07.01.2017 Görüntülemeler

İnovatif Kimya Dergisi Sayı 8

İnovatif Kimya Dergisi Sayı 8

İnovatif Kimya Dergisi Sayı 8

SHOW MORE
SHOW LESS

PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!

SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />

YIL : 2 SAYI : 3 MART 2014<br />

KAHVE<br />

NOBEL ÖDÜLLERİ<br />

AKILLI NANOTEKSTİL<br />

DUYGULARIN KİMYASI<br />

CHEMLAB SANAL KİMYA<br />

LABORATUVARI<br />

İLK KİMYAGER PROF. DR.<br />

REMZİYE HİSAR<br />

KAHVE<br />

KİMYA SEKTÖRÜNDEN<br />

HABERLER


Sahibi :<br />

<strong>İnovatif</strong> <strong>Kimya</strong><br />

<strong>Dergisi</strong> Kurucuları<br />

Genel Yayın Yönetmeni :<br />

Yavuz Selim Kart<br />

Yayın Danışmanı :<br />

Sevgili <strong>İnovatif</strong> <strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> Okuyucuları,<br />

Dergimiz <strong>Kimya</strong> hakkında bilgiler vermesi, siz okuyucularımızın ufkunu<br />

açması, bildiklerimizin pekiştirilmesi, bilmediklerinizin öğrenilmesi amacıyla<br />

hazırlanmıştır.<br />

Dergimiz sizlerin göndereceği makaleler, yazılar ile oluşacaktır.<br />

Diğer bir deyişle bu derginin içeriğini sizler hazırlayacaksınız. Dergimizin<br />

içeriğinde<br />

* <strong>Kimya</strong> Sektörü ile ilgili bilgiler<br />

* <strong>Kimya</strong> Sektörü ile ilgili yazılar ve makaleler<br />

olacaktır.<br />

Ayrıca çeşitli bulmacalar,hos yazılar ve resimler ile de sıkılmayacağınızı ümit<br />

ediyoruz.<br />

Güzel bir dergi olacağı düşüncesindeyiz. Fayda sağlaması dileklerimizle...<br />

Bize Ulaşın<br />

<strong>İnovatif</strong> <strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />

Ayşe Emir<br />

Dergi Editörleri :<br />

Ayşe Emir<br />

Caner Kavraz<br />

Haber Kısmı :<br />

Elif Nida Kılıç<br />

Dergi Tasarımı :<br />

Yavuz Selim Kart<br />

Facebook Yönetimi :<br />

Yavuz Selim Kart<br />

Ayşe Emir<br />

Hatile Moumintsa<br />

Twitter Yönetimi :<br />

Yavuz Selim Kart<br />

Caner Kavraz<br />

facebook.com/Inovatif<strong>Kimya</strong><strong>Dergisi</strong><br />

twitter.com/Inovatif<strong>Kimya</strong><br />

inovatifkimyadergisi@gmail.com


Yazarlarımız<br />

YAVUZ SELIM KART<br />

AYBIKE KURTULDU<br />

ISMAIL BAYRAKTAR<br />

GÖKBEN KÖPRÜCÜ<br />

CANER KAVRAZ<br />

CANSU ENGIN<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />

KURALLARI<br />

1. <strong>İnovatif</strong> <strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>, yazılarını herhangi bir<br />

makalenizde veya yazınızda kullanmak için yazısını<br />

aldığınız kişiye mail atarak haber vermek durumundasınız.<br />

Ayrıca kullanmış olduğunuz bu yazıların<br />

kaynağını bu dergi olarak belirtmek durumundasınız.<br />

2. Dergide yazılan yazıların sorumluluğu birinci<br />

derece yazara aittir. Bu konu hakkında eğer bir sorun<br />

yaşıyorsanız ilk yazara ulaşacaksınız.<br />

3. Dergide yer alan bilgileri kullanarak başınıza gelebilecek<br />

felaketlerden ya da işlerden dergi sorumlu<br />

değildir.<br />

4. Dergide yazarların kullanmış olduğu resimler kesinlikle<br />

kaynak belirtilmektedir. Aksi durum olduğu<br />

zaman bunu yazarın kendisine ulaşarak hallediniz.<br />

Çünkü bizim yazarlarımızdan ricamız telif haklarına<br />

riayet ederek resimlerini dökümanlarına eklemeleri.<br />

Burdan çıkacak problemlerden direkt yazarlar<br />

sorumludur. Dergi sorumlu değildir.<br />

5. Dergide benim de yazım olsun diyen yazarlarımız<br />

var ise. Yazıları için AYŞE EMİR ile konuşmaları<br />

gerekmektedir.<br />

www.facebook.com/groups/147842018740235/<br />

Grubu aracalığı ile ulaşabilirler.<br />

Bu gruba yanlızca yazarlık yapan ve gerçekten yazmayı<br />

düşünen arkadaşları almaktayız. Burada çeşitli<br />

görüşler fikirler tartışılmaktadır. Bunun harici sayfamızı<br />

takip edenler için girişteki ÖNSÖZ kısmında<br />

gerekli adresler mevcuttur.<br />

6. Aşırı yazar bolluğu olmadığı takdirde her yazıyı<br />

yayınlamaya gayret edeceğiz. Amacımız hem yazan<br />

hem de bilgili güzel bir gençlik sağlamaktır. Ya<br />

benim yazım niye yayınlanmadı tarzı soruları üstte<br />

belirtmiş olduğum isimlere sorabilirsiniz.<br />

7. Sayfamızda yayınlanmasını istediğiniz yazıları<br />

inovatifkimyadergisi@gmail.com mail adresine<br />

göndermeniz rica olunur. Bu mail adresine gönderdiğiniz<br />

yazılarda bir eksiklik var ise editörlerimiz<br />

tarafından incelenecektir. Eksik kısımları var ise size<br />

geri dönüş yapılacaktır. Düzeltmeniz için tavsiyelerde<br />

bulunulacaktır. Lütfen geri dönüş yapılınca<br />

bunu kendinizi küçümsemek olarak görmeyin.<br />

Amaç daha güzel bir dergi çünkü.<br />

8. Dergimizde konu gönderen arkadaşlar, bazı tarz<br />

yazılar bazı kişilere verilmiştir. Misal , Ünlü bir<br />

kimyagerin hayatı ve kimya eğlence tarzı bölümler<br />

bazı arkadaşlarımıza verilmiştir. Bu konuları özellikle<br />

isteyenler olmuştur. Ama bu sizin bu konularda<br />

yazı yazmayacağınız anlamına gelmez. Yazı yazıp<br />

gönderirseniz illaki yayınlanacaktır. Bir yazar arkadaşımızın<br />

olur ya işi olur yazamassa, o zaman o<br />

yazıyı sizin adınız altında ekleriz. Hem dergi zaman<br />

kaybetmemiş olur. Hem de süreklilik sağlanmış olur.<br />

Ayrıca aynı konu hakkında birden fazla yazı dergide<br />

olursa bu seferde dergi amacından sapmış olur.<br />

9. Dergimize göndereceğiniz yazılar en fazla 6 sayfa<br />

olabilir. 6 Sayfayı geçmemeye çalışın. Geçen yazılar<br />

2 bölüm halinde yayınlanabilir. Bu konuda son söz<br />

hakkı dergi yönetimine aittir.<br />

10. Dergimize yapacağınız eleştirileri de arkadaşlarımıza<br />

saygısız bir biçimde değilde ölçülü bir<br />

biçimde sayfalarda yapmaya dikkat ediniz. Bu işi<br />

herkes gönüllü yapıyor. Saygıda lütfen kusur etmeyiniz.<br />

11. Son olarak Dergimizde yazabilecceğiniz konular<br />

aşağıda listelenmiştir.<br />

*Akademik Makaleler<br />

*Endüstriyel Yazılar<br />

*Üniversite Hayatında <strong>Kimya</strong><br />

*İş Hayatında <strong>Kimya</strong><br />

*Laboratuvar Üzerine<br />

*<strong>Kimya</strong> Güvenliği<br />

12. Bu konulardan baska konular olsun istiyorsanız.<br />

Edtörlere ve vermiş olduğumuz gruba ulaşabilirsiniz.Yazılarımız<br />

<strong>Kimya</strong> içeriği dışına çıkmamaya<br />

çalışılacaktır. İş hayatı ve okul hayatnda kişisel<br />

gelişime yönelik ek yazılar olabilir. Bunun hakkında<br />

da çalışmalar yapılacaktır.<br />

13. Dergi tasarım ve yönetiminden sorumlu arkadaş<br />

buraya ek maddeler koyup değiştirme yetkisine<br />

sahiptir.<br />

14. Dergiyi okuyanlar bu kuralları kabul etmiş<br />

sayılırlar.<br />

<strong>İnovatif</strong> <strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


“EDİTÖRDEN”<br />

Merhaba <strong>İnovatif</strong> <strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />

Okuyucuları<br />

Dergimizin ismini neden inovatif seçtiğimizi merak edenler için açıklamak istiyorum. İnovasyon İngilizce bir kelime,<br />

neden Türkçe değil de İngilizce bir kelimeyi seçtiğimizi merak edenler olabilir. İnovasyon kavramı; Türkiye de çok<br />

fazla anlaşılmadığından ülkemiz geniş anlamlara gelen inovasyon kelimesini karşılayan Türkçe bir kavram bulamamıştır.<br />

İnovasyon kelimesi yenilik ve buluş anlamlarından çok daha geniş anlamları içermektedir.<br />

İnovasyon, bir yeniliğin kullanıcılar tarafından mevcut olanlardan daha iyi düzeyde ihtiyaçlarını karşılamak anlamını<br />

içermektedir. İnovasyon; sadece AR-GE değildir, AR-GE’nin yanında yeni iş fırsatları yaratmaktır. İnovasyon;<br />

büyüme, gelişme, varlığını sürekli sürdürme gibi anlamlara gelmektedir. İnovasyonun anlamını daha fazla uzatmak<br />

istemeyerek, burada bitiriyorum.<br />

Bizim dergimizde de yenilikçi yönlerimiz olmakla birlikte inovasyon kelimesini tamamen karşılamıyoruz; fakat<br />

dergimiz inovasyon kelimesini karşılayan bir dergi olacaktır. Yenilikçi ve fayda sağlayan bir dergi olacağız.<br />

Dergimizin ismini açıkladıktan sonra gelelim bu ay ki yazılarımıza;<br />

‘’Nano Tekstil’’ yazısını yazan yazarımız, Şubat ayında da siz okurlarımız için yazı yazmıştı. Yazılarında süreklilik<br />

sağlayacak olan yazarlarımızdan biridir. Yazı çok ilgimi çekti ve yazıyı okurken bilmediğim çok şeyi öğrendim.<br />

Dergimizin diğer sayılarında da nanoteknoloji ile ilgili yazılarımız olmuştu. Nanoteknolojiye ilgi duyanlar diğer<br />

sayılarımıza da göz gezdirebilirler.<br />

‘’Duyguların <strong>Kimya</strong>sı’’ sinirlendiğinizde, mutlu olduğunuzda, aceleci ve sabırsız olduğunuzda beyninizin hangi kimyasalları<br />

salgıladığını merak ediyorsanız bu yazıyı okumalısınız. Yazarımızın, yayınladığımız ikinci yazısıdır.<br />

‘’İlk Türk Kadın <strong>Kimya</strong>ger Remziye Hisar’’ editör gurubumuzda bir arkadaşımızın yazısıdır. Remziye Hisar, bilimde<br />

yabancıların isimlerinin olmasından rahatsız olmuş ve kimya okumaya karar vermiştir. Başarılı azimli prensipli bir<br />

hayata sahip olan Remziye Hisar’ın hayatını okuyarak örnek alabilirsiniz.<br />

‘’Dergimizden Haberler Kısmı’’ bu kısmı dergimizde biz yapıyorduk ve bu görevi Elif arkadaşımıza verdik. Elif arkadaşımızda<br />

4 aydır dergimizde bizimle birlikte.<br />

Bizlere destek veren ve bundan sonrada destek verecek olan siz okur ve yazarlarımıza sonsuz teşekkürlerimi sunuyor,<br />

tüm kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.<br />

Ayşe EMİR<br />

Dergi Editörü


İçindekiler<br />

<strong>İnovatif</strong> <strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />

10<br />

“Nobel Ödülleri”<br />

“İlk <strong>Kimya</strong>ger Prof. Dr. Remziye<br />

Hisar”<br />

14<br />

17<br />

“Akıllı Nanotekstil”<br />

“Kahve”<br />

22<br />

34<br />

“Duyguların <strong>Kimya</strong>sı”<br />

“Chemlab Sanal <strong>Kimya</strong> Laboratuvarı”<br />

39<br />

44<br />

“<strong>Kimya</strong> Sektöründen Haberler””


47<br />

“Her ay sizlere faydalı olabilecek 3<br />

web sitesi”<br />

“<strong>Kimya</strong> Bulmacası”<br />

48<br />

49<br />

“<strong>Kimya</strong> Bulmacası Çözümleri (Geçen<br />

Ay)”


Aybike KURTULDU<br />

aybikekurtuldu@hotmail.com<br />

KIMYAGER<br />

(OGRENCI)<br />

Kırklareli<br />

Üniversitesi<br />

“Nobel<br />

Ödülleri”<br />

Nobel Ödülleri Tarihçesi<br />

tesinin seçtiği kişi veya kurumlara verilir.<br />

Nobel Ödülleri, dinamiti icat eden Alfred<br />

Kişiler, iki ayrı dalda ya da değişik<br />

Bernhard Nobel‘in vasiyeti üzerine yıllarda aynı dalda ödül alabilecekleri<br />

ölümünün beşinci yılında (10 Aralık gibi verilen ödülü birden fazla kişi de<br />

1901) verilmeye başlanmıştır. Nobel paylaşabilir. Kimse öldükten sonra<br />

Ödülleri çalışmalarıyla insanlığa yarar aday gösterilmez; fakat ölmeden önce<br />

sağladığına inanılan kişi veya kuruluşlara<br />

aday gösterilen kişilere ödülleri verile-<br />

verilir. Fizik, kimya, fizyoloji ya bilir. 1940-1942 yılları arasında Nobel<br />

da tıp, edebiyat, barış dallarında verilirken<br />

Ödülleri verilmemiştir.<br />

1969 yılında bunlara ekonomide Uluslararası Kızılhaç Örgütü<br />

eklenmiştir.<br />

1917, 1944 ve 1963‘te olmak üzere üç;<br />

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek<br />

Nobel Ödülleri, altın madalya açıklamalı Komiserliği ise 1954 ve 1981’de iki kez<br />

bir belge ve bir miktar paradan oluşur. bu ödülü almaya hak kazanmışlardır.<br />

Nobel‘in ödüller için bıraktığı fonun İsveç Bilimler Akademisi 9 Ekim<br />

yöneticisi Nobel Vakfıdır. Nobel Vakfı 2013 tarihinde yaptığı basın toplantısında<br />

ödüllerin kimlere verileceğine karışmaz.<br />

2013 Nobel kimya Ödülünün Univer-<br />

Adaylar, ödüllerin verileceği yılın sonbaharında,<br />

sity de Strasbourg, France ve Harvard<br />

mesleki yetkinlik ve çalışma-<br />

University, Camrbridge, MA, USA’dan<br />

ların uluslararası nitelik kriterleri göz Prof. Dr. Martin Karplus’a, Stanford<br />

önünde bulundurularak belirlenir. Fizik, University, School of Medicine, Standford,<br />

kimya ve ekonomi alanında Stockholm’da<br />

CA, USA’dan Prof. Dr. Michael<br />

bulunan İsveç Kraliyet Akademisi,<br />

Levitt’e ve University of South Califorlinska<br />

fizyoloji ya da tıp alanında Karonia,<br />

Los Angeles, CA, USA’dan Prof.Dr.<br />

Kraliyet Tıp-Cerrahi Enstitüsü, Arieh Warshel’e “kompleks kimyasal<br />

edebiyat alanında İsveç Akademisi ve sistemler için çok ölçekli modellerin<br />

barış alanında Norveç Nobel Komi-<br />

geliştirilmesi için” verildiğini duyurmuştur.<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 10<br />

İNOVATİF


Martin Karplus kimdir?<br />

Michael Levitt kimdir?<br />

Martin Karplus, 15 Mart 1930 tarihinde<br />

Viyana Avusturya’da doğmuştur. Alman<br />

işgalinden dolayı 1938 yılında Amerika<br />

Birleşik Devleti‘ne göç etmiştir.<br />

1950 yılında Harvard Üniversitesi’nden<br />

mezun olmuş, ardından Kaliforniya<br />

Üniversitesi’nde iki kez Nobel Ödülü<br />

almış olan Lunis Pauling ile çalışma fırsatı<br />

bularak doktorasını tamamlamıştır.<br />

Martin Karplus; nükleer manyetik rezonans<br />

spektroskopisi(NMR), kimyasal<br />

dinamikler, kuantum kimyası ve<br />

moleküler dinamik similasyonlarının<br />

biyolojik makromolekülleri üzerinde<br />

çalışmıştır. Protein nükleer manyetik<br />

rezonans spektroskopi birleştirme sabitleri<br />

ve dihedral açıları arasındaki<br />

ilişkiyi açıklayan denklemi geliştirmiştir<br />

ve denklem Karplus Denklemi olarak<br />

adlandırılmıştır.<br />

Michael Levitt, 9 Mayıs 1947 Pretoria,<br />

Güney Afrika’da doğmuştur.1960<br />

ve 1962 yılları arasında Pretoria Erkek<br />

Lisesi’ni bitirmiştir. 1963 yılında Pretoria<br />

Üniversitesi’nde uygulamalı matematik<br />

eğitimine başlamış ve 1971’de<br />

Cambridge Üniversitesi’nde hesaplamalı<br />

biyoloji üzerine doktora yapmıştır.<br />

Doktora, ardından İsrail Weizmann Bilim<br />

Enstitüsü’nde biyolojik moleküllerin<br />

davranışları üzerinde incelemeler yapmış<br />

olup, ardından 1980-1987 seneleri<br />

arasında Weizmann Bilim Enstitüsü’nde<br />

kimyasal fizik profesörü olarak çalışmalarına<br />

devam etmiştir. 1987 yılından<br />

itibaren ABD’deki Stanford Üniversitesi<br />

Tıp Fakültesi Kanser Araştırmaları<br />

Bölümü’nde profesör olarak çalışmaktadır.<br />

Halen Stanford Üniversitesi’nin<br />

seçkin profesörlerinden biridir.<br />

Martin Karplus; Illinois Üniversitesi(1955-1960)’nde,<br />

Kolombiya<br />

Üniversitesi(1960-1967)’de ve son olarak<br />

Harvard Üniversitesi’nde emekli olarak,<br />

kurumsal kimyager olarak görevine<br />

devam etmektedir.<br />

11<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


Arieh Warshel kimdir?<br />

<strong>Kimya</strong>cılar, uzun yıllardır molekül<br />

modellerini plastik toplar ve çubuklarla<br />

yapıyorlardı. Bu modellemeler,<br />

geometrik ilişkilere açıklık getirmesine<br />

karşın atomlar arasındaki uzaklığı<br />

ayarlayamıyordu. Boşluk doldurma<br />

metodunda ise kimyasal bağlarla bağlı<br />

olan atomlar birbirine değecek şekilde<br />

gösterilmiştir.<br />

1970’li yıllarda Martin Karplus, Michael<br />

Levitt ve Arieh Warshel kimyasal<br />

prosesleri anlamak için gerçek yaşamı<br />

yansıtan bilgisayar programının temelini<br />

atmışlardır. Böylelikle hem<br />

en küçük adımı bile deneysel olarak<br />

bilgisayar ortamında görülebilecek, hem<br />

de proteinlerin üç boyutlu yapıya nasıl<br />

kavuştukları anlaşılabilecekti.<br />

20 Kasım 1940 tarihinde Kibbutz Sde<br />

Nahum, İsrail de doğmuştur. 1962-<br />

1966 yıllarında İsrail Teknoloji Enstitüsü,<br />

Haifa kimya bölümünü bitirdi.<br />

1966-1969 yıllarında Weizmann Bilim<br />

Enstitüsünde kimyasal fizik üzerine<br />

doktora yapmıştır. Ardından Harvard<br />

Üniversitesi’nde araştırma görevlisi<br />

olarak çalışmıştır.<br />

Biyokimya ve biyofizik yanı sıra, özellikle<br />

biyolojik sistemlerin bilgisayar<br />

simülasyonları ve günümüzde hesaplamalı<br />

enzimoloji olarak bilinen program<br />

üzerine çalışmalar yapmıştır.<br />

Southern California Üniversitesi’nin<br />

kimya ve biyokimya departmanlarının<br />

seçkin profesörlerindendir.<br />

Nobel Getiren Proje:<br />

Karmaşık kimyasal sistemlerin<br />

çok ölçekli modellerinin<br />

geliştirilmesi<br />

Program geliştirilirken Newton’un<br />

klasik fiziği ve kuantum fiziği temel<br />

kuralları bir arada kullanıldı. Karplus,<br />

Levitt ve Warshel programı geliştirirken<br />

hem büyük moleküllerin modellendirilmesinde<br />

kullanılması hem de hesaplamanın<br />

kolay olması nedeniyle klasik<br />

fiziğe yöneldiler. Fakat klasik fizik<br />

kimyasal reaksiyonları simüle etmede<br />

yetersizdi. Bu nedenle kuantum fiziğine<br />

ihtiyaç duyuldu. Kuantum fiziğinde,<br />

büyük hesaplama gücüne karşılık ancak<br />

küçük moleküller kullanılmaktaydı.<br />

Bütün bu durumlar göz önünde bulundurularak<br />

her ikisi için de kullanılabilen<br />

bir program geliştirdiler. Bu programa<br />

göre kuantum mekaniğinin baskın<br />

olduğu özellikleri kullanılarak onu<br />

klasik mekanik yardımıyla incelediler. .<br />

Böylece denklemler daha rahat çözülebilirken<br />

bilgisayar gücüne daha az ihtiyaç<br />

duyuldu.<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 12


Geliştirilen bu program sayesinde<br />

milisaniyeden daha kısa sürede<br />

gerçekleşen reaksiyonların bile her<br />

adımını an be an izleyerek kimyanın<br />

esrarengiz yönlerini açığa çıkarmış olacağız.<br />

Geliştirilen yöntem, özellikle yeni ilaç<br />

geliştirmekte ve ilacın vücuttaki bir<br />

hastalığı tedavi etmek için protein ile<br />

nasıl etkileşime girdiğini gözlemlemek<br />

açısından oldukça kullanışlı. Artık daha<br />

önceleri yapılması mümkün olmayan ya<br />

da zor ve maliyetli olan biyomoleküller<br />

ile ilgili hesaplamaları ve kimyasal reaksiyonları<br />

bilgisayar ortamında takip<br />

edebileceğiz.<br />

4)http://news.harvard.edu/gazette/story/2013/10/harvard-professor-wins-nobel-in-chemistry<br />

8)https://dornsife.usc.edu/tools/mytools/PersonnelInfoSystem/DOC/Faculty/CHEM/vita_1003811.pdf<br />

9)http://www.dosyaniz.com/molekul-modelleri/<br />

10)http://www.nobelprize.org/nobel_<br />

prizes/chemistry/laureates/2013/advanced-chemistryprize2013.pdf<br />

11)http://www.nobelprize.org/nobel_<br />

prizes/chemistry/laureates/2013/popular-chemistryprize2013.pdf<br />

Kaynaklar:<br />

1)Temel Britannica-Temel Eğitim ve<br />

Kültür Ansiklopedisi<br />

2)http://www.nobelprize.org/nobel_<br />

prizes/chemistry/laureates/2013/press.<br />

html<br />

3)http://en.wikipedia.org/wiki/Virgil<br />

5)http://en.wikipedia.org/wiki/Martin_<br />

Karplus<br />

6)http://en.wikipedia.org/wiki/Michael_<br />

Levitt<br />

7)http://biox.stanford.edu/clark/levitt.<br />

html<br />

13<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


Caner KAVRAZ<br />

m.canerkavraz@gmail.com<br />

HUNCA<br />

KOZMETIK<br />

(AR-GE<br />

KIMYAGERI)<br />

“İLK KİMYAGER<br />

PROF. DR.<br />

REMZİYE HİSAR”<br />

Karadeniz Teknik<br />

Üniversitesi<br />

8 Mart Dünya<br />

Kadınlar Günü olması<br />

münasebetiyle<br />

bu ay ki sayımızda<br />

sizlere İlk Türk<br />

Kadın <strong>Kimya</strong>gerimiz<br />

Remziye HİSAR’dan<br />

bahsetmek istiyorum.<br />

1902’de Üsküp’te doğan Prof. Dr. Remziye<br />

HİSAR, o zamanlar üç yıllık olan<br />

İstanbul Nazperver Kalfa Mekteb-i İptidayi’yi<br />

bir yılda bitirme başarısını<br />

göstermiş ve yaşam boyu sürecek<br />

başarısının ilk sinyalini vermiş. Ardından<br />

İttihat ve Terakki Mektebine<br />

başlamış ve oradan İnas Rüştiyesi’ne<br />

geçmiş. Bu geçiş sebebini şöyle anlatıyor.<br />

“Çocukluğumda biraz hırslıydım.<br />

Bu okulda(İttinhat ve Terakki<br />

Mektebi) mektep müdürünün yeğenini<br />

benim yerime birinci yapmalarına<br />

kızıp, Emirgan İnas Rüştiyesi’ne<br />

geçtim.” Buradan da çok sevdiği Türkçe<br />

öğretmeninin, İstanbul Muallimatı’na<br />

geçtiğini öğrenip kaydını oraya aldırmış.<br />

Darülfünun hazırlığı yaptığı esnada<br />

sınıfını birincilikle bitirmiş ve arada alt<br />

sınıflara Matematik ve Geometri dersleri<br />

vermesini de bilmiş. Radikal kararlar<br />

vermekten çekinmeyen Remziye hocamız,<br />

yine aynı şekilde Darülfünunun<br />

<strong>Kimya</strong> Şubesine gözünü dikmiş.<br />

Darülfünun <strong>Kimya</strong> Şubesine yazılma<br />

hikâyesini de şöyle özetliyor. “Neden<br />

<strong>Kimya</strong> Şubesi derseniz, Fen derslerinde<br />

kanunlarda olsun, buluşlarda<br />

olsun hep yabancı isimler görmek beni<br />

kahrediyordu. Türk ismi görmemenin<br />

ezikliğini bu dalda başarılı olursam<br />

giderebilirim sanıyordum”. Bu arada<br />

çıkan taliplerini de elinin tersiyle itmiş<br />

ve kendisi de o yıl ki düşüncelerini şöyle<br />

ifade etmiştir.<br />

“O zamanki düşüncem Ben evlenmeyeceğim,<br />

okuyacağım.- yönündeydi”<br />

İsmini ilk defa duyduğu Bakü kentine,<br />

eğitimine katkı sağlamak için gitmiş ve<br />

kendisini savaşın ortasında bulmuştur.<br />

Azerbaycan’ın bağımsızlığına son verilmesine<br />

kadar, orada bir erkek lisesinde<br />

öğretmenlik yapmış. Ardından orada<br />

tanışıp evlendiği eşi Dr. Reşit Süreyya<br />

GÜRSEY ile İstanbul’a gelmiş.<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 14


Yine cüretkârlığını göstererek, çocuğunu annesine bırakıp Adana’ya Darülmuallima’ya<br />

müdür olarak gitmiş.<br />

Bir süre sonra hocamız, kendisini zirveye taşıyacak olan asıl adımı atmış ve Türk<br />

Promethe’ler arasında yer alarak Fransa’daki Sorbonne Üniversitesi’nde kimya<br />

bölümünde öğrenim görmeye başlamış. Bir taraftan okurken, diğer taraftan da<br />

çocuğuna bakması; okuma arzusunu bizlere gösteriyor. Sorbonne Üniversitesi’nin<br />

o yıllardaki önemini sizlere oradaki birkaç isimle anlatabilirim: Birincisi Maria<br />

Salomea Sklodowska, kendisi “Madam Curie” olarak bilinir. Radyoaktivite kâşifi,<br />

Nobel Ödülü’nü alan ilk kadın ve bu ödülü iki kere alan ilk bilim insanıdır. Bir<br />

diğeri ise, Langevin’dir(Langevin dinamiği ve Langevin denklemlerini geliştiren<br />

bilim adamı). Bu kişiler gibi çok sayıda tanınmış isim de Sorbonne Üniversitesi’nde<br />

ders vermekteydi. Hocamız Remziye HİSAR’a göre bu insanlarının derslerini<br />

dinlemek çektiği bütün zahmetleri unutturuyordu. Bazı sıkıntılardan dolayı ülkeye<br />

dönmek zorunda kalmış ve bir süre kimya öğretmenliği yaptıktan sonra tekrar<br />

Fransa’ya okuluna geri dönmüş. Ardından hayatına Türkiye’de devam eden Remziye<br />

hocamız sırasıyla İstanbul Üniversitesi’nde kimya ve fizikokimya doçentliği;<br />

İTÜ’de makine ve kimya doçentliği yapmıştır. Profesör olarak 1973 yılında emekliye<br />

ayrılmıştır.<br />

15<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


1956 yılında Fransa Hükümeti<br />

tarafından kendisine “Officer de<br />

l’Académié” nişanı verilmiş. 1991<br />

yılında da Tübitak Hizmet Ödülü’nü<br />

almıştır. Üniversite hocalığı yıllarında<br />

“Metal <strong>Kimya</strong>sı Dersleri”, “Mufassal<br />

Fiziki <strong>Kimya</strong>” Dr. Chaucart’dan “Beynin<br />

<strong>Kimya</strong>sı” tercümesi ve daha başka kitaplar<br />

çıkarmıştır. Bilimin dışında sosyal<br />

açıdan da etkin olduğunu çıkardığı<br />

“Bir Kadın Sesi” isimli kitabından da<br />

anlayabiliriz. Kitabının önemini şöyle<br />

anlatıyor. “Ben yaşamımı kendi ellerimle<br />

kurdum, kendime güvenimi her<br />

güçlükte pekiştirdim. Zor günlerim<br />

oldu şiirlere sığındım. “Bir Kadın<br />

Sesi” sizlere ulaşırsa, nakış gibi işlediğim<br />

gençliğimi kendinizinkiyle<br />

karşılaştırın.” Bunun dışında çektiği<br />

zorlukları da kendisinden şu şekilde<br />

dinleyebiliriz. “Çoğunuz dört yılı<br />

aynı ayakkabıyla gezmemiştir, aranızda<br />

kendi elbiselerini diken herhalde<br />

yoktur.” Ve son olarak da “kadınların<br />

sadece öğretmenlik yapabildiği gençlik<br />

günlerime dönüp baktığımda ne çok<br />

yol aldığımızı daha iyi görüyorum.”<br />

şeklindeki ifadeleriyle de kadınlarımızın<br />

başarılarından bahsetmeyi de önemli<br />

yeğliyor.<br />

Cemiyeti’nin tek Türk üyesi psikiyatrist<br />

Deha GÜRSEY’in de annesidir. 1992<br />

yılında bize acı kaybımızı yaşatmıştır.<br />

Remziye hocamızın azimli, ilkeli, prensipli<br />

hayat hikâyesini, “Kadınlar Günü”<br />

nü de içinde barındıran bu ay ki sayıda<br />

sizlerle paylaşarak anlamlı bir yazı<br />

çıkartmak istedim. Faydalı olacağını<br />

ümit ediyorum…<br />

Kaynaklar:<br />

http://www.bilimtarihi.org/pdfs/remziyehisar.pdf<br />

http://tr.wikipedia.org/wiki/Remziye_<br />

Hisar<br />

http://www.tukdsamsun.org.tr/m_haber.<br />

php?id=466<br />

Hocamızın kimya ile ilgili çalışmalarına<br />

da değinmek gerekirse, çok sayıda<br />

çalışması bulunduğunu da bilmenizi<br />

isterim. Bazı çalışmaları şu şekilde: Türk<br />

meyve ve sebzelerin c vitamini miktar<br />

tayini, mahlep tanelerinin ve mahlep<br />

yağının incelenmesi, Anamur burçaklarının<br />

zehirliliği…<br />

“Cumhuriyet Kadını” simgelerinden<br />

birisi olan Prof. Dr. Remziye HİS-<br />

AR, dünyaca ünlü Türk Fizikçi Feza<br />

GÜRSEY ve Millietlerarası Psikoloji<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 16


İsmail BAYRAKTAR<br />

ismbyrktr@gmail.com<br />

YÜKSEK<br />

KIMYAGER<br />

(MEZUN)<br />

Adnan Menderes<br />

Üniversitesi<br />

“AKILLI<br />

NANOTEKSTİL”<br />

Nano “Yüzey”<br />

Yılda ancak birkaç kez yağmur yüzü<br />

gören, Afrika çöllerinde yaşayan bir<br />

böceğin, hayatta kalmak için su ihtiyacını<br />

nasıl giderdiğini biliyor<br />

musunuz? Ya nilüfer çiçeğini, yapraklarının<br />

nasıl her zaman temiz kaldığını?<br />

Yağmur yağdığında sileceklere ihtiyacı<br />

olmayan otomobilleri, hiç buğu tutmayan<br />

banyo aynalarını, kalp damarlarına<br />

takılan ve hiç tıkanmayan stentleri, kendi<br />

kendini temizleyen bina cephelerini<br />

duydunuz mu?[1]<br />

teknoloji sayesinde Stenocara böceğinin<br />

sırtında toplamayı başardığı su, hidrofobik<br />

malzeme üretilmesine olanak<br />

sağlamıştır.<br />

Tekstil malzemesi ile sıvılar arasındaki<br />

temas yüzeyleri değiştirilerek tekstil<br />

malzemesinin hidrofilik veya hidrofobik<br />

özellik göstermesi sağlanır.<br />

Nano yüzeyden, Nano “Akıllı Malzemeye”<br />

Yukarıda verdiğim örnekler, bilim adamlarına<br />

ilham kaynağı olmuştur. İleri<br />

17<br />

Şekil 1 : Çöl böceğinin su toplama mekanizması<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


Nilüfer çiçeğinden esinlenerek<br />

kendi kendini temizleyen hidrofob<br />

malzemeler üretilmiştir.<br />

Bu amaçla;<br />

Şekil 2 : Laboratuvar örneği<br />

Nano “Malzeme”<br />

•UV koruma<br />

•Su, yağ ve kir itici<br />

•Antimikrobiyal<br />

•Biyokatalizör/biyouyumlu<br />

•Antistatik özellik kazanma,<br />

•Aşınmaya direnç gibi malzemeler<br />

örneklendirilebilir.<br />

Tekstil ürünleri, onlara değişik özellik kazandıran nanoteknoloji sayesinde çok<br />

fonksiyonlu hale gelmektedir; örnek olarak nanoteknolojiyle su itici, anti bakteriyel,<br />

antifungusid olabilir, ısı yalıtımı ve mekanik rezilyans performansları geliştirilebilir,<br />

kamuflaj sensör olarak kullanılabilir.<br />

Ancak tekstil malzemelerine bitim işlemi sırasında nanotaneciklerin kalıcılığının<br />

çok düşük olduğu ve kullanımı sırasında sıkıntılara yol açtığı görülmüştür. Taneciklerin,<br />

polimer matrisine immobilize (hapsedilerek) edilerek nanokompozit<br />

formunda tekstil malzemeleri üretmeye başlamıştır.<br />

Yakın bir gelecekte, giydiğimiz tişört üzerindeki nano sensörler, kalp atışlarımızı,<br />

vücut ısımızı ve kan şekerimizi düzenli olarak kontrol edecektir. İstenmeyen bir<br />

durum olduğunda da bizleri, ya da kablosuz bir hatla doktorumuzu haberdar edebilecektir[2].<br />

NanoTekstil<br />

Nanoteknoloji, yeni bir teknoloji devrimi olarak algılanmaktadır. Bu teknolojinin,<br />

2025 yılına kadar gelişme sürecini tamamlayıp; hayatın her alanına gireceği<br />

tahmin edilmektedir. Tekstil de kullanılan malzemelere, nanometre boyutlarında<br />

farklı özellikler kazandırılması, çok önemli gelişmelere yol açacaktır.<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 18


Şekil 3 : Teknolojinin gelişim evresi[3]<br />

Tekstil endüstrisi, nanoteknoloji devrimiyle birlikte yeni bir döneme girmektedir.<br />

Nano malzemeler kullanılarak, daha önce hayal bile edemediğimiz, çok çeşitli<br />

fonksiyonlara sahip kumaşlar elde edilmektedir.<br />

Kendiliğinden aydınlatma özelliğine sahip<br />

kumaşlar. Mavi ışık yayan masa.<br />

Gümüş nanopartiküllerin SEM<br />

görüntüsü<br />

19<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


Esnek ve yıkanabilen nano sensörlerin ve aygıtların, kumaş içerisine aktarılmasıyla,<br />

kullandığımız elbiselerimiz, yeni boyutlar kazanacaktır. Elbise artık görecek,<br />

duyacak, hissedecek, komut verecek ve enerji üretecek hale gelecektir.<br />

Tekstil ürünleri; üzerinde mikroorganizmaların, üreyebilecekleri ve uzun süre<br />

yaşamlarını sürdürebilecekleri ürünlerdir. Bunun yanında, mikroorganizmalar,<br />

tekstil ürünlerinde, biyoparçalanma, renk değişimi, lekelenme gibi pek çok soruna<br />

da yol açmaktadırlar.<br />

Tekstil malzemelerine katılmak üzere, birçok anti-bakteriyel ajanlar geliştirilmiştir.<br />

Bu amaçla kullanılabilecek geçiş metallerinin büyük bölümü zehirli olduğundan;<br />

gümüş iyonu (Ag+) ve titanyum dioksit (TiO2), önemli antimikrobiyaller<br />

olarak öne çıkmaktadırlar[4].<br />

Tekstil ve hazır giyim ürünlerinde su geçirmezlik, leke tutmazlık, buruşmazlık, antimikrobiyal,<br />

UV-ışınlarından koruma, yanmaz, güç tutuşur, daha iyi boyanabilir,<br />

gibi özellikler kazandıran nanoteknoloji tabanlı ürünler geliştirilmiş ve kullanımı<br />

yaygınlaşmıştır. Bunların dışında askeri amaçlı akıllı elbise, ısı, ışık, basınç ve<br />

kimyasal etkilere karşı renk değiştiren, nabız, sıcaklık, tansiyon gibi vücut fonksiyonlarını<br />

kontrol ederek kullanıcıyı uyaran tasarımlarda çalışmalar sürmektedir[5].<br />

Akıllı üniforma askerin durumunu<br />

merkeze bildiriyor.<br />

Kendi kendini temizleyen süperhidrofob<br />

yüzeyler<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 20


Sonuç olarak, Nanoteknoloji ile daha sağlıklı bir yaşam bizi bekliyor gibi! İşin<br />

aslını sorarsanız daha çok sürprizler bizi bekliyor desek yanlış olmaz. Kimileri<br />

karşı çıksa da kimilerine göre gereksiz olduğunu savunsa da gerçek şu ki nanoteknoloji<br />

birçok alanda etkin çözümler sağlıyor. Nanoteknolojinin süksesini azaltacak<br />

yeni bir devrim çıkar mı, insanlar bu sevdadan vazgeçer mi bilinmez; ama<br />

uzun bir süre hız kesmeden yoluna devam edeceği bir gerçek…<br />

Kaynaklar:<br />

1.Bilim ve Teknik <strong>Dergisi</strong> 2007.<br />

2.Güneşoğlu, C., Nanoteknoloji ve Tekstil Sektöründeki Uygulamaları.<br />

3.Merill Lynch, 2001.<br />

4.Yardımcı, A., 2012. Ekonomik Forum Notları<br />

5.Yılgör, İ., 2006. Ulusal Nanoteknoloji Araştıma Merkezi (UNAM)<br />

21<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


Cansu ENGİN<br />

cansuengin@hotmail.com<br />

KIMYA<br />

MUHENDISI<br />

(OGRENCI)<br />

Istanbul<br />

Üniversitesi<br />

“KAHVE”<br />

Kendimizi yorgun hissettiğimizde, arkadaşımızla buluştuğumuzda ya da sabah<br />

uyandığımızda ilk akla gelen, masamızda kokusunun dahi bizi yalnız bırakmadığı,<br />

kırk yıl hatırı olan bir içecek için söylenecek çok söz var gerçekten. Kimimizin<br />

sütlü, kimimizin şekersiz sevdiği kahve; günümüzde farklı çeşitlere bürünmüş olsa<br />

da köken olarak hepsi aynı cinse ait bir ağacın kavrulmuş meyve çekirdeğinden öte<br />

bir şey değildir<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 22


Şekil 1 :<br />

Açık renkli saf kahve<br />

çekirdeği, koyu renkli<br />

kavrulmuş kahve<br />

çekirdeği<br />

Kahve kökboyasıgiller (Rubiaceae) familyasının Coffea cinsinde yer alan bu ağaç,<br />

meyve çekirdeklerinin kavrulup öğütülmesi ile elde edilmektedir.<br />

Şekil 2 : Kahve çiçeği<br />

Şekil 3 : Kahve meyvesi<br />

Çiçekleri beyaz ve hoş kokulu, kirazı andıran kırmızı meyvesinin içinde sadece<br />

iki çekirdek bulunan, dikildikten yaklaşık 3 yıl sonra meyve vermeye başlayan<br />

ve 30-40 yıl boyunca aralıksız meyve veren bir ağaç türüdür kahve ağacı. Sivri ve<br />

koyu renk yapraklara sahip olan bu bitki, bol yağışlı tropik bölgelerde yetişmektedir,<br />

soğuk iklimlerde ölür [1].<br />

23<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


Dünya üzerinde ülkelere göre kahvenin 2013 yılındaki rekoltesi Tablo 1’de verilmiştir.<br />

Ülke<br />

Üretim(kg)<br />

Brezilya 2,550,720,009<br />

Vietnam 900,000,000<br />

Kolombiya 696,000,000<br />

Endonezya 411,000,000<br />

Etiyopya 6,500,000<br />

Kahve üretimi yapan ülkelerin bazılarının farklı bölgelerinde çeşitlilik gösterebilir.<br />

Kahve, Arabica ve Robusta olmak üzere iki çeşittir.<br />

Şekil 4 : Arabica çekirdeği<br />

Şekil 5 : Robusta çekirdeği<br />

Arabica çekirdeklerinden üretilen kahve (Şekil 4), daha lezzetli ve yumuşak bir<br />

aromaya sahiptir. Arabica ağaçları hastalığa ve kuraklığa karşı dayanıksızdır,<br />

bu sebeple dikkatli işlendiğinde ürün elde edilebilir. Özel kavurucuların yavaş<br />

yetiştirme yöntemiyle daha da kaliteleştirilen kahve çekirdekleri tercih edilen özelliktedir.<br />

Bu ağaçlar 1000-2100 m arasındaki yüksekliklerde yetiştirilir (Şekil 6) ve<br />

daha fazla işlenip kullanılması sebebiyle yılda 454-680 gr arasında ürün elde edilir.<br />

Robusta çekirdeklerinden üretilen kahve (Şekil 5) ise, dünya kahve üretiminin yaklaşık<br />

%30'unu oluşturur. Hastalıklara ve iklim koşullarına çok dirençli olduğundan<br />

yetiştirilmesi çok daha kolay ve ucuzdur. Bir ağaçtan, yılda 900-1300 gr yeşil kahve<br />

üretilir. İçerdiği kafein oranı %2’dir. Marketlerde satılan düşük kalitedeki kahveler,<br />

Robusta çeşidi çekirdekten üretilir. Bu tür çekirdekler genellikle sıcak suda<br />

çözünebilen ve en yaygın bilinen kahve türlerinde kullanılır.<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 24


Şekil 6 : Robusta ve Arabica<br />

kahve ağaçlarının yetişme<br />

yükseklikleri<br />

Dünyada 70’ten fazla ülkede kahve üretimi yapılırken, bu ülkeler arasında ilk<br />

sırayı alan Brezilya’da yukarıda bahsedilen Arabica ve Robusta kahvelerin ikiside<br />

üretilmektedir. Brezilya, ticari kahve üretim endüstrisi için, her yönden çok<br />

büyük potansiyele sahiptir. Birçok kahve çeşidi; Brezilya'da üretilmesine rağmen,<br />

bunların hiçbirisi dünyanın en iyi kahveleri arasında yer almaz. Nedeni ise Brezilya’nın,<br />

konsantre kahve üretimi yapmasıdır. Bu kahvenin genel özelliği; ucuz,<br />

oldukça lezzetli, fakat zor dağılan bir kahve olmasıdır [1,2].<br />

Şekil 7 : Arabica kahvesi<br />

Şekil 8 : Robusta Kahvesi<br />

25<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


KAHVENİN TARİHİ<br />

Şekil 9 : Efsaneye konu olan çoban ve<br />

keçilerin figürü<br />

Kahvenin bulunması ile ilgili birçok<br />

rivayet bulunmaktadır. Bunlardan en<br />

çok bilineni ise keçilerini otlatan Kaldi<br />

adında bir çobanın, bazı keçilerinin<br />

başka yerdeki yemişleri yedikten sonra<br />

canlandığını ve geceleyin uyumadığını<br />

görmesi ile başlar. Bunun üzerine Kaldi<br />

bu yemişleri dener ve kendini dinç<br />

hisseder. Uzun yıllar kahve çekirdekleri;<br />

çiğnenerek, kırılarak veya yağla<br />

karıştırarak yenmiştir. Kahve adı Arapça<br />

“qahwah”’dan gelmekte olup, Türkçe’de<br />

zamanla “kahve”’ye dönüşmüştür. Buradan<br />

da Avrupa’da café, caffe, koffie,<br />

coffee, koffie şeklini almıştır. Kahve<br />

adının anlamı “keyif veren içki”dir.<br />

Kahve, tarih boyunca ilginç dönemler<br />

yaşamıştır. Bazen el üzerinde tutulan<br />

kahve; özellikle insanları bir araya getirip,<br />

toplumcu muhalefetin kaynağı<br />

haline gelmesi ile yasaklandığı dönemler<br />

de geçirmiştir.<br />

Kahve anavatanı olan Etiyopya’da<br />

yerli halk, bu bitkinin tanelerini<br />

un haline getirip bir çeşit<br />

ekmek yapıyordu. Meyveleri<br />

kaynatıldıktan sonra suyu içilmek<br />

suretiyle tıbbi amaçlı kullanılıyor<br />

ve "sihirli meyve" olarak<br />

adlandırılıyordu. 14.yüzyılda<br />

ise yepyeni bir keşif ile ateşte<br />

kavrulan kahve çekirdekleri, ezildikten<br />

sonra kaynatılarak içime<br />

sunuldu. Etiyopya’da başlayan<br />

kahve tarihi, Ortadoğu ve Kuzey<br />

Afrika üzerine daha sonra Mısır<br />

ve Yemen’e yayıldı.<br />

Şekil 10 : Kahve toplayan insanlar<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 26


Kahvenin yolculuğunda bir sonraki adım; Venedikli tacirlerin 1615 yılında, ilk<br />

kahve tohumlarını İstanbul’dan Venedik’e götürmeleriyle gerçekleşti. 1683’teki<br />

Viyana kuşatması sırasında, Osmanlılar arkalarında çuvallar dolusu yeşil kahve<br />

tohumu bırakmaları ile birlikte bu tohumların gerçek öyküsünü bildikleri için, kısa<br />

sürede “Türk içkisi” içilmeye başlanmıştır. Viyana’da görevli olan Fransız devlet<br />

bakanı Talleyrand kahve için şunları söylemişti:<br />

“Şeytan kadar kara, cehennem kadar sıcak, melek kadar saf, aşk kadar da tatlı.” [1,<br />

3, 4]<br />

KAHVENİN AROMASINI OLUŞTURAN BİLEŞİKLER<br />

Kahveyi oluşturan başlıca bileşikler aldehitler, asitler, alkoller, sülfür bileşikleri,<br />

amonyak ve uçucu aminler, karbonhidratlar, yağlar, proteinler ve en çok bilinen<br />

bileşik ise kafeindir.<br />

Kavrulmuş kahvenin bileşiminde; %0,8-1,8 kafein, %9 protein, %30,3 karbonhidrat,<br />

%13 lipitler, %0,4 uçucu yağlar, %4,2 uçucu olmayan asitler, %1,6 alkaloidler,<br />

%4 kül, %2,5 su, %35 fenolik bileşikler ve kahveye özgü renk veren kimyasallar<br />

bulunmaktadır [5, 6].<br />

Tiyofen Oktazol Tiyozol Piridin<br />

Şekil 11 : Kavrulmuş kahvenin bazı uçucu siklik bileşiklerin yapısı<br />

Aldehitler, Ketonlar ve Asitler<br />

Kahvede bulunan aromatik bileşikler, kahveyi kahve yapan kimyasallardır. Her<br />

kahve çekirdeğinin kendine has aromatik bileşenleri vardır ve o eşsiz kahve kokusu<br />

bunların kombinasyonları ile ortaya çıkmaktadır. Bunlardan ilki, asetaldehit<br />

(CH3CHO), kahvede 100 mg/kg(ppm)’dir. Bütiraldehit (CH3CH2CH2CHO),<br />

önemli bir aroma bileşiklerinden olup, izobütiraldehit ile birlikte 5:1 oranında 30<br />

ppm civarında bulunur.<br />

27<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


Kavrulma sırasında asit hidrolizi ile valeraldehit oluşur<br />

ve kahve aromasının %20’sini oluşturur. Ketonlardan<br />

aseton (CH3COCH3) ise kahve aromasının %20’sini<br />

oluşturur ve kavrulmuş kahvede 50 ppm bulunur. Çok<br />

kavrulmuş kahvede miktarı artmaktadır. Acımsı keskin<br />

aromaya sahip olduğu halde kahveye az miktarda eklenmesi<br />

kahvenin aromasına yardımcı olur.<br />

Şekil 12 : Asetaldehit<br />

Kahve asidi (caffeic acid), aslında pek<br />

çok bitkide bulunan bir asittir ve kahve<br />

içerisinde kahveye özel tat veren bir<br />

asittir.[7]<br />

Şekil 13 : Kahve asidi<br />

Alkoller ve Esterler<br />

Metilalkol birkaç ppm’lik konsantrasyonda bulunur, esterler ise örneğin metilformat<br />

10-20 ppm arasında bulunur ve kahve aromasının %4’ünü oluşturur.<br />

Amonyak ve Uçucu Aminler<br />

Uçucu aminler ve amonyak kahvenin kavrulması sırasında oluşur.<br />

Kafestol<br />

Kafestol; bir diterpen molekül olup, Türk kahvesi gibi filtrelenmemiş kahvelerde<br />

bulunur.<br />

Şekil 14 : Kafestol<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 28


Kafein<br />

Kafein olarak bilinen bileşik, metilksantinler adı verilen gruba dahil bir kimyasal<br />

olup IUPAC adı 1,3,7 trimetilksantindir. Doğal olarak kahvede ve 60 farklı çeşit<br />

bitkide (çay, mate, kola cevizi, kakao) bulunan bu bileşiğin tadı acı, görünümü ise<br />

beyaz, kristalize ksantin alkaloid bir maddedir.<br />

Şekil 15 : Kafein<br />

Kafein bileşiği, birçok içecekte farklı oranlarda bulunur. Çeşitli içeceklerde 100 ml<br />

de bulunma oranları Tablo 2 de görüldüğü gibidir.<br />

Ekspresso<br />

Filtre kahve<br />

Hazır kahve(neskafe)<br />

Red bull<br />

Siyah çay<br />

Yeşil çay<br />

Kola<br />

Kafeinsiz kahve<br />

200mg<br />

70mg<br />

40mg<br />

32mg<br />

28mg<br />

17mg<br />

10mg<br />

1mg<br />

Tablo 2 : İçeceklerdeki kafein bulunma<br />

miktarları<br />

Bitkilerde bulunan kafein; doğal bir böcek ilacı vazifesi görerek, bitkilere<br />

zarar veren böcekleri öldürücü etkiye sahiptir.<br />

Kafein, uyarıcı bir kimyasaldır. Orta seviyeli merkezi sinir sistemi üzerine<br />

etki yaparak beyne giden iletileri hızlandırır. Diğer özelliği ise metabolizma hızını<br />

arttırıcı bir etkisinin olmasıdır. Bazal metabolizma hızını arttırması ve buna bağlı<br />

olarak yağ yakımını hızlandırması özelliği ile diyet listelerinde belli oranlarda<br />

kullanılır. Kafeinin metabolizma hızına etkilerinin deneysel olarak araştırılması,<br />

son 20 yılda önem kazanmıştır.<br />

29<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


Deney hayvanlarında yapılan ölçümlerde, 5 mg/kg beden ağırlığı oranına göre<br />

alınan kafeinin; kilo kaybına neden olduğu gösterilmiştir. Kafein, yağ yakımını<br />

hızlandırarak kanda gliserol ve yağ asidi miktarını arttırır. Trigliserit miktarını<br />

düşürerek, kolesterol miktarını arttırması gibi etkileri belirtilmiştir. Kafein<br />

alımının arttırılması kanda şeker oranını yükseltip, CO2 tüketimini arttırır.[7, 8]<br />

KAHVENİN İNSAN SAĞLIĞINA ETKİLERİ<br />

Sinir Sistemi Üzerine Etkisi<br />

İnsanlığın gittikçe sağlıklı ortamlardan uzaklaşması, hazır yemeklerle beslenmesi,<br />

şehir yaşamı ve stres birçok hastalığa sebep olmaktadır. Modern yaşamın, insan<br />

hayatını kolaylaştırmasının yanında aslında büyük ölçüde tahrip edilen huzurlu bir<br />

iç ritmden bahsetmek zorlaşmış gibi görünüyor. İç ritmin de yardımcılarından biri<br />

kafein olması akıllara hemen kahveyi getiriyor.<br />

Kahvenin insan sağlığı üzerine etkileri, uzun zamanlardan beri tartışma konusu<br />

olmuştur. Araştırmaların devam ettiği bir konu olmasıyla birlikte birçok yararlı<br />

etkileri ile birlikte zararlı etkilerinin de bulunması akıllara çok fazla soru getirir.<br />

Şekil 16: Uyku problemi olan insan<br />

Kafein denildiğinde ilk akla gelen<br />

özelliği çoğunlukla uykuyu kaçırmasıdır.<br />

Ancak araştırmalar şunu<br />

gösteriyor ki, kahve aslında uykuyu<br />

kaçırmayıp sadece uykuya dalış<br />

süresini uzatması ve uyku süresini<br />

kısaltmasıdır. Konu da kahvenin<br />

insan üzerine etkisi olduğuna göre,<br />

etkileri de insandan insana değişmektedir.<br />

Yani uzun süredir günlük<br />

kafein alımı yüksek olan bireye etkisi<br />

uzun süre kahve içmeyen bireye<br />

oranla, kahvenin uykuya etkisi daha<br />

az görülmüştür.<br />

Kahvenin diğer özelliği ise yarılanma süresinin 2,5-4,5 saat arasında değişmesidir.<br />

Bu durumda uyku problemi yaşayan bireylerin, gündüz içtikleri kahvenin uykuya<br />

etkisi yok denecek kadar az olduğu anlamına gelir. Bazı maddelerin, kafeinle birlikte<br />

kullanması farklı etkiler gösterir. Örneğin; nikotin içerikli madde kullanımı<br />

ise kafeinin yarılanma süresini uzatır ve uykuya dalış süresini kaydırmış olur.<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 30


Kahvenin ilgileri üzerine toplayacak bir çok özelliği daha vardır. Yapılan araştırmalarda<br />

merkezi sinir sistemi uyarıcısı olan kafein, nöronlar arası iletim hızını<br />

arttırması, algılamada ve dikkat arttırmada oldukça etkili olduğu gözlenmiştir.<br />

Nöroloji uzmanının açıklamasına göre günümüzün en önemli hastalıklarından<br />

olan ve gün geçtikçe artan Alzheirmer hastalığının, günlük kahve tüketimi düzenli<br />

olan bireylerde daha geç ortaya çıktığı gözlenmiştir. Asırlardan beri pek çok insanın<br />

uyanık ve zinde kalmak için içtiği kahvenin diyabet, parkinson ve karaciğer<br />

hastalıklarına karşı koruyucu rol oynadığını açıklaması, bize bu durumun önemini<br />

açıklamakta yeterli gibi görünüyor [9, 10].<br />

Kahvenin Sindirim ve Boşaltım Sitemi Üzerine Etkileri<br />

Demir eksikliği günümüzde çok sık rastlanılan bir hastalıktır. Yeterli besin<br />

alınmaması ve kahve , çay gibi kafein içeren maddeler kullanıldığında bağırsakta<br />

demir emilimini azalmasına ve anemiye sebep oluyor. Bu durumda demir eksikliği<br />

anemisi görülen kişiler bir süre kahveden uzak durmaları gerekir [10, 11].<br />

Stres ve kötü beslenme sonucu oluşan mide rahatsızlıklarından biri ise reflüdür.<br />

Günümüzde her 5 kişiden birinde görülen bu hastalığı tetikleyenlerden<br />

biride ne yazık ki kahve. Bu durumda kahve kullanımını azaltmak gerekir.<br />

Kahvenin bir diğer özelliği ise çok güçlü bir antioksidan olması ve bu da<br />

diğer tüm antioksidanlar gibi kanser oluşumunu azaltıcı etkisi var demektir. Kahvenin,<br />

bağırsağın kanserojenik maddelerle temas süresini kısalttığı için kolon<br />

kanserine yakalanma riskini doğrudan azaltıcı etkisi vardır.<br />

Vücuda giren zararlı ürünlerin temizlendiği ve zararsız halde vücutta kullanımını<br />

sağlayan en önemli organ karaciğerdir; ancak zehirsizleştikten sonra bunu dışarı<br />

atan en önemli organ da böbreklerdir. Böbreklerin diğer bir görevi bazı iyon ve<br />

maddelerin de denge içinde olmasını sağlamaktır. Böbrekler, kısa bir deyişle filtre<br />

görevi yapar ve bu filtreleme, insan yaşamının sürdürülebilmesinde hayati bir<br />

ihtiyaç olduğu anlamına gelir. Kahve ise bu iki organın yardımcısı görevinde olup<br />

günlük düzenli kahve tüketenlerin siroz, safra taşı ve böbrek taşı gibi durumlara<br />

daha az rastladığı yapılan araştırmalar sonucunda kanıtlanmıştır. Düzenli kahve<br />

içen kişilerde böbrek taşı oluşumu ilginç bir şekilde azalmasının sebebi ise kahvenin<br />

vücutta fazla su içmiş etkisi yapması ve fazla idrar oluşumunu sağladığı için taş<br />

oluşumu azaltmasıdır [10, 12].<br />

Yani şu demek oluyor ki; kahve, mide ve dolaşım sistemiyle pek dost görünmesede<br />

bağırsaklara ve vücudumuzun kurtarıcısı karaciğere ve böbreklere büyük faydası<br />

bulunmaktadır.<br />

31<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


Kahvenin Kemikler Üzerine Etkileri<br />

Sert bir dokuya sahip kemiklerin, en öne çıkan özelliği çok zor yenilenebilir olmasıdır.<br />

Bu durumda özel bir önemi hak ediyor. Kemiğe asıl sağlamlığı veren element<br />

olan kalsiyumun, vücutta %99 gibi dev kısmı direkt kemiklerde bulunur.<br />

Ancak güçlü kemiklere sahip olmak için yeterince kalsiyum içeren besinler ile<br />

beslenmek yetmez, yani beslenmek kadar bağırsaklardaki emilim oranının arttırılması<br />

ve kan dolaşımına katılması gerekir.<br />

Yani bu durumda kalsiyum emilimini engelleyen maddelerin alınması, kalsiyumdan<br />

faydalanılamayacak anlamına gelir. Ne yazık ki kafein de bu maddeler<br />

arasında bulunuyor. Günlük kafein miktarı 300 mg’ın üzerinde olan kadınlarda<br />

kalsiyum eksikliği, çok rahat bir şekilde görülebilmektedir.<br />

Bu demek oluyor ki günde 3-4 fincan kahve içen bireylerin, vücudunda kalsiyum<br />

dengesi bozuluyor ve kemik erimesine sebep oluyor. Ancak unutulmaması<br />

gereken nokta, kemik erimesine neden olan çok sayıda etkenin olduğu ve bunlardan<br />

sadece birinin kahve tüketiminin olduğudur. Bunu engelleyebilmek için<br />

günlük yeterli miktarda D vitamini ihtiyacını giderilmeli, yeterli ve dengeli beslenilerek<br />

kahve tüketimini biraz kısıtlanmalıdır.<br />

Sütlü kahve, kahveden dolayı oluşan<br />

kalsiyum kaybını, sütteki kalsiyum<br />

dengeler. Bu özelliğe bağlı olarak sütlü<br />

kahvenin sade kahveye göre daha<br />

sağlıklı olduğu söylenebilir [10, 13].<br />

Şekil 17 : Sütlü kahve<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 32


SONUÇ OLARAK?<br />

İnsan mekanizması; mükemmel ve bir o kadar da karmaşık yapısıyla, günlük hayatta<br />

her ne kadar akla gelmese de, yüzyıllardır tartışılan ve çözülmeye çalışılan bir<br />

sistemdir. Organların birbirleriyle olan bağlantıları, sistemi ve canlılığı araştıran<br />

bir çok bilim insanında hayranlık uyandırıyor. O müthiş sistemin bozulmaması<br />

ise dengeyi bozmamaktan geçiyor. Yaşamın her anında karşılaşılan bir durum ise<br />

fazlanın zararlarıdır. Yemek, içmek, uyumak hatta faydalı görünen birçok şeyin<br />

aşırısına kaçmak insan sağlığına ciddi zararlar verebilir.<br />

Sonuç olarak, bu yazıda kahvenin birçok faydasından ve zararlarından bahsedildi<br />

hatta şuan insanlığın bilmediği birçok özelliği olduğunu söylemek hiçte<br />

sıradışı olmaz. Ayrıca şunun önemini de vurgulamadan geçmemek gerekir. Kahve<br />

ne kadar faydalı olursa olsun her metabolizmaya, kiloya, yaşa, cinsiyete ve günlük<br />

kullanım miktarına göre farklı etkiler gösterir. Bunun için kesin durumlardan söz<br />

etmek yerine genel durumlardan bahsetmek daha olasıdır.<br />

Herşeyi bir köşeye koyup, tadıyla, kokusuyla vazgeçilmez, kırk yıl hatırı olan<br />

bu içeceğin böylesine etkili olacağını, efsanelere konu olan çoban acaba bilebilir<br />

miydi?<br />

Kaynaklar:<br />

[1] http://tr.wikipedia.org<br />

[2] http://www.food-info.net<br />

[3] http://www.coffeegeneral.co.nz<br />

[4] http://www.frmtr.com (son erişim tarihi:05.02.2014)<br />

[5] http://www.kahvekeyf.com<br />

[6] Kahvenin aroma bileşikleri ve kahve aromasını etkileyen faktörler,N.Çağlarırmak,K.Ünal,(Gıda)1993<br />

[7] http://www.kahvecini.com/ (son erişim tarihi:09.02.2014)<br />

[8] Kafein alımının metabolik hız ve enerji harcanışına etkileri,Gıda Mühendisliği<br />

<strong>Dergisi</strong><br />

[9] http://www.cnnturk.com/2011/saglik<br />

[10] http://www.bodytr.com/2013/08/<br />

[11] http://www.hematolojika.com/content4.asp<br />

[12] http://lokman-hekim.net/haberler<br />

[13] http://www.guclukemikler.com/sss.asp<br />

33<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


Gökben KÖPRÜCÜ<br />

koprucugokben@gmail.com<br />

KIMYA<br />

MUHENDISI<br />

(OGRENCI)<br />

“DUYGULARIN<br />

KİMYASI”<br />

Istanbul<br />

Üniversitesi<br />

DUYGULARIMIZIN KİMYASI<br />

Sosyobiyologlara göre duygularımız tehlike, acı bir kayıp, zorluklara karşın bir<br />

hedefe doğru ilerleme, eşine bağlanma ve bir aile kurma gibi yalnızca akla bırakılamayacak<br />

durum ve görevlerde yol göstericidir. Amerikalı psikolog Dr. Daniel Goleman;<br />

duyguyu bir his ve bu hisse özgü belirli düşünceler, psikolojik ve biyolojik<br />

haller ve bir dizi hareket eğilimi olarak tanımlıyor.<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 34


Peki ya duygularımız olmasaydı yaşam nasıl olurdu? Bizim hayatımızı<br />

farklılaştıran, yaşamımızı, daha da anlamlı kılan sihirli iksirdir duygular. Mantık,<br />

hayatımızın kurşun temellerini atarken duygular ruhumuzu oluşturur. Duygularımız<br />

sayesinde diğer canlılardan ayrılırız. Yüz ifadelerimiz duygularımızın<br />

evrensel dilidir. California Üniversitesi'nden Paul Ekman; araştırmalarıyla yüz<br />

ifadelerinin kültürel kökenli olmadığını, aksine tüm yüz ifadelerinin ve mimiklerin<br />

evrensel olduğunu ortaya çıkarmıştır.[1]<br />

Duygularımızı oluşturan organ beyindir. Beynimizin milyarlarca hücresinden<br />

boşalan sinirsel salgı maddeleri, vücudumuza kimyasal emirler yağdırır.<br />

Beynimizi biraz yakından inceleyecek olursak en basit şekilde 3 kattan oluşur. En<br />

alt katta refleksler ve içgüdüsel davranışların merkezi olan “sürüngen beyni(reptilen<br />

beyin)”, en üst katta en gelişmiş olan ve aklın merkezi sayılan “yeni memeli<br />

beyni(neo-korteks)” vardır. Orta katta ise “limbik beyin” denilen küçük bir merkez<br />

bulunur. Bu kat, hipotalamus bölgesinden ve küçük sinirsel çekirdeklerden oluşur.<br />

Limbik beyin, duyguların merkezidir. Ayrıca limbik beyinde motivasyon, açlık,<br />

susuzluk, saldırganlık, cinsellik merkezleri bulunur ve beynin tüm hücrelerini<br />

ilgilendirir. Hayvan deneyleri, bu bölgenin önemini açıklamıştır. Şöyle ki; Hess;<br />

bir kedinin hipotalamusundaki belli bölgelerin elektrikle uyarılınca, hayvanın ya<br />

saldırıyla ya da kaçışla tepkide bulunduğunu ilk kez ortaya çıkarmıştır[2]. Başka<br />

bir örnek olarak: Cambridge Üniversitesi'nden Barry Averitt; erkek farenin hipotalamusuna<br />

betaendorfin enjekte etmiş ve dişi fare ile cinsel ilişkisini arttırmış; ancak<br />

ilişki kurduğu farenin dışındaki farelere ilgi duymadığını saptamıştır.<br />

Duyguların bir diğer özelliği de bilgi depolamada aldığı önemli roldür. Mesela<br />

yüksek şiddetli bir deprem meydana geldiğinde ve siz orada bulunduğunuzda<br />

bunun nerede, nasıl, ne şekilde olduğunu unutmazsınız; çünkü o sırada yaşadığınız<br />

duygu yoğunluğu sebebiyle algılarınız daha etkili bir şekilde kaydedilmiştir.<br />

Duygular, aynı zamanda bir şeyler yaratmamızda ve başarı elde etmemizde de<br />

etkilidir. Örneğin bir işi, istekle ve merakla yapıyorsak bu beynimizin ön lobunun<br />

daha verimli çalışmasına yardımcı olur ve daha yaratıcı oluruz.[3]<br />

Duygularımızın kimyasal yapısını incelemek için nörotransmitter maddeleri<br />

ele almak istedim. Biliyorsunuz ki vücudumuzda sinir hücreleri bulunur. Ve bu<br />

hücrelerden sinirsel iletim için nörotrasmitter maddeler sentezlenir. Nöronlar, yani<br />

sinir hücrelerimiz, nörotransmitter maddeler sayesinde iletişim kurarlar. Hücre<br />

yüzeyinde reseptör denilen proteinler bulunur.<br />

35<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


Nörotransmitter maddeler, reseptörlere yapışırlar(Sekil[4]). Böylece hücrede reaksiyonlar<br />

başlar ve bu da bir davranışa neden olur. Bir ismi hatırlamak, bir cümleyi<br />

ezberlemek, bir bedensel hareket yapmak, bir duyguyu yaşamak ve daha binlerce<br />

ruhsal ve bedensel işlev, beyin içindeki ve dışındaki bölgelere bu kimyasal maddeler<br />

aracılığıyla iletilir.<br />

Şekil [4]: Nörotrasmitter madde iletiminin<br />

temsili gösterilişi<br />

Vücudumuzda doğal yolla üretilen nörotrasmitter maddeleri yakından tanıyalım:<br />

Endorfin<br />

Eğer endorfin hipotalamusa erişirse, haz ve mutluluk hissi ortaya çıkar. Çok fazla<br />

endorfin salgısı, öfkeye neden olur. Uyarıya verdiğiniz tepki, beynin salgıladığı<br />

endorfine bağlıdır.<br />

Dopamin<br />

Sempatik sinir sistemindeki etkileri dolayısıyla ilaç olarak, kalp atışlarını hızlandırmak<br />

ve kan basıncını yükseltmek için kullanılır.<br />

Yapılan araştırmalarda dikkatini toplayamayan, kafa yoran şeylerden sıkılan, aceleci,<br />

sabırsız, çok konuşan, unutkan, dağınık, sıklıkla eşya kaybeden, kıpır kıpır,<br />

yerinde duramayan insanlarda; beynin ön bölgesinde dopamin az salgılanmaktadır.<br />

Nitekim beyinde dopamin miktarını arttıran ilaçlarla bu kişilerde belirgin<br />

düzelme görülmektedir. Dopaminin, öğrenmenin dikkatle ilgili sürecindeki rolü<br />

ve kısa bellek için değeri, yeni araştırmalara kaynak olmuştur. Eksikliği parkinson,<br />

fazlalığı ise tourettes sendromunu oluşturur.<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 36


Noradrenalin<br />

Duygusal yaşamı etkiler. Beyinde ruhsal durum,<br />

öğrenme reaksiyonları ve ödül sinyal<br />

sistemlerinin temelindeki mekanizmalardan<br />

sorumludur. Azlığı halinde depresyona neden<br />

olur. Kan damarlarının kasılmasını ve kan<br />

basıncının yükselmesini sağlayan hormondur.<br />

Dopaminden sentezlenir.<br />

Stres Hormonu (CRF)<br />

Stres hormonu (CRF ), beyinde öğrenme mekanizmasını etkilemektedir. Az miktarda<br />

stres hormonu; zihni açar, dikkati arttırır, öğrenmeyi hızlandırır. Aşırı salgılanması<br />

durumunda bedende gerçekle ilgili olmayan aşırı tepkili ve telaşlı bir hal<br />

meydana getirir<br />

Serotonin<br />

Serotonin; uykuyu, seksüel enerjiyi, ruh halini, aşırı,<br />

ani istekleri ve iştahı düzenler. Düşük serotonin miktarı;<br />

sinirli, huzursuz ve depresif ruh hallerine yol<br />

açabilir. Vücuttaki serotonin miktarını arttırmanın<br />

yollarından birisi, şeker ve karbonhidrat açısından<br />

zengin yiyecekler yemektir. Fakat bu şekilde beyin<br />

kimyamızı değiştirme çabamız ne yazık ki kısa<br />

ömürlü olacaktır. Çünkü kendimizi iyi hissetmeye devam<br />

edebilmek için durmadan ve daha fazla yememiz<br />

gerekir. Eğer vücudunuzda serotonin yeterli seviyede<br />

ise ani ve aşırı isteklerin kontrolünü sağlayarak yemeden<br />

önce düşünebilmenize de yardımcı olacaktır.<br />

Açlık, yorgunluk, stres, yemek, ışık ve ilaçlar gibi faktörlerin tamamı insan vücudundaki<br />

serotonin düzeyini etkilemektedir. Stres ve düşük kan şekeri serotonin<br />

düzeyini düşürürken; oksijen, kusma, içinde aminler bulunan gıdalar (örneğin<br />

peynir, çikolata, portakal, mandalina, domates ) ve içinde triptofan isminde bir<br />

çeşit amino asit bulunan gıdalar (örneğin süt, hindi eti ) serotonin düzeyini yükseltmektedir.<br />

37<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


Bunun dışında insan vücudundaki serotonin düzeyini, çeşitli hormonlar da etkilemektedir.<br />

Örneğin kadın vücudundaki östrojenin (kadınlık hormonu) artması,<br />

serotonin düzeyinde de bir artışa neden olmaktadır. Ayrıca serotonin dopaminerjik<br />

nöronlardaki reseptörlerine bağlanarak dopamin salgılanmasını azaltmaktadır.<br />

Serotoninin depresyon oluşumu üzerinde etkisi vardır. Depresyon ve anksiyete<br />

tedavilerinde seretoninin tekrar kullanılması sağlanır.<br />

Asetilkolin<br />

Asetilkolin, hafıza ile ilgili diğer beyin kimyasalıdır. Çocuklardaki öğrenme<br />

güçlüklerinde zihinsel işlevi arttırmak için beyin, asetilkolin miktarını arttıran<br />

ilaçlar araştırmaları ciddi ilgi alanları oluşturmuştur.<br />

Prolaktin<br />

Kadınlarda lohusalık döneminde süt gelmesini sağlar. Ayrıca annelik güdüsünün<br />

temelini oluşturur.<br />

Duygularımızı etkileyen bu biyokimyasalların yanında kalıtımın, beslenmenin,<br />

iklim ve stres gibi çevresel faktörlerinde etkisi bulunmaktadır.<br />

Kendinize “ben şu an nasıl hissediyorum?” diye sorarak duygularınızı ölçebilir ve<br />

bu şekilde hayatınızı yönlendirebilirsiniz. Dopamin, noradrenalin, serotoninizin<br />

yüksek, stres hormonunuzun düşük ve endorfininizin hipotalamusunuza<br />

eriştiği bir ay olması dileklerimle…<br />

Kaynaklar:<br />

[1] http://tr.wikipedia.org/wiki/Paul_Ekman<br />

[2] Fromm, 1984, s.159<br />

[3]Cem Kubilay,Duygulu olmak ile duygusal olmak arasındaki büyük fark,19 Eylül<br />

2012<br />

[4] http://neurosciencemyths.com/serotonin.htm(Son Erişim Tarihi:15.01.2014)<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 38


Yavuz Selim KART<br />

kim_muhselim@hotmail.com<br />

KIMYA<br />

MUHENDISI<br />

(MEZUN)<br />

“ChemLab<br />

Sanal <strong>Kimya</strong><br />

Cumhuriyet<br />

Üniversitesi<br />

Laboratuarı ”<br />

Bir tür kimya laboratuarı similatörü olan ChemLab, laboratuarda yapılan çalışmaları<br />

eğitim amaçlı olarak bilgisayar ortamında görüntülü olarak gerçekleştiren bir<br />

bilgisayar programıdır. Bu yazımda Chem Lab Sanal programının kullanımından<br />

bahsedeceğim.<br />

Programı açtığımızda karşımıza bu sayfa gelmektedir.<br />

Şekil, biraz bozuk gözüküyor olabilir. Karşımıza yukarıda görüldüğü<br />

gibi seçenekler çıkmaktadır.<br />

39<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


Bu işlemler;<br />

1-)Asit-Baz Titrasyonu<br />

2-)Kademeli Kristilizasyon<br />

3-)Gaz sıkıştırma<br />

4-)Genel Laboratuvar<br />

5-)Klor’un Gravimetrik Analizi<br />

6-)Redoks Reaksiyonlarında Reaksiyon Kinetiği<br />

7-)Isı Laboratuarı<br />

Bu seçeneklerden kullanacağımız seçeneği işaretliyoruz ve Tamam'a (OK)<br />

basıyoruz. Bu seçtiğimiz işleme göre sol tarafta bir açıklama sayfası açılmaktadır.<br />

Açıklama sayfasında, yapacağınız işlemler İngilizce olarak sıra ile anlatılmış.<br />

Şimdi menülerimizi tanıyalım.<br />

Burada “File” tıkladığımız zaman karşımıza çıkan seçenekler şunlardır.<br />

1-)Open (Daha önce hazırladığımız dosyaları açmak için)<br />

2-)Save (Yaptığımız işlemi kaydetmek için)<br />

3-)Save As (Farklı kaydetmek için)<br />

Genel olarak kullanılan komutlar bunlardır.<br />

“Edit” bölümü ile düzenleme yapabilirsiniz. Edit bölümünde düzenleyeceğimiz<br />

işlemler: kes, kopyala, yapıştır vb. (Bu işlemler sağa tıklayarak veya klavye kısa yol<br />

tuşlarını kullanarak da yapabilirsiniz)<br />

“Equipment” bölümü ile kullanılacak olan ekipmanları seçeceksiniz. Bu ekipmanların<br />

İngilizce isimleri ile Türkçe isimleri benzer olduğundan zorlanacağınızı sanmıyorum.<br />

“Chemical” bölümü ile seçmiş olduğunuz ekipmanın içine istediğimiz kimyasalı,<br />

suyu ya da indikatörü ekliyoruz. Seçeneklerden birine tıkladığımızda karşımıza<br />

gelen kutucuğa miktarları yazarak ekliyoruz.<br />

“Procedures” kısmı ile yapılan işlemlerin sonuçlarını görebiliyoruz. Yapılan işlem<br />

titrasyon ise bu işlemin grafiğini çizdirebiliyoruz. Procedures yapacağınız işleme<br />

göre değişen kısımdır. Kısacası işlem prosedürüdür.<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 40


“Arrange” kısmı ile seçilen bir ya da daha fazla ekipman gruplanabiliyor. Ekipmanları<br />

seçin ve bu kısma tıklayın.<br />

“Options” kısmı ile yapacağınız işlemlerin ayarlarını değiştirebilirsiniz. Örneğin,<br />

sıcaklık ayarları olabilir. Yapacağınız işleme göre kullanacağınız ayarları değiştirebilirsiniz.<br />

“Help” bölümü ile programı yapan kurumun web sitesine ulaşabilirsiniz. Ayrıca<br />

bir de periyodik tablo eklemişler. Program kullanımı hakkında da bilgi bulabileceğiniz<br />

bir seçenek mevcut.<br />

Alttaki şekilde görülen renkli kısım ise, yukarıda anlattığım işlemlerin kısa yolları,<br />

yani işlem kolaylığı seçeneği diyebiliriz. Sizin yapacağınız işlemlere yukarıdaki<br />

seçeneklerden tıklamaktan ziyade bu şekilde kısa yollar koyup kullanım kolaylığı<br />

sağlamışlar.<br />

Programı nasıl kullanacağımıza gelince;<br />

Ne yapacağımıza kara verdikten sonra, ilk olarak ekipmanlarımızı seçiyoruz.<br />

Seçme işlemi yukarıdaki resimde gözüken kısa yollar yardımıyla çok kolay.<br />

Kısa yol butonlarından birine, bir kez tıkladıktan sonra sayfanın boş olan yerinde<br />

istediğimiz ekipman oluşuyor. Aşağıdaki şekilde bunu görmektesiniz<br />

41<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


Ekipmanları seçtikten sonra madde eklenebilecek türlere madde, sıvı eklenebilecek<br />

türlere sıvı ekleyeceksiniz.<br />

Bu şekilde ekleme yapmadığınızda, şlemi yaparken hata ile karşılaşırsınız. Hataya<br />

düşmemek için işlemleri laboratuvardaki gibi yapacaksınız. Ekleme işlemini ise<br />

örneğin beheri seçip “Chemicals” paneline tıklayacaksınız ve buradan hangi kimyasalı<br />

seçmek istediğinize karar vereceksiniz. Sonra miktarı gireceksiniz. Miktarları<br />

girince aşağıdaki gibi bir görüntü elde edeceksiniz.<br />

Sıvı ekleme işlemi yapıldığında,<br />

yandaki şekilde gördüğünüz gibi<br />

bir görüntü elde edeceksiniz.<br />

İsterseniz bek alevi ile ısıtma<br />

işlemi yapabilir ve bunun sıcaklığını<br />

ölçebilirsiniz.<br />

Örnek bir uygulamayı yandaki<br />

gibi görebilirsiniz. Bu işlem, sizin<br />

hayal gücünüze örnek teşkil etsin.<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 42


Burada bir titrasyon işlemi ve grafiğini görmekteyiz.<br />

Anlatacaklarım bu kadar olup gerisi sizin bu programı kullanmanıza, uygulamalarınıza,<br />

incelemenize ve merakınıza bağlıdır. Programları kullanırken çok fazla<br />

uygulama yapmaya çalışın ki programdan maksimum verim elde edebilesiniz.<br />

Program ücretli bir programdır.<br />

Profesyonel versiyonu 135 $, standart versiyonu 32.99 $'dır.<br />

http://modelscience.com/<br />

Kaynaklar:<br />

Resimler Kaynak ve Anlatım bana aittir.<br />

43<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


iNOVATiF KiMYA DERGiSiİ’NDEN<br />

HABERLER<br />

Akdeniz Üniversitesi <strong>Kimya</strong><br />

Bölümünden Tarım İçin Yeni Çözüm<br />

Akdeniz Üniversitesi <strong>Kimya</strong> Bölümü’nden Tarım İçin Yeni Çözüm: Akdeniz<br />

Üniversitesi’nde bir grup bilim insanı; sera ve açık tarım alanında bitki zararlılarıyla<br />

mücadele edebilen, çevre dostu, sebze ve meyvede kalıntı bırakmayan bir<br />

gübre çözeltisi karışımı üretti.<br />

Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi <strong>Kimya</strong> Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ertuğrul<br />

Arpaç ve ekibi tarafından üretilen, ‘Greencop’ ve ‘Greencop-pro’ adı verilen<br />

karışımlar, sera ve açık tarım alanlarında 2 yıl boyunca test edildi. Bu ürünün<br />

çiftçinin en büyük sorunu olan bakteriyel hastalıklar ve nematodlara (yuvarlak<br />

solucan) karşı etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Arpaç: “Patentli, tescilli, Tarım<br />

Bakanlığı’ndan üretim izni alınan Greencop ve Greencop-pro isimli karışımlar;<br />

Akdeniz, Karadeniz ve Ege bölgelerinde, sera ve açık tarım alanlarında, her<br />

tür meyve ağaçlarında test edildi” diye konuştu. Bu ürünle daha sağlıklı sebze ve<br />

meyve üretimi yapılabileceğini kaydeden Prof. Dr. Arpaç, tarafsız laboratuarlarda<br />

yapılan analizlerde hiçbir kalıntı gözlenmediğini, temiz çıktığını dile getirdi<br />

ÜRÜN VERİMİNDE ARTIŞ<br />

Ürünle ilgili bir örneklemede bulunan Prof. Dr. Arpaç, normalde 1500 kilogram<br />

salatalık hasat edilen bir tarlada nematod olması halinde ürünün otomatikman 500<br />

kiloya düşeceğini ya da tamamen kaybedilebileceğini; söz konusu yeni karışımın<br />

kullanılması halindeyse zararlı mücadelesi verilerek 2-3 hafta sonra aynı alanda<br />

ürünün yine 1500 kilogram olabildiğini belirtti. Karışımın kullanıldığı yerlerde<br />

fotosentezin arttığını, bitkinin daha kısa sürede büyüdüğünü ifade eden Prof. Dr.<br />

Ertuğrul Arpaç: “Çiçek dökme riski olmadığı da tespit edildi. Bitki kökünün daha<br />

diri, canlı ve saçaklı olduğu görüldü” dedi.<br />

44<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />

İNOVATİF


İDEAL NANO KARIŞIM<br />

Prof. Dr. Ertuğrul Arpaç, yeni karışımın sıvı formatta bir gübre olduğunu belirterek:<br />

“Düşük dozajda yüksek etkinlik gösteren Greencop ve Greencop-pro, herhangi<br />

bir toksik etkiye sahip değil. Bitkilerin ihtiyaç duyduğu bakırı tedarik eder.<br />

Greencop, bakteriye karşı mücadelede yapraktan kullanılır. Greencop-pro ise nematoda<br />

karşı damlama sulama sistemiyle kullanılır. Bitkiyi bir ay süreyle koruyor”<br />

şeklinde konuştu.<br />

ÜLKE EKONOMİSİNE 8-10 MİLYAR DOLAR KATKI<br />

Tarım sektöründe bitki zararlılarıyla mücadele ilaçlarının tamamının yurt dışından<br />

getirildiğini söyleyen Prof. Dr. Ertuğrul Arpaç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bakteri<br />

ve nematod gibi zararlılara karşı kullanılan ilaçların tümü yurt dışından getiriliyor.<br />

Ülke ekonomisine her yıl 8-10 milyar dolara mal oluyor. Tarım ilaç sektörü, biz bu<br />

karışımı üretinceye kadar yabancı şirketlerin denetimi altındaydı. Akdeniz Üniversitesi<br />

Fen Fakültesi <strong>Kimya</strong> Bölümü laboratuarlarında, ekibim ile birlikte yaptığımız<br />

2 yıllık çalışma neticesinde sıvı formattaki bu karışımı ürettik. Böylece ülke ekonomisine<br />

milyonlarca dolar katkıda bulunacağımıza inanıyoruz.”<br />

Türkiye’nin İlk Robotik Eczanesi<br />

Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Yakutiye Araştırma Hastanesi Eczanesinde,<br />

Türkiye’de ilk kez mekatronik ilaç yönetim sistemi kuruldu.<br />

Hastanenin baş eczacısı Banu Taylan Akın, tablet paketleme ve robotik sistem<br />

sayesinde insan hatasının sıfıra indirildiğini belirterek: "Türkiye’de ilk kez kullandığımız<br />

bu sistem sayesinde her şeyin kayıt altına alınarak tüm riskler bertaraf<br />

edildi" dedi.<br />

45<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


İLK ROBOTİK ECZANE ERZURUM ATATÜRK ÜNİVERSİTE-<br />

Sİ'NDE<br />

Avrupa’daki hastanelerde kullanılan Mekatronik İlaç Yönetim Sistemi, Atatürk<br />

Üniversitesi Tıp Fakültesi Yakutiye Araştırma Hastanesi’nde uygulanmaya başlandı.<br />

Sistem sayesinde ilaçlar, insan eli değmeden stoklanıp, paketlenerek hazırlanacak.<br />

Üniversite eczanesinde 15 kişi çalıştıklarını bildiren baş eczacı Banu Taylan Akın,<br />

daha önce ilaçların elle hazırlandığını çok yoğun çalışıldığı için bunun hataya açık<br />

olduğunu bildirdi. Yaklaşık 2 milyon liraya mal olan Mekatronik İlaç Yönetim Sistemiyle<br />

artık risk altında çalışmadıklarını anlatan Banu Taylan Akın, ilaçların aktif<br />

stok yönetimini gerçekleştirmeye başladıklarını söyledi. Üniversite hastanelerinin,<br />

birçoğunun stoğu düzgün yönetemedikleri için mali açıdan zor durumda olduklarına<br />

dikkat çeken Akın şunları söyledi:<br />

"30 MİLYON LİRALIK BÜTÇEMİZ VAR"<br />

"30 milyon liralık bütçemiz var. Böyle büyük bir bütçeyi ’bakkal dükkânı’ hesabıyla<br />

yönetemezsiniz. Avrupa bu sistemleri kullanıyor. Biz iki aydır kullanıyoruz. Yaklaşık<br />

3 yıl boyunca kurgusu, ihalesi, kurulumu zaman aldı. Tablet paketleme ve<br />

robotik olmak üzere iki ayrı sistem var. Biz çatı yazılımıyla bu cihazları birleştirdik.<br />

Bunların hepsini bir çatı yazılımında topluyoruz ve hareketlerini görüyoruz.<br />

Son kullanma tarihi yakın olanı, önce tüketmeye yönelik programlıyor ve böylece<br />

insan insiyatifini ortadan kaldırıyoruz. Riskler bertaraf edilmiş durumda. Ayrıca<br />

verdiğimiz tabletleri fotoğraflıyoruz. Adli bir vaka ya da iftira karşısında kanıtı<br />

elimizde var. Karekodlarını bile tutturuyoruz. Hizmeti en üst standartlarda veriyoruz.<br />

Hollanda’da laleleri bile robotlarla veriyor. Ayrıca bu sistem, anlık kontrol<br />

edilebilir ve şeffaf…"<br />

Kaynaklar:<br />

1-)www.kimyahaberleri.com<br />

2-)www.hurriyet.com.tr<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 46


İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />

Yararlı Siteler<br />

Organik <strong>Kimya</strong> ile ilgili yerli çok fazla site bulamıyoruz.<br />

Bu yüzden dolayı yabancı bir site tanıtımı yapmayı<br />

düşündük. Bu sitede neler var inceleyelim. <strong>Kimya</strong> programları<br />

ile ilgili araçlar. <strong>Kimya</strong> veritabanına sahip bir sözlük ve<br />

<strong>Kimya</strong> kitapları ile bilgilendirici bir kısım mevcut. Siteyi<br />

incelemenizi öneriyorum. Umarım faydalı olur.<br />

http://www.organic-chemistry.org/<br />

<strong>Kimya</strong>ger olsun, <strong>Kimya</strong> Mühendisi olsun. Tekniker arkadaşlarımız<br />

olsun bu excel her yerde başa bela diyorlardır.<br />

Bu sitede Excel ile ilgili ders videoları var. Excel laboratuvar<br />

uygulamalarında ve daha bir çok çeşitli uygulamada<br />

karşımıza çıkıyor. Videoları izleyin. Mesleğinizde daha ileri<br />

seviyelere gelin.<br />

http://www.banadersanlat.com/index.php/excel-dersleri.<br />

html<br />

<strong>Kimya</strong> Mühendisi arkadaşlarımızın öğrenmesi muhahakkak<br />

gerekli olan bir program. Bu programı öğrenmek için<br />

aşağıda vermiş olduğum adresten izleyebilirsiniz. <strong>Kimya</strong>ger<br />

arkadaşlarımız da öğrenebilirler. Daha doğrusu ilgisi olan<br />

arkadaşlar incelesinler. Uygulamalarına baksınlar. Videoları<br />

yutsunlar :)<br />

http://www.seyretogren.com/yazilim/matlab-gorsel-dersler.html<br />

47<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />

<strong>Kimya</strong> Bulmacasi<br />

1 2<br />

3<br />

4<br />

5<br />

6<br />

7<br />

8<br />

9<br />

10<br />

Soldan Saga<br />

3. Filiz yapan 6A grubu elementleri.<br />

5. Bir atom çekirdegine herhangi bir nükleer tanecigin<br />

gönderilmesi.<br />

8. Lantanyum (89La) elementinden sonra gelen ve 5f<br />

orbitallerinin dolmasiyla olusan 14 element.<br />

9. Bir çözeltide iki tuzun etkilesimi veya sicaklik degisiminin<br />

çözünürlüge etkisi sonucu çözünmeyen kati bir bilesigin<br />

olusmasi.<br />

10. Maddelerin özellikleri ile maddeler arasi etkilesimleri<br />

inceleyen bilim dali.<br />

Yukaridan Asagiya<br />

1. Maddenin uzayda kapladigi bosluk.<br />

2. Bir çözeltinin miktar olarak az bulunan bilesenleri<br />

4. Birim yüzeye uygulanan kuvvet<br />

6. 6,02•1023 adet tanecik, atom veya molekül.<br />

7. Elementlerin elektron olarak bir degerlikten daha düsük<br />

degerliklere geçmesi.<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 48


İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />

Geçen Ayın Çözümü<br />

<strong>Kimya</strong> Bulmacasi<br />

8<br />

H<br />

4<br />

D<br />

U<br />

6<br />

B<br />

L<br />

E<br />

2<br />

Ç<br />

1<br />

B<br />

A<br />

I L E S I K<br />

E K I R 3 D E K<br />

A<br />

L<br />

A<br />

L<br />

5<br />

A I G<br />

O R A K A L S I T 7 K A Y N A M A<br />

I D R A T R<br />

9<br />

I<br />

P<br />

I<br />

I<br />

Z O T O N<br />

Soldan Saga<br />

1. Iki ya da daha fazla cins elementin belirli oranlarda<br />

birlesmesinden olusan saf madde.<br />

[BILESIK]<br />

2. Atomun merkezinde proton, nötron gibi benzer atom alti<br />

parçaciklar içeren, oldukça küçük ve yogun, pozitif (+)<br />

yüklü bölge [ÇEKIRDEK]<br />

6. Kalsiyum borat minerali [BORAKALSIT]<br />

7. Bir sivinin buhar basincinin, ortam basincina esit olmasi.<br />

[KAYNAMA]<br />

8. Kristal yapisinda belirli miktarlarda su molekülü içeren<br />

bilesiklerdir. [HIDRAT]<br />

9. Nötron sayilari ayni proton sayilari farkli olan atomlar<br />

[IZOTON]<br />

Yukaridan Asagiya<br />

1. Fenol “C6H5-OH” + formaldehit “CH2=O” in<br />

polimerizasyonundan olusan reçineler. [BAKALIT]<br />

3. Bir ortamda enerji tasiyan egilim [DALGA]<br />

4. Atomlarin bilesik olustururken elektron alarak ya da<br />

vererek en dis enerji seviyelerindeki toplam elektron<br />

sayisinin helyum gibi 2 olmasi hâlidir [DUBLET]<br />

5. Asetil salisilik asit [ASPIRIN]<br />

49<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />

Bende Yazmak İstiyorum<br />

Dergide bende yazmak istiyorum benim de<br />

yazılarım olsun diyorsanız.<br />

***Yazacağınız konuyu belirleyin. (<strong>Kimya</strong> içeriği olan herhangi bir konu olabilir) Örnek: Polimerden<br />

ya da organikten bir konu ya da sanayide gördüğünüz bir şey ile ilgili bir konu. Kendi cümleleriniz<br />

ile olması şart. Alıntı alıyorsanız kesinlikle kaynak belirtmelisiniz.<br />

***Konuda kullanılan resimlerin kaynakları belirtilmeli.<br />

***Yazılar kesinlikle facebook üzerinden bizlere gönderilmemeli. Çünkü bu oldukça işimizi zorlaştırıyor.<br />

Yazılar inovatifkimyadergisi@gmail.com adresine gönderilmeli.<br />

***Dergi editörlerimiz olan<br />

Ayşe Emir, Caner Kavraz arkadaşlarımıza ulaşması gerekmektedir.<br />

***Yazıları gönderdikten sonra kendiniz ile ilgili bilgileri de mail ile bize göndermelisiniz. Yoksa<br />

yazınız yayınlanmayacaktır.<br />

***Ad Soyad<br />

Ulaşılabilecek Mail Adresi(Hızlı ulaşılabilecek sık kullanılan bir mail olmalı)<br />

Bitirdiğiniz ya da okumakta olduğunuz Üniversite İsmi<br />

Çalışıyor iseniz çalıştığınız kurumdaki pozisyonunuz.<br />

Dergiye koyabileceğimiz türden bir profil resminiz.<br />

***Nisan 2014 ayı sayısı için yazılarınızın son teslim tarihi. 20 Mart 2014 dür.<br />

Her ayın son yazım tarihi 20. de bitecektir. 20. den sonra göndereceğiniz yazılar<br />

Bir sonraki ay yayınlanacaktır.<br />

***Ve son olarak kopyala-yapıştır ile yazıyı ben yazdım gönderiyorum derseniz yazınız kesinlikle<br />

yayınlanmaz. Bu şekilde yazı olmaz. Böyle uyanıklık yapıp kolaya kaçmak fark edilmeyecek bir şey<br />

değil. Sonuçta yazılarınızı okunuyor araştırılıyor. Bir şeylere emek verip orjinal şeyler çıkarırsanız<br />

rağbet görürsünüz. Lütfen bu konulara dikkat edelim.<br />

***Yazılarınızı word dosyası halinde maile atacaksınız. Resimleriniz varsa da konu içinde aralarda<br />

en az bir tane resim olsun. Fikir düşünce tarzı kimya sektöründe sorun yazıları çözüm yazılarında<br />

olmayabilir ama diğer konularda en az bir tane olmalı çünkü görsellik yazıya çok şey katıyor.<br />

***Şimdilik aklımıza gelenler bunlar sorun olursa eklemeler-çıkarmalar yaparız.<br />

***<strong>İnovatif</strong> <strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> gönderdiğiniz yazıların yayınlanıp yayınlanmaması hakkını elinde tutar.

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!