10.05.2017 Views

Medikal Teknik Dergisi Mayis 2017 Sayısı

Create successful ePaper yourself

Turn your PDF publications into a flip-book with our unique Google optimized e-Paper software.

A91CT-9532-A1-7600<br />

SOMATOM go.Up<br />

Tablet teknolojisiyle daha da<br />

başarılı BT uygulamaları<br />

Koruyucu bakımı da günlük BT rutininize eklemek mi<br />

istiyorsunuz?<br />

SOMATOM go.Up, 64 kesit BT sistemi, yeni mobil iş akışı ile<br />

işlerinizi kolaylaştırıyor. Üst düzey cihazlarda kullanılan<br />

ileri teknolojiyle donatılmış olması sayesinde gelişmiş<br />

klinik sonuçlardan faydalanıp, kârlılığınızı korurken, BT<br />

uygulamalarınızı daha da başarılı hale getiriyor.<br />

siemens.com/somatom-go-up


İMTİYAZ SAHİBİ<br />

İstmag Magazin Gazetecilik İç ve Diş Tic. Ltd. Şti.<br />

adına<br />

H. FERRUH IŞIK<br />

GENEL MÜDÜR<br />

MEHMET SÖZTUTAN<br />

mehmet.soztutan@img.com.tr<br />

Editor-in-Chief<br />

SİMGE GÜNDÜZ<br />

simge.gunduz@img.com.tr<br />

Recep ARSLANTAŞ<br />

recep.arslantas@img.com.tr<br />

GRAFİK TASARIM<br />

TAYFUN AYDIN<br />

tayfun.aydin@img.com.tr<br />

REKLAM KOORDİNATÖRÜ<br />

Recep ARSLANTAŞ<br />

recep.arslantas@img.com.tr<br />

Reklam Danışmanı<br />

Metehan DEMİR<br />

metehan.demir@img.com.tr<br />

RECEP ÖZDEMİR<br />

recep.ozdemir@img.com.tr<br />

SORUMLU MÜDÜR<br />

CÜNEYT AKTÜRK<br />

cuneyt.akturk@img.com.tr<br />

KURUMSAL İLETİŞİM MÜDÜRÜ<br />

EBRU PEKEL<br />

ebru.pekel@img.com.tr<br />

simge.gunduz@img.com.tr<br />

Expomed ile daha ileriye…<br />

FOREIGN RELATIONS<br />

TARIK ORAL<br />

tarik.oral@img.com.tr<br />

MUHASEBE FİNANS<br />

MUSTAFA AKTAŞ<br />

muhasebe@img.com.tr<br />

ABONE<br />

İSMAİL ÖZÇELİK<br />

ismail.özcelik@img.com.tr<br />

BURSA BÖLGE<br />

ÖMER FARUK GÖRÜN<br />

fgorun@ihlas.net.tr<br />

Buttim Plaza D Blok Kat: 4 No:1267 BURSA<br />

Tel:+90 224 211 44 50 / Fax: 224 211 4481<br />

CTP • BASKI<br />

Matsis Matbaa Hizmetleri San. Tic. Ltd Şti<br />

Tevfikbey Mahallesi Dr. Ali Demir Cad.<br />

No:51 34290 Sefaköy -İstanbul/TURKEY<br />

Tel: 0 212 624 21 11<br />

www.matbaasistemleri.com<br />

ADRES<br />

Evren Mah. Bahar Cad.<br />

Polat İş Merkezi<br />

B-Blok - No:1 Kat:4<br />

Güneşli - Bağcılar - İstanbul<br />

Tel.:+90.212 604 50 50<br />

Faks:+90.212 604 50 51<br />

www.medikalteknik.com.tr<br />

e-mail: info@medikalteknik.com.tr<br />

İMG - <strong>Medikal</strong> <strong>Teknik</strong> <strong>Dergisi</strong>nde<br />

yer alan makalelerdeki fikirler<br />

yazarlarına aittir.<br />

Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam<br />

verene aittir. İMG - <strong>Medikal</strong> <strong>Teknik</strong> <strong>Dergisi</strong>’nin bütün<br />

yayın haklarıİstmag Magazin Gazetecilik İç Ve Diş<br />

Tic. Ltd. ’ye aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden<br />

yayınlanamaz. aygın süreli bir yayın olan <strong>Medikal</strong><br />

<strong>Teknik</strong> <strong>Dergisi</strong> ayda bir yayınlanır.<br />

Sağlık endüstrisinin tüm bileşenlerini<br />

bir araya getirmek için yola çıkan<br />

Expomed Eurasia Fuarı, TÜYAP Fuar ve<br />

Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi.<br />

Yurt içinden olduğu kadar yurt dışından<br />

da yoğun ziyaretçi ilgisinin olduğu fuar,<br />

4.972 uluslararası ziyaretçiyi ağırlayarak<br />

bir rekora imza attı. 673 firma ve<br />

firma temsilcisinin ürünlerini 32.645 m2<br />

alanda sergilediği fuar; Kore, Çin,<br />

Tayvan, Almanya, İtalya, Yunanistan,<br />

Sırbistan, Çek Cumhuriyeti, Polonya,<br />

İsviçre, Malezya, Pakistan, Hindistan ve<br />

BAE’den gelen katılımcılar önemli iş<br />

birliklerine zemin hazırladı. Alım heyeti<br />

programı kapsamında fuarı ziyaret eden<br />

firmalar ise katılımcı firmalarda<br />

memnuniyet oluşturdu. İnovasyon<br />

harikası ürünleri de takipçileriyle buluşturan<br />

fuar, katılımcılardan tam not aldı.<br />

Günümüzde, insan yaşamının her<br />

alanında hız kazanan teknolojik<br />

değişimler, etkilerini özellikle medikal<br />

sektörde hissettirmekte. <strong>Medikal</strong><br />

teknoloji alanındaki gelirlere bakıldığında,<br />

küresel çapta yükselen ekonomilerin<br />

payı dörtte birden az. Ancak 2022’ye<br />

kadar bu pazarın üçte bire kadar<br />

çıkacağı öngörülüyor. 2018’e kadar ise<br />

pazarın 440,5 milyar ABD dolarına<br />

ulaşması yani 5 yılda %50 artış göstermesi<br />

bekleniyor.<br />

14 yılda Türkiye’nin sağlık reformu<br />

çerçevesinde önemli işlere imza attığını<br />

görüyoruz. Şehir hastaneleri projeleri,<br />

sağlık turizmi ve tıbbi malzemelerin<br />

üretiminin Türkiye’de gerçekleştirilmesi<br />

gibi atılımlar gelişmelerin yalnızca<br />

bazıları. Biz de <strong>Medikal</strong> <strong>Teknik</strong> dergisi<br />

olarak Expomed fuarında bu atılımlara<br />

tanıklık ettik. Sağlık işbirliği yapabileceğimiz<br />

en önemli alanlardan birisi<br />

olan dost ülkelerle münasebetlerimiz ve<br />

işbirliklerimiz Expomed fuarı ile daha<br />

da pekişti.<br />

Mayıs sayımızda fuar değerlendirmelerimiz,<br />

güncel sağlık haberlerimiz,<br />

röportajlarımız ve son teknoloji ile<br />

donatılan yeni medikal cihaz haberlerimiz<br />

ile sizlerle olduk.<br />

Bir sonraki sayımızda görüşmek dileği<br />

ile…<br />

Editör<br />

Simge GÜNDÜZ


AKTÜEL<br />

8<br />

Türkiye’de biyoloji alanında ilk canlı<br />

laboratuvar atölyesi gerçekleşti<br />

14<br />

Sinüzit için yeni çare<br />

“Balon Yöntemi”<br />

28<br />

Sağlık İçin Metroloji<br />

54<br />

PwC Türkiye Sağlık Sektörü<br />

Lideri Serkan Tarmur<br />

68<br />

Philips’e göre sağlıklı ışık ve<br />

daha iyi uyku en büyük iyileştirici<br />

Expomed’e 34.086<br />

kişilik rekor ziyaretçi<br />

78


AKTÜEL<br />

Türkiye ile DSÖ Arasında<br />

“İstanbul Ofisi” anlaşması yapıldı<br />

Türkiye ile Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) arasında, İstanbul’da, insani<br />

ve sağlık alanındaki acil durumlara hazırlık ve hızlı cevap konusunda<br />

faaliyet gösterecek ofis kurulmasına yönelik anlaşma imzalandı<br />

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep<br />

Akdağ ile DSÖ Avrupa Bölge<br />

Direktörü Dr. Zsuzsanna<br />

Jakab’ın görüşmesinin ardından,<br />

“İnsani ve Sağlık Acil Durumlarına<br />

Hazırlıklılık ve Yanıt Dünya Sağlık<br />

Örgütü İstanbul Ofisi” anlaşması için<br />

bir otelde imza töreni düzenlendi.<br />

Bakan Akdağ, burada yaptığı<br />

konuşmada Sağlık Bakanı olduğundan<br />

bu yana DSÖ Avrupa Bölgesi ile<br />

çok yakın temas içinde olduğunu<br />

belirterek, acil ve afetlerin sağlık<br />

yönetimi konusunda İstanbul’da<br />

oluşturulacak ofisin çok önemli bir<br />

boşluğu dolduracağını bildirdi.<br />

Bu ofisin sadece hazırlık için değil,<br />

aynı zamanda hızlı cevap açısından<br />

da kullanılacak bir merkez olmasını<br />

savunduklarını vurgulayan Akdağ,<br />

“Sonunda da bu oluştu. Özellikle son<br />

zamanda yanı başımızda Suriye’de<br />

çıkan savaş ve insanlık tarihinin<br />

gördüğü en vahşi devlet terörü,<br />

çocuklara, yaşlılara, hastalara bile<br />

acımayan tavır gösterince ve bu büyük<br />

göç akımıyla Türkiye’ye 3 milyon<br />

Suriyelinin gelmesiyle sonuçlanınca,<br />

ne kadar doğru bir iş yaptığımızı bir<br />

kere daha görmüş olduk.” dedi.<br />

DSÖ Direktörü Avrupa Bölge Direktörü<br />

Dr. Jakab da bu anlaşmadan ötürü<br />

büyük onur duyduğunu belirterek,<br />

söz konusu merkezin yakın zamanda<br />

faal hale geleceğini söyledi. Jakab,<br />

merkezin diğer ofislerle farkına<br />

ilişkin şu bilgileri aktardı; “Bu bir<br />

mükemmeliyet merkezi, iyi uygulama<br />

merkezi olacak. İnsani yardım ve<br />

acil durum hazırlıklık görevi var.<br />

Bütün Avrupa bölgesine hizmet<br />

verecek. Toplam 53 üye devletimiz<br />

var. Bu merkez, bütün bu 53 ülkenin<br />

olduğu Avrupa bölgesine hizmet<br />

verecek. Türkiye’de DSÖ ofisimiz var.<br />

O bizim, DSÖ ile Türkiye arasındaki<br />

ikili anlaşmanın yürütülmesinden<br />

sorumlu, ana fark budur. Ofisin<br />

açılması, tam da zamanında oldu. Her<br />

zaman acil durumlar olacak. Çok iyi<br />

hazırlıklı olmamız lazım.”<br />

Ofis için Türkiye’nin seçilmesinin<br />

çok yerinde olduğunun altını çizen<br />

Jakab; “Çünkü Türkiye bu alanda çok<br />

tecrübeli. Türkiye’de geçmişte çok<br />

şiddetli depremler tecrübe edildi,<br />

acil durum kriz yönetimi yapıldı.<br />

Mültecilere ev sahipliği yapılıyor.<br />

Suriyeli hekim ve hemşirelerin<br />

eğitilmesi, merkezlerin kurulması<br />

konusunda Avrupa bölgesinde böyle<br />

çalışma yapan başka bir ülke yok. Bu<br />

kadar fazla mülteciye, göçmene ev<br />

sahipliği yapılıyor. Türkiye, çok insani<br />

bir yaklaşımla hizmetlerini de açtı<br />

bu kişilere. Siz örnek bir ülkesiniz.<br />

Başka Avrupa ülkelerinin kararlarına<br />

da örnek olmalı. Sağ olunuz.”<br />

değerlendirmesinde bulundu.<br />

6<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


AKTÜEL<br />

Türkiye’de biyoloji alanında ilk canlı<br />

laboratuvar atölyesi gerçekleşti<br />

Genetik Bölümü’nden Prof. Dr. Nesrin<br />

Özören ve ERES Biotechnology<br />

firmasından Elçin Ekşi tarafından<br />

yapılan etkinlikte; DNA Saflaştırma<br />

İstasyonu, Mikroskop ile Gözlem<br />

İstasyonu, Antibiyotik Direnç Deneyi<br />

İstasyonu ve PCR ile Sütte Bakteri<br />

Tespiti analizleri gerçekleştirildi.<br />

LabForum ile moleküler biyoloji ve<br />

genetik alanında ilgi çekici bilgiler<br />

ve son gelişmeler paylaşıldı…<br />

OpenLab ile eş zamanlı düzenlenen<br />

LabForum kapsamında ziyaretçilere<br />

moleküler biyoloji ve genetik alanında<br />

ilgi çekici bilgiler ve gelişmeler<br />

aktarıldı. ‘‘DNA, RNA ve Proteinlerin<br />

Dünyasına Yolculuk’’, ‘‘Model<br />

Organizmlar ve Hastalık Modellerinin<br />

Faydaları’’, ‘‘Sağlıklı Bireylerde<br />

Genetik Risk Analizi’’, ‘‘Canlılardaki<br />

Hatalarda Evrimin İzleri’’, ‘‘DNA, RNA<br />

ve Proteinlerin Dünyasına Yolculuk’’,<br />

‘‘GDO’lu mu Saklasak, GDO’suz<br />

mu?’’, ‘‘Canlılardaki Hatalarda<br />

Evrimin İzleri’’, ‘‘Biyoenformatik<br />

Uygulamalarla Kalıtsal Hastalık<br />

Tanısı’’, ‘‘Osmanlı’dan Günümüze<br />

Aşılar’’ ve ‘‘Antik DNA’nın Fısıltıları’’<br />

gibi önemli konu başlıklarının ele<br />

alındığı bilimsel program oldukça<br />

yoğun ilgi gördü.<br />

Temizoda, Biyoteknoloji, Analiz<br />

ve Laboratuvar Fuarları 20-22<br />

Nisan <strong>2017</strong> tarihleri arasında<br />

ziyaretçileri ile buluştu. CBA Bilim ve<br />

Teknoloji Buluşması platformunda bir<br />

araya gelen Temizoda Teknolojileri,<br />

Biyoteknoloji ve Yaşam Bilimleri,<br />

Analiz ve Laboratuvar Endüstrisi<br />

sektörleri, sıra dışı bir etkinlik ile<br />

dikkatleri üzerine çekti.<br />

Ülkemizde moleküler biyoloji<br />

alanında gerçekleşen ilk canlı<br />

laboratuvar atölyesi: OpenLab<br />

OpenLab Uygulamalı Laboratuvar<br />

Atölyesi ile Türkiye’de ilk defa<br />

fuar ortamında moleküler<br />

biyoloji alanında canlı laboratuvar<br />

uygulaması hayata geçirildi.<br />

Uygulama pratiklerinin kullanıcılar<br />

tarafından gözlemlenmesini ve<br />

deneyimlenmesini hedefleyen<br />

OpenLab Canlı Laboratuvar<br />

uygulaması; CBA Bilim ve<br />

Teknoloji Buluşması’nın en önemli<br />

etkinliklerinden biri oldu.<br />

Bilimsel koordinasyonu Boğaziçi<br />

Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve<br />

8<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


AKTÜEL<br />

Novo Nordisk üst üste beşinci kez<br />

‘En Etik Şirketler” listesine girdi<br />

Novo Nordisk Türkiye Başkan Yardımcısı<br />

ve Genel Müdürü Dr. Burak Cem<br />

EDMER tarafından yapılan ve<br />

katılımcıların etik değerler<br />

ve iş ahlakı, itibar yönetimi,<br />

kurumsal yönetim, kurumsal sosyal<br />

sorumluluk, uyum yönetimi, liderlik ve<br />

yaratıcılıktan oluşan altı kategorideki<br />

80 EDMER kriteriyle değerlendirildiği<br />

çalışmayla Novo Nordisk, “ETİKA<br />

2016 Türkiye’nin En Etik Şirketleri”<br />

ödülünün sahibi oldu. Daha önce dört<br />

kez ödülün sahibi olan Novo Nordisk,<br />

beşinci kez aynı ödülün sahibi olarak,<br />

etik değerlere verdiği önemi ve<br />

sürdürülebilirlik başarısını bir kez<br />

daha kanıtladı.<br />

Ödülü değerlendiren Novo Nordisk<br />

Türkiye Başkan Yardımcısı ve<br />

Genel Müdürü Dr. Burak Cem;<br />

“Novo Nordisk ailesi olarak Etik<br />

Değerler Merkezi Derneği’nin verdiği<br />

Türkiye Etik Ödülü’nü 5. defa üst<br />

üste kazanmanın haklı gururunu<br />

yaşıyoruz. Novo Nordisk 1923 yılından<br />

beri diyabetliler için yeni ve daha iyi<br />

tedaviler geliştirmek için çalışan bilim<br />

odaklı küresel bir sağlık şirketidir. 90<br />

yıllık yolculuğumuz boyunca kurumsal<br />

yapımızdan, etik yaklaşım ve kalite<br />

anlayışımızdan ödün vermeden,<br />

bilim üretmek adına çalıştık ve<br />

var gücümüzle çalışmaya devam<br />

ediyoruz” diye konuştu.<br />

Polikistik Böbrek Hastalığında yeni bir umut<br />

Önümüzdeki aylarda Türkiye’de ilk kez hayata geçirilecek olan ilaç<br />

tedavisi, polikistik böbrek hastalığının tedavisinde yeni bir umut olma<br />

özelliğini taşıyor<br />

10 Mayıs Polikistik Böbrek<br />

Hastalığı Günü dolayısıyla,<br />

kalıtımsal bir hastalık olan<br />

polikistik böbrek hastalığına dikkat<br />

çeken Abdi İbrahim Otsuka, bu<br />

hastalığın görülme sıklığının bölgelere<br />

göre değişkenlik gösterirken her<br />

iki cinsiyette oranın aynı olduğunu<br />

belirtiyor.<br />

Hastalığın kliniği sessiz seyrettiğinden<br />

dolayı hastaların büyük çoğunluğu<br />

son dönem böbrek yetmezliğiyle<br />

doktora başvuruyorlar. Bu hastaların<br />

büyük bir çoğunluğunun diğer aile<br />

bireylerinde de polikistik böbrek<br />

hastalığına bağlı diyalize girme öyküsü<br />

bulunuyor. Eşlerden birinde polikistik<br />

böbrek hastalığı varsa kız veya erkek<br />

çocukta hastalığın görülme olasılığı<br />

da yarı yarıya oluyor. Diyaliz ya da<br />

böbrek nakli gereken hastaların yüzde<br />

5 ila 10’unu polikistik böbrek hastaları<br />

oluşturuyor.<br />

Polikistik böbrek hastalığı olan<br />

hastaların bazılarında hiçbir şikâyet<br />

ve bulgu olmayabiliyor. Hatta bazı<br />

hastalarda hastalık yaşam boyu fark<br />

edilmeyebiliyor. Bazı hastalarda ise<br />

çeşitli şikâyet ve bulgular ortaya<br />

çıkabiliyor. Hastaların yaşı ilerledikçe<br />

şikâyet ve bulguların ortaya çıkma<br />

riski artıyor. Bunlar arasında en<br />

sık görülenler böğür ağrısı, kanlı<br />

idrar yapma, idrar yolu infeksiyonu<br />

bulguları, böbrek taşı oluşumu ve<br />

yüksek tansiyon.<br />

Polikistik böbrek hastalığında<br />

böbrek harici organ tutulumları da<br />

görülebiliyor. Karaciğer ve pankreasta<br />

kist oluşumları, kalp kapakçığı<br />

kusurları, beyin damarlarında<br />

anevrizma adı verilen genişleme<br />

ile seyreden ölümcül olabilen<br />

durumlar olabiliyor. Polikistik<br />

böbrek hastalığında tanı koymak için<br />

ultrasonografi, tomografi ve MR gibi<br />

görüntüleme yöntemleri kullanılıyor.<br />

Ayrıca kan örneği alınarak gen<br />

analiziyle polikistik böbrek hastalığı<br />

gelişme olasılığını görmek mümkün.<br />

Polikistik böbrek hastalığında kistlerin<br />

büyümesini geciktiren çeşitli ilaçlar<br />

ile ilgili çalışmalar sürüyor. Kistlerin<br />

büyüme hızını %50 oranında azaltan<br />

ve böbrek yetersizliğinin ilerlemesini<br />

belirgin olarak yavaşlattığı ispatlanan,<br />

şu anda Japonya’da, Kanada’da ve<br />

Avrupa Birliği’ne bağlı ülkelerde<br />

onaylanmış tedavi seçeneği,<br />

Türkiye’de de önümüzdeki aylarda<br />

kullanılmaya başlanacak.<br />

Mayıs <strong>2017</strong><br />

9


AKTÜEL<br />

Allianz’dan diyabet hastalığı olanlara özel proje<br />

Diyabet tanısı bulunan ve ek prim ödeyenler için başlatılan proje<br />

kapsamında sigortalılara, medikal ölçüm cihazı ve ekipmanını içeren<br />

özel bir kit ücretsiz olarak verilecek<br />

Hayatlarının her evresinde<br />

müşterilerinin yanında<br />

olmayı misyon edinen Allianz<br />

Türkiye, kronik hastalığı bulunan<br />

müşterilerinin hayatını kolaylaştıracak<br />

‘Kronik Hastalık Destek Projesi’ni<br />

devreye aldı. Projeye ilk olarak<br />

diyabet nedeniyle ek prim ödeyen ve<br />

bu sisteme dahil olmayı kabul eden<br />

sigortalılar dahil edildi.<br />

500 sigortalıya ücretsiz kit<br />

Allianz Türkiye’nin kronik hastalara<br />

yönelik projesinde; diyabet tanısı<br />

bulunan sigortalılara, medikal ölçüm<br />

cihazı ve ekipmanları, veri aktarım<br />

cihazı ve taşıma çantasından oluşan<br />

özel bir kit hediye edilecek. 500<br />

sigortalıya ücretsiz olarak verilecek<br />

olan kit ile kan şekerinin düzenli<br />

olarak ölçülmesi ve hastalığın<br />

kontrol altına alınması adına<br />

destek sağlanacak. Sigortalılar<br />

ayrıca ambulans gönderimi, tedavi<br />

konusunda bilgilendirilme ve doktora<br />

yönlendirilme hizmetlerini ücretsiz<br />

olarak alacak. Diyabet hastalarının<br />

belirlenen sayıda tetkik imkanı da,<br />

anlaşmalı sağlık kurumlarında ya da<br />

ikamet adreslerinde ücretsiz olarak<br />

gerçekleştirilecek.<br />

Hastalığını kontrol altına almak<br />

isteyenlere destek<br />

Sağlık sigortası branşını şirket<br />

bünyesinde ayrı bir fonksiyon haline<br />

getiren Allianz Türkiye’nin Sağlık<br />

Genel Müdür Yardımcısı Pınar<br />

Oruç Lembet; “Yenilikçi ürün ve<br />

hizmetlerimizle müşterilerimizin<br />

yaşam kalitelerini artırmak,<br />

hastalıklar yaşanmadan veya geri<br />

dönülmez sonuçlar yaratmadan<br />

önleyici çözümlerle onlara destek<br />

sağlamayı önemsiyoruz. Kronik<br />

Hastalık Destek Projesi de bu yönde<br />

attığımız adımlardan biri.” dedi.<br />

Dünyada ve Türkiye’de diyabet<br />

hastalarının sayısının her geçen<br />

gün arttığına dikkat çeken Lembet;<br />

“Projeye diyabet hastalığı ile başladık.<br />

Amacımız, ilk projenin sonuçlarını<br />

takiben uygulamayı yaygınlaştırmak,<br />

diyabet tanısı olan tüm<br />

müşterilerimize ve kronik hastalık<br />

tanısı bulunan diğer Allianz’lılara söz<br />

konusu hizmeti verebilmek” dedi.<br />

Allianz Türkiye, ilk çalışmanın<br />

sonuçlarına göre <strong>2017</strong> yılının ikinci<br />

yarısından sonra, hipertansiyon ve<br />

akciğer hastalıkları gibi diğer kronik<br />

hastalıkları da proje kapsamına<br />

almayı planlıyor.<br />

10<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


Röportaj<br />

“Dürüstlük,<br />

adalet, bütünlük ve<br />

azmi içeren Takeda-izm<br />

adını verdiğimiz kurumsal<br />

değerlerimiz ile toplumun,<br />

hastaların, paydaşlarımızın<br />

güvenini kazanmayı;<br />

dokunduğumuz hayatları<br />

iyileştirmeyi ve hayat<br />

kalitelerini arttırmayı<br />

hedefliyoruz”<br />

Takeda dokunduğu hayatı iyileştiriyor<br />

ve kalitesini arttırıyor<br />

Takeda Türkiye Genel Müdürü Gamze Yüceland ile<br />

firma faaliyetleri ve annelik üzerine söyleşi yaptık<br />

geliştirme çalışmalarıyla değer<br />

yaratmaya çalışıyoruz.”<br />

Takeda Türkiye pazarında hangi<br />

alanlarda faaliyet gösteriyor?<br />

“Takeda, 1781 yılında Chobei<br />

tarafından kurulan, merkezi Osaka’da<br />

bulunan hasta odaklı inovatif ve global<br />

bir ilaç firması. Dünyanın 70’den<br />

fazla ülkesinde, 30.000 çalışanı<br />

ile insanlara daha sağlıklı, daha<br />

parlak bir gelecek sunma misyonunu<br />

edinmiştir ve bugün Japonya ve<br />

Asya’daki çeşitli pazarlarda birinci<br />

sırada ve dünyanın en büyük 15 global<br />

ilaç şirketi arasında yer almaktadır.<br />

Takeda olarak, ülkemizde hematoloji,<br />

onkoloji, gastroenteroloji, solunum,<br />

metabolizma, enfeksiyon ve kas<br />

iskelet sistemi gibi önemli terapötik<br />

alanlarda faaliyet gösteriyoruz ve<br />

dürüstlük, adalet, bütünlük ve azmi<br />

içeren Takeda-izm adını verdiğimiz<br />

kurumsal değerlerimiz ile toplumun,<br />

hastaların, paydaşlarımızın güvenini<br />

kazanmayı; dokunduğumuz hayatları<br />

iyileştirmeyi ve hayat kalitelerini<br />

arttırmayı hedefliyoruz.”<br />

Ar-Ge çalışmalarına büyük bütçeler<br />

ayırıyorsunuz. Türkiye’de ve<br />

dünyada ulaşmak istediğiniz noktayı<br />

öğrenebilir miyiz?<br />

“Takeda AR-GE çalışmalarına<br />

yıllık 4 milyar dolar yatırım<br />

sağlıyor. Globalde Ar-Ge odağımızı<br />

yeniden yapılandırarak 3 anahtar<br />

tedavi alanına yöneldik; Onkoloji,<br />

Gastroenteroloji ve CNS-artı aşılar.<br />

Bu doğrultuda da Kyoto Üniversitesi<br />

iPS Hücre Araştırma ve Uygulama<br />

Merkezi (CiRA) ortak bir araştırma<br />

programı başlattık. Bu ortak<br />

araştırma programı yedi tane proje<br />

içeriyor. 2015’de de dış araştırma<br />

ortaklıkları ile altı ilave proje<br />

başlatılmıştı. İleriye dönük hedefimiz<br />

temel olarak odaklandığımız<br />

alanlarda Ar-Ge çalışmalarımızı<br />

sürdürmektir. Türkiye’de ise<br />

halihazırda yürütmekte olduğumuz<br />

onkoloji ve gastroenteroloji alanında<br />

14 tane faz çalışmamız var ve bu 14<br />

uluslararası çalışma 41 merkezde<br />

yürütülmektedir. Bu araştırma ve<br />

Lenfoma ve Osteosarkomun<br />

tedavisi için hastaların kullanımına<br />

sunduğumuz iki yeni onkoloji<br />

ilacınız ile kanser hastalarına umut<br />

oldunuz. Yeni çalışmalar hangi<br />

alanlarda olacak?<br />

“Global Ar-Ge odağımızla paralel<br />

olarak ülkemizde de önümüzdeki<br />

dönemde onkoloji-hematoloji ve<br />

gastroenteroloji alanlarında hastalar<br />

için yeni tedaviler üzerinde çalışmaya<br />

devam edeceğiz. Önümüzdeki<br />

dönemde gastroenteroloji alanında<br />

yeni çözümler sunacak ve Hematoloji<br />

alanında ise hastaların damar yolu<br />

ile aldıkları ilaç yükünü azaltacak<br />

yenilikçi tedavileri ülkemize<br />

getirebilmek en büyük amacımız.<br />

Bu tedavi alanlarında yenilikçi<br />

ilaçları hastalara en kısa sürede<br />

ulaştırabilmek bizim için çok büyük<br />

önem teşkil ediyor.”<br />

Öncelikle sizin de anneler gününüzü<br />

kutlarız. 19 yaşında ikiz annesisiniz<br />

ve başarılı bir kariyeriniz var.<br />

Kariyer basamaklarını tırmanırken<br />

annelik işinizi nasıl etkiledi?<br />

“Çok teşekkür ederim, ben de tüm<br />

annelerin bu güzel gününü kutlarım.<br />

Anne olmak hayatımda en mucizevi<br />

anlardan biriydi; iş hayatına adım<br />

attığımdan bu yana her ikisini beraber<br />

yürütebilmek adına büyük çaba sarf<br />

ettim. Tabi bunu yaparken yalnız<br />

değildim; çok şanslıyım ki hayatımda<br />

her zaman beni destekleyen çok<br />

kıymetli insanlar var; annem, eşim;<br />

artık ailemizin bir parçası olan sevgili<br />

Melek. Onlar olmasa gerçekten çok<br />

zor olurdu.<br />

12<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


Röportaj<br />

Onlar sayesinde hayallerimden<br />

vazgeçmeden; bir denge ile hayatıma<br />

yön verdim. Dengenin hayatımızda çok<br />

önemli bir yeri olduğuna inanıyorum.<br />

Bir de ikizler beni çok mutlu etti,<br />

insan mutluyken çok enerjik ve<br />

üretken oluyor, iş hayatımı çok<br />

olumlu etkiledi bile diyebilirim. Tabii<br />

çok çalıştım ama çok mutluyum ki<br />

karşılığını da aldım.”<br />

benim en büyük önceliklerimden biri.<br />

O yaşlardaki farkındalık ve yetenekler;<br />

öncelikle aileyle karşılıklı paylaşarak<br />

ve fikir alışverişleriyle daha da ortaya<br />

çıkıyor, bunu çok önemsiyorum. 20<br />

yılı aşkın süren ilaç şirketi kariyerim<br />

onlar için güzel bir örnek; başarının<br />

fark yaratacak özellikler haline geldi,<br />

bu durumdan çok memnunum. Kendi<br />

çocuklarım Ece, Kaan’ın ve diğer tüm<br />

güzel çocuk ve gençlerimiz için hep en<br />

iyisini diliyorum.”<br />

Son olarak, 14 Mayıs Eczacılık<br />

Yoğun meslek hayatınızda<br />

geriye dönük keşkeleriniz ya da<br />

pişmanlıklarınız var mı?<br />

“Çok şanslıyım ki şimdiye kadar<br />

yaşadığım hayattan ve yaptığım<br />

seçimlerden hiç bir zaman<br />

pişmanlığım olmadı.”<br />

Çalışan annelerin yaşadığı sorunlar<br />

hakkında ne düşünüyorsunuz ve bu<br />

sorunlar için önerileriniz neler?<br />

“Yılın büyük bir kısmını işim<br />

dolayısıyla seyahat ederek<br />

geçiriyorum. Bu yoğun iş tempomda<br />

her çalışan anne gibi çocuklarıma<br />

yeteri kadar vakit ayıramadığımı<br />

düşündüğüm zamanlar oldu fakat<br />

tecrübe edindikçe gördüm ki; kaliteli<br />

zamanlar yaratıp, sadece onları odak<br />

noktama aldığım ilgimi ve sevgimi<br />

dilediğim gibi gösterebildiğimde<br />

çok daha değerli ve eşsiz anlar<br />

yaratabildim. Bana kalırsa, işin püf<br />

noktası sevgi ve iletişim. Çocukların<br />

oyun çağında kısa süreleri bile mutlu<br />

anlar haline getirmek bizim elimizde.<br />

İkizler, şimdi 19 yaşındalar; artık<br />

beraber yapabileceğimiz pek çok<br />

aktivite var, bu zamanlarda; beraber<br />

yapmaktan keyif aldığımız şeyleri<br />

tercih ediyoruz.”<br />

Çocuklarınızın kariyer<br />

planlamasında hem anne hem de<br />

başarılı bir iş kadını olarak etkiniz<br />

oluyor mu?<br />

“Çocuklarım bu sene itibariyle<br />

yurtdışında okumaya karar verdi ve<br />

kendi ayakları üzerinde duran iki<br />

yetişkin oldular. Onlar ve benim için<br />

yeni bir dönem başlamış oldu. Bu<br />

süreçte onları her zaman motive<br />

edip, hayallerine her geçen gün daha<br />

da yaklaşmaları için yol göstermek<br />

emek istediğini biliyorlar, çünkü<br />

onlar da aslında bu uzun sürecin<br />

tanıkları. Kariyer planlaması, uzun<br />

bir yolculuk. Geleceği planlasanız<br />

da bazen işler sandığınız gibi<br />

olmayabiliyor bu nedenle onlara hep<br />

söylediğim; gelişime açık olun, dürüst<br />

yaşayın, kendiniz gibi olun, kendiniz<br />

için çalışın, ilgi alanlarınızı belirleyip<br />

onların üzerine gidin, hobileriniz<br />

olsun ve bu yolda karşılarına çıkacak<br />

engelleri “pozitif” olarak görün<br />

şeklinde oluyor. Artık iş hayatında<br />

başarı sadece eğitim hayatıyla sınırlı<br />

değil, hobileri olan, eğlenmesini<br />

bilen, öğrenmesini seven insanlarla<br />

beraber olmak bu yolda renk katan,<br />

Haftası için sağlık sektöründeki tüm<br />

paydaşlarına mesajınız nedir?<br />

“Eczacılık mesleği insanların<br />

hastalıklarla verdiği mücadelede<br />

çok önemli ve vazgeçilmez bir yere<br />

sahip. Bu mücadelede mesleğine<br />

bir ömür, emek ve gönül vermiş ve<br />

sağlık hizmeti için çok önemli bir yere<br />

sahip olan değerli eczacılarımıza;<br />

bu hizmetin kesintisiz olarak<br />

verilebilmesini sağlamak için<br />

gösterdikleri üstün gayretten ötürü<br />

teşekkür ediyorum ve Eczacılık<br />

bayramlarını yürekten kutluyorum.”<br />

Mayıs <strong>2017</strong><br />

13


Sağlık<br />

Sinüzit için yeni çare<br />

“Balon Yöntemi”<br />

Okan Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz<br />

Uzmanı Prof. Dr. İsmail Koçak<br />

Günümüzün en yaygın<br />

hastalıklarından biri olan<br />

sinüzit, nasıl tedavi edilir,<br />

sinüzit olmaktan kendimizi nasıl<br />

koruruz, sinüzitin belirtileri neler?<br />

Okan Üniversitesi Hastanesi Kulak<br />

Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. İsmail<br />

Koçak sinüzit hakkında merak<br />

edilenleri cevaplıyor…<br />

Sinüzit nedir? Neler sebep olur?<br />

“Kafa kemiklerimiz içinde burun<br />

boşluğu çevresindeki hava boşlukları<br />

‘sinüs’ olarak tanımlanır. Hava<br />

sinüslere burun boşluğundan<br />

girer. Her nefes alış verişimizde,<br />

burundan geçen hava sinüslere küçük<br />

açıklıklardan ulaşır. Bu açıklıkların<br />

tıkanması sinüs enfeksiyonlarının<br />

temel kaynağıdır. 4 çift sinüs boşluğu<br />

vardır. Frontal (alın), maksiller<br />

(yanak),etmoid (göz kenarı) ve<br />

sfenoid (arka) sinüsler. Sinüzit bu<br />

hava boşluklarının iltihaplanması<br />

durumudur. Virüs, bakteri ve<br />

mantarlar bu boşluklarda iltihaplanma<br />

yapar. En sık nedeni soğuk<br />

algınlığına neden olan virüslerdir.<br />

Bu virüsler burun içi ve sinüs içini<br />

döşeyen mukozayı etkiler. Virüs<br />

enjeksiyonundan sonra bakteriler<br />

sinüzitin devamına neden olur.<br />

Mantar sinüziti nadir görülür. Bu tarz<br />

enfeksiyonlar kısa sürer ve kolaylıkla<br />

iyileşir. Kısa süreli enfeksiyonlar ‘akut<br />

sinüzit’ olarak adlandırılır. Sinüzit<br />

uzun sürerse temelde problem<br />

sinüslerin hava geçiş kapılarının<br />

yapısal veya doğuştan dar veya kapalı<br />

olmasıdır. Bu durumda enfeksiyonlar<br />

uzun sürer ve ‘kronik sinüzit’ olarak<br />

tanımlanır.”<br />

Sinüzite yol açan hastalıklar<br />

nelerdir?<br />

“Bağışıklık sisteminde düşüşler<br />

sinüzitlere zemin hazırlar. Örneğin<br />

geçirilmiş ağır bir grip, organ<br />

yetmezliği olan bireyler, şeker<br />

hastaları sık ve uzun sinüzit problemi<br />

yaşarlar. Bunun içinde oluşan başka<br />

problemler örneğin alerji, çocuklarda<br />

buruna kaçırılmış yabancı maddeler,<br />

geniz eti gibi durumlar sinüzit<br />

nedenidir.”<br />

Sinüzite yol açan ilaçlar var mı?<br />

“Mukoza kurucu, idrar söktürücü ve<br />

bazı tansiyon ilaçları sinüzite zemin<br />

hazırlar.”<br />

Nasıl teşhis edilir?<br />

“Hekimin klinik muayenesi tanıyı<br />

koyar. Tanıya destek testler burun<br />

içi endoskopik muayene, sinüs<br />

röntgeni, tomografi, kültür ve koku algı<br />

testleriyle konur.”<br />

Nasıl tedavi edilir?<br />

“Bakteri kökenli enfeksiyonlarda<br />

antibiyotikler, mantar kökenli<br />

olanlarda antimikotik tedavi uygulanır.<br />

Bunun enfeksiyon geçene kadar<br />

açık kalması önemlidir. Bu nedenle<br />

dekonjesten olarak tanımlanan burun<br />

hava akımın artıran ilaçlar tercih<br />

edilir. Bunlar hem burun spreyi hem<br />

de tablet olarak kullanılır. Bunun<br />

içindeki salgının alışkanlığını artıran<br />

temizleyici sprey ve damlalar önerilir.<br />

Alerjinin eşlik ettiği durumlarda<br />

antihistaminik ilaçlar da eklenir.”<br />

14<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


Sağlık<br />

Ameliyat ne zaman gereklidir?<br />

“Kronik yapısal sinüzitlerde, ilaçla<br />

tedavinin faydasız olduğu durumlarda<br />

cerrahi tedavi ön plana çıkar.<br />

‘Endoskopik sinüs cerrahisi’ adı<br />

verilen teknikte sinüslerin tıklanmış<br />

kanalları genişletilir veya açılır.<br />

Bu işlem lazer, balon ve standart<br />

enstrümanlarla gerçekleştirilir.<br />

İşlemler endoskop ile yapıldığı için<br />

dışardan belli olmaz ve yüzde iz veya<br />

şişlik bırakmaz.”<br />

Tedavi ne kadar sürer?<br />

“Tıbbi tedavi 7 ile 21 gün arasında<br />

sürebilir. Süre, enfeksiyonun şiddeti<br />

ve oluşum sürecine göre değişir.<br />

Cerrahi tedavi ise 1 haftalık bakım<br />

sonrasında kendiliğinden iyileşme<br />

süreciyle tamamlanır. Cerrahi<br />

işlemlerden sonra normal yaşama<br />

geçiş çok kısadır. Özellikle lazer ve<br />

balon sinüs cerrahisinde kişi aynı<br />

gün normal yaşantısına devam<br />

edebilir.”<br />

Balon sinüs cerrahisi nedir?<br />

“Sinüs kanallarının balonla<br />

genişletilmesi işlemidir. Şu anda tüm<br />

sinüslere yönelik müdahalelerde<br />

güvenle kullanılıyor. Endoskop<br />

ile sorunlu sinüs bir klavuz tel<br />

aracılığıyla saptanır. Ardından<br />

klavuz tel üzerindeki balon kanal<br />

içinde şişirilir. Böylece sinüs kanalı<br />

genişletilir. İşlem sırasında ve<br />

sonrasında kanama, ağrı olmaz,<br />

tampon gerekmez.”<br />

Tekrarlanmaması için öneriler;<br />

• En doğru şey enfeksiyondan kaçınmak. Bunun için enfeksiyonun yoğun olduğu dönemlerde kapalı ortamlardan kaçının. Açık<br />

ve temiz havalı ortamlarda bulunun.<br />

• Klimalı ve soğuk ortamlar sinüziti tetikler. Hafif de olsa bir üst solunum yolu enfeksiyonu yaşarsınız muhakkak dekonjesyon<br />

(burun tıkanıklığını gidermek için kullanılan ilaç) tedavisine başlayın. Uçak yolculuklarından uzak kalın.<br />

• Terli terli su içmek, başı üşütmek, şapkasız çıkmak gibi durumlardın sinüzite uzak-yakın ilgisi yok. Yine de dikkatli olun.<br />

Sinüzitin belirtileri;<br />

• Burun tıkanıklığı<br />

• Baş ağrısı<br />

• Yüz ağrısı<br />

• Yüzde ve kafa içinde doluluk hissi<br />

• Burun akıntısı<br />

• Geniz akıntısı<br />

• Koku alma bozukluğu<br />

• Ses kalitesinde bozulma<br />

Mayıs <strong>2017</strong><br />

15


AKTÜEL<br />

Uzun süre yatakta kalmak zorunda olanlar için<br />

inovatif çözümler<br />

Günümüz hastane ortamının en müzmin konularından biri olarak bilinen<br />

Dekubitus Ülseri, halk diliyle yatak yarası; uzun süre sırtüstü, yüzüstü<br />

veya yan yatma sonucunda basınç altında kalan bölgelerde oluşan<br />

yaralar olarak karşımıza çıkıyor<br />

Sağlık alanında yeni nesil<br />

teknolojileri kullanarak ürünler<br />

geliştiren markalar, hastaların<br />

yaşam standartlarını yükseltmek için<br />

yoğun bir şekilde çalışıyor. Özelikle<br />

kronik hastalıklar ya da önemli bir<br />

ameliyat geçirenler gibi uzun süre<br />

yatakta kalmak zorunda kalanlarda<br />

ortaya çıkan Yatak Yarası, hastaların<br />

hayatlarını daha da zorlaştırabiliyor.<br />

Bu hastaların bir yerden bir yere<br />

transferi ve banyo süreçleri de önemli<br />

bir konu.<br />

Deri ve derialtı dokusunda kan<br />

dolaşımındaki aksaklığa bağlı olarak<br />

açılan yaraların önüne geçmek için<br />

geliştirilen son teknoloji yataklarla,<br />

kan dolaşımındaki aksaklık yüz<br />

100 çözülebiliyor. Hastanın yatış<br />

pozisyonun değiştirmeye gerek<br />

kalmadan kan dolaşımındaki<br />

aksaklıkların önüne geçen inovasyon<br />

harikası yataklar, obez hastalarda<br />

dahi yara oluşumu engellenebiliyor.<br />

Oluşmuş yaraların iyileşme evrelerini<br />

destekleyen yeni nesil yataklar, travma<br />

durumuna göre PLUS (A+B sitem) ve<br />

PRO (pozisyon veren) seçenekleriyle<br />

son kullanıcılarıyla buluşuyor.<br />

Öte yandan hastaların yataktan<br />

sandalyeye, yerden yatağa ve<br />

sandalyeden tuvalete gibi rutin<br />

transferlerini sağlaması için hasta<br />

transferi de önemli bir konu. Çünkü<br />

azaltılmış hareketliliği olan hastalar<br />

için güvenli ve konforlu transfer<br />

rutinleri sağlamak için doğru hasta<br />

taşıma aparatını seçmek hayati önem<br />

taşıyor. Bu farkındalıkla markalar,<br />

hasta ve bakıcı arasında göz teması<br />

sağlayan ve güvenli hasta taşımaya<br />

olanak tanıyan yeni nesil hasta<br />

transfer çözümleriyle uzun süre<br />

yatakta kalmak zorunda olanlara<br />

inovatif çözümlerle buluşturuyor.<br />

Ayrıca bakıcıların yüksek kalitede<br />

hijyen sağlamasına yardımcı olan<br />

hasta yıkama çözümleri, hastanın<br />

saygınlığını da koruyor. Çoklu manevra<br />

kulpları, ayarlanabilir sırt desteği ve<br />

ayak tablaları ve tuvalet rutinleri için<br />

kolay entegrasyon gibi teknolojik<br />

yeniliklerle hasta yıkama çözümleri,<br />

bakıma ihtiyaç duyan hastaların<br />

banyolarının güvenli ve konforlu<br />

bir şekilde yapılmasını sağlamanın<br />

ötesinde bakım personelinin de<br />

günlük görevlerini kolaylaştırıyor.<br />

16<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


AKTÜEL<br />

Bası yaralarının vücutta basınca<br />

maruz kalan kemik çıkıntıları<br />

üzerindeki yumuşak dokularda<br />

oluştuğunun altını çizen Doç. Dr.<br />

Çağatay Öztürk, bu tip yaraların<br />

yüzde 85-90’ının vücudun belden<br />

aşağı bölgelerinde ve sıklıkla<br />

sakral, trokanter ve iskial bölgede<br />

görüldüğünü belirtti. Yatak yarasının<br />

en çok deri duyarlılığından yoksun<br />

medülla spinalis hasarlı kişilerde,<br />

kronik hastalıklar nedeni ile uzun<br />

süre yatağa bağımlı kalan yaşlı ve<br />

bakımsız hastalarda görüldüğüne<br />

dikkat çeken Öztürk, “Bası yaralarının<br />

etyolojisinde basınç önemli bir<br />

faktördür. Yara oluşumunda basıncın<br />

süresi, bası şiddetinden daha çok<br />

etkilidir. Kemik çıkıntılar üzerindeki<br />

yumuşak dokuyu etkileyen basınç<br />

bu bölgedeki kapiller basınçtan fazla<br />

Doç. Dr. Çağatay Öztürk<br />

olursa (35mm Hg üzerinde) ve bu<br />

uzun süre devam ederse hücresel<br />

düzeyde başlayan değişiklikler doku<br />

nekrozuna kadar giden hasarlar<br />

oluşturur. Gerilme güçleri de bası<br />

yaralarının oluşmasında önemli<br />

bir etkendir. Yatağın baş kısmının<br />

30 dereceden fazla yükseltilmesi<br />

vücudun aşağı bölgelerinde gerilme<br />

yaratır. Basınç ve gerilme yara<br />

oluşumunu hızlandırır. Öte yandan<br />

bölgesel sürtünme, ezik, maserasyon,<br />

kontrol edilmeyen spastisite, anemi,<br />

hipoproteinemi, vitamin eksiklikleri,<br />

alkolizm, ilaç bağımlılığı, diabet,<br />

periferik vasküler hastalıklar,<br />

kanser, ameliyat esnasında iyi<br />

yapılmamış sargı ve ateller bası<br />

yaralarının oluşmasında önemli diğer<br />

faktörlerdir” dedi. Öte yandan bası<br />

yaralarının önlenmesi için alınması<br />

gereken tedbirlerin ilk aşamasının<br />

eğitim olduğunu belirten Öztürk’un,<br />

tedavi süreçlerinde uygulanması<br />

gereken önerileri ise şöyle;<br />

• Hasta ve ailesi, hastanede çalışanlar<br />

yara oluş nedenleri ve sonuçları<br />

hakkında eğitilmelidir.<br />

• Bu yaraların önlenmesi için en<br />

etkili yöntem sık sık pozisyon<br />

değiştirmektir.<br />

• Tekerlekli sandalyede oturanlar<br />

her 2-3 saatte bir elleriyle<br />

kendilerini yükselterek bu bölgelerin<br />

kanlanmasını sağlamalıdır.<br />

• Deri ve yatak bakımı da çok<br />

önemlidir.<br />

• Deri her gün sabunlu su ile<br />

silinmeli, özenle kurulanma ve<br />

derinin dolaşımını, dayanıklılığını<br />

arttırmak amacıyla mutlaka masaj<br />

uygulanmalıdır.<br />

• Yatak çarşafları temiz ve kuru<br />

olmalıdır.<br />

• Hastanın altındaki yatak ve çarşafta<br />

kırışıklar olmamalıdır.<br />

• Yatağa bağımlılarda idrar ve<br />

defekasyon sonrası temizlik çok<br />

önemlidir.<br />

• Bası yaralarının açılmasına sebep<br />

olabilecek anemi, hipoproteinemi,<br />

vitamin eksiklikleri, yanlış yapılmış<br />

sargı ve ateller, vücut direncini<br />

düşürecek faktörler ortadan<br />

kaldırılmalıdır.<br />

• Spastisite ile mücadele edilmelidir.<br />

• Yara oluşumunu önlemek için<br />

birçok yatak, tekerlekli sandalye<br />

ve minderler geliştirilmiş olmasına<br />

karşın bası yaralarının tümünü<br />

engelleyecek bir gereç henüz<br />

üretilmemiştir.<br />

Mayıs <strong>2017</strong><br />

17


AKTÜEL<br />

Becton Dickinson, tıbbi cihaz sektörünün ilk<br />

“Düşük Karbon Kahramanı” oldu<br />

Becton Dickinson (BD) Türkiye,<br />

sürdürülebilir üretim ve tüketim<br />

olgusu konusunda bilgi ve<br />

kapasite oluşturmak ve konunun<br />

farkındalığını artırmak hedefi ile<br />

faaliyetlerini yürüten Sürdürülebilir<br />

Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D)<br />

tarafından <strong>2017</strong> yılının “Düşük Karbon<br />

Kahramanı” seçildi.<br />

Becton Dickinson Türkiye, yaşam<br />

bilimleri & medikal teknoloji<br />

operasyonlarında ve değer zinciri<br />

boyunca sera gazı emisyonlarını<br />

azaltma ve iklim esnekliğini<br />

artırma uygulaması ile bu ödüle<br />

layık görülen ilk medikal teknoloji<br />

şirketi oldu. SÜT-D, Düşük Karbon<br />

Kahramanları Ödül Programı ile<br />

üretim ve tüketimdeki karbon<br />

yönetimi sayesinde düşük karbon<br />

ekonomisi için mücadelede<br />

mükemmelliğe ulaşan kuruluşları<br />

her sene düzenlediği İstanbul Karbon<br />

Zirvesi’nde ödüllendiriyor.<br />

Konu ile ilgili açıklama yapan<br />

BD Türkiye Genel Müdürü Murat<br />

Erboz; “Toplumumuz ve tüm<br />

paydaşlarımız için değer yaratan<br />

sorumlu bir yönetime sahip<br />

olmanın önemini biliyor ve iş<br />

hedeflerimizi sürdürülebilirlik bakış<br />

açısıyla belirliyoruz. BD bu vizyon<br />

kapsamında geçtiğimiz yıllarda<br />

2020 Sürdürülebilirlik Hedefleri’ni<br />

açıkladı. İnovasyon, Sağlığa Erişim,<br />

Verimlilik ve İş Gücünü Güçlendirme<br />

Hedefleri olarak ayrılan dört ana<br />

alanın altında, sera gazı emisyonunu<br />

azaltma odağı ve elbette karbon<br />

yönetimi de yer alıyor. BD olarak<br />

daha şimdiden büyük bir yol kat ettik.<br />

Örneğin, 2015 yılında gerçekleşen<br />

CareFusion satın alımıyla şirketimiz<br />

operasyonel anlamda da çok büyük<br />

oranda büyüdü; buna rağmen 2016’da<br />

emisyonu %16 oranında azaltmış<br />

bulunuyoruz. Ayrıca, BD çatısı altında<br />

bağımsız sürdürülebilirlik projeleri<br />

için bir Sürdürülebilirlik Fonu kuruldu.<br />

Elde edilen kaynak, mevcut sistemin<br />

geliştirilmesi ve geri dönüşüm<br />

donanımı projeleri için kullanılacak.<br />

Pek çok yenilenebilir enerji<br />

stratejilerinin devreye sokulması<br />

sayesinde genel karbon ayak izimiz de<br />

azalıyor. BD olarak, sağlık sektöründe<br />

yeşil enerji kullanımındaki lider<br />

şirketler arasında yer alıyoruz. Bu<br />

vizyon ve sorumluluk ile karbon ayak<br />

izimizi azaltmak için çalışmalarımıza<br />

küresel olarak devam edeceğiz.<br />

Düşük Karbon Kahramanı gibi bir<br />

unvana layık görülmek bizim için<br />

büyük bir onurdur.” dedi.<br />

BD global sürdürülebilirlik hedefleri<br />

ve ekonomik, sosyal, çevresel alanda<br />

sahip olduğu kurumsal sorumluluk<br />

bilinci doğrultusunda hareket<br />

etmesi; güvenli ve iyi uygulamaları<br />

artırarak daha fazla sürdürülebilir<br />

sağlık çözümleri ve hizmetlerine<br />

erişilmesi ve ürün karbon ayak<br />

izini azaltmaktaki uygulamaları ile<br />

2020 Sürdürülebilirlik Hedefleri’ne<br />

ulaşmak için çalışmalarına devam<br />

ediyor.<br />

18<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


Sağlık<br />

Onkolojide umut veren dönüm noktaları<br />

Roche İlaç Türkiye, geçmişten<br />

günümüze onkoloji alanında<br />

dönüm noktası olma<br />

özelliği taşıyan umut dolu anları<br />

ortaya koyuyor. Genel anestezinin<br />

tümör çıkarmak için ilk kez<br />

kullanılmasından, kanser tedavisi<br />

için onaylanan ilk kemoterapi ilacına,<br />

dünya onkoloji tarihindeki 15 mihenk<br />

taşı, bugün ulaşılan noktanın arka<br />

planındaki gelişmeleri gözler önüne<br />

seriyor.<br />

• Ekim 1846’da, genel anestezi tümör<br />

çıkarmak için ilk kez kullanıldı.<br />

• 1870’li yıllarda, “kanser zehrinin”<br />

lenf nodları yoluyla primer tümörden<br />

diğer bölgelere yayılarak, metastaza<br />

yol açtığı hipotezi ortaya kondu.<br />

• Marie Curie’nin 1898 yılında<br />

radyumu keşfini takiben, doktorlar<br />

1903 yılında radyoaktif elementin<br />

kanser tedavisinde ilk kez<br />

kullanıldığını bildirdiler.<br />

• Paul Ehrlich, 1909 yılında tümör<br />

gelişiminin genellikle kendi bağışıklık<br />

sistemimiz tarafından baskılandığını<br />

ileri sürdü. Kanserle mücadele<br />

etmek için vücudun bağışıklık<br />

sistemini kullanan immünoterapi ise,<br />

günümüzde kanser tedavisinde hızla<br />

büyüyen bir alan olarak karşımıza<br />

çıkıyor.<br />

• Günümüzün gelişen dünyasında<br />

rahim ağzı kanserini yayılma fırsatı<br />

bulamadan saptamak ve tedavi etmek<br />

için yaygın olarak tercih edilen ve adını<br />

yaratıcısı George Papanicolaou’dan<br />

alan PAP testi, 1943 ‘de kullanılmaya<br />

başlandı.<br />

• 2. Dünya Savaşı’nda kimyasal savaş<br />

maddesi olarak kullanılan azot hardalı<br />

(hardal gazı) 1949 yılında ABD’deki<br />

düzenleyici kurumlar tarafından<br />

kanser kemoterapisinde kullanılmak<br />

üzere ilk ilaç olarak onaylandı.<br />

• 1950-1960’larda sigara ile, özellikle<br />

akciğer kanseri olmak üzere kanser<br />

arasındaki bağlantıyı ortaya koyan<br />

raporlar sunuldu.<br />

• 1966 yılında, yaptığı araştırmayla<br />

prostat kanserinin hormonal<br />

tedavisinin mümkün olduğunu<br />

gösteren ve Nobel Ödülü’ne layık<br />

görülen Charles Huggins’in öncü<br />

çalışması hem prostat, hem de<br />

meme kanserine yönelik tedavilerin<br />

geliştirilmesini sağladı.<br />

• Anjiyogenezin tümör gelişimi ve<br />

yayılmasında rolü ilk olarak 1971<br />

senesinde Judah Folkman tarafından<br />

gösterildi ve pek çok hastanın<br />

genel durumunu anlamlı ölçüde<br />

değiştiren anjiyogenez inhibitörlerinin<br />

geliştirilmesine imkan sağlandı.<br />

• 1975’de Georges Kohler ve Cesar<br />

Milstein, günümüzde kanser<br />

tedavisinde yaygın olarak kullanılan<br />

bir biyolojik tedavi türü olan<br />

monoklonal antikorların üretimine<br />

yönelik makalelerini yayınladı.<br />

• Vücut içindeki tümörün<br />

görüntülerinin oluşturulması için<br />

röntgen ışınlarını kullanarak sağlıklı<br />

dokuya zarar vermeden doğru<br />

konumu hedeflemeye olanak tanıyan<br />

Bilgisayarlı Tomografi, ilk kez 1970’li<br />

yıllarda görüldü.<br />

• 1997 yılında, diğer tedavilere<br />

artık yanıt vermeyen bir lenfoma<br />

türüne sahip olan kişilerin tedavisi<br />

için, monoklonal antikorlar olarak<br />

adlandırılan yeni ilaç sınıfındaki,<br />

moleküler hedefli ilk ilaç onaylandı.<br />

• 2003 yılında, 13 yıllık araştırmanın<br />

bir sonucu olarak insan genomunun<br />

kodu yayınlandı. Bu devrim yaratan<br />

olay, spesifik kanserlerde genetik<br />

kusurların belirlenmesi de dahil<br />

olmak üzere, kapsamlı genetik<br />

araştırmaların önünü açtı. 2009<br />

yılında araştırmacılar, en yaygın<br />

kanserlerden ikisi olan cilt ve akciğer<br />

kanserinin genetik kodunun tamamını<br />

çözdü.<br />

• 2010 yılında metastatik prostat<br />

kanserinin tedavisinde kullanılan ilk<br />

kanser tedavisi aşısı onaylandı.<br />

• ABD’deki düzenleyici kurumlar<br />

tarafından, var olan tedavilere göre<br />

ciddi oranda iyileşme gösteren<br />

ilaçların kullanıma daha hızlı<br />

sunulması için oluşturulan “devrim<br />

yaratan tedavi” sıfatının verildiği<br />

ilk ilaç, kronik lenfositik löseminin<br />

tedavisi için 2013 yılında onaylandı.<br />

Mayıs <strong>2017</strong><br />

19


Röportaj<br />

Dünya Göz ile görmeye değer…<br />

Dünya Göz Hastaneleri Türkiye ve Avrupa’nın farklı bölgelerinde toplam<br />

23 noktada 240’ın üzerinde farklı göz tedavisi hizmeti veriyor<br />

Dünya Göz Hastaneleri Bio<strong>Medikal</strong><br />

Direktörü Sultan Tülay Ildız<br />

1996 yılında hizmet vermeye<br />

başlayan Dünyagöz, gözün tüm<br />

branşlarında ve en gelişmiş<br />

teknolojilerle sunduğu yüzlerce farklı<br />

tedavi yöntemiyle 365 gün, 24 saat göz<br />

ve göz çevresi sağlığına dair sorunlara<br />

kesin çözüm getiriyor. Ülkemizde<br />

branş hastaneciliği ile yeni bir dönem<br />

başlatan Dünyagöz Hastaneler Grubu,<br />

yurt içi ve yurt dışında toplam 22<br />

merkezinde ilkeli sağlık hizmeti<br />

veriyor. Dünyagöz; sürekli yenilenen<br />

eksiksiz teknolojisi, öğretim üyesi ve<br />

uzman doktorlardan oluşan 200 kişilik<br />

deneyimli medikal kadrosu, 2000’e<br />

yakın personeli ve çağdaş yönetim<br />

anlayışıyla kısa sürede dünyanın<br />

sayılı birkaç merkezi arasında yerini<br />

almayı başardı. Bu başarısını yeni<br />

projeleriyle taçlandırmaya devam<br />

eden hastanenin teşhiş ve tedavi<br />

alanlarında kullanılan medikal<br />

cihazlar ile ilgili hassasiyetini Dünya<br />

Göz Hastaneleri Bio<strong>Medikal</strong> Direktörü<br />

Sultan Tülay Ildız ile yaptığımız<br />

röportajımızla okuyucularımız ile<br />

paylaşıyoruz…<br />

Dünyagöz olarak Tıbbi birimlerinizde<br />

hangi göz hastalıklarının tedavisini<br />

yapıyorsunuz?<br />

“Dünyagöz Hastaneler Grubu olarak,<br />

günde 1000 civarında ameliyat ve<br />

8000 poliklinik hastasını tedavi etme<br />

kapasitesine sahibiz. Türkiye ve<br />

Avrupa’nın farklı bölgelerinde toplam<br />

23 noktada 240’ın üzerinde farklı göz<br />

tedavisi hizmeti veriyoruz. Dünyagöz<br />

olarak bugün üniversitelerin bile<br />

yapmadığı ameliyatları ve tedavileri<br />

yapıyoruz. Tüm bu bahsettiğimiz<br />

farklı tedavileri 24 saat içinde bütün<br />

hastanelerimiz yapabiliyor. Alanında<br />

uzman hekimlerimiz sayesinde, göz<br />

estetiği cerrahisi uygulamalarından,<br />

biyonik göz ameliyatına kadar gözü<br />

ilgilendiren her konuda teşhis ve<br />

tedavi uygulamaları yapıyoruz. En<br />

çok yaptığımız ameliyatların başında<br />

ise; retina, katarakt, lazer, kornea<br />

nakilleri, göz tansiyonu glokom ve<br />

şaşılık ameliyatlarıdır. Ameliyatların<br />

yüzde 75 – 80’nini bu operasyonlar<br />

kapsıyor.”<br />

<strong>Medikal</strong> cihazlarla yapılan tedavi<br />

ve ameliyatlar hastalara ne tür<br />

avantajlar sağlıyor?<br />

“Branş hastaneciliğini Türkiye’ye<br />

getiren bir kurum olarak gururla<br />

belirtmek isteriz ki, hastanelerimizde<br />

her şey göz ve göz sağlığına ilişkin<br />

dizayn edilmiştir. Hasta yataklarından<br />

tutun da mikroskopisine kadar,<br />

dünyanın en gelişmiş teknolojilerini<br />

kullanan bir grup olarak biliyoruz ki;<br />

medikal cihazlar, konusunda uzman<br />

ve yaptığı işte en iyiler arasında<br />

bulunan hekimler tarafından, hijyenik<br />

ve güvenli ortamlarda kullanılması<br />

hastalar için en temel gereksinim<br />

olan doğru yerde ve doğru tedavi<br />

yönteminin uygulanması avantajını<br />

sağlıyor. Bunun yanı sıra Dünyagöz<br />

Hastaneleri’nde, en son teknoloji ile<br />

üretilen medikal cihazlar kullanılıyor<br />

ve bu sayede tedavi ve ameliyatlar<br />

sırasında oluşabilecek hata riski<br />

olabilecek en düşük seviyelere<br />

indiriliyor. Bu şekilde hastalarımız<br />

bizden, mümkün olan en iyi hizmeti<br />

aldıklarından emin olabiliyorlar.”<br />

20<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


Röportaj<br />

Türkiye sağlık turizminde önemli<br />

bir konuma sahip. Dünyagöz<br />

olarak sağlık turizminde siz hangi<br />

ülke pazarlarını hedefliyorsunuz<br />

ve bu alanda ne tür çalışmalar<br />

gerçekleştiriyorsunuz?<br />

“Ülkemiz bütün dünyadan insanların<br />

hem konumu hem de sağlanan üstün<br />

sağlık hizmetleri sebebiyle tercih<br />

edilen önemli bir merkez haline<br />

geldi. Dünyagöz Hastaneler Grubu<br />

olarak, bu konuda ciddi atılımlar<br />

yaptık ve sağlık turizminde de<br />

Türkiye’ye en büyük katkıyı yapan<br />

kurumlar arasında bulunuyoruz.<br />

Toplam 115 ülkeden gelen hastaların<br />

Dünyagöz’ü tercih etmesi de bu<br />

başarımızın en önemli göstergesi.<br />

Örneğin, Amerika’da ameliyatının<br />

gerçekleştirilemeyeceğinin söylendiği<br />

bir hasta, bugün Türkiye’ye<br />

Dünyagöz’e geliyor ve sağlığına<br />

kavuşuyor. Avrupa başta olmak üzere<br />

tüm dünyada referans noktası olarak<br />

gösterilen bir kurum olduğumuzu<br />

gururla belirtmek isteriz.”<br />

Göz hastalıklarında <strong>Medikal</strong><br />

Teknolojiler olarak Türkiye’nin<br />

en iyi hastanelerindensiniz. Cihaz<br />

alımlarınızı hangi standartlara göre<br />

belirliyorsunuz?<br />

“Cihazlarımız alırken FDA<br />

onaylı olması ilk sırada gelen<br />

şartımız oluyor. FDA (Food&Drug<br />

Administiration) Amerika’da yer<br />

alıyor ve yaptığı detaylı çalışmalarla<br />

cihazların insan sağlığına zararı<br />

var mıdır, cihaz hangi konuda insan<br />

sağlığına fayda sağlamaktadır gibi<br />

konuları inceler ve onaylar. Tıbbın<br />

her dalında olduğu gibi göz tıbbında<br />

da cihaz teknolojileri her geçen gün<br />

yenilenmektedir. Göz vücudumuzun<br />

en hassas ve değerli organı olması<br />

sebebiyle tedavisi hiç hata kabul<br />

etmez. Ayrıca cihaz olmadan<br />

yapılan herhangi bir tedavi protokolü<br />

bulunmuyor. Bu sebeple cihazın hayati<br />

önemi bir kez daha artıyor. Durum<br />

böyle olunca yenilenen teknolojiye<br />

uyum sağlamak çok önemli. Bu<br />

sebeple dünya çapında yapılan<br />

oftalmoloji kongrelerini doktorlarımız<br />

ve biomedikal ekibi olarak biz<br />

yakinen takip ediyoruz. Göz cihazları<br />

nerdeyse cep telefonu teknolojisi<br />

ile yarışıyor. Çok hızlı bir şekilde<br />

yenileniyor ve her geçen gün gözün<br />

yeni mucizeleri ile karşılaşıyoruz.<br />

Bu hem çok güzel hem de oldukça<br />

yatırım gerektiren bir durumu<br />

ortaya çıkarıyor. Biz Dünya Göz<br />

olarak son teknolojiyi takip etmek<br />

adına hiçbir yatırım maliyetinden<br />

kaçınmıyoruz. En son ne ise bizde<br />

olmalı ve hatta Türkiye’de ilk bizde<br />

olmalı düşüncesiyle yolumuza<br />

devam ediyoruz. Kongrelerde dünya<br />

çapında bir çok hastanenin daha<br />

yeni almak için uğraştığı, bütçe<br />

ayırmaya uğraştığı cihazlardan<br />

bizim hastanemizde 3-4 adet oluyor.<br />

Bunları görmek tabi ki beni çok<br />

mutlu ediyor ve bir Türk hastanesi<br />

olarak bu noktalara gelmiş olmaktan<br />

ve hastalarımıza bu güzel hizmeti<br />

verebilmekten dolayı büyük bir gurur<br />

duyuyorum. Şunu söyleyebilirim ki,<br />

cihaz konusunda Dünya’da lider<br />

konumdayız. En iyisi ne ise, en<br />

yeni teknoloji ne ise Dünyagöz’de<br />

görebilirsiniz.”<br />

Şu an bünyenizde hangi medikal<br />

cihazlar bulunuyor? Bu cihazlarla<br />

yapılan tedavi ve ameliyatlar neler?<br />

“Göz tıbbıyla ilgili aklınıza gelen<br />

tüm cihazlar hastanelerimizde<br />

şube gözetmeksizin yer almakta.<br />

Etiler’de hangi tedaviler<br />

yapılıyorsa, Adana şubemizde de<br />

aynı hizmeti veriyoruz. Cihazlarımız<br />

numara sıfırlama ameliyatlarında<br />

kullanılan Excimer Lazer cihazları,<br />

Femto saniye teknolojisi ile<br />

katarakt ameliyatı yapan Femtofaco<br />

cihazları, göz tıbbına özel çeşitli<br />

ataçmanlarla zenginleştirilmiş<br />

ameliyat mikroskopları, gözün<br />

tomografisini, anjiyosunu ve tüm<br />

detaylı ölçümlemelerini yapan ileri<br />

tetkik cihazları, muayene esnasında<br />

hastaya ve doktora ergonomik<br />

süreçler sunan muayene cihazları,<br />

çocuk hastalara özel teşhis ve tedavi<br />

amaçlı cihazlar, katarakt hastalarının<br />

en uygun lense sahip olabilmelerini<br />

sağlayan ameliyat öncesi tetkik<br />

cihazları,<br />

Mayıs <strong>2017</strong><br />

21


Röportaj<br />

göz çevresi estetiğini en hassas<br />

şekilde yapan özel cihazlar, gözde<br />

tümör olgularını teşhiş ve tedavi<br />

eden cihazlar, retina hastalıklarının<br />

tedavisinde kullanılan ileri teknoloji<br />

cerrahi cihazlar olarak sıralanabilir.<br />

Her şubede ortalama 200 farklı çeşit<br />

cihaz bulunuyor. Tüm bunların yanı<br />

sıra tam teşekküllü bir hastanede<br />

olması gereken acil müdahale<br />

cihazları, anestezi ve reanimasyon<br />

cihazları, hasta yatış katlarında<br />

kullanılan cihazlar da envanterimizde<br />

yer alıyor. Tabi bence cihazlarla<br />

ilgili en önemli konu kalibrasyon ve<br />

bakımlarının zamanında ve yetkili<br />

personel tarafından yapılıyor olması.<br />

Biomedikal ekibi olarak bu konunun<br />

takibinde çok hassas davranıyoruz.<br />

Tüm denetlemelerden ve sertifikasyon<br />

belgesi firmalarından aldığımız<br />

geçerlilik belgeleri de bunun ispatı.<br />

Dünya’nın en iyi cihazı olsun bakım<br />

ve kalibrasyonsuz tehlikeli hale<br />

gelir. Bunun bilincinde olan ve her<br />

şubemizde bulunan konunun uzmanı<br />

Biomedikalci arkadaşlarım cihazların<br />

bakım ve kalibrasyonlarını titizlikle<br />

takip ediyorlar. Tüm hastalarımız<br />

gönül rahatlığı ile hastanelerimizde<br />

tedavilerini olabilirler.”<br />

Son olarak eklemek istediklerinizi<br />

öğrenebilir miyiz?<br />

“Dünyagöz Hastaneler Grubu<br />

olarak temel amacımız, dünya<br />

standartlarındaki göz sağlığı<br />

hizmetlerimizi her kesime<br />

ulaştırabilmek ve sağlıkta fırsat<br />

eşitliğini sağlayabilmek. Bu<br />

doğrultuda, Dünyagöz Sağlık Planı<br />

ve SGK’lı emeklilerden alınan hasta<br />

fark ücretini kaldırmak gibi farklı<br />

girişimlerde bulunuyoruz. Çünkü<br />

biliyoruz ki iyi görmek ve iyi koşullarda<br />

sağlık hizmeti almak herkesin<br />

hakkı ve bizim gibi sektöründe lider<br />

kuruluşların bu hizmetleri sağlaması<br />

sayesinde, kazanan Türkiye oluyor.”<br />

Sağlık Planı ile ne gibi hizmetler<br />

alınabilecek? Plan neyi kapsıyor?<br />

“Sağlık Planı ile biz, bilinen<br />

tüm kuralları değiştiriyoruz.<br />

Lazer, Katarakt, Retina, Göz<br />

Tansiyonu(Glokom), Şaşılık gibi toplum<br />

arasında yaygın olan göz problemlerini<br />

ve 6 ana branşı içine alan Sağlık Planı<br />

ile hastalığı, yaşı ve ekonomik durumu<br />

fark etmeksizin herkes Dünyagöz’ün<br />

üstün teşhis ve tedavi hizmetlerinden<br />

faydalanabiliyor ve dilediği zaman<br />

istediği ameliyatı olabiliyor. Altını<br />

çizmekte fayda var, bu plana sahip<br />

olanlar hizmet almak için beklemiyor,<br />

maddi yeterliliği konusunda endişe<br />

yaşamıyor, çünkü bir fark ödemiyor ve<br />

içi rahat bir şekilde Dünyagöz’den göz<br />

sağlığı hizmeti alıyor.”<br />

22<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


Profesyonel<br />

Çözümler<br />

24 yıldır<br />

yenilikçi ve güvenilir medikal<br />

ürünleri sağlık profesyonelleri ile<br />

bulușturuyoruz<br />

www.multikan.com.tr


Sağlık<br />

Biyoteknoloji alanında büyük yatırım<br />

Teknoloji ticarileştirme odaklı risk sermayesi fonu ACT Venture<br />

Partners Teknopark İstanbul’da kurulan sağlık girişimi<br />

RS Research’e 1,1 milyon Euro yatırım yaptı<br />

Boğaziçi Üniversitesi Kimya<br />

Bölümü Öğretim Üyesi Doç.<br />

Dr. Rana Sanyal’ın liderliğinde<br />

bilimsel araştırmalar yürüten sağlık<br />

girişimi RS Research, kuruluşunun<br />

ikinci yıldönümünü ana yatırımcısı<br />

Avrupa Yatırım Fonu (EIF) olan<br />

teknoloji temelli risk sermayesi fonu<br />

ACT’in yatırımıyla kutluyor.<br />

RS Research, Türkiye’de sağlık<br />

alanında Ar-Ge odaklı faaliyetler<br />

yürüten kuruluşlara destek vermek<br />

ve kamu – özel sektör – üniversite<br />

işbirliği projeleri geliştirmek amacıyla<br />

2015 yılının Mart ayında Doç. Dr Rana<br />

Sanyal ve Sena Nomak tarafından<br />

kuruldu. Tamamen milli imkânlarla<br />

sağlık sektörüne katkıda bulunmayı<br />

hedefleyen şirket, kanser tedavisinde<br />

yan etki profili iyileştirilmiş, hedefe<br />

yönelik ilaç adayı moleküller<br />

geliştirmeye başladı. Portföyünde<br />

bulunan ilaç adaylarının devam<br />

eden preklinik çalışmalarında aldığı<br />

etkileyici sonuçlar ile yatırımcıların<br />

yoğun ilgisiyle karşılaşan RS<br />

Research, ilk yatırım için ACT VC<br />

Fonu ile anlaşmaya vardı. 21 Nisan<br />

<strong>2017</strong>’de Sağlık Bakanlığı’na bağlı<br />

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu<br />

Klinik Araştırmalar Daire Başkanı Dr.<br />

Ecz. Nihan Burul Bozkurt ve Boğaziçi<br />

Üniversitesi Rektörü Mehmed<br />

Özkan’ın katılımıyla gerçekleştirilen<br />

imza töreni ile 1,1 Milyon Euro’luk<br />

yatırım resmiyet kazandı.<br />

Türkiye’nin bilimsel çalışmalar ve<br />

kalifiye iş gücü potansiyeli ile sağlık<br />

sektöründe takipçi değil inovasyon<br />

lideri olarak konumlanmasına katkıda<br />

bulunmayı hedeflediklerini belirten<br />

Doç. Dr. Rana Sanyal şöyle konuştu;<br />

“90’lı yıllarda sıralarında oturduğum<br />

ve gelecek hayalleri kurduğum<br />

Boğaziçi Üniversitesi’nde bugün hem<br />

bir öğretim üyesi hem de bir girişimci<br />

olarak yeni ortaklarımızla bir araya<br />

gelmek gurur verici. RS Research,<br />

Türkiye’nin her alanda girişim<br />

potansiyeliyle yatırımcılar için bir<br />

hedef olma yolunda hızla ilerlediğinin<br />

somut bir kanıtı oldu. Önümüzdeki 3<br />

yıl içinde farklı işbirlikleri ve yatırımlar<br />

ile portföyümüzü genişleterek, global<br />

anlamda yenilikçi tedavileri insanlık<br />

ile buluşturmayı hedefleyecek;<br />

bu sayede Türkiye’de milli ilaç<br />

endüstrisinin gelişimine de katkıda<br />

bulunmaya devam edeceğiz”.<br />

ACT Yönetici Ortağı Okan Kara ise<br />

konuyla ilgili; “Hedefe özel geliştirilmiş<br />

ve yaşam kalitesinin artmasını<br />

sağlayacak tedavi çözümlerinin<br />

gelecek nesillere ulaşmasına aracılık<br />

etmekten mutluluk duyuyoruz. Bu<br />

doğrultuda iki yılda çok ciddi bir yol<br />

alan ve başarıları artarak devam<br />

eden RS Research’e yatırım kararı<br />

aldık. Çok değerli paydaşları bir<br />

araya getiren ve bilimsel çalışmalarla<br />

üniversitenin işbirliğini aynı potada<br />

buluşturan bu örnek şirketin,<br />

yatırımımızla birlikte daha da<br />

ivmeleneceğine ve yakın zamanda<br />

küresel bir oyuncu olacağına<br />

inanıyoruz” ifadelerini kullandı<br />

24<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


AKTÜEL<br />

Akıllı tıbbi cihazlar siber tehdit altında<br />

KPMG’nin hazırladığı rapora göre yeni teknolojiiyle üretilmiş, bir veya birden<br />

çok ağa bağlı ve birbiriyle bağlantılı cihazlar siber risklere kapı açıyor<br />

KPMG Türkiye BT Danışmanlığı Lideri Tanıl Durkaya<br />

KPMG, sağlık sektöründeki<br />

teknoloji güvenliğini araştırdı.<br />

2000’lerin ortalarından beri<br />

hızla büyüyen erişilebilir tıbbi cihaz<br />

teknolojisi, takılabilir veya giyilebilir<br />

medikal cihazların güvenliği<br />

hakkındaki soru işaretlerini de hızla<br />

arttırıyor. Cihazların güvenliğini<br />

test eden bir grubun, laboratuvarda<br />

çalışan kalp piline kablosuz<br />

internet üzerinden ulaşması, cihazı<br />

durdurmakla kalmayıp ölümcül<br />

bir elektroşok oluşturması ya da<br />

onbinlerce kişinin kullandığı vücutta<br />

taşınan insülin pompasının uzaktan<br />

kontrol edilerek dozajının yeniden<br />

ayarlanması, sağlık sektöründe<br />

teknoloji güvenliğini tartışma<br />

konusu yapıyor. Özellikle ABD’de<br />

hastanelerin güvenlik duvarını aşan<br />

korsanların akıllı cihazlara erişip<br />

hasta güvenliğiyle ilgili şantaj yaptığı<br />

ve hastane yönetiminden fidye aldığı<br />

haberlerine artık daha sık rastlanıyor.<br />

KPMG, hasta güvenliğini, hastane<br />

faaliyetlerini ve kurumsal itibarı<br />

tehdit eden medikal cihazların<br />

siber güvenliğiyle ilgili hazırladığı<br />

araştırmada, teknolojiyle gelen<br />

risklere dikkat çekti. Araştırmadan<br />

başlıklar şöyle;<br />

• Yeni teknolojiyle üretilmiş, ağa bağlı<br />

ve birbiriyle bağlantılı medikal cihaz<br />

kullanımı hızla yayılıyor. Bu cihazlar,<br />

klinik verimliliği artırıyor ancak yeni<br />

saldırı düzenlerine ve siber risklere de<br />

kapı açıyor.<br />

• Sağlık kuruluşlarının yüzde<br />

32’si medikal cihaz güvenliğinin<br />

kendileri için bir numaralı güvenlik<br />

problemi olduğunu ifade ediyor.<br />

Çünkü kötü amaçlı yazılım nedeniyle<br />

hastalanmış bir medikal cihaz, tüm<br />

hastane faaliyetlerinin durmasına,<br />

kişisel sağlık verilerinin sızmasına,<br />

teknolojik güvenlik açığı oluşmasına<br />

ve hastaların zarar görmesine neden<br />

olabiliyor.<br />

• Sağlık kuruluşlarının yüzde<br />

81’i geçen iki yıl içinde bir siber<br />

saldırıya uğramış. Çünkü sağlık<br />

bilgileri, kredi kartı bilgilerinden 10<br />

kat daha değerli. Yakın zamanda<br />

sağlık kuruluşlarını hedef alan<br />

siber saldırıların bir kısmında,<br />

saldırganların kritik ortamlardaki<br />

bilgileri özel bir kötü amaçlı yazılımla<br />

şifreledikleri ve karşılığında fidye<br />

istedikleri biliniyor.<br />

• <strong>Medikal</strong> cihazları hedef alan<br />

siber tehdit; hizmetlerin kesintiye<br />

uğraması, kötü amaçlı yazılımların<br />

sisteme girmesi, dataların çalınması<br />

veya kaybolması, bilgilerin sızması,<br />

casusluk, web saldırıları ve satış<br />

noktalarına saldırılması gibi sonuçlar<br />

yaratabiliyor.<br />

Sağlık sektöründe siber tehditle mücadele için kuruluşların acilen harekete geçmesi gerektiğini kaydeden KPMG Türkiye BT<br />

Danışmanlığı Lideri Tanıl Durkaya; “Siber saldırılara doğru karşılık verebilmek için kuruluşların risk belirleme, azaltma ve<br />

ortadan kaldırma konusunda programlı bir yaklaşım belirlemesi gerekiyor. Siber risklerin ve ilgili tehditlerin belirlenmesi,<br />

hasta güvenliğinde sürekliliğin sağlanması için cihaz üreticilerinden sağlık hizmeti sunucularına kadar tüm taraflar iş birliği<br />

halinde olmalı” dedi. Ekim ayında Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Kişisel Sağlık Verilerinin İşlenmesi ve<br />

Mahremiyetinin Sağlanması Hakkındaki Yönetmelik” etkin bir siber güvenlik risk yönetimi programını şart koşuyor. Bu yönetmelik,<br />

Kişisel Verilen Korunması Kanunu ile de uygun şekilde kişisel bilgilere yetkisiz ulaşımı önlemeyi hedefliyor.<br />

26<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


Makale<br />

Sağlık İçin Metroloji<br />

Dr. Baki KARABÖCE<br />

TÜBİTAK Ulusal Metroloji<br />

Enstitüsü (UME), Gebze, Kocaeli<br />

ÖZET<br />

Sağlık alanında kullanılan sistemlerin kullanımı boyunca<br />

doğru çalışmasını sağlamak için düzenli bakım/onarımın<br />

yanı sıra test, ölçüm, doğrulama ve kalibrasyonlarının<br />

düzenli aralıklarla gerçekleştirilmesi bir zorunluluktur.<br />

Test, ölçüm, doğrulama ve kalibrasyon amacıyla kullanılan<br />

sistemlerin bazıları pazarda mevcuttur. Bu alanda<br />

hizmet veren kurum ve kuruluşlarda teşhis ve tedavi<br />

amaçlı kullanılan cihazların ulusal ve/veya uluslararası<br />

standartlara izlenebilirliğinin sağlanması ve ülke içinde<br />

ölçüm birliğinin oluşturulabilmesi için gerekli altyapı<br />

TÜBİTAK UME’de kurulmuştur [1].<br />

Öncelikle kalibrasyon laboratuvarlarının elinde bulunan<br />

ve en çok kullanılan hasta simülatörleri, defibrilatör<br />

analizörleri, infüzyon pompaları, elektrokoter analizörleri,<br />

elektriksel güvenlik analizörleri, puls-oksimetreler, gaz<br />

akış analizörleri ve ultrasonik kalibrasyon sistemleri<br />

kalibrasyonu yapılmaktadır. Ayrıca medikal cihaz kalibratörü<br />

tasarım ne prototip üretim çalışmaları sürmektedir.<br />

Anahtar Kelimeler: <strong>Medikal</strong> cihaz, metroloji, kalibrasyon,<br />

izlenebilirlik<br />

GİRİŞ<br />

Sağlık alanında son yıllarda görüntüleme, teşhis ve<br />

tedavide kullanılan cihazların çeşitliliği artmakta ve<br />

kullanımı sürekli yaygınlaşmaktadır. Bu sistemler basit<br />

bir termometreden başlayıp, bilgisayarlı görüntüleme<br />

sistemleri, klinik ölçüm cihazları veya bilgisayarla kontrol<br />

edilen çok hassas ameliyat robotlarına kadar uzamaktadır.<br />

Bu sistemler ile elde edilen veriler ve muayene bulgularına<br />

göre, hekim tarafından tedavi aşamaları ve yöntemleri<br />

belirlenmektedir. Tetkiklerde ölçüm sistemlerinden alınan<br />

veriler, muayene bulgularından daha önemli olabilmektedir.<br />

Örneğin muayene bulgusunda rastlanmayan bir fıtık, MR<br />

(manyetik rezonans) görüntüsünde ortaya çıkabilmektedir.<br />

Klinik metroloji alanında yapılan ölçümler, analizler<br />

ve testlerin sonucunda, doğrudan tedavi yöntemi<br />

belirlenebilmektedir. Örneğin bir diyabet hastasının kan<br />

şekerinin yüksek çıkması halinde insülin tedavisine<br />

başlaması yüksek ihtimaldir. Şekil 1’de görüldüğü gibi<br />

kan şekerinin doğru ölçülememesi, ya gereksiz tedaviye<br />

ve masrafa ya da gerekli tedavinin gecikmesine sebep<br />

olacaktır. Her gün yüzlerce kan şekerinin hatalı ölçümü<br />

sonucunda yapılan yüksek miktarlarda harcamanın yanında<br />

insan sağlığına verilen zarar ölçülemez.<br />

<strong>Medikal</strong> cihazların kullanımı boyunca doğru çalışmasını<br />

sağlamak için düzenli bakım/onarımın yanı sıra test,<br />

ölçüm, doğrulama ve kalibrasyonlarının düzenli aralıklarla<br />

gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Diğer alanlarda olduğu<br />

gibi sağlık alanında da hizmet veren kurum ve kuruluşlarda<br />

teşhis ve tedavi amaçlı kullanılan cihazların ulusal ve/veya<br />

uluslararası standartlara izlenebilirliğinin sağlanması ve<br />

ülke içinde ölçüm birliğinin oluşturulabilmesi büyük önem<br />

taşımaktadır. Bu izlenebilirliğin sağlanması için Türkiye’de<br />

bağımsız bir araştırma kurumunda gerekli altyapının<br />

araştırılması ve kurulması gereklidir.<br />

YURT İÇİNDE DURUM<br />

<strong>Medikal</strong> metrolojiye ilişkin ülkemizde yapılan faaliyetler<br />

incelendiğinde ve laboratuarda çalışan ve işin içinde olan<br />

profesyonellerle görüşüldüğünde bazı doğru uygulamalar<br />

yanında hatalı yapılan çalışmalar olduğu görülmüştür.<br />

Bunlar aşağıdaki gibi özetlenebilir;<br />

<strong>Medikal</strong> cihazların izlenebilirlik ve güvenilirliği metrolojik<br />

anlamda sağlanamamaktadır. Bir ölçümün izlenebilirlik<br />

ve güvenilirliğini sağlamak için, ölçüm/kalibrasyonda<br />

kullanılan cihazların (kalibratör, simülatör, analizör ve<br />

fantom gibi) kalibrasyonunun, referans ölçüm standartları<br />

kullanılarak, yazılı standartlarda veya literatürde<br />

tanımlanmış yöntemlere göre, kontrollü ortam şartlarında,<br />

yetkili (akredite) ve tarafsız kişiler tarafından yapılması<br />

gereklidir.<br />

28<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


Makale<br />

Hastanelerdeki medikal cihazların<br />

test, kontrol, doğrulama ve<br />

kalibrasyonunu, yapmak amacıyla<br />

kullanılan bu cihazların,<br />

izlenebilirliğinin sağlanmasında<br />

sıkıntılar yaşanmaktadır. Çoğu<br />

hastanedeki cihazların kalibrasyonu<br />

gerçek anlamda yapılamamaktadır.<br />

Örneğin, sadece etiket yapıştırılarak<br />

ve akreditasyon kapsamında olmayan<br />

ölçümler yapılarak kalibrasyon<br />

zorunluluğunun yerine getirildiği<br />

görüşülen farklı kurum ve kuruluş<br />

yetkilileri tarafından dile getirilmiştir.<br />

Bu cihazların kalibrasyonu, bakım/<br />

onarım adı altında ve akredite ve<br />

bağımsız olmayan laboratuvarda<br />

yapılmaktadır. UME’nin devreye<br />

girmesiyle bu sorunların ortadan<br />

kalkacağı planlanmaktadır.<br />

Metroloji alanında kalibrasyon<br />

süreleri, cihazın kullanım<br />

sıklığı ve riskine bağlı olarak<br />

tanımlanabilmektedir. Genel kanı<br />

olarak cihazların en geç yılda bir kez<br />

kalibre edilmeleri gereklidir.<br />

TITCK tarafından halen<br />

hazırlanmakta olan “TIBBİ<br />

CİHAZLARIN TEST, KONTROL<br />

VE KALİBRASYONU HAKKINDA<br />

YÖNETMELİK” taslağında kalibrasyon<br />

zorunluluğuna vurgu yapılmıştır.<br />

TÜBİTAK UME ve diğer yetkin<br />

kuruluş/üniversiteler tarafından<br />

eğitim programları düzenlenmesi<br />

ve katılımın teşvik edilmesi<br />

gerekmektedir.<br />

YURT DIŞINDA DURUM<br />

Yurtdışında yapılan diğer çalışmalar,<br />

ikili görüşmeler ve internet<br />

ortamındaki kaynakların taranması<br />

ile elde edilmiştir. <strong>Medikal</strong> alanda ilk<br />

çalışmaların başladığı ABD firması<br />

ECRI (Emergency Care Research<br />

Institute)’nin çalışmaları ve JCI<br />

(Joint Commission International)’ın<br />

çalışmaları incelenmiştir. Avrupa’da<br />

EC (European Commission)<br />

direktifleri, Euramet kapsamındaki<br />

projeler ve metroloji enstitülerinin<br />

çalışmaları derlenmiştir. Ayrıca<br />

dünya çapında bazı enstitülerdeki<br />

çalışmalar da incelenmiştir.<br />

Yurtdışında medikal metroloji<br />

alanında çalışma yapan kuruluşlar<br />

aşağıda listelenmiştir.<br />

Uluslararası Yasal Metroloji<br />

Organizasyonu, OIML’in 2011 yılında<br />

yayınladığı bültendeki “The role<br />

of metrology in medical devices”<br />

isimli makalede medikal alanda<br />

metrolojik bakış açısı ve uygunluk<br />

değerlendirmesi gibi konulara ilgilinin<br />

artmakta olduğu bildirilmiştir.<br />

<strong>Medikal</strong> alanda metrolojinin<br />

uygulanması insan sağlığına katkı<br />

sağlayacaktır, denilmektedir [2].<br />

Bu amaçla, hastanelerde ve sağlık<br />

kuruluşlarında bulunan medikal<br />

cihazların kontrol, doğrulama<br />

kalibrasyonu ikincil laboratuvarlar<br />

tarafından yerinde yapılmaktadır.<br />

Bunlara örnek olarak ABD’de JM<br />

Test Systems, İngiltere’deki Pan<br />

<strong>Medikal</strong> ve Hindistan’daki devlet<br />

kuruluşu STQC (Standardization<br />

Testing and Quality Certification<br />

Directorate) verilebilir [3,4,5]. Bu<br />

laboratuvarlar; birçok farklı firmanın<br />

ürünü olan elektrokoter, defibrilatör,<br />

ECG, hasta monitörü, termometre,<br />

tansiyon aleti, Puls oksijen metre,<br />

şırınga ve ventilatör kalibrasyonları<br />

yapmaktadırlar. <strong>Medikal</strong> cihaz<br />

kalibrasyonları, üreticinin prosedürü<br />

veya kendi prosedürlerine göre ve<br />

ulusal standartlara izlenebilir olarak<br />

yaptıklarını beyan etmektedirler.<br />

JCI ve ECRI gibi kuruluşlar<br />

hastanelerde daha çok kalite<br />

yönetimi konularına yönelmişlerdir.<br />

ECRI’nin ayrıca kalibrasyon<br />

yöntemleri ile ilgili prosedürleri<br />

de mevcuttur. OIML’in, yasal<br />

metroloji/kalibrasyonlar konusunda<br />

düzenlemeleri, medikal alanı<br />

da kapsamaktadır. Dünya Sağlık<br />

Örgütü (WHO) vb. kurumlar kılavuz,<br />

standart yayınlayarak ve hedef<br />

belirleyerek sağlık hizmeti verenlerin<br />

konuya odaklanmasını sağlamaya<br />

çalışmaktadır [6].<br />

Mayıs <strong>2017</strong><br />

29


Makale<br />

TÜBİTAK UME’DE YAPILAN<br />

ÇALIŞMALAR<br />

<strong>Medikal</strong> Metroloji Laboratuvarı,<br />

TÜBİTAK UME bünyesinde<br />

tamamlanan “<strong>Medikal</strong> Metroloji<br />

Fizibilite Projesi”nin bir sonucu olarak<br />

kurulmuş ve 06/12/2014 tarih ve 236<br />

sayılı TÜBİTAK Bilim Kurulu kararı ile<br />

de onaylanarak fiilen faaliyetlerine<br />

başlamıştır.<br />

UME <strong>Medikal</strong> Metroloji<br />

Laboratuvarı’nın temel amacı;<br />

medikal metroloji alanlarında<br />

ölçüm büyüklüklerin izlenebilirliğini<br />

sağlamak, geliştirmek, uluslararası<br />

metroloji sistemine uluslararası<br />

karşılaştırmalar yoluyla entegre<br />

etmek ve verilen kalibrasyon, ölçüm<br />

ve deney hizmetleri ile ülke içerisinde<br />

veya dışında kurulu alt seviyedeki<br />

laboratuvarlara izlenebilirlik<br />

sağlayarak ölçüm birliğini<br />

oluşturmaktır. Ayrıca laboratuvar<br />

faaliyet alanlarında ülke ihtiyaçları ve<br />

paydaşlarının talepleri doğrultusunda<br />

ilgili konularda araştırma projeleri<br />

üretmek laboratuvarın diğer bir<br />

amacıdır. Bu kapsamda laboratuvar,<br />

Avrupa Metroloji Araştırma Programı<br />

araştırma projelerinde proje ortağı<br />

olarak da görev almaktadır [7].<br />

<strong>Medikal</strong> Metroloji Laboratuvarı sağlık<br />

alanında kullanılan cihazların ölçüm<br />

izlenebilirliği ve güvenilirliğinin<br />

sağlanması çalışmaları yanında,<br />

otoanalizörler için sertifikalı referans<br />

malzeme üretimi, medikal cihazlar<br />

için kalibratör tasarımı ve üretimi<br />

projelerinde yer almaktadır. Ayrıca<br />

medikal cihaz kalibrasyonu konusunda<br />

çalışan profesyonellere eğitimler de<br />

düzenlemektedir.<br />

Laboratuvar çalışma alanları aşağıda<br />

özetlenmektedir<br />

30<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


Igloo Legend 12<br />

9 litre<br />

Rush Aşı Nakil Kabı<br />

5.5 litre<br />

Igloo 4 QT Playmate Mini<br />

3 litre<br />

Hastane içi taşıma kapları<br />

Aşı, ilaç, organ nakil kapları<br />

Soğuk zincir kapları ve ekipmanları<br />

Ambulans içi soğutucu buzdolapları ve taşıma çantaları<br />

Igloo 40 QT Maxcold Glide<br />

38 litre<br />

And Dayanıklı Tüketim Malları San. ve Tic. Ltd. Şti. E-5 Yanyol No: 196 Avcılar / İstanbul / TÜRKİYE<br />

T: 00 90 (212) 590 38 38 F: 00 90 (212) 593 02 45<br />

www.andoutdoor.com info@andoutdoor.com


AKTÜEL<br />

Doğadan laboratuvara biyomalzemenin serüveni<br />

Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal<br />

Mühendisliği Enstitüsü öğretim üyesi<br />

Doç. Dr. Bora Garipcan<br />

İnsanoğlunun yaşam süresi tıp<br />

ve teknolojideki gelişmelerden<br />

dolayı uzuyor ve ömür uzadıkça<br />

tıbbın sağlıklı yaşam içim sunduğu<br />

çözümler her geçen gün yeni<br />

buluşlarla çeşitleniyor. İlk yapay kalp<br />

naklinin üzerinden bugün tam 35 yıl<br />

geçti. Bugün tıpta artık sadece kalp<br />

nakli değil yüz nakline de imkan<br />

veren teknolojik ilerlemeler söz<br />

konusu. Tıp ve bilim dünyası, başta<br />

mühendislik bilimleri olmak üzere<br />

farklı uzmanlık alanlarını da işin içine<br />

katan disiplinlerarası yaklaşımla<br />

insanlığın faydası için yeni gelişmelere<br />

imza atıyor.<br />

Bu gelişmelerin en heyecan<br />

verici boyutunu 3B teknolojisiyle<br />

üretilmeye başlanan doku, organ ve<br />

implant teknolojilerinde görüyoruz.<br />

Biyomalzeme biliminin kapsamına<br />

giren bu gelişmeler, Boğaziçi<br />

Üniversitesi’nin BU+ Etkinlikleri<br />

kapsamında başlattığı, bu sene<br />

dördüncü dönemine giren ‘’Açık<br />

Ders’’ seminer dizisinin de ilk konusu<br />

olacak.<br />

‘’Yaşamdan Bilime, Bilimden<br />

Yaşama’’ temalı Açık Derslerin<br />

Bahar döneminin ilk dersini Boğaziçi<br />

Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği<br />

Enstitüsü öğretim üyesi Doç. Dr.<br />

Bora Garipcan verecek. Garipcan,<br />

“Biyomalzemeler Hayatımızı Nasıl<br />

Değiştiriyorlar?’’ başlıklı seminerinde<br />

vücudun işleyişine yardımcı olmak<br />

üzere üretilen biyomalzemeleri<br />

anlatırken, eski çağlara uzanan<br />

biyomalzemelerin, tarihi, çeşitleri,<br />

kullanım alanları ve gelecekte bizi<br />

nasıl biyomalzemeler beklediği<br />

sorunun cevapları hakkında bilgiler<br />

verecek.<br />

Tahtadan stent’e biyomalzeme tarih<br />

boyunca nasıl kullanıldı?<br />

Doç. Dr. Bora Garipcan insanoğlunun<br />

tarih boyunca tahtadan altına<br />

farklı malzemeleri biyomalzeme<br />

olarak kullanabildiğini ancak her<br />

malzemenin biyomalzeme olarak<br />

tanımlanamayacağını belirtiyor.<br />

Biyolojik bir ortamla etkileşim halinde<br />

olan malzemelerin ‘’biyomalzeme’’<br />

olarak kabul edildiğini ekleyen<br />

Garipcan, örnek olarak günümüzde<br />

kardiyovasküler alanda kullanılan<br />

stentlerin ana malzemlerinden<br />

biri olan çeliğin bu tanıma girdiğini<br />

söylüyor.<br />

Biyomalzemenin belli standartlara<br />

uygun ve daha önemlisi biyolojik<br />

olarak uyumlu olması gerektiğine<br />

dikkat çeken Garipcan; ‘’Örneğin<br />

yapay bir damar için kullanılan<br />

biyomalzeme ile kemik için kullanılan<br />

bir biyomalzemenin uyumluluğu<br />

birbirinden farklı özelliklere sahip<br />

olabilir. Ancak her ikisinde de ortak<br />

amaç söz konusu biyomalzemenin<br />

vücutta istenmeyen bir tepkiye yol<br />

açmamasıdır.’’ diyor.<br />

Ottawa Üniversitesi’nde yapay<br />

organ üretimi üzerine çalışan bilim<br />

insanlarının ‘’İskele Yöntemi’’<br />

tekniğiyle elmayı dilimlemek yoluyla<br />

hücrelerinden arındırdığını ve buradan<br />

insan doku ve hücresi geliştirildiğini<br />

anımsatan Garipcan, normal<br />

şartlarda biyomalzeme olmayan elma<br />

örneğinde olduğu gibi farklı amaçlarla<br />

kullanıldığında farklı malzemelerin<br />

değerlendirilebildiğine dikkat çekiyor.<br />

32<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


AKTÜEL<br />

Biyoesinlenme ve biyotaklit<br />

yöntemiyle biyomalzeme üretiliyor<br />

Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal<br />

Mühendisliği Enstitüsü’nde de bu<br />

yönde çalışmalar yaptıklarını belirten<br />

Doç. Dr. Garipcan, biyomalzeme<br />

üretimine yönelik çalışmaları<br />

kapsamında doğadan esinlenme veya<br />

doğayı taklit etme yoluyla köpekbalığı<br />

derisinden antibakteriyel yüzey,<br />

gülün taç yaprağı yüzeyinden gözün<br />

kornea dokusuna benzer doku üretimi<br />

gibi farklı alanlarda çalışmalarını<br />

sürdürüyor.<br />

İnsan ömrü uzuyor, biyomalzemelere<br />

ihtiyacımız artıyor<br />

Biyomalzemeleri yakın bir gelecekte<br />

hayatımızın pek çok alanında<br />

göreceğimizi ifade eden Garipcan<br />

insan ömrünün uzamasıyla ortaya<br />

çıkan çeşitli sağlık sorunları<br />

nedeniyle bu tür malzemelere<br />

daha fazla ihtiyaç duyacağımızı<br />

vurguluyor. 2020 yılında dünya<br />

genelinde 100 milyar USD civarında<br />

bir biyomalzeme pazarı oluşacağını<br />

belirten Garipcan, Türkiye’nin bu<br />

pazardan daha ciddi oranlarda<br />

pay alması için bu malzemeleri<br />

yurtdışından getirtmek yerine yerli<br />

üretime yönelinmesi ve bunun için<br />

de bu alandaki araştırmaların daha<br />

fazla desteklenmesi gerektiğine<br />

dikkat çekiyor. Gelecek dönemde,<br />

kişiselleştirilmiş tıbbın ileri<br />

uygulamaları doğrultusunda<br />

biyomalzeme alanında da önemli<br />

ilerlemeler kaydedileceğini<br />

sözlerine ekleyen Doç. Dr. Garipcan;<br />

‘’Kişiselleştirilmiş tıpta kullanılan tüm<br />

biyomalzemeler hali hazırda standart<br />

bir üretime tabi durumda ancak bazı<br />

malzemelerin kişiye özel yapılması<br />

gerekiyor. Tıpkı ilaçlarda olduğu gibi<br />

biyomalzeme de önümüzdeki yıllarda<br />

hastaya özel geliştirilecek. Örneğin üç<br />

boyutlu yazıcılar sayesinde hastanın<br />

anatomisine uygun damar yapısını<br />

uygulamak mümkün olacak. Bu<br />

alandaki çalışmalar devam ediyor<br />

ve akademik anlamda araştırmalar<br />

sürüyor. Dolayısıyla biyomalzeme<br />

biliminin önümüzdeki yıllarda<br />

önemli gelişmelere sahne olacağını<br />

düşünüyorum.’’ diyor.<br />

Mayıs <strong>2017</strong><br />

33


(yağ, su, kas, kemik, kalori, BMI)<br />

TÜRKİYE DİSTRİBÜTÖRÜ<br />

www.nabiztip.com


|<br />

TÜRKİYE DİSTRİBÜTÖRÜ<br />

www.nabiztip.com


AKTÜEL<br />

‘REHA-klinik’ otellerle Sağlık Turizminde<br />

20 milyar dolarlık gelir hedefleniyor<br />

Sağlık Bakanlığı, 20 milyar<br />

dolar gelir hedeflediği Sağlık<br />

Turizmi çalışmasını tamamladı.<br />

Çalışmaya göre Türkiye’de ilk kez<br />

rehabilitasyon klinik oteller kurulacak.<br />

“Reha-klinik” oteller adı verilecek<br />

merkezlerde, yaşlı bakımından<br />

tedavileri tamamlanan hastaların<br />

rehabilitasyonuna kadar çeşitli<br />

alanlarda hizmet verilecek. 55 ilde<br />

termal otel bulunduğunu tespit eden<br />

bakanlık, hasta kabul etmek isteyen<br />

otellere 6-8 aylık süre içinde Rehaklinik<br />

otele dönüşme fırsatı sunacak.<br />

Projeyi anlatan Sağlık Bakanlığı<br />

Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürü<br />

Ömer Tontuş; “Dünyada sağlık<br />

turizminin temeli termal turizm ve<br />

yaşlı bakım turizmidir. Geçen yıl<br />

ülkeler, sağlık turizminden 150 milyar<br />

dolar gelir sağladı. Biz de bu pastadan<br />

pay almak istiyoruz. İlk hedefimiz 20<br />

milyar dolar” dedi.<br />

Yeni bir konsept oluşacağını belirten<br />

Tontuş; “Kurulacak otellerde fizik<br />

tedavi uzmanları, dahiliye uzmanları<br />

ve iki tane pratisyen hekim olmak<br />

üzere en az 4 hekim görev yapacak.<br />

Otel müdürü, başhekim olacak.<br />

Dünya nüfusunun yüzde 20’si<br />

60 yaşın üzerinde” diye konuştu.<br />

Türkiye genelinde termal turizm için<br />

envanter çalışması yaptıklarını ifade<br />

eden Tontuş Norveç, Hollanda ve<br />

Almanya’da turizm için görüşmeler<br />

gerçekleştirdiklerini dile getirdi.<br />

6 stratejik ülkede turizm ofisi<br />

Türkiye’nin sağlık turizmi açısından<br />

tanıtımını yapmak amacıyla dünyayı<br />

6 bölgeye ayırdıklarını söyleyen<br />

Tontuş; “Sağlık Turizmi Koordinasyon<br />

Kurulu’nun yurtdışında ofisleri<br />

olacak. 2016 yılı başında İngiltere,<br />

Almanya, Rusya, Dubai, Türkmenistan<br />

ve Balkan ülkelerinden biri olmak<br />

üzere 6 stratejik ülkede turizm<br />

ofisi açacağız. Hollanda, Belçika,<br />

Lüksemburg, Avusturya, İsviçre,<br />

Polonya ve Çek Cumhuriyeti’nde<br />

tanıtım Almanya ofisi üzerinden<br />

yapılacak. Bu ülkelerde de alt ofisler<br />

açabileceğiz” dedi.<br />

36<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


Sağlık<br />

En sık görülen hormon bozukluğu<br />

“PCOS (Polikistik Over Sendromu)”<br />

Anatolia Tüp Bebek Merkezi Klinik ve<br />

Bilimsel Direktörü Prof. Dr. Hakan Yaralı<br />

Genetik yatkınlık gösteren bir<br />

yumurtalık hastalığı olan<br />

Polikistik Over Sendromu,<br />

sadece kadın hastalıkları değil<br />

vücuttaki tüm organ sistemleri<br />

kapsamında en sık görülen hormon<br />

bozukluğu. Nedeni tam olarak<br />

bilinmeyen PCOS, tipik olarak genç<br />

kızlarda ve genellikle ergenlik<br />

döneminde ortaya çıkmakta. Anatolia<br />

Tüp Bebek Merkezi Klinik ve Bilimsel<br />

Direktörü Prof. Dr. Hakan Yaralı, her<br />

5 kadından birinde görülen Polikistik<br />

Over Sendromu hakkında şu bilgileri<br />

veriyor…<br />

PCOS tanısı için bu 3 kritere dikkat!<br />

Rotterdam kriterlerine göre Polikistik<br />

Over Sendromu teşhisi, aşağıdaki 3<br />

kriterden en az ikisin tespit edilmesi<br />

ile konuluyor.<br />

Seyrek yumurtlama ya da hiç<br />

yumurtlamama,<br />

Kıllanma ya da erkeklik hormonunun<br />

fazla olması,<br />

Yumurtalıklarda 2-9 mm çapında<br />

12’den fazla antral folikül denilen<br />

yapıların görülmesi (Polikistik Over<br />

görünümü).<br />

Bu 3 önemli belirti dışında sivilce<br />

artışı, ciltte yağlanma, saç dökülmesi<br />

ve şişmanlık da PCOS’un diğer<br />

önemli belirtileri arasında!<br />

“Bu cilt değişikliklerinin tedavisinde<br />

anti-adrojenler (erkeklik hormonlarını<br />

baskılayan ilaçlar) kullanılması<br />

gerekir. Bu kapsamda kullanılan<br />

ilaçlar doğum kontrol hapları,<br />

Aldakton (Spironolakton) ve diğer<br />

antiandrojenlerdir. Adetlerin<br />

düzenlenmesi tüylenmede artmanın<br />

yanı sıra doğum kontrol hapı<br />

kullanımının ikinci bir avantajıdır.<br />

Aldakton, gerçekte bir idrar söktürücü<br />

olsa da tüylenmede artma kapsamında<br />

etkin bir ilaçtır. Tüylenmede artma<br />

tıbbi tedavisi çocuk isteği olan<br />

dönemlerde yapılmamalıdır; çünkü<br />

kullanılacak ilaçlar ya yumurtlamayı<br />

baskılarlar veya gebelik varlığında<br />

kullanılmaması gereken ilaçlardır.”<br />

PCOS’lu kadınlarda şeker hastalığı<br />

riski daha fazla!<br />

“Polikistik Over Sendromlu kadınlarda<br />

uzun dönemde bazı artmış metabolik<br />

riskler vardır. Bu olgularda 40’lı<br />

yaşlar ve sonrasında şeker hastalığı<br />

riski kesin olarak, PCOS’lu olmayan<br />

olgulara göre artıyor. İlerleyen bayan<br />

yaşı, kilo fazlalığı ve birince derece<br />

aile bireylerinde şeker hastalığı<br />

varlığı, şeker hastalığı gelişmesi için<br />

ilave risk faktörlerini oluşturmakta.<br />

Bu hastalarda %40 civarında gizli<br />

şeker, %6–8 olguda ise aşikâr şeker<br />

(tip 2 diyabet) sıklığı söz konusudur.<br />

Ayrıca, kesin olmamakla birlikte<br />

hipertansiyon (yüksek tansiyon) ve<br />

koroner kalp hastalığı riskleri de<br />

artmaktadır.”<br />

Tedavideki en önemli basamak<br />

kilonun kontrol altına alınması!<br />

“Araştırmalar Türkiye’de kadınlarda<br />

şişmanlığın hızla arttığını gösteriyor.<br />

Polikistik Over Sendromu olan<br />

kadınlarda da şişmanlık sıklıkla<br />

rastlanan bir sorun. Ancak Polikistik<br />

Over Sendromlu kadınlarda kilo alımı<br />

erkek tipi kilo alımı olarak gelişiyor.<br />

Hangi tip şişmanlık olduğunu anlamak<br />

için karın çevresini ölçülüyor; göbek<br />

hizasından karın çevresi 88 cm’i<br />

aşmış ise erkek tipi şişmanlık olarak<br />

tanımlanır. Hastanın tedavisindeki<br />

en önemli ve birinci basamak<br />

kilonun kontrol altına alınması ve<br />

kilo verdirilmesidir. Maalesef, pratik<br />

hayatta kilo verilmesinde çoğu<br />

zaman başarı sınırlı olabilmektedir.<br />

Kilo verilmesinde başarı anahtarı,<br />

hastanın tam uyum içinde olma isteği,<br />

bir diyet uzmanından profesyonel<br />

destek alınması ve uygun egzersiz<br />

programı uygulanmasıdır.”<br />

Hastalar gelişen tedaviler ile çocuk<br />

sahibi olabiliyor!<br />

“PCOS’lu hastalarda<br />

yumurtlamamaya bağlı gebe kalmakta<br />

sıkıntı görülebilmekte. Bu nedenle<br />

başlangıç tedavisi yumurtlamanın<br />

tekrar sağlanmasıdır. Bunun için<br />

yardımcı yöntemler; kilo fazlalığı<br />

var ise kilo vermenin sağlanması<br />

ve hap ya da günlük iğne tedavisi ile<br />

yumurtlamanın uyarılması ve aşılama<br />

yapılmasıdır. Kilo vermek tedavide<br />

kullanacağımız ilaçların duyarlılığını<br />

artırırken ayrıca fazla kiloların<br />

gebelikte oluşturabileceği sıkıntıları<br />

da ortadan kaldırmak açısından çok<br />

önemli. Eğer bu yolla gebelik elde<br />

edilemez ise hastalara tüp bebek<br />

tedavisi uygulanabilmekte.”<br />

38<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


Sağlık<br />

PCOS’lu hastalar tüp Bebek<br />

tedavisinde en kolay hastalardır!<br />

“Tüp bebek yapılması gereken PCOS’lu<br />

hastalar gebe kalınabilirlik açısından<br />

en kolay hasta grubuna girerler. Çünkü<br />

bu hastalarda yumurtalık rezervi, yani<br />

yumurtalık uyarımı sonrasında elde<br />

edilen yumurta sayısı oldukça iyidir ve<br />

diğer nedenlere bağlı gebe kalamama<br />

sonucu tüp bebek yapılan hastalara<br />

göre gebelik oranları daha yüksek<br />

olmaktadır. Aynı zamanda bu grup<br />

hastalarda transfer edilen embriyoembriyolar<br />

dışında dondurulacak<br />

vasıfta embriyo elde edilmesi ihtimali<br />

de çok daha yüksek olmaktadır. Yakın<br />

zamanda yaptığımız ve yurt dışında<br />

saygın bir dergide yayınladığımız<br />

çalışmamızda da sadece erkeğe<br />

bağlı kısırlık olan olgularda gebelik<br />

oranı %44, sadece Polikistik Over<br />

görüntüsü olan ancak yumurtlama<br />

problemi olmayan hastalarda gebelik<br />

oranı %59,6 iken PCOS’lu hastalarda<br />

bu oran %66 olmaktadır. Bu nedenle<br />

PCOS olan hastaların tüp bebek<br />

tedavisi bile gerekmeden, hap ya<br />

da günlük iğne tedavisi+aşılama ile<br />

gebe kalabilme şansları vardır. Eğer<br />

tüp bebek gerekir ise de çok etkin<br />

mücadele imkânı olduğunu ve gebelik<br />

oranlarının oldukça yüz güldürücü<br />

olduğunu da tekrar belirtmek<br />

isteriz. Ancak unutulmamalıdır ki,<br />

PCOS’lu hastalarda uygun protokol<br />

seçimi ve uygun olan en düşük<br />

dozun uygulanması çok önem arz<br />

etmektedir. Kontrolsüz yapılan, tüp<br />

bebek için uyarımlar sonucunda<br />

aşırı uyarım sendromu gelişme riski<br />

olabilmekte ve bu tablo hayatı dahi<br />

tehdit edecek kadar ciddi sağlık<br />

problemlerine neden olabilmektedir.”<br />

Mayıs <strong>2017</strong><br />

39


Sağlık<br />

Ramazan Ayı’nı rahat geçirmek isteyenler için<br />

altın öneriler…<br />

Avrasya Hastanesi Beslenme ve Diyet<br />

Uzmanı Dyt. Seda Dursun<br />

Normal beslenme düzeninin<br />

dışına çıktığımız Ramazan<br />

Ayı’nın ilk günleri her zaman<br />

daha zordur. Özellikle, yaz aylarına<br />

ve uzun süren günlere denk gelen<br />

Ramazan’da, dengeli ve sağlıklı<br />

beslenme daha fazla önem taşıyor.<br />

Bünyemiz, bir anda değişen yemek<br />

düzenine kolay alışamıyor. Bunun<br />

için bedenimizi, Ramazan Ayı’na<br />

hazırlamalıyız. Bazı konulara dikkat<br />

ederek Ramazan’ı zorlanmadan,<br />

rahatça geçirebileceğimizi söyleyen<br />

Avrasya Hastanesi’nden Beslenme<br />

ve Diyet Uzmanı Dyt. Seda Dursun,<br />

tavsiyelerini paylaşıyor.<br />

Sahurda nelere dikkat etmeliyiz?<br />

• Mutlaka sahura kalkmalısınız. Uzun<br />

süren günlerde sahura kalkmadan<br />

tutulan oruçlar, sizi gün boyu<br />

zorlayacaktır.<br />

• Sahur yemeklerini azar azar ve iyice<br />

çiğneyerek yiyin. Çiğ sebze, domates,<br />

salatalık gibi posası ve su içeriği<br />

yüksek yiyeceklere mutlaka sahurda<br />

yer verin.<br />

• Sahurda kahvaltılık tercih edenler,<br />

az yağlı peynir ya da lor peyniri<br />

tüketmeli. Vücuda protein ve su<br />

sağlayacaktır.<br />

• Sahurda yemek yiyecekler için,<br />

ızgara veya söğüş et, tavuk, yanında<br />

zeytinyağlı yemekler, yağsız yoğurt,<br />

tam buğday ekmekleri, mevsim<br />

meyveleri doğru tercih olacaktır.<br />

• Sahurda mutlaka bol sıvı tüketimi<br />

olmalıdır. Sahurda içeceğiniz<br />

sıvılar, uzun süren oruçlu günlerde,<br />

vücudunuzun su ihtiyacına cevap<br />

verecektir.<br />

• Yemeğinizi yedikten hemen sonra<br />

yatmayın. Sindirimin bitmesi için<br />

vücudunuza biraz zaman tanıyın.<br />

Sahur Ramazan Ayı’nın kahvaltısıdır…<br />

“Günün en önemli öğünü kahvaltıdır.<br />

Güne ne kadar güzel bir kahvaltıyla<br />

başlarsanız, gününüz o kadar verimli<br />

ve huzurlu geçer. Sahurda bir nevi<br />

Ramazan Ayı’nın kahvaltısıdır ve ne<br />

kadar özen gösterirseniz o kadar<br />

rahat oruç tutarsınız. Sahur asla<br />

aceleye gelmemelidir ve gerekli vakit<br />

ayrılmalıdır. Sahur sırasında hızlıca<br />

apar topar yemek yemek yerine,<br />

normal bir hızda sakince yemek<br />

yenmelidir. Çünkü hızlıca yemek yiyen<br />

insanlar, hemen doyduğunu hisseder<br />

ve sahur sırasında vücudunun<br />

gerektiği besinleri alamaz. Bu<br />

sebeplerden ötürü Ramazan Ayı’nın<br />

olmazsa olmazı sahurdur. Sahura ne<br />

kadar değer verirseniz Ramazan’da o<br />

kadar rahat edersiniz.”<br />

İftarda nelere dikkat etmeliyiz?<br />

• Orucunuzu su ile açın. Gün boyunca<br />

kaybedilen sıvının karşılanması için<br />

önemli bir adım olacaktır.<br />

• İftar sofrasından tıka basa doyarak<br />

kalkmayın. Bir anda boş mideye<br />

yüklenmek sağlığınıza zarar verir.<br />

Yiyeceklerinizi zamana yayarsanız<br />

açlık ve susuzluğa daha kolay<br />

dayanırsınız.<br />

• Ana yemeğe geçmeden önce<br />

vereceğiniz 10-15 dakikalık bir ara,<br />

gün boyunca durmuş olan ve tüm yıl<br />

boyunca buna alışık olmayan sindirim<br />

sisteminizin doğru çalışmasına<br />

yardımcı olacaktır.<br />

• Beyaz ekmekten ve ramazan<br />

pidesinden mümkün olduğunca uzak<br />

durun.<br />

40<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


Sağlık<br />

Tam buğday ya da çavdar ekmeğini<br />

tercih etmeniz, vücudunuz açısından<br />

size iyi gelecektir.<br />

• Yağlı besinlerin ve yağda<br />

kızartmaların tüketiminden<br />

kaçınılmalı. Kızartma yerine haşlama,<br />

ızgara, kendi suyunda pişirme<br />

gibi sağlıklı pişirme yöntemlerini<br />

uygulamalısınız.<br />

• Sıcak ve uzun geçen oruçlu günün<br />

ardından iftar sofranızda, sizi hem<br />

serinletecek hem de kalsiyum ve<br />

potasyum ihtiyacınızı karşılayacak<br />

yoğurt, haydari, cacık, salata gibi<br />

ürünleri mutlaka tüketmelisiniz.<br />

• İftardan sonra oluşacak şişkinlik<br />

ve hazım sorunları için maden suyu<br />

tüketebilirsiniz. Gün içinde terleyerek<br />

attığınız elektrolit kaybını dengeleyen<br />

maden suyu vücudunuza iyi gelecektir.<br />

bol sulu meyveleri tüketerek de su<br />

ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Günün<br />

büyük bir bölümünü oruçlu geçirildiği<br />

için ağızdaki bakteriler artmaktadır.<br />

İftardan ve sahurdan sonra<br />

unutulmadan dişler fırçalanmalı,<br />

alternatif olarak isterseniz tuzlu<br />

suyla gargara yapabilirsiniz.<br />

Ramazan Ayı’nda yapacağınız hafif<br />

egzersizler veya yürüyüşler kendinizi<br />

daha iyi hissetmenize yardımcı<br />

olacaktır. Normal uyku düzeninden<br />

şaşmamalısınız. Eğer güne uykusuz<br />

devam ederseniz, oruçla başa<br />

çıkmada zorlanacaksınız ve daha<br />

kolay sinirleneceksiniz. Son olarak<br />

Ramazan Ayı’nı asla kilo vermek<br />

için bir fırsat olarak görmemeli,<br />

iftarda veya sahurda gerekli besinleri<br />

almaktan kaçınmamalısınız. Aksi<br />

takdirde, vücudunuz bu duruma yenik<br />

düşebilir ve sağlık problemleri ile<br />

karşılaşabilirsiniz’’<br />

Yeterli su içmek çok önemli…<br />

“Sıcak ve nemli havalar su kaybettirir.<br />

Terleme ile artan sıvı ihtiyacını<br />

karşılamak için iftarla sahur<br />

arasında mutlaka en az 10 bardak<br />

su içmelisiniz. Karpuz, kavun gibi<br />

Mayıs <strong>2017</strong><br />

41


MERKEZ OFİS VE FABRİKA<br />

Maltepe Mah. Litros Yolu Aile Çay Bahçe Sk. No:10 Topkapı 34010 İstanbul<br />

Telefon: 0 (212) 544 30 50 (pbx) Faks: 0 (212) 544 90 20 WhatsApp Sipariş Hattı: 0545 479 80 87<br />

E posta: info@variteks.com<br />

Web: www.variteks.com


59 yıl önce küçük bir atölye olarak yola çıkan grubumuz, bugün 8000 metrekareyi aşan<br />

modern tesislerinde son teknoloji ekipmanlarıyla ve konusunda uzman kadrolarıyla, yenlikleri<br />

sürekli takip eden AR-GE departmanıyla Türkiye genelinde ihtiyaçları karşılamakla kalmayıp,<br />

başta Avrupa ülkeleri olmak üzere 73 ülkede adıyla istenen ve aranan konuma gelmiştir.<br />

Konusunda Türkiye'nin lider firması olmanın haklı gururu ile VARİTEKS, ortopedik ürün<br />

konusunda her zaman en doğru çözüm olmuştur ve olmaya devam edecektir.<br />

Isı - nem kontrolü sağlayan<br />

dikişsiz örgü sistemi<br />

Kumaşa işlenmiş Aloevera mikro<br />

kapsülleri<br />

Kademeli uzunluk ayarı<br />

Tek dokunuşla ayar kolaylığı<br />

Dairesel Örgü Sistemi ile<br />

Destek ve konfor bir arada


AKTÜEL<br />

Türk tüketiciler sağlık hizmetlerinde yapay<br />

zekâ ve robotları benimsemeye hazır<br />

Tıpta yapay zekâ ve robotbilim sağlık görevlilerinin yerini alabilecek mi? Henüz<br />

değil, ancak sağlık sektörü hızla değişiyor ve insanlar buna hazırlanıyor…<br />

PwC Türkiye Sağlık Sektörü Lideri Serkan Tarmur<br />

PwC’nin Avrupa, Orta Doğu ve<br />

Afrika bölgesinde yer alan<br />

12 ülkeden 11.000’i aşkın<br />

katılımcı ile hazırladığı Hangi doktor?<br />

Neden yapay zekâ ve robotbilim yeni<br />

sağlık sektörünü şekillendirecek?<br />

başlıklı araştırma tüketicilerin sağlık<br />

sektöründe yapay zeka ve robotları<br />

ne kadar benimsediğini inceliyor.<br />

Katılımcıların yarısından fazlası<br />

(yüzde 55), sağlıkla ilgili sorularını<br />

yanıtlayacak, tahlil yapacak, teşhis<br />

koyacak ve tedavi önerecek ileri<br />

bilgisayar teknolojilerini ve robotları<br />

kullanmaya istekli olduklarını iletti.<br />

Gelişmekte olan pazarlar sağlıkta<br />

teknolojiyi kullanmaya en açık olan<br />

pazarlar<br />

Araştırmadaki tüm sorularda gelişmiş<br />

ve gelişmekte olan ekonomiler<br />

arasında belirli bir fark ortaya çıktı.<br />

Gelişmiş ve görece daha katı sağlık<br />

sistemleri olan ülkelerde yaşayanlar<br />

(İngiltere ve Batı/ Kuzey Avrupa), insan<br />

olmayan bir sağlık görevlisinden<br />

hizmet almaya istekli; ancak, sağlık<br />

sektörünün hala şekillenmekte<br />

olduğu gelişmekte olan ülkelerde<br />

yaşayanların bu konuda daha da istekli<br />

oldukları belirlenmiş.<br />

PwC Türkiye Sağlık Sektörü Lideri<br />

Serkan Tarmur rapor sonuçlarını şöyle<br />

değerlendiriyor; “Sağlık sektörünün<br />

geleceğinde yapay zekâ ve robotların<br />

olacağı çok açık. Sektördeki asıl hedef<br />

ise, herkesin erişebileceği kaliteli,<br />

uygun fiyatlı ve iyi sağlık hizmetlerini<br />

sağlamak. Yapay zekâ ve robot bilimi<br />

mevcut sağlık sistemlerine sorunsuz<br />

şekilde entegre ederek ve daha sonra<br />

bu teknolojilere dayalı yeni sağlık<br />

hizmeti modelleri oluşturarak elde<br />

edilecek ekonomik ve sosyal katma<br />

değer çok büyük.”<br />

Araştırmaya göre, ameliyathanede<br />

bile katılımcılar küçük cerrahi<br />

operasyonları doktor yerine robotların<br />

yapmasını tercih edeceklerini<br />

belirtiyor; buna istekli katılımcıların<br />

oranı yüzde 50 ile yüzde 73 arasında<br />

değişiyor. Nijerya, Türkiye ve Güney<br />

Afrika’daki katılımcılar küçük cerrahi<br />

operasyonları robotların yapması<br />

konusunda en istekli olanlar (sırasıyla<br />

yüzde 73, yüzde 66 ve yüzde 62);<br />

İngiltere’deki katılımcılar ise bu<br />

konuda en az istekli olanlar (yüzde<br />

36). Beklendiği gibi, diz ya da kalça<br />

ekleminin değiştirilmesi, tümör<br />

alınması, kalp ameliyatı gibi büyük<br />

operasyonlarda durum ciddi ölçüde<br />

değişiyor. Yine de, bir robot tarafından<br />

yapılan büyük cerrahi operasyona<br />

girmeye istekli katılımcıların oranı<br />

Nijerya’da yüzde 69, Hollanda’da<br />

yüzde 40, İngiltere’de ise yüzde 27<br />

olarak ortaya çıkmakta.<br />

Şekil 1: Sağlık hizmeti ihtiyaçları için yapay zekâ ve robotların<br />

kullanımına istekli olan katılımcıların yüzdesi (ülke bazında)<br />

44<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


AKTÜEL<br />

Araştırmada aynı zamanda, yapay<br />

zekâya sahip bir cihazın ya da robotun<br />

bir sağlık hizmetini ya da prosedürünü<br />

gerçekleştirmesi<br />

konusunda<br />

katılımcıların istekliliğini etkileyen<br />

temel faktörler incelendi.<br />

Sağlık hizmetlerine daha hızlı ve kolay<br />

erişim (yüzde 36); teşhiste doğruluk<br />

ve hız (yüzde 33) istekliliği etkileyen<br />

temel faktörler oldu. Robotların karar<br />

alma gücüne güvenmeme (yüzde 47)<br />

ve insani dokunuş eksikliği (yüzde 41)<br />

ise isteksizliği etkileyen temel faktörler<br />

oldu. Her ne kadar yüzdeler ülkelere<br />

göre değişse de, en büyük iki avantaj<br />

ve dezavantaj, Suudi Arabistan ve<br />

Katar hariç tüm ülkelerde bu sırayla<br />

söylendi. Bu ülkelerde ise katılımcılar<br />

‘insani dokunuş’ eksikliğini en büyük<br />

dezavantaj olarak gösterdi.<br />

Atılması gereken adımlar<br />

Yapay zeka ve robotların sağlık<br />

sektöründe verimli bir şekilde<br />

kullanılmasına dönük olarak PwC’nin<br />

raporunda farklı paydaşlara önerilen<br />

bazı adımlar da yer alıyor:<br />

• Hükümetler, yapay zeka ve robotlarına<br />

kullanımına yönelik uygulanabilir ve<br />

zorunlu kalite standartları ve yasal<br />

düzenleme çerçevesi oluşturmalı ve<br />

yeni yaklaşımların benimsenmesi için<br />

uygun teşvikler sağlamalıdır.<br />

• Sağlık sektörü çalışanları hem<br />

tıp alanında hem de tüm sağlık<br />

ekosisteminde yapay zekâ ve<br />

robotbilimle çalışmanın sağlayacağı<br />

potansiyeli anlamalı ve değişikliğe açık<br />

olmalılar.<br />

• Özel sektör ve araştırma firmaları<br />

sağlık sistemindeki talep ve kaynak<br />

gibi büyük sorunlar karşısında yapay<br />

zeka ve robotbilim odaklı çözümler<br />

üretmeliler.<br />

• Sağlık kurumlarındaki karar alıcılar<br />

yeni teknolojilerin sağlık hizmetleri<br />

alanındaki etkinliğini ölçmeli,<br />

tüketicilerin istek ve ihtiyaçlarına<br />

odaklanmalı ve öncelik vermelidir.<br />

Araştırma hakkında<br />

Hangi doktor? Neden yapay zekâ ve robotbilim yeni sağlık sektörünü şekillendirecek? araştırması, dünyanın önde<br />

gelen nicel ve nitel araştırma tedarikçilerinden YouGov tarafından 2016 yılının Kasım ayında gerçekleştirilmiştir.<br />

Aşağıdaki ülkeler dâhil 12 ülkeden 11.086 kişi internet üzerinden gerçekleştirilen bu araştırmaya katılmıştır.<br />

Katılımcılar;<br />

• Belçika, Almanya, Hollanda, Norveç, İsveç, Türkiye ve İngiltere’den ulusal temsilci örnekleri,<br />

• Nijerya, Katar, Suudi Arabistan, Güney Afrika ve BAE’den kentsel temsilci örnekleri.<br />

Mayıs <strong>2017</strong><br />

45


AKTÜEL<br />

“İyi” işyerlerinin sayısı hızla artıyor<br />

Yeşilay’ın ev sahipliğinde 28<br />

Nisan’da Sepetçiler Kasrı’nda<br />

düzenlenen toplantıya İYİ<br />

programına üye olan Siemens,<br />

Torku, Ideasoft, Etiya, Alpplas, İstinye<br />

Üniversitesi, Spor İstanbul’dan üst<br />

düzey yöneticiler katıldı. Toplantıda,<br />

İş Yaşamını İyileştirme (İYİ)<br />

programının detayları ve Siemens<br />

İYİ projesine yönelik şirket içi<br />

uygulamaları paylaşıldı. Yeşilay’ın<br />

İş Yaşamı İyileştirme Programı (İYİ),<br />

işyerlerinde sağlıklı bir çalışma<br />

ortamını sağlamayı ve bağımlılıkla<br />

mücadele etmeyi amaçlıyor. İstanbul<br />

Kalkınma Ajansı desteği ve KalDer<br />

işbirliği kapsamında yürütülen<br />

projede, çalışanların psikolojik ve<br />

fiziki sağlığı ön planda tutularak işyaşam<br />

dengesine katkı sağlanması<br />

hedefleniyor.<br />

proje izleme ekibi tarafından<br />

kuruluşa bir ön izleme ziyaretinde<br />

bulunuluyor. İzleme ziyareti<br />

sonucunda bu kuruluşun Sağlıklı ve<br />

Mutlu İşyeri Puanı ortaya çıkıyor. Bu<br />

puanlama sistemi sağlıklı işyeri olma<br />

yolculuğunda hem basamaklandırma<br />

sağlıyor, hem de şirket için ölçülebilir<br />

veri ortaya koyuyor. Sisteme göre 1000<br />

puan üzerinden 250-349 puan alan<br />

kuruluşlar “İYİ Düşünen” 350-449<br />

puan alan “İYİ’de Kararlı” kuruluşlar<br />

olarak adlandırılıyor, 450-549 puan<br />

arası “İYİ’de Farklı” kuruluş ve 550<br />

puan üstü olanlar “İYİ’de Mükemmel”<br />

olarak tanımlanıyor. İzleme ve<br />

ölçümleme sistemi, 7 ana ve 169 alt<br />

kategoriden oluşan bir arka plana<br />

sahip. Projenin mevcut aşamasında<br />

işletmelerin ilk izleme ziyaretleri ve<br />

puanlamaları gerçekleştiriliyor. Bu<br />

puanlamalara göre şirketler ile 1<br />

yıllık yol haritaları ve gelişme planları<br />

hazırlanıyor, sürecin sonunda son<br />

ölçümler yapılıp şirketin sağladığı<br />

ilerleme gözleniyor. Özellikle şirketler<br />

bağımlılığa yol açan risk faktörlerini<br />

azaltmak adına uygulamaları<br />

hayata geçirerek, Sağlıklı Çalışma<br />

Platformu üzerinden tüm aktörlerle<br />

paylaşıyorlar.<br />

Sağlıklı ve mutlu işyeri modeli<br />

kuruluyor<br />

İş Yaşamını İyileştirme Programı,<br />

sürece dahil olan işletmelere aşamalı<br />

bir uygulama süreci sunuyor. Şirket<br />

programa dahil olduktan sonra<br />

öncelikle yöneticiler bazında Sağlıklı<br />

ve Mutlu İşyeri Modeli konusunda<br />

eğitime tabi tutuluyor. Daha sonra<br />

48<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


AKTÜEL<br />

İnovatif Hemşireler Derneği Patentli Ürünleri<br />

ile Expomed Fuarı’nda yoğun ilgi gördü<br />

İnovasyon gönüllüsü ve profesyonel<br />

yaklaşımlarıyla hastalara en<br />

iyi hizmeti vermeyi amaçlayan<br />

hemşireler tarafından kurulan<br />

“İnovatif Hemşireler Derneği” Avrasya<br />

Bölgesi’nin ve Türkiye’nin medikal<br />

alandaki en önemli buluşma platformu<br />

olan Expomed Fuarı’nda geliştirdikleri<br />

patentli ürünlerini görücüye çıkardı.<br />

Expomed Fuarı’nda gerek Sağlık<br />

Yöneticileri ve Sağlık Çalışanları<br />

gerekse patentli ürünlerin hayata<br />

geçirilmesinde destek olabilecek<br />

medikal firmaların yoğun ilgi<br />

gösterdiği stantlardan biri olan<br />

“İnovatif Hemşireler Derneği”<br />

standında, hemşirelerin hasta<br />

bakımına yenilik getirmesi, bakım<br />

maliyetini azaltması, hemşirelik<br />

hizmetinin kalitesini arttırmak<br />

amacıyla geliştirdikleri inovasyon<br />

temalı yeni, farklı ve sıra dışı projeler<br />

tanıtıldı.<br />

Dernek Başkanı ve aynı zamanda<br />

Zeynep Kamil Hastanesi Sağlık<br />

Bakım Hizmetleri Müdürü Dr. Yeliz<br />

Doğan Merih, stantta sergiledikleri ve<br />

patentini aldıkları ürünler hakkında<br />

şunları söyledi; “Mesleğimiz için<br />

faydalı, fark oluşturan, mesleki<br />

değişim ve gelişim sürecini<br />

destekleyen bilimsel çalışmaları<br />

hayata geçirmek üzere yola çıktık.<br />

Sağlık sektöründe hastalarımızın<br />

ve bizlerin ihtiyacı olan ürünleri<br />

tespit edip, geliştirilmesini sağlamak<br />

amacıyla da çalışmalarımıza<br />

devam ediyoruz. Geliştirdiğimiz<br />

yeni ürünlerle ayrıca Ülkemiz<br />

ekonomisine de katma değer<br />

sağlamayı hedefliyoruz. Bu kapsamda<br />

bugüne kadar geliştirdiğimiz 150<br />

tıbbi buluşun 30’u sertifikalandı<br />

ve patenti alındı. Diğerlerinin de<br />

patent süreci devam ediyor. Bunlar<br />

arasında; cerrahi aletler ve iğneler,<br />

doğum sonu kanama önleyici cihaz,<br />

yeni doğan yoğun bakım ürünleri<br />

(formül süt hazırlama cihazı, nefes<br />

öğreten yatak, ağlama sensörü,<br />

hasta konforunu destekleyici sürgülü<br />

yatak, pozisyon veren ve masaj yapan<br />

yatak, akıllı ürodinami cihazı, hasta<br />

mobilizasyonuna destek olarak<br />

giyilebilen serum askısı ve foley sonda<br />

askısı, süt sağma cihazları, ilaç<br />

navigatörleri, ilaç güvenliği için kontrol<br />

kalemleri, çok yönlü hasta bakım<br />

arabaları bulunuyor.”<br />

Hasta ve sağlık ekibi gereksinimlerini<br />

dikkate alarak geliştirdikleri ürünlerin<br />

bazıları ile ilgili seri üretim sürecinin<br />

başlamak üzere olduğunu belirten<br />

Merih; “Belki önümüzdeki birkaç sene<br />

içerisinde bu ürünleri kullanmaya<br />

başlayacağız. Bu bizim için büyük bir<br />

gurur.” dedi.<br />

49<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


AKTÜEL<br />

Medtronic’ten VATS eğitimi toplantısı<br />

100 Cerrah ile kapalı akciğer ameliyatları ve gelişmeler II.<br />

THOR Sempozyumu’nda görüşüldü<br />

Türkiye’de VATS<br />

giderek artan sayıda<br />

cerrah tarafından<br />

kullanılıyor. VATS ile<br />

yapılan ameliyatların<br />

avantajları ise daha<br />

az ağrı, hastaların<br />

daha erken taburcu<br />

edilmesi ve ayağa<br />

kalkabilmeleri, küçük<br />

yara izi, ameliyat<br />

sonrası kronik ağrının<br />

daha az olması.<br />

Medtronic, göğüs<br />

cerrahisindeki yeniliklerin<br />

ele alındığı, II.THOR<br />

Sempozyumu ‘nu düzenledi.<br />

Medtronic İnovasyon Merkezi<br />

(MIC) İstanbul’da gerçekleştirilen<br />

Sempozyum’a Türkiye’nin çeşitli<br />

illerinden yaklaşık 100 göğüs cerrahı<br />

katıldı. II.THOR Sempozyumu’nda<br />

Türkiye’deki göğüs cerrahları<br />

tecrübelerini paylaşarak, VATS<br />

cerrahisindeki yenilikler ve<br />

teknolojinin sağladığı avantajlar ele<br />

alındı.<br />

VATS yani video yardımlı göğüs<br />

cerrahisi, normal açık bir göğüs<br />

cerrahisi ameliyatına göre çok daha<br />

küçük, 1-2 santimetrelik kesilerden,<br />

kaburgaları kesmeden, bir optik<br />

sistem ve monitör yardımıyla ve<br />

özel aletler kullanılarak göğüs<br />

boşluğu içindeki ameliyatları<br />

gerçekleştirmeye yarayan bir yöntem.<br />

Potansiyel olarak, videotorakoskopi<br />

yardımlı akciğer cerrahisi (VATS)<br />

hemen tüm göğüs cerrahisi işlemleri<br />

için uygulanabiliyor.Bu ameliyatlar<br />

arasında, akciğer biyopsileri,<br />

akciğerden nodül çıkarılması<br />

ameliyatları (wedge rezeksiyon),<br />

akciğer kanseri ameliyatları/<br />

akciğer rezeksiyonları (lobektomi,<br />

segmentektomi gibi), lenf nodu<br />

biyopsileri, mediasten kitlelerinin<br />

biyopsileri, timus bezi veya timoma<br />

(timus bezi kitleleri) ameliyatları, el<br />

terlemesi ameliyatları, pnömotoraks<br />

(akciğerden hava kaçağı) cerrahisi,<br />

bül/büllöz akciğer ameliyatları,<br />

akciğer zarı (plevra) biyopsileri,<br />

ameliyatları, göğüs kafesi içi sıvı<br />

birikimi cerrahileri, diyafram<br />

cerrahisi bulunmakta.<br />

Ege Üniversitesi Göğüs Cerrahisi<br />

Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr.<br />

Kutsal Turhan, Türkiye’de VATS’ın<br />

giderek artan sayıda göğüs cerrahı<br />

tarafından kullanıldığını kaydederek;<br />

‘‘Büyük merkezler dışındaki göğüs<br />

cerrahisi kliniklerinde gerek teknik<br />

imkânsızlıklar, gerekse uygulayacak<br />

hekimin bu konuda yeteri kadar<br />

deneyimi olmaması, ya da bazı<br />

hekimlerin açık yöntemi tercih<br />

etmesi nedeniyle henüz yeteri<br />

kadar kullanılamamakta. Özellikle<br />

daha büyük deneyim ve teknik<br />

altyapı gerektiren kapalı akciğer<br />

kanseri ameliyatları ve mediasten<br />

dediğimiz her iki akciğerin arasında<br />

kalan bölgenin kapalı ameliyatları<br />

ülkemizde henüz az sayıda merkezde<br />

rutin olarak uygulanabilmektedir.<br />

Bu yöntemin açık cerrahiye<br />

üstünlükleri, ameliyat sonrasında<br />

çok daha az ağrı, hastaların daha<br />

erken taburcu edilebilmesi, daha<br />

erken ayağa kalkabilmeleri ve<br />

günlük yaşantılarına çok daha çabuk<br />

dönebilmeleri, yara izinin çok daha<br />

küçük olması, hastanın bağışıklık<br />

sistemini çok daha az etkilemesi<br />

olarak sayılabilir.” ifadelerini<br />

kullandı.<br />

50<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


AKTÜEL<br />

ODTÜ TEKNOKENT firmalarına yatırım yağmuru<br />

ODTÜ TEKNOKENT bünyesinde faaliyetlerini yürüten dijital sağlık<br />

firması Spirohome, ACT ve 500 Startups İstanbul’dan yatırım aldı<br />

ODTÜ TEKNOKENT firmaları yurt<br />

içi ve yurt dışından aldıkları<br />

yatırımlar ile dikkat çekiyor.<br />

2016 yılında uluslararası yatırım<br />

kuruluşlarından aldıkları yatırımlar<br />

ile gelişimlerini sürdüren ODTÜ<br />

TEKNOKENT firmaları <strong>2017</strong> yılına da<br />

hızlı giriş yaptı. Son bir yılda 6 firma<br />

yatırım alırken, son olarak solunum<br />

hastalarının sağlıklarını takip<br />

etmeleri için yenilikçi deneyim sunan,<br />

dijital sağlık firması Spirohome da,<br />

ACT Venture Partners ve 500 Startups<br />

İstanbul’dan birinci tur yatırım aldı.<br />

ODTÜ TEKNOKENT erken aşama<br />

teknoloji girişimleri hızlandırma<br />

programı Yeni Fikirler Yeni İşler’den<br />

(YFYİ) mezun olan Spirohome, astım,<br />

KOAH ve kistik fibrozis (KF) gibi kronik<br />

solunum hastaları ile beraber akciğer<br />

değerlerinin farkında olmak isteyen<br />

tüm bireyler için geliştirilmiş bir<br />

sağlık platformu.<br />

Spirohome çözümü, akciğer kapasite<br />

ve fonksiyonlarını ölçen akıllı kişisel<br />

spirometre (nefes ölçer) ile hem<br />

hastalar hem de doktorlar için<br />

takibe imkân tanıyan entegre mobil<br />

uygulama ve web platformunu içeriyor.<br />

Hastalar, Spirohome sayesinde,<br />

durumlarını kontrol altında tutarak<br />

acil servis müdahalesi gerektirecek<br />

nefes krizlerinden korunmuş<br />

olacaklar.<br />

Spirohome tarafından geliştirilen<br />

spirometrede, bu konudaki en hassas<br />

ölçüm teknolojisi olan ultrasonik<br />

hava akış yöntemi kullanılıyor. Bu<br />

yöntemin evlerde bireysel olarak<br />

kullanılacak cihazlara entegre<br />

edilmesini sağlayan teknikler için<br />

şirketin uluslararası patent başvurusu<br />

da bulunuyor. Ergonomik ve kullanıcı<br />

dostu tasarımının yanı sıra Spirohome<br />

tarafından geliştirilen spirometre,<br />

kişisel kullanıma yönelik olduğu için<br />

kalibrasyon ve bakım gerektirmeden<br />

medikal ölçüm hassasiyetini<br />

koruyabiliyor.<br />

Spirohome aldığı yatırımla ekibini<br />

genişletmeyi, ürünü satışa hazır hale<br />

getirmek adına Türkiye ve Avrupa için<br />

CE ile ABD için FDA belgelendirme<br />

süreçlerinde ilerlemeyi hedefliyor.<br />

52<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


AKTÜEL<br />

PwC Türkiye Sağlık Sektörü Lideri Serkan Tarmur<br />

Ağız ve diş sağlığında yeni nesil teknoloji ve hizmetlere ev sahipliği yapan<br />

IDEX İstanbul Ağız-Diş Sağlığı Cihaz ve Malzemeleri Fuarı yoğun ilgi gördü<br />

Diş sağlığı alanında en son<br />

teknoloji ürünler ve hizmetlerin<br />

sergilendiği, dünya diş sektörü<br />

piyasasında Türk firmalarının öne<br />

çıkarılması hedefiyle organize<br />

edilen ve Türkiye’nin tek, bölgenin<br />

en büyük 3 fuarından biri olan “14.<br />

IDEX İstanbul Ağız-Diş Sağlığı Cihaz<br />

ve Malzemeleri Fuarı” CNR EXPO<br />

Yeşilköy’de 27-30 Nisan tarihleri<br />

arasında yapıldı.<br />

CNR EXPO Fuar Merkezi’nde CNR<br />

HOLDİNG kuruluşlarından Pozitif<br />

Fuarcılık A.Ş. iş birliğinde düzenlenen<br />

fuar, Türkiye ve dünyadan çoğunluğu<br />

diş hekimi ve diş teknisyeni olmak<br />

üzere 15 binin üzerindeki kişiyi<br />

Avrupa, ABD, Orta Doğu ve Uzak Doğu<br />

ülkelerinden yaklaşık 400’e yakın<br />

dental marka ile buluşturdu.<br />

Sektör 1 milyar dolar hacme doğru<br />

yol alıyor<br />

Bu yıl 14’üncüsü düzenlenen<br />

IDEX İstanbul Ağız-Diş Sağlığı<br />

Cihaz ve Malzemeleri Fuarı ile<br />

sektöre yönelik görüşlerini dile<br />

getiren DİŞSİAD Başkanı Ali Çakır;<br />

“Türkiye’de diş tedavisinde hızlı<br />

bir ilerleme içerisindeyiz. Bu hızlı<br />

büyümeye rağmen gelişmiş ülkelerle<br />

kıyaslandığında Türkiye’nin henüz<br />

istenen seviyeye gelemediğini<br />

görüyoruz ancak hızlı büyüme ile<br />

gelişmiş ülke standartlarına orta<br />

vadede yetişeceğimiz düşünüyoruz.<br />

Özellikle yeni açılan üniversiteler ve<br />

diş hekimliği fakülteleriyle birlikte<br />

yılda ortalama 5 bin diş hekimi mezun<br />

olup çalışmaya başlıyor ki bu anlamlı<br />

bir yükselişe işaret ediyor. Bugün AB<br />

ortalamasının çok altında olan diş<br />

hekimi sayımız 30 bin dolaylarında<br />

seyrediyor. Sağlık Bakanlığı verilerine<br />

göre 2025 yılında aktif diş hekimi<br />

sayımız 70 bin seviyelerine gelecek.<br />

Bu büyümeye paralel olarak yeni<br />

açılan klinikler ve Ağız ve Diş Sağlığı<br />

Merkezleri ile birlikte sektörümüz<br />

hızlı bir büyümenin içerisine girmiş<br />

durumda. Dolayısıyla bugün 500<br />

milyon dolar seviyeye erişmiş olan<br />

sektörel hacmin 2023 yılında 1<br />

milyar dolar seviyelerine geleceğini<br />

öngörüyoruz. DİŞSİAD olarak,<br />

sektörün gelişiminin sağlanması<br />

yönünde başta Sağlık Bakanlığı olmak<br />

üzere, Ekonomi Bakanlığı, Maliye<br />

Bakanlığı, İhracatçılar Birliği, Türk Diş<br />

Hekimleri Birliği, çeşitli üniversiteler,<br />

KOSGEB, TÜBİTAK gibi birçok<br />

kurum ve kuruluş ile yakın ilişkiler<br />

içerisindeyiz. Sektörün gelişimi adına<br />

devam eden tüm faaliyetlerimizin yanı<br />

sıra yıllardır başarıyla yürüttüğümüz<br />

ve bu yıl 14’üncüsünü düzenlediğimiz<br />

54<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


AKTÜEL<br />

IDEX İstanbul Ağız-Diş Sağlığı Cihaz<br />

ve Malzemeleri Fuarı da Türkiye’nin<br />

tek, dünyanın ise üçüncü en büyük<br />

sektörel organizasyonu olma<br />

özelliğine sahip. Öncelikli hedefimiz;<br />

IDEX İstanbul sayesinde Türk<br />

dental sektörünün, aynı coğrafyada<br />

bulunduğumuz ülkelerdeki ticaret<br />

hacmini daha da artırmak...” dedi.<br />

Ağrısız anestezi yöntemleriyle dişçi<br />

korkusuna son!<br />

Türkiye’de ilk kez uygulanmaya<br />

başlayacak olan iğnesiz anestezi ile<br />

yine Türkiye’de yeni uygulanacak<br />

ağrısız diş taşı temizleme cihazları,<br />

diş çürüklerini çok öncesinden teşhis<br />

eden ürünlerden 3D görüntüleme<br />

tekniklerine ve yeni nesil implant<br />

tedavi yöntemlerine kadar birçok ilgi<br />

çekici konu fuarda yer aldı. Özellikle<br />

3D görüntüleme teknolojilerinde<br />

gelinen son noktada birkaç seans<br />

olarak haftalar süren tedaviler artık<br />

tek seansta yapılabiliyor. Fuarda<br />

sergilenen diş hekimlerine ilk kez<br />

tanıtımı yapılan horlamayı engelleyen<br />

lazer cihazı da büyük ilgi gördü. Türk<br />

dental sektörünün yeni tanıştığı<br />

teknoloji ağız içine uygulanıyor botoks<br />

etkisi yaratan tedavi ile horlama<br />

sorunu çözülüyor.<br />

İDEX İstanbul Fuarı’nın ticari boyutu<br />

kadar sosyal sorumluluk yönünden<br />

de ciddi bir misyonu bulunuyor.<br />

Eğitim yönünden de çok değerli<br />

uygulama ve seminerleri de içeren<br />

fuarda botoks uygulamaları, kadavra<br />

üzerinde uygulamalı yumuşak doku ve<br />

implant operasyonları gibi konularda<br />

birbirinden değerli konuşmacıların<br />

yer aldığı seminerler, toplantılar<br />

ve cihaz bilgilendirme etkinlikleri<br />

gerçekleştirildi.<br />

Mayıs <strong>2017</strong><br />

55


C<br />

M<br />

Y<br />

CM<br />

MY<br />

CY<br />

CMY<br />

K<br />

Uyku Laboratuvarı<br />

Gün Işığı Lambaları<br />

|<br />

Kızılötesi Lamba<br />

TÜRKİYE DİSTRİBÜTÖRÜ<br />

www.nabiztip.com


Süt Pompaları<br />

Bebek Telsizi<br />

Beslenme<br />

Ağırlık<br />

|<br />

Ateş Ölçerler<br />

TÜRKİYE DİSTRİBÜTÖRÜ<br />

www.nabiztip.com


Sağlık<br />

Aşılar ile her yıl 14 bin ölüm engelleniyor<br />

Bir kişiyi aşılamak tüm toplumda o hastalığı önlemek anlamına geliyor…<br />

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk<br />

Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim<br />

Üyesi ve Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim<br />

Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan<br />

yüksek düzeyde koruma sağlıyor ve<br />

maliyeti de düşük. Aşı yapılmasaydı,<br />

Türkiye’de her yıl 14.296 kişi ölürdü.<br />

Hastalıklardan kaynaklanan harcama<br />

ise 20 milyar Euro’yu bulurdu”<br />

dedi. Prof. Dr. Ceyhan Türkiye’de<br />

aşılara yılda yaklaşık 600 milyon TL<br />

harcandığını belirtirken bu rakamın<br />

ilaçlar için 60 milyar TL civarında<br />

olduğunu vurguladı. Ceyhan bu<br />

nedenle aşılanmanın insan sağlığını<br />

korumanın en etkili ve en düşük<br />

maliyetli yolu olduğunu belirtti.<br />

Her ülke bir problem dahilinde<br />

aşılama politikası geliştiriyor.<br />

Türkiye’de çocukluk çağı aşıları %97<br />

oranında yapılıyor. Risk grubunda<br />

olan yetişkinlerde aşılama oranı<br />

ise yalnızca %4. Kanser sebebiyle<br />

yılda 50.000 civarı ölüm oluyor. Bunu<br />

engellemenin yolu ise çalışmalar<br />

olmasına karşın henüz bulunmuş<br />

değil. Fakat kanserle mücadelenin<br />

önemli bir ayağını yine aşı oluşturuyor.<br />

Yapılacak rahim ağzı aşısı ile kanserin<br />

önüne geçilebiliyor.<br />

Günümüzde aşı ile önlenebilecek 31<br />

hastalıktan 22’si için aşı geliştirmiş<br />

olan GSK, dünya çapındaki 17 üretim<br />

merkezi ve 16 bin çalışanıyla, 172<br />

ülkeye yani dünyanın yüzde 90’ına<br />

her gün yaklaşık 2 milyon doz aşı<br />

sağlıyor. 1882 yılından bu yana<br />

inovatif çözümlerle toplumun ciddi<br />

hastalıklardan korunmasına katkıda<br />

bulunan şirket, 2015 yılında 690<br />

milyon doz aşı üretmiş bulunuyor.<br />

Dünyadaki en geniş aşı portföyüne<br />

sahip olan GSK, pnömokoktan<br />

menenjite, hepatit ve rotavirüsten<br />

bağmaca ve influenzaya kadar birçok<br />

hastalıkla mücadele ediyor.<br />

GSK Türkiye, 24-30 Nisan<br />

Dünya Aşı Haftası kapsamında<br />

düzenlediği basın sohbet<br />

toplantısında, Hacettepe Üniversitesi<br />

Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve<br />

Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim<br />

Üyesi ve Çocuk Enfeksiyon<br />

Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı<br />

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’ı ağırladı.<br />

Toplantıda yaptığı konuşmada,<br />

aşıların değeri ve aşı ile önlenebilen<br />

hastalıkların ekonomik yükü<br />

konusunda güncel bilgileri da<br />

paylaşan Prof. Dr. Ceyhan, Türkiye’de<br />

aşıya yıllık 150 milyon Euro<br />

harcandığını belirtti. Türkiye’de trafik<br />

kazaları nedeniyle yılda 40 bin kişinin,<br />

kanserden ise 50 bin kişinin öldüğünü<br />

de belirten Ceyhan; “Bu ölümleri<br />

engellemek için etkili ve maliyeti<br />

düşük yöntemler yok ancak, aşı birçok<br />

hastalığı etkili bir şekilde önlüyor,<br />

58<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


Sağlık<br />

Küçük kesik ile damar çıkarma yöntemi<br />

“Endoskopik Damar Çıkarma”<br />

Stent ve balon gibi yöntemlerle<br />

açılması mümkün olmayan<br />

tıkalı kalp damarları, bypass<br />

adı verilen ve kişinin kol veya<br />

bacağından alınan damarlar ile<br />

değiştirilmesi yöntemiyle yapılıyor.<br />

Damar çıkarma işleminde ise, kol<br />

ve bacaklarda oluşan derin ve uzun<br />

yarıklar kişiyi hem fiziksel hem de<br />

ruhsal olarak zorluyor. Buradan<br />

hareketle, ‘endoskopik damar çıkarma<br />

yöntemi’ni keşfeden uzmanlar;<br />

bacaktan ya da koldan 2 cm’lik<br />

kesiyle damar çıkartabiliyorlar. Kol<br />

ve bacaklarda açılan küçük kesik<br />

sayesinde enfeksiyon riskini de<br />

minimize eden bu yöntem, yoğum<br />

bakım sürecini de kısaltmaktadır.<br />

Kalp ve damar hastalıkları, dünyada<br />

ve Türkiye’de sıklıkla görülen kronik<br />

hastalıkların başında geliyor. Stent<br />

ve balon gibi yöntemlerle açılması<br />

mümkün olmayan tıkalı damarlar,<br />

by-pass adı verilen açık ameliyatlarla<br />

açılıyor. Türkiye’de 2016 yılında<br />

yaklaşık 65 bin kişi by-pass ameliyatı<br />

oldu. Dolayısıyla hasta konforu,<br />

iyileşmenin hızlığı açısından önemli<br />

bir konu olarak karşımıza çıkıyor. Bu<br />

farkındalıkla Getinge Group, by-pass<br />

hastalarının yaşamını kolaylaştırmak<br />

için endoskopik damar çıkarma<br />

işleminin tüm detaylarını Avrasya<br />

Bölgesi’nin ve Türkiye’nin medikal<br />

alandaki en önemli buluşma platformu<br />

olan Expomed Fuarı’nda tanıttı.<br />

Yeni teknoloji sayesinde 2cm’lik<br />

kesiyle damar çıkartılabiliyor<br />

Damar değişimi için kullanılan<br />

bu damarlar, yeni nesil teknoloji<br />

olan endoskopik damar çıkarma<br />

yöntemiyle bacaktan ya da koldan 2<br />

cm’lik kesiyle çıkartılabiliyor. Kol ve<br />

bacaklarda büyük kesikler açılmadığı<br />

için enfeksiyon riskini de minimize<br />

eden bu yöntem, yoğum bakım<br />

sürecini de kısaltıyor. Dolayısıyla<br />

yeni geliştirilen yöntemin geleneksel<br />

yönteme göre pek çok avantajı olması<br />

da hastaların ve doktorların tercih<br />

sebebi olmasını sağlıyor.<br />

Obezite ve şeker hastaları için<br />

devrim niteliğinde bir yenilik<br />

Öte yandan obezite ve şeker hastaları<br />

için endoskopik damar çıkarma<br />

yönteminin çok önemli faydaları ve<br />

avantajları var. Obezite hastalarında<br />

eski yöntemle uygulanan by-pass<br />

ameliyatlarında fazla kilo sebebiyle<br />

damar çok geride olduğu için bacakta<br />

derin kesiler açılmaktaydı ve bu<br />

sebeple yaranın iyileşmesi daha<br />

uzun bir sürede gerçekleşmekteydi.<br />

Bununla birlikte yaraların geç iyileştiği<br />

diyabet hastalığında da yapılan uzun<br />

kesiler, hastaların tedavi sürecini daha<br />

da uzatıp, zorlu bir hale getiriyordu.<br />

Endoskopik damar çıkarma yöntemi<br />

sayesinde bu zorluklar artık<br />

yaşanmıyor.<br />

Mayıs <strong>2017</strong><br />

59


Sağlık<br />

Uyku apnesinde robotik cerrahi ile<br />

kesisiz operasyon<br />

Kalp-damar rahatsızlıkları, diyabet ve uyku bozukluklarına bağlı psikolojik<br />

sorunlara yol açan uyku apnesinden mustarip hastalar, robotik dil kökü<br />

cerrahisiyle; daha az ağrı, daha az kanama ile herhangi bir dış kesi izi<br />

olmadan sağlıklarına kavuşup çok daha kaliteli bir yaşama adım atıyorlar<br />

Acıbadem Altunizade Hastanesi<br />

KBB Uzmanı Doç. Dr. Murat Karaman<br />

Hayati sorunların ortaya<br />

çıkmasına neden olan uyku<br />

apnesi, yüzde 5-10 civarında<br />

seyreden sıklığı ile ülkemizdeki<br />

en yaygın hastalıklar arasında ilk<br />

sıralarda yer alıyor. Erkeklerin<br />

kadınlara oranla daha şanssız<br />

olduğu uyku apnesi, genç erkeklerde<br />

yüzde 4 oranında görülürken, bu<br />

oran 60 yaş üstündeki erkeklerde<br />

yüzde 28’lere kadar çıkabiliyor.<br />

Toplumun bu denli geniş bir kesimini<br />

etkileyen uyku apnesi tek başına<br />

oluşturduğu sıkıntıların yanında, kalp<br />

damar hastalıklarından diyabete,<br />

uyku bozukluklarından psikolojik<br />

sorunlara kadar birçok problemin<br />

ortaya çıkması için zemin hazırlıyor.<br />

Acıbadem Altunizade Hastanesi KBB<br />

Uzmanı Doç. Dr. Murat Karaman,<br />

uyku apnesini, oluşturduğu tıbbi,<br />

sosyal ve apne nedeniyle meydana<br />

gelen kazalardan doğan hukuki<br />

sorunlar nedeniyle tedavi edilmesi<br />

gereken “toplumsal bir sorun”<br />

olarak tanımlıyor. Doç. Dr. Murat<br />

Karaman, özellikle son yıllarda<br />

KBB hastalıklarının tedavisinde<br />

de yararlanılan robotik cerrahi ile<br />

birlikte uyku apnesi tedavisinde<br />

başarı oranlarının yükseldiğini ve<br />

uyku apnesinin kontrol edilebildiğini<br />

belirtiyor.<br />

Robotik cerrahide hastanın<br />

vücuduna kesi açılmıyor<br />

Tıkayıcı uyku apne tedavisinde<br />

problemin seviyesine göre cerrahi<br />

ve cerrahi dışı birçok yöntemin<br />

kullanıldığını hatırlatan Doç. Dr.<br />

Murat Karaman, özellikle son yıllarda<br />

başta kanser olmak üzere cerrahi<br />

girişim gerektiren birçok hastalığın<br />

tedavisinde kullanılan robotik<br />

cerrahi ile uyku apne sendromlu<br />

hastalarda da başarı oranlarının<br />

yükselebildiğini ve apnenin kontrol<br />

edilebildiğini söylüyor. Doç. Dr.<br />

Murat Karaman, robotik cerrahi ile<br />

hastanın vücudunda herhangi bir<br />

kesi açılmadan ağız yolu ile dil kökü<br />

ve gırtlak bölgesine ulaşılarak uyku<br />

apnesinin önemli sebeplerinden<br />

biri olan dil kökü büyüklüğü ve üst<br />

gırtlak doku sarkıklığına müdahale<br />

edilebildiğini anlatıyor.<br />

Üç boyutlu görüntü hekime kolaylık<br />

sağlıyor<br />

Özellikle ciddi obstrüktif uyku apne<br />

hastalarının tedavisinde kullanılan<br />

birçok yöntemin yanında robotik<br />

cerrahinin, hasta ve hekime önemli<br />

kazanımlar sağladığına işaret<br />

eden Doç. Dr. Murat Karaman,<br />

uygulamayla ilgili şu bilgileri veriyor;<br />

“Normalde uyku apnesinin bu<br />

bölgelerdeki cerrahisi dil kökünün<br />

koblasyon yöntemiyle küçültülmesi,<br />

radyofrekans uygulaması ve dil<br />

kökü askıları ile yapılıyordu. Klasik<br />

cerrahi müdahale ile küçük dil<br />

kısaltılıyor, yumuşak damak yukarı<br />

seviyeye asılarak yutak bölgesinin<br />

dikeysel genişliği artırılmış oluyor.<br />

Dil kökünün küçültülmesi gerektiği<br />

durumlarda ise, robotik cerrahi<br />

kullanılıyor. Dil kökü küçültme olarak<br />

bilinen bu yöntemde, robot kolları<br />

cerrahinin yapılacağı bölgeye ulaşacak<br />

şekilde yerleştiriliyor. Dil kökünde<br />

büyümüş olan yağ dokusu ve dil<br />

kökü bademciğinden oluşan yutak<br />

bölgesinin ön arka çapını daraltan<br />

fazla doku çıkartılıyor.<br />

Cerrah, ameliyat sahasının üç boyutlu<br />

endoskopik görüntüsünü takip edeceği<br />

konsola oturarak hassas kumandalar<br />

yardımı ile işlem gerçekleştiriliyor.”<br />

Doç. Dr. Murat Karaman, robotik<br />

cerrahi sonrasında ise apne<br />

nöbetlerinin önüne geçilebildiğini<br />

ve apneden kaynaklanan sorunların<br />

da ya hafiflediğini ya da ortadan<br />

kalkabildiğini söylüyor.<br />

60<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


AKTÜEL<br />

<strong>Medikal</strong> sektöre özel konfor ve tasarım ayrıcalığı<br />

Yenilikçi ve dinamik çizgisiyle<br />

ofis tasarımı ve hastane<br />

mobilyaları alanında hızlı bir<br />

büyüme gösteren Addo Furniture,<br />

Türkiye ve Avrasya’nın en büyük<br />

medikal fuarı Expomed’te sektör<br />

profesyonelleri ile bir araya geldi. Addo<br />

Furniture, sterilizasyondan boyuta,<br />

ergonomiden kullanım kolaylığına<br />

kadar birçok noktada farklılık içeren<br />

ve özel uzmanlık gerektiren hastane<br />

mobilyaları konusunda proje kimliğine<br />

özel tasarım ve üretim altyapısı ile<br />

Türkiye’nin önde gelen firmalarının<br />

tercihi oluyor.<br />

Estetik ve fonksiyonelliği buluşturan<br />

tasarımları ile ofis dekorasyonundaki<br />

gücüne paralel olarak farklı projelere<br />

de tasarım odaklı özgün çözümler<br />

sunan Addo Furniture, özel uzmanlık<br />

gerektiren hastane mobilyaları<br />

sektöründe iddialı projelere imza<br />

atıyor. Marka, sağlık endüstrisinin<br />

tüm bileşenlerini bir arada<br />

toplayan Expomed’te, yurt içinde<br />

sağlık ve hastane yatırımları yapan<br />

projelerin yanı sıra yurt dışından da<br />

önemli yatırımcılar ile görüşmeler<br />

gerçekleştirdi. Özellikle Ortadoğu ile<br />

yakın ilişkiler geliştiren Addo, konforu,<br />

teknolojiyi ve tasarımı buluşturan yeni<br />

hastane projelerinin sinyalini veriyor.<br />

Geçtiğimiz süreçte Medical Park, Liv<br />

Hospital, Florence Nightingale, Koç<br />

Üniversitesi Hastanesi, Ada Tıp, Konak<br />

Hastanesi, Emsey Hospital, Medikar<br />

gibi projelerde konfor ve tasarım<br />

ayrıcalığını yansıtan Addo, Expomed’te<br />

geliştirdiği yeni işbirlikleri ile medikal<br />

sektöründe konumunu güçlendirecek.<br />

Proje kimliğine özel tasarım çizgisi<br />

ile gelişmiş üretim altyapısı<br />

Tasarım olgusunu hayatın her alanına<br />

taşıma hedefiyle ilerleyen Addo<br />

Furniture, proje kimliğine özel üretim<br />

altyapısı ile uzun yıllar kullanıma<br />

uygun ve işlevsel çözümler geliştiriyor.<br />

Cerrahide, dişçilikte, hasta odalarında<br />

kullanılan hareketli mobilyalardan<br />

bekleme bölümü mobilyalarına, kayıt<br />

desklerinden ofis kısmına kadar tüm<br />

alanlara özel, ergonomik ve konforlu<br />

üretimler gerçekleştiren marka, insan<br />

sağlığını ön planda tutan hijyenik<br />

malzemeler ve kaliteli üretimi ile<br />

sağlık sektöründe de uzmanlığı öne<br />

çıkarıyor. Özel modüller ve fonksiyonel<br />

üretim ile hem hasta için hem de<br />

hastane personeli ve hasta yakınları<br />

için maksimum rahatlık hedefleniyor.<br />

Global pazarda güçlü varlık gösterme<br />

hedefi doğrultusunda Almanya,<br />

İrlanda, Rusya, İsviçre, Avusturya,<br />

Libya, Azerbaycan, Türkmenistan<br />

gibi birçok ülkede önemli projelere<br />

imza atan Addo Furniture, kurumsal<br />

yapılardan küçük ofislere tüm<br />

alanlarda estetik ve fonksiyonelliği<br />

buluşturarak tasarımın gücünü<br />

yansıtıyor. 5000 m 2 alanda üretim yapan<br />

ve İstanbul Basın Ekspres’te tasarım<br />

vizyonunu ve özgün tarzını yansıttığı<br />

1000 m2 yeni Showroom’unda hizmet<br />

veren marka, sürdürülebilir kalite<br />

ilkesi ile Eczacıbaşı, Erdemir, Kardemir,<br />

Borusan gibi dev firmaların ofis<br />

tasarımlarını gerçekleştiriyor. Sezgin<br />

Aksu & Silvia Suardi ve Erhan Bektaş<br />

gibi başarılı tasarımcılarla işbirlikleri<br />

gerçekleştiren Addo Furniture, sektöre<br />

damgasını vuran Sezgin Aksu tasarımı<br />

‘Bridge’ koleksiyonunun ardından ‘New<br />

Products for Addo’ başlığı altında<br />

toplanan yeni koleksiyonları ve özel<br />

projeleri ile gücünü artırıyor.<br />

Mayıs <strong>2017</strong><br />

61


AKTÜEL<br />

BD Araştırma Ödülleri, KLİMİK <strong>2017</strong>’de<br />

sahiplerini buldu<br />

Becton Dickinson Türkiye’nin<br />

“BD Sağlık Öncüleri Programı”<br />

kapsamında, Türkiye’de<br />

infeksiyon hastalıkları alanında<br />

bilimsel çalışmaların sayısının ve<br />

kalitesinin yükselmesi, daha sağlıklı<br />

ulusal verilere ulaşılması, infeksiyon<br />

kontrolü ve önlemede farkındalığın<br />

artması amacıyla hayata geçirdiği “BD<br />

Araştırma Ödülleri” sahiplerini buldu.<br />

KLİMİK (Türk Klinik Mikrobiyoloji<br />

ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği)<br />

tarafından düzenlenen XVIII. Türk<br />

Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon<br />

Hastalıkları Kongresi’nde yapılan<br />

ödül töreninde İzmir Dr. Behçet Uz<br />

Çocuk Hastanesi’nden İlker Devrim ve<br />

ekibi, “Pediatrik Hematoloji/Onkoloji<br />

Hastalarında Tamamen İmplante<br />

Edilen Santral Kateter (Port) ile<br />

İlişkili Kan Dolaşımı İnfeksiyonlarının<br />

Önlenmesinde Bundle (Önlem Paketi)<br />

Uygulamalarının Etkinliği” çalışması<br />

ile birinci odu.<br />

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp<br />

Fakültesi Hastanesi’nden Nurgül<br />

Tayran ve ekibi ise, “Bir Üniversite<br />

Hastanesi Çocuk Yoğun Bakım<br />

Ünitesinde Sıfır İnfeksiyon Hedefimiz”<br />

çalışması ile ikinci olurken, Sağlık<br />

Bilimleri Üniversitesi Kartal Koşuyolu<br />

Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma<br />

Hastanesi’nden Şirin Menekşe<br />

ve Arzu Ateşoğlu Aydoğan “Ventilatör<br />

İlişkili Pnömonide Bundle Etkisi”<br />

isimli çalışmaları ile üçüncü oldu.<br />

Araştırma Ödülleri ile ilgili konuşan<br />

BD Türkiye Genel Müdürü Murat<br />

Erboz; “BD olarak sunduğumuz<br />

çözümler ve BD Sağlık öncülerimizin<br />

sağlık çalışanlarına verdiği eğitimler<br />

ile iyi ve güvenli uygulamaların<br />

artması için çalışıyoruz. Aynı<br />

zamanda KLİMİK işbirliği ile<br />

gerçekleştirdiğimiz BD Araştırma<br />

Ödülleri ile bu amacımızı pekiştirerek,<br />

ülkemizde bilimsel çalışmaların<br />

sayısının ve kalitesinin artmasına ve<br />

ülkemizin sağlık hizmetleri alanında<br />

yakaladığı kalite çıtasının daha<br />

yükseğe taşınmasına yardımcı olmak<br />

istiyoruz,” dedi.<br />

62<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


BİRİKİMLERİNİZ<br />

BİZİMLE GÜVENDE<br />

Konut, araç, işyeri, mühendislik...<br />

Kişisel ya da kurumsal tüm sigorta ihtiyaçlarınızda<br />

Osmanlı Sigorta Brokerliği yanınızda.<br />

İşbirliği içinde olduğumuz 24 sigorta şirketi ile<br />

sizin için en uygun teklifi hazırlıyor ve<br />

birikimlerinizi güvence altına alıyoruz.<br />

ACIBADEM - AIG - AK SİGORTA - ALLIANZ - ANADOLU SİGORTA - ANKARA SİGORTA<br />

AXA SİGORTA - DOĞA SİGORTA - DUBAI STARR SİGORTA - ERGO SİGORTA - EULER HERMES - GENERALI<br />

GROUPAMA - HALK SİGORTA - HDI SİGORTA - KORU SİGORTA - LIBERTY SİGORTA - MAPFRE - RAY SİGORTA<br />

SBN SİGORTA - SOMPO JAPAN SİGORTA - TURKLAND SİGORTA - TÜRK NİPPON SİGORTA - UNICO SİGORTA<br />

Florya Cad. Florya Plaza No: 88/4 34153 Florya - İstanbul<br />

Tel: +90 212 468 60 70 Faks: +90 212 468 60 99<br />

www.osmanlisigorta.com


AKTÜEL<br />

Technogym entegre medikal sertifikalı<br />

cihazlarını Expomed’te sergiledi<br />

Birçok medikal kuruluşla iş birliği halinde olan Technogym, Türkiye’de ve dünyada doktorlar,<br />

fizyoterapi ve rehabilitasyon, beslenme uzmanları ve spor hekimleri tarafından tercih ediliyor<br />

Hayatın her alanında “Sağlık”<br />

kavramını mottosu olarak<br />

belirleyen Technogym’in Türkiye<br />

Distribütörü AVV A.Ş. fuarda en yeni<br />

teknolojilerle donatılmış entegre<br />

medikal sertifikalı cihazları ile yer<br />

aldı. Katılımcıların deneyimlemesi<br />

için sergilediği medikal ürünlerden<br />

üst vücut çalışmasını sağlayan,<br />

kardiyovasküler ve güç antrenmanına<br />

imkan veren Excite Top, oturarak ya da<br />

ayakta çalışmanızı sağlarken isteğe<br />

bağlı kullanılan ergonomik koltuğu,<br />

daha iyi bir vücut stabilizasyonu<br />

sağlamak için gövde, sırt ve omuz<br />

kaslarını destekleyerek uygun<br />

duruşun geliştirilmesine yardımcı<br />

oluyor. Aynı zamanda tekerlekli<br />

sandalye ile de kullanılabilen<br />

bu ekipman kardiyovasküler<br />

antrenmanların engelli veya sakatlık<br />

geçiren kişiler tarafından da rahatlıkla<br />

yapılmasına imkan sağlar. Spor<br />

performansı veya travma sonrası<br />

iyileşme, alt bedenin güçlenmesi ve<br />

iyileşmesini sağlayan ideal bir ağırlık<br />

cihazı olan Leg Press Medical ise<br />

çoklu direnç sistemi sayesinde beş<br />

farklı antrenman modu sunarken<br />

izotonik ve elastik direnç sağlıyor.<br />

Led Press Medical aynı zamanda<br />

en yüksek kalite ve güvenilirlik<br />

standartlarını garanti eden 93/42 EEC<br />

Sertifikasyonuna sahip. Leg Press<br />

Medical, spor salonları, hastaneler<br />

veya rehabilitasyon merkezleri<br />

gibi tıbbi tesisler için uygun olan<br />

profesyonel bir cihaz.<br />

Fuar alanında sergilenen diğer bir<br />

ürün ise fonksiyonel antrenmanlar<br />

yapmayı sağlayan ARKE Set oldu.<br />

ARKE Set içerisinde; hava topu,<br />

jimnastik topu, farklı ağırlıklara<br />

sahip su topları, denge ekipmanları<br />

ve buna benzer birçok fonksiyonel<br />

ekipmanı barındırıyor. ARKE Set,<br />

eşgüdüm, istikrar, denge, esneklik,<br />

güç, hız, çeviklik, reaksiyon zamanı,<br />

kardiyovasküler ve solunum<br />

kapasitesini geliştirerek hareket<br />

özgürlüğüne yardımcı oluyor. Red Dot<br />

Design Awards 2014 ödüllü Kinesis<br />

Stations, fonksiyonel gücün yararlarını<br />

daha geleneksel ekipmanların<br />

basitliği ile birleştiren kullanımı kolay<br />

bir ekipman olarak dikkat çekiyor.<br />

Kinesis Stations ekipmanları ise, ana<br />

kas gruplarını işlevsel bir şekilde<br />

birleştiren, toplam vücut egzersizi<br />

için primal hareketlerle antrenman<br />

yapmak üzere tasarlanmış 6 farklı<br />

ekipmandan oluşuyor. Kinesis Stations<br />

serisindeki ürünler de rehabilitasyon<br />

alanında kullanılmak üzere EEC<br />

42/93 sertifikasına sahip. Tıbbi olarak<br />

sertifikalı Excite MED serisinden<br />

kardiyovaskuler antrenman imkanı<br />

veren Run Medical koşu bandı ise<br />

rehabilitasyon ve spor eğitimi için<br />

özel fonksiyonları ile öne çıkarken<br />

tıbbi kullanım için, özel ve ileri tıbbi<br />

değerlendirme servisi sağlamak<br />

isteyen işletmeler için ideal bir ürün<br />

olarak göze çarpıyor. Sergilenen<br />

ürünlerden bir diğeri ise IF Product<br />

Design Awards <strong>2017</strong> ödülünün sahibi<br />

kardiyovaskuler antrenman ekipmanı<br />

Skillmill. Skillmill, spor yapanların,<br />

tedavi görenlerin güç, hız, dayanıklılık<br />

ve çevikliklerini geliştirmelerine<br />

ve profesyonel spor eğitiminin<br />

faydalarından güvenli ve etkili bir<br />

şekilde yararlanmalarına olanak<br />

tanıyan bir ürün olarak fuardaki yerini<br />

aldı.<br />

Fiziksel aktivitenin, hastalıklardan<br />

korunmanın ve hastalık sonrası<br />

tedavisinin en doğru medikal metod<br />

olduğuna inanan Technogym,<br />

American College of Sports<br />

Medicine ve American Medical<br />

Association tarafından yürütülen<br />

“Exercise is Medicine” girişiminin<br />

de kurucularından. Technogym’in<br />

medikal sertifikalı ekipman ve<br />

çözümleri bir çok farklı tedavi<br />

alanında kullanılıyor.<br />

64<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


Tüm hizmetlerde<br />

yenilik<br />

Hastanın konfor ve güvenliğini arttırmak ve<br />

bakım personelininin verimliliğini yükseltmek<br />

için sağlam ve güvenilir çözümler<br />

ACT -Dokunmatik Kontrol<br />

Farklı fonksiyonlarla tek bir panel üzerinden<br />

iletişim imkanı: Tartı, ıslaklık sensörü, yataktan<br />

kalkma sensörü, yatak altı ışığı ...<br />

Daha fazla bilgi için,<br />

İnternet sitemizi ziyaret ediniz www.linak.com.tr


AKTÜEL<br />

BIO Startup hızlandırıcı programı sınırlarını<br />

genişletiyor!<br />

Türkiye’de ilk defa 2016<br />

senesinde MSD’nin TEPAV ve<br />

TOBB BIO ile gerçekleştirdiği<br />

biyoteknoloji girişimci ve startuplarını<br />

tek çatı altında toplayan BIO Startup<br />

Programı, bu defa Orta Doğu ve<br />

Körfez Ülkeleri’nden de başvuru<br />

kabul ediyor. Suudi Arabistan, Lübnan,<br />

Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri<br />

ve Türkiye’den biyogirişimcilerin<br />

başvurabilecekleri program bu<br />

sene de Viveka’nın katkılarıyla<br />

düzenlenecek.<br />

Program üç aşamadan oluşuyor;<br />

• Öncelikle 7 Mayıs’a kadar<br />

Biyogirişimcilerin programa<br />

başvuruları toplanacak. Başvuru<br />

aşamasını başarıyla geçen<br />

biyogirişimciler, 10-19 Mayıs<br />

tarihlerinde yoğun bir online<br />

eğitim ve mentorluk programına<br />

tabii tutulacaklar. Bu aşamayı<br />

tamamlayan girişimciler, 23-24 Mayıs<br />

tarihlerinde TEPAV’da (Ankara)<br />

uzman eğitmenler ve sektörün önde<br />

gelen profesyonellerinden mentorluk<br />

alacak ve sunum&proje geliştirme<br />

workshop’larına katılacaklar. Yoğun<br />

eğitim programını takiben 25 Mayıs,<br />

Pazar günü düzenlenecek Demo<br />

Day’de, ilgili uzmanlardan oluşan jüri<br />

karşısına çıkacak biyogirişimciler<br />

fikir ve projelerini sunma şansını elde<br />

edecekler.<br />

• Jüri tarafından seçilecek en iyi üç<br />

(3) girişimci 17-22 Haziran tarihleri<br />

arasında San Diego, Kaliforniya’da<br />

65 ülkeden yaklaşık 15.000 kişinin<br />

katılımı ile gerçekleşecek BIO <strong>2017</strong><br />

Fuarı’nda kendilerine ait stantta yer<br />

alabilecek, yatırımcılarla karşılıklı<br />

görüşmeler yapabilecek ve BIO<br />

Entrepreneurship BootCamp’e<br />

katılım sağlayabilecekler. Geçen yıl<br />

olduğu gibi bu yıl da biyogirişimcilerin<br />

odaklandıkları alanla ilgilenen<br />

kuluçka (inkübatör) programlarının<br />

yöneticileri ile buluşmaları da temin<br />

edilecek.<br />

BD Araştırma Ödülleri, KLİMİK <strong>2017</strong>’de sahiplerini buldu<br />

Becton Dickinson Türkiye’nin<br />

“BD Sağlık Öncüleri Programı”<br />

kapsamında, Türkiye’de infeksiyon<br />

hastalıkları alanında bilimsel<br />

çalışmaların sayısının ve kalitesinin<br />

yükselmesi, daha sağlıklı ulusal<br />

verilere ulaşılması, infeksiyon<br />

kontrolü ve önlemede farkındalığın<br />

artması amacıyla hayata geçirdiği<br />

“BD Araştırma Ödülleri” sahiplerini<br />

buldu. KLİMİK (Türk Klinik<br />

Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları<br />

Derneği) tarafından düzenlenen XVIII.<br />

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon<br />

Hastalıkları Kongresi’nde yapılan<br />

ödül töreninde İzmir Dr. Behçet Uz<br />

Çocuk Hastanesi’nden İlker Devrim ve<br />

ekibi, “Pediatrik Hematoloji/Onkoloji<br />

Hastalarında Tamamen İmplante<br />

Edilen Santral Kateter (Port) İle<br />

İlişkili Kan Dolaşımı İnfeksiyonlarının<br />

Önlenmesinde Bundle (Önlem<br />

Paketi) Uygulamalarının Etkinliği”<br />

çalışması ile birinci odu. İstanbul<br />

Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi<br />

Hastanesi’nden Nurgül Tayran ve<br />

ekibi ise “Bir Üniversite Hastanesi<br />

Çocuk Yoğun Bakım Ünitesinde Sıfır<br />

İnfeksiyon Hedefimiz” çalışması<br />

ile ikinci olurken, Sağlık Bilimleri<br />

Üniversitesi Kartal Koşuyolu<br />

Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma<br />

Hastanesi’nden Şirin Menekşe ve<br />

Arzu Ateşoğlu Aydoğan ise “Ventilatör<br />

İlişkili Pnömonide Bundle Etkisi”<br />

isimli çalışmaları ile üçüncü oldu.<br />

66<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


AKTÜEL<br />

Büyüyen ve gelişen Medivia<br />

Özel Medivia Hospital’ın 2018 yılı hedefi 150 yataklı<br />

A Kalite Hastane standartına geçmek<br />

Özel Medivia Hospital Biyomedikal<br />

Müdürü Çağatay Çördük<br />

Hastanemiz Boğaz’ın en önemli<br />

noktalarından biri olan<br />

Çengelköy’de konumlanan Özel<br />

Medivia Hospital 4000 metrekare<br />

alan üzerinde, 26 servis yatağı (2 suit,<br />

24 standart) , 25 kuvözlü yenidoğan<br />

yoğun bakım ünitesi, 7 yataklı erişkin<br />

yoğun bakım ünitesi olan toplamda<br />

58 yataklı, fizik tedavi ünitesi,<br />

radyoloji ünitesi (MR, bilgisayarlı<br />

tomografi, panoramik röntgen, kemik<br />

dansitometre), uyku laboratuvarı,<br />

endoskopi ünitesi, 24 polikliniği,<br />

3 ameliyat odası, 2 doğumhanesi,<br />

biyokimya/mikrobiyoloji laboratuvarı,<br />

tanı ve tedavi üniteleriyle sağlık<br />

hizmeti veriyor.<br />

Fortis Sağlık Yatırımları Yönetim<br />

Kurulu Başkanı Davut Bayram<br />

tarafından 5 yıl içerisinde önemli<br />

yatırımlar ve Ar-Ge çalışması<br />

yapılarak yenilikçi ekipmanlar<br />

ile donatılan hastane tıbbi cihaz<br />

teknolojisi ve inovasyon çözümleri<br />

ile hasta konforunun artırılması<br />

için dijitalleşmesini tamamlamış<br />

durumda.1,5 Testa Antifobik Manyetik<br />

Rezonans görüntüleme sistemi ile<br />

hastalarına yüksek teknolojiyle<br />

güvenli hizmet sunan hastane,<br />

hekimler tarafından istenilen<br />

her türlü MR tetkikine en efektif<br />

sekilde cevap verebiliyor. MR cihazı<br />

ileri teknolojik yazılımlarla ve her<br />

türlü tetkike cevap verecek coiller<br />

bulunuyor.<br />

Yenidoğan yoğun bakımı ünitesine<br />

inspiration marka Tecotherm Neo<br />

Model Total vücut soğutma cihazını<br />

ekleyen hastanede bu cihaz ile<br />

doğum sırasında meydana gelen<br />

beyine oksijen gitmeme durumu ve<br />

buna bağlı gerçekleşen doku organ<br />

hasarı önlenebiliyor. Yine Türkiye’de<br />

bir elin parmağını geçmeyecek<br />

androloji için kulanılan Rigiscan Plus<br />

cihazı ile nocturınal penil tümesans<br />

testi provakatif testleri uroloji<br />

polikliniğinde yapılabiliyor. Hastanenin<br />

2018 yılı hedefi 150 yataklı A Kalite<br />

hastane standartına geçmek. İleri<br />

teknoloji cihazları ile profosyenel<br />

kadronun birleşimi ise hedeflerine<br />

ulaşman inancını pekiştiriyor.<br />

Sağlık sürecine en iyi yönlendirme yapan birim: Biyomedical<br />

Sağlık hizmetindeki medikal<br />

cihazların bakımını kontrolunu<br />

ve onarımını yapabilen, cihaz<br />

alımlarında cihaz teklifini kalite ve<br />

maliyet açısından değerlendiribilen<br />

cihaz kulanıcılarına cihazın en efektif<br />

şekilde kullanım eğitimini veren<br />

teknik elemanlar yetişmektedir.<br />

Ara eleman olarak nitelendirilen bu<br />

bölümün 30 binden fazla ve farklı<br />

amaçlar için kullanımı olduğunda 90<br />

bine kadar çıktığı unutulmamalıdır.<br />

Basit bir bandaj, gelişmiş bir Manyetik<br />

Rezönans Cihazı, 10 binden fazla<br />

cerrahi aletten diş ipine kadar olan<br />

tıbbi cihazları kapsamaktadır. 50<br />

yılda gelişim gösteren sektörümüz,<br />

son 20 yılda 7 kat daha hızlı gelişim<br />

göstermektedir. Fuarlara katılıp,<br />

yeni teknolojileri ve dünyada<br />

sektörün nereye gittiğini görmeleyiz.<br />

Unutmayalım ki, teknoloji buza benzer.<br />

Soğuk tutulmazsa erir, edinilen<br />

bilgileri sürekli olarak güncellemek<br />

gerekir. Doktorlar tıbbi cihazları<br />

enstüruman olarak görürler. Akordları<br />

düzgün yapılmamış enstürmanlardan<br />

doğru sesin çıkması beklenemez. Bu<br />

tıbbi cihazlarda kabul edilebilir bir şey<br />

değildir. 1720 -1725 akredide olmuş<br />

kalibrasyon firmaları ile çalışılması<br />

gereklidir. Cihazların bakımlarını<br />

ilgili veya yetkili kurumların yapması<br />

gereklidir.<br />

Hastanelerde çalışan<br />

meslektaşlarımın da yaptığımız<br />

işin kaba tabirle “tamirci” olarak<br />

görülmesi gibi görüş birliği mevcut.<br />

Tamir etmek eylemi yaptığımız işin<br />

sadece bir parçası. Yeni cihaz alınım<br />

süreci dahil olmak üzere kuruma<br />

ve hastaya en iyi sonucu verecek<br />

yönlendirmeyi yapmaktır. Piyasa<br />

araştırması, kurumun ihtiyacı,<br />

hastanın beklentisi tüm bu soruların<br />

cevabını araştırıp bulmak ve en iyi<br />

yönlendirmeyi yapmak yine bizlere<br />

düşmektedir.<br />

Mayıs <strong>2017</strong><br />

67


AKTÜEL<br />

Philips’e göre sağlıklı ışık ve<br />

daha iyi uyku en büyük iyileştirici<br />

Philips HealWell aydınlatma sistemi; hastalar ve hastane çalışanları<br />

için sağlıklı bir gün ışığı sistemi oluşturuyor, böylelikle daha iyi uyku<br />

vasıtasıyla daha iyi bir iyileşme dönemini mümkün kılıyor<br />

Aydınlatmada dünya lideri Philips<br />

Lighting (Euronext Amsterdam:<br />

LIGHT), Philips HealWell ile,<br />

sağlık merkezlerindeki hastaların<br />

ve çalışanların uykusunu destekliyor<br />

ve uyku deneyimini, rahatlığını ve<br />

tatminini iyileştirmeyi amaçlıyor.<br />

Sistem, hastanın biyoritmini<br />

gün boyunca destekleyen, uyku<br />

döngüsünde kanıtlanmış pozitif etkisi<br />

olan ve hem hasta hem de çalışanlar<br />

için daha fazla konfor ve tatmin<br />

sunan yenilikçi dinamik aydınlatma<br />

reçeteleri kullanıyor.<br />

HealWell teknoloisi klinik deneylerle<br />

test edildi ve Hollanda’daki Maastricht<br />

Üniversitesi Medical Center Kardiyoloji<br />

Bölümü ile gerçekleştirilen ortak<br />

saha çalışması, hasta odasındaki<br />

Bilimsel araştırmalara göre, gün<br />

içindeki yüksek ışık seviyeleri,<br />

biyolojik saati ve uyku-uyanma<br />

ritmini düzenlemeye yardımcı oluyor.<br />

Hastaların tüm gün kapalı alanlarda<br />

bulunduğu hastanelerde Philips<br />

HealWell, hastaların biyolojik saatine<br />

destek olmak için, doğal gün ışığı<br />

yapısını taklit ederek dinamik bir<br />

gün ışığı ritmi sağlıyor. Çalışanlar<br />

içinse yüksek seviyedeki fonksiyonel<br />

ışıklar, daha iyi bir çalışma ortamı<br />

oluşturuyor.<br />

Tamamen LED temelli üçüncü nesil<br />

İyi uyku en büyük iyileştirici<br />

aydınlatmanın uykuyu, değerleri ve<br />

hastanenin ortamını nasıl etkilediği<br />

ölçtü. Philips HealWell aydınlatma<br />

sisteminin kullanımının uyku ve tatmin<br />

üzerindeki etkisini doğrulayan sonuçlar,<br />

Philips HealWell; Philips Tunable<br />

White SmartBalance ışıklarını ve<br />

Philips Color Kinetics Color Cove<br />

ürünlerinden oluşuyor. Philips<br />

HealWell tek başına veya hastanenin<br />

tüm aydınlatma sisteminin bir<br />

parçası olarak kurulabiliyor. Philips<br />

HealWell, enerji görüntüleme ile<br />

raporlamayı içeren ve nihai olarak<br />

bina yönetim sistemlerini veya sağlık<br />

merkezlerindeki diğer alt sistemlerle<br />

bağlantıyı desteklemek için kullanılan<br />

Philips Dynalite yönetim sistemi<br />

tarafından kontrol edilebiliyor.<br />

2016 yılının Kasım ayında The Journal<br />

of Sleep Research’te yayımlandı. 5<br />

günden sonra uyku süresi, standart<br />

olarak aydınlatılmış odalardakine göre<br />

yaklaşık yarım saat arttı.<br />

68<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


Sağlık<br />

Ağrı tedavisine Nöralterapi ile<br />

yeni bir yaklaşım<br />

Enjeksiyon yöntemiyle bio-elektriksel hasarların ortadan kaldırılmasına<br />

yönelik uygulanan “Nöralterapi”; hastaya özel, bütüncül, bilimsel, doğal,<br />

yan etkisiz bir tedavi yaklaşımı olarak ön plana çıkıyor<br />

İstinye Üniversite Hastanesi Fizik Tedavi ve<br />

Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Özgür Taşpınar<br />

Hastalıkların ve geçmeyen<br />

ağrıların temelinde otonom<br />

sinir sisteminde oluşan<br />

bio-elektriksel hasarlar yer alıyor.<br />

Yaşamımız boyunca geçirdiğimiz<br />

mikrobik hastalıklar, ameliyatlar,<br />

kazalar, fiziksel ve psikolojik<br />

travmalar, bio-elektriksel sorunlu<br />

alanlara sebep olabiliyor. İstinye<br />

Üniversite Hastanesi Fizik Tedavi<br />

ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Özgür<br />

Taşpınar da bio-elektriksel hasarları<br />

tedavi etmek amacıyla da enjeksiyon<br />

yöntemi ile uygulanan “Nöralterapi”<br />

yöntemine dair bilgiler vererek, bu<br />

yöntemin hastaya özel, bütüncül,<br />

bilimsel, doğal, yan etkisiz bir tedavi<br />

yaklaşımı olduğunu söylüyor.<br />

Kronik ağrılar son buluyor<br />

“Nöralterapi hemen hemen her<br />

hastalıkta kullanılabilen bir tedavi<br />

metodudur. Nöralterapi ile kronik,<br />

yani geçmeyen ağrılarınızdan<br />

kurtulabilirsiniz. Şöyle ki; Nöralterapi,<br />

“otonom” diğer bir adıyla “vejetatif”<br />

sinir sistemine etki ederek vücudun<br />

iç dengesine kavuşmasını sağlayan<br />

bölgesel bir enjeksiyon yöntemidir.<br />

Aynı zamanda vücudun tamir<br />

sistemlerini de harekete geçirerek<br />

bedenin kendi kendisini tedavi<br />

etmesine izin verir. Bu nedenle de<br />

etkileri kalıcıdır. Cilde, organlara,<br />

vücuttaki tüm yara ve ameliyat<br />

izlerine uygulama yapılmaktadır.<br />

Uygulamalarda genellikle ince, küçük<br />

insülin iğne uçları kullanılmaktadır.<br />

Amaç iğne yapmak değil, nöral<br />

sistemde bio-elektriksel bir etki<br />

oluşturmaktır. İğnenin yapılacağı<br />

bölgeler hastaya ve şikayetine bağlı<br />

olarak değişebilmektedir. Uygulama<br />

sırasında yapılan enjeksiyonlar direk<br />

sinirler içine değil, sinirlerin en<br />

yoğun bulunduğu cilt altı bölgelerine<br />

yapılmaktadır. Bu nedenle yan etkisi<br />

yok denecek kadar azdır.”<br />

Nöralterapinin kullanıldığı<br />

hastalıklar<br />

• Boyun, sırt ve bel ağrıları gibi kas<br />

kökenli ağrıların tedavisinde<br />

• Bel ve boyun fıtıklarında ağrıların<br />

giderilmesinde<br />

• Eklem hastalıkları (menisküs<br />

yırtılması, eklem içindeki sıvının<br />

azalması, sporcu yaralanmaları)<br />

• Sinir basısına bağlı oluşan ağrıların<br />

tedavisi<br />

• Romatizmal hastalıkların tedavisi<br />

• Fibromiyalji (yaygın kas ağrıları),<br />

devamlı yorgunluk hissi ve halsizlik<br />

tedavisi<br />

• Migren ve gerilim tipi baş ağrıları<br />

• Trigeminal nevralji<br />

• Fasial paralizi (yüz felci, erken<br />

teşhis, 3-6 ay içinde)<br />

• Periferal nöropati<br />

• Omuz artrozları<br />

• Tenisçi dirseği<br />

• Osteoartrit<br />

• Siyatalji<br />

• Depresyon ve stres<br />

• Vücudun toksinlerden arındırılması<br />

• Anti-aging (yaşlanmanın önlenmesi)<br />

Mayıs <strong>2017</strong><br />

69


AKTÜEL<br />

Mikrocerrahi Vakfı’ndan 10 kamu hastanesine bağış<br />

Bağışlanan cihaz ile ameliyat sona ermeden, operasyonun gerçekleştiği<br />

bölgede kan dolaşımı olup olmadığı, hastanın doku beslenmesine bağlı<br />

sıkıntı yaşayıp yaşamayacağı aynı anda anlaşılabilecek<br />

Bağış yapılan hastanelerden biri,<br />

günde yaklaşık 15bin kişinin<br />

giriş yaptığı İstanbul Bağcılar<br />

Eğitim ve Araştırma Hastanesi oldu.<br />

Bağışlanan cihazın teslim töreninde<br />

konuşan Vakfın Yönetim Kurulu Üyesi<br />

Prof. Dr. Türker Özkan, bir dokunun<br />

ya da organın yaşaması için kan<br />

dolaşımının hayati öneme sahip<br />

olduğunun altını çizerek, bağışlanan<br />

bu cihazlar sayesinde, operasyon<br />

sona ermeden, dakikalar içinde<br />

ilgili bölgede kan dolaşımının olup<br />

olmadığının görülebileceğini söyledi.<br />

Özellikle uzuv kopmalı kazalar<br />

sonrası, dikilen uzvun yaşayıp<br />

yaşamayacağını operasyondan birkaç<br />

gün sonra anlaşılabildiğini belirten<br />

Özkan, “Bu cihaz sayesinde zaman<br />

kaybetmeden, dokunun yaşayıp<br />

yaşamadığını aynı anda ayırt etmek<br />

mümkün hale gelecek.” dedi.<br />

Törende bulunan İstanbul İl Sağlık<br />

Müdür Yardımcısı Dr. Muhammed Atak<br />

konuşmasında vakıf yöneticilerine<br />

destekleri için teşekkür ederken,<br />

Bağcılar Eğitim ve Araştırma<br />

Hastanesi’nin yöneticisi Prof. Dr.<br />

Ahmet Yaser Müslümanoğlu cihazın<br />

plastik ve rekonstrüktif cerrahi<br />

dışında meme cerrahisinden kalp<br />

damar cerrahisine, transplantasyon<br />

cerrahisinden onkolojik cerrahiye<br />

kadar birçok farklı cerrahi alanda<br />

kullanılacağının altını çizdi.<br />

Konuşmaların ardından görüntüleme<br />

cihazının bağış protokolü imzalandı.<br />

10 Cihazın Teslimatı Tamamlandı<br />

TİSK Mikrocerrahi ve Rekonstrüksiyon<br />

Vakfı, aynı sistemi Bağcılar Eğitim<br />

ve Araştırma Hastanesi’nin dışında<br />

Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve<br />

Araştırma Hastanesi’ne, Erzurum<br />

Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne,<br />

Hacettepe Üniversitesi Tıp<br />

Fakültesi’ne, Ankara Gazi Üniversitesi<br />

Tıp Fakültesi’ne, İstanbul Üniversitesi<br />

İstanbul Tıp Fakültesi’ne, Ankara<br />

Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne, Marmara<br />

Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne, Kartal<br />

Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ve<br />

Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma<br />

Hastanesi’ne de bağışladı.<br />

70<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


AKTÜEL<br />

İstanbul Aydın Üniversitesi<br />

VM Medicalpark Hastanesi açıldı!<br />

Sağlık sektörüne çeyrek asırlık birikimiyle yön veren MLP Care Grubu, İstanbul<br />

Aydın Üniversitesi VM Medical Park Hastanesi’ni Florya’da hizmete açtı<br />

Medical Park, Liv Hospital ve<br />

VM Medical Park’ı sağlık<br />

sektörüne kazandıran MLP<br />

Care Grubu, ülkenin en çok tercih<br />

edilen vakıf üniversitelerinden olan<br />

İstanbul Aydın Üniversitesi’nin Tıp<br />

Fakültesi ile birlikte İstanbul’a<br />

yüksek standartlarda bir üniversite<br />

hastanesi daha kazandırdı. İstanbul<br />

Aydın Üniversitesi VM Medical<br />

Park Hastanesi, Florya’da hizmet<br />

vermeye başladı. Kardiyolojiden genel<br />

cerrahiye, kadın doğumdan çocuk<br />

hastalıkları ve cerrahisine kadar<br />

tüm branşlarda hasta kabul etmeye<br />

başlayan hastane, 51 bin metrekarelik<br />

alanı, 300 yatak kapasitesi, 13<br />

ameliyathanesi ve 92 polikliniği ile<br />

İstanbul’un en modern üniversite<br />

hastanelerinden biri oldu.<br />

MLP Care Yönetim Kurulu Başkanı<br />

Muharrem Usta, yeni açılan<br />

hastanenin İstanbul özelinde tüm<br />

Türkiye’deki sağlık hizmetlerine<br />

yeni bir değer katacağını söyledi.<br />

Bu yatırım sayesinde sağlık<br />

alanında bilimsel gelişime de<br />

katkı sağlayacaklarını hatırlatan<br />

Usta; “İstanbul’un en değerli<br />

lokasyonlarından birinde, kent<br />

ulaşımının ağırlık merkezlerinden<br />

Florya’da hizmete başladık. Bütün<br />

hastanelerimizde olduğu gibi yeni<br />

hastanemizde de dünya ile aynı<br />

anda uygulanan tüm teşhis ve<br />

tedavi yöntemlerini, yenilikçi tıp<br />

teknolojilerini, iyi hekimler ve sağlık<br />

personelinden oluşan kadromuzla<br />

bir araya getirdik. İstanbul gibi<br />

büyük bir metropolde sağlık hizmeti<br />

sunmanın temel koşullarından biri,<br />

hitap ettiğiniz her insana kendisini<br />

değerli hissettirmektir. Biz de bu<br />

felsefeyle yola çıkarak Kocaeli, Bursa<br />

ve Samsun’dan sonra Türkiye’nin<br />

dördüncü; İstanbul’un ilk VM<br />

hastanesini Florya’da hizmete açtık.”<br />

İAÜ, sağlık kompleksi yatırımı ile<br />

büyüyor<br />

İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli<br />

Heyeti Başkanı Dr. Mustafa Aydın<br />

da; “İstanbul Aydın Üniversitesi<br />

VM Medical Park Hastanesi, sağlık<br />

alanındaki yatırımlarımızın en son<br />

halkasını oluşturuyor. Türkiye’nin en<br />

modern sağlık hastanelerinden biri<br />

olarak konumlanan hastanemizde,<br />

seçkin akademik kadromuz eşliğinde,<br />

halkımıza modern tıbbın imkânlarını<br />

en son teknolojik sağlık altyapısıyla<br />

donatılmış ameliyathaneler, yoğun<br />

bakım üniteleri, poliklinik birimleri<br />

ve laboratuvar komplekslerimiz ile<br />

sunmuş olacağız. Gerek halkımızın en<br />

iyi şekilde faydalanabileceği, gerekse<br />

fakültede yetiştirdiğimiz hekim<br />

ve bilim insanlarımızın uygulama<br />

alanı olarak istifade edebileceği<br />

hastanemiz, teknolojik altyapısıyla<br />

uluslararası seviyeyi yakalamış bir<br />

sağlık kompleksi.” diye konuştu.<br />

Liv Concept’in uluslararası<br />

standartlardaki kusursuz hizmet<br />

anlayışını da bünyesinde barındıran<br />

İstanbul Aydın Üniversitesi VM<br />

Medical Park Hastanesi, eğitimaraştırma<br />

misyonunu da yerine<br />

getirecek. Uluslararası kalitede<br />

hizmet verecek olan hastane; kadın<br />

hastalıkları ve doğum, çocuk sağlığı<br />

ve hastalıkları, obezite cerrahisi,<br />

onkoloji gibi branşlarda ön planda<br />

olmayı hedefliyor.<br />

Mayıs <strong>2017</strong><br />

71


AKTÜEL<br />

Avrupa’nın 2. Beyin Hastanesi Türkiye’de!<br />

Türkiye’nin ilk 1A Ultra Clean ameliyathane donanımına sahip hastanede<br />

nöronavigasyon destekli floresan boyama ile tümör ve beyin cerrahi<br />

operasyonları yapılabilirken teknoloji ve donanımlı uzman kadrosuyla<br />

sıfır hata hedefleniyor<br />

Psikiyatri, Psikoloji, Nöroloji ve<br />

Bağımlılık alanında pek çok<br />

ilke imza atan NPİSTANBUL<br />

Beyin Hastanesi, beyin alanına odaklı<br />

genel hastane imkânları ve ek 10<br />

branş ile çalışmalarını sürdürüyor.<br />

Robotik cerrahiden tümör cerrahisine,<br />

anevrizma cerrahisinden Parkinson<br />

ve Epilepsiye, beyin, sinir ve omurilik<br />

ameliyatlarına kadar pek çok alanda<br />

hizmetin verilebileceği, nöroşirürji<br />

alanında mükemmeliyet merkezi olma<br />

yolunda ilerleyen NPİSTANBUL Beyin<br />

Hastanesi’nde, tüm seviyelerdeki<br />

yoğun bakım hastalarına tam<br />

teşekküllü hizmet veriliyor. Bilgi<br />

birikimine cerrahiyi de ekleyen<br />

NPİSTANBUL Beyin Hastanesi 160<br />

yatak kapasiteli yeni binasında; uzman<br />

kadrosu ve tecrübeli cerrahi ekibi<br />

ile yüksek teknolojiyi kullanarak<br />

mükemmeliyet odaklı bir sağlık<br />

hizmeti sunuyor.<br />

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “80 milyon<br />

TL yatırım ile Avrupa’nın 2. Beyin<br />

Hastanesi’ni kurduk”<br />

Beyin fonksiyonlarını ölçme alanında<br />

önemli çalışmalara imza attıklarını<br />

ve ülkemizde bu alanda önemli bir<br />

ihtiyaç olduğunu tespit ettiklerini<br />

belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu<br />

nedenle çalışmalarını beyin odaklı<br />

hastane olarak yürütmeye karar<br />

verdiklerini söyledi. Almanya’nın<br />

Hannover kentinde bulunan beyin<br />

hastanesinden sonra NPİSTANBUL<br />

Beyin Hastanesi’nin Avrupa’da beyin<br />

odaklı çalışan ikinci hastane olduğunu<br />

belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan,<br />

bunun için de başta ameliyathane<br />

olmak üzere tüm birimleri en<br />

son teknolojiyle tasarladıklarını<br />

ifade ederek şunları söyledi: “Biz<br />

bağımlılık, psikiyatri, psikoloji ve<br />

nöroloji alanında yaklaşık 20 yılık<br />

bir tecrübeye sahibiz. Bu alanda<br />

tecrübe ile birlikte önemli bir yol<br />

aldık. Nöropsikiyatri alanında özel<br />

dal hastanesi olarak çıktığımız<br />

yolculuğumuza, daha kapsamlı<br />

hizmet ve teknolojik donanımla<br />

birlikte beyin alanına odaklı genel<br />

hastane imkânları ve şimdilik ek 10<br />

branşla devam ediyoruz. Avrupa’nın<br />

2. Beyin Hastanesi olarak, teknolojik<br />

alt yapımız ve uzman kadromuz ile<br />

tam teşekküllü bir tanı ve tedavi<br />

merkezi hizmeti sunmaktayız. Yeni<br />

binamızda yeni beyin takımı ile<br />

birlikte artık cerrahi operasyonlar<br />

da gerçekleştiriyoruz. Laparoskopi<br />

operasyonları, obezite tedavisi, safra<br />

kesesi, kasık fıtığı, apandisit, reflü<br />

ve mide fıtığı başta olmak üzere<br />

birçok genel cerrahi operasyonları,<br />

beyin, omurilik ve sinir cerrahisi<br />

operasyonları; Türkiye’nin sayılı<br />

çocuk ve erişkin beyin, sinir ve<br />

omurilik cerrahlarından Prof. Dr.<br />

Kaya Aksoy ve ekibi, Genel Cerrahi<br />

Uzmanı Opr. Dr. Şerafettin Özer ve<br />

ekibi tarafından gerçekleştiriliyor.<br />

Cerrahi operasyonlar için SGK ve<br />

özel sağlık sigorta kurumları ile<br />

anlaşmalarımızı yaptık. İki yıldır<br />

yeni hastane için çalışmalarımızı<br />

yürütüyorduk. Bu alanda mükemmel<br />

bir hizmet sunmak hedefimiz vardı.<br />

Mükemmele ulaşmak için beyinden<br />

ilham aldık. NPİSTANBUL Beyin<br />

Hastanesi’ni, en ince detaya kadar<br />

her şeyi düşünerek, uzmanından fikir<br />

alarak, özel tasarlayarak hazırladık.<br />

Ameliyathanelerimizi hazırlarken<br />

her cerrahın operasyonlarını<br />

gerçekleştirmeyi arzu edeceği<br />

şartlarda tasarladık. Kullanılan<br />

teknolojilerden tüm cihazlara kadar<br />

mükemmel bir altyapı oluşturmayı<br />

hedefledik böylece minimum<br />

riskle ameliyatlar yapılabilecek,<br />

hastalarımıza en kaliteli sağlık<br />

hizmeti sunabilecek bir hastane<br />

olmayı amaçladık.<br />

72<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


AKTÜEL<br />

Tüm servislerimizi önce hasta ve<br />

hasta yakınlarımızın güvenliği ve<br />

konforunu düşünerek oluşturduk.<br />

Özel iklimlendirme sistemleri, kış<br />

bahçeleri, hasta takip sistemleri,<br />

enfeksiyon riskleri için merkezi<br />

sistemi, Nöromodülasyon Merkezi,<br />

Otizm tedavisinde ‘Duyu Bütünleme<br />

Kliniği gibi tüm ayrıntıları tek tek<br />

düşünerek hazırlandık. Psikiyatri,<br />

Psikoloji, Nöroloji ve Bağımlılık<br />

alanında tecrübeli ve uzman<br />

kadromuza yeni isimler de katıldı.<br />

Şimdi uzman cerrahi ekibimizle,<br />

beyin, omurilik ve sinir ve genel<br />

cerrahi ameliyatlarını yapabilecek,<br />

Üsküdar Üniversitesi bilim<br />

ortaklığımız ile birlikte psikiyatrik<br />

hastalıkların beyin pili ile tedavi<br />

edilmesi gibi önemli çalışmalar<br />

içinde yer alacağız. Ayrıca,<br />

Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi<br />

Beyin-Omurga Cerrahisi Kliniği ile<br />

Üsküdar Üniversitesi bilimsel ortağı<br />

olan NPİSTANBUL Beyin Hastanesi<br />

Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi<br />

Kliniği ile akademik ve bilimsel<br />

işbirliği içinde olacaktır.”<br />

Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi<br />

NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nin<br />

ileri düzey teknolojiyle hazırlanan<br />

yeni binasında; beyin cerrahisi,<br />

omurga cerrahisi, boyun ve bel<br />

fıtığı, skolyoz ameliyatları, çocuk<br />

beyin, sinir ve omurilik cerrahisi,<br />

tümör, anevrizma operasyonları,<br />

Tremor, Distoni, Majör depresyon,<br />

OKB, Epilepsi, Tourette Sendromu,<br />

Derin beyin stimülasyonu (DBS),<br />

Parkinson ve hareket bozuklukları<br />

ile nöromodülasyon cerrahilerinin<br />

tamamı yapılabiliyor.<br />

Türkiye’nin ilk 1A Ultra Clean<br />

Ameliyathane Donanımı<br />

NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nde<br />

robotik cerrahiden anevrizma<br />

cerrahisine, Parkinson ve Epilepsi<br />

ameliyatlarına kadar pek çok alanda<br />

hizmetin verildiği biri 1A olmak<br />

üzere 2 laminar flow üniteli dijital<br />

ameliyathane ve 16 yatak kapasiteli<br />

yoğun bakım ünitesi bulunuyor.<br />

Türkiye’nin ilk ve tek 1A Ultra<br />

Clean ameliyathane donanımıyla<br />

cerrahi operasyonları asiste<br />

eden ileri teknolojik alt yapısı ile<br />

ameliyat riskleri minimum düzeyde<br />

gerçekleşiyor. Yoğun bakım biriminin<br />

Seviye 3’e kadar tüm seviyelerdeki<br />

yoğun bakım hastalarına tam<br />

teşekküllü hizmet verecek donanımı<br />

bulunuyor.<br />

NPİSTANBUL Beyin Hastanesi akıllı donanıma sahip entegre sistemi ile başarılı cerrahi operasyonlar için tüm<br />

imkanları barındırıyor. Bu teknolojiler;<br />

• Floresan boyama ile tümör ameliyatı yapabilen ileri mikroskobik cerrahi ile tümörlerin daha başarılı çıkarılma imkânı,<br />

• Beyin, sinir ve omurilik cerrahisinde, çocuk beyin cerrahisi, tümör, anevrizma operasyonları gibi ameliyatlar için O-Arm<br />

MR CT navigasyon ve ICG, frame teknolojieri hata oranının sıfırlanması,<br />

• Otomatik skolyoz çekimi yapabilen dijital röntgen işlerin hızlandırılması,<br />

• Nöronavigasyon destekli ileri düzey beyin cerrahi mikroskopu ile sodyum floresan rehberliğinde vasküler - onkolojik<br />

cerrahi hizmeti hedefi kolay tespit etmek,<br />

• Nöronavigasyon destekli üst düzey intra operatif, renkli doppler ultrasonografi cihazı ile kontrollü cerrahi operasyon<br />

olanağı ile komplikasyonların bertaraf edilmesi,<br />

• Nöronavigasyon destekli 3 boyutlu görüntüleme sistemi ile operasyon öncesi ve esnasında hedefe kısa ve hızlı yoldan<br />

ulaşılma<br />

• Ameliyat sırasında 3D görüntüleme ile operasyon sırasında başarı ölçme avantajı<br />

• Enfeksiyondan Korunma: TS EN-ISO 14644-4 standardına uygun hijyenik havalandırma, kontrollü geçiş alanları, cerrahi<br />

ekipman takip sistemleriyle üst seviyeye sterilizasyon güvenliği<br />

• Anestezi güvenliği: End-Tidal Control ve ecoFLOW teknolojileriyle ameliyatın her aşamasında anestezi ve ağrı derinliğini<br />

kontrol edebilme olanağı<br />

• Ameliyathane Telekonferans Sistemi ile operasyonlar sırasında dünyadan herhangi bir hekime veya bir konferans salonuna<br />

bağlanabilme, aynı zamanda üniversite öğrencilerin sınıfına canlı ders olarak katılım sağlama sistemi<br />

Mayıs <strong>2017</strong><br />

73


AKTÜEL<br />

riskli hastalar için acil yoğun bakım<br />

yeteneği, özel eğitimli hekim, hemşire<br />

ve sağlık memuru ekibi ve psikiyatrik<br />

acil müdahale için kullanılan özel<br />

donanımlı PSİKOACİL ambulansı ile<br />

hasta sağlığı ve güvenliğinin en üst<br />

düzeyde tutuluyor.<br />

Terapi yapabilen yataklar<br />

Yoğun bakım servisinde kullanılan<br />

multifonksiyonel yataklar ile koltuk<br />

pozisyonundan akciğer terapisi<br />

pozisyonuna kadar geniş bir skalada<br />

hastalara konforlu bir yatış süreci<br />

sunuluyor. Terapi yapabilen yataklar<br />

sayesinde hemşirelerin pek çok<br />

görevini bu yataklar üstleniyor.<br />

Erişkin Psikiyatri Servisi<br />

Hastaların mahremiyetleri ve<br />

hastalığın risklerine göre oluşturulan<br />

Erişkin Psikiyatri Servisinde;<br />

Depresyon, Stres, Travma, Manik-<br />

Depresif Bozukluk, Şizofreni, Sosyal<br />

Fobi, Paranoya, Bağımlılık, Panik<br />

Bozukluğu, Evlilik Sorunları, Yeme<br />

Bozuklukları, Kişilik Bozuklukları,<br />

Uyku Bozuklukları, Cinsel<br />

Kimlik Bozuklukları, Cinsel İşlev<br />

Bozuklukları, Yaygın Anksiyete<br />

Bozukluğu gibi pek çok alanda tedavi<br />

imkanı sunuluyor.<br />

NPAMATEM<br />

Türkiye’de AMATEM ruhsatına sahip<br />

ilk özel hastanesi olan NPİSTANBUL<br />

Beyin Hastanesi tecrübeli uzman<br />

kadrosu ile bağımlılık alanında<br />

konforlu ve güvenli bir tedavi hizmeti<br />

veriyor.<br />

çocuk ve ergenlerin gelişimsel,<br />

ruhsal, bilişsel, akademik ve sosyal<br />

alanlardaki zorluklarının tanı ve<br />

tedavisi ile ilgili hizmet veriyor. Beyin<br />

fonksiyonlarını ölçerek tanı imkânları;<br />

Kişilik, Dikkat, Bellek, Psikososyal<br />

testler ile taramayı içeriyor. Tedavi<br />

edilen hastalıklar arasında; Yaygın<br />

Gelişim Bozukluğu, Çocukluk<br />

Depresyonu, Davranış Bozuklukları,<br />

Otizm, Özel Öğrenme Güçlükleri,<br />

Okul Başarısızlığı, Sınav Kaygısı,<br />

Çocuklarda Tik ve Takıntılar, Fonolojik<br />

Bozukluklar, Kekemelik, Afazi, Dikkat<br />

Eksikliği ve Hiperaktivite bulunuyor.<br />

7/24 Psikiyatri Acil Servis Hizmeti<br />

Acil Servis birimi, multidisipliner<br />

anlayışla görev yapan ekip tarafından<br />

yönetiliyor. Genel acil servis<br />

hizmetinin yanı sıra, psikoloji<br />

ve psikiyatri tecrübesinden yola<br />

çıkılarak oluşturulan nöropsikiyatrik<br />

acil servis 24 saat hizmet sunuyor.<br />

Taşkınlık gösteren hastalar için<br />

bulunan yumuşak oda, nörolojik,<br />

Beyin için “Check Up”<br />

NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nde,<br />

kişinin zihinsel ve psikolojik<br />

işlevselliğinin ölçülerek yaşına<br />

ve eğitimine uygun düzeyde olup<br />

olmadığı beyin CheckUp’ı ile<br />

ölçülebiliyor. Psikiyatrist, psikolog,<br />

nörolog ve radyoloğun işbirliği ve<br />

multidisipliner bir yaklaşım ile<br />

uygulanan beyin Check Up’ında,<br />

beynin biyoelektrik haritası çıkarılarak<br />

dikkat, hafıza ve zekâ ölçümleri<br />

ile kişinin psikososyal açıdan<br />

değerlendirilmesi yapılıyor.<br />

Genel Cerrahi ve Psikiyatri’de Beyin<br />

Pili Tedavisi<br />

Parkinson ve benzeri istemsiz<br />

hareket bozuklukları gibi yaşam<br />

kalitesini düşüren hastalıklarda<br />

uygulanan beyin pili ile hastalar<br />

normal yaşamına kavuşuyor.<br />

Depresyon, Obsesif Kompülsif<br />

Bozukluklar, Alzheimer gibi hafıza<br />

problemleri, epilepsi ve obezite<br />

hastaları için de başlayacak Beyin Pili<br />

tedavisi ile psikiyatrik hastalıkların<br />

tedavi edilmesi hedefleniyor.<br />

En son teknolojiyle donatılan<br />

ameliyathanelerde; laparoskopik<br />

(videoendeskopik) ve açık cerrahi<br />

yöntemler kullanılarak operasyonlar<br />

yapılıyor. Laparoskopi operasyonlarda;<br />

obezite tedavisi, safra kesesi, kasık<br />

fıtığı, apandisit, reflü ve mide fıtığı<br />

başta olmak üzere birçok genel<br />

cerrahi ameliyatlarında başarıyla<br />

uygulanıyor.<br />

Çocuk ve Ergen Psikiyatri Servisi<br />

NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Çocuk<br />

ve Ergen Psikiyatrisi; 0-18 yaş arası<br />

74<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


Uluslararası Katılımlı<br />

III.Tıbbi Tedarik Zinciri<br />

Yönetimi Kongresi<br />

7-9 Aralık <strong>2017</strong> / ANTALYA<br />

Tüm sağlık<br />

yöneticileri davetlidir<br />

SAĞLIK YÖNETİMİNDE<br />

BÜYÜK BULUŞMA<br />

Satınalma, finans, bilgi işlem ve<br />

üst düzey yöneticilerle, sektöre ürün<br />

ve hizmet sağlayıcılar, etkin ve<br />

sürdürülebilir kaynak yönetimi için<br />

bir araya geliyor...<br />

2016 yılında Antalya’da ikincisi düzenlenen Tıbbi Tedarik Zinciri Yönetimi Kongresi yoğun katılımla gerçekleşti.<br />

www.tibbitedarikkongresi.org


fuar<br />

Expomed’e 34.086 kişilik rekor ziyaretçi<br />

Expomed, İstanbul’u 4 gün boyunca medikal sektörün kalbi haline getirdi<br />

heyeti programı kapsamında fuarı<br />

ziyaret eden firmalar ise katılımcı<br />

firmalarda memnuniyet oluşturdu.<br />

İnovasyon harikası ürünleri de<br />

takipçileriyle buluşturan fuar,<br />

katılımcılardan tam not aldı.<br />

Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Recep Akdağ<br />

REED TÜYAP tarafından sağlık<br />

endüstrisinin tüm bileşenlerini<br />

bir araya getirmek için yola<br />

çıkan Expomed Eurasia Fuarı, 30<br />

Mart-2 Nisan <strong>2017</strong> tarihleri arasında<br />

TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde<br />

gerçekleştirildi. Yurt içinden olduğu<br />

kadar yurt dışından da yoğun ziyaretçi<br />

ilgisiyle karşılaşan fuar, 4.972<br />

uluslararası ziyaretçiyi ağırlayarak bir<br />

rekora imza attı. 673 firma ve firma<br />

temsilcisinin ürünlerini 32.645 m2<br />

alanda sergilediği fuar; Kore, Çin,<br />

Tayvan, Almanya, İtalya, Yunanistan,<br />

Sırbistan, Çek Cumhuriyeti, Polonya,<br />

İsviçre, Malezya, Pakistan, Hindistan<br />

ve BAE’den gelen katılımcılar önemli<br />

iş birliklerine zemin hazırladı. Alım<br />

REED TÜYAP, Sağlık Yönetimi ve<br />

Eğitimi Derneği (SAYED) ve Kamu ve<br />

Özel Ortaklığı Derneği işbirliğiyle<br />

gerçekleşen ‘Şehir Hastaneleri,<br />

Sağlık Turizmi ve Kamu Özel<br />

İşbirliği’ konulu sempozyumun ikinci<br />

gününde Kamu-Özel işbirliğiyle<br />

hayata geçirilen şehir hastanelerinin<br />

tüm detayları masaya yatırıldı.<br />

Sempozyumun açılış konuşmasını<br />

Kamu ve Özel Ortaklığı Derneği<br />

Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Tosun<br />

yaparken; TBMM Sağlık Aile ve<br />

Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu<br />

Başkanı Prof. Dr. Vural Kavuncu,<br />

Kazakistan Sağlık Gelişimi Genel<br />

Müdür Yardımcısı Kuzambayev Nurbol<br />

Irismatovich, Azerbaycan Sağlık<br />

Bakan Yardımcısı Elsever Agayev,<br />

Kosova Sağlık Bakan Yardımcısı<br />

Kadir Hüseyin, Suudi Arabistan<br />

Sağlık Bakan Yardımcısı Fayyad<br />

Dandashi, Pakistan Pencap Eyaletinin<br />

Sağlık Bakanı Khawaja Salman<br />

Rafique, Bahreyn Sağlık Bakanı<br />

Faeqa Saeed Alsaleh, Kırgızistan<br />

Sağlık Bakanı Talantbek Batraliev,<br />

Madagaskar Sağlık Bakanı Mamy<br />

Lalatiana Andriamanarivo ve Türkiye<br />

Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Recep<br />

Kamu ve Özel Ortaklığı Derneği Yönetim Kurulu<br />

Başkanı Nihat Tosun<br />

Akdağ, konuşmacı olarak yer aldı.<br />

Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanı<br />

Recep Akdağ; “Türkiye, sağlıkta<br />

dönüşüm programının ikinci<br />

dönemine başlıyor”<br />

Genellikle tüm dünyada sağlık sistemi<br />

yöneticilerinin fazla para harcadığı gibi<br />

bir yanlış inanış olduğunu söyleyen<br />

Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanı<br />

Recep Akdağ, aslında sağlığa yapılan<br />

harcamaların ülkelerin kalkınmasına<br />

yapılan harcama anlamına geldiğini<br />

söyledi. Finansman sağlayıcılarının<br />

bunu bir kalkınma kalemi olarak<br />

almaları gerektiğinin altını çizen<br />

Akdağ; “Sağlıkta dönüşüm programı<br />

adını verdiğimiz bu program, 10 yıl<br />

içerisinde büyük başarı gösterdi.<br />

78<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


fuar<br />

Vatandaşımızın sağlıkta memnuniyeti<br />

yüzde 39’dan yüzde 75’lere ulaştı.<br />

Anne ve bebek ölümlerinde çok<br />

ciddi azalmalar yaşandı. Bu oran,<br />

her yüz bin annede /hamilede yüzde<br />

70’lerde iken yüzde 14’lere geriledi.<br />

Biz bakanlık olarak bu rakamı<br />

daha da aşağıya çekeceğiz. Öte<br />

yandan finansal koruma açısından<br />

Türkiye’deki sistem, oldukça<br />

mükemmel bir sitemdir. Bugün 80<br />

milyon vatandaşımız koruyucu bir<br />

kamu sağlık sigortası şemsiyesi<br />

altındadır. Vatandaşlarımız sağlık<br />

haklarına hem birinci basamak<br />

hizmetlerinde hem ikinci basamak<br />

hizmetlerinde mükemmel şekilde<br />

ulaşır. Oluşturduğumuz sistem hem<br />

ucuz maliyetli hem de herkesin<br />

ulaşabildiği bir sistemdir.” dedi.<br />

Bu dönüşümü gerçekleştirmek<br />

için sistemin birçok noktasına<br />

dokunduklarını ve değiştirdiklerini<br />

söylen Akdağ; “Biz öncelikle<br />

çalışanlarımıza performanslarına<br />

göre ödeme yapmaya başladık. Bu<br />

çalışan verimliliğini çok ciddi ölçüde<br />

arttırdı. Kuşkusuz bunun daha<br />

mükemmel hale getirilmesi gerekiyor.<br />

Bunun ikincisi de kamu özel ortaklığı<br />

ile yapmış olduğumuz işlerdir.<br />

Çünkü Türkiye, sağlıkta dönüşüm<br />

programının ikinci dönemine başladı.<br />

Bu dönem verimlilik, etkinlik ve<br />

bunun sonunda gerçekleşen kolay<br />

erişimin, artık çok kaliteli bir hizmete<br />

dönüştürülmesiyle değişecek. Türkiye<br />

bu yolda önemli adımlar atıyor.<br />

Türkiye’de bu ikinci dönem, erişimi<br />

güçlendirirken, çok daha kaliteli bir<br />

hizmet sunumunu ortaya çıkartacak.<br />

Sağlık işbirliği yapabileceğimiz<br />

en önemli alanlardan birisi olan<br />

dost ülkelerle münasebetlerimiz<br />

ve işbirliklerimiz devam edecek<br />

“ifadelerini kullandı.<br />

Azerbaycan Sağlık Bakan Yardımcısı<br />

Agheyev Elsevar; “Şehir hastaneleri<br />

dünyada nadir görülen bir sistem”<br />

Azerbaycan olarak Türkiye’nin sağlık<br />

alanındaki reformlarını takip ederek<br />

yol haritası oluşturduklarını belirten<br />

Agheyev Elsevar, Türkiye’nin ilk olarak<br />

sigorta sistemini değiştirdiğini şimdi<br />

ise şehir hastaneleriyle yoluna devam<br />

ettiğini söyledi. Kamu-Özel işbirlikleri<br />

(PPP) modeliyle hayata geçirilen şehir<br />

hastanelerinin dünyada nadir görülen<br />

bir sistem olduğunun altını çizen<br />

Elsevar, Azerbaycan’da da sistemin<br />

hayata geçirilmesi için yoğun olarak<br />

çalıştıklarını belirtti.<br />

Mayıs <strong>2017</strong><br />

79


fuar<br />

Kosova Sağlık Bakan Yardımcısı<br />

Kadir Hüseyin; “Türkiye’nin<br />

sağlık reformlarını yakından takip<br />

ediyoruz”<br />

Kosova Sağlık Bakan Yardımcısı<br />

Kadir Hüseyin ise dünyanın farklı<br />

ülkelerinden gelen dostlarla<br />

EXPOMED’de buluşmaktan mutlu<br />

olduğunu dile getiren Hüseyin;<br />

“Kosova hükümetinin önemli<br />

hedeflerinden biri AB üyeliğine<br />

girmek. Bunun için de hukuk ve sağlık<br />

alanında önemli reformlara imza<br />

atmamız gerekiyor. Ve bunu kısıtlı<br />

imkanlarımızla hayata geçirmemiz<br />

gerekiyor. Biz Kosova olarak<br />

balkanların en genç ülkelerinden<br />

biriyiz. Dolayısıyla tüm dünyanın<br />

özellikle de yakın komşumuz<br />

Türkiye’nin sağlık reformlarını<br />

yakından takip ediyoruz” dedi.<br />

bir sağlık sistemiyle çalıştıklarını<br />

belirtti. Türkiye sağlık sistemini<br />

yakından takip ettiklerini ve ilgili<br />

alanları kendi sistemlerine entegre<br />

ettiklerini aktaran Rafique, böyle bir<br />

organizasyonda olmaktan çok mutlu<br />

olduğunu da sözlerine ekledi.<br />

Bahreyn Sağlık Bakanı Faeqa Saeed<br />

Alsaleh; “PPP modeliyle önemli<br />

projelere imza attık”<br />

Alsaleh’da sempozyumun sağlık<br />

alanında önemli bir misyonu<br />

üstlendiğini belirtti.<br />

Pakistan Punjab Eyaletinin Sağlık<br />

Bakanı Khawaja Salman Rafique;<br />

“Çağın getirilerini sağlık sistemimize<br />

entegre ediyoruz”<br />

Rafique, ülkesinin sağlık<br />

çalışmalarına imza atarken<br />

Türkiye’den esinlendiklerini<br />

söyledi. Bugüne kadar Pakistan’da<br />

mega projelere imza attıklarını<br />

belirten Rafique, çağın getirilerini<br />

sisteme entegre ederek yeni nesil<br />

80<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


fuar<br />

Bu tarz toplantıların yeni iş ortaklıklarına<br />

da vesile olduğunun da altını<br />

çizen ve Bahreyn olarak 10 yıldır PPP<br />

projelerini hayata geçirdiğini aktaran<br />

Alsaleh, farklı ülkelerin hayata geçirdiği<br />

projeleri detaylıca dinlemenin çok<br />

önemli olduğunu aktardı.<br />

Kırgızistan Sağlık Bakanı Talantbek<br />

Batraliev; “Türkiye vatandaşlarına<br />

dünya standartlarında hizmet<br />

veriyor”<br />

Sempozyumun bir diğer konuşmacısı<br />

olan Kırgızistan Sağlık Bakanı<br />

Talantbek Batraliev, Türkiye’nin sağlık<br />

alanında vatandaşlarına üst düzey<br />

hizmet sunduğunu söyledi.<br />

Batraliev, 2002 yılından bugüne<br />

kadarki süreci, üstünde durulmuş<br />

bir stratejinin yansıması olarak<br />

değerlendirdi. Kardeş ülke olarak bu<br />

stratejiden önemli doneler aldıklarını<br />

söyleyen Batraliev, yol haritalarını bu<br />

donelerle oluşturduklarını sözlerine<br />

ekledi.<br />

Madagaskar Sağlık Bakanı Mamy<br />

Lalatiana Andriamanarivo; “Sistemin<br />

ülkemizde uygulanabilirliğini yüksek<br />

olarak görüyoruz”<br />

Andriamanarivo ise Madagaskar<br />

olarak Kamu-Özel işbirlikleri (PPP)<br />

modelini ülkelerinde yaygın olarak<br />

kullanmak ve herkesin ulaşabileceği<br />

bir sağlık sistemi kurmak istediklerini<br />

söyledi. Andriamanarivo;<br />

”Sistemin ülkemizde<br />

uygulanabilirliğini yüksek olarak<br />

görüyoruz. Buraya geliş amacımız da<br />

biraz bu yüzden.<br />

Farklı ülkelerin deneyimlerini, bilgi<br />

birikimlerini yakından takip etme<br />

fırsatı bizim için çok önemli. Birlikten<br />

güç doğar ilkesiyle önemli bir yapı<br />

oluşturmaya çalışıyoruz” dedi.<br />

Mayıs <strong>2017</strong><br />

81


fuar<br />

Türkiye, 900 bin kişilik dev sağlık ordusuyla daha güçlü!<br />

Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof.<br />

Dr. Eyüp Gümüş; “Şimdiye kadar<br />

21 şehir hastanesi imzaladık.<br />

Hedefimiz 40 bin yatağa ulaşmak”<br />

Son 14 yılda Türkiye’nin sağlık<br />

reformu çerçevesinde önemli<br />

işlere imza attığını belirten Sağlık<br />

Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Eyüp<br />

Gümüş, bu sayede memnuniyet<br />

oranının yüzde 70 oranına<br />

çıktığını söyledi. Türkiye’nin 900<br />

bin çalışanıyla güçlü bir sağlık<br />

ordusunun olduğunun altını çizen<br />

Gümüş; “Şimdiye kadar 21 şehir<br />

hastanesi imzaladık. 3 tanesini de<br />

faaliyete geçirdik. Dolayısıyla hedef<br />

yatak sayımızı da 40 bine çıkardık.<br />

Hedefimizde ölçülebilen iyi bir<br />

sağlık hizmeti sunmak var. Nitelikli<br />

iş yapanların sayılarını artırarak,<br />

aile hekimlerini güçlendirmek için<br />

çalışıyoruz. Öte yandan uluslararası<br />

klinikler dizayn ederek sağlık<br />

turizmimizi de güçlendireceğiz.<br />

Şuan yurt dışından gelen kayıtlı<br />

hasta sayısı 400bin civarında. Ancak<br />

biz bunun 700bin civarında olduğunu<br />

düşünüyoruz” dedi. Öte yandan<br />

sağlık endüstrisinin geliştirilmesi<br />

için çalıştıklarını söyleyen Gümüş,<br />

tıbbi malzemelerin üretimini<br />

artık Türkiye’de gerçekleştirmek<br />

istediklerini belirtti. Üretimde<br />

aşıların ve ilaçların öncelikli<br />

olduğunun altını çizen Gümüş;<br />

“Yurt dışından aldığımız 5 farklı<br />

cihazımız var. Bunlara ek olarak<br />

yeni hastanelerimize 4-5 milyar<br />

dolar civarında daha cihaz alımı<br />

gerçekleştireceğiz. Bu nedenle<br />

yerli üreticiler yaratmak istiyoruz.<br />

Gelecek dönemlerde KOBİ’leri<br />

destekleyerek, bu alanda üretim<br />

yapılmasını sağlayacağız. Ve<br />

yaklaşık 5milyarlık ilaç üretimini<br />

Türkiye’de üretmeyi hedefliyoruz.<br />

Türkiye’de sağlık sektöründe birçok<br />

ürünün kaliteli şekilde yönetildiği<br />

bir atmosfer oluşturacağız.”<br />

Sağlık Bakanlığı Turizm Daire<br />

Başkanlığı Birim Sorumlusu<br />

Uzm. Dr. Hüsrev Diktaş; “Türkiye<br />

Onuncu Kalkınma Planı’nda Sağlık<br />

Turizmi önemli bir konu başlığı”<br />

Türkiye’nin 4 saatlik uçuş<br />

mesafesinde 1,5 milyar insana<br />

ulaşabildiğinin altını çizen Diktaş,<br />

“Türkiye sağlık turizminde kaliteli<br />

ve ucuz sağlık hizmetini; kısa<br />

bekleme süresini yeni ve gelişmiş<br />

tıbbi teknoloji ve cihazlarla<br />

buluşturarak yeni nesil şehir<br />

hastanelerinde misafirlerine<br />

sunuyor. 1 saatlik uçuş mesafesinde<br />

12’den fazla ülkeye, 4 saatlik uçuş<br />

mesafesinde 57 ülkeye ve toplamda<br />

1,5 milyar insana ulaşabilen Türkiye,<br />

sağlık turizminde bölgesinin<br />

en önemli gücü. Çünkü biz,<br />

Türkiye 10’uncu Kalkınma Planı<br />

doğrultusunda ülkemizin, dünyanın<br />

ilk 5 ülkesi arasında yer alması için<br />

tüm gücümüzle çalışıyor, projeler<br />

geliştiriyoruz. Çağrı merkezimiz<br />

sayesinde hastalarımızla, İngilizce,<br />

Arapça, Rusça, Almanca, Fransızca<br />

ve Farsça dillerine iletişime<br />

geçebiliyor, şikayetlerin alınması<br />

ve yönetilmesi için yoğun bir çaba<br />

sarf ediyoruz. Ayrıca, hasta- doktor<br />

randevularında talep edildiği<br />

taktirde tercümanlık hizmetleri<br />

veriyoruz. Türkiye olarak 2023<br />

hedefimiz çok net. Tüm alanlarda<br />

ülkemizi daha yukarılara çıkarmak.<br />

Dolayısıyla Sağlık Turizminde Genel<br />

Hedeflerimiz; Türkiye’nin Sağlık<br />

Turizminden aldığı payı yükseltmek,<br />

Sağlık Turizmi ihtiyaçlarına konforlu,<br />

güvenilir ve planlı bir entegre<br />

çözüm üretebilmek ve Türkiye’yi<br />

Sağlık Turizmi alanında bir marka<br />

haline getirebilmek. 2023 hedefimiz<br />

ise; 2.000.000 sağlık turistine<br />

ülkemizde sağlık hizmeti sunmak,<br />

20 milyar dolar sağlık turizmi geliri<br />

elde etmek ve sağlık turizminde<br />

dünyanın ilk 2 ülkesi arasında yer<br />

almaktır” diye açıkladı.<br />

OHSAD Yönetim Kurulu Üyesi Bilal<br />

Yıldırım; “Hekim sayımız her yıl<br />

artıyor”<br />

Özel Hastaneler ve Sağlık<br />

Kuruluşları Derneği (OHSAD)<br />

Yönetim Kurulu Üyesi Bilal<br />

Yıldırım’da Türkiye’deki<br />

hastanelerin alt-yapılarının ve<br />

donanımlarının yüksek kalitede<br />

olmasının yanı sıra hekimlerin<br />

ve hizmet sunucularının eğitim<br />

ve deneyim düzeyinin yüksek<br />

standartlarda olduğunu belirtti.<br />

Türkiye’nin diğer ülkelere göre<br />

sunduğu fiyat avantajıyla pazarda<br />

ayrıştığını aktaran Yıldırım,<br />

Türkiye’nin sağlık turizmi<br />

kapsamında kaplıca, iklim,<br />

mağara, deniz, şifalı bitki ve<br />

diğer doğal tedavi yöntemlerinin<br />

en iyi uygulanabileceği zengin<br />

bir potansiyele sahip olduğunu<br />

aktardı. Türkiye’nin Uluslararası<br />

JCI Akredite Kuruluşuna akredite<br />

olmuş hastane sayısı (41 adet) ile<br />

dünyada birinci olduğunu söyleyen<br />

Yıldırım, Türkiye’nin termal kaynak<br />

ve jeotermal alanların çokluğu<br />

bakımından Avrupa ülkeleri içinde<br />

1. sırada, dünyada ise 7’inci sırada<br />

olduğunun altını çizdi.<br />

T.K.H.K Tıbbi Hizmetler Kurum<br />

Başkanı Uzm. Dr. Murat Parpucu;<br />

“Türkiye ekonomik fiyatla üst<br />

düzey hizmet veriyor”<br />

Panelin son konuşmacısı olan<br />

T.K.H.K Tıbbi Hizmetler Kurum<br />

Başkanı Uzm. Dr. Murat Parpucu’<br />

da Türkiye’nin Termal Sağlık<br />

Turizmi, <strong>Medikal</strong> Turizm, Yaşlı<br />

Turizmi ve Engelli Turizmi alanında<br />

hizmet sunan nadir ülkelerden<br />

biri olduğunun altını çizdi.<br />

Tedavi amaçlı sağlık turizminin<br />

nedenlerini sunumunda anlatan<br />

Parpucu, hastaların başka bir<br />

ülkede, kendi ülkesinde bulunan<br />

sağlık hizmetlerinden daha kaliteli<br />

bir hizmet almak istediği için<br />

farklı ülkelere yöneldiğini belirtti.<br />

Türkiye’nin Sağlık Turizmi açısından<br />

avantajlı konumda olduğunu<br />

söyleyen Parpucu, Türkiye’nin<br />

ekonomik fiyatla üst düzey hizmet<br />

verdiğini söyledi.<br />

82<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


AKTÜEL<br />

Bıçakcılar yenilikçi ürünleriyle Expomed<br />

Eurasıa Fuarı’ndaydı<br />

Expomed Eurasia Fuarı’nda Bıçakcılar Surgiline 3000/3000A<br />

Ameliyat Masası katılımcılar tarafından yoğun ilgi gördü<br />

Türkiye medikal sektöründe<br />

tıbbi cihaz ve tek kullanımlık<br />

tıbbi ürünler alanında 58 yıldır<br />

öncülük eden Bıçakcılar, 30 Mart – 2<br />

Nisan tarihleri arasında İstanbul<br />

TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde<br />

düzenlenen EXPOMED Eurasia’da<br />

yer aldı. 23. kez kapılarını açan<br />

EXPOMED Eurasia Fuarı’na düzenli<br />

olarak katılan Bıçakcılar’ın standı<br />

her yıl olduğu gibi bu yıl da dünyanın<br />

farklı bölgelerinden gelen firmalar<br />

tarafından ziyaret edildi.<br />

Bıçakcılar’ın fuardaki standında<br />

yenilikçi ürünleri tanıtıldı. Bıçakcılar<br />

Surgiline 3000/3000A Ameliyat<br />

Masası ise öne çıkan ürünler<br />

arasında yer aldı. Bıçakcılar<br />

güvencesiyle satışa sunulan<br />

Surgiline 3000’in tasarımında hasta<br />

ve kullanıcının güvenliği ön planda<br />

tutuldu. Ameliyatlarda hastalara<br />

verilen değişik pozisyonlar göz önüne<br />

alınarak projelendirilen Surgiline<br />

3000 Ameliyat Masası’nın üretiminde<br />

ameliyathane koşullarına uygun<br />

paslanmaz çelik ve yüksek nitelikli<br />

girdiler kullanıldı.<br />

Elektrohidrolik özellikli olarak<br />

tasarlanan Surgiline 3000 ameliyat<br />

masasının hareketleri kablolu<br />

el kumandası yardımıyla sessiz<br />

ve titreşimsiz olarak yapılıyor.<br />

El kumandasının arızalanması<br />

durumunda şase üzerinde bulunan<br />

acil müdahale butonları yardımıyla<br />

el kumandasındaki tüm fonksiyonlar<br />

yapılabiliyor.<br />

1959 yılından bu yana medikal<br />

sektörde hizmet veren Bıçakcılar<br />

A.Ş. başta İtalya, İngiltere, Fransa,<br />

Almanya, İrlanda ve İspanya gibi<br />

Avrupa’nın gelişmiş ülkeleri olmak<br />

üzere Tunus ve Mısır gibi Afrika<br />

ülkeleri ile Endonezya, Filipinler gibi<br />

Uzakdoğu ülkelerine ihracat yapıyor.<br />

84<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


AKTÜEL<br />

KONGRE TAKVİMİ<br />

43. Ulusal Hematoloji Kongresi<br />

43. Ulusal Hematoloji Kongresi 1 - 4 Kasım <strong>2017</strong><br />

tarihlerinde Titanic Deluxe Belek, Antalya’da katılımcılarını<br />

bekliyor. Ayrıntılar www.ulusalhematoloji<strong>2017</strong>.org’da.<br />

39. Türk Ulusal Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun<br />

Cerrahisi Kongresi<br />

39. Türk Ulusal Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun<br />

Cerrahisi Kongresi Sueno Deluxe Otel, Belek’te 8 – 12<br />

Kasım <strong>2017</strong> tarihleri arasında katılımcılarını ağırlayacak.<br />

Katılım ve ayrıntılar kbb<strong>2017</strong>.kbb.org.tr’da.<br />

WCI <strong>2017</strong>/ 13th World Congress on Inflammation<br />

WCI <strong>2017</strong>/ 13th World Congress on Inflammation (13. Dünya<br />

İnflamasyon Kongresi) 8-12 Temmuz <strong>2017</strong>’de Hilton London Metropole<br />

Hotel, London, United Kingdom’da gerçekleştirilecek. Katılım koşulları ve<br />

ayrıntılı bilgi wci<strong>2017</strong>.org’da.<br />

19. Ulusal İç Hastalıkları Kongresi<br />

İç hastalıkları konularında son gelişmelerin paylaşılacağı 19. Ulusal İç<br />

Hastalıkları Kongresi Sueno Deluxe Hotel & Kongre Merkezi, Belek’te 11<br />

-15 Ekim <strong>2017</strong> tarihlerinde gerçekleştirilecek. Ayrıntılı bilgi ve katılım için<br />

gerekli koşullar www.ichastaliklari<strong>2017</strong>.org adresinde.<br />

86<br />

Mayıs <strong>2017</strong>


Hastaneler için Hemşirelerin<br />

Seçtiği Gözetim Çözümü<br />

EEC güvencesi ile Türkiye pazarına giriş yapan Intercall, son teknoloji ile ürettiği ve titiz testlerden geçirerek<br />

kullanıma sunduğu ürünleri ile 25 yılı aşkın süredir İngiltere’nin en çok satan hemşire çağrı sistemi markası<br />

olmayı sürdürmektedir. Üreticisi, Lismore Group kuruluşundan bugüne tüm ar-ge, tasarım ve üretimini kendi<br />

tesislerinde kendi personeli ile İngiltere’de yapmaktadır. Intercall Touch Serisi Hemşire Çağrı Sistemleri,<br />

kullanıcı dostu ürünleri, şık ve sağlam tasarımı ile personeliniz ve hastalarınız için gereken güvenlik ve<br />

konforu sağlamanıza yardımcı olur.<br />

• Farklı ihtiyaçlara farklı çözümler<br />

• Hijyenik yapı ve kolay kullanım<br />

• Detaylı çağrı yönetimi ve raporlama<br />

• Kişiselleştirilebilir arayüz<br />

• Retrofit projelere uyumluluk<br />

• 3. parti uygulamalara entegrasyon<br />

• Intercall Cloud ile her an<br />

her yerden kontrol imkanı<br />

Hemşire Çağrı Sistemleri<br />

Made in England<br />

İyi Mühendislik, Doğru Çözüm<br />

Akıllı Binalar için Komple Çözümler<br />

EEC Entegre Bina Kontrol Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. Tel: (0212) 320 1626 Fax: (0212) 320 1636 E-mail: ebks@eec.com.tr Web: eec.com.tr

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!