26.03.2017 Views

marketing europe & anatolia Sayı: 037

marketing europe & anatolia, ekonomi, medya, reklam, iletişim ve pazar alanında aylık olarak yayınlanan bir e-dergidir. marketing europe & anatolia’da reklamcı Nurgül Eryıldır Günay'ın kelebek etkisi yaratan ve Yönetmen Abdullah Ekşioğlu'nun adresini bilen yazılarını okuyabilir, ilgi çekici röportajları, haberleri, reklam kampanyaları künyelerini, kültür – sanat ya da gezi gibi sayfaları da bulabilirsiniz. marketing europe & anatolia Ekşioğlu Medya Grup tarafından yayınlanmaktadır.

marketing europe & anatolia, ekonomi, medya, reklam, iletişim ve pazar alanında aylık olarak yayınlanan bir e-dergidir. marketing europe & anatolia’da reklamcı Nurgül Eryıldır Günay'ın kelebek etkisi yaratan ve Yönetmen Abdullah Ekşioğlu'nun adresini bilen yazılarını okuyabilir, ilgi çekici röportajları, haberleri, reklam kampanyaları künyelerini, kültür – sanat ya da gezi gibi sayfaları da bulabilirsiniz. marketing europe & anatolia Ekşioğlu Medya Grup tarafından yayınlanmaktadır.

SHOW MORE
SHOW LESS

You also want an ePaper? Increase the reach of your titles

YUMPU automatically turns print PDFs into web optimized ePapers that Google loves.

marketing europe & anatolia

Tarih: Ocak 2015 Sayı: 37

retorik

Konvansiyonel

medyanın

onursuz finali...

kelebeğin

fırtınası

Bana ismimi

söyle :)

Teklif

veremeyen kız...


İçindekiler

Sayı: 37 Tarih: Ocak 2015

İmtiyaz Sahibi

Eksantrik Film Prodüksiyon Reklam ve

Yayıncılık Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti.

e-mail: eksantrik@eksantrik.com

P.K.: 112 34725 Kızıltoprak - İstanbul - Tr.

Genel Yayın Yönetmeni ve

Sorumlu Yazı İşler Müdürü

Elvin Ekşioğlu

e-mail: elvin@eksantrik.com

P.K.: 112 34725 Kızıltoprak - İstanbul - Tr.

Haber ve Fotoğraflar

Agency Europe & Anatolia

Katkıda Bulunanlar

Nurgül Eryıldır Günay

Ali Erdem Ekşioğlu

Seval Duban

Ekim Sölemez

Danışman

Abdullah Ekşioğlu

İlan Rezervasyon

Ayşe Yılmaz

Yayın Türü

Süreli Yayın

marketing

europe & anatolia

Yönetim Yeri

Agency Europe & Anatolia

Feneryolu Mh. Fahri Açan Cad.

Deniz Ap. No: 21 /15

Kadıköy - İstanbul - Tr.

Tel: +90 555 233 24 41

e-mail: meadergi@gmail.com

marketing europe & anatolia

Agency Europe & Anatolia tarafından

Süreli yayınlanan bir e-dergidir.

Bu yayının tüm hakları Eksantrik Film

Prodüksiyon Reklam ve Yayıncılık Hizmetleri

San. ve Tic. Ltd. Şti. aittir. Tamamı ya

da bir bölümü yayıncısının izni olmaksızın

çoğaltılamaz ve yayınlanamaz.

Tüm ilanların sorumluluğu firmalara, makalelerdeki

görüşler ve hukuki

sorumluluk yazarlara aittir.

Bu derginin yayınlanma sürecinde

hiçbir ağaç zarar görmemiştir.

mobil: http://m-mea.eksantrik.com

http://www.facebook.com/meadergi

Bir Ekşioğlu Medya Grup kuruluşudur.

Kısa Kısa 04 - 07

Teknoloji 10 - 13

Medya Dünyası 14 - 15

Röportaj 17 - 19

kelebeğin fırtanası 21

Röportaj 22 - 25

Reklam dünyası 26 - 27

retorik 29

Kampanyalar 31 - 37

Gezi 38 - 45

Game On 46 - 49

Kültür Sanat 50 - 51

marketing europe & anatolia / 1


Köşe

Elvin Ekşioğlu / elvin@eksantrik.com

( editörden

)

Teklif veremeyen kız...

Sürekli yaptığınız ve elinizde liste fiyatı olan bir hizmet için listeden bakıp teklif

vermek ne kadar zor olabilir. Hani bir proje oluşturup teklif hazırlamaktan bahsetmiyorum.

Standart “a” hizmetinin listedeki “x” bütçe karşılığına bakıp söylemekten

bahsediyorum.

Kasiyerlerin günde yüzlerce müşteriye verdikleri bir hizmet bu ama anlı şanlı bir

firmanın titri kabarık bir çalışanından ben dün bu hizmeti alamadım.

Bir teklif dosyası hazırlamak için biş günlük mekan kiralama bütçesi almam gerekiyordu.

Benim işime yarayacak mekanları olan ve düzenli olarak kiraya veren beş ayrı

firmayla görüştüm. Hepsi fiyat göndereceklerini söyledi ve dört firma fiyat gönderdi.

Bir firmadaki çalışan önce mailliniz gelmedi dedi. Sonra başka mail adresinden mail

attım. Mailliniz geldi ama ben şimdi bir toplantıya gireceğim dedi. Tekrar aradım

şu anda çok yoğunum daha sonra size döneceğim dedi. Her aradığımda farklı bir

bahane üretti ama bir kiralama bedeli söyleyemedi. Velhasıl fiyat teklifi gelmedi. Ben

başka firmalardan aldığım tekliflerle işimi yaptım. Teklifimi verdim işi aldım. Ama o

çalışan hanım kız her ay aldığı maaşı nasıl hakediyor diye düşünüyorum.

O artık benim hafızamda teklif veremeyen kız olarak yerini aldı. Belki de mazeret

üretmek için harcadığı beyin aktivitesini listeye bakmak için harcasaydı çalıştığı

kuruma bir iş kazandıracaktı. Ama her iş alanında her kademede bu teklif veremeyen

kızın benzerleriyle karşılaşmıyor muyuz? Çalışmaya gönülleri yok ama herşey için

mutlaka mazeretleri var.

marketing europe & anatolia / 3


Kısa Kısa

Sahne Senin, Varlığınla Fark Yarat...

MCT Danışmanlık tarafından bu yıl 20’ncisi düzenlenen

İnsan Kaynakları Zirvesi, “Sahne Senin, Varlığınla

Fark Yarat” teması ile dünyaca ünlü yönetim ve insan

kaynakları profesyonellerini İstanbul’da ağırlayacak.

20.İnsan Kaynakları Zirvesi; Nelson Mandela’nın

danışmanı Dr. Martin Kalungu-Banda, dünyaca ünlü futbol

takımlarının menejerlerinden öğrendiklerimizi liderlere

danışmanlıkta uygulayan Mike Carson, Diyalog Uzmanı Dr.

William Isaacs, “Goal Mapping” sisteminin yaratıcısı Brian

Mayne, en etkili 25 Amerikalı’dan biri sayılan Prof. Carol

Gilligan, 2013 Top50 Küresel Yönetim Düşünürlerinden

Prof. Celia de Anca, Washington Post’un ödüllü yazarı

Brigid Schulte gibi dünyaca ünlü isimlerin katılımıyla 11-12

Şubat 2015 tarihlerinde İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası

Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenecek.

Türkiye’nin ve Kıta Avrupa’sının en büyük insan

kaynakları organizasyonu olan “İnsan Kaynakları Zirvesi”,

20’nci yılında da dünyanın önde gelen yönetim ve insan

kaynakları profesyonellerini İstanbul’da bir araya getiriyor.

Global PR Trendleri Zirvesi...

Dünyanın birçok ülkesinden iletişim uzmanlarını

buluşturacak Global PR Trends Zirvesi 26-27 Şubat tarihlerinde

Pera Palace Otel’de yapılacak. Bu yıl resmi iş

ortağı Excel İletişim Yönetimi olan zirvede, 34 ülkeden

dünyanın en önemli markalarının iletişim duayenleri bir

araya gelecek.

Zirvede deneyimlerini paylaşacak markalar arasında

Linkedin, Microsoft, AkzoNobel, General Electric, Cisco,

HSBC, Roche, Citibank, Lenovo, BBC ve Chevron gibi

sektörlerinin öncü kuruluşları yer alıyor.

İletişim dünyasındaki global trendlerin tartışılacağı Global

PR Trendleri Zirvesi’nde itibar inşa etmek, yöneticiler için

PR’ın önemi, iletişim fonksiyonlarının evrimleşmesi, dijital

iletişimde zorluklar ve fırsatlar, medya ile daha iyi ilişki kurmak

için özgün modeller gibi farklı konular ele alınacak.

34 ülkeden sektörlerinin önde gelen markalarının iletişim

yöneticilerini buluşturacak zirvede konuşmacı olacak

markalar şöyle: Linkedin, Microsoft, AkzoNobel, Visit Britain,

Avusturalya Turizm, General Electric, Cisco, HSBC,

Roche, Citibank, Lenovo, Airbus Grup, BBC ve Chevron.

4 / marketing europe & anatolia


Kısa Kısa

Arçelik Tayland’da Üretim Tesisi Kuruyor…

Global beyaz eşya sektörünün önde gelen oyuncularından biri

olan Arçelik A.Ş.,Tayland’da buzdolabı fabrikası kuruyor.2015

sonunda faaliyete geçmesi planlanan Beko Tayland Fabrikası,

Arçelik A.Ş.’ninRomanya, Rusya, Çin ve Güney Afrika’dan

sonra, yurt dışında 7.,toplamdaki ise 15. üretim tesisi olacak.

Beko Tayland Buzdolabı Fabrikasının temel atma töreninde

konuşan Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa V.

Koç,Arçelik A.Ş.’nin Beko markasıyla global bir başarı hikayesi

yazdığını belirtirken, “Ar-Ge performansı, inovasyon odaklı

yaklaşımı, donanımlı insan kaynağı, ileri teknolojiye sahip

ürünleri ve esnek pazar koşullarına göre üretim kabiliyeti Beko

markamıza dünyanın dört bir yanındaki en rekabetçi pazarlarda

güç katıyor. Güney Doğu Asya Bölgesi de, dünya ekonomisinin

en önemli ağırlık merkezlerinden biri haline geldi.

Tayland’ın bu bölgede üretim üssü olabilecek çok güçlü bir

potansiyele sahip olduğuna inanıyoruz. Arçelik A.Ş., ülkemizin

küresel konumunu güçlendiren başarıları ile dünyanın dört bir

yanında ülkemizi ve Topluluğumuzu gururla ve başarıyla temsil

ediyor” dedi.

Türk Rakı Sektörü, İthal İçkilerle

Savaşında Yalnız Kaldı...

mücadele etmek zorunda kaldı.

Türk Rakısı yeni yılın ilk gününde

yürürlüğe giren ÖTV

düzenlemesi

sonrasında

ithal içkilerin tehdidi altına

girdi. Rakı, Türkiye coğrafyası

ve kültürünün önemli bir

parçası. Ancak, özel sektör

rakı markaları henüz 10 yıllık

geçmişe sahipken dünyanın

dev markaları karşısında

daha yüksek ÖTV oranı ile

Maktu ÖTV Tutarı Yanıltıcı Diğer distile alkollü içkiler ve viskide

1 litre saf alkol içeriği başına ÖTV tutarı 124,23 TL’de kaldı.

Rakıda ise ÖTV 107,72 TL’ye yükseldi. Ancak, ÖTV hesabında

en önemli faktör ürünün alkol yüzdesi.

Rakının ÖTV tutarı düşük görünmesine rağmen pratikte durum

bunun tam tersi.

Rakı genellikle %45 alkol içeriği ile satılıyor. Diğer içkiler ise

%37,5 alkol içeriği ile satılabiliyor. Bu nedenle; 70’lik ithal içkiler

için ÖTV 32,61 TL olarak hesaplanırken, rakı için ÖTV

tutarı 33,93 TL.

2012 yılında da benzer bir durum yaşanmış ve diğer distile

alkollü içkiler ve rakı arasındaki ÖTV farkı %39’dan %11’e

düşmüştü. Şimdi ise fark ithal içkilerin lehine döndü ve rakının

ÖTV’si %4 daha yüksek kaldı.

ÖTV Değişimi İthal İçkilere Yaradı

İthal içkilerden viskinin ithalatı 2010 yılında 2,5 milyon

litre’yken, 2013 yılında 4,90 milyon litre olarak gerçekleşti.

Böylece, 3 yıl içerisinde %99 büyüdü.

Türkiye rakı satışları ise 2011 yılında 48,8 milyon litre olarak

gerçekleşti. 2014 yılının, beklenti hacmi olan 37 milyon litre ile

kapanması halinde rakı pazarı 3 yılda %24 küçülmüş olacak.

Üzüm ve Anason üreticisi de zora girecek

Rakı pazarında son 3 yılda yaşanan daralmanın tarım sektörüne

de olumsuz yansımaları olması bekleniyor. Aynı dönemde,

üretimde kullanılan üzüm tutarının 30 milyon TL, anason’un

ise 3,7 milyon TL azalması bekleniyor. Yerli üretim girdilerinin

toplamda 60 milyon TL civarında azalış göstermesi bekleniyor.

Yaşanan gelişmelerin sektördeki istihdamı da zaman içinde

olumsuz etkilemesi söz konusu olabilecek.

marketing europe & anatolia / 5


Kısa Kısa

Leo Pr’ın Yeni Genel

Müdürü, Karolin Ergin…

Leo PR’ın Genel Müdürlüğü

görevine Karolin Ergin getirildi.

İletişim sektörüne

profesyonel olarak ilk adımı

1999 yılında Leo PR’ın

kuruluşu ile atan Karolin

Ergin, Leo PR’ın ardından

iletişim sektöründe farklı

birçok ajansta ulusal ve

uluslararası

markalara

iletişim alanında hizmet

verdi. 2004-2007 yılları arasında Polat Turizm Grubu’nda

Pazarlama İletişimi Müdürü olarak görev yapan Ergin, son

olarak Yeşil Holding’in Kurumsal İletişim Müdürlüğü’nü yürütüyordu.

Halkla ilişkiler ve işletme alanlarındaki eğitimini Anadolu

Üniversitesi’nde alan Ergin, yüksek lisansını Bahçeşehir

Üniversitesi’nde Pazarlama İletişimi ve Halkla İlişkiler alanında

yaptı. Karolin Ergin, sağlık, hızlı tüketim, finans, teknoloji, gayrimenkul,

turizm ve perakende başta olmak üzere farklı sektörlerde

ulusal ve uluslararası birçok markaya iletişimin tüm

alanında danışmanlık yaptı.

Effect Halkla İlişkilerde iki

yeni işbirliği...

Moda dünyasının dikkat çeken

ve 2015’te 30. yılını kutlayacak

olan Beymen Club, Türkiye’deki

iletişim çalışmaları için Burson-

Marsteller’ın Türkiye temsilciliğini

yürüten Effect Halkla İlişkiler ile

anlaştı.

400 çalışanı ve 11 bini aşkın iş ortağından oluşan ekosistemiyle,

Türk ekonomisinin artan bilişim

teknolojileri talebine başarıyla

cevap veren Microsoft Türkiye,

düzenlediği konkur sonucunda

iletişim alanında yeni iş ortağını

belirledi.

Burson-Marsteller Public Relations WorldWide’ın Türkiye temsilciliğini

yürüten Effect Halkla İlişkiler, Microsoft Türkiye’ye

stratejik iletişim danışmanlığı, ürün ve hizmet iletişimi, paydaş

ilişkileri yönetimi, geleneksel ve dijital medya iletişimi alanlarında

hizmet verecek.

Bu iki yeni işbirliği 1 Ocak 2015 itibariyle hayata geçecek.

Allora Beytepe’nin iletişim

çalışmaları RPR Medya’da...

Başkent Ankara başta olmak üzere Türkiye’nin farklı illerinde

faaliyet gösteren firmalara iletişim danışmanlığı hizmeti veren

RPR Medya AŞ, müşteri portföyüne Allora Beytepe’yi de dahil

etti.

Ankara’da uzun yıllar çok sayıda başarılı inşaat projesine imza

atan Zeynal Durkut, Fevzi Akbulut ve Muhanver Gözüm’ün

güç birliği yaparak kurdukları MFZ Grup’un son projesi Allora

Beytepe’nin iletişim çalışmalarını RPR Medya yönetecek.

Geniş ve ferah daireleriyle dikkati çeken Allora Beytepe’nin de

iletişim ajansı olan RPR Medya, Uzaltaş AŞ, Besa Grup, Elit

Yapı, Aymor Grup, Uran Holding, MCI Türkiye, LTS Teknoloji

Grup, BRN Yatak, Ofis Tekin, Ersa Mobilya, Taurus AVM, MTL

Organizasyon, HelpA Akademi, ASİAD, Barışkent-BA Grup

gibi seçkin kuruluşlara iletişim danışmanlığı yapıyor.

AVON Türkiye Satış

Direktörlüğü atama...

Avon Türkiye’de yeni yılın ilk

ataması gerçekleşti ve Orkun

Gül, AVON Türkiye’nin Satış

Direktörlüğü pozisyonuna terfi

etti.2003 yılında Boğaziçi Üniversitesi

Endüstri Mühendisliği

Bölümü’nden mezun olan Gül,

kariyerine aynı yıl Procter &

Gamble Türkiye’de başladı ve

yedi yıl boyunca hızlı tüketim

ürünleri sektöründe satış ve pazarlama alanlarında çeşitli kademelerde

görev aldı. AVON’a 2010 yılında Global Satış Akademisi

Programı dahilinde katılan Gül, 4 yıl boyunca Türkiye

Satış departmanının her kademesinde görev aldı. Bu süreçte

İstanbul, Ankara, Konya, Akdeniz ve Karadeniz Satış ekibini

yönetmenin dışında, Satış Liderliği Modeli gibi şirketin çok kritik

projelerinin liderliğini başarıyla yürüttü.

Orkun Gül, Satış Direktörlüğü bayrağını, 20 yıldan uzun süredir

Avon Türkiye’de başarılı çalışmalara imza attıktan sonra

emekliye ayrılan Gülay Başaran’dan 1 Ocak 2015 tarihi itibariyle

devraldı.

6 / marketing europe & anatolia


Kısa Kısa

GROHE’nin Türkiye’de Su Kullanımı Araştırması...

Türk halkının yüzde 85’i evlerinde su ve elektrik tasarrufu

sağlayan ürünlere sahip olmayı önemsiyor

Su tasarrufu deyince aklımıza el yıkarken, diş fırçalarken

ve duş alırken gereksiz yere su akıtmamak geliyor.

Dünyanın önde gelen sıhhi tesisat üreticisi GROHE’nin

Türkiye’deki su kullanım alışkanlıklarını ve su ve enerji

kullanımındaki tasarruf eğilimlerini belirlemek üzere

TNS işbirliğiyle gerçekleştirdiği araştırmaya göre;

Türkiye’de ürün satın alma konusunda sırasında elektrik

ve su tasarrufu sağlıyor olması katılımcıların yüzde 85’

tarafından “önemli” görülürken, evinde su ve elektrik tasarrufu

sağlayan bir ürüne sahip olanların oranı yüzde 45.

GROHE’nin TNS işbirliğiyle gerçekleştirdiği araştırmanın

sonuçlarına göre katılımcıların yüzde 62’si su tasarrufunu

önemserken, yüzde 17’si su tasarrufu konusunda herhangi

bir şey yapmıyor. Yapılan su tasarruf yöntemlerinin

başında ise hem kendisi hem de çocuğu olanlar için “Elleri

yıkarken, dişleri fırçalarken, traş olurken musluğu gereksiz

yere açık bırakmamak” geliyor. Çocuğu olanların yüzde

19’u ise su tasarrufu konusunda çocuklarına herhangi bir

açıklama yapmıyor..

Su ve elektrik ile çalışan ürün satın alırken, katılımcıların

yüzde 85’i alınacak ürünün elektrik/su tasarrufu sağlıyor

olmasını “önemli” ya da “çok önemli” olarak görürken,

yüzde 5’lik bir kesim ise bu durumu önemli görmüyor. Geri

kalan yüzde 10’luk kesimin ise bu konu ile ilgili net bir yorumu

bulunmuyor. Kentlerde yaşayanlarda alınacak ürünün

su ve elektrik tasarrufu yapıyor olmasına daha duyarlılar.

ABD yolcusu genç girişimci belli oluyor...

Lise ve üniversite eğitimi sırasında kendi şirketini kurmuş

öğrenci girişimcilere yönelik olarak düzenlenen

GSEA yarışmasının Türkiye ayağında sona gelindi. 13

Ocak’ta düzenlenecek törende, tanınmış isimlerin yer

aldığı jürinin değerlendirmesinin ardından genç girişimciler

ödüllerini alacaklar. Dereceye giren öğrencileri birçok

fırsat ve ödül bekliyor olacak. Üniversite kategorisinde

birinci gelen öğrenci ise, Nisan ayında Washington

DC’de yapılacak global finallerde 150 bin dolar değerindeki

ödül için yarışma hakkı kazanacak.

Öğrenci girişimcilere yönelik dünyadaki en saygın ve en

kapsamlı ödül kabul edilen Global Student Entrepreneur

Award (GSEA)’un Türkiye ayağında geri sayım başladı.

Entrepreneurs’ Organization (EO) tarafından organize

edilen, Vodafone, Citroën ve Türkiye İhracatçılar Meclisi

(TİM)’nin ana sponsorluğunda gerçekleştirilen yarışmaya

son olarak 9 Ocak 2015 tarihinde başvuru yapılabilecek.

Jürinin ön elemesinin ardından 13 Ocak’ta son

değerlendirme yapılacak. Vodafone Plaza’da gerçekleştirilecek

törenle, GSEA’nin Türkiye ayağını kazanan

genç girişimciler ödüllerini alacaklar.

marketing europe & anatolia / 7


Röportaj

Toshiba Encore...

Teknoloji

Abdullah Ekşioğlu

Sağlam ve Şık Gövde

Toshiba Encore tablet, parmak izi

bırakmayan gövde dokusu ve sağlam

aluminyum gövdesiyle

dikkat çekiyor.

Skype Optimised

Skype için optimize edilmiş olan tablet,

kulaklık ve mikrofon girişi, dahili

mikrofonu ile skype görüşmelerini

kolaylaştırıyor.


Teknoloji Youtube: http://www.youtube.com/channel/UCUDykjtNp_Smfkv7_ZGYcFQ

5 Nokta Multi Finger

Intel Atom 4 Çekirdek İşlemci

5 parmağınızla dokunarak kullanım İstediğiniz uygulamayı rahatlıkla

imkanı sağlayan multi finger desteği, çalıştırmanızı sağlayacak Intel Atom

özellikle tabletten oyun oynayanları 4 çekirdekli işlemci taşınılabilirlikle

sevindirecek.

performansı birleştiriyor.


Teknoloji

Toshiba Encore tablet, 4 çekirdekli

Intel Atom işlemcisi ile performası

çantanıza taşıyor. Tabletin

incelemesini yaparken öncelikle

parmak izi bırakmayan şık gövdesi

dikkatimizi çekti. Oldukça sağlam

ve kullanışlı. Ancak tableti,

beklediğimizden daha ağır ve biraz

kalın bulduğumuzu da belirtmeliyiz.

Biraz daha ince ve hafif olabilirmiş.

Toshiba Encore 1280X800 pixel

çözünürlüğe sahip 8 inç bir ekranla bir

tablet için oldukça yeterli.

Toshiba Encore Windows 8.1 işletim

sistemiyle geliyor. Yani windows

tabanlı olarak kullandığınız masaüstü

ya da dizüstü bilgisayarınızla tam

bir uyum içerisinde kullanabilirsiniz.

Tabletin Skype için optimize edilmiş

olması da ayrı bir avantaj. Bellek

kapasitesi 2 GB olan tabletin 32 GB da

saklama kapasitesi bulunuyor. Ancak

MicroSD kartlarla tabletin saklama

kapasitesini arttırmak mümkün.

Gövdenin üzerinde bulunan

birleştirilmiş hoparlör ve mikrofon girişi,

sunumlarınızı ekrana yansıtmanıza

yarayacak mini HDMI ve tableti şarj

ederken de kullanacağınız mini

Sizin için deneyimleyip

montajladığımız

review videosunu

http://www.youtube.com/channel/

UCUDykjtNp_Smfkv7_ZGYcFQ

adresinden izleyebilirsiniz.

USB yuvaları aynı zamanda çevre

birimlerine bağlanmakta da kolaylık

sağlıyor.

Tableti Wi-Fi ya da Bluetooth ile

kablosuz olarak da çevre birimlere

bağlamak mümkün.

Windows 8.1 işletim sistemi ve skype

optimizasyonu tableti ilk kez kurarken

işlemin biraz uzamasına neden oluyor.

Ancak daha sonra kullanım açısından

oldukça rahat. Bize gelen test cihazı

daha önce de birçok kişi tarafından

test edildiğinden pil ömrünü sağlıklı bir

şekilde test edemedik. Ancak tabletin

açıklamalarında kullanıma göre 7-10

saat pil ömrü olduğu belirtilmiş.

Tablet 8 mp'lik arka kameranın

yanısıra bir ön kamera da taşıyor.

Yani görüntülü konuşma konusunda

da ihtiyaca cevap verecek biçimde

tasarlanmış. Kamera kalitesi bir

tabletten beklentimizi karşılayacak

ölçüde.

Fiyat - performans olarak

değerlendirecek olursak çok avantajlı

olmamakla birlikte tercih edilebilir

bir ürün. Özellikle windows tabanlı

sistemlerde çalışıp, ofis dışından

tekliflerini hazırlayıp gönderen

çalışanlar için oldukça avantajlı.

Sadece içerik tüketenler için değil,

içerik üreten kullanıcıların da

ihtiyaçlarına cevap verebilecek sağlam

bir ürün.

12 / marketing europe & anatolia


Teknoloji

2015’te Philips TV’ler Android’li Olacak...

Dünyada ve Türkiye’de Philips markalı televizyonları pazara

sunan TP Vision,Android işletim sisteminin Philips TV’lere

entegrasyonunu daha da ileri düzeylere taşıyor. Philips

Smart TV’ler ve tüm Philips UHD TV’ler de dahil olmak üzere,

2015 Philips TV yelpazesinin tamamı Android TV özellikliolacak.

Avrupa’nin ilk ve tek Android Isletim Sistemli Televizyonlarina

pazara sunan TP Vision geçen yıldan bu yana Android

işletim sisteminin Philips TV’lere entegre edilmesi konusunda

yoğun faaliyet gösteriyor.

Android Lollipop,TV platformuna tamamen entegre oluyor

ve Android TV uygulamalarını büyük ekrana taşıyor. Tüm

platformlar için tek bir yazılım geliştirme kitine (SDK) sahip

olunması sayesinde geliştiriciler bu zengin TV deneyimine

ciddi bir erişime sahip olacaklar. TP Vision Smart TV Bölümü

Başkanı Albert Mombarg, “Android’in büyük hızla büyüyen

ekosisteminin öncü bir üyesi olmanın getirdiği avantajdan

yararlanmak istiyoruz. Bu, uygulamalarını artık aralarında

TV’lerin de bulunduğu farklı cihaz tiplerine kolaylıkla uyarlayabilecek

büyük bir geliştirici tabanını cezbediyor.”

Piyasaya sürülecek olan Philips Smart TV yelpazesi, yeni

Android TV başlatıcısından yararlanan daha da gelişmiş bir

grafik kullanıcı ara yüzüne sahip olacak. Bunun tasarım ve

yüksek işlem gücüyle birleştirilmesi sayesinde birinci sınıf,

akıcı ve rahat bir kullanıcı deneyimi sunulmuş olacak.

TP VisionCCO’su Nico Vernieuwe ise Ambilight’e dikkat çekiyor.

Vernieuwe, “Kusursuz görüntü kalitesi, eşsiz Ambilight

aydınlatma teknolojimiz, harika tasarım ve Android TV’nin

gücünü FHD ve UHD ile birleştirerek Philips TV müşterilerimiz

için gerçekten sofistike bir TV sunumunu biraraya getiriyoruz,”

dedi.

LG’nin yeni kavisli telefon...

LG G Flex2 çok daha keskin ekran kalitesi, güçlü donanımı,

sezgisel yazılımı ve dinamik kavisli tasarımıyla Las Vegas’ta

düzenlenen CES 2015’te tüm kullanıcıların beğenisine

sunuldu.

LG Electronics Las Vegas’ta düzenlenen CES 2015 Fuarında

tüketicilerin beğenisine sunduğu yeni kavisli akıllı telefonu

LG G Flex2 ile tüm endüstrinin sınırlarını zorlamaya devam

ediyor. İnovatif tasarımıyla büyük beğeni toplayan orijinal

G Flex’ten bir yıl sonra ortaya çıkan G Flex2, çok daha ileri

tasarımı, hızlı performansı ve en önemlisi muhteşem

rahatlığıyla kendinden önceki serinin tüm özelliklerini çok

daha iyi bir noktaya getiriyor.

Yeni LG GFlex2 kusursuz kavisli yapısı ve sekiz çekirdekli

64-bit Qualcomm® Snapdragon 810 işlemcisi ile çok daha

yüksek bir performans sunuyor. 5.5 inçlik ekranıyla Full HD

dünyasına adım atan G Flex serisi, geliştirilmiş yazılımı

sayesinde sunduğu Gesture View ve Glance View gibi yeni

özellikleriyle çok daha fazla rahatlık sağlıyor. Eşi benzeri

görüşmemiş “Self Healing” özellikli kendi kendini tamir edebilen

arka kapak özelliğini LG G Flex’ten alan yeni LG G

Flex2 bu özelliği çok daha etkili ve hızlandırılmış bir şekilde

devam ettiriyor.

marketing europe & anatolia / 13


Medya Dünyası

Görev değişiklikleri...

Yazılı Basında Görev Değişiklikleri

•Star Gazetesi’nde yıllardır Haber Müdürü olarak görev

yapan Filiz Güler Yazı İşleri Müdürü oldu.

•Hürriyet Gazetesi’nde foto muhabiri olarak çalışan tecrübeli

isim Levent Arslan gazete ile yollarını ayırdı.

•Star Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmenliği görevine

vekaleten atanan Nuh Albayrak, ilk yazısıyla okurla buluştu.

•Star Gazetesi Yayın Danışmanı ve köşe yazarı İbrahim

Kiras, Vatan Gazetesi ile anlaştı.

•Milliyet Gazetesi’nde Yazı İşleri bölümünde çalışan

İlke Gürsoy, Ersoy Diyar ve Can Doker ve Milliyet Gazetesi

Ekonomi Servisi’nin deneyimli editörü Ayfer Yıldız

Özdemir ile gazetenin köşe yazarlarından Mehmet

Gündem’in kanal ile yolları ayrıldı.

•Sabah Dergi Grubu’nun Genel Müdür Yardımcısı Onur

Yıldırım, ATV’ye transfer oldu.

•Yeni Akit Gazetesi’nin Ankara

temsilciliğine Serdar Arseven

getirildi.

•Kemal Öztürk, Hatem Ete

ve Ziya Cömert Yeni Şafak

Gazetesi’nin yazarları arasına

katıldı.

•22. Dönem AKP Tokat Milletvekili

Resul Tosun ve AKP

Adıyaman Milletvekili Mehmet

Metiner, Star Gazetesi’nin yazar

kadrosuna katıldı.

•Star Gazetesi’nin ekler yayın

yönetmeni ve okur temsilcisi

Gülay Erdemli ve gazetede sinema yazarlığı yapan ve

Sinema Yazarları Derneği’nin ilk kadın başkanı olan Alin

Taşçıyan’ın gazete ile yolları ayrıldı.

•Star Gazetesi ile yollarını ayıran Ekonomist Doktor Cemil

Ertem, Akşam Gazetesi’ndeki ilk yazısıyla okuyucularıyla

buluştu.

•Yeni Akit Gazetesi’nin Ankara temsilcisi Serdar Arseven

oldu.

•Milliyet Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapan Defne

Samyeli’nin gazete ile yolları ayrıldı.

•Milliyet Gazetesi’nin Cadde ekinin Yayın Yönetmenliği

görevine Ali Eyüboğlu getirildi.

•Usta gazeteci yazar Cafer Solgun, Taraf Gazetesi’nden

ayrıldığını duyurdu.

Görsel Basında Görev Değişiklikleri

•360 TV’nin Haber Müdürlüğü görevine Münir Koçaslan

getirildi.

•Kanal 24’te polis-adliye muhabirliği yapan Ramazan

Cin, Başbakanlık Basın Müşavirliği görevine atandı.

•Star Medya’da Grup Başkanlığı görevine Kasım ayında

son verilen Mustafa Karaalioğlu, Doğuş Grubu bünyesindeki

NTV ile anlaştı.

•Ünlü haber ve program sunucusu Suna Vidinli,

NTV’deki görevinden ayrıldığını duyurdu.

•360 TV’de sunucu olarak görev yapan İlkin Ündeş Kavukçu,

kanalın Genel Müdürlük görevine getirildi.

•Ünlü televizyoncu, sunucu Özge Uzun, TRT Haber’le

anlaştı. Uzun, analın haftasonu kuşağında yayınlanan

‘Haber Tadında’ programını sunacak.

•Kanal D’de Genel Yayın Yönetmenliği görevini yürüten

Erkin Zincidi’nin yerine Kanal D Dramalar Koordinatörü

Lale Eren getirildi.

Elektronik Basında Görev Değişiklikleri

•Hürriyet Gazetesi’nin Web Mobil Tablet yönetmeni olarak

görev yapan ve hürriyet.com.tr’nin başındaki isim

olan Levent Ertem Hürriyet’ten

ayrıldı.

•Turkuvaz Dergi Grubu’nun internet

sitelerinin ve diğer dijital

operasyonlarının başına Hakan

Turpçugetirildi.

•Radikal.com.tr’nin Yayın Yönetmenliği

görevine Ezgi Başarangetirildi.

Medya Dünyasından Diğer

Haberler

•VİPİSTASYON Guide adıyla

yayınlanmaya başlayan enerji

dergisi, aylık periyotlarla okuyucularıyla

buluşacak.

•Zaman gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı

ve Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca

başta olmak üzere Zaman Gazetesi, Samanyolu

TV bünyesinde çalışan bazı medya mensupları da gözaltına

alındı.

•Uzun yıllar Hürriyet gazetesinde spor muhabirliği yapan

Ahmet Avar vefat etti.

•Doğan Radyo Grubu, yeni markası Radyonom.com ile

dijital radyoculuk alanındaki yeniliğini duyurdu.

•Show TV’de Perşembe akşamları yayınlanan Roman

Havası dizisi, artık Cumartesi günleri ekranlara gelecek.

•Star TV yeni yılda ekran görsellerini değiştirdi.

•Bizim Çankırı Gazetesi’nin imtiyaz sahibi Ali Kör (78),

hayatını kaybetti.

•Posta Gazetesi İzmir Spor Müdürü ve Türkiye Spor Yazarları

Derneği Asbaşkanı Ünver Ergün yaşamını yitirdi.

14 / marketing europe & anatolia


Medya Dünyası

marketing europe & anatolia / 15


Teknoloji, İnov


Röportaj

asyon, Tasarım...

Aslı Şahin

Fakir Elektrikli Ev Aletleri

Pazarlama Müdürü

Dünya genelinde ev temizliği ve hijyen denince akla gelen

ilk markalardan olan Fakir,

1933 yılında H. Wilhelm Kicherer tarafından

Almanya’da kuruldu. Almancada ‘aile’ anlamına gelen

‘Familia’ ile Kicherer kelimelerinin birleşmesi

‘Fakir’ markasına ismini verdi.

Röportaj Elvin Ekşioğlu / elvineksioglu@gmail.com

- Aslı Şahin kimdir? Kendinizden kısaca

bahseder misiniz?

1978 İstanbul doğumluyum. Uludağ

Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler

Ekonometri Bölümü’nden mezun olduktan

sonra Aydın Üniversitesi’nde

İşletme Yönetimi Yüksek Lisansını tamamladım.

15 yıllık iş hayatım boyunca değişik

görevlerde yer aldım. Çeşitli dergilerde

Yazı İşleri Müdürlüğü ile başladığım

meslek hayatıma Reklam Ajansı Genel

Koordinatörlüğü ile devam ettim. Mep

İletişim ve Netcell’in Basın Danışmanlığını

üstlendim. Kariyerimin son 5 yılında

da Fakir Elektrikli Ev Aletleri Pazarlama

Müdürü olarak görev yapmaktayım.

İş dışında kitap okumak, film izlemek ve

yoga yapmaktan büyük keyif alıyorum.

- Fakir’in Türkiye’deki marka konumlandırması

hakkında biraz bilgi verir

misiniz?

Dünya genelinde ev temizliği ve hijyen

denince akla gelen ilk markalardan olan

Fakir, 1933 yılında H. Wilhelm Kicherer

tarafından Almanya’da kuruldu. Almancada

‘aile’ anlamına gelen ‘Familia’ ile

Kicherer kelimelerinin birleşmesi ‘Fakir’

markasına ismini verdi.

Teknolojiyi evlere taşıma misyonu ile

pazara giren Fakir, kısa bir zamanda

çok sevilen bir marka olmayı başardı.

Kurulduğu günden bu yana yenilikçi

kimliği ile dikkat çeken marka elektrikli

ev aletleri sektöründe pekçok yeniliğin

öncüsü konumunda.

1985 yılında Saruhan Şirketler

Grubu’nun distribütörlüğü ile Türkiye

pazarına giren Fakir’in ülkemizdeki tüketici

algısını ‘kaliteli ve yenilikçi ürünler

sunan bir marka’ olarak özetleyebiliriz.

Türkiye’deki ilk ürünleri halı yıkama makinaları

ve yağlı radyatörler olan Fakir

ile Türk tüketici arasında zamanla güçlü

bir bağ oluştu.

Türkiye pazarında öncü ve inovatif kimliğimizle

tanınıyoruz. Bu özelliğimiz ile

tüketicilerin kalite ile özdeşleştirdiği ve

sevdiği markalar arasında yer alıyoruz.

Özellikle süpürge ve halı yıkama makinelerimizle

tüketicinin güvenini tam olarak

kazanmış durumdayız. Zaten dünyanın

önde gelen araştırma şirketlerinin

açıkladığı veriler deTürkiye’de elektrikli

ve şarjlı süpürgede pazar lideri olduğumuzu

gösteriyor.

Süpürgelerden ısıtıcılara, küçük ev

aletlerinden kişisel bakım ürünlerine

200’e yakın çeşidimiz ile oldukça genişbir

skalada tüketiciye sesleniyoruz.

Ayrıca ürün çeşidimiz kadar fiyat politikamız

da ulaşılabilirliğimizde önemli

marketing europe & anatolia /17


Röportaj

bir etken. Ürünlerimizde sunduğumuz

tüketici ihtiyaçlarına yönelik çözümlerve

her bütçeye uygun alternatiflerimiz

ile de tercih ediliyoruz.

Tüketiciler Fakir markasını daha çok

süpürge ve halı yıkama makineleri ile

özdeşleştiriyor ancak marka olarak küçük

ev aletleri sektörüne yönelik ürünlerimiz

ile de son derece iddialıyız.

Önümüzdeki dönem marka çalışmalarımızın

odağına küçük ev aletlerini

koymayı ve süpürge pazarında olduğu

gibi bu pazarda da lider olmayı hedefliyoruz.

Fakir olarak Ar-Ge, teknoloji, inovasyon

ve tasarıma büyük önem veriyoruz.

Müşterilerimizin ihtiyaçlarını iyi analiz

ediyor, bu ihtiyaçlara hızlı ve yenilikçi

çözümler sunuyoruz.Teknoloji ve kalitede

çıtayı her zaman yüksek tutuyoruz.

Yeni konseptler üretmek ve mevcut

ürünlerimizi geliştirmek konusunda

sektörde öncü rol oynuyoruz.81 yıllık

başarımızın ardında sıkı kalite yönetimi,

detaylı planlanmış lojistik sistemi,

yüksek güvenilirlik ve müşteri memnuniyetini

ön planda tutan anlayışımız

yatıyor.

- Türkiye’de hangi ürün gruplarını

satışa sunuyorsunuz?

Fakir olarak zengin bir ürün portföyüne

sahibiz. Ürün gamımızı toz torbalı, torbasız,

su filtreli ve buharlı süpürgeler,

18 / marketing europe & anatolia

Markamızın ürün gamında

200’e yakın çeşit var. Gelişen

teknoloji ve günün ihtiyaçlarını

göz önünde bulunduruyoruz.

şarjlı el süpürgeleri, buharlı temizleyiciler,

halı yıkama makineleri, mutfak

aletleri, ütüler, kişisel bakım ürünleri,

hava nemlendiriciler, hava temizleyiciler,

nem alma cihazları, fanlı ısıtıcılar,

basküller, vantilatörler ve şofbenler

oluşturuyor.

Markamızın ürün gamında 200’e yakın

çeşit var. Gelişen teknoloji ve günün

ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak

ürün çeşitlerimizi her geçen yıl daha da

artırıyoruz.Son olarak Eylül ayında güçlü

performansı ile toz torbasız süpürge

pazarına yeni bir soluk getirecek olan

Veyron Toz Torbasız Süpürgemizi pazara

sunduk.

- Markanın 2015 Türkiye hedefleri nelerdir?

Müşterilerimizin markamıza duyduğu

güveni korumak en önemli hedefimiz.

Tüketicilerin istek ve taleplerine yanıt

verecek yeni ürünler üretmek ve ürün

konseptlerimizi geliştirmek için yaptığımız

çalışmalara 2015 yılında da hız

kesmeden devam edeceğiz.

Daha önce de belirttiğim gibi Fakir denilince

insanların aklına gelen ürünlerin

başında süpürgeler ve halı yıkama makinaları

geliyor. Önümüzdeki yıllarda en

az süpürgeler kadar iddialı olduğumuz

Küçük Ev Aletleri pazarında da lider

olmayı hedefliyoruz. 2015 yılında da

bu hedefe ulaşmak ve pazar payımızı

artırmak amacıyla var gücümüzle çalışacağız.

Ayrıca gelişim çizgimizde iç pazar kadar

ihracatın da yeri büyük. En önemli

hedeflerimiz arasında Avrupa, Afrika,

Avrasya ve Ortadoğu coğrafyasında ilk

üç markadan biri olmak olduğunu söyleyebiliriz.

- Bulunduğunuz sektörlerde tüketici

güveni ve sadakatini sürdürülebilir

bir şekilde sağlayabilmek için nelere

önem gösteriyorsunuz?

Satış öncesinde olduğu kadar satış

sonrasında da müşterilerimizin ihtiyaçlarına

odaklanıyoruz. Bugün Türkiye’de

5 Bölge Müdürlüğü’müz mevcut. Fakir

Hausgerate; bayi ağı, corner’lar, Fakir

Shop’lar, yerel ve ulusal zincir marketler

olmak üzere yaklaşık 4 bin 500 satış

noktasında tüketicisiyle buluşuyor, ihtiyaçlarına

uygun çözümler geliştiriyor.

Satış Sonrası Hizmetler konusuna da

özel önem veren markamız, Türkiye

genelinde yaygın bir servis ağına sahip.

Kurduğumuz Fakir Plus Servisler

ile de tüketicilerimize verdiğimiz önemi

bir kez daha kanıtlamış olduk. 25’i Fakir

Plus Servis olmak üzere 250’nin üzerinde

teknik servisimiz bulunuyor.

- Fakir’in sürdürülebilir gelişim, inovasyon

ve enerji verimliliği konularına

bakışı nasıl?

Fakir olarak gelişime son derece açık

bir markayız. Zaten sektörde pekçok

ürünün öncülüğünü yapmamız da gelişime

ve yeniliğe ne kadar açık olduğumuzun

en önemli göstergeleri arasında

yer alıyor. Günümüzün rekabet şartları

düşünüldüğünde markaların ayakta

kalabilmesi için hizmetlerini ve üretim

yöntemlerini sürekli olarak değiştirmeleri

ve yenilemeleri gerektiği görülüyor.

İnovasyon için temeladımları Ar-Ge çalışmaları

oluşturuyor. Daha önce söylediğim

gibi marka olarak en önemli yatırımı

Ar-Ge ve tasarıma yapıyoruz.

Yaşanılabilir ve sürdürülebilir bir dünya

için markalara da büyük sorumluluklar


Röportaj

düşüyor. Bu bilinçle dayanıklı, estetik

ve teknolojik ürünlerimizle tüketicilerimizin

hayatını kolaylaştırırken diğer

yandan da dünyamızı koruyacak çözümler

üretiyoruz. Bu doğrultuda çevre

dostu ürünler geliştirerek maksimum

sonuç, yüksek konfor, minimum enerji

tüketimi sunuyoruz.

Doğaya saygımızı hem üretim aşamasında

hem de ürettiğimiz ürünlerde ortaya

koyuyoruz. Türkiye ile enerji verimli

süpürgeleri tanıştıran ilk marka olmaktan

da son derece mutluyuz. Çevreci

ürünlerimiz arasında, az elektrik harcayan

süpürgeler ve deterjan kullanımına

gerek kalmadan sadece su ile hijyenik

ortamlar sağlayan buharlı temizleyicilerimizin

özel bir yeri var.

- ARGE faaliyetlerinizden söz eder

misiniz?

Günümüzde “teknoloji geliştirmek” en

önemli kavramlardan biri. Bir firma geliştirdiği

teknoloji kadar marka değerini

artırabiliyor. Dünyadaki ve sektörümüzdeki

tüm gelişmeleri yakından takip

eden ve sektöre öncülük eden bir marka

olarak en önemli yatırımlarımızı Ar-

Ge’ye yapıyoruz.

Ar-Ge merkezimiz Almanya’da yer alıyor.

İşinde son derece yetkin mühendislerimiz

önemli çalışmalara imza atıyorlar.

Ar-Ge faaliyetlerimizin başında

Günümüzde

“teknoloji geliştirmek”

en önemli

kavramlardan biri.

yeni teknolojilerin hayata geçirilmesi,

yeni ürün tasarımları, çevre dostu ve

enerji verimli ürünler üretmek geliyor.

Ar-Ge çalışmalarında pazar araştırmaları

önemli bir yer tutuyor. Bir ürünün

tüketicinin ilgisini çekebilmesi için sadece

yeni ve üstün bir teknolojiye sahip

olması yetmez. Doğru zamanda pazara

sunuyor olmanız da gerekir.

Fakir olarak dünyanın pek çok bölgesine

ihracat gerçekleştiriyoruz. Ürünlere

talebin bölgelere göre değişiklik gösterdiğini

gözlemliyoruz. Bu doğrultuda

ürünlerimizi tüm pazarlara aynı anda

sokmuyoruz. Bir ürünün hangi pazara

ne zaman gireceğine pazar büyüklüğü

ve tüketici alışkanlıklarına göre karar

veriyoruz. Örneğin; deterjan kullanılmadan

sadece su ile hijyen sağlayan

buharlı temizleyicilerimizi 10 yıl önce

geliştirmiş olmamıza rağmen tüketicilerin

henüz bu ürünlere hazır olmadığını

gördüğümüz için ancak üç yıl önce Türkiye

pazarına sunduk.

Ar-Ge’deki bir diğer önemli detay ise

ürünlerin test süresi… Bir ürün üretildikten

minimum bir yıl sonra pazara

sunulabiliyor. Tüketicinin herhangi bir

sorunla karşılaşmaması ve ürünün pazara

sorunsuz sunulması için bu süre

zarfında pek çok test yapılıyor.

Müşterilerimizin Fakir’i kalite ve güven

ile özdeşleştirmesinin altında yatan en

önemli etkenlerden biri de üstün Alman

teknolojisinden asla ödün vermememiz…

- Son olarak tüketicilere vereceğiniz

tüyolar var mı? Elektrikli ev aletleri

alırken nelere dikkat etsinler?

Tüm sektörlerde olduğu gibi elektrikli ev

aletleri sektöründe de kayıt dışı üretim

yapan pek çok firma bulunuyor. Fiyat

avantajıyla tercih edilen bu ürünlerin

kullanım ömrü ise çok kısa oluyor. Bu

ürünlerde bir sorun çıkması durumunda

karşılarında bir muhatap bulmak da

mümkün olmadığı için tüketiciler mağdur

oluyor. Bir ürün alınacağı zaman

güvenilirliğini kanıtlamış standartlara

uygun üretim yapan markaları tercih etmek

büyük önem taşıyor.

Enerji verimliliği de önemli ve dikkat

edilmesi gereken bir konu. Enerji verimliliği

yüksek ürünler tercih ederek, hem

aile bütçelerini hem de çevreyi koruyabilirler.

marketing europe & anatolia / 19


Sita İletişim’de markanız değerlidir...

Sita İletişim 1993 yılından beri tam

ajan hizmeti vermeye devam ediyor.

• Reklam kampanyaları

• Reklam/tanıtım filmi yapımı

• Konsept oluşturma

• Etkinlik organizasyonu

• Fuar ve etkinlik için stant tasarımı

• Medya planlama ve satın alma

Tel: (0212) 274 85 75

info@sitailetisim.com

www.sitailetisim.com


Köşe

Nurgül Eryıldır Günay / nurguleryildir@gmail.com

(

kelebeğin

fırtınası)

Bana ismimi söyle :)

Yepyeni bir yıl, yeni umutlar, yeni başlangıçlar.Güzel

ülkemin, güzel insanları 2015 hepimiz için bolluk, bereket

ve barış yılı olsun...

Bana amcaa amcaaaa dedileeerr :) Bugünlerde neredeyse

herkesin dilinde bu reklam var. Bence Anadolu Hayat

Emeklilik'in en güzel reklamlarından biri olmuş. Aynı

kurumun Cem Yılmaz'lı ''Feza ile Gelecek'' reklamından

bile güzel olmuş.Reklam kısaca şöyle: 7 - 8 yaşlarında

çocuklar sokakta top oynuyor. O sırada yüzünde mutlu

bir ifadeyle genç bir adam da yoldan geçiyor. Top yola

doğru gidince çocuklardan biri genç adama ''amca topu

atar mısın'' diye sesleniyor. Veeee işte o ''amca'' kelimesi

genç adamın hayatını karartıyor. Birden bire etrafını kara

bulutlar sarıyor ve damardan bir arabesk müzikle ''bana

amcaaa amcaaa dediler, döndüm baktım resmen banaaa

dediler'' şarkısını söylemeye başlıyor. Hem eğlenceli,

hem de içimizde bir yaraya parmak bastığı için etkili bir

reklam olmuş. Yaş otuzu geçince herkeste eyvah ağabey,

abla yaşımı geçiyor muyum kaygısı başlıyor galiba. Son

dönemlerin moda tabiriyle yaşlanmıyorum, yaş alıyorum

moduna giriyoruz. Anadolu Hayat Emeklilik bu hissi çok

iyi yakalamış ve çok güzel aktarmış. Yani böyle şeyler

yazdığıma bakmayın, bu söylediklerimin benimle hiç ilgisi

yok. Bir arkadaşım öyle hissediyor, onun düşüncelerini

paylaştım :)))) Aynı reklamın teyze versiyonu da çok

başarılı. Düşünen, hazırlayan, onaylayan tüm ekibi

kutluyorum.

Önemli not: Şu amca, teyze, abla, ağabey lafını bir kenara

bırakıp birbirimize ismimizle hitap etsek, gerilmesek:) Ne

dersiniz?

Neredeyse her gün motosikletle işe gidip geliyoruz.

Havanın esintisini yüzünde hissedip yol almak çok keyifli.

Motosiklet tutkunlar iyi bilirler, arabanın içine sıkışıp

kalmadan hayatın daha da içinde gibi hissediyor insan

kendini. Bu keyifle her sabah bağıra çağıra şarkılar,

marşlar söyleyerek işe geliyoruz. Hatta bazen yanımızdan

geçen arabalar ne yapıyor bu deliler diye tuhaf tuhaf

bakıyorlar, ama olsun :) Dağ başını duman almış marşı

yol boyunca söylediğimiz marşlar arasında favorimiz.

Duygulandıran, heyecan verici bir marş. Bu marşı reklam

malzemesi yaparken çok özen göstermek gerekiyor diye

düşünüyorum. Akbank'ın İhracat yapmak isteyenlere

destek olduğunu anlattığı yürüyelim arkadaşlar reklam

filmi biraz manidar geldi bana. Önce reklamın sadece

sesini dinledim. Çok hoşuma gitti. Ben de hemen marşı

söylemeye başladım. Daha sonra bir arkadaşım reklamla

ilgili bir mesaj yazmış: Mesajda bu reklamda badem bıyıklı

adamların ön plana çıkarıldığından bahsetmiş. O güne

kadar izleyememiştim. Hemen internetten reklamı buldum

ve izledim. Gerçekten de esnaflıktan işadamlığına terfi

etmiş badem bıyıklı Hilmi ağbi karakterinin altının fazlaca

çizildiğini gördüm. Allah'ın yürü ya kulum dediklerine

sözümüz yok, ama ''yürüyelim badem bıyıklı arkadaşlar''

teması rahatsız edici olmuş. Milli duygularımızı hedefleyen

çalışmalarda daha özenli davranılması ve toplumun her

kesimini kucaklayan söylemlerin olması gerekir diye

düşünüyorum.

Bir kaç gündür İstanbul'da hava çok soğuk. Tek kelimeyle

''donuyoruz''. Akşam evde boğazım ağrımasın diye sıcak

süt içerken birden Schweppes reklamıyla buz kestim!

Schweppes yetkilileri huuuuu. Neredeyse yurdun dört bir

yanında kar yağıyor. Sanki yaz sıcağında kavrulmuşuz gibi

soğuk içecek reklamı yapmak da ne oluyor anlamadım.

Donuyoruz yahu!

Cola Cola'nın mutluluk kamyonu reklamı ise tam tersi

insanın içini ısıtıyor. Açıkça söylemek gerekirse bu kadar

çok sosyal sorumluluk projesi olduğunu bilmiyordum. Bir

reklam filmiyle hepsini çok güzel anlatmışlar. Hem de

bizden bir kamyon şoförüyle. Tebrikler Coca Cola!

Damla Su bende bir türlü ''iyi su'' izlenimi yaratamadı.

Karlar altında bilmem kaç metre yukardan doğal suyun

geldiğini anlatan reklamı çok başarılı olmuş. Böyle devam

ederse algımı değiştirebilir :)

Bu sayıdaki yazım canımin içi biricik annem, boncuk gözlü

yeğenim tatlı Begüş'ümüz ve ar-ge dehası yeğenim Ahmet

için. İyi ki doğmuşlar, iyi ki hayatımızdalar. Gelecek yıllarda

da hep güzel günleri, mutlu yaşları olur inşallah :)

marketing europe & anatolia / 21


Röportaj

Masa başı işlerde ç

Emsey Hospital

Beyin Omurilik ve Sinir Cerrahisi Uzmanı

Op. Dr. Salih Aydın

Uzmanlar, bel fıtığı konusunda en riskli

gurubu, masa başı işlerde çalışan

kişiler olarak tanımlıyor. Yetişkinlerin

%80’i, bel bölgesinde yaşadıkları çeşitli

ağrılardan şikayetçi oluyor.

Emsey Hospital’dan Beyin Omurilik ve

Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Salih

Aydın, kronikleşen bel ağrılarında en

son noktanın bel fıtığı olarak karşımıza

çıktığını belirtiyor. Genellikle 30-60 yaş

aralığında daha sık görülmesine rağmen

bel fıtığı, diğer yaş gruplarında da

ortaya çıkabiliyor

Sporsuz yaşam bel fıtığını davet ediyor.

Günümüzde sportif faaliyetlerin azalması,

masa başı işlerin ve sigara kullanımının

artması, pasif bir hayat sürülmesi

gibi unsurlar disk aralığını bozup,

erken yaşta da bel fıtığının görülmesine

sebep olabiliyor. Bel ve bacak ağrılarının

önemli bir nedeni olan bel fıtığı,

hastalarda ilerleyen yaşla birlikte artış

gösteriyor.Bilinenin aksine, vücudumuzun

yükünü taşıyan yalnızca omurgamız

değildir. Boyun, sırt, bel kasları ve

karın kasları da önemli görevlere sahiptir.

Uzmanlar, bel fıtığı konusunda

en riskli gurubu,

masa başı işlerde çalışan kişiler olarak

tanımlıyor. Yetişkinlerin %80’i,

bel bölgesinde

yaşadıkları çeşitli ağrılardan şikayetçi oluyor.

Röportaj Elvin Ekşioğlu / elvineksioglu@gmail.com

22 / marketing europe & anatolia

Spordan uzak ve hareketsiz bir yaşam

tarzı, kasların taşıması gereken tüm

yükün omurgaya binmesine neden olur.

Kaslar güçlü olmadığından, bu yük nedeniyle,

diskler üzerinde fıtıklar meydana

gelir. Bunun yanında, kişide fazla

kilo problemi de varsa, durum daha

sıkıntılı bir hale gelmektedir. Ancak,

yaşam tarzınızı değiştirerek bu sorunu

hayatınızdan uzaklaştırabilirsiniz.

- Bel fıtığında cerrahi yönteme ne zaman

başvurulmalı?

Konservatif tedavi yöntemleri olarak

belirtilen; fizik tedavi, ilaç tedavisi istirahat

ve benzeri tedaviler uygulanmasına

rağmen hastanın iyileşmediği durumlarda

veya belirgin, ilerleyici nörolojik

bulgular varsa, örneğin ayağında düşüklük

olması, ürolojik problemler, ağrılarının

tedaviye rağmen düzelmemesi

gibi durumlarda cerrahi tedaviyi düşünmek

gerekiyor.

Başarısız ameliyatlarda bel fıtığı tekrar

nüks ediyor.

Bel fıtığı ve bele yönelik cerrahi müdahaleler

hasta için son derece hassas

operasyonlar olarak kendini gösteriyor.


alışanlar dikkat!...


Röportaj

Bunların sonucunda kişiye, birden fazla

ameliyat yapılması gerekebiliyor.

Op. Dr. Salih Aydın, Türkiye’yi bir revizyon

cenneti olarak tanımlıyor ve bu

ameliyatların doğru kriterlere uygun

olarak yapılmasının önemine dikkat

çekiyor. Aydın, “Hastaya doğru teşhis

koymak, doğru zamanda ve gereken

ameliyatın yapılması şart. Her branş

sınırı iyi tayin etmeli. Eğer bu kritere

uyulmazsa ‘başarısız bel cerrahisi’ dediğimiz

durum gerçekleşir ve ağrıları

geçmeyen hastalar olur. Bu hastalar

bazen ikinci, hatta bazen daha fazla

ameliyat yapılmasına ihtiyaç duyabilirler.”

diye belirtiyor.

Bel fıtığı ameliyatında “Altın Standart”

Op. Dr. Salih Aydın, konuyla ilgili görüşlerini

şu şekilde sürdürüyor: “ Günümüzde

cerrahi yöntemler iki şekilde

yapılmaktadır. Posterior açık sistem

ve perkütan adı verilen ciltten yapılan

yöntem. Mikroskobik mikro cerrahi

şu ana kadar bu işin altın standardıydı.

Açık mikro diskektomi 20. yüzyılın

başlarında kullanılmaya başlanmıştı.

Günümüzde ise endoskopiyle yaşanan

heyecanın aynısı mikroskobik disk

cerrahisi başladığı zaman yaşanmıştı.

Omurganın stabilizasyonu dediğimiz

hareket kabiliyetinin sabitliğini bozmadan

bu işi yapmak çok önemliydi.

Mikroskobik mikrocerrahi sistem, şu

an endoskobik yöntemle kıyasladığınız

zaman invaziv bir yöntemdir. Endoskopik

disk cerrahisinin yeni altın standart

olduğu kabul edilmelidir.”

Endoskopik ameliyatlarda skopi (görüntüleme

cihazı) altında kontroller

yapılarak fıtık bölgesi tam tespit edilir.

Skopi ile omurganın hangi mesafede

fıtığı var, neresinden alınacak, tek tek

basamak basamak işaretleyip fıtığın

olduğu bölgeye kadar girilebiliyor. Fıtık

alınarak bacak siniri rahatlatılıyor. İçeride

de radyofrekans yöntemi ile diskin

basıncı azaltılıyor.

24 / marketing europe & anatolia


Reklam Dünyası

MixxAwards Başvurular İçin Son Haftaya Girildi...

IAB Türkiye‘nin düzenlediği, dijital reklamların ödüllendirildiği

ve bu sene 5. yılını kutlayan MixxAwards Türkiye 2014’e maz” olan MixxAwards Türkiye 2014’ün Lider Destekçileri

Bu yılki reklam kampanyasının teması “Dijital Masal Anlat-

başvurular için son haftaya girildi. Her geçen yıl artan katılımlarla

hızla büyüyen MixxAwards Türkiye 2014’ün son Destekçisi ise MedyaNet oldu. Yarışmanın ödül töreni Canlı

Sahibinden.com ve Turkcell Superonline olurken, Başarı

başvuru tarihi 9 Ocak 2015.

Yayın Sponsoru Pozitif TV’nin desteğiyle canlı olarak yayınlanacak.Ödül

töreni 18 Şubat’ta FourSeasonsBosphorus’ta

MixxAwards Türkiye’ye başvurular www.mixxawards-tr.org

üzerinden yapılabiliyor. Başvuruların ön elemeleri 16- 26 gerçekleştirilecek olan MixxAwards Türkiye 2014’teki toplam

Ocak tarihleri arasında internet ortamında gerçekleşecek. 28 kategori “Araç, Yöntem ve Platformlar” ile “Stratejiler ve

Ön elemenin ardından finale kalan çalışmalar arasından, Hedefler” olmak üzere iki ana bölüme ayrıldı. Her kategoride

30-31 Ocak tarihlerinde IAB Türkiye Başkan Yardımcısı Altın, Gümüş ve Bronz Mixx ödülleri verilecek. Kategori birincileri

arasından “Yılın En İyisi” seçilecek.

Neslihan Olcay’ın başkanlığında toplanacak olan ana değerlendirme

jürisi, kazanan çalışmaları belirleyecek.

İki Kuzenin Dayanışması...

beğeni, katılım ve satın alma kararlarına doğrudan etki ediyor.

Ve bunlar için en çok # kullanılıyor. CampaignWall® etkinlik

ya da bir mekandaki, mağazadaki katılımcıları, müşterileri,

alışverişçileri deneyime, yarışmaya, kampanyaya

davet ve dahil edebilen, 3 platformu aynı anda kullanan tek

dijital tool.

M-GEN Dijital Ajans’ın iki ortağı Ayşe Yıldıztekin ve Can Kılıçturgay

tarafından geliştirilen CampaignWall® nasıl ortaya

çıktı? İşte temel özellikleri:

#Hashtag’li kampanya, etkinlik yönetim ve ihtiyacını kendi

projelerini kurgularken fark eden, ancak istedikleri gibi bir

dijital araç bulamayan Unilever, BSH, 3M, AIG gibi global

firmalara hizmet veren M-GEN Dijital Ajans’ın ortağı iki kafadar

kuzen sonunda kendi yazılım ekipleriyle birlikte CampaignWall®

diye yepyeni bir dijital araç, “Kampanya Duvarı”

geliştirdi.

CampaignWall® duyuruları dahi yapılamadan ilk büyük sınavını

Turkcell Teknoloji Zirvesi’nde verdi. İki gün sıfır hata

Üç Sosyal Ağdan (Twitter, Instagram Ve Facebook’tan)

#Hashtag Takibi Yapan, Sıralayan, Sayan,

ile büyük başarı kazandı. Ardından Akçansa B2B, İMSAD

İlk ve Tek Dijital Kampanya, Etkileşim, Yönetim Aracı

gibi zirvelerde kullanılan CampaignWall® mağaza içi uygulamalarda

da Cornetto Mini kampanyası ile Migros’larda

Ayşe Yıldıztekin ve Can Kılıçturgay tarafından yaratıldı.

Sosyal ağlar üzerinden yapılan anlık paylaşımlar, etkileşim

kullanıldı.

26 / marketing europe & anatolia


Reklam Dünyası

2014’ün dijital trendleri...

Dünyanın önde gelen kişisel ürün tavsiye, e-posta, sosyal ve

mobil pazarlama çözüm sağlayıcılarından biri olan Avusturya

merkezli Emarsys, 2014’te dünya genelinde dijital alanda

öne çıkan trendleri açıkladı.

Konuyla ilgili bilgi veren Emarsys Türkiye Ülke Müdürü Murat

Erdör, dijital dünyanın oldukça hareketli bir yıl geçirdiğini,

artan online satışlarla birlikte gönderilen e-posta sayısının

inanılmaz derece arttığını ve kaliteli içeriğin 2014’ün ön plana

çıkan konularından birisi olduğunu vurguladı.

Erdör, 2014’te öne çıkan 10 dijital trendi şöyle sıraladı:

1. E-posta Pazarlamada Kişiselleştirme: Artan online satışla,

gönderilen e-posta sayısı inanılmaz derece arttı. Herkese

aynı mesajı gönderen firmaların satış anlamında fazla şansı

yokken, kişiye özel e-posta gönderenlerin okunma ve geri

dönüşüm oranları artmaya devam etti.

2. Video Pazarlama: Haziran’da oynanan Dünya Kupası

sırasında Youtube’da video izleme oranları rekor kırdı. Kullanıcıların

altı saniyede kendisini ifade etmesini sağlayan

video programı “Vine” yılın en popüler ürünü oldu. Video

hâlâ çok popüler ve pazarlama kanalı olarak vazgeçilmezler

arasında.

3. Tavsiye Sistemleri: Web sayfasını ziyaret eden müşterileri

binlerce ürün ile boğmadan en uygun ürünü sunup sitede

daha fazla zaman geçirmesini sağlamak, Tavsiye Sistemleri

sayesinde artık daha kolay hale geldi.

4. Büyük Veri: Firmalar bugün birçok müşteri verisi topluyor

ancak bilgi akışı çok hızlı ve değişken olduğu için veri

analizinde zorlanıyor. Verilerin sağlıklı şekilde toplanması ve

verimli şekilde analiz edilmesi, 2014’ün en önemli gündem

maddelerinden biriydi.

5. İçerik Pazarlaması: Her firma web sayfasının arama motorlarının

ilk sayfasında çıkmasını ve fazlasıyla okunmasını

istiyor ancak her gün birçok içeriğin yayınlanmasından dolayı

bu çok zor hale geliyor. Bu nedenle kaliteli içerik, 2014’ün

ön plana çıkan konularından birisi oldu…

6. Mobil Pazarlama: Mobil cihazlarla her şeyi yapabildiğimiz

günümüzde firmalar mobil uygulamalar aracılığıyla tüketicilerle

daha fazla iletişim halinde kaldı. Mobil cihazlara uyumlu

web sayfası ve e-posta içerikleri de bu yıl daha fazla önem

kazanırken, mobilde yapılan hedefleme çalışmaları ön plana

çıktı

7. Lokasyon Bazlı Pazarlama: Geçmişte reyting rekoru kıran

“Biri Bizi Gözetliyor” yarışması, artık gerçek oldu. Firmalar

mobil cihazlarla yapılan her işlemi takip ederek, özel fırsatlar

sunmaya başlarken, iBeacon yılın ön plana çıkan yazılımı

oldu

8. Sosyal Medya’yı Etkin Kullanma: Sosyal medya 2014’te

de yoğun olarak kullanıldı. Dünya Kupasında Facebook’ta

yapılan paylaşımların önceki dönemlere göre çok fazla arttığı

görüldü. Dünya Kupası sponsoru olmamasına rağmen

bazı markalar Twitter’daki akıllı paylaşımları sayesinde

sponsor olan diğer firmalardan çok daha fazla konuşuldu, bu

da sosyal medyayı etkin kullanmanın önemini ortaya çıkardı.

9. Giyilebilir Teknoloji: Akıllı saatler, vücudun biyolojik ve fizyolojik

bilgilerini anlık okuyan giysiler, güneş enerjisini depolayıp

cep telefonu şarj eden kıyafetler... Firmalar artık günlük

hayatta kullanılan ürünleri teknolojik olarak konumlandırmaya

başladı ve bu daha bir başlangıç.

10. Kullanıcı Dostu Tasarım: Rahatlıkla kullanılabilen kolay

ve basit tasarım, yeni trend. Birçok web sayfası, insanı ön

plana aldı ve rahatlıkla okunabilmek için altyapı değişikliklerini

yaptı. Bu, web sayfalarına hangi cihazdan girilirse girilsin

sıkıntı yaşanmadan okunabilmesini de sağladı.

marketing europe & anatolia /27


Köşe

Abdullah Ekşioğlu / eksioglu70@gmail.com

(retorik

)

Konvansiyonel medyanın onursuz finali...

Konvansiyonel medya yok olmanın eşiğinde. Bir süredir

medyada yaşanmaya başlanan yapısal değişiklikler

artık iyiden iyiye kendini hissettirmeye başladı. Ancak

ülkemizde son yıllarda yaşananlara bakacak olursak

konvansiyonel medyanın vedasını mesleki ahlaktan

yoksun bir finalle yaptığına üzülerek tanık oluyoruz.

Uzun yıllardır medyada sermaye yapısının sık sık ve

devlet kontrolünde el değiştirmesi, medya patronlarının

medya dışı faaliyetlerinde hükumet ya da cemaat gibi

odaklardan nemalanması beraberinde büyük bir ahlaki

yozlaşmayı da getirdi.

Medya ahlakından yoksun sermaye sahipleri kendi

çıkarlarına hizmet edecek her türlü ahlaktan yoksun

medya çalışanlarından oluşan bir yapı oluşturunca

ekranlar, gazete köşeleri ve tüm medya kuruluşlarının

oldukça büyük bir bölümü kendi fikir ve muhakemeleri

olmayan kimin yalakalığını yapıyorsa onun kuyusuna su

taşımak için kendisine fısıldananları sık sık ve yüksek

sesle haykıran, yalakalık uğruna yalan söylemekten

sıkıntı duymayan, kişiliksiz ucubelerle doldu.

Tabii ki mesleğini onuruyla yapan az sayıdaki medya

mensubunu bundan ayrı tutuyorum. Onlar mesleki

ahlakın son gemileri olarak bu yozlaşma ve onursuzluk

girdabına direnmeye devam ediyorlar.

Neredeyse herkesin kendi çapı, gücü oranında gazeteci

çığırtkanı var. Biri Pensilvanya'dan fısıldıyor, burada bir

gruh gazeteci megafon görevi görüyor. Kendilerine ait

hiçbir fikir, birikim, mesleki ahlakın olamasının yarattığı

boşluktan kaynaklanıyor olsa gerek megafon görevi

yaparken oluşan eko aynı şeyleri sık sık tekrar etmelerine

de neden oluyor. Şimdi ben bu örneği verince diğer

megafonlar hemen Pensilvanya'ya odaklanmışlardır.

Durum sadece Pensilvanya'ya özgü değil. Hükumet ve

Cumhurbaşkanı seçildikten sonra da hükumete başkanlık

yapmak isteyen Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın

yandaşları medya mensupları için de durum aynı.

Birinin kendine ait bir fikri olsa belki yüzlerine bakarken

midem kalkmayabilirrdi. Ancak bu tablo artık sindirim

sistemimin tahammül sınırının çok dışına çıktı.

Tekrar etmek istiyorum sözüm mesleğini onuruyla yapan

gazetecilere değil. Onlar medyayı halen ayakta tutuyorlar.

Benim sözün üç kuruşa sattıkları boş beyinleriyle

trilyonluk yolsuzluk iddialarının savcı ya da avukatlığına

soyunan zavallılara. Konuşmak için sahibinin talimatını

bekleyen kurma kollu çığırtkanlara.

Şimdi isterseniz bu kişileri nasıl teşhis edebilirsiniz biraz

ona bakalım. Birincisi bu kişiler hangi konuyu savunuyor

olurlarsa olsunlar hep başka biri tarafından fısıldanan

bir argümanı dile getirirler. İkincisi bu kişiler başarısız

olup sahiplerinin gözünden düşmekten o kadar korkarlar

ki hem çok heyecan ve yüksek sesle hem de haddi

olmayan bir pervasızlıkta tartışırlar. Üçüncüsü bu kişiler

bir konuyu savunurken savlarını desteklemek için hiçbir

ahlak, insani ya da fikri sınır tanımaksızın şirazelerinden

taşarlar. Dördüncüsü bu kişiler sahipleri başka bir şey

fısıldadığında bir gün önce savundukları fikrin tam

zıddını bir gün sonra çok hararetli bir şekilde savunurlar.

Kendilerine bir gün öncesini hatırlatsanız hiç utanmadan

ard arda birçok yalanı sıralayabilirler.

İşte maalesef konvansiyonel medya finalini böyle bir

kadroyla yapıyor. Merak etmeyin bu kişiler sanıldığı

kadar pahalı değiller. Sizin de üç beş kuruşunuz varsa

siz de kendinize bu megafonlardan birkaçını alabilirsiniz.

Hatta bugün başkasının megafonu olanı yarın ona

karşı da alabilirsiniz. Tabii ki insan onurunun bu kadar

alçaltılmasına dayanabilirseniz. Umarım medya çok

kısa zamanda bu mesleği onuruyla yapmaktan hiç

vazgeçmemiş kişilere yeniden hak ettikleri değeri verir ve

tarihte bu onursuz finalle hatırlanmaktan kurtulur.

marketing europe & anatolia / 29


Kampanyalar

Çay yapmak kolay mı?...

Karadeniz’in çay tarlalarında yapılan çekimlerde, çiftçi kadınlara

şehirli kadınlar eşlik ediyor ve macera başlıyor. Çiftçilerin

zor şartlarına ayak uydurmaya çalışan kadınlar, çay

toplamanın kolay bir iş olmadığını gün doğarken başladıkları

mesai sayesinde anlıyorlar. Çiftçi kadınlar ise kendilerine

has esprili bir dille onlara çay toplamanın inceliklerini öğretiyorlar.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Unilever

Reklamveren yetkilisi: Sanem Karacan, Burcu Solak,

İrem Işık, Elif Yıldırımcan

Reklam ajansı: Medina Turgul DDB

Yaratıcı yönetmen: Kurtcebe Turgul

Yaratıcı grup: Erdem Köksal, Pınar Ergün, Hakan Bıçakçı,

Berkay Özay

Müşteri ilişkileri grubu: Lawrence Sezer DuPre,

Sezen Serez, Kleri Kapyas

Stratejik planlama: Gülin Ölçer

Ajans prodüktörü: Evrim Saraçoğlu

Yapım şirketi: Böcek Yapım

Medya ajansı: Mindshare

marketing europe & anatolia / 31


Kampanyalar

Bingo ile Parfümü Giyin...

“Yepyeni bir yumuşatıcı deneyimi” mottosunun ön plana çıkarıldığı

reklam filminde, Bingo Soft İmza Serisi’nin gerçek

parfüm etkisinden ve bu parfümü tasarlayan Fransız parfümörlerden

bahseden Eda Taşpınar, serinin, Tutku, Tılsım ve

Hipnoz isimlerini taşıyan üç varyantını tanıtıyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Hayat Kimya / Bingo

Reklamveren Temsilcisi: Gülhan Eğilmez, Esra Gerek,

Baran Kocabaş, Burcu Hüsrevoğlu

Reklam Ajansı: Vietnam

Yaratıcı Yönetmen: Gürkan Günaydın

Reklam Yazarı: Ayberk Çınar

Sanat Yönetmeni: Hasan Çalışkan, Onur Evin

Müşteri İlişkileri: Tuse Tamer

Ajans Prodüktörü: Begüm Baran

Yapımcı: Esra Seyrekbasan Onar, Hakan İnce

Görüntü Yönetmeni: Veli Kuzu

Yönetmen: Müfit Samık

Post şirketi: Sinefekt

Yerli Malı Haftası kayısıdan fazlası...

Vestel’in yeni reklam filminde,Yerli Malı Haftası’nın yerli

sebze meyve tüketmekten ve Yerli Malı Haftası şarkısından

fazlası olduğunu eğlenceli bir dille anlatılıyor. Film, ilkokul

yıllarındaki Yerli Malı Haftası kutlamalarını andıran bir müsamere

sahnesiyle başlıyor.

Filmin prodüksiyonunu Baran Baran Production üstlendi.

Ömer Ahunbay tarafından film için özel olarak bestelenen

yerli malı şarkısı da klasik örneklerinde olduğu gibi bir vokal

ve çocuk korusu tarafından seslendiriliyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Vestel

Reklam Ajansı: Concept

Reklamveren Yetkilileri: Feza Turunçoğlu Erim, Berna Aşkın,

Gizem Birgül, Bengisu Dinçer

Kreatif Direktör: Kerem Özkut

Yaratıcı Ekip: Ufuk Işık, Namık Ergin, Erhan Dursun, Engin

Erden, Remzi Cem Erguvan, Cansu Erdinç

Marka Ekibi: Arda Görgün, Ekin Kutevu,

Zeynep Kahvecioğlu, Sinem Tacir

Stratejik Planlama: Hakan Demir, Suphi Can Sarıgöllü

Ajans Prodüktörü: Mert Turan, Kasım Bektaş

Prodüksiyon Şirketi: Baran Baran Production

Müzik: Jingle House

Medya Ajansı: MediaCom

Kullanılan Mecralar: Televizyon, Basın, Radyo, Outdoor,

Digital

32 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

Seyahat, En Güzel Hediye...

Yönetmenliğini Mete Özok’un yaptığı Rafineri imzalı reklam

filminde, 20 yıl öncesinden günümüze uzanan evli bir çiftin

yılbaşı gecelerine yer veriliyor.

Dijitalde bir viral çalışma da yürüten Pegasus Hava

Yolları’nın hazırladığıvideodaCoşkun Sabah’ı kimi zaman

Amsterdam’da bir kayık üstünde şarkı söylerken, kimi zaman

Paris’te selfie çekerken görüyoruz.

Kampanya Künyesi

Reklamveren Temsilcisi: Onur Dedeköylü, Didem Namver,

Elif Yalt, Emre Güney, Nazlı Elif Tan

Reklamveren: Pegasus Hava Yolları

Yaratıcı Yönetmen: Emre Kaplan

Yaratıcı Grup Lideri: Kerim Gürsel, Öncü Doğu Gürsoy

Yaratıcı Grup: Sezer Üstüngel, Yasin Abaylı, Armağan

Ükünç, Ahmet Uğurel, Berat Kösemen

Stratejik Planlama: Canan Pehlivanoğlu

Digital Stratejik Planlama: Tuna Öngü

Marka Takımı: Erbek Onur, Çağla İshak, Gülşah Gödek

Digital Marka Takımı: Elçin Yörükoğlu, Bircan Ertan

Eski köye yeni âdet...

“Eski köye yeni âdet” getiren ING Bank, bankacıları hafta

sonu müşterilerin ayağına götüren yeni projesi Turuncu

Cumartesi’yi hayata geçirdi. Proje kapsamında, ING Bank

çalışanları Cumartesi günleri sokağa çıkıyor ve tüketicilerin

karşısına hiç beklemedikleri bir anda, beklemedikleri mesleklerle

çıkarak ING Bank’ın ezber bozan bankacılık anlayışını,

samimi bir sohbetle bire bir anlatıyor.

Proje Künyesi

Proje: ING BANK – Turuncu Cumartesi Projesi

ING Bank Pazarlama İletişimi Müdürü: Gökçe Say Alat

ING Bank Pazarlama İletişimi Ekibi: Ayşe Aybike Köse,

Aylin Kırımlı, Beyza Oyman

Reklam Ajansı: Lokal İstanbul

Kreatif Direktör: Ozan Varışlı

Yaratıcı Ekip: Ali Göral, Evrim Pamukçuoğlu,

Kürşat Coşkun

Müşteri İlişkileri: Gökçe Evirgen, Seçil Şişman

Prodüksiyon Şirketi: Superfly

Yönetmen: Emre Başaran

marketing europe & anatolia / 33


Kampanyalar

Hepsiburada.com – Çık 90’lardan...

Hepsiburada.com, yeni reklam filminde yeğeni Harun

Kolçak’ı 90’lı yıllardan çıkmaya, 2015 yılınagirerken hızlı ve

kolay alışveriş için hepsiburada.com’u ziyaret etmeye davet

ediyor. Kolçak’ın unutulmaz şarkısı “Gir Kanıma”yı seslendirerek

“Gir kanıma çıkalım çarşıya!” demesinin ardından cep

telefonundan hepsiburada.com’un mobil uygulamasına giren

yeğeni, dayısının şaşkın bakışları arasında seçtiği tablet

bilgisayarı hemen sipariş ediyor.

Bir Dost...

Media Markt, Emre Karayel’in hayat verdiği “Bir Dost” karakteri

ile izleyicileri yeni yıl reklam kampanyası ile buluşturuyor.

Yeni yılda hediye isteklerini açıkça dile getiremeyen

ailenin hislerine tercüman olan “Bir Dost”, kendimiz ve sevdiklerimiz

için alabileceğimiz hediyeler için herkesi Media

Markt mağazalarına, mediamarkt.com.tr’ye ve mobil uygulamasına

davet ediyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Hepsiburada.com

Reklamveren Temsilcisi: Özgür Doğan, Ayça Özdem,

Buket Kayalar, Azerhan Doğan

Reklam Ajansı:Alametifarika

Uygulayıcı Kreatif Direktörler: Emrah Karpuzcu,

Kenan Ünsal

Kreatif Direktör: Can Çelikbilek

Yaratıcı Grup: Serhat Bayram, Can Dağlı, Erdem Güngör,

Leman Köksal

Stratejik Planlama: Başar Sarıkaya, Serra Akyel, Emir Kutlu

Müşteri İlişkileri Direktörü: Gökhan Akbay

Marka Direktörü: Başak Sarıoğlu

Prodüksiyon Direktörü: Sertuğ Alptekin

Prodüksiyon: Berkay Tahmaz, Teğin Polat

Prodüksiyon Şirketi: YİRMİBEŞ FİLM

Prodüktör: Fırat Parlak, Koray Şahin, Cengizhan Fidan

Yönetmen: Ali Taner Baltacı

Görüntü yönetmeni: Özgür Eken

Post Prodüksiyon: Filimişleri

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Media Markt Türkiye

Reklamveren Yetkilileri: Nurçin Koçoğlu,

Çağanur Atay Uçtu, Volkan Çevik

Ajans: Saatchi & Saatchi İstanbul

Kreatif Direktör: Tarkan Barlas

Yaratıcı Ekip: Zeynep Yalçınkaya (Reklam Yazarı), Sedef

Karakaş (Sanat Yönetmeni)

Stratejik Planlama: Sinan Demirez (Stratejik Planlama Direktörü),

Gizem Ateş (Stratejik Planlama Uzmanı)

Müşteri İlişkileri Ekibi: Mehmet Kaptan (Müşteri Direktörü),

Bahar Dikmen (Müşteri Süpervizörü)

Ajans Prodüktörleri: Arzu Köksal, Deniz Meray Dengiz

Yapım Şirketi: Jaguar Projects

Yönetmen: Özgür Baltaoğlu

Medya Ajansı: Carat

Dijital İletişim Ajansı: Wanda Digital

34 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

Samsung, ilk Türk yapımı reklamı...

olacak bulaşık makinesi yepyeni WaterWall teknolojisini

gözler önüne seriyor. Evde temizliği iki kere yapıp, her

şeyi tekrar tekrar kontrol eden, titizliği ve özenli temizlik

anlayışı ile bilinen annelerin, bu teknoloji sayesinde

bulaşıklarının temizliğinden endişe etmelerine hiç gerek

kalmıyor.

Samsung Electronics, ilk Türk yapımı reklam filmini izleyicilerin

beğenisine sunuyor.

Reklam filmi, mükemmeliyetçi kadınların vazgeçilmezi

Reklamın Künyesi

Reklamveren: Samsung Electronics Türkiye

Pazarlama Direktörü: Can Emci

Pazarlama İletişimi Grup Müdürü: MeltemErsöz

Pazarlama İletişimi Müdürü: Eda Mutluer

Pazarlama İletişimi Müdür Yardımcısı: Gül Altınok

Reklam Ajansı:CheilTürkiye

Yaratıcı Yönetmen: Tolga Hirsova

Reklam Yazarı: Nergiz Herdem, Caner Ar

SanatYönetmeni: Emrah Doğru, Didem Azizoğlu

Müşteri İlişkileri Direktörü: Cihan Sel

Müşteri İlişkileri Yöneticisi: Tuğçe Asrak

Yapım Evi: Shortcut

Yönetmen: MüfitSamik

Filiz Yumurtalı...

Geleneksel Türk mutfağının vazgeçilmez ismi Filiz, ödüllü

‘Yumurtalı’ makarna serisinin reklam filmini, televizyon kanallarında

izleyicilerle buluşturuyor.Şef yazar Ebru Omurcalı’nınkeyifli

anlatımı ile ekranlara taşınan reklam filmi,

geleneksel tariflerden şaşmayan, öğünlerinde annelerinin

lezzetlerini arayanlara hitap ediyor.

Reklamın Künyesi

Reklam Ajansı: Y&R İstanbul

Prodüksiyon Şirketi: Tesla

Yönetmen: Tan Tunçağ

Post Prodüksiyon: Sinefekt

Müzik: Jingle House / Erkin Arslan

marketing europe & anatolia / 35


Kampanyalar

Aklınız evde kalmasın...

Grey İstanbul tarafından yaratılan rap grubuMusibet,“Akıllı

Olsun” adlı şarkısıyla geri döndü. Pronet Plus lansmanı için

hazırlanan filmde hırsızlardan oluşan üçlü, bu defa akıllı cihazlarla

dolu, ancak kendisi “akılsız” bir evi gözlerine kestiriyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Pronet

Reklamveren Temsilcileri: Yiğit Yiğiter, Merve Parlakulaş,

Erhan İdiz

Reklam Ajansı: Grey İstanbul

Kreatif Direktör: Engin Kafadar, Görkem Yeğin

Yaratıcı Ekip: Korcan Yavuz, Selin Estroti, Yasin Çatılı

Ajans Marka Ekibi: Elifsu Serin, Melis Erduran,

Başak Engin

Ajans Prodüktörü: Selim İpek

Stratejik Planlama: Özgün Özkalay

Prodüksiyon: Batesmotelpro

Yönetmen: Ali Kaan Dinç

Görüntü Yönetmeni: Oktay Başpınar

Yılbaşı Annelerimizin Yanıbaşı...

Viralleriyle Türkiye’de fenomen haline gelen, her virali sosyal

medyayı sallayan Profilo’nun yeni viral çalışması, , “Anneliğin

zor şartları varsa, annelerin Profilo’su var” yaklaşımı

ile hayatı kolaylaştıran ve güzelleştiren ürünler sunan Profilo,

yeni yıla bir viral filmle girdi.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Profilo

Reklam Ajansı: Rafineri

Ex. Kreatif Direktörler: Emre Kaplan, Ayşe Bali

Dijital İletişim Direktörü: Elçin Yörükoğlu

Kreatif Direktör: Öncü Gürsoy

Sosyal Medya Grup Yöneticisi: Berivan Akmanoğlu

Strateji Direktörü: Canan Pehlivanoglu

Yaratıcı Ekip: Tuna Öngü, Yasin Albaylı, Sezer Üstüngel,

Ahmet Uğurel

Marka Takımı: Erbek Onur, İnci Neslihan Konur

Ajans Prodüktörü: Kerem İlbeyli, Ferhat Düzlü

Prodüksiyon Şirketi: Mama Films

Yönetmen: İlker Canikligil

Müzik: Sodium Records - Seda Aksakal

36 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

Coca-Cola’nın Kırmızı Kamyonları...

Coca-Cola, hikayesinibaşrolde oğluyla birlikte gerçek bir

Coca-Cola çalışanı üzerinden anlattığı Kırmızı Kamyon

reklam filminiyayınlandı. Coca-Cola kırmızı kamyonlarının,

ülkenin her köşesine Coca-Cola şişelerinden çok daha fazlasını

taşıdığını anlatan reklam filminde, şirketin Türkiye’de

gerçekleştirdiği kurumsal sosyal sorumluluk projelerinden

örneklere yer veriliyor.

Coca-Cola’nın kırmızı kamyon reklam filminin dikkat çekici

yanlarından biri de oyuncuları. Uzun yıllardır, Coca-Cola’da

görev yapan Menderes Gündüz ve oğlu, reklamın kahramanları

olarak filmde birlikte rol aldı.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Coca-Cola Şirketi

Reklam Ajansı: McCannİstanbul

CCO: Uğur Çakır

Kreatif Direktör: Burcu Deniz

Müşteri İlişkileri Direktörü: Özlem Milor İslam

Müşteri Direktörü: Ceren Su Olgaç

Müşteri Temsilcisi: Elif Baki

Ajans Prodüktörü: Simten Tolun

Prodüksiyon Şirketi: Filmpark

Yönetmen: Mete Özok

Prodüktör: Oğuz Ongun

Görüntü Yönetmeni: Suat Kutluğ

#banateyzedediler...

Anadolu Hayat Emeklilik yeni reklam kampanyasında

yılların hızla geçtiğini, iyi bir gelecek için Anadolu Hayat

Emeklilik’ten bireysel emeklilik yaptırmanın tam zamanı

olduğunu hatırlatıyor.

Zamanın hızla aktığını vurgulayan reklamlarda bireysel

emekliliğin önemi esprili bir dille anlatılıyor. İnsanların

kendilerine ilk defa abi/abla yerine amca/teyze denildiğinde

yaşadığı şoktan yola çıkarak, emeklilik günlerinin

göz açıp kapayıncaya kadar geldiğinin altı çiziliyor. #ba

naamcadediler,#banateyzedediler hashtagleriyle de,

benzer tecrübeler yaşayanların, o ana dair hikayelerini

Twitter’dan paylaşmaları öneriliyor.

TBWA\ISTANBUL tarafından Anadolu Hayat Emeklilik

için hazırlanan ve 2 filmden oluşan kampanya; TV,basın,

radyo, dijital, açıkhava ve sinema mecralarında yer

alıyor.

Yönetmenliğini Ferit Katipoğlu’nun yaptığı, prodüksiyonunu

Autonomy’nin üstlendiği filmlerde, şaşırma anını dile

getiren arabesk şarkıların besteleri ise Emre Irmak’a ait.

marketing europe & anatolia / 37


Tha-Laang, Talan


Gezi

g, Junk Ceylon...

Günlerden Cuma, mesai bitimine yarım saat kalmış. Anne, baba,

kardeş, eşi ve yeğenim de Bangkok’ ta. Bana whats’ up’

tan yazıyor kardeşim. Hadi sen de gel diye. Olur du, olmaz dı

derken hemen bakıyorum uçaklara ve Bangkok’ a

bilet alıyorum. Cumartesi sabah da yazlık giysileri ortaya döküp

kendime bir sırt çantası hazırlıyorum.

Fotoğraflar ve yazı Seval Duban / seval@sevalduban.com

Günlerden Cuma, mesai bitimine yarım

saat kalmış. Anne, baba, kardeş,

eşi ve yeğenim de Bangkok’ ta. Bana

whats’ up’ tan yazıyor kardeşim. Hadi

sen de gel diye. Olur du, olmaz dı derken

hemen bakıyorum uçaklara ve

Bangkok’ a bilet alıyorum. Cumartesi

sabah da yazlık giysileri ortaya döküp

kendime bir sırt çantası hazırlıyorum.

Üzerime de ince ama kat kat giyiniyorum.

Pasaportumu alıp havaalanın yolunu

tutuyorum. Havaalanı sakin, check

in işlemlerini yapıp uçağın kalkmasını

bekliyorum. İlk durak Katar, Doha sonra

da Bangkok. Katar hep uğursuz geliyor

bana. Uçaklar dolu olduğu için mahsur

kalıyorum oralarda :)

Bu yolculuğumda bir şey farkettim. Ben

yolculuğu seviyorum. Havada asılı kalıp

zaman ve mekan sınırı olmadan

kendiyle başbaşa kalıyor ya insan, işte

onu. Neden uzun yolların beni sıkmadığı

ve büyülediğini anladım bu sefer ki

yolculukta.

Havaalanındayken yolda vakit geçsin

diye Ayşe Kulin’ in Gizli Anların Yolcusu

isimli kitabını almıştım. Daha önce hiç

Ayşe Kulin okumamıştım. Bu kitaptan

önce de İnci Aral’ ın Kendi Gecesinde

isimli kitabını okumuştum. Hatta kitabı

sevgili Elvin Ekşioğlu hediye etmişti

(editörümüz :)) İnci Aral’ ın akıcı yazısı

sayesinde çabucak okumuştum kitabı.

Her iki kitabın da baş karakterleri erkek

ve bu karakterler kendi hem cinslerine

aşıklar. Uçağa binince açtım kitabımı

okumaya başladım. Ayşe Kulin o kadar

akıcı yazmış ki, 5 saat nasıl geçti anlamadım.

Gözümü kırpmadan okudum.

5 saatin ardından Doha havaalanına

vardık. Ben transit tarafa geçip Bangkok

uçağının hangi kapıdan kalakacağını

öğrendim. Sonra da bilet almak için

ofise desk’ e gittim. Ve yine aynı şey,

uçakta yer yok. +12 kişi de fazlası var.

Bir sonraki uçak 9 saat sonra ve direk

Phuket’ e. En kötü ihtimal ona binerim

dedim. Boynum bükük vaziyette gittim

uçağın kalkacağı kapıya. Tüm yolcular

bindi. Uçağın kalkmasına 2 dakika

var. Vakitin daraldığını görünce tekrar

yanaştım kapıya. Yer var mı diye sordum.

12 kişi fazla var dediler, bakındım

etrafa kimse yok. Ama burada kimse

yok ki dedim. Bagajım olup olmadığını

sordular. Yok deyince de beni apar topar

uçağa bindirdiler ve uçak kalktı. Bu

sefer şansım yaver gitti.

Uçakta oturduğum koltuk 3’ lü sırada

ve cam kenarıydı. Yanımda da 2 tane

abi oturuyor. Biri sarı saçlı ama saçlar

boya, diğeri kumral. İkisi de Avrupalı

ama hangi ülke bilmiyorum. O kadar

nazik ve kibarlar ki hayretler içinde onları

izliyorum. Sonradan farkettim ki,

bu abiler evli :) İnci Aral, Ayşe Kulin ardından

da bu abiler. Bir an “no’ luyooo

yaaa” oldum. Bu abilerin bir birine dav-

marketing europe & anatolia / 39


Phuket, eskiden batı dilinde

Tha-Laang, Talang,

Junk Ceylon olarak bilinen

Güneydoğu Asya ülkesi

Tayland’ın Dünyaca ünlü

Turizm adası.

Gezi

ranışından o kadar etkilendim ki anlatılır

gibi değil. Sevgi çok sihirli bir şey.

Kime duyulduğu önemli değil, içinizde

sevgiyi hissetmek muhteşem bir şey.

Hayranlıkla izledim onları. Ayşe Kulin’

in kitabında Tekin Gönenç’ in şiir kitabından

alıntılar var. Onları okudukça

tam da bu abiler için yazılmış olduklarını

düşündüm. Hatta bunları facebook’

ta paylaştığımda arkadaşlarımdan tepkiler

aldım. Tepkilerin sebebi de “normal

kadın ayakları yapma bize”. Vay

bee, dedim. Ne kadar ruhsuzmuşum

meğerse, şiir bile eğreti durdu profilimde.

Oysa ki ben son derece duygusal

bir tipimdir :) Üstelik de o şiirler abilere

ithafendi :)

Neyse, gezi yazsını fazla sulandırmayalım.

Nerede kalmıştık. Ben kah abileri

hayran hayran seyrettim kah kitap okudum

derken vardım Bangkok’ a. Tabii

olay burada bitmiyor. Ben Suvarnabhumi

uluslararası havaalanına geldim.

Bizimkilerle Don Muaeng havaalanında

buluşup Phuket uçağına bineceğiz.

Diğer havalanına gitmek için shuttle’ a

bindim. 2 saatin ardından havaalanına

vardım. Ben 15 dereceden 30 derece

olan bir memlekete geldiğim için giyindiğim

katmanları yavaş yavaş çıkarmaya

başladım ve nihayet şort, tşirt ile

kaldım. Ne güzelmiş kış ortasında sıcak

memlekette olmak. 1 – 2 saat aileyi

bekledikten sonra hep birlikte check in

yaptırıp uçağa doluştuk. Bu arada 9 aylık

minnak yeğenim de bizimle birlikte.

Geziyor olmaktan dolayı acayip mutlu.

Çok da sevimli ve ben bayılıyorum ona.

Yaklaşık 2 saat sonra Phuket’ e vardık.

Oradan bir taksiye binip doğru otelimize

gittik. Otelimiz Karon Beach bölgesinde

ve plaja çok yakın. Otele varıp

odalarımıza yerleştik. Odalar pek şirin

dekore edilmiş. Kaldığımız yerin adı

Sugar Marina Resort – Art. Phuket’ e

gideceklere tavsiye ederim.

Biraz Phuket’ ten bahsedelim :)

Phuket, eskiden batı dilinde Tha-Laang,

Talang veya Junk Ceylon olarak bilinen

Güneydoğu Asya ülkesi Tayland’ın

Dünyaca ünlü Turizm adası. Başkenti

de Phuket City. Phuket, Hin Okyanusu’

nda Andaman Denizi’ nde bir ada fakat

2004’ teki tsunamiden sonra yeniden

yapılanırken Tayland ana karasına da

bir yol ile bağlanmış. Bu sebeple karadan

da ulaşım olduğu için adaya gelen

giden sayısı artmış olabilir. Adanın yü-

40 / marketing europe & anatolia


Gezi

Okyanus adası olduğu

için heryerde deniz

mahsulleri mevcut.

zölçümü 543 km kare ve nüfusu yaklaşık

olarak 400 bin kişi.

Otele eşyalarımızı yerleştirdikten sonra

dışarı çıkıp bir şeyler yemeğe karar

verdik. Dışarısı 31 derece civarı sıcak

ve aşırı nemli. Arada bir yağmur yağdığından

dolayı sokaklar sürekli yıkanıyor

o yüzden temiz. Yalnız, lağım ve

kanalizasyon yol altından aktığı için 5

metrede bir metal parmaklık şeklinde

yarı açık rögar kapakları yüzünden sokaklar

kötü kokuyor. Buna bir de palm

yağıyla yapılan kızartmalar, sarmısak

ve baharat kokulu yemekler eklenince

sokaklar kabusa dönüşebiliyor.

Kaldığımız otelin de üzerinde bulunduğu

Patak Road’ da bir kaç restaurant

baktık sonra da birine oturup yemek

yedik. Okyanus adası olduğu için heryerde

deniz mahsulleri mevcut. Madem

buraya kadar geldik, seçimimizi deniz

mahsullerinden yana yaptık. Yalnız

balıklardan memnun kalmadık. Çünkü

tadı, tuzu, lezzeti yok balıkların. Kalamar,

karides ve kerevit nispeten daha

iyi. Bir de deniz mahsullerinden yapılmış

pilav. Yemeğin yanına Tayland birası

olan Singha’ da içip, tadına baktık.

Yerel içkilerin tadına bakmadan oradan

ayrılmak olmaz. Yol yorgunluğuydu,

yemek yedik ağırlık çöktü derken kalkıp

sallana sallana otele döndük.

marketing europe & anatolia /41


Her iki tarafında da buluna

yılan heykeli tüm tapınağın etrafını

sarıyor ve tapınağı çember

içine alıyor. Binanın dış duvar

ve pencerelerinde yer alan heykel

ve işlemeler ise Buddha’ nın

hayatından kesitleri betimliyor.

Gezi

O kadar yol yorgunluğunun üzerine mışıl

mışıl uyumuşum.

Sabah hep birlikte otelde kahvaltımızı

ettik. Kahvaltı meyva ve hamur işi ağırlıklıydı.

Peynir yok. Zeytinin de tadı yok.

Ama meyvalar 10 numara. Kahvaltıdan

sonra tekrar Patak Road’ da dolaşıp etrafa

bakındık. Dolaşırken Wat Suwan

Khiri Khet tapınağı karşıladı bizi yolun

kenarında. Bu Karon’ daki tek tapınakmış.

1895 yılında inşa edilen bu tapınak

tsunamiden sonra tekrar restore

edilmiş.

Her iki tarafında da buluna yılan heykeli

tüm tapınağın etrafını sarıyor ve

tapınağı çember içine alıyor. Binanın

dış duvar ve pencerelerinde yer alan

heykel ve işlemeler ise Buddha’ nın hayatından

kesitleri betimliyor. Tapınakta

yaşayan keşişler buranın işletmesinden

sorumlu ve belirli günlerde de ayinler

oluyormuş.

Tapınaktan sonra biraz daha yürüdük

ve baktık ki pek de bir şey yok bari plaja

gisip denize girelim dedik. Hemencecik

gidip mayo ve bikinilerimizi giydik. Havlularımızı

alıp doğru plaja indik.

Hava kapalı olmasına rağmen epey sıcak

ve çok nem var. Havluları bırakıp

kendimizi denize attık. Deniz suyu o kadar

güzel ki bayıldım resmen. Buz gibi

İstanbul havasından sonra denize girmek

çok iyi geldi. Yalnız suda yüzerken

kaşınmaya başladım sonradan düşündüm

ki, planktonlar olmalı. Yüzgeçlerim

çıkana kadar yüzdükten sonra sahilde

kum ve bira keyfi yaptık.

Phuket’ in deniz suyu çok berrak ve görüş

çok net. O yüzden dalış turizmi de

hayli gelişmiş. Fakat ben bu deneyimi

yaşayamadan döndüm.

Deniz keyfinden sonra duşumuzu aldık

ve hem akşam yemeği yemek hem de

meşhur Patong Beach’ i görmek için

yola çıktık. Taksi mi tuk-tuk mu derken,

tuk-tuk deneyimi yaşayıp etrafı seyretmek

için onu seçtik. Seçimin kötü olduğunu

da yol boyunca egzos kokusu soluduğumuzda

anladık. Arkadan çıkan

egzos içeriye doluyor ve resmen boğuluyorsunuz.

O yüzden klimalı taksileri

seçmek daha mantıklı. Üstelik aynı

fiyatlar.

Patong Beack bölgesi adanın en hareketli

ve meşhur bölgesi. Fakat sahili

çok ayak altı ve güzel değil. Sahil için

Karon Beach, eğlence için ise Patong

Beach. Patong da çok fazla gece kulübü

bar ve restaurant var. Ayrıca Jung-

42 / marketing europe & anatolia


Gezi

ceylon adında bir de büyük alış veriş

merkezi var.

Biz yemeğimizi Food court yakınlarındaki

bir Lübnan restaurant’ ında yedik.

Ben deniz mahsullü noddle seçtim ve

çok da memnun kaldım. Tercihini balıktan

yana kullanan babam ise yine hayal

kırıklığına uğradı.

Burada bir de karides benzeri bir şey

var. Beyaz bir maddeden yapılmış ama

neden yapıldığını bilmiyorum. Balık eti

ve kimayasal boyalar olabilir. Şekli karides

eti gibi, üzerinde de karides gibi turuncu

boya var. Çakma karides. Tadına

baktık fakat hiç beğenmedik. Sanırım

yakında bizim mutfaklara da girer bu

ürün. Elin okyanus kıyısında bile varsa

deniz ürünü fakiri memleketimde çok

alıcı bulur bu ürün.

Yemekten sonra da Jungceylon alış veriş

merkezine göz attık. Mağazalar ünlü

dünya markaları, Mango, Adidas, Camel

Active, GAP vs. Çok farklı bir şeyler

yok. Merakımızı giderdikten sonra ünlü

Bangla Road’ a girdik.

Bangla Road boyunca barlar, gece kulüpleri

ve restaurantlar var.

Patong da çok fazla gece kulübü

bar ve restaurant var. Ayrıca

Jungceylon adında bir de büyük

alış veriş merkezi var.

Müzik ve insan sesleri o kadar çok ki

insanın beyninde vızıldıyor sesler. Sokaklarda

yemek menüsü gibi kadın ve

şov menüleri uzatan insanlar var. Ne

de olsa Tayland seks turizmi ile ünlü.

Sokakta da Avrupalı abilerin yanlarında

Thai’ li teyze veya lady boyları görünce

anlıyorsunuz durumu. Bu sokaktaki

mekanların hemen hepsinde masaların

üzerinde dans eden dansçıları görmek

mümkün. Daha fazlasını görmek için de

çeşitli şovlar var. Çok ilgimizi çekmediği

için biz bu şovlardan uzak durduk.

Aralık ayı Phuket için en yüksek sezon

olduğu için çok kalabalık. Çok fazla turist

var.

Bangla Road’ u bitirince karşımıza sahil

çıktı. Meşhur Patong Beach.

Sahil boyunca yine restaurantlar, oteller,

kafeler sıralanmış ama burası daha

sakin ve modern. Ailecek sahil yolunda

da yürüyüp, kahvemizi içip alış verişimizi

yaptıktan sonra yorgun bedenlerimizle

otelimize geri döndük.

Sabah kalkıp kahvaltıyı ettikten sonra

taksi veya tuk-tuklarda seyehat etmenin

zor olduğuna karar verip bir tane

araba kiraladık. Nasıl olsa ada küçük,

yollarda basit, tek sorun trafik tersten,

o da sıkıntı değil.

Ailecek arabaya doluşup ünlü Buddha

heykelini görmeye karar verdik. Ama

umduğumuz gibi olmadı, heykel Karon’

a yakın gibi görünse de meğer Phuket

Town üzerinden gidiliyormuş. O yüzden

ünlü Buddha Heykelini pas geçtik. Bari

hazır yola çıkmışken Phuket Town’ a

gidelim dedik. Trafik ve aşırı nemli havada

zor bela vardık Phuket Town’ a.

Yolda bizim minik çok sıkıldı ve başladı

ağlamaya. Bir süre sonra yolda mola

verip miniği uyuttuk sonra Phuket Town’

a vardık.

Elimizde harita nereleri gezsek diye

düşünürken bir tane alış veriş merkezi

bulduk. Ama bu bizim bildiğimiz alış veriş

merkezlerinden değil. Kocaman bir

tane dükkan var orada kumaş, elbise,

marketing europe & anatolia /43


Gezi

şort, tşirt falan satıyorlar. Fakat binaların

renkleri çok şirin. Hepsi pastel tonlarda

boyanmış, masal sokağına benziyor

çarşı :)

Mağazayı dolaşıp şirin bir şort aldıktan

sonra etrafı gezmeye çıktık. Fakat

sokaklar çok dar ve kalabalık. Hava

yapış yapış sıcak. Gezecek bir yer bulamayınca

tekrar arabaya gidip rotayı

değiştirdik. Öncesinde gezi hazırlığı

yapıp nereleri gezeceğimize karar vermediğimiz

için patates olduk. Haybeye

dolanıp hem sıcakladık hem de hiç bir

yer göremedik. Bari bu tarafa gelmişken

Siray Adası’ ndaki Deniz Çingenelerini

görelim dedik. Oraya kadar gittik

ne çingene gördük ne de çingene köyü.

Taşınmış olmalılar. Hayal kırıklığı içerisinde

geri dönüyorduk ki Port Island

Hopper adında bir iskele gördük. Araban

inince bir de ne görelim, deniz çekilmiş

ve iskele kocaman bir yol olmuş.

Gelen tekneler de iskelenin bir ucunda

yolcularını indiriyor.

Deniz çekildiği için de bir çok tekne kumun

üzerinde oturup kalmış.

Denizin çekilmesini fırsat bilen yerli

halk kumların içinden istiridye topluyor.

Sonra da bunları satıyorlar. Küçük büyük

herkes istiridye toplamakla meşgul.

Sahilde biraz dolanıp bir de dondurma

yedikten sonra tekrar Patong’ a gittik.

Bu sefer yemeği Jungceylon’ daki restaurantlardan

birinde yedik. Sonrasında

bir sahil yürüyüşü yaptık, dondurma,

kahve derken saat epey geç oldu ve

otele döndük.

Ertesi sabah kahvaltıdan sonra yine

arabaya doluşup bu sefer adanın güney

kısmını keşfetmeye karar verdik.

İlk rotamız Kata Beach oldu. Oranın da

Bu sefer yemeği

Jungceylon’ daki

restaurantlardan birinde yedik.

Sonrasında bir

sahil yürüyüşü yaptık.

Karon ve Patong sahillerinden bir farkı

olmadığını gördük. Hava hafif rüzgarlı

olduğu için denize girmek de çok cazip

gelmedi.

Sahil kenarında bir yürüyüş yaptıktan

sonra Phuket’ in tepelerine tırmandık.

Asıl manzara oralardaymış meğer. Bu

manzara seyir teraslarından tüm plajları

görmeniz mümkün.

Phuket yat kulübününde bulunduğu Nai

Harn Beach teknelerin istilasına uğramış.

Alargada bekleyen ve konaklayan

çok fazla tekne vardı bu koyda. Aslına

bakarsanız son derece de keyifli görünüyor.

Şehirde konaklamaktan ziyade

teknede denizde konaklamak çok keyifli.

Alargada bekleyen çoğu tekne de

yelkenli. Onları görünce daha da mutlu

oldum.

Plajları geze geze en son Promthep

Burnu’ na geldik.Arabayı parkedip seyir

terasına doğru çıktık. Seyir terasının

olduğu yerde Hindu tanrısı Brahma’ya

adanmış bir mabet var. Mabedin etrafına

irili ufaklı yüzlerce tahtadan fil hey-

44 / marketing europe & anatolia


Gezi

keli bırakılmış.

Mabedin yanında da bir deniz feneri

var. Bizim minnoşun karnı acıktığı için

bizimkiler fil heykellerinin karşısına oturup

miniğe mama yedirdiler. Ben de

deniz fenerine tırmanıp içerisini kurcaladım.

Çok eski teknolojinin kullanıldığı

bu deniz fenerinin içi müzeye dönüştürülmüş

ama içeride görmeye değer

çok da bir şey yok. Deniz feneri delisi

olduğum için oraya tırmanmasam içinde

kalırdı.

Deniz fenerini de kurcaladıktan sonra

en güzel manzaranın olduğu yere gittim.

Tam buruna. O sırada geçmekten

olan yelkenlide olmayı çok isterdim.

Yelkenleri açık değildi, motor seyri yapıyordu.

Bir an yelkenlerinin açık olduğunu

hayal ettim. Kuğu gibi süzülürdü

muhtemelen.

Promthep Burnu’ nda gün batımını seyretmek

lazımmış ama saat daha çok

erken olduğundan yapacak bir şey de

kalmadığından dolayı biz geri dönmeye

karar verdik. Kata Beach üzerinde

güzel restaurantlar görmüştük gelirken,

Mabedin yanında da bir deniz

feneri var. Bizim minnoşun

karnı acıktığı için bizimkiler fil

heykellerinin karşısına oturup

miniğe mama yedirdiler.

onlardan birine gidip yemek yemeğe

karar verdik.

Amerikan restaurantlarına benzeyen

birine girip oturduk ve yeneklerimizi

söyledik. Karides, noodle, makarna

ne varsa söyledik. Deniz ürünlerini hiç

sevmeyen annem gezi boyunca makarna

ve pizza yemek zorunda kaldı.

Şimdi de orada aldığı kiloları vermekle

meşgul :)Yemeği yedikten sonra tekrar

otele döndük ve duşumuzu alıp Thai

masajını deneyimlemek için dışarı çıktık.

Phuket’ te dolanırken sürekli masaj

yapan mekanlara ve insanlara denk

geliyorsunuz. Plajda yürürken bile gelip

buluyorlar sizi. Yalnız “masaaazzz”

diye uzatarak söylemeleri çok cins geliyor

bana. Masaazzzz :) Patak Road

üzerinde gözümüze kestirdiğimiz birine

girdik ailecek. Hepimiz ayak masajı

yaptırıyoruz o sırada da bizim minik

minnoş uyuyor. Biz süre sonra sonra

uyanıp kafayı kaldırdı bize bakıyor. İlginç

gelmiş olacak ki sevimli suratıyla

gülücükler saçıp durdu. Pamuk teni ve

bal suratıyla Phuket’ teki herkesin dikkatini

çeken yeğen sürekli sevgi gösterisine

maruz kaldı :)

Bizi mest eden masajın ardından bizimkiler

alış veriş için dolaşmaya çıktılar

ama ben yeni dinlenmiş ayaklarıma

kıyamadım. Marketten buz gibi Bacardi

Breezer’ ları alıp odama keyif yapmaya

çıktım. Bu tip tatillerde odada yalnız

kalmak çok keyifli olabiliyor.

Bizimkiler rahat durmayıp ertesi gün

için adalar turu almışlar. Sabah erken

gideceğimiz için de kiralık arabayı teslim

etmişler. Etresi sabah saat 07:00’

de bizi otelden almaya geldiler. Fakat

bundan sonraki kısmı bir sonraki ay

yazacağım. Esas heyacanlı kısım önümüzdeki

ay :)

Eleştiri ve yorumlar için:

seval@sevalduban.com

marketing europe & anatolia /45


Röportaj

Call of Duty: Adva

Game On

Ali Erdem Ekşioğlu

Geleceğin Ölüm Makineleri

Savaşı günümüze değil geleceğe götüren

Advanced Warfare insanüstü yetenekler

kazandıran ExoSuit'ler üzerine kurulmuş.

Kevin Spacey

Kevin Spacey...


nced Warfare...

GameOn Youtube: http://www.youtube.com/user/meaGameOn

Zayıf Sunulmuş Güçlü Bir Hikaye İnanılmaz Görseller

Zaten 6-7 saatlik bir oyun süresi Yeni jenarasyon konsollarda bugüne kadar

olan hikayede kişiler arası diyaloglar görmediğim güzellikte grafikler ve görseller.

arkalarındaki duyguları vermekte başarısız

olmuş.


Game On

Uzun zamandır kendi çukurunu kazan

benzer oyunları, serinin adını

lekelemek istercesine öylece çıkaran

Call of Duty, Kevin Spacey'nin de

elinden tutup seriyi doğru raya

oturtmuşa benziyor. Call of Duty:

Advanced Warfare yakın gelecekte

geçen yaratıcı bir bilim kurgu FPS'ı.

Hikayesiyle hem sürükleyici hem de

heyecanlı bir tecrübe sunarken aynı

zamanda siyasi eleştirilerden de

kaçınmıyor. Kevin Spacey önderliğinde

inandırıcı seslendirmesinin yanında

bir o kadar da inandırıcı grafikleri var.

Hareket mekanikleri ve fiziği de bir o

kadar akıcı.

Seriye Atlas'ın ileri teknoloji

ExoSuit'leri silahları, el bombalarıyla

tamamen yeni sayfalar açılmış.

Hareket kabileyetini hem yatay hem

de dikey olarak iki katına çıkarabilen

bu iskelet özellikle oyunun oline PvP

bölümünde büyük yeniliklere kapı

açmış. Hem düşmana yaklaşırken

hem de kaçarken yaratıcılığa yer

veren bu yöntem ile artık rakibini

ilk gören çatışmadan başarıyla

48 / marketing europe & anatolia

Sizin için deneyimleyip

montajladığımız

review videosunu

http://www.youtube.com/user/meaGameOn

adresinden izleyebilirsiniz.

çıkmak zorunda değil. Bir saniyede

kat ettiğiniz mesafe akıl almaz

derecede fazla. Eğer bu özelliği

hızlı düşünüp, zamanında, doğru bir

şekilde uygularsanız büyük avantajlar

kazanabilirsiniz.

Oyun farklı oyun tiplerini denglemede

de çok başarılı ne kadar hikaye

de sınıf seçmek gibi bir şansınız

olmasa da exo'nuzdan silahlarınıza

kendi isteğinize göre karakterinizi

donatabiliceğiniz Online tecrübeler sizi

bekliyor.

Arkadaşlarınızla PvE bir tecrübe için

tercih edebileceğiniz Exo-Survival

modu geniş kapsamlı süpriz görevlerle

taze bir eğlence sunuyor.

Tek oyuncu hikayesi 6-7 saat olup

biraz tahmin edilebilir olmasıyla

beraber eğer online PvP FPS oyunlara

ilgi duymuyorsanız, derin bir hikaye

arıyorsanız bu oyun size paranızın

karşılığını vermeyecektir.

Benim için uzun zamandır yaşadığım

en güzel CoD tecrübesi olan bu yeni

bence CoD ismini temize çıkarıp

tekrar tepeye götürmekteki ilk adımdı.

Eğer bir yenilik olmadan yeni bir

oyun çıkarmazda geliştirirlerse tekrar

yükselebilirler.

Tekrar söylüyorum eğer Online PvP

FPS tecrübesi arıyorsanız bu oyun

size göre.


Game On

PlayStation®4, Dailymotion’da...

Video platformlarından Dailymotion’ın, PlayStation®4

(PS4) kullanıcıları için tasarlanan yeni uygulaması

sayesinde, Dailymotion’a artık bu ikonik oyun konsolu

üzerinde de erişilebilecek.

Dailymotion’ın Medya Geliştirmeden Sorumlu Başkan

Yardımcısı Vincent Martin “Yeni PS4 uygulamamızı

görücüye çıkartacağımız için gerçekten son derece

heyecanlıyız. Bu lansman yoluyla, ikonik küresel markalar

olan Sony Computer Entertainment ve PS4ile

ortaklığımızı geliştirmekten gurur duyuyoruz. Bu işbirliği,

Dailymotion’ın dünya çapında sayıları milyonlara varan

izleyicilerinin küresel içerik kataloğumuzu arzuladıkları

her yerden izlemek, incelemek ve paylaşmaya yönelik

süregelen adanmışlığını da yansıtıyor.” diyor

Uygulama, PS4 kullanıcılarının içeriklerin keşfedilmesini

mümkün olduğunca kolaylaştırmak üzere tasarlanan,

kullanımı kolay ve sezgisel navigasyon sistemi üzerinden

Dailymotion deneyiminin tadını eksiksiz şekilde çıkarabilmesine

imkân veriyor. Kullanıcılar, Dailymotion kataloğu

üzerinde, spor, oyun, moda, film veya diğer birçok ilgi

alanına göre arama yapabiliyorlar. Videoları izlemeye

başladıktan sonra uygulama, hem izlenmiş olan içerikler

bazında hem de kullanıcının tercihleri doğrultusunda

biçimlendirilen video oynatma listeleri tavsiye ediyor.

Sansar Salvo’dan Kingdom Online’a Klip...

Türk Rap müziğinin önemli MC’ lerinden Sansar Salvo,

Global Online Oyun Yayıncı KuruluşuNTT Game’in yeni

oyunu Kingdom Online için şarkı yaptı. “Aydınlığı Koru”

isimli şarkı oyunseverler arasında oldukça ilgi gördü.

Ünlü Rapçi Sansar Salvo’nunklibinde ‘Kuzgun Akademi’

orta çağ dönemine ait kıyafet ve ekipmanlarıyla yer

alırken, Salvo da klipte dinleyicilere gerçek dünyayı ve

sanal dünyanın aydınlığını koru mesajını veriyor.

Sürekli değişen dünyaya dayanan, bir ortaçağ fantezi

MMORPG oyunu olan Kingdom Onlineiçin Türk Rap

müziğinin önemli MC’ lerinden Sansar Salvo, ‘Aydınlığı

Koru’ isimli parçayla KingdomOnline’a özel klip çekti.

Oyun severlerle ilk kez GameX Dijital Eğlence ve Oyun

Fuarı’nda buluşturulan şarkınınklibinde Kuzgun Akademi

ekibi orta çağ kıyafetleriyle KingdomOnline’ın karakterlerini

canlandırdı. Klip, sanal dünyanın iyiliğe açılan

kapıları araladığını gösteriyor.

Klibi izlemek içinburaya tıklayınız;

http://www.youtube.com/watch?v=UTX1wxrNbFQ

marketing europe & anatolia / 49


Kültür - Sanat

Plácıdo Domıngo istanbul Konseri...

Yüzyılın en büyük tenorlarından Plácido Domingo, IEG

Live, Pozitif Live ve Piu Müzik işbirliği ile Garanti Bankası

ana sponsorluğunda İstanbul’a geliyor. 65 kişilik Filarmonia

İstanbul Orkestrası’nın eşlik edeceği Plácido Domingo

konserinin biletleri, Garanti kredi kartı sahiplerine %20 indirim

fırsatıyla biletix’ten alınabiliyor.

Yarım yüzyılı aşkın aktif sanat hayatıyla “operanın kralı”

unvanını koruyan İspanyol tenor Plácido Domingo, Garanti

Bankası ana sponsorluğu ile 19 Ocak 2015 Pazartesi

akşamı Ülker Sports Arena’da gerçekleşecek konserde

zengin repertuvarını İstanbullu müzikseverler için

söyleyecek. Heyecanla beklenen efsane; opera, operet,

İspanyol müzikli oyunu zarzuela ve çeşitli Broadway eserlerinden

aryaların yanı sıra “Bésame Mucho” ve “Granada”

gibi repertuvarının sevilen parçalarını seslendirecek.

Hazırlıkları aylar öncesinden başlayan konser için ünlü

tenora, 65 kişilik Filarmonia İstanbul Orkestrası eşlik edecek.

10. Dağ Filmleri... Zincir...

Dağ Kültürü Derneği

ile Mineral Event

tarafından düzenlenen

10. Dağ Filmleri Festivali,

2015 yılında Mart

ve Nisan aylarında

İstanbul ve Bursa’da

doğaseverler

ile

buluşacak. Dağ, doğa,

çevre veya doğadaki

insan temalı filmlerle

festivale katılmak

isteyen film sahibi ve yönetmenler 9 Ocak 2015 tarihine

kadar başvurabilir. Türkiye’nin 9 yıldan bu yana

doğa, macera ve keşif konulu en büyük etkinliği olan

Dağ Filmleri Festivali’nin onuncusu 2015 yılının Mart ve

Nisan aylarında İstanbul, ve Bursa’da doğaseverlerle

buluşacak. Dağ Filmleri Festivali’nin uzun soluklu Türkiye

yolculuğuna katılıp dağ, doğa, çevre ve doğadaki

insan temalı filmlerini göstermek isteyen sinemacılar

için son başvuru tarihi: 09Ocak 2015.

İnsan DNA’sındaki

şifreyi çözmeye çalışan

film tadında gerilim

romanı

İsveçli yazar Fredrik T.

Olsson’un ilk romanı

“Zincir” insanlığı tehdit

eden bir şifrenin ve bu

şifreyi çözebilecek tek

kişinin sürükleyici gerilimini

anlatıyor. Pena

Yayınevi’nden çıkan roman,

politika, bilim ve

ilişkileri yeniden düzenleyen bir psikolojik gerilim.

Bir zamanlar saygın bir şifre uzmanı olan William

Sandberg’in kariyeri paramparça olmuş, evliliği yıkılmış,

ağır bir depresyona düşmüştür. Ancak isimsiz bir gizli

örgüt onun yeteneklerini fark eder ve ona zorlu bir

görev verir: çok geç olmadan insan DNA’sında gizli,

felaketlere yol açabilecek bir şifreyi çözmesi gerekmektedir.

Bu sırada William’ın eski eşi de onun ortadan

kaybolmasından endişelenip peşine düşer.

50 / marketing europe & anatolia


Kültür - Sanat

Süsün Ardı ve Tendeki Beton...

İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi Doç.

Dr. Gülname Turan’ın betonu ana malzeme olarak kullandığı

işleri, 8 Ocak 2015 Perşembe günü ziyarete açılıyor.

“Süsün Ardı” adını taşıyan sergi; mumluk, kolye, küpe gibi

birçok tanıdık süs nesnesine farklı bakmayı ve üzerine

düşündürmeyi hedefliyor. Sergide öne çıkan malzeme ise

beton. Serginin düşünsel alt yapısı, betonun nasıl kulla-

nıldığına bağlı olarak yapay çevre içinde farklı anlamlar

taşıdığı ve estetik deneyim yaşattığı kabulü üzerine kurgulanıyor.

İşlevsel objelerden takılara farklı işlerin yer aldığı

sergide, betonun tenle buluşmasının yarattığı deneyim ve

malzemenin olanakları araştırılıyor. Sergi, 5 Şubat’a kadar

ziyarete açık kalacak.

Berlin Filarmoni Orkestrası...

Berlin Filarmoni Orkestrası’nın Solistleri Alessandro Cappone

(keman), Naoko Shimizu (viyola) ve Knut Weber

(çello), mesleğini Berlin merkezli olarak yurt dışında icra

eden, önemli başarılara imza atan, ülkemizin 2013 Andante

ödüllü piyanisti Özgür Aydın ile bir araya gelip 12 Ocak

2015 günü Süreyya Operası’nda Türk müzikseverlerle buluşacak

ve Mozart, Zimmermann ve Schuman’ın eserlerinden

oluşan bir dinleti sunacaklar.

Müzik dünyasının en önemli yarışmalarından biri sayılan

ARD Münih Uluslararası Piyano yarışmasını kazanarak

yurt dışına açılan Türk piyanist Özgür Aydın, günümüzün

önde gelen piyanistlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Aydın, 2009’dan beri dünyaca ünlü kemancı Midori ile sürekli

olarak çalmaktadır. Ayrıca viyolacı Naoko Shimizu ve

Berlin Filarmoni üyeleri ile de oda müziği yapmaktadır.

marketing europe & anatolia /51

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!