim sektörünün gelişimi için hayati önemesahip. Ayrıca yaratıcı fikirlerin yarıştığı yarışmalar, iş dünyası-hükümet-fikirönderlerini bir araya getiren organizasyonlar konunun gündemde tutulmasıve tüm tarafların bir araya geldiği tartışma platformları oluşturabilmekgerekiyor.-2011’de bilişim sektörü için gerçekleşmesini beklediğiniz üç gelişmenedir?-3G ve mobil İnternet penetrasyonunda artış, vergilerin daha makul seviyelereçekilmesi ve bir önceki sorunuzda bahsettiğim gibi sektöre olumlu katkısıolacak organizasyonların çoğalması da 2011’den beklediklerimiz arasında…1001110001010100010001110010110010011000111010111100101010110100101101110111101110110101101010111100101010110196 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 97


Türkiye Bilişim Derneği (TBD) Başkanı Menteş:10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101Kurulacak müsteşarlıkla, yazılım üretim ve ihracatının önü açılmalıBilişimin “stratejik sektör” olarak tanımlanmasını isteyen Menteş, yazılımüretim ve ihracatının önünü açacak politika ve stratejilerin özel sektörlebirlikte acilen belirlenmesini önerdi.Türkiye Bilişim Derneği (TBD) Başkanı Turhan Menteş, “Türkiye’de bilişimle ilgili telaffuz edilen,öngörülen, yapılmaya çalışılan her konunun ya ilk söyleyicisi, ya ilk uygulayıcısı, ya ilk önereni, yailk raporlayanı ya da ilk girişimde bulunanı olduk” dedi.Menteş, sektörün 89 üst düzey yöneticisinin katkılarıyla hazırlanan “20101 DeğerlendirmeRaporu”yla, yine Türkiye bilişim teknolojileri (BT) sektöründeki tarafların ilgisini çekmeyi, siyasiiradeyi, BT sektörü üzerine politika belirleyici kararları alanları destekleyip yol gösterici olmayıamaçladıklarını söyledi.Değerlendirme Raporu’nda da belirtildiği gibi 2010’da, kamu BİT yatırımları için ayrılan payınönemli ölçüde azaldığına işaret eden Menteş, devlet eliyle gerçekleşmesi gereken e-devletprojelerinin en iyi olasılıkla 2011 içinde tamamlanması halinde bile BT ürünlerinin kullanımınayönelik yaygınlığın kısa vadede sağlanamayacağının görüldüğünü vurguladı.Türkiye’de E-devlet konusunda çok ciddi çalışmalar yapıldığını anlatan Menteş, bilişim sektörününyaklaşık yüzde 50’den fazla büyüklüğünün 20 yılı aşkın süredir kamu projelerine ayrıldığını veAvrupa’da bile olmayan e-devlet uygulamalarının gerçekleştirildiğini bildirdi.Diğer sektörleri tetikleyici bir özellik taşıyan bilişimin 20 yıldır büyüme hızının yavaşladığınıama küçülmediğini belirten Menteş, fiziki dönüşüm kadar fikri dönüşümün de yaygınlaşmasınınönemli olduğuna işaret ederek, raporda da değinildiği gibi “siyasi iradenin desteğinin en üstdüzeyde sağlanmasının” önemli olduğunun altını çizdi.Yazılım ihracatını ölçecek sağlıklı gösterge ihtiyacının giderilmediği, yazılım ihracatını teşvik edicidüzenlemelerin yapılmadığının altı çizilen raporda, yeni yürürlüğe sokulan İsteğe Bağlı TescilYönetmeliği’nin fiziki koşulları ve kaynak kodunu korumak konusunda atılan ilk önemli adım olduğuancak ihtiyaçları karşılamadığı belirtildi. Raporda bilişim alanındaki vergi oranlarının sektörünbüyümesini engellemenin yanı sıra bilişim toplumuna giden yolda Türkiye’yi yavaşlatmaya devamettiğine dikkat çekildi.“Ülkemizde kişisel bilgisayar kullanımının yaygınlaşma hızının artırılması için gerekli önlemlerinbir an önce uygulamaya geçmesi yaşamsal önem arz etmeye devam etmektedir” denilen Bilişim2010 Değerlendirme Raporu’nun “Ne yapılmalı?” bölümünde “Son Söz” başlığı altında şu ifadeleryer aldı:“2010 yılı içinde gerçekleşen ve gerçekleşmeyenlere baktığımızda ülke hedefi olarak gördüğümüz“Bilişim Toplumuna” ulaşılmasında daha yolumuzun olduğu görülmektedir.Ülkemizin bilgisayar okur-yazarlığını artırmak için çok hızlı hareket etmek zorunda olduğunu buyıl da tekrar vurgulamak gerekmektedir. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki okuma-yazma seferberliğigibi bir bilgisayar okur-yazarlığı seferberliği başlatılarak toplumumuzun büyük kesiminin buteknolojileri kullanabilir hale getirilmesi “Bilişim Toplumu” yolunda atılacak önemli bir adımolacaktır. Buna paralel olarak atılacak önemli bir diğer adım da, kullanıcılara katma değersağlayacak yararlı içeriklerin geliştirilmesidir.Türkiye’nin 21. Yüzyılda etkin bir dünya gücü olarak var olabilmesi ancak ve ancak kenditeknolojilerini üreterek uluslararası rekabet edebilen bir konumdaki bir bilişim sektörünesahip olmasıyla mümkündür. Bunun için Devletimizin Bilişim Sektörünü stratejik sektör olaraktanımlaması ve ölçülebilir hedeflerini belirlemesi gerekmektedir. Bu hedeflere ulaşmada tümSTK’lar, üniversiteler ve özel sektör bir bütün olarak kenetlenecek ve devletimize her türlüdesteği verecektir.Ulusal Yazılım Türkiye’nin öncelikli ve stratejik sektörü ilan edilip sektöre münhasır bir müsteşarlıkkurularak yazılım üretimi ve ihracatının önünü açacak Ulusal Yazılım Politikaları ve Stratejileri,Özel Sektörle birlikte acilen belirlenmelidir.”1001110001010100010001110010110010011000111010111100101010110100101101110111101110110101101010111100101010110198 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 99


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101Türkiye Bilişim Güvenliği Derneği (TBGD) Başkanı Dr. Nafiz Ünlü:Beraberce genel bir teknoloji politikası oluşturulmalı-Sizce Türkiye’nin uyguladığı bir teknoloji politikası var mı? Yoksa bu konuda öncelikleyapılması gereken ilk şey nedir?-Türkiye’nin uyguladığı genel bir teknoloji politikası yoktur. Olmayan teknoloji politikalarımızkısmi veya boşluklar halinde parça parça uygulanmaya çalışılsa da başarılı olmamıştır. Yapılmakistenen teknoloji politikaları da yerel veya genel siyasi otoriterden etkilenmektedir. Önceliklebir bilim kurulu toplamalı veya toplanmalı, bu kurulun önderliğinde STK’larla beraber genel birteknoloji politikası oluşturulmalıdır. Bu konuda yurtdışı örneklerden de yararlanmak gerekir.-2009’da bilgi toplumuna dönüşüm için sizce atılan en önemli adım ne oldu? Hangi adım vedüzenlemeler yapılmadı?-İnternet kullanıcıların artırılması ve 3G’nin gelmesiyle bu teknolojinin yaygınlaşması için yapılankampanyalar ile, okullarda bilgisayar kullanımın yaygınlaştırılması bu tür çalışmalar bu konudakien önemli adımlar olarak görülebilir. Ancak bunlar sürekli olan teknolojik gelişme çabalarıdır. Buçalışmaların birçoğu yurtdışı kaynaklı olup Türkiye’ ye özgü değildir. Dolayısı ile bu çalışmalarınınulusal kaynaklı olmasında yarar vardır. Asıl yapılması gereken kendi havuzumuzu kendimizoluşturmalıyız. Kendi teknolojimizi kendimiz üretmeye başlamalıyız. Türkiye bu sektördekonuşmaya başlarsa biliyorum ki belli bir zaman sonra sektöründe dünya lideri olacaktır. Ayrıcabunun Türk toplumunun gelişmesi ve aydınlanması için önemli bir adım olacağı da açıktır.-Bilişim sektörünün dünya ile rekabetinin önündeki engelleri ve bu engellerin kaldırılması içinilk üç çözüm önerinizi sıralar mısınız?- Sektörün dünya ile rekabetinin önündeki engelleri şöyle sıralayabilirim:1. Teknolojik açıdan dışa bağımlı olma,2. Teknoloji politikasının olmaması,3. Teknoloji merkezlerinin olmaması,4. İhracata yönelik teşvikin bulunmaması,5. Devlet desteklerin bilişim sektörüne de verilmemesi,6. Gelir vergisi, SSK kolaylıklarının sağlanmaması.Sıraladığımız sorunlar halledilirse bilişim sektöründeki gelişmeler hızlanır. Bilişim sektörüekonominin motoru olur ve beklenen veya özlenen noktaya gelebilir.-2010’da bilişim sektörü için gerçekleşmesini beklediğiniz üç gelişme nedir?-Bu konuda iktidarın teknoloji politikaları etkili olacaktır. Bunları sıralamak ise zor olacaktır.10011100010101000100011100101100100110001110101111001010101101001011011101111011101101011010101111001010101101100 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 101


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) Başkanı Turgut Gürsoy:Teknolojik bilgi üretimine, ileri teknoloji ve bilgi kullanan sanayi ve hizmetlerdeyoğunlaşmaya önem vermeliyiz- Sizce Türkiye’nin uyguladığı bir teknoloji politikası var mı? Yoksa bu konuda öncelikleyapılması gereken ilk şey nedir?-Türkiye’nin günün şartlarına uygun olarak güncellenen, ülkemizin kalkınması ve rekabetgücünün arttırılmasında teknolojik gelişimi temel halka olarak kavrayan, planlanmış, sürekliliğisağlanmış ve uygulamaya geçmiş kapsamlı bir teknoloji politikasının varlığından söz etmekolanaklı görünmemektedir. Bu konuda pek çok olumlu adım atılsa da kapsamlı bir programa hâlâihtiyaç vardır. Öncelikle yapılması gereken şey, Türkiye’de Bilgi ve İletişim Sektörü’nün StratejikSektör olarak seçilmesidir.Türkiye, ekonomik büyüklük açısından dünyanın ilk 20 ülkesi arasında yer alıyor. Toplam ihracatrakamımız 100 milyar doları ve ekonomik büyüklüğümüz 700 milyar doları aştı. Türkiye’de kamupolitika ve stratejileri, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılında en büyük ilk 10 ekonomi içinde yeralmak, ihracatımızı 500 milyar dolar seviyelerine çıkarmak üzerine yatırımlarını planlamaktadır.2023’te dünyada en büyük ilk 10 ekonomi arasına girebilmek, ihracat hedeflerimizi yakalayabilmekiçin, büyüme potansiyeli olan, yüksek değer yaratabilecek ve hızlı büyüme yakalanabilecekstratejik sektörlerin belirlenmesi gerekmektedir. Türkiye’nin mevcut sanayi ve hizmetlerdekirekabetçi gücünü ve ekonomik hedeflerini doğrudan etkileyebilecek en stratejik sektör bilgi veiletişim teknolojileridir.Bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) sektörü, stratejik sektör olarak devletin tüm kurumları veTürkiye ekonomisinin tüm paydaşları ile koordineli olarak, bir devlet politikası çerçevesindebüyümemizin temeli olarak konumlandırılmalıdır. Türkiye ekonomisinin, uluslararası düzeydedaha iyi rekabet edebilir ve bu rekabeti sürdürebilir bir noktaya taşınabilmesi için, teknolojik bilgiüretimine, ileri teknoloji ve bilgi kullanan sanayi ve hizmetlerde yoğunlaşmaya önem vermemizgerekmektedir. Türkiye nüfusunun yarısı 30 yaşının altındadır ve bu bize özellikle Avrupa ülkelerinezdinde bilgi toplumu olma hedefinde avantajlı duruma getirmektedir. Bizi bilgi temelli toplumataşıyacak en büyük gücümüz, en büyük sermayelerimiz, genç nüfusumuz ve büyük pazarımızolacaktır.-2010’da bilgi toplumuna dönüşüm için sizce atılan en önemli adım ne oldu? Hangi adım vedüzenlemeler yapılmadı?10011100010101000100011100101100100110001110101111001010101101001011011101111011101101011010101111001010101101102 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 103


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101-2010 yılında sektör olarak beklediğimiz ancak gerçekleşemeyen ve 2011 yılı içinde gerçekleşmesinibeklediğimiz 3 yasal düzenleme var. Halen TBMM gündeminde olan bu düzenlemelerin en kısasüre içinde yasallaşmasını bekliyoruz. Bu yasal düzenlemeler hem sektörün sağlıklı büyümesi hemde e-Devlet yolunda Türkiye’nin hızlı ilerlemesi için önemli gördüğümüz konuları kapsamaktadır.Birinci beklentimiz, Kamu İhale Kanunu’nda (KİK) gerekli değişikliklerin yapılması. 4734 SayılıKİK’in “ekonomik açıdan en avantajlı” olma ilkesi, kamu kurumları tarafından “fiyatı en ucuz olan”şeklinde algılandığından, “kalite”, “performans” ve “toplam sahip olma maliyeti” gibi çok önemliunsurlar dikkate alınmamakta. Kamu kurumları, en iyisini almak konusunda da esnekliğe sahipolmadıkları için kendilerini en ucuzunu almak zorunda görmektedir. Kanunundaki “ekonomikaçıdan en avantajlı” olma ilkesi, “fiyatı en ucuz olan” şeklinde değil “toplam sahip olma maliyetien düşük olan” şeklinde anlaşılabilir bir yapıya kavuşturulmalıdır.BİT alımları diğer mal ve hizmet alımlarından farklı özellikler göstermektedir. Yine aynı şekildeBİT alımlarında birden fazla mal ve hizmetin bir arada alınma ihtiyacı, bu alımların revizyonu,takibi, güncellenmesi, bakım ve onarımı iç içe geçen süreçler olarak karşımıza çıkmaktadır.Tüm bu durumlar dikkate alındığında BİT alımlarında özel düzenlemelere yer verilmesi, kamumenfaatine olarak, iş gücü ve zaman kaybını önlemede, kamu harcamalarının azalmasında biraraç olarak karşımıza çıkabilecektir.Özünde mevzuat açısından çok önemli eksiklik ya da aksaklıklar olmamasına ve KİK yasası,mevcut durumun aksini hedeflemesine rağmen, uygulamalar farklı olmaktadır. Bu nedenleKİK Yasası’nda değişikliklere gidilmesine ihtiyaç vardır. Aksi takdirde bilişim alanındaki kamuihalelerinin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi ve sonlandırılması çok zordur. Yasanın şu anuygulandığı şekliyle bilişim sektörümüzün de gelişmesi zor görünmektedir.İkinci beklentimiz: “Kamu Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun HükmündeKararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın yasallaşması.TÜBİSAD olarak, TBMM Adalet Komisyonu’nda bulunan ve geniş adıyla “Kamu HizmetlerininHızlandırılması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik YapılmasınaDair Kanun Tasarısı” olarak bilinen, kamuoyunda “Torba Kanun Tasarısı” olarak adlandırılankanun tasarısının bir an önce yasallaşmasını bekliyoruz. Bu kanun, Türkiye’de e-devlete hayatverecek, Türkiye’yi bir üst lige taşıyacaktır.Türkiye, E-Devlet ve e-dönüşüm konusunda Avrupa Birliği (AB) ortalamasının oldukçagerisindedir. “Torba Kanun” ile E-Devlet projelerini çok hızlı hayata geçirme ve aradaki farkıkapatma ve hatta girişimci ve iyi eğitilmiş, genç nüfus avantajlarını kullanarak, 2023’te Avrupa’nınbir adım önünde geçme olanağı doğacaktır. Meclis’ten bu kanunu en kısa sürede yasallaştırarakTürkiye’nin ekonomik alandaki ivmesine da katkı yapacağını düşündüğümüz bu önemli adımıatmasını istiyoruz.Yeni tasarının yasalaşması ile ıslak imza yerine geçecek elektronik imza altyapısını kullananpek çok proje hayata geçecek; mahkemelerde dava açmaktan, pasaport alımına kadar pek çokresmi işlem tamamen elektronik ortamda yapılacak ve belgeler elektronik ortamda saklanacak.Böylece devlet hizmetlerindeki verim de artacaktır.Üçüncü beklentimiz ise, Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) bir an önce yasallaşması. KamuYönetimi ve Ticaret işlemlerinde ekonomik gelişmelere uygun ve teknolojiyi teşvik eden YeniTicaret Kanunu ivedi olarak uygulamaya konulmalıdır. TTK Tasarısı’nda, bilişim sektörününyanı sıra, iş hayatını getirdiği yenilikleri dikkate alınarak pek çok değişikliği öngörmektedir. Bugelişmeler e-devlet, e-toplum hedeflerine de büyük katkılar yapacaktır.Bilgi açısından en zengin olduğumuz bir dönemde, küresel ekonominin ani değişimlere açıkolduğu ve sınırlarının olmadığı bir dünyada yaşıyoruz. Dünya ekonomisi ile entegre olma, yüksekve sürdürülebilir büyüme oranları ile ekonomik istikrarın sürekli kılınması hedefi doğrultusunda;şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri üzerine kurulu olan yeni TTK Tasarısı’nın yasalaşmasıylatoplumun tüm paydaşlarının bilgiye erişebilirliği ve çıkarlarının korunması da sağlanacaktır.Örneğin, Yeni TTK Tasarısı’nda, iş hayatının gerekleri dikkate alınarak, görüntü ve ses aktarımısuretiyle yönetim kurulu toplantısının yapılmasına imkân tanınmıştır. Her sermaye ortaklığıaçısından, bir web sitesi kurmak ve bu yolla menfaat sahiplerini şirket hakkında bilgilendirmekyükümlülüğü öngörülmüştür.Yine yeni TTK Tasarısı, teşebbüsler arasında yazışmalar bakımından çok önemli bir reforma yervermektedir. Tarafların birbirleriyle anlaşması kaydıyla, teşebbüsler birbirleriyle yapacakları10011100010101000100011100101100100110001110101111001010101101001011011101111011101101011010101111001010101101104 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 105


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101yazışmaları, karşılıklı olarak yürütecekleri ihbarları ve ihtarları, birbirlerine göndereceklerifaturaları, teyit mektuplarını elektronik yoldan gönderebileceklerdir. Tüm bunlar yeni TürkTicaret Kanunu’nun getirdiği önemli değişikliklerden birkaçıdır. TÜBİSAD olarak bu yeniliklerinbir an önce hayata geçebilmesi için, kanunun süratle yasalaşmasını istiyoruz.-Bilişim sektörünün dünya ile rekabetinin önündeki engelleri ve bu engellerin kaldırılması içinilk üç çözüm önerinizi sıralar mısınız?-BİT sektörünün büyümesinde, diğer sektörlerde yaygınlaşmasına ve değer üretmesine engelolan temel konular ve tüm ilgili paydaşlarla koordineli olarak çözümlemek için öncelikle atılmasıgereken adımlar şunlardır:1.) Kamuda tek muhatap olmasıTemel misyonu, Türkiye’de bilgi teknolojileri ve iletişim sektörünün büyümesini sağlayacakstrateji ve politikaların geliştirilmesi için muhatap organizasyonun netleştirilmesi gerekmektedir.Bu organizasyon ile BİT sektörü için:- Makro stratejilerin planlanması, uygulama hedeflerinin belirlenmesi ve izlenmesi,- Kamu ve özel sektör ile koordinasyon gerçekleştirilmesi,- Değişim yönetimi ile tüm stratejilerin şartlara göre güncellenmesi, sağlanmalıdır.2.) Talep artışının sağlanmasıTürkiye ekonomisinde üretkenliği sağlamak için bilgi teknolojileri ve iletişim sektörünügeliştirecek “Talep” bazlı politikaların devreye alınması gerekmektedir. Talep artışı için:- Nitelikli istihdam artışı, ekonomik büyüme ve bilgi toplumuna geçişte en büyük etkiye sahip olangenişbantın yaygınlaştırılması,- Kamunun kendi içinde sürdürdüğü hizmetleri ve kamu E-Dönüşüm projelerinin özel sektöreyönlendireceği dış kaynak modellerinin teşvik edilmesi,- Evrensel Hizmet ve Ar-Ge fonlarının kanunda yeri olduğu gibi kullandırılması,- Kamu yönetimi ve ticaret işlemlerinde ekonomik gelişmelere uygun ve teknolojiyi teşvik edenYeni TTK’nin yasalaşması,- Kamu ve özel sektör on-line uygulamalarının teşvik edilmesi.3.) Pazarda serbest rekabetin desteklenmesiBilişimde liberalleşme sağlanması ve devlet alımları sektöre özel yöntemlerle yapılmasıgerekmektedir. Serbest rekabet şartlarının oluşması için:- KİK’in, inşaat sektörü dinamikleri ile değil bilişim sektörüne özel kurallarla mal, hizmet vedanışmanlık olacak şekilde güncellenmesi,- Türksat, TÜBİTAK gibi devlet kurumları ve vakıfların, ayrıcalıklı konumlarını özel sektör ilerekabet etmek için kullanmaları engellenmesi.4.) Sektör üzerindeki vergi yükünün azaltılmasıBİT sektöründeki vergilerin büyümeyi teşvik edecek, derinleşmeyi sağlayacak ve ihracatıgüçlendirecek şekilde değiştirilmesi için:- İletişimdeki karmaşık mevzuatın sadeleştirilmesi (8 çeşit vergi ve ücret kalemi),- Yazılım sektörünün tümüyle vergiden arındırılması,- Bilgisayarın özellikle eğitim sektöründe, KDV oranlarının eğitim malzemeleri ile aynı orandakabul edilerek, yeniden düzenlenmesi,- Yüksek hızlı genişbant üzerindeki verginin azaltılması (Genişbanta yapılan her bir TLvergilendirme beş TL’lik bir kayıp ortaya çıkarmaktadır).5.) Girişim sermayesi sektörünün desteklenmesiYüksek getirili teknoloji sektörünün gelişmesi ve girişimci kültürün güçlendirilmesi için “GirişimSermayesi” oluşumunun hızlandırılması için:- Kamu özel sektör işbirlikleri ve yatırımları yapılarak sektörün oluşturulması,- Sermaye ve finansmana erişemeyen innovasyon odaklı şirketlerin Ar-Ge faaliyetlerininticarileşmesi.10011100010101000100011100101100100110001110101111001010101101001011011101111011101101011010101111001010101101106 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 107


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) Başkanı Faruk Eczacıbaşı:“Katılımcı” bir yaklaşımla, geçmişin hatalarına düşmeden ileriye bir atılım yapılmalı-Sizce Türkiye’nin uyguladığı bir teknoloji politikası var mı? Yoksa, bu konuda öncelikleyapılması gereken ilk şey nedir?-Sanayi Devrimi dönemindeki buharın yerini, bugünün modern teknolojisinde bilişim almışbulunuyor. Bilişim, içerdiği bütün bilgi ve iletişim teknolojileriyle bir bütündür. Ve hayatın aklagelebilecek her alanına, her santimetrekaresine girmiştir. Buzdolabından otomobile, tanktansaate kadar bilişimin irili ufaklı parçaları günlük hayatta bize yardımcı. Bu durumda, teknolojiyitek başına bir oluşum olarak alamayız. Bilişim ve teknoloji demek lazım.Ülkemizde bilişim ve teknolojide bir strateji belirlemek amacıyla, iyi niyetli girişimler yapıldı.1998’de Ulaştırma Bakanlığı’nın yönlendirmesinde Türkiye Ulusal Enformasyon Altyapısı (TUENA)çalıştayları yapıldı. 2002 ve 2004’te iki kez Bilişim Şurası toplandı. Bütün bu çalışmaların raporlarıyayınlandı. Ama bunları takip edecek mekanizma ortada yoktu. 2004’te Türkiye Bilişim Vakfı veTürkiye Bilişim ¬Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜBİSAD) birer Bilgi Toplumu Stratejisi (BTS)hazırladılar. Ancak bu kez, kamu ilgi göstermedi. Neticede, Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT)açtığı ihaleyi kazanan Peppers and Rogers danışmanlık şirketi, 1.5 yıllık bir çalışma sonucundaBilgi Toplumu Stratejisi (BTS) ve Eylem Planı hazırladı.Ama bu kapsamlı çalışma ne yazık ki bütüncül olamadı. Eşgüdüm eşliğinde uygulanamadı.Tamamlanamadı. Diğer uygulanamayan plan ve projeler gibi onların yanında, tozlu raflarda yerinialdı.Bir strateji uygulanamadıysa da, ülkemizde geniş anlamda Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu(BTYK) ve dar anlamda e-Dönüşüm Türkiye İcra Kurulu, teknoloji politikasının yol haritalarınıçeşitli enstrümanlarla ortaya koydu. Bunlara, “Türk Bilim Politikası 1983-2003” ve onu izleyen“Türk Bilim Politikası 1993-2003” ile biraz önce sözünü ettiğim “Bilgi Toplumu Stratejisi”ile “Vizyon 2023” belgeleri örnektir. Bu yol haritaları, küresel doğruları, ülkemizin gerçekleriözelinde ele alarak rasyonel çıkış noktaları önerdiyse de, bu kıymetli belgelerdeki önerilerigerçekleştirme yönünde adımlar yeterli olamadı. Bu belgeleri oluşturmak için harcanan adam/saat zaman, enerji, heves ve beklentiler sonuç veremedi.Toplumsal mutabakat ve siyasi iradenin sahiplenmesi olmadan, iş dünyası-siyasetçiler vebürokrasi, kendine düşen sorumluluğu yüklenmeden, teknoloji politikalarının bütün taraflarıarasında rol ve sorumluluk dengesi iyi kurulamadan yapılacak her türlü girişim yine sonuçlanamaz.Bu nedenle, bu konularda uygulama ve süreklilik adına kurumsal ve katılımcı yönetişim modelibenimsenmek zorunludur.10011100010101000100011100101100100110001110101111001010101101001011011101111011101101011010101111001010101101108 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 109


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101-2010’da bilgi toplumuna dönüşüm için sizce atılan en önemli adım ne oldu? Hangi adım vedüzenlemeler yapılmadı?-Bilgi toplumuna doğru atılan adımlar, eğitimden geçer. Eğer bugün, 15 yaşındaki Türk ortaeğitimgençleri, sözel-sayısal ve fen sorularını anlama ve bunlara doğru yanıtı düzenleme (eski dillemuhakeme dediğimiz) işleminde, 35 Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülkesiarasında, kısaca PISA olarak bilinen ve OECD ülkelerinde belli yıl aralıklarıyla yapılan Uluslararası Öğrencileri Değerlendirme Programı’nda 33. sıradaysa, bir sistem hatası var demektir.Son araştırmada Türk öğrenciler 800 puan üzerinden neden sözelde acaba 464 puan alabiliyor?Neden matematikte 445 puanda kalıyor? Neden fende 454 puanda kalıyor?-Birinci sorunuzda yanıtladığım noktaya dönmek istiyorum: 2011 seçiminden sonra hükümetin,kapsamlı ve gerçekçi bir BTS hazırlamak üzere niyet beyan etmesini, bunun hazırlanması içinsadece kamu değil fakat sivil toplum örgütleri ve bilişim sektörünü de muhatap kabul ederek“katılımcı” bir yaklaşımla, geçmişin hatalarına düşmeden ileriye bir atılım yapmasını diliyorum.Bence bu samimiyetle sağlanabilirse ve ortaya çıkacak bir strateji gerçekten uygulanırsa,hedeflere varılırsa, kaybettiğimiz zamanı telafi edebiliriz.Ve bu geride kalış, daha kaç yıl sürecek? Ama esas sorulması gereken soru elbette şu olmalı:Bu geride kalışı ne zaman ve nasıl ileriye doğru çevireceğiz? Bunu, her sınıfa her öğrenciyebirer laptop da verseniz acaba çözebilir misiniz? Bence, her öğretmene de aynı şeyi yapsanızçözemezsiniz. Bence, bilgi toplumuna giden yolda sağlıklı adım atmak, eğitim sistemini gerçektençağdaş içerikle donatmak ve öğrencilere, beyinlerinin en plastik olduğu, yani öğrenmeye enuygun oldukları bu yaşlarında eleştirel düşünebilen, kendini geliştirmeyi ilke edinen ve okumayıöğrenmeyibir külfet değil “hayat boyu eğitim”in gereği olduğunu idrak etmelerini sağlayanyepyeni bir eğitim düzenine geçerek yapılabilir.-Bilişim sektörünün dünya ile rekabetinin önündeki engelleri ve bu engellerin kaldırılması içinçözüm öneriniz nedir?-Türkiye, bilişimde bir çekim merkezi değil. Bir Hindistan, İrlanda, İsrail değil. Dünya EkonomikForumu’nun 2009-2010 dönemini değerlendiren Küresel Bilgi Toplumu Teknoloji Raporu’na göreTürkiye üç yıl önce (2007) 127 ülke arasında 55. sıradaydı. 2008-09 döneminde 134 ülke arasında61. sıraya geriledi. Son 2010 döneminde 133 ülke arasında 69. sıraya indi. Bu veriler, Türkiye’ninbilişim açısından bir cazibe merkezi olması için atması gereken çok adım olduğunu, ve buadımların koşar adım şeklinde olması gerektiğini gösteriyor... Ülkemizde bilişim tüketimi yavaşyavaş artıyor, bu iyi. Ancak, bu artışla bilgi arama-tarama-üretmeden ziyade, Facebook ve MSNgibi pasif eğlence-boş zaman geçirme amaçlı kullanıldığını biliyoruz. Bizzat Bilgi Teknolojilerive İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Sayın Acarer, “İnternet kullanıcı sayısı 35 milyona çıktı. Ama15 yaş üzeri her 3 kullanıcıdan biri, haftada 50 saat oyun oynuyor” diyerek durumu özetlemişti(24 Şubat 2010)... Ve belki sorunuza yanıt olarak son olarak şunu da ekleyebilirim: Yerelyazılımcıların küresel düzeyde rekabet edebilecek yazılımlar üretmelerini sağlayacak “gerçek”teşviklerin uygulanması gerekli... Aynı şekilde bilişim hizmetlerinin sağlanmasında da (örneğinçağrı merkezleri) aynı önlemler alınabilir.-2011’de bilişim sektörü için gerçekleşmesini beklediğiniz gelişme nedir?10011100010101000100011100101100100110001110101111001010101101001011011101111011101101011010101111001010101101110 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 111


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101TTNet Genel Müdürü Tahsin Yılmaz:“Yeni Nesil Şebekeler” konusunda bir yol haritası hazırlanmalı- Sizce Türkiye’nin uyguladığı bir teknoloji politikası var mı? Yoksa bu konuda öncelikleyapılması gereken ilk şey nedir?-Türkiye’de bilişimin “Stratejik Sektör” olarak desteklenmesi çok büyük öneme sahip. Kamu veözel sektörün büyük oranda bu yönelimi sahiplendiğini söyleyebiliriz. Ancak bu yönelimin gerçekanlamda bir teknoloji politikasına dönüşebilmesi için kapsamlı ve sürdürülebilir büyümeye, bilgiyeve yeniliğe dayalı bir ekonomiye sahip olmak gerekiyor. Ülkemizde bu koşulların gün geçtikçeyerleştiğini gözlemleyebiliyoruz. Ayrıca dijital teknoloji yapısı ve doğası gereği ekonomidekisağlıklı gelişimi destekleyecek şekilde çapraz etkiyi tetikleyen bir dinamiğe de sahip... Kısacasıekonomi geliştikçe teknolojiye yapılan yatırımlar artıyor; bu yatırımlar ekonomiyi daha istikrarlıduruma getirmeye destek oluyor. Örneğin dijital teknolojiler; üretkenlikteki artış, büyümedekisürdürülebilirlik, yenilikçilik ve istihdam alanlarındaki büyüme ile tüm sektörlere yayılarakekonomiye ciddi katkı sağlıyor.Diğer taraftan uluslararası arenada Türk bilişim sektörünün etkinliğinin artırılması da globalleşendünyada ekonomimiz açısından kaçırılmaması gereken bir fırsattır. Bugün odaklanılması gerekenkonuların başında tersine beyin göçü ve ülkemizdeki Ar-Ge faaliyetlerini geliştirmek bulunuyor.Ulaştırma Bakanlığımız da bu öngörü ile ülkemizin 2023 hedeflerini belirlemek üzere 2009’unEylül ayında 10. Ulaştırma Şurası’nı gerçekleştirdi. Bunun sonucunda da bilişim sektörünün 160milyar dolara ulaşması ve bunun GSYH’deki payının yüzde 8’e çıkarılması, Ar-Ge harcamaları içinayrılan payın GSYH’nin yüzde 2,5’i seviyesine çıkarılması, yazılım sektörünün öncelikli alan olarakbelirlenmesi ve toplam ihracatta yazılım sektörü payının yüzde 2’ye çıkarılması gibi hedeflerbelirlendi.Türkiye’nin lider iletişim teknolojileri şirketi olarak İnternet’in yaygınlaştırılması, İnternetiçeriğinin çoğaltılması ve çeşitlendirilmesi ile İnternet üzerinden yaratıcılığı geliştirecek projelerindesteklenmesi en önemli hedefimiz. Bu kapsamda Ulaştırma Bakanlığı’nın açıkladığı; genişbantabone sayısının 2013’te 12 milyona 2023’te 30 milyona, kullanıcı sayısının 72 milyona ulaşması,bilgisayar sahipliğinin 30 milyona, bilgisayar okuryazarlığının ise yüzde 80’e ulaşması hedefleriniçok önemsiyoruz.-2010’da bilgi toplumuna dönüşüm için sizce atılan en önemli adım ne oldu? Hangi adım vedüzenlemeler yapılmadı?-Bilgi toplumuna dönüşümü, toplumsal altyapısının köklü bir hazırlık gerektirdiği ama aynı10011100010101000100011100101100100110001110101111001010101101001011011101111011101101011010101111001010101101112 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 113


10011100010101000100011100101100100110001110101111001010102011001011011101111011101101011010101111001010101101zamanda ekonomik istikrarla desteklenmesi gereken çok uzun soluklu bir toplum projesiolarak görmek gerekiyor. Bu makro yönüyle bilişim toplumuna dönüşüm sürecinde gelinennoktayı analiz ederek eksiklikleri görmek ve bu eksikliklere odaklanarak ölçülebilir bir gelişimihedeflemek gerçekçi ve yapıcı sonuç verir. Bu yönüyle baktığımızda Türkiye son yıllarda bilgitoplumuna geçiş açısından çok önemli gelişmelere imza attı. Yakın dönem içerisinde atılanadımlara odaklandığımızda da Türkiye’nin altyapının zenginleştirilmesi adına ciddi mesafekaydettiğini söyleyebiliriz. Özellikle genişbant teknolojilerinin yaygınlaşması, toplumun dahageniş kesimlerinin bilgiye ulaşmasını kolaylaştırdı. Hem sabit hem de mobil genişbant bağlantıseçenekleri arttı. 3G birinci yılını tamamladı ve mobil veri iletiminde eksik halkayı tamamlamayadestek oldu. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), 3. Çeyrek sonuçlarına göre Eylül 2010itibarıyla 3G mobil abone sayısı 16,6 milyonu aştı.Diğer taraftan AB’nin Çerçeve Programlarıyla bilişim projelerine hibe ettiği fonlar da bilişimsektörünün gelişimine önemli bir katkı sağladı. 2009 yazında açıklanan ve 1 milyar TL’ye yakın birmiktarı kapsayan fonlardan pek çok proje yararlanma imkânı buldu.Benzeri girişimleri FATİH projesi ve benzerleriyle hükümetimiz de sahiplendi. BTK’nındüzenlemeleri de bu gelişimi destekledi. Sektöre ilişkin yetkilendirme bağlamındakidüzenlemeler tamamlanmış olduğundan, 2010 yılında, tüketicileri yakından ilgilendiren HizmetKalitesi ve Tüketici Haklarına yönelik düzenlemeler BTK tarafından yayımlanarak yürürlüğegirdi. TTNET olarak müşteri memnuniyeti ana ilkemiz olduğundan bu konudaki düzenlemelereuyum çalışmalarımızda hızla tamamlanmaktadır. Diğer taraftan ülkemizde genişbantın geleceğiaçısından “Yeni Nesil Şebekeler” konusunda bir yol haritası hazırlanması gerekmektedir.Bilindiği üzere AB ükelerinde de “dijital ajanda” konusunda çalışmalar yapılmakta ve Avrupa’dagenişbant erişiminin nasıl yaygınlaştırılabileceği, bunun getirdiği artılar ve olası sorunların nasılçözümlenebileceği tartışılmaktadır. Benzeri kapsamda planlamaların Türkiye için de hayatageçirilmesi sektörün gelişimine büyük katkı sağlayacaktır.odaklayabilir. Biz TTNET olarak yatırımlarımızı bu bilinçle yapıyoruz. Amacımız tüm Türkiye’ninbilgiye erişimini kolaylaştırmak ve topluma bilginin kullanımı açısından rehberlik etmek...-2011’de bilişim sektörü için gerçekleşmesini beklediğiniz üç gelişme nedir?-Birincisi; 2011’de İnternet daha çok hayatımızda olacak. İnternet üzerinden daha çok veriaktaracağız. Daha geniş içeriği, daha kaliteli olarak takip edebileceğiz. Bilgiye çok daha hızlıerişebileceğiz.BTK’nın 3. çeyrek sonuçları, bu beklentiyi destekliyor. Örneğin 1Mbit hızda İnternet kulacılarınınikinci çeyrekteki yüzde 42’lik oranı üçüncü çeyrekte yüzde 34,8’e inerken 8Mbit’e kadar hızdaİnternet kullanıcılarının oranı son çeyrekte yüzde 56,7’ye çıktı. Bilgi ağı genişleyip çeşitlendikçebu eğilim daha da kuvvetlenecek.İkincisi bilgiye erişmek için kullandığımız cihazlar daha da çeşitlenecek ve akıllanacak. PC’lertelefonlaşması, telefonların ise PC’leşmesi trendi 2011’de daha da belirgin hale gelecek. Akıllıcihaz kullanımında ciddi artış olacak. Bu da bilgiye erişimde çeşitlilik getirecek.Üçüncü gelişme, yakınsama konusunda olacak. Teknolojiler ve cihazlar daha da yakınsanacak.Tek cihaz üzerinden birçok işimizi yapabiliyor olurken, farklı amaçlarla kullandığımız cihazlarüzerinden de İnternet’e bağlanacağız.-Bilişim sektörünün dünya ile rekabetinin önündeki engelleri ve bu engellerin kaldırılması içinilk üç çözüm önerinizi sıralar mısınız?-Bilişim sektörünün dünya ile rekabet edebilmesi için öncelikle yaratıcılık ve yenilikçilik teşvikedilmelidir. Orijinal ve yenilikçi katma değerli servislerin üretilmesi; bilişim okur-yazarlığınınyaygınlaştırılması ve Ar-Ge faaliyetlerine öncelikli kaynak ayrılması ile bu yaratıcılık ve yenilikçiliğinteşvikine yüksek katkı sağlanacaktır.İkinci çözüm yolu olarak görebileceğimiz AB ile entegrasyon süreci de sektörün önündekiengellerin orta vadede kaldırılmasına destek olacaktır.Diğer bir çözüm yolu Türkiye’de bilgiye ulaşmanın yollarını geliştirmektir. Bilgi toplumunadönüşen bir Türkiye kendine, dünya ile çok daha esnek bir rekabet alanı yaratmış olacaktır. Bunoktada hem kamuya hem de özel sektöre görevler düşüyor. Kamu yönetimi yasal düzenlemeler veteşviklerle bu alanda sektörün önün açabilir. Özel sektör de yatırımlarını bu hedef doğrultusunda10011100010101000100011100101100100110001110101111001010101101001011011101111011101101011010101111001010101101114 2011 OCAKDos y a: 2010 Değer lendir mesi-2 011 Öngör üler i AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 115


İki Elin Sesiİ. İlker Tabak*ilker.tabak@bilisim.com.trTürkiye Bilişim Derneği (TBD) bundan tam 14500 gün öncesekiz kurucu üyenin öncülüğünde kuruldu. 2011 yılında 40.yılını kutlayacak olan TBD’nin üye sayısı on bin civarında.TBD, yalnızca bir meslek örgütü değil, aynı zamanda disiplinler arası uğraş alanı nedeniyle ülkesorunlarına çözüm üreten bilişimcilerin ortak akıl platformudur. Analitik düşünme alışkanlığıkazanmış bilişim profesyonellerinin birikimlerini paylaştığı bir çatı örgütüdür. Diğer meslekörgütlerinin aksine, yalnızca meslektaşlarının sorunlarına odaklanmayıp bilişim toplumu olmayolunda tüm vatandaşların sorunlarına eğilen bir sivil toplum kuruluşudur.Yazılım üreten, proje yöneten, donanım ve altyapı ile uğraşan, eğitim veren, iletişimci, sistemci,satıcı olarak çalışan, kimileri alaylı, kimileri okullu kişilerden oluşan, kısaca bilişim mesleği ileuğraşan uzmanlardır bilişimciler.Bilişim mesleğinin katma değeri yüksek çalışma alanında görev yapanların ülkemizinseçkin öğrencileri arasındaki başarılı kişilerden oluştuğu düşünülürse, bilişimcilerin ülkekalkınmasındaki önemi ve rolü de anlaşılır.Diploma ve sertifikaları ile belgelenmiş uzmanlıklarını çözüm olarak satarlar. Özellikle yazılımüretenlerin işi zordur. Elle tutulmayan, gözle görünmeyen üretimlerini, emeklerini, akıl terlerinikayıt altına almaları daha zordur. Yazılıma patent verilmez çünkü. Kendi emeğini, kendi kalemealdığı hukuk terimleri ile korumak ister. Kendi ürettiği yazılıma kendisinin hazırladığı lisansbelgesinin yine kendisine ait olduğunu kanıtlaması istenir ondan. Hukukçu bakış açısına da sahipolmaları bu yüzdendir.TBD, bu meslektaşlarımızın örgütüdür. TBD, bilişimcilerin birey olarak verdiği gönüllüdesteklerden oluşan bir güçtür. TBD, 40 yıllık bireysel birikimlerin kurumsallaştığı bir yapıdır. TBDüyesi olan ya da olmayı düşünen tüm bilişimcilerin meslekî çıkarlarını da korumak zorunda olanbir şemsiye örgüttür. Öğrencilerin, çalışanların ve işverenlerin, hatta iş arayanların, üniversite,kamu ve özel sektör ayrımı yapmaksızın birlikte katkı vererek ülke çıkarları için buluştukları biradrestir.Sayıları iki yüz bini aşan bilişim profesyonellerinden yalnızca on bininin üye olması düşündürücüdür.Üyelerden de aktif katkı verenlerin sayısının artması gerektiği ortadadır. Sayıları az da olsa, tümdünyada olduğu gibi ülkemizdede kritik alanlarda sağlananhizmetlerin görünmezkahramanlarıdır bilişimciler.Bir şeyin değeri onukaybedince anlaşılırmış.Bir mimar dostum yedeğinialmadığı diskindeki verilerinkaybolması ile yaşadığıekonomik kaybın boyutlarınıkendisi anlatmıştı. Bankalarınbilişim sistemlerinindurduğunu, trafiği yönetenbilgisayarın devre dışıkaldığını, uçakların, trenlerinkalkmadığını düşünün.Bilişimsiz yaşam bilişimcisizyaşam çölde susuz kalmakgibi olurdu.“Bir elin nesi var, iki elin sesivar” demiş atalarımız. Bireyolarak tek başımıza yapmaktazorlanacağımız işleri, birlikteyapmanın daha kolay olacağınıanlatmışlar. Bireyleşmeyerine birleşmenin öneminivurgulamışlar. Sivil toplumkuruluşu olarak birleşmeninsimgesi olan TBD’nin bireylerekatkısı, bireylerin vereceğikatkı ile orantılıdır.(*) Bs. Müh., Bilişim Ltd. Paz. ve Satış Md.TBD Merkez Yönetim Kurulu Üyesi116 2011 OCAKSİMGE AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 117


MODSİMMER Müdürü Doç. Dr. Veysi İşler:Askeri alandaki bilgi birikimimizi kamuya aktarmak istiyoruzSon zamanlarda askeri alanın dışında özellikle yapı ve finanssektörü ile kimya endüstrisinde oldukça önem kazananmodelleme ve simülasyon (MODSİM) teknolojileri alanındaTürkiye’deki tek bir merkez var: Orta Doğu Teknik Üniversitesi(ODTÜ) - Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Modelleme ve SimülasyonAraştırma ve Uygulama Merkezi (MODSİMMER). Farklı disiplinlerinbir arada çalıştığı idari ve akademik ilk birim olan merkez,yenilenmiş altyapısı ve çalışma grupları için oluşturulan 12laboratuarıyla, TSK’nın yanı sıra sanayi ve kamu kurumlarınaprojeler geliştiriyor. MODSİMMER Müdürü Doç. Dr. Veysi İşlerile merkezi amacı, çalışmaları ve hedeflerine ilişkin bir söyleşigerçekleştirdik.Önümüzdeki yıllardaki hem askeri hem de sivil alanda daha faalolmayı, özellikle askeri alanda edindikleri bilgi birikimini kamuyaaktarmayı istediklerini belirten İşler, uluslar arası projelergeliştireceklerini bildirdi. Türkiye’de modelleme ve simülasyonalanında 500 milyon ile 1 milyar arasında bir iş potansiyeliolduğunu tahmin eden İşler, MODSİM’in çok gelişebilecek biralan olduğunu, şirket ve üniversitelerin bu alana daha fazla zaman,çaba ve kaynak ayırması gerektiğini ve sektörün önününaçılmasını istedi.Türkiye’de modelleme ve simülasyon alanında 500 milyon ile 1milyar arasında bir iş potansiyeli olduğunu tahmin eden İşler,şirket ve üniversitelerin bu alana daha fazla zaman, çaba vekaynak ayırması gerektiğine dikkat çekti.Aslıhan Bozkurt118 2011 OCAKSÖYLEŞİ AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 119


-Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) -Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Modellemeve Simülasyon Araştırma ve UygulamaMerkezi (MODSİMMER) nedir? Ne zaman,nerede kuruldu?- ODTÜ TSK MODSİMMER, modelleme vesimülasyon (MODSİM) alanında hedeflereulaşabilmek amacıyla farklı disiplinlerin birarada çalıştığı ve projelerin yürütüldüğü idarive akademik bir birim. 19 Kasım 1998’de TürkSilahlı Kuvvetleri (TSK) Genelkurmay BaşkanlığıBilimsel Karar Destek Merkezi (BİLKARDEM),Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) ve ODTÜRektörlüğü arasında imzalanan protokoledayanarak kuruldu. Merkez, bu statüyükazanmadan önce “TSK Müşterek Harekât AlanıSimülasyon Sistemi”nin, 21. yüzyıl MODSİMteknoloji ve standartlarına uygun olarak birsistem bütünlüğü içerisinde geliştirilmesinisağlamaya destek vermek amacıyla Modellemeve Simülasyon Laboratuarı (MODSİM-LAB)olarak faaliyet gösteriyordu. 24 Haziran1999’da da ODTÜ yerleşkesindeki teknoparkiçinde Modelleme ve Simülasyon Araştırma veUygulama Merkezi’ne (MODSİMMER) dönüştüve Mayıs 2001’de merkez statüsü kazandı.2005’te Milli Savunma Bakanlığı tarafındanTesis Güvenlik Belgesi verilen ODTÜ - TSKMODSİMMER, 2009’da yeni binasında hizmetvermeye başladı.-Merkez niçin kuruldu?- Çünkü TSK modelleme ve simülasyon alanınıçok önemli bir alan olarak belirledi ve birüniversiteden bu konuda araştırma desteğialmak istedi. Bu merkez, TSK’nın MODSİMolarak gerçekleştirmek istediği çalışmalaradestek vermek amacıyla hizmete başladı.ODTÜ kampüsü içindeki merkezimiz, gereküniversitelerin gerekse şirketlerin çeşitlinedenlerle sahip olamadığı yazılım ve donanımolanaklarıyla, farklı bilim dalları ve uzmanlıkalanlarının bir arada bulunduğu projeleringeliştirilmesine destek veriyor. MODSİMMER,modelleme ve simülasyonun hayatımızdakiyeri ve önemini artırma amacıyla çok farklıalanlarda bilgilendirme amaçlı seminerlerdüzenlerken en son teknolojileri kullanarakTürkiye’nin bu anlamdaki araştırma geliştirme(Ar-Ge) gereksinimini karşılamayı hedefliyor.Bir yandan da ODTÜ Enformatik Enstitüsü’ndekonuyla ilgili açılan yüksek lisans programıyürütülüyor.-Merkezin amacı, görevleri ve organizasyonyapısı nedir?-Merkezin amacı ve görevi öncelikle modellemeve simülasyon (MODSİM) konusunda TSK’nınAr-Ge ihtiyaçlarına yanıt vermek. MODSİMMERolarak özellikle savunmaya yönelik MODSİMtasarım ve teknolojilerini ulusal yeteneklerlegeliştirmeyi amaçlıyoruz. Bu amaçla gerçekzamanlı ve yüksek çözünürlüklü görsel/sanalsimülasyon sistemleri ile ileri seviyedeki analitik model ve bütünleşik/yüksek çözünürlüklü yapıcısimülasyon sistemlerinin geliştirilmesi konularında çalışıyoruz. Merkezin görevlerini temelolarak üç başlık altında şöyle sıralayabiliriz:• TSK Müşterek Harekât Alanı Simülasyon Sistemi’nin prototip ve ürün kapsamındabaşarılabilmesine olanak sağlayan analitik ve simülasyon sistemleri için temel ve uygulamalı Ar-Ge işlerinin yürütülmesine yardımcı olmak,• Standartlar, prosedürler ve teknolojiler kapsamında “TSK Müşterek Harekât Alanı SimülasyonSistemi” için teknik altyapının yaratılmasını kolaylaştırmak,• Askeri MODSİM uygulamaları kapsamında, eğitim ve pratik sağlayarak farkındalık ve uzmanlıkdüzeyini artırmak.MODSİMMER’in organizasyon ve organları hakkında şu bilgileri verebilirim:• Protokol Koordinasyon Yürütme Kurulu: Genelkurmay Başkanlığı, ODTÜ ve SSM’yi temsilengörevlendirilen toplam 6 üyeden oluşuyor. Protokolün yürütülmesi ve güncellenmesindensorumlu.120 2011 OCAKSÖYLEŞİ AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 121


• Merkez Yönetim Kurulu: ODTÜ Rektörünün, ilgili fakülte ve enstitülerin görüşünü alarakgörevlendirdiği 3 üye, TSK’nin görevlendirdiği 3 üye ve SSM’nin görevlendirdiği 1 üye olmak üzeretoplam 7 üyeden oluşuyor. Merkez yönetmeliğinde belirtilen amaçlar doğrultusunda merkezinişletme, idame, güvenlik personel ve lojistik ihtiyaçlarının giderilmesi ile ilgili temel ilke, esas veusulleri belirliyor.• Merkez Müdürü: Yönetim Kurulu’nun görevlendirdiği, ODTÜ öğretim üyeleri arasından Rektörtarafından üç yıl süre ile seçilen MODSİM konusunda araştırma yapmış, bilgi ve deneyimi biryönetici. Merkezde çalışan personelin idari amiri konumunda.• Danışma Kurulu: Yönetim Kurulu’nun ihtiyaç duyduğu konularda öneri ve düşüncelerini almakamacıyla, MODSİM alanında faaliyet gösteren veya MODSİM hedeflerinin gerçekleştirilmesinehizmet edecek bilgi ve deneyime sahip kuruluşlardan belirlenen temsilcilerden oluşuyor.• İdari ve Laboratuar Birimleri: ODTÜ-TSK MODSİMMER’in işletilmesi konusunda Merkez YönetimKurulu tarafından hazırlanan yönergeler ışığında Merkez Müdürüne yardımcı oluyor.• Proje Grupları: Merkez amaçları doğrultusunda araştırma, eğitim ve uygulama faaliyetlerinilaboratuar birimleri ve proje grupları aracılığı ile yürütüyor.-MODSİMER, kurulurken neyi planladı? Kurulduğu günden bu yana hangi süreçlerdengeçildi?Hedefine ulaşmak için ne gibi çalışmalar yürüttü ve hedeflerini gerçekleştirebildi mi?- 1998’de, birkaç kişiden oluşan küçük bir ekiple,40-50 metrekarelik dar bir alanda çalışmayabaşladık. Şu anda merkezde idari işleri yürüten15 kadar çekirdek kadronun yanında 50 kadarkişi merkeze proje bazında katkı veriyor.MODSİM, ABD’de “milli kritik bir alan” olarakbelirlenmiş. Bu merkez de kurulduğundan berikendisine verilen görevleri başarı ile yerinegetirdi ve Devlet Planlama Teşkilatı (DPT)bize bir kaynak ayırarak yeni tesislerimizinoluşturulmasına katkı verdi. MODSİMMER’inyeni binası DPT ve ODTÜ Rektörlüğü’nün maddidesteğiyle tamamlandı.En büyük arzumuz Türkiye’deki kurumlaraMODSİM teknolojilerinin yararlarınıanlatabilmek. Kurumlar bunu kullandıklarıtakdirde işlerinde çok daha doğru kararlarverebilir ve daha verimli çalışma ortamlarınadayalı başarılı projeler ortaya çıkarabilirler.-Bu konuda özellikle kamu ve özelsektörde bir farkındalık yaratmak içinneler yapıyorsunuz?-Bu noktada yaptığımız birkaç çalışma var.Bunlardan ilki, 2005 yılından beri iki yılda birdüzenlenen Ulusal Savunma UygulamalarıModelleme ve Simülasyon Konferansı (USMOS).2011’de dördüncüsü yapılacak olan konferans,ODTÜ; TSK Genelkurmay BİLKARDEMBaşkanlığı; Milli Savunma Bakanlığı; SavunmaSanayii Müsteşarlığı; Kara, Deniz ve HavaHarp okulları, Savunma Sanayii İmalatçılarDerneği’nin (SASAD) desteğiyle ODTÜ-TSKMODSİMMER tarafından gerçekleştiriliyor.USMOS, gelişmiş ülkelerin “Kritik Teknoloji”olarak kabul ettiği MODSİM alanında savunmakonusunda ülkemizde düzenlenen ilk ve tekkonferans. Konferans, ihtiyaç makamı-sanayiive üniversite üçlüsünün bir araya geldiğiönemli bir etkinlik ve dünyadaki yerel enbüyük organizasyon. USMOS konferanslarınayurtiçinden ve yurtdışından bu alanda seçkinuzmanlar davet ediliyor. Bu konferansta birbilinç oluşturmaya çalışıyoruz.Bunun yanı sıra düzenli olarak MODSİMMER’inaltyapısını şirketlere ve diğer üniversitelere,araştırma kuruluşlarına tanıttığımız seminerlergerçekleştiriyoruz. Bu seminerlerde sahipolduğumuz bütün altyapıyı tanıtıyoruz.Üniversiteler, kamu ve şirketler merkezimizdekitüm sistem ve cihazlardan yararlanabiliyorlar.Üçüncü ve en önemli etkinliğimiz ise MODSİMplatformu. 2008’de açılan “Modellemeve Simülasyon Bilgi Paylaşım ve İletişimPlatformu”, TSK ve sektörün öncü kuruluşlarıile üniversitenin yetkin kişilerini bir arayagetirmeyi, güncel çalışmalara akademikdesteği sağlayarak bilgi birikimini geliştirmeyi,modelleme ve simülasyon alanındaki tümpaydaşlarla iletişim ve koordinasyonusürdürerek yeni projeler geliştirilmesini,yurt dışındaki çalışmaları izlemeyi ve işbirliğikültürünün oluşturulmasını amaçlıyor.Bu kapsamda Platform bünyesinde çeşitlietkinlikler gerçekleştiriliyor ve iki ayda en azbir kez “MODSİM Günü” yapmaya çalışıyoruz.Özellikle tanıtım toplantılarımıza katılan şirket vekurumlar laboratuarlarımızdan yararlanıyorlar.Örneğin Emniyet Genel Müdürlüğü’nün (EGM)“Konvoy Simülatörü Projesi”nde bu merkezkullanıldı. Geçen yıl EGM Özel Harekât DaireBaşkanlığı, yüksek maliyetler gerektiren“atış” ve “sürücü” eğitimlerini sanal ortamataşıyıp laboratuarlarımızdan yararlandı.Proje kapsamında, bir zırhlı araç için üretilenprototip simülatör sisteminin test faaliyetlerimerkezimizde test edildi.- ODTÜ-TSK MODSİMMER teknolojikaltyapısı hakkında bilgi verir misiniz?Eksiklikleriniz var mı?- Merkez olarak bir eksiğimiz yok, son dereceiyi laboratuarlara sahibiz. “Hareket YakalamaLaboratuarı”nda, hareketleri yakalıyor ve buhareketleri belli simülasyon ve oyunlardakarakterlerin canlandırılması için kullanıyoruz.Bu verilerden boksörlerin kaslarındakihareketleri izleme ve felçli hastalarıntedavisinde de yararlanıyoruz. “Optik İşlevselBeyin Görüntüleme Cihazı” ile bir arayüzünne kadar iyi tasarlanabildiğini anlayabiliyor,insanın heyecanını izliyoruz.Havelsan’ın simülatör projelerinin arayüzlerinin değerlendirilmesi için bir çalışmayapıyoruz. Bu çalışma kapsamında bir kullanıcıdostu arayüz geliştirme kılavuzu hazırlanacak.122 2011 OCAKSÖYLEŞİ AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 123


Böylece Havelsan bundan sonraki projelerindeki arayüzleri bu kılavuza göre geliştirecek.Merkez olarak sahip olduğumuz sistem ve cihazlar şunlar:- Hareket Yakalama Sistemi- 3D Tarayıcı- Kablosuz Algılayıcı Ağı- Optik İşlevsel Beyin Görüntüleme Cihazı- İnsan Uyarım Sistemi- 1,5 ton hareketli platform- Yüksek Performans Grafik Sistemleri- Yüksek teknoloji ürünü Ağ Altyapısı ve İş İstasyonları- Üstün Görsel Sistem ürünleri* AutoCAD Civil 3D 2010*Autodesk 3DS Max. 2010, Motionbuilder 2010*Adobe CS4 Master Collection*Ez Frisk*Cocla Zemin Pusulası- PhotoModeler Fotogrametri Yazılımı- Merkezin çalışma alanlarından olan MODSİM konusunda bilgi verir misiniz? MODSİM’eson yıllarda daha fazla önem verilmeye başladı. Bunun nedeni nedir?- Modelleme ve simülasyon (MODSİM) çok önemli. Türkçe’de “Modelleme ve simülasyon” terimiyerine, genellikle “Simülasyon” veya “Ben- zetim” terimlerinden biri kullanılıyor. Teknolojiraporlarında ise “Bir sistemin, varlığın, kavramın veya sürecin belli bir amaca yönelik oluşturulmuşfiziksel, matematiksel veya mantıksal temsili” olarak tanımlanıyor. Yani bir model bazenfiziksel bir cisimden, bazen matematiksel bir denklemden, bazen de bir dizi kuraldan oluşabilir.Simülasyonu ise “Bir modelin zamana bağlı gerçekleştirilme metodu” olarak tanımlayabiliriz.İdari veya teknik karar süreçlerinin temel alacağı verileri üretmek için modellerin statik veyazamana bağlı olarak değişimini hesaplarız.Bir ürün geliştirilmek isteniyorsa, önce bütün özellikleri şematik bir şekilde belirlenip,tanımlamalı ve modeli yapılmalı. Bir sistemi, cihazı, aracı veya uygulamayı modelleyebilirsiniz.Bu bir ülkenin ekonomisi de olabilir. Model yapıldıktan sonra simülasyonu ile parametrelerdeğiştirilerek değişimler gözlenir. Bazen simülasyonlar canlı da olabilir. Örneğin askerlerinyaptığı tatbikatlar, yangın tatbikatları canlı bir simülasyon uygulamasıdır. Burada hem oyuncular(kullanıcılar) gerçek hem de kullanılan sistem gerçek. Yapıcı simülasyonlarda da hem sistemhem de oyuncular temsili olur. Model tanımlanır, kullanıcı, önceden verileri girer ve simülasyonubelirli bir zaman aralığında çalıştırır. Simülasyon tamamlandıktan sonra da zamana göre bazıparametrelerin değişimi çıktı olarak alınır ve incelenir. Sanal simülasyonlarda ise sistem temsili(bilgisayarda tanımlanmış, simüle edilmiş- sanal) ancak oyuncular gerçek kişilerdir. Buradabirden fazla kullanıcı bulunabilir.MODSİM çok önemli bir alan. Özellikle gelişmiş ülkelerde son yıllarda artmaya başladı. ÖrneğinABD Senatosu’nda 2007 ortalarında bu alan, “Milli Kritik Teknoloji (National Critical Technologies)”olarak kabul edildi. Ardından bu alanla ilgili önlemler alınması, daha fazla uzman yetiştirilmesi vedaha fazla proje üretilmesi konusu ele alındı ve gerekli adımlar atıldı.Bilişim teknolojilerindeki hızlı gelişimine paralel olarak modeller artık daha rahat, kolay vekısa zamanda tanımlanır oldu. Teknolojinin gelişmesiyle MODSİM artık gerçek platformlara dagirmeye başladı. Daha akıllı sistemler geliştirmek için MODSİM çok daha yaygın kullanılıyor.-Dünyada ve Türkiye’de özellikle hangi alanlarda simülasyonun önemli? MODSİM’inTürkiye’deki durumunu dünya ile kıyaslayabilir misiniz?- MODSİM öncelikle askeri alanda çok önemli. Hem askeri hem de sivil alanda birçok uygulamavar. Şu anda da büyük projelerde çok iyi ve sistematik şeklinde yaygın olarak kullanılıyor. Askerialanda ortaya çıkan proje ve uygulamaların yaygınlaşması için kullanımı teşvik ediliyor. Askeriuygulamaların yanı sıra artık sivil alanda da önemli çalışmalar yapılıyor. Kamuda, yapı sektöründe,finans ve ekonomi alanında MODSİM’in ciddi bir kullanım alanı bulunuyor. Örneğin fabrikalarda,büyük şirketlerde, finansal kurumlarda uygulamaları var. Simülasyon sistemlerinin, gelecektehelikopter ve köprü üstü simülatörler gibi çok farklı alanlarda kullanılacağını söyleyebilirim.Dünyada uzun bir süredir “simülasyon tabanlı tedarik” yaklaşımı var. Burada, somutlaşanözellikle büyük çaplı ihtiyaçlar, tedarik makamları tarafından simülasyon tabanlı tedarik yöntemikullanılarak, henüz sürecin başında doğrulama ve geçerleme aşamalarına tabi tutuluyor.“Simülasyon Tabanlı Tedarik” yönteminde, taslak halindeki gereksinimin gerçekçi ve / veya doğruolup olmadığına sanal ortamda test edilerek (simüle ) başlanıyor. Daha sonraki aşamalarda,gereksinimi doğrulanmış ürün veya sistemin kavramsal modeli simüle ediliyor ve geri beslemeile kavramsal model rafine edilip nihai kavramsal modele ait teknolojinin geliştirilmesi ve124 2011 OCAKSÖYLEŞİ AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 125


ununla eşlenik olarak geliştirilen simülasyonmodelinin denenmesi ve en nihayetinde desanal ortamda bir yüksek sadakat simülasyonmodelinin elde edilmesiyle üretime geçiliyor.NATO’nun birçok toplantısına katıldığım içindiğer ülkelerin durumlarına ilişkin de bilgisahibiyim. Buna dayanarak özellikle savunmaalanında hem kullanıcı hem de proje geliştiriciolarak iyi bir yerde olduğumuzu söyleyebilirim.Bu alanda dünyadaki ilk 10 içinde olduğumuzutahmin ediyorum. Askeri alanda iyiyiz amasivil alanda biraz geriyiz. Sivil alanda MODSİMkullanımına ilişkin örnek yok mu? Var. Özelliklekamunun kullandığı büyük binaların artıkönce MODSİM’i yapılıyor. Çevre ve OrmanBakanlığı küçük bazı projelerinde bu sistemikullanıyor. Özel sektörde de daha çok yapısektöründe kullanılıyor, inşa edilen binalarınsimülasyonu müşterilere gösteriliyor. AyrıcaMODSİM sanayide de çok kullanılıyor. Çünküözel sektör rekabet edebilmek için MODSİM’ikullanmak zorunda. Fabrikalarda, yapı ve kimyasektöründe kullanılıyor ama maalesef kamudayeterince kullanılmıyor. Kamuda MODSİM’insistematik, belli seviyelerde kullanımı yok şuanda. Bence kamuda, özellikle bakanlıklardakarar vericilerin bunu çok iyi bir enstrümanolarak kullanmaları gerekiyor. Türkiye olarakburada biraz eksiğiz.Bu bir araç. MODSİM’i kullanarak düşündüğünüzkararın ne kadar doğru olduğunu görürsünüz.TSK bir harekâtı yapmadan önce modelliyor,sonra çevreye de zarar vermeden çok yararlıtatbikatları sanal ortamda yapıyor. Kamununbu alanda geliştirilecek proje ve uygulamalaraçok ihtiyacı var. Ama kamu, henüz MODSİM’inpek bunun farkında değil diye düşünüyorum.Farkında olunursa birçok kurumdan hem eğitimamaçlı hem de analiz ve karar destek amaçlıproje ve uygulamalar geliştirilecek. ÖrneğinSanayi ve Ticaret Bakanlığı birçok teşvik vedestek veriyor. Bakanlığın şimdi kâğıt kalemveya bilgisayarda Excel tablolarıyla yaptığı buçalışma, gelişmiş tekniklerle hazırlanacakbir model ve simülasyonla yapılırsa çok dahadoğru ve hızlı kararlar alınabilir. Hazine ile DışTicaret Müsteşarlıkları bu sistemlerden etkinbir şekilde yararlanabilirler.-Merkez, Türkiye’nin modelleme vesimülasyon konusundaki araştırmageliştirme gereksinimini karşılıyor mu?Üniversite, kamu ve firmaların sahipolamadığı hangi olanakları sunuyorsunuz?-Bu alandaki tek merkeziz. Dolayısıyla SSMburayı “Ulusal MODSİM Mükemmeliyet Merkezi”olarak tanımladı. Bu alanda üretilen birçokbilgi merkezimizde toplanıyor ve MODSİMMER,sahip olduğu bilgiyi tüm üniversite ve bütünkurumlarla paylaşıyor. Devlet PlanlamaTeşkilatı da merkezin gelişmesini desteklemekiçin kaynak ayırdı. Merkez yeni binasınayeni yerleşti Artık daha somut adımlar atıpsonuçlarını almaya başlıyoruz. . 2011’demerkezimizi çok daha aktif olarak göreceksiniz.Merkezimizden yararlanmak isteyenler websitemizde başvuruda bulunabiliyorlar. Özelşirketlerden cuzi bir ücret alınıyor. Kamu veüniversiteler merkezimizi zaten kullanıyor. TSK,SSM yoğun olarak merkezden yararlanıyor.Ayrıca Bayındırlık ve İskân Bakanlığı buradacoğrafi bilgi sistemine dayalı küçük bir projegeliştirdi.- MODSİM’de bilgi ve iletişimteknolojilerinin kullanımı ve önemineilişkin değerlendirmelerinizi alabilirmiyiz?- Bilişim teknolojileri MODSİM’i mümkünkılan, gelişip yaygınlaşmasını sağlayanaraçlardan en önemlisi. Bilgi ve iletişimteknolojileri bu alandaki çalışmaları oldukçahızlandırıp yaygınlaştırdı. Şimdi bu alandakiçalışmalar çok daha kolay ve etkili yapılıyor.Hem yüksek performasyonlu hesaplamateknikleri hem yazılım mühendisliği hem degörselleşme teknolojilerinin gelişmesiyleşu anda artık birçok MODSİM çok daha fizibildurumda. Eskiden küçük bir simülasyon bilealınmaya kalkıldığında birkaç milyon dolardansöz ediliyordu. Günümüzde ayrıca özellikleteknolojinin gelişmesi ve yaygınlaşmasıyla bualanda proje uygulama geliştirme fiyatları da çok düştü. Ama hâlâ bu alanda bir know-how (bilgibirikimi) gerekiyor.-Merkezin geleceğe yönelik planları nelerdir? Özellikle bilişim sektörüne vermekistediğiniz bir mesaj var mı?-Önümüzdeki yıllardaki en önemli amacımız hem askeri hem de sivil alanda daha faal olmak.Özellikle askeri alanda edindiğimiz bilgi birikimini kamu kurumlarına aktarmayı istiyoruz. Bunuçok önemsiyoruz. Avrupa Birliği, NATO gibi kurumların da kaynaklarından yararlanarak buradauluslar arası projeler geliştireceğiz. Buna ilişkin girişim, çaba ve verdiğimiz önerilerimiz var.Bu öneriler değerlendiriliyor. Bu alanda Türkiye’yi daha yukarılara taşıyan bir merkez olmayıhedefliyoruz. Yeni birkaç projeyi başlatacağız. Kamuya daha çok proje geliştirerek yararlı olmakistiyoruz. Eğer uygun bulunursa kamuya yönelik önemli projelerimiz olacak.Bilişim sektörüne ise şu mesajı vermek isterim: Modelleme ve simülasyon artık yeni teknolojilerlefaklı bir boyuta taşındı. Günümüzde yeni şeyler konuşuluyor. Bu nedenle hem şirketlerin hemde üniversitelerin bu işe daha fazla zaman, çaba ve kaynak ayırması gerekiyor. MODSİM çokgelişebilecek bir alan. Şu an Türkiye’de bu alanda 500 milyon ile 1 milyar arasında bir iş potansiyeliolduğunu düşünüyorum. Bu sektörün önünü açmalıyız.126 2011 OCAKSÖYLEŞİ AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 127


MODSİMMER’in geliştirdiği projelerSensör Simülasyonu (SENSİM)Muharebe Sahası Algılama Sistemi kapsamında Sensör Simülasyonu (SENSİM) projesitamamlandı. Arazinin bitki örtüsü, yol, bina vb. detaylarıyla modellendi, 2B ve 3B görselleştirmeyapıldı. Hareketli (yer ve hava) ve sabit sensör platformlarının, tespit ve teşhis etkinliği vemaliyet kriterlerine göre tip ve sayılarının seçimi, konumlandırılması ve kapsama alanı tespitigerçekleştiriliyor. Sensörlerin arazi üzerinde maliyet-etkin konumlarının sezgisel (heuristic)yöntemlerle belirlenmesine olanak sağlandı.Radar Modellemesi ve Simülasyonu (RAMOS)SENSİM projesinin bir alt projesi olarak Radar Modellemesi ve Simülasyonu(RAMOS) projesigerçekleştirildi.Fiziksel modele dayalı mikrodalga radar simülasyonu, karıştırıcı (jammer) etkileri, örtüleme(clutter) etkileri modelin kapsamına alındı. Sistem operatör arayüzü aracılığıyla etkileşimlikullanıma olanak sağlanırken tespit olasılıkları analizi de yapılabiliyor. LA uyumlu dağıtıksimülasyon yapısı kullanıldı.Kavramsal Model Oluşturma Aracı (KAMA - C4ISRMOS)Komuta, Kontrol, Muharebe, Bilgisayar, Keşif ve Gözetlemenin Modellenmesi ve SimulasyonuKapsamında Kavramsal Model Oluşturma Aracı geliştirilecek. Modelleme ve simülasyonayönelik görev uzayına ilişkin bilgi ihtiyaçlarının belirlenmesi ve geçerli ve onaylanmış ortakbilgi kaynaklarına erişim sağlanması yoluyla MODSİM uygulamalarının üretkenliği ve niteliğininartması hedefleniyor. Simülasyon uygulamalarında kullanıcılar arasında ortak bir modellemeyaklaşımı için gereken Kavramsal Model Geliştirme Aracı (KAMA) geliştirilecek ve geçerlimodellerin yer aldığı ortak veri ambarı oluşturulacak.Müşterek Görev Kuvveti Modelleme ve Simülasyonu (MGKMos)Proje kapsamında, analiz maksatlı olarak Müşterek Görev Kuvveti Harekâtı modelleniyor.Modelleme, etmen tabanlı yaklaşım ile gerçekleştirilecek ve bir Tugay harekat alanı içerisindeyer alan varlıklar otonom olarak “Taarruz ”ve “Savunma” görevlerini icra edecekler.Kara-Kara Muharebelerinin Modellenmesi Simulasyonu (KAMMOS)Bir muharebe senaryosuna göre, muharebenin her safhasında yer alan düşman (kırmızı)kuvvetlere, hedeflenen süre içinde hedeflenen oranda zayiat verebilmek için eldeki dost (mavi)kuvvet silah etkinliğinin ne ölçüde kullanılması gerektiği belirleniyor. Muharebenin her safhasındamavi birimler kırmızı birimlere atanıyor, atamaların hedefleri sağlayıp sağlamayacağı test ediliyor.Muharebenin bir safhasından diğerine değişebilen dinamik faktörler dikkate alınıyor. Genelliklestatik olarak hesaplanan silah etkinlik katsayıları yarı-dinamik olarak hesaplanıyor.Taktik Seviyede Tehdide Yönelik Mühimmat Planlanması Projesi” (KAMMOS-2)KKK Silah ve Mühimmat Planlama Projesi kapsamında gerçekleştirilen bu proje ile Komutanlığınkara-kara muharebelerinde kullanacağı silah ve mühimmat ihtiyaçlarının belirlenebilmesi içintehdit unsurlarının niteliği ve niceliğini dikkate alarak, dost kuvvetlerin belirlenecek taktik seviyekara-kara muharebe senaryoları altında gerçekleştireceği muharebelerin modellenmesi vesimülasyonlarının yapılması, bunun sonucunda da düşmanı imhaya yönelik optimal dost kuvvet(silah+mühimmat) yapısının belirlenmesinin yanı sıra mühimmat harcamalarının hesaplanmasıyapılıyor. Bu proje ile Komutanlığın, kara-kara muharebelerinde kullanacağı silah ve mühimmatihtiyaçlarının belirlenebilmesi için tehdit unsurlarının niteliği ve niceliğini dikkate alarak, dostkuvvetlerin belirlenecek taktik seviye kara-kara muharebe senaryoları altında gerçekleştireceğimuharebelerin modellenmesi ve simülasyonlarının yapılması, bunun sonucunda da düşmanıimhaya yönelik optimal dost kuvvet (silah+mühimmat) yapısının belirlenmesinin yanı sıramühimmat harcamalarının hesaplanması da gerçekleştiriliyor.Küçük Ölçekli Harekâtın Etmen Tabanlı Yaklaşım ile Modellenmesi ve Simülasyonu(SAVMOS)Küçük Ölçekli Harekâtın Etmen Tabanlı Yaklaşım ile Modellenmesi ve Simülasyonu Projesiçalışmaları tamamlandı. Küçük ölçekli karakol/tesis emniyetinin sağlanması ile ilgili konsept vekuvvet yapısı analizleri yapıldı.Sağlanan sanal ortam sayesinde askeri eğitim kurumlarında takım/bölük lideri düzeyinde eğitimverilmesi amaçlanıyor. HLA uyumlu dağıtık simülasyon yapısı kullanıldı.128 2011 OCAKSÖYLEŞİ AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 129


Merkezin plan ve hedeflerine ulaşabilmek için sürdürdüğü çalışmalar• MODSİM sistemlerinin birlikte çalışabilirliğini sağlamak amacıyla altyapıya ilişkin standartlarbelirlemesi, geliştirmesi, idame etmesi ve sertifikasyon yeteneğine sahip olması,• Proje tanımlama dokümanlarının hazırlanması ve TSK MODSİM Vizyonu ve Master Plandokümanının güncellenmesi çalışmalarına akademik destek verilmesi,• Projelerin doğrulama, geçerleme ve onaylanması için metodolojileri belirleyerek doğrulama,geçerleme ve onaylama faaliyetlerinin icra edilmesi,• Ulusal ve uluslararası üniversite kaynaklarının kullanılmasının koordine edilmesi,• Prototip MODSİM sistemlerinin teknolojik düzeyin gösterimi amacıyla MODSİMMER bünyesindetanıtıma hazır bulundurulması,• Kamuda akademik ve endüstriyel alanlarda MOSİM ile ilgili bilgi birikimini geliştirmeyi sağlayacaketkinlikler düzenlenmesi• Projelere ev sahipliği yapılması ve idari destek sağlanmasıMODSİMMER’in organizasyon ve organlarıToplam 12 laboratuarMerkezde çalışma grupları için toplam 12 laboratuar oluşturuldu. Söz konusu laboratuarlarşunlar:• Görsel Analiz ve Değerlendirme Laboratuarı• Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Uzaktan Algılama Laboratuarı• Savunma Sistemlerinde İnsan Faktörü Araştırma Laboratuarı• Dağıtık Sensör Ağları ve Veri Füzyonu Laboratuarı• Simülatör ve İleri Eğitim Teknolojileri Laboratuarı• Hareket Yakalama Laboratuarı• Yüksek Seviye Mimari (HLA) ve Doğrulama, Geçerleme, Akreditasyon (VV&A) Laboratuarı• C4ISR Kavramsal Modelleme ve Merkezi Veri Ambarı Laboratuarı• Akıllı Etmenlerle Harekât Alanı ve İnsan Davranışı Modellemesi için Yapay Zekâ BirimiLaboratuarı• Ağ Destekli Yetenek (NEC) için MODSİM Laboratuarı• MODSİM - C2 Birlikte Çalışabilirlik Laboratuarı• Yöneylem Araştırma LaboratuarıVeysi İşler kimdir?1987’de ODTÜ BilgisayarMühendisliği’nden mezun olanVeysi İşler, Bilkent ÜniversitesiBilgisayar MühendisliğiBölümü’nden doktora yaptıktansonra bir süre yurtdışında doktorasonrası çalışmaları yürüttü.1996’da doktora sonrası ODTÜ’yeöğretim üyesi olarak geldi vebilgisayar grafiği yöntemleri veuygulamaları üzerinde çalıştı. Biryıl sonra 1997’de Savunma SanayiiMüsteşarlığı ve TSK’nin talebiüzerine Modelleme ve SimülasyonLaboratuarı’nın (MODSİMLAB)kuruluşunda bulundu. Bundansonra bu alanı daha ayrıntılıincelemeye ve araştırmalarımıbu alanda yürütmeye başladı. MODSİMLAB’taki ilk projenin yöneticisi olarak çalıştı. 2000’deODTÜ’den ayrılıp özel sektöre geçti. Meteksan Bilişim Grubu’nda “Simülasyon ve Görsel SistemlerBölümü”nü kurdu. 2005’te özel sektörden ayrılıp tekrar ODTÜ’ye döndü. Döndükten kısa bir süresonra ODTÜ-TSK MODSİMMER’in Müdürü olarak atandı.Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi, Enformatik Enstitüsü Modelleme ve Simülasyon AnabilimDalı Başkanı ve 2006’dan beri NATO Modelleme ve Simülasyon Grubu’nda Türkiye’yi akademikkimliğiyle temsil eden İşler, lisans sonrası yaklaşık 22 yıl görsel simülasyon ve paralel makinelerdegörsel simülasyon algoritmaların geliştirilmesine odaklandı.130 2011 OCAKSÖYLEŞİ AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 131


Devlet kapısında değişen bir şey yokEylem CÜLCÜLOĞLUeylemc@gmail.comAvrupa’dan 11 yıl sonra, e-devlete geçtik ama maalesef vatandaşa şifre veremedik!Uzun yıllar süren bekleyişin ardından sonunda e-devlet uygulamasına geçildi. Beklentimiz devlet kapısı anlayışının e-devlet ile değişeceği,devlet dairelerindeki kuyrukların biteceğiydi. Yanılmışız… Belki “kapı” değişti ama anlayış değişmedi.E-devlet şifrelerini PTT şubelerinden vermeye karar veren devlet, dünya üzerinde görülmeyen bir komediye de imza atmış oldu. Vatandaşlare-devlet şifresi almak için PTT şubeleri önünde kuyruklar oluşturdu ve anlam verilmez bir şekilde “e-devlet şifreleri bitti” ! Resimdegördüğünüz “e-devlet şifresi kalmamıştır” yazısı bir PTT şubesinin önünde çekilmiş. Bilişimle ilginen biri olarak şifre nasıl kalmaz diyekendinize sorabilirsiniz. Ama burası Türkiye ve biz imkânsızı her zaman gerçekleştiririz.Şifreyi unutana 10TL cezaSon zamanlarda PTT şubelerinin önünden geçtiyseniz uzun kuyruklar dikkatinizi çekmiştir. Zaten posta dışında, her şeyle ilgilenen (havale,fatura yatırma vs.) PTT’nin üzerine bir de e-devlet şifresi yükü binmiş durumda. E-devlet şifresi almak için uzun kuyruklara girip beklemenizgerekiyor. İşin komik tarafı şifrenizi unutursanız o uzun kuytuklara girip tekrar beklemeniz ve üstüne üstlük ceza olarak 10 TL vermenizgerekiyor.Herhalde e-devlet uygulamalarını geliştirenler yabancı örnekleri hiç incelememişler. E-devlet konusunda dünyanın bir numaralı ülkesiİngiltere’de e-devlet şifresi alabilmek için online başvuru yeterli. Gateway.gov.uk adresinden kayıt yapıp çoğu e-devlet uygulamasınabasit bir kullanıcı adı ve şifrei ile ulaşabiliyorsunuz. Daha hassas güvenlik gerektiren e-devlet uygulamaları için ise bir sertifika almanızgerekiyor. Bu sertifikayı da kolayca online olarak alabiliyorsunuz. Şifre almak için PTT’ye gitmek, sıra beklemek, şifreyi unutunca 10TLvermek yok!Birleşmiş Milletler indeksinde sonlardayızBirleşmiş Milletler her yıl, E-Devlet Hazırlılığı Indeksi adında birrapor yayınlıyor. Bu indekste ülkeler e-devlet uygulamalarınahazırlılık açısından sıralanıyorlar. Listenin ilk üç sırasında GüneyKore, ABD ve Kanada bulunuyor. Türkiye bu listede ilk 50’ye bilegirememiş durumda! Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Kazakistangibi ülkeler bile ilk 50’de yer alırken biz bu listede bulunmuyoruz.En son e-devlet şifresi komedisinden sonra neden o listede yeralmadığımız gayet açık.Avrupa ülkelerinin çoğu e-devlet uygulamaları ile 2000 yılındatanıştı. Şu an neredeyse bütün devlet işleri İnternet üzerindenkolayca yapılabiliyor. Türkiye’de milyonlarca dolara malolan büyüksorunlar yaşanarak oluşturulan e-devlet hâlâ tam anlamıyla bire-devlet olmaktan uzak. E-devletin işler anlayışa gelmesi için onceanlayışların değişmesi gerekiyor. Bankacılık, telekomünikasyongibi birçok alanda Avrupa’dan ileride olan ülkemiz malesef devletbürokrasisinde Kazakistan’dan geride. Bu anlayış değişmezse bizdaha çok kuyruklarda şifre bekleriz…132 2011 OCAKe-endüstri AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 133


Arzu Kılıçarzu.kilic@tbd.org.trİspatı zor birsüreç:Değerli okurlar bu ayki köşemizin konusu İşyerinde Psikolojik Şiddet, yani “Mobbing”.Latince “kararsız kalabalık” anlamına gelen “mobile vulgus” sözcüklerinden gelen“mobbing” kelimesi, Türkçe’de İngilizce çevirisi tam olarak henüz yapılmadığındanaynen kullanılıyor. 1960’lı yıllarda, hayvanlarda bir yabancıyı veya düşmanı kaçırmakiçin yaptıkları, daha sonraları ise çocuklarda görülen diğer çocuklara karşı yapılangenelde zorbalık ve kabadayılık davranışlarını anlatabilmek için kullanıldı. 1980’liyıllarda ise Dr. Heinz Leynmann, yaptığı araştırmalarından çıkardığı sonuçlarla,mobbingi “bir veya birkaç kişi tarafından diğer bir kişiye yönelik olarak, sistematikbir biçimde düşmanca ve ahlak dışı bir iletişim yönelmesi şeklinde, psikolojik birterör” olarak nitelendirdi. Bu çalışmalardan sonra birçok ülkede yeni araştırmalaryapıldı.TBMM Kadın-Erkek Eşitliği Alt Komisyonu, geçtiğimiz günlerde komisyon bünyesindeoluşturulan ’’İşyerinde Psikolojik şiddet (mobbing) ve çözüm önerileri’’ alt komisyonuilk toplantısını gerçekleştirdi. Başkanlığını AK Parti Trabzon Milletvekili SafiyeSeymenoğlu’nun yaptığı toplantıda TBMM Araştırma Merkezi Sosyal PolitikalarBölüm Sorumlusu Cengiz Çukur brifing verdi. Çukur, İşyerinde psikolojik taciz, aynıveya farklı tarzdaki pek çok davranışın belli bir süre boyunca hedef seçilen kişiyeyöneltilmesi sonucunda ortaya çıktığını. Ancak bu davranışların, çoğu zaman tekbaşlarına değerlendirildiklerinde hukuka aykırı olmadığını belirterek, psikolojiktacizin ispatında uygun illiyet bağı çerçevesinde duruma göre kesin deliller yerine,emarelerle ispatla da yetinilmesi gerektiğini söyledi.Bilişim dergisi olarak Çukur’a mobbinge uğrayanların özellikleri, mobbingi tetikleyenunsurlar ve mobbing mağdurlarının hukuki hakları konusunda birkaç soru yönelttim.Söyleşiyi keyifle okuyacağınızı umut ediyor, yeni bir yıldan toplumumuz için her türlüşiddetin özellikle kadına karşı şiddetin ve gelir dağılımındaki eşitsizliğin azalmasını,eğitimde fırsat eşitliğinin artmasını, işsizliğin, yoksulluğun azalmasını diliyorum.Umarım 2011 sözünü ettiğim bu sorunların çözülmesine ilişkin adımların atılacağıbir sene olur…Sağlıklı ve mutlu yıllar…Korku kültürünün yoğun olarak yaşandığı, antidemokratiktutum ve davranışların olduğu ortamların mobbingeortam hazırladığına işaret eden Çukur, yeni yasa tasarısıyasalaşırsa işyerinde psikolojik taciz olgusunun ilk kezyasal düzenleyeme kavuşarak mağdurların haklarınıarayabileceklerini belirtti.-Sosyal ve hukuk alanlarında üzerinde çalışılan bir konu olan mobbing işyerlerindegüçlünün zayıflar üzerinde psikolojik olarak baskı kurması olarak adlandırılıyor.Son zamanlarda mobbing neden bu kadar önemli bir konu haline geldi, mobbingçeşitleri ve mobbinge uğrayanların genel özellikleri nelerdir?- Eskiden, yani hukuk düzeninin daha henüz tam kurulmadığı çağlarda, güçlüler zayıflarıdoğrudan kaba kuvvet şeklinde şiddet uygulayarak eziyorlar, yıldırıyorlardı. Ancak, zamanlakaba kuvvet yasak hale geldi. İşte bu noktada, başkalarını yıldırmak isteyenler, şiddeti psikolojikolarak uygulama yöntemini keşfettiler. Böylece, çoğu zaman yasalarla da yasaklanmamış olandavranışlarla gerçekleştirilen psikolojik taciz kötülerin yeni silahı haline geldi. Mobbing, eğermücadele edilmezse, mağdurları işten atılmaya veya istifaya kadar götüren, bunun yanında,travma sonrası stres bozukluğuna kadar pek çok ruhsal ve sinirsel rahatsızlıklara yol açan, sonyılların önemli bir olgusu olarak karşımıza çıkmış durumda. Bu konuyu daha da önemli kılan134 2011 OCAKÜÇ SORU ÜÇ CEVAP AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 135


hususları; mobbingi oluşturan davranışlarıntek tek ele alındığında yasadışı olmamalarıve bu nedenle de mobbingin ispatının çok zorolması şeklinde sıralayabiliriz.Psikolojik taciz bazen yanlış anlaşılanve başka kavramlarla karıştırılabilen birolgu olduğundan, mobbingin çeşitlerindenbahsetmeden önce, öncelikle psikolojik tacizintanımına yer vermek isterim.Bu konudaki çalışmalarıyla tanınan İsveçliendüstri psikologu Heinz Leymann mobbingişöyle tanımlamış: “Mobbing, bir veyabirden fazla kişi tarafından başka birbireye yöneltilen ve o bireyi çaresizve savunmasız bir duruma getiren,süregelen faaliyetlerle bireyin çaresizdurumdan çıkmasını da engelleyendüşmanca ve ahlaka aykırı davranışlarbütünüdür.”benzer görevlerde ve benzer olanaklara sahip,aynı konumdaki iş arkadaşları ise bu durumdayatay psikolojik taciz söz konusudur.Leymann’a göre mobbing mağdurlarının ayırtedici bir özelliği yoktur, mobbing herkesinbaşına gelebilir. Ancak, yine de, pek çokaraştırmacı, mobbing mağdurlarının benzerözellikler gösterdiğini tespit etmiştir. Bazıaraştırmalar, mağdurların genellikle hakkınıaramaktan çekinen, çatışmadan kaçan, dürüstve iyi niyetli kişiler olduklarını göstermektedir.Bazı başka araştırmalar ise, mağdurlarıngenellikle kendilerini başkasına beğendirmeihtiyacı içinde olmayan, girişken, nitelikli,kişilerle ve olaylarla değil düşüncelerleuğraşmayı seven insanlar olduğunu ortayakoymaktadır. Özellikle yaratıcı insanların,ürettikleri yeni fikirlerin diğerlerini rahatsızetmesi nedeniyle mobbinge maruz kalmaolasılıkları daha fazladır. Bazı durumlarda ise,kişi; rengi, cinsiyeti, aksanı, temsil ettiği sınıf,milliyeti gibi özelliklerinden dolayı da psikolojiktacize maruz kalabilir.Ayrıca, Leymann, mobbingden söz edilebilmesiiçin, bu davranışların belli bir sıklıkta; enazından haftada bir defa ve uzun bir zamanperiyodunda mesela 3-4 ay boyunca yapılıyorolması gerektiğini de ifade etmiştir.Anlaşılacağı üzere, işyerinde psikolojik tacizbir iki davranıştan oluşan bir durum değil, pekçok davranışın hedef seçilen kişiye sistematikolarak ve uzun süre uygulanması sonucu ortayaçıkıyor. Söz konusu davranışlar, genellikle biryöneticinin veya üst düzeydeki bir kimseninalt kademede çalışan bir kimseye yönelttiğidavranışlar şeklinde karşımıza çıkıyor ancakbunun tersi de söz konusu olabilir. Yani, işyeriçalışanları bazen sevmedikleri bir amirlerinekarşı dışlama, sabote etme, emirlereuymama gibi davranışlarla psikolojik tacizuygulayabilirler. Bu bahsettiğim taciz türleridikey taciz olarak adlandırılmaktadır. İşyerindepsikolojik tacizin fail veya failleri, mağdur ile- Sizin de bildiğiniz gibi TBMM KadınErkek Fırsat Eşitliği Komisyonubünyesinde oluşturulan “İşyerindePsikolojik şiddet (mobbing) ve çözümönerileri” alt komisyonu toplandı. Sizinde katıldığınız toplantıda dikkat çekenkonulardan bir tanesi de mobbingitetikleyici unsurlardı. Bu unsurlarnelerdir? ve Türkiye’de mobbinge enfazla kadınlar uğruyor diyebilir miyiz?- Mobbingi tetikleyen pek çok unsur olabilir.Bir tanesi biraz önce de belirttiğim gibi,mobbing mağdurunun kişisel özellikleridir.Bu kişisel özelliklerden birisi de hedef seçilenkişinin cinsiyetidir. Türkiye’de ve dünyadayapılan pek çok çalışma, işyerinde psikolojiktacize uğrayanlar arasında oransal olarakkadınların erkeklerden daha fazla yer aldığınıgöstermektedir. Örneğin, Prof. Dr. AytolanYıldırım’ın 2007’de yaptığı ve 505 hemşireninkatıldığı bir çalışmada ulaşılan sonuçlargerçekten dikkat çekicidir. Hemşirelerin yüzde86’sı, son 12 ayda mobbing davranışlarınamaruz kaldıklarını ifade etmişlerdir.Bunun dışında, mobbing uygulayanların yanifaillerin özellikleri de tetikleyici olabilmektedir.Mobbing failleri genellikle ilgi açlığı çeken,övgüye aşırı ihtiyaç duyan, yanlışları üzerinedüşünmeyen, kendileri dışında herkesisuçlayan insanlardır.Şu ana kadar bahsettiklerim mobbingin kişiselnedenleridir. Bunun dışında, örgütsel ve sosyalnedenler de vardır. Heinz Leymann, pek çokpsikolojik taciz vakasının altında yatan nedenin;kötü organize edilmiş üretim süreçleri ve hatalıçalışma yöntemleri ile zayıf ve ilgisiz yönetimolduğunu belirtmiştir. Yönetimin çatışmayısona erdirme konusunda ilgisiz kalması veyaçatışmayı yok sayması durumunda devameden çatışmalar bir süre sonra mobbinginortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Yine,çalışanlar açısından korku kültürünün yoğunolarak yaşandığı, ilişkilerin donuk ve renksizolduğu, sürekli gerginlik ve stresin olduğu,kapalı bir iletişim sistemi, yoğun dedikodumekanizması, antidemokratik tutum vedavranışların olduğu örgütler de mobbingeortam hazırlamaktadır.Sosyal nedenlere baktığımızda, son yıllardadeğişen sosyal sistem, artan sosyal bozulma,endişe, belirsizlik, bilinçsizlik, v.b. mobbingezemin hazırlamaktadır.- Hukuki olarak çalışanlar ve örgütlermobbingten korunmak için neleryapmalı, mobbingi ispat etmek mümkünmü?- Mobbing karşısında hem mağdurun hem deörgütün yapabileceği şeyler vardır. Bunlarıyasal yollar ve diğer yollar olarak iki kısımdainceleyebiliriz. Öncelikle yasal yollarabaşvurmadan önce neler yapılabilir bunları136 2011 OCAKÜÇ SORU ÜÇ CEVAP AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 137


söylemek ve daha sonra yasal yollar ve ispatkonusundaki düşüncelerimi ifade etmek isterim.Eğer mobbing mağduru iseniz, önceliklekendinizle barışık olmalısınız ve öğrenilmişçaresizlik içerisinde olmamalısınız. Öğrenilmişçaresizlik, mobbing mağdurlarında sıklıklarastlanan bir durumdur. Herhangi bir duruma karşıverdiğiniz tepki ile durum olumsuz hale gelirse,tepkinin bir işe yaramadığını düşünürsünüz.Bu durum zaman içinde tekrarlandıkça birsüre sonra artık olayların sonuçlarını aslakontrol edemeyeceğinizi düşünüp karamsarlığadüşebilirsiniz. Ancak koşullar ne kadar içindençıkılmaz görünse de mutlaka bazı çıkış noktalarıvardır. Yaşananların bir adının olduğunu ve bunahedef olmanın kendi suçunuz olmadığını bilmelive yaşadıklarınıza bu açıdan yaklaşmalısınız. Busüreç içerisinde yaşadığınız duygusal sıkıntılarnedeniyle gerekirse bir uzmandan; psikiyatristveya psikologdan yardım alma yoluna dagidebilirsiniz.Çalıştığınız örgüt açısından baktığımızda,psikolojik tacizi önlemek için atılmasıgereken ilk adım, örgütün, bünyesindekirahatsızlıkları zamanında belirleyebilmesidir.Bunun için de yöneticiler, işyerinde yaşanançatışmaları zamanında tespit edebilmeli vemobbinge dönüşmeden en kısa sürede çözümekavuşturmaya çalışmalıdır. Var olan bir mobbingsürecinde ise psikolojik taciz faktörü olaraktanımlanan sorunlar ortadan kaldırılmayaçalışılmalıdır.Bu yollardan başka, psikolojik tacizle başaçıkmada yasal yola başvurma seçeneği devardır. Ancak, sizi yasal yollara başvurmaktanalıkoyabilecek bazı kaygılarınız olabilir. Örneğin,maruz kaldığınız psikolojik tacize ilişkin yeterli birkanıtınız olmadığını düşünebilirsiniz. Yine, yasalyola başvurmanın pahalı olması, yasal başvurunun sonuçlanmasının stresli ve uzun sürebilecekbir süreç olması ve sonunda mobbing iddiasının reddedilmesi olasılığı da sizi yasal yollarabaşvurmaktan alıkoyabilir. Bu kaygılara rağmen sürecin size verdiği zararlar ile dava açmanınyol açacağı maliyetleri karşılaştırarak, mümkün olduğunca yasal yola başvurma seçeneğiniuygulamaya çalışmalısınız.Biraz önce bahsettiğim gibi, yasal yola başvurmaseçeneğinden sizi alıkoyabilecek ilk sorun,psikolojik tacize ilişkin yeterli kanıtınızın olmadığınıdüşünmenizdir. Pek çok insan, sırf bu nedenle yasalyola başvurmaktan vazgeçmektedir. Çünkü gerçektende mobbingin ispatı güçtür. İşyerinde psikolojiktaciz aynı veya farklı tarzdaki pek çok rahatsız edicidavranışın belli bir süre boyunca hedef seçilenkişiye yöneltilmesi sonucunda ortaya çıkmakta olup,psikolojik tacizi oluşturan davranışlar, çoğu zamantek başlarına değerlendirildiklerinde hukuka aykırısayılmamaktadır. Ancak, bu durum mobbinginhukuka aykırı olmadığı anlamına gelmez. Mobbingdurumunda, o süreçte yaşanan davranışların tektek hukuka aykırı olup olmadığına bakılmaksızın, budavranışların bir araya gelerek yarattığı toplam etkininmeydana getirdiği sonuç hukuka aykırıdır. Sonucunhukuka aykırı olması nedeniyle psikolojik taciz haksızfiil teşkil eder.Bu bakımdan, psikolojik taciz mağduru olarak davaaçmadan önce yapabileceğiniz şeyler vardır, şöyleki, bu konuda dava açmış mağdurların önerdiği birhusus; mobbing sürecinde yaşanan olayları, tarih,yer ve olaya şahit olan kişiler belirtilerek bir yere notetmektir. Bu yazılanlar, dava açtığınız zaman, sizebüyük yarar sağlayacaktır.Yargıtay’ın cinsel taciz konusunda olduğu gibi psikolojiktacizle ilgili verdiği bazı kararlarında, soruna doğrudanispat açısından değil emare ispatı yönünden yaklaştığıgörülmektedir. Çünkü yukarıda da bahsettiğim gibipsikolojik tacizin doğrudan ispatı çok güçtür. Örneğin,Yargıtay, 2008’de verdiği bir kararında, önce dövülenve bunu doktor raporuyla ispatlayan işçinin, dahasonra işe geri döndüğünde huzursuz edildiği iddiasınıkabul etmiştir. Kararın gerekçesinde, davacınındövülmesinden sonra işyerinde huzursuz edildiğinindavacı tanığı ve olayların tipik akışından anlaşıldığıdolayısıyla işçinin psikolojik taciz sonucunda istifaettiği, bu konuda yeterli emare bulunduğu ifadeedilmiştir.Ocak ayında görüşüleceğini düşündüğümüz Borçlar Kanunu Yasa Tasarısı’nda “İşçinin KişiliğininKorunması” başlığı altında, 417’nci maddede işveren, işçilerin psikolojik ve cinsel tacizeuğramamaları için gerekli önlemleri almakla yükümlü tutulmuştur. Eğer bu şekilde söz konusuTasarı yasalaşırsa, işyerinde psikolojik taciz olgusu ilk kez yasal düzenlemeye kavuşmuş olacakve mağdurların haklarını aramaları çok daha kolay hale gelecektir.138 2011 OCAKÜÇ SORU ÜÇ CEVAP AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 139


Bilgisayarın İsim Babası, Türk Bilişim Dünyasının DuayeniProf. Dr. Aydın Köksal’ın yeni kitabı çıktı:“Adı Bilgisayar Olsun”Bugün 10.000’i aşkın üyesi bulunan Türkiye Bilişim Derneği’nin (TBD, 1971) kurucuOnursal Başkanı ve Bilişim Ltd’in Genel Müdürü Prof. Dr. Aydın Köksal’ın bu yeniyapıtı, 250 başlık içinden seçilmiş yazılarından oluşuyor.“Bilişimi Türkiye’nin kalkınması için kullanmayı amaçlamış, bilgisayar gibi binlercesözcüğü dilimize armağan etmiş, ülkemizde Bilgisayar Mühendisliği öğretiminibaşlatmış öncü bir düşün adamının yılların birikiminden süzülmüş yazılarıyla Türktoplumunun değişim serüveni...”Bilişim, yönetim, eğitim, dil, ekin, bilim, uygarlıklar çatışması, toplumsaldeğişim, Türkiye’nin ve Dünyanın geleceği gibi uzun erimli dönüşüm süreçlerindekarşılaştığımız sorunları işleyen, bunların çözümü doğrultusunda her dönemdegündem yaratmış olduğu ölçüde, bugünkü sorunlarımızın çözümüne de ışık tutangüncel yazılar...Çözümsüz gözüken sorunlar, inanılmaz çelişkiler, harcanan fırsatlara karşınaydınlanma çizgisinde Atatürk ilkeleri ile elde edilmiş başarılar... Bu çizgidenayrılmayacak bir Türkiye’nin, insanlığı bir kez daha şaşırtacak parlak geleceği...504 sayfalık yapıt, “Önsöz” ve “Benim Ütopyam Türkiye” başlıklı bir giriş yazısınıizleyen ve aşağıda başlıkları verilen 8 bölümde sunulan 41 yazıdan oluşuyor:• Türkçenin Gücü: Bilişim Sözleri• Düşgücü: Türk Bilişim Kesiminin Yoktan Var Oluşu• Nitelikli Ulusal Eğitim: Türkiye’nin Bağımsızlığını Koruyabilmesi için Önkoşul• Toplumsal/Ekinsel Sorunlar: Sanki Kara Gülmece• Bilişim Toplumuna Doğru: Yeni Bir Uygarlık Aşaması• Türkiye’nin Parlak Geleceği• İnanılır Gibi Değil: Bizim İnsanlarımız• Yüz Yüze: SöyleşilerCumhuriyet Kitapları, bütün kitapçılarda...140 2011 OCAKKİTAP TANITIMI AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 141


A n a y a s a l b i r h a k :Kişisel verilerin korunması (*)Dr. Elif KüzeciBahçeşehir ÜniversitesiHukuk Fakültesielifkuzeci@gmail.com2010 değişikliklerinin ardından Anayasa’nın 20. maddesindeki açık düzenlemekarşısında, Türkiye’de kişisel verilerin korunmasına yönelik çerçevebir yasanın yürürlüğe girmesi artık görmezden gelinemeyecek bir zorunlulukhaline geldi. Unutulmaması gereken: özel yaşamın sonunun geldiğinindüşünüldüğü bir çağda, benliğimizi ve bireysel özerkliğimizi korumak içinelimizde kalan en güçlü silahlardan birinin kişisel verilerin korunmasınayönelik hukuksal düzenlemeler olduğudur.Türkiye’de yeni iletişim teknolojileri ve bunların sunduğu olanaklar yakından izleniphızla uygulamaya geçiriliyor. Artan İnternet kullanımı ve bu ortamdaki Türkçe içeriğinher geçen gün biraz daha çeşitlenmesi, henüz yeterli düzeyde olmasa da Türkiye’ninçağı yakaladığı yönünde olumlu işaretler. Pek çok kişi, araştırmak, iletişim kurmak,sosyal ağlarda yer almak, ekonomik etkinliklerde bulunmak ya da yalnızca eğlenmekiçin İnternet’e bağlanıyor. Facebook sayfası bulunmayan üniversite öğrencisi hemen hemen yokgibi. Bir kişinin cep telefonunun bulunması kural, bulunmaması istisna ve hatta garipsenecek birdurum haline geldi. E-posta, geleneksel posta ile yarışıyor. CCTV (closed-circuit television/kapalıdevre televizyon), radyo frekanslı tanımlama (radio frequency identification/ RFID) gibi nispetenyeni araçlar farkında olsak da olmasak da yaşamlarımızın bir parçası durumunda...Evet teknoloji Türkiye’de sıcak takipte, yeni araçlar hızla kullanıma giriyor ve yaygınlaşıyor, ancakberaberinde ilk aşamada görülmeyen bazı “yan etkiler”i de getirerek. Herşeyden önce hatırdatutulması gereken, bu araçlarla gerçekleştirilen etkinliklerin her birinin veri ürettiği, bunlarınçoğu zaman bir yerlerde kayıt edilip kullanıldığı ve büyük bir soru işareti kümesi içerisinde yer alan“başkaları”na aktarıldığı. Bir kaç dakika bile olsa bu verilerin neler içerdiğine ilişkin zihnimizdegerçekleştireceğimiz panoromik tur, aslında bu bilgilerinin bize ilişkin ne kadar ayrıntılı birresim oluşturabileceğini kavramamızı sağlayacaktır. Örneğin bir kişinin facebook sayfasındakibilgiler, gelişmiş bir istihbarat teşkilatının uzun çalışmalar sonucunda ulaşabileceğine eşdeğer.Twitter sayesinde kişilerin o anda nerede, kiminle bulunduğuna, hatta ne düşündüğüne ilişkinbilgiler edinebilmek olanaklı. Bize “daha iyi hizmet sunmak için” görüşmelerimiz; kamusal vekimi özel alanlarda güvenliğin sağlanması, suçluluğun önlenmesi gibi amaçlarla görüntülerimiz;doğru teşhis için en mahrem sağlık bilgilerimiz; alışverişlerde kullandığımız kartlar aracılığıylabeğenilerimiz; işyerine, yurtlara ya da spor kulüplerine giriş-çıkış saatlerimizin izlenmesi ve girişiznimiz olup olmadığının belirlenmesi için biyometrik verilerimiz kayıt edilmekte. Bu noktadasorulması gereken ancak çoğu zaman ihmal edilen soru: Devletin ve özel teşebbüslerin hergeçen gün biraz daha gelişen, yaygınlaşan ve çeşitlenen araçlarla topladıkları bu bilgilerin, dahasonra nerelerde, kimler tarafından kayıt edildiği, hangi amaçlar için, ne kadar süre kullanıldığı,hangi işlemlerden geçirildiği, kimlere aktarıldığı.Bu soruya verilecek yanıt, yalnızca Anayasal bir hak olan özel yaşamın gizliliğinin ne kadarsağlandığına değil, onun da ötesinde insan onurunun ayrılmaz parçası olan “bireysel özerkliğin”ne oranda korunduğuna ilişkin olarak önemlidir. Çünkü her şeyden önce sürekli izlenip gözlenmeinsanı benzersiz kılan “kişilik”in geliştirilmesi önünde önemli bir engel oluşturuyor. Nitekimkişisel verilerin korunmasına yönelik hukuksal düzenlemlerin demokratik devletlerde kabuledilmesinde de bu tehlikenin görülmesi etkili olmuştur.Konuya ilişkin ilk düzenlemelerin 1970’li yıllarda Batı Avrupa’da kabul edilmesi elbette hemzaman hem de mekan açısından tesadüflerin ürünü değildir. 1970’li yıllar bilgisayarların vemerkezi veri tabanlarının özellikle devletler tarafından yurttaşlara ilişkin bilgileri işlemek için142 2011 OCAKAYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 143


artan oranda kullanılmaya başlandığıyıllardır ve başta Almanya olmak üzere BatıAvrupalı devletlerin yakın geçmişinde kişiselbilgilerin sınırsız bir şekilde kayıt edilmesinin veilişkilendirilmesinin neden olabileceği tehlikelereişaret eden acı deneyimler bulunmaktadır. Neo zaman, ne de şimdi kişisel verilerin korunmasıilkeleri ile hedeflenen teknolojik gelişmelerin önündebariyerler kurmak, pek çoğu yararlı ve gerekli olabilecekveri işlemeleri yasaklamak değildir. Hedeflenen buişlemelerin yalnızca yetkili kişilerce ve yine yalnızcameşru amaçlarla yapılmasını sağlamaktır. Bunun yanındakişinin kendisine ilişkin bilgilerle bağının kopmaması,Alman Anayasa Mahkemesi’nin 1983 yılında verdiği ünlükararındaki ifadesiyle “bilgilerin geleceğini belirlemehakkı”nın (Informationelle Selbstbestimmung) tanınmasıgerekir.1970’li yıllardan günümüze bu amaçla geliştirilen hukuksalmetinlerin seyri izlendiğinde, yeni teknoloji ürünleri ve yenigereklilikler doğrultusunda bir değişimin söz konusu olduğunugözlemlemek olanaklıdır. Disiplinler arası iletişimin, bilgialışverişinin önemli bir gereklilik olduğu bu alanda sorunlarıkesin bir şekilde çözümleyebilmek pek de kolay gözükmüyor.Son dönemde özellikle AB kapsamında hükümlerin etkinliğininyeniden gözden geçirilmesi, canlı tartışmaların yürütülmesibu sürecin sona ermediğinin bir göstergesi. Türkiye’de isekişisel bilgilerin kayıt edilmesine yönelik sistemler hızlayaygınlaşır, özellikle güvenlik ve yaşamın kolaylaştırılmasıgibi gerekçelerle bunların propagandası da etkin bir şekildesürdürülürken, konunun diğer tarafının: hukuksal “koruma”nındemokratik devletlerin oldukça gerisinde kaldığını ve ayrıcakonuya ilişkin ciddi etki yaratabilecek kamusal tartışmaların dayapılmadığını söyleyebiliriz.Sorunun birinci ayağını elbette hukuksal alandaki eksiklikleroluşturuyor. Bunun en açık göstergesi Türkiye’de kişiselverilerin korunmasına yönelik temel ilkeleri belirleyen çerçevebir yasanın halen bulunmamasıdır. Uzun yıllardır üzerindegörüşülen ve sınırlı da olsa akademik tartışmaların konusunuoluşturan Kişisel Verilerin Korunması Kanun Tasarısı’nın nezaman yürürlüğe gireceği belirsizliğini koruyor. Geçen yıllar içindeeskiyen bu tasarının güncellenmesi ve yeniden değerlendirilmesiise yürürlüğe gireceği-belirsiz-tarihten önce mutlaka üzerindedurulması gereken önemli bir gerekliliği oluşturuyor. Konuyailişkin çerçeve yasanın bulunmaması Avrupa Konseyi VeriKoruma Sözleşmesi, Türkiye tarafından 28 Ocak 1981tarihinde imzalanmış olmasına karşın onaylama işleminintamamlanamamasına da neden oluyor. Temel ilkelerinbelirlenmesindeki eksikliğin bir diğer önemli sonucu ise TürkCeza Kanunu (TCK), Medeni Kanun gibi temel metinlerdeyer alan bazı güvence hükümlerinin uygulanması ya dabelki daha doğru bir anlatımla uygulanamaması noktasındakendini gösteriyor. Kişisel verinin anlamı, hangi gerekçelerlekorunması gerektiği, bu korumayı sağlayacak ilkelerin veistisnaların neler olduğu, verileri işleyenlerin sorumlulukları veveri öznelerinin yani bireylerin hakları yasal bir düzenlemeninkonusu olmayınca mevzuat içerisinde dağınık bulunan, sınırlıgüvencelerden yararlanılması da sekteye uğruyor. TCK’nınilgili hükümlerinin (m. 135 vd.) uygulanmasına yönelik temyizitirazlarının Yargıtay’da hangi daire tarafından bakılacağınınhalen belirlenmemiş olması sanıyorum, bu hükümlere neoranda başvurulduğuna ilişkin dikkat çekici bir örnek olarakkabul edilebilir. Hukuksal alanda ne yazık ki şu gerçek ile karşıkarşıyayız: Telekomünikasyon gibi birkaç özel alan dışındakişisel bilgilerimiz, hemen hemen korumasız. Sorunun ikinciönemli ayağı ise burada kendini gösteriyor: bu korumasızlığınyaratabileceği sorunlara karşı farkındalık eksikliği... Bu eksikliközellikle gerçekten gerekli olup olmadığı sorgulanmaksızın veyaratabileceği tehlikeler dikkate alınmaksızın kişisel bilgileringönüllü olarak paylaşılması noktasında kendini gösteriyor.Mağazada yapılan bir indirimden yararlanmak için nedenmutlaka kart almak gerektiği konusunda düşünenlerin sayısı,sosyal paylaşım sitelerinde yer alan bilgilerini herkese açmakkonusunda oldukça istekli olanların aksine, pek de fazla değil...Türkiye açısından umut verici bir öngörü, konuya ilişkin çerçeveyasanın-nihayet-yürürlüğe gireceği olabilir. Nitekim12 Eylül2010’da yapılan referandum sonucunda artık kişisel verilerinkorunması açıkça anayasal bir hak olarak düzenlenmiştir.Anayasa’nın 20. maddesine eklenen hüküm uyarınca: “Herkeskendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkınasahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkındabilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesiniveya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusundakullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişiselveriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açıkrızası ile işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esasve usuller kanunla düzenlenir”.144 2011 OCAKAYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 145


Bu düzenlemenin içeriğine ilişkindeğerlendirmeye geçmeden önce, şunu dabelirtelim: Kişisel verilerin korunması, aslındaanayasal dayanağına bu hüküm ile kavuşmuşdeğildir. Nitekim bu önemli hak anayasal temelinibelirtilen hüküm Anayasaya eklenmeden öncede, başta özel yaşamın gizliliği (m.20) ve kişininmaddi ve varlığını geliştirme hakkı (Başlangıç,par.6; m. 5; m. 17/1) olmak üzere, haberleşmehürriyeti (m.22), düşünce ve kanaat hürriyeti(m.25) gibi çeşitli temel hak ve özgürlüklerdebulmakta idi. Ancak bu dönemde belirtilen ilişkibelki gözden uzak tutulabilmişse de bundanböyle kişisel verilerin etkin korunmasınakayıtsız kalınması olasılığı ortadan kalkmıştır.Konuya ilişkin yeni düzenlemeler yapılması,mevcut düzenlemelerin gözden geçirilmesi veuygulamada da bu konuda gereken hassasiyetingösterilmesi artık anayasal bir zorunluluktur.Bu noktada, “Anayasa’nın bağlayıcılığı veüstünlüğü” kenar başlıklı 11. maddesini bir kezdaha hatırlamak gerekir: “Anayasa hükümleri,yasama, yürütme ve yargı organlarını, idaremakamlarını ve diğer kuruluş ve kişileribağlayan temel hukuk kurallarıdır. KanunlarAnayasaya aykırı olamaz”.O halde Anayasa’da açıkça yer aldığı üzerekişilerin kendileri ile ilgili bilgilerin korunmasınıisteme hakkı bulunuyor. Bunun istisnası ikidurumda söz konusu olabiliyor: kişi, rızagösterdiğinde ya da yasa istisnayı açıkçaöngördüğünde. Ancak bu kuralın Anayasa tekniğiaçısından bir sorun yarattığını da belirtmekgerekir. Nitekim Anayasanın 13. maddesiuyarınca “Temel hak ve hürriyetler … yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak … sınırlanabilir”. Oysa20. maddeye eklenen bu hüküm ile, sınırlamasebepleri yasa koyucuya bırakılmıştır. Ancakelbette ki yasa koyucu açısından, temel hakve özgürlüklere ilişkin diğer konularda olduğugibi burada da, Anayasanın 13. maddesindekaynağını bulan sınırlamanın sınırlarına uymazorunluluğu devam etmektedir. Ayrıca kişiselverilerin korunması Anayasa ile güvence altınaalınmış bir temel hak olduğuna göre, bu hakkınsağlanması kural, sınırlanması istisna olacaktır.Aksi yaklaşım, yani yasal düzenlemeler ilebelirlenen ölçüsüz sınırlama nedenleri,hakkın tanınmasını anlamsız kılabilir. Bu isetemel ilkelere aykırı olacağı gibi, Anayasa’yaeklenen hükmün adeta kâğıttan bir kaplanadönüşmesine neden olacaktır.Bunun yanında bir diğer sorun ise, belirtilenhükümde bu kurallara uyulmasını denetleyenbağımsız bir kurumun oluşturulmasınayer verilmemiş olmasıdır. Oysa daha öncehazırlanan kimi Anayasa taslaklarında buhususa yer verildiği gibi, Kişisel VerilerinKorunması Yasa Tasarısı’nda da-önemlibazı eksikliklere karşın-böyle bir makamınoluşturulmasına yönelik esasların düzenlendiğigörülüyor. Ayrıca 1 Aralık 2009’dan itibarenhukuksal açıdan tam anlamıyla bağlayıcılığakavuşan AB Temel Haklar Şartı’nın 8/3hükmünde de bağımsız bir makam tarafındandenetim bir zorunuluk olarak öngörülmüştür.Kişisel verilerin korunmasının anavatanı ve bukonudaki en canlı tartışmaların merkezi olanAvrupa’nın bu konudaki yaklaşımının neden gözardı edildiğini anlayabilmek kolay değil. Ancakelbette Anayasa’da bağımsız denetim organınailişkin bir ifadenin yer almaması bununoluşturulamayacağı anlamına gelmemektedir.Bu eksiklik, yasal düzenlemeler ile mutlakagiderilmelidir. Nitekim etkin korumanınsağlanabilmesi için, denetimin mutlakabağımsız bir organ tarafından gerçekleştirilmesigerekir. Böylesine bir kurum, yurttaşlarınkonuya ilişkin farkındalıklarının arttırılmasınayönelik etkinlikler de yürütecektir.Anayasa’nın 20. Maddesi’ne eklenen hükmünışığında kişisel verilerin korunmasına yönelikhukuksal düzenlemeler geliştirilirken Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Sözleşmeninöngördüğü yargı organı olan Avrupa İnsanHakları Mahkemesi (AİHM) kararları dadikkate alınmalıdır. Nitekim bu anayasal birzorunluluktur. Anayasanın 90. maddeninson fıkrası uyarınca usulüne göre yürürlüğekonulmuş milletlerarası antlaşmalar, yasahükmündedir. Bunlar hakkında Anayasa’yaaykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesinebaşvurulamaz. Belirtilen hükme, 2004 yılındaeklenen kural uyarınca ise:“Usulünegöre yürürlüğe konulmuş temel hakve özgürlüklere ilişkin milletlerarasıantlaşmalarla kanunların aynı konudafarklı hükümler içermesi nedeniyleçıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarasıantlaşma hükümleri esas alınır”.Hemen belirtelim: AİHS’de kişiselverilerin korunması, ayrı bir hak alanıolarak düzenlenmemiştir. Ancak AİHMverdiği kararlarla, kişisel verilerinkorunmasında temel ilkelerin büyükbir bölümünü, Sözleşme’nin 8. maddesikapsamında değerlendirmektedir.Sözleşme hükümlerinin sınır vekapsamlarını belirleyebilmek için iseAİHM’nin yorumlarının önemi açıktır. HemAnayasa’nın 90. madde hükmü dolayısıyla,hem de bu konuda geliştirilen içtihatlaraaykırı uygulamaların AİHM önüne gitmesihalinde ihlal kararının söz konusu olmaihtimali nedeniyle Mahkemenin konuyayaklaşımının üzerinde kısaca durmakyararlı olacaktır.AİHM, özellikle 1980’li yılların ortalarındanbu yana ve gittikçe artan bir yoğunlukta,kişisel verilerin korunmasını, Sözleşme’ninsağladığı güvenceler kapsamındadeğerlendiriyor. Mahkeme’ye göre bireyselözerklik ve bilgilerin geleceğini belirlemehakkı, 8. madde ile getirilen güvencelerinyorumlanmasında önemli bir temel ilkedir.Kişisel verilerin korunması hakkının 8.madde kapsamında değerlendirilmesi,Sözleşme hükümlerinin yorumlanmasındayeni gelişmelere açık bir bakışın hâkimolduğunun da bir göstergesi olarak da kabuledilebilir. Nitekim AİHM’ne göre Sözleşme,“güncel koşullar ışığında yorumlanmasıgereken yaşayan bir enstrüman”dır(Tyrer,Birleşik Krallık’a karşı, b.n. 5856/72, k.t.28 Nisan 1978, par. 31). Mahkeme buşekilde görevini, Sözleşme’yi yorumlarkensosyal değişimleri de yansıtmak olarakbelirlemektedir (Cossey, Birleşik Krallık’akarşı, b.n. 10843/84, k.t. 27 Eylül 1990,146 2011 OCAKAYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 147


par. 35). Çeşitli kararlarına da yansıdığı üzereAİHM’e göre Sözleşme ile güdülen amaç,hakların, hayali ya da teorik olarak değil, etkili veelverişli bir şekilde güvence altına alınmasıdır.Bu, yalnızca AİHS açısından değil, Türkiye’dekonuya ilişkin hukuksal düzenlemeleruygulanırken de her zaman hatırda tutulmasıgereken basit ama önemli bir kuralı oluşturur.Öncelikle “özel yaşam”ın tanımlanmasınınoldukça güç olduğu belirtilmelidir. Zorluközellikle kamusal alan ile özel alan arasındakisınırların belirsizliğinden kaynaklanır. Bu iseher somut olayda olayın kendi koşullarınagöre bir değerlendirmeyi gerektirir.Mahkemenin çeşitli kararları incelendiğindeözel yaşamın yalnızca kişinin mahremyaşamı ile sınırlandırılmadığı, başkaları ileilişki kurduğu alanları da kapsar şekildeyorumladığı görülüyor. Bu yaklaşımın, kişiselverilerin korunması açısından önemli sonuçlarıbulunmaktadır: kişi, ev telefonu yanında, iştelefonunun dinlenmesi durumunda da ya daözel alan yanında kamusal alanda görüntüsükayıt edildiğinde de Sözleşmenin 8. maddesininsağladığı güvenceden yararlanacaktır.Ayrıca Mahkemenin içtihadı uyarınca,geleneksel haberleşme araçları yanındamodern iletişim araçları da koruma kapsamındayer almaktadır. Bu bağlamda, kişilerin İnternetaracılığıyla kurdukları iletişim, e-postalarınınizlenmesi ya da içeriklerinin saptanması da 8.madde çerçevesinde değerlendirilmektedir.AİHM konuya ilişkin ilk önemli kararını, Klassve diğerlerinin Almanya’ya karşı yaptığı başvuruüzerine vermiştir. Bunun yanında Mahkemenin“özel yaşam” kapsamında gördüğü ve kişiselverilerin korunması açısından oldukça önemliolan bir kaç durum şöyle sıralanabilir: bireylereilişkin kişisel bilgilerin resmi makamlarcatoplanarak arşivlenmesi (Amann İsvçre’yekarşı, b.n. 27798/95; k.t. 16 Şubat 2000; RotaruRomanya’ya karşı, b.n. 28341/95, k.t. 4 Mayıs2001); telefon görüşmelerine ilişkin kayıtlarıizleme(Malone, Birleşik Krallığa karşı, b.n.8691/79, k.t. 2 Ağustos 1984; P.G. ve J.H.,Birleşik Krallığa karşı, b.n. 44787/98, k.t.25 Eylül 2001); toplanan verilerin toplanmaamacı dışında kullanılması (Leander, İsviçre’yekarşı, b.n. 9248/81, k.t. 26 Mart 1987); sağlıkverilerinin gizliliği (Z., Finlandiya’ya karşı, b.n.22009/93, k.t. 25 Şubat 1997; M.S., İsveç’e karşı,b.n. 20837/92, k.t. 27 Ağustos 1997); emniyetgüçleri tarafından parmak izi ve fotoğraflarınalınması (Murray, Birleşik Krallık’a karşı, b.n.14310/88, k.t. 28 Ekim 1994); kişisel verilereerişim hakkı (Gaskin, Birleşik Krallık’a karşı,b.n. 10454/83, k.t. 7 Temmuz 1989); kişiselverilerin gerektiğinden uzun süre tutulması(S. ve Marper, Birleşik Krallığa karşı, b.n.30562/04, 30566/04, k.t. 4 Aralık 2008).Bunun yanında Mahkemenin içtihadı uyarınca“özel yaşam”, kimlik hakkını ve 8. maddedekigüvencelerin yorumlanmasında oldukçaönemli olan, kişilik ve bireysel özerklik ilkeleridolayısıyla, kişisel gelişim hakkınıda kapsamaktadır.AİHS’nin 8. maddesinde düzenlenenözel yaşama saygı hakkının sınırları,aynı maddenin 2. fıkrasında yeralıyor. Bu özel yaşama saygı hakkınabir müdahale olduğu saptandığında,mahkeme bu müdahaleninmeşruiyet kazanıp kazanmadığınıdeğerlendirir. Bu değerlendirme, 2.fıkrada belirlenen koşul ve ölçütlereuygunluk açısından yapılmaktadır.AİHS 8/2 hükmü uyarınca özelve aile yaşamına müdahale, (i)burada sınırlı sayımla belirtilmişamaçlardan bir ya da bir kaçınayönelik; (ii) yasada öngörülmüş ve (iii) aynızamanda demokratik toplum için gerekli veöngörülen amaç ile orantılı olması durumundameşrudur.Kolaylıkla anlaşılabileceği gibi bir sınırlamanınsöz konusu olabilmesi için yalnızca yasadabelirtilmiş meşru bir amaca dayanması yeterlideğildir, ayrıca bu sınırlamanın demokratikbir toplum için gerekli ve amaç ile orantılıolması da bir zorunluluktur. Bu zorunluluğu,iç hukuktaki sınırlamalar açısından mutlakadikkate almamız gerekir.Türkiye’de kişisel verilerin korunmasına yönelikçerçeve bir yasaya gereksinim duyulduğu açıktır.Anayasanın 20. maddesindeki açık düzenlemekarşısında bu, artık bir zorunluluk haline degelmiştir. Bu düzenlemede ve uygulanmasındayukarıda kısaca belirtilen ilkeler, bizlere ışıktutacaktır. Bunun yanında kişisel verilerinkorunmasının öneminin bilincindeolmanın ve onun gerçekleştirilmesinitalep etmenin gerekliliği de göz ardıedilmemelidir. Unutulmamalıdır ki:artık özel yaşamın sonunun geldiğinindüşünüldüğü bir çağda, benliğimizive bireysel özerkliğimizi korumak içinelimizdeki en güçlü silahlardan biri kişiselverilerin korunmasına yönelik hukuksaldüzenlemelerdir. Nitekim “özel yaşamıngizliliği hakkı” kapsamında korunanalanı, her birimizi diğerlerinden ayıranbenzersiz özellikler oluşturmaktadır.Adımızdan,beğenilerimize;tercihlerimizden, düşüncelerimizeuzanan bu alana sınırsız erişim“kendimiz” olmamızı olanaksız kılabilir.Bu ise, temelde insan onuruna yönelen birsaldırıdır. Özel alanımıza yalnızca bizimbelirleyeceklerimiz ve hukuk kurallarıiçerisinde belirlenen meşru kişiler veyalnızca meşru amaçlarla ulaşabilmelidir.Kişisel verilerin korunmasına yönelikhukuksal düzenlemeler, hızla gelişenteknoloji ve artan bilgi akışı karşısındatam bir koruma sağlayabilecek güçteolmasa da, kapının önünde yığılmış veçok çeşitli amaçlarla içeriye girmekte,bizi gözlemekte, kayıt etmekte,yönlendirmekte yoğun bir istek gösterenmeraklı gözlerin fütursuz ziyaretiniengelleyebilecek elimizde kalan birkaçgüvenceden en önemlisidir.(*) 2010 Bilişim Kurultayı’nda paylaşılansunum.148 2011 OCAKAYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 149


Çevremizde bir şeyler oluyor !..Ahmet Ayvalıahmet.ayvali@tbd.org.trBilişim ve Çevre Çalışma Grubu’nun örgütlenmesi şöyle:Yürütme Kurulu; Ercan Kaptanoğlu (Başkan), Ebru Altunok (Başkan Yardımcısı), Filiz Çakır(Yazman), A.Erhan Altunok, F. Leyla Ersun, Funda Koyuncu, H. Mete Çağan, Nuran Görgün,Tuğba Altınışık,Yürütme Kurulu Yedek Üyeleri; Selin Engin, Ulaş Canatalı.Danışma Kurulu: Ahmet Ayvalı, Cüneyt Atınç, Didem Akar, Perihan Uzdil.Kısa adı TBD “BİL-ÇEV” olarak benimsenen Bilişim ve Çevre Çalışma Grubu’nun misyon, vizyonve hedefleri belirlendi ve grup logosu için çalışmalara başlandı.Misyon: Teknoloji ile yaşam kalitemizi yükseltirken; bilişim ürünlerinin çevreye duyarlı olaraküretilmesi, satılması, kullanılması ve atık yönetimi konusunda farkındalık oluşturmak.Vizyon: Türkiye Bilişim Derneği’nin Vizyonu.Birleşmiş Milletler, dünya genelinde yılda 45 milyon ton elektronik atık oluştuğunutahmin ederken ABD Çevre Koruma Ajansı’na göre, yılda 30-40 milyon PC hurdayaçıkıyor.Ülkemizde de önemli sorun haline gelmeye başlayan elektronik atık ve kıymetlimetallerin (bakır, alüminyum, altın vs), güvenli bir şekilde geri dönüşümü içinyöntemler geliştirilmeli ve toksik metaller (kurşun, kadmiyum, civa vs.) toprak,hava ve suya karışmadan yok edilmeli.Bilişim ve Çevre Çalışma Grubu’nun (BİL-ÇEV) tohumları, 12. TBD Kamu Bilişim Platformuçalışmaları kapsamında, Belge Grubu’nun, bugüne kadar ülkemizde pek de göz önünealınmayan “Çevreci Bilişim”i programına alması sonucu atıldı. Belge Grubu, 2009 yılınınon birinci ayından başlayıp 2010 yılının 5. ayında bitirerek hazırladığı raporla, bilişimde farklıbir bakış açısı sundu. Kurum ve kuruluşların BT politikalarına yön veren Rapor, bilgisayarlarıüreten firmaların üretim yaparken veya ithalat yapan firmaların bilişim cihazlarını ithal ederkençevreyi ve insan sağlığını ilgilendiren konulara duyarlı olmalarını içeren, farkındalık yaratanbir belge niteliği taşıyor. Rapor, TBD 12. Kamu Bilişim Platformu’nda takdimi ile kamuoyunundikkatini çekti, konunun önemi ilgili kesimler tarafından kabul gördü. Bu durumu tespit edenTBD Ankara Şube Yönetim Kurulu, Çevreci Bilişim’in sürekli çalışma grubu olarak hayatageçirilmesi kararını aldı. Ve çoğunluğu belge grubu üyelerinden oluşan kişilerin organizeolmasıyla “Bilişim ve Çevre Çalışma Grubu”, Yürütme, Danışma gibi kurullarını tamamlayarakçalışmalarına başladı.150 2011 OCAKAYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 151


Neden “Çevreci Bilişim”?Hatırlanacağı gibi yeryüzünün ilk bilgisayarıENİAC’ın yapımı 6 yıl sürmüş, 1939’da yapımınabaşlanmış 1946’da bitirilebilmiştir. Ağırlığı30 ton olan ENİAC’ın yapımında binlercevakumlu tüp kullanılmıştır. Tüpler çalışırkençok ısındığından yanına devasa bir soğutucuyapılmıştır. Ben bu tarihten yaklaşık 30 yılsonra 1977’de Petrol Ofisi’ne programcı olarakbaşladığımda, kurumda 1968 yılı yapımı UNIVAC9200 bilgisayarı vardı. 8KiloBayt belleği olanUNIVAC 9200 bilgisayarın, diski, teypi ve disketiyoktu. Assembler veya RPG programlama diliyleprogramlanabiliyordu. Programlar ve veriler,başlangıçta 96 kolonlu kartlara delinirken dahasonraki yıllarda 80 kolonluk kartlara delinirolmuştu. Kartları delen, sıralayan, birleştirenyarı elektronik makinelerin yapımı,genelde metallerden oluşmakta idi. Yazıcıları,yanları delikli “sürekli form” dediğimiz kâğıtlarıkullanırdı ve yarı elektronik bu bilgisayarlarinanılmaz gürültü çıkartırdı. O dönemdeBİM’de çalışan pek çok kişinin bugünlerdebenim gibi duymada sorunlar yaşadığını tahminedebiliyorum. Sözü getirmek istediğim nokta,o tarihlerde bile kullanılan bilgisayarlarınyapımında çok fazla metal, çok büyük elektronikkartlar ve tüpler kullanılmasıdır. Yine bubilgisayarlar çok ısınırdı ve bu nedenle dedevasa soğutucular odalarda bulundurulurdu.Petrol Ofisi’nin yeni bir bilgisayar edinmesi,çeşitli kez ihalelerin ertelenmesi/iptaledilmesi gibi nedenlerle 1988 yılını buldu.Eski bilgisayarların oda dışına çıkartılması,çıkartıldıktan sonra konacak yer bulunmasıişlemi de ayrı bir proje konusu oldu. ÇünküUNIVAC bilgisayarın ağırlığı belleği gibi 8-10 toncivarında idi. Bunun yanı sıra kaldırılması çokgüç gerektiren 12 adet kart delgi makinesi ve biryazıcı vardı, bunların da taşınması gerekiyordu.Bütün bu cihazlar kapıdan çıkartılamadığından,binanın dışından pencere ve duvarın yıkılmasısonucu vinçle çıkartılarak binanın arkatarafına yerleştirilmesi ile yeni bir sorunortaya çıktı. Bu yeni sorun, “Bu metal yığınıelektronik cihazlara ne yapılacak?” idi. Ortadabir atık vardı. Benim “Bir sanat okuluna hibeedelim, öğrenciler söksünler, eski teknolojiyiöğrensinler” şeklindeki önerime bürokratikengellerden dolayı sıcak bakılamıyordu. Amasöz konusu atıklar, mevzuat gereği çöpe deatılamıyordu. Bu nedenle yine mevzuat gereğisatış ihalesine çıkıldı. İhale için ilan parasıharcandı (O dönem gazete ve Resmi Gazete’deilan yayınlanıyordu). Tabii ki, satın alan olmadı.Bu arada cihazlar üstü örtülü olarak aylarca(yaklaşık 9 ay) binanın arka kapısındakikoridor aralığında mezbelelik görünümdebekledi. Sonunda benim dediğim oldu ve birkomisyon kuruldu. Satılamayacağına kanaatgetirildiğinden, Makine ve Kimya Endüstrisi’ne(MKE) hurda olarak verilmesine ya da bir eğitimkuruluşuna hibe edilmesine karar veren raporlagenel müdür oluru alındı. Sanat enstitülerinetaşıma onlara ait olmak üzere hibe edileceğiduyuruldu. Yanlış hatırlamıyorsam YenimahalleSanat Enstitüsü cihazları sökerek parça parçagötürdü. Ne yaptılar bilmiyorum. Belki de bazıelektronik kartlarını hâlâ öğrencilere eskiteknoloji diye gösteriyorlardır. Gösteriyorlarsaçok da iyi yapıyorlar, çünkü artık başka yerdebulunması çok zor.Yukarda söz ettiğim anekdotun, bilişim veçevrenin ne kadar iç içe düşünülmesi gerektiğiniortaya koyan en somut örnek olduğunusanıyorum.Çünkü öncelikle bilgisayarlar, çok gürültüçıkartıyor ve insan sağlığını etkiliyor. Ayrıcabinlerce, milyonlarca plastik alaşımlı kartkullanılıyor; kâğıt israf ediliyor, kullanılanlaratık oluşturuyor. Ve inanılmaz ısı yayıyorlar;soğutmak için devasa soğutucular kullanılıyor.Bunun gibi pek çok neden sayabilirim.Bilindiği gibi 1980 yılından sonra bilgisayarlarda“chip:yonga” kullanımı, bilgisayarların hacimve ağırlık olarak küçülmesine, buna karşılıkbellek ve disk kapasitelerinin artmasına nedenoldu. Ayrıca fiyatlar düştü ve üretim inanılmazderecede hızla arttı. Doğal olarak iş yerlerine,evlere, okullara çok sayıda kişisel bilgisayarlargirdi. Teknolojinin ve üretimin hızla arttığıdünyamızda eski bilgisayarların, yazıcı gibiçevre birimlerinin nasıl değerlendirileceğiya da nasıl yok edileceği önemli bir sorunolarak karşımıza çıkıyor. Bilgisayarların yada elektronik cihazların insan sağlığını en azetkileyecek şekilde üretilmesi biz insanlariçin önem arz ediyor.Çevreci Bilişim Belge Grubu’nunraporunda açıkça belirtildiği veburada tekrar edilmesinde yarargördüğüm iki noktayı aşağıdadikkatlerinize sunarım:Bir bilgisayar ve ekranının*üretiminde yaşam döngüsüboyunca en az 240 kg, 2gramlık bir 32 MB DRAMbellek yongasının üretilmesiiçin ise en az 1200 gram fosilyakıta ihtiyaç duyuluyor.Bilişim endüstrisinde en*çok CO2 salınımı, masa üstübilgisayarlardan ve veri depolarından (datacenter) yapılıyor.Birleşmiş Milletler Çevre Programı’na (TheUnited Nations Environment Programme-UNEP) göre dünya genelinde elektronik atıksayımında,gibi bir rakamçıkabileceği tahmin ediliyor.göre(Environmental Protection Agensy-EPA) iseTahminlere göre, bilgisayarve monitörlerin yüzde 70’i, TV’lerin ise yüzde80’inin ömrü, çöplüklerde son buluyor.Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeelektronik atık (bilgisayar, monitör, entegredevreler, cep telefonu, TV, elektronik parçalar/cihazlar vs), sorunu çok önemli boyutlaraulaşacak. Sorun daha da büyüyüp çözümsüzhale gelmeden, geri kazanım teknolojilerininuygulanıp yaygınlaşmasına ihtiyaç var.Ülkemizde de elektronik atıklar, önemli sorunhaline gelmeye başlamış olup, bunlardan gerikazanılabilecek kıymetli metallerin (bakır,alüminyum, altın vs), güvenli bir şekilde geridönüşümü için yöntemler geliştirilmeli ve toksikmetaller (kurşun, kadmiyum, civa vs.) toprak,hava ve suya karışmadan yok edilmelidir.Bütün bunlar TBD bünyesinde kurulan“Bilişim ve Çevre Çalışma Grubu”nun yapacağıçalışmaların önemini gözler önüne seriyor.Çalışma Grubu’nun yapacağı çalışmalar,ülkemizde çevre bilişiminin yapılanması vestandartlaşmasında önemli bir adım olacaktır.TBD Çevre ve Bilişim Çalışma Grubu’nabaşarılar dilerim…152 2011 OCAKAYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 153


154 2011 OCAKAYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 155


Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracat Genel Müdürlüğü aracılığıyla sağlanan yazılım destekleriII. BölümSami Dönmezsami.donmez@ttmail.comTBD Yazılım Çalışma Grubu BaşkanıTBD Yazılım Destekleri Çalışma Grubu’nun faaliyeti olarak, Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın (DTM)yazılım projelerine sağladığı destekleri anlatılmaya devam ediyoruz. Bu sayımızda DTM İhracatGenel Müdürlüğü’nce sağlanan desteklerin ikinci bölümünü aktarıyoruz.4- Pazar araştırması ve pazarlama desteği 2Ülkemizde ticari ve/veya sınai faaliyette bulunanlarla yazılım sektöründeki firmaların; potansiyelpazarlar hakkında bilgi sağlanması, yeni ihraç pazarları yaratılması, geleneksel pazarlardakipayımızın artırılmasına yönelik olarak gerçekleştirecekleri ilişkin giderlerinin belirli birbölümünün karşılanması sağlanmaktadır.Destek miktarı• Ürünleri ve/veya sektörleriyle ilgili olarak gerçekleştirilen pazar araştırması projeleri giderlerininyüzde 70’i ve en çok 10.000 dolar,• Yurt dışına yönelik pazarlama stratejileri ve eylem planlarının oluşturulabilmesi amacıylaMüsteşarlıkça uygun görülen pazar araştırması kuruluşlarından satın alacakları Pazararaştırması raporlarına ilişkin giderler ve/veya bu kuruluşlara üyelik giderleri yüzde 50oranında ve yıllık en çok 30.000 dolar,• Müsteşarlık tarafından koordine edilen ve tek bir sektör ayrımında gerçekleştirilen ticaretheyeti programına katılım giderlerinin yüzde 50 oranında ve program başına en çok 10.000dolar,• Ürünlerin yurt dışına yönelik olarak elektronik ortamda pazarlanabilmesi amacıylaMüsteşarlıkça uygun görülen e-ticaret sitelerine üyelik giderleri için yüzde 50 oranında ve yıllıken çok 20.000 dolar.Başvurular firmanın üyesi olduğu İhracatçı Birliği’ne veya İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi’ne(İGEME) yapılmaktadır.Ödemeler Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu’ndan (DEFİF) yapılmaktadır. Firmaya haksızödeme yapılmışsa, buna 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Kanunu hükümleri uygulanır.5- İstihdam yardımı 3Sektörel dış ticaret şirketi konumuna gelmiş yazılım evlerinin faydalanabildiği bir devlet yardımıtürüdür. Bu kuruluşların özellikle dış ticarete ilişkin işlemlerini yürütmek üzere, konusundadeneyimli yönetici ve eleman istihdamının sağlanması amacıyla verilmektedir.2-Para – Kredi ve Koordinasyon Kurulu’nun 21 Ekim 2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2006 / 6Sayılı Tebliği.3-Para – Kredi ve Koordinasyon Kurulu’nun kararı olarak Resmi Gazete’nin 29 Ocak 2000 tarihlisayısında 2000/1 sayılı Tebliği olarak yayımlanmıştır.156 2011 OCAKYAZILIM DESTEKLERİ AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 157


eğitimciler tarafından verilmesi zorunludur.Eğitimciler;• İGEME (İhracatı Geliştirme ve Etüt Merkezi),• İhracatçı Birlikleri,• Üniversiteler,• İl ticaret ve sanayi odaları ile bunların üst kuruluşları.Firmalar bu yardımdan faydalanabilmek için İGEME veya İhracatçı birliklerine başvurabilirler.Destek süresi ve miktarıProgram ayrımında en çok altı ay ve 80 saati geçmeyen yurt içi eğitim giderlerinin yüzde 70’i veen çok 25.000 dolar.Destek• Yüksek öğrenim görmüş ve konusunda deneyimli bir yönetici ve en çok iki personel,• En çok bir yıl süreyle,• Yüzde 75 oranla,• Yönetici için yıllık en çok 18.000 dolar,• Her bir eleman için yıllık en çok 9.000 dolar,miktarında sağlanmaktadır. İstihdam yardımı desteği için başvurular, İhracat GenelMüdürlüğü’ne yapılırken ödemeler DEFİF’ten gerçekleştiriliyor. Firmaya haksız ödemeyapılmışsa, buna 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Kanunu hükümleri uygulanır.6- Eğitim ve danışmanlık yardımı 4Ülkemizde ticari ve/veya sınai faaliyette bulunanlarla yazılım sektöründeki firmaların;çalışanlarının kalite, verimlilik, yönetim teknikleri, tasarım, uluslar arası pazarlama,, vbişlemleri konusundaki eğitim giderleriyle bu konularda alınacak danışmanlık hizmetlerineilişkin giderlerin ve ülkemizde düzenlenen tasarım yarışmalarında dereceye girentasarımcıların, tasarım konusunda yurt dışı eğitim giderlerinin karşılanması amaçlanmıştır.Eğitim ve danışmanlık hizmet i desteklerinden faydalanabilmek için İGEME’ye veya firmanınüyesi bulunduğu İhracatçı Birliği’ne başvurulmaktadır. Ancak İhracat Genel Müdürlüğü’nünuygun bulması durumunda firma ilgili desteklerden faydalanabilmektedir.a-) Eğitim• Yurt dışı pazarlama, müzakere ve yazışma teknikleri ile fiyatlandırma,• Dış ticarette ulusal ve uluslar arası finansman sağlama teknikleri,• Rekabet hukuku ve koşullarıyla Avrupa Birliği ve Dünya Ticaret Örgütü mevzuatı ve uluslararası tahkim,• Teknolojik, endüstriyel, görsel, yazılım ve ambalaj tasarımı,• Kalite, verimlilik, yönetim teknikleri, stratejik planlama,konularını kapsamaktadır.Bu konulardaki eğitimlerin desteklenebilmesi için Müsteşarlık tarafından yetkilendirilmişb-) DanışmanlıkFirmaların, uluslar arası ticarete yönelmelerinin ve rekabet edebilirliklerinin sağlanmasıamacıyla yukarıdaki eğitim bölümünde belirtilen konulara ve benzeri alanlara ilişkin olarakMüsteşarlıkça yetkilendirilmiş danışmanlardan almış oldukları hizmetler desteklenmektedir.Danışmanlık hizmetlerinin desteklenebilmesi için, bu hizmetin Müsteşarlık tarafındanyetkilendirilmiş danışmanlar tarafından verilmesi gerekmektedir.Ayrıca firmanın gerçekten danışmanlık hizmetine ihtiyacı olduğu hususunun da tespit edilmesigerekmektedir. Bunun için; Müsteşarlıkça koordinasyonla ilgili olarak bir İhracatçı Birliği’nigörevlendirilmektedir. Bu koordinatör İhracatçı Birliği firmaya ilişkin; durum analizi, ön inceleme,değerlendirme çalışmaları yapar. Danışmanlık hizmetinin desteklenebilmesi için buincelemenin olumlu sonuçlanması gerekmektedir.Destek süresi ve miktarıAlınan danışmanlık hizmeti; yüzde 50 oranında en fazla üç yıl süreyle ve yıllık toplam gideri50.000 dolar ı geçmemek üzere desteklenmektedir.Ödemeler DEFİF’ten yapılmaktadır. Firmaya haksız ödeme yapılmışsa, buna 6183 Sayılı AmmeAlacaklarının Tahsili Kanunu hükümleri uygulanır7- Yurt dışında ofis-mağaza açma, işletme ve marka tanıtım faaliyetleri 5Ülkemizde ticari ve/veya sınai faaliyette bulunanlarla yazılım sektöründeki firmaların; yurtdışı pazarlarda ürünlerinin geniş çaplı ve uzun süreli tanıtımının yapılmasını sağlamak üzeregerçekleştirecekleri tanıtım faaliyetlerine ilişkin giderleri ile yurt dışında mal ticaretineyönelik açacakları birimlerle ilgili giderlerinin uluslar arası kurallara uygun şekilde desteksağlanmasıdır.A- Mağazaların desteklenmesi• Demirbaş ve dekorasyon giderleri yüzde 50 oranında ve en çok 40.000 dolar,• Kira giderleri yüzde 50 oranında ve en çok yıllık 80.000 dolar.4-Para – Kredi ve Koordinasyon Kurulu’nun kararı olarak Resmi Gazete’nin 28 Temmuz 2007 TarihliSayısında 2007/3 sayılı Tebliği olarak yayımlanmıştır.5 - Para – Kredi ve Koordinasyon Kurulu’nun Kararı olarak 25 Kasım 2005 tarihli Resmi Gazete’de 2005/4sayılı Tebliği olarak yayımlanmıştır.158 2011 OCAKYAZILIM DESTEKLERİ AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 159


B- Ofis ve sergilerin (showroom) desteklenmesi• Demirbaş ve dekorasyon giderleri yüzde 50 oranında ve en çok 25.000 dola,• Kira giderleri yüzde 50 oranında ve en çok 40.000 dolar.C- Depoların desteklenmesi• Demirbaş giderleri yüzde 50 oranında ve en çok 25.000 dolar,• Kira ve/veya hizmet giderleri yüzde 50 oranında ve yıllık en çok 50.000 dolar.D- Tanıtım faaliyetlerinin desteklenmesia-) Yurt dışı birimi bulunan, yurt dışındaki tanıtım ve pazarlama giderleri• Yurt içi marka tescil belgesine sahip olanların yüzde 50 oranında ve yıllık en çok 150.000 dolar,• Yurt içi marka tescil belgesi bulunmayanlar yüzde 50 oranında ve yıllık en çok 75.000 dolarb-) Yurt dışı birimi yok ancak yurt içi ve tanıtım yapacağı ülkede marka tescil belgesiolan• Yurt dışında gerçekleştireceği reklam, tanıtım ve pazarlama giderlerinin yüzde 50 oranında veen çok yıllık 50.000 doları.E- Yurt dışı marka tescil faaliyetlerinin desteklenmesi• Yurt içi marka tescil belgesine sahip oldukları markalarının yurt dışında tescili vekorunmasına ilişkin giderleri yüzde 50 oranında ve yıllık en çok 20.000 dolar,• Kira ve hizmet giderleri desteğinden her birim için en fazla üç yıl süresince yararlandırılır. Enfazla da 7 yurt dışı birim için yararlandırılır.DTM’nin yazılım sektörüne sağladığı desteklere ilişkin bilgiler, burada son buluyor. Önümüzdekisayıda TÜBİTAK’ın sağladığı desteklere yer vereceğiz.160 2011 OCAKYAZILIM DESTEKLERİ AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 161


C E P İ S ,“dijital Avrupa”yıoluşturma çabasındaAvrupa Profesyonel Bilişim Dernekleri Konseyi, dijital ortamdakihukuk ve güvenlik konularının yanı sıra çeşitli sertifikasyonprogramları ile “dijital Avrupa”yı oluşturmaya çalışıyor.Merkezi Brüksel’de bulunan Avrupa Profesyonel Bilişim Dernekleri Konseyi (Councilof European Professional Informatics Societies-CEPİS), Kasımda Brüksel’degerçekleştirilen 45. toplantısında Konsey’in yeni başkan, sayman ve başkan yardımcısıseçildi. 33 Avrupa ülkesinin üye olduğu ve 350 binden fazla üyesi bulunan Konsey’in, bu toplantısınaCEPIS’teki TBD temsilcisi olan TBD Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyesi R. Erdem Erkul da katıldı.2000 yılından bu yana CEPİS’e (www.cepis.org) üye olan Türkiye Bilişim Derneği (TBD ), Avrupabilişim politikalarına yön veren Konsey’de, Erkul aracılığıyla görüş ve Türkiye deneyimlerinianlattı. Avrupa’daki bilişim derneklerinin karşılaştığı zorluklar ve çözüm önerilerinin tartışıldığıCEPİS toplantısında yapılan panele Tone Dalen (Dansk IT), Djordje Dukic (JISA) (tbc), PeterFederer (GI), Fernando Piera Gomez (ATI) ile birlikte konuşmacı olarak katılan Erkul, TBD’ninçözüm önerilerinden söz etti.Erkul, CEPİS’in dijital ortamdaki hukuki ve güvenlik konularının yanı sıra çeşitli sertifikasyonprogramları ile “dijital Avrupa’nın” yaratılması konularında çalıştığına işaret etti. Konseyde diğertartışılan konular ise, Kadın ve Bilişim; ÇevreciBilişim; Kişisel Verilerin Korunması ve Avrupavatandaşlık inisiyatifi oldu.Erkul, Konsey’de tartışılan birçok konununTBD’nin çeşitli çalışma gruplarında Avrupa ileeşzamanlı çalışılmaya başlanmış olmasındandolayı mutlu olduğunu söyledi. Erkul, toplantıdatartışılan konu başlıkları ile ilgili olarak TBD’ninkonseyde daha aktif olarak yer alacağını davurguladı.Her yıl, “Avrupa e-devlet ödülleri”ni düzenleyenAvrupa Komisyonu Bilişim Portalı’nın (www.epractice.eu) Resmi Olmayan UzmanlarKomitesi üyeliğine de seçilen Erkul, portalıngeliştirilmesine katkı sağlayacak 6 kişiden birioldu. Erkul, daha önce de www.epractice.euweb sayfasına katkı veren 23 bin uzman arasınagirmişti.Kasım 2010’da Microsoft Türkiye KurumsalSosyal Sorumluluk ve Eğitim Programlarıyöneticiliğine getirilen Erkul, 1980’de Ankara’dadünyaya geldi.1999’da Türkiye’nin ilk web ve medya portalıolan Türkpor’ta “Kent Haberleri Muhabiri”olarak çalışan Erkul, 2003’te HacettepeÜniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu YönetimiBölümü’nde Araştırma Görevlisi oldu. 2005’tee-devlet ve bilişim portalı olma özelliğinesahip www.digitaldevlet.net web sitesini kuranErkul, 2008-2009 akademik yıllarında doktoraburslusu olarak Harvard Üniversitesi’nde birproje sonucu kurulan ve Prof. Jane Fountain’ındirektörlüğünde çalışmalarına devam edenNational Center For Digital Government’taçalışmalarda bulundu.Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler FakültesiSiyaset Bilimi Kamu Yönetimi BölümüYönetim Bilimleri Anabilim dalında doktora tezçalışmalarına devam eden Erkul, 2007 ve 2010yılları arasında Hacettepe Üniversitesi RektörDanışmanlığı yaptı. Avrupa Komisyonu BilişimPortalı ( www.epractice.eu) resmi olmayanuzmanlar komitesi üyesi olan Erkul, merkeziBrüksel’de bulunan Avrupa Profesyonel BilişimDernekleri Konseyi’nde ( www.cepis.org ) TBDtemsilcisi ve Türk-Amerikan Bilim AdamlarıDerneği (TASSA) üyesi.162 2011 OCAKSEKTÖRDEN YANSIMALAR AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 163


Türkiye’nin ilk kişisel sağlık takip sistemiOnline ortamda kişisel sağlık kayıtlarının oluşturulması, saklanması, izlenmesi ve paylaşılmasınısağlayan mymediks ile, tansiyon, şeker ölçüm değerleri cep telefonundan sisteme aktarılabiliyor.Tekimed ve Intel işbirliğiyle kişisel sağlıkkayıtlarının oluşturulması, saklanması,izlenmesi ve paylaşılması amacıyla online birservis geliştirildi. Türkçe kişisel sağlık takipsistemi olarak hazırlanan mymediks, kronikhastalıkların takibini kolaylaştıracak. USBFlash belleklerde kullanılacak bir versiyonu dabulunan mymediks kullanıcıları, kişisel sağlıkkayıtlarını kendileri oluşturabiliyorlar.mymediks ile ölçüm aletlerinden veritoplayarak hatalı veri girişine son verilebilecek.Tansiyon, kandaki şeker, kandaki oksijen vevücut ağırlığı değerlerini kablolu ve kablosuzcihazlarla ölçmek ve ölçüm değerlerini ceptelefonu ve/veya İnternet aracılığıyla kişiselsağlık kayıtlarına online olarak veya USB Flashbelleklerdeki kişisel sağlık kayıtlarına anındaaktarmak mümkün.Günün 24 saati erişilebilen bu kayıtlarsayesinde, sağlık uzmanları hasta hakkındadoğru ve yerinde sağlık kararları alabilecekve çok daha etkili tedavi ve bakım seçeneklerioluşturabilecek.Sistemle ilgili bilgi veren Tekimed GenelMüdürü Gülara Tırpançeker, özellikle kronikhastalıklarda test, tahlil, tedavi planı, alınacakilaç, doktor ziyaretleri ve diğer tüm bilgilerinyakın ve sürekli takibinin çok önemli olduğunadeğindi. Ek bir önlem alınmazsa, bu yıl 17milyon insanın kronik bir hastalık nedeniylezamanından önce öleceğine dikkat çekenTırpançeker, kronik hastalıkları yönetmek,tıbbi hataları azaltmak, evde bakım hizmetivermek için yeni yaklaşımlar geliştirildiğini vesağlığın kişiselleştiğini belirtti. Tırpançeker, buyeni modellerin temel taşını ise kişisel sağlıkkayıtları ve mymediks gibi kişisel sağlık takipsistemlerinin oluşturduğunu vurguladı.Tıp Bilişimi Derneği İstanbul Şubesi Başkanıve Acıbadem Hastanesi Bilgi SistemleriGrup Müdürü Kemal Kaplan ise, mymediksKişisel Sağlık Takip Sistemi’nin Türkiye sağlıksektöründe önemli bir boşluğu doldurduğunusöyledi. Kişisel sağlık kaydı ve kişiselsağlık takibi uygulamalarının Türkiye’dede yaygınlaşmasıyla sağlık hizmetlerininkalitesinin daha da artacağına işaret edenKaplan, bu tür girişimlerin teşvik edilmesininsağlık sektörünün gelişimi açısından sonderece önemli olduğunun altını çizdi.Intel Türkiye Genel Müdürü Çiğdem Ertemise, sağlık sektörü de dahil olmak üzere pekçok farklı sektörde bilişimle ilgili girişimleredestek verdiklerini anlattı. “Her ne kadarTürkiye’de yaşlı nüfus oranı Batı ülkelerinekıyasla düşük de olsa, Türkiye’de kronikhastalık bakımı ile ilgili teknolojik çözümlerinşimdiden tasarlanması gerekiyor” diyen Ertem,yurtdışındaki yerelleştirilmemiş çözümlerin,hem maliyetli olduğu hem de çözüm odaklıolmadığını belitti.164 2011 OCAKSEKTÖRDEN YANSIMALAR AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 165


Teknolojidegençlerin sözü geçiyorAilelerin yarıdan fazlası, birçok teknolojikürünü alırken kendilerinden daha bilgiliolduğu düşüncesiyle çocuklarına danışıyor.Pazarlama şirketi Youth Republic’in araştırma kuruluşu Synovateile birlikte gerçekleştirdiği Türkiye’nin en büyük gençlikaraştırmasına göre, ailelerin yarıdan fazlası cep telefonundanotomobile birçok teknolojik ürünü çocuklarına danışarak alıyor. Çünküaileler teknoloji konusunda çocuklarının kendilerinden daha bilgiliolduğunu düşünüyor.Türkiye’deki 15 milyon gencin yaklaşık 3 milyonu üniversite öğrencisi, 5milyonu lise öğrencisiyken, 7 milyonu ise çalışan gençlerden oluşuyor.Nüfusun yüzde 20’sini oluşturan gençlerin kendi alım güçlerinin yanısıra tüketim konusunda ailelerini yönlendirme gücüne de sahip olmaları,gençlerin yönelimleri hakkında yapılan araştırmaların önemini artırıyor.Youth Republic’in Synovate işbirliği ile gerçekleştirdiği “Yeni NesilGençlik Araştırması”, gençlerin tüketim alışkanlıkları, hayat görüşlerive trendlerini mercek altına aldı. Araştırmaya göre ailelerin yüzde 77’sikendilerine cep telefonu alırken genellikle ya da her zaman çocuklarına danışıyor. Evetelevizyon alınırken ailelerin yüzde 61’i çocuklarının fikrini alırken, kendilerine arabasatın almaları durumunda bu oran yüzde 64 oluyor.Ailelerin yüzde 70’i çocuklarının bilgisayar ve cep telefonu gibi konularda kendilerindendaha bilgili olduklarına inandıkları için karar sürecinde onlara danışma ihtiyacı duyuyor.Üstelik bu durum, yalnızca teknoloji ürünleriyle sınırlı değil. Evdeki ortak kullanım alanlarıiçin mobilya alınırken bile, gençler ailelerini yönlendiriyor.Araştırma kapsamında yeni nesil araştırma yöntemleri kullanılarak 16 farklı ilden 3.119üniversite ve lise öğrencisiyle ve 1.533 okumayan/çalışan genç ve gençlerin aileleriylegörüşüldü. Öğrenci evlerine kameralar yerleştirildi, gençlere harcama günlükleritutturuldu. Araştırmayla ilgili daha ayrıntılı bilgiye www.harclikpazari.com adresindenulaşabilirsiniz.Gençler hakkında bunları biliyor musunuz?• Çalışan gençlerin sadece 3’te 1’inin sosyal güvencesi var.• Çalışan gençlerin ortalama geliri 635 TL, yani üniversite öğrenciharçlığından sadece biraz daha fazla.• Çalışan gençlerin yüzde 85’i İnternet kullanıyor. Kullananların dayüzde 82’si İnternet kullanım amaçları arasında “Facebook’ta zamangeçirmeyi” sayıyor.• Çalışan gençlerin yüzde 44’ü Türkiye dışında bir yerde yaşamak istiyor.Yaşamak istedikleri ülkelerin başında Amerika, Almanya ve İngilteregeliyor.166 2011 OCAKSEKTÖRDEN YANSIMALAR AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 167


Deloitte Teknoloji Fast500 EMEA Programı’nda yer alan Türk teknoloji firmaları şöyle:“En hızlı 500” listesinde2 8 T ü r k f i r m a s ıOrta Doğu, Afrika ve Avrupa’da son beş yılın en hızlı büyüyenteknoloji firmaları arasında 28 Türk şirketi yer aldı.Her yıl geleneksel olarak Orta Doğu, Afrika ve Avrupa (EMEA) bölgesinde en hızlı büyüyen 500şirketinin belirlendiği Deloitte Teknoloji Fast500 EMEA Programı’nın sonuçları açıklandı.Londra Arsenal Futbol Kulübü’nde (Emirates Stadium) gerçekleşen ödül törenine listedeyer alan 28 Türk teknoloji şirketi de katıldı. Son beş yılda en hızlı büyüyen şirketler arasına giren28 Türk şirketinin 13’ünün yazılım şirketi olması dikkat çekti.Deloitte Teknoloji Fast50 Türkiye 2010 Programı’nda ilk üç sırada yer alan Promer, Digital Planetve Sahibinden.com, Deloitte Teknoloji Fast500’de EMEA Programı’nda en hızlı büyüyen ilk 50şirket arasında yer aldı. Sağlık sektörü için yazılım, donanım ve altyapı çözümleri sunan Promeryüzde 4.967 büyüme oranıyla 12. sıraya yerleşti. Müşteri ilişkileri yönetim sistemleri üzerineçözüm sunan Digital Planet yüzde 4.515’lik büyüme oranıyla 16. sıraya yerleşirken, seri ilanlar veelektronik alışveriş konularında faaliyet gösteren Sahibinden.com yüzde 2.394 büyüme oranıyla46. sırada yer aldı. Deloitte Teknoloji Fast500 EMEA Programı’nın birincisi ise yüzde 26.885büyüme oranıyla İngiliz Mobile Interactive Group Ltd oldu.Sıra/Firma adı/Faaliyet alanı/Büyüme oranı12 Promer/Yazılım/ yüzde 496716 Digital Planet/Yazılım/ yüzde 451546 Sahibinden.com/Internet /yüzde 239464 BİOTEKNO/Telekomünikasyon-Ağ Hizmetleri/ yüzde 199371 MCD Telekom/Telekomünikasyon-Ağ Hizmetleri yüzde 183372 Ericom/Telekomünikasyon-Ağ Hizmetleri /yüzde 183186 BİLGİNET/Yazılım /yüzde 165496 CETECH/Telekomünikasyon-Ağ Hizmetleri /yüzde 1492111 Arvento Mobile Systems / Telekomünikasyon-Ağ Hizmetleri /yüzde 1331135 Vodasoft/Telekomünikasyon-Ağ Hizmetleri/ yüzde 1177163 EES/Yazılım /yüzde 1012176 Gittigidiyor/Internet /yüzde 953186 BNB/ İletkenler-Bileşenler-Elektronik /yüzde 910221 Figen Yazılım/Yazılım /yüzde 799245 FONET BİLGİSAYAR/Yazılım /yüzde 733293 STM Savunma Teknolojileri/Yan iletkenler-Bileşenler-Elektronik/ yüzde 614302 SMARTSOFT/Yazılım /yüzde 596312 Mobiliz/Telekomünikasyon-Ağ Hizmetleri /yüzde 575338 Airties/Telekomünikasyon-Ağ Hizmetleri /yüzde 537349 Mobisis/Telekomünikasyon-Ağ Hizmetleri/ yüzde 517390 IBTECH/Yazılım /yüzde 457391 İnnova/Yazılım /yüzde 457414 BIS/Yazılım /yüzde 431440 Hitit Bilgisayar Hizmetleri Dış. Tic./Yazılım /yüzde 393452 Millenicom/Telekomünikasyon-Ağ Hizmetleri /yüzde 383456 Hitit Bilgisayar Hizmetleri Ltd.Şti./Yazılım/ yüzde 379479 PROLINE/Bilgisayarlar-Bilgisayar yan ürünleri /yüzde 359485 SESTEK/Yazılım/ yüzde 349168 2011 OCAKSEKTÖRDEN YANSIMALAR AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 169


İpek yolu, “İnternet yolu” olacakSuperonline ile birlikte 5 ülkeden 7 operatörün işbirliğinde kurulacak 7 bin750 km’lik kesintisiz karasal İnternet altyapısı ile, dünyada 2 milyar kişiyeİnternet hizmeti verilecek.Turkcell Grup şirketi Superonline’ın yer aldığı, 5 ülkeden 7 operatör işbirliğinde gerçekleştirilecekkarasal İnternet altyapısı kurulmasına yönelik Bölgesel Kablo Şebekesi (Regional Cable Network-RCN) anlaşması 16 Aralık 2010’da Ankara’da imzalandı. Hilton Otel’de gerçekleştirilen RCNProjesi imza törenine, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Proje Konsorsiyum Başkanı Ali Amiri,konsorsiyumda yer alan yabancı şirketlerin genel müdürleri, Turkcell Grup CEO’su Süreyya Cilivve Superonline Genel Müdürü Murat Erkan katıldı. Proje, doğu ile batı arasındaki en uzun veyüksek kapasiteli İnternet omurgası olacak.Birleşik Arap Emirlikleri’nden Etisalat, Suudi Arabistan’dan Mobily, Ürdün’den Ürdün Telekom/Orange Jordan ve Mada-Zain ortaklığı, Suriye’den Suriye Telekom İdaresi ve Türkiye’denSuperonline işbirliğinde gerçekleştirilen proje için 1 milyar TL’lik yatırım yapılacak. Bölgedeki 2milyar insan için İnternet kapısı açacak proje ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin Füceyre kentindenbaşlayıp Riyad (Suudi Arabistan), Amman (Ürdün) ve Tartus’tan (Suriye) geçerek İstanbul’aulaşacak fiber optik kablo hattı, Ortadoğu’da ilk defa Körfez bölgesinin tamamını kapsayacak.Geçtiği ülkelerin İnternet ihtiyacını karşılayacağı ve hattın yol aldığı tüm ülkelerde tercih edilentransit trafik rotası olacağı öngörülen hat, 2011’in 3. çeyreğinde kullanıma açılacak.Kuş uçuşu 3 bin 875 kilometre olan ve yedekli yapısıyla toplam 7 bin 750 kilometreyi bulan RCNProjesi, su altı ve fiber kabloların en yoğun birleşme noktalarından biri olan Füceyre ve Batıarasında en uzun karasal fiber optik altyapısını getirecek. Bulgaristan sınırında hazır durumdaolan yaklaşık 15 bağlantı noktası üzerinden Avrupa’ya ulaşma fırsatı da yaratacak RCN altyapısı,saniyede 12,8 terabit veri taşıma kapasitesine sahip olacak. Fiber optik kabloların izleyeceği ikifarklı rotada ilk aşamada saniyede 2,4 terabit kapasite aktif hale getirilecek.Benzerlerinden farklı olarak RCN’de yer alan tüm operatörler ilk günden itibaren her iki fiberoptik kabloyu da yalnızca bu iş için ayıracak ve bu sayede hem bir hatta çıkan sorun diğerineyansımayacak, hem de altyapının gerektiğinde güncellenmesi çok daha kolay hale gelecek.Turkcell Grup CEO’su Ciliv, İnternet’in ortaya çıkardığı fırsat eşitliğini ülkenin yanı sıra bölgeye deyaymak konusunda dev bir adım attıklarını anlattı. Proje ile Türkiye üzerinden Avrupa ve Amerikaile Asya ve Uzak Doğu’nun birbirine bağlanacağını bildiren Ciliv, RCN’nin İnternet hızı açısındaneşsiz bir kapasiteye sahip olduğunu ve İstanbul’u bir İnternet merkezine dönüştüreceğinivurguladı.Projenin Birleşik Arap Emirlikleri adına ortağı ve Konsorsiyumun Başkanı olan Amiri, yaptığısunumda, projenin, sadece teknolojik ilerlemeyi değil aynı zamanda, içerisinde yer alanülkelerdeki ekonomiyi de olumlu yönde etkileyeceğini belirterek “Rota ve kapasite konusundaeşsiz bir proje hazırladık”’ dedi.İmza törenine katılan Ulaştırma Bakanı Yıldırım ise, proje ile bölgesel işbirliğinde önemli bir adımatıldığını söyledi. Türkiye’nin coğrafi konumunun getirdiği sorumluluğu yerine getirdiğini anlatanYıldırım, şirketlerin devletten devlete işbirliğinin daha önüne geçtiğini ve daha hızlı işbirliklerikurabildiğine dikkat çekti.170 2011 OCAKSEKTÖRDEN YANSIMALAR AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 171


Hikmet Temel Akarsu’dan Ekolojik Masallar:“Çevreci Peri”Kitabın künyesi:Hikmet Temel AkarsuResimleyen: Zeynep ÖzatalayÇizmeli Kedi Yayınlarıİstanbul 2010, 1.Basım - Masal96 sayfaEdip Koraylıedipkorayli@gmail.comEdebiyat duyarlılığı taşıyan, dünyanın geldiği noktaya üzülen ve hatta kaleme aldığı roman, öykü,oyun ve makalelerde de halihazırda bu konuları işleyen bir yazarın ortaya koyacağı çocuk edebiyatıda kaçınılmaz olarak bu konular hakkında olacaktır, öyle değil mi?Şehirli avangard öykü ve romanları ile cyberpunk tadındaki bilim kurgu romanlarıyla tanıdığımızyazar Hikmet Temel Akarsu, 2005 yılında Can Yayınları’ndan çıkan ilk çocuk öyküleri kitabı“Güzelçamlı’nın Kayıp Panteri”nin ardından ikinci çocuk kitabını Çizmeli Kedi Yayınları’ndanyayımladı: “Çevreci Peri.”“Çevrecilik” kavramının bir alay konusu ya da küçüseme yordamı (aramızdan kaç kişi çevrekonusunda bir uyarıda bulunduğumuzda, “Çevreci misin?” sorusunu duymadık ki?) olduğuülkemizde edebiyatımızda çok da yer bulmamış bir konu üzerine bir eser ortaya çıkarmakararı almış Akarsu. Ve bu yolda da yurtdışında örneklerine uzun süredir ulaşılabilen bir çocukkitabı yazmayı uygun görmüş. (Amazon.com sitesinde “Environment & Nature” başlığı altında“Juvenile Fiction,” yani “Çocuk Edebiyatı” diye aratıp, gelen sonuçların sayısına şaşırabilirsiniz.)Yazar, yapılan sayısız haber, belgesel ve film ile yazılan kitaplara rağmen yetişkinlerde “çevre”konusunda bir hareket yaratmanın imkansız gözüktüğü bu günde, doğru yerin çocuklar olduğunuiyi tahlil etmiş. (Kendinize sorun: Uluslararası bir çalışma olan Yann Arthus-Bertrand’ın “Yuva”belgeseli bütün insanlığa bir çağrıydı ama kaç yetişkin orada söylenenleri ciddiye aldı?)Öykülerde “periler” gibi fantastik ögeler kullanılarak ekosistemin ve ülkemizdeki doğalzenginliklerin korunması konusunda çocuklara dersler verilmektedir. Bu ifadeden, kuru birdidaktiklikte ekoloji dersleri verildiği sanılmasın: Öykülerin şirin kurgusuyla basit bir arıtmasistemiyle denizlerin temizlenebileceği, trolle değil de kontrollü balıkçılıkla denizlerdekicanlılığın korunabileceği ve bacalara filtre koyularak atmosfer kirliliğinin önüne geçilebileceğidile getirilmektedir. Kitabın sonundaki esprili test ile çocuklar kitap boyunca öğrendikleri bilgileride pekiştirme imkanına erişmektedir.Akarsu bu çevrecilik öykülerinde, çoğu yerde ıskalanan, belki de konu hakkındaki en önemlimesajı da dile getiriyor: dünyanın ve insanlığın birbirleriyle olan yadsınamaz bağları. Akarsu,yeryüzünün herhangi bir yerindeki kirliliğin ve zararın dünyanın başka bir yerini farklı bir açıdanetkilediğini çocukların zihinlerine kazımayı bilmiş. Bu, ne yazık ki, birçoğumuzun bilmediği, bilsede göz ardı etmek istediği bir gerçek. Dolayısıyla, “Ağaç yaşken eğilir,” prensibiyle çocuklaraekolojinin bu hassas dengesi de aktarılmış oluyor.Bunların dışında, ilginç bir şekilde, “Çevreci Peri” öyküleri içinde Akarsu edebiyatından tatlarve imgeler bulmak da hoş. Yazarın temel konularından olan iyilik/kötülük çatışması veya sanattutkusu (“Kar Perisi” öyküsünde bir peri sanatı “dokunduğu her şeyi güzelleştiren şey” diyetasvir eder) gibi kavramlar çocukların bilinçlenmesindefaydalı olurken, ilkokul öncesi çocuklarına bu öyküleriokuyan ebeveynleri de gülümsetecektir.Beş kitaplık bir serinin ilki olan “Çevreci Peri”ninçocuklarda çevrecilik bilincinin oluşmasında öncüolmasını ve bu tarz eserlere de önayak olmasınıdiliyoruz.Yayınevinden verilen bilgiye göre Çevreci Peri Masallarıbeş cilt olacakmış. İkinci cilt Peri Şarkıları’nın desenleribile hazırmış ve matbaaya gitmek üzereymiş. Yazar beşkitabın tamamını hazırlayıp yayınevine teslim etmiş.Üçüncü kitabın adı ise Periler Ağlar Yağmurlar Yağar.Söz konusu beş kitap basıldıktan sonra Çizmeli KediYayınları onları özel tasarımlı bir kutu içinde de satışasunacakmış. Böylece çevrecilik konusunu temel alanbeş yüz sayfayı aşkın bir masal külliyatına sahip olacağız.Çevreci Peri Masalları beyaz kağıda kaliteli baskısıyla özellikle 7-11 yaş grubu çocuklarda çevrebilincini oluşturmak için mükemmel bir kaynak oluşturacak gibi gözüküyor.Hikmet Temel Akarsu Amazon.com’da: http://www.amazon.com/-/e/B004G8YGEI172 2011 OCAKKİTAP TANITIMI AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 173


Studio Rodeo’dan Çizgi Roman Yıllığı:TotemHikmet Temel Akarsuhtakarsu@gmail.comwww.myspace.com/hikmettemelakarsu80 Sayfa – Kuşe – AlbümYayıma Hazırlayan: Murat MıhçıoğluTürkiye’de sanata dair algılar daima şaşırtıcı oluyor. Bu şaşırtıcılık umumiyetlenâkıs anlamda. İnsanlığın, en başından beri en önemli yaratısı olan edebiyatınşu yarım yüzyılı geçmeyen post-modern çağda başına gelenler pişmiş tavuğunbaşına gelmedi. İmaj ve imge tacirliğiyle; geniş kitleleri yanılsamalaradüşürecek olağandışı sunum teknikleriyle, edebiyatı endüstrileştirenalışılmadık uygulamalarıyla; düpedüz kendi öz felsefesiyle söz konusu çağedebiyatı tam manasıyla ibretlikti.Bu dönemde sanata dair keskin çizgiler deyok edildi. Melez türler ortaya çıktı. Kimizaman bunlar olumlu bulunduysa da geneldenetice kafa karışıklığından ibaretti. Artıkherkesin bildiği bu genel geçer görüşleri nedentekrarlıyoruz? Çünkü geçtiğimiz iki yılda butarzda garip bir serüven daha yaşandı. Klasikedebiyat şaheserlerinin çizgi roman tekniğiyleyeniden üretilip güçlü reklam kampanyalarıylapiyasaya sürüldüğü garip bir dönem yaşadık.Bu, oldukça tuhaf bir durumdu. Çünküeksperler gayet iyi bilirler ki; klasik yapıtünvanını alabilecek eser üniktir. Dokunulamaz.Orijinalliği bozulamaz! Ve Türkiye’de en önemliklasikleri bile kimseciklerin okumadığınıbiliyorduk.O nedenle, bu yeni uygulama buraya çokuydu. Klasiklerden alelusül alınma birkaçtumturaklı ifadenin altına usta çizerlerdenbirkaç desen atıyorsun; kitabın adı daklasik eserin aynısı; okur bunu duyduğundakoşup gidip kitabı alıyor ve şıpınişi klasikdevriliyor. Kafkalar, Shakespeare’ler ayaküstü; yalapşap okunuyor. Alan memnun satanmemnun. Kime anlatacaksın klasik eser böyleyaklaşılamayacağını, bu tür bir okumanın oeseri ve yazarı anlamanın ötesinde tam tersineona dair tüm derinliği yok ettiğini, çizgi romanınbambaşka bir mantığı ve tekniği olduğunu;olmak zorunda olduğunu…Mış gibi yapmacalar üstadı toplumumuztüm klasikleri bir çırpıda devirdi bu sayedeanlayacağınız. Çizgi roman marifetiyle…Oysa ülkemizdeki çizgi romanın kendi öz mazisibeklenmedik başarılarla doludur. Suat Yalaz’ınKaraoğlanı, Sezgin Burak’ın Tarkan’ı gibitoplumda derin izler bırakmış büyük yaratılargeçmişte milyonlarca okura ulaşabiliyordu.60’lı yıllarda, henüz televizyonların herkesindünyasını tutsak almadığı zamanlardaçizgi roman bir fenomendi. İtalyan spagettiwesternler elimizden düşmezdi. Daha sonraSerpieri, Manara gibi ustaların özgün tarzları,Amerikan Heavy Metal tarzı ve Japon Mangalarıortaya çıktı.174 2011 OCAKKİTAP TANITIMI AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 175


Bu dönemler Türkiye’de çizgi roman açısındanbirazcık fetret devri özelliği taşır. Çünkü oyıllarda çizgi romanımız karikatür dünyasının,Gırgır-Fırt ekolünün etkisi altına giriyor vetamamen gülmeceye yaslanan, politik hiciv vefarslarla bezeli ikincil, popüler bir yaratıdanibaret hale geliyordu. Giderek Türk çizgiromanı mevzi kaybediyor ve sonunda tastamamkarikatür ve mizah dergilerinin sultasına boyuneğiyordu. O dönemin yaklaşık on yıl ardındanortaya çıkan bazı sanatçılar dünya ölçeğindesanatsal değeri olan işler ortaya çıkarmıyormuydu? Kuşkusuz çıkarıyordu. Yıldıray Çınar,Suat Gönülay gibi müstesna yetenekler busanatsal yaratının dünya ölçeğinde örneklerinivermeyi başarıyorlardı. Fakat gariptir; yerliçizgi roman piyasası öldüğü ya da mizahçizerlerine teslim olduğu için bunlar yerelpiyasada gölgede kalıyor; en niteliklileri;-örneğin Yıldıray Çınar -artık doğrudanyabancı yayınevlerine çalışıyorlardı. DoğrudanAmerikalılara çiziyorlardı.İşte bu olumsuzluklar sırasında çizgi romantutkusunu ve bunun üniversal kriterleriniözümsemiş bir mecra olan Studio Rodeo’danRodeo Strip adlı bir dergi çıkıyordu. TamamenBatılı türdeşleri gibi olaya yaklaşan niteliklibir çizgi roman dergisiydi Rodeo Strip ve çizgiroman bilincini ülkeye taşımaya çalışıyordu.Bu girişimin başında Murat Mıhçıoğlu vardı.Çizgi roman konusunda aleladeliğe kayış yıllarıboyunca Rodeo Strip ne kadar çırpındıysa da,tek başına bir dönüşüm yaratamadı, olayı anamecrasına döndürmekte başarılı olamadı.Çok olumlu izler bırakarak yayın hayatındançekildi. Fakat Rodeo Strip’in yaratıcılarıyılmamışlardı. Eksi Seksen ve Zombistan adlıiki başarılı albümün ardından şimdi de Totemadlı bir seçki çıkarmışlar. Totem adlı seçkideon altı kısa çizgi roman bir almanak halindesunuluyor. Ülkemizde gerçek çizgi romanınölmediğini, bu türün dünya ölçeğinde başarılıyaratıcılarının var olduğunu ve yaratılarınısürdürmekte olduklarını kanıtlayan kitapbesbelli ki adanmışlık duygularıyla ve belli birmisyonla hazırlanmış. Kuşe kağıda, büyük boyve renkli basılmış. Yatırımını bu koşullardageri vermesi olanaksız. Ama; “Ben Türkiye’de,dünya ölçeğindeki algıyla at başı giden çizgiroman yaratıcılarının dünyasından bir kesitgörmek istiyorum,” diyenlerin bu albümüedinmesini öneririm. Belki başlı başına birsanatçıya ait bir albüm okumuş olduklarızamanki hazzı alamayacaklardır; ama çokyetkin pek çok çizerle karşılaşacaklarınırahatlıkla söyleyebilirim.Kitaba katkıda bulunan yazar ve çizerlerarasında Cem Özüduru, Ergün Gündüz,Yalçın Didman, Filip Andronik, Bahadır BarışÖzsoy, Roberto Diso, Emir Pasanoviç veMurat Mıhçıoğlu gibi isimler var. Hemen farkedileceği gibi bazı İtalyan, Makedon ve Bosnalıçizerlerle bizimkiler ortak üretime girişmişler.İsmi sayılanlar arasında eminim ki RobertoDiso’yu da hemen fark etmişsinizdir. RobertoDiso ülkemizde de çok sevilen İtalyan spagettitarzı Mister No çizgi romanının ana çizeridir.Bu seçkide de bir Murat Mıhçıoğlu öyküsünüdesenlemiş: İstanbitch.Totem seçkisini çıkaran Murat Mıhçıoğluedebiyatın özgün kanallarında gezinen okurlariçin tanıdık gelebilir. Kendisini ilk olarakTürkiye Bilişim Derneği’nin her yıl düzenlediğiBilim-Kurgu öykü yarışmalarında jüri üyeliğiyaparken tanıdım. Aşağı yukarı öyküleri her yılfinale kalır. Birkaç defa da dereceye girmişliğivardır. Mıhçıoğlu’nun öyküleri hem bilim-kurguhem de çizgi roman dünyasına çok yatkındır.Konseptli ve nettir. Temaları çok değişikunsurlara yaslanır ama hepsinin sonundakısa öykü anlatıcılarının o çok sevdiği keskinvurgu vardır. Seçkideki pek çok çizgi hikâyeninyazarı Mıhçıoğlu. Muhtelif çizerlerle çalışmış.Belli ki onlardan öyküleri için birkaç sayfalıkişler yapmalarını istemiş. Sonra da bunlarıbu seçkide toplamış. Doğrusu kitap birazfragmanter olduğu için hikâyelerin derinliğinegirilemiyor ve sonuç çabucak bağlanıyor. Amabu seçkide amaç, uzun soluklu bir çizgi romanısunmak değil zaten. Bu alanda bir seçki ya dayıllık hazırlamak.Seçkideki diğer hikâyeler de ilginç. Öne çıkanisimler Cem Özüduru ve Yalçın Didman.Her ikisinin de hem yazıp hem de çizdiklerihikâyelerinde başarılıolduklarını söyleyebilirim.(Kozalaklar ve Ayılı Adam) Kimizaman da Mıhçıoğlu öyküleriniçizmişler. Ergün Gündüz’ünde klasik yetkin üslubunu ikiMıhçıoğlu öyküsünde (OrganikKadın - Bir Ölü Bunu Yapabilirmi?) başarıyla konuşturduğunugörüyoruz. Roberto Diso’nun tarzını zaten herkes bilir. Filip Andronik’in siyah beyaz desenleri deayrı bir aksiyon katmış seçkiye.Genelde konuşma balonlarındaki yazıları uzun buldum. Bu, akıcılığı biraz engelliyor. Anlaşıldığıkadarıyla, seçkide kısa kısa hikâyeler yayımlama zorunluluğundan dolayı bunun böyle olmasıgerekmiş. Öykülerde finale çok çabuk gidildiği gözlemleniyor. Bu çok olumlu bir şey değil. Amaaynı nedenle bunun da makul karşılanması gerekir. Seks ve şiddet unsuru tadında ve dozundakullanılmış. Öykülerin ana temaları ilginç. Desenler ve çizgi roman tekniği ise genelde olumlu.Neticede, ülkemizdeki gerçek çizgi roman sanatının varmış olduğu teknik seviye hakkındabilgi edinmek isteyenlerin ilgiyle izleyeceğibir karma albüm çıkmış ortaya. Klasiklerizombileştirmektense çizgi roman üretmeyeçabalayan bu insanlara projektör tutmanın, destekolmanın daha faydalı olacağı kanaatindeyim.176 2011 OCAKKİTAP TANITIMI AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ 177

More magazines by this user
Similar magazines