gelecek devrim ve sosyalizmindir! - Yürüyüş

yuruyus.com
  • No tags were found...

gelecek devrim ve sosyalizmindir! - Yürüyüş

İçindekiler4 Yoldaşlarımız,Dostlarımız, Halkımız!6 Cephe’nin 1 Yılı...10 Unutmayan,UnutturmayanHalkın İRADESİYİZ!12 10 Yıl OlduAFFETMEYECEĞİZ...16 Öğretmenimiz:Sadece VazgeçmeyenlerKazanır...17 GençliğinGündeminden...18 Halkı Potansiyel SuçluOlarak Görenler HalkDüşmanlarıdır...Ülkemizde Gençlik19 Parasız Eğitim İstemekSuç Değildir.21 Bütün YoksulGecekondularBizim Olacak...24 Adalet! GecekonduAdaletsizliktir!25 Yıkıcılar, Yiyiciler!26 Torba Yasa, emekçilerinKazanılmışHalklarına, Savaştır29 Emek Haberleri!31 DİH: Birleşelim,Direnelim,Kazanalım..32 Devrimci Okul:Haber İddiamızdır,Ciddiyetimizdir.36 Tekelci PatronlarınDiyarbakır Halayı..37 Burjuvaziye UzananEller...38 50 Soruda Faşizm...40 CHP Kurultayı41 Erdoğan: PolisiminTahammülüne SahipÇıkıyorum...Amerika Defol... Bu Vatan BizimKampanyası43 MahallelerimiziSavunalım...44“AydınlarlaTartışmalara” Giriş46 Haberler...47 Çürüten EmperyalistDemokrasi48 Alman EmperyalizminYargısı...49 Dünya Haberleri...50 Avrupa’da Yürüyüş...51 Değinmeler...52 Nasıl Bir Yaşam:MahallelerimizeSahip Çıkalım...53 Anadolunun KayıpŞarkıları...55 Yitirdiklerimiz...Çağrı / İlanMAHKEME 28 Aralık Salı 11.00ANK. 12 ACM 10/180ANK. TAYAD28 Aralık 2010Türkan AlbayrakÜsküdar 3. İş Mahkemesi


Yoldaşlarımız, Dostlarımız, Halkımız!Emperyalizmin ve oligarşinin sonotuz yıldaki saldırıları karşısında tarihselbir direniş ortaya koyduk.1980’den bu yana yazdığımız tarih,bir direniş destanları tarihidir.Bu tarihin en ayırdedici yanı, ideolojimizden,devrim iddiamız ve perspektifimizden vazgeçmememizdir.Bir adım dahi geri adım atmadık bunoktada. İrademizi teslim etmedikdüşmana. Ve devrimden, sosyalizmdenbir an bile umudumuzu kesmedik.Onar onar öldük, öldürüldük.Yüzer yüzer öldük öldürüldük.Bizi bitiremediler. Biz bitirmek içintarihi yok etmeleri gerekir. Tarihi yokedemezler. Çünkü tarihi biz yazmayadevam ediyoruz. Bu tarih, işte bu yüzden,bizim zaferimizdir. Tüm politik,askeri saldırılara karşı, vazgeçmemek,zaferi kazanmanın ön şartıdır.Devrimi büyütmek, bir kararlılıkmeselesidir. Çünkü karşı-devrimintüm politik, askeri saldırılarının,psikolojik savaşının, kontrgerilla yöntemlerininesası, bizi vazgeçirmek,yıldırmak üzerine şekillenir.Kayıplardan korkmak, statülereçakılıp kalmak, bedel ödememek içinteoriler yapmak, devrimi kaybetmektir.Vazgeçmeyeceğiz. Vazgeçenlerinyeri, düzendir. Bir örgüt de olsanız,tek bir kişi de olsanız, sonuçdeğişmez: Vazgeçmek düzene dönmektir.Vazgeçtiğiniz noktada, kendinizinasıl tanımladığınızın hiçbirönemi yoktur.Vazgeçmemek, Pir Sultan olmaktır.Vazgeçmemek Mahir olmaktır.Kızıldereler yaratmaktır. Vazgeçmeyeceğiz.“Dönen dönsün ben dönmezemyolumdan” diyen tarihimizin,“Biz buraya dönmeye değil ölmeyegeldik” diyen önderliğimizin yolundanyürüyerek, iddiamızı büyüteceğiz,devrimde, sosyalizmde ısraredeceğiz. Devrim ve sosyalizme ulaşmakiçin silahlı mücadelede ısrar edeceğiz.Tarih, ısrar etmeyenlerinkazandığını yazmamıştır. Zafer herkoşul altında direnen ve savaşanların,hedeflerine yürümekten vazgeçmeyenlerinolmuştur.YoldaşlarDevrim, inanmış, kararlı devrimcilerinattığı adımlarla büyür vegelişir. Saflarımızdaki herCepheli’nin bir adım öne çıkması,büyük bir atılım demektir.Devrimimizin büyümesi demektir.Hepimiz yalnızca bir adım öne çıkacağız.Bir adım öne çıkmak nedir?Bir adım öne çıkmak; bulunduğumuzkonumdan ve görevden daha ilerigörevlere aday ve gönüllü olmaktır.Bir adım öne çıkmak; savaşçıolmaya aday ve gönüllü olmaktır.Bir adım öne çıkmak; devrimcilikneyi gerektiriyorsa ona hazır ve adayolmaktır ya da kendimizi neye hazırgörüyorsak, onu üstlenmektir.YoldaşlarDevrimin, devrimciliğin önündeengel olarak gördüğünüz her şeylesonuna kadar savaşacaksınız.Devrimcilik savaşmaktır. Tümengellerle savaşacağız. Attığımız heradım, aldığımız her nefes, düzene miyarıyor, devrime mi sorusunu sormak,bu savaşta belirleyicidir.İki ideoloji savaşıyor ve birisi ölecek!Hangisinin yaşayacağına,hangisinin öleceğine biz karar vereceğiz.İdeolojik mücadele budur.İdeolojik mücadele, burjuvazininkirlettiklerini temizlemek ve onlarıburjuvaziye karşı mücadele eder halegetirmektir. Bir örgütün en temelgörevlerinden biri ideolojikmücadeledir.Yeni insan kazanmak, mücadeleyekatılanları kadrolaştırmak, ideolojikmücadelede burjuva ideolojisine veonun kalıntılarına, uzantılarınavuruşlar yaptıkça mümkün olur.İki sınıf vardır. İki ideoloji vardır.Dolayısıyla sınıflarüstü 3. bir ideolojiyoktur. Mücadelede “arada” bir yerolmaması da bundan kaynaklanır.Devrimi hayal edebilmek, yarınıdüşlemek, umutlu olmaktır, inançlıolmak, kavgada diri olmaktır. Ancakböyle olabildiğimizde, sorunlarönümüzde engel olmaktan çıkar.Önümüze çıkan sorunları şu veyabu şekilde, şu veya bu yoldan aşacağız.Çok zeki olanlar değil, sorunlarlauğraşmaktan vazgeçmeyenlerbaşarır. Vazgeçmemeliyiz.Sadece kendini değiştirenler,dünyayı değiştirebilirler. Kendinideğiştirmeyenler, dünyayı dadeğiştiremezler. Değiştirmeye kendimizdenbaşlayacağız. Bu kavgaya girerken,her yoldaşımız, kendinegüvenecek, yoldaşlarına güvenecek,örgütüne güvenecek... Bu üç güven,savaşı kazanmanın da güvencesidir.Üstesinden gelmek zorunda olduğumuzçok büyük zorluklarlakarşılaştığımızda zayıf düşmemekiçin tarihimize, şehitle- rimize, değerlerimizebakacağız. Devrimcigeleneklerimize bağlı kalacağız. Yenigelenekler yaratacağız.Yoldaşlarımız!Devrimi büyütmek, soyut bir şeydeğildir.Bugün devrimi büyütmeninönümüze koyduğu en önemli görevlerdenbiri, en yoksulları örgütlemektir.Şunu çok kesin bir biçimde söyleyebiliriz:En yoksulları örgütlemeden,devrimimizi büyütemeyiz.Örgütlemeliyiz!Yoksulluk ve adaletsizlikdevrimin en önemli dinamiklerindendir.Yoksulluk sadece yiyecekbulamama değil, bir yaşam tarzı,ruh hali, toplumsal yaşamın bütünüiçinde bir konumdur.Büyük yoksulluklar, eğer yoksullardevrimcileştirilemezse, yozlaştırır. Örgütleyemezsek, bu ciddibir ihtimaldir. Devrimci hareketintüm kadroları yoksullara gitmeli,onlarla iç içe olmalıdır. Doğru politika,doğru yöntemler, doğru ve etkilisözler, o içiçeliğin içinden çıkar.Yoksulluğa karşı dayanışmayıörgütlemeli, halkın birliğini buzeminde geliştirmeli, her yönüyledüzenin gerçek yüzünü göstermeli,


politikleştirip devrimcileştirmeliyiz.Yoksulluk ve adaletsizliğin halkınen temel iki sorunu olduğu yerde,ekmek ve adalet için savaşın zeminitartışılamaz. Bu savaşa, ekmeğe veadalete en çok ihtiyacı olan en yoksullarıkatmalıyız.Adalet hesap sormaktır. Bununmeşruluğunu tüm Cepheliler’e,devrimcilere, dostlarımıza vehalkımıza benimsetebilmeliyiz. Halkadaletsiz kalmaz. Halkın adaletsizkalmaması, onun öncülerinin görevidir. Solun çeşitli kesimlerinde devrimcizora, halkın devrimci şiddetine,dünya halklarının emperyalistlere vefaşizme karşı silahlı direniş hakkınadair çarpık düşüncelerin yaygınlaşmasıylabirlikte, düzenin dayattığıadaletin dışında başka bir adalettensözetmek de neredeyse unutturulmuştur.Her zeminde, halkların binlerceyıllık direniş ve savaş hakkını,intikam ve hesap sorma hakkınısavunuyoruz.HAKKIMIZ OLAN ADALETİZORLA ALACAĞIZEkmekten ve adaletten umudunukesenler, yozlaşmaya açık hale gelirler.Buna izin vermemeliyiz.UMUT OLMAYA DEVAM EDE-CEĞİZ. Bilmeliyiz ki, düzen, bizimen yoksulları örgütlememizi, en yoksullariçinde yozlaşmaya karşımücadelemizi engellemek için tümgücüyle saldıracaktır. Yoksullarınmaişet derdinden, düzenin pisliklerindenetkilenmişliklerinden kaynaklananengeller de çıkacaktırkarşımıza. Saf proleterler bulamayacağızhayatın içinde. Yani, yoksullarıörgütlemek o kadar kolay olmayacaktır.Burada da, karşımıza çıkan engelher ne olursa olsun, VAZGEÇMEYE-CEĞİZ.En yoksulların oturduğu semtleringirişine polis barikatları örseler devazgeçmeyeceğiz. Çünkü en yoksullardanvazgeçmek de, devrimdenvazgeçmektir.Yoksulluğun panzehiri dayanışmadır.Dayanışma savaşmaktır. Savaşıbüyüteceğiz. Her zorlukta vazgeçenler,hiçbir yere ulaşamazlar. Hiçbirzafer kazanamazlar. Örgütlenmede,ideolojide, kültür sanat alanında,hapishanelerde, hiçbir yerde, hiçbirşey yaratamazlar. Vazgeçmemek, iştebu yüzden kilit bir sözcüktür. İşte buyüzden, zafere açılan her kapınınbaşında vazgeçmemek vardır.Yoldaşlarİktidar bilincinden uzak olanlarhalktan da uzak olurlar. İktidar iddiasıolmayanların yeri düzendir.Sosyalist ideolojik dünyanın engüçlü ideolojisidir. Milyonlarcainsanı, onurlu bir yaşam için, adaletli,özgür bir dünya kurmak için, insanlığınen soylu idealleri için gönüllüolarak bir araya getirebilmeyi başarmış,bir davanın asırlarca savunulmasınısağlamış başka bir ideolojiyoktur. Dünyanın ezilenlerine,umudu, coşkuyu, yaşama sevincini veDünya yıkılsa dadevrim iddiamızdan,iktidar hedefimizdenvazgeçmeyeceğiz.Devrimimizibüyüteceğiz.Her ne olursa olsun,bedeli ne olursaolsun, bunuBAŞARACAĞIZ!gönüllü ölebilmenin yüceliğiniyaşatabilen başka bir ideoloji yoktur.İnsanlığa gerçekleri, yalnızca gerçeklerisöyleyen ve gerçeklerle milyonlarıyeni bir dünya kurma idealinde birleştirenbaşka bir ideoloji yoktur.Devrimciler, on milyonlarca insanıbir araya getirebilen bir dava uğrunasavaştığınızı aklınızdan çıkarmayın.Böyle bir ideolojiye sahipolduğunuzu, böyle bir gücünüzünbulunduğunu bir an bile unutmayın.Dayı’nın sık vurguladığı bir sözüvardı: Güç olmalıyız. Güç olmakkitleleri örgütlemektir. Sorunlarıasgariye indirmek ve savaşı büyütmekde buradan geçer. Düşmanınkarşımıza çıkarttığı sorunları çözmekancak HALKI ÖRGÜTLEMEK vehalkın tüm olanaklarını yaratıcı birşekilde savaşa seferber edebilmeklemümkündür. Çünkü örgütlü halkyenilmez esprisi budur.Olanaklarımız nedir, ihtiyaçlarımıznedir, sorunlarımız nedir?Kafamızda hep bu üç soru olmalı.Tüm faaliyetlerimiz sorunlarımızıçözmeye, ihtiyaçlarımızı karşılamayayönelecek.Burjuvazinin düzeni ve iktidarısürdükçe, fiziki, askeri bakımdandaima düşmandan daha “az” olacağız.Daima yeni saldırı tehditleri altındabulunacağız; tehditler sık sık doğrudansaldırılara dönüşecek. Ancak ideolojikbirliğimizi, devrimci saflığımızı,siyasi uyanıklığımızı ve politikdinamizmimizi diri tuttukça, hersaldırıda biraz daha güçlenecek,yenilmezleşecek ve zafere ulaşacağız.Yoldaşlarımız!Bir yılı geride bıraktık. Ne yaptık,ne yapamadık, kuşkusuz biz de kendimuhasebemizi yapacağız. Yoldaşlarımıza,dostlarımıza, halkımızaşimdilik söyleyeceğimiz şudur:Gerilemedik. Yerimizde saymadık.İlerledik. Esas olan da buydu.İlerleyişimiz, yeterli midir? Hayır.Yürüyüşümüzü hızlandırmalıyız.Devrimimizi büyütmeliyiz. Devrimimiziher Cephede yaymalıyız.Öncelikli hedeflerimiz de bunlarolmalıdır. Tüm yoldaşlarımızın “Biradım öne çıkmasını” işte bunun içinistiyoruz.Yoldaşlarımız,dostlarımız!Devrimimizi büyütelim. Devrimcinin görevi devrim yapmaktır. Soyluişimiz, tarihsel görevimiz budur.Dünya yıkılsa da, devrim iddiamızdan,iktidar hedefimizdenvazgeçmeyeceğiz. Devrimimizibüyüteceğiz. Her ne olur olsun, bedeline olursa olsun, bunu başaracağız.Tüm yoldaşlarımızı bu savaşta biradım öne çıkmaya,tüm dostlarımızı grupçuluktan,rekabetçilikten, reformizme yedeklenmektenuzak, devrime ise yakın durmayaçağırıyoruz.Bu duygularla yoldaşlarımızın,dostlarımızın ve halkımızın yeniyılını kutluyor, devrim ve sosyalizmyolunda başarılar diliyoruz.


Cephe’nin1 yılıSayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010Kavganın hiçbir yılı kolaydeğildir. Emperyalizme karşı savaşıyorsanız,faşizme karşı direniyorsanız,kolay bir yıl yoktur. 2010’da zorlu biryıl oldu. Tutsaklıklar, işkenceler,baskınlar altında geçti. Geriye dönüpbaktığımızda, aslolan, yılın 365 günü,direnmiş, savaşmış, düşmana vestatükolara boyun eğmemiş olmaktır.Bunu diyebiliyorsanız, o yıl, devriminolmuştur ve bu, gelecek yılların dadevrimin olmasının güvencesidir.2010, Cepheliler için böyle biryıldır. Devrim iddiamızın gösterdiğiyolda, yeni adımlar attık, mütevazızaferler kazandık, gençlikten mahallelere,tutsak yakınlarından işçilere,memurlardan, emeklilerden, hastatutsaklara... hayatın her alanındaydıCepheliler. Emperyalizme karşı“Amerika Defol” diyen, yoksulgecekondularda yozlaşmaya karşımücadele eden, linç saldırıları altındaAnkara’ya yürüyen, stadyumlarda 55bin olan, Kızıldere’ye yürüyendiler...İşte bu bir yılın kısa özeti:Ocak 2010- 27 Aralık 2009 - 9 Ocak2010... Yeni yıla, büyük ve benzeriyaşanmamış bir direnişle girdi HalkCepheliler.Edirne’de “Amerika Defol BuVatan Bizim” kampanyası içindetutuklanan arkadaşlarının serbestbırakılması için imza kampanyasıbaşlatan Edirne Gençlik Derneğiüyeleri polis denetimindeki linçgüruhu tarafından linç saldırısınauğradı. Linççilerden bir teki bile gözaltına alınmazken, linç saldırısınauğrayan 8 kişi gözaltına alındı, bunlardan2’si tutuklandı.2010; Kampanyalarımızla, ilklerimizle,yarattığımız değerlerle, eylemlerimizle, oligarşininher türlü saldırısına karşı direnişlerimizle bizimdi....- 3 Ocak: Edirne’de 27 Aralık’tayapılan linç saldırısını protestoet mek için İs tan bul’dan 3 veBabaeski’den 1 otobüsle Edir ne’yege len Halk Cep he li ler, Edir ne gi ri -şinde polis tarafından şehre sokulmayıncaotobanda direniş başladı.Halk Cepheliler Edirne’ye girmelerine izin verilene kadar oradan ayrılmayacaklarınıaçıkladılar. HalkCephelilere destek amacıyla İstanbulTaksim ve Ankara Yüksel Caddesi’ndebarikat kaldırılana kadar oturmaeylemi başlatıldı.- 3 Ocak Er zin can: Edirne’deGençlik Derneği üyelerine yapılanlinç saldırısını protesto etmekis te yen Er zin can Genç lik Der ne ğiüye le ri de Er zin can’da po lis ko ru ma -sı altında sivil faşistler tarafından linçsaldırısına uğradı.Edirne’deki linç saldırısınıprotesto etmek isteyen Kars GençlikDerneği Girişimi öğrencilerine depolis saldırdı. Halk Cepheliler ülkeçapında linçleri protesto eylemleriyaptı.“Amerika Defol BuVatan Bizim” konserleri10 Ocak’ta Antalya'da15 Ocak’ta Samsun’da16 Ocak’ta Ankara’da22 Ocak’ta Adana’da23 Ocak’ta Antakya’da20 Şubat’ta İstanbul Sarıgazi28 Şubat’ta İstanbul Maltepeyapılan konserlerle devam etti.- 9 Ocak: Halk CephelilerEdirne’ye girdi ve yine linç! 3Ocaktaki linç saldırısından beri otobanüzerinde oturma eylemi yapanHalk Cepheliler’den 30 kişilik birgrup polisin, jandarmanın ve linççilerinbarikatlarını aşarak Edirne’yegirdi. 27 Aralık’ta ilk linç saldırısınınolduğu yerde basın açıklamasıyaparak saldırıları kınayan HalkCepheliler’e sivil polisler ve faşistlertarafından bir kez daha saldırıldı.- 10 Ocak; Edirne'deki linçleriprotesto eden Erzincan GençlikDerneği üyelerine polis yine saldırdıve 14 kişi gözaltına alındı.- 15 Ocak; DİH’ten TEKELişçisine destek: 4-C dayatmasınakarşı 1 aydır Ankara'da direnenTEKEL işçilerini desteklemek için -TEKEL işçileriyle birlikte DİH deoturma eylemine başladı.- 16 Ocak-18 Ocak; İmzamasaları: Halk Cephelilerİstanbul’da İncirlik Üssü’nün kapatılmasıiçin 16 Ocak’ta Eminönü-Üsküdar,Eminönü-Kadıköy ve 18 Ocak’taKaraköy-Kadıköy vapurlarında,Beşiktaş-Kadıköy vapurunda imzatopladılar. Ayrıca İstanbul’daGalatasaray Lisesi önünde, TaksimMetro Durağı’ında, MecidiyeköyMetro durağında, Kadıköy’de,Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda,Avcılar’da, İstanbul’un gecekondusemtlerinde ve Anadolu şehirlerindeimza masaları açılarak imzalar toplandı.- 16-17 Ocak; “AmerikaDefol Bu Vatan Bizim” dedikleri içintutuklanan Dev-Genç’lilerin serbestbırakılması için İstanbul’da,Ankara’da, İzmir’de, Kocaeli’de,Bursa’da, Muğla’da, Adana’da,Malatya’da, Antakya’da, Erzincan’6İDDİAMIZI, SAVAŞIMIZI UMUDU BÜYÜTELİM !


da, Kars’ta eylemler yapıldı.- 16 Ocak; Afganistan’aasker gönderilmesi, Halk Cephesitarafından Haliç Kongre Merkezi’nde2010 İstanbul Avrupa KültürBaşkenti kutlamalarının yapıldığısırada protesto edildi.- 22 Ocak-29 Ocak;TEKEL işçilerine destek eylemleri:İstanbul’da Devrimci İşçi Hareketi veHalk Cepheliler, Samsun’da, Mersin’de Malatya’da aralarında HalkCephelilerin de olduğu devrimcidemokratik güçler, tekel direnişinedestek eylemleri yaptılar.- 24 Ocak; Gençlik DernekleriEdirne’deki linç saldırılarını protestoetmek ve tutuklanan Dev-Gençlilerinserbest bırakılması için örgütlüoldukları illerde protesto eylemleriyaptılar.- 31 Ocak; Ankara'da Abdiİpekçi Parkı'nda yapılan işsiz öğretmenlermitingine Halk Cepheliler veDev-Gençliler de katıldı.Şubat 2010- 5 Şubat; İstanbul’da yapılanNATO toplantısı Taksim GeziParkı’nda aralarında Halk Cephesi’nin de olduğu siyasi hareketler vedemokratik kitle örgütleri tarafındanbir yürüyüşle protesto edildi.- 28 Ocak: Adana'daGündoğdu’da bir Amerikan askeriHalk Cepheliler tarafından dövülerekcezalandırıldı.- 29 Ocak; “Bu Tarih Bizim”yazılı pankartlar, İstanbul Örnektepe’ye,Alibeyköy Adnan MenderesBulvarına Dev-Genç’liler tarafındanasıldı. Aynı pankartlar değişik tarihlerdeİstanbul’un çok sayıda semtineve Anadolu illerine asılmaya devamedildi.- 1-15 Şubat: Umudun adıduvarlara nakşedildi... Şubat ayınınilk yarısı boyunca Anadolu’nun dörtbir yanında birçok şehirde duvarlar“Cephe” imzasıyla donatıldı.- 11 Şubat; “Ağar’ı AklamaDavası”nda Halk Cepheliler, yineAnkara Adliyesi önündeydiler.- 12 Şubat; Ferhat GerçekDavasına Bakırköy 9. Asliye CezaMahkemesi’nde devam edildi. HalkCepheliler, adliye önünde hesap sormayadevam ettiler.- 7 Şubat: Tayyip Erdoğan’aprotesto: İstanbul Özel ÇamlıcaErdem Hastanesi'nin açılışına katılanTayyip Erdoğan’ı, Halk Cephelileryolu trafiğe kapatarak “AmerikaDefol Bu Vatan Bizim” pankartı açıpprotesto etti. Eylemde gözaltına alınan8 Halk Cepheli’den 6’sı tutuklandı.- 6 Şubat; Anadolu Haklar veÖzgürlükler Derneği çalışanlarınasilah çekip kurşun sıkan çeteci serserilerdenbiri Halk Cepheliler tarafındanyakalanarak teşhir edildi.- 13 Şubat: Nurtepe HaklarDerneği İstanbul Çayan Mahallesi’nde, artan hırsızlık ve yozlaşmayakarşı halk toplantısı düzenlendi.-19 Şubat: GençlikFederasyonu üyeleri BeykentÜniversitesi’nde ÖSYM BaşkanıAhmet Ünal Yarımağan'ın konuşmasısırasında "Yap Boz ÖSS DeğilGelecek İstiyoruz" yazılı pankartaçtı.- 21 Şubat: Devrimci İşçiHareketi İstanbul Aksaray'da bulunanSu Tiyatrosu'nda "Amerika'yaKarşı Türküler" gecesidüzenledi.- Dev-Genç 40. YılFotoğraf Sergisi: Dev-Genç'in 40. yılı nedeniyleGençlik Federasyonu’nunörgütlü olduğu bütün illerdeDev-Genç’in mücadelesinianlatan fotoğraf sergileriaçıldı.- 24 Şubat: AnadoluFederasyonu üyelerinekarşı, Alman polisi yeni birsaldırı başlattı. Köln'de, Dortmund'dave Schwelm'de Anadolu Federasyonuüyelerinin evlerini bastı. Saldırılarsonucunda iki kişi tutuklandı.- 27 Şubat: Tekel işçilerinedestek veren Ankara GençlikDerneği üyeleri ziyaret dönüşündepolisin saldırısına uğradı.Mart 2010- 7 Mart: Dünya EmekçiKadınlar Günü İstanbul’da 7Mart’ta Kadıköy Meydanı’nda mitingle kutlanırken Kırklareli, Edirne,Dersim, Hatay, Elazığ, Malatya,İzmir, Çanakkale, Manisa, Bursa,Eskişehir, Kütahya, Antalya, Adana,Muğla, Samsun, Mersin, Erzincan,Tokat, Ovacık ve Ankara’da da HalkCepheliler tarafından çeşitli eylemleryapıldı. 8 Mart, İsviçre, İngiltere,Almanya, Fransa ve Avusturya’da dakutlandı.- 9 Mart: Sarıgazi’de polisterörü; sabaha karşı İstanbul polisiSarıgazi’nin emekçi mahallelerinikuşatıp, onlarca evi ve SarıgaziÖzgürlükler Derneği’ni basıp talanetti. Saldırılar sonucunda 29 kişigözaltına alındı ve 9 kişi tutuklandı.-10 Mart: Liseli DevrimciGençlik’in de aralarında olduğuSarıgazi Mehmetçik Lisesi’ndeokuyan 24 Liseli TEKEL İşçileri’nindirenişiyle dayanışma amaçlı okulboykotu ve çeşitli eylemler yaptıklarıiçin okuldan atıldılar.2010’da Halk Cephesi KitaplığınaEklenen Kitaplar- Çizgilerle Bizim Dayımız Dursun Karataş- Çiz gi ler le Ana do lu Ta ri hi- Büyük Direniş Kitap Dizisi,Kitap 1: 122 Şehit (iki cilt)- Büyük Direniş Kitap Dizisi,Kitap 2: Aydınlarla Tartışmalar (2Cilt)- Elin Altı Abdi İpekçi ParkıDirenişiSayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010GELECEK DEVRİM VE SOSYALİZMİNDİR!7


Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık20108- 11 Mart: Almanya'nınDüsseldorf kentinde Nurhan Erdem,Cengiz Oban ve Ahmetİstanbullu'nun tutuklanmalarından 16ay sonra birinci duruşması yapıldı.- 12-14 Mart; Gazi veÜmraniye Katliamı: 12 Mart 1995Gazi katliamının 15. yıldönümündeGazi ve Ümraniye’de katliamprotesto edilerek şehitler anıldı.Gazi’de yapılan anmaya yaklaşık 3bin kişi katıldı. Katliam Antalya,İzmir, Adana'da da çeşitli eylemlerleprotesto edilip şehitler anıldı.- 13 Mart 2010: Avrupa’dakidevrimci, demokrat gençliğin“Anadolu Gençlik” olarak sürdürdüğü çalışmalar sonucunda Köln’de"Anadolu Gençlik 1. Kurultayı"yapıldı.- 14 Mart; “Parasız Eğitimİstiyoruz Alacağız”: BaşbakanRecep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’daki Abdi İpekçi Spor Salonu’nda,‘Roman açılımı’ şovu yaptığı esnadaGençlik Federasyon üyesi FerhatTüzer ve Berna Yılmaz ve UtkuAykar, “Parasız Eğitim İstiyoruzAlacağız” kampanyası çerçevesindepankart açıp kuşlama yaptılar. Ferhatve Berna tutuklandı ve halen tutsaklar.“Parasız Eğitim İstiyoruzAlacağız” kampanyası okul dönemiboyunca Gençlik Federasyonu’nun örgütlü olduğu bütün illerde“Ferhat Tüzer ve Berna Yılmaz’aÖzgürlük” talebini de içererek çokçeşitli eylemlerle sürdü.- 16 Mart Katliamı şehitleriAnıldı: 16 Mart 1978'deBeyazıt'ta yapılan kontrgerillakatliamında şehit düşen 7 devrimciİstanbul Üniversitesi önünde veAnadolu’da Malatya, Dersim,Ankara, Kocaeli, Kars, Bursa veAntalya'da yapılan eylemlerle anıldı.- 20 Mart: Kars GençlikDerneği açıldı.- 21 Mart Newroz: HalkCepheliler tarafından İstanbul, Bursa,Ankara, Kocaeli, Malatya, Elazığ,Dersim, İzmir illerinde kutlandı.Yurtdışında da Almanya veİngiltere'de kutlandı- 26 Mart: GençlikFederasyonu, Berna Yılmaz ve FerhatTüzer’in serbest bırakılması içinİstanbul AKP İl Binası önünde eylemyaptı.- 26 Mart 2010: CepheliTutsaklara Zorla Sürgün Sevk: Kan -dı ra 1 No’lu F Ti pi Ha pis ha ne -si’ndeki Cepheli tutsaklardan GökhanGündüz, Ali Teke ve Ufuk Keskin Kı -rıkkale F Tipi Hapishanesi’ne zorlasevkedildiler.- 29 Mart: Halk Cephesi’nin 6ay önce başlattığı “Amerika Defol BuVatan Bizim” kampanyası çerçevesinde “İncirlik Üssü Kapatılsın”talebiyle ülkenin dört bir yanındatoplanan 318 bin imza TBMM’ye38 yıl sonraKızıldere'deyiz:götürüldü.- 30 Mart 2010; 28 Mart'da İstanbul Gazimezarlığında Dayı'nın mezarı başında bir anmayaparak yola çıkan 320 Halk Cepheli, 29 Mart'taAnkara'da 318 bin imzayı meclise verdikten sonraMahir Çayan'ın mezarı başında bir anma yaparakKızıldere'ye doğru yola çıktılar. Cephealiler, 30Mart 2010'da, 38 yıl sonra Kızıldere'deydiler.Coşku, kararlılık, vefa, bağlılık, hepsi oradasomutlanmıştı. Gerçekte onların yüreği ve beni hepburadaydı 38 yıldır. Şimdi işte herşeyleriylegelmişlerdi Kızıldere’ye, bir ilki daha yaratıyorlardı..- 18 Mart: 27 Aralık günüEdirne'de yaşanan linç saldırısınındavası Edirne 2. AsliyeMahkemesinde görüldü.- 30 Mart: Hollanda’nınAmsterdam şehrinde bulunan ÖzgürlükBürosu, Hollanda polisi tarafındanbasıldı.Nİsan 20103 Nisan; Liseli Gençlik,Mercan Düğün Salonu'nda 160kişinin katıldığı “Yozlaşmaya KarşıLiseli Gençlik Birleşiyor” kurultayıyaptı.- 7 Nisan: GençlikFederasyonu, polisin üyelerine yönelikbaskı, terör ve ve tehditleriniprotesto etmek için VatanCaddesi’ndeki İstanbul EmniyetMüdürlüğü önünde polisi teşhir edenpankart ve dövizler açarak eylemyaptı.- 13 Nisan; Feda davasıSürüyor: 29 Nisan 2009 tarihinde 19Aralık hapishaneler katliamınınsorumlularından dönemin AdaletBakanı Hikmet Sami Türk'e yönelikgerçekleştirilen feda eyleminindavası görüldü.- Nisan: Avrupa’da birçok ülkeve şehirde Anadolu Halk Şölenleriyapıldı.- 30 Mart – 17Nisan DevrimŞehitlerini Anma veU m u d u nKuruluşunuKutlama faaliyetleriçerçevesinde Sibel YalçınDireniş Parkı’nda yaklaşık 2bin kişinin katıldığı biranma yapıldı. Şehitlerhafatsı boyunca İstanbul’unmahallelerinde ve Elazığ,Mersin, Bursa, İzmir,Manisa-Salihli, Erzincan,İDDİAMIZI, SAVAŞIMIZI UMUDU BÜYÜTELİM !


Malatya, Adana, Antalya, Dersim,Kars, Hatay, Kocaeli, Ankara, Edirne,Babaeski, Çanakkale'de çeşili eylemve etkinliklerle anıldı. Kampanyaboyunca 150 bin bildiri, 600 bin kuş,200 pankart asıldı.- 30 Mart-17 Nisan:Avrupa’nın İsviçre, İngiltere,Almanya, Avusturya, Fransa gibiülkelerinde şehitlerimizi anma veUmudun kuruluşunu kutlama faaliyetiyapıldı.- 1 Mayıs Piknikleri:Merkezi olarak 1 Mayıs’ı İstanbulTaksim 1 Mayıs alanında yapacağınıaçıklayan Halk Cephesi 1 Mayısöncesi Adana, Eskişehir, Mersin,Antalya, İzmir, Antakya, Ankara,Tokat, Edirne, Bursa, Malatya,Muğla, Kocaeli, Kütahya, Erzincanve İstanbul’da binlerce kişininkatıldığı piknikler yapıldı.mayıs 2010- 1 Mayıs 2010; 32 yıl sonra1 Mayıs; Taksim 1 Mayıs alanında300 bin kişinin katıldığı bir kitleylekutlandı. 15 binin üzerindeki Cephekitlesi de kızıl sancaklarıyla alanın enkitlesel grubuydu.-Tavır Dergisi 30 Yaşındaİlk sayısı Ocak 1980’de yayınlananKültür ve Sanat Yaşamında Tavırdergisi 30. yılına ulaştı.- 5–6 Mayıs: GençlikFederasyonu, çeşitli illerdekiüyelerinin katıldığı“Gençlik Ve Örgütlenme”kurultayı düzenledi.- 7 Mayıs: GülerZere, şehit düştü:Kanser Hastası tutukludevrimci tutsak GülerZere’nin hapishanede tedavisizamanında yapılmadığıiçin ilerledi. Güler, ölümüneşiğine getirildiğinde tahliyeedildi. Tahliyesinden 6 aysonra şehit düştü. Katledentecrittir! SorumlusuAKP’dir.- 8-9 Mayıs: GençlikFederasyonu, “Gençlik Ve Örgütlenme”kurultayı’nın ardından SibelYalçın Direniş Parkı’nda “Dev-GençKültür Şenliği yaptı. Kurultay ve şenliğeLübnan, Yunanistan, Bulgaristan,Suriye, Honduras, Filistin, Rusyagençliğinden temsilci de katıldı.Kültür şenliğine polis saldırısında 6kişi gözaltına alındı ve 4 kişi tutuklandı.14-26 Mayıs: GençlikFederasyonu Üyeleri Dev-Genç’in40. yılında, Parasız Eğitim talebi için14 Mayıs’ta İstanbul’dan Ankara’yauzun yürüyüş başlattılar. Yürüyüşboyunca taleplerini anlatan Dev-Genç’liler 26 Mayıs’ta Ankara’yavardılar. Ankara’da polisintüm engellemelerine rağmenDev-Genç’liler topladıklarıimzalarıTBMM’ye götürdüler.- 11-14 Mayıs:İzmir Gençlik Derneğiİzmir’de 6. Canan KulaksızAlternatif Öğrenci Şenliğidüzenledi.-18 Mayıs:Belçika’da 11 yıl sürenDHKP-C davası, 18 Mayıs 2010 tarihindeYargıtay Mahkemesi’ nin kararınıaçıklaması ile sonuçlandı.İnönü’de55 bin kişi-12 Haziran; İstanbul’da İnönüStadyumu’nda Halk Cephesi’nin düzenlediğiGrup Yorum Konserine 55 bin kişi katıldı.Gürül gürül, çağıl çağıl bir devrim coşkususarmıştı tribünleri... Sosyalizm sanki orada etekemiğe bürünüyordu... Kendine güvenkazanıyordu devrim.. Grup Yorum söylüyordu55 binlik halk korosuyla... 55 binlik halk korosu71 milyona söylüyordu türküsünü...hazİran 2010- 1 Haziran; Engin ÇeberDavası: 1.5 yıldır süren ve adalettalebi ile Halk Cepheliler’in sahiplendiğiEngin Çeber davasında 1 Hazirangünü karar verildi. Aralarında hapishane2. Müdürünün da yer aldığı 4kişi müebbet hapis cezası aldı.- 26 Mayıs; TAYAD’lı Ailelerhapishanelerde tecritin son bulmasıve sohbet hakkının uygulanması için“8 metre karede ne kadaryaşarsın!” diye yeni bir kampanyabaşlattılar.- 9 Haziran: Hatay'ınSamandağ ‹lçesi Tekebaflı Beldesihalkı, askeri konvoyla rüzgar santralikurmak için gelen flirketlere karflı,yola barikat kurarak direnerek arazilerinesantral kurulmasını engellediler.- 15 Haziran; TAYAD’lılaragözaltı ve tutuklama saldırısı:TAYAD’lıların tecrite karşısürdürdüğü mücadele, hasta tutsaklarasahip çıkması ve haklar ve özgürlüklermücadelesindeki yürüttüğümücadeleyi hazmedemeyen AKP iktidarıAnkara, İstanbul ve İzmir’deTAYAD’lıların evlerine baskın düzenledi.Baskınlarda 29 kişi gözaltınaalındı ve 17 kişi tutuklandı.- 25 Haziran Cuma: Kanserhastası Güler Zere’ye özgürlük kampanyasıylaİstanbul’da başlayan,Ankara ve Adana’da her hafta yapılan“Hasta Tutsaklara Özgürlük”eyleminin 48’incisi yapıldı.Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010GELECEK DEVRİM VE SOSYALİZMİNDİR!9


Unutmayan, unutturmayanhalkın iradesiyiz!Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık201010 yıl, tarih içinde küçük birzaman dilimi, fakat bir insanyaşamında uzun bir zaman... Bugün20 yaşında olan delikanlılar, gençkızlar, 19 Aralık 2000 katliamıyaşandığı sırada 10 yaşındaydılar,olandan bitenden haberdar olmadıklarıbir yaştaydılar...Başka bir açıdan baktığımızda,görürüz ki, bugün devrimci demokratikmücadele içinde yeralangençlik, 19 Aralık katliamını yaşamamışbir gençliktir. Liseli gençlerimizidüşünün; onlar, o zaman, 19Aralık katliamı sırasında 5-6 yaşlarındaydılar.Düşünün, 19 Aralık katliamı okadar “eski” bir olay olmamasınarağmen, eğer hatırlatılmazsa,anlatılmazsa, genç kuşaklaraaktarılmazsa, hızla unutturulabilir.Nitekim de aslında unutturmaya daçalıştılar. Türkiye tarihinin en ağır,en ısrarlı sansür politikalarını uyguladılarbu konuda. Burjuva basın busansürün gönüllü uygulayıcısı oldu.Ne yazık ki solun bir kesimi de busansürün bir parçası oldu...Ama işte bakın, 19 Aralık katliamının10. yıldönümündesansürün gönüllü uygulayıcısı burjuvabasın dahil olmak üzere, 10yıldır neredeyse bu konuda tek kelimeetmekten kaçınan sol kesimlerdahil olmak üzere, geniş bir kesimingündemindeydi 19 Aralık.Peki bu nasıl oldu?Unutmamakunutturmamak salt birslogan değil bir politikadırHalk Cephesi’nin 19 Aralık’ınyıldönümünde dağıttığı bildiri “19Aralık Katliamı 10. Yılında ADA-LET İSTİYORUZ” başlığını taşıyordu.Bu hatırlatma ve bu talep,bizim 10 yıldır tekrarladığımız birtalepti. “Unutmadık, unutturmayacağız”bizim için, hiçbirzaman sadece bir slogan olmadı.Bu, bir politikaydı bizim için vekesin bir şekilde diyebiliriz ki, 10yıl boyunca bu politika kararlılıkla,ısrarla uygulanmıştır. Yukarıda sorduğumuz“Peki bu nasıl oldu?”sorusunun cevaplarından biri budur.Halk Cephesi, 19-22 Aralık katliamının10. yılında da katledilenleriçin ADALET istemeye,sürdürdüğü kampanya ile halkagerçekleri anlatmaya devam etti.İstanbul’dan Ankara’ya,Çanakkale’den, Erzincan’a,İzmir’den Malatya’ya, Elazığ’danAntalya’ya, Adana’dan Hatay’a,Samsun’dan, Mersin’e kadarAnadolu’nun dört bir yanında 19Aralık’la ilgili eylemler, toplantılaryapıldı. Halk Cepheliler tarafındanasılan yüzlerce pankartta, dağıtılanyüzbinlerce bildiride, on binlercekuşlamada, yüzlerce duvar yazısında19-22 Aralık hatırlatıldı, adalettalebi canlı tutuldu.Halk Cephelilerin dışında da,başta Kürt yurtsever hareketi olmaküzere, yıllardır 19 Aralık’ı kendigündemleri olarak görmeyenkesimler de, 10 yıldönümündeçeşitli eylemler yaptılar. Bu da sonderece dikkate değer bir yandı vebunda da kuşkusuz, yukarıdasözünü ettiğimiz on yıllık ısrar vekararlılığın, on yıla yayılan “unutmamaunutturmama” politikasınınpayı yadsınamaz.Bu sonuçları yaratan, aradangeçen 10 yıla karşın 19-22 Aralıkkatliamının unutulmadığını, unutturulmayacağınıortaya koyan bir iradeninvarlığıdır. Bu 10 yılın, yaklaşık7 yılı zaten 19 Aralık katliamınınher gün yeniden hatırlandığıbir direniş içinde geçmiştir.Büyük bölümünü devrimci hareketintek başına sürdürdüğü bu direnişsüreci, solun büyük kesiminin FTiplerini, hapishaneler sorununu,19 Aralık’ı gündeminden adetaçıkardığı bir süreçti bilindiği gibi.Unutmayan ve unutturmayan iradeninrolü, işte bu noktada belirleyiciolmuştur.Katliamın üzerinden tam 10 yılgeçmiş ama devrimci irade katliamsanki “daha yeni yaşanmış” gibiher yıl ısrarla katliamı yenidenhalka anlatmış, katliamcıları tekrartekrar teşhir etmiş ADALET istemiş,katillerin yakasına yapışmış,hesap sormuştur.Aradan geçen 10 yılda, katillerinalay eder gibi “Hayata dönüş” adıaltında gerçekleştirdikleri katliamunutulmadıysa, unutturulmadıysa,bugün şehirlerin meydanlarında,sokaklarda, caddelerde anlatılmayadevam ediliyorsa, gençlerimizbiliyorsa, bunu, unutmayan, unutturmayaniradeye borçluyuz.Katillerin tüm yalanları açığaçıkarılmışsa ve katliamcılar bugüntelevizyon ekranlarında kendileriniaklamaya çalışmakla meşgullerse,bunu unutmayan, unutturmayanmayaniradeye borçluyuz.Katledenlerin, resmi tarihlerinebakın! Tek bir kitaplarında katliamadair tek bir cümle bulamazsınız.Katliamı açığa çıkarmak, katillerdenhesap sormak için bugünekadar kendi rızalarıyla başlattıklarıtek bir hukuki girişim yoktur.Atılan adımların, açılan davalarınunutmayan, unutturmayan oirade tarafından kararlılıklasürdürülen adalet mücadelesinin1 0İDDİAMIZI, SAVAŞIMIZI UMUDU BÜYÜTELİM !


zorlamasıyla olduğu ortadadır.Katledenler, bugüne kadarkatliamı unutturmak için ellerindengelen herşeyi yaptılar.Tutsakları diri diri yaktıkları,gazlara boğdukları, kurşunladıklarıBayrampaşaHapishanesi’ni kapattılar.Kapatmakla yetinmeyip, oradayazılan tarihi hafızalardan silmekiçin bahçesinde kebap kokularınınyükseldiği, gerici kitapların sergilendiğibir panayır yerine çevirdiler.Ulucanlar Hapishanesi’nde aynışeyi yaptılar. Diyarbakır’da aynışeyi yapmaya çalışıyorlar.Katliamlara dair ne varsa ortadankaldırmaya çalışarak, unutturmapolitikasını pekiştiriyorlar.Unutturmak veunutturmamak, devrimlekarşı-devrimin çatışmanoktalarından biridirKarşı-devrimin “unutturma”politikasının karşısına, devrim,unutturmama politikasıyla çıkmalıdır.Bizim yaptığımız budur.Solun neredeyse tamamının yapmadığıda budur. Solun bir kısmıbunu, “19 Aralık, F Tipleri, tecrit...işçi sınıfının gündemi değil...”,“halkın başka sorunları var”gerekçeleriyle, bir kısmı ise“yıldönümü devrimciliği” gibiküçümsemelerle, bir kısmı ise “budüzenden adalet istemek reformizmdir”gibi keskinliklerle yaptı. Birkısmı ise daha baştan “aynı mahalledendeğiliz”, “farkımızı koydukiyi oldu”, “cepte keklik misandınız” diyerek, ayrımlarını koymuşve bir anlamda bu defterikapatmışlardı. Nitekim yeniden bugündemi hatırlayabilmeleri içinaradan uzun yıllar geçmesi gerekecekti.Oysa onların “gündemi” değilkende bu konudaki mücadele herbiçimiyle sürüyordu. 19 Aralık’a,tecrite karşı mücadele, adalet boyutuyla,direniş boyutuyla, sansürüparçalama boyutuyla, 19 Aralık’ıunutturmama boyutuyla, tecritigündemdetutma boyutuyla, çokyönlü bir mücadele olaraksürdürüldü. Solun büyük kısmı, bumücadelede bırakın devrimciolmayı, Marksist-Leninist olmayı,bir demokrat olarak bile görev vesorumluluk üstlenmediler.Karşı-devrim cephesinde ise tambir hemfikirlik ve seferberlik vardı.Katledenler, basın yayın organlarıyla,yargı mekanizmalarıyla,düzen partileriyle, üniversiteleriyleunutturmaya çalışıyorlardı tarihinbu kesitini. Elbirliğiyle katillerinikoruyorlardı.Onlar unutturmaya, yok saymayadevam ettiler. Halkın unutmayan,unutturmayan iradesi isetüm enerjisi ile binlerce sayfayıbulan büyük bir külliyat ile gerçekleriyazarak, anlatarak, unutturmadı.Katliamı anlatan kitaplarçıkarıldı. Tanıklıklar belgelendi.Unutturmamak, güçlü bir iradeyigerekli kıldığı kadar, en az onunkadar güçlü bir sabır ve emekgerektiriyordu. Onlarca kampanyadüzenlendi bu sürede. Tüm HalkCephesi ülke çapında seferber oldu.Çünkü, ısrarlı ve sonuç alıcıolmayan, göstermelik, yasak savıcıhiçbir eylem biçimi, bu tayin edicikavgada, oligarşinin “unutturma”politikasını etkisizleştiremezdi.Unutturmayan işte bu kesinirade ve kararlılığa eşlik edenbüyük sabır ve emektir.10 yıl boyunca ortaya konan buiradenin, sabrın ve emeğin olmadığınıdüşünelim. Tek kelime ile19-22 Aralık katliamı, katledenlerinistediği gibi, tarihintozlu rafları arasında unutulmayamahkum edilmiş olurdu.İktidarların uzun süredirhakim kılmaya çalıştığıçarpık bir tarih anlayışı var;Avrupa Birlikçiliğin başını çektiğibu anlayış, ülkemizde tüm zulüm,sanki 12 Eylül’de olmuş bitmişhavasını yayıyor. Sanki infazlar,katliamlar, işkenceler herşey dündekalmış gibi... Unutturmamak, buçarpık tarihe karşı gerçeğin savunulmasıve ortaya konulmasıydı.10 yıllık bu irade, emek ve sabırolmasaydı, tarihe düşülen bu notlarolmayacaktı. Bu, NilüferAlcanlar’ın, Ahmet İbililer’in,Fidan Kalşenler’in, HasanGüngörmezler’in, Murat Özdemirler’inve daha onlarca şehidin, yüzlercegazinin unutulması, yok sayılmasıdemek olacaktı.Bu, 19-22 Aralık’ta yaşananonca acının, kömürleşmiş cesetlerin,kolu bacağı koparılan, gözü köredilen, bedeninde kurşun izleritaşıyan yüzlerce tutsağın yok sayılmasıdemek olacaktı. Ki o noktadageriye sadece sömürücü egemensınıfların yazdıkları tarih kalırdı.O tarihe göre, katledenlerinhayasızca “Hayata Dönüş” adınıverdikleri katliam operasyonu, işteo zaman egemenlerin yazdığı tarihinpenceresinden gerçekten de bir“Hayata Döndürme” olarak bilinecekti!Ama öyle “bilinmedi”, bilinemezdi...Unutmayan, unutturmayanirade buna izin vermedi. 10 yılboyunca sol’un “önemsemediği”gerçek buydu. Küçümsenen, dudakbükülen, sırt dönülen, gündemimizdeğil denilen kavga, belirleyici birkavgaydı. Sonuç olarak, unutmamak,unutturmamak, sadece birslogan olmadığı gibi, sadece birhafıza meselesi de değildir; unutmamak,halkın zulüm düzenineöfkesinin ve halkın önderlerinindiktatörlüğü yıkma kararlılığınınyaşaması demektir.Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010GELECEK DEVRİM VE SOSYALİZMİNDİR!1 1


10 yıl oldu... AFFETMEYECEĞİZ!Katledenleri, diri diri yakanları BAĞIŞLAMAYACAĞIZ!Katledilenler için ADALET İSTİYORUZ!Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010İstanbul’danAfyon’a, Dersim’denHatay’a, Ankara’danÇanakkale’ye... 18şehirde onlarca gösteri,binlerce kuşlama, binlercebildiri, onlarcapankart...Her yerde ADALET istedik!19 Aralı k’ta diri diri yakanlarıUNUTMADIĞIMIZI gösterdik!19 Aralık’ın 10’uncu yılındaülkemizin dört bir yanında anmalaryapıldı, şehitlerin mezarları ziyaretedildi. Diri diri yakanlar bir kezdaha lanetlendi.Adalet isteği çok daha güçlü birbiçimde vurgulandı. O tarihin birparçası olan direniş ve direnişiyaratan kahraman şehitlerimiz10’uncu yılda anıldılar.19 Aralık’ın 10. yılında adaletisteğinin çok daha güçlü ifadeedilmesinde, 19 Aralık’ın unutulmamasındakuşkusuz 10 yıldırsürdürülen mücadelenin belirleyicipayı vardır.19 Aralık katliamını oligarşiunutturamamış, böylesine güçlü biradalet ve hesap sorma bilinci ortayaçıkmışsa bunda unutturmayandevrimcilerin rolü belirleyicidir.Tarihi kanlarıyla yazan direnişinkahramanları bu hafta yapılananmalar ile anıldı. Tarihi kanlarıyayazan kahramanlar bugün direnişleriyleyol göstermeye devam ediyorlar.Bayrampaşa önündeyüzlerce Seyhan’dık!10 yıl önce binlerce ölümmangasının kuşatıp, 12 tutsağıkatlettiği BayrampaşaHapishanesi önünde katliamınunutulmadığı, katillerin hesapvermekten kurtulamayacağı birkez daha haykırıldı.Katledilenler için adaletisteyenler, Mustafalar’ın,Nilüferler’in, Seyhanlar’ın...yenilmezliğini anlattılar.Katliamın 10. yılında katliamıprotesto etmek için BayrampaşaHapishanesi önünde HukukDernekleri Platformu ve TUYABortak eylem yaparken, ÇağdaşHukukçular Derneği, HalkCephesi ve BDSP de ayrı ayrıprotesto eylemleri yaptılar.ÇHD’li avukatlar,Bayrampaşa Hapishanesiönünde “Katliam EmriniVerenler Cezalandırılsın” ÇHDİstanbul Şubesi pankartınıaçarak bir eylem yaptılar.Eylemin ardından katliamsaldırısı sırasında milletvekiliolan o dönemintanıklarındanMehmet Bekaroğlu dakatliama ilişkin kısa birkonuşma yaparak“katliam yapanTürkiye’deki rejimin,nasıl bir sistemolduğunu gösterdiğini”belirtti.Şefinurlar, Yazgülüler,Fıratlar, Aşurlar... direnişin tümkahramanları o gün BayrampaşaHapishanesi önünde HalkCepheliler ile birlikteydi.Yenilmezliğin, başeğemezliğindestanını yazanlar, HalkCepheliler ile omuz omuza kızılbayraklar altında, “Direnenlerinasla yenilmeyeceğini” anlatıyorlardı.Bayrampaşa Hapishanesiönünde 700 kişiyle bir anmayapan Halk Cephesi üyeleri “Biz19 Aralık'ta Bayrampaşa'daydık,Diri Diri YakılanlarKurşunlananlarız, Adalet istiyoruz"ve "10 yıl oldu 19 Aralık2000'de, Bayrampaşa'da DiriDiri Yakanlar Yargılansın"pankartlarını açarak adalet istediler.Katliam sırasında tutsak olanMehmet Güvel “Bunun için her19 Aralık’ta burada olacağız, bukatliamın katillerinden hesapsoracağız” dedi.Halk Cephesi adına açıklamayapan Gülten Işık: “Faşizmekarşı demokrasiyi, emperyalizmekarşı bağımsızlığı, kapitalizmekarşı sosyalizmi savunmaktanvazgeçmemizi istiyorlardı.Vazgeçmedik. Diri diriyakıldık, kurşunlandık, tecrithücrelerine atıldık, 122 kezöldük, halkımızın özgürlüğünü,vatanımızın bağımsızlığınısavunmaktan vazgeçmedik"dedi.Açıklamanın ardından İdilKültür Merkezi Tiyatro AtölyesiBayrampaşa Hapishanesi’ndeyanan 6 kadını canlandıran biroyun oynadılar.Şair Ruhan Mavruk1 2İDDİAMIZI, SAVAŞIMIZI UMUDU BÜYÜTELİM !


Bayrampaşa için yazdığı bir şiiriokudu. Anmaya katılan GrupYorum, Grup Yorum Korusu,Erdal Bayrakoğlu, Ercan Aydın,Bilgesu Erenus, Avni Sağlam,İbrahim Karaca ve Bayar Şahinbirlikte “Mapushane İçindeYanıyor Gazlar” türküsünüsöyledikten sonra İbrahimKaraca Nazım Hikmet’in“Düşman” şiirini okudu. Sonrahep birlikte Çavbella marşısöylendi.“Kahramanlar Ölmez HalkYenilmez!”, “Anaların ÖfkesiKatilleri Boğacak!”, “HalkızHaklıyız Kazanacağız!” sloganlarınınatıldığı eylemde karanfillerinhapishane önüne konulmasındansonra anma CebeciMezarlığı’na geçilerek şehitlerinmezarları başında devam etti.Cebeci’de kızılbayraklarımızlaşehitlerimizinbaşucundaydık!Halk Cepheliler 19 Aralıkgünü Cebeci’de, kahraman şehitlerininbaşucunda onların kahramanlığınıselamladı.Halk Cepheliler en öndeTAYAD’lı Aileler’in olduğu kortejlerinioluşturarak, kızıl flamalarve 122 şehidin resimlerinitaşıyarak yürüdüler.Şehitlerin mezarlarının başınagelindiğinde, TAYAD’lı AhmetKulaksız; “Burada geleceğeolan bir umut var, orada okatliam anında yoldaşlaraolan güven var. O katliamanıda Türkiye haklarına,dünya haklarına olan birgüven var. Ve bu güvendirki bizim çocuklarımız,gözünü kırpmadan ölümeyürümüşlerdir” diyerekkonuşmasına başladı.Ahmet Kulaksız’ınkonuşmasının ardındanGrup Yorum Korosu “Bize ÖlümYok” marşını seslendirdi.Şehitlerin mezarlarına karanfillerkonulmasının ardındantekrar kortej oluşturularakmezarlık çıkışına kadar yürüyüşyapıldı.18 Aralık akşamı HalkCepheliler “19 Aralık Katliamı10. Yılında Adalet İstiyoruz,Halk Cephesi” imzalı pankartaçarak, sloganlarla NurtepeHüseyin Aksoy Parkı’ndanbaşlayan meşaleli yürüyüş yaptılar.110 kişinin katıldığıyürüyüşte, Sokullu Caddesi’neçıkan kitle caddede “HaklıyızKazanacağız” marşını hep birliktesöyledi. Cadde boyunca sürenyürüyüş, Dilan Pastanesi önüneyapılan açıklama ile sona erdi.Kitlenin dağılmasından sonrazırhlı araçla mahallede dolaşmayakalkan AKP’nin polisinemüdahale edildi. Gaz bombalarıylasaldıran polise taşlarla,yollara kurulan barikatlarlacevap verildi. İki saat boyuncabarikatlarda beklenildi.Mahalleye giremeyen polismahalleden çekilmek zorundakaldı.İdil Kültür Merkezi’nde 18Aralık günü saat 18.00‘de"Renklerin Dilinden 19 Aralık"resim sergisinin açılışı yapıldı.Sergide eseri olan ressamların dakatıldığı gecede ayrıca İdilTiyatro Atölyesi "Adalet İçin"adlı oyununu sergiledi*Ankara Halk Cephesi tarafından19 Aralık günü SincanHapishanesi önünde katliamıprotesto için eylem yapıldı.“19 Aralık Katliamı 10.Yılında Yakanlar 10 YıldırYargılanmadı” yazılı pankart vekatledilen 28 tutsağın resimleritaşınan eylemde, açıklamanınardından, halaylar çekildi.Buradan otobüslere binilerekKarşıyaka Mezarlığı’na gidilerek şehit mezarları ziyaret edildi.18 Aralık günü Ankara HalkCephesi, Yüksel Caddesi’nde 28devrimci tutsağın katledilişinihalka anlatan bir resim sergisiaçtı. 13.30 - 16.30 arasında açıkkalan sergide bildiri de dağıtıldı.19 Aralık’ta katledenlerinyargılanması için Buca Hapishanesiönünde İzmir Halk Cephesitarafından bir eylem yapıldı.“Katil Devlet Hesap Verecek”“Adalet istiyoruz” sloganlarınınatıldığı eylemin ardından BerrinBıçkılar’ın mezarı başında biranma düzenlendi.18 Aralık günü Antalya’dakatliamın 10. Yılında DİSKGenel-İş toplantı salonundapanel ve anma yapıldı.Panele TAYAD Başkanı Av.Behiç Aşçı, ÇHD Genel MerkezBaşkan Yardımcısı Av. MünipErmiş, KESKGenel MerkezÖrgütlenmeSekreteri AkmanŞimşek, Dr.Onur Bilgiç veAntalya HalkC e p h e s iTemsilcisiYurdagül Gümüşkatıldı.SinevizyonSayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010GELECEK DEVRİM VE SOSYALİZMİNDİR!1 3


Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010gösteriminin yapıldığı,110 kişinin katıldığıpanel Umudun Türküsümüzik grubununsöylediği marşlarla sonaerdi.19 Aralık günü iseAntalya Halk Cephesitarafından Halk Bankasıönünde başlayan eylemde diridiri yakanları teşhir eden,adalet isteyen pankartlar vedövizler taşındı. Eylem KışlahanMeydanı’na kadar yürüyüşyapılmasının ardından sona erdi.Dersim Halk Cephesi tarafındankatliamın 10. yılında 19Aralık günü Sanat Sokağı’ndaaralarında şehit ailelerinin deolduğu 60 kişinin katıldığı bireylem yapıldı. Eylemde HalkCephesi adına yapılan açıklamada;“Bize geçmişi kurcalamayındiyorlar, eski yaraları kanatmayındiyorlar. Unutun diyorlar.Bir avuç kömür haline getirilmişSeyhan DOĞAN’ı unutabilirmiyiz?” denildi. Yaktığı fedaateşiyle kahramanlaşarak ölümsüzleşenFidan Kalşenkatliamın yıl dönümündeyoldaşları ve ailesi tarafındanmezarı başında anıldı. Anmada,sloganların ardından bir konuşmayapıldı ve “Bize Ölüm Yok”marşı söylendi.Elazığ Halk Cephesi de 19Aralık günü katliamı lanetleyenbir eylem düzenledi. Elazığ HalkCepheliler YıldızbağlarıMahallesi’nde meşaleli yürüyüşyaptılar.Malatya Yeşilyurt Caddesiüzerine 18-20 Aralık tarihleriarasında çadır kuruldu, HalkCephesi imzalı “Adaletİstiyoruz” başlıklı bildirilerdağıtıldı. Üç gün boyuncadeğişik saatlerde çadırdatürkülerle, marşlarla müzik dinletileriverilip, halaylar çekildi.MalatyaHalk Cephesi tarafından19 Aralık günü meşaleli yürüyüşdüzenlendi. Yeşilyurt Caddesiüzerinde açık olan çadır önündetoplanan Halk CephelilerEmeksiz Meydanı’na katliamıanlatan pankart ve sloganlarlayürüdüler.16 Aralık 2002 tarihinde ölümorucu direnişinde şehit düşenFeride Harman mezarı başındaanıldı. Mezarın dönüşünde ailesitarafından Malatya HaklarDerneği’nde yemek verildi.19 Aralık’ta Kars GençlikDerneği Girişimi tarafındanEğitim-Sen’de şehit düşendevrimciler anıldı. Anmadayapılan konuşma ve okunan şiirlerinardından, katliamı anlatanbir sinevizyon gösterimi yapıldı.Adana’da 18 Aralık’ta KültürSokağı önünde Halk Cepheliler19 Aralık katliamını protestoetiler. Eylemin ardın HalkCepheliler Çakmak Caddesi’ndebir saat süren bildiri dağıtımıyaptılar.Mersin Halk Cephesi tarafından,18 Aralık günü Taş Binaönünde yapılan eylemde, “19-22Aralık katliamının devrimcileraçısından yenilmezliğin adıolduğu”belirtildi.Karadeniz ÖzgürlüklerDerneği’nde 18 Aralık günü 19Aralık şehitleri için bir anmaprogramı düzenlendi. Katliamıanlatan sinevizyon gösterimi vemarşların ardından program sonaerdi. 19 Aralık günü iseSüleymaniyeGeçidi’nde, 19 Aralıkkatliamı ve katilleriSamsun HalkCephesi tarafındanprotesto edildi.19 Aralık’taErzincan Gençlik Derneğitarafından Eğitim-Sen'de hapishanelerkatliamı ile ilgili anmadüzenledi.Katliamda şehit düşenler içinsaygı duruşunun ardındanyapılan konuşmalar, şiir okunmasıyladevam eden anmamüzik dinletisi ile sona erdi.19 Aralık günü EdirneGençlik Derneği tarafındanyapılan ve 55 kişinin katıldığıanmada söylenen marşlarladevrim şehitlerinin ölümsüzlüğüvurgulandı.Katliamın yapıldığı yerlerdenbiri olan Çanakkale’de 19Aralık’ta katliamı protesto içinHalk Cephesi tarafından TruvaAtı’nın önünde bir basın açıklamasıdüzenlendi. Eyleme 30 kişikatıldı.Katliam ile ilgili AfyonGençlik Federasyonu üyesiöğrenciler tarafından PTTönünde basın açıklaması yapıldı.Açıklamanın ardından düzenlenenprogramda katliam görüntülerigösterilerek, son süreçtebasının günah çıkarırcasına yaptığıaçıklamalar verildi.18 Aralık günü, Bursa KentMeydanı’nda meşaleli yürüyüşve basın açıklaması yapıldı.Açıklamaya Halkevleri ve BDSPtemsilcileri de katıldı.19 Aralık Pazar günü, SemraBAŞYİĞİT Halk Sahnesi’ndekatliamla ilgili panel ve anmayapıldı. Şehitler için saygıduruşunun ardından, katliamınsiyasi anlamı, sonuçları konuşul-MALATYA1 4İDDİAMIZI, SAVAŞIMIZI UMUDU BÜYÜTELİM !


duğu panel marşlarla sona erdi.17 Aralık günü, BursaTophane’de bulunan JandarmaGarnizonu’nun 50 metre yakınına18 Aralık günü SetbaşıKöprüsü üzerine pankartlarasıldı.20 Aralık’ta Gemlik HaklarDerneği’nde anma düzenlendi.Anma, yapılan konuşmalarınardından bitirildi.Artvin’de 19 Aralık’ta,Kızılay İş Merkezi önünde 19Aralık katliamıyla ilgili açıklamayapıldı. Eylemde katliamınsorumluları tek tek sayılarak“Katil Devlet Halka HesapVerecek” sloganı atıldı.astılar.Yenibosna'da bulunan AdliTıp Kurumu'nun E-5 yolu tarafınada Halk Cepheliler tarafındanpankart asıldı.*İzmir Yamanlar Mahallesi,Kubilay Caddesi’nde katliamıanlatan bir pankart asıldı. Aliağailçesinde 17 Aralık Cuma günü19-22 Aralık katliamını anlatanpankartlar asıldı. 17 AralıkCuma gecesi CephelilerAliağa’da yazılama yaptı.21 Aralık günü MalatyaCemal Gürsel Mahallesi’ndeHalk Cepheliler tarafından birpankart asıldı.Elazığ’da 16 Aralık’ta FevziÇakmak Mahallesi, Şehitİlhanlar Caddesi girişine vemerkezde Hozat Garajı’na çoksayıda kuşlama yapıldı.Antalya Güneşli Mahallesi veÇevreyoluna Cephe imzalı,yazılamalar yapıldı.18 Aralık’ta, Adana merkezebağlı Fuzuli Caddesi’ndeki trenüst geçidine, Gizerler İş Merkeziönünde Turhan Cemal BerikerBulvarı’na Halk Cephelilertarafından pankartlar asıldı.13 Aralık günü, BursaTeleferik’in Akçağlayan Mahallesi’nde, 19 Aralık katliamınıngörüntülerinden oluşan fotoğrafsergisi açıldı.Cepheliler tarafından Teleferik’te 5 ayrı yere yazılamayapıldı. Gemlik’te 13, 14, 15,16, 21 Aralık günleri, Balıkpazarı, Eşref Dinçer Hamidiye,Dr Ziya Kaya Mahallelerindekuşlamalar yapıldı.14 Aralık’ta Salı Pazarı’nda800 bildiri halka ulaştırıldı.Mersin Demirtaş Mahallesi’ne pankart asıldı. 20 Aralık’taHalk Cepheliler MersinKazanlı’da ve Mersin üniversitesicivarında kuşlama yaptılar.Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010İstanbul19 Aralık sabahı Okmeydanı-Halk Cepheliler tarafındanOkmeydanı Anadolu Kahvesi’nin girişindeki bir binayaBayrampaşa Hapishanesi’ndediri diri yakılan 6 kadınınresminin olduğu ve “19 AralıktaBayrampaşa’da Diri DiriYakanlar Cezalandırılsın” yazılı10 metrelik bir pankart asıldı.19 Aralık günü AvcılarMarmara Caddesi’ndeki Erenlerİş Merkezi’ne 18 AralıkCumartesi günü ise SokulluCaddesi üzerine asılan 10x6metre ebatında asılan pankartlaadalet talebi dile getirildi.TAYAD’lı Aileler 22 Aralıkgünü katliamı protesto etmekiçin Balmumcu'nun Boğaziçiköprüsüne giriş yönüne pankartUnutmadık!Affetmeyeceğız!İstanbul, Maltepe ZümrütevlerMahallesi’nde Cepheliler 21Aralık akşamı yaptıkları eylemlekatillerden hesap soracaklarınısöylediler.Eylem, Gülsuyu EmekCaddesi’nde barikat kurulmasıylabaşladı. Cepheliler Zümrüt TülinCaddesine yürüyüşe geçip yollarımolotoflarla kesip, barikat kurdular.Sloganlarla, marşlarla ve yaptıklarıkonuşmalarla halka seslenenCepheliler;“…Halkımız, bundantam 10 yıl önceydi 19-22Aralık 2000 ‘Hayata Dönüş’katliamı adı altında 28 devrimcitutsağı diri diri yaktılar, hesabınısoracağız...” dediler.Cepheliler geri çekilme sırasındabir polis aracınıı tahrip ettiler.*16 Aralık Perşembe akşamıOkmeydanı’nda katillerden hesapsormak için Cepheliler tarafındanbir eylem yapıldı.Üzerinde “19-22 AralıkKatliamının Hesabını Soracağız! –CEPHE” yazılı ve 4x1 metreboyutunda pankartla yürüyüşegeçen Cepheliler yolu molotoflarlakeserek halka katliamı anlatıp ajitasyonçektiler.Pankartı bir dükkanın kepenklerineasan Cepheliler, AnadoluKahvesi’ndeyola barikatk u r u pbarikatlarıateşe verdiler.GELECEK DEVRİM VE SOSYALİZMİNDİR!1 5


Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010Devrimcilikte başarınıntanımı değişmiştir.Bize sadece başarılı olmayıdeğil; değerli olmayı, değeryaratmayı öğretir devrimcilik.Devrimcilikte sonuçlar elbetteönemlidir ama belirleyicideğildir.Belirleyici olan YARATI-LANLARIN DEĞERLİOLMASIDIR.Biz öğreniriz; olumlu- olumsuz,doğru- yanlış her şeydenöğreniriz.Biz savaşı savaşarak öğreniriz.Kimse bize bir şey öğretmemiştir.Biz hep yaşayarak, acı çekerek,ölerek, öldürerek öğrenmişizdir.Bunun için tüm çabalar çokdeğerli ve ölümünedir.Şeyh Bedrettin’den NazımHikmet’e,Mayalar’dan Çinliler’e,Kürt halkının ulusal mücadelesindenRus halkının devrimine,12 Temmuzlar’dan Kevser’inşehit olmasına kadarher bedelden, heracıdan öğreniriz.Hepsi değerlidir,hepsi ölümünedirSADECEVAZGEÇMEYENLERKAZANIRSAVAŞACAĞIZ!bizim değerlerimizin.Şimdi kim diyebilir;"Kızıldere başarısızdır" diye.Kim diyebilir; "Niyazi Aydın,Sabo boşuna öldü" diye.Biz halkız, yenileyenile yenmesiniöğreneceğiz.Başarısızlıklardanbaşarıyı öğreneceğiz.Doğrularımızdannasıl yapılması gerektiğiniöğreneceğiz.Yanlışlarımızdanhatalarımızın nedenleriniöğreneceğiz.Ve mutlakakazacağız.Biliyoruz, sadecesavaşanlar kazanır.Biliyoruz, seyredenlerya korkaktır,ya da hain.Biz hep savaştık.Ve savaşacağız.Ve mutlaka bizkazanacağız.Vazgeçmeyeceğiz.Çok zekiler, çok güçlülerdeğil, sorunları çözmekten vazgeçmeyenlerkazanır.Biz kazanacağız.Bizi bitirmek için TARİHİYOK ETMELERİ GEREKE-CEK.Bizi bitiremezsiniz, çünkütarihi biz yazıyoruz.Umutlarımızla, coşkularımızla,hatalarımızla doğrularımızlatarihi biz yazıyoruz.Bu nedenle biz kazanacağız.Biz bütün acılarımızıyüreğimizde beynimizdetaşıyoruz. Her şeyi gözealdık, bu nedenle yenilmezolan biziz.Tarih göstermiştir ki; sadecekararlı olanlar kazanır.Vazgeçmeyeceğiz.1 6İDDİAMIZI, SAVAŞIMIZI UMUDU BÜYÜTELİM !


ÜNİVERSİTELER ŞİRKETLERİ AĞIRLIYORHer sene belirli zamanlar okullarımızbir avuç tekelciye peşkeş çekilmektedir.Bu süreçler genellikle okulaçıldığı zamanlar okul açılış şenlikleridiye geçen festivallerde ya da okullarkapanırken düzenlenen şenlikanlayışından uzak yoz festivallerdeyaşanır. Bir de sene içerisinde herhangibir zamanda şirketlerin standlarınıgörürüz karşımızda.Bunun en son ki örneği İstanbulÜniversitesi Avcılar Kampüsündeyaşanmıştır. Geçtiğimiz günlerde AvcılarKampüsünde Yapı Kredi, EnglishTime gibi tekeller okul içerisinde standaçarak yaptıklarını meşrulaştırır derecedeöğrencilere müşteri muamelesiyaparak öğrencilerin sırtından geçinmeyeçalışmışlardır. Ya da bir başkaörnek ise, üniversitenin panolarına“parti” afişleri asılarak öğrenciler yozbir yaşama çekilmeye çalışılmıştır. Birafişin üzerinde yazılanlar her şeyiortaya koymaktadır: Uludağ ‘-MasFest10 23-26 Aralık/24-26 AralıkMonte Baıa Hotel, Fergana BüyükOtel 129 TL’den başlayan fiyatlarlalüks otobüslerle ulaşım, kredi kartına12 taksit imkanı ile...Sanatçı diye gösterdikleri birkaçismi izlemeleri için öğrencileri butür otellere davet etmektedir üniversiteyönetimleri. Aslında bu tür fiyatiçeren afişleri okul panolarınaasmak okul yönetimine göre güyayasaktır. Ama tekeller olunca yasakişlemi yor; ortada taksitine kadaraçıklanmış bir afiş ve bunun gibibirçoğu bugün okullarımızda normalbir şeymiş gibi sergilenmektedir.Bizlerin öğrenci olduğu öylesineunutulmuştur ki kendi sorunlarımızadair yapılması gereken çalışmalaryasaklanırken, şirketlere özgürlüktanınmıştır..Bugün şirketlerin öğrencilere sundukları,tüketim kültüründen başka birşey değildir ve tüketim kültürüne ayakuyduracak gençler istemektedirler.Baktığımızda öğrenci gençliğin enbüyük sorunu eğitim ve eğitimde harcanangiderler olmasına rağmen bunlaryok sayılarak tekellere ‘buyurun,öğrencinin son kuruşuna kadarsömürün.’ denilmektedir. Bizler üniversitelerimizdebu tür uygulamalarakarşı çıkıp ‘Parasız eğitim istiyoruz,alacağız’ afişi astığımızda ÖGBve polislerin saldırısına uğruyoruz.Üstüne de okul tarafından hakkımızdasoruşturma açılıyor. Bir taraftahakkını kullanabilmek için mücadeleeden öğrenci gençlik bir taraftaokulları şirket gibi gören ve şirketlerekolaylık sağlayan üniversiteyönetimi. İşte Ferhat ve Berna’nınhala tutuklu olmalarının sebebidüzenin bu tip oyunlarını gün yüzüneçıkardıkları içindir. O çürümüşsistemlerini Tayyip Erdoğan’ınsuratına haykırdıkları içindir.Soruyoruz Şekerbank, Renaultgibi kuruluşların okullarda ne işivardır? Onlar bize ne kadar“masum”(!) cevaplar verirlerse versinler,hepimiz bu sorunun cevabınıçok iyi biliyoruz. Hiçbir tekelingelme amacının masum olmadığınıbiliyoruz. O yüzden okullarımızdanşirketleri kovana kadar mücadelemizivereceğiz.Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık201026 Aralık- 2 Ocak27 Aralık 1997: DLMK’lıöğrenciler Alibeyköy Lisesi’ndeSusurluk’u protestoyürüyüşü düzenlediler.29 Aralık 1991: BursaUludağ Üniversitesi’ndejandarma saldırısını veİİBF fakültesi dekanı ÖzerSarper’in işbirliğini protestoiçin, dekanın makamarabası DEV-GENÇ tarafındanmolotof kokteyliatılarak tahrip edildi.28 Aralık 1994: MarmaraÜniversitesi’nde Sivasve Maraş katliamlarınıprotesto için masa açanİYÖ-DER’lilerepolis saldırdı.Polisin saldırısıİYÖ-DER’lilerve çevredekiöğrencilerin birlikte karşıkoymasıyla püs-kürtüldüve polis okulu terk etti.Ocak 1978: AnkaraDev-Genç, çeşitli güvenlikbahaneleriyle kapatılan,tatil edilen okullar için"Okulların Kapatıl-masınaHayır’ adıyla kampanyabaşlattı.Aralık 1991: DiyarbakırDicle Üniversitesi’ndeMaraş katliamınınyıldönümünde yürüyüşyapmak isteyen öğrencilerepolis ateş açtı. Çoksayıda öğrenci yaralandı.Dünya Gençliğindenİtalya: Hükümetin yüksek öğretimde bütçeden eğitimeayrılan paydan kesinti yapılmasını ve özelleştirmelereneden olacak yasa tasarısının görüşüldüğü 22 Aralık’taüniversite gençliği bu hafta da bulunduğu illerde protestoeylemlerine devam etti. Napoli'de liman ve tren istasyonubirkaç saat boyunca öğrencilerin işgali altında kaldı.Arjantin’de öğrenciler paralı eğitimi protestoettiler: Arjantin hükümetinin eğitime verdiği desteğikesmek istemesi üzerine öğrenci gençlik 17 Aralık’tahükümetin eğitim politikalarını protesto etti. Protestoeylemlerinde öğrenciler, polisle çatıştı. Polis onlarcaöğrenciyi gözaltına aldı.Porto Riko'da polisten üniversite işgali: OrtaAmerika ülkesi Porto Riko'da üniversite yönetimi“vergi krizi”ni bahane ederek Ocak 2011'den itibarengeçerli olmak üzere harçlara yapılan zamları 15Aralık’ta protesto eden öğrencilere polis saldırdı.Öğrencilerin okulları boykot kararı alması üzerinepolis polis okulları işgal etti.GELECEK DEVRİM VE SOSYALİZMİNDİR!1 7


Ülkemizde GençlikSayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010Gençlik Federasyonu’ndanHALKI POTANSİYEL SUÇLU OLARAKGÖRENLER HALK DÜŞMANLARIDIRTayyip Erdoğan’ı ya da AbdullahGül’ü pankart açarak, seslenerek, yuhalayarakproteste etmek tutuklanmakiçin yeterli bir gerekçedir. Birkaçörnekle, anlatmak istediğimiz daha netolarak anlaşılacaktır.Tayyip Erdoğan’ı Diyarbakır gezisisırasında protesto eden 3 kişiye toplam21 yıl 3 ay hapis cezası verildi.Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı,grizu faciası nedeniyle geldiğiZonguldak'ta protesto eden Alp KaanPolatkan, “Devlet büyüklerine hakaret”suçundan tutuklandı.12 Eylül 2008 yılında İstanbulTeknik Üniversitesi’nin (İTÜ) açılıştörenlerine katılan Tayyip Erdoğan’ıprotesto eden 18 öğrenci o gün gözaltınaalınmıştı. Öğrenciler hakkında açılandava, 2 yıl sonra sonuçlandı Sarıyer3. Asliye Ceza Mahkemesi, öğrencileriizinsiz gösteri yaptıkları gerekçesiyle 1yıl 3'er ay hapis cezasına çarptırdı.Öğrenciler 5 yıl içinde aynı suçu tekrarişlerlerse hapse girecek.7 Şubat günü Tayyip Erdoğan`ınkatıldığı Özel Çamlıca ErdemHastanesi açılışında, Afganistan`aasker gönderilmesini protesto etmekiçin basın açıklaması yapan HalkCepheliler’e polis saldırmış, 10 HalkCephesi üyesi gözaltına alınmıştı veardından 6 Halk Cepheli tutuklandı.Türkiye’de yapılan DünyaBasketbol Şampiyonası’nda TayyipErdoğan’ı protesto eden seyirciler CSI(olay yeri inceleme) sistemiyle tespitedildi. Ve oturdukları yerler bulunmayaçalışıldı. Bir kişinin yeri tespit edilerekgözaltına alındı. Gözaltına alınan birçocuktu. sonra serbest bırakıldı. Bukişilerin herhangi bir örgüt ya da partiylebağlantılı olup olmadıklarıaraştırılarak gerekli işlemler yapılmasıiçin çalışmalar başlatıldı.3 yıl önce Mersin’e yaptığı bir gezisırasında Kemal Öncel adlı bir çiftçiTayyip Erdoğan’ı “anamızı ağlattın”diye protesto etti ve ardındanBaşbakana hakaret ettiği için hakkındadava açıldı. Bundan sonra TayyipErdoğan Mersin’e her gittiğinde KemalÖzer emniyet müdürlüğünde tutuluyor.Fortis Türkiye Kupası maçı sırasındaBursaspor’a yeni stad yapılmasınıisteyen Tayyip Erdoğan’a karşı çıkanve ‘stadın nereye yapılacağına TayyipErdoğan karar veremez’ diyerek protestoeden 22 taraftar kamu görevlisinehakaret ettikleri gerekçesiyle gözaltınaalındılar.Ve Berna ile Ferhat, TayyipErdoğan’ın Roman Çalıştayı’nı gerçekleştirdiğisırada “parasız eğitim istiyoruz,alacağız!” pankartını açtıkları içinörgüt üyeliği gerekçe gösterilerektutuklandılar. İlk duruşmalarındakaçma ihtimali ve delilleri karartmagibi nedenlerden ötürü serbestbırakılmadılar. 14 Aralık’ta görülenikinci duruşmalarında da serbestbırakılmadılar. Üstelik mahkeme başkanıdeğiştirildi. Ve duruşmaları tam 5ay sonraya 24 Mayıs tarihine ertelendi.Bunun adı halk düşmanlığıdır. AKP’ninsavcıları ve hakimleri zaten öncedenalınmış bir kararın düzmece duruşmasınıyapmaktadırlar. Gençliğe gözdağıveriyorlar, siz yapmayın yaparsanızböyle tutuklanır aylarca hapisyatarsınız diyorlar.Elbette ki AKP’nin 8 yıllık iktidarlıksüreci incelendiğinde bu örneklerisayfalarca çoğaltmak mümkündür.Bunlar sadece konunun anlaşılması içinvermiş olduğumuz birkaç örnektir.Örnekler incelendiği zaman iki farklıdurum ortaya çıkmaktadır. Verdiğimizörneklerin bir kısmındaki protestolarıgerçekleştirilenler devrimcilerdir, örgütlü insanlardır. Bir kısmı ise politikanlamda herhangi bir bilinçle değil halkolmanın getirdiği zulüm ve adaletsizliklereartık tahammül edilemediği anlardagelişmiştir. Sadece bir futbolsahasının yapımına Tayyip Erdoğankarar veremez deyip protesto eden taraftarlarbile gözaltına alınmıştır.Meslek liseleriözel sektöredevredilecek!Çalışma Bakanlığı MüsteşarıBirol Aydemir, endüstri meslekliselerini özel sektöre devredecekleriniaçıkladı.Okullarda Milli Eğitim, sanayive ticaret odası ile ÇalışmaBakanlığı'nın olduğu üçlü biryönetim modeli oluşturulacağınısöyleyen Aydemir, bununlahedeflenenin patronlarınliselerde ihtiyaç duyduklarıvasıfta eleman yetiştirmeleri,böylece bu okullardan mezunolacak gençlere istihdam sağlanmasıolduğunu ifade etti.ODTÜ'deErdoğan'a protesto,21 gözaltıBaşbakan Recep TayyipErdoğan, 15 Aralık’ta gittiğiODTÜ'de öğrenciler tarafındanprotesto edildi. Erdoğan salonagirdikten sonra bina önündeprotesto eylemi yapan 21 öğrencigözaltına alındı. Türkiye'de bilimpolitikalarının oluşturulmasındaen yüksek karar organı olanBTYK toplantısı için BaşbakanErdoğan salona girdikten sonrabina önünde toplanan ODTÜ’lüöğrenciler tarafından protesto gösterisiyapıldı.Öğrencilerden 15’i gözaltınaalındı. Gözaltına alınan arkadaşlarınınserbest bırakılması içinODTÜ Hazırlık Binası önündetoplanan yaklaşık 200 kişiliköğrenci grubu sloganlar atarakyaşanılan polis saldırısını protestoettiler. Polis, öğrencilerin protestolarısonucu üniversitenin Bilkentkapısından çıkmak zorundakaldı. Öğrenciler daha sonra kapıönünde basına açıklama yaparak,polisin attığı gaz bombalarınıbasına gösterdi. ODTÜ öğrencileri"Biz AKP politikalarının üniversitemizegirmesini istemiyoruz,burası bizim üniversitemizdir"dedi.1 8İDDİAMIZI, SAVAŞIMIZI UMUDU BÜYÜTELİM !


Ülkemizde GençlikAntakya Polisi NeyinPeşinde...Polis yine bildik oyunlarla,komplolarla gençliğin mücadeleyekatılmasını tehdit ederek, ailelerikorkutmaya çalıarak engellemeyeçalışıyor. Polis Antakya’da yine buyöntemlerle işbaşında. 21 AralıkAntakya Ulus Meydanı’nda GençlikFederasyonu üyeleri eylemyaparak polisin hukuksuz davranışlardabulunmasını teşhir ettiler.Daha önce Ferhat Tüzer veBerna Yılmaz için yaptıkları eyleminardından Gonca isimli arkadaşlarınınpolis tarafından rahatsızedildiğini belirten Dev-Gençliler,ardından da polisin boş durmayarakNeşe isimli arkadaşlarının dababasına gittiğini söylediler.“Arkadaşlarımıza yapılan tacizlerinsebebi parasız ve bilimsel eğitimtalepleridir” denilen eylemde,bu talebi hiçbir şeyin susturamayacağıvurgulandı.Parasız Eğitim İstemekSuç DeğildirAntakya Ulus Alanı’nda 9 Aralıkgünü Gençlik Federasyonu eylemyaptı.“Parasız Eğitim İstemek SuçDeğildir” pankartı açılan eylemde,Ferhat Tüzer ve Berna için özgürlükistendi. Eylemde, “Parasız Eğitimİstiyoruz, Alacağız, Parasız Eğitimİstemek Suç Değildir, Ferhat veBerna Serbest Bırakılsın, YaşasınDev-Genç, Yaşasın Dev-Gençliler”sloganları atıldı.Erzurum’da İkiDev-Genç’li Tahliye EdildiOkula TakılanKameralar KırıldıLiseli Dev-Gençliler ve YDG - M’li öğrenciler, 17Aralık’ta Şişli Halil Rıfat Paşa (Kaptanpaşa) Lisesi'ndeiki gün önce takılan kameraları sökerek okullarının hapishaneyeçevrilmesine izin vermeyeceklerini gösterdiler.Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, okulu ziyaret etmiş ve okuldakiöğrencilerin taleplerini sormuştu. Okul idaresi de bunu fırsat bilereköğrencilere kendi talepleri dışında kamera istediklerini yazdırmıştı.Bunun üzerine aynı hafta içinde okul içerisine 12 kamera takıldı.Kameraların takılmasının hemen ardından Liseli Dev-Genç'liler ve YDG-M'li öğrenciler bu kameraların 9 tanesine el koyarak, 3 tanesini kırdı.Kırılan kameraları öğretmenler odası ve müdürün kapısına koyarak, liseleribirer hapishaneye çevirmek isteyenlere karşılarında devrimcilerinolduğunu tekrar hatırlattılar!5 Mayıs 2010’de Erzincan GençlikDerneği çalışanlarının evleri uzunnamlulu silahlarla basılarak gençlikderneği çalışanları gözaltına alınmıştı.Aynı gün içer sinde SevgiDalyan ve Sercan Ahmet Aslan iseİstanbul’da Sokak ortasından gözaltınaalınarak uçakla Erzurum’a götürüldü.Yapılan baskınlar sonucundaMehmet Aracı, Mahir Aslan, AliAslan, Sevgi Daylan, Sercan AhmetAslan tutuklandı. Davanın ilk duruşmasında3 kişi çıkarken, 21 Aralıkgünü yapılan ikinci mahkemedetutuklu kalan Sevgi Dalyan veSercan Ahmet Aslan da tahliye edildiler.Gençlik Federasyonu üyeleriduruşma öncesi 20 Aralık’taAnkara Yüksel Caddesi’nde 21Aralık’ta Erzurum adliye yakınındaeylem yaparak arkadaşlarınınserbest bırakılmasını istediler.Yapılan eylemlerde, AKP iktidarınındemokrasiden söz ederkentüm demokratik haklara saldırdığıdile getirildi.Arkadaşlarının sahiplenilmesinihazmedemeyen Erzurum polisimahkemeyi izlemek üzere adliyeyegelen Dev-Gençliler’e adliyedesaldırdı. Üst arama bahanesi ile saldıranpolis bir Dev-Gençli’yi gözaltınaaldı. Bunun üzerine arkadaşlarıgelene kadar adliyeyi terketmeyeceklerini söyleyen Dev-Gençlilerarkadaşlarının yanına getirilmesiile mahkemeyi izlemek içinduruşma salonuna girdiler.Gemlik’te KatliamAnlatıldı19 Aralık katliamının 10. yılıdolayısıyla Bursa’nın Gemlik ilçesinde kuşlama, bildiri dağıtımı veanma programları düzenlendi.13 Aralık’ta balık pazarı mahallesinde,15-16 Aralık’ta EşrefDinçer ve Hamidiye, 21 Aralık’taise Dr. Ziya Kaya mahallelerindeyüzlerce kuşlama yapan HalkCepheliler, 14 Aralık’ta ise SalıPazarı’nda “19 Aralık katliamı 10.yılında. Adalet istiyoruz” çağrılarıylabildiri dağıttılar. 20 Aralıkgünü Gemlik Haklar Derneği’ndeyapılan anmada ise “19–22 Aralıkgünlerinde destan yazanlar, Anadoluhalklarının ve dünya halklarınınyok edilemeyen umuduolduklarını bir kez daha gösterdiler”denildi.Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010GELECEK DEVRİM VE SOSYALİZMİNDİR!19


Ferhat ve Berna’yaÖzgürlükFerhat ve Berna’yı tahliyeetmeyenler parasız eğitim içinmücadeleyi suç sayanlardır. Ferhatve Berna, bu duruşmada da tahliyeedilmediler. Duruşma Mayıs ayınakaldı. Bir hakkı, parasız eğitim istemehakkını kullanan Ferhat ve Berna,AKP’nin yargısı tarafından bu hakkıistedik leri için “cezalandırılıyor”.Ferhatları, Bernaları tutuklayanlar,paralı eğitimi savunan, halk çocuklarınaokulları çok gören bir anlayışınsavunucusudurlar.Ferhat ve Berna İçinZincirleme EylemiFerhat ve Berna’nın 14 Aralık’tagörülen mahkemelerinde hukuksuzbir şekilde tutukluluk hallerinindevam etmesini protesto etmek için15 Aralık’ta Sütlüce AKP il binasıönüne zincirleme Gençlik FederasyonluHakan Karabey ve GökçeUluada serbest bırakıldılar. Özelgüvenlik birimlerinin, çevik kuvvetpolisinin ve sivil polislerin saldırısınauğrayıp, yerlerde sürüklenerekgözaltına alındılar. “Parasızeğitim istiyoruz, Ferhat ve Bernaserbest bırakılsın!” sloganları atıp,Ferhat ve Berna’nın Tayyip Erdoğan’ınkarşısında açtıkları pankartınresminin olduğu pankartıaçarak AKP il binası önünde bizikarşınızda daha çok göreceksinizdiyen Gençlik Federasyonlu öğrencilerzincirleme eylemi yapamadanBeyoğlu ön hizmetler büro amirliğinegötürüldü. Arkadaşlarınınserbest bırakılmasını isteyenGençlik Federasyonu öğrencileri,sabah saatlerinde Beyoğlu Adliyesiönünde bir araya gelerek basın açıklamasıdüzenlediler. Basın açıklamasısırasında etraftan geçenleraçıklamaya destek verdiler. Açıklamadason olarak “Ferhat ve Bernaserbest bırakılana kadar Başbakanın,bakanlarının, milletvekillerininkarşılarına, bulundukları heryerde aynı pankartlarımızla, aynısloganlarımızla dikileceğiz ” denildi.Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010SavaşanKelimelerSponsorİngilizce bir kelime olan sponsor sözlük anlamıolarak, “bir işin, bir faaliyetin maddi ve manevi yönünüüstlenen kimse veya kurum” olarak tanımlanmaktadır.Tanımına bakıldığında son derece masum durmaktadırsponsorluk. Sözlük anlamı olarak düşünmeden,halk deyimiyle “hayırseverlik” diyecek olanlaryanılmış olacaklardır.Yanılmış olacaklardır diyoruz, zira kapitalizmdebedava “hayırseverlik” yoktur. Yanıltıcı olan tam dabudur. Kapitalistler, öylesine bir düzen kurmuşlardırki, her attıkları adımlarında bir hesap, bir kitap vardır.Onlar paranın olmadığı, kârlarının olmayacağı hiçbirşeye girişmezler.Hele karşılıksız, “iyilik olsun” diye “vicdanlarınınsesini dinleyerek” tek bir adım atmazlar. Burjuvazinindünyasında, vicdan, acıma, iyilik, hayırseverlikkavramlarına yer yoktur. Onların dünyasında, para, kâr,reklam, sömürü vardır.Sponsor olmak, sponsorluk yapmak hayırseverlikdeğil, burjuvazinin yardım, destek hayırseverlik vebenzeri maskeler altında sürdürdüğü bir sömürübiçimidir. Burjuvazinin kendisini şirin göstermek,reklamını yapmak ve kimi alanları denetime almakamacıyla geliştirdiği bir yöntemdir sponsorluk.Üniversitelerde öğrencilere sorulmadan, rektörlüklercedüzenlenen resmi yıl sonu şenliklerinde sponsorolanlara bir bakın! Üniversite gençliğinin karşısınasponsor diye bira, şarap tüccarları, işbirlikçi tekellerçıkarılmaktadır. Şenlikleri yozlaştırarak, “su gibi” biraiçirmeye çalışmaktadırlar gençliğe.Yoz müzik konserlerine Pepsi gibi, CocaCola gibi kan emici emperyalist tekellerinsponsor olmaları boşuna değildir.Emperyalist tekeller dünya çapındasponsorluğu ilerletmiş, müzikten,sinemaya, eğitimden, sağlığa heralana el atmışlardır. Reklamlarınıyaparken, bir yandan da el attıklarıher alanı denetimleri altına almakta,oralarda kendi düşüncelerini egemenkılmaktadırlar.Herşey bu kadar açıkken, çarpık olankendilerine ilerici, demokrat diyenlerin de sponsorluğunormal görmeleridir. Yapacakları etkinlikleri, yürüttüklerikimi çalışmaları halka dayanarak, halkla birliktegüçlükleri aşmak yerine hemen emperyalist tekellerinkapılarını çalmakta, kendilerini onlara teslim etmektedirler.Emperyalist AB fonlarını almaları, AB’nin veABD’nin paravan kuruluşlarının kapılarını çaldıklarıbilinmektedir. Emperyalist tekellerin ve kuruluşlarınınbu faaliyetleri düşmancadır. Kabul etmeyeceğiz.Sponsor bulmayacak, halka gidip, ordan güç alacağız.2 0İDDİAMIZI, SAVAŞIMIZI UMUDU BÜYÜTELİM !


Onlar, “...yıkmaktan dahagüzel bir şey yok” diyorlar!Güzel dedikleriyağma ve talandır!Önceki bölümden:Yoksul halkı kendi topraklarında“işgalci” görenlerin, halka nasıl çözümdiye YIKIM’ı dayattıklarını anlatmayaçalıştık.Yıkımları “Kentsel dönüşüm” adıaltında sürdürdüler. ”Kentsel dönüşüm”ün,yağmayı gizlemek için nasılkullanıldığını ortaya koyduk.Oligarşinin yıkım politikasının altında,“...gırtlağımızı kesecekler” diyenlerinDEVRİM korkusunun yattığını,yoksul halkın ve emekçilerin o korkuyubüyüteceklerini vurguladık.Halkın evlerini bir an önce halkınbaşına yıkmak için adeta canatıyor, acele ediyorlar. Yıkmak içinzamanla yarışıyorlar.Küstah ve halka düşmanlar.“İstanbul yıktıkça güzelleşir” diyecekkadar pervasızlar.“Güzel” ha!Nedir güzel olan?Yıkımları açıktan savunacakkadar gözü dönenlerin gözüne“güzel” görünüyor yıkılmış kondular.İstanbul yıkıldıkça “güzel”olmayacaktır. Yıkıldıkça, acılaryaşanacak, tarih ve kimlikler yokolacaktır.Onlar için “güzel” olan, yeni vurgunlar,talanlardır. Yıkacakları yerleredikecekleri gökdelenler, iş merkezleri,özel siteler, yeni zenginmahalleleridir.Onlar için “güzel” olan, yoksulve onurlu halkın yerinden yurdundanedilmesidir. Yoksul halkınolmadığı bir İstanbul’dur.Oligarşinin halkın evlerini yıkmayahazırlandığı şu sıra, yapılmasıgerekenlerin başında yıkımlarakarşı DİRENMEK gelmektedir.Yıkımlara karşı dün olduğu gibibugün de DİRENMEK’ten başkaçözüm yoktur.Yoksul ve emekçi hal k ev le ri niko ru mak için, dün nasıl ço luk-ço -cuk, kadın-erkek, elde taş-so pa di -ren diyse aynı yolu izlemek zorundadır.Ge ce kon du la r ülkemiz ger -çeğinin, mücadelenin ay rılmaz birpar ça sı dır. Dün ya nın her ye rin deyoksulların evlerini korumak içindirendikleri gi bi, ülkemizde de yoksulhalk kan, can pahasına büyükbedeller ödeyerek evlerini korumasınıbilmiştir.Bu ülkeyi yönetenler bize hiçbirşey bahşetmedi. Biz direnerek evlerimiziyaptık, direnerek yıkımlarakarşı koruduk. Bugün de aç gözlütekellerin saldırısına karşı evlerimizikorumaya, DİRENME’ye devamedeceğiz.Yeni direniş mahalleleriyaratmalıyız!Yıkımlara karşı direniş, aynızamanda tarihimizi ve yarınımızısahiplenme mücadelesidir. Bizi tarihimizden,köklerimizden koparmaya,mahallelerimizden atmaya çalışanlarakarşı varolma mücadelesisürdürüyoruz.Direnişimiz aynı zamanda bironur mücadelesidir. Bize o toprakları,o mahalleleri yakıştırmayanlara,bizi insan olarak görmeyenlerekarşı bir onur mücadelesi veriyoruz.Diyoruz ki, “Bu topraklar, bu mahallelerbizimdir! Bizim olanı bizdenalamazsınız.”Direnişimiz aynı zamandabarınma hakkının savunulmasıdır.Evlerimizi yıkarak bizi mahallelerimizdenatanların, “ne olacağımız”,“nereye gideceğimiz” umurlarındadeğildir.Sorun bizim sorunumuzdur vetek çözümü de bizi mahallelerimizdendışarı atmaya çalışanlara karşıdirenmektir. Bunun için yoksul veemekçi halk, mahalleler “örgütsüzseörgütleyeceğiz.”Unutmayalım, halk ör güt süz ol -du ğu için güç süz dür. Güçsüzlüğüaşmanın yolu örgütlenmektir. Ör -güt le ye rek güç len e ce k, güçlenmekiçin örgütleneceğiz.He defimiz yeni direniş mahalleleri ya rat mak olmalıdır. YeniGaziler, yeni Küçükarmutlular, yeniOkmeydanılar, yeni 1 Mayıslaryaratmalıyız. Hal kın ko nut hak kı -nın gas pe dil me si ne kar şı ye ni di re -niş ma hal le le ri ya rat arak, direnişiyaymalıyız.Yoksul ma hal le ler ara sın da dost -luk ve dayanışmayı geliştirmeli, sı -cak bağ lar kurmalıyız. Hedefimiz,tüm yoksul ve emekçi mahallelerior tak bir di re niş etrafında birleştirmekolmalıdır.O zaman direniş çok daha güçlügelişecek, büyüyecek, yıkımlarakarşı çok güçlü barikatlar örmüşSayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010GELECEK DEVRİM VE SOSYALİZMİNDİR!2 1


Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010olacağız. Ancak örgütlü, binlerceyoksulun canı, kanı pahasına gözealdığı bir direniş yıkım saldırılarınıgeriletebilir.Ge ce kon dularımızı yı km ak isteyenhalk düşmanları na kar şı tek silahımızolan di re niş si la hı nı tereddütsüzkul la na ca ğız. Ara yol, ara çözümyoktur. Uzlaşarak, “anlaşarak” sorunuçözmek mümkün değildir.AKP iktidarı İstanbul Sulukule’de,Tarlabaşı’nda, Fatih Balat’ta,Ayazma’da, Ankara Dikmen Vadisi’nde,Keçiören’de halkı “anlaşma”adı altında aldatmaya çalıştı.Ancak AKP’nin yalanları çokgeçmeden açığa çıktı ve “anlaşma”yaparak, evlerini yıkanlar pişmanoldular.Aldatılanların birçoğu, bugünevleri için mücadele etmek gerektiğinigörmüşlerdir. Ama aynı zamandaiş işten geçmiş olmaktadır. AKP’ninsaldırı planı gizli saklı değildir. Neyapacağı, ne yaptığı ortadadır.Böylesi koşullarda “bireysel çözümler”savunulamaz. O nedenle direnmektek çözümdür ve yoksul halk daöyle yapacaktır. Buradan bir kezdaha ilan ediyoruz; evlerimizi yıktırmayacağız.Başaramayacaksınız!Ge ce kon du lar da yok sul lar KA-ZANACAK! Direniş kazanacak!ÇÖZÜM; yıkım değil,yerinde ISLAH’tırAKP iktidarı, halka hizmetaraçları yerine yıkım içindozer, halka saldırmak içinpanzer, göndermektedir mahallelere.Mahallelere, mimarmühendis,doktor göndermek yerine,polis, zabıta göndermekte, onlarda halkı coplamakta, biber gazınaboğmakta, kurşun sıkmaktadır.AKP iktidarı, yoksul mahallelerineksiklerini tamamlamak, binalarıdepreme dayanıklı hale getirmek,evleri yaşanır evlere dönüştürmekyerine YIKMAKTA bulmuşturçözümü.Halkın barınma sorunu halkdüşmanı AKP’nin sorunu değildir.Onların tek derdi, halkın evlerinibaşına yıkıp, mahalleleri, ilçeleri elegeçirip, tekellere sunmaktır. Tekellerinçıkarlarını düşünenler, gözlerinikırpmadan İstanbul’da 1 milyonevi yıkacaklar.Kimse, mevcut haliyle gecekondularısavunmuyor. Ama çözümüyıkım değildir. Gecekondular, sağlıksızkonutlar, yerinde ISLAHedilmelidir. Yıkarak, dozerlerle,kepçeler ile ortadan kaldırarak“...böyle güzelleştiriyorlar!”“Şu anda İstanbul'da yıkmaktan daha güzelbir şey yok.” diyerek yoksul halkın evleriniyıkan halk düşmanları, kendileri içinİstanbul’u “güzelleştiriyorlar”...Nasıl mı?“Açık ve kapalı yüzme havuzu- FitnessCenter- Step, aerobic, plates merkezi-Türk hamamı- Masaj odaları- Sauna-Basketbol sahası- Çocuk kulübü ve parkı- Koşu ve yürüyüş parkurları-Site lokali- Kuaför....”“...Aydos Ormanları’nın yanıbaşında, yüzde 85’e varan yeşil alanlakaplı, yapay göletle, eksiksiz sosyal ve sportif tesisler ile Teknikgüvenlikten...”İşte böyle, ASALAKLARIN keyif çatacakları pahalı evleryaparak, HALKIN KANINI EMENLER rahat ve lüks içindeyaşasın diye içlerinde sadece “kuş sütünün” eksik olduğu evler, villalar,siteler yaparak “güzelleştiriyorlar”...değil, düzelterek iyileştirerek barınmasorunu çözülmelidir. Gecekondular,halkın insanca yaşayabileceğihale getirilmelidir.Bilim ve teknolojinin geldiğinokta hesaba katılırsa bunu yapmakzor değildir. Tekellerin çıkarları içinülkemizin hemen her yanı dev şantiyelereçevrilmekte, dev gökdelenler,iş merkezleri, lüks siteler peşpeşe kolayca yapılmaktadır.Tekeller için bunları seferberedip, İstanbul’u gökdelenlerle donatanlar,mevcut araç gereçlerin veteknolojinin bir kısmını bile halkiçin seferber etseler, gecekondular,yaşanılabilir hale gelecektir.Koca koca mahalleleri yıkıp,haritadan silmek yerine, halkındüşünceleri alınarak, halkın temsilcilerinin,mühendis ve mimarların,çevre mühendislerinin, doktorlarıntemsilcilerinin katılımıyla yapılacakprojelerle, mahalleler ıslah edilereksorunlar pekala çözülebilir.Böylece hem yoksul halk kenditarihi ile yaşamaya devam edecek,hem de sosyal yaşam, halkın ilişkileribozulmamış olacaktır.Yerinde ISLAH etme, halkınçıkarlarını savunanların, halkınyaşamını yıkarak değil, mevcutkoşullar içinde iyileştirmeyi hedefleyenlerinçözümüdür.YIKIM ise tekellerin ve halkdüşmanı AKP’nin çözümüdür.“İstanbul yıktıkça güzelleşir”“Şu anda İstanbul'da yıkmaktandaha güzel bir şey yok. İstanbul yıktıkçagüzelleşir.” (Birgün, 1 Ekim2010)Toplu Konut İdaresi (TOKİ)Başkanı Erdoğan Bayraktar, bundanbir süre önce yaptığı basın top-2 2İDDİAMIZI, SAVAŞIMIZI UMUDU BÜYÜTELİM !


DİRENMELİYİZ,çünkü;- 2009 yılında sadeceİstanbul'da 80 binin üzerindesatılamayan lüks konut stoğuoluştu.Bunları, evlerimizi yıkarak,bizi çalıştırarak, bizi sömürerek,bizim olan topraklara yaptılar.Bizim olanı bize vermiyor, bizeçok görüyorlar!-TOKİ sadece İstanbul’dametrekare fiyatı 13 bin 500 dolarakadar çıkabilen 45 bin lüks konutinşa etti.Yani TOKİ, 100 metre karelikbir evi, 1.5 milyon dolara kadarçıkan fiyatlarla satıyor.Ama Ayazma’da sokağa attıkları18 aileye 18 daire bulamadılar!lantısında yıkımları açıkça savunarak,İstanbul’un yıktıkça “güzelleşeceğini”ilan ediyordu.TOKİ’nin başına oturtulan kanemici, tekellerin işbirlikçisi bu faşistkafa, İstanbul’un yoksul halk ile birlikteçirkin, oturulamaz olduğunusöylemektedir. Halkın olmadığı,halkın kovulduğu bir İstanbul“güzel” olur diyerek ahlaksızcahalka saldırıyor bu halk düşmanı.Halktan iğrenen, halkı aşağılayan,İstanbul’u halka çok gören bu faşistkafa o nedenle sürekli YIKMAK-TADIR.Tekellerin krizinin derinleşmesiile birlikte, vurgun ve talanın yoğunlaştığıalanların başında, konut sektörügelmektedir. Bu alan büyükvurgunlara tekeller için yağmayaaçıktır.O nedenle, halkın oturduğumahallelerin ele geçirilerek bu arazilerinparaya çevrilmesi, buralaragökdelenler, alışveriş merkezleriyapılması, tekellerin talanınınbaşında gelmektedir. Bugünİstanbul başta olmak üzere, birçokşehirde binlerce lüks bina, siteleryapılıyor, adeta yeni şehirler kuruluyor.Bunları, günlük gazetelere verilenilanlarda, tekellerin reklamlarında,büyükşehirleri birer dev şantiyeyeçeviren TOKİ’nin, yapılarındagörebiliriz.TOKİ ve tekeller, hoyratça saldırmakta,bütün yeşil alanları, bütündeğerli arazileri yok etmektedirler.TOKİ, kentleri talan eden, halkınen değerli topraklarını üstüne geçirenhalka ait arazilerin tekelleredevredilmesindeki en büyük kapitalistişletme haline gelmiştir.Kan emici bir tekel; TOKİ1984 yılında, “dar gelirliler içinkonut üretmek”, “konut sorununuçözmek”, “sağlıklı kentsel alanlaryaratmak” amacıyla kurulan TopluKonut İdaresi bugüne kadar söylediklerinintam tersini yaptı.Aradan geçen 26 yılda bırakalımTOKİ’nin yoksul ve emekçi halkiçin konut üretmesini, halkın barınmasorununu çözüp, sağlıklı kentleryaratmasını, tersine halkın evlerinibaşlarına yıktı.TOKİ’nin bugüne kadar halkiçin yaptığı konutlar kullanışsız,halkın barınma sorununu çözmeyenkonutlar olmaktan öteye gitmemiştir.AKP iktidarında, 2004’te DünyaBankası’yla yürütülen projeler çerçevesindeTOKİ’nin yasal konumuda emperyalist yağma ve talana göreuyarlanarak değiştirildi.TOKİ’nin ana ilkesi halka hizmetdeğil, kâr etmektir.TOKİ’ye öylesine yetkiler verildi,öylesine bir güç haline getirildiki, Maliye Bakanlığı’nın, ArsaOfisi’nin, belediyelerin elinde olankamu arsaları otomatikmanTOKİ’ye devredildi. Bu yetkilerle,örneğin İstanbul’da Tozkoparan,eski gecekondu önleme bölgeleri,Karanfilköy gibi en değerli, rantıçok büyük olan bölgelerin, planlamave söz hakkı TOKİ’ye geçti.TOKİ’nin elinde böyle yüzlercekamu arazisi, arsası birikti.TOKİ, 2002 yılından itibarenlüks konutlar yaparak, halkın değil,orta burjuvazinin ve asalaklarınkonut ihtiyacını karşılamış, oligarşininaskeri güçleri için Doğu veGüneydoğu’da jandarma karakollarıyapmıştır.Jandarma karakollarının sağlamlığıile övünen TOKİ’nin Elazığ’ınKovancılar İlçesi Okçular Köyü’ndehalka yaptığı 140 konuttan 20’sininçatısı ilk fırtınada uçtu. TayyipErdoğan’ın 7 Kasım 2010’da halkadağıttığı evlerin içine kar doluncahalk komşularına sığınmak zorundakaldı. Halk bir kış bile geçirmedenevler dökülmeye başladı.Asalaklar için lüks ve pahalıevler, sağlam karakollar inşa edenTOKİ’nin halk için yaptığı evlerişte böyle baştan savmadır.Devletin TOKİ projesi iflasetmiştir.TOKİ, elindeki yetkileri, pahalıdev projeleri yapacak gücü ile doğrudanAKP’nin arpalığıdır. AKP,yıkımları da, asalaklar için özelsiteleri ve şehirleri, tekellerin ihtiyaçduyduğu projeleri de TOKİüzerinden yürütmektedir.TOKİ’nin elinde bulunan parasalgüç AKP’liler tarafından idareedilmektedir.Hırsızların, sapıkların, vurguncularınpartisi AKP ve AKP’liler,TOKİ üzerinden büyük vurgunlarvurmaktadır. TOKİ aynı zamandavurgun ve yağmayı perdeliyor.TOKİ’ler halk için değil, asalaklariçin vardır. Bugün ise kan emicibir tekel olarak, halkın topraklarınıgasp etmekte, asalaklar lüks içindeyaşasın diye yeni şehirler inşaetmektedir.Sürecek..Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010GELECEK DEVRİM VE SOSYALİZMİNDİR!2 3


Gecekondu Adaletsizliktir!Normal bir evden değil, gece “konan”, geceninkaranlığında gizli yapılan, evlerden söz ediyoruz. Sankibaşka bir yolları var da onu denemeyip düzenin deyimiyle“kaçak” yapılan “evler”den.Ülkemizde milyonlarca insan 60 yıldır gecekondulardayaşamaktadır. Elektriği, suyu, yolu, ulaşımıolmayan işsizlerin, yoksulların yaşadığı gecekondularda. Tek bir kimse dahi böyle kondularda yaşamayı istemez,normal koşullarda yaşamaz da.Bugünkü insanın atası olan ilk insanların mağaradayaşadıkları dönemden bugüne yüz binlerce yıl geçmiştirama düzen milyonlarca yoksulu, modern bir“mağara”dan farksız yüz binlerce kondu da yaşamayamahkum etmiştir.Kim ister elektriksiz ve susuz yaşamayı? Kim isterkaranlıkta, soğukta, açlık ve yoksulluk içinde geçen yılları?Kim ister, insanlığını unutturan bir yaşamı?Her an yıkım tehlikesi olmadan, bir kış günü “beşparasız” dışarı atılma korkusu yaşamadan, bir insangibi elektriği, suyu, yolu, parkları, kütüphaneleri, dinlenmealanları, sağlık tesisleri olan mahallelerde yaşamayıkim istemez?Bunlar asgari ve zorunlu insan haklarıdır.Milyonlarca insan bu haklardan yoksundur. Dahadoğrusu sağlıklı konutlarda yaşamak hakkı, insancayaşamak hakkı ellerinden alınmıştır.Adaletsizlik budur!Kim bu hakkı halkın elinden almıştır?Bu hakkı alan asalakların düzenidir. Kendileri“süper lüks” villalarda, boğazdaki yalılarda, ormaniçinde “saray yavrusu” evlerde yaşarken, halk çamurlusokaklara, hastalık saçan, açlık kokan mahallelere,gecekondulara mahkum edilmiştir.Adaletsizlik budur!Bir yanda villalarda, “saraylar”da yaşayanlar,diğer yanda kondularda yaşamaya mahkum edilen milyonlar! Adaletsizlik halkı kondulara mahkum etmektir.Gecekondular adaletsizliğin kendisidir. Bu adaletsizliktenhalkı gecekondularda yaşamaya mahkum eden,hatta gecekonduları bile çok görüp evini başına yıkandevlet sorumludur. Düzenin bu yanıyla da adaleti sorgulanmalı,adaletsizliğe karşı mücadele edilmelidir.Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010AKP iktidarında gün Tekellerin Günü“Yıldız ülke!”, “yükselenülke!”, “muazzam kârlar”,“büyüyen ekonomik potansiyel”...Peş peşe sıralanan bu övgüdolu sözleri, bu hafta başında, kanemici Sabancı imparatorluğununsahibi Güler Sabancı ile DoğuşHolding’in sahibi Ferit Şahenksöyledi.Kan emici asalakların patronuGüler Sabancı, ekonomik durumudeğerlendirirken, kendilerinesunulan yağmayı unutmayarak,işbirlikçi iktidara övgüler diziyor,Türkiye’nin artık “yıldız ülkeolduğunu” söylüyordu.Sabancı Türkiye’yi “yıldızülke!” ilan ederken, işsizliği, yoksulluğusorun olmaktan çıkarmış birTürkiye yoktur önünde. AKP iktidarındaaçlık, yoksulluk, sefalet dizboyudur.Tükiye’nin “yıldız ülke!” ilanedilmesinin nedeni, Sabancılar’asunulan yağma ve talandandolayıdır. Tekellerin keyfine diyecekyoktur. Her biri vurduklarıbüyük vurgunlarla, yağma ve talanile servetlerine servet katıyorlar.Sabancılar bu yıl da büyük vurgunlarvurmuştur. AKP iktidarındano nedenle memnundurlar. Sabancıtabii ki “yıldız ülke!” övgüleri ilehalk düşmanı AKP’yi yere göğesığdıramaz!Yoksul halk için Türkiye niye“yıldız ülke!” olsun? Yoksul halkınhangi sorunu çözülmüştür? İşsizlikmi, açlık mı, yoksulluk mu?İşbirlikçi tekeller övgüleredevam ediyor. Hem de övgüde sınırtanımıyorlar.Doğuş Holding Yönetim KuruluBaşkan Ferit Şahenk, Türkiye’ninekonomik potansiyelini büyüttüğünüve bölgesinde siyasi veekonomik bir ağabeyliğe soyundu ğ u n u ”belirterek,“Gelişmekte olanülkelere reçeteyazanlarınTürkiye gibi yükselenülkelerdenbazı dersler alabileceğinigördük”diyor.Şahenk, AKPiktidarında vurgununboyutlarınıanlatırken, “muazzam” birbüyümeden “muazzam” kârlardansöz ediyor.Sistemin kuralı bu. Halk yoksullaşırkentekeller vurgun ve talan ilezenginleşiyorlar. AKP, tekeller dahaçok sömürsün diye halkı susturmaya,elindekini avucunu almayadevam ediyor. Sabancılar,Şahenkler için torba yasalarçıkarıyor.2 4İDDİAMIZI, SAVAŞIMIZI UMUDU BÜYÜTELİM !


Yıkıcılar yiyicilerdirİstanbul’da 1 milyon gecekonduyıkılacak. 1 milyon gecekondu...Böyle bir kararı kim, neden, nasılalabilir? Kim kendinde böyle birhakkı görebilir?1 milyon gecekondu... Birgecekondu nasıl yıkılır? Bunu geçenhafta İstanbul’da Sarıyer’in Madenmahallesinde gördük.Belediye ekipleri sabah erkensaatlerde Maden Mahallesi’ndekiiki gecekondunun yıkım kararınıuygulamak üzere geldiler... Topçuailesinin gecekondudan uzaklaştırılmasınınardından yıkımıgerçekleştirdiler...Bravo onlara. Belediye ekipleri,zabıtalar, çevik kuvvet iki gecekonduyuyıkarak büyük bir “başarı” eldeetti.Peki, ya Topçu ailesi? Ne olduonlara? 2 yaşında bir bebek, 70 yaşlarındabir de ihtiyar kadın yaşıyorduyıkılan evde. Şimdi neredeonlar?...Bu gördüklerimiz, yıkılan bir tekgecekondudan geriye kalandır.1 milyon gecekondu yıkılacak...Bu, 5 milyon yoksul gecekondulununsokağa atılması demektir.Baştaki sorumuzu tekrarlayacakolursak: Böyle bir kararı kim, nedennasıl alabilir?İzinsiz, kaçak olduğu için miyıkıyorlar kondularımızı? Peki aynıgerekçeyle zenginlerin villalarınıyıkabiliyorlar mı? Acarkentler gibibinlerce lüks villa var kaçak yapılan.Öyle bir gecede yapılan iki gözdenibaret değil onlar. İnşaatları alenenaylarca sürüyor yetkililerin gözüönünde.. Kimse, sabaha karşı kepçelerle,polislerle onların kapılarınadayanmıyor.Evlerimizi yıkanlar ülkemizisoyanlardır. Onlar yıkılan her gecekonduda,sokağa atılan insanlarıdeğil, yıkılan konduların yerineyapılacak lüks villaları, buralardanelde edecekleri yağmayı görmektedirler.Yıkım demekyağma demekBakın yıkım kararınıalanlara; 1 milyonevin yıkım kararınınaltında TayyipErdoğan’ın, KadirTopbaş’ın imzaları var.Büyükşehir belediyelerirant yeri, rüşvet yeri,soygun yeri. İstisnasızbüyükşehirlerde belediyebaşkanlığı yapantüm burjuva politikacılaryağma ve talanıniçindedirler. Bumakamlar onlar içindaha büyük yağma vetalan için atlama tahtasıolmuştur.Başbakan Erdoğan bunun enbariz örneğidir. Kadir Topbaş, AliMüfit Gürtuna, Bedrettin Dalan,Saadettin Tantan, Mustafa Sarıgül,Sefa Sirmen, Murat Karayalçın,Melih Gökçek, Aytaç Durak vedaha onlarcası... belediye başkanlıklarınısoygun yeri olarak kullandılar.O kadar büyük soygunlar yaptılarki, her biri parti liderliğine soyundu...Bu ülkede parti liderliğinesoyunmak için büyük paralarlazımdır ve onların birçoğununbelediye başkanlarının arasındançıkması tesadüf olmasa gerektir.Hepsi bu soygun çarkının içindedir.Bakın Tayyip Erdoğan’a.Büyükşehir Belediye başkanlığındandaha büyük bir soygun yeri olanbaşbakanlığa yükselmiştir. Ortahalli bir geliri olan Erdoğan’ınbugün servetinin hesabı yok.Yolsuzluklara karışmayan tek birbelediye başkanı var mı? Onyıllardırgecekondulara karşı savaş halindeler.On yıllardır yıkıyorlar evlerimizi.İstanbul Büyükşehir BelediyeBaşkanı Kadir Topbaş, Türkiye’ninen zengin ilk 100 kişisinden biri.Servetini son bir kaç yıl içinde katlayarakbüyütenlerdendir.Bu topraklar onlarınbabasının çiftliği değil?Bizim kondularınızı yıkıprant alanı yaratıyorlar.Bizi sokağa atıp burjuvaasalaklara villalaryapıyorlar.Sahip oldukları servetbizden çaldıklarıdır. Bizimyıkılan evlerimizinkarşılığıdır.İstanbul’un dev bütçesi, bu hırsızlarınelinde.Bu ülke onların babasının malımı? “Devlet hazinesini işgal etmişler”diyorlar gecekondu halkı için.Kim işgalci? Gecekondu halkı,öyle mi? Siz de bu memleketinsahibi? İstediğiniz gibi yağmalayın,istediğiniz gibi satın!İzin vermeyeceğiz. Bu vatanbizim! Bu toprakların her karışınınbedeli ödenmiştir. Bu topraklardayaşayan tüm halkımızın başını sokacağıbir ev sahibi olmaya hakkıvardır.Halkın en temel hakkı olanbarınma ihtiyacını karşılamadıklarıiçin bu ülkenin yöneticileri suçludurlar.Sahip oldukları servet bizdençaldıklarıdır. Bizim yıkılan evlerimizinkarşılığıdır.Halkın barınma ihtiyacını ülkemiziyönetenler çözmedi. Bu evleribiz kendi ellerimizle, kendi emeğimizleyaptık. Her tuğlasında alınterimizvar. Boğazımızdankıstığımız ekmeğimiz aşımız var.Hırsızlara, soygunculara kan emiciasalaklara evlerimizi yıktırmayacağız.Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010GELECEK DEVRİM VE SOSYALİZMİNDİR!2 5


Torba Yasa, emekçilerin kazanılmışhaklarına, geleceğine karşı açılmış savaştırİŞÇİ VE MEMURSENDİKALARI, MESLEKODALARI, tümDEMOKRATİK KİTLEÖRGÜTLERİ!AKP, emperyalist ve işbirlikçitekellerin temsilcisidir. “TorbaYasa”, tekellerin istekleridoğrultusundahazırlanmıştır.AKP temsil ettiği sınıfınçıkarları için elinden geleniyapıyor.SİZ NE YAPACAKSINIZ?Torba Yasa, emekçilerinkazanılmış haklarına, geleceğinekarşı açılmış birsavaştır.SİZ NE YAPACAKSINIZ?Özelleştirmeler oldu. Ciddibir direniş örgütleyemediniz.Taşeronlaştırma yerleşti,örgütsüzleştirme pervasızlaştı,çoğunlukla seyircisi oldunuz.ŞİMDİ NE YAPACAKSINIZ?SUSACAK MISINIZ?GEÇİŞTİRECEK MİSİNİZ?DİRENECEK MİSİNİZ?AKP, “Torba yasası” adı altındabütün işçilere, memurlara, öğrencilerekölelik koşullarını dayatanyasaları çıkartıyor.Esnek çalışma yasal işçinin,memurun hiçbir güvencesi kalmıyor.Güvencesiz çalıştırma yasallaştırılıyor.İstihdam adı altında emekçilerkölelik koşullarında çalıştırılıpsömürülürken, işsizlik fonundakiparalar tekellere teşvik olarak veriliyor.Belediye emekçileri karakollara,emniyet müdürlüklerine,sürülerek orada çalıştırılacak.Kamu emekçileri mesai saatleridışında zorla çalıştırılacak.Fişleme ve sürgünler yasallaşacak.Meslek lisesi öğrencileri butasarıyla stajyerlik statüsünde enucuz işçi olarak tekellerin hizmetinesunulacak.Saldırı püskürtülemezse, örgütsüzleştirmedurdurulamazsa,emekçilerin içinde bulunduklarıkölelik koşullarına isyanetmelerinin koşulları da ortadankaldırılmaktadır.AKP bu cesareti neredenalıyor?Birincisi, bu yasalar AKP iktidarınında ötesinde emperyalisttekeller ve işbirlikçi tekelci burjuvazitarafından dikte ettirilenyasalardır. Uşak AKP, sırtınıemperyalist tekellere ve işbirlikçitekelci burjuvaziye yaslamıştır vebu cesareti(!) de onlardan almaktadır.İkincisi, geniş halk kesimlerininörgütsüzlüğünden cesaret bulmaktadır.Üçüncüsü, örgütlü kesimleringüçsüzlüğünden, bir araya gelip güçoluşturamayacağına olan inancındanalmaktadır.Emperyalist tekeller ve işbirlikçitekelci burjuvazi, güçlü birdirenişin olmadığı mevcutkoşulları, emekçilere kölece çalışmakoşullarını dayatma “fırsatı”olarak görmektedirler.Sendikalar, demokratikkitle örgütleri:AKP, savaş ilan ediyor,Siz ne yapacaksınız?..Halk düşmanı AKP iktidarı neyaptığını biliyor. Ve bu konuda tambir pervasızlık içinde. Yasalaraaykırı bir durum mu var?“Gerekirse yasa çıkartırım” diyor.Burada sorun emekçilerin,onların sendikal örgütlülüklerininne yapacağıdır.Sendikalar, demokratik kitleörgütleri, tekellerin ekonomi politikalarıdoğrultusunda gerçekleştirilenbu gasp ve saldırıları,mahkemelere başvurarak durdurabileceklerigibi boş bir hayalpeşinde midirler?Özelleştirmelerde militan,saldırıyı püskürtebilecek direnişlerörgütlemek yerine, bütün umutlar,Danıştay’a, Anayasa Mahkemesi’nebağlanmıştır? Ve bunlarlaözelleştirme saldırının durdurulamayacağıaçık nettir.Torba Yasası zaten, sendikalarınkendini ve tabanlarını kandırmasından,oyalamasından başka bir anlamagelmeyen “yargı manevralarına”da bir son vermektedir. Torbayasayla, özelleştirmeye karşı açılan“yürütmeyi durdurma”, “iptal”kararlarının alındığı davalar ortadankaldırılarak yasa dışı yapılanözelleştirmeler de yasallaştırılacaktır.Artık özelleştirmeler karşısındasarılabileceğiniz başka bir oyalamataktiği yoktur.YA DİRENECEKSİNİZ, YADA BOYUN EĞİP YOKOLACAKSINIZ!AKP, sendikalarla adeta alayediyor.Hala diyalog mu diyorsunuz?Kiminle ne diyalogu kuracaksınız? Diyelim ki, üç bakanlagörüştünüz. Onları ikna ettiniz.2 6 İDDİAMIZI, SAVAŞIMIZI UMUDU BÜYÜTELİM !


Hükümet bu yasalardan, bu politikalardan vaz mı geçecek?Tüm emperpalist tekelleri nasılikna edeceksiniz? Emperyalist ülkelerinyönetimlerini nasıl nasıl iknaedeceksiniz?Sizler de biliyorsunuz ki bunlariki AKP’li bakanın isteklerinden,iki işbirlikçi tekelin isteklerindenibaret değildir.Bırakın kendinizi ve işçilerikandırmayı! Bu, politikalar emperyalist tekellerin politikalarıdır.Emekçiler yine aynıayak oyunlarını veihaneti mi yaşayacak?Gasbedilen haklar, emekçilerinyüz yılı aşkın zamandan beri bedellerödeyerek kazandıkları haklarıdır.Kimsenin sorumsuzca butarihe sırt çevirmeye hakkı yoktur.Özelleştirmeler, taşeronlaştırmalarolurken ciddi tek bir direnişolmamıştır. Ve bugün taşeronluksistemi, sendikal örgütlenmeninönündeki en önemli engellerdenbirisidir. Özelleştirmeler karşısındasonuç alıcı bir direniş örgütlenememiştir.SEKA ve TEKEL işçilerininkararlı direnşleri de sendikalarınayak oyunlarıyla, hiçbir sonuç alınamadanbitirildi.Eğer tarihe karşı, işçi, emekçitüm halka karşı sorumsuzluk içindedeğilsek yapılması gerekenler bellidir.Emekçiler!Sendikalar üretimden gelengücün kullanılması da dahil olmaküzere TÜM GÜÇLERİNİ SEFER-BER ETMEK zorundadırlar.Devrimci ilerici demokratgüçler, güçlerini birleştirmeleri içinbundan daha hayati bir durum var mı?İktidar saldırırken birleştirmiştirbütün güçleri.İktidar, bu saldırıları aynı torbayakoyarken, emekçilerin birleşemeyeceğinegüvenmektedir.Bunun içindir ki, AKP, TorbaYasası’nı gündeme getirirkensendikaları dikkate bile almamıştır.Oysa birleşmek, daha ilkadımından itibaren iktidarınhesaplarını bozacaktır.Sendikalı, sendikasıztüm emekçiler;Torba yasasına karşı bir direnişörgütlenmediğinde ne olacaktır?Hakların gasbı ilk görünen sonuçtur.Devamında sendikaların adımadım eriyişi sürecektir. Devamındakoşullar ve sömürü daha da ağırlaşacaktır.Bu saldırıların önüne geçmekiçin tek seçenek vardır.DİRENMEK.Yasanın iptal edilinceye kadarDİRENMEK.Başka yolu yoktur. Ara yollararamak, iktidarın açtığı savaşta teslimolmak demektir.Oligarşinin saldırısı birleştiriyorBiz Birleşecek miyiz?AKP, halkın her kesimine saldırıyor. AKP’nin gündemegetirdiği “Torba Yasa” tasarısı bunu bir kez dahagösterdi. AKP’nin saldırdığı kesimleri yan yana getirin,başka bir gerçeği daha görürsünüz. AKP, saldırılarıylabirleştiriyor halkı.1 milyon gecekonduyu YIKACAĞIM diyor AKP.Bu, beş milyon aç ve yoksul gecekondulu demektir.Esnek çalışma yasallaştırılarak işçiler köleleştiriliyor.İşçilerin bugüne kadar kazanılmış hakları büyükoranda gasp ediliyor. Grev yasağı daha da genişletiliyor..Hiçbir iş güvenceleri kalmıyor.Memurluk, iş güvencesi olan bir meslekti. AKP,memurlara da aynı şekilde saldırıyor. İşçilerin kaderinasıl patronların iki dudağı arasındaysa, memurlarınkaderi de amirin iki dudağı arasında olacak. “Ödünççalıştırma" ve “esnek çalışma”yla memurlarınsürgünleri yasallaştırılıyor. "Performans" uygulamasıylagöstermelik "Toplu sözleşme" de yok ediliyor.Sözleşmelilik statüsüyle 657 sayılı DevletMemurları Yasası’ndaki iş güvencesi de yokediliyor.“Meslek eğitimi gören öğrenci, adayçırak ve çırakların zaten düşük olan ücretleridaha da düşürülüyor. Stajerlik için uygulananasgari ücret daha da düşürülüyor.AKP liseleri ve üniversiteleri tekellerinihtiyaçlarına göre yeniden düzenliyor. Liseli üniversiteligençlik, yeni dayatmalarla karşı karşıya.Köylülere yönelik tasfiye ise adeta sessiz sedasızsürüyor. Kırsal alandaki açlığın, sefaletin sesi duyulmuyor.Torba yasa tasarısı ilk açıklandığında patronlar kelimeningerçek anlamıyla “göbek attı”. Nasıl sevinmesinler?“Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı ödemekolaylığını” getiriyor torba yasa.Sınıflar gerçeği en çıplak haliyle budur.Halk için açlık ve zulüm olan bu yasalar, tekellerinbayramı oluyor. Bir tarafta tekeller, diğer tarafta halksaflaşıyor. Halkın her kesimine saldıran oligarşi, adetahalkı kendiliğinden birleştiriyor.Sorun şu: BİZ BİRLEŞECEK MİYİZ?Cevap da şu olmalı: BİRLEŞECEĞİZ... BAŞKAYOLU YOK!GELECEK DEVRİM VE SOSYALİZMİNDİR!2 7


AKP halk düşmanı ve işbirlikçitekellerin iktidarıdırSayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010Böyle bir yasayı nasıl bir iktidar çıkarabilir? Busorunun cevabı bellidir: Böyle bir yasa ancak halk düşmanıbir iktidar tarafından çıkartılabilir?Milyonlarca işçinin, memurun, öğrencinin hiçbirgüvenceden yoksun kölelik şartlarında çalıştırılmakistenmesinin başka türlü izahı olabilir mi? Emekçilerinon yıllardır bedeller ödeyerek kazandıkları hakları buyasalarla elinden alınıyor.AKP “Sendikaların önündeki engelleri kaldırıyoruz”dedi. “Memurlara toplu sözleşme hakkı getiriyoruz”dedi, Anayasa referandumunda bol bol “demokratikleşme”denbahsetti. Çok değil, üzerinden sadece birkaç ay geçti, sonuç ortadadır.AKP, ya bana hizmet eden bir sendika oluşunuzdiyor, ya da yok ederim diyor.Demokrasi diye bir hedefi,amacı olan bir iktidar bu yasalarıçıkrartabilir mi?HAYIR!Bu torba yasası demokrasiyi ayaklaraltına alan bir yasadır. Bu yasa çıkartılırkenkime soruldu? AKP, tam bir ikiyüzlülükiçinde demokrasinin ayaklar altına alındığıyasaların dahi “demokratikleşme”, “reform” diye propagandasınıyapmaktadır. 12 Eylül’de yapılan ‘82Anayasası’ndaki kısmi değişiklik referandumundaemekçilerin lehine örgütlenmesi için önemli yasalarınçıkartılacağının propagandasını yaptı. Faşizmidemokrasi diye sunanlar; işte AKP’nin emekçiler içinçıkardığı yasalar. Bu yasalarla emekçilerin kazanılmıştüm hakları gasbediliyor.İşçilerin örgütlenmehakları fiilen ortadankaldırılıyor. Örgütlenmeninolmadığı, hakarama mücadelesininkoşullarının kalmadığıbir yerde demokrasidenbahsedilebilir mi?AKP, öyle pervasızki, sadecedevrimci demokrat, ilerici kesimleresaldırmıyor, kendi iktidarınıdesteklemeyen düzen içigüçlere de saldırıyor. Bu torbadakiher madde antidemokratiktir.Her maddedemokrasinin ayaklar altınaalınmasıdır.A K P ,“demokratikleşme”riyakarlığıyla halkı aldatmaktadır.Adalet diye, adil olma diye kaygısı olanbir iktidar böyle bir yasayı gündeme getirebilirmi?AKP, adalet değil adaletsizliğin partisidir. Ve öylepervasız ki, açlık, yoksulluk, işsizlik oranı neredeyseikiye katlarken o, işbirlikçi tekellerin servetlerinin katlanarakbüyümesini halkın “refah düzeyinin artması”olarak sunabilmektedir. AKP’nin en büyük adaletsizliğiaçlık ve yoksulluğu büyütmesi, halkıDevrimci İşçi Hareketi veKamu Emekçileri Cephesi,tüm emekçileri birleşmeye,direnmeye, mücadeleyeçağı rı yor!sadakalara muhtaç hale getirmesidir.Torba yasa bu adaletsizliğe eklenenyeni bir halkadır. Bu yasaylaemekçiler vahşice sömürülürken vemilyonlarca işsiz varken, işsizlik sigortasınakesilen paralar tekellere“teşvik” olarak verilmektedir.Tekeller, halkı sömürdükleri yetmiyormuşgibi halkın elinde ne varne yok, onu da AKP’nin halk düşmanıpolitikalarıyla almaktadırlar.Halkın açlığını, yoksulluğunu “garipgurabalığını” düşünen bir iktidar, evsizliğinikendine dert edinen bir iktidar buyasaları çıkartabilir mi?AKP, halkın açlığını yoksulluğunu düşünmüyor.AKP, faşist terörle halkı sesini çıkartamaz hale getirip,açlığını yoksulluğunu, işsizliğini kendine biat edensadaka toplumunu yaratmak için kullanıyor.Yarattığı açlığı, yoksulluğu, işsizliği daha büyük,daha pervasız bir sömürü için kullanıyor.Halkın açlığını, yoksulluğunu düşünen, ülkemizingeleceğini düşünen bir iktidar halkı daha büyük biraçlık ve sefalete mahkum eden yasaları çırkartabilirmi? Halkın emeğini, alınterini, yarattığı değerleri,ülkemizin yeraltı yer üstü kaynaklarını emperyalist veişbirlikçi tekellere peşkeş çekebilir mi? AKP,vatanımızı karış karış emperyalistlere satıyor. En sonFüze Kalkan Projesiyle ülkemizin dört bir yanınıABD’nin dünya halklarına saldırı üssü haline getirdi.AKP, sadece Türkiye halklarının düşmanı bir partideğil, ABD uşaklığıyla tüm düya halklarının düşmanıbir partidir.2 8İDDİAMIZI, SAVAŞIMIZI UMUDU BÜYÜTELİM !


EME KTorba Yasa Tasarı sıİzmir’de ProtestoEdildiİzmir Genel-İş 5 Nolu Şube yöneticileri ve temsilcileri17 Aralık’ta Buca Belediyesi önünde basına biraçıklama yaptı.İzmir Genel-İş 5 No’lu Şube Başkanı Naci Çetinaçıklamasında; “Gündemde olan TORBA YASATASARISI ile işçilerin ve kamu çalışanlarının, çalışmakoşullarını ve özlük haklarını değiştiren birçok düzenleme,sendikalara danışılmadan tepeden inme yöntemlerlekanun tasarısına eklenmiştir. Başbakanlık tarafındanMeclise sevk edilen bu torba yasa tasarısında bazıkamu alacaklarının affının yanı sıra, belediye işçilerinintasfiyesine yönelik hükümler de yer almaktadır”diyen Çetin, Sendikalaşmak ve taşeronun kalkmasınıistedikleri için işlerinden atılan, bu nedenle deBelediye önünde oturma eylemi yapan işçilereBelediye Zabıtalarının ve Özel GüvenlikGörevlilerince yapılan saldırıyı da kınadığını açıkladı.Çivi İşçileri İmza Topluyor...Bir süre önce sendikalı olmak istedikleri için iştenatılan Mersin’deki çivi işçileri “Anayasal Hak OlanSendika Hakkımı İstiyorum, Akdeniz Çivi’den Atılanİşçiler Geri Alınsın” adı altında imza toplayarak sesleriniduyurmaya çalışıyorlar."Biz işçiyiz, biz üreteniz,bütün dünyayı güzelleştireniz"İzmir’de Buca Belediyesi’ndenatılan işçiler Şirinyer Tansaş önündetoplanıp, yolu keserek belediyeönüne kadar yürüdüler.19 Aralık günü yapılan eylemdeyürüyüş boyunca “İŞÇİYİZ HAK-LIYIZ KAZANACAĞIZ, TAŞE-RONA HAYIR, ZAFER DİRENENEMEKÇİNİN OLACAK” sloganlarıatılan eylemde, işten atılan işçilerdenİnan Sezer basına bir açıklamayaptı. “Kararlıyız! Kararlılığımız, taleplerimizin ve mücadelemizinhaklı ve meşru olmasındankaynaklanıyor”diyen Sezer, taşeronlaşmanındahafazla işsizlik,daha fazla yoksulluk,daha fazla açlık olduğunusöyledi.Polis Direnen İşçileriGöz Hapsine Aldı16 Aralık Perşembe akşamıBuca Belediyesi işçileri yoğun polisbaskısına rağmen çadırlarını kurdular.Direnişlerinin 20. gününde, 14Aralık Salı günü Buca Belediyesizabıtaları, özel güvenlikleri ve polisişçilere saldırmış,darp etmiş veişçilerin eşyalarınael koymuştu.Ağaca bir ipdahi bağlansa,polis işçileregelip ''Yasak!Valiliğin emrivar'' diyerek baskıyapıyordu. İşçilerbu baskılara rağmenısrarla oturmaeylemine devam ediyorlar.Perşembe günü polis, Belediyeçevresindeki kuşatmayı kaldırmışfakat Belediye bahçesindeki kamerayı360 derece dönen yeni birkamerayla değiştirmişti. İşçileri heran göz hapsine alıp korkutmayıplanlayan polise rağmen işçiler,16 Aralık Perşembe akşamı, ziyaretlerinegelen 20 kişilik Kent AŞişçilerinin de katılımıyla naylonlarla,iplerle el yapımı çadırlarını kurdular.Geceyi çadırlarda geçirenişçiler sabah erkenden kalkıp sobalarınınbaşında kahvaltılarını yaptılar.Devrimci İşçi Hareketi deyaptığı açıklamada 360 derecedönen kameralarınız meşru değildir.Meşru olan direniştir” diyerek direnenişçilerin yanında olduğunuifade etti.MER-KAR-DER üyeleri ise 17Aralık günü Buca Hapishanesiönünde toplanarak Buca Belediyesiönünde oturma eylemi yapan işçileredestek yürüyüşü gerçekleştirdi.Direniş sloganlarıyla direniş alanınagiren işçiler desteklerini dile getirdiler.Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010GELECEK DEVRİM VE SOSYALİZMİNDİR!2 9


Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010BÜROMUZ YÜZLERCE POLİS TARAFINDANGECE YARISI BASILDISUSTURAMAYAC AKSINIZ!SUSM AYAC AĞIZ !Dergimizin ofset hazırlıklarının yapıldığı büromuz24 Aralık cuma günü gece 03.15 civarında İstanbulEmniyet Müdürlüğüne bağlı yüzlerce çevik kuvvetpolisi, özel harekat timleri, helikopter,onlarca sivil polistarafından basıldı. Baskın sırasında kapılarımız balyozlarlaparçalandı, oksijen kaynaklarıyla kesildi.Büromuzda bulunan bilgisayarlarımıza, teknik malzemelerimize,kütüphanemizde bulunan kitaplara kadar,deyim yerindeyse yangından mal kaçırırcasına, elkonuldu. Ve Ozan Yayıncılık’tan Kaan Ünsal, NaciyeYavuz, dergimiz yazı işleri müdürü Halit Güdenoğlu,Cihan Gün, Sibel Kırlangıç, Serdar Polat, MustafaDoğru, Musa Kurt gözaltına alındı. Ozan Yayıncılık,talan edildi.Bu saldırı gerçeklerin yazılmasına karşı duyulantahammülsüzlüktür. Dergilerini sahiplenen ve baskınıprotesto eden Yürüyüş okurları 24 Aralık günü baskınhalen sürerken 14.00'da Şişli Camii önündetoplanarak basın açık laması ve ardındantoplu Yürüyüş satışı gerçekleştirdiler."Bağımsızlık Demokrasi Sosyalizm içinYürüyüş Susturulamaz -Baskılar GözaltılarBizi Yıldıramaz Halk Cephesi" ozalitininaçıldığı eylemde basına açıklama yapanMahir Bektaş; "Şu gerçek iyi bilinme lidirki; devrimci basın halkın birebir sorunlarını anlatır vegücünü halktan alır. Bu gibi baskınlarla, komplolarla,tutuklamalarla devrimci basını susturamazsınız. Bu uygulamalarlahalka gözdağı veremezsiniz. Bağımsızlık,demokrasi, sosyalizm mücadelesi var oldukça Yürüyüşdergisi de var olacaktır. Devrimci basını yıllardır susturamadınızve susturamayacaksınız" dedi."Yürüyüş Susturulamaz", "Kahrolsun Faşizm YaşasınMücadelemiz", "Baskılar, Gözaltılar, Tutuklamalar BiziYıldıramaz" sloganlarının atıldığı eyleme 100 kişikatıldı. Ve ardından Yürüyüş satışına geçildi. Yarım saatboyunca halka Yürüyüş'ün gerçekleri anlattığı içinbasıldığı anlatıldı. Toplamda 110 dergi halka ulaştırıldı.Eyleme ESP, Mücadele Birliği, Tüm Bel-Sen 1 No'luŞube, BES 1 No'lu Şube ve PSAKD Sarıyer Şubesi detemsili olarak katılarak destek verdiler.3 0İDDİAMIZI, SAVAŞIMIZI UMUDU BÜYÜTELİM !


Devrimci İşçiHareketiBirleşelim DirenelimKazanalım!AKP iktidar olduğundan bugüne attığı heradımda, aldığı her kararda yaptığı her düzenlemedeişçiler, emekçiler yani halkın çıkarlarına değil, patronlarınçıkarlarına hizmet etmiştir. Bu adımlardan biriolan torba yasası söylediğimizi kanıtlayan durumda.Kardeşler!Bir el boğazımıza yapışmış, sıktıkça sıkıyor.Bir el, tam bir düşman gibi, bizi nefessiz bırakıyor.Bu elin bir dost eli olmadığı kesin. Bu el, bir halkdüşmanının eli. Bu el, bir işbirlikçinin eli.Kardeşler!Düşmanımızı tanıyalım. Düşmanını tanımayan,hiçbir savaşı kazanamaz.Boğazımızı sıkan bu el, halk düşmanı AKP’ninelidir. Bu el, halkların düşmanı emperyalistlerinelidir.AKP Hükümeti, “Torba Yasası” adı verilen veiçinde onlarca hak gasbını içeren bir yasayı, Meclisgündemine getirdi. AKP’nin Meclis’e getirdiği tasarı7’si geçici, toplam 120 maddeden oluşuyor.120 madde, tüm emekçilere karşı düşmanlığın belgesidir.İktidar, sömürücülerin iktidarıdır. Bu yüzden, hiçbiryasayı çıkarırken HALKA SORMUYORLAR.Sormadıkları gibi, GERÇEKLERİ DE HALK-TAN GİZLİYORLAR.Torba Yasa’daki düzenlemeleri “milletin, ülkeninmenfaatine” diye kabul ettirmeye çalışıyorlar. Yalan.Gerçeği öğrenelim. Gerçeğin gücüyle direnelim.İŞÇİLER,MEMURLAR,TÜM EMEKÇİLER!Torba Yasa, haklarımıza bir saldırıdır. Geleceğimizebir saldırıdır. Öyleyse direneceğiz. Ekmeğimiz için,işimiz için, adalet için, direnme hakkımız için,direneceğiz.Torba Yasa’ya karşı eylemler örgütleyelim. Örgütleneneylemlere katılarak destek verelim. Bu konudagörev ve sorumluluklarını yerine getirmedikleri çokaçık olan sendikalarımızı zorlayalım. Sendikalardışında örgütlenmeler yaratalım.Torba Yasa, belki de bir-iki hafta içinde TBMM’dengeçmiş olacak. Ama o durumda da her şey bitmişolmayacak!Sürgünler, dayatmalar, keyfilikler, işten çıkarmalarasıl ondan sonra yoğunlaşacak. Saldırılarböyle süreklileştiğinde, direnmek için, örgütlenmekiçin, hiçbir zaman geç değildir.Zararın neresinden dönersek kârdır.Zarardan dönmek, önce örgütlenmektir.Zarardan dönmek, birleşmek ve direnmektir.Birleşir ve direnirsek kazanırız.Kazanmanın tek yolu budur.Her şeyde olduğu gibi bu yasada da onlar, sömürücüegemenler, güçlerini birleştirip saldırdılar. Oysaki onlarsadece bir avuç sömürücü asalak. Ama biz koca birhalkız. Üreten, emek harcayan, alınteri döken milyonlarızbiz. Biz olmadan yaşam olmaz, bir avuç asalak daolmaz. Onlar bizlere karşı güçlerini birleştirdilerse, bizmilyonlarca emekçi öğrenci, kadın erkek, genç yaşlıinsanlar olarak gücümüzü birleştirirsek, direnirsekonları altederiz.Devrimci İşçi Hareketi tüm işçilere direnme çağrısıyapıyor.Kamu Emekçileri Cephesi, tüm kamu emekçilerinibu saldırıya karşı direnmeye çağırıyor.Halk düşmanı AKP ve bir avuç sömürücüye karşıörgütlü olarak karşı durmak zorundayız. Yaşam bizlerebaşka bir alternatif bırakmıyor.TEK ÇARE DİRENMEKTİR.Başka yol var diyenler, işçi sınıfını ve kamu emekçilerineyalan söyleyenlerdir.KESK’TEN TORBA YASA TASARISINAPROTESTOMeclis Alt Komisyonu'nda görüşülen, 'Torba Yasa'tasarının geri çekilmesini isteyen KESK İstanbulŞubeler Platformu üyeleri, Bakırköy ÖzgürlükMeydanı'nda eylem yaptı."Torba Yasasına Hayır" pankartı açan KESK'liler,AKP Bakırköy İlçe binasına kadar yürüdüler.Türk-İş üyeleri de "Torba Yasa"ya karşı Ankara'datoplandı. Tasarıda onaylanmayacak çok sayıda hükümolduğunun ifade edildiği eylemde Türk İş’in 4 Ocak’tayol haritası açıklayacağı dile getirildi.Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010GELECEK DEVRİM VE SOSYALİZMİNDİR!3 1


Kurtuluş İçİnDEVRİMCİ OKULSayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010Ders: HaberSev gi li okurlarımız merhaba. Budersimizde, sizleri sadece “okur”olarak değil, “yazar” olarak gören,sizlere yazar olarak görev yükleyenbir çalışma yapacağız. Konumuzhaber ve tabii habercilik.Bu derginin, devrimci bir dergininhaberlerini kim yapar, kimyapıyor? Profesyonel muhabirlerdeğil elbette. Dergimizin birkaççalışanının yetişebileceği haberlerinsayısı bellidir. İstanbul’da yapılanbirkaç eyleme gidip,onların haberleriniyapabilirler en fazla.İşte böyle olduğuiçindir ki, bu derginin“muhabirleri”; bu derginin okurlarıdır.Hayatın her alanındamücadeleyi omuzlayan,yürüyüşlere, mitinglerekatılan, yazılamalaryapan, afiş, pankart asan, dergisatan ve dağıtan, paneller toplantılargerçekleştiren tüm insanlarımız,derginin muhabirleridir.Dolayısıyla, ülke çapındadüşündüğümüzde yüzlerceinsanımız dergiye haber yazan birkonumdadırlar. Bu bir dergi içingüçtür. Ancak bu gücü büyütmek,daha etkili hale getirmek için, gücüeğitimle pekiştirmek gerekir.Muhabirlerimiz açık ki haber konusunda daha eğitimli, donanımlıolmalı.Neden her eylemin haberiyapılmalı?Birçok arkadaşımızın şöyledüşündüğünü biliriz. “Biz gazetecimiyiz, dergici miyiz? Haber yapmakdergicilerin işi...”Elbette ki bu yanlış bir düşünce.Neden yanlış bir düşünce olduğununbir yanınıyukarıda belirttikaslında. Ülkemizindört bir yanındakieylemlere gidecekmuhabir olmadığınagöre, eylemlerekatılanlar muhabirleri kendi içlerinden çıkaracaklar.Koşullar ve ihtiyaçlar, bu kadaraçık.Hepimiz aynı zamanda birgazeteci olmalıyız. En azındankendi katıldığımız eylemin haberiniyapabilecek durumda olmalıyız.Çünkü haber yapmak bizimeylemimizin, faaliyetlerimizin birparçasıdır. Haber, eylemimizi kendisınırları dışına çıkarıp daha genişHaber,iddiamızdır,ciddiyetimizdirkitlelere duyuracak olanaracımızdır.Yaptığımız her eylemin, çeşitlibiçimlerdeki tüm diğer faaliyetlerimizin hedefinde halkı örgütlemekve mücadeleye katmak vardır. Ohalde, yapılan eylemin, diğer etkinliklerinpropagandasını yapmak da,bu hedefe ulaşmak için olmazsaolmaz şartlardan biridir.Peki yaptığımız çalışmaları,eylemlerimizin propagandasını engeniş kitlelere ulaştırmanın yayınorganlarımız dışında başka aracıvar mı? Yok. Demek ki, “haberyapma”nın gereği tartışılmaz. Ozaman geri şu soru kalır: Öyleysekim yapacak bu haberi?Neden herkes muhabirolmalı?“Haberi kim yapacak?” sorusunaen kısa cevap şudur: Yaptığımızeylemleri en iyi anlatacak olan bizizdir. Yaptığımız her eylemde, herçalışmada, burjuva basının da,devrimci basının da yanımızdaolması mümkün değildir. Onuniçin kendi faaliyetlerimizin haberiniyapma sorumluluğu bize aittir.Haber yaz mak tan -giderek yazıyazmaktan- kas tı mız "pro fes yo nelmuhabir" olun ma sı de ğil dir. An cakesasında şöyle bir düşününcegörülür ki, yazı, bir devrimci içinadeta yaşamının ayrılmaz birparçasıdır.Bildiri, basın açıklaması yazmaktanra por yaz maya, ha ber yap -ma ktan anma, kutlama gibi faaliyetlerimiziçin metin hazırlamaya,eğitim çalışmalarımızda not tutmaktan,seminermetni hazırlamayaka dar, ya zı yaz manınbirçok biçimiyle içiçeyizdir.Dolayısıyla, bunlarlakarşı karşıya olanbir devrimci, öncelikle“ben yazamam, benkalem kağıt işlerindenanlamam” gibi itirazlarıdilinden de, düşüncesinden desilmelidir.Her Cepheli yazı yazabilir, herCepheli bildiri yazabilir, basın açıklamasıveya haber hazırlayabilir.Bunun için ne alim olmamızgerekir, ne edebiyatçı... Bi ze ge rek liolan işçiyi, öğrenciyi, memuru,köylüyü, gecekonduluyu, yanikısacası hal kı bilgilendirecek,bilinçlendirecek tarzda sa de, net,an la şı lır ya zı lar yaz mak tır. Birhaberde, ne yaptığımız, nasılyaptığımız, niye yaptığımız belliolmalıdır; bir bildiride, nedediğimiz, ne önerdiğimiz, neyieleştirdiğimiz belli olmalıdır.Bu nu sağlamak hiç zor değildir.Belli bir yoğunlaşma olduğunda,yapılan işe emek verildiğinde, veyapılan işe vakıf olunduğunda, istenilennitelikte haber, bildiri, basınaçıklaması ve benzeri tüm yazıları,her Cepheli rahatlıkla ya pa bi lir.3 2İDDİAMIZI, SAVAŞIMIZI UMUDU BÜYÜTELİM !


Şundan emin olalım:“Herkes yazabilir.”“Yazamam” noktasındakien ısrarcı, en inatçıarkadaşlarımız bile,sonuçta kendilerininyapabildiğini, yazabildiğinigörmüşlerdir. Haber nedir?Haber, “Güncelliğiolan bir ola yı, bir eylemi,bir olguyu ga ze te ya dader gi okur la rı na ulaş tır mak için ya -zılan yazılardır.”Bu genel tanım içinde habernedir diye somutlarsak:Mücadelemizi, örgütlenmemizi,devrimimizi ilgilendiren, halkı mı zı,dün ya halk la rı nı ilgilendiren, düş -man cep he si ni il gi len di ren her ge -liş me ha ber konusudur.Burjuva basında “neyin haberolduğu” konusunda son dereceçarpık, ticari ve yoz bir anlayışhakimdir. Onlar için hangi olayıntiraj yapacağı, hangi olayın reytingyapacağı ön plandadır.Bizim için ise, haber, düzeniteşhir edecek, halkın mücadelesinigeliştirecek, örgütü güçlendirecek,halkı bilgilendirecek, bilinçlendirecekolgular ve olaylardır.Bu çerçevede somutlarsak; birCepheli için, bulunduğu birim vealanda, bulunduğu şehirde nelerhaberdir?Yaptığımız eylemler haberdir.Anmalar, paneller, haberdir.Düşmanın saldırıları haberdir. Karşıdevriminçeşitli faaliyetleri, ajanlık,ihbarcılık çalışmaları haberdir.Belediyelerin soygunculukları haberdir. Düşmanı teşhir edecek, halkıbilinçlendirecek, devrimi ve örgütügüçlendirecek her şey haberdir. Haberin muhtevasını vebiçimini belirleyen, gazetecilikilkeleri midir, yoksa sınıf çıkarlarımı?Burjuvazi haberlerini seçerken,Yaptığımız her eylemin, çeşitlibiçimlerdeki tüm diğer faaliyetlerimizinhedefinde halkıörgütlemek ve mücadeleyekatmak vardır. O halde, yapılaneylemin, diğer etkinliklerinpropagandasını yapmak da, buhedefe ulaşmak için olmazsaolmaz şartlardan biridir.onu biçimlendirirken, tiraji, reytingihesap eder elbette. Ancak elbetteşunu unutmamalıyız; burjuva basınher ne kadar haberlerinde ticarikaygıyı ön planda tutuyor gibigörünse de, belirleyici olan yinehabere sınıfsal bakıştır. Burjuvazi,hangi haberi verirse burjuvaziyeyarar, hangisini vermezse burjuvaziiçin iyidir?... sorusuna göre belirleryayın politikasını. Haberi, hangibiçimde vereceğini, devrimizayıflatma, karşı-devrimigüçlendirme amacına göre belirler.Haberlerin şu veya bu biçimde verilmesi,şu veya bu büyüklükte verilmesi,haberdeki başlıkların, kelimeve kavramların seçimi de yine burjuvazininsınıfsal çıkarlarına görebelirlenir.Kısacası, haber, üç satır da olsa,üç sayfa da olsa, sınıfsal birolgudur. Bu burjuvazi açısından daböyledir, devrim açısından daböyledir.Dolayısıyla, haberi yazan herhangibir arkadaşımız da aynı bakışaçısıyla hareket edecektir.Neyi nasıl yaparsak, onundevrime hizmet edeceğini esas alacağız.Haber neleri içerir?Ya da 5N-1K“5N-1K” basın yayın alanındasık kullanılan bir formülasyondur.Hatırlayacağınız gibi, bu ismitaşıyan bir televizyon programı davar.Peki nedir 5N-1K?Bu formülasyon,kısaca, her ha berde, Nhar fiy le baş la yan 5, Khar fiy le baş la yan 1 so ru -nun ce va bının mut la kabu lun ma sı gerektiğinianlatır.N ile başlayan 5 soruve K ile başlayan 1 soruşun lar dır:- Ne ol muş?- Nasıl ol muş?- Ne za man ol muş?- Niçin (han gi se beb le) ol muş?- Nerede ol muş?- Kim yap mış?Her ha ber bu bil gi le ri kap sa ma -lı dır. Bir haberde an cak bu bil gi lernet ola rak bulunuyorsa, o haberüzerine yapılan yorum ve değerlendirmeleryerine oturabilir veeğer bir haber genişletilecekse deonce bunları içermesine bakılmalıdır.Eğer haberde bu unsurlartamamsa, haberimizin ni te li ği ne vehac mi ne, yayınlanma koşullarınauy gun olarak ge niş letilebilir.Her bir soru, (ne, nasıl, niçin?)ayrıca açılıp genişletilebilir. Haber ve yorum, neredebirleşir, nerede ayrılır?Bizim haberlerimiz, “tarafsız”,“yorumsuz” ve benzeri değildir.Zaten böyle bir haber de yoktur.Bunlar burjuva basının halka kendidüşüncelerini sinsice empozeetmek için uydurduğu kavramlardır.Haberin içinde ayrıca özel biryorum olması bile, herhangi birhabere seçilen başlıklar, spotlar dazaten doğrudan bir yorumu, birtavrı içerir.Burjuvazi, haberlerindeki karşıdevrimcidamgayı örtbas etmekiçin onları “yorumsuz” sunduğuyalanını ortaya atar; biz ise, açıkçayorumumuzu ortaya koyarız.Ön ce lik le şunu dü şün me li yiz:GELECEK DEVRİM VE SOSYALİZMİNDİR!Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık20103 3


Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010der gi de yeralacak hiç bir ya zı, hiçbirhaber, hiçbir resim, hiçbir karikatür,hiçbir şiir, amaç sız de ğil dir. Hiçbirşey, ne sadece gazetecilik olsundiye, ne de sadece “sanat” olsundiye konulmamaktadır.Yorumsuz, tarafsız gibi kavramlarlakendi haberlerimizi sunmayakalkışmak, burjuvazinin tarzına veyöntemine özenmek, onları taklitetmektir, haber olayına düzen içibakmaktır. Biz haberi de kenditarzımızla ve elbette kendiamaçlarımıza uygunolarak yaparız.Her haberde bir yorumumuzvardır. Bazenözel olarak yorum yaptığımızbir bölüm, bunitelikte paragraflar yoktur,ama yine de yukarıdabelirttiğimiz gibi, yorumumuzu bu kez başlıklaraspotlara yedirmiş oluruz.Eğer imkanımız varsa,gerek de duyuyorsak, tümhaberleri işleyerek, kendisiyasal yorumumuzlayoğurarak vermek, devrimci habercilikaçısından en uygun olanıdır.Yo rum, ha be rin ya zı ya ge çi ril -me sin de se çi le cek başlıklar, spotlarlaya pı la bi le ce ği gi bi, ha be rinuygun bölümünde ya pa ca ğı mız de -ğer len dir me ler le de olabilir."Ger çek ler dev rim ci dir" sö zü,bi zim ha ber an la yı şı mı z açısındanözel bir önem taşır.Bizim haberimizde gerçeği engüçlü şekilde vermek önemlidir buanlamda.Keza, militanlığı yansıtmak, birbaşka iyi haber ölçümüzdür.Biz aktaracağımız ger çe ği veyamilitanlığı en çar pı cı, en bü tün lük -lü şe kil de sun ma lıyız.Belirttiğimiz gibi, her haberimizbir şekilde bir sınıfsal damga veyorum içerir. Ama bu konuda içinedüşülmemesi gereken bir yanlış daşudur: Yorum ve değerlendirmeler,haberin kendisini boğmamalıdır.Eğer tamamen yorum olarak elealacaksa, o haberin dışında ayrı biryazı konusu da yapılabilir. Keza,yorum adına, değerlendirme adına,her haberin sonuna basmakalıpcümleleri eklemekten de kaçınlaylıyız.Onlar, bir yorum ve değerlendirmeişlevini üstlenmez. Haber ideolojikmücadeledir!İde o lo jik mü ca de le bi zim engüç lü ol du ğu muz alan dır.Dü ze nin ide olo ji siyle dev ri min“Ma dem hal kı ik na et mek, onunsı nıf sal tep ki le ri ni or ta ya çı ka ra bil -mek zo run da yız, o hal de kit le le rehi tap ede bi le cek yol, yön tem ve ça -lış ma tar zı nı bu la bil me li,bu alan da ki ek sik le ri mi zigi de re bil me li yiz.”ide olo ji si, burjuvazinin ideolojisiyleproletaryanın ideolojisi, hayatın heralanında ve her konuda birbiriyleçatışma ve savaş halindedir. Busavaş, propaganda alanında, vedolayısıyla basın yayın alanında dageçerlidir.Bu anlamda, herhangi bir alandabir eylem yaptığımızda, birfaaliyet gerçekleştirdiğimizde, onunhaberini yapıp yapmamak ideolojikmücadele açısından bakış açımızıgösterir. Her haber bir ideolojikmücadele unsurudur. O haberle biz,burjuva ideolojisini zayıflatan,devrimin ideolojisini büyüten bir işyapmış oluruz.Eylemimizin haberini yapmamakise, bu ideolojik mücadeledengeri durmaktır. Başka bir biçimdesöylersek, eylemimizin haberinegereken önemi vermemek, aslındabizim kendi yaptığımız eyleminönemine, gereğine, yararına inanmamamızdemektir.Dü ze nin haberleri, bencilliği,bireyciliği yüceltirken, bizim haberlerimiz,paylaşmayı, dayanışmayı,halk ve va tan için fedakarlığıyüceltir. Bunu en sıradan haberdedahi görebiliriz.Dü ze nin haberleri, "babana bilegüvenme" bencilliğinin pro pa gan da -sı nı ya par ken, yozlaşmayı meşru venormal gösterirken, devriminhaberleri, bunların eleştirisiniiçerir.Kısacası, iki ideolojinin farkı,sıradan bir haberde bile ortayaçıkar. Ve zaten böyle olduğu için deaslında hiçbir haber sıradandeğildir. Haberler,basmakalıp, yüzeysel,şişirme olmamalıdır!Habere verilen önem,aslında bizzat yaptığımızeyleme, hayata geçirdiğimizdiğer faaliyetlere verdiğimizönemin de bir göstergesidir.Bu anlamda, hereylemimizin haberi özenliele alınmalıdır.O haberi en iyi şekilde yazmak,kendi faaliyetimizi en iyi şekildeyansıtmak demektir.Mesela, haberlerin birçoğuşöyledir: Şu geldi, şu şu açıklamayıokudu. Şu sloganla eylem bitirildi.Adeta eylemin özet programınınalt alta sıralanması gibidir. Meselagün boyu süren bir sempozyumunhaberi yazılır; bu geldi, şu konuştu,şunu dediden öteye geçmez.Oradaki atmosfer, o sempozyumuninsanlara verdiği hava, yarattığıetki, mücadeleyi güçlendiren özelvurgular, bunlar yeterince öne çıkmaz...Haberde birinci koşul budur.Haber sıradan, bürokratik olmamalıdır.Bunun dışında;Ha berlerimiz, kı sa, kesin veaçık cüm le ler den oluş ma lı dır. Ha -be rin baş lı ğı , gö rür gör mez oku yu -cu nun dikkatini çe ke cek şe kil de se -çil me li dir. Ha ber de be lir siz lik ol -ma ma lı dır.3 4İDDİAMIZI, SAVAŞIMIZI UMUDU BÜYÜTELİM !


Kullandığımız kelimelere,kavramlara dikkat etmeliyiz.Burjuva basında kullanılan ya ka lan -ma, kok teyl, korsan gösteri, eylemciler,göstericiler gibi kavramlardan,küçük burjuvazinin kullandığı vebizim dergimizin her sayısında“Kelimelerin Savaşı”nda örnekleriverilen kavramlardan uzak durmalıyız.Mese la kav ram lar, ke li me ler ko -nu sun da ki has sa si ye tin ye ter siz li ği -ni dü şü nün. Birçok kavram, çeşitliyazılarımızda ideolojik olarak mahkumedilmesine karşın, insanlarımızın yer yer onları kullanmayadevam edebildiklerini görüyoruz.Ha ber le ri miz le hal ka ger çek le riaçık la ma yı he def le riz. Ancakgerçeğin anlatımı, onu anlatanınbakış açısına, stratejik düşünce vehedeflerine göre farklı farklıdır. Bufark kendini en açık biçimde,katliamların, karşı devrimin vahşetininanlatımında gösterir.Bir saldırıyı nasıl yansıtacağız?O saldırıda insanlar yaralanmıştır,kaşı gözü patlamıştır, kolu kırılmıştır...Bir başkasında insanlarağlamıştır.. vb. Nasıl anlatacağız.Burada, haber yazımında da,vahşette sadece vahşeti gören reformisttarz ile, vahşette de direnişi,kararlılığı gören ve gösterendevrimci tarz birbirinden ayrılır.Bu tip durumlarda tereddütduyan insanlarımız, yayın geleneğimizebakmalılar. Bunun dışında,devrimci duygular ve düşüncelerneyi nasıl yazacağımız konusundayol göstericidirler. Devrimci duygularımıza,ideolojimize güvenelim.Nasıl yazacağım tereddütü duyanher arkadaş bunlara güvensin.Haber konumuza vakıfolmalıyız. Haberini yaptığımızeyleme vakıf değilsek, iyi bir haberyapma şansımız yoktur.O eylem içinde kimin ne savunduğunu,kimin neye karşı çıktığını,kimin neyi eleştirdiğini kavramazsak,doğal olarak onları doğru veözlü bir biçimde yansıtamayız. Haber, mücadelenin birparçasıdırHalk mı anlamıyor, biz mi anlatamıyoruz?Hep kendimize sormamızgereken bir soru. Amacevabını da şimdiden söyleeyelim:Doğru cevap 2’ncisidir.Her koşulda böyle bakmalıyız.Bir haberi de bu bakış açısınınışığında şekillendirmeliyiz.Biçimsel olarak da habere böylebakmalıyız. Metni yazdığımızdaokuyanın yerine kendimizi koyup,şöyle düşünmeliyiz. Bu metniokuyan bir okur, bu eylemin neden,niçin, nerede, nasıl yapıldığını anlarmı?.. İkincisi, bu haberi okuyanokur, burada bizim bu eylemimizdekiortamı, atmosferi, kararlılığı,sorumluluğu, coşkuyu hisseder mi?Şimdi dergimizi sahiplenmeninbirçok boyutu vardır. Ama bunlarıniçinde üçünü temel olarak belirtebiliriz:Birincisi; dergimizi en genişkitlelere, yeni okurlara ulaştırmaktır.İkincisi; dergimizi iyi okumaktır.Üçüncüsü; dergimize öne ri, ya -zı, ha ber, re sim gibi açılardan kat kı -da bulunmaktır.Çünkü haber propagandadır,haber siyasal çalışmanın birparçasıdır.Bu yüzden, şişirme, yüzeysel birhaber yazmak da, haberi zamanındagöndermemek de, o katkıdangeri durmak, kendi eylemini önemsizleştirmekdemektir.“Ma dem hal kı ik na et mek,onun sı nıf sal tepkilerini ortaya çı -ka ra bil mek zo run da yız, o hal de kit -le le re hi tap ede bi le cek yol, yön temve ça lış ma tar zı nı bu la bil me li, bualan da ki ek sik le ri mi zi gi de re bil me -li yiz.” Haberler de kendi açısından,kendi çapında bu işlevi üstlenmelidir.Sevgili okurlarımız, dersimiziburada noktalıyoruz. Umuyoruz ki,birer muhabir olarak hepiniz haberkonusunda soruna biraz dahasorumluluk üstlenerek bakacaksınızdır bundan böyle. Bir sonrakidersimizde buluşmak üzere şimdilikhoşçakalın.Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010“Amerika defolbu vatan bizim”vatan bizim” demeye demeyedevam ediyor. Hem de linç saldırısınauğradğı o meydanda.AKP’nin polisi de parasız eğitimistediği için Gençlik Derneği üyelerinesaldırmaya devam ediyor.***Gençlik Derneği üyeleri 13Aralık 2010’da saat 12.30’daEdirne Merkez Postanesi önünde 14Mart'tan beri “Parasız Eğitim” istedikleriiçin tutuklanan Ferhat Tüzerve Berna Yılmaz'ın serbest bırakılmasıiçin bir basın açıklaması yaptı-Edirne Gençlik Derneği üyeleriböyle dedikleri için AKP’ninAmerikancı polisleri tarafındangözaltına alınıp tutuklanmışlardı.Tutuklanan arkadaşlarına sahipçıkan Gençlik Derneği üyeleri“Amerika defol ...” demeye devamettikleri için polis bu kez onları sivilfaşistlere linç ettirmeye kalkıştı.Evet, Gençlik Derneği “Bular. Baskılar Bizi Yıldıramaz" diyenGençlik Derneği üyeleri FerhatTüzel ve Berna Yılmaz’a Özgürlükistediler.GELECEK DEVRİM VE SOSYALİZMİNDİR!3 5


Tekelci patronlarınDiyarbakır halayıSayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010TÜSİAD Başkanı, geçen haftaDiyarbakır’daydı. “Türk Girişim veİş Dünyası Konfederasyonu'nunDiyarbakır’da düzenlediği toplantıyakatılan TÜSİAD Başkanı ÜmitBoyner, buradaki konuşmasınınaçılışını Kürtçe yaptı, daha sonra daDiyarbakır Belediye Başkanı OsmanBaydemir’le birlikte halay çekti.Patronlar, konuşmalarında Diyarbakır’da,“Doğu’ya” yatırımlar yapmaktan,istihdam sağlamaktan,bölge hakkında önyargıları kırmaktanbahsettiler.Kürt sorunu konusunda tümdüzen partileri riyakardır. Ama bukonuda sanırız en riyakar olanı belirlemekgerekirse, onların başınatekelci burjuvaziyi koymak gerekir.Çünkü, Kürt halkına karşı uygulanantüm baskı ve asimilasyon politikasındansorumlu olan da onlardı,sık sık “demokratikleşme paketleri”açıklayan da.Şimdi de aynı riyakarlık vardıDiyarbakır’da. Onlarca BDP’libelediye başkanını tutuklatan iktidarınbaş destekçisi olan TÜSİAD,sanki belediye başkanlarının, 1800’eyakın BDP’linin tutuklanmasındahiçbir sorumlulukları yokmuş gibi,Osman Baydemir’le halay çekiyor(Baydemir’in onlarla o halaya girmeside elbette ayrıca eleştirilmesigereken bir başka yanı oluşturuyor.)Kürsüde iki cümlelik Kürtçe’yledemokratlık şovu yapan Boyner,AKP iktidarının, Genelkurmay’ınKürtçe konusundaki tehditlerini duymazlıktangeliyordu.Geçen yıl, BDP’yle, İçişleriBakanlığı’yla (Kürt açılımınındüzenleyicisi olarak) görüşüp çözümdoğrultusunda adımlar atılmasınıisteyen TÜSİAD, AKP’nin birsüredir Kürt sorunu konusundaki hertürlü demokratik talebi reddedenpolitikası karşısında tamamen sessizliği seçmiştir.Tekelci burjuvazi, oligarşik diktatörlüğedamgasını vuran sınıf olarak,sınıfsal çıkarlarını en açık, enper va sız şekilde savunan, ken di çı -karları için her yola başvuran sınıfdurumundadır.TÜ Sİ AD tarafından temsil edilentekelci burjuvazi, ba rı şı da, sa va şıda, “demokratikleşmeyi” de, kendiçıkarları için istemiştir. TÜSİAD oçıkarları paralelinde, “demokratikleşme” pa ket le ri de ha zır la mış tır,saldırı paketleri de. Şu çok açıktır;12 Ey lül’den bu ya na 30 yıl dır Kürthalkına karşı sürdürülen politikalarTÜSİAD dışında belirlenmemiştir.TÜSİAD Kürt halkına karşı uygulananpolitikaların hemen her aşamasında var dır ve her biçimindensorumludur.TÜSİAD, 1997, 2001 ve 2008’deKürt sorunu ve demokratikleşmeüzerine raporlar hazırlatmıştır. 1997tarihli “Türkiye’de DemokratikleşmePerspektifleri” başlıklı rapor ilebaşlayan süreç daha sonra çeşitli raporlar,tartışmalar ile sürdürülmüştür.Bu raporların önemli bir kısmı,Avrupa emperyalizmi paralelinde,Kürt halkının mücadelesini tasfiyeetmeye yönelik bazı hak kırıntılarıtanınması doğrultusundaki raporlardır.Dolayısıyla bu raporlar, sankitekelci patronları, Kürt sorunundadaha “demokratik” bir politikayısavunuyor gibi göstermiştir.Nitekim, bizzat Kürt milliyetçi hareketde zaman zaman “TÜSİADçözümden yana” tespitleri yapmış,emperyalizm işbirlikçisi, halk düşmanıSabancılar’ı, “ilerici” ilan edebilmiştir.Ancak tekellerin gerçeğininbunlarla ilgisi yoktur.“Demokratikleşme” paketleri hazırla tan TÜ Sİ AD, aynı zamanda“Terörle mücadele” adına, 1990’lıyıllar boyunca köylerin yakılması veboşaltılmasını, faili meçhulleri, kaybetmeleri, kat li amları sa vu nandır.Hizbullah’ı silahlandırıp halkın üzerinesalan hükümetlerin baş destekçisiTÜSİAD’dır. Koruculuk teşkilatınıkuran, itirafçılardan kontraçeteler oluşturan iktidarların destekçisiTÜSİAD’dır.Bunların hepsinden birinci derecedesorumludur tekelci patronlar.İnfazlar, kayıplar, Hizbullah, kontraçeteleri, faili meçhuller, bunlar ozaman TÜSİAD’ın çıkarına olandı.Sonra, De mok ra tik leş me Pa ket le -ri’ni, AB’ye uyum yasalarını belirleyende yine ken di çı kar la rıdır.Geçen yıl, İçişleri Bakanı BeşirAtalay ile görüşen TÜSİAD BaşkanıAr zu han Do ğan Yal çın dağ, şöylediyordu: “... Hiç şüphesiz yaklaşıkçeyrek yüzyıldan fazla bir süredir onbinlerce insanımızın hayatına malolan terör olgusunu, çözülmesi gerekenen önemli problem olarakgörmekteyiz.’’ (Taraf, 19 Ağustos2009)TÜSİAD’ın çıkarları bugün, Kürthalkının direnme dinamiklerini ortadankaldırmaktan geçmektedir. Zirabunu başardıkları ölçüde patronlarındeyimiyle “O bölge”de yağma ve talanıdaha da boyutlandırabileceklerdir.Ümit Boyner’in geçen haftatoplantısına katıldığı Türk Gi ri şimVe İş Dünyası Konfederasyonu’nunbaşkanlarından Ce lal Bey sel, şöylediyordu: “Bir sanayici yatırım yapmadanönce defalarca düşünür. Bubölgede güvenlik sağlandığı zamanben yarın sabah yatırıma giderim.Çünkü bü yük bir pa zar var orada.Irak ve Suriye ile ilişkiler düzelmeyebaşladı.” (Milliyet, 7 Ağustos 2009)İşte Ümit Boyner’in konuşmasınaKürtçe başlamasının da,Baydemir’le halay çekmesinin deaçıklaması o cümlededir: Oradaki“büyük pazar”ı yağmalamak.Tekelci patronların meselesi budur.3 6İDDİAMIZI, SAVAŞIMIZI UMUDU BÜYÜTELİM !


Burjuvaziye uzanan ellerkirlenir, kanlanır, suç ortağı olur!Ahmet Kaya’yı anma gecesindeKaya’nın eşi Gülten Kaya ile KültürBakanı Ertuğrul Günay el ele...Birincisi ilerici olduğu iddiasında...İkincisi, sömürü ve soygun düzeninintemsilcilerinden olan bir gerici, faşist.Diyarbakır Belediye BaşkanıOsman Baydemir’le TÜSİAD BaşkanıÜmit Boyner kol kola... Birincisi, ilericiolduğu iddiasında ikincisi malum;ülkemizdeki tüm sömürü ve zulmünbaş sorumlusu...Ve son olarak Boyner’le CHPGenel Başkanı Kılıçdaroğlu el ele...Birinci ve ikinci resimlerde, iki farklısınıf var... Birinciler, Gülten Kaya veOsman Baydemir, halktan biriler, eluzattıkları ise, burjuva...Onlara, burjuvazinin ve iktidarıntemsilcilerine uzanan eller, halktanuzaklaşmış ellerdir... Burjuvaziyeuzanan el kirlenir. Çünkü burjuvazininelleri kanlı ve kirli ellerdir...Burjuvaziye uzanan el suça ortak olur,çünkü onbinlerce insanımızın kanıvardır o ellerde. Onmilyonların çalınmışalınteri vardır...Kuşku yok ki, tutuşan, tokalaşan bueller bir şeyler anlatıyor bize.Devrimcilerle tokalaşmayan eller,burjuvaziyle tokalaşıyor; devrimci lerlebirlikte çekilmeyen halaylar, burjuvaziyleomuz omuza çekiliyor...Üç resimden, üç el’den en normalolanı, kendi sınıfına enuygun olanı Kılıçdaroğlu’nunki. Onun eli, asıl uzanmasıgerektiği yere uzanmışzaten. Bu resminönemi, Kılıç daroğlu’ylailgili yaratılmak istenen “halkçı”,“solcu” imajının arkasındaki gerçekKemal Kılıçdaroğlu’nu gösteriyorolmasındandır.Bizim asıl meselemiz, ilk iki karedekiellerledir. Burjuvaziyle el ele tutuşmak,ne diplomasiyle, ne “taktik”lerle,ne ehven-i şerlerle açıklanamaz.Kastettiğimiz biçimsel olarak birtokalaşma da değildir zaten. O eller,oraya onun ötesinde anlamlar yüklenipuzanmıştır ve biz asıl o “anlamları”, ouzlaşmacılığı eleş tirmekteyiz. O uzlaşmacılığa,yaptıklarının hiç de masumolmadığını, ellerini kire, kana, suçauzatmakta olduklarını hatırlatıyoruz.AKP tehdit ediyor;dilini konuşmayacaksın!“Herkes diline dikkat etsin”“sonuçlarına katlanmak zorunda kalırlar”BDP Eşbaşkanı SelahattinDemirtaş’ın “Yasal veya anayasaldüzenlemeleri beklemeyeceğiz, artıkbölgede iki dilli hayata geçiyoruz. Herşey Kürtçe ve Türkçe olacak” açıklaması,oligarşinin saflarında tam birşovenist saldırganlıkla karşılandı. AKPile Genelkurmay’ın bu noktada hiçbirfarklarının olmadığı bir kez dahasomutlandı.AKP sözcüleri, savcıları “göreveçağırmadan”, “parti kapatmaya” tümtehditleri sıraladılar.Aslında AKP bildiği tek şeyi yapıyor;tehdit ediyor, gözdağı veriyor.AKP iktidarı tüm faşist şovenistyüzüyle ve 80 küsur yıllık şovenistpolitikanın sürdürücüsü olarak Kürthalkının karşısına çıktı.Kürt halkının kendi dilini konuşmakistemesi gibi meşru bir talebi karşısındaegemen sınıfların tutumu cumhuriyetinbaşından beri hiç değişmedi.Daha önce “iyi şeyler olacak” diyerekKürt halkına tasfiyeyi sinsicedayatan ve aylarca oyalayan AbdullahGül, bugün gerçek yüzünü gösteriyor.Abdullah Gül; “Herkes dilinedikkat etsin” diyerek, dilini sahiplenenhalkı tehdit etti. Resmi dilin Türkçeolduğunu “hatırlatan” Gül, Meclis’teTürkçe konuşulacağı, Kürtçe’nin ancaktiyatro ve sinemada kullanılabileceğinibelirterek sınırı da çiziyordu.Gül’e sormak gerekiyor, “Herkesdiline dikkat etmezse ne olacak?” Neyapacaksınız? Yeni katliamlar mıyapacaksınız? On yıllardırsürdürdüğünüz asimilasyon politikası,katliamlarınız Kürt halkınındilini konuşmasına engel olamadı.Şimdi ne yapacaksınız?Gül’ün söylediklerini TBMMBaşkanı Mehmet Ali Şahin tamamlıyor;“sonuçlarına katlanmakzorunda kalırlar” diyen Şahin“Savcılar üzerlerine düşeni yapmalı”diyerek savcıları göreve “çağırdı.”Genelkurmay internet sitesindenyapılan açıklamada ise TSK’nin“ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyetive demokrasiyi koruma görevi” hatırlatılıp,Kürt halkı o cepheden de tehditediliyordu.İçişleri Bakanı Beşir Atalay,“Resmi dil Türkçe’dir, bu tartışılmaz”diyordu.AKP’den, Genelkurmay’a kadarhalk düşmanları bir kez daha Kürthalkının meşru ve haklı talebi karşısındabiraraya geldiler. Birbirleriyle“kanlı bıçaklı” olanlar sözkonusuhalkın mücadelesi olunca hemen birleşiyorlar.Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010GELECEK DEVRİM VE SOSYALİZMİNDİR!3 7


20BilgigüçtürSORUDAFaşizmTa rih ten, bi lim den,ön der le ri miz den, ge le nek le ri miz denöğ ren dik le ri mizle güçleneceğiz1) Faşizm nedir?Dimitrov “Faşizme Karşı BirleşikCephe”de faşizmi şöyle tanımlar:“Finans kapitalin en gerici, enşoven ve en emperyalist unsurlarınınaçık terörcü diktatörlüğüdür.”üyeli faşist partiyleİtalyan burjuvazisininçıkarları için halkabaskı uygulayan İtalyanfaşizmi de birdiğer örnektir.5) Faşizmin varlığı,yokluğu yasalara bakılarakbelirlenebilir mi?Faşizmin varlığını ya da yokluğunubelirleyen burjuvazininyaptığı yasalara uyup uymamasıdeğil, o yasaların muhtevasıdır.Burjuva demokrasisi de kendi yasalarınıçiğner.şizm” olarak adlandırmıştır.8) Egemen sınıflar için,ülkemizde faşizm “olmazsaolmaz mıdır”?Evet. Çünkü ülkemiz (ve tümyeni sömürgeler) sürekli ekonomik,sosyal ve siyasal kriz içindedir.“Milli kriz” olarak adlandırdığımızbu olgunun sonucu olarak, oligarşi,burjuva demokratik yöntemlerlesömürüsünü gerçekleştiremez.Başka bir deyişle, oligarşininsömürü ve iktidarını, “zor” yöntemleridışında sürdürmesi olanaksızdır.Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık20102) Faşizm hangi döneminürünüdür?Dimitrov, “Faşizm, emperyalizmve sosyal devrim döneminde, kapitalistburjuvazi ve diktatörlüğünün sınıfhakimiyeti sistemidir.” (FaşizmeKarşı Birleşik Cephe, syf: 27) diyerek,faşizmin emperyalizm dönemine“özgü” olduğunu anlatır.Emperyalistler kendi çıkarlarıçerçevesinde buhranlarının bütünyükünü emekçilerin omuzlarınayüklemeye çalıştıkları için faşizmeihtiyaç duyarlar.3) Tekelci burjuvazi nezaman “kanlı bir diktatörlüğe”geçer?Burjuvazi, yönetimini burjuvademokrasisi ile sürdüremediği koşullarda“faşizme geçiş” yapmıştır.Faşizmde burjuva demokrasisi rafakaldırılır.4) Klasik faşizme hangiülkelerden örnekler verilebilir?Kendilerine Nasyonal Sosyalistadını veren, milyonlarca insanı toplamakamplarında ve fırınlarda yokeden Alman faşizmi ilk akla gelendir.Ve yine baskı, zor ve aldatmametotlarıyla İtalya’da, halkın çeşitlikesimlerini yedekle-yen, 1.800.0006) Türkiye’de faşizm varmı? Varsa nasıl şekillenmiştir?Vardır. Ülkemiz faşizmle yönetilmektedir.Faşizm ülkemizde iktidaragelecek “olası bir tehlike” değil,somut bir gerçektir. Mevcut devletbiçimidir. Ülkemizdeki faşizm,sömürge tipi faşizmdir.Ülkemizin yeni sömürgeleştirilmesiaynı zamanda küçük burjuvadiktatörlüğünün faşizme dönüştürülmesidönemidir. Yeni sömürgeleştirme1945’lerden itibaren başlayanbir süreçtir ve sömürge tipifaşizm de o dönemden bugünevardır.7) Sömürge tipi faşizmnedir?Klasik faşizmden (Almanya veİtalya örneklerinden) temel olarakiktidar oluş biçimi itibariylefarklıdır. Dimitrov’un tanımınaesas olan faşizm, aşağıdan yukarıyasiyasal bir hareket olarak örgütlenipik-tidara gelen bir faşizmdir.Bizim gibi ülkelerdeki faşizm ise,“aşağıdan gelen” bir hareket şeklindedeğil, yukarıdan aşağıya devletaracılığıyla inşa edilen bir faşizmolmuştur.Mahir Ç ayan, bizim gibi ülkelerdekifaşizmi “sömürge tipi fa-9) Sömürge tipi faşizminaçık ve gizli biçimleri nedir?Sömürge tipi faşizm, iki biçimdeicra edilir: Gizli ve açık faşizm. Gizlifaşizm, faşizmin burjuva demokrasisiile uzaktan yakından ilgisiolmayan demokrasicilik oyunu biçimindeicrasıdır. Göstermelik birparlamento vardır. Açık faşizm,faşizmin sandıksal demokrasiye itibaredilmeden açıkça icrasıdır. Açıkfaşizm sürekli değildir, genellikleoligarşi ipin ucunu kaçırdığındabaşvurulur.10) Gizli ve açık faşizm,günümüzde nasıl şekillenmektedir?Oligarşi, 12 Eylül cuntası yönetiminde,tekrar tekrar cuntalaraihtiyaç duymamak için açık faşizmikurumsallaştırmaya çalıştı. Böylelikle,cuntalara başvurmadan daaçık faşizmin yöntem ve baskılarıuygulanabilecekti. Böylece hem“demokrasi var” denilebilecek, hemde gerek duyuldukça açık faşizmuygulamalarına başvurulabilecekti.Nitekim, bugün tam da böyle yapılmaktadır.12 Eylül işbaşında değilken, 12Eylül’ün sürmesi de işte bununsonucunda mümkün olmaktadır.3 8İDDİAMIZI, SAVAŞIMIZI UMUDU BÜYÜTELİM !


11) Faşizm kendine kitletabanı yaratırken nelerden yararlanır?Bütün faşist iktidarlar, birincisibelli bir kitle tabanına; ikincisi,devletin faşist yüzünü gizleyecekörgütlenmelere ihtiyaç duyarlar.Faşizmin gerek aşağıdanyukarıya geliştiği ülkelerde, gereksede yukarıdan aşağıya inşa edildiğiülkelerde değişmeyen olgularındanbiri milliyetçiliğin kullanılmasıdır.Çok uluslu, çok kültürlüTürkiye’de saf haliyle Hitler Almanya’sındakigibi bir “üstün ırk”düşüncesinin yaşam bulamayacağıaçıktır; bu anlamda ülkemizde şovenizmbiraz daha farklı temellendirilmiştir.Linçler bu açıdan çarpıcıörneklerdir.12) Faşizm dini nasıl kullanmaktadır?Kitlelerin bilinçlenmesini engellemek,mücadeleyi geriletmek, halkıbölmek ve birbirine düşürmek içinkullanmaktadır. Bu politikasını yaymakiçin de Kuran kurslarını, dinitemelde eğitim veren okulların açılmasını,tarikatları desteklemektedir.13) Faşizm nasıl bir kültüresahiptir?Faşizm kozmopolit bir kültüresahiptir. Emperyalizmin bireyci, yozkültürüyle bütünleşmiş, inkar, demagoji,şovenizm ve gerici din kültürüüzerine kuruludur. Faşizm, çeşitlimilliyetlerden halkların varlığını, dillerini,kültürlerini inkar edip bunlarıasimile ederek sadece Türk ulusuyaratma çabasına girmiştir.14) Faşizmin yukarıdanaşağıya hakim kılındığı bizimgibi ülkelerde sivil faşist hareketlerinönemi nedir?Sivil faşist hareketler, başlangıçtafaşizmin bir kitle tabanına sahip olmadığıtüm yeni sömürgelerde örgütlendirilmiştir.Bu an-lamda ülkemizdekisivil faşist hareket MHP de,faşist devlet aygıtının bir parçası olarakörgütlendirilmiştir.Oligarşik devlet halkın her türlühak arama eylemine, direnişine kendisimüdahale etmek, provokasyonları,katliamları çıplak olarak herzaman kendi yapmak istemez. Sivilfaşist hareket işte bu noktada oligarşilertarafından kullanılan güçtür.15) Faşizm ve hukukarasında nasıl bir bağ vardır?Faşizmin de en genel anlamda“meşruluk” sorunu vardır. Meşruluğunu“kanun devleti” olmakta alır.Faşist bir devlet, sık sık kendi yasalarınıçiğnese de bir örtüye de ihtiyaçduyar.Ülkemizdeki hukuk da faşizminhukukudur. Ve biçimsel olarak kimiburjuva demokratik hak kırıntılarınınvarlığı, bir parlamentonun veseçimlerin olması, bu hukuku burjuvademokrasisinin hukuku yapmaz.16) Dünya halkları faşizmekarşı nasıl mücadele etmelidir?Faşizm dünya halklarının ortakdüşmanıdır. Ortak düşmana karşıortak bir mücadele yürütmek gereklidir.Almanya ve İtalya’da faşist iktidarlarınkurulduğu, faşizmin Avrupa’dayayıldığı dönemde, çeşitliülkelerde, faşizme karşı birleşik cephelerkurulmuştu. Biçimleri değişsede bu ihtiyaç hep vardır.17) Faşist devletin yaklaşımındakihangi noktalaradikkat edilmelidir?Faşizmin yalan ve demagojilerini,asla küçümsememeliyiz. Tersinebuna karşı yaygın bir ideolojik kavgayürütmeliyiz. Faşistler halkın tarihinide istismar ederler.Buna da izin vermemeli, tariheve halkın kültürüne sahip çıkmalı,anlatmalı, öğretmeli, öğrenmeliyiz.Yine, MHP’in tabanı da dahilhalk kesimlerine doğruyu gösterebilmeperspektifiyle hareket etmeliyiz.Örneğin linç saldırıları içinkışkırtılan kitlelere, oligarşininçıkarları için kullanıldıklarını anlatabilmeliyiz.18) Faşizm bugün ülkemizdegerçek yüzünü nasıl gizliyor?Yalan, demagoji, aldatmaca vedemokrasicilik oyunuyla. Halk düşmanıAKP de gelmiş geçmiş hükümetlergibi faşizmi sürdürürkendemokrasicilik oyununa devamediyor.Görünüşe bakıldığında Türkiye’nindemokratikleşmesini isteyen,12 Eylül darbesinin katlettiğidevrimcileri gözü yaşlı bir şekildeanan, Kürt, Alevi sorunundaaçılımlardan bahseden, kontrgerillayakarşı çıkıyor görünen bir iktidarvar. Bu yalan kampanyasınıboşa çıkarmak için ısrarlıolmalıyız.19) Faşizmin yozlaştırmaçabalarını nasıl boşa çıkarırız?Kendi kültürel kurumlarımızıyaratarak, yozlaştırma politikalarınakarşı mücadele ederek, halkı örgütleyerek,bu alanda alternatif örgütlenmeleryaratarak boşa çıkarabiliriz...20) Faşizme karşı mücadeledebaşarı sağlanabilir mi?Egemenler kendilerini yıkımagötürecek bu tarihsel gidişatı baskıve terörle tersine çevirmeye çalışsalarda emperyalistler kovulacakfaşistiktidarlar altedilecek, gelecek dünyahalklarının olacaktır.Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010GELECEK DEVRİM VE SOSYALİZMİNDİR!3 9


CHP kurultayında değişen bir şey yok;Riyakarlık... Vaatler... Halkı Aldatma!Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010CHP 18 Aralıkgünü büyükbeklentiler yaratılarak15. OlağanüstüKurultayı’nıdüzenledi.Seçimler içinhazırlanmaya çalışılan CHP’deKılıçdaroğlu, işbirlikçi tekellerinverdiği destekle Baykal-Sav hizbinişimdilik gerileterek, “kendi ekibini”kurdu.Kılıçdaroğlu’nun “ekibi”ndebakın kimler vardı? Kürsüden“yoldaşlar” diye konuşan Kılıçdaroğlu,Parti Meclisi’ni tescilligericilerle dolduruyordu.Parti Meclise’ne seçilenlerarasında Anavatan Partisi GenelBaşkan Yardımcılığı yapmış AliArif Özzeybek, Demokrat TürkiyePartisinde il Başkanlığı ve TürkiyePartisi’nde Genel Başkan Yardımcılığıyapan Bülent Kuşoğlu,“terör uzmanı” diye lanse edilenDoğa Çiğdemoğlu, Kamil KoçOtobüsleri A.Ş. İcra KuruluBaşkanı Sena Kaleli, eskiCumhurbaşkanlarından Fahri Korutürk’ünoğlu Osman Korutürk,ilahiyatçı Dr. MuhammetÇakmak gibi isimler vardı.Çakmak, Akşam gazetesinde çıkanröportajında şunları söyleyebiliyordumesela: “Fet-hullah HocaTürkiye’de bir feno-mendir... bilgebir adam. Fakir halkın çocuklarınınokuması için sonsuz gayretgösteren biri...”Bu Parti Meclisi’yle mi “halkçı”politikalar uygulayacak Kılıçdaroğlu?Parti Meclisi seçimleri sonrasıda devam eden hizipler çatışmasıbunları gölgede bıraksa da, CHPbudur ve değişen bir şey yoktur.CHP’nin vitrininin “yenilenmesi”burjuvazinin kalemşörlerinden““O boş adamlar yerinecıva gibi bir ekip geldi yeni yönetime.”(Aslı Aydıntaşbaş, Milliyet,19 Aralık 2010) gibi övgüler alsada, ortada halka umut olarak lanseedebilecekleri kimse de yoktur.CHP halkın umudu olamazTÜSİAD’çıların davetinde, tekellere“AKP ekonomiyi sıcakparaya teslim etti, biz, sanayiciyeteslim edeceğiz” diyen Kılıçdaroğlukurultay’da delegelere, sık sık“yoldaşlarım”, “yol arkadaşlarım”diye hitap ederek ne kadar “halkçı”olduğunu göstermeye çalıştı.Konuşmasının tek bir yerindeemperyalizmle ilişkilere, bağımlılığa,tekellerin egemenliğinedeğinmedi Kılıçdaroğlu. Örneğiniktidar olduğunda Amerika ilesürdürülen bağımlılık ilişkilerineson verecek midir?Kılıçdaroğlu’nun ısrarla “Kürt”halkından söz etmemesi, Alevi halkıyok sayması, Kürt sorununu “bukonuda rapor hazırlıyoruz” deyip geçiştirmesi“parti içi dengeler uygundeğil” saçmalığı ile açıklanamaz.“Kamuda taşeronişçilik kaldırılacak”Yalan. Kılıçdaroğlu, bütün burjuvapartileri gibi vaatlerle halkıaldatıyor. Kurultay konuşmasındavermediği vaat kalmadı. “Kamudataşeron işçilik kalkacak” diyor.Kılıçdaroğlu’nun bu vaadinin dediğerlerinde olduğu gibi hiç birgerçekliği yoktur. Boş laftan ibarettir.Halkı aldatmaktan başka hiçbir anlamıyoktur. CHP’li olan Buca Belediyesindeiş yapan taşeron firmanınişten attığı işçiler yaklaşık bir aydırbelediye önünde işlerine geridönebilmek için oturma eylemi yapmaktadır.Kılıçdaroğlu halkı aldatmayıbıraksın. İktidara gelince şunuyapacağız, bunun yapacağız diye bolkeseden atmak kolay. Yıllardır bunuKurultay konuşmasında bir kezdaha görüldü ki, düzen partilerininhalka anlatabilecekleri yalan vevaatlerden başka bir şey yoktur.Kılıçdaroğlu bol bol yalan söyledi.Hiçbir zaman gerçekleştiremeyeceğivaatlerde bulundu.Yalanlarına inanmaları için bolbol devrimci sloganlar atmayı daihmal etmedi. Tekellerin Kemalihalkın karşısında yine “halk iktidarı”ndan bahsetti. CHP’ninhalka verebileceği hiçbir şey yoktur.Koltuk kavgası, iktidar mücadelesiverip biribirinin kuyusunukazanların, ne halkı düşünecekdüşünceleri ne de halk ve vatansevgileri vardır.Onların sevgisi işbirlikçi burjuvaziiçindir. Bu nedenle izleyecekleripolitikalar tekellerigözetecek, onlar için politikaüreteceklerdir. Nitekim bugüniktidarın onların onayından geçtiğinibilerek buna göre adım atıyorlar.Bu işçiler CHP’li BucaBelediyesindeki taşeron firmatarafından işten atıldılar. Neden?Sendikalı olmak istedikleri için!yapıyor burjuva politikacıları.CHP’li olup da taşeron şirketlerinçalışmadığı tek bir belediye var mı?Eğer yalancı değilseniz önceCHP’li belediyelerde taşeron sistemineson verin.4 0İDDİAMIZI, SAVAŞIMIZI UMUDU BÜYÜTELİM !


Tayyip Erdoğan:“Polisimin sabrına,tahammülüne sahipçıkıyorum.”“Polisimizin elinisoğutmayalım”geleneği sürüyorSiirt’te yaptığı konuşmada Erdoğan, “ben polisiminbütün bunlar karşısındaki sabrına, tahammülünesahip çıkıyorum, sahip de çıkacağım” diyerek, polisinsaldırılarını sahiplendi. Asıl olarak Erdoğan, işkenceci,katil polisin işkencelerini, katliamlarını savunup,onların arkasında durdu. AKP’den demokrasi bekleyenler,AKP’den demokratik hak ve özgürlüklerin sınırlarınıgenişletileceğini beklemek boş bir çabadır.Ülkemizde işkenceler, katliamlar hiçbir zaman iktidarlardanbağımsız olmamıştır. Katliamların,işkencelerin doğrudan sorumlusu devlettir. Oligarşininhükümetleri baskı, terör, işkenceler, katliamlar olmadanyönetemez.Gördüğünüz polis terörünün polisin “eğitimsizliği”yleya da onun ekonomik sosyal koşullarıylailgisi yoktur. Tam tersine oligarşinin polisi “görevini”(işkence, katliam saldırı) “en iyi şekilde” yapmak içiniçin en iyi eğitilmiş ülke polislerinden birisidir. Bu eğitimide polis kendi kendine almıyor. Devletin polisinidevlet eğitiyor. Ve bunun için eğitiyor.Başbakan Erdoğan’ın bu sözlerini bir kez dahaokuyun. Sadece Erdoğan mı? AKP’nin tüm bakan vemilletvekilleri aynı düşüncededir. Nitekim İçişleriBakanı Beşir Atalay da polisi sahiplenerek polisinsaldırısına uğrayan öğrencileri “Polisimize saldırdılar...”diye suçlamıştır.Ki, sahiplenmemesi faşist devletin gerçeğine aykırıdır.Bu ülke işkencecilerin, katliamcıların alnından öpen, katilMehmet Ağarlar’ı, “yargısız infaz eleştirileriyle polisinmoralini bozmayalım” diyen Demireller’i tanıdı. Özallar’dan,Demireller’den, Çillerler’den, Yılmazlar’dan,Ecevitler’den bu yana bütün politikacılar işkenceci,katliamcı polislerine sahip çıkmıştır.Erdoğan da aynı şekilde sahip çıkıyor. Aksi durumdakime işkence yaptıracak. Katliamları kime yaptıracak.İşçiyi, memuru, köylüyü, çiftçiyi kime coplattıracak.Polisler devletin en üst makamlarından bu şekildehimaye edilmese bu kadar pervasız olabilir mi?En sıradan olayda hemen biber gazına boğabiliyorortalığı. Ya da silahına davranıp ateş açabiliyor kitleninüstüne.Polisin bu davranışı polise özgü bir davranış değil,faşizme özgü bir davranıştır. Baskı terör olmadanyönetemez.Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010izmir... erzincan... bursaYÜRÜYÜŞÜMÜZ SÜRÜYOR!Bağımsızlık, Demokrasi, Sosyalizm içinYürüyüş Dergisi’nin 246. sayısının tanıtımıBursa’nın Teleferik ve Kestel semtlerindeyapıldı. Megafonlu duyurularla yapılansatışlarda, 19 Aralık katliamının sorumlularındanhesap sorma çağrısı yapıldı. İkisaat süren satışlarda çok sayıda dergi halkaulaştırıldı.İzmir’de 18 Aralık günü Menemen-Asarlık`ta yapılan satışta dergi okurlarınınönü güvenlik şube polisleri tarafındankesildi. Polisin keyfi birşekilde yaptığı kimlik aramasınınardından Yürüyüşsatışına devam edildi.Erzincan Gençlik Derneği 16 AralıkPerşembe günü Geçit Beldesi’nde ve 18Aralık Cumartesi günü CumhuriyetMahallesi’nde Yürüyüş Dergisi’nin tanıtımve satışını yaptı.24 Aralık Cuma günü 13.00-15.30 saatleriarasında Kars Gençlik Derneği çalışanlarıtarafından, Kars’ın gecekondu mahallelerindenBayrampaşa Mahallesi’ndeYürüyüş Dergisi dağıtımı yapıldı.KARSBURSAGELECEK DEVRİM VE SOSYALİZMİNDİR!4 1


AKP’nin polisinin, son dönemdeyoksul halkın yaşadığı mahallelerekarşı artırarak sürdürdüğü saldırılarınakarşı mahallelerimizi savunacağız.Uzun bir süredir devrimcilerin veyoksul halkın etle tırnak gibi iç içegeçtiği mahallelere karşı AKP’ninpolisinin sürdürdüğü saldırılar,Nurtepe Çayan Mahal-lesi’ne yöneliksaldırı ile yeni bir boyut kazandı.Çayan Mahallesi’nde bulunanNurtepe Haklar Derneği’nin etrafını1000 çevik kuvvet polisi ve zırhlıaraçlar ile kuşatarak, katilleri halkınüzerine salan AKP iktidarı yoksul veemekçi halkın olduğu mahallelerisindirmek, örgütlülükleri da-ğıtmakSayı: 248istiyor.Yürüyüş26 Aralık2010Fuhuşun, uyuşturucunun,hırsızlığın hamisi AKP’ninBu tablo yozlaştırmapolitikalarınızın eseridir!Siz yarattınız, sizsorumlusunuz!Yıllardır gençliği yozlaştırmakiçin her yönteme başvuran AKP iktidarıbugün ortaya çıkan tablonunsorumlusudur.Yaşları 14 ile 18 arasında değişen31 bin kişi arasında yapılan birankette, 100 kişiden birinin bir kezkokain kullandığı, yüzde 56’sınınsigara içtiği, alkol, esrar ve Extacykullanımının arttığı açıklandı.Peki kimler bunları okullara, okulönlerine kolayca taşıyor? Kimlergençliği uyuşturucuya özendiriyor?Gençliği sindiren, okulları bireryozlaşma merkezine dönüştürmeyeçalışanların bu tab-lodan yakınmayahakları yoktur.AKP’nin polisininsaldırıları karşısındaMahallelerimizipolisi göreviniitiraf etti!Çayan’asaldırarak,gözaltına aldığı Halk Cepheliler’i,“yasadışı örgüt üyesi” olarak lanseeden AKP’nin polisi kendi görevlerinide itiraf etti bu arada.AKP’nin polisi, “Yasadışı terörörgütüne operasyon” yalanlarıylamahallelerde uyuşturucunun, fuhuşun,kumarın, hırsızlığın hamisiolduğunun üstünü örtmeye çalışı-yor.Evet, Halk Cepheliler örgütlüolduğu mahallelerde haksızlığa, uyuşturucuya,fuhuşa, yozlaşmaya izin vermeyecek.Yoksul halkın yaşadığımahallelerin birer batak-hane, birerfuhuş merkezi, birer uyuşturucumerkezi haline çev-rilmesine engelolacaktır.Yoksul halkın çocuklarının,genç kızlarının ve oğullarının,ailelere yabancılaşarak, çete artıklarının,uyuşturucu tacirlerinin,fuhuşun ucuz insan deposu olmasınagöz yummayacaktır.savunacağız!AKP’nin polisinin pisliklerinimahallelere sokmasına izin vermekdemek, yoksul halkın batakhaneyeçevrilmek istenen mahallelerdeboğulması demektir.Gözaltı tutuklama terörü,AKP’nin polisinin hile ve yalanları,devrimcilerin fuhuşa, uyuşturucuyakarşı süren mücadelesine engelolmayacaktır.Halk Cepheliler’in yozlaşmayakarşı mücadelesi bunun önündeengeldir. Son saldırılar bunu bir kezdaha ortaya koydu.Nitekim, televizyonların gözaltılarailişkin verdiği haberler nekadar karalama olsa da bir yanıylaiki gerçek çok açık bir şekilde kendiniortaya koydu.Bu gerçeklerden birincisi; HalkCephesi’nin yozlaşmaya karşı sürdürdüğümücadele ve bu mücadeleninetkilerinin polisi ne kadar rahatsızettiği görüldü.İkincisi; yozlaşmanın devlettarafından yapıldığı ve korunduğu birkez daha polisin açıklamaları, yalanlarıile belgelenmiştir.AKP’nin polisi, yoksul mahallelerdeHalk Cepheliler’in fuhuşa, uyuşturucuya,çetelere, mafya artıklarınakarşı yürüttüğü mücadeleden rahatsızolduğunu bir kez daha göstermiştir.Halk Cepheliler sadece fuhuşauyuşturucuya karşı değil, onuörgütleyen AKP’nin polisine karşı damücadele etmektedirler.Onun için polis yoksul mahalleleribasarak, saldırarak, Halk Cepheliler’itutuklatmaktadır. Nur-tepe ÇayanMahallesi’ni onun için basmış, 1000polis ile kuşatmışlardır.Onun için Halk Cepheliler gözaltınaalınmış, tutuklatılmıştırBaskılar biziyıldıramaz!Nurtepe Çayan Mahallesineyönelik saldırı ile ilgili olarakOkmeydanı Haklar ve ÖzgürlüklerDerneği ile Malatya HaklarDerneği açıklamalar yaptı.Açıklamalarda faşizme karşımücadele bayrağının onurla taşınmayadevam edileceği,“Sürdürdüğümüzhaklı ve onurlumücadeleden ne kadar saldırırsasaldırsınlar vazgeçmeyeceğiz.”diyerek, saldırılar protesto edildi.4 2İDDİAMIZI, SAVAŞIMIZI UMUDU BÜYÜTELİM !


Halkın Hukuk Bürosu,Nurtepe Çayan Mahallesi’ndegözaltına alınıp, yalanlarlatutuklanan devrimcileriçin şu açıklamayıyaptı.AKP iktidarı baskıve yalanla besleniyorAKP İktidarı, işçiler, öğrencilerbaşta olmak üzere bu ülkededemokrasi mücadelesi verenherkese azgınca saldırıyor, gözaltınaalıp tutukluyor.Veli Küçüklerin, Levent Ersözlerinsahipleri, onların yarattığıpislikler üzerinden iktidarlarınıyükseltenler, yapılan her eylemiher açıklamayı Ergenekondemagojisi ile itibarsızlaştırmayaçalışıyorlar.İstanbul Emniyet Müdürlüğü17.12.2010 tarihinde İstanbul’unyoksul mahallerinden Nurtepe’dekurulu bulunan Nurtepe HaklarDerneği’ni basarak onlarca kişiyigözaltına aldı.20.12.2010 tarihindeDGM’den bozma özel yetkili ağırceza mahkemesine çıkarılandernek çalışanlarından 8 kişitutuklandı.Bu soruşturma ile ilgili olarakbugün bazı basın yayın kuruluşlarında“Ergenekon bağlantısı““Haydar Hakyemez sopası” içeriklihaberler yayınlandı. Gizlilikkararı bulunan, hiçbir bilgi ve belgeyeavukatların dahi ulaşmasınınmümkün olmadığı soruşturma dosyasınailişkin yapılan haberlerpolisin yönlendirmesi sonucu hazırlananyalan haberlerdir.Habere konu yapılan suçlamalar(Ergenekon bağlantısı)müvekkillerimize dahiyöneltilmemiştir. Ellerinde hiçbirbelge bilgi bulunmadan müvekkillerimizinhaklarını ihlal edeniçerikli haberleri yapanlara soruyoruz,hangi ahlaktan besleniyorsunuz.Gizlilik kararı alınan dosyadabasını yalan haber yapmayı yönlendirenpolise soruyoruz, hangiahlaktan besleniyorsunuz. Yaptığınızahlaksızlık ve suçtur.Tutuklananların tek suçu yozlaşmaya,fuhuşa ve kumara karşımücadele etmektir.Mahallelerinde yozlaşmayakar-şı mücadele edenleri tutuklayanlar,aynı gün Atatürk’e aitSavarona Yatı’nda fuhuş yapanlarıserbest bırakanlardır. Stratejikortakları ABD’nin, raporlarındahaklarında her türlü ahlaksızlığıyaptıkları yazılanlar, her çete deher fuhuş operasyonunda üstdüzey amirleri çıkanlardır.Fuhuşa, uyuşturucuya kumarakarşı mücadele etmek suç değildir.Ergenekon, düzenin yarattığı vebugün üzerinde yükseldiği pisliktir.Bu pisliğe demokrasi mücadelesiverenleri bulaştıramazsınız.HALKIN HUKUK BÜROSUSayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010ÇayanNurtepe Çayan’da kızılbayraklar asıldıNurtepe baskınından sonra“katil polisi istemiyoruzkahrolsun faşizm yaşasınmücadelemiz” sloganlarını a-tarak kızıl bayrakları asanHalk Cepheliler halkın yoğunilgisiyle karşılandı.Alibeyköy’deyazılama21 Aralık Pazartesi günüAlibeyköyAlibeyköy’ün KaradolapMahallesi’nde Halk Cephesiüyeleri arkadaşlarıTolga BÜLBÜL'ün keyfi bir şekilde işyerindengözaltına alınıp, polisin uydurduğu komplosonucu çıkarıldığı mahkemece tutuklanmasınıprotesto etmek için yazılamalar yaptılar.“Bu Güç Kendi Gücümüzdür”İstanbul: Her hafta olduğu gibi, bu haftada hasta tutsaklarınserbest bırakılması talebiyle İstanbul TaksimTramvay Durağı'ndan Galatasaray Lisesi'ne yürüyüşyapıldı. Tutsakların isimlerinin okunarak "Özgürlük"diye haykırıldığı eylemde, Mephisto'nun önünde oturmaeylemi yapılarak Çav Bella marşı söylendi. 125 kişininkatıldığı eylemde, Galatasaray Lisesi önünde yapılanaçıklamayı türkücü Ercan Aydın okudu. Aydın açıklamasında“Hasta tutsakları tecritte katletmeye çalışanAKP iktidarıdır. Bizim sorunlarımızın çözümü bu sorunlarıyaratan da olamaz. AKP iktidarı bizim hiçbir sorunumuzuçözmeyeceği gibi hasta tutsaklar sorununu daçözmeyecektir. Ancak biz çözeriz. Birlikte ve ortak, kararlı– ısrarlı mücadele ile kazanacağımızı, kazandığımızıgördük. Bu platform böyle bir deneyime sahiptir. Böylebir güce sahiptir. Bu güç kendi gücümüzdür.” denildi.Ankara: Hasta tutsakların serbest bırakılması için biryılı aşkın süredir yapılan basın açıklamasına bu hafta dadevam edildi. 24 Aralık günü Ankara SakaryaCaddesi'nde saat 18.00'da yapılan basın açıklamasında,hapishanelerden çıkan ve çıkacak her tabutun sorumlusununAKP iktidarı olduğu dile getirildi.GELECEK DEVRİM VE SOSYALİZMİNDİR!4 3


Aydınlarla Tartışmalar’a GirişSayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010Aşağıdaki metin, BoranYayınevi tarafından Büyük DirenişKitap Dizisi’nin 2. kitabı olarakyayınlanan Aydınlarla Tartışmalar kitabının giriş bölümüdür.Kitabın muhtevasını, kitapta yeralan belgelerin yayınlandığı süreçtenasıl bir rol oynadığını bu kısagirişte görmek mümkündür.YayınevindenBüyük Direniş süreci, aynı zamanda bü yük bir ide olo jik mü ca de -le sürecidir. Burjuvazinin pespayeideolojisi, direniş süreci boyunca,sa yı sız bi çim de, sa yı sız kı lı ğa bü rü -nerek direnişin karşısına çıktı.Burjuvazi, bu pespaye teorilerinibazen kendi sözcülerinin dilindensavundu. Bu teoriler, bazen de küçük-burju va zi nin, ay dın la rın, re for -miz min ve opor tü niz min di lin dekarşımıza çıktı.Her biriyle tartıştık... Bir savaşverdik.Büyük Direniş’teki ideolojik savaşınen önemli mevzilerinden biriaydınlarla tartışmalar idi.Bu ki tap, iş te bu tar tış ma la rı içe -riyor.*Bü yük Di re niş’te ide olo jik mü -cadele, daha direnişçiler alınlarınakı zıl bant la rı bağ la ma dan ön ce baş -la mış tı. Ça tış ma nın oda ğın da hüc -reler vardı. Hücreler, “oda” diye sunulmuş tu ve “oda lar”, bi rey öz gür -lüğüne en uygun olanıydı!Ancak bu tartışma, hiçbir zamansa de ce bir “ha pis ha ne mi ma ri si”tar tış ma sı de ğil di; hüc re ler nez din -de bireycilikle kolektivizmin savaşıvar dı. Ka pi ta lizm le sos ya liz min sa -va şı var dı. Sa vaş, em per ya lizm lehalkların savaşıydı. Hücreler, odalar,emperyalizmindi.Ay dın la rı mı zın bir kıs mı bu ça -tışmada “oda”lardan yana oldular.“Dev let”e ve “ör güt”e kar şı “bi -rey”i savunmak adına, zulmün yeniişkencehanelerini meşrulaştıran birtu tum ta kın dı lar. Çı kış nok ta la rıyanlıştı, vardıkları sonuçlar da yanlışoldu bu yüzden. Kıyasıya tartıştıkbu yanlışları.Bü yük Di re niş’te ki ide olo jikmücadelenin ikinci temel konusu,yaşam ve ölümün tartışılmasıydı.Bur ju va zi den alın mış “ya şam kut -saldır” teorisiyle ölüm oruçlarınakar şı çı kıl dı. Ölü mü gö ze al ma ma -nın tes li mi yet le öz deş leş ti ği ko şul -lar da, ay dın la rı mı zın bir kıs mı,halkların tüm direniş tarihini yokEleştirdik. Sorduk,sorguladık.Eleştirmeyip pohpohlayanlar,tartışmayıpidare edenler, ülkemizaydınlarına değer vermeyenlerdir.Bugün birçoğu yanlış yerde olabilir,yanlış düşünüyorolabilir. Yerleri,halkımızın direniş vesavaş saflarıdır.eden bir aymazlık içinde oldular. Buda aydınlarla tartışmalar’ın ağırlıklıyanlarından birini oluşturdu.*Di re niş bü yük be del ler le sü rü -yor du. Ön gö rü le bi len tüm za man -lar, ölçüler aşılmıştı. Ülkemizin aydınlarınınbu noktada yüklenmesigereken görevler ve sorumluluklarvardı. Ve fakat, onlar bu sorumluluğuüstlenmekten uzaktı.O günlerdeki bir açıklamamızdabe lirt ti ği miz gi bi “F tip le rin de ki di -reniş nezdinde aydınımızın, aydınolmayan yönlerini” tartıştık yedi yılbo yun ca.Büyük Direniş, büyük bir sınavdı.Büyük sınav, Türkiye solununtüm kesimlerinin, demokratik kitleör güt le ri nin ve ay dın la rı mı zın –ör -gütlülük, duyarlılık ve sorumluluküst len me ba kı mın dan, ik ti dar id dia -sı ba kı mın dan– ne du rum da ol du ğu -nu gösterdi.Ay dın lar nez din de de gö rü lenolumlu bir tablo değildi.En başta örgütsüzdü aydınımız.Ama örgütsüzlüğünden daha daönemli olan, ideolojik olarak zayıflamış,iddiasızlaşmış, burjuvazininher tür lü et ki si ne ve yön len dir me si -ne açık ha le gel miş ti.Halktan kopuktu. Halkın en örgütlü gü cü olan tut sak lar dan ko puk -tu. Ül ke ger çek le ri ne ya ban cı laş -mış, mücadeleden uzaklaşmış biraydın tipi vardı ortada. Devrime,sos ya liz me, hal ka de ğil, Av ru paBirliği’ne güveniyordu bu aydın tipi.Bağımsızlığı, demokrasiyi, adaleti, öz gür lük le ri, ken di hal kı nınmücadelesinden değil, egemen sınıfla rın şu ve ya bu ke si min den bek -liyordu... Sistemin şiddeti karşısındadevrimci hareketlerle, sol ile siyasibağları yok olmuştu. İstisnalarvardı elbette. Ölüm orucu direnişçileri ne evi ni aça bi len, ay lar ca Kü çü -kar mut lu’da di re niş çi ler le bir lik teolan, orada açlığın ve ölümün kokusunusoluyan, direnişi, zulme karşıher zeminde tereddütsüz savunabi-4 4İDDİAMIZI, SAVAŞIMIZI UMUDU BÜYÜTELİM !


len Bilgesu Erenus gibi aydınlarvardı, ama ne yazık ki istisnaydılar.Bu na kar şın, sos ya list ola rak ta -nıdığımız, kendisini hala da öyle tanımlayanaydınlarımız, burjuvazininyüz yıl ön ce Mark sizm-Le ni -nizm tarafından mahkum edilmişte ori le riy le di re ni şin kar şı sı na çık tı -lar. Bu noktada ideolojik mücadeledaha da şiddetlendi...Bu anlamdadır ki, “Aydınlarlatar tış ma la rın” der len di ği bu iki cilt -lik ki tap, ül ke miz ay dı nı nın bir bü -tün olarak kendi konumlarına bakabilmelerive ideolojik, politik olarakkendilerini gözden geçirebilmeleriaçı sın dan zen gin bir mal ze me su nu -yor.*Ay dın la rı mı zın bü yük bö lü müha la bu sü re cin ken di le ri cep he sin -den mu ha se be sin den uzak tır lar.Devletin 19 Aralık 2000 katliamıöncesinde en başta aydınları nasılal dat tı ğı nın ka nıt la rı, bel ge le ri tü -müy le açı ğa çık mış ol ma sı na kar -şın, ha la bu na kar şı yük sek ses le birtavır koymamışlardır.Ada let Ba kan lı ğı, kat lia mın ön -ce sin de F Ti pi ha pis ha ne le rin “mu-ta ba kat” sağ lan ma dan açıl ma ya ca -ğı nı söy ler ve ay dın lar bun dan ha re -ketle tutsaklara “ölüm orucunu bırakın!”çağrısı yaparken katliam planıçok tan ha zır dı ve yü rür lü ğe ko nul -muştu. Bunun son kanıtı, ÜmraniyeHapishanesi Katliamı Davası dosyasın da çık tı. Al da tı lan ay dın, oli -garşik devlete tavır almalıydı bunok ta da. Ve o dev le te ve dev rim ci -lere bakış açısını yeniden gözdengeçirmeliydi..*Ay dın lar la tar tış ma lar, di re nişboyunca çeşitli kanallardan sürdürülmüştür.Bu çerçevede, kitapta yeralanyazıların bir kısmı TAYAD’lıAileler, bir kısmı Devrimci HalkKurtuluş Cephesi, bir kısmı HaklarVe Özgürlükler Platformu imzasınıta şı mak ta dır. Bu nun dı şın da o dö -nem ya yın la nan der gi ler de ay dın la -ra hitaben yazılmış yazılar da kitabaKitapta, aydınlara yöneliktop lam 150’yi aş kınbildiri, açıklama, mektupyeralmaktadır. Bunların133’ü doğrudan belli birisme yönelik yazılmıştır.alın mış tır. Ki tap ta, ay dın la ra yö ne -lik top lam 150’yi aş kın bil di ri, açık -la ma, mek tup ye ral mak ta dır. Bun la -rın 133’ü doğrudan belli bir ismeyönelik yazılmıştır.Bu kitapta yeralan bazı bildiri veyazıların hitap ettiği kişilerin ‘aydın’sta tü sün de gö rü lüp gö rü le me -yeceği kuşkusuz tartışmaya açıktır.Emin Pa zar cı’dan Ok tay Ek -şi’ye, Zey nel Lü le’ye ka dar ba zıisimler, bu kategoride değerlendirilmeye bi lir, an cak bi rin ci si bun lar is -tisnadır, ikincisi, onlarla tartışılankonular da hemen hemen aynıdır.Bu anlamda sözkonusu kişilerle yürütülentartışmalara ilişkin bildiri veaçık la ma la rı da “Ay dın lar la tar tış -malar” kitabına koymakta bir engelgörmedik.İDEOLOJİK MÜCADELE,HALKLARIN ZAFERİ İÇİNZORUNLUDURŞunu büyük bir kesinlikle ifadeedebiliriz ki, Büyük Direniş süreci,Türkiye devrimci hareketinin ideolojikmücadeleyi her cephede enyoğun biçimde sürdürdüğü dönemlerdenbiridir.Bu anlamda, “AydınlarlaTartışmalar”, bu ideolojik mücadeleyibelgeleyen bir kitap olarak,Türkiye solunun ideolojik hazinesineyapılmış bir katkıdır.“Aydınlarla Tartışmalar”, tarihi birtecrübeyi ve tarihi bir tartışmayı, tümaydınların ve devrimcilerin derli topluyararlanabilecekleri bir biçimde sunmaktadır.Elbette “AydınlarlaTartışmalar”, sadece aydınlar ve devrimcileriçin değil, direniş ve savaşınmantığını kavramak ve 122 şehidin verildiğibir direnişin hangi koşullardasürdürüldüğünü öğrenmek isteyen herkesiçin temel bir kaynak olacak tır.İdeolojik mücadele, sınıflarmücadelesinin ayrılmaz birparçasıdır. Emperyalizmle, burjuvaziyleideolojik mücadeleyi kırankırana sürdürmeyenler, asla zaferkazanamazlar. Burjuvazinin ideolojisive düşünceleriyle savaşıp onlarıyere sermek, savaşı beyinlerimizdekazanmak demektir.“Aydınlarla Tartışmalar”kitabının sayfalarında tanık olacağınızideolojik mücadele, bu anlamdasadece hapishaneler sorunuyla,sadece bir direnişi destekleyip desteklememesorunuyla sınırlı değildir.Sorun, Türkiye halklarınınemperyalizme ve oligarşiye karşısürdürdüğü savaşta zaferi kazanabilmesisorunudur.*Aydınlarımıza güvenmek istiyoruz.İdeolojik çarpıklıklar, burjuvazidenödünç alınmış teoriler vedüşünceler, halkların zaferininönündeki engellerdir. Devrimciiddia, zaferin önündeki bu engellerlede kıyasıya çarpışmayı gerektirir.Aydın olma sorumluluğu da halkın,gerçeğin, bilimin, tarihin önündekiengellerle savaşmayı gerektirir.Türkiye solunun büyük birbölümünün aydınlarla ilişkisi,onları pohpohlayan, “aman darıltmayalım”düşüncesiyle gerekeneleştirileri yapmayan sağlıksız birilişkidir. Bu aydınların devrimcileşmeşansını ortadan kaldıran, halkınmücadelesiyle bütünleşme yollarınıtıkayan yanlış bir tutumdur.Kitap boyunca tanık olacağınızgibi, militan bir tartışma yürüttükaydınlarımızla.Eleştirdik. Sorduk, sorguladık.Eleştirmeyip pohpohlayanlar,tartışmayıp idare edenler, ülkemizaydınlarına değer vermeyenlerdir.Bugün bir çoğu yanlış yerde olabilir,yanlış düşünüyor olabilir.Yerleri, halkımızın direniş ve savaşsaflarıdır.“Aydınlarla Tartışmalar”kitabımızı, bu doğru saflaşmayahizmet etmesi inancı vedileğiyle aydınlarımıza vehalkımıza sunuyoruz.Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010GELECEK DEVRİM VE SOSYALİZMİNDİR!4 5


Sayı : 248Yürüyüş26 Aralı k2010Katledilenler Maraş’ta anıldı19-24 Aralık 1978 tarihinde gerçekleşen katliamdayaşamını yitiren 111 kişi (resmi rakamlara göre),Maraş’ta yapılan miting ile anıldı.Mitinge katılmak için İstanbul, Ankara, İzmir,Adana, Mersin, Gaziantep, Adıyaman ve daha birçokilden Maraş’a gelindi. 120 kişilik kortejiyle DevrimciAlevi Komitesi, “19-24 Aralık 1978 MaraşKatliamı’ndan 19-22 Aralık Hapishaneler Katliamı’naKatleden Devlettir”, “Kerbela’dan Maraş’a, Maraş’tan19 Aralık’a Adalete Susamışız! Adalet İstiyoruz”,“Kerbela Hala Susuz, Maraş Hala Kan Ağlıyor,Bayrampaşa’da Tenimiz Hala Yanıyor! Adaletİstiyoruz” pankartlarını açtı.2000’in üzerinde katılımın olduğu yürüyüşünardından miting alanına gelindi. Alevi BektaşiFederasyonu Genel Başkanı Ali Balkız ve AvrupaAlevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı TurgutÖker birer konuşma yaptılar.Miting sırasında arama noktasının gerisindetoplanan faşistler, meydana girmeye ve mitinge saldırmayaçalıştı. Anmaya dahi tahammülü olmayanfaşistler, katliamı da sahiplenmiş olduklarını gösterdiler.Katliamın Yıl DönümündeMaraş’a GidiyoruzMalatya’da 18 Aralık günü Maraş Katliamı ile ilgiliPir Sultan Abdal Kültür Derneği’den PTT önüne kadarmeşaleli yürüyüş yapıldı. “Malatya, Maraş, Çorum,Sivas Ayrıdır Failleri Aynıdır” PSAKD Malatya imzalıpankartın taşındığı eylemde “Maraş katliamını ve diğerkatliamları unutmadığımızı, unutturmayacağımızıgöstermek için 19 Aralık’ta Maraş’a gidiyoruz” denildi.Eylem boyunca “Maraş’ı Unutma Unutturma, Diri DiriYakanlar Yargılansın, Katiller Halka Hesap Verecek”sloganları atıldı.Eylem sloganlarla alkışlarla son buldu. PSAKD,Eğitim Sen , BES, SES, BTS, Orkam Sen, EMEP, EDP,BDP, ÖDP, TKP, ESP, Halk Cephesi, İHD’nin ortakdüzenlediği eyleme 300 kişi katıldı.Kemal Bülbül’e Açık Mektup:“DEVRİMCİ ALEVİKOMİTESİ’Nİ YOKSAYAMAZSIN!”Devrimci Alevi Komitesi 20 Aralık günü yazılı biraçıklama yayınlayarak katliamın 32. yılında Maraş’tayapılan anmada PSAKD Genel Merkez EğitimSekreteri Kemal Bülbül’ün Devrimci Alevi Komitesi’niyok sayma çabalarını teşhir etti. Mitingin yapılacağınınduyulmasının ardından Devrimci Alevi Komitesi’ninmitingin örgütlenmesinde birebir yer alındığının vurgulandığıaçıklamada “Kürsüden, mitinge katılan kurumlarıpankartlarına bakarak okuyan, pankartları gözükmeyenkurumların pankartlarını yukarı kaldırmalarınıisteyerek isimlerini okuyan Kemal Bülbül, DevrimciAlevi Komitesi’nin 3X1,5 metre ebadında 3 adetpankartını gördüğü halde ismini okumadı. Kendisinenot gönderilerek durumu düzeltmesi istenmesine rağmenpişkince “bütün katılan kurumların ismini sayamayacaklarını”söyleyen Kemal Bülbül yine ismimiziokumamıştır. Kemal Bülbül, Devrimci AleviKomitesi’nin ismini okumayarak, yok sayarak nekazanmıştır kendisine soruyoruz ve cevap bekliyoruz.”denildi.2 TAYAD’lı Halen TutsakHukuksuz bir şekilde tutuklanan TAYAD'lılarınserbest bırakılması için Ankara Abdi İpekçi Parkı’ndaher hafta yapılan eylemlere devam edildi. 18 Aralık biraraya gelen TAYAD'lı Aileler bu ülkenin yasalarınagöre bile “suç” işlememiş olmasına rağmen 2TAYAD’lının hala serbest bırakılmadığını belirttiler.Açıklama 28 Aralık’ta görülecek olan davaya çağrıylasona erdi.28 Aralık’ta tutukluTAYAD’lıları sahiplenelimTAYAD'lı Aileler, tutuklu 2 TAYAD'lının serbestbırakılması için 21 Aralık günü Adalet Bakanlığıönünde eylem yaptılar.Eylemde, katletmenin, IMF ve ABD politikalarınıuygulamanın, topraklarımızı emperyalistlere karış karışsatmanın serbest olduğu ancak bağımsızlık istemenin,“Amerika Defol Bu Vatan Bizim” demenin suç olduğubelirtildi.TAYAD’lılar tutuklu iki TAYAD üyesinin 28Aralık’taki duruşmasına çağrı yaptılar.4 6


Avrupa Polisi, faşizminpolisinden farksı zdı r..Kosova: Çürütenemperyalist demokrasiKüçük-burjuva aydınlarımıziçin Avrupa’nın her şeyi örnektir.İşkence mi? Avrupa’da yoktur.İnfazlar mı? Avrupa da yoktur.“Kötü” olan herşeyin “iyi” olarakkarşılığı Avrupa’dadır.Avrupa’nın bolisi de eğitimlidir...Öyle mi peki? Oysaişkencelerin, infazların hamisiemperyalistlerdir. İşkencecilerieğiten, işkence aletlerini dünyayapazarlayan yine emperyalistlerdir.İşte Avrupa’nın polisine birörnek:2009 yılı Aralık ayındaDanimarka’da yapılan İklimzirvesi’nde Danimarka polisininZirve’yi protesto eden kitleyesaldırısı esnasında kendi aralarındakitelsiz konuşmaları yayınlandı.Polis müdürü emrindekipolislere şöyle talimat veriyor:“Biliyorum, ön tarafta basınmensupları var. Onlar oradadurma rizikosunu aldılar isepaylarına düşeni de alsınlar.Onları da haklayın. Coplarıgörmek istiyorum. Vurduğunuzzaman kıvılcım çıksın... paylarınıalsınlar.... haklayın...Arabaların arasında basın mensuplarıduruyor. Onları da haklayın.”Talimatını alan polis dedurmadı. Değişik ülkelerdenprotest için gelen insanlara azğıncasaldırıldı. Gözaltına alınan 250kişi kolları arkadan kelepçelenipasfaltın üzerine yatırılaraksaatlerce bakletildi.İşte bu “Avrupademokrasisi”dir:Parasıyla zulüm!Danimarka polisi hakkındasaldırıya uğarayanların suç duyurusugeçtiğimiz günlerde sonuçlandı.Mahkemeler polisinterörünü “suç” olduğu kararınavarı verdi ve polisler hakkında390 bin Euro para cezası verdi.Bu “Avrupa demokrasisikazandı” diye haber yaptı.Avrupa demokrasisi böyle.İstediği kadar insanlara işkenceyapabilir, terör estirebilir. Ancakdemokrasi hep kazanır. Çünküonların parası var!Kosova devleti emperyalizm tarafındankurdurulan kukla bir devlettir. Ve budevlet, bugün bir mafya devleti halinegelmiştir.Kosova’da 1999 Haziran ayındakurulan NATO üssü aynı zamanda 5 binaskerle ABD’nin Dünya’daki en büyüküssüdür. Yine ABD’nin gizli işkencemerkezinin ve en büyük gizli hapishanesininolduğu bir üstür. 12Aralık’taki seçimlerde tekrar kazananBaşbakan Haşim Taci ve UÇK komutanlarının1999’dan beri uyuşturucuticareti yaptıkları, para karşılığı insanöldürdükleri, esirleri öldürüp organlarınıalıp sattıkları bilinmektedir. Emperyalistçözümün sonuçlarıdır tüm bunlar.Yugoslavya’da halklar, sosyalist sistemaltında onlarca yıl kardeşçe yaşadı.Sosyalist sistem yıkıldıktan sonraEmperyalistler milliyetçiliği körükleyerekhalkları birbirine düşürdüler.Birbirine kırdırdılar. Sonra bölüp parçaladılar.İşte yarattıkları tablo: Bir kukladevlet, bir “organ mafyası lideri” kuklabir başbakan ve ülkenin hali: açlık, yoksulluk,fuhuş... yolsuzluklar... uyuşturucu...Kısacası ÇÜRÜME.Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010Anadolu Halk Kültür Merkezi’ndeBilgilendirme Toplantısıİngiltere’nin başkenti Londra’dafaaliyet yürüten Anadolu HalkKültür Merkezi’nde, 19 Aralık’tahükümetin uyguladığı sömürü politikalarınıve ırkçı yasaları teşhiretmek için bilgilendirme toplantısıyapıldı.Toplantıya Toplum HizmetleriniKorumak için HackneyBileşenleri’nden Glyn Harriet veŞhaun Dey katıldılar.Öğrenci direnişlerini konu alanfilm gösteriminden sonra hak gasplarıile ile ilgili sohbet edildi. 50 binyoksulun Londra’nın merkezindenalınıp kenar mahallelere yerleştirileceği,zenginlerin 1. bölgede toplanacağıbelirtilirken hükümetinsınıf ayrımı yapma planı anlatıldı.Anadolu Halk Kültür Merkeziüyelerinden bir konuşmacı da“…Zulümden ve yoksulluktankaçıp buralara kadar gelmişolmamız zülmün bittiğini göstermez.Bizi faşist uygulamalardankurtaramaz. Çünki tüm dünyayıkontrol etmeye çalışan beyin heryerde aynı, dizginler hep aynı düşmanınelinde, ‘medeniyetin beşiği’dediğimiz Avrupa’da da anti-demokratikuygulamalara maruz kalıyoruz.Bu uygulamalardan kurtulmanıntek yolu birleşip mücadaleetmektir. Başka da çözüm yolu yoktur.Birleşelim SavaşalımKazanalım” sözleriyle toplantıyıbitirdi.GELECEK DEVRİM VE SOSYALİZMİNDİR!4 7


Av ru pa’daSayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010Wuppertal’da DirenişKahramanları İçin AnmaAlmanya Wuppertal’da 18Aralık’ta, 19 Aralık şehitlerini anmaprogramı yapıldı. Devrim şehitleriiçin yapılan saygı duruşunun ardından32 yıl önce yaşanan Maraş katliamıve katliamlarla ilgili bir sinevizyongösterimi yapıldı.Ölüm orucu şehitlerinin kendiyazdıkları şiirlerin okunmasısırasında, şehitlerimizin halk vevatan sevgisi dinleyenleri etkiledi.19 Aralık’ın anlatıldığı sinevizyon gösteriminden sonra 19 Aralıkdirenişini hapishanede birebiryaşayan, tanık olan devrimciler osüreci anlattılar.“Bize Ölüm Yok” marşının söylenmesindensonra şiirler okundu.Anadolu Federasyonu BaşkanıLatife Adıgüzel, “şehitlerimizisahiplenmek gerekir” diyerek başladığıkonuşmasında Almanya’dakiözgür tutsakları anlattı.Programın sonunda Türkiye’denanmaya katılan Çağdaş HukukçularDerneği İstanbul Şube BaşkanıAvukat Taylan Tanay 19 Aralıksürecini anlattı. Anmaya 90 kişikatıldı.Paris'te Eylem“Yaşasın 19 AralıkDirenişimiz”Fransa’nın başkenti Paris'te 19Aralık katliamının 10. yıldönümünde,19 Aralık’ta Halk Cephesi tarafındankitlesel bir basın açıklamasıyapıldı.Tarihi kemerin önüne ses düzenikuruldu ve direniş ve zafer türküleriseslendirildi. Kemerin önünde 19Aralık şehitlerinin resimlerindenoluşan iki pano ve Fransızca olarak“19 Aralık Katliamının KatilleriYargılansın” pankartının açıldığıaçıklamada “Ülkemiz zindanlarındadiri diri yakılan kadınlarımıza...bir ateş topu olup düşmanınüzerine yürüyenfedacılarımıza,kahpe kurşunlarla can verenlerimize,o kan deryasında kahramancaçatışıp teslim olmayarak şehitdüşen yiğitlerimize selam olsun...”Saygı duruşunda İsyan Olsunşiiri okundu.Açıklama da, halkların adaletistemekten vazgeçmeyecekleri vekatillerin peşini bırakmayacağıdile getirildi. Metnin Fransızcasıda okundu. Ümit İlter'in “Dinle”adlı şiiri müzik eşliğinde okundu.“Yaşasın 19 AralıkDirenişimiz”, “Yaşasın FedaDirenişimiz”, “Kurtuluş KavgadaZafer Cephede” sloganlarınınatıldığı açıklamada şehitleri ifadeetmesi için meşaleler yakıldı.Yaklaşık 45 dakika süren açıklamaya65 kişi katıldı.İsviçreZulme Karşı DirenmekMeşrudurİsviçre Halk Cepheliler katledilen28 devrimci tutsağı anmak için19 Aralık’ta Zürich KültürMerkezi’nde 18 kişinin katıldığı birprogram gerçekleştirdiler.Programa tüm devrim şehitleriiçin bir dakikalık saygı duruşu ilebaşlandı. Katliam ve tutsaklarınfedayla bütünleşen direnişininanlatıldığı açıklamada şunlara davurgu yapıldı; “Bize bıraktıkları birmiras var: Fedanın yolundangidersek, o kültürle direnirsekkazanabiliriz.”Viyana’da Tecrite KarşıSergi18-19 Aralık günleriAvusturya’nın başkenti Viyana’da“Sesimi duyan var mı? Tecritdevam ediyor!’’ adıyla bir sergidüzenlendi.122 şehit adına hazırlananbroşürde şehitlerin resimleri, yaşamöyküleri ve Yürüyüş dergisindeyayınlanan 15 soruda Tecritbölümünden oluşan broşürlerAvusturya’nın genelinde yaklaşık200 aile ziyaret edilerek dağıtıldı.Cumartesi günü saat 11.00’denitibaren açılan sergide 19 Aralıkkatliamıyla ilgili anma gerçekleştirildi.Kerbela’dan, Maraş’a Gazi’den 19 Aralık’a katledenlere zulmeboyun eğmeyenlerle ilgili birkonuşma yapıldı. Almanca’ya daçevrilen konuşmaların ardındanhazırlanan sinevizyon gösterildi.Serginin Türkiye’den de birdavetlisi vardı. 7 Ekim 2007 yılındaİstanbul Bahçelievler’de Yürüyüşdergisinin dağıtımı sırasında polistarafından vurulan Ferhat Gerçek degelen misafirleri selamlayıp, tecritekarşı mücadelenin önemini vurgulayıp,bu mücadelede önemli yeralan Yürüyüş dergisinin uğradığıbaskılara değindi.Anma programının ardından saat21.00’e kadar süren serginin altkatında 19 Aralık katliamı görüntülerindenoluşan bir sinevizyonsürekli olarak gösterildi.Davetlilerden bazılarının gardiyanlartarafından zorla temsili F-tipihücereye atıldığı ilk gün sergiyibirçoğu Avusturyalı 250’i aşkın kişiziyaret etti.İkinci gün Kerbela’da zaliminzulmüne boyun eğmeyenler anısınaaşure pişirilerek gelenlere ikramedildi. İlk güne göre daha sakingeçen ikinci gün sergiyi 150’yiaşkın kişi ziyaret etti.4 8İDDİAMIZI, SAVAŞIMIZI UMUDU BÜYÜTELİM !


Alman emperyalizminin yargısıTürkiye faşizminin suç ortağıdır!Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık20102003'te Türkiyeli devrimcilereyönelik bir soruşturma açıldı. Busoruşturma 2008'e kadar sürdü. 5Kasım 2008'de operasyonyapılarak Nurhan Erdem, CengizOban ve Ahmet İstanbullu tutuklandılar.Operasyondan sonra yapılan ekbaskınlar ve aramalarda “BizNurhan Erdem'in telefonlarını yıllardırdinliyoruz. Arabasına dinleyicileryerleştirdik. Evini ve gittiğidernekleri denetime aldık,oralardan da bir şey çıkmadı”diyebilen yasadışı bir hukuk vardır.Anadolu Federasyonu başkan veçalışanlarının yargılandığı dava 16Aralık 2010 tarihinde kararın açıklanmasıylasona erdi. Davadayargılanan tutsaklara ağır cezalarverilirken mahkeme heyeti bukararın tutsakların teslim alınamamasınedeniyle bu kadar yüksekolduğunu da açıklamayı ihmaletmedi. Bu dava uzunca bir süredirAlmanya'da Türkiyeli devrimcilerüzerinde estirilen terörün önemli birTecrit!Tutsakların gözaltına alınmasıylabaşlayan tecrit günün 24saatini kapsamaktadır.Tek kişilik hücrelerde tutulantutsakların tüm ilişkileriyasaklanmıştır.Sınırlı sayıda verilen ziyaretçiizinleri, on günde yarım saatlesınırlandırılmıştır.Tutsaklara giden mektuplarınçoğunluğu engellenmekte,yokedilmektedir.Avukat ziyaretleri bile camkafes arkasından yapılmaktadır.Hapishane içinde yapılanhiçbir sosyal-sportif faaliyete dekatılamıyorlar. Çünkü başkatutsaklarla görüştürülme yasağıvar.halkası oldu.Türkiye'deki yasadışıbirörgütünAlmanya'daki faaliyetleriniyürüttüklerigerekçesiyle sürdürülenön soruşturmanın ardındandava 11 Mart 2010tarihinde DüsseldorfYüksek EyaletMahkemesi’nde görülenilk duruşmayla başladı.Türkiye faşizmi ve AlmanyargısıSuçlamalar Almanya demokrasisiningerçek yüzünü, Almanhukuk sisteminin niteliğini ortayakoymaktadır. Devrimcileri şunlarla“suçladılar”;“Türkiye'de faaliyet yürütenyasadışı bir örgütü desteklemek,Türkiye faşizmini teşhir eden açıklamalaryapmak, bu çerçevedepiknikler, geceler, basın açıklamaları,paneller düzenlemek, dergidağıtmak...”Dava boyunca sürekli olarakdemokratik Türkiye devletini yıkıp,yerine silahlı mücadele ile M-L birdevlet kurmaya çalışmanın suçolduğu ve dolayısıyla tutsaklarınfaaliyetleri ile “terörü finanseettikleri” ve destekledikleri iddiasıişlendi.Bunca demokratik ve yasalfaaliyetin 'terör' eylemi olduğu iddialarınıda öncelikli olarak Türkiyefaşizminin gönderdiği belgeleredayandırdılar.Dava sekiz ay sürdü. Ortalama70 duruşma yapıldı. Duruşmalarsürerken aynı nitelikteki bir davaStammheim'da sürdürülen ve yineTürkiyeli devrimcilerin yargılandığıbir başka dava sona erdi. Oradakibelgeler bu mahkemede delilsayıldı. Bu nedenle tanık olarakbelirlenenler dahi dinlenmedi.Daha başından tutsaklara vereceklericezaların net olduğumahkeme heyetinin her sözünden,yaklaşımından ortaya çıkıyordu.Dava sadece birkaç hukuksalprosedürün tamamlanması içinsürdürüldü adeta.Savunma hakkı engellenmiştir!Mahkeme heyeti savcılığın tutsaklarhakkındaki iddiasınıgüçlendirmek için her tür olanağıdeğerlendirirken, tutsakların savunmalarınıhazırlamaları önünde birçok engel yaratıldı.Tutsakların savunmaları içindışarıdan istedikleri bilgi ve belgelereçoğunlukla el konuldu, tutsaklarakarşı delil olarak dosyayageçirildi. Bunlar da “tutsaklar zatenörgüt üyesi, gönderilenler de örgütseldökümanlar” dayanağıyladesteklenmeye çalışıldı.Tutsakların mektupları dahiörgüt üyeliği delili haline getirildi.Bu öylesine büyük bir düşmanlıktıtutsaklara karşı.Ama bunun yanında tutsaklarınsavunma için istedikleri dökümanlarınellerine geçmesi aylarcazaman aldı. Bu da sağlıklı savunmayapmalarını engellemeye yönelikti.Duruşmalarda tutsaklar camlıbölmeye konularak, avukatları ileilişkileri engellendi.4 9İDDİAMIZI, SAVAŞIMIZI UMUDU BÜYÜTELİM !


Tutsakların birbirleriyle ilişkilerini engellemek için aralarınagardiyanları yerleştirdiler.Tutsaklara mikrofon verilmedi,davaya müdahil olmaları engellendi.İşte bu gelişmelerin ardındankarar verdiler.Türkiye faşizmi devrimcilerinağır cezalara çarptırılmalarınıistiyorMahkemeler Türkiye faşizmi ileişbirliği yaptı. Avukatlar ülkedekiişkenceleri, darbeleri, kayıplarımahkemede dile getirmeyebaşladıkları anda hem savcılık hemde hakim tarafından doğrudan susturulmayaçalışıldı.“Türkiye demokratiktir, hukukdevletidir. İşkenceyi anlatarak biziyönlendirmeye çalışıyorsunuz.Bize İçişleri ve Dışişleri bakanlığımızınsöylediği hukuk devletiolduğudur. Sizin iddialarınız yersizdir”diyerek avukatların savunmalarınıengellediler.“Bize işkenceleri anlatmayınkafamız karışır” diyebilenBreitling isimli bir mahkemebaşkanının nasıl karar vereceği deaçıktı. Türkiye'deki işkenceci polislerinkaynak bile belirtme ihtiyacıduymadan gönderdikleri bilgileri,belge olarak kabullenmişlerdir.Mahkemenin değişik aşamalarında,savcılığın kullandığıbelgelerin çoğunun Türkiye'dekifaşist işkenceci polisler tarafındanhazırlandığı ispatlanmıştı. Örneğinülkeden gelen belge adı altındakiyazılar, sadece Almanca tercümeAlman emperyalizmininyargısı kararında;Anadolu Federasyonu kurucubaşkanı Nurhan Erdem’e 7 yıl 9ay,Anadolu Federasyonu eskibaşkanı Cengiz Oban’a 6 yıl,Anadolu Federasyonu üyesiAhmet İstanbullu’ya 3 yıl 9 ayhapis cezası verdi.edilmiş belgelerdi.Mahkeme kararı deniliyor amabunun Türkçe kopyası bile kullanılmıyor.Hangi mahkemeninkararı olduğu bile belirtilmiyor.Böylesi bir kararın olup olmadığı daşüphelidir. Öte yandan yineTürkiye'den kullanmaya çalıştıklarıbir mahkemenin kararında, sanıklarınifadelerinin işkence ile alındığıispatlanmasına rağmen; Düsseldorfmahkemesi bunu delil olarak kabuletmiştir.Gerekçe olarak da “Bize bu belgeleriİstanbul'daki BKA istasyonşefi gönderdi, madem ki göndermiştiro zaman doğrudur” demiştir.Avukatların 'Peki ama bu belgelerinişkence ile alındığı ortada değil mi?'sorusuna yönelik olarak da 'Orasıbizi ilgilendirmez, o Türkiye'nin içhukuku ile ilgilidir' tarzında cevaplarverilebilmiştir.Hiçbir saldırı tutsaklarındüşüncelerini savunmalarınıengelleyemediTüm bu engellemeler, saldırılartutsakların duruşmalar boyuncamorallerini bozamadı. Hemdüşüncelerini savundular, hem desavcılığın saldırılarına cevap verdiler.Avrupa'da ırkçılığa karşıAnadolu göçmenlerinin mücadelesininve yine Türkiye faşizminekarşı sürdürülen mücadeleninmeşruluğunu, haklılığını sonunakadar savundular. Devrimci olduklarındangurur duyduklarını duruşmanınher aşamasında ifade ettiler.Alman emperyalizminin yargısıTürkiye faşizmi ile işbirliği içindedavayı yürüttü. Tutsaklar bu işbirliğinikonuşmalarında teşhir ettiler.Alman yargısı acınacak haldeydiaslında. Ellerinde somut belge,kanıt olmamasına karşın tutsaklarıaylarca faşizmin sahte belgeleri ilesuçladılar.Tutsakların Yürüyüş dergisidağıtımı yapmakla aslında DHKP-C propagandası yaptıklarını, bununda Alman kamuoyu içinde huzursuzluğayol açtığını, bu nedenle deKarar duruşmasından;Tutsakları sahiplenenAnadoluFederasyonu üyeleri, dostları, veaileleleri iki saat süren mahkemesonunda, salonda "DevrimciTutsaklar onurumuzdur" , "TümPolitik Tutsaklara Özgürlük,""Kahrolsun Faşizm YasasınMücadelemiz" sloganlarını atarak,kararı protesto ettiler.Anadolu Federasyonu başkanıLatife Adıgüzel, “kararın hukuksaldeğil, politik bir karar olduğunu”, “kararın düşünce özgürlüğünebir saldırı olduğunu” belirtti.Konuşmasını, haksızlıklara karşıörgütlü mücadele edilmesiçağrısıyla bitirdi. Kitle, mahkemedensloganlarla ayrıldı.işledikleri suçların hem 129-a, hemde 129-b'ye tekabül ettiğini ıspatlamayaçalıştılar aylar boyu.Asıl olarak bu davanın açılmasıve verilen karar ile Almanemperyalizmi devrimci düşüncelereve devrimcilere olan düşmanlığınıgöstermiştir.Mahkemenin yargıcı hemendavanın başlangıcında verilen aradakendi çevresindeki bazı hakimlere;“Emekli olmadan önce, birDHKP-C davası nasıl yürütülürherkese göstereceğim” diyenmahkeme başkanı Breitling, aslındanasıl karar verileceğini de baştanitiraf etmişti.Breitling'in bu itirafı aslında bumahkemeyi kendi hukuklarınındeğil, faşizmin hukukununbelirleyeceğinin de göstergesiolmuştur.Bu dava emperyalizmin devrimcidüşmanlığının, düşüncelerüzerindeki yasakçılığının, en temeldemokratik haklara bile düşmanolduğunun göstergesi oldu.Bu dava Avrupa burjuvademokrasilerinin hak ve özgürlüklerinsınırlarının emperyalist vefaşist iktidarların çıkarlarıyla sınırlıolduğunun, bu sınırların ancakbedellerle genişletilebileceğinin degöstergesi oldu.Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010GELECEK DEVRİM VE SOSYALİZMİNDİR!5 0


değinmeleryeniLayığınızzıkkımdır!24 ayar altını yiyorlar!ÇizgiyleSöz"Bir devrimden daha önemli birşey yoktur. İnsanlığın diyalektikgerçeği budur. Emperyalizme karşısadece sosyalizm durmaktadır.”CastroBu başlığın altındaki haber aynenşöyle:“5 yıldızlı bir otel, müşterilerine24 ayar safaltınla bezenmişyemekservisi yapmaya başladı.” (21 AralıkVatan)Tek bir şey diyoruz:Zıkkımın kökünü yiyin!(Genç okurlarımız için yazıyoruz:Zıkkım, zehir demektir.)*21 Aralık’ta Kastamonu,Tekirdağ, Çorum, Bursa ve Yalova’dasobadan sızan karbonmonoksit gazındanzehirlenen 10 kişi öldü.Ucuz ölüm, hatta bedava ölüm...Fethullah’ın Zaman gazetesi, 10kişinin ölümünü “Uyarılar işeyaramadı, gaz zehirlenmelerindenbir günde 10 kişi öldü” diye verdi.Bütün suç yoksul halktaydı zaten.Uyarıları dinleseler ölmezlerdi!Belki de 10 kişinin ölümü o yoksullarFethullahçı olmadığı için ilahibir ikazdı.Hani hatırlayacaksınız, 17Ağustos 1999’daki depremi, islamcılar,açık saçık giyinmeye karşı ilahibir ikaz olarak değerlendirmiş ve bazıgruplar “depremin, (ilahi ikazın) dahaşiddetli olmasını isteyerek, “7.4 yetmez!”diye döviz taşımışlardı.Aslında Zaman da pekala şumanşetle çıkabilirdi:“10 kişi yetmez!”*Faşizmin tahammülüBDP’nin Kürtçe’yi daha yaygınkonuşma kararı üzerine bu aralar“demokratlığı” kimseye bırakmayanYeni Şafak, şu başlığı atmış:“BDP tahammül sınırını zorluyor”Hem İslamcı, hem faşist iktidarborazanlarının demokratlığı daburaya kadar...


AKP’nin VesikasıBiliyor muydunuz? Ülkemizde halen 15 bin vesikalıhayat kadını varmış.Ve biliyor musunuz? Geçen hafta mecliste verilen bilgiyegöre, vesika için 30 bin de başvuru varmış...30 bin kadın, bedenini satmak için sırada...Neden, nasıl, niçin...O vesikalar, aslında fuhuşa sürüklenen kadınlarındeğil, AKP’nin vesikasıdır.AKP’nin ahlaksızlığın, fuhuşun teşvikçisi olduğununvesikası...AKP, 30 BİN kadınımızı düpedüz fuhuşa sürüklüyor!Halkımız kadınları kötü yola düşürenlere ne der?Herkes bilir!Aydının adını kirletenlerBugünlerde iki tip aydını hemen ayırdedebilirsiniz.Genelkurmay aydınlarıAKP aydınları..Eskiden her fırsatta laiklik diye ayağa fırlayan bir“aydın” grup vardı. Şimdi her fırsatta“demokratlık” adına ayağa fırlayan birbaşka grup türedi..Kürtçe dilin konuşulmsı konusundagenelkurmay tehdit açıklaması yapıncaikinci grup aydınlar Genelkurmaya karşısert bir bildiri yayınlayın, demokrasi dersiverip generalleri susturdular.Fakat gelin görün ki, birgün sonra AKP’nin Kürtdiline karşı açıklamalarıbaşladı. Genelkurmayı sertliktegeride bırakan açıklamalardıbunlar.LBbir gün önce genelkurmayısusturan aydınlar, budefa kendileri sus pus oldular.AKP’ye de demokratlıkdersi verecek değillerdi.Çünkü öyle bir ders vermeyekalkarlarsa, so zamanlardabolca nasiplendikleri değirmeninsuyu kesilirdi...Kafesli riya!Hayvanların kafeslere kapatılmasınıprotesto etmiş sanatçılar..Galatasaray’da..Protestoya katılanlardan biri de AjdaPekkan.Kısa bir süre önce, aynı yerdeTAYAD’lılara rastlamıştı orada vearkasına bakmadan kaçmıştı. OysaTAYAD’lılar da insanların kafeslerekapatılmaması için eylemdeydiler.Hem düzenin, hem hayvanseverlerin“Hayvanseverlik” riyakarlığı burada..Sonuç: İnsana sahip çıkmaya cesaretedemeyenlerin hayvan sevgisisahtekarlıktır.NASIL BİR YAŞAM?NASIL BİR YAŞAM?Mahallemize ve Mahallemizininsanına sahip çıkalım“Bizim mahallenin çocuğu”,“bizim mahallenin insanı” der sahipçıkılırdı. Bir aile nasıl görülürse,komşu da, mahalle de öylegörülürdü. Komşuluk da, mahallelilikde halkımızın çok eski vebüyük bir güvene dayalı kültürüdür.Bir mahallede insanlar kendi evi gibisahip çıkardı komşusunun evine de.Fakat, kapitalist kültür halkın birbirinebu denli sıkı sıkıya bağlıolmasını, birbirini sahiplenmesiniistemiyor. İstiyorlar ki, birbirimiziyiyelim. Onun için burjuvazi polisiönce kültürümüze saldırıyor. Halkınkendi arasındaki yüzyıllar, bin yıllariçinde oluşmuş değerlerini çürütüyor.Halkın kendi arasındaki yardımlaşmasını,dayanışmasını yok ediyor.Özellikle apartman dairelerindeyaşayan insanların kapı komşusunutanımadığı bir gerçek. Bu düzeninsanları kendine, komşusuna,mahallesine yabancılaştırıyor.Devamında bireycilk, bencillik,uyuşturucu, fuhuş, alkol, hırsızlık vebenzeri her türlü yozlaşmanın yayılmasıkaçınılmazdır.Devlet, yoksul halkın yaşadığımahallelerde çok sistemli bir şekildeyozlaştırma faaliyeti sürdürüyor.Yoksul halkın öfkesini, kinini düzeneyönelmeden, yozlaşmanın içine itereketkisizleştirmek istiyor. Devlet bununiçin çok özel çaba sarfediyor.Diyebiliriz ki, polisin mahallelerimizdekien temel faaliyeti budur.Devrimcilerin uyuşturucuya,fuhuşa, hırsızlığa karşı mücadelesinekarşı polisin saldırıları boşuna değil.Devrimcilerin yozlaşmaya karşımücadelesini, önündeki en büyükengel olarak görüyor.Bu konuda tüm mahalle halkıolarak, devletin mahallelerimiziyozlaştırmasına karşı birlik olupmücadele etmeliyiz. Mahallelerdepisliklerini bizim çocuklarımızabulaştırıyorlar. Bizim insanlarımızızehirliyorlar. Polis doğrudan kendisisatmıyor mahallelerimizde uyuşturucuyu.Onu da bizim çocuklarımıza,komşumuzun, mahallemizininsanlarına sattırıyorlar. Polisinyozlaştı rarak mahallemizi kirletmesiniengelleyelim... Uyuşturucu müptelası olan gencimiz de bizimgenci mizdir. Düşman onu uyuşturucumüptelası yaparak bizdenkopartıp bize karşı kullanıyor. Bizgencimize sahip çıkıp onu kokuşmuş,çürümüş düzenin karşısına dikmeliyiz.Uyuşturucuya karşımücadele eden gençlerimize polissaldırdığında onlara sahip çıkmalıyız.Komşu, yanıbaşındaki evdepolis terör estirirken, bana ne diyemez,dememelidir. Komşulukhakkıyla müdahale etmelidir. Semtiyozlaşmaya karşı savunan insanlarıda, mahalleli polis karşısında savunmalıdır.Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010GELECEK DEVRİM VE SOSYALİZMİNDİR!5 2


“ANADOLU’NUN KAYIPŞARKILARI”NA DAİR...Halkın şarkıları emeğinden süzülen, yüreğinden dökülendir.“Beşikler vermişim Nuh’a” diyebaşlayan “Anadolu” şiirinde sorarAhmed Arif: “Anadolu’yum bentanıyor musun?” diye.İşte bu soruya, ele aldığıkonudan hareketle, cevap vermeyeçalışan bir filmdir ‘Anadolu’nunKayıp Şarkıları’.Adından da anlaşılacağı gibi, bubelgesel filmin konusu, “Anadoluuygarlıklarının çocukları”nın yaratıpbugünlere taşıdığı müzikal kültürbirikimidir. Ki Anadolu’nun ezginve emekçi insanlarının ne kadarzengin bir müzikal kültüre sahipolduğunu, gerçeğin olanca çarpıcılığıylasomutluyor ‘Anadolu’nunKayıp Şarkıları’.Anadolu’ya müziğin penceresindenbakarak, kamerasını Anadolukültürünün görkemine çevirmişyönetmen Nezih Ünen. İyi de yapmışve böylece, bu görkemli kültürede ışık tutulmuş.ANADOLU UYGARLIKLARI-NIN ÇOCUKLARI...Anadolu’nun Kayıp Şarkıları,tüm yozlaştırma, yok sayma ve yoketme politikalarına rağmen, değişikmilliyet, din ve mezheplerdenAnadolu emekçilerinin kültürelzenginliklerini, müziklerini,geleneklerini, folklorlarını, inatlabugüne taşıdığını gösteriyor.Yönetmen Nezih Ünen filmini“Anadolu uygarlıklarının çocuklarına”adamış.Uygarlık, hem doğanın zorluğunahem de haramilerin zorbalığınaboyun eğmemektir. İnsanlık, o zorluğave zorbalığa boyun eğmediğiiçin var olabilmiştir.İşte bu varoluşun şarkısını dayaratarak emeğini, yaşam sevincini,hasretini, sevdasını, kederini, kavgasınıdile getirip hayatıgüzellemiştir Anadoluemekçileri. Film boyuncada o güzelliğe tanık oluyoruz.İşte bu yüzden, Anadolu’nunKayıp Şarkıları’nı izlemeyenlermutlaka izlemeli.“YETMİŞ İKİ DİLBİZDEDİR”Anadolu’nun görkemli birkültürel birikimi vardır. Hititler’denberi buralarda olanlar ve her gelen,geçen, kalan, bu toprakların kültürelşekillenişine kendisinden bir şeylerkatmıştır.Coğrafi, tarihsel ve kültürel birköprü olma özelliği nedeniyle,Anadolu hiçbir zaman tektipleşmemiştir.Kültürel zenginliğinin temelindede bu vardır. Anadolu’nun işte buyanının müzikal güzelliğini olancasahiciliğiyle gösteriyor Anadolu’nunKayıp Şarkıları.Değişik dillerde ama aynıemeğin, sevdanın, kavganın veşarkısını söylüyor Anadolu. Can-ıgönülden ve bu toprakların insanıolma bilinciyle dinleyince, değişikdillerde söylenenin aslında aynışarkı olduğunu anlıyorsunuz.Anadolu’nun şarkısıdır bu. VeHozatlı ozanın dediği gibi, “yetmişiki dil bizdedir.”Geçmişten bugüne, Anadolu’yatek tipleşmenin betonu çokdökülmüştür.O betonun altında farklı diller,kültürler, inançlar gömülmek istenmiştir.Ama asla tutmamıştır obeton. Bunun nedeni temelindekitoprağın çok kültürlü oluşudur. İştebu zenginliği somutluyor bu film...“FERMAN PADİŞAHINSA..”Anadolu’nun Kayıp Şarkıları,türküleri yapanların yasaları yapanlardanher zaman daha güçlüolduğu gerçekliğini de somutluyor.Öyle ki, o şarkıların ilk kezsöylendiği günlerde geçerli olanyasalar, tarihin çöplüğüneatılmışken, bu şarkılar yüzlerceyıldır dilden dile geçerek yaşamayıbaşarmıştır.Dadaloğlu’nun “Ferman padişahınsa,dağlar bizimdir” dediği Avşarbozlağından bu yana, kaç ferman,kaç yasa, kaç padişah değişmiştirkimbilir ama Dadal’ın o isyankarsesi dalgalanıyor hala Anadolu’nunbağrında....SANAT HAYATI TAKLİTEDER...Filmin bir yerinde emeğin,emekçiliğin kendine has müziğineayna tutulur. Görsel ve mizikal birşölen sunulur böylece. Demirciustalarının korlanmış demiri örs veçekiç arasında dövmelerinin ritmiylebaşlayan bu bölüm, emeğinezgisiyle sürer. Ve giderek, emeğinresitaline dönüşen bu bölümde,“sanat hayatı taklit eder” gerçekliğinetanık oluruz.Demircilerin ritmine bir deredeçamaşır yıkayan kadınların seslerikarışır. Çay kesenlerin makas seslerinebuğday biçenlerin sesleri eklenir.Ve suyun o görkemli sesine katılırdeğirmenin melodisi.Emekçiler, tüm bunları işler, dinlerve kendi sesini de katar bu doğalorkestranın müziğine. Ve böylece,müzik ve emek arasındaki ilişkiSayı: 24Yürüyü26 Ara20GELECEK DEVRİM VE SOSYALİZMİNDİR!5 3


Sayı: 248Yürüyüş26 Aralık2010hakkında görsel ve müzikal bir dersverir Anadolu’nun Kayıp Şarkıları...“ANADOLU HEPİMİZİN...”Mardin Süryanileri’nden NasraAna’nın bez örtülere resim yapmasınıda izleriz bu filmde. Bu arada,gösterdiği siyah beyaz fotoğraflarüzerinden köklerini anlatan NasraAna’nın sözleri Anadolu’ya alınteridöken bu toprakların insanlarınınvatanseverliğini de somutlar.Amerika’dan İsveç’e kadar birçokyere gittiğini ama vatanı olan butopraklara dönmeden duramadığınıanlatır Nasra Ana.Ve Ani Hanım’ın söylediği hasretşarkısı o denli içli o denli içtensoruyor ki sorusunu: “Turnam bizimmemleketten haber var mı?”Ermeni ozan Gomitas’ınderlediği bu şarkının ardından AniHanım’ın kurduğu “Biz yabancıdeğiliz. Aslımız burası. Hepimizinkökeni Anadolu” cümlesi,Anadolu’nun kayıp şarkılarının nasıl“kayıp” edildiğini de hatırlatır biryanıyla.Ve filmin bir yerindeKaracaoğlan türküsünü söyleyenDenizlili dokumacı ihtiyar, bir hayatbilgisi ve halkların kardeşliği dersiverir o ezginin sesiyle: “Anadolu hepimizinAnadolu’su, vatan hepimizinvatanı, hepiniz sağolun...”EĞLENMEK NEDİR?Anadolu’nun emekçi insanınınbin yıllardan süzülüp gelenkültüründe, esas olarak, eğlenmekiçin para ödemek yoktur. Eğlenmekve neşe, ticareti yapılabilir, paraylaalınıp satılabilecek bir meta değildirçünkü.Fındık ayıklarken birbirinedeğen omuzlar, horon olur. BingöllüKürt çobanın başına gelen, halayolur. Emekçinin yaşam sevinci deişte böyle somutlanır. Bunun içinpara ödemek gerekmez...ANADOLU’YU TANIMAK...Ve Rize’nin yaylalarındabaşlayan ezgi Artvin’in Macahel’ineulaşır. Düzce’deki Çerkesler’in dansınaMidyatlı dengbejlerin sesikarışır. “Bu dergah umut dergahı”diyen Mevlana’nın ezgisine Tokat’ınsemahının sesi eşlik eder. Rumcasöylenen aşk şarkısı ile UrfalıKani’den söylenen gazel aynı aşkateşini taşır. Ki bütün bunların aynıkültürel birikimin parçası olduğukavrandıkça anlaşılır Anadolu. Ve“Anadolu’nun Kayıp Şarkıları” bubütünlüğü göstererek, “Anadolu iştebu kültürün adıdır” demektedir.İŞ VE MÜZİK...Antakyalı ipekçilik ustasınınsöylediği şarkı, tezgahı şahsındaemeği, emekçiliği yücelten birezgidir. “Dünyada eşin yoktur tezgahım”diyen Arapça ezgi, bu yanıylayerel olduğu kadar evrensel birözellik de barındırıyor.İş ile müziğin buluştuğu birdiğer örnek, Diyarbakır’da pamuktarlasında çalışan mevsimlik işçilerinsöylediği şarkıdır. Emekçilerinmüziğidir orada en yalın haliyleüretilen. Ve bakın ne diyor o işçiler:“İşçiler para ister / Patronlar sopaister”...Sınıfsal çelişkinin ifadesi değilmidir bu? Öyledir ve mevsimlikişçiler, ekonomi-politiğin kitabınıdeğil ama şarkısını yazarlar böylece.SAF, SADE, BİLGE...‘Anadolu’nun Kayıp Şarkıları’nıizleyenler, Sovyet aydını A.Jdanov’un şu sözlerininAnadolu’daki somutlanmış halinede tanık olacaklardır:“... Halk türküleri, hiçbir şekildetek tek bireylerin yaratıcılığının eserideğil, bütün halkın, yapay müziğinbütün seslerinden arınmış olanbesteleridir. Bu çiçekler, kendiliklerindentoprağı yararak gün ışığınaçıkarlar ve en ufak bir yazarlık ya dabestecilik hakkı talep etmeden serpilipgelişirler. Bu yüzden de kültürlü bestecilerinlimonlukta yetişen çiçekleriandıran eserlerine hiç mi hiç benzemezler...” (Edebiyat Müzik FelsefeÜzerine, syf: 55)Benzemezler, çünkü halk türküleriticaret amacıyla ya da şöhret içinüretilmezler. Bu eserleri üretenlerinpara kazanmak diye bir amacı yoktur.Bu şarkılar yalnızca, dert ve sevinç,hasret ve sevda ve hayat denilenkavganın türlü hallerini paylaşmakiçin halk tarafından üretilmiştir...Anadolu’nun Kayıp Şarkıları’ndasadeliğin bilgeliğine ve Anadolu’nun yaratıcı dehasına tanık oluruz.Halkın şarkıları zengin vegüçlüdür. Çünkü, hayatın içindendir.Emeğinden süzülen,yüreğinden dökülendir. Ki Anadolu’nunKayıp Şarkıları da ne denlizengin ve güçlü bir müzikal kültüresahip olduğumuzu göstermektedir.İ. Z. Eyüpoğlu da bir yazısındabu zenginliğe işaret ederek,Anadolu insanına “ozan insan”demektedir:“...Bambaşka bir alınyazısı vardırAnadolu’nun. Toprağının çoraklığını,insanın çağlar boyunca sürüp gidenöksüzlüğünü, kimsesizliğini türkülerle,yaratmalarla, yüreğinin derinliğindenkopup gelen şiirleşenbuluşlarla dile getirmek, kendi varlığınıöylesine bir yolla ortaya koymakister gibidir. ... Şiirin girmediği bir yeryoktur Anadolu’da. Çorabını şiirleörer, yaşmağını şiirle oyalar, kilimini,cecimini, halısını, heybesini, atınınkolanını, polanını, eyerini şiirle süsler;Bu nedenle “ozan insan” denmeliAnadolu insanına...” (Türküler-YeniUfuklar. Temmuz 1976)Anadolu’nun Kayıp şarkıları, işteo Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkez,Gürcü, Rum, Yezidi, Süryani,Ermeni... ozan insanların yarattığıkültürel zenginliği anlatmaktadır. Vebu belgesel film mutlaka izlenmelidir.SONUÇ YERİNE...Nezih Ünen filmini, AnadoluUygarlıklarının Çocukları’na adamış.Biz de bu toprağın umutluçocukları olarak, bu çalışmasınedeniyle Nezih Ünen ve emeğigeçen arkadaşlarına teşekkür ediyoruz.5 4İDDİAMIZI, SAVAŞIMIZI UMUDU BÜYÜTELİM !

More magazines by this user
Similar magazines