26.03.2017 Views

marketing europe & anatolia Sayı: 029

marketing europe & anatolia, ekonomi, medya, reklam, iletişim ve pazar alanında aylık olarak yayınlanan bir e-dergidir. marketing europe & anatolia’da reklamcı Nurgül Eryıldır Günay'ın kelebek etkisi yaratan ve Yönetmen Abdullah Ekşioğlu'nun adresini bilen yazılarını okuyabilir, ilgi çekici röportajları, haberleri, reklam kampanyaları künyelerini, kültür – sanat ya da gezi gibi sayfaları da bulabilirsiniz. marketing europe & anatolia Ekşioğlu Medya Grup tarafından yayınlanmaktadır.

marketing europe & anatolia, ekonomi, medya, reklam, iletişim ve pazar alanında aylık olarak yayınlanan bir e-dergidir. marketing europe & anatolia’da reklamcı Nurgül Eryıldır Günay'ın kelebek etkisi yaratan ve Yönetmen Abdullah Ekşioğlu'nun adresini bilen yazılarını okuyabilir, ilgi çekici röportajları, haberleri, reklam kampanyaları künyelerini, kültür – sanat ya da gezi gibi sayfaları da bulabilirsiniz. marketing europe & anatolia Ekşioğlu Medya Grup tarafından yayınlanmaktadır.

SHOW MORE
SHOW LESS

Create successful ePaper yourself

Turn your PDF publications into a flip-book with our unique Google optimized e-Paper software.

marketing europe & anatolia

Tarih: Mayıs 2014 Sayı: 29

retorik

Ben nerde

yanlış yaptım?

kelebeğin

fırtınası

Sen neyin

peşindesin...

Eğitim şart


İçindekiler

marketing

europe & anatolia

Sayı:29 Tarih: Mayıs 2014

İmtiyaz Sahibi

Eksantrik Film Prodüksiyon Reklam ve

Yayıncılık Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti.

e-mail: eksantrik@eksantrik.com

P.K.: 112 34725 Kızıltoprak - İstanbul - Tr.

Genel Yayın Yönetmeni ve

Sorumlu Yazı İşler Müdürü

Elvin Ekşioğlu

e-mail: elvin@eksantrik.com

P.K.: 112 34725 Kızıltoprak - İstanbul - Tr.

Haber ve Fotoğraflar

Agency Europe & Anatolia

Katkıda Bulunanlar

Nurgül Eryıldır Günay

Ali Erdem Ekşioğlu

Seval Duban

Ekim Sölemez

Kısa Kısa 04 - 07

Yeni Ürünler 10 - 11

Medya Dünyası 12 - 13

Röportaj 14 - 17

kelebeğin fırtanası 19

Danışman

Abdullah Ekşioğlu

İlan Rezervasyon

Ayşe Yılmaz

Reklam Dünyası 20 - 23

Yayın Türü

Süreli Yayın

Yönetim Yeri

Agency Europe & Anatolia

Feneryolu Mh. Fahri Açan Cad.

Deniz Ap. No: 21 /15

Kadıköy - İstanbul - Tr.

Tel: +90 555 233 24 41

e-mail: meadergi@gmail.com

marketing europe & anatolia

Agency Europe & Anatolia tarafından

Süreli yayınlanan bir e-dergidir.

Bu yayının tüm hakları Eksantrik Film

Prodüksiyon Reklam ve Yayıncılık Hizmetleri

San. ve Tic. Ltd. Şti. aittir. Tamamı ya

da bir bölümü yayıncısının izni olmaksızın

çoğaltılamaz ve yayınlanamaz.

Tüm ilanların sorumluluğu firmalara, makalelerdeki

görüşler ve hukuki

sorumluluk yazarlara aittir.

Bu derginin yayınlanma sürecinde

hiçbir ağaç zarar görmemiştir.

mobil: http://m-mea.eksantrik.com

http://www.facebook.com/meadergi

Bir Ekşioğlu Medya Grup kuruluşudur.

Röportaj 24 - 26

retorik 29

Kampanyalar 31 - 41

Gezi 42 - 49

Reklam arası sinema 50

Kültür Sanat 52 - 53

marketing europe & anatolia / 1


Köşe

Elvin Ekşioğlu / elvin@eksantrik.com

( editörden

)

Eğitim şart...

Uzun süredir Türk reklamcılığını yakından takip ediyorum, bu arada yabancı

ülkelerdeki örnekleri de gözlemleme şansım oluyor. Belki dostlarımız bana alınacak

ama uluslararası modellerle karşılaştırıldığında Türk reklamcılığının çok da iyi bir

konumda olduğunu söyleyemeyeceğim.

Maalesef altyapısız, bilgi birikiminden yoksun taklitçilik bu sektörü de kıskaca almış

durumda. Piyasada yetkinliğini kanıtlamış, reklamcılığı hakkıyla yapan kişi ve

kurumları ayrı tutarak belirtmeliyim ki sektörün genel yapısı çok da iç ferahlatıcı değil.

Giriş puanları düşük özel okullardan sadece öğrenebildikleri, üç beş kelime İngilizce

ile okuduklarını anlamaktan aciz olarak mezun olmuş bir grup lümpen, sektörün

çoğunluğunu kontrol altında tutuyor. Hal böyle olunca, marka oluşturmaktan,

kurumsal kampanyalardan uzak sadece sıcak satış hedefleyen, hedef kitleye

ulaşmak bir yana kıyısından bile geçmeyen birsürü çöp, piyasada kirlilik yaratmaya

devam ediyor.

Aslında burada reklamverenin ajans seçimini doğru yaparak bu kirliliği

önleyebileceğini söylemek isterdim. Ancak onların da kurumlarında ajans seçimine

katkıda bulunan kadroları az önce bahsettiğim kifayetsiz elemanlardan oluştuğu için

böyle bir seçenek de yakın zamanda mümkün görünmüyor.

Uzun lafın kısası "eğitim şart" piyasa rekabet koşulları doğal seçilim sürecinde reklam

sektörüne de normalleşmeyi getirecektir.

marketing europe & anatolia / 3


Kısa Kısa

GREAT Festival of Creativity...

‘GREAT Yaratıcılık Festivali’ dünyada ilk kez 20-22 Mayıs

tarihlerinde İstanbul’da düzenleniyor. Festival, yaratıcılığın

ön planda olduğu moda, tekstil, tasarım, mimarlık, lüks,

teknoloji ve inovasyon, yiyecek ve içecek, eğitim ve sağlık

gibi sektörlerde Birleşik Krallık’ın en girişimci, en ilham

verici ve en etkileyici projelerini ve alanlarında dünyaca

ünlü isimlerini İstanbul The Seed’de bir araya getirecek.

‘GREAT Yaratıcılık Festivali, günümüz dünyasında en büyük

rekabet avantajlarından biri olan yaratıcılığın her alanda

oluşturduğu değeri, Birleşik Krallık’tan kişi ve kurumların

yaratıcılıklarıyla farklı sektörlere yaptıkları katkıları ve

sundukları çözümleri vurgulamayı amaçlıyor.

Düzenlenecek panel ve oturumlarda konuklar dünyaca

ünlü konuşmacıları izleme, masterclass çalışmalarına

katılma ve Founders Forum, London Design Festival ve

British Fashion Council gibi kurumlar tarafından düzenlenen

networking seanslarında yer alma fırsatı bulacaklar.

Festival alanındaki sergi, farklı sektörlerdeki yaratıcı ve

ilham verici çalışmaları görme ve deneyimleme olanağı

sunarken, ünlü İngiliz sanatçı Paul Cocksedge’in Birleşik

Krallık ve Türkiye Cumhuriyeti bayraklarından ilham alarak

yarattığı Festival’e özel enstalasyon çalışması da yine

The Seed’de sergilenecek.

Üç gün sürecek ‘GREAT Yaratıcılık Festivali’nde yenilikçilik

ve yaratıcılığın şirketlere ve sektörlere sağladığı katma

değere ve Birleşik Krallık’ın yaratıcı çözümlerine örnek

oluşturan pek çok proje ve tasarım tanıtılacak. Ayrıca, düzenlenecek

panellere ve masterclass çalışmalarına dünyaca

ünlü bir çok konuk katılacak.

KalDer Genel Kurulu yapıldı...

Türkiye Kalite Derneği’nin (KalDer) Genel Kurulu 25 Nisan

2014 tarihinde Marmara Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.

A.Hamdi Doğan, yeniden KalDer’in Yönetim Kurulu

Başkanı oldu. Yönetim kurulu üyeliklerini ise, sivil toplum

kuruluşları, KOBİ, akademi dünyası ve özel sektörün

önemli temsilcilerinden Yılmaz Bayraktar (Tüpraş)-

KalDer Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Dr.Hasan Kuş

(Acıbadem Üniversitesi) – KalDer Yönetim Kurulu Başkan

Yardımcısı, Emin Direkçi (Partner Çelik) KalDer Yönetim

Kurulu Sayman Üye, Ata Selçuk (Eczacıbaşı Holding),

Bilal Aslan (İGDAŞ), Cem H. Bektaş (Servodata), Erdal

Elbay (Maysan Mando), Dr.Erhan Baş (Bilim İlaç), Prof.

Dr.Funda Sivrikaya Şerifoğlu (Düzce Üniversitesi), Fahir

Altan (Saab International), Fügen Toksü (Türkiye Halkla

İlişkiler Derneği), Görgün Özdemir (Otokoç), Hakan Öker

(Kordsa Global), Necip Özçer (LC Waikiki), Orhan Ünal

(Viko), Osman Ünal (Ekol Lojistik), Pınar Kalay (Vodafone

Türkiye), Sami Boydak (İstikbal Mobilya), Sedat Soybay

(Mass Arıtma), Steven Young (BOSCH), Turgay Yılmaz

(Yılmazlar A.Ş) üstlendi.

A. Hamdi Doğan, KalDer Yönetim Kurulu Başkanı seçil-

dikten sonra bir açıklama yaparak şunları söyledi:

“Türkiye’nin önde gelen bir sivil toplum kuruluşunun 3.

dönem yönetim kurulu başkanı seçilmiş olmaktan dolayı

büyük mutluluk duyuyorum. Kalite gönüllülerinin arasında

yer almanın bir ayrıcalık olduğuna yürekten inanıyorum.

Türk iş dünyasının kalite alanında kaydettiği ulusal ve

uluslararası başarılara tanıklık etmiş ve katkı sağlamış biri

olarak, KalDer’in bu süreç içindeki başarılarını daha ileri

bir noktaya taşımayı hedefliyoruz.

4 / marketing europe & anatolia


Kısa Kısa

Şişecam Topluluğu

ilk çeyrek...

Şişecam Topluluğu’nun 2014 yılı Mart

ayı sonu itibariyle net karı 132 milyon TL

oldu. Şişecam Topluluğu’nun 2014 yılı

Ocak-Mart dönemindeki konsolide net

satışları 1,6 milyar TL olarak gerçekleşti.

2013 ilk çeyreğine kıyasla, bu yılın ilk

çeyreğinde yurtiçi ve yurtdışındaki kuruluşlarında

% 7,5’luk bir artışla 903 bin

ton cam üreten Şişecam Topluluğu’nun

soda üretimi ise % 10 artarak 524 bin tona ulaştı.

Şişecam Topluluğu’nun Genel Müdür Prof. Dr. Ahmet Kırman,

ilk üç aylık sonuçlarla “Mart ayı sonu itibariyle konsolide net

satışlar, önceki yılın % 30 üzerinde 1.638 milyon TL olarak

gerçekleşti. Brüt kar marjımız % 30, brüt karımız ise 492 milyon

TL seviyesinde oluştu. Ebitda marjındaki kademeli olarak

sürmekte olan iyileşme, Mart üç aylık döneminde de devam

etti ve üçüncü ay sonu itibariyle konsolide Ebitda marjımız %

22 oranında gerçekleşti. 2014 yılı Mart sonu itibariyle önceki

yılın aynı döneminin % 80 üzerinde 363,5 milyon TL seviyesindeki

konsolide Ebitda hacmine ulaşıldı. 131,9 milyon TL tutarındaki

toplam, 132,8 milyon TL tutarındaki ana ortaklık payına

düşen net kar oluştu.”

Çimsa, ilk çeyrek...

LG, 2014’ün

ilk çeyrek sonuçları...

LG Electronics ilk çeyrekte geçen

yılın aynı dönemine oranla

yüzde 319 daha fazla net kar

elde ettiğini açıkladı. LG Ev

Eğlencesi Bölümü’nde artan

karlılığına bağlı olarak 2014’ün

ilk çeyrek net karı 86.62 milyon

dolara yükselirken faaliyet karı

da 471.47 milyon dolar olarak

bir önceki çeyrekle karşılaştırıldığında gözle görülür bir

artış gösterdi. 2013’ün aynı dönemi ile karşılaştırıldığında,

denetlenmemiş ilk çeyrek konsolide gelir yüzde 1.2

artışla 13.35 milyar dolar olarak gerçekleşti.

LG Ev Eğlencesi Bölümü, 2013’ün aynı dönemine oranla

ilk çeyrekteki gelirini yüzde 3 oranındaki artışla 4.63

milyar dolar olarak gerçekleştirdi. Geniş ekranlı TV’ler

ve uygun ödeme koşullarına bağlı olarak yüksek satış

oranı ile 224.79 milyon dolarlık faaliyet karı elde etti. LG

yeni Ultra HD TV ve OLED TV ürün gamı ve farklı ekran

seçenekleriyle gelirini ikinci çeyrekte daha da artırmayı

hedefliyor.

Genç girişimciler

yarışması...

40 yılı aşkın süredir Türk çimento sektörünün öncüsü

olan Çimsa, 2014 yılı ilk çeyrek döneme ilişkin finansal

sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Buna göre, geçen yılın

aynı dönemine göre satış hasılatı %19 artarak 225 milyon

TL’ye ulaşmıştır. Şirketin ilk çeyrek net dönem karı

ise 36 milyon TL olarak gerçekleşti.

Çimento sektörünün gelişimini sürdürdüğünü belirten

Çimsa Genel Müdürü Mehmet Hacıkamiloğlu, “Geçen

yıl olduğu gibi 2014 yılının ilk çeyreğinde de ülke genelinde

gerçekleştirilen büyük altyapı ve üstyapı projelerinin

yanında kentsel dönüşüm projelerinin kısmi etkisiyle

çimento tüketiminde artış devam etti. Çimsa olarak faaliyet

gösterdiğimiz bölgelerde de önemli altyapı yatırımları

var. Bu yatırımların önümüzdeki dönemde de devam

etmesini bekliyoruz.

40 ülkeden 10 bine yakın üyesi bulunan global girişimcilik

ağı Entrepreneurs’ Organization (EO), Türkiye şubesiyle de

girişimcilik iklimini geliştirmeye yönelik çalışmalarına devam

ediyor. Araştırmalara göre Türkiye girişimcilik beklentisi konusunda

dünyanın gerisinde kalsa da, EO Türkiye Başkanı Can

Bayraktar, çözümün gençlerin girişimciliğe yönlendirilmesi olduğunu

söylüyor ve hatırlatıyor: “Erken evredeki öğrenci girişimcilere

yönelik dünyadaki en önemli yarışma olarak kabul

gören Global Student Entrepreneur Awards (GSEA)için son

başvuru tarihi yaklaşıyor”. GSEA, lise, üniversite ve lisansüstü

seviyesindeki öğrenci girişimcilere dünyanın 25 ülkesinden

rakipleriyle bir araya gelme, medyada yer alma ve para ödülü

kazanma fırsatı sunuyor. Yarışmanın Türkiye ayağı için son

başvuru tarihi 30 Eylül. Washington DC’deki finallerde verilecek

para ödülü ise 150 bin dolar.

marketing europe & anatolia / 5


Kısa Kısa

Intel, sosyal medyası

annelere emanet…

Intel Türkiye, bu yıl Anneler Günü’nde çok özel bir çalışmaya

imza atarak bugünden itibaren 3 gün boyunca tüm sosyal

medya hesaplarını annelerin kontrolüne bırakıyor. Bu dünyada

her şeyimizi emanet ettiğimiz annelerimiz artık teknoloji

dünyasında da bizim yanımızda. “Bir anne, bir teknoloji

şirketinin sosyal medya sayfalarını yönetseydi nasıl olurdu?”

fikrinden yola çıkan Intel Türkiye’nin Facebook ve Twitter

sayfaları oldukça ilginç ve eğlenceli diyaloglara sahne olacak.

Teknolojinin o kadar da anlaşılamaz bir şey olmadığını 3 gün

boyunca bizlere gösterecek annelerimiz, Anneler Günü olan

Pazar günü sayfayı yine sahiplerine yani çocuklarına devrediyor.

Intel Türkiye, doğduğumuz andan itibaren bizi sonsuz

sevgisiyle saran, en çok düşünen, en çok koruyup kollayan

annelerimize gerçek dünyada olduğu kadar sanal alemde de

yanımızda oldukları için teşekkür ediyor ve tüm annelerin Anneler

Günü’nü böyle özel bir çalışma ile kutluyor.

Kale banyolara değer

kattı, Altın Çekül’ü aldı...

Yapı-Endüstri

Merkezi

(YEM) tarafından bu yıl

22. kez düzenlenen, Türk

yapı sektörünün en önemli

ödüllerinden Altın Çekül

Yapı Ürün Ödülü 2014’e,

bütünsel tasarım anlayışı

ile kullanıcıların beğenisine

hitap eden Kale layık

görüldü. Yapı malzemesi

alanında yeni teknoloji ve ürünleri destekleyerek sektörün

gelişimine katkıda bulunmayı amaçlayan YEM’in düzenlediği,

Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinde görev yapan akademisyenlerden

oluşan seçici kurul tarafından değerlendirilen

ürünler arasından, 2014 yılının en iyi ürünü “Kale-Smart Yıkama

Sistemli Asma Klozet” ve “Asma Klozet Entegre Kolay

Montaj Kiti”seçildi. Kale Yapı Ürünleri Grubu Pazarlamadan

Sorumlu Başkan Yardımcısı Bahadır Kayan, Kale’nin, ‘Smart’

felsefesi ile tasarladığı, tasarrufa yönelik, çevreci ürünlerle tüketicilere

dost çözümler sunduğunu kaydetti.

Boeing 2. Barış Kartalı

Uçağını Teslim Etti...

Boeing [NYSE: BA]

Türkiye’nin savunma kabiliyetlerini

daha da geliştirecek

olan ikinci Barış

Kartalı Havadan Erken

Uyarı ve Kontrol uçağının

(AEW&C) belirlenen takvime

uygun şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bu hafta

teslim etti.

AEW&C uçağı, filonun ana kumanda merkezi olan Konya

Hava Üssü’ne geldi. İlki 31 Ocak’ta teslim edimiş

olan Barış Kartalı AEW&C uçağının üçüncüsü de bu yıl

içinde teslim edilecek. Boeing, dördüncü uçağı ise 2015

yılı programında teslim etmeyi planlıyor.

Barış Kartalı Programı, dört uçağın yanı sıra, görev mürettebat

eğitimi, görev desteği ve sistem bakımına yönelik

yer destek birimlerini de içeriyor. Türk Havacılık ve

Uzay Sanayii A.Ş. (TAI), Türk Hava Yolları, HAVELSAN

VE MİKES programın kilit tedarikçilerini oluşturmaktadır.

SABRE Ödülleri

sahiplerini buldu...

İletişim

sektörünün

uluslararası arenada en

prestijli ödüllerinden sayılan

10. SABRE Ödülleri sahiplerini

buldu. Türkiye’nin en

iyi iletişim danışmanlığı şirketi

Bersay oldu.Sektörün farklı

hizmet dallarını, bulunduğu coğrafyaya göre kategorilendirip

araştıran ve elde edilen bulgulara göre puanlayan

SABRE Ödülleri’nin EMEA (Avrupa, Orta Doğu

ve Afrika) bölgesi birincileri açıklandı. Türkiye gelişen

rekabetçi şartları ve büyüyen ekonomisiyle ülke kategorisinde

ilk kez ödül kapsamında bağımsız olarak

yer aldı. Bu yıl EMEA bölgesinde 10’uncu defa verilen,

Türkiye kategorisinde ilk kez Bersay’ın ödüllendirildiği

SABRE 2014 Ödülleri 20 Mayıs’ta dağıtılacak. Londra

The Roundhouse’da gerçekleştirilecek görkemli törenle

EMEA bölgesinde yılın iletişim danışmanı seçilen

Bersay’a ödülü verilecek.

6 / marketing europe & anatolia


Kısa Kısa

Sustainable Brands İstanbul 2014...

Sustainable

Brands- Sürdürülebilir

Markalar’

konferanslar serisinin

İstanbul

ayağı, 28-29

Mayıs tarihlerinde

Swissotel

The Bosphorus’ta

gerçekleşiyor.

İstanbul’da ikinci

kez düzenlenen

Sustainable

Brands Istanbul

2014’e yurt içi ve

yurt dışından 65’in üzerinde konuşmacı katılıyor. Konferansta

40’ı aşan oturum ve 3 workshop’la konuşmacılar

ilham veren görüşlerini katılımcılarla paylaşıyor.

Bu sene Yeniden Düşün, Yeniden Tasarla, Yeniden

Yarat- Reimagine, Redesign, Regenerate teması ile

marka, pazarlama, iletişim, inovasyon ve sürdürülebilirlik

profesyonellerini buluşturan güçlü marka platformu

Sustainable Brands İstanbul 2014, 28-29 Mayıs’ta Swissotel

The Bosphorus’ta düzenleniyor. Değişen tüketici

davranışları, marka değerlerini artıran yeni stratejiler,

markalarda karlılığın değişen parametreleri, başarılı uygulamalar

ve yenilikleri konuşulacağı Sustainable Brands

İstanbul 2014’e 65’in üzerinde konuşmacı katılıyor. Konferansta

2 gün süresince 40’ı aşan oturumların ve 3

workshop’un yanı sıra bağımsız konuşmalar ve özel etkinlikler,

ana ve paralel kulvarlarda gerçekleşecek. Sürdürülebilir

Markalar Konferansları dünyanın çekim merkezleri

olan San Diego, Londra, Rio de Janerio, Buenos Aires

ve İstanbul’da düzenleniyor. Sustainable Brands Istanbul

2014 ikinci yılında da global markalar ile güçlü Türk

markalarını bir araya getiriyor.

Konularında uzman moderatörlerin eşliğinde yapılacak

atölye çalışmalarında katılımcılar beyin fırtınası yapma

fırsatı buluyor, markaların başarısını artıracak yenilikçi

araçlar ve yöntemler ortaya çıkıyor.

17. West Anatolian Historic Rally...

Klasik Otomobil Kulübü’nün uzun senelerdir organize

ettiği ve bu sene 17.si düzenlenecek olan uluslararası

nitelikteki “West Anatolian Historic Rally”, bu yıl 16-19

Mayıs 2014 tarihlerinde Ege Bölgesi’nde düzenlenecek.

Kuşadası-Söke-Torbalı-Selçuk etabında 2 gün boyunca

sürecek 17. West Anatolian Historic Rally’e, her biri adeta

birer sanat eseri değerinde yaklaşık 50 klasik otomobil

katılacak.

Shaia Hotels-Kuşadası Golf& Spa Resortsponsorluğunda

gerçekleşecek olan ralli, ilk gün Kuşadası

Golf&SpaResort’danstart alacak ve Selçuk taraflarında

yapılacak. İkinci gün gene KuşadasıGolf&SpaResort’da

nbaşlayacak 2. etap, Kuşadası ve Seferihisar arasında

gerçekleşecek. Sabah 11:00’destart alacak olan rallinin

finish’i ilk gün saat 19:00, ikinci gün saat 17:00 olacak.

Yarışma sonuçları ve ödüller18 Mayıs gecesi düzenlenecek

törenle sahiplerini bulacak.

Kulüp yetkilileri bu yıl 19-20 Nisan’da düzenlenen ve rekor

katılımın olduğu Bahar Rallisi gibi, bu yarışa da etkin

bir katılım olacağını, Ege bölgesinde çok sayıda klasik

otomobil tutkununun bulunduğunu ve bu kez İstanbul

dışından da yoğun bir talep beklediklerini ifade ediyorlar.

24 yıldır faaliyet gösteren Klasik Otomobil Kulübü amaçlarını

şöyle açıklıyor. “Otomobillere, bilhassa döneminde

belirli özelliklere sahip olan ve artık caddelerde pek rastlanamayan

klasikleşmiş araçlara ilgi duyanları hedefliyoruz.

Bunları korumak ve tekrar çalışır hale getirebilmek için

uğraşı gösteren ve bu doğrultuda fikir alışverişinde bulunmak

isteyen insanların bir araya gelmelerini sağlamak

istiyoruz.”

marketing europe & anatolia / 7


Yeni Ürünler

Yeni Samsung Galaxy K zoom...

4 farklı moduyla Yeni Acer...

Acer Aspire Switch 10, kullanıcılara mobil iletişimin daha iyi

bir yolunu sunan dört benzersiz moda sahiptir. Dizüstü bilgisayar,

tablet, ekran ve çadır modlarıyla 2-in-1 dizüstü bilgisayar

insanlara tek bir kullanım şeklini sunmak yerine kişilerin

ürünü kullanmak istediği şekle adapte olabiliyor. Cihaz

modlar arasında kolay geçiş ve mandalsız klavye yerleşimi

için opsiyonel ilave depolama kapasiteleriyle birlikte manyetik

bir çıkarılabilir Acer Snap Hinge tasarımı barındırıyor.

Acer Aspire Switch 10, kullanıcılar nerede olursa olsunlar

bir dokunuş daha bağlantıda olmalarına yardımcı olan ideal

bir bilgisayardır. Ders çalışmak veya oyun oynamak isteyen

gençlerden, hareket halindeyken çalışmak ve sosyal olarak

bağlantıda kalmak için çok fonksiyonlu yöntemlere ihtiyaç

duyan iş seyahatindeki kişilere kadar, Acer Aspire Switch 10

dört farklı kullanım moduyla – dizüstü bilgisayar, tablet, ekran

ve çadır – her ihtiyaca uyum sağlar.

Acer Snap Hinge kullanıcıların bu dört mod arasında sorunsuzca

geçiş yapabilmelerine izin verir. Mandalsız yerleşim

için pazardaki diğer tüm dayanak menteşelerinden daha

düzenli ve daha sorunsuz olan manyetik bir çıkarılabilir tasarıma

sahip.

Samsung Electronics, kamerasıyla öne çıkan yeni akıllı telefonu

Galaxy K zoom’u tanıttı. Galaxy K zoom, gelişmiş dijital

kamera teknolojisi ile Samsung’un Galaxy deneyimini bir

araya getiriyor. Profesyonel kalitede görsel içerik üretme yeteneğine

sahip, eğlenceli ve kullanımı kolay Galaxy K zoom;

kolay çekim, gerçek ışık özellikleri gerçek optik zoom ve şık

tasarımıyla kullanıcılara ihtiyaç duydukları mobil çözümleri

sunuyor. Samsung Electronics Mobil İletişim Kıdemli Başkan

Yardımcısı Sun Hong Lim Galaxy K zoom’u değerlendirerek

şunları söyledi: “Galaxy K zoom; Samsung olarak,

tüketicilerin çok farklı yapıdaki teknolojik taleplerini karşılama

vizyonumuzu kanıtlıyor. Yeni Galaxy K zoom, kullanıcıların

değer verdikleri önemli anları, kolayca ve inanılmaz

netlikte görüntüleyip paylaşmalarını sağlıyor. Aynı zamanda,

bir Galaxy akıllı telefonun rahatlığından ve sürekli bağlantı

özelliklerinden yararlanarak ‘hepsi bir arada’ anlayışıyla bir

mobil deneyim sunuyor” dedi.Optik zoom yapıldığında ve

düşük ışık ortamlarında bile canlı ve net fotoğraf ve videolar

(Full HD) çekebiliyor. Ayrıca cihazın Xenon flaşı, LED’lerden

daha parlak bir ışık vererek görüntü kalitesini artırıyor ve doğal

bir parlaklık veriyor.

10 / marketing europe & anatolia


Yeni Ürünler

Anneniz için Lenovo Yoga Tablet...

Ashton Kutcher tarafından tasarlanan ve 18 saat pil ömrü ile

prizlere veda etmemizi sağlayan Lenovo Yoga Tablet, anneler

için ideal bir hediye seçeneği.

Yoğun iş yaşamı, evin gündelik sıkıntıları, bir de çocukların

bitmek bilmeyen istekleri… “Anneler her şeyin en güzelini

hak eder” düşüncesinden yola çıkan Lenovo, bu yıl çok keyifli

bir hediye seçeneği sunuyor. Kadınların hayran olduğu TV

yıldızı Ashton Kutcher tarafından tasarlanan, şık, ergonomik

ve trendlere uygun tasarımıyla göz dolduran Lenovo Yoga

Tablet, farklı kullanım şekilleri ile de fark yaratıyor.

Özel ayakçığı ile film ya da video izlerken dik şekilde, birşey

yazarken de daha iyi bir görüntüleme açısı için yatay stand

modunda kullanabileceği tabletin silindirik tutma kısmı ise el

ergonomisine uygun olarak tasarlandığından daha rahat bir

tutuş sağlıyor. Cihaz, kapalı modda elde tutulduğunda çok

şık bir portföy çantayı andırdığından, annelerin ellerinden

düşüremeyeceğini garanti ederiz.

Yoga Tablet’i anneniz için bulunmaz yapan özellikleri bu kadar

da değil. Opsiyonel klavyeye sahip cihaz, dokunmatik

ekrana bir türlü ısınmayan annelerin de imdadına yetişiyor.

Gümüş grisi rengi ve 8- 10 inç olmak üzere 2 ayrı versiyonuyla

teknoloji mağazalarında satılan cihazın, rakiplerine kıyasla

sağladığı fiyat avantajı da gözünüzden kaçmayacak.

Yoga Tablet 8 inç - 599 TL

Yoga Tablet 10 inç – 779 TL

PlayStation®4, güncelleme...

Sony Computer Entertainment Europe(SCEE)Play-

Station®4 (PS4) oyun konsolunun, sosyal bağlantı

seçeneklerini artıran ve oyun severlerin deneyimlerini daha

anlamlı bir şekilde paylaşmasını daha da kolaylaştıran

yeni özelliklere sahip sistem yazılımı güncellemesi sürüm

1.70’i, 30 Nisan tarihinde yayınlayacağını açıkladı.

PlayStation®Vita (PS Vita) sistem yazılımı da PS4 sistem

yazılımı ile eşzamanlı olarak güncellenecek. Bu güncellemeler,

birçoğu büyük bir heyecanla beklenen ve talep

edilen çok sayıda yeni özellik ve iyileştirme sayesinde PS4

sistemini daha da güçlendirecek.

SCEE Pazarlama Direktörü Isabelle Tomatis, güncellemeyle

ilgili olarak“Daha şimdiden dünya çapında 7 milyonu

aşkın oyun severin yer aldığı bir topluluk oluşturan PS4’ün

başarısından büyük bir gurur duyuyoruz. Başarımızın

merkezinde, oyun severlerin hep yanında olmak yatıyor ve

bu güncelleme de bunun çok güzel bir örneğini oluşturuyor.

Topluluğumuzun sesine kulak vererek en çok beklenen ve

talep edilen özellikleri sunduk. En çok sosyal bağlantıya

sahip oyun konsolu olmak bizim için çok önemli” şeklinde

konuştu.

marketing europe & anatolia / 11


Medya Dünyası

Görev değişiklikleri...

Yazılı Basında Görev Değişiklikleri

Star gazetesi yazı işleri müdürlerinden Doğan Ertuğrul’un yayın

ile yolları ayrıldı.

Türkiye gazetesinde editör olarak görev yapan Adem Orhan

gazeteden ayrıldı.

Marie Claire dergisi genel yayın yönetmeni Ferhan İstanbullu

Tuna görevinden ayrıldı, yerine Hande Tokmak getirildi.

Marie Claire dergisinin yazı işleri müdürü Damla Gökdel editöryel

direktörlük görevine geçti, derginin yazı işleri müdürlüğü

kadrosuna şu an kimse atanmadı.

Women’s Health dergisinde yazı işleri müdürlüğü görevini yürüten

Sibel Yeşilçay, derginin genel yayın yönetmeni oldu.

Habertürk gazetesi genel yayın yönetmenliği görevinden istifa

eden Fatih Altaylı gazetedeki köşe yazarlığı görevine devam

edecek.

Sabah gazetesi Roma temsilcisi Yasemin Yalçın’ın yayın ile

ilişiği kesildi.

Star gazetesi yeni yayın koordinatörü Nuh Albayrak oldu.

Atilla Akar Yurt gazetesi köşe yazarlığı görevinden ayrıldı.

Habertürk gazetesi genel yayın yönetmenliği görevine Selçuk

Tepeli atandı.

Leyla İpekçi, Yeni Şafak gazetesinde Salı ve Cuma günleri yazılarını

okurlarıyla buluşturacak.

Platin dergisi haber müdürü Füsun Akay’ın yayın ile yolları

ayrıldı. Akay, Eko IQ dergisinde haber müdürü olarak göreve

başladı.

Daha önceleri haberturk.com’un genel yayın yönetmeni yardımcılığı

görevini yürüten Kürşat Oğuz

ana gazetede yazı işleri müdürü oldu.

Oğuz, bu görevi Emre Ergül ile birlikte

yürütecek.

Türkiye gazetesi yazı işleri müdürü Yücel

Koç, haber müdürü Ercan Seki ve fotoğraf

editörü Güliz Vural görevlerinden

ayrıldılar. Gazetenin haberlerden sorumlu

yazı işleri müdürlüğü görevine Sadık

Söztutan, haber müdürlüğü görevine

ise vekâleten Kazım Çeliker getirildi.

Vatan gazetesi Washington temsilcisi İlhan

Tanır yayın ile yollarını ayırdı.

Aysun Öz, Habertürk gazetesi hafta

sonu ekleri yönetmeni oldu.

Sabah gazetesi köşe yazarı Süleyman

Yaşar’ın yayın ile ilişiği kesildi.

Akşam gazetesinde köşe yazarı olarak görev yapan Fikret

Aydemir’in yayın ile yolları ayrıldı.

Akşam gazetesi yazılarını yurt dışından kaleme alan köşe yazarı

Fikret Aydemir’in yayın ile yolları ayrıldı.

Mag dergisi halkla ilişkiler sorumlusu Seçil Özer görevinden

ayrıldı, yerine Dilara Ertürk getirildi.

Sabah gazetesinden ayrılan Süleyman Yaşar bundan böyle

Taraf gazetesinde yazacak.

Eren Erdem Karşı gazetesindeki genel yayın yönetmenliği

görevinden ayrıldı, kendisinin görevini bundan böyle Kutlu

Esendemir yürütecek. Erdem, gazetedeki yazılarına devam

edecek.

Karşı gazetesi insan kaynakları müdürü Deniz Çelik ve reklam

müdürü Saynur Okuroğlu görevlerinden ayrıldılar.

Yurt ve Bağımsız gazetelerinin Medya Grup Başkanı Tuncay

Mollaveisoğlu’nun yayın ile yolları ayrıldı, yerine Merdan Yanardağ

geçti.

Akşam gazetesi köşe yazarı Fikri Akyüz’ün yayın ile yolları

ayrıldı.

Sol gazetesi genel yayın yönetmeni Kemal Okuyan görevinden

ayrıldı, kendisinin yerine Aydemir Güler geçti.

Salih Zengin, Sabah gazetesi hafta sonu eklerinde muhabir

olarak göreve başladı.

Ivana Sert bundan böyle Milliyet Televizyon ekinde ünlülerin

kıyafetlerini yorumlayacak.

Türkiye gazetesinde ekonomi müdürü olarak görev yapan İbrahim

Kahveci’nin yayın ile ilişiği kesildi.

Cüneyt Başaran, bundan böyle Çarşamba ve Cumartesi günleri

ekonomi yazılarıyla Habertürk gazetesinde.

Habertürk TV’de haber spikerliği, muhabirlik ve editörlük yapan

Sorel Dağıstanlı Habertürk gazetesine geçti.

İnci Hekimoğlu, Yurt gazetesi köşe yazarlığı görevinden ayrıldı.

Görsel Basında Görev Değişiklikleri

TGRT Haber reklam grup başkanı Mine Akdağ’ın yayın ile yolları

ayrıldı. Kendisinin yerine, Tuğba Gençay getirildi.

TRT Haber’de günlük haber sunan Mustafa Alcan’ın yayın ile

ilişiği kesildi.

TV 8’in yeni reklam genel müdürü Emre Taylar oldu.

BJK TV’de genel yayın yönetmenliği görevinden ayrılan Tuğrul

Yenidoğan’ın yerine Fuat Çağlar getirildi. Ayrıca TV’de haber

müdürlüğü görevini ise Hakan Gündoğar üstlendi.

Arzu Eğmir, TV 8’de dramalar direktörü olarak göreve başladı.

Flash TV ekranlarında hafta içi her gün yayınlanan Ne Çıkarsa

Bahtına programının sunucusu Sinem Yıldız’ ın yayın ile

yolları ayrıldı, programı bunda böyle Hülya Bozkaya sunacak.

Kanal A’da Ankara haber editörü olan Selahattin Serçe’nin,

İstanbul haber müdürü Hüdaverdi Yıldırım’nin ve İstanbul temsilcisi

olarak görev yapan Bedrettin Uğur’un kanal ile yolları

ayrıldı.

Erkan Dede, Beyaz TV İstanbul şubesi teknik müdürü oldu.

A Haber’de yapımcı ve sunucu olarak görev

yapan Selin Ongun’un yayın ile yolları ayrıldı.

Elektronik Basında Görev Değişiklikleri

www.tg.com.tr’nin haber müdürlüğü görevini

yürüten Oğuzhan Müezzino’nun yayın ile

yolları ayrıldı. Müezzino’nun yerine haber sitesinde

editör olarak görev yapan Kadir Sönmez

getirildi.

Mevlüt Yeni, her Pazartesi online turizm gazetesi

Turizmde Bu Sabah’ta yazacak.

gazetevatan.com’da genel yayın yönetmenliği

yapan Nilay Örnek’in yayın ile yolları ayrıldı.

Medya Dünyasından Diğer Haberler

“Cem Ceminay Morning Show” hafta içi her

gün 06:00 – 09:00 saatleri arasında bundan

böyle Radyo Viva’da.

Ulusal yayın yapan Kanaltürk’ün lisansı iptal edildi. Kanal bundan

böyle tüm Türkiye’de değil, sadece Marmara bölgesinde

izlenebilecek.

Türkiye Gazeticiler Cemiyeti üyesi ve daha önceleri Son Saat,

Zaman, Hizmet gibi gazetelerde görev yapan Selçuk Emre hayatını

kaybetti.

1980’li yıllarda AP (Associated Press)’in Türkiye muhabirliğini

yapan Vedat Tayyar Erdamar yaşamını yitirdi.

Kanal D’nin başrollerini Burak Özçivit ve Fahriye Evcen’in paylaştıkları

“Çalıkuşu” dizisi bundan böyle Perşembe akşamları

saat 20:00’de ekranlara gelecek.

Yapımcılığını Barakuda Film’in üstlendiği Kanal D dizisi ‘Boynu

Bükükler’ dizisi bundan sonra Cumartesi akşamları saat

23:15’te yayınlanacak.

Daha önceleri farklı sunucular ve kanallarla ekrana gelen ‘Bir

Milyon Canlı Para’ programı yeni kanalında Mesut Yar’ın sunumuyla

Pazartesi akşamları saat 20:00’de Kanal D’de.

Otomotiv ve motor sporları programı ‘8. Etap’ artık her Pazar

saat 13:10’da Kanal 24 ekranlarında olacak.

Kanal D’de yayınlanan Çalıkuşu dizisi bundan böyle Cumartesi

akşamları 23:00’de ekranlarda olacak.

Star TV ekranlarında yayınlanan Kurt Seyit ve Şura dizisinin

ismi yayın saati değişti. Dizi bundan böyle Kurt Seyit ve Şura

İstanbul adıyla 21:30’da izleyicileriyle buluşacak.

12 / marketing europe & anatolia


Medya Dünyası

marketing europe & anatolia / 13


Sanal mecra en


Röportaj

gellenebilir mi?...

eNroll Web Çözümleri Yönetici Ortağı

Akgün Yardımcı

Tüm erişimi engellemenin sanırım tek yolu ülkenin yurt dışı

Internet çıkışını tamamen kapatmak diyebiliriz.

Yani bırakın Youtube ya da Twitter’ı Gmail, Yahoo gibi yabancı

çeşitli hizmetleri, yurt dışında barındırılan tüm

Türk web sitelerinin de erişimini kapatmanız,

Türkiye’den dünyaya giden ya da gelen tüm trafiği

tamamen engelliyor olmak gerekli.

Röportaj Elvin Ekşioğlu elvineksioglu@gmail.com

- Sanal mecralarda gerçekten tüm - Erişim engelinden DNS, VPN ayarlarını

erişim engellenebilir mi?

kullanarak kurtulmak istenir-

Tüm erişimi engellemenin sanırım tek ken ne gibi kayıplarımız oluyor?

yolu ülkenin yurt dışı Internet çıkışını DNS basitçe, girmek istediğimiz sitenin

tamamen kapatmak diyebiliriz. Yani açık adresini (aslen ip adresini) o mahalleyi

bırakın Youtube ya da Twitter’ı Gmail,

iyi bilen bir postacıya sormak

Yahoo gibi yabancı çeşitli hizmetleri, gibi diyebiliriz. DNS sunucusunu değiştirmek

yurt dışında barındırılan tüm Türk web

ise; bize yanıt vermeyen ya da

sitelerinin de erişimini kapatmanız, doğru adresi göstermeyen bir postacı

Türkiye’den dünyaya giden ya da gelen olduğunda da postacıyı değiştirip başka

tüm trafiği tamamen engelliyor olmak

bir postacıya adres sormak diyebi-

gerekli. Bir başka deyişle; sosyal ağlara

liriz. O mahalledeki daha önceden se-

ya da belirli sitelere erişimi ciddi nelerce bildiğimiz postacı yerine başka

anlamda engelleyebilmek için yurtdışından

mahalledeki bir postacıya sormanın

hizmet veren VPN servislerine çok büyük bir maliyeti yok ama ufak

erişimi de engellemek, bunu yapabilmek

da olsa bu gidip gelmekten ötürü ek bir

için de Türkiye’yi internetten tama-

maliyet oluşturuyor.

men koparmak gerekli.

VPN yani sanal özel ağlarda ise durum

Böyle bir durumda bile uydular üzerinden

çok daha farklı. Bir kullanıcı Internet

kısmi de olsa erişim imkânı devam üzerindeki veri trafiğini, gezintisini ta-

edecektir.

mamen yurt dışı kaynaklı bir VPN servisini

Tabii böle bir durumu, böyle bir uygulamayı

kullanarak yaptığında, gezindiği

Türkiye’den de hiç kimsenin tüm içerik tüm sayfalara aslında yurt

tasvip edeceğini, hiçbir yöneticinin de dışından erişmiş oluyor. Bu durum da

uygun bulup aklına dahi getireceğini tüm bu veri trafiği için yurt dışına çıkmayı

sanmam.

ve dolayısıyla ülkeye ek bir maliyet

oluşmasına sebep oluyor. Bunu basitçe

marketing europe & anatolia /15


Röportaj

şöyle örnekleyebiliriz; cep telefonu için

kullandığınız ya da evde işte kullandığınız

internet servis sağlayıcınız size aylık

bir trafik limiti tanımlıyor, siz bu trafiğin

üstünde bir trafik oluşturduğunuzda

yani örneğin 5 GB lık kotanızı filmleri

izleyerek doldurduğunuz ve geçtiğinizde

ek bir bedel ödemek durumunda kalıyorsunuz.

Servis sağlayıcınızın yani

İnternet’e erişmek için para ödediğiniz

kurumun bunu yapması doğal çünkü

benzeri bir durum da onun için geçerli.

Servis sağlayıcınızın maliyetleri içinde

oluşan trafiğin önemli bir yeri var.

Bir başka deyişle, İstanbul’da yaşayan

bir kullanıcı ABD’deki bir VPN servisini

kullanarak sunucuları Türkiye’de olan

bir siteye eriştiğinde, kullanıcının erişmek

istediği tüm içerik önce ABD’ye

gidiyor sonra tekrar Türkiye’ye geri geliyor.

Ülke olarak da biz bu gidip gelen ek

veri trafiği için de altyapımıza yatırım

yapmak ve ek maliyetler üstlenmek zorunda

kalıyoruz.

Bu ülke açısından maliyet konusunun

16 / marketing europe & anatolia

Ülke olarak da biz bu gidip

gelen ek veri trafiği için de

altyapımıza yatırım

yapmak ve ek maliyetler

üstlenmek zorunda kalıyoruz.

yanı sıra kullanıcıların veri güvenliği

konusu da var göz ardı edilmemesi

gereken. VPN servisleri kullanırken,

kendi rüştünü ispat etmiş ve mümkünse

ücretli servisleri kullanmak güvenlik

açısından daha doğru olur. Bilgisayarınızdan,

telefonunuzdan ya da tabletinizden

VPN ile İnternet’i gezindiğinizde

tüm trafiğiniz size VPN servisini sağlayan

kurumun eline geçiyor. Dolayısıyla

girdiğiniz her bir site, açtığınız her sayfa,

gönderdiğiniz her bilgi size bu sanal

özel ağ servisini (VPN) sağlayan kuruluş

tarafından görüntülenebilir.

- 2014 İnternet yasasına rağmen neden

YouTube ve Twitter engellendi?

5651 sayılı yasa aslında zaten bir süredir

yürürlükte idi ancak kısa bir süre

önce ciddi değişikliklere uğradı. Bu

değişiklikler arasında en önemlilerden

biri Telekomünikasyon İletişim Başkanlığında

başkana ihtiyati tedbir alma

yetkisinin verilmesi idi. Zaten çok tartışılan

konuların başında bu yer alıyor.

Önemli bir diğer değişiklik de içerik

yüzünden tüm sitenin kapanması yerine

sitenin içindeki adreslere bölümlere

erişimin kısıtlanabilmesi yönünde

yapılan düzenleme. Bu düzenleme ile

örneğin Twitter.com adresine erişimi


Röportaj

tamamen kapatmak yerine, mahkemece

ya da TİB başkanı tarafından Twitter.com

altındaki bir adrese ya da adreslere

erişim kısıtlanabiliyor. Eğer TİB

başkanının ihtiyati tedbir kararı sonucu

erişim engellenirse, bu durumda da 48

saat içinde mahkeme tarafından bir

karar alınması gerekiyor, bir karar söz

konusu olmaz ise tedbir kararı tekrar

kalkıyor.

İnternet kullanımı ya da İnternette kişilik

haklarını zedeleyecek içeriğin engellenmesi

için düzenlemeler olması

kesinlikle gerekli. Ancak mevcut yasal

düzenlemenin iyileştirilmesi gereken

çok tarafı var.

Son dönemde olan uygulama ise biraz

farklı oldu. Çeşitli mahkemelerin farklı

hesaplar farklı içerikler nedeniyle,

hesapların kapatılması yönünde aldığı

kararları ilgili ağlara, sitelere tebliğ

edememesi ya da bu kararların uygulanmaması

nedeniyle ihtiyaten sitelerin

erişimi engellendi. Sadece ilgili içerikler

Twitter Türkiye’de doğrudan

reklam satışını kendisi

yapmıyor. Türkiye’de twitter’da

reklam yayınlamak istediğinizde

muhatabınız bir Türk şirketi

ve tabii bu şirket de ülkemiz

yasalarına göre hareket

ediyor, faturasını kesiyor

vergisini ödüyor.

yapılabilirdi ama nedense böyle bir yol

izlendi. Özetle engelleme hukuki değil

idari bir karar idi. Sağlıklı bir hızlı çalışan

bir adli sistemde bu kararların bu

konularda da bilgi sahibi nöbetçi hakimler

tarafında verilebilir olması belki çok

daha etkili olacaktır.

- Vergi ve şube açma konusu var bir

de gündemde?

Burada aslında bir konuya da açıklık

getirmek gerekli. Twitter Türkiye’de

doğrudan reklam satışını kendisi yapmıyor.

2013 başından bu yana reklam

satışları için anlaştığı bir şirket var.

Türkiye’de twitter’da reklam yayınlamak

istediğinizde muhatabınız bu şirket

ve tabii bu şirket de ülkemiz yasalarına

göre hareket ediyor, faturasını

kesiyor vergisini ödüyor. Yani Twitter

a zaten doğrudan reklam veremiyorsunuz

ve size hizmeti sağlayan şirket

Türkiye Cumhuriyetinde kurulmuş ve

TC yasalarına göre işlem yapan, vergi

ödeyen İstanbul merkezli bir işletme.

Şube açma konusuna gelince, dünyadaki

her web sitesi sahibi kurumun

Türkiye’de şube açması mümkün ve

anlamlı değil. Bununla beraber ülkemizden

gelir elde eden bu ölçekteki

yabancı bir işletmenin şubesi olmasa

da belki bir temsilcisinin olması pek

çok problemi ortadan kaldırır. Örneğin

reklam satışlarını ülkemizdeki bir işletmeye

verebildikleri gibi, reklam dışı

konular için de bir temsilci çok faydalı

olacaktır.

marketing europe & anatolia / 17


Köşe

Nurgül Eryıldır Günay / nurguleryildir@gmail.com

(

kelebeğin

fırtınası)

Sen neyin peşindesin?...

Türk Hava Yolları’nın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk

Bayramı’nda yayına giren yeni reklam filmi milyonların

beğenisini kazandı.THY'nin bu filmi şimdiye kadar

yayınlanan filmlerinden çok farklı. Sıcacık gülümsemeleri

ve içten davranışlarıyla sempati toplayan minik oyuncuları

hepimizi etkilemeyi başardı. Uçakları çok seven 4 köylü

çocuğun kendi köylerine de uçak gelmesini hayal etmesi

ve bunun için düğünden çaldıkları lambalarla köydeki

toprak yolu piste dönüştürme çabaları çok sevimli. Hele

bir de "çok istersek geler belki" yok mu, her izlediğimde

''canııııımm'' diyorum ve yüzümde kocaman bir

gülümseme oluşuyor. Bunların hepsi iyi güzel ama, işte o

''ama'' bölümü işin sinir bozucu tarafı.

Başka bir açıdan baktığınız zaman reklamın ana teması

THY uçuşları değil, havalimanı olup olmaması. Hükümetin

bütün seçim kampanyası boyunca İstanbul'da 3. havaalanı

yapımı ile ilgili propagandası bu reklamla devam ediyor

gibi görünüyor. Bu açıdan bakınca da o güzelim sıcacık

duygular insanın yüzünde donup kalıyor. Neyse biz yine

canımızı sıkmayalım, filme dönelim. Iğdır Havaalanının

açılışını konu alan film, Antalya'nın Korkuteli ilçesine bağlı

İmecik Köyü'nde çekilmiş. Filmin kahramanları, ilkokul

öğrencileri Oğuzhan Yavuz, Elvan Büyükkursak, Nihat

Küçükkursak ve Kerim Ardıç yönetmen Bahadır Karataş’ın

köye gerçekleştirdiği ziyaretle keşfedilmiş. Birkaç

deneme çekiminin ardından performansları beğenilen

İmecik köyünün 4 çocuk yıldızı, hayatları boyunca

unutamayacakları çok güzel bir deneyim yaşamışlar.

Bisiklet, tablet bilgisayar, ayakkabı ve giyeceğin yanında

ailelerine 1250 lira para verilen çocuklar, uçağa da ilk

kez çekimler için İstanbul’a geldiklerinde binmişler. Hepsi

birbirinden yetenekli çocuklardan, uçak başının üstünden

yere doğru süzülürken asker selamı çakan Kerim Ardıç

benim favorim :)

Çocuk yıldızlar süper, yaratıcı ekip çok güzel bir iş

çıkarmış, yapım da çok başarılı. Emeği geçen herkesi

alkışlıyorum.

Diğer dikkatimi çeken reklam ''Nudo'na su ko''.

İsmi çok güzel düşünülmüş, Japonca gibi, sevimli ve

komik olmuş. Ama sattıkları ne tam anlamadım. Kıvırcık

şehriye diyor; sulu, çorbamsı, makarnamsı bişey. Reklam

filmindeki oyuncu önce çatalla yiyip, sonra suyunu içiyor

falan. Aman ne bileyim sulu sepken neydüğü belirsiz

bişey gibi geldi bana. Merak edip web sitesinden ürünü

inceledim. Sitedeki fotoğraflarında sulu falan değil,

makarna kıvamında gibi duruyor. Alıp denemek lazım.

Ama açıkca söyleyeyim, internet sitesinden bakmasaydım,

denemek bile istemezdim. Reklam hoş, ama satışa

yönlendirmede etkisi nedir görmek lazım.

Yaz sezonu yaklaşırken dondurma reklamları haz kazandı

yani pardon hız kazandı diyecektim :)

Algida'nın sürekli cinsellik çağrıştıran haz peşindeysen

reklam filmlerine Panda dondurma çok güzel bir gönderme

yapmış. Algida olayın dozunu giitkçe artırdığı için artık

mahalle bakkalından Magnum isteyemez hale geldik.

Düşünsenize adam kalkıp ''ooo neyin peşindesin sen'' diye

bıyık altından gülse ne cevap vereceğiz. ''haz peşindeyim''

mi diyelim yani. Alt tarafı dondurma ya, nedir öyle ayılıp

bayılmalar, göz süzmeler, uzaklara bakmalar falan. Panda

pek çoğumuzun düşüncesini dile getirip bu saçmalıkları

anlatan bir reklam çekmiş. Sosyal medyanın ilgisini çeken

paylaşım rekorları kıran filmde olaydaki abartılı unsurların

hepsiyle dalga geçiliyor. Dondurmadaki bu furya son

zamanlarda çikolata reklamlarına da sıçramıştı. Çikolata

yerken kendinden geçen, hayallere dalan, ya da ordan

oraya hoplayıp zıplayan insanları gördükçe fenalık geliyor

artık içime :)

Son olarak Elidor'un canlandırıcı kuru şampuan

reklamından bahsetmek istiyorum. Susuz yaz

kapımızdayken, kuru şampuan ürünü çok tutacak gibi

görünüyor :) Film çok ışıltılı, çok pırıltılı, pozitif enerji veren

bir reklam olmuş. Saçınızı yıkayacak vaktiniz yoksa saç

spreyi gibi saçınıza sıkıp birkaç dakika diplere masaj

yapıyorsunuz. Hoooop pıspırıl havalı saçlar geri geliyor :)

Vaat çok iddialı, alıp denemek lazım.

Bu sayıdaki yazım her zaman bizim için en iyisini yapmaya

çalışan, fedakar, canım annem için. Anneler günün kutlu

olsun tatlı şukufem benim :)

marketing europe & anatolia / 19


Reklam Dünyası

Burn’den,Futbol Dolu Bir Uygulama...

renklerine bürünen uygulamada, kullanıcının girdiği bilgiler

doğrultusunda kişiselleştirilmiş bir video hazırlanıyor. Binlerce

taraftarın enerjisiyle hazırlanan videolar, kullanıcıların

gönül verdikleri renklere desteklerini göstermelerini sağlıyor.

Uygulamaya apps.facebook.com/bugunogun adresinden ve

Burn Energy Drink Facebook sayfasından ulaşabilir

https://www.facebook.com/BurnEnergy?ref=br_tf

videonuzu paylaşabilirsiniz.

Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray Kulüpleri için özel

ambalaj tasarımlarını satışa sunan Burn, binlerce taraftarın

enerjisiyle hazırlanan reklam filminden yola çıkarak yeni bir

Facebook uygulaması oluşturdu. Kullanıcıların mevcut reklam

filmini kendi fotoğraflarıyla kişiselleştirebildiği videoda,

maç günü evden stada gidene kadar yaşanılanlar yansıtılıyor.

Kullanıcılar uygulamaya girdiklerinde, öncelikle taraftarı

oldukları takımı seçiyor. O andan itibaren seçilen takımın

Nike, #riskeverything 2014...

Nike, #riskeverything 2014 futbol kampanyasının ikinci bölümü

‘Kazanan Kalır’ı yayına soktu. İkinci reklam filminde

ilk bölümün kahramanları Cristiano Ronaldo, Neymar Jr. ve

Wayne Rooney’ın yanı sıra Zlatan Ibrahimovic, Eden Hazard,

Andrea Pirlo, Gonzalo Higuain, Gerard Pique, Andrés

Iniesta, Mario Gotze, Thiago Silva, Thibaut Courtois, Tim

Howard ve David Luiz gibi ünlü futbolcular da yer aldı. Kobe

Bryant, Jon Jones, Anderson Silva, Irina Shayk ve Yeşil

Dev’in de aralarında bulunduğu diğer sporcular ve özel konukların

da yer aldığı reklam filmi, iki takım arkadaşının bir

parkta ‘Kazanan Kalır’ oyunundaki mücadelesi ile başlıyor.

Mücadelenin başlamasından ve bahislerin açılmasından hemen

sonra biri ‘Ben Cristiano Ronaldo’yum’ diyor ve rakibi de

o halde kendisinin Neymar olacağını söylüyor.

İster dünyanın en iyi oyuncusu olsun ister Brezilya’da sokaklarda

oynayanlar olsun tüm futbolseverleri oyuna tutkuyla

bağladıklarını söyleyen Nike Pazarlama Kurulu Başkanı Davide

Grasso, ‘Kazanan Kalır’ın her genç oyuncunun arkadaşlarıyla

arasındaki rekabeti öğrenmesini, kahramanı olan

oyuncuyla oynama veya onun gibi olmaya çalışma deneyimlerini

anlattığını belirtti. Davide Grasso, şöyle devam etti:

“Korkusuz, heyecanlı ve eğlenceli oyuna inanıyoruz ve işte

bu da bizim benimsemek istediğimiz bakış açısı. Nike oyuncuları

uçlarda oynuyor; çünkü bir şeyi benzersiz ve sıra dışı

kılmak için doğru zamanı biliyor. Biz oyunları bu dakikalar

için izliyoruz, bunlar bize kendi oyunumuzu yaratmada ilham

verici oluyor. İşte ‘Her Şeyi Ortaya Koy’ bu demek oluyor.

Eğer o riskleri almaya hazırsan, ne yapabileceğinin söylenmesine

ihtiyaç yoktur.”

20 / marketing europe & anatolia


Reklam Dünyası

Vogue Eyewear yeni yüzü Ece Sükan...

İtalyan gözlük markası Vogue Eyewear Ece Sükan’ın, Türkiye’deki

yeni marka yüzü olduğunu duyurdu. Luxottica Türkiye

Ülke Müdürü İlker Mat, Luxottica Türkiye Pazarlama

Müdürü Ömer Altıkardeşler ve Ece Sükan’ın yer aldığı yeni

sezon reklam filmi çekiminden kareler de ilk defa basına

gösterildi. Vogue Eyewear Global Marka Direktörü Mariavittoria

Di Stasi ve Luxottica Türkiye Ülke Müdürü İlker Mat, bu

anlaşmadan büyük mutluluk duyduklarını ifade etti. “Vogue

Eyewear markası ile bu yıl dünyada bir ilki gerçekleştirerek

Türkiye’deki lokal marka yüzümüz olarak Ece Sükan ile anlaştık.

Ece Sükan yapmış olduğu her işte son derece başarılı

olmuş, stil sahibi bir profesyonel. Onun moda dünyasındaki

bu duruşu, Vogue Eyewear marka değerleri ile tamamen örtüşüyor.

Ece Sükan’ı, bu işbirliği kapsamında Vogue Eyewear

ile yan yana görmekten çok mutluyuz.” dedi.

Ece Sükan ise şunları söyledi: “Vogue Eyewear markası ile

çalışmak oldukça heyecan verici ve bu işbirliğinden keyif

aldığımı belirtmeliyim. Reklam çekimlerinde benim de tanıttığım

koleksiyon oldukça stil sahibi, bir o kadar da renkli.

Umuyorum ki herkes koleksiyonu en az benim kadar beğenir.”

Gillette ve McLaren Mercedes,

Yeni Pazarlama Kampanyası...

P&G’nin lider erkek bakım markası Gillette, F1 tarihinin

en saygın ve başarılı ekiplerinden McLaren Mercedes ile

sürdürdüğü işbirliğini 2014 yılında da güçlendiriyor. İki

marka, “kusursuzluk teknolojisi” odaklı yenilikçi bir pazarlama

kampanyası ile kullanıcılarının karşısına çıkmaya

hazırlanıyor.

Avrupa, Orta doğu ve Afrika’yı kapsayan bu kampanya,

Gillette ve McLaren’ın ileriye dönük ve sürekli yenilenmeyi

hedefleyen kusursuzluk teknolojisi anlayışıyla teknolojinin

sınırlarını zorlamasından ilham alıyor. Erkek bakımında

ileri teknoloji konusunda uzman Gillette’in, McLaren Mercedes

F1 sürücüleri Jenson Button ve Kevin Magnussen’in

yer alacağı pazarlama kampanyası; televizyon, dijital

platformlar ve mağaza içi promosyon çalışmalarını kapsayacak.

Yeni kampanya için büyük heyecan duyduklarını belirten

Gillette Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Tıraş Bakımı Başkan

Yardımcısı Hossam Ashour “Gillette’in erkeklerin kendilerini

iyi hissetmelerini ve gerçekten iyi olmalarını sağlamak

konusunda zengin bir birikimi var. Bu değerleri bizimle

paylaşması açısından McLaren Mercedes’ten daha iyi bir

ortak düşünemezdik. McLaren üstün mühendislik ve performans

konusunda 40 yıldan daha uzun süredir yeniliklere

imza atıyor. Bu yüzden tıraşta kusursuzluğun önemine olan

inancımızı sergilemek için ideal bir iş ortağı” dedi.

marketing europe & anatolia /21


Reklam Dünyası

Jessica Alba’lı, Magnum reklam film...

Her yıl gerçekleştirdiği reklam kampanyaları çerçevesinde

dünya starlarını ağırlayan Magnum, 25. yılını Hollywood yıldızı

ve moda ikonu Jessica Alba ile kutlamanın heyecanını

yaşıyor. Magnum’un Türkiye’de yayınlanacak reklam filmi

için kamera karşısına geçen Alba, Los Angeles’taki Universal

Stüdyoları’nda gerçekleşen çekimler boyunca sempatik

tavırlarıyla büyük beğeni topladı.

Reklam filminin yanı sıra markanın yenilikçi dijital çalışmalarında

da boy gösterecek olan Jessica Alba, 2 gün süren

çekimler boyunca enerjisi ile dikkat çekerken, haz tutkunlarına

Mayıs ayında Türkiye’ye geleceğini de müjdeledi. Çekimler

sırasında İstanbul’a geleceği için heyecanlı olduğunu

belirten ünlü yıldız, “Çekimler çok keyifli ve eğlenceli geçti,

haz tutkunları için Magnum’un 25. yılına özel, çok heyecanlı

sürprizler hazırladık. İstanbul’a ilk kez geleceğim ve sahip

olduğu tarihi zenginliği keşfetmeyi heyecanla bekliyorum.”

dedi.

22 / marketing europe & anatolia


Reklam Dünyası

Türk reklam pazarına yeni oyuncu...

Yurt içi ve yurt dışındaki birçok kuruluşa dublaj,

altyazı, çeviri ve teknik hizmet sağlayan

SDS, uzman kadrosu ve teknik altyapısıyla

sektörde etkin rol oynuyor. Ulusal ve uluslararası

düzeyde yayın yapan birçok televizyon

kanalına, video dağıtıcılarına ve önde gelen

dijital platformlara hizmet veren SDS, yenilikleri

yakından takip ederek, müşteri ve hizmet

yelpazesini geliştirmeyi sürdürüyor.

Reklam dağıtımında müşterilerine en iyiyi

sunmak için yeni bir ortaklığa adım atan

SDS, dünyanın en büyük reklam dağıtım

şirketi Adstream’in Türkiye partneri oldu. 93

ülkede 7/24 reklam dağıtım hizmeti vererek

yıllık 60 milyon dolar kazanç elde eden

Adstream, SDS ile Türkiye pazarına giriş

yaptı. Bu ortaklığı kutlamak amacıyla Radisson

Blu’da özel bir gece düzenledi. Saran Holding Yönetim

Reklam dağıtımında pazarının en önemli oyuncularında

‘Adstream’ Türkiye partnerini seçti. Saran Holding’in geniş

Kurulu Başkanı Sadettin Saran ve Adstream CEO’su Gerry

vizyonunun bir parçası olan Saran Digital Studios (SDS) ile

Sutton’un katıldığı gecede, Sutton Türkiye pazarının hızlı bir

bir anlaşma imzalayan Adstream, bu anlaşmayı Radisson

şekilde gelişme gösterdiğini söyledi.

Blu’da özel bir geceyle kutladı.

PayPal, kampanyası...

PayPal, ilk global marka kampanyasıyla insanların paraya

dair düşüncelerine özgün bir bakış açısı getiriyor.

Havas Worldwide tarafından geliştirilen “İnsan Ekonomisini

Güçlendirmek” başlıklı global marka kampanyası,

TV, basılı, dijital ve dış mekan mecralar aracılığıyla

mağazalarda ve sosyal medyada insanlara ulaşacak.

TV reklamları ilk olarak ABD, İngiltere, Almanya ve

Avustralya’da yayınlanacak.

PayPal Başkanı David Marcus “PayPal’ın, insanların

paralarını kontrol etmelerine, keyifli deneyimler yaşayarak

istedikleri gibi kullanmalarına yardımcı olmak adına bir

sorumluluğu bulunmaktadır” dedi: “’İnsan Ekonomisini

Güçlendirmek’ adlı kampanyamız, müşterilerimizin bizden

ne beklemeleri ve talep etmeleri gerektiği konusunda bir

beyan niteliğindedir. İnsanların arzu ettiklerine, istedikleri

zaman sahip olmaları için güvenli, kolay ve rahat bir ödeme

tecrübesi sunmak bizim önceliğimizdir.”

PayPal Global Marka Başkan Yardımcısı Christina Smedley

“PayPal olarak insanların paraya değil, paranın insanlığa

hizmet ettiği bir dünyaya inanıyoruz” diyerek sözlerini

şöyle sürdürdü: “Ürünlerimiz sayesinde insanların hayatına

adeta sihirli bir değnekle dokunuyoruz. Gündelik hayatı

kolaylaştırıyor ve dünyanın herkes için daha yaşanılabilir

bir yer haline gelmesi için çalışıyoruz. Yeni kampanyanın

ardındaki ruh, “Odağımız insanlar, kurumlar değil”

anlayışıdır.

marketing europe & anatolia /23


Röportaj

Hızlı okumanın fay

Eğitimci ve Yazar

Cahit Şimşek

İş adamı, ofis personeli, uzman, yönetici, CEO...

Hangi düzeyde olursanız olun, sektörünüzle ilgili

yayınlar, günlük gazeteler, raporlar, dokümanlar, projeler

ve e-postalar derken uzayan okunacaklar listesi

zamanınızı gasp edebiliyor. 15 yıl önce bir yönetici

günde 5-10 faks ve mektup okurken, bugün yaklaşık 200

e-posta okumak durumunda kalıyor

Röportaj Elvin Ekşioğlu elvineksioglu@gmail.com

- Cahit Bey Hızlı Okuma Şampiyonasındaki

Başarınızdan ve

Kendinizden Biraz Bizlere Bahsedebilir

Misiniz?

Yaptığım işte en derin arzularımdan

biri hizmet etmek. Bireyleri, takımları

ve organizasyonları daha iyiye

ve ileriye taşımak için bilgim, deneyimim

ve varlığımla hizmet etmeyi

kendime ilke belirledim. Gelişimi kafaya

takan, hizmet etmeyi seven, en

iyisini arayanların buluştuğu bir uzmanlık

benim hedeflerim arasında.

Öğrenmeye ve gelişime olan aşkımdan

dolayı ‘kendimi yeniliyorum,

gelişiyorum’ duygularını bana yaşatan

her girişimimden, eylemimden

çok fazla keyif alıyorum. ‘Yarın bugünden

daha iyi olacağım’ diye düşünmek

ve bu konuda bir şeyler yapabilmek

yaptığım işe bağlılığımı ve

inancımı artırıyor. 2008 yılında Dünya

Hafıza Şampiyonu Melik DUYAR

tarafından düzenlenen 2. TÜRKİYE

HAFIZA OLİMPİYATI’nda”2008 yılı

Türkiye Hızlı Okuma Şampiyonu”

oldum. Bu güne kadar da rekorum

24 / marketing europe & anatolia

egale edilemedi.

- Hızlı Okuma Çalışanlara Nasıl

Bir Katma Değer Sağlıyor?

Öğrenme eylemini yaşamı boyunca

sürdürülebilir hale getirmeyenler,

profesyonel yaşamdan diskalifiye

olma riskiyle karşı karşıya kalıyor.

İş adamı, ofis personeli, uzman,

yönetici, CEO... Hangi düzeyde

olursanız olun, sektörünüzle ilgili

yayınlar, günlük gazeteler, raporlar,

dokümanlar, projeler ve e-postalar

derken uzayan okunacaklar listesi

zamanınızı gasp edebiliyor. 15 yıl

önce bir yönetici günde 5-10 faks

ve mektup okurken, bugün yaklaşık

200 e-posta okumak durumunda

kalıyor. Oysa okuma hızı, 15 yıl öncesinin

yöneticisiyle aynı seviyede.

Yani dakikada ortalama 150-180

kelime. US News&WorldReport’un

yayımladığı bir araştırmaya göre,

bir üst düzey yöneticide, hafta boyunca

ortalama 22 saat zaman ayırması

gereken doküman birikiyor. .

Bu eğitimlerle kısa bir zamanınızı

ayırarak öğrendiklerinizin, ölçüle-


ydaları...


Röportaj

meyecek kadar değerli olduğunu

görüyorsunuz. Günde yalnızca 3-7

dakika arasında zaman ayırarak

okuma hızınızı 2 katına çıkarıp, iş

hacminizi de en az 2 katına çıkarabiliyorsunuz.

Kısaca açıklamak gerekirse

Okuma hızı x 2 = İş hacmi

x 2

- İş Hayatında Dikkat Problemi ve

Motivasyon Kaybı Yaşayan Çalışanlara

Hızlı Okumanın Bir Katkısı

Oluyor Mu?

Dikkat, motivasyon ve odaklanmayı

arttıran hızlı okuma eğitimimizle

gerekiş yaşamında ki çalışanlar gerekse

eğitim hayatında ki öğrenci

ve akademisyenler çok daha verimli

oluyor. Kaç yaşında olursanız olun,

eğitim yaşamında öğrencileri yüksek

performans gerektiren çok sayıda

sınav bekliyor. Çoğu öğrenci bu

çok önemli sınavlarda dikkatsizlikten,

okuduğunu anlayamamaktan,

motivasyon kaybından dolayı performansının

altında başarı gösterebiliyor.

Aynı durum iş yaşamında

da geçerli. Çalışanlar gün içerisinde

birçok e-mail, rapor veya doküman

okumak zorunda. İş yaşamında yoğun

stres altında çalışan çalışanlar

motivasyon kaybı da yaşıyor.Bu da

işlerinde verimli olamamalarına sebebiyet

veriyor. Dikkat ve motivasyonun

birleştiği hızlı okuma kursundan

faydalanan ve hizligo.com’da

eğitimini pekiştiren kişiler, çalışma

hayatında okumadan kaynaklanan

problemlerle rahatlıkla baş edebiliyor.Eğitimimizde

yer alan dikkat ve

konsantrasyonu geliştiren odaklanma,

okumaya ritim ve ahenk katan

okuma, okuma hızınızı ve anlama

düzeyinizi ölçebileceğiniz okuma

ve anlama çalışmaları gibi birçok

alıştırma çalışma hayatındaki performansı

oldukça arttırır.

26 / marketing europe & anatolia


Köşe

Abdullah Ekşioğlu / eksioglu70@gmail.com

(retorik

)

Ben nerde yanlış yaptım?

Kişi kendini beğenmezse çatlarmış. Ben de kendimi

beğenirim, bir çok kişi de. Ancak bu beğeni, kendinin

yüzde yüz doğru olduğunu baştan kabul etme düzeyine

geliyorsa işte orada bir problem var demektir. İşte bu

noktada muhalif görüşlere tahammülsüzlük, devamlı bir

sinirlilik hali, dıştan gelen tüm eleştrilere karşı, körlük ve

sağırlık kendisini göstermeye başlar.

Bu tahammülsüzlük, zaman içerisinde herkesin kendisine

karşı olduğu, art niyetli olduğu, aslında herşeyi bu

nedenle bilerek saptırdıkları gibi bir inancın pekişmesine

ve zamanla paranoyak bir bozukluğun gelişmesine neden

olur.

Ardından yalnızlaşma, kendine tanrısal bir güç atfetme

ve ard arda yanlış kararlar alıp bunlarda ısrar etme süreci

gelir.

Bu durum siyasi bir erkle buluştuğunda ise diktatörlük

kaçınılmaz bir son olur. İşin en acı tarafı bu kişilerin

kendilerinin bir diktatöre dönüştüğünü anlayabilecek

zihinsel becerilerini artık kaybetmiş olmalarıdır.

Dışarıdan kendilerine yöneltilen diktatör eleştrilerini

asılsız hezeyanlar zannederek, kendi haklılıklarına

olan inançlarını baskı ve zulümle diğer insanlara kabul

ettirmeye çalışırlar.

Diğer insanlara yaptıkları baskı ve zulmü de mazur

gördükleri bir doğruları vardır artık. Çünkü diğer tüm

insanlar onun kendi bilinç düzeyinin çok aşağısında

yer almakta, aldatılmakta ve onun gördüğü doğruları

görememektedir. Bu nedenle kendisinin yaptığı zulmü,

sadece diğer insanları kendilerinden korumak için aldığı

tedbirler olarak görme eğilimi güç kazanır.

Bu insanlar gerçekle olan bağlarını, hezeyanlar

içerisinde her geçen gün kaybetmeye mahkumdurlar.

Onlar için artık gerçeğe tekrar bağlanmak kendi

başlarına başarabilecekleri bir süreç değildir. Bu kişilerin

psikiyatristlerden, doktorun takdirine göre belki bazı

sağlık tesislerinde destek alarak tedavi olmaları gerekir.

Bu tür rahatsızlıklar bir ayıp değil, hastalıktır. Bu nedenle

kimseyi ayıplıyor değilim. Ancak bu tür rahatsızlığı olan

zihinlere bir ülkenin kaderi teslim edilemeyeceği de çok

açık bir gerçektir. Bugün konuşulması gereken ülkenin en

üst makamına kimin aday olacağı değil, kimin ivedilikle

Türk hekimlerine teslim olması gerektiğidir.

Tüm bu acı hastalık sürecinin bizim başımıza gelmemesi

için ise almamız gereken çok basit bir önlem vardır.

Dışarıdan gelen eleştrileri peşinen reddetmek yerine

"acaba ben hata yapmış olabilir miyim?" sorusunu

kendimize sormak.

Allahın sağlığını kaybeden tüm mağdurlara şifa vermesi

dileklerimle, umuyorum ki bu millet zihni aydın liderlere

çok kısa bir sürede kavuşacaktır. Yarınlarımız aydın,

zihnimiz berrak olsun.

marketing europe & anatolia / 29


Kampanyalar

Kasma Algida Classics Çubukla...

Algida Classics’in 23 yıl sonra yepyeni bir marka konumlaması

ile tüketicilerin karşısına çıkardıklarını söyleyen Algida

Pazarlama Direktörü Leyal Eskin Yılmaz, “Türkiye’nin

en çok satan dondurması Algida Classics’i bu yıl yeniden

konumlandırdık. Hedef kitlemizi genç dondurma severler

olarak belirledik. Reklam filmlerimizi de bu konumlandırma

paralelinde hazırladık. Daha önce de dondurmayı kaşıklamak

fiilini dilimize kazandırmıştık, şimdi de bu reklam

filmleri ile kelime haznemize çubuklamak fiilini ekledik. Yeni

ürünümüzün ve hayatın tadını yaşamaya davet eden yeni

reklamlarımızın büyük beğeni toplayacağına inanıyoruz.

Algida Classics Beyaz Karamel şimdiden sosyal medyanın

en çok konuşulan dondurması oldu, reklam filmlerimizin de

benzer bir etki yaratacağını düşünüyoruz” diye konuştu.

Kampanya Künyesi

Reklamın Başlığı: Algida Classics “Kas” & “Selfie”

Reklamveren: Unilever

Reklamveren Temsilcisi: Leyal Eskin Yılmaz,

Kaan Camgöz, Tuğçe Aksoy, Murat Bal

Reklam Ajansı: Alametifarika

Kreatif Direktör: Emrah Karpuzcu, Kenan Ünsal

Yaratıcı Grup: Ozan Özüm Özbey, Aylin Çelik, Odisseas

Sevsevme, Erkul Yazgan, Berat Pekmezci, Ozan Küme

Stratejik Planlama: Başar Sarıkaya, Serra Akyel,

Ufuk Saygın

Marka Direktörü : Gökhan Akbay

Prodüksiyon: Sertuğ Alptekin, Berkay Tahmaz, Teğin Polat

Prodüksiyon Şirketi: Kala Film

Prodüktör: Serkan Tırmık

Yönetmen: Onur Erdem

Görüntü yönetmeni: August Jakobsson

Post Prodüksiyon: Post43

Müzik: Jingle House

Beste: Nil Karaibrahimgil

Düzenleme: Cüneyt Çağlayan

Medya Ajansı: Mindshare

Medya Planlama: Aslıhan Anarat, Burçak Akkan,

İpek Dorak, Büke Bıçaker

marketing europe & anatolia / 31


Kampanyalar

Balparmak Katla Balla...

Bal pazarının lider markası Balparmak’ın yeni ürünü Balparmak

Katla Balla, ilk reklam kampanyası ile tüketicilere

merhaba diyor. “Balın hep yanında” mesajıyla kurgulanan

reklam filminde, kafede oturan gençlerin tek kullanımlık özel

ambalajıyla sunulan Balparmak Katla Balla ile içeceklerini

kolay yolla tatlandırabildikleri, balın sağlık ve lezzetini her

yere rahatlıkla taşıyabildikleri eğlenceli bir dille anlatılıyor.

Türkiye’de ilk ve tek Easy Snap teknolojisinin kullanıldığı

ambalajıyla tüketicisiyle buluşan Katla Balla reklam filminde

ünlü Rus şarkısı Kalinka Türkçe sözlerle yeniden yorumlanıyor.

Ana mecrası televizyon olan kampanyanın radyo, basın,

açık hava, indoor, dijital mecralarda ve satış noktalarında

yoğun bir görünürlük ve tadım programıyla desteklenmesi

planlanıyor.

Kampanya Künyesi

Reklamın başlığı: Balparmak Katla Balla

Reklamveren: Altıparmak Gıda

Reklamveren Yetkilisi: Sumru Ordu, Ercan Şahin,

Gömeç Şahin, Ayşe Özcan

Reklam ajansı: UltraRPM

Yaratıcı yönetmen: Cumhur Güçer

Yaratıcı grup: Aren Selvioğlu, Furkan Civelek

Müşteri ilişkileri: Demet Akpınar, Enhar Giritli

Yapım şirketi: PTT Film

Yönetmen: Gamze Turagay

Medya ajansı: Universal Mccann

Avea, yeni reklam filmi...

Kullanılan mecralar: TV, radyo, basın, OOH, dijital

Avea’nın yeni imaj reklam filmi,günümüzün hızlı ve karmaşık

temposu içinde, değişim için bazen yeni bir heyecanın, yeni

bir keşfin ya da içten bir paylaşımın yeterli olabileceğinihatırlatıyor…UltraRPM

Reklam Ajansı tarafından hazırlanan ve

yönetmenliğini Hakan Yonat’ın yaptığı reklam filminin çekimleri

şehir içi ve şehir dışı olmak üzere toplam9 mekânda gerçekleştirildi.

Filmin seslendirmesi Okan Bayülgen’e, müziği

ise kendisi de bir Avea çalışanı olan Cenk Çelebioğlu’na ait.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Avea

Reklam Veren Yetkilileri: Gelincik Onan, Beren Akdeniz,

Gözde Sabuncu, Bilge Tütüncü

Reklam Ajansı: UltraRPM

Executive Kreatif Direktör : Hakkı Mısırlıoğlu

Kreatif Direktör: Cumhur Güçer

Yaratıcı Ekip: Aren Selvioğlu, Furkan Civelek,

Gamze Öremiş, Süreyya Dilege

Müşteri İlişkileri Ekibi: Melda Tarlan, Melissa Okçu

Ajans Prodüktörü: İdris Özgül

Prodüksiyon Şirketi: Kala

Yönetmen: Hakan Yonat

Müzik: Cenk Çelebioğlu

Post Prodüksiyon: Sinefekt

Fotoğraf Stüdyosu: 212

Fotoğraf Sanatçısı: Emre Doğru

32 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

Bingo’dan “Şartlı Şurtlu” reklam...

Filmde, Bingo’nun reklam yüzleri Binnur ve Gonca’nın büyük

bir heyecanla stüdyodaki izleyicilere tanıttığı Bingo

Krem Temizleyici’nin az eforla temizlik sağlayan, yağ, sabun

artığı bırakmayan ve kireci çözme performansı yüksek, üstelik

kolay durulanan ve mis gibi kokan temizlik özellikleri anlatılıyor.

İzleyiciler ise bu özellikler karşısında mutluluklarını

gizleyemiyorlar.

Kuruma yapmayan kapak teknolojisi ile piyasaya sunulan

Bingo Krem Temizleyici, mutfaklara limon çiçeğinin ferahlığını

getirirken, banyo için geliştirilen özel amonyaklı formülü

ise derinlemesine temizlikte fark yaratıyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Hayat Kimya / Bingo

Reklamveren Temsilcisi: Gülhan Eğilmez, Esra Gerek,

Işıl Zorlu, Fulya Geylani

Reklam Ajansı: Vietnam

Creative Direktör: Gürkan Günaydın

Creative Grup: Rıza Çankaya, Erdem Güngör,

Kenan Çetinkaya

Ajans Prodüktörü: Begüm Baran

Müşteri İlişkileri: Tuse Tamer

Prod şirketi: Kala Film

Post Prodüksiyon: Sinefekt

Yönetmen: Onur Erdem

Prodüktör: Berna Öztürk, Hazer Baycan

İçindeki enerji her şeye yeter...

“İçindeki

enerji her şeye yeter” diyerek, hem sorumluluklarımız hem

de yapmak istediğimiz, bizi heyecanlandıran her şey için

ihtiyacımız olan enerjinin içimizde olduğunu söyleyen Burn,

şimdi de milyonlarca taraftara enerji verecek bir kampanyaya

imza attı.

Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray Kulüpleri için özel

ambalaj tasarımları hazırlayarak satışa sunan Burn ayrıca,

üç büyük takım için enerjisi yüksek üç büyük film hazırladı.

Her birinde, gerçek taraftar gruplarının bir maç günü boyunca

yaşadıklarının anlatıldığı filmlerde, çalışanından öğrencisine,

herkesin içinde bir de renkli taraftar kimliğinin olduğu

vurgulanıyor.

Sadece fotoğraflarla hazırlanan filmlerin her birinde,

300’den fazla fotoğraf karesi bulunuyor. Reklam filmine

özel hazırlanan müziği ve coşkulu tezahüratlarıyla, üç ayrı

filmden oluşan yeni Burn kampanyası, milyonlarca taraftara

enerji vermek için hazırlandı.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Coca-Cola Türkiye

Marka: Burn

Reklam Ajansı: BÜRO

Kreatif Direktör: İlker Zaharya, Esra Ayas Özalp

Yaratıcı Ekip: Ceren Orun, Nilüfer Abaylı, Selin Saygın

Müşteri Ekibi: Esra Kalender, Melis Tavaslıoğlu

Yapımcı: Volkan Üstünel

Prodüksiyon Şirketi: Rio Film

Yönetmen: Özer Selik

Müzik: Muratcan Tapan

Medya Ajansı: Carat

marketing europe & anatolia / 33


Kampanyalar

DASK, yeni reklam filmi...

yıl boyunca ekranlarda olacak. Yeni reklam filmi senaryolarının

bir önceki reklam çekimlerinde Vanlı depremzedelerle

yapılan sokak röportajlarından esinlenilerek oluşturulduğunu

söyleyen DASK Koordinatörü İsmet Güngör “Bugüne kadar

yaptığı çalışmalarla Türk halkının yüreğine dokunmuş bir yönetmenin

işbirliği ile vermek istediğimiz mesajların izleyicilere

en doğru şekilde ulaşacağına inanıyoruz”

İlancılık Reklam Ajansı tarafından hazırlanan DASK’ın yeni

reklam filminin prodüksiyonu Filmside’a ait. Reklam filmi için

50 kişilik bir ekip çalıştı ve çekimler iki günde tamamlandı.

Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun (DASK), “zorunlu misafirlik”

konseptli iletişim kampanyasının yeni reklam filmlerini

yönetmen Çağan Irmak çekti. Vanlı depremzedelerle yapılan

röportajlarından esinlenilerek oluşturan yeni reklam filmleri

Kampanya Künyesi

Reklamveren: DASK

Reklam Ajansı: İlancılık

Reklamveren Yetkilileri: İsmet Güngör, Serpil Öztürk

Müşteri İlişkileri: Viki Belman, Lora Cemal

Strateji: İlker Barouh

Kreatif Grup: Mithat Çalışkan, Eymür Oskay, Yılmaz Şahin

Yapımevi: Filmside

Yönetmen: Çağan Irmak

Fotoğraf: Ahmet Tozar

Her eve DYO lazım...

DYO’nun yeni reklam kampanyasının yönetmenliğini Ezel

Akay’ın yaptı. Reklam filminin çekimleri İstanbul Cankurtaran

ve Zekeriyaköy’de gerçekleştirildi. İki gün süren çekimlerde,

200 kişilik oyuncu ve figüran kadrosu ile 60 kişilik set

ekibi görev aldı. Gerçek mekânların kullanıldığı filmin görüntü

yönetmenliğini ise Joachim Berc üstlendi.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: DYO

Reklamveren Temsilcisi: Bülent Tomaç,

Yasemin Gezginer, Ebru Boztuna

Reklam Ajansı: Drive Dentsu İstanbul

Kreatif Direktör: Ersel Serdarlı

Yaratıcı Grup: Elif Öztaş Saygıner, Onur Birinci,

Mert Merdim, Deniz Gürlek, Muharrem Sezener

Müşteri İlişkileri Grubu: Füsun Akay Eroğlu,

R.Hande Altay

Yönetmen: Ezel Akay

Görüntü Yönetmeni: Joachim Berc

Film Prodüksiyon: Contact Works

Jingle: Dr. Jingle

Orijinal Şarkı: Kanto – Nadir Göktürk

Medya Ajansı: Vizeum

Kullanılan Mecra: TV, basın, radyo, outdoor, dijital

34 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

Pompomgiller Familia’nın filminde...

Familia’nın yeni reklam filminde “Pompomgiller” ailesi kamera

karşısında tüm sevimliliğiyle yerini alıyor. Çocukların

sevdiği sevimli bir karakter olan penguenlerin animasyon karakterlerle

anlatıldığı film, Familia’nın suya dayanıklı, emici

ve yumuşak yapısını vurguluyor. Filmde, anne, baba ve 2

çocuktan oluşan ailenin hikayesi ekranlara taşınıyor.

Reklam filmindeki karakterler, Avatar, Ice Age, Madagaskar

başta olmak üzere dünyaca ünlü pek çok animasyon

filminin karakterlerini tasarlayan Coşku Özdemir ve Neda

Nique’nun imzasını taşıyor. Birbirinden sevimli bu 4 karakter,

sempatikliğiyle şimdiden çocukların beğenisini topluyor.

Pompomgiller’in, Familia ailesine katılmasını anlatan ilk tanışma

filmi, penguen ailesini izleyicilerle buluşturuyor.

Kampanya Künyesi

Reklam veren: Hayat Kimya – Familia

Reklamveren Temsilcisi: Aysel Aydın, Gül Yeşilay,

Elif Yılmaz

Reklam ajansı: Vietnam

Yaratıcı Yönetmen: Gürkan Günaydın

Yaratıcı Grup Direktörü: Rıza Çankaya

Sanat Yönetmeni: Umut Kısa, Kenan Çetinkaya

Reklam Yazarı: Erdem Güngör, Aslı Sevim, Ayberk Çınar

Müşteri İlişkileri: İlknur Korkmaz

Ajans Prodüktörü: Begüm Baran

Animasyon Yaratım: Robotika – Coşku Özdemir

Karakter Tasarım: Fayeshu

Müzik: Ses Sanayi

Sen daha fazlasını yap!...

Survivor’ın yarışmacıları Hilmi Cem ve Fatmagül’ün rol aldığı

reklam filmi yayına girdi. Aksiyon dolu yeni reklam filminde

sevilen ikili tüketicilere “Sen daha fazlasını yap!” diyor.

Rexona bu filmle yalnızca bir deodorant değil, tüketicisi

için bir motivasyon aracı olarak da konumlanıyor.

Hem erkek hem de kadın deodorant serisinde yarattığı hareketle

birlikte aktive olan yeni özel formülü sayesinde en

hareketli anlarda bile ter kokusuna karşı koruma sağlamayayardımcı

olan Rexona, değişen formülü ve yenilenen

ürün ambalajlarıyla “Daha fazlasını yap, Rexona seni aslayarı

yolda bırakmaz!” mesajını veriyor.

Kampanya Künyesi

Reklamın başlığı: Rexona Survivor

Reklamveren: Unilever

Reklamveren yetkilisi: Handem Çelenkler, Özge Özmen,

Alperen Özkan

Reklam ajansı: MANAJANS / JWT

Yaratıcı yönetmen: Sami Basut

Yaratıcı grup: Ümit Taşlı, Deniz Ergin

Müşteri ilişkileri grubu: Mehmet Numanoğlu, Mila Telyaz,

Burçin Birim

Stratejik planlama: Aylin San, Sema Özyurt

Ajans prodüksiyon grubu: Şafak Serter, Açelya Ülkümen,

Mehmet Altar

Yapım şirketi: Depo Film

Yönetmen: Jonas Arnby

Medya ajansı: Mindshare

Medya planlamacı: Engin Bilaç, Başak Çavuş,

Aslıhan Anarat

Kullanılan mecralar: TV, Dergi, Gazete, Digjtal

marketing europe & anatolia / 35


Kampanyalar

Kinetix Kendine Çeker...

paylaşılamayan başrolde, yakışıklı bir erkek değil; Kinetix

ayakkabılar var.

Günlük hayattan bir kesitin kurallarının değiştirerek

hikayeleştirilmesiyle ortaya çıkan reklam filminin müziği

Gürhan Berkel’e, yönetmenliği ise Barış Berberoğlu’na ait.

Rahat, şık ve sportif modellerle yeni sezona renkli ve enerjik

bir şekilde merhaba diyen Kinetix, yeni reklam filmiyle

de adından söz ettiriyor. “Kinetix Kendine Çeker” sloganıyla

yola çıkan Kinetix’in kuralları değiştiren reklam filminde

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Ziylan Grup

Marka: Kinetix

Reklamveren Yetkilisi: Jaklin Güner, Didem Şavluğ,

Özgür Saraç

Müzik: Gürhan Berkel

Reklam Ajansı: Alametifarika

Yaratıcı Yönetmen: Kenan Ünsal

Marka Direktörü: Dilek Sezen

Reklam Yazarı: Murat Yaylagül

Sanat Yönetmeni: Ceyda Koç

Grafiker: Ercan Tarhan

Ajans Prodüktörü: Övgü Akgürgen, Sertuğ Alptekin,

Berkay Tahmaz

Yapım Şirketi: Terfilm Productions

Fuse Tea’den, “akan” reklam filmi...

Coca-Cola’nın, buzlu çay markası Fuse Tea, Nuri Alço ve

Buğra Gülsoy’un rol aldığı, “Akıyo” isimli kampanyanın reklam

filmiyle, ekranlarda yerini aldı.

Farklılıkların birleşmesi ve kaynaşması anlamına gelen füzyon

kelimesinden alınan ilhamla yaratılan Fuse Tea, siyah

çay ve meyve aromalarının birleşmesiyle ortaya çıktı. Bu yönüyle

tam bir füzyon ürün olan Fuse Tea’nin limonlu, şeftalili,

mango & ananaslı ve karpuzlu olmak üzere dört farklı tadı

bulunuyor.

Reklam filmi, kafedeki genç kadının, “Şıp diye akacak, ama

tadı kalacak birşeyiniz var mı?” diyerek, istediği içeceği tarif

etmesiyle başlıyor. “Bunlar yan masadan” diyerek Fuse Tea

getiren garsondan sonra kameralar, Fuse Tea içerek “Akıyo”

diyen Nuri Alço’ya dönüyor. Sonraki sahnede içeceğin diğer

“yan masa”dan, yani yakışıklı oyuncu Buğra Gülsoy tarafından

gönderildiğini anlıyor ve genç kadının heyecanla Fuse

Reklam Ajansı: Plasenta Conversation Agency

Prodüksiyon Şirketi: Autonomy Prodüksiyon Evi

Tea içtiğini görüyoruz.

Yönetmen: Uygar Kutlu

Post Prodüksiyon: İmaj

Kampanya Künyesi

Müzik: Kerem Doğrar – Tricks

Reklamveren: Coca-Cola Company

Kullanılan Mecralar: TV, Radyo, Açıkhava, Dijital, Sinema

Ürün: Fuse Tea

36 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

Herkesin ayakkabıcısı FLO...

“Herkesin ayakkabıcısı O, FLO” sloganıyla yayınlanan yeni

reklam filminin Nil Karaibrahimgil imzalı jingle’ı şimdiden

herkesin ağzına dolandı.

Çekimleri üç gün süren ve önümüzdeki günlerde farklı

versiyonlarıyla da ekranlara gelecek reklam filminin yapım

şirketi f2/8, yönetmeni ise FelixDuart.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Ziylan Grup

Marka: FLO

Reklamveren Yetkilisi: Jaklin Güner, Didem Şavluğ, Özgür

Saraç

Reklam Ajansı: Alametifarika

Yaratıcı Yönetmen: Kenan Ünsal

Marka Direktörü: Dilek Sezen

Reklam Yazarı: Murat Yaylagül

Müzik: Nil’in İşleri

Sanat Yönetmeni: Ceyda Koç

Grafiker: Ercan Tarhan

Ajans Prodüktörü: Berna Bulat, Sertuğ Alptekin

Yapım Şirketi: f2/8

Yapımcı: Kerem Çakmak

Yönetmen: FelixDuart

Hayat Su, 30. yaşında...

“Hatırlanan Güzel Anlar, İçinde Hep Hayat Var” sloganıyla

yola çıkan 30. Yıl Kampanyası izleyicilerle buluşuyor. Reklam

filminde yer alan kişilerin çocukluk ve büyük hallerinin

birbirine benzerliği de en önemli detaylardan biri. Reklam

ajansı bu uyumu yakalamak için 350’si çocuk olmak üzere

toplam 800 kişi ile görüşerek başarılı sonuca ulaşmış oldu.

Sektörde bir ilk olan reklam kampanyası; 3 aylık hazırlık,

800 görüşme, 2 set günü ve 6 haftalık post prodüksiyon süreçleri

sonucunda izleyicilerle buluştu.

Görüntü Yönetmeni: İsmail Çelik

Prodüksiyon Amiri: Senem Çakmak

Yönetmen Yardımcısı: Mustafa Hoş

Kostüm Sorumlusu: RachelBenhabib

Post Prodüksiyon: Post43

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Hayat Su

Proje: 30. Yıl Kampanyası

Reklamveren Yetkilisi: Yasemin Barkın, Ayşegül Eser,

Göker Aykaç

Reklam Ajansı: SesliHarfler

Yaratıcı Yönetmen: Özgür Karaçak

Yaratıcı Ekip: Can Özmert, Kansu Gül

Marka Yöneticisi: Gözde Alptekin

Marka Takımı: Selim Krespin, Nisa Ateş

Reklam Yazarı: Atıl Önder, Tolga Sirkeci

Sanat Yönetmeni: Gizem Arlı, Yusuf Özdoğan

Tasarım: Derya Canca, Tuğçe Türkmen, Defne Savaşan,

Berrin Seyirci

Yazılım: Tolga Kaan Pinar, Mehmet Uzun, Erkan Eresen

Fotoğraf: Adnan Sokol

Jingle: Mehmet Yaranova, Tolga Türünz

Yapım Şirketi: SO Prodüksiyon

marketing europe & anatolia / 37


Kampanyalar

Luppo Sufle ‘Bildiin gibi diil’...

Kampanya Künyesi

Reklam Ajansı: Proximity İstanbul

Kreatif Ekip: Luppo Kreatif Ekibi

Müşteri İlişkileri: Selen Öngör, Özge Budunç

Prodüksiyon: Umut Tangör, Oben Özyakalı

Yönetmen: Turgut Akaçık

Demo Yönetmeni: Kağan Hanoğlu

Prodüksiyon Şirketi: Autonomy

Müzik: Özgür Buldum

Reklamveren: Şölen

Reklamveren Temsilcisi: Hayat Kapukaya, Ülkü Vural

Şölen’in yepyeni ürünü Luppo Sufle’nin akıllarda iz bırakacak

reklam filmi yayına girdi.“Luppo Sufle’yi bir kez tadan, bu

lezzeti bir daha unutamaz ve olmadık yerde aklına gelir” fikrinden

yola çıkan reklam filminin ilk sahnesindeantik Roma

kentinin görüntüsü ekranlara geliyor.

‘Bildiin gibi diil’ sloganı ile çıkan Luppo Sufle’nin bilinen

diğer keklerden çok farklı olduğunu, bu yüzden de olmadık

yerlerde akla gelebileceğini vurgulayan filmin yönetmen

koltuğunda Turgut Akaçık oturuyor.

Hediyemi görünce annem...

Avrupa’nın bir numaralı elektronik market zinciri Media

Markt, “Bir anne en çok ne kadar sevinebilir?” fikrinden yola

çıktığı Publicis Bold imzalı yeni reklam kampanyasının filmini

Ezel Akay yönetti

40 kişilik bir mutfak ekibiyle, tüm gün süren Media Markt Anneler

Günü kampanya filmi çekimleri İstanbul’da Polenezköy

yakınlarında, Cumhuriyetköy’de bir çiftlik evinde gerçekleştirildi.

Annelerin ne kadar sevinebileceğini merak edenleri, “Anneler

Günü” hediyelerini almaları için mağazalarına davet eden

Media Markt’ın yeni kampanyası, 6 Mayıs itibariyle televizyon,

gazete ve dijital mecralarda yer alıyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Media Markt

Marka: Media Markt

Reklamveren Yetkilileri: Nurçin Koçoğlu,

Çağanur Atay Uçtu, Volkan Çevik

Reklam Ajansı: Publicis Bold

Kreatif Direktör: Tarkan Barlas

Yaratıcı Ekip: Sedef Karakaş (Sanat Yönetmeni),

Barış Sinsi (Metin Yazarı)

Müşteri İlişkileri Direktörü: Gözde Aldinç Atamer

Müşteri İlişkileri Ekip: Egem Özgür (Süpervizör),

Bahar Öztürk (Müşteri Temsilcisi)

Ajans Yapımcısı: Arzu Köksal

Medya Planlama Ajansı: Carat

Yapım Şirketi: Contact Works

Yönetmen: Ezel Akay

Mecralar: TV, gazete, dijital

38 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

Örümcek Adam ve Big Babol...

Sony Pictures ile yapılan özel anlaşma kapsamında, Kampanya Künyesi

İnanılmaz Örümcek Adam ve Big Babol markası, Big Müşteri: Perfetti Van Melle

Babol’un yepyeni ürününde buluştu.

Ürün: Big Babol

Big Babol’un İnanılmaz Örümcek Adam’lı dikkat çekici Reklam Veren Yetkilileri: Serkan Ergün, Çiğdem Tüzüner,

reklam filmi de televizyon ekranlarında yerini aldı.

İdil Ziyaoğlu

“İnanılmaz Örümcek Adam 2”yi sinema salonunda izleyen Reklam Ajansı: Selection

çocuklar, Örümcek Adam’ın ekrandan kendilerine fırlattığı Yaratıcı Ekip: International Team Selection

ağ ile büyük şaşkınlık yaşar. Üzerlerine fırlayan ağda bulunan

Big Babol’u çiğneyip balon şişiren çocuklar, heyecan Medya Ajansı: Media Republic

Lokasyon:İtalya - Milano

dolu macerayı keyifle seyretmeye devam eder.

Medya Planlama: Günay Aranoğlu, Yasin Aktürk

Kullanılan Mecralar: Televizyon

Aşkın resmi dondurması Cornetto...

Aşkın resmi dondurması Cornetto, iki yeni ürünü In Love Toffee

Krokan ve In Love Cookie’nin reklam filmiyle ekranlarda

yer almaya başladı. Cornetto’nun marka yüzü Yalın, bu yıl

hem reklam filminde rol aldı hem de filmin yaza damgasını

vuracak aşk dolu müziğini yaptı.

Kampanya Künyesi

Reklamın başlığı: Cornetto In Love Cookie & Toffee

Reklamveren: Unilever / Cornetto

Reklamveren yetkilisi: Eser Lapanta, Zeynep Doğan,

Nazlı Özcan, Gizem Erbaş

Reklam ajansı: Lola/Lowe & Partners

Yaratıcı yönetmen: Fran Torres

Yaratıcı grup: Francisco Cassis

Müşteri ilişkileri grubu: Tom Elliston, Pablo Arango

Stratejik planlama: Mindshare

Ajans prodüktörü: Cristina Español

Yapım şirketi: República

Medya ajansı: Mindshare

Medya planlamacı: İpek Dorak

Kullanılan mecralar: Sinema, Televizyon, Dijital

marketing europe & anatolia / 39


Kampanyalar

Mazhar Alanson inşaat denetiminde...

Ünlü besteci ve yorumcu Mazhar Alanson, İstanbul

Ataşehir’de hayata geçirilen Trendist Ataşehir projesinin

ikinci reklam filmi ile bir kez daha ekranlarda. Marka yüzü

olduğu projenin vaadlerini yerine getirip getirmediğini yerinde

görmek isteyen ünlü sanatçı bu kez proje alanını ziyaret

ediyor.

Satış ofisinde proje ile ilgili bilgi alan ve örnek daireleri ziyaret

eden Mazhar Alanson, tatlı sert üslubuyla aklındaki sorularını

peş peşe sıralayarak, satış temsilcisinden bilgi alıyor.

Bareti ile şantiye alanını da bizzat yerinde denetleyen ve

inşaat süreci ile ilgili gelişmeleri öğrenen Mazhar Alanson,

hızla yükselen proje karşınında memnuniyetini gizlemiyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Grey Yapı

Reklam Ajansı: Türk Mutfağı İletişim Hizmetleri

Ajans Başkanı: İbrahim Güler

Kreatif Ekip: Alim Aras, Dilara Yeşildağlı, Fatih Akgül

Müşteri İlişkileri: Melek Çakıcı

Prodüksiyon Şirketi: Sugar Rush

Yönetmen: Ali Erdemci

Daha çok yaz...

Pegasus’un yeni reklam filminde, Pegasus misafirlerinin yaz

tatillerini yurt içinde ve yurt dışında diledikleri şehirlerde geçirerek

yaz mevsimini dolu dolu hissederek yaşayabilecekleri

fikri üzerinden iletişim yapılıyor. Yaza davet eden reklam

filminin çekimleri, Barselona’da 9, Antalya ve Alanya’da ise 5

ayrı mekanda, yaklaşık 35 ana oyuncu ve 90 figüran oyuncu

ile gerçekleşti. Ana çekimlerde oyuncular dışında Türkiye’de

yaklaşık 60 kişilik ekip yer aldı.

Kampanya Künyesi

Kampanya adı: Daha çok yaz

Reklamveren: Pegasus

Reklamveren temsilcisi: Onur Dedeköylü,

Sibel Yaman Kavuklu, Nazlı Elif Tan

Reklam ajansı: Rafineri

Yaratıcı yönetmen: Ufuk Uslu

Yaratıcı grup lideri: Setenay Özcan Yıldırım

Yaratıcı grup: Melih Edis, Cihan Eryılmaz, Yusuf Kayhan,

Tuğkan Cabbar, Fırat Eren

Stratejik planlama: Canan Pehlivanoğlu, Can Çalışkan,

Tuna Ongu

Marka takımı: Erbek Onur, Çağla İshak

Ajans prodüktörü: Kerem İlbeyli

Yönetmen: Serdar Dönmez

Yapım şirketi: Depo film

Yapımcılar: Ender Sevim, Melisa Gürkan

40 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

Yedigün Meyve Bahçesi...

‘Türkiye Meyvesini Seçiyor’ kampanyası için çekilen reklam

filminde meyvesini seçtirmeyen manavdan çıkarak Yedigün

Meyve Bahçesi’ne girenler, istedikleri meyveleri seçmenin

keyfini yaşıyor. Yedigün reklam filminde Kenan Doğulu’nun

‘Aşk Oyunu’ isimli sevilen şarkısına yazılan yeni sözlerle, tüketicilere

seçeneklerinin fazla olduğu ve istediklerini seçebilecekleri

anlatılıyor.

Siemens Ankastre’nin “mükemmel bir mutfak lüks değil” mesajıyla

hazırladığı yeni reklam kampanyasının, cookControl68

ankastre fırın için çekilen ilk filmi yayına girdi.

Reklam filminde; tasarımıyla mutfaklara şıklık katan, teknolojik

ve fonksiyonel özellikleriyle hayatı kolaylaştıran Siemens

ankastre fırının, profesyonel aşçıların ustaca pişirdiği

birçok yemeği, lezzetli ve kolay bir şekilde pişirdiği anlatılıyor.

68 farklı yemeği aşçıların ustalığıyla pişirebilen cook-

Control68 fırının üstün özellikleri, mutfakta yemek pişirmek

için sıraya giren onlarca profesyonel aşçı üzerinden şaşırtıcı

ve eğlenceli bir anlatımla sunuluyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: YEDİGÜN

Reklamveren yetkilileri: Deniz Aktürk Erdem,

Seren Çankırı, Umut Pakkan, Melih Şener

Reklam Ajansı: Karbonat

Yaratıcı Yönetmen: Cenk Gümüşçüoğlu

Strateji: Elif Özkacar

Reklam Yazarı: Varol Döken

Yaratıcı Ekip: Levent Aybay, Bora Gündüz, Elif Özkacar,

Murat Can Erkahraman, Nilay Tan

Ajans Prodüktörü: Metehan Korkmazel

Marka Yönetimi: Nazlı Özçetin, Naz Kurtuluş

Yapım Şirketi: ShortCut

Yönetmen: Müfit Samık

Yapımcı: Esra Seyrekbasan Onar

PepsiCo Prodüksiyon Danışmanı: Sena Alpsan

Jingle: JingleHouse

Şarkı: Kenan Doğulu

Koreografi: Sanem Demirkaya

Mükemmel bir mutfak lüks değil...

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Siemens Beyaz Eşya

Reklamveren Yetkilisi: Ayşe Özkaya, Gamze Su

Reklam Ajansı: Medina Turgul DDB

Yaratıcı Bölüm Başkanı: Kurtcebe Turgul

Kreatif Direktör: Gökhan Erol

Yaratıcı Grup: Eren Koçaker, Engin Erden

Müşteri İlişkileri Grubu: Aslı Bleda, Miray Türker,

Filiz Şahin

Ajans Prodüktörü: Gülengül Arlıel, Nedret Gürlek

Yapım Şirketi: Shortcut

Yönetmen: Ariel Goldenberg

Müzik: Ömer Ahunbay

marketing europe & anatolia / 41


Arnavut


Gezi

tluk’ta dört gün...

Vize istemiyor olması ve ucuz uçak bileti

alabildiğimiz için 4 günlük tatilimizi Arnavutluk’ta

geçirmeye karar verdik. Pegasus havayollarından 240 TL’ye

gidiş-dönüş uçak biletimizi aldıktan sonra, booking.com’dan

merkeze yakın bir konumda otel rezervasyonu da yaptırdık.

Fotoğraflar ve yazı Seval Duban / svldbn@gmail.com

Vize istemiyor olması ve ucuz uçak bileti

alabildiğimiz için 4 günlük tatilimizi

Arnavutluk’ ta geçirmeye karar verdik.

Pegasus havayollarından 240 TL’ ye

gidiş – dönüş uçak biletimizi aldıktan

sonra, booking.com’ dan merkeze

yakın bir konumda otel rezervasyonu

da yaptırdık.

Uçağımız 14:20’ de kalktı ve 1,5 saatlik

yolculuktan sonra Tiran’ a vardık. Tiran

Rahibe Teresa Havaalanı oldukça

küçük bir yer. Havaalanından çıkıp

sağnak yağmur altında minibüs’ e

binip, Tiran merkeze gitmek üzere yola

koyulduk. Ulaşım çok ucuz:) Oldukça

eski olan minibüs’ e 19 km’ lik yol için 5

TL (250 Leke) ödedik.

Merkezde inip oteli bulmak için yürümeye

başladık. Biraz zor oldu ama

2 tane polis sayesinde oteli bulduk

ve onları eşliğinde otele vardık. Polis

nezaretinde gidince, otel sahibi hanım

biraz işkillendi ama durumu öğrenince

sorun çıkmadı:)

Eşyalarımız yerleştirip, turistik haritanında

fotoğrafını çektikten sonra keşfe

başladık. Haritanın aslını bulamadığımız

için tüm gezi boyunca fotoğrafından

faydalandık.

Keşiften önce Arnavutluk hakkında

biraz bilgi vereyim.

Arnavutluk Cumhuriyeti, (Arnavutça:

Republika e Shqipërisë), Balkan

Yarımadası’nda yüzölçümü 28,748

km² olan bir ülke. Komşuları kuzeyde

Karadağ, kuzeydoğusunda Kosova,

doğusunda Makedonya ve güneyinde

Yunanistan. Ülkenin batısında da Adriyatik

Denizi ve güneybatısında İyonya

Denizi’ne kıyısı var.

Arnavutlar, tarihçilere göre eski İlliryalıların

devamı. Antik İllirya bugünkü

Dalmaçya sahil bölgesi, (bugünkü Hırvatistan

ve Karadağ) ve pek çok Roma

İmparatoru bu bölgeden çıkmış.

Enver Hoca’nın 1941 - 1985 yılları

arası tüm dünyaya kapatarak komünist

düzende yönettiği ülke olan Arnavutluk,

neredeyse 50 yıl boyunca dünyadan

izole bir şekilde yaşamış. Hiç bir

Arnavutun ülke sınırları dışına çıkmasına

izin verilmemiş, ve hiç bir yabancının

da ülke topraklarına girmesine

müsade edilmemiş. Kuzey Kore misali,

ülke yıllarca dünyadan izole biçimde

yaşamış. Enver Hoca zamanın tüm komünist

güçleriyle kavga ederek giderek

içine kapanmış ve tek başına kalmanın

korkusuyla ülkenin 4 bir tarafına

750.000 adet “bunker” (askeri sığınak)

yaptırmış. Ülke nüfusu 3.5 milyon olduğu

düşünülürse nerdeyse her 5 kişiye

bir bunker düşmekte. Bunker’ ları ülkenin

4 bir yanında görmek mümkün.

Enver Hoca zamanında, Arnavutluk

terlikten , ampüle , bisikletten , tuğlaya

kadar herşeyi kendisi üretmiş ve kendi

kendine yetmeye çalışmış. Enver

marketing europe & anatolia / 43


Gezi

Hoca’nın ölümünden sonra komünist

düzen devam etse de onun zamanındaki

kadar sert geçmemiş. Mart

1992‘de komünist düzen sona ermiş.

92 - 98 yılları arası Enver Hoca zamanında

kurulan tüm fabrikalar , devlet

hizmet binaları, betonların içindeki

demirlere kadar herşey talan edilmiş.

Zamanında standart bir yaşam için

herşeyi üretebilen ülke , artık hiçbirşey

üretemez hale ge ip, tamamen dışarıya

bağımlı hale gelmiş. Herkes işini

kaybetmiş ve fakirlik yaygınlaşmış.

2000’ den sonra yabancı fonların desteği

ile ülke altyapsını yeniden inşaa

etmeye başlamış ve halen de devam

ediyor.

Bu kısa bilgiden sonra gezi yazısına

devam ediyorum :)

Otelden ayrılmadan önce nerede

yemek yiyebileceğimiz sorduk. Hanım

efendi bizi otantik bir restaurant olan

“Oda” isimli yere yönlendirdi. Restaurant

Avni Rüstemi Caddesine giderken

bir ara sokakta. Tiran’ ın bu kısmı

gecekondu mahallesi gibi. Eski evler,

pazarlar var.

Caddede dolanırken bizi yağmur yakaladı,

biz de gökkuşağını yakaladık.

Hoca’nın ölümünden

sonra komünist düzen devam

etse de onun zamanındaki

kadar sert geçmemiş.

Mart 1992‘de komünist

düzen sona ermiş.

Bu caddede sıra sıra kafeler var fakat

daha çok birahane tipinde yerler. Biranızı

içip yemeğinizi yiyebiliyorsunuz.

Burada kelle ve kokoreç oldukça talep

görüyor. Sokakları dolaştıktan sonra

Oda’ yı bulup daldık içeri.

İçerisi otantik eşyalarla döşenmiş eski

bir ev burası. Dışarıda minik bir bahçesi

var. İçeride 2 gözlü bir restaurant.

Duvarında aileye ait siyah beyaz

fotoğraflar, el işi danteller, eski bakraçlar

var. Oldukça şirin bir yer. Mekanı

işleten hanım, İngilizce bilmiyor fakat

yemek isimleri biraz Türkçe’ yi andırıyor.

Ben arnavut ciğeri yemek istedim

ama orada öyle bir şey yok:) Ciğer var

fakat konsept farklı. Güveçte, peynir,

soğan, salça ve baharatlarla pişmiş ciğer.

Tadı 10 numara 5 yıldız. Resmen

mest oldum yerken.

Onun haricinde ıspanaklı Arnavut

böreği ve içi peynir dolu biberlerden

söyledik. Bir de söğüş salata. Onların

mutfağında da bol bol salata, domates

ve biber var. Damak tatları bizimkine

çok yakın. Arnavutluk’ ta ev yapımı

rakı da çok meşhur. Yemekle birlikte

hanımefendi bize rakı da getirdi.

44 / marketing europe & anatolia


Gezi

Sonra gözümüze bir mekan

kestirip biralarımız içtik.

Tiran’ daki insanlar 2 tane

turist kadını biraz yadırgadılar.

Bizim rakının yerini tutmasa da tadı

fena değil. Sek içiliyor bunlar. Bir iki

çeşidini denedik, en çok böğürtlenden

yapılanını sevdik.

Yemeğimizi kalktık ve bir kafe ya da

bara gidelim dedik. Biraz ileride bir

mekanı gözümüze kestirmiştik. 3 katlı

müstakil bir bina, çok şık bir yer, dışarıdan

bara benziyor. Daldık içeriye 2

hatun. İçeriye girince de dumur olduk.

Bize bakan yaklaşık 3 kadar erkek :)

Maç seyreden abiler, o bölgede kadınlar

pek dışarıya çıkmıyor akşamları.

Dışarıda yeme içme kültürleri yok.

Meraklı bakışlar altında (kendimi “Arabesk”

filminde İstanbul’ u soran Müjde

Ar gibi hissettim:)) gidebileceğimiz mekan

isimlerini sorduk. Barmen çocuk

bir kağıda mekan isimlerini yazıp verdi

ve hemen dışarı attık kendimizi.

İskender Meydanına yürüyüp mekan

sorabileceğimiz insanlara bakındık.

Sonra da gayet medeni bir çift bulup

atladık önlerine. Tiran’ ın en gelişmiş

bölgesi ve eğlence merkezinin olduğu

yer olan Blloku’ yu tarif etti bize.

Tiran çok küçük bir yer olduğu için

heryere yürüyerek çok rahat gidebiliyorsunuz.

Nihayet Blloku’ u bulduk

ve sokaklarını arşınladık.

Sonra gözümüze bir mekan kestirip

biralarımız içtik. Tiran’ daki insanlar

2 tane turist kadını biraz yadırgadılar.

Hele de Türkiye’ den geldiğimizi

duyduklarında hayret dolu gözlerle

marketing europe & anatolia /45


Gezi

bize baktılar.

Biralarımızı içip biraz da üşüyünce

otele gidip uyumaya karar verdik. Giderken

de boş Tiran sokaklarının tadını

çıkardık.

İskender Bey Meydanı ışıl ışıl görünüyordu.

Burada da led aydınlatma şehrin

tüm güzelliğini gözler önüne seriyor.

Meydanın tam ortasında Arnavutların

ulusal kahramanı İskender Bey’in atın

üstünde olduğu bir heykel bulunuyor.

Meydanın çevresinde Milli Tarih

müzesi,Ethem Bey Camii,belediye binası

ve diğer hükümet binaları bulunuyor.

Sessiz Tiran sokaklarında yürüyüp

otelimize gittik.

Sabah odamızın içine doğan güneşle

uyandık ve bu güneşli havayı denizin

kenarında, Durres’ te geçirmeye karar

verdik.

Tiran’ da İngilizce bilen çok az olduğu

için zor bela nereden otobüse binebileceğimizi

öğrendik. 2 km kadar

yürüdükten sonra minibüslerin kalktığı

durağı bulduk. Minibüsler çok çok eski

ve dökülmek üzere. Hızları 60 km’ yi

geçmiyor. Durres – Tiran arası 38 km.

Yaklaşık 1 saat süren yolculuğun ardından

Durres’ e vardık. Otogarda inip

sahile doğru yürüdük. Yine sora sora

Arnavutluk’ un en büyük

liman kenti.

Durres’te görülecek yerler,

Kral Zoro Sarayı, Antik

Tiyatro,

Durres Kalesi ve kiliseler.

sahil yolunu bulduk.

Sahilde bizi 15. yy’ da Bizanslılar

tarafından inşa edilen Venetian kulesi

karşıladı. Durres, Tiran’ dan sonra,

Arnavutluk’ un 2. büyük şehri.

Kale, günümüzde restaurant olarak

kullanılıyor. Üst katın manzarası gayet

iyi fakat şehirde pek iştah açıcı bir

durum yok.

Durres, Arnavutluk’ un Batı Avrupa’ ya

açılan kapısı durumunda. Limandan

her gün İtalya’ya dev feribotlar hareket

ediyor. Arnavutluk’ un en büyük liman

kenti. Durres’ te görülecek yerler, Kral

Zoro Sarayı, Antik Tiyatro, Durres Kalesi

ve kiliseler. Kule civarında hızlıca

bir şeyler yedikten sonra Durres’ i gezmeye

başladık. Parktaki şirin heykeller

oldukça hoşumuza gitti.

Sahil şeridindeki Pazar tezgahları ve

satılan eşyalar halkın durumunu gayet

açık bir şekilde gözler önüne seriyor.

İstanbul’ un 30 yıl önceki hali geldi

aklıma.

Sahilde ayı oynatan çingeneler bile

gördük. Fakat para karşılığında

fotoğraf çektirdikleri için fotoğraflarını

çekmedik. Hayvanların böyle şeylere

alet edilmesine üzülüyorum.

46 / marketing europe & anatolia


Gezi

Durres’ in bu kısmı nispeten daha

zengin. Şık ve güzel restaurant’ lar var.

Deniz çok berrak. Suyun dibini çok net

görebiliyorsunuz.

Minik sahil turunu da bitirip şehrin iç

tarafına doğru yürüdük ve kaleden

kalan surları gezdik. Artık surların içleri

ev olarak kullanılıyor. Fakat son derece

köhne evler.

Şehir yeniden yapılandırılıyor. Yeni

inşa edilen oteller ve binalar var.

Sokak aralarını da gezip bitirince daha

fazla vakit kaybetmeyip Tiran’ a dönelim

dedik. Otogara gittik fakat oraya

gidince fikrimizi değiştirip Elbasan’ a

gitmeye karar verdik. Akşam Elbasan

tava yer, öyle döneriz dedik:)

Otogardan Elbasan minibüslerine bindik.

Buradaki minibüsler daha da eski.

Minibüs dolunca tıngır mıngır yola

çıktık. Yine 60 km sürat ile:)

Durres – Tiran arası 83 km fakat biz o

yolu 2 saatte gittik. Yollar çok bozuk,

delik deşik asfalt ve daracık. Aradaki

tüm köylerde durduk. Darallar geldi

gitti bana.

Yol boyunca yüzlerce “bunker” gördük

yeşil arazilerde. Dikkatimi en çok da

yol üzerindeki mezarlar çekti. 50’ ye

yakın mezar gördüm. Bunlar sadece

gördüklerim. Hepsinin etrafı yapma

çiçeklerle süslüydü.

Elbasan, Arnavutluk’ un

3. büyük şehri.

Böylece 3 büyükleri gezmiş

oluyoruz :)

Fatih Sultan Mehmet’in

1466’daki seferi sırasında,

Fatih burada konaklamış ve

buraya “İl-basan”

ismini vermiş.

2 saatlik yolculuğun ardından otogarda

minibüsten indik ve zor bela şehir

merkezini öğrendik. Meğerse minnacık

bir yermiş.

Merkezde kocaman bir meydan var.

Herşey bu meydan da toplanmış. Meydana

ulaşmak için Aqif Pasha Parkından

geçiyorsunuz.

Parkın hemen köşesinde etnoğrafya

müzesi var fakat saat 15:00’ de kapanmış.

Dolayısıyla içini gezemedik.

Elbasan, Arnavutluk’ un 3. büyük şehri.

Böylece 3 büyükleri gezmiş oluyoruz :)

Fatih Sultan Mehmet’in 1466’daki

seferi sırasında, Fatih burada konaklamış

ve buraya “İl-basan” ismini vermiş.

Büyük bir kalenin inşa ettirilmesinin

ardından Osmanlı’nın sancağı haline

gelmiş. Bu dönemde doğal olarak şehir

gelişmiş ve Arnavutluk’ta İslam’ın

merkezlerinden biri haline gelmiş.

Ancak pek çok kilise de inşa edilmiş.

Sonuçta Elbasan’da kozmopolit

bir yapı oluşmuş. 2. Dünya Savaşı

sırasında şehir bayağı tahrip edilmiş,

sonrasında ise komünizmin idealleri

doğrultusunda bir endüstri şehri haline

gelmiş. Şehre girmeden önce bir tepeden

aşağı iniyor minibüs, o sırada,

endüstrileşmenin ve komünizmin

marketing europe & anatolia / 47


Gezi

kalıntıları devasa fabrikalar karşımıza

çıktı. Neredeyse ovayı kaplayan şehrin

kıyısında, kahverengi, paslı, metalik

endüstri tesisleri göğe yükselen

bacalarıyla, masif yapılarıyla Mad-Max

filminin dekorunu andırıyordu.

Kaleyi sorduğumuzda parkın ilerisinde

dediler. Bakındık ama kaleye benzer

bir şey göremedik. Parkın içinden geçtikten

sonra meydana çıktık ve kaleyi

görünce dumur olduk. Kalede bi’ lokma

bir şey çıktı. Tek katlı ev gibi bir kale.

Meydanın bir köşesinde de Bezistanit

Bazilikasının kalınıtılarına rastladık.

Bazilikanın hemen yanında Remax

emlaktan satılık tarihi bir hamam da

bulduk. Minik meydanı gezdikten sonra

sur içlerini de keşfetmek için sur kapısından

içeri daldık. Sur kapısındaki

çeşmeden de su içmeyi ihmal etmedik.

İlk girişte 2 tane şık bar karşılıyor sizi

sonra da betonarme evler. Sanırım

burası Elbasan’ ın en lüks semti.

Sur içindeki sokaklar oldukça eski ve

taşlardan yapılmış. Evler de sokak

da çok şirin. Kale içindeki gezinirken

karşımıza Sultan Camii (Xhamia

Mbretërore) çıktı. Cami 1492 yılında 2.

Beyazıd tarafından yaptırılmış.1967’de

kapatılan cami, 1990’da yeniden

ibadete açılmış. Muhtemelen bu camii

48 / marketing europe & anatolia

Arnavut erkekleri kadınlara

karşı çok kaba, tam

anlamıyla hödükler.

Orada kadınlar ikinci sınıf

insan. Yemek muhteşem

fakat servis rezildi.

de yağmalanmış ve eski halinden eser

kalmamış. Restora edilip kullanılmaya

devam ediliyor.Saat kulesine

ve meydana tekrar bakındıktan

sonra Elbasan tava yemek için

uygun bir mekan aradık.

Kimse ingilizce bilmediği için

mekanı bulmak oldukça zor

oldu. İtalya’ da yaşayıp oralı

olan bir tane abi bize yol gösterdi.

Oranın en meşhur yeri

Real Scampes’ miş.

Mekan, kalenin yuvarlak kulelerinin

içine yapılmış. Kapıdan

girince ortam birden değişti.

Yemyeşil bir bahçe, mis kokulu

bahar çiçekleri. Mekana bayıldık.

Babil’ in Asma Bahçeleri

geldi aklıma.

Bahçeyi mest olmuş bir vaziyette

dolandıktan sonra yemek

yemek için restaurant kısmına oturduk.

Restaurant kısmı da oldukça şıktı.

Arnavutluk’ ta gittiğim en güzel mekan

burasıydı. Elbasan tava yemeğe

gittiğimiz için onu sipariş ettik, yanına

da kırmızı şarap. Tadı gerçekten

muhteşemdi. Yemeğimizi yiyip güneşi

de batırdıktan sonra hesabı isteyip

kalkmak istedik.

Arnavut erkekleri kadınlara karşı çok

kaba, tam anlamıyla hödükler. Orada

kadınlar ikinci sınıf insan. Yemek muhteşem

fakat servis rezildi. Neredeyse

biz gidip kendimiz alacaktık yeni şarap

siparişlerini. Fiyat listesinde sadece

yemeklerin fiyatı yazıyor, içkilerin ki

yok. Bize kadeh şarap için 100 Leke

demişti garson fakat adisyonda 175

yazıyordu. Kasada hesabı öderken

servis yapan çocuk 200 leke dedi.

Sonra iki garson birbirine girdi. Aradaki

farkı cebe indirecekmiş meğerse abi.

Özetle, hesap öderken kontrol etmekte

fayda var. Garsonlara kıl olmuş bir

vaziyette oradan çıkıp minibüse bindik.

Tiran minibüs’ ü doldu ve nihayet kalktık.

Tiran – Elbasan arası 45 km. Yaklaşık

1 saat sürüyor, dur kalk derken.

Biz sıcak minibüse girince şarabın da


Gezi

etkisiyle minibüste uyumuşuz. Minibüs

bir yerde durdu ve herkes indi. Fakat

bir sokak arası olduğu için biz nereye

geldiğimizi anlamadık. Şöföre sorduk o

da ingilizce bilmiyor. Sonra adam birini

aradı telefonu bana verdi. Adam, sorun

ne dedi, ben de biz Tiran’ a gitmek

istiyoruz, adam da, orası Tiran dedi.

Sonra şöföre İskender Bey meydanın

sorarak kahkahalar eşliğinde meydana

yürüdük. Meğerse Blloku’ nun paralinde

bir yerdeymişiz.

Yolda yürürken, Tiran’ a ilk geldiğimiz

gün gözüme kestirdiğim pastanenin

önünden geçtik, bu sefer pas geçmedik,

içeri daldık.Ne kadar pasta varsa

hepsini söyledik. Tiramisu beni hayal

kırıklığına uğrattı. Revaniye benzer

fakat beyaz renkli, üzeri karamelli,

görünütüsü pek afilli olmayan bir pasta

vardı. İşte ona bayıldım. Muhteşemdi.

Tatlımızı yedikten sonra yine Blloku’n

yolunu tuttuk ve bir mekana gidip sohbet

idip bir şeyler içtik.

Ertesi gün Tiran içinde dolaşıp, alış

veriş yapmayı planladık. Sabah kalkıp

güzel bir kahvaltı ettikten sonra şehrin

ara sokaklarını dolaştık. Bunker’ lar

burada yolumuza çıktı. Savaşaı hatırlatan

şeylerin parklarda olması çok itici

geldi bana.Minik bir göletin etrafında

Teleferiğe bindik başladık

dağa doğru yol almaya. Teleferik

gidiş-dönüş fiyatı 800 leke.

Yol epey uzun. Yukarı çıkarken

sağnak yağmur ve sis bastırdı.

Aşağıda görünen

yerler çok güzeldi.

yer alan Grand Park’ ı gezdik. Hava

kapalı olduğu için parkta çok fazla

durmadık. Onu da bitirdikten sonra

yapacak bir şey kalmadı:) Şehir o

kadar minik ki.Baktık saat daha erken

Dajti dağına gidelim dedik. Bindik bir

otobüse, son durakta indik.

O sırada yağmur başladı. Orada bir

beyefendiye oraya nasıl gideceğimizi

sorduk. Eğer yakınsa yürümek istiyoruz

dedik. Abi önce bir tipimize baktı,

sonra da etrafa, dedi ki takip edin beni.

Bizi dağa çıkan teleferiğe kadar götürdü.

İyi ki de öyle yaptı yoksa kaybolurmuşuz.

Teleferiğe bindik başladık dağa doğru

yol almaya. Teleferik gidiş-dönüş fiyatı

800 leke. Yol epey uzun. Yukarı çıkarken

sağnak yağmur ve sis bastırdı.

Aşağıda görünen yerler çok güzeldi.

Kocaman bahçesi olan evler, sebze,

meyve bahçeleri, yemyeşil bir doğa.

Turist olarak gelen için güzel de, orada

yaşayan için gerçekten zor bir hayat.

Sağnak yağmurun altında teleferikten

inip koşa koşa restauranta girdik. Dajti

dağında lüks bir otel bir de restaurant

mevcut. Islanan eşyalarımızı kaloriferin

üzerine serip sis manzarası

eşliğinde yemeğimizi yedik.Son teleferik

18:30’ da hareket edeceği için biz

de yemeğimizi yiyiyp keyif yaptıktan

sonra yine merkeze döndük. O akşam

son akşamımız olduğu için yine Blloku’

a gittik. Zaten gidecek başka da yer

yok:)Çok güzel mekanlar var fakat

içeride sifara içildiği için çok rahatsız

edici. Dumandan gözleri yanıyor

insanın. O sebepten bir kaç mekan

gezmek zorunda kaldık. Saat epey

geç olunca da yağmur altında ıslana

ıslana otele döndük.Ertesi sabah uçağımız

erken saatte olduğu için sabah

erken kalktık. Çantaları alıp otobüs

durağına giderken yine İskender Bey

meydanından geçtik. Farketik ki hiç

tarihi mekan gezmemişiz. Sadece

keyif tatili yapmışız. Hiç olmazsa bir iki

fotoğrafımız olsun diye yağmur altında

hatıra fotoğrafı çekilip havaalanına

doğru yola çıktık.

marketing europe & anatolia / 49


Sinema

Ali Erdem Ekşioğlu

Sinemanın Toplumdaki Etkisi...

(

reklam

arası

sinema)

Sadece izlemenin değil yapmanın yapabilmenin etkisi, seçmenin seçebilmenin. Niye

özgürlüktür sanat insanın kendini ifade etmesi ise. Sadece sanat yapan mı özgürdür.

Sanat etrafına özgürlük dağıtır çünkü her gün aynı duvara bakan insana isteği desene,

istediği renklere bakabilme özgürlüğü verir. Her gün aynı sözleri duyan adamın isteği

kelimeleri okuyabilme, istediği fikirleri dinleme özgürlüğü verir. İstediğimiz dünyaları,

hayallerimizi yansıtır sanat. İnsanın sınırlı hayal gücünü başkalarının yardımıyla

genişletmesidir. Okuyucu anlamadan, boşlukları dolduramadan yazarın yazdıklarının ne

anlamı vardır.

Sinema sanatın bir bütünü gibidir. Resmin görselliği, anlatımın duysallığını,

hikayenin empatisini tek bir eser içinde barındırır. İnsanların başka dünyalar başka

hayatlara girdikleri bir boyuttur. Bizi en çok etkileyen şeyler izlediklerimiz midir, yoksa

yaşadıklarımız mı? Yaşamamız için temiziyle, pisiyle, küfrüyle, tatlı diliyle, açığıyla,

kapalısıyla her şeyi görmeli, duymalıyız gerçek hayattaki gibi aynen. İcra edildiği gibi,

görülmesi istenildiği gibi. Sansürsüz; düz bir şekilde.

Sansür ise sadece sanatçının ifade özgürlüğünü değil insanın istediklerini görme, okuma

özgürlüğüne bir engeldir. Eserleri sansürlemek aynı zaman da görüşü de sansürlemek

anlamına gelir. Yani dansçıyı dövmek değil daha çok izleyenin gözünü kapatmaya

benzer. Aynı okulları kapatmanın öğretmeye değil öğrenmeye bir engel olması gibi.

Haklarımızı yargı adı altında susturmalara yedirtmemeliyiz. Belki sanat karşılık veremez

ama biz verebiliriz.

50 / marketing europe & anatolia


20 yaşında


Kültür - Sanat

Castrol ile Le Mans Heyecanı...

100 yılı aşkınsüredir motor sporlarında dünyanın en iyi

yarış takımları ile beraber çalışıp, sayısız başarılar elde

eden Castrol, Türkiye’de de motor sporları tutkusu ve deneyiminibizzat

son tüketiciye yaşatmak hedefiyle www.

gucludeneyimler.com web sitesi üzerinden yepyeni bir

kampanya serisine imza atıyor. Castrol Türkiye’nin sürekli

olarak güncelleyeceği ve yeni etkinliklerini duyuracağı

www.gucludeneyimler.com web sitesi üzerinden start alan

kampanyanın ilk ayağında, en büyük hayalini paylaşan ve

jüri tarafından seçilecek 2 talihli maceracı, Castrol EDGE

destekli Audi Sport Takımı’yla 14-15 Haziran tarihlerinde

Fransa’dadüzenlenecek 24 saatLe Mans yarışı heyecanına

yerinde ortak olacak. 25 Mayıs gece yarısına kadar

Castrol’ün www.gucludeneyimler.comadresli web sitesi

üzerindenyaratıcı gücünü kullanarak, sınırlarını zorlayan

en büyük hayalini paylaşanlar arasından seçilecek 2 talihli,

aynı zamanda Castrol ve Audi’nin VIP konuğu olarak

test sürüşleri dâhil olmak üzere benzersiz etkinlik ve konaklama

ayrıcalıklarını da yaşama şansına erişecek.

Karmakarışık...

Aksigorta çalışanları

tarafından 2008

yılında kurulan “Ekmek

Arası Tiyatro

Kulübü”, İngiliz Yazar

Ray Cooney’in

“Karmakarışık” adlı

oyunu ile tiyatroseverlerle

buluşmaya

hazırlanıyor.

Bugüne kadar Aziz

Nesin’in “Düdükçülerle

Fırçacıların Savaşı”,

Shakespeare’in “Bir

Yaz Gecesi Rüyası”, Haldun Taner’in “Ay Işığında

Şamata”, Haldun Dormen’in Amphytrion ve Moliere’in

Cimri adlı oyunlarını sergileyen Aksigorta “Ekmek Arası

Tiyatro Kulübü”, “Karmakarışık” adlı oyunu 14 Mayıs

Çarşamba günü Ortaköy Afife Jale Sahnesi’nde saat

20:00’de sergileyecek.

Bir Dostluk Hikâyesi...

Goody kedi - köpek mamalarının,

Tiyatrokare ile birlikte

hazırladığı ve tiyatro

sanatçısı Nedim Saban tarafından

kaleme alınan “Bir

Dostluk Hikâyesi” adlı oyun,

hayvan sevgisine duyarlı ve

eğlenceli yaklaşımı ile şimdiye

kadar 40’a yakın eğitim

kurumunda ve sayısız kültür

merkezinde sahnelendi.

“Bir Dostluk Hikâyesi”, Goody’nin iş ortağı Hepsiburada.com’un

misafir edeceği çocuklar için 10 Mayıs 2014

tarihinde saat 14.00’de Profilo Kültür Merkezi’nde sahnelenecek.

Goody Çocuk Tiyatrosu’nun “Bir Dostluk Hikâyesi” adlı

müzikli çocuk oyunu ile ilgili tüm detaylara www.facebook.com/Goodymama’dan;

Goody markalı ürünler ve

markanın sahibi Türkiye’nin ilk yerli kuru mama üreticisi

Tropikal Pet hakkındaki bilgiye ise www.goody.com.tr ve

www.tropikalpet.com.tr adreslerinden ulaşılabilirsiniz.

52 / marketing europe & anatolia


Kültür - Sanat

Diktatörlüğün Psikolojisi...

İranlı Profesör Fathali M. Moghaddam’ın geçen sene Mayıs

Ayı’nda Sn. Emine Erdoğan’a armağan ettiği kitap,

Türkçe’ye çevrilerek raflardaki yerini aldı. 10 günde üçbinin

üzerinde bir satışla, demokrasi ve psikoloji dengesini

merak edenlere ışık tuttu.

Kitapta, diktatörlüğün psikolojik analizi yapılırken; halkların

diktatörlükten nasıl korunabileceklerine ve nasıl kurtulabileceklerine

dair paha biçilmez öneriler de bulunuyor.

Dünyadaki farklı diktatörlük örneklerini, psikolojik yaklaşımlarla

sebep sonuç ilişkisine dayanarak ele alan Diktatörlüğün

Psikolojisi; tarih, siyaset bilimi, psikoloji ve yaşanmış

hikayeleri merak edenlere kolay ve anlaşılır bir dil ile

roman tadında aktarıyor.

Türkiye’de 3P Yayıncılık tarafından yayımlanan “Diktatörlüğün

Psikolojisi”liderlik ve sosyal psikolojinin de incelendiği;

okul, iş yaşamı ve günlük hayatta karşılaştığımız

küçük büyük diktatörleri tanıma, anlama ve çözümlemeye

dair ipuçlarını da içeriyor.

Kokosnuss Türkiye’de...

Sevimli, arkadaş canlısı, barışçı, sağlıklı beslenen ve çevreci

yavru ateş ejderhası Kokosnuss’un maceraları 12

kitap halinde Türkçe ’ye çevrildi. Çocukları her seferinde

bambaşka ortamlara götürüp, farklı karakterlerle tanıştıran

Kokosnuss, bir kitapta korsanlarla karşılaşırken, bir başka

kitapta şövalyelerin esrarengiz dünyasına adım atıyor.

Mumyalardan cadılara, vampirlerden Vikinglere dek farklı

karakterlerle bir araya gelen Kokosnuss bir macerasında

elinde define haritasıyla balta girmemiş gizemli ormanlarda

hazine sandığını arıyor, bir başka macerasında

Okyanus’a açılıyor, bir diğerindeyse Atlantis’i keşfediyor.

Nefis çevirisi ve kaliteli baskısıyla abm Yayınevi tarafından

çıkarılan seri şimdiden çocukların en favori kitaplarından

biri olmayı başardı. Alman yazar ve çizer IngoSiegner tarafından

ilk macerası 2002 yılında Almanya’da yayınlanan

Kokosnuss, bugüne dek Avrupa’nın hemen hemen her

ülkesinde yayınlandı, onlarca farklı dile çevrildi ve büyük

bir beğeniyle okundu. Film çalışmaları devam eden Kokosnuss

bugün Avrupa’nın en tanınan ve sevilen çocuk

karakterleri arasında yer alıyor.

marketing europe & anatolia / 53

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!