26.03.2017 Views

marketing europe & anatolia Sayı: 052

marketing europe & anatolia, ekonomi, medya, reklam, iletişim ve pazar alanında aylık olarak yayınlanan bir e-dergidir. marketing europe & anatolia’da reklamcı Nurgül Eryıldır Günay'ın kelebek etkisi yaratan ve Yönetmen Abdullah Ekşioğlu'nun adresini bilen yazılarını okuyabilir, ilgi çekici röportajları, haberleri, reklam kampanyaları künyelerini, kültür – sanat ya da gezi gibi sayfaları da bulabilirsiniz. marketing europe & anatolia Ekşioğlu Medya Grup tarafından yayınlanmaktadır.

marketing europe & anatolia, ekonomi, medya, reklam, iletişim ve pazar alanında aylık olarak yayınlanan bir e-dergidir. marketing europe & anatolia’da reklamcı Nurgül Eryıldır Günay'ın kelebek etkisi yaratan ve Yönetmen Abdullah Ekşioğlu'nun adresini bilen yazılarını okuyabilir, ilgi çekici röportajları, haberleri, reklam kampanyaları künyelerini, kültür – sanat ya da gezi gibi sayfaları da bulabilirsiniz. marketing europe & anatolia Ekşioğlu Medya Grup tarafından yayınlanmaktadır.

SHOW MORE
SHOW LESS

Create successful ePaper yourself

Turn your PDF publications into a flip-book with our unique Google optimized e-Paper software.

marketing europe & anatolia

Tarih: Mayıs 2016 Sayı: 52

retorik

Laiklik tartışması

neden açıldı?...

kelebeğin

fırtınası

K....nı silerken

bile faydan dokunsun!

Pespayelik

diz boyu...


İçindekiler

Sayı: 52 Tarih: Mayıs 2016

İmtiyaz Sahibi

Eksantrik Film Prodüksiyon

P.K.: 112 34725 Kızıltoprak - İstanbul - Tr.

Genel Yayın Yönetmeni ve

Sorumlu Yazı İşler Müdürü

Elvin Ekşioğlu

e-mail: elvineksioglu@gmail.com

Haber ve Fotoğraflar

Agency Europe & Anatolia

aeanews@aeanews.com.tr

aeanews@gmail.com

Katkıda Bulunanlar

Nurgül Eryıldır Günay

Ali Erdem Ekşioğlu

Seval Duban

Ekim Solemez

Yusuf Yener Günay

Danışman

Abdullah Ekşioğlu

İlan Rezervasyon

Gözde Öztürk

Yayın Türü

Süreli Yayın

marketing

europe & anatolia

Yönetim Yeri

Agency Europe & Anatolia

Feneryolu Mh. Fahir Açan Sk.

Deniz Ap. No: 21 /15

Kadıköy - İstanbul - Tr.

Tel: +90 555 233 24 41

e-mail: meadergi@gmail.com

marketing europe & anatolia

Agency Europe & Anatolia tarafından

Süreli yayınlanan bir e-dergidir.

Bu yayının tüm hakları Eksantrik Film

Prodüksiyon’a aittir. Tamamı ya da bir

bölümü yayıncısının izni olmaksızın

çoğaltılamaz ve yayınlanamaz.

Tüm ilanların sorumluluğu firmalara,

makalelerdeki görüşler ve hukuki

sorumluluk yazarlara aittir.

Bu derginin yayınlanma sürecinde

hiçbir ağaç zarar görmemiştir.

http://www.meadergi.com

mobil: http://m.meadergi.com

http://www.facebook.com/meadergi

instagram: meadergi

https://twitter.com/meadergi

Bir Ekşioğlu Medya Grup kuruluşudur.

Kısa Kısa 04 - 07

Teknoloji 10 - 11

Medya Dünyası 12 - 13

Röportaj 14 - 17

kelebeğin fırtanası 19

Reklam dünyası 20 - 21

Röportaj 22 - 24

retorik 27

Kampanyalar 29- 37

Gezi 38 - 44

Game On 46 - 47

Kültür Sanat 48 - 49

marketing europe & anatolia / 1


Köşe

Elvin Ekşioğlu / elvin@eksantrik.com

( editörden

)

Pespayelik diz boyu...

Uzun süredir Türk reklamcılığını yakından takip ediyorum, bu arada yabancı

ülkelerdeki örnekleri de gözlemleme şansım oluyor. Belki dostlarımız bana alınacak

ama uluslararası modellerle karşılaştırıldığında Türk reklamcılığının çok da iyi bir

konumda olduğunu söyleyemeyeceğim.

Maalesef altyapısız, bilgi birikiminden yoksun taklitçilik bu sektörü de kıskaca almış

durumda. Piyasada yetkinliğini kanıtlamış, reklamcılığı hakkıyla yapan kişi ve

kurumları ayrı tutarak belirtmeliyim ki sektörün genel yapısı çok da iç ferahlatıcı değil.

Son çekilen tüm reklamlarda yüksek prodüksiyon giderlerine rağmen teknik

yetersizlik modası var. Ne olduğunu anlamaya bile çalışmamak lazım. Kimse kusura

bakmasın ama prodüksiyon firmaları yerden çıkan mantarlar gibi nereden çıktıkları

belli bile olmadan orataya çıkıp iki üç iş yapıp batıp gidiyorlar. Piyasada özellikle

prodüksiyon firmalarındaki yetersizlik ve cehalet artık sektörün tamamına zarar veren

bir seviyeye ulaştı.

Hal böyle olunca, marka oluşturmaktan, kurumsal kampanyalardan uzak sadece

sıcak satış hedefleyen, hedef kitleye ulaşmak bir yana kıyısından bile geçmeyen

birsürü çöp, piyasada kirlilik yaratmaya devam ediyor.

Reklamverenlerin bu pespayeliğe kısa sürede itiraz etmeleri zorunluluk halini aldı.

Sanıyorum bu itirazın gelmesi çok da uzak değil. Reklam piyasasının bir bölümünün

ahbap çavuş ilişkisiyle ya da etik olmayan nedenlerle yetkin olmayan yapım firmaları,

yönetmen ve ekiplerle çalışmayı tercih etmeleri, rahatsızlığın boyutunu büyüten bir

faktör olarak karşımıza çıkıyor. Korkarım bu pespayelik önümüzdeki günlerde hiç de

makul olmayan bir faturayı hepimizin karşısına çıkaracak.

Umarım doğal seçilim sektörü bu yozlaşmadan, zarar onarılamaz hale gelmeden

önce kurtarır.

marketing europe & anatolia / 3


Kısa Kısa

Yükselen Trend “Native” Reklam...

Dijital reklamcılıkta

son dönemlerin yükselen

trendi olan

“native” reklam, IAB

Türkiye ve The Best

Of Global Digital

Marketing tarafından

düzenlenen “İçerik

Pazarlaması & Native

Reklam Başarı

Öyküleri” (Best of Content Marketing & Native Advertising)

seminerinde sektörün uluslararası uzmanları tarafından

anlatılacak.Pazardaki yenilikler, gelişmeler hakkında dijital

dünyayı bilgilendirmek amacıyla tasarlanan seminerde

Best Marketing International CEO’su Hando Sinisalu, e-ticarette

içerik pazarlaması, içerik pazarlaması ve big data,

hikaye anlatımının geleceği konularında bilgi aktaracak.

Brand Movers CEO’su ve aynı zamanda Native Advertiing

Institute Kurucu ve CEO’su Jesper Laursen ise içerik pazarlama

stratejisi yaratılması, içerik pazarlamada etkililik

ölçümü ve native reklam hakkında konuşacak; dünyadan

ve Türkiye’den örnekler verecek.

Mynet ve Onedio’nun Altın; EngageYa’nın Gümüş; Ligatus

ve Reklam Native’in Bronz Sponsorluğunu üstlendiği

etkinliğin tanıtım faaliyetleri SesliHarfler tarafından yürütülüyor.

Geleneksel mecralardaki advertorial çalışmaların

dijital versiyonu olarak tarif edilebilecek olan “native” veya

doğal reklam, markaların hikayelerini eğitici ve eğlendirici

içeriklerle anlatarak müşterisiyle etkileşime geçmesini

sağlıyor. Native reklamda marka mesajları, farklı mecralarda

yer alan video ya da makalelerin içine, mecranın genel

yapısına uygun biçimde yerleştiriliyor ve kullanıcı deneyimini

kesintiye uğratmadığı için daha etkili oluyor. Özellikle

dijital mecralarda viral yayılım potansiyeli de taşıyan native

reklamlar, tüketicilerin ilgilendikleri içeriği tüketirken

markayla reklam görüntüsünden uzak, doğal bir şekilde

karşılaşmasını ve etkileşime geçmesini sağlıyor.

Yurt içi ve yurt dışından örnekler üzerinden dijital

reklamcılığın yükselen trendine ışık tutacak olan seminer

4 Mayıs 2016 Çarşamba günü Hilton Bomonti’de düzenlenecek.

Akıllı Metropoller İstanbul Konferansı...

Türkiye’de ilk kez Türkiye İMSAD organizasyonuyla

gerçekleştirilecek olan SBE16 İSTANBUL Konferansı’nın

adresi belli oldu. 13-15 Ekim 2016 tarihleri arasında Swissotel

The Bosphorus İstanbul’da yapılacak olan konferansta

sürdürülebilir bir gelecek için fikirler, yöntemler ve teknikler

gündeme taşınarak, çözüm arayışları gerçekleştirilecek.

Türkiye’nin iklim değişikliği kapsamındaki ulusal vizyonunun

konuşulacağı konferans, duyurusunun yapıldığı ilk

günden bu yana büyük ilgi ile karşılaşırken, konferansa

180 yakın bildiri özeti gönderildi.

SBE16 ISTANBUL Konferansı çerçevesinde; sürdürülebilir,

yeşil, dayanıklı ve akıllı binalar, kentler ve metropoller ile

ilgili konuların tüm yönleriyle işleneceği konferansta inşaat

sektörünün tüm aktörleri desteğiyle gerçekleşecek.

Dünyanın 50’den fazla ülkesinde 2000 yılından bu yana

yapılmakta olan Sürdürülebilir Yapılı Çevre Konferanslar

Serisi (The Sustainable Built Environment Conference

Series), yapı malzemesi üreticilerini, bilim insanlarını,

uygulayıcıları, mimarları, mühendisleri, müteahhitleri,

akademisyenleri, sanayicileri, devlet kurumlarını ve sivil

toplum kuruluşlarını bir araya getirmeyi hedefliyor. Tür-

kiye İMSAD’ın organizatörlüğünde 13-15 Ekim 2016’da

gerçekleştirilecek konferansa gelen 180’e yakın bildiri

özeti bilim komitesi tarafından incelenerek seçiliyor.

4 / marketing europe & anatolia


Kısa Kısa

Akbank 2016 1. çeyrek sonuçları...

Akbank’tan 2016’nın ilk

çeyreğinde Türkiye ekonomisine

toplam 186 milyar TL kredi desteği

Akbank yılın ilk üç ayında1milyar

71 milyon TL konsolide net kâr

elde etti. Bankanın 2016yılı ilk

üç aylık finansal sonuçlarına

ilişkin yaptığı açıklamada Akbank

Genel Müdürü Hakan Binbaşgil,“2016’nın ilk çeyreğinde

uluslararası piyasalardaki belirsizliklere rağmen, geçtiğimiz

yılın aynı döneminegöre aktiflerimizi yüzde 11 büyüterek

259 milyar TL’nin üstüne çıkardık. Aynı dönemde, nakdi

ve gayrinakdi kredilerimizle ekonomimizin büyümesine

sağladığımız desteği yaklaşık 186 milyar TL’ye yükselttik.

Bu başarılı performansımızın arkasında yüksek aktif

kalitemiz, güçlü finansallarımız, nitelikli insan kaynağımız

ve gelişmiş teknolojik altyapımız var” dedi. 2016’nın ilk

çeyreğinde Akbank’ın1 milyar 359 milyon TL brüt kâr elde

ettiğini kaydeden Binbaşgil, “Brüt kârı üzerinden 288 milyon

TL vergi karşılığı ayıran bankamızın konsolide net kârı

1 milyar 71 milyon TL oldu. Aynı dönemde özsermaye getirimiz

%15 seviyesinde gerçekleşti” dedi.

“Kredilerimizle ekonomimize sağladığımız desteği

yaklaşık 186 milyar TL’ye çıkardık”

Bankacılık sektörünün ekonomik büyüme ve katma değer

yaratmada kritik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan

Binbaşgil, “Türkiye’nin potansiyeline ulaşması için gerekli

yatırımlaradesteğimizi sürdürüyoruz. KOBİ’ler dahil tüm

tüzel müşterilerimizin gelişimine ve girişimciliğe ayrı bir

önem veriyoruz. Kredilerimizle ekonomimize sağladığımız

desteği yaklaşık 155 milyar TL’si nakdi olmak üzere toplamda

yaklaşık 186 milyar TL’ye çıkardık” dedi.

“Takipteki kredi oranımız, aktif kalitemizin göstergesi”

Akbank’ın aktif kalitesini koruduğunu vurgulayan

Binbaşgil, “2016’nın ilk çeyreğinde takipteki kredi

oranımızı yüzde 2 seviyesinde tuttuk. Sektördeki en düşük

takipteki kredi oranlarından birine sahibiz” dedi. Takipteki

kredi karşılıklarına da değinen Binbaşgil, Akbank’ın genel

kredi karşılıkları da dikkate alındığında takipteki kredilere

yaklaşık yüzde 177 oranında karşılık ayırdığını kaydetti.

Türk Telekom 2016 1. çeyrek sonuçları...

Türk Telekom, 2016 yılı birinci çeyrek operasyonel ve finansal

sonuçlarını açıkladı ve yıla rekor seviyede gelir

büyümesi ile başladı. Türk Telekom’un gelirleriyıllık bazda

%11 artarak 3,8 milyar TL olurken, 2008 yılındaki halka

arzdan bugüne en yüksek organik büyüme hızı kaydedildi.

Diğer taraftan FAVÖK,marka birleşimine ve 4.5G

lansmanına ilişkin artan pazarlama harcamalarının etkisi

ile 1,3 milyar TL oldu. Yatırım harcamaları ise hızlanan

4.5G yatırımlarının etkisi ile yıllık bazda iki katın üzerine

çıkarak 708 milyon TL olarak gerçekleşti. Net kar 2016 yılı

birinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla daha

elverişli olan kur ortamının desteği ile yıllık bazda önemli

ölçüde yükselerek 408 milyon TL oldu.

Türk Telekom, mobil, internet, telefon ve TV alanında

hizmet veren markalarını “Türk Telekom” tek marka çatısı

altında birleştirerek gerçekleştirdiği entegrasyonun olumlu

etkilerini gördüğü bir çeyreği geride bıraktı. Şirket, toplam

abone sayısını tüm ana iş birimlerindeki sağlam performans

ve entegrasyonun getirdiği sinerji ile 38 milyona

ulaştırdı ve çeyreksel bazda abone büyümesinde önemli

bir başarı elde etti. Türk Telekom’un mobilabone sayısı

birinci çeyrekte 461 bin

net abone kazanımı

ile 17,7 milyonu aştı.

Geniş bantabone sayısı

birinci çeyrekte 197 bin

net abone kazanımı ile

8,2 milyona ulaşırken,

son 12 ayda ise 587

bin net genişbant abone

kazanımı ile 2009 yılından bu yana en yüksek artış

gerçekleşti. Fiber aboneleri ise çeyrek bazda 168 bin

net abone kazanımı ile toplamda 1,6 milyonu aştı. 2016

1. çeyrek net fiber abone artışı 2013 yılından bu yana

elde edilen en yüksek abone kazanımı olarak kaydedildi.

Türk Telekom CEO’su Rami Aslan 2016 yılı birinci çeyrek

sonuçları hakkında şöyle konuştu: 2016’nın ilk çeyreğinde

Türk Telekom Grubu olarak, güçlü operasyonel ve finansal

sonuçlar elde ettik. 2016 için sağlam hedefler koyduk ve

bu hedeflerle uyumlu bir şekilde 2016’ya başladık. Gelirlerimizi,

yıldan yıla %11 artırarak, 2008’de gerçekleştirilen

halka arzdan bu yana en hızlı organik büyümeyi elde ettik.

marketing europe & anatolia / 5


Kısa Kısa

IBM Türk’ün yeni

Genel Müdür...

IBM Defne Tozan’ın IBM Türk Ülke

Genel Müdürü olarak atandığını

duyurdu. Ocak 2013’ten beri bu görevi

yürüten IBM Türk eski Genel

Müdürü Isabel Gomez Cagigas ise

IBM Global Teknoloji Hizmetleri Ortadoğu

ve Afrika Genel Müdürü olarak

atandı. Defne Tozan, IBM Türk

organizasyonunun başına geçerek

Kognitif, Bulut Bilişim, Büyük Veri ve Analitik, Mobil ve

Güvenlik alanlarındaki IBM’in ileri teknoloji çözümlerini

ülkedeki kilit sektörlerin mevcut ve olası ihtiyaçları doğrultusunda

konumlandırıyor olacak.

IBM kariyeri boyunca Defne Tozan, kamu sektörü

ve telekomünikasyon endüstrisinde çeşitli yöneticilik

rolleri üstlendi. 2008 yılında IBM Global Teknoloji

Hizmetleri’nde çalışmaya başlayan Defne Tozan, 2014

yılında IBM Global Teknoloji Hizmetleri Türkiye Direktörü

oldu. Bu rolde Global Teknoloji Hizmetleri organizasyonunu

yeniden yapılandırarak hem büyüme, hem de

hizmet kalitesi ve müşteri memnuniyetinde artış sağladı.

Defne Tozan, Ortadoğu Teknik Üniversitesi Elektrik ve

Elektronik Mühendisliği mezunudur.

Boyner Atama...

Boyner Büyük Mağazacılık Pazarlama

Genel Müdür Yardımcılığı

görevine Burcu Körpeağaç

atandı

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi

Radyo TV-Sinema Bölümü

mezunu olan Burcu Körpeağaç,

kariyerine 1996 yılında

Halkla İlişkiler alanında Müşteri

İlişkileri Temsilcisi olarak başladı.

Devam eden üç yıl boyunca Interbank,

Egebank ve Demirbank’ın Kurumsal İletişim departmanlarında

yönetici olarak çalıştı. Körpeağaç, 2000

yılında Boyner Grup’un iştiraki olan Benkar’da Reklam

Departman Müdürü ve ardından Beymen’de Pazarlama

İletişim Müdürü olmak üzere Boyner Grubu’nda 5 yıl

görev aldı.2005’te reklam ajansı tarafına geçerek, Yeni

Müşteri ve Müşteri Grup Direktörlüğü görevlerinde 7 yıl

boyunca farklı markaları yönetti.

2013 yılında ise tekrar perakende sektörüne dönen Körpeağaç,

Vakko’da Pazarlama Direktörü olarak 2016 yılının

Mart ayına kadar görev yaptı. Körpeağaç, ayrıca,

Vakko Esmod Moda Akademisi’nde Lüks Pazarının Dinamikleri

üzerine eğitimler verdi.

Eczacıbaşı-Baxalta atama...

Daha önce Baxalta Hemofili Divizyonunda

“Global Pazarlama Direktörü”

olarak görev yapan Canan

Bademlioğlu, Eczacıbaşı-Baxalta

Sağlık Ürünleri Genel Müdürlüğü’ne

atandı.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Biyoloji

Bölümü’nden 2000 yılında

mezun olan Canan Bademlioğlu, iş

yaşamına yine aynı yıl Eczacıbaşı-

Baxter’da Kalite Güvence Uzmanı

olarak başladı. 2001 yılında geçtiği Renal Ürünler Pazarlama

ve Satış Müdürlüğü’nde dört yıl boyunca Ürün Yöneticisi Yardımcısı

olarak görev yaptı. 2005 yılında Uzman Ürün Yöneticisi

olan Canan Bademlioğlu, 2008 yılında Biyolojik Ürünler

Pazarlama ve Satış Müdürü görevine getirildi.

2011 yılında Biyolojik Ürünler Pazarlama ve Satış Direktörlüğü

görevini üstlendi ve aynı yıl EMEA bölgesinin en iyi Biyoterapi

Ekibi ödülünü kazandı. 2014 yılında ise tüm ürün grupları ve

ticari operasyonlar fonksiyonlarından sorumlu Pazarlama ve

Satış Direktörü oldu. Kasım 2015 tarihinden bu yana Baxalta

Hemofili Divizyonu’nda “Global Pazarlama Direktörü” olarak

görev yapan Canan Bademlioğlu, 1 Nisan 2016 itibariyle atandığı

“Eczacıbaşı-Baxalta Sağlık Ürünleri Genel Müdürlüğü”

pozisyonunda 105 kişilik bir ekipten sorumlu olacak.

Yellow Pages, Pirelli markasına

da hizmet verecek...

hizmet verecek.

Pirelli’nin lokasyon bazlı pazarlama

ajansı Yellow Pages oldu

Lokasyon bazlı pazarlama

çalışmalarıyla her geçen gün

yeni iş birliklerine imza atan Yellow

Pages, Pirelli markasına da

Dünyanın 160 ülkesinde bulunan, 1960 yılından bu yana

ise Türkiye’de faaliyet gösteren, otomotiv sektörünün önemli

oyuncularından ve Türkiye premium lastik sektörü lideri Pirelli,

lokasyon bazlı pazarlama ajansı olarak Yellow Pages’ı

seçti. Yellow Pages, Türkiye genelindeki 100 adet Pirelli satış

noktası için Apple, Bing, Google My Business, Google Haritalar,

Facebook Places, Foursquare, Yandex.Haritalar gibi önde

gelen dijital harita platformlarında lokasyonların kurulumu,

güncellenmesi ve bakımı hizmetlerini gerçekleştirecek.

Bu hizmet sayesinde Pirelli marka lastik almak isteyen

müşteriler, kendilerine en yakın satış noktasını online haritalar

ve navigasyon uygulamaları üzerinde doğru noktada ve

kolayca bulabilecek. Yellow Pages, manuel coğrafi kodlama

sistemi ile tüm Pirelli satış noktalarının coğrafi kodlarını tek tek

çıkartacak ve haritalar üzerinde güncellenmesini sağlayacak.

6 / marketing europe & anatolia


Kısa Kısa

İhracat nisan ayında 11 milyar 443...

Iİhracat nisan ayında 11

milyar 443 milyon dolar

olarak gerçekleşti.

Türkiye İhracatçılar Meclisi

(TİM), nisan ayında

geçen yılın aynı ayına

göre yüzde 2,8 kayıpla 11

milyar 443 milyon dolar

ihracat gerçekleştirildiğini

açıkladı. Yılın ilk 4 ayında

ise ihracat yüzde 8,4 daralarak

46 milyar 187 milyon dolar oldu.

Otomotiv endüstrisi 2 milyar dolarlık ihracatla Nisan

ayında liderliğini sürdürürken, bu sektörü 1,5 milyar dolar

ile hazırgiyim ve konfeksiyon sektörü ve 1,2 milyar

dolar ile kimyevi maddeler ve mamulleri sektörü izledi.

TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, ihracatın gelişmesinde

işadamları kadar işçilerin de payının büyük olduğunu

vurgulayarak 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü

kutladı.

Nisan ayında ihracatta bir düşüş olmasına rağmen,

ilk 4 ayda miktar bazında ihracatın arttığını kaydeden

Büyükekşi, “İhracatımızın gerilemesinde ihracat

fiyatlarındaki düşüş etkili oluyor. Ancak, miktar bazında

ihracatımızın artıyor olması bizleri sevindiriyor” dedi.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), nisan ayı ihracat

rakamlarını Antalya’da EXPO Fuar Merkezi’nde açıkladı.

TİM verilerine göre, nisan ayında geçen yılın aynı ayına

göre yüzde 2,8 oranında düşüşle 11,4 milyar dolar ihracat

gerçekleştirildi. Yılın ilk 4 ayında ise yüzde 8,4 kayıpla 46,2

milyar dolar ihracata imza atıldı. Son 12 aylık dönemde

de bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,6 gerilemeyle

139,6 milyar dolarlık ihracat yapıldı.

Tüm Sektörler İçerisinde İhracatını en fazla tütün sektörü

artırdı Sektörel bazda nisan ayında en fazla ihracatı 2 milyar

47 milyon dolarla geçen yılın aynı ayına göre yüzde

11,5 artış gösteren otomotiv endüstrisi gerçekleştirdi. Bunu

yüzde 13,3 artış ve 1 milyar 526 milyon dolarla hazırgiyim

ve konfeksiyon sektörü ve yüzde 14,6 kayıp ve 1 milyar

229 milyon dolarla kimyevi maddeler ve mamulleri sektörü

takip etti.Nisan ayında sanayi sektörleri içerisinde en

fazla ihracat artışını yüzde 14,9 ile savunma ve havacılık

sanayii sektörü yakalarken, tarım sektöründe en fazla

ihracat artışı yüzde 47,3 ile tütün sektöründe yakalandı.

Diğer taraftan, miktar bazında 12 sektörümüzde ihracat

artışı yaşanırken, 14 sektörde ihracatımız geriledi.

Kipa, 2016’nın ilk çeyrek...

Kipa, 2015/2016 finansal yıl sonuçlarını

açıkladı. Şirket, müşteri odaklı

yaklaşımının bir sonucu olarak

satışlarını arttırdı. Kipa CEO’su Bill

O’Neill, ekonomide istikrarsızlıkların

yaşandığı bir yıl olmasına karşın

Kipa’nın finansal göstergelerinde

önemli iyileşmeler olduğunu belirterek

“Kipa olarak, işimizin özü kabul

ettiğimiz müşterilerimize yaptığımız yatırımların karşılığını

almaya başladık” dedi.

Kipa, 2015-2016 finansal yıl sonuçlarına göre satışlarını

arttırdı. Kipa’nın çizgi üstü maliyeti yüzde 7 oranında

düşerken; stok değer düşüşü ise yüzde 22.3 oldu. En

çok satış büyümesi ise yüzde 29.8 ile spor malzemeleri,

yüzde 27.6 ile elektronik ürünleri ve yüzde 22.1 ile çanta

kategorilerinde gerçekleşti. Sonuçlarla ilgili bir açıklama

yapan Kipa CEO’su Bill O’Neill, “Müşterilerimize yaptığımız

yatırımın sonuçlarını alıyor olmaktan büyük mutluluk

duyuyoruz. Bu yıl tüm ekibimizle birlikte stratejimizi,

işimizin kalbini oluşturan müşterilerimize her gün biraz

daha iyi hizmet sunabileceğimiz koşulları yaratmak olarak

belirledik. Önümüzdeki yıl da rekabet gücümüzü arttırmaya

odaklanarak çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

Lenovo, 2016’nın ilk çeyrek...

IDC 2016 ilk çeyrek ön sonuçlarına

göre,Lenovo %20

.1 pazar payı ile global PC

pazarındakiliderliğini tam3

yıldırkimseye bırakmıyor.

Lenovo,2016’nın ilk çeyrek

IDC ön sonuçlarına göre

%20.1 global pazar payı

ile dünyanın lider PC üreticisi

konumunu korudu. PC satışları, beklenildiği üzere

2016’nın ilk çeyreğinde de düşmeye devam etti ve dünya

PC pazarı yıldan yıla %11.5 düşüşle toplam 60.6 milyon

adet olarak gerçekleşti.

Zorlu pazar koşullarına ve tüm bölgelerde yaşanan düşüşe

rağmen 12.2 milyon PC adediyle pazarın üzerinde

büyümesini sürdüren Lenovo, ABD pazarında %27

pazar payına ulaşarak rekor bir büyüme gerçekleştirdi.

Son çeyrek büyümesinin ardından Lenovo ABD pazarında

da önemli rakiplerini geride bırakarak üçüncülüğe

yükseldi.

marketing europe & anatolia / 7


Teknoloji

Samsung Kavisli Monitör Portföyü...

Samsung’un yeni 1.800R Kavisli Ekranları, iş ve eğlence

amaçlı kullanıcılar için daha konforlu bir izleme deneyimi

sunuyor

Samsung Electronics CF591 (27 inçlik model) ve

CF390’ın(23,5 inç ve 27 inçlik modeller) yer aldığı yeni kavisli

monitör serisini tanıttı. Samsung’un en yeni kavisli ekranları,

hem profesyonel hem de bireysel kullanıcıların farklı

multimedya ve çoklu görev ihtiyaçlarını karşılarken uzun

süreli kullanıma uygun, görsel açıdan da konforlu bir ortam

sunuyor.

Sektörün ilk kavisli LED monitörünü 2014’te piyasaya sunmasından

bu yana Samsung, çeşitli kullanıcı gruplarının

artan taleplerini karşılamak üzere tasarımını geliştirmeye

devam etti. Yeni CF591 ve CF390 monitörler, insan gözünün

şekline uygun en iyi sunumu sağlamak için daha keskin bir

kavis (1800R, 1.800 mm’lik eğim yarıçapına eşdeğer) ve geliştirilmişresim

kalitesi dahil olmak üzere Samsung’un birçok

yeni özelliğiyle donatıldı.Samsung yeni kavisli monitörleri

Türkiye’deki kullanıcılarla 799 liradan başlayan tavsiye edilen

tüketici fiyatlarıyla buluşturdu.

Huawei P9...

Huawei’nin, fotoğraf alanında dünyanın önde gelen

markalarından Leica ile birlikte geliştirdiği çift kameralı

yeni harikası Huawei P9, üstün özellikleri ve etkileyici

görüntüleme performansıyla dünyanın önde gelen yayınları

tarafından 2016 yılının en iyi akıllı telefonları arasında

gösterildi.

Android Central, Vogue, GQ, ELLE, FHM, Telegraph, The-

Mirror, Daily Star, Forbes, The Wall Street Journal, Marketing

News, BBC News, TheGuardian ve Reuters gibi birçok

uluslararası yayın kuruluşu, Huawei’nin yeni nesil yenilikçi

kamera donanımını farklı görsel örneklerle okurlarıyla

buluştururken, cihazın üst düzey teknolojik özelliklerine de

ön planda yer verdi.

Tümglobal yayınların ve konusunda uzman editörlerin ortak

görüşü ise Huawei P9’un Leicamühendisliği ile geliştirilen

çift kamera donanımının, fotoğraf tutkunlarının beklentilerini

karşılayacak seviyede ve yenilikçi bir ürün olarak

konumlandığı ve akıllı telefon fotoğrafçılığına farklı bir boyut

getirdiği yönündeydi.

Huawei P9 ile akıllı telefonda fotoğraf deneyimi yeni bir

boyut kazanıyor. Huawei’nin son amiral gemisi P9 ile çekilen

her kare, Leica’nın mühendislik kalitesi ile birlikte, yüksek

duyarlılığa sahip ve zamanın ötesindeki karakteristiğini

vurgularken, Leica’nın Standart, Parlak Renk ve Yumuşak

Doku çekim modu seçenekleri ile görsellerdeki profesyonel

dokunuşu bir adım ileri taşınıyor.

10 / marketing europe & anatolia


Teknoloji

Annenizin Şarjı Hiç Bitmesin...

Tunçmatik, çanta ve cepte rahatlıkla taşınabilen Minicharge

Powerbank serisine eklediği yeni modelleriyle ihtiyaç duyulan

her kapasitede çözüm sunuyor.

Anneler Günü’nün yaklaştığı şu günlerde herkesi hediye

heyecanı sardı. Teknolojiyi yakından takip eden annelerimiz

için, hediye alternatifleri arasında ilk sırada mobil şarj cihazları

yer alıyor. Sürekli iletişim halinde olmak, şarj sıkıntısı

çekmek istemeyen anneler için, Türkiye’nin 47 yıllık enerji

çözümleri markası Tunçmatik’in; Minicharge serisinde yer

alan 2000, 4000, 5000 mAh kapasiteli seçenekleri çok iyi

bir alternatif.

Tunçmatik, piyasaya sunduğu ve büyük ilgi gören Minicharge

Powerbank - mobil şarj cihazına ait tüm modellerin,

siyah, beyaz, turuncu, kırmızı, mavi ve yeşil olmak üzere

6 farklı renk seçeneği bulunuyor. Elektronik cihazlarını dilediği

yerde şarj edebilmenin rahatlığına kavuşacak olan

annelerimiz, Minicharge serisinin sahip olduğu aşırı akım,

aşırı voltaj, düşük voltaj, aşırı sıcaklık ve kısa devre koruma

özellikleri ile aynı zamanda değerli mobil cihazlarını koruma

altına da almış olacak.

Minicharge 2000 mAh kapasiteli modeli 65gr, 4000, 5000

mAh modeller ise 129 gr ağırlığında ve 300 defa şarj etme

kapasitesine sahip. Minicharge serisinin tüm modellerini,

Türkiye’nin önde gelen bilişim dağıtıcıları, teknoloji mağazaları,

yapı marketlerinde ve Tunçmatik’in online satış mağazası

shop.tuncmatik.com adresinde bulabilirsiniz.

Sanal gerçeklik ekosistemi HTC VIVE X...

HTC’nin yeni destek programı Vive X, sanal gerçeklik ekosisteminin

büyümesine yardımcı olmak üzere, girişimcilere

100 milyon ABD Doları tutarında yatırım, uzmanlık ve mentorluk

sağlayacak.

HTC tarafından yönetilecek 100 milyon ABD Doları

tutarındaki yatırım fonu ile genç ve yenilikçi şirketler

desteklenirken, bu yeni girişimlere uzmanlık, gelişmiş VR

teknolojileri, finansal yatırım, mentorluk ve pazara açılma

konularında destek sağlanacak.

HTC Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Cher Wang,“En

parlak ve yaratıcı zekaları Vive X’e katılmak üzere bir araya

getirmekten büyük bir heyecan duyuyoruz. Sanal gerçeklik

dünyayı değiştimeyi amançlıyor, bunun daha etkin bir şekilde

yapılabilmesi sağlıklı bir ekosistem oluşması çok önemli.

HTC Vive ile genç yeteneklerin ilginç ve etkileyici içerikler

yaratmasına ve bu sektörün geleceğinin şekillendirilmesine

katkıda bulunmak için sabırsızlanıyoruz” dedi.

İlk aşamada Pekin, Taipei ve San Francisco’da hayata geçirilecek

olan Vive X programına önümüzdeki dönemlerde yeni

merkezlerin katılması planlanıyor.Program sayesinde genç

ve yenilikçi şirketlere fon sağlamanın yanısıra başlangıçtaki

büyüme dönemi boyunca ofislerini bu şehirlerden birinde

kurmalarına da imkan verilecek.

Mayıs 2016’dan itibaren Pekin’de başlayacak Vive X pilot

programı kapsamında, Asya’nın dört bir yanından

seçilmiş genç ve yenilikçi girişimler, Vive platformu ile

birlikte büyümeleri hedefiyle programa katılmaya davet edilecek.

Diğer lokasyonlarda olduğu gibi, Pekin’deki Vive X

kapsamında VR sektöründe başarısını kanıtlamış şirketlerin

büyümesine ivme kazandırmak için her bir katılımcı şirket

küçük bir hisse karşılığında nakit yatırıma erişecek. Program,

VR ekosistemini ve son kullanıcı deneyimini zenginleştiren

içerik, araç, uygulama ve aksesuarlar yaratan her sektörden

şirketlere açık olacak.

marketing europe & anatolia / 11


Medya Dünyası

Görev değişiklikleri...

Yazılı Basında Görev Değişiklikleri

• Gazete Habertürk’te kuruluşundan bu yana görev yapmakta

olan deneyimli editörNurcan Demirtaş ile Haber

Merkezi’nde muhabir olarak görev yapan Derya Öztürkkanaldan

ayrıldı.

• 24 yıl Hürriyet’te görsel yönetmen olarak çalışan ve

Star gazetesinin kuruluşundan itibaren 17 yıl boyunca

gazetenin görsel yönetmenliğini üstlenen Remzi Alişangörevinden

ayrıldı.

• 15 yıldan beri Yeni Şafak gazetesinin Ankara Temsilciliği

görevini yürüten Abdülkadir Selvi gazete ile yollarını

ayırdı. Yeni adresi belli olan yazar Selvi’nin Hürriyet gazetesiyle

anlaştığı öğrenildi.

• Cumhuriyet gazetesinin deneyimli siyaset muhabiri Fırat

Kozok görevinden ayrıldı.

• Star Gazetesi Ankara Bürosu’nun deneyimli parlamento

ve siyaset muhabiri Nevin Bilgin ile Diplomasi Muhabiri

Zeynep Tuğrul, Eğitim ve

bürokrasi haberlerinden sorumlu

Ahmet Fatih Ertran ile İdari

Personel Rafet Altun gazete ile

yolarını ayırdı.

• Hürriyet Gazetesi’nde görev

yapan köşe yazarı İzzet Çağa

görevinden ayrıldı.

• Cumhuriyet Gazetesi’nde Reklamdan

Sorumlu Genel Müdür

Yardımcısı Nazende Körükçü

görevinden ayrıldı.

• Ekonomi medyasının tecrübeli

isimlerinden Hacer Gemici, Habertürk

Gazetesinde ki Ekonomi Müdür Yardımcılığı görevinden

ayrıldı.

• Vahdet Gazetesi yazar kadrosuna yeni bir isim dahil

etti. Yazar Şefik Kocaman Vahdet Gazetesi’nde yazmaya

başladı.

• Kuruluşundan bu yana Gazete Habertürk’te görev yapan

Yazı İşleri Müdürü Emre Ergülve Görsel Yönetmen

Sanlı Ergin gazete ile yollarını ayırdı. yollar ayrıldı.

• Gazeteci yazar Oral Çalışlar Posta Gazetesi’nin yazar

kadrosuna katıldı.

• GQ Türkiye dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Okan

Can Yantır sosyal medya hesabından görevini bıraktığını

duyurdu.

• Taraf gazetesi yazarı Namık Çınar, köşesinden “bana

müsade” yazısı ile okurlarına veda etti.

• Habertürk gazetesinin Ankara bürosunda görev yapan

deneyimli foto muhabiri Ümit Turpçu, adliye muhabiri

Cemal Doğan, spor muhabiri Ali Öcal ile gazetede telifli

olarak çalışan diğer 3 ismin gazete ile yollarını ayırdı.

• Taraf Gazetesi 4 yeni ismi yazar kadrosuna dahil etti.

Siyaset bilimci İlker Çayla, tecrübeli gazeteci Sayım

Çınar,SarphanUzunuoğlu yazıları okuyucularla buluşacak.

Taraf’ın yeni TV koçu ise Şenay Tanrıvermiş olarak

belirtildi.

Görsel Basında Görev Değişiklikleri

• Star Medya Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinden ayrılan

Murat Sancak’ın yerine Ceo olarak Ahmet Bayraktutar

getirildi.

• Ünlü radyocu Rıza Esendemir sosyal medya hesabından

Alem FM ile yollarını ayırdığını duyurdu.

• Spor medyasının sevilen isimlerinden biri olan Irmak

Kazuk, NTV Spor’a veda ederek görevinden ayrıldı.

• Habertürk ile yollarını ayıran Didem Arslan Yılmaz

CNN Türk ile anlaştı.

• Habertürk TV Haber Koordinatörü Suat Toktaş kanalla

yollarını ayırdı.

• 1999 yılından beri çalışan NTV

Dış Haberler Müdürlüğü görevinde

olan Fehmi Gürdallıkanalla

yollarını ayırdı.

• Habertürk TV, kanalın deneyimli

editörlerinden Yaşar Gürsoy ile

yollarını ayırdı.

• Habertürk TV editörü Bengü

Şap ve Pınar Hortoğlu kanaldaki

görevlerinden ayrıldı.

• Sabah haberleri ve özel röportajlarıyla

ekrana gelen deneyimli

televizyoncu Tuba AtavHabertürk

TV ile yollarını ayırdı.

• CNN Türk bir süre önce Kanaltürk ile yollarını ayıran

deneyimli ekran yüzü Ekin Olcaytoile anlaştı.

Medya Dünyasından Diğer Haberler

• Doğuş Yayın Grubuna ait olan CNBC-e kanalının Kasım

ayında sona ermesinin ardından yerine Discovery

Medya Grubu’na ait TLC, 1 Nisan 2016 itibariyle Türkçe

dublajlı yayına başladı.

• Kültür sanat ve moda konularından oluşan kadın aktüalite

dergisi Cherie, 1 Nisan’ da yayın hayatına başladı.

• Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) 57’incisini

gerçekleştirdiği Geleneksel Türkiye Gazetecilik Başarı

Ödülleri, Taksim The Marmara Oteli’nde yapıldı. Törende

41 gazeteci ödül aldı.

• Türkiye’nin en büyük gençlik hareketi olan Türkiye

Gençlik Ödülleri’nin sonuçları açıklandı. Gençlik Ödülleri

oylamasında yılın en iyi kanalı Star TV seçildi.

12 / marketing europe & anatolia


Medya Dünyası

marketing europe & anatolia / 13


Röportaj

Lüks Pazarlama S

Pazarlama yöneticisi

Can Ogan

Kitle markaları, olabildiğince çok müşteriye

ulaşmayı hedefler.

Lüks markalar için amaç başkadır:

Bir büyü yaratmak ve o muhteşem ürüne

sahip olacak en zevkli kesimi,

bir mıknatıs gibi kendine çekmek!

Kitle markaları, olabildiğince çok müşteriye

ulaşmayı hedefler. Lüks markalar

için amaç başkadır: Bir büyü yaratmak

ve o muhteşem ürüne sahip olacak en

zevkli kesimi, bir mıknatıs gibi kendine

çekmek! Ürünü müşteriye itmek ile müşteriyi

kendinize çekmek arasındaki fark,

hem ürün geliştirme aşamasını hem de

marketing stratejilerini değiştirir, bambaşka

denklemler yaratır. Pazarlama

yönetimi konusunda deneyimiyle tanınan

Can Ogan, lüks mağazaları tapınaklara

benzetiyor. Ve böyle bir tapınak

yaratmak isteyenler, lüksün ne zaman

ihtiyaca dönüştüğünü iyi bilmeli.

Bir markanın yapılandırılması ve rekabet

gücünün yaratılması, hem müşterilerin

zihnine hem de mevcut pazar

trendlerine nüfuz etmeyi gerektiriyor.

Can Ogan’a göre, güzellik ürünleri gibi

lüks markaların başarısı, Maslow’un

meşhur İhtiyaçlar Hiyerarşisi Teorisi’nin

de ötesinde, müşterinin psikolojisine

derinden bağlı. Pazarın yeni trendlerle

ortaklaşa hareket ettiği günümüzde,

dikkate alınacak pek çok faktör var.

Lüks malların pazarlanmasında, ürün

kalitesi ile birlikte hizmet kalitesi ve

mağazaların fiziksel görüntüsü büyük

önem taşıyor. Bu ortamda trendlerden

başarıyla yararlanan firmalar, günümüzde

olduğu gibi gelecekte de başarılı

olacaklar.

Bir markanın piyasada yapılandırılmasının

devasa bir iş olduğunu söyleyen

Can Ogan, lüks güzellik markalarının

tercih edilmesine ışık tutan bilgiler paylaşıyor:

“Gfk tarafından yürütülen bir

çalışma, insanların ürünün kendisinden

çok markasına güvendiklerini gösteriyor

ve bu durum kozmetik ürünleri için

özellikle geçerli. Güzellik ürünü alırken

en büyük arzumuz, kendimizi iyi hissetmek.

Bundan eminiz çünkü yapılan

araştırmada soru yöneltilen 27 bin kişinin

yüzde 60’ı böyle söylüyor. Katılanların

yüzde 44’ü ürünleri kullanma

amaçları arasında ilk kez karşılaştığı

kişiler üzerinde iyi bir etki bırakmaktan

söz ederken, yüzde 40’ı ise çocuklarına

14 / marketing europe & anatolia


tratejileri...


Röportaj

iyi örnek olmak amacıyla bu ürünleri

satın aldığını dile getiriyor. Kozmetik

şirketlerine ve kullanıcılara daha

yakında bakılacak olursa, çoğunluk

kullandığı markaya güvenmektedir.

Çünkü markalar ürün kalitesi konusunda

güvence sağlarlar ve bu mesajlarını

sürekli canlı tutarlar.

İhtiyaçlar Hiyerarşisi’nde Son Basamak:

Lüks

Maslow, insan ihtiyaçlarını belirli kategorilere

ayırmış, bir basamaktaki

ihtiyaçlar karşılandıktan sonra kişinin

bir üst basamaktaki ihtiyaçlara

gereksinim duyacağını belirtmiştir.

Ogan, piyasada müşterinin değerlendirilmesiyle

ilgili açıklamalar söz

Kitle

markalarının aksine,

lüks markalar

herkesi memnun

etmeğe çalışmaktan

ziyade, kendilerine

uygun inanışları olan

müşterileri

mutlu etmeğe

gayret etmelidir.

konusu olduğunda, Maslow’un İhtiyaçlar

Hiyerarşisi’nin bir temel taşı

olabileceğine işaret ediyor: “Maslow,

İhtiyaçlar Hiyerarşisi’nde saygınlık

gereksinimi lüks mallarla ve bundan

da ötesi, en iyi marka ürünlerle karşılanmaktadır.

Günümüzün tüketim istilası

altındaki dünyasında markalar,

saygınlığı yaratmaktadır. İhtiyaçlar

Hiyerarşisi’nin en yüksek noktasında

ise kişinin herhangi bir şekilde

kendini gerçekleştirmesi yer alır. Bu

düzeyde, piramidin ilerleyişindeki

ihtiyaçlar tatmin edilmiştir ve bunun

16 / marketing europe & anatolia


Röportaj

ötesinde artık kişinin ihtiyaç duyma ilhamı

tamamlanmıştır. Her ne olursa

olsun, kendini gerçekleştirme gereksinimi

bütünüyle tamamlanamaz ve her

tatmin, kişiyi bir adım daha ileriye götürmeye

yarar.”

Lüks Ürünlerin Pazarlamasında Gelenekselin

Ötesine Geçilmeli

Lüks markaların yönetiminde, “müşteriyle

karşılaşmalar” işin temelini oluşturur.

Can Ogan, yapılan araştırmalar

ve marka örneklerini harmanlayarak bir

lüks marka deneyiminin ana hatlarını

oluşturmak için altı başlık üzerinde durulmasını

öneriyor.

Herkesi Memnun Etmeye Çalışmayın:

Kitle markalarının aksine, lüks markalar

herkesi memnun etmeğe çalışmaktan

ziyade, kendilerine uygun inanışları

olan müşterileri mutlu etmeğe

gayret etmelidir. Bunun uygun bir örneği,

Ferrari’de görülebilir. Bu marka, nadiren

geniş iletişim araçlarıyla tanıtım

yapmaktadır fakat Formula 1 fırsatlarına

büyük yatırım yapar. Kitle markaları,

en geniş müşteri silsilesine ulaşmak

için çabalarken lüks markalar, özel ve

belirli müşterilere hitap etmek için zorlu

bir çaba gösterirler.

Bir Logodan Fazlası Olmalısınız: Alıcılar

gerçek bir lüks marka hakkında

düşünürken, tek bir logoyu değil, görsel

sembolleri bir arada düşünürler. Monogramları,

markanın imajlarını, logolarını,

renklerini, örneklerini, resimlerini

ve hatta fikirlerini bir araya getirirler.

Bunun iyi bir örneği Bottega Veneta’dır.

Dana derisinden imal edilmiş ürünlerinde,

gözle görülebilir herhangi bir marka

veya logo yoktur fakat özel kendinden

desenli dana derisi mamulleriyle tanınır.

Lüks markalar, imajlarını etkin olacak

şekilde seçmeli ve müşterilerine

bunları sürekli hatırlatabilen bir ikon haline

getirmelidir.

Müşterinin Özel İsteklerine Yanıt Verin:

Hakiki bir lüks marka, sadece mal

sunmakla yetinemez; bunun ötesine

geçip türünün tek örneği olan uygulamalar

veya ritüeller yaratmalıdır. Le

Labo kozmetik markası buna harika

bir örnek. Kokunun doğası itibariyle bir

süre sonra çöküntüye uğraması, iyi düşünülmüş

bir çözümle satış aşamasını

farklılaştırmıştır. Her bir Le Labo kokusu,

anında karıştırılır ve satın alacak

müşteriye özel olarak hazırlanır. Son

noktada, cam parfüm şişesinin üzerine

tarih ve müşterinin adı, zarif bir şekilde

işlenerek teslim edilir. Kokunun mükemmel

hale gelmesi için, müşteri eve

götürdükten sonra 1 hafta kadar buzdolabında

bekletmelidir. Bu özel işlem

sayesinde Le Labo’dan bir koku satın

almak, ürün seçme işleminden çok bireysel

bir maceraya dönüşür.

Lüks Mağaza Bir Tapınaktır: Lüks markalar,

mallarını sunuş şeklini ve teslimat

Bir Mit

Oluşturabilmek

İçin

Öyküler

Anlatın

noktasında yapılacak gelişmeleri dikkatle

ele almalıdır. Gfk’nın araştırmalarında

ortaya çıkan sonuçlara göre, bir

mağazaya girmek, bir tüketici için sadece

ürünlere bakmak ve satın almanın

ötesinde başlı başına bir deneyimdir.

Alışverişi böylesine farklı tatlarla süslemek

ve hizmete dönüştürmek, Geleceğin

Müşterisi için fevkalade caziptir.

Bu tür mağazalar tutku duyanlar için

gerçekten bir tapınak gibidir. Münih’teki

BMW World, bir showroom olarak bu

tapınakların en iyi örneklerinden biridir.

Çünkü müşteriler buraya bir malı satın

almaya değil bir marka ile gerçek bir

“karşılaşma” yaşamaya giderler.

Müşterileriniz için Seçkin Bir Çevre

Yaratın: Kitle markaları, kimlerin müşterileri

olduğunu karakterize ederler ve

mallarını onlara doğru “iterler”. Lüks

markalar söz konusu olduğunda, karşılıklı

taraflar yer değiştirmiştir, alıcılar

seçkin bir gruba ait olma garantisi ile

markaya doğru “çekilmelidirler”. Pek

çok alıcı bu çevreye girme ihtiyacını

duyabilir fakat ancak markanın inanışlarını

samimiyetle benimseyen az sayıda

seçkin, burada gerçek bir yere sahip

olabilir. Bu düşünceden hareketle, lüks

markalar bu çevreye kabul edecekleri

müşterileri seçebilmek için sınırlar üretmeli

ya da bir seremoni başlatmalıdır.

Bir müşteri yüksek kaliteli bir Apple

ürünü satın almak isteyecek olursa bunun

parasını öder ve alır. Öte yandan

Hermes’in “çok özel ve cazip” koleksiyonlarından

birini satın alabilmek için

marka ile uzun sürede oluşabilecek bir

yakınlığa ihtiyacınız olacaktır. Bu tür bir

tutum, müşteriyi soğutmak yerine ona

olağanüstü ve özel bir çevreye ait olma

duygusu vermeye yarar.

Bir Mit Oluşturabilmek İçin Öyküler Anlatın:

Kitle markaları kendilerini rakipleriyle

karşılaştırırlar ve üstünlük sağlayan

odak noktalarını topluma iletirler.

Öte yandan gerçek lüks markaların

bunu yapmaya ihtiyacı yoktur. Bir mit

oluşturmak amacıyla markayla bağlantılı

öyküleri yaymaları yeterlidir. Mesela

Rolls Royce, kurumun hikâyelere

konu olmuş yaradılış ve imalat sürecini,

seçilmiş bazı müşterilerinin bizzat

görmesi ve deneyimlemesi için onları

toplantı salonlarına davet eder. Mitler

dolaylı anlatımlarla aktarılmalıdır ve

mallar, mağazalar ve reklamlar dâhil

olmak üzere, her tür iletişimde ve aktarımda

bu amaç öngörülmelidir. Lüks

markalar, üstün ve seçkin mitler yaymak

için esrarengiz dürtüler yaratan

söylemlerini düzenli olarak sürdürürler.

Chanel, yaratıcısı olan Coco Chanel ile

ilgili mitlerini etkin bir biçimde canlı tutmuştur

ve bu mitler markanın bugüne

kadar gelişmesini desteklemeye devam

etmiştir.

marketing europe & anatolia / 17


Köşe

Nurgül Eryıldır Günay / nurguleryildir@gmail.com

(

kelebeğin

fırtınası)

K....nı silerken bile faydan dokunsun!

Uzun zamandır ekranlardan uzak kalan Huysuz Virjin bir

bahar akşamı aniden reklam yıldızı olarak karşımıza çıktı:)

Seyfi Dursunoğlu'nun Huysuz Virjin tiplemesi 7'den 7'e pek

çok kişinin sevdiği bir karakter.

Maylo tuvalet kağıdı uzun yıllardır varmış ama ne yalan

söyliyim reklam kampanyasından önce hiç adını, sanını

duymamıştım. Huysuz Virjin'in çok ünlü bir markanın ya da

bir bankanın reklam yüzü olma hayali varken tuvalet kağıdı

reklamında oynaması, bu nedenle kendiyle dalga geçmesi

de çok güzel olmuş. Kampanyada rakiplerinden çok farklı

bir yöntem denemişler. Soru cevap şeklinde yaptıkları kısa

reklamda ''En ucuz musunuz? Ucuz ama en ucuz değiliz.

En kaliteli misiniz? Çok kaliteli ama en diyemeyiz.'' sözleri

"abartmaya gerek yok işinize yararız" gibi doğrudan verdiği

mütevazi mesajla satışlarını artıracak gibi görünüyor.

Maylo reklamda mütevazi bir yaklaşım sergilerken diğer

taraftan çok güzel bir şey yapıyor. 2010 yılı Kasım ayından

itibaren ürünlerinin satışından elde edilen gelirin bir kısmını

Türkiye Eğitim Gönülleri Vakfı’na aktarıyor. Bugüne kadar

7500’den fazla çocuğun eğitimine katkıda bulunmuş ve

bulunmaya devam ediyor. Maylo'yu canı gönülden tebrik

ediyorum. Diğer markalara da örnek olmasını diliyorum.

Bundan sonra ben de ilk fırsatta Maylo alıp, çocukların

eğitimine katkıda bulunacağım. Çocuklarımızın geleceği

için faydamız dokunsun.

Garanti Bankası tavuklu, eşekli reklamlarıyla sıcak bir

iletişim kurmayı başarmıştı. Teknoloji çağında çok mu

köylü kaldık diye mi düşündüler nedir birden bire Ugi diye

bişeyle karşımıza çıktılar. Peki nedir bu Ugi?

Garanti Bankası Kurumsal Marka yönetimi ve Pazarlama

İletişimi Birim Müdürü Elif Güvenen’in açıklaması şöyle:

"Yeni iletişim platformumuzu birbirinden uzak gibi görünen

fakat birlikte geliştiklerinde anlam yaratan “teknoloji”

ve “insani değerler” üzerine konumlandırdık. Garanti

Bankası olarak, ancak bu iki değer birbirinden beslenerek

şekillendiğinde, iyi bir geleceğe doğru yol alacağımıza

inanıyoruz.

Garanti ileri teknolojisiyle; akıllı telefon, bilgisayar, şube

ve çağrı merkezi aracılığıyla, kısacası müşterileriyle

temasa geçtiği her noktada onların hayatını kolaylaştıran

bir banka… 20 yıl önce bankacılık ihtiyaçları için şubelere

giderken, hayatımıza çağrı merkezleri girdi. Sonra, internet

aracılığıyla bankayla ilişki kuruldu. Bunu geçtiğimiz

yıllarda, cebe gelen internet ile Cep Şubesi takip etti. Artık

Garanti’de cep telefonuyla, sesle paranızı yönetmeniz bile

mümkün. Gelecekte, yapay zeka sayesinde, daha pek

çok yeni bankacılık hizmetinin hayatımızda yer alacağını

öngörebiliyoruz.

İleri teknolojimizle insan odağında geliştirdiğimiz ürün

ve hizmetleri, bu kez yeni bir kahramanla anlatıyoruz.

Kahramanımız Ugi’nin, herkesin gönlünü kazanacağına

inanıyoruz. Kampanyayla müşterilerimize yanlarında

olduklarını hissettirirken, elbette geçmişten bugüne

ve geleceğe uzanan öz vaadimiz olan, her zaman

beklenenden daha fazlasını verme çabamızı anlatan

“Başka bir arzunuz?”, markamızın varlık nedeni olmaya

devam edecek."

Ne diyelim Garanti Bankası'nın yeni iletişim platformu

hayırlı, uğurlu olsun :)

Gülse Birsel'e bayılıyorum. Yazarlığına, oyunculuğuna ama

en önemlisi hayattaki duruşuna bayılıyorum. Pek çok ünlü

"bana dokunmayan yılan bin yaşasın" modunda sağda

solda partilerken, Gülse tam tersine günlük hayatımızı bile

etkiler hale gelen siyasi baskıları çok güzel, çok zarif bir

şekilde dile getiriyor. Gülse Birse bağırıp, çağırmadan da

sorunları dile getirebilmenin, haksızlığa karşı çıkmanın,

beğenmediklerini söyleyebilmenin mümkün olduğunu

gösteriyor. İyi ki böyle sanatçılarımız var.

Bu kadar övgüden sonra gelelim Gülse'nin oynadığı

Subaru reklamına. İlk başlarda yeni projesini için yıldız

bir oyuncu seçmeye çalıştığını zannederken reklamın

sonlarına doğru hayalindeki araba starını aradığını

anlıyoruz. Seçmeler sırasında yüz mimikleri çok tatlı :)

Hele zaman zaman kayan şehla gözleri daha da komik

olmasını sağlıyor. Ama şunu da söylemeden geçemiycem.

Reklam sevimli, komik, izlettiriyor, ama Subaru bu reklama

yakışmamış. Renault, Fiat gibi aile havasını, daha sıcak

iletişimi seçen bir araba markası için olsa iletişimi daha

güçlü kılabilirdi. Ama Subaru çok cool bir marka. Böyle bir

reklam tüm havasını yok etmiş.

Bu sayıdaki yazım başta canım annem olmak üzere tüm

anneler için. Bu yıl ilk kez anneler gününü kutlayacak olan

canım yeğenlerim Burçin, Begüm, Yasemin ve Funda'mın

ve en tatlı anne Burcu'mun anneler gününü kutluyorum.

Anne olmak muhteşem bir armağan. Dilerim isteyen

herkes bu armağana sahip olur..

marketing europe & anatolia / 19


Reklam Dünyası

Ellie Goulding, Pantene’in global yüzü oldu...

Ellie Goulding,Pantene’in globalyüzü oldu.

Pantene ve Ellie Goulding, saçların güzelliğinin güçten geldiğine

ve güçlü saçların her durumla başa çıkabileceğine

inanıyor.“Saçlarımın gücünden emin olursam her şeyi yapabilirim”

diyen Goulding, “Özellikle seyahat halindeyken

saçlarımı çok fazla şekillendirmem gerekiyor. Bugüne kadar

saçlarımın yıpranmasına karşı farklı birçok ürün denedim,

ancak şimdi Pantene’ikeşfettim ve artık başka hiçbir şeye

ihtiyacım yok!Pantene saçlarımın güçlü ve sağlıklı görünen

en güzel haliyle kalmasını sağlıyor” diyor.

Pantene Pro-V şampuan ve saç bakım kremi ikilisi saçlarınıza

içten dışa etki ederek saçlarınızı şekillendirmeden

kaynaklanan yıpranmaya güçlendiriyor. Dünyada sadece

Pantene’in Şampuanlarında bulunan Antioksidan ve Saç

Bakım Kremlerindeki Histidin teknolojileri ile Pantene saça

hücresel düzeyde nüfuz ediyor. Böylece Pantene’inileri saç

bakım teknolojileri saç liflerinizin yüzeyinin zarar görmesini

önlüyorve saçlarınızın en güzel halini ortaya çıkarmaya yardımcı

oluyor.

Effie 2016’da Rekor Başvuru...

Bu yıl sekizinci kez düzenlenen Effie Türkiye Reklam

Etkinliği Ödülleri’nde 412 başvuru ile dünya ölçeğinde

önemli bir başarı elde edildi. En etkili pazarlama iletişimi

kampanyalarının ödüllendirildiği Effie Türkiye töreni 11

Mayıs’ta.

Adayların 36 kategoride yarışacağı Effie Türkiye’de bu yıl,

geçtiğimiz aylarda kaybettiğimiz değerli iş adamı Mustafa

Koç adına da bir Özel Ödül verilecek.

Reklamcılar Derneği ve Reklamverenler Derneği, Effie

World wide Inc. işbirliğiyle bu yıl sekizinci kez düzenlenen

Effie Türkiye Reklam Etkinliği Ödülleri’nde geçtiğimiz yıl 366

olan başvuru sayısı, bu yıl 412’ye ulaştı.

Etkin reklam ve pazarlama iletişimi alanında dünyanın en

zorlu, itibarlı yarışması olarak kabul edilen Effie Ödülleri’nin

Türkiye ayağına bu yıl 15’i Özel Ödül olmak üzere 36 kategoride

başvuru yapıldı. Emlaktan otomotive, modadan

telekom sektörüne kadar çok geniş bir yelpazede pazarlama

ve iletişim etkinliğini ödüllendiren Effie Türkiye’ye, Ocak

2015 ile Mart 2016 arasında yayınlanan ulusal kampanyalar

katıldı.

Jüri Başkanı Pura: “Effie farklıdır, ‘altın standart’ı belirler.”

Başvuru süresinin tamamlanmasının ardından bir açıklama

yapan Effie 2016 Jüri Başkanıve Reklamverenler Derneği

Başkanı Ahmet Pura, Effie’nin 42 ülke ve 6 bölgede düzenlenen

küresel bir etkinlik yarışması olduğunu belirterek

şunları söyledi:

“Effie tüm yarışmalardan farklıdır, bir okuldur. Pazarlama

etkinliğini, hedef-sonuç ilişkisini, iş sonuçları ve davranışsal

metrikleri sektördeki tüm taraflara öğretir. Bir anlamda sektörümüzdeki

diğer tüm yarışmalar için ‘altın standart’ı belirler.

Effie’de yarışan da, jüri olan da kazanır.”

20 / marketing europe & anatolia


Reklam Dünyası

Gülse Birsel’in “Yeni Star”ı bir Subaru...

Subaru, yeni reklam kampanyası için ünlü oyuncu ve senarist

Gülse Birsel ile anlaştı. Reklam filmlerinin senaryosu

Gülse Birsel tarafından yazılırken başrolde de ünlü oyuncu

rol alıyor. İlk reklam filmi Subaru XV modeli için hazırlandı.

Simetrik sürekli dört çeker sistemi, Boxer motoru, yeni nesil

güvenlik sistemleri ve yüksek konfor donanımlarıyla Japon

mühendisliğinin en iyi otomobillerini geliştiren Subaru, Türkiye’deki

yeni reklam kampanyasında ünlü oyuncu ve senarist

Gülse Birsel ile anlaştı.

Bayraktar Grubu’nun Türkiye distribütörü olduğu Subaru’nun

Türkiye’de gösterime giren Subaru XV reklam filminde yeni

marka yüzü olarak Gülse Birsel başrolde yer alıyor ve bu

filmlerin senaristliğini de kendisi üstleniyor. #benimstarım

serisinin ilk reklam filmi 26 Nisan 2016 tarihinde gösterilmeye

başlandı.

Senaristliğini üstlendiği Avrupa Yakası ve Yalan Dünya gibi

diziler sayesinde sinema, TV ve reklam dünyasında yeni

yıldızlar yaratmasıyla bilinen Gülsel Birsel, Subaru’nun yeni

reklam filminde Subaru XV modelinin “star özellikleri”ni vurguluyor.

Mesut Yar Ten10 reklam yüzü oldu...

Mesut Yar, internet bağlantısının olduğu her yerde anadili

İngilizce olan öğretmenler eşliğinde İngilizce öğreten

TEN10eğitim setinin reklam filmi için kamera karşısına

geçti.

İngilizceyi internet üzerinden öğreten, geliştirenve haftanın

beş günü pratik yapabilme imkanı sağlayan eğitim sistemi

TEN10İngilizce setinin reklam yüzü TV dünyasının

konuşturan ismi Mesut Yar oldu.

Nisan ayı itibariyle Dijital Sanatlar Ajansı’nın çekimlerini

gerçekleştirdiği TEN10 projesinin reklam filmleriyle izleyici

karşısına çıkacak.

Sultanahmet Meydanı’nda 2 günde tamamlanan eğlenceli

reklam filminde Mesut Yar’a İrlanda ve Macaristan’dan gelen

iki yabancı oyuncu eşlik etti.

marketing europe & anatolia /21


Digital M


Röportaj

arketing Fuarı...

Demos Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı

Hüseyin Aslan

Bugün geldiğimiz noktada geleneksel pazarlama önceki

yıllara göre güç kaybetmiştir. Geçmişten günümüze kadar gelen

geleneksel pazarlama rol modeli olarak vapurlarda, meydanlarda

gördüğümüz ürün pazarlayan esnaflar kaldı sadece.

Yeni dünya düzeninde tüketici üzerinde zorlama yok, ürün

üzerinde abartı yok, bilgi üzerinde manipüle yok.

Bilgiye ulaşmak kolay, rekabet yoğun ve tüketici sınırsız seçenek

arasında kendi kararını kendi veriyor.

- Dijital pazarlama hayatımızda daha

çok yer almaya başladı, peki geleneksel

pazarlama alışkanlıklarından

ayıran yönleri nelerdir, neden daha

çok tercih ediliyor?

Bugün geldiğimiz noktada geleneksel

pazarlama önceki yıllara göre güç kaybetmiştir.

Geçmişten günümüze kadar

gelen geleneksel pazarlama rol modeli

olarak vapurlarda, meydanlarda gördüğümüz

ürün pazarlayan esnaflar kaldı

sadece. Yeni dünya düzeninde tüketici

üzerinde zorlama yok, ürün üzerinde

abartı yok, bilgi üzerinde manipüle yok.

Bilgiye ulaşmak kolay, rekabet yoğun

ve tüketici sınırsız seçenek arasında

kendi kararını kendi veriyor. Geleneksel

pazarlamada müşteriyle tek yönlü

iletişim kurulduğu için uygulanan pazarlama

kampanyalarının ne kadar

etkili olduğu ölçümlenemezken dijital

pazarlama söz konusu olduğunda ölçme

araçlarıyla pazarlama faaliyetlerinin

sonuçları ölçülerek analiz edilebilir,

kampanyanın ne kadar etkili olduğunu

görülebilir. Dolayısıyla eş zamanlı geribildirim

alınarak pazarlama faaliyetleri

rahatlıkla kişiselleştirilebilir.

Ayrıca bugün herkes güvenebileceği

bir marka, ürün ve hizmet talep ediyor.

Artık tüketiciler ürün ve hizmetini satın

aldıkları firmaları tanımak bu firmalarla

birebir iletişim kurmak istiyorlar.

- Dijital pazarlamanın Türkiye’deki

geleceği hakkında neler düşünüyorsunuz?

Dijital pazarlamanın geleceğine baktığımızda

içerik pazarlamanın öneminin

artacağını düşünüyorum. Yeni çağda

pazarlama faaliyetleri yürüten tüm markaların

bir hikâyesi olmalı ve bu hikayeyi

insanlara doğru anlatmalılar. Günlük

hayatla sanal dünyayı entegre edebilecek

bütünleşik pazarlama faaliyetleri

başarıyı getirecek.

- Son trend pazarlama stratejileri

Displayadvertising hemen hemen tüm

sitelerde karşımıza çıkan trend bir uygulama

haline geldi. Ancak burada da

fark yaratmak ve yeni formatlar kullanmak

çok önemli. Akıllı telefon kullanırken

girdiğimiz birçok sitede karşımıza

sayısız uygulama reklamı çıkıyor. Son

dönemde en çok tercih edilen dijital pa-

marketing europe & anatolia /23


Röportaj

zarlama modeli bu içeriklerin mümkün

olan her an karşımıza çıkarılması. Uygulamayı

indirmeyi tercih etmesek de

bu reklamların belirli bir süresi var, o

süre dolmadan reklamı geçmek mümkün

olmuyor ve o sırada size verebileceği

mesajın büyük bir kısmını iletmiş

oluyor. Diğer yandan henüz sınırlı sayıda

markanın kullandığı, çoklu iletişim

kanallarının doğru şekilde kullanılmasını

tarif eden omnichannelmarketingve

giyilebilir teknolojiler üzerinden pazarlama

uygulamaları var. Bu gibi dijital

bir çok pazarlama modeli hayatımıza

girmeye devam edecek.

- Türkiye dijital pazarlamaya geçiş

evreleri nasıl gelişti?

Önce günlük yaşamda internetin başında

geçirilen süre artış gösterdi. Bu

da televizyonun başında geçirilen süreyi

oldukça kısalttı. Gün içinde baktığınızda

bir kişinin internette geçirdiği

toplam süre 4-5 saati buluyor. Ancak

tv karşısında aynı süreyi geçiren kişi

sayısı yüzde 10’u geçmiyor. Televizyon

ilk çıktığında radyo için de aynı durum

söz konusu olmuştu. O zaman radyo-

24 / marketing europe & anatolia

Digital Marketing

alanında Türkiye’de

ilk kez bir fuar organize

ediliyor.

Bu yüzlerce interaktif

reklamcılık hizmeti

sağlayıcısının reklam verenler

ile buluşması demek.

nun yaşadığı süreci şimdi televizyonlar

internet karşısında yaşıyor. İnternet

ile birlikte şirketler mobil cihazlar üzerinden

ürün ve faaliyetlerini geri dönüşümlerini

ölçmek suretiyle pazarlamaya

başladı. Bugün tüketiciler için mobil cihazlar

online alışverişin anahtarı konumunda.

Örneğin Türkiye’deki tüketiciler

son 2 sene içinde diğer ülkelerle kıyaslandığında

mobil cihazlar üzerinden

alışverişlerini artırmış durumdalar. Bu

oran yüzde 52 civarında ve dünya ortalamasının

da 4-5 puan kadar üzerinde

yer alıyor.

- Türkiye’deki şirketlerin dijital pazarlamaya

bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dijital pazarlama Türkiye’de şirketler

tarafından kullanılmaya başlarken bu

aynı zamanda sosyal medya ajansları,

dijital kreatif reklam ajansları, mobil pazarlama

ajanslarının yer aldığı yeni bir

iş alanı daha oluşturdu. Artık bir ürün

veya bir marka ön plana çıkarılmak istendiğinde

sosyal medyada hashtagler

açılarak ve trendtopic yapılarak çok

daha fazla kitleye ulaşılabiliyor. Birçok

şirket bünyelerinde bu alanla ilgili uzmanlar

çalıştırıyor, onları seminerlere

ve toplantılara gönderiyor. Bu ülkemizde

şirketlerin dijital pazarlamaya ne

kadar profesyonel baktığını gösteriyor.

Çünkü sistematik ölçümlemelerle geri

dönüşüm alınabiliyor, böylelikle hem

B2B hem de B2C tarafında ne yapılması

gerektiği daha basit anlaşılmış

oluyor.

- Fuarcılık sektöründe dijital pazarlamanın

öneminden bahsedebilir misiniz?

Digital Marketing alanında Türkiye’de

ilk kez bir fuar organize ediliyor. Bu

yüzlerce interaktif reklamcılık hizmeti

sağlayıcısının reklam verenler ile buluşması

demek. Ayrıca halkla ilişkiler

ve pazarlama yöneticileri, kurumsal iletişim

direktörleri, e ticaret firması sahipleri,

iç/dış ticaret danışmanları, yönetim

kurulu başkanları, genç girişimciler, yerel/global

işletme sahipleriDigital Marketing

Expo’da olacak. Aynı zamanda

fuar boyunca düzenlenecek panellerle

de dijital pazarlama birçok yönüyle ele

alınacak.Son trendler nedir, başarılı digitalmarketing

projelerinden örnekler,

geleneksel pazarlamadan dijital pazarlama

modeline geçiş süreci gibi birçok

konu olacak. Bu alanda seminerler düzenleniyor

ama bir fuar kadar geniş kitleye

hitap etmesi pek mümkün değil. O

bakımdan her yönüyle fuarcılık sektörü

için önemli bir konu dijital pazarlama.


Köşe

Abdullah Ekşioğlu / eksioglu70@gmail.com

(retorik

)

Laiklik tartışması neden açıldı?

marketing europe & anatolia'nın Nisan sayısındaki

yazımda yeni kimlik belgelerinin basına dağıtılan

fotoğraflarında arka yüzde yer alan bina görselinin yanlış

olduğunu söylemiş, binanın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi

olduğunu yazmıştım. Ancak dergimizin dikkatli yazarı

dostum Nurgül Eryıldır Günay, fotoğraftaki görselin

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi değil, ilk meclis binası olduğu

yönünde beni uyardı. Ben de dikkatle incelediğimde

mimari açıdan binaların birbirine benzemesi nedeniyle

yanıldığımı, görselin ilk meclis binası olduğunu gördüm.

Öncelikle bu yanlışlıktan dolayı özür diliyor, beni uyaran

dostum Nurgül Eryıldır Günay'a teşekkür ediyorum.

Neyse ki benim yazımdaki itirazım Cumhurbaşkanlığı

Külliyesi'ne değil kimliğin arkasında herhangi bir bina

görselinin kullanılmasına karşıydı. Yani Nisan sayısındaki

yazım ve itirazım hala geçerli.

Bu özürden sonra yeni bir konuya geçmek istiyorum.

Geçtiğimiz günlerde TBMM Başkanı İsmail Kahraman,

özel bir toplantıda yaptığı konuşmada yeni anayasa

çalışmalarına değinerek laiklikle ilgili vurgunun

anayasada yer almasına gerek olmadığını, yeni

anayasada laiklik olmaması gerektiğini söyledi.

Bu açıklamanın hemen ardından muhalefet partileri, bu

açıklamanın yanlışlığını vurgulayan açıklamalar yaptılar.

Köşe yazarlarının bazıları soğuk kanlı karşı duruşlarla

bazıları ise sıkıyorsa yap gibi fevri seviyesiz çıkışlarla

karşı duruşlarını dile getirdiler. Sosyal medyada da

konu oldukça fazla gündeme gelince, cumhurbaşkanı,

başbakan ve bazı AKP üyeleri, böyle bir şeyin

gündemlerinde olmadığını, İsmail Kahraman'ın kişisel

görüşlerini dile getirdiğini belirten açıklamalar yaptılar.

Bu açıklamalar, AKP Konya milletvekilinin 2008'de

"kamuda başörtüsü serbest olmalı" açıklamasının

ardından AKP'nin yaptığı açıklamaları ve AKP içinden

yine birilerinin "başörtüsü ilköğretimde serbest olmalıdır"

dedikten sonra AKP tarafından kendilerine ceza

verilmesini aklıma getirdi.

Sizin de hatırlayacağınız gibi AKP bu iki açıklamaya

da önce kişilerin kendi görüşleridir demiş, hatta bu

açıklamaları yapanlara ceza vermiş, ancak zamanı gelip

zemin müsait olunca iki uygulamayı da hayata geçirmişti.

İsmail Kahraman'ın açıklaması için de aynı süreç

işleyecek gibi görünüyor. İlk aşama olarak kendi görüşü

olduğuna ilişkin açıklama geldi. Peki şimdi ne olacak ya

da bu açıklama neye hizmet edecek.

AKP'nin bu açıklamadan birinci ve en önemli kazanımı,

İsmail Kahraman'ın sözlerinin ardından artık AKP'nin

yeni bir anayasayı yapıp yapamayacağını değil,

yapacağı anayasaya laikliği koyup koymayacağını

tartışmaya başladık. Yani hepimiz AKP'nin yeni bir

anayasa yapabileceğini kabul etmiş ve topluma AKP'nin

bu gücü olduğu algısını yerleştirmiş olduk. İkincisi

toplum anayasanın değiştirilemez ilk üç maddesinin

değiştirilebileceğini tartışmaya başlamış oldu. Bu

tartışma, laikliğin de, anayasanın ilk üç maddesinde yer

alan diğer kavramların da dokunulabilir olduğu algısını

yarattı.

AKP bu açıklamaya sahip çıkmıyor gibi görünse, hatta

başka ülkelere laiklik tavsiye etmiş gibi bir algı oluştursa

da temsil ettikleri milli görüş ideolojisinin geçmişten bu

yana laiklikle sorunlu bir ilişkisi olduğu ve varlıklarının

temelinin laiklik karşıtlığına dayandığı bir sır değil.

O halde AKP ne yapacak. Eğer yeni bir anayasa yapmayı

başarırsa şimdiki anayasamızın 4. maddesini yeni

anayasaya koymayacak. Böylelikle ilk üç maddenin

değiştirilemez olması ortadan kalkmış olacak. Sonra da

zamanla zemin oluştulça laiklik de dahil olmak üzere

ilk üç maddede kendilerini rahatsız eden her maddeye

dokunacak ve onları ortadan kaldıracak. Geçmişteki

başörtüsü uygulamasına baktığımızda bu tezimin bir niyet

okuma değil, geçmişten referans alan bir öngörü olduğu

açıktır. Kalın sağlıcakla.

marketing europe & anatolia / 27


Kampanyalar

#ronaldoyahızlazım...

Ronaldo’nun saatte 33 kilometreye ulaşan hızından yola

çıkılarak “#sanahızmıyok”teması üzerine kuruldu. Kampanya,

dijital mecrada#ronaldoyahızlazımtemalı teasersüreciyle

başladı. Halen yayında olan ana reklam filmi

ise“Hızın yeni adı; GiGA 4.5G”sloganıyla gösterime başladı.

TBWA\ISTANBUL tarafından hazırlanan, prodüksiyonu-

Depo Film tarafındangerçekleştirilenreklamfilmininyönetmenkoltuğundabirçokpopülerreklamfilmindentanınan

Marco Grandiayeraldı. Filmingörüntüyönetmenliğiniise‘Matrix’,

‘Wolverine’ gibiyapımlardaimzasıbulunan Ross

Emery üstlendi.

Filmin post prodüksiyonu dünyanın en önemli küresel

markalarına hizmet veren Hollandalı şirket Ambassador tarafından

tamamlandı. Fotoğraf çekimlerini dünyanın en büyük

spor markalarıyla çalışanWarwick Saint üstlendi.

ECD: Volkan Karakaşoğlu

Kreatif Direktör: Arkın Kahyaoğlu

Yaratıcı Ekip: Hüseyin Sandık, Bilge Tekin, Eser Yazıcı,

Cem Çetin, Erhan Dursun, Eren Tolga

Marka Ekibi: Ömer Üstündağ, Ceyda Pehlivan, Ecem Taşcı

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Türk Telekom

Reklamveren Reklam Ekibi: Kemal Kaptaner,

Ahmet Yaman

Reklam Ajansı: TBWA\ISTANBUL

CSO: Toygun Yılmazer

Stratejik Planlama Ekibi: Tuğyan Çelik, Can Çalışkan,

Kerim Yeğin

Prodüksiyon Ekibi: Ceyda Kayaçetin Schulte,

Erman Karahisarlı, İpek Savaş

CCO: İlkay Gürpınar

marketing europe & anatolia / 29


Kampanyalar

İşimiz rakamlarla değil, insanlarla...

“İşimiz rakamlarla değil, insanlarla” anlayışı ile müşterilerinin

yanında olan Finansbank, yeni kampanyasında müşterilerininteşekkürlerini

ekranlara taşıyor.

Rabarba’nın hazırladığı, yönetmenliğini DorisHason’un yaptığı

reklam filmi TV’de ve dijital mecralarda bugün yayınlanmaya

başlıyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Finansbank

Reklam Ajansı: Rabarba

Reklamveren Yetkilisi: Armağan Engel, Banu Akyıl,

Tuğçe Saka

Yaratıcı Ekip: Pemra Ataç Açıktan, Murat Yaylagül,

Elif Özüdoğru, Volkan Yanık, Metin Akın, Şadi Akbudak

Müşteri İlişkileri: Pelin Önal, Ezgi Günaydın, Melike Orhon

Ajans Prodüktörü: Pınar Johnson, Duygu Demirkoparan

Medya Planlama/Satınalma: People

Yapım Evi - Yönetmen: Gogo Project- Doris Hason ,

Post Prodüksiyon:Gogo Project

Mecra: TV, İnternet

Rexona’dan reklam filmi...

Manajans/JWT tarafından Alman yönetmen Eric Hillenbrand

ile 4 günde çekildi. Çapa Fen Lisesi, Balat sokakları,

Kasımpaşa, Emirgan sokakları, Rumelihisari Sahili, Galata,

Galata Köprüsü, İstinye, Kireçburnu gibi İstanbul’un 8 farklı

semtine kurulan setlerde 180 kişilik ekiple tamamlandı. 120

kişilik cast ekibi görev aldı.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Unilever / Rexona

Reklamveren Yetkilisi: Handem Çelenkler,

Kerem Diramca, İrem Aksüyek

Reklam Ajansı: Manajans/JWT

Kreatif Direktör: Sami Basut

Sr. Reklam Yazarı: Deniz Ergin

Sr. Art Direktör : Ümit Taşlı

Jr. Metin Yazarın: Hüseyin Gündüz

Jr. Art Direktör: Ümit Aydın

Grafiker: Özgür Akgül

Prodüksiyon Grup Direktörü: Şafak Serter

Prodüktör: Ahmet Bayık

Müşteri İlişkileri Direktörü: Leslie Krespin

Müşteri Direktörü: Ece Özyurt

Müşteri Süpervizörü: Setenay Ergin, Nuran Rona

Müşteri Temsilcisi: Sevim Özgür

Prodüksiyon Şirketi: Depo Film

30 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

LC Waikiki’den “Manifesto”...

LC Waikiki’nin “Manifesto” isimli reklam filmindekadın, erkek,

çocuk, hamile ve bebek koleksiyonlarından seçilmiş

Yeni reklam filminde LC Waikiki’nin ürün çeşitliliği vurgulanırken

hayatı güzelleştiren şeyin hayata kattıklarımız olduğunun

altı çiziliyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: LC Waikiki

Reklamveren Temsilcisi: Sevda Malkoç

Ajans: 4129Grey

Ajans Başkanı: Alemşah Öztürk

Yaratıcı Yönetmen: Seren Köroğlu

Yaratıcı Grup Başkanı: Burak Gündüz, Elif Kavalcı

Art Direktör: Selma Harman

ReklamYazarı: Mustafa Can Demir

MarkaYönetimi:İlker Şimşekalp, İdil Kibaroğlu

Strateji Ekibi: Mert Tuncer, Berkant Avcı

Ajans Prodüktörü:Berna Bulat

Prodüksiyon: 2012 Film

Yönetmen:Özer Feyzioğlu

Müzik: Nil Karaibrahimgil

‘’Herkesin Ayakkabıcısı FLO’’...

‘’Herkesin Ayakkabıcısı FLO’’ ilkbahar koleksiyonunu sergilediği

reklam filmi ve kısa sürede dillere dolanacak yepyeni

reklam müziği ile bahara capcanlı bir giriş yapıyor.

Çekimleri 3 gün süren ve yönetmenliğini Canbert Yarguz’un

üstlendiği reklam filmi Kilyos, Cihangir, Galata gibi

İstanbul’un en gözde mekanlarında geçiyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Ziylan Grup / Kinetix

Reklamveren Temsilcisi: Didem Şavluğ, Abide Turan

Kreatif Ajans: Vietnam

Kreatif Direktör: Özlem Küçükyılmaz

Kreatif Strateji: Melahat Parlak

Yaratıcı Grup: Serim Poyraz, Selin Eror

Müşteri İlişkileri:Tuse Tamer

Yönetmen:Canbert Yerguz

Görüntü Yönetmeni: Murat Altınparmak

Yapım Şirketi: PtotFilm

marketing europe & anatolia / 31


Kampanyalar

Gülümsetecek Evlilik Kampanyası...

Wanda Digital tarafından hazırlanan reklam filminin çekimleri

1 gün içinde toplam 100 kişilik bir teknik ekip ve oyuncu

kadrosu ile tamamlandı. Media Markt, evlilik kampanyasıyla

evleneceklere sunduğu kolaylıkları yeni reklam filminde bol

müzikli ve eğlenceli bir dille anlatıyor.

Kampanya künyesi

Reklamveren: Media Markt Türkiye

Reklamveren Yetkilileri: Çağanur Atay Uçtu,

Sinem Öztürk, Selen Bekiroğlu, Sermin Akyıldız

Reklam Ajansı: Wanda Digital

Kreatif Direktör: Enis Baruh

Kreatif Grup Head: Armağan Ükünç

Yaratıcı Ekip: Cihat Er

Marka Yöneticisi Ekibi: Yeşim Gürsel (Uzman Marka Yöneticisi),

Müge Yıldırım (Marka Yöneticisi)

Ajans Prodüktörleri: Arzu Köksal, Turgay Güven

Yönetmen: Oğuz Uydu

Yapımcı: Ezel Domaniç - Bahadır Tumba

Yapım Şirketi: 2012

Medya Ajansı: Starcom

Çok daha uzun süre tazelik...

Altıncı Duyu reklam ajansı tarafından hazırlandı.Filmde, tazeliğini

uzun süre koruyan çileklerin kullanımıyla, buzdolabının

fark yaratanVitaFresh Pro çekmecesi anlatılıyor.

Kampanya künyesi

Reklam Ajansı: Altıncı Duyu

Reklamveren: Bosch Ev Aletleri

Ürün: Bosch NoFrost Buzdolabı

Yönetmen:Ariel Goldenberg

Yapım Şirketi: Shortcut Prodüksiyon

Müzik: Temel Zümrüt

32 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

Bebelac Gold…

Pelin Karahan, Bebelac’ın fermantasyon teknolojisiyle

geliştirdiği ilk ve tek devam sütü olan Bebelac Gold için oğlu

Ali Demir ile ilk kez kamera karşısına geçti. Yoğurttakine

benzeyen mayalama yöntemi ile geliştirilen Bebelac Gold’un

marka yüzü olan Pelin Karahan, bir anne olarak doğal

beslenmenin gücüne inandığını ve Ali Demir’i büyütürken

Bebelac Gold’dan çok memnun kaldığı için projeyi büyük

mutlulukla kabul ettiğini belirtti.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Bebelac Gold

Kreatif Ajans: Plasenta Conversation Agency

Yönetmen: Hande Türkel

Prodüksiyon Ajansı: Vana Film

“Mega Dürüm”...

KFC Türkiye, yeni ürünü “Mega Dürüm” için yeni bir reklam

filmi hazırladı. Hayatın pek çok alanında birbirini taklit eden

davranışlarda bulunulduğuna dikkat çeken film, yeni ürünle

‘Tekrara düşmeyin’ diyor

Kampanya Künyesi

Reklamveren: KFC Türkiye

Reklamveren yetkilileri: Zeliha Şener, Tuna Canatar, Kardelen

Zengin, Emre Sipahi

Reklam Ajansı: Medina Turgul DDB

Executive Kreatif Direktör: Gökhan Erol

Kreatif Direktör: Erdem Köksal

Yaratıcı Ekip: Hakan Bıçakcı, Buse Şay, Ece Gönenç, Fatma

Öcal

Marka Ekibi: Elif Önen Sakin, Ezgi Pedal, Natali Levi

Stratejik Planlama Direktörü: Canan Pehlivanoğlu

Ajans Prodüktörü: Nedret Gürlek

Prodüksiyon Şirketi: İnterfilm İstanbul

Yönetmen: Serdar Işık

Müzik: Ömer Ahunbay

marketing europe & anatolia / 33


Kampanyalar

İçindeki Seni Serbest Bırak...

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Unilever, Magnum

Reklamveren yetkilisi: Julien Barraux, Neil Gledhill

Reklam ajansı: LOLA MullenLowe

Yaratıcı yönetmen: Pancho Cassis

Yaratıcı grup: Tomas Ostiglia (Creative Director)

Müşteri ilişkileri grubu: Carlos Solchaga, Marie Lee

Stratejik planlama: Erwin Flores

Ajans prodüktörü: Luis DiGuardi

Yapım şirketi: Propaganda / Bacon

Medya ajansı: PhD

Sanat Satın Alma: Marie Gilot

Yönetmen: Martin Werner

Prodüktör: Pablo Martinez

Görüntü Yönetmeni: Nicolaj Brüel

Editör: Filip Malasek

Post Prodüksiyon: Bacon X

Yeni sezonun açılışını etkileyici bir reklam filmiyle yapan

Şarkı: Big Sync Music lisansıyla Jack White tarafından yapılan

High Ball Stepper şarkısı

Magnum, azıyla yetinmek istemeyenleri daha fazlasını yapmaya

çağırıyor. ‘İçindeki Seni Serbest Bırak, Daha Fazlasına

Cüret Et’ diyen Magnum’un yeni kampanyası söylemin

Kullanılan mecralar: Televizyon, Dijital, Radyo, Sinema,

Dergi, Açık Hava

kendisi gibi iddialı.

Bakarız...

Koçtaş, bahar aylarının gelmesiyle birlikte evini yenilemek

isteyen ama bunu ertelemek için bahaneler bulan çiftlerin

ilişkisini reklamlarına taşıyor. Krombera imzası taşıyan reklam

filmlerinde erkeklerin, zaman kazanmak için kadınlara

söylediği “Bakarız’’ kelimesinin altında yatanlar iç seslerle

anlatılıyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Koçtaş

Reklam veren yetkilisi: Kaan Akdoğan, Burcu Dinç

Reklam Ajansı: Krombera

Yaratıcı Grup Başkanı: Aybars Bengi

Reklam Yazarı: Emre Çakmak - Tuğba Karaman

Motion Design: Türker Vural

Marka Ekibi: Yekta Elvin Öncel, Irmak Ayçiçeği

Prodüksiyon Şirketi: Retro Production

Yönetmen: Firar Güney Kayran

Kullanılan Mecralar: İnternet

34 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

#CrossTheLine…

PUMA, sosyal medyaya özel hazırladığı reklam filminde

ünlü model Didem Soydan ve moda ve stil danışmanı Umut

Eker’i bir araya getiriyor. İstanbul’un renkli sokaklarında

gerçekleştirileneğlenceli çekimlerdesokak modası Umut

Eker’in stilistliği ileyeniden yorumlanıyor. #CrossTheLine ve

#ForeverFaster mottolarıyla yola çıkan PUMA, son teknoloji

ürünlerini, en cool tarzlarıile bir arada sunuyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: PUMA

Sosyal Medya Ajansı:Karbonat

Medya Satın Alma:ZenithOptimedia

Yönetmen: Gang CreativeHouse

Yapım: Ekrem Tekdal

Görüntü Yönetmeni: Fırat Lita Sözbir

Creative Director: Umut Eker

Model: Didem Soydan ve Umut Eker

Saç: Burhan Çılgın

Makyaj: Fezi Altun

Kurgu: Kazım Can Alparslan

Müzik: Jam Studio- Trap to the future

İlk Öpücük Benden Olsun...

Cornetto, bu yaza Güliz Ayla ile merhaba diyor. Merakla

beklenen yaz sürprizlerini yeni reklam filminde bir araya

getiren Cornetto, söz ve müziğini Yalın’ın hazırladığı, Güliz

Ayla’nın seslendirdiği ‘İlk Öpücük Benden Olsun’ şarkısını

ve yeni ürünü ‘Cornetto Disc Oreo’yu gençlerle buluşturuyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Unilever

Reklamveren yetkilisi:Toloy Tanrıdağlı,

Derya Cantutan Ata, Melisa Kısacık

Reklam ajansı: Muhabbet, LOLA Mullen Lowe

Yönetmen: Fran Torres & Nihat Odabaşı

Yaratıcı yönetmen: Emrah Karpuzcu, Kenan Ünsal (Muhabbet),

Francisco Cassis (LOLA Mullen Lowe)

Yaratıcı grup: Selin Uğur, Gökçe Şen (Muhabbet), Saulo

Rocha, Nicolás Ordozgoiti (LOLA Mullen Lowe)

Müşteri ilişkileri grubu: Türkü Yaka (Muhabbet) Tom Elliston,

Beatriz Sanz (LOLA Mullen Lowe)

Stratejik planlama: Selin Özyürek, Sedcan Altundal (Muhabbet)

Erwin Flores (LOLA Mullen Lowe)

Ajans prodüktörü: Luis Diguardi, Onur Koçak (İkinci Parti)

Yapım şirketi: Republicana de Cine, İkinci Parti

Medya ajansı: Mindshare

marketing europe & anatolia / 35


Kampanyalar

OF Deme OH De...

Lipton Ice Tea’nin “OF Deme OH De” sloganı ile reklam yüzü

olan Hayko Cepkin, seslendirdiği Barış Manço’nun Lambaya

Püf De şarkısına getirdiği farklı yorumla dikkat çekiyor. Lipton

Ice Tea reklamıyla ekranlarda yerini alıyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: PepsiCo

Reklamveren ekibi: Orçun Doğan, Osman Dilber, Canan

Harman, Duygu Güzel, Ece Gençmehmetoğlu

Reklam Ajansı: Titrifikir

Kreatif Direktör: Emre Gökdemir

Kreatif Ekip: Gökçe Akın, Mert Demirhan, Mert Bitmez,

Mert Göker, Necati Kaya

Marka Ekibi: Canan Ayvacı, Gözde Günebak

Stratejik Planlama Direktörü: Kerem Sabuncu

Ajans Prodüktörü: Ediz Alptekin, Derya Soyman

Yapım Şirketi: Element Yapım

Yönetmen: Hakan Algül

Jingle Yapım Şirketi: Çikolata Müzik Fabrikası

4.5G avantajları...

4.5G teknolojisiyle mobil iletişimde internet devrini başlatan-

Türk Telekom, fiber gücünü arkasına alarak ‘İşyerim Mobil

Sınırları Kaldıran Tarife’lerinitanıttı. “Fiber Gücü Yanında,

İşler Yolunda” kampanyasının ikinci reklamfilmi eşliğinde tanıtılan

tarife, konuşma ve SMS’in sınırsız olduğu, bol internetli

paketlerin fiber güçlü 4.5G hızıyla sunulmasına dikkat

çekiyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Türk Telekom

Reklamveren Yetkilisi: Nurçin Koçoğlu, Ebru Özel Bozkurt,

Pınar Tohum

Reklam Ajansı:M.A.R.K.A.

Yaratıcı Yönetmen: Hulusi Derici

Yaratıcı Grup: Burcu Şahinyavuz, Doğan Mirdoğan,

Salih Küçük

Grafiker: Necdet Polat

Genel Müdür Yardımcısı: İlkay Ünlü

Müşteri Grubu: Jülide S. Coşkuner, Berrak Selin

Ajans Prodüktörü: Candaş Kaflı

Prodüksiyon Şirketi: Dijital Sanatlar

Prodüktör: Çağlar Ercan

Yönetmen: Can Ulkay

Müzik:Jingle Jackson

Post Prodüksiyon:Sinefekt

Medya Ajansı: People

36 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

Bu mu şu mu…

Medina Turgul DDB, Atasun Optik için çok konuşulacak bir

reklam kampanyasına imza attı. “Bu mu, Şu mu” temalı

reklam filmlerinde; Atasun Optik’e gelerek denediği her

güneş gözlüğünün ruhuna bürünen, hepsini beğenen ve

seçim yapmakta zorlanan müşterinin keyifli yolculuğu ekrana

yansıyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Atasun Optik

Reklamveren Temsilcileri: Gökçe Kunt,

Nuray Aksu Sezgin, Cansın Yavuz

Reklam Ajansı: Medina Turgul DDB

Yaratıcı Grup: Gökhan Erol, Ozan Bozkurt,

Burak Kunduracıoğlu, Erçin Sadıkoğlu

Müşteri İlişkileri: Lawrence Du Pre, Selika Özcan,

Nazlı Tüzüner, Ayça Demirbaş

Ajans Prodüktörleri: Evrim Saraçoğlu

Prodüksiyon şirketi: Atlantik Film

Yönetmen: Umut Aral

Medya Ajansı: Cereyan Medya

Her Bebeğe Canbebe...

Leo Burnett Istanbul tarafından “Her Bebeğe Canbebe” sloganıyla

hazırlanan reklam filminde birbirinden şirin bebekler

için,Canbebe’nin her koşulda sızmalara karşı çok daha iyi

bir koruma sağladığı sıcak bir tonda anlatılıyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: ONTEX - CANBEBE

Reklam Ajansı: Leo Burnett İstanbul

Reklamveren Temsilcisi: Murat Elgün, Ertan Şensoy,

Dilek Öztürk Boyraz

Kreatif Direktör: Oktar Akın

Kreatif Ekip: Aren Selvioğlu, Ersin Pekin, Cumhur Güçer,

Elif Sezgin, Emir Yavuz, Murat Oğuz Küçükada, Tunç Ersöz

Ajans Başkan Yardımcısı: Roda Sezer

Müşteri İlişkileri: Gül Akbal Şeref, Cansu Böke

Ajans Prodüktörü: Sevinç Metuçin Öktem, Canan Polat

Stratejik Planlama: İsmail Seval

Yönetmen: Devon Dickson

Yapım Şirketi: Film Bahçesi

PR Ajansı:Cohn&Wolfe

marketing europe & anatolia / 37


Gaudi’nin şe


Gezi

hri Barcelona-2...

Geçtiğimiz sayıda Montjuic Kalesi’ nden şehri seyre dalmıştık.

Akşama doğru kaleden teleferiğe binerek aşağı,

sahile indik. Teleferiğin manzarası çok eğlenceli.

Barcelona yolcularına mutlaka

teleferiğe binmelerini öneririm.

Fotoğraflar ve yazı Seval Duban / seval@sevalduban.com

Geçtiğimiz sayıda Montjuic Kalesi’

nden şehri seyre dalmıştık. Akşama

doğru kaleden teleferiğe binerek aşağı,

sahile indik. Teleferiğin manzarası çok

eğlenceli. Barcelona yolcularına mutlaka

teleferiğe binmelerini öneririm.

Teleferikten inip sahile doğru yürüyünce

karşımıza Kristof Kolomb’un kocaman

anıtı(Estatua de Colón) çıktı. 60

m uzunluğundaki anıt, 1888 Evrensel

Sergi sırasında, Rafael Arche tarafından

yapılmış. Anıt, 40 m yükseklikteki,

dökme demir Korint sütunu üzerine

oturtulan, bir gözlem odası ve 7.2 m

boyundaki bronz bir Kolomb heykelinden

oluşuyor. Sol elinde bir parşomen

tomarı tutan Kolomb sağ eli ile Amerika

kıtasını işaret ediyor. Kaidesinde ise

“Kolomb döneminde yeryüzü” konusu

işlenmiş. Anıt, Kolomb’un, Amerika kıtasını

keşiften döndükten sonra yanındaki

altı Karayip yerlisi ile ilk karaya

çıktığı yere inşaa edilmiş. 51 m’ deki

gözlem katına asansör ile çıkıp şehri

360 derece izleyebilirsiniz. Fakat çok

sıra olduğu için, biz bekleyip de çıkamadık.

Montjuic Kalesi’ nden yeterince

manzara izlediğimizi söyleyip, kendimizi

teselli ettik.

Kaidesinin altında bir turizm informasyon

bürosu var.

Heykelin bulunduğu bu bölge şehrin

sahil kıyısı. Burada, Barselona Limanı

ya da orjinal adıyla Port Vell, teknelerin

bağlı olduğu bir marina, Maremàgnum

Alışveriş Merkezi, Maritime Museum

(Deniz Müzesi), Olimpiyat Oyunları için

yeniden yapılandırılan sahil şeridi ve

Avrupa’nın en büyük akvaryumu olan

Aquarium Barcelona yer alıyor.

Sahilde aheste aheste yürüyüp, deniz

kenarında birer de Estrella Damm içtikten

sonra La Ramblas caddesine doğru

yürümeye koyulduk.

La Rambla’ ya vardığımızda hava kararmış

ve biz de çok yorulmuştuk. Yorgunluğa

rağmen Casa Batlló’ ya kadar

yürüdük. Önceki yazımda Gaudi’ den

bahsetmiştim. Gaudi’nin sadece dış

cephesini ve iç tasarımını yaptığı Casa

Batllo, Passeig de Gràcia’nın en güzel

ve fantastik yapısı. Karşı kaldırımdan

bakınca balkonları yılanların gözlerini

andırıyor. Bu bina herkese bir şeyler

çağrıştırdığı için herkes farklı bir benzetme

yapabiliyor. Casa Batllo’ ya, ilk

katında yer alan balkonlardaki ince sütunlar

nedeniyle “Kemikler Evi” de deniyor.

Çünkü sutünlar kemik ve eklemleri

andırıyor.

Casa Batllo’ yu rehber eşliğinde gezmek

mümkün. Fakat biz akşam gittiğimiz

için kapalıydı. Sonrasında da fırsat

olmadığı için gezemedik. Barcelona’ ya

gidecekseniz en az 6 günlük vakit ayırın.

Az olunca yetiyor. Umarım bir kez

daha gitme şansım olur da Casa Batllo’

yu gezebilirim.

marketing europe & anatolia / 39


Gezi

Casa Batllo’ yu dışardan hayran hayran

seyrettikten sonra Cerveceria Catalana

adlı restauranta gidipdeniz ürünleri ve

bira eşliğinde yorgunluk attık. Sonra da

otobüse binip otele gittik.

Ertesi gün ilk olarak Deniz Müzesi’ ne

(Maritime Museum) gittik. Hatta biraz

erken gittiğimiz için bahçede kahve

içerek açılmasını beklemek zorunda

kaldık.

Barcelona Deniz Müzesi, 13. ve 18. yy

arasında Katalan ve İspanyol savaş ve

ticaret denizciliğinin en iyi kalyonlarının

inşaa edildiği tersane üzerinde kurulmuş.

Müzede, basit balıkçı sandalları, sürat

tekneleri, yelkenli tekneler, çapalar,

navigasyon aletleri (sekstant), halat örnekleri,

ahşap denizaltı, deniz canlıları

vs. gibi çok çeşitli nesneler sergileriniyor.

Müzenin en dikkat çekici eseri ise

1571’ de ağır yenilgiye uğradığımız,

İnebahtı Deniz Muharebesi’nde, Osmanlı

ordusuna kök söktüren Real Kalyonu’

nun bire bir repikası.

Kocaman bir alana kurulu olan müzeyi

gezdikten sonra, keşfe devam etmek

Cerveceria Catalana adlı

restauranta gidipdeniz

ürünleri ve bira eşliğinde

yorgunluk attık.

üzere dışarı çıktık.

Yıllar önce Ildefonso Falcones’ un yazdığı

“Deniz Katedrali” isimli bir kitap

okumuştum. Kitap çok hoşum gitmişti

ve gerçekten çok etkilenmiştim. Barcelona

sahilinde gezinip, deniz müzesini

dolaşırken tekrar bu kitap geldi aklıma.

Geçmişe yolculuk yapıp, o dönemi görmek

ne kadar muhteşem olurdu diye

düşünmeden edemedim.

Deniz Müzesi, La Rambla’ nın sonunda,

sağ tarafta kalıyor. Biraz La Rambla’

da bahsedelim.

Yaklaşık 2,5 km uzunluktaki La Rambla,

kuzeyde Plaça de Catalunya’dan

başlayıp ve denize doğru devam ederek

Port Vell’de sonlanıyor.

Sırtınızı Port Vell’e, yüzünüzü ise Plaça

de Catalunya’ya dönerseniz, sağınızda

kalan bölge eski şehir Barri Gotik, solunuzdaki

ise El Raval. Bu küçük caddeler,

Plaça de Catalunya’dan Port Vell’e

doğru olmak üzere sırasıyla, Rambla

de Canaletes, Rambla dels Estudis,

Rambla de Sant Josep, Rambla dels

Caputxins ve Rambla de Santa Monica

şeklinde sıralanıyor.

40 / marketing europe & anatolia


Gezi

Rambla de Canaletes, adını Font de

Canaletes çeşmesinden alıyor ve Plaça

de Catalunya yönünden caddenin

ilk bölümü olduğu için, Las Ramblas’

ya gelenler burada büyük bir kalabalık

oluşturuyor.

Rambla dels Estudis, kuşların satıldığı

bir açık hava pazarı gibi. Çeşit çeşit

rengarenk kafesler yol boyunca alıcılarıyla

buluşuyor.

Rambla de Sant Josep’e gelindiğinizde

ise çiçekler sarıyor dört bir yanınızı.

Sant Jordi Günü’nde (23 Nisan) burada

toplanan insanlar birbirlerine çiçek ve

kitap hediye ederlermiş.

Sıra sıra tüm buraları gezdiğimiz için

hepsinden bahsedeceğim :)

Deniz Müzesi’ nden çıktık sonra La

Rambla’ nın sahil tarafında yukarıya

doğru yürümeye başladık. Biraz ileride,

her ülkede olmazsa olmazlar arasında

yer alan Balmumu Müzesi’ ne (Museu

De Cera) geldik. Kapısına kara gelmişken

girmeden olmaz dedik ve biletlerimiz

alıp başladık gezmeye.

Balmumu Müzesinde, tarih, kültür, sinema,

müzik, resim, politika, bilim gibi

bir çok alanda balmumu heykel görebiliyorsunuz.

Tarihi bir binanın içinde bulunan müze,

oldukça büyük. Gezmek saatlerinizi alıyor.

Eğer vaktiniz kısıtlıysa burayı pas

geçebilirsiniz. Kayda değer pek bir şey

yok.

La Rambla’ da yürümeye devam edip

Palau Güell’ e vardık. Yalnız Palau Güell

cadde üzerinde değil ara sokakta.

Biz de tesadüfen bulduk.

Palau Güell, 1886 – 1888 arasında

tüccar Eusebi Güell için Antoni Gaudi

tarafından inaş edilmiş. Gaudi’ nin

binalarını görünce hayran kalmamak

mümkün değil. Nasıl bir hayal gücü var

bu adamın diye düşünmeden duramıyor

insan. Tanışmayı çok isterdim.

Ev, yüksek sosyete, politik misafirleri

ağırlamake ve oda müziği konserleri

verme odaklı tasarlanmış. Girişte iki

Tarihi bir binanın içinde

bulunan müze, oldukça

büyük. Gezmek

saatlerinizi alıyor.

tane büyük kapı var. Bu kapılardan biri

giriş, diğer çıkış için kullanılıyor. Fayton

ile gelen misafir kapıdan yine faytonla

giriyor. Faytondan indikten sonra merdivenlerden

misafir salonuna geçiyor.

Alt kısımda ise, hizmetçiler, faytoncular

vs konaklıyor. Salonun tavanında, üst

kattaki odalardan görülebilen ızgaralı

penceler varmış. Bu sayede ev sahipleri

gelen konukları ve giysilerini görüp

ona hazırlanıyorlarmış ki, şıklık anlamında

onlardan önde olsunlar diye.

Güell Sarayı’ ndan sonra ara sokaklara

dalıp, Barcelona Katedrali’ ne vardık.

Katedralin bulunduğu bölgenin adı Barri

Gotik. Ciutat Vella olarak da bilinen

bölge, şehrin en eski yerleşim yeri. Burada

Orta Çağ saraylarını, manastırlarını

ve kiliselerini görmek mümkün.

Barri Gotik, ayrıca labirenti andıran

dar sokaklarıyla da ünlü. Bu dar sokaklarda

keşfedilecek çok sayıda tarihi

yapı, kafe ve restoran var.

Çoğunluğu gotik mimariden oluşan

bu yerin adı aslında Gotik Mahalle. Az

önce de söylediğim gibi burası en eski

yerleşim yeri. Barri Gotik genel olarak

bir labirenti andırıyor. Daracık sokakların

içinde dönüp dolaşıyor insan. Bu labirenti

andıran bölgenin insanı ürperten

bir havası var. Belki de sadece bana

öyle gelmiştir. Gotik mimarinin sislerinden

sayılan gargoyllar, bir çok binanın

tepesinden size bakıyormuş gibi geliyor.

Sanki gözler sizi izliyor gibi.

Bu labirent bölgede gezilecek çok yer

var. Onları sıralayayım önce; Santa

Eulàlia Katedrali, La Mercè Nazilikası,

Santa Maria del Pi Kilisesi, Sant Miquel

Kilisesi, Katalunya Hükümet Binası

marketing europe & anatolia /41


Gezi

(Palau de la Generalitad), Barselona

Belediye Binası, Frederic Mares Müzesi

(Heykel Müzesi), Casa de l’Ardiaca

& Muralla Romana (Başdiyakozun Evi,

Roma Duvarı) vs.

Tüm bunları gezmek için bir gün ayırmak

gerek. Biz binaların içini gezmeden

etrafı dolandık sadece. Gotik binaların

haricinde ilginç olan bir şey daha

vardı, Pont del Sospirs Köprüsü. Bu

neogotik tarz köprü, Venedik’ teki “Ahh

Köprüsü”’nden esinlenerek yapılmış

ve Hükümet Binası ile Başkanlık Rezidansı’

nı birbirine bağlıyor. Binalar ve

çevresinde diğer yapıların cephesi ise

sgraffito (zemini, sivri uçlu bir aletle kazıma

yoluyla motif yapma tekniği) tekniği

ile yapılan süslemelerle dolu. Oldukça

güzel olan bu duvarlara bakmak

insanda hayranlık uyandırıyor.

Barri Gotik’ te en göz alıcı yapı, Barcelona

Katedrali (Catedral de la Santa

Creu i Santa Eulàlia). Bu muhteşem

katedralin yerinde çeşitle dönemlerde

42 / marketing europe & anatolia

Sangria, meyve suyu, şeker,

buz ve konyağın

karıştırılmasıyla yapılan,

İspanya’ nın meşhur içkisi.

çeşitli yapılar varmış. Örneğin, Roma

çağında bir Roma tapınağı, sonraki Vizigot

döneminde bir Vizigot Bazilikası

ve sonrasında 76 yıllık Müslüman hakimiyeti

sırasında bir Mağribi camii (Ulu

Camii / Cami El Kebir) bulunuyormuş.

Şehri, Emevilerden geri alan Barselona

Kontluğu, bu camiyi tamamen yıkarak,

temelleri üzerine 1298 yılında bir bazilika

inşaasına başlamışr. Şu an ki katedral,

14. yy’ da bu bazilikanın üzerine

inşaa edilmiş. Katedralin vaftiz bölümü

bu ilk bazilikadan kalmış.

Kuzey Avrupa mimarisinden esinlen ön

cephe Neo gotik tarzda inşa edilmiş.

Ana giriş kapısı ve flamyant çan kulesi

sırası ile 1890’ da ve 1913’ de tamamlanmış.

Arka tarafta yer alan, ikiz sekizgen çan

kuleleri, 1393 yılında inşaa edil ve 1545

yılında monte edilmişler. Şehri kuşbakışı

seyretmek içi de asansörle katedral

in çatısına veya çan kulesine çıkmak

mümkün.

Hani bir kitaptan bahsetmiştim ya “Deniz

Katedrali”, belki de o katedral burasıdır.

Öyle mi değil mi bilmiyorum ama

ben öyle kabul edip, o hisle dolaştım

Barri Gotik’ te.

Bu kadar uzun keşiften sonra bir molayı

hakkettiğimiz için sangria molası

verdik. Sangria, meyve suyu, şeker,

buz ve konyağın karıştırılmasıyla yapılan,

İspanya’ nın meşhur içkisi. Sangria

genelde sürahi ile servis ediliyor. Yazın

Ağustos sıcağında çok güzel gidiyor

doğrusu. Tek sorun, şekerli olması.

Sıcak havada sürahiden kadeh kadeh

doldurup içmek keyifli de, sonra güzel

kafa yapıyor :)

Serinleyip hafif de çakır keyif olduktan

sonra sıra La Sagrada Familia Katedrali’

ne geldi. Burası da çok merak ettiğim

yerlerden biriydi.

Bir diğer adıda, bitmeyen kilis.

Yapımına, 1882 yılında mimar Francisco

de Paula del Villar tarafından başlanan

ve halen devam eden bu katedral

Barselona’nın simgesi haline gelmiş.

Antoni Gaudi, 1883’te katedralin yapımını

üstlenmiş ve yaşamının sonuna

kadar datamamlanmasın çalışmış. Gaudi,

40 yıl boyunca bu proje için çalıştıktan

sonra 1926’da öldüğünde, toplamda

18 kuleden oluşması planlanan

neo-gotik tarzdaki katedralin sadece bir

kulesini ve doğuya bakan Nacimiento

cephesini tamamlayabilmiş. Tamamen

halkın yaptığı bağışlarla bugüne kadar

gelebilen binanın yapımı halen bağışlarla

devam ediyor.

La Sagrada Familia,inşaatı tamamlanmadan

restorasyonu yapılan ilk kilise

olabilir. Giriş ücreti 12 euro. Her gün

binlerce kişi ziyaret ediyor. Kilise değil,


Gezi

darphane sanki. Ama halkın yaptığı bağışlarla

yapılmaya çalışıyor. Biraz garip

bir durum ya da strateji.

La Sagrada Familia hakkında daha fazla

bir şey yazmayacağım. Çünkü görmek

ve okumak çok farklı. Barcelona

yolcuları görmeden dönmesin bence.

La Sagrada Familia’ dan sonra ki rotamız

Nou Camp Stadyumu(Estadio del

Camp Nou).

Barcelona’ da şehri gezmek için otobüsler

var. Üstü açık turist otobüsleri.

Bunların da belirli güzergahları var. İstediğiniz

yerden binip, istediğiniz yerde

iniyor ve gezindikten sonra bir sonrali

otobüse binebiliyorsunuz. Biz sabah bilet

almıştık ve ara geri geçişleri otobüsle

geçeriz demiştik. Nou Camp’ o bu

otobüsle gittik ve oldukça güzel manzara

eşliğinde yol aldık :)

Nou Camp Stadyumu, futbolunen popüler

ismi FC Barcelona’ nın, 100.000

taraftarının önünde maçlarını oynadığı,

dünyaca ünlü stadı.

24 Eylül 1957 açılışı yapılan, Nou

Camp Stadyumu,hem stad hem de

müze.

Müzede,kupalar, madalyalar, fotoğraflar,

önemli maçların görsel ve işitsel

İçeride, tribün ses efektlerinin

verildiği bir sahaya

çıkış tüneli var. Oradan

geçerken sanki

sahaya maç oynamaya

çıkıyormuşsunuz gibi gaza

geliyorsunuz :)

şovlar, kulübün,(politik bir araç ve Katalanların

toplanma yeri olan) sıra dışı

tarihi de dahil olmak üzere çeşitli belge,

döküman, haber ve belgesellerini barındıran

göz kamaştırıcı bir sergisi var.

Müze ve stadyumda, misafir soyunma

odası, duşlar, koridorlar, saha çıkış tüneli,

basın tribünü, kapalı tribün, içeride

yer alan minik kilise vb gibi yerleri gezebiliyorsunuz.

İçeride, tribün ses efektlerinin verildiği

bir sahaya çıkış tüneli var. Oradan geçerken

sanki sahaya maç oynamaya

çıkıyormuşsunuz gibi gaza geliyorsunuz

.

Bu kocaman komplekste bir de mağaza

var. Buradan da FC Barcelonalogolu

ürünler alabiliyorsunuz. Ben bir tane

kahve kupası ve oğluşa forma alarak

Nou Camp gezisini sonlandırdım :)

Bugünlük gezi rotasını bitirdiğimiz için

yemek ve içme kısmına geçtik. Otobüse

binip (Plaça de Catalunya) Katalonya

Meydanına’ a geldik.

Bu sefer ki mekan Ciudad Condal. Burada

çok çeşit yiyecek var ama akşam

saatlerinde epey kalabalık oluyor. Hızlıca

yemeğimizi yedikten sonra sangria

içmek için başka mekana oradan da

otele gittik.

marketing europe & anatolia /43


Gezi

Ertesi günü kendime aylak aylak gezinmeye

ayırdım. Sabah tek başıma otelden

çıkıp La Rambla’ ya geldim. Güzel

bir kafede oturup kahvaltı ettikten sonra

başladım dolanmaya.

La Rambla’ da yeterince dolaştığım için

ona paralel caddeleri gezeyim diye ara

sokaklara daldım. Ara sokaklarda gezinirken

de Palau de la Música Catalana’

ya vardım.Böyle bir yer olduğunu

bilmiyordum hiç. Daracık sokaklarda

dolanırken böyle bir binaya rastlayınca

epey şaşırdım.

Palau de la Música Catalana,mimar

Lluís Domènech i Montaner tarafından

1905-1908 yılları arasında yapılmış

Barselona’nın, dünyaca ünlü konser

salonu. Bina gerçekten muhteşem.

İşte o an geniş açık lensim olmadığına

çok üzüldüm. Tek başına Barcelona’ da

dolanıp fotoğraf çekiyorum ama geniş

açı lensim yok. Hiç binanın tam fotoğrafını

çekemedim :(

Sırf bu yüzden asabım bozuldu ve başladım

yine dolanmaya. Fakat bu sefer

44 / marketing europe & anatolia

Çikolata müzesinde

kakaonun nerelerde yetiştiği,

nasıl fermente edildiği

ve çikolata haline

dönüştürüldüğü hakkında

resimler ve videolar var.

gittiğim yeri biliyorum. Çikolata Müzesi

(Museu de la Xocolata)

Çikolata müzesinde kakaonun nerelerde

yetiştiği, nasıl fermente edildiği ve

çikolata haline dönüştürüldüğü hakkında

resimler ve videolar var. Çikolata ile

ilgili belgeseller, müze içindeki salonlarda

gösteriliyor. Hem geziyor hem de bu

filmleri iziliyor insanlar. Ben gezinirken

benim önümde bir tane abla ve abi abla

da müzeyi geziyordu. Türk bir çift. Aralarında

geyik yapıyorlar. Belgeselde çikolatanın

akışkan halini ve sonra nasıl

kalıplara döküldüğünü gösteriyor. Onu

gören abi gaza geldi, başladı ablaya

fantezilerinden bahsetmeye. Alacam o

çikolatayı, sürecem orana burana vs

diye anlatıyor abi. Ben hiç bozuntuya

vermeden dolandım müzeyi. Çıkış tarafına

yakın bölümlerde çizgi roman

kahramanlarının, heykellerin çikolatadan

yapılmış halleri var.

Ben de onları görünce çok beğendim

ve önünde fotoğraf çektirmek istedim.

Baktım çift haricinde kimse yok, yanlarına

yaklaşıp, Türkçe olarak fotoğraf

çekmelerini rica ettim. Ben konuşunca

abla ve abi şok oldu ardından da kıpkırmızı.

Abi, sanırım konuştuklarımızın

hepsini duydunuz ve anladınız. Orada

kahkaha atmamak için zor tuttum kendimi.

Fotoğrafımı çekerseniz tüm duyduklarımı

unutabilirim dedim :)

Müzenin çıkışı kafeteryaya açılıyor ve

burada, çay, kahve, sıcak çikolata içmek

mümkün. Abla ve abinin hallerine

gülerek çıktım müzeden, güzel bir kahve

içtikten sonra da Parc de la Ciutadella’

e doğru yürümeye koyuldum.

Sonrası bir sonra ki ayda. Haziran sayısında

görüşmek üzere :)


Gameon

Meksika’da Türk Bayraklarını Astırdılar…

League of Legends 2016 Kış Mevsimi Finali’ni kazanan SuperMassive,

International Wild Card Turnuvası’nda da ipi

göğüsleyerek, uluslararası bir zafere imza atmayı başardı.

Ligin bu seneki flaş takımı SuperMassive’in bir sonraki hedefi,

Şanghay’da düzenlenecek olan MSI 2016 turnuvası

olacak.

League of Legends’da heyecan dinmiyor. Büyük bir mücadeleye

sahne olan 2016 Kış Mevsimi finalinin ardından,

Meksika’da düzenlenen International Wild Card

(IWCI) turnuvasına ülkemiz adına katılmaya hak kazanan

SuperMassive,Japonya, Brezilya, Avustralya gibi 8 ülkenin

şampiyonu arasında -en iyi- olduğunu kanıtladı. SuperMassive,

final karşılaşmasında Rus ekibi Hard Random’u 3-1’lik

skorla geçerek, bu önemli organizasyondan şampiyon olarak

ayrılmayı başardı.

Riot Games Türkiye İletişim Direktörü Erdinç İyikul, IWCI

2016’dan şampiyonlukla dönen SuperMassive’in başarısından

büyük mutluluk duyduklarının belirterek, şöyle devam

etti; “League of Legends eko-sisteminin dünyada ve

Türkiye’de yarattığı heyecana, nefes kesici turnuvalara,

hepimizi gururlandıran Türk takımlarının başarılarına, mutlulukla

tanıklık etmeye devam ediyoruz. Ülkemizdeki eSpor

kategorisinin geldiği noktayı ve geleceğini de bu vesileyle

son derece olumlu görüyoruz. Türkiye’yi IWCI 2016’da başarıyla

temsil eden SupeMassive ekibini tebrik ediyor, bir sonraki

aşamada da başarılı olacaklarına içtenlikle inanıyoruz”

dedi. izlenme sayıları 450 bini bulanLoLtutkunu tarafındanilgiyle

takip edildi.

Mobil Oyun Dünyasının Yolu 2Tons’dan Geçiyor...

Gram Games’in bağımsız oyun geliştiricilerine birçok alanda

destek olup, yol göstericilik yaptığı 2Tons İvmelendirme

Programı bir yıl içinde 60’tan fazla oyun yapımcısını mobil

oyun dünyasıyla tanıştırdı. 2Tons programına dahil olan

10’dan fazla oyun Google Play ve AppStore’daki yerlerini

alarak binlerce kişiye ulaştı.

Tüm dünyada milyonlarca kişinin oynadığı 1010!, 1010! World

ve Merged! gibi oyunların geliştiricisi Gram Games’in mobil

oyun dünyasına adım atmak isteyen bağımsız geliştiricilere

destek olduğu 2Tons ivmelendirme programı ikinci yılına

çok hızlı bir giriş yaptı. 2015’in başında, bağımsız oyun

geliştiricilerini bir araya getirmek ve mobil oyunların yapım

süreci, framework ve analitik konularında bilgi paylaşmak

amacıyla kurulan 2Tons, bir yıl içinde 60’dan fazla oyun ekibi

Gram Games geliştiricileriyle tanışma fırsatı buldu.

Son 5 ayda Gram Games ofisi ve İTÜ Çekirdek’te

gerçekleştirilen 3 farklı 2Tons buluşmasında 100’den fazla

bağımsız oyun geliştiricisi bir araya geldi. Genç geliştiricilerin

mobil oyun dünyasını daha yakından tanımasını ve

ufuklarının genişlemesini sağlayan bu buluşmalarda oyun

ekiplerinin birbirleriyle tanışıp deneyimlerini paylaştığı

bir ortam oluşturuldu. Buluşmalara katılanların %70’i

yazılımcıyken, %30’luk kesim ise tasarımcılardan oluştu.

Düzenlenen 94 2Tons toplantısında ise 2Tons mentorları

bağımsız yapımcılar tarafından yapılan oyunları inceledi.

Yapılan incelemeler sonrasında oyunların ihtiyaçları belirlenerek

geliştirici ekiplere gerekli yönlendirmeler yapılarak

yol gösterildi. Bağımsız yapımcılara birçok alanda destek

veren 2Tons ile 10’dan fazla oyun projesi için reklam

çalışmaları yapıldı. Bu çalışmalar sonucunda 30 milyonun

üzerinde gösterim elde edildi.

46 / marketing europe & anatolia


Gameon

Operation Kinguin 3 Başladı…

Kinguin ve DingIt’in organizasyonunu yaptığı, aralarında

Space Soldiers’ın da bulunduğu 32 takımın yer alacağı

$20.000 ödül havuzlu Operation Kinguin 3 CS:GO hayranlarına

8 haftalık bir heyecan fırtınası yaşatacak

27 Nisan itibariyle başlayan Operation Kinguin 3’te bir önceki

turnuvada yarı finale yükselmeyi başaran 4 takımın yanı

sıra doğrudan play-off’a davet edilen 4 takım ve Operation

Kinguin 2’nin elemelerinde yer alan 24 takım büyük ödül için

yarışacak. Performansı ile CS:GO dünyasında adından söz

ettiren Space Soldiers da turnuvada ülkemizi temsil edecek.

Tüm takımlar ve gruplar maç takvimiyle birlikte Kinguin’in

blog’unda yayınlanacak. Turnuvayı canlı olarak izlemek içinse

Kinguin’in DingIt kanalına www.dingit.tv/Kinguin_net adresinden

ulaşabilirsiniz.

Kinguin’in Küresel Genişlemeden Sorumlu Müdür Yardımcısı

Faheem Bakshi, Operation Kinguin 3 hakkında şunları

söyledi: “DingIt ile Operation Kinguin 2’deki işbirliğimize ilk

başladığımızda uzun süreli bir ligin platformda nasıl bir ilgiyle

karşılanacağını bilmiyorduk. Fakat aldığımız sonuçtan o

kadar memnun kaldık ki, Operation Kinguin’in 3. Sezonu ile

bu işbirliğini gelecekte de sürdürmeye karar verdik.”

DingIt’in İçerik Yöneticisi Adam Simmons ise konu hakkındaki

düşüncelerini şöyle dile getirdi: “Operation Kinguin’in

DingIt’deki performansından çok memnun kaldık. Harika

maçlar çıkaran çok iyi takımları izleme şansı elde ettik. Bu

yüzden yeni bir sezonda Kinguin ile tekrar çalışacak olmaktan

çok mutluyuz.”

Operation Kinguin hakkında son dakika haberlerini almak

için Kinguin’in sosyal medya hesaplarını takip edin. Sosyal

medyada #OpKinguin etiketini kullanarak turnuva hakkındaki

en yeni bilgilere dakika dakika ulaşabilirsiniz.

World of Tanks Dünya Şampiyonu Belli Oldu...

8-9 Nisan tarihlerinde Varşova’nın dev etkinlik merkezi Torwar

Hall’da düzenlenen World of Tanks dünya şampiyonasında,

kupayı kaldıran ve büyük ödülün sahibi olan takım Natus

Vincere (Na’Vi) oldu. Dünyanın dört bir yanından gelen en iyi

12 World of Tanks takımının karşı karşıya geldiği yarışmada

katılımcılar 300.000 dolarlık ödül havuzundan pay alabilmek

için yarıştı.Wargaming Rekabetçi Oyunlar Müdürü Mo Fadl,

duygularını “Büyük Finaller her yıl bir öncekinden daha

büyük ve kapsamlı bir hal almakta. Bu etkinlik aracılığıyla

e-spora olan tutkumuzu oyuncularla paylaşma fırsatı buluyoruz.

Bu sene tüm takımların şampiyon olabilmek için canla

başla mücadele ettiklerini gördük ve her biriyle ayrı ayrı

gurur duyduk. Önceliğimiz, Wargaming.net Liginin çıtasını

daha da yükseltmek ve hayranlarımıza unutulmaz anlar

yaşatabilmek,” şeklinde ifade etti.

Geçen yılın şampiyonları HellRaisers ve Na’vi Gold Bass’i

5-0 ve 5-1 yenerek elediler. Wombats on Tanks, SIMP’i

5-0, Red Canids’i ise 5-1 yenmeyi başardı. Amerika Birleşik

Devletleri’nin umudu olarak turnuvaya gelen eClipse ise Kazna

Kru ve Tornado Rox karşısında varlık gösteremeyerek

Gold Bass, Red Canids ve EL Gaming ile birlikte ilk gün elenip

oyuna veda etti.

marketing europe & anatolia /47


Kültür - Sanat

Balmumu Heykel Müzesi...

2016 sonbaharında kapılarını açacak olan MadameTussauds

Istanbul, her yaştan ziyaretçiye keyifli bir deneyim

sunacak

Dünyanın en ünlü Balmumu Heykel Müzesi markası Madame

Tussauds, dünyadaki 21. cazibe merkezini 2016

sonbaharında İstanbul’da açıyor. 250 yaşındaki markanın

İstanbul’daki adresi, ziyaretçilere en sevdikleri ünlü isimleri

görebildikleri, hissedebildikleri, fotoğraflayabildikleri,

eğlenceli, interaktif ve eşsiz bir deneyim sağlayan, tüm

aileye yönelik bir cazibe merkezi olacak.

Ev sahipliğini Grand Pera binasınınyapacağı Madame

Tussauds İstanbul’da, tarihi ve kültürel kahramanlar

vegeçmişten bugüne sanat, spor ve siyaset dünyasının

yaklaşık 60ünlü ismi yer alacak. Osmanlı ve Cumhuriyet

dönemlerinde tarihi bir gezintinin yapılabileceği müzede,

Türkiye’den birçok ismin yanı sıra çok sayıda uluslararası

müzik, spor ve film yıldızı da görülebilecek.

Sahibi ve işletmecisinin dünyanın önde gelen eğlence

devi Merlin Entertainments plc olduğu Madame Tussauds

İstanbul, Merlin’in dünyada açılacak 21. balmumu

heykel müzesi olurken, İstanbul’da SEA LIFE Akvaryum

ve LEGOLAND® Discovery Centre’dan sonraki üçüncü

yatırımı oalcak.

İmparatorluk Simsarları...

Koç Üniversitesi Yayınları

(KÜY), Tarih ve Antropoloji

kategorisinde İmparatorluk

Simsarları: Venedik-İstanbul

Arasında Mekik Dokuyanlar

adlı kitabı yayımladı. Toronto

Scarborough Üniversitesi

Tarihi ve Kültürel Çalışmalar

Bölümü’nde tarih doçenti

E. Natalie Rothman’ın kaleme

aldığı kitap, Ebru

Kılıç tarafından Türkçeye

kazandırıldı. Kitap, 1570-1670 arası dönemde Venedik-

Osmanlı ilişkilerini ele alırken sömürge göçmenleri, azat

edilmiş köleler, tüccarlar, simsarlar, mühtediler ve siyasi

tercümanlar gibi erken modern Venedik-Osmanlı sınırını

düzenli olarak geçenlerin kesişen dünyalarını inceliyor.

İmparatorluk Simsarları: Venedik-İstanbul Arasında Mekik

Dokuyanlar adlı kitap, Koç Üniversitesi Yayınları’ndan

(KUY) okurlarla buluştu.

Vefasız Peri...

“Estela ve ben bu kitapta,

bu sayfada, bu kelimelerde

birleştik. Bizi bir boşluk

birleştiriyor: o öldü, bense bu

kitabı yazmak için yaşıyorum.

Bizi bu cennet kurtaracak,

cezamızı bu cehennem verecek:

bir kitap, hayat.”

Guillermo Cabrera Infante,

ölümünden üç yıl sonra

yayımlanan Vefasız Peri’de

sözcük oyunları, iğnelemeler

ve göndermelerle dolu üslubuyla başka zamanlardan

bir Havana aşkına hayat veriyor.

Bir çok edebiyat eleştirmenince James Joyce ile

karşılaştırılan Guillermo Cabrera Infante, Vefasız

Peri adlı romanında, başyapıtı sayılan Kapanda Üç

Kaplan’da olduğu gibi okuru Havana’ya götürüyor ve bu

egzotik kentte yaşanan olağanüstü aşk hikâyesine tanık

ediyor.

48 / marketing europe & anatolia


Kültür - Sanat

Digilogue Paneli...

Zorlu PSM ve Zorlu Holding ev sahipliğinde,6 Mayıs 2016

tarihinde, Zorlu PSM’de düzenlenecek “Digilogue Paneli”,

dijital sanat alanında eserler sunan dünyanın en önemli

sanatçılarını bir araya getirecek. Katılımcılar, dijital teknolojinin;

sanat, mimari ve moda ile etkileşime girdiğinde

nasıl yenilikçi ve yaratıcı bir hale gelebildiğini, bizzat bu

alanda eserler ortaya koyan sanatçıların ağzından dinleyebilecekler.

Örgüyle radyo, nakışla bilgisayar!

Panelde örgü, nakış gibi geleneksel tekstil yöntemlerini

kullanarak giyilebilir teknolojik sanat eserlerine imza

atan mimar, sanatçı, araştırmacı ve eğitmen Ebru Kurbak

da konuşmacı olarak yer alacak. Ebru Kurbak, İstanbul

Teknik Üniversitesi’nde mimarlık eğitimi alan ve şu anda

Viyana’da yaşayan bir sanatçı, araştırmacı ve eğitmen.

Ebru Kurbak, eserlerinde sık sık tekstil tekniklerini ve malzemelerini

kullanıyor.Kurbak, şu sıralar “StitchingWorlds”

(Dünyalar Örmek) adında bir proje yürütüyor. Avusturya

Bilim Fonu’ndan kendisinin aldığı fon ile başlattığı uluslararası

sanatsal projeyi, Viyana Uygulamalı Sanatlar

Üniversitesi’nde ekibiyle birlikte yürütüyor. “Stitching-

Worlds” (Dünyalar Örmek) ile yine tekstil malzemeleri ve

tekstil tekniklerini kullanarak 8 bit bir bilgisayar üretmek

için çalışıyor. Kurbak’ın birkaç yıl önce de tasarladığı “The

KnittedRadio” eseri ile de örgüyle bir radyo vericisi üretilebileceğini

ispatlamıştı.

Sanat mekan tanımaz...

ARMAGGAN Art & Design Gallery, keşfettiği ve desteklediği

sanatçıların etkileyici eserlerini Sanat Burada mottosuyla

Türkiye’nin en gözde mekânlarına taşımaya devam

ediyor.“Yaşayan Müze” olarak tanınan ve dünyanın en özel

otel unvanı olan Relais&Chateaux’nun Türkiye’deki tek

temsilcisi Museum Hotel ile yepyeni bir projeye imza atanARMAGGAN

Art & Design Gallery, benzersiz bir sergiyi

hayata geçiriyor; “Art in Museum”… 5 Mayıs Perşembe

günü başlayacak olan “Art in Museum” sergisinde, çağdaş

yaklaşımları ve özel teknikleri ile sanat dünyasının dikkat

çeken isimleri Meral Değer, Camekan, Asanni, Nadia Arditti,

Nilay Özenbay, Gül Delemen, Betül Cankara, Şevket

Arık, Nilgün Sabar, Tan Taşpolatoğlu, Sinem Kaya, Neşe

Çoğal, Güneş Özmen, İrem Çamlıca, Canan Ustaoğlu,

Mustafa Karyağdı,Çetin Pireci, Oytun Berktan’ın resim ve

heykel çalışmaları yer alıyor. ARMAGGAN Art & Designve

Museum Hoteliş birliğiyle yaz sonuna kadar devam edecek

olan “Art in Museum” sergisi Museum Hotel’de konaklayanlara

tatilleri boyunca sanatla dolu, benzersiz deneyimler

sunuyor.

Türkiye’nin tek Relais&Chateaux oteli Museum Hotel,

benzersiz konsepti kadar özel projeleri ile de

fark yaratıyor. Müze konseptiyle birbirinden değerli

eserlere bünyesinde yer veren Museum Hotel,

“sanat mekan tanımaz” mottosundan yola çıkarak,

ARMAGGAN Art & Design Gallery iş birliğinde, Museum

Hotel’den ilham alan 24 sanatçının çarpıcı eserleriyle hazırlanan

çok özel bir sergiye,Kapadokya’nın büyüleyici

güzelliğinde ev sahipliği yapıyor; “Art in Museum”

marketing europe & anatolia /49

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!