07.01.2017 Görüntülemeler

İnovatif Kimya Dergisi Sayı 9

İnovatif Kimya Dergisi Sayı 9

İnovatif Kimya Dergisi Sayı 9

SHOW MORE
SHOW LESS

PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!

SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />

YIL : 2 SAYI : 4 NISAN 2014<br />

BOR<br />

Geleceğimizin<br />

Enerji Kaynağı<br />

BOR-GELECEĞİMİZİN ENERJİ<br />

KAYNAĞI<br />

MATLAB VE KİMYA<br />

KİMYANIN TARİHSEL GELİŞİMİ<br />

KAUÇUK DERNEĞİ<br />

POLYESTER MAMÜLLERDE<br />

OLİGOMER SORUNU


Sahibi :<br />

<strong>İnovatif</strong> <strong>Kimya</strong><br />

<strong>Dergisi</strong> Kurucuları<br />

Genel Yayın Yönetmeni :<br />

Yavuz Selim Kart<br />

Yayın Danışmanı :<br />

Sevgili <strong>İnovatif</strong> <strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> Okuyucuları,<br />

Dergimiz <strong>Kimya</strong> hakkında bilgiler vermesi, siz okuyucularımızın ufkunu<br />

açması, bildiklerimizin pekiştirilmesi, bilmediklerinizin öğrenilmesi amacıyla<br />

hazırlanmıştır.<br />

Dergimiz sizlerin göndereceği makaleler, yazılar ile oluşacaktır.<br />

Diğer bir deyişle bu derginin içeriğini sizler hazırlayacaksınız. Dergimizin<br />

içeriğinde<br />

* <strong>Kimya</strong> Sektörü ile ilgili bilgiler<br />

* <strong>Kimya</strong> Sektörü ile ilgili yazılar ve makaleler<br />

olacaktır.<br />

Ayrıca çeşitli bulmacalar,hos yazılar ve resimler ile de sıkılmayacağınızı ümit<br />

ediyoruz.<br />

Güzel bir dergi olacağı düşüncesindeyiz. Fayda sağlaması dileklerimizle...<br />

<strong>İnovatif</strong> <strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />

Ayşe Emir<br />

Dergi Editörleri :<br />

Ayşe Emir<br />

Caner Kavraz<br />

Aybike Kurtuldu<br />

Seda Çoban<br />

Merve Erkoç<br />

Dergi Tasarımı :<br />

Yavuz Selim Kart<br />

Facebook Yönetimi :<br />

Yavuz Selim Kart<br />

Ayşe Emir<br />

Hatile Moumintsa<br />

Twitter Yönetimi :<br />

Bize Ulaşın<br />

Yavuz Selim Kart<br />

Caner Kavraz<br />

Büşra Yılmaz<br />

facebook.com/Inovatif<strong>Kimya</strong><strong>Dergisi</strong><br />

twitter.com/Inovatif<strong>Kimya</strong><br />

inovatifkimyadergisi@gmail.com


Yazarlarımız<br />

YAVUZ SELIM KART<br />

OSMAN EREN<br />

VAHIT KENAR<br />

ISMAIL BAYRAKTAR<br />

ANIL YASIN AKDOGAN<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />

KURALLARI<br />

1. <strong>İnovatif</strong> <strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>, yazılarını herhangi bir<br />

makalenizde veya yazınızda kullanmak için yazısını<br />

aldığınız kişiye mail atarak haber vermek durumundasınız.<br />

Ayrıca kullanmış olduğunuz bu yazıların<br />

kaynağını bu dergi olarak belirtmek durumundasınız.<br />

2. Dergide yazılan yazıların sorumluluğu birinci<br />

derece yazara aittir. Bu konu hakkında eğer bir sorun<br />

yaşıyorsanız ilk yazara ulaşacaksınız.<br />

3. Dergide yer alan bilgileri kullanarak başınıza gelebilecek<br />

felaketlerden ya da işlerden dergi sorumlu<br />

değildir.<br />

4. Dergide yazarların kullanmış olduğu resimler kesinlikle<br />

kaynak belirtilmektedir. Aksi durum olduğu<br />

zaman bunu yazarın kendisine ulaşarak hallediniz.<br />

Çünkü bizim yazarlarımızdan ricamız telif haklarına<br />

riayet ederek resimlerini dökümanlarına eklemeleri.<br />

Burdan çıkacak problemlerden direkt yazarlar<br />

sorumludur. Dergi sorumlu değildir.<br />

5. Dergide benim de yazım olsun diyen yazarlarımız<br />

var ise. Yazıları için AYŞE EMİR ile konuşmaları<br />

gerekmektedir.<br />

www.facebook.com/groups/147842018740235/<br />

Grubu aracalığı ile ulaşabilirler.<br />

Bu gruba yanlızca yazarlık yapan ve gerçekten yazmayı<br />

düşünen arkadaşları almaktayız. Burada çeşitli<br />

görüşler fikirler tartışılmaktadır. Bunun harici sayfamızı<br />

takip edenler için girişteki ÖNSÖZ kısmında<br />

gerekli adresler mevcuttur.<br />

6. Aşırı yazar bolluğu olmadığı takdirde her yazıyı<br />

yayınlamaya gayret edeceğiz. Amacımız hem yazan<br />

hem de bilgili güzel bir gençlik sağlamaktır. Ya<br />

benim yazım niye yayınlanmadı tarzı soruları üstte<br />

belirtmiş olduğum isimlere sorabilirsiniz.<br />

7. Sayfamızda yayınlanmasını istediğiniz yazıları<br />

inovatifkimyadergisi@gmail.com mail adresine<br />

göndermeniz rica olunur. Bu mail adresine gönderdiğiniz<br />

yazılarda bir eksiklik var ise editörlerimiz<br />

tarafından incelenecektir. Eksik kısımları var ise size<br />

geri dönüş yapılacaktır. Düzeltmeniz için tavsiyelerde<br />

bulunulacaktır. Lütfen geri dönüş yapılınca<br />

bunu kendinizi küçümsemek olarak görmeyin.<br />

Amaç daha güzel bir dergi çünkü.<br />

8. Dergimizde konu gönderen arkadaşlar, bazı tarz<br />

yazılar bazı kişilere verilmiştir. Misal , Ünlü bir<br />

kimyagerin hayatı ve kimya eğlence tarzı bölümler<br />

bazı arkadaşlarımıza verilmiştir. Bu konuları özellikle<br />

isteyenler olmuştur. Ama bu sizin bu konularda<br />

yazı yazmayacağınız anlamına gelmez. Yazı yazıp<br />

gönderirseniz illaki yayınlanacaktır. Bir yazar arkadaşımızın<br />

olur ya işi olur yazamassa, o zaman o<br />

yazıyı sizin adınız altında ekleriz. Hem dergi zaman<br />

kaybetmemiş olur. Hem de süreklilik sağlanmış olur.<br />

Ayrıca aynı konu hakkında birden fazla yazı dergide<br />

olursa bu seferde dergi amacından sapmış olur.<br />

9. Dergimize göndereceğiniz yazılar en fazla 6 sayfa<br />

olabilir. 6 Sayfayı geçmemeye çalışın. Geçen yazılar<br />

2 bölüm halinde yayınlanabilir. Bu konuda son söz<br />

hakkı dergi yönetimine aittir.<br />

10. Dergimize yapacağınız eleştirileri de arkadaşlarımıza<br />

saygısız bir biçimde değilde ölçülü bir<br />

biçimde sayfalarda yapmaya dikkat ediniz. Bu işi<br />

herkes gönüllü yapıyor. Saygıda lütfen kusur etmeyiniz.<br />

11. Son olarak Dergimizde yazabilecceğiniz konular<br />

aşağıda listelenmiştir.<br />

*Akademik Makaleler<br />

*Endüstriyel Yazılar<br />

*Üniversite Hayatında <strong>Kimya</strong><br />

*İş Hayatında <strong>Kimya</strong><br />

*Laboratuvar Üzerine<br />

*<strong>Kimya</strong> Güvenliği<br />

12. Bu konulardan baska konular olsun istiyorsanız.<br />

Edtörlere ve vermiş olduğumuz gruba ulaşabilirsiniz.Yazılarımız<br />

<strong>Kimya</strong> içeriği dışına çıkmamaya<br />

çalışılacaktır. İş hayatı ve okul hayatnda kişisel<br />

gelişime yönelik ek yazılar olabilir. Bunun hakkında<br />

da çalışmalar yapılacaktır.<br />

13. Dergi tasarım ve yönetiminden sorumlu arkadaş<br />

buraya ek maddeler koyup değiştirme yetkisine<br />

sahiptir.<br />

14. Dergiyi okuyanlar bu kuralları kabul etmiş<br />

sayılırlar.<br />

<strong>İnovatif</strong> <strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


“EDİTÖRDEN”<br />

Merhaba <strong>İnovatif</strong> <strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />

Okuyucuları<br />

Merhaba Değerli <strong>İnovatif</strong> <strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> Okurlarımız… Dokuzuncu sayımızla<br />

tekrar sizlerle beraber olmanın gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Siz okurlarımızdan<br />

olumlu geri dönüşler alıyoruz, bu bizi daha da heyecanlandırıyor.<br />

Derginiz basılı çıkıyor mu, derginize nasıl abone olabiliriz, sorusu ile çok<br />

sık karşılaşıyoruz. Dergimizi şuan sadece sosyal medyadan takip edebiliyorsunuz.<br />

Dergimizin basılı olarak çıkmasını çok isterdik, şuan kendimizi<br />

buna hazır hissetmiyoruz. İlerideki hedeflerimizden biride dergimizi basılı<br />

olarak yayınlamaktır. Bizimle sürekli çalışabilecek ve sürekli yazar olabilecek<br />

sağlam bir ekip kurduğumuzda, basılı olarak dergiyi yayınlamak için hazır<br />

olacağımızı düşünüyoruz.<br />

Bize, neden siyasi düşüncelere derginizde yer vermiyorsunuz. Neden siyasi<br />

düşünceleri derginizde yazamıyoruz diye eleştirenler oluyor. Biz, kendimizi<br />

bilimsel dergi olarak tanıttık; dergimizde siyasal ve etnik yazılara yer vermemeye<br />

çalıştık. Bilimin evrensel olduğuna ve bilimin herhangi bir düşünceye<br />

ait olmadığına inanıyoruz. Bilim ortaktır, dergimizde herhangi bir düşünceyi<br />

yansıtsak, ortak olan bilimi kaç kişiye okutabiliriz.<br />

Bu ay dergimizde beş tane yazı yayınladık. Bize daha fazla yazı gelmişti; fakat<br />

yazılarda seçici davrandığımızdan hepsini yayınlamadık. Emeğe saygımız olduğundan,<br />

elimizden geldiği kadar yazıların hepsini yayınlamaya çalışıyoruz.<br />

Yazıda bir emek yoksa, kopyala yapıştır olarak hazır yazılmışsa, yazıları yayınlamıyoruz.<br />

Bu ay, 7 Nisan <strong>Kimya</strong>gerler Bayramı olduğundan; bir <strong>Kimya</strong>ger olarak tüm<br />

meslektaşlarımın bayramını kutluyorum. Bir sonraki ayda siz okurlarımızla<br />

birlikte olmak dileği ile esen kalın.<br />

Ayşe EMİR<br />

Dergi Editörü


İçindekiler<br />

<strong>İnovatif</strong> <strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />

8<br />

“<strong>Kimya</strong>nın Tarihsel Gelişimi”<br />

“Kauçuk Derneği”<br />

14<br />

19<br />

“Geleceğimizin Enerji Kaynağ-Bor”<br />

“Polyester Mamüllerde Oligomer<br />

Sorunu”<br />

27<br />

30<br />

“Matlab ve <strong>Kimya</strong>”<br />

“Her ay sizlere faydalı olabilecek 3<br />

web sitesi”<br />

37<br />

38<br />

“<strong>Kimya</strong> Bulmacası”<br />

“<strong>Kimya</strong> Bulmacası Çözümleri (Geçen<br />

Ay)”<br />

39


Osman Eren<br />

eren2029@hotmail.com<br />

YÜKSEK<br />

LISANS<br />

(ÖGRENCI)<br />

Çukurova<br />

Üniversitesi<br />

“<strong>Kimya</strong>nın<br />

Tarihsel<br />

Gelişimi”<br />

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KİMYA’NIN GELİŞİMİ<br />

Tüm kimyagerlerin ‘’7 Nisan <strong>Kimya</strong><br />

Bayramını kutlayarak’’ bu ay sizlere<br />

kimyanın tarihsel gelişiminden bahsetmek<br />

istiyorum. Buyurun hep birlikte, insanlık<br />

tarihi kadar eski, kimya biliminin<br />

tarihsel gelişimine bakalım.<br />

<strong>Kimya</strong>nın Kökeni<br />

<strong>Kimya</strong>nın kökenleri, felsefe, simya, metalürji<br />

ve tıp gibi çok çeşitli alanlara dayanır.<br />

<strong>Kimya</strong> sözcüğüyle simya sözcüğünün aynı<br />

kökten geldiği tahmin edilmektedir. Simya<br />

sözcüğünün Arapça al-kimia (الكيمياء‎)<br />

sözcüğünden türediği, bu Arapça sözcüğünde<br />

Antik Yunanca himya (metal eritmek) anlamına<br />

gelen χημεία ya da χημία sözcüğünden<br />

türediği iddia edilmektedir. <strong>Kimya</strong>'nın tarihi<br />

Simya öncesi, Simya dönemi, Geleneksel ve<br />

Modern kimya dönemleri olmak üzere dört<br />

ana başlık altında toplanarak incelenebilir.<br />

Simya Öncesi Dönem<br />

<strong>Kimya</strong>nın bilinen tarihi Antik Mısır döneminde başlamıştır. MÖ 2000'li yıllarda Mısırlıların kimyasal<br />

yöntemler kullanarak kozmetik tozlar ürettikleri iddia edilmektedir. Kral Hamurabi döneminde<br />

(MÖ 1792-1750) Babiller altın, gümüş, civa, kurşun, demir ve bakır gibi metalleri tanımlanmış ve<br />

bu metallere semboller verilmiştir. Erken Yunan felsefeciler (Sokrates öncesi düşünürler) doğal<br />

olayları doğaüstü olmayan nedenlerle açıklamaya çalışmışlar, bunun sonucunda da bu dönemde<br />

simya öncesi kimya biliminin temelleri atılmıştır.<br />

İlk kimya kuramlarını Eski Yunanlılar geliştirdiler. Yunanlılar, bütün maddelerin toprak, hava, su<br />

ve ateşin değişik oranlarda birleşmesi sonucunda oluştuğunu ileri sürmüşlerdi.<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 8


Simya Dönemi<br />

İlk deneysel kimyacılara simyacı denirdi.<br />

Simyacılar ana metalleri altına çevirmeye, hastalıklar<br />

için evrensel bir ilaç bulmaya ve ölümsüzlüğü<br />

getirecek bir madde keşfetmeye uğraştılar.<br />

Simyacıların düşüncelerinin pek çoğu yanlıştı,<br />

ama bu arada pek çok kimyasal maddenin de<br />

niteliklerini tanımladılar. Bu maddeler arasındaki<br />

tepkimelere ilişkin ilk deneyleri yaptılar.<br />

Aristoteles’in fikirlerinden etkilenen simyacılar<br />

(yaklaşık MÖ 320, MS 300) yılları arasında<br />

Yunanca konuşulan Akdeniz kıyıları, Mısır,<br />

İran, Aristoteles ve Yunan filozofların teorilerini<br />

pratiğe geçirmeye başlamışlardır. Yine bu dönemde<br />

ilk defa simyacılar ucuz metallerden altın elde<br />

etmeyi mümkün kılması düşünülen felsefe taşını<br />

üretmeye çalışmışlardır.<br />

Hıristiyanlığın ilk yüzyılında Yahudi Maria olarak<br />

bilinen bir kadın simyacı çeşitli türde fırınlar<br />

ısıtma ve damıtma düzenekleri geliştirmiş,<br />

simyacı Kleopatra ise altın yapımı konusunda bir<br />

kitap yazmıştır. Maria'nın buluşu olan su banyosu<br />

günümüzde de "benmari" adı altında kullanılmaktadır.<br />

350- 420 arasında İskenderiye'de<br />

yaşayan Zosimos simya öğretisinin en önemli<br />

temsilcisidir ve 28 ciltlik bir simya ansiklopedisi<br />

yazmıştır.<br />

Roma İmparatorluğu ve Bizans İmparatorluğu'<br />

nda daha sonra da İslam ülkelerinde kimya<br />

tekniğinde büyük ilerlemeler olmuş, Aristoteles'in<br />

bütün maddeleri sonuçta dört öğeden<br />

oluştuğu, bunların birbirine dönüştüğü<br />

biçimindeki kuramı da Cabir İbn Hayyan,<br />

Ebubekir el-Razi ve İbn Sina gibi Arap<br />

simyacılar tarafından geliştirilmiştir.<br />

İbn Sina El-Fennü’l-Harmis nün Tabiiyat adlı<br />

kitabının mineralojiyle ilgili bölümünde mineralleri<br />

taşlar, ateşte eriyen maddeler, kükürtler<br />

ve tuzlar olarak dört gruba ayırmıştır.<br />

13. yüzyıla gelindiğinde simya tüm Avrupa<br />

kıtasında yaygın bir hale gelmiş, örneğin<br />

dönemin önemli bilim adamlarından Raymundus<br />

Lullus İngiltere kralı tarafından<br />

İngiltere’ye basit metalden altın üretmesi<br />

için davet edilmiştir. 13. yüzyılın başlarında<br />

dönemin ünlü simyacıları Roger Bacon<br />

(1214/1220–1292), Albertus Magnus ve<br />

Raymundus Lullus basit metalden altın üretme<br />

yöntemleri dışında simyanın diğer alanlarına<br />

yönelip, simyanın günümüz kimyasına yaklaşmasına<br />

öncü olmuşlardır.<br />

9<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


14. yüzyılda Katolik Kilisesi simya karşıtı<br />

taraf olmuş ve 1317 yılında Papa John<br />

XXII simyacılığı yasaklamıştır<br />

Geleneksel Dönem<br />

<strong>Kimya</strong> gerçek bir bilim haline ortaçağda<br />

gelmeye başladı. İsviçreli simyacı Paracelsus,<br />

modern kimyaya açılan yolun temel taşlarını<br />

oluşturdu. 18. yüzyılda kuramsal ve uygulamalı<br />

kimya 19. yüzyılda organoteknik ve<br />

fizikokimya 20. yüzyılda ise radyokimya, biyokimya<br />

ve kuantum kimyası gibi yeni dallar<br />

ortaya çıktı.<br />

Rönesans döneminde geçmiş yılların getirdiği<br />

kimya bilgisinin birikimiyle tıp ve kimyasal<br />

üretim alanlarında uygulamalı kimya ortaya<br />

çıktı. Bu dönemde, eczacılıkta inorganik<br />

tedavi maddelerinin kimyasal yöntemlerle<br />

elde edilmesine kemiatri (kimyasal tedavi) adı<br />

verildi. Kemiatrinin kimya temeline dayalı<br />

ilaç üretimi biçimindeki pratik amacının yanı<br />

sıra hastalıklar ve madde alışverişi olaylarının<br />

kimyasal yorumu gibi kuramsal bir amacı da<br />

vardı. Bu kuramsal amaçla ilgili yönelime<br />

iyatrokimya denir. Günümüzde kemiatrinin<br />

karşılığı farmasötik kimya ve kuramsal biyokimyadır.<br />

Johann Baptist Van Helmont (1580-1644) ve Johann Rudolph Glauber (1604-68) Rönesans kimyasının<br />

temsilcileridir. Suyun temel element olduğuna inanan Van Helmont 'un en önemli çalışmaları<br />

çeşitli süreçlerle gaz üretimini ilk kez açıkça gerçekleştirmesi ve deneylerinde teraziyi kullanarak<br />

kimyasal çalışmalara nicel özellik kazandırmasıdır. Glauber 'in en büyük başarısı ise yemeklik tuzu<br />

sülfürik asitle parçalayarak tuz asidi (hidroklorik asit) ve sodyum sülfat elde etmesidir. Sodyum<br />

sülfat dekahidrat günümüzde onun adıyla glauber tuzu olarak bilinir. Glauber ayrıca ilk kez metallerin<br />

tuz asidi içinde çözünmesiyle metal klorürlerin oluşacağını gösterdi.<br />

17. yüzyılda uygulamalı ve kuramsal kimya ayırımı vardı. Kemiatri, metalürji kimyası madencilik<br />

ve demircilik kimyası uygulamalı kimyanın içinde yer alıyordu. Kuramsal kimya ise betimlenebilen<br />

tüm doğa bilimleri anlamına gelen physica ‘nın içindeydi. Mekanikçi felsefe ile<br />

kimyanın etkileşimine en iyi örnek Robert Boyle ’nin çalışması oldu. İngiliz bilim adamı Robert<br />

Boyle 1661’de yayımladığı The Sceptical Chymist (Kuşkucu <strong>Kimya</strong>cı) adlı yapıtıyla Aristotelesçi<br />

görüşleri çürüttü. Böyle kimyasal elementleri maddenin parçalanmayan yapıtaşları olarak açıkça<br />

tanımladı ilk kez kimyasal bileşikler ile basit karışımlar arasında ayrım yaptı.<br />

Gazlar üzerinde yürüttüğü deneylerde gazların basıncı ile hacimleri arasındaki bağıntıyı belirleyen<br />

yasayı buldu ve ilk kez elementlerin ve bileşiklerin doğru tanımını yaptı. Böyle ayrıca havanın<br />

yanma olaylarındaki rolünü keşfetti ve havanın tartılabilir bir madde olduğunu söyledi.<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 10


17. yüzyıl ortalarına doğru maddedeki elementlerden<br />

birinin yanmaya neden olduğu ileri<br />

sürülmüştü ve 18. yüzyıl kimyanın temel sorunu<br />

yanma olayının (ateş ruhlarının işlevlerinin)<br />

açığa kavuşturulması oldu.<br />

Georg Ernst Stahl ( 1660- 1734) bu nesneye flojiston<br />

adını verdi flojiston kuramına göre yanıcı<br />

maddeler yanıcı olmayan bir kısım ile flojistondan<br />

oluşur. Bir yüzyıl boyunca kimyaya egemen<br />

olan bu kuram element kavramına uygun<br />

olmamakla birlikte kimyanın bilimsel gelişmesinde<br />

çok büyük rol oynadı.<br />

Cavendish Priestley ve Scheele çalışmalarında<br />

karbondioksit, oksijen, klor, metan (bataklık<br />

gazı) ve hidrojen gazlarını ayrı gazlar olarak<br />

tanımladılar. İlk kez suyun bir element olmayıp<br />

oksijen ile hidrojenin bir bileşiği olduğunu<br />

kanıtladı. Bu çalışmaların da yardımıyla flojiston<br />

kuramı yıkıldı. Havanın, biri oksijen<br />

Modern <strong>Kimya</strong> Dönemi<br />

öbürü azot olmak üzere iki gazdan oluştuğunu<br />

ilk keşfeden Fransız kimyacı Antoine Lavoisier<br />

oldu. Lavoisier yanma sürecini de açıkladı.<br />

Fizikçi de olan Antoine-Laurent Lavoisier (<br />

1743-94) kimyanın babası sayılır. Yanma ve oksitlenme<br />

olaylarının günümüzde de geçerli olan<br />

açıklamasını yaparak kimyada yeni bir çığır<br />

açtı. Kapalı kaplarda yaptığı deneylerde kimyasal<br />

tepkimeler sırasında kütlenin değişmediğini<br />

saptayarak, 1787’de kütlenin korunumu yasasını<br />

ortaya koydu.<br />

Kütlenin korunumu yasasıyla nicel kimya dönemi<br />

başladı. Lavoisier’den sonra 1798’de Alman<br />

kimyacı Richter birleşme ağırlıkları yasasını<br />

1799’da gene Alman kimyacı Proust sabit oranlar<br />

yasasını ve 1803’te İngiltere ‘den John Dalton<br />

katlı oranlar yasasını geliştirdi. Gay-Lussac<br />

ve Alexander Von Humboldt ‘ta bu dönemde<br />

önemli katkılar yapmışlardır<br />

Bu dönem, 19. yüzyıl ve sonrasını<br />

kapsar. Alessandro Volta'nın<br />

1800 'de iki metal levha<br />

arasına nemli bez ya da tuz<br />

çözeltisi koyarak elektrik akımı<br />

elde etmesi kimyada önemli<br />

gelişmelere neden oldu. Humphry<br />

Davy 1807 'de özel olarak<br />

geliştirdiği volta pilini kullanarak<br />

erimiş külden elektrik<br />

akımı geçirdi ve bu yolla önce<br />

potasyum adını verdiği elementi<br />

sonra da sodadan sodyum<br />

elementini ayırmayı başardı.<br />

Bu da elektrokimya dalında<br />

önemli adımlar atılmasını olanaklı<br />

kıldı.<br />

İtalyan fizikçi Amedeo Avogadro,<br />

1811'de gaz halindeki<br />

pek çok elementin birer atomlu<br />

değil ikişer atomlu oldukları ve<br />

aynı koşullar altında bulunan<br />

gazların eşit hacimlerinde eşit<br />

sayıda molekül bulunacağı varsayımını<br />

geliştirdi. Avogadro<br />

'nun bu varsayımını 50 yıl sonra<br />

1860'ta Stanislao Cannizzaro<br />

yasa düzeyine çıkardı. 1859'da<br />

Alman fizikçi Gustav Kirchhoff<br />

ve <strong>Kimya</strong>cı Robert Bunsen<br />

'in bulduğu tayf çözümleme<br />

tekniğinin yardımıyla da o<br />

güne değin bilinen elementlerin<br />

sayısı altmış üçü buldu.<br />

M. Berthelot termokimyanın<br />

temellerini attı. Raoult W.<br />

Ostwald Van't Hoff J. W. Gibbs<br />

Le Chatelier ve S. Arrhenius<br />

fiziksel kimyanın gelişmesinde<br />

önemli rol oynadılar.<br />

Heinrich Geißler (1814-1879)<br />

1854 yılında suyun en yüksek<br />

yoğunluğa 3.8 C° ulaştığını<br />

kendi icat ettiği bir mekanizmayla<br />

göstermiştir (daha sonra<br />

bu sıcaklığın 3.98 C° olduğu<br />

bulunmuştur).<br />

Elementlerin atom ağırlıkları<br />

ile fiziksel ve kimyasal özellikleri<br />

arasındaki bağıntıyı<br />

bulan Rus kimyacı Dimitriy<br />

İvanoviç Mendeleyev, 1871 'de<br />

ilk kez kimyasal elementlerin<br />

periyodik yasasını açıkladı.<br />

( İngiliz fizikçi H.G. Moseley<br />

1913'te X ışınımı yardımıyla<br />

elementlerin atom numaralarını<br />

saptadığında sıralamada atom<br />

numaralarının temel alınması<br />

gerçeği ortaya çıktı. Bundan<br />

sonra Mendeleyev'in tablosundaki<br />

boş olan yerler yeni<br />

keşfedilen elementlerle dolmaya<br />

başladı).<br />

11<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


F. Wöhler siyanür bileşikleriyle<br />

çalışırken üreyle formülü<br />

aynı olan amonyum siyanatı<br />

bileşimledi(sentez). Bu buluşla<br />

izomerleşme olgusu ortaya<br />

çıktı ve inorganik kimya ile<br />

organik kimya arasındaki<br />

farklılık ortadan kalktı.<br />

<strong>Kimya</strong> alanındaki çalışmalar<br />

sonraları maddelerin tepkime<br />

biçimleri, ısı etkisi, çözeltiler,<br />

kristallenme ve elektrolizle<br />

ilgili konulara yöneldi.<br />

Galvanizleme konularındaki<br />

gelişmelerden fiziksel kimya<br />

(fizikokimya) doğdu.<br />

Henri Becquerel 1896'da<br />

uranyumdaki doğal radyo aktifliği<br />

keşfetti ve 1900'de fizikçi<br />

Max Planck kuantum kuramını<br />

ortaya attı. Rutherford 19J9'da<br />

Havadaki azotu radyum preparatlarından<br />

salınan alfa taneciklerinin<br />

yardımıyla oksijene<br />

ve Hidrojene dönüştürerek ilk<br />

yapay element dönüşümünü<br />

gerçekleştirdi.<br />

Eugene Goldstein (1850-<br />

1930) ‘ın çalışmaları protonun<br />

varlığını ispatlamıştır. J. J.<br />

Thomson (1856 – 1940) kendi<br />

atom modelini geliştirmiş<br />

ve 1906 yılında Nobel fizik<br />

ödülünü kazanmıştır. Marie<br />

Curie (1867 – 1934)<br />

radyoaktiviteyi, Polonyum ve<br />

Radyum’u keşfetmiştir. Ernest<br />

Rutherford üç çeşit radyo<br />

aktifliği alfa parçacığı (+), beta<br />

parçacığı (-) ve gama ışınını<br />

keşfetmiştir. Bu gelişmelerin<br />

sonrasında ve öncesinde daha<br />

birçok bilim insanının katkısıyla<br />

kimya bilimi günümüze<br />

ulaşmıştır. 2011 yılı Birleşmiş<br />

Milletler tarafından uluslararası<br />

kimya yılı ilan edilmiştir.<br />

İnsanlık ile yaşıt olan <strong>Kimya</strong><br />

bilimi, günümüzde şu ana bilim<br />

dallarından oluşur: Analitik<br />

<strong>Kimya</strong>, Anorganik <strong>Kimya</strong>, Organik<br />

<strong>Kimya</strong>, Termodinamik,<br />

Spektroskopi, Fizikokimya,<br />

Biyokimya’dır.<br />

August Kekule'nin 1865'te<br />

kurduğu yapı kuramının<br />

genişletilmesi sonucunda<br />

sentez ve ayrıştırma yoluyla<br />

pek çok yeni madde elde<br />

edilebildi. Bu kurama göre<br />

atomlar değerliklerine karşılık<br />

gelecek biçimde bileşikler<br />

halinde birleşirler ve her<br />

atomun belirli bir değerliği<br />

vardır. Kekule' nin bu<br />

açıklamalarından sonra kimyasal<br />

bileşikler yeni bir biçimde<br />

değerlendirilmeye başladı.<br />

Örneğin su (H2O) H-O-H<br />

karbon dioksit (CO2) O-C-O<br />

biçiminde gösterildi.<br />

Genel bir özet yaparsak, Mısır,<br />

Mezopotamya, Antik Yunan,<br />

Roma döneminde <strong>Kimya</strong> tarihi<br />

büyük ölçüde simya denilen bir<br />

uğraşa dayanır. Bu uğraş İslam<br />

Medeniyeti, Ortaçağ ve Rönesans<br />

dönemlerinde de devam<br />

etmiştir. Ortaçağda yaşamış,<br />

kimyaya önemli katkılar getiren<br />

müslüman bilim adamları<br />

da vardır (Geber, El-Kindi,<br />

El-Razi, El-Biruni, El-Alhazen<br />

sayılabilir.)<br />

<strong>Kimya</strong> bilimi 17. yüzyıldan<br />

(Aydınlanma Çağı) itibaren<br />

gerçek bir bilim kimliğini<br />

kazanmaya başlamıştır.<br />

Endüstrileşmenin (19. yy.)<br />

başlamasıyla, endüstrinin ihtiyacı<br />

olan yöntemlerin, maddelerin<br />

ve tepkimelerin araştırılması,<br />

deneyciliğin gelişmesi<br />

kimyanın bilime dönüşmesine<br />

katkı sağlamıştır.<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 12


Modern <strong>Kimya</strong>nın başlangıcı 19.yy kabul edilir. John Dalton Atom Teorisi ile bu teorinin kurucuları<br />

arasında yer almıştır. Fransız kimyager Lavoisier modern kimyanın kurucusu olarak kabul<br />

edilir. Organik kimyanın gelişimine Friedrich Wöhler (19. yy.) organik bir maddeden inorganik<br />

bir madde elde ederek katkı sağlamıştır. Dimitri Mendelev (19. yy.) periyodik tablonun kurucusu<br />

olmuştur. 20 yy. da ise radyoaktivite, modern atom teorisi, kuantum kimyası gibi yeni gelişmeler<br />

meydana gelmiştir<br />

Kaynaklar :<br />

http://www.diyadinnet.com/YararliBilgiler-233&Bilgi=kimya’n%C4%B1n-tarihsel-geli%C5%9Fimi<br />

http://www.acilfrm.net/her-telden-egitim-konulari/451597-kimyanin-tarihsel-gelisimi.html<br />

http://www.kimya.tc/kimya-ve-kimyanin-tarihsel-gelisimi/2<br />

http://kimyaygs.blogspot.com.tr/2013/07/kimyann-tarihsel-gelisimi.html<br />

http://tr.wikipedia.org/wiki/<strong>Kimya</strong><br />

Görsel Kaynaklar :<br />

http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/alchemy-2.jpg<br />

http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/alchemy-c.gif<br />

http://www.nlm.nih.gov/exhibition/paracelsus/images/barlet2.jpg<br />

http://1.bp.blogspot.com/-mA4KOIj5ex0/T7twJBUrVNI/AAAAAAAAAaU/FjXxjIaiyTk/s1600/<br />

Alchemy-Workshop.png<br />

13<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


Vahit KENAR<br />

vahitkenar@gmail.com<br />

KIMYAGER<br />

(MEZUN)<br />

“Kauçuk<br />

Derneği”<br />

Sakarya<br />

Üniversitesi<br />

KAUÇUK ESASLI MATERYALLER VE<br />

GERİ DÖNÜŞÜM<br />

Hayatımızın vazgeçilmez bir polimeri olan<br />

kauçuk, günlük hayatta kullandığımız birçok<br />

materyalin yapı taşıdır. Rutin bir şekilde kullandığımız<br />

malzemelerin büyük bir kısmının<br />

yapılarının kauçuk materyallerden oluştuğu<br />

konusunda belki de çoğu bireyin bilgisi çok<br />

azdır. Geçenlerde bu konu hakkında kendi<br />

çapımda çevremdeki dostlarıma, komşularıma<br />

ve farklı sektörlerdeki arkadaşlarıma “Kauçuk<br />

deyince aklınıza ilk ne geliyor?” konulu bir<br />

anket yaptım. Tahmin ettiğiniz gibi verilen ilk<br />

cevaplardan biri lastik oldu.<br />

Yapmış olduğum bu yüzeysel anket sonucuna<br />

göre ne yazık ki kauçuk hakkında verilen<br />

cevapların çoğu lastikten ileri gidemedi. Bu<br />

durumun sonucunda bu yazımı kaleme alma<br />

gereği duydum. Öncelikle şunu belirtmek isterim.<br />

Sektörün gün geçtikçe daha da ileri gitmesi,<br />

yeni proje ve çalışmaların yapılması ve sürekli<br />

gelişmesi, “bizi bilen biliyor gerisi mühim<br />

değil” mantığından ziyade, kauçuğun hayatımızda<br />

stratejik bir malzeme olduğunu insanlarımıza<br />

anlatmamızdan geçer.<br />

Kauçukun temel hammaddesi olduğu ve günlük<br />

hayatta sıkça kullandığımız materyallere şöyle<br />

bir bakalım: Oto lastiği, hortum, sızdırmazlık<br />

contaları, eldiven, çizme, silgi, gemi ve doklar<br />

için kullanılan tamponlar, direksiyon körükleri,<br />

traktör, otomobil parçaları, motor takozları,<br />

metal bağlantı parçaları, demiryolu taşıtlarının<br />

aksam ve parçaları, iç mobilyalarında titreşim<br />

emici, motosikletlerin çeşitli aksamları, tekerlekli<br />

koltukların aksamları, kauçuktan matbaa<br />

makineleri blanketleri, manşonlar, apronlar,<br />

tıpalar, terlikler ve ayakkabı tabanı... Bu ürünler<br />

içinde oto lastiğinin yaklaşık %65’lik bir payı<br />

vardır. Ancak gelişen teknoloji ve değişen şartlar<br />

sebebiyle tabii kauçuktan günümüzde pek az<br />

ürün imal edilmektedir.<br />

Çoğu malzemenin hammaddesinde, petrolden<br />

elde edilen suni kauçuk kullanılmaktadır.<br />

Üründen istenen özelliklere göre (materyalin<br />

özellikleri, dayanma, fiyat vb.) tabii ve suni<br />

kauçuk, çeşitli oranlarda ek ve dolgu maddesi<br />

ile karışım olarak kullanılmaktadır.<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 14


Aşağıda verdiğimiz bazı kauçuk türlerine ve özelliklerine göz atabilirsiniz.<br />

15<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


Kauçuk Sektöründe Atık Oluşumu<br />

Günümüzde, teknolojinin hızla<br />

gelişmesiyle birlikte sektörler<br />

arası rekabet de doğru orantılı<br />

olarak ivme kazanmaktadır.<br />

Dünya şartları sürekli değişmekte<br />

ve sermaye de hızlı bir<br />

şekilde yer değiştirmektedir.<br />

Firmalar, rekabet güçlerini<br />

artırmak ve devamlılığını<br />

sağlayabilmek için sürekli<br />

müşteri segmentlerini, kaliteyi<br />

ve verimliliği artırmak<br />

mecburiyetindedirler. Yüksek<br />

verime sahip üretim, teknoloji<br />

ve yönetsel araçların kullanımıyla,<br />

daha az doğal kaynak<br />

sarfederek aynı veya daha<br />

fazla üretimin gerçekleştirilmesi<br />

gerekmektedir. Gelişen<br />

teknoloji ve kaynak israfıyla<br />

birlikte, küresel ısınma gibi<br />

sorunlar baş göstermektedir.<br />

Firmalar, artık daha az atık ve<br />

fireyle faaliyetlerini sürdürmek<br />

mecburiyetindedirler.<br />

Kauçuk sektörünün büyük<br />

kısmını otomobil lastiğinin<br />

oluşturduğundan söz etmiştik.<br />

Lastik firmalarının prosesleri<br />

sırasında kalıplama işlemlerinden<br />

önce bir takım hatalar<br />

sebebiyle (Elektrik kesilmesi,<br />

operatör kaynaklı hatalar,<br />

aşırı ısı artışı vb.) malzemenin<br />

erkenden pişmesi ya da aşırı<br />

vulkanizasyonun gerçekleşmesiyle<br />

elastik özelliğini yitirir.<br />

Elastik özelliğini yitiren malzeme<br />

tekrar kalıplanamaz ve<br />

arızalı ürün olarak hurdaya<br />

ayrılır. Kısmen veya tamamen<br />

yanmış kısımlar rafine<br />

artığı olarak adlandırılmaktadır.<br />

Bu atıklar, çoğu zaman<br />

yanıklı hamur içermelerinin<br />

yanında sağlam kısımlar da<br />

ihtiva etmektedirler. Bu tip<br />

hamurlara piyasanın tabiriyle<br />

“yanıklı hamur” denir. Birçok<br />

lastik eşya yapan firmaların en<br />

Ömrünü Tamamlamış Lastikler<br />

Bir diğer atık oluşum süreci de ömrünü tamamlamış<br />

lastiklerdir. Bu lastikler, kullanım ömürlerini<br />

yitirdikten ve araç altından söküldükten<br />

sonra "ömrünü tamamlamış lastik" olurlar.<br />

büyük sorunlarından birisidir<br />

bu hurdalar. Kauçuğun çok<br />

kıymetli ve dışarıdan tedarik<br />

edilen bir malzeme olmasından<br />

dolayı, bazı orta ölçekli firmalar,<br />

sağlam kısımları ayırmak<br />

için lastik firmalarından bu tip<br />

hurdalar satın alır. Satın alınan<br />

bu malzemeler, rafinasyon<br />

işlemine tabi tutulur. Yanık<br />

kısımlarından ayrılan hamur,<br />

otomobil lastik kaplamacıları,<br />

paspas, conta vb. materyal<br />

üretimi yapan firmalara yarı<br />

mamül olarak satılır. Ortaya<br />

çıkan atık, yanmış, vulkanize<br />

olmuş kauçuk da çöpe atılmaz.<br />

Bunlar da çeşitli malzemelerin<br />

yapımında dolgu malzemesi<br />

olarak kullanılır.(El arabası<br />

tekeri, traktör tekeri, halı saha<br />

zemini vs.)<br />

Lastiklerin diş derinliği belirli bir milimetreye<br />

(binek araç lastikleri için 1.6 mm’dir) düştüğü<br />

zaman, lastiklerin araçta kullanımı tehlikelidir.<br />

Fakat bazı lastikler araçtan söküldükten sonra,<br />

kaplanarak yeniden araçta kullanıma uygun<br />

hale getirilebilir. Bu sayede de bir süreliğine de<br />

olsa geri dönüşüm sağlanmış olunur. Özellikle<br />

kamyon, otobüs gibi araçların lastikleri kaplanabilmektedir.<br />

Yalnız bu kaplama işleminin de<br />

bir takım riskleri vardır. İyi bir kaplama işlemi<br />

yapılmaması facialara yol açabilir.<br />

Ülkemizde her yıl yaklaşık olarak 180.000 ton<br />

ömrünü tamamlamış lastik oluşmaktadır. (Kaynak:LASDER)<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 16


Bir diğer geri kazanım yöntemi<br />

de geri kazanım tesislerinde<br />

gerçekleşir. Tesise gelen<br />

lastiklerde ilk önce lastiklerin<br />

kalın tel kısımları ayrılır.<br />

Kalın tel kısımları ayrılan<br />

lastikler daha sonra, daha ufak<br />

parçalara ayrılırlar. Öğütme<br />

işlemleri sonucunda, lastiklerin<br />

elyaf (bez) ve tel kısımları<br />

ayrılır. Oluşan granül lastik<br />

parçaları da çeşitli elekler ile<br />

istenilen boyutlara getirilir.<br />

Burada oluşan granül lastikler<br />

kauçuk imalatında, halı saha<br />

zeminlerinde ve lastik karo taşı<br />

üretiminde kullanılmak üzere<br />

piyasaya arz edilir. Bazen de<br />

bu lastikler çimento fabrikaları,<br />

kireç-alçı fabrikaları gibi<br />

tesislerde ilave yakıt olarak<br />

kullanılmaktadır.<br />

Atık lastiklerin, ısıl değerleri<br />

28,000 kJ/kg ile 35,000 kJ/kg<br />

arasında değişmektedir. Uygun<br />

şartlarda atık lastiklerin yakılması<br />

mümkün olup, ısı enerjisi<br />

elde edilmesi gereken uygulamalarda<br />

kullanılabilmektedir.<br />

Yığma yapıların, kullanılmış<br />

oto lastiği ile depreme<br />

dayanıklı hale getirilmesine<br />

ilişkin bir takım çalışmalar<br />

yapılmaktadır. Dünya<br />

Bankası’nın ve düşük gelirli<br />

insanların teknoloji gerektiren<br />

servislerden faydalanabilmesi<br />

amacıyla her yıl düzenlediği<br />

“Development Marketplace”<br />

yarışmasında, 2003 yılı için<br />

desteklenmeyi hak eden projeler<br />

arasında yer alan bir çalışmada,<br />

kullanılmış lastiklerin<br />

yapısal güçlendirme malzemesi<br />

olarak kullanılması gündeme<br />

gelmiştir [1].<br />

Lastiklerin en önemli ve çevreye<br />

en az zararı olan yöntemlerden<br />

biri “piroliz” işlemidir.<br />

Piroliz de eski lastiklerin yakıta<br />

çevrimi için kullanılan metotlardan<br />

biridir. Teknik olarak<br />

piroliz, ısı ile organik kimyasal<br />

bağların kırılması prosesidir.<br />

Lastikler ele alındığında, yani<br />

lastikler piroliz sonucu, karbon<br />

siyahı, gaz, çelik ve yağa<br />

dönüşür ve daha sonra bunlar<br />

eritilir. Farklı miktarlardaki her<br />

ürün için piroliz ve eritmede<br />

farklı bir proses tanımlanır.<br />

Sıcaklık arttığında, daha fazla<br />

gaz üretilir. Sıcaklık azaldığında,<br />

yağ geri kazanılan ilk yakıt<br />

olur[1].<br />

17<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


Lastiklerin geri dönüşümü ile alakalı olarak, ülkemizde bir kaç firma bu konuya el atmış vaziyette.<br />

Ancak bu firmaların şu anki bertaraf yöntemleri, yakarak veya parçalayarak dolgu malzemesi<br />

olarak kullanımını sağlayabilmektedir. Oysa İtalyan Enerji ve Sürdürülebilir Kaynaklar Ulusal<br />

Ajansı tarafından yürütülen TyGRe projesi çerçevesinde, hurda lastikten silikon karbit ve sentetik<br />

gaz üretimi gerçekleştirilebilmekte, böylelikle silikon karbit, düşük maliyetle üretilerek ekonomiye<br />

kazandırılmaktadır.<br />

Trisaia’daki pilot fabrikadaki dev kazanlarda 1000 derece ısıtılan hurda lastiklerden hidrojen,<br />

karbonmonoksit, karbondioksit ve metan içerikli sentetik gaz yanında, daha sonra silikon karbite<br />

dönüştürülen silikonoksit elde ediliyor. Seramik ve elektronik cihazlarda kullanılan pahalı hammaddeler<br />

arasındaki silikon karbit, düşük maliyetle üretilerek ekonomiye kazandırılıyor. Saatte<br />

30 kg hurda lastik işleyecek kapasitedeki fabrika, ticari olarak kendini kanıtlarsa milyar dolarlık<br />

küresel pazara yeni bir yön verecek gibi gözüküyor[2].<br />

Kaynaklar :<br />

[1] Ertas, T. 1997, Zararlı Atıkların Ozon ile Oksidasyonu. İTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü Doktora<br />

Tezi, İstanbul<br />

[2] http://www.limitsizenerj.com/cevre/geri-donusum/2001-tygre-projesi-hurda-lastikleri-enerji-ve-degerli-hammaddeye-donusturuyor<br />

- 01.01.2014 Tarihinde Alındı<br />

[3] Guogıang, L., Stubblefıeld, M. A., Garrıck, G., Eggers, J., Abadıe, C., Huang, B. 2004, Development<br />

of waste tire modified cncrete. Cement and Concrete Research 34: 2283-2289.<br />

[4] Lagrega, M. D. 1994. Buckingham P.L., Evans J.C. Hazardous Waste Management. McGraw-<br />

Hill. 641-698 s.<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 18


İsmail BAYRAKTAR<br />

ismbyrktr@gmail.com<br />

YÜKSEK<br />

KIMYAGER<br />

(MEZUN)<br />

Adnan Menderes<br />

Üniversitesi<br />

“BOR”<br />

Geleceğimizin Enerji Kaynağı<br />

"Memleketimiz baştan nihayete kadar hazinelerle<br />

doludur. Biz o hazineler üzerinde aç kalmış insanlar<br />

gibiyiz. Hepimiz bütün bu hazineleri meydana<br />

çıkarmak, servet ve refahımızın kaynaklarını bulmak<br />

vazifesiyle mükellefiz."<br />

Mustafa Kemal ATATÜRK<br />

Adı<br />

Bor<br />

Simgesi<br />

B<br />

Atom No 5<br />

Yoğunluk 2,3gr/cm 3<br />

Metal Rengi Kahverengi<br />

Tabiattaki Hali Oksitli Bileşikle<br />

Ülke Rezerv 10 6 %<br />

Ton<br />

Türkiye 564 64<br />

A.B.D. 80 9<br />

B.D.T. 100 11<br />

G. Amerika 91 10<br />

Çin 36 4<br />

Kazakistan 15 2<br />

Toplam 886 100<br />

19<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


Günümüzden 4000 yıl öncesinde Tibet’te var<br />

olduğu bilinen bor, Babiller tarafından uzak<br />

doğudan getirterek altın üretiminde, Mısırlılar<br />

tarafından mumyalamada, Romalılarda cam<br />

yapımında, eski Yunanlılar ve Romalılarca temizlikte,<br />

MS 875 yılında Arap doktorlar tarafından<br />

ilaç olarak kullanılmıştır. İlk Borik Asit <strong>Kimya</strong><br />

öğretmeni William Homberg tarafından, ilk<br />

elementer bor da 1808 yılında Fransız kimyacı<br />

Gay-Lussac tarafından elde edilmiştir. Maden<br />

çeşitliği bakımından belirli bir zenginliğe sahip<br />

olmasına karşın olarak rezerv ve rezerv kalitesi<br />

açısından pek şanslı olmayan ülkemiz hammadde,<br />

yarı mamul, cam, porselen, seramik, tekstil,<br />

deterjan, metalürji, tarım, havacılık, nükleer,<br />

savunma gibi çok farklı sektörlerde kullanır.<br />

B o r ’ u n f i z i k s e l g ö r ü n ü m ü<br />

Bor kristallerinin SEM görüntüsü[1]<br />

Elmastan sonra en sert madendir. Stratejik öneme sahip Bor mineralleri, doğada yaklaşık 230<br />

çeşittir. Bunlardan ticari öneme sahip olanlar;<br />

Na2B4O7.10H2O boraks (tinkal),<br />

Na2B4O7.4H2O kernit (razorit),<br />

Ca2B6O11.5H2O kolemanit,<br />

NaCaB5O9.8H2O uleksit,<br />

propertit, pandermit<br />

ve CaMgB6O11.6H2O bor asittir[3].<br />

Türkiye’de bor yatağı işletmeciliği 1865’de<br />

Desmazures Compaigne Industrielle des Mazures<br />

tarafından Susurluk’un 9 km güneyinde<br />

Aziziye köyündeki yatakta başlamıştır. 1956’da<br />

Kütahya Emet yakınlarında bulunan kolemanit<br />

yataklarını Etibank’ın işletmeye başlaması ve<br />

1971-1978’de bor madenciliğinin devletleştirilmesine<br />

kadar çeşitli yerli ve yabancı şirketler<br />

tarafından işletilmiş ve ham maden olarak ihraç<br />

edilmiştir. Türkiye’de bor madenlerinin devletleştirilmesinden<br />

sonra, Etibank madenlerde<br />

konsantre yanında, Bandırma ve Kırka ’da bor<br />

cevherlerinden temel bor tuzlarını üreten tesisler<br />

kurulmuştur. [4].<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 20


NANOTEKNOLOJİ (NANOBOR)<br />

Uluslararası Bor Araştırma Enstitüsü ve Eti Madencilik Genel Müdürlüğü'nün borla ilgili çalışmalarının<br />

tanıtıldığı toplantı Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı'nda düzenlendi. Bu toplantıda birçok<br />

bor ile ilgili projeden bahsedildi. Bu projelerden biri Levent Özmen'in hidrojen enerjisiyle çalışacak<br />

ve egzozundan su buharı çıkaracak araç projesi. Bu tip araçların 10-12 yıl sonra piyasaya<br />

çıkabileceği söyleniyor.<br />

Bor ayrıca süper iletken olarak trenlerin ray üzerinde ancak raya dokunmadan<br />

gitmesini sağlıyor. Bu amaçla enstitü borla süper iletken ve mıknatıs üretmeyi de başardı.<br />

Böylece dışarıdan teknoloji satın almadan hızlı tren prototipleri yapılarak, denemelere başlanması<br />

amaçlanıyor. Daha sonra borun yanmayı geciktirici özelliği de tanıtıldı. Bor kullanılarak yapılan<br />

çadır ve bu madenle kaplanan ahşap evin yanmaması dikkat çekiciydi. Bu ürünlerde kullanılan<br />

kimyasal da Bor Araştırma Enstitüsü'nün kendi laboratuvarlarında üretiliyor.<br />

Ahşapların Bor ile kaplanması<br />

Hidrojenle çalışan bir araç<br />

NaBH4 + 2H2O = NaBO2 + 4H2<br />

21<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


Cam Sanayi<br />

BOR’UN KULLANIM ALANLARI<br />

Bor minerallerinin, en fazla tüketildiği alan cam<br />

sektörüdür. Bor, ergimiş haldeki cam ara mamulüne<br />

katıldığında onun akışkanlığını artırmakta,<br />

son ürünün yüzey sertliğini ve dayanıklılığını<br />

yükseltmektedir. Bor oksit özellikle; borosilikat<br />

cam, tekstil tipi ve izolasyon tipi cam elyaflarında<br />

yoğun olarak kullanılmaktadır.<br />

Temizlik Sektörü<br />

Sabun ve deterjanlara mikrop öldürücü (jermisit)<br />

ve su yumuşatıcı etkisi<br />

nedeniyle %10 boraks dekahidrat ve beyazlatıcı<br />

etkisini artırmak için toz<br />

deterjanlara %10-20 oranında sodyum perborat<br />

(mono veya tetra olarak)<br />

katılmaktadır. Sodyum perborat (NaBO-<br />

2H2O2.3H2O) aktif bir oksijen<br />

kaynağı olduğundan etkili bir ağartıcıdır.<br />

Alev Geciktirici<br />

Boratlar, çeşitli malzemelerde (ahşap,<br />

selülozik yalıtım, PVC ve tekstil) alev<br />

geciktirici amacıyla kullanılmaya başlanmıştır.<br />

Bor, yanan malzemenin<br />

üzerine oksijenle temasını kesecek şekilde<br />

kaplayarak yanmayı bastırır.<br />

Çinko borat, plastik malzemelerde; borik<br />

asit, boraks pentahidrat ve boraks<br />

dekahidrat gibi çözünebilir boratlar ise<br />

selülozik malzemelerde kullanılır. Bu<br />

malzemeler; tahta, kontrplak, ağaç fiber,<br />

kağıt ve pamuk gibi doğal<br />

fiberlerdir.<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 22


Tarım<br />

Bor, hücredeki şeker geçişini, hücre bölünmesi<br />

ve gelişimi, fotosentez<br />

metabolizmasını düzenler. Gereken miktarlarda<br />

bor olmadan da bitkiler<br />

büyüyebilir ve yaprak açabilir, ancak<br />

meyve veya tohum üretiminde kayıplar<br />

söz konusu olacaktır.<br />

Metalürji<br />

Bor bileşikleri, yüksek sıcaklıklarda<br />

düzgün, yapışkan, koruyucu ve<br />

çapaksız sıvı oluşturma özellikleri nedeniyle<br />

demir dışı metal sanayinde<br />

koruyucu cüruf oluşturucu ve ergitmeyi<br />

hızlandırıcı madde olarak<br />

kullanılmaktadır. Bor ilavesi çeliğin<br />

sertlik ve mukavemetini artırmaktadır.<br />

Çelikler 50 ppm düzeyine kadar bor<br />

ihtiva edebilirler.<br />

Uzay ve Havacılık<br />

Borun yanıcı fakat tutuşma sıcaklığının<br />

yüksek olması, yanma sonucunda<br />

kolaylıkla aktarılabilecek katı ürün<br />

vermesi ve çevreyi kirletecek emisyon<br />

açığa çıkarmaması ulaşım araçlarında<br />

bir avantaj olarak kabul edilmektedir.<br />

Bor kimyasalları füze yakıtı olarak<br />

kullanılabilmekte olup hidrojen diboran<br />

(B2H6) ve hidrojen pentaboran<br />

(B5H9) gibi borhidrürlerin uçaklarda<br />

yüksek performanslı potansiyel yakıt<br />

olarak kullanımı konusunda çalışmalar<br />

mevcuttur.<br />

23<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


ENERJİ<br />

Sodyum bor hidrürün (NaBH4), yanıcı/patlayıcı<br />

olmaması, çevreye dost bir ürün olması,<br />

reaksiyonu sonucu oluşan sodyum metaboratın<br />

(NaBO2) tekrar sodyum bor hidrüre<br />

dönüştürülebilmesi geri dönüşümlüdür.<br />

Elde edilen hidrojenin yarısının sodyum borhidrürden<br />

diğer yarısının ise sudan gelmesi,<br />

araçlarda yük ve yolcu taşıma yeri açısından<br />

problem yaratmaması gibi özelliklerinden<br />

dolayı hidrojenin depolanması konusunda diğer<br />

yöntemlere göre avantajlı durumdadır. Sodyum<br />

borhidrür, gelecek yıllarda hidrojenin yakıt<br />

olarak kullanılmasının yaygınlaşması ile birlikte<br />

enerji alanında önemli bir ürün haline gelecektir.<br />

Hidrojeni depolama özelliğinin yanı sıra,<br />

yakıt pillerinde doğrudan yakıt olarak da kullanılabilmektedir.<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 24


SAĞLIK<br />

Sağlıkta; metabolizmadaki bor, kalsiyum,<br />

magnezyum ve fosfor dengesini ayarlamakta<br />

olup sağlıklı kemiklerin oluşumuna, kasların<br />

ve beyin fonksiyonlarının gelişimine yardım<br />

eder. Bor Nötron Yakalama Tedavisi (BNCT)<br />

ile sağlıklı hücrelere zarar vermeden kanserli<br />

hücrelerin imha edilmesinde görev alan bor<br />

elementi, kanser tedavisinde yeni bir umut<br />

olmuştur[6].<br />

Çimento ve Yapı <strong>Kimya</strong>salları<br />

Bir bor minerali olan kolemanit, %8 oranında<br />

çimento üretiminde kullanılarak<br />

klinker pişirme sıcaklığını düşürmekte ve<br />

çimentonun özelliklerini iyileştirmektedir.<br />

Borlu çimento; mukavemet, su ve gaz<br />

geçirgenliği, hidratasyon ısısı gibi parametreler<br />

açısından portland çimentosuna<br />

göre daha iyi özellikler sergilemektedir.<br />

Hidratasyon ısısının düşük olması<br />

özellikle kütle betonlarında soğutma ihtiyacını<br />

önemli oranda azaltmaktadır[5].<br />

Dünyanın en büyük bor rezervlerine sahip olan Türkiye, bor minerali ve ticari boratlar üretiminde<br />

önemli bir yerdedir. Ancak sahip olduğu cevheri en iyi şekilde değerlendirebilmek için ürün<br />

çeşidini artırması ve özellikle bor ürünleri üretimine geçmesi gerekir. Bu konuda biz kimyagerler,<br />

bor üzerine daha çok kafa yormaya ve Ar-ge çalışmalarına daha çok zaman ayırmamız gerekir.<br />

Ulu Önder Atatürk’ün<br />

"Memleketimizin ekonomik<br />

kaynakları bütün dünyanın hırslarını<br />

çekecek verim ve servete maliktir."<br />

sözleri bize ilham kaynağı olsun.<br />

25<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


Kaynaklar :<br />

1. Uslu, İ., Gökmen, F. Ö., Aytimur, A. Polimerik Prekursörler ile Bor Karbür<br />

Sentezi. İnovasyon Türkiye Sunumu<br />

2. Buluttekin, B., 2008. Bor Madeni Ekonomisi. Ulusal İktisat Kongresi<br />

3. Kalafatoğlu, İ. E., ve Örs, S. N., 2003. 21.yy’da Bor Teknolojileri ve Uygulamaları.<br />

4. Wikipedia/Boron<br />

5. Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü (BOREN) Dokümantasyon Bölümü.<br />

6. Kahraman, G., Bor Nötron Yakalama (BNCT) Tedavisinde Kullanılan Hızlandırıcıya Dayalı<br />

Nötron Kaynakları. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 26


Anıl Yasin AKDOĞAN<br />

anil_yasin_akdogan@hotmail.com<br />

KIMYA<br />

TEKNIKERI<br />

(MEZUN)<br />

Balıkesir<br />

Üniversitesi<br />

“POLYESTER<br />

MAMÜLLERDE<br />

OLİGOMER<br />

SORUNU”<br />

Piyasada bulunan polyester lifleri, %1.5-4 kadar oligomer içermektedirler. Oligomerler; polimerizasyon<br />

derecesi (n) 10’un altında olan polietilentereftalat moleküllerinden oluşmakta olup, bir<br />

kısmı halkalı yapıya (çiklik), bir kısmı da düz zincirli (lineer) yapıya sahiplerdir. Düz zincirli<br />

yapıya sahip olan oligomerlerin, liflerin yüzeyinde ve terbiye cihazının çeperlerinde kristalizasyonu,<br />

çökmesi tehlikesi azdır. Sorun yaratan oligomerler, çiklik oligomerler olup bunlar içerisinde<br />

de çiklik trimerler en önemli rolü oynamaktadır.<br />

Çikliktrimer ( çiklo – tris – etilen glikol tereftalat )<br />

Liflerde başta tetramerler olmak üzere, başka halkalı oligomerler de bulunmaktadır. Polietilentereftalat<br />

esaslı liflerde halkalı trimer ve tetramer miktarı % 1.25 – 1.29 kadardır. Bunun % 0.3 –<br />

0.31’i tetramer, % 0.95 – 0.98‘i trimerdir.<br />

27<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


Halkalı trimer liflerde üç konumda bulunur;<br />

1. Liflerin içerisinde<br />

2. Liflerin yüzeyine sıkı bağlı<br />

3. Liflerin yüzeyine gevşek bağlı<br />

Elde edildikten sonra teksture, termofiksaj gibi ısıl işlem görmemiş liflerde trimerlerin hemen hemen<br />

tamamı liflerin içerisindedir. Yüzeydeki trimer oranı %0.004 – 0.007‘yi geçmez. Teksture ve<br />

termofiksaj gibi ısıl işlemlerde uygulanan süre 5-30 sn olur. Yine de yüzeyde ki oligomer miktarı<br />

% 0.02-0.04 civarında kalır ki, bu da sorun teşkil etmez.<br />

Ancak özellikle çektirme (HT) yöntemine göre yapılan boyamalarda liflerin içersindeki oligomerler<br />

lif yüzeyine çıkarak kristallenmeye başlamakta ve lif yüzeyine sıkı bir şekilde tutunmaktadırlar.<br />

Liflerin içersinden yüzeye çıkan trimerlerin bir kısmı ise flotteye geçmekte ve burada kristalleşmektedirler.<br />

Oligomer – boyama süresi ilişkisi<br />

Görüldüğü gibi, life sıkı olarak tutunmuş çiklik oligomer miktarı boyama süresine bağlı olarak çok<br />

değişmezken, artmaya devam eden kısım flotteden lifin yüzeyine geçerek, gevşek olarak tutunan<br />

kısımdır ve gerek mamülün görünümü açısından, gerekse daha sonra ki işlemlerde sorun yaratan<br />

oligomer kısmı da, bu lif yüzeyine gevşek olarak tutunan oligomerlerdir.<br />

Bunların neden olduğu sorunlar şunlardır;<br />

• Boyamanın canlılığını azaltma<br />

• Refleksiyon farklılıkları nedeniyle boyamanın düzgünsüz olduğu intibası uyandırma<br />

• Özellikle levent boyamalarda, iç tabakalarda oligomer filtrasyonu nedeniyle sargının dışı ile<br />

içi arasında farklı boyama<br />

• Boyama cihazlarında, özellikle pompa ve eşanjör üzerine çökerek, pompa ve ejanjör verimini<br />

düşürme<br />

• Mamül yüzeyi sivri bir şeyle çizildiğinde iz kalması<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 28


İplik boyamalarda ise;<br />

• Bobin, katlı büküm, örgü makinalarında sevk bilezik ve rolikleri veya iğnelerden geçerken<br />

oligomer tozu oluşması ve birikmesine,<br />

• Örgü iğnelerinin aşınmasını artırmaya neden olurlar.<br />

Görüldüğü gibi oligomerlerin yüzeye çıkması, birinci derecede çektirme yöntemine göre boyamalarda<br />

görülmektedir. Bu nedenle bu etkilerden kurtulmak için önlemler boyamadan önce, boyama<br />

esnasında ve boyamadan sonra alınabilirler.<br />

Oligamer sonucu bobin boyama makinelerinde oluşan kristaller.<br />

Kaynaklar :<br />

•Tekstil Ön Terbiyesi Prof. Doktor Pervin ANİŞ ( Resim kaynakları )<br />

•Tekstil <strong>Kimya</strong>sı ders notları<br />

29<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


Yavuz Selim KART<br />

kim_muhselim@hotmail.com<br />

KIMYA<br />

MUHENDISI<br />

(MEZUN)<br />

“Matlab ve<br />

<strong>Kimya</strong>”<br />

Cumhuriyet<br />

Üniversitesi<br />

Merhabalar Arkadaşlar;<br />

Şuana kadar yazılarımda çeşitli programların işleyicilerini, çalışma mantıklarını çeşit çeşit<br />

örneklerle anlatmaya çalıştım. Bu programlardan bazıları okullarda kullanılan, bazıları kullanılmayan<br />

programlardı. Kimileriniz gereksiz diye de düşünmüş olabilir. Bugün anlatacağım program ise<br />

temel Matlab kullanımı olacak. İçerikte ise Matlab kullanımını kimyager ve kimya mühendisleri<br />

için örneklendireceğim. Örnekleri Google yardımı ile buldum. Sadece anlatmak istediğim bu programın<br />

bazı işlemlerimizi nasıl kolaylaştırdığı ve yardımcı olduğudur.<br />

Matlab nedir? Wikipedia bizim için şöyle bir açıklama yapmış:<br />

“MATLAB (matrix laboratory) sayısal hesaplama ve dördüncü nesil programlama dilidir.<br />

MathWorks tarafından geliştiriliyor. MATLAB, matris işlenmesine, fonksiyonlar ve veri çizilmesine,<br />

algoritmalar uygulanmasına, kullanıcı ara yüzü oluşturulmasına ve diğer dillerle yazılmış<br />

programlar ile etkileşim oluşturulmasına izin verir. C, C++, Java, ve Fortran dillerini içerir.”<br />

Yani bizim çeşitli matematik işlemlerini hesaplamalarını kolayca yapabilmemizi sağlayan, bizi ağır<br />

matematiksel işlemler altında ezilmekten kurtaran, zamanımızı daha verimli kılan bir araç…<br />

Programı açtığımızda karşımıza şu ekran gelir.<br />

Resim 1: Matlab Komut Ekranı<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 30


Fx yazan yerin karşısına yapacağımız işlemleri yazıyoruz.<br />

Örneğin; 2+3 yazdığımızda sistem bize 5, 10*10 yazdığımızda ise 100 sonucunu verecektir. Tabi<br />

yapılacak işlemler bu kadar basit değil. Daha çok işlem yapabilirsiniz.<br />

Temel komutlar<br />

Clc: Ekran aşırı dolduysa bu komut ile silme işlemi yapabilirsiniz.<br />

Help: Ekrana size yardımcı olacak yardım dosyalarını getirir.<br />

Şimdilik bu iki komutla yetinelim. Çünkü genel yapılan işlemler hep diziler üstünden gidiyor.<br />

Komutları burada tek tek anlatmam, mantıksız geleceği için size örnekler içinde göstereceğim.<br />

Şimdi matris nasıl oluşturulur ona bakalım. 2*2 bir matris oluşturmak istiyoruz nasıl yapacağız.<br />

A = [1 2; 3 4];<br />

İfadesi şeklinde yapacağız. İyi de burada 2*2 olduğu nerden belli.<br />

; -> ifadesi sütunları ayırır.<br />

, -> ifadesi satırları ayırır.<br />

Buna göre burada matris oluşturacağımız zaman ne yapacakmışız.<br />

A = [1,2; 3,4];<br />

ile tanımlama yapacağız. A diyecek, eşittir açıp köşeli parantezler içine değerlerimizi belirtip yazacağız.<br />

Kaç satır kaç sütun istiyorsak ona göre belirteceğiz. Matlab geniş bir program her şeyini<br />

burada anlatmam mümkün değil. Şimdi bir örnek yapalım. Aşağıdaki resime bakalım. Bu resimdeki<br />

gibi bir sisteminiz olsun elinizde. Hesaplaması biraz zaman alır değil mi?<br />

Resim 2: Mixer Sorusu<br />

31<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


Şimdi bu sistemde çeşitli girişler çıkışlar var bazılarının oranları mevcut. Bizden istenen ise A,B,C<br />

nedir?<br />

A,B,C matematiksel işlemler ile işlem biraz zaman alabilir. Şimdi Matlab kullanarak bu işlem nasıl<br />

kolay yapılıyor görelim.<br />

Resim 3: Çözüm işlemi<br />

Solve komutu yardımıyla işlemi dizi gibi benzetip işlemi çözdürdük. Yani matris sistemi kurup<br />

yapmış gibi olduk. Tek satır 3 sütun bir işlem.<br />

Burada Ksilen işlemi ile ksilenler alınıyor.<br />

Toluen işlemi ile tolüenler, benzen işlemi için benzen olanlar alınıyor. Kütle denkliği dersi görenler<br />

bilirler.<br />

0,5*A +0,3*B =0,4*C -> işlemi bize ksilen sistemini veriyor.<br />

0,2*A +0,3*B =0,2*C -> işlemi bize tolüen sistemini veriyor.<br />

0,3*A +0,4*B +100=0,4*C işlemi ise bize benzen işlemini veriyor.<br />

İşlemi çözdürdüğümüz zaman sonuç olarak karşımıza şunlar geliyor.<br />

Resim 4: Matlab çözümü işlemi<br />

Ne kadar kolay oldu değil mi? Bu gibi işlemlerde Matlab kullanmak oldukça keyifli ve kullanışlı<br />

olur kanaatindeyim.<br />

Tabi sadece kimya mühendisleri değil, kimyager arkadaşlar içinde oldukça kullanışlı bir program.<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 32


Nasıl kullanacağız yine bir örnek üzerinden gidelim. Basit bir örnek olacak; ama maksat fikir vermesi.<br />

Resim 5: Tepkime denklemi<br />

Şekilde tepkime denklemi görmektesiniz. Bu denklemi Matlab yardımı ile çözeceğiz.<br />

İşlemleri yaparken matris çözme mantığından faydalanacağız. Aynı olan şeyler hep bir tarafta olacak.<br />

Resim 6: Her bir atomun karşılıkları<br />

Şimdi üstteki resmi inceleyelim. Bu resimde x1 katsayısı için karbona bakalım. CH4 olan yerde C<br />

atomu bir tane olduğundan 1*X1 yazıyoruz. O2 tarafında karbon olmadığından 0*X2 yazıyoruz.<br />

Tepkime başladığı için = ifadesini yerleştiriyoruz ve diğer ifadelere bakıyoruz. 1*X3 yazıyoruz<br />

ve 0*X4 yazıp karbon işlemi için olayı kapatıyoruz. Diğerleri de bu mantıkla yapılıyor. Bunları<br />

yaptıktan ve gerekli ifadeleri düzelttikten sonra karşımıza şu ifade çıkacak.<br />

Resim 7: Düzenlenmiş denklem ifadesi<br />

Denklemimiz oluştu. Şimdi bu ifadeyi matris biçiminde Matlab’a geçireceğiz.<br />

Resim 8: Denklem ifadesinin matlab tarafına yazdırılışı<br />

33<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


Denklem ifademizi bu şekilde Matlab’a yazacağız. Denklem ifadesini çözeceğiz. Burada A ve b<br />

ifadelerini matlaba olduğu gibi yazacağız. Çözdürmek istediğimiz işlem katsayılar çünkü. Bunları<br />

matlaba girdik mi? Şimdi yapacağınız işlem ise bu işlemi çözdürmek.<br />

Resim 9: İşlemin Matlab’da çözdürülmesi<br />

inv(A)*b ifadesini kullanıp katsayıları çıkarıyoruz.<br />

Buradan çok da mantıklı bir sonuç çıkmadı gibi değil mi? Neden çünkü sayılar küsuratlı ifadeler.<br />

Şimdi ifademizi daha düzgün bir hale getirelim.<br />

Resim 10: İşlemin düzgün hali.<br />

Son resimde görüldüğü üzere Matlab ile bir kimyasal denklemi çözmüş olduk. İlerleyen sayılarda<br />

bilgi birikimim ve gücümün yettiğince redoks tepkimeleri eşitleme ve kolon sistemleri ile ilgili<br />

örneklerde anlatacağım. Bunları kullanarak bilgi birikiminizde kalıcılık sağlayabilirsiniz. Çok<br />

kolay işlemler değil. Pratik yapmanız ve elinizde Matlab programının olması şart. Programı bazı<br />

üniversiteler veriyorlar, bazı üniversitelerde ise bu program yok. Google aracılığı ile ulaşıp edinebilirsiniz.<br />

Buradan buluş yöntemi anlatmayacağım. Kullanımı kısaca böyledir. İşlemlerinizi kısaltır<br />

ve sadeleştirebilirsiniz. Programda grafik çizimi vs gibi işlemlerde mevcut zaman oldukça, dergi<br />

sürdükçe sizlere bunları anlatmaktan büyük zevk duyacağım. Takipte kalın sevgiyle kalın.<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 34


Kaynaklar :<br />

http://fie-conference.org/fie96/papers/238.pdf<br />

http://ismailari.com/blog/matlab-programlamaya-giris/<br />

rasimavci.com/matlab/KIMYA_MUHENDISLIK_SORULAR_1.pptx<br />

http://tr.wikipedia.org/wiki/MATLAB<br />

Görsel Kaynaklar :<br />

Görsel kaynaklar tarafıma aittir.<br />

35<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 36


İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />

Yararlı Siteler<br />

<strong>Kimya</strong> ile ilgili sunumlar genel herkesin problemi. Bazen<br />

zaman bulamayız, bazen ise üşeniriz vs. Böyle zaman bulamadığımız<br />

ya da üşendiğimiz ya da herhangi bir fikir nasıl<br />

yapacağımız aklımıza gelmediği zamanlarda böyle siteler<br />

altın konumuna geçiyor. Sizlere hem fikir verir hem de<br />

yardımcı olur. Güzel bir site inceleyin. Keyfine varın.<br />

http://www.worldofteaching.com/chemistrypowerpoints.html<br />

<strong>Kimya</strong> ile ilgili kaynak sıkıntısı malum. Türkçe döküman ile<br />

işini görenler diyecekler ki ne gereği var. Biz paylaşıyoruz<br />

ki malum tez vs değişik şeylerde kaynak taraması yaparken<br />

zorlanmayın. Bu sitede bu noktada ücretsiz kaynakları ile<br />

oldukça güzel. Kendi kütüphanesini yapanlarda indirebilirler.<br />

Tavsiye ediyoruz.<br />

http://www.e-booksdirectory.com/listing.php?category=152<br />

Son sitemizde kimya ile ilgili oyun, alıştırma içeren ingilizce<br />

bir site. Ama ne yaptın sen? Hep ingilizce hep ingilizce diye<br />

sesler geliyor gibi. Türkçe çok bir şey yok arkadaşlar. Sizler<br />

daha çok çalışıp Türkçe bir şeyler çıkaracaksınız. Siteyi<br />

inceleyin cidden eğlenceli içerikller mevcut.<br />

http://www.sheppardsoftware.com/Elementsgames.htm<br />

37<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />

<strong>Kimya</strong> Bulmacasi<br />

1<br />

2 3<br />

4<br />

5<br />

6<br />

7<br />

8<br />

9<br />

10<br />

Soldan Saga<br />

2. Kristal yapisinda belirli miktarlarda su molekülü içeren<br />

bilesiklerdir.<br />

5. Bir çözeltinin en fazla miktardaki bileseni veya çözeltiye<br />

fiziksel halini veren bilesendir.<br />

6. Filiz yapan 6A grubu elementleri.<br />

8. Bir atom çekirdegine herhangi bir nükleer tanecigin<br />

gönderilmesi.<br />

9. Isik tanecig. Isik isininin enerjisi bu fotonlar içinde<br />

yogunlasmistir.<br />

10. Bir çözelti içerisindeki küçük iyon veya moleküllerin yari<br />

geçirgen bir zardan geçmesi ve büyük iyon veya<br />

moleküllerin geçmemesi islemi.<br />

Yukaridan Asagiya<br />

1. Çözeltide çözünmüs olan göreceli madde miktaridir.<br />

Düsük konsantrasyonlu çözeltilere seyreltik yüksek<br />

konsantrasyonlu çözeltilere derisik çözelti denir.<br />

3. Gaz moleküllerinin küçük bir delik araciligiyla bir kaptan<br />

daha düsük basinçli ortama yayilmasi.<br />

4. Bir çözeltide iki tuzun etkilesimi veya sicaklik degisiminin<br />

çözünürlüge etkisi sonucu çözünmeyen kati bir bilesigin<br />

olusmasi....<br />

7. Bir ortamda enerji tasiyan egilim.<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 38


INOVATIF İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />

9<br />

Ç<br />

6<br />

M<br />

O<br />

8<br />

L<br />

5<br />

B<br />

<strong>Kimya</strong> Bulmacasi<br />

3<br />

K<br />

7<br />

1<br />

H<br />

2<br />

Ç<br />

A L K O J E N Ö<br />

C<br />

I<br />

4 B<br />

Ü<br />

O M B A R D i M A N<br />

I<br />

S<br />

i<br />

A N T A N I T L E R<br />

D<br />

I<br />

R<br />

G<br />

Ç<br />

Ö K E L M E<br />

10<br />

K<br />

N<br />

I M Y A<br />

E<br />

Geçen Ayın Çözümü<br />

Z<br />

E<br />

N<br />

Soldan Saga<br />

3. Filiz yapan 6A grubu elementleri. [KALKOJEN]<br />

5. Bir atom çekirdegine herhangi bir nükleer tanecigin<br />

gönderilmesi. [BOMBARDiMAN]<br />

8. Lantanyum (89La) elementinden sonra gelen ve 5f<br />

orbitallerinin dolmasiyla olusan 14 element.<br />

[LANTANITLER]<br />

9. Bir çözeltide iki tuzun etkilesimi veya sicaklik degisiminin<br />

çözünürlüge etkisi sonucu çözünmeyen kati bir bilesigin<br />

olusmasi. [ÇÖKELME]<br />

10. Maddelerin özellikleri ile maddeler arasi etkilesimleri<br />

inceleyen bilim dali. [KIMYA]<br />

Yukaridan Asagiya<br />

1. Maddenin uzayda kapladigi bosluk. [HACIM]<br />

2. Bir çözeltinin miktar olarak az bulunan bilesenleri<br />

[ÇÖZÜNEN]<br />

4. Birim yüzeye uygulanan kuvvet [BASiNÇ]<br />

6. 6,02•1023 adet tanecik, atom veya molekül. [MOL]<br />

7. Elementlerin elektron olarak bir degerlikten daha düsük<br />

degerliklere geçmesi. [INDIRGENME]<br />

39<br />

İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>


İNOVATİF<br />

<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />

Bende Yazmak İstiyorum<br />

Dergide bende yazmak istiyorum benim de<br />

yazılarım olsun diyorsanız.<br />

***Yazacağınız konuyu belirleyin. (<strong>Kimya</strong> içeriği olan herhangi bir konu olabilir) Örnek: Polimerden<br />

ya da organikten bir konu ya da sanayide gördüğünüz bir şey ile ilgili bir konu. Kendi cümleleriniz<br />

ile olması şart. Alıntı alıyorsanız kesinlikle kaynak belirtmelisiniz.<br />

***Konuda kullanılan resimlerin kaynakları belirtilmeli.<br />

***Yazılar kesinlikle facebook üzerinden bizlere gönderilmemeli. Çünkü bu oldukça işimizi zorlaştırıyor.<br />

Yazılar inovatifkimyadergisi@gmail.com adresine gönderilmeli.<br />

***Dergi editörlerimiz olan<br />

Ayşe Emir, Caner Kavraz,Aybike Kurtuldu,Seda Çoban, Merve Erkoç arkadaşlarımıza ulaşması<br />

gerekmektedir.<br />

***Yazıları gönderdikten sonra kendiniz ile ilgili bilgileri de mail ile bize göndermelisiniz. Yoksa<br />

yazınız yayınlanmayacaktır.<br />

***Ad Soyad<br />

Ulaşılabilecek Mail Adresi(Hızlı ulaşılabilecek sık kullanılan bir mail olmalı)<br />

Bitirdiğiniz ya da okumakta olduğunuz Üniversite İsmi<br />

Çalışıyor iseniz çalıştığınız kurumdaki pozisyonunuz.<br />

Dergiye koyabileceğimiz türden bir profil resminiz.<br />

*** 2014 Mayıs ayı sayısı için yazılarınızın son teslim tarihi. 20 Nisan 2014 dür.<br />

Her ayın son yazım tarihi 20. de bitecektir. 20. den sonra göndereceğiniz yazılar<br />

Bir sonraki ay yayınlanacaktır.<br />

***Ve son olarak kopyala-yapıştır ile yazıyı ben yazdım gönderiyorum derseniz yazınız kesinlikle<br />

yayınlanmaz. Bu şekilde yazı olmaz. Böyle uyanıklık yapıp kolaya kaçmak fark edilmeyecek bir şey<br />

değil. Sonuçta yazılarınızı okunuyor araştırılıyor. Bir şeylere emek verip orjinal şeyler çıkarırsanız<br />

rağbet görürsünüz. Lütfen bu konulara dikkat edelim.<br />

***Yazılarınızı word dosyası halinde maile atacaksınız. Resimleriniz varsa da konu içinde aralarda<br />

en az bir tane resim olsun. Fikir düşünce tarzı kimya sektöründe sorun yazıları çözüm yazılarında<br />

olmayabilir ama diğer konularda en az bir tane olmalı çünkü görsellik yazıya çok şey katıyor.<br />

***Şimdilik aklımıza gelenler bunlar sorun olursa eklemeler-çıkarmalar yaparız.<br />

***<strong>İnovatif</strong> <strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> gönderdiğiniz yazıların yayınlanıp yayınlanmaması hakkını elinde tutar.

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!