25.03.2017 Views

marketing europe & anatolia Sayı: 026

marketing europe & anatolia, ekonomi, medya, reklam, iletişim ve pazar alanında aylık olarak yayınlanan bir e-dergidir. marketing europe & anatolia’da reklamcı Nurgül Eryıldır Günay'ın kelebek etkisi yaratan ve Yönetmen Abdullah Ekşioğlu'nun adresini bilen yazılarını okuyabilir, ilgi çekici röportajları, haberleri, reklam kampanyaları künyelerini, kültür – sanat ya da gezi gibi sayfaları da bulabilirsiniz. marketing europe & anatolia Ekşioğlu Medya Grup tarafından yayınlanmaktadır.

marketing europe & anatolia, ekonomi, medya, reklam, iletişim ve pazar alanında aylık olarak yayınlanan bir e-dergidir. marketing europe & anatolia’da reklamcı Nurgül Eryıldır Günay'ın kelebek etkisi yaratan ve Yönetmen Abdullah Ekşioğlu'nun adresini bilen yazılarını okuyabilir, ilgi çekici röportajları, haberleri, reklam kampanyaları künyelerini, kültür – sanat ya da gezi gibi sayfaları da bulabilirsiniz. marketing europe & anatolia Ekşioğlu Medya Grup tarafından yayınlanmaktadır.

SHOW MORE
SHOW LESS

You also want an ePaper? Increase the reach of your titles

YUMPU automatically turns print PDFs into web optimized ePapers that Google loves.

marketing europe & anatolia

Tarih: Ocak 2014 Sayı: 26

kelebeğin

fırtınası

Reklamı bırak,

müziğe bak...

Seviyorsan

iş sonsuz tatil

gibidir...

retorik

Ahvalden

manaya

ulaşmak...

Yerel Seçimler

Yaklaşıyor...


İçindekiler

marketing

europe & anatolia

Sayı:26 Tarih:Ocak 2014

İmtiyaz Sahibi

Eksantrik Film Prodüksiyon Reklam ve

Yayıncılık Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti.

e-mail: eksantrik@eksantrik.com

P.K.: 112 34725 Kızıltoprak - İstanbul - Tr.

Genel Yayın Yönetmeni ve

Sorumlu Yazı İşler Müdürü

Elvin Ekşioğlu

e-mail: elvin@eksantrik.com

P.K.: 112 34725 Kızıltoprak - İstanbul - Tr.

Haber ve Fotoğraflar

Agency Europe & Anatolia

Katkıda Bulunanlar

Nurgül Eryıldır Günay

Ali Erdem Ekşioğlu

Seval Duban

Ekim Sölemez

Danışman

Abdullah Ekşioğlu

İlan Rezervasyon

Ayşe Yılmaz

Yayın Türü

Süreli Yayın

Yönetim Yeri

Agency Europe & Anatolia

Feneryolu Mh. Gedikli Sk.

Adilbey Ap. No: 15/13

Kadıköy - İstanbul - Tr.

Tel: +90 555 233 24 41

e-mail: meadergi@gmail.com

marketing europe & anatolia

Agency Europe & Anatolia tarafından

Süreli yayınlanan bir e-dergidir.

Bu yayının tüm hakları Eksantrik Film

Prodüksiyon Reklam ve Yayıncılık Hizmetleri

San. ve Tic. Ltd. Şti. aittir. Tamamı ya

da bir bölümü yayıncısının izni olmaksızın

çoğaltılamaz ve yayınlanamaz.

Tüm ilanların sorumluluğu firmalara, makalelerdeki

görüşler ve hukuki

sorumluluk yazarlara aittir.

Bu derginin yayınlanma sürecinde

hiçbir ağaç zarar görmemiştir.

mobil: http://m-mea.eksantrik.com

http://www.facebook.com/meadergi

Bir Ekşioğlu Medya Grup kuruluşudur.

Kısa Kısa 04 - 07

Yeni Ürünler 10 - 11

Medya Dünyası 12 - 13

Röportaj 14 - 18

kelebeğin fırtanası 21

Reklam Dünyası 22 - 23

Röportaj 24 - 27

retorik 29

Kampanyalar 31 - 37

Gezi 38 - 44

reklam arası sinema 46

Kültür Sanat 48 - 49

marketing europe & anatolia / 1


Köşe

Elvin Ekşioğlu / elvin@eksantrik.com

( editörden

)

Projeksiyon...

Yeni yıl piyasalara belirsizlik ve güvensizliğin hakim olduğu bir dönemde az da olsa

bir es vermek için bahane oldu. Piyasalar, kasvetli, karamsar havayı bir anlığına terk

edip bir nefes aldılar.

Yeni yıl herşey için çok daha umutlu haberlere gebe gibi görünüyor. Öncelikle

demokrasinin yeniden tesis edilecek olması umudu, yatırımcılara güven verecektir.

Bununla beraber bir süredir piyasanın sıcak para ihtiyacını karşılayan kara para

trafiğinin azalacak olması ekonomideki yapay iyimser tabloyu daha realistik verilere

çevirecek gibi görünüyor.

Bu süreç içerisinde çok fazla taş yerinden oynayacak ve son dönemde piyasaya

tutunmaya çalışan birçok oyuncu kendini suların akışına bırakacak. 2014 eski köklü

kuruluşların piyasaya geri döndüğü, Yatırımcıların ülkemizi tercih ettiği, kaçan kara

paranın yerini yabancı yatırımcıların aldığı, demokrasinin yeniden tesis edildiği bir yıl

olacak.

Piyasalardaki bu çalkalanma ve iyi yönlü devinim 2014 yılında da dergimizin

sayfalarında yer almaya devam edecek. Güvenli piyasalar, büyük reklam

kampanyalarının ve karşılaştırmalı reklamlarla, kaliteli reklamcıların ayrıştığı hareketli

günlerin habercisi olarak bugünden kendisini göstermeye başladı.

Uzun zamandır ilk defa gelecek için umutla hepinizi bir kez daha selamlıyorum.

Sevgiyle...

marketing europe & anatolia / 3


Kısa Kısa

“Yeşil Kuruluş” Pegasus...

Pegasus, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM)tarafından

havaalanlarında faaliyet gösteren kuruluşların

çevreye ve insan sağlığına verdikleri veya verebilecekleri

zararların sistematik bir şekilde azaltılması ve ortadan kaldırılabilmesi

için başlattığı “Yeşil Havaalanı” projesi kapsamında

İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nda “Yeşil

Kuruluş”unvanını alan ilk havayolu işletmesi oldu.

“Yeşil Kuruluş” olmak için başvurusunu Mayıs 2013’te gerçekleştiren

Pegasus; atık yönetimi, doğal kaynak yönetimi

ve emisyon yönetimini kapsayan proje şartlarını sağlayarak

bu unvanı almaya hak kazandı. Geçen yıla oranla

genişleyen filosu ve %22.3artan misafir sayısına rağmen,

özellikleyakıt tasarrufu uygulamaları ile uçuş başına yakıt

tüketimini azaltarak, misafir başına düşen karbon salınımını

%10düşürdü ve böylece doğa dostu çalışmaları ile

sektörde bir yeniliği daha gerçekleştirdi ve bir başarıya

daha imza attı.

“Yeşil Kuruluş” unvanına ilişkin açıklama yapan Pegasus

Hava Yolları Genel Müdürü Sertaç Haybat, “Türkiye’de havacılık

sektöründe değişim yaratan havayolu olarak, başta

verimlilik olmak üzere birçok konuda fark yaratan çalışmalara

imza atıyoruz. Bunu çevreye duyarlılık alanında yaptığımız

çalışmalarla da desteklemekteyiz. Yeşil Kuruluşunvanı,

filomuzun daha az yakıt tüketerek daha çevreci bir

yaklaşım ve daha güçlü bir performansla uçması için gerçekleştirdiğimiz

çevreci çalışmaların başarıyla sürdüğünü

bize gösteriyor. Uçaklarımızdaki ağırlıkların azaltılması,

yakıt tasarrufu sağlayan operasyonel ve teknik uygulamalar

gibi detaylı çalışmalarla genişleyen filomuz ve artan

misafir sayımıza karşılık, 2011 ve 2012 yıllarında misafir

başına ürettiğimiz karbon emisyonunu ciddi bir şekilde düşürmeyi

başardık.

Temassız kartlar bir yılda yüzde 40 büyüdü...

Teknolojinin hızlı bir

şekilde gelişmesine

paralel olarak

tüketicilerin harcama

ve ödeme

yöntemleri de hızla

değişiklik gösteriyor.

Kasalarda daha

az vakit geçirmek

isteyen tüketiciler

temassız kartlar sayesinde ödemelerini hızlı ve kolay bir

şekilde gerçekleştirebiliyor. Geçtiğimiz sene Eylül ayında

Türkiye’de 4.6 milyon adet olan Visa temassız kart sayısı,

son 12 aylık dönemde yüzde 41 artışla 6.5 milyon adete

yükseldi. Bu büyüme ile Türkiye’de Visa kredi kartlarının

%20’si temassız özelliğine sahip oldu. 2013 Eylül ayı sonunda

Avrupa’daki temassız Visa kartların sayısının 73

milyon adet olduğu göz önüne alındığında, Türkiye’deki

temassız kartların oranı Avrupa’nın yüzde 9’u oldu.

Tüketicilerin sahip oldukları temassız kartları kullanabilecekleri

POS Terminallerinin sayısı da artmaya devam

ediyor. Geçtiğimiz yıl Eylül ayında 58 bin olan temassız

POS’ların sayısı yüzde 35 oranında artarak 78 bine yükseldi.

Temassız kartlarla tüketicilerin yaptığı ortalama

alışveriş ise 19.8 TL olarak hesaplandı.

Visa Europe Türkiye Ülke Müdürü Merve Tezel konu ile ilgili

değerlendirmesinde “Ödeme sistemleri konusunda Türkiye

Avrupa’da önemli bir yere sahip. Temassız kartlarda

Avrupa’daki toplam kart sayısının yüzde 9’u Türkiye’de bulunuyor.

POS sayısındaki artış da tüketicilerin bu kartları

daha fazla noktada kullanmasına olanak tanıyor. Türk

tüketicisinin yeniliklere açık olması ve teknolojik gelişmeleri

hızlı takip etmesi ülkemizin yenilikçiliğin üssü konumunu

pekiştiriyor. Temassız kullanımı, zaten hızlı ve kolay olan

çip ve PIN ile alışverişe göre az oranda kullanım farkı

yaratıyor gibi görünse de, araştırmalarımıza göre tüketiciler

temassızı tecrübe ettiklerinde özellikle küçük meblağlı

ödemelerde bu özelliği tercih etmeye ve aramaya başlıyor.

Temassız kullanım noktalarının yaygınlaşmasına, ileride

hız kazanacak olan NFC ve diğer yenilikçi ödeme şekilleri

için önkoşul olması sebebiyle de çok önem veriyoruz ”

diye konuştu.

4 / marketing europe & anatolia


Kısa Kısa

P&G Çevre Raporu...

Çevresel ve sosyal sorumluluk

yaklaşımını

ürün ve hizmetlerine entegre

ederek insanların

her gün daha iyi ve daha

sürdürülebilir bir yaşam

sürmesi için çalışan P&G,

15’inci Global Sürdürülebilirlik

Raporu’nu yayınladı.

Çamaşır makinelerinde yapılan yıkamalarda soğuk

su kullanımı alışkanlığının artırılması, karbon salımının

azaltılması, ihtiyaç sahiplerinin sağlık ve hijyen ihtiyaçlarının

karşılanması konusundaki 2020 hedeflerine büyük

oranda ulaşan P&G, çalışanlarının gönüllülük projelerine

dahil edilmesi ve ürün inovasyonu konusunda da

başarılı uygulamaları hayata geçirdi.

Marka ve hizmetleriyle insanların gündelik hayatlarını

iyileştirmeye odaklanan P&G, ürün performansını ve yararlarını

yenilikçilikle birleştirerek dünya çapında sayısız

insanın daha sürdürülebilir yaşam sürmesine katkıda

bulunuyor.

7. TEB

Akıl Fikir Yarışması...

Geçtiğimiz yıllarda finans alanında

yenilikçi ve yaratıcı fikirlerin

ödüllendirildiği TEB Akıl Fikir

Yarışması’nda, bu yıl teknolojik

girişimcilik alanında da başvuru

alınıyor. ‘Üniversite Öğrencisi -

Yeni Mezun’ kategorisinde dereceye

girenler finansal ödüller ve

MBA bursu, ‘Müşteri’ kategorisinde

dereceye girenler finansal

ödüllerin yanı sıra dünyanın en

prestijli tenis etkinliği Fransa Açık Tenis Turnuvası Roland

Garros’a bilet hakkı, ‘Teknolojik Girişimci’ kategorisinin

kazananlar ise finansal ödüllerin yanı sıra TEB

Girişim Evi’ne katılım hakkı elde ediyor. TEB Akıl Fikir

Yarışması’na katılım için üniversite öğrencileri, yeni mezunlar,

TEB müşterileri ve teknolojik girişimcilerin 15

Ocak’a kadar başvuruları bekleniyor.

Katılımcılar, 15 Ocak 2014 tarihine kadar yarışmanın

web sitesi olan www.icatcikar.com’a girerek başvuru yapabiliyor.

RTÜK’ün program kaldırma yetkisi yok...

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Prof.

Dr. Davut Dursun, herhangi bir programı yayından kaldırma

yetkilerinin olmadığını söyledi. Basın İlan Kurumu

(BİK) tarafından Van’da üçüncüsü düzenlenen “Marka

Şehirler - Medya ve İletişimde Tecrübe Paylaşım Günleri”

konferansında konuşan RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut

Dursun, RTÜK’ün yetkileri konusunda kamuoyunda

birçok yanlış kanaatin hakim olduğunu ifade etti.

RTÜK’e şikayette bulunan izleyicilerin önemli bir kısmının

şikayetçi olduğu programın yayından kaldırılmasını

talep ettiğini belirten RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut

Dursun “Yani şöyle bir algı var. RTÜK istediği programa

müdahale eder, istediği programı yayınlatır. İstediği

programı da yayından kaldırtır. Radyo Televizyon Üst

Kurulu’nun böyle bir görevi yoktur. Böyle bir yetkisi de

yoktur” dedi.Bu tür taleplerin sadece sıradan vatandaşlardan

değil bürokrasiden de geldiğine dikkati çeken

RTÜK Başkanı Dursun şunları söyledi:

“Ya hoca bu program halen devam ediyor. Niçin kaldırılmadı

bu programı? Cevaben de de diyorum ki ‘Peki

sayın vekilim, sayın genel müdürüm, bu programı kaldır-

ma yetkisine mi sahibiz ki biz

bunu kaldıralım?’ Böyle bir

algı var. Yani RTÜK bir programı

isterse kaldırabilir diye.

Bizim kesinlikle böyle bir yetkimiz

yok. Bu sansür olur o

zaman. Başta söyledim biz

sansür yapmıyoruz diye. Biz

sansürcü bir kuruluş değiliz

diye ifade etmiştim. Tamamen, herhangi bir programın yayınlanması,

programın içeriğinin ne olması, programın ne

kadar devam edeceği, kaldırılması veya kaldırılmaması o

yayın kurumunun kendi editöryal bağımsızlığı içerisindeki

bir konudur. Biz hiçbir yayın kuruluşuna bu programı kaldır

veya kaldırma demeyiz. O nedenle sayın izleyicilerimiz,

medya temsilcileri, yazılı basının saygıdeğer temsilcileri

burada olduğuna göre yazılarında da RTÜK’ün program

kaldırma yetkisi yok ey okuyucular ona göre şikayette bulunun

derlerse mutlu oluruz.”Haberin videosu için tıklayınız:

http://www.youtube.com/watch?v=YoNe6Pltt98&featu

re=youtu.be

marketing europe & anatolia / 5


Kısa Kısa

Salt iletişim’e

4 yeni müşteri...

SALT İletişim Grup, geniş

müşteri portföyüne dörtbüyük

markayı daha dahil

etti. Lierac ve Phyto gibi

markaları bünyesinde

bulunduran AllesGroup,

ayrıca AslanobaCapital’in

emlak sektöründe ilk

yatırımı olan Metrekare.com ve flowerbox, 360 Derece

iletişim, stratejik ve dijital iletişim danışmanlığı hizmetleri

veren SALT İletişim Grup’u iş ortağı olarak seçti. SALT

İletişim Grup’un müşteri portföyündePalmali Grup,

PalmarinaYalıkavak, Wyhndham Kalamış Otel, Edition

Otel İstanbul, Esin Yapı,LindtÇikolata , BJK, Home

Store , ETÜDER, L’OREAL Profesyonel, Kerastase,

L’OREAL Matrix , Kafe Pi, Altıncı Cadde, İnoksan,

g2m,Mobilexpress, SealedAir, Chado Çay, Urban Cafe,

Akademi Saç Merkezi, Zehnder, Vivense, BossGovernance

, Pro Grup, Corentte, Blue HarmonySpa, Taylan

Kümeli Taylight, Bahçecik Kuaförleri, Alaçatı Curcuna

Hotel gibi markalar yer alıyor.

Creditwest

Faktoring’de yeni isim...

Türkiye’nin en hızlı büyüyen

ve saygın holdinglerinden

Altınbaş Holding çatısı altındaki

şirketlerden Creditwest

Faktoring’in yeni Genel Müdürü

Dilber Bıçakçı oldu. Creditwest

Faktoring’e 1 Ocak 2014

tarihinden itibaren geçerli olmak üzere asaleten Genel

Müdür ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak atanan Bıçakçı,

aynı zamanda Altınbaş Holding şirketlerinde genel müdür

pozisyonuna getirilen ilk kadın yönetici oldu.

2005 yılından bu yana Creditwest Faktoring’te Pazarlama

Koordinatörü olarak görev yapan Bıçakçı, Marmara

Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nin İktisat

Bölümü’nden mezun. İş hayatına 1993 yılında TEB

AŞ’de başlayan Dilber Bıçakçı daha sonra, Demirbank

ve Tekstil Bankası’nda görev aldı. Halen Kemerburgaz

Üniversitesi İşletme Yüksek Lisans Programı’na devam

eden Dilber Bıçakçı, iyi seviyede İngilizce biliyor.

Samsung Electronics

Türkiye atama...

Hüseyin Erel, Samsung

Electronics Türkiye Tüketici

Elektroniği Satış ve

Pazarlama Direktörü olarak

görevine başladı.

Boğaziçi Üniversitesi,

Siyaset Bilimi ve Uluslararası

İlişkiler Bölümü

mezunu olan Hüseyin

Erel, profesyonel yaşamına

1999 yılında başladığı

Procter & Gamble’da 2010 yılına kadar en sonuncusu

Gillette Ticari Pazarlama Grup Müdürü olmak üzere

farklı görevlerde çalıştı. Erel, 2010 – 2012 yılları arasında

L’Oréal’de Tüketici Ürünleri Bölümü Satış Direktörü

pozisyonunda kariyerine devam ettikten sonra; 2012

yılı Mart ayında Telpa Telekomünikasyon’da Satış ve

Pazarlama’dan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak

görevine başladı.

ING Emeklilik’in Finans

ve Mali İşler’de atama...

ING Emeklilik’te Finans

ve Mali İşler Genel

Müdür Yardımcılığı

görevine atanan Emine

Sebilcioğlu, İstanbul

Üniversitesi İşletme

Fakültesi’nden 1994

yılında mezun olduktan

sonra, kariyerine

1994 yılında PricewaterhouseCoopers

Denetim

ve Danışmanlık

Hizmetleri Şirketi’nde başladı. 2002 yılına kadar PwC

İstanbul ve Amsterdam ofislerinde sırasıyla asistan, ekip

şefi ve müdür olarak yerli/yabancı çok sayıda şirkete

hizmet verdi.

Evli ve iki çocuk sahibi Sebilcioğlu’nun hobileri arasında

seyahat etmek, gezi yazıları yazmak ve dünya mutfakları

yer alıyor.

6 / marketing europe & anatolia


Kısa Kısa

2. Uluslararası Ürün Yerleştirme Sempozyumu...

Reklam dünyasında

yeni trend haline gelen,

film ve dizilere

ürün yerleştirme teknolojisindeki

son gelişmeler

2. Uluslararası

Ürün Yerleştirme

Sempozyumu’nda masaya

yatırılacak.

Ekonomi Bakanlığı,

Gümrük ve Ticaret

Bakanlığı, RTÜK üyeleri,

TİM (Türkiye İhracatçılar

Meclisi), İTO

(İstanbul Ticaret Odası) , Reklamcılık Vakfı ve medya

kuruluşlarının katılımları ile bu yıl ikincisi yapılacak olan

sempozyumda, Türkiye ve Dünya’dan ürün yerleştirme

süreç ve sonuçları katılımcılar ile paylaşılacak.

3P Ürün Yerleştirme Ajansı tarafından düzenlenen ve

pazarlama iletişiminde önemli bir uygulama olan ‘Ürün

Yerleştirme’nin tüm yönleri ile alanında profesyonel

isimlerle ele alınacağı 2. Uluslararası Ürün Yerleştirme

Sempozyumu 17-18 Ocak tarihlerinde Sheraton Maslak

İstanbul Hotel’de yer alacak.

Dünya çapında yakından takip edilen dizi ve filmlerde

başarılı işlere imza atan Dr.Ferdinand Froning( Sex and

the City, Transformers, A Good Day to Die Hard), Marsha

R. Levine(Umutsuz Ev Kadınları, Friends, Twilight Saga:

Breaking Dawn), Alison E. Mcmanus (Casino Royale, Quantum

of Solace, Demir Adam, GI Joe, Borsa 2, Transformers

Üçlemesi, Son Ültimatom, Bourne’un Mirası),

Sandra Freisinger-Heinl, Ralph Watson, Paolo Latini ve

Vlad Borovina ile Türkiye’den Elif Dağdeviren (Uzman-

Yapımcı- Eğitmen) , Turan Başartan (Duayen Reklam) ve

M.Akif Ebiçlioğlu (3P Ürün Yerleştirme Ajansı) başta olmak

üzere reklam sektörünün yakından tanıdığı isimlerin katılacağı

sempozyumda, birçok marka tarafından uygulanan

reklam türü olan ‘Ürün Yerleştirme’ hakkında kreatif

uygulamalar, Hollywood’taki süreçler, yasal düzenlemeler,

etkin uygulama yöntemleri ve markalara katkıları ele alınacak.

Etkinliğin ikinci gününde ise kreatif uygulamaların

nasıl gerçekleştirildiği Dünya örnekleri ile work shoplarda

uygulanacak.

Detaylı bilgi için http://www.urunyerlestirmesempozyumu.

com/ web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Twitter’dan kredi, DenizBank’a ödül getirdi...

Twitter’da ”direct message” yöntemiyle kredi başvurularını

kabul etmeye başlayan ilk banka olan DenizBank,

bu uygulamasıyla Financial Word Innovation Awards

2013’de “Müşteri Deneyiminde Mükemmellik” ödülünün

sahibi oldu.

Geçtiğimiz yıl Türk bankacılık sektöründe yeni bir uygulamaya

daha imza atarak müşterilerine dünyanın en

büyük sosyal medya platformlarından olan Twitter’da

“Direct Message” (DM) yöntemiyle kredi başvuru imkânı

getiren DenizBank’ın bu yenilikçi uygulaması, uluslararası

boyutta ödülle taçlandırıldı. DenizBank, Twitter’dan

kredi uygulamasıyla Financial Word Innovation Awards

2013’de “Müşteri Deneyiminde Mükemmellik” ödülünün

sahibi oldu. Financial World‘de; Secure Trust Bank

CEO’su gibi birçok CEO, gazeteci ve akademisyenin

jüriliğini yaptığı yarışmada 16 ana kategoride ödül verildi.

Filipinler, ABD, Rusya, İsrail, Malta, Hindistan ve

İngiltere’den çok sayıda katılımcının finalist olduğu törende;

DenizBank Twitter’dan kredi ürünü ile Müşteri

Deneyiminde Mükemmellik ödülünü birçok rakibini geride

bırakarak kazandı.

marketing europe & anatolia / 7


Yeni Ürünler

LG’den yeni Pocket Photo...

Android ve iOS uyumlu tüm akıllı telefon ve tabletlerde NFC

ve Bluetooth ile kablosuz bir şekilde kolaylıkla bağlanılabilen

Pocket Photo 2.0, kullanıcıların 5.1 x 7.6 cm (2 x 3 inç) ebatlarında

fotoğraf çıkışı almasına olanak sağlıyor.

Piyasadaki en ufak mobil yazıcı özelliği taşıyan LG Pocket

Photo 2.0, tasarımıyla da göz dolduruyor. Bir önceki modele

göre 4 mm daha ince olan ürün, çok daha fazla çıkış alabilme

özelliğine sahip. Ayrıca 313dpi kalitesinde fotoğraf çıkışı

Lenovo ezber bozuyor...

Akıllı telefon pazarına

hızlı giriş yapan marka,

ilk LTE akıllı telefonunu

CES’te tanıtıyor.

Lenovo’nun, süper hızlı

data transferine imlan

sağlayan (Yükleme

50mb/saniye ve indirme

150mb/saniye), hareket

kontrolleri, fotoğraf zenginleştirme

yazılımı ve diğer birinci sınıf teknolojilerle donatılmış

akıllı cihazı Vibe Z, sadece 7.9 mm’lik kağıt kadar ince

ve gümüş rengindeki şık tasarımıyla da fuarın yıldızı olmaya

aday…Daha iyisini hak ettiğini düşünen tüketicilerin hayran

olacakları cihaz, 5.5 inç genişliğinde ve 1080p çözünürlüğündeki

ekranıyla da fark yaratıyor. 13 mepapiksel arka kamerası

bulunan bu cihazda 5 megapiksel ön kamera da var.

O, karbon fiberden üretildi. Bu nedenle de 1,27 kg ağırlığıyla

dünyanın en hafif 14 inç ultrabook’u.Cihazı ayrıcalıklı kılan

özelliklerin başında sağladığı üstün görsel deneyim geliyor.

alabilen bu ürünün uygulaması, akıllı telefon ve tabletlerden

ücretsiz olarak indirilebiliyor. Yeni Pocket Photo’ya ayrıca

geliştirilmiş filtreleme efekti ve artırılmış akıllı çerçeve özelliği

eklendi. Bu uygulama, fotoğrafların online veya internet bazlı

içeriklere bağlanmasını sağlayan QR Code’un görsel içine

yerleştirilmesini sağlıyor. Ürünün en dikkat çeken özelliği ise

bilgisayar olmadan fotoğrafları düzenleyip çıkışının kolaylıkla

alınabilmesi. Pocket Photo 2.0 ZINK teknolojisi sayesinde

pahalı kartuş kullanımına son veriyor. Zink baskı teknolojisi

her kağıda gerekli olan canlı rengi verebilmek için farklı bir

ısı kullanıyor. Alışılmış baskı süreçleri ile karşılaştırıldığında

ZINK, boyası çıkmayan ve uzun süreli kalıcılık sağlıyor.

“Basılı fotoğrafların dijital fotoğraflarda olmayan duygusal bir

cazibesi var” diyen LG Ev Eğlencesi Kıdemli Başkan Yardımcısı

Byung-hoon Min sözlerine şöyle devam etti: “Yeni

Pocket Photo, basılı fotoğrafların duygusallığıyla günümüzün

dijital fotoğraf makinelerinde olmayan kolaylık kavramlarını

buluşturuyor.”

Pembe, beyaz ve sarı gibi renk seçenekleriyle şu anda sadece

Çin’de satışta olan Pocket Photo 2.0, bu yıl tüm dünyada

satışa sunulacak.

Daha gelişmiş bir görüntüleme ve dokunma deneyimi sunan

cihazda yer alan ColorBurst ekran sayesinde kullanıcılar,

ister film izliyor ister sunum hazırlıyor olsun, daha iyi

görüntüleme açılarıyla yüksek çözünürlükte keskin ve parlak

görüntüler elde edebiliyor. Bir saatten kısa sürede %80 şarj

sağlayan “Hızlı Şarj” teknolojisi ise 9 saate kadar pil ömrüyle

birleşerek, çalışmalarınızın yarıda kalmamasını sağlıyor.

8mb hd kamerası ile kullanıcılara kelimenin tam anlamıyla

özgürlük sunan bu tableti, hareket halindeyken tablet modunda,

çalışırken ise masaüstü modunda opsiyonel bir klavyeyle

kullanmak mümkün. Sadece 8.8 mm inceliğindeki cihazın

opsiyonel sunulan “Quickshot” kapağını tabletin üzerinde

ters çevirerek, çadır modunda da çalışabilirsiniz. Eksiksiz bir

bilgisayar deneyimini destekleyen

tablet, profesyonellerin ihtiyaçlarını

karşılamak üzere en yeni Intel

Bay Trail Quad Core işlemci,

128GB depolama, bir microUSB

3.0 bağlantı noktası, LTE bağlanabilirlik

ve eksiksiz Windows8

Pro deneyimi ile de donatılmış.

10 / marketing europe & anatolia


Yeni Ürünler

Samsung, 105 inç’lik Ultra HD TV’si...

Samsung, dünyanın ilk en geniş ve en derin kavisli 105inç’lik

Ultra HD TV’sini CES 2014 Tüketici Elektroniği Fuarı’nda

kullanıcılarla buluşturacak. Samsung, 105 inç’lik yeni modeliyle,

IFA 2013’te tanıtılan dünyanın ilk 65 inç’lik kavisli UHD

TV’sinin ardından bu segmente öncülük etmeye devam ediyor.

Samsung Electronics, dünyanın ilk, en geniş ve en kavisli

105inç’lik kavisli UHD TV’sinin tanıtımını ABD’nin Las

Vegas şehrinde,7-10 Ocak tarihleri arasında düzenlenecek

olan CES 2014’te gerçekleştireceğini duyurdu.

Samsung IFA 2013’te dünyanın ilk UHD TV’sinin tanıtımını

gerçekleştirerek, bu alandaki liderliğini teknolojik üstünlüğü

ile birlikte ortaya koymuştu. Şirket, küresel TV pazarındaki

tartışmasız liderliğini, 105 inç kavisli UHD TV ürününü CES

2014’te sergileyerek sürdürecek.

Samsung’un 105 inç kavisli UHD TV modeli, optimize edilmiş

renk özelliği sağlayan ve derinlik hissini artıran, yeni bir

patentli resim algoritması kullanıyor. Kavisli panelin daha da

geliştirilmesi ve yeni TV devre teknolojisinin eklenmesiyle,

çok daha üstün görsel sonuçlar ortaya çıkıyor. Geliştirilmiş

kavisli panel ile çok daha iyi bir görüntü kalitesi sunan cihaz,

farklı ve göz alıcı bir TV deneyimi vaat ediyor.

Samsung’un 105inç’lik kavisli UHD TV’si ayrıca dünyanın en

derin kavisli TV’si olma özelliğini taşıyor. Farklı açılardan bakıldığında

da neredeyse iki kat canlı ve parlak görüntü sağlayan

ürün, tüm noktalardan en iyi görsel sonuçları almanızı

sağlıyor.

Görüntü kaynağı gözetmeksizin, tüm içeriği “UHD” görüntü

kalitesi seviyesinde aktaran ‘Quadmatic Picture Engine’

özelliği de ürünü farklı kılan bir diğer unsur olarak öne çıkıyor.

Samsung’un 105inç’lik kavisli UHD TV’si, 11 milyon piksel

(5120X2160) ekran çözünürlüğü ve 21:9 değerinde resim

en-boy oranına sahip.

Sony’den, 4K Handycam® AX100E...

Sony’nin CES 2014’te tanıttığı 4K Handycam® AX100E, bir

önceki model FDR-AX1E’den yaklaşık %75 daha küçük ve

neredeyse %66 daha hafif. Yeni AX100E video kamera, küçük

gövdesi ile kolay kullanıma imkân verirken Sony teknolojisinin

en iyi unsurlarını da içinde barındırıyor. Loş ışıkta

dahi kusursuz 4K resim kalitesi sunan ürün, tek dokunuşta

bağlantı için NFC ve görüntü aktarımı ile cep telefonundan

uzaktan kumanda için Wi-Fi özelliğine sahip.

Sony’nin ilk 4K Handycam® AX100E, özel anılarını mümkün

olan en yüksek çözünürlük ile kaydederek 4K BRAVIA

TV’lerinde izlemek isteyenler için ideal. FDR-AX1E’den

yaklaşık %75 daha küçük ve neredeyse %66 daha hafif ol-

ması ile tek elle rahat çekime izin veren AX100E’nin küçük

gövdesi, Sony teknolojisinin en iyi unsurlarını barındıracak

kadar da geniş alana sahip.

AX100E, 1.0-tip Exmor R CMOS sensör içeren ilk 4K

Handycam® olma özelliğini taşıyor. Normal tüketici video

kameralarında bulunandan çok daha büyük olan bu sensör,

Full HD’nin dört katı detaya sahip kusursuz 4K Ultra HD görüntüler

(3840 x 2160 piksel) yakaladığı gibi harika arkaplan

defocus efektleri elde edilmesini de mümkün kılıyor.

Dahili Wi-Fi ve NFC video ve fotoğrafları tek dokunuşla

Handycam®’den akıllı telefon veya tablete kablosuz olarak

aktarmanıza imkan veriyor.

marketing europe & anatolia / 11


Medya Dünyası

Görev değişiklikleri...

Yazılı Basında Görev Değişiklikleri

•Akşam gazetesinde editörlük, yazı işleri müdürü yardımcılığı

yapan ve son dönemde internet sitesi sorumlusu

olarak çalışan Eren Demir görevinden ayrıldı.

•Gazeteci - Yazar Soner Yalçın Sözcü gazetesi ile anlaştı.

Haftada 4 gün okurlarıyla buluşacak.

•Son olarak Artı 1 TV’ de haber müdürlüğü görevini yürüten

Erkan Avcılar, bundan böyle Milliyet gazetesinde

editörlük yapacak.

•Milliyet ve Vatan gazetelerin Reklam Bölgeler Koordinatörü

Dicle Akuz görevinden ayrıldı.

•Balçiçek İlter, Türkiye Gazetesi yazar kadrosuna katıldı.

•Zaman gazetesinin yazarlarından Leyla İpekçi görevinden

ayrıldı.

•Vatan gazetesi istihbarat müdürü Burak Bilge ve köşe

yazarı Ruhat Mengi’nin yayın ile yolları ayrıldı.

•Oyuncu Barış Atay Birgün gazetesi yazar kadrosuna

katıldı.

•Köşe yazarı Oray Eğin bundan böyle Sözcü gazetesinde

yazacak.

•Handan Güçyılmaz Günay, Working Mother Türkiye’

nin Ceo’ su oldu.

•Hürriyet gazetesi, Ankara temsilciliği

görevini yürüten Metehan Demir

görevinden ayrıldı, yerine Deniz

Zeyrek getirildi.

•Zaman gazetesi köşe yazarı İbrahim

Öztürk’ ün görevine son verildi.

•Sevgi Akarçeşme, Zaman gazetesi

yazar kadrosuna dahil oldu.

•Güneş gazetesi magazin müdürlüğü

görevinden ayrılan Nurettin Soydan’

ın yerine İbrahim Şahin geldi.

•Sabah gazetesi köşe yazarı Nazlı

Ilıcak’ ın görevine son verildi.

•Turkuvaz Gazete Dergi Grubu yeni

reklam satış genel müdürü Gürcan Korkmaz oldu.

•Bugün gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren, gazete ile

yollarını ayırdı.

•Milliyet Cadde’ deki ekler yayın yönetmenliği görevini

Şirin Sever’ e devreden Menderes Özel, gazetenin yazı

işleri müdürlüğüne atandı.

•Akşam gazetesi dış haberler müdürü olarak görev yapan

Beril Köseoğlu görevinden ayrıldı.

Görsel Basında Görev Değişiklikleri

•Fox TV programlar genel müdürü Kemal Çoşkuner ve

İnsan Kaynakları Direktörü Eser Bacaksızlar’ ın yayından

ayrıldı.

•Habertük televizyonunda Ankara haber müdürü olarak

görev yapan gazeteci Hilal Köylü yayından ayrıldı.

•Top Bizde programında yorumculuk yapan Bilgin

Gökberk’le Kanaltürk’ün yolları ayrıldı.

•TV8’de gündüz kuşağında yayınlanan Tan Vakti’ni sunan

ünlü televizyoncu Erkan Tan bundan böyle Beyaz

TV ekranlarından seyircisiyle buluşacak.

•Skytürk ekonomi müdürlüğü görevinden ayrılan Murat

Sabuncu Artı 1 TV Ankara Temsilcisi oldu.

•Show TV’de reklam müdürü olarak görev yapan Gürcan

Korkmaz’ın yayın ile yolları ayrıldı.

•Star Haber’de editör olarak görev yapan Neslihan Akdaş

görevinden ayrıldı.

•Show TV Reklam Müdürlüğüne K. Çiçek Durkal, Habertürk

TV ve Bloomberg HT Tv Reklam Genel Müdürlüğüne

ise Aslı Gürkan Demirkol atandı.

•Radikal gazetesi haber şefi olan Umay Aktaş görevinden

ayrılarak El Cezire Türk’ te eğitim muhabiri olarak

göreve başladı.

•www.sondakika.com adlı haber sitesinin geçtiğimiz

Cuma günü yaptığı habere göre TRT Haber Dairesi

Başkanı Ahmet Çavuşoğlu ile TRT Haber Kanal Koordinatörü

Ahmet Böken görevinden ayrıldı.

Elektronik Basında Görev Değişiklikleri

•CNNTürk’ te ekrana gelen ‘Biliyor Musunuz?’ programının

yapımcı ve sunucusu Utku Başar, bundan böyle yazılarıyla

da cnnturk.com/yazarlar sayfasında yer alacak.

Medya Dünyasından Diğer Haberler

•Türk Spor Yazarları Derneği (TSYD) eski başkanlarından

Necmi Tanyolaç hayatını kaybetti.

•Kanal D’ de ekranlara gelen, Hazal Kaya ile Hakan Kurtaş’

ın başrollerinde oynadığı AŞK dizisi

bundan böyle pazartesi akşamları saat

22.00’ da yayınlanacak.

•İstanbul Web TV kemaramanı Soner

Zeki vefat etti.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi gazeteci

Hayat İlhan hayatını kaybetti.

•Gazeteci Agah Güçlü yaşamını yitirdi.

•TRT spor muhabirlerinden ve TGC üyesi

deneyimli gazeteci Kadri Bolcan yaşamını

yitirdi.

•Banu Aydoğan, Doğuş Yayın Grubu kurumsal

iletişim direktörlüğü görevini üstlendi.

•Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) eski üyelerinden,

gazeteci Osman Necmi Karaca hayatını kaybetti.

•Kanal D ekranlarında Perşembe günleri yayınlanan

İnadına Yaşamak adlı dizi bundan böyle Pazar akşamları

saat 23.15’ te ekranlara gelecek.

•Kanal D’ nin başrollerini Beren Saat ve Mert Fırat’ ın

paylaştığı “İntikam” dizisinin yayın saati 20.00 olarak

değiştirildi.

Fox TV’ nin sevilen dizisi Fatih Harbiye, bundan böyle

Cumartesi akşamları saat 20.00’ de Show TV ekranlarında

İşitsel Basında Görev Değişiklikleri

•Radyocu Yasemin Şefik hafta içi her gün 14:00 ile 17:00

arasında HITNOZ programı ile Best FM’de

• Eftelya Nur Öktem, Son Fm ile anlaştı.

•Bir dönem Alem Fm’ de program yapan Hakan Çayırlı,

X Radyo müzik direktörlüğü görevine getirildi.

12 / marketing europe & anatolia


Medya Dünyası

marketing europe & anatolia / 13


Seviyorsan iş son


Röportaj

suz tatil gibidir...

Varol Yaşaroğlu

Grafi2000 Prodüksiyon

Animasyoncu, karikatürist, yapımcı

Henüz 5-6 yaşlarında dahi evde Pembe Panter

çizimleri yapan bir çocuktum. İlk karikatürüm

Milliyet Kardeş Dergisi’nde yayınlandı.

Hatta o dönemde karikatürlerimi çok beğenen Milliyet Kardeş

Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmeni Soner Atadan Olgun,

dergide bana bir çizgi bant köşesi verdi.

Ve bir çocuk karakter yaratıp maceralarını çizmeye başladım.

Röportaj Eivin Ekşioğlu

- Varol Yaşaroğlu kimdir, bize biraz

kendinizden bahsedebilir misiniz?

Normal yaşantınızda da böyle renkli

bir kişiliğe sahip misinizdir?

- Evet renkli bir kişiliğe sahip olduğumu

düşünüyorum. Ben de karikatürler ve

animasyonlardaki karakterler gibi gülüyorum,

ağlıyorum, susuyorum, konuşuyorum,

zıplıyorum, şaşırıyorum, kızıyorum,

hayal kuruyorum.

- İTÜ’de İnşaat Mühendisliği okurken

çizgi üzerine bir kariyer planınız var

mıydı?

- İnşaat Mühendisliği bölümünü Mimarlık

gibi zannederek çizim yaparım düşüncesiyle

tercih ettim. İşin aslı öyle değilmiş.

(gülüyor) Bölümün çizimle hiçbir

alakası olmadığını görünce şok oldum,

fakat bölümün bana analitik düşünme

açısından çok büyük katkısı oldu. Şuan

bilgisayar teknolojileri kullanırken oradaki

öğrendiklerimi tüm işlere entegre

edebiliyorum.

- Çizgi dünyasıyla tanışmanız nasıl

oldu?

- Henüz 5-6 yaşlarında dahi evde Pembe

Panter çizimleri yapan bir çocuktum.

Ben de Pembe Panter’i çizenler gibi

çizmek istiyordum. Sokağa çıkmadan

saatlerce evde çizgi romanlar yapıyor,

sürekli; defterler dolusu çiziyordum.

Çizgi filmleri izledikçe kendime bir söz

verdim: “Varol, bu çizgi filmler harika!

Büyükler değerini bilmiyorlar. Büyüdüğünde

bunların değerini ve güzelliğini

unutma! Büyüdüğünde de bu güzellikleri

kaçırmayacağına söz ver!” İlk karikatürüm

Milliyet Kardeş Dergisi’nde

yayınlandı. Hatta o dönemde karikatürlerimi

çok beğenen Milliyet Kardeş

Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmeni

Soner Atadan Olgun, dergide bana bir

çizgi bant köşesi verdi. Ve bir çocuk

karakter yaratıp maceralarını çizmeye

başladım.

- Karikatür çizerken nelerden esinlenirsiniz,

nelere dikkat edersiniz?

- Hayata dair her şeyden esinleniyorum.

Karikatürlerin ve animasyonların

konuları bu renklilikten besleniyor. Ve

hayat bu konuların yanında çok renkli

bir görsellik sunuyor bize. Bir mekana,

bir odaya, bir sokağa, bir taşıta bindiğimde

en çok dikkatimi çeken şey ise

marketing europe & anatolia /15


dı, şuan ise 2. sezon bölümleriyle, ar-

Röportaj

yine en renkli olanlar: Duvardaki renkli

resimler, dikiz aynanın üzerinde sallanan

bir maskot, duvardaki grafitti, gazete

bayisindeki rengarenk dergiler,

parktaki heykel... Estetik duygumu harekete

geçiren ve besleyen her şey...

- İşinizin en zor yanları hangisi?

- Çizmeyi seven bir kişi için işin zor bir

yanı yoktur. Sevdiği işi yaptığı için zaten

sonsuz bir tatile çıkmış gibidir. İşin

zor kısmı ticari mekanizmaların devreye

girdiği yer. Hayaller ile ticari mekanizmaların

uygun noktada birleşmesi.

Eğer buradaki dengeyi iyi koruyabiliyorsanız

tatil devam eder. Ama denge

şaşarsa zorluk başlar.

- “Türkiye’nin yetişkinlere yönelik ilk

çizgi film dizisi “Fırıldak Ailesi”nden

bahsedebilir misiniz? Proje nasıl şekillendi?

Baba, anne, anneanne, kız çocuk, erkek

çocuk ve küçük bebek derken Türk

aile yapısına uysun istedik. Yabancı

örneklerinden anneanne ile ayrılıyor.

İzleyenlerden birisi baba ile bir diğeri

anne ile sempati kurabilir, bebeği sevebilir.

Çizdiğiniz karikatürde karakter

oluşturmak çok önemli, eğer o karakter

beğenilmezse baştan kaybetmiş olursunuz.

Çizimleri ekipteki herkese gösterdim,

kusur bulanlar da oldu, gerekli

düzeltmeleri yaptım. Şuanda karakterlerden

çok memnunum. Fırıldak Ailesi,

16 / marketing europe & anatolia

yayın hayatına TV ekranlarında başla-

Fırıldak Ailesi,

yayın hayatına TV

ekranlarında başladı, şuan ise

2. sezon bölümleriyle, artık

www.youtube.com/grafi2000

kanalında Çarşamba günleri,

saat 20.30’da

tık www.youtube.com/grafi2000 kanalında

Çarşamba günleri, saat 20.30’da

webisode’lar halinde yayınlanıyor. CookPlus.com

da, Fırıldak Ailesi’ne sponsor

olma girişimi ile Türkiye’de dijital

ortamda, animasyon webisode devriminin

öncülüğü yapıyor. Fırıldak Ailesi,

yeni serüvenleriyle Türkiye’de ilk kez

bir internet animasyon serisinin de başlangıcını

yapıyor.

- Bir fenomen haline gelen “Koca

Kafalar Baba Haber Bülteni” ile de

her yaş grubunun ilgisini çekmeyi

başarıyorsunuz…

- Koca Kafalar Baba Haber Bülteni ile

mizah dergilerinin kapak ve ilk iki sayfasında

yer alan mizahı televizyonda

gerçekleştirmeyi istedik. Ve şu anda

ratinglerimizin başarısına baktığımızda

7’den 70’e bu anlamda çok güçlü

bir yapım gerçekleştirmiş olduğumuzu

gördük. Güncel haberleri mizahi bir

şekilde yorumlayan Koca Kafalar kısa

zamanda Türkiye’nin çok önemli bir

markasına dönüştü.

- TRT Çocuk ekranlarında Osmanlı

dönemini çocukların gözünden anlatan

“Çınar” adlı bir çizgi diziniz yer

alıyor. Çınar hangi özellikleri nedeni


Röportaj

ile bir ilki gerçekleştiriyor?

- İlk defa tarihimiz bir animasyon macerası

olarak izleyicilere sunuluyor. Ayrıca

sunduğu görsellik de dünyada bir ilk.

Oldukça karmaşık animasyon tekniklerinin

bir araya gelmesi ile realistik çizgi

roman kareleri görselliğinde bir dizi

oluşturduk. Dizi film, her bölüm kendini

olayların içerisinde rol alan biri olarak

hayal eden “Çınar” karakteri üzerinden

çocuklara hayal kurdurmayı amaçlıyor.

Çınar, on yaşında ilköğretim dördüncü

sınıf öğrencisi… Sosyal bilgiler dersinde

geçmişte Osmanlı İmparatorluğu

diye bir devletin var olduğunu öğrenir.

Öğretmeni, Türkiye Cumhuriyeti’nin

Osmanlı Devleti’nden sonra kurulduğunu,

aslında bizlerin bu devletin devamı

olduğumuzu anlatır ve tarihe yolculuk

başlar.

- Türkiye’de yeni bir trend olan ve

büyük bir gelişme gösteren animasyon

sektörü hakkında neler söylemek

isterseniz, geleceğini nasıl görüyorsunuz?

- Bu konuda yolun başındayız. TRT Çocuk

vizyoner tavrı ile birçok animasyon

stüdyosunun kurulmasına vesile oldu.

En çok sevdiğim çizerlerin

başında André Franquin gelir.

Bana göre çok üstün

bir çizer ve birçok çizeri

etkilemiş bir üstad.

Ancak bir sektör olabilmek için animasyon

stüdyolarının kesinlikle yasalarla,

teşviklerle desteklenmeleri gerekiyor.

Özellikle animasyon alanında sponsor

olma konusunda oldukça kıt bir ülkeyiz.

- Çizim anlamında beğendiğiniz sanatçılar

var mı?

- En çok sevdiğim çizerlerin başında

André Franquin gelir. Bana göre

çok üstün bir çizer ve birçok çizeri

etkilemiş bir üstad. Türkiye’de ve

dünyada Reiser’den Enki Bilal’a,

Yalçın Çetin’den Oğuz Aral’a, Uğur

Gürsoy’dan Erdil Yaşaroğlu’na kadar

beğendiğim birçok çizer var. Ama çizgileriyle

en çok içimi ısıtan çizer: Engin

Ergönültaş. O dünya çapında üstün bir

çizer.

- Dijital dünyanın geleceği için neler

söylemek istersiniz?

- TV dünyası ile sosyal medya platformları

şimdiden entegre olmuş durumda.

Artık Twitter ve Facebook gibi

sosyal medya platformlarındaki izleyici

profilleri izleniyor ve buradan elde edilen

veriler TV kanallarındaki rating verileri

ile ilişkilendiriliyor. TV kanallarının

marketing europe & anatolia / 17


Röportaj

önümüzdeki dönemlerde varlıklarını

eski bilinen yöntemlerle sürdürmeleri

gittikçe olanaksızlaşacak. Yazılı medyada

yaşanan değişim, kuşkusuz görsel

medyada da etkisini göstermeye

başladı. Belirli bir yayın saatinde sevdiği

program ya da diziyi izlemek için

televizyonun karşısına geçip beklemek,

gelecek nesiller için oldukça akıldışı kalıyor.

Dijital platformların interaktif izleyici

yapıları, şu anda bile TV dünyasına

sıçramaya başladı. TV dünyası dijital

dünyaya doğru büyük bir değişim gerçekleştirecek.

Dijital platformların

interaktif izleyici yapıları,

şu anda bile

TV dünyasına sıçramaya

başladı.

TV dünyası dijital dünyaya

doğru büyük bir

değişim gerçekleştirecek.

- Hayatınız “ilk”lerle dolu, yakın bir

dönemde gerçekleştirmeyi düşündüğünüz

ilkleriniz var mı?

- Kafamda fikir aşamasında olan birçok

“ilk” var. Çok yakın zamanda Fırıldak

Ailesi’nin mobil oyununu yayınlayacağız.

Bu konuda çok heyecanlıyız. Bundan

sonra da mobil ya da bilgisayar

oyunları konusuna odaklanmak gibi bir

yönelimimiz olacak. Grafi2000 Prodüksiyon

yapımlarına ait farkındalık yaratacak

ürünlerin yer aldığı bir e-ticaret

sitesine yönelik çalışmalarımız da sürüyor.

Bir animasyon sinema filminin

hazırlıklarına da somut olarak başlamış

durumdayız. Mutlaka yapımlarımıza

yönelik bir çizgi roman dergisi de hayata

geçirmeyi istiyoruz. Yoksa bu konuda

gözüm arkada kalacak.

18 / marketing europe & anatolia


Köşe

Nurgül Eryıldır Günay / nurguleryildir@gmail.com

(

kelebeğin

fırtınası)

Reklamı bırak, müziğe bak...

Bir sürü olayın yaşandığı 2013 yılını geride bıraktık.

Haziran ayında Gezi olaylarıyla çalkalanan Türkiye,

Aralık ayında bakan çocuklarının da adının geçtiği

yolsuzluk iddialarıyla alt üst oldu. Ülke ekonomisini

doğrudan etkileyen bu kadar büyük olayların yaşandığı

güzel ülkemde herşeye rağmen yepyeni pek çok reklam

çalışmasının yapılması sevindirici.

Ve 2014...

Yeni bir yıl, yeni dilekler, yeni umutlar, yeni reklamlar...

Cem Yılmaz'lı İş Bankası reklamına karşılık Yılmaz

Erdoğan'lı Finansbank reklamı. Ünlü komedyen kullanımı

benzerliğini bir yana bırakırsak, Finansbank "Finansçı"

konseptiyle diğer banka reklamlarından çok farklı bir

yol izliyor. Tamamen paraya odaklanmış. ''Bizim finas

uzmanımız size kazandırır.'' İşte bu kadar. Yok sizin

bankanız, burası zaten sizin yeriniz, aman efendim,

sepet efendim demeden, kısaca lafı dolandırmadan,

reklam müziğini dilimize dolamayı başarmışlar. Bir

sabah "finansçı da fiinaaannsçıııı" diye şarkı söyleyerek

uyandım :)

Bu köşede hep yazdığım gibi biz tüketici olarak

bankadan, iyi faiz, uygun kredi, bir sürü taksit yapan kredi

kartı istiyoruz. Finansbank sonunda derdimizi anlamış

ve buna uygun reklam yapmış. Hizmetleri de böyle mi

bilmiyoruz tabi, yaşayarak göreceğiz. Bu başarılı çalışma

için tüm ekibi kutluyorum.

Muhteşem Yüzyıl dizisindeki Bali Bey karakteri ile yıldızı

iyice parlayan Burak Özçivit, Pepsi Türkiye'nin yeni

reklam yüzü oldu. 30 Aralık 2013'te yayına başlayan

"seviyorsan aç konuş" reklamı harika olmuş. ''2014

kalbinin sesini dinleyenlerin olsun'' sloganı benim gibi

romantizm tutkunlarının kalbini tam 12'den vuruyor.

Yılın son günleri başlayan ve yeni yılın ilk günlerinde de

devam eden hepsiburada.com reklamları "ayağına gelsin"

sloganı ve seçilen oyuncularıyla polemik yaratmayı

başardı. Fatih Terim'in Galatasaray'dan ayrılırken

yaşadığı başkanın telefonuna cevap verecek, ayağına

gidecek, gitmezse böyle gönderirler işte tartışmalarının

ardından reklamdaki "ben onun ayağına gitmem, o benim

ayağıma gelecek" söylemi çok etkili olmuş. Gülben

Ergen'le ilgili ''ben gitmem, o gelecek'' tarzında bir olay

yaşandı mı bilmiyorum. Magazin basınını pek takip

edemiyorum :)Genel olarak etkisi çarpıcı olan bir reklam

olmuş. Tebrikler.

Pınar aç bitir salam reklamındaki bakkal amca

tiplemesine bayıldım. Şaşkın bakışları, hayret ifadeleri

şahane. Fazla aldığımız için, bozulan, çürüyen sonunda

çöpe giderek ziyan olan yiyecekler sanıyorum hepimiz

için üzücü bir durum. Pınar aç bitir bu konuyu çok sevimli

bir şekilde anlatmış. 2.5 santim çapında 3 tane domates

finali de çok eğlenceli.

Kargo savaşları reklamlara da yansıdı. MNG Kargo'nun

Mehmet Günsür'lü Mardin Kapısı reklamına, Aras Kargo

"Araslar, aramanızda fayda var" ile cevap veriyor. MNG

Kargo duygularımıza hitap ederken, Araslar " gidip biraz

dağıtın" diyerek daha yaratıcı bir fikirle karşımıza çıkıyor.

İkisi de güzel, iki reklamın yaratıcı ekibini de kutluyorum.

Vivident Xylit'in son reklamı da çok eğlenceli olmuş.

Yanlış bara giren bir adamın şaşkın ve korkak halleri çok

sevimli.

Son olarak Avea'nın Ata Demirer'li Ocakbaşı reklamı

bana kahkaha attırıyor :) Avea'nın tarife seçeneklerinin

bolluğu ile kişiye özel seçenekler yaratılabileceğini

anlatıldığı reklamda Ata Demirer'in oyunculuğu bir harika.

Dünyayı gezmiş kahramanımızın bir ocakbaşına gidip

Light Adana istemesiyle başlayan kebap macerası, başka

şehirler de var mı sorusuyla kebepçıyı çileden çıkarıyor.

Paris kebabı, Torino gömmesi seçenekleri şahane olmuş.

''Bu ocağın başı yok mu, onu çağırın bana'' finali her

izlediğimde beni çok güldürüyor :)

Eveeet sizin de fark ettiğiniz gibi 2014'ün ilk sayısında

hep olumlu sözler sarf etmek istedim Umarım bu yıl her

zamankinden daha yaratıcı, daha keyifli çalışmalar ortaya

çıkar.

Not: Bu sayıdaki yazım sevgili arkadaşım Önder Abay

için. Sağlığına bir an önce kavuşması dileğiyle...

marketing europe & anatolia / 21


Reklam Dünyası

2013’te reklam harcamaları arttı...

Medya Takip Merkezi (MTM), 2013’ün en çok reklam veren

sektör ve markalarını belirledi. Rapora göre, sektör ve

markaların reklam harcamaları 2012’ye oranla ortalamada

yüzde 10 civarında artarken, en çok reklam veren markalar

gıda, iletişim teknolojileri ve ev temizlik ürünleri oldu. İşte

araştırmanın dikkat çekici ayrıntıları…

Tüketicilere ulaşmada, halen en etkili araçların başında gelen

TV reklamları, sektör ve markaların pazarlama faaliyetlerindeki

önemini koruyor. 2013 yılı boyunca, reklam kampanyaları

ile ekranlarda en fazla karşımıza çıkan sektör ve

markaları incelemeye alan MTM, reytingi yüksek 13 TV kanalı

üzerinden bir reklam raporu yayınladı.

Araştırmaya göre, yıl boyunca TV’ye en fazla reklam veren

sektör gıda oldu. Toplamda 224 markası ile ekranlardan izleyicilere

ulaşan sektör, bir önceki yıla oranla reklamlarını

yüzde 20 arttırdı. Pek çok sektöre göre daha az oyuncu barındıran

iletişim teknolojileri sektörü, 2013 boyunca TV izleyicilerinin

ekranlarda en fazla rastladığı sektörlerden ikincisi

oldu. Reklam rekabetinin yüksek olduğu iletişim teknolojilerini,

gündüz kuşağının izleyici kitlesi olan kadınları asıl tüketicisi

olarak kabul eden ev temizlik ürünleri ve kozmetik

sektörleri takip ettiler.

En çok reklamı Turkcell ve Vodafone verdi…

Medya Takip Merkezi’nin en çok reklam veren markalar

araştırma sonuçlarına göre, listenin başında GSM markaları

yer aldı. Ocak-Aralık 2013 döneminde, TV kanallarına en

fazla reklam veren marka Turkcell oldu. Hem süre hem de

adet bazında birinci olan markayı, Vodafone takip etti.

Reklam kampanyalarının ekranlarda kapladığı süreye bakıldığında,

üçüncü sırada yer alan Avea, spot bazında da üst

sıralardaydı. İletişim teknolojileri sektörünün bir başka oyuncusu

olan Türk Telekom ise, süre bazında sekizinci sırada

yer aldı.

Aynı rapora göre, özellikle yaz aylarında tüketicilere seslenmeyi

tercih eden Algida, TV reklamlarına en fazla reklam

bütçesi ayıran markalardan bir diğeri oldu. Süreye göre de

üst sıralarda yer bulan Algida’nın dışında gıda sektöründen

en çok reklam harcaması yapan diğer markalar ise, Kinder

ve Coca Cola oldular.

Ev temizlik ürünleri sektörünün önemli markalarından Kosla,

TV’ye verdiği reklam spotlarına göre Algida’nın hemen arkasından

gelirken, onu aynı sektörden izleyen markalar Finish

Quantum ve Calgon oldular.

MTM’nin yılın en çok reklam verenleri araştırmasına göre,

Finansbank finans sektörünün tek temsilcisi olarak reklam

veren ilk 10 marka arasında yer alırken, 118 80 ve Arçelik

listede dikkat çeken diğer markalar oldular.

22 / marketing europe & anatolia


Reklam Dünyası

Robin Thicke; Gear´ın yeni yüzü...

Samsung Electronics, kullanıcılarının hayatlarını zenginleştirmek

için geliştirdiği Galaxy Note 3 ve giyilebilir teknoloji

deneyimde yeni bir boyut açan Galaxy Gear’ın yeni yüzü

olarak, son zamanların en yenilikçi ve popüler sanatçısı olan

Robin Thicke’yi seçti.

Robin Thicke Samsung’un yenilikçi Galaxy Note 3+Gear

reklamında oynayarak hayatını sen yaz (#designyourlife)

hashtag’iyle hayranlarına hayatlarını kolayca ve akıllıca yaşamalarını

söylüyor. Şarkıcı videosunda Galaxy Note 3’ünü

Ekran kullanırken ve Galaxy Gear´ı ile konuşurken görülüyor.

Fantastik Değişim...

Intel, eski bilgisayarların kullanıcılara yarattığı sorunlara

dikkat çekmek, kullanıcıları bilgisayarlarını yenilemeye teşvik

etmek amacıyla yeni bir kampanyaya imza attı. Türkiye’deki

tüm teknoloji perakendecilerinin ve üreticilerin destek

verdiği “Fantastik Değişim” adlı kampanya, “Bilgisayarın

seni değiştirmeden sen bilgisayarını değiştir” sloganıyla

BLAB tarafından yaratıldı. Kampanya gençlerin dikkatini

çekmek için bir kısa metraj film kurgusunda hazırlandı.

Kampanyanın merkezinde fantastikdegisim.com adresinden

izlenebilen yaklaşık 9 dakikalık kısa film bulunuyor. Filmde,

eski bilgisayarları yüzünden istenmeyen yeteneklere sahip

olan 4 karakterin hikayesi farklı bir bakış açısı ve esprili bir

dille anlatılıyor. Kampanya gazete ilanları, mağaza içi aktiviteler,

sosyal ve dijital medya ile desteklenecek.

marketing europe & anatolia / 23


Röportaj

Yerel seçimler ya

Burçak Ilıman

Avantgarde İletişim Danışmanlığı

Genel Müdürü

Yerel seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte siyasal partiler,

adaylarını açıklıyor. Geçmiş seçimlere kıyasla 2013

seçimleri arasında kamuoyu açısından nasıl bir fark var?

Kamuoyu artık liderlerinin; dürüst,

samimi ve içten bireyler olmasına önem veriyor.

Halk, siyasiler ile arasında sosyo-kültürel uzaklık

olmasını istemiyor. Kendi gibi, hayatın içinden

kişileri daha fazla güvenilir buluyor.

Röportaj Elvin Ekşioğlu

- Yerel seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte

siyasal partiler, adaylarını açıklıyor.

Geçmiş seçimlere kıyasla 2013

seçimleri arasında kamuoyu açısından

nasıl bir fark var?

- Kamuoyu artık liderlerinin; dürüst, samimi

ve içten bireyler olmasına önem

veriyor. Halk, siyasiler ile arasında sosyo-kültürel

uzaklık olmasını istemiyor.

Kendi gibi, hayatın içinden kişileri daha

fazla güvenilir buluyor. Arasına mesafe

koyan başkan adayı yerine, elini sıkan,

omzuna dokunan, gülümseyen kişilerin

sınıf ayrımı yapmayacağını ve kendi ihtiyaçlarına

da aynı samimiyetle cevap

vereceğini düşünüyor. Eskiden otorite

anlayışında bunlara yer yokken, çatık

kaşlı, aslı yüzlü, mesafeli kişiler daha

fazla ciddiye alınırken, günümüzde

dengeler yer değiştiriyor.

Başkan adaylarının iktidar olabilmesi,

kamuoyunun güvenini ve desteğini alabilmesi

için ne yapmaları gerekiyor?

Geçmiş seçimlerde yapılan doğruları

ve yanlışları tekrar masaya yatırmaları

gerektiğini düşünüyorum. Başkan

adayına ya daha önce ki seçimlerde

24 / marketing europe & anatolia

ki adaya oy kaybettiren hataları tekrar

etmemek için gerekli tedbirlerin baştan

belirlenmesi ve ekibin bu doğrultuda

yönlendirilmesi gerekiyor.

Seçmenin kime oy vereceğine dair

bilgi edinmek adına yapılan anketleri

doğru zaman planıyla gerçekleştirmek

gerekiyor. Çıkabilecek sonuçlara odaklanmak

seçim kampanyalarında hata

yapılmasına neden olabiliyor. Bunun

yerine, seçmenin hangi siyasal partiye

eğiliminin daha fazla olduğunu araştırmak

daha doğru sonuçlara ulaşmayı

kolaylaştırıyor. Alanında uzman kişilerden

oluşan bir ekiple çalışmak çok

önemli, seçim stratejilerini belirlemeden

önce danışmanları ile bir araya gelerek

doğru yol haritasını çizmek gerekiyor.

Her ideolojiye ve siyasi partinin kültürüne

uygun kampanyalar üretmek çok

önemli. Herkes aynı stratejiyle, aynı

davranış biçimleriyle başarılı olamaz.

Başkan adayları samimi ve özgün olmalı.

Bir başkasını taklit etmek yerine

içten olmalı, kendisini olduğundan farklı

konumlandırmamalı.


klaşıyor...


Röportaj

- Doğru iletişime örnekler? Yanlış

iletişime örnekler?

- Her seçimde kazananı kamuoyunda ki

kararsız kesimin belirlediği kanaatindeyiz.

İdeolojik destek aldığınız seçmen

sizin her daim yanınızda olan, destek

veren seçmendir. Kimlerin kararsız olduğunu,

neden kararsız olduklarını, en

önemlisi, neye göre karar vereceğini

öğrenmeye odaklanın.

Ülkemizde zaman zaman ikiye bölünmeler

kutuplaşmalar yaşansa dahi her

seçmen ideolojik nedenleri doğrultusunda

oy tercihi yapmıyor. Seçmenimiz

için projeler çok önemli. Bir seçmen,

ailesinin daha iyi şartlarda yaşayacağına

inandığı için veya yaşadığı bölgeye

daha fazla turist geleceğine inandığı

için de oy verebilir.

Son ABD seçimlerinde, bilginin değişim

hızı 6 saate indi. Seçmen medyayı iyi

takip etse bile, gündemin değişim hızından

dolayı sizi çabuk unutur. Hatırlanmak

için sürekli medyanın gündemine

gelmek gerekmez. Öyle projeleriniz

olmalı ki, hem medya, hem de seçmen

sizi konuşmaya devam etmeli.

Başkan adayının kendisine oy vermeyenler

ile iletişimini kesmemesi

Son ABD seçimlerinde,

bilginin değişim hızı

6 saate indi. Seçmen medyayı

iyi takip etse bile,

gündemin değişim hızından

dolayı sizi çabuk unutur.

gerekiyor, aksine kendisini daha iyi

ifade edeceği alanlar oluşturmalı. Seçim

kampanyalarının amacı da budur.

Başkan adayının ideolojisine uygun

olmayan bir aday üzerinde olumlu etki

bıraktığı takdirde karşısında ki kişi kazanılmış

seçmendir. Başkan adayı en

güçlü söylemlerini dürüst ve samimi bir

şekilde konuşmaya devam etmeli.

Başkan adayı hakkında ve aday olduğu

siyasal parti hakkında olumsuz düşünen

seçmene dokunulabilirse, olumsuz

görüşleri kırma şansı olabilir. Seçmeni

mahalle mahalle ayırıp iletişim kurmak

yerine, hedefleri seçmenin aklına ve

gönlüne girip, oy vermeye ikna etmek

olmalı.

- Muhalefetin ve İktidarın seçim kampanyalarında

uygulaması gerekenler

neler?

- İstatistikî verilere göre yeni bir seçime

girerken, iktidar partisinin kazanma

şansı muhalefete oranla 3 kat daha fazla

gözüküyor. Muhalefet adayları bunu

hesaba katarak stratejilerini belirlemeli.

İktidardan memnuniyet yüzde 55’in

üzerindeyse, iktidar adayı Bu durumda

projelerinizin iktidarın adayından daha

fazla ikna edici olması gerekir. Memnu-

26 / marketing europe & anatolia


Röportaj

niyet yüzde 40’tan daha düşükse, muhalif

adaylar favoridir.

Muhalefet seçmene en çok önem verdikleri

konuları sormalı ve bu konularda

ikna etmeye odaklanmalı. Kararsızların

oyunu alabilmeleri muhalefet için daha

önemli ve bunun içinde en azından kararsızların

eğilimlerini bilmek zorundalar.

Muhalefette, iktidarda özgürlük ve eleştirinin

birlikte yaşayabileceğini kabul

etmeli. Hangi siyasi görüşte olursanız

olun, gerginleştirici bir dil yerine birleştirici

temalar kullanılmalı.

Seçim sürecinde vaat edilen her konuyu

takip edecek bir ekip oluşturulmalı

ve seçimi kazanılırsa verilen sözlerin

takibinden sorumlu olunacağı açıklanmalı.

İktidarda olan siyasi parti veya partiler;

toplumun tüm kesimlerinin ortak

çıkarlarını kollama konusunda belli

yükümlülükleri olan ve kamu hizmetlerinde

lider işletme konumundaki partilerdir.

İktidar aynı zamanda her türlü

hizmetin vericisi durumundadır. Bu

İnsanlara hizmet, belli

standartları olan personele sahip

olmak ve bunları yönetmede

başarı göstermekle gerçekleşiyor.

Eğitimin bu tip insanları yetiştirmedeki

rolü inkar edilemez.

nedenle seçmene sürekli ulaşabilme

imkânına sahiptir. Bu da sürekli rakiplerinden

bir adım önde bulunma şansı

sunar.

İktidarın daha iyiye ulaşmak amacı ile

devamlı araştıran bir kimliğe bürünmesi

gerekir.

İnsanlara hizmet, belli standartları olan

personele sahip olmak ve bunları yönetmede

başarı göstermekle gerçekleşiyor.

Eğitimin bu tip insanları yetiştirmedeki

rolü inkar edilemez.

Daha iyi sonuçlara ulaşmak için kişilere

yardım etmeyi amaçlayan bir liderlik

anlayışı oluşturmak ve uygulamak

önemli.

Muhalefet partileri ise iktidarı ele geçirmek,

paylaşmak ve etkilemek amacıyla

belli bir program çerçevesinde bir

araya gelen kişilerin oluşturduğu siyasal

örgütlerdir. İktidar olunamazsa bile

toplumun belli kesimlerinin beğenisini

kazanan ve onları temsil eden muhalefet

partileri, temsil ettikleri grupların ve

genel kamu yararının sağlanması ve

korunması için siyasal iktidar üzerinde

etkili olmaya çalışmalıdır. Rakipler iktidarı

tek başlarına ele geçirmek için politik

alanda rakiplerini saf dışı bırakarak

daha iyi bir konuma gelmek için mücadele

ederler. İktidara giden yolda partilerin

sahip olacakları en önemli güç,

rakipleri hakkındaki bilgilerdir.

Bunun içinde rakip partilerin anket sıralamalarındaki

yerleri, güçlü ve iyi oldukları

alanların belirlenmesi, amaçlarının

stratejilerinin bilinmesi önemlidir.

- Kampanya seçimi yüzde kaç etkiler?

Doğru strateji ile hazırlanan seçim kampanyaları

seçimi %13 ile %28 arasında

etkiliyor.

marketing europe & anatolia / 27


Köşe

Abdullah Ekşioğlu / eksioglu70@gmail.com

(retorik

)

Ahvalden manaya ulaşmak...

Şimdi yazacaklarım belki birçoğunuza ters gelecek.

Bir kısmınız feodal saçmalıklar olarak, bir kısmınız

ise bilinçaltına gizlenmiş faşist eğilimler olarak

değerlendirecek. Ancak küçük bir kısmınız bu yazının

ikisinden de çok ayrı bir şeyi anlattığını anlayacak. İşte

ben bu yazıyı o meçhul azınlık için yazıyorum.

Bir çoğunuz biliyorsunuz daha birkaç gün önce babamı

ebediyete uğurladım. Babam davası olan bir insandı.

Her ne kadar davasını paylaşmasam da onun keskin

prensiplerine her zaman saygı duymuş ve örnek

almıştım. Tam bir aristokrattı. Osmanlı ayanı bir ailenin

mensubu olarak kandan gelen bir soyluluğa sahip

olmasına karşın, sadece kandan gelen soyluluğun

yeterli olmadığını, soyluluğun ancak kültürün kuşaklar

arasında aktarılmasıyla ve bilgiyle kuşatılmasıyla anlam

kazanacağını, bu nedenle bugün bizimle aynı aileden

olan birçok kişinin yozlaşmış bir cehaletle soyluluklarını

kaybettiğini söylerdi. Beni de ayan terbiyesiyle yetiştirdi.

Ekşioğlu şunu yapmaz, bunu yapmaz, şöyle davranmaz,

böyle oturmaz birsürü kurallarla dolu, bir çocuk için

oldukça sıkıcı bir süreç. Dışarıdan bakıldığında diğer

çocukların yaşantıları daha eğlenceli görünürdü ama ben

Ekşioğlu'ydum bir kere onlar gibi davranamazdım.

Tabii ki benim yaşantımda da eğlence vardı. Düşüncede

sonsuz bir özgürlük, özgüvenle örülmüş çılgınlıkları

ben de yaşadım ama kimsenin sınırlarını ihlal etmeden.

Kimseye maddi ya da manevi zararlar vermeden.

Bu çok uzun bir konu burada tamamını ele alamayacağım

ama anlayanlar ne dediğimi zaten çoktan anladılar.

Ben de yeni gençliğimde humanist eğilimleri yücelttip

babamın bu öğretilerini reddettiğim dönemler yaşadım.

Tüm insanlar eşitse soylunun, soylu olmayandan farkı da

olmamalıydı. Genetik hafıza bir yana sonuçta yüzlerce

yıllık atalarımı sayabiliyor olmak, birkaç kuşak öncesi

dedelerinin adını bilmeyen insanlara karşı üstün olduğum

anlamına gelmemeliydi.

Sonra soyluluğun üstünlük değil, sorumluluk olduğunu

öğrendim. "Ayanın yediği ekmekte avamın hakkı vardır."

derdi babam. Bu cümleyi ilk önce gençlik heyecanıyla

tabi halk çalışıyor, soylular halkın sırtından geçiniyor, o

nedenle halkın hakkını yiyorlar olarak algılamıştım. Böyle

algılayınca babama, "ben şimdi halktan geçinmediğime

göre benim yediğim ekmekte avamın hakkı yoktur."

demiştim. Babam gülerek anlatmıştı cümlenin

anlamını. "Ayan kendisi kazanmış olsa da halkına

karşı sorumludur. Ben küçükken bizim evin alt katında

daima kurulu bir sofra olurdu. Kıtlık yıllarıydı, evinde

yemeği olmayan oraya gelir, yer içer, karnını doyurur,

giderken de biraz erzakla uğurlanırdı. Halka hakkı veren

taşıdığın sorumluluktur." demişti. Önce anlamamıştım.

Cumhuriyette artık feodalizm kalmadığına, ailem artık bir

bölgenin vergisini toplamadığına, idaresine bakmadığına

göre bu neyin sorumluluğu diye düşünmüştüm. Sonra o

sorumluluğu içimde hissetmeye başlayınca anladım.

Ayrıca bilgiyi yüceltmeyi, zenginlikle taçlanmış olsa dahi

cehaleti reddetmeyi de öğrendim babamdan. İnsanlara

maddi zenginliklerine göre değil, bilgi birikimlerine göre

saygı duymayı yine babamdan öğrendim.

Babamdan daha birçok şey öğrendim. Bazıları buradan

paylaşabileceğim, bazıları paylaşamayacağım şeyler.

Büyüdükçe hepsinin ne kadar önemli olduğunu anladım.

Ama belki de bana öğrettiği en önemli şey ahvalden

manaya ulaşmaktı bu sayede babam ebediyete giderken

bile bana hala ders vermeye devam ediyordu. Anladım ki

ben yaşadığım sürece ders vermeye devam edecek.

Babama tüm saygımla...

marketing europe & anatolia / 29


Kampanyalar

Esnaflığın Özü Kontrol...

Avea’nın esnaflara özel yeni kampanyası ‘Kontrollü Esnaf

1200 Tarifesi’, Ata Demirer’in 2 farklı esnaf karakterini canlandırdığı

esprili reklam filmleriyle hayat buldu.

Ata Demirer’in biri ‘Balıkçı’ diğeri ise ‘Esnaf Lokantası Sahibi’

olarak iki farklı karakteri canlandırdığı reklam filmleri,

oyuncunun çarpıcı performansıyla “Esnaflığın Özü Kontrol”

mesajını izleyiciye net bir şekilde aktarmayı başarıyor.

Reklam Künyesi:

Reklamveren: Avea / Gelincik Onan, Beren Akdeniz,

Damla Demir, Güliz Şengör

Reklam Ajansı: TBWA\ISTANBUL

ECD: Emre Kaplan

Yaratıcı Ekip: Ali Şener, Emir Yüksel, Ali Erkmen, Yiğit İrde

Marka Ekibi: Dilek Uçarlı, Ebru Eğilmez, Tarçın Köprülü,

Sırma Er

CSO: Toygun Yılmazer

Stratejik Planlama Ekibi: Tuğyan Çelik, Nisan Danışman,

Emirhan Çelikbilek

Prodüksiyon Ekibi: Ceyda Kayaçetin Schulte,

Gülşah Batıbeki, Ceren Özen

Prodüksiyon Şirketi: Kala Film

Yönetmen: Hakan Yonat

Post Prodüksiyon: Sinefekt

Müzik: Emre Irmak/Jingle Jackson

Medya Ajansı: People Communications

Kullanılan Mecralar: TV, dijital, outdoor, basın

marketing europe & anatolia / 31


Kampanyalar

Teknolojinin Yadigarları...

Teknosa, “Çünkü geçmiş retroysa, gelecek Teknosa” sloganıyla

tüketicileri için bir kampanya başlattı. Teknosa, ‘Retrosa’

adını verdiği teknoloji ustası bir ekip sayesinde bir ay boyunca

kampanyaya katılanların işlevini yitirmiş, bozuk veya

eski ürünlerini alarak tekrar hayata kazandırıyor. Bununla da

kalmayan Teknosa, Retrosa’nın yenilediği ürünün yanı sıra

yeni ürünü de mağazadan tüketicisine hediye ediyor.

Kullanıcılar Teknosadan Retrosa.com adresine girerek, Retrosa

ekibine eski eşyalarının fotoğrafını yolluyor, karşılığında

Teknosa’dan istedikleri ürünün yenisini seçerek kampanyaya

katılabiliyor. Yollanan eşyalardan jüri tarafından seçilen

bir tanesi ise yeni Retrosa webisode’unun konusunu oluşturuyor.

Reklam Filmi Künyesi:

Ajans: 41? 29!

Ajans Başkanı: Alemşah Öztürk

Kreatif Direktör: Seren Köroğlu

Kreatif Grup: İlyas Eralp, Alperen Altınöz, Elif Kavalcı,

Emir Anarat

Yazılım Geliştirme: Hidayet Bayraktar, Utku Genel,

Alen Dursun

Ajans Prodüktörü: Ela Meriç

Proje Yöneticisi: Ahmet Altındağ

Marka Yöneticisi: Baybars Umur

Sosyal Medya Grup Başkanı: Kayhan Dural

Sosyal Medya Yöneticisi: Damla Tütüncü

Prodüksiyon: Bandit

Müzik: 3K1A

Yönetmen: Mert Uzer

Seslendirme: Orhan Ayhan

Bingo’dan yeni reklam filmi...

paylaşması anlatılıyor.

Bingo Soft Konsantre Yumuşatıcı Serisi’nin beğenilen ürünleri

“Star ve Lovely”nin çamaşırlarda yarattığı gerçek “eau

de parfum” etkisinin ön plana çıkarıldığı reklam filminde, Binnur

ve Gonca’nın bu sefer ki stüdyo konuğu parfüm kreatörü

Jean Pierre oldu.

Bingo’nun Türkiye’deki ilk gerçek parfüm etkili yumuşatıcısı

olan “Lovely” ile aynı etkiyi taşıyan ürünü “Star”ın bir arada

konu edildiği yeni reklam filmi tüm mecralarda yerini aldı. Kıyafetlerde

gerçek “eau de parfum” etkisi bıraktığı mesajının

verildiği reklam filminin çekimleri, 16 saat sürdü.

Filmde, kendisine sunulan iki farklı kıyafetin adeta üzerlerine

parfüm sıkılmış gibi kokmaları karşısında şaşkınlığını ve beğenisini

gizleyemeyen Fransız parfümör Jean Pierre’in “Star

ve Lovely”nin başarısını büyük heyecan duyarak seyircilerle

Reklam Filmi Künyesi:

Reklamveren: Hayat Kimya / Bingo

Reklamveren Temsilcisi: Gülhan Eğilmez, Esra Gerek,

Pelin Yüksel, Fulya Geylani

Reklam Ajansı: Vietnam

Creative Direktör: Gürkan Günaydın

Creative Grup: Rıza Çankaya, Erdem Güngör,

Kenan Çetinkaya

Ajans Prodüktörü: Begüm Baran

Müşteri İlişkileri: Tuse Tamer

Prodüksiyon Şirketi: Kala Film

Post Prodüksiyon: Sinefekt

Yönetmen: Onur Erdem

Prodüktör: Berna Öztürk, Hazer Baycan

32/ marketing europe & anatolia


Kampanyalar

Vera delta reklam filmi...

MT Bilgi Teknolojilerinin yazarkasayla pos cihazını

biraraya getiren markası Vera Delta’nın

yeni reklam filmi 2D, 3D Animasyon ve stop

motion tekniklerini biraraya getirdi.

Markanın yeni yıl kampanyasını sade bir dille

vurgulayan filmin Ghetto İletişim tarafından

tasarlanan yapısı, Eksantrik Prodüksiyon tarafından

yaşama geçirildi.

Filmin 2D ve 3D animasyonları Eksantrik-

Express tarafından gerçekleştirilirken, 3D

modellemesi 3D ve FX Artist Pushkar Gupta

tarafından Hindistan’da yapıldı.

Reklam Filmi Künyesi

Reklam Veren: MT Bilgi Teknolojileri (Vera Delta Yazar

Kasa+POS)

Ürün: Vera Delta

Reklam Veren Temsilcisi: Sevilay Güldalı, Yazgül Sancak

Reklam Ajansı: Ghetto İletişim

Yaratıcı Yönetmen: Haldun Genç

Yaratıcı Ekip: Mehtap Yılmaz, Ayşegül Kayıkçı

Metin Yazarı: Yiğit Kılıç

Müşteri İlişkileri: Gülderen Yalçın Murteza

Prodüksiyon Şirketi: Eksantrik Prodüksiyon

Yönetmen: Abdullah Eksioglu

Prodüktör: Elvin Eksioglu

3D Modelleme: Pushkar Gupta

Post-Prodüksiyon: Eksantrik-Express

Kullanılan Mecralar: TV, Gazete, Radyo

Herkese Bir Finançı Lazım...

Finansbank’ın yeni iletişim kampanyası “Herkese finansçı

lazım” sloganıyla tüm mecralarda yerini aldı. Yılmaz

Erdoğan’ın ve Finansçı karakterinin izleyiciye takdim edildiği

kampanyanın açılış filminde, Finansbank’ın logosunu

oluşturan artı ve çarpı işaretleri hayatın içinden karelerle

resmedildi. Artı ve çarpının birleşerek Finansbank logosunu

oluşturduğu filmin finalinde; Finansbank’ın toplamadan

çarpmadan, klasik bankacılık anlayışından fazlasını vermek

için çalıştığı vurgulandı.

Reklam Filmi Künyesi:

Reklamveren: Finansbank

Reklam Ajansı: Rabarba

Reklamveren Yetkilisi: Armağan Engel, Nilgün Bosum

Yaratıcı Ekip: Pemra Ataç Açıktan, Ozan Yurtsever, Can

Çelikbilek, Yiğit Karagöz, Umut Geldiay, Deniz Yükselci,

Ömer Elver

Müşteri İlişkileri: Birçim Akfırat, Kerem Yetim, Gamze Farz

Stratejik Planlama: Oğuz Savaşan

Ajans Prodüktörü: Saadet Bektaş

Medya Ajansı: People

Yapım Evi: 25 Film

Yönetmen: Ali Taner Baltacı

Post Prodüksiyon: Filim İşleri

Müzik: Nil Karaibrahimgil

Vokal: Mirkelam

Mecra: TV, Sinema, Gazete, Radyo, İnternet, Açıkhava

marketing europe & anatolia / 33


Kampanyalar

Seviyorsan, Aç Konuş...

filmlerinde neler yapacağı şimdiden merak konusu oldu.

Pepsi, Burak Özçivit ile başlattığı“Pepsi Yaşatır Seni” 2014

kampanyasında da Pepsi severlerin hayatlarına, en güzel

anlarına ve hayallerine sürprizler katmaya devam edecek.

Pepsi’nin ilk reklam filminde karlar altındaki vahşi doğada

yaralı bir geyiği kurtarmak için çabalayan Özçivit, herkesi

hayatı dolu dolu yaşamaya ve cesur olmaya çağıran

Pepsi’nin verdiği ilhamla cesareti aşka dönüştürüyor.Burak

Özçivit’in yıl içinde izleyicilerle buluşacak sonraki reklam

Reklam Künyesi:

Reklamveren: Pepsi

Reklamveren yetkilileri: Deniz Aktürk Erdem, Aslı Önder,

Onur Sanverdi, Ceren Onbulak

Reklam Ajansı: Alice BBDO

Yaratıcı Ekip: Mustafa Baripoğlu, Hasan Çetin,

Cengiz Pulgu, Ahmet Ülkü

Stratejik Planlama: Onur Erdoğan, Beliz Top

Marka Ekibi: Maria Demir, Elif Altay

Ajans Prodüktörleri: Umut Tangör, Melis Bircan

Prodüksiyon Danışmanı: Sena Alpsan

Yapım şirketi: 2012

Yönetmen: Özer Feyzioğlu

Yapımcı: Ezel Domaniç

Post Prodüksiyon: Sinefekt

Müzik: Beste - Nil Karaibrahimgil

Aç-Bitir Herkese Tam Gelir...

Reklam filminde her şeyden “tam yetecek kadar” alan bir

anne profili seyrediyoruz. Film de mahalle bakkalına giren

bir anne, önceki tecrübelerinden de yaptığı hesap kitaba dayanarak

48 gr. peynir, bir ekmeğin üç bölü dördü gibi ince

hesaplarla alışveriş yaparak bakkal amcayı şaşkına çeviriyor.

“Pınar Aç-Bitir Tam Gelir” sloganıyla tüketicilerine hitap

eden reklam filminde anne rolünü Seksenler dizisinden de

tanıdığımız Yasemin Çonka canlandırıyor. Çekimleri bir günde

tamamlanan kampanyanın müziği ise Tricks’e ait.

Pınar Aç Bitir Salamı yeni reklam kampanyası TV, digital

radyo, outdoor ve indoor mecralarında yürütülüyor.

Reklam Künyesi:

Reklamveren: Pınar

Reklamveren Yetkilisi: Cüneyt Şahin, Okan Kavakçı,

Mihrap Saraçoğlu

Reklam Ajansı: Alametifarika

Yaratıcı Yönetmen: Emrah Karpuzcu, Kenan Ünsal

Reklam Yazarı: Güldeniz Şeşen, Oğuzhan Atliman

Sanat Yönetmeni: Deniz Ardıç

Grafiker: Yaşar Ezbider

Marka Direktörü: Dilek Sezen

Ajans Prodüktörü: Berkay Tahmaz, Berna Bulat

Strateji: Başar Sarıkaya, Serra Akyel

Yapım Şirketi: Vana Film

Yönetmen: Tolga Karaçelik

Müzik, beste ve aranje: Tricks Müzik

Post prodüksiyon: Filimişleri

34 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

Vivident Xylit, Sağlıklı dişler için...

Tropicana reklamı...

Türkiye’nin beğenilen yerel meyvelerinden ürettiği meyve

sularıyla öne çıkan Tropicana’nın yeni reklam filmleri, bir

süpermarketin manav reyonunda geçiyor. Noter huzurunda

gerçekleştirilen markasız karşılaştırmalı tadım aktivitelerinin

canlandırıldığı reklam filminde tüketiciler Tropicana ve başka

bir markaya ait şeftali nektarını deniyor ve içtikten sonra

seçimlerini belirtiyorlar. Reklam çekimleri öncesinde 13

farklı markasız kör tadım aktivitesi gerçekleştiren Tropicana

markası, noter huzurundaki bu aktivitelerde 3000’e yakın tüketiciyle

biraraya geldi ve Tropicana’nın diğer meyve suyu

markasına göre daha fazla tercih edildiği sonucunu reklam

filmlerine taşıdı.

Kahramanımızın yanlış bir bara girmesiyle başlayan reklam

filmi, her geçen saniye daha da ilginç bir hal alır. Girdiği ortamdan

tedirgin olan kahramanımız, sipariş ettiği kahvesini

hızlıca içip bardan uzaklaşmak ister. Ancak bardan ayrılmaya

çalışırken, çok önemli bir şeyi unuttuğunun farkında değildir.

Yolunu kesen adamlar diğer bar müşterileri, kahramanımıza

dişlerinin sağlıklı kalması için Vivident Xylit çiğnemesi

gerektiğini tatlı-sert bir dille hatırlatarak Vivident Xylit uzatır.

Film, kahramanın Vivident Xylit’i çiğnedikten sonra bardan

koşarak uzaklaşmasıyla son bulur.

Reklam Kampanyası Künyesi

Müşteri: Perfetti Van Melle

Ürün: Vivident Xylit

Reklam Veren Yetkilileri: Serkan Ergün, Çiğdem Tüzüner,

İdil Ziyaoğlu

Reklam Ajansı: Selection

Yaratıcı Ekip: International Team Selection

Lokasyon: İtalya - Milano

Medya Ajansı: Media Republic

Medya Planlama: Günay Aranoğlu, Yasin Aktürk

Kullanılan Mecralar: TV, Sinema, İnternet

Reklam Filmi Künyesi

Reklamveren yetkilileri : Deniz Aktürk Erdem,

Osman Dilber, Beyza Sinem Çağlar ve Tuğçe Gamsız

Reklamveren medya satın alma ekibi : Selin Bugay,

Ezgi Özer

Yaratıcı yönetmen: Derya Tambay

Yaratıcı ekip: Ali Burak Erkan, Cem Öztürk, Mahir Karaçam,

Umut Pehlivanoğlu, Zeynep Yalçınkaya, Aylin Çelik.

Stratejik planlama: Onur Erdoğan, Alper Özcan

Ajans prodüktörleri: Umut Tangör, Oben Özyakalı

Müşteri ilişkileri: Sibel Özgündoğdu, Ecem Güzel

Yapım şirketi: 2012

Yönetmen: Çağrı Ark

marketing europe & anatolia / 35


Kampanyalar

Yemek yediğin an, gelsin Sütaş Ayran...

Sütaş Ayran için Grey İstanbul tarafından hazırlanan yemek

temalı reklam filmi yayında. “Yemek yediğin an, gelsin Sütaş

Ayran” sloganıyla hayat bulan kampanya, Sütaş Ayran’ın

farklı yemek ortamlarına en iyi eşlik eden ürün olmasının altını

çiziyor. Filmin müziği olarak herkesin bildiği sevdiği ve

düğünlerden futbol maçlarına kadar birçok coşkulu ve birlikte

eğlenilen ortamda çalınan Kasap Havası seçildi. Modernize

edildi ve yeniden çaldırılıp, ürünü ve keyifli yemek yeme

anlarını anlatan sözlerle desteklendi. Filmin yönetmenliğini

Melih Eryılmaz üstlenirken prodüktörlüğünü de POW Films

yaptı. Jingle’da ise Ömer Ahunbay imzası var. Kampanya,

outdoor ve radyo mecralarıyla da destekleniyor.

Reklam Künyesi:

Reklamveren: Sütaş Ayran

Reklamveren Temsilcisi: Ergun Ermutlu,

Bünyamin Kocakaya, Eylem K. Soyluoğlu, Öykü Mutlu

Reklam Ajansı: Grey İstanbul

Yaratıcı Yönetmen: Engin Kafadar, Ergin Binyıldız,

Erdinç Mutlu

Yaratıcı Grup: Özlem Küçükyılmaz, Tolga Özbakır,

Fatih Yılmaz, Merve Selamet

Müşteri İlişkileri: Elsa Altaras Nasi, Duygu Yılmaz,

Levent Tüker

Medya Ajansı: People Comms.

Prodüksiyon Ekibi: Meltem Köse, Selim İpek

Prodüksiyon Şirketi: POW Film

Yönetmen: Melih Eryılmaz

Post Prodüksiyon: İmaj

Müzik: Ömer Ahunbay

Kırmızı kupa, yeni reklam yüzü...

Avea’nın esnaflara özel yeni kampanyası ‘Kontrollü Esnaf

1200 Tarifesi’, Ata Demirer’in 2 farklı esnaf karakterini canlandırdığı

esprili reklam filmleriyle hayat buldu.

Ata Demirer’in biri ‘Balıkçı’ diğeri ise ‘Esnaf Lokantası Sahibi’

olarak iki farklı karakteri canlandırdığı reklam filmleri,

oyuncunun çarpıcı performansıyla “Esnaflığın Özü Kontrol”

mesajını izleyiciye net bir şekilde aktarmayı başarıyor.

Reklam Künyesi:

Reklamveren: Avea / Gelincik Onan, Beren Akdeniz,

Damla Demir, Güliz Şengör

Reklam Ajansı: TBWA\ISTANBUL

ECD: Emre Kaplan

Yaratıcı Ekip: Ali Şener, Emir Yüksel, Ali Erkmen, Yiğit İrde

Marka Ekibi: Dilek Uçarlı, Ebru Eğilmez, Tarçın Köprülü,

Sırma Er

CSO: Toygun Yılmazer

Stratejik Planlama Ekibi: Tuğyan Çelik, Nisan Danışman,

Emirhan Çelikbilek

Prodüksiyon Ekibi: Ceyda Kayaçetin Schulte,

Gülşah Batıbeki, Ceren Özen

Prodüksiyon Şirketi: Kala Film

Yönetmen: Hakan Yonat

Post Prodüksiyon: Sinefekt

Müzik: Emre Irmak/Jingle Jackson

Medya Ajansı: People Communications

Kullanılan Mecralar: TV, dijital, outdoor, basın

36 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

HSBC reklam filmi...

otantik sokakları özel dekorlarla bir Sicilya kasabasına dönüştürüldü.

HSBC’nin avantajlarını kullanarak çıktığı yolda

beklenmedik şeylerle karşılaşan Ali karakterini Doksanlar

dizisinden tanıdığımız yetenekli oyuncu Anıl Altınöz, Ali’nin

Türkiye turunda karşısına çıkan yol arkadaşı İtalyan muhtarı

da gerçek bir İtalyan oyuncu canlandırıyor.

Çekimleri İstanbul Boyalıköy ve Çanakkale Assos’ta 70 kişilik

bir ekiple yapılan reklam filminin yönetmeni ise Erol

Özlevi. Öykünün bir bölümü Sicilya’da geçtiği için Assos’un

İtalyanlar Şehirde...

Reklam Filmi Künyesi

Reklamveren: HSBC

Reklamveren Temsilcisi: Ayşegül Şenalp, Didem İzgi,

Bengi Ersever, Pınar Duman

Reklam Ajansı: Grey İstanbul

Kreatif Direktör: Engin Kafadar, Erdinç Mutlu

Kreatif Ekip: Taner Ardalı, Emre Resioğlu, Deniz Yenihayat,

Berkin Dalgıç, Ece Ok

Müşteri İlişkileri: Goncafem Başçelik, Esra Erol,

Ekin Yalçın

Strateji: Kerem Sabuncu

Prodüksiyon: Meltem Köse

Yönetmen: Erol Özlevi

Prodüksiyon Şirketi: Spark - Mojo

Mecra: TV, Outdoor, İnternet

Çorbasını dilediği an yudumlamak isteyenlere pek çok seçenek

sunan Knorr Çabuk Çorba, İtalyan lezzetlerini sunduğu

iki yeni ürünü Minestrone ve Pizza’yı, sosyal medya üzerinden

gerçekleştirdiği eğlenceli “İtalyanlar Şehirde!” kampanyasıyla

duyuruyor. Knorr Çabuk Çorba’nın İstanbul’da

İtalyan rüzgarı estiren “İtalyanlar Şehirde!” kampanyası aynı

zamanda çabuk çorba tutkunlarına Fiat 500 kazanma fırsatı

sunuyor.

Sosyal medya üzerinden Çabuk ol, Hayatın Hızını yakala

mottosuyla keyifli kampanyalar sunan Knorrr Çabuk

Çorba’nın yeni ürünleri Minestrone ve Pizza için hayata geçirdiği

İtalyanlar Şehirde! Kampanyası, hem İtalyan rüzgarı

estiriyor hem de Fiat 500 kazanma fırsatı sunuyor.

Reklam Filmi Künyesi

Reklamveren: Unilever

Ürün: Knorr Çabuk Çorba

Reklamveren yetkilileri: Hakan Yurdakul, Zeynep Doğan,

Ece Bağatur, Gökçe Velioğlu,Buğra Demirağ

Reklam Ajansı: Endorphin / Brandit Group

Yaratıcı Ekip: Sadi Osma, Evrim Güvenç , Alper Cici,

Cüneyt Yüksel

Prodüksiyon: Voynn

Yönetmen: Emre Başaran

Müzik: Tolga Büyük

Medya ajansı: Mindshare

marketing europe & anatolia / 37


Uyuyan denizkızı;


Gezi

San Sebastian...

Bask ülkesinin Atlas Okyanusu’ na kıyısı olan

en güzel yerlerden birisi de San Sebastian (Donostia).

İspanyolca adı San Sebastian, Baskça da Donostia.

Burası bir zamanlar balina peşinde okyanus aşan

korkusuz denizcilerin, Franco diktatörlüğüne meydan okuyan

demokratların şehriymiş.

Fotoğraflar ve yazı Seval Duban / svldbn@gmail.com

Bask ülkesinin Atlas Okyanusu’ na

kıyısı olan en güzel yerlerden birisi de

San Sebastian (Donostia). İspanyolca

adı San Sebastian, Baskça da Donostia.

Burası bir zamanlar balina peşinde

okyanus aşan korkusuz denizcilerin,

Franco diktatörlüğüne meydan okuyan

demokratların şehriymiş. Şimdi ise

Avrupa jet sosyetesinin yazlığı.

Akşama doğru Mundaka’ dan yola

çıkıp öncesinde rezervasyon yaptırdığımız

Irun’ daki Hotel Urdanibia Park

oteline vardık. Akşam yemeğimizi yiyip,

sabah San Sebastian’ a doğru yol

almak için uyuduk. Sabah erken kalkıp

kahvaltımızı ettik ve sisli bir havada

San Sebastian’ a doğru yol aldık. Yol

boyunca kendimi Karadeniz’ de yol

alıyor gibi hissettim.

Kısa bir yolun ardında Kursaal Köprüsünden

geçip Urgull Tepesinin eteklerine

vardık. Sabah erken olduğu için

park bomboştu, biz de arabayı parkedip

şehri dolaşmaya çıktık. Sonradan

öğrendik ki arabayı park ettiğimiz an

gidip park otomatına para ödeyip bilet

almalıymışız.

Cantabria Denizi’nin uyuyan denizkızı,

diyorlar San Sebastian’a. İspanya’nın

en güzel kenti. Kent, 1014’te St.

Sebastian manastırının çevresinde

kurulmuş, 1174, Navarra Kralı Sancho

el Savio, şehri özerk bölge ilan etmiş

ve bu tarih şehrin resmi kuruluş yılı

olarak kabul edilir. Şehir balıkçılık ve

deniz ticareti üzerine gelişmiş fakat

günümüzde turizm en büyük gelir

kaynağı. Şehir, 1200 yılında Castilla

Krallığı, 1719’ da 3 yıllığına Fransa

tarafından işgal edilmiş. 1794’te tekrar

Fransız işgaline uğramış (çok azimli

adamlarmış zamanında). 1813 yılında

Anglo-Portekiz güçleri şehri özgürlüğe

kavuşturmuş fakat taciz ateşleri

sırasında şehrin tamamına yakınını

yakılmak suretiyle harab edilmiş.

(Nasıl kıymışlar bu şehre, inanılır gibi

değil). Tekrar inşa edildikten sonra şehir

Kraliçe II. Isabella’nın yazlığı olmuş.

Bu yüzden de aristokratik çevrenin çok

ilgisini çekmiş. O günden beri Kuzey

Iberik yarımadasının en önemli turistik

şehri olagelen San Sebastian, bugün

de turistik değerini koruyor.

Uremea Nehri’nin kıyısındaki bulvarlar,

yürüyüş yolları, göl kıyısındaki parklar,

binalar orta Avrupa şehirlerini çağrıştırıyor.

12. yy. kurulan, tarihi boyunca

Portekiz, Fransız, İngiliz işgaline

uğrayan, büyük yangınlarda kül olan,

savaşta iki kez büyük bölümü yıkılan

şehrin merkezi 1914’te Paris örnek

alınarak yeniden planlanmış. Buen

Pastor Meydanı’ndaki kemerler Rue

de Rivoli’den, Maria Cristina Köprüsü

ise Seine Nehri’ndeki Pont Alexandre

Köprüsü’nden esinlenerek yapılmış.

Köprünün yanıbaşındaki garın çatısını

marketing europe & anatolia / 39


Gezi

Gustave Eiffel tasarlamış. Merkezdeki

gotik katedral, Köln Katedrali’ni

çağrıştırıyor. Nehrin batı yakasında,

Pablo Neruda Parkı’nın da bulunduğu

bölgede art nouveau cepheli apartmanlar

çoğunlukta. Şehrin en büyük

kültür merkezi de nehrin denizle birleştiği

nokta.

Şehir, Uluslararası San Sebastian Film

Festivaline de evsahipliği yapıyor ve

Bask mutfağının önemli bir parçası

olan Pintxos, San Sebastian restoranlarını

ön plana çıkarıyor. Minicik bir

kent ama pek çok meziyeti var. Futbol

muhabbetine hiç girmiyorum.

Kent hakkındaki kısacık bilgiden sonra

dönelim gezimize.

Sabah erken saat olduğu için sokaklarda

pek kimse yoktu, sadece parkta

koşan ve yürüyüş yapan spor insanları

vardı. Biz de minik bir yürüyüş yapıp

Urgull Tepesini keşfe çıktık. Otopark’ ın

ordaki girişten yukarı doğru tırmanmaya

başladık.

Yol hem dik hem de çok dolanbaçlı.

Haritada kocaman görünmesine

rağmen aslında pek de büyük bir yer

değil. Bu yemyeşil alanda tırmanırken

ilk karşımıza çıkan yer Cementerio

Biz içeri daldığımızda

fotoğraf sergisi vardı.

Eski Zaragoza halkının

fotoğrafları.

Fakat fotoğraflardan ziyade

bina hoşuma gitti benim.

de los Ingleses yani İngiliz askerler

mezarlığı oldu.

Mezarlıklarla birlikte çok ilginç anıt ve

heykellerde eşlik ediyor bu eşsiz doğaya.

Mezarlıkların içinden dolanarak

yukarıya Mota Castle’ a vardık. Mota

Kalesi, 12.yy’da savunma için inşa

edilmiş kale. Kalede bir de görkemli bir

İsa heykeli(Sagrado Corazon)var. O

gün şansımıza Sirrokümülüs bulutları

çok yoğun bir şekilde gökyüzünde

yerini almışlardı. İlerleyen saatlerde

hafif yağmur geldi. Kalenin manzarası

mükemmel.

Urgull Tepesini gezip şehrin güzel

manzarasını izledikten sonra şehri

kurcalamak için tekrar aşağıya indik.

Urgull Tepesinin eteği, her biri farklı

renklere boyanmış, irili ufaklı yüzlerce

balıkçı teknesinin demirlediği küçük

balıkçı barınağı. Sahil boyunca yürürken

bizi Denizcilik Müzesi ve akvaryum

karşıladı. Akvaryum’da yaklaşık

3 bin çeşit balık sergileniyormuş. Ama

en büyük ilgiyi bir çift köpekbalığı ve

1878 yılında San Sebastian açıklarında

avlanan bir balina iskeleti topluyormuş.Tabii

biz ikisinide pas geçtik.

40 / marketing europe & anatolia


Gezi

Niyetimiz önce güzel bir kahvaltı

etmekti. Ben sabahları kahve içmeden

önce çok huysuz ve çekilmez bir

tip oluyorum.

San Sebastian’ ın sahil kısmı yeni ay

şeklinde. Ortasındaki 2 küçük ada da

(Santa Klara adacığı) yıldız gibi. Bayrağımızı

andırıyor hafiften.

Donostia iç içe geçmiş, birbirinden

farklı birkaç şehir gibi. Urgull tepesinin

etekleri eski tarihi bölge, yani 13.

yüzyılda Urgull Tepesi’nin eteklerine

kurulmuş balıkçı köyü. Eski ve hoş bir

mimariye sahip. Eski apartmanların ön

cephesi korunarak içleri yenilenmiş.

Sokaklar daracık ve çok sevimli.

Daracık sokaklardan birinde oturup

kahvaltımızı ettik. Haşlanmış patates,

yumurta, jambon karışımı tortilla.

Yanına da filtre kahve. Sabah kahvılarında

seçenek çok az olduğu için

tüm İspanya gezisi boyunca sabah

kahvaltılarında bununla beslendim.

Döndüğümde uzun bir süre yumurta

ve patatesten uzak duracağım. Zeytin,

peynir ve domatesi özledim.

Kahvaltımızı ettikten sonra yürürken

eski pazara denk geldik.“La Bretxa”

San Sebastian’ ın sahil kısmı

yeni ay şeklinde. Ortasındaki

2 küçük ada da

(Santa Klara adacığı) yıldız

gibi. Bayrağımızı andırıyor.

Market “,.1813 kuşatması sırasında İngiliz

birliklerinin kaldığı yermiş, şimdilerde

ise alışveriş ve eğlence merkezi.

Burada da yiyecek içecek ve bitkiler

satılıyor. İçine girmeyip ara sokakları

keşfe devam ettik. Biraz sonra karşımıza

San Vicente kilisesi çıktı. Kilise,

Gotik tarzında inşa edilmiş ve şehrin

en eski ibadet yeri.

Kilisenin önünden devam ederek

tekrar sahile doğru yürümeye devam

ettik. Bu sefer de bizi Santa Maria

Bazilikası karşıladı. Burası da eski bir

Romanesk kilisenin temelleri üzerine

inşa edilmiş Barok tarzı bir bazilika.

Micik bir kent fakat bir çok tarihi bina

barındırıyor. Ateş altında kalmasına

rağmen bugün harika görünüyor tüm

bu eserler.

Eski şehri bitirdikten sonra ara sokaklardan

yeni şehire doğru yürümeye

başladık.

Belediye Sarayı’nın çevresindeki yaşlı

sığla ağaçlarıyla süslü park gün içerisinde

çeşitli müzik ve gösteri sanatlarına

sahne oluyor.

Belediye Sarayı’nın ilerisinde ise Buen

marketing europe & anatolia /41


Gezi

Pastor Katedrali var. Katedral, Neo-

Gotik tarzında inşa edilmiş en büyük

ve yüksek yapı.

Katedrali de geçtikten sonra La Concha

Plajına vardık.

Belediye binasında sonra ki kısımda

binalar yeni ve son derece güzel.

Plajın kenarından doğru Igueldo Tepesine

çıkmaya karar verdik. Tepenin

eteklerine vardığımızda tarihi füniküler

ile yukarıya çıktık.

Igueldo Tepesi, 1500 yıl önce balıkçıların

gözlem noktasıymış. El Torreon’un

kulesinde, balinaların kışlamak için

körfeze gelmesini beklerlerlermiş. O

dönemdeki balıkçılar Hıristiyanların

perhiz zamanlarında tüm Avrupa’yı

tuzlanmış balina etiyle doyurmuşlar.

Vikinglerden morina avlamayı, kurutmayı

öğrenip kuzeye yelken açmışlar

ve Amerika’ya ulaşmışlar. El Torreon o

denizcilere yol göstermek için 18’inci

yüzyılda yapılmış. Fener nöbetini

1855’te önündeki uçuruma yapılan

ikinci kuleye devredince seyir terasına

dönüşmüş. Sonra da turizme açılmış.

Daracık merdivenlerden en tepeye

kadar çıkıp muhteşem manzarayı

izleyebiliyorsunuz. Tabii önce epey bir

Plajın kenarından doğru

Igueldo Tepesine çıkmaya

karar verdik.

Tepenin eteklerine vardığımızda

tarihi füniküler

ile yukarıya çıktık.

soluklanmanız gerekiyor, kula hayli

yüksek. Çok fazla merdiven tırmanmanız

gerekiyor.

El Torreon’un merdivenlerinden çıkmaya

başlarken duvarlardaki fotoğraflarla

Donostia tarihinde 200 yıllık yolculuğa

çıkıyorsunuz. İlk balıkçı evleri, aileleri,

19. yy başında kumsalda gezinen,

denize giren şık zenginler, onlar için

yapılmış ahşap yapılar, iskeleler, Fransız

işgali, onların kaleleri, 1850’lerden

bu yana yapılan kürek yarışları, balina

avcıları vs.

Muhteşem San Sebastian manzarasını

izledikten sonra son durağımız olan

koyun ortasındaki Miramar Sarayı’ na

gittik.

Miramar Sarayı, konservatuvara

dönüştürülmüş ve zaman zaman çok

güzel konserlere ve gösterilere sahne

oluyor. Çimenlerin üzerine serilip denizi

seyretmek muhteşem.

Gezilip görülecek yerleri hallettikten

sonra sıra geldi denize girip güneşlenmeye.

Dışarı çıkarken içime bikinilerimi

giyip öyle çıkmıştım, çantamda

da havlum. Önümüzde de La Concha

Plajı.

İspanyolcada istiridye gibi deniz

42 / marketing europe & anatolia


Gezi

ürünlerinin kabuklarına “concha”

deniyor. Eteklerinde, San Sebastian’ın

eski kent merkezini barındıran Urgull

Tepesi’yle, kentin batıdaki uç noktasını

belirleyen Igeldo Tepesi arasında

kalan koy, bir istiridyeyi andırdığı için

bu adı almış. Çoğumuzun adını yalnız

dünya çapındaki film festivali ile bildiği

bu kentte verilen büyük ödülün “Altın

İstiridye” (Concha de Oro) olmasının

nedeni de bu.

La Concha Koyu aslında limandan

Igeldo Tepesi’ne kadar uzayan bir

kumsal ama yerlilerin Pico de Loro

(Papağan Gagası) dedikleri kayalık

bir yükselti, bu kumsalı ikiye ayırıyor.

Bu nedenle bu küçük koyda iki plaj

bulunuyor. Bu yükseltiyi aşmak için

küçük bir tünelden geçiliyor. Ardından

da Igeldo’ya kadar Ondarreta Plajı

uzanıyor.

San Sebastian’da denize girmek

için en uygun ay ağustos, yani bizim

gittiğimiz ay. Bu mevsimde hem deniz

sıcak, hem hava oluyormuş. Fakat

bizim şansımıza öğleden sonra hava

serinledi ve rüzgar çıktı.La Concha

Plajına inip kendimize bir yer bulup

havluları serip üzerine serildik. Yalnız

plaja ayak basar basmaz ben gıcık

En nefret ettiğim plaj tip,

insanın her bir yerine kum

kaçıyor. Tiksinç. Deniz daha

da beter. Dalga kumu kaldırmış

ve suyu bulandırmış.

Çamur gibi, dibi görünmüyor.

Girilecek gibi değil.

oldum çünkü plajın kumu aşırı derecede

ince, un gibi. En nefret ettiğim plaj

tip, insanın her bir yerine kum kaçıyor.

Tiksinç. Deniz daha da beter. Dalga

kumu kaldırmış ve suyu bulandırmış.

Çamur gibi, dibi görünmüyor. Girilecek

gibi değil. Hava da soğuk. Benim pek

hoşuma gitmedi durum, üşümeye de

başlayınca ben tası tarağı toplayıp

eski şehre doğru yol aldım.

Çok şık bir pastaneyi gözüme kestirip

hemen daldım içeri. Nefis bir pasta ve

kahve eşliğinde etrafı seyre koyuldum.

İşte en keyifli an.

San Sebastian, Michelin yıldızlı restoranlarıyla

da tanınan bir kent. Çok

sayıda mekan var yiyecek için. 75

gurme kulübü var. Dondurmacısı bile

110 yıllı.Tarihi bölgedeki restoranların

mönülerinde deniz ürünleri, balık kadar

et çeşitleri de bulunuyor. Kalamar,

ahtapot, sübye, mürekkep balığı bol.

İsmi farklı olmakla birlikte Endülüs’ün

paella’sı burada da popüler. Barların

hemen hepsinde barlarda tezgâhın

üzerine dizilmiş birbirinden leziz “pintxo”

(meze, ama buranın “pintxo”ları

İspanya’da bir tane!) tabaklarını var.

Kahvemi içtikten sonra plajdan dönen

arkadaşımla buluşup Anayasa Mey-

marketing europe & anatolia / 43


Gezi

danı’ na gidip bir bara oturduk ve bira

eşliğinde bizde bu nefis pintxo’ ların tadına

baktık. Ekmekle aram iyi olmadığı

için ben sadece üzerindeki mezeleri

yemekle yetindim .

Yemek konusu açılmışken çipura ile

ilgili bilgi de verlim. Burada çipura çok

özel bir balık. Bizim çiftlik çipuralarına

pek benzemiyor. Bask gurmeleri için

çipura, balıklar aleminde çok özel bir

yere sahip. İlk gurme kulüpleri Çipura

Dostları Derneği (Besuguin-a Lagunak)

adıyla kurulmuş. En makbul çipuranın

taşıması gereken özellikler uzun

zaman tartışma konusu olmuş. Kentin

ünlü gurmelerinden Manuel Carves-

Mons, 1933’te yazdığı kitapta konuya

açıklık getiriyor: “Kaliteli çipuranın başı

küçük, ensesi kalın olmalı. Mutlaka

büyük olması gerekmez...”

Günü San Sebastian’ da bitirip, bu

güzel kasabaya yağmur eşilğinde hoşçakal

deyip tekrar yola düştük.

44 / marketing europe & anatolia


Sinema

Ali Erdem Ekşioğlu

Televizyonda 4k dönemi...

(

reklam

arası

sinema)

4k yayınlayabilen televizyonlar! 4k çekim yapan

handycamler! 4k, 4k, 4k! Peki nedir bu herkesin dilinden

düşmeyen 4k? 4k bir yayın formatı olup yıllardır çoğu

reklam filmi ve sinema filmlerinde kullanılıyor. O zaman

nedir bu 4k deliliği? Neden kimsenin ağzından düşmüyor

bu format? Eskiden sadece sinema salonlarında

izleyebildiğimiz bu format artık evlerimize geliyor. Peki

evimizdeki sinema keyfini arttıran bunca şeyden sonra

salonlara gitmenin evimizin rahat kanepelerinden

kalkıp sıkışık koltuklara oturmanın, yayını kendimize

göre durdurup, geri sarabilirken, araları beklemeyi ve

kaçırdığımız yerleri arkadaşlarımıza sormayı neden tercih

edelim ki?

Bu soruya verebileceğim iki cevap var, birincisi; insan

tek başına elinde cipsi, mısırı varken ayaklarını uzatmış

bir film izlemek yerine tanımadığı onlarca insanla aynı

ortamı aynı hisseleri yaşamayı, aynı espriye gülmeyi,

aynı çığlığa korkmayı tercih eder. O yabancı insanların

verdiği farklı bir haz, farklı bir güven vardır sinema

salonlarında. İnsanlar ne kadar yolda yürürken iki kulaklık

ile kendilerini dış dünyadan soyutladıklarını sansalar

da bir koşu bandında yürümekle aynı değildir sokakta,

insanlarla yürümek. Nasıl donmuş yemekler, eve servisler

restoranları öldürmediyse, ne kadar iyi olurlarsa olsunlar

televizyonlar da sinema salonlarını öldüremeyecektir.

İkincisi ise insanların gözü ne kadar evlerindeki

teknolojide olsa da televizyonların bu hızlı gelişmeleri

yanında hiç kısa kalmayacak bir hızla da sinemalar

gelişmekte. Evlerimizde oluşan her yenilik karşısında

da salonlarda gelişiyor. AVM'lerdeki "cep" salonlarının

hepsi zaman ilerledikçe büyük IMAX salonlara, IMAX

salonlar ise aynı oranda daha iyi formatlara, daha zevkli

seyirlere atlayacaktır. Bu ilişkiyi masaüstü ve dizüstü

bilgisayarlarınkine benzetebiliriz. Ne kadar gelişmiş, hızlı,

verimli laptoplar çıksa da onun karşısında kullanılması

daha zor, taşınamaz eski kafa masaüstü bilgisayarları

hala rağbet görmekte. Çünkü ne kadar gelişse de

laptoplar onlardan daha yüksek performanslı masaüstü

bilgisayarları olacaktır. Beraber büyüyen iki kardeş gibi

beraber büyürler.

Oyuncular isterse gelip evlerimizde bile oynasalar bizi

tutkularımızdan, alışkanlıklarımızdan vazgeçiremezler.

Ve eğer ki evimizde oynayacakları bir noktaya gelmişse

teknoloji bizi olayın içine alacak bir sistem de salonlara

gelmiş olacaktır. İki kardeş büyümeye devam edecek ve

ağabey her zaman ağabey kalacaktır.

46 / marketing europe & anatolia


20 yaşında


Kültür - Sanat

TSPAKB’den başucu kitabı...

TSPAKB, finansal piyasalar hakkındaki en temel soruları

cevaplayan Yatırım Yaparken kitapçığıyla yatırımcılara yol

göstermeyi hedefliyor.

Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşlar Birliği

(TSPAKB) “Yatırım Yaparken: Sorularla Türkiye Sermaye

Piyasası” kitapçığını yayınladı. Kitapçık finans piyasalarıyla

ilgili en basit soruların cevaplarını yalın ve anlaşılır

bir dille açıklayarak, her seviyeden yatırımcıya piyasanın

işleyişi hakkında bilgi vermeyi amaçlıyor.

TSPAKB Başkanı Attila Köksal kitapçıkla ilgili olarak: “Uzun

yıllar boyunca Türkiye’de hem yatırım hem de tasarruf konusunda

çok ciddi yanlışlar yapıldığını gözlemledik. Bunların

sonucunda yatırım alışkanlıkları da yanlış şekillendi.

Türkiye’de yatırımcılar tasarruflarını değerlendirirken kısa

vadeli mevduat, altın ve dövizi tercih ediyorlar. Bu da gelişen

Türkiye ekonomisinin büyümesinden yararlanamamalarına

neden oluyor. TSPAKB olarak yatırımcı eğitimini en

önemli sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Bu kitapçıkla

birlikte daha çok kişiye ulaşarak, doğru yatırımlar

yapmaları için yol göstermeyi amaçlıyoruz” dedi.

Birlik tarafından hazırlanan kitapçık, finansal piyasalardaki

kurumlardan yatırım araçlarına kadar her türlü konuda temel

bilgiler, içeriyor. “Yatırım Yaparken: Sorularla Türkiye

Sermaye Piyasası” kitapçığına www.tspakb.org.tr adresinden

ulaşılabiliyor.

Hayattan kareler...

Anadolu

Hayat

Emeklilik’in bu yıl sekizincisini

düzenlediği

‘Kadın Gözüyle Hayattan

Kareler Fotoğraf

Yarışması’na başvurular başladı. Türkiye’nin dört bir

yanından kadınların katılabileceği yarışmaya başvurular

12 Mart’a kadar devam edecek.

Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF)

danışmanlığında ‘Hayata Dair’ teması ile düzenlenen

yarışmaya 18 yaş ve üzeri tüm amatör ve profesyonel

kadın fotoğrafçılar en fazla 5 adet fotoğrafla katılabiliyor.

Bu yılki seçici kurulunda Arel Üniversitesi Güzel Sanatlar

Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güler Ertan, Mimar

Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi

Fotoğraf Bölümü Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nihal

Kafalı, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi

Fotoğraf Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oktay Çolak,

Fotoğraf Sanatçısı İsa Çelik ve Anadolu Hayat Emeklilik

İletişim Müşaviri Nihan Güney yer alıyor.

Araftaki Kramponlar...

Gazeteci – Yazar Behram

Kılıç’ın kaleme aldığı Araftaki

Kramponlar kitabında,

Sakaryaspor’da başlayan kariyerini,

Fenerbahçe’de zirveye

ulaştıran Oğuz Çetin’in hayatı

ve futbolun yakın tarihiyle ilgili

önemli kesitler yer alıyor.

Fenerbahçe’nin 103 gollü efsane

kadrosunun en önemli

yapı taşlarından biri olan Oğuz

Çetin’in hikayesinde bir dönem Tanju Çolak ile yaşadığı

polemiklerin perde arkası da yer alıyor. Takımda 7

Sakaryalı oyuncu olduğu için Sakarya Çetesi’nin lideri

olarak iftiralara maruz kalan Çetin’in yaşadıkları kitapta

şöyle anlatılıyor:

Caretta Yayınları’ndan çıkan eserde Oğuz Çetin’in yanı

sıra Metin Tekin, Ünal Karaman, Uğur Tütüneker, Hayrettin

Demirbaş, Hami Mandıralı, Feyyaz Uçar, Mehmet

Özdilek, Hamza Hamzaoğlu, Aykut Kocaman, Müjdat

Yetkiner, Bülent Uygun, Hasan Vezir’in sıra dışı hikayeleri

yer alıyor.

48 / marketing europe & anatolia


Kültür - Sanat

Acar, Darülaceze’de atölye açtı...

İstanbul’un tarihi mekânlarından Galata’da resim çalışmalarını

sürdüren İsmail Acar Sultan Abdülhamid Han’ın mirası

Tarihî Darülaceze’de sakinler için atölye açıyor.

Yerli ve yerel motifleri ön plana çıkartarak markalaştıran

ülkemizin ünlü ressamlarından İsmail Acar Darülaceze sakinleri

için kurumda atölye çalışmalarına başlıyor.

Yerel öğelerden beslenen kadim bir medeniyetin izini süren

sanatçı İsmail Acar, Darülaceze sakinlerinin görsel ve

sanatsal hafızalarının gelişmesine katkı sağlamak istediğini,

Darülaceze’de büyük ressamların çıkmasının hayal

olmadığını ifade etti.

Darülaceze Başkanı Nevzat Bayhan İsmail Acar’ın Tarihî

Darülaceze’de atölye açmasının büyük bir sanatçı duyarlılığı

olduğunu söyledi. Bayhan; bu içten girişimle sakinlerin

moral ve motivasyonunun zirve yapacağını, resme merakı

olan ve resim kabiliyeti olan sakinlerimizin Sayın Acar’la

ortak çalışma yaparak güzel eser çıkartacaklarını ve bu

eserlerle de sergiler düzenlenmeyi düşündüklerini söyledi

Sakinlerimize bu imkânı sağladığı için değerli sanatçımız

Sn. İsmail Acar’a teşekkürü bir biliyorum.”dedi,

LOL 2014 Kış Mevsimi Finali...

League of Legends Şampiyonluk Ligi Kış Mevsimi Finali

1-2 Şubat tarihlerinde binlerce izleyicinin önünde Bostancı

Gösteri Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Bu muhteşem turnuvanın

biletleri tüm Biletix Gişelerinde ve Biletix internet

sayfasında satışta.

League of Legends Türkiye 2014 Sezonu, Bostancı

Gösteri Merkezi’nde gerçekleşecek Final ile Kış Mevsimi

Şampiyonu’nu belirleyecek. Profesyonel oyuncuların

büyük ödüller ve muhteşem bir kupa için mücadele ettiği

Şampiyonluk Ligi’nin ilk adımı Kış Mevsimi Finali, binlerce

seyircinin de katımlıyla kıyasıya bir mücadeleye sahne

olacak. 1-2 Şubat tarihlerinde yapılacak organizasyona, 7

haftalık Kış Mevsimi ligini ilk 6 sırada bitiren takımlar katılacaklar.

Takımlar, şampiyonluk ünvanı için, Bostancı Gösteri

Merkezi’ni dolduran League of Legends hayranlarına

unutulmaz bir haftasonu yaşatacaklar.

Kış Mevsimi Finali 1 Şubat Cumartesi günü saat 09:00’da

Bostancı Gösteri Merkezi’nde başlayacak. Çeyrek Final ve

Yarı Final maçlarının yanı sıra sürpriz hediyeler ve bolca

eğlence alanda League of Legends hayranlarını bekliyor.

2 Şubat Pazar günü ise 3.’lük maçı, Cosplay yarışması,

ödüllü bilgi yarışması ve Final Maçı heyecanı yaşanacak.

Organizasyon icin Biletix’lerden bilet alan ve iki gün boyunca

etkinliğe katılan League of Legends hayranları, 10

TL değerinde (840RP’lik, Riot Points) hediylerini etkinlik

sonrasında hesaplarına yüklenmiş olarak bulacak.

marketing europe & anatolia / 49

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!