Kuran_Isiginda_Tarikatciliga_Bakis

ateizmvedin

Kuran_Isiginda_Tarikatciliga_Bakis

ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEduygu yüklü olmaları sebebiyle vazgeçilmiştir.Birinci baskı "Kur'an Işığında Tarikatçılık"adıyla çıkmıştı. Bu ad kitabın içini tam yansıtmadığındanikinci baskıda adı "Kur'an Işığında TarikatçılığaBakış" diye değiştirilmiştir.Bu kitap yararlı olmuştur. Konunun sırf ayetlerleanlatılması kitaba olan güveni artırmıştır.Kalıcı etki yapması da bundandır.Cennete giden yol açıktır, cehenneme gidenyol da açıktır. Allah'ın tanıdığı cehenneme gitmehürriyeti engellenemez. Bizim yaptığımız sadeceduygularının esiri olmadan aklını çalıştıranlarıKur'an ile uyarmak ve öğüt vermektir.Yüce Rabbim'den başarı niyaz ederim.Prof.Dr.Abdulaziz BAYINDIR7


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞ8


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEİÇİNDEKİLERÖNSÖZ........................................................................ 111 ­ TASAVVUF ............................................................. 112 ­ ÖLÜDEN YARDIM İSTEME ...................................... 123 ­ ARACILIK (VESİLE VE TEVESSÜL).......................... 224­ HER MÜSLÜMAN EVLİYADIR .................................. 275­ EVLİYANIN YARDIMI............................................. 316­ ŞEYHİN MANEVİ YARDIMI (HİMMETİ) ................... 327­ YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE DUA ................................. 348­ OLAĞANÜSTÜ YOLLARLA YARDIM .......................... 35A­ OLAĞANÜSTÜ GÜCÜN KAYNAĞI............................... 43B­RUHÂNÎLERİN HAYATI............................................ 47C­ ÖLÜM VE UYKU...................................................... 499­ MÜSLÜMANLARI BATIRAN ŞİRK ............................. 5210­ ŞEHİTLERİN SAVAŞMASI...................................... 7411­ GÖRÜNMEZ ERENLER............................................ 7712­ YÜCE VE ALÇAK (SÜFLÎ) RUHLAR ......................... 8113­ KUR'AN'DA ALLAH'IN ELÇİLERİ ............................ 83A­ GÖREVLERİ .......................................................... 84B­ ELÇİNİN YETKİSİZ OLDUĞU DURUMLAR:................... 8514­ BİLİNMEZİ (GAYBI) BİLME.................................. 8715­ ŞEYHLERE VAHİY ................................................. 9916­PEYGAMBERE MİRASÇI OLMA.............................. 10017­ MUCİZE .............................................................. 10218­ KERÂMET............................................................ 10319­ İSTİDRÂC .......................................................... 10720­ GİZLİ İLİMLER ................................................... 109(İLM­İ LEDÜN ­ İLM­İ BÂTIN)................................... 1099


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞ21­ KEŞF (PERDELERİN AÇILMASI) .......................... 11622­ SEZGİ (FERASET) ............................................... 11823­ İLHAM ................................................................ 122A­ İSYANKARLIĞI İLHAM.......................................... 123B­ TAKVÂYI İLHAM .................................................. 12624­ ŞEFAAT............................................................... 128A­ŞEYHİN MÜRİDİ SAVUNMASI ................................. 131B­ MÜRİDİ ALLAH'A TAKDİM..................................... 13325 ­ RABITA ............................................................. 13426­ İBADET............................................................... 140A­ ŞİRK ................................................................. 145B­ İSTİÂNE ............................................................ 14827­ ALLAH’IN GÖZÜKMESİ (TECELLİ) ....................... 15028­ GİYİM KUŞAM..................................................... 15429­ ŞEYH ÖĞRETMEN OLMALI................................... 15530­ İSLAM'IN YAYILIŞI ............................................ 15631­ HADİS­İ ŞERİFLER ............................................. 15732­ MEZHEPLER ........................................................ 16233­İÇTİHAT .............................................................. 16434­ KUR'AN'A DÖNMEK ............................................. 169A­ MUCİZE ............................................................. 170B­ HZ. MUHAMMED'İN MUCİZESİ ............................... 175C­ HER MÜMİN ALLAH'IN ELÇİSİ'NE VARİSTİR ............ 176D­ ZİKİR................................................................ 178E­ MEDRESE EĞİTİMİ............................................... 181SONUÇ...................................................................... 194AYETLER İNDEXİ.......................................................196KARMA İNDEX...........................................................20010


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞME1 ­ TASAVVUF*MÜRİT­ Her şeyden önce şunu öğrenelim. Sentasavvufu kabul ediyor musun, etmiyor musun?BAYINDIR­ Sizce tasavvuf nedir?MÜRİT­ Bizim tasavvuf anlayışımızı sana okuyayım.İmam Rabbanî Hazretleri Mektûbât’ındaşöyle buyurur:“Şunu bil ki, şeriatın üç bölümü vardır; ilim,amel ve ihlas. Bu üç bölümün hepsi gerçekleşmedikçeşeriat gerçekleşmez. Şeriat gerçekleştimi, Allah Teâlâ’nın rızası kazanılmış olur. Bu rıza,dünya ve ahiret mutluluklarının tamamından üstündür.“Allah’ın bir rızası her şeyden büyüktür.”(Tevbe 9/72) Şeriat, dünya ve ahiretin tümmutluluklarını garantilemiştir. Şeriatın ötesindeihtiyaç karşılayacak bir istek kalmaz.Tarikat ve hakikat ki, sufiler bunlarla öne çıkmışlardır,üçüncü bölümü oluşturan ihlası olgunlaştırmahususunda şeriatın emrindedirler. Bu ikişeyden her birinin gayesi şeriatı mükemmelleştirmektir.Şeriatın ötesinde bir şey yoktur 2 .”BAYINDIR­ Ama sizin yaptıklarınız buna uymuyor.MÜRİT­ Bizim ona aykırı bir şeyimiz yoktur.* ­ Bu bölümdeki görüşler Mahmut USTAOSMANOĞLU (MahmutEfendi) ve ekibi ile yaptığımız görüşmede dile getirilmiştir.2 ­ İmam Rabbânî, Mektûbât, (Arapça) 36. Mektup, c. I, s.50.11


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞBAYINDIR ­ Biz, aslında sizin, sadece Kur'an'aaçıkça aykırı şeylerinize karşı çıkıyoruz. BunlarHanefî, Şafiî, Mâlikî, Eş‘ârî, Maturîdî gibi bir mezhebeaykırı olsa, gözümüzde büyütmeyiz.Mütevâtir olmayan hadislere 3 aykırı bulsak üzerindebu kadar durmayız. Siz Kur‘an’ın açık ifadelerineaykırı şeyler yapıyorsunuz. Buna sesçıkarmazsak Allah’a hesap veremeyiz.2 ­ ÖLÜDEN YARDIM İSTEME *MÜRİT­ Şu hadisi kabul etmediğini söylemişsin:“İşlerinizde ne yapacağınızı şaşırdığınızda kabirlerdekiölülerden yardım isteyiniz 4 .”Bunun nesine karşı çıkıyorsun? Kabirlerdekiölüden yardım istemek ondan ibret almak demektir.BAYINDIR ­ Öyleyse neden ölülerden ibret a­lın, denmiyor da onlardan yardım isteyin deniyor?Hadis diye uydurulmuş o sözün Arapça’sındaistiânede bulunun emri geçer. Halbuki ‏”إستعينوا“‏Fatiha suresinde "Yalnız senden istiânede bulunuruz."yani yardım isteriz anlamında “iyyâke3 ­ Mütevâtir hadis, yalan söylemek için bir araya gelmeleridüşünülemeyecek topluluklar zinciri ile bize ulaşan hadistir. Ohadisin Peygamberimize ait olduğunda kuşku olmaz.* ­ Bu bölümdeki iddialar Mahmut USTAOSMANOĞLU (MahmutEfendi) ve ekibi ile yaptığımız görüşmede ortaya atılmıştır.4 ­ Mahmut USTAOSMANOĞLU (Mahmut Efendi) başkanlığındabir heyet, Ruhu'l­Furkan Tefsiri, İstanbul 1992, c. II, s.82.12


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEnestaîn” إياك نستعين âyeti vardır. Bu âyet, yardımıtek bir yerden, yani yalnız Allah’tan istememiziemreder. Hadis dediğiniz yukarıdaki sözle buâyet açıkça çatışmıyor mu?Fatiha'yı her namazda okuyup bu anlamı hepzihnimizde diri tutmamızın bir sebebi yok mudur?Yukarıdaki sözü Hz. Muhammed sallallahu a­leyhi ve sellem söyledi diye iftira edenlerin yanındayer almak size ağır gelmiyor mu? Hiç düşünmezmisiniz, temel görevi Kur'an'ı anlatmakolan Hz. Muhammed'in Kur'an'a aykırı bir sözüolur mu? Sonra bu sözü ondan duyan yok. Onunlabirlikte ya da ondan sonra yaşayanlardan böylebir söz söylemiş olan yok. Bunu nakletmiş sahihbir hadis kitabı da yok. Bunların hiç biri yok.Bunu size duyuralı çok oldu ama bu konudasiz de bir şey bulamadınız. Çünkü olmayan şeybulunamaz.MÜRİT­ Aclûnî'nin Keşf'ül­Hafâ adlı kitabındavar ya. Onun kitabında olması bizim için yeterlidir.Aclûnî büyük bir hadis alimidir. O da İbn­iKemâl'in el­Erbaîn'inden almış.BAYINDIR­ Aclûnî o kitabı, halk arasında hadisdiye bilinen sözlerin doğrusu ile asılsız olanınıayırmak için yazmıştır. Bu sebeple o kitapta çoksayıda uydurma hadis vardır. Aclûnî, kitabınınbaşında Hafız ibn­i Hacer'in şu sözünü nakleder:"Aslı olmayan hadisi kim naklederseBuhârî'nin rivayet ettiği, Muhammed sallallahualeyhi ve sellemin şu sözünün kapsamına girer:13


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞ"Kim benden söylemediğim bir şeyi nakledersecehennemde oturacağı yere hazırlansın 5 ".Aclûnî, kitabına aldığı hadislerin kaynaklarınıverir. Bu sözle ilgili olarak sadece "İbn­i KemalPaşa'nın el­Erbaîn'inde böyle geçmiştir." der.İbn­i Kemal'in el­Erbaîn'ine baktığımızda da hadisdiye söylediği o söz için hiçbir kaynak göstermediğinigörürüz 6 . Yavuz Sultan Selim'in Şeyhülislam'ıİbn­i Kemâl, Hz. Peygamberi görmüşolamayacağına göre, aslı astarı olmayan bu sözehadis diyenlerin "cehennemde oturacakları yerehazırlanmaları" gerekir.MÜRİT ­ Yaşayan bir insandan yardım istemiyormuyuz? Bir veli ölünce ruhu, kınından çıkmışkılınç gibi olur 7 ve daha çok yardım yapma imkanıelde eder. Bunlar birçok tasarrufta bulunurlar.BAYINDIR ­ Yaşayan insandan yardım istemekonusuna biraz sonra geleceğiz 8 . Ama veli ölünce5 ­ İsmail b. Muhammed el­Aclûnî, Keşf'ul­hafâ, Beyrut1988/1408, c. I, s. 8.6 ­ İbn­i Kemal Paşa, el­Erbeûn, v. 360. Süleymaniye Kütüphanesi,Esad Efendi, 1694.İbn­i Kemal, Yavuz Sultan Selim'in meşhur Şeyhülislamı'dır.1469'da Tokat'ta doğmuş, 1534'te İstanbul'da ölmüştür. Peygamberimizlearasında 900 seneden fazla bir zaman varkenhiçbir kaynak göstermeden ve anlamı da Kur'an'a taban tabanazıt olan bir sözü hadis olarak önümüze sürmesi kabul edilemez.İbn­i Kemal bu eserinde , kaynak gösterme yerine, busözün hadis olduğunu ispat için hiçbir dini dayanağı olmayanfelsefi izahlara girmiştir.7 ­ Ruhu'l­Furkan, c. II, s. 67.8 ­ Bu konu, "Olağan Dışı Yollarla Yardım" bölümünde incelen­miştir.14


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEruhunun kınından çıkmış kılınç gibi olduğununKur’an’dan ve sünnetten bir dayanağı var mıdır?Hz. Muhammed de ölmüştür. Onu hatırladığımızdave kabrini ziyaret ettiğimizde ona salat ve selamgetiririz. Yani Allah’ın bereketi ve ebedi mutlulukiçinde olsun, deriz. Böylece Allah’tan, Peygamberimizeolan ikramını daha da artırmasınıisteriz. Ama hiçbir duamızda ondan bir şey istemeyiz.Çünkü o zaman Hıristiyanların Hz.İsa’ya yaptığını biz Hz. Muhammed'e yapmış oluruzki; bu, yoldan çıkmaktan başka bir şey olmaz.Ölmüş bir velinin daha çok tasarrufta bulunduğunu,yani daha çok iş çevirebildiğini ifadeettiniz. Bu konuda dayanağınız nedir?MÜRİT­ Bir veli ölünce ruhunun kınından çıkmışkılınç gibi olduğunu söyleyen büyük alimlervar.BAYINDIR ­ Ama her şeyi bilen Allah’ın Kitabıaçıkça bunun böyle olmadığını söylüyor.“Allah ölüm esnasında ruhları alır, ölmeyenlerinkinide uykuda alır. Ölümüne hükmettiğinitutar, ötekileri belli bir vakte kadarsalıverir.” (Zümer 39/42)Buna göre Allah, ölülerin ruhunu dünya ileahiret arası bir yerde, berzah aleminde tutmaktadır.Allah Teâlâ, kabirdekilerle ilgili olarak şöylebuyurur:“Dirilerle ölüler bir olmaz. Şüphesiz Allahdilediğine işittirir. Ama sen kabirdekilere bir15


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞşey işittiremezsin.” (Fatır 35/22)Hz. İsa aleyhisselamın ahirette yapacağı şukonuşmayı veren âyeti düşünmek gerekir.“ ... İçlerinde bulunduğum sürece onlarıgözetiyordum. Beni vefat ettirince artık onlarüzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Senher şeyi görüp gözetirsin.” (Mâide 5/117)Büyük Peygamber Hz. İsa ölünce ümmetindenhabersiz oluyorsa, ölen velinin ruhu nasıl kınındançıkmış kılınç gibi olabilir?Herhalde şu âyet, konuya nokta koyacaktır."Allah’ın yakınından 9 kendisine kıyâmetgününe kadar cevap veremeyecek kimseyiçağırandan daha sapık kimdir? Oysaki bunlaronların çağrısının farkında değillerdir.“(Ahqâf 46/5)Bazı meâller, âyetlerde geçen dua kelimesini9 ­ Ayette ‏(دون)‏ geçmektedir. , ‏(دون)‏ in‏'(فوق)‏ zıddıdır, en üstmertebeden beri demektir, ondan aşağıca tabir olunur. Bazıla­rı bunun ‏(دنو)‏ kelimesinin maklubu olduğunu, yani son ikiharfinin yer değiştirmesi ile oluştuğunu söylemiştir. Kelime= başka manasına da gelir. Akreb (en yakın) manasına ‏(غير)‏olur ki, zarf olur. Ona çok yakın manasına دونه)‏ ‏(هذا denir.Tercümesi, = önce manasına da olur. (Firuzabâdî, Kamus ‏(قبل)‏Mütercim Asım, Bahriye Matbaası 1305.)Türkçe’de buna, beri kelimesi karşılık olabilir. Beri veya berû,bu tarafta, yakında ve daha yakın anlamlarına gelir.(Şemseddin Sami, Kamus­i Türkî, İstanbul 1319)Buna göre ayette geçen دون االله)‏ ‏(من Allah'ın dunundan ifadesiAllah'ın en yakınından demek olur. Zaten velilere tutunanlarhep onların Allah'a çok yakın olduğuna inanmışlardır.16


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞTürkçe meal yapanların bu gibi hususlara çokdikkat etmesi gerekir.Bu mealde دون االله)"‏ ‏(من = Allah'ın dunundan"ifadesi "Allah'ı bırakıp da..." şeklinde tercümeedilmiştir. Bu, birini olağan dışı bir yolla yardımaçağıranın Allah'ı yok saydığı anlamını taşır. Halbukiböyle biri Allah'ı asla yok saymaz. Ama o,yardıma çağırdığı kişiyi, Allah'ın dostu ve kendindenüstün bilir. O kişiyi, Allah'a daha yakınsaydığı için onun aracılığı ile yaptığı duanın kabuledileceğine inanır. Ona insan üstü nitelikler vermeyeve onda, Allah'a ait özellikler görmeye başlar13 . Bu konuda Allah'ın indirdiği bir belgeyedeğil, büyüklerden duyduğu sözlere dayanır. Allah'aait sahada birilerini yetkili görmek onu okonuda Allah'a ortak saymak olur. İşte şirk budur.Yoksa hiç kimse Allah'ı yok saymaz. Bu sebeple"Allah'ın dunundan" ifadesi, "Allah'ın enyakınından veya Allah'ın berisinden" diye tercümeedilmelidir.Ateistlerin Allah'ı yok saydığı zannedilir, amaonlar da başları daralınca Allah'a sığınırlar. Bu,onların Allah'ı yok saymadıklarını gösterir.MÜRİT­ Kabirlere giderek hastalıklarına şifabulanlar var. Bunlar en güvenilir zatların ağzındananlatılıyor, ona ne diyeceksin?BAYINDIR­ Benim bir şey dememe gerek yok.13 ­ Daha fazla bilgi için Olağan Dışı Yollarla Yardım bölümündeHz. Hamza'ya yüklenen özelliklere bakınız.18


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEÇünkü ayetler bunun olamayacağını söylüyor.MÜRİT­ Bir değerli büyüğümüz bayram sohbetindeşöyle demiş:"Benim bir hemşirem (kız kardeşim) vardı,yürüyemezdi. Adana'da o zaman bulunan bütündoktorlara gittik, dışarıda hepsine gösterdik çarebulamadılar. Nihayet bize dediler ki, Toroslardabir zatın türbesi var, hastayı götürün, orada birgece durdurun. Allah'ın izniyle o zatın dua veruhaniyeti şifa vesilesi olur. Biz artık her türlütıbbî ümidimiz kesildikten sonra oraya annemlebirlikte hemşiremi sırtımızda götürdük. Geceleyinhemşirem birden bir feryat etti. Annem, acabaaklına, şuuruna bir şey mi oluyor, korkuyor mu?diye hemen yanına fırladı. Hemşirem hâlâ bağırıyordu."İyi oldum, iyi oldum, yürüyorum, amanAllah'ım" diye haykırıyordu. Biz de hayretle yanınavardık. Sabahı beklemeden oradan döndük.Sırtımızda götürdüğümüz hemşirem yürüyerekeve geldi 14 ."Bu değerli zatın sözü ve tecrübesi bizim içinönemlidir. Bu konuda sen ne diyeceksin?BAYINDIR­ Hz. Muhammed sallallahu aleyhive sellem demiyor mu ki, "İnsan ölünce ameliyani işi biter. Üç kişi bunun dışındadır. Sadaka­icâriyesi olan, yararlanılan bir ilim bırakan vekendi için dua eden salih bir evladı olan 15 ."14 ­ Ramazanoğlu Mahmut Sami, Bir Bayram Sohbeti, AltınolukMecmuası, Şubat 1997, s. 13.15 Müslim, vasiyet, 14; Ebû Davud, vesâyâ, 14; Nesaî,vesâyâ, 8.19


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞSadaka­i câriye, cami, çeşme ve köprü gibihalkın yararlandığı şeylerdir. Bunlardan insanlaryararlandıkça bu şahsın işi devam etmiş olur veonun sevabından alır.Yararlanılan ilim de sadaka­i câriye gibidir.Yaptığı bir ilmî çalışmadan insanlar yararlanıyorlarsabu şahsın işi o konuda devam ediyor demektirve bunun sevabından yararlanır. Hayırlıevlat da böyledir. Bunların hepsi hayatta ikenyaptıkları işlerin birer devamıdır. Yoksa insanölünce yapacağı bir işi kalmaz.Anlattığınız olayda "Allah'ın izniyle o zatın duave ruhaniyeti şifa vesilesi olur." diye bir söz geçti.Bu söz şu ayete ne kadar da uyuyor:"Allah’ın yakınından kendisine kıyâmetgününe kadar cevap veremeyecek kimseyiçağırandan daha sapık kimdir? Oysaki bunlaronların çağrısının farkında değillerdir.“(Ahqâf 46/5)Ölülerin dirilerden nasıl haberi olur? Bu ayetiindiren Allah, o zatın ruhaniyetini nasıl şifa verilesiyapar? İnsanların önüne dini lider diye geçenlerhiç Kur'an okumazlar mı?Her türlü tıbbî ümidin kesilmesinden sonra birölünün kabrine gidip ondan şifa beklemek akılkârı mıdır? Hiç düşünmez misiniz, dirilerin yapamadığınıölü nasıl yapar?Allah Teâlâ şöyle buyurur:“Dirilerle ölüler bir olmaz. Şüphesiz Allahdilediğine işittirir. Ama sen kabirdekilere birşey işittiremezsin.” (Fatır 35/22)20


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEAslı astarı olmayan işleri halkın değer verdiğikişilerin yapması, üstelik iyi bir şey yapmış gibitutup onu insanlara anlatması ne kötü!MÜRİT­ Ben bu zatın doğru söylediğine bütünkalbimle inanıyorum. Sen şimdi bunun olmadığınımı iddia ediyorsun?BAYINDIR­ Bu iddia değil, ayetlerin hükmüdür.O hasta orada gerçekten şifa bulmuş olabilirama bunun sebebi asla o kabirde yatan zatın duave ruhaniyeti olamaz. Eğer böyle bir şey olsaydıo kabrin bulunduğu yere asfalt yollar, oteller vekonaklama tesisleri yapılırdı.Aslında biz sırat köprüsünü bu dünyada geçiyoruz.Yanlış bir yorum ayağımızı kaydırabilir.Mesela Rufaî ve Kadirî tarikatlarına mensup kişilervücutlarına şiş batırırlar. Bazıları bunu, o tarikatamahsus bir keramet sayar. Diğer taraftanHintliler özel dini günlerinde vücutlarına kılıçsaplarlar. Bilek kalınlığındaki kamışları bir yanaklarındansokup diğer yanaklarından çıkarırlar.Eğer Kadirilerinki kerâmet ise bunun daha büyükkeramet sayılması gerekir. Aslında her ikisinin dedinle bir ilgisi yoktur. Yanlış olan onu din ile ilgilendirmektir.Bu bir hipnoz olayıdır. Hipnoz, çeşitlimetotlarla meydana getirilen, uyku benzeribir haldir. Bu sayede uyuşturmadan ameliyat bileyapılabiliyor. Televizyonda bu şekilde bir açıkbeyin ameliyatı gördüm. Doktor ameliyatla meşguliken hastaya, acı duyup duymadığı soruluyor,o da gıdıklanma gibi bir şeyler hissettiğini amaacı duymadığını söylüyordu.21


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞBuna benzer konulara sık sık girilecektir. Vesileve tevessül konusu da bunlardandır.3 ­ ARACILIK (Vesile ve Tevessül)*Vesile, birini diğerine yaklaştıran şey, aracı;tevessül de bir şeyi vesile yapmak, aracı koymakdemektir.Bazı tarikatlarda veli ve şeyh ruhlarının Allahile kul arasında vesile ve vasıta olduğu kabuledilerek dua sırasında onların ruhaniyetindenyardım istenir.ŞEYH EFENDİ ­ Sen vesileyi kabul etmiyorsun.Vesileye dair delilimiz vardır. Bir zatın gözleriâmâ olmuştu. Hz. Muhammed sallallahu aleyhive selleme geldi, ona dua etmesini söyledi. O da:"Abdest al, iki rekat namaz kıl ve "Ya Rabbielçini vesile ederek senden şifa istiyorum.” diyedua et, buyurdu.O şahıs bu dua ile beraber “Ya Rabbi peygamberinihakkımda şefaatçi kıl.” dedi. Bu sahih hadistir.Bu hadisi kabul etmezsen biz de seni kabuletmeyiz.BAYINDIR­ Bu hadis,Tirmîzî’de, İbn Mâce’deve Ahmed b. Hanbel’in Müsned'inde geçer.“Gözleri kör bir adam Hz. Muhammedsallallahu aleyhi ve selleme gelir ve şöyle der:* ­ Bu bölümdeki iddialar Mahmut USTAOSMANOĞLU (MahmutEfendi) ve ekibi ile yaptığımız görüşmede ortaya atılmıştır.22


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞإياك نستعين nestaîn, BAYINDIR ­ Peki ya “iyyâke= yalnız senden yardım isteriz” (Fatiha 1/5) âyetinerede kaldı? Bu ayeti günde en az kırk kerenamazda okuruz. Bunun sebebi ne olabilir?Allah Teâlâ bir de şöyle buyurur:“And olsun ki, insanı biz yarattık ve nefsininona ne fısıldadığını biliriz. Biz ona şah damarındanda yakınız.” (Kaf 50/16)Allah bize şah damarımızdan yakın olduğunagöre velilerin ve büyük şeyhlerin ruhları neredeboşluk bulur da araya girerler?ŞEYH EFENDİ ­ İlahiyat Fakültesi'nden iki kıztalebe geldi ve bana aynı şeyi sordular. Dedilerki, “Allah bize şah damarımızdan daha yakın olduğunagöre neden şeyhler araya giriyorlar?”Ben de dedim ki, “Siz Kur‘an okuyor musunuz?”“Evet dediler.” Dedim ki, “Kur’an’ı size kim okutuyor?”“Kur’an hocası.” dediler. "Allah sizeKur’an hocasından daha yakın değil mi, neden ookutmuyor da Kur’an öğrenmek için bir başkasınaihtiyaç duyuyorsunuz?" diye sordum,“Tamam, haklısın.” dediler.BAYINDIR ­ Birisine Kur'an öğretmenin Allahile kul arasında aracılık yapmakla ne ilgisi var?Bunun nesi tevessüldür? Bir başkasına bir şeyöğreten herkes Allah ile kul arasında vesile kılınıyorsasizin durumunuzda milyarlarca insan vardemektir. Dünyada bir başkasına bir şey öğretmeyenbir insan yoktur.olduğu, Ruhu'l­Furkan, c.II, s.86'dageçmektedir.26daha açık bir şekilde


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞME4­ HER MÜSLÜMAN EVLİYADIREvliya, veli kelimesinin çoğuludur. AncakTürkçe'de tekil anlamında kullanılır.ŞEYH EFENDİ­ Biz velilerden bahsediyoruz, sıradaninsanlardan değil. Herkes Allah'ın velisi,hakiki Allah dostu olamaz.BAYINDIR­ Kim Allah'ın velisidir?ŞEYH EFENDİ­ İşte anlatıyorum dinle. Veli olmanınbaşlangıcı kul ile Mevlâ arasına giren düşüncelerin,ve kulun, Allah'a olan yabancılığınınortadan kaldırılmasıdır.Mevlâ’nın ikramıyla Allahu Teâlâ‘nın dışındakalan her şey sâlikin 20 gözünden silinir, Allah’tanbaşkasını görmez hale gelirse, fenafillah yaniAllahu Teâlâ’da eriyip gitme adı verilen devlethasıl olur ve tarikat hali sona erer. Böylece seyr­iilallah yani Mevlâ’ya doğru olan manevi yürüyüştamamlanmış olur.Bundan sonra seyr­i fillah (Allah'da yürüyüş)denilen ispat makamına girilir ve kalbe sadeceAllah (Celle celâluh) yerleşir. İşte bunları kazanankişiye “veli”, yani hakiki Allah dostu demekdoğru olur.Nefsi emmare (sürekli kötülük emreden nefis)mutmainneye dönüşür; küfründen ve inkarındanvazgeçer. O Mevlâ’sından, Mevlâ’sı da ondan razıolur. Nefsin tabiatında bulunan ibadetlere karşı20 ­ Sâlik, tarikata girmiş kimsedir.27


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞolan isteksizlik hali ortadan kalkar 21 .BAYINDIR­ Fenafillahtan, seyr ilallahtan veseyr fillahtan bahsediyor ve bunları önemli birermertebe gibi gösteriyorsunuz. Bunun Kur’an’dave sünnette bir delili var mıdır? Asr­ı Saadette 22böyle bir şeyden bahseden olmuş mudur? BunlarBudizm’den gelip sizin inancınıza yerleşmiş şeylerdir.Mevlâ'ya doğru olan manevi yürüyüşün dahahayatta iken tamamlanmış olması ne ile açıklanabilir?Her neyse. Şimdi bunlardan bahsetmekistemiyorum 23 .Veli Allah dostu anlamında olduğuna göre,kendi dostunun kim olduğunu en iyi bilen AllahTeâlâ'dır. O, bu konuda şöyle buyurur:“İyi bilin ki Allah’ın velilerine korku yoktur.Onlar üzülecek de değillerdir. Bunlar inanmışolan ve takva ehli bulunan kimselerdir.” (Yunus10/62­63)Demek ki, inanıp takva ehli olanlar Allah’ınvelisidir.Takva ehli olanların kimler olduğu da Bakarasuresinin baş tarafında bildirilmiştir.“Onlar gayba inanan, namaz kılan, kendilerineverilen rızıktan yerli yerince harcayan, Hz. Mu­21 ­ Ruhu'l­Furkan, c. II, s. 63.22 ­ Asr­ı saadet, Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve selleminelçilik görevini yürüttüğü döneme denir.23 ­ Bu konular için bkz. Abdulaziz BAYINDIR, Duada EvliyayıAracı Koyma ve Şirk, İstanbul 2001.28


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEhammed'e ve ondan önceki elçilere indirileneinanan, ahireti kesinkes kabul eden kimselerdir.”(Bakara 2/2­4)Her müslüman kolayca bu tanıma girer.Kur’an’da veli tanımı bu iken siz niçin başka birtanım yapıyorsunuz?Veli, dost demektir. Karşıtı düşmandır. Yaniyukarıda tanımladığınız kimseler Allah'ın dostuda müslümanlar, haşa onun düşmanı mı?Kimileri de şeytanı veli edinir.“Kim Allah’ın berisinde şeytanı da veli edinirsedoğrusu açık bir biçimde kaybetmiş olur.”(Nisa 4/119)Dostluk karşılıklı olur. Müminler Allah’ın velisiolduğu gibi Allah da müminlerin velisidir. Şeytanda kendini veli bilenlerin velisidir.“Allah müminlerin velisidir, onları karanlıklardanaydınlığa çıkarır. Allah’ı tanımazlık edenlerinevliyası da zorbalardır. Bunlar onları aydınlıktankaranlıklara sokarlar. Onlar cehennemlik kimselerdir.Orada devamlı kalacaklardır.“ (Bakara2/257)“Allah’a and olsun ki, biz senden önceki topluluklarada elçiler göndermiştik. Ama şeytan onlarınyaptıkları işleri kendilerine güzel göstermişti.O, bugün de onların velisidir. Onlar içinacıklı bir azap vardır.” (Nahl 16/63)“Şeytanları inanmayanların evliyası kıldık.” (A­raf 7/27)“Onlar Allah’ın berisinden şeytanları kendile­29


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞrine evliya edindiler. Zannediyorlar ki, doğru yoldadırlar.”(Araf 7/30)Müminler birbirlerinin velisidirler.“Sakın ola müminler, müminlerden önce okafirleri kendilerine veli edinmeyeler. Herkim böyle yaparsa artık Allah’tan hiçbir şeybeklemesin. Ama bunu onlardan korunmakiçin yapmışsa o başka.” (Al­i İmran 3/28)Bu konuda çok âyet vardır.Dostluğun dereceleri olur. Öyle insanlar vardırki, Allah'a iyi bir kul olmak için elinden geleniyapar; malını, canını ve her şeyini onun yolunakoyar. Tabii ki, Allah’ın böylelerine olan dostluğufazla olur.“Sana vahyettiğimiz Kitap gerçeğin ta kendisidir.Kendinden öncekileri de doğrulamaktadır.Allah kullarından, kesinkes haberdardır ve onlarıgörmektedir.Sonra bu Kitap’ı kullarımız içinden seçtiklerimizebıraktık. Onlardan kimi kendini yanlışa sürükler,kimi orta yolu tutturur, kimi de Allah’ınizniyle hayırlarda öne geçmek için yarışır. İştefaziletin büyüğü budur.” (Fatır 35/31­32)Bu büyük fazileti elde edenler her zaman Allah’ıkendileriyle beraber hissetmenin huzur vemutluluğunu yaşarlar. Karşılaştıkları güçlüklerigözlerinde büyütmez, Allah’ın izniyle üstesindengeleceklerini bilir, Allah’a dayanıp yollarına devamederler. Bunların sıkıntıları görünüştedir,içleri daralmaz.30


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞME5­EVLİYÂNIN YARDIMI *ŞEYH EFENDİ­ Abdülkadir Geylânî hazretleribir şiirlerinde buyururlar ki:مريدي إذا ماكان شر قا ومغرباأغيثه إذا ما صار في أي بلدة“Müridim ister doğuda olsun ister batıdaHangi yerde olsa da yetişirim imdada” 24BAYINDIR­ Bu, çok sayıda âyete açıkça aykırıdır.Allah Teâlâ şöyle buyurur:“Darda kalmış kişi dua ettiği zaman onunyardımına kim yetişiyor da sıkıntıyı gideriyorve sizi yeryüzünün hakimleri yapıyor? Allahile beraber başka bir tanrı mı var? Ne kadaraz düşünüyorsunuz.“ (Neml 27/62)Güç yetirilemeyen konularda Allah’tan başkasındanyardım istenir, o da yardıma koşarsa artıkkim Allah’a sığınma ihtiyacı duyar?ŞEYH EFENDİ ­ Sen Abdülkadir Geylani’yeinanmıyorsan seninle konuşacağımız bir şey yoktur.BAYINDIR ­ Abdülkadir Geylani'ye inanmakimanın şartlarından değildir ama Kur’an'a inan­* ­ Bu bölümdeki iddialar Mahmut USTAOSMANOĞLU (MahmutEfendi) ve ekibi ile yaptığımız görüşmede ortaya atılmıştır.24 Bu şiir Said­i Nursi’nin Sikke­i Tasdik­i Gaybi adlı kitabındageçer. Bkz: Risale­i Nur Külliyatı, İstanbul 1995, c:II,s: 208331


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞmak imanın şartlarındandır.Bana göre bu zatlarla ilgili bilgilerin çoğu uydurmadır.Yukarıdaki şiir o uydurmalardan biridir.Allah’ın Peygamberi için milyonlarca hadisuyduranlar Abdülkadir Geylani için, Mevlânâ için,İmam Rabbânî için niye bir şeyler uydurmasınlarki?Ama Abdülkadir Geylani’nin kendisi gelip busözü söylese, bir bildiği vardır demez, tereddütsüzreddederiz. Çünkü biz ahirette AbdülkâdirGeylani’den değil, Kur‘an’dan hesaba çekileceğiz.6­ ŞEYHİN MANEVİ YARDIMI (Himmeti)Himmet, Arapça’da bir işi yapmaya azmetmeve güçlü bir kararlılık içinde olma anlamlarınagelir. Türkçe’de ruhânî ve manevi yardım, kayırmave lütuf anlamlarında kullanılır. Tarikattabu kelime, şeyhin manevi yardımı anlamındakullanılır. Onun, müritlerine olağan dışı yollarlayardım ettiğine ve bazı sıkıntıları giderdiğineinanılır.MÜRİT­ Sen şeyhin himmetini de mi kabuletmiyorsun? İster inan, ister inanma, şeyhiminhimmeti sayesinde her yerde işlerim gayet iyi gidiyor.Ben bunu görüyor ve yaşıyorum.BAYINDIR­ Şeyhin himmeti derken onun sizeözel ilgi göstermesini kastetmiyorsunuz her halde.Kastınız onun manevi yardımıdır, değil mi?MÜRİT­ Doğru. Mesela hacca gittiğimde Arafat'taninerken şeyhimin himmetini gördüm. Hal­32


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEbuki, o Türkiye'deydi. Arafat'tan o kadar kolayindim ki, şeytanı da taşladıktan sonra sabahınsekizinde otelde idim.BAYINDIR­ Niye Allah’ın yardımı değil de"Şeyhinin himmeti”?MÜRİT­ Şeyhimin Allah katındaki değerindendolayı Allah onun müritlerine yardım ediyor.BAYINDIR­ Hep aynı cevaplar. Peki ya saatsekizden önce otele gelenlere kim himmet etti?Bu konuda çok âyet geçti ama biraz da şu â­yetler üzerinde düşünelim:“De ki, Allah’ın dışında kuruntusunu ettikleriniziçağırın bakalım; onlar, sıkıntınızı negidermeye, ne de bir başka tarafa çevirmeyegüç yetirebilirler.Çağırıp durdukları bu şeyler de Rablerinehangisi daha yakın diye vesile ararlar, rahmetiniumar, azabından korkarlar. ÇünküRabbinin azabı cidden korkunçtur.” (İsrâ 17/56­57)Siz şeyhinizin ahirette size şefaat edeceğinede inanıyorsunuz. Eğer şeyhler müritlerini hemdünyada hem de ahirette kurtarabilirlerse onlariçin şeyhlerini memnun etmek her şeyden önemliolur. Artık Allah’a yalvarma gereği ortadan kalkar.Bu batıl bir yoldur. Eğer hak yola gelmezsenizsonunuzun çok kötü olacağından endişe ederim.33


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞ7­ YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE DUAMÜRİT­ Bazı büyük zatların yüzü suyu hürmetineduamızı kabul etmesini Allah’tan istemiyormuyuz? “Ya Rabbi Hz. Muhammed hakkıiçin veya evliya­i kiram, şehitler ve salihler hürmetineduamı kabul et.” diye yalvarmıyor muyuz?BAYINDIR ­ Evet, böyle dua edenler vardır.Bunlar Süleyman Çelebi’nin mevlidi gibi kitaplardada yer alır. Ama böyle dua olmaz. Bu konudaHanefî alimlerden İbn Eb’il­İzz şöyle diyor:“Kişinin, Allah’tan başkasını duasının kabulünesebep kılması ve onunla tevessülde bulunmasıcaiz değildir... O şöyle demek ister, “Falanca seninsalih kullarından olduğu için duamı kabuleyle.” Onun Allah‘ın salih kulu olmasıyla berikininduası arasında ne ilgi, ne bağlantı olabilir?Bu, duada taşkınlık yapmaktır. Allah Teâlâ şöylebuyurur:“Rabbinize için için ve yalvararak dua e­din. O, taşkınlık yapanları gerçekten sevmez.”(Araf 7/55)Bu ve benzeri dualar, sonradan uydurulmuştur.Böyle bir dua ne Hz. Muhammed sallallahualeyhi ve sellemden, ne sahabeden, ne tabiînden,ne de imamların birinden aktarılmıştır. Allahhepsinden razı olsun. Bu, ancak cahillerin ve bazı34


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEtarikatçıların yazdığı tılsımlarda bulunabilir 25 .”8­ OLAĞANÜSTÜ YOLLARLA YARDIMMÜRİT­ İnsanlar birbirinden yardım istemezlermi? Bu da Allah’tan başkasından yardım istemekolmaz mı?BAYINDIR­ Yardımlaşmayı emreden çok sayıdaâyet ve hadis vardır. Ama herkes bilir ki,ruhanîlerden beklenen yardım farklıdır. Onlardaninsanların güç yetiremediği konularda ve olağandışı yollarla yardım istenir. Bu, ya bir korkudankurtulmak veya bir isteğe kavuşmak için olur.Mesela İstanbul'da Tuzla'da bindikleri otomobillesele kapılıp sürüklenenlerden biri, "YaSeyyidenâ Hamza!" diye Hz. Hamza'yı yardımaçağırdığını yazıyor 26 . Eğer bu zat orada bulunankişileri çağırsaydı yadırganmazdı. Ya da her şeyiher an görüp gözeten Allah Teâlâ'dan yardım isteseydigüzel bir şey yapmış olurdu. Ama o, İstanbul'danbinlerce kilometre uzaktaki kabrindeyatan, olup bitenden haberi olmayan Hz. Hamza'yıçağırıyor. Demek ki o, Hz. Hamza'nın çağrıyıişittiğine, oraya gelip kendisini kurtaracak güçve kuvvete sahip olduğuna inanıyor. Yoksa darzamanda Hz. Hamza'yı hatırlar mıydı? Öyleyse,bu zat, Hz. Hamza'da bazı insanüstü sıfatlar olduğunuhayal ediyor. Bunlar hayat, ilim, semi,25 ­ Ali b. Muhammed b. Ebî'l­İzz ed­Dimaşkî, (öl. 792 h./1390m.) Şerh'ül­akîdet'it­Tahâviyye, Beyrut, 1408/1988, c.I,s.295­297.26 ­ Küçük Dünyam­2, Zaman Gazetesi 28 Kasım 1996.35


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞbasar, irade ve kudret gibi sıfatlardır.Hayat dirilik demektir. Bu zat Hz. Hamza'yıdiri saymasaydı yardıma çağırmazdı.MÜRİT­ Ama şehitler ölmez.BAYINDIR­ Doğru, Allah yolunda öldürülenlergerçekte ölmüş olmazlar. Ayette şöyle buyurulur:"Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin,aslında onlar diridirler, ama siz bunuanlayamazsınız." (Bakara 154)Bu, bizim anlayacağımız bir dirilik değildir.Eğer öyle olsaydı, Hz. Hamza'nın şehit olmasınaHz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem o kadarüzülür müydü? Çağırınca gelse, zaman zamançağırır, hasret giderirdi.Abdullah b. Mes'ud diyor ki; "Biz Resulullahsallallahu aleyhi ve sellemin Hz. Hamza'ya ağladığıkadar bir şeye ağladığını görmedik. Onu kıbleyedoğru koydu, cenazesinin başında durdu vesesli olarak hıçkıra hıçkıra ağladı 27 ."Hz. Hamza'yı şehit eden Vahşî, yıllar sonramüslüman olunca Hz. Muhammed ondan kendisinegörünmemesini istemişti 28 .Şehitler konusuna tekrar değineceğiz.Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ölünce,Allah ondan razı olsun, Ebu Bekir önemli bir konuşmayapmıştı. Abdullah b. Abbas'ın bildirdiğine27 ­ Safiyy'ur­Rahmân el­Mübarekfûri, er­Rahik'ul­mahtûm,Beyrut 1408/1988, s. 255­256.28 ­ Buhârî, Meğâzî, 23.36


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEgöre, şöyle demişti:"Bakın, sizden kim Muhammed sallallahu aleyhive selleme kulluk ediyorsa işte Muhammedölmüştür. Kim de Allah'a kulluk ediyorsa şüphesizo diridir, ölmez. Allah Tealâ buyuruyor ki:"Muhammed sadece bir elçidir. Ondan öncede nice elçiler gelip geçti. O ölür veya öldürülürsegerisin geriye mi döneceksiniz?Her kim gerisin geriye dönerse, o Allah'ahiçbir zarar veremez. Allah şükredenleremükafat verecektir." (Al­i İmrân 3/144)Abdullah b. Abbas diyor ki, "Ebu Bekir okuyuncayakadar Allah'ın böyle bir âyet indirdiğinisanki hiç kimse bilmiyordu. Artık insanlardankimi dinlesem bu âyeti okuyordu. Saîd b. el­Müseyyeb de bana, Ömer'in şöyle dediğini bildirdi:"Vallahi Ebu Bekir'in o âyeti okuduğunu işitinceöyle oldum ki, kendimden geçtim. Ayaklarımbeni taşıyamaz oldu. Ayeti okuduğunu duyuncayere yığıldım. Peygamber sallallahu aleyhive sellem gerçekten ölmüştü 29 ."Şu iki âyet de Hz. Muhammed ile ilgilidir:"Senden önce hiçbir insanı ölümsüz kılmadık,şimdi sen ölürsen onlar ölümsüz müolacaklardır?" (Enbiya 21/34)"Şüphesiz sen de öleceksin, onlar da öleceklerdir."(Zümer39/30)29 ­ Buhârî, Meğâzî, 83.37


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞBuna göre Hz. Hamza'nın anlayabileceğimizmanada diri olduğunu kim söyleyebilir?Allah Teâlâ şöyle buyurur:“Allah neyi gizlediğinizi, neyi açığa vurduğunuzubilir.Allah'ın berisinden çağırdıkları ise bir şeyyaratmazlar; esasen kendileri yaratılmıştır.Onlar ölüdürler, diri değil. Ne zaman dirileceklerinide bilemezler.” (Nahl 16/19­21)Maalesef bunlar, kendi kötü emellerine Hz.Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemi bile aletediyorlar. İnsanlar üzerinde kurdukları baskınındevamı için yalan ve iftira ile meşgul oluyorlar.Bunca âyete rağmen Hz. Peygamberin sağ olduğunuve onunla görüştüklerini iddia ediyor, hattaonun, bir müfettiş gibi denetleme yaptığını bilesöyleyebiliyorlar.Gözlerini hırs bürümüş bu insanların uslanmasızor ama birazcık aklını kullananlar için Hz.Ömer'in şu sözünü nakletmek isterim:"İsterdim ki, Allah'ın Elçisi yaşasın da bizdensonra ölsün. Her ne kadar Muhammed sallallahualeyhi ve sellem gerçekten ölmüş ise de Allaharanıza bir nur koymuştur; siz onunla hak yolubulursunuz. Allah Muhammed'i de onunla hakyola sokmuştur 30 ."O nur, Kur'an'dır. Hz. Muhammed sallallahualeyhi ve sellem veda hutbesinde şöyle demiştir:30 ­ Buharî, Ahkâm, 51.38


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞME"Aranızda, sıkı sarılırsanız artık sapıtmayacağınızbir şey bıraktım, Allah'ın kitabını" 31 .İşte hak budur."Hakkın ötesi sapıklık değildir de ya nedir?"(Yunus 10/32)Sözü geçen şahsın Hz. Hamza'da varsaydığısıfatların ikincisi ilim sıfatıdır. İlim, bilmek vekavramak demektir. İnsanda da ilim sıfatı vardırama bu, onun öğrenebildiği ve kavrayabildiğişeylerle sınırlıdır. Onları da zamanla unutur. Allah'ınilmi sınırsızdır. O, her şeyi en ince ayrıntısınakadar en doğru biçimde bilir ve asla unutmaz.İstanbul'a hiç gelmemiş olan Hz. Hamza'nınçağrıldığı yere gelmesi için, olayın geçtiği İstanbul­Ankara yolunun Tuzla'daki bölümünü bilmesigerekir. O şahıs Hz. Hamza'nın bilgisini, şüphesizAllah'ın bilgisi gibi saymaz. Ama onu böyle biryere çağırdığına göre Allah Teâlâ'nın sınırsız bilgisininbir bölümüne ortak saymış olur.Üçüncü sıfat sem'dir. Sem', işitme gücüdür.Allah insana işitme gücü vermiştir, ama bu, bellititreşimdeki seslerin belli mesafeden işitilmesiylesınırlıdır. Hele Hz. Hamza gibi kabirde bulunanlarabir şey işittirmeye bizim gücümüz yetmez.Allah Teâlâ şöyle buyurur:“Şüphesiz Allah dilediğine işittirir. Amasen kabirdekilere bir şey işittiremezsin.”(Fatır 35/22)31 ­ Müslim, Hac, bab 19, Hadis no 147­(1218).39


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞAllah her şeyi işitir. En gizli sesler, hareketler,içten yakarışlar ve her şey onun tarafından işitilir.Şimdi bu zat, İstanbul'dan, "Ya SeyyidenaHamza!" dediği zaman Hamza'nın kendini işittiğinihayal ettiğine göre onu Allah'ın işitme sıfatınaortak etmiş olmaz mı? Çünkü bu şekilde birişitme, Allah'tan başkası için söz konusu değildir.Dördüncü sıfat basar'dır. Basar, görme gücüdemektir. İnsanlarda da görme gücü vardır, amabu çok sınırlıdır. Allah Teâlâ, en küçük şeyleribile en ince ayrıntısına kadar görür.Kilometrelerce uzakta, kabirde yatan biriniyardıma çağıran kişi, onun kendini gördüğünükabul etmiş olur. Yoksa onun durumunu nasılkavrasın? Bu şekilde bir görme, yalnız Allah'amahsus olduğundan bu şahıs Hz. Hamza'yı Allah­'ın görme sıfatına da ortak saymış olur.Beşincisi irade, altıncısı da kudret sıfatıdır.İrade, dilemek ve tercih etmektir. Kudret de birşeye güç yetirme anlamına gelir.İnsanın iradesi de kudreti de sınırlıdır. Ölüncebu konuda hiçbir şeyi kalmaz. O şahıs Hz. Hamza'nın,bu çağrıyı kabul edecek iradeye ve gerekliyardımı yapacak kudrete sahip olduğuna inanmasaonu çağırmaz. Bu, olağan dışı bir irade vekudret yakıştırmasıdır. Bu anlamda irade ve kudretsahibi tek varlık Allah Teâlâ'dır. Öyle ise oşahıs Hz. Hamza'yı Allah'ın bu iki sıfatına da ortaksaymış olur. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:"Allah'ın yakınından çağırdıklarınız da, sizingibi kullardır. Eğer haklıysanız onları ça­40


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEğırın da size cevap versinler bakalım.Onların yürüyecek ayakları mı var, yoksatutacak elleri mi var, ya da görecek gözlerimi var, veya işitecek kulakları mı var? De ki:"Ortaklarınızı çağırın, sonra bana tuzak kurun,hiç göz açtırmayın.""Çünkü benim velim Kitap'ı indiren Allah'­tır. O, iyilere velilik eder.""Onun berisinden çağırdıklarınız kendilerineyardım edemezler ki size yardım etsinler."(Araf 7/194­197)“Belki kendilerine yardımları dokunur diyeAllah’ın berisinden tanrılar edindiler.Ama onların yardıma güçleri yetmez. Oysakikendileri onlar için hazır askerdirler. “ (Yasin36/74­75)Kendilerine dayanak olsun diye, Allah'ınberisinden tanrılar edindiler.Tam tersi; onlar bunların ibadetlerini tanımayacakve bunlara düşman olacaklardır.(Meryem 19/81­82)İşte şirk budur. Yani Allah'a yakın bilinen kimseleriyalnız Allah'a ait bazı özelliklere sahip görüpyardımını istemek şirktir."De ki, baksanıza, Allah'ın yakınından neyiçağırıyorsunuz? Gösterin bana, yeryüzündeyaratmış oldukları ne vardır? Yoksa onlarıngöklerde bir payı mı bulunuyor? Bu konudabana, bundan önce gelmiş bir kitapveya bir bilgi kalıntısı getirin bakalım. Eğer41


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞdoğru sözlü kimseler iseniz.""Allah’ın yakınından kendisine kıyâmetgününe kadar cevap veremeyecek kimseyiçağırandan daha sapık kimdir? Oysaki bunlaronların çağrısının farkında değillerdir.“(Ahqâf 46/4­5)MÜRİT­ Allah istese Hz. Hamza'ya bu özellikleriveremez mi?BAYINDIR­ Allah'ın gücü her şeye yeter amaAllah'ın gücü ile delil getirilmez. Bunca âyet varkenHz. Hamza'ya özel bir güç verildiğini kimiddia edebilir? Bakın, Allah'ın elçileri de dahilhepimiz Allah'ın kulu, yani kölesiyiz. Allah dabizim Rabbimiz, yani Efendimizdir. Kölenin efendisikarşısında hiçbir yetkisi olmaz. Bu sebepleelçiler de dahil hiçbir insanın Allah karşısında biryetkisi olmaz. Allah'ın verdiği yetkiler olursa obaşka. Hele yukarıdaki âyetlerde olduğu gibi Allah'ınkimseye yetki vermediğini açıkça belirttiğibir konuda bazılarını yetkili saymak affedilemeyecekbir suç olur.MÜRİT­ Ama bu zat, bir başka yerde Hz.Hamza'nın yardıma geldiğini bizzat görmüş. Diyorki, "Cin diyebileceğim bir yaratık beni elimdentuttu ve götürmeye çalıştı. Çok bunaldım.Birden istimdad ile "Ya Hz. Hamza!" dedim. Oşanlı sahabi benim davetime icabet etti ve adetaodanın içinde beliriverdi. Cin onu görünce korkudangeri geri gitti ve duvardan süzülerek gözden42


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEkayboldu 32 ."BAYINDIR­ Dara düşen herkese yardım edenAllah Teâlâ, onun da sıkıntısını giderince, o bunuHz. Hamza'nın yaptığını sanmış. Allah Teâlâ bukonuda şöyle buyurur:"Şunu bilin ki, göklerde kim var, yerdekim varsa hepsi Allah'ındır. Allah'ın yakınından33 ortaklar çağıranlar neyin peşindedirler?Bunların peşine takıldığı belli birkuruntudan başka bir şey değildir.Onlarınkisi sadece saçmalamadır." (Yunus10/66)a­ Olağanüstü gücün kaynağıMÜRİT­ Hz. Hamza'yı yardıma çağıran kişininasıl istediği şey, Allah'ın Hz. Hamza'yı yardımagöndermesidir. Bunun Allah'tan başkasını tanrıedinmekle ne ilgisi olur?BAYINDIR­ O sözü inceleyelim:1­ O zat bir yerde diyor ki, "Büyük ve mukaddesruhlardan istimdâd (yardım talebi) olabilir 34 ."Ama Allah Teâlâ bu iddiayı şöyle reddediyor:"De ki: "Sizi karanın ve denizin karanlıklarındankurtaran kimdir? Bundan bizikurtarırsan şükredenlerden olacağız diyeona gizli gizli yalvarır yakarırsınız."32 ­ Küçük Dünyam­2, Zaman Gazetesi 28 Kasım 1996.33 ­ Ayette دون kelimesi geçmektedir. 9 numaralı dipnotta bukelimenin akreb (en yakın) manasına zarf olduğu açıklanmıştı.34 ­ Küçük Dünyam­2, Zaman Gazetesi 28 Kasım 1996.43


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞDe ki: "Allah sizi ondan ve her sıkıntıdankurtarır, sonra da ona ortak koşarsınız."(En'am 6/63­64)Yani sıkıntı sırasında yalnız Allah'a sığınırlar,sıkıntı geçince Hz. Hamza gibi birini çağırdıklarını,onun yardımıyla kurtulduklarını söylerler.2­ Hz. Hamza'ya bu gücü Allah'ın vereceğinihayal etmek neyi değiştirir? Çünkü bunun birdelili yoktur. Hz. Hamza'nın bu çağrıdan haberibile olmaz. Şu ayetler üzerinde bir daha düşünelim:"De ki, baksanıza, Allah'ın yakınından neyiçağırıyorsunuz? Gösterin bana, yeryüzündeyaratmış oldukları ne vardır? Yoksa onlarıngöklerde bir payı mı bulunuyor? Bu konudabana, bundan önce gelmiş bir kitapveya bir bilgi kalıntısı getirin bakalım. Eğerdoğru sözlü kimseler iseniz.""Allah’ın yakınından kendisine kıyâmetgününe kadar cevap veremeyecek kimseyiçağırandan daha sapık kimdir? Oysaki bunlaronların çağrısının farkında değillerdir.“(Ahqâf 46/4­5)Müşrikler, tanrılarının gücünü Allah'tan aldığınıhayal ederlerdi. Ama bu, dayanaksız bir iddiaydı.Müşriklerle ilgili şu âyetleri biraz düşünmekgerekir."Desen ki: 'Gökten ve yerden size rızıkveren kim? Ya da işitmenin ve gözlerin sahibikim? Kimdir o diriyi ölüden çıkaran, ölüyüde diriden çıkaran? Ya her işi düzenleyen44


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEkim?' Onlar: 'Allah'tır!' diyeceklerdir. Deki;'O halde sakınmaz mısınız?'İşte sizin Rabbiniz Allah budur. Hakkınötesi sapıklık değildir de ya nedir? Nasıl daçevriliyorsunuz?" (Yunus 10/31­32)Müşrikler Kabe'yi tavaf ederkenلبيك لاشريك لك إلا شريك هو لك تملكه وما ملك lerdi:"Lebbeyk lâ şerîke lek illâ şerîkunhuve lek temlikuhu ve mâ melek"şöyle der­"Emret Allah'ım, Senin hiçbir ortağın yoktur.Yalnız bir ortağın vardır ki, onun da bütün yetkilerininde sahibi sensin."Bunu bize nakleden İbn Abbas diyor ki, onlar"Lebbeyk lâ şerîke lek = Emret Allah'ım, Seninhiçbir ortağın yoktur." dediklerinde Hz. Muhammedsallallahu aleyhi ve sellem, "Yazık size, buradakesin, burada kesin." derdi 35 .Allah'ın vermediği bir yetkiyi putlarında varsaymalarımüşrik olmaları için yetiyordu. Puta buyetkiyi verenin Allah olduğunu söylemeleri birşeyi değiştirmiyordu.Ayette şöyle buyuruluyor:"Allah'tan önce 36 öyle şeye tapıyorlar ki,Allah onun hakkında hiçbir kanıt indirmemiştir.Onunla ilgili kendilerinin de bir bilgisiyoktur. Zalimlerin yardımcısı olmaz." (Hacc35 ­ Müslim, Hacc, 22, Hadis no 1185.önce manasına da gelir. Bu kelime ile ilgili بل ق kelimesi دون ­ 36olarak 9 numaralı dipnota bakılabilir.45


22/71)KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞMÜRİT­ Bu zat o çağrıdan sonra "Adeta Hz.Hamza odada beliriverdi." diyor. Bir de şöyle birhatırasını anlatıyor: "Eski bir dostumun hanımırahatsızdı. Çare aramadıkları yer kalmamıştı.İçinde Bedir Savaşı'na katılan sahabelerin isimleride bulunan bir dua mecmuasını vereyim diyekendilerine gittim. Geleceğimden kimsenin haberiyoktu.Ben merdivenlerden çıkarken bacımız trans 37halinde imiş. Cinler ona, "Hoca geliyor; fakat bizonun hakkından da geliriz" diyorlarmış. Kapıyıçaldım. Arkadaşım beni görünce çok şaşırdı."­Bu dua mecmuasını bacımız üzerinde taşısın,mutlaka faydası olur, cinler yanına sokulamazlar."dedim ve geçtim salona oturdum.Sonra arkadaşım, bu dua mecmuasını hanımınınüzerine koymuş. Trans halindeki bacımız,"Nasıl, Hz. Hamza geldi diye kaçıyorsunuz değilmi?" diye bağırmaya başlamış 38 ."Şimdi bütün bunlar yalan mı?BAYINDIR­ O kadar ayete değil de bu iddialarakafayı takmış olmanızı anlamak gerçekten çokzor. Bunlar sadece şeytanın bir oyunu olabilir.37 ­ Trans Fransızca’dan dilimize geçmiş bir kelimedir. Anlamışudur: Kendinden geçme, uyaranlara karşı duyarlığın yokolduğu ve çevrede olup bitenlerin algılanmadığı bir tür uykudurumu.38 ­Küçük Dünyam­2, Zaman Gazetesi 28 Kasım 1996.46


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEb­Ruhânîlerin hayatıMÜRİT­ Ben hâlâ tatmin olmuş değilim. Bildiğimkadarıyla beş çeşit hayat vardır.Birincisi bizim hayatımızdır.İkincisi Hz. Hızır ve İlyas aleyhimesselâmınhayatıdır. Bir vakitte pek çok yerde bulunabilirler.İsterlerse bizim gibi yerler, içerler.Üçüncüsü Hz. İdris ve İsa aleyhimesselâmınhayatıdır. Bu, melek hayatı gibi nurani bir hayattır.Dördüncüsü şehitlerin hayatıdır.Beşincisi kabirdekilerin hayatıdır.Şehitler hayatlarını Allah yolunda feda ettikleriiçin Allah da onlara berzah aleminde, dünya hayatınabenzer, fakat kedersiz, zahmetsiz bir hayatihsan eder. Onlar kendilerini ölmüş bilmez,daha iyi bir yere gitmiş bilirler. Çok mutlu olurlar.İşte şehitlerin efendisi olan Hz. Hamza daböyle bir hayat yaşamaktadır. Kendine sığınaninsanları koruması, dünya ile ilgili işlerini görmesive gördürmesi mümkün olabilir 39 .BAYINDIR­ Allah yolunda öldürülmüş olanlarınaslında diri oldukları doğru, ama Allah Teâlâ," Siz onu anlayamazsınız." dediği halde anladığınızıiddia etmeniz nasıl bağışlanabilir? Şehitlerleilgili ayrı bir bölüm gelecektir.Hz. Hamza'nın, kendine sığınanlara yardım39 ­ Said Nursî, Mektubat, 1. Mektup, Risale­i Nur Külliyatı,İstanbul 1994, c.I, s. 347.47


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞedemeyeceği konusunda hâlâ şüpheniz varsalütfen yukarıdaki âyetleri bir daha, yavaş yavaşve düşünerek okuyun. Eğer inanıyorsanız böylebir şeyi aklınızın ucundan bile geçiremezsiniz. Oayetlerden biri şöyledir:"Allah’ın yakınından kendisine kıyâmetgününe kadar cevap veremeyecek kimseyiçağırandan daha sapık kimdir? Oysaki bunlaronların çağrısının farkında değillerdir.“(Ahqâf 46/5)MÜRİT­ Bizim yaşadığımız hayat malum, ondabir ihtilaf yok. Şehitler konusu da anlaşıldı. Hayatındiğer üç çeşidi için ne diyeceksiniz?BAYINDIR­ Soruyu benim sormam gerekir.Siz, Hz. Hızır ve Hz. İlyas, Hz. İdris ve Hz. İsaaleyhimüsselâmın hâlâ hayatta olduklarını söylerkenneye dayanıyorsunuz?MÜRİT­ Bunları ben uydurmuyorum. Bunlarısöyleyen zat, böyle bir hayatın varlığını keşifsahibi evliyanın tevatür derecesine varan gözleminedayandırıyor.BAYINDIR­ Gayb ile ilgili bir konu, hiçbir ilmideğeri olmayan keşfe dayandırılamaz. Keşif konusuayrıca gelecektir, ona girmiyorum. Adı geçendört peygamberden yalnız Hz. İsa'nın durumunubiliyoruz. Onu da şu ayetten anlıyoruz.“ ... İçlerinde bulunduğum sürece onlarıgözetiyordum. Beni vefat ettirince artık onlarüzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Senher şeyi görüp gözetirsin.” (Mâide 5/117)Burada Hz. İsa'nın vefat ettiği ve ümmetinden48


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEhabersiz olduğu bildiriliyor. Artık onun için de birhayat çeşidi hayal etmenin gereği yoktur.Hz. İsa henüz hayatta iken Allah Teâlâ onaşöyle demişti:"Ey İsâ, ben seni vefat ettireceğim, senibana yükselteceğim, seni inkar edenlerdentemizleyeceğim..." (Al­i İmrân 3/55)c­ Ölüm ve uykuMÜRİT­ Kabir hayatı konusunda ne diyeceksin?BAYINDIR­ Allah Teâlâ ölüm ile uykuyu aynısayarak şöyle buyurur:“Allah ölüm esnasında ruhları alır, ölmeyenlerinkinide uykuda alır. Ölümüne hükmettiğinitutar, ötekini belli bir vakte kadarsalıverir.” (Zümer 39/42)Demek ki, Allah ölülerin ruhunu, belli bir yerdetutmaktadır. Bir ayet de şöyledir:"Geceleyin sizi öldüren ve gündüzün neyaptığınızı bilen odur. Sonra belirli süre doluncayakadar gündüzün sizi kaldırır." (En'am6/60)Kıyâmetin kelime anlamı kalkıştır. Öldüktensonraki dirilme yataktan kalkışa, sura üflenmeside kalk borusunun çalınmasına benzer. AllahTeâlâ şöyle buyurur:"Sura üflenmiştir. İşte o zaman kabirlerindenRablerine doğru koşup giderler."Yazık oldu bize! Bizi yattığımız yerden49


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞkim kaldırdı? diyeceklerdir." (Yasin 36/51­52)Kur'an'a göre ölüm bir uyku, kabir bir uyumayeri, öldükten sonra dirilme de uykudan uyanmadanbaşka bir şey değildir. Hadis­i şeriflerdebelirtilen kabir azabı da uykuda görülen kötürüyalar gibi olmalıdır.Uyuyan kişi, uykuda ne kadar zaman geçtiğinibilemez. Ölü de aynıdır. Nitekim Kur'an'da biriölü, diğeri uyuyanla ilgili iki örnek vardır.Ashab­ı Kehf mağarada 309 yıl uyumuştu 40 .Bu konuda Allah Teâlâ şöyle buyurur:"Birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık.İçlerinden biri: "Ne kadar kaldınız?"diye sordu. "Bir gün, belki de daha az kaldık"dediler." (Kehf 18/19)Ölümle ilgili âyet de şudur:"Şuna da bakmaz mısın 41 ? O, tavanlarıçökmüş, duvarları üzerlerine yıkılmış birkente uğradı da "Allah burayı ölümündensonra nasıl diriltecek?" dedi. Bunun üzerineAllah onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra kaldırdıve "Ne kadar kaldın?" diye sordu, o da "Birgün, belki de bir günden az kaldım." dedi.Allah buyurdu ki; "Yok, tam yüz yıl kaldın.Şimdi yiyeceğine ve içeceğine bak, bozulmamışlarbile. Bir de şu eşeğine bak. Seni40 ­ Kehf suresi 18/2541 ­ Bu ayet, bir önceki ayetin başındaki "Görmedin mi?" ifadesinebağlı (atfedilmiş) olduğu için meale "Şuna da bakmazmısın?" ilavesini yaptık.50


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEinsanlara bir ibret yapalım diye bunu yaptık.Kemiklere bak, onları nasıl birleştirecek,sonra onlara et giydireceğiz." Bunlar apaçıkbelli olunca şöyle dedi; "Ben artık anladımki, Allah'ın gücü gerçekten her şeye yeter."(Bakara 2/259)Yüz sene ölü kalıp dirilen ile 309 sene uykudakalanlar orada, "Bir gün veya bir günden az."kaldıklarını sanıyorlar.İşte kabir hayatını anlamak isteyenler buâyetlerden ders alabilirler.Uyuyan kişi, vücudundan nasıl habersizse ölüde habersizdir. Uyuyanın ruhu gelip tekrar aynıbedene gireceği için beden diri kalıyor. Öleninruhu geri dönmeyeceğinden beden ölüyor.Ahirette yeniden yaratılan bedene gelen ruh kendiniuykudan uyanmış gibi hissediyor ve "Biziyattığımız yerden kim kaldırdı?" (Yasin 36/51­52) diyor. Beden toprakta çürümüş, yeniden yaratılmış,ama o bunun farkında değil. O, uyuyupuyandığını zannediyor. Aradan geçen zamanın dafarkında değil. İşte ölüm bize bir uyku kadar,kıyâmet de uykudan uyanmak kadar yakındır.Uyku, hayatta bir kesinti değil, süreklilik içinzorunlu bir dinlenmedir. Hz. Muhammedsallallahu aleyhi ve sellem şu sözüyle tekrar dirilişinde dünya hayatının devamı gibi olacağınıbildiriyor:"Her kul, ne üzere öldüyse o şekilde dirilti­51


lir 42 ."KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞVeda Haccı'nda birisi bineğinden düşmüş boynukırılmıştı. Muhammed sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki, onu su ve sidr ile yıkayın, ikiparça bez içinde kefenleyin, koku sürmeyin vebaşını örtmeyin. Çünkü kıyâmet günü telbiye 43getirir durumda kaldırılacaktır 44 ."Bu hadis gerçekten düşündürücüdür. Burada oşahsın ölümü ihramlı 45 bir hacının uyuması gibisayılmıştır. İhramlı koku sürünmez, uyurken başınıörtmez. Uykudan kalkınca telbiye getirir.MÜRİT­ O zaman kabrin cennet bahçelerindenbir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukurolmasını nasıl izah edebiliriz?BAYINDIR­ Bunlar rüyaya benzetilebilir. Güzelrüya gören onun hiç bitmemesini ister. Sıkıntılırüya görenler de uyanınca iyi ki, rüyaymış diyeşükrederler. Doğrusunu Allah bilir.9­ MÜSLÜMANLARI BATIRAN ŞİRKMÜRİT­ Yetmiş yıldır bu ülkede yeterli dini e­42 ­ Müslim, Cennet, 19, Hadis no 83 ­(2878).43 ­ Telbiye, hac veya umre için ihrama giren kişilerin okuduğuşu zikirdir: Lebbeyk Allahumme lebbeyk, lebbeyke lâ şerîkeleke lebbeyk. İnne'l­hamde v'en­nimete leke v'el­mülk, lâşerîke leke.44 ­ Buhârî, Cenâiz, 20.45 ­ İhram, hac veya umreye niyet edip telbiye getirdiktensonra bu ibadetlerle ilgili yasakların başlaması anlamına gelir.Erkeklerin ihram süresince başlarını örtmeleri yasaktır.52


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEğitim yapılamadığı için hocalarımız bazı yanlışlaryapabiliyor. Biliyorsunuz 1924'te şeriat kaldırıldı.Bütün yasalar Batıdan alındı. Bir zamanlar dineğitimi tamamen yasaklandı. Ezan Türkçe okundu.Bunları uzatmak mümkün.BAYINDIR­ Bütün suçu başkasının üstüne atve sen aradan çekil. Ne kolay bir yaklaşım tarzı!Yetmiş yıl önceki şartlara durup dururken mi gelindi?İslam alemi Birinci Dünya Savaşı'nda Batıkarşısında niye kesin bir yenilgi aldı?MÜRİT­ Bunun siyasi, sosyal, ekonomik veaskeri birçok sebebi var. Şimdi sen bunu da mıtarikatlara bağlayacaksın?BAYINDIR­ Bunu tarikatlara bağlamak da kolayakaçmak olur. Bu yenilginin siyasi, sosyal,ekonomik ve askeri sebeplerini uzmanlarına bırakalım.Biz burada Kur'an'a uyma yerine Kur'an'ıkendimize uydurmadan bahsedelim.Kur'an'a taban tabana zıt nice sözler hadis,yani Hz. Peygamber'in sözü diye ortaya atılmışve Müslümanlar arasında kabul görmüştür. Şusöz onlardan biridir:“İşlerinizde ne yapacağınızı şaşırdığınızda kabirlerdekiölülerden yardım isteyin 46 .”Bu sözü hadis diye ortaya atan, Yavuz SultanSelim'in meşhur şeyhülislamı İbn­i Kemal’dir. O,bununla da kalmamış, doğruluğunu ispat için felsefiizahlara girmiştir. Bu sebeple sıkıntı ağırdır.Bu konu Ölülerden Yardım İsteme, başlığı altında46 ­ Ruhu'l­Furkan Tefsiri, c. II, s. 82.53


anlatılmıştı.KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞİslam alemi Kur'an'dan uzaklaşalı asırlar oluyor.Şeyhler gibi mezhep imamları da kutsallaştırılmış,onların sözleri Kur'an ve sünnetinyerini almış ve Müslümanlar Kur'an ve sünnetışığında yeni fikirler üretmeyi büyük günahlardansayar hale gelmişlerdir. Son bölümde, Kur'an'aDönmek başlığı altında bu konuya da girilecektir.Birinci Dünya Savaşı'ndaki kesin yenilgi birbaşlangıç değil, bir sonuçtur. Sizin o yetmiş yıllıkuygulama diye tenkit ettiğiniz şeyler de bir sonuçtur.Birinci Dünya Savaşı'nda olan yenilgiyibir askeri yenilgi saymak kolaycılık olur. O, kendinegüvenini yitirmiş bir toplumun yenilgisidir.MÜRİT­ Kendine güvenden ne anlıyorsunuz?Bir Müslüman kendine değil, Allah'a güvenir.BAYINDIR­ Kendine güvenmek, inandığı değerleregüvenmektir. İnandığı değerlere güvenmeyeninimanı da olmaz.MÜRİT­ Bunu biraz daha açar mısınız?BAYINDIR­ Bakın, Hz. Muhammed Allah'ın Elçisiolduğunu söyleyince ona gülenler, deli diyenler,sihirbaz diyenler, onu alaya alanlar ve hakaretedenler olmuştu. Eğer, bu davranışlar onuninandığı değerlere olan güvenini sarssaydı, bununetkisiyle "Ya bunlar haklıysa?" deseydi halkıniçine çıkıp bir iş yapabilir miydi?Ona salat ve selam olsun, Hz. Muhammed'ininandığı değerlere güvenmesi ve Allah'ın Elçisiolduğu konusunda kuşkuya düşmemesi için çoksayıda ayet inmiştir. Onlardan bir kısmı şöyledir:54


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞME"Yasîn.Hikmetle dolu Kur'an hakkı içinİşte sen, kesinkes elçi olarak görevlendirilmişolanlardansın.Dosdoğru bir yol üzerindesin." (Yasin36/1­4)"Durma, öğüt ver; Rabbinin nimeti sayesindesen, ne bir kâhinsin ne de bir deli.Yoksa şöyle mi diyorlar: "O bir şairdir,başına gelecekleri bekliyoruz."De ki: "Bekleyin, zaten ben de sizinle beraberbekleyenlerdenim."Yoksa bunu kendilerine akılları mı emrediyor.Ya da onlar azgın bir takım mıdırlar?Yoksa "Onu kendi uydurdu" mu diyorlar?Hayır, aslında bunlar inanmıyorlar.Öyleyse bunun dengi bir söz getirselerya? Eğer doğruysalar". (Tur 52/29­34)“Nun; kalem ve yazdıkları şey hakkı için,Sen Rabbinin nimeti sayesinde deli olamazsın.Sana, tükenmek bilmeyen kesin bir ödülvardır.Sen gerçekten büyük bir ahlaka sahipsin.Yakında sen de görürsün, onlar da gö­55


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞrürler.Deliliğin hanginizde olduğunu.Doğrusu senin Rabbin, yolundan sapanınkim olduğunu iyi bilir; o, yola gelenleri deçok iyi bilir.O halde yalanlayanlara boyun eğme.İstedikleri şudur: Keşke sen yağcılık yapsanda onlar da sana yağcılık yapsalar.” (Nun68/1­9)“Sen Rabbinin hükmüne katlan; balığınyuttuğu (Yunus) gibi olma, hani o nefesikesilmiş bir halde yakarmıştı.Eğer ona Rabbinden bir nimet yetişmişolmasaydı boş bir yere fena bir halde atılacaktı.Ama Rabbi onu seçip iyilerden yaptı.O inkar edenler, Kur'an'ı dinledikleri zamannerdeyse seni gözleriyle devireceklerdi."O delidir" diyorlardı.Oysaki Kur'an, herkes için bir öğüttenbaşka bir şey değildir.” (Nûn 68/48­52)Bu ayetler Hz. Muhammed sallallahu aleyhi veselleme daima güven tazeletiyordu. Bu anlamdaçok ayet vardır. Allah Teâlâ, geçmiş elçilerin çektiğisıkıntıları dile getirerek de onu teselli etmiştir.Yoksa o büyük işi nasıl başarabilirdi?Müslümanlar, her an değişen ve gelişen olaylarkarşısında kendilerine ve dinlerine olan güvenlerinidiri tutmak için Kur'an'ı düşünerek o­56


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEkumak zorundadırlar. Bunu yapmadıkları içininandıkları değerlere olan güvenleri azalmış, nefisleriniıslah etme adına kendilerini hakir saymış,kimi şahısları da olduğundan büyük görmeyeve onlar için hayali makamlar uydurmayakoyulmuşlardır. Sonra da bu şahısların kendilerinemanevi yardım yapacağına inanmışlardır. Buinanç, toplumu kanser gibi sarmış ve BirinciDünya Savaşı'nda o koskoca gövde tarihe gömülmüştür.Geride kalanlar, o yanlış inancı terketmemektedirler.Ayette şöyle buyurulur:"Bir millet kendinde olanı bozmadıkça Allahonlarda olanı bozmaz. Allah bir milleteceza vermek istedi mi artık onun önüne geçilemez.Zaten onların ondan başka bir koruyucularıda yoktur." (Ra'd 13/11)MÜRİT­ Yönetimde bozulma olduğu doğru.BAYINDIR­ Bana göre asıl suç alimlerindir.Onlar, Kur'an'a yöneleceklerine eski alimlerineserlerine saplanıp kalmışlardır. Eğer Kur'an'ı anlamayaçalışsalardı zorunlu olarak hadisleri deanlarlardı. Çünkü hadisler Kur’an’ın açıklamasıdır.Açıklama ile açıklananı bir arada okumak,konuyu doğru anlamayı sağlar. Eski alimler, ancako zaman doğru anlaşılır ve eserleri ufuk açıcıolurdu. Yaşadığı çağı Kur'an'a göre yorumlayanlardanörnek, Kur'an'ı o çağa uydurmak isteyenlerdende ibret alınırdı.Olayları Kur'an'a göre yorumlama zorunlulu­57


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞğunu duyan alim, her türlü yeniliğe açık olur.Bilimsel, teknik ve sosyal gelişmeleri doğru yorumlar.Müslümanlar da bir başka arayış içinegirmezler. Ama onlar, Kur'an'a, sünnete ve çevresinekapalı, çağın gerisinde bir ilim anlayışı ilekendi intiharlarını hazırlamışlardır.Sultan II. Abdulhamid'in bu konu ile ilgili çokacı hatıraları nakledilir.Japon İmparatorluk ailesine mensup bir Prens,kendisini ziyarete gelir. İmparatorundan özel birmektup getirir. Ondan İslam dininin muhtevasını,iman esaslarını, gayesini, felsefesini, ibadetkaidelerini açıklayacak güçte dînî­ilmî bir heyetister. Sultan, Japonya'da İslam'ın yayılması içinmaddi sahada mümkün olan her şeyi yapar amaİmparator'un istediği dinî­ilmî heyeti gönderemez.O, Sultan'ın içinde hicran olmuş bir hatıradır.Bunun sebebini şu cümlelerle ifade eder:"Düşündüm ki, Japon İmparatoru'nun istediğimüslüman din âlimleri kendi ülkemizde olsa veonları ben bulabilseydim Japonlardan evvel kendimilletimin ve halife olarak İslam âleminin istifadesinitemin ederdim..."Sultan'a göre o alimlerin ilmî kudretleri kadardünyayı algılama tarzları da İslam'ın geleceğiüzerinde bu kadar büyük etki yapacak bir konuyuele almaya ve sonuçlandırmaya müsait değildir.O, bunun sebebini şöyle açıklar:"Japon İmparatorunun istediği müslüman dinalimlerini yetiştirecek feyyaz menbâlar artıkmevcut değildi. Medreselerimiz birer ilim­irfan58


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEkaynağı olmaktan mahrumdu. 47 "MÜRİT­ Öyleyse tarikatlara bu kadar yüklenmekdoğru olmaz. Alimlerin Kur'an'dan uzaklaştığıbir yerde tarikat mensuplarının yanlışları görmezliktengelinebilir.BAYINDIR­ Allah'ın kabul etmeyeceği bir özrübiz kabul edemeyiz. Çünkü alim ve cahil ayrımıolmadan herkes, Kur'an'a aykırı davranışlarınınhesabını Allah'a verecektir. Alimlerin suçu tabiiki, daha ağırdır.Hurafe, sigara gibidir. Ona alışan, kötülüğünübilir ama vazgeçemez. Kur'an'dan uzaklaşmaalimleri de hurafe tiryakisi yapmış, ve onların,Kur'an'a temelden aykırı nice şeyi normal görmelerinesebep olmuştur. Buna, şu çarpıcı örneğiverelim:Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'nagirmesi ile ilgili resmi belgelerde, savaşı kazanmakiçin Muhammed sallallahu aleyhi vesellemin yardımcı olacağı vurgulanır. Sanki o,Allah'ın elçisi değildir de hâşâ, Allah'ın yanındaikinci bir tanrıdır. Sanki o, ölmemiştir de diridir.Sanki o, kendine yapılan çağrıları işitir, olayıngeçtiği yeri görür, gelir ve istediğine istediği yardımıyapar. Ayrıca sanki o günkü alimlere vekomuta kademesine bu konuda söz vermiştir 48 .Allah Teâlâ bunu en büyük sapıklık sayıyor.47 ­ Fethi OKYAR, Üç Devirde Bir Adam, İstanbul 1980, s.101­103.48 ­ Bu konu ile ilgili geniş bilgi, "Olağan Dışı Yollarla Yardım"başlığı altında verilmiştir.59


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞ"Allah’ın yakınından kendisine kıyâmetgününe kadar cevap veremeyecek kimseyiçağırandan daha sapık kimdir? Oysaki bunlaronların çağrısının farkında değillerdir.“(Ahqâf 46/5)Şimdi belgelerdeki ifadelere bakalım:a­ Sultan Reşat’ın savaş ilanı ile ilgili beyannâmesininson bölümünde yer alan ifadeler:"...Hak ve adl bizde, zulüm ve udvan düşmanlarımızdaolduğundan düşmanlarımızı kahretmekiçün Cenab­ı âdil­i mutlakın inâyet­isamadâniyesi ve Peygamber­i zîşânımızın imdâdımaneviyesinin bize yâr u yaver olacağında şüpheyoktur... 49 "Bu ifadeyi şöyle sadeleştirebiliriz:"Biz haklı ve dürüst, düşmanlarımız ise zalimve saldırgan olduğundan düşmanlarımızı yeresermek için adaleti şaşmaz olan Allah'ın yücedesteğinin ve şanlı Peygamberimizin manevi yardımınınbize yar ve yardımcı olacağında şüpheyoktur..."b­ Başkumandan vekili 50 Enver Paşanın beyannamesişu ifadelerle başlar:"Allah'ın inayeti, Peygamberimizin imdâd­ıruhâniyesi ve mübarek Padişahımızın hayır duasıylaordumuz düşmanlarımızı kahredecektir."49 ­ 22 Zilhicce, 1332 tarihli Beyannâme­i Hümâyûn, Cerîde­iİlmiyye, Muharrem 1333 tarihli nüsha, Sayı 7, s. 436.50 ­ Başkumandan padişah olduğu için Enver Paşa padişahtansonra en yetkili askerdir.60


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEBeyannâme'nin orta yerinde şu ifadeler vardır:"...Hepimiz düşünmeliyiz ki, başımızın ucundapeygamberimizin ve sahabe­i güzîn efendilerimizinruhları uçuyor... 51 "Bu ifadeler şöyle sadeleştirilebilir:"Allah'ın desteği, Peygamberimizin ruhânî yardımıve mübarek Padişahımızın hayır duasıylaordumuz düşmanlarımızı yere serecektir...""...Hepimiz düşünmeliyiz ki, başımızın ucundaPeygamberimizin ve onun seçkin arkadaşlarınınruhları uçuyor..."c­ İslam ülkelerini cihada davet beyannamesi:Bu beyannameyi Meclis­i Ali­i İlmî (Yüksek İ­lim Kurulu) hazırlamış, halife sıfatıyla SultanReşat imzalamıştır. Beyannamede en üst seviyeden34 alimin imzası da vardır. Bunların arasındaüçü eski, birisi görevde olmak üzere dört şeyhülislamve Fetva Emini Ali Haydar Efendi de yeralır.Beyannamenin dördüncü paragrafı şu ifadelerlebitmektedir:"... Dîn­i mübîn­i ilâhîsi namına cihada şitâbânolan müslimîni her bir hususta mazhar­ı fevz venusret buyuracağı inâyet ve eltâf­ı celîle­i samâdânîdenmev'ûd ve şeriat­ı garrây­ı Ahmediyenini'lây­ı şânı içün fedây­ı cân ve mal eyleyen üm­51 ­Başkumandanlık Vekaletinin Beyannamesi, Cerîde­iİlmiyye, Muharrem 1333 tarihli nüsha, Sayı 7, s. 436 ve 437.61


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞmet­i nâciyesine zahîr ve destgîr olmak içün ruhâniyet­imukaddese­i nebeviyye hazır ve mevcuddur."Beyannâme'nin son paragrafı da şöyledir:"Ey mücâhidîn­i İslâm! Cenab­ı Hakk'ın nusretve inâyeti ve Nebiyy­i muhteremimizin meded­iruhâniyetiyle a'dây­ı dîni kahr ve tedmîr vekulûb­i müslimîni sermedî seâdetlerle tesrîr eylemenizva'd­ı celîl­i İlâhî ile müeyyed vemübeşşerdir 52 ."Bu ifadeleri şu şekilde sadeleştirebiliriz:"Allah'ın açık dini adına hızla savaşa çıkanMüslümanları her konuda başarılı kılıp yardımedeceğine onun yüce lütuflarıyla söz verilmiştir.Hz. Ahmed'in 53 aydınlık şeriatını yüceltmek içincanını ve malını feda eden ümmet­i nâciyesine 54arka çıkıp elinden tutmak için Hz. Peygamberinmukaddes ruhu hazır ve mevcuttur...""... Ey İslam mücahitleri! Allah Teâlâ'nın yardımıve desteği, muhterem Peygamberimizinruhaniyetinin yardımı ile din düşmanlarını yereserip yok etmeniz ve Müslümanların kalplerinisonsuz mutluluklarla sevindirmeniz Yüce Allah'ınverdiği söz ile teyit edilmiş ve müjdelenmiştir."52 ­ 4 Muharrem 1333 (23 Kasım 1914) tarihli Beyannâme,Cerîde­i İlmiyye, Muharrem 1333 tarihli nüsha, Sayı 7, s. 456ve 457.53 ­ Ahmed, Hz. Muhammed'in isimlerinden biridir.54 ­ Ümmet­i nâciye, Kur'an'ın istediği inanç ve davranış içindebulunan ümmet anlamınadır.62


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEMÜRİT­ Müslümanlar kafirlere karşı cihada çıkıyorlar.Bu, Hz. Peygamberi memnun edecek birdavranıştır. Elbette o, ruhaniyetiyle Müslümanlarayardım edecektir. Onun seçkin sahabelerininruhlarının Müslümanların başları ucunda uçmasıda yadırganamaz. Çünkü bu savaşta sahabelerde yer almak isterler.BAYINDIR­ Eğer Hz. Muhammed sallallahualeyhi ve sellem ve onun seçkin arkadaşları hayattaolsaydı elbette bundan çok memnun olurve Müslümanların başarısı için ellerinden gelenher şeyi yaparlardı. Ama artık onlar ölmüşlerdir.Bizim yapmamız gereken, kendi hayallerimizedeğil, Hz. Muhammed'in getirdiği Kur'an'a uymaktır.Allah Teâlâ kendinden başkasının yardımaçağrılmasını Kur'an'da şirk saymış ve kesinkesyasaklamıştır. O şöyle diyor:“İşte böyle. Kuşkusuz Allah haktır veonun yakınından çağırtıkları ise batıldır.”(Hac 22/62)Zaten Allah'tan başka yardıma çağrılan kimolursa olsun onun hiçbir şeye gücü yetmez.“İşte Rabbiniz olan Allah, hakimiyet o­nundur. Ondan başka çağırdıklarınız bir çekirdekzarına bile hükmedemezler.Onları çağırsanız, çağrınızı işitmezler; i­şitmiş olsalar bile size karşılık veremezler;kıyâmet günü de sizin ortak koşmanızı tanımazlar.Hiç kimse sana, her şeyi bilen Allahgibi, haber vermez.” (Fatır 35/13­14)Allah'tan başkasını olağan dışı yollarla yardı­63


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞma çağırmak şirktir. Allah böylelerine yardımetmez.“İnananlar ve imanlarını şirkle 55 bulandırmayanlarvar ya işte güven onların hakkıdır;doğru yolu tutturanlar da onlardır.”(En’am 6/82)Birinci Dünya Savaşı'nda Müslümanlarla savaşanİngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunanlılar dazafer için Allah'a dua etmiyorlar mıydı sanki.Ama onlar, Hıristiyan oldukları için Allah'ın yanındaHz. İsa'yı da çağırıyorlardı. Üstelik onlarınkutsal kitabı bunu teşvik ediyor.Matta İncil'ine göre Hz. İsa çarmıha gerilipdefnedildikten üç gün sonra kabrinden çıkmış, 11havarisine görünmüş ve şöyle demiştir:"Gökte ve yeryüzünde bütün iktidar bana verilmiştir.Şimdi gidin, bütün ulusları öğrenci yapın.Onları Babam, Ben ve Kutsal Ruh adına vaftizedin. Sizlere buyurduğum her şeyi tutmalarınıonlara öğretin. İşte dünyanın sonuna kadar benher an sizlerle beraberim 56 ."55 ­ Ayette şirk diye tercüme edilen kelime "zulüm" dür. Buanlam hem bir önceki ayetten, hem de Lokman suresinin13. ayetindeki "Şirk gerçekten büyük bir zulümdür." ifadesindenanlaşılmaktadır.56­ Metin sadeleştirilmiştir. Elimizdeki nüshadaki ifadelerşöyledir. " Ve on bir şakirtler Celil'e İsa'nın onlara emretdigi dağa vardılar. ve Onu görünce ona secde kıldılar.Lakin bazısı şüphe etdiler. Ve İsa yanlarına gelüb anlarahitaben dedi ki, semada ve zeminde bütün hükumet banaverildi. İmdi gidiniz, cümle milletleri şakird ediniz.Onları Peder ve Ben ve Ruh'ul­Kudüs ismine vaftiz edi­64


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEKur'an'a göre Allah'tan başkasını, bu şekildeyardıma çağırmak şirktir. Yukarıda konu ile ilgiliçok sayıda ayet geçmişti. Şu ayet de bunu, doğruyola girmişken geriye çevrilme ve açık arazideşaşkına dönme olarak nitelemektedir.“De ki: Allah'ın berisinden bize ne bir faydane de zarar verecek olanı çağıralım daAllah bizi doğru yola sokmuşken ökçelerimizüzerine geri çevrilmiş mi olalım? Tıpkı şeytanlarınaçık araziye çektikleri şaşkın kimsegibi mi? Hem onu, "Bize gel." diye doğruyola çağıran arkadaşları da olsun. Onlara deki, "Doğru yol ancak Allah'ın yoludur. Bizeverilmiş emir alemlerin Rabbine teslim olmamıziçindir. (En'am 6/71)MÜRİT­ Müslümanlar tarih boyunca çok yenilgileralmışlardır. Bu, Allah'ın onları bir imtihanıdır.Nitekim Hz. Muhammed'in ordusu da UhudSavaşı'nda yenilmişti. Ama onun gayretleriyledaha sonra durum lehe çevrilmişti.BAYINDIR­ Burada Hz. Peygamber sallallahualeyhi ve sellem büyük gayret göstermiş ve durumulehine çevirmeyi başarmıştır. Ama "BenAllah'ın elçisiyim. Benim duam ve manevi desteğimlebu savaş kazanılır." dememişti.Yenilgi dedik ya? Cephede yenilmek o kadarniz. Ve size emrettiğim şeylerin cümlesini hıfz etmeyi anlaratalim ediniz ve işte dünyanın nihayetine degin benher vakt sizin ile beraberim." ( Matta 16­20, Kitab­ı Mukaddes,Ahd­i Cedîd, İbrani, Keldânî ve Yunan dillerindentercüme. Dersaadet 1910. s. 43.)65


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞönemli değildir. Toparlanır, düşmana daha büyükbir darbe vurabilirsiniz. Asıl yenilgi içten yenilgidir.İşte o zaman yapacağınız bir şey olmaz.Müslümanlar içten yenilmişlerdir. Kendi siyasi,sosyal, iktisâdî ve askerî düzenlerine güvenlerikalmamıştır. Bunların yerine başkasını koymaçabası bu güvensizliğin sonucudur. Bunu anlamakisteyen, Müslümanların desteklediği okullardaneyin öğretildiğine baksın. Büyük maddiimkanlarla desteklenip gayrimüslim ülkelere gönderilenöğrenciler, hangi sistemi öğrenmeye gidiyorlar?Kendi sistemimizi öğretmek için harcadığımızçabayı bununla kıyaslarsak korkunç birfark ortaya çıkar. İşte bunlar bugünkü dünyakarşısında kafamızı dik tutmamızı engellemektedir.MÜRİT­ Peki tarikatlardan ne istiyorsun? Türkiye'detarikatlar resmen kapalıdır.BAYINDIR­ Halka mal olmuş sosyal bir kurumuresmen kapatmakla işi bitmez. Hurafeleryok olmaz. Burada asıl iş ilim adamlarına düşer.Onlar halkı eğitmelidirler. Zihinler hurafelerdentemizlenmeli ve doğru bilgilerle donatılmalıdır.İşte bu sahada yeterli çalışma yoktur. Halkımızınönemli bir bölümünün hurafelere kanmaları bundandır.Bir de bu çalışmalar sürekli olmalıdır.Küçük bir ihmal, hurafelere kapı açmak olur.MÜRİT­ Bilgisi, sosyal ve ekonomik durumuiyi olan nice insan da bunlara katılmakta ve destekolmaktadır. Bu sizin tezinizi çürütmez mi?BAYINDIR­Bu insanlar birçok konuda bilgili66


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEolabilirler ama dinlerini iyi bilmedikleri için kolaykandırılırlar. Öyleyse dini, herkese doğru öğretmekgerekir. Bu, dindar olanların hurafelere kaymalarınıönler. Dinlerini yaşamak istemeyenlerde hurafe ile doğru dini ayırarak hurafeye karşıçıkıyorum diye dindar insanları üzecek davranışlaragirmezler.MÜRİT­ Şimdiye kadar gelmiş geçmiş buncaalim yanlış da sen mi doğrusun? Senin ilmin onlarınilimlerinden daha mı fazla?BAYINDIR­ İlmin fazlalığı veya noksanlığındançok o ilmi ne maksatla kullandığınız önemlidir.Eğer insanlar üzülecek veya size karşı geleceklerdiye doğruları söylemezseniz ilminizin büyüklüğüverdiğiniz zararı artırmaktan başka bir işe yaramaz.Tanınmış bir alim bana şöyle dedi:­ Abdulaziz Bey, tasavvuf ve tarikatla uğraşmayıbırak. Hurafe olmazsa tasavvuf da olmaz.Dedim ki;­ Bu hurafelerle mücadele, bizim temel görevimizdeğil mi? Bunlar insanları şirke sokmuyormu?Dedi;­ Doğru; ama bunlar ıslah olmazlar.Dedim;­ İnsanlar ıslah olmaz diye mücadeleyi bırakanbir peygamber var mı? Bizim örneğimiz onlardeğil mi?Dedi;67


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞ­ Ben senin iyiliğin için söylüyorum. Sen gençsin,istikbalin parlak, bunlar ise çok güçlüdür.Bunlarla başa çıkamazsın. Geleceğini karartırlar.Dedim;­ Bunlardan beklediğim bir şey yok ki. Ben Allah'adayanıyorum, Allah'tan güçlüsü de yoktur.Dedi;­ Ben senin için endişe ediyorum.Dedim;­ Asıl ben sizin için endişe ediyorum. Sizin durumunuzcumartesi yasağını çiğneyen Yahudilerekarşı mücadeleden kaçınanlara benziyor.Bilindiği gibi Yahudilerde cumartesi günü avyasağı vardır. Davûd (a.s.) zamanında sahil kentiolan Eyle'de Yahudiler yaşardı. Yılın bir ayındaher taraftan oraya balıklar akın eder, balık çokluğundanneredeyse su görünmezdi. O ayın dışındaise sadece cumartesi günleri balık gelirdi.Derken deniz kenarında havuzlar kazıp arklaraçtılar. Balıklar cumartesi günü havuzlara dolduve pazar günü onları avladılar. Kendilerince yasağıçiğnememiş oldular. Cezalanacaklarındankorka korka balıklardan yararlandılar. Zamanlaevlatlar babaların yolundan gitti. Mal mülk edindiler.Şehirden bu işi hoş karşılamayan bazıgruplar onları bundan vazgeçirmeye çalıştılarsada vazgeçmediler. Dediler ki, "Ne zamandır bizbu işi yapıyoruz, bunun için Allah'tan hiçbir cezagelmedi." Onlara denildi ki, "Aldanmayın, belkisize bir azap gelir, yok olursunuz." Bunlar birsabah alçak maymunlar haline geldiler. Üç gün68


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEböyle yaşadılar, sonra helâk olup gittiler 57 .Bakara sûresinin 65 ve 66. âyetlerinde konuile ilgili olarak şöyle buyurulmaktadır:“İçinizden cumartesi günü taşkınlık edenlerielbette öğrenmişsinizdir. Onlara "Aşağılıkmaymunlara dönün" demiştik.Bunu yaptık ki, hem orada olanlar ve olmayanlariçin caydırıcı bir ceza, hem de sakınanlariçin bir öğüt olsun.”Bir bölük insan yasağı çiğneyenlerle mücadeleederken, "Aralarından bir (başka) bölük şöylediyordu: "Allah'ın yok edeceği veya şiddetliazaba uğratacağı bir topluma niçinöğüt veriyorsunuz?" Öğüt verenlerin bunacevabı şöyle olmuştu: "Bu, Rabbinize, hiçdeğilse bir özür beyan edebilmemiz içindir,belki Allah'a karşı gelmekten sakınırlar"Ayetler şöyle devam ediyor:“Kendilerine yapılan öğütleri unutunca,Biz fenalıktan men edenleri kurtardık ve zalimleri,Allah' a karşı gelmelerinden ötürüşiddetli azaba uğrattık.Kendilerine edilen yasakları aşınca, onlara:"Aşağılık birer maymun olun" dedik."(Araf 7/165­166)Siz, bize destek vereceğinize, dolaylı olaraksuçlulara destek vermiş oluyorsunuz. Onların57 ­ Fahrüddin er­Râzî, Tefsir­i Kebîr, Matbaa­i Amire, 1307,c.1 s.553.69


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞbaşına gelenlerin sizin başınıza gelmeyeceğindenemin olabilir misiniz?Dedi;­ Bilmem kardeşim, ben seni düşünüyorum.Dedim;­ Bakın, bir nefes alacak kadar ömrümün kaldığınıbilsem, o bir nefesi bu gibi yanlışları düzeltmekiçin harcamak isterim.Sonra bu mücadeleler elinizdeki kitabı oluşturdu.Bu zat, kitabın birinci baskısını okudu vebunun, önemli bir başarı olduğunu söyledi.MÜRİT­ Evet, bu konuda haklısınız. Bazı alimler,bile bile mücadeleden kaçınıyorlar. Ama eskidengerçek ilim sahipleri vardı.BAYINDIR­ Gerçek ilim sahibi olmak yetmez.O ilmi yerli yerinde kullanmak da gerekir. Bukonuda Allah Teâlâ bize Hz. Adem'i örnek veriyor.Onun öğretmeni bizzat Allah Teâlâ idi. Çünkü"Adem'e bütün isimleri öğretmiş ve onları(insanın yaratılmasından hoşlanmayan) melekleregöstererek "Eğer doğruysanız bunlarınisimlerini bana söyleyin" demişti.Onlar da "Sen yücesin, bizim senin öğrettiğindenbaşka bir bilgimiz yoktur. Şüphesizbilen de sensin hakîm olan da, demişlerdi.Allah "Ey Adem onlara varlıkların adlarınıbildir." dedi. Adem onların adlarını bildirinceAllah şöyle dedi: "Ben size dememiş miydim70


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEki, göklerde ve yerde görünmeyeni bilirim,sizin açıkladığınızı ve gizlemekte olduğunuzuda bilirim." (Bakara 2/31­33)Sonra Allah, Adem'i ve eşini cennete yerleştirmişve Şeytanı göstererek şöyle demişti;"Bak Adem! Bu, senin ve eşinin düşmanıdır.Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksamutsuz olursun.Çünkü orada senin için ne aç kalma olacak,ne de çıplak kalma.Orada ne susuzluk çekeceksin, ne de güneştekalacaksın"Sonra Şeytan ona vesvese verdi ve dediki:"Adem! Sana o sonsuzluk ağacını ve yıpranmayacakbir saltanatı göstereyim mi?” 58Bu cazip teklif, ona her şeyi unutturdu ve"Her ikisi de o ağaçtan yedi. Sonra kendilerineayıp yerleri göründü. Hemen Cennetyaprağıyla örtünmeye koyuldular. Ve Adem,Rabbine baş kaldırdı da yolunu şaşırdı."(Taha 20/121)İşte Hz. Adem'in başına gelenler. Hiçbir alimonun şartlarına sahip olamaz. Öğretmeni AllahTeâlâ ve kaldığı yer Cennetti. Ne kötü insanlarvardı, ne de ekonomik sıkıntılar. Ama ebediyetağacı ve çökmesi olmayan saltanat arzusu nasılHz. Adem'i isyana sürüklemiş ve şaşırtmışsa ünlü58 ­ Taha 20/117­120.71


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞolma ve dünyalık arzusu da nice alimi, isyanasürükler ve şaşırtır. Çünkü Allah'ın verdiği vevermeyi vadettiği ile yetinen çok az insan vardır.İnsan hep daha çoğunu ister. Allah’la bütünleşmeyive daha da ileri gitmeyi hedefleyenler azdeğildir 59 .İlim, helâl mala benzer. Helâl malıyla kötülükyapanlar gibi ilmiyle halkı saptıranlar da vardır.Gerçek alim, doğru davranan, karşı koyulacağınıbile bile doğruları söylemekten çekinmeyen alimdir.Doğruları bilen çoktur ama söyleyen azdır.Yoksa bunlar kimsenin bilmediği şeyler değildir.MÜRİT­ Müslümanların Batı karşısında kesinyenilgi aldığını söylemiştin. Batılıyı Müslümandanüstün göremezsin. Allah Teâlâ, "Eğer inanıyorsanızen üstün sizsiniz. 60 " demiyor mu?BAYINDIR­ Batılıyı Müslümandan üstün görende kim? Ben Müslümanların Müslümanlıktanuzaklaştığından bahsediyorum. Madem gayrimüslimlerinuydusu haline gelmişiz ve bir asırdanfazladır bu böyle devam ediyor, öyleyse buişte bir yanlışlık var. Okuduğun âyet yanlış olamayacağınagöre yanlışlık bizim Müslümanlığımızdaolmalıdır. İçinde bulunduğumuz durumuda Allah'ın bize verdiği bir ceza olarak kabul etmemizgerekir.59 ­ Bu konuda, "Duada Evliyayı Aracı Koyma ve Şirk" (İstanbul2001) adlı kitabımızın"Biz bilmeyiz, büyükler bilir" ve devamıbölümlerine bakılabilir.60 ­ Al­i İmran 3/139.72


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEAllah Teâlâ Kur'an­ı Kerim'de cezaya çarpılankavimleri anlattıktan sonra şöyle buyurur:“Sana anlattıklarımız, o ülkelerin başındangeçenlerdir. Onlardan ayakta duran davardır, biçilip gitmiş olan da.Biz onlara kötülük etmedik, onlar kendilerinekötülük ettiler. Rabbinin buyruğu gelince,Allah'ın berisinden çağırdıkları tanrılarınonlara bir faydası olmadı. Onların katkısı,sadece kayıplarını artırmak oldu.” (Hud 11/101­102)Müslümanlar sırf Allah'ı değil, Allah'a yakınbildikleri kişileri de yardıma çağırmaya devamederlerse kayıpları daha da artar.MÜRİT­ Hep müşriklerle ilgili âyetleri örnekveriyorsun. Bu yaptığın doğru mu? Senin muhataplarınmüşrik değil ki, hepsi de Müslüman.BAYINDIR­ Kur'an'ın büyük bir bölümü şirkleilgilidir. Bu konuda sadece Muhammed sallallahualeyhi ve sellemi bu konuda uyaran şu âyet üzerindedüşünseniz bize hak verirsiniz."Allah'ın âyetleri sana indirildikten sonrasakın seni onlardan çevirmesinler. Rabbineçağır, sakın ha, müşriklerden olma! Allah'laberaber başka bir tanrı çağırma. Ondanbaşka tanrı yoktur. Her şey yok olacakyalnız onun zatı kalacaktır. Hüküm Onundurve Ona döndürüleceksiniz.” (Kasas 28/87­88)Bu tenbih bizzat Hz. Muhammed'e yapıldığınagöre bize hak vermeniz gerekir. Müslümanlar bukonuda birbirini daima uyarmalıdır.73


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞMüslümanlar bugün layık oldukları konumdadeğillerse bunun sebepleri vardır. Çünkü AllahTeâlâ hiçbir topluluğu boşuna helak etmez. Şuâyetler her şeyi ortaya koyuyor:"Sizden önceki devirlerde yaşayanlardanbirikimi olanlar, ortalıktaki kokuşmuşluğakarşı çıkmalı değiller miydi? Kendilerini kurtardığımızpek azı bunu yapmıştır. O zalimler,kendilerine verilen refahın peşine takıldılarda suçlu kimseler oldular.Yoksa senin Rabbin, halkı iyi durumda i­ken, o ülkeleri şirk 61 yüzünden helak edecekdeğildi ya?" (Hud 11/116­117)10­ ŞEHİTLERİN SAVAŞMASIMÜRİT­ Savaşlara katılan şehit ruhları için nediyeceksin? Bunu düşmanlar bile kabul ediyor.Şehitler ölmediğine göre bu olamaz mı? AllahuTeâlâ şöyle buyurur:"Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin,zira onlar diridirler." (Bakara 2/154)BAYINDIR­ Ayetin sonunu da okuyun lütfen.Şehitlere büyük ikramı olan Allah Teâlâ buyuruyorki, "..onlar diridirler ama siz bunu anlayamazsınız."Allah'ın "anlayamazsınız" dediği birkonuda akıl yürütmek, Allah'a karşı bilgiçlik taslamakolmaz mı?61 ­ Şirk diye tercüme ettiğimiz kelime "zulüm" dür. ÇünküLokman suresinin 13. ayetinde "Şirk en büyük zulümdür."buyruluyor.74


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEAllah Teâlâ Müslüman orduları, şehit ruhlarıile değil, meleklerle destekler. Bedir Savaşı'ndabu olmuştur:"Doğrusu siz Bedir'de düşkün bir durumdaiken Allah size yardım etmişti. Allah'­tan sakının ki şükredebilesiniz.O gün sen müminlere şunu diyordun:Rabb’inizin, indirilmiş üç bin melekle yardımetmesi size yetmez mi?"Evet, yeter. Eğer sabreder ve sakınırsanızonlar da hemen üzerinize gelirlerse Rabbinizsize, onların peşini bırakmayan beş bin melekleyardım eder.Allah bunu size, sırf bir müjde olsun veböylece kalpleriniz yatışsın diye yapmıştır.Yoksa zafer, ancak güçlü ve Hakim olan Allahkatından olur." (Al­i İmrân3/123­126)"O gün Rabbin meleklere şunu vahyediyordu:"Ben sizinleyim, haydi inananlaradestek olun; ben inkar edenlerin kalplerinekorku salacağım. Haydi vurun boyunlarınüstüne! Vurun onların her parmağına."(Enfal 8/12)Bedir Savaşı'na katılanlardan Ebû Davud el­Mâzinî diyor ki, Bedir'de müşrik erkeklerden birinivurmak için peşine düşmüştüm. Daha kılıcımboynuna inmeden başı yere düştü. Anladım ki,onu bir başkası öldürdü 62 .62 ­ Ebû Cafer Muhammed b. Cerîr et­Taberî, Tefsîr'ut­Taberî,Beyrut 1412/1992, c.3, s. 423­424.75


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞBedir Savaşı'nda Ebu Cehil, Abdullah b.Mes'ûd'a şöyle demişti: "Bana öldürücü darbeyisen mi vurdun yani? Bana bu darbeyi vuran, bütüngayretime rağmen mızrağımın ucu, atınıntırnağına yetişmeyen kişidir 63 ."Kurtubî, yukarıdaki âyetle ilgili olarak şunusöylüyor: Düşman karşısında direnen ve Allahrızasını gözeten her ordunun yanına meleklergönderilir ve onlarla birlikte savaşırlar 64 .MÜRiT­ Şehitler ölmediğine göre savaşlara niyekatılmasınlar ki? Onların hayatını tam olarakanlayamazsak bir bölümünü de mi anlayamayız?BAYINDIR­ Böyle bir konuda konuşmak içinya Kur'an'a ya da sahih hadislere dayanmak gerekir.Geçmiş peygamberlerin veya eskiden şehitolmuş müminlerin ruhlarının Hz. Muhammedile veya ashabıyla birlikte savaşa katıldıklarınadair tek bir delil yoktur.Şehitlerle ilgili olarak şöyle buyruluyor:"..onlar Rableri katında rızıklanmaktadırlar.Allah’ın kendilerine verdiği karşılıksız ikramlarındandolayı sevinçlidirler. Arkalarındanhenüz kendilerine katılmamış olanlarhakkında korkulacak bir şey olmadığı ve onlarda üzülmeyeceği için mutludurlar.Allah'ın nimetinden, onlara vereceği ikramiyeden,ve Allah'ın, müminlerin ecrini63 ­ Ebû Abdillah Muhammed b. Ahmed el­Ensârî el­Kurtubî, el­Cami' liAhkâm'il­Kur'an, Beyrut 1408/1988, c. III, s.125.64 ­ Kurtubî, a.g.e., c.III, s. 125.76


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEzayi etmeyeceğinden ötürü de mutludurlar."(Al­i imran 3/169–171)İkramı bol olan Allah, kendi yolunda ölenleridiğer ölülerden ayırıp özel olarak ağırlıyor. Bunlarınsavaşa gönderildiğini kabul etmek için delilgerekir. Böyle bir delil olmadığına göre şehitlerinsavaşlara katıldığını kabul edemeyiz. Çünküâyetlere göre savaşa katılanlar meleklerdir.11­ GÖRÜNMEZ ERENLER(rical'ül­gayb)MÜRİT­ Sen şimdi üçler, yediler, kırklar, kutuplarve gavsları da mı kabul etmiyorsun?Bilmez misin, velîlerin üstün vasıflı olanlarına“evtâd” (direkler) denir. Onların üstünde“revâsî” (dağlar) vardır. Bir felaket zamanındakullar evtâda yönelir, evtâd da revâsîye yönelir.Revâsîyi Kutup idare eder.Kutuptan sonra gelen iki kişiye “imâmân” denir.Bunlardan birine “imam­ı yemîn”, diğerine“imam­ı yesâr” adı verilir. İmam­ı yemîn kutbunhükümlerine, imam­ı yesâr da hakikatine mazhardır.Kutup ölünce onun yerini imam­ı yesâralır. Kutup ile iki imam, üçleri oluşturur.Kutup en büyük velîdir. Bütün erenlerin başı,Allah’ın izniyle kâinatta tasarruf sahibidir.Gavs: Darda kalındığında sığınılan veistimdâd edilen yani yardım istenilen kutuptur.Darda kalan sûfiler, “Yetiş ya Gavs!” diye gavsasığınırlar. Gavs, istimdad edene yardım elini uza­77


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞtır. Abdülkadir Geylânî, “Gavs­ı a’zam” lakabıylaünlüdür.Ancak bütün bu sığınma ve istimdâdlar, zahirdegavsa ise de hakikatte Allah’adır. Çünküalemde yegane mutasarrıf Allah Teâlâ’dır. Ondanbaşka fail­i mutlak yoktur. “Gavs” olarak bilinenler,esmâ ve sıfât­ı ilahî mazharıdırlar.Bunlardan başka, sayıları bir rivayette sekiz,diğer bir rivayette kırk olan “nücebâ” ile, sayılarıon ya da üç yüz olan “nukabâ” denilen ve insanlarıniç dünyalarından haberdar olan şahsiyetlervardır.Genel olarak ricâlü’l­gayb ve gayb erenleriolarak anılan bu Hakk dostlarının makamı boşkalmaz. Ölenin yerine sırayla kendisinden sonrakiyükseltilir 65 .BAYINDIR­ Bu konuda bir dayanağınız varmı? Bunları neye dayandırıyorsunuz?Bir de "Kutup en büyük velidir, bütün erenlerinbaşıdır ve Allah'ın izniyle kâinatta tasarrufsahibidir" diyorsunuz. Bu tanımınız Mekke müşriklerininKabe'yi tavaf ederken, "Emret Allah'ım,Senin hiçbir ortağın yoktur. Yalnız bir ortağınvardır ki, onun da bütün yetkilerinin de sahibisensin 66 ." demeleri gibi olmuyor mu?MÜRİT­ Allah dünyanın cismânî düzenini sağlamakiçin bazı insanların birtakım görevler üst­65 ­ Hasan Kamil YILMAZ, Altınoluk Mecmuası, Aralık 1995sayısı.66 ­ Müslim, Hacc, 22, Hadis no 1185.78


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMElenmesini murâd ettiği gibi, alemdeki manevî veruhanî düzenin korunması, hayırların temini,kötülüklerin giderilmesi için de sevdiği bazı kullarınıgörevlendirmiştir. Bunlar büyük peygamberlerinyerine, onlardan bedel 67 kişilerdir. “Allah’ınyeryüzünü kendilerine musahhar kıldığı”kimseler olarak değerlendirilmiştir. Onlar aleminintizam sebebidir. İnsanların işlerini tanzim ettiklerineinanılır 68 .BAYINDIR­ Bunlar Allah’ın yeryüzünü kendilerinemusahhar kıldığı kimselerdir, diyorsunuz.Ama ifade tarzınız, buna pek inanamadığınızıgösteriyor.Musahhar kılma, bir hedefe doğru zorla sürüklemedemektir 69 . Türkçe karşılığı boyun eğdirmedir.Bütün varlıklara hâkim olan Allah şöyle diyor:"Denizi size musahhar kılan Allah'tır. Bu,içinde gemilerin buyruğuyla akıp gitmesi veonun bol vergisinden payınızı aramanız içindir.Belki şükredersiniz."Göklerde ne varsa ve yerde ne varsahepsini size o musahhar kılmıştır. İşte bunda,düşünenler takımı için esaslı dersler vardır."(Câsiye 45/12­13)67 ­ Bedel, bir şeyin yerini tutabilen şeye denir. Büyük peygamberlerdenbedel olmak da onların yerini tutabilmek demektir.68 ­ Hasan Kamil YILMAZ, Altınoluk Mecmuası, Aralık 1995sayısı.69 ­ Rağıb el­İsfahânî, el­Müfredât, s. 402, SHR maddesi.79


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞAllah'ın musahhar kılması ile denizde, göklerdeve yerde olan her şeyden yararlanırız. Onlartüm insanlara musahhar kılınmıştır. Bunlarakarşılık Allah'ın bizden istediği bir teşekkür, yaniona şükretmektir. Bugün bu nimetlerden gayrimüslimlerdaha çok yararlanmaktadır.Musahhar kılma, kimi şahıslara ayrıcalık tanımadeğildir. Sizin durumunuz, topraklarındangeçen ana yola köprü yapılan köy halkının durumugibidir. Açılışı yapan yetkili; "Köprü emrinizdedir."deyince, onu kendi malları sanmış, geçişücreti koymuş ve ödemeyeni geçirmemişlerdir.Bu suçtur. Çünkü o köprü yalnız o köyün değil, oyoldan geçen herkesin hizmetindedir, herkesemusahhar kılınmıştır.MÜRİT­ Üçler, yediler, kırklar, kutuplar vegavslar sıradan insanlar değil ki. Büyük peygamberlerinyerine, onlardan bedel kişilerdir.BAYINDIR­ Madem öyle, hangi peygambere"alemdeki manevî ve ruhanî düzenin korunması,hayırların temini ve kötülüklerin giderilmesi" göreviverilmiştir?İnsana sınırlı yetki veren Allah, Hz. Muhammedsallallahu aleyhi ve selleme şöyle emrediyor:"De ki: Benim size ne zarar vermeye gücümvardır, ne de olgunlaştırmaya.De ki: Beni Allah'ın azabından kimse kurtaramaz.Ben ondan başka bir sığınak dabulamam.Benimkisi yalnız Allah'tan olanı, onun80


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEgönderdiklerini tebliğdir o kadar." (Cin 72/21­23)"Alemdeki manevî ve ruhanî düzenin korunması,hayırların temini ve kötülüklerin giderilmesi"yalnız ve yalnız Allah'ın elindedir. Bu konudabirilerini yetkili saymak şirk olur.Eğer Hz. Muhammed'in gücü yetseydi kâfirleriimana zorlamak için her şeyi yapardı. Yüce Rabbimizbu konuda şöyle buyurur:"Onların yüz çevirmesi sana ağır gelinceyeri delmeye veya göğe merdiven dayamağagücün yetseydi onlara bir mucize getirirdin.Eğer Allah dileseydi onları doğru yolda toplayıverirdi.Sakın ha, cahillerden olma."(En'am 6/35)Mucize göstermek elçinin elinde değildir. Allahne zaman isterse mucizeyi o zaman yaratır."And olsun ki, senden önce birçok elçigönderdik; onların kimini sana anlattık, kiminide anlatmadık. Hiçbir elçi, Allah'ın izniolmadan bir mucize getiremez. Allah'ın buyruğugelince iş gerçekten biter. İşte o zaman,boşa uğraşanlar hüsranda kalırlar."(Mümin 40/78)12­ YÜCE ve ALÇAK (Süflî) RUHLARYaşayan insanı kutsallaştırmak zordur ama iyibir ad bırakarak ölmüş olan kolayca kutsallaştırılabilir.İşte yüce ruhlar derken kastedilen bu gibikişilerin ruhlarıdır. Bunlara âlî ve temiz ruhlar da81


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞdenir. Kötülerin ruhları ise süflî ruhlardır. Bunlarahabis ve şerîr ruhlar da denir. Şeytanlar bukapsama sokulur.MÜRİT­ Bir hocamız şöyle diyor:"Âli ve temiz ruhlar insanlar için koruyuculukvazifesi yaparken habis ve şerir ruhlar da insanlarazarar vermek için ellerinden gelen her şeyiyaparlar. Bunlar, aynı zamanda insanlara hasımve düşmandırlar. Bütün şerlerin ve kötü şerarelerinaltında bunlar bulunurlar. Karakter, irade veruh bakımından zayıf insanları tesir altına alır vekullanırlar 70 .BAYINDIR­ Çok ağır bir iddia, hayır ve şer Allah'ınelindedir. Ama "Âli ve temiz ruhların insanlariçin koruyuculuk vazifesi yaptığını, habis veşerîr ruhların da insanlara zarar vermek için ellerindengelen her şeyi yaptığını" söylemek, hayrıyüce ruhlardan, şerri de süflî ruhlardan beklemekolur.Allah Teâlâ şöyle buyurur:"Sana ne iyilik gelse Allah'tan gelir. Sanane kötülük gelse kendinden gelir. Seni insanlaraelçi olarak gönderdik, şahit olarakAllah yeter." (Nisa 4/79)"De ki: Allah'ın dilemesi dışında ben kendimebile bir fayda ve zarar verecek durumdadeğilim." (Araf 7/188)Allah, göklerin ve yerin hakimidir. Onları ko­70 ­ Yüce ve Süflî Ruhlar, Zaman Gazetesi, 29 Eylül 1993.82


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEruma yetkisini kimseye vermemiştir. Her namazınsonunda okuduğumuz âyet'el­kürsîde şöylebuyruluyor:"Onun hakimiyet alanı gökleri de kaplaryeri de. Her ikisini de korumak kendine ağırgelmez. O yücedir, uludur." (Bakara 2/255)"De ki: Çocuk edinmemiş olan, hakimiyetteortağı olmayan, acizlikten ötürü bir veliyeihtiyacı bulunmayan Allah'a hamd olsun."Onu büyükledikçe büyükle." (İsra 17/111)Demek ki, Allah'ın bir veliye ihtiyacı yokmuş.Hayırları bir grup ruhaniden, şerleri de birbaşka grup ruhaniden beklemek, hayır tanrılarıve şer tanrıları uydurmak olur.Şimdi Allah'ın elçileri ile ilgili âyetlere bakıphocanızın sözü üzerinde biraz zihin yoralım.13­ KUR'AN'DA ALLAH'IN ELÇİLERİAllah Teâlâ Hz. Muhammed sallallahu aleyhive selleme şöyle demiştir:“Seni insanlara resul olarak gönderdik,şahit olarak Allah yeter." (Nisa 4/79)Arapça’da bir sözü ve elçiliği yüklenen kişiyeresul denir 71 . Bir fıkıh terimi olarak resul, işekendini karıştırmadan birinin sözünü bir başkası­71 ­ Rağıb el­İsfahânî, el­ Müfredât, s.353, RSL maddesi.83


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞna ulaştırmakla görevli kişidir 72 . Dini terim olarakda Allah'ın hükümlerini halka ulaştırmak üzeregörevlendirdiği insana resul denir 73 . Bunun Türkçekarşılığı elçidir.a­ GörevleriAllah Teâlâ elçilerinin görevini üç şekilde belirlemiştir:1) Emri yerine ulaştırma (tebliğ): Allah Teâlâşöyle buyurur:"Elçilere apaçık tebliğden başka ne düşer?"(Nahl 16/35)"Ey Elçi! Rabbinden sana indirileni tebliğet, eğer bunu yapmazsan onun elçiliğiniyapmamış olursun" (Maide 5/67)2) Emri açıklama (beyân):Allah Teâlâ şöyle buyurur:"Biz ne elçi gönderdiysek sadece kendihalkının diliyle gönderdik ki, onlara açık açıkanlatsın." (İbrahim 14/4)"Biz Kitap'ı sana, başka değil, sadece ayrılığadüştükleri şeyi onlara açıklayasın vebir de inanan kimselere yol gösterici verahmet olsun diye indirdik." (Nahl 16/64)72 ­ Mecelle m. 1450. (Risalet, bir kimse tasarrufta dahli olmaksızınbir kimesnenin sözünü diğere tebliğ etmektir.Ol kimseye resul ve ol kimesneye mürsil ve diğerine mürselunileyh denir.)73 ­ Eş­Şerîf Ali b. Muhammed el­Cürcânî, et­Tarifât, tarih veyer yok, s.110.84


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞME3) Müjdeleme ve uyarma:Bu konuda şöyle buyruluyor:"Biz elçileri, başka değil, sadece müjdecilerve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim inanırve kendini düzeltirse onlara korku yokturve onlar üzülmeyeceklerdir." (En'am 6/48)"Biz seni bütün insanlara sadece bir müjdecive bir uyarıcı olarak göndermişizdir."(Sebe 34/28)b­ Elçinin yetkisiz olduğu durumlar:1) Elçinin koruma görevi yoktur.Allah Teâlâ şöyle buyurur:"Eğer yüz çevireceklerse çevirsinler, bizseni onlara bekçi göndermedik. Sana düşensadece tebliğdir." (Şura 42/48)2) Elçinin vekillik görevi yoktur.Ne halka karşı Allah'ın vekilliğini, ne de Allah'akarşı halkın vekilliğini yapar.Vekilimiz Allah şöyle buyurur:"Allah dileseydi şirke düşmezlerdi. Biz senionların üzerinde bir koruyucu yapmadık.Sen onların üzerinde bir vekil de değilsin."(En'am 6/107)"Sen sadece bir uyarıcısın. Her şeye vekilolan Allah'tır." (Hud 11/12)3) Elçi kimseyi yola getiremez.Bizi yoluna kabul eden Rabbimiz şöyle buyurur:85


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞ"Sen, sevdiğini doğru yola getiremezsin,ama Allah, dilediğini doğru yola getirir. Doğruyola girecekleri en iyi o bilir." (Kasas 28/56)Elçi sadece doğru yolu gösterir: Allah Teâlâşöyle buyurur:"Kuşkusuz sen kesinkes doğru yolu gösterirsin."(Şura 42/52)4) Elçi baskı yapamaz.Allah Teâlâ şöyle buyurur:"Sen öğüt ver! Esasen sen sadece bir ö­ğütçüsün.Sen onların tepesine dikilecek değilsin."(Ğaşiye 88/21­22)4) Elçi kalpten geçeni bilmez.Allah Teâlâ şöyle buyurur:"Çevrenizdeki kimi çöl Arapları münafıktır.Medine halkından da münafıklığa iyicealışmış olanlar vardır. Sen onları bilmezsin,onları biz biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz;sonra da onlar büyük bir azaba itileceklerdir."(Tevbe 9/101)"Münafıkları gördüğün zaman kalıplarıhoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerini dinlersin.Onlar dayalı odunlara benzerler. Hergürültüyü kendilerine karşı sanırlar. İştedüşman onlardır. Onlardan sakın. Allah onlarıkahretsin, nasıl döndürülüyorlar."(Münafikûn 63/4)5) Elçi gaybı bilmez,86


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEO sadece Allah'ın kendine vahyettiği şeyleribilir.Allah Teâlâ şöyle buyurur:"De ki: "Ben size, Allah'ın hazineleri yanımdadır,demiyorum. Gaybı da bilmem. Size,"İşte ben bir meleğim." de demiyorum.Ben bana vahyolunandan başkasına uymam."De ki: "Görenle görmeyen bir olurmu? Hiç zihninizi yormaz mısınız?" (En'am6/50)"De ki: "Eğer gaybı bilseydim, daha çokiyilik yapmak isterdim ve bana kötülük degelmezdi. Ben, inanan kesim için bir uyarıcıve bir müjdeciden başka bir şey değilim."(Araf 7/188)Peygamberler bu durumda ise ya diğer insanlarne durumda olur?14­ BİLİNMEZİ (Gaybı) BİLMEGayb, duyulardan uzak olan ve kişinin hakkındabilgisi olmayan şeye denir 74 .Allah'tan başkasının bilemeyeceği şeyleregayb­ı mutlak denir.Bir başka kişinin bildiği şey gayb­ı mutlak olmaz.Mesela içinizden geçeni ben bilmem amasiz bilirsiniz. O, bana göre gayb olur, size göreolmaz.74 ­ Rağıb el­Isfahânî, el­ Müfredât, s.616, GYB maddesi.87


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞŞeyhler gaybı bildiklerini iddia ederler. Hattadaha ileri giderek kıyametin ne zaman kopacağını,yarın ne olacağını ve nerede öleceğini bildiğinisöyleyenler bile vardır. Şimdi bu konudaKur'an'ın nasıl hiçe sayıldığına bir örnek verelim:Allah Teâlâ şöyle buyurur:"Kıyâmet saatinin bilgisi kuşkusuz Allah­'ın kendisindedir. Yağmuru o indirir, dölyataklarındakinio bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağınıbilemez ve hiç kimse nerede öleceğinibilemez. Allah şüphesiz bilendir, herşeyden haberdardır." (Lokman 31/34)Konuyla ilgili olarak Ahmed b. el­Mübârekşeyhi Abdulaziz ed­Debbağ'a soruyor:"­Efendim, zahir alimlerinden hadisçiler vebaşkaları Kur'an'da Lokman suresinde geçengaybla ilgili beş şeyi Allah'ın Elçisi sallallahualeyhi ve sellem Efendimizin bilip bilemediği konusundaihtilaf etmişlerdir.Şöyle cevap veriyor:­ Gaybla ilgili bu beş şey nasıl Allah'ın Elçisisallallahu aleyhi ve sellem Efendimize meçhulkalır? Onun ümmetinden tasarrufa yetkili 75 birinintasarrufta bulunabilmesi için mutlaka bu beşşeyi bilmesi gerekir 76 ."75 ­ Tasarruf yetkisi iddiası Kur'an'a temelden karşıdır ve Allah'aortak koşmadan başka bir şey değildir. Bu konu GörünmezErenler başlığı altında incelenmiştir.76 ­ Abdülaziz ed­Debbâğ, el­İbrîz, (Tercüme Celal YILDIRIM)İstanbul 1979, c. I, s. 521­522.88


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEDemek ki, bunlar yarın ne olacağını, neredeöleceklerini ve kıyâmetin ne zaman kopacağınıbiliyorlar. O zaman yukarıdaki ayeti, haşa hükümsüzsayıyorlar. Şimdi bir de şu ayetlere bakalım:"Sana, kıyâmetten soruyorlar, "Ne zamandemir atacak?" diye. De ki; onun bilgisi yalnızRabb’imin yanındadır. Onu vaktinde ortayaçıkaracak olan da sadece odur. Göklerinve yerin, ağırlığını kaldıramayacağı o saat,sizlere ansızın gelecektir. Sanki haberinvarmış gibi tutup sana soruyorlar, de ki: "Onunbilgisi sadece Allah'ın yanındadır, amainsanların çoğu bunu bilmezler." (Araf 7/187)"Sana, kıyâmetten soruyorlar, "Ne zamandemir atacak?" diye.Sen nerede, onu bilmek nerede?Onun bilgisi Rabbine aittir.Sen sadece ondan korkanı uyaran kişisin."(Naziat 79/42­45)Abdulaziz ed­Debbâğ gibi Kur'an'ı hiçe sayanve kendini Kur'an'ın üstünde gören burnu büyüklerinsözlerini buraya almak istemezdim ama neyazık ki Müslümanların inançları bu gibi sözlerlekirletilmektedir.Öğrenci iken Hasan Basri ÇANTAY'ın "Kur'an­ıHakîm ve Meâl­i Kerîm" adlı mealini çok okurdum.Orada Abdulaziz ed­Debbâğ'a kutsallık verilmekte,onun sözlerini içeren el­İbrîz adlı kitaptanalıntı yapılarak bazı ayetler açıklanmaktadır.Bu sebeple el­İbrîz, çok merak ettiğim ve oku­89


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞmak istediğim kitaplar arasına girmişti.Kitabı, Celal YILDIRIM'ın yaptığı tercümedenokudum. Celal YILDIRIM da önsözünde el­İbrîz'ikutsallaştırmaktadır. Ona göre, ".. aynı konudakidiğer eserler arasında el­İbrîz, katıksız ve karışıksızaltın niteliğindedir. Çünkü Abdulaziz ed­Debbâğ, kemâl derecesinde büyük bir velidir.İlim adamlarını şaşırtan, akıllara durgunluk veren,tasavvuf erbabını hayrete düşüren ledünnî 77bir ilme ve irfana sahiptir. O, bu kitaptaResulüllah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizinyüce ruhuyla yaptığı görüşmeleri, misal ve melekûtalemindeki gözlemlerini perde perde sergilemektedir...78 "Misal alemi, rüya alemi anlamına gelir. Melekûtalemi ise meleklerin ve ruhların bulunduğuve duyularla algılanamayan alem anlamına gelir.Her ikisine birden gayb alemi denebilir. Bu,Platon'un ideler alemi anlayışının tasavvufa yansımasıdır.Bir kişinin misal ve melekut alemindegözlemlerde bulunması kabul edilemeyeceği gibiAllah'ın Elçisi'nin ruhuyla konuştuğu iddiası kabuledilemez. Rüya görme olayı bunun dışındadır.Doğru rüyayı herkes görebilir.El­İbrîz, Kur'an'a taban tabana zıt iddialarladoludur. Bazı felsefi izahlara sığınarak ve sır perdesiarkasına saklayarak bu iddiaları doğru göstermeçabası kime ne kazandırır? Kur'an tefsiri77 ­ Ledünnî ilim, yani ilm­i ledün konusu 20 numaralı başlıktaincelenecektir.78 ­ Celâl YILDIRIM'ın el­İbrîz tercümesine yazdığı önsözünkısa bir özeti.90


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEyazmış birinin bu çabayı göstermesi ne kötüdür!Şimdi siz varın, kitabı okuduğumda ne halegeldiğimi düşünün. Okumayı çok istediğim kitabın,Kur'an'a açıkça aykırı sözleri bir marifetsaymasına mı yanayım, yoksa Kur'an­ı Kerim'itefsir eden kişilerin, Kur'an'ı göz ardı eden çirkinsözlerle dolu bir kitabı kutsallaştırmasına mı?Müslümanlar bugünkü hale durup dururkengelmediler elbet.Şimdi gayb ile ilgili görüşmeye geçelim.ŞEYH EFENDİ­ Evliyaullahın insanın kalbindengeçeni bilmesi haktır ve vakidir; buna keşf­izamâir, keşf ma fil­kulûb" derler. Birçok tasavvufkitabında, evliya terceme­i halinde misalleri bolbol vardır. Batılı âlimler dahi buna benzer olağanüstüolayları bilimsel olarak tespit etmişlerdir."İçini okumak", "telepati", "malum olmak" gibiisimlerle halkımız da bilir. Bendeniz hocamdanbunun pek çok misalini gördüm, yaşadım.Bize sure­i En'am'ın 50. âyetini delil getirmeyekalkışıyorsun. Sen hem de fetva komisyonundavazifelisin 79 . Hayret ettim, hem acıdım,hem de ayıpladım doğrusu! İslâmî ilimler artıkbu kadar da geriledi mi diye teessüf ettim.Bu, şeriata aykırı değildir. Meşhur Kurb­ı ne­79 ­ Bu tartışmanın olduğu tarihlerde İstanbul Müftülüğü FetvaKomisyonu Başkanı'ydım. Cenab­ı Hak Ağustos 1976'dan 17Şubat 1997'ye kadar müftülüğün fetva işlerini yürütme nimetinibana lutfetmiştir. Ona sonsuz hamd ve senalar ederim(Bayındır).91


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞvâfil hadisinde Yüce Peygamberimiz, AllahuTeâlâ’nın "... O abid ve zahid kulumu sevdiğimzaman onun gören gözü, işiten kulağı, söyleyendili, tutan eli, yürüyen ayağı olurum; benimlegörür, benimle işitir, benimle söyler, benimletutar, benimle yürür" buyurduğunu bildiriyor yaişte o haldir! 80BAYINDIR­ İslâmî ilimler bu kadar da geriledimi diye teessüf ediyorsunuz ya, işte ondahaklısınız. İslâmî ilimlerin kaybolup yerine hurafeleringeçtiğini bana siz öğretmiş oldunuz.Rahmetli Mehmed Zahid KOTKU, Ehl­i SünnetAkaidi adlı kitabında, bir kimseyi kâfir eden sözlerive halleri belirtirken şunları yazıyor:"Gaybı biliyorum" iddiasında bulunanı tasdikeyleyen.Ben çalınan malları bilirim, diyen.Bana cinler haber verir diyen ve onun bu sö­80 ­ Esat COŞAN (Halil NECATİOĞLU), Evliyanın KerametiHaktır, Başyazı, İslam Dergisi, Ağustos 1992, Sayı 108.Bu yazı, Süleymaniye Camii'nde yaptığım bir vaaza cevapolarak kaleme alınmıştır. Esad COŞAN 2001 yılında vefat etmiştir.Kendisi hem İslam edebiyatı profesörü hem de Nakşitarikatının Halidî kolu şeyhlerindendi. Bu tarikat, İstanbul'daİskenderpaşa Camii imamı merhum M. Zahid KOTKU'nundevamı olduğu için İskenderpaşa Cemaati diye de anılır.O gün Prof. COŞAN ve cemaatinden ileri gelenler, bendenönce camiye gelerek mihrabın önüne yerleşmiş ve yaptığımvaazdan fazlasıyla rahatsız olmuşlardı. O güne kadar tasavvufve tarikatlar hakkında yeterli bilgiye sahip değildim. SayınCOŞAN’ IN bu yazısı benim tasavvuf ve tarikatlarla yakındanilgilenmeme sebep oldu. Elinizdeki kitapçık o zaman başlayan,sonra genişleyen tartışmaların ürünüdür.92


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEzünü tasdik eyleyenler (kâfir olurlar). Zira gaybıne ins (insan) bilir, ne cin bilir. Bilâkis yalnızCenab­ı Hakk bilir" 81 .Şimdi siz varın "Evliyaullahın insanın kalbindengeçeni bilmesi haktır ve vakidir." diyen kişininyerini tayin edin. 82 .Keşif konusu aşağıda gelecektir.ŞEYH EFENDİ­ Sen gayb kelimesinin anlamınıve gaybın çeşitlerini bilmeden konuşuyorsun.Mutlak gaybı ancak Allah celle celalühu Hazretleribilir, bildirmezse peygamberler de, evliyaullahda bilemez; ama Rabb'ül­âlemîn bildirirse herşey bilinir, söylenir. Bir kimsenin kalbindeki, zihnindeki,niyetinde, içinde sakladığı şey "gayb­ımutlak" değildir, bilinebilir, adetâ okunabilir 83 .BAYINDIR­ Allah'tan başkasının bilemeyeceğişeyler gayb­ı mutlaktır. Bir şeyi Allah'ın dışındabir başkası da biliyorsa o gayb­ı mutlak olmaz.Mesela içinizden ne geçtiğini ben bilmem ama sizbilirsiniz.81 ­ Mehmed Zahid KOTKU, Ehl­i Sünnet Akaidi, Küfrü MucipSözler ve Haller, Seha Neşriyat, İst. 1992, s. 134.Bu kitabı yayınlayan Sayın COŞAN'dır. Demek ki, böyle önemlibir konuda kendi hocasının yazdığını bile okumamış.82 ­ Esat COŞAN, Ehl­i Sünnet Akaidi adlı kitabın başına, rahmetliKOTKU ile ilgili olarak şunları yazmış: "...İnsanın kalbindengeçirdiğini bilir, gelenin sormadan cevabını verir, istemedenihtiyaç sahibinin muhtaç olduğu şeyi bağışlardı..." Bunlaraynı kitabın 134. sayfasından yaptığımız alıntıya göre inanaraksöyleyeni kâfir eder.83 ­ Esat COŞAN (Halil NECATİOĞLU takma adı ile), İslamDergisi, Ağustos 1992, Sayı 108.93


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞMünafıkların kalplerinde olanlar gayb­ı mutlakdeğildir. Çünkü onlar kendi içlerini bilirler. Amaâyet­i kerime Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellemin onların kalplerinde olanı bilmediğini a­çıkça ifade ediyor. Şöyle buyruluyor:"Çevrenizdeki kimi çöl Arapları münafıktır.Medine halkından da münafıklığa iyicealışmış olanlar vardır. Sen onları bilmezsin,onları biz biliriz." (Tevbe 9/101)ŞEYH EFENDİ­ Bir konuda araştırma yapılırkenkonu ile ilgili bütün detaylar toplanmazsa doğrusonuca ve hakikate ulaşılamaz. Bir âyet­i kerimeyidelil olarak ileri sürüp o konudaki başkaâyetleri nazar­ı dikkate almamak nâkıslıktır, kusurdur,suçtur, manevi bakımdan da büyük tehlikedir.Evet, En'am suresinin 50. âyet­i kerimesinde:"De ki: Ben size, Allah'ın hazineleri yanımdadır,demiyorum. Gaybı da bilmem. Size,"ben bir meleğim." de demiyorum. Benbana vahyolunandan başkasına uymam..."buyruluyor ama;Yusuf suresinin 96. âyetinde Hz. Yakubaleyhisselamın;"... ve ben sizin bilmeyeceğiniz şeyleri Allahtarafından (bana bildirildiği için) biliyorum."dediği anlatılıyor 84 .BAYINDIR­ Kendi sözünüzü kendiniz çürütüyorsunuz."Bir kimsenin kalbinde, zihninde, niye­84 ­ Esat COŞAN, yukarıdaki yazının devamı.94


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEtinde, içinde sakladığı şey bilinebilir, adetâ okunabilir",ise Yakub aleyhisselam Hz. Yusuf'u kuyuyaatmaya karar verdikten sonra 85 götürmekiçin izin isteyen oğullarına onu neden teslim etti?Peki ya Yusuf'u kuyuya attıktan sonra ağlayarakyanına gelen oğullarının kalplerinde olanıokuyup da burnunun dibindeki kuyuda olan oğlununeden kurtaramadı?Biraz düşünseniz Yusuf suresinin 96. âyetininde size delil olmadığını anlarsınız.Surenin başında Hz. Yusuf, gördüğü bir rüyayıbabası Hz. Yakub'a anlatmış, o da onun Allah­'ın elçisi olacağını anlamıştı. Bu sebeple, bir günortaya çıkacağına inanıyordu. Ayetler şöyledir:“Yusuf babasına: "Babacığım! Rüyamdaon bir yıldızı, güneşi ve ayı bana secde eder­85 ­ Kardeşlerinin babalarından izin koparıp Yusuf'u götürmelerive kuyuya atmaları Yusuf suresinde şöyle anlatılır: Kardeşleri:"Biz birbirimize bağlı bir topluluk olduğumuz halde, babamız,Yusuf'u ve kardeşini daha çok seviyor. Babamız gerçektenapaçık bir yanlışlık içindedir.Yusuf'u öldürün veya onu bir yere bırakıverin ki babanız sizekalsın; ondan sonra da iyi kimseler olursunuz" dediler.İçlerinden biri: Yusuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun derinliklerinebırakın. Böyle yaparsanız yolculardan onu bulup alanolur" dedi.Bunun üzerine "Ey babamız! Yusuf'un iyiliğini istediğimizhalde, onun hakkında niçin bize güvenmiyorsun? Yarın onubizimle beraber gönder de gezsin oynasın, biz onu iyi koruruz"dediler.Babaları, "Onu götürmeniz beni üzüyor; siz farkına varmadanonu kurdun yemesinden korkarım" dedi.Dediler ki, "Biz bu kadar kişi olduğumuz halde yine de kurtonu yerse artık yazıklar olsun bize." (Yusuf 12/8­13)95


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞken gördüm" demişti.Babası dedi ki; "Yavrucuğum! Rüyanıkardeşlerine anlatma, sana tuzak kurarlar;zira şeytan insanın apaçık düşmanıdır"."Rabbin seni rüyandaki gibi (elçi) seçecek,sana olayları yorumlamayı öğretecek;daha önce, ataların İbrahim ve İshak'a nimetlerinitamamladığı gibi, sana ve Yakubsoyuna da tamamlayacaktır. Doğrusu Rabbinbilir, hakimdir." (Yusuf 12/4­6)11 yıldız Hz. Yusuf'un 11 kardeşi, güneş ve ayda anne­babası diye yorumlanmıştı 86 . Gününbirinde bunlar onun karşısında saygıyla eğileceklerdi.Hz. Yakub bunu bekliyordu."Müjdeci gelip, gömleği Yakub'un yüzünebırakınca, hemen gözleri açıldı. Bunun üzerineYakub "Ben size, Allah katından sizinbilmediğinizi biliyorum dememiş miydim?"dedi." (Yusuf 12/96)Gaybı bilmeye delil getirdiğiniz âyet işte budurumu ortaya koyuyor.Sizin sözleriniz müritleri iyice şaşırtıyor 87 . MeselaMedine­i Münevvere’de hacılarla sohbet e­derken gaybı Allah’tan başka kimsenin bilemeyeceğindenbahsettim. Müridelerinizden bir hanımdedi ki, “Siz öyle söylüyorsunuz ama ben86 ­ Muhammed b. Cerîr et­Taberî, Tefsîr'üt­Taberî, Beyrut1412/1992, c. VII, s.149.87 ­ Bundan sonraki iddialar Mahmut USTAOSMANOĞLU(Mahmut Efendi) ve ekibi ile yaptığımız görüşmede ortayaatılmıştır.96


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEbiliyorum ki, benim şeyhim gece yatakta kaçkere sağa sola döndüğümü bile bilir.”ŞEYH EFENDİ ­ (İleri atılarak) Allah bildirirsebilemez mi? Allah’ın buna gücü yetmez mi?BAYINDIR ­ Allah'ın gücünün yetmediği nevar ki? Ama Allah’ın gücüyle delil getirilmez. Allahdilese Hz. Muhammed'i cehenneme, şeytanıcennete koyamaz mı? Onun buna gücü yetmezmi?ŞEYH EFENDİ ­ Elbette yeter.BAYINDIR ­ Ama o, şeytanı cehenneme koyacağınıHz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellemi de cennette Makâm­ı Mahmud denen enüst makama getireceğini bildirmiştir 88 .Bütün gaybı bilen Rabbimiz şöyle buyurur:"Allah size gaybı bildirecek değildir." (Al­iİmran 3/179) O böyle dedikten sonra artık kimbunun aksini iddia edebilir?ŞEYH EFENDİ ­ Ama Allah Teâlâ bir de şöylebuyurur: “O bütün gaybı bilir, gaybını kimseyeaçıklamaz. Ancak dilediği elçi bunun dışındadır.”(Cin 72/26­27)Evliya Allah'ın Elçisi'nin varisi olduğu için Allah'ınElçisi'ne açıklanan onlara da açıklanır.BAYINDIR ­ O âyetler, Elçilere vahyin gelişşekliyle ilgilidir. Doğru anlamak için âyetlerintamamını okumak gerekir.88 ­ Geceleyin uyanıp, yalnız sana mahsus olarak fazladannamaz kıl. Bakarsın Rabbin seni makam­ı mahmûda yükseltir.(İsra 17/79)97


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞ“Allah bütün gaybı bilir, gaybını kimseyeaçıklamaz.Dilediği elçi bunun dışındadır. Onun daönüne ve arkasına gözcüler diker.Böylece o (elçi) bilsin ki, onlar Allah’ıngönderdiklerini tastamam ulaştırmış, (kendiside) onların yanında olanı anlamış veher şeyi bir bir kavramıştır. “ (Cin 72/26­28)Allah'ın elçisine şeytan da gelebilir. AllahTeâlâ şöyle buyurmuştur:“Senden önce gönderdiğimiz bir tek nebive elçi yoktur ki, bir şeyi arzuladığı zaman,şeytan onun arzusuna vesvese karıştırmışolmasın. Allah şeytanın karıştırdığını giderir,sonra Allah kendi âyetlerini pekiştirir. Allahbilendir, hakîmdir.” (Hacc 22/52)Bazı tefsirlerde En'am suresinin inişi ile ilgiliEnes b. Malik'ten gelen şöyle bir rivayetten sözedilir: "Allah'ın Elçisi şöyle dedi: Kur'an'danEn'am suresinin dışında bir sure bana toptan inmedi.Şeytanlar bu sure için toplandıkları kadarhiçbir sure için toplanmamışlardı. Bu sure bana,Cebrail ile birlikte elli bin melekle gönderildi.Bunu kuşatmışlar, bir düğün debdebesiyle getirdiler89 ."Elçinin, kendine gelenin melek olduğuna vesöylediği söze şeytan vesvesesi karışmadığınagüvenmesi gerekir. Cenab­ı Hakk'ın vahiy esna­89 ­ Elmalılı Muhammed Hamdi YAZIR, Hak Dini Kur'an Dili,İst. 1936, c. II, s. 1861­1862.98


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEsında elçinin etrafına melekler dizmesi bundandır.Vahyin gelişi ile ilgili bir âyeti alıp gaybın bilinebileceğinedelil getirmeye imkan var mıdır?15­ ŞEYHLERE VAHİY*Vahiy, fısıldama ve gizli konuşma anlamlarınagelir. Allah insanlardan kendi elçilerini seçer vesözlerini onların aracılığı ile insanlara duyurur. Osözleri Cebrâil aleyhisselâm getirir. Onun gelişinio elçiden başkası görmez ve konuşmasını ondanbaşkası duymaz. Bu konuşma insanlardan gizliolduğu için adına vahiy denir.Vahiy ilham anlamına da gelir. Çünkü ilham,Allah'ın insanın içine doğurduğu şeye denir. O davahiy gibi gizlidir.Kur'an­ı Kerim'de vahiy kelimesi her iki anlamdada kullanılmıştır. Ancak vahiy denincehemen anlaşılan, Allah'ın emirlerinin elçilerineulaşmasıdır. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellem ile elçilik sona erdiğinden artık vahiy kapısıkapanmıştır.Elçilik, Allah'ın emirlerini insanlara ulaştırmagörevi olduğu için vahiy Müslümanları bağlar.Ama ilham kişiseldir, kimseyi bağlamaz. Müslümankâfir herkes ilham alabilir. Bu konu ileridegelecektir.* ­Bu bölümdeki iddialar Mahmut USTAOSMANOĞLU (MahmutEfendi) ve ekibi ile yaptığımız görüşmede ortaya atılmıştır.99


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞŞEYH EFENDİ ­ Allah bazı şeyleri şeyhlerevahyeder. Allah Teâlâ Hz. Musa’nın annesinevahyetmedi mi? Ayette şöyle buyruluyor:“Musa’nın annesine onu emzir diyevahyettik.” (Kasas 28/7)MÜRİT­ Allah arıya bile vahyetmiştir, şeyhlereniye etmesin. O, şöyle buyurur:"Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: Dağlarda,ağaçlarda ve hazırlanmış kovanlardayuva edin;sonra her çeşit üründen ye; s0onra daRabbinin yollarında boyun eğerek yürü"(Nahl 16/68­69)BAYINDIR ­ O âyetlerde geçen vahiy kelimeleriilham anlamınadır. Yani Allah'ın onların içineböyle bir duygu verdiğini bildiriyor.Bu tavrınızla siz çok tehlikeli bir işe girdiniz.Gaybı bilemeyeceğinizi bir türlü hazmedemediğiniziçin, Allah’ın gaybını bildirdiği elçilerin yerinegeçmeye çalışıyorsunuz.16­PEYGAMBERE MİRASÇI OLMA *MÜRİT­ Allah'ın veli kulları Allah'ın Elçisi'ninhalifesidir.ŞEYH EFENDİ ­ Allah'ın velileri peygamber­* ­ Bu bölümdeki iddialar Mahmut USTAOSMANOĞLU (MahmutEfendi) ve ekibi ile yaptığımız görüşmede ortaya atılmıştır.100


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMElerin varisidir. Onlara olanlar bunlara da olur.BAYINDIR ­ Peygambere varis olma işi iyi anlaşılmamışgaliba. Bilindiği gibi eskiden elçilikhalkası kopmadan devam ederdi. Mesela Hz. İbrahimaleyhisselâm, Hz. Lut aleyhisselâmın amcası,Hz. İsmail ve Hz. İshak aleyhisselâmın babası,Hz. Yakub aleyhisselâmın dedesi idi. Hz.Yusuf da Hz. Yakub aleyhisselâmın oğlu idi. Allah'ınbirkaç elçisinin aynı yerde bir arada olduğuda olurdu. Hz. Yahya, Hz. Zekeriyya’nın oğludurve Hz. İsa aleyhisselâmdan 10 ay büyüktür. Hz.Zekeriyya, Hz. Meryem'in bakımını üstlenmiştir.Bunların üçü de Kudüs’te yaşamıştır.Hz. Muhammed'den önce bir süre elçi gelmedi.Sonra elçilerin sonuncusu olarak Hz. Muhammedsallallahu aleyhi ve sellem görevlendirildi.Bir elçinin yapması gereken, kendini göndereninisteğine göre davranmaktır. Tevfik, arkadaşıAhmet’i, Hesnâ ile evlenme arzusunu kızınailesine bildirsin ve bir cevap alsın diye elçi olarakgöndermişse o, daha güzel ve becerikli diyebir başka kız için elçilik yapamaz. Çünkü elçininkararı değiştirme yetkisi yoktur. Ona düşen, sadeceTevfik'in kararını Hesnâ'nın ailesine güzelcebildirmekten başkası değildir. Hiç bir elçi, kendineverilen görevin dışına çıkamaz. Allah Teâlâşöyle buyurmuştur:“Elçilere apaçık tebliğden başka ne düşer?"(Nahl 16/35)Allah Teâlâ, Hz. Muhammed sallallahu aleyhi101


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞve selleme şu emirleri veriyor:"Ey Elçi! Rabbinden sana indirileni tebliğet, eğer bunu yapmazsan onun elçiliğiniyapmamış olursun" (Maide 5/67)"Biz elçileri, başka değil, sadece müjdecilerve uyarıcılar olarak görevlendiririz. Kiminanır ve kendini düzeltirse onlara korkuyoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir." (En'am6/48)Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem sonelçi olduğu için artık vahiy alma ve mucize göstermekapısı kapanmıştır. Ona varis olma, onungetirdiği Kur'an'ı insanlara anlatma şeklinde olabilir.Çünkü vahiy tamamlandığı için eğer o hayattaolsaydı bunu yapacaktı. Bunun dışında birmirasçılık söz konusu olamaz.Bir taraftan size vahiy geldiğini iddia ediyor,diğer yandan kerâmet arayışına giriyorsunuz.Kerâmet demeniz, mucize demeye cesaret edemediğiniziçindir. Bir de "Allah'ın veli kulları peygamberlerinvarisidir. Onlara olan şeyler bunlarada olur." dediniz mi sistem tamam oluyor. Lütfenboyunuzdan büyük işlere girmekten vazgeçin.17­ MUCİZEElçilerin mucizeleri vardır. Mucize bir şahsınAllah'ın elçisi olduğunun ispat belgesidir.Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve selleminmucizesi Kur‘an­ı Kerim’dir. Kur’an ile tanışanherkes onu getirenin elçi olması gerektiğini an­102


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMElar. Çünkü o, insanın yazabileceği bir kitap değildir.Bu, tıpkı Hz. İsa aleyhisselâmın Allah’ın izniyleölüleri diriltmesi, kuş heykeli yapıp Allah’ınizniyle üfürünce canlı hale gelmesi; Hz. Salihaleyhisselâmın Allah’ın izniyle kayadan bir deveçıkarması gibi hiç bir insanın benzerini yapamayacağıbir mucizedir. Ama o kuş uçup gider, dirilenkişi tekrar ölür ve deve kesilirse, bunlar ondansonra gelenler için mucize olma özelliğiniyitirmiş olur.Kur’an­ı Kerim’in mucizeliği süreklidir. Onudünyanın neresinde, kim ne zaman okur ve manasınıanlarsa onun bir mucize olduğunu ve onugetiren kişinin Allah'ın elçisi olması gerektiğinikavrar. Allah Teâlâ Kur’an'ı korumayı bizzat üstlendiğiiçin onun mucizeliği kıyamete kadar devamedecektir. Kur’an var oldukça Hz. Muhammed'inAllah'ın elçisi olduğuna inanma mecburiyetide var olacak ve yeni bir elçiye ihtiyaç kalmayacaktır.Hz. Muhammed'e varis olacak alimin yapacağışey, insanları Kur’an'a çağırmaktır. EğerKur’an’ın dışında başka bir şeye çağırırsa onun,elçiye varis olma kimliği kaybolur.Mucize konusu kitabın sonuna doğru yenidenele alınacaktır.18­ KERÂMETMÜRİT­ Sen kerâmeti inkâr mı ediyorsun?BAYINDIR­ Hayır, kerâmeti inkar etmiyorum,onu bir mucize gibi kullanmanızı yadırgıyorum.103


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞAllah'ın özel dostu olduğunuzun delili saymakistiyorsunuz. Bu yola girince o, kerâmet dediğinizşey bir istidrâc olur ve sizi adım adım batılın içinesokar.Kerâmet sözlükte kerîm olmak, değerli olmakanlamına gelir 90 . Allah Teâlâ insanı değerli (kerâmetli)yarattığını ve birçok şeyi onun emrineverdiğini açıklamıştır.“Ademoğullarına gerçekten çok değerverdik (çok kerâmetli kıldık). Onları karadave denizde taşıdık ve güzel şeylerle rızıklandırdık.Yarattıklarımızın bir çoğundan daüstün kıldık.” (İsra 17/70)İnsanoğlunun dışında, gideceği yere başkalarıtarafından taşınan bir mahluk yoktur. Bir insanındenizde balık gibi yüzerek gitmesi mi kerâmettir,yoksa bir gemide oturarak ve yatarak gitmesimi?Havada kuşlar uçar. İnsanın kuş gibi uçarakistediği yere gitmesi mi, yoksa bir uçağın içindegitmesi mi kerâmettir? Bunlara bakarak Allah’ıninsana ne kadar değer verdiğini anlamak gerekir.Allah’ın insanoğluna en büyük ikrâmı, şüphesizki, şirkten uzak bir imandır.“İnananlar ve imanlarını şirkle 91 bulandırmayanlarvar ya işte güven onların hak­90 ­ Mütercim Asım, Kamus Tercümesi, c.IV, s.464,465.91 ­ Ayette şirk diye tercüme edilen kelime "zulüm" dür. Buanlam hem bir önceki ayetten, hem de Lokman suresinin 13.ayetindeki "Şirk gerçekten büyük bir zulümdür." ifadesindenanlaşılmaktadır.104


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEkıdır; doğru yolu tutturanlar da onlardır.”(En’am 6/82)İnsanların en kerîminin, yani en kerâmetli olanınınkim olduğunu da Allah Teâlâ açıklamıştır:“Ey insanlar, biz sizi bir erkekle bir dişidenyarattık. Birbirinizle tanışasınız diye sizimilletlere ve kabilelere ayırdık. Allah katındaen kerîm olanınız takvâsı en iyi olanınızdır.”(Hucurât 49/13)Kerâmet deyince yukarıda anlatılanlar değil,olağanüstü şeyler kastedilir. Bunlar bir elçidegörülürse adına mucize, velide görülürse kerâmetdenir. Veli, Allah'a karşı gelmekten sakınanher müslümandır.“İyi bilin ki Allah’ın velilerine korku yoktur.Onlar üzülecek de değillerdir.Bunlar inanmış olan ve takvâ ehli bulunankimselerdir.Onlara bu dünya hayatında da ahirette demüjde vardır.” (Yunus 10/62­64)O müjde en sıkıntılı anda bile müminleri rahatlatır.Allah bu dostlarını yalnız bırakmaz.“Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa Allahona bir çıkış yolu gösterir.Onu, hiç ummadığı yerden rızıklandırır.Her kim Allah’a dayanırsa o, ona yeter.Çünkü Allah işini tastamam yapar. Allah herşeye, muhakkak bir ölçü koymuştur. “ (Talâq65/2­3)105


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞYardım eden Allah olduğuna göre yardımı olağanyollarla da yapar olağan dışı yollarla da. İşteAllah’ın olağan dışı yollarla yaptığı yardıma kerâmetdenir.Kerâmet Allah’ın bir nimetidir; bütün nimetlergibi ona da şükretmek gerekir. Mal, mülk, mevkive makam gibi kerâmet de insanı saptırabilir. İnsankerâmeti değil, Allah’ın rızasını aramalıdır.Allah Teâlâ sıkışık zamanlarda mü‘min kullarına,şu veya bu şekilde mutlaka ikramda bulunur.Yukarıdaki ayet bunu göstermektedir. İnsanbu ikramı kendinden değil, Allah’tan bilmelidir.Mal ve mülkle övünmek nasıl çirkinse kerâmetleövünmek de çirkindir.Bedir Savaşı'nda sıkışan Müslümanların yardımınaAllah Teâlâ melekleri göndermiş ama zaferinmeleklerin yardımıyla değil Allah katındanverildiğini de vurgulamıştır. Onu açıklayan âyetzihinlerimizde hep yankılanmalıdır.“Hani siz Rabbinizden yardım istiyordunuz.O da; “İşte ben size birbiri ardıncagelen bin melekle yardım gönderiyorum”diyerek isteğinizi kabul etmişti.Allah bunu, sadece size müjde olsun vegönlünüz bununla rahatlasın diye yapmıştı.Yoksa zafer (meleklerden değil) yalnız Allahkatındandır. Allah güçlüdür ve her şeyiyerli yerinde yapar.“ (Enfal 8/9­10)Kendisinde kerâmetler görülen kimse kurtuluşaerdiğini zannetmemelidir. Dünya hayatı engebelibir koşudur. Her an bir şeye takılıp düşebili­106


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEriz.Ölünceye kadar kulluğa devam etmek gerekir.“Ölünceye kadar Rabbine ibadet et.” (Hicr15/99)19­ İSTİDRÂCİstidrâc, basamak basamak çıkarma veya indirmedemektir. Terim olarak kişiyi, arzusunagöre adım adım bir noktaya kadar götürüp beklemediğibir felakete atmak anlamında kullanılır.Ama kişi, bu gidişin kendi yararına olduğunuzanneder.Allah Teâlâ, uyarıda bulunmadan kulunu buhale sokmaz. O, şöyle buyurur:"Bir cemaati doğru yola soktuktan sonra,neden sakınacaklarını açıktan açığa kendilerinebildirmedikçe Allah'ın onları yoldan çıkarmaihtimali yoktur." (Tevbe 9/115)Sapıtanlar, uyarıları dikkate almayanlardır."Ne zaman ki yapılan uyarıları göz ardıettiler, biz de üzerlerine her şeyin kapılarınıaçıverdik. Kendilerine verilenlerle tam ferahladıklarıbir sırada onları kıskıvrak yakaladık.Hepsi bir anda umutsuzluğa düştüler."(En'am 6/44)Halbuki bunlar ellerindeki nimetlere bakarakhak yolda olduklarını düşünme yerine açık ayetlerüzerinde düşünselerdi bu duruma düşmezlerdi.107


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞSiz de etrafınıza toplanan insanlara bakarak"Yolumuz yanlış olsa bu kadar kişi peşimize takılmaz."diyorsunuz. Çokluğa aldanmamalıdır. Çinlikomünist lider Mao daha çok insan toplamıştıama bu onu kurtaramayacaktır.Maddi imkanlarınızı, sizi dinleyenlerin çok olmasınıve halkın saygı göstermesini de doğruyolda olmanızın delili sayıyorsunuz.Sonunda iyice şımarıyor ve şeyhinizin kendinebağlananı, hem dünyada hem de ahirette kurtaracağınısöylemeye başlıyorsunuz. İşte bu, sizinkıskıvrak yakalanacağınız noktadır.Lütfen aklınızı başınıza alın da Allah Teâlâ'nınHz. Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme olanşu emrini iyice düşünün:"De ki: "Benim size ne zarar vermeye gücümvardır, ne de olgunlaştırmaya.De ki: "Beni Allah'ın azabından hiç kimsekurtaramaz. Ben ondan başka bir sığınak dabulamam.Benimkisi yalnız Allah'tan olanı, onungönderdiklerini tebliğdir o kadar." (Cin 72/21­23)Hz. Muhammed'in varisi olmak için insanlaraaçık ve net olarak yalnız Kur'an'ı anlatmak gerekirkenevliya ve meşayih dediğiniz kişilerin sözlerinialıyor, onları anlatıyorsunuz. Üstelik Kur'an’ıda ona göre yorumluyorsunuz. Sizin durumunuzuen iyi şu âyet ortaya koymaktadır:"Kim Rahman'ın Zikri'ni görmezlikten ge­108


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMElirse onun başına bir şeytan sararız. O, onunarkadaşı olur.Onlar bunları yoldan çevirirler ama bunlardoğru yola girdiklerini hesap ederler." (Zuhruf43/36 ­ 37)Rahman'ın Zikr'i, Kur'an'dır. Siz de birçok âyetigörmezlikten geliyor ama kendinizi hak yolunöncüleri sanıyorsunuz.Önemli olduğu için Allah'ın Elçisi'ne varis olmakonusu ile zikrin ne olduğuna tekrar değineceğiz.20­ GİZLİ İLİMLER(İlm­İ Ledün ­ İlm­İ Bâtın)İlm­i ledün, Allah tarafından verildiği iddiaedilen özel bir bilgi anlamında kullanılır, ilm­ibâtın da aynıdır. Kimi şeyhlere böyle bir ilimverildiği iddia edilir. Bu iddia onların kutsallaştırılmasınayol açar.ŞEYH EFENDİ­ Manevi yolu iyi bilen ve saliklerio yola ulaştırabilen bir şeyh aramak şeriatınemirlerindendir 92 .BAYINDIR­ Eğer bu sözle insana hak yolugösterecek ve bu yolda ona örnek olacak bir öğretmeneihtiyaç olduğunu söylemek istiyorsanızdoğrudur. Her insanın bir terbiyeciye, bir ustayave öğretmene ihtiyacı vardır.ŞEYH EFENDİ ­ Şeyhlerin sahip olduğu ilim92 ­ Ruhu'l­Furkan, c. II, s. 63.109


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞilm­i bâtındır. Bu herkese verilmemiştir. Allahondan razı olsun, Ebu Hureyre şöyle demiştir:“Ben Resulüllah sallallahu aleyhi ve sellemden ikikap dolusu ilim aldım. Bunlardan birini size naklettim.Diğerini de nakletmiş olsaydım boynumuvururdunuz.” 93 İşte bizim ilmimiz bu ilimdir.BAYINDIR ­ Ebû Hureyre’nin nakletmediği ilmikimden aldınız? Kaynağı, delilleri ve dayanağıolmayan şey nasıl ilim olabilir?ŞEYH EFENDİ ­ Kehf suresinde Hızır'la arkadaşlığıanlatılan Hz. Musa, olayların gerçek yüzünügöremediği için itiraz etmişti. Hızıraleyhisselamın ilm­i ledünnü olduğu için işin içyüzüne vakıf oluyordu. Ayette “Ona, kendi katımızdanbir ilim öğretmiştik.” (Kehf 18/65)buyurulmaktadır. İşte ilm­i batın, ilm­i ledün builimdir.BAYINDIR ­ Hz. Hızır’la beraber olan Hz. Musabu ilmi öğrenemediyse siz nasıl öğrendiniz? Builmin size de öğretildiğinin delili nedir?ŞEYH EFENDİ ­ Ebu Hureyre’nin sözü nedir?BAYINDIR ­ Ebu Hureyre’nin sözünün nesi delildir?Ebu Hureyre “Ben Resulüllah sallallahualeyhi ve sellemden iki kap dolusu ilim aldım.Bunlardan birini size naklettim. Diğerini de nakletmişolsaydım boynumu vururdunuz.” 94 diyor.O nakletmediğine göre siz nasıl öğrendiniz?Bakın; Hızır aleyhisselâm ile ilgili Buharî’de93 ­ Buharî, İlim, 42.94 ­ Buharî, İlim, 42.110


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEuzun bir hadis vardır. Konuya açıklık getirdiğiiçin hadisi aynen nakletmek yararlı olacaktır.Übeyy b. Ka’b Muhammed sallallahu aleyhi vesellemin şöyle dediğini bildirdi: "Musâ aleyhisselâmİsrailoğullarına konuşma yapmak üzerekalktı. Ona, “İnsanların en bilgilisi kimdir?” diyesoruldu. O da “En bilgili benim.” dedi. Allah Teâlâonu ayıpladı. Çünkü bütün ilmi ona vermemişti.Ona: “İki denizin kavuştuğu yerde kullarımdanbiri var, o senden bilgilidir.” diye vahyetti.Musa dedi ki, “Rabbim! Onunla nasıl buluşabilirim?”Allah Teâlâ dedi ki, “Sepete bir balıkkoy ve yanına al, balığı nerede kaybedersen ooradadır.”Musa yola koyuldu. Genç hizmetçisi Yuşa b.Nûn ile birlikte yürüdüler. Sepet içinde balığı dasırtladılar. Bir kayanın yanına gelince başlarınıkoyup uyudular. Balık sepetten çıktı, denize doğruyol alıp gitti. Hz. Musa ve genç hizmetçisindebir gariplik vardı. Gecenin arda kalanında ve günboyu yürüdüler. Sabah olunca Musa genç hizmetçisinededi ki, kahvaltımızı getir, bu yolculukbizi epey yordu.Belirtilen yeri geçinceye kadar Hz. Musa biryorgunluk duymamıştı. Genç hizmetçi dedi ki,“Gördün mü, kayanın orada dinlendiğimiz zamanbalığı unutmuşum.” Musa dedi ki, “İşte istediğimizbuydu.” İzlerini takip ederek geri döndüler.Kayanın yanına vardılar baktılar ki, orada kumaşabürünmüş bir adam var. Musa selam ve­111


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞrince Hızır dedi ki, “Güvenlik 95 nere burası nere”O, “Ben Musa’yım.” dedi. Hızır, “İsrailoğullarınınMusa’sı mı?“ diye sordu. “Evet” dedi veekledi: “Sana öğretilmiş olgunluktan bana da öğretmeniçin sana tabi olabilir miyim?” Hızır dediki, “Ya Musa, sen benimle birlikte olmaya dayanamazsın.Ben Allah’ın bana öğrettiği bir ilmibiliyorum ki sen onu bilmezsin. Sen de Allah’ınsana öğrettiği bir ilmi bilirsin ki, ben onu bilmem.”Musa dedi ki, inşallah benim sabırlı olduğumugöreceksin, sana hiçbir konuda karşı çıkmam.”Bunun üzerine deniz sahilinde yaya olarakgitmeye başladılar. Kendi gemileri yoktu. Birgemi geldi, ona binmek için konuştular. Hızır’ıtanıyan oldu, ücret almadan gemiye aldılar.Bir serçe gelip geminin kenarına kondu, gagasınıbir iki kere denize daldırdı. Hızır dedi ki,“Musa, benim ve senin ilmin, Allah’ın ilmindenancak şu serçenin gagasıyla denizden aldığı kadarbir şeydir.Hızır tuttu geminin tahtalarından birini söktü.Musa dedi ki, “Bunlar bizi, ücret almadan bindirdiler,sen de tuttun onları batırmak için gemilerinideldin.”Hızır, “Demedim mi, sen benimle beraber ol­95 ­ Selam vermek güvenlik ve esenlik dilemektir. Hızıraleyhisselamın toplumunda bu kelime ile selamlaşma olmadığıiçin Hz. Musa'ya cevabı böyle olmuştur. (Bedreddin el­Aynî,Umdet'ül­Kârî fî şerhi Sahîh'il­Buhârî, İstanbul 1308, c.I,s.601.)112


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEmaya dayanamazsın.” dedi. Musa: “Unuttuğumiçin kusuruma bakma” dedi.Hz. Musa’nın ilk karşı çıkması unuttuğu içindi.Yürüdüler, baktılar ki, bir erkek çocuk arkadaşlarıylabirlikte oynuyor. Hızır üstten çocuğunkafasını tuttu ve eliyle yerinden çıkardı (boynunukırdı). Hz. Musa hemen atıldı: “Bir cana karşılıkolmadan temiz bir canı öldürdün ha?” Hızır dediki, “Sana demedim mi, sen benimle beraber olmayadayanamazsın, diye?”Yürümeye devam edip bir yere geldiler, yemekistediler ama halk onları konuk etmektenkaçındı. Önlerine, yıkılmak üzere olan bir duvarçıktı. Hızır eliyle duvara işaret etti, sonra onudoğrulttu. Musa dedi ki, “İsteseydin buna karşılıkbir ücret alabilirdin.” Hızır dedi ki, “İşte bu benisenden ayırır.”Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellembuyurdu ki, “Musa‘ya Allah rahmet eylesin; çokisterdik ki, sabır göstersin de birlikte yapacaklarıdaha çok şey bize anlatılsın 96 .”Burada Hz. Hızır’ın şu sözü dikkatimizi çekiyor:“Ben Allah’ın bana öğrettiği bir ilmi biliyorumki sen onu bilmezsin. Sen de Allah’ın sana öğrettiğibir ilmi bilirsin ki, ben onu bilmem.”Hz. Musa aleyhisselam Allah'ın elçisidir. ElçilerAllah'ın kendilerine verdiği görevi yaparlar.96 ­ Buharî, İlim, 44.113


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞBu da insanlara doğru yolu göstermek ve onlararehberlik yapmaktır. Şu âyet bunu açıkça belirtmektedir:“Ey Elçi biz seni şahit, müjdeci ve uyarıcıolarak gönderdik. Kendi izniyle Allah yolunaçağıran ve aydınlatan bir lamba olarak.”(Ahzâb 33/45­46)Bir elçinin yaptığı davranışları her insan yapabilir.Çünkü onlar örnek kişilerdir. Onlarda Hz.Hızır’ınkine benzer garip davranışlar görülmez.Elçilerin gösterdikleri mucizeler ise onların elçilikleriniispattan başka bir gaye taşımaz.Hızır aleyhisselâmın bilgisine elçilerin ihtiyacıyoktur. Bunu anlamak için yukarıdaki üç olayın içyüzünü anlatan şu âyetleri okuyalım:“(Hızır, Musa'ya dedi ki:) Şimdi sana sabredemediğinşeyin iç yüzünü bildireceğim:O gemi, denizde çalışan yoksul kimselerindi.Onu kusurlu hale getirmek istedim.Çünkü onların ilerisinde, tuttuğu gemiyi zorlaalan bir kral vardı.Çocuğa gelince, onun anası babası mümininsanlardı. Bunun onları azgınlığa ve kâfirolmaya zorlayacağından korktuk.İstedik ki, Rableri onun yerine kendilerineondan daha temiz ve daha merhametli biriniversin.Duvar ise şehirde iki yetim çocuğundu.Altında onlara ait bir hazine vardı. Babalarıda iyi bir kimse idi. Rabbin istedi ki, onlar114


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEolgunluk çağına girsinler de hazinelerini çıkarsınlar.Bu, Rabbinin bir merhametidir.Yoksa bunu ben kendiliğimden yapmış değilim.İşte senin sabredemediğin şeyin iç yüzü.”(Kehf 18/78­82)Bu olayın ibret verici bir çok yönü vardır. Bizegöre en önemlisi şudur: Allah’tan gelen her şeyeteslim olmak ve bizim için hayırlı sonuçlar doğuracağınainanmak gerekir. Çünkü hoşumuza gitmeyennice olaylar vardır ki, daha sonra ne kadargerekli olduğu ortaya çıkar.İşte hikmet budur. Hikmet bir şeyin yerli yerindeolduğunu gösteren şeydir. Bir olayın hikmetinianlayamadık diye üzülüp ümitsizliğe kapılmayagerek yoktur.Elçilerde bu gibi garip davranışlar görülmez.Çünkü onların davranışları ümmetleri için örnektir.Ama Hızır'ın davranışları örnek alınamaz.Yukarıdaki işleri Hz. Musa yapsaydı ve bir Yahudibunu örnek alıp anasına babasına zahmetverecek diye bir çocuğu öldürseydi veya başkasıgasp edecek diye birinin malına zarar verseydiinsanlar arasında emniyet ve huzur kalır mıydı?O zaman herkes yaptığı garip davranışa bir kılıfbulup delil olarak da Hz. Musa’yı göstermez miydi?Yukarıdaki hadis, şu sözleriyle bitmiştir:“Musa’ya Allah rahmet eylesin; çok isterdik ki,sabır göstersin de bize, birlikte yapacakları dahaçok şey anlatılsın.”Hadis, açıkça gösteriyor ki, Hızır'dan öğreni­115


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞlenler âyette belirtilenlerle sınırlıdır. Bu konudaHz. Muhammed bile fazla bir şey bilmiyordu.Bu gerçekler karşısında artık kim Hz. Hızır’aöğretilen ilmin kendine de öğretildiğini iddia edebilir.21­ KEŞF (Perdelerin Açılması)MÜRİT­ İlham ve keşif yoluyla elde edilen birhakikat bilgisi vardır. İşte ilm­i ledün odur. Bu,fikrî, zihnî ve de düşünce temrinleriyle 97 eldeedilen bir bilgi türü değildir, Allah tarafındandır 98 .BAYINDIR­ Ayette “Ona, kendi katımızdan birilim öğretmiştik.” (Kehf 18/65) buyruluyor. Buradaöğretmeden bahsedilmektedir. Halbuki ilham vekeşf birer ilim öğrenme yolu değildir.MÜRİT­ Keşf sözlükte perdenin açılması demektir.Tasavvuf terimi olarak perdelerin arkasınagizlenmiş manalara ve olayların arkasındakigerçeklere ulaşmak anlamında kullanılır.Kur'an'da insanın gözünden gaflet perdesi kalkıpbasiretle kâinata baktığında çok ince bazı sırlaraaşina olabileceğine işaret edilmiştir:“And olsun sen bunun böyle olacağını beklemiyordun.Senin perdeni açtık. Artık bugün gözünkeskindir.” (Kaf, 50/22)Yani artık ilahi incelikleri görebilecek basirete97 ­ Temrin, alıştırma anlamındadır.98 ­ Bkz. Hasan Kamil YILMAZ, Ledün İlmi ve Keşf, AltınolukDergisi, Sayı 105, Kasım 1994, İstanbul, s.31.116


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEsahipsin, denmiş oluyor 99 .BAYINDIR­ Bu âyetin sizin ifade ettiğiniz manaile bir ilgisi yoktur. Eğer âyetin öncesi ve sonrasıokunursa bunun yalnızca ahiretle ilgili olduğuaçıkça anlaşılır. Ayetlerin meali şöyledir:“Artık sura üfürülmüştür. İşte bugün tehdidingerçekleşeceği gündür.Herkes yanında, biri kılavuz öteki şahit,iki melekle birlikte gelmiştir.Andolsun sen bunun böyle olacağını beklemiyordun.Senin perdeni açtık. Artık bugüngözün keskindir.Yoldaşı, işte benim yanımdaki hazırdır diyecek.Atın cehenneme şu dik kafalı tanımazlarınhepsini,İyiliğe karşı duran, gemi azıya alan, işkilleriçinde kıvranan şu tanımazları atın.Allah ile beraber başka bir tanrı daha edinenvar ya, onu da en ağır azaba atın.” (Kaf50/20­26)Bakın, işte âyetin sizin dediğiniz mana ile hiçbirilgisi yoktur. Bu âyet tamamen ahiretle ilgilidir.Ortada çok açık âyet ve hadisler varken onlaragözlerinizi kapıyor, konuyla ilgisi olmayan âyet­99 ­ Bkz. Hasan Kamil YILMAZ, Ledün İlmi ve Keşf, AltınolukDergisi, Sayı 105, Kasım 1994, İstanbul, s.31.117


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞlerden hüküm çıkarmaya çalışıyorsunuz.22­ SEZGİ (Feraset)MÜRİT­ Yukarıda bir hadis­i kudsî geçmişti;onu niye atladın? Allah Teâlâ buyuruyor ki; "... Oabid ve zahid kulumu sevdiğim zaman onun görengözü, işiten kulağı, söyleyen dili, tutan eli,yürüyen ayağı olurum; benimle görür, benimleişitir, benimle söyler, benimle tutar, benimleyürür"Sonra öyleleri var ki, kimsenin fark edemediğişeyleri fark edebiliyor, kişinin aklından ve içindenneler geçtiğini doğruya yakın biçimde bilebiliyor.Peki bu nedir?BAYINDIR­ Bu ferasettir. Ferâset, ayrıntılarabakarak bir görüş, tahmin ve kavrayışla doğruyuyakalamak demektir 100 .Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem,“Müminin ferasetinden çekinin, çünkü o Allah’ınnuruyla görür 101 .” buyurmuştur. Hadisi şu âyetlerlebirlikte düşündüğümüzde konu iyice anlaşılabilir.“Ey inananlar, eğer Allah’tan sakınırsanızo size doğruyu eğriden ayıracak bir güç verir,suçlarınızı örter ve sizi bağışlar.” (Enfal8/29)100 ­ Mütercim Asım, Kamus Tercümesi. Kelime Arapça’dafirâset diye seslendirilir.101 ­ Tirmizî, Hicr suresinin tefsiri, 6.118


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞME“Ey inananlar, Allah’tan sakının ve elçisineinanın ki, size rahmetinden iki pay versin,sizin için ışığında yürüyeceğiniz bir nuryaratsın ve sizi bağışlasın.” (Hadîd 57/28)Bahsettiğiniz hadis­i kudsî 102 şöyledir:Allah Teâlâ buyurdu ki: "Kulumun, farz kıldığımşeylerle bana yaklaşmasından iyisi yoktur.Kulum bana nafilelerle de yaklaşmaya devameder. Öyle olur ki artık onu severim. Onu sevdimmi işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli veyürüdüğü ayağı olurum. Benden isterse kesinkesveririm. Bana bir sığınsın, onu muhakkak korurum103 ."Bu hadis­i kudsî yukarıdaki âyetlerin bir açıklamasıdır.Her mümin bu seviyeye ulaşabilir. Buseviyeye ulaşanın feraseti artar. Ama hiç kimseAllah'a, elçisinden fazla yaklaşamaz. Kur'an'daelçilerin gaybı bilemeyeceği açıkça belirtilmiştir.Onlarda ilm­i ledün veya ilm­i bâtın denen şeyinolmadığını da daha önce görmüştük.Allah’ın emir ve yasaklarına uyan kişi, emirleringüzelliğini ve yasaklanan şeylerin kötülüğünükavrar. Yaptıklarını şuurlu olarak yapar, izzetli veşerefli olur. Her şeye helâller ve haramlar çerçevesindebakacağı için kolay kolay kötü durumadüşmez. İşte esas feraset budur. Bu kişi öylehale gelir ki, Allah'ın emrine aykırı şeylere ku­102 ­ Hadis­i kudsî, Kur'an'da olmayan ama Hz. Muhammedsallallahu aleyhi ve sellemin bize, "Allah şöyle buyurdu." diyebildirdiği sözdür.103 ­ Buhârî, Rikâk, 38.119


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞlağını ve gözünü kapar. Allah'ın istediği şeyleritutar ve Allah'ın istediği tarafa yürür. “Mümininferasetinden çekinin, çünkü o Allah’ın nuruylagörür.” hadis­i şerifini böyle anlamalıdır.Günahkâr Müslümanlar bunları görecek durumdadeğillerdir. Günahtan zevk almaları, Allah’ınemirlerini yerine getirmemekten sıkılmamalarıbundandır.Feraseti de gözümüzde büyütmememiz gerekir.Bir kişinin daha faziletli olması görüşünündaha doğru olduğu anlamına gelmez. Sahabeninen faziletlisi Hz. Ebû Bekir’dir. Hz. Muhammedsallallahu aleyhi ve sellem, bir konuda Hz. EbûBekir’in görüşünü tercih etmiş, daha sonra bununyanlış olduğu ortaya çıkmıştır.Allah ondan razı olsun, Hz. Ömer anlatıyor:Bedir Savaşı'nda esirler alınınca Hz. Muhammedsallallahu aleyhi ve sellem Hz. Ebû Bekir ve Ö­mer’e “Bu esirlerle ilgili görüşünüz nedir?” diyesordu. Hz. Ebû Bekir dedi ki “Ey Allah’ın Nebisi,bunlar amca oğullarımız ve soydaşlarımızdır.Onlardan fidye almanı uygun görüyorum; böylecekafirlere karşı güçlenmiş oluruz. Belki Allahilerisinde onlara Müslüman olmayı nasip eder.”Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem“Senin görüşün nedir Hattaboğlu?” diye sordu.Dedim ki, “Hayır, vallahi ey Allah'ın Elçisi benEbû Bekir’in görüşüne katılmıyorum; benim görüşümşudur: İzin ver onların boyunlarını vuralım.Akîl’i (kardeşi) Ali’ye bırak boynunu vursun,şu akrabamı da bana bırak boynunu vurayım.Çünkü bunlar küfrün liderleri ve ileri gelenleri­120


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEdir.”Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemEbû Bekir’in görüşünü benimsedi, benim görüşümübenimsemedi. Ertesi gün geldim bir degördüm ki Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellem ile Ebû Bekir oturmuş ağlıyorlar. Dedimki, “Ey Allah'ın Elçisi! Söylesene, sen ve arkadaşınniçin ağlıyorsunuz? Eğer ağlamaya değer görürsemben de ağlarım, ağlamaya değer görmezsemsizinle ağlar gibi gözükürüm.”Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellembuyurdu ki; “Arkadaşlarının esirlerden fidye alınmasıyolunda bana sundukları görüşe ağlıyorum.Çünkü onlara azabın şu ağaçtan daha yakın birşekilde geldiği bana gösterildi. Allahu Teâlâ şuâyeti indirdi.“Yeryüzünde düşmanını ezmedikçe bir elçininesirler alması doğru olmaz. Siz geçicidünya malını istiyorsunuz. Halbuki, Allahöbür dünyayı diliyor. Allah güçlüdür, hakîmdir.Eğer daha önceden Allah tarafından verilmişbir hüküm olmasaydı aldıklarınızdanötürü size büyük bir azap dokunurdu.” (Enfal8/67­68) 104Demek ki, olayların arkasındaki gerçeği Hz.Muhammed de Hz. Ebu Bekir de görememiştir.Çünkü bunların her ikisi de insandır ve faziletliolmaları yanılmalarına engel değildir.Bilgisi ve fazileti ne olursa olsun herkesin ya­104 ­ Müslim, Cihad, 58.121


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞnılabileceği düşüncesi her görüşün eleştirilebilmesiyolunu açmıştır.Durum açıkça meydanda iken siz çok aşırı gidiyor,Hz. Hızır gibi olayların arka planını görebildiğinizive size yapılan itirazın Hz. Musa’nın Hz.Hızır’a itirazları gibi olayların arkasındaki gerçeklerigörememekten kaynaklandığını, hiçbir bilgive belgeye dayanmadan iddia edip duruyorsunuz.Bu batıl düşünceleri ne zaman terk edeceksiniz?23­ İLHAMİlham, Allah’ın, kulunun kalbine bir şey doğurmasıdır105 . Sezgi de bu anlamda kullanılır.MÜRİT ­ İlhama inanıyor musun? Her ne kadarbaşkasını bağlamasa bile ilham vardır.BAYINDIR ­ Şüphesiz ilham vardır. Eğer Allah’ınilhamı olmasa insanoğlu ilerleyemez. Bütünilmi gelişmeler ve keşifler Allah‘ın ilhamıylaolur. Ama ilham şeyhlere veya Müslümanlara hasdeğildir. Kâfirler de ilham alır.Bu kelime Kur‘an'da yalnız bir yerde geçer.Allahu Teâlâ şöyle buyurur:“(Nefse) isyankârlığını ve takvâsını ilhamedenin hakkı için, onu arındıran gerçektenumduğuna kavuşmuş, kirletip karartan daher şeyini kaybetmiş olur.” (Şems 91/8­10)105 ­ Fahrüddin er­Razî, et­Tefsîr'ül­Kebîr, Matbaa­i Amire,c.VIII, s. 583.122


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMENefse isyankarlığı ve takvası ilham ediliyor.a­ İsyankarlığı ilhamİsyankarlık, kişinin Allah’a, insanlara veyakendine karşı yanlış davranışıdır. Böyle biri, hemisyandan önce hem de sonra bir huzursuzluk duyar.Buna iç sıkıntısı veya vicdan azabı denir.Yusuf aleyhisselamı Züleyha'dan uzaklaştıranbürhan, Allah’ın “(Nefse) isyankârlığını ilham etmesi"olmalıdır. Yusuf suresinin 24. âyetindeşöyle buyruluyor:“And olsun ki, kadın ona meyletti. EğerRabbinin bürhanını görmeseydi o da kadınameyledecekti...”Günah karşısında insan önce irkilir, sonra yavazgeçer ya da günaha dalar. İşte insanı irkilten,Allah Teâlâ’nın “(Nefse) isyankârlığını ilham etmesi"dir.Merhameti sonsuz Rabbimiz günah işleyecekolana son bir ihtarda bulunarak "İsyanagiriyorsun, dikkat et." demiş olur. İsyandan sonrada bir iç sıkıntısı vererek kişiyi tevbeye teşvikeder.Bu irkilmenin Müslüman olmayan insanlardada olduğunu aşağıdaki âyetlerden anlayabiliriz.Önce âyetlerin inişine sebep olan olaya bakalım.Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemeeziyet eden Ebu Cehil, Ebu Leheb, Ebu Süfyan,Velîd b. Muğîre, Nadr b. Haris, Ümeyye b. Halefve As b. Vail bir araya geldi ve dediler ki, “Haczamanında Arap heyetleri gelip bize Muhammedhakkında soru soruyorlar, her birimiz bir başkacevap veriyoruz. Birimiz deli, diğerimiz kâhin, bir123


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞbaşkamız da şairdir diyor. Cevapların farklı olmasındandolayı Araplar, bunların hepsinin yanlışolduğu sonucunu çıkarıyor. Gelin, Muhammed’ebir tek isim vermek üzere anlaşalım.”Birisi dedi ki, “O şairdir.” Velid b. Muğîre;“Ben Ubeyd b. el­Ebras ve Ümeyye b. Ebî’s­Salt’ın şiirlerini dinledim, bunun sözü onlarınkinebenzemiyor." dedi.Bir başkası dedi ki, “O kâhindir.” Velid, “Kâhinkime derler?” diye sordu. “Bazen doğru bazen deyalan söyleyen kimsedir.” dediler. Velid dedi ki,“Muhammed asla yalan söylememiştir.”Biri de “O delidir.” dedi. Velid, “Deli kime derler?”diye sordu. “İnsanları korkutan kişiye.” dediler.Velid, “Şimdiye kadar Muhammed’le kimsekorkutulmamıştır.” dedi.Sonra Velid kalktı, evine gitti. Herkes, Velid b.Muğîre din değiştirdi, dedi. Ebu Cehil hemen o­nun yanına gitti ve dedi ki, “Senin neyin var?İşte Kureyş, sana yardım topladı. Onlar seninihtiyaç içine düşüp dinini değiştirdiğin kanaatindeler.”Velid dedi ki, "benim ona ihtiyacım yok,ama Muhammed hakkında düşündüm; o sihirbazdır,diyorum. Çünkü sihirbaz, baba ile oğulun,kardeş ile kardeşin, karı ile kocanın arasını ayırır.”Sonra ona sihirbaz lakabı takmak için anlaştılar.Çıkıp Mekke‘de yüksek sesle bağırdılar.Halk toplu haldeydi, dediler ki; “Muhammed gerçektensihirbazdır.” Bu söz halk arasında yankılandı.Bu, Allah'ın Elçisi sallallahu aleyhi ve sel­124


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEleme çok ağır geldi. Evine döndü ve üzerini elbisesiyleörttü. Bunun üzerine Müddessir suresiindi 106 .Velid b. Muğîre’nin bu kararı verirken iç sıkıntısıçektiği ve zorlandığı görülüyor. Çünkü büyükbir isyan içindeydi. Aşağıdaki âyetler bunu ortayakoyuyor.“O bir düşündü, ölçtü biçti. Kahrolası nebiçim ölçme biçmeydi o öyle.Vah kahrolasıca vah, ne biçim ölçme biçmeydio öyle.Sonra bir bakındı.Sonra kaşlarını çattı ve surat astı.Sonra ardına döndü ve büyüklük tasladı.Hemen şöyle dedi: “Bu olsa olsa üstün birsihir olabilir.Bu olsa olsa bir insan sözü olabilir. “(Müddessir 74/18­25)Müslümanlığa karşı çıkan herkes içten rahatsızolur ve sıkıntıya düşer. Bu yüzden davranış bozukluklarıgösterirler.“Zaman olur kâfirler, keşke müslümanolsalar, diye arzu ederler.” (Hicr 15/2)Kafirler hep kuşku içinde olurlar.“Kurdukları binalar, kalpleri parçalanıncayakadar, içlerinde bir kuşku olarak kal­106 ­Fahrüddin er­Razî, c. VIII, s.347.125


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞmaya devam eder. ” (Tevbe 9/110)Bu kuşku, Allah'ın onlara olan merhametindendir.Kimilerinin bu sayede akılları başlarınagelir ve girdikleri yanlış yoldan vazgeçerler.Günahtan sonra devam eden vicdan rahatsızlığıda kişiyi pişmanlığa ve tevbeye yönelten ilhamdır.İşte Allah’ın merhametinin büyüklüğü.b­ Takvâyı ilhamTakvâ, nefsi fenalıktan korumak demektir.Kişi, Allah’a karşı, insanlara karşı ve kendinekarşı fenalık yapmamalıdır. Böyle bir davranışonu dünyada töhmet altına girmekten, ahirettede cehennem azabından korur. Günahlardan kaçınmanınve sevap işlemenin neticesi budur. İnsan,takvaya götüren davranışlarının neşesiniiçinde duyar. İşte bu neşe Allah’ın ilhamıdır. Takvâyauygun davrananlarda görülen iç huzur vekararlılık Allah’ın ilhamıyla oluşur.Hadis­i şerifte konunun çok güzel izahı vardır.Vabısa b. Mabed diyor ki, Hz. Muhammed sallallahualeyhi ve selleme gittim buyurdu ki; “İyiliktenve günahtan sormak için mi geldin? “Evet, dedim.Bunun üzerine parmaklarını bir araya getirerekgöğsüne vurdu ve üç kere şöyle dedi: “Nefsinedanış, kalbine danış Vabısa! İyilik, nefsin yatıştığı,kalbin yatıştığı şeydir. Günah da içe dokunanve göğüste tereddüt doğuran şeydir. İsterseinsanlar sana fetva vermiş, yaptığını uygun126


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEbulmuş olsunlar. 107 ”Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemşöyle buyurmuştur: “Seni işkillendiren şeyi bırak,işkillendirmeyene geç. Çünkü doğruluk iç huzuruverir, yalan da şüphe ve tereddüt doğurur 108 .”İçe doğan her şey ilham değildir, şeytan vesveseside olabilir. Çünkü şeytan "İnsanlaravesvese veren, onların içini karıştıran" 109 birvarlıktır. Şeytan Allah’tan Kıyamet gününe kadaryaşama garantisi alınca şöyle demişti:“Senin beni azgınlığa uğratmana karşılıkand olsun ki, ben de senin doğru yolununüstüne oturacağım.Sonra önlerinden arkalarından, sağlarındansollarından insanlara sokulacağım.Onların pek çoğunu sana şükreder bulamayacaksın.Allah Teâlâ buyurdu ki; haydi, yerilmiş vekovulmuş olarak çık oradan. And olsun ki,onlardan her kim sana uyacak olursa cehennemisizin hepinizle dolduracağım.” (A’raf7/ 16­18)Şeytan, bu yetkiyle elçiler de dahil herkesesokulur ve onları yanlış davranışlara yöneltmeyeçalışır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:“(Ey Muhammed!) Senden önce gönderdi­107 ­Sünen­i Dârimî, Büyû', 2.108 ­Tirmizî, Kıyame, 60.109 ­ Nas suresi 114/5127


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞğimiz tek bir nebi ve elçi yoktur ki, bir şeyiarzuladığı zaman, şeytan onun arzusunavesvese karıştırmış olmasın. Allah şeytanınkarıştırdığını giderir, sonra Allah kendi âyetlerinipekiştirir. Allah bilendir, hakîmdir.”(Hacc 22/52)İlham ile vesveseyi ayırabilmek için içimizegelen şeyi Allah’ın emir ve yasakları yönündendenetlemek gerekir.İşte nefs­i mülheme 110 budur. Mümin­kâfir,herkesin nefsi nefs­i mülhemedir. Allah ona, isyankarlığınıve takvâsını ilham eder.MÜRİT­ İsyankarlık ve takvâ dışında bir ilhamolmaz mı?BAYINDIR­ Elbette olur. Allah insanın kalbinebirçok şey doğurur. Bu konu ile ilgili ayetlervahiy bölümünde geçmişti. Bu da mümin ve kafirayrımı olmadan her insanda olur. Şairler ve buluşsahipleri buna örnek verilebilir.24­ ŞEFAAT *Şefaat terimi, bazı müminleri bağışlaması için,ahirette Allah'tan istekte bulunma anlamına ge­110 ­ Günümüz tasavvufçuları buna nefs­i mülhime diyorlar.Mülhime, ilham eden anlamına gelir. Nefis ilham etmez, ilhamalır. Bu sebeple kendine ilham edilen anlamına mülheme kelimesikullanılmalıdır.* ­ Bu bölümdeki iddialar daha çok MahmutUSTAOSMANOĞLU (Mahmut Efendi) ve ekibi ile yaptığımızgörüşmede ortaya atılmıştır.128


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMElir.MÜRİT ­ Biz burada Şeyh Efendi ile iyi geçiniyoruzki, belki ahirette eteğinden tutarız, belkibize faydası dokunur.BAYINDIR­ Yani size şefaat edeceğini mi söylüyorsunuz?ŞEYH EFENDİ­ Neden olmasın? Büyük ŞeyhMustafa İsmet Garibullah kuddise sirruhu hazretleriRisale­i Kudsiyye'sinde şöyle buyurdu: Hz.Ebu Bekir'e varıncaya kadar bütün silsilendenyardım istemeyi adet et. Resulullah sallallahualeyhi ve selleme vararak ondan da yardım iste.Şeyhini şefaatçi, aracı kıl ki, seni sevinçle doldursun111 .BAYINDIR­ Şeyh şefaat yetkisini kimden alıyor?Allah hangi şeyhe böyle bir yetki vermiştir?Her namazın arkasından okuduğumuz A­yet’el­kürsî’de ”Onun izni olmadan onun katındaşefaat edecek olan da kimmiş?” buyrulmuyormu?Hz. Ebu Bekir'e varıncaya kadar bütün silsilenizdenyardım istemeyi adet edip kıyâmete kadarsize cevap veremeyecek olan kişileri razı etmekiçin boşuna uğraşacağınıza Allah'ı razı etmeyeçalışsanız daha iyi olmaz mı?MÜRİT­ Biz her şeyi Allah rızası için yaparız.Çünkü “Allah’ın rızası her şeyden büyüktür.”(Tevbe 9/72)111 ­ Ruhu'l­Furkan, c. II, s.86.129


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞBAYINDIR­ Allah'ın reddettiği şeyleri yaparakonun rızası kazanılır mı? Siz ne aklınızıkullanıyorsunuz, ne de Allah'ın gönderdiğiKur'an'a uygun davranıyorsunuz. Halbuki, Allah"..pisliğiaklını kullanmayanların üstünebırakır." (Yunus 10/100)Şu âyetler sanki sizi anlatıyor:“De ki, Allah’ın yakınında 112 olduğunu bildiklerinizeyalvarın bakalım. Onların göklerdede yerde de zerre ağırlığında bir şeye hükümlerigeçmez. Onların bu iki şeyde bir ortaklıklarıyoktur. Allah’ın onlar arasındanbir yardımcısı da bulunmaz. Allah’ın katında,kendisinin uygun gördüğünden başkasınınşefaati yarar sağlamaz. Yüreklerindeki korkugiderilince “Rabbiniz ne buyurdu?” dediler.Hakkı buyurdu, diye cevap verdiler. Oyücedir, büyüktür.” (Sebe’ 34/22,23)“Rablerinin huzurunda toplanacaklarıgünden korkanları Kur’an ile uyar; onlarınAllah’tan başka ne bir dostları ne de şefaatçilerivardır. Belki (bu sayede) kendilerinikorurlar.” (En’am 6/51)Allah kime şefaat yetkisi verirse yalnız onlar,Allah’ın dilediği kimselere şefaat edebilirler.“Allah onların yaptıklarını da yapacaklarınıda bilir. Şefaate yetkili kıldıkları, onun112 ­ Ayette دون kelimesi geçmektedir. 9 numaralı dipnotta bukelimenin akreb (en yakın) manasına zarf olduğu açıklanmıştı.Buna göre ayette geçen من دون االله Allah'ın dunundan ifadesiAllah'ın en yakınından demek olur.130


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMErazı olduğu kişilerden başkasına şefaat edemezler.Kendileri de onun korkusundan titrerler.”(Enbiya 21/28)a­Şeyhin müridi savunmasıMÜRİT ­ Bizim Şeyh Efendiye bakışımız, onunbize yardımcı olacağı yolundadır. Mesela bugünmahkemede avukat tutma zorunluluğu yoktur.Ama genellikle avukat tutanlar davayı kazanırlar.Şeyh Efendi de bizim avukatımızdır.BAYINDIR ­ Siz, gizli açık her şeyi bilen Allah'ıhakimle bir mi tutuyorsunuz?“O gün kişi kardeşinden, anasından, babasından,eşinden ve oğullarından kaçacaktır.O gün herkesin işi başından aşacaktır.”(Abese 80/34­37)Durum böyle iken Şeyh Efendi nereden fırsatbulacak da sizi savunacaktır.Ensar’dan Ümmü'l­alâ diyor ki, muhacirlerekur'a çekilince bize Osman b. Maz'ûn düştü. Onuevlerimize yerleştirdik. Sonra ölümüne sebepolan hastalığa tutuldu. Vefat edince yıkandı vekendi elbiseleri içine kefenlendi. Hz. Muhammedsallallahu aleyhi ve sellem içeri girdi. O sıradadedim ki, "Ebu's­Sâib 113 ! Allah sana rahmet eylesin.Allah'ın sana gerçekten ikramda bulunduğunaşahidim." Bunun üzerine Hz. Muhammedsallallahu aleyhi ve sellem şöyle dedi: "Allah'ınona ikram ettiğini ne biliyorsun?" Dedim ki, "Babamsana kurban ey Allah'ın Elçisi, Allah ya kime113 ­ Osman b. Maz'un radıyallahu anhın lakabıdır.131


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞikram eder?" Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki, "Evet ona kaçınılmaz gerçekgeldi. Vallahi onun için hep hayırlar bekliyorum.Ama ben Allah'ın Elçisi olduğum halde nasıl karşılanacağımıvallahi bilmiyorum."Ümmü'l­alâ dedi ki, "Vallahi bundan sonra hiçkimseyi tezkiye etmem. 114 "Ama siz şeyhinizin cennete gireceğinden eminolduğunuz gibi Allah'ın huzurunda sizi savunacağındanda eminsiniz. Peygamberlerde bileolmayan bu güven size nereden geliyor?Sonra bize şah damarımızdan daha yakın olanAllah'ın gözünden kaçan bir şey mi var ki avukatlığınızıyapacak olan şeyhiniz, hâşâ, Allah'ınhuzurunda onu hatırlatacak olsun? Ya da Allah,hâşâ, yargılamada hata mı yapacak ki, şeyhinizona engel olsun? Ne kadar yanlış bir yolda olduğunuzuanlıyorsunuz değil mi?Şu ayetler üzerinde çok düşünmek gerekir:“Onlar Allah’tan önce o şeytanları kendilerineevliya edindiler. Zannediyorlar ki,doğru yoldadırlar.” (Araf 7/30)"Kim Rahman'ın Zikri'ni görmezlikten gelirseonun başına bir şeytan sararız. O onunarkadaşı olur.Onlar bunları yoldan çevirirler ama bunlardoğru yola girdiklerini hesap ederler." (Zuhruf43/36 37)114 ­ Buhârî, Cenâiz, 3.132


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMERahman'ın Zikr'i, Kur'an'dır. Siz, Kur'an'a zıtdavranışlar içinde olduğunuz halde bunu görmezliktengeliyor ve adına evliya dediğiniz kişilerinarkasına takılıyorsunuz. Üstelik kendinizi hakyolun ortasında zannediyorsunuz.b­ Müridi Allah'a takdimMÜRİT ­ Müftülükte bir müftü ile görüşmek istesenaraya bir kapıcının girmesi, bir kişinin senimüftüye takdim etmesi gerekir. Araya kimsegirmeden bir yetkiliyle, bir bakanla pat diye görüşebilirmisin? İşte Şeyh Efendi de bizimle Allaharasında bir vesile, bir vasıta olmaktadır.BAYINDIR ­ Bize şah damarımızdan daha yakınolan Allah Teâlâ için bu söz nasıl söylenebilir.Bu inanç insanı şirke sokar. Şirk zaten Allahile kul arasına vasıta koymaktır. Zümer suresindebuna dikkat çekilmektedir:“İyi bil ki, saf din Allah’ın dinidir. Onunberisinden veliler edinenler "Biz onlara başkadeğil sadece bizi Allah’a tam yaklaştırsınlardiye kulluk ederiz." derler. İşte Allah,onların aralarında tartışıp durdukları şeydehükmünü verecektir. Allah, yalancı ve gerçekleriörtüp duran kimseleri doğru yolasokmaz.” (Zümer 39/3)Bu tür inanışlardan lütfen vazgeçin. Çünküşeytan insanı hep bu metotla saptırmaktadır.Lütfen bana söyler misin, yaratan, besleyen,büyüten ve sana senden yakın olan Allah mı senidaha iyi tanır, yoksa Şeyh Efendi mi?133


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞMÜRİT­ Tabii ki, Allah tanır.BAYINDIR ­ Peki Şeyh Efendi senin neyini Allah’atanıtacak?MÜRİT­ ?!25 ­ RABITABAYINDIR ­ Bir de rabıtanız var.ŞEYH EFENDİ­ Evet doğru. Rabıta bir müridin,mürşid­i kâmilinin ruhâniyetiyle beraber, suretinikalp gözünün önüne getirerek hayal etmesi vekalbiyle ondan yardım istemesinden ibarettir 115 .BAYINDIR­ Daha iyi anlamak için soruyorum,mürit şeyhini yükseklerde görüyor, onun birçokyetkiye sahip olduğunu düşünüyor, kendisini dedüşük seviyede sayıyor. Sonra şeyhinin hayalinikarşısına getiriyor ve ondan yardım istiyor. Bunuşeyhinin yanında yapmıyor değil mi?ŞEYH EFENDİ­ Doğru. Bak, bu işi biz uydurmadık.Halid­i Bağdâdî Hazretleri, Risale­iHalidiye’sinde şöyle buyurur:“Rabıtanın en üstün derecesi, iki gözün arasındaolan hayal hazinesi ile mürşidin ruhaniyetininyüzüne hatta iki gözünün arasına bakmaktır.Zira orası feyiz kaynağıdır. Ondan sonra mürşidekarşı kendini alçaltarak, son derece tevazu ileyalvarmak ve onu Mevlâ ile kendi arana vesilekılmak üzere, mürşidin ruhaniyetinin hayal hazinesinegirip oradan kalbine ve derinliklerine ya­115 ­ Ruhu'l­Furkan, c.II, s.64.134


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEvaş yavaş indiğini düşünüp, senin de peşindenyavaş yavaş oraya aktığını ve indiğini hayal ederek,şeyhini, kendi nefsinden geçinceye kadarhayal gözünden kaybetmemektir” 116 .BAYINDIR­ Aman Allahım! Söyler misiniz bana,bunu neye dayandırıyorsunuz?ŞEYH EFENDİ ­ Bunun delili vardır. Hz. EbuBekir radıyallahu anh kaza­i hacet 117 için Efendimizsallallahu aleyhi ve sellemden hali bir yerbulamadığından, bu durumu Efendimize şikayetetti. Efendimiz de ona ruhsat verdi 118 .BAYINDIR ­ Yani Hz. Ebu Bekir, tuvalette, Allah'ınElçisi'nin ruhâniyetiyle beraber, suretinikalp gözünün önüne getirerek hayal edip kalbiyleondan yardım mı istiyordu?MÜRİT­ Hayır, öyle değil. Yani Hz. Ebu Bekirtuvalette, ihtiyacını karşılarken bile Muhammedsallallahu aleyhi ve sellemi hayal ediyordu.BAYINDIR­ Çok sevdiği kişinin hayali insanıngözünün önünden gitmez. Şair, sevgilisi için“Gündüz hayalimde, gece düşümde” diyor. Bugayet normaldir. Hz. Ebu Bekir, Muhammedsallallahu aleyhi ve sellemi çok sevdiği için tuvalettebile aklından çıkaramadığını ifade etmektedir.Sizin tarif ettiğiniz rabıtayla bunun neilgisi var?Siz rabıta sırasında şeyhin ruhaniyetinin müri­116 ­ Ruhu'l­Furkân, c. II, s. 79.117 ­ Tuvalet ihtiyacını gidermek.118 ­ Ruhu'l­Furkan, c.II, s.76.135


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞdin yanına geldiğini iddia ediyorsunuz. Şeyhinruhaniyeti müridin yanına nereden geliyor ki müritondan yardım istesin?ŞEYH EFENDİ­ Ruhaniyetin gözüktüğünün delilivardır. Yusuf suresinde şöyle buyruluyor:"(Yusuf aleyhisselâm kasıtsız olarak, elindengelmeyerek) ona (Züleyha'ya) meyletti.Rabbisinin burhanını (delilini) görmeseydi,(o meyline göre hareket edebilirdi). (Yusuf12/24)Bu âyetin tefsirinde ekseri müfessirler, Allahdostlarının tasarruf ve imdadını (gücünü ve yardımını)açıklamışlardır. Müfessirlerden Keşşaf,doğruluktan ayrıldığı ve Mutezile mezhebinin 119görüşüyle vasıflandığı halde Yakub aleyhisselâmınruhaniyyetinin, şaşkınlığından parmaklarınıısırmış olduğu halde Yusuf aleyhisselâma gözükerek“O kadından sakın.” dediğini açıklamıştır120 .”BAYINDIR­ Siz herhalde Keşşâf Tefsiri'ni hiçokumadınız. Yoksa bunu asla söylemezdiniz.Yusuf suresinin 24. âyetinde Züleyha'nın Yusufaleyhisselâm ile birleşmek için yaptıkları anlatılırkenşöyle buyruluyor:“And olsun ki, kadın ona meyletti. EğerRabbinin bürhanını görmeseydi o da kadına119 ­ Mutezile, bir kelâm mezhebidir. Vasıl b. Ata ve taraftarlarıkurmuştur. İnsanın kendi fiillerinin yaratıcısı olduğunu,Allah'ın bu konuda kimseye karışmadığını savunurlar.Birçok konuda farklı görüşleri vardır.120 ­ Ruhu'l­Furkan, c. II, s. 65,66.136


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEmeyledecekti...”Keşşaf Tefsiri, âyette geçen bürhan kelimesininne anlama geldiğini açıkladıktan sonra şöyledevam ediyor:“.... Ayette geçen bürhan şu şekillerde deaçıklanmıştır:Yusuf aleyhisselâm bir ses duydu, “Aman kadınayaklaşma!” diye, ama aldırmadı. İkinci kezduydu, demini bozmadı. Üçüncü kez duydu, beriyeçekildi ama Hz. Yakub aleyhisselâmı parmaklarınıısırmış halde görünceye kadar bir şeydenetkilenmedi... “Keşşaf’ta bu görüş sahipleri için aynen şu ifadeleryer alıyor:“Bu ve bunun gibi şeyler hurafeci zorbalarıntutundukları şeylerdir. Allah Teâlâ’ya ve peygamberlerineiftira bunların dini olmuştur... 121 ”Biraz düşünülse bunun Yusuf suresindeki başkaâyetlere de aykırı olduğu görülür. Bir âyetteşöyle buyruluyor:“(Yakub) Onlardan yüz çevirdi. Vah Yusuf’umvah!” dedi. Üzüntüden iki gözüne deak düştü. Kederi içine gömülüydü.“ (Yusuf12/84)Bu olay, Hz. Yusuf’un, Mısır’a gelen kardeşlerindenBünyamin’i, hırsızlık bahanesiyle alıkoymasındansonra olmuştu. Eğer Bünyamin'i Hz.121 ­ Mahmut b. Ömer ez­Zemâhşerî, el­Keşşâf, c. I, s. 467,el­Matbaat'üş­Şarkiyye.137


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞYusuf'un alıkoyduğunu bilseydi Hz. Yakub, böyleüzülür müydü?Lütfen bunu rabıtanın delili sayıp da kendinizidaha da kötü duruma sokmayın.ŞEYH EFENDİ­ Ubeydullah el­Ahrâr es­Semerkandî hazretleri "Sadıklarla beraber olun."(Tevbe 9/119) âyetinin tefsirinde şöyle buyurmuştur:"Şüphesiz sadıklarla beraber olmak, suretteve manada onlarla beraber olmaktır." Sonra damanevi beraberliği rabıta ve huzurla tefsir etmiştirki, bu ehlince malum olan meşru bir iştir 122 .BAYINDIR­ Surette ve manada sadıklarla yanidürüst kimselerle beraber olmaktan ne anlıyorsunuz?Bir kimseyle beraber olmak hem onunyanında yer almak hem de onunla aynı duygu vedüşünceleri paylaşmak anlamına gelir. Yanındaolduğunuz kişi ile aynı duygu ve düşünceleripaylaşmıyorsanız bu tam bir beraberlik sayılmayacağıgibi aynı duygu ve düşünceyi paylaştığınızkişinin yanında yer almazsanız geneberaber olmuş sayılmazsınız. Burada anlatılanodur. Bunun rabıta ile ne ilgisi var?Bazı şeyhler müritlerine resimlerini dağıtıyorve rabıta yaparken ona bakmasını söylüyorlar.Siz de bunu yapıyor musunuz?MÜRİT­ Bizde öyle bir şey yoktur. Hz. Peygamberresmi yasaklamıştır.BAYINDIR­ Eğer Hz. Peygamber yasaklamamışolsaydı yapar mıydınız?122 ­ Ruhu'l­Furkan, c. II, s.66.138


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEMÜRİT­ Belki yapardık. Çünkü resme bakmak,şeyhi kalp gözünün önüne getirerek hayal etmektenkolaydır. O zaman şeyhin sureti baş gözüylegörülmüş olur.BAYINDIR­ Peki ya dinimizin heykeli yasaketmediğini farz etsek o zaman da heykelini yaparmıydınız?MÜRİT­ Heykel yasak ama.BAYINDIR­ Yasak olmadığını farz edin.MÜRİT­ Belki o da yapılırdı. Her müridin evindeşeyhin bir heykeli bulunabilirdi.BAYINDIR­ O zaman mürit, şeyhinin putukarşısına geçecek, ona rabıta yapacak ve onunruhaniyetinden yardım isteyecekti. Ona karşıkendini alçaltarak, son derece tevazu ile yalvaracaktı.Puta tapanların yaptığı zaten bundan başkasıdeğildi. Aradan heykeli kaldırıp yerine şeyhinhayalini geçirmek neyi değiştirir? Puta tapanlarda zaten taştan veya ağaçtan bir şey beklemiyor,onun temsil ettiği varlığın ruhaniyetindenyardım bekliyorlardı.Sizin tarif ettiğiniz rabıtaya sadece şu âyetdelil olabilir.“İyi bil ki, saf din Allah’ın dinidir. Onunberisinden veliler edinenler "Biz onlara başkadeğil sadece bizi Allah’a tam yaklaştırsınlardiye kulluk ederiz." derler. İşte Allah,onların aralarında tartışıp durdukları şeydehükmünü verecektir. Allah, yalancı ve gerçekleriörtüp duran kimseleri doğru yolasokmaz.” (Zümer 39/3)139


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞBu âyet, Kur’an'da şirki tanımlayan âyettir.26­ İBADETŞEYH EFENDİ ­ Biz insanlara, bize ibadet edin,demiyoruz ki.BAYINDIR ­ Siz herhalde ibadetin ne olduğunubilmiyorsunuz. Söyler misiniz bana, müritşeyhin yanında nasıl olmalıdır?ŞEYH EFENDİ­ Bak, şimdi sana müridin adâbınısöyleyeyim de içinde ne varsa ortaya dök.Müridin inancı şöyle olmalıdır: "Ben ancakbağlı bulunduğum şeyhim ile hedefime ulaşabilirim123 ."Haklı dahi görünse mürîdin üstadına itirazı haramdır124 .Hz. Musa ile Hızır aleyhisselam kıssasında olduğugibi şeyhe itiraz çok çirkindir. İtirazcınınözrü kabul edilemez. İtirazdan doğan ayrılığınilacı yoktur. Bu itirazın zararı, mürit üzerine akanfeyzin kapanmasıdır 125 .Müride lazım olan şartlardan biri de şeyhinemrettiği şeyleri tevil etmeyerek ve geciktirmeyerekyapmasıdır. Zira tevil ve geciktirme büyükkesintiye sebeptir 126 .123 ­ KOTKU, Tasavvufî Ahlak, c. II, s. 247, son paragraf.124 ­ KOTKU, Tasavvufî Ahlak, c. II, s. 5, 2. paragraf.125 ­ KOTKU, Tasavvufî Ahlak, c. II, s. 246, paragraf 3.126 ­ KOTKU, Tasavvufî Ahlak, c. II, s. 246, paragraf 5.140


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEAdabtan biri de şeyhinin sevmediği hoşlanmadığışeylerden kaçınıp, şeyhinin güzel ahlakınave yumuşaklığına aldanıp da sevmediği şeyleriyapmamasıdır 127 .Şeyh müride bir şey telkin ettiğinde devamlıonunla meşgul olmalı ve kalbine hayır ve şer birşey getirmemelidir 128 .Sadık müridin sermayesi sevgi ve bağlılıktır.İnatlık asasını ve muhalefet sevdasını bırakıpşeyhin emri altında sükunettir. Tarikata sevgisive şeyhine bağlılığı artan mürit tarikatta kalmaktanemin olur 129 .BAYINDIR­ Yani kısaca mürit şeyhinin kölesiolacak. Hatta köleden de öte bir bağlılığı olacak.Çünkü köle efendisine zaman zaman baş kaldırır,baş kaldıramasa bile içinden homurdanır amamürit hem içi ile hem de dışı ile şeyhin tam kölesiolacak. Şeyhin emri altında sessiz sedasız beklersetarikattan atılma korkusu olmayacak.ŞEYH EFENDİ­ Mürit şeyhinin terbiyesinde ölüyıkayanın elindeki ölü gibi olmalıdır ki, şeyh, mürideistediği gibi hareket edebilsin 130 . Mürit tambağlı olmazsa şeyh onu nasıl yetiştirebilir?BAYINDIR­ Bağlılığın da bir sınırı var. Buradabütün sınırlar aşılıyor. İnsanları kendine köleeden bir tek peygamber yoktur. Böyle bir şey127 ­ KOTKU, Tasavvufî Ahlak, c. II, s. 248.128 ­ KOTKU, Tasavvufî Ahlak, c. II, s. 248.129 ­ KOTKU, Tasavvufî Ahlak, c. II, s. 250.130 ­ KOTKU, Tasavvufî Ahlak, c. II, s. 245, 3. paragraf.141


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞKur'an'a temelden karşıdır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:"Hiçbir insanın hakkı yoktur ki, Allah onaKitap, doğru bilgi ve peygamberlik versin, oda tutsun halka, "Allah'tan önce bana köleolun" desin. Onun diyeceği şudur: "Kitabıöğrettiğinize ve okuduğunuza göre katıksızolarak Rabb’e köle olun". (Al­i İmrân 3/79)Diyorsunuz ki, eğer müridin şeyhine bir itirazıolursa bunun ilacı yoktur. Bunun için kölelik kelimeside yetersiz kalır. Peki bu, şeyhe ibadet değildirde ya nedir?MÜRİT­ Bunun neresi ibadettir, Allah aşkına!BAYINDIR­ Evet sadece ibadet yok, istiâne(yardım isteme) de var. Her ne kadar günde kırkkere Fatiha suresini okuyup" (Allahım!) Yalnızsana ibadet ederiz ve yalnız senden istianedebulunuruz." Deseniz bile söylenenlerde hemAllah'tan başkasına ibadet var, hem de Allah'tanbaşkasından istiane.MÜRİT­ Çok ağır bir ithamda bulundunuz. Beşvakit namazını kılan, gece teheccüd namazınakalkan, bu kadar zikirler yapan, İslam'a hizmetiçin müesseseler kuran bu insanları o şekildeitham edemezsiniz?BAYINDIR­ Sizi Allah'ın açık ayetlerine çağırıyorum.Beni suçlayacağınıza kendinizi düzeltmeyeçalışsanız daha iyi olmaz mı? Biraz düşünsenizsizin en büyük dostunuz olduğumu kolaylıklaanlarsınız. Bana karşı çıkacağınızı ve serttavırlar koyacağınızı bile bile düştüğünüz bu kötü142


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEdurumu size göstermek için elimden geleni yapmayaçalışıyorum.MÜRİT­ Bunca kâfirler var, niye onlarla mücadeleetmiyorsun da, Müslümanların birlik ve beraberlikiçinde olmak zorunda olduğu şu günlerdebize saldırıyorsun? Bu kadar iyi işler yapan insanlarıyok etmekle ne elde edeceksin?BAYINDIR­ Yeryüzünde iyi işlerle meşgul insanlarçoktur. Japonların, Amerikalıların ve Avrupalılarıniçinde insanlığın hayrı için gecesinigündüzüne katıp çalışan insanların sayısı az değildir.Hıristiyan keşişler mala, evlilik hayatına vedünyalıklara karışmamak ve ömürlerini sırf ibadetlegeçirmek için dağların ıssız tepelerinde kurulumanastırlara kapanırlar ama itikatlarını şirktenkurtaramadıkları, Hz. İsa'yı Allah'ın oğlu bildikleriiçin onları hak yolda kabul edemeyiz.İnanç çok önemlidir. İnsanın sevap namına birşeyi olmasa da şirkten uzak bir inancı olsa vetevbe etmeden ölse Allah bu şahsın günahlarınıbağışlayabilir. Çünkü o, şöyle buyurmuştur:"Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz,bunun dışında olanı dilediği kimseiçin bağışlar." (Nisa 4/48)İşte başkasına köle olmamızı kabul etmeyenAllah'ın Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemeemri:"De ki: "Ey cahiller! Şimdi bana, Allah'tanbaşkasına kölelik etmemi mi emrediyorsunuz?"Sana da, senden önceki elçilere de şu mu­143


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞhakkak vahyedilmiştir: "Hele bir şirke düş;amelin kesinkes yanar ve sen kaybedenlerdenolursun.""Hayır; yalnız Allah'a kölelik et ve şükredenlerdenol."Onlar Allah'ı gereği gibi değerlendiremediler.Oysa ki kıyâmet günü, bütünyeryüzü onun avucunun içinde olacak, gökleronun sağında dürülmüş bulunacaktır. O,ortak koştuklarından uzak ve yücedir."(Zümer 39/64­67)MÜRİT­ Elimizdeki meallerde kulluk kelimesikullanılıyor, ama sen onun yerine "kölelik" kelimesinikullanıyorsun. Bu yaptığın doğru mu?BAYINDIR­ Türkçe’de "kul" ile "köle" aynı anlamdadır.Yunus Emre;Tapduk’un tapusunda kul olduk kapusundaYunus miskin çiğ idik piştik elhamdülillah.derken “köle olduk kapusunda” demiş olur.Kul ve kölenin Arapçası ‏(عبد)‏ = abd kelimesidir.Hz. Muhammed de Allah'ın abdidir. Kelimeişehadette اشهد أن محمدا عبده ورسوله Ben tanıklıkederim ki, Muhammed onun kölesi ve elçisidir.”deriz.Yalnız Allah'a köle olup başkasına olmamakhürriyetin doruk noktasına ulaşmak demektir.Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ileilgili şu âyet üzerinde düşünmek yerinde olur.144


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞME"Az kalsın baskı ile seni, sana yaptığımızo vahiyden ayıracaklardı ki, başkasını uydurupüstümüze atasın. Böyle yapsaydın, kuşkusuzseni dost edinirlerdi.Eğer seni sağlamlaştırmış olmasaydık,and olsun onlara bir parça yanaşacaktın.O zaman biz de sana, hayatın kat kat azabınıve ölümün kat kat azabını tattırırdık.Sonra bize karşı sana yardım edecek birinide bulamazdın." (İsra 17/73­75)Hz. Peygamber bile tehlikeye düşecek gibi olduğunagöre çok dikkat etmemiz gerekmez mi?MÜRİT­ Tamam, bunları anladık. Şimdi senyukarıdaki ağır iddianı ispatla bakalım.BAYINDIR­ Allah'ın her peygambere söylediğişu söze bakalım:"Hele bir şirke düş; amelin kesinkes yanarve sen kaybedenlerden olursun." (Zümer39/64­65)a­ ŞirkŞirk, Allah'a ait bazı özellikleri kimi varlıklardada görerek, onları bu özelliklerde Allah ile ortaksaymaktır. Buna inanan, öncelikle onları Allah'ayakın bilir ve Allah ile birlikte onlara da köle olur.Çünkü Allah'a, bunların aracılığı ile yaklaşabileceğineve isteklerini ona ulaştırabileceğine inanır.O, Allah'ı bir kral, bunları da onun yakınlarıgibi görür.MÜRİT­ Bizim yaptığımızın nesi şirk? Sen esasonu anlat.145


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞBAYINDIR­ Bakın, “İbadet” sözlükte taat anlamınagelir. Taat boyun eğmek demektir, dahaçok “emre uymak ve izinden gitmek.” anlamındakullanılır 131 . Türkçe’de buna kulluk denir.Abd ‏(عبد)‏ kul, yani köle anlamına gelir.İnsanlar, güçlerinin yettiğini kendilerine köleetmeğe, güç yetiremediklerine de köle olmağayatkındırlar. Krallar halkı, kendi köleleri gibi görmekistemişler, kayıtsız şartsız boyun eğdirmeğeçalışmışlardır. Kur’an’da bunun örnekleri vardır:Firavun halkı toplamış ve şöyle haykırmıştı:"Sizin en yüce rabbiniz benim" (Naziât 79/23­24)Rab sahip demektir. Araplar kölenin sahibinerab derler 132 . Biz de efendi deriz. Allah’tan başkasınaköle olmayı reddedenler, Allah’tan başkasınınkendi rableri ve efendileri olmasını da kabul131 ­ İbnü Manzûr, Lisan’ul­Arab, Beyrut 1410/1990. İtaat,Tav’ ‏(طوع)‏ kökündendir. Tav’ boyun eğmek demektir. Zıddıkerih görmek, hoşlanmamaktır. Ayette şöyle buyurulur: “Sonra,duman halinde bulunan göğe yöneldi, ona ve yeryüzüne:"İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin" dedi. İkisi de"İsteyerek geldik" dediler.” (Fussilet 41/11)Taat ‏(طاعة)‏ da aynı köktendir, boyun eğmek anlamına gelirve daha çok “Emre uymak ve izinden gitmek.” anlamındakullanılır. (Rağıb el­İsfahânî, el­Müfredât, s. 529, TVA maddesi)132 ­ Hz. Yusuf köle olarak Mısır’ın bir devlet yetkilisine satılmış,o yetkilinin karısı Züleyhâ Hz. Yusuf’a aşık olmuş veberaber olmak istemişti. O sırada olanları anlatan ayet şöyledir:"Evinde bulunduğu kadın onu kendine çağırdı, kapıları sıkı sıkıkapadı ve "gelsene" dedi. Yusuf: "Günah işlemekten Allah'asığınırım, doğrusu senin kocan benim rabbimdir; bana iyibakmıştır. Zalimler iflah olmazlar ki." dedi. (Yusuf 12/23)146


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEetmezler. Dikkat ederseniz efendi kelimesi tarikatlardasıkça kullanılır.Krallar siyasi ve askeri güçlerini kullanarak,zenginler paralarını, kimileri de dini kullanarakinsanları kendilerine kul ederler. Dini kullananlarbunların en kötüsüdür. Çünkü insanlar bunlarakulluk etmeyi Allah'a kulluğun bir parçası sayarlar.Siz Allah ile birlikte şeyhinize de köle oluyorsunuz.Rabıta sırasında şeyhinizin ruhaniyetikarşısında boyun eğiyorsunuz. Halbuki, Fatihasuresinde "Yalnız sana köle oluruz" diye Allah'asöz veriyoruz.MÜRİT­ Kendine kulluk edilmesini isteyenşeyh var mı?BAYINDIR­ Önceki açıklamalar yeterli olmadıherhalde. Şeyhe tam bağlanmak, ona rabıta etmek,kalple ondan yardım istemek ve ona aslaitiraz etmemek gerektiğini söylemiştiniz. Hattaşeyhin önünde mürit, gassalın (ölü yıkayıcısının)önündeki meyyit (ölü) gibi olmalıdır, demiştiniz.Bu köleliğin son noktası değil midir? Bundan ileribir kölelik düşünülebilir mi? Allah’ın istediği, insanınyalnız kendine köle olması ve bu şekildehürriyetin doruğuna ulaşmasıdır.“Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratanRabbinize kölelik edin ki, korunabilesiniz.”(Bakara 2/21)Hz. Muhammed de Allah'ın kölesidir. Kelime­işehadet getirirken اشهد أن محمدا عبده ورسوله“‏ ­ Bentanıklık ederim ki, Muhammed onun kölesi ve147


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞelçisidir.” deriz. Ona bundan başka bir makamvermek Hrıstiyanlara benzemek olur. Onlar Hz.İsa’ya Allah’ın oğlu demiş, onu Allah’a halef kılmış,ona ibadet etmeye ve ondan yardım dilemeyebaşlamışlardır. Sanki hâşâ! baba emekli olmuşda oğul onun yerine oturtulmuş gibidir.Bu sebeple ibadet etmiş olmak için puta secdeeder gibi şeyhe secde etmek gerekmez.b­ İstiâneMÜRİT­ Bir de istiâne vardı.BAYINDIR­ Gelelim istianeye: İstiane, yardımistemek demektir. Fatiha suresini her okuyuşumuzda“iyyâke nestaîn, اياك نستعين deriz.Yani "Allah'ım yalnız senden yardım isteriz”demektir. Bu konu daha önce anlatılmıştı. BuradaŞeyh Efendinin bir sözünü tekrarlamak yerindeolur. Şöyle demişti:"Siz ne derseniz deyin, biz Allah ile kullar arasındaevliyâullahın ve meşâyih­i izâm hazerâtınınruhlarının vasıta olduğuna inanırız. Onların ruhaniyetindenistimdâd eder, istiânede bulunuruz."Evliyanın ruhundan istianede bulunduğunuzagöre sizin “iyyâke nestaîn اياك نستعين = yalnızsenden yardım isteriz” demeye hakkınız kalır mı?Bir de rabıta yaparak şeyhin ruhaniyetiyle beraber,suretini kalp gözünün önüne getirip hayaletmeniz ve kalple ondan yardım istemeniz varya, işte o zaman tevhitle ilginiz kesilir. Çünkübu, olsa olsa şeyhe ibadetin bir parçası olur.Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem148


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞME“Dua ibadetin özüdür 133 .” demiyor mu?O, bir de, şöyle buyurmuştur: “Dua ibadetinta kendisidir.” 134Puta tapanlar ibadeti, putun rızasını kazanmakve dualarının kabulünü sağlamak için yaparlardı.Bir çok âyette müşriklerin, Allah’tan başkasınadua ettikleri 135 anlatılır. Hz. Muhammedsallallahu aleyhi ve selleme verdiği bir emirdeAllah Teâlâ şöyle buyurur:“De ki: Ben yalnızca Rabbime dua ederim.Ona hiçbir şeyi ortak koşmam.” (Cin72/20)İbn Abbas şöyle demiştir: “Duanız imanınızdır136 .”İnsanlar öteden beri en çok dua ve ibadet konusundayanıldıkları için bütün elçilerin davetinintemelini bu iki husus oluşturmuştur.Namaz, oruç, hac, zekat, helâller ve haramlarlailgili çok az âyet olduğu halde Allah'tan başkasınaibadeti, darda kalınca başkasından mane­133 ­ Tirmizî, Dua,1, 3371 nolu hadis.134 ­ Tirmizî, Dua,1, 3372 nolu hadis.135 ­ Nisa 4/117; En'am 6/40,41,56,71,108; Araf7/37,194,195,197; Yunus 10/38,66, 106; Hûd 11/101; Ra'd13/14; Nahl 16/20,86; İsra 17/56, 57,67; Kehf 18/14; Meryem19/48; Hacc 22/12,13,62,73; Müminun 23/117; Furkân25/68; Şuarâ 26/213; Kasas 28/64,88; Ankebût 29/42; Lokman31/30; Sebe' 34/22; Fatır 35/13,14,40; Saffât 37/125;Zümer 39/38; Mümin 40/20,66; Fussilet 41/48; Zuhruf43/86; Ahkâf 46/4,5; Cin 72/18. 26 surede toplam 47 ayet.136 ­ Buhari, İman, 2.149


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞvi yardım beklemeyi şirk sayıp yasaklayan çoksayıda ayet vardır. Kur'an'ın hemen her sayfasındabu konu ile ilgili ayetler vardır."Darda kalmış kişi dua ettiği zaman onunyardımına kim yetişiyor da sıkıntıyı gideriyorve sizi yeryüzünün hakimleri yapıyor? Allahile beraber başka bir tanrı mı var? Ne kadaraz düşünüyorsunuz." (Neml 27/62)27­ ALLAH’IN GÖZÜKMESİ (Tecelli) *Tecelli, gözükmek, ortaya çıkmak anlamınadır.Allah'ın tecelli etmesi de Allah'ın gözükmesiveya gücünün ortaya çıkması anlamındakullanılır.ŞEYH EFENDİ ­ (Kendi alnını göstererek)Şeyhlerin alnı bir aynadır. Orada Cenab­ı Haktecelli eder.BAYINDIR ­ Allah Teâlâ bir insanda nasıl tecellieder, nasıl gözükür? Bunun delili nedir?ŞEYH EFENDİ ­ Delili şudur: Allah Teâlâ şöylebuyurur:“Musa, tayin ettiğimiz vakitte (Tûr­i Sînâ’ya)gelip de Rabbi onunla konuşunca«Rabbim, bana kendini göster, seni göreyim.»dedi. (Rabbi) «Sen beni asla göremezsin.Fakat şu dağa bak, eğer yerinde durabilirsesen de beni göreceksin.» buyurdu.Rabbi o dağa tecelli edince dağı paramparça* ­ Bu bölümdeki iddialar Mahmut USTAOSMANOĞLU (MahmutEfendi) ve ekibi ile yaptığımız görüşmede ortaya atılmıştır.150


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEetti. Musa da baygın düştü. Ayılınca dedi ki;Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim, sanatevbe ettim ve ben inananların ilkiyim.” (Araf7/143)Allah bir dağda tecelli ettiğine göre bir insandatecelli edemez mi?BAYINDIR ­ Allah dağa tecelli ettiği zamandağ parçalandı, Hz. Musa da baygın düştü.ŞEYH EFENDİ ­ İşte şeyh dağ yerinde, müritde Musa aleyhisselâm makamındadır 137 .BAYINDIR ­ Bu ne biçim delil getirme, ne biçimbir kıyastır? Allah Teâlâ dağda tecelli etmediki, dağa tecelli etti. Yani dağda gözükmedi, dağagözüktü. Allah’ın insana tecelli etmeyeceği, yanibu dünyada bir insana gözükmeyeceği yukarıdakiâyette açıkça belirtilmiştir.Ayete aykırı olmasına rağmen farz edelim ki,sizin dediğiniz doğrudur ve Allah dağa tecellietmemiştir de dağda tecelli etmiştir. Siz kendinizidağa nasıl kıyaslarsınız? İnsan dağa benzermi? Böyle kıyaslara kıyas maâl fârık, yani ilgisizşeyleri birbirine benzetmek denir. İnsanla dağarasında nasıl bir benzerlik buluyorsunuz ki, birâyetin dağ ile ilgili hükmünü insana taşıyorsunuz.Bir an için benzetmenin doğru olduğunu kabuletsek bile varılacak hüküm, böyle bir tecellidensonra şeyhin parçalanıp yok olması olmaz mı?137 ­ Müridin, şeyhi önünde cezbeye gelip baygın düşmesiböyle bir şartlanmadan dolayı olsa gerektir.151


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞÇünkü Allah’ın tecellisinden sonra dağ paramparçaolmuştur. Ama böyle olmuyor, şeyhin alnıbu tecelli ile Allah’ın aynası durumuna geliyor veherkes şeyhin alnında Allah’ı görmeye başlıyor.ŞEYH EFENDİ ­ Allah şeyhleri korur. Allah’ıngücü buna yetmez mi?BAYINDIR ­ Allah’ın gücünün yetmediği nevar ki; ama biz Allah’ın gücünden ve kudretindendeğil, ayetin hükmünden bahsediyoruz. SonraAllah'ın şeyhi koruyacağını nereden çıkarıyorsunuz?Ayrıca Allah'ın dağa tecelli etmesi özel bir o­laydır, bunun kıyaslanacağı bir şey yoktur. Çünküolağan dışı bir olaya benzetme yapılarak birhükme varılamaz 138 .Şeyhin dağa, Hz. Musa’nın da müride benzetilmesinegelince; doğrusu bunu hangi mantıklayaptığınızı anlamak mümkün değildir. Şeyhi Hz.Musa’ya benzetmek isteseniz bunun bir yolu o­lur. Çünkü insan olma bakımından ortak yönlerivardır. Dağ ile şeyhin neyi birbirine benziyor?MÜRİT­ Tecelli meselesini niye yanlış değerlendiriyorsun?Bu, Şeyh Efendinin bütün davranışlarıylamüritlerine örnek hale gelmesindenbaşka bir şey değildir.BAYINDIR ­ Yani Allah’ın şeyhin bedenine girdiğinimi söylemek istiyorsunuz?MÜRİT­ Hayır, asla öyle demiyorum. Şeyhin138 ­ “Alâ hilâf’il­kıyâs vâki olan şey sâire mekîsun aleyh ola­maz.” Mecelle m.15.152


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEmüritlerine örnek olmasından bahsediyorum.BAYINDIR ­ Örnek olması için Allah’ın şeyhinalnında gözükmesi mi gerekiyor?ŞEYH EFENDİ­ Şeyhin iki gözünün arası feyizkaynağıdır. Rabıta yaparken iki gözün arasındaolan hayal hazinesi ile mürşidin ruhaniyetinin yüzünehatta iki gözünün arasına bakılır 139 .BAYINDIR­ Tamam, işin sırrı şimdi çözüldü.Şeyhin alnında Allah Teâlâ'nın tecelli etmesineneden ihtiyaç duyduğunuzu şimdi anladım. Biryanlış sizi bir başka yanlışa zorluyor.Rabıta diye bir şey uydurdunuz ya, onun kabuledilebilmesi için bu defa da Allah'ın şeyhinalnında tecelli ettiğini uydurmanız gerekli oldu.Çünkü mürit rabıta yaparken şeyhinin ruhaniyetinihayal ediyor, onun iki gözünün arasına,yani alnının ortasına baktığını düşünüyor. Sizegöre orası feyiz kaynağıdır. Sonra şeyhine karşıkendini son derece alçaltarak ona yalvarıyor, onuAllah ile kendi arasında vesile kılıyor. 140 .İşte burada şeyhin alnının bir ayna sayılmasınave orada Allah'ın gözükmesine ihtiyaç duyuyorsunuz.Yoksa müritleri nasıl inandırırsınız.Bazı tasavvuf kitaplarında daha ileri gidilerekAllah‘ın isimlerinin ve sıfatlarının şeyhte gözüktüğüifade edilmektedir 141 . Bu nasıl kabul edilebi­139 ­ Ruhu'l­Furkan, c. II, s. 79.140 ­ Bkz. Ruhu'l­Furkan, c. II, s. 79.141 ­ Bkz. KOTKU, Tasavvufî Ahlâk, c. II, s.184­185.153


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞlir? Bu durum sizde de var, siz de aynı iddialarıtekrarlayıp duruyorsunuz. Ama, bu çirkinliği dahafazla uzatmak istemiyorum.28­ GİYİM KUŞAMMÜRİT­ Bütün bunları söylüyorsunuz amagayrimüslimler gibi elbise giyiniyorsunuz.BAYINDIR ­ Fıkıh kitaplarımızın hiçbirinde kadınve erkek için bir elbise modeli yoktur. Hiçbirmezhep böyle bir görüş belirtmemiştir. Hz. Muhammedsallallahu aleyhi ve sellemin zamanındaMüslümanlarla gayrimüslimlerin ayrı elbiselergiydiğine dair bir bilgi yoktur. Müslüman olanhiçbir gayrimüslime elbisesinin modelini değiştirmesisöylenmemiştir. Ebu Cehil hangi modeldeelbise giyiniyorsa Müslümanlar da o modeldegiyiniyorlar ve bunu asla bir mesele yapmıyorlardı.Onun için bu iddianın tutarlı bir tarafı yoktur.Bazı elbiseler vardır ki, bir üniforma olmuştur.Askerin ve polisin üniforması gibi gayrimüslimlerinüniforması haline gelmiş elbiseler olabilir.Yani bir elbise kafirlik simgesi haline gelmişolabilir. İşte o zaman onu giymek caiz olmaz.Asker ve polis kıyafetleri zaman zaman değiştiğigibi gayrimüslimlerin simgesi haline gelen elbiselerde zaman zaman değişebilir. Fıkıh kitaplarımızdabu simgelerle ilgili hükümler vardır.Simge bir ihtiyaçtan doğmuştur. İslam toplumundayaşayan gayrimüslimler içki içebilir, domuzeti yiyebilir ve domuz besleyebilirler. Şarapiçtiğini gördüğünüz kişi eğer Müslümansa suçüs­154


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEtü yakalar hakim önüne çıkarırsınız. Fakat Hıristiyan’sabundan dolayı hakim önüne çıkaramazsınız.İslam devletleri, bir karışıklık olmasındiye gayrimüslimlere, özel bir başlık veyabelli renk ve biçimde kuşak giyinme zorunluluğugetirmişlerdir. O devirde bir Müslüman tutar,aynı başlığı veya aynı kuşağı giyinirse Müslümanlarıaldatmış olurdu. Bugün polis veya askerelbisesi giymenin suç olması gibi bu da suçtu.Fıkıh kitaplarımızda gayrimüslim elbiselerikonusunda yer alan hükümler sadece bu gibisimgelerle ilgilidir.29­ ŞEYH ÖĞRETMEN OLMALI *BAYINDIR ­ Sıradan bir Müslüman olmak, diğerMüslümanlar gibi ibadetlerinizi yapıp işinizebakmak neyinize yetmiyor ki, kendinize Allah ilekul arasında bir yer arıyorsunuz?ŞEYH EFENDİ ­ Allah Teâlâ âyette “De ki, hiçbilenlerle bilmeyenler bir olur mu? “ diye buyurmuyormu?BAYINDIR ­ Tamam, bir öğretmen olarak, birhoca olarak saygı görün. Çünkü iyi bir şeyh, iyibir öğretmen olmalıdır. Devamlı bilgilerini tazelemeli,bildiklerini öğretmeli ve yaşayışıyla örnekolmaya çalışmalıdır. Ama Allah ile kul arasındabir kısım manevi makamlar uydurup kendinizi omakamlara yerleştirmek de nereden çıktı?* ­ Bu bölümdeki iddialar Mahmut USTAOSMANOĞLU (MahmutEfendi) ve ekibi ile yaptığımız görüşmede ortaya atılmıştır.155


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞMÜRİT­ Herkes farklı değerlendiriyor ama bizşeyhimizi insan kabul ediyoruz, fakat farklı birinsan. O, diğer insanlara benzemez.30­ İSLAM'IN YAYILIŞIMÜRİT­ Sen tarikatları yerin dibine sokuyorsunama İslam tarikatlar sayesinde yayılmıştır.Büyük âlim Muhammed HAMİDULLAH datarikatlara karşı iken İslam'ın sufiler sayesindeyayıldığını görünce fikrinden vazgeçti. Tarikatlarıortadan kaldırmakla ne elde edeceksin?BAYINDIR­ Muhammed HAMİDULLAH'ın öğrencisive benim hocam olan Salih TUĞ, ondanşu sözü nakletti: "İslam Avrupa'da hızla yayılıyor,ama tarikatların etkisiyle yayıldığı için hiçbir varlık gösteremiyor. Bu insanlara keşkeKur'an'ı öğretebilsek."Hatırlarsanız konuşmanın başında şöyle demiştik:"Bizim karşı çıktığımız, sadece Kur'an'a açıkçaaykırı olan şeylerdir. Eğer bunlar Hanefî, Şafiî,Mâlikî, Eş‘ârî, Maturîdî gibi herhangi bir mezhebingörüşüne aykırı olsaydı bunu gözümüzdebüyütüp sert tavır ortaya koymazdık.Mütevâtir 142 olmayan hadis­i şeriflere aykırı bulsaydıküzerinde bu kadar durmazdık. Siz Kur‘an­ıKerim’in çok açık ifadelerine aykırı şeyler söylüyorsunuz.Bunlar karşısında susarsak hesap142 — Mütevâtir hadis, yalan söylemek için bir araya gelmişoldukları düşünülemeyecek topluluklar zinciri tarafından bizeulaştırılan hadistir. Bunun Peygamberimizin sözü olduğundaşüphe olmaz.156


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEgününün tek yetkilisi olan Allah’a, bunun hesabınıveremeyiz."MÜRİT­ Kur'an'ın açık ifadelerine kim karşı çıkabilir?BAYINDIR­ Lütfen başa dönmeyelim. Baştanda öyle dediniz ama konulara tek tek girinceKur'an'dan ne kadar uzaklaşıldığı ortaya çıktı.Kur'an'a aykırılıklarla dolu bir akımın İslam diyeyayılmasının ne faydası olur? Bunun İslamülkelerinde bir faydası yok ki, Avrupa'da veyadünyanın bir başka yerinde faydası olsun.31­ HADİS­İ ŞERİFLERHz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin,Allah'ın elçisi sıfatıyla söylediği sözlere, yaptığıişlere ve kabul ettiği davranışlara hadis denir.MÜRİT­ Dedin ki, tarikatlardaki yanlışlarımütevâtir olmayan hadislere aykırı bulsak üzerindebu kadar durmayız. Sen hadisi önemsemiyormusun?BAYINDIR­ Elbette önemsiyorum. Ama sahihde olsa her hadisin derecesi farklıdır. Hz. Muhammedsallallahu aleyhi ve selleme ait olduğundakuşku olmayan hadislere mütevâtir hadisdenir. Ahmed Naim, bunların pek az olduğunubelirtir ve dört hadisin lafız ve anlam yönündenmütevâtir olduğunu ifade eder 143 . Bu konuda143 ­ Ahmed Naim, Mukaddime, Sahih­i Buhârî MuhtasarıTecrîd­i Sarih Tercemesi ve Şerhi, Ankara 1979, c. I, s. 103­105.157


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞfarklı tespitler olmakla birlikte sayısının pek azolduğunda kuşku yoktur. Mütevâtir olmayan hadislerüzerinde az çok şüphe vardır. Bu şüphe yasenet yönünden ya anlam yönünden olur.Bir hadisi Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellemden bize kadar ulaştıran kişiler o hadisinsenedini oluşturur. Senette yer alan kişilere veonların ezberleme yeteneklerine güvenilebilmekgerekir.Mezhepler hadisleri kendi usullerine göre değerlendirirler.Bakarsınız ki, aynı konuda mezheplerdenbiri bir hadise, diğeri başka bir hadisedayanmıştır. Üçüncüsü de bunlardan hiçbirinikabul etmemiştir. Zayıf bir hadis kabul edildiğihalde sahih hadisin kabul edilmediği durumlar daolur.Mesela Şafiî mezhebi, köpek tarafından yalanmışbir kabın, biri toprakla diğerleri de su ileolmak üzere yedi kere temizlenmesini şart koşar144 . Bu konuda dayandığı hadis şudur: "Birinizinkabını köpek yalarsa onu yedi kere yıkasın,bunlardan biri temiz toprakla olsun 145 ."Hanbelî mezhebinin görüşü de aynıdır. O da144 ­ Ahmed b. Hacer el­Heytemî, Tuhfet'ül­Muhtâc bi şerh'il­Minhâc, (Şirvânî ve Kasım el­İbâdî haşiyeleriyle birlikte.) c.I,s. 311 vd.145 ­ Buhârî, vudû', 33; Müslim, Tahâret, 89, 91, 92,93; EbuDavûd, Tahâret, 37, Tirmizî, Tahâret, 68, Nesaî, Tahâret, 50­52, Miyâh, 7,8; İbn Mâce, Tahâret, 31; Dârimî, Vudû', 59;Ahmed b. Hanbel 2/245, 253, 265, 271, 314, 360, 398, 424,427, 480, 482, 508, 4/86, 5/56.158


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEaynı hadis­i şerife dayanır 146 .MÜRİT­ Peki bu hadis sahih mi? Çünkü Hanefîmezhebine göre köpeğin yaladığı kabın üç kereyıkanması yeterlidir.BAYINDIR­ Hadis sahihtir. Altı sahih hadis kitabının(kütüb­i sitte'nin) tamamında vardır. AyrıcaDarîmî'de ve Ahmed b. Hanbel'inMüsned'inin bir çok yerinde geçer. Hanefîler ileMâlikîler de bu hadisin varlığını kabul ederler.MÜRİT­ Sahih hadis kitaplarının hemen hepsindevarsa Hanefîler neden o hadise uymamışlardır?Sahih hadise uymamak olur mu?BAYINDIR­ Evet, bu hadis sahihtir. Hz. Muhammedsallallahu aleyhi ve sellem böyle bir sözsöylemiştir ama bu konuda bir icma oluşmamıştır.Yani Peygamberimizle birlikte yaşamışMüslümanlar, köpek tarafından yalanmış bir kabın,biri toprakla diğerleri de su ile olmak üzereyedi kere temizlenmesi ile ilgili bir görüş ve uygulamabirliği içinde olmamışlardır.İşte bu, fıkıh bilginini düşündürmektedir. Acababu sözü Peygamberimiz hangi şartlarda söylemiştir.O şartlar hala devam ediyor mu? Dahasonra onun bu söze aykırı başka bir sözü veyadavranışı olmuş mudur? Bu gibi şeyler doğru sonucavarmak isteyen fıkıh bilginine ter döktürür.Köpeğin yaladığı kabın temizliği konusundaHanefîlerin sözleri özetle şöyledir:146 ­ Muvaffak'ud­din b. Kudâme, el­Muğnî (öl.630 h.) Beyrut1404/1984, c. I, s.74 ­75.159


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞ" Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemşöyle buyurmuştur: "Birinizin kabını köpek yalarsaonu yedi kere yıkasın, bunların biri temiztoprakla olsun." Bu, icma ile vacip olan bir durumdeğildir 147 . İslam'ın ilk devirlerinde, insanlarınköpeklerle içli dışlı olmalarını ortadan kaldırmakiçindir. Nitekim içki yasaklandığı zaman fıçılarınkırılması emredilmiş ve içki içilen kaplardanbir şey içilmesi bile yasaklanmıştı. Onlar adetleriniterk edince Peygamberimiz de içkide olduğugibi burada da yasağı kaldırmış olmalıdır. Bazırivayetlerde geçen şu ifadeler bunu desteklemektedir:"...yedi kere yıkasın, bunların biri temiztoprakla olsun." bir diğerinde "...bunlarınsonuncusu temiz toprakla olsun." şeklindedir. Birkısmında da "...sekizincisinde topraklayın" ifadesivardır.Biz bu durumda Hz. Muhammed sallallahu a­leyhi ve sellemin şu sözüne dayanırız: "Bir kap,köpek yalamasından dolayı üç kere yıkanır."Gözükmeyen necasetlerin su ile üç kere yıkanmasıtemizlik için yeterlidir. Zaten necasetinbir kere yıkamakla temizlenmeyeceği açıktır.Burada belli bir necaset de yoktur. Köpek salyasınınyıkanması hadisin emridir, yoksa onun necasetsayılması akılla anlaşılmaz. Bu, abdestsizliğinnecaset sayılması gibidir. Abdestsizlik, organlarıbir kere yıkamakla gider. Nitekim Peygamber147 ­ İcma , Peygamberimizle birlikte yaşamış Müslümanların,yani sahabenin bir konuda ortak görüş ve uygulama içindeolmaları, bunlardan birinin bir başka görüşü benimsememesidemektir.160


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEsallallahu aleyhi ve sellem her organını birer kereyıkayarak abdest almış ve demiştir ki, "Bu, Allah'ın,onsuz namazı kabul etmeyeceği abdesttir"Bize göre köpek salyasını üç kere yıkamak daşart değildir, kaç kere yıkayacağı kişinin görüş vekanaate bırakılır 148 .Hanefilerin dayandıkları hadis zayıftır 149 . Amaprensiplerine uyduğu için onu tercih etmişlerdir.MÜRİT­ Çok ilginç.BAYINDIR­ Daha ilginci Malikîlerin görüşüdür.İmam Malik köpeğin yaladığı kabın yıkanmasınıgerekli görmemiştir. Ona yukarıdaki hadis sorulduğuzaman demiştir ki; "Bu hadis gerçektenvardır, ama işin aslı nedir, bilemiyorum 150 ."MÜRİT­ Mâlikî mezhebi hem de hak mezheptirdeğil mi?BAYINDIR­ Elbette hak mezheptir. İşte bunoktanın anlaşılmasını istiyorum.Allah Teâlâ'nın koruma altına aldığı ve Müslümanlarıntartışmadıkları tek metin Kur’an­ı Kerim’dir.Farz namazların vakitleri, rekatları venasıl kılınacağı gibi Allah'ın Elçisi'nin Kur'an kadarkuşku götürmez yollarla bize ulaşan uygulamalarıda vardır. Bunlar üzerinde tartışma olmaz.Onlar da mütevâtirdir. Bu şekilde gelen helaller148 ­ Alâuddin el­Kâsânî, el­Bedâi'u's­Sanâi', Beyrut, c.I, s.87­88.149 ­ Bkz. Abdullah b. Yusuf ez­Zeylaî, (öl. 762 h.) Nasb'urrâyeli ehâdîs'il­Hidâye, Kahire, c. I, s.132­133.150 ­ Malik b. Enes, el­Müdevvenet'ül­Kübrâ, Mısır, c. I, s. 5.161


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞhelâl, haramlar da haramdır. Bunlar bütün mezheplerdeaynıdır. Mezhep farkı bunların dışındakikonularda olur.MÜRİT­ Yani onların dışındaki her şey tartışılabilirdiyorsunuz.BAYINDIR­ Elbette. İşte bu, Müslümanlarageniş bir bilimsel hürriyet sağlar. Bu sınırları aşmayanher mezhep hak mezheptir. Köpeğin yaladığıkap konusunda da o sınırlar aşılmamıştır.Bu görüşler, ne Kur'an'a ne mütevâtir hadislerene de icmaa aykırıdır.Allahu Teâlâ şöyle buyurur:"Allah'ın size öğrettiğinden öğreterek e­ğittiğiniz av köpeklerinin tuttukları size helâlkılınmıştır. Onların sizin için tuttuklarınıyiyin. Üzerine Allah'ın adını anın. Allah'tansakının, çünkü Allah hesabı çabuk görür."(Maide 5/4)Köpek, tuttuğu avı ısırır ve ona salyasını bulaştırır.Köpeğin ısırdığı yerin temizlenmesi emredilmediğiiçin ayet, en uçta gözüken Malikimezhebinin görüşüne haklılık vermektedir.Zannederim bu örnek ne anlatmak istediğimkonusunda bir fikir vermiştir.32­ MEZHEPLERMÜRİT­ Hanefî, Şafiî, Mâlikî, Eş‘ârî, Maturîdîgibi bir mezhebin görüşüne aykırı uygulamalarıönemsemediğini de ifade etmiştin. Demek ki,sen mezhepleri önemsemiyorsun.162


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEBAYINDIR­ Mezhep, bir alimin bir konudakigörüş ve yorumudur. Bugün mezhep deyinceaynı metodu benimsemiş alimlerin görüş ve yorumlarınınbir araya getirildiği bir bütünlük anlaşılmaktadır.İlmî çalışmanın olduğu her yerdemezhep olur. Mezhebi önemsememek, ilmi çalışmayıönemsememektir. Benim böyle bir şeydenyana olmam düşünülemez. Ben sadece, a­limleri kutsallaştırmamak gerektiğini ve bilimselhürriyetin önemli olduğunu vurgulamak istiyorum.Mezhep ve meşrep ihtilafları bir ayrılık değil,bir gelişme ve ilerleme sebebidir. Yeter ki Kur'anikinci sıraya itilmiş olmasın. Yoksa Kur’an’ın açıkhükümlerine aykırı düşmeyen konularda hoşgörülüolmak bir borçtur. Allah Teâlâ şöyle buyurur:“Muhammed Allah'ın elçisidir. Onun beraberindebulunanlar, inkarcılara karşı çoksert, kendi aralarında merhametlidirler.”(Fetih 48/29)“Ey İnananlar! İçinizden kim dinindendönerse bilsin ki, Allah onların yerine birmilleti getirir de O, onları sever, onlar daonu severler. Bunlar inananlara karşı alçakgönüllü,inkarcılara karşı çok sert olurlar.Allah yolunda cihat eder, kınayanların kınamasındankorkmazlar. İşte bu, Allah’ın birvergisidir, kime dilerse ona verir. Allah herşeyi kaplar ve bilir.Sizin dostunuz ancak Allah’tır, onun Resulüdür,iman edenlerdir; onlar ki Allah’ın163


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞemirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekatıverirler.Kim Allah'ı, Elçisi'ni ve inananları dost e­dinirse Allah'tan yana olanlar şüphesiz üstüngelirler.” (Maide 5/54­56)33­İÇTİHATİçtihat burada, bir İslam aliminin bir konudakigörüş ve kanaati anlamındadır.MÜRİT­ Mezhepler her şeyi halletmişlerdir.Bize düşen, onları anlamak ve uygulamaktır.BAYINDIR­ Bu düşünce birkaç yıl öncesinekadar çok yaygındı. Canla başla savunuluyordu.Şimdi de hatırı sayılır taraftarı vardır. Sağlam birdayanağı olmadığı için giderek zayıflamaktadır.Mezhepler her şeyi halletmemişlerdir. Mezhepalimleri, tereddüde sebep olan ve bir karar verilmesineihtiyaç duyulan hususları kendi prensiplerinegöre yorumlamışlardır.İşte burada, içinde bulunulan şartların, eldekibilgilere olan güvenin ve yorumu yapan ilim adamınınözel şartlarının büyük önemi vardır. Bu sebeplebakarsınız ki bir alim, aynı olayı değişikdönemlerde değişik şekilde yorumlamıştır. Bugayet normaldir ve olması gerekendir. Şartlardeğiştikçe yorumların da değişeceği gayet açıktır.Mesela Hanefî mezhebinin kurucusu Ebu Hani­164


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEfe'dir. Ebu Yusuf ve Muhammed 151 onun talebelerive mezhebin önde gelen alimleridir. Yargılama(kaza) ile ilgili konularda Ebu Yusuf’ungörüşüne uyulur. Çünkü Ebu Yusuf kadılık yapmışve bu konularda tecrübe sahibi olmuştur.Uygulamadan uzak bir ilmî çalışmanın problemçözmede yetersiz olduğunu herkes kabul eder.Ebu Hanife öldükten sonra Ebu Yusuf 33 yıl,İmam Muhammed de 39 yıl yaşamıştır. Görüşayrılığı, bunların farklı çağlarda yaşamış olmalarındankaynaklanırsa gene tercih sebebi olur.Mesela: Ebu Hanife’ye göre, bir suçlama olmadıkça,görünüşlerine bakılarak şahitler dürüst sayılırve ifadeleri mahkemece doğru kabul edilir.Ebu Yusuf ve Muhammed’e göre bir suçlama olmasadahi, şahitler hakkında güvenilirlik soruşturmasıaçılması (ta’dil ve tezkiye işlemlerininyapılması) gerekir. İkinci görüş tercih edilmiştir.151 Ebu Hanife, Nu’man b. Sabit, Hanefi mezhebinin kurucusuolan büyük İslam hukukçusudur. 80h./699m. tarihindeKûfe’de doğmuş ve 150 h./767 m. tarihinde Bağdat’ta vefatetmiştir.Ebu Yusuf, Ya’kub b. İbrahim, Ebu Hanife’nin birinci derecedekiöğrencilerinden ve Hanefi mezhebinin büyük fakihlerindendir. Abbasi halifelerinden Harun Reşid zamanında kadi’lkudat(başkadı) olarak görev yapmıştır. Bu unvan ilk defa EbuYusuf tarafından kullanılmıştır. 113 h./731 m. tarihindeKûfe’de doğmuş ve 183 h./799 m. tarihinde Bağdat’ta vefatetmiştir.Muhammed b. el­Hasen eş­Şeybani, Ebu Hanife’nin birinciderecedeki öğrencilerinden ve Hanefi mezhebinin büyük fakihlerindendir.Mezhebin görüşlerini yazarak günümüze kadarulaşmasını temin etmiştir. 132 h./749 m.de Vasit’te doğmuşve 189 h./805 m. Rey’de vefat etmiştir. (BİLMEN ÖmerNasuhi, Hukukı İslamiyye Kamusu, I/370, 392, İstanbul,1967).165


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞÇünkü genel ahlak Ebu Hanife’den sonra bozulmuştur.Buna göre artık şahitler hakkında güvenilirliksoruşturması açılmadan, mahkemece ifadeleridoğru kabul edilemez 152 . Bu da olması gerekenbir davranıştır. Yanlış olan, onlardan sonrahayatı donmuş kabul edip artık bütün gelişmeleriKur'an ve sünnet yerine bu alimlerin görüşleridoğrultusunda değerlendirme eğilimidir.Kimse bundan yüz sene evvelki şartlarla kumaşdokumayı, inşaat veya ulaşımı aklından bilegeçirmez ama hayatın 1300 sene evvelki Kûfe veBağdat şartlarına göre yapılmış içtihatlara uydurulmasınısavunanlar çıkabilir. Mezhepler herşeyi halletmişlerdir demek, mezheplerin oluştuğutarihten itibaren hayatı donmuş saymaktan başkabir şey değildir.MÜRİT­ Bugün Ebu Hanife, İmam Malik veİmam Şafiî gibi alimler yetişebilir mi? Ebu Hanife'ninkırk yıl yatsı namazının abdesti ile sabahnamazını kıldığı rivayet edilir.BAYINDIR­ Zaten asıl felaket burada, bu insanlarıkutsallaştırmaktadır. Hz. Muhammedsallallahu aleyhi ve sellem kaç gün yatsının abdestiile sabah namazını kılmıştır? Allah'ın dinlenmekiçin yarattığı geceyi uykusuz geçirmeninfaziletine dair Ebu Hanife'nin tek bir sözü varmıdır? Neden bu alimleri olağan dışı, ulaşılmazvarlıklar gibi görmeye çalışıyorsunuz. Halbuki,onlar sade ve iddiasız bir hayat yaşamışlardır.152 ­ Mecelle’nin 1716. maddesi bu görüşe göre düzen­lenmiştir.166


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEHz. Muhammed sallallahu aleyhi ve selleminhayatı da herkesin örnek alabileceği ve rahatçayaşayabileceği sadeliktedir. Gerçi havalarda uçmayaşartlanmış olanlar onun ve ashabının hayatınıda olağanüstü göstermek ve bize örnek olmalarınıengellemek için yapmadıklarını bırakmazlar.Şükür ki, elimizde Kur'an­ı Kerim ve sahihhadisler var da bunlara karşı koyabiliyoruz.MÜRİT­ İyi vallahi! Tarikatları da mezhepleride hallettin. Senin maksadın ne? Yoksa İslam'ı,hayatın dışına itmek mi istiyorsun?BAYINDIR­ Ben, hayatın dışına itilmiş Müslümanlığıhayatın içine çekmek istiyorum. Ama siz,aklınızı kullanmamak için olanca gücünüzü harcıyorsunuz.Halbuki, Allah"..pisliği aklını kullanmayanlarınüstüne bırakır." (Yunus 10/100)MÜRİT­ Mezhepsiz İslam nasıl olur?BAYINDIR­ Aklını kullanan ve ilmi çalışmayıkabul eden insanların olduğu her yerde mezhepolur. İçtihat kapısını kapatmak ise ilmî çalışmalarıdondurmak anlamına gelir. Bu da hayatı donmuşsaymakla mümkün olur. Siz donmuş saydınızdiye hayat donmaz. Olan size olur, gelişmelereayak uyduramaz ve kendinizi çağın dışınaitersiniz.Müslümanlar Kur’an üzerinde akıl yormayı veona sıkı sıkıya sarılmayı asırlarca unutmuşlardır.Sonunda Kur’an, erişilemez bir kutsal sayılmış veonu anlayamayacağımız kanaati doğmuştur.Artık Kur’an, sevap kazanmak için okunan, vaazve nasihat için belli birkaç âyeti açıklanan bir167


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞkitap haline gelmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:“Bunlar Kur’an üzerinde akıl yormazlarmı? Yoksa kalpler üzerinde kilitler mi vardır?”(Muhammed 47/24)“And olsun ki, Kuran'ı anlaşılması için kolaylaştırdık;ama hani anlamaya çalışan?”(Kamer 54/17, 22, 32 ve 40)“Ey inananlar! Allah'a ve Elçisi'ne boyuneğin, Kuran'ı dinleyip dururken yüz çevirmeyin,dinlemedikleri halde “dinledik” diyenlergibi olmayın. (Enfal 8/20­21)MÜRİT­ Peki şimdiye kadar yapılmış içtihatlarıyok mu sayacağız, mevcut mezhepleri nereyekoyacağız?BAYINDIR­ Bakın, inanç ve ibadetle ilgili hükümlerinbüyük bölümü Kur'an'da ve sünnetteaçıkça yer alır. Burada içtihada bırakılan kısımazdır. Dünya ile ilgili konularda da sadece sınırlarçizilmiş gerisi ilim adamlarına bırakılmıştır.Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem “Alimler,elçilerin varisleridir.” buyurmuştur 153 . Busebeple alimler, Kur'an ve sünnet üzerinde çalışacak,kendilerine bırakılmış bölümle ilgili içtihatlaryapacak ve geçmiş alimlerin içtihatlarındanda yararlanacaklardır. Böylece Kur'an ilehükmetme görevinde Hz. Muhammed sallallahualeyhi ve sellemi temsil edeceklerdir. Çünkü AllahTeâlâ'nın Hz. Muhammed'e yüklediği görevi153 ­ Buhari, İlim, 10; Ebû Davûd,İlim, 1; İbn­i Mâce, Mukaddime,17; Ahmed b. Hanbel 5/196.168


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEtemsilcileri devam ettirmek zorundadır. O görevşöyle açıklanıyor:“Allah'ın indirdiği Kitap ile aralarındahükmet. Sakın onların heveslerine uyma.Onlardan kaçın ki Allah'ın sana indirdiğininbir kısmından seni saptırmasınlar. Eğer yüzçevirirlerse bilesin ki, Allah birtakım günahlarınakarşılık başlarına bir kötülük gelmesiniistiyordur. Zaten insanlardan çoğu gerçektenyoldan çıkmıştır.Yoksa cahiliye devri hükmünü mü arıyorlar?İyi bilen bir millet için kimin hükmüAllah'ın hükmünden güzel olabilir?” (Mâide5/49,50)İşte alimler insanları Kur’an ve Sünnete yönlendirirler.Bu, süreklilik isteyen bir iştir. Amamezhepleri dondurur, mezhep imamlarını erişilmezkutsal kişiler sayarsanız bilimsel hürriyetiengellersiniz ve işin içinden çıkamazsınız.34­ KUR'AN'A DÖNMEKMÜRİT­ Mezhep imamları gerçekten değerlikişilerdir. Onları olağanüstü kişiler saymanın nezararı var?BAYINDIR­ Çok zararı var. O zaman iş değişir.Onlar Hz. Muhammed'in yerine, görüşleri deKur'an'ın yerine geçer. Biz bu felaketi yaşıyoruz.Hiç kimsenin mezhep imamlarına inanma göreviyoktur. Allah'ın huzurunda bundan sorguyaçekilmeyeceğiz. Ama hepimizin Hz. Muhammed169


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞsallallahu aleyhi ve selleme inanma görevi vardır.Ona boyun eğmek, Allah'a boyun eğmeklebir sayılmıştır. Ayette "Kim Elçi'ye boyun e­ğerse gerçekten Allah'a boyun eğmiş olur."(Nisa 4/80) buyurulmuştur.Bu âyet dışında Kur'an'ın tam on bir yerindeAllah'a boyun eğme emri, Resulüne boyun eğmeemri ile birlikte verilmiştir 154 . Haşr suresinin yedinciâyetinde şöyle buyurulur:"Elçi size ne verirse onu alın, sizi nedenmen ederse ondan geri durun."Ahzâb suresinin 36. âyeti şöyledir:"Allah ve Elçi'si bir işte hüküm verince i­nanmış hiçbir erkek ve kadın o işle ilgilidavranışlarında serbest olamaz."Nur suresinin 63. âyetinde şöyle bir uyarı vardır:"Elçi'nin emrine aykırı hareket edenlerbaşlarına bir belanın gelmesinden veya çokelemli bir azaba uğramaktan sakınsınlar."a­ MucizeÖnemli olduğu için mucize konusunu bir başkaaçıdan tekrar ele alıyoruz.BAYINDIR­ Hz. Muhammed kadar önemli birinsan yoktur. Bunun nedenini düşündünüz mü?MÜRİT­ Tabiî, çünkü o Allah'ın Elçisi'dir.154 ­ Al­i İmran 3/32, 132; Nisa 4/59; Maide 5/92; Enfal8/1,20,46; Nur 24/54; Muhammed, 47/33; Mücadele 58/13;Teğabûn 64/12170


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEBAYINDIR­ Allah'ın Elçisi olduğu nereden bilinebilir?Onu nasıl ispat edersiniz?MÜRİT­ Hz. Muhammed Allah'ın son elçisidir.Herkesin buna inanması gerekir.BAYINDIR­ Tamam, doğru ama insanlar Hz.Muhammed'in gerçekten Allah'ın elçisi olduğununasıl bilebilirler?Baksanıza, itibarlı bir kişi, günün birinde kalkıpben Amerika'nın Ankara Büyükelçisi oldum,dese Türk Devleti bunu kabul edebilir mi? Çünkübundan sonra yetkili makamların karşısına AmerikaBirleşik Devletleri adına çıktığını söyleyecektir.MÜRİT­ Amerikan hükümetinin onu elçi olarakgörevlendirdiğine dair belge getirirse olur.BAYINDIR­ İşte Hz. Muhammed de Allah'ınbana gönderdiği bir elçidir. Onun da görevlendirmebelgesini bana getirmesi gerekir.MÜRİT­ Sen o kadar değerli misin?BAYINDIR­ Bana, size ve bütün insanlara budeğeri Allah veriyor. O şöyle buyurur:"And olsun ki Allah, inananlara büyük lütuftabulundu. Çünkü içlerinden birini elçiolarak gönderdi. O onlara Allah'ın ayetleriniokuyor, onları arıtıyor, onlara Kitap ve hikmetiöğretiyor. Halbuki onlar, önceleri apaçıksapıklık içinde idiler." (Al­i İmran 3/164)MÜRİT­ Tamam, şimdi anladım. Hz. Muhammedsallallahu aleyhi ve sellemin elçilik belgesionun gösterdiği mucizelerdir.171


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞBAYINDIR­ Doğru.MÜRİT­ Mesela Hendek Savaşı için hendekkazılması sırasında Cabir b. Abdullah Hz. Muhammedsallallahu aleyhi ve sellemin şiddetliaçlık çektiğini görmüştü. Hemen küçük bir hayvankesti. Karısı bir sa' (yaklaşık üç kilo) arpaöğüttü. Sonra gelip gizlice, Resulüllah sallallahualeyhi ve selleme, birkaç sahabesiyle gelmesinisöyledi. Resulüllah sallallahu aleyhi ve sellemHendek'teki herkesi kaldırdı. Bin kişi idiler. Hepside bu yiyecekten yedi ve doydular. Sonunda tencereolduğu gibi et dolu olarak ve hamur da olduğugibi pişirilmeye hazır halde arttı 155 ."BAYINDIR­ Bütün elçilerin böyle mucizeleriyani elçiliklerini ispat belgeleri olmuştur. Hz. Salih'indevesi, Hz. Musa'nın değneğinin yılana dönüşmesi,elini çıkarınca bembeyaz olması, Hz.İsa'nın çamurdan kuş heykeli yapıp üflemesiylegerçek bir kuş haline gelmesi, ölüleri diriltmesi,anadan doğma kör ve alaca hastalığına tutulmuşkişileri Allah'ın izniyle iyileştirmesi birer mucize,elçiliğin birer belgesidir. Bilim ve teknoloji nekadar gelişirse gelişsin, insanlık ne ölçüde ilerlemegösterirse göstersin, kayadan deve çıkarmak,değneği gerçek bir yılana çevirmek, ölüleridiriltmek veya birkaç kişilik yiyecekle bin kişiyidoyurmak mümkün olmaz. Ama bunlar zamanımızinsanı için bir belge olma özelliği taşımazlar.Mesela Hz. Salih aleyhisselâmın kavmi, ora­155 ­ Buhari, Meğâzî, 29.172


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEdaki büyükçe bir kayadan 156 dişi bir deve çıkarmasınıisteyince Allah Teâlâ, Salih aleyhisselâmaşöyle buyurmuştu:"Onların gerçek yüzünü ortaya çıkarmakiçin dişi deveyi gönderiyoruz. Onları izle vesabırlı ol. Onlara bildir ki, su aralarında payedilmiştir. Sırası gelen onun başında bulunsun."(Kamer 54/27­28)Suyu bir gün deve, bir gün de şehir halkı içiyor,ertesi günün suyunu da o günden alıyorlardı.Devenin nöbetinde halk onun sütünü alıyordu157 .Konuyla ilgili âyetlerden bir kısmı şöyledir:"Semud'a da elçi olarak soydaşları Salih­'i gönderdik. Dedi ki: "Ey ulusum! Allah'akulluk edin, sizin ondan başka tanrınız yoktur.Bakın, size Rabbinizden açık bir belgegeldi: İşte Allah'ın bu dişi devesi size birmucizedir. Bırakın onu da Allah'ın toprağındaotlasın; ona bir kötülük dokundurmayın,yoksa sizi can yakıcı azap çarpar.Düşünsenize, hani sizi Allah, Ad'dansonra onun yerine getirmişti. Sizi bu yereyerleştirdi. Buranın düzlüklerine köşklerkuruyor, dağlarını oyup evler yapıyorsunuz.Evet, Allah'ın nimetlerini düşünün detaşkınlık yaparak ortalığı karıştırmayın.156 ­ Buranın Arapça’sında لهضبة ا kelimesi geçiyor. Lisan'ul­Arab'da bunun tek parça büyükçe bir kaya anlamında olduğuifade ediliyor.157 ­ Tefsîr'ut­Taberi, c. XI, s. 561.173


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞUlusunun büyüklük taslayan ileri gelenleri,zayıf görülenlere, onlardan iman edenleredediler ki, "Siz Salih'in, gerçekten Rabbitarafından gönderilmiş bir elçi olduğunu mubiliyorsunuz?" Onlar şöyle cevap verdiler:"Doğrusu onunla gönderilen ne ise biz onainanıyoruz""Büyüklük taslayanlar, "İşte biz de sizininandığınız şeyi tanımıyoruz" dediler.Sonra o dişi devenin ayağını kesip devirdiler;Rablerinin buyruğuna baş kaldırdılarve dediler ki; "Ey Salih, eğer sen elçilerdenisen haydi, tehdit ettiğin şeyi başımıza getirde görelim."Bu yüzden onları bir sarsıntı tuttu ve olduklarıyerde diz üstü çöküverip öldüler.Bunun üzerine Salih onlardan ayrıldı ve"Ey ulusum! And olsun ki ben size Rabb’iminsözünü bildirmiş ve öğüt vermiştim; fakatsiz öğüt verenleri sevmiyorsunuz" dedi."(Araf 7/73­79)Hz. Salih'in devesi sağ kaldığı sürece ona karşıçıkanların başarılı olması mümkün değildi.Çünkü kayadan çıkmış mucize deve, onun elçiliğinibelgeliyordu. Ama deve kesilince Hz. Salih,tayin belgesi yakılmış büyükelçi gibi oldu. Yayeni bir belge getirecekti ya da oradan ayrılacaktı.Cenabı Hak yeni bir mucize vermedi, Hz.Salih'i oradan ayırdı ve inanmayanları yok etti.MÜRİT­ Deve ölünce mucize olmaktan çıktımı?174


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEBAYINDIR­ Ölmüş bir deveyi artık kim Hz.Salih'in mucizesi sayar?b­ Hz. Muhammed'in mucizesiMÜRİT­ Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellemin gösterdiği mucizeler de bugün yoktur.Şimdi o da tayin belgesi yakılmış büyükelçi gibimi oldu yani?BAYINDIR­ Hayır, Hz. Muhammed sallallahualeyhi ve sellemin mucizesine hiçbir şey olmadı.Onun asıl mucizesi Kur'an­ı Kerim'dir. Kur'an, kıyâmetekadar bozulmadan kalacaktır. Onu korumayıAllah Teâlâ bizzat üstlendiği için Hz. Muhammedölmüş olsa da elçiliği devam etmektedir.Çünkü Allah onu son elçisi yapmış ve insanlardanistediği her şeyi onun aracılığı ile bildirmiştir.Artık Allah'ın insanlardan yeni bir isteğiolmayacaktır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:"Bugün sizin için dininizi olgunlaştırdım.Size olan nimetimi tamamladım ve size dinolarak İslâm'a rıza gösterdim." (Maide 5/3)MÜRİT­ Hz. Muhammed öldüğüne göre onungörevini kim yürütüyor?BAYINDIR­ Elçiler Allah'tan vahiy alır, Allah'ınizniyle mucize gösterir ve aldıkları vahyi tebliğederler. Kur'an, hem Hz. Muhammed sallallahualeyhi ve sellemin Allah'tan aldığı vahiyleri engüvenilir biçimde koruyan bir kitap, hem de onunmucizesidir. Artık vahiy alma işi bitmiştir.Kur'an, mucize olarak elimizde durmaktadır. O­nun yapamadığı tek görev tebliğdir. Neyin tebliğedileceği de açık ve net olarak bellidir. Allah175


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞTeâlâ şöyle buyurmuştur:"Ey Elçi! Rabbinden sana ne indirilmişseonu tebliğ et, eğer bunu yapmazsan ona elçilikyapmamış olursun" (Maide 5/67)Ona indirilen Kitap elimizde olduğuna göre hermümin tebliğ görevini sürdürebilir.c­ Her mümin Allah'ın Elçisi'ne varistirMÜRİT­ Her mümin bunu nasıl yapar?BAYINDIR­ Her mümin, Kur'an'a göre yaşamave onu insanlara anlatma görevini yapabilir.Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem “Alimler,elçilerin varisleridir.” buyurmuştur 158 .MÜRİT­ Herkes alim olamaz ki.BAYINDIR­ Herkes bildiği konunun alimi, bilmediğikonunun öğrencisidir. Kur'an'dan bir tekmeseleyi iyi bilen bir mümin o meselenin alimiolur. Onu tebliğ ederse o ölçüde Hz. Muhammed­'e varis olur. Bilmediği meselelerin de öğrencisiolur. Bu durum ölene kadar sürer.Bu hadis­i şerife dayanarak tebliğ görevini ilimadamlarına bırakıp kenara çekilmek olmaz.MÜRİT­ Şeyhler peygamber varisi olamazlarmı?BAYINDIR­ Neden olamasınlar? Kur'an'a aykırıitikadı olmayan şeyhler de bu kapsama girebilirler.158 ­ Buhari, İlim,10; Ebû Davûd, İlim,1; İbn­i Mâce, Mukaddime,17; Ahmed b. Hanbel 5/196.176


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEVaris, kendine miras bırakan kişiyi temsil ederve temsil gücüne göre mirasından pay alır. Babanın,annenin, erkek ve kız evlatların, eşin vekardeşlerin paylarının farklı olması bundandır.Elçilik ne bir miras malıdır, ne de babadanoğula geçen bir saltanattır. Hz. Muhammed'inelçiliği kıyamete kadar süreceği için onun,Kur'an'ı tebliğ konusunda temsil edilmesine ihtiyaçvardır. İşte her mümin, Kur'an'ı tebliğdekipayına göre Hz. Muhammed'e varis olur. Amaasırlardır bu görev ihmal edilmiştir.MÜRİT­ Kim ihmal etmiştir? Kur'an'ın yazılması,okunması, ezberlenmesi ve nesilden nesileintikali konusunda nasıl bir ihmal vardır? BugünKur'an'a en büyük hizmeti o beğenmediğin tarikatlaryapıyor. Onlara bağlı kurslarda her yıl binlercehafız yetişiyor ve onun birkaç katı insanKur'an okumasını öğreniyor.BAYINDIR­ Doğru, binlerce Kur'an Kursu'ndanher yıl on binlerce kişi Kur'an öğreniyor. Bunlarıküçümsemiyorum. Bir Müslüman Kur'an'dan nekadar çok şey bilirse değeri o kadar artar. NitekimHz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemUhud şehitlerini ikişer üçer kabirlere koyarken"Bunlardan hangisi Kur'an'dan daha çok pay almıştır?"diye sorardı. Onlardan kime işaret ederlerseonu lahitte ön tarafa alırdı 159 .Peki ya bizler? Biz Kur'an'dan ne kadar pay a­lıyoruz? Asıl bunun cevabını vermek gerekir.159 ­ Buhârî, Cenâiz, 73.177


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞMÜRİT­ Kursa gidenlerden bir kısmıKur'an'dan birkaç sure biliyor. Kimileri tamamınıezberliyor, çoğunluk da Kur'an'ı yüzünden okuyabiliyor.BAYINDIR­ "Kur'an’dan payımız ne kadardır?"derken Kur'an'dan neleri kavradığımızı vebunun ne kadarını insanlara anlattığımızı soruyorum.MÜRİT­ O konudaki ihmalimizi kabul edebiliriz.BAYINDIR­ Hele şükür, bir şey kabul ettirebildim.Ama en önemli şeyi kabul etmiş oldunuz.Çocuğunu Kur'an öğrenmeye gönderenler ondan,arada sırada geçmişlerinin ruhuna Yasin veTebâreke surelerini okumasını, yılda bir kere deölmüşleri için hatim indirmesini bekliyorlar.Hocaların üzerinde en çok durdukları hususise harflerin düzgün çıkarılması, Kur'an'ın yanlışsızezberlenmesi ve tecvit kaidelerine uygun olarakokunmasıdır. Bunlar çok önemlidir ama işburada bırakılmaktadır. Halbuki bu, işin başıdır.Ama daha işin başında nefesler kesilmektedir.Yani Kur'an, manasını kavramak için öğrenilmemektedir.d­ ZikirMÜRİT­ Öğrencilere Arapça, Fıkıh, Tefsir, Hadisve Kelâm gibi ilimler de okutuluyor. Bu ilimlereskiden medreselerde daha geniş okutulurdu.Bunların ana kaynağı Kur'an değil midir?178


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEBAYINDIR­ Bakın, Kur'an'ın bir adı da Zikir'­dir. Ayette şöyle buyurulmuştur:"İşte o Zikr'i biz indirdik, ne olursa olsunonu koruyacak olan da biziz." (Hicr 15/9)Zikir, bir bilginin hafızaya yerleştirilip kullanılmayahazır hale getirilmesidir. Bir şeyin insanıniçine veya diline gelmesine de zikir denir 160 .Tevrat, Zebur, İncil ve elçilere verilmiş öğütlerin,emir ve yasakların ortak adı da Zikirdir 161 .Kur'an bütün elçilerin Zikir'lerini içerir. Onunkorunması bütün ilahi kitapların korunması demektir.Dolayısıyla Kur'an'ı kavrayan, bütün ilahikitapları doğru olarak kavramış olur.MÜRİT­ Bir şeyi hafızaya yerleştirmek, kalbeve dile getirmek zikir ise bunu her Müslüman yapıyor.Her Müslüman, ezberlediği Kur'an'ı, zatenhafızasında tutuyor ve gerektiğinde okuyor.BAYINDIR­ Bir şey hafızaya ya manası kavranarakyerleştirilir ya da kavranmadan yerleştirilir.Manası kavranmadan hafızaya yerleşen şeyeve onu ifade etmeğe zikir değil, ezberleme veezberden okuma denir.Zikir, bir marifeti 162 , yani bir bilgiyi kullanımahazır tutacak şekilde hafızaya yerleştirmek olduğundanburada bilgi öne çıkmaktadır. Bilgi, bilinenşeydir. Ezberlenen şey bilgi değildir. Kaldı ki,160 ­ el­Müfredât ve Lisân'ul­Arab, ZKR maddesi.161 ­ Örnek olarak bkz. Araf 7/63­ 69, Hicr 15/6, Nahl 16/43,Enbiya 21/48­105, Kamer 56/24.162 ­ El­Müfredât, ZKR maddesi.179


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞburada marifet kelimesi kullanılmıştır. Marifet,bir şeyi olduğu gibi kavramak anlamına gelir 163 .Zikir kökünden gelen tezekkür, müzâkere veelh­i zikir kelimeleri de konunun daha iyi anlaşılmasınısağlayacaktır.Tezekkür, bir şeyi hatırlamak veya başkasınahatırlatmak demektir."O sakınanlar var ya, işte onlara şeytandanbir esinti gelince tezekkürde bulunurlar. Bakarsınızki, gerçeği görmüşlerdir." (Araf 7/201)Buradaki tezekkürü Allah'ın âyetlerini hatırlamave üzerinde düşünme diye anlamak gerekir.Müzakere, bir konuyu karşılıklı görüşmek anlamınagelir. Türkçe’mizde de kullanılır.Ehl­i zikir, bir bilgiyi kafasına yerleştirmiş vekullanıma hazır vaziyette tutan kimselere, ilimadamlarına denir. Kur'an'da şöyle buyurulur:"Senden önce elçi olarak görevlendirdiklerimiz,kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasıdeğildir. Bilmiyorsanız ehl­i zikre sorun."(Enbiya 21/7)Bu ayetteki ehl­i zikir, ehl­i kitap bilginleridir.Kur'an'ın Zikir olması, yaşamak için kafayayerleştirilen ve kendisiyle insanlara öğüt verilenbir kitap olmasından dolayıdır. Şu âyetler bu hususuortaya koymaktadır:163 ­ Eş­Şerîf Ali b. Muhammed el­Cürcânî, et­Tarifât, s.221.180


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞME"Onlar çirkin bir iş yaptıkları veya kendilerinikötü duruma düşürdükleri zaman hemen Allah'ızikrederler (yani Allah'ın o konudaki emrini hatırlarlar)ve günahlarının bağışlanmasını isterler."(Al­i İmran 3/135)"Sen öğüt ver! Esasen sen sadece bir ö­ğütçüsün.Sen onların tepesine dikilecek değilsin."(Ğaşiye 88/21­22)e­ Medrese eğitimiMÜRİT­ Medreselerin kapanması, tefsir, hadis,fıkıh ve kelâm gibi ilimlerin yeteri kadar öğrenilememesive Arapça öğreniminin zayıflaması bizibu hallere düşürdü.BAYINDIR­ Medrese, asırlardan beri Arap dilive edebiyatı okuluna dönüşmüş, fıkıh, tefsir vekelâm gibi dersler birer Arapça metin anlayışı ileokutulmuştur. Kur'an Arapça olduğu için Arapça’nınönemi tartışılmaz ama medresenin varlıksebebi sırf bu olmadığından o, bir dil okulunadönüştüğü gün kapanmıştır.Dini ilimleri bu şekilde okuyan, onları Kur'anve hayat gerçekleri etrafında değerlendirme yeteneğikazanamaz ve hayattan kopar. Bu insanlarbir de, fıkıh, tefsir, kelâm ve diğer ilimlerinalimi sayıldıkları için ne büyük sıkıntılara sebepolduklarını tahmin etmek zor olmaz.İslam, kişinin doğuştan taşıdığı özelliklere yanifıtrata tam uyum gösterir. Bu uyum kişi iletabiat arasında da vardır. Sosyal hayat, bunagöre şekillenmelidir. Ama insanlar fıtrata uyma­181


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞyan alışkanlıklar edinebilir ve tabiatı bozucu çalışmalaryapabilirler. Bunları, arzuları peşindekoşanlarla, şartlanmış kişiler yapar. Onlar uzunvadede kendilerini sıkıntıya soktukları gibi yakınve uzak çevrelerini de sıkıntıya sokarlar. İşteİslam, fıtrata aykırı tavırları ortadan kaldırarakinsanları mutlu etmek için gelmiştir.Göklerde ve yerde ne varsa hepsi bizim içinyaratılmıştır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:"Denizi size boyun eğdiren Allah'tır. Bu,içinde gemilerin buyruğuyla akıp gitmesi veonun bol vergisinden payınızı aramanız içindir.Belki şükredersiniz."Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsinisize boyun eğdiren odur. İşte bunda, düşünenlertakımı için esaslı dersler vardır."(Câsiye 45/12­13)Yerde ne varsa hepsini sizin için yaratmışolan odur. Sonra göğe yönelmiş ve onlarıyedi gök olarak düzenlemiştir. O her şeyibilir. (Bakara 2/29)İlmî çalışmalar, bizim için yaratılan şeylerdendaha çok yararlanmak amacıyla yapılmalıdır.Çalışma Kur'an eksenli olursa, hem araştırmacınınufku açılır, hem de dengeler korunur. AllahTeâlâ şöyle buyurur:“O zalimlik edenler aslında, bilgisizcekendi arzularına uymuşlardır. Allah’ın yoldançıkmış saydığını kim yola getirebilir? Bugibilerin yardımcıları da yoktur.Sen yüzünü dosdoğru bu dine çevir, Al­182


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMElah’ın fıtratına ki, Allah insanları ona göreyaratmıştır. Allah’ın yarattığının yerine geçecekbir şey yoktur. İşte doğru din bu dindir.Ancak, insanların pek çoğu bunu bilmezler.”(Rum 30/29­30)İslam, fıtrat dini, Kur'an da fıtrat kitabı olduğuiçin onda her konu ile ilgili temel bilgiler vardır.İşte medrese, bütün ilim dalları ile yakın ilgi kurarakKur'an üzerinde yoğunlaşmalı, maddi vemanevi her konuda kalkınmanın ana direğinioluşturmalıydı.Fıkıh, kelam ve diğer dini bilgiler, bu çalışmanınbir bölümü olabilirdi. Çünkü bunlarla doğrudanilgili ayetler en fazla 500 kadardır. Bu ayetlerdedahi diğer ilim dallarını yakından ilgilendirenhükümler vardır. Medreseler bu ayetlerle deilgilenmediği için Kur'an'ın hayatla ilgisi tamamenkesilmiştir.Kur'an, fıtrat kitabı olduğundan her insanı ilgilendirir.Herkes orada kendini bulur. Her insan,kendi bilgi, beceri ve tecrübeleri ışığında Kur'an'ıanlamaya çalışmalıdır. Medrese bu konuda çokönemli bir rol üstlenebilirdi. Ama öyle olmadı. Bugün de bu noktadan çok uzağız.Tabii ilimler, fıtratı anlamaya ve tabiattan dahaçok yararlanmaya yönelik çalışmalardan oluşur.Kur'an da fıtrat da değişmez. Ne Kur'an'ınyerine geçecek bir kitap, ne de Allah'ın yarattığınınyerini tutacak bir şey vardır. Bu ikisi arasındabir çatışma da olamaz. Eğer bir çatışma gözüküyorsa,mutlaka yanlış anlama vardır. Kur'an ilimlerindeuzman olan kişiler, ilgili bilim dalının uz­183


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞmanlarıyla bir araya gelerek bu yanlış anlamayıgidermeye çalışmalıdırlar. Tabii ilimlerle Kur'anilişkisine bu şekilde yaklaşmak gerekir.Sosyal hayat ile Kur'an arasında da çatışmaolmamalıdır. Eğer bir çatışma gözüküyorsa, aynıyöntemle, duygusallıktan uzak olarak konuyu elealıp çözmelidir. Sosyal bilimlerle Kur'an ilişkisinede bu açıdan yaklaşmak gerekir.Konulara bu şekilde yaklaşan din bilgini evrenselölçülerde düşünen ve evrensel çözümlergetiren bir kişilik kazanır. Çalışmalarında tabiiilimlerden de sosyal ilimlerden de yararlanır. Ozaman hem Kur'an hem de bu ilimler doğru anlaşılır.Bilimsel çalışmalar büyük ivme kazanır.Çevre kirliliğine, istismara ve sömürüye yol açmadanyeni gelişmeler sağlanabilir.İnsanlar Hz. Adem'in ve Havva'nın torunlarıdır.Onlar, dünyaya cennetten gelmişlerdir.İnsanın ana vatanı cennettir. O, budünyada misafirdir. Dünyaya ait bir vücudu vetatmin olmaz bir ruhu vardır. Onunkisi, çok zenginolan ve iyi hizmet alan bir kişinin, sıradan birotelde misafir kalmasına benzer. Oraya hiç birşey getirmemiş, giydiği elbiseler dahi oteldenverilmiştir. Hiçbir şey onu tatmin etmeyeceği içino, otele, otel de ona sıkıntı verir. Aslında o, buradabüyük bir imtihandan geçmektedir. Başarırsaözlediği saltanata kavuşacaktır.İnsanda cennete ait, sonsuz zenginlik, sonsuzgüzellik, sonsuz yaşama, problemsiz hayat gibiarzular vardır. Onun ruhu hep bunları ister. Dünyatoprağından yaratılmış vücudu da tıpkı diğer184


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEcanlılar gibi yeme, içime, üreme ihtiyacı duyar.Bu karmaşık yapı içinde o, çevresini bozabileceğigibi daha da güzelleştirebilir. İnsanın olmadığıyerde çevre bozulması da olmaz. Canlı türlerindenhangisi yok edilse tabiatın dengesi bozulur.Ama insan türü yok olsa, bozulmuş dengelerdüzelir. Bu da insanın dünyada misafir olduğunugösterir. Çünkü onun varlığı bu dünya açısından,ne vazgeçilmezdir, ne de bu dünya onun arzularınıtatmin için yeterlidir.O, bunu bilmeli, fıtrata uygun yaşayarak rahatetmeli, kimseye sıkıntı vermemelidir. Ayrıca büyükimtihanı kazanarak sonsuz arzularını tatminedeceği cennete kavuşmanın yollarını aramalıdır.İlmi çalışmalar Kur'an eksenli olunca insanlarıbu yönde eğitmek kolaylaşır. Fakat medreseler,ne dini ilimlerde ne de diğer ilimlerde üstünedüşeni yapmadığı için kendi kendini kapatmıştır.MÜRİT­ Peygamberimizin söz ve davranışlarını,yani sünneti nereye koyuyorsun?BAYINDIR­ Buna daha önce değinmiştik. Buradakonuya bir başka açıdan yaklaşalım.Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemeKur'an’ı açıklama görevi verilmiştir: Allah Teâlâşöyle buyurur:"Sana bu Zikri (Kur'an’ı) indirdik ki, kendilerinene indirildiğini insanlara açıklayasın".(Nahl,16/44)Dolayısıyla onun, Allah'ın Elçisi kimliği ile yaptığıher açıklama ve uygulamanın ilgilendirileceği185


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞbir ayet mutlaka vardır. Öyleyse Kur’an ve Sünnetiiki ayrı kaynak değil, tek bir kaynak saymakgerekir. O zaman sünneti doğru anlama yoluaçılmış olur.MÜRİT­ Ulemanın görüşü nereye konacak?BAYINDIR­ Bu çerçeve içinde her şey olmasıgereken yere konacağı için, ulemanın görüşü dekendine ait yere yerleşecektir.Medrese, fıkıh ve kelâm gibi dersleri birer A­rapça metin anlayışı ile okutarak, bunları Kur'anve hayat gerçekleri etrafında değerlendirmeyeimkan vermeyince kaçınılmaz olarak o kitaplardakisözler kutsallaşmış, Kur'an ve Sünnetin yerinekonmuştur. Nitekim, Hanefi alimlerdenUbeydullah b. el­ Huseyn el­Kerhî (öl. 340 h./951 m.) şöyle demiştir:"Müctehid üstatlarımızın sözlerine aykırı bulunannasları (yani ayet ve hadisleri) onların yanesh ya da tercih yollarından biriyle terk ettiklerinehükmedilir. Yani böyle hükmedilerek nasdeğil, müctehidlerin sözü alınır 164 ."Bu görüşün bugün de destekçileri vardır. Bizöğrenci iken yani 1960'tan 1976'ya kadar, el­Kerhî'ninkine aykırı görüşü olanlara dinden çıkmışgözüyle bakılırdı. Biz o hava içinde yetiştiğimiziçin bu noktaya gelmemiz zaman almıştır.el­Kerhî, görüşüne değer verilen bir alimdir,164 ­ Hayrettin KARAMAN, İslam Hukukunda İctihad, DiyanetYayınları, Ankara, tarih yok. s. 184. Bu kitapta bunu destekleyendiğer görüşlere de yer verilmiş ve bir değerlendirmeyapılmıştır.186


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞME11 asır önce ölmüştür. Demek ki, sıkıntı derinlerdedir.Bu, kabul edilemeyecek bir durumdur. el­Kerhî'nin sözünü ettiği müçtehidler de böyle birşeyi asla kabul etmezlerdi.Bir gün Hz. Ömer minberden şöyle seslenmişti:“Ey insanlar, Muhammed sallallahu aleyhive sellemin görüşü doğru idi. Çünkü Allah onagerçeği gösteriyordu. Bizim görüşümüz ise sadecezan ve sorumluluk altına girmekten ibarettir.”Allah ondan razı olsun, Hz. Ebû Bekir bir konudaAllah’ın kitabında ve Hz. Muhammed’insünnetinde bir hüküm bulamazsa kendi görüşünegöre içtihat yapar ve şöyle derdi: “Bu, benimgörüşümdür. Doğruysa Allah’tandır, yanlışsabendendir. Allah’ın beni bağışlamasını dilerim.”Hz. Ömer’in bir kâtibi “Bu, Allah’ın ve Ömer’ingörüşüdür.” diye yazınca Ömer dedi ki, “Ne kötüsöyledin; de ki, bu Ömer’in görüşüdür. Eğer doğruysaAllah’tan, yanlışsa Ömer’dendir.”Hz. Ömer bir kişiyle karşılaşmış ve ne var neyok, diye sormuş, o da Ali ve Zeyd şöyle bir hükümverdiler demişti. Bunun üzerine Hz. Ömer;“Ben olsaydım şu şekilde hükmederdim.” dedi.Adam dedi ki,“Senin hükmetmene ne engel var, yetki seninelindedir.” Hz. Ömer dedi ki,“Senin meseleni, Allah’ın kitabına ya da Allah­'ın Elçisi'nin hükmüne dayandırsaydım bunu yapardım.Ama meseleni görüşe dayandırıyorum,187


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞgörüş belirtme hakkı ortaktır. Benim görüşümAli’nin ve Zeyd’in görüşünü değersiz hale getirmez165 .”Hanefilerin önde gelen alimlerinden Ebû Yusufve Hasan bin Ziyad, Ebû Hanife'nin şöyle dediğininakletmişlerdir. “Bizim şu ilmimiz bir görüştür.O, gücümüze göre vardığımız en güzel görüştür.Kim bundan daha güzelini getirirse kabulederiz.”Ma’n bin İsa el­Kazzaz demiştir ki, İmam Malik’inşöyle dediğini işittim, “Ben sadece bir insanım,hata yaptığım da olur, doğruyu bulduğumda. Görüşüm üzerinde düşünün, Kitap ve sünneteuygun olanını alın, Kitap ve sünnete uygunolmayanını da bırakın 166 .”İmam Malik sık sık şöyle söylerdi: “Bizimkisibir zandan ibarettir. Kesin bir kanaate varamayız167 .”Ahmed b. Hanbel’in şöyle dediği rivayet e­dilmiştir: “Şafiî’nin görüşü, Malik’in görüşü, EbuHanife’nin görüşü, bunların hepsi bana göre birergörüştür ve benim yanımda aynı değerdedir.Delil sadece nakiller (Kitap ve sünnet) dir 168 .”İlim adamlarının görüşlerini Kur'an ve sünnettenayrı tutup tartışma yerine bu görüşleri nak­165 ­ İbnu'l­Kayyım el­ Cevziyye, I'lâmu'l­Muvakkıîn, Beyrut1407/1987 c. I, s. 54.166 ­ İbnu'l­Kayyım, a.g.e., c. I, s. 75.167 ­ İbnu'l­Kayyım, a.g.e., c. I, s. 76.168 ­ İbnu'l­Kayyım, a.g.e., c. I, s. 79.188


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEleden kitaplar âyet ve hadislerden arındırılmış,ve adeta bir şartlandırma yöntemiyle okutulmuştu.İşte sizin hayranlıkla andığınız medreselerKur'an yerine bu kitapları anlamanın en yücegaye haline getirildiği yerler olmuştur.Sahabeler içinde Kur'an ile ilişkiyi koparır diyehadislerin yazılmasını dahi hoş karşılamayanlarolmuştur. Subhi Salih’in şöyle bir tespiti vardır:Hz. Ömer sünnetin yazılmasını arzulamış ve bukonuda sahabelere danışmıştı. Onlar da sünnetinyazılmasını uygun görmüşlerdi. Hz. Ömer şüpheiçinde ve istihare yaparak bir ay bekledi. Bir sabahkalktığında Yüce Allah’tan içine kararlılıkgelmişti, dedi ki:“Sizinle, sünnetten bildiğinizi yazmanız hususunugörüşmüştüm. Sonra düşündüm, baktım ki,sizden önceki ehl­i kitaptan bir kısım insanlarAllah'ın kitabı yanında kitaplar yazmış, onlarlameşgul olmuş ve Allah'ın kitabını bir kenara bırakmışlardır.Vallahi ben Allah'ın kitabını başkabir şeyle hiçbir zaman engellemem.”Böylece Hz. Ömer hadis yazmayı terk etmişti169 .Korkulan olmuş, Allah'ın kitabı yanında kitaplaryazılmış, Kur'an ile ilişki kesilmiştir. Bu ilişkininkesilmesi, zorunlu olarak tabii ve sosyal ilimlerlede ilişkiyi kesmiştir. Çünkü fıtratı ve sosyalhayatı anlamaya zorlayan Kur'an, artık sevapkazanmak için okunan bir metin haline gelmişti.169 ­ Subhi Salih, Ulûmu'l­ hadis ve mustalahuh Beyrut, 1969,s.39­41.189


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞOnu sevap kazanmak için okuyan, kaç cüzKur'an okuduğuna ve kaç hatim indirdiğine bakar.Çünkü ne kadar çok okursa o kadar çok sevapkazanacağına inanmıştır. Ondan kaç ayetianladığına bakmaz. Zira Kur'an, onun anlamasıgereken metin değil, okuyarak sevap kazanacağımetin olmuştur.Bu şartlar altında Kur'an'ın yasakları kolaycaçiğnenebilmiştir. Mesela faiz, Kur'an'ın en ağıryasaklarındandır. Kur'an bir kenara bırakılıp fıkıhkitapları öne alınınca faize kapı açılabilmiş, vakıfmüessesesi de buna alet edilmiştir. Bey'ul­ıyneveya muamele­i şer'iyye denen göstermelik biralış verişin gölgesinde bugünkü bankalar gibikredi veren binlerce para vakfı kurulmuştur.İstanbul Müftülüğü Şer'iyye Sicilleri Arşivi'ndekisayısız örnekten biri şöyledir:“Ahmed Naili, Kili Nazırı Vakfından beş yıl vadeli2500 kuruş (yani 25 altın) borç almak içinvakfa ait Fetâvâyı Ali Efendi adlı kitabı, bedelibeş yıl sonra ödenmek üzere 1500 kuruşa (yanion beş altına) satın ve teslim alır 170 .Böylece 25 altın borç alan Ahmed Naili Efendi40 altın borçlanır. Kitabı da daha sonra vakfahibe eder.Kitap ve sünnete değil, yalnızca bir kısım fıkıhbilgininin görüşüne dayananlar, yapılan göstermelikalış verişe bakarak bunun câiz, hatta haramdankaçınmayı sağladığı için sevap olduğunu170 ­ Şer'iyye Siciller Arşivi, Evkaf­ı Hümâyûn Mahkemesi,İdâne Sicili No. 743, v.7.190


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEdahi söyleyebilmişlerdir 171 .Osmanlı döneminde İstanbul'da kurulan bankalardanEmniyet Sandığı'ndaki bir cep saati,kredi talebiyle gelen kişilerin ödeyecekleri faizimeşrulaştırmak için her gün defalarca satılıpsandığa hibe edilirdi.Örnek olarak, bir yıl vadeli 100 altın borç alankişinin ödeyeceği faiz %15 ise, gerekli teminatlarıverdikten sonra o saati, bedeli bir yıl sonraödenmek üzere 15 altına satın ve teslim alıyor,sonra bankaya hibe ediyordu. 100 altın ödünçten15 altında saat bedelinden olmak üzere toplam115 altın borcun senetlerini imzalıyor ve 100altını teslim alıyordu. 15 altın, saat bedeli olduğundanfaiz sayılmıyordu.Böyle bir işlem faiz yasağını çiğnemenin yanındayüce İslam dininin hafife alınmasına da sebepolmuştur.Halbuki ıyne denen bu göstermelik alış verişleilgili olarak Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellem şöyle demiştir:“Iyne alış verişi yapar, öküzlerin kuyruğunasarılır, tarımla yetinir, cihadı terk ederseniz tekrardininize dönünceye kadar Allah (cc) sizi zilletaltında bulundurur. 172 ”171 ­ Kadîhan, Hasan b. Mansur el­Özcendi, (öl. 592/1196)Fetâvây­ı Kadîhân, tarih ve yer yok, s. 244,245.172 ­ Ebû Davûd, Büyû', 54; Ahmed b. Hanbel 2/84; Zeylâî,Nasbu’r­Râye Kahire, 1357, cilt 4, sh.16­17, Bu kitapta hadisintahrici yapılmış, sahih olduğu ve ricalinin sikadan bulunduğutespit edilmiştir.191


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞEğer Kur'an'a bakılsaydı, cumartesi yasağınıçiğneyen Yahudilerin yaptığı ile bu göstermeliksatış arasında kolayca bağ kurulabilirdi 173 .Kaynak kitaplar, yüzlerce kişi tarafından çoğaltılarakbize ulaştırıldığından bazı görüşlerin,onlara, sonradan sokulmuş olma ihtimali vardır.Mesela faize kılıf uydurma ile ilgili bilgileri ilkdefa Fetvây­ı Kadîhan vermektedir. Ama bubilgiler o kitaba sonradan eklenmiş olabilir. Çünkükitap, bu görüşün Ebu Yusuf’a ait olduğunuyazıyor. Halbuki, Ebu Yusuf (öl. 183 h.) ileKadîhân (öl. 592 h) arasında 400 seneden fazlabir süre vardır. Elimizde bulunan bu devre aitkaynaklarda bu hususun Hanefî mezhebinde caizgörülmediği ifade edildiğine göre büyük bir ihtimalleKadîhan da aynı şeyi yazmış ama kötü niyetlibiri, kitaba bu ilaveleri yapmış olabilir.Ayrıca bir kimse ne kadar bilgili ve faziletli o­lursa olsun hata edebilir. Öyleyse yapılacak tekşey, Kur'an'a göre sorumlu olacağımız düşüncesinizihinlere kazımak ve hayatımızı Kur'an'a göre,baştan aşağı gözden geçirmektir. Yoksaahirette şöyle bir durumla karşılaşabiliriz:“O gün yanlış davranışlara batmış kişi iki eliniısırır da der ki; “ Ah keşke ben de o elçi ile birliktebir yol tutmuş olsaydım.Ah!!.. yazık oldu bana, keşke falancayı dostedinmeseydim.Gerçekten de beni Kur'an'dan saptırmış. Hem173 ­ Cumartesi yasağını çiğneyen Yahudilerle ilgili olarak"Müslümanları Batıran Şirk" başlığı altında bilgi verilmiştir.192


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEde o bana kadar gelmişken. İşte şeytan insanıböyle yüzüstü bırakır.Elçi diyecektir ki, “Ya Rabbi, doğrusu benimkavmim bu Kur'an'ı kendilerinden uzak tuttular.”(Furkân 25/27,28,29,30)MÜRİT­ Bunca şeyden sonra ne yapılmasınıönerirsiniz?BAYINDIR­ Bir metot değişikliği gerekir. Birkonuyu araştırırken, önce Kur'an'a bakmalı vesünnetten onu açıklayan şeyler bulmalı; sonrainsanların örflerini ve ihtiyaçları dikkate alarakkonuyu anlamaya ve bir sonuca varmaya çalışmalıdır.Müçtehitlerin görüşleri, bu aşamadansonra okunup onlardan da yararlanılabilir. Öğrenciyedini ilimleri öğretirken de böyle bir metotizlenirse onlar da ufku açık kişiler olarak yetişirler.Halka dinlerini anlatırken de bu sıra gözetilmelidir.Mesela orucu bozan şeyler anlatılacaksaönce ilgili âyet, sonra onu açıklayan hadisler o­kunmalıdır. Mezheplerin görüşlerini bundan sonraokumalı ki, müslüman yaptığı ibadeti dahaşuurlu olarak yapsın. Eğer böyle bir alışkanlıkkazanırsak bu bizi Kur'an'a bağlar ve hurafelerdenuzak, canlı bir dini hayat yaşama imkanıyakalarız. Allah Teâlâ şöyle buyurur:“İnananların gönüllerinin Allah'ı anmasıve ondan inen gerçeğe içten bağlanmasızamanı henüz gelmedi mi? Sakın daha öncekendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar;üzerlerinden uzun zaman geçti de kalplerikatılaştı; onlardan çoğu yoldan çıkmıştır.”193


(Hadîd 57/16)SONUÇKUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞSon olarak şunun bilinmesini isterim ki, benimkarşı çıktığım sadece Kur’an'a açıkça aykırı olansözler ve davranışlardır. Bu davranışlar hangi adaltında yapılırsa yapılsın, bunlara karşı çıkmakher Müslümana farzdır. Hz. Muhammed'in yolundagitmenin gereği budur.Bir hocanın etrafında toplanıp bir grup oluşturmak,Kur‘an ve sünnete uygun olarak İslam'ıyaşamak sadece takdir edilecek bir davranıştır.Tutar da o hocaya manevi makamlar tanır,onu Allah ile kendi aranızda vesile ve vasıta kılar,insanları ona bağlanmaya çağırırsanız iştebunu kabul etmek mümkün olmaz.Her türlü aşırılıktan uzak olarak Hz. Muhammedsallallahu aleyhi ve sellemin gösterdiği gibiyaşamalı, dünyamızı ve ahiretimizi tehlikeye sokmamalıyız.Bu tartışmalarda Allah rızasından başka birgaye düşünülmemiştir. İnsan olduğumuz içinhata yapmış olabiliriz. Allah rızası için sizdentalebimiz şudur: Gördüğünüz hataları lütfenKur'an ve sünnet ışığında tenkit edin ve doğrununortaya çıkarılmasına, İslam aleminin, düşülenbu bataklıktan sağ salim çıkmasına yardımcıolun.Hidayet elinde olan Rabb’imizden, biziKur'an'a döndürmesini niyaz ederiz.194


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEBaşarı Allah'tandır.195


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞKAYNAKLARKur’an­ı Kerim.Abdulaziz BAYINDIR, Duada Evliyayı Aracı Koyma veŞirk, İstanbul 2001.Abdullah b. Yusuf ez­Zeylaî, (öl. 762 h.) Nasb'ur­Râye liEhâdîs'il­Hidâye, Kahire.Abdülaziz ed­Debbâğ, el­İbrîz, (Tercüme CelalYILDIRIM) İstanbul 1979.Ahmed b. Hacer el­Heytemî, Tuhfet'ül­Muhtâc bi Şerh'il­Minhâc, (Şirvânî ve Kasım el­İbâdî haşiyeleriyle birlikte.Ahmed b. Hanbel, Musned, İstanbul 1402/1982.Ahmed Naim, Mukaddime, Sahih­i Buhârî MuhtasarıTecrîd­i Sarih Tercemesi ve Şerhi, Ankara 1979.Alâuddin el­Kâsânî, el­Bedâi'u's­Sanâi' fi Tertibi’ş­Şerâi’,Beyrut.Ali b. Muhammed b. Ebî'l­İzz ed­Dimaşkî, (öl. 792h./1390 m.) Şerh'ül­akîdet'it­Tahâviyye, Beyrut1408/1988.Bedreddin el­Aynî, Umdet'ül­Kârî fî şerhi Sahîh'il­Buhârî, İstanbul 1308.Cerîde­i İlmiyye, Muharrem 1333 tarihli nüsha, Sayı 7.Ebû Abdillah Muhammed b. Ahmed el­Ensârî el­Kurtubî,el­Cami' li Ahkâm'il­Kur'an, Beyrut 1408/1988.Ebu Abdillah Muhammed b. Yezid, Sünen­i İbn Mace.Ebu Abdirrahman Ahmed b. Şuayb en­Nesai, es­Sünen.Ebû Cafer Muhammed b. Cerîr et­Taberî, Tefsîr'ut­Taberî, Beyrut 1412/1992.Ebu Davud, Süleyman b. Eş’as es­Sicistani el­Ezdi, Sünen­iEbi Davud.196


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEEbu İsa Muhammed b. İsa es­Sülemi et­Tirmizi,Sünenü’t­Tirmizi.Ebu’l­Hüseyn Müslim b. Haccac el­Kuşeyri en­Neysaburi, Sahih­u Müslim.Elmalılı Muhammed Hamdi YAZIR, Hak Dini Kur'anDili, İst. 1936.Esat COŞAN (Halil NECATİOĞLU takma adı ile),İslam Dergisi, Ağustos 1992, Sayı 108.Fahrüddin er­Râzî, Tefsir­i Kebîr, Matbaa­i Amire, 1307.Fethi OKYAR, Üç Devirde Bir Adam, İstanbul 1980.Firuzabâdî, Kamus Tercümesi, Mütercim Asım, BahriyeMatbaası 1305.Hasan Basri ÇANTAY, Kur'an­ı Hakîm ve Meâl­i Kerîm,İstanbul 1974.Hasan Kamil YILMAZ, Altınoluk Mecmuası, Aralık1995 sayısı.Hasan Kamil YILMAZ, Ledün İlmi ve Keşf, AltınolukDergisi, Sayı 105, Kasım 1994, İstanbul.Hayrettin KARAMAN, İslam Hukukunda İctihad, DiyanetYayınları, Ankara, tarih yok.İbn­i Kemal Paşa, el­Erbeûn, v. 360. Süleymaniye Kütüphanesi,Esad Efendi, 1694.İbnu'l­Kayyım el­ Cevziyye, I'lâmu'l­Muvakkıîn, Beyrut1407/1987.İbnü Manzûr, Lisan’ul­Arab, Beyrut 1410.İmam Rabbânî, Mektûbât, (Arapça), İstanbul, tarih yok.İsmail b. Muhammed el­Aclûnî, Keşf'ul­hafâ, Beyrut1988/1408.197


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞKadîhan, Hasan b. Mansur el­Özcendi, (öl. 592/1196)Fetâvây­ı Kadîhân, tarih ve yer yok.Kitab­ı Mukaddes, Ahd­i Cedîd, İbrani, Keldânî ve Yunandillerinden tercüme. Dersaadet 1910.KOTKU, Tasavvufî Ahlak, İst. 1982,Küçük Dünyam­2, Zaman Gazetesi 28 Kasım 1996.Mahmut b. Ömer ez­Zemâhşerî, el­Keşşâf, c. I, s. 467,el­Matbaat'üş­Şarkiyye.Mahmut USTAOSMANOĞLU (Mahmut Efendi) başkanlığındabir heyet, Ruhu'l­Furkan Tefsiri, İstanbul1992.Malik b. Enes, el­Müdevvenet'ül­Kübrâ, Mısır.Mehmed Zahid KOTKU, Ehl­i Sünnet Akaidi, KüfrüMucip Sözler ve Haller, Seha Neşriyat, İst. 1992.Muhammed b. Cerîr et­Taberî, Tefsîr'üt­Taberî, Beyrut1412/1992.Muhammed b. İsmail el­Buhari, el­Camiu’s­Sahih.Muvaffak'ud­din b. Kudâme, el­Muğnî (öl.630 h.) Beyrut1404/1984.Ömer Nasuhi Bilmen, Hukukı İslamiyye Kamusu, I/370,392, İstanbul 1967.Rağıb el­İsfahânî, el­Müfredât, Safvân Adnan Davudî’nintahkikiyle) Dımaşk ve Beyrut 1412/1992.Ramazanoğlu Mahmut Sami, Bir Bayram Sohbeti, AltınolukMecmuası, Şubat 1997.Safiyy'ur­Rahmân el­Mübarekfûri, er­Rahik'ul­Mahtûm,Beyrut 1408/1988.Said­i Nursi, Risale­i Nur Külliyatı, İstanbul 1995.Subhi Salih, Ulûmu'l­ Hadis ve Mustalahuh Beyrut 1969198


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEŞemseddin Sami, Kamus­i Türkî, İstanbul 1319.Şerîf Ali b. Muhammed el­Cürcânî, et­Tarifât, tarih veyer yok.Şer'iyye Siciller Arşivi, Evkaf­ı Hümâyûn Mahkemesi,İdâne Sicili No. 743, v.7.Yüce ve Süflî Ruhlar, Zaman Gazetesi, 29 Eylül 1993.199


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞAYETLER İNDEXİAAbese 80/34­37; 131Ahqâf 46/4­5; 42, 44Ahqâf 46/5; 17, 20, 48,60Ahzâb 33/45­46; 114Al­i İmrân 3/55; 49Al­i İmrân 3/79; 142Al­i İmran 3/135; 182Al­i İmrân 3/144; 37Al­i İmran 3/164; 172Al­i İmran 3/179; 98Al­i İmran 3/28; 30Al­i İmrân3/123­126; 75A’raf 7/16­18; 127Araf 7/27; 30Araf 7/30; 30, 133Araf 7/55; 35Araf 7/73­79; 174Araf 7/143; 151Araf 7/165­166; 70Araf 7/187; 89Araf 7/188; 24, 83, 87Araf 7/194­197; 41Araf 7/201; 181BBakara 2/2­4; 29Bakara 2/21; 148Bakara 2/29; 183Bakara 2/31­33; 71Bakara 2/154; 75Bakara 2/255; 83Bakara 2/257; 30Bakara 2/259; 51CCâsiye 45/12­13; 80, 183Cin 72/20; 150Cin 72/21­23; 81, 109Cin 72/26­27; 98EEn'am 6/35; 81En'am 6/44; 108En'am 6/48; 85, 102En'am 6/50; 87En’am 6/51; 131En'am 6/60; 49En'am 6/63­64; 44196


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEEn'am 6/71; 65En’am 6/82; 64, 105En'am 6/107; 86Enbiya 21/7; 181Enbiya 21/28; 131Enbiya 21/34; 38Enfal 8/12; 76Enfal 8/20­21; 169Enfal 8/29; 119Enfal 8/67­68; 122Enfal 8/9­10; 107FFatır 35/13­14; 64Fatır 35/22; 16, 21, 40Fatır 35/31­32; 31Fetih 48/29; 164Furkân 25/27,28,29,30;193ĞĞaşiye 88/21­22; 86, 182HHacc 22/52; 99, 128Hacc 22/62; 63Hacc 22/71; 46Hadîd 57/16; 194Hadîd 57/28; 119Hicr 15/2; 126Hicr 15/9; 180Hicr 15/99; 107Hucurât 49/13; 105Hud 11/12; 86Hud 11/101­102; 73Hud 11/116­117; 74İİbrahim 14/4; 85İsrâ 17/56­57; 33İsra 17/70; 104İsra 17/73­75; 145İsra 17/111; 83KKaf 50/16; 26Kaf 50/20­26; 117Kaf, 50/22; 117Kamer 54/17, 22, 32 ve40; 169Kamer 54/27­28; 174Kasas 28/7; 100Kasas 28/56; 86Kasas 28/87­88; 74Kehf 18/19; 50197


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞKehf 18/65; 111, 117Kehf 18/78­82; 115LLokman 31/34; 88MMaide 5/3; 176Maide 5/4; 163Mâide 5/49,50; 170Maide 5/54­56; 164Maide 5/67; 84, 102, 176Mâide 5/117; 16, 49Meryem 19/81­82; 41Muhammed 47/24; 168Müddessir 74/18­25; 125Mümin 40/78; 82Münafikûn 63/4; 87NNahl 16/19­21; 38Nahl 16/35; 84, 102Nahl 16/63; 30Nahl 16/64; 85Nahl 16/68­69; 100Naziât 79/23­24; 147Naziat 79/42­45; 89Nisa 4/48; 144Nisa 4/64; 26Nisa 4/79; 83, 84Nisa 4/80; 170Nisa 4/119; 29Nûn 68/48­52; 56Nur 24/47­50; 3RRa'd 13/11; 57Rum 30/29­30; 183SSebe 34/28; 85Sebe 34/22,23; 130ŞŞems 91/8­10; 123Şura 42/48; 85Şura 42/52; 86TTaha 20/121; 72Talâq 65/2­3; 106Tevbe 9/72; 11, 130Tevbe 9/110; 126Tevbe 9/101; 87, 94Neml 27/62; 32, 151198


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMETevbe 9/115; 108Tevbe 9/119; 138Tur 52/29­34; 55YYasin36/1­4; 55Yasin 36/51­52; 50Yasin 36/74­75; 41Yunus 10/100; 130, 168Yunus 10/31­32; 39, 45Yunus 10/62­63; 29Yunus 10/62­64; 106Yunus 10/66; 43Yusuf 12/4­6; 96Yusuf 12/24; 136Yusuf 12/84; 138Yusuf 12/96; 97ZZuhruf 43/36 37; 109,133Zümer 39/3; 134, 140Zümer 39/30; 38Zümer 39/42; 15, 38Zümer 39/64­65; 146Zümer 39/64­67; 144199


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞKARMA İNDEKSAbedel 80Abdulaziz ed­Debbağ 88Bedir Savaşı 46, 75, 107Abdulhamid (II) 58berzah alemi 47Abdullah b. Abbas 37beş çeşit hayat 47Abdullah b. Mes'ud 76beyân 84Abdülkadir Geylânî 32,78bey'ul­ıyne 191Aclûnî 14Birinci Dünya Savaşı 54,Adem aleyhisselam 7159Ahmed Naim 158Bünyamin 138Akîl 121bürhan 137Ali Haydar Efendi 61C ­ ÇAli radiyellahu anh 121Cabir b. Abdullah 172Âli ruhlar 82Cebrail 99, 100Allah dostu 29Celal YILDIRIM 90Allah'ın dunu 18cennet 71Allah'ın gücü 44Cihada Davet Beyanname­Ankara Büyükelçisi 172si 61aracılık 27Cin 43Arafat 33Cumartesi yasağı 69, 193Arap dili ve edebiyatıçamurdan kuş heykeli 173okulu 182DAshab­ı Kehf 50dağda tecelli 151ateist 19avukat 131basar 40baskı 87Davûd aleyhisselam 68dua 18, 150EBEbû Bekir 37, 120, 135Ebu Cehil 76, 125, 155200


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEEbû Davud el­Mâzinî 76Ebu Hanife 165Ebu Hureyre 110Ebu Yusuf 165, 193Ehl­i Sünnet Akaidi 93Ehl­i zikir 181elbise 155elçilik 85, 89el­Erbaîn 14el­İbrîz 90, 91Emniyet Sandığı 192En'am suresi 99Enes b. Malik 99Enver Paşa 61Eş‘ârî 163evliya 27evtâd 78Eyle 68Ffaiz 191fenafillah 28feraset 118Fetâvâyı Ali Efendi 191Fetâvây­ı Kadîhan 193fıtrat 182Ggayb­ı mutlak 88genç hizmetçi 112giyim kuşam 155gavs 78Gavs­ı a’zam 78gayb 88gayb erenleri 79gaybı bilme 87, 97Hhabis ve şerir ruhlar 82hadis 158, 189hadîs­i kudsî 120Halid­i Bağdâdî 135Hamza 47, 48Hanbelî mezhebi 159Hanefî mezhebi 160, 163Hasan Basri ÇANTAY 17,90Hayat 36Hendek Savaşı 172heykel 139Hıristiyan 64Hızır 48, 112himmet 33hipnoz 22hoca 156hurafe 59, 67I ­ İıyne 192ibadet 18, 140, 143, 146İbn Abbas 45İbn Eb’il­İzz 34201


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞİbn­i Hacer 13İbn­i Kemâl 14, 53İbrahim aleyhisselam 101İçini okumak 91İçtihat 165İdris 48İhramlı 52iki kap dolusu ilim 111İlham 116, 122ilim 20, 39ilm­i bâtın 110İlm­i ledün 110İlyas 48İmam Malik 162imâmân 77imam­ı yemîn 77imam­ı yesâr 77İncil 180İrade 40İsa aleyhisselam 16, 17,48, 49, 64, 101, 103İshak aleyhisselam 101İsmail aleyhisselam 101İsrailoğulları 111İstanbul 35istiâne 26, 149İstidrâc 107istiğfar 25istimdâd 26İsyankarlığı ilham 123JJaponya 58KKabe 45kabir azabı 50Kabir hayatı 49­ 50Kabirden şifa 19kâinatta tasarruf 78kalpten geçeni bilme 88kerâmet 104keşf ma fil­kulûb 91keşf­i zamâir 91Keşf'ül­Hafâ 14keşif 48, 116Keşşaf 136kırklar 78Kıyâmet 49koruma görevi 85kölelik 144köpek 159kudret 40Kudüs 101kulluk 145kurb­ı nevâfil hadisi 92Kureyş 125Kurtubî 76202


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEkutup 78Llebbeyk 45Lut aleyhisselam 101Mmaâl fârık 152Makâm­ı Mahmud 97Mâlikî 163Mâlikî mezhebi 162malum olmak 91Mao 108Matta İncil 65Maturîdî 163maymun 69Meclis­i Ali­i İlmî 62Medine­i Münevvere 97Medrese 182Mehmed Zahid KOTKU 93melek 76Melekût alemi 91Meryem 101Mevlâ 28Mezhep 163Mısır 138Misal alemi 91muamele­i şer'iyye 191mucize 103, 171Muhammed 165Muhammed HAMİDULLAH157Musâ aleyhisselam100,111, 114, 151musahhar kılma 80Mutezile Mezhebi 137mutlak gayb 94müjdeleme ve uyarma 85müride 97müşrik 46mütevâtir hadis 158müzakere 180Nnefsi emmare 28nefs­i mülheme 128nukabâ 78nücebâ 78O­ÖOsman b. Maz'ûn 132Osmanlı Devleti 59öğretmen 156ölüden yardım 13ölüm 50Ömer 38, 121, 188P­Rpara vakfı 191Peygambere varis olma101put 45, 149203


KUR'AN IŞIĞINDA TARİKATÇILIĞA BAKIŞRab 147rabıta 134resme bakmak 139resul 84revâsî 78rical'ül­gayb 78Risale­i Halidiye 135Rufaî ve Kadirî tarikatları21ruhaniyet 21, 136ruhlardan istimdâd 44ruhlarının vasıta sayılması26Ssaat bedeli 192sadaka­i câriye 20Salih aleyhisselam 103salih evlat 20Salih TUĞ 157Salih'in devesi 175Sem' 39seyr fillah 28Subhi Salih 190Sultan Reşat 60sura üflenmesi 49ŞŞafiî Mezhebi 159, 163şefaat 23, 34, 129şehit 48, 75şeyh 141, 151şeyhülislam 61Şeytan 71, 127Şirk 18, 146Ttabii ilimler 184takvâ 126takva ehli 29tarikat 59tasarruf 14­15, 89tasavvuf 11tebliğ 84tecelli 151telepati 91tevatür 48tevbe 25tevessül 22, 24Tevrat 180tezekkür 181Tuzla 35U­ÜUbeydullah el­Ahrâr 138Uhud Savaşı 65uyku 50Übeyy b. Ka’b 111üçler 77Ümmü'l­Alâ 132üniforma 155204


ŞEYH EFENDİLERLE GÖRÜŞMEVVahşî 36Veda Haccı 52vekil 86veli 28, 30Velid b. Muğîre 124vesile 23vücuda şiş batırma 21YYahudi 68Yahya aleyhisselam 101Yakub aleyhisselâm 95,101, 137yediler 77Yılan mucizesi 173yola getirme 86yolu gösterme 86Yusuf aleyhisselam 95,136, 137yüzü suyu hürmetine 34ZZebur 180Zekeriyya aleyhisselam101zikir 179Züleyha 136205


Allah Teâlâ şöyle buyurur:"Allah'a ve o Elçi'ye inandık ve boyun eğdik"derler. Sonra bunun ardından onlarınbir takımı sırt çevirir. Onlar inanmış değillerdir.Aralarında karar versin diye Allah'a ve Elçisineçağrıldıkları zaman, bakarsın ki, onlardankimileri yan çiziyor.Haklı kendileri olsa, içten boyun eğerekgelirler.Kalplerinde bir hastalık mı var, yoksa şüpheyemi düştüler? Ya da Allah'ın ve Elçisi'ninkendilerine haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar?Hayır, aslında onlar zalim kimselerdir."(Nur 24/47­50)

Similar magazines