26.03.2017 Views

marketing europe & anatolia Sayı: 048

marketing europe & anatolia, ekonomi, medya, reklam, iletişim ve pazar alanında aylık olarak yayınlanan bir e-dergidir. marketing europe & anatolia’da reklamcı Nurgül Eryıldır Günay'ın kelebek etkisi yaratan ve Yönetmen Abdullah Ekşioğlu'nun adresini bilen yazılarını okuyabilir, ilgi çekici röportajları, haberleri, reklam kampanyaları künyelerini, kültür – sanat ya da gezi gibi sayfaları da bulabilirsiniz. marketing europe & anatolia Ekşioğlu Medya Grup tarafından yayınlanmaktadır.

marketing europe & anatolia, ekonomi, medya, reklam, iletişim ve pazar alanında aylık olarak yayınlanan bir e-dergidir. marketing europe & anatolia’da reklamcı Nurgül Eryıldır Günay'ın kelebek etkisi yaratan ve Yönetmen Abdullah Ekşioğlu'nun adresini bilen yazılarını okuyabilir, ilgi çekici röportajları, haberleri, reklam kampanyaları künyelerini, kültür – sanat ya da gezi gibi sayfaları da bulabilirsiniz. marketing europe & anatolia Ekşioğlu Medya Grup tarafından yayınlanmaktadır.

SHOW MORE
SHOW LESS

You also want an ePaper? Increase the reach of your titles

YUMPU automatically turns print PDFs into web optimized ePapers that Google loves.

marketing europe & anatolia

Tarih: Ocak 2016 Sayı: 48

retorik

Hezeyan bulutu

güneşimizi kapattı...

kelebeğin

fırtınası

Yeni yıl umuttur...

Hadi bize

ilan verin


İçindekiler

Sayı: 48 Tarih: Ocak 2016

İmtiyaz Sahibi

Eksantrik Film Prodüksiyon

P.K.: 112 34725 Kızıltoprak - İstanbul - Tr.

Genel Yayın Yönetmeni ve

Sorumlu Yazı İşler Müdürü

Elvin Ekşioğlu

e-mail: elvineksioglu@gmail.com

Haber ve Fotoğraflar

Agency Europe & Anatolia

aeanews@aeanews.com.tr

aeanews@gmail.com

Katkıda Bulunanlar

Nurgül Eryıldır Günay

Ali Erdem Ekşioğlu

Seval Duban

Ekim Solemez

Yusuf Yener Günay

Danışman

Abdullah Ekşioğlu

İlan Rezervasyon

Gözde Öztürk

Yayın Türü

Süreli Yayın

marketing

europe & anatolia

Yönetim Yeri

Agency Europe & Anatolia

Feneryolu Mh. Fahir Açan Sk.

Deniz Ap. No: 21 /15

Kadıköy - İstanbul - Tr.

Tel: +90 555 233 24 41

e-mail: meadergi@gmail.com

marketing europe & anatolia

Agency Europe & Anatolia tarafından

Süreli yayınlanan bir e-dergidir.

Bu yayının tüm hakları Eksantrik Film

Prodüksiyon’a aittir. Tamamı ya da bir

bölümü yayıncısının izni olmaksızın

çoğaltılamaz ve yayınlanamaz.

Tüm ilanların sorumluluğu firmalara,

makalelerdeki görüşler ve hukuki

sorumluluk yazarlara aittir.

Bu derginin yayınlanma sürecinde

hiçbir ağaç zarar görmemiştir.

http://www.meadergi.com

mobil: http://m.meadergi.com

http://www.facebook.com/meadergi

instagram: meadergi

https://twitter.com/meadergi

Bir Ekşioğlu Medya Grup kuruluşudur.

Kısa Kısa 04 - 07

Teknoloji 10 - 11

Medya Dünyası 12 - 13

Röportaj 14 - 19

kelebeğin fırtanası 21

Reklam dünyası 22 - 23

Röportaj 24 - 26

retorik 29

Kampanyalar 31 - 35

Gezi 36- 43

Game On 44 - 47

Kültür Sanat 48 - 49

marketing europe & anatolia / 1


Köşe

Elvin Ekşioğlu / elvin@eksantrik.com

( editörden

)

Hadi bize ilan verin...

Merhaba

marketing europe & anatolia'nın yeni sayısını yine titiz bir çalışmayla hazırladık.

Yayın hayatına başladığımız ilk günden bu yana her fırsatta dile getirdiğimiz, hiçbir

cemaate hizmet etmeyen, aldığı ilan kadar basılmayan, paylaştıkça çoğalan, tam

bağımsız, tarafsız sadece ve sadece doğru bildiğini yazan bir dergi olma sözümüzün

sadece sözde olmadığını çıkardığımız her sayımızda siz değerli okuyucularımıza

ispat ettiğimizi düşünüyorum.

Dergimizin aylık okuyucuları 5000 ila 7500 aralığına yerleşti. Her biri bizim için çok

değerli.

Medya planlarınıza bizim dergimizi de dahil edip, temsilcisi olduğunuz müşterilerinizin

ilanlarıyla bizi bu yürüyüşümüzde desteklemenizi, dergimizi bizim dergimiz olarak

değil kendi derginiz olarak paylaşmanızı, yaygınlaştırmanızı diliyorum.

Sevgiyle kalın.

marketing europe & anatolia / 3


Kısa Kısa

2016’nın dijital trendleri neler olacak?...

Avusturya merkezli teknoloji şirketi Emarsys, dünya genelinde

2016’da dijital alanda öne çıkacak trendleri açıkladı.

Konuyla ilgili bilgi veren Emarsys Türkiye Ülke Müdürü Murat

Erdör, dijital dünyanın 2016’da oldukça hareketli bir yıl

geçireceğini, kişiselleştirmenin giderek önem kazanacağını

ve video içeriğin yükselişinin süreceğini belirterek, büyük

veri kavramının ve yapay zekanın hayatımızdaki yerinin

ise hissedilir derecede belirginleşeceğini ifade etti.

Erdör, 2016’da öne çıkacak dijital trendleri şöyle sıraladı:

1.Video İçerik: Kullanıcı deneyimini ve süreçleri daha keyifli

hale getirmek ve etkileşimi artırmak için kullandığımız

video içerik yükselişini sürdürecek. Video içeriklerin, toplam

tüketici içeriği baz alındığında gelecekte %70’lere

ulaşması öngörülüyor.

2. Snapchat: ABD başkanlık seçimleri sırasında aday

isimler tarafından da kullanılan, anlık fotoğraf ve video

paylaşımı üzerine kurulu olan bu uygulama popülerliğini

artıracak.

3. Büyük Veri: Müşterilere ait verilerin sağlıklı şekilde

toplanması ve verimli şekilde analiz edilmesi, 2016’da da

en önemli gündem maddelerinden biri olmayı sürdürecek.

Analitikler, hedef kitle segmentasyonu, müşteri ve iş verileri

dijital pazarlamacıların ana gündemi olacak.

4. Tavsiye Sistemleri: Web sayfasını ziyaret eden

müşterileri binlerce ürün ile boğmadan en uygun ürünü

sunup sitede daha fazla zaman geçirmesini sağlamak,

Tavsiye Sistemleri sayesinde artık daha kolay hale gelecek.

5. Mikro hedefleme: E-ticarete sektörünün büyümesiyle

birlikte tüketicilere gönderilen mesaj sayısı da artış

gösteriyor. Herkese aynı mesajı gönderen firmaların satış

anlamında fazla şansı yokken, mikro hedefleme yapan ve

kişiye özel mesaj gönderenlerin okunma ve geri dönüşüm

oranları artmaya devam edecek.

6. Fark Yaratan “içerik”: Marka ve tüketici ilişkisinde hayati

önem taşıyan unsurlardan biri olan içerik, 2016’da da öne

çıkan konularından biri olmayı sürdürecek.

7. Gerçek Zamanlı Pazarlama (Real Time

Marketing):Markaların güncel olayları takip ederek, özellikle

sosyal mecralarda bu olaylara paralel içerik ve pazarlama

kampanyaları düzenlemeleri önemini artıracak.

8. SMS ve Bildirimler: E-posta otomasyon programlarında

artık ulaşılamayan kitleye hatırlatma maili gönderme

ve Facebook üzerinde ürünü göstermenin yanı sıra iki

yeni kanal daha popüler olacak. Farklı kanallardan da

müşteriyi yakalamak adına firmalar, bu kişilere SMS veya

firmanın mobil aplikasyonu varsa buraya bildirimler gönderebilecek.

9. Sosyal Medya’yı Etkin Kullanma: Sosyal medya, sahip

olduğu etki gücünün yanı sıra Instagram ve Twitter gibi

platformların online satış yapan firmalara yönelik özellikler

geliştirmesiyle 2016’da da trendler arasında yer alacak

10. Mobil ödemeler: Daha uyumlu tasarımlar, daha fazla

mobil uygulama, yeni mobil girişimler ve mobil ödemelerdeki

artış dolayısıyla mobilin popülerliği artacak.

4 / marketing europe & anatolia


Kısa Kısa

“2016 Global PR Trendleri Zirvesi”...

Sahip olduğu benzersiz tarihi ve potansiyeliyle uluslararası

organizasyonların tercih edilen merkezlerinden olan

İstanbul, 2016 yılında yepyeni bir konferanslar zincirine

ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. “Istanbul TALKS” konferanslarıyla

uluslararası arenada adından söz ettirecek.

Dünyaca ünlü konuşmacıları, kanaat liderlerini, ilham veren

profesyonelleri bir araya getirecek konferansın ilki

ise; Girişimcilik olacak.

Etkinlik yönetiminde 21 yıllık tecrübeye sahip Sipahiler,

“Istanbul TALKS” şemsiyesi altında farklı sektör ve konularda

düzenlenecek konferanslar serisini İstanbul’a

kazandıracak. Alanında uzman danışma kurulları ve iş

ortakları eşliğinde düzenlenecek olan Istanbul TALKS konferanslarında,

girişimcilikten finansa, teknolojiden sanata

9 farklı konu global bir perspektifte ele alınacak.

Istanbul TALKS konferanslarını hayata geçiren ekibin başı

aynı zamanda Sipahiler Events kurucu ortağı Tülin Sipahiler

İstanbul’un,ülkemizdeki bir çok endüstrinin merkezi

konumunda olduğunu ve EMEA bölgesinde üstlendiği

belirleyici rolle müthiş bir çekim gücüne sahip olduğunu

belirtiyor. Sipahiler konuyla ilgili yaptığı açıklamada; “Bak-

dünyasında PR’ın önemi, dijital iletişimde değişen trendler ve

iletişimin evrimleşmesi gibi son günlerde öne çıkan konular

odak noktası olacak.

Sektörün gündemini belirleyecek olan zirveye izleyici olarak

katılıp oturumları dinlemek için erken kayıt yaptıran katılımcılar

indirimli kayıt ücretlerinden yararlanabilecekler.

Global PR Trendleri Zirvesi ile ilgili programını detaylarına

ulaşmak ve erken kayıt yaptırarak indirimlerden yararlanmak

için http://www.thepworld.com/pevents/event/110/global-prtrends-summit-3

sitesini ziyaret edebilirsiniz.

2011’den bu yana dünyanın birçok farklı ülkesinde 16 kez düzenlenen

Global PR Trendleri Zirvesi, bu yıl da geçen sene olduğu

gibi Excel İletişim Yönetimi’nin resmi iş ortaklığı ile 25 - 26

Şubat tarihlerinde İstanbul Pera Palace Otel’de gerçekleşecek.

Google, Rolls Royce, P&G ve Henkel gibi farklı sektörlerden

iletişim profesyonellerinin katılacağı oturumlarda iletişim

dünyasının uzmanları bilgi ve deneyimlerini aktaracak.

PR Dünyasına yön veren global trendlerin tartışılacağı zirvede,

itibar yönetiminin maksimize edilmesi, yöneticiler için iş

“Istanbul TALKS” Konferansları2016 Mart’ta Başlıyor...

tığımızda İstanbul imzasını taşıyacak, odaklandığı konularda

global etki yaratacak, “referans” kimliği kazandırabilecek,

daha fazla marka etkinliğe ihtiyaç olduğunu fark

ettik. Istanbul TALKS, İstanbul’a ve odaklandığı gündem

konularına değer katmayı amaçlayan bir konferans serisi

olacak. Bu konferanslarda konularımızı dünyaca tanınmış

konuşmacılarla ve ilham veren hikayeler ile gündeme getireceğiz.

marketing europe & anatolia / 5


Kısa Kısa

Dilara Oğur, Pegasus İnsan

Kaynakları Direktörü oldu...

Türkiye’nin lider düşük maliyetli

hava yolu Pegasus Hava

Yolları’nınİnsan

Kaynakları

Direktörlüğü’ne, uzun yıllardır

sektörde kariyerini sürdüren Dilara

Oğur atandı. 1996 yılında

iş yaşamına başlayan Oğur,

1999 yılında Turkcell İletişim

Hizmetleri’nde çalışmaya başladı.

Uzun yıllar şirketin çeşitli kademelerinde görevler üstlenen

Oğur, 2011-2014 yılları arasında Turkcell Grup Şirketleri’nde

İnsan Kaynakları Direktörü olarak görev aldı.2014

yılındaTurkcellGlobal Bilgi’de İnsan Kaynaklarından Sorumlu

Genel Müdür Yardımcısı görevine atanan Oğur, 1 Aralık 2015

itibarıyla Pegasus Hava Yolları’nda İnsan Kaynakları Direktörü

olarak çalışmaya başladı.

1996 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği

Bölümü’nden mezun olan Dilara Oğur, 1997-98 döneminde

Marmara Üniversitesi’nde Yönetim Bilişim Sistemleri (MIS)

Sertifika Programına katıldı, 2000 yılında ise PMP Sertifikası

aldı. Oğur, evli ve bir çocuk annesi.

Armut.com Üç Yeni Atama ile

Gücüne Güç Kattı...

Ev içi tadilat, temizlik ve nakliye başta olmak üzere tüm

hizmet sektöründen uzman 70.000’den fazla hizmet vereni,

hizmet ihtiyacı olanlarla İnternet üzerinden buluşturan

armut.com, üç yeni atama ile birlikte gücüne güç

kattı. 2015 yılının başından bu yana toplamda 1 milyar

TL’lik talep yapılan, ayda 1 milyon ziyaretçiyi ağırlayan

ve 5 milyondan fazla sayfa gösterimine sahip olan armut.com’da

Aycan Demirhan Kategori Yönetiminden

Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı, Elif Baş Kategori Yönetiminden

Sorumlu Direktör, Ediz Gür Göcenoğlu ise

İnsan Kaynakları Müdürü pozisyonuna atandı.

Pepsico atama...

PepsiCo’da 21 yıldan bu yana

farklı görevler üstlenen Ümran

Beba, PepsiCo İnsan Kaynakları

Yönetim Hizmetleri ve Operasyonları

Başkanı pozisyonuna

getirildi. Atandığı yeni görevine,

yeni yılın şubat ayı itibariyle başlayacak

olan Beba’nın görevi

PepsiCo’nun faaliyette olduğu

tüm ülkeleri kapsayacak.PepsiCo’daki kariyerine 21

yıl önce Türkiye Pazarlama Direktörü olarak başlayan

Ümran Beba, gösterdiği başarılı çalışmalar nedeniyle

2016 yılının şubat ayı itibariyle PepsiCo İnsan Kaynakları

Yönetim Hizmetleri ve Operasyonları Başkanı olarak

atandı. Son olarak şirketin Asya, Ortadoğu ve Afrika

(AMEA) Bölgesi İnsan Kaynakları Başkanlığı’nı üstlenen

Beba’nın görevi PepsiCo’nun faaliyette olduğu tüm

ülkeleri kapsayacak. PepsiCo’nun dünya çapında 200

ülkede 271 bin çalışanı bulunuyor. Beba ise yeni süreçte,

PepsiCo’nun dünya merkez ofisi olan New York,

Purchase’da yerleşik olacak.

Weber Shandwick,

‘Facebook at Work’ ta...

Global iletişim şirketlerinden

Weber Shandwick,

Facebook’un kurumlar için geliştirdiği

platform ‘Facebook at

Work’ü kullanan ilk global halkla

ilişkiler ajansı olacak. Weber

Shandwick’in farklı ofislerdeki

çalışanlarıyla bugün başlayan test, ajansın; müşterileri

için yenilikçi iletişim platformlarını keşfetmek ve anlamak

adına ortaya koyduğu çabanın bir parçası…

Uygulamayla ilgili değerlendirmede bulunan Weber

Shandwick Dijital Başkanı Chris Perry “Öncü bir sosyal

ajans olarak, müşterilerimize etkileşim için yeni bakış

açıları sunan beta yazılımfırsatlarını sistematik bir şekilde

takip ediyoruz”diyerek sözlerine şu şekilde devam

etti: “Çalışan bağlılığında inovasyon vaktinin geldiğini ve

müşterilerimizin buna ağırlık verdiğini göz önünde bulundurursak

iç yapımız için Facebook ile yaptığımız bu

ortaklığı tam zamamında gerçekleştirdiğimizi söyleyebiliriz”.dedi.

6 / marketing europe & anatolia


Kısa Kısa

Türkiye’nin En Büyük Güneş Enerjisi Santrali Açıldı...

Tunçmatik’in

yan kuruluşu

Powergie tarafından,

Konya

Kızören’de bulunan

144 dönümlük

alana

8 MW gününde

Türkiye’nin

en büyük güneş

enerjisi santrali kuruldu. Hizmete giren güneş enerjisi

santrali, yılda 6936 ton karbon salınımını engelleyerek

13.600.000 kWh enerji üretecek.

13.000.000 USD yatırımla gerçekleşen proje, Tunçmatik-Powergie

tarafından Gaziantep’li Baycan Yapı firması

adına inşa edildi ve Akleasing tarafından finanse

edildi. 4 ay gibi rekor bir sürede tamamlanan santral,

30 yıl endüstriyel ömre ve maksimum verimliliğe göre

tasarlandı.

Tunçmatik-Powergie Yönetim Kurulu Başkanı Meh-

met Özer, konuyla ilgili olarak şu sözleri dile getirdi;

“Türkiye’nin en büyük güneş enerjisi santrali projesine

imza atmış olmak bizleri gururlandırıyor. Türkiye güneş

enerjisi konusunda önemli bir potansiyele sahip ve bu

potansiyeli yatırıma dönüştürmenin önemi büyük. Ülkemizde

elektrik üretiminin en büyük kaynağının doğalgaz

olduğunu düşünürsek, Konya güneş enerjisi santrali

üretmiş olduğu elektriğin karşılığı kadar doğalgazın ithalatını

engelleyerek, milli yakıt güneşten faydalanmamızı

sağlayacak ve ayrıca cari açığın azaltılmasına katkıda

bulunacaktır.

Santralin yatırımcısı Baycan Yapı firmasının Türkiye’nin

temiz geleceği ve ekonomik gelişimi açısından son derece

önemli olan bu yatırımda iş ortağı olarak bizleri

tercih etmesinin haklı gururunu yaşıyoruz. Tunçmatik-

Powergie’e duydukları güven ve bu sağlam iş birliği için

sonsuz teşekkürler.”

Santralde 30.800 adet güneş paneli, 160 adet 50 kW

gücünde invertör, 8 adet 1250 kVA gücünde trafo kullanıldı.

Daikin Türkiye ihracatını 4 yılda 4 kat artırdı...

Türkiye pazarında faaliyet

göstermeye başladığı

Temmuz 2011 yılında

15 milyon dolar ihracat

yapan Daikin, bu yıl bu

rakamı 4 kat artırarak

yaklaşık 60 milyon dolara

çıkardı.Bu yıl tüm dünyada

yaşanan ekonomik

sıkıntılara karşın, ihracat yaptığı ülkelere yenilerini ekleyen

Daikin Türkiye, iç pazarın yanı sıra ihracata odaklanarak

Avrupa ülkelerinin yanı sıra, CIS ülkelerinden Afrika

pazarına kadar geniş bir coğrafyada büyüme kararı

aldı. Daikin Türkiye, Hendek Üretim Tesisleri’nde kurulan

Daikin Split Klima Üretim Tesisi’nde ürettiği klimaları

yılda 90-100 bin adet tüm Daikin Group ülkelerine ihraç

ediyor. Önümüzdeki 3 yıl içinde mevcut ihracat rakamını

3’e katlamayı planlayan Daikin Türkiye, ihracatın ciro

içindeki payını yüzde 10’lardan yüzde 25’lere çıkarma

hedefi doğrultusunda çalışmalarına hız verdi.

Sakarya Hendek Fabrikası’nda üretilen Daikin ve Airfel

markalı ürünler ile CIS ülkelerinin yanı sıra bu yıl Avrupa

pazarında da iyi bir çıkış yakaladıklarına dikkat çeken

Daikin Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Tuna Gülenç,

şu bilgileri verdi: “Daikin Türkiye olarak, Airfel’in satın

alınmasıyla birlikte Daikin Europe’undistribütörlerinin

yönetiminde olan CIS bölgesi olarak adlandırılan Azerbaycan,

Özbekistan, Gürcistan, Türkmenistan, Kazakistan,

Kırgızistan ve Ermenistan ülkelerinin yönetimi

doğrudan Daikin Türkiye’ye bağlandı.CIS bölgesine

ısıtma ürünlerinin yanı sıra tüm Daikin ürün gamının da

ihracatı gerçekleştirmeye başladık. Daikin Türkiye olarak

CIS ülkelerini devraldıktan sonra agresif bir büyüme

gerçekleştirerek satışları 8 katına çıkardık.Şu anda ihracatımızın

yüzde 60’ını CIS ülkelerine gerçekleştiriyoruz

ve geriye dönük baktığımızda bu pazarlarda son 4 yılda

yaklaşık yüzde 800’lük bir artış sağladığımız görülüyor.

Daikin Türkiye olarak, CIS ülkelerine gerçekleştirdiğimiz

ihracatı 2011 yılında 4milyon dolar seviyesinde iken bu

yıl yaklaşık 30 milyon dolaraçıkarmayı başardık. Bunun

için bu ülkelerde güçlü bir yapılanmaya gittik ve bu süre

içinde 8 yeni distribütörü bünyemize kattık” dedi.

marketing europe & anatolia / 7


Teknoloji

Nissan dakikada 2 kamera satıyor...

az dört adet geniş açılı kamera yer alıyor. Bu kameralar Çevre

Görüş Sistemi’nin temelini oluşturuyor. Kuş bakışı olarak

360 derecelik bir görüş sağlayan Çevre Görüş Sistemi sürücüye

şerit ve diğer araçlarla olan mesafeyi ayarlama konusunda

yardımcı olurken, park alanlarındaki manevraları da

daha kolay gerçekleştirme imkanı sunuyor. Bunun yanında

Qashqai ve X-Trail modellerinde ön cama monte edilmiş ek

bir kamera daha yer alıyor. Bu kamera, Trafik İşareti Tanıma

Sistemi ve Otomatik Uzun Far Asistanı gibi teknolojiler için

kullanılıyor.

Nissan, 2014 yılında satışa sunduğu Yeni Qashqai modelini

1,4 milyon adet kamera ile donattı. Bu durum, günde 3 bin

adedin üzerinde kamera satışı anlamına geliyor.

Artan güvenlik teknolojilerinin yansıması olarak araçlardaki

kamera kullanımı da artıyor. Nissan, geçtiğimiz iki yılda

iki milyonun üzerinde aracını kamera ile donattı. Nissan’ın

Qashqai, Juke ve X-Trail modellerinden oluşan SUV ailesi,

yeni Qashqai modelinin satışa sunulduğu 2014 yılından

bu yana 1,9 milyon kamera satışına imza attı. En çok tercih

edilen versiyonlarda; ön, arka ve yanlarda olmak üzere en

Şık tasarımıyla Samsung Gear S2...

Samsung Electronics, dairesel tasarım ve döndürülebilir

bezel halkası ile stil ve işlevselliği bir araya getirdiği en

yeni akıllı saati Gear S2’nin Network mağazalarında satışa

sunulduğunu duyurdu.

Samsung Electronics Türkiye IT ve Telekom Başkan

Yardımcısı Selçuk Mirza, şunları söyledi: “Teknoloji

dünyasının lideri Samsung olarak,modaya yakından uyum

sağlayacak iki yeniakıllı saat ile Türkiye’deki tüketicilerin

karşısına çıkmanın gururunu yaşıyoruz.Network işbirliği ile

modayı takip eden ve şıklığına önem veren tüketicilerimizi

yeni ürünlerimizle buluşturmaya devam ediyoruz.” Tüketicilerin

ihtiyaç duyduğu her an yenilikçi yaklaşımsunmaya

devam edeceklerini belirten Mirza, “Şıklığıyla göz dolduran

Gear S2 Classic, kendine has eşsiz tasarımını paslanmaz çelik,

deri ve camın muhteşem uyumuyla tamamlıyor. Gear S2

ise modern ve estetik görüntüsüyle daha sportif bir kullanıcı

kitlesine hitap ediyor. Her iki modelin de Network müşterileri

tarafından beğeni ile karşılanacağını düşünüyoruz” dedi.

Gear S2 ile ilgili daha fazla bilgi için www.samsung.com/tr/

galaxy/gear-s2/ adresini kullanabilirsiniz.

10 / marketing europe & anatolia


Teknoloji

PENTAX Q-S1: 40 farklı renk seçeneği…

takip eden, hayattan zevk alan, tasarım, fotoğrafçılık ve hayata

tutkun olan kullanıcılar için mükemmel bir ürün. Ayrıca

zarif, minimalist deri kılıfı ile tasarım ve esnekliği bir arada

sunuyor.

Geleneksel dijital SLR’lerden daha küçük boyutlu olması sizi

yanıltmasın; Pentax Q-S1 fotoğraflarınıza farklılık ve eğlence

katmak için tüm çekim özelliklerine sahip.

tavsiye edilen satış fiyatı: 375 €

Değiştirilebilir objektifli, şık tasarımlı, süper-kompakt bir fotoğraf

makinesi mi arıyorsunuz? Daha fazla aramayın. Yeni

PENTAX Q-S1 40 farklı renk seçeneği ve değiştirilebilir objektifli

olmanın yanı sıra, günlük kullanıma uygun ultra hafif

ve şık tasarımı ile göz dolduruyor. Bu fotoğraf makinesi

her seviyede fotoğrafçılar için mükemmel bir seçim. Üstelik

ideal boyutuya dilediğiniz her yere beraberinizde taşımanız

çok kolay. Pentax Q-S1 sadece bir fotoğraf makinesi değil,

müthiş tasarımıyla bir moda simgesi aynı zamanda. Modayı

8 Çekirdek işlemcili Casper VIA M1...

Casper, VIA serisinin yeni üyesi Casper VIA M1 ile tanıttı.

Yüksek değerdeki teknolojiyi şık tasarımlarla birleştiren

Casper, 8 çekirdekli işlemci, Android 5.1Lollipop işletim

sistemi, 3 GB RAM ve 16 ve 32 GB depolama alanı

seçenekleriyle iddialı ürünü Casper VIA M1’i kullanıcıların

beğenisine sundu. Casper VIA M1,kavisli 5.2inch Full HD

ekrana, 4.8 mm görünür; 8.6 fiziksel inceliğe sahip.8 çekirdek

hızını, 3 GB bellekle taçlandıran Casper VIA M1, üstün

yetenekleriyle teknoloji tutkunlarını büyüleyecek.

VIA serisi akıllı telefonları 3GB RAM ile güçlenen 8 çekirdek

işlemcisi sayesinde çoklu görevler dahil tüm işlemleri donma

veya zorlanma olmadan yapabilir, 16 ve 32 GB depolama

alanı seçenekleriyle daha fazla fotoğraf, video ve uygulama

saklayabilirsiniz.

2900mAH güçlü bataryası, ekranda arka ışık yoğunluğunu

ayarlayan güç tasarrufu teknolojisi sayesinde kazandığı

uzun kullanım özelliğiyle de ön plana çıkıyor.145 gr ağırlığı

ile kolay taşıyabileceğiniz ürünün4G uyumu sayesinde en

güncel teknolojiyi sağlıyor.

Casper VIA M1, 32 GB seçeneği için KDV dahil 1.399 TL,

16 GB seçeneği için KDV dahil 1.299 TL satış fiyatlarıyla

tüketicinin beğenisine sunuldu.

marketing europe & anatolia / 11


Medya Dünyası

Görev değişiklikleri...

Yazılı basın görev değişiklikleri

• Sabah Gazetesi Ankara Haber Müdürü Yahya Bostan’ın Yazı

işleri Müdürü olarak atanmasının ardından boşalan Haber Müdürlüğü

koltuğuna getirilen isim belli oldu. Ankara’da siyasi haberlere

imza atan Sabah Gazetesi Ankara muhabiri Mehmet

Ali Berber, Ankara Haber Müdürü oldu.

• Yeni Yüzyıl gazetesi, internet sitesinin yazı işleri müdürlüğüne

Hakan Göksel’i getirdi.

• Hürriyet Gazetesi Dijital Medya Grup Koordinatörü Bülent

Mumay görevinden ayrıldı.

• Deneyimli gazeteci Zafer Arapkirli haftada 5 gün siyasi köşe

yazıları ile Yeni Yüzyıl gazetesinde yer alacak.

• Sabah Gazetesi Ankara Haber Müdürü Yahya Bostan’ın Yazı

işleri Müdürü olarak atanmasının ardından boşalan Haber Müdürlüğü

koltuğuna getirilen isim Sabah Gazetesi Ankara muhabiri

Mehmet Ali Berber oldu.

• Kültür sanat gazetecisi Sayım Çınar Yeni yüzyıl gazetesinde

her hafta sonu “Kültür Pazarı”adlı bir köşe yazmaya başladı.

• Hürriyet Dünyası’nda 8 yıl süreyle görev yapan deneyimli

isim Zeynep Gürcanlı Sözcü Gazetesi İnternet Haberleri Ankara

temsilcisi oldu.

• Zaman Gazetesinde Genel Yayın Müdür yardımcılığı görevine

Aksiyon Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Bülent Korucu

getirildi.

• Today’s Zaman Genel Yayın Yönetmenliğini

yürüten ve geçtiğimiz hafta görevi bırakma

kararı aldığını kamuoyuna duyuran

Bülent Keneş’in yerine Today’s Zaman ve

Zaman gazeteleri yazarı Sevgi Akarçeşme

atandı.

• Hürriyet Gazetesi bünyesinde yayınlanan

Auto Show’da Test editörü ve motosporları

yazarlığı yapan Murat Tosun görevinden

ayrıldı.

• Milliyet Cadde’nin Genel Yayın Yönetmenliğinden

ayrılan Şirin Sever Posta Gazetesi

ile anlaştı. Sever’in yazıları, Çarşamba

ve Pazar günleri yayınlanacak.

• Can Yayınları’nın yaklaşık 5 yıldır basın danışmanlığı görevini

yürüten Şebnem Soral, görevinden ayrıldı.

• Ekonomi Gazetecileri Derneği Başkanı Celal Toprak Gözlem

Gazetesi İstanbul Temsilcisi olarak yeni görevine başladı. Toprak,

Gözlem’deki görevinin yanı sıra, televizyon programlarını

ve dijital medya çalışmalarını sürdürecek.

• Uzun yıllar Hürriyet gazetesinde çalışan Zeynep Gürcanlı,

sosyal medya hesabından artık Sözcü gazetesinde olacağını

duyurdu.

• Cem Küçük ile Günün Manşeti programını sunan Ersoy

Dede, Star gazetesinin Yazar kadrosuna dahil oldu.

• Geçtiğimiz ay Demirören Medya Grubu’ndan ayrılan Savaş

Yılmazer Doğan Medya Grubu’na transfer oldu. Yılmazer,

Doğan Burda Dergi Grubu Reklam Grup Başkanlığı görevini

yürütecek.

Görsel basın görev değişiklikleri

• NTV Dış Haber Koordinatörü Selim Atalay görevden alındı.

Atalay, NTV’de sunduğu Dünyanın Köpüğü programına ise

devam edecek.

• Cem Tv’nin program müdürlüğü görevine Hilal Solmaz getirildi.

• Tecrübeli spor spikeri Bilgehan Demir’in yeni kanalı NTV

Spor oldu. NTV Spor’a geldiğini söyleyen Demir, aynı zamanda

‘Boks Magazin’ programı yapacağını bildirdi.

• Galatasaray ile anlaşmadan önce TRT ekranlarında yayınlanan

Stadyum programında yorumculuk yapan Mustafa

Denizli’nin yerine Doktor Gürkan Kubilay geldi.

• Bugün TV ve Kanaltürk Ankara Temsilciliğine Başkentin deneyimli

gazetecilerindenFaruk Demirel atandı.

• Bugün TV’den ayrılan Erkan Akkuş’un yeni kanalı belli oldu.

Akkuş, pazartesinden itibaren Güne Bakış programıyla CanErzincan

TV’de.

• TV 8 Ekranlarında ikinci sezonu ile seyirci karşısına çıkan

Ver Fırına isimli mutfak yarışması final yaptı.

• Habertürk TV Ankara Haber Müdürlüğüne Cumhurbaşkanlığı

Muhabiri Aysun Torungetirildi.

• Kanal D Genel Müdürü Pelin Diştaş Yaşaroğlu görevinden

ayrılırken yerine grupta etkili işlere imza atan Barış Tunay getirildi.

• Kanal D’nin Genel Yayın Yönetmenliğini yapan Lale Eren görevinden

ayrıldı.

• CNN Türk Genel Müdürlük görevine uzun yıllar çok sayıda

kanalın yayın yönetmenliğini yapmış olan Erdoğan Aktaş getirildi.

• Doğan Medya Grubu’nda bir atama gerçekleşti. Doğan TV’ye

Projelerden Sorumlu Başkan Yardımcısı görevine Oben Yıldırım

atandı.

• NTV’de sunuculuk yapan Dilara Gönder

görevinden ayrıldı.

• Spor Spikeri Ertunç Öner, CNN Türk

Spor Departmanı’na transfer oldu.

• Show TV’de Programlar Koordinatörlüğü

görevini yürüten Timuçin Güner

EndemolShine Türkiye ile anlaştı. Güner,

Star TV’de yayınlanan BigBrother

Türkiye’nin Yayın Koordinatörlüğü’nü

üstlenecek.

• Kanal D televizyonunda drama direktörlüğü

görevini yürüten İlkay Doğan görevinden

istifa etti.

• Ünlü ekran yüzü Ebru Gediz Beyaz

TV’de sürdürdüğü programın sona erdiğini açıklayarak görevinden

ayrıldı.

• Kanal D Dramalar’dan Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı’na

Hülya Vural getirildi.

• EndemolShine Türkiye’de Dramalar Direktörlüğü görevine

Cengiz Deveci getirildi.

• Digitürk’ün Genel Müdürlük görevine Ümit Önal getirildi.

Medya dünyasından diğer haberler

• Gazeteci-Yazar Uğur Dündar; Başöğretmen Atatürk Onur

Ödülü’nü Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal ve Eğitim

İş Şube Başkanı Mehmet Balık’tan alacak.

• Türkiye Spor Yazarları Derneği’nin kurucularından Türk spor

basının duayen ismi usta gazeteci Necati Bilgiç hayatını kaybetti.

• Hürriyet ve Tescilli Markalar Derneği, gerçekleştirdikleri işbirliği

ile premium markalar ve tüketiciler için özel ve zengin

içerikli yeni bir gazeteyi; Follow’u yayın hayatına geçirdi.

• Gazeteci-yazar Hasan Çakmak dünyanın birçok yerinde sürdürdüğü

kültür sanat çalışmaları nedeniyle ödüllendirilmeye

devam ediyor. “Anadolu Ödülleri” töreninde Gazeteci-yazar

Hasan Çakmak’a uluslararası kategoride ödül verildi.

• Cumhuriyet Gazetesi çalışanlara da bildirilen bir kararla,

Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji dergisini kapattı.

12 / marketing europe & anatolia


Medya Dünyası

marketing europe & anatolia / 13


Röportaj

’ho ho ho Hoover,

Hoover

Ülke Müdürü

Andrea Ojetti

Hoover markasının kuruluşu 1900’lü yılların

başlarında olmuştur ve 1908 yılında

Hoover markası süpürgeyi icad etmiştir.

Amerikan markası olan Hoover bu yıllarda Birleşik Krallık’ta

da tanınmış, yayılmış ve bilinen bir marka olmuştur;

hatta İngiltere’de insanlar süpürgeye hala daha “hoover” derler.

Örneğin yine İngiltere’de Hoover süpürgeler yılda

1.000.000 adetin üzerinde satılmaktadır.

Röportaj Nurgül Günay Eryıldır / nurguleryildir@gmail.com

- Bize biraz kendinizden ve iş yaşamınızdan

bahseder misiniz?

1954 yılında Roma’da doğdum, 23 yaşımda

mühendis olarak mezun olup iş

hayatına başladım. Seyahat etmeyi çok

sevdiğim için en başından beri uluslararası

firmalara yöneldim; kariyerimde

Nijerya, Amerika, Meksika, Çin, İsviçre,

Singapur, Arjantin ve Türkiye’de

yerleşik olarak yaşadım; onlarca ülkeyi

de ziyaret ettim. 2005 yılından beri

Türkiye’de yaşıyorum, yamaç paraşütü

yapmayı ve motor sürmeyi seviyorum.

Neredeyse 30 senedir de dayanıklı

tüketim sektöründeyim. 2012 yılından

beri Candy Group’un Türkiye’deki bütün

faaliyetlerinden sorumlu ülke müdürüyüm.

- Türkiye’de ‘’ho ho ho Hoover, süpürür

döver’’ elektrikli süpürge reklamlarıyla

hafızalara yer eden Hoover’in

marka hikayesi hakkında çok fazla

şey bilmediğimizi fark ettim. Bize

Hoover hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Hoover markasının kuruluşu 1900’lü

yılların başlarında olmuştur ve 1908

yılında Hoover markası süpürgeyi icad

etmiştir. Amerikan markası olan Hoover

bu yıllarda Birleşik Krallık’ta da

tanınmış, yayılmış ve bilinen bir marka

olmuştur; hatta İngiltere’de insanlar

süpürgeye hala daha “hoover” derler.

Örneğin yine İngiltere’de Hoover süpürgeler

yılda 1.000.000 adetin üzerinde

satılmaktadır.

Markanın Avrupa hakları 1995 yılında

Candy Group tarafından satın alınmıştır,

1945 yılından beri çamaşır makinesi

ve çeşitli beyaz eşyalar üreten İtalyan

Candy Group bu uluslararası marka

ile özellikle Avrupa pazarında Hoover’i

hem süpürge hem de diğer beyaz eşyalarda

büyütmüştür. Hoover artık birçok

ülkede hem beyaz eşya, hem ankastre

ürünler hem de elektrikli süpürge satan

uluslararası bir markadır.

- Hoover ne kadar süredir Türkiye

pazarında ve bugün geldiğimiz noktada

pazar payı nedir?

14 / marketing europe & anatolia


süpürür döver’’...


Röportaj

Hoover aslında Türkiye’de çok uzun

yıllar önce satılmış ve özellikle büyüklerimizin

süpürge ve çamaşır makinlerinde

bildiği bir markadır. Markanın

Candy Group tarafından satın alınmasından

sonra 2007 yılına kadar Türkiye

pazarından çıkılmış, bu yıl itibarı ile de

grup kendisi pazara tekrardan girmiştir.

Şimdi 2007 yılından beri Türkiye’de Hoover

markası ile beyaz eşya, elektrikli

süpürge ve ankastre ürünleri satıyoruz.

Hoover’in Türkiye’deki pazar payı ankastre

ürünlerde %3, beyaz eşyada ise

%1 seviyesindedir.

- Türkiye’de hangi ürün gruplarını

satışa sunuyorsunuz?

Candy Hoover Group’un

Türkiye yatırımları

2016 yılında

25 milyon avronun üzerine

çıkacaktır. Eskişehir’deki

fabrikalarımızda bir

Ar-Ge merkezi

kurulacak ve Avrupa’ya

bilim üretilecektir.

Aslında Türkiye’de bütün ürün gruplarını

satışa sunuyoruz; buzdolabı, çamaşır

makinesi, bulaşık makinesi, kurutma

makinesi, fırın, ocak, davlumbaz,

elektrikli süpürge vb. Ancak burada en

güçlü olduğumuz ürün grupları üretimini

Türkiye’de yaptığımız pişirici grubu

ürünler ve kurutma makineleridir. Türkiye

Candy Hoover Group için stratejik

bir üretim noktasıdır ve grup pişirici cihazlar

ve kurutma makinesi fabrikalarını

Türkiye’ye taşımıştır. Buradan bütün

dünyaya ihracat yapılmaktadır.

- Hoover’in ülkemize yaptığı yatırımlar

devam edecek mi? 2016 Türkiye

hedefleri nelerdir?

Candy Hoover Group’un Türkiye yatı-

16 / marketing europe & anatolia


Röportaj

rımları 2016 yılında 25 milyon avronun

üzerine çıkacaktır. Eskişehir’deki fabrikalarımızda

bir Ar-Ge merkezi kurulacak

ve Avrupa’ya bilim üretilecektir.

TÜBİTAK destekli bu yatırım projesi

ile aynı zamanda üretim kapasiteleri

de iki katına çıkacaktır. Bu gelişmeler

ülkemiz açısından ihracat ve istihdamı

artırırken iç piyasada bize de daha

inovatif ve daha rekabetçi ürünler sunma

fırsatı verecektir. Bu yüzden 2016

yılında ankastre ürün grubumuza daha

fazla ağırlık vereceğiz.

- Piyasaya yeni çıkan ürün grubunuz

Wizard Serisi’nin özellikleri, rakiplerinden

farklı olan özellikleri nelerdir?

Kasım ayında çok inandığımız, çok güvendiğimiz

bir ürün serisi olan WIZARD’ı

lanse ettik, bu seri Türkiye’de her ürün

grubundan ürün içeren ilk Wi-Fi bağlantılı,

akıllı ürün ailesidir. WIZARD gibi

ürünlere sahip olmaktan gerçekten gurur

duyuyoruz, Türkiye’de beyaz eşya

Bu seri bizim niş olarak

konumlandırdığımız

bir tasarım serisi değildir,

örneğin yıkayıcı

grubunda 2016 yılında

tüm ürün gamımız

bağlantılı ve akıllı olacaktır.

sektöründe “akıllı” ürünleri sahiplenmek

istiyoruz. WIZARD ürünler tüketicilerimize

tek bir cep telefonu ya da tabletten

yönetebilecekleri çamaşır makinesi,

bulaşık makinesi, buzdolabı, ocak, fırın

ve davlumbazı bir arada sunmaktadır.

Bağlantılı olmanın yanında ürünler tüketicilerimizin

hayatını kolaylaştıracak

akıllı özelliklere sahiptir. Rekabete baktığımızda

Türkiye’de henüz kimse bağlantılı

ürünlere yatırım yapmadı, bizim

farkımız bu trendi çok daha önceden

tüketicilerimize sunmaktır. Bu seri bizim

niş olarak konumlandırdığımız bir tasarım

serisi değildir, örneğin yıkayıcı grubunda

2016 yılında tüm ürün gamımız

bağlantılı ve akıllı olacaktır. Biz tüketicilerimize

bu teknolojiyi bir standart olarak

sunacağız. Tüketici için en büyük

avantaj bizce bu teknolojini erişilebilir

fiyatta olmasıdır, bu serideki fiyat / fayda

dengemiz gerçekten çok iyi.

- Şirket, marka ya da ürünlerinizle ilgili

ulaştırmak istediğiniz bir mesajınız

var mı?

Biz İtalya merkezli bir grup olarak

Türkiye’yi hem üretim hem satış olarak

stratejik olarak görüyoruz. Tüketicilerimize

Avrupa standartlarında, yüksek

kaliteli ve inovatif ürünleri erişilebilir

fiyatlarla sunuyoruz. Türkiye’de Hoover

markasının 2016 yılı ile beraber

Türkiye’de daha fazla ilgi göreceğine

iananıyoruz.

marketing europe & anatolia / 17


Köşe

Nurgül Eryıldır Günay / nurguleryildir@gmail.com

(

kelebeğin

fırtınası)

Yeni yıl umuttur...

Zor, karanlık, acılarla dolu 2015 yılını geride bıraktık.

Yeni yıl her zaman yeni bir heyecandır benim için. Alt

tarafı takvimden bir yaprak daha düşüyor, yeni yıl sadece

bugünün ertesi günü diye düşünenlerden de vardır

mutlaka. Ama yeni yıl, adı üstünde yeni olduğu için eski

defterleri kapatmak, acıları ardında bırakmak, umuda

koşmak, yeni ilhamlarla hayata devam etmektir.

Bütün okuyucularımın yeni yılını kutluyor, ilham verici,

sağlıklı, düşlerin gerçek olduğu bir yıl diliyorum...

Uzun zamandır Türkiye'nin tanıtımı için yapılacak

kampanyayı ve tanıtım filmini merakla bekliyorduk.

Türkiye’nin yeni markası “Turkey Discover the Potential”

(Türkiye’nin gücünü keşfet) kampanyası, TİM öncülüğünde

Ekonomi Bakanlığı himayesi ve Kültür ve Turizm

Bakanlığı’nın katkıları ile gerçekleşiyor. 2015'in son

günlerinde Başbakan Davutoğlu'nun sunumuyla nihayet

tanıtım filmini de izledik. Potansiyelini keşfet Türkiye ya

da Turkey Discover to Potantial tanıtım filmi tek kelimeyle

''niteliksiz'' olmuş. Senaryonun TİM tarafından oluşturulan

iş dünyası ve akademisyenlerin hazırladığı yönlendirmeyle

şekillenen kampanyadaki tüm filmleri Öteki Film çekmiş.

Ulusal ve uluslararası bacağı olan kampanyanın

uluslararası bütçesi Ekonomi Bakanlığınca, yurtiçi bütçesi

ise TİM tarafından karşılanıyor. Bu kadar kapsamlı, büyük

bir proje için rekllamın temel sorularından birini soruyorum.

Hedef kitle kim? Bu film kim için yapıldı? Türkiye hakkında

bilgi ve fikir sahibi olması amaçlanan yabancılar için.

Ama filmdeki sahnelerin hiç bir cazibesi yok. Turizm için

gelecek olanlara bir şey vaad etmiyor. Ticaret ya da yatırım

yapmak isteyen yabancı sermaye için hiç bir cazibesi yok.

Hiç bir fotoğraf deneyimi olmayan sıradan ev kadınları bile

instagramda harika fotoğraflar paylaşırken dünya kadar

bütçe harcayıp bu kadar sıradan bir film ortaya çıkarmak

olacak şey değil! Yazık diyorum yazık!

Ziraat Bankası 152. yılını kutluyor. Kutlamalar

çerçevesinde Happy People Project imzalı iki dakikalık

reklam filmi medyada yerini almaya başladı. Uygar Kutlu

yönetmenliğindeki film bankanın 152 yıllık tarihine yolculuk

yaparak kuruluşundan bu yana gerçekleştirdiği hizmetlerin

nedenini sorguluyor. Filmin prodüksiyonu tek kelimeyle

harika. Ama bu köşede ilk günden beri hep söylüyorum,

yine söyleyeceğim, hayaller banka reklamı, gerçekler

banka şubeleri :) Ben bugüne kadar reklamlardaki gibi

bir bankaya, öyle bir banka şubesine, öyle bir bankacıya

rastlamadım :) Ziraat Bankası reklamı için Ekşi Sözlük'ten

bir alıntıyla bu konuyu size havale ediyorum. ''Bayılıyorum

lan şu banka reklamlarına. öyle bi anlatıyorlar ki her

şeyi babalarının hayrına yapıyorlarmış da üstüne bi

de teşekkür bekliyorlarmış gibi. adamlar 3. köprü 3.

havaalanı muhabbetine devlete "kredi" veriyor üstüne bi

de vatansever ayağı çekip reklam yapıyor. muhteşem lan.

yarın ben de hazine bonosu alıp "ben bu devlete paramı

verdim paramı!" diye bağıracam.''

Ülker mutluluk ve Biscolata Mood Yağmur reklamı

arasında seçim yapın desem hangisini seçerdiniz :) Ben

en iyisi bunu twitter'da sorayım, burada reklamlardan

bahsedeyim. Ülker mutlluk reklamı şahane cıngılı ile

insanı gerçekten mutlu ediyor. Neşeli, keyifli çocuklar,

mutlu anneler, birbirinin yanağına öpücükler konduran

dedelerle, nineler, daha neler neler. Gerçek hayatta bunları

yapınca ''kahkaha atmak kadına yakışmaz'' diyen devlet

büyüklerinin sözleri aklıma geldi. Bu reklam filmi hakkında

ne düşünüyor diye sormak isterdim :)

Biscolata Mood onunla yağmur altında tanışacaksın

reklamında, villanın bahçesindeki yakışıklı bahçıvanı

görüyoruz. Evin hanımı, bahçıvana bakıp aaahh tüh

yağmur da yok diye iç geçirirken birden bire bahçedeki

fıskiyeler devreye giriyor ve yağmur efekti başlıyor. Bizm

yakışıklı bahçıvan en çekici haliyle kadına doğru yürüyor.

Ben villa sahibi bir erkek olsam bu reklamdam sonra

ilk iş olarak bahçıvanın işine son veririm. Ne olur ne

olmaz. reklamın hiç umulmadık etkileri olabilir :))) Şaka

bir yana Biscolata efsanesi devam ediyor. Kızlar hala

izlemediyseniz, izleyin hemen :)

Bu sayıdaki yazım başta canım annem ve anne adayı

Begüşüm olamak üzere tüm anneler ve anne adayları

için. Canım annem doğum günün kutlu olsun, Ailemizin

birleştirici gücü, herkesin derdine koşan, sevincine ortak

olan canım annem, Allah seni başımızdan eksik etmesin.

Bugünlerde anne olmak için gün sayan tatlı yeğenim

Begüm'ün de doğum gününü kutluyorum. Ailemize yeni bir

heyecan katacak minik bebeğimizi sabırsıkla bekliyoruz.

marketing europe & anatolia / 19


Reklam Dünyası

MIXX Awards Türkiye için başvuruları...

Dünyada 42 ülkede faaliyet gösteren Interactive Advertising

Bureau’nun Türkiye merkezi IAB Türkiye tarafından 6. kez

düzenlenecek olan ve düzenlendiği ilk günden beri dijital

dünyanın nabzını tutan MIXX Awards Türkiye için başvurular

başladı.

Ajans ve reklamverenlerin 8 Ocak 2016 tarihine kadar başvuru

yapabileceği MIXX Awards Türkiye’de yarışmanın kazananları

her yıl olduğu gibi başarılarını uluslararası arenalarda

da duyurma fırsatı bulacak.

Her geçen yıl daha çok büyüyen MIXX Awards’ta başvurular,

pazarlama ve iletişim dünyasının seçkin isimlerinden oluşan

jürinin titizlikle yaptığı değerlendirmeler sonucunda ödüllendiriliyor.

Temel hedefi, dijital reklamları hedef-sonuç ilişkisiyle incelemek,

yaratıcı düşünceyi performansla birlikte değerlendirmek

olan MIXX Awards’ta; “Araç, Yöntem ve Platformlar” ve

“Stratejiler ve Hedefler” ana başlıkları altında toplamda 24

kategori bulunuyor.

Bu yılki reklam teması “Önce Dijital” olan MIXX Awards’un

Lider Destekçisi Sahibinden.com; Başarı Destekçisi Medya-

Net olurken, sektör kuruluşları da her zamanki gibi MIXX’e

katkıda bulunuyorlar. Reklam çalışmaları Karbonat tarafından

yürütülen organizasyon Gramofon, İltek ve Project

House’un katkılarıyla gerçekleşiyor.

MIXX Awards Türkiye’nin ödül töreni 24 Şubat 2016’da gerçekleşecek.

Yarışmanın kuralları, değerlendirme ve ayrıntılı

bilgi için yenilenen MIXX Awards Türkiye web sitesini ziyaret

edebilirsiniz.

www.mixxawards-tr.org

Turkuaz Seramik Diriliş Ertuğrul’un

Ana Sponsoru Oldu...

Turkuaz Seramik Diriliş Ertuğrul’un Ana Sponsoru Oldu.

Çeyrek asrı aşkın süredir tasarımları ve kalitesi ile Türkiye

sınırlarının ötesine geçerek dünya pazarının önemli

oyuncularından biri olan Turkuaz Seramik, reyting rekortmeni

Diriliş ‘Ertuğrul’ dizisinin ana sponsoru oldu.

Geliştirdiği ürün ve yeniliklerle dünya vitrifiye sektörünün

önemli oyuncuları arasında yer alan Turkuaz Seramik,

Türk tarihine ışık tutan senaryosu ve aksiyon sahneleriyle

dikkat çeken TRT1 dizisi Diriliş ‘Ertuğrul’un bir yıl boyunca

ana sponsoru olacak.

İkinci sezonu başlayan ve başrolünü Engin Altan Düzyatan’ın

oynadığı Diriliş ‘Ertuğrul’ dizisi, Orta Asya bozkırlarından

kopup Anadolu topraklarına gelen Türk boylarından biri olan

Kayı Boyu’nun hikâyesini anlatıyor.

250 kişilik çekim ekibi, kurulan devasa platoları, incelikle

hazırlanmış dekor ve kostümleri ile Diriliş ‘Ertuğrul’ Türk dizi

tarihinin en büyük prodüksiyonlarından biri olarak görülüyor.

20 / marketing europe & anatolia


Reklam Dünyası

Mahmood Coffee’nin Marka Yüzü...

Atv’nin sevilen dizisi Kertenkele’de Şenol hoca karakterini

canlandıran ünlü oyuncu Taylan Güner, Mahmood Coffee’nin

yeni marka yüzü oldu.

Markanın “Bir Millet Öğreniyor” reklam filmi için kamera

karşısına geçen sanatçı, geçmişten gelip günümüze ayak

uydurmaya çalışan Yeniçeri Mahmood karakterini canlandırıyor.

Sevilen oyuncu markanın reklam filmlerinde “Yeniçeri

Mahmood” karakteriyle kimi zaman yanlış cevap verilen tarih

yanıtlarını, kimi zaman bando takımının yanlışlarını düzeltecek.

İlk olarak 2001 yılında kamera karşısına geçen Taylan Güner;

Beyaz Gelincik, Kaybolan Yıllar, Duvar, Serçe, Geç Gelen

Bahar, Küçük Ağa ve Huzur Sokağı gibi birçok dizide rol

almıştır. Aynı zamanda ATV’nin sevilen dizisi Kertenkele’de

Şenol karakterini canlandırmaktadır.

Beyaz perdede Civa, Uçan Melekler, Çok mu Komik?, Hür

Adam Bediüzzaman ve Muska filmlerinde yer almıştır. Tarlabaşı

Pansiyonu, Pes Doğrusu, Ada, Tevelütten Mütevellit,

Harputta Bir Amerikalı ve Sır gibi birçok tiyatro oyununda da

sahne almıştır.

Altunkaya Group’a bağlı markalardan olan Mahmood Coffee

geniş ürün yelpazesi, son teknoloji üretim tesisleri ve önce

müşteri memnuniyeti diyen uzman kadrosuyla 40’tan fazla

ülkede tüketicilerin hizmetindedir.

Mesut Yar Dunlop’un marka yüzü oldu...

DUNLOP’un marka yüzü olan ünlü köşe yazarı ve televizyoncu

Mesut Yar fuarda sevenlerinin yoğun ilgisiyle karşılaştı.

DUNLOP iş birliği hakkında konuşan Mesut Yar: “Dünyanın

en saygın ve sportif markalarından biri. Dolayısıyla bu marka

algısına katkıda bulunmak aynı zamanda kendi algımı

da güçlendirmek anlamına geliyor.

Aksesuara olan tutkum aynı tutkuyla tasarımlarını

hazırlayan bir marka ile ekstra sinerji oluşturacaktır. Toplarsak

geleceği daha net görebiliyorum...” dedi.

TV dünyasının konuşturan ismi Mesut Yar’ı yakın dostu güzel

oyuncu Berna Laçin de yalnız bırakmadı. Koyu bir sohbetin

ardından ikili birbirlerine gözlük hediye etti.

İnovasyon ve tasarımlarıyla 100 yılı aşkın bir geçmişi olan

DUNLOP, 2016 gözlük koleksiyonu ile dikkat çekmeye devam

ediyor. Konforu ve stili bir arada yakalayabileceğiniz

DUNLOP güneş gözlükleri ve optik çerçeveleri ile kaliteden

ödün vermeyenlerin dikkatini çekiyor.

Ürünlerinde kendine has çizgisi ve kalitesiyle fark yaratan

DUNLOP’un ürün gamında metal, asetat ve ahşap gözlükler

bulunuyor.

marketing europe & anatolia /21


Yeter ki gön


Röportaj

ülden isteyelim...

AKUT, 2. Başkan, İnsan Kaynakları Sorumlusu

ve AKUT Spor Kulübü Koordinatörü

Cüneyt Koparan

AKUT adını ilk olarak 1998 yılında Adana-Ceyhan depreminde

duydum. Hemen gidip üye olmak için başvurdum ve Nasuh

Mahruki ile görüşüp ekibe katıldım. O zamanlar küçük bir gruptuk.

1 yıl sonra Gölcük depremi oldu.

Avcılar, Gölcük ve Yalova’da farklı ekipler ile görev yaptık.

AKUT olarak o depremde büyük bir sınavı başarı ile atlattık.

Röportaj Elvin Ekşioğlu / elvineksioglu@gmail.com

- Cüneyt Bey, kısaca kendinizi tanıtır

mısınız?

29 Nisan 1957 Mudanya doğumluyum.

1978 yılında Anadoluhisarı Gençlik ve

Spor Akademisinden mezun oldum.

Mezun olduktan sonra 2 yıl akademide

öğretim görevlisi olarak görev yaptım

daha sonra ticarete atıldım. Evliyim,

1990 doğumlu bir kızım var.

Uzun yıllar Hentbol oynadım. Beşiktaş,

Simtel, İTÜ kulüplerinde ve Türkiye

Hentbol Millî Takımında oynama, ülkemi

temsil etme onurunu yaşadım.

- AKUT ile nasıl tanıştınız? 2. Başkan

olarak anılmanızın hikâyesini paylaşır

mısınız?

AKUT adını ilk olarak 1998 yılında Adana-Ceyhan

depreminde duydum. Hemen

gidip üye olmak için başvurdum

ve Nasuh Mahruki ile görüşüp ekibe

katıldım. O zamanlar küçük bir gruptuk.

1 yıl sonra Gölcük depremi oldu. Avcılar,

Gölcük ve Yalova’da farklı ekipler ile

görev yaptık. AKUT olarak o depremde

büyük bir sınavı başarı ile atlattık. O ana

dek böylesi bir sorumluluğun altına girmemiştik.

Deprem bölgesinde hazırlıksız

yakalanan devletimizin üstlenmesi

gereken organizasyon ve arama kurtarma

görevinin büyük bir bölümünü, çok

az kişiden oluşan bizler AKUT olarak

üstlenmek durumunda kaldık. Bir taraftan

arama kurtarma görevi yaparken

bir taraftan da bölgeye gelen yardımseverleri

ve ülkenin dört bir yanından

yardımseverler tarafından gönderilen

araç-gereç ve malzemeleri yönlendirme,

organize etme görevini üstlendik

ve bu görevi de başarı ile tamamladık.

AKUT’un ismi bu depremde yaptığımız

başarılı çalışmalardan sonra bütün ülkede

ön plana çıkınca çok fazla gönüllü

aramıza katılmak istedi. Bu durum,

beklemediğimiz ve kapasitemizi aşan

bir yoğunluktu ve bizi bazı önlemler almaya

itti. İlk önce üye alım prosedürünü

ve disiplin kurallarını gözden geçirip

tekrar düzenlemek zorunda kaldık. O

dönemde Yönetim Kurulu tarafından

Disiplin Kurulu Başkanı olarak atandım

ve disiplin kurallarını revize ettim. Bugüne

kadar bu kurallara uyulması için

azami gayret sarf ettim. Daha sonra

Yönetim Kurulu üyeliğine seçildim ve iki

marketing europe & anatolia /23


Röportaj

dönemin sonunda 2. Başkan seçildim.

İki dönemdir de YK üyesi 2. Başkanı

olarak görev yapmaktayım.

- AKUT gibi önemli bir STK’nın yönetim

kurulunda olmak büyük bir

sorumluluk. Bu kurul kaç kişiden

oluşuyor? Bu sorumluluğun ağır

geldiğini düşündüğünüz zaman oluyor

mu?

Türkiye’nin en saygın ve güvenilir sivil

toplum kuruluşları arasında ilk sıralarda

yer alan AKUT gibi bir kurumun yönetim

kurulunda görev yapmak ve önemli

kararlara imza atmak tabii ki çok büyük

bir sorumluluk. Zira vereceğiniz kararlar

hem AKUT’un yararına olmak hem de

gönüllülerin onayını almak zorundadır.

Bu yüzden çok dikkatli olmak, ince eleyip

sık dokumak zorundayız. Yönetim

Kurulunda Genel Başkanımız Nasuh

Mahruki de dâhil olmak üzere toplam 7

kişiyiz. Her birimiz AKUT içindeki birkaç

birim yahut bölümün yönetim ve denetiminden

sorumluyuz. İnsanlara tabii ki

sorumluluk veriyoruz ancak hemen her

şeyden mutlaka haberdar oluyoruz. Her

pazartesi akşamı tüm gönüllülere açık

olarak YK toplantısı yapıyoruz. Bazen

iş ve özel hayatımızda davranmadığımız

kadar özenli ve dikkatli olmak zorunda

kalıyoruz.

Başlangıçta kimsenin

AKUT’un bu noktalara geleceğini

düşündüğünü sanmıyorum.

- AKUT’u kurarken bir gün bu kadar

önemli bir kurum olabileceğini, ülke

genelinde 35 ekibe ulaşabileceğini,

Birleşmiş Milletler tarafından “Tüm

Dünyada Arama Kurtarma Yapabilir”

sertifikası alabileceğini, tamamı

gönüllü bir kadro ile 2.000 den fazla

insanı yaşama döndürebileceğini,

arama-kurtarmada bir çığır açabileceğini

düşünüyor muydunuz?

AKUT’un kuruluşunda yer almadım

ancak kuruluşundan çok kısa bir süre

sonra katıldığım için bu konuda cevap

hakkım olduğunu düşünüyorum. Başlangıçta

kimsenin AKUT’un bu noktalara

geleceğini düşündüğünü sanmıyorum.

Belki hayal edebilirdi. Yalnız,

dünyanın neresinde olursa olsun, özellikle

toplum yararına doğru ve faydalı

işler yapıyorsanız, çabalarınız sizi hayal

bile etmediğiniz noktaya getirebilir.

Özellikle hedefinizde İNSAN HAYATINI

KURTARMAK varsa; dil, din, ırk ayrımı

gözetmeksizin, dünyanın neresinde

olursa olsun yardıma muhtaç insanların

veya canlıların yardımına koşuyorsanız

ve bunu yüzde yüz karşılıksız ve gönüllü

bir ruh ile yapıyorsanız, bu noktaya

gelmeniz normal aslında…

Tabii kurallarınızı doğru koymak ve

bunlara uyulmasını olmazsa olmaz kabul

etmek, misyon ve vizyonunuzu doğru

tespit etmek ve bunlardan sapmamak,

eğitimi her şeyden üstün tutmak,

aksatmamak ve sürekli olarak tekrarlamak,

doğru ekip liderleri ve üyeleri ile

çalışmak gibi zorunluluklar ile gelişen

bir süreç.

Ayrıca % 100 gönüllülük esasına göre

yönetilen bir kurumda gönüllü yönetimini

de çok dengeli ve adaletli yürütmeniz

gerektiğini unutmamak lazım.

- İnsan Kaynakları mevzuuna değinecek

olursak; tüm birimler ve ekipler

için yeterli insan gücüne sahip misiniz?

Gönüllü olma süreci merkezde

ve ekiplerde nasıl ilerliyor?

Bir STK’nın en önemli ihtiyacının sürdürülebilir

insan gücü olduğu bir gerçek.

AKUT’a gönüllü olarak başvuran

adayları özel hayatlarındaki kişisel kabiliyetlerine

göre öncelikle faydalı olabilecekleri

birim ve bölümlere yönlendirip

zamanları kalırsa birden fazla birimde

görev almalarına gayret gösteriyoruz

ki bireylerin uzmanlık alanlarından faydalanabilelim.

Bu durum bazı birimlerde

insan fazlalığına, bazı birimlerde

ise insan eksikliğine neden olabiliyor.

Bu da eksik kadro ile devam eden birimlerdeki

üyelere fazla yük binmesine

neden olabiliyor. Ancak fedakâr üyelerimiz

sayesinde bugüne kadar her işin

üstesinden geldik. Yakın bir zamanda

yeniden yapılandırdığımız mülakat grubu

sayesinde daha dengeli bir gönüllü

profili oluşacağına inanıyorum.

Gönüllü olma süreci İstanbul’da şu şekilde

işliyor; adaylar belirli tarihlerde

düzenlediğimiz tanışma toplantılarından

birine katılıyorlar. Burada AKUT’u

tanıyıp misyon, vizyon ve disiplin kurallarını

öğreniyorlar. Devam etmeye

karar verdilerse evraklarını tamamla-

24 / marketing europe & anatolia


Röportaj

İnsanlar bize “ben dağcı ya da

sporcu değilim, AKUT’a üye

olabilir miyim?”diye soruyorlar.

malarını istiyoruz ve evraklarıyla mülakata

alıyoruz. Mülakat sonucuna göre

faydalı olacakları birim yahut birimlere

yönlendirilmelerini sağlıyoruz. Bu arada

derneğin misyonuyla paralel temel

eğitimleri (İlkyardım, Temel İletişim vb.)

almaya başlayıp birimlerinde görev almaya

devam ediyorlar. Birimi departman

gibi düşünebilirsiniz. Birim başkanları

ve İnsan Kaynakları tarafından

performansları takip ediliyor. Bu arada

İlk Haber Alma eğitimini aldıktan sonra

nöbet tutmaya başlıyorlar.

İstanbul dışındaki ekiplerde ise gönüllülük

süreci de hemen hemen aynıdır;

aslında İstanbul dışındaki ekipler genel

merkezin birer prototipidir, ancak onlarda

tüm sorumluluk ve insiyatif ekip

liderindedir. Onlar da kendi içlerinde

birim ve bölümlere ayrılmışlardır. Adaylar

hemen hemen aynı prosedürlerden

geçerler. Ancak İstanbul gibi büyük

şehirlerin haricindeki yerlerdeki ekiplerimizde

bu prosedürler daha hızlıdır.

Daha küçük ve insanların birbirlerini

daha yakından tanıdıkları yerler olduğu

için,adayların tanıma ve intibak süreci

daha çabuk olur.

Bu vesile ile bize çok sık sorulan bazı

konulara da açıklık getirmek isterim: İnsanlar

bize “ben dağcı ya da sporcu değilim,

AKUT’a üye olabilir miyim?”diye

soruyorlar.

AKUT’ta herkes operasyonel olmak zorunda

değildir, isteyen özel hayatında

kabiliyeti ya da uzman olduğu, faydalı

olabileceği bir birim ya da bölümde rahatlıkla

görev alabilir. AKUT’ta herkesin

faydalı olabileceği bir iş mutlaka vardır.

Sporcu ya da dağcı olmayıp yine de

operasyonlara gitmek isteyen olursa

eğitimlere katılır ve başarılı oldukları

taktirde operasyonlara katılabilirler.

Yani AKUT’ta olmak isteyen herkese

kapımız açıktır.

Başka bir soru da,”ne kadar maaş alıyorsunuz?”

sorusudur. Bildiğinizgibi

AKUT, tamamı ile gönüllülük üzerine

çalışan bir kurum. Burada herkes gönüllüdür

ve karşılığında ücret almaz.

Sadece İstanbul Genel Merkez’de günlük

idari işleri takip eden 2 arkadaşımız

ve AKUT Vakfı’nın Genel Müdürü arkadaşımız

maaşlı.

- Bu kadar büyük bir markayı gönüllü

bir kadro ile yönetebilmenizin sırrı

nedir? Bu yöntem aynı zamanda

riskli de değil mi?

Bizim misyonumuzun merkezinde insan

hayatı kurtarmak ve karşılıksız

yardımseverlik var. Bunu bilerek gelen

ve egosundan arınmış, gönülden yardım

etmek için aramıza katılan adaylar

sürece adapte olmakta zorluk çekmiyorlar.

Bu durumda bizim işimiz de kolaylaşıyor.

Siz de kuralları doğru koyup

adaletli bir şekilde uygularsanız sorun

kalmıyor.

Gönüllü yönetimi kolay bir iş değil, hatta

iş hayatındaki klasik insan kaynakları

yönetimine göre çok daha zor diyebilirim.

Gönüllüye bir taraftan tatmin olabileceği

bir iş vereceksiniz, bir taraftan

mutlu olmasını sağlayacaksınız, aynı

zamanda da derneğin işi görülecek…

Mutlu olmayan, aradığını bulamayan ya

da başka sebeplerden dolayı AKUT’a

gelen üyelerin ayrıldığını kabul etmek

durumundayız. Herkesin beklentisini

tümüyle karşılayamıyoruz. Bu sebeple

gidenler evet oluyor, ancak kalan üyeler

ile gerçekten güzel şeyler başarıyoruz.

- AKUT gönüllüsünü bir kaç kelimeyle

nasıl tarif edersiniz?

AKUT gönüllüsü dürüsttür, güvenilirdir,

karşılıksız yardımseverlik ilkesini hayatının

önemli bir yerine oturtmuştur,

gönüllü olarak yani beklentisiz iyi niyet

marketing europe & anatolia / 25


Röportaj

gösterebilecek düzeydedir ve insan yaşamına,

yaşam hakkına değer verir.

- Başvuru yapanlar ile devam edenlerin

oranlarını paylaşır mısınız?

Başvuran adaylar çeşitli nedenlerle

AKUT’a gelirler. Bu başvurular genellikle

büyük bir deprem, afet ya da büyük

kazalardan sonra çok fazlaca artar.

Bu adayların bazıları macera, bazıları

eğitim, bazıları aidiyet duygusu ve kimlik

kazanmak için, bazıları gündemdeki

olayın heyecanıyla, bazıları vermek

değil almak için, bazıları da gerçekten

yardım etmek, faydalı olmak için gelir.

Ancak bir kısmı henüz tanışma toplantısında,

aldıkları bilgilerden sonra

aradıkları gibi bir yer olmadığını görüp

vazgeçerler. Bir kısmı devam eder ve

çalışmaya başlar fakat bazı kurallar ve

sorumluluklar ağır geldiği için henüz

yarı yoldayken bırakır. İşte herkes elendikten

sonra geriye kalan aşağı yukarı

% 10’luk bir grup gerçek anlamda gönüllüdür

ve bize ayak uydurarak iyi ve

kötü günde yanımızda olmaya devam

eder.

Burada özellikle bir konuya değinmek

istiyorum. Bana katılmak zorunda değilsiniz

elbette.

Bazı adaylarımızın onlarla yakından

ilgilenilmediği için, sırtlarını sıvazlama-

Ne yazık ki şimdiye

kadar devletten maddi

anlamda bir yardım

alamadık

dığımız için, gönüllerini hoş tutmadığımız

için uzaklaştıklarına ya da derneği

bıraktıklarına şahit oluyoruz.

Burada bir karşılama komitesi ve gönüllüleri

hoş tutma komitesi kuramadık ne

yazık ki çünkü burada herkes gönüllü.

Dolaysıyla kimse kimseden aramıza

katıldığı için sırtının sıvazlanmasını,

hoş tutulmasını, motivasyonununbir

başkası tarafından sağlanmasını beklememeli.

En güzel motivasyon, günün

sonunda kurtarılan insan hayatı ya da

yapılan güzel bir iş diye düşünüyorum.

Hepimiz buraya aynı amaç için geldik.

Bu amaç da temelde insan hayatı kurtarmak

için gücümüz yettiğince katkıda

bulunmak. Yani herkes kendi motivasyonunu

kendi sağlamalıdır. Bu da

AKUT’ta iyi bir şeyler yaparak olur.

- İnsan Kaynaklarının yanı sıra AKUT

Spor Kulübünün de sorumluluğu sizde.

Spor Kulübüne gelecek olursak;

ne zaman kurulduğu, kaç branştan

oluştuğu gibi detayları genel hatlarıyla

paylaşabilir misiniz?

Spor kulübümüzü 2010 yılında kurmaya

karar verdik. Yönetim Kurulumuzda

3 kişi zaten millî sporcu. Spordan gelen

insanlar olarak, arama-kurtarma

konusundaki başarılarımızdan sonra,

spor konusunda da bir şeyler yapabiliriz,

nitelikli sprocular yetiştirerek ülke

sporuna da katkı sağlayabiliriz diye

düşünerek yola çıktık ve AKUT Spor

Kulübü’nü kurduk. Düşündüğümüz gibi

birçok branşta da başarılara imza attık.

Şu anda Atletizm, Kar sporları (Kayak,

Snowbord), Dağcılık, Motosiklet

Sporları, Paralimpik Yelken, Bisiklet,

Geleneksel Okçuluk branşlarında faaliyet

gösteriyoruz. Bu branşlarda birçok

başarılara imza atmış durumdayız.

Örneğin Kar Sporları branşında kayak

ve snowbord dalında birçok İstanbul ve

Türkiye şampiyonluklarımız var ve millî

takıma birçok sporcu vermekteyiz. Yine

Motosiklet branşında birçok Türkiye ve

Avrupa şampiyonlukları elde etmiş durumdayız.

Amacımız önümüzdeki yıllarda branş

ve sporcu sayımızı çoğaltmak, ülkemize

daha fazla nitelikli ve başarılı sporcular

yetiştirmektir.

- Ekiplerin finansmanlarını nasıl sağlanıyor?

Devletten destek alıyor musunuz?

Ekiplerin bazı temel ihtiyaçları merkez

tarafından karşılanır, diğer talepleri için

kendi bölgelerindeki kaynakları harekete

geçirmeleri istenir. Yerleşke, araba,

araç ve gereçlerini yerel kaynakları harekete

geçirerek ve sponsorlar vasıtası

ile temin ederler. Ayrıca çeşitli kişi ve

kurumlara eğitim vermek suretiyle kendi

kaynaklarını yaratırlar.

Ne yazık ki şimdiye kadar devletten

maddi anlamda bir yardım alamadık. Bu

konuda başvurmadığımız yer kalmadı.

“Kamu Yararına Dernek” statüsünde olmamıza

rağmen bırakın yardım almayı,

tam aksi araç ve telsiz vergileri başta

olmak üzere devlete bugüne kadar bir

sürü vergi ödedik, ödemeye devam

26 / marketing europe & anatolia


Röportaj

ediyoruz. Aslında AKUT’taki insan kaynağının

maliyeti kadar yükü devletin

üzerinden alıyoruz. Devlet bu sayıda

insan kaynağını kadrolarında istihdam

etmeye kalksaydı inanılmaz rakamlara

mâl olurdu. Oysa AKUT’a çok cüzi rakamlar

ile destek sağlansa hem daha

fazla insan hayatı kurtulur hem de devlet

üzerindeki yük daha da hafifler. Yazık

ki biz devlet desteğinden vazgeçtik,

sadece halkın bağışları ve özel kurumlara

verdiğimiz eğitimler ile mali kaynak

yaratmaya razıyız. Yeter ki ödediğimiz

vergilere bir çözüm bulunsun…

- Nasuh Mahruki ile çalışmak nasıl?

Size kattıklarını öğrenebilir miyiz?

Nasuh Mahruki ülkesini canını verecek

kadar seven, vizyonu ve dünya görüşü

geniş, kültürlü, ileri görüşlü, dürüst,

güvenilir, içi dışı bir olan biridir. İyi bir

hatip, mütevazı bir sporcu, iyi bir yazar,

başarılı bir liderdir. Meziyetleri ve

özellikleri saymakla bitmez ki her şey

ortada zaten.

Nasuh ile çalışmak aslında çok kolay.

İyi niyetliyseniz, dürüstseniz, ülke ve

AKUT için bir şeyler yapmaya çalışıyorsanız

her zaman yanınızdadır. İhanete

tahammülü yoktur. İyi niyetli her türlü

hatanızı kabul eder ancak kötü niyet

ve ihaneti asla affetmez. Her türlü fikre

İnsan hayatı kurtarmak,

insanlara yardım etmek

dünyada karşılığı olmayan bir

his ve duygu.

açıktır. Bazen çabuk sinirlenir, kaşlarını

çatar. Öyle zamanlarda bir şeyi kabul

etmesi zorlaşır ancak mantıklı olduğu

takdirde onu her konuda ikna edebilirsiniz.

Onun için vatanı ve AKUT en

önemli değerleridir.

- AKUT’un gelecekteki hedefleri nelerdir?

AKUT her zaman hedefini en yükseklerde

tutmuş bir kurum. Her zaman

Türkiye’nin üç adım ötesinde olmaya

çalışıyoruz. Kaliteli ve gönüllü insan

kaynağımız ile yurdumuzun ihtiyaç olan

her yerinde var olmak istiyoruz. İhtiyacı

olan her insana, yardıma muhtaç her

canlıya yetişmek istiyoruz; insanlar hiç

uğruna yitirilsin istemiyoruz.

Sadece yurt içinde değil dünyanın neresinde

olursa olsun afetlerde insanların

yardımına koşuyoruz ve koşmak istiyoruz.

Derneğimizin yanı sıra Vakfımız,

Spor Kulübümüz, Üniversite Topluluklarımız,

Yayınevimiz, Enstitümüz ile bu

ülkeye daha fazla katkıda bulunmak

istiyoruz. Ülkesini ve insanları seven,

topluma faydalı bireyler olmak isteyen,

doğaya saygılı insanların çoğalmasını

istiyoruz. Bunları gerçekleştirdiğinizde

hedefinizi gerçekleştirdiniz demektir.

Sizin gelecekteki hedefleriniz nelerdir?

Ben AKUT’ta kendime bir hedef belirlemiş

değilim. AKUT’a faydalı olduğumu

düşündüğüm ve AKUT’un bana ihtiyacı

olduğu sürece, sağlığımın da elverdiği

sürece buradayım. Bugün YK 2. Başkanı,

yarın normal bir üye olarak hizmet

ederim hiç fark etmez.

Ben AKUT’a verebildiğim kadar emek

vermeye geldim. Verebildiğim sürece

nerede olursa olsun vermeye devam

edeceğim. AKUT’ta birlik ve beraberlik

devem ettiği sürece, üyelerin birbirine

saygı ve sevgileri sürdüğü sürece, misyon

ve vizyondan ayrılınmadığı sürece,

benim hedeflerim de gerçekleşmiş demektir.

- Eklemek istedikleriniz nelerdir?

İnsan hayatı kurtarmak, insanlara yardım

etmek dünyada karşılığı olmayan

bir his ve duygu. Daha değerli bir duygunun

olacağını düşünmüyorum. Bunun

değerini ancak tattığınız zaman

anlayabilirsiniz. AKUT’ta bu duyguyu

her zaman tatma şansınız var. Kurtarmalara

direkt olarak gitmeniz yani

operasyonel olmanız da gerekmez.

Bazen çay yapacak birisinin varlığı bile

son derece önemlidir. Bir şekilde insan

hayatını kurtarmaya yönelik bir organizasyonun

içinde yer alıyorsunuz. O

ekibin içinde bir yerde olduğunuz sürece

de bu sevinci herkesle birlikte yaşıyor,

paylaşıyorsunuz. Bizler bir takımız.

Operasyon zamanı sahada çalışanından

tutun geri planda lojistik destek verenine,

yemek ve çay yapanına kadar

herkesin verdiği katkı aynı ve değerlidir.

Demek istediğimi herkesin AKUT’ta

yapacağı bir iş mutlaka var. Yeter ki

gönülden isteyelim. Bizim kapımız iyi

niyetle bir işin ucundan tutmak isteyen

herkese açık. Sevgilerimle

marketing europe & anatolia / 27


Köşe

Abdullah Ekşioğlu / eksioglu70@gmail.com

(retorik

)

Hezeyan bulutu güneşimizi kapattı...

Son birkaç yıldır yaşananlar, ülkemizi siyaset iletişimi

açısından tam bir inceleme dosyasına çevirdi. Üst üste

gelen seçimler, özellikle iktidar partisinin tüm medya

araçlarına dolaylı ya da direkt sahip olması, kendi istikbal

kaygılarını iktidarın mevcudiyetine endekslemiş kiralık

medya mensupları ve iktidar lehine asimetrik olarak

sürdürülen propaganda bombardımanı demokrasiyi iyice

yaralamışken şimdi yeni bir aşamaya gelindi.

Belki fark etmişsinizdir, son günlerde medya, siyasiler

ve siyasi parti taraftarları gerçekle bağlarını tamamen

kopardılar. İktidar tarafından oluşturulan bu rüzgara

muhalif seçmenin de katılmasıyla ülkemiz tam bir

dezenformasyon savaşları dönemine girdi.

Ana akım medya, en alt seviyeden ülkemizdeki en yüksek

koltuğa sahip olan siyasetçiler ve seçmenler de dahil

olmak üzere artık kimsenin gerçeklerle ilgilenmediğini,

sadece kendi tezlerini güçlendirecek dezenformasyonla

taşları yerinden oynatmaya çalıştığını görmek için iletişim

uzmanı olmanıza gerek yok.

Hedefe odaklandığında bakış zaviyesi oldukça daralıp

canla başla yorulmadan çalışmayı kendisine şiar edinen

Cumhurbaşkanımız, teşbihte hata olmaz züccaciye

dükkanındaki fil gibi çevresine zarar verdiğini sanırım

henüz farketmedi. Bence bu canhıraş çabanın bir

nedeni kısa dönemde kendisine hedef olarak belirlediği

başkanlık sistemi ile arasında çok az engel kaldığını

düşünmesi. Benim açımdan bakıldığında görünen

o ki Cumhurbaşkanı bu heyecanla dezenformasyon

bombardımanının liderliğini yürütüyor. Mevcudiyetlerini

Cumherbaşkanı'nın seçmen arasındaki bazılarının

iddiasına göre "karizmasına" borçlu olan AKP ve

yandaşları da Cumhurbaşkanı'nın bu heyecanını

paylaşarak, gerçeklerden kopuk bir dezenformasyon

savaşını, sonuçlarını ve yaratacağı toplumsal tıravmayı

düşünmeden sürdürüyorlar.

Peki iktidar cenahı böyle de muhalefet farklı mı? Hayır.

Muhalefette yer alan partilerin seçmenleri de

Cumhurbaşkanı ve iktidar partisinin başını çektiği bu

dezenformasyon kervanına katılmış gibi görünüyor.

Konvansiyonel medyanın sayısal artış göstermesi ve

büyük bloğunun iktidar cephesinde toplanmasının

yanı sıra sosyal medyanın da yaygınlaşması bu

dezenformasyon çılgınlığını gerçeklerle ilişkisini koparmış

bir toplum seviyesine taşıdı. Yani benim gözlemim toplum

olarak, iktidarıyla muhalefetiyle hep birlikte hezeyan

girdabında her geçen gün daha derinlere gidiyoruz.

Ortalıkta birçok bilgi dolaşıyor. Ancak bu bilgilerin

gözardı edilebilecek kadar küçük bir bölümü gerçeklerle

örtüşüyor. Kalanı ya iktidarı güçlendirmek, ya

cumhurbaşkanını başkanlık koltuğuna taşımak ya da

bunlara engel olmak için uydurulmuş toplumu yanıltmaya

yönelik gerçek dışı bilgiler.

Dezenformasyon savaşlarında iş şirazesinden o kadar

çıktı ki, bırakın dolaşıma sokulan bilgilerin gerçeklerle

örtüşmesini, bir çoğu gerçek üstü, masalsı öğeler taşıyor.

Tabi burada adını anmadan geçemeyeceğim. Bir ülkede

Cumhurbaşkanı'nın danışmanı "Cumhurbaşkanımızı

düşünce gücüyle öldürmek istediler" gibi absürt bir tezi

ileri sürer ve hala ihtiyaç duyduğu tıbbi desteği almak

yerine görevine devam ederse, sıradan seçmenin bu

çıtayı daha ne kadar yukarıya çıkardığı hiç de sürpriz

olmaz. Dezenformasyon savaşının sonucu ne olursa

olsun, bu tablo ülkemiz için pek de içaçıcı görünmüyor.

Umarım aklı selim galip gelir ve siyasi hedeflerin, gerçek

ya da en azından gerçekçi tezlerle desteklendiği bir

atmosferi oluşturabiliriz. Yoksa korkarım ki bu hezeyan

bulutu gerçeğin güneşini bütünüyle kaybetmemize neden

olacak.

marketing europe & anatolia / 29


Kampanyalar

Penti Scorp’ta rekor kırdı...

Penti, 4 milyondan fazla gence #İçimdenGeldi dedirterek

yeni reklam filmini dijitale entegre etti.

Kampanyası Künyesi

Reklamveren: Penti

Reklam Ajansı: Movida

Marka Yöneticileri: Cristina Polini, Sıla Yiğit Toklu

Ajans Müşteri Yönetmeni: Gaye Ayık

Müşteri Temsilcisi: Ulviye Yılmaz

Yaratıcı Yönetmen: Oğuzhan Akay

Yaratıcı Grup: Erdal Güngör, Deniz Akyıldız,

Kubilay Şenyiğit, Cansu Şahinler, Fatih Özkan

Yönetmen: Metin Arolat

Görüntü Yönetmeni: Serkan Güler

Müzik: Volga Tamöz

Müzik/Söz: Emel Güntaş, Oğuzhan Akay

Yapım: İnterfilm İstanbul

Yapımcılar: Bahadır Arlıer, Elif Özdemir, Cem Chaban

Sanat Yönetmeni/Dekor: Yalçın Uğurlu

Koreograf: Yuri Mezokh

Stilist: Melis Agazat

Işık: A-Plus Lighting

Post Prod.: IPD

Mekân: Beykoz Kundura ve Deri Fabrikası

Medya Ajansı: MG Media

Mecra: TV, internet, radyo, sinema, dergi, açıkhava

marketing europe & anatolia / 31


Kampanyalar

Tropicana’nın yeni reklam filmi...

Güzelbeyoğlu’nu bu durumdan torunu kurtarıyor. Zira iddiaya

giren Muharrem Emmi’nin kendi bahçesinden portakalları

kullanmayıp Tropicana Portakal suyunu sunuyor ve herkes

Muharrem Emmi’nin portakal suyunun lezzetli olduğuna karar

veriyor.

Tropicana’nın yeni reklam filmi ekran başında izleyenleri

gülümsetiyor. Autonomy’nin çektiği reklam filminin başrol

oyuncusu; mimar, müzisyen, tiyatro- sinema oyuncusu

ve bürokrat Arif Erkin Güzelbeyoğlu… Tropicana Portakal

reklam filminde, kendi portakallarından daha lezzetli portakal

bulunması halinde bıyıklarını keseceğini söyleyen

Kampanya künyesi

Reklamveren: PEPSICO

Reklamveren yetkilileri: Alpagut Çilingir, Osman Dilber,

Yaprak Ağca, Kaan Akyiğit, Tuğçe Gamsız

Reklam Ajansı: ALICE BBDO

Kreatif Direktör: Derya Tambay

Yaratıcı Ekip: Ali Burak Erkan, Cem Öztürk,

Muhammet Ergül, Burcu Gizem Öztürk

Stratejik Planlama: Onur Erdoğan, Emir Demirtaş

Marka Ekibi: Maria Demir, Aylin Acar

Ajans Prodüktörleri: Umut Tangör, H.ObenÖzyakalı

Prodüksiyon Danışmanı: Sena Alpsan

Yapım şirketi: Autonomy

Yönetmen: Melih Eryılmaz

Müzik Düzenleme:Jingle House

Genç Emeklilik Planı...

Anadolu Hayat Emeklilik’in Genç Emeklilik Planı için TBWA\

ISTANBUL tarafından hazırlanan reklam filmi yayına girdi.

Kampanya gençlerin geleceğe dair plan yapmadığı ön yargısının

aslında çok da doğru olmadığından yola çıkıyor.

Gençlerin yarını planladığını, fakat daha uzun vadede, gelecekleri

için şimdiden aksiyon almadıkları iç görüsünden

hareket ediyor.

Çekimleri 2 gün süren filmlerin yönetmenliğini Aytuğ Üngör

yaptı, prodüksiyonunu Anima üstlendi.

Kampanyası Künyes

Reklamveren: Anadolu Hayat Emeklilik

Reklam Ajansı: TBWA\ISTANBUL

CCO: İlkay Gürpınar

ECD: Volkan Karakaşoğlu

Yaratıcı Ekip: Gamze İçhedef, Berkay Özay, Ozan Aslan,

Cantekin Güngör, Oğuzhan Atlıman, Alpan Esen,

Ezgi Tanyeri, Leman Köksal, Özge Güven, Yasemin Deniz

Marka Ekibi: Aslı Ceren Aksak, Canan Ayvacı,

Denizhan Çakıl, Burçin Birim, Sırma Er, Selen Akın

CSO: Tuğyan Çelik

Stratejik Planlama: Mert Kal

Prodüksiyon Ekibi: Erman Karahisarlı, Cansu Arcan

Prodüksiyon Şirketi: Anima

Yönetmen: Aytuğ Üngör

Post Prodüksiyon: 1000 VOLT

Müzik: Opus / Mehmet Yranona, Tolga Türünz

Kullanılan Mecralar: TV, outdoor, basın, internet, radyo

30 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

‘Farkındayız, Farklısın’...

müziği ve dikkat çekici sahneleri sayesinde reklam filmi, seyircinin

bu isimlerle arasında takdir ve öykünme dolu bir bağ

kurmasını sağlıyor.

Reklam filminde oynayan isimler ilham verici kadınlar arasından

büyük bir özenle belirlendi. Bu isimler arasında

Türkiye’nin en genç, sivil, kadın akrobasi pilotu Semin Öztürk,

dünyanın sayılı kadın orkestra şeflerinden Sera Tokay,

Avrupa’nın en iyi genç kuşak sopranoları arasında gösterilen

Burcu Uyar ve oyunculuğunun yanı sıra yazar yönüyle

de dikkat çeken Görkem Yeltan yer alıyor. Heyecan verici

Kampanyası Künyesi

Reklamveren: Sanset Gıda

Marka: Pernigotti

Reklamveren Yetkilileri: Aslı Eren Şengezer,

Dönem Tokgöz

Kreatif Ajans: Lots İstanbul

Ajans başkanı: Ümit Demirbağ

Kreatif Ekip: Rauf Olcay, Çağrı Çankaya, Tekin Yücel,

Abdulkadir Daimagüler, Aysel Güler, Arda Kuş

Müşteri İlişkileri: Beste Kıran

Prodüksiyon Şirketi: 4 Films

Yönetmen: Levent Onan

Yapımcı: Gökalp Gökulu

Müzik: Jingle House

Post Produksiyon: Sinefekt

Medya planlama: Mediacom

Kullanılan mecra: TV, Outdoor, İnternet

“Artık Daha Güçlüyüz”...

Bu yıl 155 yeni istasyonu bünyesine katarak, sözleşmeli

bayi sayısını 455’e çıkaran Aytemiz, yeni reklam filminde

“Artık Daha Güçlüyüz” sloganı ile tüketicilerine ulaşıyor.

2015 yılında da akaryakıt bayi transferi rekorunu kırarak,

2010 yılındaki başarısını yenileyen Aytemiz, bu başarısını,

yayınlanmaya başlayan yeni reklam filmi üzerinden kamuoyu

ile paylaşıyor.

Kampanyası Künyesi

Reklamveren: Aytemiz

Reklamveren yetkilisi: Özge Kansu Gökçek,Fatih Eren

Reklam Ajansı: BKS

Yaratıcı Yönetmen: Koray Can

Yapım şirketi: MCN Film

Yönetmen: Çağatay Kaya

Yapımcı: Fırat Mançuhan

Görüntü Yönetmeni: Firar Güney Kayran

Post prodüksiyon: IPD

Post prodüksiyon sorumlusu: Süleyman Derebaşı

Editör: Metehan Toprak

Ses Tasarım: Tunç Toprak

Medya Ajansı: Time

Kullanılan Mecra: TV, internet, radyo

marketing europe & anatolia / 33


Kampanyalar

“Teknoloji Yanında, İşler Yolunda”...

Türk Telekom Grubu,“Teknoloji Yanında, İşler Yolunda” reklam

kampanyasının dördüncü filmini yayınladı. Reklam filmi,

Türk Telekom Grubu’nun iş yerlerine yönelik çıkardığı

8 GB’lık yüksek kotalı ve uygun fiyatlı mobil kampanyasını

anlatıyor. Filmde, müşteri ziyaretine giden Sabit Bey (Güven

Kıraç) ve oğlu Fikri (Öner Erkan) yoğun trafikte sıkışıp kalıyor.

Teknolojiye yatkın ve yenilikçi karakter Fikri, babasını

cep telefonundan interneti istediği kadar kullanabileceği konusunda

rahatlatmaya çalışıyor.Filmde, yeniliklere endişe ile

yaklaşan baba ve teknolojiye yatkın oğlu Fikri’nin çatışması

esprili bir şekilde anlatılıyor.

Kampanya künyesi

Reklamveren: Türk Telekom Grubu

Reklamveren Yetkilisi: Nurçin Koçoğlu, Hande Us Badur

Reklam Ajansı: M.A.R.K.A.

Yaratıcı Yönetmen: Hulusi Derici

Yaratıcı Grup: Ece Berktav, Caner Doğan, Sergen Bayram,

Senem Özyürek, Çağrı Çelik

Grafiker: Necdet Polat

Genel Müdür Yardımcısı: İlkay Ünlü

Müşteri Grubu: Jülide S. Coşkuner, Berrak Selin

Ajans Prodüktörü: Candaş Kaflı

Prodüksiyon Şirketi: Dijital Sanatlar

Prodüktör: Çağlar Ercan

Yönetmen: Can Ulkay

Müzik: Jingle House

Post Prodüksiyon: Sinefekt

Medya Ajansı: Skala Medya

#hersepetbirhayat...

CarrefourSA,market alışverişlerinin vazgeçilmezi sepetleri

odağına alarak hazırladığı reklam filminde her bir tüketicinin

sepetinin bir hayatı anlattığını vurguluyor.

CarrefourSA’da bulunduğu mesajını eğlenceli bir dille anlatan

filmin prodüksiyonunu Autonomy, yönetmenliğini ise

Ferit Katipoğlu üstlendi.

Kampanya künyesi

Reklamveren: CarrefourSA

Reklamveren Yetkilisi: Banu Birgücü Atalay,

Melis Karatay Ebin, Sibel Yılmaz, Melis Bozkurt, Naz Acar,

Eylem Tekin, Tolga Aygör

Reklam Ajansı: TBWA\ ISTANBUL

CCO: İlkay Gürpınar

ECD: Zeynep Karakaşoğlu

Kreatif Grup Yöneticisi: Levent Yalgın,

Yaratıcı Ekip: Mustafa Hayit, Bilgin Aydın, Ümit Şentürk,

Marka Ekibi: Esra Özkan, MilaSevinti, Aslı Şahin

CSO: Toygun Yılmazer

GMY Stratejik Planlama: Tuğyan Çelik

Stratejik Planlama Ekibi: Nisan Danışman, Emirhan Çelikbilek

Prodüksiyon Ekibi: Ceyda Kayaçetin, Gülşah Batıbeki,

İpek Savaş

Prodüksiyon Şirketi: Autonomy

Yönetmen:Ferit Katipoğlu

Post Prodüksiyon:Autonomy

Müzik:Jingle Jackson

Kullanılan Mecralar: TVC, internet, mağaza içi

32 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

Türkiye yola aygaz’la çıkıyor…

Türk sinema tarihinin efsane oyuncusu Kadir İnanır, Sigortam.net’in

yeni reklam filmi için bir kez daha kamera karşısına

geçti.Tribal Worldwide İstanbul tarafından hazırlanan yeni

kampanyanın reklam filmlerinin yönetmenliğini Anima

İstanbul’dan Walky/Talky üstlendi.

Kampanya künyesi

Reklamveren: AYGAZ

Reklam Ajansı: TBWA\ISTANBUL

Aygaz Pazarlama Direktörü: Ercüment Polat Aygaz

Otogaz-Dökmegaz Pazarlama Müdürü: Burcu Cihan Işık

Aygaz Otogaz Pazarlama Yöneticisi: Burak Pala Aygaz

Otogaz Pazarlama Sorumlusu: Kerem Can Yücel

CCO: İlkay Gürpınar

Kreatif Direktör / ECD: Volkan Karakaşoğlu

Yaratıcı Ekip: Eser Yazıcı, Ahmet Ülkü

Marka Ekibi: Ela Bilgisel, Beste Erener, Gülru Talayman,

Ceren Kaban

CSO: Toygun Yılmazer

Stratejik Planlama Ekibi: Ceren Şehitoğlu, Can Değerli

Prodüksiyon Ekibi: Ceyda Kayaçetin, Erman Karahisarlı,

Cansu Arcan

‘trolleme’ sürprizleri...

Prodüksiyon Şirketi: PTT Film

Post Prodüksiyon Şirketi: ABT

Yönetmen: Umur Turagay

Müzik: Ömer Ahunbay

Medya Ajansı: People Communications

Kullanılan Mecralar: TV, internet, radyo, outdoor.

Toplumun yaşam kalitesini artıran sosyal bir marka olma vizyonuyla

faaliyet gösteren Allianz Türkiye’nin yepyeni müzik

platformu Motto Müzik, dijital âlem için virütik sürprizler hazırladı.

Birbirinden eğlenceli programlar, ünlü konuklar, müzik haberleri

ve listeleri ile internette müzik temelinde en eğlenceli

mecralardan biri olmayı hedefleyen Motto Müzik’in yeni viral

filmleri başta Youtube ve Facebook olmak üzere Instagram

ve Twitter’dan yayımlanacak.

Kampanya künyesi

Reklamveren: Allianz Türkiye

Reklamveren Yetkilileri: Melike Demirel, Murat Toz

Reklam Ajansı: H2O Kreatif

Kreatif Direktör: Murat Şener, Caner Çolakoğlu

Yönetmen: Serkan Yüksel

Prodüksiyon: Akira Works

Post Prodüksiyon: Akira Works

Mecra: İnternet

marketing europe & anatolia / 35


Kampanyalar

Her Mevsim Algida...

Kışa özel hazırlanan dijital filmlerin ikincisinde Nogger ailesi, Reklamveren yetkilisi: Leyal Eskin Yılmaz, Özge Onur,

kışı uykuda değil, sevenleriyle eğlence dolu anlara imza atarak

geçireceğini duyuruyor. Filmde efsane Nogger ailesinin Reklam ajansı: Alametifarika

Özge Sönmezöz

üyeleri Winner ve Waffle’ı ünlü oyuncular Eser Yenenler ve Yaratıcı ekip liderleri: Ozan Özüm Özbey, Handan Tepe

Engin Günaydın seslendiriyor.

Yaratıcı ekip: Burçin Perçin, Yeliz Civelek, Tuğçe Tekin,

Alican Savaş, Pınar Ulus

Kampanya künyesi

Müşteri ilişkileri grubu: Dilek Sezen

Reklamın başlığı: Nogger ailesinin kış uykusuna yatacağını

düşünenler yanıldı

Akgürgen

Ajans prodüktörü: Sertuğ Alptekin, Berkay Tahmaz, Övgü

Reklamveren: Unilever Algida

Yapım şirketi: ANIMA/Koray Güzey

Medya ajansı: Mindshare

Arda Turan OPET Reklamlarında...

OPET, 2016’da ekranlarda olacak kurumsal imaj reklam

kampanyası için A Milli Takım oyuncusu, Türk futbolunun

Barcelona’daki gururu, yıldız futbolcu Arda Turan ile anlaştı.

Arda Turan, yaratıcı ve esprili senaryolar doğrultusunda İstanbul

ve Barcelona’da OPET için kamera karşısına geçiyor.

The Guardian Gazetesi tarafından yayınlanan’Yılın En

İyi 100 Futbolcusu’ listesinde yer alan Arda Turan ile ik iayrı

reklam filmi çekilecek.

Çekimlerinin bir kısmı Barcelona’da yapılacak olan ilk filmde

yıldız futbolcunun hem ülkesine hem de OPET’in güleryüzlü

kaliteli hizmet anlayışınaolan özlemi, duygusal bir biçimde

anlatılıyor. İstanbul’da çekilen ikinci filmiseTürkiyeFutbolFederasyonu

Milli Takımlar ResmiA karyakıt Tedarikçisi olan

OPET’in Avrupa Kupası yolundaki‘ MilliTakım’a destek mesajlarını

içeriyor.

OPET, daha önceki yıllarda daalanlarının tartışmasız en başarılı

isimlerinden Tarkan, Cem Yılmaz ve Ajda Pekkan gibi

sanatçılarla ses getiren kampanyalara imza atmıştı.

34 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

B2B Encounters tanıtım filmi…

B2B Encounters’in sağlık turizmine ilişkin tanıtım filmi

Eksantrik Prodüksiyon’un çalışmasıyla gerçekleştirildi.

Film uluslararası sağlık fuarlarında ve internet mecrasında

kullanılacak.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Bosphours Encounters

Reklamveren Yetkilisi: Mert Akkök

Yapım Şirketi: Eksantrik Prodüksiyon

Prodüktör: Elvin Ekşioğlu

Yönetmen: Abdullah Ekşioğlu

Post- Prodüksiyon: Eksantrik-Express

Mecra: İnternet

#rengihisset...

Filli Boya, Ceza ile gerçekleştirdiği bu projede, müziğin gücüyle

bir kez daha renklerin derinliğine iniyor, renklerin ruhumuzdaki

yerine kelimelerle ve müzikle dokunuyor.

Renklerin hislere, hislerin de düşlere ve kelimelere dönüştüğü

bu projede sözler CEZA’ya, müzik ROKABEAT‘e ait.

Şarkılara, çekilen kliplerde CEZA: “Her duyguda, her olguda,

her nefeste, rüyalarda, hayallerde, her şarkıda, her bir

sözde renkler vardır. Rengini Hisset!” diyerek herkesi ‘renkleri

hissetmeye’ çağırıyor.

Her çalışmada başka bir rengin anlatıldığı şarkılar, her dinleyicide

de ayrı bir tat bırakıyor. Şarkının klipleri Filli Boya’nın

sosyal medya hesaplarından izlenebiliyor.

Kampanya Künyesi

Proje Sahibi: Filli Boya

Söz: Ceza

Müzik: Rokabeat

Proje Yetkilisi: Selda Uzun

marketing europe & anatolia / 37


Bar


Gezi

ve Sveti Stefan...

Bar ile Sveti Stefan arası 30 km civarında. Denize paralel uzanan

dağların eteğinden doğru yol alarak vardık Sveti Stefan’ a.

Sonra da kalacağımız yeri aramaya koyulduk. Karadağ’ da hava

Makedonya’ nın aksine oldukça sıcaktı. Önceki kısımlarda daha

çok tarihi yerleri gezerken bundaki sonra ki kısımda daha çok

tatil ve deniz odaklı gezeceğiz :)

Fotoğraflar ve yazı Seval Duban / seval@sevalduban.com

Bar ile Sveti Stefan arası 30 km civarında.

Denize paralel uzanan dağların

eteğinden doğru yol alarak vardık Sveti

Stefan’ a. Sonra da kalacağımız yeri

aramaya koyulduk. Her zamanki gibi

yine zar zor bulabildik :(

Oteli bulurken zorlandık ama bulunca

da pek memnun olduk. Kocaman

bir stüdyo daire. Oda kadar da büyük

terası var. Terasta masa, sandalye ve

güneş şemsiyesi, üstelik de deniz manzaralı

bir oda. Hemen birer kahve yapıp

terasın keyfini çıkardık. Sonra da mayolarımızı

giyip sahile doğru yürümeye

koyulduk.

Karadağ’ da hava Makedonya’ nın aksine

oldukça sıcaktı. Önceki kısımlarda

daha çok tarihi yerleri gezerken bundaki

sonra ki kısımda daha çok tatil ve

deniz odaklı gezeceğiz :)

Otelimiz sahile yakın olduğu için yürüyerek

gitmeyi tercih ettik ve etrafı seyrede

seyrede sahile indik. Ada tarihi

dokusu ve surlarıyla çok güzel görünüyordu.

Sveti Stefan aslında minik adanın adı,

fakat artık o yerleşim yerinin adı da

Sveti Stefan olarak biliniyor. Adanın

bağlı bulunduğu minik yerleşim yeri

de dahil. Fakat çok nufüsü oldukça az.

Çok sayıda otel yani pansiyon var. O

yüzden en yüksek nüfus yazın oluyor.

Yokuş aşağı inip sahile vardığımızda

plajın oldukça kalabalık olduğunu gördük.

Plajda şezlong ve şemsiye kiralamak

çok yüksek fiyata geliyor. Kişi başı

50 euro civarı. Fiyatı duyunca çok şaşırdık

çünkü balkanlarda hiç bu kadar

yüksek meblağların telaffuz edildiğini

duymamıştık.

Biz de şezlong olayından vazgeçip havlularımızı

serdik plaja ve orada takılmaya

karar verdik.

Sıcaktan bunaldıkça kendimizi Adriyatik

Denizi’ nin serin sularına bıraktık.

Deniz inanılmaz derece berrak ve güzeldi.

Hiç sudan çıkasım gelmedi taa ki

kara bulutla gökyüzünü kaplayana dek.

Güneş gidince hava biraz serinledi. Biz

de kalkıp minik kasabayı keşfe çıktık.

Sveti Stefan,efsaneye göre 1442 yılında

12 tane aile tarafından kurulmuş.

Yüksek surları ve konumu sebebiyle,

Osmanlı’ lara ve korsanlara karşı korunak

olmuş uzunca bir süre. 1960’lı yıllara

kadar da bu güzel ada, bir balıkçı

köyü olarak anılmış. Eski Yugoslavya lideri

Tito rejimi tarafından, adadaki köylüler

karaya taşınarak; ada dünyanın

ileri gelenlerinin özel tatil beldelerinden

biri haline getirilmiş. 60-80’li yıllar arasında

Sofia Loren, Marliyn Monroe, Orson

Welles, Kirk Douglas ve Liz Taylor

gibi bir çok ünlünün uğrak yeri olmuş.

1990’larda,Yugoslavya’nın bölünüp de

Karadağ’ın Yugoslavya’ dan ayrılmasıyla

Sveti Stefan’ ın da kaderi değişmiş ve

popülerliğini yitirmiş. Aman grubu bunu

marketing europe & anatolia / 39


Gezi

farketmiş olacak ki adayı kiralamış ve

restore ederek kocaman bir tatil köyüne

dönüştürmüş adayı. Restore edilen

binalar arasında 1934 - 1936 yılları arasında

inşa edilen ve uzun bir süre Kraliçe

Marija Karadjordjevic tarafından

yazlık olarak kullanılan Villa Miločer de

var. Villa bir zamanlar 800 zeytin ağacı

ile birlikte 32 hektar alana sahipmiş. Şu

an kaç tane ağaç var bilmiyorum. 2009’

a kadar süren restorasyondan sonra

ada, 50 odası ve 8 süiti olan 5 yıldızlı bir

otel haline gelmiş. Merak edenler için:

https://www.aman.com/resorts/amansveti-stefan

Adayı karşınıza aldığınıda sağ tarafta

kalan kısım pembe kumlu plaj. Bu plaja

giriş kişi başı 75 euro.

Fotoğraftan da görüleceği üzere plaj

boş. Sanırım hafta içi olduğundan ötürü

böyle.

Normal şartlarda sadece gezmek için

Aman Resort’ a giriş yapamıyorsunuz.

Fakat denize girmek için veya yemek

yemek için girebiliyorsunuz. Plaj ücreti

günlük 125 euro. Plaja girmek için değil

40 / marketing europe & anatolia

Yugoslavya’nın bölünüp de

Karadağ’ın Yugoslavya’ dan

ayrılmasıyla Sveti Stefan’ ın

da kaderi değişmiş ve

popülerliğini yitirmiş

de yemek yemek için adaya gitmeyi düşündük

fakat sonra baktık ki, orası da

aşırı sakin. O yüzden vazgeçtik.

Sahilde uzun bir yürüyüş yaptıktan sonra

otele gidip duşumuzu yaptık ve akşam

yemeği için Sveti stefan’ ın en eski

restaurantlarından biri olan Villa Drago

restaurant’ a gittik. Oldukça nefis deniz

ürünleri menüsü olan restaurantta

yemeklerimizi yiyip şarabımızı içtikten

sonra otelimize gidip uyuduk.

Ertesi gün sabah serinliğinde terasta

kahve keyfi yapalım dedik. Ben kahveleri

hazırladım ve terasa çıktık. Keyif

yapacağız ya, ayaklarımızı da diğer

sandalyelere uzatalım diye sandalyeyi

kaldırdım. Sandalyeyi kaldırmamla birlikte

bir sürü arının arasında kaldım.

Meğerse sandalyenin altına yuva yapmışlar.

Ben sandalyeyi hareket ettirince

hepsi üzerime saldırdı. Ne yapacağımı

bilemeden sandalyeyi yerine bırakıp

içeri kaçtım. Ama yine de kurtulamadım.

Serçe parmağım ve kolumdan iki

ısırık almışım. Neyse ki alerjim yokmuş

da hafif yanmayla durumu kurtardık.

Asma ağaçlarında şüphelenmeliydim.

O kadar üzüm olan bir terasta arıların

da olması çok normal. Arılar sakinleşip

yuvasına girince biz de kahve keyfi

yaptık ve kahvaltıyı yapmak için yola

çıktık.

Sveti Stefan oldukça minik bir kasaba

ve denize girmek dışında yapacak pek

bir şey yok. O yüzden burada 1 gün geçirmek

yeterli diyerek Budva’ ya doğru

yola çıktık. Kahvaltıya Budva’ ya gidiyoruz.

Budva ile Sveti Stefan arası yaklaşık

10 km. Dolayısıyla da 15 dakika sonra

Budva’ daydık.

Arabamızı marina yakınlarına parkedip

kahvaltı etmek için mekan arayışına

girdik.

Baktık ki hemen yakınımızda Stari Grad


Gezi

Budva var yani eski şehir, bari orada

kahvaltı edelim dedik. Zaten Budva’ nın

en görülesi yeri de Stari Grad Budva.

Marina tarafındaki kaıdan içeri girip labirent

gibi sokaklarında dolaşarak şirin

bir kafe bulduk, kahvaltı için.

Kahvaltımızı ettikten sonra eski şehirin

daracık, labirenti andıran sokaklarında

gezinmeye başladık.

Eski şehirin içindeki birçok binanın giriş

katı sanat galerisi, kafe, butik ya da

mağazaya dönüştürülmüş. Çok güzel

hediyelik eşyalar var.

Budva, 2500 yıllık geçmişiyle Adriyatik

Denizi kıyısındaki en eski yerleşim yerlerinden

biri. Ayrıca da ülke turizminin

merkezi konumunda. En çok turist ağırlayan

şehir.

1572 yılında Uluç Ali Paşa tarafından

Venediklilerden alınarak Osmanlı topraklarına

katılan Budva, Venedik ile

1573 yılında yapılan anlaşma ile bu ülkeye

geri verilmiş. Bazen bu toprakları

kaybettiğimize çok üzülüyorum.

Eski şehir Budva, 1667 ve 1979 yıllarında

meydana gelen depremlerde

epey hasar görmüş fakat sonrasında

Budva,

2500 yıllık geçmişiyle

Adriyatik Denizi

kıyısındaki en eski yerleşim

yerlerinden biri

yapılan çalışmalar ile günümüzdeki görünümüne

kavuşmuş.

Şimdilerde, Stari Grad Budva, dar

sokakları, meydanları, Orta Çağ’dan

kalma duvar ve kuleleri ile bir labirent

görünümünde.

Stari Grad Budva duvarlarının arasında,

The Citadel (Hisar), Church of

marketing europe & anatolia /41


Gezi

St Mary of Punta, Church of the Holy

Trinity, Church of St John the Baptist,

Svetog Ivana Katedrali gibi bir çok tarihi

eseri barındırıyor.

Ben en çok Hisar (The Citadel)’ i beğendim.

Burası Budva’nın en yüksek

noktası. Buradan her yeri görebiliyorsunuz.

1836 yılında inşa edilen hisar yüzyıllar

içerisinde genişletilip, değiştirilmiş.

İçinde müze ve kütüphane var gezebildiğimiz.

Bir de nefis manzarası.

1804 yılında inşa edilen Holy TrinityKilisesi’

nin önünde ünlü yazar ve politikacı

Stjepan Mitrov Ljubisa’nın mezarı bulunuyor.

Kilisenin mimarisinde Church of

the Assumption’dan esinlenilen noktalar

da bulunuyormuş.

Yaklaşık 1200 yıl önce inşa edilen St

Mary of PuntaKilisesi, bir efsaneye

göre İspanyol denizcilerin Hz. Meryem

heykeli bırakıp mum yaktıkları noktaya

inşa edilmiş. Budva’daki en eski kilise

olan Church of St Mary of Punta bölgedeki

en eski Roma dönemi öncesi

yapılarından biri.

42 / marketing europe & anatolia

Budva’ nın eski şehrini

dolaştıktan sonra

Kotor’ a

doğru yola koyulduk.

Eski şehiri büyük bir hayranlıkla gezdikten

sonra dans eden kız heykelini

görmek için dışarı çıkıyoruz. Budva’ ya

gelmeden önce bu heykel hakkında hiç

bir şey bilmiyordum. Fakat eski şehirdeki

tüm hediyelik eşya dükkanlarında

ya minik heykellerini gördüm ya da

yağlı boya resimlerini. En sonunda dayanamayıp

dükkanlardan birine, heykelin

nerede olduğunu sorduk. Sonra

da dışarı çıkıp aramaya koyulduk.

Bulmamız epey zor oldu çünkü hiç tahmin

etmeyeceğimiz bir yere yapmışlar

heykeli. Sahilde bir kayanın üzerine.

Biz heykeli bulup da fotoğrafını çekmeye

başlayınca diğer insanların da dikkatini

çekti ve bir anda heykelin orası

kalabalıklaştı.

Bir efsaneye göre Budva’da boğulan

bir kızın heykeliymiş. Kimilerine göre

de sadece sıradan bir heykel. Biz tam

olarak ne olduğunu öğrenemedik. Bir

de heykele dokunmanın uğur getireceği

yolunda söylentiler de var. Ne olur

ne olmaz diye ben de epey dokundum.

Budva’ nın eski şehrini dolaştıktan sonra

Kotor’ a doğru yola koyulduk.


Gameon

Türkiye’nin dijital oyunlarda geldiği nokta...

Türkiye oyun endüstrisinin önemli organizasyonlarından biri

olan GameX Uluslararası Dijital Oyun Fuarı, İstanbul Lütfi

Kırdar Fuar Merkezi’nde 17 Aralık’ta kapılarını açtı. Organizasyon

çerçevesinde, OYUNDER liderliğinde gerçekleştirilen

paneller, sektörün gelişimini takip eden markalar ve

kurumlar tarafından ilgiyle takip edildi. Organizasyonlar çerçevesinde

ayrıca, OYUNDER Kurucu Başkanı Tansu Kendirli

tarafından, Riot Games’in iki yöneticisiyle dernek üyeleri

arasına katıldığı açıklandı.

eSpor’dan oyun yayıncılığına kadar geniş bir perspektifte

gerçekleşen farklı panellerde, sektör paydaşlarıda yerlerini

aldı. Riot Games Türkiye eSpor Yöneticisi Bora Koçyiğit,

Riot Games Yöneticisi Erdinç İyikulile gazeteci ve League of

Legends yorumcusu Kaan Kural, “Dijital Sporlar” ve “Yayımcılık”

panellerinde,Türkiye’deki oyun ve eSpor ekosistemini

farklı açılardan değerlendirdiler.

Riot Games Türkiye eSpor Yöneticisi Bora Koçyiğit Dijital

Sporculuk Paneli’ndeki konuşmasında, dijital sporun gelişimine

katkı sağlamak istediklerinin altını çizerek şunları

söyledi;“Ülkemizde çok iyieSporcular olduğunu düşünüyoruz.

Ancak Türkiye’deki şartlar henüz yurt dışındaki seviyelerde

değil. Riot Games olarak, bu imkânları geliştirmeye

gayret ediyoruz. Oyun dünyası büyüdükçe, eSpor ekosistemi

de paralel olarak büyüyor. eSpor’cuların kişisel gelişimleri

için aldığımız aksiyonlar var. eSpor’da koçların önemi

de çok büyük. İlerleyen günlerde, koçların gelişimleri için de

eğitim çalışmalarımız olacak. Bu süreçte, isim yapmış konvansiyonel

sporlardaki koçlarla, eSpor arenasındaki koçları

bir araya getirerek workshop’lar düzenlemek, eSpor’cular

ve farklı branşlardaki profesyonel sporcuları buluşturmak

istiyoruz. Bunu bir-iki yıl için hayata geçirmeyi değil, uzun

soluklu olarak planlayarak, düzenli hale getirmeyi istiyoruz.

eSpor’cuların ve koçların gelişimlerinin önünü açmak bizim

için çok önemli.”

Gazeteci ve League of Legends yorumcusu Kaan Kural ise

konuşmasında disiplinin önemine vurgu yaparak; “Benim

işimde günbegün dersini çalışıp, gelişmeleri takip edip, saniyeler

içerisinde anlık hareketleri yorumlayıp, en iyi kritiği

izleyiciye sunmanız gerekiyor. Bu biraz yetenek, biraz çalışma

ama hepsinden daha önemlisi bilgi düzeyinin yüksek

olmasıyla ilgili. Bilgi olmadan fikir olmaz. Bugüne kadar hızla

büyüyen eSpor dünyası daha da hızlı bir şekilde büyümeye

devam edecek” dedi.

Yayımcılık panelinde konuşan Riot Games Türkiye Yöneticisi

Erdinç İyikul ise şu mesajları verdi; “Riot Games’in ilk

günden bu yana bir misyonu var. Bizim amacımız, dünyanın

en oyuncu odaklı şirketi olmak. Bu nedenle dünyada 15’den

fazla ofisimiz var. En önemli nokta, oyuncuyu ve onun istediklerini

anlayabilmek. Oyuncuların bizi çağırdığı yere doğru

gitmeye çalışırken, onları da kendileri için doğru olan tarafa

yönlendirmeye çalışıyoruz.”

OYUNDER (Oyun Tasarımcıları, Geliştiricileri, Yapım ve Yayımcıları

Derneği)Kurucu Başkanı Tansu Kendirli ise Riot

Games’in katılımıyla derneğin daha da geniş bir tabana hitap

ettiğini belirterek; “OYUNDER, üç yıllık bir sivil toplum örgütü.

Çeşitli kanallardan 130’dan fazla üyemiz var. Bu üyelerin

arasına en son katılan ise Riot Games eSpor Yöneticisi

Bora Koçyiğit ve yine Riot Games’den oyun sektöründe çok

deneyimli bir isim olan Barış Yaman oldu.Dernek, çatı olarak

oyuncusundan, tasarımcısına, ödeme sistemlerinden,

yayımcısına kadar, birçok kesimden üyesi olan, geniş kapsamlı

bir yapıya sahip. eSpor’u oyun dünyasının can damarı

olarak görüyoruz. eSpor da önümüzdeki dönemde derneğimizin

önemli bir parçası olacak. eSpor Kurulu’nun öncelikli

olarak kurulmasını ve buradan çıkan karar ve içeriklerin, yetkililere

ulaşmasını istiyoruz. Bu çabaların sektöre daha fazla

değer katacağını düşünüyor ve umuyoruz” dedi.

42 / marketing europe & anatolia


Gameon

Apple TV’deki İlk Türk Oyunu: Lumino…

1010! ve 1010! World başta olmak üzere oyunlarıyla tüm

dünyada 40 milyonun üzerinde kişiye ulaşan Türk oyun şirketi

Gram Games, Apple TV platformu için hazırladığı yeni

oyunu Lumino!’yu duyurdu. Apple TV’nin dünyada eşi benzeri

bulunmayan dokunmatik kumandası ile oynanan Lumino!,

Apple TV kullanıcılarına ayrıcalıklı bir oyun keyfi sunuyor.

1010! ve 1010! World’ün yapımcısı Türk oyun şirketi Gram

Games, Apple TV için özel olarak geliştirdiği Lumino! adlı

yeni oyununu duyurdu. Tüm dünyada 40 milyondan fazla

oyuncuya ulaşan Gram Games, Lumino! ile Apple TV platformuna

adım attı. Gram Games’in her cuma günü düzenlediği

Prototype Day’de ortaya çıkan onlarca oyun fikri arasından

seçilen Lumino!, 3 kişilik bir ekip tarafından 2 hafta gibi

kısa bir süre içinde AppleTV’ye adapte edildi.

Basit ve çok eğlenceli bir bulmaca oyunu olan Lumino!’nun

oyun mekaniği, Apple TV için özel olarak tasarlandı. Uzayın

karanlığında kalan son ışık hüzmesi olan Lumino!’nun

kontrol edildiği oyun, televizyonda çok şık gözüken sade bir

tasarıma sahip.

15 hamle hakkıyla başlanan oyunda amaç Apple TV kumandasıyla

Lumino!’yu sağ, sol, yukarı ve aşağıya hareket ettirerek

aynı renkteki sıralı ışık kürelerini toplamak. Ek hamle

hakkı, bonus puanlar ve daha yüksek skor için aynı renkteki

birden çok küreyi tek hamlede toplamak gerekiyor. Apple TV

platformu için hazırlanan ilk Türk oyunu olan Lumino! bölüm

ve zaman sınırı olmadan kesintisiz bir oyun deneyimi sunuyor.

Büyük finali 36 milyon kişi izledi...

Ekim’debaşlayan ve beş hafta boyunca nefes kesen mücadelelerle

rüzgâr gibi geçen League of Legends Dünya

Şampiyonası, geçtiğimiz yılın istatistiklerini neredeyse ikiye

katlayarak, dünya çapında rekor izlenme rakamlarına ulaştı.

Turnuvanın final mücadelesi, 36 milyon LoL tutkununu ekran

başında buluşturdu.

LoL tutkunları bu yıl da reyting oranlarını alt üst etmeyi

başardı. Paris’ten Berlin’e uzanan League of Legends

Dünya Şampiyonası, eSpor’un dünyada gördüğü ilginin ne

denli arttığını da ortaya koydu.

Final karşılaşmasının bu yılki tekil izleyici rakamı, geçen yıl

Sangam Stadı’nda gerçekleşen Samsung White - Royal

Club maçının 27 milyonluk rekorunu da açık farkla geride

bırakarak, 36 milyona ulaştı. Final karşılaşmaları, tüm

zamanların en yüksek toplam izlenme rakamına ulaşarak,

toplamda 360 milyon saat boyunca eSpor severleri ekran

başına kilitledi. 2014 Dünya Şampiyonası finalleri ise toplamda

194 milyon saat izlenmişti.

Günlük toplam kümülatif tekil izlenme oranlarına

bakıldığında, (her gün için çevrimiçikanallar ve TV yayınları

üzerinden turnuvayı takip eden tekil izleyicilerin toplamı)

dört haftalık süreçte izlenme sayısının toplam 334 milyona

ulaştığı görülüyor. Aynı oran 2014 yılı finalleri için 288 milyon

olarak açıklanmıştı. Toplam 73 karşılaşmanın, eşzamanlı

izlenme rakamı ise bu yıl, her saat için 4,2 milyona ulaştı.

SK Telecom ile KOO Tigers arasında Berlin Mercedez-Benz

Arena’da gerçekleşen final karşılaşması ise yine eş zamanlı

olarak (izleyicilerin aynı anda izleme yaptığı en yüksek zaman

diliminde) 14 milyon kişi tarafından takip edildi. Bu

rakam 2014’te 11 milyon olarak kayıtlara geçmişti.

marketing europe & anatolia / 43


Kültür - Sanat

“Oscar’ın Yabancıları”...

İstanbul Modern Sinema, Oscar heyecanı yaklaşırken

Başka Sinema işbirliği ve Sinema Sponsoru Türk Tuborg

A.Ş.’nin katkılarıyla, 7-17 Ocak tarihleri arasında “Yabancı

Dilde En İyi Film” kategorisine aday 18 filmlik “Oscar’ın

Yabancıları” başlıklı bir program sunuyor. Önümüzdeki

günlerde sonuçları açıklanacak bu çekişmeli yarışta

adı öne çıkan filmlerden oluşan bu seçki, Oscar adayı

olmalarının yanında, Hollywood kulvarının dışında, dünya

festivallerinde başarılı olmuş, farklı dil ve kültürlerden filmlerin

buluştuğu bir kategoriyi de temsil ediyor.

28 Şubat’ta açıklanacak 88. Oscar Ödülleri’nden önce

İstanbul Modern Sinema’da sunulan programda geçtiğimiz

günlerde aday adayları arasından açıklanan“Yabancı Dilde

En İyi Film” kategorisine aday olan 9 filmden 5 tanesi

gösterilecek.

“Oscar’ın Yabancıları” başlıklı programda ayrıca Venedik

Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’ne layık görülen,

Kaan Müjdeci’nin ilk uzun metrajlı filmi “Sivas”, Oscar’ın

resmi seçkisinde yer alan ilk Etiyopyalı film olma özelliğini

taşıyan Yared Zeleke’den “Kuzu” filmide gösterilecek.

Nazlı Kar...

Nazlı Kar, dört kız

kardeşin odağında

gelişen bir “kadın

romanı”. Yazar,

satırlarında gelenek ve

modernlik, Doğu ve Batı

kavramlarını sorgularken

okuyucusunu da

kendisine katılmaya davet

ediyor. Kitap adını,

Japon şiirindeki bir söz

sanatından alıyor. Kiraz

çiçeklerinin baharda

dallarından dökülmesini

kar zannetmek…

Kitabın kurgusu da bu imgeye uygun bir biçimde mevsimlerin

döngüsünü aktarıyor, zamanın geçişine duyulan

hüznü bize ulaştırıyor. Bir döneme, farklı bir coğrafyaya,

Japon algısına, kültürüne bir yolculuk yaptıran kitap

Esin Esen çevirisiyle Can yayınlarından çıktı.

Kemal’in Londra

Günlüğü ...

Özge A. Lokmanhekim’in

kaleme aldığı, Gökçen

Eke’nin çizimlerini

gerçekleştirdiği Kemal’in

Londra Günlüğü annelerin

beğenisine sunuldu.

Tanıtım konuşmasında

çocukların dünya kültürünü

tanımalarının önemine

vurgu yapan yazar

Lokmanhekim, “Kemal’in

Londra Günlüğü, çocuklara

farklı ülkelerin kültürlerini

tanıtmaya hedefleyen bir serinin ilk kitabı. Bir

sonraki kitabımız Brüksel temalı olacak.” diyerek ikinci

kitabın da müjdesini verdi.

Çocuk-ebeveyn ilişkisinin en olumlu ve keyifli yanlarını

sergileyen Kemal’in Londra Günlüğü, Altın Kitaplar etiketiyle

tüm kitapçılarda.

44 / marketing europe & anatolia


Kültür - Sanat

“Günlük Sesler”...

Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezinde

Kent yaşamına dairçeşitli seslerin deneyimlenebileceği

“Günlük Sesler: Sesi Gündelik Hayat Üzerinden

Keşfetmek” sergisinde, gündelik hayatta dikkatten kaçan

sesler de ziyaretçilerle buluşacak. 8 Ocak Cuma günüaçılacak

sergi, 20 Mart 2016 tarihine kadar ziyaret edilebilecek.

Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma

Merkezi (ANAMED), yenisergisini günlük seslere ayırdı.

Günlük Sesler, ziyaretçileri kent yaşamına dair çeşitli seslerin

yanı sıra gündelik hayatta dikkatten kaçan seslerle

debuluşturacak.İçerik geliştirme, sergi tasarımı ve grafik

tasarımını PATTU’nun (Cem Kozar, Işıl Ünal) üstlendiği

sergide, ses tasarımcıları Mine Erkaya ve Ateş Erkoç’un

ses yerleştirmeleri ile ziyaretçileremekan, sokak ve kent

gibi farklı ölçeklerde bir soundscape (ses alanı) deneyimi

sunuluyor.Kent seslerinin derlendiği başka bir bölümde

ise, ziyaretçilere etkinliğin parçası olma imkânı sunulacak.Çalışmaya

katılmak isteyenler, bu amaçla oluşturulan

www.soundsslike.com internet sitesini ziyaret ederek,

kentlerinde kaydettikleri sesleri yükleyebilecekler.

“Sınıraşırılıklar üzerine”...

Açıkekran Yeni Medya Sanatları Galerisi, Ali Akay küratörlüğünde,

insan odaklı çalışmalarında dijital teknolojileri ustaca

kullanan video virtüözü URSULA BIEMANN’ın “SINI-

RAŞIRILIKLAR ÜZERİNE” sergisine ev sahipliği yapıyor.

İsviçreli sanatçı Ursula Biemann, küresel dünya insanlarının

farklı coğrafyalara rağmen yaşadıkları ortak sorunları,

dokümanter bilgi ve estetiği ortak enstrüman olarak kullanabilen

video sanatı aracılığıyla anlatıyor. Sınırlarla bölü-

nen dünya coğrafyasının iklim sorunları, geçinme, göç ve

sürdürülebilirliğe dayanan güncel konjonktüründe doğa ve

yaşanan coğrafya, yaşamı belirleyen en önemli parametreler

olarak izleyiciye betimleniyor. Biemann, imgeleri dökümante

edercesine natüralist bir yaklaşımla ele alırken,

kullandığı grafik, dil ve estetik bakışıyla üsluplaştırıyor.

Sergi, 13 Şubat 2016’ya kadar izlenebilecek.

marketing europe & anatolia /45

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!