04.07.2017 Views

Hotel_Gazetesi_Haziran_5_sayı

Create successful ePaper yourself

Turn your PDF publications into a flip-book with our unique Google optimized e-Paper software.

Farklı bakış...<br />

TÜRSAB Başkan Adayı<br />

Firuz BAĞLIKAYA:<br />

“Sorunları çözmek<br />

için ADAYIM”<br />

Turizm Akademisyenleri Derneği Başkanı<br />

Muharrem TUNA:<br />

“Turizmde Risk ve<br />

Krizleri Yönetmek”<br />

Sayfa 6 Sayfa 7<br />

www.hotelgazetesi.com<br />

TURİZM - OTELCİLİK - TATİL - ETKİNLİK - KÜLTÜR - SANAT<br />

Sayı: 4 Yıl: 1 / <strong>Haziran</strong> 2017<br />

TÜRKİYE’Yİ<br />

DÜNYAYA<br />

TANITTI<br />

SAĞLIK TURİZMİ<br />

Söyleşi:<br />

Banu BAŞARAN<br />

Sayfa 8<br />

KARADENİZ’DEN<br />

TURİZM ATAĞI<br />

Söyleşi:<br />

Murat TOKTAŞ<br />

Sayfa 4<br />

Brezilyalı top model Adriana<br />

Lima ve Rus sosyetesi<br />

Dosso Dossi Fashion<br />

Show’un davetlisi olarak<br />

Antalya’daydı. Sosyal<br />

Medyada 11 milyon takipçisi<br />

bulunan ünlü top model,<br />

Antalya’da düzenlenen<br />

defilenin ardından<br />

çektirdiği fotoğrafını<br />

hayranlarıyla paylaşırken,<br />

Türkiye’yi övdü.<br />

Dosso Dossi Holding<br />

Yönetim Kurulu Başkanı<br />

Hikmet Eraslan, gecenin<br />

düzenlendiği The Land of<br />

Legends Yönetim Kurulu<br />

Başkanı Fettah Tamince ve<br />

ekibine teşekkür etti<br />

ANTEP’İN HAMAMLARI MI,<br />

KEBAPLARI MI?<br />

Ebru YENER<br />

YANGIN VAR!<br />

Serkan GÜMRÜKÇÜ<br />

Sayfa 15<br />

Sayfa 20


Aliye<br />

ÜÇBAŞ<br />

Gurur duyduk…<br />

‘Fazla mütevazı olma<br />

gerçek sanırlar’ diye<br />

bir söz vardır. Benim bu<br />

sözden anladığım, eğer<br />

övünülecek bir yanınız varsa<br />

övünün, abartmadan ama<br />

layıkıyla… Yayın hayatına<br />

başladığımız ilk günden<br />

beri, her <strong>sayı</strong>da bir gelişme<br />

gösterdik ve bunun haklı<br />

gururunu sizlerle paylaştık.<br />

Sizlere 5. <strong>sayı</strong>mızı sunarken,<br />

geçtiğimiz 4 <strong>sayı</strong>da her<br />

yazımda sözünü ettiğim<br />

gelişimimize bir yenisi<br />

daha eklendi. Bu süreçte<br />

gösterdiğimiz ciddiyet ve<br />

kararlılık Türkiye’nin en<br />

büyük medya kuruluşu<br />

olan Hürriyet Yayın<br />

Grubu’nun da dikkatini<br />

çekti. Onlardan gelen<br />

teklif sonucu yaptığımız bir<br />

anlaşma ile, bundan böyle<br />

<strong>Hotel</strong> <strong>Gazetesi</strong>, Hürriyet’in<br />

İngilizce yayınlanan Daily<br />

News <strong>Gazetesi</strong> ile birlikte<br />

dağıtılacak. Türkiye’nin en<br />

büyük yayın kuruluşu ile<br />

yaptığımız bu anlaşmanın<br />

verdiği gücün yanı sıra,<br />

bu gelişme hem bizi<br />

onurlandırdı hem de doğru<br />

yolda olduğumuzu gösterdi.<br />

* * *<br />

Bu güzel haberin ardından<br />

bize gurur kaynağı olan<br />

bir gelişmeden daha söz<br />

etmeden geçemeyeceğim.<br />

Doğu ve Güneydoğu<br />

Anadolu Bölgelerini mercek<br />

altına aldığımız programımız<br />

kapsamında, yazarımız<br />

Ebru Yener, Mardin’e<br />

yaptığı bir gezi sonrası<br />

izlenimlerini, <strong>Hotel</strong> <strong>Gazetesi</strong><br />

okurlarıyla paylaşmıştı.<br />

Ebru Yener’in yazısında<br />

‘Mezopotamya’da bir<br />

kraliçe’ diye sözünü ettiği,<br />

Mardinli şef Ebru Baybara<br />

Demir, dünyanın en prestijli<br />

şef yarışmalarından biri<br />

olan Basque Culinary<br />

World Prize’da (Bask Dünya<br />

Aşçılık Ödülleri) 110 aday<br />

arasından ilk 10’a girerek<br />

finale kalan ilk Türkiyeli şef<br />

oldu.<br />

Baybara, ödüle Şanlıurfa’nın<br />

Harran ilçesinde yerel<br />

değerlere sahip çıkmak,<br />

unutulmaya yüz tutmuş<br />

yerel ürün ve tarifleri kayıt<br />

altına almak, Suriyeli<br />

mültecilerin toplumsal<br />

hayata entegrasyonuna<br />

destek olmak ve kadınların<br />

bölge ekonomisine katkıda<br />

bulunmalarını sağlamak<br />

amacıyla eğitmen<br />

şefliğini yürüttüğü Harran<br />

Gastronomi Okulu-Amazon<br />

Kraliçeleri projesi ile aday<br />

gösterilmişti.<br />

Basque Culinary Center<br />

tarafından düzenlenen Bask<br />

Dünya Aşçılık Ödüllerini<br />

kazanan şef, 18 Temmuz’da<br />

Meksika’da ilan edilecek<br />

ve ödül töreni Ekim ayında<br />

İspanya’nın San Sebastian<br />

kentinde yapılacak.<br />

Ebru Baybara Demir, finalde<br />

hangi dereceyi elde ederse<br />

etsin, amacına ulaşmıştır.<br />

Biz bu başarısından<br />

dolayı şimdiden kendisini<br />

kutluyor, böylesine değerli<br />

bir girişimciyi gazetemiz<br />

sütunlarına taşıdığı için<br />

yazarımız Ebru Yener’e de<br />

teşekkür ediyoruz.<br />

Ebru Baybara Demir’in<br />

başarısında <strong>Hotel</strong> <strong>Gazetesi</strong><br />

olarak bizim hiçbir katkımız<br />

yok elbette. Burada bizim<br />

için asıl gurur vesilesi<br />

olan, bu kadar kısa<br />

sürede bu kadar geniş<br />

bir ağı oluşturabilmiş ve<br />

turizm değerlerini sizlere<br />

taşıyabiliyor olmamızdır.<br />

Çünkü biz doğru yerdeyiz..<br />

Esentepe Mahallesi Köprülü Sk. 31/A Levent<br />

34394 Şişli / İstanbul<br />

Tel:0212 343 5522 Fax: 0212 343 5521<br />

www.hotelgazetesi.com<br />

info@hotelgazetesi.com<br />

<strong>Haziran</strong> 2017 Yıl:1 Sayı: 4<br />

Aylık Süreli Yayın<br />

Turizm Otelcilik Tatil Etkinlik Kültür Sanat<br />

<strong>Gazetesi</strong><br />

‹mtiyaz Sahibi & Genel Yayın Yönetmeni<br />

Mustafa ÜÇBAŞ<br />

Sorumlu Yazı işleri Müdürü<br />

Aliye ÜÇBAŞ<br />

Yayın Danışmanı<br />

Remzi YILMAZ<br />

Danışma Kurulu<br />

Prof. Dr. Muharrem TUNA<br />

‹hsan TÜRKUS<br />

Sevda YILGAZ<br />

Ankara Temsilcisi<br />

Aliihsan ÜÇBAŞ<br />

Grafik Tasarım Uygulama<br />

Nirvana Tanıtım Hizmetleri<br />

Karikatür<br />

Emre Can ÜÇBAŞ<br />

Abone - Reklam<br />

Burcu DENKTEN<br />

hotelgazetesi@nirvanatanitim.com<br />

Dağıtım: Global Dağıtım<br />

Baskı: Dünya Süper Veb A.Ş.<br />

100. Yıl Mahallesi 34204 Bağcılar/‹stanbul<br />

Gazetemizde yayımlanan haber ve görseller<br />

yasal iznimiz alınmadan kullanılması yasaktır.<br />

yayımlanan köşe yazılarının ve yorumların<br />

sorumluluğu yazarına aittir.içeriklerinden,<br />

<strong>Hotel</strong>gazetesi sorumlu tutulamaz.<br />

Yıllık abonelik:<br />

120 TL (KDV dahil)<br />

Banka Hesap Numaramız:<br />

Hesap Adı: Mustafa Üçbaş<br />

Yapı Kredi Bankası Şb: Bayrampaşa /<br />

Çarşı / 1276 Hesap No: 47403318<br />

İBAN: TR27 0006 7010 0000<br />

0047 4033 18<br />

Ramazan Bayramınızı<br />

Kutlar, Esenlikler Dileriz<br />

Maden Sahası:<br />

Tel: 0446 711 40 60 Faks: 0446 711 40 24<br />

Öveçler Mh. 8. Cadde 1332. Sokak No: 8/8 Çankaya-ANKARA<br />

Tel: 0312 472 80 51 Faks: 0312 473 55 13<br />

www.AlacerGold.com<br />

www.Anagold.com.tr


3 haber<br />

Sayı:<br />

4 Yıl: 1 / <strong>Haziran</strong> 2017 www.hotelgazetesi.com<br />

RÜZGAR GİBİ GEÇTİ<br />

<strong>Haziran</strong> ayında birkaç günlüğüne dünyanın merkezi Antalya oldu. Bunun sebebi ise Dosso Dossi Fashion<br />

Show’un davetlisi olarak Türkiye’ye gelen Brezilyalı top model Adriana Lima ve Rus sosyetesiydi<br />

Dünyanın en ünlü top<br />

modellerini Türkiye’ye<br />

getirerek, dünyanın ilgisini<br />

ülkemize çeken dev<br />

organizasyon Dosso Dossi<br />

Fashion Show, bu yıl da tüm<br />

dünyada adından söz ettirmeyi<br />

başardı. <strong>Haziran</strong> ayı başlarında<br />

Brezilyalı top modellerle<br />

Rus sosyetesini Antalya’da<br />

buluşturan Türkiye’nin en<br />

büyük moda organizasyonu<br />

Dosso Dossi Fashion Show,<br />

Victoria’s Secret’in ünlü<br />

Brezilyalı modelleri Adriana<br />

Lima, Isabeli Fontana, Izabel<br />

Goulart ve Ana Beatriz<br />

Barros’un defilesiyle dünyanın<br />

odak noktası oldu.<br />

DOSSO DOSSI FASHION<br />

SHOW<br />

Yaşam, alışveriş ve eğlence<br />

merkezi Belek’teki The Land<br />

of Legends’ta yapılan defilede,<br />

ünlü top modeller, boyu 111<br />

metreyi bulan Legends Tower<br />

önünde havuz üzerinde<br />

kurulan özel podyumda<br />

Dosso Dossi’nin hazırladığı<br />

özel koleksiyonu seçkin<br />

davetlilere sundular. Yaklaşık<br />

5 bin özel davetlinin katılımıyla<br />

gerçekleşen defilede Brezilyalı<br />

modeller 3’er kıyafet sergiledi.<br />

Konseptini ve koreografisini<br />

Öner Evez ile Yakup Biçer’in<br />

hazırladığı defilede Rusya’nın<br />

son dönemde en çok<br />

konuşulan isimlerinden ‘çılgın<br />

manken’ lakaplı Viktoria<br />

Odintsova da yer aldı. Görsel<br />

bir şölen eşliğinde gerçekleşen<br />

şova mini konserler ayrı bir<br />

renk kattı.<br />

Victoria’s Secret’in ünlü top<br />

modellerine 50 Türk mankenin<br />

de eşlik ettiği gecede, Ayşe<br />

Hatun Önal ve Ruslar’ın ünlü<br />

şarkıcılarından Nikolay Baskov,<br />

birer şarkılık performanslarıyla<br />

izleyenleri büyülediler.<br />

RUS SOSYETESİ İZLEDİ<br />

Dosso Dossi Fashion Show’un<br />

özel konukları arasında, ünü<br />

Rusya sınırlarını aşan isimler<br />

de yer aldı. 2003 Rusya Güzeli<br />

ve Rusya’nın en beğenilen spor<br />

spikeri olarak anılan Victoria<br />

Lopyreva, bu isimler arasındaki<br />

en gözdesiydi. Dünyaca ünlü<br />

diğer konuk ise, Rusya Devlet<br />

Başkanı Vladimir Putin’in<br />

Sözcüsü Dmitriy Peskov’un<br />

kızı Elizavetta Peskova oldu.<br />

Babasının görevi gereği<br />

bulunduğu Ankara’da dünyaya<br />

gelen, kendisini ‘Türkiye aşığı’<br />

olarak tanımlayan Peskova, Rus<br />

turistlerin ve davetlilerin ilgi<br />

odağı oldu.<br />

ADRIANA LIMA 11<br />

MİLYON TAKİPÇİSİNE<br />

TÜRKİYE’Yİ ÖVDÜ<br />

Defilenin ardından konuklar,<br />

düzenlenen after partiye<br />

geçti. The Land of Legends’te<br />

gerçekleştirilen partinin<br />

sunuculuğunu Dosso Dossi<br />

Holding Yönetim Kurulu<br />

Başkanı Hikmet Eraslan ve<br />

2003 Rusya Güzeli Victoria<br />

Lopyreva yaptı. Gecede, ünlü<br />

Rus şarkıcı Nikolay Baskov<br />

bir konser verdi. Özellikle Rus<br />

hayranlarının büyük ilgisiyle<br />

karşılaşan Baskov, sahnede<br />

bir saat kaldı. DJ performans<br />

eşliğinde devam eden partide<br />

Adriana Lima, Isabeli Fontana,<br />

Izabel Goulart ve Ana Beatriz<br />

Barros da konuklara eşlik etti.<br />

Sosyal Medyada 11 milyon<br />

takipçisi bulunan dünyanın<br />

en ünlü top modeli Adriana<br />

Lima, Instagram sayfasında<br />

Brezilyalı meslektaşlarıyla<br />

eğlenirken çekilen fotoğrafını<br />

“Brazaturkey... Brezilyalılar<br />

dünyanın en konuksever ve<br />

dost şehirlerinden biri olan<br />

Antalya’da bütün bir gün ve<br />

geceyi geçirdi” notuyla paylaştı.<br />

ERASLAN: ‘TÜRKİYE<br />

ADINA GURUR VERİCİ’<br />

Dosso Dossi Holding Yönetim Kurulu Başkanı<br />

Hikmet Eraslan, The Land of Legends<br />

ortaklığında gerçekleştirilen defilenin<br />

dünyanın dikkatini Türkiye’ye çektiğini<br />

söyledi. Her yıl düzenlenen Türkiye’nin en bu<br />

büyük moda organizasyonunda bu yıl bir ilki<br />

gerçekleştirdiklerini belirten Hikmet Eraslan,<br />

“İlk kez Brezilyalı 4 ünlü model aynı anda<br />

podyuma çıktı. Gerek modellerimizle, gerekse<br />

görsel şovumuzla çok ses getirecek bir etkinlik<br />

gerçekleştirdik. Türkiye’nin adını böyle güzel<br />

organizasyonlarla dünyaya duyurduğumuz<br />

için gururluyuz. Çok Wbaşarılı bir işbirliğine<br />

imza attığımız The Land of Legends Yönetim<br />

Kurulu Başkanı Fettah Tamince ve ekibine<br />

teşekkürlerimi sunarım” diye konuştu.


söylesi 4<br />

Sayı: 4 Yıl: 1 / <strong>Haziran</strong> 2017 www.hotelgazetesi.com<br />

Karadeniz, uçsuz<br />

bucaksız sahilleri,<br />

yeşilin 7 tonu ve<br />

yaylaları ile adeta<br />

keşfedilmemiş<br />

bir turizm alanı.<br />

Turizm sektörünün<br />

öncülerinin,<br />

bölgenin bu<br />

potansiyelini<br />

harekete geçirmek<br />

için yıllar önce<br />

başlattıkları<br />

çalışmalar artık<br />

meyvelerini vermeğe<br />

başladı. 2013 yılında<br />

kurulan Karadeniz<br />

Turistik İşletmeciler<br />

Derneği (KATİD),<br />

yaptığı çalışmalarla,<br />

bölgenin adını<br />

Türkiye’ye<br />

duyurmakla<br />

kalmayıp, tüm<br />

dünyaya açılıyor.<br />

Bölgede artık sadece<br />

yerli değil dünyanın<br />

her yerinden yabancı<br />

turistleri de görmek<br />

mümkün. Durum<br />

böyle olunca da<br />

bölgede turizm<br />

adına gözle görülür<br />

bir hareketlilik<br />

yaşanıyor.<br />

Biz de <strong>Hotel</strong> <strong>Gazetesi</strong><br />

olarak, Karadeniz<br />

Turistik İşletmeciler<br />

Derneği Yönetim<br />

Kurulu başkanı ve<br />

TÜROFED Yönetim<br />

Kurulu üyesi Murat<br />

Toktaş ile Karadeniz<br />

turizmi ve KATİD<br />

hakkında sohbet<br />

ettik.<br />

KARADENİZ’DEN<br />

TURİZM ATAĞI<br />

Türkiye’de turizm, ağırlıklı olarak İstanbul,<br />

Ege, Akdeniz ekseninde konuşulurken,<br />

diğer bölgelerimiz kendini temsil edecek<br />

platformlar bulamıyordu. Biz de sesimizi<br />

duyurmak, Türkiye turizmde bizim de<br />

bir yerimizin olduğunu hissettirmek için<br />

Zonguldak’tan Artvin’e kadar Karadeniz<br />

Bölgesindeki 18 ilde faaliyette bulunun<br />

otellerimizi, KATİD (Karadeniz Turistik<br />

İşletmeciler Derneği) çatısı altında bir<br />

araya getirdik ve 2013 yılında faaliyete<br />

başladık.<br />

Kuruluşun ardından TÜROFED<br />

başkanımız Osman Ayık Beyin<br />

destekleriyle Türkiye Otelciler<br />

Federasyonu’na Karadeniz bölge derneği<br />

olmak için müracaatta bulunduk. Kısa<br />

süre sonra Federasyonun 13. Derneği<br />

olarak kabul edildik. Böylece bölgemizin<br />

Murat<br />

TOKTAŞ<br />

ile Karadeniz<br />

bölgesini<br />

Türkiye’ye açtık<br />

sesini Türkiye’ye duyuracak, ‘biz de<br />

turizmde varız’ diyeceğimiz bir alt yapıyı<br />

oluşturmuş olduk.<br />

Bu birliktelik bölgemizdeki diğer<br />

sektörlere de örnek oluyor<br />

KATİD Karadeniz bölgesinde 18 ilde<br />

faaliyet gösteren tek STK’dır. Diğer<br />

sektörlerde bu kadar geniş faaliyet<br />

gösteren, 18 ili kucaklayan başka bir<br />

oluşum yoktur ve başka STK’lara da<br />

örnek bir yapı olmaktadır.<br />

Bir ilde bile birden fazla turizm derneği<br />

varken, 18 ili kapsayan bir çatı dernek<br />

kurmak çok da kolay olmadı. Bunda<br />

en büyük etken üyelerimizin ve otelci<br />

meslektaşlarımızın sektöre ve bu yapıya<br />

sahip çıkma duyarlılıklarıdır.<br />

Murat Toktaş Kimdir?<br />

1970 İstanbul Rumelihisarı doğumlu Murat<br />

Toktaş 1988 yılında stajyerlikle başladı turizm<br />

hayatına uzun süre İstanbul’da devam etti.<br />

Birçok 4 ve 5 yıldızlı otel açılışında departman<br />

amiri ve genel müdür olarak bulundu.<br />

Uzun yıllar, Anadolu’da turizmci ve otelcileri<br />

bir araya getirip bir değer yaratmak için<br />

verdiği mücadele çok iyi bilinmektedir. Bu<br />

kapsamda birçok STK’da aktif görev almış ve<br />

kuruluşunda bulunmuştur. KATİD Kurucu<br />

Başkanlığı yanı sıra, SKAL Karadeniz Kurucu<br />

Başkanı, TUROYD Kurucu Başkan Yardımcısı,<br />

TÜROFED Yönetim kurulu üyeliği ve TOBB<br />

turizm meclis üyeliğini görevini devam<br />

ettirmektedir.<br />

Halen North Point <strong>Hotel</strong>leri genel<br />

koordinatörlüğünü yapmakta olan Murat<br />

Toktaş evli ve 3 çocuk babasıdır.<br />

Bölgemizdeki sorunları<br />

Bakanlığa ve ilgili<br />

birimlere taşıyoruz<br />

Yapı güçlü ve aktif olunca bazı kapıları<br />

açmak ve kurumlardan destek bulmakta<br />

kolaylaşıyor. Bölgemizdeki her ilimizin<br />

ayrı sorunları ve talepleri oluyor. Bu<br />

talepleri KATİD merkezde topluyoruz.<br />

Çözüm noktasında ise ilgili bakanlıklara<br />

ya da yerel yönetimlere derdimizi<br />

anlatmak için girişimlerde bulunuyoruz.<br />

Özellikle Ankara ayağında TÜROFED<br />

bize çok destek oluyor. Şimdiye kadar<br />

da birçok girişimimizden olumlu<br />

sonuçlar alarak hem bölgemize hem de<br />

tesislerimize katkı sağladık.


5 katid<br />

Sayı: 4 Yıl: 1 / <strong>Haziran</strong> 2017<br />

www.hotelgazetesi.com<br />

“Doğa bizim sermayemiz.<br />

Bölgenin doğal kültürel ve tarihi değerlerini korumak<br />

ve gelecek nesillere aktarmanın yanı sıra toplumsal<br />

bilincin oluşturulmasına katkı sağlamamız gerekiyor.”<br />

Bölgemiz kendi içinde Orta, Doğu<br />

ve Batı Karadeniz olarak 3 ayrı<br />

destinasyona ayrılmaktadır. Ayrıca<br />

kendi içlerinde şehir otelleri, yaz<br />

sezonu çalışan tesisler, kış tesisleri, 12<br />

aylık tesisler ve yayla tesisleri olarak ta<br />

birçok dala ayrılmaktadır. Her birinin<br />

ayrı talep ve sorunu olan tesislerimiz<br />

ile bire bir ilgilenmekteyiz.<br />

Sosyal projelerde aktif<br />

rol alıyoruz<br />

Bölgemiz uzun yıllardır turizm<br />

masasından uzak kalmış, hiçbir<br />

turizm toplantısında, çalıştayında ya<br />

da bakanlıkların sektörle ilgili yapmış<br />

olduğu çalışmalarda temsil edilmemiş,<br />

sesini duyuramamış. Bunu kısa<br />

sürede tersine çevirmeyi başardık.<br />

Sektörümüzle ilgili her çalıştay ya<br />

da sosyal aktivitede KATİD’den bir<br />

arkadaşımız görev almakta, katılım<br />

sağlamaktadır. Bölgemizde özellikle<br />

kalkınma ajansları başta olmak üzere<br />

yerel yönetimlerle birlikte yapılması<br />

gereken fakat hiç yapılmayan turizm<br />

faaliyetlerini ortaklaşa hayata<br />

geçirdiğimiz gibi verimlilik anlamında<br />

zayıf ya da eksik gördüğümüz birçok<br />

çalışmayı da ortaklaşa hareket ederek<br />

daha rantabl hale getirmeyi başardık.<br />

En büyük yabancı<br />

pazarımız körfez<br />

ülkeleri<br />

Karadeniz bölgemizin en büyük yurt<br />

dışı pazarı körfez ülkeleri ve bazı<br />

Ortadoğu ülkeleridir. Yeşilin 7 tonunun<br />

bulunduğu doğu Karadeniz bölgesi,<br />

Karadeniz’in bu pazara açılan kapısı<br />

oldu. Araplar aradıkları 3 şeyi bizim<br />

coğrafyamızda bulabiliyor. Dinini rahat<br />

yaşayabiliyor, yeşili bol, iklimi serin.<br />

Yaklaşık 20 yıl önce Trabzon’la başlayan<br />

bu hareket şimdi bütün Karadeniz<br />

bölgesinin en büyük pazarı olmuş<br />

durumda. Son 3 sezondur zor durumda<br />

olan ülke turizminin aksine, Karadeniz<br />

bölgesi Arap pazarı ile bu sıkıntılı<br />

geçen sezonları çok az eksi ile bazı<br />

dönemlerde artıyla geçirmeyi başardı.<br />

Hedefimiz Doğu Karadeniz Bölgesine<br />

yoğunlaşan bu hareketi ilk başta<br />

Orta Karadeniz sonra Batı Karadeniz<br />

Bölgesine doğru yaymak. Böylece<br />

4 ay boyunca yoğunluktan dolayı<br />

yaşanan sıkıntıları ve yaşanabilecek<br />

kayıpları önlemiş olacağız. Ayrıca<br />

uzun zamandır bölgemize gelen Arap<br />

turistlere yeni pazarlar sunup, ürün<br />

çeşitliliğini arttırarak, kalış sürelerini<br />

uzatmak ve başka alternatif arama<br />

eğilimlerine girme ihtimallerini<br />

azaltarak bölgemizde kalmalarını<br />

sağlamış olacağız.<br />

Değişen turizm trendi<br />

Karadeniz e olan ilgiyi<br />

arttırıyor<br />

Son dönemlerde turizm hareketliliğinde<br />

bir değişim gözlenmekte. Tatilciler<br />

Kum, güneş, deniz üçlüsünün<br />

dışında başka arayışlar ve eğilimler<br />

içine girdi. Bunun en başında doğa<br />

ve kültür gezileri geliyor. Burada<br />

Karadeniz bölgesi özellikle bakirliği ve<br />

sanayileşmemiş turizmi ile ön plana<br />

çıkıyor. Muhteşem doğası el değmemiş<br />

yaylaları ve tarihi ile yerli ve yabancı<br />

turistlerin ilgi odağı oluyor. Bölgemiz<br />

gelen misafirlere gastronomi, inanç<br />

turizmi ve doğa sporları gibi birçok<br />

alanda da alternatifler sunmaktadır.<br />

Yeşil yol projesi<br />

Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca,<br />

Karadeniz Bölgesi’nde 8 ilin yaylalarını<br />

birbirine bağlayacak ve kamuoyunda<br />

“Yeşil Yol” olarak adlandırılan 2 bin<br />

600 km’lik yoldur. Amacı ise Orta<br />

Karadeniz’de Samsun ilinden Hopa’ya<br />

kadar uzanan koridorun, içerisinde<br />

yayla ve doğa turizminde öne çıkan<br />

merkezleri barındıran “Yayla Koridoru”<br />

oluşturmaktır.<br />

Dikkat etmemiz<br />

gereken ve isteğimiz<br />

yapılaşmaya müsaade<br />

etmemek, yapılması<br />

gereken yapıların<br />

doğaya uyumlu<br />

olmasını sağlamak<br />

ve ekolojik dengeyi<br />

bozmamak. Bu<br />

koridor bölgeye olan<br />

talebi büyütecektir.<br />

Direk uçuşlara<br />

ihtiyacımız var<br />

Körfez ülkelerinden bölgeye ciddi<br />

bir talep olmasına rağmen Trabzon<br />

haricinde tarifeli uçuşlar ne yazık ki yok.<br />

İlk etapta pazarı Orta Karedeniz’e de<br />

yaymamız gerekiyor. Bunun için direk<br />

uçuşlar en önemli etken. Samsun’a da<br />

Trabzon gibi direk uçuşlar ve sezonluk<br />

charter’lar koyarak Orta Karadeniz<br />

Bölgesini hareketlendirebiliriz. Riski<br />

olmayan bir pazara konacak uçuşlar<br />

bölge ve ülke ekonomisine büyük katkı<br />

sağlayacağı gibi uçak firmaları içinde<br />

hazır bir pazar ve sektörün bütün<br />

paydaşları bundan nemalanacaktır.


Sayı: 4 Yıl: 1 / <strong>Haziran</strong> 2017 www.hotelgazetesi.com<br />

stk<br />

Soner<br />

BARIM<br />

TÜRSAB Genel Kurulu yaklaşıyor,<br />

başkan adayları çalışıyor<br />

6<br />

Sevgili Dostlar,<br />

Onbir ayın Sultanı Ramazan Ayını bitirerek Ramazan<br />

Bayramının güzelliklerini hep birlikte yaşadık. Çok yoğun<br />

çalışarak günlük hayatın koşuşturması içerisinde kendimizi<br />

kaybettiğimiz süreçlerde bayramlar soluk aldığımız, kendimize<br />

geldiğimiz, motive olduğumuz, moral depoladığımız bir<br />

zaman dilimi. Çoğu zaman ihmal ettiğimiz yakınlarımızın,<br />

büyüklerimizin gönlünü almak için bulunmaz bir fırsat. Şimdi<br />

“İyi ama Turizmcinin Bayramı olmaz” dediğinizi duyar gibiyim.<br />

Belki haklısınız da ama ben Turizmcinin de bayramı olur ve<br />

olmalı diye düşünüyorum. En azından buna fırsat yaratmalı<br />

Turizmci, zira kaliteli, iyi servisin olmazsa olmazı çalışanların<br />

mutluluğudur.<br />

Sıkıntılı süreçleri birlikte yaşadık, yaşıyoruz. Bunca sorunun,<br />

karmaşanın, hatta kaosun içerisinde bir nefes almak tüm<br />

meslektaşlarımın hakkı. Doğru bir planlama ve çalışanlarımız<br />

ile etkin bir iletişim kurarak bunu başarabiliriz. Bunu<br />

başarabildiğimiz ölçüde de çalıştığımız kurumların etkinliğini<br />

başarasını arttırabiliriz diye düşünüyorum. İşte bu düşünceler<br />

ışığında tüm meslek büyüklerimin, dostlarımın ve kardeşlerimin<br />

geçmiş bayramını kutluyorum.<br />

Sonunda bayramla birlikte hasretle beklediğimiz hareketli<br />

günler geliyor. Her ne kadar doluluklar fiyatlara yansımadıysa<br />

da yine de tesislerimizin doluyor olması güzel. TUROB<br />

tarafından paylaşılan STR raporunda 2017 yılbaşından Mayıs<br />

sonuna kadar geçen sürede, Ocak – Mayıs 2017 toplam<br />

Occupancy (doluluk oranı) - %55,7 (2016 - %51,1) (2015<br />

- %66,5), ADR (Ortalama Günlük satılan oda bedeli) - 72,82<br />

Euro (2016 – 97,81 Euro) (2015–119,48 Euro), RevPAR (Oda<br />

başı elde edilen gelir) - 40,57 Euro (2016 – 49,98 Euro)<br />

(2015 – 79,40 Euro) şeklinde gözüküyor. Elbette bu kayıpları<br />

bu tabloyu toparlamak öyle çok kolay olmayacak. İçinden<br />

geçtiğimiz süreç bu toparlanmayı oldukça güçleştirir noktada.<br />

Yani kısaca ciddi bir durum değerlendirmesi yapmaya, yakın<br />

– orta ve uzun vadeli pazarlama stratejileri üretmeye, içeride<br />

ve dışarıda ülkemiz üzerine oluşturulan olumsuz algıyı kırmaya<br />

çalışmalıyız. Bakanlığımızdan başlayarak Yerel Yönetimler dâhil<br />

edilerek sektörün tüm temsilcileri ile birlikte topyekûn yeni<br />

bir Turizm Seferberliği başlatmak ve neticesinde başarmak<br />

zorundayız.<br />

Son olarak POYD İstanbul Yürütme Kurulu olarak geçtiğimiz ay<br />

turizme hizmet etmiş ve hala etmekte olan meslek büyüklerimiz<br />

ile biraraya geldik. Kendi adıma benim içinde çok heyecan<br />

verici bir toplantı oldu. Zira toplantımıza katılan kıymetli<br />

büyüklerimizden biri de 20’li yaşlardan itibaren hayatıma yön<br />

vermiş, benim üzerimde büyük emeği, hakkı olan Sayın Savaş<br />

Gürsel’di. Toplantıya kendi projelerimizin kısa bir sunumunu<br />

yaparak başladık, sonra meslek büyüklerimizi tek tek dinledik,<br />

yaptıkları genel değerlendirmeleri, projelerimize dair öneri<br />

ve eleştirilerini ve bizlerden beklentilerini öğrendik. Ben bu<br />

buluşmanın çok faydalı olduğuna inanıyorum. Belirli zaman<br />

aralıkları ile bu toplantıları tekrar ederek sunumunu yaptığımız<br />

ve bir kısmına başladığımız projelerimizin ne safhada olduğunu<br />

kıymetli büyüklerimize anlatmayı ve değerli görüşlerine<br />

başvurmayı hedefliyoruz.<br />

Daha iyi günlerde görüşebilmek dileği ile.<br />

FİRUZ BAĞLIKAYA YENİDEN ADAY<br />

Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği TÜRSAB’ın Aralık ayında yapılacak<br />

genel kurulunda başkanlığa aday isimler ortaya çıkmaya başladı. Selam<br />

Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Erdem’in başkanlığa aday<br />

olduğunu açıklamasının ardından, daha önce başkanlık için yarışan DETUR<br />

CEO’su Firuz Bağlıkaya, “TÜRSAB Yeniden” sloganıyla yeniden aday oldu.<br />

TÜRSAB İÇİN BİRLİK OLMALIYIZ<br />

Bağlıkaya, acentelere gönderdiği mektupla TÜRS-<br />

AB Başkanlığına aday olduğunu duyururken,<br />

‘’Yükünü acentelere yıkan bir birlik olmaktan çıkıp,<br />

acentelerin yükünü taşıyabilen bir TÜRSAB için birlik<br />

olmalıyız.’’ ifadesini kullandı.<br />

Gönderdiği mektupta mevcut yönetimi eleştiren,<br />

aynı zamanda projelerini açıklayan Firuz Bağlıkaya,<br />

şu ifadelere yer verdi: ‘’Sorunlarımız artıyor, sektörümüz<br />

nefes, mal ve kan kaybetmeye devam<br />

ediyor. Kurumlar, onu yönetenlerin benimsedikleri<br />

yönetim kültürü ile kimlik kazanırlar. Demokrasi ve<br />

sivil toplum kültürünün henüz olgunlaşmadığı zamanlardan<br />

kalma anlayışların TÜRSAB’a giydirdiği<br />

mevcut kimlik, bugün karşı karşıya bulunduğumuz<br />

sorunları aşmak bir yana, mensuplarını ve hatta<br />

tümüyle sektörümüzü, rekabet ettiğimiz ekonomiler<br />

karşısında destekleyecek anlayış ve kapasiteden<br />

ne yazık ki çok uzakta kalmaktadır.<br />

HER ŞEYİ DEĞİŞTİRMEYE MECBURUZ<br />

Hep aynı şeyi tekrar ederek farklı bir sonuç<br />

çıkmasını beklemek mümkün değildir. Bizi mutsuz<br />

eden bir sonuca katlanmak istemiyorsak,<br />

sebepler zincirinde bir şeyleri, bazen de her şeyi<br />

değiştirmeye mecburuz. Bu evrensel bir kural,<br />

değişmez ilahi bir kaidedir. Değişim olmadan<br />

çözüm olamaz.<br />

‘Başaramayanlar gitsin, yapabilecek olanlar gelsin’<br />

demek, ilke olarak doğru gözükse de, yeterli<br />

görülemez. Artık ihtiyaç duyulan sadece yönetenlerin<br />

değişmesi değil, yeni bir vizyonla, yeni bir<br />

zihniyetle, yeni bir heyecanla, yeni bir kadronun,<br />

sorumluluğu üstlenmesidir.<br />

BİRLİKTEN KUVVET DOĞURMAK GEREK<br />

Sorunlarımızın önemli bir bölümü tabi ki hukuk<br />

yolu ile çözülebilir, ancak; bir dava dilekçesi ile<br />

mahkemelerin önüne gitmeden önce, nitelikli bir<br />

çözüm paketi ile yasa koyucunun önüne gitmek<br />

gerekiyor. Birlik olmanın gücünü, yasa koyucu<br />

önünde çözümlerle göstermek, birlikten kuvvet<br />

doğurmak gerekiyor.<br />

Yükünü acentelere yıkan bir birlik olmaktan çıkıp,<br />

acentelerin yükünü taşıyabilen bir TÜRSAB için birlik<br />

olmalıyız.<br />

Üyelerinin ticaretini kolaylaştıracağına, yönetenler<br />

ve yakın çevrelerinden başka hiç kimseye faydası<br />

olmayan ticari faaliyetler yapan anlayış, alıştığımız<br />

ve katlandığımız bir anlayış olmaktan çıkmalıdır.<br />

SORUNLARI ÇÖZMEK İÇİN ADAYIM<br />

Sektörümüzün her kademesinde, 40 yıla yakın<br />

bir süredir emek vermiş bir meslektaşınız olarak,<br />

bunca yılın birikiminden çıkardığım yol ve yöntem<br />

önerilerim var. İletişim kurabildiğim pek çok<br />

meslektaşımızın da benzer değerde önerileri,<br />

çözümleri var.<br />

Ben, sorunlarımızı aşabilecek çözümlerin var<br />

olduğuna ve eğer samimi bir işbirliği içinde olursak<br />

mevcut sorunları çözmekten daha ileri adımlar<br />

atabileceğimize inanıyorum.<br />

Bu amaç ile sorunlarımızı kalıcı olarak çözmek için<br />

TÜRSAB başkanlığına adayım.<br />

TURİZM İLERLERSE TÜRKİYE İLERLER<br />

TÜRSAB, sadece bizim için değil tüm turizm sektörü<br />

için bir lokomotif görevi üstlenebilir. Tüm sektör<br />

bizim birliğimize bakıyor. Sorunların çözümünde<br />

bizim öncülük etmemizi bekliyor. Bu, hem sektörümüz<br />

hem de ülkemiz için çok önemli. Durmak,<br />

yerinde saymak, gerilemek, kendini sürekli aynı<br />

cümleler ve formüllerle tekrarlamak, hem kendimize<br />

zarar vermek hem de ülkemize olan borcumuzu<br />

ödememiş olmaktır. Unutmayalım ki biz ilerlersek,<br />

turizm ilerlerse, Türkiye de ilerler.<br />

On binlerce kardeşimizin emeğini ve güzel<br />

vatanımızın kıymetlerini, güvensizliğe ve<br />

önyargıya heba etmeyelim. Gelin birlik olalım,<br />

birlikte kazanalım...”


7<br />

akademik bakısş<br />

Sayı: 4 Yıl: 1 / <strong>Haziran</strong> 2017<br />

www.hotelgazetesi.com<br />

TURİZMDE<br />

Prof Dr.<br />

Muharrem<br />

TUNA<br />

Turizm Akademisyenleri Derneği<br />

Yönetim Kurulu Başkanı<br />

muharrem@gazi.edu.tr<br />

RİSK VE KRİZLERİ<br />

YÖNETMEK<br />

Turizm sektöründe 2015 yılına gelene<br />

kadar hep kendimizi kriz konusunda<br />

çok başarılı bir ülke olarak kabul<br />

edegeldik. Bunun arkasında yatan<br />

neden, ülkeye gelen turist <strong>sayı</strong>sının<br />

turizme aktif olarak başladığımız 90’lı<br />

yıllardan bu yana hemen hemen her<br />

yıl artış göstermesiydi. Bu süreçte,<br />

sadece üç yılda (1993-1999-2006) gelen<br />

turist <strong>sayı</strong>sında bir önceki yıla göre<br />

gerileme görülmüştü. Bu gerileme<br />

rakamları da oransal olarak oldukça<br />

düşüktü ve göz ardı edilebilirdi. Bunun<br />

dışında kalan yıllarda istatistikler hep<br />

lehimize görüntü veriyordu. İşler iyi<br />

gittiği için de risk ve kriz konularına<br />

gereken önemi vermemize gerek<br />

yoktu. 2015 yılı sonrasında başta<br />

Rusya’da yaşanan ekonomik kriz ve<br />

uçak düşürme hadisesi, Almanya ve<br />

Hollanda ile yaşanan siyasi krizler, ülke<br />

içinde yaşanan terör eylemleri ve 15<br />

Temmuz darbe girişimi olmak üzere<br />

karşı karşıya kaldığımız çok <strong>sayı</strong>da<br />

sorun, turizm sektöründe artık riskleri<br />

başarılı bir biçimde analiz etmemizi ve<br />

krizleri doğru yönetmemizi zorunlu<br />

hale getirdi.<br />

Turizm sektöründe risk ve krizlere<br />

ilişkin durum tespitini ve ihtiyaç<br />

analizini doğru yapmak için öncelikle<br />

bu kavramların hangi anlamlara geldiği<br />

üzerinde durmakta yarar var. Çoğu<br />

zaman birbirinin yerine kullanılan ve<br />

karıştırılan risk ve kriz kavramlarını<br />

sırasıyla şu şekilde açıklayabiliriz.<br />

Risk kavramı en basit ifadeyle; zarar<br />

veya kayıp durumuna yol açabilecek<br />

bir olayın ortaya çıkma olasılığı olarak<br />

ifade edilebilir. Yönetimlerin amacı da<br />

bu tür olayların olumsuz sonuçlarının<br />

kurum veya kuruluşlar üzerindeki<br />

etkilerinin ortadan kaldırılması ya da<br />

en aza indirilmesi olmaktadır. Bununla<br />

birlikte, her risk içeriğinde fırsatları<br />

da barındırmaktadır. Dolayısıyla risk<br />

yönetiminin temel prensibi, zarara<br />

yol açabilecek olan tehlikelerin<br />

ortadan kaldırılması ve mümkünse bu<br />

unsurların fırsata çevrilmesidir. Risk<br />

yönetim sürecinde öncelikle riskler<br />

tanımlanmakta ve analiz edilmekte,<br />

sonrasında da gerekli planlamalar<br />

yapılarak önlemler alınmaktadır.<br />

Ünlü işadamı ve yazar Warren<br />

Buffet’e göre risk, “ne yaptığımızı<br />

bilmediğimiz durumlarda geçerlidir”.<br />

Bu söz, yaptığımız iş hakkında<br />

mümkün olduğunca belirsizlikleri<br />

ortadan kaldırmamız; bu konuda<br />

bilgi ve plan üretmemiz gerektiğini<br />

ifade etmektedir. Churchill ise “Eğer<br />

hayatında hiç başarısızlık yoksa hiç<br />

risk almamışsındır” demiş ve risk<br />

almadan başarı elde etmenin mümkün<br />

olmadığını vurgulamıştır. Bu sözlerden<br />

hareketle, risk var diye amaçlarımıza<br />

ulaşma yolunda faaliyetlerimizi<br />

gerçekleştirmekten geri durmamamız<br />

ancak riskleri analiz ederek etkin<br />

bir biçimde yönetmemiz gerektiğini<br />

söyleyebiliriz.<br />

Kriz ise önceden beklenilmeyen ve<br />

öngörülmeyen, örgüt tarafından<br />

hızlı bir biçimde cevap verilmesi<br />

gereken, örgütün önleme ve uyum<br />

mekanizmalarını yetersiz hale<br />

getirerek, mevcut değerlerini,<br />

amaçlarını ve var<strong>sayı</strong>mlarını tehdit<br />

eden gerilim durumu olarak<br />

nitelendirilmektedir. Yaklaşmakta<br />

olan kriz sinyalleri alınıp, yorumlanıp,<br />

değerlendirilmemişse ve sağlıklı<br />

tepkiler verilmemişse, örgütün kriz<br />

dönemine girmesi kaçınılmazdır.<br />

Krize hazır olabilmek için örgütün iç<br />

faktörlerinin ve dış çevresinin sürekli<br />

ve dikkatle izlenmesi; alınan sinyallerin<br />

eksiksiz olarak analiz edilmesi<br />

gereklidir.<br />

Kriz yönetimi ve risk yönetimi, içerik<br />

ve sıralama açısından birbirinden<br />

ayrışmaktadır. Bu açıdan bakıldığında<br />

risk krizden önce gelmekte, risk<br />

gerçekleştiğinde de kriz baş<br />

göstermektedir. Bu nedenle krize yol<br />

açmamak için risklerin başarılı bir<br />

biçimde yönetilmesi gerekmektedir.<br />

Çevresel koşulların çok hızlı değiştiği<br />

bir ortamda başarılı olmak için gerek<br />

makro düzeyde devletin, gerekse<br />

mikro düzeyde işletme ya da STK’ların<br />

risk ve kriz yönetimine gereken önemi<br />

vermesi zorunludur.<br />

Konunun kavramsal çerçevesini<br />

çizdikten sonra, gelelim turizm<br />

sektörünün risk ve krize ilişkin<br />

mevcut durumuna. Yazının başında<br />

da belirttiğim gibi aslında risk<br />

ve krizlere karşı genel olarak bir<br />

yanılgı içerisindeyiz. Turizmdeki<br />

başarı hikâyemiz, bize turizmle ilgili<br />

her konuda başarılı olduğumuzu<br />

düşündürttü ve bu durum risk<br />

ve krize ilişkin kurumsal bir yapı<br />

oluşturmamızı engelledi. Bana göre bu<br />

nedenle hâlihazırda turizm risk ve kriz<br />

yönetimine ilişkin görev tanımı açıkça<br />

belirlenmiş bir yapılanmamız yok. Şöyle<br />

ki T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığımız<br />

bünyesinde ilgili genel müdürlükler<br />

görev alanlarına giren konularda<br />

gerektiğinde çalışmalar yürütüyorlar.<br />

Bakanlığın Strateji Başkanlığı da<br />

5018 <strong>sayı</strong>lı yasa kapsamında stratejik<br />

planını hazırlarken riskler üzerinde<br />

çalışıyor, ancak bu riskler ağırlıklı<br />

olarak bakanlığın kendi riskleri yani<br />

bu çalışmada sektörün risklerine yasa<br />

gereği yeterince odaklanılamıyor.<br />

Bu durum, kamu kesiminde risk ve<br />

kriz yönetimine ilişkin bir boşluk<br />

oluşmasına neden oluyor. Sektör<br />

STK’larına bakıldığında da kriz<br />

oluştuğunda fikir üretmenin ve<br />

kendi sorumluluk alanlarına giren<br />

konulara ilişkin bir takım faaliyetler<br />

gerçekleştirmenin dışında risk ve kriz<br />

yönetimine dair bir çalışmanın olmadığı<br />

görülüyor. Genel görünüme göre<br />

öncelikle turizmde camia olarak krizin<br />

oluşmasını bekliyoruz, sonrasında da<br />

kamu kurumları ve sektör STK’ları bir<br />

araya gelerek krizin çözümüne ilişkin<br />

çözümler üretme gayreti içerisine<br />

giriyoruz. Bu yaklaşımın, günümüz<br />

rekabet koşulları ile hızla değişen<br />

çevresel koşullar çerçevesinde başarılı<br />

sonuçlar vermesini beklememeli,<br />

daha işlevsel bir model kurgulanması<br />

üzerine kafa yormalıyız.<br />

Aslında T.C. Kültür ve Turizm Bakanı<br />

Sn. Prof.Dr.Nabi Avcı ve ekibi söz<br />

konusu sorunun farkına varmış<br />

olmalı ki geçtiğimiz yıl Kasım ayında<br />

planlanan ancak daha sonra ertelenen<br />

Turizm Şurasının dört başlığından bir<br />

tanesini risk ve kriz yönetimi konusuna<br />

ayırmıştı. O dönemde şura toplanmış<br />

olsa, belki de şimdiye kadar risk ve<br />

kriz konusunda kurumsal bir yapı<br />

kurgulanmış olabilirdi. Ertelenen şura<br />

toplantısının 2017 Kasım ayı içerisinde<br />

gerçekleştirilmesi planlanıyor. Eminim<br />

ki bu toplantıdan söz konusu sorunla<br />

ilgili yapısal bir çözüm önerisi ortaya<br />

çıkacaktır.<br />

Peki, ülkenin turizmde son iki yılda<br />

kaybettiği pazarları geri kazanması,<br />

turist <strong>sayı</strong>sı ve gelir düzeyini<br />

arttırması, daha da önemlisi bundan<br />

sonra karşı karşıya kalabileceği krizleri<br />

bertaraf edebilecek yapılanmayı nasıl<br />

kurması gerekiyor? Bu soruya cevap<br />

aramadan sektörün karşı karşıya<br />

kaldığı ve gelecekte de kalabileceği<br />

risk faktörlerinden bazılarını<br />

sıralayalım: Terör, savaş, uluslararası<br />

anlaşmazlıklar, ekonomik sorunlar,<br />

turist ölümleri, zehirlenmeler,<br />

doğal afetler, çevre kirliliği, bulaşıcı<br />

hastalıklar vb. Ülkemizde yukarıda bir<br />

kısmını sıralayabildiğim çok <strong>sayı</strong>da risk<br />

faktörünü yerel, ulusal ve uluslararası<br />

düzeyde ele alıp bunları analiz<br />

edecek, yapılan analizler neticesinde<br />

eylem planları hazırlayacak bir<br />

yapıya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu<br />

sayede turizm sektörümüz her riski<br />

değerlendirebilecek, bu risklerin krize<br />

dönüşmesini engelleyebilecek; kriz<br />

oluşsa bile hazırlanan eylem planları<br />

vasıtasıyla doğabilecek sorunları<br />

en az zararla atlatabilecektir.<br />

Önerilen bu yapı başta T.C. Kültür<br />

ve Turizm Bakanlığı olmak üzere,<br />

TÜRSAB, TÜROFED, TUROB, TUREB,<br />

TYD, POYD, TUROYD, TURYİD ve<br />

Turizm Akademisyenleri Derneği<br />

gibi STK’ları, ilgili kamu kurum<br />

temsilcileri ile yerel yönetimleri<br />

bünyesinde barındırmalıdır. Merkez<br />

ve il örgütlenmeleri biçiminde<br />

oluşturulması gereken bu yapının<br />

kendine ait sekreteryası ve bütçesi<br />

bulunmalıdır.<br />

Karşı karşıya kalınan her krizin<br />

aynı zamanda bir fırsat olduğu<br />

var<strong>sayı</strong>mından hareketle, turizmdeki<br />

yapısal sorunların bu dönemde<br />

hayata geçirilecek radikal tedbirlerle<br />

çözülebileceğini<br />

söylemek<br />

mümkündür. Bahsedilen sorunların<br />

başında gelen risk ve kriz yönetimi<br />

boşluğunun ortadan kaldırılması<br />

ile ülkemizin yüksek katma değere<br />

sahip olan ve en önemli sektörlerinin<br />

başında gelen turizmin yüksek<br />

bir ivme kazanması ve gelecek<br />

dönemlerde de istikrarlı büyümeler<br />

sergilemesi mümkün olabilecektir.<br />

Saygılarımla,


söylesi 8<br />

Sayı: 4 Yıl: 1 / <strong>Haziran</strong> 2017 www.hotelgazetesi.com<br />

İstanbul Cerrahi Hastanesi<br />

İşletme Direktörü<br />

Banu Başaran<br />

SAĞLIK VE TURİZM SEKTÖRLERİ<br />

ARASINDA İŞBİRLİĞİ YAPILMALI<br />

Türkiye Sağlık<br />

Turizminde<br />

dünyanın<br />

önde gelen<br />

ülkelerinden biri.<br />

Bu kendiliğinden<br />

olmadı tabi. Sağlık<br />

sektöründeki<br />

bazı vizyon<br />

sahibi kişilerin<br />

girişimleriyle<br />

başlayan sağlık<br />

turizmi, günden<br />

güne gelişerek,<br />

Türkiye’yi dünyada<br />

ilk 5’e yükseltti.<br />

<strong>Hotel</strong> <strong>Gazetesi</strong><br />

olarak bu gelişimin<br />

öncülerinden,<br />

İstanbul Cerrahi<br />

Hastanesi, İşletme<br />

Direktörü Banu<br />

Başaran ile Sağlık<br />

Turizmini konuştuk.<br />

Sizi tanıyabilir miyiz?<br />

Sağlık sektöründe 24. yılımı bu ay<br />

itibariyle tamamlamış bulunuyorum.<br />

Sağlık işletmeciliği çok özellikli bir<br />

alan, çok zor olmasına rağmen bir o<br />

kadar da keyifli. Bu alanda çalışmak<br />

için işinizi gerçekten seviyor olmanız<br />

gerekli. 15 yıl Amerikan Hastanesi, 5 yıl<br />

Medicana International Hastanesi’nde<br />

Genel Müdür Yardımcılığı yaptım.<br />

2011 yılında kendi şirketim olan<br />

Medibiz Sağlık Hizmetleri’ni kurdum.<br />

Sağlık yatırım, yönetim ve danışmanlık<br />

ve sağlık turizmi konusunda faaliyet<br />

gösteriyor. 2017 Ocak ayı itibariyle<br />

İstanbul Cerrahi Hastanesi’nde İşletme<br />

Direktörü olarak görev yapıyorum.<br />

Türkiye’de sağlık turizminin<br />

gelişimi nasıl oldu? Anlatır mısınız?<br />

2005 yılında Avrupa’daki sağlık<br />

sisteminde yaşanan ekonomik<br />

zorluklar nedeniyle yurt dışı sigortaları<br />

hastalarını daha uygun fiyat ile<br />

ameliyat yapabilecekleri ülkelere<br />

göndermeye başladılar. Türkiye bu<br />

sayede Avrupa’dan hasta almaya<br />

başladı. Ayrıca orta doğu ülkelerinden<br />

hastaların daha önce tercih olarak<br />

gittikleri Avrupa hastanelerindeki<br />

yetersizlikler, zenginlerin ülkemize<br />

yönlenmesini sağladı. Gelen<br />

ülke şartlarından hastanelerden<br />

ve aldıkları hizmetten memnun<br />

kaldığı için kulaktan dolma reklam<br />

ile Ortadoğu’nun cazibesi haline<br />

döndü. Türki cumhuriyetleri, körfez<br />

ülkelerindeki bu tanıtım , bekleme<br />

sürelerinin olmaması, teknolojik<br />

avantaj sağlık turizmi konusunda<br />

gelişmemize neden oldu.<br />

Sağlık turizminde yaşanan sorunlar<br />

nelerdir. Kısaca söz eder misiniz?<br />

En önemli sorunlarımızdan birisi ortak<br />

hareket ettiğimiz fiyat politikasının<br />

olmamasından kaynaklanıyor.<br />

Standart fiyat politikası yaratılmaması<br />

veya gelen hastalığa hizmet<br />

verilmeyecek olmasına rağmen<br />

hastanın kabul edilerek getirilmesi<br />

sıkıntılı bir konu. Bu nedenle<br />

hastalıklara göre değerlendirmeler<br />

yapılarak hasta kabul edilmeli, fiyat<br />

politikasında ortak dil ile hareket<br />

edilmelidir.


~<br />

9 saglık turizmi<br />

Sayı: 4 Yıl: 1 / <strong>Haziran</strong> 2017<br />

www.hotelgazetesi.com<br />

Yusuf Ziya Yurtsever<br />

Ah şu dilenciler !<br />

Siz başından beri bu konunun<br />

içindesiniz ve Türkiye’nin bu<br />

noktaya gelmesinde büyük katkı<br />

sahibisiniz. Bu noktaya nasıl<br />

geldik? Neleri doğru yaptık, ne<br />

gibi yanlışlar yapıldı, anlatır<br />

mısınız?<br />

Ülkemizde dünya standartlarında<br />

hizmet sunan hastane <strong>sayı</strong>sının<br />

her geçen gün artmasını öncelikli<br />

neden olarak görebiliriz. Türkiye’nin<br />

maliyetler açısından oldukça uygun<br />

ve turistik açıdan ilgi merkezi<br />

olmasının yanında misafirperverliği<br />

ile de yaptığı ün ile konum olarak<br />

dünyada ulaşılabilir bir noktada<br />

olması, tıbbın gelişmiş olması,<br />

araştırma ve geliştirme konusunda<br />

da olumlu gelişmeler olması gibi<br />

faktörler Türkiye’ye bu alanda güç<br />

kazandırmıştır. Diğer taraftan;<br />

büyük kamu hastanelerinin hizmet<br />

kalitesinde ciddi eksikliklerinin<br />

bulunması, özel hastanelerin<br />

sadece sınırlı bir kesiminin dünya<br />

standartlarında hizmet sunabiliyor<br />

olması, tanıtım ve sektörler<br />

(turizm, sağlık vb.) arasında işbirliği<br />

eksikliğinin olması sektörün hızını<br />

kesmektedir.<br />

Ülkemizin dünyanın bu konuda<br />

önde gelen ülkelerine göre<br />

avantajları neler?<br />

Orta Asya ve Kafkas ülkelerinin<br />

Türkiye ile olan yakın ilişkileri,<br />

Avrupa’da yaşayan Türkler, AB ülke<br />

vatandaşlarının sigorta kapsamı<br />

dışında beklemeden ve ekonomik<br />

bir şekilde hizmet alabilmeleri,<br />

turizm bölgelerimizin artan tercih<br />

edilirliğini sayabiliriz.<br />

Turizm ve sağlık sektörünün<br />

dünyadaki mevcut konumumuzu<br />

korumak ve daha da geliştirmek<br />

için neler yapması gerekir?<br />

Uluslararası boyutta akreditasyon,<br />

özel ve kamu sigorta kuruluşları ile<br />

anlaşmalar,<br />

ucuz fiyatlandırmadan kaçınılması,<br />

yurtdışı bilimsel işbirliklerinin<br />

gerçekleştirilmesi gerekli. Bu<br />

aşamada hastanelerdeki Uluslararası<br />

Hasta ilişkileri departmanlarına çok<br />

iş düşüyor; fazla <strong>sayı</strong>da yabancı<br />

dil bilen personelle çalışılması,<br />

hastalarla kendi ülkelerindelermiş<br />

gibi ilgilenilmesi, kendi kültürlerinin<br />

ve bakış açılarının bilindiğinin<br />

hissettirilmesi, anadillerinde ya<br />

da konuştukları bir dilde iletişim<br />

kurulması, doğru ve anlaşılır<br />

bilgilendirme yapan web sitesi,<br />

broşür, form hazırlanması,<br />

yönlendirme<br />

levhalarının<br />

anladıkları bir dilde olması, kendi<br />

sağlık merkezleri ile irtibatın<br />

kurulması, sigorta işlemlerinin<br />

gerçekleştirilmesi ve nihayetinde<br />

hastaya kendi evinde gibi<br />

hissetmesinin sağlanması, mevcut<br />

konumumuzu korumak ve daha da<br />

geliştirmek için yapılması gerekenler<br />

olarak sıralayabiliriz.<br />

İstatistiksel anlamda<br />

bakıldığında sağlık turizminde<br />

Türkiye’yi hangi coğrafyanın<br />

insanları tercih ediyor, hangi<br />

hastalıkların tedavisi veya<br />

operasyonlar için geliyorlar?<br />

Körfez ülkeleri, türki cümhuriyetleri,<br />

balkanlar, orta doğu, Irak, Libya,<br />

Azarbaycan, Kuveyt, Bulgaristan,<br />

Arnavutluk, Kosava Türkiye’yi tercih<br />

eden ülkeler..<br />

Saç ekimi, estetik amelilyatlar,<br />

kalp damar cerrahisi, organ nakli,<br />

onkolojik hastalıklar, laporoskopik<br />

cerrahiler ağırlıklı tercih nedeni.<br />

İstanbul Cerrahi Hastanesi’ne<br />

sağlık amaçlı gelen turistlerin<br />

tedavileri süresince nasıl bir yol<br />

izleniyor?<br />

Hastanemizdeki genel politika gereği<br />

yabancı hasta diye fiyatlandırmada<br />

yerli hastadan farklı bir ücret skalası<br />

uygulamıyoruz.<br />

Geçen yazımda, taksi esnafının turizme<br />

verdiği zarardan bahsetmiştim.<br />

Maalesef tüm hızı ile devam ediyor…<br />

En son kurban Hintli oyuncu Saymaya<br />

Tondon. Aslında en son kurban değil…<br />

Sosyal medyayı kullanıp, derdini<br />

dünyaya duyuran biri olduğu için<br />

herkes haberdar oldu… Bu ve buna<br />

benzer iddialar ile hemen hemen her<br />

gün karşılaşıyoruz. Tabiri caizse sektör<br />

zaten batık durumda. Bir de bunun<br />

gibi olumsuz reklamasyonlar çok<br />

daha kötüye götürüyor. Taksi esnafı<br />

içerisinde mutlaka çok iyi insanlar var<br />

ama azınlıkta olan kötüler iyilerin de<br />

adını karartıyor. Bu işe devletimizin<br />

mutlak suretle ciddi bir şekilde el atması<br />

gerekiyor. Turizmin kanayan yarası olan<br />

bu sorunla ilgili caydırıcı cezalar mı gelir,<br />

başka sistemleri mi gelir, bu konuyla<br />

ciddi ciddi uğraşılması gerekir.<br />

Bu olumsuzlukların yanı sıra bir de<br />

dilenci sorunu çok üst seviyeye çıktı.<br />

Ne Türkiye’de yaşayan insanların ne<br />

misafir gelen turistlerin hiçbir açık<br />

mahalde bir şey yiyip içme şansları yok.<br />

Anında gelip taciz edercesine sakız gibi<br />

yapışan, yardım isteyen, ister bunun<br />

adına sadaka diyeyim ister başka bir<br />

şey, hatta bir adım daha ileriye gideyim,<br />

zayıf ve güçsüz gördüklerini, fiziki olarak<br />

sıkıştırıp taciz ediyorlar. Bu da çok<br />

rahatsızlık verici bir olay, bu konunun<br />

da gündeme getirilip önleyici tedbirler<br />

alınması gerektiği kanaatindeyim.<br />

Umarım her şey iyi olur, sağlıkla kalın


Sayı: 4 Yıl: 1 / <strong>Haziran</strong> 2017<br />

www.hotelgazetesi.com<br />

sosyal medya<br />

10<br />

TURİZMCİ<br />

SOSYAL MEDYASI<br />

İhsan TÜRKUS<br />

TUROYD...<br />

Ankara’dan gelmiş..<br />

Nasıl sarılıyor, “kardeşim” diye...<br />

Yüzü gülüyor...<br />

Bir başkası Azebeycan’dan, Bakü’den<br />

uçmuş gelmiş..<br />

Batman’dan, Diyarbakır’dan, Ege’den,<br />

Samsun’dan, Afyon’dan<br />

Antalya’dan, Manisa’dan...<br />

Otel yöneticileri....<br />

Her biri umut dolu..<br />

Her birinde parlayan, ışıl ışıl gözler...<br />

Genel kurula değil, hasret gidermeğe<br />

gelmişler sanki....<br />

Sıkıntıları yok mu?<br />

Elbette var, omuz omuza olmakta<br />

bulmuşlar çözümü...<br />

Ülkenin dört bir yanı yetmemiş,<br />

Çin’den, Dubai’ye, Arabistan’dan<br />

Rusya’ya katılımlar var....<br />

Her yerden gelen mesaj aynı;<br />

“Üzerimize düşen ne varsa, yapmaya<br />

hazırız.”<br />

Böylesi güzel duygularla başladı,<br />

TUROYD’un olağan ilk kongresi....<br />

Ne oldu, ne bitti hiç değinmeyeceğim....<br />

Çalışmak isteyen, katkıda bulunmak<br />

isteyen, taşın altına elini koymak isteyen<br />

herkes kendine bir yer buldu, listelerde...<br />

Listeler de yeterli değil...<br />

Madem ki yeni bir oluşum, yeni bir<br />

heyecan<br />

“Kendime değil , ben bu derneğe ne<br />

verebilirim diye düşünmek gerek” dedi<br />

konuşmacılardan biri....<br />

Hele Divan başkanı Ersin abimizin bir<br />

son sözü var ki;<br />

“50 yıldır bugünü bekliyordum, çocuklar,<br />

bugünü, kutlarım hepinizi” derken<br />

nerdeyse ağlayacak...<br />

Ülke turizmi belki de gelmiş geçmiş en<br />

kötü dönemini yaşıyor...<br />

Sorunlar dağ gibi yığılmış...<br />

Hergün yenileri ekleniyor...<br />

Gelen turist <strong>sayı</strong>sı düşmüş, gelirler<br />

düşmüş..<br />

En önemlisi, sektör, yetişmiş eleman<br />

kaybı yaşıyor, acı bir şekilde...<br />

İşte bu şartlarda yola çıkan TUROYD,<br />

öncelikle vefanın, dostluğun ve<br />

dayanışmanın adresi olmalı...<br />

Aynı dili konuşan, işini iyi bilen ve<br />

bilgisini arkadaşlarıyla paylaşmaktan<br />

çekinmeyen yöneticilerden güzel işler<br />

bekliyor sektör...<br />

Yolun açık olsun TUROYD....<br />

Yolunuz açık olsun güzel insanlar...<br />

İletişimin son derece önemli olduğu ve hız kazandığı bugün<br />

kendimizi ifade etmek noktasında sosyal medya kanallarını<br />

günlük hayatımızda sıklıkla kullandığımız aşikar..<br />

Bireysel olarak sosyal medya mecralarındaki iletişimimizde<br />

kendimizi, bilgi ve birikimlerimizle en iyi şekilde ifade<br />

edebiliyoruz. Tüm mecralarda güncel kalabiliyoruz ve hatta<br />

her geçen gün daha da öğrenerek ve gelişerek alternatif<br />

mecralarda da olma hevesi içerisindeyiz. .<br />

Sosyal medyayı yakından takip eden ve kullananlar<br />

olarak var olduğumuzu, tam da burada şu anda yapıyor<br />

olduklarımızı, tercihlerimizi, başarılarımızı, bilgilerimizi, ilgili<br />

olduklarımızı, sahip olduklarımızı belirtmek için her boş<br />

kaldığımız an ilgili mecraları kullanıyor, paylaşımlar yapıyor<br />

ve takip ediyoruz..<br />

İfadelerimiz öylesine güncel ve samimi ki; sabah nasıl<br />

uyandığımız, öğlen ne yediğimiz, hangi marka şarap<br />

içtiğimiz, bugün nasıl hissettiğimiz, bulunduğumuz<br />

mekanlar, seyahat ettiğimiz yerler, okuduğumuz kitaplar,<br />

yaptığımız sporlar… Her biri şahsi sayfalarımızı birbirinden<br />

güzel fotoğraf ve ifadelerle süslüyor..<br />

Birbirimizi takip etmenin dışında tanımadıklarımızı,<br />

idollerimizin hayatlarını da yakından takip etmek,<br />

beğenilerini, ilgi alanlarını tercih ettiklerini beğenmek,<br />

yorumlar yapmak son derece keyifli kabul ediyoruz. Zaten<br />

sosyal medya bir harika dostum, kabul etmemek imkansız!<br />

Önceden nasıl yaşıyorduk ki? Diye soruyoruz kendimize sık<br />

sık ;) Sıkı bir sosyal medya kullanıcısı olarak elbette olumsuz<br />

bir eleştiride bulunmayacağım.. Ne haddime ayrıca! ;)<br />

Sadece hepimiz için telefona odaklanıp bozulma tehlikesi<br />

ile karşı karşıya kalan gözlerimizi ve boyun fıtığı olma<br />

tehlikesini arada düşünmüyor değilim ne yalan söyleyeyim..<br />

Ne var ki kendimiz için bu kadar yoğun bir şekilde<br />

kullanmaktan vazgeçmediğimiz ve etki alanı içerisinde<br />

olduğumuz sosyal medya mecralarını bir türlü iş hayatımıza<br />

entegre edemiyoruz. Aslında edebiliyoruz, ancak o<br />

kadar da başarılı olduğumuzu, amacımıza tam olarak<br />

ulaşamadığımızı düşünüyorum, naçizane kendi fikrimi<br />

beyan ederek ve istisnalar varsa özür dileyerek..<br />

Sosyal medya kullanıcılarının yapacak bir işi olmadığı veya<br />

ilk boşa çıktıkları anda yüzde 85 oranında akıllı telefonları<br />

ile oyalandıklarını biliyor muyuz?<br />

Ve şunu da çok iyi biliyoruz ki takip etmekle kalmayıp satın<br />

almaya dönüşen her eylemde birbirimizden etkileniyoruz.<br />

Satın alınan ürünle ilgili, kalınacak yer, seyahat edilecek<br />

noktalarla ilgili birbirimizden son derece etkilendiğimiz ve<br />

tercihlerimizi belirlediğimiz çok net.<br />

Olumlu etkilerin yanında olumsuz da etkilenebiliyor ve<br />

tercihimizi buna göre belirliyoruz. Bu noktada başta<br />

facebook, instagram, twitter platformları; forumlar, bloglar<br />

gezilip görülen yerleri anlatma, memnun kalınan ve<br />

şikayette bulunulan durumları başkaları ile paylaşma ve<br />

tavsiyelerde bulunmak için kullanıcılara mükemmel ortamlar<br />

sağlıyor şüphesiz.<br />

Ayrıca Dünyada turizm sektörünün sosyal nabzını elinde<br />

tutan başta Tripadvisor olmak üzere benzeri bir çok siteyi<br />

takip eden ve rezervasyon yapmadan önce mutlaka girip<br />

Otelle ilgili yorumları değerlendirerek fikir alan göz ardı<br />

edilemez önemli bir kitle var. Kişi kendinden bilir işi.. Hepimiz<br />

yapmıyor muyuz?<br />

Bizler hem hizmet veren hem tüketen tarafta artık internette<br />

çok daha fazla vakit harcıyor, parmaklarımızın ucuyla dünyayı<br />

takip ediyoruz. Otellerimizde konaklayan kişilerin seyahat<br />

yorumları anlık olarak internette paylaşılabiliyor. Özetle<br />

geçmiş tarihte otelimizde konaklamış olan kişiler, gelecekte<br />

otelimizi seçecek olan kişilerin kaderini belirleyebiliyor. Bu<br />

duruma misafirin memnuniyeti veya memnuniyetsizliği<br />

olarak bakılmasının şu anda duruma sevinmek veya üzülmek<br />

noktasında olmadığımı belirtiyor, sadece sosyal medyanın<br />

sağladığı fırsat alanına odaklanmak istiyorum.<br />

O kadar güçlü bir oluşum karşımızda duruyor ki, bizler<br />

Pazarlama ve Satış tarafındaki verimliliğin hesaplarını<br />

yaparken sosyal medya gibi bir pazarlama fırsatını kaçırma<br />

olasılığımızı gözden kaçırmamalıyız.<br />

Neler yapacağız? Öncelikle konuyu ciddiye alacak milyon<br />

dolarlık yatırımlarla hayata geçen otellerimizde sosyal<br />

medya kanallarını aktif kullanma konusunu enine boyuna<br />

değerlendireceğiz. Kendimiz için her boş anımızda<br />

kullandığımız bu mecradan otellerimizi mahrum etmeyeceğiz.<br />

Ekiplerimizden görevlendirdiğimiz arkadaşlarla birlikte<br />

bu mecralara vakit ayıracak, hem keyfini yaşayacak hem<br />

de kurum kültürümüze yakışan şekilde Otellerimizi bu<br />

mecralarda en iyi ve etkili şekilde temsil edeceğiz. Tıpkı<br />

kendimiz için yaptıklarımız gibi..<br />

İşin uzmanlarının da birleştiği noktalara ve yapmamız<br />

gerekenler oldukça basit ve hala çok keyfili ;)<br />

Yenilikleri takip edeceğiz; Piyasaya yeni çıkan uygulamaların<br />

kullanılabilirliğini ölçerek otellerimize uygun hale getirip hedef<br />

kitlemizle paylaşabiliriz. Hali hazırda kullanmış olduğumuz<br />

mevcut sosyal medya platformlarında güncel kalacağız;<br />

sürekli olarak fotoğraf, video, bilgi, kampanyalar, duyurular<br />

tarafını besleyeceğiz. Hedef kitlemizin beklentilerine göre<br />

segmente edip paylaşabiliriz. Kurum imajımızı oluşturacak;<br />

kısa süreli videolarımızı yükleyecek, en kısa sürede otelimizi en<br />

iyi şekilde tanıtıma odaklanacağız. İnstagram ve facebook’ta<br />

yayınlanan kısa videoların çok büyük izleyici <strong>sayı</strong>larına ulaştığı<br />

tartışmasız bir gerçek.<br />

Misafirlerimizi tanıyor ve hangi platformda olduklarını<br />

biliyorsak işimiz çok daha kolay. Bugün elimizde ‘Business’<br />

misafir kitlesine ulaşabileceğimiz Linkedin’den tutun da<br />

millenium kuşağına hitap edebileceğimiz SnapChat e kadar<br />

kullanabileceğimiz bir çok yararlı mecra mevcut. Otellerimizde<br />

konaklayan misafirlerin deneyimlerini maksimuma çıkacağız;<br />

Misafirlerimizin istediği şekilde ve hızda onlarla iletişime<br />

geçeceğiz.<br />

Konunun özeti tüm sosyal medya kanallarında bulunmak ve<br />

bu mecraları en iyi şekilde yönetmek durumundayız. Bunları<br />

yaparken gözümüzü gelecekten ayırmayarak hızlı gelişen<br />

teknoloji ile kardeş bu mecraların hepsini en verimli şekilde<br />

İş hayatlarımızın tam ortasına almak zorunda olduğumuzu<br />

kabul edelim.<br />

Ulaşabildiğimiz her bir misafirimizin yönettiğimiz otellerin<br />

birer parçası ve hali hazırda otelimizin pazarlamacıları<br />

olduklarını da unutmayalım!


11 sosyal medya<br />

Aktürk <strong>Hotel</strong>s Group<br />

Digital Marketing Manager’i<br />

Muzaffer UZUN,<br />

otel yetkililerini uyardı<br />

Sayı: 4 Yıl: 1 / <strong>Haziran</strong> 2017<br />

Adnan<br />

Uzan<br />

www.hotelgazetesi.com<br />

Yüzde yüz doluyuz,<br />

rahat olun….<br />

Bu tuzağa düşmeyin!<br />

Son dönemlerde hızla yayılan ve çoğalan dijital<br />

dolandırıcılık sistemlerinden bahsetmek istiyorum.<br />

Eminim siz turizm çalışanları da benim gibi bu durumla<br />

birkaç kez karşı karşıya gelmişsinizdir.<br />

Birçok sektör gibi turizm sektörünü de içine almak<br />

isteyen bu tuzak, genellikle telefon veya mail aracılığı<br />

ile sizinle irtibata geçiyor ve Google’dan aradığını<br />

size söylüyor. Google gibi güvenilir bir firmanın<br />

adını duyduğunuzda ister istemez diyaloğa devam<br />

etmek istiyorsunuz ve aşağıdaki gibi bir konuşma<br />

gerçekleşiyor.<br />

- Merhabalar; otelinizi Google’da ilk sayfada<br />

gösteriyoruz. Yakın bir tarihte de oteliniz için yapılan<br />

çalışmaların süresi bitmiş olacak. Tekrar çalışmak ister<br />

misiniz diye sizi arayalım dedik.<br />

- Google’dan mı arıyorsunuz yoksa bir ajans<br />

mısınız?<br />

- Google’dan arıyoruz.<br />

- Google böyle bir hizmet için aramaz ama nasıl<br />

oluyor?<br />

- Google’un yetkilendirdiği resmi ajansız.<br />

- Bugüne kadar otelimiz için ne gibi çalışmalar<br />

yaptınız?<br />

- Adwords çalışması, Google işletmeler hesabı kaydı<br />

ve harita çalışmaları.<br />

- Bu çalışmalar için ücret ödeyecek miyiz?<br />

- Tarafınızdan bize iletilen 5 adet anahtar<br />

kelime ile otelinizin google’da 1. sayfada çıkmasını<br />

sağlayacağız. Google haritalar ve işletmeler kaydınızın<br />

süresi doluyor bu yüzden artık haritalarda oteliniz<br />

görünmeyecek bu durumu aktif hale getireceğiz.<br />

- Peki bizim gibi 20-30 oteli aradıysanız hepimizi<br />

1. sayfada veya 1. sırada nasıl çıkaracaksınız.<br />

Son sorunun gelmesiyle birlikte telefon yüzümüze<br />

kapanır.<br />

Yukarıdaki diyalog tamamen arayan kişiyi sıkıştırmak<br />

amacıyla kurulmuştur. Çünkü Google sizden hiçbir<br />

şekilde Google İşletmeler Kaydı (My Business),<br />

haritalar (maps) kaydı gibi hizmetlerden para talep<br />

etmez, çünkü bu hizmetlerin hepsi kullanıcılar<br />

tarafından ücretsiz olarak oluşturulup kullanılabilen<br />

hizmetlerdir daha önce böyle bir kaydınız varsa<br />

süresinin dolması imkansızdır. Google otelinizi<br />

İşletmeler Kaydınızı veya Haritalar kaydınızı<br />

doğrulamanız için arar ve size bir doğrulama kodu<br />

verir bütün işlemleri sizin kendinizin yapmanızı<br />

sağlar. Adwords (Google Reklamları) çalışmaları için<br />

ise eğitici veya teşvik edici yönlendirmeler için size<br />

ulaşır.<br />

Bu gibi kolay yoldan para kazanmanın peşine düşmüş<br />

firmalardan uzak durulması gerekir.<br />

Sezonun baslamasıyla gene ortalık hareketlendi,<br />

özlediğimiz günlere döndük bir nebze de olsa…<br />

Ancak şunu unutmayalım ki gene temkinsiz, gene<br />

akılları yakan fiyatlar, olaylar devam etmekte…<br />

Halen ders çıkarmamış gibi sanki o zor yerlede<br />

olan fiyatları bizler yaşamamışız gibi toparlanmak<br />

için ilerisini düşünmeden aynen bildiğimiz, ezber<br />

bozan strateji ile devam ediyoruz…<br />

Şu an sadece doluluklar, boş olan tarih aralıkları<br />

ve ne kadardan satarım da kar ederimin hesapları<br />

akıllarda kalmakta, ancak çok değil 2 ay daha<br />

sürecek bu muhabbet, hepimiz biliyoruz . Dost<br />

acı söyler evet ama halen ileriye doğru hesaplar<br />

yapılmamakla birlikte, ezbere giden ve stratejisiz<br />

verilen fiyat ve anlaşmalar ortalığı kasıp kavurmakta,<br />

bunu benim kadar herkes görebiliyordur. Sezona<br />

verilen akıl almaz fiyatlar diğer oteller açısından<br />

bile zorlayıcı bir yola sokmakta… Bu fiyatlarla ye<br />

hesapsız ticaret anlayışı ile 2 ayda ne kadar bir<br />

toparlama olacağı merakla bekleniyor esasında.<br />

Trabzon’un hele ki o Uzungöl’ün hali ortada. 200<br />

- 300 euro’ya satılan fiyatlar, değil Türkiye’nin,<br />

dünyanın göz bebeği olan İstanbul’a fark atar<br />

derecede… Orasının da tükenmeye yüz tutacağı<br />

zamanlar yaklaşmakta diye düşünüyorum.<br />

Tutarsız fiyatlandırma ile yapılan çarpık kentleşme<br />

ve orjinalliğinin bozulması ile birlikte kendi öz<br />

görüntüsünü kaybettikten sonra ne gibi merak<br />

uyandıracak hali kalabilir ki…<br />

Rant sağlama derdinde iken 3 ay 4 ay dolulukla<br />

olacak çabasi ile tükeniyoruz esasında dostlar.<br />

Kontrolsüz tüketme derdine esasında bir yandan<br />

da tükeniyoruz.<br />

Yüzde yüz doluluklar şu an icin mutlu etse de<br />

ilerisini düşünmememize neden olmamalı..<br />

- Tabi ki yıllık 400 TL.<br />

- Peki yüz yüze görüşme imkanımız var mı?<br />

- Hayır, çağrı merkezi hizmeti veriyoruz.<br />

- Daha önce aldığımız hizmetlerle ilgili bir<br />

bilgilendirme raporu alabilmem mümkün mü?<br />

- Hayır, çünkü daha önce sanırım başka firmayla<br />

çalışma yapmışsınız.<br />

- Sizinle çalışırsak bize ne gibi hizmetler<br />

sağlayacaksınız?<br />

Eğer oteliniz için bir Dijital Pazarlama hizmeti almak<br />

istiyorsanız bu işi yapan yüzlerce güvenilir kişi veya<br />

firma mevcut. Hizmet alacağınız firma veya uzman<br />

ile muhakkak yüz yüze görüşme gerçekleştirin, daha<br />

önce yaptığı işlerden örnekler gösterilmesini ve<br />

alacağınız hizmet ile ilgili haftalık veya aylık detaylı<br />

rapor iletilmesini talep edin.<br />

Bu gibi talihsiz durumlarla karşılaşmamak için<br />

otellerin satış ve pazarlama departmanlarının<br />

bilgilendirilmesini sağlayınız.<br />

Ama bizler burada ne dersek diyelim sizler “yüzde<br />

yüz doluluk var üzgünüm” diyecek ve gene herkes<br />

olduğu yere oturacak, şu an sezonda bile yerlerde<br />

olan fiyatlar kışın gene aynı düzeyde devam<br />

edecektir. Sonrasında ise o boş vakitlerde ve<br />

fiyatların gene hak etmediği düzeylerde olduğunda<br />

“ki o zaman oldukça boş vaktimiz olacak” sanırım<br />

daha fazla düşünmeye de vaktimiz olacaktır.<br />

Bu yüzden…<br />

Şimdilik güzel, rahat olun, 100’de 100 doluyuz ;)


Sayı: 4 Yıl: 1 / <strong>Haziran</strong> 2017<br />

YUSUF BAYIRLI<br />

İran deyip<br />

geçme<br />

İran’dan dönerken yeniden gidesim geldi...<br />

Kültürlerin çarpışması mı desek yoksa yolculuğun<br />

beni benden alması mı? Uzun yıllardır hep gidesim<br />

vardı ama erteleyip duruyordum. Nedeni de hiç<br />

belli değildi ön yargı. İran... Ön yargı ve nedenini<br />

bilmediğim duyumlar nedeni ile.... İyi ki de zinciri<br />

kırmışım!<br />

Çıktım beni ne bekler dercesine ve koyuldum yollara,<br />

ilk durak Tebriz. Havalimanında karşılama sırasında<br />

ismimin sorulması hem de Türkçe: İsim, doğum<br />

yeri ve ilk defa mı geliyorsunuz İran’a... Evet cevabı<br />

üzerine pasaportumu iade eden ve Türkçe iyi tatiller<br />

diye konuşan bir karşılama; mutlu oluşum... Nedir<br />

bu güzellik dercesine içim içim! Tebriz’de Azeri, Türk<br />

ve İranlılardan oluşan kozmopolit bir millet yapısı<br />

bulunmaktadır. Tebriz merkezin kozmopolit yapısına<br />

bir de Araz bölgesi ilave edilebilir mi derken, 1500<br />

yıllık St. Stephanos Kilisesi karşımıza çıkıyor. Ramazan<br />

döneminde arka bahçede namaz kılanlara karşılık<br />

turist olmayan o bölgede Kilisenin o yıllara nasıl da<br />

meydan okuyup, nasıl da korunmuş halde olduğu<br />

mucizesi ile karşı karşıyayız. Nefes kesici mi kesici<br />

elbette! Azeri bölge ile sadece sudan sebeplerden<br />

dolayı bir sınırı olan ve fotoğraf çekimi 20 km yasak<br />

olan ama mutlak görülmesi gereken bir doğa harikası.<br />

Çölün ortasından akan bir yeşil vadi gibi iki bölgeyi<br />

birbirinden ayıran ama ikisine de yaşam kaynağı olan<br />

Aras Nehri...<br />

Shiraz yolculuğu için Tebriz’den Tahran’a doğru yola<br />

koyuluyoruz. Shiraz şehrine ulaşım kolaylığı sağlamak<br />

için dağı dağa küstürmüşler ve birbirinden ayırmışlar.<br />

İnsanların birbirine sıcak, sevecen, yardımsever ve<br />

turiste uzaylı gibi pozitif bakan meraklı gözler ve<br />

kalplerle karşılaşıyoruz. Her adımda sanki bizim 20 yıl<br />

önceki misafirperver halimizi görmekteyim. Kadınlar<br />

kara çarşafa kapanıp gidiyorlar da, açık geliyorlar<br />

da, sokakta başı açık gezeni kırbaçlıyorlar da, kadına<br />

bakanı öldürüyorlar... Yalan..Yok öyle bir dünya!<br />

Shiraz’da şarap üretildiğine ilişkin tarihi köklerinin<br />

bulunduğu var<strong>sayı</strong>mı altında, tabi ki şimdiki zamanda<br />

alkolün yasak olduğu bir ülke olduğunu da göz<br />

önünde bulundurursak, çok üzücü. Ancak gözünüzü<br />

açarsanız Shiraz’ın tepeleri çok farklı bir güzellikte.<br />

Persepolis’e 2.500 yıllık tarihi Kralların kralı olan I.<br />

Darius, Anadolu’nun batısından Hindistan’a kadar<br />

uzanan geniş ve görkemli bir imparatorluk kurdu.<br />

Kralı Darius gücünün zirvesindeyken başkent<br />

Persepolis’te, bugün İranlıların Taht-ı Cemşid olarak<br />

adlandırdıkları büyük bir taht ile güç ve görkemini<br />

simgeleyen etkileyici saray kompleksi yaptırdı.<br />

Mezopotamya mimarisinden ilham alarak MÖ 518-<br />

516 yılları arasında yapılan saray, İran tarihinin en<br />

görkemli döneminin izlerini taşıyordu. Persepolis’te<br />

kral sarayları, taşıma toprakla yapılan, 473 metre<br />

uzunlukta, 86 metre genişlikte ve 13 metre yüksekliği<br />

olan yapay bir tepe üzerinde kurulmuş. 150 yıl<br />

boyunca yapımı süren Persepolis, Darius’tan sonra<br />

tahta çıkan I. Serhas (Xerxes) ve Artakserkses (Ardaşir)<br />

tarafından büyütülmeye devam edilmiş. Aslında<br />

Ülkenin her köşesi tarih kokar gibi....<br />

Shiraz’a veda edelim, çünkü Kish adası bizi bekler...<br />

Şah Muhammed Rıza Pehlevi döneminde 1979’a<br />

kadar adanın temelinin zemini sadece saltanat için<br />

atıldığı belli oluyor. 40 yıl önce yapılan oteller, binalar<br />

yıkılıyor sanki... 38 yıl önce tarih durmuş ve yine<br />

yeniden her şey canlanıyor gibi adeta, her şey müze<br />

haline gelmeden devam edilmiş. Batık bir Yunan<br />

gemisi mi ararsınız, eski tarih mi... Harire antik kenti,<br />

pek çok kaynağa göre, İran’ın önemli şairlerinden<br />

Sadi’nin Gülistan’ında geçen kenttir. İranlı ve Arap<br />

tarihçilere göre kent, adanın kuzey merkezinde<br />

kurulmuştur. Kalıntılar da günümüzde bu bölgede<br />

yer almaktadır. Adanın tarihini soluyabilmek için,<br />

bu bölge, göreceğimiz yerler arasında. Antik kentin<br />

yakınında kurulmuş olan Green Tree’de, dinleme<br />

vakti gelmiş oluyor.<br />

Qeshme adasına da gidip Portekiz kalesini görmeden<br />

edemeyeceğim diyenler için ne yazık ki bu tarihi<br />

koruyamamışlar, olan olmuş, gerçekten sadece<br />

minimal bir kalıntı kalmış. Hissedilen 54 derece<br />

sıcaklıkta adanın diğer yarısında ilerlemek ne<br />

mümkün. Yıldız Vadisine de uğramadan olmazdı.<br />

Bir söyleme göre bir meteor düşmüş ve muhteşem<br />

kalıntılar yaratmış... Söylemedi demeyin, adanın<br />

bir tarafından diğer tarafına giderken yol üzerinde<br />

bulunan petrol üretimi ve çıkarma çalışmaları ve aynı<br />

zamanda yakılan gazların ardından da Mangroov<br />

Ormanları göründüğünde, adeta çölün ortasında<br />

Amazon ormanlarına geçer gibi oldum… Anlatılmaz<br />

yaşanır. Yemek kültürlerine gelince; kuzunun, safran<br />

kokulu pilav ile sofrada dansı muhteşem bir görüntü<br />

sergiliyor, dürüst olmak gerekirse kuzu eti ile pek<br />

aram olmadığını itiraf etmeliyim ama denemeden<br />

yapamadım tabi ki; Evet İranlılar bu kuzu, kırmızı et<br />

konusunda ve safranlı pilav konusunda uzmanlaşmış.<br />

Kolay madalya vermem ama İranlılar bu işi iyi<br />

biliyorlar! Daha İran’da gezilecek çok yer var onu<br />

anladım, bu ilk gezim oldu... Ömür yeterse daha da<br />

fazla olacak... İsfahan’ı var, Yazd var, Masshad var, var<br />

da var... Sevgi & Saygı ile kalın.<br />

Asım<br />

TOPÇUOĞLU<br />

Bir seyyahın rüyası<br />

geziyorum 12<br />

Merak içgüdüsel bir duygudur, keşfetmek de<br />

seyahatin kamçısı. İnsanoğlu bu duyguların kendisini<br />

hareketlendirmesiyle yeni yerler, kendine benzemeyen<br />

farklı insanlar ve onların kültürlerini ve tarihlerini tanımak ve<br />

öğrenmek istemiştir.<br />

Gerçi, geçmişe bakıldığında en çok temel ihtiyacı olan<br />

barınma ve beslenme sorunlarını çözmek için kısa mesafelere<br />

hareket ederek yolculuklar da yapmışlardır. Bunu seyahat<br />

olarak adlandırmak belki yanlış olur ama elde etmek<br />

istediklerine ulaşıncaya kadar gördükleri ve yaşadıkları bir<br />

turizm hareketi <strong>sayı</strong>labilir.<br />

Günümüz ifadesine göre tanımlayabileceğimiz seyahat<br />

kültürleri tarihi M.Ö. 4000 yıllarında başlar.<br />

Tarihin yapraklarına bakıldığında, paranın kullanımından<br />

önce ticaret yapmak ve ellerindeki ürünleri değiş tokuş<br />

maksatlı gezen seyyahların ve uygarlıkların var olduğunu<br />

biliyoruz. Bunların en eskisi olarak deniz yoluyla ticaretlerini<br />

gerçekleştiren Fenikeliler gelir.Onlar, bilinmeyen denizlerde<br />

yol aldıkça yeni yerler keşfetmişler ve buralarda yeni<br />

yerleşim birimleri kurarak yaptıkları ticareti geliştirmek için<br />

seyahatlerini ona göre planlamışlardır.Ve gittikleri her yere<br />

öyle adlar vermişlerdir ki, bu adlara bakarak da bir ülkede ne<br />

gibi zenginlikler olduğunu anlamak mümkün olmuştur.<br />

Ayrıca, ilkçağ turizm tarihinin kayıtlarındaki önemli olaylardan<br />

birisi de M.Ö. 334 de Büyük İskender himayesinde<br />

oluşturulan bugünkü Efes bölgesindeki yörelerde yapılan<br />

şenlikleri ve gösterileri izlemek ve görmek hem de eğlenmek<br />

maksadıyla gelen binlerce turistin akın etmesi olmuştur.<br />

Akrobatları, vahşi hayvanları, sihirbazları izlemek için yalnız<br />

bir tek dönemde bile yedi yüz binin üstünde turistin geldiğini<br />

kayıtlarda görmek mümkündür. Bu bölgelerdeki kalıntıların<br />

değeri günümüzde korunamasa da dünya turizmi ve<br />

tarihi için çok önemli bir yeri her zaman mevcuttur. Büyük<br />

İskender’in hayallerinin izleri hala Anadolu’da ve Dünyanın<br />

birçok noktasında taşınmaktadır.<br />

Turizm sayfalarındaki diğer gelişmelerden biri de<br />

Romalılardır. Çünkü insanların merak, eğlenme,<br />

sağlık,dinlenme ve kültürel faktörlerin etkisi ile yaşadıkları<br />

bölgenin dışına seyahat eden ilk Romalılar olduğunu tarih<br />

kayıtlarından öğreniyoruz. Bunun en büyük nedeni,onların<br />

döneminde ticaret ağının ve yollarının genişlemesiyle refah<br />

seviyesinin artması ve Roma Parasının her yerde geçmesi ve<br />

güçlü olmasıdır.<br />

O dönemlerde doğuda İslamiyetin doğuşu ile başlayan Kabe<br />

ziyaretleri de insanların tarihi yapıları ve çevreyi gezmeleri ve<br />

geri döndüklerinde bunu anlatmaları da turizm hareketlerinin<br />

genişlemesini sağlamış, günümüze kadar taşınmıştır.<br />

Biz de seyahat denince tabi ki seyyahların gezginlerin piri<br />

Evliya Çelebi gelir. O, yaklaşık elli yılı gezmek ve dolaşmakla<br />

geçen ve onları seyahatnamesinde sosyolog, edebiyatçı ve<br />

tarihçi üsluplarla paylaşarak şimdiki gezginlere ışık tutan çok<br />

önemli bir değerdir…<br />

Evliya Çelebi Seyahatname’nin girişinde seyahate duyduğu<br />

ilgiyi anlatırken bir gece rüyasında Sevgili Peygamberimiz<br />

Hazreti Muhammed’i gördüğünü, ondan “şefaat ya<br />

Resulallah” diyerek şefaat isteyecek yerde, şaşırıp “seyahat ya<br />

Resulallah” dediğini, bunun üzerine Sevgili Peygamberimizin<br />

ona gönlünün uyarınca gezme, uzak ülkeleri görme imkanı<br />

verdiğini yazar ve turizmin geleceğine rehberlik eder…


13 geziyorum<br />

Sayı: 4 Yıl: 1 / <strong>Haziran</strong> 2017<br />

www.hotelgazetesi.com<br />

Lüks sınırlarını ne kadar zorlayabilir?<br />

Bunun cevabını vermek zor. Tıpkı kalite<br />

kavramının gerçekte ne olduğu göreceli<br />

olduğu gibi, lüks de oldukça göreceli bir<br />

kavram. Haliyle lüksün sınırları da kişiden<br />

kişiye değişir. Koskoca Sultanahmet<br />

bölgesinde ikinci 5 yıldızlı otel. Çemberlitaş<br />

tramvay durağından kapalıçarşının tersi<br />

istikamete yürür, Marmara Denizi’n doğru<br />

inerseniz binalar arasından çölde bir vaha<br />

gibi karşınıza çıkıyor Ajwa <strong>Hotel</strong>...<br />

Ömer Koray<br />

ÜNAL<br />

Girer girmez Selçuklu mimarisinin<br />

esintileri ile karşı karşıya kalıyorum.<br />

Girişte muazzam bir kapı ve harikulade<br />

bir avize karşılıyor beni.<br />

Her iki ikram alanında da dikkatimi<br />

çeken masa ve sehapların sedef kaplı<br />

özel bir ağaçtan yapılmış olması. Bu<br />

harikulade işlemeler otelin tamamında<br />

mevcut. El işi ve otele özel olarak imal<br />

edilerek Şam’dan getirtilmiş. Otelin<br />

kütüphanesinden, pastanesine; standart<br />

odalarından, sultan dairesine kadar her<br />

yerde bu muntazam eserler misafirlerin<br />

hizmetine sunulmuş.<br />

Avize otelin şanıdır. Otelin girişinde<br />

nasıl bir avize ile karşılaşıyorsanız o<br />

size o otel hakkında bilgi verecektir.<br />

Oldukça şık, sade ve devasa bir avizeydi<br />

Ajwa’nın girişindeki. Öyleyse diyorum<br />

otel şık ve sade döşenmiş olmalı ama<br />

hiçbir masraftan da kaçınılmamış olması<br />

gerekir...<br />

Avizenin altında resepsiyon bölümünü<br />

sağınıza alarak ilerliyorsunuz. Hemen<br />

solda üç çeşit hurma ve zemzem suyu<br />

ikramı var. Ajwa’da bir hurma çeşidinin<br />

ismi. Hz. Muhammed Medine’de dikmiş<br />

ve şifa dağıtmış bu hurma. İkram edilen<br />

hurmalardan bir çeşit de otelin adını<br />

aldığı Ajwa.<br />

Bu alanın hemen yanında alkolsüz<br />

parfüm sunuşu var. Burada da<br />

Türkiye’de yalnız bir maazada satışı<br />

yapılan ve şişe fiyatı 3.000 lirayı bulan<br />

özel kokular ücretsiz olarak sunuluyor<br />

otelin misafirlerine...<br />

Alkolsüz bir konspet ile mistik bir<br />

havada hizmet sunun bu otelde tavanlar<br />

Selçuklu ve Osmalı mimarisine göre şekil<br />

almış Bazı odalarda 18. yy’da Osmanlı<br />

Camiilerinde gördüğümüz ahşap<br />

kabartmalar mevcut iken, bazı odaların<br />

tavanında kalem işçiliğinin en nadide<br />

örneklerini görebilirsiniz.<br />

Hemen her bölgesinde duvarları<br />

süsleyen Azeri Devlet Sanatçılarının<br />

orjinal tabloları bulunan Ajwa, otelin<br />

çatısında harikulade bir Azeri restaurantı<br />

bulunuyor. Manda yoğurdu, süt ve<br />

süt ürünlerinin fazlaca yer edindği<br />

bu mutfakta şu sıralar muntazam<br />

iftar sofraları, Azeri geleneğine göre<br />

sunuluyor.<br />

Oteli gezerken bu mutfağın şefi her<br />

yörenin kendine has peynirlerini<br />

getirdiklerini ve tamamen organik<br />

olarak sunulduğunu belirttiği bir peynir<br />

arabalarının olduğunu söyledi ve<br />

Ramazan ayından sonra beni kahvaltıya<br />

davet etti. Bakalım gidip tadacağım.<br />

Eşsiz Marmara Denizi manzarasında<br />

farklı bir kahvaltı deneyimini yaşamak<br />

istiyor ve merakla bekliyorum.<br />

Gelelim otelin Sultan dairesine...<br />

Harika, müthiş ve olağaüstü! Sultanlara<br />

layık bir daire. Hemen girişte kocaman<br />

bir avize var. Tavanlar kalem işlemeleri<br />

ile bezeli. Eminim türünün tek örneği...<br />

Otelin genelindeki Şam mobilyaları ve<br />

sedef işçilik burada da var. Yerlerde<br />

İran halıları mevcut. Yine İran halısı<br />

otelin pek çok yerinde karşıma çıktı.<br />

Eşssiz bir duruşu var. Bununla birlikte<br />

darenin armatürleri altın kaplama.<br />

Banyo bölümünde İznik’te imal edilen<br />

seramikler var. Otelin her odasında<br />

olduğu gibi Sultan Dairesi’nde de<br />

klozetin yanında bir bide mevcut. Peki<br />

bu anlattılarım sizin lüks tanımıza ne<br />

kadar uyuyor?<br />

Sultanahmet bölgesindeki Ajwa<br />

<strong>Hotel</strong> kapılarını tüm bu güzellikleri ile<br />

turistlere açmış. Hayırlı olsun. Umuyor<br />

ki bekledikleri potanisyele kavuşur,<br />

60 odaya sahip otellerinde istedikleri<br />

doluluğa erişirler. Ülkemizde böyle bir<br />

yatırımın olması beni gurulandırdı.


Sayı: 4 Yıl: 1 / <strong>Haziran</strong> 20172017<br />

www.hotelgazetesi.com<br />

4<br />

ZAFER YENER’e<br />

Ebru YENER<br />

Öncelikle herkese merhaba.<br />

Tüm annelerin geçmiş anneler<br />

gününü kutluyorum. Ve bu hafta<br />

için babaların babalar gününü de<br />

kutluyorum..<br />

Bu yazım babalar gününe denk<br />

geldi… En hassas, yaralı olduğum<br />

konu bu. Çocuk yapacaklara örnek<br />

olur belki bu yazım.Yada benim gibi<br />

babası olan varsa nasıl bir enkaz<br />

yarattığını daha net görür diye<br />

düşündüm..<br />

Baba gibi babanız varsa ona sımsıkı<br />

sarılın o sevginin tadını çıkarın.. Bir<br />

kız evladı için en önemli şey baba<br />

sevgisi inanın. Bu sevgi eksikse,<br />

özellikle kız çocuklarının hayatları,<br />

seçimleri buna göre şekilleniyor.<br />

Ben drama vs sevmem ama çok zor<br />

bir çocukluk ve genç kızlık geçirdim..<br />

Hoş hayatım hiçbir dönem kolay<br />

olmadı. Kavga, kıyamet dolu bir ev<br />

hayatı, sevgi, neşe mutluluk yok.<br />

Hep öfke, hep kavga, hep nefret<br />

kin gözyaşı… Hem annemden hem<br />

babamdan her gün ama her gün<br />

dayak yiyoruz. Ben de, kardeşim de,<br />

bir ara dayağımızı yesek te uyusak<br />

diyoruz.. Düşünün, tımarlanmışız<br />

yani... İyi kalbe sahip anne ve<br />

babam var aslında. Asla kötü<br />

insanlar değiller… Çevremdeki anne<br />

ve babaları görünce çocuklarına o<br />

sevgilerini, davranışlarını görünce,<br />

benimkilere öyle kızıyorum ki.<br />

Öyle içerleniyorum ki… Aileni<br />

seçemiyorsun maalesef. Şimdi daha<br />

iyi anlıyorum annem ve babam<br />

birbirlerini hiç sevememişler. Bu<br />

mecburen devam eden evliliğin<br />

hıncını bizlerden çıkarmışlar.<br />

Babamla ilgili hatırladığım o kadar<br />

az güzel şey varki… 5-8 yaşım arası<br />

hatırladığım güzel şeyler, başka<br />

da yok zaten…Mesela babamın<br />

Arabistan dönüşü hediye getirdiği<br />

kemik bebek.. Mesela ben bademcik<br />

ameliyatı olduğumda sadece baba<br />

diye bağırmam, babamın bana ilk<br />

kez canım kızım dayan demesi.<br />

Duyduğum tek güzel laf buydu<br />

sanırım babamdan… Mesela<br />

babamın beni deniz kenarına<br />

götürüp taş atmamız…Hatırladığım<br />

başka hiçbir şey yok hafızamı<br />

zorluyorum...<br />

Öyle zor, acılı günler geçirdim ki…<br />

18ime girdiğim gün evden kaçtım<br />

dayanamadım .Yine Allah’ın sevgili<br />

kuluymuşum, çok kötü yollara zor<br />

durumlara düşebilirdim.. Allah hep<br />

yanımdaydı şükürler olsun. Ciddi<br />

bedeller ödedim, hala ödemeye<br />

devam ediyorum… Allah benim<br />

yanımda olsun bana ne reva görürse<br />

razıyım… Yeter ki elleri üzerimde<br />

olsun.<br />

Şu an yazarken bile kötü oluyorum<br />

inanın, kolay kolay ağlamam ama şu<br />

an çeşmeler fora. 18 yaşıma kadar<br />

babamın bir türlü yoluna girmeyen<br />

işleri sayesinde varlık ta gördük<br />

yokluk ta.. Çoğunlukla çok zor günler<br />

geçirdik.. Babam 68 kuşağı bir<br />

ODTÜ’lü bir elektrik elektronik yüksek<br />

mühendisi. Onun o sol ev yönetimi,<br />

sistemi ile büyüdük. Sorun yok, evde<br />

idareyi sağlamak için doğru sistem<br />

belki. Yargılamıyorum…<br />

Ben 19 yaşımdayım, İstanbul’da<br />

yaşıyorum artık. Erkek kardeşimden<br />

bir telefon; ‘abla hemen gel, annemle<br />

babam boşandılar.’ O zaman erkek<br />

arkadaşımın arabasını alıp, 4 saatte<br />

İzmir’e nasıl geldim hatırlamıyorum.<br />

Annem perişan… Babam, hiç<br />

unutmam battaniyenin altına girmiş<br />

oturduğu koltukta..<br />

Babama sorduğum tek soru baba<br />

neden dedim.. Ben anneden evvel<br />

başkasına aşıktım dedi… Ve daha bir<br />

ton şey söyledi, yazmıyorum nefret<br />

edersiniz kendisinden…<br />

Annemi daha evvel aşık olduğun<br />

kadın için boşuyorsun.. Boşanmadan<br />

1 yada 2 ay sonra ekonomik özgürlüğü<br />

olmayan, geliri olmayan karını,<br />

çocuğunu ve çocuğunun annesini<br />

evden kovmak ne demek? Ben zaten<br />

kendime zor bakıyorum anneme<br />

arada para yollayabiliyorum..<br />

Annemlere, yeni bir eve nasıl<br />

bakacağım? Ne yapacağız? Size o 1 yıl<br />

çektiğimiz sıkıntıyı anlatamam. Allah<br />

düşmanıma vermesin, yaşatmasın..<br />

Çok ama çok zor günlerdi… İşte o<br />

sırada 13 yıl beraber olduğum Bilgin<br />

bey gökten peygamber gibi düştü<br />

üzerimize… Ailemi o kurtardı, Allah<br />

milyon kere razı olsun. Eskiden<br />

sevdiğim adamdı şimdi babam,<br />

annem, sırdaşım, dostum… Anneler<br />

gününde de, babalar gününde de<br />

onu arar kutlarım Ona sormadan<br />

hiçbir şey yapmam. Bir erkek<br />

arkadaşım mı olacak, ona sorarım,<br />

ya da resmini gösteririm, o okey<br />

verirse olurum. Yaşayamadığım<br />

baba sevgisini, bana bir nebze de<br />

olsa yaşattı, yaşatıyor Allah bin kere<br />

razı olsun. Ayrılalı 5 yıl oldu ona<br />

dua etmediğim bir gün yok. Allah<br />

ömrümden versin…<br />

EVET böyle bir çocukluk ve<br />

sonuç enkaz bir Ebru.. Hayatta<br />

kimseye güvenemiyor, inanmıyor<br />

evlenemiyor, anne-baba olmayı<br />

düşünmemişim bile… Anne ve baba<br />

bunun hayalini bile kurdurmaya izin<br />

vermemiş... Hayat boyu bir evlat<br />

olarak, anne-baba rolüne girmişsin,<br />

bunları mı düşüneceksin? Sağlık<br />

olsun…<br />

SİZE GÖRE KIYMALI<br />

YUMURTALI PİDE BANA GÖRE<br />

ÇOCUKLUĞUMUN EN GÜZEL<br />

SAATLERİ…<br />

Mesela benim işkolikliğimin<br />

nedeni ZAFER YENER’dir. Beni<br />

6 yaşımdayken beni atölyesine<br />

götürürdü…İlk iş hayatım babamın<br />

transfer baskıları ile başladı. Tiner<br />

kokulu bir atölye, İzmir Çankaya’da…<br />

O kokuyu asla unutamam… Bazen<br />

işe gitmek istemezdim, beni bir<br />

kıymalı yumurtalı pide ile kandırdı O<br />

kıymalı yumurtalı pideyi yiyeceğim<br />

diye bütün gün çalışırdım…<br />

(Yemek yemeyi hep severdim..<br />

Hep…) Ve o sırada o tozu yuttum,<br />

çalışmadan yapabilir miyim? Zafer<br />

Yener’e sadece bunun için teşekkür<br />

edebiliyorum…<br />

LÜTFEN;<br />

Çocuğunuzu dövecekseniz<br />

şiddet uygulayacaksanız çocuk<br />

yapmayın…<br />

Çocuk rızkı ile gelir deyip ona zor<br />

bir hayat yaşatmayın.<br />

Çocuğunuzu çalıştıracaksanız,<br />

çocuk yapmayın.<br />

Hastalığımda bakar diye çocuk<br />

yapmayın.<br />

Ölene kadar sevecekseniz sahip<br />

çıkacaksanız çocuk yapın…<br />

Ailece aynı masada yemek<br />

yiyecekseniz çocuk yapın.<br />

Birbirinizi tanımadan çocuk<br />

yapmayın…<br />

Bir adamı elinizde tutacaksınız<br />

diye çocuk yapmayın.<br />

Zengin adam diye ticari çocuk<br />

yapmayın..<br />

PS:Geçenlerde Mustafa Ceceli’yi<br />

örnek boşanma diye İnstagram ve<br />

Facebookta paylaşmıştım. Allahım<br />

ne kötü tepki verdi herkes. Benim<br />

paylaşma nedenim, ekonomik<br />

özgürlüğü olmayan bir kadını<br />

anneyi EKONOMİK ANLAMDA<br />

mağdur etmeden boşamasıydı<br />

sadece. Şu yazımdan sonra<br />

cevap belirli yerlere ulaşmıştır<br />

sanıyorum. Aldatmak? Aldatılmak<br />

iğrenç... Hanımefendi dilerim tez<br />

zamanda toparlar…


15 geziyorum<br />

5<br />

ANTEP’İN<br />

YILDIZLI<br />

HANLARI<br />

OTEL<br />

AYARINDA<br />

HAMAMLARI MI,<br />

KEBAPLARI MI?<br />

TABİ Kİ KEBAPLARI.<br />

Sayı: 4 Yıl: 1 / <strong>Haziran</strong> 2017<br />

www.hotelgazetesi.com<br />

Yine Çarşı Kadın ekibi ile yapmış<br />

olduğumuz seyahatlerde, Gaziantep’i<br />

ziyaret etme şansım oldu. Daha evvel de<br />

gitmiştim ama arkadaşımın annesinin<br />

hastalığı nedeni ile hastanede geçmişti<br />

ziyaretim. Mardin üzerinden kara yolu<br />

ile akşam saatlerinde 3-4 saatte ulaştık.<br />

Hışvahan isminde bir butik otel tercih<br />

ettik. İçeri girdiğimizde konak şeklinde<br />

bir mekan, muhteşem bir dekorasyon…<br />

Ünlü mimar Mahmut Anlar tabiri caizse<br />

uçmuş. Bayıldım, bayıldım, bayıldım.<br />

Burası eski bir han. Eskiden han olarak<br />

kullanılan konakta, aynı zamanda<br />

eskiden susam öğütülürmüş. Burayı<br />

bir oda haline getirmişler, ziyaretçilere<br />

özel gösteriyorlar. Gaziantep’in<br />

ünlü ailelerinden, Özmen ailesinin<br />

işletmesindeki otelin içinde, Develik<br />

restorant gerek mutfağı gerek dekoru<br />

ile muhteşem. Cam giydirme yerlere<br />

dikkat, benim başım döndü o bölüme<br />

oturmadım..<br />

Ertesi gün öğle yemeğimizde İmam<br />

Çağdaş’ta tabi ki ALİ NAZİK yiyoruz. Ben<br />

sanırım 1 dakika içinde bütün tabağı<br />

bitirdim… Rejim işim olduğu için çok<br />

fazla restoran yapamadım…<br />

BU ŞEHRE BİR KADIN ELİ<br />

DEĞDİĞİ BELLİ…<br />

Fatma Şahin bir Gaziantepli olarak<br />

memleketini ihya etmiş. Sayısız<br />

muhteşem projesi ile halkın gönlünde<br />

taht kurmuş. Özellikle Büyükşehir<br />

Belediyesi bünyesindeki yönetici<br />

hanımlarla birlikte koordine yürütülen<br />

‘’HAYDİ KIZLAR YÖNETİME’’ projesi kız<br />

öğrencileri yüreklendirmeyi, yönetimde<br />

kendilerinin de yer alabileceği bilincini<br />

oluşturmayı hedefliyor. Kızlarımıza<br />

özgüven ve girişimci ruhu aşılanıyor<br />

bir nebze. Böyle kadınlarımız oldukça<br />

kaç kız çocuğu kazanır, kurtarırız biliyor<br />

musunuz? Turizm için hem gastronomi<br />

hem de arkeolojiye modlanmış ve<br />

çok doğru da yapmış.. Sayısız konak<br />

restorasyonu ile tertemiz bir şehir<br />

yaratmış.. Tebrikler Fatma Şahin..<br />

TAK TAK TAK TAK…<br />

Senkronize çalan bu senfoni gibi ses<br />

Bakırcılar Çarşısı’ndan geliyor elbette..<br />

Ama çarşı bomboş, esnaf mutsuz,<br />

yorgun.. Ekonomi bozuk, alım gücü<br />

düşük, turizm bitik. Bir de üstüne<br />

Bookingi kapatıyorsun. Gaziantep,<br />

Osmanlı döneminde önemli bir ticaret<br />

merkezi olarak bilinmektedir. 16.<br />

yüzyılda bu canlı, imalat ve ticaret hayatı<br />

içerisinde bakırcılık ta büyük öneme<br />

sahip.<br />

Bu dönemde Gaziantepli bakırcılar,<br />

Osmanlı İmparatorluğu sınırları içindeki<br />

diğer bakırcılık merkezlerini yakından<br />

takip etmiş ve bunların bazılarından<br />

esinlenmişlerdir. Gaziantep’te üretilen<br />

bakır eşyalar, özellikle yüzyılın ikinci<br />

Benim gibi gezginseniz, kurtaracak kadar yabancı diliniz varsa,<br />

tek başınıza seyahati seviyorsanız, nereden otel bakacağız?<br />

Tabi ki Booking.. Hem yurtdışı hem yurtiçi kullanmış olduğum<br />

muhteşem bir sistem. Benim gibi zor beğeniyorsanız, ıcık cıcık<br />

araştırıyorsanız, yorum ve resim istiyorsanız, bu uyguluma<br />

kesinlikle yararlı.. Ben teknolojiyi çok sevmem ama bazı<br />

uygulamalar var ki hayat kurtarıcı. Artık her şey digitalde,<br />

mobilde. 2017 senesindeyiz. Millenuma gireli 17 yıl oldu, ben<br />

bile 39 oldum..<br />

Kapama nedeni haksız rekabet. Pardon neyin haksız rekabeti?<br />

Atıyorum ben Booking’den herhangi bir otele rezervasyon<br />

yaptım, otel bana fatura kesiyor, vergi ödeniyor. Sen devlet<br />

olarak Booking’i denetleyemiyorsan bu senin eksiğin… Booking<br />

sadece hizmet satıyor. Bu hükümet güzel işler de yapıyor ama<br />

bazen de saçmalıyor. Kafalarının basmadığı Türkiye’de şubesi<br />

yarısında önemli bir ticaret malzemesi<br />

haline gelmiş.<br />

Bu dönemde Gaziantep’ten Adana, Urfa,<br />

Malatya, Halep, Antakya ve Şam’a bakır<br />

eşya gelmiştir. Bakırcılığın ve Bakırcılar<br />

Çarşısı’nın nesilden nesile devam<br />

etmesi, geliştirilmesi amacıyla Gaziantep<br />

Büyükşehir Belediyesi ve ÇEKÜL Vakfı’nın<br />

hazırlamış olduğu “Bakırcılar Çarşısı Sokak<br />

Sağlıklaştırma Projesi”, bugüne kadar<br />

Bakırcılar Çarşısı için atılmış en büyük<br />

adımdır. Bu proje ile Gaziantep Büyükşehir<br />

Belediyesi’ne 2007 yılında Tarihi Kentler<br />

Birliği ve Çekül Vakfı tarafından ödül<br />

verilmiş… Buraya muhakkak uğrayın ve<br />

esnafı sevindirin derim.<br />

BOOKİNG’İN KAPANMASI TURİZM SEKTÖRÜNÜN BİTMESİDİR KATLİAMDIR…<br />

olmayan her şeyi kapatıyor. Acenteler zor durumda… Pardon<br />

kaç tane acente kaldı? Ekstra yıllarca fahiş fiyatlarla otel satıldı<br />

bizlere. Gerçek fiyatları bu uygulama ile öğrendik… Uçak<br />

biletlerini bile en uygun fiyatla bu fırsat sitelerinden alıyoruz.<br />

THY’den bilet atıyorum 300 TL, aynı bilet Skyscanner’da 200 TL.<br />

Peki ya küçük işletmeler ne olacak, pansiyonlar, butik aile<br />

işletmeleri? Biri yazmıştı bulamadım, direk kopyalayıp<br />

paylaşacaktım…<br />

Genç girişimci bir çocuk yazmış. “Ailemle 3 yıldır 4 odalı<br />

bir pansiyon işletiyorum, Booking sayesinde ummadığımız<br />

müşterilerimiz oldu. Geçen sene kredi çektim odaları yeniledim<br />

ve 2 oda daha ekledim. Hesaplarıma göre 2 yıl sonra kara<br />

geçecektim.. Booking’in kapanması her şeyi mahfetti…” Ne<br />

yapacak şimdi bu çocuk? Nasıl ödeyecek kredisini? Sezonları<br />

zaten 3 ay 4 ay.. Yazık diyorum, olan hep küçük esnafa oluyor.


Sayı: 4 Yıl: 1 / <strong>Haziran</strong> 2017 www.hotelgazetesi.com<br />

stk<br />

16<br />

Turizm sektörüne ivme kazandırmak için yapılan çalışmalara bir yenisi daha eklendi<br />

DUAYENLERDEN POYD İSTANBUL’A TAM DESTEK<br />

Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği POYD İstanbul, faaliyetlerini tüm hızıyla sürdürüyor. Derneğin İstanbul<br />

Bölgesi Yürütme Kurulu Başkanlığına getirilmesinin ardından, sektöre uzun soluklu katkı amacıyla bir<br />

dizi proje planlayan Muhammed Cüntay, bu projeleri birer birer hayata geçirmeğe başladı. Taksim Naz City<br />

<strong>Hotel</strong>’de düzenlenen ‘Duayenlerle Buluşma Toplantısı’nda, sektörün geleceğine yönelik fikir alışverişinde<br />

bulunuldu. Toplantıya, bu sektöre yıllarını vermiş isimlerden Naci Gedik, Günanç Gürkaynak, Tuncay Marlalı,<br />

İhsan Türkus, Berfend Ber, Ferit Volkan, Savaş Kutkan, Savaş Gürsel, Yusuf Yürüten ve Dilaver Doğru katıldı.<br />

CÜNTAY: TOPLANTILAR<br />

PERİYODİK HALE GELECEK<br />

POYD Bölgesel Yürütme Kurulu<br />

Üyesi Kaan Erbaşar; toplantının<br />

amacının sektörün duayenlerinin<br />

fikirlerini almak ve POYD İstanbul’un<br />

faaliyetlerini duayenlerle paylaşmak<br />

olduğunu söyleyerek sözü POYD<br />

İstanbul Bölgesel Yürütme Kurulu<br />

Başkanı Muhammet Cüntay’a verdi.<br />

Başkan Cüntay, konuşmasına POYD<br />

İstanbul’un kuruluş nedenlerini,<br />

faaliyetleri ve hayata geçirecekleri<br />

projeleri anlatarak başladı.<br />

Katılımcılara POYD İstanbul’un<br />

Yürütme Kurulu’nu tanıtan<br />

Cüntay, bu ekibi oluştururken<br />

İstanbul’un farklı noktalarındaki<br />

otel yöneticilerine eşit olarak<br />

ağırlık vermeyi göz önünde<br />

bulundurduklarını belirtti. POYD<br />

İstanbul’un amaç ve faaliyetlerini<br />

katılımcılarla paylaşan Cüntay,<br />

turizm öğrencileri için başlattıkları<br />

“Kariyer koçluğu” projesi hakkında<br />

da bilgi verdi. Geçtiğimiz günlerde<br />

Medeniyet Üniversitesi’nde<br />

başlattıkları projeyi İstanbul, Kültür<br />

ve Nişantaşı Üniversitesi ile devam<br />

ettirmeyi planladıklarını anlatan,<br />

Cüntay, orta ve üst düzey otel<br />

yöneticilerinin projede koç olarak<br />

görev alacağını vurguladı.<br />

Cüntay; diğer yandan lisans mezunu<br />

olan otel yöneticileri için farklı<br />

üniversitelerle “tezsiz yüksek lisans”<br />

programlarını hayata geçirmek<br />

için projeler yürüteceklerini<br />

belirtti. Sektörün duayenleriyle<br />

düzenledikleri bu ilk “istişare<br />

toplantısı”nı periyodik hale getirip;<br />

daha sıklaştıklarını söyleyen Cüntay;<br />

sektörün tüm paydaşlarının<br />

fikirlerini paylaşacakları bir platform<br />

oluşturacaklarını ifade etti.<br />

ÇALIŞMA GRUPLARI<br />

OLUŞTURULACAK<br />

Ortadoğu pazarına yönelik “know<br />

how” oluşturmak için sektörün<br />

tüm aktörlerinin yer aldığı çalışma<br />

grupları oluşturacaklarını anlatan<br />

Cüntay, bu projeyle pazarın<br />

ihtiyaçlarına uygun çözümler<br />

ve yol haritaları çıkaracaklarını<br />

söyledi. Bunu yaparken Ortadoğu<br />

pazarına yönelik faaliyet gösteren<br />

otellerin çalışanından transfer<br />

yapan acentenin şoförüne<br />

kadar geniş bir kesime eğitim<br />

vereceklerine değinen Cüntay,<br />

ayrıca pazarın dinamiklerine uygun<br />

tanıtım ve pazarlama stratejileri<br />

üreteceklerinin altını çizdi.<br />

Turizm sektörünün tecrübeli isimlerini bir araya getiren POYD İstanbul, onların tavsiyelerini not aldı.<br />

Katılımcılara teşekkür eden Başkan Muhammet Cüntay, bu toplantıların periyodik hale geleceğini söyledi


17 stk<br />

Sayı: 4 Yıl: 1 / <strong>Haziran</strong> 2017<br />

www.hotelgazetesi.com<br />

POYD’A ÖNEMLİ MİSYON<br />

Cüntay’ın konuşmasının ardından<br />

söz alan isimler tecrübelerinden<br />

yola çıkarak tavsiyelerde bulunurken,<br />

POYD İstanbul’un projelerine<br />

destek verdiklerini söylediler.<br />

ilk olarak söz alan Tuncay Marlalı,<br />

her şeyden önce konaklama sektörüne<br />

yönelik bir meslek yasasının<br />

oluşturulamamasına dikkat çekti.<br />

“Şu an için bir yasal prosedüre bağlı<br />

olmadan çalışıyoruz” diyen Marlalı,<br />

POYD İstanbul’un çalışmalarında,<br />

hukuki<br />

düzenlemelerin<br />

hazırlanmasına da ön ayak olması<br />

gerektiğinin altını çizdi. Marlalı, bu<br />

tarz kuruluşların siyasi karar alıcılara<br />

yol gösterici ve teşvik edici çözüm<br />

sunması gerektiğini söyledi.<br />

GÖREV PAYLAŞIMI SAĞLIKLI<br />

OLMALI<br />

Ramada Plaza Genel Müdürü<br />

Şavaş Kutkan ise, POYD İstanbul’un<br />

çok önemli projelere imza<br />

atmayı hedeflediğini, bunun için<br />

dernek bünyesindeki ekibin geniş<br />

tutulmasına ve görev paylaşımının<br />

sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesi<br />

gerektiğine dikkat çekti.<br />

Kutkan’dan sonra söz alan Otel<br />

Yatırım Danışmanı Ferit Volkan,<br />

POYD İstanbul’un öncelikli hedefinin<br />

otel yöneticilerine sektörde daha rahat<br />

nasıl bir yol izleyebileceklerinin<br />

önünü açması gerektiğini vurguladı.<br />

Günanç Gürkaynak ise “En kötü zamanlar,<br />

en iyi hedeflere ulaşmak için<br />

en iyi adımları atma zamanıdır. Bu,<br />

sizler için önemli bir avantaj” diyerek<br />

sözlerine başladı. Şu an için konaklama<br />

sektörü yöneticilerinin bir çatı<br />

kuruluşa ihtiyacı olduğunu belirten<br />

Gürkaynak; “Projeler çok güzel ancak,<br />

çok geniş kapsamlı. Biraz daraltmakta<br />

fayda var” dedi.<br />

EN ÖNEMLİ STRATEJİ<br />

ODAKLANMAK<br />

Türkiye’de konaklama sektörünün<br />

kısa zamanda önemli bir mesafe<br />

kaydettiğini söyleyen Naci Gedik,<br />

“Türkiye’de turizm endüstrisi büyük<br />

bir potansiyele sahip, ama 21.<br />

yüzyılın en önemli yönetim stratejisi<br />

“odaklanmak”tır. Bir işin yönetilebilir<br />

olması iyi projelendirilmesinden<br />

geçer. Bu nedenle stratejileri belirlerken<br />

dikkatli olunması gerekir” diye<br />

konuştu.<br />

Günümüzde konaklama sektöründe<br />

eğitimin önemine dikkat çeken Gedik;<br />

POYD İstanbul’un öncelikle<br />

personel eğitimi sorununa yönelmesi<br />

gerektiğini belirtti. Gedik, POYD<br />

İstanbul’un ilk olarak SLOT Analizi<br />

yaptıktan sonra hedef ve projelerini<br />

tekrardan gözden geçirmek<br />

gerektiğinin önemli olduğuna dikkat<br />

çekti.<br />

SİZLER GERÇEK<br />

TURİZMCİLERSİNİZ<br />

Konuşmasına POYD İstanbul yöneti-<br />

mini kutlayarak başlayan Ferit Volkan<br />

“Genç bir başkan, dinamik bir<br />

yönetim kurulu.. Her şeyi hayranlıkla<br />

dinledim. Benim tavsiyem, üyelerinize<br />

ve POYD’un kurulma amacında<br />

olan profesyonel elemanlarınıza nasıl<br />

yardımcı olabilirsiniz? İş bulma, referans<br />

verme gibi hedeflere yönlenirseniz,<br />

belki çok küçük ama sonuç<br />

getirecek bir hedef olur. Sizler sahip<br />

çıkılması gereken kişilersiniz, sizler<br />

gerçek turizmcilersiniz, çorbanızda<br />

bir katkım olursa çok mutlu olurum.”<br />

diye konuştu.<br />

GENÇLERİ YENİDEN<br />

HEVESLENDİRMELİYİZ<br />

“Son 2 senedir Türkiye’de bu da mı<br />

olur? dediğimiz her şey oldu” diyerek<br />

sözlerine başlayan İhsan Türkus; bu<br />

projeleri hayata geçirirken bu noktayı<br />

da göz önünde bulundurun tavsiyesinde<br />

bulundu. Türkus; “Geçen iki<br />

senede turist kaybettik, para kaybettik<br />

ama en çok da personel kaybettik.<br />

Göz önünde bulundurulması gereken<br />

bir nokta da bu… Gençlerin, turizm<br />

bölümü öğrencilerinin çoğu kötümser;<br />

bu anlamda gençleri yeniden<br />

heveslendirmeliyiz. Atacağınız<br />

adımlarda bunu da göz önünde bulundurun”<br />

dedi.


Sayı: 4 Yıl: 1 / <strong>Haziran</strong> 2017<br />

www.hotelgazetesi.com<br />

degerlendirme<br />

18<br />

KATAR KRİZİ<br />

ve<br />

ARAPLARI<br />

TANIYALIM<br />

Turizmci olarak, Katar ile diğer Arap<br />

ülkelerinin yaşadığı krizin, Türkiye’yi<br />

etkileyip etkilemeyeceğini, belirsizliğin<br />

nasıl çözüleceğini merak ediyoruz. Bu<br />

konuyu iki açıdan değerlendirmek gerek.<br />

Katar ile diğer Arap ülkelerinin yaşadığı<br />

kriz, daha da büyür ve biz burada ara<br />

bulucu değil de taraf olursak ki olduk<br />

gibi gözüküyor, seçeceğimiz taraf bizi<br />

etkileyebilir. Körfez ülkelerinden gelen<br />

turistlerin büyük çoğunluğu Katar’a karşı<br />

cephe ülkelerinden olan insanlar. Ancak<br />

Türkiye’nin ticari ilişkilerine baktığımızda,<br />

Katar ile ilişkilerimiz iyi derecede. Her<br />

zaman, Suudi Arabistan’dan gelen vatandaş<br />

<strong>sayı</strong>sı, Katar’a göre çok fazla. Türkiye’nin iyi<br />

bir ara bulucu olarak bu süreci yönetmesi,<br />

hem Suudi Arabistan hem de Katar ile<br />

ilişkilerimizin bozulmaması gerek. Oradaki<br />

süreç bizi etkiler.<br />

Peki bu dönem Türk Turizminin bağlı<br />

olduğu Arapları yeterince tanıyor muyuz?<br />

Araplar Türkiye denince hanlarıyla,<br />

boğazıyla, vapurlarıyla, köprüleriyle ve<br />

birçok nadide semtiyle ilk akla gelen<br />

İstanbul’umuzu neden bu kadar seviyorlar?<br />

İstanbul’da kendilerini ne kadar rahat<br />

ve özgür hissediyorlar? En çok nerelere<br />

gidiyorlar, hangi müzeleri, hangi alışveriş<br />

merkezlerini tercih ediyorlar?<br />

1. Boğaz turu (‘Gümüş’ dizisinin çekildiği<br />

tarihi Abud Efendi Yalısı)<br />

2. Topkapı Sarayı (Özellikle Kutsal<br />

Emanetler, Mücevherler ve Harem<br />

bölümleri)<br />

3. Taksim (İstiklal Caddesi)<br />

4. İstinye Park, Forum İstanbul ve Cevahir<br />

(Her şeyi aynı anda bulabildikleri için)<br />

5. Büyükada (Faytona binmek ve denize<br />

girmek için)<br />

6. Sultanahmet Camii, Kapalıçarşı<br />

7. Vialand (Çocuklar için)<br />

8. Maslak’taki Muhteşem Yüzyıl sergisi<br />

9. Eminönü’nde Yeni Camii, Mısır Çarşısı<br />

10. Hocapaşa’da sema gösterisi<br />

-İstanbul’da kendilerini daha rahat ve<br />

özgür hissettiklerini söylüyorlar.<br />

-Türkiye’yi hem Avrupai buluyorlar, hem<br />

de ‘evlerinde gibi’ yaşayabildiklerini<br />

anlatıyorlar. Burayı güvenli buluyorlar.<br />

Gezerken ezan sesi duymak hoşlarına<br />

gidiyor. Gerektiği her an ibadet imkânı<br />

bulabilmeleri iyi geliyor.<br />

-Hemen hemen hepsi Türk dizilerinden ve<br />

bu dizilerde oynayan oyuncularımızdan<br />

çok etkilenmiş.<br />

-Talimhane ve Sultanahmet’tekilerin yanı<br />

sıra Boğaz’daki beş yıldızlı otellere de<br />

rağbet ediyorlar.<br />

-‘Helal’ gıda yiyebilmeleri de tercih sebebi.<br />

-En çok İskender ve simit seviyorlar.<br />

Kumpir için deliriyorlar. Tatlı tercihleri<br />

genelde baklava ama dondurmalıysa.<br />

-İstanbul’un yanı sıra Bursa, Yalova, Bolu,<br />

Abant ve Trabzon’u tercih ediyorlar.<br />

İstanbul’da Anadolu yakasına hemen<br />

hemen hiç geçmiyorlar.<br />

-Doğu Akdeniz yani Levent bölgesinden<br />

gelenler Roma ve Bizans tarihine daha<br />

meraklı, Ayasofya gibi tarihi yerlere<br />

daha çok gitmek istiyorlar. Ayrıca bu<br />

grup keyfine daha düşkün; ilk sordukları<br />

şey Boğaz’da yemek yiyebilecekleri iyi<br />

restoranlar oluyor.<br />

-Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt gibi Körfez<br />

ülkelerinden gelenler daha içine kapalı;<br />

Eşlerini ya da kızlarının yabancı erkeklerle<br />

konuşmasını istemiyorlar, Roma ve Bizans<br />

tarihiyle fazla ilgilenmiyorlar, daha çok<br />

alışveriş merkezlerine gitmek istiyorlar.<br />

Fast food seviyorlar.<br />

-Tunus, Fas, Cezayir gibi Kuzey Afrika, yani<br />

Mağrip ülkelerinden gelenlerin üzerinde<br />

(yıllarca Fransız sömürgesi olarak kalmış<br />

olmalarından dolayı) Arap kültürünün<br />

yanı sıra Fransız kültürünün de etkisi var;<br />

dolayısıyla talepleri de buna uygun oluyor.<br />

Türk gecesi, dansöz, vs. görmek istiyorlar.<br />

-Alışverişte eskiye kıyasla daha tedirginler.<br />

Bunda esnafın hatalı davranışlarının<br />

büyük payı var. Maalesef Türk esnafı<br />

tarafından Arap turistlerin hor görülmesi<br />

söz konusu. “Arap turistlerde çok para<br />

vardır” zihniyetiyle sattıkları ürünün etiket<br />

fiyatının 2-3 katı para isteniyor.<br />

Türkiye, üç tarafı denizlerle çevrili bir<br />

yarımadalar ülkesidir. Gerek Anadolu ve<br />

gerekse Trakya yarımadaları çevresinde<br />

<strong>sayı</strong>sız denebilecek kadar dünya çapında<br />

haklı bir üne sahip kumsallar ve plajlar<br />

bulunmaktadır. Tarih öncesi yerleşmeler<br />

bakımından Anadolu, adeta bir açık hava<br />

müzesi gibidir. Kısacası Turizm açısından<br />

ülkemiz bir maden üzerinde kurulmuş<br />

coğrafi bir konuma sahiptir. Bu zenginliği<br />

görüp gelen turistlerimize sadece parası<br />

için değil, insani bir değer olarak ele alan<br />

bir şuura erişmemiz gereklidir. Toplum<br />

ve devlet olarak turistimize karşı, renk,<br />

ırk, mezhep ve bölgesel hiçbir ayrım<br />

yapmadan, Türk kültürünü yozlaştırmadan,<br />

insanca ve dostça davranılmalıdır. Gerçek<br />

anlamda “turizm”; yönetici-turizmci-halk<br />

ve turist dörtlüsünün karşılıklı sevgi, saygı<br />

ve hoşgörüleri ile gerçekleşebilir. Bu sahip<br />

olduğumuz en önemli gelir kaynaklarından<br />

biri olan “Bacasız Sanayimizde” ülke<br />

olarak MARKA olabilmek ancak bu şekilde<br />

mümkün olabilir.


19 ik<br />

Sayı: 4 Yıl: 1 / <strong>Haziran</strong> 2017<br />

www.hotelgazetesi.com<br />

Özgeçmiş (Latince kısaltması:<br />

CV = Curriculum Vitae), iş başvurusunda<br />

işe başvuran kişinın başvurduğu<br />

posizyonla ilgili deneyim ve<br />

tecrübelerinin hakkında açıklamaların<br />

yer aldığı ve eğitim belgelerinin ve<br />

birlikte çalıştığı kişilerin referans olarak<br />

gösterildiği kişisel bir sunum belgesidir.<br />

Turan<br />

İSLAM<br />

Nihan GÜNEŞ<br />

CV<br />

nasıl<br />

olmalı?<br />

• Cv’lerin en önemli detaylarından biri olan fotoğraf<br />

konusuna düğün çekiminden fotoğraflar, uzaklara<br />

bakarken çekilmiş fotoğraflar, manzaralı fotoğrafları<br />

görünce şok yaşıyorum, cv’nin ciddiyetini bozuyor!!<br />

Takım elbiseli ya da döpiyesli resimlere gerek yok<br />

ancak en azından tıraş olmuş, gömlekli, bayanlar<br />

içinse gelinlikli olmayan sade bir vesikalık fotoğraf<br />

görmeyi hak ediyoruz.<br />

• Gözden kaçmaması gereken diğer detay ise mail<br />

adresleri ile ilgili, profesyonel bir iş hayatına adım<br />

atacağınız dönemde, maviboncuk@mail.com,<br />

pamukprenses@mail.com ..., kanaryam, kartalım,<br />

aslanpençesi gibi mail adresleri kötü bir izlenim<br />

bırakır, cv için öncelikli olarak isim ve soy isminizden<br />

oluşan mail adresi almalısınız.<br />

• Tecrübelerinizi yazarken çalıştığınız yıllar ilgili<br />

oynama yapıp uzatmayın, görevinizi tek taraflı<br />

terfi alıp yükseltmeyin, personel iken koordinatör<br />

olmayın, çünkü eski çalıştığınız yerleri referans<br />

araştırması için arıyoruz, gerçekleri sizden öğrenelim,<br />

bizi aldatmayın, aramızı daha baştan bozmayalım.<br />

• Hobileriniz kısmı gerçekleri yansıtmalı, operaya<br />

gitmek, tiyatro seyretmek… gibi hobiler yazmak sizi<br />

bir adım öne geçirmez, size operadan, tiyatrodan<br />

soru sorarlar cevaplayamazsınız, doğruları yazın<br />

ne yapmaktan hoşlanıyorsanız onu… Siz tiyatroyu,<br />

operayı hobilerinize yazdınız diye kimse sizi işe<br />

almaz…<br />

• Yabancı dil konusu da genellikle gerçeği yansıtmaz,<br />

konuşma, yazma, okuma, ileri yazarsınız cv’ye,<br />

mülakatta İngilizce kendini anlat dendiğinde sadece<br />

my name is der ve gerisini getiremezseniz, o işi<br />

alamazsınız,<br />

• Bitirmiş olduğunuz okulları lütfen doğru yazın,<br />

bitirmediğiniz okulu oraya yazmanız bizi geçici<br />

olarak kandırmış olmanız bir gün bizim bunu<br />

çözemeyeceğimiz anlamına gelmez,<br />

• Referanslarınız önemlidir, genellikle tüm<br />

referanslar sizin için iyi şeyler söyleyecek, övecek<br />

insanlardan oluşur, referans lütfen belirtin, kendi<br />

adıma söylüyorum, sizin yazdığınız referansları<br />

mutlaka ararım ancak eski iş yerlerinden başka<br />

kişilerden de mutlaka referans alırım!!!<br />

• İletişim numaralarınız, mail adresleriniz güncel<br />

olmalı, sizi arayan numaralara geri dönün<br />

hayatınızın iş fırsatını kaçırmış olabilirsiniz!!!<br />

• Ön yazı yazın, ancak hayat hikayesi gibi değil,<br />

kısa ve öz 3-4 cümleden oluşan, sade bir anlatım<br />

her zaman daha etkileyicidir…<br />

• Cv’yi en son çalıştığınız iş yerinden geriye doğru<br />

hazırlayın, tarihlere dikkat edin, doğru tarih ve<br />

doğru zaman vermek önemlidir.<br />

• Cv’niz sizi yansıtır, bilgilerinizi eksiksiz, doğru<br />

tamamlayın, diğer adayların önüne geçebilmek<br />

adına yapmadığınız, bilmediğiniz işleri,<br />

konuşamadığınız dilleri eklemenizin anlamı yok,<br />

samimi olun yeter…<br />

• İş görüşmesine gelirken günlerdir işsizsim,<br />

bezdim, sakallarımı da uzattım, böyle cool oldum<br />

imajı veren sakallarınızı kesin, gömlek, pantolon,<br />

gerekli olduğuna inanıyorsanız takım elbise<br />

giyin, bayanlar denizden yeni çıktım imajı veren<br />

rengarenk bluzlar, şortlar, kotlar ile görüşmeye<br />

gelmeyin, en azından şık bir bluz, gömlek,<br />

pantolon ya da etek giyin…Parmak arası terlik ve<br />

şortla mülakata gelen aday gördüm.<br />

• Görüşmeye gelemeyecekseniz lütfen arayıp<br />

bildirin, çünkü tüm başvuru portallarının ‘aday<br />

mülakata gelmedi, haber vermedi’ diye kara liste<br />

oluşturma özelliği var…<br />

• Cv’nizin doğruluğu güvenilirliğinizi belirler, doğru<br />

ve yeteri kadar sizi anlatan bilgileri ekleyin, iş<br />

görüşmesine zamanında gelin, gelemeyecekseniz<br />

haber verin, iş görüşmesine gelirken özenerek<br />

hazırlandığınız belli olsun, iş başvurusu<br />

yaptığınız yeri mutlaka araştırın,.. ‘Gülümseyin’<br />

her iş görüşmesi bir tecrübe, her defasında<br />

öğreneceğiniz bir şeyler mutlaka vardır…<br />

ŞEHİR TURİZMİNDE<br />

AVRUPA’DA İSTANBUL<br />

(yeme-içme seçenekleri)<br />

Avrupa’da istanbul’a gelecek olan ve gelmesi muhtemel çok<br />

büyük bir talep mevcuttur. Bunların siyasi, sosyo-ekonomik<br />

nedenlerini bir yana bırakırsak, globalleşen dünyada ucuz politik<br />

hesaplarla yapılan ertelemeler fazla uzun sürmemektedir. Eğer<br />

bizler İstanbul gibi devasa bir turizm ürününü iyi hedeflerle,<br />

doğru ve isabetli bir şekilde pazarlarsak, buradaki talep eğrisi<br />

sürekli artan şekilde olacaktır.<br />

Kısa süreli şehir turizmini geliştiren en önemli faktörleri 4 ana<br />

başlık altında toplayabiliriz.<br />

1- Ucuz fiyatlı, alternatifli uçuşlar,<br />

2- Gidilen şehirde çok alternatifli ve ekonomik konaklama<br />

seçenekleri,<br />

3- Gidilen şehirde çok seçenekli yeme ve içme olanakları..<br />

4- Gidilen şehirde insanları oraya çeken çekim unsurlarının<br />

yoğunluğu…<br />

1- Bu talebin getirilmesinde THY üzerine düşeni çok ta iyi<br />

yapmaktadır. Burda özel havayollarını ve ucuz ekonomik uçuşları<br />

da artırarak devam etmenin yolları aranmalıdır. Avrupa’da<br />

birçok şehirden bir başkasına 1-2 saatlik uçuşlarda bile 15-60<br />

euro arasında ucuz biletlerle uçulabilmektedir. Bizim de Çorlu<br />

havalimanı, Sabiha Gökçen, 3. büyük havalimanı derken birçok<br />

kapasitemiz mevcuttur ve olacaktır. Burada Avrupa’da devleşen<br />

ekonomik havayollarını da ülkeye yönlendirme seçenekleri<br />

aranmalıdır.<br />

2- Oteller olarak biz Avrupa ile değil nerdeyse dünya ile<br />

yarışıyoruz. Ayrı bir başlık altında incelenmesi gereken, örneği<br />

bulunmayan bir şekilde 35-40 euroya iki kişilik oda veren 5<br />

yıldızlı güzel otelleri artık dünyada sadece ülkemizde bulmak<br />

mümkündür !!! Bu açıdan konaklama seçeneğinde Avrupa’nın<br />

çok ilerisindeyiz.<br />

3- Çok seçenekli yeme içmede bizim mutfak kültürümüzü<br />

ve İstanbul’daki seçenekleri tanıtmada büyük sorun yaşıyoruz.<br />

Turizm Güncel portalından alıntı yaptığım bir habere göre çok<br />

ta güzel açıklanmış her şey aslında. Booking.com 120 milyon<br />

üyesinin tercihine göre bir sıralama yapmış ve yeme içme<br />

destinasyonlarını sıralamışlar. İstanbul dünyada 19. sıraya<br />

girebilmiş. Bu şehirler içerisinde bizim hedef kitlemiz olan<br />

Avrupa’daki şehirlere dikkat edelim lütfen…!!<br />

4. sırada Atina (Yunanistan ),<br />

8.sırada Granada (İspanya ),<br />

12. sırada Varşova (Polonya )<br />

13. sırada Porto (Portekiz),<br />

14.sırada Valencia (İspanya),<br />

15. sırada Floransa (İtalya),<br />

16. sırada Milan (İtalya),<br />

18. sırada Krakow (Polonya) ve<br />

19. sırada İstanbul !!!<br />

Araştırmaya katılanların yüzde 75’i, bir sonraki seyahatinde<br />

yiyecek-içeceğiyle ünlü bir destinasyona gidebileceğini<br />

belirtirken, iyi bir yeme-içme deneyiminin kişinin seyahatindeki<br />

unutulmaz noktalar olarak hafızalara kazındığı kaydedilmiş.<br />

Bu şehirlerin nerdeyse tamamını görmüş bir kişi olarak<br />

söylersem muhtemelen İstanbul hepsinin toplamından birkaç<br />

kat daha fazla alternatif sunmaktadır.<br />

Öyleyse sizce de yapılacak çok şey vardır değil mi?<br />

(Devam edecek…)


Sayı: 4 Yıl: 1 / <strong>Haziran</strong> 2017<br />

~<br />

egitim<br />

20<br />

YANGIN VAR!<br />

Serkan<br />

GÜMRÜKÇÜ<br />

Geçen ay İstanbul’da bir otelde<br />

yangın çıktı.<br />

İnsanlar hayatını kaybetti.<br />

Bir yatırım kullanılamaz hale geldi.<br />

Otel sahibi tutuklandı.<br />

Bütün haber kanallarında tüm<br />

dünyaya duyuruldu.<br />

Elbette bu ne ilk otel yangını ne de son<br />

olacaktır; ama en azından yapılması<br />

gerekenleri tamamlasak, acaba can kaybı<br />

olmadan da bir sonuca varamaz mıyız?<br />

Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet<br />

diliyorum. Ancak özellikle otellerimizin can<br />

çekiştiği bu dönemde konuyu çok önemsiyor<br />

ve mesleğimizin tüm paydaşlarının özellikle<br />

dikkat etmelerini ve yoğunlaşmalarını rica<br />

ediyorum.<br />

Yangın ve iş güvenliği konularında otel<br />

yöneticilerinin görevini tam anlamıyla yerine<br />

getirmesinden otel sahipleri sorumludur.<br />

Ticari başarıya ve hedeflere yoğunlaştığımız<br />

kadar, her türlü güvenlik tedbirlerinin de<br />

alınmasına aynı oranda odaklanmamız<br />

gerekmektedir.<br />

Yasal anlamda dünya standartlarında<br />

mevzuatlara sahip olmamıza rağmen,<br />

uygulamada çok geride kaldığımız birçok<br />

husus var. Özellikle yangın ve diğer kazaafet<br />

durumlarında maalesef başımıza<br />

felaket gelmeden konunun ciddiyetine<br />

önem vermiyoruz. Çoğu kez büyük kazaların<br />

habercisi, küçük kazalardır. Tıpkı vücutta<br />

başlayan ağrıların büyük bir rahatsızlığı<br />

haber vermesi gibidir. Özellikle elektrik<br />

kontaklarından çıkan yangınlar otellerde<br />

karşılaşılan yangın sebeplerinin başında<br />

yer almaktadır. Bu konuda teknik servis<br />

bölümünün emanet edildiği yönetici,<br />

konusuna ne kadar hâkim ve sözünü ne<br />

kadar yönetimine dinletebiliyorsa o derece<br />

önemlidir. Çünkü örtbas edilen küçük kazalar<br />

çok büyük bir tehdidin göz ardı edilmesi<br />

demektir.<br />

Bunun yanında misafir rahatsız olmasın<br />

ya da otelin iç mimari dekoru bozulmasın<br />

diye yapılan bazı uygulamalardan ve<br />

maskelemelerden de kaçınılmalıdır. Özellikle<br />

bizim otellerimizde uyduruk dekorasyon<br />

gayretleriyle saklanmaya çalışılan yangın<br />

dolapları, gizlenen şaft kapakları kaza<br />

anında oradaki insanların hayatını tehlikeye<br />

atmaktan başka bir anlama gelmez. İşte bu<br />

sebeple ölümcül bir kaza olduğu takdirde<br />

işletme sahipleri ve yetkilileri taksirle<br />

ölüme sebebiyet vermek suçlamasıyla adli<br />

yargılamaya tabi olmaktadırlar.<br />

Bu noktada ülkemizde faaliyet gösteren global<br />

marka taşıyan otellerin uyguladığı yangın ve<br />

iş güvenliği standartlarında neden çok detaylı<br />

ve tartışmaya kapalı hükümler olduğu tekrar<br />

düşünülmelidir. Bunun yanı sıra marka<br />

otellerin uygulamakla zorunlu olduğu sigorta<br />

politikaları da bu önlemleri tamamlayan<br />

önemli bir diğer husustur. Sigortalının işletme<br />

faaliyetleri nedeniyle üçüncü şahısların,<br />

Üçüncü Şahıs Mali Mesuliyet Sigortası<br />

teminat kapsamında karşılaşabilecekleri<br />

maddi ve bedeni zararlar da teminat<br />

altına alınmak zorundadır. Ancak marka<br />

otellerin de bazılarında, maalesef sigorta<br />

yetkililerinden periyodik olarak ilgili<br />

personele, yaptırılan sigortanın kapsamı<br />

ve uygulama esasları konusunda ciddi<br />

bir eğitim verilmediğini gözlemekteyiz.<br />

Oysaki doğru bir sigorta poliçesiyle<br />

işletmemizi ciddi yaptırımlardan maddi<br />

olarak koruyabilecek olanaklara sahibiz.<br />

Otel kazançları göz önünde<br />

bulundurulduğunda bu gelirlerin<br />

karşılığında, müşterilerin temel hak<br />

ve hürriyetleri kapsamında can ve mal<br />

güvenliğini de teminat altına almak, hem<br />

yasal hem insanı sorumluluğumuzdur.<br />

Bu konuda tasarruf yapmaya çalışmak<br />

sadece riski arttıran ve insan hayatını<br />

tehlikeye atmaktan başka bir anlam<br />

taşımayan beyhude gayretlerdir.<br />

Yürürlükte olan mevzuatlarımız yaşanmış<br />

birçok yangın felaketi sonrasında edinilen<br />

tecrübelerin ışığında oluşturulmuş birçok<br />

güvenlik önlemini içeren çalışmalardır.<br />

Bütün mevzuatlarımızdaki temel ilke<br />

“mal ve can kaybını en aza indirecek”<br />

koşulları sağlamaktır. Bu hususta<br />

alınması gereken tedbirlerin esas<br />

mesuliyeti, binaların proje aşamasında<br />

başlamakta olup yapıların mimar ve<br />

mühendislerine ait olmakla beraber<br />

bu sorumluluk yapıları kullananlara da<br />

aittir. Zira kayıtlara geçen birçok kaza ve<br />

yangında binaların yapım aşamasında<br />

planlanan yapısal özelliklerinin daha<br />

sonra değiştirilerek kullanılmasından<br />

kaynaklandığı görülmektedir. Binaların<br />

üzerine yapılan ilaveler, eksiltmeler ya da<br />

fonksiyon değişiklikleri, kullanıma dönük<br />

taşıdığı amaç kadar yangın ve iş güvenliği<br />

konusunda da uygun olmalıdır. Bu konuda<br />

birilerinin gelip kontrol edip etmemesi<br />

değil, olabilecek bir kaza yüzünden<br />

sebep olacağımız zarar ve sonrasında<br />

karşılaşabileceğimiz konular da hesaba<br />

katılmalıdır. Özellikle otellerin kapalı<br />

otopark alanlarında inşaat zamanında<br />

yapılan yanlış planlamalar birçok tesiste<br />

benzerlik taşımaktadır. Otel operasyona<br />

başladığında ortaya çıkan depo vs diğer<br />

kapalı alan ihtiyaçları genelde bu otopark<br />

alanlarından üretilmektedir ve maalesef<br />

bu bölmeler gerçekleştirilirken sprinkler<br />

hatları, havalandırma ve egzoz kanalları<br />

maalesef değişim sonrası yeniden<br />

düzenlenmemektedir.<br />

Diğer tehlike arz eden alanlar da<br />

yangın merdivenleri konusudur. Yangın<br />

merdivenleri konusunda yasal mevzuatlar<br />

ile global otel markalarının standartları<br />

neredeyse aynı olmakla beraber maalesef<br />

işletme aşamalarında bu standartlar<br />

aynı şekilde korunamamaktadır. Çoğu<br />

otel de yangın merdivenlerine açılan<br />

özel düzenekli yangına dayanıklı<br />

kapıların menteşe ve kilit sistemlerinin<br />

her zaman çalışır ve kapalı durumda<br />

olması gerekmektedir. Ancak birçok otel<br />

imal edilirken, maalesef kat hizmetleri<br />

için gerekli kat ofislerinin, linen ve<br />

buklet malzemelerinin, kat arabalarının<br />

koyulacağı alan planlanmadığı için bu<br />

yangın merdiven holleri, bu amaçla<br />

kullanılmaktadır. Ayrıca yine boş olması<br />

gereken bu alanlarda, katlardan toplanan<br />

çöplerin, ya da oda servisi boşlarının<br />

da bulunmaması gerekmektedir. Bu<br />

hususların tümü tecrübeli otel yöneticileri<br />

tarafından takip edilerek kontrolü<br />

sağlanmalı ve felaket anında engel<br />

teşkil etmeyecek bir düzende olmalıdır.<br />

Personelin eğitimi ve bilinçlendirilmesi,<br />

özellikle kat hizmetleri personelinin<br />

oda katlarında karşılaştığı yangın kaçış<br />

noktalarındaki bu hususlarda duyarlı<br />

olması, teknik servis personelinin onarması<br />

icap eden konularda derhal gerekli<br />

işlemi yapmasını sağlamak amacıyla<br />

bilgilendirme yapması sağlanmalıdır.<br />

Dolayısıyla personelin bilinçlendirilmesi<br />

için gerekli eğitimlerin sıklıkla yapılması<br />

hayatidir. Uluslararası zincir otellerin<br />

periyodik, kalite kontrol denetimleri<br />

esnasında bu standartların korunması<br />

için yaptırım gücü vardır. Aynı şekilde<br />

markasız otellerin yangın ve iş güvenliği<br />

konusunda da işletme ve yangın ruhsatı<br />

veren ilgili kamu birimlerinin de periyodik<br />

kontrollerini yapması ve ihlallerde<br />

yaptırım uygulaması gerekmektedir. Bu<br />

hususlarda sadece işletme sahipleri ya<br />

da idarecileri değil, ihlallere göz yuman,<br />

kayıran ya da rüşvetle olmazlara olur<br />

veren, denetlemeyen kamu görevlileri de<br />

maddi ve manevi mesuliyet altındadırlar.<br />

Özellikle yatak odalarının bulunduğu<br />

katlarda alınması gereken tedbirler<br />

çok önemlidir. Aşağıda ilgili mevzuatın<br />

50. maddesinde ifade edilen hususları<br />

aynen paylaşmak istiyorum. Bu konuda<br />

ifade edilen her husus yasal anlamda<br />

uygulanması gerektiği gibi vicdanen de<br />

mesuliyetimiz altındadır.<br />

MADDE 50- (1) Otellerin, motellerin ve<br />

diğer binaların yatakhane olarak kullanılan<br />

bölümlerinin aşağıda belirtilen şartlara<br />

uygun olması gerekir:<br />

a) Yatak odaları, iç koridordan en az 60<br />

dakika yangına karşı dayanıklı bir duvar<br />

ile ayrılır. Toplam yatak <strong>sayı</strong>sı 20’den fazla<br />

veya kat <strong>sayı</strong>sı ikiden fazla olan otellerde<br />

her katta en az 2 çıkış sağlanır. Yatak <strong>sayı</strong>sı<br />

20’den az ve yapı yüksekliği 15.50 m’den<br />

az olan bina veya bloklarda ise, merdiven<br />

korunumlu yapıldığı veya basınçlandırıldığı<br />

takdirde, tek merdiven yeterli kabul edilir.<br />

b) İç koridora açılan kapıların yangına<br />

karşı en az 30 dakika dayanıklı olması<br />

ve kendiliğinden kapatan düzenekler ile<br />

donatılması gerekir.<br />

c) İç koridorlar, bir dış duvarda yer alan<br />

boşluklar ile doğal yolla havalandırılır veya<br />

mekanik duman tahliyesi yapılır.<br />

ç) Yatak odası koridoruna açılan diğer<br />

odaların veya koridorun bir parçasını<br />

oluşturup kaçışları tehlikeye sokabilecek<br />

diğer mekânlar için, yatak odalarıyla aynı<br />

düzeyde bir kompartıman özelliğinin<br />

sağlanması şarttır.<br />

(2) Bir dış koridor ile erişilen otel yatak<br />

odalarının aşağıda belirtilen şartlara<br />

uygun olması gerekir.<br />

a) Yatak odalarının, yangına en az<br />

60 dakika dayanıklı bir duvar ile dış<br />

koridordan ayrılması gerekir. Ancak,<br />

parapet üst kotu koridor bitmiş döşeme<br />

üst kotundan 1.1 m veya daha yukarda<br />

konumlandırılan yanmaz malzemeden<br />

yapılmış havalandırma boşlukları için bu<br />

şart aranmaz.<br />

b) Dış koridora açılan kapıların yangına<br />

karşı en az 30 dakika dayanıklı olması<br />

ve kendiliğinden kapatan düzenekler ile<br />

donatılması gerekir.<br />

c) Dış koridorlarda dış kaçış geçitlerine<br />

ilişkin en az genişlik, döşemede kot<br />

değişimleri, çatı korunumu koridor dış<br />

kenarı boyunca korkuluk yapılması ve<br />

benzeri şartlara uyulması gerekir.<br />

(3) Otel yatak odasında veya süit odada<br />

en uzak bir noktadan çıkış kapısına kadar<br />

ölçülen uzaklığın 15 m’yi aşmaması<br />

hâlinde, tek kaçış kapısı bulunması yeterli<br />

kabul edilir. Ancak:<br />

a) Otel yatak odasında veya süit odada<br />

en uzak bir noktadan çıkış kapısına kadar<br />

ölçülen uzaklığın 15 m’yi aşması hâlinde,<br />

birbirinden uzakta konuşlandırılmış en az<br />

2 çıkış kapısı bulunması gerekir.<br />

b) Tamamı yağmurlama sistemi ile<br />

donatılmış otellerin yatak odalarında veya<br />

süit odalarında, en uzak bir noktadan<br />

kapıya kadar ölçülen uzaklığın 20 m’yi<br />

aşmaması gerekir.<br />

(4) Kaçış uzaklığı, yatak odası veya süit<br />

odanın çıkış kapısından başlayarak bir<br />

kaçış merdivenine, dış kaçış geçidine veya<br />

dış açık alana açılan çıkış kapısına kadar<br />

olan ölçüdür.<br />

(5) Koridor boyunca yalnızca tek yönde<br />

kaçış imkânı var ise, kaçış uzaklığı en<br />

uzaktaki yatak odası çıkış kapısından<br />

itibaren ölçülür. İki yönde kaçış<br />

sağlanabiliyor ise, kaçış uzaklığı her bir<br />

yatak odasının çıkış kapılarından ölçülür.<br />

(6) Doğal veya mekanik yolla<br />

havalandırılmayan iç koridorlar;<br />

yağmurlama sistemi olan binalarda 45<br />

m ve yağmurlama sistemi bulunmayan<br />

binalarda 30 m aralıklarla duman kesicileri<br />

ile bölümlendirilir ve buralarda aşağıdaki<br />

şartlara uyulur:<br />

a) Duman kesicileri yangına en az 60<br />

dakika dayanıklı olur. Bölme içinde yer<br />

alan kaçış kapılarının yangına en az 60<br />

dakika dayanıklı ve duman sızdırmaz<br />

nitelikte olması şarttır. Duman kesicilerin,<br />

koridoru kuşatan duvar da dâhil olmak<br />

üzere, bütün kat yüksekliğince tavana<br />

veya çatı örtüsünün altına kadar devam<br />

etmesi ve ara kesitleri sıkıca kapatması<br />

gerekir.<br />

b) Duman kesicileri ile oluşturulan<br />

bölmelerin her birinden bir çıkışa, kaçış<br />

merdivenine, dış kaçış geçidine veya kaçış<br />

rampasına doğrudan engelsiz erişim<br />

imkânı sağlanması gerekir.<br />

c) Duman sızdırmaz kapılara, camlı kapılar<br />

hariç olmak üzere, alanı her bir kanat<br />

yüzey alanının en az % 25’i değerinde net<br />

görüş sağlayan cam paneller konulur.<br />

ç) Duman sızdırmaz kapılar tek veya<br />

çift kanatlı olabilir. Ancak, kendiliğinden<br />

kapatan düzenekler ile donatılması ve<br />

kanatların, içinde yer aldığı boşluğu<br />

bütünüyle kapatması şarttır. Kasaların<br />

duvar boşluğuna sıkıca yerleştirilmesi ve<br />

kanat ile döşeme arasındaki aralığın 4<br />

mm’yi aşmaması gerekir.<br />

d) Duman sızdırmaz kapıların normal<br />

olarak kapalı durumda tutulması gerekir.<br />

Ancak, bu kapılar algılama sistemi yolu<br />

ile çalışan elektro-manyetik veya elektromekanik<br />

düzenekler ile otomatik olarak<br />

kapatılabiliyor ise açık durumda tutulabilir.<br />

Resmi Gazete, Karar Sayısı : 2007/12937<br />

“Binaların Yangından Korunması Hakkında<br />

Yönetmelik”in yürürlüğe konulması; Bayındırlık<br />

ve İskân Bakanlığının 1/11/2007 tarihli ve 5098<br />

<strong>sayı</strong>lı yazısı üzerine, 7126 <strong>sayı</strong>lı Sivil Savunma<br />

Kanunu’nun ek 9 uncu maddesine göre, Bakanlar<br />

Kurulu’nca 27/11/2007 tarihinde kararlaştırılmıştır.<br />

syf. 3


~<br />

21 egitim<br />

Canan Yılmaz’la<br />

‘Eğitim’ sohbeti<br />

Sayı: 4 Yıl: 1 / <strong>Haziran</strong> 2017<br />

www.hotelgazetesi.com<br />

Kumkapı’daki otel yangını, yetkilileri harekete geçirdi<br />

BM İlaçlama’dan Canan Yılmaz’ın 2014<br />

yılında başlattığı sosyal sorumluluk<br />

projesi, yıllar içinde gelişerek tam bir<br />

eğitim seferberliğine dönüştü. Bugün<br />

turizm sektörüne nitelikli elemanlar<br />

kazandırır hale gelen proje, nasıl<br />

doğdu, hangi aşamalardan geçti,<br />

projenin mucidi Canan Yılmaz’a<br />

sorduk.. İşte yanıtı:<br />

“BM İlaçlama Hizmetleri’nde müşterilere periyodik<br />

ilaçlama hizmeti sunarken, bir müşterimin ricası<br />

üzerine turizmde eğitim faaliyetlerini araştırmaya<br />

başladım.<br />

Araştırmalar sonucunda Turizm Bakanlığı Eğitim<br />

Daire Başkanlığının işbaşı konulu eğitimlerini fark<br />

ettim. Laleli bölgesinde yer alan Otellerin genel<br />

müdür ve işletme sahipleri ile bir toplantı yaptık ve<br />

Bakanlığa bu eğitimler için başvurduk.<br />

Proje ilk başladığında proje sponsoru olan oteller<br />

(Grand Hilarium <strong>Hotel</strong>, Grand Ünal <strong>Hotel</strong>, Blue<br />

Marmaray <strong>Hotel</strong>) destek verdiler ve sonucunu<br />

heyecanla takip ettiler.<br />

Kültür ve Turizm Bakanlığından gelen hepsi<br />

birbirinden uzman eğitmenler eşliğinde, tüm<br />

çalışanlara Ön Büro, Housekeeping, Yiyecek İçecek,<br />

Servis, yöneticiler için kişisel gelişim ve eğitmenlik<br />

eğitimleri vermeğe başladık. Artık büyük eğitim<br />

seferberliği başlamıştı.<br />

Fakat, eğitimler bittikten kısa bir süre sonra, eğitim<br />

alan personel daha az maaş olmasına rağmen vaat<br />

edilen kariyer planı ve kurumsallık düşüncesi ile<br />

zincir otellerde kariyer planı yapıp, mevcut işlerinden<br />

ayrılmaya başladılar.<br />

Bu biraz umutsuzluğa kapılmamıza neden oldu.<br />

Yaptığımız proje değerlendirme toplantısında,<br />

eğitime sponsor olan Grand Hilarium <strong>Hotel</strong><br />

işletmecisi Kazafi Yılmaz’ın tek bir sözü ile projeye<br />

dört elle sarıldık ve yolumuza daha geniş çaplı bir<br />

organizasyonla devam etme kararı aldık.<br />

2014 den günümüze Laleli Otelciler Platformu,<br />

Housekeeping Eğitim ve Dayanışma derneği ve<br />

Yaşmak <strong>Hotel</strong> Collectson ile ortak bir çok proje<br />

düzenledik. Günümüze kadar 800’ü aşkın kişinin<br />

ücretsiz olarak bu eğitimlerden faydalanmasını<br />

sağladık.<br />

2016 yılında Yaşmak <strong>Hotel</strong> Collection İnsan<br />

Kaynakları Sorumlusu Nihan Güneş ile bir araya<br />

gelerek projeyi daha da geliştirip, Turizm sektörünün<br />

nitelikli personel ihtiyacına cevap verecek birçok<br />

başarılı projeye imza attık.<br />

2017 yılında yeni eğitim planlarında sponsor firmalar<br />

desteği ile projeyi hızlandıracağız. Sadece eğitim<br />

vermekle kalmayıp, projeden mezun olacak kişilere<br />

uzmanlar aracılığı ile koçluk hizmeti de vereceğiz.<br />

Özel kariyer planlama ve iş bulma konusunda da<br />

destek vereceğimiz bir çok yeni ve turizmde umut<br />

vadeden projeler planlamış bulunuyoruz.”<br />

Laleli Otelciler Platformu,<br />

Kumkapı’da meydana gelen otel<br />

yangınının ardından, daha önce<br />

planladıkları ‘Yangın ve Yangına Müdahale konulu Eğitim<br />

programını öne çekti. Barın <strong>Hotel</strong>’de gerçekleştirilen<br />

Eğitim programına 60 otelden 150 personel ve yönetici<br />

katıldı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Laleli Otelciler<br />

Platformu Başkanı Tarkan Akyüz, yangın ve yangına<br />

müdahale konusunda uzun süredir sertifika programı<br />

düzenlemeyi planladıklarını ve geçtiğimiz günlerde<br />

Kumkapı’da yaşanan otel yangını sonrasında bu eğitim<br />

Turizm Otel Yöneticileri Derneği<br />

TÜROYD’un ilk Olağan Genel Kurulu<br />

yapıldı. Crown Plaza İstanbul Oryapark’ta<br />

yapılan Genel Kurul’da Ali Can Aksu<br />

başkanlığındaki yeni yönetim ve TÜROYD<br />

bölgesel yürütme kurulları belirlendi.<br />

Genel Kurulun açılış konuşmasını yapan<br />

Geçici Başkan Ali Can Aksu şunları söyledi:<br />

“Otel yöneticileri olan bizler çalıştığımız<br />

otellerde ve sektörde her zaman günah<br />

keçisi <strong>sayı</strong>ldık. Kimliksizdik. Yaşadığımız<br />

dönemde otelcilik ve yöneticilik yerin<br />

dibine battı. Artık bu duruma müdahale<br />

Laleli Otelciler Platformu’ndan<br />

Yangına müdahale eğitimi<br />

programını öne aldıklarını söyledi. Programa 60 otelden<br />

150 personel ve yöneticinin katıldığını belirten Akyüz;<br />

“Laleli Otelciler Platformu olarak, eğitime büyük önem<br />

veriyoruz. Sırada “ön büro” alanında eğitim programımız<br />

var. Sonrasında Eylül ayında da ilk yardım alanında bir<br />

sertifika programı gerçekleştireceğiz.” dedi.<br />

Öğrenilen teorik bilgilerin katılımcılar tarafından daha<br />

iyi pekiştirilmesi için eğitim programı kapsamında bir<br />

de tatbikat düzenlendi. Eğitim programı sonrasında<br />

düzenlenen sınavda başarılı olan katılımcılara, önümüzdeki<br />

günlerde sertifikaları teslim edilecek.<br />

ilk genel<br />

kurulunu yaptı<br />

Ali Can Aksu yeniden başkan<br />

etmemiz gerekiyordu. Turizmdeki<br />

sorunlar ve ülkemize olan sevdamızdan<br />

dolayı bizlerde bir şeyler yapmalıyız<br />

dedik. Dünyanın her yerine yönetici<br />

gönderiyoruz. 80 milyar dolarlık yatırım<br />

değeri olan ve 1.5 milyon kişinin çalıştığı<br />

tesisleri bizler yönetiyoruz.”<br />

64 BİN YATAK YÖNETİYORUZ<br />

TÜROYD’un kuruluşundan bu yana 3 ayda<br />

81 ilde 983 üyeye ulaştıklarını vurgulayan<br />

Aksu, “Yaptığımız hesaplamalara göre<br />

sektörde 64 bin yatak yönetiyoruz. Hızlı<br />

gidiyoruz, ama adımlarımıza dikkat<br />

adiyoruz. Biz cek cak yerine icraatını<br />

yaptığmız projeleri belirterek şunları<br />

yaptık diyeceğiz. Türk turizminin ve<br />

otelciliğin gelişmesine katkıda bulunmak<br />

istiyoruz.” diye konuştu.<br />

Divan kurulu üyeliklerine Ersin<br />

Özgündoğdu, İhsan Türkus, Arzu Gültekin<br />

Özden’in seçildiği Genel Kurul’da Genel<br />

Sekreter Burçak Atak’ın okuduğu faaliyet<br />

raporu oybirliğiyle Kabul edildi. Daha<br />

sonra oya sunulan yeni yönetim kurulu<br />

listesi de oybirliğiyle kabul edildi.<br />

Genel Kurul’da TÜROYD’un yeni<br />

yönetim kurulu şu isimlerden oluştu<br />

[ İstanbul ] Turizoom International <strong>Hotel</strong><br />

Management Genel Koordinatörü Ali Can<br />

AKSU<br />

[ Samsun ] North Point <strong>Hotel</strong> Samsun<br />

Genel Koordinatörü Murat TOKTAŞ<br />

[ İstanbul ] <strong>Hotel</strong> Suadiye Genel Müdürü<br />

Murad YUMAK<br />

[ İstanbul ] Crowne Plaza Istanbul Oryapark<br />

Genel Müdürü Aykut BAKAY<br />

[ İzmir ] Anemon Turizm A.Ş Genel<br />

Koordinatörü Uğur ŞAHBAZ<br />

[ Ankara ] Limak Ambassadore <strong>Hotel</strong> Genel<br />

Müdürü Savaş ÇOLAKOĞLU<br />

[ İstanbul ] Rescate <strong>Hotel</strong>s Genel<br />

Koordinatörü Hatice Şule GÖKIRMAK<br />

[ İstanbul ] Lionel <strong>Hotel</strong> Istanbul Satış<br />

Direktörü Burçak ATAK<br />

[ İstanbul ] Sheraton Grand İstanbul<br />

Atasehir Genel Müdürü Nusret Soner<br />

METİN<br />

[ İstanbul ] The Parma <strong>Hotel</strong> Taksim Genel<br />

Müdürü Mustafa KILIÇ<br />

[ İstanbul ] Istanbul Royal <strong>Hotel</strong> Genel<br />

Müdürü Erdal KURTULUŞ<br />

[ İstanbul ] Genel Müdür Turgay SOLMAZ<br />

[ İzmir ] Mövenpick <strong>Hotel</strong> İzmir Genel<br />

Müdürü Erhan ÇETİN<br />

[ Manisa ] Ramada Soma Genel Müdürü<br />

Hatice COŞKUN<br />

[ İstanbul ] CVK Park Bosphorus Genel<br />

Müdürü Edip ÇELİK


Sayı: 4 Yıl: 1 / <strong>Haziran</strong> 2017<br />

www.hotelgazetesi.com<br />

sigorta 22<br />

TURİZM VE SİGORTA<br />

Turizm sektörünün en önemli konularından biri de sigorta. Ancak araştırıldığında, ülkemiz genelinde olduğu gibi turizm<br />

sektöründe de bu konuda yeterli bilince sahip olmadığımız, dolayısıyla gereken önemi vermediğimiz ortaya çıkıyor. Tabi bu da<br />

bazı sorunları beraberinde getiriyor. Turizm sektörüne hizmet eden bir yayın organı olarak, bu konuyu gündemimize aldık ve bir<br />

bilene sorduk. Network Sigarta & Aracılık Hizmeleri’nden Gökhan Karaali konuyu tüm ayrıntılarıyla anlatan bir yazı kaleme aldı..<br />

Otel ve benzeri işletmelerin yaşadıkları<br />

sorunlar ve sorunların çözümüze yönelik<br />

sonuç odaklı sigortacılık yaklaşımları<br />

Gökhan Karaali<br />

Network Sigorta & Aracılık Hizmetleri<br />

Sigorta sektörü satış<br />

kanalı profilleri<br />

Ülkemiz genelinde yaklaşık 15.000<br />

aracı kurum (acente ve broker), ek<br />

olarak sigorta acentesi statüsünde<br />

çalışan yüzlerce banka şubesı<br />

mevcuttur. Bu kadar kalabalık<br />

dağıtım kanallarına sahip olan<br />

sigorta sektöründe düzenlenen<br />

poliçeler ne kadar sağlıklı?<br />

Otel ve işletmeler için<br />

düzenlenen sigorta<br />

poliçeleri iş koluna<br />

göre özelleştiriliyor<br />

mu?<br />

Hasar anında ne kadar koruma<br />

sağlar veya sağlıyor? Gibi sorulara<br />

cevap aramak gerekli sanırım.<br />

Emekliler, trafik müşavirleri, ev<br />

hanımları vb. profillerin sigorta<br />

acentesi olarak ağırlıklı olduğu<br />

bir sektörde, düzenlenen poliçeler<br />

ne kadar sağlıklı ve sonuç odaklı<br />

olabilir?<br />

Bir banka şubesi tarafından<br />

düzenlenen bir poliçe ne kadar<br />

ihtiyacı karşılayabilir?<br />

Bu profillere sahip olan bir satış<br />

kanalı, olası bir yangın hasarında<br />

otel poliçesinden ne kadar eskime<br />

kesilebileceğini bilebilir mi?<br />

Olası bir fırtına hasarında, hasarın<br />

fırtına olarak değerlendirilebilmesi<br />

için rüzgar şiddetinin 7 bofor ve<br />

üzeri olması gerektiğini bilebilir mi?<br />

Olası bir personel aracı kazasında<br />

açılabilecek tazminat davaları<br />

sonucu kişi başı 300.000 TL<br />

civarında bir tazminat ödemesi ile<br />

karşı karşıya kalınabileceğini, bu tip<br />

hasarları daha önce hiç yaşamamış<br />

olan ve sadece gazetelerde okumuş<br />

bir sigortacı bilebilir mi?<br />

Neden mağdur<br />

olabiliriz?<br />

Oteller ve benzeri işletmelerin<br />

bir çok riski olduğu hepimizin<br />

malumudur. Olası yangın, deprem,<br />

terör, kötü niyetli hareketler,<br />

hırsızlık, makine, tesisat ve<br />

elektronik cihaz arızaları, 3. şahıs ve<br />

işveren malı sorumluluk hasarları<br />

işletmelerin her an karşı karşıya<br />

kalabilecekleri ciddi riskler. Buna<br />

karşılık satılan ve düzenlenen<br />

sigorta poliçelerinin doğru<br />

teminat ve bedeller üzerinden<br />

düzenlenmiyor olması da ayrı bir<br />

sorun. Aracı kurumun bilinçsizliği,<br />

sigorta şirketinin standart ve amaca<br />

yönelik poliçeler düzenlememesi,<br />

işletmenin mağdur olmasının<br />

başlıca nedenleri olarak<br />

gösterilebilir.<br />

Doğru sigorta poliçesi<br />

Peki, ne yapılması gerekli? Öncelikle<br />

neyi satın alıyoruz ve içinde ne<br />

var biliyor muyuz sorusuna cevap<br />

arayalım. Bir çok acente, broker<br />

meslektaşımızdan duyduğumuz bir<br />

söylem aklımıza geliyor:<br />

Kağıt satıyoruz; bir şey olursa<br />

garantisi biziz.<br />

Network Sigorta<br />

Aracılık &<br />

Danışmanlık<br />

Hizmetleri olarak<br />

biz kağıt vb.<br />

satmadığımızı<br />

biliyoruz.<br />

Yapmış olduğumuz her sigorta<br />

poliçesi rekabetçi primlerin yanı<br />

sıra satır satır okunarak, eklemeler<br />

yapılarak, sigorta şirketi ile<br />

sigortalı (otel) arasında hazırlanmış<br />

olan akitlerdir. Hasar anında da<br />

garantiyi sağlayacak olan doğru<br />

hazırlanmış olan ve ihtiyaca yönelik<br />

bu akitlerdir. (sigorta poliçeleridir)<br />

İşletmenin rolü ve<br />

davranış şekli<br />

Sigorta sektörü, aracı kurum ve<br />

satış kanalı profilerinin yetersizliği<br />

ve doğru düzenlenmeyen sigorta<br />

poliçelerine ek olarak işletmelerin<br />

yaklaşımları da son derece önemli.<br />

Öncelikle bir sigorta poliçesinin<br />

rekabetçi primi (fıyatı) bütün sigorta<br />

şirketlerinde hemen hemen aynı<br />

düzeylere gelebilir. Bunun fazlasını<br />

istemek, ek indirim, daha ucuzunu<br />

talep etmek ancak teminat ya da<br />

bedellerle oynayarak mümkün<br />

olabilir. Rekabeti ve pazarlığı belli<br />

bir düzeyde tutmamak, yanlış<br />

bilgilendirmelere yol açabileceği<br />

gibi basit gibi görünen fakat hasar<br />

anında milyonlarca TL değerinde<br />

bir teminattan yoksun kalmanıza<br />

sebep olabilir.<br />

Özet ve sonuç<br />

Özet olarak hasar senaryoları<br />

üzerinden yola çıkarak, donanımlı,<br />

iş koluna ve firmaya özel, doğru<br />

teminatlar içeren sigorta poliçeleri<br />

düzenlemek gerekli. Otel ve<br />

işletmeler bir sigorta poliçesinin<br />

içeriğini bilmek zorunda değiller.<br />

Aracı kurumlar ise teminatları basit<br />

ve örneklerle anlatmalıdır. Teklif<br />

verilmeden önce tesis, otel, işletme<br />

vb. mutlaka görülmeli, kapalı alan<br />

m2, peyzaj, makine, tesisat detayı,<br />

yaşı, otel misafirlerinin hangi<br />

ülkelerden olduğu sorgulanarak<br />

poliçeler düzenlenmelidir.<br />

Nasıl olsa bir şey olmaz mantığı<br />

sigortalı ve sigortacı için de<br />

felaket sonuçlar getirebilir.

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!