İnsan Manzaraları

tgb94

Bir Edebiyat Dergisi

NAZIM HIKMET:

HAYATI:

Nazım Hikmet 20 Kasım 1921 yılında Selanik’te,

hayata gözlerini açan ünlü şairimizdir.

15 Ocak 1902 tarihinde ailesi tarafından

nüfusa kaydettirilmiş ve doğum

tarihi 1902 olarak resmi kayıtlara işlenmiştir.

Feryad-ı Vatan Nazım Hikmet’in ilk şiiridir,

1913 senesinde yazılan bu şiir Nazım

Hikmet için ayrı bir önem arz etmektedir.

Aynı yıl içerisinde Galatasaray Sultanisinde

ortaokul öğrenimine başlamıştır. Heybeliada

Bahriye Mektebi’ne geçişi ise 1917 yılında

gerçekleşmiştir. Kurtuluş Savaşı sebebiyle

Anadolu’ya geçer fakat Nazım Hikmet, sağlık

sorunları nedeniyle Bahriye’den ayrılmak durumunda

kalır. Belli bir süre sonra öğretmenlik

gibi kutsal bir görev için Bolu’ya atanır Nazım

Hikmet, daha sonra Moskova’ya giderek Siyasal

ve İktisadi Bilimler eğitimi almaya başlar…

1921 yıllarında devrim ve ilk siyasi tecrübeleri

ile birlikte hayatın içine girmeye başlar. Memleketinden

uzak kalamayan Nazım Hikmet ülkesine

dönerek Aydınlık Dergisinde yazmaya

başlar fakat yazdıkları için 15 yıl hapis istemi

nedeniyle Sovyetler Birliği’ne gider.1928 yılında

yararlandığı af kanunu ile ülkesine dönmek

için can atmaktadır ve bir an önce harekete

geçer ve geldiği gibi Resimli Ay isimli dergide

yazmaya başlar. Burada da işler yolunda gitmeyecekti

ve 1938 yılında tekrar hapis cezasına

çarptırılır. 12 sene tutukluluk hayatından sonra

askere alınma ve öldürülme korkusu onu yeniden

dışarılara yönlendirmiştir. 1950 senesinde

tekrar Sovyetler Birliği’ne gitmem kararı alan

Nazım Hikmet Ran, 25 Temmuz 1951 senesinde

Türkiye vatandaşlığından çıkartılmıştır. Bunun

üzerine büyük dedesinin toprakları olan

Polonya’ya gider ve Borzecki soyadını alır. Nazım

Hikmet bu çileli hayattan sonra 3 Haziran

1963 yılında kalp krizi geçirerek hayata gözlerini

yummuştur. 5 Ocak 2009 tarihli Bakanlar

Kurulu kararı ile kendisinden alınan Türk Vatandaşlığı

yeniden Nazım Hikmet’e verilmiştir.

EDEBI SÖYLEMI:

Nazım Hikmet ilk şiirlerine hece ölçüsü ile

başlamıştır fakat diğer hececilere nazaran yazdıkları

ve ortaya koydukları çok daha farklı

bir yapıya sahiptir. Şiir konusunda kendini

geliştirdikçe, şiir için farklı yönler ve duygular

aramaya başlamıştır… Sovyetler Birliğinde

yaşadığı ilk yıllar ortaya koyduğu eserler diğer

şairlere göre daha farklı ve dikkat çekiciydi.

Kendini sürekli olarak geliştiren bir sanatçıydı

Nazım Hikmet buna bağlı olarak zamanla hece

ölçüsünden vazgeçerek serbest ölçüde eserler

sunmaya başladı. Şiirlerinden Sovyet etkisini

görmeniz mümkündür. Volkan Konak, Fuat

Saka, Zülfü Livaneli gibi daha birçok ünlü isim

Nazım Hikmet’in şiirlerini bestelemiş ve dinleyicilerine

sunmuştur. Yalnızca Türk sanatçılar

YAZAR KÖŞESİ

değil Yunanistan’ın ünlü bestecilerinden Ma

nos da Nazım Hikmet’in şiirlerini bestelemiştir.

BAZI ESERLERI:

* Memleketimden İnsan Manzaraları

* Unutulan Adam

* Tahir ile Zühre

* Sevdalı Bulut

* Ferhad ile Şirin…

Ayrıca Ferhad ile Şirin’in oyunu da sergilenen

eserleri arasında yer almaktadır. Nazım

Hikmet’in şiirleri,romanları ve onun adına

yapılan filmleri de mevcuttur.

Mavi Gözlü Dev,Bilinmeyen Yönleriyle Galina’nın

Nazım’ı, Nazım’ın Küba Seyahati

KENDI SÖZLERIYLE NAZIM:

“... Çok şükür aşığım. Bana öyle geliyor ki bir

tek insana, yüz milyonlarca insana, bir tek ağaca,

bütün ormana, tek bir düşünceye, bir çok

düşünceye ve fikre aşık olmadan yaşamak yaşamak

değildir”

Onun büyük bir şair olduğunu söyleyenlere:

“Tüm yaşamım boyunca şiir yazarım, ve kimi

kez hiç de fena değildir yazdıklarım, ama hiçbir

zaman ‘Ben şairim’ diye tanıtmam kendimi…

Bizde, Doğu’da, şairim demek, övünmekle,

kendinin iyi insan olduğunu söylemekle

aynı şeydir…”

+ Eşine: “Geçenlerde şiirlerimin İzlandaca

çevirilerini gönderdiler... Şaşılacak bir şey...

Ama Türkiye’de yayımlamıyorlar beni. Zaten

yayımlasalardı da, o şiirleri kendileri için yazdıklarım

okuyamayacaklardı, çünkü okuma

yazmaları yok...”

Bu törelere uyma işi Nazım Hikmet’in pek

hoşlanmadığı bir durumdur çünkü Nazım

Hikmet törelere isyan eden “…hatta düğün,

cenaze de korkunç ve anlamsız şeylerdir” diyen

bir adamdı.

HAYATINA DAIR

BILINMEYENLER:

+Nazım kadınlara duyduğu aşk kadar tatlı sevdalısıydı.

+Aşk adamı Nazım son eşi ve kendisiyle arasında

büyük yaş farkı olan aşkı Vera’yı etkilemek

için ona çok romantik restler yapardı Yine

elinde çiçeklerle Vera’ya gittiği bir gün Vera’nın

iş arkadaşı Rais ona: “ Eğer onu hoşnut etmek

istiyorsanız

hıyar çurşusu, çiroz

gibi şeyler getirin de bakın o zaman nasıl sevecek

sizi.” der.

Ve bu öğütten sonra litre litre turşular Vera’nın

masasına doluşmaya başlar, sonrası hepimizin

malumu. Nazım turşuyla kalp çalan ilk erkek

olarak tarihe geçer.

+Kız Çocuğu şiiri için Japon çocuklar Nazım’ın

eşine armağan ve bir mektup yollar.

”Unutulmaz insan Nâzım Hikmet” hitabıyla

başlayan mektup şu şekilde devam etmektedir:

Hiroşimalı küçük kızların armağanını kabul

edin lütfen. Anınızın önünde başlarımızı minnettarlık

ve saygıyla eğiyor, cenazenizin önüne

yaptığımız binlerce turnayı, dünyaya özgürlük

ve sonsuz barış taşıyan binlerce kuşu bırakıyoruz.

Değerli Nâzım Hikmet’e, ailesine ve yakın

dostlarına savaşmayı sürdüren Hiroşimalı

okul çocuklarından; Hiroşima kâğıt turnaları

derneğinden. 23 Haziran 1963.”

+Nazım Hikmet’in onun şiirini okuyan yetim

bir Azeri çocuğu evlat edindiğini ve ülkesini

özleyen gencin daha sonra ondan habersiz ülkesine

kaçmasına rağmen Nazım’ın onu sık sık

aradığı ve görüştüğünü biliyor muysunuz?

+Ya da büyük arzusunun Türkiye’ye dönmek

olduğunu ?

+Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım safkan

Türk olmadığını ama İstanbul’un tüm törelerine

ugun bir hayat yaşadığını?

+Nazım Hikmet’in suyla yapılan işkencelerden

dolayı hiç yıkanmadığını doktor olan eşi Galina’nın

onu sabunlu bezle temizlediğini

+Nazım Hikmet’in sevgilileri arasında şiir yazmadığı

tek kadın Galina’dır.

Yaşamak ümitli bir iştir, sevgilim.

Yaşamak: Seni sevmek gibi ciddi bir iştir.

Ben Senden Önce Ölmek İsterim

Ben

senden önce ölmek isterim.

Gidenin arkasından gelen

gideni bulacak mı zannediyorsun?

Ben zannetmiyorum bunu.

Iyisi mi,beni yaktırırsın,

odanda ocağın üstüne korsun

içinde bir kavanozun.

Kavanoz camdan olsun,

şeffaf, beyaz camdan olsun

ki içinde beni gorebilesin

Fedakarliğimi anlıyorsun

vazgeçtim toprak olmaktan,

vazgeçtim çiçek olmaktan

senin yanında kalabilmek için.

Ve toz oluyorum

yaşiyorum yanında senin.

Sonra, sen de ölünce

kavanozuma gelirsin.

Ve orada beraber yaşarız

külümün içinde külün

ta ki bir savruk gelin

yahut vefasız bir torun

bizi ordan atana kadar...

Ama biz

o zamana kadar

o kadar

karışacağız

ki birbirimize,

atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz

yan yana düşecek.

Toprağa beraber dalacagız.

Ve bir gün yabani bir çiçek

bu toprak parçasndan nemlenip filizlenirse

sapında muhakkak

iki çiçek açacak :

biri sen

biri de ben.

Ben

daha ölümü düşünmüyorum.

Ben daha bir çocuk doğuracağım

Hayat taşıyor içimden.

Kaynıyor kanım.

Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok,

ama sen de beraber.

Ama ölüm de korkutmuyor beni.

Yalnız pek sevimsiz buluyorum

bizim cenaze şeklini.

Ben ölünceye kadar da

Bu düzelir herhalde.

Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?

Içimden bir şey :

belki diyor.

Bence Şimdi Sen De Herkes Gibisin

Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor

Onlardan kalbime sevda geçmiyor

Ben yordum ruhumu biraz da sen yor

Çünkü bence şimdi herkes gibisin

Yolunu beklerken daha dün gece

Kaçıyorum bugün senden gizlice

Kalbime baktım da işte iyice

Anladım ki sen de herkes gibisin

Büsbütün unuttum seni eminim

Maziye karıştı şimdi yeminim

Kalbimde senin için yok bile kinim

Bence sen de şimdi herkes gibisin

Bu Vatana Nasıl Kıydılar

İnsan olan vatanını satar mı?

Suyun içip ekmeğini yediniz.

Dünyada vatandan aziz şey var mı?

Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Onu didik didik didiklediler,

saçlarından tutup sürüklediler.

götürüp kâfire : “Buyur...” dediler.

Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Eli kolu zincirlere vurulmuş,

vatan çırılçıplak yere serilmiş.

Oturmuş göğsüne Teksaslı çavuş.

Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Günü gelir çarh düzüne çevrilir,

günü gelir hesabınız görülür.

Günü gelir sualiniz sorulur :

Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Bulut mu Olsam

Denizin üstünde ala bulut

yüzünde gümüş gemi

içinde sarı balık

dibinde mavi yosun

kıyıda bir çıplak adam

durmuş düşünür.

Bulut mu olsam,

gemi mi yoksa?

Balık mı olsam,

yosun mu yoksa?..

Ne o, ne o, ne o.

Deniz olunmalı, oğlum,

bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla

2 3

Kerem Gibi

Hava kurşun gibi ağır!!

Bağır

bağır

bağır

bağırıyorum.

Koşun

kurşun

erit-

-meğe

çağırıyorum...

O diyor ki bana:

- Sen kendi sesinle kül olursun ey!

Kerem

gibi

yana

yana...

“Deeeert

çok,

hemdert

yok”

Yürek-

-lerin

kulak-

-ları

sağır...

Hava kurşun gibi ağır...

Ben diyorum ki ona:

- Kül olayım

Kerem

gibi

yana

yana.

Ben yanmasam

sen yanmasan

biz yanmasak,

nasıl

çıkar

karan-

-lıklar

aydın-

-lığa..

Hava toprak gibi gebe.

Hava kurşun gibi ağır.

Bağır

bağır

bağır

bağırıyorum.

Koşun

kurşun

erit-

-meğe

çağırıyorum.....

Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri

Ne güzel şey hatırlamak seni :

ölüm ve zafer haberleri içinden,

hapiste

ve yaşım kırkı geçmiş iken...

Similar magazines