26.03.2017 Views

marketing europe & anatolia Sayı: 034

marketing europe & anatolia, ekonomi, medya, reklam, iletişim ve pazar alanında aylık olarak yayınlanan bir e-dergidir. marketing europe & anatolia’da reklamcı Nurgül Eryıldır Günay'ın kelebek etkisi yaratan ve Yönetmen Abdullah Ekşioğlu'nun adresini bilen yazılarını okuyabilir, ilgi çekici röportajları, haberleri, reklam kampanyaları künyelerini, kültür – sanat ya da gezi gibi sayfaları da bulabilirsiniz. marketing europe & anatolia Ekşioğlu Medya Grup tarafından yayınlanmaktadır.

marketing europe & anatolia, ekonomi, medya, reklam, iletişim ve pazar alanında aylık olarak yayınlanan bir e-dergidir. marketing europe & anatolia’da reklamcı Nurgül Eryıldır Günay'ın kelebek etkisi yaratan ve Yönetmen Abdullah Ekşioğlu'nun adresini bilen yazılarını okuyabilir, ilgi çekici röportajları, haberleri, reklam kampanyaları künyelerini, kültür – sanat ya da gezi gibi sayfaları da bulabilirsiniz. marketing europe & anatolia Ekşioğlu Medya Grup tarafından yayınlanmaktadır.

SHOW MORE
SHOW LESS

Create successful ePaper yourself

Turn your PDF publications into a flip-book with our unique Google optimized e-Paper software.

marketing europe & anatolia

Tarih: Ekim 2014 Sayı: 34

retorik

Siz de

bir mum yakın...

kelebeğin

fırtınası

Sütçünün itibarı

iade edilsin...

Türkiye’nin

Yeni Logosu


İçindekiler

marketing

europe & anatolia

Sayı: 34 Tarih: Ekim 2014

İmtiyaz Sahibi

Eksantrik Film Prodüksiyon Reklam ve

Yayıncılık Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti.

e-mail: eksantrik@eksantrik.com

P.K.: 112 34725 Kızıltoprak - İstanbul - Tr.

Genel Yayın Yönetmeni ve

Sorumlu Yazı İşler Müdürü

Elvin Ekşioğlu

e-mail: elvin@eksantrik.com

P.K.: 112 34725 Kızıltoprak - İstanbul - Tr.

Haber ve Fotoğraflar

Agency Europe & Anatolia

Katkıda Bulunanlar

Nurgül Eryıldır Günay

Ali Erdem Ekşioğlu

Seval Duban

Ekim Sölemez

Danışman

Abdullah Ekşioğlu

Kısa Kısa 04 - 07

Yeni Ürünler 10 - 11

Medya Dünyası 12 - 15

Röportaj 17 - 20

kelebeğin fırtanası 23

Reklam Dünyası 28 - 29

İlan Rezervasyon

Ayşe Yılmaz

Yayın Türü

Süreli Yayın

Yönetim Yeri

Agency Europe & Anatolia

Feneryolu Mh. Fahri Açan Cad.

Deniz Ap. No: 21 /15

Kadıköy - İstanbul - Tr.

Tel: +90 555 233 24 41

e-mail: meadergi@gmail.com

marketing europe & anatolia

Agency Europe & Anatolia tarafından

Süreli yayınlanan bir e-dergidir.

Bu yayının tüm hakları Eksantrik Film

Prodüksiyon Reklam ve Yayıncılık Hizmetleri

San. ve Tic. Ltd. Şti. aittir. Tamamı ya

da bir bölümü yayıncısının izni olmaksızın

çoğaltılamaz ve yayınlanamaz.

Tüm ilanların sorumluluğu firmalara, makalelerdeki

görüşler ve hukuki

sorumluluk yazarlara aittir.

Röportaj 30 - 35

retorik 37

Kampanyalar 39 - 49

Gezi 50 - 55

Game On 56 - 59

Bu derginin yayınlanma sürecinde

hiçbir ağaç zarar görmemiştir.

mobil: http://m-mea.eksantrik.com

http://www.facebook.com/meadergi

Bir Ekşioğlu Medya Grup kuruluşudur.

Kültür Sanat 60 - 61

marketing europe & anatolia / 1


Köşe

Elvin Ekşioğlu / elvin@eksantrik.com

( editörden

)

Kim çıplak...

Aslında bu ay size “Kral Çıplak” öyküsünü yazıp bu köşeyi kapatacaktım. Sonra

baktım ki çıplak olan sadece kral değil, tüm teba soyunmuş kralla birlikte olmuş,

çıplak olmayanları parmaklarıyla gösterip kahkahalar atarak eleştirmeye çalışıyorlar.

Artık kral çıplak demek yeterli olmaktan çıkmış, tüm ahali çıplak, ancak mahcup bir

fısıldamayla “haddim olmayarak ben giyinik kalmak istiyorum” diyebildim. Sonra kısık

bir ses daha duydum. “ben de”, sonra bir ses daha “ben de” birden bu kısık sesler bir

uğultuya dönüştü. “ben de, ben de, ben de” uğultu büyüdükçe fısıltılar haykırışlara

dönüştü. artık kimsenin ne dediği tek tek seçilemiyor ama toplulukta büyük bir ses

yükseliyordu “ben de, ben de” Anladım ki yalnız değilim. Benim gibi giyinik kalmak

isteyen başkaları da var. O halde artık korkmadan söyleyebilirim. “Bu kral da çıplak,

avanesi de çıplak.”

Siz de korkmayın giyinik kalmak istiyorsanız haykırın “Çıplaksınız önce kendinize

bakın sonra kahkaha atın” diye.

marketing europe & anatolia / 3


Kısa Kısa

Uçan Arabanın Mucidi Pazarlama Zirvesi’nde...

MCT Danışmanlık’ın

her yıl geleneksel

olarak düzenlediği

“Pazarlama Zirvesi”,

bu yıl dünyaca

ünlü konukları ile

katılımcıları geleceği

yaratmaya davet ediyor.

Bu yıl “Change

The Game” konseptiyle

15’inci kez

düzenlenecek olan Pazarlama Zirvesi, dünyanın en iyi

düşünürlerini ve girişimcilerini İstanbul’da Lütfi Kırdar

Kongre ve Sergi Sarayı’nda bir araya getiriyor. Zirvenin

sürprizleri arasında uçan arabanın mucidi Slovakyalı

mühendis Stefan Klein gibi isimler yer alıyor.

Her yıl pazarlama sektöründe binlerce profesyoneli bir araya

getiren Pazarlama Zirvesi, bu yıl tüm kuralları yıkmaya

ve kökünden değiştirmeye hazırlanıyor. 3-4 Aralık 2014

tarihlerinde İstanbul’da 15’incisi düzenlenecek olan Pazarlama

Zirvesi’nin bu yılki teması “Change The Game”.

Bu tema aynı zamanda bu yılki Konferans Başkanı Peter

Fisk’in yakında raflarda yerini alacak olan “Gamechanger”

adlı kitabına ilham veren ve oyunu değiştirmek için gerekli

10 fikri kapsıyor.

Pazarlama Zirvesi’nin bu yılki en önemli sürprizlerinden biri

de zirvede bu yıl ilk kez Türk inovasyon fikirlerinin en iyileri

seçilecek olması. Zirvenin ikinci gününde yapılacak olan

“Game Changers Turkey Ödül Töreni” ile yerel düzeyde

fark yaratan ve kazanan işletme ve markalar, katılımcılarla

buluşacak.

“GREAT Startup” yarışmasının süresi uzatıldı...

‘GREAT’ kampanyası kapsamında Türkiye’nin genç

teknoloji girişimcilerine ulaşmayı hedefleyen ‘GREAT

Startup’ yarışmasına gelen yoğun başvurular ve bu

yöndeki talepler üzerine başvuru tarihi 15 gün uzatıldı.

Yarışmanın son başvuru tarihi 15 Ekim olarak belirlendi.

Şimdiye kadar gerçekleşen başvurular Türk ekonomisine

katkı sağlama potansiyeline sahip projeler olarak

öne çıkarken, 5 kategoride yapılacak yarışmada birinci

olan şirketler,Birleşik Krallık’a seyahat hakkı kazanacak

ve Birleşik Krallık’ta iş kurmak için danışmanlık hizmeti

alacaklar.

Birleşik Krallık ile Türkiye arasındaki ticaret ve yatırımı

desteklemek amacıyla Birleşik Krallık Ticaret ve Yatırım

Ajansı (UKTI) tarafından yürütülen GREAT kampanyası

kapsamında,Türkiye’deki genç teknoloji şirketlerine yönelik

düzenlenen‘GREAT Startup’ yarışmasınaçok sayıda

başvuru yapıldı. Gelen yoğun başvurular ve belirlenen

sürenin uzatılmasına yönelik talepler üzerine 30 Eylül

olan son başvuru tarihi 15 gün uzatılarak 15 Ekim olarak

belirlendi.‘GREAT Startup’ yarışmasına yapılan başvurular

arasında Türk ekonomisine katkı sağlayacak nitelikte çok

sayıda proje yer alıyor.

‘GREAT Startup’ yarışmasına Türkiye’de yaşayan, en az

bir yıl önce kurulmuş şirketinde ana hissedarlardan biri

olan, 40 yaşını geçmemiş bütün girişimciler başvurabiliyor.

‘Kadın Teknoloji Girişimcisi’, ‘Üniversiteli Genç Girişimci’,

‘Anadolu’dan Teknoloji Girişimcisi’, ‘Sosyal Teknoloji

Girişimcisi’ ve ‘Jüri Özel Ödülü’ olmak üzere 5 farklı kategoride

ödül dağıtılacak .

4 / marketing europe & anatolia


Kısa Kısa

Coca-Cola Türkiye’de 50. Yaşını Kutluyor ...

Coca-Cola’nın Türkiye’deki

yolculuğu,

1964’te “Dünyaca

Meşhur Coca-Cola

Şimdi de Memleketimizde”

sloganı ile başladı.

19 araçlık “Coca-Cola

Kervanı”nın

bando ve alkışlar eşliğinde

tüm İstanbul’u

dolaşmasının üzerinden tam yarım asır geçti. Türkiye’yi bölgesel

ve stratejik bir yönetim üssü olarak konumlayan Coca-

Cola’nın dünyadaki beş büyük yönetim merkezinden biri olan

Avrasya ve Afrika Grubu, İstanbul’daki genel merkezinden

yaklaşık 2 milyarlık bir nüfusu kapsayan 84 ülkeyi yönetir hale

geldi. Bu yıl Türkiye’deki 50. yaşını kutlayan Coca-ColaSistemi,

Türkiye’de Çorlu, Ankara, İzmir, Bursa, Mersin, Elazığ,

Sapanca, Köyceğiz ve Hazar olmak üzere toplam dokuz fabrikada

üretim gerçekleştirirken,portföyünde 8 farklı kategoride,

16 farklı marka yer alıyor.

McKinsey firmasına 50. yılına özel bir araştırma yaptırdı. Araştırmaya

göre, Coca-Cola Türkiye ve şişeleyici ortağı Coca-Co-

la İçecek’ten oluşan Coca-Cola Türkiye Sistemi’nin yarattığı her

1 TL, ülke ekonomisine 6.8 TL olarak yansıyor.

Araştırmaya göre, Coca-Cola Türkiye Sistemi, ülkedeki ana operasyonları,

tedarikçileri ve müşterileri aracılığıyla, doğrudan ve

dolaylı olarak 118 bin kişilik istihdam etkisi yaratıyor.

Coca-Cola Türkiye Sistemi, tarım sektöründe 685 milyon TL katma

değer yaratarak 145 bin çiftçi için gelir oluştururken; perakende

sektöründe ise, 2,5 milyar TL katma değer yaratarak, sektöre

katkı yapmaya devam ediyor.

Araştırmayla Türkiye’deki 50’inci yılında yarattığı ekonomik etkiyi

ölçümleyen Coca-Cola, bugüne kadar Türkiye’ye sosyal ve

çevresel olarak da önemli katkılar sağladı. Coca-Cola Türkiye

Sistemi, Coca-Cola Hayata Artı Vakfı aracılığıyla 2008-2013 yılları

arasında çevre, fiziksel aktivite ve diğer toplumsal projelerle

ilgili, 58 projeyle, 1,2 milyon insana ulaşarak, toplam 20 milyon

TL’lik yatırım gerçekleştirmiş bulunuyor. Devam eden “Çık Dışarıya

Oynayalım” ve “3.2.1 Başla!”projeleriyle çocukları ve gençleri

daha aktif bir yaşama yönlendirmeyi hedefleyen Coca-Cola

Türkiye Sistemi, Konya havzasında gerçekleştirdiği “Geleceğin

Tarımı Projesi” ile de hem toprağın ve suyun korunmasını hem

de çiftçilerin iklim değişikliğine uyumunu sağlamayı amaçlıyor.

17. Rafineri ve Petrokimya Konferansı...

STAR Rafinerisi projesi ile Türkiye’nin özel sektör eliyle

yapılan ilk rafineri yatırımına ev sahipliği yapan İzmir,

rafineri ve petrokimya sektörlerinin dünya devlerini ağırlamaya

hazırlanıyor.

SOCAR Türkiye’nin ana sponsoru olduğu 17. Orta ve

Doğu Avrupa Rafineri ve Petrokimya Konferansı 14-16

Ekim tarihleri arasında Hilton Oteli’nde gerçekleştirilecek.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın

açılış konuşmasını yapacağı konferans hakkında bilgi

veren SOCAR Türkiye Başkanı (CEO) ve Petkim Yönetim

Kurulu Üyesi Kenan Yavuz, 10 yıl önce rafineripetrokimya

entegrasyonun taşıdığı önemi Türkiye’de

anlatmaya başladıklarını söyledi. Dünyada gelişmiş

ülkelerin ortak özelliklerinin, bu entegrasyonu başarıyla

hayata geçirmeleri olduğunu kaydeden Yavuz, “Petkim

Yarımadası’nda inşası süren STAR Rafinerisi projemiz,

bu entegrasyonun dünyadaki özgün örneklerinden biri

olacak. Yatırımlarımızla Avrupa’daki en önemli üretim üslerinden

birini oluşturmak istiyoruz. İzmit-Yarımca’da ve

İzmir-Aliağa’da 1970’li yıllarda devlet tarafından başarıyla

gerçekleştirilen entegrasyon zinciri, bugün yeni halkalar

eklenerek özel sektör mantığı ile yeniden hayat bulacak.

5.6 Milyar Dolar yatırım bedeli ile ülkemizin özel sektör

eliyle yapılan ilk rafinerisi olma özelliğini taşıyan yatırımla

İzmir’e böylesine önemli bir konferans getirdiğimiz için

mutluyuz. Bu konferansla dünyada ilgili sektörlerin dikkatini

İzmir’e çekmeyi hedefliyoruz. SOCAR Türkiye olarak

bizler de misafirlerimizi Petkim Yarımadası’nı gezdirerek

yatırımlarımızı tanıtma imkanı bulacağız.” dedi.

marketing europe & anatolia / 5


Kısa Kısa

Yudum Dijital Reklam

Ajansı Lowe İstanbul Oldu…

Yudum Gıda, sosyal medya ve dijital reklam ajansını seçti.

Lowe İstanbul Dijital, Yudum Gıda’nın Dijital Reklam Ajansı

oldu. Lowe İstanbul Dijital bundan böyle Yudum Gıda’ya dijital

pazarlama iletişimi kapsamında stratejik danışmanlık sunacak

ve sosyal medya yönetiminden de sorumlu olacak.

Lowe İstanbul Dijital, markalar en doğru strateji, en yaratıcı

ve en eğlenceli haliyle dijital dünyada var olmasını sağlamak

amacıyla 5 sene önce hayata geçti.

Bu sürede onlarca markaya microsite, advergame, dijital

projeler, sosyal medya stratejileri ve mobil uygulama gibi farklı

çözümler sunarak hayata geçmesini sağladı.Lowe Istanbul’un

tüm yaratıcı gücünü de arkasına alan dijital ekip, butik ajans

titizliği ve dev kadro verimliliğiyle çalışmaktadır.

Avansas.com,

Contactplus tercih etti...

Avansas.com’un

iletişim

danışmanı, sektörde 10.

yılını kutlayan Contactplus

İletişim Hizmetleri oldu. KO-

Bİ’lerden büyük şirketlere ve

bireysel müşterilerden kamu

kuruluşlarına kadar tüm ofislerin

her türlü ihtiyacını karşılayan

Türkiye’nin ilk online

ofis marketi Avansas.com, Contactplus ile birlikte yürüteceği

çalışmalarla müşteri ağını daha da genişleterek, ofislerin zamandan

ve paradan tasarruf etmelerini sağlamayı amaçlıyor.

Contactplus, geliştireceği projelerle Avansas.com’un uzun

vadeli bir iletişim süreci oluşturmasına katkıda bulunacak.

Contactplus İletişim Hizmetleri, turizm markalarından sanayi

sektörüne, hazır giyim firmalarından bilişim ve teknoloji şirketlerine

farklı alanlarda 50’yi aşkın müşterisinin 70’in üzerinde

markasına halkla ilişkiler alanında hizmet sunuyor. Contactplus,

müşterilerine medya iletişimi, kurum içi iletişim, etkinlik

ve proje yönetimi, sosyal sorumluluk projeleri geliştirilmesi gibi

alanlarda bütünsel bir yaklaşımla hizmet veriyor.

Sony Eurasia’da

görev değişikliği...

Sony PlayStation Grup

Ürün Müdürü olarak

atanan Mustafa Yiğit,

yeni görevi kapsamında

PlayStation’ın Türkiye’deki

tüm operasyonlarının yönetiminini

üstlenecek.

Sony Eurasia’da 2011

yılından bu yana PlayStation

Ürün Müdürüolarak

çalışan Mustafa Yiğit,

PlayStation Grup Ürün Müdürlüğü görevine getirildi.

Yeni görevi kapsamında PlayStation’ın Türkiye’deki tüm

operasyonlarının yönetiminini üstlenecek olan Yiğit, Koç

Üniversitesi İşletme Bölümü’nden tam burslu olarak

2005 yılında mezun oldu.Sony’ye katılmadan önce ETİ

ile Nestlé Türkiye’de pazarlama ve satış departmanlarında

çeşitli yönetici pozisyonlarında görev aldı. Evli ve

bir çocuk babası olan 1982 doğumlu Yiğit, iyi derecede

İngilizce konuşuyor.

3M Türkiye’de

yapısal değişiklik...

Çorlu Super Hub yatırımını

bu yıl hayata geçirmeye

hazırlanan 3M Türkiye’de,

2011’den bu yana Üretim Direktörü

olarak görev yapan

Tamer Güneş, Tedarik Zinciri

Direktörlüğü pozisyonuna

atandı. Güneş, 3M Türkiye’nin

Tedarik Zinciri Direktörlüğü

görevi ile Türkiye’deki tüm üretim,

satınalma, paketleme, lojistik, depolama ve fiziksel

dağıtım operasyonlarını bir araya getiren Türkiye Tedarik

Zinciri organizasyonunuyönetecek. 3M Türkiye, Super

Hub olarak adlandırılan yeni üretim tesisini Çorlu’da

kuruyor. Temelleri 2012 yılında atılan, 3M Türkiye’nin,

yüksek kapasiteli üretim yaparak ve hem lokal, hem de

uluslararası ihtiyaçlara cevap verebilecek olan Super

Hub Çorlu tesisi, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgesini

kapsayan geniş bir coğrafyadaki üçüncü Super Hub tesisi

olacak.

6 / marketing europe & anatolia


Kısa Kısa

Global Functional Excellence Award Türk Henkel’e...

Global Functional

Excellence Award

2014’e kurumsal

iletişim kategorisinde

bu yıl Türkiye

layık görüldü.

Henkel’in global

olarak şirket içinde

verdiği en prestijli

ödüllerden biri olan

Global Functional

Excellence Award

2014, “Henkel’in

Türkiye’deki 50.

Yıldönümü” çalışmaları

dolayısıyla “Kurumsal İletişim” kategorisinde bu yıl

Türkiye’ye verildi.

Henkel’in Türkiye’deki 50. Yıldönümü çalışmaları için Kurumsal

İletişim departmanı ile birlikte şirketin farklı iş birimleri ve

fonksiyonlarından çalışanların yer aldığı bir proje ekibi oluşturuldu.

Tüm bu çalışmaların sonunda Türk Henkel, “Kurumsal

İletişim” kategorisinde Global Functional Excellence Award

2014’ü almaya hak kazandı.

Türk Henkel Kurumsal İletişim Müdürü Hande Ardane, ödülden

duyduğu mutluluğu ifade ederken “Henkel’in başarısı için 50. yıl

ekibi olarak tutkuyla çalıştık. Global platformda da farkedilen çalışmalarımızın

ödülünü de bizi çok mutlu eden Global Functional

Excellence Award ile aldık. Bu özel ödül Türkiye’ye ilk kez geliyor,

bu da gururumuzu bir kat daha artırıyor.” dedi.

Henkel’in başarısını devam ettirebilmesi için stratejisinin mükemmel

bir şekilde hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor. Aynı şekilde

tutku, kendini işine adayan ekipler ve yüksek motivasyon

da öyle. Global Functional Excellence Award da Henkel’in şirket

içinde kurumsal fonksiyonlardaki mükemmel çalışmalarını onurlandırmak

amacıyla Finansman, Satın Alma, İnsan Kaynakları,

Kurumsal İletişim, Hukuk ve Bilgi İşlem olmak üzere her kurumsal

fonksiyon dalında tüm dünyada sadece bir adet veriliyor.

Ödülün değerlendirme kriterleri arasında; projenin Henkel için

yarattığı değer, zorlukların üstesinden gelme, inovasyon ve yaratıcılık,

strateji ve planlama, proje sonuçları, bütçe, zaman ve

diğer ülkelere aktarılabilirlik yer alıyor. Seçim sürecinde öncelikle

her kurumsal fonksiyonun finale kalan üç projesi ilgili fonksiyonun

yürütme kurullarında seçiliyor. Son karar ise ise farklı fonksiyonlardan

oluşan birimler arası global bir komite tarafından alınıyor.

Turizmde reklam harcamaları 37 milyon lirayı aştı...

Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği’nin (TUYED)

Medya Takip Merkezi (MTM) verilerinden derlediği bilgilere

göre, bu yılın ağustos ayında turizm sektörünün

ilanları 37 milyon 668 bin liralık reklam değerine ulaştı.

MTM verileri, ağustos ayında yazılı basında en fazla

ilanı çıkan oteller, seyahat acentesi ve otobüs şirketlerinden

derledi. Bu noktada her alanın ilk 10 firmasının

ilanları dikkate alındı. İncelenen firmalar ise şöyle sıralanıyor:

Ramada Plaza İzmit, Rixos Hotel, Sheraton Hotel,

Golden Beach, Merit Royal Hotel, Voyage Hotels, WOW

İstanbul, Holiday Inn Istanbul Airport, Akgün Hotel ,

Crystal Hotel, Anı Tur, Metro Turizm, Etstur, Jolly Tours,

Lady Travel, Setur, Kamil Koç, Coral Travel, Pronto Tour

ve Kappa Tur.

TUYED Başkanı Kerem Köfteoğlu, bundan sonra turizm

reklam harcamalarını aylık olarak açıklayacaklarını belirterek

“Veriler incelendiğinde, 2014’ün ağustos ayında

yazılı basında en fazla ilanları çıkan ve toplam alanı 60

bin 872 sütun/cm kapsayan 10 otelin reklam adedinin

603’e ulaştığı görülüyor” dedi.

İlk 10 otel içinde, yerel basını da kullanarak 166 adet

ilan veren Ramada Plaza İzmit adet bazında birinci sırada

yer aldı. Ramada’nın ilanlarının reklam değeri 53 bin

54 lira olarak hesaplanırken, ilk 10 otel içinde ilanlarının

reklam değeri 2 milyon 43 bin 995 lirayı bulan Sheraton

Hotel bu alanda ilk sırayı aldı. Sheraton’u ilanlarının reklam

değeri 1 milyon 755 bin 855 lirayı bulan Rixos Hotel

ikinci, ilanlarının reklam değeri 1 milyon 168 bin 244 liraya

ulaşan Voyage Hotel üçüncü sırada izliyor.

marketing europe & anatolia / 7


Yeni Ürünler

Sony CP-V10 Taşınabilir Şarj Cihazı...

ve (yanlışlıkla açılma durumundaki) şarj kayıplarını önlemek

için bir Açma/Kapama düğmesine sahip. Sony’nin Hibrit

Jel Teknolojisi’ni kullanan CP-V10’‘un, 1.000 defa şarj

sonrasında bile batarya kalitesinin yüzde 90’nını korumasını

sağlayan lityum-iyon pili, bilgisayarların USB yuvası veya bir

AC adaptörü ile şarj edilebiliyor .

Siyah ve beyaz renklerde sunulan Sony’nin yeni CP-V10

Taşınabilir Şarj Cihazı, 15 Ekim 2014’ten itibaren Türkiye’de

satışa çıkacak.

Sony’nin sunduğu yeni CP-V10 Taşınabilir Şarj Cihazı,

10,000mAh’lik muazzam şarj kapasitesi ile akıllı telefon, tablet,

kompakt dijital kamera ve diğer taşınabilir cihazlarınızı

dört defaya kadar şarj edebilme özelliği sunuyor. Bu sayede,

önceki gece cihazlarınızı şarj etmemiş olsanız dahi, yeni

bir güne başlarken gönül rahatlığıyla evden çıkabilmenizi

sağlıyor.

Yaklaşık 245 gram ağırlığında olan CP-V10 Taşınabilir

Şarj Cihazı, hafif bir plastik gövdeye, ne kadar enerjiniz

kaldığını görmenize imkân veren dört LED pil göstergesine

Basis, Peak’i tanıttı...

Giyilebilir Teknoloji lideri Basis, spor ve uyku takip cihazı

Peak’i tanıttı.

Intel tarafından satın alınmasından sonra tanıtılan ilk cihaz

olan yeni nesil Basis Peak, benzersiz dokunmatik ekranlı

yapısıyla kalp atış hızını görüntülemede isabet oranını artırıyor.

Spor, uyku ve sağlık uygulamaları için tasarlanan giyilebilir

cihaz teknolojileri alanında lider olan ve geçtiğimiz aylarda

Intel tarafından satın alınan Basis (www.mybasis.com),

yeni nesil sağlık ve uyku takip cihazı Basis Peak’i duyurdu.

Yeni parlak dokunmatik ekran tasarımı ve geliştirilmiş

sensör teknolojisiyle Peak, herhangi bir sırt bağına ihtiyaç

duymadan, egzersizler de dahil olmak üzere 7/24 kalp ritmi

görüntüleme imkanı sunuyor. Peak ile Basis, kendine özgü

otomatik aktivite takibi, gelişmiş uyku analizi ve gerçek davranış

değişimlerine göre tasarlanmış kullanıcı deneyimini bir

araya getirerek kendi kategorisindeki en kapsamlı spor ve

uyku fotoğrafını çekiyor.

Peak, iOS ve Android cihazlardan gelen arama ve yazışmalar

gibi akıllı telefon bildirimlerini de gösterebilecek.

10 / marketing europe & anatolia


Yeni Ürünler

Galaxy K zoom’dan Sanal Tur...

Samsung’un 10x optik zoom lens akıllı telefonu bir araya getiren

yeni nesil ürünlerinden Galaxy K zoom’un “Sanal Tur”

özelliğiyle bulunduğunuz ortamı saniyeler içinde 360 derecelik

açıyla tarayıp paylaşabilirsiniz.

Samsung Electronics’in bugüne kadar sunulan en gelişmiş

kamera özellikleriyle kullanıcılarla buluşturduğu, benzersiz

bir akıllı telefon olan Galaxy K zoom, sıradışı ve akıllı özellikleriyle

ilgi çekiyor.

Ürünün çekim modları içinde yer alan “Sanal Tur” özelliği,

bulunduğunuz mekânı, hiçbir detayı kaçırmadan hızlı bir

şekilde 360 derecelik açıyla taramanıza, görüntülemenize

ve anında paylaşmanıza olanak sağlıyor. İçinde bulunduğunuz

ortamı, tüm açılardan görüntüleyebileceğiniz “Sanal

Tur” özelliğiyle, bir alanın tamamını görüntülemek için arka

arkaya birkaç farklı kare çekip ayrı ayrı paylaştığınız günler

geride kalıyor.

Samsung Galaxy K zoom’un “Sanal Tur” özelliğini kullanmak

aynı zamanda son derece kolay. Kamera içinden bu

modu seçtiğinizde, makine size deklanşöre ne zaman basacağınızı

hem yönlendirme oklarıyla hem de zamanlama

Mini Drone...

seçeneğiyle işaret ediyor. Size kalansa, sadece açınızı değiştirmeden

olduğunuz yerde ya da ileriye-geriye doğru hareket

ederek, dilediğiniz kareleri yakalamak. Çekimi tamamladığınızda

Galaxy K zoom’un “Sanal Tur” modu, çektiğiniz

kareleri sizin için en doğru biçimde birleştiriyor.

CES 2014’te “Dijital Trendler” finalisti olan Rolling Spider ve

Jumping Sumo, bulundukları her ortama eğlenceyi getiriyor.

Cep telefonu ve tablet gibi mobil cihazlarla kumanda edilebilen,

ve dünyanın ilk dört pervaneli Wi-Fi helikopteri

olan AR.Drone’un yaratıcısı Parrot tarafından üretilen Mini

Drone’lar, iOS ve Android, Kasım 2014 itibariyle Windows

8.1 işletim sistemine sahip akıllı cep telefonları ve tabletlerle

kontrol edilebiliyor.

Parrot, oyun severlerin merakla beklediği ödüllü ‘Mini

Drone’ları, Rolling Spider ve Jumping Sumo’yu piyasaya

sunuyor. Mobicom tarafından Türkiye’ye getirilen Mini

Drone’lar teknoloji tutkunlarıyla buluşuyor.

Hem teknoloji tutkunlarının hem de oyun severlerin merakla

beklediği Parrot’ın uçan robotları ‘Rolling Spider’ ve zıplayan

robot ‘Jumping Sumo’ Mobicom tarafından Türkiye’ye getiriliyor.

CES 2014’de En Yenilikçi Ürün, Mashable tarafından

“En İyi Teknoloji”, The Verge tarafından “En İyi Drone”, Popular

Mechanics tarafından “Editörün Seçimi” ödüllerini alan ve

marketing europe & anatolia / 11


Medya Dünyası

Görev değişiklikleri...

Yazılı Basında Görev Değişiklikleri

• Yeni Şafak Gazetesi’nden ayrılarak Yeni Akit Gazetesi

Ekonomi Servisi’nde görev almaya başlayan Ekonomi

Gazetecileri Derneği üyesi Cevat Kışlalı, otomotiv editörlüğü

yapacak ve sektörel eklerde görev alacak.

• Ekonomi Gazetecileri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi

Hasan Arslan, Anadolu Ajansı Finans Haberleri Müdür

Yardımcısı olarak atandı.

• 18 yıldır gazete ve dergilerin reklam departmanlarında,

reklam müdürlüğünden direktörlüğe ve genel müdürlüğe

kadar birçok pozisyonda çalışan deneyimli isim Aylin

Orhan, Hürriyet’e Reklam Grup Müdürü olarak atandı

• Hürriyet Ekonomi Servisi’nin deneyimli isimlerinden

Demet Cengiz’in yayın ile yolları ayrıldı.

• TürkMedya Dergi Grubu’nda bulunan futbol dergisi

FourFourTwo genel yayın yönetmeni Mustafa Sapmaz

görevinden ayrıldı.

• Geçtiğimiz hafta Hürriyet Gazetesi’nden ayrılan ekonominin

deneyimli ismi Demet Cengiz, bundan böyle

Sözcü’de haftalık söyleşiler yapacak ve iş dünyasından

kulisleri yazacak.

• Milat’ın Ankara Temsilciliği’ni yürüten Seyfi Uzunkök’ün

yerine gazetede köşe yazarlığı yapan Bayram Zilan

atandı.

• Tuğrul Eryılmaz Radikal’den ayrıldıktan sonra Radikal

2’yi tek başına yapan Nazan Özcan, Yurt Gazetesi

ile anlaştı. Özcan, Yurt’ta “Serbest Kürsü” isimli yorum

sayfalarının editörlüğünü yapacak ve Radikal 2 tadında

haftalık fikir dergisi çıkaracak.

• Bugün Gazetesi yazarı Gülay Göktürk, gazeteye veda

ettiğini duyurdu. Göktürk, yeni adresi olan Akşam Gazetesi’ndeki

ilk yazısıyla 13 Eylül Cumartesi günü okuyucusuyla

buluştu.

• Habertürk’ün Ekonomi Yazarı Yavuz Semerci yayındaki

görevinden ayrıldı.

- Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim

Yıldız, gazete ile yollarını ayırdı.

• Orhan Can, spor yazarı olarak Cumhuriyet Gazetesi’nin

yazar kadrosu arasına katıldı.

• İbrahim Yıldız’ın ayrılması ile boşalan Cumhuriyet Gazetesi

Genel Yayın Yönetmenliği görevine Utku Çakırözer

getirildi.

• Sabah Gazetesi’nde uzun yıllar Diploması Muhabirliği

yapan ve Temmuz ayında Enerji Piyasası Düzenleme

Kurumu’nda (EPDK) Basın Danışmanlığı görevine atanan

Mehmet Nayır, Başbakanlık Basın Danışman Yardımcılığı

görevine getirildi.

• Yavuz Alogan ve Uğur Civelek, Aydınlık’ın yazar kadrosuna

katıldı.

• Cemiyet hayatına dair özel haberleriyle tanınan usta gazeteci

Ünal Demirkaya, yazılarına Sözcü Gazetesi’nde

devam edecek.

• Enis Berberoğlu, CHP’nin İletişim ve Medya İle İlişkilerden

sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirildi.

• Posta Gazetesi yazar kadrosuna Erkut Can’ı dahil etti.

Deneyimli gazeteci, gazetenin pazar eki Karnaval’da

okuyucularıyla buluşacak.

• Daha önce de BirGün de köşe yazıları yazan Enver

Aysever, Ekim ayında tekrar okuyucuyla buluşacak.

• Usta çizer Zafer Temoçin’in Cumhuriyet Gazetesi ile

yolları ayrıldı.

• Hazırladığı özel dosya ve haberlerle tanınan Milli Gazete

muhabiri Mustafa Kılıç’ın yayından ayrıldı. Kılıç,

bundan böyle Milat Gazetesi’nde politika editörlüğü ve

köşe yazarlığı yapacak.

• Avrupa Sabah’ta görev alan İlan Müdürü Mesut Çakar,

Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı İsmail Erel ve Haber

Merkezi sorumlusu Seyfi Alp’in yayınla ilişiği kesildi.

Görsel Basında Görev Değişiklikleri

• TGRT Haber’de gece sorumlusu ve sabah haberleri

sunuculuğu görevini yürüten İbrahim Güneş, TGRT Haber

Koordinatörü olarak yeni görevine başladı.

• Bülent Ülgen, BJK TV’nin genel yayın yönetmenliği görevine

getirildi.

• Haber Prodüktörü Ercan Eren Gürsoy, Editör İpek Kıran

ve Yayın Yönetim’den Fahri Kuş’un, 360 ile yolları

ayrıldı.

• Kısa bir süre önce TVEM ile anlaşan Can Dündar ve

ekibinin, kanal ile yolları ayrıldı.

• Özge ile Güzel Bir Gün’ün sunucusu Özge Uzun’un

tv8’e veda etti.

• Jülide Ateş, Gündüz Kuşağı haberlerini sunmak üzere

Habertürk TV ile anlaştı.

• NTV’de 1 yıldır Hafta Sonu programını sunan Pınar

Ergüner, kanalla yollarını ayırdı.

• BJK TV’nin Haber Müdürlüğü görevine, daha önce Kanaltürk

TV’de Spor Bülteni’ni sunan Ufuk Kaan Karacan

getirildi.

• ATV’de Basınla İlişkiler Sorumlusu olarak görev alan

Aslı Ertuğrul’un yayınla yolları ayrıldı.

• ATV’de Kahvaltı Haberleri’ni sunan Salih Nayman görevinden

ayrıldı. Bundan böyle Kahvaltı Haberleri’ni İbrahim

Sadri sunacak.

• Yaklaşık 2.5 yıldır Habertürk TV’de haber sunan Gazeteci

Zafer Arapkirli ile yollar ayrıldı.

• Star TV’nin Basınla İlişkiler Yönetmeni Mürsel Kan görevinden

ayrıldı.

•TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin’in yayınla ilişiği ke-

12 / marketing europe & anatolia


Medya Dünyası

Görev değişiklikleri...

sildi. Şahin, bundan böyle Samsun Valisi olarak görev

alacak.

•İMC TV’de muhabirlik yapan Michelle Demishevich’in

yayınla yolları ayrıldı.

• Deneyimli Gazeteci Emin Varol, TVEM Ankara Temsilciliği

görevine getirildi.

• Bir süre önce yayını durdurulan Kanal Sokak’ın genel

yayın yönetmenliği görevine Yurt Gazetesi Yazarı İdris

Akyüz geldi.

• Uzun süredir Kanaltürk’te görev yapan Seyhan

Soygür’ün kanalla yolları ayrıldı.

• TGRT Haber Ankara Diplomasi muhabiri Burak Alganatay,

24 televizyonu kadrosuna katıldı.

Ajansta Görev Değişiklikleri

• 8 yıldır gazetecilik yapan, son olarak da İHA’da özel

haber muhabirliği yapan Emin Genç, inşaat şirketi

ViaProperties’te Kurumsal İletişim Uzmanı olarak göreve

başladı.

Medya Dünyasından Diğer Haberler

• Takvim Gazetesi yazarı Arda Uskan, uzun süredir mücadele

karaciğer yetmezliği nedeniyle hayata gözlerini

yumdu.

• Türk sinemasında, “Tosun Paşa” filminde canlandırdığı

“Küçük Enişte Bekir” karakteriyle ünlenen 75 yaşındaki

Tuncay Gürel hayatını kaybetti.

Gazeteci Ercan Yılmaz, geçirdiği kalp krizi nedeniyle

kaldırıldığı hastanede yaşama veda etti.

• Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi, Basın Şeref Kartı

sahibi Erdoğan Erentöz yaşamını yitirdi.

• tv8 yayın serüvenine yeni logosuyla devam ediyor.

• Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi, sürekli basın kartı

sahibi Suavi Kaptan hayata gözlerini yumdu.

• Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi, Basın Şeref Kartı

sahibi Foto Muhabiri Yılmaz Canel vefat etti.

• Kanal D’nin başrollerinde Damla Sönmez, Barış Kılıç

ve Canan Ergüder’in yer aldığı Güllerin Savaşı dizisi,

6 Eylül’den itibaren artık, yeni bölümleri ile Cumartesi

akşamları saat 20.00’de ekrana gelecek.

• Yeni yayın döneminin başlamasıyla birlikte Star Ana

Haber yeni saatinde ekranlara gelmeye başladı. Deneyimli

haberci Nazlı Çelik’in sunumuyla Star Ana Haber

18:30’da başlayacak.

Başrollerinde Hüseyin Avni Danyal, Ayda Aksel, Ufuk

Özkan, Ecem Özkaya Üstündağ, Mahir İpek ve Gözde

Okur gibi isimlerin yer aldığı TRT 1’in sevilen dizisi Zengin

Kız Fakir Oğlan’ın yayın günü değişti. Dizi çarşamba

akşamları 19:55’te ekranlarda yer alacak.

• Ramazan ayında ekranlara gelen Arda’nın Mutfağı,

bundan böyle her cumartesi ve pazar saat 12:00’de tv8

ekranlarında olacak.

• Yayıncılık dünyasının önde gelen isimlerinden Kezban

Akçalı hayatını kaybetti.

• Başrollerini Şenay Gürler, Ege Aydan, Selin Şekerci ve

Deniz Baysal’ın paylaştığı Kaçak Gelinler’in yayın günü

değişti. Kaçak Gelinler, bundan böyle cumartesi akşamları

saat 20:00’de izleyicisiyle buluşacak.

• Çarkıfelek, hafta içi her akşam 17:00’de Kanal D ek-

ranlarında olacak.

• FOX’un yeni dizisi Kadim Dostum’un yayın gününde

değişikliğe gidildi. Dizi, bundan böyle çarşamba akşamları

19:45’te ekranlara gelecek.

• Yetenek Sizsiniz Türkiye, yeni yayın dönemine yeni

kanalında yeni jürileriyle merhaba dedi. Eser Yenenler,

Özgü Namal ve Murat Boz’un jüri koltuğuna oturduğu

Yetenek Sizsiniz Türkiye, 13 Eylül Cumartesi günü saat

19:45’te tv8 ekranlarında izleyicisiyle buluştu.

• Çukurova Gazeteciler Cemiyeti üyesi S. Erol ERK vefat

etti.

• Ali İhsan Varol’un sunumuyla daha önce Bloomberg

HT ve Show TV’de yayınlanan Kelime Oyunu, yeni sezona

FOX ekranlarında merhaba dedi. Kelime Oyunu

pazartesi, salı, çarşamba akşamları saat 23:15’te ekranlarda

yer alacak.

• Kim Milyoner Olmak İster’i bundan böyle Selçuk

Yöntem sunacak. Kim Milyoner Olmak İster, Selçuk

Yöntem’in sunumuyla 15 Eylül Pazartesi akşam ATV’de

yeni sezona başladı.

• Ekranların uzun soluklu dizisi Kurtlar Vadisi, 12. sezonuna

yeni kanalında devam ediyor. Kurtlar Vadisi, 18

Eylül Perşembe akşamı saat 20:00’de 230. bölümüyle

Kanal D ekranlarında yeni sezona başladı.

• Daha önceleri çarşamba akşamları ekrana gelen Kızılelma,

yeni sezona merhaba dediği 19 Eylül tarihinden

itibaren cuma akşamları ekranlarda yer alacak

• Eser Yenenler, İbrahim Büyükak ve Oğuzhan Koç’un

sunuculuğunu yaptığı 3 Adam programı tv8’e transfer

oldu. 3 Adam, 19 Eylül’den itibaren tv8 ekranlarında.

• Başrollerini Pelin Akil, Berk Oktay, Çağdaş Onur Öztürk

ve Ceren Hindistan’ın paylaştığı Aşktan Kaçılmaz

dizisinin yayın saati değişti. Aşktan Kaçılmaz, bundan

böyle pazar akşamları 22:15’de ekranlarda yer alacak.

• Başrollerinde Erkan Petekkaya ve Nurgül Yeşilçay’ın

yer aldığı Star TV’nin iddialı dizisinin ismi değişti. Ben

Olsaydım ismiyle ekranlarda yer alması beklenen dizinin

adı Paramparça oldu.

• 2001 - 2008 yılları arasında TRT 1 de yayınlanan Küçük

Şeyler programı, Yaşama Yerleşmek adıyla yeni

formatı ve güncellenmiş konularıyla Prof. Dr. Üstün

Dökmen’in rehberliğinde yeniden ekrana geliyor. Yaşama

Yerleşmek, 21 Eylül Pazar günü saat 18.00’de TRT

1 ekranlarında yayın serüvenine yeniden başladı.

• Kayseri’de yerel bir radyo kanalı olan Kolej FM’de

programcılık yapan Mehmet Aslankaya, aracıyla kırmızı

ışıkta beklediği sırada silahlı saldırıya uğrayarak hayatını

kaybetti.

• Kanal D’nin ana haber sunucularından Gözde Atasoy,

işadamı Emirhan Kökçü ile hayatını birleştirdi.

• Şarkıcı ve sunucu Gülben Ergen, haber sunucusu Erhan

Çelik ile dünyaevine girdi.

marketing europe & anatolia / 13


Medya Dünyası

marketing europe & anatolia / 15


Tas


Röportaj

arımda Estetik...

Arzum Elektrikli Ev Aletleri

Alp Somyürek

Arzum ismi, 1966 yılında şirketin kurucusu üç Kolbaşı

kardeşin ortak arzusunu simgeleme fikrinden ortaya çıkmıştır. Bu

da gitmek istediğimiz noktayı da çok doğru tanımlıyor.

Günümüzde ihtiyaçları karşılayacak her kalite ve fiyatta o kadar

çok seçenek var ki bu ortamda rekabet etmek hem zor, hem de

başarılı olunsa bile gerçek bir tatmin yaratmıyor.

Röportaj Nurgül Eryıldır Günay / nurguleryildir@gmail.com

- Alp Somyürek kimdir? Biraz kendinizden

ve ihracat pazarlarımız arasında mekik

ve iş yaşamınızdan bahseder dokuyorum. Arzum’da bulunduğum 5

misiniz?

yıllık dönemde 1 milyon milin üzerinde

1990 yılında Boğaziçi Üniversitesi uçtum.

Elektrik – Elektronik Mühendisliği bölümünden

- Günümüz pazarlama trendlerinde

mezun oldum. Yaklaşık 6 yıl ürünün ihtiyaç olarak satın alınma-

Vestel ARGE’sinde çalıştıktan sonra sı dışında arzu nesnesi olarak sahip

1996 yılında Vestel Dış Ticaret’e geçtim.

olma isteği uyandırması yöntemi hız-

Vestel’in ihracatının 5 yıl içerisinde la yaygınlaşmaya başladı.

80 milyon dolar seviyelerinden 1 milyar Arzum ismi bana hemen bunu çağrıştırdı.

doların üzerine çıktığı dönemde, bölge

Arzum ismi nereden geliyor?

müdürlüğü, pazarlama müdürlüğü Özel bir hikayesi var mı?

ve genel müdür yardımcılığı yaptım. Arzum ismi, 1966 yılında şirketin kurucusu

Ardından, 2001 yılında İngiltere’de

üç Kolbaşı kardeşin ortak arzu-

satın aldıkları teknoloji firması Cabot sunu simgeleme fikrinden ortaya çıkmıştır.

Communications’ın başında 6 yıl geçirdim.

Bu da gitmek istediğimiz noktayı

Bu süre içerisinde geliştirdiğimiz da çok doğru tanımlıyor. Günümüzde

yazılım, İngiltere’deki karasal yayıncılık

ihtiyaçları karşılayacak her kalite ve

pazarında yüzde 80’lere varan paya fiyatta o kadar çok seçenek var ki bu

ulaştı. 2010 yılında da Arzum Elektrikli ortamda rekabet etmek hem zor, hem

Ev Aletlerine katıldım. Kariyerim boyunca

de başarılı olunsa bile gerçek bir tatmin

hep yeni pazarlar ve yeni ürünlerden yaratmıyor. Ama siz o güne kadar ya-

sorumlu oldum. Vestel yıllarımda ekibimle

ratılmamış, düşünülmemiş ya da hayal

birlikte ilk uydu alıcısı, ilk düz ek-

bile edilmemiş bir ürün ya da hizmet orratılmamış,

ranlı TV, ilk bilgisayar monitörü, ilk DVD taya çıkartırsanız, ufacık bir ilgi bile yaratmayı

Player ihracatlarını yaptık.

başarırsanız, bunun getireceği

Evim hala İngiltere’de. Türkiye, İngiltere tatminin çok daha büyük ve kalıcı oldumarketing

europe & anatolia /17


Röportaj

ğunu düşünüyorum. Arzum’daki işimi

bu açıdan seviyorum, aynı hayallere

koşuyoruz.

- Arzum ne zaman, nerede kuruldu?

Kuruluş öyküsünü kısaca anlatır

mısınız?

Biraz önce de bahsettiğim üç kardeş

önce 1953 yılında Günay İthalat’ı kurmuşlar.

O dönem markalaşma fikri henüz

oluşmamış. Günay İthalat firması,

bilinen yabancı markaları ithal ederek

Türkiye’de dağıtıyordu. Firma olarak

ufak çapta üretim işine girilerek vantilatör,

portakal sıkacağı, ütü gibi ürün-

Eylül ayında lanse ettiğimiz

otomatik

Türk Kahvesi Makinası

Arzum OKKA örnek olarak

verilebilir. Bu ürünler hem

yurtiçinde, hem de yurtdışında

Reddot, IF, Good Design, Plus

X gibi pek çok ödül kazandı

ve kazanmaya devam ediyor.

ler üretilmiş. İlerleyen dönemde şirketin

büyümesiyle Arzum markası ortaya

çıkmıştır. 1966 yılındaki markalaşma

Arzum’un tarihindeki ilk kırılma noktasıdır.

İkinci kırılım noktası ise 1990’ların

ortasında Uzakdoğu’yu keşfetmemizle

gerçekleşmiştir. Sektörümüzde

Çin’in dev bir üretim makinası olarak

önlenemeyen yükselişini ilk keşfeden

firmalardan biri olduk. Arzum olarak

önce stratejik bir ortaklıkla, ardından

da kendi firmamızla bir ayağımızı oraya

koymayı başardık.

2000’li yıllarda ise şirket bir yandan

kurumsallaşırken diğer yandan Arzum

ürünlerinde inovasyona gidilmiştir. Arzum

olarak 2001 krizinden aldığımız

derslerden birisi, şirketin finanstan

başlayarak bütün fonksiyonlarında

profesyonellere emanet edilme ihtiyacı

olmuştur. Hızla yükselen pazar

payıyla Arzum, yerli ve yabancı yatırımcıların

dikkatini çekmeye başlamıştır.

2008 yılında yine sektörde bir

ilk gerçekleştirilerek yüzde 49 hisseyle

Arzum finansal bir ortağa sahip olmuştur.

Bunlara paralel olarak her biri pek çok

ödül taşıyan ürünler üretilmeye başlanmıştır.

İlk elektrikli cezve, elektrikli

çay makinası, sürgülü ekmek kızartma

makinası gibi. Son olarak 2014

yılının Eylül ayında lanse ettiğimiz

otomatik Türk Kahvesi Makinası Arzum

OKKA örnek olarak verilebilir. Bu

ürünler hem yurtiçinde, hem de yurtdışında

Reddot, IF, Good Design, Plus X

gibi pek çok ödül kazandı ve kazanmaya

devam ediyor.

- Elektrikli ev aletleri sektörünün

Türkiye’de geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu gelişmede

Arzum’un marka konumlandırması

nasıl, nerede duruyor?

Türkiye her şeyden önce elektrikli ev

aletleri sektöründe ciddi bir üretim üssü.

Hem yerli, hem de yabancı markalara

üretim yapan pek çok tesis var. Ürün

18 / marketing europe & anatolia


Röportaj

ve hizmet kalitemizden ödün vermeden

ve yenilikçi ürünlerimizi ön plana çıkartarak,

yakın coğrafyamızdan başlayıp

Arzum’u elektrikli ev aletleri sektöründe

bir dünya markası yapmayı hedefliyoruz.

Bununla ilgili stratejilerimiz planladık.

Çıktığımız bu yolda, yukarıda

bahsettiğimiz ‘ihtiyaç ürünleri’nden ziyade

‘arzu ürünleri’ en önemli kozumuz

olacak.

- Arzum’un ürün gamında hangi kategoriler

var? Her markanın bir amiral

gemisi oluyor. Arzum’un amiral

gemisi ürünü hangisi?

Arzum’un ürün gamı 8 kategoriden

oluşuyor: Gıda Hazırlama, İçecek Hazırlama,

Pişirme ve Kızartma, Kişisel

Bakım, Ütü, Temizlik, Tava/Tencere

ve Aksesuar Grubu. En kuvvetli olduğumuz

kategoriler Gıda Hazırlama ve

İçecek Hazırlama. Geleneksel olarak

Arzum’un mutfak içindeki yeri ayrı diyebiliriz.

Pazar payı araştırmalarında

mutfak ürünleri söz konusu olduğunda

genelde birinci sırada yer alıyoruz.

Türkiye’de bir ilk olan 6 bıçaklı Blendart

serisi blenderlarımız, buzu bile parçalayan

gücüyle önce çıkan ürünlerimiz var.

Ancak bu yıl temizlik kategorisine yatırım

yaparak, bu konuda atağa geçtik.

- Büyük şehirlerde satılan ürünlerinizle,

Anadolu’da satılan ürünler

arasında farklılıklar var mı? Ülkenin

doğusu ve batısı aynın ürünlere mi

ilgi gösteriyor, yoksa yöresel olarak

farklar oluşuyor mu?

Yöresel olarak farklılıklar olabiliyor.

Sözgelimi, ailelerin daha kalabalık olduğu

Anadolu’da büyük hazneli pişiriciler;

fritözler, pilav makinalarının yanı

sıra mutfak robotları ve kıyma makinaları

daha fazla satılıyor.

- İhracat yaptığınız ülkeler hangileri?

Türkiye üretiminizin ne kadarını ihraç

ediyorsunuz? Türkiye pazarında

ya da yurtdışında rakip gördüğünüz

ülke ya da markalara ilişkin rekabet

şartlarını değerlendirir misiniz?

En büyük ihracat

pazarlarımız, Almanya, Irak

ve İran. Yurtdışındaki

rakiplerimizi iki gruba

ayırmak mümkün: Birincisi

dünya markası olan rakipler,

diğeri de her ülkenin

kendi yerel markaları.

30 ülkeye ihracat yapıyoruz. Yıllık satışlarımızın

yaklaşık yüzde 10’unu ihracat

oluşturuyor. En büyük ihracat pazarlarımız,

Almanya, Irak ve İran. Yurtdışındaki

rakiplerimizi iki gruba ayırmak

mümkün: Birincisi dünya markası olan

rakipler, diğeri de her ülkenin kendi yerel

markaları. Dünya markaları genelde

kaliteli ürünleri ve marka bilinirlikleri ile

öne çıkarken, yerel markalar tüketicileri

düşük fiyatlarla cezbetmeye çalışıyorlar.

Bu ortam içerisinde biz uzun vadeli

düşünerek, kalitemizden ödün vermeden,

kendimizi dünya markaları arasında

konumlandırmayı amaçlıyoruz.

İnsanların güvenini kazanıp bizden gönül

rahatlığıyla ikinci, üçüncü kez ürün

almalarını ve bizi çevrelerindekilere

tavsiye etmelerini hedefliyoruz. Bu açıdan

satış sonrası servis ağına da önem

veriyoruz. Hangi ülkede olursak olalım,

ürünümüzü satmaktan ziyade, müşteri

kitlemizle bir gönül bağı kurmaya, bize

sadık bir müşteri kitlesi oluşturmaya

özen gösteriyoruz. Bu anlamda her

ülkenin koşullarını en iyi bilen, bizimle

uyumlu çalışacak yerel ve uzun soluklu

iş ortaklarımız var.

- Arzum’un sürdürülebilir gelişim,

inovasyon ve enerji verimliliği konularına

bakışı nasıl? ARGE faaliyetlerinizden

söz eder misiniz?

Ciromuzdan ARGE’nin aldığı payı takip

ediyoruz. Şu anda yüzde 1 seviyesinde

olan bu payı önümüzdeki 5 yıl içerisinde

yüzde 3’e çıkartmayı hedefliyoruz.

Özellikle bizim için stratejik öneme

sahip mutfakla ilgili ürünlerde patent

portföyümüzü zenginleştiriyoruz. Enerji

verimliliğinin yanı sıra kablosuz enerji

aktarımı konularını da yakından takip

ediyoruz. Bizce bu iki alan elektrikli ev

marketing europe & anatolia / 19


Röportaj

Bunu yaparken mevcut kaliteli portföaletlerinde

önümüzdeki 10 yıla damgalarını

vuracaklar.

- Bildiğim kadarıyla pek çok ödüllü

ürününüz var. Bu konuda biraz bilgi

verir misiniz?

Arzum Fırrın olarak adlandırdığımız

sürgülü ekmek kızartma makinamız

tam bir ödül avcısı. Bu ürünümüz Amerika,

Avrupa, Çin ve Türkiye’de toplam

yedi yarışmada ödül aldı. Bunların en

bilinenleri Reddot, IF, Good Design ve

Plus X. Fırrın ile 100 yıldır değişmeyen

ekmek kızartma dünyasına yepyeni bir

açı kazandırdık. Çıktığı ilk günden bu

yana bütün ekmek kızartma makinaları

aynı prensiple çalışırlar; içine ekmeği

üstten koyarsınız, düğmeye basarsınız

ve beklersiniz. Kızartma işlemi bittiğinde

makina otomatik olarak ekmeği

yukarı doğru atar. Biz ise, makinanın

içine bir kızak mekanizması koyarak

ekmeğin dikey değil, yatay hareketle

yerleştirilmesini ve çıkartılmasını sağladık.

Böylece, tüketicileri standart dilimlenmiş

ekmeklere mahkum etmeden,

Trabzon ekmeği de dahil olmak üzere

20 / marketing europe & anatolia

Arzum Fırrın olarak

adlandırdığımız

sürgülü ekmek kızartma

makinamız tam bir ödül avcısı.

Bu ürünümüz Amerika,

Avrupa, Çin ve Türkiye’de

toplam

yedi yarışmada ödül aldı.

farklı boyutlardaki ekmekleri kızartabilmelerine,

simit, poğaça gibi mamulleri

ısıtabilmelerine olanak yarattık. Ekmek

makinanın içinden kızakla birlikte çıkartıldığı

için parmak yakma ve makinanın

dibine biriken kırıntıları temizleme sorunlarını

da ortadan kaldırdık.

- Arzum’un uzun vadeli hedefleri ve

yeni projelerinizden bahseder misiniz?

Uzun vadede mutfaktaki gücümüzü

daha da pekiştirmeyi hedefliyoruz.

yümüzün yanısıra kendi tasarımımız

olan ürünlere de ağırlık vereceğiz. Kendimizi

rekabetten ayrıştırmak stratejik

önceliğimiz olacak. Vizyonumuzda, en

değerli elektrikli ev aletleri şirketler grubu

olmak söylemi var. Bunu gerçekleştirmek

için sıradışı işlere devam etmemiz

gerektiğine inanıyoruz.

- Son olarak tüketicilere vereceğiniz

tüyolar var mı? Elektrikli ev aletleri

alırken nelere dikkat etsinler?

Tüketicilere tavsiyemiz; fiyatın cazibesine

kapılmadan, üründe kaliteyi ön

planda tutmaları yönüne. Ucuz ürün

kısa vadede avantajlı görünebilir ama

zaman geçtikçe kaliteli ürün hem performans,

hem de dayanıklılık açısından

ucuzuna oranla her zaman daha avantajlı.

Aileler küçülüyor, mutfaklar birer iş

mekanı olmanın yanısıra aynı zamanda

birer sunum mekanına dönüşüyorlar, o

yüzden tasarımlarda estetik de ön plana

çıkıyor. İnsanlar elektrikli ev aletlerini

dolaplara saklamak istemiyorlar, göz

önünde durarak mutfaklarına şıklık katmalarını

da bekliyorlar.


Köşe

Nurgül Eryıldır Günay / nurguleryildir@gmail.com

(

kelebeğin

fırtınası)

Sütçünün itibarı iade edilsin...

Merhaba

Bu yıl kurban bayramı ve hayvanları koruma günü aynı

tarihe geldi. Hayvan dostuyum, o kadar ki, sırf onları

sevdiğim için et yemekten vazgeçtim, vejetaryen oldum.

O nedenle kurban bayramı benim için hep zor geçiyor.

Okuyucularımın affına sığınarak kurban sözcüğünü

kullanmadan sadece "bayramınız" kutlu olsun demek

istiyorum.

Ramazan bayramı öncesi Kent Şekerleme'nin basın

toplantısına davetliydim. Yeni reklam filmini gösterip, yeni

ürünlerini tanıtmışlardı. O gün ilginç birşey öğrendim.

Hepimizin "Madlen" çikolata olarak bildiğimiz ince kare ya

da yuvarlak çikolatanın ismi aslında yaprak çikolataymış.

"Madlen" ismini ilk olarak Kent Şekerleme kullanmış. Yani

bir nevi yaprak çikolatanın adını koymuşlar. Ben olsam

bunu reklamlarımda ön plana çıkarırdım.

Organik beslenme çılgınlığının tavan yaptığı bir dönem

yaşıyoruz. Hatta şifalı otları tavsiye eden doktorların

çıktığı sabah programları reyting rekorları kırıyor. Biraz

da bu aşırılıklarla dalga geçtiği için Sek Yoğurt'un yeni

reklam filmini çok sevdim. Filmde bebeğini katkısız ve

doğal besinlerle büyütmek isteyen annenin olayı abartıp

çiftlikte inekten süt sağmaya çalıştığını görüyoruz. Sedef

Avcı'nın anneyi canlandırdığı filmde şehirli genç bir kadın

için inekten süt sağmanın ne kadar zor ve zahmetli olduğu

hatta neredeyse imkansız olduğu gözler önüne seriliyor.

Ve tam burada Sek yoğurt sahneye çıkıyor: katkısız ve

doğal!

Bu katkısız ve doğal kavramı son zamanlarda çok kafamı

karıştırmaya başladı. Ben çocukken annem sütçüden

süt alır, kaynatır yoğurt yapardı. Sonra o kapıda satılan

sütlerin bakteri yuvası olduğu söylendi. Öyle abartılı

kampanyalar yapıldı ki içmeye devam edersek ölürüz

zannettik. Sütçüden vazgeçtik, bakkaldan günlük şişe süt

alma dönemini başlattık. Böylece sağlığımızı korumuş

olacaktık. Yıllar geçti, sanayileşen gıda maddelerinin

yediğimiz içtiğimiz pek çok şeyin kanserojen maddeler

içerdiğini öğrendik. Yeniden işlemden geçmemiş, doğal

besinleri aramaya başladık. Eskiden şekli düzgün görünen

yiyecekler revaçtaydı, şimdi nerde eğri büğrü meyve sebze

varsa herkes onların peşine düştü. Neden; çünkü sözde

organik! Yakında sokak sütçüleri tekrar kapıları çalmaya

başlarsa şaşmamak lazım :)

Çocukların cinsel istismarı, Allah düşmanımın başına

vermesin denecek türden, insanlık dışı, mide bulandıran

korkunç bir olay. Son yıllarda medyada haber olan

vakaların sayısı da ne yazık ki oldukça fazla. Böyle bir

gerçek varken Koton firmasının çocuk koleksiyonu reklam

filmi ''Koton Kids'' beni şoke etti. İlkokul hatta anaokul

çağındaki minicik kızın makyajlı görüntüsü, küçücük erkek

çocuğun sanki yetişkin bir erkek gibi gösterildiği film bir çok

çevreden de bolca eleştiri aldı. Koton'un bunca eleştiriye

rağmen hala reklamlarını geri çekmemesinin mantığı nedir

onu da anlamış değilim!

Eski sayılardan birinde bahsetmiştim. Topçular, popçular

derken ekonomistler de reklamlarda oynamaya başladı

diye. Şimdi de tarihçiler reklam sahnesine çıktı. İlber

Ortaylı'nın sosyal medyada çokca yer alan ''cahil insana

tahammülüm yok'' capsleri reklama da yansımış. Findeks

kredi notu için çekilen seri reklamda İlber Hoca'nın cahil

insanlara tahammül edemediği konusu işlenmiş. Filmler

güzel ama genelde genç ve öğrenci kesimi reklamda

kullanıldığı için bahsi geçen ''kredi notu''nun tam olarak

ne olduğu anlaşılmıyor. Ben de bu yazıyı hazırlarken

nasıl birşey bu Findeks diye düşünüp, bugün internet

sitesine girince ne olduğunu anladım. Kredi notu dediği

şeyin okulla falan ilgisi yok. 9 tane bankanın oluşturduğu

ortak bir platform. En basit anlatımıyla şöyle: buraya kayıt

oluyorsunuz ve size bankadan kredi alıp alamayacağınızı

söylüyor. En azından reklamın sonunda üye bankaların

logoları geçse daha doğru olurdu. Üniversite kredi notu

zannedilip reklam güme gidebilir, benden söylemesi.

Bu sayıdaki yazım başta evimizin neşesi kurt köpeğimiz

Paşa, sonra benim korkak kızım tekir kedim Toprak, ve

evimizin yeni üyesi Amazon papağanı Burak için. Sizlerle

yaşamak hayatı daha güzel kılıyor. İyi ki varsınız...

marketing europe & anatolia / 23


Röportaj

Türkiye’nin Yeni LoL

Türkiye’nin yeni logosunu

reklamcılara sorduk. Tarafsız bir gözle

değerlendirmelerini istedik

bu logo gücü keşfetmek bir yana,

baskın yayılmacı kültüre teslim olmuş,

fakir ve şark kurnazı bir kalitesizlik içerisinde

eskiyi antika diye kakalayacak

üçkağıtçı esnaf algısı yaratıyor.

Elvin Ekşioğlu / elvineksioglu@gmail.com

Ümit Ülker

Uzun uzadıya yazmam gerekirse Cyrano

de Bergerac’ın ünlü burun tiradına

taş çıkartacak bir eleştiri yazabilirdim.

Ama yerim dar. Aslen reklamcı olmayan

bir bey’in (haşa huzurdan beyin değil)

bireysel ilişkileriyle pazarladığı bu

logo ve slogandan Kasım ayında ciddi

bir patlama bekliyorum. Hazır önümüz

Şükran Günü yani Thanksgiving Day.

“Turkey Discover The Potential” sloganıyla

hindi satışlarında patlama yapabiliriz.

O kadar.

24/ marketing europe & anatolia

Nurgül Günay Eryıldır

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ihraç

edilen Türk mallarının üzerine konulacak

olan yeni logoyu tanıttı. Bundan

böyle Türk malları üzerinde ‘’Made in

Turkey’’ yerine ‘’Turkey Discover the

potential’’ yani ‘’Türkiye gücü keşfet’’

logosu yer alacak.

Logoda Türkler’in tarihte kilim, halı, el

sanatları, mimari gibi alanlarda kullandıkları

kültürel motiflerden esinlenilmiş

ve onlara çağdaş anlamlar yüklenmiş.

8 MOTİF 8 SİMGE

Buna göre logoyu oluşturan 8 motif;

yükselişi, sinerjiyi, dünyayı, buluşmayı,

doğu ve batıyı, inovasyonu, birlikteliği

ve harmoniyi simgeliyor.

‘’Türkiye Markası’’ tanıtım toplantısına

katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip

Erdoğan’ın ifadesiyle yeni logo ve

‘Gücü Keşfet’ sloganı yeni Türkiye’nin

özgüveninin simgesi.

Törende konuşan Türkiye İhracatçılar

Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet

Büyükekşi’nin yeni logoyla ilgili anlatımı

da şöyle: ‘’Turkey kelimesini oluşturan

işaret dili, ilhamını bu topraklar

üzerindeki medeniyet hazinesinin temel

sembollerinden alıyor. Bu yüzden

logomuz sadece Türkiye Cumhuriyetini

değil, onu besleyen tüm kadim medeniyetlerin

esintilerini taşıyan bir sentez

niteliğindedir. Bu logo açıkça şunu söy-


Röportaj

ogosu...

Turan Asan

Beykent üniversitesi, MYO grafik Tasarımı

bölüm başkanı.

lemektedir, ‘Yeni Türkiye, artık kendisini

besleyen tüm evrensel ve kadim değerlerle

barışık bir sentezdir’ Turkey Discover

the Potential, bu teklif, bu işaret,

tüm paydaşların birlikte çalışmasının,

en geniş katılımlı iş birliğinin sonucudur”.

Buyrun bu da yeni logonun bende

uyandırdığı duygu:

Annem eskiden artan kumaşlardan

kare parçalar kesip birbirine ekleyerek

yatak örtüsü dikerdi. Bu logoyu ilk gördüğümde

o yatak örtüleri aklıma geldi.

Hatta geçen yıl yine böyle birşey yapmaya

kalkıştı, hepimiz birden ‘’aman

anne ya hiç güzel olmuyor yapma artık

böyle şeyler’’ diyip kadıncağızı üzdük.

Nerden bilecektik uluslararası bir ajansın

kalkıp annemin yaptığı gibi yamalı

bohça benzeri logo tasarlayacağını.

Logonun akılda kalıcı olması yanında,

ait olduğu ürün ya da hizmetle anlamlı

bir bağ kurması gerekir. Yeni Türkiye

logosu bir çok simgeyi üzerinde barındırırken

akılda kalmak yerine aksine

karmaşa yaratıyor.

Diğer bir sorun tekstil ürünlerinin etiketlerinde

ya da antetli kağıt vb yerlerde

küçük boyutta kullanılmak istendiği zaman

ne olacak? Örneğin bir fuara katılıyoruz

ve küçük yaka rozeti yaptırmak

istiyoruz. Rozet üzerindeki simgeler o

minik rozette asla görünmeyecek, içinde

mavimtırak bir renk olan Turkey yazısı

olarak yakamızda bulunacak.

Sonuç 8 motif, 8 simge, olacak size hikaye..

Yeni logo Türkiye’nin alameti farikası

mıdır?

Yeni logo “Turkey” “logotype”ın içerisine

bir takım şekiller, işaretler yerleştirilerek

bir çeşit farkındalık, yaratıcılık sergilenmeye

ve öyküsünükurmayayönelerek

bir çeşit tutarlılık sergilenmeye çalışıldığı,

logo tanıtım toplantısında izah

ve ikna çabalarınagirişilmiştir. Ancak

gerçekten yüceltildiği gibi Türkiye’nin

kimliği olacak biçimde estetik, artistik

ve anlamsal nitelikte mi?

“Turkey” logosunu tipografi bağlamında

incelediğimiz zaman kullanılan font özgün

yaratım yada logotype üzerinde yaratıcı

çözümlemeden uzak bir yaklaşımla

tasarlandığı aşikardır. “Logotype”ın

içerisine bir takım sembollerin, şekillerin,

imgelerin kullanılması yeni bir logo

çözümleme uslubu değil, daha önce bir

çok firma logosunu bu “moda” çerçevesine

logolarını yenilemişlerdir. Ancak

bu tarz yaklaşım ilk yapılan grafik ürünü

açısından yenilik getirsede logonun

yaratım kuralı olan yalınlık, özgünlük,

estetik, akılda kalıcılık ve kalıcı olma

özelliğinden çok uzak olduğu,Turkey ve

marketing europe & anatolia /25


Röportaj

diğer logolardan da yeteri kadar anlaşılmaktadır.

Turkey logosunu anlamsal olarak irdelendiğinde,

logonun tanıtımında iddia

edildiği gibi Osmanlı – Selçuklu

motifleri, ikonları logotype’ın içindeki

karmaşadan hangi göstergeler olduğu

anlaşılmamaktadır. Kaldıki Türkiye

çoğrafyası, millattan önce ve sonra çok

önemli uygarlıklara ev sahipliği yapmış

ve bu uygarlıkların yaratıları Selçuklu-

Osmanlı’dan daha çok günümüze kadar

dünya mirası olarak gelebilmiştir.

Bu logonun Turizm amaçlı Türkiyenin

tanıtımında kullanılacağını düşününce

doğru sembol tercihinde de bulunamamıştır.

Oysaki Ülkeler bağlamında

yaratılacak logodaki sembol tercihi

tek ve yalın yapılmalı, aynı zamanda

sembol ülkenin alameti farikası olmalıdır.

Örneğin “Japonya’nın güneşi” , “

Avustralya’nın kangurusu” “Meksikanın

Aztek ikonları” karmaşa yaratmadan

yalın bir biçimde “logotype” ve

sembolayrı, fakat brarada kompoze

edilmişlerdir. Bu yüzden çarpıcılık, farkındalık

ön plana çıkabilmiştir.

Renk olgusu açısından “Turkey” logosunu

analiz ettiğimizde “turkuvaz - Osmanlı

renk göstergesi” kısmen doğru

olmasına rağmen diğer ülkelerin logolarına

baktığımızda kendileriyle özdeşleşen

ulasal renklerini tercih etmişlerdir.

Dolayısıyla Türkiye de logosunda

kurumsal rengini kullanması iletişim ve

atıf açısında daha doğru olurdu.

Türkey logosunun küçük boyutlarda

basımı gözardı edimişe benziyor. Logo

küçüldüğünde, İçinde iddia edilen motifler,

semboller görüntülerini anlamlarını

yitirecek sadece birer dokudan

ibaret kalacaktır. Hele logo tanıtımında

“TURKMALI” yerine kullanma tavsiyesini,

ürünlerin üzerindeki uygulamasını

merak ediyorum doğrusu.

Türkey logosuyla beraber yeni sloganda

lanse edildi. “Discover potential”

Slogan“gücü keşfet” olarak çevirisi

yapıldı. Motiflerle bezeli logo ve slogan

birbirini anlatma- ve anlamlandırmadan

son derece uzaktır. Burada

tanıtım amaçlı tasarlanan bu logonun

Türkiye’nin hangi gücünü keşfe vurgu

yaptığı anlaşılmamaktadır.

Türkey logosu, sembolüyle, rengiyle,

tipografisiyle, özgünlüğüyle, yaratıcılığıyla,

estetiğiyle,akılda kalıcılığıyla,

yalınlığıyla bilimsel ve sanatsal değerlere

dayalı olarak tasarlanmalıydı, bu

değerlere uyulmadığı takdirde daha

çok “turkey” logosu göreceğiz ki bu

ikincisiydi.

Abdullah Ekşioğlu

Son günlerin moda tabiri Yeni

Türkiye’nin yeni markasını oluşturmak

için bir logo çalışması yapılmış. Logodan

beklenen güçlü bir Türkiye markasının

oluşmasında görsel farkındalık

yaratması. Ancak yerine oturmayan

bazı şeyler var gibi. Öncelikle bu logo

eğer güçlü bir Türkiye imajına katkıda

bulunacaksa neden iddiasının aksine

İngilizcenin baskınlığını kabul ettiğini

tüm dünyaya ilan ederek zaten ilk

başta 1-0 yenik pozisyona geçtiği bir

alt mesaj içeriyor. Yaşı müsait olanlar

hatırlarlar uluslararası alanda yazılan

mektuplarda adres bölümüne “Turkey”

yerine “Türkiye” yazmaya başlayalı 20

yıl kadar oldu. Bu değişimi uluslararası

alanda “Türkiye”nin saygınlığını arttırmak

için hayata geçirmiştik. Ancak bu

logo son 20 yıldaki bu çabayı sıfırlayacak

bir aşağılık duygusuyla yola çıkıyor.

Tabii ki eğer ihracat gelirlerimizi arttırmak

istiyorsak, bir Türkiye markası

oluşturulması şart. “Üstün Alman Mühendisliği”,

“Japon Teknolojisi”, “Dinamik

İtalyan Tasarımı” ya da “Paris

Modası” gibi katma değer yaratacak

bir Türkiye algısının oluşması, fiyat rekabetinin

Çin tekelinde olduğu dünya

pazarında ürünlerimizin fiyat rekabetine

dayalı olarak değil, kalite algısına

dayalı olarak yüksek değerle yer almasını

sağlayacaktır. Ancak bunun yolu

yayılmacı İngilizce hakimiyetini baştan

kabul ederek olmayacaktır. Bu sadece

yanlışlardan biri. Keşke tek yanlış bu

olsaydı. Bir dil revizyonuyla işi kurtarabilirdik.

Maalesef logonon tutulur hiçbir

yanı yok.

Kıtlık yıllarındaki zorunlu tasarrufun

bir icadı olan 40 yama deri ve tekstil

ürünlerini hatırlatan yapısıyla direkt

olarak fakirlik algısı yaratan logomuz

eğer Sultanahmet’te halı tüccarlarına

yapılmış olsaydı üzerindeki eli belinde

vb. kilim motifleri belki işe yarayabilirdi.

Ancak güçlü bir ülke algısı yaratmaktan

çok uzak. Bazıları kültürel zenginlik

ya da mozaik yorumu yapabilir ancak

maalesef öyle bir algı yaratmıyor. Daha

çok ana okulu el işi dersinde lise mezunu

bir eğitmenin öğrencinin önünden

aldığı kırpıntıları bir kağıda yapıştırıp

veliye pazarladığı izlenimi yaratıyor.

Sözün özü bu logo gücü keşfetmek bir

yana, baskın yayılmacı kültüre teslim

olmuş, fakir ve şark kurnazı bir kalitesizlik

içerisinde eskiyi antika diye kakalayacak

üçkağıtçı esnaf algısı yaratıyor.

Keşke bu konuda tüm reklam ajanslarının

eşit şartlarda bedeli ödenmiş bir

konkura çağırıldığı geniş bir organizasyon

yapılsa ve şeffaf akademik değerlendirmeler

sürece eklemlendirilebise

ve logo öyle oluşturulsaydı. Belki gerçek

Türkiye markası ortaya çıkabilirdi.

26 / marketing europe & anatolia


Reklam Dünyası

Türk otomotiv sektöründe ilk kez...

Nissan yeni Qashqai lansmanıyla Türk otomotiv sektöründe ilk kez

kullanılan Blippar uygulamasını, yeni Juke modelinin lansmanında

da akıllı telefon ve tablet kullanıcılarına sundu.

B-Crossover segmentinin yaratıcısı ve lideri Nissan Juke, yenilenen

tasarımı ve özellikleriyle sınıfının trend belirleyicisi olmaya

devam ederken, dijital platformda da farklı ve eğlenceli bir iletişim

deneyimi sunuyor. Akıllı telefon ve tabletlere ücretsiz yüklenebilen

Blippar uygulaması, interaktif içeriğiyle görselleri sabit bir görüntü

olmanın ötesine taşıyarak geleneksel medyayı, yenilikçi dijital bir

mobil platformda birleştiriyor.

Akıllı telefon ve tabletlere Blippar’ın yüklenmesinin ardından Yeni

Juke’un ilan ve broşürlerinin üzerine tutulan uygulama ile interaktif

“My Burberry”...

Burberry, Londra’nın yağmur sonrası büyüleyici kokan çiçek

bahçelerinden esinlenerek yarattığı yeni parfümü “My

Burberry” ile moda ve güzellik dünyasını bir araya getiriyor.

Parfüm; My Burberry’nin hazır giyim koleksiyonu, aksesuar-

bir deneyim başlatılıyor.

Blippar ile Yeni Juke’un kişiselleştirme özellikleri kullanıcılar tarafından

deneyimlenirken, 360 derecelik platformda farklı açılardan

görüntüleme yapılabiliyor ve reklam filmi de izlenebiliyor. Yeni Nissan

Juke ile ilgili merak edilenler ise Blippar uygulamasında yer

alan ‘sizi arayalım’ kolaylığıyla Nissan bayileri tarafından iletişime

geçilerek gideriliyor.

larını içinde barındıran kapsül koleksiyonu ve ikonik trençkot

renk paletinden ilham alan makyaj koleksiyonu ile birlikte tanıtılıyor.

My Burberry global kampanyası için, dünyaca ünlü

moda ikonları Kate Moss ve Cara Delevingne ilk kez kamera

karşısına geçti. İki farklı jenerasyonun mükemmel birlikteliği.

Kate Moss ve Cara Delevingne’nin fotoğrafları, Christopher

Bailey’nin kreatif direktörlüğünde Mario Testino tarafından

çekildi. Bu kampanya ile iki topmodel, iki farklı jenerasyonun

benzersiz uyumunu hayata geçirdiler.

28 / marketing europe & anatolia


Reklam Dünyası

IAB ABD MixxAwards...

Dünyanın en yaratıcı dijital kampanyalarını ödüllendiren

ve bu yıl 10.’su düzenlenen IAB ABD MixxAwards’da

Türkiye’den 2 çalışma ödül aldı.

Yarışmada IAB Rising Stars Mobile Rich Media Display

Gümüş Mixx Ödülü’nü, Mobilike ve Ontarget’ın Ford için

hazırladığı Ford Focus Timeline Projesi; Custom Mobile

Reach Media Display Kategorisi Bronz Mixx Ödülü’nü

ise,Mindshare Turkey ve Mobilike’ınJohnson & Johnson için

hazırladığı Acuvue Contact Lenses Projesi kazandı.

Dünyanın en iyi dijital reklamlarının yarıştığı 10.IAB MixxAwards

Gala Gecesi 30 Eylül akşamı New York’da gerçekleşti.

Kendi alanındaen iyilerin ödül aldığı Mixx’de kazanan

kampanyalar, dijitalin pazarlama karmasındaki güçlü etkisini

yansıtan değerli bir platform oluşturuyor.

IAB ABD MixxAwards’da 119 proje finale kaldı. 119 projenin

yalnızca 28’i ABD dışındaki ülkelerden seçildi. 28 projenin

4’ü Türkiye’den başvuranlara aitti. İnteraktif reklam ekosisteminden

gelen 34 kişilik ana değerlendirme jürisi New York’ta

bir araya gelerek, gün boyu süren tartışmalar sonuncunda

en iyi interaktif reklamları belirledi ve Yılın En İyilerini seçti.

ABD merkezli MixxAwards, 4 senedir Türkiye’de de düzenleniyor.

MixxAwards Türkiye’de ödül alan birçok kampanya,

uluslararası arenalarda da boy göstererek, çoğu yarışmadan

ödülle dönüyor. MixxAwards Türkiye bu yıl 5. kez düzenlenecek

ve ödül töreni 18 Şubat 2015’te yapılacak.

Kazananlar listesi

http://www.iab.net/mixxawards/gallery2014/MIXXAwardWinners_pressrelease2014.pdf

Come and See...

Tüketicilerin fotoğraf çekme ve paylaşma yöntemlerinin değiştiği

gözleminden yola çıkan Canon, kullanıcıları sürekli

şekil değiştiren fotoğraflama serüvenlerinde desteklemeye

ve onlara ilham vermeye devam ediyor.

‘Come and See’ kampanyasına, dünyanın en büyük fotoğraflama

ve görüntüleme fuarı olan Photokina’da start verildi.

Bu kampanya, Canon’un yeni iletişim stratejisini destekleyen

ilk etkinlik olacak. Eylül 2014’ten itibaren EMEA çapında

gündeme alınan kampanya, kreatif etkinliklerden oluşan

kapsamlı bir formatta hayata geçirilecek. 15 Eylül’de Fox kanalında

ilk reklam yayınıyla birlikte duyurulan kampanya; 16

Eylül’den itibaren etki alanı geniş, basılı malzemeleri ve açık

alan etkinliklerini içeren bir kampanya olarak devam ediyor.

Canon Avrupa Tüketici Görüntüleme Pazarlama Direktörü

Nigel Taylor şunları söyledi: “Fotoğraflar aracılığıyla hikaye

anlatmak gün geçtikçe popülerlik kazanıyor ve sadece bu yıl

içinde bir trilyon görüntü çekileceği tahmin ediliyor, dolayısıyla

bu ortamda bir görüntüleme şirketi olmak kadar daha

heyecan verici bir şey olamaz. 80 yıldan beri tüketicilerimizi,

çekimler yaparak, bunları paylaşıp yazdırarak ve fotoğrafların

tadını çıkararak kendi benzersiz hikayelerini anlatmaya

teşvik ediyoruz. Bu yeni görüntüleme dünyasında, tüketicilerimize

sadece her zaman sevgiyle anacakları değerli anlarını

yakalamaları, saklamaları ve paylaşmalarını sağlayan araçlar

sağlamak için değil, aynı zamanda önlerine çıkan anları

ve deneyimleri açığa çıkarabilecekleri ilhamı da vermek için

çabalıyoruz.”

Daha fazla bilgi edinmek için Come and See web sitesi

www.canon-europe.com/comeandsee

marketing europe & anatolia /29


Röportaj

Türkiye’de Bebek

Numil Gıda Ürünleri

Medikal Direktörü

Dr. Yalım Üner

Bu durumda ne yapmalı, imdada yetişen bebek mamaları

hakkında yeterli bilgiye sahip miyiz? Bebek beslenmesi pazarında

hangi gelişmeler yaşanıyor, Türkiye’deki durum nedir?

Bu konularla ilgili bilgi almak için Milupa Bebek Mamalarının

Türkiye’de dağıtım ve pazarlamasını yapan

Numil Gıda Ürünleri’nin

Medikal Direktörü Dr. Yalım Üner’e sorularımı yöneltiyorum.

Röportaj Nurgül Eryıldır Günay / nurguleryildir@gmail.com

Türkiye, diğer Avrupa ülkelerine rum

göre hala genç bir nüfusa sahip. - Milupa markası hakkında biraz bilgi

2013 yılı sonu adrese dayalı nüfus

almak istiyoruz. Milupa kaç yıldır

sayımına göre Türkiye’de 0-2 yaş Türkiye’de? Menşei nedir?, nerede

grubundaki çocukların sayısı 4 milyona

üretiliyor? Hangi ülkelerde satışa

yakın (3 milyon 671 bin 143). sunuluyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın pek çok Şirketimiz 1984 yılında Milupa Bebek

konuşmasında dile getirdiği her aileye

Mamalarının Türkiye’de dağıtım ve

en az 3 çocuk önerisiyle önü-

pazarlamasını yapmak üzere faaliyete

müzdeki yıllarda çocuk sayısı daha başlamıştır. Türkiye’de sağlıklı nesillere

da artacak gibi görünüyor. Hepimizin hizmetin bu sene 30. yılını kutluyoruz.

canı ciğeri minik bebekler için en iyi Türkiyede Nutricia Anne Bebek Beslenmesi

beslenme anne sütü. Anne sütüyle

olarak önceliğimiz, anneleri, be-

büyüyen sağlıklı ve mutlu bebekler beklerini beslemek için doğru seçimleri

hepimizin hayali. Ama ya anne sütü

yapabilmelerini desteklemektir.

yeterli değilse...

Türkiye’deki pediatristler, yetkili makamlar

Bu durumda ne yapmalı, imdada

ve annelerle uzun yıllardır birlikte

yetişen bebek mamaları hakkında çalışıyoruz. Türkiye’de, son 20 yılda,

yeterli bilgiye sahip miyiz? Bebek

bebeğini ilk 6 ay sadece anne sütüyle

beslenmesi pazarında hangi besleyen annelerin sayısı %2,9’dan

gelişmeler yaşanıyor, Türkiye’deki (1993), %62,5’a (2010) çıkmıştır

durum nedir? Bu konularla ilgili

ve bu olumlu gelişmede, eğitim

bilgi almak için Milupa Bebek programlarımızla önemli bir katkıda

Mamalarının Türkiye’de dağıtım ve bulunduğumuza inanmaktayız. Tek

pazarlamasını yapan Numil Gıda hedefimiz, daha çok anne sütü alan,

Ürünleri’nin Medikal Direktörü Dr. doğru beslenen, sağlıklı bebeklerdir.

Yalım Üner’e sorularımı yöneltiyo-

Konularında

uzmanlaşmış

30/ marketing europe & anatolia


Mamaları...


Röportaj

fabrikalarımız sağlıklı hammaddelerin

bulunabildiği ülkelerde faaliyet göstermektedirler.

Hammadde ve kalite

standardı nedenleriyle her mamayı her

ülkede üretmiyoruz. İngiltere, Hollanda,

Fransa, Almanya, Polonya ve Çek

Cumhuriyet’lerindeki fabrikalarımızda

tüm Avrupa Birliği ülkeleri için üretilen

mamalardan ülkemizin ihtiyacı kadar

hacimleri ithal ediyoruz. Aynı fabrikalardan

üretilen ürünlerimiz 150 farklı

dünya ülkesine dağıtılıyor.

- Bebek gıdalarında en önemli faktör

sağlıklı beslenme. Bu konuda

Milupa’nın Ar-Ge çalışmalarından

bahseder misiniz?

Nutricia, lokal ihtiyaçları belirleyerek ve

bu ihtiyaçları en iyi şekilde karşılamak

için klinik çalışmalar yapan global bir

politika izlemektedir. Merkezi Utrecht

Hollanda olan AR-GE çalışmalarımız,

Shangai ve Singapor’daki merkezler

de dahil toplam 3 merkezden devam

etmektedir. AR-GE için yıllık 276

32 / marketing europe & anatolia

Bebek gıdalarını bebek sütleri

(0-6 ay bebekler), devam sütleri

(6-12 ay bebekler), büyüme

sütleri (1 yaş sonrası), ve ek

gıdalar olarak en basit şekli

ile 4 kategoride

incelemek mümkün.

m€ bütçe ayırıyoruz. Bu bütçe ile lokal

araştırmaları global gelişmeler

ile birleştirip, bebeklerin sağlığı için

kullanıyoruz.

Hollanda Utrecht’te, çok büyük özel

bir merkez sadece anne sütünü

araştırmaktadır. Ayrıca, sağlıklı bebeklerin

mamalarının yanında, sağlık

problemleri yaşayan bebekler için

de çok geniş bir ürün yelpazemiz

bulunmaktadır. Alerji, sindirim problemi

olan, kusan, prematüre doğan bebekler

gibi, özel tıbbi tedavi gerektiren bebekler

için de geniş klinik araştırmalarla

etkinliği kanıtlanan bir ürün portföyümüz

bulunmaktadır ve Avrupa’nın

farklı üniversite ve hastanelerinde çok

merkezli AR-GE çalışmaları devamlı

olarak sürdürülmektedir. Bu ürünlerin

tamamını ülkemizde bulundurmaktayız.

- Ar-Ge çalışmalarının dışında üretim

ve paketleme aşamaları da

çok önemli. Milupa’nın uyguladığı

prosedür nedir, sağlığa uygunluğu

için hangi analizlerden geçiyor?

Türkiye’ye ithal ettiğimiz ürünlerimiz

Avrupa’da üretilmektedir.Tüm ürünler

standart şekilde 170 ayrı kontrol

ile 1000’in üzerinde kalite ve güvenlik

testinden geçmektedir. Ürünlerin

her biri için üretildiği Avrupa Ülkesi

otoritesinden resmi garanti belgesi

alınmaktadır. Daha sonra tüm ürünler

tekrar Türkiye gümrüğünde, Tarım

Bakanlığı tarafından aynı analizlere

(mikrobiyolojik ve GDO) tabi tutulur

ve uygunluk raporu alındıktan sonra

ithalatı gerçekleşir. Türkiye’de 30 yıldır

anne ve bebeklerin başta anne sütü olmak

üzere güvenli ve doğru beslenme

ile sağlıklı gelişimine destek olmak için

çalışıyoruz.

- Bebek gıdalarını kaç kategoriye

ayırabiliriz? Bebek maması pazarının

büyüklüğü nedir? Gelişmiş ülkeler

ve Türkiye’yi karşılaştırırsak bebek

gıdaları tüketimi açısından farklar

var mı?

Bebek gıdalarını bebek sütleri (0-6 ay

bebekler), devam sütleri (6-12 ay bebekler),

büyüme sütleri (1 yaş sonrası),

ve ek gıdalar olarak en basit şekli ile

4 kategoride incelemek mümkün. Aynı

zamanda bebek sütleri kategorisinin

içerisinde prematüre, sindirim sorunu

olan, allerjik ve kusan bebekler

için de özel beslenme ürünlerimiz

bulunmaktadır. Türkiye’de şu an için

bebek pazarı yaklaşık 600 milyon TL

dir.


Röportaj

Türkiye’de çok erken aylarda,

gereğinden fazla miktarda ek gıdaya

geçiş görülmektedir. Bu da bebeği

anne sütü faydalarından mahrum

bırakmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü,

6.aydan sonra da 2 yaşına kadar günde

en az 500 ml anne sütü verilmesini tavsiye

etmektedir. Anne sütü yetersiz veya

yoksa aynı miktarın bebeğin yaşına uygun

biberon maması ile tamamlanması

önerilir. Oysa ülkemizde çoğunlukla

katı besin ile tamamlanmaktadır. Bu

dönemde bebeğe verilmesi gereken

katı gıda, günde 2 çay bardağı ile sınırlı

kalmalıdır. Anne sütünün önemi bilen

gelişmiş ülkelerde bu bilinç çok daha

fazla oturmuş durumdadır. Neredeyse

bebeğin 3 yaşına kadar tükettiği her

besin, bebek için özel üretilmiş süt ve

ek gıdalardan oluşmaktadır. Bu da bebek

beslenmesi pazarının Türkiye’de

küçük kalmasına sebeptir. Türkiye’de

bebek başına yıllık tüketim oranı 17

kilolarda iken bu miktar Fransa’da 162

kilolardadır. Özellikle Polonya anne sütü

Bu da bebek beslenmesi

pazarının Türkiye’de küçük

kalmasına sebeptir. Türkiye’de

bebek başına yıllık tüketim

oranı 17 kilolarda iken

bu miktar Fransa’da 162

kilolardadır.

kullanım oranı olarak Türkiye ile çok

benzerdir, doğar doğmaz %98 oranında

anne sütü kullanımı bulunmaktadır. Ancak

Polonya’da örneğin Polonya’da

anne sütü sonrası ve yetersizliğinde

bebeğe özel ürünlerin kullanım miktarı

bebek başına 150 kg lerdedir.

- Milupa’nın Türkiye pazarındaki

büyüme hedefleri nelerdir? Yakın

gelecekte burada da bir üretim tesisi

kurabilir mi?

Nutricia Anne Bebek Beslenmesi olarak;

öncelikle annelere, bebeklerini doğru

besleyebilmeleri için yardımcı olmaya

çalışıyoruz. Bu amaç ile şirketimiz her

yıl belli bir tempoyla büyüyor ve pazarda

liderliğini koruyor. Türkiye’de üretime

geçmek üzere yatırım yapmak, fabrika

açmak çok arzu ettiğimiz bir hedef ve

umuyoruz ki bir gün bu hayalimizi

gerçekleştireceğiz. 2013 yılını %20

büyüme ile bitirdik, 2014 skorlarımızda

benzer seviyelerde. Bizim için bu

rakamın anlamı;artan anne sütü bilinci,

emziren anne beslenmesinin öneminin

anlaşılması ve bebek beslenmesindeki

yanlışları gidermektir. Daha fazla

bebeği önce sütü, sonrasında emziren

anne ürünleri ile buluşturmamız, ilk 1

yıl mümkünse inek sütünden ve diğer

yanlış gıdalardan korumamız gerekiyor.

Fabrika yatırımlarını bu hedefler

gerçekleştikten sonra netleştirmek

daha doğru olacaktır.

- Anneler bebek maması alırken nasıl

karar veriyor? Doktor tavsiyesi,

arkadaş önerisi, markaya duyulan

güven vb. en çok hangi faktörden

etkileniyor?

Hekim tavsiyesi annelerin kararında

marketing europe & anatolia /33


Röportaj

en önemli rolü oynamaktadır. Varsa,

ilk bebekteki annenin tecrübeleri, yakın

cevreden edinilen bilgiler, annelerin

media ve digital dünyadan yaptıkları

araştırmalar kararlarını oluşturmakta

yardımcı olmaktadır.

Biz her konuda olduğu gibi, burada

da önemli konunun uzmanlarına yani

sağlık personeline sorulması gerektiğini

düşünüyoruz. Sağlık Bakanlığı da

yayınladığı kamu spotlarında annelerin

bebek beslenmesi ilgili sorularını

hekimine sormasını önermektedir.

İnsan hayatında ilk 1000 gün içindeki

beslenme tüm hayatı etkiler. Bu

dönemde örneğin komşudan duyularak

yapılabilecek bir hatanın bedeli ağır

olabilir. Sağlık personelinin önemini annelerimize

sizin aracılığınızla bir kere

daha hatırlatmak isteriz.

- Son yıllarda bebeklerin anneleri

için de beslenmeye yardımcı ürünler

geliştirildi. Bu ürünlere neden ihtiyaç

var? Bu konuda da biraz bilgi

34 / marketing europe & anatolia

Genel bir bilgi olarak

“Sağlıklı beslenmenin sağlıklı

yaşamı uzatacağı” bilinir.

Bebekler için üretilen ürünlerin

sağlık standardı erişkin

gıdalarından çok farklıdır.

verir misiniz?

İyi beslenen canlının iyi sütü olur.

Doğanın kanunudur. Bizim de anneler

için çok önemli yepyeni bir

ürünümüz var, Lactamil. Türkiye’deki

annelerin besin ihtiyaçlarına göre

geliştirlmiştir. Bir mama firması olarak,

anne sütünü destekleyen, emziren

annenin beslenmesine katkıda bulunan

bu ürün şirket olarak hepimizi çok

heyecanlandırmaktadır. Bebek beslenmesinde

anne sütünün önemini yıllarca

beslenme eğitimlerinde dile getirdik.

Şimdi kendi ürün yelpazemizde de, bu

bilinci kanıtlayan bir ürüne yer vermek,

amacımızı desteklemektedir. Yeni ürünler

hep olacaktır, Numil pazarda lider

olduğu müddetçe her zaman yeniliklerin

öncüsü olmaya devam edecektir.

- Son soru olarak ‘‘köpek maması

yiyorum’’ diyerek esprili bir şekilde

bunu yalanlasa da Ajda Pekkan’ın

genç kalmak için bebek maması

yediği ortaya atılmıştı. Bebek

maması yemek insanı gençleştirir

mi:)

Genel bir bilgi olarak “Sağlıklı beslenmenin

sağlıklı yaşamı uzatacağı”

bilinir. Bebekler için üretilen ürünlerin

sağlık standardı erişkin gıdalarından

çok farklıdır. Çok daha sıkı kontrollere

tabi olunduğu için böyle bir yorum

yapılabilir. Burada bizim önerimiz yine

uzmanlara danışarak, eğer bir özel ihtiyaç

varsa, buna yönelik olarak yaşa ve

yaşam tarzına uygun beslenme tarzının

seçilmesidir.


Röportaj

6 aylık İpek'in annesi Elif Bakır– Organizatör

Mamayla beslenen bebekler daha mı kilolu oluyor?

Sağlık Personeline sorularak seçilmiş doğru kullanılan mama böyle bir

sonuca neden olmaz. Bebek Beslenme Uzmanlarının çalıştığı Anne

Danışma Hatlarımız bu konuda da annelerin yanındadır.

2 aylık Yaman’ın annesi Halide Güçlü - Bankacı:

Mama satın alırken nelere dikkat etmeliyiz?

Hekiminizin, Aile Sağlığı Merkezindeki hekim ve hemşirenizin

düşüncelerini alınız. Sağlık Bakanlığı Beslenme Rehberi, anne föylerini

okuyunuz.

9 aylık Derin'in annesi Yeliz Avcı - Eczacı

Mama alerjiye neden olabilir mi?

Tüm besin maddelerine ve hatta anne sütüne bebeğin alerjisi olabilir.

Hekiminize danışmak en doğru davranış olacaktır.

19 aylık Ömer'in annesi Burcu Bingöl - Bankacı

Mamalar şeker ya da tatlandırıcı içeriyor mu?

Nutricia Bebek Beslenme Ürünleri Biberon Mamaları şeker ya da

tadlandırıcı içermez. Böyle bir hata anne sütünün bırakılmasına neden

olur.

11 aylık Öykü'nün annesi Deniz Erdinç - Yazılım Uzmanı

Bebekler kaç aylık olana kadar mama verilebilir?

Dünya Sağlık Örgütü ilk bir yıl içinde mümkünse inek sütü verimemesini

önermektedir. Otoritelerce ilk 2 yıl anne sütüne devam edilmesi önerildiği

için mamaya da bu süreyle devam etmek doğrudur. Diğer türlü çocuğun

süt ihtiyacını doğru olarak karşılamak mümkün olmaz. Diğer gıdalarla da

bebeğin sütten alabileceği besin öğelerini verebilmek mümkün değildir.

marketing europe & anatolia /35


Köşe

Abdullah Ekşioğlu / eksioglu70@gmail.com

(retorik

)

Siz de bir mum yakın...

Nasıl bir Türkiye'de yaşamak istiyoruz? İşte bu soruyu

hergün defalarca kendimize sormak ve ne yapıyorsak,

kimin ardından gidiyorsak ya da ardımızda kimlere

önderlik ediyorsak bu sorunun yanıtına göre yapmamız

gerekiyor. Soru basit, hatırlaması da kolay "nasıl bir

Türkiye'de yaşamak istiyoruz?"

İktidar partisine baktığımızda bize çok aydınlık seçenekler

sunduğunu söylemek mümkün değil. En azından benim

yaşamak istediğim Türkiye iktidarın vaadettiği ülke değil.

Haremlik selamlık miting alanları, Ortadoğu bataklığına

saplanmış bir dış politika, kurumsallıktan uzak fırsatçı

esnaf mantığıyla dizayn edilmiş bir ekonomi, sadece

seçim yapmayı tek başına demokrasi için yeterli gören

bir demokrasi anlayışı, kuvvetler ayrılığı ilkesinin tek

adam yönetimine evrildiği bir organizasyon yapısı,

kız çocuklarının kadın olarak kategorize edildiği bir

ilköğretim, dindarlık referansı üzerinden yapılandırılmış,

bilimsellikten uzak bir eğitim sistemi, tarikatlardan ve

hurafelerden müteşekkil bir din anlayışı, insan hayatının

değersizleştirildiği bir yüce devlet kurgusu, kutuplaşmış

birbirine düşman topluluklardan oluşan bir halk, bilginin

ve özgür düşüncenin tukaka ilan edildiği, cehaletin

bilgiye karşı kışkırtıldığı bir anlayış, her türlü ahlaksızlığın

iktidara hizmet ediyorsa meşru, her türlü meşru hakkın

iktidar aleyhineyse hainlik ilan edildiği bir zihniyet, çağdaş

uygarlık hedefini 500 yıl öncesinde arayan bir vizyon ve

bunlara benzer neler neler.

İşte iktidarın sözde "Yeni" aslen "Geri" Türkiyesi'nin bize

vaadettiği gelecek bu. Peki tekrar soralım biz "nasıl bir

Türkiye'de yaşamak istiyoruz?

Ben aydınlık bir Türkiye'de yaşamak istiyorum. Kadın

erkek herkesin omuz omuza, kimsenin dini, ırkı, cinsiyeti

için ayrımcılığa tabi tutulmadığı, demokratik hakların

dünyadaki en ileri seviyesinin hayat bulduğu, bilgi ve

özgür düşüncenin yüceltildiği, cehaletin bilgiden intikam

aldığı değil, eğitimin cehaleti yok ettiği, herkesin kendi

dinini, yaşam tarzını özgürce yaşadığı, devletin ise bir

dinin kurallarına göre değil, özgürlükçü, demokratik

yasalarla yönetildiği, vatandaşın yüce devletin tebası

değil, devletin vatandaşlarının hizmetçisi olduğu,

tarihinden ders alan ama gelecek vizyonuyla gelişimini

yapılandıran, dış politikasını Ortadoğu bataklığına

saplamamış ama refahıyla Ortadoğu ülkeleri için de bir

örnek olan, yüzü uygarlığa dönük, kendi teknolojisini,

kendi sanatını, kendi ekonomisini en üst düzeye çıkarmış

ve bu kazanımlarını halkının refahı için kullanmış, liderleri

boş ağızlı olmayan ama konuştukları zaman sadece

kendi vatandaşları değil tüm dünyanın dikkat kesildiği ve

şimdi belki aklıma gelmeyen sizin aklınıza gelen ne kadar

olumlu meziyet varsa bünyesinde toplamış bir Türkiye'de

yaşamak istiyorum.

Ben bu soruyu hergün kendime soruyorum ve aldığım

cevapla ülkenin gidişini örtüştüremediğim için yazıyorum,

konuşuyorum bu fikirleri yaygınlaştırmak için emek

harcıyorum. Siz de kendi cevaplarınıza bakın, eğer

Türkiye'nin gidişiyle örtüşüyorsa şanslısınız ama

örtüşmüyorsa siz de bana katılın, yazın konuşun

ya da yazanları, konuşanları paylaşın bu fikirlerin

canlanmasına, ülkemizin geleceğini aydınlatmaya katkıda

bulunun. Karanlığı yenmek için bir mum yakmak gerekir.

Ben yakıyorum siz de yakın.

marketing europe & anatolia / 37


Kampanyalar

Vivident; Zombileri Aşka Getirdi!...

Şimdiye kadar çekilen Vivident Storming reklamlarında gördüğümüz

muzip melek karakteri yeni reklam filminde güçlü,

modern, dişi bir kahraman olarak karşımıza çıkıyor.

Türkiye pazarı için özel olarak hazırlanan reklam filminin çekimleri,

Milano’daki eski bir tekstil fabrikasında gerçekleştirildi.

Fabrika, özel dekorlar ve efektler sayesinde terkedilmiş,

karanlık bir çıkmaz sokağa dönüştürüldü. Zombilerin özel

makyajı ve oyuncuların kıyafetleri saatler süren titiz çalışmalar

ile hazırlandı.

Kampanya Künyesi

Müşteri: Perfetti Van Melle Türkiye

Ürün: Vivident Storming

Reklam Veren Yetkilileri: Serkan Ergün – PVM Türkiye

Pazarlama Direktörü; Çiğdem Serim – Sakız Grubu Kıdemli

Marka Müdürü; İdil Ziyaoğlu – Sakız Grubu Marka Müdürü

Emin Alev – Sakız Grubu Marka Müdür Yardımcısı

Reklam Ajansı: Selection

Yaratıcı Ekip: International Team Selection

Lokasyon: Milano - İtalya

Medya Ajansı: Media Republic

Medya Planlama: Günay Aranoğlu, Erkin Çoker

Kampanya Mecraları:TV, Sinema, İnternet, Açıkhava

marketing europe & anatolia / 39


Kampanyalar

Rutkay Aziz NESCAFÉ3ü1, yüzü...

NESCAFÉ3ü1 Arada’yı gençlerle buluşturma görevini üstlenen

üstad Rutkay Aziz, elinden geldiğince iyi bir kahvenin

tadını tarif etmeye çalışıyor. Tİlk olarak bir resim heykel

atölyesinde başlayan maceralar izleyenleri bakalım nerelere

götürecek? Rutkay Aziz serinin diğer filmlerinde de

NESCAFÉ3ü1 Arada’nın yüzü olmaya devam edecek.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: NESCAFÉ

Reklamveren Yetkilisi: Burçin Alev Ekşi, Miray Tok Çakır,

Elif Yonca Çevik, Emre Tabak

Reklam Ajansı: Publicis Yorum

Yaratıcı Grup: Adnan Elmasoğlu, Ali Bozkurt, Emrah Kural,

Cihangir Gümüş

Müşteri İlişkileri: Özlem Öğüt, Eda Altan, Ceysun Giritli

Stratejik Planlama: Selda Sedes, Zeynep Bortaçina

Medya Planlama ve Satın Alma: Mindshare

Prodüksiyon: Arzu Köksal, Ceyhun Sevil

Kullanılan Mecra: TV

Yönetmen: Umut Aral

Prodüksiyon Şirketi: Atlantik Film

Alın, deneyin gerisini dert etmeyin...

Hepsiburada.com’un “Kolay İade” uygulaması için hazırlanan

reklam filmi de eğlenceli içeriğiyle televizyonda ve internet

sitelerinde kullanıcıların en çok ilgisini çeken reklamlar

arasında yer alıyor. Reklam ajansı Alametifarika’nın hazırladığı

reklam filminin yönetmenliğini Tolga Karaçelik üstlendi.

Kampanya Künyesi

Reklam Ajansı: Alametifarika

Film müziği: Nilinişleri

Yönetici Kreatif Direktör: Emrah Karpuzcu, Kenan Ünsal

Kreatif Direktör: Can Çelikbilek

Yaratıcı Ekip: Serhat Bayram, Can Dağlı, Leman Köksal,

Erdem Güngör, Seden Padır, Nilüfer Acar.

Strateji: Başar Sarıkaya, Serra Akyel.

Ajans Prodüktörü: Sertuğ Alptekin, Berkay Tahmaz,

Teğin Polat.

Yapım Şirketi: Vana Film

Prodüksiyon Şirket: Post43

Yönetmen: Tolga Karaçelik

Görüntü Yönetmeni: Taylan Sancaktar

Prodüktör: Seda Özdemir, Sarper Soyuret

Kullanılan Mecralar: TV, internet, basın ilanı, radyo

40 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

COLIN’S bize uyar...

Murat Boz’un ilk kez bir giyim markasının reklam filminde rol

aldığı “COLIN’S bize uyar” kampanyasının ikinci filmi yayına

girdi. Çekimleri İstanbul’da 3 gün süren yeni reklam filminde

Murat Boz’a yine 2013 Rusya Güzeli Elmira Abdrazakova

eşlik etti. İkinci reklam filminin yönetmenliğini de ilk film gibi

Özer Feyzioğlu yaptı. Romantik komedi tadındaki reklam filminin

çekimleri, keyifli anlara sahne oldu. Üç günlük yoğun

ve yorucu tempoya rağmen, Murat Boz’un neşesi ve pozitifliği

sete renk kattı. Çekimlerde mekan olarak İTÜ Maslak

Kampüsü, Sabiha Gökçen Havalimanı ve Beykoz Kundura

Fabrikası kullanıldı.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: COLIN’S: Tarık Gülsün, Bike Geçkinli,

Aslı Ayhan, Selçuk Dabanlı, Aytaç Dalyan, Özge Ulusoy

Reklamveren Marka Danışmanı: Hakan Senbir

Film Prodüksiyon Şirketi: 2012

Yönetmen: Özer Feyzioglu

Post Prodüksiyon: Sinefekt

Medya ajansı: Veritas

sahibinden.com’da yoksa; yoktur!...

Rafineri Reklam Ajansı tarafından hazırlanan reklam filmlerinin

yönetmenliğini Serdar Dönmez’in üstlendi. Çekimleri 4

gün süren emlak ve vasıta filminde; İstanbul’un farklı semtlerinde

yaklaşık 20 ayrı mekan kullanıldı, 3 ana karakter ve

50 yan karakterin yanı sıra, 200 yardımcı oyuncu rol aldı.

Sahibinden.com reklam kampanyasının iddiası da ortaya çıkıyor;

“aradığınız ev ya da araba sahibinden.com’da yoksa

muhtemelen öyle bir ev / araba yoktur”.

Kampanya Künyesi

Müşteri: sahibinden.com

Müşteri Yetkilisi: Boğaç Göncü, Gülşah Kunç, Selen Yığın,

Tuba Pilavcı

Reklam ajansı: Rafineri

Adı: Ev / Araba

Yaratıcı yönetmen: Emre Kaplan

Metin yazarı: Can Erdoğan, Ali Şener, Kerim Gürsel,

Doğu Göçük, Gökhan Özdemir

Sanat yönetmeni: Emrah Güzel

Marka takımı: İlke Güner, Virna Estroti, Aslı Aksu

Yapım şirketi: Depo Film

Yönetmen: Serdar Dönmez

Yapımcı: Ender Sevim

marketing europe & anatolia / 41


Kampanyalar

“Generali Ali”...

çözülebileceğini gösteriyor.

Çekimleri İstanbul’da 1 günde gerçekleştirilen reklam filminin

prodüksiyonunu Spark Film üstlendi, yönetmenliğini Emre

Şahin yaptı.

Leo Burnett İstanbul yaratıcı ekibi tarafından yapılan Reklam

filmi kaza, yolda kalma gibi herkesin sıkça karşılaşabileceği

ve stres yaşatan bir durumun çok kolay bir şekilde

Kampanya Künyesi

Reklam Veren: Generali

Reklam Veren Temsilcisi: Petar Dobric, Jakub Drobec,

Hande Altay

Reklam Ajansı: Leo Burnett İstanbul

Kreatif Direktör: Emrah Akay, Oktar Akın

Kreatif Ekip: Emrah Akay, Koray Şahan, Ersin Pekin,

Aysu Erenuluğ, Barış Çetin, Arca Ataerkil

Müşteri İlişkileri: Gonca Alper, Ece Özyurt, Aysu Sıldır,

Ayşegül Ilgaz

Stratejik Planlama Grup Direktörü: İsmail Seval

Ajans Prodüktörü: Sevinç Metuçin Öktem,

Erman Karahisarlı, Canan Polat

Yönetmen: Emre Şahin

Yapım Şirketi: Spark Film Collective

Post Prodüksiyon: Mojo

Ziller okul için çalıyor...

“Okul heyecanı FLO’da başlar” diyerek öğrencilerin dikkatini

çeken reklam filminin eğlenceli melodisi de okul hayatının

enerjisini yansıtıyor.

Okul alışverişi için ilk adresin FLO olduğuna vurgu yapan

reklam filminde, ayakkabılar öğrencilerin yaşlarına göre

çeşitlendirilerek karşınıza çıkıyor.FLO’nun okula dönüş

koleksiyonunda yer alan babetler, loafer ayakkabılar, spor

ayakkabılar ve daha birçok model reklam filminde okul zili

eşliğinde en eğlenceli şekilde ekrana geliyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren:FLO

Reklamveren temsilcisi: Didem Şavluğ, Özgür Saraç,

Nuray Yazgan

Reklamajansı:Alametifarika

Kreatif Direktörler: Emrah Karpuzcu, Kenan Ünsal

Yaratıcı Ekip:Ceyda Koç, Nuri Gülver

Ajans Prodüktörleri: Berkay Tahmaz, Özgür Dağgez

Prodüksiyon Şirketi: Post43

Müzik:Nil’in İşleri

42 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

Şimdi değilse ne zaman?...

Acer, hayallerini ertelemek için devamlı bahaneler bulanlara

: “Şimdi değilse ne zaman? Sen değilsen kim?” diye soruyor

ve kendi maceralarını www.hayatiminmacerasi.com ‘a tıklayarak

yaşamaya ve paylaşmaya bekliyor.

Hayatiminmacerasi.com üzerinden kullanıcılar birbirinden

heyecanlı ve eğlenceli maceralardan dilediklerini seçecek

ve Facebook akışlarında oraya gitmiş gibi görülecekler.

Kampanya Künyesi

Müşteri: Acer Türkiye

Uygulamanın başlığı: Hayatımın Macerası

Kampanya adresi: www.hayatiminmacerasi.com

Uygulama Tipi: Interaktif Uygulama

Uygulama Sahibi: Acer Türkiye

Marka Yetkilisi: Semanur Aksoy

Dijital Ajans: workattack

Creative Director/Copywriter: Bengisu Gençay

Art Director: Neslin Çavuşoğlu

Sosyal Medya Yöneticisi: Semih Tüfekçi

Teknosa’nın artık 81 ilde...

Yönetmenliğini Koray Güzey’in üstlendiği filmin animasyonu

Anima İstanbul, müziği ise Emre Irmak tarafından

yapıldı.

TBWA\ISTANBUL tarafından Teknosa için hazırlanan “81 İl”

filmi yayında.

Teknosa’nın artık 81 ilde de var olduğunu anlatan animasyon

filminde karakterimiz Trakya’dan yola çıkıyor ve Ege’de

zeytin toplayıp İç Anadolu’da balona binerek tüm Türkiye’yi

dolaşıyor. Film boyunca karakterimizin yolculuğuna güzel,

keyifli bir müzik eşlik ediyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Teknosa

Reklam Ajansı: TBWA\ISTANBUL

CCO: İlkay Gürpınar

Kreatif Direktör: Volkan Karakaşoğlu

Yaratıcı Ekip: Güney Soykan, Yiğit İrde, Ezgi Tanyeri

Marka Ekibi: Esra Özkan, Tuğba Balcı, Özge Keskin

CSO: Toygun Yılmazer

Stratejik Planlama Ekibi: Nisan Danışman,

Emirhan Çelikbilek

Prodüksiyon Ekibi: Pelin Güneş, Melis İnceoğlu

Yönetmen: Koray Güzey

Yapımcı: Gizem Ergezgin

Prodüksiyon Şirketi: Anima İstanbul

Post Prodüksiyon Şirketi: Anima İstanbul

Müzik: Emre Irmak

Medya Ajansı: Mediacom

marketing europe & anatolia / 43


Kampanyalar

“Dükkan Sizin” ...

Garanti Bankası yeni reklam filmiyle ekranlarda yer alıyor.

Filmde, dükkanının açılışını yapan bir esnafın tereddütleri,

Garanti’den aldığı hizmet ve ürünler sayesinde ortadan kalkıyor;

esnaf Garanti ile işini kolayca büyütebileceğine ikna

oluyor. Market sahibinin açılış anında yaşadığı telaşın gösterildiği

filmde rol alan İzzet Altınmeşe’ye, Garanti’nin tosbağası

eşlik ediyor.

Çekimlerin 1 günde, animasyonun ise 3 haftada tamamlandığı

reklam filminin yönetmenliğini Turgut Akaçık üstlendi.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Garanti Bankası

Reklam ve medya ekibi: Burcu Tokcan,

Sinem Görgöz İnnice, Saba Şimşeker

Reklam Ajansı: Alametifarika

Alametifarika Ekibi: Emrah Karpuzcu, Kenan Ünsal,

Can Çelikbilek, Barış Alkan, Caner Apaydın, Sertuğ Alptekin,

Berkay Tahmaz, Özgür Dağgez, Burcu Atış Topçu

Yapım Şirketi: Autonomy

Yönetmen: Turgut Akaçık

Müzik: Jingle House

‘’Yeni bir hayata’’...

Enza Home’un yeni satış kampanyası eğlenceli ve sıcak bir

tonla izleyenlerle buluşuyor.

İki gün boyunca elli kişilik bir ekibin çekimlerini tamamladığı

‘’ Yeni bir Hayata’’ reklam filmi, aynı zamanda fiyat bilgilerini

de reklam filmine entegre ederek izleyicilerine ‘’ulaşılabilir

tasarım’’ vurgusu yapıyor.

Reklam filminin kreatif sürecini Vietnam Reklam Ajansı üstlenirken,

yapım sürecini Vana Film sahipleniyor.

Kampanya Künyesi

Reklam veren: Yataş Grup

Reklam veren Temsilcisi: Nevzat Yıldız,

Selmin Gündoğdu, Dilek Toyga

Reklam Ajansı: Vietnam

Yaratıcı Yönetmen: Gürkan Günaydın

Yaratıcı Grup: Rıza Çankaya

Müşteri İlişkileri: Melike Karamehmetoğlu, Ersin Çetinkaya

Ajans Prodüktörü: Begüm Baran

Yönetmen: Barış Çolak

Görüntü Yönetmeni: Tolga Kutlar

Yapım Şirketi: Vana Film

44 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

Colombia...

Colombia Turbodown reklam filmi sinema adaptasyonu.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Colombia

Yapım Şirketi: Eksantrik Prodüksiyon

Prodüktör: Elvin Ekşioğlu

Yönetmen: Abdullah Ekşioğlu

Post- Prodüksiyon: Eksantrik-Express

Mecra: Sinema

“Molfix Yenidoğan”...

Molfix’in en sevilen reklamlarından birisi olan “Molfix Yenidoğan”

reklam filmi yeniden ekranlarda. Molfix’in sahiplendiği

‘’göbek bağı oyuntusu’’ özelliğine vurgu yapan film,

animatik anlatımla anne ve babaların duygularına dokunarak

heyecanlarına ortak oluyor.

Seslendirmesini Okan Yalabık’ın yaptığı film, bir babanın

aşk hikâyesini ve bu aşkın meyvesi, en değerli varlıkları,

bebeklerinin hayatlarına getirdiği tatlı heyecanı anlatıyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Hayat Kimya

Reklamveren Temsilcisi: Melek Soklangıç Dinçer,

Gülşen Serin Bakır, Aysun Nayır, Özden Özden

Reklam Ajansı: Vietnam

Yaratıcı Yönetmen: Gürkan Günaydın

Sanat Yönetmeni: Onur Eker

Metin Yazarı: Gaye Basmacı

Müşteri İlişkileri: Ceren Gül

Ajans Prodüktörü: Cengiz Karadeniz

Prodüksiyon Şirketi: 1000 Volt

Yönetmen: Luca Schenato

Medya Ajansı: Speed Medya

Müzik: Jingle House

Dublaj sanatçıları: Okan Yalabık, Zeyno Günenç

Kullanılan Mecralar: TV, internet.

marketing europe & anatolia / 45


Kampanyalar

Isıcam’dan ‘Cam Alıcı...

TV’lerin yanı sıra radyo, basın, internetin de yer aldığı birçok

mecrada yayınlanıyor.

Isıcam’ın 40’ıncı yıl etkinlikleri kapsamındaTBWA\İstanbul

tarafından hazırlanan reklam filminde, ünlü oyuncu Wilma-

Elles ile oyuncu ve dublaj sanatçısı Gamze Gözalan, kamera

karşısına geçti. Gamze Özalan’ın, komşusu WilmaElles’e

yakıt faturasından dert yandığı filmde,Elles ona Isıcam Konfor

ile faturaların nasıl azalacağını anlatıyor.

Yeni teknoloji ürünü olan, ısıtma ve soğutma enerjisinde tasarruf

sağlayan ‘Isıcam Konfor’un yeni reklam kampanyası;

Kampanya Künyesi

Reklamveren:Isıcam Konfor

Reklam Ajansı: TBWA\İstanbul

ECD: Emre Kaplan

Yaratıcı Ekip: Ali Şener, Burak Kunduracıoğlu, Yiğit İrde,

Demet Toprak, Emir Yüksel

Marka Ekibi: Didem Tamer Gül, Yasemin Tolunay,

Melih Mermutlu

CSO: Toygun Yılmazer

Stratejik Planlama Ekibi: Tuğyan Çelik

Prodüksiyon Ekibi: Ceyda KayaçetinSchulte, Pelin Güneş,

Gizem İnan

Prodüksiyon Şirketi:Autonomy

Yönetmen: Uygar Kutlu

Post Prodüksiyon:Otomat

Müzik:Opus Audio / Mehmet Yaranona, Tolga Türünz

Kullanılan Mecralar: TV, basın, radyo, internet, açıkhava –

billboard-otobüs –metro-panolar- otobüs durakları

“Hayat meydan okumaktır”...

Mitsubishi yeni reklam filmiyle tüketicilere “hayata meydan

okumaları” için sesleniyor. Yeni nesil otomobili Mitsubishi

Outlander’ın reklam filmini tüketicilerle buluşturan Mitsubishi,

sürdürülebilir sürüş keyfi için dayanıklı ve güvenilir araçlar

ürettiğini reklam filmiyle yansıtıyor.

Kampanya Künyesi

Marka: Mitsubishi Outlander

Reklamveren: Temsa Motorlu Araçlar

Dağıtım ve Pazarlama A.Ş.

Reklamveren Temsilcileri: Aytuğ Bük, Nilpar Tunaboylu

Reklam Ajansı: İlancılık

Müşteri İlişkileri: Atılay Bingöl, Lora Cemal

Yaratıcı Ekip: Mithat Çalışkan, Eymür Oskay, Duygu Yücel,

Yılmaz Şahin, İbrahim Sıvar

Post Prodüksiyon: IPD

46 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

Yeni “atıştırmalık”...

Twitto’nun reklam filmi, futbol karşılaşmalarının duayen sesi

Ertem Şener ile, basketbol maçlarının efsane spikeri Murat

Kosova’nın seslendirmeleriyle dikkatleri üzerine çekiyor.

Twitto reklam kampanyasının yaratıcı ajansı Mod Ajans, yapımcısı

ise Terra Film House.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Şimşek A.Ş.

Reklamveren Yetkilileri: Hakverdi Aydın, Nasuh Şişik

Kreatif Ajans: Mod Ajans

Yaratıcı Ekip: Ragıp Öztürk, Ali Ender Uysal,

Sefa Öncül, Barış Arslan, Cemil Keskin, Neslihan Başol

Müşteri İlişkileri: Elvan Şentürker, Gizem Çelikman

Yapımcı:Terra Film House - Murathan Kodaman /

Ferda Bravo Kodaman

Yönetmen: Hakan Algül

Medya Ajansları: Starcom, Reksan

Pr Ajansı: prEkstra İletişim Danışmanlık

Seramik VitrA’dır...

tanıklık ediyor.

VitrA; yeni reklam filmini, izleyicilerle buluşturdu. “Hayranlık

uyandıran evlerde seramik VitrA’dır” sloganıyla UltraRPM

Reklam Ajansı tarafından hazırlanan reklam filminde; tatile

giden komşusunun kedisini beslemek üzere eve giren bir

karı-koca rol alıyor. Kediyi ararken evi dolaşan çift, evin

farklı alanlarında kullanılan VitrA seramiklerinin; yüzey,

doku, ebat ve renk alternatifleriyle hayranlık yarattığına

Kampanya Künyesi

Reklam Veren: VitrA

VitrA Ekibi: Orçin Egemen, Elif Özalkan, Algın Can,

Hande Üreten

Reklam Ajansı: UltraRPM

Executive Kreatif Direktör: Hakkı Mısırlıoğlu

Yaratıcı Grup: Cumhur Güçer, Duygu Yegül,

Furkan Civelek

Müşteri Grubu: Melda Tarlan, Demet Akpınar,

Enhar Giritli Baydar

Yapım şirketi: Böcek Yapım

Yönetmen: Kıvanç Barıönü

Post Prodüksiyon: İmaj

Ajans Prodüktörü: İdris Özgül

Fotoğrafçı: Bomonti / Kerem Sanlıman

Medya Ajansı: Carat

PR Ajansı: A&B İletişim

Dijital Ajans: Ping

marketing europe & anatolia / 47


Kampanyalar

Çok mu çok modayız...

Mavi’nin Gold; daha fit, daha esnek ve daha ince görünüme

imza atıyor. Sınırsız hareket özgürlüğünü vurgulayan Ali Taran

imzalı “Çok mu çok modayız” reklam filminde, Serenay

aksiyon sahneleriyle dikkat çekiyor. Hız ve esnekliğin göz

önünde olduğu kampanyada, Serenay’a, Hollywood aksiyon

filmlerinin dikkat çeken ismi Chase Armitage eşlik ediyor. Çekimleri

3 gün süren film; Kapalıçarşı’nın çatısı, Yeni Cami’nin

geçit ve merdivenleri, Büyük Han’ın galerileri, Bomonti Eski

Bira Fabrikası’nın avlusu ve Galata teraslarında geçiyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Mavi

Reklam Kampanyası: Çok mu çok modayız!

Reklamın Yıldızı: Serenay Sarıkaya

Rol Arkadaşı: Chase Armitage

Reklam Ajansı: Ali Taran

Yönetmen: Cemal Alpan

Görüntü Yönetmeni: Simon Coull

Stil Editörü: Carlo Alberto Pregnolato

Fotoğraflar: Riccardo Tinelli

“I am the Pompacı”...

BP’nin marka yüzü Mustafa Sandal’ın başrolünü BP pompacısı

ile paylaştığı yen ireklam filmi yayına girdi. Yeni reklamda

ayrıca, bir öncekinde olduğu gibi Mustafa Sandal’ın

“Bombacı” adlı şarkısının,geçtiğimiz aylarda sosyal medyada

ses getiren uyarlaması olan “I am the Pompacı” versiyonu

da kullanılıyor.

Kampanya Künyesi

Reklamın Başlığı: Uğurlama

Reklamveren: BP Petrolleri A.Ş.

Reklamveren Temsilcisi: Deniz Güloğlu, Görkem Önal,

Sabiha Arabacı

Reklam Ajansı: Ogilvy & Mather Istanbul

Prodüksiyon Şirketi: Kala Film

Yönetmen: Hakan Yonat

Post Prodüksiyon: Post Modern

Müzik: Mustafa Sandal, Atakan Ilgazdağ

PR Ajansı: Ogilvy PR Istanbul

Medya Ajansı: MindShare

Kullanılan Mecralar: TV

Medya Ajansı: MindShare

Kullanılan Mecralar: TV

48 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

Pompomgiller’in Maceraları...

Familia’nın sevimli penguen ailesi Pompomgiller, yeni reklam

filminde Familia Parfümlü Tuvalet Kağıdı’nın özelliklerini

anlatıyor. . Filmde senaryo, alışverişe çıkan sevimli babanın

banyo kokusunu almayı unutmasıyla başlıyor.

Kampanya Künyesi

Reklam veren: Hayat Kimya – Familia

Reklam veren Temsilcisi: Aysel Aydın,

Gül Yeşilay Coşkun, Elif Yılmaz Okçuoğlu

Reklam ajansı: Vietnam

Yaratıcı Yönetmen: Gürkan Günaydın

Yaratıcı Grup Direktörü: Rıza Çankaya

Sanat Yönetmeni: Umut Kısa, Kenan Çetinkaya

Reklam Yazarı: Erdem Güngör, Aslı Sevim,

Ayberk Çınar, Besime Yıldız

Müşteri İlişkileri: İlknur Korkmaz

Ajans Prodüktörü: Begüm Baran

Animasyon Yaratım: Robotika – Coşku Özdemir

Karakter Tasarım: Fayeshu

Bellona halı...

Bellona’nın modern tesislerinde geçen yeni reklam filminde,

2015 yılı halı modelleri Şevval Sam’ın sesi ve güzelliğiyle

birlikte seyirciye ulaşıyor. Bellona’nın sımsıcak renkleri ve

birbirinden güzel desenlerinin yer aldığı filmde, ipliklerin

nasıl halıda hayat bulduğunu, showroom alanında nasıl

sergilendiğini göstermesinin ardından Bellona ürünleriyle

uyumlu halıların seyirciye ulaşmasıyla son buluyor.

Kampanya Künyesi

Prodüksiyon Şirketi: FilmColony Production Company

Yönetmen: Can Evrenol

Yapımcı: Tolga Erener

Reklamveren: Bellona - Murtaza Durmuş/ Mehmet Emin

Çakıcı, Ebru Çalışkan

Ajans: Piramit Tasarım & Reklamcılık

Kreatif Ekip: Deniz Köker, Beste Köker, Sibel Aydın

Müşteri ilişkileri: Deniz Sesli, Ayşe Işın, Damla Özeren

marketing europe & anatolia /49


Cennetin Minik Bi


Gezi

r Demo’su, Bali...

Yaz gelip de tatil kaşıntılarım tutunca Bali’ ye dalışa giden bir

gruba zorla ek oldum :) Zed biletimi aldım tarih gelince de ekiple,

havaalanında bi’ lokmacık tanıştık.

Bali uçuşu Katar aktarmalı. Bi’ lokmacık muhabbeti uçakta

koyulaştıraraktan Doha, Katar’ a kadar birlikte gittik.

Katar’ dan Bali’ ye gideceğiz.

Fotoğraflar ve yazı Seval Duban / seval@sevalduban.com

Yaz gelip de tatil kaşıntılarım tutunca

Bali’ ye dalışa giden bir gruba zorla ek

oldum :) Zed biletimi aldım tarih gelince

de ekiple, havaalanında bi’ lokmacık

tanıştık.

Bali uçuşu Katar aktarmalı. Bi’ lokmacık

muhabbeti uçakta koyulaştıraraktan

Doha, Katar’ a kadar birlikte gittik. Katar’

dan Bali’ ye gideceğiz. Fakat benim

bilet, zed bilet (THY personeli, indirimli

bilet), uçakta yer olmadığı için ben binemedim

ve Katar havaalanında mahsur

kaldım. Ekip bindi gitti. Ben bir başıma

havaalanında kala kaldım :( Gece saat

23:00. Satış ofisinde bakıyoruz, sonraki

günlerin uçakları da dolu ve günde

sadece 1 uçuş var. Farklı aktarma

versiyonları deniyoruz ama hepsi dolu.

Müslümanların Ramazan Bayramı ve

hepsi de müslüman ülkeler. Baktım

sabah 07:00’ de Jakarta’ ya uçak var.

Onda da yer yok. Dediler ki bekleyin,

gelmeyen olursa sizi alırız. Ben sabah

06:00’ ya kadar bir başıma havaalanında

18 derecede titreyerek bekledim.

Neyse ki uykusuzluk sorunu olan bir

arkadaşım var da, sabaha kadar whats

up’ tan sohbetiyle bana eşlik etti :)

Sabah 06:00’ da gittim müşteri servisine,

baktılar yer yok. Ben hem üşümüş

hem uykusuz vaziyetteyim neredeyse

ağlayacağım. Satış ofisindeki abi halime

acıdı sanırım, bana camsit denilen,

hostes koltuğu verdi. Ben ona razı

olaraktan atladım uçağa. 9 saat sonra

Jakarta’ ya indim. Saat farkından dolayı

yine gece :( 2 gündür gündüz yüzü

görmüyorum. Oradan da Bali’ ye, Denpasar’

a gitmem lazım. Meşekkatli bir

araştırmadan sonra Sumatra üzerinden

aktarmalı Denpasar uçağı buldum. Sabah

05:00’ te uçak kalktı ve Sumarta’

ya gittik. 2 saat de orada bekledikten

sonra nihayet Bali’ ye vardım. Bakmayın

böyle anlattığıma, resmen macera

oldu, 3 günlük yolculuk.

Neyse ki arkadaşlar havaalanına araç

göndertip beni aldırdılar. 3 saat araba

yolculuğundan sonra otele vardım. Ve

gördüğüm manzara karşısında ne yorgunluk

kaldı ne gerginlik. Deniz kenarında

tek odalı tek katlı bungalov tipi

evler, muhteşem frangi pani çiçekleri

ve palmiye ağaçları. Ortam inanılmaz

güzel... Kaldığımız otel aslında bir tatil

köyü gibi. Müstakil evlerden oluşuyor.

Çoğunluk bir odalı, süitler çok odalı.

Evler kocaman bir arazi üzerine serpiştirilmiş.

Çatıları yukarıya doğru uzun ve

sazlardan yapılmış.

Tek sorun havanın çok erken kararması.

Biz İstanbul’ da 21:00’ de havanın

kararmasına alışığız burada 17:30’ da

hava kararıyor. Bünye de güneş saatine

ayarlı olduğu için erkenden uyku bastırıyor.

İlk akşamı kalıbı fazla yormadan,

yemek yiyip, üzerine de Türkiye’ den itinayla

taşınmış rakıdan içerek kapattık.

marketing europe & anatolia / 51


Gezi

Kaldığımız odaların banyolarının üzeri

açık, yani açık havada tuvalete gidip,

duş alıyorsunuz. İlk etapta yadırgansa

da sonra alışıyorsunuz. Hatta eve dönünce

de banyoda daral geliyor :)

Ertesi gün, dalış olduğu için erken kalkıp

saat 07:00 gibi dalış teknesine doluştuk.

O kadar çok özlemişim ki dalışı,

kalbim pır pır heyecandan. Minik bir

yolculuktan sonra dalış bölgesine vardık.

Sonra da sırayla atladık suya.

Bali volkanik bir ada ve dalış bölgesi

de Agung Yanardağı’ nın eteğinde Tulamben

adında bir yer. Yanardağa çok

yakın olması sebebiyle suyun altı da

volkanik kayalarla dolu. Dip yapısı siyah

ve karanlık. Bir sürü canlı var. Hatta

bir keresinde 2 tane köpekbalığına

rastladık. Fakat hayvanların o kadar

çok üzerlerine gitmişiz ki mercanların

altına kaçıp, saklandılar bizden.

Tulamben’ de dalış için kaldığımız 5

gün boyunca günde 3’ er dalış yaptık.

Bir gün de Amed üzerinden Nusa Penida’

ya gidip orada daldık. Orada suyun

altı bembeyaz kum. Su turkuaz rengi.

Kısacası muhteşem :)

Tabii o kadar güzel ki, su altında ben

kendimi kaybedip oradan oraya yüzerken

dizimi mercanlara sürttüm. O gün

Bali volkanik bir ada

ve dalış bölgesi de

Agung Yanardağı’ nın

eteğinde Tulamben adında bir

yer. Yanardağa çok yakın olması

sebebiyle suyun altı da

volkanik kayalarla dolu.

pek bir şey olmadı ama sonrasında o

mercanlar benim dizimde büyümeye

devam etti. Hatta bir ara tüm bacağımdan

mercanlar çıkacak diye korktum :(

5 gün boyunca gündüzleri su altında

lay lay lom şeklinde geçirdik. 1 günü de

çevre gezisi ile geçirdik. Hocamız bizi

gezdirmesi için 2 tane araç ve rehber

ayarlamış, sağolsun.

Hep birlikte çıkıp önce pirinç tarlalarını

gezdik. Yani uzaktan bakıp fotoğraf

çektik.Çünkü oralar bataklık.

Sonra yola devam ederken trafik başladı.

Biz de meraklanıp indik arabadan.

Bir de baktık yöresel kıyafetler giyinmiş

kadın ve erkekler sembolik cenazeler

taşıyıp, ölü yakma törenine gidiyorlar.

Bali’ de insanlar Ağustos ayı haricinde

ölürlerse, toprağa gömülüyorlar

sanırım. Ağustos olunca da oldukları

yerlerden alınıp tapınaklarda yakılıyor.

Ağustos ayı boyunca “Cremation Ceremony”

dedikleri ölü yakma törenleri

düzenleniyor. Ağustos ayında cennetin

kapıları açıldığı için ruhlar cennete gidiyormuş.

Töreni de pas geçip Tırta Gangga su

sarayına gittik. 1946 yılında Karangsem’

de,1 hektarlık bir alana inşa edi-

52 / marketing europe & anatolia


Gezi

len sarayın yanı sıra, arazide, havuz,

pirinç terasları ve heykeller var.

Tırta Gangga’ yı da gezip dolaştıktan

sonra Ujung Sarayına geçtik. Yine Karangsem’

de yer alan saray 1909 yılında

Alman Dutch van Den Hentz ve

Çinli Loto Ang isimli mimarlar tafından

inşa edilmiş. Arazinin içinde kocaman 3

tane havuz var. Hatta 1 tanesinde balık

bile yetiştiriyorlar.

Yalnız bu balık havuzunun yanından

geçerken burnunuzun direği kırılıyor.

Hava sıcak, su hem çamurlu hem de

pis, üzerine bir de balık kokusu. Korkunç

bir koku. Okyanusta bir ada olup

da havuzda balık avlamak tuhaf.

Ujung Saray Parkı oldukça büyük bir

arazinin içinde. Etraf yemyeşil, kenarlarında

rengarenk çiçeklerin süslediği

havuzlar, havuzların üzerine inşa edilmiş

sarayalar. Manzara ve atmosfer

gerçekten mükemmel.

Bu harika yer 1963 yılında Agung yanardağının

patlaması sebebiyle 1975

yılında da deprem sebebiyle hasar görmüş

ve onarılmış. Bazı binalarda bu

hasarların izlerine rastlıyorsunuz.

Ailenin kaldığı saray ise şu an müze

şeklinde. Yalnız saray ve müze deyince

aklınıza öyle kocaman binalar, bir sürü

Bu harika yer 1963 yılında

Agung yanardağının patlaması

sebebiyle 1975 yılında da

deprem sebebiyle hasar görmüş

ve onarılmış.

mal mülk gelmesin.İçinde iki üç tane

odası olan son derece sade bir bina.

Avrupa’ da gördüğümüz saraylarla hiç

ilgisi yok.

Tulamben’ de ayrıca gezilmesi gereken

Beshakih Tapınağı var fakat biz dalışlardan

fırsat bulamadığımız için orayı

gezemedik. Belki bir daha ki sefere.

Gündüzleri dalış, arada bir gün gezi

ve akşamları da Bali masajı ardından

sohbet muhabbet şeklinde bir hafta bir

zaman geçirdik Tulamben’ de.

Bali masajı demişken ondan bahsetmeden

geçmek olmaz. Masaj için baş

kısmı delik olan ahşap yataklar var.

Üzeri deri kaplı. Bikinilerizi giyip geliyorsunuz

sonra yüz üstü yatıyorsunuz.

Balili hanımlar mis kokulu lavanta yağlarını

alıyor ve ellerine sürerek yavaş

yavaş tüm vücudunuza masaj yapıyor.

Arka kısım bittikten sonra sırt üstü yatıyorsunuz.

Masaj yapılmadık yeriniz

kalmıyor neredeyse. İnanılmaz rahatlatıcı.

Doğanın kucağında masaj :)

Bazı arkadaşlarımız o kadar rahatladı

ki, horultu sesleri eşlik etti doğaya :)

marketing europe & anatolia /53


Gezi

Tatil boyunca sık sık masajla şımarttık

kendimiz.

Sabah erken saatlerde balığa çıkan balıkçı

tekneleri biz kahvaltı ederken dönmeye

başlıyorlardı. Bir gün dalış rehberinden

bizim için balık almasını rica etti.

O da sağolsun bizi kırmadı. Şansımıza

orkinos varmış. o akşam mangal yandı

ve orkinoslar salata eşliğinde servis

edildi. Ahhh, bir de rakı olaydı :)

14 kişilik ekibimizin hepsi birbirinden

güzel ve eğlenceli kişilerden oluşuyordu.

Masajlardan sonra havanın da

kararmasıyla birlikte hepimiz masa başında

yerlerimizi alıp hoş sohbetlere

daldık. Bazı geceler de havuz başı partileri

ve bahçe partileri yaptık.

Çok şeker iki arkadaşımızın evlilik yıldönümleri

tatil tarihimize denk geldiği

için onların için de çok güzel kutlama

yaptık. Bali’ ye özgü saronglarımızı giyinip

nikah tazelettirdik :) Dilerim hep

mutlu olsunlar.

Son derece dost canlısı ve güler yüzlü

otel işletmesi de bu güzel çiftler için düğün

pastası hazırladılar. O da çok tatlı

sürpriz oldu.

Palmiye ağaçları ve mis kokulu çiçeklerin

altında tatil yapmak çok keyifli.

Huzur, dinginlik ve sessizlik arayanlara

Palmiye ağaçları

ve mis kokulu çiçeklerin

altında tatil yapmak çok keyifli.

Huzur,

dinginlik ve sessizlik

arayanlara

Tulamben’i tavsiye ederim.

Tulamben’ i tavsiye ederim.

Bali’ nin bu bölgesi biraz daha yöresel

ve çok şehirleşmemiş. Hatta şöyle ki;

evinizin yüksekliği bahçenizdeki ağaçtan

daha yüksek olamaz. Halkın ekonomik

geliri çok düşük ve çok fakirler.

Çok az şeye sahipler. Materyallere yani

eşyalara bağımlılıkları yok. Evleri genelde

tek odalı. Çok az eşyalayı var.

Televizyonları yok mesela. Ne kadar

şanslılar.

Eczane ve doktor çok az var mesela.

Reiki ile iyileştiriyorlar kendilerini veya

birbirlerini.

Hindu dinine mensuplar ve gerçekten

tüm gerekliliklerini yerine getiriyorlar.

Buradaki aileler evlerde değil tapınaklarda

yaşıyorlar aslında. Evlerinde tapınak

yok, tapınaklarında ev var. Her ailenin

ekonomik şartlarına göre tapınağı

var. Tapınağın girişinde de minik plakalar

çakılı. Plakaların üzerinde, orada

yaşayan kişilerin bilgileri var. Böylece

hangi tapınakta kim var görebiliyorsunuz.

Tapınağın her köşesinde tanrıları

var. Her sabah bu tanrıalara şükranlarını

sunmak için yiyecek, içecek vs

sunuyorlar. Bazen sigara, ciklet bile

gördüğünüz oluyor. Arabası olanları ön

54 / marketing europe & anatolia


Gezi

konsol üzerinde mutlaka şükran sepeti

oluyor. Balık ızgara yaptığımız akşam

mangalı yapan arkadaş bir parça da

tanrıların sunağına bırakmıştı:)

Toplu ibadetleri gereği akşamları büyük

tapınaklarda bir araya gelip toplu

ibadetler yapıyorlar. Sanırım bunlar bir

süre sonra eğlenceğe dönüşüyor çünkü

önünden geçerken baktığımızda herkes

çok şen görünüyordu.

Bu tapınak ve ibadet işi iyi güzel de etraf

yiyeceklerden dolayı çok pis kokuyor.

Çünkü sabah konan yiyecekler gün

boyu sokaklarda kalıyor ve onlar çöpe

atılmıyor. Oldukları yerde, bir hayvan

gelip de onları yiyene kadar kalıyorlar.

Bu da korkunç bir koku oluşmasına sebep

oluyor.

İşte, Bali’ nin bir kısmı yani Tulamben

böyle. Daha sırada Ubud ve Kuta var.

Ama onları sonra yazacağım. Yoksa

çok uzun olacak. Editör hanımefendi

çok yer kaplıyorum diye fırça çekmesin

sonra :)

Eleştiri ve önerileriniz için:

seval@sevalduban.com

marketing europe & anatolia /55


Röportaj Game On

inFAMOUS Second

Ali Erdem Ekşioğlu

Seattle

Günümüz Amerika'sında Seattle'ın

kalablık sokaklarında gezinme şansı.

Kahraman/Terörist

Oyun boyunca yapıcağınız seçimlerle

maceranıza yön verin


Son...

GameOn Youtube: http://www.youtube.com/user/meaGameOn

Derin Karakter Gelişimi

Yeni Bir Düzen

Güçlerinizi keşfetmeden geliştirme fırsatı ve Aramızda dolaşan süper insanlara uyum

hiç bitmeyen bir gelişim ağacı.

sağlayamayan dünyanın aldığı yeni şekli

ve düzeni Delsin Rowe'un gözlerinden

keşfedin.


Game On

Seattle’ın sokaklarında farklı, esşiz

insanların haklarını arayan Delsin

Rowe’un hikayesini anlatan Infamous:

Second Son geniş bir open world

tecrübesiyle oyuncularla 21 Mart 2014

tarihinde buluştu. PS4 platformuna

göre geliştirilen oyun birçok farklı

mekaniğe, akıcı ve rahat kontrollere

ve muhteşem grafiklere sahip. Oyun

PlayStation 4’ün performans imkanlarını

sonuna kadar kullanırken aynı

zamanda ilgi çekici, merak uyandıran

ve aslında biraz da sembolik bir

hikayesi var. İnsanüstü güçler keşfetmez

ve büyülenmezken bile oyun

sizi aynı heyacanla ekran başında

tutabiliyor.

Oyun boyunca yapmanız gereken

bazı seçimlerle bu yolculuğunuzun

ne yönde olucağınızı belirliyor. Zengin

karakter gelişimini yeni seçimlerinizle

iyice çeşitli ve derin bir hale

sokuyorsunuz. Oyunun size sunduğu

seçimlerle sekil alan hikaye de

Sizin için deneyimleyip

montajladığımız

review videosunu

http://www.youtube.com/user/meaGameOn

adresinden izleyebilirsiniz.

geniş Open World’ün yanında sizi

oyunu daha fazla oynamaya itiyor.

Oyunu bitirseniz bile farklı seçimler

yaparak nerelere gelebiliceğinizi

öğrenme isteği sizi yine controllerlarınıza

bağlıyor.

Bazı insanların olağanüstü güçleri

olduğunu duyan ve korkan halkı

baskıcı bir zihniyetle “koruyan”

D.U.P güçlerine karşı bir başka

olağanüstü birey ya da onların

deyişiyle “conduit” olarak bu rejim

ve denetime günümüz Seattle’ın da

karşı çıkarken, askerlerle savaşmakdan

bıkarsanız Open World’ün size

sunduğu çeşitli yollarla da “anarşik”

hareketlerinize devam edebilirsiniz.

Duvarları boyamakdan, güvenlik

kameralarını kırmaya, takip cihazları

indirmekden, sivil polisler bulmaya

kadar birçok farklı mekanik tecrübe

edebilirsiniz.

Eğer third person aksiyon oyunları

sizin zevkinize uygunsa bu oyun

kesinlikle size göre. Küçük detaylardan

eğlenmek istiyorsanız da yine

Infamous: Second Son kesinlikle tercih

etmeniz gereken bir çalışma. Sizin için

deneyimlediğimiz bu oyuna GameOn

ekibi olarak 10 üzerinden 8 veriyor ve

size iyi oyunlar diliyoruz.

58 / marketing europe & anatolia


Game On

Skylanders Trap Team...

Skylanders Trap Team’de Kaos Skylands’i ele geçirme

çabalarına devam ediyor. Kaos, baştan aşağı sihirli

madde Traptanium’dan yapılmış olan ve Skylands’in en

korkunç kötü adamlarını içinde tutan Cloudcracker Hapishanesinin

yerini tespit etmiştir. Kendi kötü adamlar ordusunu

kurmak isteyen Kaos hapishaneyi havaya uçurur ve

en çok aranan kötü adamlar serbest kalırken, parçalanan

Traptaniumkırıkları da Tuzaklar şeklinde Dünya’ya düşer.

Portal Master’lara düşen görev güçlü TraptaniumTuzaklarını

kullanarak kaçan tüm kötü adamları yakalamak ve

çok geç olmadan Kaos’u yenmek!

Skylanders Trap TeamPortal Master’ların Skylands’in en

çok aranan kötülerini “tuzakla yakalama” ve onlarla oyunda

oynama yeniliğini sunuyor. Oyun TraptaniumTuzakları

ile oyunun oynanışına benzersiz bir yenilik kazandırıyor.

Bu yeni oyuncak türü TraptaniumPortal’ınaTM yerleştirildiğinde

Portal Master’lar oyundaki bir çok özel kötüyü

“yakalayabilecek” ve onları sihirli biçimde Skylands’ten

gerçek dünyaya getirebilecekler.

http://www.aralgame.com

Just Dance’la Dilediğiniz Zaman Oynayın...

Ubisoft® Electronic Entertainment Expo (E3) fuarında

Just Dance® 2015 ve Just Dance® Now’ın geliştirilmekte

olduğunu duyurdu. Just Dance 2015 dünyanın

#1 numaralı dans oyunu serisinin en yeni oyunu ve 24

Ekim’de tüm hareket-kontrollü oyun platformları için piyasada

olacak. 2009 yılından beri 50 milyonun üzerinde

satan bir seri olan Just Dance dünyanın dört bir yanındaki

oyuncular tarafından sevilerek oynanan bir popkültür

fenomeni haline geldi.

Geçtiğimiz yıl çıkan Just Dance 2014 dünya çapında

tüm platformlarda en çok satan dokuzuncu video oyunu,

tatil döneminde ise en çok satan dördüncü video oyunu

olmuştu.

Just Dance 2015 bugüne kadarki en interaktif özellikler

ve en iyi şarkı listesiyle geliyor. Oyuncuların en sevdiği

özelliklerden devasa çoklu oyuncu modu World Dance

Floor, video yaratıcı Autodance ve şarkılara eşlik edeceğiniz

Karaoke özellikleri yeni oyun için yenilenerek geri

geliyor. 40’tan fazla şarkı herkes için birşeyler sunacak.

marketing europe & anatolia /59


Kültür - Sanat

‘Hayatın Dengesi’...

Tüketicileri dengeli tuz tüketimi konusunda bilinçlendirmeyi

görev bilen Estuz’un tuz kullanımında duyarlılığı artırmak

amacıyla başlattığı Hayatın Dengesi Fotoğraf Yarışması’na

ilgi büyük. Belgesel ve haber fotoğrafçısı Haluk Çobanoğlu,

fotoğrafın duayen hocalarından Doç. Dr. Hüseyin Eryılmaz,

fotoğrafçı Firdevs Sayılan, tecrübeli fotoğraf editörü Umut

Sülün, ünlü reklamcı A. Selim Tuncer, Estuz Yönetim Kurulu

Başkanı Vedat Özdemir, Efsina Genel Müdürü Özgür

Özdemir ve iletişim Danışmanı Mustafa Kaya’dan oluşan

yarışma jürisi, sonuçları değerlendirerek kazananları 3

Aralık 2014 tarihinde açıklayacak. Yarışmaya son başvuru

tarihi ise 30 Kasım 2014.

Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF)

danışmanlığında yürütülen “Hayatın Dengesi” ana temalı

yarışmaya, seçici kurul üyeleri, TFSF temsilcisi ve onların

birinci derece yakınları dışında, Türkiye’de ikamet eden

herkes katılabiliyor. www.estuz.com/hayatindengesi/web

sitesi üzerinden elektronik ortamda yükleme yaparak

başvuruların yapıldığı ve bir kişinin en çok üç eserle

katılabildiği yarışmada, birinciye 5.000 TL, ikinciye 3.000

TL ve üçüncüye 2.000 TL’lik para ödülü dağıtılacak. Ayrıca

bir kişiye de 1.000 TL’lik mansiyon verilecek.

13:Kurtuluşa Doğru...

Hayat oyununda

kurallara göre oynamak

diye bir şey yoktur.

Blöf yaparak kazanmak

vardır…

Jessie, terapiye

gittiği doktorun tavsiyesi

üzerine akıl

hastanesine yatırılır.

Tedavisiyle ilgilenen

doktorun, kendisini

ölümcül projelerine

dahil etmek istediğini

öğrendiğinde ise akıl

almaz olayların merkezinde yer aldığını fark eder.

Bu karmaşanın içinde Pietr da bir yandan Jessie’yi

kapatıldığı yerden çıkarmak için uğraşırken, diğer yandan

da annesini kurtarma planları yapmaktadır. Pietr

hayatını ortaya koyma pahasına da olsa sevdiklerini

özgürlüğe kavuşturabilecek midir?

Filmekimi...

(İKSV) tarafından 13. kez

düzenlenen Filmekimi bu

yıl yine Vodafone FreeZone

sponsorluğunda

gerçekleştirilecek.

İstanbul ayağı 11-17 Ekim

tarihlerinde yapılacak

İKSV tarafından Vodafone

FreeZone

sponsorluğunda

gerçekleştirilecek 13.

Filmekimi, her yıl olduğu

gibi merakla beklenen

göz alıcı filmleri izleyiciyle

buluşturacak. Yeni sinema sezonunun habercisi olan

Filmekimi’nin 13’üncüsünde, prömiyerini Sundance, Berlin,

Cannes, Venedik, Toronto gibi saygın festivallerde

yapan, Godard, Cronenberg, Leigh, Loach ve Sissako

gibi ustaların son yapıtlarının da aralarında bulunduğu

43 film sinemaseverlerin beğenisine sunulacak. 11-17

Ekim tarihlerinde, 7 gün boyunca İstanbul’da olacak 13.

Filmekimi, Ekim ayı boyunca da Ankara, İzmir, Bursa,

Diyarbakır, Şanlıurfa ve Trabzon’u ziyaret edecek.

60/ marketing europe & anatolia


Kültür - Sanat

Endgame: Çağrı...

Genç yetişkin edebiyatında

fenomen olmaya aday

Endgame, 7 Ekim’de tüm

dünyayla aynı anda Pena

Yayınları’ndan çıkacak.

Dünyanın her yerinden

okuyucular Endgame’in

bulmacasını çözüp 500 bin

dolar değerindeki altını kazanmak

için yarışacak.

Endgame, sinema, bilgisayar

oyunu, sosyal ağlar, bir

dizi hikaye ve sayısız interaktif

uygulamayı kapsayan yapısıyla dünyada şimdiye

kadar yapılmış en kapsamlı kitap projesi. Google kitabın

oyun platformunu hayata geçirirken, filmin çekimini ise

20th Century Fox üstleniyor.

“On iki Oyuncu. Bedenen gençler ama kadim bir geçmişten

geliyorlar. Binlerce yıl önce yaratıldılar ve seçildiler. O günden

beri hazırlanıyorlar. Doğaüstü değiller. Ne uçabilir ne

de kurşunu altına çevirebilirler. Ölüm geldiğinde onların da

yapacak bir şeyleri yok. Onlar için de, hepimiz için de. Onlar

Dünya’nın mirasçıları ve Büyük Kurtuluş Bulmacası’nı

çözmeliler. Biri yapmalı, yoksa hepimiz yok oluruz.”

Pena Yayınları, ABD’li yazar James Frey’in şimdiden

dünyada fenomen olmaya aday kitap dizisinin ilk romanı

“Endgame:Çağrı”yı Türkçe olarak, 7 Ekim’de dünyada

38 ülkeyle aynı anda yayınlayacak. Macera Fenerbahçe

Stadı’nda başlıyorRoman, bir maç sırasında Fenerbahçe

Stadı’na düşen bir meteorla başlıyor ve bu, dünyanın

sonunu getirecek felaketlerin ilki

oluyor. Doğduklarından beri dünyayı

kurtarmak için yetiştirilen,

farklı niteliklere ve güçlere sahip

13-20 yaş arası 12 genç ise bu

işaretle birlikte kendi medeniyetlerinin

kurtuluşu için her biri üçlemenin

bir cildine konu olan 3

anahtarı bulmak için amansız bir

mücadeleye girişiyor.

VİKO Çocuk Tiyatrosu...

VİKO’nun çocuk tiyatrosu ekibi ile çocukları enerji verimliliği

konusunda bilgilendirmek üzere sahnelediği “Aydınlık

Bir Gelecek İçin” adlı çocuk oyunu yeniden perdelerini

açıyor.Ders zilinin çalmasıyla birlikte ‘Aydınlık Bir Gelecek

İçin Okullarda Enerji Verimliliği’ projesine yeniden start veren

VİKO, bu yıl 100 bin öğrenciye ulaşmayı amaçlıyor. Üç

yıldır sürdürülen proje,ilkokul çağındaki öğrencilere enerji

verimliliği, doğal kaynakların korunması, geri dönüşüm ve

elektrikli ev kazalarına karşı korunma konularında bilinç

kazandırmak amacıyla hayata geçiriliyor.

Kurumsal sosyal sorumluluk alanındaki örnek projeleri

ile tanınan VİKO’nun oluşturduğu VİKO Çocuk

Tiyatrosu,teması enerji verimliliği olan ‘Aydınlık Bir Gelecek’

isimli oyununu yeniden sergilemeye başlıyor. Oyun,

İstanbul’da her gün bir okulda öğrencilere ücretsiz olarak

sahnelenecek.Yeni eğitim öğretim yılının başlaması ile

birlikte perdelerini ilk kez Maltepe ilçesi okullarında açacak

olan tiyatro ekibi, bu yıl 100 bin öğrenciye ulaşmayı

amaçlıyor. VİKO,İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile birlikte

yürütülen‘Aydınlık Bir Gelecek İçin Okullarda Enerji

Verimliliği’ projesinde 3 yılda 250 bin öğrenciye ulaşmayı

başardı. Büyük hedef ise 2020 yılına kadar 1 milyon öğrenciye

ulaşmak.

marketing europe & anatolia / 61

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!