PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!
SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />
YIL : 2 SAYI : 5 MAYIS 2014<br />
-Süt<br />
-Taş<br />
-Bitkiler Dünyamızı Temizliyor<br />
-Kaya (Şeyl) Gazı<br />
-Excel ve <strong>Kimya</strong><br />
-Haberler<br />
-Bulmaca<br />
-Yararlı Siteler
Sahibi :<br />
<strong>İnovatif</strong> <strong>Kimya</strong><br />
<strong>Dergisi</strong> Kurucuları<br />
Genel Yayın Yönetmeni :<br />
Yavuz Selim Kart<br />
Yayın Danışmanı :<br />
Sevgili <strong>İnovatif</strong> <strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> Okuyucuları,<br />
Dergimiz <strong>Kimya</strong> hakkında bilgiler vermesi, siz okuyucularımızın ufkunu<br />
açması, bildiklerimizin pekiştirilmesi, bilmediklerinizin öğrenilmesi amacıyla<br />
hazırlanmıştır.<br />
Dergimiz sizlerin göndereceği makaleler, yazılar ile oluşacaktır.<br />
Diğer bir deyişle bu derginin içeriğini sizler hazırlayacaksınız. Dergimizin<br />
içeriğinde<br />
* <strong>Kimya</strong> Sektörü ile ilgili bilgiler<br />
* <strong>Kimya</strong> Sektörü ile ilgili yazılar ve makaleler<br />
olacaktır.<br />
Ayrıca çeşitli bulmacalar,hos yazılar ve resimler ile de sıkılmayacağınızı ümit<br />
ediyoruz.<br />
Güzel bir dergi olacağı düşüncesindeyiz. Fayda sağlaması dileklerimizle...<br />
<strong>İnovatif</strong> <strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />
Ayşe Emir<br />
Dergi Editörleri :<br />
Ayşe Emir<br />
Aybike Kurtuldu<br />
Seda Çoban<br />
Merve Erkoç<br />
Dergi Tasarımı :<br />
Yavuz Selim Kart<br />
Facebook Yönetimi :<br />
Yavuz Selim Kart<br />
Hatile Moumintsa<br />
Ayşe Emir<br />
Twitter Yönetimi :<br />
Yavuz Selim Kart<br />
Büşra Yılmaz<br />
Haber Bölümü :<br />
Ayşe Emir<br />
Bize Ulaşın<br />
facebook.com/Inovatif<strong>Kimya</strong><strong>Dergisi</strong><br />
twitter.com/Inovatif<strong>Kimya</strong><br />
Bu <strong>Sayı</strong>da Yazanlar :<br />
Vahit Kenar<br />
Yavuz Selim Kart<br />
İsmail Bayraktar<br />
Osman Üren<br />
Halil Kılıç<br />
Osman Eren<br />
inovatifkimyadergisi@gmail.com<br />
instagram.com/inovatifkimyadergisi
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />
KURALLARI<br />
1. <strong>İnovatif</strong> <strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>, yazılarını herhangi bir<br />
makalenizde veya yazınızda kullanmak için yazısını<br />
aldığınız kişiye mail atarak haber vermek durumundasınız.<br />
Ayrıca kullanmış olduğunuz bu yazıların<br />
kaynağını bu dergi olarak belirtmek durumundasınız.<br />
2. Dergide yazılan yazıların sorumluluğu birinci<br />
derece yazara aittir. Bu konu hakkında eğer bir sorun<br />
yaşıyorsanız ilk yazara ulaşacaksınız.<br />
3. Dergide yer alan bilgileri kullanarak başınıza gelebilecek<br />
felaketlerden ya da işlerden dergi sorumlu<br />
değildir.<br />
4. Dergide yazarların kullanmış olduğu resimler kesinlikle<br />
kaynak belirtilmektedir. Aksi durum olduğu<br />
zaman bunu yazarın kendisine ulaşarak hallediniz.<br />
Çünkü bizim yazarlarımızdan ricamız telif haklarına<br />
riayet ederek resimlerini dökümanlarına eklemeleri.<br />
Burdan çıkacak problemlerden direkt yazarlar<br />
sorumludur. Dergi sorumlu değildir.<br />
5. Dergide benim de yazım olsun diyen yazarlarımız<br />
var ise. Yazıları için AYŞE EMİR ile konuşmaları<br />
gerekmektedir.<br />
www.facebook.com/groups/147842018740235/<br />
Grubu aracalığı ile ulaşabilirler.<br />
Bu gruba yanlızca yazarlık yapan ve gerçekten yazmayı<br />
düşünen arkadaşları almaktayız. Burada çeşitli<br />
görüşler fikirler tartışılmaktadır. Bunun harici sayfamızı<br />
takip edenler için girişteki ÖNSÖZ kısmında<br />
gerekli adresler mevcuttur.<br />
6. Aşırı yazar bolluğu olmadığı takdirde her yazıyı<br />
yayınlamaya gayret edeceğiz. Amacımız hem yazan<br />
hem de bilgili güzel bir gençlik sağlamaktır. Ya<br />
benim yazım niye yayınlanmadı tarzı soruları üstte<br />
belirtmiş olduğum isimlere sorabilirsiniz.<br />
7. Sayfamızda yayınlanmasını istediğiniz yazıları<br />
inovatifkimyadergisi@gmail.com mail adresine<br />
göndermeniz rica olunur. Bu mail adresine gönderdiğiniz<br />
yazılarda bir eksiklik var ise editörlerimiz<br />
tarafından incelenecektir. Eksik kısımları var ise size<br />
geri dönüş yapılacaktır. Düzeltmeniz için tavsiyelerde<br />
bulunulacaktır. Lütfen geri dönüş yapılınca<br />
bunu kendinizi küçümsemek olarak görmeyin.<br />
Amaç daha güzel bir dergi çünkü.<br />
8. Dergimizde konu gönderen arkadaşlar, bazı tarz<br />
yazılar bazı kişilere verilmiştir. Misal , Ünlü bir<br />
kimyagerin hayatı ve kimya eğlence tarzı bölümler<br />
bazı arkadaşlarımıza verilmiştir. Bu konuları özellikle<br />
isteyenler olmuştur. Ama bu sizin bu konularda<br />
yazı yazmayacağınız anlamına gelmez. Yazı yazıp<br />
gönderirseniz illaki yayınlanacaktır. Bir yazar arkadaşımızın<br />
olur ya işi olur yazamassa, o zaman o<br />
yazıyı sizin adınız altında ekleriz. Hem dergi zaman<br />
kaybetmemiş olur. Hem de süreklilik sağlanmış olur.<br />
Ayrıca aynı konu hakkında birden fazla yazı dergide<br />
olursa bu seferde dergi amacından sapmış olur.<br />
9. Dergimize göndereceğiniz yazılar en fazla 6 sayfa<br />
olabilir. 6 Sayfayı geçmemeye çalışın. Geçen yazılar<br />
2 bölüm halinde yayınlanabilir. Bu konuda son söz<br />
hakkı dergi yönetimine aittir.<br />
<strong>10</strong>. Dergimize yapacağınız eleştirileri de arkadaşlarımıza<br />
saygısız bir biçimde değilde ölçülü bir<br />
biçimde sayfalarda yapmaya dikkat ediniz. Bu işi<br />
herkes gönüllü yapıyor. Saygıda lütfen kusur etmeyiniz.<br />
11. Son olarak Dergimizde yazabilecceğiniz konular<br />
aşağıda listelenmiştir.<br />
*Akademik Makaleler<br />
*Endüstriyel Yazılar<br />
*Üniversite Hayatında <strong>Kimya</strong><br />
*İş Hayatında <strong>Kimya</strong><br />
*Laboratuvar Üzerine<br />
*<strong>Kimya</strong> Güvenliği<br />
12. Bu konulardan baska konular olsun istiyorsanız.<br />
Edtörlere ve vermiş olduğumuz gruba ulaşabilirsiniz.Yazılarımız<br />
<strong>Kimya</strong> içeriği dışına çıkmamaya<br />
çalışılacaktır. İş hayatı ve okul hayatnda kişisel<br />
gelişime yönelik ek yazılar olabilir. Bunun hakkında<br />
da çalışmalar yapılacaktır.<br />
13. Dergi tasarım ve yönetiminden sorumlu arkadaş<br />
buraya ek maddeler koyup değiştirme yetkisine<br />
sahiptir.<br />
14. Dergiyi okuyanlar bu kuralları kabul etmiş<br />
sayılırlar.<br />
<strong>İnovatif</strong> <strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>
“EDİTÖRDEN”<br />
Merhaba <strong>İnovatif</strong> <strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />
Okuyucuları<br />
Onuncu sayımızda siz değerli okurlarımızla birlikte olmanın gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz.<br />
Dergimizde her ay farklı yazarları görüyorsunuz. Çünkü biz yazarlarımıza ‘’Her ay yazmayabilirsiniz,<br />
müsait olduğunuzda yazabilirsiniz diyoruz.’’ İlk sayımızdan bu yana dergimizde 36<br />
farklı isim yazı yazdı. Dergimizin genel yayın yönetmeni, bir ay bile aksatmadan dergimize<br />
yazı yazan tek yazarımız. Emeklerinden dolayı genel yayın yönetmenimize teşekkür ediyoruz.<br />
İkinci olarak da Vahit Kenar yazarımızın 9 yazısını yayınladık, ilk sayımızdan bu yana bize<br />
yazı göndermeye devam ettiği için kendisine teşekkür ediyoruz. Bizlere yazı göndermek isteyip<br />
de işlerinin yoğunluğundan dolayı yazı gönderemeyen yazar adaylarımız var. Bizlere ileride<br />
yazı göndereceğiz diye söz veren 76 tane yazar adayımız var.<br />
Önceki sayılarımızda da belirtmiştim, biz şirketleşmedik, sosyal medya ile ismimizi duyurmaya<br />
çalıştık. Facebook sayfamızda diğer uluslardan da sayfamızı takip eden okurlarımız var,<br />
bunların sayısı 170; Azerbaycan 62, Almanya 21, Yunanistan 17, ABD 7…Bu hafta İnstagramda<br />
da sayfa açtık. Kısa zamanda web sitesi açmayı düşünüyoruz.<br />
Gelelim bu ay yayınladığımız yazılara; ‘’Ozon’’ yazısında, kullandığımız ürünlerden ozon<br />
tabakasına zararlı olan ürünler ve ozon tabakası anlatılmış. ‘’Taş’’ yazısında taşın oluşumu<br />
ve taşın kimyasından bahsedilmiş. ‘’Bitkiler Dünyamızı Temizliyor’’ yazısında doğal arıtma<br />
sistemleri kullanılarak daha ucuz ve etkin arıtma sistemleri kullanılmasını, bu arıtma sistemlerinin<br />
de bitkiler olduğu vurgulanmış. ‘’Kaya( Şeyl) Gazı’’ yazısında, kaya gazından gelişen<br />
teknoloji ile daha çevreci ve ekonomik enerjiler üretildiğinden bahsedilmiş. Excel ve <strong>Kimya</strong>’’<br />
yazısında, kimyada excel programı kullanılarak grafikler nasıl çizilir ve bunların işlemlerinin<br />
nasıl yapıldığı anlatılmış. ‘’Süt’’ yazısında, sütün içerisinde bulunan kimyasal maddeler anlatılmış.<br />
Yazarlarımız, bu ayda yazılarında araştırmaları ile bizleri bilgilendirmeye çalışmışlar.<br />
Yazarlarımıza emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Bir sonraki ay görüşmek üzere esen<br />
kalın.<br />
Ayşe EMİR<br />
Dergi Editörü
İçindekiler<br />
<strong>İnovatif</strong> <strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />
6<br />
13<br />
15<br />
22<br />
26<br />
30<br />
35<br />
38<br />
39<br />
40<br />
41<br />
SÜT<br />
TAŞ<br />
BİTKİLER DÜNYAMIZI TEMİZLİYOR<br />
OZON TABAKASI<br />
KAYA(ŞEYL) GAZI<br />
EXCEL VE KİMYA<br />
HABERLER<br />
KİMYA SÖZLÜĞÜ<br />
YARARLI SİTELER<br />
KİMYA BULMACA<br />
KİMYA BULMACA (GEÇEN AYIN ÇÖZÜMÜ)
Osman EREN<br />
eren2029@hotmail.com<br />
BIYOKIMYA<br />
YÜKSEK<br />
LISANS<br />
(ÖGRENCI)<br />
“SÜT”<br />
Çukurova<br />
Üniversitesi<br />
Süt, doğanın bize sunduğu en mucizevi ürünlerin başında gelir. İster insan olsun ister diğer memeli<br />
canlılar olsun, doğar doğmaz ilk olarak kendisine verilen gıda süttür. Peki nedir süt, nasıl oluşur,<br />
içerisinde ihtiva eden organik ve inorganik maddeler nelerdir, bunlar ne işe yarar?<br />
Süt, memeli hayvanların meme bezlerinden salgılanan kendine özgü tat, koku ve kıvamdaki süt,<br />
çeşitli maddelerin oluşturduğu karışık yapıda bir gıdadır.<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 6
Süt kabaca ikiye ayrılır.<br />
1) Su<br />
2) Kuru Madde<br />
Sütün %87,4 ‘lük kısmı sudan oluşur.<br />
Kuru Madde ise suyun içerisinde dağılmış ve çözünmüş bir vaziyettedir. Ayrıca bazı maddelerin<br />
yapısında; laktoz ve tuzlarda hidrat halde, bazı proteinlere de<br />
bağlı olarak az miktarda su vardır.<br />
Peki nedir bu kuru maddeler (KM)<br />
1-Karbonhidratlar<br />
2-Proteinler<br />
3-Yağlar<br />
4-Vitaminler<br />
5-Mineral maddeler<br />
6- Enzimler (enzimlerin ana omurgasını proteinler teşkil<br />
eder)<br />
1) KARBONHİDRATLAR<br />
Sütte, sudan sonra en çok bulunan maddedir. Kuru Maddenin,<br />
% 37,3’ü süt şekeri de denilen laktozdur.<br />
Laktoz, doğada yalnız sütte bulunan bir disakkarittir. Sütün<br />
aromasında önemli bir payı bulunan en önemli karbonhidrattır.<br />
(Laktoz: Şekil 1)<br />
(Şekil: 1)<br />
7<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>
Glikoz ve galaktozdan meydana gelmiş bir<br />
disakkarit olan laktozun oranı sütte değişiklik<br />
göstermektedir. Ayrıca karaciğeri yağdan koruyan<br />
bir faktördür. Laktozun tatlılık derecesi<br />
nisbi olarak düşük bulunmakta, sakkarozun<br />
tatlılık derecesi % <strong>10</strong>0 olarak ifade edilirse,<br />
laktoz % 27’lik bir değer gösterme- ktedir<br />
ve bu nedenle diyabet hasta- ları<br />
için şeker ihtiyacının karşıl-<br />
anmasını<br />
sağlayabilecek<br />
niteliktedir.<br />
Kefir ve kımız<br />
bakterilerinin enzimleri,<br />
laktozu kullanarak bir<br />
alkol fermantasyonu<br />
meydana getirirler. Bunun<br />
için ekşi süt mamulü kefir ve<br />
kımız bir miktar alkol ihtiva<br />
ederler.<br />
Laktozun Faydaları:<br />
1-Yoğurt yapımının esası laktozun fermantasyona uğramasına dayanır.<br />
2-Laktoz, kuvvetli asitlerle hidroliz olarak glikoz ve galaktoza ayrılır. Asitlerle laktozun hidrolizi<br />
sakkarozun fermantasyonundan çok daha yavaş seyreder. Bunun sonucu sindirimi de yavaştır. Bu<br />
şekilde bağırsakta daha uzun zaman kalabilen laktoz, hafif asidik bir ortam sağlar. Bu asitlik kalsiyumun<br />
daha çok emilmesine yardım eder.<br />
3-Laktoz, yağ metabolizması üzerine etki etmektedir. Karaciğerde yağ birikmesini önlemekte veya<br />
önemli ölçüde karaciğer yağını azaltmaktadır.<br />
4-Laktozun aterosklerozun önlenmesinde muhtemelen hisse sahibi olduğu tahmin edilmektedir.<br />
5-Laktozun, ayrıca B-kompleksi vitaminlerinin sentezinde teşvik edici etkide bulunduğu araştırmalar<br />
sonucu anlaşılmıştır.<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 8
Laktoz Hazımsızlığı<br />
Sütün içerisinde bulunan laktoz yani süt şekeri iki maddeden oluşur. Laktozun emilebilmesi için<br />
mutlaka lâktaz adını verdiğimiz enzim tarafından parçalanması ve glikoz ile galaktozun bağırsağa<br />
girmesi gerekir. Laktozun emilip bağırsağa girmediği durumlarda laktoz hazımsızlığı oluşur. Yani<br />
okullarda dağıtılan sütler ile rahatsızlanan çocuklardaki şikâyetler görülür. Bu şikâyetler; kramp<br />
şeklinde karın ağrısı, çok hafif ishaldir.<br />
2) PROTEİNLER<br />
Süt, birçoğu çok küçük miktarlarda olan yüzlerce çeşit protein içerir. Proteinler, kimyasal veya<br />
fiziksel özelliklerine ve biyolojik işlevlerine göre çeşitli şekillerde sınıflandırılabilirler. Geleneksel<br />
olarak süt proteinleri kazeinler, peynir altı suyu proteinleri ve azınlık proteinler olarak sınıflandırılırlar.<br />
Yağ kürelerinin yüzeyinde bulunan proteinler ve enzimler azınlık proteinler grubuna<br />
aittir.<br />
A) Kazein<br />
Kazein, süt içindeki baskın olan bir grup proteine verilen addır. Kazeinler, insan sütü de dâhil<br />
olmak üzere hayvansal sütlerin tümünde mevcuttur. İnek sütündeki proteinlerin neredeyse %80’i<br />
kazeindir. Kazeinler dört alt-gruba ayrılırlar:<br />
1) α σ-,<br />
2) αs2-,<br />
3) ß- kazein<br />
4) κ -kazein<br />
Dört grubun hepsi de çok heterojendir ve her biri 2 – 8 farklı kalıtsal varyasyonlardan oluşur. Bu<br />
varyasyonlar birbirlerinden yalnızca birkaç aminoasit farklıdırlar. α - ve β - kazeinler, genellikle<br />
fosforik asiti esterleyen aminoasitlere sahiptirler. Moleküller arası ve molekül içi bağları oluşturmak<br />
için fosforik asit kalsiyumu bağlar.<br />
Kazein miselleri,(Şekil 2 ) çapı <strong>10</strong> ile 15 nm olan alt-misellerden oluşmuştur. Orta boyutlu bir misel<br />
400 ile 500 civarında alt-misellerden oluşur ve en az 0,4 mikron genişliğinde olabilir.<br />
Şekil 2 : Bir kazein miseli<br />
(A: bir altmisel;<br />
B: çıkık zincir;<br />
C: Kalsiyum fosfat;<br />
D: κ-kazein;<br />
E: fosfat grupları)<br />
9<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>
2) Peynir altı suyu proteinleri<br />
Genellikle süt serum proteinlerine verilen addır, teknik olarak sadece peynir yapımı esnasında elde<br />
edilen peynir altı suyunda bulunan proteinleri içerir. Yağsız süt, inorganik asit eklenerek kazeinden<br />
arındırıldığı zaman, arta kalan protein grubu süt serum proteinleri olarak adlandırılır. Bunlar ortak<br />
isimden dolayı gerçek peynir altı proteinlerine çok benzerler.<br />
Peynir altı suyu proteinleri, sütteki proteinlerin yaklaşık olarak %20'sini oluştururlar. Peynir altı<br />
suyu proteinleri çok iyi çözünürler ve aşağıdaki gruplara ayrılabilirler:<br />
A)α-laktalbümin<br />
B) β-laktoglobülin<br />
C) Immunoglobülinler<br />
D) Kan serumu albümini<br />
E) Çeşitli proteinler ve polipeptitler<br />
A)α-laktalbümin<br />
Aminoasit bileşimleri, biyolojik optimum olarak addedilen yapıya çok yakındır.<br />
Bu protein, tipik peynir altı suyu proteini olarak düşünülebilir. Bütün memelilerin sütünde bulunur<br />
ve laktoz sentezinde önemli bir rol oynar.<br />
B)β-laktoglobülin<br />
Bu protein, sadece toynaklı hayvanlarda bulunur ve inek sütündeki peynir altı suyu proteininin<br />
temel bileşenidir. Eğer süt 60 °C’nin üzerine ısıtılırsa, denatürasyon başlar ve bu noktada β-laktoglobulinin<br />
sülfür aminoasitinin reaktivitesi önemli bir rol oynar. Yüksek sıcaklıklarda, kükürtlü<br />
bileşikler yavaş yavaş ayrılırlar. Bu kükürtlü bileşikler, ısıl işlem görmüş sütün pişmişlik hissi<br />
veren tadından kısmen sorumludur.<br />
C) Immunoglobülinler<br />
Immünoglobulinler yeni doğmuş hayvanın veya insanın, bakteri ve hastalıklara karşı korunmasında<br />
önemli bir rol oynar.<br />
3) YAĞLAR<br />
Süt yağı; ekonomik olması, beslenme, tat-aroma ve yağın fiziksel özellikleri yönünden önem<br />
taşımaktadır. Süt, peynir gibi süt ürünlerinin oluşmasında temel faktördür. Süt yağı, laktozun en<br />
iyi şekilde kullanımını ve vücudumuz için gerekli olan ve A, D, E ve K vitaminlerinin taşınmasını<br />
sağlar. Süt yağı diğer yağlardan daha üstün tat ve aromaya sahiptir. Enerji değeri laktoz ve proteinin<br />
iki katıdır. Biyolojik değeri yüksek yağ asitleri ve vitaminleri içermektedir. Süt yağındaki<br />
fosfolipitler, beyin ve sinir hücrelerinin hayati önem taşıyan kısımlarını oluşturur. Süt, vücut için<br />
alınması zorunlu yağ asitleri açısından dengeli bir gıdadır.<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> <strong>10</strong>
Çeşitli gıda maddelerinde bulunan kolesterol miktarına göre süt, sanıldığı kadar yüksek oranda<br />
kolesterol içermemektedir. <strong>10</strong>0 ml sütün içerdiği kolesterol miktarı sadece 12 gramdır.<br />
İnek sütü %5 oranında omega-3 serisi yağ asitlerini de içeren çoklu doymamış bağlı uzun zincirli<br />
yağ asidi, %70 doymuş yağ asidi ve %25 tekli doymamış bağlı yağ asitleri içerir. İnsan sağlığı<br />
açısından ideal olarak nitelenen süt yağının ise omega-3 serisi yağ asitleri ile çoklu doymamış<br />
bağlı uzun zincirli yağ asitlerinin %<strong>10</strong>, doymuş yağ asitlerinin %8 ve tek doymamış bağlı yağ<br />
asitlerinin ise %82 oranında olması gerektiği ifade edilmektedir.<br />
4)MİNERALLER<br />
Sütte bulanan başlıca mineraller kalsiyum, fosfor, potasyum ve magnezyumdur. Yarım litre sütte<br />
bulunan kalsiyum, 5 kg et, 2,6 kg ekmek, 6,3 kg patates, 8,5 kg elma, 1,6 kg marul, 1,7 kg havuç<br />
veya 0,2 kg peynirde bulunan kalsiyuma eşdeğer miktardadır. Süt içmenin kemik yapısına olan<br />
olumlu etkisi en fazla çocukluk<br />
ve gençlik yıllarında görülmektedir.<br />
Ayrıca kalsiyum, vücutta demir<br />
eksikliğinin olumsuz etkilerinin<br />
azaltılması, protein sindiri-<br />
mini kolaylaştırması ve<br />
kanın pıhtılaştırılmasında rol<br />
oynaması açısından önemlidir.<br />
Sütte bulunan<br />
fosfor, kemik oluşumunda<br />
önemli rol oynar.<br />
Katyon ve anyonlardan<br />
oluşan iyon halindeki<br />
mineral maddeler sütte yaklaşık<br />
%0,70 oranında<br />
bulunur. Sütün içerdiği mineral<br />
maddeler, miktar<br />
açısından çok miktarda bulunanlar<br />
makro elementler ile daha az miktarda yer alan iz<br />
elementler olmak üzere iki gruba<br />
ayrılır.<br />
5)VİTAMİNLER<br />
Sütte bulunan başlıca vitaminler şunlardır: A vitamini (retinol), D3 vitamini (kolkalziferol), E<br />
vitamini (tokoferol), K vitamini, B1 vitamini (tiyamin), B2 vitamini (riboflavin, laktoflavin), B6<br />
vitamini, B12 vitamini, B13 vitamini, C vitamini (askorbik asit), H vitamini (biyotin), pantotenik<br />
asit, folik asit (pteriol glutamik asit), nikotinik asit (niasin)<br />
Özellikle zeka gelişiminde etkili olan, deri ve göz sağlığında gerekli B2 vitamini için süt en iyi<br />
kaynaktır. Vücudun ihtiyacı olan B12 ve A vitaminleri süt içerek önemli ölçüde karşılanabilmektedir.<br />
11<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>
6) ENZİMLER<br />
Canlılarda, kimyasal reaksiyonları düzenleyen organik katalizörler vardır. Bu katalizörlere, enzim<br />
denir. Sütte bulunan başlıca enzimler; katalaz, lipaz, fosfataz, peroksidaz, proteazdır.<br />
Sütteki proteolitik enzimler<br />
Sütte, doğal olarak bulunan değişik proteolitik enzimler vardır. Plazmin enzimi ve somatik<br />
hücre proteazları bu tip enzimlerdendir. Sütteki proteolitik aktivite esas olarak plazmin<br />
enziminden kaynaklanmaktadır. Doğal proteolitik enzimlerin dışında ayrıca sütte çoğalan mikroorganizmaların<br />
salgıladığı proteolitik enzimler de vardır.<br />
Süt lipazları<br />
Sütte doğal olarak bulunan başlıca lipaz enzimi, lipoprotein lipaz (LPL)’dır. Ayrıca hijyenik<br />
koşullarda üretilmeyen çiğ sütte gelişen ve somatik hücrelerden kaynaklanan mikroorganizmalar<br />
tarafından salgılanan lipaz enzimleri de bulunabilir. Süt lipidlerinin parçalanması, sindirim sisteminde<br />
mide ve pankreastan salgılanan lipazlar yardımıyla gerçekleşmektedir.<br />
Sonuç olarak, süt eşsiz bir gıdadır. İçerisinde bulunan şekerler, proteinler ve yağlar sütün kendine<br />
has bileşiminin oluşmasına ve canlılar için muhteşem bir beslenme kaynağı olmasını sağlar.<br />
Kaynaklar :<br />
1)http://www.asuder.org.tr/sut_yagi.html<br />
2)http://www.msxlabs.org/forum/soru-cevap/251744-sutteki-dogal-enzimler-fonksiyonlari-ve analiz-yontemleri-nelerdir.html#ixzz2vU5fv7c0<br />
3)http://tr.wikipedia.org/wiki/Laktoz<br />
4)http://www.bilgiustam.com/laktoz-nedir-sut-sekeri-hazimsizligi-nedir<br />
5)http://www.food-info.net/tr/protein/milk.htm<br />
6) Dairy Processing Handbook, Tetrapak, Sweden<br />
7)http://fst.osu.edu/People/HARPER/Functionalfoods/Milk%20Components/Lactoperoxidase.html<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 12
Osman ÜNER<br />
oosmanuner@hotmail.com<br />
KIRKLARELI<br />
ÜNIVERSITESI<br />
KIMYA BOLUMU<br />
ARS. GÖR<br />
Karadeniz Teknik<br />
Üniversitesi<br />
“TAŞ”<br />
Bazı zamanlarda arkadaşlarımızla, “Taş Kalpli” veya “Taş Kafalı” gibi söylemlerle takıldığımız<br />
olmuştur elbette, fakat taş; hayatın her anında çıkar karşımıza. Bazen tarihi eser olarak bazen ise<br />
ayağımıza takılıp düşmemize neden olan uğursuz bir nesne olarak ama taşın hayatımızdaki önemi<br />
küçüm-<br />
sediğimiz kadar<br />
önemsiz<br />
değildir. Taş,<br />
M.Ö. 8000<br />
yılından önce<br />
çeşitli ilkel<br />
faaliyetlerde<br />
kullanılmak-<br />
la beraber literatüre<br />
resmi<br />
olarak M.Ö.<br />
8000 yılın- da Cilalı Taş<br />
Devri’nin<br />
başlangıcından<br />
itibaren<br />
geçmiştir. İnsanoğlu<br />
M.Ö.<br />
8000-5500 yılları<br />
arasında<br />
sert ve düzgün<br />
taş aletler<br />
yaparak hayatın<br />
zorluklarıyla<br />
baş etmek için<br />
çeşitli alan-<br />
larda kullanmışlardır.<br />
Örneğin,<br />
yapmış<br />
oldukları taş<br />
aletleri kulla-<br />
narak taştan<br />
tekerlekler ve çeşitli süs eşyaları yapmışlardır. Ayrıca bu dönemde taştan evler yapılarak, doğadan<br />
gelen tehlikelere karşı kendilerine bir barınak oluşturmuşlar ve taştan yapılan oklarla avcılık<br />
sanatı gelişmiş fakat yapılan bu silahlar savaşlarda yüksek sayıda can kaybına neden olduğundan<br />
dolayı, insanoğlunun tarihinde kara bir leke olmasını da sağlamıştır. İlaveten, yaklaşık 4000 yıl<br />
önce buğdayı una çevirmek için değirmen taşları üretilerek bugün sofralarımızın bir vazgeçilmezi<br />
olan ekmek üretimine de katkı sağlamıştır. Taşın yaşama olan yararlarını saymakla bitiremeyiz; taş<br />
insanları yerleşik hayata daha çabuk adapte etmiş ve ticaretin gelişmesinde çok büyük bir etmen<br />
olmuştur.<br />
13<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>
Taş hala günümüzde birçok çeşitli alanlarda kullanılmakta olup insanoğluna hizmet etmektedir.<br />
Günümüzde kullandığımız yollara baktığımızda bile parke taşları ve çeşitli taşlardan yapıldığını<br />
görürüz. Bununla birlikte, mermer, andezit, bazalt, granit, traverten ve tüf gibi doğal taş ürünleri,<br />
yapıların döşeme ve kaplamalarında kullanılır. Diğer yandan matkap ucu olarak taşların en serti ve<br />
değerlisi olan elmas kullanılır.<br />
Taş, suda bulunan çeşitli minerallerin ve<br />
bileşenlerin pıhtı durumuna gelmesi sonucu<br />
oluşan, inorganik maddelerin katı duruma<br />
geçmesi ile oluşan bir tür kaplama çeşididir.<br />
Genellikle bu mineraller Kalsiyum Karbonat<br />
[CaCO3], Kalsiyum Fosfat [Ca3(PO4)2],<br />
Magnezyum tuzları ve Silis şeklinde sistemde<br />
bulunurlar. Sudaki çözünen taş oluşturucu<br />
maddelerin miktarı doyma noktasına geldiği<br />
an taş oluşmaya başlar. Ortamın sıcaklığı,<br />
asiditesi (pH), taşı oluşturan mineral<br />
çeşitleri ve oranları (sudaki konsantrasyonu)<br />
taşın oluşumuna etki ettiğinden, taşın türünü<br />
değiştirmektedir. Örneğin, sıcaklığın artmasıyla<br />
sudaki çözünen tuz miktarı artmakta<br />
ve bunun sonucunda yüksek sıcaklıkta oluşan<br />
ekseriya depozit oluşur. Öte yandan, sistemin<br />
pH’ı yükseltilir ise kalsiyum karbonat taşının<br />
çözünürlüğü azalır. Sudaki diğer maddelerde<br />
taş oluşumunu etkiler. Toprak altında oluşan<br />
taşlar ısı, basınç ve ortamın etkisiyle daha sert ve değerli taşların oluşumuna neden olabilirler.<br />
Örneğin, pırlanta doğanın en değerli madenleri arasında sayılır ve elmasın 57 fasetli olarak kesilmiş<br />
halidir. Elmas saf karbondan milyonlarca yıl yüksek ısı ve basınç altında kalarak oluşur.<br />
Dükkânlarda bayanların vazgeçemediği bir takı malzemesi olarak dükkânları süslemekte olan taş,<br />
bugün inşaat sektöründe yapı malzemesi olarak kullanılmakla beraber hayatımızın çeşitli alanlarındaki<br />
zorluklarla bir çözüm aracı olmaya devam ediyor. Bundan dolayıdır ki; taş bu gidişle<br />
alternatifi bulunamayacağa benziyor…<br />
Kaynaklar :<br />
•Çelik, M. Y. (2003). Dekoratif Doğal Yapı Taşlarının Kullanım Alanları ve Çeşitleri. Madencilik,<br />
Vol.42, No.1, pp.3-15<br />
•Kesim, M. (1995). Gıda Teknolojisi p.202<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 14
Vahit KENAR<br />
vahitkenar@gmail.com<br />
Sakarya<br />
Üniversitesi<br />
KIMYAGER<br />
(MEZUN)<br />
“BİTKİLER<br />
DÜNYAMIZI<br />
TEMİZLİYOR”<br />
Merhaba değerli <strong>İnovatif</strong> <strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> okuyucuları,<br />
Her sayımızda olduğu gibi bu sayımızda da dinamik ve geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmamızın<br />
mutluluğuyla kaldığımız yerden yazılarımıza devam ediyoruz. Bu ayki konumuz doğal arıtma sistemleri.<br />
Soluduğumuz hava ve üzerinde yasadığımız toprak, çeşitli nedenlerle sürekli olarak kirlenir. Meydana<br />
gelen bu kirlilik<br />
zamanla büyük problemler<br />
haline gelmektedir.<br />
Bu kirliliklerden<br />
kurtulmak için arıtma<br />
sistemlerine çok büyük<br />
miktarlarda yatırımlar<br />
yapılmakta ve paralar<br />
harcamaktayız… Özellikle<br />
su kirliliği artık<br />
çözümü çok zor olan<br />
problemlerden biri haline gelmiştir. Artık daha ucuz daha etkin temizleme yöntemlerinin keşfedilmesi<br />
gerekmektedir.<br />
Doğada meydana gelen, kendini temizleme olayları milattan bin yıl öncesinden beri bilinmektir.<br />
Bitkilerin temizleme gücüne dayalı arıtma sistemleri milattan bin yıl önce Romalılar tarafından<br />
kullanılmaya başlanmıştır. Son <strong>10</strong>0 yıl içerisinde geliştirilen arıtma sistemlerinin çok pahalı<br />
olması, fazla enerji ve çalışma gücüne gerek duyulması son yıllarda özellikle küçük yerleşim<br />
alanlarında tekrar doğal sistemlerin kullanılması aktüel hale getirmiştir. Bitkilerin atık suların<br />
arıtılmasında kullanılmasını amaçlayan araştırmalar; bu sistemlerin kuruluş masraflarının teknik<br />
sistemlere göre % 15-40, işletme masraflarının da % 20-30 daha ucuz olduğunu göstermiştir.<br />
15<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>
Bundan birkaç<br />
yıl önce İzmir’in<br />
torbalı<br />
ilçesine<br />
bağlı Korucuk<br />
köyünde kurulan<br />
doğal arıtma<br />
sisteminde<br />
saz, kamış, su<br />
mercimeği, su<br />
sümbülü gibi<br />
saçak köklü<br />
sucul bitkiler<br />
kullanılarak<br />
köyün kanalizasyon<br />
sistemi<br />
başarılı bir<br />
şekilde arıtılmaya<br />
başlandı.<br />
500 nüfuslu<br />
köyün muhtarı Ahmet Koca bir röportajında: “Eskiden herkesin lağım çukuru vardı. Sular<br />
topraktan sızardı. Kötü koku ve sinek olurdu. Şimdi bu olay köyümüzde bitti. Tesis<br />
kurulurken bitkilerle köyün kanalizasyonunun arıtılacağına biz de ihtimal vermiyorduk.<br />
Sonucu 1,5 yıldır görüyoruz, çok memnunuz. ‘’dedi. Ne sinekten ne de kötü kokudan<br />
eser kalmadığını, gazetelerden okuduğumda hemen bu konu üzerine bir takım araştırmalarda<br />
bulundum. Daha sonraları İlk olarak 2004 yılında Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü<br />
tarafından uygulamaya konulan ve bu kurumun kapatılmasının ardından illerde Özel<br />
İdarelere devredilen ‘doğal arıtma projesi’nin Türkiye genelinde 5 bin köyde uygulanması<br />
planlandığını öğrendim. Suyu yeniden kazanarak, tarımsal sulamada kullanılabilecek hale<br />
getiren proje, tüm köylerde hayata geçirilebilirse, 546 milyon metreküp suyun yeniden<br />
kazanılması hedefleniyor.<br />
Doğal arıtma sistemleri, bitkilerin arıtma gücü esasına dayanmaktadır. Bitki çeşidi ve atık<br />
su ile bitkinin bir araya getirilme şekillerine göre çok değişik sistemler ortaya çıkmıştır.<br />
Bitkiler, kendi besinlerini temin ederken tıpkı bir kimya fabrikası gibi çalışırken veya yine<br />
kendi yaşamlarını sürdürmek için topraktaki suyu su pompası gibi çekerken, soluduğumuz<br />
havayı da bünyelerinde bulunan sistemlerle temizlerler.<br />
Bazı bitki türleri, topraktan bünyelerine aldıkları kadmiyum ve nikel gibi ağır metalleri<br />
gövde, filiz ve yapraklarında biriktirir. Böylelikle bulundukları ortamdan bu ağır metalleri<br />
uzaklaştırmış olurlar.<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 16
DOĞAL ARITMA SİSTEMLERİ NELERDİR?<br />
1-Kök Bölgesi Arıtma Sistemleri<br />
2-Arazi Uygulama Sistemi<br />
1-Kök Bölgesi Arıtma Sistemleri<br />
Bitki arıtma sistemlerinden şimdiye kadar söz ettiğimiz sistemler, genellikle doğal yapıya fazla<br />
müdahale edilmeden oluşan sistemlerdir.<br />
Kök bölgesi arıtma sistemi<br />
denmesinin nedeni, kullanılan<br />
bitkiler aerenchym<br />
adı verilen bir doku yardımı<br />
ile atmosferden aldıkları<br />
oksijeni 120 cm’ye kadar<br />
derine inen köklerine iletmekte<br />
ve toprak içinde<br />
oksijence zengin bölgeler<br />
oluşturmaktadırlar. Böylece<br />
su içerisinde bol oksijenli ve<br />
oksijensiz bölgeler oluşmaktadır.<br />
Bu şekilde oluşan farklı bölgeler değişik kimyasal olayların meydana gelmesini sağlayarak,<br />
kirlilik maddelerinin hızlı bir biçimde parçalanmasını sağlarlar.<br />
Oksijenli ve oksijensiz koşulların birlikte bulunması aynı zamanda nitrifikasyon ve denitrifikasyon<br />
olaylarının oluşmasını sağlar. Azot bileşiklerinin önemli bir bölümü elementer azot’a kadar<br />
parçalanır, geri kalan bölümü bitki tarafından biyokütleye dönüştürülürken bir bölümü de toprakta<br />
humus oluşturarak tutulur. Bu reaksiyonlar sonucu amin, thiole, amonyak gibi kötü kokulu gazların<br />
çıkışını ve çevreyi rahatsız etmeleri engellenir. İyi çalışan sistemlerde azot bileşiklerinin % 85’i<br />
elementer azot’a % 2-3’ü biyomasa dönüşür. Geri kalan kısım ise organik maddelerle birleşerek<br />
humus oluştururlar. Liebenburg (Federal Almanya) 2500 kişilik bir yerleşim alanının atık sularının<br />
arıtılması amacıyla 5400 m2lik bir alanda kurulan bir sistemde yapılan araştırmalar, böyle bir<br />
tesisin teknik sistemlere göre yapım maliyetinin % 40, işletme masraflarının da % 30 daha ucuz<br />
olduğunu göstermiştir.<br />
2-Arazi Uygulama Sistemi<br />
Bu sistemlerin çalışma prensibi çayır, mera ve tarla gibi doğal alanlara kirli suların yağmurlama<br />
veya salma şeklinde gönderilmesine ve arıtılmış olarak tekrar toplanmasına dayanır.<br />
Bölgenin doğal koşullarına göre 4 değişik şekilde arazi uygulaması yapılabilmektedir.<br />
17<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>
a) Kültür Bitkilerinin atık su ile salma ve yağmurlama<br />
şeklinde sulanması.<br />
Evsel atık suların bu amaçla kullanılması halinde kültür bitkilerinin su ihtiyacı karşılandığı gibi<br />
azot fosfor gibi kirlilik maddeleri bitki besin maddeleri olarak değerlendirilmektedir. Ancak böyle<br />
durumlarda atık su içerisindeki kimyasal ve diğer yabancı maddelerin dikkatle izlenmesi gerekir.<br />
b) Geçirgenliği fazla olan bitki kaplı alanlarda atık<br />
su infiltrasyonu<br />
Sistemin çalışma prensibi atık suyun bitki kökleri ve geçirgen tabakanın oluşturduğu bir sistem<br />
içerisinden hızla geçerek taban suyuna ulaşmasına dayanır. Çok tehlikeli maddelerin bulunmadığı<br />
atık suların arıtılmasında kullanılmaktadır. Özellikle gıda sanayii atıklarının arıtılmasın da bu yola<br />
başvurulur.<br />
c) Az geçirgen, eğimli alanlara atık su salınması<br />
Atık su bitki kökleri ve toprak içerisinden süzülerek geçer, arıtılmış olarak tekrar toplanır.<br />
d) Sulak alan oluşturulması<br />
Arıtma sistemleri içerisinde bilinen en eski sistemdir. Özellikle Romalılar tarafından yaygın bir<br />
biçimde kullanılmıştır.<br />
Bu sistemde, kanalizasyon ağı aralığı ile toplanan atık su arazinin uygun bir yerinde göl haline getirilir.<br />
Göl içerisinde kendiliğinden gelişen her çeşit bitki ve mikroorganizmanın arıtma gücünden<br />
yararlanılır.<br />
Bu sistemin değişik bitkiler kullanılarak uygulanan farklı şekillerinin yaygın olarak kullanıldığı<br />
görülmektedir.<br />
Prosese<br />
Genel<br />
Bakış<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 18
Çakıl Yatağı<br />
19<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>
Çakıl havuzu<br />
Depolama<br />
Doğal arıtma sistemi kurmak çok mu zor?<br />
Hayır, korkulacak kadar zor değildir aslında gayet basit. Sizde bahçenizde bir doğal arıtma sistemi<br />
kolaylıkla kurabilirsiniz.<br />
Doğal arıtma tesisi yapmak, çok fazla kompleks bir olay değildir. Basit bir prototip örneği sizlere<br />
aktarmakla başlayalım işe. Önce, dikdörtgen şeklinde bir havuz kazılıyoruz. Daha sonra, köklü bitkilerin<br />
tutunabileceği toprak, kum ve çakıldan oluşan karışımı havuzun altına seriliyoruz. Dağıtım<br />
ve drenaj boruları döşeyerek arıtacağımız suyun özelliğine göre uygun sucul bitkilerin dikimine<br />
geçiliyoruz.<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 20
Bitki olarak suyu seven, saçak köklü bitkiler, sazlar ve kamışlar gibi sulak ortamda kendiliğinden<br />
yetişen bitkiler kullanılması gerekiyor. Bitkilerin dikimiyle birlikte arıtma tesisimizin inşası<br />
bitmiş oluyor. Evsel atıklar ve kanalizasyon suyu, borular kanalıyla havuza aktarılıyor. Sistemde<br />
bulunan ve kendini yenileyebilme özelliği olan bu bitkiler suyu kirleten azot, fosfor, potasyum ve<br />
karbon gibi elementleri tüketerek besleniyor ve havadan aldığı oksijeni de kökleri vasıtasıyla suya<br />
ileterek, arıtma işlemini gerçekleştiriyor. Tabii bu işlemlere ek olarak bitkilere, ortamdaki mikroorganizmalar<br />
da katkıda bulunuyor. Bu tesislerimizde atık suları ’sulama suyu’ kalitesine kadar<br />
arıtabiliriz. Doğal arıtmada kullanılan sucul bitkilerle, tarım ilaçları ya da maden işletmelerinden<br />
gelen zehirli maddeleri de bertaraf edebiliriz. Şimdiden sisteminiz hayırlı olsun. Aşağıda birkaç<br />
görsel örneklerde mevcuttur.<br />
Kaynaklar :<br />
1.Sorn,H.,BİTKİLERİN ATIKSU ARITIMıNDA KULLANILMASI,Hacettepe Üniversitesi eğitim<br />
bilimleri dergisi,<strong>Sayı</strong>: 7 Sayfa: 261 - 267, 1992.<br />
2.Daymond. G.C., The Water-Hyacınth: A cinderella of the Plant World. New Letter on Compost,<br />
Appendix B 221, Oct. 1945.<br />
3.Stephenon, M., Tumer, G. The Environınental Requirements of Aquatic Plants. CaL. State, Water<br />
Res. Contr. Board Sacramento, CA. publ. No. 65 (1980).<br />
4.Shelef, G., R. Moraine: Photosyntehitc biomass production from sewage. Arch. Hydrobiology.<br />
Beih. Ergebr. Limnoloji 11-3-14. 1978.<br />
5.Kardos, L.T. Renovation of Secondary Effluent for Resue as a Water Resoucre. EPA 660/2-74-<br />
016 1974. ‘<br />
6.Schefer, F., P. Schactechabel: Lerbuch der Bodenkunde 9. Aufl. Enke-Verlag Stutgart 1976.<br />
7.Kurpas, U: Wurzelraumentzorgung- Untersuchung eines nicht konventionelen Kliirverfahrens<br />
anhand der Eliıninationsleistung an einigen Mikroorganismen. Diss. Med. Fak. Göttingen 1980.<br />
8.Kickuth, R., G. Kaitzis: Mikrobizid wirksame Aromatin aus Scirpus lacustris. Forum Uınwelt-<br />
Hygiere 6, 165-167. 1975.<br />
9.Seidel, K., Reinigung von Gewiissern durch höhere Pflanzen Naturwiss. 53 (12) 289-297, 1966.<br />
<strong>10</strong>. http://morminor.blogspot.com.tr/ (Prototip Arıtma sistemi görselleri)<br />
21<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>
İsmail BAYRAKTAR<br />
ismbyrktr@gmail.com<br />
YÜKSEK<br />
KIMYAGER<br />
(MEZUN)<br />
“OZON<br />
TABAKASI”<br />
Adnan Menderes<br />
Üniversitesi<br />
Atmosfer, yerküreyi yani Dünya’yı kuşatan bir gaz tabakasıdır.<br />
Atmosfer, canlıların yaşayabilmesi için ihtiyaç<br />
duyulan gazlardan oluşmuştur. Bu gazların %78’i Azot (N),<br />
%21 Oksijen (O), %1’de diğer gazlardır. Bu gaz tabakasının<br />
dünyamıza birçok yararı vardır. Atmosfer olmasaydı, yeryüzü<br />
güneş doğar doğmaz tam aydınlık, battığında ise tam karanlık;<br />
aydınlık yerler çok sıcak, karanlık yer ise çok soğuk olur<br />
ve hiçbir hava olayı gerçekleşmezdi[1].<br />
Ozon molekülleri, atmosferde bulundukları yere göre farklı<br />
karakteristik özellikler gösterirler. Stratosfer tabakasındaki<br />
ozon canlılar için yararlı, buna karşılık dünya yüzeyine yakın<br />
atmosfer tabakasında yani troposfer tabakasında bulunan %<br />
<strong>10</strong> oranındaki ozon yıkıcı etkisi bulunmaktadır.<br />
Ozon (O3) üç adet Oksijen atomundan oluşan şeffaf bir<br />
gazdır. Ozon tabakası, ozon gazından oluşan ve atmosferin<br />
yukarı seviyelerinden<br />
başka<br />
bir deyişle yer<br />
yüzeyinden <strong>10</strong>-50<br />
km yüksekte bulunan bir tabakadır. Bu tabakanın, temel<br />
görevi ultraviyole (UV) ışınlarını tutarak filtre görevi<br />
yapmasıdır[3].<br />
Tüm ozonun yaklaşık % 90’ı yüksek konsantrasyonla<br />
yaklaşık 25 km yükseklikte ulaşarak dünya yüzeyinden<br />
15-45 km yukarıda stratosfer olarak bilinen yukarı<br />
atmosferin çok soğuk bir tabakasında saçılmış halde ve<br />
20 km kalınlığında bir tabakadır. Her <strong>10</strong>0.000 molekülde<br />
sadece bir tanedir<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 22
Ozon iyi mi kötü mü?<br />
İyi ozon, tüm ozonun %90’ıdır ve aynı zamanda<br />
stratosferik ozon olarak da adlandırılır. Bu<br />
ozon tabakası, doğal bir filtre görevi görerek yeryüzündeki<br />
tüm canlıları güneşin uv ışınlarına karşı<br />
korur. Ozon tabakası olmasaydı birçok insan cilt<br />
kanseri, katarakt gibi hastalıklara yakalanacak;<br />
hayvanlar ve tarım ürünleriyle bitkilerin yanı sıra<br />
okyanusların üst seviyelerindeki canlı organizmabundan<br />
zarar görecekti.<br />
Ozon doğal olarak atmosferde oluşur ve orada<br />
bozulur. Atmosferde ozon, güneş ışınları, azot,<br />
hidrojen ve klor dâhil çeşitli bileşiklerle kimyasal<br />
reaksiyona girerek bozulur. Atmosferde üretilen ve<br />
tüketilen ozon dengededir.<br />
lar<br />
Diğer %<strong>10</strong>’luk kısım ise kötü ozonu oluşturur.<br />
Araç egzozları ve endüstriyel emisyonların<br />
oluşturduğu uçucu organik karışımların ve de nitrojen<br />
oksitlerin havaya karışmasıyla ortaya çıkan<br />
insan aktivitelerinin sebep olduğu ciddi bir hava<br />
kirliliğiyle yer seviyesinde oluşur. Yazın sıcak<br />
günlerde uçucu organik karışımlar ve azot oksitler<br />
güneş ışınlarıyla reaksiyona girdiklerinde duman<br />
olarak isimlendirilen tehlikeli kentsel endüstriyel<br />
pus halini alır. Kötü ozon insanlarda ve hayvanlarda<br />
ciddi göz, burun ve solunum problemlerine<br />
neden olabilir ve tarım ürünleriyle ormanlara zarar<br />
verebilir[4].<br />
23<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>
Ozon Tabakasının DELİNMESİ!<br />
Ozon tabakasındaki delikten bahsedildiğini<br />
şu veya bu şekilde duymuşsunuzdur. Aslına<br />
bakarsanız delik terimi ozon moleküllerinin<br />
tamamen yok olması değil, onların<br />
büyük ölçüde ve hızla azalmasını ifade eder.<br />
Sonuçta ozon tabakasında ciddi boyutlarda<br />
bir incelme söz konusudur.<br />
1985 yılında İngiliz bilim adamları Antarktik<br />
Kıtası üzerinde ozon tabakasında<br />
aşırı incelmeyi veya deliği keşfettiklerini<br />
açıklayarak herkesi şaşırttılar. Halley Bay<br />
(Antarktika) üzerindeki ozon konsantrasyonunun<br />
1980’lerdeki seviyesinden % 40<br />
daha az olduğunu buldular. Bilim adamlarının<br />
dikkatli ölçümleri ve yoğun çalışmaları<br />
sonucunda 70’lerin sonlarında incelmeye<br />
başladığı sonucuna vardılar.<br />
Antarktika ozon tabakası deliği<br />
Klimalarda, buzdolaplarında, köpüklerde, deodorantlarda, yangın söndürücülerde, endüstriyel<br />
eriyiklerde vb. diğer ürünlerde sıkça kullanılan insan yapımı kimyasal olan kloroflorokarbon emisyonları<br />
(CFC) toplam stratosferik ozon tükenmesinin % 80’inden daha fazlasının nedenini açıklar.<br />
Ozon tabakasının incelmesine neden olan maddeler;<br />
•Kloroflorokarbonlar (CFC)<br />
•Halonlar<br />
•Metilkloroform<br />
•Karbontetraklorid<br />
•Hidrobromoflorokarbonlar (HBFC)<br />
•Hidrokloroflorokarbonlar (HCFC)<br />
•Metilbromid<br />
Bütün bu kimyasal maddeler, geniş bir klor sınıfının ve endüstriyel halokarbonlar olarak bilinen<br />
bromür içeren bileşenlerin üyesidir. Tüm bu endüstriyel halokarbonlar iki nedenle ozon tüketicisidirler.<br />
Birincisi tepkin değildirler ki aşağı atmosferde bozulmayarak stratosfere sürüklenebilen<br />
kimyasal maddeler, ikincisi ise ozonu tahrip eden doğal reaksiyonlara yardım etmeleridir[5].<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 24
Bunlar bir kere stratosfere<br />
eriştiğinde UV<br />
radyasyonu bunları,<br />
klor (CFC vb.) ve brom<br />
(halonlar vb.) dan<br />
oluşan iki güçlü ozon<br />
tüketicisini açığa çıkarmak<br />
suretiyle parçalar.<br />
Klor ve bromun her ikisi<br />
de değiştirilmeden ve<br />
kendi kendilerini tahrip<br />
etmeksizin ozonu tahrip<br />
eden reaksiyonları canlandırır<br />
ve hızlandırırlar.<br />
Klor atomları ozona<br />
karşı doymak bilmez bir<br />
iştaha sahiptirler ve tek<br />
bir klor atomu <strong>10</strong>0.000<br />
ozon molekülünü yok<br />
etme yeteneğine sahiptir.<br />
Ozon Tükenmesi Durdurulabilir mi?<br />
Bilim adamları, eğer bütün ülkeler ozon tabakasına zarar veren kimyasal maddelerin üretimini ve<br />
kullanımını yakın bir gelecekte durdururlarsa ozon tabakasının yavaş yavaş kendini yenileyebileceğini<br />
söylemektedir.<br />
Ozon tabakasının onarımı şüphesiz bir gecede olmayacaktır. Ozon tüketen kimyasalların stratosfere<br />
ulaşması uzun yıllar alacaktır ve bir kere oraya ulaştıklarında da bunların tükenmesi yüzyıllarla<br />
ölçülen bir zaman sürecinde gerçekleşeceğinden muhtemelen yıllar boyunca ozon tabakasına<br />
zarar vermeye devam edecektir. Yapılan anlaşmalarla tüm ozon tüketen kimyasalların üretimi<br />
ve kullanımı durdurulacak olmasına rağmen stratosferdeki klor seviyesi 21. yy kadar azalmaya<br />
başlamayacaktır. Ozon tabakasının 2060 yılına kadar normale yani 1980 öncesi klor seviyesine<br />
tahmin edilmektedir. Bu tarihe gelindiğinde Antarktik ozon deliğinin daimi olarak yok olacağı<br />
düşünülmektedir[6].<br />
Biz kimyagerler olarak bu umarsızca kullanım ve tüketme çılgınlığına son verilmesinde öncü olmalıyız.<br />
Kullandığımız her kimyasalın ozona zarar verebileceğini düşünerek daha dikkat etmeli ve<br />
uyarılarda bulunmalıyız. Unutmayalım ki gelecek nesil bizim hatalarımızı tekrarlamasın. Daha iyi<br />
bir yaşam için……<br />
Kaynaklar :<br />
1.İnternet kaynak (http://www.ccpo.odu.edu/SEES/ozone/class/ Chap_1/index.htm)<br />
2.İnternet kaynak (http://www.atm.ch.cam.ac.uk/tour/dobson.html)<br />
3.Prof. Shakhashiri, Chemical of the Week /Ozone<br />
4.İlker Subaşı Ozon ve Ozon Tabakası sunumu<br />
5.Animationfactory.com/ozone<br />
6.Ozonmar.com/ozonhakkında<br />
25<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>
Halil KILIÇ<br />
hll_kilic@hotmail.com<br />
KIMYA<br />
MUHENDISI<br />
(ÖGRENCI)<br />
“Kaya<br />
(Şeyl)Gazı”<br />
Marmara<br />
Üniversitesi<br />
Kaya (şeyl) gazı, kil,<br />
kuvars ve kalsit minerallerinden<br />
oluşan tortul<br />
kayacın gözeneklerinde<br />
bulunan gazdır. Doğalgaz,<br />
kömür ve petrole<br />
göre daha az karbon<br />
salınımına sebep olduğu<br />
için daha temiz ve çevreci<br />
bir yakıt türü olarak<br />
kabul edilir. Şeyl, dünyanın<br />
birçok noktasında<br />
bulunan, organik malzeme<br />
yönünden zengin<br />
tortullu bir kayadır<br />
Kaya gazı, tortul bir kayaç türü olan şeylin gözenekleri içinde hapsolmuş bir doğal gaz türüdür.<br />
Şeylin içinde gözenekler olmasına rağmen geçirgenliği düşüktür. Şeylin geçirgenliği düşük olduğundan<br />
dolayı, şeylin içinde oluşan doğal gaz kaya içerisinde hareket edemez ve kaya içinde<br />
hapsolur. Fakat şeyl yapısındaki her kaya içersinde kaya gazı bulunmayabilir. Bu kayaların belirli<br />
oranda organik madde içermesi ve yeterli olgunlukta olmaları gereklidir. Kaya gazı bir çeşit doğal<br />
gaz türüdür. Kaya gazı içeriği de doğal gaz içeriğine benzer yüzdelik oranlarla metan, etan, propan<br />
ve değişik oranlarda hidrokarbonlar içerir.<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 26
Şeyl Gazı Üretimi<br />
Kaya gazı üretiminde dikey sondaj ve yatay sondaj ikisi bir arada uygulanır. Yer altı sularına kirlilik<br />
konusunda herhangi bir zarar vermemek için, yer altı sularının bulunduğu katmanın altına kadar<br />
sondaj yapılır. Daha sonra sondaj kuyusunu korumak için çelik koruma borusu yerleştirilir. Sondaj<br />
kuyusu ile çelik boru arasındaki kalan boşlukta beton ile doldurulur. Çevreye zarar vermemek için<br />
çelik koruma borusu ve beton katmanları azalan oranda kuyu daha da derinleştirilir.<br />
Sondaj kaya gazının bulunduğu şeyl katmanına gelene kadar devam eder (<strong>10</strong>00-1500 m).<br />
Kaya gazının bulunduğu katmana geldikten sonra sondaja yatay şekilde devam edilir. Yatay sondajda<br />
açılan sondaj kuyusunu korumak için yatay sondaj kuyusuna çelik koruma borusu yerleştirilir<br />
ve sondaj boşluğu beton ile doldurulur. Bu işlem tamamlandıktan sonra yatay sondajda delik açma<br />
mermileri kullanarak yatay boruda belirli aralıklarla delikler açılır. Bu işlemle kayada çatlaklar<br />
oluşturulur. Bu çatlakların tekrar kapanmasını önlemek ve çatlakları genişletmek amacıyla hidrolik<br />
sıvı sondaj borusuna basınçlı şekilde pompalanır. Hidrolik sıvı %98-95,5 oranında sudan ve kumdan,<br />
ayrıca çelik borularda zamanla oluşacak korozyonu önlemek amacıyla belirli oranda kimyasallardan<br />
oluşur. Su ile gönderdiğimiz kum çatlaklar arasına girer ve kayada açtığımız çatlakların<br />
tekrar kapanmasını engeller. Bir dikey şekildeki çatlatma uzunluğu en fazla 40m olmalıdır.<br />
27<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>
Her bir çatlatma operasyonunun maliyeti 200,000-500,000 $ arasında değişir. Sondajdan çıkan<br />
kaya gazı yüzeyde bulunan prosese alınır, burada kaya gazı önce filtrelerden geçirilir, gaz dışındaki<br />
kum vb. kirlilikler giderilir. Kirliliği giderilen gazlar sıvılaştırma prosesine alınır ve tankerler<br />
vasıtasıyla işleme prosesine gönderilir. İşleme prosesinde kaya gazı işlendikten sonra kullanıma<br />
gönderilir.<br />
Dünyada Kaya Gazı<br />
İlk kaya(şeyl ) gazı üretimi 1821 yılında ABD’de New York eyaletinde gerçekleştirildi. Ve 1970<br />
yılında endüstriyel ölçekte üretim sağlandı. Üretim maliyeti yüksek olduğundan dolayı üretime<br />
devam edilmedi; ancak 2000’li yıllardan sonra üretim maliyetini düşüren teknolojik gelişmelerle<br />
birlikte kaya gazı tekrar enerji gündeminde yerini aldı. Kaya gazının, son dönemlerde rağbet<br />
görmesi kaya gazının değerini gün geçtikçe artırıyor. Dünyadaki kaya gazı rezervinin büyük oranı<br />
Çin dedir.<br />
Çin toplam<br />
enerji<br />
ihtiyacını<br />
kömürden<br />
ve geri<br />
kalan ihti-<br />
yacını da<br />
diğer kay-<br />
naklardan<br />
sağlıyor.<br />
Dünyadaki<br />
kaya gazı<br />
rezervinin<br />
büyük or-<br />
anının Çin<br />
de olması,<br />
Çin’in<br />
avanta-<br />
jlı bir<br />
durumda<br />
olduğunu<br />
gösteri-<br />
yor. ABD<br />
kaya gazı<br />
için büyük<br />
yatırımlar<br />
yapmasına<br />
karşın<br />
Çin’de<br />
kaya gazı<br />
için kayda<br />
değer bir<br />
yatırım<br />
yok. Fakat<br />
birçok<br />
ABD<br />
şirketleri<br />
Çin’de<br />
yatırım<br />
yapar-<br />
ak enerji<br />
üretimini<br />
oradan<br />
karşılamaya çalışıyor. Böylece iki tarafta kazanç sağlıyor. Bunun gibi birçok şirketler ve ülkeler<br />
kaya gazından enerji karşılamak için ortaklık antlaşmaları imzalıyor. Avrupa da ise İngiltere’nin<br />
kuzeybatısındaki yerin 3000 m altında büyük bir kaya gazı rezervi keşfedildi. Bu miktar adanın<br />
gaz ihtiyacının %<strong>10</strong> unu karşılayacağı tahmin ediliyor. Avrupa da kaya gazına önem veren ülkelerden<br />
biri ise Polonya. Polonya, enerji ihtiyacının büyük kısmını kaya gazından karşılamak için<br />
büyük yatırımlar yapmaktadır<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 28
Türkiye’de Kaya Gazı<br />
Ülkemizde kaya gazı potansiyeline sahip alanların başında Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Trakya<br />
Bölgesi, Tuz Gölü ve Sivas Çevresi yer alır. Türkiye’nin çıkarılabilir kaya gazı rezervlerinin kapasitesinin<br />
680 milyar m3 olduğu tahmin ediliyor. Sadece 2013 yılında ülkemiz 45 milyar m3 doğalgaz<br />
tüketti. Bu rakamları karşılaştırdığımızda ülkemizdeki kaya gazının önemli miktarda olduğu<br />
görülüyor. Üretim maliyeti yüksek olsa da kaya gazı, ilerleyen teknolojik gelişmelerle birlikte<br />
ülkemizin enerji ihtiyacının bir kısmını karşılayacağı görülüyor.<br />
Kaynaklar :<br />
•http://tr.wikipedia.org/wiki/Kaya_gaz%C4%B1<br />
•http://www.petform.org.tr/images/etkinlikler/istisare_toplantisi_pigm_omer_koca_3.pdf<br />
•http://ekonomi.isbank.com.tr/UserFiles/pdf/ar_06_2013.pdf<br />
•http://www.iukmk.org/haber/enerjide-yeni-umut-seyl-565.html<br />
•http://www.mta.gov.tr/v2.0/birimler/redaksiyon/ekonomi-bultenleri/2012_13/MTA_<br />
EkonomiBulteni_13_8-ilkersenguler.pdf<br />
•http://www.21yyte.org/tr/arastirma/enerji-ve-enerji-guvenligi-arastirmalari-merkezi/2014/03/13/7486/seyl-gaz-gercegi<br />
• Kaya Gazı / Tuba Sarıgül, Tübitak Bilim ve Teknik <strong>Dergisi</strong>, 557. <strong>Sayı</strong><br />
•http://www.21yyte.org/tr/arastirma/enerji-ve-enerji-guvenligi-arastirmalari-merkezi/2014/03/13/7486/seyl-gaz-gercegi<br />
•https://www.haberturk.com/yazarlar/guntay-simsek-<strong>10</strong>19/833149-turkiyede-gaz-var-mi-petrolgercekten-yok-mu<br />
•http://www.konyalife.com.tr/haber/turkiye-nin-en-buyuk-rezervi-konya-da-gelecegin-enerji-kaynagi--kaya-gazi.html<br />
29<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>
Yavuz Selim KART<br />
kim_muhselim@hotmail.com<br />
KIMYA<br />
MUHENDISI<br />
(MEZUN)<br />
“Excel ve<br />
<strong>Kimya</strong>”<br />
Cumhuriyet<br />
Üniversitesi<br />
Merhaba Arkadaşlar,<br />
Bir önceki sayımızda sizlere Matlab programının <strong>Kimya</strong> ve <strong>Kimya</strong> Mühendisliği uygulamalarından<br />
bahis ettim. Birkaç temel özellik anlattım. Örnekler üzerinden giderek işlemi tamamladım. Matlab<br />
programı iyi güzel bir program; lakin lisansının pahalı olması, okullarda bazı üniversiteler hariç<br />
öğretilmemesi, kullanımının ve öğreniminin biraz zaman alması, öğreniminin genel mühendislik<br />
bilimlerinde daha yaygın olması nedeniyle sizlere bu sayımda Excel ve <strong>Kimya</strong> uygulamalarından<br />
temel kullanımından bahis edeceğim.<br />
Excel Programı Microsoft Office Uygulamaları içerisinde bir programdır. Genel itibari ile birçok<br />
kayıt ve işlemi tutmak, tablolamak, grafik ile görsel şölen katmak gibi özellikleri mevcut. Yani<br />
sizin yaptığınız işlemin görselliğini güçlendirerek<br />
sizlere daha güzel sonuçlar verir. Şimdi<br />
bu özellikler matlab da yok mu diyeceksiniz.<br />
Matlabda olmayan bir şey yok. Yani Matlab<br />
programında da grafik çizimi yapabilirsiniz.<br />
Ama Excelde bir önceki sayıdaki gibi işlemleri<br />
yapmanız, matris çözdürmeniz mümkün değil.<br />
Sonuçta ofis türünden bir uygulama. Günlük<br />
hayatı pratikleştirmeye yönelik şeyler içeriyor.<br />
Çok geniş bir uygulama alanına sahip programda<br />
bugün yapacağımız işlem grafik çizimi ve<br />
bunları çizerken yapacağımız işlemlerden bahis<br />
edeceğim.<br />
Resim 1 : Veriler<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 30
Resim 1 deki gibi verilerimizin bize laboratuvarda verildiğini düşünelim. Bunlar bizim çıktımız<br />
olsun. Bunu nasıl grafik işlemine tabi tutacağız onu inceleyelim.<br />
İlk önce verilerimizi seçiyoruz. Bu 3 kolonu “x” kısmından “2,30” yazılan yere kadar seçiyoruz.<br />
Seçim işlemi bitince aşağıda gördüğünüz şekildeki gibi olması gerekiyor.<br />
Buradan sonra Excel programında en<br />
üstteki sekmelerden “Ekle” kısmına<br />
tıklıyoruz.<br />
Resim 2 : Seçilmiş Veriler<br />
Resim 3: Ekleme kısmı<br />
Buradan ekleme kısmında çeşitli grafikler mevcut. Tabi bizim için çizgi gibi olan grafikler lazım.<br />
Yani bizim işimize yarayacak olan grafik çeşidi çizgi grafiktir. Diğerlerini kullanmak tercihinize<br />
kalmış lakin; okuldaki ödevleriniz ve işlemleriniz için bu grafik daha iyi. Resim 3’den görüldüğü<br />
üzere seçimimizi yapıyoruz. Bu seçimi yaptıktan sonra çizim beliriyor.<br />
31<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>
Resim 4: Çıkan Grafik<br />
Şekilde grafiğimiz oluştu. Ama bu grafikte hiçbir şey belli değil diyorsunuz değil mi? İşte bu<br />
kısımlarda da Excel imdadımıza yetişiyor. Excel’in özellikleri kısmından eksen başlıkları bölümlerini<br />
görüntülemeyi seçip gerekli düzeltmeleri yapıyoruz. Bu işlemleri yapınca aşağıdaki gibi bir<br />
sonuç bizim<br />
karşımıza<br />
geliyor.<br />
Resim 5:<br />
Düzeltilmiş<br />
Grafik<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 32
Bu şekilde deneydeki işlemlerin sonuçlarının grafiğini çiziyoruz. Sağa ve sola gerekli isimlendirmeleri<br />
yaparak daha okunabilir hale getirdik. Şimdi denklemimizin grafiğini, R2 değerini<br />
ve eğilim çizgisini bulmaya geldi. Bu değerleri bulurken de daha önce çizmiş olduğumuz grafiğin<br />
üstünde sağa tıklayarak eğilim çizgisini seçe tıkladığımızda eğilim çizgisi çıkıyor. Buradan açılan<br />
seçenekler yardımıyla denklemi bul R2 ifadesini bul seçeneklerine tıklayıp, biraz süslediğimiz<br />
zaman aşağıdaki sonuç ortaya çıkıyor.<br />
Resim 6: Denklemi ve R2 ifadesi eklenmiş grafik<br />
33<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>
Buradan çıkan sonuç ne? Grafik kâğıdına çizer gibi işlemlerimizi çizebilir. Gerekli grafik ayarlarımızı<br />
Excel’in özelliklerini ayrıntılı, inceleyerek ve verimli kullanarak muhteşem hale getirebiliriz.<br />
İşlemler bunlardan ibaret, gerisi sizin araştırma kabiliyetiniz ve yaratıcılık gücünüz ile<br />
alakalı. Yaptığım işlemleri Office 2013 versiyonunu kullanarak yaptım. Bazı ayarlamaları bundan<br />
dolayı göstermedim. Genel hatları ile programı anlatmaya çalıştım. Laboratuvar işlemlerinizde ve<br />
iş yerlerinde çok kullanılan bir program. Benim anlattıklarım küçük bir mum ışığı. Sizin çalışmalarınız<br />
ve pratikleriniz ile daha da ilerleyeceğinize şüphe yok. Yazılarımı kısa ve öz tutmaya gayret<br />
ediyorum. Umarım faydalı olur. İyi çalışmalar.<br />
Kaynaklar :<br />
http://mmsphyschem.com/excelIChem.htm<br />
http://www.mhilmieren.com/sayfa/haber_detay.asp?haberID=123<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 34
iNOVATiF KiMYA DERGiSiİ’NDEN<br />
HABERLER<br />
Liseli Öğrenciler Çimentosuz Beton<br />
Üretmeye Çalışıyorlar<br />
Niğde Faik Şahenk Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi’nin çimento bölümünde okuyan 11 öğrenci,<br />
çimentosuz beton üretimi projesiyle çimentonun çevreye verdiği zararı en aza indirmeye çalışıyorlar.<br />
Genç mucitler, ‘’Günümüz yapı sektöründe beton vazgeçilmez bir sektördür. Betonun içinde su,<br />
agrego ve çimento vardır. Çimentonun son zamanlarda çevreye verdiği zararlar tartışma konusu<br />
olduğu için biz çevre dostu sodyum hidrokisatı, verdiğimiz kimyasal madde ve cürüf kimyasal<br />
maddesini kullanıyoruz. Bu iki maddenin dayanımını daha yüksek elde etmek için çalışmalarımız<br />
devam ediyor. Yaptığımız betonlar da burada gözüktüğü için dayanımları hemen hemen çimentoyla<br />
aynı eşdeğerdedir. Biz bu betonu hazırlamak için iki aşamadan geçiyoruz. Bir gurup arkadaşımız<br />
kimyasal maddeyi, bir gurup arkadaşımızda karışımla ilgileniyor. Sodyum hidroksit ve su ile tepkimeye<br />
girdiği zaman kimyasalımız 50 santigrada çıkıyor. Bunu karışıma eklediğimiz zaman küp<br />
olarak alıp, oda sıcaklığında kurutmaya bırakıyoruz’’ dedi.<br />
Öğrencilerin öğretmenleri, ‘’Derslerimizde sürekli betonla ilgilendiğimizden, öğrencilerimiz bu<br />
projeyi bizlere sundular. Bizde laboratuvarımız olmadığı için Niğde Üniversitesi’nin laboratuvarını<br />
kullandık’’ dedi.<br />
35<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>
Ortaokul Öğrencilerinden Ceviz Kabuğundan<br />
Organik Sucuk Üretimi<br />
Kayseri de iki ortaokul öğrencisi Ali Barış Üstündağ ve Yaşar Esener, sucuk yapımında zararlı<br />
kimyasal yerine ceviz kabuğu tozunu kullandılar.<br />
Üstündağ, ‘’Sucuğun içinde zararlı mikroorganizmalar bulunabiliyor. Zararlı olan bu bakterileri<br />
önlemek için ceviz kabuğunu kullandık. Ceviz kabuğu bu bakterileri önlüyor ve bakterileri yok<br />
ediyor. Endüstriyel sucuk üretiminde ise nitrat ve nitrit kullanılıyor’’ dedi.<br />
Üstündağ, bu projedeki amaçlarının organik ve sağlık açısından daha güvenilir sucuklar üretmek<br />
olarak belirtti. Üstündağ organik yiyeceklerin tüketiciler tarafından daha çok kullanıldığına dikkat<br />
çekti ve konuşmasına şöyle devam etti: ‘’ Dünya nüfusunun giderek artması beslenmede dengesizlik<br />
ve endüstriyel alanların giderek gelişmesi sonucu sağlıkla ilgili sorunlar artmıştır. Günümüzde<br />
bilim ve teknolojideki büyük ilerlemelere rağmen, doğal kaynakların bilinçsizce tüketimi ve<br />
karşılaşılan ekonomik güçlükler doğal kaynakların çok amaçlı kullanılmalarını zorunlu kılmıştır’’<br />
diye konuştu.<br />
Üstündağ, ceviz kabuğunun sucuğun erken bozulmasını da engellediğini belirterek, sözlerine<br />
şöyle devam etti: ‘’ Yapılan analizle yeşil ceviz kabuğunun içerdiği juglon gibi fenolik bileşiklerin<br />
antimikrobiyal yönden etkili olduğunu tespit ettik. Ayrıca nitel gözlemlerimize göre sucukta küflenmeye<br />
de engel olduğunu fark ettik. Böylece atık olan yeşil ceviz kabuklarından elde ettiğimiz<br />
fenolik bileşiklerle, sucuk içerisinde kullanılan nitrat ve nitrite karşı entimikrobiyal katkı maddesi<br />
olabileceğini ve sucuğun fonksiyonelliğinin artırılacağını tespit ettik.’’<br />
Yaşar Esener ise cevizin doğal bir koruyucu katkı maddesi olarak kullanılabileceğini ve kurutulmuş<br />
ceviz yaprağının Asya ve Avrupa ülkelerinin kırsal kesimlerinde çay şeklinde yaygın olarak<br />
tüketilmekte olduğunu söyledi.<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 36
<strong>Kimya</strong> Sektörü İhracat Verileri<br />
Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) verilerine<br />
göre, kimyevi maddeler ve mamüller<br />
sektöründe 2013’ün Ocak-Mart dönemine<br />
göre % 2,7 lik artışla 4 milyar 311 milyon<br />
346 bin dolara yükseldi. Kimyevi maddeler<br />
ve mamulleri sektörü Türkiye de en fazla<br />
ihracat yapan 3’üncü sektördür. En fazla<br />
ihracat yaptığımız ülkeler sırası ile Irak,<br />
Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleridir.<br />
En fazla ihracat İstanbul Kocaeli ’den;<br />
Kocaeli geçen yılın Nisan ayına göre ihracatını<br />
yüzde 17,3 olarak artırdı. Kocaeli 1<br />
milyar 753 milyon 273 bin dolarlık ihracat<br />
gerçekleştirdi. İstanbul ve Kocaeli Türkiye’nin<br />
kimyevi maddeler ve mamuller ihracatını<br />
yüzde 67,6’sını karşıladı.<br />
İzmir 354 milyon 8<strong>10</strong> bin dolar, Ankara 331<br />
milyon 768 bin dolar, Gaziantep 176 milyon<br />
472bin dolarlık ihracat yaptı.<br />
Kaynaklar:<br />
http://www.haberler.com/genc-mucitlerden-buyuk-bulus-5924042-haberi/<br />
http://www.radikal.com.tr/cevre/ceviz_kabugundan_organik_sucuk_uretildi-1187219<br />
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/bilimteknik/61687/Kayserili_ogrencilerden_sucukta_<br />
devrim.html<br />
http://www.beyazgazete.com/haber/2014/4/3/kimya-sektoru-ihracati-4-3-milyar-dolar-oldu-2183339.html<br />
http://www.marathonkimya.com/tr/index.html<br />
37<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />
<strong>Kimya</strong> Sözlüğü<br />
Colloids - Kolloidler<br />
Büyüklüğü <strong>10</strong>-<strong>10</strong>00 angstrom arasında değişen, bir başka madde de asılı, çok küçük parçacıklardır.<br />
Chlorination -Klorlama<br />
Mikropları giderme amacıyla içme suyu yada atık suya klor eklenmesi.<br />
Gas chromatograph-Gaz Kromatografi<br />
Bir gaz veya sıvı karışımın içindeki maddelerin ( gazların veya uçucu sıvıların ) oranlarını belirleyebilen<br />
analiz cihazı.<br />
Dieldrin -Dieldrin<br />
Oktaloks diye de bilinen, klorlu hidrakarbonlar sınıfından beyaz kristalimsi tarım ilacı. Birçok haşarat<br />
açısından zehirli etkiye sahip ve bazı kuşlar için de öldürücüdür.<br />
Dioxin - Dioksin<br />
Bitki öldürücülerde bulunan, son derece zehirli maddeler kümesi.<br />
Chlorine - Klor<br />
Ağartıcı, oksitleyici etki maddesi olarak su arıtma yada mikrop giderme amacıyla kullanılan halojen eleman;<br />
zehirli bir gaz.<br />
Freon - Freon<br />
Yaygın biçimde kullanılan klorofluorokarbon.<br />
Nitrification - Nitratlama<br />
amonyum iyonunun nitrosomonas ve nitrobakter türünden mikroorganizmalar tarafından nitrit ve nitrat<br />
iyonlarına yükseltgenme işlemi.<br />
Radiation hazard - Radyasyon Tehlikesi<br />
Radyoaktif maddelerin yaydıkları parçacıkların ve ışınların yol açtığı tehlike; büyük dozlar hızlı ölüme neden<br />
olur, buna karşılık düşük düzeyde radyasyona maruz kalınması, kanser riskinde artışa yol açar.<br />
Radon - Radon<br />
Toprağın ya da kayaların havaya saldığı doğal radyoaktif gaz; bu gaz yetersiz havalandırılmış binalarda<br />
birikebilir ve sağlığı tehlikeye sokar.<br />
Cathodic protection - Katodik Koruma<br />
Metal bazlı yer altı veya sualtı borularını paslanmaya ( oksitlenmeye ) karşı koruyan elektrokimyasal yöntem.<br />
Oxidant - Oksitleyici<br />
Yeni bir madde oluşturmak üzere havada kimyasal olarak tepkiyen, oksijen içeren madde; fotokimyasal dumanın<br />
(sisin) birincil kaynağı.<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 38
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />
Yararlı Siteler<br />
<strong>Kimya</strong> Mühendisi arkadaşlarım için çok güzel bir hesaplama<br />
sitesi. Bu sitede kimya mühendisleri için hesaplama<br />
işlemleri mevcut. Değerleri girerek otomatik olarak hesaplama<br />
işlemleri yapabilirsiniz. Neler hesaplandığını inceleyeccek<br />
olursak : Isı Değiştirici Hesapları, Buhar Hesapları,<br />
Ekipman Hesapları, Pompa Hesapları vs. İçeriğini<br />
inceleyerek daha fazla bilgi edinebilirsiniz.<br />
http://checalc.com/<br />
<strong>Kimya</strong> Çizimi yapmak büyük problem olabiliyor. Bazı<br />
programların da kurulum kullanım karmaşıklığı fazla. İşte<br />
bu noktada bu web sitesi işinizi görecek gibi. Sitede çizimler<br />
yapabiliyorsunuz. Ayrıca CAS <strong>Sayı</strong>sı ya da isim kullanarak<br />
istenilen molekülü ya da yapıyı aratıp eklemek mümkün.<br />
<strong>Kimya</strong>ger arkadaşlarımızın işine yarayarak öneriyorum. İyi<br />
kullanmalar dilerim.<br />
https://www.emolecules.com/<br />
Bu siteyi de Öğretmen arkadaşlarımız için paylaşıyoruz.<br />
Öğretmen arkadaşlarımız buradaki flash görselleri kullanarak<br />
öğrencilerine daha faydalı olabilirler. Sitede kimya ile<br />
ilgili bir çok hareketli flash görseller mevcut. Bu görseller<br />
hem akılda kalıcılığı hem de öğrenmeyi kolaylaştır. Hem de<br />
öğrencilerin ilgisini çeker diye düşünüyoruz. İyi incelemeler<br />
dileriz.<br />
http://www.learnerstv.com/animation/Free-chemistry-animations-page1.htm<br />
39<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />
<strong>Kimya</strong> Bulmacasi<br />
1 2<br />
3<br />
4<br />
5 6<br />
7<br />
8<br />
9<br />
<strong>10</strong><br />
Soldan Saga<br />
1. Bir elementin radyoaktif özellik gösteren izotoplari.<br />
5. Temel haldeki bir elektronun, disaridan enerji verilerek<br />
daha kararsiz olan bir dis yörüngeye çikarilmasi hâli.<br />
7. <strong>Kimya</strong>sal reaksiyonlara karsi ilgisiz elementler. Periyodik<br />
tablodaki 8A grubu elementleri.Inert veya asal gaz<br />
olarakta bilinirler.<br />
8. Maddenin hali. Kütlesi ve hacmi belli olan fakat belirli bir<br />
sekli olamayan maddedir. Bu yüzden içine konuldugu<br />
kabin seklini alir.<br />
9. Bir çözücünün yari geçirgen bir zardan daha derisik bir<br />
çözeltiye geçmesi.<br />
<strong>10</strong>. <strong>Kimya</strong>sal reaksiyonlarda elektron alarak (indirgenerek)<br />
karsisindakini yükseltgeyen madde.<br />
Yukaridan Asagiya<br />
2. Moleküller arasi çekim kuvvetinden dolayi sivinin<br />
yüzeyinde olusan kuvvet.<br />
3. Gaz fazindaki atomlarin çok yüksek sicakliklarda<br />
iyonlasarak çekirdek ve elektronlarina ayrismasi sonucu<br />
olusan akiskan madde.<br />
4. Enerjinin elektromanyetik dalgalar ya da parçaciklar<br />
halinde yayilmasi.<br />
6. Asitlerle, bazlarin reaksiyonu sonucu olusan ürün.<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> 40
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />
Geçen Ayın Çözümü<br />
<strong>Kimya</strong> Bulmacasi<br />
2<br />
H<br />
9<br />
F<br />
1<br />
K<br />
O<br />
N<br />
S<br />
I D R A T 3<br />
E<br />
6<br />
K<br />
N<br />
T<br />
4 Ç<br />
F<br />
5<br />
Ç Ö Z Ü C Ü Ü<br />
R K Z<br />
A L K O L E J Y<br />
S L 7 D<br />
O<br />
Y<br />
O T O N E L<br />
N<br />
8 B O M B A R D i M A N<br />
<strong>10</strong><br />
D<br />
G<br />
A I L I Z<br />
Soldan Saga<br />
2. Kristal yapisinda belirli miktarlarda su molekülü içeren<br />
bilesiklerdir. [HIDRAT]<br />
5. Bir çözeltinin en fazla miktardaki bileseni veya çözeltiye<br />
fiziksel halini veren bilesendir. [ÇÖZÜCÜ]<br />
6. Filiz yapan 6A grubu elementleri. [KALKOLEJ]<br />
8. Bir atom çekirdegine herhangi bir nükleer tanecigin<br />
gönderilmesi. [BOMBARDiMAN]<br />
9. Isik tanecig. Isik isininin enerjisi bu fotonlar içinde<br />
yogunlasmistir. [FOTON]<br />
<strong>10</strong>. Bir çözelti içerisindeki küçük iyon veya moleküllerin yari<br />
geçirgen bir zardan geçmesi ve büyük iyon veya<br />
moleküllerin geçmemesi islemi. [DAILIZ]<br />
Yukaridan Asagiya<br />
1. Çözeltide çözünmüs olan göreceli madde miktaridir.<br />
Düsük konsantrasyonlu çözeltilere seyreltik yüksek<br />
konsantrasyonlu çözeltilere derisik çözelti denir.<br />
[KONSANTRASYON]<br />
3. Gaz moleküllerinin küçük bir delik araciligiyla bir kaptan<br />
daha düsük basinçli ortama yayilmasi. [EFÜZYON]<br />
4. Bir çözeltide iki tuzun etkilesimi veya sicaklik degisiminin<br />
çözünürlüge etkisi sonucu çözünmeyen kati bir bilesigin<br />
olusmasi.... [ÇÖKELME]<br />
7. Bir ortamda enerji tasiyan egilim. [DALGA]<br />
41<br />
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong>
İNOVATİF<br />
<strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong><br />
Bende Yazmak İstiyorum<br />
Dergide bende yazmak istiyorum benim de<br />
yazılarım olsun diyorsanız.<br />
***Yazacağınız konuyu belirleyin. (<strong>Kimya</strong> içeriği olan herhangi bir konu olabilir) Örnek: Polimerden<br />
ya da organikten bir konu ya da sanayide gördüğünüz bir şey ile ilgili bir konu. Kendi cümleleriniz<br />
ile olması şart. Alıntı alıyorsanız kesinlikle kaynak belirtmelisiniz.<br />
***Konuda kullanılan resimlerin kaynakları belirtilmeli.<br />
***Yazılar kesinlikle facebook üzerinden bizlere gönderilmemeli. Çünkü bu oldukça işimizi zorlaştırıyor.<br />
Yazılar inovatifkimyadergisi@gmail.com adresine gönderilmeli.<br />
***Dergi editörlerimiz olan<br />
Ayşe Emir, Aybike Kurtuldu,Seda Çoban, Merve Erkoç arkadaşlarımıza ulaşması gerekmektedir.<br />
***Yazıları gönderdikten sonra kendiniz ile ilgili bilgileri de mail ile bize göndermelisiniz. Yoksa<br />
yazınız yayınlanmayacaktır.<br />
***Ad Soyad<br />
Ulaşılabilecek Mail Adresi(Hızlı ulaşılabilecek sık kullanılan bir mail olmalı)<br />
Bitirdiğiniz ya da okumakta olduğunuz Üniversite İsmi<br />
Çalışıyor iseniz çalıştığınız kurumdaki pozisyonunuz.<br />
Dergiye koyabileceğimiz türden bir profil resminiz.<br />
*** 2014 Haziran ayı sayısı için yazılarınızın son teslim tarihi. 20 Mayıs 2014 dür.<br />
Her ayın son yazım tarihi 20. de bitecektir. 20. den sonra göndereceğiniz yazılar<br />
Bir sonraki ay yayınlanacaktır.<br />
***Ve son olarak kopyala-yapıştır ile yazıyı ben yazdım gönderiyorum derseniz yazınız kesinlikle<br />
yayınlanmaz. Bu şekilde yazı olmaz. Böyle uyanıklık yapıp kolaya kaçmak fark edilmeyecek bir şey<br />
değil. Sonuçta yazılarınızı okunuyor araştırılıyor. Bir şeylere emek verip orjinal şeyler çıkarırsanız<br />
rağbet görürsünüz. Lütfen bu konulara dikkat edelim.<br />
***Yazılarınızı word dosyası halinde maile atacaksınız. Resimleriniz varsa da konu içinde aralarda<br />
en az bir tane resim olsun. Fikir düşünce tarzı kimya sektöründe sorun yazıları çözüm yazılarında<br />
olmayabilir ama diğer konularda en az bir tane olmalı çünkü görsellik yazıya çok şey katıyor.<br />
***Şimdilik aklımıza gelenler bunlar sorun olursa eklemeler-çıkarmalar yaparız.<br />
***<strong>İnovatif</strong> <strong>Kimya</strong> <strong>Dergisi</strong> gönderdiğiniz yazıların yayınlanıp yayınlanmaması hakkını elinde tutar.