Hotel Restaurant Magazine Nisan 2017 Sayısı

istmagmagazin

Editör

Sizin favori dondurmacınız hangisi?

Artık sadece yazın değil, kış mevsiminin

de vazgeçilmez tatlarından dondurmanın

Türkiye’deki favori adreslerini gastronomi

sektörünün önde gelen yazar, yemek

programcısı ve şeflerine sorduk. Aylin

Yazıcıoğlu, Vedat Başaran, Nedim Atilla,

Gürkan Boztepe, Elif Korkmazel, Arda

Türkmen, Ömür Akkor, Murat Bozok ve İsmet

Saz gibi değerli gurme damakların uzman

görüşleri doğrultusunda hazırladığımız listede

bakın Türkiye’den hangi seçkin dondurma

adresleri yer almış?

Bu özel çalışmamızı dondurma sektörüne

yön veren markaları, ürünler ve trendler

doğrultusunda hazırladığımız dosya

bölümümüzde detaylı olarak inceleyebilirsiniz.

Hayali öğretim görevlisi olmaktı. Ne var

ki kabına sığmayan enerjisini bir türlü

üniversite sıralarında dizginleyemedi. Çünkü

o bir organizasyon insanıydı... Durağanlık,

rutinlik asla kalemi olamazdı… İstanbul

Üniversitesi’ndeki 11 yıllık öğretim görevlisi

kariyerine hiç gözünü kırpmadan son vererek

fuarcılık sektörüne dinamik bir atım atan

ITE Turkey Turizm & Seyahat & Moda Grup

Direktörü Hacer Aydın ile başarı öyküsünü

ve “evladım” dediği EMITT (Doğu Akdeniz

Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı)

yolculuğunu konuştuk.

Pek çok kişi hayal eder ama ona bir tek cesaret,

azim, emek ve sabırla yürüyenler ulaşır; tıpkı

Renaissance Polat Istanbul Hotel’in Pastry

Şefi Ercan Yıldız’ın hikayesi gibi. Erzurumlu

bir ailenin çocuğu iken bir meslek edineyim

derdiyle İstanbul’un yolunu tutan Ercan Yıldız

o sıralar ne mutfağın ne de pastacılığın hayalini

kurmuş. “Belki bir ucundan kaporta, motor

tamirciliğiyle büyük şehirde meslek edinme

çabaları onunkisi…

30 yıllık pasta sevdalısı Ercan Yıldız’ın tatlı

dünyaya yolculuk hikayesi şefin gözünden

bölümünde sizlerle…

Ve yeni yatırımlar…

Hilton‘un orta fiyat segmentinde yer alan,

kaliteye önem verenlere yönelik küresel

markası Hampton by Hilton, en yeni oteli

Hampton by Hilton Bolu’yu açtı. Dünyanın

en egzotik lokasyonlarında lüksü ve konforu

yeniden yorumlayan LUX*ın Avrupa’daki ve

Türkiye’deki ilk ve tek tesisi LUX* Bodrum

Resort & Residences, 19 Mayıs’ta hizmete

girmeye hazırlanıyor. Dedeman Grubu ise Y

kuşağının beklenti ve ihtiyaçlarını göz önünde

bulundurarak oluşturduğu yeni otel markası

‘Smart by Dedeman’ın tanıtım lansmanını

gururla gerçekleştirdi. Tüm yatırımcıları ve

işletmecileri buradan tebrik eder, çalışanlarına

başarılı bir turizm sezonu geçirmelerini dilerim.

Keyifli okumalar dilerim.

Hatice Ünal Bilen

İmtiyaz Sahibi

İSTMAG MAGAZİN GAZETECİLİK

İç ve Dış Tic.Ltd.Şti. Adına H. FERRUH IŞIK

GENEL MÜDÜR

SORUMLU MÜDÜR

YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ

YAYIN DANIŞMANLARI

MEHMET SÖZTUTAN

mehmet.soztutan@img.com.tr

YUSUF OKÇU

yusuf.okcu@img.com.tr

HATİCE ÜNAL BİLEN

hatice.unal@img.com.tr

Prof. Dr. HÜSNÜ GÜNDÜZ

Prof. Dr. İSMAİL KAYA

Doç. Dr. MURAT DOĞDUBAY

GÜRKAN BOZTEPE

Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı

TURGUT AY

Türkiye Aşçılar ve Şefler

Federasyonu Başkan Yrd.

REKLAM KOORDİNATÖRÜ

REKLAM MÜDÜRÜ

CONSEPT TASARIM

BİLGİ İŞLEM

SOSYAL MEDYA

FOTOĞRAF EDİTÖRÜ

KAPAK MEKANI

FOTOĞRAF

STYLING

EMİR ÖMER ÖCAL

emir.ocal@img.com.tr

VEYSEL BİRDAL

veysel.birdal@img.com.tr

FATMA DEMİRBAĞ

fatma.demirbag@img.com.tr

Emre YENER

emre.yener@img.com.tr

Emir YENER

emir.yener@img.com.tr

HAKKI GÜNERKAN

hakki.gunerkan@img.com.tr

Jujustaicecream

Ümit Başer ALKAÇ

Aysfelt

website

www.hotelrestaurantmagazine.com

e-mail

info@img.com.tr

KURUMSAL İLETİŞİM MÜDÜRÜ

MUHASEBE ve

FİNANS MÜDÜRÜ

ABONE ve DAĞITIM

CTP - BASKI

İRTİBAT BÜROLARIMIZ

ADRES

EBRU PEKEL

ebru.pekel@img.com.tr

MUSTAFA AKTAŞ

mustafa.aktas@img.com.tr

NURTEN DEMİR

nurten.demir@img.com.tr

CTP - BASKI / PRINTED BY

Vizyon Basımevi Kağıtçılık

Matbaacılık ve Yayıncılık

İkitelli Org.San.Bölg. Deposite iş Merk.

A6 Blok, Kat:3 No:309 Başakşehir -İST

Tel: 0212 671 61 51

Matbaa Sertifika No:28640

BURSA +90.224 211 44 50-51

KONYA +90.332 238 10 71

Evren Mah. Bahar Cad.

Polat İş Merkezi B Blok No:1 Kat:4

Güneşli-Bağcılar/İstanbul

Tel: +90 212 604 51 00

Faks: +90 212 604 51 35

hotel & restaurant hi-tech dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. hotel & restaurant hi-tech dergisinin bütün yayın

hakları İletişim Magazin Gazetecilik San. ve Tic. A.Ş.’ye aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yaygın süreli bir yayın olan hotel & restaurant hi-tech dergisi ayda bir yayınlanır.


içindekiler

50

Lezzetin en masum hali

Dondurma

dosya

68 70

antre

10 Sektörden kısa haberler

gündem

20 Ömer İsvan: 15 dakikalık verilerle

15 yıllık yatırım yapanlar var

22 Dünya Turizm Raporu açıklandı

24 Mövenpick Hotel Istanbul Golden Horn

yeni projelerini anlattı

26 Türkiye’nin sağlık turizminde 2023 yılı

hedefi; 20 milyar dolar

27 Rusya’dan Türkiye’ye ortak kruvaziyer

önerisi

28 Turizmde Perakendeciliğe Geçiş”

sektörde devrim yapacak

30 Erkan Akkurt: Turizm sektörü iç

pazardaki potansiyellere yöneliyor

32 Gelecek Turizmde ile 10 Yıl 10 Şehir

10 Hikaye

33 Bodrum Tanıtım Tır Anadolu’yu

gezecek

34 Yasağın nedeni “ABD’liler işsiz

kalacak” endişesi mi?

35 Budak: Turizmde Avrupa krizi büyüyor

www.hotelrestaurantmagazine.com

36 Y ve Z kuşağı, turizm

sektörünü nasıl etkileyecek?

38 İran turizm pazarı liderliğe göz

kırpıyor

40 İlber Ortaylı: Turizm, kitleler

arasında demokratik bir

kaynaşma sağlar

42 Kartlı ödemeler geçen yılın

aynı dönemine göre %8 arttı

yeni yatırımlar

44 Heafey Group Condo-Hotel

konseptini Türk yatırımcılarla

tanıştırdı

46 LUX* Bodrum 19 Mayıs’ta

açılıyor

48 Hampton by Hilton Bolu açıldı

50 Dedeman Smart by Dedeman’ı

tanıttı

52 Sabiha Gökçen Havalimanı

terminal binasını büyütüyor

54 Elite World Hotels 120 milyon

dolarlık otelini basına tanıttı

56 Park Inn by Radisson Asia

Istanbul Kavacık açılıyor

58 TAV Zagreb’de yeni terminali açtı

iş’te kadın

60 Kabına sığmayan dinamizm:

Hacer Aydın

marka

64 İnoksan teknoloji yatırımlarını

sürdürüyor

marka güncel

65 Sektör firmalarından kısa haberler

etkinlik

66 I-MICE Derneği’nden MICE

çalışanlarına Kaz Dağı dopingi

68 ACE of M.I.C.E. ödülleri

sahiplerini buldu

dosya

70 Lezzetin en masum hali:

Dondurma

şef’in gözünden

84 Pasta aşkına 30 yıl! Ercan

Yıldız’ın tatlı dünyasına konuğuz


84 112

60

gastro etkinlik

88 Gastronomi Turizmi

Derneği’nden Peru mutfağı

gecesi

90 İstanbullular tatlıya doydu

gastro güncel

92 9 meslek birliği Güvenilir Eller’e

imzasını koydu!

94 Pakmaya’dan lezzete lezzet

katan yenilik: Şeflere layık

ŞefKrema

95 Türk balıkçılar, ABD pazarına

iddialı girdi, Yunanistan

pazardan çekildi

gastro aktüel

96 Gastronomi sektöründen kısa

haberler

hijyen

102 Şeffaf Mutfak Golden City

Awards ödülü getirdi

104 Ev dışı tüketimde trendlere

uygun yeni ürün

www.hotelrestaurantmagazine.com

fuar

106 Ege Seramik, Unicera’da

2017 trendlerini belirledi

108 İki İtalyan bir arada ‘

mükemmeli keşfet’tiler

dekorasyon

110 Gülşah Cantaş: Restoran

değil, deneyim tasarlıyoruz

yeni mekan

112 Scarlet Etiler’de açıldı

114 Hayata farklı bir lezzet

katmak isteyenlerin

yeni adresi: Avlu Yeniköy

115 KİLOGRAM kapılarını açtı

116 Hem sağlıklı hem geleneksel:

Petit Pain

otel-tech

118 Yemeğe çıkmanın akıllı ve

kazançlı yolu: Dine&Pay

120 Arkel teknolojisine sahip

asansörler kendi enerjisini

üretiyor

121 Turizmciler, Rus turistlere

Yandex’in teknolojileriyle erişecek

ulaşım

122 Mercedes-Benz Türk 50. yıl

dönümünü bayileriyle kutladı

123 Turizm denince akla artık ‘Eşya

Turizmi’ geliyor

ürün

124 Zarafet ve doğallık LAVA

güvencesinde buluştu

126 Profesyonel mutfaklara ağ

bağlantı çözümü: RATIONAL

ConnectedCooking

127 TP-Link’ten dijital çağ için yepyeni

ürünler

ürünler

128 Yeni ürünler

108


hotel restaurant

10 & hi-tech

antre

Celestyal Nefeli İle Vizesiz

Yunan Adaları & Atina turu

Gerçek cruise deneyimi sunan Türkiye çıkışlı tek cruise markası

Celestyal Cruises; geçtiğimiz sezonlarda uyguladığı Vizesiz

Yunan Adaları & Atina turlarıyla bu sezon da seyahat severlerin

gönlünü fethetmeye hazır. Ağustos ayı boyunca yapılacak

vizesiz turlarda Celestyal Nefeli, her salı ve cumartesi günleri

İzmir’in Çeşme limanından Ege sularına açılacak. İstikamet

Gerçek Yunan Adaları… Mikonos, Santorini ve Rodos’un dışında

Ege’nin daha az bilinen adaları Milos, İos, Siros ve Girit’i de

keşfetmek mümkün olacak.

Corendon düğün turizmini başlatıyor

Corendon Turizm Grubu, Turizm Bakanlığı’nın desteklediği “Komşunu al

gel, Düğününü Türkiye’de yap” kampanyasından yola çıkarak Hollanda

ve Belçika’dan Türkiye’deki otellerinde düğün yapmak isteyen misafirleri

için uçak bileti, konaklama ve düğün törenini kapsayan düğün paketleri

sunarak düğün turizmini başlatıyor. Balayı çiftlerine unutulmaz bir tatil

deneyimi yaşatan Premier Solto Hotel, Grand Park Lara, Grand Park

Kemer, Grand Park Bodrum ve Miplaya Hotel gibi Corendon Otelleri’ni

kapsayan düğün paketleri; uçak, konaklama ve düğün yemeğini içeriyor.

Hilton’un, 2016 Avrupa, Ortadoğu ve Afrika

Başkanları’nın özel ödülü Türkiye ekibinin oldu

Hilton’un her yıl en iyileri seçtiği, Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Başkanları‘nın Özel

Ödülü, 2016 yılında, Türkiye yönetim ekibinden, Hilton Worldwide Üst Sınıf Oteller

Türkiye Bölge Müdürü Armin Zerunyan ve Hilton Worldwide Orta Sınıf Oteller

Türkiye Bölge Müdürü Ruhsar Eryöner’in oldu. Dünyanın en misafirperver şirketi

olma yolunda yaptıkları çalışmalar, liderlikleri ve içerisinde bulundukları topluma

yaptıkları katkılar için ödüllere aday olan tüm genel müdürlere teşekkür eden

Hilton, uzun ve zorlu bir eleme sürecinin ardından birincileri seçtiklerinin altını çizdi.

Orta Doğu Bölgesinin en gözde oteli,

Mandarin Oriental, Bodrum

Dünyanın en saygın araştırma şirketlerinden New World Wealth tarafından

yayınlanan 2017 Küresel Servet Raporu kapsamında dünyanın en

zenginlerinin favori destinasyonları değerlendirildi. Orta Doğu’nun en gözde

otel listesinde Türkiye’den Mandarin Oriental, Bodrum birinci oldu. Doğasıyla,

deniziyle, mavisiyle ve dünyaca ünlü İtalyan mimar Antonio Citterio Patricia

Viel And Partners’ın eşsiz mimarisi ile tasarlanan Mandarin Oriental, Bodrum,

dünyanın birçok ülkesinden seçkin konuklarını 2014 yılından bu yana ağırlıyor.


hotel restaurant

12 & hi-tech

antre

Divan Erbil’e

yeni genel müdür

Divan Erbil’de yönetim deneyimli bir isme emanet edildi. Tarkan Aksoy, Divan

Erbil’de Genel Müdür olarak göreve başladı. Otelcilik Turizm Lisesi ve Marmara

Üniversitesi Almanca Öğretmenlik mezunu olan Tarkan Aksoy, kariyerine Conrad

İstanbul Bosphorus’ta başladı. Burada çeşitli görevlerde bulunan Aksoy, daha sonra

Four Seasons Sultanahmet ve Four Seasons Bosphorus’ta yönetici pozisyonlarında

görev yaptı. Aksoy, ardından Maxx Royal Belek Golf and Spa Otel’de Genel Müdür

ve Canyon Ranch Wellness Resort’ta Otel Müdür’ü görevlerinde bulundu.

Marriott International Otel Şirketine

“En İyi İşyeri Ödülü”

90 ülkede faaliyet gösteren, insan kaynakları ve yönetim danışmanlığı alanındaki

en prestijli ve güvenilir araştırmalara imza atan Aon Hewitt’in ‘’Aon Best Employers

2016’’ araştırma sonuçları açıklandı. Türkiye’den 170 şirketten 210 bin çalışanla

yapılan çalışan bağlılığı araştırmaları sonucunda The Ritz-Carlton, İstanbul’un da

bağlı olduğu Marriott International Otel Şirketi “Aon En İyi İşyeri” ödülünün sahibi oldu.

Ödülü Marriott Otelleri adına The Ritz-Carlton, İstanbul İnsan Kaynakları Direktörü

Sevtap Tuncer Ayvaz ve Marriott Şişli İnsan Kaynakları Direktörü Ceren Akyüz aldı.

NG Afyon’da Tayland mucizesi

NG Afyon, baharı keyifli bir ortamda karşılamak isteyenler için

benzersiz termal spa merkezi Aliva Spa’da eşsiz bir masaj deneyimi

yaşatıyor. NG Afyon’un en dinlendirici bölümü Aliva Spa, misafirlerini

farklı spa kültürlerine ait masaj terapileri ile yenilenmeye davet

ediyor. Geniş masaj menüsüyle dikkat çeken Aliva SPA’da, özellikle

Thai Bitkisel Kompres Masajı ön plana çıkıyor. Birbirinden özel bitki

ve baharatlarla yapılan Thai Bitkisel Kompres Masajı, vücudun kilit

bölgelerindeki kas gerilimini gevşetmek için uygulanıyor.

Pera Palace Hotel Jumeirah yöneticileri

artık birer TEGV gönüllüsü

Bu yıl 125. yılını kutlayan İstanbul’un tarihi oteli Pera Palace Hotel

Jumeirah, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) ile çok özel bir sosyal

sorumluluk projesine imza atıyor. Otelin Yiyecek & İçecek, Ön Büro,

Satış & Pazarlama, İnsan Kaynakları, Finans gibi farklı departmanlarının

yöneticileri; Mart ayı itibariyle öğrenim dönemi sonuna kadar matematik,

satranç, edebiyat gibi alanlarda atölye çalışmalarında TEGV’in Zeyrek

Birimi’ndeki ilköğretim çağındaki öğrenciler ile bir araya gelecek.


hotel restaurant

14 & hi-tech

antre

ITB Berlin’de Türkiye standı Avrupa

ikincilik ödülünü aldı

Turizm sektörünün en önemli buluşma noktalarından biri olan

ITB Turizm Borsası Fuarı Almanya’nın başkenti Berlin’de, 8-12

Mart tarihleri arasında 50. kez Turizm Profesyonelleri ile buluştu.

Fuara, 80’den fazla ülkeden tur operatörleri, uçak şirketleri, turizm

acenteleri başta olmak üzere turizm örgütleri, bakanlıklar ve

yerel yönetimler 4000 stant ile katıldı. ARASTA Mimari Tasarım

tarafından tasarım ve uygulaması yapılan Kültür ve Turizm

Bakanlığı’nın standı, 4000 stant arasında, Avrupa kategorisinde

ikincilik ödülü aldı. Tasarım, uygulama, fonksiyon, buluşma, hizmet

gibi kriterler dikkate alınarak yapılan değerlendirmede Türkiye

standı ikincilik ödülü alarak, turizme ilişkin kriz senaryolarının

konuşulduğu bir ortamda farkını ortaya koydu.

Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’nın en iyisi

DoubleTree by Hilton Malatya Oteli

Merkezi konumunun yanı sıra pek çok tarihi ve kültürel merkeze

yakınlığıyla dikkat çeken ve hava yolu, kara yolu ve demir yolu gibi ulaşım

olanaklarının da merkezinde yer alan DoubleTree by Hilton Malatya,

Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgesi otellerinin değerlendirildiği ve Hilton’un

en prestijli ödülü olarak kabul edilen Connie Ödülü’nün sahibi oldu.

DoubleTree by Hilton Malatya Genel Müdürü Abdurrahman Toprak, ödülle

ilgili olarak, “Tüm çalışan arkadaşlarımızın katkısı ve emeğiyle bu prestijli

ödülü kazandık. Otel misafirlerimizin memnuniyetini üst seviyede tutarken,

diğer taraftan marka standartlarımızı ve otelimizin durumunu da en iyi

şekilde muhafaza ederek Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’daki Doubletree by

Hilton otelleri arasında 1. olduk” dedi.

Skal International İstanbul Kulübü’nün

Mart ayı yemeği gerçekleşti

Skal International İstanbul Kulübü tarafından her ay geleneksel

olarak düzenlenen öğle yemeği 22 Mart Çarşamba günü Fairmont

Quasar İstanbul Hotel’inde üyelerin katılımıyla gerçekleşti. Skal

International İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Bahar Birinci, Yönetim

Kurulu üyeleri Ata Eremsoy, Ayşe Önen, Elif Balcı Füsunoğlu, Selma

Tatar, Özen Kırant Yozcu’nun ve Skal Internatonal İstanbul Kulübü

üyelerinin katılımı ile düzenlenen öğlen yemeği, Fairmont Quasar

İstanbul Genel Müdürü Kai Winkler’in ev sahipliğinde yapıldı. Skal

International İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Bahar Birinci’nin

konuşmasıyla başlayan öğle yemeği, yönetim kurulu ve üyelerin

geleneksel Skal toast’uyla devam etti.


“Yükselen gıda fiyatları nedeniyle ana büfe

maliyetim her geçen gün artış gösteriyor.”

Unilever Food Solutions’ın sunduğu

Tasty Snacks konseptiyle hem

misafirlerinize birbirinden farklı ve

lezzetli snack reçeteleri sunun hem

de öğlen ana büfe maliyetinizden

tasarruf edin.

TASTY

SNACKS

www.ufs.com


hotel restaurant

16 & hi-tech

antre

Lufthansa Grubu dijital

yatırımlarına hız verdi

Lufthansa Grubu, belirlenen 2020 hedefleri doğrultusunda başladığı

dijitalleşme yatırımlarına hız verdi. ITB Berlin’de Lufthansa

standında gerçekleştirilen toplantıya katılan Lufthansa AG Yönetim

Kurulu Üyesi Harry Hohmeister ve Lufthansa Hub Havayolları

Satış Direktör Yardımcısı Heike Birlenbach basın mensuplarına

bilgiler verip soruları yanıtladı. Günümüzde dijital alanda yolcuya

kişileştirilmiş hizmet ve ürünler sunmanın son derece önemli

hale geldiğini belirten Lufthansa AG Yönetim Kurulu Üyesi Harry

Hohmeister, 2020 yılına kadar bu alana 500 milyon Euro yatırım

yapacaklarını söyledi. Dijital hizmet ve ürünlerin yolcular tarafından

hem havada bulutların üstünde hem de yerdeyken kullanılabildiğini

belirten Hohmeister, gezginlere 250 gazete ve dergiyi e-dergi olarak

indirme imkânı tanıdıklarını hatırlatarak “Sadece Şubat ayında 200

bini aşkın dosya indirilmesi, sunduğumuz hizmetlerin müşteriler

tarafından beğeniyle karşılandığını gösteriyor” dedi.

Murat Ersoy’a Akdeniz Turizm

Forumu’ndan büyük ödül

Akdeniz turizminin sürdürülebilir olmasını teşvik eden Akdeniz Turizm Vakfı’nın

Malta’da düzenlediği Akdeniz Turizm Forumu’nda Atlasglobal Yönetim Kurulu ve

Turizm Yatırımcıları Derneği (TYD) Başkanı Murat Ersoy forumun en prestijli ödülüne

layık görüldü. Bu yıl “The Mediterranean Hot-Hospitality of Tomorrow” teması

ile gerçekleşen forum bünyesinde panel, ana oturum konuşmacıları ve paralel

oturumlarla Akdeniz Turizminin geleceği ve yatırımcıları gelecekte bekleyen riskler

tartışıldı. Foruma Türkiye adına katılan isimler arasında yer alan ve konuşma

yapan Murat Ersoy, konuşmasında turizmde krizleri ve dalgalanmaları en hafif

şekilde atlatmanın yolunun pazarlamada toptancılıktan perakendeciliğe geçiş ile

mümkün olduğunun ve perakendecilikte en önemli unsurun direk uçuşlar ile hedef

pazarlara kesintisiz uçuş ağı ile bağlanmakla sağlanabileceğinin altını çizdi.

Toplantıların güçlü ortağı

Radisson Blu Conference & Airport Hotel

Atatürk Havalimanı’na en yakın 5 yıldızlı otel olan Radisson

Blu Conference & Airport Hotel, Istanbul, fuar merkezlerine

yakın konumu, şehir merkezine kolay ulaşılabilirliği ile

ulusal ve uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapıyor.

8’i günışığı alan farklı kapasite ve özelliklerdeki 20 toplantı

salonu ile otel, kurumsal toplantı ve davetler için ideal

bir buluşma noktası olarak öne çıkıyor. Bin kişiye kadar

kapasitesi bulunan balo salonu; 7 metrelik tavan yüksekliği

ve 690 metrekarelik alanı ile toplantı, konferans ve etkinlik

ihtiyaçları için geniş, ferah ve şık bir mekân sunuyor. Binek

araç girişi bulunan balo salonu, sahnede araç lansmanı

taleplerine de imkan sunuyor.


hotel restaurant

18 & hi-tech

antre

Airbnb, Çin’deki yatırımlarını

ikiye katlayacak

Ev kiralama web sitesi olan Airbnb, Çin pazarına Çinçe’de “birbirimize

sevgiyle hoş geldik” anlamına gelen “Aibiying” adıyla girerek, bu

ülkedeki yatırımını ikiye katlayacağını açıkladı. TUYED yönetiminin

ajanslardan derlediği bilgilere göre, Çin’de yapacakları toplam yatırımın

rakamı hakkında bilgi vermekten kaçınan Airbnb CEO’su Brian Chesky,

şirketin Çince adının kendilerine bu pazarda başarı sağlayacağına

inandığını söyledi. Dünyayı farklı bir şekilde görüp, keşfetmek isteyen

Çin gezgin kuşağının sürekli arttığına dikkat çeken Chesky, “Aibiying

adıyla vereceğimiz hizmetlerin, bu kesimin beklentilerini karşılayıp,

onlarla ahenk içinde büyüyeceğini umuyoruz” dedi.

Tepeler: “ILEA’nın gücünü Türkiye’nin lehine

çevireceğiz”

ILEA (International Live Events Association) Türkiye Bölümü, görüş alışverişinde

bulunmak amacıyla, etkinlik sektörünün profesyonellerini The Marmara Otel’de

bir araya getirdi. Toplantıda, sektörün içinde bulunduğu son durum ve mevcut

sıkıntıların aşılması için yapılması gerekenler tartışıldı. Toplantıya ILEA Türkiye

Bölümü Başkanı Meltem Tepeler, MPI Türkiye Bölümü Başkanı Elif Fisun Balcıoğlu,

Haliç Kongre Merkezi Genel Müdürü Handan Boyce, VİP Turizm’den Yasemin

Pirinçcioğlu, UNICEO Türkiye Temsilcisi Ragıp Ertuğrul, TUYED Başkanı Kerem

Köfteoğlu ve YEPUD Yönetiminin yanı sıra, sektör temsilcileri katıldı. Katılımcılara

bağlı bulundukları ILEA hakkında bilgi veren Tepeler, ILEA’nın 51 ülkede bölümleri

(chapter) olduğunu hatırlatarak Turkey Chapter’ı 2013’te kurduklarını söyledi.

Dünyanın çeşitli ülkelerinde örgütlenmiş bölümlerde profesyonellerden oluşan 7 bin

kişiyi aşkın dostları olduğunu vurgulayan Tepeler , “Bu oluşumda özel bir dernek

havası var. Üyeler arasında sıkı bağ, dayanışma ruhu ve güçlü iletişim ağı var. Bu

gücü Türkiye’nin lehine çevirerek, sektörün kötü talihini değiştirmek istiyoruz” dedi.

Milenyum kuşağı MICE ağlarını oluşturdu

Milenyum kuşağı, toplantı, kongre, teşvik-incentive ve etkinlik

(MICE) alanıyla ilgili yeni bir iletişim ağı oluşturdu. www.

meetingsandmillennials.com adıyla yeni oluşturulan iletişim ağının

hedefleri; genç meslektaşları birbirine bağlamak, gençler arasında

dayanışmayı sağlamak ve genç profesyonellerin aktif öğrenmesini teşvik

etmek şeklinde özetleniyor. TUYED yönetiminin yaptığı araştırmaya

göre, Milenyum kuşağının MICE alanıyla ilgisi, 2015 yılında Barselona’da

genç profesyoneller için düzenlenen ICCA Forumu’na katılımdan sonra

ivme kazandı. Yeni iletişim ağını oluşturan genç profesyoneller, söz

konusu Forum’un kendileri için iyi bir deneyim olduğunu vurguluyor.

Forum’a katılanlar o günden bu yana genç profesyoneller arasında bir

iletişim ağı oluşturup seslerini etkin duyurmanın yollarını aradı. Seslerini

etkin duyurmaya karar veren genç profesyoneller siteyi oluşturdu. Söz

konusu ağın kurucu ortaklarından Anne Berrevoets, “Bu bir başlangıç.

Sesimizi duyurarak bazı şeyleri değiştirebileceğimize inanıyoruz” diyor.


İnkılap Mahallesi,

Küçüksu Cd. No: 58

Ümraniye/İstanbul

Telefon: 0 216 666 64 00

Faks: 0 216 666 64 20

E-posta: info@cporyapark.com

www.cporyapark.com


20

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Servotel Yönetim Kurulu Başkanı Ömer İsvan

“15 dakikalık verilerle 15 yıllık yatırım yapanlar var”

Türkiye’de turizm olgusunun averajlarının doğru oturtulması gerektiğini belirten Ömer İsvan,

“Gerçek 10-15 yıllık ekonomik portreyi ortaya koymadan otel yapmak çok yanlış bir yaklaşım.

Türkiye’de 15 dakikalık verilerle 15 yıllık yatırım kararları alınıyor” dedi.

“Gerçek 10-15 yıllık

ekonomik portreyi

ortaya koymadan

otel yapmak çok

yanlış bir yaklaşım.

15 dakikalık verilerle

15 yıllık yatırım

kararları alınıyor”

Dünyanın önde gelen otel

ve gayrimenkul geliştirme

danışmanlığı firmalarından

Servotel, turizm ve gayrimenkul portföy

yönetimi alanındaki yeni projelerini

31 Mart Cuma günü Raffles Hotel’de

basına yönelik gerçekleştirdiği sohbet

toplantısıyla paylaştı.

Servotel Yönetim Kurulu Başkanı

Ömer İsvan ve Başkan Yardımcısı Ayla

Heyfegil’in katılımıyla düzenlenen

toplantıda konuşan Ömer İsvan basın

mensuplarının sorularına istinaden

yaptığı konuşmasında şu konulara

değindi:

‘Türkiye turizmde süper ligde’

Türkiye’nin her şeye rağmen turizmde

süper ligde olduğunu kaydeden Ömer

İsvan, yaşanan terör olayları, siyasi

belirsizlik ve dış politikada yaşanan

olumsuzluklar nedeniyle turizmde ciddi

bir kan kaybı olduğunu ifade etti. Turizm

sektörünün geldiği noktanın tüm bu

dış etkenler nedeniyle doğal olduğunu

belirten İsvan; doğru kurgulanmış,

pazarlaması, yönetimi ve asset

management’i doğru yapılmış otellerin

turizm sektöründeki küçülmeden

daha az etkileneceğinin altını çizerek,

“Önemli olan küçülmeyi en azda

tutmak, normale dönmek için neler

yapılabileceğini planlamak ve hızlı

harekete geçmektir. Şu anda otelciliğin

arkasındaki know-how yeteri kadar

kullanılmıyor. Turizmin kalbi olarak

kabul edilen güney sahillerimizde oteller

yaşanan sürece hiç hazır değil. Satış,

pazarlama fonksiyonları hiç yok. Satış

pazarlamada bugüne kadar yapılan tek

şey tur operatörleri ile anlaşma yapmak

olmuş. Bunun dışında hiçbir faaliyette

bulunmamışlar. Artık yumurtaları ayrı

sepetlere koymanın vakti geldi. Burada

da know-how ve markalama öne çıkıyor.

“Doğru kurgulanmış, doğru

markalanmış oteller krizden

etkilenmiyor”

Doğru kurgulanmış, doğru markalanmış

otellerde turizm sektörünün en kötü

zamanlarında bile sorun yaşanmadığını

dile getiren İsvan, yaklaşık bir ay önce

açıklanan ve turizm sektörünün en

önemli araştırmalarından High-Network

Individuals’da arsa aşamasından,

konsept oluşturma ve markalama

aşamasına danışmanlık verdikleri

Bodrum Mandarin Oriental’in dünya

5’incisi, Ortadoğu birincisi olarak

açıklandığını söyledi.

Bodrum Mandarin Oriental’in geride

bıraktığı oteller arasında Burj el

Arab olduğuna dikkat çeken İsvan,

development anlamında doğru

markalama ve doğru ürünün tüm dış

etkenlerden kendini ayrıştırabileceğini

ifade etti.

Türkiye’de turizm olgusunun

averajlarının doğru oturtulması

gerektiğinin de altını çizen İsvan, “Gerçek

10-15 yıllık ekonomik portreyi ortaya

koymadan otel yapmak çok yanlış bir

yaklaşım. 15 dakikalık verilerle 15 yıllık

yatırım kararları alınıyor” dedi.

“Fransa’da Turizm Bakanlığı yok

ama turizmde 1 numara”

Türk turizmine hiç kimsenin iyi-kötü

diyemeyeceğinin altını çizen İsvan,

Türkiye’nin turizm alanında dünya

süper liginde yer aldığını söyledi.


Türkiye’nin tanıtımında hep eksiklerle

yürüdüğümüzün altını çizen Ömer İsvan,

“Buna rağmen dünyada 5’inci sıradayız.

Bu hepimizin suçu. Markalama

sürecinde hep Türkiye’ye oynandı. Alt

markaları yaratmada çok geç kaldık.

Bugün dünya turizminde bir numara

Fransa’dır. Onlar Courchevel’i ayrı, Cote

d’Azur’u ayrı, Paris’i ayrı markaladı.

Şimdi tüm bu markalar Fransa

markasından daha önde, ancak genele

bakıldığında Fransa, turizmde 1 numara

ve Fransa’da Turizm Bakanlığı yok” dedi.

“Türkiye bölge bölge,

il il markalaşmalı”

Türkiye’nin markalaşmasında her

bölgenin, her ilin ayrı ayrı tanıtılması

gerektiğine dikkat çeken Ömer İsvan

sözlerini şöyle sürdürdü: “Antalya’nın

hem doğal güzellikleri hem tarihi

güzellikleri hem de inanılmaz iyi

otelleri var. Ege sahillerinde her il

için ayrı ayrı markalama yapılabilir.

Trabzon, Van, Çorum, Şanlıurfa,

Kapadokya pazarlanmalı, ayrı

markalamalarla dünyaya tanıtılmalıdır.

İstanbul turistlerin en çok merak

ettiği şehirlerden biri. Ancak patlayan

bombalar nedeniyle ilginin azaldığını

görüyoruz. İstanbul’da tarihi ve doğal

güzellikleri yanı sıra festivaller, moda

haftaları gibi etkinliklerle hayatın devam

ettiği gösterilmeli. Tüm bunlar için

kamu sektörüne çok iş düşüyor. Ancak

yatırımcıların da tüm bu markalama

çalışmalarına paydaş olmaları

gerekiyor.”

“Tek çatı kuramıyoruz çünkü

bütün lokmayı birden yutmaya

çalışmak gibi bir eğilim var”

Türk turizm sektörünün bugünlerden

daha güçlenerek çıkabilmesi için

sektörün ortak bir üst akıl platformuna

ihtiyacı olduğunu ifade eden Ömer

İsvan, turizm sektöründe olan, ilgilenen

herkesin taşın altına elini sokması

gerektiğini söyledi. Türkiye’nin turizmde

çok daha üst sıralara çıkabileceğine

dikkat çeken İsvan, bunun için de daha

çok otel markasını Türkiye’ye getirmek

gerektiğini vurguladı.

Ülkemizde turizm sektörünün tek çatı

oluşturmakta zorluk yaşadığını ifade

eden İsvan, “Çünkü Türkiye’de bütün

lokmayı birden yutmaya çalışmak gibi bir

eğilim var. Bu sebeple de tek çatı altında

toplanamıyoruz. Fikir birliğine girmek

lazım” diye konuştu.

“Markalama

sürecinde hep

Türkiye’ye oynandı.

Alt markaları

oluşturmada çok

geç kaldık.

Bugün dünya

turizminde bir

numara Fransa’dır

ve Fransa’da bir

Turizm Bakanlığı

yok.”


22

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Dünya Turizm Raporu açıklandı

Türkiye dünya turizm pazarında yüzde 3,5’lik, Avrupa turizm pazarında

ise yüzde 6,8’lik payla önemli turizm noktaları arasında yer aldı.

Ajans Press’in Dünya

Turizm Örgütü’nden

derlediği verilere

göre dünyadaki uluslararası

ziyaretçi sayısı yüzde 4,6

oranında artarak 1 milyar

186 milyon kişiye ulaştı.

Dünyanın en çok ziyaret

edilen ülkesi ise Fransa

oldu. Fransa’yı sırasıyla

ABD, İspanya, Çin, İtalya ve

Türkiye takip etti.

Ajans Press’in

incelemesine göre

Türkiye’nin turizm gelirleri

2016 yılında yüzde 29,7

oranında azaldı. Medyaya

yansıyan haberlere göre

geçtiğimiz yılın turizm

açısından iyi geçmemesinin

en büyük nedeni olarak

terör ve dış ülkelerle

yaşanan siyasi krizler

gösterildi. 2017 yılı için

yapılan turizm eylem

planları yılın iyi geçeceğine

işaret ediyor. Özellikle

Rusya ile yaşanan siyasi

krizin sona ermesi ve İranlı

turistlerin Türkiye’ye akın

edeceği haberleri umutların

yeşermesini sağladı.

Gelen turist sayısı

nüfusu 3’e katladı

Türkiye’nin son yıllardaki

turizm karnesi ise oldukça

başarılı görülüyor. Ajans

Press’in incelemesine

göre 2010 ve 2016 yılları

arasında Türkiye’yi 225

milyon 215 bin yabancı

vatandaş ziyaret etti.

Dünyanın en çok ziyaret

edilen 6. Ülkesi konumunda

yer alan Türkiye, bu yıllar

içerisinde neredeyse kendi

nüfusu kadar yabancı

ziyaretçiye ev sahipliği

yaptı.


24

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Mövenpick Hotel Istanbul

Golden Horn

yeni proje ve yatırımlarına

devam ediyor!

İki yıl önce Mövenpick markasını Haliç’e taşıyan Akgel

Gayrimenkul, 29 Mart Çarşamba günü Mövenpick Hotel

Istanbul Golden Horn’da basın mensuplarıyla buluştu.

Akgel Gayrimenkul Yönetici Ortağı Volkan Öngel ve Otel

Genel Müdürü Ahmet Arslan’ın katılımıyla gerçekleşen

toplantıda yatırımcı şirketin yeni projeleri ve yatırım planları

paylaşıldı.

“Doluluk oranları hızla yükseliyor”

Turizm sektörünün yaşadığı sıkıntılı dönemlerde bile otelin

doluluk oranlarının 2016 yılına göre hızla yükseldiğine dikkat

çeken Ahmet Arslan, bu yükselişi, Haliç’i tercih ederek çok

doğru bir karar verdiklerinin kanıtı olarak değerlendirdi.

Arslan, yüksek doluluk oranlarına ulaşmalarında önemli

etken olarak uyguladıkları stratejilerin altını çizdi. Haliç

bölgesinin ağırladığı yabancı turist profilinde Avrupa’nın

yanı sıra Ortadoğu’nun ağırlık taşıdığını ve bölge için ifade

edilebilecek “uygarlıklar buluşması”nın turist profiline de

yansıdığını belirterek, “Haliç çok büyüyor. Bu dönemde

yüzde 80’in üzerine çıkmayı başardık ancak bunu fiyatlarımızı

kırarak yaptık. Doluluklarda istediğimiz seviyeye gelmeyi

başardık. Bölgenin kongre turizmi potansiyeliyle daha bir iyi

bir noktaya geleceğini düşünüyoruz” dedi.

“Güney Amerikalı turistleri İstanbul’a kazandırdık”

Mövenpick Hotel Istanbul Golden Horn’un ağırladığı

turist profilinde Avrupa’nın yanı sıra Ortadoğu’dan gelen

turistlerin de önemli bir yer tuttuğunu anlatan Arslan

konuşmasını şöyle sürdürdü: “Yaşanan olumsuzluklar,

Avrupalı turist sayısında tüm Türkiye’de olduğu gibi Haliç’te

de düşüşler yaratmış olsa da, Mövenpick markasının ve

bizim stratejilerimizin etkisiyle otelimizde böyle bir durum

söz konusu olmadı. Ayrıca, toplam misafir sayımızda yerli

turist profili de yine önemli bir unsur.


Ancak biz bu profille yetinmedik. Haliç’in dünyanın en önemli

turizm destinasyonlarından biri olacağına dair inancımız ve

hedefimiz doğrultusunda, turist profilindeki çalışmalarımızı

sürdürüyoruz. Bu çalışmalarımızın bir sonucu olarak bugün

İstanbul için bile yeni sayılabilecek turist profili olan Güney

Amerika’yı hem bölgeye hem de otelimize kazandırdık.

Özellikle Türk Hava Yolları’nın direkt uçuş olanağı sağladığı

Arjantin ve Brezilya; ağırladığımız turist profilinde önemli

bir yer tutuyor.”

Haliç Platformu ile yeni ve parlak bir

geleceğe doğru

Ahmet Arslan, Haliç’in parlak geleceğine işaret ederken,

bu geleceğe hangi enstrümanlarla ulaşılacağı yönünde de

değerlendirme yaptı. En önemli enstrümanlardan biri olarak;

bölgeyi daha ulaşılabilir kılmak için geliştirilen ulaşım

projelerine dikkat çeken Arslan, bu noktada Unkapanı-

Haliç Tüp Geçit projesinin önemine değindi. Arslan, projeyle

Haliç’in daha ulaşılabilir hale geleceğini belirtirken, Haliç

için planlanan diğer projelere de işaret etti.

Bu projelerin hayata geçirilmesinde yeniden canlandırılan

“Haliç Platformu”nun en önemli rollerden birini

üstleneceğini vurgulayan Ahmet Arslan, 2015’te kurulan

Haliç Platformu’nda Movenpick Hotel Istanbul Golden

Horn’un yanı sıra, çevre oteller ile Haliç Kongre Merkezi’nin

de destek verdiğini söyledi.

“Online sitemizle uluslararası

tanıtıma katkı sağlıyoruz”

Ahmet Arslan, diğer yandan Mövenpick Hotel Istanbul Golden

Horn olarak hayat verdikleri www.enjoygoldenhorn.com

online platformuna da dikkat çekti. Online site vasıtasıyla

Haliç’in tanıtımını sadece ulusal değil, uluslararası çapta

da gerçekleştireceklerinin altını çizen Arslan, uluslararası

turizm fuarlarını da bu yöndeki önemli enstrümanlardan

biri olarak gösterdi. Arslan, Mövenpick olarak katıldıkları

uluslararası turizm fuarlarında otelden çok Haliç’in

tanıtımına ağırlık vererek, bölgenin dünya çapında bir

turizm merkezi olması yönündeki çalışmalarına büyük katkı

sağladıklarını kaydetti.


26

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Türkiye’nin sağlık turizminde 2023 yılı hedefi

20 milyar dolar

Sağlık Bakanlığı Turizm Daire Başkanlığı Birim Sorumlusu Uzm. Dr. Hüsrev Diktaş,

“2023 hedefimiz 2 milyon sağlık turistine ülkemizde hizmet sunmak, 20 milyar dolar sağlık turizmi geliri elde

etmek ve sağlık turizminde dünyanın ilk 2 ülkesi arasında yer almaktır” dedi.

çözüm üretebilmek ve Türkiye’yi Sağlık

Turizmi alanında bir marka haline

getirebilmek. 2023 hedefimiz ise;

2.000.000 sağlık turistine ülkemizde

sağlık hizmeti sunmak, 20 milyar dolar

sağlık turizmi geliri elde etmek ve

sağlık turizminde dünyanın ilk 2 ülkesi

arasında yer almaktır” diye açıkladı.

REED TÜYAP, Sağlık Yönetimi

ve Eğitimi Derneği (SAYED) ve

Kamu ve Özel Ortaklığı Derneği

iş birliğiyle EXPOMED Fuarı’nda

gerçekleşen ‘Şehir Hastaneleri, Sağlık

Turizmi ve Kamu Özel İşbirliği’ konulu

sempozyumda Türkiye’de sağlık

turizminin tüm detayları masaya yatırıldı.

Sağlık turizmindeki gelişmelerin

konuşulduğu panelde şu konulara

değinildi:

Gümüş: “Hedefimiz; ölçülebilen iyi

bir sağlık sistemi”

Son 14 yılda Türkiye’nin sağlık reformu

çerçevesinde önemli işlere imza attığını

belirten Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof.

Dr. Eyüp Gümüş, bu sayede memnuniyet

oranının yüzde 70 oranına çıktığını

söyledi. Türkiye’nin 900 bin çalışanıyla

güçlü bir sağlık ordusunun olduğunun

altını çizen Gümüş, “Şimdiye kadar 21

şehir hastanesi imzaladık. 3 tanesini de

faaliyete geçirdik. Dolayısıyla hedef yatak

sayımızı da 40bine çıkardık. Hedefimizde

ölçülebilen iyi bir sağlık hizmeti sunmak

var. Şu an yurt dışından gelen kayıtlı

hasta sayısı 400 bin civarında. Ancak

biz bunun 700 bin civarında olduğunu

düşünüyoruz” dedi.

Diktaş: “4 saatlik uçuş

mesafesinde

1,5 milyar insana ulaşabilen bir

ülkeyiz”

Panelin bir diğer konuşmacısı olan

Sağlık Bakanlığı Turizm Daire Başkanlığı

Birim Sorumlusu Uzm. Dr. Hüsrev

Diktaş ise, Sağlık Turizminde Türkiye’nin

yerini katılımcılarla paylaştı. Türkiye’nin

4 saatlik uçuş mesafesinde 1,5 milyar

insana ulaşabildiğinin altını çizen Diktaş,

“Türkiye sağlık turizminde kaliteli ve

ucuz sağlık hizmetini; kısa bekleme

süresini yeni ve gelişmiş tıbbi teknoloji

ve cihazlarla buluşturarak yeni nesil

şehir hastanelerinde misafirlerine

sunuyor” dedi.

Türkiye’nin 2023 hedefinin çok net

olduğunu belirten Diktaş, sözlerini şöyle

sürdürdü: “Hedeflerimiz; Türkiye’nin

Sağlık Turizminden aldığı payı

yükseltmek, Sağlık Turizmi ihtiyaçlarına

konforlu, güvenilir ve planlı bir entegre

Yıldırım: “Sağlık turizminde

Türkiye’nin yeri yadsınamaz”

Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları

Derneği (OHSAD) Yönetim Kurulu

Üyesi Bilal Yıldırım’da Türkiye’deki

hastanelerin alt-yapılarının ve

donanımlarının yüksek kalitede

olmasının yanı sıra hekimlerin ve

hizmet sunucularının eğitim ve deneyim

düzeyinin yüksek standartlarda

olduğunu belirtti. Türkiye’nin diğer

ülkelere göre sunduğu fiyat avantajıyla

pazarda ayrıştığını aktaran Yıldırım,

Türkiye’nin sağlık turizmi kapsamında

kaplıca, iklim, mağara, deniz, şifalı bitki

ve diğer doğal tedavi yöntemlerinin

en iyi uygulanabileceği zengin bir

potansiyele sahip olduğunu aktardı.

Panelin son konuşmacısı olan T.K.H.K

Tıbbi Hizmetler Kurum Başkanı Uzm.

Dr. Murat Parpucu’ da Türkiye’nin

Termal Sağlık Turizmi, Medikal Turizm,

Yaşlı Turizmi ve Engelli Turizmi

alanında hizmet sunan nadir ülkelerden

biri olduğunun altını çizdi. Tedavi

amaçlı sağlık turizminin nedenlerini

sunumunda anlatan Parpucu, hastaların

başka bir ülkede, kendi ülkesinde

bulunan sağlık hizmetlerinden daha

kaliteli bir hizmet almak istediği için

farklı ülkelere yöneldiğini belirtti.

Türkiye’nin Sağlık Turizmi açısından

avantajlı konumda olduğunu söyleyen

Parpucu, Türkiye’nin ekonomik fiyatla

üst düzey hizmet verdiğini söyledi.


Rusya’dan Türkiye’ye ortak kruvaziyer önerisi:

Sochı-İstanbul gemi turlarıyla

Karadeniz’i canlandıralım

Geçen yıl neredeyse durma noktasına gelen Rusya turizm pazarı yeniden canlanma yoluna girdi. Türkiye

Otelciler Birliği (TÜROB), 2014 yılındaki 4.5 milyonluk sayıya ulaşılamasa da bu yıl Rusya’dan 3-3.5 milyon

turist beklenebileceğini açıkladı. TÜROB, Rusya’nın Karadeniz’de Sochi-İstanbul parkurunda kruvaziyer

turlarının başlatılması için iki ülke tarafından çalışma yapılması yönünde öneride bulunduğunu kaydetti.

Türkiye’nin en büyük turizm

pazarlarından biriyken, iki ülke

arasındaki uçak krizi nedeniyle

geçen yıl neredeyse durma noktasına

gelen Rusya turizm pazarı yeniden

canlanma yoluna girdi. Türkiye Otelciler

Birliği (TÜROB), 2014 yılındaki 4.5

milyonluk sayıya ulaşılamasa da bu yıl

Rusya’dan 3-3.5 milyon civarında turist

gelebileceğini açıkladı. TÜROB, kısa bir

süre önce gerçekleşen MITT Moskova

2017 Turizm Fuarı sonrası, yılın ilk

çeyreğinde bu ülkeden oluşan talebi

ve gelecek aylardaki rezervasyonları

dikkate alarak bir rapor hazırladı. Rapor,

Türk turizmi için çok önemli olan bu

pazardan beklentileri içeriyor. TÜROB

Başkanı Timur Bayındır ile birlikte

TÜROB yönetimi fuara geniş bir katılım

gösterirken, Rusya tarafından da ilginç

bir öneri geldi. Rusya turizm otoritesi,

Karadeniz’de Sochi-İstanbul parkurunda

kruvaziyer turlarının başlatılması için iki

ülke tarafından çalışma yapılması yönünde

öneride bulundu. Öneri kapsamında

Karadeniz kıyılarını dolaşacak olan turun

Sochi’de başlayıp İstanbul’da sonlanması

öngörülüyor.

TÜROB’un sonuç raporu özetle şöyle:

-2016 yılında Rusya’dan Türkiye’ye gelen

turist sayısı yüzde 76 oranda düşerek 866

bine geriledi. 2014’te Rusya’dan yaklaşık

4.5 milyon, 2015’te 3.5 milyon turist

gelmişti.

-Rusya’dan 2016 yılında toplam 31.6 milyon

kişi yurt dışına çıktı. Rusya’da turizm

amaçlı yurt dışına çıkışlarda her zaman

lider konumundaki Türkiye, geçen yıl

Rusya turizm pazarında 8’inciliğe geriledi

- Ülkemizin turizm ve tatil denince

Rusya’da akla ilk gelen ülke olması, fiyat

kalite dengesi, sektörümüzün deneyimi ve

Avrupa pazarında olası talep daralması,

Rusya’dan 2016’dan beri ertelenen talebin

sezonda ülkemize yönlenmesi olasılığı

oldukça yüksek.

Sayı yakalansa da gelir düşük kalır

- Siyasi ilişkilerde herhangi bir olumsuz

gelişme olmaması halinde, Rusya’dan

ülkemize 2017 yılında gelecek turist

sayısının 2015 yılı rakamlarına yaklaşması

mümkün olmakla birlikte fiyatlardaki

gerilemeye bağlı olarak elde edilecek

turizm gelirinde önemli bir değişim

olmayacağı tahmin ediliyor.

- Rusya’da faaliyet gösteren önde gelen

tur operatörlerinden Anex Tour, Pegas

Tour, TUI Rusya, Coral Travel, Tez Tour,

Intourist/Thomas Cook ve Sunmar

üst düzey yöneticileri, yaz dönemi

rezervasyonlarının beklendiği gibi iyi bir

seviyede ilerlediğini belirtiyor. Bunun; iki

ülke arasında yaşanan siyasi ilişkilerdeki

iyileşmenin katkısının yanında erken

rezervasyon fiyatlarının son derece uygun

seviyelerde seyretmesi ve Rus turistlerin

en önemli tatil destinasyonlarından Mısır’ın

charter ve grup satışlarının hâlâ kapalı

olmasının bir sonucu olduğunu belirtildi.

Türkiye talep artışında ilk sırada

- Rusya’nın turizmde karar mercii olan

Federal Turizm Ajansı, ilk verilere göre

2017 yılında Türkiye’ye gidecek Rus turist

sayısında önceki yıla oranla önemli oranda

artış kaydedileceğini öngörüyor.

- Rusya Federal Turizm Ajansı’nın

(Rosturizm) tur operatörlerinden derlediği

verilere göre, Rusların Mayıs 2017

tatillerinde toplam talepte yüzde 12 artış

kaydedildiği, rezervasyon payında Türkiye

yüzde 32 oranla ilk sırada yer alırken

takiben Kıbrıs yüzde 8 ile ve Yunanistan

yüzde 7 ile sıralandığı kaydedildi.

- Ruslar; Ukrayna, Kazakistan, Özbekistan

gibi eski Sovyet ülkelerine arkadaş ve

akraba ziyaretleri amacıyla, Finlandiya’ya

özellikle noel dönemlerinde alışveriş

ve hafta sonu tatili amacıyla, Çin’e iş ve

ticaret amacıyla, İspanya, İtalya, Fransa,

İngiltere’ye tarih, kültür ve alışveriş

amacıyla Türkiye, Kıbrıs, Tayland ve

Yunanistan’a deniz, kum, güneş amacı ile

gidiyorlar.

En önemli talep: Güvenlik

- Rusya Federal Turizm Ajansı, özellikle

ülkemizde tatil yapan vatandaşlarının

hukuki, can ve mal güvenlikleri için

önlemlerin alınması ve kendilerinin ve

medyanın bu önlemlerden haberdar

edilmelerinin ısrarla talep ediyor.

- Türkiye-Rusya arasında son dönemlerde

yaşanan siyasi alanda iyileşme havacılık

sektörüne olumlu katkı yapıyor. Charter

uçuşların zorlu izin ve planlama

süreci ile risk faktörleri karşısında, tur

operatörlerinin büyük bölümü, 2017

programlarını tarifeli seferler düzenleyen

havayolu kuruluşları ortaklığında

gerçekleştirecek.

- Fiyat/kalite dengesi sürdürülebilir

turizm açısından büyük önem taşıyor. Ne

var ki, pazarda faaliyet gösteren bazı tur

operatörlerinin otellerden sürekli olarak

fiyat indirimi taleplerini yineledikleri

dile getiriliyor. Fiyatların ‘denge fiyat’

seviyesinin altına çekilmesi neticesi olarak

muhtemel hizmet standartında gerileme,

orta ve uzun vadede telafisi mümkün

olmayan kayıplara yol açabilecektir. Bu

nedenle, başta hükümet temsilcilerimiz

ile, tüm sektör paydaşları olarak gelen

turist sayısından çok elde edilecek gelir ve

katma değere odaklanmamız, gerek ülke

ekonomisi gerekse sürdürülebilir turizm

açısından büyük önem taşıyor.

- Hükümetimiz tarafından uçaklara

sağlanan akaryakıt desteği, tur

operatörleri ve havayolu Şirketleri

tarafından pazarın canlandırılması

açısından son derece önemli ve yararlı

olarak bulunuyor.


28

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

“Turizmde Perakendeciliğe Geçiş”

sektörde devrim yapacak

Türkiye’nin turizm pazarlamasında yeni bir dönem başlatması hedeflenen “Perakendeciliğe Geçiş”

projesi turizm sektöründe beklenen heyecanı yarattı.

pazarında yüzde 25, BDT’de Rusya

hariç yüzde 20, Rusya pazarında ise

yüzde 25 artış beklendiğini belirterek

“Bu bölgelere yaptığımız uçuşlarda

yüzde 20 artış görüyoruz” dedi. 2017’de

Rusya’dan erken rezervasyonların yüzde

25 daha hızlı geldiğini belirterek “Rusya

tarifeli uçuşların önünü açıyor” şeklinde

konuştu.

Turizm sektöründe yaşanan krizin

aşılması ile ilgili çalışmalarına hız

kesmeden devam eden Türkiye

Turizm Yatırımcıları Derneği (TYD)

“Turizmde Perakendeciliğe Geciş”

projesi ile turizm sektörünün yüzünü

güldürmeye hazırlanıyor. Kaliteli otel ve

uçak bileti ürününü kolay, hızlı ve cazip

şartlarda yabancı turistlere sunmayı

amaçlayan proje, tur operatörlerine

daha çok imkan sağlayacak. Bu

kapsamda “Krizden çıkış sürecinde

uluslararası otel markalarının önemi” ve

“Turizmde Perakendeciliğe Geçiş” paneli

Hilton Bomonti Otel’de gerçekleştirildi.

Düzenlenen panele, TYD Başkanı Murat

Ersoy, Denizbank Genel Müdürü ve TYD

Başkan Yardımcısı Hakan Ateş katıldı.

Ersoy: “Hep birlikte çalışacağız,

Türk turizmi olmadan dünyada

turizm olmaz”

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan

TYD Başkanı Murat Ersoy, “Hep birlikte

çalışacağız, Türk turizmi olmadan

dünyada turizm olmaz. Rusya’da yoğun

bir çalışma içindeyiz. Bu yıl beş milyon

turistin gelmesi hayal değil” diye

konuştu. “Turizmde Perakendeciliğe

Geçiş Projesi” kapsamında ulusal Global

Rezervasyon Portal Sistemini kullanıma

hazır hale getirdiklerini kaydeden Ersoy,

“Bu sistemle tur operatörüne senin

taşıyamadığın riski biz taşırız. Sen

istediğin koltuk kadar riske gir’ diyoruz.

Bu nedenle biz riski yüklenmeye karar

verdik. Bu sistemin başarılı olduğu

görüldükten sonra başka oyuncular

da sisteme dahil olacaktır. Sisteme

TYD üye otelleri ve Kültür ve Turizm

Bakanlığı’ndan turizm belgeli oteller

rahatça yer alabilecek” dedi.

“Elektronik cihaz yasağı

tamamen algı yönetimidir”

10’dan fazla ülkeden Amerika’ya

yapılan uçuşlarda yolcu kabinlerine

elektronik cihazların alınmaması ile

ilgili konuşan Murat Ersoy “Laptopların

güvenilir olup olmamasının kontrolü

kolayca yapılabiliyor. Böyle kolayca

tedbiri alınabilecek uygulamaları bir

kenara bırakıp cep telefonundan büyük

cihazlara yasak getirilmesi güvensiz

bir ülke algısı oluşturulması anlamına

geliyor. Bu Türkiye ve Arap ülkelerine

karşı bir tavırdır. Bu durumda Avrupa

pazarında daralma devam edecektir”

dedi.

TYD Başkanı Murat Ersoy “Ukrayna

“Şirketlerin finansman

maliyetlerini düşüreceğiz”

Denizbank Genel Müdürü ve TYD

Başkan Yardımcısı Hakan Ateş ise “Dün

yuan cinsi kredi veren ilk banka olduk,

Merkez Bankası da bize teşekkür etti.

Şimdi de ruble tarafına döndük” dedi.

Visa ve Master Card ile konuştuklarını

ifade eden Ateş “Rusların da MIR

ödeme sitemi var, Çinlilerin UnionPay’i

gibi. Bunu da sisteme dahil ederek

maliyetleri düşürecek bir çalışmayı

netleştirmek üzereyiz. Ruble cinsinden

Eximbank kredisi vererek şirketlerin

kendi finasman maliyetini düşüreceğiz”

diye konuştu.

Hilton yeni markası Curio’yu

Türkiye’ye getiriyor

Hilton Kıdemli Geliştirme Direktörü

Tuğrul Temel, sektörün durumuna

değinerek “Çıkış yolunun aranması ve

aksiyon alınması gerektiğini biliyoruz.

60 yıldır Türkiye’de olan Hilton olarak bu

eylemlere katkıda bulunmak istiyoruz”

dedi. Dünyada 104 ülkede faaliyet

gösterdiklerini vurgulayan Temel

“Yıl sonunda 580 Hilton’u geçeceğiz.

Türkiye’de 50 den fazla otel ile 10 bin

500 odayı geçtik. Faaliyete geçirmek

istediğimiz 30 proje daha var. Türkiye’ye

yeni markamız Curio’yu getiriyoruz. İkisi

İstanbul biri Bodrum’da olacak” diye

konuştu.


30

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Wish More Hotel Istanbul

Genel Müdürü Erkan Akkurt

“Turizm sektörü iç pazardaki

potansiyellere yöneliyor”

Yılın ilk aylarında misafirlerinin yüzde 60’ının yerli

turistler olduğunu kaydeden Wish More Hotel

Istanbul Genel Müdürü Erkan Akkurt,

“İç pazarımız önemli bir potansiyele sahip.

Özellikle şirketler ve kurumların iş amaçlı

düzenlediği toplantılar şehrin doluluk oranını

artırıyor” dedi.

Bu yıl Ocak ayında hava muhalefeti

nedeniyle uçuşların iptal olması

İstanbul’da otellerin doluluk oranını

artırdıysa da, turizm sektörü Ocak – Şubat

aylarını genellikle sakin geçiriyor. Wish

More Hotel İstanbul Genel Müdürü Erkan

Akkurt, “İstanbul otellerinde yılın ilk

aylarında ortalama doluluk oranlarının

yüzde 40 – 45 seviyesinde gerçekleştiğini

görüyoruz. Bizler ise sektöre geçtiğimiz

yıl giren yerli bir marka olarak, pazarın

daralma eğilimi gösterdiği bu dönemi,

ortalamaların yüzde 10 üzerinde bir

doluluk oranıyla tamamladık” dedi.

“Baharda iş turizmi sektörü

hareketlendiriyor”

Oteller Mart – Nisan dönemine ise

hareketli giriyor. Dönemsel yükselmenin

iş turizmiyle bağlantılı olduğunu belirten

Akkurt, “Baharın gelmesiyle İstanbul’da

fuar, kongre, kurumsal eğitim ve benzeri

etkinlikler daha sık düzenlenmeye

başlıyor. Bu sayede, iş amaçlı olarak

gelen misafirlerimiz şehir otellerinin

doluluk oranını artırıyor” diye konuştu.

“Yüzde 70 doluluk bekleniyor”

Erkan Akkurt, “Bizler Wish More

Hotel Istanbul’da şimdiden aldığımız

rezervasyonlar ışığında, Mart – Nisan

döneminde yine sektörün ortalama

beklentisinin üzerinde, yüzde 70

seviyesinde doluluk oranları bekliyoruz.

Bayrampaşa bölgesinde faaliyet gösteren

5 yıldızlı bir otel olarak, havalimanı,

otogar ve fuar merkezlerine kolay ulaşım

sağlayan bir lokasyonda bulunuyoruz.

Avrupa’nın en büyük AVM’lerinden Forum

İstanbul’a ve metro ağına da birkaç

dakika mesafedeyiz. Bu özellikler hizmet

kalitemizle bir araya geldiğinde bize

önemli avantaj sağlıyor” yorumunu yaptı.

“İç pazarın potansiyellerini kullanıyoruz”

Şu anda genellikle iç pazardan misafirleri

ağırladıklarını belirten Erkan Akkurt,

“Türkiye’de yabancı turist sayısında bir

azalma görsek de, iç pazar sektörün canlı

kalmasını sağlayan önemli bir potansiyele

sahip. İstanbul’umuzun tarihi ve kültürel

zenginliklerinin yanı sıra, iş turizmi de

bu potansiyelleri kullanmak için önemli

bir araç. Ocak – Nisan döneminde Wish

More’da ağırladığımız misafirlerimizin

yüzde 60’ı Türkiye içinden geliyor.

Kurumlar ve şirketlerin yanı sıra, iş

sebebiyle İstanbul’u ziyaret eden bireysel

misafirlerimizin de sayısı bir hayli fazla”

şeklinde sözlerini tamamladı.


32

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Gelecek Turizmde ile

10 Yıl 10 Şehir 10 Hikaye

Kültür ve Turizm Bakanlığı,

Birleşmiş Milletler Kalkınma

Programı (UNDP) ile

Anadolu Efes ortaklığında

sürdürülebilir turizm projeleri

ile yerel kalkınmaya destek

olan “Gelecek Turizmde”nin

10’uncu yılı anısına yayınlanan

“10 Yıl, 10 Şehir, 10 Hikaye”

kitabı okurlarla buluştu.

Türkiye’nin turizm potansiyelini

ortaya çıkartmak, bu alanda

istihdamı artırmak ve

sürdürülebilir turizm projeleri ile yerel

kalkınmaya destek olmak amacıyla

başlatılan Gelecek Turizmde projesinin

10’uncu yılı nedeniyle hazırlanan, “10 Yıl,

10 Şehir, 10 Hikaye” kitabı, okurlarıyla

buluştu. Kitapta Kültür ve Turizm

Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Kalkınma

Programı (UNDP) ile Anadolu Efes

ortaklığında yürütülen ve Türkiye’nin

en uzun soluklu kurumsal sosyal

sorumluluk projelerinden biri olan

Gelecek Turizmde ile Türkiye’nin dört bir

yanında desteklenen projeler ve değişen

hayatların hikayeleri anlatıldı. Sunay

Akın, Refika Birgül, Mutlu Tönbekici,

Saffet Emre Tonguç, Günseli Özen,

Derin Sarıyer, Yaşar, Mete Horozoğlu

ve Ayşe Arman gibi ünlü isimlerin

kaleminden aktarılan hikayeleri,

fotoğraf sanatçısı Mustafa Seven çarpıcı

kareleriyle ölümsüzleştirdi.

Anadolu Efes: “Sürdürülebilirliğe önem

veriyoruz”

Anadolu Efes Kurumsal İletişim

Müdürü Simge Balaban, “2007 yılında,

Kültür Bakanlığı ve UNDP ortaklığı ile

başlattığımız Gelecek Turizmde adlı

sosyal sorumluluk projemizin 10’uncu

yılına ulaşmasından büyük mutluluk

duyuyoruz. 10 yıllık serüvenimizde,

sadece sürdürülebilir turizm projelerini

desteklemekle kalmadık, aynı

zamanda birçok hayata da dokunduk.

Hazırladığımız bu özel kitapla; Erzurum

Çoruh Vadisi’nde, Mardin’de, Bursa’nın

Misi köyünde, İzmir’in Seferihisar

ilçesinde, Şanlıurfa’da, Malatya

Arslantepe’de, Karabük Safranbolu’da,

Isparta Keçiborlu’da, Adana Saimbeyli

ve Balıkesir Edremit’teki projeleri ve

değişimine tanık olduğumuz hayatları,

çok değerli isimlerin kalemi ve gözüyle

kalıcı hale getirdik” diye konuştu.

Kültür Bakanlığı: “Kültürel ürünlerin

ve değerlerin tanınmasını ve

korunmasını sağlıyoruz”

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve

Turizm Uzmanı/Grup Sorumlusu Beril

Yamaner ise ülke genelinde turizm

potansiyeline sahip alanlarda, var

olan potansiyelin değerlendirilmesi

turizme kazandırılabilmesi amacıyla

çalıştıklarını belirterek şunları söyledi:

“Gelecek Turizmde, sürdürülebilir

turizme önemli katkılar sağlayan bir

proje. Güçlü iş birliğimiz sayesinde

10 yılda 10 farklı deneyim yaşadık.

Her biri bir diğerinden kıymetli ve

başarılı 10 hikayeyi, bu kitap aracılığıyla

geniş kitlelerle paylaşmak istedik.

Ortak çalışma sürecimizin hedeflere

ulaşmada sağladığı başarı göz

önünde bulundurulduğunda; daha da

güçlendirilerek sürdürülmesi, kültürel

ürünlerin ve değerlerin tanınması,

korunması ve gelecek nesillere

aktarılmasını sağlayacaktır” dedi.

UNDP: “Topluma rağmen değil,

toplumla beraber...”

UNDP Yerel Sosyo-ekonomik Kalkınma

Sektör Yöneticisi Bülent Açıkgöz’de

açıklamasında, “Biz UNDP olarak

turizmi, yerel kalkınmada önemli bir

araç olarak görüyoruz” dedi. Açıkgöz

sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünyada

toplum temelli sürdürülebilir turizm

yaklaşımı hızlı bir biçimde gelişmeye

ve yaygınlaşmaya devam ediyor.

Gelecek Turizmde’nin temelinde de

‘topluma rağmen’ değil ‘toplumla

beraber’ felsefesi yatıyor. Gelecek

Turizmde’nin dikkate değer bir

sürdürülebilir turizm modeli haline

gelmesinde en önemli etken, Kültür

ve Turizm Bakanlığı ve Anadolu Efes

ile 10 yıldır süren işbirliğimizdir. 10

yılda yereldeki paydaşlarımızla birlikte

biriktirdiğimiz hikâyeleri bugün bir kitap

halinde sizlerle paylaşmaktan büyük

mutluluk duyuyoruz. Hiç şüphesiz

Gelecek Turizmde mevcut ve yeni başarı

hikâyeleri ile adından söz ettirmeye

devam edecektir.”


Bodrum

gözünü yerli

turiste çevirdi!

Bodrum

Tanıtım Tır

Anadolu’yu

gezecek

Bodrum’a yerli turist

getirisiyle iç turizmi

canlandırmak amacıyla

oluşturulan Bodrum

Tanıtım Tırı Projesi için

hazırlıklarda sona gelindi.

Projeyle Bodrum’u Anadolu

halkının ayağına götürmeyi

hedeflediklerini ifade eden

Mehmet Kocadon, “İç

turizmi canlandırmak için

başlatacağımız bu adımın,

Bodrum turizmini olumlu

yönde etkileyeceğine

inanıyoruz” dedi.

Bodrum’a yerli turist

getirisiyle iç turizmi

canlandırmak amacıyla

oluşturulan Bodrum Tanıtım

Tırı Projesi için hazırlıklarda

sona gelindi. 2017 yaz sezonu

öncesinde iki ay boyunca Türkiye

genelindeki 28 ili gezecek olan

Bodrum Tanıtım Tırı çalışmaları,

Bodrum Tanıtma Vakfı’nın

organizasyonluğunda ve Bodrum

Belediyesi’nin öncülüğünde

başlatıldı. Bodrum Ticaret

Odası (BODTO), Deniz Ticaret

Odası Bodrum Şubesi, Bodrum

Otelciler Derneği (BODER),

Bodrum Denizciler Derneği

ile Türkiye Seyahat Acentaları

Birliği (TÜRSAB) Bodrum

Yürütme Kurulu’nun da destek

verdiği proje ile ilgili ilk toplantı,

Bodrum Belediye Başkanlığı

toplantı salonunda yapılarak

hazırlık çalışmalarıyla ilgili ilk

değerlendirmeler gözden geçirildi.

Bodrum’un simgelerinden oluşan

görsellerle giydirilecek olan tırda

dağıtılmak üzere Bodrum’u tanıtıcı

çeşitli materyaller ve Bodrum’un

yöresel lezzetleri bulunacak.

Proje görevlileri, ziyaret ettikleri

bölgelerde halkı Bodrum hakkında

daha da bilgilendirecek.

Kocadon: “Bodrum’u Anadolu

halkının ayağına götüreceğiz”

Düzenlenen toplantıda, yakın

bir zaman içinde tırın Türkiye’yi

gezmeye başlayacağının bilgisini

veren Başkan Mehmet Kocadon,

“Türkiye’nin göz bebeği Bodrum,

asırlardır birçok medeniyete ev

sahipliği yapmış, hoşgörünün

hakim olduğu, üç tarafı denizlerle

ve doğal güzelliklerle çevrili bir

yarımadadır. Bu özellikleriyle

turizmin en çok yükseldiği

yerlerin başında gelmektedir.

Yaz aylarında nüfusu 1 milyonu

bulan Bodrum’a, dünyanın

çeşitli ülkelerinden çok sayıda

yabancı turist geliyor ve buranın

güzelliklerine hayran kalıyor.

Anadolu halkının Bodrum’a olan

sevgisi ve ilgisi ise bambaşka.

Sadece tatil için değil, burada

yaşamayı seçmiş ve artık

bizlerden biri haline gelmiş

olan Anadolu halkına Bodrum’a

katkıları için çok teşekkür

ediyorum. Bodrum Tanıtım

Tırımız da bu nedenle Anadolu’yu

dolaşacak. Bodrum’u Anadolu

halkının ayağına götüreceğiz.

İç turizmi canlandırmak için

başlatacağımız bu adımın,

Bodrum turizmini olumlu yönde

etkileyeceğine inanıyoruz” dedi.


34

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Yasağın nedeni

“ABD’liler

işsiz kalacak”

endişesi mi?

ABD uçuşlarına getirilen

elektronik cihaz yasağını

yorumlayan Turkish Heritage

Organization Başkanı Ali Çınar,

ABD’li havayolu şirketlerinin

Kongre’deki etkinliklerine

dikkat çekerek, “Bu şirketler

Trump yönetimine ‘Ortadoğulu

rakiplerimiz nedeniyle 1

milyon 200 bin Amerikalı

işsiz kalacak’ şeklinde baskı

yapıyorlar dedi.

Washington DC merkezli

düşünce kuruluşu Turkish

Heritage Organization’ın

(THO) Başkanı Ali Çınar, ABD’nin

cep telefonundan büyük elektronik

cihazlara uçuşlarda kabin yasağı

getirmesinin ardında farklı

nedenlerin olabileceğini söyledi.

“Yasakta İstanbul’un adının

geçmesi turizmi olumsuz etkiler”

ABD’nin istediği güvenlik önlemini

almaya hakkı olduğunu söyleyen

Çınar, “Ancak endişe gerçekten

güvenlikse, söz konusu yasağın

Avrupa’daki hiçbir havalimanını

kapsamaması dikkat çekici.

İstanbul önemli bir ‘hub’a

dönüşmüşken, bu tür kısıtlamalar

yolcu kaybına neden olabileceği

gibi, rakiplerin de elini güçlendirir.

Şu anda Amerikan medyasında

yasağın uygulandığı şehirler

arasında İstanbul’un adının

geçmesinin turizmi olumsuz

etkileme olasılığı da göz ardı

edilmemeli” dedi.

“Trump yönetimine baskı var”

ABD’li havayolu şirketlerinin

son dönemde Amerikan

Kongresi’nde son derece etkin

olduklarını ifade eden Ali Çınar,

“Bu şirketler, THY ve Ortadoğu

merkezli havayolu şirketlerinin

ABD’ye yaptığı direkt uçuşların

1 milyon 200 bin ABD’linin işsiz

kalmasına neden olabileceğini

iddia ediyorlar. Rakiplerin

kendileri için önemli bir tehdit

oluşturduğu düşüncesi ile Trump

yönetimine baskı yapıyorlar. Söz

konusu yasak kararını bu yönde

de değerlendirmek gerektiği

düşüncesindeyim” diye konuştu.

Başkan Trump’ın aldığı 7

müslüman ülke vatandaşlarına

ABD’ye giriş yasağının önemli

bir sorun olduğunu belirten

Çınar, “Türkiye bu yasağı direkt

hissetmese de Türkiye’den

ABD’ye vize alımlarının ciddi

şekilde azalacağı konusunda da

tedirginliklerimiz var” dedi.


Budak

“Turizmde

Avrupa krizi

büyüyor”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Çetin

Osman Budak, turizm sektörünün

zor günler geçirdiğini, Avrupa ile

yürütülen “referandum endeksli

gerilim politikasının” turizmdeki

sıkıntıyı daha da büyüttüğünü

belirterek, “Antalya’da ilk üç ayda

Alman turist kaybı 2016’ya yüzde

50’yi geçti. Turizmde Avrupa krizi

büyüyor” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve

Antalya Milletvekili Çetin Osman

Budak, Antalya’nın turizm verileri

ve enflasyon rakamlarını değerlendirdi.

Turizmde 2016 yılında yaşanan büyük

çöküntünün, 2017’de de devam ettiğine

dikkat çeken Budak, başta Almanya ve

Hollanda olmak üzere Avrupa ülkeleriyle

yürütülen “referandum endeksli

gerilim politikasının” sorunu daha da

ağırlaştırdığını vurguladı. Budak, “Geçen

yıl Türkiye Avrupa ülkelerinde 5.5 milyon

turist kaybetmişti. Bu yıl ilişkilerin,

imajın düzeltilmesi beklenirken tam

tersine iç politik kaygılarla Avrupa ile

kavgaya tutuşuldu. Türkiye ne kazandı bu

kavgadan? Hiç. Tam tersine kayıp büyük

kayıplar yaşanıyor” dedi.

Antalya ve Türkiye kaybediyor

Antalya’ya ilk üç ayda gelen turist

sayısının 2016’ya göre yüzde 27

gerilediğini, Almanya’dan turist kaybını

ise yüzde 54’lere çıktığını vurgulayan

Budak, “Antalya turizmde kayıp yıl

olan 2016’yı bile arar halde. Kayıp

oranı, 2016’ya göre yüzde 27, 2015’e

göre ise yüzde 42. Almanya’dan gelen

turist sayısında rekor düzeyde bir kayıp

var. İlk 3 ayda kayıp oranı yüzde 54.

2015’e göre ise bu oran yüzde 65’lerde.

Sadece Almanya’dan 110 bin kayıp

var. Rusya’dan gelen turist sayısı 7 bin

düzeyinden 50 bin düzeyine çıksa da

artış, Almanya’daki kaybı telafi etmiyor.

Türkiye’nin ana turizm ekseni Avrupa’dır

ve Avrupa ülkelerinin tamamı eksi

gösteriyor. Hollanda’dan kayıp yüzde 44,

İngiltere’den yüzde 42. İsrail ve İran’da

bile artış yok, gerileme var. Yüzbinlerce

turizm emekçisi işsiz, binlerce esnaf

kepenk kapatıyor ama Türkiye’nin

tanıtımıyla ilgili hiçbir adım atılmıyor”

diye konuştu.


36

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Y ve Z kuşağı

turizm

sektörünü

nasıl

etkileyecek?

Seyahat sektörü

profesyonellerine teknoloji

ve rezervasyon çözümleri

sunan HotelsPro’nun Genel

Müdürü Nevgül Bilsel

Safkan, 2020 yılı itibariyle

harcama gücünün büyük

bölümüne sahip olacak Y

kuşağı ile 2030’da turizm

sektörünün dinamiklerini

değiştirmesi beklenen Z

kuşağının turizm sektörüne

olası etkilerini açıklayarak,

sektörün bu kuşaklara

dokunabilmesi için

önerilerini sıraladı.

Pazarlama sektöründe

nesillerin X, Y ve Z kuşağı

olarak kategorize edildiğini

belirten Nevgül Bilsel Safkan,

Y neslinin davranışlarını,

özelliklerini ve beklentilerini

anlayamayan turizm sektörünün,

teknolojinin içine doğan Z kuşağına

dokunamayacağını ifade ederek,

Y ve Z kuşağı beklentilerini ve

yaklaşımlarını şu şekilde sıraladı:

1. Teknoloji ve bilgiye oldukça hâkim

durumda olan Y kuşağı güvenilirliğe

ve şeffaflığa önem veriyor.

Teknolojinin içine doğan Z kuşağı

ise sürekli sorgulayan ve araştıran

bir kuşak olarak karşımıza çıkacak.

2. Y kuşağı yılda en az 2 kez tatile

çıkma kararı alıyor. Z kuşağı

için de bu durum geçerli olacak.

Sosyal medya, web siteleri, arama

motorları, arkadaşların önerileri ve

forum web siteleri her iki kuşağın

kararlarını etkileyecek faktörlerin

başında gelecek.

3. Y ve Z kuşağı için tatil,

dinlenmenin yanı sıra daha çok

sosyal bir aktivite olarak karşımıza

çıkıyor. Dolayısıyla, turizm

sektörünün ve acentelerin Y ve Z

nesline eğlence içerikli fırsatlar

sunması önem taşıyacak.

4. Y kuşağı üyelerinin büyük

bölümü arkadaşlarının

onaylamadığı bir hizmeti satın

almayacaklarını belirtiyor. Y kuşağı,

çevresindekilerin önerilerine kulak

verirken aynı zamanda çevresinde

bulunan diğer bireylerin de satın

alma davranışlarını etkileyecek.

Aynı durum Z kuşağı için de geçerli

olacak.

5. Y kuşağının internet popülasyonu

içindeki oranı % 55’in üzerinde. Bu

oran Z kuşağı için %90 civarında

olacak. Bu oranlar ekseninde

otellerin ve acenteler, online

medyadaki yerlerine ve haklarında

yapılan yorumlara daha da önem

vermek zorunda kalacak.

6. Y ve Z kuşağı, e-posta ve SMS

ile iletişim kurmayı yüz yüze

görüşmeye tercih ediyor. Dolayısıyla,

kişiye özel iletiler ve kampanyalar

bu kuşaklarla daha kolay iletişim

kurabilmesini sağlayacak.

7. Özgür ve dahil edildiğini

hissettiren, çok yönlü, basit, net,

kolay anlaşılır, dürüst, şeffaf,

samimi ve faydacı yaklaşımlar, Y

ve Z kuşağına dokunan noktalar

arasında öne çıkacak.


38

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

İran turizm pazarı liderliğe göz kırpıyor

İran, zaman zaman iki ülke arasındaki siyasi gerilimin gölgesinde kalsa da bu yıl için iyimser

beklentilerin en fazla yoğunlaştığı turizm pazarı olarak öne çıkıyor. Geçen yıl charter uçuşlarda

sorunlar yaşanmasına rağmen 1 milyon 665 bin İranlı turisti ağırlayan Türkiye,

bu yıl 2 milyona ulaşmayı hedefliyor.

Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB)

kısa bir süre önce gerçekleştirilen

TITE İran Uluslararası Turizm

Fuarı sonrası ve bu ay sonundaki Nevruz

dönemi için İran’dan gelen talebi göz

önüne alarak, bu pazarla ilgili öngörü

ve beklentileri bir sonuç raporu olarak

hazırladı. Raporda, “Bu yılın ilk ayında

İran’dan gelen turist sayısı geçen yılın aynı

ayına göre yüzde 10 artarak 101 bin kişi

oldu. İran turizmde artış yaşanan nadir

pazarlar arasında yer aldı. Bu yılsonu için

olumlu bir işaret. İki ülke arasında siyasi

ilişkilerde gerginlik olmaması durumunda

bu hedef pek uzak görünmüyor. Hatta kan

kaybeden diğer büyük pazarlar ve Nevruz

bayramı öncesinde İran’dan gelen talep

göz önüne alındığında İran bu yıl en büyük

turizm pazarı olabilir” değerlendirmesine

yer verildi.

En çok tercih edilen üçüncü ülkeyiz

Türkiye’nin, yurt dışına çıkışlarda

İranlılar için Dubai ve Malezya’dan

sonra en çok tercih edilen üçüncü ülke

olduğuna dikkat çekilen raporda, şu

bilgilere yer verildi: “İranlıların Türkiye’yi

tercih nedeni alışveriş ve deniz/kum/

güneş tatili. İranlıların tercih ettiği diğer

önemli destinasyonlar ise Ermenistan

ve Amerika. Amerika seyahatlerinde

Türkiye, İranlılar için önemli bir transit

noktası durumda bulunuyor. Alışveriş

amaçlı gelenlerin tercihi çoğunlukla

İstanbul olurken, tatil amaçlı gelenler

ise daha önce ağırlıklı olarak Antalya’yı

tercih ederken, son dönemde Bodrum ve

Marmaris’e de ilgi artmaya başladı.”

TÜROB’un raporunda altı çizilen

hususlar şöyle:

* Kültürel, coğrafi ve tarihi yakınlık

sebebiyle İran ülkemiz için öne çıkan

turizm pazarlarından biri haline geldi.

Özellikle idari bakımdan birtakım

kısıtlamalar altındaki ülke için, Türkiye

demokratik Müslüman bir ülke olması

sebebiyle, turizm ürünlerinin çeşitliliği

ile İran için önemli bir destinasyon olarak

öne çıkıyor.

* İran’da sıklıkla kullanılan pazarlama

unsuru, işletim hakkı belediyelere ait olan

şehir ilan panolarıdır. Radyo ve televizyon

yayınları, devletin kontrolünde bulunuyor.

Tehran Times ve Iran Daily, İngilizce

olarak yayınlanan günlük gazeteler.

Ayrıca Press TV adlı İngilizce kanal,

uydu aracılığıyla izlenebiliyor. Bu yayın

organları aracılığıyla turizm pazarlaması

yapılmasının etkili olacağı düşünülüyor.

* THY başta olmak üzere havayolu

şirketlerimizin Tahran’ın yanı sıra,

İsfahan, Tebriz, Şiraz, Meşhed, Ahvaz

ve Kirmanşah’a doğrudan uçuşlarının

olması Türkiye ile İran arasındaki turizm

ilişkilerine katkı sağlıyor.

* İran riyalinin değer kaybettiği 2011-

2012 döneminde yurt dışına çıkan İranlı

turist sayısı yüzde 37 azaldı. İran riyalinin

istikrarlı bir seyir izlediği 2014 yılında

ise yurt dışına çıkan İranlı turist sayısı

artmıştı. Bu iki örnek, turizmin döviz

kurlarına ne kadar bağımlı olduğunu

gösteriyor.

* İran, Dünya Ekonomik Forumu’nun

yayımladığı 2015 Seyahat ve Turizm

Sektöründe Rekabet Gücü endeksinde

Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri

(MENA) içinde 12’nci, 141 ülke içindeyse

97’nci sırada bulunuyor. Aynı raporda,

İran’ın güvenlik endeksi, Türkiye’nin

güvenlik endeksinden daha yüksek olduğu

dikkat çekiyor.

Charter sorunu aşılmaya çalışılıyor

* Temmuz 2016’dan bu yana devam eden

charter uçuşlarındaki sorun hakkında iki

ülke arasındaki temaslar sürüyor.

*Tahran’daki fuar kapsamında Kültür

ve Turizm Bakanlığı desteği, TÜROB ve

Sea Travel işbirliği ile Tahran Seda Sima

Salonlarında gerçekleştirilen workshop

organizasyonuna, ülkemizden 40’ı

aşkın otelci katılım sağladı. Workshop

organizasyonu ile birlikte, akabinde

düzenlenen gala gecesine yaklaşık 600

İranlı turizm acentesi temsilcileri iştirak

etti. Bu ilgi İran turizm pazarıyla ilgili

iyimser beklentileri artırdı.

* Özellikle İran pazarı’nın geleneksel

ve yerel partner ile çalışma prensipleri

gereği (ödemeler vb konulardaki

prosedürler sebebiyle) workshop

çalışmalarının, fuar katılımından çok

daha etkin ve sonuç odaklı olduğu

gözlemlendi. Workshop kapsamında

kurulan temaslarda, Türkiye’nin İran

için öncelikli destinasyonlar arasında yer

aldığı, özellikle İstanbul ve Antalya’nın

revaçta olduğu, alışveriş, iş ve tatil

segmentlerinde pazarda öne çıktığımız

değerlendirildi.


40

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

İlber Ortaylı

“Turizm, kitleler

arasında

demokratik bir

kaynaşma sağlar”

Antalya’nın önde gelen turistik

tesislerinden Akra, ünlü tarihçi İlber

Ortaylı sohbetine ev sahipliği yaptı.

Etkinlikte konuşan Ortaylı, Kimse içinde

bulunduğumuz bu yer gibi yatırımların

yapılacağını tahmin edemezdi. Doğru

yatırımlarla turizm canlanır, bu da

kitleler arasında fevkalade önemli olan

demokratik bir kaynaşma sağlar” dedi.

Yeni nesil otelcilik konsepti “Urban

Social”ı; deneyim ve duyguları ön

plana çıkartarak ‘Dokunuş’, ‘Lezzet’,

‘Koku’, ‘Ses’ ve WellBeing (Daha İyi Bir

Sen) kodları ile hayata geçiren Akra, her

bir kodu ayrı ayrı çağrıştıran çalışmalarla

unutulmaz bir konaklama deneyimi

vadediyor. Bu doğrultuda başlattığı

Akra Talks/Akra Sohbetleri bünyesinde

İlber Ortaylı’yı ağırlarken etkinlik, Akra

Yönetim Kurulu Başkanı Haydar Barut

ve eşi Zerrin Barut’un ev sahipliğinde,

Elif Dağdeviren’in moderatörlüğünde

düzenlendi.

“Doğru yatırımlarla turizm canlanır, bu

da demokratik bir kaynaşma sağlar”

Türkiye’nin 1940’lar ve 1950’lerdeki

çehresinden, turizm yatırımlarının

değerinden bahsederek söze başlayan

İlber Ortaylı; “Antalya, eskiden de çok

güzel, çok vahşi bir şehirdi, çok da

tenhaydı. Yerli halk en mükemmel

turizm tesislerini aratmayacak kadar

misafirperverdi, lezzetli yemekler

yaparlardı. Çok da romantik bir

şehirdi. Kıyılarında gönlünüzce denize

girebilirdiniz. Alanya’da muz bahçeleri,

Bey Dağları’nda çiçekler... Fakat otobüsü

kaçırırsan da saat 16.00’dan sonra misal

Alanya’ya vasıta bulamazdın” dedi.

Turizm yatırımlarının şehre faydasından

söz ederken eskiden Antalya’da sadece

bir tane büyük otel olduğunu söyleyip;

“Kimse içinde bulunduğumuz bu yer

gibi yatırımların yapılacağını tahmin

edemezdi. Doğru yatırımlarla turizm

canlanır, bu da kitleler arasında

fevkalade önemli olan demokratik bir

kaynaşma sağlar” dedi.

Türkiye’deki çevre konusuna da

vurgu yapan ünlü tarihçi; “Maalesef

bizde bazı şeylerin sonu gelmiyor,

çalışmaya başlandı mı arkası ve önünü

tutturamıyorlar, tabiat çok feci tahrip

ediliyor. Batıda da bunu gördük. İlla

belirtmek de lazım ki geçmişte dünyanın

kalkınmaya başlayan hiçbir ülkesinde

bizdeki gibi bir turizm hareketi olmadı.

Bu çok önemlidir. Çünkü turizmle,

demokratik bir kaynaşma başlar kitleler

arasında” dedi.

“Dedikodu yapmak için tarih

öğrenilmez”

Tarihçinin üzerine vazife olmayan işleri

de öğrenmek, araştırma yapmak isteyen

kimse olduğunu söyleyen İlber Ortaylı

gençlerin birden fazla yabancı dile

hakim olmasını sadece İngilizce değil;

Almanca, Farsça, Arapça gibi yabancı

dilleri de öğrenmesi gerektiğini belirtti.

Tarih yazımı ve tarih öğrenimi için de zıt

tarihleri birlikte okuyup bağlantı kurmak

gerektiğini sözlerine ekledi. Dedikodu

yapmak için tarihin öğrenilmeyeceğini,

gerçek tarih bilgisine sahip olmak ve

ülkelerin gerçek dinamiklerini öğrenmek

için mutlaka ülkelerin iktisadi tarihine

de bakmak gerektiğini anlatan Ortaylı,

tarihçilerin herkesin az bildiğini ve yanlış

bildiği konuları tespit edip onlar üzerine

gitmesi gerektiğini söyledi. Söyleşinin

ardından uzun bir imza kuyruğunun

oluştuğu Akra’da keyifli sohbet imza

sırasında da devam etti.


42

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Kartlı ödemeler geçen yılın

aynı dönemine göre %8 arttı

BKM şubat ayı verilerini açıkladı: Turizm sezonuna geri sayım başladı:

Yabancı kartlarla yapılan seyahat acentesi ödemeleri iki katına çıktı!..

Bankalararası Kart

Merkezi’nin (BKM)

açıkladığı verilere göre

banka kartları ve kredi kartları

ile şubat ayında toplam 46,8

milyar TL’lik ödeme yapıldı.

Bu tutarın 42,3 milyar TL’si

kredi kartları ile ödenirken 4,5

milyar TL’sinde banka kartları

kullanıldı. Buna yönelik olarak

önceki yılın aynı dönemine

göre büyüme oranı banka kartı

ile ödemelerde %30, kredi kartı

ile ödemelerde ise %6 oldu.

Ticari kredi kartı ile

ödemeler toplam kartlı

ödemelere göre daha hızlı

büyüyor

Ticari kredi kartları ile şubat

ayında toplam 8,9 milyar TL’lik

ödeme gerçekleşti. Geçen yılın

aynı döneminde 7,9 milyar

TL ödeme yapıldığı dikkate

alındığında, %13 oranında artış

gerçekleştiği görülüyor. Her

geçen gün artan ticari kredi

kartları ile yapılan ödemelerin

toplam kredi kartı ödemeleri

içindeki payı ise %21’i geçmiş

bulunuyor.

Yabancı kartlarla yurt

içinde 1 milyar 121 milyon

TL ödeme yapıldı

BKM verilerine göre şubat

ayında yabancı kartlar ile yurt

içinde toplam 1 milyar 121

milyar TL tutarında ödeme

yapılırken bu ödemelerin 749

milyon TL’sinin kredi kartları,

372 milyon TL’sinin ise banka

kartları ile gerçekleştiği

görülüyor. Buna göre önceki

yılın aynı dönemine kıyasla

yurt içinde yapılan ödemelerde

yabancı kredi kartları ile %10,

yabancı banka kartları ile ise

%33 oranında artış gerçekleşti.

Yabancı kartlarla yapılan

seyahat acenteleri

ödemeleri geçen yılın aynı

dönemine göre %87 arttı

Yabancı kartlar ile yurt içinde

yapılan harcamaların sektöre

göre dağılımı incelendiğinde en

fazla payın %18 ile konaklama

sektöründe olduğu görülüyor.

Konaklama sektörünü %15

pay ile seyahat acenteleri, %14

pay ile giyim ve aksesuar, %11

pay ile havayolları, %7 pay ile

kuyumculuk sektörleri takip

ediyor. 2016 yılının şubat ayı ile

kıyaslandığında kartlı ödeme

tutarında en fazla artış görülen

sektörün %87 ile seyahat

acenteleri sektörü olduğu

görülüyor. Bu artış yaz dönemi

tatil planlamalarının yapıldığı

bu dönemde yabancıların

geçen yıla göre çok daha fazla

reservasyon yaptırdığına işaret

ediyor.


hotel restaurant

44 & hi-tech

yeni yatırımlar

Heafey Group Condo-Hotel

konseptini Türk yatırımcılarla tanıştırdı

Dünyaca ünlü Heafey Group’un en yeni projesi Ocean Conrad Resort,

Amerika’da hem yatırım hem tatil fırsatı sunuyor.

Dünyaca ünlü Amerikalı

gayrımenkul şirketi Heafey

Group , Florida’nın en güzel

sahillerinden Fort Laudardale de yer

alan Ocean Conrad Resort projesini

Türk yatırımcılara tanıttı. Heafey Group

Başkan Yardımcısı Carmine Zayoun ve

Heafey Group Uluslararası Pazarlama

Direktörü Emel Onur’un katılımıyla 6

Nisan 2017 tarihinde düzenlenen basın

toplantısında, Amerika’da gayrimenkul

sahibi olmanın sağlayacağı avantajlar,

son zamanlarda Türklerin favori yatırım

şekli olan Condo-Hotel modeline

yatırım yaparak Green Card alma

fırsatı, Türk yatırımcıların Miami ve Fort

Lauderdale’deki gayrimenkullere hızla

artan ilgisi ve Heafey Group’un en yeni

projesi Ocean Conrad Resort hakkında

bilgi verildi.

Zayoun: “Son dönemde Türklerin

ilgisi çok arttı”

Heafey Group Başkan Yardımcısı

Carmine Zayoun “Türkiye’de olmaktan

çok mutluyuz. Geçmiş yıllarda Miami

ağırlıklı olarak Güney Amerikalı

yatırımcılar tarafından tercih ediliyordu

ancak son dönemde Türklerin ilgisi

çok arttı. Türkler özellikle condohotel

modelini çok seviyor. Otel

onların uzaktaki evi gibi ama kendileri

kullanmadıklarında yatırımlarının

dünyaca ünlü bir marka tarafından

yönetiliyor olması onlara ayrıca güven

veriyor. Fort Lauderdale’deki yatırımlar

sadece geçen sene %9.8 oranında değer

kazandı. Bu da doğru gayrımenkul

seçiminin yatırımdaki önemini

gösteriyor“ dedi.

Onur: “Özellikle condo-hotel

modeline rağbet büyük”

Heafey Group Uluslararası Pazarlama

Direktörü Emel Onur toplantıda

yaptığı konuşmada “Son zamanlarda

Florida’ya gelen Türk yatırımcıların

sayısı katlanarak artıyor. Miami her

zaman sanatçıların ve yatırımcıların

gözdesiydi. Şimdi de aralarında şirket

üst düzey yöneticileri, doktorlar,

avukatların yer aldığı beyaz yakalıların

ilgisinin arttığını gözlemliyoruz. Her

şeyi bırakıp Amerika’ya taşınmayı

düşünmeyen, bir ayağım Florida’da

olsun diyen yatırımcılar, özellikle condohotel

modeline rağbet gösteriyor.

Bu şekilde hem yatırımlarının para

kazanması, hem de senede 1-2 ay gelip

evlerinin tadını çıkartabiliyor olmaları

onlara çok cazip geliyor” dedi.

Hem yatırım hem tatil fırsatı

Dünyaca ünlü Fort Lauderdale plajının

tam karşısında iki binadan oluşan, nefes

kesen Atlantic okyanusu manzaralı

Ocean Conrad Resort 24 katlı olup 6inci

kat ile 17 katlar arasi condo hotel 18

ile 24 uncu katlar arası rezidanstır.

Arzu eden ev sahipleri dairelerini Hilton

Conrad’ a kiralayip senelik % 8 brüt kira

geliri garantisi elde edebilirler. Ayrıca

dairelerini senede 30 gun Conrad’in

bütün imkanlarından yararlanarak

ücretsiz kullanabilirler. Bu kapsamda

golf ve tenis Country club üyeliğini de

bedava kazanırlar.


hotel restaurant

46 & hi-tech

yeni yatırımlar

LUX* Bodrum

19 Mayıs’ta açılıyor

Dünyanın en egzotik lokasyonlarında lüksü

ve konforu yeniden yorumlayan LUX*ın

Avrupa’daki ve Türkiye’deki ilk ve tek tesisi

LUX* Bodrum Resort & Residences,

19 Mayıs Cuma günü hizmete giriyor.

Ege Denizi’nin masmavi suları ile

kaplı yarım adada her cephesinden

panoramik deniz manzarasına

sahip olan LUX* Bodrum Resort &

Residences, 19 Mayıs’ta birbirinden

eğlenceli ve renkli etkinliklerle kapılarını

açmaya hazırlanıyor.

Bodrum Yarımadası’nın en özel

koylarından Adabükü’nde konumlanan,

dünyanın en prestijli ödüllerinden

A’Design Awards Gümüş ödülüne sahip

olan LUX* Bodrum Resort & Residences,

birçok farklı çeşit bitki örtüsünden

oluşan bahçelerle bezenmiş muhteşem

doğal güzellikleri ve Bodrum’un en

iyi kumsalı olan Beach Rouge’u ile

unutulmaz bir deneyim sunacak.

Yatırımcısı, MYC Partners

MYC Partners’in 70 milyon dolarlık

yatırımıyla hayata geçirilen ve yönetimi

dünyaca ünlü profesyonel otel zinciri

olan LUX*a emanet edilen LUX* Bodrum

Resort & Residences, içerisinde 85 otel

odası, 19 residence ve 1 adet beach villa

ile 83 bin metrekarelik satılabilir alan

ile hizmet verecek. LUX* Bodrum’da spa

merkezi, açık hava sineması, iki alakart

restoran, tenis kortu, çocuk kulübü gibi

birçok donatı ziyaretçilerin hizmetine

sunulacak.

Pierre “Sade ve yalın bir

tatil deneyimi”

14 Mart Salı günü İstanbul’da

düzenlenen ve projenin detaylarının

açıklandığı basın toplantısında konuşan

LUX* Resorts & Hotels Global Satış

Müdürü Sydney Pierre, “LUX* konforunu

Mauritius, Reunion Adaları, Maldivler

ve Çin’den sonra Türkiye’de hizmete

sunacağımız için çok mutluyuz ve gurur

duyuyoruz. Sürekli büyüyen LUX* olarak

amacımız misafirlerimize sloganımızda

da olan sade ve yalın bir tatil deneyimi

sunmak.


LUX* Bodrum’u global büyümemizin

önemli bir adımı olarak görüyoruz.

Bu yatırım Avrupa’daki ilk yatırımımız

olma özelliğini de taşıyor. LUX* Resorts

& Hotels olarak misafirlerimize

farklı bir lüks anlayışı sunuyoruz.

LUX* Bodrum’a gelenler, rutin

tatil anlayışından çıkma fırsatı

bulacak. Bu deneyimi sunarken

uluslararası otelcilik deneyimimizden

faydalanacağız,” dedi.

Akdoğan: “Ülke ekonomisine ve

Türkiye’ye duyduğumuz güvenin

bir göstergesi”

Yatırımın sahibi MYC Partners

Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Murat

Akdoğan ise şunları söyledi: “Bu

prestijli projeyi hem ülkemizin

lokomotif sektörlerinden biri olan

turizm sektörüne hem de büyüyen ve

güçlü ekonomimize kazandırdığımız

için büyük mutluluk duyuyoruz. MYC

Partners olarak bu projeye toplamda

70 milyon dolarlık yatırım yaptık.

Yaptığımız bu yatırım ülke ekonomisine

ve Türkiye’ye duyduğumuz güvenin

bir göstergesi. LUX* Bodrum’dan

rezidans satın alan yatırımcılar, satın

aldıkları evleri tekrar LUX*’a kiralama

yoluyla aylık kira gelirlerini büyük

oranda arttıracak ve zamanla LUX*

Resorts & Hotels markasının desteği

ile konutların piyasa değerleri de dolar

bazında artacak. Dolayısıyla bu satın

alma sıradan bir yazlık sahibi olmanın

ötesine geçip bir yatırım aracı olarak

değerlenecek. Bodrum’un turizm için

yarattığı değer ve lokasyon avantajını

göz önüne aldığımızda, ne kadar doğru

bir yatırım yapmış olduğumuzu daha iyi

anlıyoruz. Hayata geçirdiğimiz bu proje

sayesinde turizm sektörünün canlanma

sürecinde biz de katkıda bulunmak

istiyoruz.”

Toplantıda konuşan LUX* Bodrum

Genel Müdürü Hakan Oral ise LUX*

Bodrum olarak misafirlere eşsiz bir

tatil deneyimi sunacaklarını söyledi.

Oral, sözlerine şöyle devam etti:

“Misafirlerimiz burada kendilerini

hem ayrıcalıklı hissedecek hem de

aldıkları kişiye özel premium hizmetle

unutamayacakları bir vakit geçirme

şansı bulacak. LUX* Bodrum ile lüks

kavramını yeniden tanımlıyor, bilinen

uluslararası otel zincirlerinin veya

zirvedeki gösterişli beş yıldızlı mega

tatil köylerinin sunduğu ağır ve kasvetli

deneyimden çok öte sade ve yalın bir

deneyim sunuyoruz.”

650 metrelik beyaz kum plajı

650 metrelik beyaz kum plajıyla,

masmavi denizi ve yemyeşil doğasıyla

huzurlu bir tatil sunan LUX* Bodrum’da

misafirlerin kendilerini daha hafif

ve daha aydınlık hissetmesi için

tüm seçenekler sunuluyor. LUX*

Bodrum’un spa ve wellnes hizmeti

veren markası LUX* Me, dermatoloji ve

estetik uygulamaları dahil olmak üzere,

özel paketlerin ve dönüşüm turlarının

bir parçası olarak, ameliyatlardan

sonra stres atmak ve rahatlamak için

de tercih ediliyor.

Dünyaca ünlü şeflerden

unutulmaz lezzetler

LUX* Kurumsal Şefi olan İtalyan

şef Walter Lanfranchi’nin ekibinden

tanınmış şef Barış Torcu’nun orijinal

LUX* mutfağını kendi zevkine göre

yorumladığı, İtalyan mutfağından

seçkin lezzetler sunan Stella

Restaurant ve Akdeniz mutfağının en

seçkin lezzetlerini barındıran Beach

Rouge Restaurant da misafirlerin

damak tatlarına hitap edecek.

Havaalanına yakın lokasyonu, transfer

teknesiyle hızlı ulaşım kolaylığı sunan

LUX* Bodrum, indirim ayrıcalıkları

ve avantajlı alternatiflerden oluşan

balayı seçenekleriyle de unutulmaz bir

deneyimin kapılarını aralıyor.


hotel restaurant

48 & hi-tech

yeni yatırımlar

Hampton

by Hılton

Bolu açıldı

Hampton by Hilton Bolu, markanın Türkiye’deki faaliyet gösteren

dokuz oteli arasında yerini aldı.

Hilton‘un orta fiyat

segmentinde yer alan, kaliteye

önem verenlere yönelik

küresel markası Hampton by Hilton,

en yeni oteli Hampton by Hilton

Bolu’yu açtı. 150 odalı Hampton by

Hilton oteli “Hamptonality” olarak

anılan, markaya has kalite anlayışı

ile misafirlerini ağırlamayı bekliyor.

Rahatlatıcı bir konaklama

deneyimi

Hampton by Hilton Bolu Genel

Müdürü Yusuf Demir şöyle konuştu:

“Doğa içindeki konumu, modern

buklet ürünleri ve İstanbul ile

Ankara’ya kolay ulaşım imkanı

sayesinde otelimiz hem iş hem

eğlence amacı ile seyahat eden

misafirler için ideal bir alternatif.

Bolu’ya gelen turistler, şehrin

güzelliklerini keşfederken

rahatlatıcı bir konaklama deneyimi

yaşayabilirler.”

Bolu Taşıt Muayene İstasyonları

İşletim Turizm Ticaret şirketinin

sahibi olduğu Hampton by Hilton

Bolu, misafirlerine lezzetli

waffle’lardan oluşan sıcak kahvaltı,

ücretsiz Wi-fi, 7/24 açık iş merkezi

gibi birçok hizmet sunuyor.

Doğal parklar ve eğlence

alanlarına

yakın mesafede

Hampton by Hilton Bolu doğal

parklar ve eğlence alanlarının

yakınında yer alıyor. Konuklar ister

hemen otelin yakınındaki 14B urda

Alışveriş Merkezi’ne ister araba

ile 20 dakika uzaklıkta bulunan

Abant Gölü’ne kolayca ulaşabiliyor.

Muhteşem doğa manzaralarına

sahip Yedigöller Milli Parkı’na

sadece 12 km mesafede olan tesis

aynı zamanda Kartalkaya’ya yakın

konumu ile kayak tutkunları için de

ideal bir alternatif.

İş amacı ile seyahat eden misafirler

ise Bolu’nun en büyük kongre

merkezi olan Paşa Kongre Merkezi

yakın olmanın avantajından

faydalanabilirler.

Hampton by Hilton, “Hamptonality”

olarak anılan, markaya has kültürü

konuklarına yaşatması ile biliniyor.

“Hamptonality”, tüm otellerde

misafirlere güler yüzle hizmet

sunmak ve ihtiyaçlarını anlamaya

çalışarak civarda görülecek yerler,

tarihi mekanlar ve eğlenceli

aktiviteler ile ilgili tavsiyede

bulunmak anlamına geliyor.


hotel restaurant

50 & hi-tech

yeni yatırımlar

Dedeman yeni otel konsepti

‘Smart by Dedeman’ı tanıttı

1966 yılından bu yana turizm otelcilik alanında

faaliyet gösteren ve Türkiye’nin ilk uluslararası

otel zincirinin sahibi Dedeman Grubu, “Y” kuşağının

değişen beklenti ve isteklerini göz önünde

bulundurarak tasarladığı üçüncü kuşak otel konsepti

Smart by Dedeman projesini tanıttı.

Yeni otel konseptini

öncelikle İstanbul olmak

üzere Anadolu’nun

hareketli şehirlerinde

hayata geçirmek

istediklerini söyleyen

Dedeman Turizm Yönetimi

A.Ş. Genel Müdürü

Emrullah Akçakaya,

Smart by Dedeman

markasıyla 2023’e kadar

toplam 18 otel açmayı

hedeflediklerini belirtti.

Dedeman ve Park Dedeman

markaları ile hizmet veren

Dedeman Grubu, Y kuşağının

beklenti ve ihtiyaçlarını göz önünde

bulundurarak oluşturduğu yeni otel

markası ‘Smart by Dedeman’ın tanıtım

lansmanını 9 Mart Perşembe günü

Park Dedeman Levent Oteli’nde

gerçekleştirdi. Dedeman Holding

Yönetim Kurulu Başkan Vekili Rıfat

Dedeman ve Dedeman Otelleri Genel

Müdürü Emrullah Akçakaya’nın katılımı

ile gerçekleşen toplantıda Y kuşağının

değişen beklenti ve istekleri göz

önünde bulundurularak tasarlanan yeni

otel markasının hikayesi ve hedefleri

paylaşıldı.

Akçakaya: “Yeni otel markamızla

akıllı bir yaşam önerisi sunacağız”

Smart by Dedeman markasının

Dedeman Grubu’na yeni bir ivme

kazandıracağını söyleyen Dedeman

Turizm Yönetimi A.Ş. Genel Müdürü

Emrullah Akçakaya, “1981 ve 2000 yılları

arası doğan, Y kuşağı olarak bilinen

genç yetişkinler otellerden beklentileri

farklılaştı, fiyat performansı, hizmet hızı,

kalitesi, teknolojik altyapısı, şehir ile iç

içe olmasına, tasarımının özgünlüğüne

önem verirken gerekli görmediği

hizmetler için otellere para ödemek

istemiyor. Biz de buradan yola çıkarak

Dedeman Grubu’nun üçüncü kuşak oteli

olacak Smart by Dedeman markasını

oluşturduk.


Orta segment otellerden yüzde 25 daha avantajlı olmayı hedefleyen Smart by Dedeman

projesi ile yatırımcılar dünya trendlerine en uygun projeyle yatırımlarının dönüşünü daha

hızlı alacak. Marka, şehrin merkezi konumunda yüksek kalitede konaklamayı, yeniden

tanımlanmış otelcilik deneyimi ile ekonomik fiyata sunacak.

Yeni otel markamız; Y kuşağı gibi

düşünen, onlar gibi görünen ve onlar

gibi davranan ‘akıllı bir yaşam’ önerisi

olacak’’ dedi. Son yıllarda özellikle 5

yıldızlı üst segment ve lüks otel arzının

talebin çok üstünde artığına dikkat

çeken Akçakaya, kaliteli konaklamayı

uygun fiyata sunan ekonomi segmenti

otel arzının ise talebin altında kaldığını, 5

yıldızlı otellerin bu talebi karşılamasının

ise yatırımcı açısından karlı olmadığını

belirtti. “Smart by Dedeman, piyasadaki

bu talebi rakiplerine göre kalitesi, verimi

ve tasarım konsepti ile farklılaşarak en

iyi şekilde karşılayacağına inanıyoruz”

dedi.

“Yurt içi ve yurt dışında

büyümek istiyoruz”

Yeni marka ile öncelikle Türkiye

pazarında büyümeye gideceklerini

anlatan Akçakaya; “Buna paralel olarak

Türkiye’nin ticari ilişkilerinin yoğun

olduğu ülkelerde büyümek istiyoruz.

Dedeman ve Park Dedeman markaları

ile marka bilinirliğimiz yüzde 80’lerde.

Şu anda faal 16 tane otelimiz var.

Bunların iki tanesi yurtdışında. Ayrıca

Özbekistan ve Tokat’ta açılış sürecinde

olan iki otelimiz var. Bu otellerimizi de

2017 ilk yarısında açmış ve otel sayımızı

18’e yükseltmiş olacağız. Yurtiçinde ve

yurtdışında sürdürdüğümüz başarılı

çalışmaları kaliteli ve yenilikçi hizmet

anlayışımız ile üçüncü nesil otel

konseptimize de taşımak istiyoruz” dedi.

Nitelikli hizmet, hızlı internet,

son teknolojik alt yapı

Smart by Dedeman markası ile

kurulacak otellerin oda sayıları 50 ile

140 arasında olacak. Konsept; nitelikli

konaklama, nitelikli kompakt oda ve

kahvaltı, hızlı internet, son teknolojik

alt yapı şeklinde düzenlenecek. Smart

by Dedeman Otelleri ile “affordable

lifestyle” (erişebilir yaşam tarzı)

sunacaklarını dile getiren Dedeman

Turizm Yönetimi A.Ş İş Geliştirme

Direktörü Bilge Turcan, “Bu markada

hedef kitlemiz, giderek konaklama

sektöründe payı artan ve genelde iş

gereği seyahat eden Y kuşağı. Y kuşağı

fiyat/kalite performansına bakarken

iş seyahati ile eğlenceyi birleştiriyor.

Smart by Dedeman konsepti, değişen

yaşam alışkanlıklarına ve yükselen

beklentilere kusursuzca ayak uyduracak.

Akıllıca tasarlanmış 20 metrekarelik

odalarda bulunan her şey kullanışa

uygun ve Y kuşağının evlerinde de sahip

olmak isteyecekleri şekilde tasarlandı.

Prestij sever, rahatlık arayan, pazarlık

seven, iş ve eğlence birleştirerek

seyahat eden Y kuşağına, akılcı bir fiyatkonfor

performansıyla tatmin edici bir

konaklama deneyimi yaşatacağız. Smart

by Dedeman her ne kadar Y kuşağı

düşünülerek tasarlandı ise de tüm

geleneksel Dedeman misafirlerinin de

bu farklı konaklama deneyimini keyifle

ve konforlu bir şekilde yaşamalarını

istedik’’ dedi.

Yatırımın geri dönüşümü

en hızlı proje

Smart by Dedeman projesinin sadece

konaklayanlar için değil yatırımcılar

için de avantajlı olduğunu dile getiren

Turcan; “Yeni konsept otelimizin getiri

gücünü şöyle açıklıyoruz; düşük maliyet,

karlı otel ve akıllı konsept. Yatırım

maliyeti orta segment otellere göre

yüzde 40+, ekonomi segmentindeki

rakiplerinden %10+ daha düşük. Ayrıca

her yapıya uygulanabilir bir konsept

olması da yatırımcı açısından maliyetleri

düşüren, inşaat süresini kısaltan ve

proje karlılığını artıran bir kriter”’ dedi.


hotel restaurant

52 & hi-tech

yeni yatırımlar

İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı

terminal binasını büyütüyor

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, terminal binasını genişletme kararı

aldı. Genişletme projesi için başlatılan ihale süreci 21 Nisan’da sona erecek.

Projenin tamamlanmasıyla birlikte terminalin yolcu kapasitesi yıllık 6 milyon artacak.

Yaklaşık 200 bin metrekare kapalı

alan üzerine kurulan ve 31 Ekim

2009 tarihinde hizmete açılan

İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı

yeni terminal binası, alınan ek yatırım

kararıyla genişleyecek. İç hatlar giden

yolcu katı iskele bloğunda yapılacak

yeni alan yaklaşık 25 bin metrekare

büyüklüğe sahip olacak. Bu alanda

4 adet yolcu köprüsü, yolcu bekleme

salonları, ticari alanlar ve ofisler

bulunacak. Hizmete girdiği ilk günden

bu yana “yolcu dostu terminal” olma

özelliğini ortaya koyan İstanbul Sabiha

Gökçen Uluslararası Havalimanı’nda ek

yatırımın ardından yolcu kapasitesi yıllık

6 milyon artacak.

İhale süreci 21 Nisan’da

son buluyor

2016 yılında 29.6 milyon yolcuya ev

sahipliği yapan İstanbul Sabiha Gökçen,

Airports Council International (ACI)

Europe tarafından 2009 yılından itibaren

arka arkaya 7 yıl boyunca “Avrupa’nın

En Hızlı Büyüyen Havalimanı” seçilmişti.

Öte yandan yapımı devam etmekte

olan Sabiha Gökçen Havalimanı 2.

pist inşaatının 2019 yılında, Pendik-

Tavşantepe metro bağlantı inşaatının ise

2018 yılında tamamlanması hedefleniyor.

Genişletme projesi için başlatılan ihale

süreci 21 Nisan’da sona erecek.


hotel restaurant

54 & hi-tech

yeni yatırımlar

Elıte World Hotels “Yola devam” dedi

120 milyon dolarlık otelini

Basın Ekspres’te açtı

Elite World Hotels zinciri, 120 milyon

dolarlık yatırımla zincirin en büyük

tesisi Elite World Europe’yi hizmete

açtı. İstanbul Güneşli Basın Ekspres

Yolu’nda ihtişamlı mimarisi ile dikkat

çeken, 401 oda, 802 yatak kapasiteli

otel, yeni bir iş modeli ile hizmet

vermeye başladı.

Sektörün içinde bulunduğu zor

dönemlerde dahi yatırımlarına

ara vermeden devam eden

Elite World Hotels, zincirin en büyük

kapasiteye sahip oteli Elite World Europe

Hotel’i, İstanbul Basın Ekpres Yolu’nda

yeni nesil toplantı konsepti olarak

adlandırdığı “Business to Hapiness”

iş modeli ile 2 Şubat 2017’de hizmete

açtı. Kongre oteli olarak kurgulanan,

120 milyon dolar yatırım ile hayata

geçirilen tesiste, 58’i suit 401 oda, 802

yatak kapasitesi ve 2500 kişi kapasiteli 8

toplantı salonu yer alıyor.

Elik: “Ülkemize güveniyoruz,

yatırımlarımızı kesmiyoruz”

Elite World Europe’ta 16 Mart’ta

düzenlenen basın toplantısında konuşan

Elite World Hotels Yönetim Kurulu

Başkanı Coşkun Elik yatırımlara

hız kesmeden devam edeceklerini

belirtti: “Sektörümüz özellikle son 2

yıldır oldukça zorlu bir sınav veriyor.

Elite World Hotels olarak ülkemize

güveniyoruz ve yakın gelecekte

turizmin yeniden eski performansını

kazanacağına inanıyoruz. Bu nedenle

yatırımlara ara vermeden devam

ediyoruz. Elite World Europe’u 120

milyon dolarlık yatırımla hizmete

açtık. Burası zincirimizin en büyük

oteli. 2018’de 120 milyon dolarlık

ikinci yatırımımız Elite World Asia’yı

Maltepe’de açacağız. 2019 yılında ise

Sapanca’da Elite World Sapanca’yı

hizmete açacağız. Sizlere her yıl bir yeni

yatırım müjdesi vermekten mutluluk

duyuyoruz. Umarım Elite World’un hızı

sektöre de bir ümit kaynağı olur” Elite

World Europe Hotel yatırımı ile zincirin

toplam otel sayısı 6’ya, çalışan sayısı

963’e, zincirin toplam yatak kapasitesi

ise 2506’ya ulaşmış oldu.

İş ve turizm amaçlı konaklama,

toplantılar ve özel davetler için yeni

bir alternatif olan Elite World Europe

Hotel, Uluslararası İstanbul Atatürk

Havalimanı’na 5 dakika, CNR Expo, IDTM

ve TÜYAP Fuar&Kongre merkezlerine

12 dakika, şehir merkezine 25 dakika

uzaklıkta yer alıyor.

Şınık: “Zincirin en kapsamlı

yatırımı oldu”

Otellerin sadece birer mekan değil, asıl

olarak hizmet sunan noktalar olduğunu

vurgulayan Elite World Hotels Zincir

Genel Müdürü Ünsal Şınık, “Zincirimizin

en büyük halkası olan Elite World

Europe Hotel’de çok özel bir hizmet

tanımı kurguladık. İş dünyası bugüne

kadar B to B ve B to C iş modellerini

konuştu. Yeni nesil toplantı konsepti

olarak tanımladığımız “B to H: Business

to Hapiness” ile sektöre büyük bir

farklılık ve farkındalık kazandıracağız.

Elite World Europe, bu anlamda gerek

mimarisi, gerek kapasitesi, gerekse

hizmet yaklaşımı ile zincirin en kapsamlı

yatırımı ve bölgenin en gösterişli oteli

oldu. Toplantı salonları son teknolojiye

göre yapıldı. Sağlık kulübü yaklaşık 2

bin kişiye hizmet verebilecek. Tüm Elite

World otellerinde bulunan outlet’ler bu

otelimizde de yer alıyor.”

Yeni nesil toplantı konsepti: B to H

Kongre, seminer, bayi toplantıları, ürün

lansmanı ve diğer sosyal etkinlikler

için teknoloji ve konforu bir arada

sunan Elite World Europe, ihtişamlı

dekorasyonu ve araç girişine uygun

tasarımı ile 925 ve 995 metrekare

büyüklükteki iki ayrı Balo Salonu, geniş

bahçesi ile düğün, davet, kokteyl, kongre

gibi geniş katılımlı organizasyonlar için

de ideal bir seçim.Business to Hapiness

konseptinin toplantı detaylarına

da yansıtıldığı otelde, misafirleri


gülümseten farklı ikram paketleri

sunulurken, “Game Arena” oyun

salonu kapsamındaki dijital oyunlardan

faydalanabilecekler.

Günlük hayatı renklendirmek artık

çalışan herkesin ortak beklentisi diyen

Ünsal Şınık, “Özellikle geçirdiğimiz

olaylardan sonra ülke olarak da

buna çok ihtiyacımız var. Elite World

Europe bir konsept oteli olacak. Bu

konseptin hedefi de iş dünyasına

standartların dışında bir farklılık

sunmak. Kapalı salonlarda uzun

saatler süren toplantılar yapan, çok

sık iş seyahatlerine giden, temposu

yüksek iş hayatında dinlenmek ve keyif

yapmayı imkansız zanneden iş dünyasını

gülümsetecek, “mutlu” edeceğiz.

Yani artık ‘memnun müşteri’nin

bir boyut ötesine geçmek istiyoruz.

‘Mutlu müşteri’yi hedefliyoruz. Bunu

Elite World Europe toplantılarının her

detayında görebileceksiniz” dedi.

Yağmur ormanı konseptli

ilk ve tek otel botanik bahçesi

Elite World Hotels zincirinin önemli

markalarından biri haline gelen sağlık

ve spor merkezi FITLIFE SPA&Health

Center, Elite World Europe Hotel’de

4800 m2 alanda 2000 kişi kapasite ile

hizmet vermeye başladı. Civardaki

iş merkezlerinde çalışanların da

ihtiyaçlarını karşılayacak olan sağlık

ve spor merkezinde, son teknoloji ile

donatılan Fitness Center’ın yanı sıra

kapalı havuz, sauna, buhar banyosu,

macera duşları, Osmanlı hamamı

gibi alanlar da yer alıyor. Bölgede

peyzajı ile farklılaşan Elite World

Europe, etkinlikler için İstanbul Avrupa

yakasında farklı bir alternatif olacak.

Gerek yorgunluğunu atmak isteyen iş

dünyası gerekse kokteyl veya düğün

benzeri törenleri yapmak isteyenler için

seçenek olacak otelin içinde farklı kuş

türlerinden oluşan 20 farklı canlının

yaşayacağı” dünyanın yağmur ormanları

konseptli ilk ve tek otel içi botanik

bahçesi” ise

misafirlere

tropik bir

ortam

yaşatacak.

İş dünyasına özel “Executive Katlar”,

“Elite World Club Lounge”, “Business

Center”ın yer aldığı Elite World

Europe’da ayrıca zincirin diğer

noktalarında yer alan mekanlar yur

tiçi yurt dışı misafirlerini ağırlayacak.

Coffee Company, One Bar ve İtalyan

lezzetlerinin sunulduğu Loliva

Restaurant dışında ‘The Grill de 5 yıldızlı

bir ocakbaşı keyfi sunacak.

“Basın Ekspres’in potansiyeli

yüksek”

Basın Ekspres’teki otel sayısının fazla

olmasına rağmen bölgenin farklı bir

dinamiği olduğunu belirten Elite World

Hotels Zincir Genel Müdürü Ünsal Şınık,

“Artık her yerde olduğu gibi bu bölgede

de otel sayısı arttı. Talep aynı oranda

artmadığı sürece bazı dönemlerde

fiyat düşüklüğü görülecektir. Fakat

o bölgenin farklı bir dinamiğinin

olduğunu düşünüyoruz. Bu bölgede

iş amaçlı seyahat eden bir kitle

var. Fuar merkezleri o bölgede.

Fuarlara katılan ziyaretçi sayıları

da giderek artıyor ve bölgeye

ciddi katkı sağlıyor. Ayrıca

insanlar artık merkezden

uzaklaşıp bütçesi daha düşük

ve trafikten uzak yerlerde

organizasyonlar yapmak

istiyor. Biz o bölgeye

taleplerin gün geçtikçe

artacağına inanıyoruz” dedi.


hotel restaurant

56 & hi-tech

yeni yatırımlar

Park Inn by

Radisson Asia

Istanbul

Kavacık

açılıyor

“Park Inn by Radisson” markasıyla İstanbul Kavacık’ta açılacak yeni otel için anlaşma

imzalayan Rezidor, İstanbul’daki büyümesini sürdürüyor. Markanın beşinci oteli Park Inn

by Radisson Asia Istanbul Kavacık, 2017’nin ikinci çeyreğinde hizmet vermeye başlayacak.

Dünyanın en hızlı büyüyen otelcilik

şirketlerinden biri olan ve Carlson

Rezidor Hotel Group bünyesinde

yer alan The Rezidor Hotel Group,

Türkiye’de açılacak yeni Park Inn by

Radisson Asia Istanbul Kavacık Oteli için

anlaşma imzaladı. Otelin açılmasıyla

Rezidor’un Türkiye portföyünde olan ve

halen inşaat halinde ve faaliyette olan

otellerin toplam sayısı 24’e yükselecek.

Rezidor’un Park Inn by Radisson

markasının İstanbul’daki beşinci oteli

olacak Park Inn by Radisson Asia

Istanbul Kavacık Oteli’nin 2017’nin ikinci

çeyreğinde açılması planlanıyor.

The Rezidor Hotel Group Başkan

Yardımcısı ve Geliştirmeden Sorumlu

Üst Yöneticisi Elie Younes, yaptığı

açıklamada “Radisson Blu, İstanbul’daki

lüks oteller arasında üst segmentin en

büyük markası olmaya devam ediyor.

Park Inn by Radisson markamızla

pazarın orta segmentinde büyümek için

bu ivmeden yararlanmayı hedefliyoruz.

Türkiye’nin uzun vadeli potansiyeline

inanıyoruz ve hem mevcut, hem de yeni

iş ortaklarımızı dünya klasmanındaki

markalar portföyümüzle ülke çapında

otellere ve resortlara yatırım yaparak

bizimle birlikte büyümeye davet

ediyoruz” dedi.

110 odalı

İstanbul’un Anadolu Yakası’nda

konumlanan otel, Boğaz’ın kuzey

ucundaki Beykoz ilçesinde yer alıyor.

Avrupa’yı Asya’ya bağlayan TEM

(Trans European Motorway) otoyoluna

yakınlığıyla mükemmel erişim ve

görünürlüğe sahip olan otel, Atatürk

Uluslararası Havaalanına 35 km, Sabiha

Gökçen Uluslararası Havaalanına ise

sadece 25 km mesafede bulunuyor.

Çağdaş ihtiyaçlara göre tasarlanan

110 oda ve süitin yer alacağı otelin

uluslararası mutfaklı restoranı ve barı

gün boyu açık olacak. Balo salonu dahil

çeşitli etkinlik ve toplantı mekanlarının

yanı sıra otelde bir spor salonuyla

hamam ve bakım odaları içeren bir spa

da yer alacak.

Hareketli bir iş bölgesinde bulunan otel,

Boğaz Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet

Köprüsü gibi önemli geçiş noktalarına,

İstinye Park ve Meydan gibi alışveriş

merkezlerine kolay ulaşımın yanı sıra

ünlü Türk konukseverliğinin keyfini

çıkarma imkanı da sunuyor.

Keçeli: “The Rezidor Hotel

Group ile işbirliğine girmekten

memnunuz”

Pusula Ticari Yatırım ve Otelcilik

Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Keçeli

ise “İstanbul’daki en büyük uluslararası

otel işletmecilerinden The Rezidor

Hotel Group ile işbirliğine girmekten

büyük memnuniyet duyuyoruz. Park

Inn by Radisson markasının gerek

Türkiye’deki, gerekse yurt dışından

kurumsal pazara hitap edeceğine

inanıyoruz. Dünyanın en önemli finansal

merkezlerinden biri haline gelecek olan

İstanbul Uluslararası Ticaret Merkezine

(IIFC) yakın konumu, otel açısından çok

avantajlı olacak” yorumunda bulundu.


hotel restaurant

58 & hi-tech

yeni yatırımlar

TAV Zagreb’de yeni terminali açtı

Zagreb Havalimanı’nın yolcu kapasitesini

yıllık 5 milyona çıkaran yeni terminal

Hırvatistan Başbakanı Andrej Plenkoviç’in

katıldığı törenle hizmete açıldı. BTA da 11

yiyecek-içecek noktasıyla yeni terminalde

yerini aldı.

BTA yeni markalarıyla

Zagreb’de

TAV Havalimanları

iştiraki BTA da Zagreb

Havalimanı’ndaki yeni

terminalin hizmete

girmesiyle birlikte

operasyonunu genişletti.

Havalimanındaki yiyecek

içecek noktalarının

sayısını 11’e ulaştıran

BTA, Zagreb’de çift haneli

büyüme bekliyor. Yurt

içinde 5, yurtdışında 11

havalimanında yiyecek

içecek hizmeti sunan BTA,

Zagreb’de 13 yıllığına

yiyecek-içecek alanlarını

işletecek.

Havalimanı işletmeciliğinde Türkiye’nin

dünyadaki önde gelen markası TAV

Havalimanları’nın içinde yer aldığı

konsorsiyum tarafından işletilen Zagreb

Havalimanı’nda yeni yolcu terminali açıldı.

Yılda 5 milyon yolcuya hizmet verebilecek

yeni terminalin açılışı için düzenlenen

törene Hırvatistan Başbakanı Andrej

Plenkovic, Ulaştırma Bakanı Oleg Butkovic,

TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı Sani

Şener, BTA İcra Kurulu Başkanı Sadettin

Cesur’un da aralarında olduğu yaklaşık 500

davetli katıldı.

Şener: “Zagreb’i bölgenin öne

çıkan havalimanlarından biri haline

getirecek”

TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı

Sani Şener: “Hırvatistan’da son 10 yılda

gerçekleştirilen en büyük altyapı yatırımı

olan yeni yolcu terminali modern mimarisi

ve son teknolojiye sahip altyapısıyla Zagreb’i

bölgenin de öne çıkan havalimanlarından

biri haline getirecek. Havalimanı yapım ve

işletmesinde tüm dünyada tercih edilen

bir marka olarak bu projede yer almaktan

memnuniyet duyuyoruz. Uluslararası

ortaklarımız Group ADP ve Bouygues ile

Avrupa’da gerçekleştirdiğimiz ilk proje

Zagreb oldu; ikinci proje ise Küba Havana

olacak. Türkiye ve Hırvatistan arasındaki

iyi ilişkilerin ve işbirliğinin daha da

gelişmesine katkı sunacağına inanıyoruz”

dedi.

Yatırım bedeli, 330 milyon avro

Yaklaşık 330 milyon avro yatırımla hayata

geçirilen yeni terminal 65 bin metrekarelik

alana, sekiz yolcu köprüsüne, 30 check-in

kontuarına ve 1 100 araçlık bir otoparka

sahip. Önümüzdeki dönemde terminal

kapasitesinin yıllık 8 milyon yolcuya kadar

çıkarılması planlanıyor. TAV, Zagreb

Havalimanı’nı 2042’ye kadar işletecek.

TAV Havalimanları’nın projeyi yürüten

konsorsiyumda yüzde 15 payı bulunuyor.

Konsorsiyum Zagreb Havalimanı’nın

işletmesini Aralık 2013’te devraldı. Yeni

terminal inşaatı Mayıs 2014’te başladı.

Zagreb Havalimanı 2016’da, önceki yıla göre

yüzde 7 artışla yaklaşık 2,8 milyon yolcuya

hizmet verdi.


hotel restaurant

60 & hi-tech

iş’te kadın

Kabına

sığmayan

dinamizm

Hacer Aydın

“Sağlığım, vücudum, enerjim yettiği sürece EMITT’i sürdürmeyi istiyorum

ama muhteşem bir 25. yıl kutlaması yapmak da en büyük hayalim…”

Fotoğraflar: Hakkı Günerkan

Hayali öğretim görevlisi olmaktı.

Ne var ki kabına sığmayan

enerjisini bir türlü üniversite

sıralarında dizginleyemedi. Çünkü o bir

organizasyon insanıydı... Durağanlık,

rutinlik asla kalemi olamazdı…

İstanbul Üniversitesi’ndeki 11 yıllık

öğretim görevlisi kariyerine hiç gözünü

kırpmadan son vererek fuarcılık

sektörüne dinamik bir atım atan ITE

Turkey Turizm & Seyahat & Moda

Grup Direktörü Hacer Aydın ile başarı

öyküsünü ve “evladım” dediği EMITT

(Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve

Seyahat Fuarı) yolculuğunu konuştuk.

Hacer Hanım, fuarcılık sektörüne

girmeye nasıl karar verdiniz?

Ben meslek lisesi mezunuyum.

Lisede hasbelkader giyim okudum,

oysa kafamda iktisat okumak vardı. O

hayalime ancak Uludağ Üniversitesi

İktisat bölümünü kazanarak kavuştum.

Bir buçuk sene sonra da Marmara

Üniversitesi’ne yatay geçiş yaparak

Bursa’dan İstanbul’a yerleştim. Daha

sonra İstanbul Üniversitesi’nde master

yaptım. Bir taraftan da üniversitede

öğretim görevlisi olmak istiyordum.

Onu da master yaparken başarabildim.

Neticede hayalim gerçek oldu ama

o gerçekler beni çok tatmin etmedi.

Mutsuz oldum anlayacağınız...

Sizi en çok ne mutsuz etti?

Bir öğretim görevlisiyseniz, idealist

olmanız gerekiyor. Ben bu işe başlarken

bir maddi kazancımın olmayacağını

biliyordum ama en azından manevi

açıdan işin doyurucu olacağını

düşünmüştüm. Ne var ki o da olmadı;

üzüldüm, sonuçta mutsuz oldum.

Bir de çok hareketliyimdir. Kabına

sığmayan bir yapım var. Birçok şeyi aynı

anda başarabilmeyi severim. Bir süre

sonra enerjimin üniversiteye sığmadığını

gördüm ve 11 yıllık üniversite kariyerime

son verdim.

Bu kararı alırken kafanızda

organizasyon ya da fuarcılığa dair bir

kariyer planlaması yapmış mıydınız?

Yoksa akış spontane mi gelişti?

Aslına bakarsanız yoktu. O aralık

Ekin Fuarcılık’la karşılaştım. O da

şöyle oldu, Ekin’i ben de bilmiyordum.

Fehmi Köfteoğlu kadim dostumdur,

sağ olsun. “Ben üniversitede mutlu

değilim” deyince “Gel bizimle çalış” dedi.

Beni şirketin sahibi olan Halim Bey’e

anlatmış. O sırada EMITT henüz yok, beş

ülkeyle, daha lokal bir organizasyonla

Voyager 98 yapılıyor. Bakanlık düzeyinde


Ekin’de harika zamanlar geçirdik,

tıpkı bir aile gibiydik. Bu sebeple de o

günlerimizi hiç unutmayacağım. Biz o

ilk zamanlar işin içine o kadar girdik,

o kadar severek yaptık ki… Çünkü bu

iş ancak sevilerek yapılır. Sevmeden

yaparsanız kalp krizi geçirirsiniz, öyle

söyleyeyim.

bir katılım da mevzu bahis değil.

Halim Bey bana “Ne konuda iyisin”

diye sordu. “Çok iyi organizasyon

yaparım” deyince işe aktivite etkinlik

organizasyonuyla başladım. Benim

de yapmak istediğim bütün bir

organizasyonu en iyi ayrıntılarıyla

tertipleyip düzenlemekti zaten.

Artık olmak istediğim yerdeydim. Demek

ki işimi o kadar severek yapmışım ki, altı

ay sonra fuarcılığın genel sekreterliğine

terfi ettim. Bir seneye varmadan genel

müdür yardımcısı, çok kısa bir süre

sonra da genel müdür oldum. 1999

yılı itibariyle de EMITT’i düzenlemeye

başladık.

EMITT elinize doğdu öyleyse. O ilk

bebeklik günlerinden hatırınızda kalan

hoş anılar var mı?

Öyle oldu ve bizler işi üzerinde öğrendik.

Bizim zamanımızda fuar alanlarını

kareli kağıtlar üzerine çizerdik. Şimdiki

koreller o dönem yok. Bu işin ne bir

okulu ne de bilen birileri var… TÜYAP ve

CNR Fuarcılık var ama Ekin Fuarcılık’ın

uzmanı olduğu bir alan değil. Benden bir

sene önce sadece bir fuar yapmak üzere

kurulmuş bir şirketti.

Bu yönüyle Voyager 98, memleketin bir

turizm fuarı olsun düşüncesiyle oldukça

mütevazı bir fuar olarak kurulmuş. Bu

sebepten insanlara ilk önce fuarcılığı

anlatmak gerekti.

Çok komik hikayeler var mesela.

Herhangi bir ilin valiliğine telefon

açıyorduk, “e-mail adresinizi verin”

diyorduk. “Köşedeki marketten dönün

orda filan” diyorlardı. Ne tarif ettiklerini

de daha bilmiyorlar. En basitinden

stant nedir bilmiyorlar, detay detay

anlatıyorduk tabii.

“Fuarcılığı sevmeden yaparsanız kalp

krizi geçirirsiniz”

Bir de patronumuz Halim Bey bu işi

gerçekten ciddi şekilde öğrenebilmemiz

için bizi sürekli yurt dışı

fuarlarına gönderiyordu.

Kulakları çınlasın,

vizyonu çok geniş bir

adamdı. Mesela

Berlin bizim

için çok iyi bir

okul oldu.

World Travel

Market’tan

hala her

gidişimizde

yeni şeyler

öğreniyoruz.

Dünyada ne kadar

fuar varsa gitmeye

çalışıyorduk.

Bilgi ve görgü artırmak

açısından bu çok önemli

tabii. Çünkü orada amacımız sadece

pazarlama yapmak değil, öğrenmekti de.

“Ben fuarı bir kadının doğum anına

benzetiyorum”

Ben fuarı bir kadının doğum anına

benzetmişimdir hep. Bir kadın doğum

yaparken “Allah kahretsin bir daha

doğurursam” filan der ama bebeğini

kucağına aldıktan sonra da “Acaba

ikinciyi de yapsam mı” dermiş, ben

yapmadım ama. Bu da ona benziyor işte.

Fuarcılıkta o kadar büyük zorluklar ve

son dakika kayıpları yaşarız ki, hiçbirini

katılımcılara yansıtmaz ama an be an

kalp krizlerine gireriz. Ve ne zaman fuar

açılır, galası olur, ikinci gününe gelir.

İşte o zaman “Hadi seneyi satalım” deriz.

Yine de çok keyifli tabii. Düşünsenize bir

sene boyunca EMITT için çalışıyorsunuz.

Onunla yatıp onunla kalkıyorsunuz. Ben

EMITT’i 1998 yılında elime aldım. Şimdi

21-22 yaşına gelecek. Düşünsenize

bir genç, bir ergen var. Gerçekten bir

çocuğum olsaydı 21 yaşında olacaktı.

Askerdeydi şimdi belki de. Bu müthiş bir

duygu tabii.

Artık mutlusunuz yani?

Hem de çok mutluyum. Fuarcılık

kendimi bulduğum bir alan. Ne

istersem yapabildiğim, önü

açık, olağanüstü keyifli

bir iş. Üstelik bu

“Ben

keyfi bütün çalışma

arkadaşlarımızla

birlikte

yaşıyoruz,

paylaşıyoruz.

Ben çok

defalar fuar

alanına

tepeden bakıp

ağladığımı

bilirim. EMITT,

benim için

gerçekten hayatın

çok önemli bir

yaşamsal alanı. O yüzden

diyorum ki, içinizde hissettiğiniz

oranda başarılı olur, ziyaretçi ve

çok defalar

fuar alanına tepeden

bakıp ağladığımı bilirim.

EMITT, benim için hayatın

çok önemli bir yaşamsal

alanı. O yüzden diyorum ki,

içinizde hissettiğiniz oranda

başarılı olur, ziyaretçi ve

katılımcılarınızı mutlu

edersiniz.”


hotel restaurant

62 & hi-tech

iş’te kadın

“Üniversiteye

başlarken bir

maddi kazancımın

olmayacağını

biliyordum ama en

azından manevi açıdan

işin doyurucu olacağını

düşünmüştüm. Ne

var ki o da olmadı;

üzüldüm, sonuçta

mutsuz oldum.”

katılımcılarınızı mutlu edersiniz. Çünkü

fuarcılıkta karşılıklı memnuniyet ve

tatmin esastır. Bu sayede başarıyı da

sürdürülebilir kılarsınız.

Dolayısıyla ben yaptığım işten çok

mutluyum. Niye mutluyum? Çünkü

ekibimizle çok keyifli bir iş birliğimiz

var. İş ortaya çıktığında katılımcılardan

aldığımız pozitif bir etki var. Bence bu

çok değerli.

EMITT’in uluslararası başarıya

koşmasında bu saydıklarınız belirleyici

olmalı. Ya diğerleri?

Türkiye 2001 krizini yaşarken biz de

vardık ve nasıl zor bir yıl geçirdiğimizi

dün gibi hatırlıyorum. Şu an ki

yaşadığımız krizse 2001 yılını dahi aştı.

Buna rağmen EMITT’in sarsılmadığını

görmek mutluluk verici. Demek ki EMITT

bir mast. Nasıl ki ITB Berlin, Londra ve

Dubai fuarlarına gidilmesi zaruri ise,

EMITT de öyle olmalı.

EMITT geçen süreçte uluslararası bir

fuar konumuna geldiyse bunu sağlam

alt yapısına, donanımlı ve işini severek

yapan ekibine borçludur. İşini severek

yapmak çok önemli. Bu her iş için

geçerli. Bir garsonsa, yaptığı işten

kompleks duymamalı, ya da bir çöpçü..

Şarkı türkü söyleyerek çöp toplayanları

gördüm ben.

Hep söylediğim gibi, ben de gerçekten

işimi çok severek yapıyorum. Bu açıdan

da çok şanslı buluyorum kendimi. 21

yıldır yürüttüğüm bir iş var ve her yıl

başarıya koşuyor. Son derece keyifli.

Yaptığın işi seveceksin bu kadar basit.

Sen sevince karşındaki de seviyor.

Burada büyüklüğü konuşmuyorum,

başarıyı tatmini konuşuyorum.

Karşınızdaki kişi aldığı hizmetten ne

kadar mutluysa başarı odur işte. Ben

ekibim konusunda da çok şanslıydım.

“Fuarcılıkta kadınları daha başarılı

buluyorum”

Çok ilginçtir mesela, ben fuarcılıkta

kadınların – erkek arkadaşlarım

alınmasınlar ne olur- çok daha başarılı

olduklarını düşünüyorum. İki insan

düşünün. Bir tanesi çocuk doğuruyor,

bakıyor büyütüyor. Eşine kadın, işine

patron ev hanımı aynı zamanda. Bunları

tek bir insan yapıyor. Bu bir yetenektir.

Bırakın iş hayatında başarılı olmayı,

tek bir kadın olmak bile bu kadar işi

aynı anda yapabilmek bile çok büyük

bir başarı. Aynı anda birden fazla işi

yapabilmek çok büyük bir yetenek ve

başarı diyorum ben. Bu da sadece bir

kadına mahsusu beceriler. Genel olarak

söylüyorum, bir erkeğe ikinci bir işi verin,

ilkini unutur.

Benim de altı kişilik ekibimin tamamı

kadın. Bu durumdan da son derece

memnunum çünkü bu bir yetenek işi.

Fuarcılık sektörünü kadının istihdamına

daha müsait buluyorum. Sadece bizim

sektörümüzde de değil, her alanda

çalışan kadın sayısı fazla olmalı. Çünkü

biz kadınlar erkeklere göre hayata 1-0

geriden başlıyoruz. Doğduğumuz andan

itibaren yenik başlıyoruz zaten. O arayı

kapatmak için de habire koşturmak

zorundasın. Bu yüzden çalışan kadına

iş hayatında mutlaka pozitif ayrımcılık

yapılmalı.

Biraz önce “Çok iyi organizasyon

yaparım” dediniz. Peki daha başka

neleri çok iyi yaparsınız? Sizi biraz daha

yakından tanıyabilir miyiz?

Hacer Aydın çok enerjik biridir.

Hakikaten kabıma sığmam. Yaptığım

işi evladım, çocuğum gibi görüyorum.

Ekibime de aynı şekilde çocuklarım

gibi sahip çıkarım. Onlar benim

evlatlarımmış gibi hissederim. Bu

duygum onlara geçince doğal olarak son

derece enerjik ve sorumlulukla hareket

ediyorlar. Çok anaç bir yanım var.

Büyüğüme de küçüğüme de öyleyim.

Çok yapıcı ve ikna edici bir yapım var.

Hem sevdiği insanlara hem de işime

sahip çıkmayı severim. Haksızlığa

tahammülüm yoktur, sokaktan geçen

herhangi biri de haksızlığa uğramış

olsa ona müdahale ederim. Hatta eşim

bu yönüme çok kızar, “Birgün dayak

yiyeceksin” diye uyarır hep.

Çok disiplinli ve düzenliyimdir.


İş disiplini konusunda hiç affım

yoktur. Çok kararlıyımdır. Kafama

koyduğumu kesinlikle yaparım. Ve her

şey kafamdadır, asla unutmam. Fil

hafızasına sahibim desem abartmış

olmam sanırım.

Bu yılki EMITT Fuarı nasıl geçti?

Gelecek yıla ilişkin öngörüleriniz neler?

Turizm sektöründe yaşanan krize

rağmen 2017 fuarı bizim içi çok başarılı

geçti. O kadar ki moralleri düşük olan

turizmci arkadaşlarımız EMITT’teki

canlılığı, hareketliliği görünce bundan

güzel bir enerji aldılar. Çok samimi

söylüyorum, bana gelip “biz bu kadarını

beklemiyorduk” dediler. Herhalde kötü

bir sezon olduğu için fuarın da sönük

geçeceğine sandılar. Fuar o kadar canlı

ve dolu geçti ki, metrekareye düşen

insan sayısı inanılmazdı. Kaldı ki daha

20 gün öncesinde Reina gibi bir felaket

yaşamıştık. Bizim de ciddi kaygılarımız

yok değildi. Neticede inanılmaz

keyifli, güzel bir fuar oldu. Herkes çok

mutluydu.

EMITT olarak, özellikle Avrupa’dan çok

büyük patlamalar bekliyoruz. Biz bu

olumsuz koşulların devam etmeyeceğine

inanmak istiyoruz. Hani ayağınız denizin

dibine vurup hızla yukarı çıkarsınız ya,

ben 2017’nin ayağımızı yere vuracağımız

bir yıl olduğunu düşünüyorum.

Eğer bu gerçekleşirse yükseliş de o

derece hızlı olacak.

Biz 2001 gibi bir kriz yaşamışız. Bu

yüzden 2016-2017 yılını daha hızlı

atlatacağımıza inanıyorum. “Diren

turizm” diyerek ne kadar direnirsek, 2017

yılından da o kadar hızlı çıkacağımıza

inanıyorum.

Özel yaşamanızdan ve kişisel

zevklerinizden bahsedelim biraz da…

İşten arta kalan zamanlarınızda neler

yapmaktan hoşlanırsınız?

Terkos Gölü’ne yakın bir konumda çiftlik

evim var. Orada vakit geçirmeyi çok

seviyorum. Kendi çapımda bir hayvanat

bahçesi yaptım. Güzel bir bostanım var.

Orda ekip biçmeyi çok seviyorum.

Onun dışında gezmeyi çok seviyorum.

Fuar dönemlerinde yurt dışı

seyahatlerimiz oluyor. Kişisel olarak yurt

içinde de çok geziyorum. Bunlar daha

çok kültür gezileri şeklinde oluyor. Deniz

kum güneş ayrı onları da severim ama

kültür turlarını çok seviyorum.

Gastronomi turlarını çok seviyorum.

Ben Gaziantepli’yim. Dolayısıyla bizde

o kültür var zaten. Annem çok iyi bir

aşçıydı, olağanüstü yemekler yapardı.

Dolayısıyla gurmelik bizim doğamızda

var. Özellikle Karadeniz yemeklerine

bayılırım, özellikle de mıhlamayı çok

severim.

Bundan sonra neler yapmak

istiyorsunuz?

Bundan 15 sene önceydi. World Travel

Market’in 25. yıl yemeğine gitmiştik. O

zaman daha EMITT çok küçüktü. Kendi

kendime dedim ki, “Ben de 25. yılımızı

görecek miyim acaba?” Ve geçen sene

20. yılımızı kutladık. Zaman çok hızlı

geçiyor. Benim hayalimde hala 25. yılını

görmek var. Tabii Allah ömür verirse...

Ondan sonra bırakmayı düşünmüyorum,

tabii EMITT beni bırakır mı bilmiyorum.

Sağlığım, vücudum, enerjim yettiği

sürece EMITT’i sürdürmeyi istiyorum

ama muhteşem bir 25. yıl kutlaması

yapmak da en büyük hayalim.

Kişisel hayalime gelince, ben şu anki

yaşadığım hayattan çok memnunum.

Ama ileriki yıllarda kendime daha fazla

zaman ayırıp bugüne kadar görmediğim

yerleri ziyaret etmek istiyorum. Aslında

çok seyahat ettim. Avrupa’da gitmediğim

birkaç ülke kaldı. Amerika’yı görmedim,

biraz Amerika yapabilirim. Fiyortlara

gidebilirim. Finlandiya’ya kadar gittim,

ötesine gitmek isterim. Tayvan, Tayland

gibi Uzakdoğu görmek istiyorum.

Kısacası dünyanın görmediğim ülkelerini

ziyaret etmek gibi bir isteğim var. Bunun

için de enerjim olsun istiyorum. 70

yaşıma geldiğimde belki o kadar zevk

alamayabilirim. Tüm bunlardan zevk

alacağım bir yaşta dünya turuna çıkmak

isterim.

“Geçen sene 20. yılımızı

kutladık. Zaman çok hızlı

geçiyor. Benim hayalimde

hala 25. yılını görmek var.

Tabii Allah ömür verirse...

Ondan sonra bırakmayı

düşünmüyorum, tabii

EMITT beni bırakır mı

bilmiyorum. Sağlığım,

vücudum, enerjim

yettiği sürece EMITT’i

sürdürmeyi istiyorum

ama muhteşem bir 25. yıl

kutlaması yapmak da en

büyük hayalim.”


hotel restaurant

64 & hi-tech

marka

İnoksan

teknoloji

yatırımlarını

sürdürüyor

İnoksan, 80 yurt dışı satış noktası, ülke çapına yayılmış

102 yetkili servisi, 5 kıtada 80’den fazla ülkeye ihracatı

ve 6 büyük ildeki bölge müdürlükleriyle büyümesini

sürdürürken, yenilikçi çalışmalarına ve teknoloji

yatırımlarına da hız kesmeden devam ediyor.

Endüstriyel mutfağın teknolojik

lideri İnoksan, SAP sistemine

geçiş çalışmalarını başlattı.

Büyümesini sürdüren marka, yenilikçi

çalışmalarına ve teknoloji yatırımlarına

hız kesmeden devam ediyor. SAP

sistemine geçiş çalışmalarını başlatan

İnoksan, sürdürülebilir büyümenin

yanı sıra sektörün değişen rekabet

şartlarına yönelik yeni ihtiyaçlara

daha hızlı ve esnek cevap vermeyi, iş

süreçlerinin standart bir hale gelmesini

ve verimliliğini de artırmayı hedefliyor.

Varlık: “7,5 milyon TL civarında bir

yatırım yapacağız”

Türkiye sanayisinde 36 başarılı yılı

geride bırakan ve endüstriyel mutfak

sektöründe ilklere imza atan yenilikçi

yaklaşımıyla Ar-Ge çalışmalarına

devam eden İnoksan, 2017’yi yatırım

ve ihracat seferberliği yılı olarak ilan

etti. İnoksan Yönetim Kurulu Başkanı

Vehbi Varlık, sektöre ilkleri yaşatan,

yenilikçi vizyona sahip bir marka

olarak faaliyetlerini sürdürdüklerini

belirterek, “İnoksan olarak, endüstriyel

mutfak ihtiyaçlarını A’dan Z’ye eksiksiz

karşıladığımız ürünlerimiz ile dünya

markası olma yolunda ilerliyoruz.

İnoksan olarak, T.C. Ekonomi Bakanlığı

tarafından 10 yıl evvel başlatılan, küresel

anlamda Türk markaları oluşturmak

ve Türk malı imajını yerleştirmek

amacıyla hizmet veren Turquality

programına kabul edilme başarısını da

gösterdik. İleri teknolojimizin ve üretim

üstünlüğümüzün yanı sıra gücümüz,

tecrübemiz ve kalitemiz ile sektörde

fark yaratıyoruz. Bu doğrultuda yıl içinde

Ar-Ge merkezi, bilgi teknolojileri, insan

kaynakları, makine ve ekipman başta

olmak üzere çeşitli alanlara yaklaşık

7,5 milyon TL civarında bir yatırım

yapacağız. Verimliliğin bilgiyi doğru

yönetmekle sağlandığına ve kurumsal

hafızanın önemine inanan bir firma

olarak, SAP çözümlerini kullanıp, hem

verimliliğimizi daha fazla artıracağımıza

hem de kurumsal hafızamızı

oluşturabileceğimize karar verdik.

SAP sistemine geçiş çalışmalarımızı

başlattık. Firmamız gelecek yıllara

sektörel deneyimini ve bilgi birikimini

taşımayı, ileri teknolojilere geçmeyi,

standart çözümlerle gelişmeyi

hedefliyor” dedi.

Turquality programına kabul edilen

bir marka olarak global hedeflerine

ulaşma yolunda daha da güçlenen,

yeni yatırımlar ve ürünlerle büyümesini

sürdüren İnoksan; sunduğu kalite,

teknoloji ve güvenle birlikte sektörün

lokomotifi ve lider kuruluşu olmaya

devam ediyor.


Daha Sağlıklı Bir Gelecek İçin...

Sudan Sebeplerle Risk Almayın!

Legionella ya da diğer adıyla Lejyoner

Hastalığı; genellikle doğadaki su

kaynaklarında bulunan ve 20-45 °C’deki

sıcaklık aralıklarında hızla çoğalabilen,

tehlikeli bir bakteri türüdür.

Bu bakterinin solunum

yoluyla akciğere girmesiyle

oluşan hastalık, Lejyoner Hastalığı

adıyla bilinen bir

zatürre çeşidine yol açar.

LEGIONELLA BAKTERİLERİNİN

ÇOĞALMA ALANLARI

Soğuk ve sıcak su tankları, su akışı az olan borular,

tesisatların kullanılmayan bölümleri, bunun yanı sıra

özellikle 20-45 °C arası sıcaklıkta bulunan su depoları,

oda ve genel alanlarda uygun şekilde bakımı yapılmayan

duş başlıkları ve musluk süzgeçleri, kireç tutan ve

korozyona uğramış borular, soğutma kuleleri, spa ve

hamamlar, süs havuzları, sebiller, buz makinaları, yangın

hatları ve fıskiyeler, bahçe sulama sistemleri ve özellikle

merkezi klima sistemleri Legionella bakterisi için uygun

üreme alanlarıdır.

Lejyoner Hastalığı, su kullanımının olduğu her yerde olabilir.

Hiçbir Şey Göründüğü Gibi Değildir!

Otel ve restoranlar, AVM’ler, ofisler, okullar, spor ve

sinema salonları, spa ve yüzme havuzları gibi özellikle

insanların yoğun olarak kullandığı ortamlar, Legionella ile

mücadele konusuna daha fazla hassasiyet gösterilmesi

gereken yerlerdir. Legionella ile mücadelede en önemli

şey önleyici faaliyetlerdir. Konaklama tesislerinin risk

değerlendirmesi yapması ve sorunun ortaya çıkmaması

için önemlerin alınması gerekir.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre bu hastalığın

görülme sıklığı ise 7/100.000’dir.


Daha Sağlıklı Bir Gelecek İçin...

Sudan Sebeplerle Risk Almayın!

Legionella ya da diğer adıyla Lejyoner

Hastalığı; genellikle doğadaki su

kaynaklarında bulunan ve 20-45 °C’deki

sıcaklık aralıklarında hızla çoğalabilen,

tehlikeli bir bakteri türüdür.

Bu bakterinin solunum

yoluyla akciğere girmesiyle

oluşan hastalık, Lejyoner Hastalığı

adıyla bilinen bir

zatürre çeşidine yol açar.

LEGIONELLA BAKTERİLERİNİN

ÇOĞALMA ALANLARI

Soğuk ve sıcak su tankları, su akışı az olan borular,

tesisatların kullanılmayan bölümleri, bunun yanı sıra

özellikle 20-45 °C arası sıcaklıkta bulunan su depoları,

oda ve genel alanlarda uygun şekilde bakımı yapılmayan

duş başlıkları ve musluk süzgeçleri, kireç tutan ve korozyona

uğramış borular, soğutma kuleleri, spa ve hamamlar,

süs havuzları, sebiller, buz makinaları, yangın hatları ve

fıskiyeler, bahçe sulama sistemleri ve özellikle merkezi klima

sistemleri Legionella bakterisi için uygun üreme alanlarıdır.

Lejyoner Hastalığı, su kullanımının olduğu her yerde olabilir.

Hiçbir Şey Göründüğü Gibi Değildir!

Otel ve restoranlar, AVM’ler, ofisler, okullar, spor ve

sinema salonları, spa ve yüzme havuzları gibi özellikle

insanların yoğun olarak kullandığı ortamlar, Legionella ile

mücadele konusuna daha fazla hassasiyet gösterilmesi

gereken yerlerdir. Legionella ile mücadelede en önemli

şey önleyici faaliyetlerdir. Konaklama tesislerinin risk

değerlendirmesi yapması ve sorunun ortaya çıkmaması

için önemlerin alınması gerekir.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre bu hastalığın

görülme sıklığı ise 7/100.000’dir.


marka güncel

CNR Food İstanbul için dev güç birliği

Dubai’nin dünyaca ünlü gıda fuarı Gulfood’un tahtına bu yıl ilk kez

düzenlenecek olan CNR Food İstanbul göz dikti. İstanbul Hububat Bakliyat

Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin öncülük ettiği ve 20-23

Eylül 2017 tarihleri arasında İstanbul’da düzenleyecek CNR Food İstanbul

fuarı için 5 ihracatçı birliği ve bir tanıtım grubu birlikte hareket etme kararı

aldı. Eylül ayında düzenlenecek CNR Food İstanbul fuarının Türk gıda

sektörünün en büyük uluslararası ticaret platformu olacağını belirten İstanbul

Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı

Zekeriya Mete, daha fuara 6 ay kalmasına rağmen Ekonomi Bakanlığı’nın

%50 hibe desteği için gerekli olan katılımcı ve metrekare hedefinin aşıldığını

belirtti. Mete, “Katılımcı sayısını tutturamazlar fuar alanını dolduramazlar

spekülasyonlarını bitirdik” dedi.

Eurofins Scientific,

Gözlem Laboratuvarları’nı satın aldı

Eurofins Scientific, Türkiye’deki çalışmalarına artan bir ivme ile devam ediyor. Gıda,

çevre, ilaç ve tüketici ürünleri endüstrilerine ve resmi kurumlara benzersiz analiz

servisleri sağlayan Eurofins Scientific; 2002 yılında kurulan ve Türkiye’nin önde gelen

analiz laboratuvarlarından olan Gözlem Gıda Kontrol ve Araştırma Laboratuvarları’nı

satın aldığını duyurdu. Türkiye’de yiyecek ve içecek sektöründeki ürün analizlerinde

uluslararası standartları yaygınlaştıracak bu satın almanın heyecanı içinde

olduklarını belirten Eurofins Scientific CEO’su Dr. Gilles Martin “Gözlem Gıda Kontrol

ve Araştırma Laboratuvarları’nın çalışmalarımıza katacağı yeni bakış açısı ile Türkiye

ve EMEA’daki (Avrupa, Orta Asya ve Afrika bölgelerindeki) faaliyetlerimizi daha ileri

noktalara taşıyacağımıza inanıyoruz” dedi. Eurofins Scientific; bu satın alma ile

Türkiye’de yaklaşık 1.000 firmaya hizmet verir hale gelecek.

Pakistan’ın havayolu sektörüne

Hitit desteği

Dünyaya havayolu teknolojileri ihraç eden tek Türk firması Hitit Bilgisayar

Hizmetleri, Pakistan’ın büyüyen havayolu şirketlerinden Rayyan Air ile işbirliği

anlaşması imzaladı. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın bu yıl 13. sü düzenlenen

zirvesinde bir araya gelen firma yetkilileri; güçlerini birleştirerek, havayolu

sektöründe fark yaratacak çalışmalara imza atmaya başlayacak. Hitit’in

havayolu IT çözümleriyle, Pakistan’daki havacılık sektörünün ihtiyaçlarını

daha iyi karşılayabilecek uzmanlık ve inovasyonun sürekliliğinin hedeflendiği

anlaşma hakkında Hitit Bilgisayar Hizmetleri CEO’su Nur Gökman; “Pakistan

havacılık sektörünün genç oyuncularından biri olan Rayyan Air’ın, Hitit’in

öncü ve başarısı kanıtlanmış havacılık hizmetleriyle Orta Asya ve Uzakdoğu

havayolu sektöründe kendine sağlam bir yer edineceğine inancımız tam”

yorumunu yaptı.


66

hotel restaurant

& hi-tech

etkinlik

MICE çalışanlarına

Kaz Dağı dopingi!

MICE sektörünün ilk ve tek uluslararası platformu I-MICE

Derneği, ilk sektörel etkinliğini MICE çalışanlarına yönelik

düzenlediği Kaz Dağı Turu ile gerçekleştirdi.

19 Ocak Perşembe günü düzenlediği

lansman gecesiyle kuruluşunu

resmen duyuran Uluslararası MICE

Derneği, kısa bir süre önce Mövenpick

Hotel Golden Horn’daki Danışmanlar

Kurulu toplantısında açıkladığı etkinlik

takviminin ilkini Kaz Dağı Turu ile

gerçekleştirdi. 31 Mart – 2 Nisan

tarihleri arasında düzenlenen turda 40

acentadan 50 MICE çalışanını ağırlayan

dernek, bu keyifli hafta sonu programıyla

hem sektörel birliktelik için güç birliği

mesajı verdi hem de çalışanların

motivasyonlarını artırarak sinerji yarattı.

Ramada Resort Kazdağları Thermal

& Spa çıkışlı tur programı safari jipler

eşliğinde Hasan Boğuldu Şelalesi ve Kaz

Dağı Şelaleleri gezi ile başladı. Ardından

ilk güzellik kraliçesi yarışmasının

yapıldığı, Afrodit’in ilk kez aşık olduğu

zeytin ve çam ağaçlarıyla çevrili Yeşilyurt

Köyü’nde Öngen Country Hotel’de mola

veren acenta çalışanları bu otelle birlikte

Ramada Resort Kazdağları - Thermal

& SPA’nın da yatırımcısı olan Mehmet

Öngen’in keyifli anlatımıyla yörenin

mitolojik tarihine kısa bir yolculuk

yaptılar.

I-MICE Kaz Dağı turu günün ilerleyen

saatlerinde Adatepe ve Zeus Altarı

gezisiyle devam etti.

Günlük tur programını tamamlayan

MICE çalışanları, Ramada Resort

Kazdağları Thermal & Spa’nın roof

katındaki gün batımı seyiri kadar

kokteyl sonrasında devam eden ateş

kuyusu ve ateş varilleri etrafında gitarist

dinletisi ile de eğlenceli ve neşeli saatler

geçirdiler.

Söyler: “MICE sektörünü bir araya

getirmek istiyoruz”

Uluslararası MICE Derneği

koordinasyonunda Ramada

Resort Kazdağları Thermal & Spa

sponsorluğunda iki gün boyunca devam

eden etkinlikler süresince konuklarla

çok yakından ilgilenen Dernek Başkanı

Serdar Söyler, organizasyonla ilgili

olarak şunları söyledi:

“Bu sektörümüzde yapılmayan

etkinliklerden biri. MICE ile alakalı

tüm sektör paydaşlarını bir araya

getirerek bir sinerji oluşturmayı


Serdar Söyler

Hüseyin Kurt

hedefliyoruz. Burada hiç tanımadığımız

arkadaşlarımızla tanıştırma fırsatı

buluyoruz. En büyük hedeflerimizden biri

networkümüzü artırmak çünkü. MICE,

çok büyük bir sektör ve hala birbirlerini

tanımayan çok sayıda insan var.

Eminiz ki, bu insanlar tanıştıkları zaman

iletişimleri daha da güçlenecek ve bu

sayede sektörümüzün bazı sorunlarına

daha kolay çözüm geliştireceğimize

inanıyorum.”

“Artık temsilcilik veren taraf

biz olacağız”

I-MICE Derneği’nin uluslararası çizgisiyle

sektördeki iddiasını ortaya koyduğunu

ifade eden Söyler, oluşumun dünyada da

bir ilk olduğunun altını çizerek sözlerini

şöyle sürdürdü: “Bizim en büyük iddiamız;

MICE sektörünün ilk uluslararası

platformu olmamız. Baktığınızda bizim

klasmanımızda bir oluşum dünyada yok.

Biz dünyada da Türkiye’den çıkan diğer

ülkelere biz temsilcilik vereceğiz. Bugüne

kadar dünyada bu tarz yapılarda biz hep

temsilcilik alan taraf olmuşuz. Diyoruz ki,

biz bu dünyada bu organizasyon işini en

iyi yapan ülkelerden biriyiz ve bu yüzden

MICE Derneği ülkemizde kuruldu ve

dünyadaki pek çok ülkeyle bununla ilgili

temsilcilikler vereceğiz.”

“Sektörel muhatap

olmak için kurulduk”

Konuşmasında sektörle alakalı bütün

sorunlara çözüm bulabileceklerine

inandıklarını da dile getiren Söyler,

“Sektörel bir muhatap olabilmek için

bu derneği kurduğumuzu biliyoruz ve

bu çözümü de hep birlikte güçlerimizi

birleştirerek yapacağımıza inanıyoruz”

dedi.

Kurt: “Stresleri azaltalım, enerji

verelim istiyoruz”

Organizasyonu başından sonuna büyük bir

özveri ve başarıyla tertipleyen isimlerden

biri de şüphesiz, I-MICE Derneği Başkan

Yardımcısı Hüseyin Kurt idi ki, hem pozitif

enerjisi hem de dostça ağırlamasıyla

MICE’ın coşkulu ruhunu tüm katılımcılara

doyasıya yaşattı. MICE sektörü olarak

çok zorlu ve sıkıntılı bir süreçten

geçtiğimizi belirten Kurt ise, etkinliğin

düzenleniş amacıyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Arkadaşlarımız yorucu, stresi bol bir iş

yapıyorlar. Özellikle ülkemizin yaşamakta

olduğu bu sıkıntılı süreçle birlikte burada

motivasyonlarının, sinerjilerinin arttığı

çok keyifli, eğlencesi kahkahası bol

bir etkinlikte birlikte yer alma fırsatı

yakaladık. Kendilerinden aldığımız tepkiler

çok olumlu. Özellikle yeni haftaya çok

keyifli başlayacaklarını düşünüyorum.”

“Etkinliklerimiz doludizgin

devam edecek”

Derneğin gelecek etkinlik takviminden

de söz eden Kurt, Nisan-Mayıs ve

Eylül aylarına dönük planlanan

organizasyonlarla ilgili şu bilgileri

paylaştı: “29-30 Nisan tarihlerinde Vialand

Palace ve Vialand Etkinlik Merkezi’nin

sponsorluğunda Çalışma Grupları ve

Komisyonları oluşturuyoruz. Çünkü

şu an 100’ün üzerinde bir üye sayısına

sahibiz. Biz Uluslararası MICE Derneği

olarak kurulduk. Amacımız bir marka

haline gelip, öncelikli olarak Türkiye’de

şubeleşmek ve hemen arkasından yurt

dışına temsilcilik vermek istiyoruz.”

4 Mayıs Perşembe gecesi Portaxe

Restaurant’ta büyük bir lansman

yapacaklarını belirten Kurt, bu

defa sadece acenteleri değil, MICE

sektörünün tüm paydaşlarını ağırlamaya

hazırlandıklarını belirtti.

Derneğin Eylül ayı programında

Antalya ve Amsterdam projelerinin de

olduğunu anlatan Kurt, MICE Antalya

projesi ile MICE sektörüne çalışan

acentaları, otelleri ve lojistik firmaları

ağırlayacaklarını ve bu kapsamda spor

aktivitelerinin tertipleneceği bir olimpiyat

planladıklarını açıkladı.


hotel restaurant

68 & hi-tech

etkinlik

ACE of M.I.C.E.

ödülleri sahiplerini buldu

3 Nisan Pazartesi günü Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde beşincisi

düzenlenen sektörün “Oscar”ları olarak bilinen ACE of M.I.C.E. Kongre,

Toplantı ve Etkinlik Ödülleri görkemli bir törenle sahiplerini buldu.

Kongre, toplantı

ve etkinlik (MICE)

sektörünün en

prestijli ödülleri olan ACE

of M.I.C.E. Kongre, Toplantı

ve Etkinlik Ödülleri bu yıl

4 ana başlık (Etkinlikler,

Etkinlik Yönetimi Firmaları,

Toplantı Destek Firmaları

ve Proje Uygulamaları,

Toplantı Otelleri ve Etkinlik

Mekanları) ve 32 ayrı

kategoride verildi. Ödülleri

takdim edenler arasında ünlü

isimler; Özgün, Ece Seçkin,

Ece Vahapoğlu yer aldı. İş,

sanat ve MICE sektöründen

birçok isimin bulunduğu

geceye yaklaşık 2.200 davetli

katıldı. Davetliler, birbirinden

renkli görüntülerin oluştuğu

gecenin başlangıcında Turizm

Medya Grubu Yönetim Kurulu

Başkanı Volkan Ataman’ın

karşılamasıyla kırmızı halı

seremonisinden sonra kokteyl

alanına geçtiler. Sektörün

nabzını tutan ve MICE

endüstrisine büyük farkındalık

kazandıran ‘ACE of M.I.C.E.

Awards’ ödül töreni sonrası

gerçekleşen after party ile

tüm konuklar oldukçu keyifli

vakit geçirdiler.


Event

En İyi Çocuk Etkinliği:

Cheetos Türkiye’nin En Hızlısı-Org Sports

En İyi Ses Görüntü Işık Uygulaması:

G20 Liderler Zirvesi-Magicbox

En İyi Incentive Etkinliği: Demirdöküm

Capetown Bayi Toplantısı-Pronto Mice

En İyi Dönemsel İnsan Kaynağı Firması:

My Staff İnsan Kaynakları

En İyi AVM Etkinliği: Şişecam Akustik

Lamine Cam Gürültü Kontrolü

Deneyim Etkinliği-YOYO Events

En İyi Etkinlik Yönetimi Firması: DSM Group

En İyi Çıkış Yapan Etkinlik Yönetimi Firması:

B’Event Trend&Eventsetter Company

En İyi Incentive Firması: Krea Mice

En İyi Etkinlik Teknesi: Kiralık Tekneler

DenDen Denizcilik

Life Fitness Marmara Bölgesi

En İyi Toplantı Oteli:

Hilton İstanbul Bomonti Hotel&

Kimler ödül aldı?

Onur Ödülü: CEO Event Kurucusu

Erol Olçok

Özel Ödül: Türk Hava Yolları

Başarı Ödülü: İstanbul Kongre

Merkezi

En İyi Etkinlik Ödülü: Arzu Kaprol -

Mercedes Benz Fashion Week Arzu

Kaprol Defilesi

En İyi Etkinlik Jüri Özel Ödülü:

Uluslararası Antalya

Film Festivali-Pera Event

En İyi Kurumsal Sosyal Sorumluluk

Projesi Etkinliği: Bi’Kutu

Dostluk-DİMİ

En İyi Gerilla Etkinliği: ATA’ya Saygı

Yürüyüşü-Prestij Dijital

En İyi Stant: Loco Entertainment

Group

En İyi Lansman Etkinliği: Mercedes-

Benz Yeni Travego

Türkiye- Capital Events

En İyi Lansman Etkinliği Jüri Özel:

Mercedes-Benz Kamyon Lansmanı-

Bluechip Creative

Conference Center

Akdeniz-Kıbrıs Bölgesi En İyi Toplantı

Oteli: Elexus Hotel ve Maxx Royal Belek

Golf Resort

Anadolu-Karadeniz Bölgesi En İyi

Toplantı Oteli: Elite World Van Otel ve

Nov Otel Konya

Ege Bölgesi En İyi Toplantı Oteli:

Ramada Resort Kazdağları

Thermal&SPA

En İyi Düğün Davet Mekanı: Lifepark

En İyi Butik Toplantı Hizmeti Veren

Tesis: Museum Hotel

En İyi Spor Etkinliği: Arkas

Turizm&Antrenmanyap – Global Run

Series ve Global Run Bodrum 2016

En İyi Gençlik Festivali: Winterfest

2016-DİMİ

En İyi Etkinlik Prodüksiyonu: Vodafone

Dijital Dönüşüm Zirvesi-Ouchhh Yeni

Medya Ajansı

En İyi Mice Taşımacılık Firması:

Türkkan Turizm

En İyi Belediye Festivali: Türk Telekom

Prime Bebek Kültür Sanat Şenliği 2016-

Ark Organizasyon

En İyi Davet Organizasyonu: Fox

Networks Group Upfront

2016 Yeni Sezon Lansmanı-DSM Group

En İyi Sahne Tasarımı: Marka

Konferansı – Eventmania


70

hotel restaurant

& hi-tech

Lezzetin en masum hali

Dondurma


Fotoğraf: Ümit Başer Alkaç

Styling: Aysfelt

Mekan: Jujustaicecream

Meyvelisi, fıstıklısı, tahinlisi, bademlisi,

hurmalısı, çikolatalısı; hangimiz külah

külah dondurmaya hayır diyebiliriz ki?

Düşünün ki, Roma İmparatoru Neron

bile M.Ö. 4 yy.’da ilk kez bu eşsiz tadı

deneyimlediğinde kayıtsız kalamayarak

hemen ertesinde koca bir köle ordusunu

dağlara kar toplamaya göndermiş!..

Şimdilerde ise şükür her an her yerde!

Üstelik sadece yazın bunaltıcı sıcaklarını

serinleten bir tat olarak değil, kış

aylarında damak çatlatan lezzet etkisiyle

çekim alanımızda…

Hal böyle iken biz de baharın coşkusunu

kah üşüyüp titreyerek kah güneşin

sıcaklığını içimize çekerek geçirdiğimiz

şu günlerde keyifli ve neşeli bir dosya

konusu ile Nisan ayını karşılayalım

istedik.

Bu çalışmamızda gurme damaklardan

dondurmanın en favori adreslerini

de bulabileceksiniz… Sektöre yön

veren markaları, ürünler ve trendler

çerçevesinde inceleme fırsatı

yakalayabileceksiniz…


hotel restaurant

72 & hi-tech

dosya

Türk üretti, dünya dondu!..

Elektral A.Ş.’den ‘Yerli Dondurma Otomatı’

Konvansiyonel dondurma dolaplarının yerini alması beklenen yeni

yerli üretim dondurma otomatları ile bakkalarda, sahilde, dondurma

dolaplarına konulan ve hijyene aykırı durumlar oluşturan birçok

unsurun önüne geçilmesi hedefleniyor.

Elektral A.Ş, Türkiye’de bir

ilke imza atarak, dondurma

otomatı üretimine başladı.

Dünyada sadece sayılı firmaların

ürettiği ve ülkemize ithal edilen

bu Tam Otomatik Hizmet ve Satış

Otomatları, İzmir merkezli Elektral

A.Ş. tarafından artık Türkiye’de

üretilmeye başlandı.

Elektral A.Ş. Başkan Yardımcısı, Dr.

Erdem Dinçsoy; bu konuda üretim

yapan Türkiye’de ilk ve tek firma

olduklarını belirterek, “Türkiye’de

dondurmanın artık mevsimi

kalmadı. Bu makineler vasıtasıyla

zamanı da kalmayacak. Dondurma

severler, 7/24 ve 365 gün, parayla,

kredi kartıyla, arada insan olmadan

dondurmasını alabilecek” dedi.

Enerji verimliliği sağlayan, yüksek

kapasitede dondurma saklayabilen,

Hijyenik, Modern ve İnsana bağımlı

olmayan bu makineler sayesinde

yepyeni bir pazarlama kanalı

açılacağını belirterek, sözlerine

şöyle devam etti: “Maalesef

Ülkemizde dondurma dolaplarında

karşılaştığımız manzara zaman

zaman dehşete düşürücü: Bir yanda

etini saklayan mı ararsınız, öte

taraftan suyunu soğutan mı!... Yazın

sıcağında kapağı açık unutulanlar da

işin cabası… Tüm bunlar sağlığımızı

tehdit eden önemli kusurlar”

dedi. Üretilen makine; sahibine

raporlama yapabilen, ısı derecesinde

değişim olduğunda ya da elektrik

kesildiğinde sms mesaj ile haber

verebilen, yaklaşık 200 dondurma ile

12 adet kiloluk paket kapasitesine

sahip; kredi kartı, kağıt para kabul

edip, para üstü verebilen özelliklere

sahip.

“Dondurmayı kim sevmez ki?”

Toplum konforunu sağlama

amaçlı ürettikleri otomatlar için

“Dondurmayı kim sevmez ki?”

diyen Dinçsoy, kullanıcıları mutlu

eden, onlara konfor ve hizmet

sunan makineler üretmekten

keyif aldıklarını belirtti. Dinçsoy,

geçtiğimiz aylarda Elektral’in,

Avrupa Otomat Derneği- EVA

-European Vending Assosiation’a

direk üye olarak kabul edildiğini,

Ülkemizi bu konuda en iyi noktada

temsil ettiklerini ifade etti.

Firmalarının hali-hazırda Ekonomi

Bakanlığının tasarım ofis desteğini

de kullanarak 3 milyon TL’lik

bir yatırım yapmakta olduğunu,

istihdama katkı konusunda da

önemli alımlarda bulunduklarını

belirtti.

Firmanın günde 100-120 adet

Dondurma Otomatı üretim

kapasitesine sahip olduğunu belirten

Dinçsoy “Önümüzdeki ay elektronik

kart dizgi hattımızı da kuruyoruz,

hemen akabinde de konveyör

bant hatlarımızı %50 kapasite ile

genişletiyoruz. Böylece saç halinde

giren bir plaka, çok hızlı bir biçimde,

firmamızdan yüksek teknolojili bir

ürün olarak çıkacak” dedi.


İzmir Atatürk

Organize Sanayi

Bölgesinde faaliyet gösteren

Elektral A.Ş, 1978 yılından bu yana

inovatif ve yüksek teknolojili ürünler

üretiyor. Kahve, bisküvi, kişisel koruyucu

Donanım malzemeleri gibi ürünleri

verebilen satış otomatlarının yanında,

“dışa bağımlılığa son” sloganıyla

dondurma otomatları üretimine de

başlamasıyla, dondurmada Dünya

markası olmuş firmalara

önemli bir yenilik

getiriyor.


74

hotel restaurant

& hi-tech

gündem dosya

İthal dondurma ürünlerinde güçlü çözüm ortağı

Koza Gıda

“Dünya üretir… Koza Gıda sizin için getirir” mottosuyla çalışmalarını yürüten Koza Gıda,

2017 yılında da yeni ürünler getirerek sektörün ihtiyaçlarını karşılamayı ve şeflerin en büyük

yardımcısı olmaya devam edecek!..

Yiyecek içecek sektörünün

Türkiye’deki öncü ithal gıda

ürünleri sağlayıcısı Koza Gıda,

23 yıllık sektör tecrübesiyle 2017

yılında da profesyonellerin güçlü

çözüm ortağı olmayı sürdürüyor.

Dondurma ürünleri kategorisinde

müşterilerine geniş yelpazede

ürünler sunan Koza Gıda, İtalyan

gelatosu lezzetini dünyaya sunan

Pregel’den pastörize ve soğuk

hazırlama için çeşitli dondurma

bazları, meyveli gelato yapımında

kullanılmak üzere hazırlanmış

dondurma pasteleri, gelatoların

içinde ve üzerinde dekor amaçlı

kullanılan süsleme ve dolgu sosları

ile yapısal geliştiriciler gibi pek çok

ürün ithal ediyor.

Yeni ürünlere devam…

Daima Pregel markasıyla anılan

ve Avrupa’da trend olan Frozen

Yoggi (yoğurt gelato) de ithal edilen

ürünler arasında. Silikomart

silikon dondurma kalıpları ile hem

dondurma hem de pasta sunumları

için özel kuplar üreten Alcas ürünleri

de Koza Gıda ürün gamı içerisinde

yer alıyor. Ayrıca Altınmarka,

Dobla ve PCB markalarının

dekoratif çikolataları, Masdeu

ve Bussy’nin külah ve ruloları ile

Ravifruit, Comatec, Weck ürünleri

de dondurma üreticilerinin ilgisini

çekiyor.


Dondurma

ürünleri kategorisinde

müşterilerine geniş yelpazede

ürünler sunan Koza Gıda,

İtalyan gelatosu lezzetini dünyaya

sunan Pregel’den pastörize ve soğuk

hazırlama için çeşitli dondurma bazları,

meyveli gelato yapımında kullanılmak

üzere hazırlanmış dondurma pasteleri,

gelatoların içinde ve üzerinde dekor

amaçlı kullanılan süsleme ve dolgu

sosları ile yapısal geliştiriciler gibi

pek çok ürün ithal ediyor.

Kavunlu dondurma pastesi, golden

vanilyalı dondurma pastesi, premium

ceviz taneli dondurma pastesi

ve bubble gum pembe sakızlı

dondurma taze gelato sektörünün

giderek büyüyeceğini düşünen Koza

Gıda’nın yeni ürünlerinden sadece

birkaçı…

Müşteri

mutluluğu,

kaliteli markalar

ve devamlılık

Sürekli müşteri mutluluğu, kaliteli markalar ve tedarik zincirinin

devamlılığını esas alan Koza Gıda, sektörlerinin dünya lideri olan

firmaların ürünlerini ithal ediyor ve birçok fuarda ziyaretçi olarak

dünyadaki yenilikleri yakından takip ediyor.

“Dünya üretir… Koza Gıda sizin için getirir” mottosuyla

çalışmalarını yürüten Koza Gıda, 2017 yılında da yeni ürünler

getirerek sektörün ihtiyaçlarını karşılamayı ve şeflerin en büyük

yardımcısı olmaya devam edecek.


hotel restaurant

76 & hi-tech

dosya

Artık

kışın da

dondurma

yiyoruz

“Kışın dondurma yenmez,

hasta olursun” tembihleriyle

büyüyen nesiller için artık

bu kural geçerli değil.

Yemeksepeti verileri,

dondurma siparişlerinin

geçen kışa göre 2,5 katına

çıktığını ve neredeyse

geçtiğimiz yaz rakamlarına

ulaştığını gösteriyor.

“Kışın dondurma yenmez, hasta olursun” tembihleriyle büyüyen nesiller için artık bu

kural geçerli değil. Yemeksepeti verileri, dondurma siparişlerinin geçen kışa göre 2,5

katına çıktığını ve neredeyse geçtiğimiz yaz rakamlarına ulaştığını gösteriyor.

Son yıllarda kış aylarındaki dondurma

siparişlerinin giderek arttığını

gözlemleyen Yemeksepeti ekibi,

mevsim sonunda tüm sezon verilerini

kullanarak bu trendi daha detaylı

inceledi. Sonuçlara göre bu yıl, Aralık-

Şubat arasındaki üç aylık dönemde

satılan dondurma adedi geçen yılın aynı

dönemine göre 2,5 kat arttı ve Haziran –

Ağustos dönemindeki rakamlara yaklaştı.

Dondurma çeşitlerinde klasikçiyiz

Şu anda Yemeksepeti’nde 400’den fazla

çeşit dondurma servis ediliyor. Dondurma

yeme mevsimi konusunda yenilikçi

olsalar da, kullanıcılar çeşit seçiminde

klasiklerden vazgeçmiyor. En çok tercih

edilenler, pratik olmasına bağlı olarak

“karışık” çeşitler. Vanilyalı, kaymaklı ve

sütlü çeşitleri içeren sade kategorisi,

toplam siparişlerin yüzde 24’ünü, kakaolu,

parça çikolatalı ve benzeri çeşitleri

içeren çikolatalı kategorisi ise yüzde

18’ini oluşturuyor. Fıstıklı dondurmanın

oranı yüzde 7’de kalıyor. Bununla birlikte

Maraş dondurması ve kavunlu çeşitlerin

son dönemde daha çok tercih edildiği

görülüyor.

Yerel lezzetlerin eşlikçisi

Dondurma tatlılara da eşlik ediyor.

Yanında en çok dondurma söylenen tatlı

Profiterol. Onu Kazandibi ve Fırın Sütlaç

takip ediyor. Tavukgöğsü, keşkül gibi yerel

lezzetler de yanında dondurmayla tercih

ediliyor.

Kağıt helvaya rakip: Macaron arası

dondurma

Kullanıcıların, kağıt helva gibi klasiklerin

yanı sıra, farklı tarzlara dokunan macaron

arası dondurma gibi yenilikçi tercihlere

de açık olduğu görülüyor. Her iki lezzetin

siparişleri geçen yıla göre iki katına

çıkmış durumda. Bu iki ürün de yüzde

70’e varan oranlarla kadınlar tarafından

sipariş ediliyor.

30 yaş dönemindekilerin tercihi

Yemeksepeti’nde en çok dondurma

sipariş edenler yaşlarına göre ayrıldığında

ilk sırayı 1988’liler alıyor. Onları 1990 ve

1986’lılar takip ediyor. Kışın dondurma

tercih edenlerin başında da yine 30 yaş

dönemindekiler geliyor.


hotel restaurant

80 & hi-tech

dosya

Gurme

Damaklardan

Dondurmanın

Favori Adresleri

Artık sadece yazın değil, kış mevsiminin de vazgeçilmez tatlarından dondurmanın

Türkiye’deki favori adreslerini gastronomi sektörünün önde gelen yazar, yemek programcısı

ve şeflerine sorduk. Bakın gurme damaklar Türkiye’de hangi dondurma mekanlarını

listelerinde ilk sıralara koymuşlar…

İstanbul Caddebostan’da yer alan mekan, şehrin en iyi

lezzet durakları arasında geliyor.

Sorbe, sütlü, çikolatalı, soya ve light seçenekleriyle

müdavimlerine zengin bir ürün çeşitliliği

sunan Dondurmacci’de harika lezzette, lifle

zenginleştirilmiş stevialı light dondurmaları ile

diyet yapanlar ve diyabetliler de unutulmamış.

Kalori alımını azaltmak isteyen, düşük glisemik

indeksli beslenmeye özen gösteren veya diyabetli olduğu

için ilave şeker içeren gıdalardan kaçınan müşteriler

artık gönül rahatlığıyla Dondurmacci’nin lezzetli

dondurmalarının tadına varabiliyor. Turunç sorbe, Çilek

sorbe, kan portakal sorbe suru incir ceviz de mekanın en

yeni tatları arasında yer alıyor..

dondurmacci

Aylin Yazıcıoğlu

Vedat Başaran

1

Aylin Yazıcıoğlu / Nicole Restaurant

Kurucusu ve Şefi

Kendi yaptığı dondurmayı

yemeyi de çok sevdiğini

söyleyen Aylin Yazıcıoğlu,

“Dondurmacci hem

ürün kalitesi hem de

birinci sınıf yaklaşımları

sebebiyle ilk tercihim”

diyor. Markanın sadece

malzemelerini değil,

duruşunu da beğenen

Yazıcıoğlu’nun mekanda

efsane dediği tadı,

Bodrum mandalinalı

dondurma!

Vedat Başaran

Araştırmacı Şef

Türkiye’de en son inovatif

çalışmaları yapan firmaların

başında geldiği için

Dondurmacci’yi başarılı

bulan Vedat Başaran,

“Aroma dengesi çok

kaliteli” diyor. Başaran’ın

olmazsa olmaz dondurma

seçenekleri arasında

kaymaklı, orman meyveli ve

fıstıklı tatlar geliyor..

Sultan Baklava &

Dondurma /

İzmir Karşıyaka

Nedim Atilla

2

Sultan Baklava & Dondurma;

“Dondurma gibi Dondurma” sloganıyla

müşterilerini ağırlayan Sultan Baklava

& Dondurma’da her meyveden

dondurma doğal olarak hazırlanıyor.

190 derecede özel kaynatma

makinesiyle kaynatılıp soğutulan

süt böylece sterilize olduktan sonra

güler yüzlü personeliyle damaklara

sunuluyor. Çünkü Sultan Baklava &

Dondurma’nın “İlkemiz insan sevgisi”

gibi bir iş yaklaşımı var. Sultan’da

sadece lezzetli bir dondurma

yemekle kalmıyor, aynı zamanda

mutlu bir sevgi çemberiyle de

sarmalanıyorsunuz.


Sultan Baklava

& Dondurma’da

ürünlerin içine

hiçbir katkı maddesi

karıştırılmadığını ve

yapımında sadece

gerçek süt ve sahlep

kullandıklarını söyleyen

Nedim Atilla’nın tercihi,

sakızlı dondurma.

Nedim Atilla / Gazeteci Yazar

Çeşme’de kime sorsanız Veli Usta’yı

gösterir, kim ismini duyarsa yüzüne

bir tebessüm yayılıverir… Dondurmayı

yalnız çocuklar yer diye kim demiş

bilmiyoruz ama dondurmanın Veli

Usta’sı: ‘Dondurma mideye değil kalbe

gider, o yüzden her kalpte, lezzetli bir

dondurmaya yaşı mevsimi olmadan yer

vardır.’ demiş, ne de güzel söylemiş. Ne

de güzel söylemiş… “Sabah gün ağarmadan

çıkarız tarlaya, güneşin ilk ışıklarında renklere bürünen

Veli Usta/Çeşme

Gürkan Boztepe

3

meyvelerden en parıldayanlarını, bize göz kırpanlarını toplarız

toprak kokan ellerimizle. Sepete düşen her meyve, sağılan

her süt çiftçilerimizin elinden modern üretim tesislerine

ulaşır ve doğal meyvelerden dondurma, taze sütten tatlılar

yaparız” bilinciyle en leziz dondurmalarını damak severlerle

buluşturan 1983 yılından beri hizmet veren Veli Usta’yı

bunca özel kılan dondurmanın kendisini değil, efsanesini

hazırlamaları olsa gerek ki doğal meyvelerden gerçek

dondurmalar mekanda müşterilerine sunuluyor.

Lezzet ve aroma

bakımından

Çeşme’deki

Veli Usta’yı

vazgeçilmez bulan

Gürkan Boztepe,

mekanda en çok

karadut ve sakızlı

dondurmayı tatmayı

seviyor.

Gürkan Boztepe

Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı


82

hotel restaurant

& hi-tech

gündem dosya

Elif Korkmazel / Yemek Yazarı ve

Programcısı

“Ben yaz kış

dondurma sevenlerdenim”

diyen

Elif Korkmazel,

farklı dondurmaları

tatmayı

seviyor. İçlerinde

cevizli, ahududulu,

frambuazlı,

hurmalı ve

çikolatalı ise en

vazgeçilmezlerinden…

Moda Caddesi’nde İstanbul’un 50 yılı

aşkın mazisiyle klasiklerinden biri

olan Meşhur Ali Usta Dondurmacısı;

taze, meyveli ve sütlü seçenekleriyle

dondurmanın en nefis adreslerinden

biri. Tek şubesi Moda’da olan mekanda

vişneli, cevizli, limonlu, çilekli, kağıt

helva arası dondurmaları da pek

bir meşhur. Neredeyse kuyruksuz

bir gününe denk gelemeyeceğiniz

mekanda kırmızı meyveli dondurmalar

da çokça rağbet görüyor. Dolu dolu

dondurma topları ve nefis külahlarıyla

yaz kış müdavimlerini ağırlayan Meşhur

Ali Usta Dondurmacısı da favori

adreslerimiz arasında geliyor.

Meşhur Ali Usta

Dondurmacısı

Elif Korkmazel

4

Alaçatı Gelato’da fark

oluşturan en önemli detay,

hammadde yani süt.

Dünyada da çok aranan

ve ürünleri ayrı raflarda

satılan Jersey tipi inek sütü

bulmak için Türkiye’nin her

yeri araştırılmış ve Biga’da

bir çiftlikte bulunmuş.

Katkılar için İtalya’nın en

iyi firmalarının, en başarılı

oldukları ürünleri tek tek

belirlenmiş ve gerekli

bağlantılar kurulmuş.

Meyveler içinse, mevsiminde

hangi meyve varsa, taze ve

günlük olarak onların temin

edilmesi kararı alınmış. Tüm

bunlar hazır olunca da, önce

İtalya’da farklı eğitimlere

katılma ve ardından Roma

ve Bologna’dan Master

Class Gelato şefleri ile

birlikte Dondurmino’ya özgü

formüllerinin hazırlanması

süreçleri yaşanmış.

Dondurmino

GELATO’da en çok

vanilyalı tatları

beğenen Arda

Türkmen, mekanın

dondurmadaki

başarısını

kullandıkları süt ve

lezzetine bağlıyor.

Dondurmino

GELATO Alaçatı

Arda Türkmen

5

Arda Türkmen

Şef / Yemek Programcısı

Ömür Akkor / Yemek Kültürü

Araştırmacısı / Eğitmen / Yazar / Aşçı

Pasto gerçek

meyve ve yağlı

süt kullandığı için

Ömür Akkor’un

damağını

fethetmiş bir

lezzet durağı.

Akkor’un

favori tatları

arasında tahinli,

Bursa şeftalili

ve kakaolu

dondurmalar var.

120 yıllık köklü geçmişiyle

Bursa’da hizmet veren

Pasto, unlu mamullerin

yanı sıra dondurmalarıyla

da çok meşhur. Aslen

ekmekçi olan firma, yazın 42

çeşit dondurmasıyla lezzet

tutkunlarını ağırlamaya devam

ediyor. İşletme sahibi Hakan

Doğan: “Bursa’da üretici

olmanın avantajları o kadar

çok ki çok iyi süte meyvenin

en iyisine ve özellikle suyun

en güzeline ulaşmamız çok

zor değil. Hele de Susurluk

gibi bir şekere yakınsanız

avantajınız gerçekten çok

yüksek oluyor. Bununla birlikte

beyaz çikolatalı -portakallı,

bitter çikolatalı- naneli,

karamelli -fıstıklı gibi kombin

ürünlerin yanında ekmekçi

olduğumuzu unutmayarak

en favori dondurmamız

ise ekmekli dondurma”

diyerek müdavimlerini bu

özel lezzetleri tatmaya davet

ediyor!..

Pasto/ Bursa

Ömür Akkor

6


Cremeria Milano

Caddebostan

Murat Bozok 7

Kuzey

İtalya’nın sütlü

lezzeti Gelato ve Güney

İtalya’nın serinleten tatlısı

Sobetto’nun buluştuğu

bir durak olan Cremeria

Milano’da Gelato ve

Sorbetto olmak üzere

iki türlü dondurma

üretimi yapılıyor. Türk

damak tadına uygun

bir hale getirilerek

yapılan dondurma

çeşitleri arasında

incirli, özel balkabaklı,

hurmalı ve sakızlı tatları

deneyimlemeye değer

bulduklarımızdan.

Beyoğlu, Nişantaşı,

Şaşkınbakkal,

Caddebostan ve Bebek

şubeleri ile müşterilerine

unutulmaz damak tatları

yaşatan mekanın eminiz

siz de müdavimleri

arasına gireceksiniz…

Dondurma ve kahve macerasına 3 yıl

önce İtalya’da başlayan Yasemin&Tuncel

çifti, birgün Monocle dergisini okurken

o çok sevdikleri dondurmayla ilgili bir

eğitimin İtalya’da verildiğini okurlar ve

hemen o kursa yazılıp İtalya’ya giderler.

İlk kuru bitirdikten sonra dondurmanın

aslında soğuk bir tatlının ötesinde çok

bilimsel yapılması gereken ciddi bir

ürün olduğunun farkına varan çift, daha

sonra İtalya’da başka eğitmenlerden

dondurmayı hiçbir katkı maddesi

olmadan üretebilmenin eğitimlerini

de alırlar. Tüm bu eğitimler 2 temel

noktada ilerler: “Günlük üretilecek ve iyi

hammaddeler kullanılacak.”

Ve Türkiye’ye dönüşlerinde o meşhur

Yasemin&Tuncel Roastery and

Murat Bozok / Spago İstanbul

Danışman Şef

“Cremeria Milano’da tatlar çok

doğal. Sanki tadarken soğutulmuş

meyve hissi yaşıyorsunuz” diyen

Murat Bozok, en çok meyveli

dondurmalarını sevdiğini söylüyor.

Gelateria’da lezzet severlerine sunulan

dondurma dükkanının hikayesi başlar.

İstanbul Göktürk’te 2 katlı bir dükkanın

üst katında dondurma üretimlerini

gerçekleştiren Yasemin&Tuncel,

iyi dondurmadan anlayanların

vazgeçemedikleri lezzet noktalarından

biri.

8

Yasemin&Tuncel Roastery

and Gelateria

İsmet Saz

Yasemin & Tuncel’de

en beğendiği tatların

elma ve tarçınlı

dondurmalar

olduğunu söyleyen

İsmet Saz için

meyveli ve ekşi tatlar

vazgeçilmezleri

arasında…

İsmet Saz / Toi Kuruçeşme

Kurucu / Şef


hotel restaurant

84 & hi-tech

şefin gözünden

Fotoğraflar: Ümit Başer Alkaç

Pasta

aşkına

30 yıl

Ercan

Yıldız


Dondurmayı dondurma yapan sütü, sahlepi

ve homojenliği diyen Ercan Şef, Renaissance

Polat Istanbul Hotel’in tatlı menülerinde

Algida’yı tercih ettiklerini belirterek, bu

seçimlerini de dondurmanın aromadaki

lezzet üstünlüğüne bağladığını söylüyor.

Pek çok kişi hayal eder ama ona bir

tek cesaret, azim, emek ve sabırla

yürüyenler ulaşır; tıpkı Renaissance

Polat Istanbul Hotel’in Pastry Şefi Ercan

Yıldız’ın hikayesi gibi. Erzurumlu bir

ailenin çocuğu iken bir meslek edineyim

derdiyle İstanbul’un yolunu tutan

Ercan Yıldız o sıralar ne mutfağın ne de

pastacılığın hayalini kurmuş. “Belki bir

ucundan kaporta, motor tamirciliğiyle

büyük şehirde meslek edinme çabaları

onunkisi…

“Pastacılık hayallerim Pelit’le başladı”

Anlattığına göre Ercan Şef ne zaman ki

Pelit Pastanesi’nin kapısının önünden

geçmiş, işte o zaman başlamış büyük

pastacılık hayalleri. Tıpkı vitrinini süsleyen

rengarenk ve neşeli çikolatalar gibi o

da büyülü dünyanın bir parçası olmayı

düşlemiş daha o yaşlarında.

Yolculuğu sonra nasıl mı devam etmiş,

şöyle anlatıyor: “Pelit’in vitrinini görünce

pek bir heveslendim heveslenmesine

de ustabaşı ‘bize adam lazım değil’

diyerek gerisin geri yol verdi bana. Ama

ben pes etmeyip, bu kez Aksaray’daki

Yayla Pastanesi’nde şansımı denedim.

1987 yılının sonunda bulaşıkçı olarak

işe girdim.” Bu arada usta şef ekliyor:

“Bulaşıkhaneyi mektep edinmeyen birinin

pastacılığı öğrenmesi imkansız.”

Getir götür işleri…

Pastacılık aşkına bir buçuk yılını bulaşık

yıkayarak geçiren Ercan Şef, yaklaşık

bir sene boyunca da bıkıp usanmadan

ustanın getir götür işlerini yapar.

“Bulaşıklarım bittikten sonra ustamın

pasta yapışını izlerdim hep. Ondan sonra

da çıraklığım başladı zaten. Hatta gece de

çalışmam gerektiğini söylediklerinde hiç

eve gitmeden geceli gündüzlü çalıştığımı

hatırlarım. Aksaray’daki pastanede sırf

pastacılığı öğrenmek için iki yıl bedava

çalıştım” diyen Ercan Şef, ardından

Princess Büyükada’nın mutfağında

pastacılığın inceliklerini öğrenmeye

devam ettiğini anlatıyor.

“Mövenpick’e kadar kendimi pastacı

sanıyordum”

“Pastacılıkta bu işin piriyim dediğinizde

kendinizi bitirmişsiniz demektir”

sözleriyle mesleğin çıraklıktan ustalığa

sürekli bir öğrenme maratonuyla gelişip

ilerlediğini dile getiren Ercan Şef için asıl

pastacılığı öğrendiği yer Mövenpick Hotel

Maslak’ın pastanesi olur. “Ben o vakite

kadar kendimi pastacı olarak bildim. İşi

tam olarak öğrendiğimi zannettim. Ne

zaman ki yabancı şeflerle çalıştım, onların

sistemlerini gördüm, o zaman bütün

bildiklerimi unutup, sil baştan başladım”

diyen Ercan Şef, çok sevdiği pastacılık

tutkusunu öylesine yaşıyor ve yaşatıyor ki,

onun bitip tükenmek bilmeyen öğrenme

azmi ve hevesi önce uzun çalışma

mesaileriyle sınanıyor ardından yurt dışı

eğitim programlarıyla taçlandırılır.

Ercan Şef ilk olarak çikolatanın

inceliklerini öğrenmek üzere İsviçre’ye,

ardından Belçika’ya gönderiliyor. Dömi

şefliğe yükseldiği Mövenpick Hotel’deki

işine vatani görevi dolayısıyla veda eden

Ercan Şef, İstanbul’daki Kalender Ordu

Evi’nde pastacılığın kitabını yazmaya

devam eder.

Ercan Şef, askerlik dönüşünde bugünden

23 yıllık deneyimlerine ev sahipliği

yapacak güvenilir limanı;


hotel restaurant

86 & hi-tech

şefin gözünden

30 yıllık pasta

ustasının en

sevdiği tatlılar

arasında ağırlıklı

bitter çikolata,

browni ve sufle

var Ercan Şef,

şekeri az, çikolata

oranı ve aroması

yüksek tatlıları

daha çok tercih

ettiğini söylüyor.

Renaissance Polat İstanbul Hotel ‘in

pastanesine girer.

“Bu iş ancak sonsuz aşkla yapılır”

Ercan Şef için pastacılık bir üretme,

tasarlama ve sunma sanatı… “Ama bir

ömürlük tutku, heves ve sonsuz bir aşkla

yapabilirsiniz bunu ancak” diyen Ercan

Şef, “Bu işte başarılı olmak istiyorsan

önce yaptığın işi çok seveceksin.

Sevmezsen pastana, tatlına ne o dekoru

verebilirsin ne de enerjini geçirebilirsin.

Sabır ve azmi de unutmamak gerek” diye

de ekliyor.

Abartısız öyle bence de. Ercan Şef,

mutfağında öylesine pozitif ve enerjik

ki gören sanki kendi evinde çok sevdiği

misafirlerini ağırladığını zanneder. Bu

kanımı desteklercesine otel mutfağına

girdiğinde kendini evindeymiş gibi

hissettiğini anlatan Ercan Şef, “Kendinizi

mutu hissettiğiniz her yer eviniz,

herkes sevdikleriniz, yaşam enerjiniz ve

motivasyon kaynağınızdır. Ben 30 yıllık

çalışma hayatımda bu hislerle ürettim,

ekip arkadaşlarıma da bu duygularımı

geçirmeye çalıştım” diyor.

“Bir pastacının en büyük gücü,

reçeteleri”

Ercan Şef’in pastanesinde bir lezzet

kriteri olarak kaliteli malzeme kullanımı

ilk sırada geliyor. Callebaut, Belcolade

ve Carma gibi dünyanın en iyi ithal

çikolatalarını kullandıklarını belirten

Yıldız, üründe standardizasyon ve

reçetelerin de önemine dikkat çekerek,

“Bir pastacının en büyük gücü reçeteleri.

Standartların tutabilmesi için bu çok

önemli. Ben mutfağımda tariflere yüzde

100 tabiyim” diyor. Bir pastacının inovatif,

araştırmacı ve trendlere ve değişimlere

uyumlu olması gerektiğinin de altını


“Bulaşıkhaneyi

mektep edinmeyen

birinin pastacılığı

öğrenmesi imkansız.”

çizen Ercan Şef, dünyadaki gelişmeleri

yakından takip ettiğini söylüyor.

“Tatlı yapımında hafiflik esas”

Tatlı dediğin damakta kalan son tattır

ya hani, nasıl da ciddi bir sorumluluktur

aslında bir pastane şefine düşen görev.

Bir yandan eşsiz bir sunumla görsel

bir şölen havası estirirken bir yandan

damaklarda unutulmaz bir lezzet

yolculuğuna çıkarmayı hedeflersin, binbir

kafa yorduğun tatlı tabağınla. Ve elbette

her şey tatlın kadar tatlı ve masum bir

gülüş ve mutluluk için…

Bu yüzden tabakta lezzet

eşleştirmelerinin çok doğru bir

şekilde yapılması gerektiğini söyleyen

Ercan Şef, “Tabakta görsellik önemli.

Bir de lezzetleri birbirine çok fazla

karıştırmamak gerekiyor. Portakal ve

çikolata birbirine çok uyum sağlayan

tatlar ama tutup da onları farklı ve

alakasız bir ürünle harmanlamaya

çalışırsanız ortaya çıkacak olumsuz

sonuç sizi şaşırtmamalı” diyor.

Tatlı yapımında önceliğin hafiflik esasına

dayalı olduğunu anlatan Ercan Şef, “Bu

sebeple lezzetlendirmesini, aromasını

çok iyi yapmanız lazım. Aynı şekilde

porsiyonları da çok küçük tutmak

lazım. Biz hazırladığımız tatlılarımızı

zaman zaman dondurma servisiyle

ya da aroma soslarıyla lezzetlendirip

servise sunuyoruz. Bu nokta da sadelik

esası devreye giriyor. Ben çok karmaşık

tabakları sevmiyorum” diyor.

“Kendi butik pastanemi açmak

istiyorum”

Ercan Şef, ileride kendine ait butik bir

pastane açmayı istediğini de sözlerine

ekleyerek bu keyifli söyleşimizi

sonlandırarak Renaissance Polat

İstanbul Hotel’den ayrılıyoruz.


hotel restaurant

88 & hi-tech gastro etkinlik Fotoğraflar: Ümit Başer Alkaç

Gastronomi Turizmi

Derneği’nden

Peru mutfağı gecesi

Gastronomi Turizmi Derneği,

dünyanın trend mutfaklarından

Peru lezzetlerini 23 Mart

Perşembe gecesi Peru Ticari

Konsolosluğu iş birliği ile Hyatt

Regency Vue Lounge Bar’da

damak severlerle buluşturdu.

Son yıllarda geleneksel mutfak kültürü

ve sağlıklı beslenmenin yanında lezzetli

ürünleriyle de gastronomik alanda dünyada

trend olan Peru mutfağı, 23 Mart Perşembe

gecesi Gastronomi Turizmi Derneği ve Peru Ticari

Konsolosluğunun organizasyonu ile Hyatt Regency

Vue Lounge Bar’da meraklıları ile buluştu. Şef Lars

Windfuhr ve Perulu Şef Bruno Santa Cruz’un seçimi

geleneksel Peru yemeklerinin tanıtıldığı kokteylde

Cruz’un şovu ziyaretçilerden tam not aldı.

‘Süper Peru Foods’ ürünleri tanıtıldı

Gastronomi Turizmi Derneği Başkan Yardımcısı

Ömer Kartın’ın Peru mutfağının neden bu kadar

popülerleştiğini anlattığı gecede ‘Süper Peru Foods’

ürünleri tanıtıldı. Sağlıklı yaşam furyasının temel

taşlarından sayılan ‘Süper Peru Foods’, kinoa,

mango, maça, mor mısır gibi Andean ürünlerini

içeriyor. Peru müziği eşliğinde konukların keyifli

vakit geçirdiği gecede, Gastronomi Turizmi

Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Boztepe

gastronomi turizminin önemine vurgu yaptı.

Gastronomi Turizmi Derneği üyeleri, Peru Konsoslu

Jak Hayim, Peru Ticari Konsolosu Fernando

Alberada, Türkiye Aşçılar ve Şefler Federasyonu

Derneği Başkanı Yalçın Manav, Sirha Türkiye

Direktörü Abel Villemin, Eski Turizm Bakanı

Bülent Akarcalı, OTSAD (Ortadoğu Seyahat

Acenteleri Derneği) Başkanı Hüseyin Kırk, TURES

(Tüm Restoran ve Tedarikçiler Derneği) Başkanı

Ramazan Bingöl, Sanatçı Nil Ünal, Şef Rudolf Van

Nunen, gastronomi ve turizm basını ve popüler

yemek ve gezi bloggerlarının da yer aldığı gecede

Peru Ticari Konsolosu Fernando Alberada Peru

Hükümeti sırayla yemek sunumları yaptı.

Boztepe: “Misyonumuz Türk mutfağı ile birlikte

dünya mutfaklarını da tanıtmak”

Dünyanın yeni foodie trendi peru mutfağının özel

lezzetlerinin tanıtıldığı kokteylde, Gürkan Boztepe, 7

ayda büyük bir büyüme gerçekleştiren GTD’nin Türk

mutfağını dünyaya tanıtma misyonunun olduğu

kadar, Türkiye’de de Peru gibi dünyanın önemli

mutfaklarını tanıtmaya devam edeceklerini belirtti.

Fernando Alberada ve chef Bruno Santa Cruz’a

plaket

Quinoa salad, avocado, corn, tomatoes, Mango

ceviche, Salmon tiradito, tangerine tiger’s milks

Crispy quinoa chicken bites, avocado cream,

Crispy Aji de gallina rolls, Cheese and shrimps

empanadas, Chicken anticuchos, grill potato and

relish, Cheese and asparagus bruschetta, Maca

cake, golden berry jam gibi geleneksel Peru

yemeklerinin ikram edildiği gecede Boztepe,

gastronomi turizmine değerli katkılarından dolayı

Fernando Alberada ve chef Bruno Santa Cruz’a

plaket hediye etti.


Şef Lars Windfuhr ve Perulu

Şef Bruno Santa Cruz’un

seçimi geleneksel Peru

yemeklerinin tanıtıldığı

kokteylde Cruz’un şovu

ziyaretçilerden tam not aldı.


hotel restaurant

90 & hi-tech

gastro etkinlik

İstanbullular

tatlıya doydu

Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen “Chocolate Show Turkey” tatlı severler

tarafından yoğun ilgi gördü. 3 gün boyunca devam eden Festival 7’den 70’e

herkese keyifli anlar yaşattı.

Çikolata barları, kekler, pastalar,

dondurmalar, heykeller, rengârenk

şekerlemeler ve daha fazlasının

sergilendiği “Chocolate Show Turkey”

de sunulan ürünler arasında; çikolata

şelaleleri, eşsiz ve özel tarifler ile

hazırlanmış el yapımı butik çikolatalar,

üç boyutlu pastalar, şekerlemeler,

lokumlar, kekler ve tartoletler yer aldı.

Harbiye Askeri Müze AFP Salonlarında,

24 – 26 Mart tarihlerinde gerçekleştirilen

Festivali, 5 bin 253 kişi ziyaret etti.

Ünlü şefler hünerlerini sergiledi

Türkiye’nin çikolata ve pasta alanında

kendini kanıtlamış ünlü şefleri, en iyi

tariflerini ve pasta sırlarını 3 gün boyunca

ziyaretçilerle paylaştı. A.B.D. Başkanı

Donald Trump’ın çikolatadan büst heykel

çalışması ziyaretçiler tarafından büyük ilgi

gördü.

Ayrıca TAŞFED (Türkiye Aşçılar ve Şefler

Federasyonu) Milli Takım Şefi Erdal

Elveren ve Portakal Ağacı bloggerı Hatice

Özdemir, düzenlenen workshoplarda

çikolata modelleme bilgilerini, farklı

tariflerini ve pasta yapımı püf noktalarını

anlattı. Festivalde; Çikolata Ustası Ahmet

Çakır, Kralların Pastacısı Kemal Özcan ve

World Chocolate Master Türkiye 1’ncisi

Serdar Çakır “Chocolate Show Turkey”de

sevenleri ile buluştu.


Çikolata şelaleleri,

tamamı eşsiz

ve özel tarifler

ile hazırlanmış

el yapımı butik

çikolatalar, üç

boyutlu pastalar,

şekerlemeler,

şekerler, lokumlar,

kekler, tartoletler

tatlı severlerle

buluştu.

7’den 70’e herkesi ağırladı

Okul çağındaki gençler ve aileleriyle

gelen çocukların akın ettiği “Çikolata,

Pasta, Şekerleme Festivali”, özellikle

04-12 yaş aralığında olan çocuklara;

çikolata atölyesinde çikolata yapımı,

kek ve şeker hamuru süsleme

workshoplarında eğlenceli eğitimlerin

verildiği Kids Club’larda eğlenceli

vakitler yaşattı. FİO organizasyon ve

tanıtım tarafından organize edilen

“Chocolate Show Turkey”de; çikolata,

şekerleme, pasta, pasta evleri ve

atölyeleri, çikolata üreticileri, butik

çikolata dükkanları ve pastanelerin

birbirinden lezzetli ürünleri sergilendi.

Türkiye’nin çikolata

ve pasta alanında

kendini kanıtlamış

ünlü şeflerinin en iyi

tariflerini ve pasta

sırlarını paylaştığı

festivalde, A.B.D.

Başkanı Donald

Trump’ın çikolatadan

büst heykel çalışması

ziyaretçiler tarafından

büyük ilgi gördü.


hotel restaurant

92 & hi-tech

gastro güncel

9 meslek birliği 1 yılda 36.500 şef hedefiyle

Güvenilir Eller’e imzasını koydu!

1 yılda 36.500 şefe online gıda güvenliği eğitimi aldırmak için 9 meslek birliği imza attı.

Ev dışı tüketim sektöründe meslek

birlikleri ‘Güvenilir Eller’ online

gıda güvenliği eğitim projesinde

bir araya geldi. Aşçılar Derneği, İstanbul

Lokantacılar Esnaf Odası, Profesyonel

Otel Yöneticileri Derneği, Turizm

Restaurant Yatırımcıları ve İşletmecileri

Derneği, Tüm Aşçılar ve Pastacılar

Konfederasyonu, Tüm Restoranlar

Lokantalar ve Tedarikçiler Derneği,

Türkiye Lokantacılar Kebapçılar

Köfteciler Pastacılar ve Tatlıcılar

Federasyonu ve Yemek Sanayicileri

Derneği başkanlarının katılmıyla bir

tanıtım toplantısı düzenlendi.

Tüm meslek birliklerinin ilk kez bir

araya geldiği toplantıda, her meslek

birliği Güvenilir Eller online gıda

güvenliği eğitim programı kapsamında

hedefledikleri katılım ve sertifika

sayısını açıklarken, konuşmaların

ardından temsili imza töreni düzenlendi.

Toplantıya katılan 9 meslek birliği, 1

yılda 36.500 şefe online gıda güvenliği

eğitimi aldırma ortak hedefine imza attı.

Arsan: “Proje hedefleri için

sektörün desteği önemliydi”

Sektör temsilcilerinin desteğiyle 1

yılda 36.500 şefin online gıda güvenliği

eğitimi alacağını belirten Unilever Food

Solutions Türkiye, Orta Asya ve İran

Genel Müdürü Önder Arsan, toplantıda

yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Gıda Güvenliği Derneği işbirliğiyle

Türkiye’nin ilk ve tek online gıda

güvenliği eğitim-sertifika programı

olarak 2016 yılında başlattığımız

‘Güvenilir Eller’ projesinde, yaklaşık bir

yıllık dönemde 7.800’ü aşkın şef online

‘gıda güvenliği’ eğitimlerine başlarken,

4.800’den fazlası Gıda Güvenliği Derneği

onaylı sertifikasını aldı. Projemizde

hedeflerin ileri taşınmasında sektör

temsilcilerinin desteği ve sahiplenmesi

çok önemliydi. Geçen yıl projeye

başlarken hedefimizi, üç yılda ülkemizin

dört bir yanındaki 30.000 şefimizin

gıda güvenliği eğitimini tamamlayarak

sertifika almalarını sağlamak olarak

açıklamıştık. Bugün değerli başkanlarla

birlikte hedefi bir yıl için 36.500 şefin

online gıda güvenliği eğitimi alması

olarak açıklamanın mutluluğunu

yaşıyorum.”

Saner: “Gıda güvenliği konusunda

farkındalık oluşturmak istiyoruz”

Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Samim

Saner, “Güvenilir Eller, şeflerde gıda

güvenliği konusunda farkındalık

oluşturmayı ve bilgi açığını kapatmayı

hedefleyen online bir eğitim programı.

Bu eğitim için Gıda Güvenliği Derneği

olarak 5 ayrı modül oluşturduk:

Çapraz Bulaşma, Fiziksel ve Kimyasal

Tehlikeler, Temizlik, Üretim Güvenliği ve

HACCP uygulamaları…”

Özdemir: “3 bin üyemizle projeye

destek vereceğiz”

Hata kaldırmaz bir sektörde faaliyet

gösteriyoruz ve en iyi hizmeti vermek

zorundayız diyen Aşçılar Derneği

Başkanı Fikret Özdemir, “Yakın

gelecekte daha fazla sayıda profesyonel

mutfakta ‘Güvenilir Eller’ sertifikası

göreceğimize inanıyorum. Aşçılar

Derneği olarak 1 yıllık dönemde 3.000

şefimizin sertifikalarını almalarını

sağlayacağız.”

Duran: “9 bin çalışanımızın bu yıl içinde

bin tanesini eğitime sokabiliriz”

Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği

(POYD) Yönetim Kurulu Başkanı E.

Hakan Duran, “POYD olarak 375 üye

işletmeyi temsil ediyoruz. Üyelerimiz

kapsamında 9.000 kişilik mutfak

personelinin, 1 yıllık süreçte 1.000’in

eğitimleri tamamlayarak, Gıda Güvenliği

Derneği onaylı sertifikalarını almalarını

sağlayacağız.”


Demirer: “Biz ilk sene 2.500 şefi

hedefliyoruz”

Turizm Restaurant Yatırımcıları ve

İşletmecileri Derneği (TURYİD) Başkanı

Kaya Demirer, “Online gıda güvenliği

eğitimlerinden tüm üye kuruluşlarımızın

mutfak personellerinin faydalanması

için teşvik ediyoruz. İlk 1 yıllık hedefte

mutfak personelinin %50’sinin yani

2.000 personelimizin bu eğitimi

almasını hedefliyoruz. 2 yıllık hedefimiz

üye işletmelerimizin hepsinde mutfak

personellerinin bu eğitimi alarak işe

başlamalarını sağlamak olacaktır.”

Tufan: “Sene sonuna kadar 10 bin

şefimizi programa sokacağız”

Tüm Aşçılar ve Pastacılar

Konfederasyonu Yönetim Kurulu

(TAŞPAKON) Başkanı Gökhan

Tufan, “Tüm Aşçılar ve Pastacılar

Konfederasyonu olarak tüm Türkiye’den

7 federasyon ve 57 derneği temsil

ediyoruz. Bu döneme kadar 3 bin şefimiz

bizim tarafından online gıda güvenliği

eğitimine yönlendirildi. Bu yılın sonuna

kadar 7 bin şefi daha dahil edip 10 bin

şefe ulaşmaya, 2 yıllık dönemde toplam

20 bin personelimizin eğitimleri almasını

hedefliyoruz.”

Dölek: “6.500 kişiye bir yıllık

sürede ulaşacağız”

Tüm Restoranlar Lokantalar ve

Tedarikçiler Derneği (TURES) Genel

Başkan Vekili Ünal Dölek, “Biz TURES

olarak bu projede varız. Güvenilir Eller

projesinin altına imza atmaktan dolayı

mutluyuz. Toplamda üyelerimiz dahilinde

65.000 mutfak personelimiz bulunuyor.

İlk yıl 6.500 öutfak personelimiz online

gıda güvenliği eğitimlerini alacak.”

Yenice: “İlk yıl 130 bin üye

sayımızın %10’unu hedefliyoruz”

Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar

Federasyonu Genel Başkanı Aykut

Yenice, “Güvenilir Eller, uzun

yıllardır olmayan bir şeyi başardı

ve sektörün tüm paydaşlarını aynı

ortamda buluşturdu. Bu kadar geniş

katılım ve destek, bu projenin başarılı

olacağının da işareti. Türkiye genelinde

lokantacılık, pastacılık, tatlıcılık mesleği

ile uğraşan 100 binlik geniş bir grubu

temsil ediyoruz. Önümüzdeki 1 yıllık

süreçte 10.000 mutfak personelinin

sertifikalarını almalarını hedefliyoruz.”

Zincirkıran: “Birinci sene 4bin

rakamını tamamlayacağız”

Yemek Sanayicileri Dernekleri

Federasyonu (YESİDEF) Yönetim Kurulu

Başkanı Sedat Zincirkıran, “Toplu

yemek şirketleri olarak, fabrikalardan

hastanelere, kamu ve özel kuruluşlardan

üniversitelere her gün milyonlarca

insana öğünlerinde hizmet veriyoruz.

Bizim sektörümüzde yaklaşık 350.000

kişi çalışıyor. YESİDEF olarak bu eğitim

programına tüm Türkiye’de toplu yemek

sektöründen katılımı sağlamak için var

gücümüzle destek oluyoruz. Temsil

ettiğimiz 40.000 mutfak personelinin

1 yıllık süreçte 4.000’in eğitimleri

tamamlamalarını sağlayacağız.”

Güvenilir Eller Gıda

Güvenliği Online Eğitim

Projesi

Unilever Food Solutions,

2015 yılında TNS

araştırma şirketiyle

gerçekleştirdiği ‘Türkiye

Şef Araştırması’na

katılan şeflerin %80’inin

‘Gıda Güvenliği’

alanında eğitim almayı

en öncelikli ihtiyacı

olarak tanımlamadı.

Gıda Güvenliği Derneği

iş birliğiyle Türkiye’nin

ilk ve tek online gıda

güvenliği eğitimsertifika

programı

‘Güvenilir Eller’ projesi

bu ihtiyacın ardından

10 ay önce başlatıldı.

Amaç, online platform

üzerinden Türkiye

genelindeki tüm şeflerin

bu eğitim içeriğine

kolayca ulaşmasını

sağlamak.


hotel restaurant

94 & hi-tech

gastro güncel

Pakmaya’dan lezzete lezzet

katan yenilik

Şeflere layık ŞefKrema

Türkiye’nin “Bitkisel ve süt yağı içerikli” ilk ve tek kreması, çırpma ile

2 kata kadar kabaran, şekersiz ve şekerli kullanıma uygun Pakmaya

ŞefKrema, üstün özellikleriyle sofralara yenilik ve lezzet getiriyor.

Gıda sektöründe kalite ve inovasyonun markası

Pakmaya, yeni ürünü ŞefKrema ile süt ve süt

ürünleri kategorisine iddialı bir giriş yapıyor:

2 kata kadar kabaran;

Bitkisel ve süt yağı esaslı Pakmaya ŞefKrema

Bitkisel ve süt yağı esaslı Pakmaya ŞefKrema, yoğun

kıvamıyla çırpma ile 2 kata kadar kabarıyor. Bu üstün,

benzersiz özelliğiyle kremayı hanımların mutfaktaki

en önemli lezzet yardımcılarından biri haline getiriyor.

Aside karşı dirençli;

Pakmaya ŞefKrema

Pakmaya ŞefKrema ister şekerli, ister şekersiz

kullanımıyla yemeklerin, tatlıların lezzetine lezzet

katıyor. Sararma, salma, pütürleşme yapmıyor.

Aside karşı dirençli özelliğiyle kesilmiyor. Yaz kış her

koşulda tüketilebiliyor.

Sıcak ve soğukta mükemmel sonuç;

Pakmaya ŞefKrema

Pakmaya ŞefKrema hem tatlılarda hem tuzlularda,

hem soğuk hem sıcak kullanımda mükemmel sonuç

veriyor: Pasta kreması, ganaj... Çorba, makarna, et ve

tavuk yemekleri... Çilek... Hatta kek ve poğaça... Pek

çok yemeğe, tatlıya, meyveye şahane görünüm

ve lezzet kazandırıyor.


Türk balıkçılar, ABD pazarına iddialı

girdi, Yunanistan pazardan çekildi

Egeli ve İstanbullu balıkçılar ABD pazarında Türkiye’nin payını artırmak için Boston Su Ürünleri

Fuarı’nda güç birliği yaptılar. Türkiye son yıllardaki iddialı çalışmaları ile payını artırırken,

pazarda iyice etkisiz hale gelen Yunanlı balıkçıların artık fuara bile katılmadıkları görüldü.

ABD’nin Boston şehrinde

düzenlenen alanında dünyanın

en büyük fuarlarından birisi olan

Seafood Expo North America 2017

Fuarı, Türk su ürünleri sektörünün güç

birliğine sahne oldu. 19-21 Mart tarihleri

arasında düzenlenen fuarda, Türk Deniz

Ürünleri sektörünün önde gelen 10

firması yer aldı. İstanbul Su ürünleri

İhracatçıları Birliği’nin milli katılım

organizasyonuyla gerçekleştirilen fuarda

Egeli ve İstanbullu balıkçılar, ABD’li

alıcılarla bir araya geldi.

ABD pazarı Türk su ürünleri sektörü

açısından büyük önem taşıyor. Her yıl

ihracatını istikrarlı bir şekilde artıran

sektör, 2008 yılında yaklaşık 5 milyon

dolar olan pazarı, 2016 yılı sonunda 24.6

milyon dolara çıkarmayı başardı. Türk

Hava Yolları’nın 2014 yılında başlattığı

İstanbul – Boston seferleri ihracat

artışında önemli rol oynarken, dünyada

fast food tüketiminin en yoğun olduğu

ABD’de uzmanların sağlıklı beslenme

için balığı tavsiye etmesinin de bu artışta

etkili olduğu belirtildi.

Sagun: “ABD’liler Türk balığını sevdi”

Sektörün ABD pazarında payını

artırmak için yıllardır mücadele

verdiklerini belirten İstanbul Su

Ürünleri İhracatçıları Birliği ve Türkiye

Su Ürünleri sektör Kurulu Başkanı

Ahmet Tuncay Sagun, “Bu çabaların

meyvelerini toplamaya başladık. ABD’ye

ihracatımız, her yıl istikrarlı bir şekilde

artarak 25 milyon dolara ulaştı. 2017

yılında bu rakamın daha da artması

için sektör olarak çalışmalarımızı

sürdüreceğiz” dedi.

Kızıltan: “Kültür balığı daha çok tercih

ediliyor”

Ege Su ürünleri İhracatçıları Birliği

Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan

ise, kültür balıkçılığında tüm üretim

aşamalarının takip edilebilir olması

ve üretimde sağlığa zararlı hiçbir

madde kullanılmaması nedeniyle

Amerikalı tüketicilerin kültür balığını

daha çok tercih ettiğini belirterek,

“Özellikle levrek balığına yoğun ilgi

var. Önümüzdeki yıllarda bu pazardaki

konumumuz çok daha fazla güçlenecek”

şeklinde konuştu.

Türkiye iddialı girdi, Yunanlıları

pazardan ve fuardan çekildi

Fuarı ziyaret eden Türkiye Boston

Başkonsolosu Ömür Budak, Türkiye’nin

iddialı bir şekilde Amerika pazarına

girmesi ile Yunanlıların pazardan

silindiğini, hatta fuardan bile

çekildiklerini ifade etti. Türk stantlarını

fuara ev sahipliği yapan İstanbul Su

Ürünleri ihracatçıları Birliği Başkan’ı

Ahmet Tuncay Sagun ile tek tek ziyaret

eden başkonsolos ihracatçılara Amerika

pazarı ile ilgili de bilgiler verdi. Bu

yıl 37. kez düzenlenen Amerika’nın

en önemli deniz ürünleri fuarı olarak

bilinen Seafood Expo Kuzey Amerika’ya

Türkiye Ulusal Katılımı bu yıl ikinci

defa İstanbul Su ürünleri İhracatçıları

Birliği tarafından “Türkiye: Potansiyelini

Keşfet” sloganı altında gerçekleştirildi.

Akuvatur Balıkçılık, Çamlı Yem Besicilik,

Gümüşdoğa Balıkçılık, İlknak Su

Ürünleri Yetiştiriciliği, Group Sagun,

Kılıç Deniz Ürünleri, Liman Entegre,

Noordzee Deniz Ürünleri gibi sektörün

önde gelen firmaları ile Su Ürünleri

Tanıtım Grubunun stand açtığı fuarda;

Levrek, Çipura, Alabalık, Taze ve

Dondurulmuş Ürünler ile Marine

Ürünleri sergilendi. Ayrıca geleneksel

hale getirilen balık ikramı da büyük ilgi

gördü. Aşçılar tarafından pişirilen Türk

balık çeşitlerinden, Çipura ve Levrek

ziyaretçilerce çok beğenildi.


hotel restaurant

96 & hi-tech

gastro aktüel

Barilla makarna sosunda da

dünya liderliğini hedefliyor

Makarna sosları tüm dünyada büyük bir talep gören Barilla, Parma

Rubbiano’da 2012 yılında 40 milyon Euro’luk bir yatırımla kurduğu özel

sos fabrikasını, 50 milyon Euro’luk ek bir yatırım ile büyütme kararı aldı.

Dünyadaki trendin Türkiye’de aynı şekilde seyrettiğini ve makarna sosu

pazarının 5 yıl içerisinde iki katına ulaştığını belirten Barilla Gıda Yönetim

Kurulu Başkanı Güneş Karababa, “Makarnadan sonra, soslarımızla da

yüzde 60 pazar payı ile lider olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz” dedi.

Elite Chef’lerden Fethiye çıkarması

Bu yıl 7. si düzenlenen Şef Mavi Ulusal Yemek Yarışması, Elite Chefs Club’ın büyük

başarısına sahne oldu. Katıldığı her kategoriden madalya alma başarısını gösteren Elite

Chefs ekibi 1 Kategori birinciliği, 3 altın, 6 gümüş ve 2 bronz madalya aldı. Süleyman

Öztaş, Lise Düzeyi Modern Türk Mutfağı Kategori birinciliği kupa 1 altın madalya, Bartu

Pancar altın madalya, Zehra Tillaeva Üniversite düzeyi tatlı kategorisinde altın madalya,

Muhammet Eren Masat gümüş madalya, Ersoy Masat gümüş madalya, Ahmet Güneş

Gümüş madalya, İlyas Tilen gümüş madalya ve 1 bronz madalya ayrıca üniversite düzeyi

ekip yarışmasında Ahmet Güneş, Muhammed Eren Masat, İlyas Tilen gümüş madalya

almaya hak kazandılar.

Yarışmayla ilgili konuşan Kulüp Başkanı Şef Ümit Düz, “Başta değerli ekibimiz olmak

üzere Şef Mavi Ulusal Yemek Yarışması’nda tabak ve sunum gereçlerinde Bonna, deniz

mahsullerinde Akmarin Sea Food, et ürünlerinde Acayip Kasap ve ulaşımda Avcılar

Belediyesi’nin verdiği desteklerden dolayı sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi.

Japonlar Türk lezzetlerine hayran kaldı

Turquality Projesi’nin ikinci yılı kapsamında, Ege İhracatçı Birlikleri Türkiye’nin Japonya

Büyükelçiliği rezidansında Türkiye’nin Japonya Büyükelçisi Ahmet Bülent Meriç’in ev

sahipliğinde resepsiyon düzenledi. Resepsiyonda ünlü Japon Şef Masayuki Okuda

ve ünlü Türk Şef İbrahim Önen, Japon kamu temsilcileri, ithalatçı firmalar, basın

mensupları, blogerlar ve aynı tarihlerde Japonya’da düzenlenen Foodex Gıda Fuarı’na

katılan Türk firmalarının yetkililerinden oluşan 220 kişilik heyete Türk gıda ürünlerini

Japon damak tadına uygun menülerle sundular. Resepsiyonda konuşan Ege İhracatçı

Birlikleri Koordinatör Başkan Vekili Nurettin Tarakçıoğlu, Japonya’nın 130 milyon

nüfuslu, besinsel değeri yüksek, kaliteli gıda ürünleri tüketim alışkanlığına sahip

bir ülke olduğunu ve Türk gıda sektörü için en önemli hedef pazarlardan bir tanesi

olduğunu kaydetti.

S. Pellegrino 3. kez “Dünyanın

En İyi Genç Şefi”ni seçiyor

Tüm dünyada İtalyan yaşam stilinin ve “fine dining” konseptinin temsilcisi S.

Pellegrino’nun düzenlediği Genç Şef yarışmasının 3’üncüsü için başvurular

başladı. Yoğun ilgi gören ve her yıl 3 bini aşkın genç şefin başvurduğu “S.

Pellegrino Young Chef” yarışması tüm dünya ile aynı anda Türkiye’de de

başladı. Yarı final ve finallerin toplam 18 ayda tamamlanacağı yarışmaya

başvurular, 30 Nisana kadar devam edecek. Yarışmaya katılmak için 30 yaş

altında olmak ve bir restoranda şef, sous chef veya chef de partie olarak

en az bir yıl çalışmış olmak kriterleri aranıyor. Yarışmacılar başvurularını

kendilerine ait özgün ve en iddialı yemeklerini tanıtan metin ve fotoğraf ile

www.sanpellegrino.com adresi üzerinden yapabiliyor.


hotel restaurant

98 & hi-tech

gastro aktüel

Bolca Hindi Erpiliç güvencesiyle

büyüyecek

Türkiye’nin en büyük ilk 100 sanayi kuruluşu arasında yer alan,

piliç eti sektörünün güçlü markası Erpiliç, ‘Yerli sermaye yerli

büyüme’ yaklaşımı ile hindi eti pazarının marka ismi Bolca Hindi’yi

satın aldı. Üretim gücü, lojistik alt yapısı ve güçlü bayi yapılanması

ile iç pazarda piliç eti üretiminin yaklaşık yüzde 10’unu karşılayan

Erpiliç, ‘kuru yolum’, ‘helal gıda’ ve ‘elle kesim’ kriterlerini hindi

eti sektörüne taşıyarak, hindi eti pazarında da söz sahibi olacak.

Pazarı büyütme hedefi ile 3 yıllık süreçte yıllık hindi eti tüketimini

kişi başı 0.7 gramdan 1 kg’ye çıkarmayı hedefleyen Erpiliç, zengin

protein yapısı, düşük doymuş yağ oranı ile kırmızı ete alternatif

görülen ve çok daha ucuz olan hindi etini tüketicinin severek ve

güvenerek tükettiği lezzetler arasında üst sıralara taşıyacak.

Erpiliç’in, ekonomik daralmanın yaşandığı süreçte ‘Yerli sermaye

yerli büyüme’ yaklaşımı ile kendi coğrafyasında doğan bir

markaya yaptığı bu önemli yatırımın, Türkiye ekonomisi, kanatlı

eti sektörü ve tüketici adına önem arz ettiğinin altını çizen Erpiliç

Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Ericek ‘İnsanımıza zengin

protein yapısıyla henüz keşfedilmeyen, kırmızı ete alternatif olan

ve fiyatı ile her kesimin rahatlıkla ulaşabileceği bu değerli gıdayı

ulaştırarak daha sık tüketilmesini sağlayacağız’ dedi.

Türk mutfağının klasiği bulgur da

artık Torku’dan

Türkiye’nin en genç gıda markası Torku, Türk mutfağının

klasiği olan bulgur üretimine başladı. Türkiye’nin en çok

buğday üreten çiftçisi unvanına sahip üretici ortaklarıyla

çalışan Konya Şeker, Bulgur Fabrikası için yatırımlarını

tamamladı. “Tarımın Ana Yurdundan Dünyaya” sloganı ile

Torku Çatalhöyük Bulgur, çok yakında tüketiciyle buluşacak.

Şeflere özel yeni bir lezzet

Ülker Bizim Krema

Ev dışı tüketim alanında hizmet veren profesyonellere, doğru ürün, doğru

fiyat, doğru zamanlama ve üstün hizmet anlayışı ile ulaşmayı hedefleyen

Ülker Eksper, mükemmeli arayan şeflere özel geliştirdiği yeni ürününü

sektörle buluşturdu. Süt ve bitkisel yağın mükemmel uyumu ile geliştirilen

Ülker Bizim Krema, şeflerin beklediği kıvamda, %32 yağlı, sıcak ve soğuk

uygulamalarda yüksek performansı ile dikkat çekiyor. Ülker Bizim Krema,

ısı ve aside dayanıklı, kesilme yapmayan, şeker içermeyen, çırpma

uygulamasına uygun, yüksek sıcaklıklara dayanıklı, sıcak uygulamalarda

ideal kaplama özelliği ve lezzeti ile şeflerin yeni tercihi olmayı hedefliyor.


CarrefourSA balıkta cirosunu 4 katına

çıkarmayı hedefliyor

CarrefourSA, “balıkta” lider olmak için kolları sıvadı. Tedarik zinciri, satın

alma, lojistik ve market satış alanlarını yenileyen CarrefourSA, oluşturduğu

“Su Ürünleri Platformu” Projesi ile Türkiye’nin her bölgesinden satın aldığı

balıkların tüm kalite kontrollerini yaptıktan sonra tek noktadan “soğuk zincir”

araçlar ile marketlerine sevk ediyor. CarrefourSA Genel Müdürü Z. Hakan

Ergin, CarrefourSA’nın balıktaki potansiyelini ortaya çıkaracaklarını belirterek,

“Diğer ürünlerimizde olduğu gibi balıkta da tazelik, çeşit sayısı, hizmet ve fiyat

olarak müşterimize en kaliteli alışveriş olanağını sağlayacağız. Geçtiğimiz

yıl yaklaşık 25 – 30 olan balık çeşidimizi bu yıl av yasağında 45 – 55, balık

sezonunda da 70 – 80 arasına yükselterek, ciromuzu 4 katına çıkarmayı ve

Türkiye’nin en çok balık satan marketi olmayı hedefliyoruz” dedi.

Eser Hotel’den Türk Usulü geç kahvaltı

Turizm sektörünün İstanbul’daki önemli oyuncularından biri olan

Eser Premium Hotel&Spa, baharın gözünü kırpmasıyla hafta

sonlarını güzelleştirmek için kapılarını Pazar kahvaltılarına açıyor.

Birbirinden nefis lezzetlerin bir araya geldiği Türk usulü geç

kahvaltıya deniz manzarası ve sevdiklerinizin gülümsemesi eşlik

ediyor. Sabahın erken saatlerinde başlayan kahvaltı keyfi, Pazar

keyfini uzatmak isteyenleri de düşünüp saat 14:00’e kadar sürüyor.

Simit Sarayı Arap Yarımadası’ndaki

büyümesini sürdürüyor

Dünya markası olma vizyonuyla hem yurt içinde hem yurt dışında yatırımlarına

hız kesmeden devam eden Simit Sarayı, Arap yarımadasında açtığı mağazalar

ile geleneksel Türk lezzetlerini dünya ile buluşturmaya devam ediyor. Suudi

Arabistan’da çok sevilen Simit Sarayı, 2017 yılında özel çikolata ve lokum

ürünlerinin yanı sıra hediyelik ürün satışlarına da başlayacak. Suudi Arabistan’ın

gözde alışveriş merkezlerinden Mekke Mall ve Zahran Mall’da açılan mağazalar

Arap lezzet tutkularından büyük ilgi gördü. Çok sayıda yolcunun ziyaret ettiği

Riyad ve Abha havaalanlarında açılan Simit Sarayı mağazaları ise hem şık

dekorasyonu hem de çok sevilen lezzetleriyle Araplardan tam not aldı.

Üç Öğün’e Altın Marka ödülü

Catering sektörünün iddialı şirketlerinden Üç Öğün, Avrupa Birliği’nde Tüm

Tüketicileri Koruma Derneği`nin (TTKD) altın marka ödülüne layık görüldü.

İstanbul’da düzenlenen ödül töreninde bir konuşma yapan Üç Öğün Yönetim

Kurulu Başkan Yardımcısı Faruk Dural, gıda sektörüne yaptığı ciddi katkıların

yanı sıra tüketici sağlığı ve memnuniyetini her daim ön planda tutarak kazandığı

başarılar ile Üç Öğün markasının güvenilirliğini perçinlediğini belirterek, “17

yıllık geçmişi ve 550’yi aşkın çalışanıyla, kalite, hijyen, teknoloji, sağlık ve

güvenlik kavramlarını ön planda tutarak tüketicinin değişmez markası olmayı

başardığımızı görmek bizler adına onur verici. Bizi ödüle layık gören, bizi tercih

eden ve destekleyen herkese teşekkür ederiz” dedi.


hotel restaurant

100 & hi-tech

gastro aktüel

Caffè Nero 10. yılında

yeni mağazalarla büyüyor

Türkiye’de 10. yılını geride bırakan Caffè Nero, 2017 büyüme hedefleri

doğrultusunda yatırımlarını sürdürüyor. Kısa bir süre önce Ankara

Yüksek Hızlı Tren Garı, İstanbul’da Bağdat Caddesi, Bahariye ve Kadıköy

Çarşı’da yeni mağazalar açıldı. Caffè Nero, önümüzdeki dönemde de

yeni konsept mağazalarını art arda açmayı hedefliyor. Hazırlıkları süren

Premier Kampüs ve Ritim İstanbul mağazalarının ise kısa süre içinde

faaliyete geçmesi planlanıyor. Caffè Nero, tasarımı ve mimarisiyle fark

yaratan ve Anadolu Yakası’nın yeni cazibe merkezi olacağı düşünülen

Emaar Square Alışveriş Merkezi’nde yer alacak.

Summit Bar&Terrace’da

bitmeyen eğlence

Conrad İstanbul Bosphorus’un, Boğaz’in en güzel manzarasını sunan

mekanı Summit Bar&Terrace düzenlediği keyifli aktivitelerle eğlence

severlerin vazgeçilmez mekanı olacak. Summit Bar&Terrace’da hafta

içi her gün 18.00-20.00 saatleri arasında düzenlenen ‘Happy Hours’

konsepti ile iş sonrası Boğaz manzarasına karşı bir yandan müziğin

tadını çıkartırken diğer yandan birbirinden lezzetli kokteyllerle günün

yorgunluğundan kurtulabilirsiniz. Ayrıca bu saatler arasındaki ikinci

içeceğiniz Conrad İstanbul Bosphorus’un ikramı olacak.

Her Dem Toprak İçin projesi

eğitimleriyle 6 bin kişiye ulaşıldı

2016 yılında TEMA Vakfı ve Doğuş Çay iş birliği ile sürdürülebilir çay

tarımının temelini oluşturan toprak sağlığının korunması konusunda

başlatılan ‘Her Dem Toprak İçin’ projesi kapsamında ‘Sürdürülebilir Çay

Tarımı Eğitimleri’ gerçekleştirildi. Dünyanın sayılı çay üretim merkezlerinden

biri olan Rize’de düzenlenen eğitimlerde çay üreticileri odak noktası oldu.

Eğitimlerde, üreticilerle birlikte sosyal çevresini oluşturan öğretmen, din

adamı, muhtar, kadın, öğrenci gibi toplumun farklı kesimlerinden 6 bin

kişiye eğitim verildi. Eğitimler kapsamında herkes çay bahçelerinde sağlığı

bozulan topraklar için önlem almaya davet edildi.

Nopa’ya bahar geldi

Her yeni sezonda, kendine bir motto belirleyip, ondan ilham alarak

tasarladığı menüleriyle, yeme içme tutkunlarından tam not alan Nopa

Restaurant; bu sezon da mekanın kendi tasarımından ilham alan bir menüye

imza atıyor. Nopa’nın dikey duvarlarındaki canlı çiçek ve yapraklardan

esinlenen Şef Deniz Ahmet Köse, yeni menüdeki tabaklarda, renkli çiçek ve

yapraklardan yararlanıyor. Baharın tüm renlerini yansıtan yeni menüde en

dikkat çeken yemeklerden bazıları ise; ısırgan otlu Moğol mantısı, isli yoğurt

ve et consome ile servis edilen susam yaprağı dolması, Isparta gül yaprakları

ile servis edilen yeşil salata ve farklı yorumlanmış kabak çiçeği dolması.


Mikla, ilk 50’yi zorluyor!

Hem ulusal, hem de uluslararası alanda çok sayıda ödül

kazanan Mikla, bu sene de üçüncü kez dünyanın en iyi 100

restoranı arasına yer almayı başardı. Gastronomi alanında

uzmanlaşmış 1040 üyeden oluşan “The World’s 50 Best

Restaurants” (Dünyanın En İyi 50 Restoranı) bu yıl da dünyanın

en iyi 100 restoranı listesinde Mikla’nın 51. sırada yer aldığını

açıkladı. 2015 yılında listeye 96. Sıradan giren Mikla, 2016 yılında

40 sıra sıçrayarak 56. sıraya yükselmiş ve bu senede tırmanışı

sürdürerek 51. sıraya gelmiştir. Mikla, listeye üç sene üst üste

giren tek Türk restoranı oldu.

Çikolata tutkunlarına

Torku’dan yeni özel lezzetler

Torku Dream, Premium çikolata pazarına iddialı giriş yaptı. Torku

Dream, sütlü ve bitter lezzetlerine uygun özel kakao çekirdeği,

özenle hazırlanmış sıra dışı ama uyumlu lezzet kombinasyonları ile

çikolata sevenlerin vazgeçilmezi olacak. Torku Dream bitter serisi;

bitter çikolata tutkunlarına özel %60 kakao yoğunluğunda bitter

lezzeti sunuyor. Sade bitter çeşidinin yanında bittere en çok yakışan

bütün Antep fıstıklı çeşidini de farklılaşarak sunuyor. Lezzeti en üst

düzeyde tutacak ilk hasat Antep fıstığının kullanıldığı bu çeşitte aynı

zamanda kakao nibi (kakao çekirdeği parçacığı) ilavesiyle özgün bir

lezzet geliştirildi. Torku Dream bol sütlü serisi ile de iki farklı alternatif

sunuyor. Damakta kolay eriyen kadifemsi yapısı ve hem ince hem

de zarif kalıp tasarımı ile benzersiz bir çikolata deneyimi yaşatmayı

planlıyor.

Zuma Bodrum, 2017 yazına hazırlanıyor

Yalıkavak Palmarina‘da yer alan Zuma Bodrum, misafirlerine, yenilenen

dekorasyonu ve benzersiz atmosferi ile çok özel bir lezzet deneyimi

sunmaya hazırlanıyor. Başarılı şef Rainer Becker tarafından yaratılan

Zuma, otantikliğiyle tanınan modern Japon mutfağından lezzetleri, en

yüksek kalitede içeriklerle hazırlayıp sade ve bir o kadar da etkileyici

sunumlarla takdim ediyor. Izayaka mutfağını Bodrum’daki sofistike ve şık

ortamında sunan Zuma, paylaşımlık lezzetleri ve yaz akşamlarına eğlence

katacak DJ performansları ile bu sezonun da en gözde mekanlarından

olacak.


hotel restaurant

102 & hi-tech

hijyen

Şeffaf

Mutfak

Golden Cıty

Awards Ödülü

Getirdi

Çekmeköy Belediyesi’nin Sealed Air iş birimi Diversey Care ortaklığında ilçedeki gıda ve

içecek işletmelerine yönelik başlattığı Şeffaf Mutfak Projesi, Golden City Awards 2017’de

“Yılın En İyi Sağlık Projesi” seçildi.

Altın Kentler Platformu tarafından

düzenlenen dünya şehircilik

ödülleri Golden City Awards 2017,

Conrad Hotel’de geçtiğimiz günlerde

yapılan özel bir törenle sahiplerini

buldu. Ödül kazanan projelerden biri

de Çekmeköy ilçesindeki; gıda ve

içecek üretim tesisleri, restoranlar,

kafeler, catering şirketleri, okullar,

şarküteriler ve kasaplar gibi tüm

yeme içme mekanlarının uygun hijyen

standartlarına ulaşmasını hedefleyen

Şeffaf Mutfak Projesi oldu.

Ödül töreninde konuşan Çekmeköy

Belediye Başkan Yardımcısı Şenol Çetin,

“Bu bölgeyi turizm vadisi yapmak için

çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özellikle

hafta sonları başka ilçelerden birçok

konuğumuz oluyor. Onlara dünya

standartlarında tesisler ve hizmet

sunmak için başlattığımız projemizin

gördüğü ilgiden büyük mutluluk

duyuyorum” diye konuştu.

Güvenilir ve sürdürülebilir

işletmeler hedefleniyor

Şeffaf Mutfak Projesi, sunduğu üstün

çözümlerle daha temiz ve daha sağlıklı

bir gelecek için faaliyetlerini sürdüren

Sealed Air’in iş birimi Diversey Care

ortaklığında sürüyor. Proje çerçevesinde

yapılan denetimler sayesinde,

mekanların gıda güvenliği şartlarına

uygun hale getirilmesi ve doğru hijyen

seviyesine ulaşması hedeflenirken,

müşteriler nezdinde güvenilir ve

sürdürülebilir işletmeler yaratmak

amaçlanıyor.

Şeffaf Mutfak Projesi,

sunduğu üstün

çözümlerle daha temiz

ve daha sağlıklı bir

gelecek için faaliyetlerini

sürdüren Sealed Air’in

iş birimi Diversey Care

ortaklığında sürüyor.


hotel restaurant

104 & hi-tech

hijyen

Ev dışı tüketimde trendlere

uygun yeni ürün

Parfümlü Tuvalet Kağıdı

Ev dışı tüketim sektörünün yenilikçi temizlik kağıdı markası Selpak Professional Premium ailesinin

en yeni üyesi olan Parfümlü Tuvalet Kağıdı ile sektörde bir ilki gerçekleştiriyor. Ev dışı noktalarda

trendlere ve farklı ihtiyaçlara uygun çözümler sunan Selpak Professional, yeni pudra kokulu tuvalet

kağıdını işletmelerin beğenisine sunarak, tuvalet ve banyoların havasını değiştiriyor.

Tüketiciler, otel, restoran gibi ev dışı

tüketim noktaları arasında tercih

yaparken, birinci sırada ‘temizlik’

kriterine önem veriyor. İşletmeler için

ise tuvalet ve banyolarda yapılan temizlik

sonrası ferah kokunun kalıcı olması bu

açıdan büyük önem taşıyor.

İşletmelerin ihtiyaçlarına yönelik

yenilikçi ve yaratıcı ürünler geliştiren

Selpak Professional Premium ailesine

kattığı Parfümlü Tuvalet Kağıdı ile ev

dışı tüketim sektöründe öncü oluyor

ve temizlik kokusunun banyo ve

tuvaletlerinde gün boyu kalıcı olmasını

tercih edecek işletmelerin beğenisine

sunuyor.

Pudra kokusu

temizlik hissini güçlendiriyor

Türkiye’de ev dışı tüketim sektöründe

bir ilk olan Selpak Professional

Premium Parfümlü Tuvalet Kağıdı,

banyo ve tuvaletlerde yarattığı hava ile

farklılaşmayı hedefleyen işletmeler için

bir alternatif oluyor.

Butik oteller, spa merkezleri, spor

salonları gibi ambiyansı ile fark

yaratan noktalara trendlere uygun bir

çözüm getiren Selpak Professional,

parfümlü tuvalet kağıdının temizlik

hissi veren pudra kokusu ve dekoratif

rengi sayesinde saniter alanların

havasını değiştiriyor. Aynı zamanda

tuvalet kokusu aparatı için yeterli alanı

bulunmayan küçük tuvalete sahip

işletmeler için pratik bir çözüm sunuyor.

Dermatolojik olarak test edilen Selpak

Professional Premium Parfümlü Tuvalet

Kağıdı, yumuşak dokusuyla hassas

cilde sahip kişilerde kullanım rahatlığı

sunuyor.


hotel restaurant

106 & hi-tech

fuar

Ege Seramik Unıcera’da

2017 trendlerini belirledi

Ege Seramik, Unicera Seramik Mutfak Banyo Fuarı’nda sergilediği 2017

Spring Collection ürünleri ile banyo ve mutfaklardaki yeni trendleri belirledi.

Türk Seramik Sektörü’nün

en büyük fuarı olan Unicera

Seramik Mutfak Banyo Fuarı,

8-12 Mart tarihleri arasında Yeşilköy

Cnr Expo’da gerçekleştirildi. Seramik

ve banyo ürünleri distribütörü

firmaların, ihracat müşterilerinin

ve nihai tüketicilerin yoğun ilgi

gösterdiği fuar birçok seramik ve

vitrifiye firmasına ev sahipliği yaptı.

İbrahim Polat Holding şirketlerinden

Ege Seramik’in de yer aldığı

Unicera Seramik Banyo ve Mutfak

Fuarı, 75 bin kişiye yakın ziyaretçisi

ile beklenenin üzerinde ilgi ve

yoğunluk içinde geçti. Ege Seramik,

birbirinden farklı konsept, ebat ve

yüzey alternatifleri sunan 2017 Spring

Collection’ın 24 yeni serisi ile büyük

beğeni toplayarak, sektör trendlerini

belirleyen firma olduğunu bir kere

daha göstermiş oldu. Ürünlerin

başarısındaki en belirleyici unsurlar

ise; renklerin canlılığı, rölyeflerin

belirginliği, dokuların gerçekçiliği,

yüzeylerdeki pürüzsüz parlaklık ve

dekorlarda kullanılan desenlerin son

dekorasyon trendlerine uyumu oldu.

Unicera Fuarı’nın açılışını yapan

İstanbul valisi Vasip Şahin ve

CNR Holding Yönetim Kurulu

Başkanı Ceyda Erem, açılış

sonrası gerçekleştirdikleri Ege

Seramik stand ziyaretleri sırasında,

Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim

Polat ile birlikte fuar geneli ve

Ege Seramik ürünleri hakkında

değerlendirmelerde bulundular.

100’lerce yabancı ziyaretçisini de

ağırladı

50’den fazla ülkeye ihracat yapan

Ege Seramik, standında farklı

coğrafyalardan gelen 100’lerce

yabancı ziyaretçisini de ağırladı.

Farklı beğeni ve zevkleri olan,

farklı coğrafyalara hitap edebilen

zengin ürün portföyü ile, tüm

ihracat müşterilerinden olumlu geri

dönüşler alan Ege Seramik, fuardan

ihracat pazarları için de maksimum

fayda sağladı.

İç ve dış pazarlardan katılan tüm

ziyaretçilerden yoğun ilgi gören

ve çok beğenilen ürünler arasında

özellikle Carina, Sophia, Trove Rosso,

Oxford, Monticello ve Harvest ve Epic

Serileri öne çıktı.


Üretim tesislerinde

gerçekleştiği

modernizasyon

yatırımlarının etkisi

ile ürün portföyünün

pazara uygun, dinamik

ve zengin alternatifli

olmasını sağlayan

Ege Seramik, aynı

zamanda dünya

standartlarında belgeli

üretim faaliyetleri ile, iş

ortakları ve tüketicilerde

sağladığı güvenilirliğinin

artarak devamı için

çalışmalarına devam

ediyor.

Sezona hızlı bir giriş yapan Ege

Seramik, ürünlere yoğun talep

olduğunu, ve sezonun aynı

başarı grafiği ile devam etmesini

beklediklerini vurguladı.

Carina; Pastel renkleri, tekstil

desenli dekorları ve camsı yüzeyli

parlak görünümü ile Carina,

tüketicisiyle buluştu. 30x60 ebadı

ile mutfakta tezgah aralarında

kullanılabileceği gibi aynı zamanda

banyolar içinde dekoratif bir

alternatif.

Sophia; Sırlı granit ve tam parlak

rektifiyeli Sophia; hem şıklıktan hem

sağlamlıktan ödün vermeyenlerin

yeni gözdesi. Sophia, 60x60 ölçüsü, 3

renk seçeneği ve mozaik görünümü

ile yer kaplamasında son trend.

Trove Rosso; Dekora bakışınızı

değiştirecek yepyeni bir ürün, Trove

Rosso! Etnik desen altın sarısı ile

buluştu, ortaya sezonun en trend

dekoru çıktı. Kabartmalı dokusu ve

parlak yapısı ile Trove Rosso, 30x60

boyutu ile karşınızda.

Oxford; Kim demiş seramik halı

gibi görünemez diye? Halının sıcak

görünümü seramiğin sağlamlığı ve

hijyeni ile birleşti, ortaya yepyeni bir

seri çıktı. Oxford 60x60 boyutu, tekstil

dokusu ve desen alternatifi ile bu

sezon açık alanlarda halının en güçlü

alternatifi.

Monticello; Mermer ve dekorun

uyumu Monticello’da yeni bir anlam

kazanıyor. Monticello 33x99, 60x60

ve 60x120 boyutları, 3 renk ve parlak/

tam parlak seçenekleri ile tüm

mekanlarınıza şıklık katmakta iddialı.

Harvest; Ahşabın gri tonlarla hayat

bulduğu Harvest Serisi, sadece

mutfak ve banyolarınızı değil, tüm

yaşam alanlarınızı güzelleştirmeye

geliyor. 20x120 boyutu ve farklı ton

geçişleri ile Harvest tüm mekanların

yıldızı olmaya aday.

Epic; Eskitilmiş ahşabın

güzelliği seramiğin sağlamlığı

ile Epic Serisinde buluştu. Sizde

mekanlarınızda rustik bir görünüm

elde etmek istiyorsanız 15x90 boyutu

ve 3 renk seçeneği ile Epic ilk

tercihiniz olacak.


108

hotel restaurant

& hi-tech

fuar

İki İtalyan bir arada

‘mükemmeli keşfet’tiler!

2017 yılı ana teması “Mükemmeli Keşfetmek’’

olan İtalya’nın markası ISVEA, yapı sektörünün en

önemli fuarı Unicera’ya banyolarda devrim yapan

mükemmel teknolojileri, ödüllü tasarımları ve

yepyeni ‘Mutfak Mobilyaları’ ile damgasını vurdu.

1962’den bu yana tasarımı ile

İtalya’nın önde gelen aktörlerinden

olan ISVEA, son teknoloji ile

donatılmış, ödül sahibi özgün

tasarımlarını sergilediği Unicera

Fuarı’nda ISVEA Cucine ürünlerini de ilk

kez görücüye çıkarttı.

Mottomuz “Mükemmeli

Keşfetmek”

ISVEA’nın 2017 yılı ana teması

“Mükemmeli Keşfetmek”. ISVEA Bagno

ile tasarım ve teknolojiyi mükemmel

bir uyumla birleştiren ISVEA, Unicera

Fuarı’nda Cappitone, Roll’s Lunna,

Allegro, Flamma, Regina, Sott’aqua

Marino, Sott’aqua Soffice, Viva, Eleganza,

Sentimenti, Soluzione, Sistema,

Colorisvea ve Isvearte gibi 20’nin

üzerinde farklı konsepte sahip, 200’e

yakın ürünü ziyaretçilerin beğenisine

sundu. ISVEA Cucine ile mükemmelliği

ilk kez mutfaklara taşıyan ISVEA, mutfak

grubunda da 8 farklı koleksiyona sahip.

İki ünlü İtalyan bir arada

ISVEA Cucine tanıtımı için Ünlü İtalyan

Şef Danilo Zanna ve ISVEA CDO’su

(Chief Design Officer) Ettore Giordano;

ISVEA standında bir araya gelerek, kendi

elleriyle davetlilere İtalyan lezzetleri

hazırladılar. Danilo Zanna’nın ISVEA’ya

özel olarak hazırladığı ve Türkiye’de ilk

kez yapacağı İtalyan tatlısına, markanın

üst düzey yetkilileri de mutfağa girerek

yardımcı oldular. Renkli anların

yaşandığı, keyifli sohbet ve ikramlar

eşliğinde ziyaretçilere ISVEA ürünlerinin

tanıtıldığı davete ECE Holding Yönetim

Kurulu Başkanı Erdem Çenesiz ve ISVEA

CEO’su Bülent Onur ev sahipliği yaptı.

Çenesiz: “İddialı büyümeye devam

ediyoruz”

Davette konuklarına hoş geldiniz diyen

ECE Holding Yönetim Kurulu Başkanı

Erdem Çenesiz konuşmasında; “ECE

olarak, 2013 yılında satın alarak

bünyemize kattığımız ISVEA bugün

vitrifiye seramik ürünlerinin yüzde

65’ini ihraç ediyor. Grubumuz içindeki

ihracat oranı ise %40. Hedefimiz yeni

dönemde bu oranı %60’lara çıkarmak.

Rusya ile ilişkilerin düzelmesi ile

birlikte yeni dönemde ihracatımız

daha da artış gösterecektir. En büyük

pazarımız olan İtalya’dan sonra Türkiye

ikinci büyük pazarımız oldu. İngiltere,

Almanya ve Hindistan pazarlarına

daha fazla yoğunlaşacağız. Öte yandan

iç pazarda inşaat sektöründeki yeni

projelere odaklanarak büyüme oranımızı

artıracağız. Yeni ürün teknolojileri

ile birlikte iç pazarda yakaladığımız

büyümeyi 2017’de de sürdürmeyi

hedefliyoruz.”


ISVEA Cucine ile artık

mutfaklardayız

“Bu yıl bizim için ISVEA ile mükemmeli

keşfetme yılı oldu. İtalya’nın üstün

tasarım anlayışı ile teknolojiyi

birleştirerek, banyolarda mükemmeli

keşfettik. Türk insanın banyo kültürüne

yeni bir anlayış getirdik. Türkiye

pazarında da beğenilen ve yoğun

talep gören ISVEA artık ISVEA Cucine

olarak mutfaklara da mükemmellik

anlayışını taşıyor. Şimdilik sadece

kurumsal satışlarla pazara sunacağımız

ISVEA Cucine tasarımları zamanla

mağazalardaki yerini alacak. ISVEA

olarak Türkiye pazarındaki iddialı

büyümemize devam ediyoruz” dedi.

Giordano: “İtalya’nın tasarım

anlayışı ile teknolojiyi birleştirdik,

mükemmeli keşfettik”

ISVEA CDO’su (Chief Design Officer)

Ettore Giordano ise konuşmasında;

“Bu yılın trendler odağında tasarım ve

teknolojinin mükemmel uyumu var.

Teknolojilerin oluşmasında hijyen, su

ve enerji tasarrufu önceliğimiz. Kolay

temizlik sağlayan, hijyen özelliği ile

sağlık açısından da son zamanların en

çok tercih edilen teknolojisi Rimless,

yani kanalsız klozetler hala ön planda.

Sharp & Slim teknolojisiyle hayata

geçen ultra ince kenarlı, iddialı ve şık

lavabolar ise banyoların vazgeçilmezi.

Kullanıcıya maksimum konfor sağlayan,

tasarruf sağlayan, daha şık görünen,

pratik montaj imkanı sunan bu ürünler

mükemmellik kavramını akla getiriyor.

Biz de bu nedenle bu yıl ki mottomuzu

“Mükemmeli Keşfet” olarak belirledik.

Ve bir sürprizimiz de bu mükemmellik

anlayışını mutfaklara da taşımak oldu.

ISVEA Cucine de İtalyan tarzını mutfak

ürünlerinde Türkiye’ye taşıyan elçi

markalardan birisi olacak” dedi.

Ünlü İtalyan Şef ve TV Yıldızı

Danilo Zanna’dan ISVEA için özel

tarif

İki yıldır Unicera Fuarı’ında ISVEA ile

birlikte olan Danilo Zanna, davetlilere

özel bir lezzet şov gerçekleştirdi.

Zanna; “Bu yılki “Mükemmeli Keşfet”

mottosuna uygun ve sadece ISVEA’ya

özel bir tarif tasarladım. Bana bu yılki

mottoları olan mükemmellikten ve

bu mükemmelliği banyolardan sonra

mutfaklara da taşıyacaklarından

bahsettiklerinde aklıma kutlama için

özel bir tatlı yapmak geldi. ISVEA,

özgün ve orjinal ürünler tasarlıyor. Ben

de yepyeni, daha önce Türkiye’de hiç

denenmemiş, yapılması çok zor ama tadı

ve görüntüsü mükemmel olan bugüne

özel bir lezzet tasarladım.Üstelik bu tarif

yeni nesil bir tarif. Yani hiçbir atık yok,

kullanılan malzemenin her şeyinden,

kabuğundan bile yararlanıyorsunuz.

Bunu da ISVEA’nın tasarruflu ürünlerine

benzettim. Tatlımın adı Kabuklu

Mandalina Panna Cotta” dedi.


hotel restaurant

110 & hi-tech

dekorasyon

İç Mimar Gülşah Cantaş

“Restoran değil, deneyim tasarlıyoruz”

Yenilikçi, marka kimliğiyle uyumlu ve müşteri deneyimine odaklı restoran iç mekanlarına imza

atan Kontra, kullanıcıların kendilerini özel hissedecekleri, motive olabilecekleri ve sosyal

hayatlarının parçası haline getirebilecekleri ‘Love Brand’ler yaratıyor...

Türkiye’nin ve dünyanın önemli

kentlerinde iç mekan tasarımlarına

imza atan Kontra, restoran

projelerinde marka kimliğinden yola çıkarak

dekorasyondan logoya, menüden servis

personellerinin apronlarına kadar tüm

detayların uyum içerisinde planlanmasına

özen göstererek aslında mekanı değil

müşteri deneyimini tasarlıyor. Restoran

müşterilerinin önlerine servis edilen

yemekler kadar iç mekan tasarımından da

önemli ölçüde etkilendiklerinin bilincinde

olan Kontra, kullanıcıların kendilerini

özel hissedecekleri, motive olabilecekleri

ve sosyal hayatlarının parçası haline

getirebilecekleri ‘Love Brand’ler yaratıyor.

Restoran iç mekan tasarımlarının, marka

kimliğiyle örtüşen bütüncül detaylarla

birlikte kullanıcıların yeme alışkanlıklarını

ve deneyimlerini etkilediğini, hatta ne

yemek istediklerini ve yeme hızlarını bile

belirleyebildiğini vurgulayan İç Mimar

Gülşah Cantaş, bu nedenle planlanma

sürecinde işverenlerini farklı deneyimler

yaratmaya yönlendirdiklerini belirtiyor

ve ekliyor: “Deneyim endüstrisi çağında

yaşıyoruz. Restoran tasarımlarında

yaptığımız iş öncelikle mekandaki deneyimi

tasarlamak. Bunu da sırf mekanı değil, tüm

markayı ele alarak yapıyoruz. “

Müşteriyi yenilik odaklı yönlendiren Kontra,

ilk olarak ihtiyaç programını tanımlayıp, bu

program üzerinden mekanın içindeki bar,

mutfak ve servis alanlarının doğru akış ve

çözümlemelerini kendi vizyonu ile sunuyor

ve deneyim endüstrisi çağına uygun olarak

alternatif çözümler üretiyor.

Cantaş: “Kullanıcılara deneyim mekanları

tasarlamak çok önemli”

İç Mimar Gülşah Cantaş, kullanıcıların

restoran ile ilgili deneyimlerini

başkalarına aktarmalarını sağlamanın

en önemli koşulunun onlara hakkında

konuşabilecekleri materyaller sağlamak

olduğunu dile getiriyor ve ekliyor: “Restoran

tasarımlarında kullanıcıların kendilerini

özel hissedebilecekleri, marka ile

motive olabilecekleri, sosyal hayatlarına

ekleyebilecekleri deneyim mekanları

tasarlamak çok önemli. Restoranın

kullanıcı ile iletişim kurmasının en önemli

yolu ise yalnız iç mekan tasarımının değil,

kurumsal kimliğin, tabakların, logonun

birbirinden referans alarak aynı dili

konuşmasını sağlamaktan geçiyor. “

Restoran iç mekanlarında renk kullanımının

önemli bir misyon taşıdığını vurgulayan

Gülşah Cantaş, renk seçimlerinde mekanın

fonksiyonunun ve konseptinin en önemli

kriterler olduğunu vurguluyor: “Fast food

markaları için daha dinamik renkler, parlak

ışıklar ve döşemesi sert sandalyeler ile

küçük masalar kullanırken fine dininglerde

sakin renkler, rahat oturmalar, loş ışıklar ve

büyük masalar kullanmayı tercih ediyoruz.

Pudra renk kombinasyonları, doğal ve

açılmış meşeler ve huşlar ile mekan algısı

ferahlatılırken güneş enerjili masa üstü

aydınlatmalar ile tasarıma sıcaklık da

katılıyor.”


hotel restaurant

112 & hi-tech

yeni mekan

Yeni nesil Steakhouse & Şehir Kulübü

“Scarlet” Etiler’de açıldı

Scarlet Steakhouse, Etiler Nisbetiye

Caddesi’nde çarpıcı konseptiyle

açıldı. 800 metrekarelik yeni

adresinde konuklarını ağırlamaya

başlayan mekân, zengin menüsü ile

günün ve gecenin her saatinde keyifli bir

mekân arayan herkesin buluşma noktası

olacak. Misafirlerini adım attıkları ilk

andan itibaren en özel şekilde ağırlayan

Scarlet, Steakhouse olmanın ötesinde

dünya mutfağından en seçkin lezzetleri

sunan menüsü ve kokteylleri kadar

dekorasyonu ile de göz dolduruyor.

İstanbul’a yeni nesil Steakhouse-Şehir

Kulübü kazandırmak amacıyla yola çıkan

Türkiye’nin en genç et ustalarından

Scarlet Steakhouse’un kurucu ortağı

Süleyman Dilek, yeni mekânının çarpıcı

konseptiyle sektöre damgasını vurmaya

hazırlanıyor. Misafirlerinin Steakhouse

kültüründen fazlasını bulacağı mekânda

ürün gamından, sunumuna, marka

kimliğinden dekorasyonuna, personel

giysilerinden, servis malzemelerine

kadar her noktada özel bir ağırlama

deneyimi yaşayacaksınız.

Kanın ve ateşin rengi

Benzersiz et işleme, et pişirme

teknikleri ve müşterileri ile kurduğu

samimiyetiyle tanınan Süleyman Dilek,

şimdi kendi mekânı olan Scarlet için

“İşimizi aşkla, tutkuyla yaparken bizi

en iyi ifade edecek ismin, duyguların

en koyusuna ait bu kavramla ifade

edilebileceğine inandık. Bu nedenle

İstanbul’a yeni nesil bir steakhouseşehir

kulübü kazandırırken aşkın ve

yaşamın rengi kırmızıyla yola çıktık.”

dedi.

Deneyenlerin müptelası olacak

içecek menüsü hazırlandı

Süleyman Dilek, yeni mekânı için şunları

dile getirdi:

“Büyük bir alana yayılan barımızda

farklı beğenilere hitap edecek çok

özel kokteyllerimiz, dünyanın en iyi

şaraplarından oluşan kavımız ve kendi

tariflerimizi içeren şuruplarımız var.

Barımızı adeta bir laboratuvar gibi

tasarladık.


İstanbulluların

yeni buluşma

noktası olmaya

aday “Scarlet”

Steakhouse,

800 m 2’ lik yeni

mekânı ile

Etiler’in tam

kalbinde açıldı.

Doğal ürünlerle hazırlanmış,

deneyenlerin müptelası olacağına

inandığımız bir içecek menüsü

hazırladık. Her şeyi taze olarak alıp,

kendimiz kurutuyor, özel tütsülerle

sunuyoruz.”

Barın önünde bara ait özel

atıştırmalıkları tatmak, yemek harici

gelen misafirleri ağırlamak için bir

roundtable bulunduğunu ifade eden

Dilek, bar ve restaurant menüleri

birbirinden farklı olarak tasarlandığını,

geç bir saatte yalnızca müzik dinleyip

içki içmek için gelecek misafirlerini

düşünerek zengin bir atıştırmalık

seçeneği de sunduklarını dile getirdi.

Dünya mutfaklarından seçkin

lezzetler

Dünya mutfağından seçkin lezzetleri

ve birbirinden özel kokteylleri ile

Etiler’de kapılarını açan steakhouse

anlayışına yeni bir soluk getiren mekan

ayrıcalıklı ambiyansı, zengin menüsü,

özgün dekorasyonu ve servis ayrıcalığı

ile şehrin en favori adreslerinden biri

olacak. Yalnızca en iyi etlerden oluşan

bir steakhouse menüsüne sahip

olmayan mekanda vejetaryenler içinde

alternatif menüler mevcut olacak.

Her hafta düzenli DJ performanslarının

sunulacağı mekânda; özel toplantılar,

kutlamalar, iş yemekleri için iki adet

VIP odası ve bu odalarda isteğe göre

oluşturulan menüler, özel müzik

seçenekleri gibi hizmetler de bulunuyor.

Ortalama 60 kişinin çalıştığı mekânın

kapasitesi VIP bölümler dâhil 250 kişi.

Scarlet, şehre yeni bir soluk getirecek,

iyi yemek, iyi içki, kaliteli müzik, keyifli

bir mekân arayan herkesin günün ve

gecenin her saatinde gelebileceği,

şehrin yeni buluşma merkezi olacak.


hotel restaurant

114 & hi-tech

yeni mekan

Ramiz

Grubu’nun

yeni markası

KİLOGRAM açıldı

3 ülkede 31 ilde 145 şubede hizmet veren

Ramiz Grubu, Köfteci Ramiz’in ardından yeni markası

KİLOGRAM’ı Akhisar’da açtı. Yeme-içme sektörüne yeni bir

soluk getirecek olan KİLOGRAM, İstanbul-İzmir Karayolu

üzerinde ilk restoranıyla hizmet vermeye başladı.

3

ülkede 31 ilde 145 şubede hizmet veren Ramiz Grubu,

Köfteci Ramiz markasından sonra yeni markası

KİLOGRAM’ı yemek severlerle buluşturdu. Türkiye’deki

yeme-içme sektörüne yeni bir soluk getirecek olan mekan,

İstanbul-İzmir Karayolu üzerinde ilk restoranıyla hizmet

vermeye başladı. Akhisar Sanayi Bölgesi girişinde ilk

restoranıyla hizmet vermeye başlayan mekan, et severlerin yeni

gözdesi oldu.

Kilo ile satış

Kilo ile satış

konseptiyle

birbirinden lezzetli

ve taze ürünleri

müşterilerine sunan

KİLOGRAM, pişmiş ya

da pişmemiş ürünleriyle

de çok çeşitliliği hedefliyor.

Türk damak tadına uygun

et ağırlıklı ürünlerinin

yanı sıra; köfte, piliç, sucuk, steak ve şarküteri

ürünlerini kilo ile müşterilerine sunuyor.

Lezzet ve kaliteli yaklaşımıyla hizmet

veren marka, uygun fiyatlarıyla da

dikkat çekiyor. Ayrıca restoranda

yerel ürünlerin satışı da şarküteri

bölümünde yapılıyor.

Toplamda 2.500 metrekarede

hizmete giren mekan; doğa

dostu restoran konseptiyle

de ziyaretçilerin ilgi odağı

oldu. Aynı anda 800 kişinin

yemek yiyebildiği mekan,

farklı dekorasyonuyla

da herkesin beğenisini

kazandı.


Hayata farklı bir lezzet katmak

isteyenlerin yeni adresi Avlu Yeniköy

Avlu Yeniköy,

farklı damak

tatlarına hitap

eden lezzetleri ve

evinizin rahatlığında

hissedebileceğiniz

ortamıyla, bu yeni

konsepti denemeniz

için İstanbullu lezzet

severleri mekanına

bekliyor.

Yeniköy’ün taptaze mekanı Avlu, yeni nesil gurme anlayışına

hizmet eden “Casual Fine Dining” konsepti ile İstanbullu

lezzet düşkünlerini şimdiden bir araya getirmeye başladı.

Günlük yaşamınızda evinizdeki rahatlığa

alternatif bir yaklaşım sunacak

şekilde dekore edilen Avlu Yeniköy,

çabasız doğal şıklığı ile Yeniköy’den şehre

açılan, sıcacık bir lezzet kapısı. Yeniköy sahil

yolunun kadim çınar ağaçları altında yer alan

giriş bölümü, Casual Fine Dining konseptine

uygun sade ama şık iç alanı ve mekana

ruhunu veren, hem eşsiz lezzetler hem de

enfes kokteyller tadımlayabileceğiniz saklı

bahçesiyle üç farklı bölümden oluşuyor.

Barıyla da iddialı

Pek çok baştan çıkarıcı lezzetin yer aldığı

mekan, sadece menüsünde yer alan

farklı lezzetler ile değil, bar kısmı ile

ilgili de oldukça iddialı. Türkiye’nin en iyi

Miksolojistleri tarafından yaratılan kokteyl

menüsü ve mekanın başarılı müzik seçimleri

ile misafirleri tarafından şimdiden övgü dolu

geri bildirimler alıyor.

Menü içerisinde yer alan tüm alternatifler,

Avlu’nun kendi mutfağında özenle seçerek

bir araya getirdiği günlük ve taze ürünlerden

oluşuyor. Öne çıkan lezzetler arasında Tom

Kha Gai Çorbası, Baklava Hamurunda Ördek,

48 saatte pişirilmiş Kuzu Küreği, Melisa

Buharında Levrek ile tatlılardan Cennetten

Gelen ve Lemon & Lemon yer alıyor. Bar

kısmında ise, Smoke Jazz ve Grapefruit Tree

kokteyli kısa bir sürede kendi müdavimlerini

yaratmış durumda.


hotel restaurant

116 & hi-tech

mekan

Hem sağlıklı

hem geleneksel

Petit Pain

Temel faaliyet alanı fırıncılık ve pastacılık

olan Petit Pain, doğal ve kaliteli malzeme

kullanımı, katkı maddesi içermeyen ürünleri

ile kurumsal ve bireysel tüketicinin lezzet

adresi oldu.

Fransızca’da ‘Küçük Ekmek’

anlamına gelen Petit Pain,

kültürümüzde büyük öneme sahip

ekmeğe kattığı lezzet, kalite ve çeşitlilik

ile cafe, restaurant, catering firmaları,

beş yıldızlı oteller gibi birçok kurumsal

firmanın vazgeçilmezi oldu. Fransızların

ekmek ve pasta kültürünü Türk damak

tadına uyarlayan Petit Pain, Türkiye’deki

fırıncılığın ve unlu mamul üretiminin

gelişimine doğal malzemeyle hazırladığı

zengin ürün çeşidi, kalitesi ve lezzeti ile

katkıda bulunuyor.

İşletmesi Tolga ve Mithat Bilgiç

kardeşlere ait

Yurt dışındaki ürün çeşitliliğini Türkiye’ye

taşıyan, ekmek ve pasta imalatındaki

kalitesi ve lezzeti ile tanınan Petit Pain

2008’de Tolga ve Mithat Bilgiç kardeşler

tarafından İstanbul Kavacık’da kuruldu.

Fransa’da gastronomi eğitimi alan iş

hayatına daha sonra Londra’da devam

eden Tolga Bilgiç ile Turizm ve Otelcilik

öğrenimi gören Mithat Bilgiç bilgi

birikimlerini ve deneyimlerini Petit Pain

markası altında sunuyorlar. Ayrıca yeni

ürün araştırma ve geliştirmesi Birsel

Bilgiç’in bilgisi ve tecrübesi dahilinde

yapılıyor ve yeni trendlere göre devamlı

güncelleniyor.

10. yıla koşuyor

Ortaklardan Mithat Bilgiç artık Türk

insanının doğru beslenmeye önem

verdiğinin altını çiziyor ve şöyle

devam ediyor: “Artık ister işyerinde,

ister evinde isterse davetlerde Türk

insanı; doğal, ekşi mayalı, tam buğday

unundan çok tahıllı üretilen ekmek

yemeyi tercih ediyor. Petit Pain olarak

biz de kurulduğumuzdan bu yana yani

9 yılı aşkın bir süredir ekmek dahil

tüm ürünlerimizde katkı maddesi asla

kullanmıyoruz. Petit Pain kuruluşunun

10. yılını kutlamaya hazırlanırken

kurumsal ve perakende müşterilerine

yeni sürpriz ürünler, lezzetler hazırlığı

içinde” diyor.

Üretim yeri, Kavacık Merkez

Fransız ekmekçiliği ve pastacılığından

lezzetler sunan Petit Pain’in ekmek

ve pasta şefleri İstanbul Kavacık’taki

merkezde üretim yapıyor. Cheesecake,

kek, tatlı tuzlu kurabiye, tart, turta,

kiş, kruvasan, pastalar, ekşi maya ile

üretilen ekmekler, diyet ürünleri ve

daha birçok özel tat Bağdat Caddesi -

Erenköy Petit Pain Patisserrie - Cafe’de

lezzet severlerle buluşuyor. Petit Pain;

cafe, restaurant, catering firmaları ve

beş yıldızlı otellerin günlük ekmek, pasta

tatlı-tuzlu kurabiye, croissant ve çörek

çeşitleri gibi unlu mamul ihtiyaçlarını

karşılıyor.

Otel ve restoranların profesyonel

çözüm ortağı

Türkiye’de bulunan yabancı restaurant

ve otel şeflerinin değişik ürün

taleplerinin yerine getirilmesi için

çözüm ortaklığı sunan Petit Pain; özel

organizasyonlara ürün destekli catering

hizmetleri, şirketlerin doğum günü,

bayi toplantısı, seminer, workshop

toplantıları gibi özel günlerde ihtiyaç

duydukları pasta, tatlı-tuzlu kurabiye

çeşitlerini sağlıklı, katkı maddesiz olarak

karşılıyor.


Gazete baskılarında Türkiye’nin en geniş web ofset makine parkur

ağına sahip olan“İhlas Gazetecilik A.Ş.” bünyesinde, Türkiye

gazetesi başta olmak üzere, günlük olarak çok sayıda ulusal ve yerel

gazeteyi, 6 bölgede bulunan tesislerimizde basmaktayız.

Heatsetlerde (63 kesim günlük 800 bin forma), (58 kesim günlük 800 bin

forma) yüksek üretim kapasitemiz baskı makinelerimizdeki üretim özellikleri

sayesinde siparişlerinizi terminlerine uygun ve kaliteli bir şekilde hazırlayıp

teslim ediyoruz. Modern renk kontrol ve izleme-denetim sistemleri ile

maksimum renk kalitesine ulaşılmakta kokulu sayfalar, özel renkler ve silikon

uygulamaları ile siz müşterilerimize farklılık kazandırmaktadır.

WEB OFSET

İhlas Matbaacılık Baskı Tesisleri, tabaka ofset baskı alanında sektörün önde

gelen isimleri arasındadır. Tabaka ofset baskı makine parkurumuzun zenginliği

ve profesyonel ekibimiz sayesinde tek renkli işlerden, çok renkli işlere

kadar her türlü baskılarınızı uluslararası standartlara göre yapmaktayız.

Mürekkep kontrolü ve renk yönetim sistemleri ile çalışan tabaka ofset

baskı makinelerimiz; laminasyon çeşitleri ile de hizmet vermektedir.

DÜZ OFSET

İhlas Matbaacılık Baskı sonrası tesislerde. Modern makine,

ekipmanları ve kalifiye personelimiz ile hizmet

vermekteyiz. Amerikan cilt, iplik dikiş, mukavva taslama

cilt, iplik dikiş flexi kapaklı cilt, tel dikişli cilt

(tel-omega) spiral cilt, işlere çeşitli fonksiyonlarla

birlikte yapılmaktadır.

MÜCELLİT

İhlas Matbaacılık, ambalaj alanında da faaliyetlerine

başlamıştır. Baskılı ve baskısız dopel

koli, krome karton ve sıvamalı kutu üretimini

bünyesinde toplayarak, ürün yelpazesini daha da

genişletmiştir.

AMBALAJ

“İşi profesyonellerine bırakın”

Merkez Mah. 29 Ekim Caddesi

İhlas Plaza No:11 A / 41

Yenibosna / İSTANBUL - TÜRKİYE

Tel.: + 90 212 454 30 00

www.ihlasmatbaacilik.com

Detaylar İçin:


hotel restaurant

118 & hi-tech

otel-tech

Artık yemeğe çıkmanın akıllı ve kazançlı bir yolu var!

Dine&Pay

Restoranlarda hem rezervasyon hem de hızlı ödeme imkanı sağlayan

Türkiye’nin ilk global sadakat programlı mobil aplikasyonu olma özelliğiyle

Dine&Pay, hem yatırımcısına hem kullanıcısına hem de üye işyerlerine

kazandırma vaadiyle sektöre hızlı bir giriş yapıyor.

Kullanıcıların akıllı telefonları

üzerinden restoranlara kolay

rezervasyon yapabildiği ve

hesaplarını saniyeler içinde ödeyebildiği

bir mobil restoran uygulaması olan

Dine&Pay, Mayıs 2017’de kullanıma

açılacak. 75 üye restoranla hizmete

başlayacak olan uygulamanın 2017

sonu hedefi, büyük şehirler ve turistik

merkezlerdeki 600 üye restoran, 500bin

kullanıcı ve 30 milyon TL ciro.

Mobil uygulamalar içinde tek

global sadakat programına sahip

Cüneyt Ortan, Ferruh Karakaşlı ve

Enver Eren’in ortak girişimi olan

Dine&Pay mobil restoran uygulaması,

birçok ilk ve tek dijital özelliği ve global

kullanım imkanlarıyla rakiplerinden

ayrışıyor. Türkiye’deki benzeri mobil

uygulamalar içerisindeki tek global

sadakat programına sahip olan

Dine&Pay, yatırımcısına, yerli ve yabancı

kullanıcısına ve üye işyerlerine farklı

avantajlar sunabiliyor. Uygulamanın en

önemli avantajlarından biri ise ödüllü

ve global sadakat programı PINS ile

yaptığı exclusive anlaşma. Bu anlaşma

ile PINS’in resmi yeme-içme uygulaması

olan Dine&Pay kullanıcılarına, restoran

harcamalarından kazandıkları PINS

puanlarını dünyanın her yerindeki PINS

üye işyerlerinde kullanabilme imkanı

sunuyor.

Yemeğe çıkarken ihtiyaç duyulan

her şey

tek aplikasyonda

Hiçbir ücret ödemeden üye olunabilen

Dine&Pay’in kullanıcılara yönelik

avantajları arasında; bulunduğu

lokasyondaki restoranların indirimli

saatleriyle ilgili otomatik bilgi gelmesi,

rezervasyon yaptırdığı restorana

uygulama üzerinden dilerse taksi

çağırabilmesi, üye restoranlarda

sipariş verdiği anda hesabı görebilmesi,

garsonu beklemeden hesabı

ödeyebilmesi, hatta hesabı kişi bazlı

bölebilmesi, isterse de PINS puanlarıyla

ödeyebilmesi bulunuyor. Sahip olduğu

global sadakat programıyla fark yaratan

Dine&Pay ile kullanıcılar, Türkiye’deki

restoranlarda yaptıkları harcamalardan

topladıkları PINS’lerini dünyanın her

yerinde kullanabiliyor, yabancı turistler

ise kendi ülkelerinde kazandıkları

PINS’lerle Türkiye’deki restoranlarda

ödeme yapabiliyorlar.

Üye restoranlar yerli ve yabancı

yeni müşteri sayısını artırabilecek

Güçlü altyapı çözüm ortaklarına sahip

olan Dine&Pay, üye restoranlara,

rakip uygulamalardan ayrılan dijital

özellikleriyle birçok avantaj sunuyor.

Dine&Pay ile restoranlar boş

saatlerinde de müşteri bulabilecek,

detaylandırılmış kullanıcı datasına

bilgi gönderebilecek, kullandığı PINS

sadakat programıyla yurtdışındaki

PINS kullanıcılarına mekanlarının

tanıtımını yapabilecek. Dine&Pay, üyesi

olan restoranlara müşteri ve çalışan

memnuniyetini artırma, personelinin

iş yükünü azaltırken onların daha çok

bahşiş kazanmasını sağlama ve özel

kampanyalarla boş saatlerde bile

doluluk oranını yükseltme gibi imkanlar

sağlıyor.


hotel restaurant

120 & hi-tech

otel-tech

Arkel teknolojisine sahip asansörler

kendi enerjisini üretiyor

Türkiye’nin asansör teknolojileri

alanında lider markası Arkel,

dünya çapında önem taşıyan

yeni bir teknolojisi Arkel Rejeneratif

Ünite’yi tanıttı. Ortalama bir masaüstü

bilgisayar kasası boyutundaki cihaz,

asansörün ürettiği enerjiyi yok etmek

yerine şebekeye geri göndererek enerji

tasarrufu sağlıyor.

Arkel Reheneratif Ünite hakkında bilgiler

veren Arkel Kurucu Ortağı ve Genel

Müdürü Melih Küçükçalık, “Senkron tip

elektrik motoruyla çalışan asansörlerde

aşağı yönde ağır yükle veya yukarı yönde

hafif yükle hareket ederken, motor

enerji üretmeye başlar. Bu enerjinin

sönümlenmesi gerekir. Bu nedenle

klasik tip sistemlerde açığa çıkan enerji

frenleme direncine iletilerek ısıya

dönüşür ve boşa harcanır. Yeni teknoloji

Rejeneratif Üniteler sayesinde artık

bu enerjiyi geri kazanmak ve şebekeye

aktarmak mümkün hale geldi” dedi.

Asansörlerde yüzde 35 tasarruf

Rejeneratif ünitelerin yer aldığı

asansörlerin, klasik sistemlere

kıyasla yüzde 35’e yakın tasarruf

sağlamaya başladığına dikkat çeken

Küçükçalık, “Arkel olarak kendi Ar-Ge

çalışmalarımız ile geliştirdiğimiz bu

teknolojiyi ülkemize kazandırmanın

gururunu yaşıyoruz. Dünyada da bu

teknoloji henüz yeni ve pek az biliniyor.

Arkel Rejeneratif ünite ise dünyadaki

pek az rakibi arasında şimdiden yerini

almış durumda” şeklinde konuştu. Her

zaman yenilikçi teknolojiler üretmeye

devam edeceklerini belirten Küçükçalık,

Mediterra’nın yatırımıyla birlikte Arkel’in

kurumsallaşması ve dünya çapında

bir marka olması için çalışmalarını

sürdüreceklerini ifade etti.

Arkel’in Ar-Ge

çalışmalarının

bir sonucu olan Arkel

Rejeneratif Ünite, asansörlerin

ürettiği enerjiyi yok etmek

yerine şebekeye geri

göndererek yüzde 35’e

varan enerji tasarrufu

sağlıyor.


Turizmciler,

Rus turistlere

Yandex’in

teknolojileriyle

erişecek

Yandex, Antalya’da düzenlediği etkinlikte Rus

turistlerle Antalyalı turizmcileri buluşturacak

reklamcılık çözümlerini paylaştı.

Rusya’nın en büyük arama

motoru olan Yandex, teknolojinin

gücünden yararlanarak yeni

turizm sezonunda Türkiye’ye daha

fazla Rus turistin gelmesine katkıda

bulunmayı hedefliyor. 3 Mart Cuma

günü Antalya’da Gloria Golf Resort’ta

bir etkinlik düzenleyen Yandex, Antalyalı

turizmcilerle bir araya gelerek turizm

sektörünün ihtiyaçlarını karşılayan

reklamcılık çözümlerini paylaştı.

Rusya’da yapılan internet

aramalarının %55’i Yandex’te

yapılıyor

Yandex Satış ve Müşteri İlişkileri

Yöneticisi Sergey Gershtein, Yandex’in

Rusya’nın en büyük arama motoru

olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Yandex olarak erişim gücümüz

sayesinde insanların hayatlarında yeni

fırsatlar keşfetmelerine yardımcı olmak

istiyoruz. Rusya’da yapılan internet

aramalarının yüzde 55’i Yandex’te

yapılıyor. Kullanıcıların seyahat odaklı

aramalarını da kolaylıkla analiz

edebiliyoruz. 2015 yılına kıyasla 2016

yılında Rus kullanıcıların seyahatle ilgili

aramaları yüzde 16 arttı. 2017’de daha

da artacağını düşünüyoruz.”

Rusya’da bulunan kullanıcılar tarafından

yapılan aramaların sonuçlarına

göre Türkiye’nin en popüler turizm

bölgelerinden biri olduğunu ifade eden

Sergey Gershtein, sözlerine şöyle

devam etti: “Türkiye, Rus turistlerin

en çok ilgi gösterdiği ikinci ülke ve

yapılan aramalarda bu ilginin hızla

arttığını görüyoruz. Hatta yaz dönemine

doğru Türkiye’nin birinci ülke olacağını

düşünüyoruz. Türk turizmcilerin

Rusya’da çevrimiçi reklam vererek

hedef kitlelerine daha kolay ulaşması

için Rusya’da çalıştığımız 8 önemli

dijital reklam ajansını da Antalya’da

turizmcilerle buluşturduk. Türkiye’deki

turizmcilerin bu yıl güzel bir sezon

geçirmesini diliyoruz. Yandex olarak

buna katkı verebilmek bizi mutlu ediyor.”

Online reklamcılık eğitimi de

verildi

Online reklamcılık eğitiminin de verildiği

etkinlikte Antalyalı turizmciler Yandex’in

“Yandex Direct” ve “Yandex Display” adlı

reklamcılık hizmetleri ve web analiz

aracı Metrica hakkında detaylı eğitim

alma fırsatı buldu. Turizmcilere ayrıca

Rusya pazarının dinamikleri hakkında

bilgiler verilirken, teknolojinin yardımıyla

daha fazla turiste seslenmenin püf

noktaları da anlatıldı.


hotel restaurant

122 & hi-tech

Ulaşım

Mercedes-Benz Türk

50. yıl dönümünü

bayileriyle kutladı

1967 yılında Otomarsan ismiyle İstanbul’da

kurulan Mercedes-Benz Türk 50. kuruluş yıl

dönümünü, yarım asırlık başarılarına ortak

olan bayileriyle birlikte kutladı.

1967 yılında Otomarsan ismiyle

kurulan ve bu yıl kuruluşunun

50. yılını kutlayan, Türkiye’nin en

büyük yabancı sermayeli şirketlerinden

Mercedes-Benz Türk, kuruluş

yıldönümünü başarılarına ortak olan

Türkiye’nin dört bir yanındaki bayileri ile

kutladı. Mercedes–Benz Türk Direktörler

Kurulu Başkanı Süer Sülün’ün ev

sahipliğinde gerçekleşen bu özel

kutlamaya, Mercedes-Benz Türk yetkili

bayi sahipleri ve genel müdürlerinden

oluşan 80 kişilik bir davetli katılım

gösterdi.

Sülün: “Başarılarımızla gurur duyuyoruz”

Kutlama yemeğinde konuşma yapan

Mercedes-Benz Türk Direktörler Kurulu

Başkanı Süer Sülün şunları söyledi:

“Geçen yarım asırlık süre boyunca

Mercedes-Benz Türk ailesi olarak

birlikte büyüdük, birlikte ürettik ve hep

beraber birçok ilke, yeniliğe, başarıya

ve rekora imza atarak şirketimizi

Daimler AG’nin küresel ağı içerisinde

çok önemli bir yere getirdik. Mercedes-

Benz Türk, Türkiye’nin dört bir yanında

bulunan yetkili bayi ve servisleriyle tüm

müşterilerine kaliteli hizmeti güncel

teknolojiyle vererek bu alanda da sektörde

fark yaratıyor. Bu başarılarımızla gurur

duyuyoruz.”

“Başarılara hep birlikte imza attık”

Mercedes-Benz Türk’ün başarılarının

arkasında, çalışan sayısı 4.500’i geçen,

Türkiye’nin dört bir yanında bulunan

yaygın Mercedes-Benz Türk yetkili

bayilerinin de bulunduğunu belirten

Sülün, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Hiçbir başarı tesadüf değildir.

Mercedes-Benz Türk’ün yarım asırlık

başarı hikâyesinin arkasında tüm değerli

çalışanlarımız, dostlarımız ve bu büyük

ailenin bir parçası olan bayilerimizin

emeği var. 50 yıllık yolculuğumuzda

bize inanan, kusursuz ürün ve hizmet

sunma konusundaki çabamıza ortak olan

bayilerimize bağlılıkları ve destekleri için

teşekkür ediyorum.”

Mercedes-Benz’in kazandıran aracı Sprinter Türkiye turuna başlıyor

Kendi kategorisinde sunduğu en yüksek güvenlik donanımlarıyla “Türkiye’nin en çok tercih edilen minibüsü” unvanına

sahip Mercedes-Benz Sprinter, “Kazandıran Sprinter Hep Yanında” sloganıyla Türkiye turuna başlıyor. 14+1+1 Erişilebilir

Minibüsü, 16+1 Comfort Minibüs ve 19+1 Comfort Plus Minibüs modellerinden oluşan Mercedes-Benz Türk Sprinter

konvoyu Karadeniz, Ege ve İç Anadolu bölgelerinde eş zamanlı olarak yollara çıkarak müşterilerle buluşacak. Kalite,

güvenlik ve konfor standartlarını her zaman müşteri beklentilerinin üzerine çıkaran Sprinter minibüsler, personel, okul

ve turizm servislerinde yolcularının güvenliğini artıran özel donanım ve ekipmanları standart olarak sunuyor.


Turizm denince akla artık

“Eşya Turizmi” geliyor!

Taşımacılık artık global bir sektör haline geldi ve birçok firma bulunduğu bölgede evden eve nakliyatın yanı

sıra şehirlerarası hatta uluslararası nakliye alanında hizmet veriyor.

Talebin çok olması aynı zamanda

güçlü bir rekabeti de peşinden

sürüklediği için taşımacılık

alanında bulunan şirketlerin araç ve

personel sayısını arttırarak bu sektörde

de başarıya ulaşmaları gerekiyor.

Şehirlerarası veya uluslararası evden

eve nakliye hizmetini diğer taşımacılık

faaliyetlerinden ayıran en önemli özellik

ise bu işi yapan firmaların her iki şehir

veya ülke hakkında yüksek seviyede bilgi

sahibi olmasının gerekliliği. Bu ihtiyacın

temelini hızlı sevkiyat ve daha güvenilir ev

taşıma hizmeti oluşturuyor.

Artıları ve eksileriyle ister bir şehirden bir

şehire, isterseniz bir ülkeden bir ülkeye

gidin lojistik hizmeti veren Trigron Kargo

Lojistik‘In Kurucusu Gülnihal Yegane,

lojistikte “Eşya Turizmi”nin önemini

vurguluyor.

Artıları ve eksileriyle “Eşya Turizmi”

gitgide artıyor ve bu artışa firmasıyla

katkı sağlayan Gülnihal Yegane’nin konu

ile ilgili görüşlerini paylaşıyoruz;

Turizm deyince aklınıza sadece

insan mı gelir?

Bir konferansa, bir tatile ya da bir fuara

katılmak için de buna benzer işlemleri

yapmıyor musunuz? Hangi amaçla

olursa olsun başka bir ülkeye gitmek

için birazdan sayacağım birkaç aşamalı

zahmeti ya siz çekiyorsunuz ya da turizm

acentanıza devrediyorsunuz, onlar tüm

organizasyonu yapıyorlar. Siz de seyahat

için valizinizi hazırlarken zamanın

geçmesini bekliyorsunuz. Hele ki ucunda

keyifli bir olay varsa değmeyin keyfinize…

Bu söylediklerim bizler için geçerli.

Peki ya ürettiğimiz ya da ithal

edeceğimiz malzemeler için ne demeli?

Bana “Yaptığın işi tanımlar mısın?”

dediklerinde şöyle cevap veriyorum; Eşya

Turizminde Getir Götür Gülnihal olarak

hizmet veriyorum.

Eşya Turizmi? Şaşırdınız değil mi? Emek,

yatırım ve zahmet çekerek ürettiğiniz

ürünlerinizi dünyanın öbür ucundaki

müşterilerinize ulaştırırken Lojistik

firmaları da seyahat acentaları gibi

turizm işi yapıyorlar. Bizler nasıl turist

olarak tüm dünyada gezinebiliyorsak;

alıp sattığımız her metanın da dünyada

bir dolaşım hakkı var. Sadece adları

turist değil. Malınızın adresinden teslim

alınması; turizmde şoförlü hizmet

sağlayan VIP kiralık araç servislerinin

işi. Lojistikte ise “nakliyecilerimizin.”

Yüklerinizin uluslararası dolaşıma

girebilmesi için izin belgelerinin alınması;

turizmde Vize işlemleriyken lojistikte

“gümrükçülerimizin” işi…

Bir ülkeden başka bir ülkeye giderken

taşıma belgesi turizmde yolculuk

biletinin alınması işi ise lojistikte

“taşıyıcı firmaların” işi.. Yani işin ehli

“Trigron”’un işi… Bambaşka bir ülkeye

gittiniz, pasaport kontrolünde polis,

pasaportunuza giriş damgası vuruluyor..

Peki yüklemeleriniz? Taşınma işlemi

tamamlanıp başka bir ülkeye giren

malzemeleriniz için pasaport yerine

“gümrükçülerimiz” devreye girer ve

malınızın ülkeye girişi için gümrük

işlemlerini bitiriverirler.

Son olarak da adrese teslim isterseniz

yurt içine giriş evrakları tamamlanır

ve yine bir transfer aracı ile rehber

eşliğinde malzememiz adrese teslim

edilir.. Son noktayı yine “nakliyecilerimiz”

koyar. Şimdi haksız mıyım? Yaptığım

iş bir turizm işi değil mi? Siz ofisinizde

kahvenizi yudumlarken, malzemeleriniz

dünyayı “Trigron” ile dolaşır…


hotel restaurant

124 & hi-tech

ürün

LAVA

Zarafet ve doğallık

güvencesinde buluştu

LAVA döküm, 600’e yakın demir döküm ürün konseptine 2017 yılında doğanın mucizesi ahşap ürünlerini

de ekleyerek, sunumda zarafet ve doğallığı LAVA güvencesiyle müşterilerine sunuyor.

2011 yılında demir döküm

ürünleriyle Züccaciye ve HORECA

sektörüne yeni bir dinamik getiren

LAVA döküm, 600’e yakın demir döküm

ürün konseptine 2017 yılında doğanın

mucizesi ahşap ürünlerini ekleyerek;

sunumda zarafet ve doğallık sunmayı

hedeflemiş. Ahşap sunumunda İroko

ağacını masif, yekpare ve doğal üretim,

sert, yoğun ve çok dayanıklı, hijyenin

en doğalı, içindeki güç, dışındaki şıklık

olarak tanımladığı mükemmel temsil

yetenekleri için seçen LAVA wood

konseptinin tamamında bu mükemmel

ahşap tasarımlarını ile kullanıcılarının

göz zevkinin yanı sıra kaliteyi de LAVA

güvencesi ile sunuyor.


Doğanın mucizesi LAVA kalitesi ile sofralarda: Iroko Ağacı – lava wood 2017

Masif, yekpare, doğal üretim

Afrika’nın batı sahilinde, yağmur

ormanlarında yetişen Iroko ağacı,

sahip olduğu geniş çap oranından

dolayı tek parça üretime imkan

verir. Herhangi bir ekleme ya da

yapıştırma ihtiyacı duyulmadan tek

parça olarak üretilir.

Sert, yoğun, dayanıklı

Yağmur ormanlarından aldığı

gücü gövdesine tüm enerjisiyle

yansıtan Iroko ağacı, yüksek

stabilitesi nedeniyle bozulmaz,

şekil değiştirmez, yıpranmaz. Ağır

ve yağlı yapısı, suyu içine çok az

emer, böylece genleşme ve çatlama

problemini çok aza indirir.

Hijyenin en doğalı

Iroko ağacı, kolay kuruyan bir yapıya

sahiptir. Neme ve rutubete olan

direnci, mutfak ve sofra kullanımına

en uygun ağaç olma özelliğini

kazandırır. Kabul altı böceklerine ve

hastalıklarına karşı yüksek direnci

onu daima sağlıklı kılar.

İçindeki güç, dışındaki şıklık

Iroko ağacı işlendiği zaman sarımsı

bir renk alır, ancak oksijenle

buluştuktan sonra, kahverengi

veya çikolata rengine dönüşür.

Sertliğini ve dayanıklılığını estetikle

buluşturur. Sofralardaki benzersiz

duruşu bu özelliğinden gelir.


hotel restaurant

126 & hi-tech

ürün

RATIONAL ConnectedCookıng

Profesyonel mutfaklara yönelik en modern ağ bağlantı

çözümü için start verildi

RATIONAL, ConnectedCooking ile müşterilerine artık profesyonel mutfaklar için en modern ağ bağlantı

çözümünü sunuyor. RATIONAL cihazları arasında kurulan internet bağlantısı sayesinde mutfaktaki günlük

rutinler artık daha güvenli, daha rahat ve daha kolay bir hale geliyor. Ayrıca zincir işletmeler, şubelerindeki

bütün cihazları ve üretim süreçlerini verimli bir şekilde yönetip kontrol altında tutabilecek.

RATIONAL, bugüne kadar

sunduğu kapsamlı hizmetleri,

ConnectedCooking ile profesyonel

mutfaklardaki özel gereklilikler için

geliştirilen bir ağ bağlantı çözümüyle

genişletiyor. Böylece, merkezi Almanya’nın

Landsberg kentinde bulunan RATIONAL

AG, mutfak işlemlerinin giderek daha

fazla dijitalleşmesi yolunda tutarlı bir

ilerleme göstererek müşteri faydasını

daha da artırıyor. ConnectedCooking

hizmetinden yararlanabilmek için

RATIONAL cihazlarınızı bir modem

yardımıyla internete bağlamak ve

ConnectedCooking.com adresinden

ücretsiz olarak kaydettirmek yeterlidir.

Ardından ağa bağlanan bütün cihazlar

ConnectedCooking üzerinden cihaz

yönetimi bölümünden rahatça

görüntülenip yönetilebiliyor. RATIONAL

Großküchentechnik GmbH Genel Başkanı

Oliver Frosch, “ConnectedCooking ile

ağ entegrasyonu sayesinde aşçılar ve

mutfak şefleri mutfaktaki ve bütün

şubelerdeki üretim süreçlerini, cihazın

başında olmasalar bile sürekli olarak

izleyebilecekler. Haftalık alışveriş

sırasında şubelerde bütün işlemlerin

düzgün çalışıp çalışmadığına hızlıca

bakabilecek, mutfaktaki gece pişirme

işlemini evden kontrol edebilecek,

hatta uzaktan cep telefonlarıyla hata

uyarılarını sorgulayabilecekler. Internet

bağlantısına sahip bir bilgisayar, akıllı

telefon veya tabletle bütün bu bilgiler,

yerden ve zamandan bağımsız olarak

hızla ve kolayca izlenebilecek. Bu sayede

müşterilerimize daha fazla özgürlük

kazandırıyoruz – mutfak sektörüne gerçek

bir artı değer,” açıklamasını yapıyor.

Ağ bağlantısı sayesinde ayrıca, pişirme

programları cihazlara kolayca gönderilir,

gerçek zamanlı durum mesajları alınır

veya tercih edilen cihaz ayarları, ağa bağlı

bütün RATIONAL cihazlarına aktarılabilir.

Yazılım güncelleştirmeleri de otomatik

olarak yapılabilir. ConnectedCooking

ile yönetim görevleri hızlı ve güvenli bir

şekilde yerine getirilir. Örneğin, önemli

bütün HACCP verilerine otomatik olarak

ulaşılabilir, veriler belgelenebilir veya

dışa aktarılabilir. İstek üzerine, hataların

yerinde hızla giderilebilmesi için hazırda

bulundurulması gereken yedek parçalar

servis ortaklarına otomatik olarak

bildirilir. Farklı yetkilere sahip kullanıcı

profilleri sayesinde bütün çalışanlar

sisteme kolayca erişimde bulunur ve

SelfCookingCenter ünitesiyle çalışmaları

kolaylaştırılmış olur.

Profesyonel mutfaklar için en modern

ağ bağlantı çözümü

ConnectedCooking sayesinde Club

RATIONAL’de yer alan çok sayıdaki tarif

ve ipucu elinizin altında olur; böylece

tüm dünyadan gelen çeşitli tariflerden

ve faydalı bilgilerden yararlanabilirsiniz.

İstenen tarifler seçilerek bu tariflere uygun

ayarlar kolayca başka bir üniteye veya

birden çok üniteye yüklenebilir. Bu sayede

Club RATIONAL ulusal ve uluslararası

tariflerle sürekli olarak genişletilen, en

kapsamlı tarif veritabanlarından biri olarak

hizmetinizde olur. Frosch sözlerini, şu

şekilde tamamlıyor: “ConnectedCooking

ile müşterilerimize, profesyonel mutfaklar

için en modern ağ bağlantı çözümünü

sunuyoruz. Böylece müşterilerimiz,

cihazların başında olmadıklarında

bile daima her şeyi ellerinin altında

bulabilecekler. Birden çok şubesi olan

işletmeler için merkezi kalite güvence

olanağı ve cihaz fonksiyonlarının

gözetimi kolaylaşacak.” Bütün RATIONAL

SelfCookingCenter ünitelerinin standart

donanımına Ethernet arabirimi dâhildir.

03/2017 tarihinden önce üretilmiş olan

ünitelere de ConnectedCooking ağından

yararlanılabilmesi için kolayca Ethernet

arabirimi takılabilir. ConnectedCooking

sistemi, 3 cihaza kadar ücretsizdir.

Kötüye kullanımı önlemek amacıyla, veri

aktarımı en modern şifreleme teknolojisi

kullanılarak gerçekleştirilir.


TP-Link’ten

dijital çağ için yepyeni ürünler

TP-Link, bu yılki CeBIT Fuarı’nda dijital çağa geçiş için gerekli olan hem ev hem

de kurumsal yepyeni ürünlerini tanıtıyor. Şirket, fuarda ayrıca bayileri için yeni

‘Partner Programı’ da duyuracak.

Kablosuz ağ pazarında dünya lideri

olan TP-Link, 20-24 Mart 2017

tarihleri arasında Almanya’da

yapılacak olan CeBIT Fuarı’nda dijital

çağa geçişi simgeleyen ürünleri ile yer

alıyor. Dijital toplumun bel kemiği olan

hızlı, kablosuz internet için hem ev

hem de kurumsal ürünlere sahip olan

TP-Link, CeBIT’teki standında kablosuz

erişim noktalarından mobil 4G taşınabilir

yönlendirici ve akıllı ev çözümlerine

değin geniş ürün yelpazesinin son

örneklerini sergiliyor. Şirket fuarda

ayrıca, bayileri için de yeni ‘Partner

Programı’nı duyuracak.

TP-Link’in CeBIT’teki standında yeni

kurumsal ağ ürünleri dikkat çekiyor.

Yeni erişim noktası ailesi olan Auronet

CAP serisi ve bunları yönetmeyi sağlayan

denetleyiciler CeBIT’te görülebiliyor.

TP-Link standında CAP1750 ve CAP300

model erişim noktaları ve AC500 ve

AC50 model kablosuz denetleyiciler yer

alıyor. Otel, hastane, alışveriş merkezi,

üniversiteler, konut siteleri gibi çok

sayıda kişinin kablosuz ağa bağlandığı ve

geniş alana yayılmış işletmeler için için

kolay kullanımlı, yüksek performanslı bu

çözümler CeBIT’te öne çıkan kurumsal

ağ çözümleri arasında bulunuyor.

Avrupa’da Nisan ayından itibaren satışa

sunulacak

TP-Link standında ayrıca evlere yönelik

yeni kablosuz ağ çözümleri de yer alıyor.

Akıllı evler için kablosuz ağın menzilini

artıran yüksek performanslı yeni

menzil genişletici RE270K, bu ürünler

arasında en dikkat çekenlerden biri. AC

standardına sahip olan ürün, TP-Link’in

akıllı ev uygulama yazılımı olan Kasa

ya da Amazon Alexa üzerinden kolayca

yönetilebiliyor. Android ve IOS uyumlu

ücretsiz bir uygulama olan Kasa ile

RE270K, akıllı telefonlardan her yerden

ve her zaman kontrol edilebiliyor. Şık

tasarımı ile de dikkat çeken ürün Nisan

ayından itibaren Avrupa pazarında satışa

sunulacak.

Dijital çağda bireyler her yerden, her

zaman internete bağlı olmak istiyorlar.

CeBIT’te TP-Link standında yer alan

yeni Mi-Fi (mobil WiFi) yönlendirici olan

M7650, seyahatte, tatilde, yazlıkta vb

her yerde SIM kart ile bir kablosuz ağ

oluşturmayı sağlıyor. LTE-Advanced

CAT11 destekli olan bu cihaz, saniyede

600 Mbit indirme hızlarına ulaşabiliyor.


hotel restaurant

128 & hi-tech

ürünler

Banyolara şık ve zarif bir dokunuş

Luv Banyo Serisi

Danimarkalı Tasarımcı Cecilie Manz,

Duravit ıçin hazırladığı Luv Banyo

Serisinde İskandinav şıklığını ve zarif

rengi yansıtıyor. Malzemelerin ve

renklerin seçimi Cecilia Manz’ın incelikli

görünümü karşısında zarif sezgilerinin

bir göstergesi. Manz’ın yumuşak gölgeli

mat lake ve sır rengi seçimi Duravit için

oldukça geliştirilmiş olmakla birlikte

Luv’un canlı karakterini vurguluyor.

DuraCeram malzemeden şık çizgilere

sahip, geniş iç havzalı ve belirgin

kenarlarla yapılmış tezgah üstü oval

lavaboların üç farklı boyutu bulunuyor.

Seri 500-1600 mm arasında değişen üç

farklı genişlikte, karartma işlevi ve ayna

ısıtması ile zenginleştirilmiş yeni aynalarla

tamamlanıyor.

Geberit geleneğinin son hali

AquaClean Mera

İsviçreli sıhhi tesisat devi Geberit, son

teknolojiyi kullanarak geliştirdiği Mera

ile kullanıcılarına maksimum düzeyde

konfor ve hijyen sunuyor. İngiliz tasarımcı

Christoph Behling tarafından tasarlanan

AquaClean Mera, gelişmiş teknolojisi ve

kesintisiz geçişlerine devrim niteliğindeki

özelliklerini de ekleyerek kullanıcısına

etkileyici bir deneyimle buluşturuyor.

Patentli WhirlSpray taharet teknolojisinin

sunduğu dinamik havalandırma ile

güçlendirilmiş titreşimli sprey sunan

Mera‘da, son derece nazik bir temizlik

sağlamak için iki püskürtme başlığı

kullanılıyor. Tüm detaylarında maksimum

hijyen düşünülerek tasarlanan Mera,

kadınlara özel püskürtme özelliği sunarak

yumuşak bir dokunuş sağlıyor. Asimetrik

iç geometrisi sayesinde üst düzey hijyen

garantisi sunan Mera, sahip olduğu

TurboFlush deşarj teknolojisiyle kendi

segmentindeki ürünlerden ayrılıyor.

Paşabahçe’ye IF Design’dan Tasarım Ödülü

Paşabahçe, modern görüntüsüyle dikkat

çeken ve ürün tasarım sorumlusu Sinem

Hallı’nın tasarladığı Helio aydınlatma

ürünüyle dünyanın en saygın ve bağımsız

ödül organizasyonlarından biri olan

IF Design’dan ödülle döndü. Edison

lambadan esinlenmiş zarif bir forma sahip

olan Helio, bu sayede ışığı yumuşatıyor

ve olduğundan daha büyük bir ışık formu

yaratıyor. Tamamen camdan yapılmış

olan Helio, tasarımıyla hem tüm elektrik

aksamını akıllıca saklıyor hem de gerek

işçilik gerekse malzemeden yana tasarruf

sağlayarak çevre dostu bir yaklaşım

sergiliyor.

Legrand’a ‘IF Design 2017 Ödülü’ Akıllı Termostat ile geldi

1954 yılından bu yana en önemli uluslararası

ürün tasarım ödüllerinden biri olarak

gösterilen ve IF International Forum Design ile

her yıl sahiplerini bulan ‘IF Design Ödülü’ bu yıl

Legrand Grubu’nun oldu.

Legrand, son teknolojiyi kullanarak

geliştirdiği Akıllı Termostat ürünüyle Yapı

Teknolojisi kategorisinde IF Design 2017

Ödülüne layık görüldü. IF Design 2017’ de

büyük ilgi gören Legrand Akıllı Termostat,

ısıtma ve havalandırmayı yöneten yenilikçi

tasarımı, bağlı olduğu otomasyon sistemi

duvara montajı özelliği ve ısıtma kontrolüyle

mükemmel bir deneyim sunuyor.

More magazines by this user
Similar magazines