17.07.2017 Views

Yapı Malzeme Dergisi Temmuz 2017 Sayısı

Create successful ePaper yourself

Turn your PDF publications into a flip-book with our unique Google optimized e-Paper software.

İmtiyaz Sahibi<br />

İstmag Magazin Gazetecilik<br />

İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. adına<br />

H. Ferruh Işık<br />

Genel Müdür<br />

Mehmet Söztutan<br />

mehmet.soztutan@img.com<br />

Reklam Müdürü<br />

Hakan Girgin<br />

hakan.girgin@img.com.tr<br />

Yayın Editörü<br />

Tarık Oral<br />

tarik.oral@img.com.tr<br />

Art Direktör<br />

İsmail Gürbüz<br />

ismail.gurbuz@img.com.tr<br />

Grafik Tasarım<br />

Sami Aktaş<br />

sami.aktas@img.com.tr<br />

Sorumlu Müdür<br />

Cüneyt Aktürk<br />

cuneyt.akturk@img.com.tr<br />

Dış İlişkiler Müdürü<br />

Yusuf Okçu<br />

yusuf.okcu@img.com.tr<br />

Kurumsal İletişim Müdürü<br />

Ebru Pekel<br />

ebru.pekel@img.com.tr<br />

Muhasebe ve Finans Müdürü<br />

Mustafa Aktaş<br />

mustafa.aktas@img.com<br />

Bilgi İşlem<br />

Emre YENER<br />

emre.yener@img.com.tr<br />

Sosyal Medya<br />

Songül Çek<br />

songul.cek@img.com.tr<br />

Abone<br />

İsmail Özçelik<br />

ismail.ozcelik@img.com.tr<br />

CTP-Baskı<br />

Vizyon Basımevi<br />

Deposite İş Merk.A6 Blok, Kat:3<br />

No:309 Başakşehir<br />

Tel: 0212 671 61 51<br />

info@vizyonbasimevi.com.tr<br />

Adres<br />

Evren Mahallesi Bahar Caddesi Polat İş<br />

Merkezi B Blok No:3 Kat:1<br />

Güneşli - Bağcılar<br />

İSTANBUL / TURKEY<br />

Tel : +90 212 604 51 00<br />

Fax : +90 212 604 51 35


editör<br />

Gösteri toplumunda ‘Sürdürülebilir’ olmak!<br />

Bu ayki konularımızdan bir tanesi ‘Sürdürülebilirlik’. Hakkında pek çok şey yazılıp çizilmesine rağmen Sürdürülebilirliğin tam<br />

olarak ne olduğu hakkında ortak bir tanıma varmakta güçlük çekiyoruz. Yaşamış olduğumuz çevreye sadık kaldığımız sürece<br />

‘Sürdürülebilir’ olduğumuzu söyleme hakkımız olabilir belki. Doğanın bir parçası konumundaki insan; kendi yaşam alanlarını<br />

oluştururken ait olduğu bütünsel sistemin tahakkümümüne de gönüllü olarak boyun eğmeli bence. Doğanın sistemsel döngüsüne<br />

karşı kalkışılan sorumsuz her eylem, sürüdürülebilirliğe vurulan bir darbe olduğu gibi insanın kendi aslına olan bir<br />

inkar ve yabancılaşması da diyebiliriz.<br />

Her geçen gün daha çok geliştirdiğimiz ve övündüğümüz teknolojimizle, üzerinde milyonlarca canlının bir arada yaşadığı<br />

yerküremizin kendine has kurallarına kafa tutmak yerine, onunla tam bir uyum içerisinde hareket etmek muhtemelen daha<br />

doğru ve faydalı bir tercih olacaktır. İnsan soyuna ve tüm diğer canlılara karşı daha sorumlu bir tutum takınmamız, sahip olduğumuz<br />

teknik ve bilimi günübirlik çıkarlarımıza alet etmeden toplam faydayı gözeterek hareket etmemiz gelecek kuşaklara<br />

karşı bir ödevimiz olsa gerek.<br />

Sürdürülebilirlik, İnovasyon, Sosyal Sorumluluk Projeleri vs.. gibi kavramların popüler kültürün de etkisiyle kendi içlerinde<br />

kısır bir döngüde ele alınmasının yerine, yaşam tarzımızın tamamını kapsayacak şekilde tekrar tanımlanması gerekiyor. Günlük<br />

yaşantımız içerisinde sürekli sınandığımız ‘Sürdürülebilirlik’ mefhumunu biraz daha kişisel gayret ve samimeyetle gün<br />

yüzüne çıkartabiliriz. Bu tür konuları sadece kurumlar arasında konuşulan dar bir alandan çıkartarak, herkesin kendisine bir<br />

paye çıkaracağı ve vazife üstlenebileceği daha yalın bir hale getirmeliyiz. Belki bu şekilde bu hassas konulara olan ilgi ve<br />

duyarlılığı artırarak daha geniş kitlelere yayılmasına vesile olabiliriz.<br />

Dillere pelesenk olmuş ve kimseyle paylaşamadığımız bireysellik/özgürlük gibi kutsallarımıza da, ancak herkesi ilgilendiren<br />

bu konular karşısındaki samimiyetimiz ve üstlendiğimiz sorumluluklar nispetinde sahip çıkabileceğimizi unutmamalıyız.<br />

Faydalı bir sayı olması dileğiyle…<br />

Tarık Oral


İçindekiler<br />

18 -“Hem Katar hem diğer Arap ülkeleri ile<br />

yoğun ticari ilişkilerimiz var”<br />

48 - “İhracatta hedef yıl sonuna kadar<br />

20 ülkeye ulaşmak”<br />

82 - Canon geniş format yazıcı grubunda artık<br />

daha da iddialı<br />

90 - Vefa, 2023 hedefini belirledi<br />

96 - “Hafif Çelik <strong>Yapı</strong>lar; çevreye en az zarar<br />

veren, güvenli, ekonomik ve dayanıklı<br />

yapılardır”<br />

118 - ‘Wind Ankara’ Çayyolu’nda esecek<br />

REKLAM İNDEKSİ<br />

ABS YAPI ELEMANLARI..................... 39 – 41<br />

ESE REKLAM............................... 128 – 129<br />

ARMUTLU TATİL KÖYÜ............................121<br />

HP........................................... ARKA KAPAK<br />

BOSCH INDUSTRIAL.................................53<br />

HUZURLU İNŞAAT...................................111<br />

CANON ................................................. 11<br />

İKLİMSA..................................................79<br />

CLEVER POLYMERS..................................51<br />

INTEK KALIP ve İSKELE......................... 2 – 3<br />

DAIKIN........................136 – ARKA KAPAKİÇİ<br />

ISICAM....................................................57<br />

DOKA KALIP ve İSKELELERİ............ÖN KAPAK<br />

KARGROUP.................................. 116 – 117


KİLSAN....................................................93<br />

KUZULUK TERMAL OTEL.........................131<br />

LAYHER...................................................45<br />

ME-SA İMALAT...................................... 6 – 7<br />

ÖZLER KALIP ve İSKELE.................... 12 – 13<br />

PERİ KALIP ve İSKELELERİ.... ÖN KAPAKİÇİ - 1<br />

PERİ KALIP ve İSKELELERİ&ADVERTORIAL.28 – 29<br />

SAMSUNG...............................................71<br />

SARAY ALÜMİNYUM...................... 104 – 105<br />

TAYF ÇATI................................................99<br />

TMS TÜFEKÇİOĞLU MÜHENDİSLİK......... 4 – 5<br />

TÜRKİYE HASTANESİ..............................133<br />

URTİM KALIP VE İSKELE........................ 8 – 9<br />

VIKO.......................................................63<br />

YAPIMALZEME. COM.TR............................10


Türkiye İMSAD Gündem Buluşmaları’nda gayrimenkul ve inşaat sektörünün geleceği konuşuldu<br />

Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan:<br />

“Hem Katar hem diğer Arap ülkeleri ile<br />

yoğun ticari ilişkilerimiz var”<br />

Türkiye İnşaat <strong>Malzeme</strong>si Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD) tarafından düzenlenen <strong>2017</strong><br />

yılının ikinci ‘Gündem Buluşmaları’nda, gayrimenkul, inşaat ve inşaat malzemesi sektörleri<br />

açısından yılın ilk yarısının nasıl geçtiği ve ikinci yarıda beklenen gelişmeler ele alındı. Katar<br />

krizinin sektöre etkisini değerlendiren Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan,<br />

“Katar bizim için önemli bir ülke ve inşaat malzemesi sektörümüzün en çok ihracat yaptığı<br />

20 pazar arasında yer alıyor. Ancak şu an Katar’a karşı tavır alan Arap ülkeleri de yoğun ticari<br />

ve beşeri ilişkilerimizin, yatırımlarımızın olduğu pazarlar arasında üst sıralarda yer alıyor.<br />

Umuyoruz ki, Katar krizi daha da büyümeden çözülür” dedi.<br />

Türkiye İMSAD’ın yılda dört kez çeyrek<br />

periyotlarda düzenlediği Gündem Buluşmaları<br />

kapsamında gerçekleştirilen <strong>2017</strong><br />

yılının ikinci toplantısı, 16 Haziran Cuma<br />

günü Ortaköy Feriye Lokantası’nda yapıldı.<br />

Gündem Buluşmaları toplantısında; ‘<strong>2017</strong><br />

yılının ilk yarısı gayrimenkul, inşaat ve inşaat<br />

malzemesi sektörleri açısından nasıl<br />

geçti?’, ‘<strong>2017</strong>’nin ikinci yarısında sektörü<br />

neler bekliyor?’, ‘Konut fiyatları ve amortisman<br />

süreleri’, ‘Konut alacak tüketicilerin<br />

ihtiyaçlarını neler belirliyor?’, ‘Gayrimenkul<br />

sektöründe yeni trendler neler?’,<br />

‘Siyasi gelişmeler sektörü nasıl etkiledi?’,<br />

‘Konutta yabancı yatırımcının ilgisi ne durumda?’,<br />

‘Dünya ve Türkiye gayrimenkul<br />

sektörlerine ilişkin genel karşılaştırmalar’<br />

konuşuldu.<br />

Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı<br />

Ferdi Erdoğan’ın açılış konuşmasını gerçekleştirdiği<br />

Gündem Buluşmaları’nda,<br />

Ekonomi Danışmanı Prof. Dr. Kerem Alkin,<br />

dünya ve ülke ekonomisi, Dr. Can Fuat<br />

Gürlesel inşaat ve inşaat malzemelerinin<br />

ilk 6 ayı, REIDIN Türkiye Ülke Müdürü Kerim<br />

Alain Bertrand ise Türkiye ve dünyada<br />

gayrimenkul sektörüne yönelik değerlendirmelerini<br />

anlattı.<br />

Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkan<br />

Vekili Oktay Alptekin’in moderatörlük<br />

yaptığı oturumun açılış konuşmasında,<br />

Türkiye’nin yakın coğrafyasında yaşanan<br />

gelişmelere değinen Ferdi Erdoğan, “Bir<br />

tarafta Suriye’de savaş devam ederken,<br />

diğer tarafta Katar krizi bölgede tansiyonu<br />

yükseltti. Katar bizim için önemli bir ülke.<br />

Katar, inşaat malzemesi sektörümüzün<br />

de en çok ihracat yaptığı 20 pazar arasında<br />

yer alıyor. Ancak şu an Katar’a karşı<br />

tavır alan Arap ülkeleri de yoğun ticari ve<br />

beşeri ilişkilerimizin, yatırımlarımızın, projelerimizin<br />

olduğu ve ihracat yaptığımız<br />

pazarlar arasında üst sıralarda yer alan<br />

ülkeler arasında. Dolayısıyla biz tüm bu<br />

ülkelerle sıcak ilişkilerimizin korunmasından<br />

yanayız. Umuyoruz ki, Katar krizi daha<br />

da büyümeden çözülür” dedi.<br />

Konut satışlarında artış var ama<br />

yapı ruhsatlarında gerileme söz<br />

konusu<br />

Ferdi Erdoğan, konuşmasına şöyle devam<br />

etti; “Konut satışlarına baktığımızda,<br />

<strong>2017</strong> yılı ilk çeyrekte, geçtiğimiz yılın aynı<br />

dönemine göre 7,4 oranında bir artış görüyoruz.<br />

Yılın ilk 4 ayında 440 bin adet konut<br />

satışı gerçekleşmiş. Bu rakam, geçen iki<br />

yılın aynı döneminin üzerinde. Konut satışlarında<br />

artış var ama yapı ruhsatları başvurularına<br />

baktığımızda, veriler beklediğimiz<br />

gibi değil. Toplam yapı ruhsatlarında<br />

alan bazında yüzde 17,2’lik bir gerileme<br />

söz konusu. Konut yapı ruhsatları aynı dönem<br />

alan bazında yüzde 12,7 geriledi. Konut<br />

dışı bina yapı ruhsatları ise yine aynı<br />

dönemde yüzde 30,5 küçülme yaşadı.<br />

Kampanyaların konut satışlarına etkisini,<br />

senetle satışlardaki yüzde 47’lik artışla<br />

görüyoruz. Bu rakamlar yükün büyük bir<br />

kısmını gayrimenkul sektörünün üstlendiğine<br />

işaret ediyor. Gayrimenkulcüler, bir<br />

taraftan proje için yatırım yaparken, diğer<br />

taraftan satılan konutun finansman yükünü<br />

de omuzlarına almış durumda. Ancak biz<br />

18<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Aktüel<br />

yılın ikinci yarısından itibaren bu tablonun<br />

değişeceğine inanıyoruz.”<br />

Ege Denizi’ndeki deprem, kentsel<br />

dönüşümün önemini bir kez daha<br />

hatırlattı<br />

“Ege Denizi’nde 6.3 şiddetinde meydana<br />

gelen deprem, kentsel dönüşümün önemini<br />

bir kez daha hatırlattı” diyen Ferdi Erdoğan,<br />

şu uyarılarda bulundu; “Görüyoruz ki<br />

bu noktada hala birçok eksiğimiz mevcut.<br />

Kentsel dönüşüm sürecindeki eksiklikler<br />

bir an önce giderilmeli. Ülkemizde 7 milyondan<br />

fazla riskli konumda yapı var. Bunu<br />

her ortamda dile getiriyoruz. Her deprem<br />

sonrası felaket senaryolarını dile getirmek<br />

yerine yapısal problemleri çözüp ülkemizin<br />

daha güvenli yapılara ulaşmasını sağlamalıyız<br />

ve depremi bir risk olmaktan çıkarmalıyız.<br />

Ayrıca kentsel dönüşüm için yaratılacak<br />

75 milyar dolara yakın kaynak konusunun<br />

da bir an önce netleştirilmesi sektörümüz<br />

adına çok önemli bir adım olacak ve kentsel<br />

dönüşüm sürecini hızlandıracaktır.”<br />

İnşaatta Kalite Zirvesi’nin teması:<br />

Geleceğe Yatırım: Dijital Dönüşüm<br />

Son günlerde Türkiye İMSAD’ın yoğunlaştığı<br />

ve dikkatle takip ettiği konulardan<br />

birinin de teknolojik gelişmeler olduğunu<br />

vurgulayan Ferdi Erdoğan, ”Türkiye İMSAD<br />

olarak, bu konuda birtakım çalışmalar<br />

gerçekleştiriyoruz. 2015 yılında düzenlediğimiz<br />

7. Uluslararası İnşaatta Kalite<br />

Zirvesi’nde dünyadaki teknolojik ve dijital<br />

gelişmeleri gündemimize getirmiştik. Bu yıl<br />

26 Ekim’de 8.’sini düzenleyeceğimiz zirvemizin<br />

ana temasını ise ‘Geleceğe Yatırım:<br />

Dijital Dönüşüm’ olarak belirledik. Endüstri<br />

4.0, dijitalleşme ve teknolojik gelişmeleri<br />

masaya yatıracağımız zirvede, bu süreci<br />

nasıl yönetmemiz gerektiğini de konuşacağız”<br />

dedi.<br />

Ferdi Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı:<br />

“Türkiye’nin bir <strong>Yapı</strong> Yasası’na sahip<br />

olması ve sektörde etkin bir piyasa denetiminin<br />

oluşturulması şart. <strong>Yapı</strong> Yasası’nın<br />

çıkarılması, bir sektörü değil, tüm ülkeyi<br />

kalkındıracak hamle olacaktır. Ülkemizin<br />

geleceği adına bu adımların atılması şart.<br />

Yoksa bir otomobil ömrüne sahip binalar<br />

üretip, 25-30 yıl sonra yeniden bir dönüşüm<br />

süreci yaşamak zorunda kalırız” dedi.<br />

Türk iş dünyası koşullar ne olursa<br />

olsun pedalları çevirmesi gerektiğini<br />

biliyor<br />

Türkiye İMSAD Ekonomi Danışmanı Prof.<br />

Dr. Kerem Alkin, Türkiye ekonomisi ile ilgili<br />

değerlendirmesinde şunları söyledi:<br />

“Yüzde 5’lik büyüme Türkiye ekonomisinde<br />

çarkların bir şekilde döndüğüne işaret ediyor.<br />

Türk iş dünyası özellikle 1970’lerden<br />

bu yana yaşadığı onca ekonomik ve siyasi<br />

krizden sonra belki şunu artık benliğine işlemek<br />

durumunda kaldı. Bisikletin pedallarını<br />

koşullar ne olursa olsun çevirmeniz gerekiyor.<br />

Çünkü krizler gündeme geldiğinde<br />

olayı anlamak adına bisikletin pedallarını<br />

durdurduğunuz anda devriliyorsunuz. Çevirince<br />

de, öyle ya da böyle karşımıza belli<br />

bir ekonomik büyüme çıktığı ifade edilebilir.<br />

Türkiye ekonomisi zaman zaman dünya<br />

büyüme ortalamasının üzerinde seyredebiliyor.<br />

Özel sektör yatırımlarının büyümede<br />

önemli rol üstlendiği dönemlerde biz bu başarıyı<br />

gerçekleştiriyoruz. Şu dönemde özel<br />

sektör yatırımlarındaki genel daralma ve<br />

eksilmenin telafisini daha çok kamu yatırımlarıyla,<br />

hane halkı ve kamu tüketim harcamalarıyla<br />

telafi etmekteyiz. Ancak Türkiye’nin<br />

aynı zamanda tasarrufları artırmaya<br />

da ihtiyacı var. Bu kadar ciddi manada nihai<br />

tüketim harcamalarına yüklenerek büyümek<br />

yerine özel sektör yatırımlarının tekrar<br />

büyümede önemli bir rol üstleneceği bir<br />

trend yakalamak son derece önemli. Kalıcı<br />

büyüme her şeyin ilacı. Şu anda aslında<br />

dünya siyasetinde yaşadığımız çalkantıların<br />

arkasında da ülkelerin kalıcı büyüme ile<br />

ilgili duydukları endişeleri var.”<br />

Doğalgazın altın çağına doğru enerji<br />

stratejileri<br />

Konuşmasında Katar krizine de değinen<br />

Prof. Dr. Kerem Alkin, “Söz konusu ablukayı<br />

yapanlar, doğalgaz üreticisi olmaktan<br />

çok petrol üreticisi olan ülkeler. Uluslararası<br />

Enerji Ajansı’nın raporu, 2030’a doğru<br />

doğalgazın altın çağı olacağına yönelik<br />

farklı temalara işaret ediyor. Rusya, İran ve<br />

Katar’ın dünyada doğalgaz rezervi ve ihracatçısı<br />

olarak, en önemli üç ülke olacağı<br />

öngörülüyor. Katar ablukasının bir noktasında<br />

bu doğalgaz kapışması ile ilgili konunun<br />

varlığını göz ardı etmemek lazım. Katar<br />

ablukasında, İran’a da inisiyatif sağlayan<br />

tartışma noktası, iki ülke arasındaki sahada,<br />

51 trilyon metreküp doğalgaz rezervinin<br />

olması. Önümüzdeki dönemde dünya daha<br />

çok doğalgaz kullanacaksa, Rusya, İran ve<br />

Katar gibi ülkeler sıvılaştırılmış doğalgaz<br />

ihracatıyla çok önemli işler yapabilir. Katar<br />

ve İran bu doğalgaz konusunda mutabakat<br />

yaptıklarından dolayı, İran’ın daha da güçlenmesiyle<br />

ilgili bir tablo söz konusu. Bu<br />

arada ABD’nin yaklaşık 40 yıldır izlediği<br />

strateji, kendi topraklarındaki rezervi korumak<br />

amacıyla ihracat yasağı uygulamasıydı.<br />

Artık enerji ihracatçısı olmak isteyen<br />

ABD, enerji ihracatı yasağını kaldırdı. İlk<br />

petrol ihracatını İtalya’ya gerçekleştirdi.<br />

Şimdi enteresan olan gelişme ise Katar<br />

ablukasının patlak verdiği geçen hafta,<br />

ABD’nin ilk sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatını<br />

Polonya’ya gerçekleştirmesi oldu.<br />

İnşaat sektörü faaliyetlerini kendi<br />

halinde, belli bir tempoda sürdürüyor<br />

Genel ekonominin yüzde 5’lik bir büyüme<br />

gösterdiği Türkiye’de inşaat sektörünün<br />

<strong>2017</strong> yılı ilk çeyrek döneminde yüzde 3,7,<br />

gayrimenkul sektörünün ise yüzde 1,8 büyüdüğünü<br />

belirten Türkiye İMSAD Ekonomi<br />

Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel, “Değişik<br />

koşullara rağmen inşaat sektöründe, önceki<br />

dönemlere göre birbirine yakın veriler<br />

çıkıyor. Bundan da inşaat sektörünün, faaliyetlerini,<br />

kendi halinde belli bir tempo ile<br />

sürdürdüğünü söyleyebiliriz” dedi.<br />

Can Gürlesel, şöyle devam etti: “<strong>2017</strong> yılı<br />

ilk çeyrek döneminde konut satışları 2016<br />

yılı aynı dönemine göre yüzde 7,4 artarak<br />

325 bin 780 adet oldu. Birinci el (yeni konut)<br />

satışlar yüzde 4,3 arttı ve 145 bin 826<br />

olarak gerçekleşti. Konut kredileri <strong>2017</strong> yılı<br />

ilk çeyreğinde yıllık olarak yüzde 17,1 büyüdü<br />

ve 171,4 milyar TL’ye ulaştı. Konut<br />

kredisi aylık ortalama faiz oranı ise mart<br />

ayı sonu itibarıyla yüzde 0,95’te kalarak<br />

değişmedi. Toplam inşaat harcamalarının<br />

110,1 milyar TL olarak gerçekleştiği ilk çeyrekte,<br />

alınan toplam yapı ruhsatlarının alan<br />

bazında gerileme olduğu, ancak bu dönemde<br />

alınan toplam yapı izinlerinde ise önemli<br />

bir artış olduğu görülüyor. İnşaat malzemeleri<br />

sanayi üretimi 2016 yılı ilk çeyrek<br />

döneminde yüzde 0,4 artmışken, <strong>2017</strong> yılı<br />

ilk çeyrek döneminde yüzde 3,1’e geriledi.<br />

Birçok önemli malzemenin üretimi düştü.<br />

İnşaat malzemeleri iç pazarı ise <strong>2017</strong> yılı<br />

ilk çeyreğinde 71,6 milyar TL büyüklüğe<br />

ulaştı. Geçen sene ilk çeyrekte 57,8 milyar<br />

TL iç pazar büyüklüğüne göre inşaat malzemeleri<br />

iç pazarı yüzde 23,8 büyüdü.“<br />

Konut fiyatlarında artış enflasyonun<br />

altına düştü<br />

Türkiye İMSAD’ın konuk konuşmacısı REI-<br />

DIN Türkiye Ülke Müdürü Kerim Alain Bertrand<br />

ise şunları söyledi; “İnşaat sektörü<br />

geliştiği zaman ekonomiye pozitif etkisi<br />

oluyor ama ekonomik daralmalardan da direkt<br />

etkileniyor. İnşaat ve gayrimenkul sektörü,<br />

çok büyük bir ekosistemle, 200’den<br />

fazla alt sektöre etki yapıyor. Türkiye’deki<br />

konut fiyatlarının artışı uzun bir süre enflasyon<br />

oranının üzerinde gerçekleşti. Artık<br />

bu artışın yavaşladığını ve reel anlamda<br />

enflasyonun altına düştüğünü görüyoruz.<br />

Yıldan yıla baktığımızda ise fiyat artışlarının<br />

yüksek olmadığını hatta enflasyonun altında<br />

kaldığına tanık oluyoruz.<br />

Türkiye’de kiralar olması<br />

gerektiğinden daha düşük<br />

Faiz oranlarının, vadelerin uzatılmasının<br />

konut satışlarına olumlu etkisinin olduğunu<br />

ifade eden Kerim Alain Bertrand, “Zor<br />

dönemlerden geçiyoruz ve gayrimenkul<br />

sektörünün getiri oranları aşağı düşüyor.<br />

Türkiye’de, konutta balon olmadığını da<br />

söyleyebiliriz. Türkiye’de kira getirisi çok<br />

düşük. Etiler ve Ulus civarında konut yatırımının<br />

kira ile karşılama oranının 39 yılı<br />

bulmasından bahsediyoruz. Oysa yabancı<br />

yatırımcılar Dubai’den aldığı konutun değerini<br />

14 yılda kira geliriyle karşılayabiliyor.<br />

Türkiye’de kiralar olması gerektiğinden<br />

daha düşük” dedi.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 19


TÜİK’den Mayıs ayı konut satış rakamları<br />

TÜİK, konut satış rakamları araştırma sonuçlarına göre <strong>2017</strong> yılı mayıs ayı satış rakamlarının<br />

bir önceki yılın aynı ayına göre %1,5 artış gösterdi. Mayıs ayında toplamda 116 bin 558 konut<br />

satıldı. TÜİK tarafından açıklanan Mayıs ayı konut satış rakamları gayrimenkul sektörü tarafından<br />

genel olarak olumlu olarak karşılandı. Öne çıkan değerlendirmeleri sizler için derledik.<br />

Özyurtlar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Özyurt: “Konuta talep artıyor”<br />

Mayıs ayı TÜİK rakamları konuta yönelik büyük bir talebin olduğunu<br />

gösteriyor. Devlet teşviki ile gelen faiz indirimleri ve hayata<br />

geçirilen yeni kampanyalar ile ivme kazanan gayrimenkul sektörünün,<br />

büyümesini artırarak devam ettireceğini öngörüyoruz. Tapu<br />

harçları ve damga vergisindeki indirimlerle birlikte alım için harekete<br />

geçen gayrimenkul alıcısı, Türk ekonomisinin bir anlamda<br />

bel kemiğini oluşturuyor. TÜİK’in açıkladığı rakamlara göre yabancılara<br />

yapılan konut satışları da bir önceki yılın aynı ayına göre<br />

yüzde 10,1 artış gösterdi. Ülke uyruklarına göre en çok konut<br />

satışı Suudi Arabistan vatandaşlarına oldu.<br />

Yabancı yatırımcılara tanınan vatandaşlık hakkı satışların artmasında<br />

etkili oldu. Referandum sonrası yabancı yatırımcının Türkiye’ye<br />

akın ettiğini söyleyebiliriz. Çünkü yabancı yatırımcı, Türkiye’yi<br />

bizden çok daha iyi takip ediyor. Ekonomideki iyiye gidişin<br />

hem yabancı yatırımcıyı hem de yerli yatırımcıyı harekete geçirdiğini<br />

söyleyebiliriz.<br />

216 <strong>Yapı</strong> Yönetim Kurulu Başkanı Bilent Dündar: “Gayrimenkul, hız kaybetmeden büyüyor”<br />

TÜİK tarafından açıklanan rakamlar gayrimenkul sektörü için oldukça<br />

sevindirici. Türkiye genelinde konut satışlarının <strong>2017</strong> Mayıs<br />

ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1.5 artış kaydetmesi,<br />

sektörün hız kaybetmeden büyüdüğünü gösterdi.<br />

Türkiye ekonomisinin bel kemiği olan gayrimenkul sektörünün<br />

geleceğinin artık çok daha parlak olduğunu söyleyebiliriz.<br />

Hükümetin gayrimenkul sektörüne vermiş olduğu destek ve<br />

teşvikler gayrimenkul sektörünün bugünlere gelmesinde büyük<br />

katkısı oldu. TÜİK tarafından açıklanan son rakamlar, gayrimenkul<br />

sektörünün güvenli bir liman olduğunu bizlere bir kez daha<br />

gösterdi. Son bir yıl içinde gayrimenkul sektörüne yönelik alınan<br />

tedbirler, sektörün gelişiminde büyük rol oynadı. KDV’de yapılan<br />

indirim, tapu harç oranında ki düşüş, yabancı yatırımcının önünün<br />

açılması için alınan tedbirler ve daha bir çok önlem sektörün<br />

bugünlere gelmesini sağladı.<br />

İnsay <strong>Yapı</strong> Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Çulhalık: “Gayrimenkul sektörü güvenli bir liman”<br />

TÜİK’in açıkladığı rakamlardan da görüldüğü gibi gayrimenkul sektörü hız<br />

kesmeden büyümeye devam ediyor. Açıklanan son verilere göre, <strong>2017</strong><br />

yılı mayıs ayı satış rakamlarının bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1,5<br />

artış gösterdi. Mayıs ayında toplamda 116 bin 558 konut satıldı. Bu<br />

artış, Türk halkı için gayrimenkulün her zaman iyi bir yatırım aracı olduğunu<br />

gösteriyor. Zaman zaman dalgalanmalar olsa da konut satışı her<br />

zaman yüksek olur. Konut sahibi olmayı kolaylaştıran kampanyalar ile<br />

canlanan gayrimenkul sektörü, hem yatırımcıların hem de konut alıcılarının<br />

kazançlı çıkmasını sağlıyor. TÜİK tarafından açıklanan son rakamlar,<br />

bizlere gayrimenkul sektörünün güvenli bir liman olmaya devam ettiğini<br />

gösterdi. Ekonominin lokomotifi olan inşaat sektörünün ve dolayısıyla<br />

gayrimenkulün bu özelliğini sürdürmeye devam etmesini bekliyoruz.<br />

20<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Aktüel<br />

Türkiye Genç İş Adamları Konfederasyonu Genel Başkanı Erkan Güral: “Konut satışlarındaki<br />

artış, ekonomik istikrar ve siyasi iradeye duyulan güvenin bir göstergesidir”<br />

“Mayıs ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre konut satış rakamlarında<br />

yaşanan yüzde 1.5’lik artış, ekonomik istikrara ve<br />

siyasi iradeye duyulan güveni göstermektedir.Ayrıca yabancı<br />

yatırımcılara yapılan konut satışlarında bir önceki yılın aynı ayına<br />

göre sağlanan yüzde 10.1’lik artış, dış ekonomik çevrelerin<br />

ülkemize yönelik siyasi ve ekonomik beklentilerinin müspet<br />

yönünü ifade etmesi açısından çok anlamlıdır. Ülkemizin inşaat<br />

ve gayrimenkul sektöründeki başarısı, sadece yakın coğrafyamızdaki<br />

ülkelere değil tüm dünya ülkelerine örnek olmaktadır.<br />

Türk şirketlerimizin uluslararası arenada gerçekleştirdiği<br />

başarılı projelerin sayısı,her geçen gün artmaktadır.Önümüzdeki<br />

dönemde bizi bekleyen yeni işbirlikleriyle Türkiye’nin bu<br />

sektördeki hâkimiyetinin dünya genelinde kalıcı hale geleceğine<br />

yürekten inanıyoruz.”<br />

İSO 500’E<br />

Çimento kuruluşları çıkarma yaptı<br />

İstanbul Sanayi Odası(İSO)’nın “Türkiye’nin İlk 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2016”<br />

araştırması sonuçları açıklandı. Türkiye ekonomisinin aynası olarak nitelendirilen listede,<br />

Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği üyesi 20 çimento firması yer aldı.<br />

Türk ekonomisi zorlu bir yılı geride bırakmış olsa da İSO 500 sonuçlarına<br />

göre, sanayi devlerinin üretimden satışları bir önceki<br />

yıla göre yüzde 8,8’lik artışla 490 milyar TL’ye, toplam faaliyet<br />

karı yüzde 18,6 artışla 52,4 milyar TL’ye ve toplam ihracatı da<br />

yüzde 3,1 artışla 55,1 milyar dolara yükseldi.<br />

Çimento Sektörü Türk Ekonomisini Kalkındırıyor<br />

İstanbul Sanayi Odası tarafından yayımlanan “Türkiye’nin İlk<br />

500 Büyük Sanayi Kuruluşu”nun 2016 yılı sıralamasında Türk<br />

Çimento sektörü önemini bir kez daha ortaya koydu ve 20 çimento<br />

firması büyükler arasındaki yerini aldı. Çimento sektörünün<br />

TÇMB üyesi 20 dev ismi toplam 9.944.778.466 TL’lik<br />

ciroya ulaştı. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Türkiye<br />

Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB) Başkanı M. Şefik Tüzün<br />

“Çimento sektörümüzün, ülke kalkınmasında temel yapı taşı<br />

olduğunu bu liste ile bir kez daha kanıtlamış olduk. Ayrıca, çimento<br />

sektörü özelinde <strong>2017</strong> yılının ilk 3 aylık rakamlarına göre,<br />

üretilen çimentonun yaklaşık yüzde 13,4’ü ihracata konu oldu.<br />

Yani geçen yıl ki büyümemizi iç ve dış pazarda sürdürülebilir bir<br />

şekilde devam ettiriyoruz. Türk ekonomisine vermiş olduğumuz<br />

bu destek bize gurur veriyor.” dedi.<br />

M. Şefik Tüzün<br />

Türkiye Çimento<br />

Müstahsilleri<br />

Birliği (TÇMB)<br />

Başkanı<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 21


Aktüel<br />

Devlet, arsa<br />

sahiplerine ve inşaat<br />

sektörüne yeni imar<br />

yönetmeliğine uyum<br />

için üç ay süre verdi<br />

Kentsel Dönüşüm ve Hukuk Platformu Başkanı<br />

Prof. Dr. Gürsel Öngören; Devlet’in, daire<br />

sahiplerine, arsa sahiplerine ve İnşaat Sektörü’ne,<br />

yeni Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’yle getirilen<br />

yapılaşma düzenine uyum sağlaması için üç ay süre<br />

verdiğini belirtti.<br />

Prof. Dr. Gürsel Öngören / Kentsel Dönüşüm ve Hukuk Platformu Başkanı<br />

Kentsel Dönüşüm ve Hukuk Platformu<br />

Başkanı Prof. Dr. Gürsel Öngören; “Yönetmelik<br />

değişikliği ile, Devlet tarafından<br />

öncelikle daire sahiplerine, arsa<br />

sahiplerine ve İnşaat Sektörüne 1 Ekim<br />

<strong>2017</strong>’ye kadar üç aylık bir uyum süresi<br />

tanındı. Hem kentsel dönüşüme başlamış<br />

olan yapılar açısından ve hem de<br />

normal inşaat çalışmaları açısından üç<br />

ay boyunca ilgililer daha önce yaptıkları<br />

hesaplar doğrultusunda hazırlıklarını<br />

tamamlayıp, inşaat ruhsatlarını eski<br />

yönetmelik hükümlerine göre alabilecekler.<br />

Böylece daha önce yapılmış olan<br />

daire büyüklükleri hesabı bozulmayacak<br />

ama keşke uyum süresi altı ay olsaydı”<br />

dedi.<br />

Yeni Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin<br />

1 Ekim <strong>2017</strong> tarihinden itibaren yürürlüğe<br />

gireceğini ifade eden Başkan Gürsel<br />

Öngören; 1 Ekim <strong>2017</strong> tarihinden sonra<br />

yeni ruhsat alacak inşaatlar için yeni<br />

Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği gereğince<br />

yaşanacak değişiklikleri ise şöyle<br />

özetledi:<br />

- Kullanım amacı tepki çeken stüdyo daireler<br />

ortadan kalkıyor. En küçük daire<br />

minimum 28.5 metrekare büyüklüğünde<br />

oturma odalı ve yatak odalı olarak 1+1<br />

şeklinde yapılacak.<br />

- Binaların daha az katlı olması için taban<br />

alanına yönelik kurallar değişti. Eskiden<br />

TAKS %40 ile sınırlıyken şimdi %60’a<br />

kadar çıkarıldı. Bina arsada daha geniş<br />

taban alanına oturup yayılabilecek. Eski<br />

Yönetmeliğe göre çekme mesafeleriyle<br />

parselde 9 kat yapılması gereken örneğin<br />

900 m 2 inşaat, şimdi parsele yayılarak<br />

6 kat olarak yapılabilecek.<br />

- Yeni binalarda daha çok otopark yapılabilecek.<br />

Su basman kotu altında zorunlu<br />

otopark alanlarının 2 katı alanın ve<br />

bunun yanında bütün cepheleri gömülü<br />

olan otoparkların emsal dışında yapılabilmesi<br />

mümkün oldu.<br />

- Konutlarda kat yükseklikleri 3.60 m.’ye<br />

ticari ofislerde 4 m.’ye çıkarıldı.<br />

- Belediyeler, mahallin ve çevrenin özelliklerine<br />

göre yapılar arasında uyum sağlamak,<br />

güzel bir görünüm elde etmek<br />

amacıyla dış cephe boya ve kaplamaları<br />

ile çatının malzemesini ve rengini tayin<br />

edebilecek. Nasıl bodrumda tüm yapılar<br />

beyaz ve iki katlı. Bunun gibi yöresel<br />

özellikler istenirse belediyelerce binalara<br />

yansıtılacak.<br />

- Teraslar bahçe olarak kullanılabilecek,<br />

teraslara havuz yapılabilecek.<br />

- Hafriyat için yapı ruhsatı beklenmeyecek.<br />

İksa ve hafriyat ruhsatları, yapı ruhsatından<br />

önce verilebilecek.<br />

- Bodrum katlar dışında emsal harici<br />

alanların toplamı, hiçbir şekilde inşaat<br />

hakkının yüzde 30’unu geçemeyecek.<br />

- Balkonların 2 m. genişliği geçmeyen<br />

kısımları emsal harici oldu.<br />

- Yol kotundan düşük ya da yüksek arazilerde,<br />

kademelendirmeye geçilecek.<br />

Bina ön cephelerinde olduğu gibi, arka<br />

cephesi yol kotundan 5 metreden fazla<br />

düşük veya yüksek yapılara, 6 metrede<br />

bir kademelendirme gelecek. Böylece<br />

önden 3 kat, arkadan 8 kat bina yapılamayacak.<br />

Yol boyu ticaretin olduğu konut<br />

alanlarında, zemin katlarda otopark<br />

yükünün karşılanması şartıyla ticari kullanımlara<br />

izin verildi. Bu alanlarda gürültü ve<br />

kirlilik oluşturmayan, imalathane niteliğinde<br />

olmayan, gayrisıhhi özellik taşımayan,<br />

halkın günlük ihtiyaçlarını karşılamaya<br />

yönelik dükkân, kuaför, terzi, muayenehane,<br />

lokanta, pastane, anaokulu, kreş gibi<br />

konut dışı hizmetlerin ticari kullanımlarına<br />

izin verilecek.<br />

- Binaların çatılarına yapılan baz istasyonları,<br />

estetik görünümlü olmak, fenni<br />

mesuliyeti üstlenilmek, maliklerin onayını<br />

almak, bina cephesine 3 metreden fazla<br />

yaklaşmamak ve yer seçim belgesi almak<br />

şartıyla ruhsata tabii olmadan yapılabilecek.<br />

- Emsal harici depo miktarı ise azaltıldı.<br />

Binaların bodrum katında yapılan konutlara<br />

ait depoların %10’u ve işyerlerine ait<br />

depoların %50’si emsal harici olarak düzenlendi.<br />

Çokça eleştirilen bu oran eski<br />

Yönetmelikte iki katı idi.<br />

Kentsel Dönüşüm ve Hukuk Platformu<br />

Başkanı Prof. Dr. Gürsel Öngören; 1 Ekim<br />

<strong>2017</strong>’den itibaren tüm Türkiye’de bu yeni<br />

Yönetmeliğin uygulanacağını, ancak belediyelerin<br />

bu Yönetmeliğin temel yapılaşma<br />

koşullarını değiştirmemek kaydıyla kendi il<br />

ve ilçelerinin mimari özelliklerini, kat adedinde,<br />

bina cephesinde ve boyada ortaya<br />

çıkaran imar yönetmelikleri de hazırlayabileceklerini<br />

söyleyerek açıklamalarını tamamladı.<br />

22<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Çözüm Ortağı<br />

Marına Mix 011 Hotel & Residences<br />

Tms Climbex ® Hidrolik Tırmanma Sistemleri ile yükselecek<br />

MARINA MIX 011 HOTEL & RESIDENCES projesinin tüm kalıp ihtiyaçları TMS Kalıp ve TMS<br />

Qatar ile karşılanacaktır. Projenin yüklenici firmaları Hill International ve Bandary Engineering<br />

tercihlerini kalıp sektörünün öncü firması TMS tarafından kullanmışlardır.<br />

TMS Kalıp İskele Sistemleri, İzmit ve Kastamonu’da<br />

bulunan modern tesislerinde<br />

ileri teknoloji kullanımı ve ar-ge çalışmaları<br />

ile geliştirdiği CLIMBEX ® HİDROLİK<br />

TIRMANMA SİSTEMİ ile hem yurt içi hem<br />

de yurt dışında pek çok projeye imzasını<br />

atmıştır. Bunlardan bazılarını; Emaar Sqaure<br />

, Ant <strong>Yapı</strong> Sky Towers, Samsung co<br />

Al Rajhi HQ, Azenco Azerbaycan, Ataşehir<br />

Mimar Sinan Camii, Baytur Arabistan<br />

projeleri olarak sayabiliriz. TMS Qatar temelleri<br />

2015 yılında atılmasına rağmen<br />

sayısız başarılara imza atmış, bu proje ile<br />

de Katar da ki ilk hidrolik tırmanır projesini<br />

gerçekleştirecek olmanın mutluluğunu<br />

yaşamaktadır. Sadece Katar ile sınırlı kalmayıp,<br />

tüm Ortadoğu ve Körfez Ülkelerinin<br />

merkezi durumunda bulunan firmamız ülkemizin<br />

de gururu olmaktadır.<br />

CLIMBEX® HİDROLİK TIRMANMA<br />

SİSTEMİ<br />

Yüksek yapıların hızla çoğaldığı ülkemizde,<br />

buna uygun yapı teknolojileri de hızla<br />

ilerlemektedir. Bu teknolojinin yerli takipçilerinden<br />

olan TMS Kalıp İskele Sistemleri,<br />

AR-GE çalışmalarına verdiği önemin karşılığını<br />

almakta gecikmemiştir. TMS’nin<br />

kendinden tırmanır Climbex Sistemi, hidromekanik<br />

kumandalı kaldırma ekipmanına<br />

sahiptir. Hidromekanik elemanları sayesinde<br />

sistemin vince bağımlı olmaması<br />

en büyük avantajlarından biridir.<br />

Çalışma Prensibi ve Diğer önemli<br />

avantajları ise;<br />

• Sistem tırmanma sırasında binaya bağlı<br />

bir ray tarafından yönlendirilir<br />

• 70 km/saat rüzgâr hızına kadar güvenli<br />

tırmanma sağlar<br />

• Bina geometrisine göre değişkenlik gösterebilen<br />

büyük platformlar<br />

mevcuttur<br />

• 4.5 m yüksekliğe kadar döküm yapma<br />

imkânı sağlar<br />

• Tırmanma modülü perdeye yakalayıcı<br />

pabuç ve tırmanma taşıyıcı elemanlarıyla<br />

bağlıdır<br />

• Ray, alt kaldırma kafasına bağlıdır<br />

• Alt kaldırma kafası rayı hidrolik silindir<br />

yardımıyla yukarı iter<br />

• Üst kaldırma kafası rayı otomatik yakalar.<br />

Sistem bu operasyonu 15-20 dakikada<br />

tamamlayarak yüksek bir hızla tırmanmayı<br />

tamamlar<br />

Bu Proje için Önemli Notlar:<br />

Lusail bölgesinde 14.000 metrekarelik<br />

bir alan içerisinde gerçekleştirilecek olan<br />

proje, Lusail’deki en iyi manzara eşliğinde<br />

ana Marina gezinti yerine bakmaktadır.<br />

Proje, iki bodrum katında yer alan 403<br />

araçlık park yeri, ticari kullanım için iki<br />

katlı zemin ve iki podyum ile karışık kullanım<br />

kulesi olup, 3. kattan 21. katına kadar<br />

olan otel hizmetleri, 22. kattan 35’e<br />

kadar ikamet amaçlı konut servisli daireler<br />

olarak kullanılacaktır. 36. kat gökyüzü<br />

lobi ve 37. Katta ise lüks bir restoran ve<br />

kulenin ortasında bir kat hizmet vermektedir.<br />

Kulenin güzel ve estetik görüntüsünü<br />

sağlamak için restoranın başında bir taç<br />

bulunmaktadır. Proje, yaklaşık 100.000<br />

metrekare toplam alana sahip, 14.000<br />

metrekarelik arsa üzerine inşa edilecek. Bu<br />

projede yer alan Kule çekirdek kısmı 750<br />

m² kat alanına sahiptir ve 37 katlıdır. Yüksekliği<br />

4 m olan her bir modülün tırmanması<br />

20 dakikada tamamlanmakta, tamamının<br />

tırmanması ise 1 günden daha az zamanda<br />

gerçekleşmektedir. Kurulumu için, önceden<br />

yerleştirilmiş ankraj elemanlara tırmanma<br />

konsolları vinç yardımıyla bağlanır. Kalıp<br />

asker elemanı, payandalar ve çalışma konsolları<br />

tırmanma modülüne bağlanır. Kurulu<br />

kalıp panoları asker elemanların önüne<br />

yerleştirilir ve kalıp panoları payanda taşıyıcısı<br />

yardımıyla konumlandırılır. Kalıp beton<br />

dökümüne hazır hale getirilir. İç platform<br />

kirişleri ve kombine rayların ilk bölümü üst<br />

ve alt Climbex ankrajlarına vinç yardımıyla<br />

sabitlenir. Dış kalıpların açılması, kulelerin<br />

üzerine oturan kirişlere monte edilen askı<br />

arabaları sayesinde son derece kolaydır.<br />

SIMPEX kalıp elemanları insan gücüyle rahatlıkla<br />

geriye çekilebilmektedir. Ayrıca bu<br />

sistem beton yüzeyinin de korunmasını sağlamaktadır.<br />

Kalıp geriye çekildiğinde oluşan<br />

boşluk demir işçileri için de koruma duvarı<br />

görevi görerek emniyetli çalışma alanı yaratır.<br />

Sistemin kurulması ve çalıştırılması<br />

için, kalıp montaj ve hazırlıklarında 20 işçi,<br />

tırmandırılmasında ise 10 işçi çalışır. Sistemin<br />

kurulması ve işletmeye alınması işinin<br />

süresi 650 saattir. Hem tırmanma bölgesinde<br />

hem de kalıplama bölgesinde işçiler<br />

için güvenli çalışma alanları mevcuttur.<br />

Sistem kurulmadan önce çalışacak işçiler<br />

özenle seçilip TMS tarafından eğitimleri<br />

verilecektir. Eğitim sırasında iş güvenliği<br />

önlemleri konuları hassasiyetle ve detayla<br />

anlatılacaktır.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 23


İzmir’de bir ilk:<br />

Türkiye, Dokadek 30 ile tanışıyor<br />

İzmir’in en gözde ilçelerinden Karşıyaka’da eşsiz manzarası ile dikkat çeken Atılgan Royal<br />

projesinde Doka sistemleri ve mühendislik çözümü ile bir ilke imza atılıyor.<br />

Projede kullanılan döşeme kalıbı Dokadek 30 ile 1000 m²’lik döşeme sadece<br />

1 günde tamamlanabilecek.<br />

24<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Çözüm Ortağı<br />

Proje adı : Atılgan Royal<br />

Bulunduğu yer : İzmir, Karşıyaka<br />

Yatırımcı firma : R-Atılgan İnşaat<br />

Yüklenici firma : Salihoğlu İnşaat<br />

İnşaat Yüksekliği : 120 m<br />

Kat sayısı : 27<br />

Kullanılan sistemler:<br />

Dokadek 30 Panel Döşeme Kalıbı<br />

Doka Xclimb 60 Koruma Perdesi<br />

150F Tırmanır Kalıp Sistemi<br />

Framax Xlife Kolon Kalıbı<br />

Frami Xlife Kolon Kalıbı<br />

Top 50 Geniş Yüzeyli Perde Kalıbı<br />

Masa Kalıbı ve <strong>Malzeme</strong> Taşıma<br />

Sistemi<br />

5.000 m² toplam alan üzerine inşası devam<br />

eden denize sıfır, lüks projede 27 katlı<br />

bir residence ve 8 adet villa bulunuyor.<br />

2018’de tamamlanması planlanan proje,<br />

hem konumu hem de tasarımı ile daha<br />

şimdiden Körfez’in incisi olarak gösteriliyor.<br />

Bu benzersiz projenin beraberinde getirdiği<br />

zorluklara ise çözüm yine Doka’dan<br />

geldi. Doka ürünleri Dokadek 30 Döşeme<br />

Kalıbı, 150 F Tırmanır Kalıp Sistemi ve<br />

Xclimb 60 Koruma Perdesi sistemleri ile<br />

projenin hızlı ve güvenli bir şekilde ilerlemesini<br />

sağlıyor.<br />

Döşeme Kalıbında Bir İlk: Türkiye,<br />

Dokadek 30 ile Tanışıyor<br />

27 kat ile 120 m yüksekliğe ulaşacak olan<br />

projede döşeme dökümleri Dokadek 30<br />

döşeme kalıbı ile hızla gerçekleştiriliyor.<br />

Türkiye’de ilk kez Atılgan Royal projesinde<br />

kullanılmaya başlayan Dokadek 30 hem<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 25


zamandan tasarruf sağlarken hem de<br />

maliyetin büyük oranda düşmesine imkân<br />

sağlıyor. Merdiven veya platform sistemleri<br />

olmadan yüksek kat mesafelerinde kolayca<br />

kullanılabilen Dokadek 30 panel döşeme<br />

kalıbı ile döşeme hızı artık yeni bir boyuta taşınıyor.<br />

Projede 1000 m²’lik döşeme, Dokadek<br />

30 ile 6 işçi tarafından yalnızca 1 günde<br />

tamamlıyor. Farklı yöntemlere kıyasla işçilik<br />

maliyetlerinde %80’e kadar bir tasarruf sağlayan<br />

sistem, projenin hem ekonomik hem<br />

de hızlı şekilde ilerlemesine olanak sağlıyor.<br />

Döşeme kalıbında çığır açan Dokadek 30’un<br />

önceden belirlenen montaj sırası, zaman<br />

kaybettiren kullanıcı hatalarını da ortadan<br />

kaldırıyor. Panel döşeme kalıbının bir diğer<br />

avantajı ise sarı kaplamalı hafif çelik tasarımlı<br />

galvanizli çerçeveler ve Xlife Plywood’lar<br />

sayesinde uzun ömürlü bir yapıya<br />

sahip olması. Bu sayede değişime gerek<br />

olmadan aynı sistemle 300 döküm gerçekleştirilebiliyor.<br />

İşçilik maliyetini azaltan<br />

Dokadek 30, rakipsiz bir hız sunarken aynı<br />

zamanda sahip olduğu ergonomik tasarımlı<br />

kavrama delikleri, destek kafasına yerleşik<br />

kalkma korumaları ve kazayla düşmeyi önleyen<br />

çıkma korumaları ile Doka ürünlerinin<br />

26<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Çözüm Ortağı<br />

güvenlikten taviz vermediğini bir kez daha<br />

kanıtlıyor. Ayrıca projeye temin edilen TLS ile<br />

de Dokadek 30 panellerinin ve diğer ekipmanların<br />

üst katlara taşınması kolaylaşıyor.<br />

Kapalı platformu sayesinde maksimum iş<br />

güvenliği ile katlar arası malzeme aktarımı<br />

gerçekleştiren ve yapıyla eşgüdümlü olarak<br />

herhangi bir montaj ya da demontaj gerektirmeden<br />

yükselen Masa Kalıbı ve <strong>Malzeme</strong><br />

Taşıma Sistemi TLS, vinçten bağımsız çalıştığı<br />

için maliyet avantajı ve zaman tasarrufu<br />

da sağlıyor.<br />

Her Yükseklikte Maksimum<br />

Güvenlik<br />

Girintili çıkıntılı balkonlarıyla eşsiz fakat<br />

bir o kadar da zorlu bir mimariye ve tasarıma<br />

sahip olan Atılgan Royal projesine<br />

Doka mühendis ekibi bu noktada da en<br />

uygun çözümü getirmeyi başarıyor. Binanın<br />

geometrik şeklinin getireceği zorlukları<br />

engellemek için üniversal sistem yapısı<br />

sayesinde her bina şekline uyarlanabilen<br />

150F tırmanır kalıp sistemi kullanılıyor.<br />

Her şekil ve yükseklikteki yapılar için uygun,<br />

vinçle tek hamlede taşınabilen 150F<br />

tırmanır kalıp sistemi; 1,65 metre genişliğinde<br />

her yönden kapalı platform sistemi<br />

ile hızlı ve güvenli bir çalışma ortamı<br />

sağlıyor.150F tırmanır kalıp sisteminin<br />

yanı sıra kolon dökümleri için Frami Xlife,<br />

Framax Xlife, Top 50 gibi diğer sistemlerin<br />

de uygulandığı projede; güvenliği daha üst<br />

seviyelere taşıyabilmek için de tam boşluksuz<br />

koruma sağlayan Xclimb 60 Koruma<br />

Perdesi tercih ediliyor.<br />

Esnek boyutlandırılması sayesinde her türlü<br />

değişik geometrideki binanın yapısına<br />

adapte edilebilen Doka Xclimb 60 Koruma<br />

Perdesi ile betonarme yapının çepeçevre<br />

boşluksuz kapatılması sağlanarak işçiler<br />

için her hava koşulunda maksimum güvenlikli<br />

çalışma ortamı yaratılıyor. Kaba<br />

yapının yapımını hiçbir şekilde engellemeden<br />

yapıyla beraber ve yapı cephesine<br />

bitişik hidrolik olarak yükselen sistem ile<br />

kule vinçlerin çalışamayacağı yüksek rüzgar<br />

hızlarında dahi tırmanma işleminin<br />

güvenli ve hızlı bir şekilde gerçekleşmesi<br />

sağlanıyor.<br />

Rüzgar geçirmeyen ve boşluksuz kaplama<br />

sağlayan Doka Xclimb 60 Koruma Perdesi,<br />

kişinin güvenlik hissini artırarak şantiye<br />

ekibinin üretkenliğine büyük ölçüde<br />

katkı sağlıyor. Artan güvenlik hissi nedeni<br />

ile proje daha yüksek verimlilik ile sürdürülüyor<br />

ve hidrolik sistem sayesinde de vinç<br />

kapasitesinden tasarruf edilmiş olunuyor.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 27


PERI DUO<br />

Tek bir sistem ile<br />

perde, kolon ve döşeme imalatı<br />

DUO kalıp sistemi çok kolay taşınabildiği ve düşük bir ağırlığa<br />

sahip olduğu için yenilikçi bir sİstemdir. Sadece malzeme<br />

yapısından dolayı değil, tüm tasarım konsepti ile yenilikçi bir<br />

sistemdir. Sistem, çok az sayıda malzeme çeşitliliği ile kolon,<br />

perde ve döşeme imalatlarının gerçekleşmesini sağlar.<br />

Panel ve betonla temas eden yüzey elemanına ek olarak, çoğu<br />

DUO elemanı politek malzemeden üretilmiştir. Bu yeni geliştirilen<br />

ürün, oldukça hafif olmasının yanı sıra, yüksek taşıma<br />

kapasitesine sahiptir.<br />

<strong>Malzeme</strong> yapısının dışında, kalıp elemanlarının kolay bir şekilde<br />

tutulması ve taşınabilmesine de oldukça önem verilmiştir.<br />

DUO sistemine ait neredeyse tüm uygulamalar herhangi bir harici<br />

alete ihtiyaç duyulmadan yapılır ve çalışma adımları oldukça<br />

kolaydır. Kalıp uygulamaları hakkında çok az bir tecrübeye<br />

sahip kişiler bile DUO sistemi ile çok hızlı ve verimli bir şekilde<br />

çalışabilir. Perde, kolon ve döşeme imalatında kullanılan sistem<br />

elemanlarının çoğu, çalışanların performans ve verimliliği<br />

arttırır.<br />

DUO paneller yatay ve dikey uygulamalar için kullanılabilir.<br />

Yatırım ve lojistik maliyetinin yanısıra, çalışanların eğitim ücretini<br />

de en aza indirir.<br />

Bu sistemin en büyük avantajı birden fazla alanda kullanılabilir<br />

olmasıdır. Paneller kolon, perde ve döşeme imalatı için<br />

kullanılabilir. Buna ek olarak, köşe ve bağlantı elemanı gibi<br />

malzemeler birden çok uygulamada kullanılabilecek şekilde<br />

tasarlanmıştır. Bu sayede sahadaki malzeme çeşitliliği ihtiyacı<br />

azalır ve daha sade ve rahat uygulama alanları oluşturulur.<br />

DUO’nun tüm kullanım süreci gözlemlenirse avantajları belirgin<br />

bir şekilde görülebilir. Kullanıcılar bu çok yönlü kalıp sistemi<br />

ile daha verimli kullanım elde eder, daha az istifleme<br />

alanına ihtiyaç duyulur ve sahaya transfer ücretleride önemli<br />

derecede azalır.<br />

Her görev için ergonomik kullanım Hafif, el ile taşınabilen, vinçsiz kullanım<br />

Sistem elemanlarının kullanım kolaylığı ve düşük ağırlığı<br />

iş sahasında üretim verimliliğini arttırır.<br />

DUO sisteme ait elemanların hiç biri 25 kg’dan fazla değildir.<br />

Bu sayede vince gerek duyulmaz, el ile taşınabilir. Personeller<br />

için, düşük ağırlıklarla çalışmak daha az yorucu olduğu için,<br />

günlük çalışma konsantrasyonunu yükseltir ve sahadaki iş<br />

kazası riskini azaltır. Bunun yanı sıra, elemanların hiç birinde<br />

keskin kenar olmadığı için yaralanma olasılığını da minimuma<br />

indirir.<br />

Yine de vinç kullanılması zorunlu ise, düşük kaldırma kapasiteli<br />

vinçler yeterli olacaktır. Bu sayede ekstra vinç masrafı da<br />

azaltılabilir.<br />

DUO bağlantı elemanı, sistem elemanlarının kullanımının<br />

çok kolay olduğunun en iyi örneğidir.<br />

DUO bağlantı elemanı doğrudan çerçeve boşluğuna geçirilip,<br />

hiçbir alete ihtiyaç duyulmadan el ile 90 derece döndürülerek<br />

monte edilir. Bu bağlantı tam anlamıyla panelleri aynı hizaya<br />

getirir. Monte edildikten sonra bu kilitlerin dışa doğru çıkıntılı<br />

28<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Advertorial<br />

bir yapıda olmaması, panellerin üst üste konularak çok kolay<br />

istiflenebilmelerine olanak tanır.<br />

Bağlantı elemanları;<br />

, Panelleri birbirine bağlamak için,<br />

, Köşe elemanlarının panellerle bağlantısı için,<br />

, Dolgu elemanlarının duvar kalınlığı belirleme elemanı ile bağlantısında,<br />

kullanılır.<br />

DUO paneller üzerindeki kiriş boşlukları kolay tutabilme<br />

imkanı sağlarken aynı zamanda bağlantı elemanının<br />

monte edildiği yer olarak görev yapar.<br />

DUO sistem elemanlarının karakteristik özellikleri,<br />

kolay kullanımı ve düşük ölçülerde olmalarıdır.<br />

Bağlantı elemanları pürüzsüz bir şekilde panelleri birbirine<br />

bağlarken, monte halde panel üzerinde dışa<br />

doğru çıkıntılı bir yapıda değildir ve düz bir görünüm<br />

sunar.<br />

Betonla temas eden yüzey elemanının kolay değişimi Sadece bir kaç vida ile kolay bir bakım olanağı<br />

DUO’nun önemli bir özelliği de betonla temas eden yüzey<br />

elemanının herhangi bir özel alete ihtiyaç duyulmadan kolay<br />

bir şekilde değiştirilmesidir.<br />

DUO sistem elemanları ve betonla temas eden yüzey elemanı politekden<br />

yapıldığı için oldukça uzun ömürlüdür. Düzgün kullanım<br />

ve düzenli bakım ile DUO elemanları yıllar boyunca kullanılabilir.<br />

Betonla temas eden yüzey üzerindeki küçük sıyrıklar kolaylıkla tamir<br />

edilebilir. Gerekli ise bu eleman değiştirilebilir.<br />

Kolon Kalıbı Standart Uygulamaları 5 cmlik artışlarla kare ve dikdörtgen kolonlar<br />

DUO ile kenar uzunları 15 cmden 55 cm’ye kadar ve 5 cmlik artışlarla tie-roda<br />

gerek duyulmadan dikdörtgen ve kare kolon imalatları yapılabilir.<br />

Çok Amaçlı Panel DMP 45 ya da DMP 75, Köşe bağlantı elemanı ve DUO Chamfer<br />

Strip Kolon imalatı için kullanılır.<br />

2 çok amaçlı panel birbirine, DUO köşe bağlantı elemanı ve DUO köşe saplamasıyla doğru açıda bağlanır.<br />

Kolon ölçülerine göre 5’er cmlik artış veya azaltma uygulanabilir.<br />

Köşe bağlayıcısı kolayca panele<br />

takılır ve sonra çok amaçlı<br />

panele DUO köşe saplaması ile<br />

bağlanır ve güvenli hale gelir.<br />

DUO’nun döşeme kalıbı olarak kullanılması Güvenli şekilde sistematik kurulum<br />

DUO oldukça hafiftir ve 30 cm beton kalınlığına kadar kirişsiz döşemeler için döşeme kalıbı<br />

olarak kullanılabilir. Kurulumu oldukça pratik elemanları, döşeme kenarı veya dolgu gerektiren<br />

diğer boşluklar gibi çeşitli uygulamalara olanak tanır. DUO ile döşeme kalıbı kurulumu<br />

bir alt döşeme kotundan rahatlıkla yapılabilir. DUO ızgaralı yapısı sayesinde yandaki resimde<br />

görüldüğü gibi bir yardımcı ekipman ile kolayca kaldırılarak yatay konumuna getirilebilir. Kurulumu<br />

oldukça basit olan bu kalıp sistemi ile daha önce bu kalıp hakkında eğitimi olmayan<br />

bir personel bile kolayca kurulumunu gerçekletirebilir.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 29


Emaar - Acıbadem Bağlantı Yolları<br />

Projesi Köprü 1-2 / Köprü 1-3<br />

PERI Kalıp ve İskeleleri<br />

30<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Çözüm Ortağı<br />

Yeri<br />

İş Sahibi<br />

Yüklenici Firma<br />

: Libadiye-Üsküdar / ISTANBUL<br />

: EMAAR<br />

: NAS İNŞ.SAN.TİC.A.Ş.<br />

Projede Kullanılan PERI Kalıp Sistemleri:<br />

1. PD8 İskele Sistem<br />

2. PERI - UP İskele Sistem<br />

3. PERI RCS VARIO-KIT Sistem<br />

Proje İle İlgili Genel Bilgiler:<br />

Üsküdar Belediyesi sınırları dahilinde yer<br />

alan,EMAAR Square projesinin bağlantı<br />

yolları projesi;<br />

Köprü1-1,Köprü1-2,Köprü1-3 adlı 3 köprüden<br />

ve çeşitli bağlantı yollarından teşkil<br />

olacaktır.<strong>Yapı</strong>mı hala devam etmekte olan<br />

projede Köprü 1-2 ve Köprü 1-3’te betonarme<br />

imalatların PERI KALIP SİSTEMLE-<br />

Rİ ile çözülmesine karar verilmiştir.<br />

Toplam L= 81 mtül olan Köprü 1-2 ard germeli<br />

bir imalat olup 3 açıklıktan oluşmaktadır.<br />

Bu köprünün imalatı yapılır iken,trafik<br />

akışının L= 5,50 m. açıklıkta tek şeritli<br />

olarak devam etmesi; bu yapıya ayrı bir<br />

özellik katmıştır.Köprünün kalıp iamlatı ve<br />

betonlaması devam ederken;trafik akışı<br />

ekli fotoğraflarda da görüleceği gibi,kalıp<br />

imalatı 1 şeritten trafiğin devam etmesini<br />

engellememiştir. Bu köprüde;gerek betonarme<br />

kesitten ötürü oluşan yüklerden<br />

dolayı ve gerekse yukarıda belirtilen özel<br />

durum ( Trafik Geçişi ) sebebi PD8 İskele,PERİ<br />

İskele ve RCS VARIOKIT Sistemler<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 31


ir arada kullanılarak;ideal çözüm yöntemi<br />

olarak sahada uygulanabilmiştir.<br />

Burada; PD8 İskele sistemin yüksek taşıma<br />

gücü kapasitesi (Max. : 6.0 ton /ayak<br />

) betonarme kesitin 2.0 m’ye kadar çıktığı<br />

bölgelerdeki yüksek yükleri güvenli bir<br />

şekilde taşımasını sağlamıştır. PERI - UP<br />

İskele sistemin, değişken yatay ve düşey<br />

kayıtlar vasıtayla sahip olduğu modüler<br />

yapısı ise;geometrinin son derece değişken<br />

olduğu böylesi bir köprüde her bölgede<br />

iskele sisteminin kullanılabilmesini<br />

kolaylaştırmıştır. RCS VARIOKIT sistemin<br />

ise değişik yapılarda,farklı amaçlarla kullanılabilen<br />

elemanlara sahip olması da,bu<br />

projenin esas özelliği olan trafik geçişini<br />

en güvenli,en ekonomik ve en çabuk şekilde<br />

yapabilmemizi sağlamıştır.<br />

Bu projede kullanılan kalıp sistemleri ile<br />

ilgili genel bilgiler ise aşağıda ayrıca ayrı<br />

ayrı verilmiştir.<br />

PROJEDE KULLANILAN PERI KALIP<br />

SİSTEMLERİ PERI PD8 SİSTEM YÜK<br />

İSKELESİ<br />

Karşılıklı çerçeveler arasındaki bağlantı<br />

ise, PERI PD8 sistemde 1.25m ile 3.00m<br />

arasında değişen boylardaki diagonallerle<br />

sağlanır. Sistem üst tarafına monte edilen<br />

sırasıyla;haçvarikafa, spindel ve de spindel<br />

ayarı için kullanılan jack-nut(somun)<br />

ile bir ünite haline gelir. PD8 in temel özelliği;<br />

ana taşıyıcıların çerçeve veya diğer<br />

taşıyıcı ayaklara, tali taşıyıcıların da ana<br />

taşıyıcılara ara elemanlarla tesbit edilerek<br />

rijit ve tek parça haline getirilmesidir.<br />

PERI PD8 şantiyede tek bir sistemle 3<br />

ayrı çözümü sunar. Her biri için tip ruhsatlar,<br />

DIN ve EURO normlarına göre düzenlenmiş<br />

abakları mevcuttur. Gerek DIN<br />

ve EURO normlarındaki uygulama abakları<br />

gerek bu normalara dahilinde üretilmiş<br />

malzemeleri kullanıcısına mutlak başarıyı<br />

getirmektedir.<br />

Böylece PD8 iskele sistemiyle birlikte<br />

GT24 Kafes Kiriş ve SRZ Çelik Kuşak<br />

Mahyalar + VT20K Izgaralar optimum<br />

taşıma gücünde kullanılması sağlanmıştır.<br />

Sonuç olarak DIN ve EURO normlarında<br />

imalatı yapılmış olan PERI PD8 yük iskele<br />

sistemi ile GT24 Kafes kiriş veya<br />

SRZ Çelik Kuşak mahyalardan teşkil<br />

edilen kalıp sistemi;projedeki farklı<br />

döşeme kalınlıklarını ve yükseklikleri<br />

çözerek,projede büyük ekonomiklik ve<br />

esneklik getirmiştır. Aynı malzemelerin<br />

sahip oldukları yüksek taşıma gücü<br />

sayesinde sadece aralıkları ile oynayarak<br />

projede kullanılabilir olması gerek<br />

işçilik, gerekse zamandan tasarruf açısından<br />

sahadaki uygulayıcılara büyük<br />

kolaylık sağlamıştır. PERI PD8 sistemi;<br />

temel olarak R110(110 cm genişliğinde)<br />

ve R150(150 cm genişliğinde) çerçevelerden<br />

oluşur. Taban plakaları ve çerçeveler<br />

arasındaki bağlantı, ayarlanabilir<br />

spindle adı verilen bağlantı elemanı ile<br />

sağlanır. Spindelleri ayarlanabilmesi<br />

bize şantiyede çok hassas yükseklik<br />

ayarı yapmamıza olanak sağlar. Karşılıklı<br />

çerçeveler arasındaki bağlantı ise<br />

1.25m ile 3.50m arasında değişen boylardaki<br />

diagonallerle sağlanır. Sistem<br />

üst tarafına monte edilen sırasıyla; panel,<br />

haçvarikafa, spindel ve de spindel<br />

ayarı için kullanılan jack-nut(somun) ile<br />

bir ünite haline gelir. PD8 in temel özelliği;<br />

ana taşıyıcıların çerçeve veya diğer<br />

taşıyıcı ayaklara, tali taşıyıcıların da ana<br />

taşıyıcılara ara elemanlarla tesbit edilerek<br />

rijit ve tek parça haline getirilmesidir.<br />

PERI PD8 şantiyede tek bir sistemle<br />

3 ayrı çözümü sunar. Her biri için tip<br />

ruhsatlar, DIN ve EURO normlarına göre<br />

düzenlenmiş abakları mevcuttur.<br />

PERI PD8 alt ve üst spindle ların mak-<br />

32<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Çözüm Ortağı<br />

simum açılma boyuna ulaştığı durumlarda<br />

bile ağır yük taşınması gerektiği<br />

zamanlarda rahatlıkla kullanılabilir.<br />

PD8 ile oluşturulan döşeme kalıbı sisteminin<br />

uzunluğu ve toplam yüksekliği<br />

ayarlanabildiği için şantiyede çok büyük<br />

kullanım kolaylığı sağlar.<br />

PERI UP SİSTEM DÖŞEME İSKELESİ<br />

Temel olarak PERI UP; hem bir iş iskelesi,<br />

hem de çok fazla bağlantı aparatları<br />

gerektirmeden rijit bağlantı noktaları olan,<br />

yüksek kapasiteli, kendinden emniyet sistemli,<br />

bir iş, çalışma ve yük iskelesidir.<br />

PERI UP aynı parçalar ile 3 ayrı sistem çözümü<br />

üretebilen mükemmel bir sistemdir.<br />

Tüm elemanları kendinden galvanizli malzemelerden<br />

üretilmiştir. Bir kişi tarafından<br />

kolaylıkla kurulabilmektedir. Düşeyde<br />

emniyet kancası kendiliğinden kilitlenerek<br />

birleşimin rijit konuma gelmesini sağlamaktadır.<br />

Aynı şekilde yatay bağlantılar<br />

üzerinde bulunan deliklere diagonaller takılmakta<br />

ve yüksek kapasitede dayanım<br />

elde edilmektedir. Dikmelerdeki bağlantı<br />

noktalarının özel tasarımları sayesinde<br />

450 ye kadar açılı bağlantı yapılabilmektedir.<br />

Demonte edilmesine gerek kalmaksızın,<br />

vinçle, inşaat sahası içerisinde<br />

biryerden diğerine nakil edilebilmektedir.<br />

İş iskelesi olarak kullanıldıklarında, platform<br />

genişlikleri standart olarak 720 mm<br />

veya 1040 mm olabilmektedir. Rosette<br />

versiyonunda ise sonsuz boyutlarda çalışma<br />

platformları teşkil edilebilir.<br />

PERI UP binaların dış cephelerindeki detaylara<br />

basit parçalar ile ve sisteme eklenen<br />

konsollar yardımıyla da zeminden<br />

dikme çıkmaksızın ve stabilitesinden<br />

ödün vermeden adapte olabilmektedir.<br />

Kullanılan tekerlerler yardımıyla hareketli<br />

iş iskelesi olarakta kullanılabilmektedir.<br />

Kalıp iskelesi olarak kullanıldıklarında<br />

kirişler döşemeyle birlikte kirişaltlarına<br />

ilave iki dikme kullanılmadan ara bağlantılar<br />

yardımıyla kalıplandırılabilmektedir.<br />

Nakliye esnasında iç içe geçebilen parçalar<br />

fazladan hacim kaplamadan kolaylıkla<br />

nakledilebilir.<br />

PERI UP’ın yukarıda da bahsedildiği gibi<br />

sahip olduğu modüler yapısı,projedeki değişik<br />

geometrik yapının en kolay ve hızlı<br />

bir şekilde çözümünü sağlamıştır.<br />

PERI RCS VARIOKITSİSTEM:<br />

Projedeki Köprü 1-2 ‘nin ana fikri diyebileceğimiz<br />

trafik geçişinin iş güvenliğinden<br />

taviz vermeden güvenli bir şekilde<br />

yapılabilmesi için PERI RCSVARIOKIT<br />

sistemin kullanılması uygun görülmüştür.Burada<br />

şantiyenin talepleri dikkate<br />

alınarak (Trafik geçişinde kullanılacak<br />

şerit sayısı,açıklık,kurba girecek olan<br />

uzun-geniş araçların boyutları,vb.) yapılan<br />

detaylı çalışmalar sonucunda;en<br />

uygun mühendislik çözümünün PERI<br />

RCSVARIOKIT sistem olduğuna karar<br />

verilmiştir.<br />

Bu sistemin ana elemanı olan RCS kuşağın,sahip<br />

olduğu yüksek dayanım,-<br />

böylesi bir açıklığın ve yükün emniyetle<br />

geçilebilmesini sağlamıştır.Bahsi geçen<br />

ürünlerin,değişken yapılarda farklı<br />

amaçla kullanılabilir olması ise,kalıp<br />

sisteminin % 95’inde standart ürünler<br />

kullanabilmemizi sağlamıştır. Dolayısıyla;proje<br />

kiralama yöntemi ile en ekonomik<br />

bir şekilde çözülebilmiştir<br />

Sn. Anıl Gündüz’ün yorumu<br />

Bu projenin sahip olduğu en öenmli özelliği<br />

olan Trafik geçişinin Peri ile çözülmüş<br />

olması; tereddüt etmeden ve güvenle çalışmalarımızı<br />

sağlamıştır.<br />

Bu kapsamda, PERI Kalıp’a verdiği destekten<br />

dolayı teşekkür ederiz.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 33


İnşaatlar Özler WINDBOARD Cephe Koruma<br />

Paneli ile şimdi daha güvenli yükseliyor!<br />

34<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Çözüm Ortağı<br />

WINDBOARD CEPHE KORUMA PANELİ<br />

Özler kalıp ve iskele sistemlerinin deneyimli mühendisleri tarafından tasarlanan WINDBOARD cephe koruma panelleri ile şimdi inşaatlar<br />

daha güvenli yükseliyor. Kurulum bittiği zaman her bir kat yükselmesinde sistem mekanik olarak vinç yardımı ile yada hidrolik piston<br />

destekleri ile kendi rayları üzerinde yükselmektedir. DMİ internet sitesinde İstanbul için ölçülen en yüksek rüzgar hızı 98.6 km/h, (27.4<br />

m/s) olarak görülmektedir. Türk Standardı TS-498 hesaplamalarında kullanılacak rüzgar hızı olarak 28 m/s (h = 0 – 8 m), 36 m/s (h=<br />

9 – 20 m), 42 m/s (h= 21 – 100 m ) ve 46 m/s (h>100 m) önermektedir. Bu çalışmada 46 m/s (h>100 m) rüzgar hızı referans olarak<br />

alınmaktadır. Seçime bağlı olarak Eurocode EN 1991-1-4 standardına uyum sağlanmaktadır. Analizlerde REPA (Rüzgar Enerji Potansiyeli<br />

Atlası) rüzgar verileri kullanarak her cepheye gelecek 50 yılın en yüksek rüzgar hız profilleri de hesaplanmıştır. Standartlara uygun olarak<br />

4 ana yön ve 12 ara yönde bu hızlarla analiz yapılmaktadır. İhtiyaç halinde projeye uygun özel çözümler geliştirilmektedir.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 35


“Amacımız sektörü inovatif yaklaşımlar<br />

konusunda desteklemek”<br />

“ARGE departmanımız inovatif sistemler geliştirerek, sektöre yön vermeye çalışırken, global<br />

rakiplerimiz ile birlikte yer aldığımız uluslararası CEN komitesi ile sektörel standartların<br />

oluşumunda aktif rol alıyoruz.”<br />

Sergin URFALILAR / İnşaat Mühendisi -<br />

URTİM A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı ve KALİSDER<br />

Kalıp ve İskeleciler Derneği Kurucu Üyesi<br />

Avrupa Standartları Komitesi’ndeTürk sanayisinin<br />

ve sektörün istek ve haklarını<br />

savunan URTİM A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı<br />

ve KALİSDER Kalıp ve İskeleciler<br />

Derneği Kurucu Üyesi Sergin Urfalılar,<br />

komitede son dönemde halen devam etmekte<br />

olan EN 1004 – Seyyar Çalışma<br />

Platformları Standardı revizyonu kapsamında<br />

çalışmalara katılarak, Türk sanayisinin<br />

konu ile ilgili istekleri ve sanayinin<br />

gelişebilmesi için yapması gereken iyileştirmeleri<br />

komiteye aktarmakta. Sektörün<br />

haklarını en iyi şekilde savunurken, dünya<br />

ya da Avrupa’daki iskele kalıp sistemlerinin<br />

oluşmasında artık Türkiye’nin de söz<br />

sahibi olduğu ifade eden Sergin Urfalılar<br />

ile Urtim’in faaliyetlerini ve kurucusu oldukları<br />

KALİSDER Kalıp ve İskeleciler Derneği’ndeki<br />

yenilikleri ele almaya çalıştık.<br />

Her iki konuda da bizlerle önemli bilgiler<br />

paylaşan sayın Urfalılar’a teşekkür ediyor,<br />

çalışmalarında başarılar diliyoruz.<br />

Firmanızın kurumsal kimliği ve<br />

vizyonu hakkında kısaca bilgi verir<br />

misiniz?<br />

URTİM Kalıp ve İskele Sistemleri 1980<br />

yılında İstanbul’da kuruldu. İnşaat, rafineri,<br />

endüstriyel tesisler ve tersaneler için<br />

endüstriyel kalıp ve iskele sistemleri üretmekteyiz.<br />

Kiralama, süpervizörlük, projelendirme<br />

desteğimiz ile tam bir alanda<br />

çözüm ortağı olarak hizmet vermekteyiz .<br />

Bu ilkeyle 37 yıldır, 50’den fazla ülkeye<br />

ihracat yaparak, ülkemize katkıda bulunmaya<br />

devam ediyoruz.<br />

Firmanızın gelecek dönem hedef,<br />

proje ve yatırımlarını iletir misiniz?<br />

Avrupalı rakiplerimizle farkı kapattık, artık<br />

36<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Çözüm Ortağı<br />

amacımız sadece 50 ülkede değil, dünyanın<br />

her köşesinde, her ülkesinde URTİM<br />

sistemlerinin yer alması ve ülkemize daha<br />

yüksek katkı sağlamak. ARGE departmanımız<br />

inovatif sistemler geliştirerek, sektöre<br />

yön vermeye çalışırken, global rakiplerimiz<br />

ile birlikte yer aldığımız uluslararası CEN<br />

komitesi ile sektörel standartların oluşumunda<br />

aktif rol alıyoruz. Yurtdışındaki<br />

partnerlerimizle sadece Türkiye’de değil,<br />

dünyada kalıp iskele sektörünün nabzını<br />

tutuyor ve yön vermeye çalışıyoruz. Şu<br />

an İstanbul’da üçüncü üretim tesisimizi<br />

kuruyoruz ve bununla ilgili altyapı çalışmalarımız,<br />

yeni robotik hatlarımızın kurulumu<br />

hızla devam ediyor. Uluslararası katıldığımız<br />

fuar ve etkinliklerle amacımız yurtdışındaki<br />

firmalarımıza daha yakın olmak<br />

ve bayi ağımızı güçlendirmek. 17 yurtdışı<br />

bayiliğimiz bulunmakta ve önümüzdeki 10<br />

yıllık süreçte de 5 farklı ülkede yurtdışı<br />

üretim tesislerimizi kurmayı planlıyoruz.<br />

Bu çalışmalarımıza dinamik ve özverili<br />

300’ü aşkın takım arkadaşımızla, URTİM<br />

Ailesi olarak tüm hızıyla devam ediyoruz.<br />

Firmanızın sürdürülebilir yaşam/<br />

gelecek yönündeki stratejisiçalışmaları<br />

neler?<br />

50 yıllık bir stratejik plan oluşturduk. Bu<br />

stratejik planımızın 10 yılı geride kaldı<br />

ve hedeflediğimiz yönde gelişime devam<br />

ediyoruz. Önceliğimiz her zaman ihracat<br />

ve yurtdışında sadece bayi ağımızla değil,<br />

üretim tesislerimizle de yurtdışı pazarlarda<br />

daha aktif ve hızlı hizmet verebilmek.<br />

Yurtdışı kiralama altyapısını oluşturmaktayız.<br />

Bugüne kadar Ekvator’dan Fildişi<br />

Sahillerine kadar pek çok noktaya ulaştık.<br />

Amacımız dünyanın her noktasında her<br />

şantiyede URTİM sistemlerini görebilmek<br />

ve dünyanın ilk üç üreticisinden biri olmak.<br />

Geleceğin ürünleri-uygulamaları<br />

nasıl olacak? Bu konulardaki<br />

çalışmalarınız neler?<br />

Biz URTİM olarak Türkiye’de ilk geri dönüşümlü<br />

panel kalıp sistemini tasarladık.<br />

Amacımız bu tarz hem inovatif hem doğaya<br />

katkı sağlayan sistemleri geliştirerek,<br />

sektörümüze örnek olmak. Geleceğin<br />

ürünleri geri dönüşümlü, doğa dostu, çevreye<br />

duyarlı ürünler olacak. Yeşil binalar<br />

kendi enerjilerini üretecek tüketmek yerine,<br />

belki de daha fazlası enerji sağlayacak<br />

çevresine. Ben bu anlamda gelecekten ve<br />

geleceğin mühendisleri ile mimarlarından<br />

umutluyum.<br />

Hazır gelecekten bahsederken;<br />

Geçtiğimiz yıllarda sektörün<br />

geleceğine dair önemli bir atılım<br />

yaparak KALİSDER Kalıp ve<br />

İskeleciler Derneği’ni kurdunuz.<br />

Buradaki faaliyetlerinizden ve<br />

gelinen noktadan biraz bahseder<br />

misiniz?<br />

URTİM olarak 2014 yılında KALİSDER Kalıp<br />

ve İskeleciler Derneği’ni kurduk. Kalıp<br />

ve İskele sektörünün etkinleştirilmesi ve<br />

geliştirilmesini sağlamak; uluslararası<br />

standartlara uygun ürünler üreterek, gerek<br />

yurtiçi gerekse yurtdışı pazarlarda etkin rol<br />

oynayan firmalarımıza ve bu konularda çalışmalar<br />

yapan kişi ve kuruluşlara destek<br />

olmak amacıyla çalışmalarımıza devam<br />

ediyoruz. Yurtdışındaki birlikler, üniversiteler,<br />

devletimiz ile işbirliği içerisinde<br />

sektörün gelişimine katkıda bulunmaya<br />

çalışıyoruz.<br />

Vizyonumuz, kalıp ve İskele sektörüne yön<br />

veren, tüm paydaşlarının etik değerlere<br />

ve uluslararası standartlara bağlı kalarak<br />

üretim yapmasını sağlayan öncü bir<br />

kurum olmaktır. KALİSDER’in amaçlarını<br />

sektörde güç birlğini sağlamak, teknolojik<br />

gelişim odaklı bilgi paylaşımında bulunarak<br />

sektörel değişim, gelişme ve standartları<br />

yakından izlemek, standartlara uygun<br />

ürünlere yönelik sektörümüzde farkındalık<br />

yaratmak, haksız rekabeti önlemek, üreticilerin<br />

hammadde, aksesuar, makine ve<br />

ekipman konularında daha avantajlı hale<br />

gelmelerini sağlamak şeklinde sayabiliriz.<br />

İnovasyon ve teknoloji<br />

alanlarındaki çalışmalarınız<br />

nedir? Sektörünüzü inovasyon<br />

alanında değerlendirirseniz neler<br />

söyleyebilirsiniz?<br />

Biz arge ekibimizi kurduğumuzda 3 kişilik<br />

bir ekipti, şu an 8 kişilik bir ekiple arge<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 37


Çözüm Ortağı<br />

Türkiye İSKELE KALIP sistemleri standartlarında Avrupa’da SÖZ sahibi!<br />

URTİM, Avrupa standartlarına yön veren kuruluş Avrupa Standartları Komitesi’nin Türkiye ayağı olan ve Türk Standartları Enstitüsü<br />

bünyesindeki çalışma komitesine katılarak, 37 yıllık tecrübesiyle Avrupa standartlarının oluşturulması ve geliştirilmesine katkıda bulunuyor.<br />

Her iş kolundan oluşan 700 alt komiteye sahip Avrupa Standartları Komitesi (European Committee for Standardization – CEN)<br />

Avrupa’da kullanılan bütün normları ve standartları oluşturuyor, ilgili revizyonları yapıyor ve uygulanmalarıyla alakalı bütün kararları alıyor.<br />

Sektörü doğrudan ilgilendiren ve standartların oluşmasına katkı sağlayan bu tip komitelerin büyük önem taşıdığını belirten Sergin<br />

Urfalılar, “Bu komitelerin her ülkede ayna komite (MTC – Mirror Technical Committee) denilen bir oluşumu var. Bizler de URTİM olarak<br />

CEN’in 53. komitesinde Türkiye’yi tek Türk markası olarak temsil ediyoruz. Ayna komitede beraber olduğumuz diğer Türk firmalar var,<br />

ancak yurtdışındaki çalışmalara katılmıyorlar” dedi. Almanya, Fransa, Danimarka, İspanya, İngiltere gibi 34 ülkenin yer aldığı komitede<br />

Türkiye olarak standartların belirlenmesinde aktif rol oynadıklarını vurgulayan Sergin Urfalılar, “URTİM olarak ülkemizdeki standartların<br />

yükseltilmesi konusunda öncülük ederek, sektörümüz ile resmi kurumlarımız arasındaki diyaloğun gelişmesi ve dünya standartlarına<br />

uygun ürünlerin geliştirilmesini sağlamak için çalışmalara destek veriyor ve katkıda bulunuyoruz. Bu da sektörümüzün gelişimi açısından<br />

çok önemli diye düşünüyorum” dedi.<br />

projeleri geliştiriyoruz, bu anlamda sektörde<br />

öncü ve örnek olmaya çalışıyoruz.<br />

Son olarak İstanbul <strong>Yapı</strong> Fuarında 6 yeni<br />

sistemimizi ziyaretçilerimize sunduk. Önümüzdeki<br />

BATIMAT Paris fuarında da yeni<br />

bir platform iskelesini Avrupalı müşterilerimize<br />

sunacağız. Kurucusu olduğumuz<br />

KALİSDER Kalıp ve İskeleciler Derneği ile<br />

de amacımız sektörü inovatif yaklaşımlar<br />

konusunda desteklemek. Diğer bir yandan<br />

şu an sektörümüz daha ziyade Avrupalı<br />

firmaları takip ediyor, onların öncülüğünde<br />

ve onları takip ederek gelişiyor. Fakat<br />

biz inanıyoruz ki yakında Türk kalıp-iskele<br />

sektörü olarak Avrupalı rakiplerimize bile<br />

teknolojimizi satar pozisyona geleceğiz,<br />

gelmeliyiz. Avrupalı partnerlerimizden de<br />

bu yönde olumlu yorumlar alıyoruz.<br />

Enerji verimliliği, yenilenebilir<br />

enerji teknolojileri, co2 salınımının<br />

azaltılması gibi alanların<br />

sektörünüze ve inşaat sektörüne<br />

etkileri, bu yönde yaptığınız<br />

çalışmalarız neler?<br />

Biz modern teknolojileri, çevreye duyarlı<br />

yaklaşımları takip ederek sürekli gelişim<br />

ilkesiyle yoğun bir tempo ile çalışıyoruz.<br />

Şu an geldiğimiz noktada Türk kalıp-iskele<br />

sektörünün öncü firması haline gelmemizi<br />

sağlayan en önemli etken de bu diye düşünüyorum.<br />

Yeşil binalar, akıllı ve verimli<br />

yapılar paralelinde bizim sektörümüze de<br />

olumlu yansıyor, özellikle mimarlık ofisleriyle<br />

bu konularda çalışıyor ve ürün grubumuzu<br />

geliştiriyoruz. Bunun dışında bizim<br />

üretim tesislerimizde de ISO 14001 Çevre<br />

Yönetim Sistemi ile üretim yapılmakta<br />

ve diğer üreticilere de bu anlamda örnek<br />

olmaya çalışıyoruz.<br />

Sürdürülebilirlik ve verimlilik<br />

alanlarındaki yasal düzenlemeler ve<br />

sertifika uygulamaları konusunda<br />

neler söyleyebilirsiniz? Yeterli<br />

görüyor musunuz?<br />

Bu konuda devletimizin yoğun çalışmalarını<br />

bizler de takdirle incelemekteyiz. Avrupalı<br />

komitelerde yer alarak, ayrıca dernek<br />

çalışmalarımızla bu konuya destek<br />

vermekteyiz. CEN komitesinde Türkiye’yi<br />

temsil ediyoruz ve standartların geliştirilmesinde<br />

aktif rol alıyoruz. Bu anlamda<br />

gelecekten çok umutluyuz.<br />

Geleceği inşa ederken teknolojik<br />

değişimlerin yanında sosyal ve<br />

demografik değişimleri nasıl<br />

değerlendirirsiniz?<br />

Önümüzdeki yüzyılda tahminlere<br />

göre dünya nüfusunun %65’i şehirlerde yaşayacak.<br />

Tüketicilerin artan bilinç düzeyi,<br />

konut geliştiricilerinin çevre koruma<br />

ve sosyal sorumluluk anlamında yaygınlaşan<br />

uygulamaları, insanların ihtiyaçlarına<br />

göre tasarlanan teknoloji tabanlı,<br />

mekandan bağımsız ulaşabilecekleri<br />

otomatik yönetim sistemleri ,şehirlerin<br />

çağdaş ihtiyaçlara uygun olarak dönüştürülüp,<br />

canlandırılması, iyileştirilmesi<br />

ve modernizasyonu, şehir yaşamı standardının<br />

yükselmesi, kaynakların verimli<br />

kullanılması ve en önemlisi insanların<br />

yaşam kalitesini yükseltecek çözümler<br />

geliştirilmeli diye düşünüyorum.<br />

Son olarak eklemek istedikleriniz.<br />

Gelecek hepimizin ve doğa ileride çocuklarımıza<br />

bırakacağımız en önemli miras. Bu<br />

nedenle üzerimize düşen sorumlulukları<br />

bu bilinçle gerçekleştirmeli ve gelecek nesillere<br />

de bu bilinci aktarmalıyız.<br />

38<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Çözüm Ortağı<br />

“Skyland İstanbul” şantiyesinde tüm<br />

yükseltilmiş döşeme alanları için<br />

Kör Kalıp Sistemi tercih edildi!<br />

Yeni Elevetor nedir?<br />

“Skyland İstanbul”<br />

şantiyesinde tüm ükseltilmiş<br />

döşeme alanları için Kör<br />

Kalıp Sistemi tercih edildi!<br />

Yeni Elevetor ile 15’den 250 cm’ye kadar<br />

değişen yüksekliklerde her türlü nitelikli<br />

dolgu yapılabilir. Ürünler tek kullanımlık<br />

‘kör kalıp’ olarak kullanılırlar ve betona<br />

şekil vererek döşemeyi taşıyan yüzlerce<br />

betonarme kemer, kubbe ve onları destekleyen<br />

sütunlar oluştururlar. Büyük açıklıklarda<br />

minimum imalat ile döşemeyi taşıyan<br />

betonarme bir yapı oluşturulur. Sistem<br />

alternatif dolgulara kıyasla benzersiz nakliye,<br />

yatay-dikey taşıma ve yer tasarrufu<br />

sağlar. Örneğin; 50 kamyon gaz betonluk<br />

bir dolgu, 1 kamyon kör kalıpla yapılabilir.<br />

Kolay ve hızlı (20 m 2 /adam-saat) kurulumu<br />

sayesinde inşaat süresi ciddi oranda kısalır.<br />

Döşeme imalatında kullanılan beton,<br />

demir ve diğer tüm dolgu malzemelerinden<br />

tasarruf sağlanır, tüm yapı hafifler. Kör<br />

kalıpların oluşturdukları boşluklar, havalandırılabilir<br />

ve her türlü mekanik/elektrik<br />

tesisat geçişi yapılabilir. Kesilerek ayarlanabilen<br />

PVC sütunlar sayesinde her türlü<br />

kademe ve rampa yapılabilir. Geri dönüşümlü<br />

polipropilen ile üretilen kör kalıplar<br />

projeye LEED puanı da kazandırırlar.<br />

40<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Çözüm Ortağı<br />

Senegal Blaise Diagne Uluslararası<br />

Havalimanı’nda Isıdem Coolflex ürünleri kullanıldı<br />

Batı Afrika’nın önemli hub<br />

havalimanlarından biri<br />

olacağına inanılan Senegal<br />

Blaise Diagne Uluslararası<br />

Havalimanı’nda, LEED<br />

Sertifikalı tesislerde<br />

üretilen ISIDEM Coolflex<br />

elastomerik kauçuk<br />

köpüğü tercih edildi.<br />

Ulusal ve uluslararası birçok prestijli<br />

projede tercih edilen ISIDEM Yalıtım’ın<br />

Coolflex markalı elastomerik<br />

kauçuk köpüğü ürünleri, Senegal<br />

Blaise Diagne Uluslararası Havalimanı’nın<br />

Isıtma-Soğutma-Havalandırma<br />

sistemlerinin ekipman yalıtımlarında<br />

kullanıldı. Dokar’ın mevcut havalimanında<br />

yılda yaklaşık 2 milyon yolcu<br />

trafiği bulunurken, Blaise Diagne<br />

Uluslararası Havalimanı’nın devreye<br />

alınmasıyla birlikte yolcu trafiğinin<br />

yılda yaklaşık 3 milyona, çok kısa bir<br />

süre içerisinde de 5 milyona ulaşması<br />

bekleniyor. 42 bin metrekare<br />

alan üzerine inşa edilen Blaise Diagne<br />

Uluslararası Havalimanı’nın,<br />

toplam maliyeti 466 milyon Euro’yu<br />

bulacak. Sektörün en yüksek su buharı<br />

difüzyon direnç katsayısı ISIDEM<br />

Coolflex’te Coolflex ürünü Yüksek<br />

Su Buharı Difüzyon Direnci Katsayısı<br />

ile korozyon riskini minimuma<br />

indirmek adına μ ≥ 10.000 değeri<br />

ile üretiliyor. Bu değer şu ana kadar<br />

TSE tarafından tescillenmiş ürünler<br />

arasında sektörün en yüksek su buharı<br />

difüzyon direnç katsayısı olma<br />

özelliği taşıyor. Kapalı gözenekli ve<br />

homojen dağılımlı hücre yapısı sayesinde<br />

uygulandığı tesisatlarda maksimum<br />

termal performans ve yoğuşma<br />

kontrolü sağlayan Coolflex ürünleri,<br />

TS EN 13501-1 yangın yönetmeliğine<br />

göre levhalarda B,s3-d0, borularda<br />

BL,s2-d0 yangın performansıyla uluslararası<br />

standartlara uygunluğuyla<br />

öne çıkıyor.<br />

Isıdem Yalıtım İtalya’da<br />

Murat Erenoğlu<br />

Ürünlerini 4 kıtada 40’dan fazla ülkeye ihraç eden ISIDEM Yalıtım, Avrupa’daki<br />

pazar payını güçlendirmek, paydaşlarına daha hızlı ve kusursuz hizmet verebilmek<br />

adına ilk yurtdışı iştirakiyle İtalya ofisini ve deposunu hizmete açtı.<br />

Global bir marka olma hedefiyle yola çıktıklarını belirten ISIDEM Yalıtım Genel Müdürü<br />

Murat Erenoğlu “2015 yılının ilk çeyreğinde faaliyete aldığımız LEED sertifikalı<br />

tesislerimizde HVAC sektörüne ürettiğimiz Coolflex, Flexiduct ve Duct Connect markalı<br />

ürünlerimizle hem yurtiçinde hem de yurtdışında büyüyerek başarımızı pekiştiriyoruz.<br />

2016 yılında 2015 yılına oranla ihracatta 2 kat büyüme sağladık. <strong>2017</strong><br />

hedeflerimizi de yine %50 büyüme olarak belirledik. Avrupa pazarındaki varlığımızı<br />

güçlendirerek paydaşlarımıza daha hızlı ve kusursuz hizmet verebilmek adına yurtdışındaki<br />

ilk yapılanmamızı İtalya’da gerçekleştirdik. Rekabetin arttığı bir dünyada,<br />

çalışmalarımızın karşılığını kısa sürede almanın mutluluğu içerisindeyiz.” dedi.<br />

42<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Çözüm Ortağı<br />

Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’ne<br />

Daikin’den 4 mevsim kesintisiz konfor<br />

Mucidi olduğu VRV klima sistemleri ile Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nin de tercihi olan<br />

Daikin, Sarıçam Kampüsü’nde yer alan rektörlük binası, mühendislik ve doğa bilimleri fakültesi,<br />

spor salonu ve merkezi kafeteryada 4 mevsim kesintisiz iklimlendirme konforu sunuyor.<br />

üniteler, ara mevsimlerde 10’ları aşan ESE-<br />

ER sezonsal verimlilik değerleri ile yüksek<br />

verimlilik sağlıyor. Böylece, Daikin’in tüm<br />

VRV IV dış ünitelerinde bulunan VRT teknolojisinin<br />

katkısı ile bu tür ara mevsimlerde çok<br />

yüksek verim değerlerine ulaşılıyor. Ayrıca,<br />

avantajlı özellikleri ile sektörün yeni trendi<br />

olarak kullanılan DX bataryalı klima santralinin<br />

VRV klima sistemine entegrasyonu ile<br />

projedeki tüm mahallerin taze hava ihtiyacı<br />

çözümleri yüksek verimde ve yüksek performansta<br />

sağlanıyor. Isı geri kazanımlı sistemde,<br />

içinde bölge kontrolünü gerçekleştiren<br />

bireysel tekli BS branşman seçme kutusuyla<br />

soğutma/ısıtma modu değiştirme fonksiyonunun<br />

etkinleştirilebilmesine imkan tanıyor.<br />

Gayrimenkul projelerinden AVM’lere kadar<br />

pek çok yeni projenin iklimlendirme<br />

çözüm ortağı olan Daikin, Adana Bilim<br />

ve Teknoloji Üniversitesi Sarıçam Kampüsü’nü<br />

de 4 mevsim kesintisiz konfora<br />

kavuşturdu. Mimari yapısı güneş ve<br />

rüzgarın etkilerine göre tasarlanan kampüste,<br />

iklimlendirme konforunun yanı<br />

sıra enerji verimliliği, yatırım ve işletme<br />

maliyeti gibi beklentileri de karşılayan<br />

Daikin VRV IV klima sistemleri tercih<br />

edildi.<br />

Sarıçam ilçe sınırları içerisinde yer alan<br />

ve 472 dönüm arazi üzerine inşa edilen<br />

Sarıçam kampüsünün ilk etabında<br />

rektörlük binası, mühendislik ve doğa<br />

bilimleri fakültesi, spor salonu ve merkezi<br />

kafeterya yer alıyor. Müteahhitliğini<br />

Yıldızlar İnşaat ve Pilon <strong>Yapı</strong>’nın yaptığı<br />

üniversite projesinin mimari tasarımı ise<br />

Arikoğlu Arkitekt tarafından yapıldı.<br />

ADANA SICAĞINA ÖZEL MİMARİ<br />

Rüzgardan ve güneşten en iyi şekilde<br />

faydalanması düşünülerek yapılanan<br />

Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi<br />

Sarıçam kampüsünde binalar, farklı<br />

disiplinlerin birbirleriyle kolay iletişim<br />

kurabilmesini sağlayacak şekilde tasarlandı.<br />

Tüm yerleşimin hakim rüzgar yönüne<br />

göre planlandığı kampüste, rüzgar<br />

koridorları yaratılarak tüm açık alanların<br />

rüzgardan faydalanması sağlandı. Ayrıca,<br />

direkt batıdan gelen güneş ışığının<br />

Adana’da yapılacak bir yapı için olumsuzluk<br />

yaratacağı planlanarak, en doğru<br />

yerleşimin kuzey-güney doğrultusunda<br />

olduğu tespit edildi.<br />

FARKLI İHTİYAÇLARA FARKLI<br />

ÇÖZÜMLER<br />

Yeşili kucaklayan kampüste, binaların<br />

yerleşiminde gösterilen bu özen iklimlendirme<br />

konusunda da gösterildi. Bu<br />

doğrultuda rüzgar ve güneşin proje üzerine<br />

etkileri dikkate alınarak, verimlilik ve<br />

tasarruf değerleriyle öne çıkan, kullanıcı<br />

tercihlerini ön planda tutan yenilenebilir<br />

enerji kaynaklı havadan havaya ısı pompası<br />

Daikin VRV IV Heat Recovery ve VRV IV<br />

Heat Pump sistemleri tercih edildi. Enerji<br />

verimliliği, yatırım ve çalışma maliyeti<br />

konularına özen gösterilen projede, bu<br />

beklentileri en üst seviyede karşılayacak<br />

cihazlara yer verildi. Daikin’in yeni nesil<br />

kullanıcı ve enerji dostu olan VRT (Değişken<br />

Soğutucu Akışkan Sıcaklığı) teknolojisine<br />

sahip Daikin VRV IV klima sistemi<br />

ile iklimlendirme konforu yaşayacak olan<br />

kampüste, rektörlük, mühendislik ve doğa<br />

bilimleri fakültesi, spor salonu ve merkezi<br />

kafeterya bölümlerinin farklı ihtiyaçları da<br />

dikkate alındı. Isıtma ve soğutma yüklerini<br />

belirleyen en önemli faktörlerden biri<br />

de dış cephenin cam kaplama olmasından<br />

dolayı, ısı transferi ve güneş radyasyonundan<br />

etkilenmesi oldu. Bu yapılarda ihtiyaç<br />

duyulan farklı ısı yüklerine ve fonksiyonlarına<br />

yönelik Heat Recovery ve Heat Pump<br />

olarak iki farklı dış ünite seçeneği değerlendirildi.<br />

4 MEVSİM KESİNTİSİZ KONFOR<br />

Cam alanları fazla olan mahallerde gün<br />

içinde güneşin konumuna göre değişen<br />

ısıtma ve soğutma ihtiyacına da çözüm<br />

sunan VRV IV Heat Recovery sistem dış<br />

TAVAN YÜKSEKLİĞİNE GÖRE İÇ<br />

ÜNİTE SEÇİMİ<br />

Rektörlük binası, mühendislik ve doğa bilimleri<br />

fakültesinin ofis bölümünde ses basınç<br />

seviyesinin son derece düşük (düşük<br />

fan debisinde 27 dbA) ve alçak asma tavan<br />

yüksekliğine uygun 20 cm. yüksekliğindeki<br />

FXDQ-P2 ince gizli tavan tipi iç ünite ve<br />

FXAQ duvar tipi iç ünite tercih edildi. Kat<br />

hollerinde, ofis ve toplantı odası gibi ortak<br />

alanlar için yalnızca 24,5 cm yüksekliğindeki<br />

FXSQ-A model orta statik basınçlı gizli tavan<br />

tipi iç ünite, 360 derece hava üfleme kabiliyeti<br />

ile eşit debi ve hava dağılımını sağlayan<br />

FXFQ-A dairesel atışlı kaset tipi iç ünite ve ince-hafif<br />

tasarımı sayesinde dar koridorlarda<br />

montaja uyumlu FXCQ-A 2 yöne üflemeli tipi<br />

iç ünite seçildi. Yüksek tavan yüksekliğine<br />

sahip spor salonu ve merkezi kafeterya bölümünde<br />

ise 360 derece eşit hava dağılımı<br />

sağlayan FXFQ-A model dairesel atışlı kaset<br />

tipi iç ünite tercih edildi.<br />

DÜŞÜK İŞLETME MALİYETİ YÜKSEK<br />

VERİMLİLİK<br />

Kullanıcı dostu dokunmatik ekran kumandalarıyla<br />

tüm klima işlevlerine erişmenin<br />

mümkün olduğu VRV IV klima sistemi,<br />

kolay kullanımın yanı sıra akıllı enerji yönetimi<br />

de sağlıyor. Bu sayede enerji kaybı<br />

önlenirken, işletme maliyetinin düşürülmesi<br />

ve verimliliğin en üst düzeye çıkarılması<br />

hedeflendi. Yeni geliştirilen i-Touch Manager<br />

merkezi otomasyon ile enerji tüketimi<br />

ve faturalandırma, enerji kayıp kaynağını<br />

tanımlama, yerel olarak tam uzaktan internet<br />

erişimi, tüm iç-dış ünitelerin uzaktan<br />

arıza ve bakım için takibi, sistemin diğer<br />

sistemlerle uyumlu çalışabilmesi, otomatik<br />

iç ünite kaydı sağlandı.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 43


Çözüm Ortağı<br />

3. Havalimanı inşaatında Bostik imzası<br />

Birçok prestijli projede yer alan Bostik, İstanbul Yeni Havalimanı işletmesini üstlenen<br />

İGA’nın çözüm ortağı oldu. Bostik, projenin cephe ve çatı detaylarında, yangına dayanıklılık<br />

istenen tüm detaylarda, ince yapı imalatlarındaki teknik harçlar detaylarında ve zemin<br />

grubunda yer alacak.<br />

Bostik’ten projeye dahil olmaları hakkında<br />

yapılan açıklamada: “İGA İstanbul Yeni<br />

Havalimanı projesinde, şartname aşamasından<br />

ürünlerin sahada uygulamasına kadar<br />

İGA yetkilileriyle birçok konuda çözüm<br />

ortağı olarak çalıştık. Proje, konumu ve<br />

büyüklüğü ile birlikte en son teknoloji unsurlarını<br />

da içinde barındırıyor. Bu sebeple<br />

kullanılan her ürün ve sistemin, ulusal ve<br />

uluslararası standartları sağlamanın yanında<br />

zorlu saha testlerinden de geçmesi<br />

gerekiyor. Bostik olarak bu aşamaların<br />

hepsini sorunsuz karşılamamız, global<br />

marka gücümüz ve proje detaylarına mahsus<br />

yenilikçi çözümlerimiz sebebiyle İGA<br />

yetkililerince tercih edildik.” denildi.<br />

Bostik teknolojisinin projeye<br />

sağlayacağı avantajlar<br />

Kullanılacak her ürün İGA şartname gereksinimlerini<br />

karşılıyor ve sahada uygulama<br />

kolaylığı ile projenin imalat hızını kesmeden<br />

daha ileriye taşımasını sağlayan yeni<br />

nesil çözümler sunuyor. Bu noktada Bostik’in<br />

tüm dünyaya lanse ettiği SMP teknolojisi<br />

öne çıkıyor. Çatı ve cephede kullanılan<br />

sızdırmazlık ürünleri ve nem toleranslı<br />

yapıştırıcılar, yüksek performansları ile<br />

tercih ediliyor.<br />

İstanbul’un 3. Havalimanı, 350’den fazla destinasyon ve yıllık 200 milyon yolcu kapasitesiyle<br />

dünyanın en büyük havalimanlarından biri olacak.<br />

44<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Hilti’den yeni ekipman yönetim sistemi<br />

ON!Track<br />

Ekipmanlar üzerine yerleştirilen barkotlu etiketlerin Hilti ON!Track mobil uygulamasında<br />

bulunan tarayıcı yardımıyla okunduğu yenilikçi sistem, kullanıcıların cep telefonu ve web<br />

tarayıcıları üzerinden kolaylıkla güncel kayıtlara erişmelerini sağlıyor.<br />

“Fark yaratmak için varız” marka sözüyle<br />

Ar-Ge temelli kaliteli ürünleriyle yapı sektörüne<br />

değer katan Hilti, yenilikçi ekipman<br />

yönetimi çözümü Hilti ON!Track ile inşaat<br />

profesyonelleri için yepyeni bir dönem<br />

başlatıyor. <strong>Malzeme</strong>, ebat ve üretici ayrımı<br />

yapmaksızın şirketlerin envanterlerinde bulunan<br />

tüm ekipmanları kontrol etmelerini<br />

mümkün kılan kapsamlı ekipman yönetimi<br />

sistemi ON!Track’i sektörle buluşturan Hilti,<br />

büyük zaman tasarrufu sağlayan bu çözümle<br />

firmalara pazarda önemli bir rekabet<br />

avantajı sunuyor. Hilti ON!Track, herhangi<br />

bir zamanda ekipmanların nerede olduklarını,<br />

mevcut durumlarını ve hangi çalışanın<br />

sorumluluğunda olduklarını gösteren tam<br />

46<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Sektörel<br />

bir envanter kaydı tutuyor. Bu yeni nesil<br />

çözüm kapsamında, sistemde yer alan<br />

her bir ekipmanın gövdesine en zorlu iş<br />

sahası koşullarına bile dayanacak şekilde<br />

tasarlanan barkotlu etiketler yerleştiriliyor.<br />

Etiketler, bir mobil ağ veya Wi-Fi aracılığıyla<br />

sağlanan internet bağlantısı üzerinden Hilti<br />

ON!Track mobil uygulamasında bulunan<br />

tarayıcı yardımıyla okunuyor. Bu uygulama,<br />

bulut tabanlı kayıtları anında güncelleyerek<br />

kullanıcıların mobil cihazlar veya web tarayıcıları<br />

üzerinden güncel kayıtlara erişmelerine<br />

imkan tanıyor.<br />

Kayıplar minimize ediliyor<br />

Tüm etiketli ekipmanların izlenmesini ve<br />

aranmasını mümkün kılan Hilti ON!Track<br />

sayesinde kayıplar minimize ediliyor. Her<br />

bir ekipman çalışanlara zimmetleniyor,<br />

ürünlerin transferi hızlanıyor ve envanter<br />

listeleri daha hızlı çıkarılıyor. Ekipman yönetimi<br />

için kullanılan basılı kopyaları, excel<br />

sayfaları veya yoğun manüel çalışmayı geride<br />

bıraktıran Hilti ON!Track ile birlikte uzun<br />

zaman alan stok kontrolleri tarihe karışıyor.<br />

Hızlı olduğu kadar doğru stok kontrolü sağlayan<br />

Hilti ON!Track; çalışanların görevlerini<br />

daha kısa sürede tamamlayabilmelerine<br />

imkan tanırken, aynı zamanda ekipmanların<br />

bakımlarını da optimize ediyor.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 47


“İhracatta hedef<br />

yıl sonuna kadar 20 ülkeye ulaşmak”<br />

Clever Polymers, mükemmellik, yenilikçilik, yaratıcılık ve çözüm odaklılık ilkesiyle hareket<br />

etmek üzere belirlediği hedeflerine doğru emin adımlarla ilerlemekte…<br />

Yüksek teknolojili araştırma ve geliştirmeye<br />

dayalı bir alt yapıya sahip olan Clever<br />

Polimer ve <strong>Yapı</strong> Kimyasalları geçen yıl<br />

içerisinde Gebze’de kurmuş olduğu fabrikasında<br />

üretim faaliyetlerine başlamış<br />

durumda. Clever Polymers markasıyla<br />

ürünlerini pazara sunan firma, inovatif ve<br />

çözüm odaklı yaklaşımlarıyla kendinden<br />

söz ettirmeye başlamış bile. %100 yerli<br />

sermayeyle kurulan şirket pek çok alanda<br />

da Türkiye’de ilklere imza atıyor. Yıl<br />

sonuna kadar 20 ülkeye ihracat hedefi ile<br />

faaliyetlerini sürdürün Clever Polymers’in<br />

Satış Müdürü Ufuk Özer’i Ataşehir’deki<br />

ofislerinde ziyaret ettik. Marka hakkında<br />

merak ettiklerimizi bizzat kendisinden öğrenme<br />

imkanımız oldu. Bizlere vakit ayırdıkları<br />

için kendilerine teşekkür ediyor,<br />

çalışmalarında başarılar diliyoruz.<br />

Şirketinizin kısa tarihçesiyle<br />

beraber, genel şirket<br />

faaliyetlerinizden ve üretim<br />

süreçlerinizden bir iki cümleyle<br />

bahseder misiniz?<br />

Yaklaşık 2,5 yıl süren Ar-ge çalışmaları<br />

sonucunda Clever Polimer ve <strong>Yapı</strong> Kimyasalları<br />

A.Ş. olarak geçtiğimiz yıl üretime<br />

başladık. Günlük 200 ton üretim kapasite-<br />

48<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Sektörel<br />

siyle Mayıs 2016 tarihinde üretime başlamış<br />

olan modern tesislerimizde poliüretan<br />

su yalıtımı, endüstriyel zemin epoksi kaplamaları,<br />

epoksi tamir harçları, poliüretan<br />

enjeksion ve astarlar üretmekteyiz. Fabrikamızın<br />

kuruluş amacında %60 ihracat ve<br />

%40 iç pazara yönelik bir satış planlaması<br />

mevcut. Yurt içinde tamamen profesyonel<br />

uygulamacı bayilerle hareket ediyoruz. Hali<br />

hazırda Türkiye’nin heryerinde bölgesel yapılanmayı<br />

gerçekleştirmiş durumdayız. Şu<br />

an 9 ülkeye ihracat gerçekleştirmekteyiz.<br />

Yıl sonuna kadar ihracat yaptığımız ülke<br />

sayısını 20’ye çıkarmak istiyoruz. Özellikle<br />

Su yalıtımında ve zemin koruma sistemlerinde<br />

her zaman yeni teknolojiye dayanan<br />

ürünler tasarlamak ve üretmek için<br />

çalışan Ar-Ge ekibimiz bulunmaktadır. Bu<br />

amaçlarımız doğrultusunda çalışmalarımızı<br />

yürütürken üzerinde özenle durduğumuz<br />

en önemli konu ise, faaliyet gösterdiğimiz<br />

tüm pazarlarda saygın bir marka olarak<br />

yerimizi alıyor olmaktır. Üretimden satışa,<br />

satış sonrası hizmetlerden bayilerimizle<br />

olan ilişkilerimize kadar, çalışma ve faaliyetlerimizin<br />

tüm aşamasında bu hassasiyetimizle<br />

hareket ediyoruz.<br />

Yeni nesil malzeme ve ürünlerinizden<br />

örnekler verebilir misiniz?<br />

AR-GE çalışmalarımızla % 100 çözüm üreten<br />

yüksek elastikiyete sahip poliüretan<br />

WW , poliüretan enjeksion ve epoksi<br />

zemin kaplama ürünleri tasarladık ve seri<br />

üretim ile satışa sunduk. Ayrıca Türkiye’de<br />

ilk Prepolimer hammadde ve Poliüretan<br />

Enjeksiyon üretimini gerçekleştiriyoruz.<br />

Ar-ge çalışmalarınızdan bahseder<br />

misiniz?<br />

Ar-ge çalışmalarımıza oldukça önem vermekteyiz.<br />

Bunun için gerekli tüm yatırımları<br />

gerçekleştirdik. Birbirinden bağımsız<br />

çalışan iki tane Ar-ge merkezimiz bulunmakta.<br />

Bunlardan bir tanesi sadece Poliüretan<br />

Su Yalıtım Ürünleri bir diğeri ise<br />

Epoksi Üretim alanında araştırmalarını<br />

gerçekleştirmekte. Ayrıca yüksek teknolojik<br />

cihazlarımız da yine laboratuvarlarımızda<br />

bulunmakta. Yüksek teknoloji reaktörlerimiz<br />

ve şu an itibariyle Türkiye’de<br />

sadece bizde bulunan üretim süreçlerini<br />

tamamen test edebildiğimiz bir de prototip<br />

reaktörümüz bulunmakta. Ar-ge çalışmaları<br />

sürecinde teknolojinin gerektirdiği<br />

hiçbir cihaz ve metaryel alımından kaçınmadık<br />

ve Avrupa dahil dünya’da ki tam teşekküllü<br />

AR-GE merkezini kurduk. 2018<br />

yılında AR-GE Dönüşüm Merkezi yolunda<br />

ilerliyoruz.<br />

Mayıs ayı içerisinde düzenlenen<br />

<strong>Yapı</strong> Fuarı’na katıldınız. Fuar<br />

hakkında neler söylemek istersiniz?<br />

<strong>Yapı</strong> Fuarında gerek yurtiçi gerekse yurt<br />

“Clever Polimer ve <strong>Yapı</strong><br />

Kimyasalları A.Ş;<br />

Poliüretan su yalıtımı,<br />

endüstriyel zemin<br />

kaplama ve koruyucu<br />

boya alanındaki her<br />

çeşit prepolimer ve nihai<br />

ürünlerin tasarımını ve<br />

üretmini 10.000 m 2 kapalı<br />

alana sahip Gebze /<br />

Türkiye üretim tesislerinde<br />

gerçekleştirmekte.”<br />

dışı katılımcı ve ziyaretçilerden çok ilgi ve<br />

rağbet gördük. Sektör içinde ilk olan ürünlerimizin<br />

bu oluşan ilgide payı büyük. Bu<br />

yoğun alaka gerek yurtdışı gerek yurtiçi<br />

pazarlar için bizlere ciddi motivasyon ve<br />

moral sağladı.<br />

Ufuk Özer / Satış Müdürü<br />

Satış sonrası ve bayilerinize yönelik<br />

ne tür hizmetleriniz bulunmakta?<br />

Biz bayilerimizi çözüm ortaklarımız olarak<br />

görüyoruz. Yeni çıkan ürünlerimiz hakkında<br />

düzenlediğimiz seminerlerle kendilerini<br />

bilgilendiriyoruz. Kendilerine büyük çaptaki<br />

projelerde supervisior desteği sağlıyoruz.<br />

Hali hazırda teorik bilgilerin yanı sıra<br />

uygulamaların da gerçekleştirildiği usta<br />

eğitimlerimiz mevcut. İlerde tüm bu eğitimlerin<br />

sayısını artırarak ‘Clever Akademi’<br />

adı altında eğitim platformu oluşturma<br />

çalışmalarımız başladı. Bu akademi bünyesinde<br />

usta ve bayilerimize yönelik sektörün<br />

ihtiyaç duyduğu ciddi eğitimler gerçekleştirmeyi,<br />

sonrasında da katılımcıları<br />

sertifikalandırmayı planlıyoruz.<br />

Önümüzdeki dönem için hedef ve<br />

öngörüleriniz ne doğrultuda? Yeni<br />

proje/yatırımlarınız olacak mı?<br />

Poliüretan su yalıtımı büyümekte olan inşaat<br />

sektörümüzde daha çok tercih edilen<br />

ürünler olmaya başlamış durumda. Ar-ge<br />

departmanımız çalışmalarını biraz daha<br />

hızlandırmasıyla <strong>2017</strong> yılının sonunda<br />

yeni ürünler için artık üretim aşamasına<br />

gelinmiş olur diye düşünüyorum.<br />

Son olarak eklemek istedikleriniz?<br />

Clever Polimer ve <strong>Yapı</strong> Kimyasalları A.Ş.<br />

sahip olduğu değerler ile ulusal ve uluslararası<br />

alanda iş hacmini siz değerli iş<br />

ortaklarımız ile büyüterek en kısa sürede<br />

‘Yalıtım Sektöründe En Çok Tercih Edilen<br />

Marka’ olmayı hedeflemekte.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 49


Sektörel<br />

Renault Trucks, deneyimli yönetici<br />

kadrosuyla sektördeki yerini güçlendiriyor<br />

Renault Trucks Türkiye, yeni yapılanmasında gücüne güç katmaya devam ediyor. Ataması<br />

gerçekleşen sektörün deneyimli isimleri, Renault Trucks Türkiye’de göreve başlıyor.<br />

Z. Şebnem Uygurtürk / Pazarlama Direktörü<br />

Ömer Bursalıoğlu / Renault Trucks Türkiye Satış Direktörü<br />

Türkiye’de yeni yapılanması ile müşterine daha iyi hizmet sunmayı<br />

hedefleyen Renault Trucks, ekibini de güçlendiriyor. Yeni ataması<br />

yapılan sektörün tanınan deneyimli isimleri, Renault Trucks<br />

Türkiye bünyesinde buluşuyor. Ömer Bursalıoğlu, Renault Trucks<br />

Türkiye Satış Direktörü olarak görevine başlarken; Şebnem Uygurtürk,<br />

Pazarlama Direktörü ve Serkan Karataban ise Satış Sonrası<br />

Direktörü olarak Renault Trucks ekibinde yerlerini alıyor.<br />

1990 yılında iş hayatına başlayan Ömer Bursalıoğlu, Bölge Satış<br />

Müdürü, Pazarlama Müdürü, Genel Müdür Yardımcısı olarak farklı<br />

pozisyonlarda görev aldı. 2005-2012 yılları arasında Renault<br />

Trucks Türkiye çatısı altında Satış ve Pazarlama Direktörlüğü yapan<br />

Bursalıoğlu, yeni yapılanma kapsamında Renault Trucks ile<br />

Serkan Karataban / Satış Sonrası Direktörü<br />

yollarını yeniden birleştirerek Satış Direktörü olarak yeni görevine<br />

başladı.<br />

1998 yılında kariyeri başlayan Z. Şebnem Uygurtürk ise farklı<br />

firmalarda kazandığı deneyimlerin ardından 2004 yılında Finans<br />

Müdürü olarak Renault Trucks Türkiye ekibinde yerini aldı. 2008<br />

yılında Pazarlama Müdürü görevine atanan Uygurtürk, 2015 yılına<br />

kadar Renault Trucks bünyesinde çalışmalarına devam etti. Z.<br />

Şebnem Uygurtürk, yeni gelişmeler doğrultusunda tekrar ekibine<br />

dönerek Renault Trucks Pazarlama Direktörü olarak atandı.<br />

Kariyeri için 1996 yılında ilk adımını atan Serkan Karataban,<br />

2004 yılında Renault Trucks Türkiye ekibinde Pazarlama Müdürü<br />

olarak görevine başladı. Gerçekleştirdiği başarılı çalışmalar<br />

sonrasında 2007 yılında Renault Trucks Türkiye Strateji ve Bayi<br />

Geliştirme Müdürü olarak görevine devam etti. Daha sonra 2010<br />

yılında Satış Sonrası Direktörü olarak atanan Serkan Karataban,<br />

2012 yılından 2015’te görevinden ayrılana kadar, hem Renault<br />

Trucks hem de gruptaki diğer Kamyon markaları için Satış Sonrası<br />

Direktörlüğünü Türkiye’yi de kapsayan 8 ülke için yürüttü.<br />

Hizmet ve Enerji sektörlerinde farklı firmalarda aldığı görevlerin<br />

ardından Renault Trucks Türkiye ile yollarını tekrar birleştiren Serkan<br />

Karataban, Satış Sonrası Direktörü olarak görevine başladı.<br />

Yeni yapılanmalarına dair açıklamada bulunan Renault Trucks<br />

Türkiye Genel Müdürü Sebastien Delepine; “Renault Trucks olarak<br />

her zaman takım ruhu bizler için önemli ve müşterilerimize<br />

sunduğumuz hizmette belirleyici oldu. Bu nedenle daha önce başarılı<br />

projelere birlikte imza attığımız çok değerli yöneticilerimiz ile<br />

tekrar bir araya geldik. Renault Trucks kültürünü bilen ve benimseyen<br />

son derece deneyimli ekibimiz ile müşterilerimize sunduğumuz<br />

hizmet kalitesini korurken, Türkiye’deki stratejilerimizi de<br />

daha öteye taşımayı planlıyoruz,” dedi.<br />

50<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Sektörel<br />

AUSTROTHERM geoBLOCK Alaçatı<br />

Biblos Resort Hotel & Spa İnşaatında<br />

Hafif Dolgu olarak kullanıldı!<br />

Geleneksel sıkıştırılmış toprak dolgudan 100 kat daha hafif olmasına karşın yüksek basınç<br />

dayanımına sahip olan mühendislik çözümü Austrotherm geoBLOCK ® inşaat mühendisliği<br />

uygulamalarında yüklenicilere maliyet ve süre avantajı sağlamaya devam ediyor.<br />

Austrotherm geoBLOCK ® ilk olarak 2012<br />

yılında İstanbul - Bağcılar’da inşaatı tamamlanan<br />

Medipol Mega Hastaneler<br />

Kompleksi’nin avlu inşaatında seviye yükseltme<br />

amacı ile hafif dolgu olarak kullanılmıştır.<br />

Buradaki vakada hastane avlusu<br />

bir zemin altı otoparkının üzerinde yer almakta<br />

olup, döşeme üzeri seviye yükseltmesi<br />

seçeneğine geç bir aşamada karar<br />

verilmiştir.<br />

Otopark betonarme taşıyıcı sisteminin statik<br />

projesinin döşeme üzerine gelecek ilave<br />

dolgu yükü dikkate alınmadan tasarlanmış<br />

olması nedeni ile seviye yükseltme işi<br />

geleneksel sıkıştırılmış dolgudan 100 kat<br />

daha hafif olan Austrotherm geoBLOCK ®<br />

kullanılarak yapılmış ve böylelikle yapısal<br />

hasarların oluşmasının önüne geçilmiştir.<br />

Austrotherm geoBLOCK ® şimdi de İzmir<br />

- Çeşme’de inşaatı devam eden Alaçatı<br />

Biblos Resort Hotel & SPA’da hafif dolgu<br />

olarak kullanıldı. Burada yaklaşık 2000<br />

metreküp Austrotherm geoBLOCK® döşeme<br />

üzeri tasarım yüklerini hafifletme ve<br />

yeşil alan - peyzaj düzenlenmesi çalışmalarında<br />

kullanılmıştır.<br />

Zemin altında yer alacak olan SPA merkezinin<br />

tavan döşemesi üzerine inşa edilecek<br />

olan avlunun proje kotlarına yükseltilmesinde<br />

Austrotherm geoBLOCK ® ların kullanılması<br />

hem projenin statiği açısından güvenlik<br />

derecesini artırmış hem de geleneksel yöntemler<br />

(toprak dolgu, beton dolgu) ile karşılaştırıldığında<br />

inşaat süresi açısından avantaj<br />

sağlamıştır. Austrotherm geoBLOCK ®<br />

ayrıca avluya bağlanan bazı yolların inşaatında<br />

ve avlu ile havuz arasında yer alacak olan<br />

yeşil alanın inşaatında seviye yükseltme dolgusu<br />

olarak kullanılmıştır.<br />

52<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Sektörel<br />

Manisa’dan 41 ülkeye ihracat yapan<br />

Bosch Termoteknik’e bir ödül daha<br />

Bosch Grubu’nun önemli ihracat üslerinden biri olan Bosch Termoteknik Türkiye, Türkiye<br />

İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından ‘2016 İklimlendirme Sanayi İhracatı Birincisi’ ödülüne<br />

layık görüldü.<br />

Bosch Grubu’nun termoteknik iş kolunda<br />

önemli uzmanlık merkezlerinden biri olan<br />

Bosch Termoteknik Türkiye, üstün teknolojisi<br />

ve ürün portföyüne kattığı yeni ürünlerle<br />

dünya pazarındaki konumunu her geçen<br />

yıl güçlendiriyor. Geniş bir coğrafyada<br />

41 ülkeye ihracat yapan şirketin bu alanda<br />

ülke ekonomisi için yarattığı katma değer<br />

ve kazandığı başarı da takdir görüyor.<br />

Bosch Termoteknik son olarak, Türkiye<br />

İhracatçılar Meclisi tarafından gerçekleştirilen<br />

ve şirketlerin ihracat başarılarına<br />

göre değerlendirildiği ‘2016 İhracat Şampiyonları<br />

Ödül<br />

Töreni’nde, ‘2016 İklimlendirme Sanayii<br />

İhracatı Birincisi’ ödülüne layık görüldü.<br />

The Grand Tarabya Oteli’nde gerçekleştirilen<br />

ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın<br />

da katıldığı törende, ödülü, Bosch<br />

Termoteknik adına Türkiye, Orta Doğu ve<br />

Kafkasya Satış Genel Müdürü Zafer Polat,<br />

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Dr. Fatma<br />

Betül Sayan Kaya’nın elinden aldı.<br />

Manisa Fabrikası önemli bir<br />

uzmanlık merkezi<br />

İklimlendirme sektörünün ihracat lideri<br />

Bosch Termoteknik, 2016 yılında, Manisa’da<br />

bulunan fabrikasından Avrupa,<br />

Kafkaslar, Ortadoğu, Körfez Bölgesi, Latin<br />

Amerika ve Uzak Doğu’daki toplam 41<br />

ülkeye yaklaşık 256 milyon avro ihracat<br />

yaptı. İhracat başarısının yanı sıra Bosch<br />

Grubu’nun önemli bir üretim ve Ar-Ge üssü<br />

olan Manisa Fabrikası, dünyanın en fazla<br />

kombi üreten tesisleri arasında ön sıralarda<br />

yer alıyor. Kuruluşundan bu yana 6<br />

milyonu aşkın kombi üreten Bosch Termoteknik’in<br />

sorumluluk alanında Türkiye’nin<br />

yanı sıra Orta Doğu ve Kafkasya bölgesindeki<br />

17 ülke de bulunuyor.<br />

54<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Sektörel<br />

Bosch Termoteknik<br />

yoğuşmalı kombide gene pazar lideri<br />

Termoteknik iş kolunda dünyanın ve Türkiye’nin önde gelen şirketleri arasında yer alan Bosch<br />

Termoteknik, Manisa fabrikasında gerçekleştirdiği, Bosch ve Buderus markalı yoğuşmalı<br />

kombi üretimleri ile açık ara pazar lideri konumunda bulunuyor.<br />

Bosch Grubu’nun termoteknik iş kolunda<br />

faaliyet gösteren şirketi Bosch Termoteknik,<br />

pazardaki diğer rakipleriyle arasını giderek<br />

açıyor.<br />

İngiliz BRG Building Solutions firması tarafından<br />

<strong>2017</strong> yılında Avrupa Isıtıcı Pazarına<br />

ilişkin olarak yayımlanan raporuna göre<br />

Bosch Termoteknik, yoğuşmalı kombi<br />

kategorisinde Bosch ve Buderus markalarıyla<br />

pazarda liderliği elinde bulunduruyor.<br />

Bosch 2016 yılı genelinde sektörde<br />

birinci olurken, Buderus ise ikincilikle onu<br />

takip etti. Bosch Termoteknik, 2016 yılında<br />

700 bin adet kombi üretimiyle tarihi bir<br />

rekor kırdı. Bosch’un dünyadaki en büyük<br />

kombi üretim merkezi olan Manisa Fabrikasında<br />

25 yılda üretilen kombi sayısı 6<br />

milyon adedi aştı.<br />

Bosch Termoteknik’in Manisa Fabrikası,<br />

2016 yılında 700 bin adetle tarihinin en<br />

yüksek kombi üretimini gerçekleştirdi.<br />

2016 yılında rekorlarına bir yenisini ekleyen<br />

Manisa Fabrikası, böylece ‘üretim<br />

üssü’ unvanını da pekiştirdi. 25 yıldır faaliyet<br />

gösteren fabrikada kurulduğundan<br />

bu yana üretilen cihaz sayısı ise 6 milyon<br />

âdeti aştı. Termoteknik iş kolunda dünya<br />

çapında öne çıkan tesisler arasında yer<br />

alan Bosch Termoteknik Manisa Fabrikası’nda,<br />

dünyanın dört bir yanındaki 41<br />

ülke için, 551 ayrı tip kombinin imalatı<br />

yapılıyor. Üretimde kullanılan ana komponent<br />

ve parçaların imalatı da fabrikada yapılıyor.<br />

Bu hammadde ve komponentlerin<br />

yaklaşık %70’i yerli yan sanayiden temin<br />

edilerek üretim gerçekleştiriliyor.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 55


Sektörel<br />

AGT’den yurtdışı yatırım atağı<br />

Mobilya bileşenleri sektöründe dünyanın önde gelen şirketlerinden biri olarak faaliyet<br />

gösteren AGT; yurtdışı pazarındaki faaliyetlerine ilişkin ataklarına devam ediyor. Türkiye’deki<br />

sektör ihracat liderliğinin yanı sıra, yurt dışında da global marka çalışmalarına devam eden<br />

AGT, bu kapsamda İran’ın Kazvin şehrinde yeni bir üretim tesisi yatırımı gerçekleştiriyor.<br />

Ulusal ve uluslararası alanda mobilya,<br />

dekorasyon ve inşaat sektörlerinde; MDF,<br />

MDF – Lam, Panel, Profil ve Parke üreten<br />

AGT, ülkemizdeki ödüllü yatırımlarını<br />

İran’da yaptığı yatırım ile taçlandırıyor.<br />

60’tan fazla ülkedeki varlığı ile marka Kanada’dan<br />

Pakistan’a, Yeni Zelanda’dan<br />

Sri Lanka’ya kadar geniş coğrafyada faaliyetlerine<br />

devam ediyor.Yerli üretiminin<br />

yanı sıra, yurtdışındaki aktif pazarlama çalışmalarını<br />

da yürüten AGT, geçtiğimiz yıl<br />

elde ettiği 700 milyon TL’nin üzerindeki cirosunun<br />

%40’tan fazlasını ihracattan elde<br />

ederek global marka vizyonuna ulaşma<br />

konusunda emin adımlarla ilerliyor.<br />

GLOBAL ARENADA ETKİLİ YATIRIM<br />

Uzun yıllardır varlığını sürdürdüğü İran<br />

pazarında, 2016 yılında açtığı Tahran<br />

showroomu ile öncü çıkış yapan AGT, bu<br />

kez Tahran’a 150 km mesafedeki Kazvin<br />

şehrinin, Caspian Sanayi Bölgesinde 112<br />

dönümlük arazide gerçekleştirdiği tesis<br />

yatırımı ile üretim faaliyetlerine başlayacağını<br />

duyurdu.<br />

AGT Genel Müdürü Şirzat Subaşı, Kazvin<br />

Ekonomik İlişkilerden Sorumlu Grup Başkanı<br />

Dr. Manouchehr Habibi ve Kazvin<br />

Yabancı Yatırımcı Daire Başkanı Dr. Mohammed<br />

Ali Ghasemi arasında imzalanan<br />

anlaşma ile Caspian Sanayi Bölgesi’nde<br />

yapılacak yatırım kapsamında, ilk etapta<br />

panel ürünleri üretimi, sonraki dönemlerde<br />

ise MDF – LAM, Profil ve Parke üretimi<br />

gerçekleştirilecek. Kazvin Bölgesi’nde<br />

<strong>2017</strong> yılı içinde yapılan en büyük ikinci<br />

yabancı yatırım olacak üretim tesisinin<br />

ise bir yıl içinde tamamlanması hedefleniyor.<br />

AGT Genel Müdürü Şirzat Subaşı<br />

İran’da imzalanan anlaşmaya ilgili yaptığı<br />

açıklamada; “AGT olarak uzun yıllardır<br />

varlığını sürdürdüğümüz İran’da, 2016 yılında<br />

Tahran’daki showroom’umumuzun<br />

açılışını gerçekleştirdik. Bugün ise İran<br />

pazarına yönelik yaptığımız araştırmalar<br />

sonucunda lojistiği, enerjisi ve Tahran’a<br />

olan konumu bakımından avantajlarıyla<br />

ön plana çıkan Kazvin Bölgesi’ne yatırım<br />

yapıyoruz. İlk etapta yatırımımızla panel,<br />

sonraki süreçte ise MDF – LAM, profil ve<br />

parke üretimi gerçekleştireceğiz. Bir yıl<br />

içerinde bitirmeyi planladığımız tesisimizin,<br />

Kazvin Bölgesi’nde <strong>2017</strong> yılı içinde<br />

yapılan en büyük ikinci yabancı yatırım<br />

olmasından gurur duyuyoruz. Önümüzdeki<br />

dönemde de global pazardaki faaliyetlerimiz<br />

hızla devam edecek. Bu yatırımla<br />

sadece İran Pazarı değil, çevre ülkelere<br />

ihracat da AGT’nin önemli hedefi olacak.<br />

” diye konuştu.<br />

56<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Sektörel<br />

İtalya Büyükelçisi Mattiolo’dan<br />

Şişecam’a ziyaret<br />

İtalya Büyükelçisi Luigi Mattiolo, Şişecam Topluluğu bünyesinde faaliyet gösteren ve<br />

Avrupa’nın en büyük düzcam üreticisi olan Şişecam Düzcam’ın Ankara-Polatlı’daki<br />

fabrikasını ziyaret etti. Ziyarette Büyükelçi Mattiolo ve ekibi Şişecam Topluluğu’nun<br />

İtalya’daki yatırımları başta olmak üzere küresel faaliyetleri hakkında bilgilendirildi.<br />

eden Kırman, “İtalya’daki ilk yatırımızı 2005<br />

yılında krom kimyasalları alanında faaliyet<br />

gösteren Cromital S.p.A. ile gerçekleştirdik.<br />

Bu şirketimiz başta İtalya’daki deri ve metal<br />

kaplama sektörleri olmak üzere Avrupa’daki<br />

birçok sektöre girdi sağlamaktadır. Topluluğumuzun<br />

bazik krom sülfat üretiminde<br />

dünyada lider, kromik asit üretiminde ise<br />

Avrupa’da lider konumunda olmasında İtalya’daki<br />

yatırımın önemli bir rolü bulunmaktadır”<br />

diye konuştu.<br />

Cam ve kimyasallar alanlarında dünyanın<br />

önde gelen üreticileri arasında yer alan Şişecam<br />

Topluluğu bünyesinde faaliyet gösteren<br />

Şişecam Düzcam, Ankara-Polatlı OSB’de yer<br />

alan üretim tesisinde İtalya Büyükelçisi Luigi<br />

Mattiolo’yu ağırladı. Şişecam Topluluğu Yönetim<br />

Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü<br />

Prof. Dr. Ahmet Kırman’ın ev sahipliğinde<br />

gerçekleşen ziyarette, Topluluğun İtalya’daki<br />

yatırımları başta olmak üzere küresel faaliyetleri<br />

hakkında bilgilendirme yapılırken,<br />

290.000 ton/yıl üretim kapasitesiyle Türkiye<br />

ve yakın coğrafyanın en büyük düzcam<br />

fırınına sahip olan Polatlı Tesisi de gezildi.<br />

2014 yılında faaliyete geçen tesis, geçen<br />

yıl devreye alınan yeni hat sayesinde yıllık 3<br />

milyon metrekare lamine cam üretim kapasitesine<br />

de sahip olmasıyla dikkat çekiyor.<br />

Şişecam Topluluğu Yönetim Kurulu Başkan<br />

Vekili ve Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet Kırman,<br />

ziyarete ilişkin olarak yaptığı açıklamada,<br />

Topluluğun bugün Avrupa’nın en büyük<br />

düzcam üreticisi olduğuna dikkat çekerek,<br />

“Topluluğumuz bugün düzcam, cam ev eşyası,<br />

cam ambalaj ve cam elyafı gibi camın<br />

tüm temel alanları ile soda ve krom bileşiklerini<br />

kapsayan iş kollarında, 13 ülkedeki 44<br />

tesisiyle üretim faaliyetlerine devam etmektedir.<br />

Kimyasallar, cam ev eşyası ve düzcam<br />

alanlarındaki yatırımlarımızla faaliyet gösterdiğimiz<br />

İtalya, 61 milyonu aşkın nüfusu, 1,9<br />

trilyon dolarlık ekonomisi ve köklü sanayi<br />

geçmişiyle Topluluğumuz açısından özel bir<br />

ülke konumundadır” dedi.<br />

Şişecam Topluluğu’nun İtalya’daki üretim faaliyetlerine<br />

2005 yılında başladığına işaret<br />

“İtalya’da faaliyet gösterdiğimiz<br />

alanlarda liderliğimizle öne çıkıyoruz”<br />

Şişecam Topluluğu’nun İtalya’da düzcam<br />

pazarında yüzde 30 paya sahip olduğunu<br />

ifade eden Kırman, “İtalya’yı sadece önemli<br />

pazar olarak değil, aynı zamanda Batı Avrupa<br />

pazarına açılan önemli bir kapı olarak<br />

görüyoruz. Bu doğrultuda inorganik büyüme<br />

planlarımız kapsamındaki en son yatırımımızı<br />

da İtalya’da gerçekleştirdik. Geçen yılın<br />

sonunda düzcam üreticisi Sangalli Vetro<br />

Porto Nogaro’yu bünyemize kattık. Yıllık 220<br />

bin ton düzcam ve 5 milyon metrekare lamine<br />

cam üretim kapasitesine sahip olan bu<br />

tesisle birlikte Avrupa’nın en büyük düzcam<br />

üreticisi konumuna geldik” diye konuştu.<br />

Şişecam Topluluğu’nun bugün 154 ülkeye<br />

gerçekleştirdiği ihracat ile en fazla ülkede<br />

satış yapan Türk şirketi olduğunu dile getiren<br />

Kırman, şöyle devam etti: “Türkiye’den<br />

İtalya’ya gerçekleştirdiğimiz cam ve kimyasal<br />

ürün ihracatı ise yıllık 85 milyon dolar<br />

seviyesindedir. Topluluk olarak, gerçekleştirildiğimiz<br />

yatırımlarda İtalyan makine ve ekipman<br />

üreticileri ise önemli tedarikçilerimiz<br />

arasında yer almaktadır. Dolayısıyla, İtalya<br />

gerek gerçekleştirdiğimiz yatırımlar gerekse<br />

ticari faaliyetlerimiz açısından önem taşıyan<br />

bir ülkedir.”<br />

İtalya’da kimyasallar ve düzcam sektörlerinin<br />

yanı sıra cam ev eşyası pazarında da<br />

etkin olduklarını vurgulayan Kırman, “Perakende<br />

zincirimiz Paşabahçe Mağazaları’nın<br />

yurt dışındaki ilk mağazasını 2015 yılında<br />

Milano’da açtık. Ayrıca cam ev eşyasında<br />

geniş ürün yelpazemiz ve gelişmiş dağıtım<br />

ağımızla gerek perakende gerek ise ikram<br />

sektörlerinde Paşabahçe ve Nude markalarımızla<br />

önemli bir konuma sahibiz. Dolayısıyla<br />

İtalya’da faaliyet gösterdiğimiz alanlarda liderliğimizle<br />

öne çıkıyoruz” dedi.<br />

58<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Sektörel<br />

Şişecam Topluluğu bünyesinde<br />

faaliyet gösteren Şişecam Cam<br />

Ambalaj’ın Mersin fabrikasında<br />

yaklaşık 120 milyon TL’lik<br />

yatırımla yenilediği üçüncü fırını<br />

faaliyete geçti. Türkiye ekonomisi<br />

ve istihdamına önemli katkı<br />

sağlayan Şişecam Topluluğu,<br />

Endüstri 4.0 stratejisine uygun<br />

yeni teknolojiyle donattığı ve<br />

90 bin ton/yıl kapasiteli fırının<br />

devreye girmesiyle Türkiye’deki<br />

yıllık cam ambalaj üretim kapasitesini<br />

1 milyon tonun üzerine<br />

çıkardı.<br />

Şişecam Topluluğu’nun Türkiye’deki cam<br />

ambalaj üretim kapasitesi 1 milyon tonu aştı<br />

Prof. Dr. Ahmet Kırman / Şişecam Topluluğu Yönetim<br />

Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü<br />

Şişecam Topluluğu bünyesinde faaliyet gösteren<br />

ve dört ülkedeki 2,3 milyon ton/yıl üretim<br />

hacmiyle dünyanın beşinci büyük cam<br />

ambalaj üreticisi olan Şişecam Cam Ambalaj,<br />

Mersin fabrikasında son teknolojiyle yenilediği<br />

90 bin ton/yıl kapasiteli üçüncü fırını<br />

devreye aldı. Türkiye’de Bursa, Eskişehir ve<br />

Mersin’de kurulu üç fabrikasıyla faaliyet gösteren<br />

Şişecam Cam Ambalaj’ın yaklaşık 120<br />

milyon TL’lik yatırımla yenilediği üçüncü fırınının<br />

devreye alınmasıyla birlikte Türkiye’deki<br />

yıllık üretim kapasitesi 1 milyon tonu aştı.<br />

Şişecam Topluluğu Yönetim Kurulu Başkan<br />

Vekili ve Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet<br />

Kırman, söz konusu yatırıma ilişkin olarak<br />

yaptığı açıklamada, bugün dünyanın cam ev<br />

eşyasında üçüncü, cam ambalaj ve düzcamda<br />

beşinci büyük üreticisi olduklarına dikkat<br />

çekerek, şöyle devam etti: “Ayrıca krom<br />

kimyasallarında dünya lideri olmamızın yanı<br />

sıra dünyadaki en büyük 10 soda üreticisi<br />

arasında yer alıyoruz. 13 ülkede üretim faaliyetlerini<br />

sürdüren Topluluğumuz, ulaştığı<br />

kapasite büyüklüğünü ve teknolojik gücünü<br />

yenilikçilik, yaratıcılık, uzmanlık ve yetişmiş<br />

insan gücü gibi özellikleriyle pekiştirmekte<br />

ve değişen pazar koşullarına uygun ürün ve<br />

hizmet kalitesiyle geleceğe güvenle bakmaktadır.”<br />

“Hem ülke ekonomisine hem de<br />

üretime yaptığımız katkılara bir<br />

yenisini ekledik”<br />

Mersin’deki cam ambalaj fabrikasının 1969<br />

yılında kurulduğunu hatırlatan Kırman, “Topluluğumuz<br />

kuruluşundan bu yana aradan<br />

geçen 81 yılı aşkın sürede kazanımlarını<br />

yine ülkemize yatırmış ve bugün dünyada<br />

kendi alanında söz sahibi konuma gelmiştir.<br />

Devreye aldığımız son fırın yatırımımız<br />

ile yaklaşık 50 yıldır üretim faaliyetlerimizi<br />

gerçekleştirdiğimiz Mersin’de hem ülke ekonomisine<br />

hem de üretime yaptığımız katkılara<br />

bir yenisini daha eklemenin mutluluğunu<br />

yaşıyoruz. Topluluk olarak sürdürülebilir büyüme<br />

hedefiyle çalışmalarımızı yürütüyoruz”<br />

diye konuştu. Türkiye için değer yaratmayı<br />

sürdürdüklerinin altını çizen Kırman, Topluluk<br />

bünyesindeki Şişecam Cam Ambalaj’ın<br />

en yüksek kalitede üretim yapma stratejisi<br />

doğrultusunda hareket ettiğini belirterek, şu<br />

bilgileri verdi: “Şişecam Cam Ambalaj mevcut<br />

tesislerini teknolojik gelişmelerin gereği<br />

olarak sürekli olarak yenilemektedir. Devreye<br />

aldığımız fırın ile beraber hem ülke ekonomisine<br />

yaptığımız katkıları sürdürmeye hem<br />

de Mersin fabrikamızda son teknoloji ile üretim<br />

yapmaya devam edeceğiz. Söz konusu<br />

fırını Endüstri 4.0 stratejisine uygun şekilde<br />

donattık. Şişecam Cam Ambalaj, bu fırına<br />

bağlı üç hatta kavanozdan şişeye geniş bir<br />

ürün yelpazesinde istenilen renkte üretim<br />

yapabilecek.”<br />

Şişecam Cam Ambalaj’ın dünyanın en büyük<br />

cam ambalaj üreticileri arasında yer aldığına<br />

dikkat çeken Kırman, “Şişecam Cam Ambalaj,<br />

2016 yılında gerçekleştirdiği 125 bin<br />

tonluk ihracatla hem sektör hem de kendi<br />

rekorunu kırdı. Mersin fabrikamız limana<br />

yakınlığı ile ihracatımızda kritik öneme sahiptir.<br />

Gerçekleştirdiğimiz bu fırın yatırımıyla<br />

bu açıdan önemi daha da artmıştır. Şişecam<br />

Cam Ambalaj, 2016 yılında elde ettiği tarihi<br />

ihracat başarısını yeni yatırımlarla önümüzdeki<br />

yıllarda da sürdürülebilir şekilde artırmayı<br />

hedefliyor” dedi.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 59


DemirDöküm <strong>2017</strong>’de<br />

40 milyon TL’lik yatırım hedefliyor<br />

İklimlendirme sektörünün öncü markalarından DemirDöküm, <strong>2017</strong> yılına hızlı başladı. Yılın<br />

ilk 4 ayında 2016 yılının aynı dönemine kıyasla yüzde 43 büyüme ile başladıklarını belirten<br />

DemirDöküm CEO’su Alper Avdel, “Türkiye’nin yanı sıra 47 ülkede önemli ihracat başarılarına<br />

imza atan DemirDöküm olarak yıl sonunda yüzde 20 büyümeyi hedefliyoruz” dedi.<br />

Sektörel<br />

rağmen uzun soluklu stratejilerimizde ve<br />

yatırım planlarımızda değişiklik yapmadık.<br />

Yeni yıla daha büyük hedeflerle hızlı bir<br />

başlangıç yaptık. Bu yıl, geçen yılın ilk 4<br />

ayına kıyasla yüzde 43 büyüme elde ettik.<br />

Üstün teknolojiye sahip yeni ürünlerimiz,<br />

yatırımlarımız, Türkiye’de ve faaliyet gösterdiğimiz<br />

ülkelerin yanı sıra potansiyel<br />

pazarlarda gerçekleştireceğimiz tanıtım<br />

çalışmaları ile <strong>2017</strong> yılında yüzde 20 büyümeye<br />

imza atmayı hedefliyoruz” dedi.<br />

DemirDöküm CEO’su Alper Avdel ve DemirDöküm<br />

Yönetim Kurulu Üyesi Erdem<br />

Ertuna, şirketin <strong>2017</strong> yılı hedeflerini düzenlenen<br />

iftar yemeğinde açıkladı. DemirDöküm<br />

CEO’su Alper Avdel, DemirDöküm’ün<br />

ihracatının önemli bir kısmını AB<br />

pazarlarına yönelik olduğunu, son 3 yılda<br />

en çok büyümeyi İspanya, İtalya ve Almanya’da<br />

gerçekleştirdiklerini söyledi. Alper<br />

Avdel, geçen yıl en fazla ihracat gerçekleştirilen<br />

ülkelerini İtalya, İspanya, Çin ve<br />

Almanya olarak sıraladı.<br />

“YATIRIMA VE BÜYÜMEYE DEVAM<br />

EDİYORUZ”<br />

Türkiye’de ilklerin öncüsü olan DemirDöküm’ün<br />

yüksek teknolojiye verdiği önem ile<br />

son 10 yılda fabrikadan üretime ve Ar-Ge’ye<br />

kadar önemli yatırım gerçekleştirdiklerini<br />

söyleyen Alper Avdel şöyle konuştu;<br />

“Isıtma, soğutma ve yenilenebilir enerji<br />

alanında yenilikçi ürünleri tüketicilerle<br />

buluşturan DemirDöküm olarak Bozüyük<br />

tesislerimize, geleceğimize her yıl daha<br />

fazla yatırım gerçekleştiriyoruz. Bugün 55<br />

mühendisten oluşan Ar-Ge ekibimiz yüksek<br />

teknolojili yenilikçi ürünler geliştirmek<br />

için çalışıyor. Son 5 yılda Ar-Ge için toplam<br />

67 milyon TL yatırım gerçekleştirdik.<br />

Dünyanın 47 ülkesine sadece ürün değil,<br />

teknoloji de ihraç eden DemirDöküm olarak<br />

bu yıl fabrika, Ar-Ge, marka ve dijital<br />

dönüşüm çalışmaları için toplam 40 milyon<br />

TL’lik yatırım gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.<br />

Yatırımımızın 18 milyon TL’sini<br />

fabrika ve üretime, 14 milyon TL’yi Ar-Ge,<br />

8 milyon TL’lik kısmı ise marka tanıtım<br />

çalışmalarına ayırdık. DemirDöküm olarak<br />

yatırıma ve büyümeye devam ediyoruz.”<br />

“YILSONU HEDEFİMİZ YÜZDE 20<br />

BÜYÜME”<br />

DemirDöküm’ün 47 ülkedeki çalışmalarıyla<br />

66,7 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini<br />

belirten Alper Avdel; “Tüm sektörlerde<br />

olduğu gibi iklimlendirme sektörü<br />

de birbirinden zorlu 2 yılı geride bıraktı.<br />

DemirDöküm olarak olumsuz koşullara<br />

“ODAĞIMIZDA LATİN AMERİKA<br />

PAZARI VAR”<br />

DemirDöküm’ün son 2 yılda ihracatta<br />

elde ettiği başarıyı daha yukarı taşımak<br />

için yeni pazar arayışlarının sürdüğünü<br />

belirterek ihracat pazarları hakkında bilgi<br />

aktaran DemirDöküm Yönetim Kurulu<br />

Üyesi Erdem Ertuna; “DemirDöküm olarak<br />

gerçekleştirdiğimiz ve gerçekleştireceğimiz<br />

yatırımlar, sahip olduğumuz yazılım<br />

ve donanım uygulamaları ile Türkiye’de ve<br />

dünyada değişen tüketici ihtiyaçlarını en<br />

yüksek seviyede karşılamayı hedefliyoruz.<br />

Panel radyatörde Şili’de pazar lideriyiz.<br />

Yunanistan’da ise pazar ikincisi, Çin’de<br />

ise ilk 3’te yer alıyoruz. Hedefimiz radyatörden<br />

şofbene, panel radyatörden kombiye<br />

kadar ihracatta yakaladığımız başarıyı<br />

yeni pazarlarda devam ettirmek. <strong>2017</strong>’de<br />

yeni odağımızda Latin Amerika pazarı yer<br />

alıyor” açıklamasını yaptı.<br />

“YOĞUŞMALI ÜRÜNLERE GEÇİŞ<br />

HIZLANACAK”<br />

Türkiye ve Avrupa’da tüketici tercihleri<br />

hakkında da bilgi paylaşan Erdem Ertuna,<br />

AB’de kullanılan ürünlerin teknolojisiyle<br />

Türkiye’dekiler arasında fark olmadığını;<br />

Türkiye’de şu anda sektörün en önemli<br />

önceliğinin yoğuşmalı cihazlara geçiş süreci<br />

olduğunu söyledi. Ertuna; “Türkiye’de<br />

önümüzdeki 2 yıl içerisinde benzer bir geçiş<br />

dönemi bizleri bekliyor. Bu konuda yatırımlarımız<br />

ve çalışmalarımız devam ediyor.<br />

Şu anda yıllık kombi satışımızın yüzde<br />

35’i yoğuşmalı kategoride gerçekleşiyor.<br />

DemirDöküm olarak bu değişim sürecinden<br />

de bu günkü gibi güçlü ve lider olarak<br />

çıkmayı hedefliyoruz” dedi.<br />

60<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Sektörel<br />

Vaillant Türkiye<br />

25.yılında %34 büyüdü<br />

Vaillant Group içerisinde 3. büyük kombi pazarına sahip olan, ciro ve personel sayısı<br />

açısından da ilk 3 ülke arasında yer alan Vaillant Türkiye, büyümeye devam ediyor.<br />

Vaillant Türkiye CEO’su Alper Avdel, “Yüksek enerji tasarruflu ürünlerimizin katkısı<br />

ile yılın ilk yarısında %34’lük, hızlı bir büyüme yakaladık”dedi.<br />

Isıtma, havalandırma ve iklimlendirme sektörünün<br />

global oyuncusu Vaillant Group,<br />

Almanya’daki Remscheid fabrikasında düzenlediği<br />

toplantıda, 2016 yılını değerlendirerek,<br />

<strong>2017</strong>’nin ilk yarısına ilişkin bilgileri<br />

paylaştı. Vaillant Group CEO’su Dr. Carsten<br />

Voigtländer, yıllık 2,4 milyar Euro’luk satış<br />

hacmine ulaştıklarını ve hizmet verdikleri<br />

60 ülke içerisinde yer alan Türkiye’den büyük<br />

beklentileri olduğunu ifade etti. <strong>2017</strong><br />

yılının ilk yarısında Türkiye’de çift haneli<br />

büyüme kaydettiklerini söyleyen Dr. Voigtländer,<br />

yıl sonuna kadar büyümenin artarak<br />

devam edeceğini ve ısı pompalarına<br />

yatırım yapmayı sürdüreceklerini açıkladı.<br />

Vaillant Türkiye CEO’su Alper Avdel ve Vaillant<br />

Türkiye Satış ve Pazarlama Direktörü<br />

Erol Kayaoğlu da toplantıda, Türkiye’de<br />

25.inci yılını dolduran Vaillant’ın pazardaki<br />

konumu hakkında bilgi verdi.<br />

Dr. Voigtländer: “Yılın ilk yarısında,<br />

Türkiye’de çift haneli gelir artışı ile<br />

büyümeye devam ettik”<br />

Vaillant Group CEO’su Dr. Carsten Voigtländer,<br />

toplantıda yaptığı konuşmada<br />

Vaillant Group’un pazar gelişimi ve performansı<br />

hakkında bilgi verdi; “Remscheid<br />

ilk yarısında, özellikle Türkiye’de çift haneli<br />

gelir artışı ile büyümeye devam ettik. <strong>2017</strong><br />

sonu itibariyle ise satış gelirlerimiz ve kazançlar<br />

açısından aynı trendin devamını<br />

bekliyoruz.”<br />

Büyüme stratejimizin temel<br />

taşlarından biri Türkiye<br />

Grubun Türkiye’ye bakış açısına da değinen<br />

Dr. Voigtländer, şunları söyledi: “Vaillant<br />

Türkiye, son yıllarda üstün ciro performansı<br />

sergiledi. 2013 yılından bugüne<br />

yıllık ortalama % 15 artış gösteren ciro<br />

rakamları, tüm grup için büyük bir motivasyon<br />

kaynağı oldu. Vaillant Group içerisinde<br />

3. büyük kombi pazarına sahip olan Türkiye,<br />

ciro ve personel sayısı açısından da<br />

grup içerisinde ilk 3 ülke arasında bulunuyor.”Grup<br />

olarak geleceğe yatırım yapmayı<br />

sürdürdüklerini de belirten Dr. Voigtländer,<br />

yeni Ar-Ge merkezi için 54 milyon Euro<br />

yatırım yaptıklarını açıkladı, “Buradaki en<br />

önemli hedefimiz, teknolojik ürünlerin geliştirilmesi<br />

ve üretim süreçlerinin entegre<br />

edilmesidir” dedi.<br />

Avdel: Türkiye ekonomisi ve sektörün<br />

üzerinde büyüyoruz<br />

Vaillant Türkiye CEO’su Alper Avdel de toplantıda<br />

Türkiye’de 25 yıldır faaliyet gösterdiklerini<br />

belirterek; sektörü, 2016 yılını ve<br />

<strong>2017</strong> yılı beklentilerini paylaştı. 2016’nın<br />

zor bir yıl olduğunu da vurgulayan Avdel,<br />

şöyle konuştu: “Ekonomimiz geçtiğimiz<br />

yıllara oranla %2.9 gibi düşük bir büyüme<br />

gösterdi. İnşaat sektörü %7.4 büyürken,<br />

ısıtma sektörü buna paralel olarak %5’ten<br />

fazla büyüdü. Vaillant Türkiye olarak biz<br />

yıl içerisinde pazara yatırım yapmaya devam<br />

ettik, yüksek verimli ve yenilenebilir<br />

ürünlerimizle sektörümüzde fark yaratmayı<br />

başardık. Yılı toplamda 300 milyon TL’lik<br />

ciroyla kapatırken, pazardan %15 pay aldık.<br />

Kentsel dönüşüm, yenileme pazarı ve<br />

<strong>2017</strong> yılı içerisinde devreye alınan şofben,<br />

termosifon ve klimalardaki ÖTV indiriminin<br />

etkisiyle sektörün yıl sonunda %5 büyüyeceğini<br />

öngörüyoruz.”<br />

‘Yoğuşmalı’dan 1 milyar dolar içeride<br />

kalacak<br />

Avdel, 2018 Şubat ayında devreye girecek<br />

ve yoğuşmasız ürünlerin satışı yasaklayacak<br />

ErP yönetmeliğine de dikkat çekerek,<br />

“Yeni düzenlemeyle, Türkiye’nin yıllık 1<br />

milyar dolarlık enerji harcamasının içeride<br />

kalmasını bekliyoruz. Yoğuşmalı ürünler ile<br />

her evde ortalama yüzde 37 tasarruf sağlanacak”<br />

dedi.<br />

Kayaoğlu: Türkiye pazarında önce<br />

vites büyüttük, şimdi de “Tam Yol<br />

İleri” diyoruz<br />

Vaillant Türkiye Satış ve Pazarlama Direktörü<br />

Erol Kayaoğlu da toplantıda Vaillant<br />

Türkiye’nin 2016 yılını değerlendirdi. Kayaoğlu,<br />

yüzde 26 büyüyerek vites büyüttükleri<br />

Dr. Carsten Voigtländer / Vaillant Group CEO’su<br />

merkezli bir aile şirketi olarak sürdürülebilir<br />

büyümeyi hedefliyoruz. 2.4 milyar Euro<br />

satış hacmine ulaşmış bir şirket olarak<br />

başarımızın kaynağı, 12 binden fazla çalışanımızdır”<br />

dedi. Dr. Voigtländer, konuşmasını<br />

şöyle sürdürdü: “60’dan fazla ülkede,<br />

340 bin taahhütçü, 21 bin toptancı iş<br />

ortağımızla çalışıyor, 30 milyonun üzerinde<br />

müşterimize hizmet veriyoruz. Geriye baktığımızda,<br />

başarılı bir 2016 görüyoruz. <strong>2017</strong><br />

yılına da başarılı bir başlangıç yaptık. Yılın<br />

Alper Avdel / Vaillant Türkiye CEO’su<br />

Erol Kayaoğlu / Vaillant Türkiye<br />

Satış ve Pazarlama Direktörü<br />

2016’nın ardından, <strong>2017</strong>’de “Tam Yol İleri”<br />

vizyonuyla yola devam ettiklerini söyledi.<br />

“2016 yılı büyümesi tüm iş kollarında ve<br />

tüm bölgelerde hedeflerimiz doğrultusunda<br />

gerçekleşti“ diyen Kayaoğlu, <strong>2017</strong> yılında<br />

yoğuşmalı kombi pazarında %81, şofbende<br />

%87, panel radyatörde %38, klimada %62<br />

ve ısı pompasında %5 büyüme kaydettiklerini<br />

de sözlerine ekledi.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 61


Sektörel<br />

Panasonic kırmızı ile yaşam alanlarında fark oluşturuyor<br />

Panasonic’in birbirinden farklı model ve serilerde ürünleri, en dikkat çekici<br />

renk olan kırmızı ile yaşam alanlarında fark oluşturuyor. Kırmızı, dekorasyonda<br />

tek başına odak noktası olabilecek en çarpıcı renk olarak biliniyor.<br />

Detay olarak varlığı bile yaşam alanlarına bambaşka bir hava katabiliyor.<br />

Ayrıca çok olumlu psikolojik etiler de sağlıyor. Örneğin; kendinizi daha<br />

enerjik ve harekete hazır hissetmenizi sağlıyor. Canlandırıcı etkisinden<br />

dolayı motivasyonunuzu, coşku ve yaşama sevincinizi harekete geçiriyor.<br />

Panasonic yangın algılama ve güvenlik çözümleri şimdi Türkiye’de…<br />

Yüksek doğruluk performansıyla başarısı<br />

dünyada birçok endüstride kanıtlanan Panasonic<br />

Yangın Algılama Sistemleri, 30<br />

yılı aşkın deneyimle dünya sınıfı koruma<br />

sunuyor. Yangına karşı doğru zamanda<br />

doğru alarmın yanı sıra yangına yol açabilecek<br />

durumları da önceden bildirmek<br />

üzere tasarlanmış teknolojisiyle Panasonic<br />

Yangın Algılama Sistemleri, tüm<br />

binalar için gereken güvenlik ve emniyeti<br />

profesyonel çözümlerle buluşturuyor. Panasonic<br />

Yangın Alarm Sistemleri, hem<br />

kontrol panellerinde hem de dedektörlerde<br />

ileri Panasonic teknolojilerinin kullanılması<br />

sayesinde, yüksek güvenirliliğin<br />

yanı sıra yanlış alarm sayısında azalmayı<br />

da garanti ediyor. Yeni nesil yangın algılama<br />

sistemi EBL512 G3, ortama uyum<br />

sağlayan dedektörlerle birlikte çalışan<br />

benzersiz işlevsellik, kendini uyarlama ve<br />

interaktif özellikleriyle binalara, iş yerlerine<br />

güvenlik, koruma ve konfor sunuyor.<br />

62<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Dosya Konuları:<br />

Sürdürülebilir<br />

<strong>Yapı</strong>lar;<br />

64<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Geniş Format Yazıcılar;<br />

Çelik Konstrüksiyon<br />

& Prefabrik <strong>Yapı</strong>lar;<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 65


“Yeşil Binalar;<br />

hem verimli hem de içinde yaşayanlara<br />

konforlu ve sağlıklı ortamlar sunan yapılardır”<br />

“Üniversitelerde, Sivil toplum kuruluşlarında ve kamu kurumlarında sayısız konferans<br />

ve eğitimler veriyoruz. Enerji verimliliği, Yeşil binalar, çevre dostu tasarımlar gibi konular<br />

karşımıza geldikçe elimizden gelen desteği vermek istiyoruz.”<br />

Aslında bir mühendislik firması olan<br />

Altensis, çalışma alanını ‘Sürdürülebilirlik<br />

Yönetimi’ olarak tanımlıyor. Firmanın<br />

bu kapsamda çeşitli alanlarda hizmetleri<br />

mevcut. Gayrimenkul sektörüne<br />

yönelik, Yeşil Bina Sistemlerinin uygulanması<br />

ve denetlenmesi, Bina Enerji<br />

Verimliliği, Commissioning Hizmetleri,<br />

Akustik Danışmanlığı, ulusal ve uluslararası<br />

firmalara yönelik Karbon Ayakizi<br />

Hesaplaması, Çevresel Ürün Beyanları<br />

Hazırlanması, Kurumsal Sürdürülebilirlik<br />

Raporlaması , Yenilenebilir Enerji<br />

Kaynaklarının Fizibilitesi ve Proje Yönetimi<br />

gibi konularda geniş kapsamlı<br />

hizmetler sunmakta. Altensis Kurucu<br />

Ortağı Emre Ilıcalı ile gerçekleştirilen<br />

tüm bu hizmetler hakkında konuştuk.<br />

Keyifli okumalar…<br />

Şirketinizin kısaca tarihçesine değinerek<br />

faaliyetlerinizden biraz bahseder<br />

misiniz?<br />

Altensis Firmasını iki arkadaşımla (Berkay<br />

Somalı ve Serkan Emin) beraber 2008 yılında<br />

kurduk. Öncesinde her birimiz hem yurtiçinde<br />

hem de yurtdışında benzer sektörlerde<br />

üst düzey yönetici olarak çeşitli görevlerde<br />

bulunmuştuk. Altensis’i de Gayrimenkul,<br />

Proje yönetimi ve sürdürülebilir sistemler konularındaki<br />

bu tecrübelerimizi Türkiye piyasasına<br />

yansıtabileceğimiz, sürdürülebilirlik<br />

üzerine odaklanmış niş hizmetler veren bir<br />

mühendislik firması olma hedefiyle kurduk.<br />

Onuncu Senemize yaklaşırken Altensis bu<br />

hedeflerin ötesine geçti. Şu ana kadar yurtiçi<br />

ve yurtdışında birçok projeyi tamamlayıp<br />

konusunda lider firma oldu. Bu bize oldukça<br />

gurur veriyor.<br />

‘Sürdürülebilir Bina ve <strong>Yapı</strong>lar’<br />

dendiğinde halihazırdaki yapılardan<br />

farklı olarak ne anlamalıyız?<br />

Sürdürülebilir Binalar veya daha yaygın tanımıyla<br />

Yeşil binaların birçok tanımı var ama<br />

bence en iyi şöyle tanımlayabiliriz; Yeşil Binalar<br />

tasarımın, inşaatında ve işletmesinde,<br />

enerji, su ve hammaddeleri verimli kullanan,<br />

içinde yaşayan ve çalışanlara konforlu<br />

ve sağlıklı ortamlar sunan yapılardır. Tabii<br />

bunları belli bir kalıba sokmak gerektiği için,<br />

yeşil binaları denetleyen ve yaptıkları uygulamaları<br />

tasdik eden uluslararası yeşil bina<br />

değerlendirme sistemleri (LEED, BREEAM<br />

gibi) var. O sebepten aslında yeşil binayı,<br />

bu uluslararası denetleme sistemleri altında<br />

denetlenmiş ve başarılı olarak sertifikasını<br />

almış binalar olarak tanımlamak daha da<br />

doğru olacaktır.<br />

66<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Dosya<br />

Emre Ilıcalı-Altensis Kurucu Ortağı<br />

Şirketinizin bu alanda mevcut ne tür<br />

projeleri bulunmakta?<br />

Aslında Türkiye de yeşil bina kavramının<br />

gelişi bizim kuruluşumuza çok paralel gelişti.<br />

Bu anlamda yurtdışında edinmiş olduğumuz<br />

tecrübeleri Türkiye’ye taşıyarak,<br />

sektörde öncü firma olduğumuzu söyleyebilirim.<br />

Özellikle Yeşil binalar konusunda<br />

Türkiye’ de kurulan ilk ve en tecrübeli firmayız.<br />

Türkiye de tamamlanan yeşil bina<br />

projelerinin alan olarak yaklaşık %70’ine<br />

biz hizmet verdik. Bizim yeni yeni bu hizmetleri<br />

başlattığımız dönemde, Türkiye de<br />

bu konu çok yeniydi. Çevre Dostu Binalar<br />

Konseyi Çedbik’de henüz yeni kurulmuştu.<br />

Yeşil bina yapmak isteyen yatırımcılar<br />

bize daha çok yurtdışı referanslarımız üzerinden<br />

ulaşabiliyorlardı.<br />

İlk LEED yeşil bina sertifikasını yine bizim<br />

danışmanlığını yaptığımız Unilever ofis<br />

projesi 2009 başında aldı. O tarihten bu<br />

yana <strong>2017</strong> ortası itibariyle tamamladığımız<br />

yeşil proje sayısında 100’e yaklaştık.<br />

Bu rakam bina sayısı olarak 100’ün<br />

üzerindedir. Yine devam etmekte olan<br />

yaklaşık 100 adet yeşil bina projemiz bulunmaktadır.<br />

Türkiye dışında da Rusya,<br />

Kazakistan, Dubai, Mozambik gibi çeşitli<br />

ülkelerde hizmet veriyoruz.<br />

Hizmet verdiğimiz firmalar arasında Türkiye’nin<br />

önde gelen Yerli ve Yabancı Markalı<br />

konut üreticileri, Ulusal ve Uluslararası<br />

Kurumlar, Gayrimenkul Yatırım firmaları<br />

gibi çok geniş bir yelpazeye sahibiz. Yine<br />

bina türleri olarak konutlar, ticari binalar,<br />

ofisle , avmler, endüstriyel binalara ek olarak<br />

hastaneler, üniversiteler, havaalanları<br />

ve datacenterlar gibi farklı hizmet binaları<br />

yer almaktadır. Ayrıca Yerleşke ölçeğinde<br />

de kentsel dönüşüm projelerinde hizmet<br />

veriyoruz.<br />

Sektörün bu konudaki hassasiyetini<br />

artırmak için neler yapılabilir?<br />

Türkiye’de de kentsel dönüşüm projelerinin<br />

hız kazandığı günümüzde , depreme<br />

dayanıklı yapılaşmanın yanında daha sağlıklı<br />

ve konforlu yaşam alanlarına sahip,<br />

enerji verimliliğini ön planda tutan, ekoloji<br />

ve habitatı koruyan, çevreye yaptığı<br />

olumsuz etkilerin en aza indiği mahalle ve<br />

kentsel alanların tasarlanıp yapılması da<br />

büyük önem taşımaktadır. Zira yeni oluşacak<br />

bu kentlerde insanlar belki yüzlerce yıl<br />

yaşayacaktır. Ayrıca ekonomik olarak, yeşil<br />

dönüşümün getireceği fayda hesaplandığında,<br />

sadece enerji verimliliğine yönelik<br />

yapılacak çalışmalar sonucunda, Kentsel<br />

dönüşüm kapsamında tüm binaların uluslararası<br />

standartlarda enerji verimli olması<br />

durumunda önümüzdeki yıllarda içerisinde<br />

yaklaşık senelik 3 milyar dolarlık bir enerji<br />

tasarrufu elde edilebilir. Bu da Türkiye’nin<br />

yıllık cari açığının yaklaşık %10’u civarında<br />

olup, kentsel dönüşüm süreci için bir ek<br />

finansman niteliğindedir. Ayrıca buna ek<br />

olarak yeşil bina ve kentlerde artan insan<br />

yaşam kalitesi ile ortaya çıkacak verimlilik<br />

ve üretkenlik hesaplandığında, yeşil dönüşümün<br />

önemi daha da iyi anlaşılacaktır.<br />

Bu süreçte daha fazla geç kalmamak adına<br />

ilk etapta hızlı sonuç verecek belli başlı<br />

birkaç uygulama ve strateji, ilgili yönetmelik<br />

ve şartnamelere eklenerek bu yönde<br />

ilk adımlar atılmalıdır. Bu süreçte Kentsel<br />

Dönüşüm projeleri pilot proje olarak kullanılabilir.<br />

Bu yönde yaptığımız çalışmalarda<br />

tespit ettiğimiz, kentsel dönüşüm süreçlerinde<br />

ilgili yönetmelik, şartname ve plan<br />

notlarına eklenebilecek bazı stratejileri<br />

olarak şunları verebiliriz:<br />

1.Çatı tipi Fotovoltaik Paneller<br />

2.Yağmur Suyu Geri Kazanım sistemleri<br />

3.Bisiklet Park Yerler<br />

4.Elektrik Araç Şarj Noktaları<br />

5.Atık Yönetim Sistemleri<br />

Son olarak eklemek istedikleriniz?<br />

Yeşil binalar ve yeşil teknolojilere yatırım<br />

yapan, uygun koşullarda kredi sağlayan<br />

birçok Yabancı fon son dönemde<br />

Türkiye’ye de ilgi göstermektedir.<br />

Altensis olarak bu fonların bir kısmına<br />

danışmanlık hizmeti vermekteyiz.<br />

Bu fonların yatırım yapması için diğer koşullar<br />

da sağlandığı takdirde, bu anlamda<br />

finansman destekleri oluşabileceğini<br />

öngörüyoruz. Yapmış olduğumuz denetlemeler<br />

sonucunda tespitlerimize göre,<br />

uluslararası fonlar tarafından en çok dikkat<br />

edilen konulardan birisi, projelerde<br />

yeşil hedeflerin gerçekten sağlanması,<br />

olası eksiklerin ve sorunların samimi bir<br />

şekilde ortaya konulmasıdır. Birçok projede<br />

maalesef bu uygulamalar gerçek<br />

hedeflerine yönelik yapılmamakta ya da<br />

çok yüzeysel kalmaktadır. Bu da yeşil<br />

binalara yatırım yapan firmaların değerleme<br />

aşamasında dikkatini çekmekte,<br />

konuya olumsuz yaklaşmalarına sebep<br />

olmaktadır.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 67


“Yeşil yapılaşma<br />

bir sosyal<br />

sorumluluk<br />

projesi olarak<br />

görülmeli”<br />

“Nasıl yediğimiz yemekler veya satın aldığımız ürünler için bir “eko etiket” söz konusu ise aynı<br />

şeyi binalar için de yapmak bu binaların teşviği ve yaygınlaşması anlamında olumlu bir adımdır.<br />

Bu etiketler sayesinde bir binanın birtakım standardlar çerçevesinde yeşilliği tescil edilir.”<br />

Pek çok faaliyetinin yanında, mekansal,<br />

ekonomik ve toplumsal uyumun ekolojik<br />

kriterlere uygun kurgulanması için uluslararası<br />

standartlara göre sertifika hizmetleri<br />

sunan TURKECO, işverenlerin sürdürülebilirlik<br />

hedeflerine ulaşması için yeşil<br />

projeler tasarlamasına ve inşa etmesine<br />

de yardımcı olmakta. TURKECO Genel<br />

Müdürü Duygu Erten ile ‘Yeşil Bina’ dendiğinde<br />

anlaşılması gerekenin ne olduğuna<br />

dair bir söyleşi gerçekleştirdik. Değerli bilgilerini<br />

bizlerle paylaştıkları için kendilerine<br />

teşekkür ediyoruz.<br />

2012 yılında global sürdürülebilirlik<br />

hareketine yaptığınız katkılardan<br />

dolayı “Dünya Yeşil Binalar Konseyi<br />

Başkanlık Ödülü” aldınız. Ulusal ve<br />

uluslararası sürdürülebilirlik alanında<br />

yaptığınız çalışmaları anlatırmısınız?<br />

Gelişmekte olan ülkelerin sertifika sistemleri<br />

için çalışan “Uluslararası Sosyo-Ekonomik<br />

Kategori Komitesi (IAP), Kurulu,<br />

LEED International komitesi başta olmak<br />

üzere bir çok komite üyesiyim. Geçmişte,<br />

Avrupa Komisyonu 7. Çerçeve Programı<br />

Araştırma ve Teknik Geliştirme Komitesi<br />

üyesi, “Clinton İklim Girişimi” Projesinin<br />

İstanbul direktörlüğü, Bayındırlık Bakanlığı<br />

“Enerji ve Sürdürülebilirlik Şurası” üyelikleri<br />

yaparak ve kamu stratejilerinin yeşil<br />

binaları kapsamalarına destek verdim.<br />

Türkiye’de 2007’de kurduğumuz Çevre<br />

Dostu Yeşil Binalar Derneği (ÇEDBİK),<br />

konu kurullarıyla 2012’de Türkiye’nin ilk<br />

YEŞİL KONUT sertifika kılavuzunu hazırladı.<br />

2009’da BREEAM kılavuzunu dünyada<br />

ilk kendi diline çeviren dernek olduk.<br />

2012’de ÇEDBİK 2. Uluslararası Yeşil<br />

Binalar Zirvesinde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığıyla,<br />

Bakanlığın ÇEDBİK sertifikasını<br />

destekleyeceğine dair bir iyi niyet anlaşması<br />

imzalandı.<br />

2016 yılında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı<br />

ve İstanbul Teknik Üniversitesi arasında<br />

“Sürdürülebilir Yeşil Bina ve Yerleşim<br />

Alanlarının Temel Değerlendirme Kılavuzunun<br />

Hazırlanması ve Ulusal İşletim Sistemine<br />

Hazırlık Kapsamında Büyük Veri<br />

Yönetim Modelinin Oluşturulması” Protokolü,<br />

devletin artık bu konuyu benimsediğini<br />

ve konusunun önünün açılması için<br />

bir sayfa açtığını müjdeledi. Bu çalışmanın<br />

III. Etabı olan ‘Sürdürülebilir yeşil bina<br />

ve sürdürülebilir yerleşmelerin belgelendirme<br />

sisteminin on-line olarak işletilebil-<br />

68<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Dosya<br />

mesi için belgelendirme kuruluşunun veri<br />

girişimine açık yazılım programına altlık<br />

olacak ‘big data yönetimi’ ve ‘data yönetim<br />

planı’ raporu çalışmalarını geçtiğimiz<br />

haziran ayında tamamladık. Bu çalışmada<br />

neredeyse 40’a yakın akademisyen (Farklı<br />

üniversitelerden uzmanlık alanlarına göre<br />

seçilmiş), İTÜ liderliğinde, bakanlığa hazırlanan<br />

klavuzun klavuzu çalışması içinde<br />

TURKECO olarak yer alıyoruz. Hedef Türkiye’nin<br />

ortak akılla hazırlanmış tek bir sertifika<br />

sistemi olması ve Bakanlığın da bu<br />

çalışmaları hızlandıracak kaynakları kullanarak<br />

Türkiye’nin yapı sektöründe CO2 düşürülmesi<br />

ve çevreci binalar yapılmasının<br />

önünü açmak.<br />

Tam olarak ‘Yeşil Binalar’ neyi ifade<br />

etmekte?<br />

Bugün sürdürülebilir, ekolojik, yeşil, çevre<br />

dostu vb. pek çok isim altında karşımıza<br />

çıkan yapılar, yapının arazi seçiminden<br />

başlayarak yaşam döngüsü çerçevesinde<br />

değerlendirildiği, bütüncül bir anlayışla ve<br />

sosyal & çevresel sorumluluk anlayışıyla<br />

tasarlandığı, iklim verilerine ve o yere özgü<br />

koşullara uygun, ihtiyacı kadar tüketen,<br />

yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmiş,<br />

doğal ve atık üretmeyen malzemelerin kullanıldığı<br />

katılımı teşvik eden, ekosistemlere<br />

duyarlı yapılar olarak tarif edilebilir.<br />

Dünya’daki Ulusal Yeşil Bina Konseylerinin<br />

deneyimi, yeşil binaların yaygınlaşmasını<br />

sağlamanın en etkili yollarından birinin<br />

bu binalara bir “yeşil etiket” vermek<br />

olduğunu ortaya koymuştur. Nasıl yediğimiz<br />

yemekler veya satın aldığımız ürünler<br />

için bir “eko etiket” söz konusu ise aynı<br />

şeyi binalar için de yapmak bu binaların<br />

teşviği ve yaygınlaşması anlamında olumlu<br />

bir adımdır. Bu etiketler sayesinde bir<br />

binanın birtakım standardlar çerçevesinde<br />

yeşilliği tescil edilir.<br />

Bu standartlar aynı zamanda yeşil bina<br />

tasarlamak isteyen mimar ve mühendisler<br />

için kılavuz niteliği taşır. Sosyal sorumluluklarını<br />

yerine getirdiklerini kamuoyu ile<br />

paylaşmak isteyen şirketlere de geçerli<br />

bir etiket sağlar. Yeşil yapılaşmaya yönelmek<br />

şirketler için aynı zamanda bir sosyal<br />

sorumluluk projesi olarak da görülmelidir.<br />

Binaların ve yerleşimlerin küresel ısınmaya<br />

sebep olan başlıca seragazı olan CO2<br />

salımının %40’ından sorumlu olduğunu<br />

düşünürsek, mimarlar, mühendisler, şehir<br />

plancıları ve en önemlisi yönetmelikleri<br />

belirleyen devlet yetkililerine büyük sorumluluklar<br />

düştüğünü görürüz.<br />

Bina ve yerleşimlerin çevreye olan etkileri<br />

salgıladıkları CO2 gazıyla da sınırlı değildir.<br />

Aynı zamanda su kullanımının yaklaşık<br />

%12’si, atıkların %65’i ve elektrik tüketiminin<br />

de %71’inden sorumludurlar. Bu rakamların<br />

büyüklüğü, binaların ve yerleşimlerin<br />

çevreye olan etkilerinin azaltılması<br />

için ayni zamanda büyük bir potansiyelin<br />

olduğu anlamına gelir.<br />

Duygu Erten / TURKECO Genel Müdürü<br />

Bu Yeşil Binaları Konvansiyonel<br />

binalardan ayıran özelliği nedir?<br />

Amerika’da yapılan bir çalışma, “yeşil”<br />

veya “çevreci” olarak tabir edilen binaların<br />

enerji tüketiminde %20-50, CO2 salınımında<br />

%30-40, su tüketiminde %40 ve<br />

atıklarda %70’e varan bir düşüş sağlanacağını<br />

ortaya koymaktadır. Yeşil binalar<br />

stanartları konvansiyel binalardan daha<br />

yukarda olan binalardır.<br />

Aslında fayda maliyet veya yaşam döngüsü<br />

maliyet hesabı yapıldığında ön maliyet<br />

artışının kısa zamanda geriye döndüğünü<br />

ispatlayabiliriz. Sıfır maliyet artışıyla yapılan<br />

bir çok yeşil bina vaka analizi gösterebilirim.<br />

Duygu Hanım malzeme temini<br />

konusunda sıkıntı yaşıyor musunuz?<br />

Türkiye’de bu malzemelerin üretici<br />

firmaları yeterli mi sizce?<br />

Artık yaşamıyoruz. Bize bir çok malzeme<br />

üreticisi başvuruyor. <strong>Malzeme</strong> sektörü<br />

2010’un başından beri yeşil dönüşüme<br />

girdi. Sektöre hizmet veren malzeme<br />

üreticileri, Çevresel Ürün Beyanı, EPD,<br />

ürünlerin yaşam döngüleri boyunca ortaya<br />

çıkan çevresel etkilerin, şeffaf ve karşılaştırılabilir<br />

bir biçimde iletişimini sağlayan,<br />

bağımsız doğrulanmış ve tescil edilmiş<br />

belgelere başvuru yapıyor. LEED/BREE-<br />

AM/DGNB sertifikaları için gereken EPD<br />

beyanlarını çözüm ortaklarımızla oluşturuyoruz.<br />

ISO 14025’e göre tanımlanan Çevre<br />

Beyanları (EPD), bir ürünün veya servisin<br />

çevre performansını ISO 14040 serisi<br />

çerçevesinde tanımlanmış parametreler<br />

bazında önceden belirlenmiş kategorilere<br />

göre değerlendiren ve beyan eden deklarasyonlardır.<br />

Uluslararası EPD sistemi gibi<br />

çevresel etkilerin beyanını sağlayan çevresel<br />

deklerasyonlar, Tip III çevresel deklarasyon<br />

programı çerçevesinde oluşturulur.<br />

Uluslararası EPD Sistemi içerisindeki tüm<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 69


Dosya<br />

EPD ‘ler kamuya açıktır. <strong>Yapı</strong> sektöründe<br />

kullanılan yapı malzemelerinin yaşamları<br />

döngüsel bir süreçtir ve bu süreç bir yapı<br />

malzemesinin hammaddelerinin temin<br />

edilmesinden başlayıp, işlenmesi, paketlenmesi,<br />

taşınması, yapımı, kullanımı, gerektiği<br />

zamanlarda bakım-onarımı, ömrünü<br />

tamamladığında atılması, geri dönüştürülmesi,<br />

birtakım işlemlerden geçirilerek<br />

yeniden kullanıma hazır hale getirilmesi<br />

aşamalarını kapsamaktadır. <strong>Yapı</strong> malzemeleri,<br />

yaşam döngülerinin her evresinde<br />

farklı çevresel etkilere sebep olmaktadır.<br />

Bu nedenle Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi<br />

(YDD), kapsamı, uygulaması, uygulamada<br />

kullanılan araçlar ve kapasiteleri<br />

gibi bilgilerin takibi önemlidir. Binalar ve<br />

ürünler tedarik zincirini de içine alan entegre<br />

bir yapıdır. Yeşil bina sertifikaları<br />

malzeme üreticilerinden şeffaflık beklemektedir.<br />

YDD sayesinde son tüketici tedarik<br />

zinciri birimlerinide öğrenme fırsatı<br />

yakalar. YDD’yi esas alan ürün sertifikaları<br />

bu ürünleri pazarda farklılaştırır.<br />

Amerikan Yeşil Binalar Konseyinde<br />

uluslararası yönetim kurulu üyeliğine<br />

seçilen ilk Türk firması TURKECO<br />

oldu. Şirketinizi kurduğunuzdan<br />

bu yana tamamlanmış kaç projeniz<br />

bulunuyor? Şu an devam ettiğiniz<br />

projeleriniz neler?<br />

TURKECO olarak Türkiye’de ve yurtdışında<br />

60’ın üzerinde binaya yeşil bina sertifikaları<br />

aldık. Türkiye’nin ilk Alman sertifikası<br />

DGNB’yi Mecidiyeköy’de yapılan QUASAR<br />

Istanbul ve FAIRMONT Otel projelerine<br />

aldık. İlkleri gerçekleştirdiğimiz projelerimiz:<br />

DGNB<br />

Quasar İstanbul<br />

Türkiye’nin ilk DGNB Gold Ön Sertifikası’na<br />

sahip karma projesi<br />

Fairmont Hotel<br />

Türkiye’nin ilk DGNB Gold Ön Sertifikası’na<br />

sahip oteli<br />

BREEAM<br />

Piri Reis Üniversitesi –Tuzla<br />

Türkiye’nin ilk BREEAM Excellent Sertifikası’na<br />

sahip yeşil kampüsü<br />

Küçükçekmece Belediye Binası<br />

Türkiye’nin ilk BREEAM Very Good Sertifikası’na<br />

sahip kamu binası<br />

Schneider Electric Manisa Fabrikası<br />

Türkiye’nin varolan fabrika kategorisinde<br />

BREEAM-Very Good sertifikasına sahip ilk<br />

endüstri tesisi<br />

Friterm Termik Cihazlar Dilovası Fabrikası<br />

Türkiye’nin ilk BREEAM Very Good sertifikalı<br />

Fabrika Binası<br />

Kanyon Ofis-AVM İstanbul<br />

Türkiye’nin varolan bina kategorisinde ilk<br />

BREEAM In-Use Excellent Sertifikası’na<br />

sahip ofis binası<br />

FORUM Kayseri Alışveriş Merkezi<br />

Türkiye’nin varolan bina kategorisinde<br />

ilk BREEAM In-Use Outstanding Sertifikası’na<br />

sahip AVM<br />

LEED<br />

RönesansBiz Küçükyalı Ofis Park Kampüs<br />

A, B ve C Blok<br />

Türkiye’nin ilk LEED Platinum Sertifikası’na<br />

sahip ofis kampüsü<br />

Türkiye Müteahhitler Birliği Genel Merkez<br />

Binası<br />

Türkiye’nin ilk LEED Platinum Sertifikası’na<br />

sahip STK Binası<br />

Vodafone Küçükyalı Operasyon Binası<br />

Türkiye’de ticari binalarda LEED CI (Commercial<br />

Interiors ) kategorisinde Platinum<br />

Sertifikası’na sahip ilk bina<br />

Boğaziçi Üniversitesi Hamlin Hall<br />

Türkiye’nin ilk LEED Gold Sertifikası’na<br />

(Green Retrofit) sahip ilk tarihi Kampüs<br />

Binası<br />

Tüpraş Ar-Ge Merkezi<br />

Türkiye’nin ilk LEED Gold Sertifikası’na sahip<br />

AR-GE binası<br />

Tüpraş Kontrol Binası<br />

LEED Gold Sertifikası<br />

Deloitte Ofis<br />

LEED CI kategorisinde LEED-Gold sahibi<br />

Ofis binası<br />

Eskişehir Tepebaşı Belediyesi Spor<br />

Merkezi<br />

Türkiye’nin ilk LEED Gold Sertifikası’na sahip<br />

Belediye Spor Kompleksi Binası<br />

KFC restaurantları<br />

Türkiye sizce Yeşil Binaların farkının<br />

bilincinde mi? Bilinçlendirmek adına<br />

yaptığınız faaliyetlerinizden bize biraz<br />

bahseder misiniz?<br />

Konut alıcısı henüz yeşil/sürdürülebilirlik<br />

konularında çok bilinçli değil. Halen<br />

görsellik peşinde. Ancak ticari bina üreticileri<br />

özellikle ofis/otel pazarı özellikle yabancı<br />

ortaklı işverenler artık yeşil yapmanın<br />

faydalarını anlamış durumdalar.<br />

Hepimiz biliyoruz ki şu an Türkiye’de<br />

kentsel dönüşüm projeleri fazlasıyla<br />

yaygın. Peki devlet bu projelerinde<br />

yeşil binaların gelişimi için katkıda<br />

bulunuyor mu?<br />

Kentsel dönüşüm projelerinde hem deprem<br />

hem de enerji verimliliği konularına<br />

öncelik verilmeli. Enerji verimliliğini artırmak<br />

için yeşil bina çalışmalarının artması<br />

gerek. Türkiye’de bu konuda birçok yönetmelik<br />

var ancak denetimlerin yetersiz.<br />

“Kentsel dönüşüm bir nevi yeşil tasarıma<br />

dönüşmelidir.” Yönetmeliklerimiz gayet yeterli<br />

fakat kullanım ve denetleme esnasında<br />

biraz aksamalar oluyor. Devletin önce<br />

kendi binalarına yeşil tadilat yapması, yeni<br />

yapacağı tüm binaları yeşil tasarlayıp inşaa<br />

ederek, yeşil sertifika alması gerek.<br />

Peki bir binanın Yeşil olup olmadığını<br />

insanlar nasıl anlayabilirler?<br />

Binaların ancak yeşil bina sertifikaları varsa<br />

yeşil olup olmadıklarını monitör edebiliyoruz.<br />

Elektrik / su faturalarını izlemek<br />

ve kabul görmüş ve tasarım kriterlerinin<br />

standartlarla karşılaştırmak da bunun bir<br />

parçası.<br />

Son olarak sektöre Yeşil Binaların<br />

gelişimi için bir çağrınız var mı?<br />

‘Yeşil bina’ların çevre ve insan sağlığına<br />

katkıları bir yana, yarattıkları devasa ekonomi,<br />

yabana atılır cinsten değil. Türkiye<br />

inşaat sektörü de bu yeni trende kayıtsız<br />

kalmıyor. Ülkedeki konut stokunun tamamen<br />

‘yeşil’e dönüşmesinin, 500 milyar ile<br />

1 trilyon dolar arasında bir ekonomi yaratacağı<br />

hesaplıyoruz. ‘Yeşil’ özelliklerin, satış<br />

ve kira değerine getirdiği artılar da bu trendi<br />

hızlandırıyor. Gerçek bir dönüşümle karşı<br />

karşıyayız. İnşaat ve gayrimenkul alanında<br />

yeni yol haritaları çiziliyor; malzeme seçiminden,<br />

bina tasarımına her şey değişmeye<br />

başlıyor. Peki ne oluyor da böyle büyük<br />

bir değişim yaşanıyor? Yanıt iki kelimede<br />

saklı: ‘Yeşil’ trend. Artık “Yeni bir çağa<br />

giriyoruz” . “‘Yeşil binalar söz konusu olduğunda<br />

hep ‘pahalı’ deniyordu. Oysa bırakın<br />

pahalı olmayı, dönüşebilen teknolojisiyle<br />

geleceğin şehirlerinde, çok daha tasarruflu<br />

bir hayat sürmemizi sağlayacak. Bu trend<br />

devasa bir ekonomi yaratmaya aday. Türkiye’deki<br />

19 milyon konutluk stokun ‘yeşil’e<br />

dönüştürülmesi halinde, 500 milyar ile 1<br />

trilyon dolar arasında bir ekonomi doğacak.<br />

“‘Yeşil bina’lar bundan sonraki süreçte<br />

sektörde çok daha fazla yer bulacak.<br />

Konvansiyonel binalara göre, avantajları<br />

daha çok ortaya çıkacak. ‘Yeşil bina’lar arttıkça,<br />

değerleri de artacak.”<br />

70<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


“Yeşil bina projelerinde, enerji<br />

tasarruflu cephe sistemleri ve ürünleri<br />

ön plana çıkmakta”<br />

“Daha iyi yerleşim, tasarım, inşaat, işletme ve bakım yöntemleri yoluyla, insan sağlığı ve<br />

çevre üzerindeki olumsuz etkileri minimuma indirilmiş binalara sürdürülebilir bina denilmekte.”<br />

nası oldu. Bir dönem İstanbul Proje Yönetim<br />

Derneği’nin de başkanlığını yürüttüm.<br />

Bu dönemde, yeşil binalar ve inşaat proje<br />

yönetimi konusundaki uzmanlıklarım öne<br />

çıkan yanlarım oldu ve piyasadan gelen talep<br />

üzerine inşaat proje yönetimi ve yeşil<br />

binalar konusunda faaliyet gösteren GVP<br />

Mühendislik Müşavirlik firmasını kurdum.<br />

GVP Yeşil Bina Danışmanlık bölümümüz,<br />

akredite mühendis ve mimarlarıyla, sürdürülebilir<br />

bina tasarımı, uluslararası yeşil<br />

bina sertifikaları, sürdürülebilir yerleşke<br />

tasarımı, mevcut ve yeni binalarda enerji<br />

etütleri ve enerji verimliliğini artırıcı projeler<br />

ve bina günışığı ve enerji modellemesi<br />

gibi konularda mühendislik ve danışmanlık<br />

hizmeti vermektedir.<br />

İnşaat proje yönetimi ise firmamızın diğer<br />

bir çalışma alanı. İnşaat projelerinde, özellikle<br />

de asli faaliyet alanı inşaat olmayan<br />

kurumlar için, bina projelerinin tasarım,<br />

ihale ve saha yönetimi işlerini üstleniyoruz.<br />

Konut projelerinin yanında, kentsel<br />

dönüşüm projeleri, üretim tesisleri, ofis,<br />

hastane, okul, lojistik binalar, oteller, veri<br />

merkezi binaları gibi çok çeşitli tipte binalar<br />

çalışma alanı kapsamımıza girmekte.<br />

Bunlara ilave olarak, çalıştığımız projelerde<br />

müşterilerimize ulusal veya uluslararası<br />

kuruluşların hibeleri, finansal teşvikleri<br />

ve avantajlı kredileri konusunda da teknik<br />

destek ve koordinasyon hizmeti vermekteyiz.<br />

Yukarıda bahsetmiş olduğum özel<br />

sektör uygulamalarına ilave olarak, başta<br />

il/ilçe belediyeleri olmak üzere kamuya<br />

özellikle sürdürülebilir bina ve yerleşke<br />

konularında eğitim ve teknik destek çalışmalarımız<br />

söz konusu. ‘<br />

Proje yönetimi, inşaat yönetimi, sürdürülebilir<br />

yapı tasarımı, yeşil bina sertifikasyonları,<br />

kurumsal gayrimenkul yönetimi<br />

ve kentsel dönüşüm konuları üzerinde<br />

uzmanlık sahbi olan GVP Mühendislik 17<br />

yıllık tecrübesiyle müşterilerine hizmet<br />

vermekte. GVP Mühendislik Müşavirlik<br />

Firması Kurucusu M.Tolga Özdemir ile<br />

hizmet verdikleri alanlar üzerine keyifli bir<br />

söyleşi yaptık.<br />

Tolga Bey, şirketinizin<br />

kısaca tarihçesine değinerek<br />

faaliyetlerinizden biraz bahseder<br />

misiniz?<br />

GVP Mühendislik Müşavirlik firması 2013<br />

yılında benim tarafımdan kuruldu. Profesyonel<br />

kariyerimde kendi firmamı kurmadan<br />

önceki son durağım Siemens şirketiydi.<br />

2005-2013 yılları arasında Siemens<br />

Gayrimenkul Yönetim bölümünde inşaat<br />

proje yöneticisi olarak çalıştım. Bu süre<br />

içerisinde Türkiye, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti<br />

ve Abu Dabi’de çeşitli görevler<br />

üstlendim. Türkiye’de 2009’da tamamladığımız<br />

Siemens’in Gebze Üretim Tesisleri<br />

ülkemizin ilk LEED Gold sertifikalı yeşil bi-<br />

Sürdürülebilir Bina ve <strong>Yapı</strong>lar’<br />

dendiğinde halihazırdaki yapılardan<br />

farklı olarak ne anlamalıyız?<br />

Daha iyi yerleşim, tasarım, inşaat, işletme<br />

ve bakım yöntemleri yoluyla, insan sağlığı<br />

ve çevre üzerindeki olumsuz etkileri minimuma<br />

indirilmiş binalara sürdürülebilir<br />

bina denilmekte.<br />

Yeni binaların tasarımı aşamasında, sadece<br />

ilk yapım sürecini ve ilk yatırım maliyetini<br />

değil, binanın yaşam döngüsü boyunca<br />

etkilerini ve maliyetlerini de dikkate alan<br />

yaklaşımlar sürdürülebilirliğin önemli bir<br />

parçası.<br />

Günümüzde ise bu söylem daha çok ‘yeşil<br />

bina’ olarak dile getirilmekte. Bir binanın<br />

yeşil bina olup olmadığını veya yeşil bina<br />

ise hangi seviyede yeşil bina olduğunu<br />

LEED gibi Amerikan menşeli uluslararası<br />

kabul görmüş yeşil bina sertifika sistemleri<br />

sayesinde derecelendirebiliyoruz.<br />

Bu sertifikaları, yeni inşaa edilmekte<br />

olan binalar, mevcut binalar, ofis iç tasarımlarında<br />

almak veya kentsel dönüşüm<br />

projeleri gibi yerleşke ölçeğinde almak<br />

mümkün. Bu kapsamda, konutlar, fabrikalar,<br />

oteller, hastaneler, kamu binaları,<br />

ofis binaları, avm’ler, spor tesisleri, toplu<br />

konut projeleri gibi çok değişik bina türlerinde<br />

yeşil bina sertifikaları söz konusu<br />

olabilmektedir.<br />

LEED Yeşil Bina sertifikasının<br />

kriterleri hakkında bize bilgi verir<br />

misiniz?<br />

Sertifika sürecinde, bir binanın yeşil bina<br />

olabilmesi için projede bulunması gerekli<br />

özellikler toplam dokuz ana başlık altında<br />

tariflenmiştir;<br />

1.Entegre Tasarım 2. Lokasyon ve Ulaşım<br />

72<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Dosya<br />

3. Sürdürülebilir Sahalar 4. Su Verimliliği<br />

5. Enerji ve Atmosfer 6. <strong>Malzeme</strong> ve Kaynaklar<br />

7. İç Ortam Kalitesi 8. Yenilikçilik<br />

9. Bölgesel Öncelikler<br />

Sertifika süreci, yukarıdaki ana başlıklar<br />

altında tarifli onlarca yeşil bina uygulamasına<br />

puan vermektedir.<br />

Başlıklardan da anlaşılacağı üzere, binada<br />

enerji verimliliği, su verimliliği, çevreci<br />

ve insan zağlığına zarar vermeyen malzemelerin<br />

kullanımı, bina kullanıcılarının<br />

konforunu arttırmaya yönelik uygulamalar<br />

teşvik edilmektedir. Ayrıca, binanın yer<br />

aldığı arazinin sahanın belirli koşullara sahip<br />

olması da gerekmekte. Bu bakış açısıyla,<br />

yenilikçi yaklaşımlar da bu sertifika<br />

sürecinde puan almaktadır.<br />

LEED Yeşil Bina sertifikası nasıl<br />

alınıyor?<br />

Yeni bina projelerinde süreç iki aşamadan<br />

oluşur. Tasarım aşaması ve inşaat aşaması.<br />

Sertifika sürecinin öngördüğü tarifli<br />

uygulamalardan tasarım aşamasında yapılanlar<br />

(projeler, hesaplamalar, çizimler,<br />

bina enerji ve günışığı simülasyon çıktıları<br />

vb…) tasarım süreci tamamlanınca Amerikan<br />

Yeşil Binalar Konseyi (USGBC)’ne<br />

gönderilir. USGBC, değerlendirme sürecini<br />

başlatır, binanın tasarım aşamasından<br />

kaç puan aldığını bildirir. Sonrasında,<br />

inşaat saha aşamasında yapılanlar US-<br />

GBC’ye ayrıca gönderilir (belge, fatura,<br />

sahadan fotoğraflar vb…) Değerlendirme<br />

sonucunda binanın kaç puan ile hangi seviyede<br />

sertifika aldığı ortaya çıkar.<br />

Sertifikalandırılmış sürdürülebilir<br />

/ yeşil binaların diğerlerine göre<br />

avantajları nelerdir?<br />

Sertifikalı binalar üzerinde yapılan çalışmalar<br />

göstermiştir ki, yeşil bina sertifikalı<br />

binaların muadili binalarla kıyaslandığında,<br />

çeşitli konularda yaklaşık olarak<br />

aşağıdaki oranlara ulaşacak seviyelerde<br />

önemli faydalar ortaya çıkmaktadır;<br />

%20-50 oranında enerji tasarrufu<br />

%40 oranında su tasarrufu<br />

%70 oranında atık maliyetlerinde azalış<br />

%35 oranında karbon oranlarında düşüş<br />

Yeşil hastane binalarında, hasta iyileşme<br />

sürelerinde artış<br />

Yeşil ofis binalarında, çalışanların verimliliğinde<br />

artış<br />

Yeşil konut binalarında, bina kullanıcılarının<br />

konforunda artış<br />

Yeşil okul binalarında, öğrencilerin başarısında<br />

artış<br />

Sertifika almak için inşaat<br />

projelerinde yapı malzemelerin hangi<br />

kritere sahip olmaları gerek?<br />

Yeşil Bina Sertifikası, binada enerji ve<br />

su tasarrufunu, binalardan kaynaklanan<br />

karbon emisyonlarını azaltmayı, binada<br />

çevreci ve insan sağlığına zarar vermeyen<br />

M.Tolga Özdemir / GVP Mühendislik Müşavirlik Firması Kurucusu<br />

ürünler kullanılmasını, binada yaşayan<br />

veya çalışanların konforuna ve verimliliğine<br />

yönelik uygulamaları ve mevcut kaynakların<br />

daha dikkatli kullanılmasını teşvik<br />

eder.<br />

Bu bakış açısıyla, enerji ve su tasarrufu<br />

yüksek ürünler veya tasarrufa direk veya<br />

dolaylı olarak katkıda bulunan ürünler bu<br />

projelerde talep görmektedir.<br />

Mesela, enerji tasarrufu denilince akla ilk<br />

binanın kabuğu, yani çatı ve cephe kaplaması<br />

gelmektedir. Yeşil bina projelerinde,<br />

enerji tasarruflu yüksek performanslı cephe<br />

sistemleri ve ürünleri ön plana çıkmaktadır.<br />

Benzer şekilde, bina içinde kullanılan malzemelerin<br />

insan sağlığına zararlı olmayan<br />

malzemelerden seçilmesi teşvik edilmektedir.<br />

Bir örnek vermek gerekirse, bina<br />

içinde kullanılan boyalarda, kaplamalarda<br />

ve yapıştırıcılarda insan sağlığına zararlı<br />

VOC kimyasalının belirli limitler altında<br />

kalması gereklidir. Aynı şekilde, mesela,<br />

bina içinde kullanılan ahşap ürünlerin ve<br />

halı gibi kaplamaların da LEED sürecine<br />

uygun özellikleri olduğunun sahip olduğu<br />

malzeme sertifikalarıyla kanıtlanması gereklidir.<br />

Burada dikkate edilmesi gerekli<br />

bir nokta, bir malzeme veya bir ürün için<br />

LEED sertifikası verilmez, sadece binalar<br />

LEED yeşil bina sertifikası ile sertifikalandırılabilir.<br />

<strong>Malzeme</strong>lerin ise LEED süreçlerinin<br />

kabul ettiği başka spesifik özellikleri<br />

ve bu özelliklerini gösteren sertifikalarının<br />

olması gereklidir.<br />

Şirketinizin bu alanda mevcut ne tür<br />

projeleri bulunmakta?<br />

Toplamda yaklaşık bir milyon m2 yi bulan<br />

yapı stoğuna danışmanlık yapmaktayız. İstanbul<br />

Uluslararası Finans Merkezi Projesi<br />

alanında yer alan YDA inşaatın üstlendiği<br />

BDDK binası önemli projelerimizden. Fransız<br />

kökenli Decathlon firmasının Antalya<br />

binası, Bureau Veritas İstanbul Ofis projesi,<br />

Taysad’da yer alan Pimsa üretim tesisleri,<br />

Torunlar Tower Mapfre Sigorta Genel<br />

Müdürlük Ofis Projesi, içlerinde üretim tesisi,<br />

eğitim binası, ofis binası, iş merkezi<br />

olmak üzere çeşitli bina tipolojilerde onlarca<br />

referans projemizden bazıları…<br />

Sektörün bu konudaki hassasiyetini<br />

artırmak için neler yapılabilir?<br />

Sektörün ve bina kullanıcılarının yoğun<br />

ilgisi söz konusu. Biz, çok fazla sayıda<br />

bilgilendirme toplantıları düzenleyerek<br />

bu ilgi kapsamında inşaat firmalarından,<br />

gayrimenkul geliştiricilerden, malzeme firmalarından<br />

veya binayı kullanacak konutu<br />

satın alacak vatandaştan gelen sorulara<br />

cevaplar veriyoruz.<br />

Bunların dışında, STK’lar, üniversiteler ve<br />

kamu yararına çalışan kar amacı gütmeyen<br />

oluşumlara da ülkemizin her köşesinde,<br />

sürdürülebilir bina ve yerleşkeler<br />

konularında farkındalık arttırıcı eğitimler<br />

vermekteyiz, sunumlar yapmaktayız. Genelde<br />

davet üzerine gerçekleşen bu etkinliklerdeki<br />

paylaşımlarımızı toplumumuza<br />

karşı duyduğumuz sosyal sorumluluğumuz<br />

bir parçası olarak görüyoruz.<br />

Bu konuda oluşan bilginin yayılmasıyla,<br />

vatandaş ve genel anlamda bina kullanıcıları<br />

bilinçlenecek, yeşil binaya olan talep<br />

artacak, sektör oyuncuları konuyu daha<br />

yakından irdeleyecektir. Benzer şekilde,<br />

bölgelerinde, şehirlerinde, sektörlerinde,<br />

yenilikçi ve ilk olmak isteyen firmalar inşa<br />

edecekleri örnek binalarla bu konunun<br />

yaygınlaşmasına katkıda bulunacaklarıdır.<br />

Son olarak eklemek istedikleriniz?<br />

Özellikle son dönemde çok yoğun olarak<br />

gündemde olan Kentsel Dönüşüm projelerinin<br />

önümüzdeki dönemde Yeşil Bina<br />

kavramına daha fazla ilgi göstereceği<br />

bekleniyor. Proje sahiplerinin fark yaratma<br />

çabaları, aidatları ve işletme giderlerini<br />

düşürme gayretleri, yüksek bilinçli konut<br />

talep eden tüketicinin konuya yaklaşımı,<br />

LEED sertifikalı yeşil binalarda yukarıda sıraladığım<br />

somut faydaların gözlemlenmiş<br />

olması bu beklentiyi destekliyor.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 73


“Sürdürülebilir yapılar daha sağlıklı,<br />

çevresel sorumluluk sahibi, yüksek<br />

performanslı yapılardır”<br />

“Ülkemizde sürdürülebilir binalar konusunda sevindirici gelişmeler olsa da sektörün hala<br />

bilinçlenmeye ve güçlendirilmeye ihtiyacı var. Bu konuda özellikle kamunun destek ve<br />

teşvikleri ile sürdürülebilir yapılar ülkemizde daha da artacak ve sadece belli projeler için<br />

uygulanmakla kalmayıp bir standart haline gelecektir.”<br />

ERKE Sürdürülebilir Bina Tasarım ve Danışmanlık,<br />

2007 yılında Elektrik Proje<br />

Tasarım, Aydınlatma ve Uygulama Danışmanlığı<br />

Hizmeti vermek üzere kurulmuş,<br />

2009 yılından itibaren de Yeşil ve Sürdürülebilir<br />

Bina Danışmanlığı, Ürün-<strong>Malzeme</strong><br />

Danışmanlığı ve Kurumsal Sürdürülebilirlik<br />

Danışmanlığı konuları ile hizmet kapsamını<br />

genişletmiş durumda. Erke Tasarım<br />

adına sorularımızı yanıtlayan LEED AP, Eğitim<br />

Koordinatörü - Çevre Mühendisi Merve<br />

Maçin ile Yeşil Binalar üzerine konuştuk.<br />

Şirketinizin kısaca tarihçesine<br />

değinerek faaliyetlerinizden biraz<br />

bahseder misiniz?<br />

ERKE, yüzün üzerinde projeye imza atmış<br />

uzman elektrik proje tasarım kadrosu; yeşil<br />

bina danışmanlığı, ürün sürdürülebilirliği<br />

ve kurumsal sürdürülebilirlik hizmeti<br />

vermekte olan mimarlar, makine mühendisleri,<br />

elektrik mühendisleri ve çevre<br />

mühendislerinden oluşan disiplinlerarası<br />

uzman ekibi ile müşterilerine en yenilikçi<br />

ve en yaratıcı danışmanlık çözümlerini<br />

sunmaktadır.<br />

ERKE, çalışmalarını İstanbul-Üsküdar’daki<br />

74<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Dosya<br />

LEED Platin sertifikalı ERKE Green Academy<br />

binasında sürdürmektedir. ERKE’nin<br />

hem yönetim ofisi hem de yeşil bina eğitimlerinin<br />

verildiği bir eğitim merkezi olarak<br />

kullanılan bina, aynı zamanda yeşil<br />

bina konusuna ilgi duyan tüm profesyonellere,<br />

öğrencilere ve ziyaretçilere açık<br />

olmasıyla sürdürülebilir yapılarla ilgili açık<br />

bir bilgi merkezi konumundadır. Ziyaretçiler<br />

bu binada yeşil malzemeleri, sürdürülebilir<br />

ürün ve sistemleri yerinde görme<br />

fırsatı bulabilirken, ek olarak bina içerisinde<br />

sergilenen bilgi panoları sayesinde<br />

sürdürülebilir bina kapsamında kullanılan<br />

malzemeler, sistem ve ürünler ile ilgili bilgi<br />

edinme fırsatı bulmaktadır.<br />

‘Sürdürülebilir Bina ve <strong>Yapı</strong>lar’<br />

dendiğinde halihazırdaki yapılardan<br />

farklı olarak ne anlamalıyız?<br />

Sürdürülebilir yapılar, standart yapılara<br />

göre daha sağlıklı, çevresel sorumluluk<br />

sahibi, daha karlı ve yüksek performanslı<br />

yapılardır. Sürdürülebilir yapılar arazi seçiminden<br />

başlayarak, yapının tüm tasarım<br />

süreci, inşaat süreci ve kullanım süreçlerini<br />

kapsayan bütüncül bir yaklaşımla ele<br />

alınmalıdır. Bu yapılarda, arazi seçimi, ulaşım<br />

imkanları, doğal kaynakların ve çevrenin<br />

korunması, etkin su yönetimi, enerji<br />

kullanımını etkileyen bina kabuğu tasarımından,<br />

ısıtma-soğutma ve havalandırma<br />

sistemlerine ve aydınlatmaya kadar pek<br />

çok unsurun en iyi şekilde kurgulanması<br />

ile sağlanan enerji verimliliği, inşaat yönetimi,<br />

malzeme seçimi ve bina kullanıcılarının<br />

sağlık ve konforu için iç hava kalitesi<br />

gibi konular sürdürülebilirlik parametreleri<br />

çerçevesinde değerlendirilir.<br />

Şirketinizin bu alanda mevcut ne tür<br />

projeleri bulunmakta?<br />

ERKE Sürdürülebilir Bina Tasarım ve Danışmanlık<br />

olarak 50’nin üzerinde projeye<br />

Yeşil/Sürdürülebilir Bina Danışmanlığı<br />

hizmeti vermiş bulunmaktayız. Hali hazırda<br />

devam eden 60’ ın üzerinde Yeşil Bina<br />

projemiz ile de hizmetlerimizi ve sektöre<br />

olan katkımızı sürdürmekteyiz. Danışmanlığı<br />

yapmakta olduğumuz projeler arasında<br />

kentsel dönüşüm kapsamındaki konut ve<br />

çoklu kullanım projeleri ile otel, hastahane,<br />

avm ve ofis projeleri bulunmaktadır.<br />

Yani her türlü kullanım alanına sahip,<br />

farklı tipteki pek çok bina için sertifikalandırma<br />

danışmanlığı hizmetlerimiz devam<br />

etmektedir.<br />

Merve Maçin / LEED AP<br />

Eğitim Koordinatörü - Çevre Mühendisi<br />

Sektörün bu konudaki hassasiyetini<br />

artırmak için neler yapılabilir?<br />

Sektörün bu konudaki ilgisinin giderek arttığını<br />

görüyoruz. Dünyada en çok bilinen<br />

uluslararası sertifika olan LEED Yeşil Bina<br />

derecelendirme sistemine başvuran ve<br />

süreci tamamlamış olan projeler sayısına<br />

bakıldığında dünyada ilk 10’un içerisinde<br />

yer almaktayız. Bu da ülkemizde sektörün<br />

Yeşil/Sürdürülebilir Bina konusunda ivmelenerek<br />

artan ilgiyi göstermektedir. Ancak<br />

bu gelişimin hala yeterli düzeyde olduğunu<br />

söylemek pek mümkün değil. Gerekli<br />

hassasiyeti oluşturmak için yapılması<br />

gereken en önemli şey bilinçlendirme ve<br />

farkındalık uyandırmadır. Bu da ancak<br />

sektördeki profesyonellere yönelik eğitimlerin<br />

arttırılması ile mümkün olacaktır. Bu<br />

bağlam da ERKE olarak kuruluşumuzdan<br />

beri sürdürdüğümüz yeşil bina eğitimleri<br />

ile profesyonellerden öğrencilere kadar<br />

konuya ilgi duyan herkese tecrübelerimizi<br />

aktarmaktayız.<br />

Son olarak eklemek istedikleriniz?<br />

Ülkemizde sürdürülebilir binalar konusunda<br />

sevindirici gelişmeler olsa da sektörün<br />

hala bilinçlenmeye ve güçlendirilmeye ihtiyacı<br />

var. Bu konuda özellikle kamunun<br />

destek ve teşvikleri ile sürdürülebilir yapılar<br />

ülkemizde daha da artacak ve sadece<br />

belli projeler için uygulanmakla kalmayıp<br />

bir standart haline gelecektir.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 75


“Amacımız, Sürdürülebilirliği<br />

ölçülebilir kılmak”<br />

Bekir Çetin / Semtrio Sustainablity Consulting Proje Yöneticisi<br />

SEMTRIO, firma ismini Sustainable Environmental<br />

Management ‘Sürdürülebilir<br />

Çevresel Çözümler’ anlamına gelen kelimelerin<br />

baş harflerinden ve de sürdürülebilirliğin<br />

çıkış noktası olan ‘Triple Bottom<br />

Line’ denilen sürdürülebilirliğin 3 temel<br />

hususu ‘Çevresel’, ‘Ekonomik’ ve ‘Sosyal’<br />

indikatörlerinin manasını taşıyan Trio eki<br />

ile oluşturmuş. Bu şekilde çalışmalarının<br />

temelini yansıttıklarını söyleyen SEMTRIO<br />

Proje Yöneticisi Bekir Çetin ile Sürdürülebilir<br />

Yeşil Binalar üzerine konuştuk.<br />

Şirketinizin kısaca tarihçesine<br />

değinerek faaliyetlerinizden biraz<br />

bahseder misiniz?<br />

Türkiye’deki sürdürülebilirlik alanındaki<br />

boşluğu doldurmak ve bu sektöre inovatif<br />

çözümler yaratmak için çıktığımız<br />

yolda amacımız Sürdürülebilirliği Ölçüle-<br />

76<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Dosya<br />

“Mimari tasarım ve yeni<br />

gelişen teknolojilerin<br />

binalara entegre edilmesi<br />

de sürdürülebilirlik<br />

kavramına etki etmekte.<br />

Binanın yönü, pencere<br />

açıklıkları, dış cephe<br />

kaplamaları ısı kayıplarını<br />

ve enerji tüketimini<br />

etkileyen başlıca<br />

faktörlerdir.”<br />

bilir kılmaktır. Ölçemediğimiz bir kavramı<br />

değerlendirmek ve yönetmek mümkün<br />

olmamaktadır ve mottomuz ‘Ölçemediğimizi<br />

DeğerIendiremeyiz’ olmuştur. Bu anlamda<br />

Semtrio, ekibindeki Birleşik Krallık,<br />

Birleşik Devletler ve Hollanda’da eğitim<br />

görmüş ve tecrübe edinmiş sürdürülebilirlik<br />

uzmanları ile batı medeniyetlerinin<br />

akademik ve sektörel tecrübelerini ülkemize<br />

özgü koşullar ile harmanlayarak sektörlere<br />

ve firmalara özel sürdürülebilirlik<br />

çözümleri üreten bir kuruluştur. Sürdürülebilirliğin<br />

çevresel, sosyal ve ekonomik yönlerinin<br />

birbirinden ayrılmaz olduğu bilinci<br />

ile Semtrio bünyesinde finans uzmanları,<br />

sürdürülebilirlik, inşaat, kimya, makine<br />

mühendisleri, mimarlar ve akredite sosyal<br />

uyumluluk denetçileri ile entegre sürdürülebilirlik<br />

çözümleri hazırlamaktadır. Başlıca<br />

avantajımız ve farkımız ise Türkiye’de<br />

halen çok az sayıda bulunan Yaşam Döngüsü<br />

Analizi uzmanlığımız ve Sürdürülebilirlik<br />

Danışmanlığı ile entegre bir şekilde<br />

uzman Finans Danışmanlarımızı bünyemizde<br />

bulundurmamızdır.<br />

Bu kapsamda, LEED Sürdürülebilir Bina,<br />

EPD – Çevresel Ürün Beyanları, Yaşam<br />

Döngüsü Analizi, Kurumsal Karbon Yönetimi<br />

ve Karbon Ayakizi ölçümü, CDP – Karbon<br />

Saydamlık Projesi, GRI – Kurumsal<br />

Sürdürülebilirlik Raporlamaları, Ecolabel<br />

Ürün Etiketleri ile firmalara sürdürülebilirlik<br />

yol haritaları hazırlamaktayız.<br />

‘Sürdürülebilir Bina ve <strong>Yapı</strong>lar’<br />

dendiğinde halihazırdaki yapılardan<br />

farklı olarak ne anlamalıyız?<br />

<strong>Yapı</strong> ve inşaat sektöründe sürdürülebilirlik<br />

denildiğinde yapıların bileşenlerine inilmesi<br />

gerekmektedir. Binalar genel olarak<br />

dış kabuk, iç cephe, temel, bina iskeleti,<br />

açılırlar, enerji ve dağıtım sistemlerinden<br />

oluşmaktadır. Dolayısıyla bina bileşenlerinin<br />

‘sürdürülebilirlik’ kavramını yerine getirmesi<br />

ile bina veya yapının halihazırdaki<br />

durumu değerlendirilebilmektedir. Enerji<br />

verimliliği sağlayan ve doğal kaynak tüketimi<br />

azaltılmış sürdürülebilir yapı malzemeleri<br />

ile inşa edilen binalar mevcut binalardan<br />

bu bağlamda pozitif ayrışmaktadır.<br />

<strong>Yapı</strong> malzemelerinin ve bina bileşenlerinin<br />

sürdürülebilirlik ölçümleri ile bina boyutunda<br />

‘Embodied Energy’ yani Gömülü Enerji<br />

de ortaya çıkmaktadır.<br />

Binaların sürdürülebilirliğini ölçebilmek<br />

için, bu yapıların yaşam sürelerini farklı<br />

basamaklara ayırarak incelemek gerekmektedir.<br />

Bir binan yaşam süresini ‘<strong>Yapı</strong><br />

<strong>Malzeme</strong>lerin Üretimi’, ‘İnşaat Aşaması’,<br />

‘Bina Kullanım Süresi’, ve de ‘Yaşam<br />

Sonu’ olarak 4 ana kategoriye ayırabiliriz.<br />

Bu bağlamda, bahsedilen 4 evrede çevresel<br />

etkileri azaltılmış, ekonomik olarak<br />

getirisi yükselen, sosyal anlamda yüksek<br />

standartlarda bir yaşam alanı sağlayabilen<br />

yapıları ‘Sürdürülebilir <strong>Yapı</strong>lar’ olarak<br />

tanımlayabilir ve mevcut yapı stokunda<br />

olan, hali hazırdaki binalardan farkını bu<br />

şekilde tanımlayabiliriz.<br />

Bilindiği gibi LEED ve BREEAM iki ana sürdürülebilir<br />

bina değerlendirme sistemidir<br />

ve binaları inceleyerek bir değerlendirmede<br />

bulunur. Kendine göre farklılıkları bulunsa<br />

da genel manada bu iki sistemde<br />

’triple bottom line’ temeli ile geliştirilmiştir<br />

ve binaları sürdürülebilirlik indikatörleri<br />

ile analiz eder. Bu indikatörlere binanın<br />

arazisi, atık yönetimi, bina termodinamiği,<br />

ısıtma soğutma sistemleri, enerji ve<br />

su kullanımı, iç mekân hava kalitesi, bina<br />

malzeme kullanımı ve doğal kaynak kullanımı<br />

gibi kriterler dahil olmaktadır. Bu kriterlere<br />

göre mevcut standart bir binadan<br />

daha iyi performans gösteren yapılar da<br />

sürdürülebilir yapılar olmaktadır ve kullanılan<br />

değerlendirme sistemlerinin derecelendirme<br />

yöntemleri ile sürdürülebilirlik<br />

performansları ölçülebilmektedir.<br />

Mimari tasarım ve yeni gelişen teknolojilerin<br />

binalara entegre edilmesi de sürdürülebilirlik<br />

kavramına etki etmektedir. Binanın<br />

yönü, pencere açıklıkları, dış cephe<br />

kaplamaları ısı kayıplarını ve enerji tüketimini<br />

etkileyen başlıca faktörlerdir. Burada<br />

mimarlarında binaların sürdürülebilirliğine<br />

katkıları oldukça önemlidir. Bina tasarım<br />

aşamasında, binanın konumu ve gün ışığı<br />

iyi hesaplanarak ısı kayıplarının önüne<br />

geçilerek bina kullanım aşamasında yıllık<br />

enerji tüketimlerinde düşüş sağlanmaktadır.<br />

Yenilenebilir enerji kullanımı, yeni<br />

teknoloji ısıtma-soğutma sistemlerinin binaya<br />

entegre edilmesi, çatı sistemleri ve<br />

yüksek izolasyon kat sayısı bulunan cam<br />

sistemleri de binanın enerji tüketimi etkilemektedir.<br />

Bu bağlamda, mimarı tasarım,<br />

bina izolasyonu ve yeni teknolojilerin<br />

binalara entegre edilmesi ile binaların sürdürülebilirlik<br />

derecelerinde iyileştirmeye<br />

gidilmektedir.<br />

Şirketinizin sürdürülebilirlik alanında<br />

hangi sektörlerde ne tür projeleri<br />

bulunmakta?<br />

Semtrio olarak yurtiçi ve yurtdışında entegre<br />

olarak sürdürülebilirlik projelerine<br />

devam ediyoruz. Türkiye’de içinde bulunduğumuz<br />

son bir yılda her sektördeki<br />

durgunluğa ek olarak sürdürülebilirlik alanında<br />

daha da fazla bir durgunluk yaşandı<br />

ancak bu durumun etkilerinin artık yavaş<br />

yavaş dağıldığını söyleyebiliriz. En hızlı gelişen<br />

alan olan inşaat sektöründe de sürdürülebilir<br />

bina, LEED Sertifikası talepleri<br />

artmaya başladı. Halihazırda önde gelen<br />

birçok inşaat firması da projelerine LEED<br />

ve BREEAM doğrultusunda devam ediyor.<br />

Bu durum da piyasada diğer firmalar için<br />

bir rehber oluşturarak giderek artan bir talebi<br />

desteklediğini söyleyebiliriz.<br />

Yurtiçinde yapı malzemeleri üreticileri de<br />

sürdürülebilirlik projeleri ve beyanlarına<br />

artan bir taleple yaklaşıyorlar. <strong>Yapı</strong> malzemeleri<br />

ve yapı kimyasalı üreticileri için<br />

EPD belgeleri, LCA projeleri ve Kurumsal<br />

Karbon Ayakizi devam eden projelerimiz<br />

içinde yer almaktadır. Bu şekilde ürün sürdürülebilirliği<br />

tamamlayan üreticiler için<br />

ise GRI Raporu gibi Kurumsal Sürdürülebilirlik<br />

Raporlama projelerimiz de devam<br />

eden işlerimiz arasındadır.<br />

<strong>Yapı</strong> sektörü dışında ise Türkiyen’nin lider<br />

beyaz eşya, elektronik, tekstil, rafineri,<br />

mobilya, ağır metal ve gıda üretici firmaları<br />

için Karbon Ayakizi hesaplama ve<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 77


Dosya<br />

raporlama, LCA Yaşam Döngüsü Analizi,<br />

EPD Belgeleri, Su Ayakizi ve Kurumsal<br />

Sürdürülebilir Raporları ile Semtrio olarak<br />

yer almaktayız. Bu çalışmaların yapılması<br />

elbette çok önemli ancak projeler tamamlandıktan<br />

sonra iletişiminin yapılabilmesi<br />

de bizler için büyük önem taşıyor. Sürdürülebilirlik<br />

çalışmalarını tamamladığımız<br />

firmalar için kurumlar arası ve üretici-tüketici<br />

arası iletişimi sağlamak adına PR ve<br />

tanıtım çalışmalarımız bulunmakta. Yurtiçi<br />

ve yurtdışı platformlarda hak kazanılan<br />

belge, deklarasyon ve akreditasyonların<br />

iletişim ve pazarlaması, bu projelerin yazılı,<br />

görsel ve sosyal medyada yer alması<br />

için müşterilerimize çözümler sunmaktayız.<br />

Yurtdışında bulunan sürdürülebilir<br />

bina projelerimiz daha çok fabrika binalarını<br />

kapsıyor. Gelir seviyesi düşük olan ve<br />

lider firmaların fason üretim merkezi olan<br />

ülkelerdeki üretim tesislerinde sürdürülebilir<br />

bina sertifika sistemleri artık bir kalite<br />

standardı olarak talep ediliyor. Semtrio<br />

olarak bu konudaki açığı tamamlamak için<br />

yurtdışında ortaklıklar ve iştiraklarımız bulunmaktadır.<br />

Yurtdışı projelerimi arasında<br />

ise LCA Yaşam Döngüsü Analizi, Karbon<br />

Ayakizi, EPD Belgesi ve Kurumsal Sürdürülebilirlik<br />

projelerimiz ile çalışmalarıma<br />

devam etmekteyiz.<br />

Sektörün bu konudaki hassasiyetini<br />

artırmak için neler yapılabilir?<br />

Sürdürülebilir bina sektörü için binaların<br />

sürdürülebilirlik performanslarını ölçebilmek<br />

adına geliştirilmiş olan bilindiği gibi 2<br />

adet ana sistem bulunmaktadır. LEED ve<br />

BREEAM sistemleri dünyada en çok tercih<br />

edilen sistemlerdir. Türkiye’de ise LEED<br />

en fazla uygulanan değerlendirme yöntemlerinin<br />

başında bulunmaktadır. Her<br />

iki yöntemde de ana konular aynı olmakla<br />

birlikte LEED Birleşik Devletler menşei ve<br />

o coğrafya ve iklim koşullarına göre üretilmiş,<br />

BREEAM ise Birleşik Krallık menşei<br />

ve genel olarak Britanya koşullarına göre<br />

şekillenmiştir.<br />

Binalardaki enerji tüketimi etkileyen bir etken,<br />

binada yaşayanların konfor düzeyleridir<br />

ve bu kriterde coğrafya ve iklim koşullarına<br />

göre değişmektedir. Burada ihtiyaç<br />

yabancı sistemlerin tercümesi şeklinwde<br />

yapılma değil ulusal bir sürdürülebilir bina<br />

sistemine geçilmesi gerektiğidir. Ülke koşullarına,<br />

kullanım ihtiyaçlarına ve mevcut<br />

bina stoğuna göre şekillendirilecek<br />

bir ulusal sürdürülebilir bina sertifikasyon<br />

sistemi ile bu boşluk doldurulacaktır. Bu<br />

konuda Çevre Şehircilik Bakanlığı tarafında<br />

güzel adımlar atılmaktadır ve en kısa<br />

sürede sektöre entegre edilmesini bekliyoruz.<br />

Bu şekilde ulusal bir sistem kullanılacak,<br />

ülke şartlarına uygun kriterler ve<br />

daha az maliyet ile binaların sürdürülebilirlik<br />

performansları ölçülebilecektir.<br />

Bilindiği gibi Sürdürülebilirlik alanında<br />

tüm sertifikasyon süreçleri Avrupa ve Birleşik<br />

devletler menşei ve sertifikasyon<br />

maliyetleri oldukça yüksek. Bu durum zaman<br />

zaman üretici ve yatırımcıların sürdürülebilirlik<br />

projelerinden geri çekilmesine<br />

sebebiyet vermektedir. <strong>Yapı</strong> sektörü için<br />

ulusal bir entegre değerlendirme sistemi<br />

ile bu maliyetler düşürülerek sürdürülebilirlik<br />

projelerinin de önü açılabilecektir.<br />

Son olarak eklemek istedikleriniz?<br />

Bulunduğumuz sektör yeni ve gelişime<br />

açık bir sektör olsa da akademik çevreler<br />

tarafında henüz gereken önem verilmemektedir.<br />

Bu nedenle istihdam noktasında sıkıntılarla<br />

yüz yüze gelmekteyiz. Üniversitelerdeki<br />

ilgili bölümlerde sürdürülebilirlik<br />

ile ilgili detaylı bir müfredat olmaması<br />

sebebiyle, Türkiye’de alt yapı eğitimini<br />

almış ve yurtdışında yüksek lisans ya da<br />

doktorasını tamamlamış personeller ile<br />

çalışıyoruz. Birçok üniversite ve akademik<br />

personel ile iş birliği ve ortak projeler<br />

geliştirerek öğrencilerimizin de bu alana<br />

olan ilgilerini arttırmak ve toplumsal bilinç<br />

düzeyini yukarı çıkarmayı hedefliyoruz.<br />

Büyük ekonomilere baktığımızda altyapı<br />

yatırımlarının yanı sıra, gelecek odaklı çalışmak,<br />

verimlilik ve tasarruf konularına<br />

eğilimin çok yüksek seviyede olduğunu<br />

görmekteyiz. Elde edilen kazanımları korumak<br />

ve geliştirmek adına bu konu da ki<br />

çalışmalarımıza devam ederken, gençlerimize<br />

güvenerek dinamizm odaklı politikamızı<br />

sürdürmek niyetindeyiz.<br />

78<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


“Çok noktalı ve çoklu projelere<br />

hizmet vermekteyiz”<br />

“HP olarak inovatif olmamamızın yanında sürekli<br />

müşterilerimizi dinleyen, gözlemleyen ve onların<br />

değişen ihtiyaçlarını karşılamak arzusu ile yatırımlar<br />

ve yenilikler yapan bir firmayız. Bu kapsamda ise yapı<br />

sektörünü incelediğimizde öncelikle kullanıcıların güçlü ve<br />

performansa dayalı pc/notebook ihtiyaçları mevcuttur ve<br />

HP olarak müşterilerimize iş istasyonu (workstation) olarak<br />

adlandırdığımız ürünlerimizi sunmaktayız.”<br />

Çağlar Uysal / HP Türkiye Geniş Format Baskı Satış Müdürü<br />

Hayatı iyileştiren teknolojileriyle daima<br />

gündemde kalmayı başaran HP, <strong>Yapı</strong> Sektörünün<br />

ihtiyaçlarına karşın pek çok çözüm<br />

getirmekte. Özellikle mimar ve mühendislik<br />

hizmetleri alanında sunmuş olduğu alternatiflerle<br />

pazar payını da her geçen gün artıran<br />

HP’nin Türkiye’deki faaliyetlerini uzmanından<br />

dinledik. HP Türkiye Geniş Format Baskı<br />

Satış Müdürü Çağlar Uysal ile dosya konumuz<br />

çerçevesinde merakla okuyacağınız tahmin<br />

ettiğimiz bir söyleşi gerçekleştirdik.<br />

Firmanızın genel faaliyetleri ve<br />

Türkiye’deki tarihçesi hakkında<br />

kısaca bilgi verir misiniz?<br />

HP, 1939 yılında Amerika’da kurulmuş<br />

ve dünyanın 170 ülkesinde hizmet veren<br />

global bir teknoloji şirketidir. Kısa<br />

süre önce şirket kendi içerisinde “HP<br />

inc” ve “Hewlett Packard Enterprise”<br />

olarak ikiye ayrılarak farklı uzmanlık<br />

dallarına ağırlıklı olarak yönelmeye başladı.<br />

HP inc tarafında kişisel sistemler<br />

dediğimiz PC, notebook, tablet, iş is-<br />

80<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Dosya<br />

tasyonları ve baskı sistemleri, Hewlett<br />

Packard Enterprise tarafında ise; sunucular,<br />

depolama birimleri, güvenlik ve<br />

yazılım çözümleri gibi ürünler bulunmaktadır.<br />

HP’nin Türkiye pazarına yerel ofis<br />

ile girişi 1989 yılında olup, bu tarihten<br />

itibaren kesintisiz olarak çeyrek asrı aşkın<br />

süredir teknoloji anlamında müşterilerimize<br />

ürün, hizmet ve çözümlerimizi<br />

sunmaktayız.<br />

Yeni nesil malzeme ve ürünlerinizden<br />

örnekler verebilir misiniz?<br />

HP’nin yeni nesil ürünleri dediğimizde çok<br />

geniş bir yelpazeyi kapsayacağından ben<br />

sizlere yapı,mimarlık ve inşaat sektörüne<br />

yönelik ürünlerimizden örnekler vermem<br />

daha sağlıklı olacaktır.<br />

HP olarak inovatif olmamamızın yanında<br />

sürekli müşterilerimizi dinleyen, gözlemleyen<br />

ve onların değişen ihtiyaçlarını karşılamak<br />

arzusu ile yatırımlar ve yenilikler<br />

yapan bir firmayız. Bu kapsamda ise yapı<br />

sektörünü incelediğimizde öncelikle kullanıcıların<br />

güçlü ve performansa dayalı pc/<br />

notebook ihtiyaçları mevcuttur ve HP olarak<br />

müşterilerimize iş istasyonu (workstation)<br />

olarak adlandırdığımız ürünlerimizi<br />

sunmaktayız.<br />

Geniş format baskı açısından baktığımızda<br />

ise sektörün artık tek noktalı ve tek<br />

proje temelli çalışma döngüsünden çıkarak,<br />

çok noktalı ve çoklu projeler üretme<br />

eğilimi içersinde olduğunu söyleyebiliriz.<br />

Örneğin artık bir mühendis iki farklı lokasyonda,<br />

iki farklı projede etkin rol alabilmekte,<br />

bu temelde ise kullanıcıların çok<br />

daha mobil olma gereksinimleri ortaya<br />

çıkmaktadır. Bu gereksinimlere artık, yazdırma,<br />

tarama, ve kopyalama yapabilen<br />

çok fonksiyonlu ürünlerin bir adım daha<br />

ötesinde olan yeni nesil bulut teknolojisi<br />

ile eposta ortamında paylaşım yapabilen,<br />

uzaktan yazdırma ve tarama özellikleri<br />

olan yeni nesil ürünlerimiz ile müşteri ihtiyaçlarına<br />

cevap vermekteyiz.<br />

Mimarlık ve mühendislik ofislerinin<br />

tercih ettiği ürünleriniz hangileri?<br />

Bu ürünler için ne gibi hizmetleriniz<br />

bulunmakta?<br />

T serisi Designjet ürünleri teknik çizimler,<br />

raster uygulamaları gibi görsel ve çizgisel<br />

baskıların alınması için kalem kalınlıkları,<br />

setördeki yazılım dilleri gibi özellikler ile<br />

uyumlu olarak optimize edildiğinden mimarlık<br />

ve mühendislik ofisleri HP’nin geniş<br />

format ürünlerinde genellikle T serisi<br />

Designjet ürünlerini tercih etmektedirler.<br />

Bu ürünler özelinde müşterilerimize sarf<br />

malzeme tedarik deneyimlerini kolaylaştırma<br />

amacı ile geliştirilmiş ve geniş format<br />

baskı ürünlerimiz için özel tasarlanan, ücretsiz<br />

“HP partner link alert” yazılım çözümümüz<br />

ile hizmet vermekteyiz.<br />

<strong>Yapı</strong> Sektörüne özel sunmuş<br />

olduğunuz çözümler nelerdir?<br />

<strong>Yapı</strong> sektöründe yoğun baskı alan müşterilerimize<br />

piyasada “kiralama” diye<br />

adlandırılan ancak kullanıların yazdırdıkları<br />

kadarı için ödeme yaptıkları servis,<br />

yedek parça ve sarf malzemelerinin<br />

tamamını içeren baskı hizmet anlaşmaları<br />

sunmaktayız.<br />

Bu anlaşma sayesinde kullanıcılar sadece<br />

baskı alarak, cihazın arızası, sarf<br />

malzeme takibi, bakım gibi giderleri<br />

düşünmeksizin projelerine odaklanmalarını<br />

sağlamakta ve böylelikle üretilen<br />

projedeki baskı maliyetlerini şeffaf olarak<br />

takip ederken, üretici içinde gerçek<br />

ve net maliyetlerinin hesaplarını yapabilmektedirler.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 81


Canon<br />

geniş format yazıcı grubunda<br />

artık daha da iddialı<br />

Canon geçtiğimiz aylarda lansmanını yaptığı Colorado<br />

1640 ve kullandığı UV Jel teknolojisi ile dış mekan baskı<br />

sektörüne yepyeni bir yön vereceğine ve pazarı yeniden<br />

şekillendireceğine emin…<br />

Geniş format yazıcı grubundaki iddiasını her geçen<br />

gün güçlendiren Canon, şimdi mimarlık ve mühendislik<br />

ofislerinin tercihi olan CAD ürün grubu için ücretsiz kurulum<br />

ve 2 yıl yerinde servis hizmeti de vermeye başlıyor!<br />

Canon Avrupa; Avrupa, Ortadoğu ve Afrika<br />

çapında (EMEA) 120 ülkede temsilcilikleri<br />

bulunan ve 19.000’den fazla<br />

çalışanı istihdam eden Canon Inc. kuruluşunun<br />

bölgesel satış ve pazarlama<br />

operasyonudur. Kurumsal felsefesi Kyosei,<br />

yani ‘ortak fayda için yaşamak ve<br />

çalışmak’ olan Canon, 1980 yılından<br />

beri farklı distribütörlüklerle Türkiye’de<br />

temsil edilirken, 2002 yılında irtibat bürosu<br />

olarak açılmış ve 2008 yılı itibariyle<br />

Canon Eurasia olarak faaliyetlerine devam<br />

etmekte. Canon Eurasia Geniş Format<br />

Yazıcı Grubu Ürün ve İş Geliştirme<br />

Müdürü Levent Kölege ile merak ettiklerimiz<br />

üzerine konuştuk…<br />

Firmanızın genel faaliyetleri ve<br />

Türkiye’deki tarihçesi hakkında<br />

kısaca bilgi verir misiniz?<br />

Tüketiciye en üstün kalitede fotoğraf<br />

makinesini sağlamak hedefiyle 1937 yılında<br />

kurulan Canon’un görüntü gücünü<br />

artırmak için gösterdiği çaba, teknolojisini<br />

birçok pazarda genişlettiği gibi onu<br />

kişi ve kurumların görüntü ve bilgi teknolojisi<br />

ihtiyaçlarına çözüm sağlayan bir<br />

dünya lideri haline getirmiştir.<br />

Canon’un sunduğu çözüm hizmetleri,<br />

dijital kompakt fotoğraf makinelerinden<br />

SLR makinelerine, üretim yazıcılarından<br />

geniş format yazıcılara, tarayıcılara kadar<br />

geniş bir ürün yelpazesini kapsamaktadır.<br />

Canon, müşterilerinin ihtiyaçlarını<br />

karşılayacak en zengin ve yenilikçi<br />

ürünleri ve hizmetleri sunmak amacıyla<br />

ağırlıklı olarak Ar-Ge alanına yatırım yapmaktadır.<br />

Yeni nesil malzeme ve<br />

ürünlerinizden örnekler verebilir<br />

misiniz?<br />

Geçtiğimiz günlerde Hamburg Fespa’da<br />

tanıtımını yapmış olduğumuz dış mekan<br />

baskı cihazımız Colorado 1640 bizi son<br />

zamanlarda en çok heyecanlandıran<br />

yeni ürünlerimize en iyi örnek olacaktır.<br />

Canon’un Ar-Ge ye yaptığı kesintisiz yatırımın<br />

bir eseri olan Colorado, yepyeni<br />

82<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Dosya<br />

bir mürekkep teknolojisi ile kullanıcıyla<br />

buluşacak. UV Gel olarak tanımladığımız<br />

bu teknolojide, kullanılan mürekkebin<br />

jel olması dış mekan baskı sektörüne<br />

yepyeni bir yön verecek. Yüksek hızla<br />

yaptığı baskılarda kaliteden ödün vermezken,<br />

baskı maliyetinde de mevcut<br />

teknolojilere göre %40 daha avantajlı<br />

olacak.<br />

Mimarlık ve mühendislik<br />

ofislerinin tercih ettiği ürünleriniz<br />

hangileri? Bu ürünler için ne gibi<br />

hizmetleriniz bulunmakta?<br />

Mimarlık ve mühendislik ofislerinde;<br />

17”, 24”, 36” ve 44” ürünlerimizden<br />

oluşan geniş ürün gamımızla, Large Format<br />

yazıcılarımızı sunuyoruz. Sahada, iş<br />

ortaklarımızı ve kullanıcıları dinleyerek<br />

ihtiyaçlara göre çözümler geliştiriyoruz.<br />

Son olarak 15 Mayıs’tan itibaren CAD<br />

yazıcıları ürün grubumuz için ücretsiz<br />

kurulum ve 2 yıl yerinde servis hizmeti<br />

vermeye başladık. Bu hizmetimizle, 2 yıl<br />

boyunca kullanıcıların tüm servis ihtiyaçlarını<br />

yerinde karşılıyoruz.<br />

<strong>Yapı</strong> Sektörüne özel sunmuş<br />

olduğunuz çözümler nelerdir?<br />

<strong>Yapı</strong> sektörünün ihtiyaçları, geniş formatlı<br />

yazıcılarımızın tasarım sürecinin merkezinde<br />

bulunuyor. Bu sebeple ortaya çıkardığımız<br />

imagePROGRAF serimizde yapı sektörünün<br />

tüm ihtiyaçlarına cevap veriyoruz.<br />

Zorlu ortamlarda çalışabilecek dayanıklı<br />

tasarım, baskılardaki yüksek çizgi tutarlılığı,<br />

kullanım kolaylığı ve hızlı baskı imkanları<br />

bunlardan sadece birkaçı. Zorlu çalışma<br />

ortamlarında bile sürekli baskı imkanı<br />

sağlıyoruz.<br />

Son olarak eklemek istedikleriniz?<br />

Canon olarak, kullanıcıların tüm ihtiyaçlarını<br />

doğru analiz edip, buna uygun çözümler<br />

bulmak işimizin odak noktası. <strong>Yapı</strong><br />

sektörü için sunduğumuz çözümlerin de<br />

bunun bir ürünü olduğunu söyleyebiliriz.<br />

Kullanıcılardan gelen olumlu dönüşler de<br />

bu konuda ana motivasyon kaynağımız.<br />

Her geçen gün değişen yeni ihtiyaçlara<br />

uygun yeni ürünler geliştirmeye devam<br />

ediyor olacağız. Amacımız müşterilerimize<br />

her zaman bütüncül bir çözüm sunmak ve<br />

müşterilerin sorunlarına “herkese uyacak<br />

Levent Kölege / Canon Eurasia<br />

Geniş Format Yazıcı Grubu Ürün ve İş Geliştirme Müdürü<br />

kalıp bir çözüm” ile değil “kişiye ve soruna<br />

özel bir çözüm” ile gitmek. Canon kültürü<br />

yalnızca ürün ve hizmet sağlayıcısı olmaktan<br />

fazlasını gerektiriyor. Bunun bilinciyle<br />

müşterilerimize özgün çözümler geliştiriyor;<br />

büyüme, karlılık ve verimliliklerine<br />

katkı sağlıyoruz.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 83


“Katma değeri yüksek ürünler ile<br />

kârlılığın artırılması için gayretlerimiz<br />

devam edecek”<br />

“Orta vadeli planımız: her şehirde en az bir yetkili bir baskı merkezimiz ile mimar,<br />

mühendisler ve son kullanıcılar için alternatif ürünler satışını yapmak.”<br />

Merkezi Japonya’nın başkenti Tokyo’da<br />

bulunan Fujifilm, Fujifilm Holdings Corporation’ın<br />

%100 iştirakidir. Fuji Photo Film<br />

Co. Ltd. adıyla 1934 yılında fotoğraf filmi<br />

üreticisi olarak kurulan şirket, sonraki yıllarda<br />

araştırma ve geliştirme faaliyetlerine<br />

ağırlık vererek ürün gamını ve faaliyet<br />

gösterdiği sektörleri geliştirdi. Fujifilm Türkiye<br />

İş Geliştirme Müdürü Kerem Ege ile<br />

Fujifilm’in yeni nesil ürünleri, yapmış olduğunu<br />

uygulmalar ve <strong>Yapı</strong> Sektörüne özel<br />

ürün ve hizmetleri hakkında konuştuk.<br />

Firmanızın genel faaliyetleri ve<br />

Türkiye’deki tarihçesi hakkında bilgi<br />

verir misiniz?<br />

Fujifilm, dijital, optik, hassas kimyasal ve<br />

ince film kaplama teknolojilerini içeren<br />

geniş portföyüne dayanarak kısa sürede,<br />

fotoğraf baskı ve dijital kamera ürünleri,<br />

medikal sistemler, grafik sistemler, yaşam<br />

bilimleri, düz panelli ekran malzemeleri<br />

ve ofis ürünleri gibi sektörlerde iddialı<br />

bir marka haline geldi. Dünya genelinde<br />

yoğun Ar-Ge çalışmalarına imza atan Fujifilm,<br />

yıllık global cirosunun yüzde 7’sini bu<br />

çalışmalara aktarıyor.<br />

Fujifilm, Türkiye pazarına 1989 yılında<br />

distribütör firmasıyla girdi. Fujifilm Europe<br />

GmbH aracılığıyla distribütör firmasını satın<br />

alan şirket, 1 Haziran 2012 itibariyle,<br />

Fujifilm Dış Ticaret A.Ş. adı altında Türkiye’deki<br />

faaliyetlerini direkt olarak yürütmeye<br />

başladı. Türkiye’de medikal sistemler,<br />

grafik sistemler, endüstriyel ürünler, dijital<br />

kamera ve fotoğraf baskı ürünleri alanında<br />

aktif olan Fujifilm Türkiye, bölge ülkeleri<br />

üzerinde de önemli bir konuma geldi. Kazakistan,<br />

Özbekistan ve Azerbaycan’ın da<br />

içinde bulunduğu on ayrı ülkenin yönetimi,<br />

Fujifilm Türkiye üzerinden gerçekleştiriliyor.<br />

Son olarak Balkan ülkelerinin yönetimi<br />

de Fujifilm Türkiye’ye bağlandı.<br />

Yeni nesil malzeme ve ürünlerinizden<br />

örnekler verebilir misiniz?<br />

Grafik sistemler alanında, matbaalara ve<br />

dijital baskı sektörüne sunduğu çözümlerle<br />

önemli bir iş ortağı olan Fujifilm, hitap ettiği<br />

sektörlere yeni bir soluk getiriyor.<br />

Yeni nesil ürün ve malzeme zenginliğimiz<br />

pek çok alanda başarılı çözümler sunuyor.<br />

Geniş format baskı makinesi Acuity LED<br />

1600, hızlı ve düşük maliyetli olmasının yanı<br />

sıra çok yönlü Uvistar PRO8 Dijital Baskı Makinesi<br />

ve fotoğraf kalitesinde yüksek hızlı dijital<br />

baskıya imkan veren Acuity Advance UV<br />

84<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Dosya<br />

Flatbed Dijital Baskı Makinesi, sektörün ilgisini<br />

çeken ürünlerin başında geliyor. Fujifilm<br />

Onset serisi UV dijital baskı makinesi; 5 cm<br />

kalınlığa kadar standart reklam malzemelerinin<br />

yanında; oluklu mukavva, karton, cam,<br />

ahşap gibi malzemelere direkt baskı imkanı<br />

sağlayarak endüstriyel çözümler sunuyor.<br />

Bunları yanı sıra baskı teknolojilerinde sunduğu<br />

çözümlerle pazarda yeni ürünlerin de<br />

gelişmesine katkıda bulunuyor. Kişiselleştirilen<br />

baskılar ve yeni ürünlerin baskı alanı<br />

olarak kullanılması, iş ortaklarının iş hacimlerini<br />

arttırmaları konusunda önemli bir tercih<br />

sebebi oluyor.<br />

Mimarlık ve mühendislik ofislerinin<br />

tercih ettiği ürünleriniz hangileri?<br />

Bu ürünler için ne gibi hizmetleriniz<br />

bulunmakta?<br />

Mimarlık ve Mühendislik ofislerinin tercih<br />

ettiği ürünlerimiz hakkında kısa bilgiler aşağıdaki<br />

gibidir;<br />

1. Cam Uygulamalar:<br />

1.1. Cama direkt dijital baskı uygulamaları<br />

1.1.1. Uygulama Örnekleri: Masa, Kapı, tablo,<br />

aksesuarlar gibi çok çeşitli alanlarda kullanılabilir.<br />

(kişiselleştirme imkanı, az adet<br />

üretim, tasarım ürünü, benzersiz olması gibi<br />

avantajlar)<br />

1.2. 2.Dijital baskılı lamine cam uygulamaları<br />

1.2.1. Uygulama Örnekleri: Hem iç hem de<br />

dış mekanda (en az 10 yıl solmama garantisi)<br />

uygulama yapılabilir. Isı, nem ve suya<br />

karşı dayanıklı olduğundan genel olarak;<br />

1.2.2. Mutfaklarda (tezgah arası, mobilya<br />

üstü giydirme, masalar, kesme tahtası, yağdanlık<br />

altı, ocak üstü koruyucular gibi aksesuarlar)<br />

1.2.3. Banyolarda (duşa kabin, banyo duvarı<br />

giydirme, ayna, cam mozaik, cam fayans vb)<br />

1.2.4. Oda duvarı giydirme (bütün cam ya da<br />

parçalı/mozaik uygulamalar)<br />

1.2.5. TV ünitesi arkası<br />

1.2.6. Balkon camları uygulamaları<br />

1.2.7. Küpeşte uygulamaları<br />

1.2.8. Ofis bölmeleri, toplantı odaları, masalar<br />

vb<br />

Kerem Ege<br />

Fujifilm Türkiye İş<br />

Geliştirme Müdürü<br />

1.2.9. Mobilya giydirme<br />

1.2.10. Bu uygulamada dijital baskı yapılan<br />

cam laminesi sonrası bitmiş ürünler güvenli<br />

cam ve yangın sertifikasına sahip olur.<br />

1.3. 3.Dijital Baskılı film uygulamaları<br />

1.3.1. Dijital olarak basılan özel filmlerin<br />

cam üzerine uygulanması ile kişiye özel tasarımlar<br />

değiştirilebilir şekilde uygulanabilir.<br />

2. Ahşap Uygulamalar<br />

2.1. Direkt baskılı uygulamalar<br />

2.1.1.Ahşabın üzerine direkt dijital baskı uygulaması.<br />

(Uygulama amacına, yerine göre<br />

bazen baskı üzerine koruyucu katman uygulanır.)<br />

Uygulama örnekleri : Kapı, masa,<br />

tablo, mobilya giydirme vb<br />

2.2. Dekor kağıdına baskının Emprenye edilmesi<br />

ile elde edilen ürün uygulamaları<br />

2.2.1. Özel bir dekor kağıdının ahşap ile emprenye<br />

edilmesinden sonra ortaya çıkan ürünün<br />

uyguma örnekleri ; kişiye özel basılmış<br />

ahşap zeminler, mobilya yüzeyleri (örneğin<br />

mermer görünümlü ahşap), kapı vb.<br />

3. Duvar Kağıdı<br />

3.1. İstenilen tasarımların duvar kağıdına<br />

basılması, tasarım ve kişiselleştirmede dijital<br />

baskıyı ön plana çıkartıyor. İsterseniz üç,<br />

isterseniz 5.000 metrekare yer olsun istediğiniz<br />

özel tasarımı uygulattırabiliyorsunuz.<br />

3.2. Fujifilm’in sahip olmuş olduğu uluslararası<br />

kuruluşlardan alınmış çevre dostu yeşil<br />

ürün sertifikaları da uygulama alanlarını ve<br />

ürüne duyulan güveni arttırıyor.<br />

4. Ceramik baskı<br />

4.1. Endüstriyel boyutta yapılabiliyor<br />

4.2. Uygulama alanına göre standart UV<br />

baskı makineleri ile de kişiye özel üretim<br />

yapılabilir.<br />

5. Tekstil baskı<br />

5.1. Endüstriyel boyutta yapılabiliyor.<br />

5.2. Giriş seviyesi makineler ile son kullanıcıya<br />

hitap eden kişiselleştirilmiş özel tasarım<br />

çalışmaları yapılabilir.<br />

6. Thermoform baskı uygulamaları<br />

6.1. Baskı sonrası ısı ile form verme, özel<br />

mürekkebin esnemesi sonrası bozulmaması<br />

iç dekorasyon uygulamalarına da az adetli<br />

özel tasarım ürünlerin yapılmasına olanak<br />

sağlıyor. Uygulama alanları; Özel tasarım<br />

lambalar, aydınlatma üniteleri, ofis, ev aksesuarları,<br />

beyaz eşyaların dış kapakları gibi<br />

alanlar.<br />

<strong>Yapı</strong> sektörüne özel sunmuş<br />

olduğunuz çözümler nelerdir?<br />

<strong>2017</strong> Nisan ayında ticari olarak satışına<br />

başladığımız dijital baskılı cam laminasyon<br />

ve duvar kağıdı baskı makinelerimizi sektör<br />

firmalarına satıyoruz, üreticiler ve son kullanıcılar<br />

için eğitim ve sunumlar düzenliyoruz.<br />

Dijital baskılı ürünlerin günden güne daha<br />

fazla rağbet göreceğinin bilincinde olarak<br />

ürün geliştirmelere devam ediyoruz. Orta<br />

vadeli planımız: her şehirde en az bir yetkili<br />

bir baskı merkezimiz ile mimar, mühendisler<br />

ve son kullanıcılar için alternatif ürünler satışını<br />

yapmak.<br />

Son olarak eklemek istedikleriniz?<br />

Özellikle dijital baskı ile 1-2 adet üretim yapılabildiğinden<br />

kişiye özel tasarım ve katma<br />

değeri yüksek ürün alternatifleri ile sektördeki<br />

karlılığın arttırılması için gayretlerimiz<br />

devam edecek.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 85


“<strong>Yapı</strong> Sektöründe hizmet veren<br />

müşterilerimizin ihtiyaçlarını<br />

dikkatle dinliyoruz”<br />

“Konica Minolta sadece ürünleriyle değil aynı zamanda verdiği hizmetle de öne çıkan bir<br />

dünya markası. Her müşterimiz bizim için özel ve ihtiyaçları biriciktir.”<br />

Orhan Doğan / Konica Minolta Türkiye Ürün Pazarlama ve Profesyonel Baskılama Satış Müdürü<br />

Halihazırda dünya genelinde Ölçüm Cihazları,<br />

Medikal, Optik, Endüstriyel Inkjet,<br />

OLED Aydınlatma, Performans <strong>Malzeme</strong>leri<br />

ve Planetaryum ve İş Teknolojileri olmak<br />

üzere 9 farklı iş kolunda faaliyet gösteren<br />

Konica Minolta, Türkiye’de ilk kez 2012<br />

yılında hizmet vermeye başladı. Konica<br />

Minolta Türkiye Ürün Pazarlama ve Profesyonel<br />

Baskılama Satış Müdürü Orhan Doğan<br />

ile gerçekleştirdikleri faaliyetleri, ürün<br />

özelliklerini, yatırım planları ve önümüzdeki<br />

döneme dair beklentilerini konuştuk.<br />

sistemleri, endüstriyel kullanım için optik<br />

sistemler ve tanı görüntüleme sistemi dahil<br />

olmak üzere birçok farklı iş kollarında<br />

hizmet vererek iş alanlarını genişletti.<br />

Türkiye’de daha önceleri distribütörleri<br />

aracılığı ile hizmet veren Konica Minolta İş<br />

Teknolojileri 2012 yılında İstanbul’da bir<br />

merkez ofisi açarak direkt olarak hizmet<br />

vermeye başladı. İstanbul merkezin yanı<br />

sıra Antalya, Ankara ve Bursa’da da ofisler<br />

açarak faaliyetine başladı. İş Teknolojileri<br />

2012’den bu yana Türkiye’de bulunurken,<br />

Konica Minolta Ölçüm Cihazları ve Inkjet<br />

Tekstil Baskı Sistemleri 2016 yılında hizmet<br />

vermeye başladı.<br />

Ölçüm Cihazları birimi plastik, otomotiv<br />

ve boya sanayi için çözümler üretirken,<br />

İş Teknolojileri birimi fotokopi cihazları,<br />

yazıcılar, profesyonel baskı sistemleri ve<br />

yazılım çözümlerini kapsıyor. Inkjet Tekstil<br />

Baskı sistemleri ise tekstil alanında dijital<br />

çözümler sunuyor. Ayrıca Mobotix Akıllı IP<br />

Video Çözümleri de Konica Minolta bünyesinde<br />

hizmet veriyor. Şu anda Türkiye’de<br />

kendi ofislerimizle olduğu kadar bayilerimiz<br />

aracılığı ile de hizmet veriyoruz. Halihazırda<br />

140’ın üzerindeki Konica Minolta<br />

çalışanımızla direkt ve 20’nin üzerinde<br />

bayi ağımızla Anadolu’nun dört bir yanında<br />

hizmet verecek kapasiteye sahibiz.<br />

Firmanızın genel faaliyetleri ve<br />

Türkiye’deki tarihçesi hakkında<br />

kısaca bilgi verir misiniz?<br />

Konica Minolta tarihi çok eskilere dayanan<br />

köklü bir Japon firması. Kurulduğu<br />

günden bu yana, ofis ve profesyonel baskı<br />

86<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Dosya<br />

Yeni nesil malzeme ve ürünlerinizden<br />

örnekler verebilir misiniz?<br />

Ofis baskı ürünleri, dokümantasyon yönetimi<br />

ve profesyonel baskı çözümlerinin<br />

yanısıra endüstriyel baskılama sistemlerinde<br />

de hizmet veren Konica Minolta,<br />

2002 yılından bu yana profesyonel baskılama,<br />

dijital baskı, düşük tirajlı matbaa<br />

üretimlerine de cevap verebilecek ürünleri<br />

ve bu ürünlerin maksimum düzeyde verimlilik<br />

ile çalışmasını sağlayan yardımcı<br />

ürünlerini de bünyesinde barındırıyor. Tabaka<br />

dijital baskı, bobin etiket baskı (toner<br />

sistem), renk ölçüm cihazları, Fogra<br />

39 uyumluluk sertifikasyonlu renk sabitliği<br />

sağlayan yazılım ve donanımlar, gıda temas<br />

sertifikası, sentetik medya baskıları<br />

bu yeniliklerin bazıları.<br />

Mimarlık ve mühendislik ofislerinin<br />

tercih ettiği ürünleriniz hangileri?<br />

Bu ürünler için ne gibi hizmetleriniz<br />

bulunmakta?<br />

Konica Minolta, distribütörlüğünü yaptığı<br />

KIP markası ile mimarlık ve mühendislik<br />

ofislerine yönelik plan-kopya ve ozalitte<br />

baskı kalitesine sahip fotokopi, ofis ve<br />

profesyonel A4-A3 baskı sistemleri ile de<br />

hizmet veriyor.<br />

<strong>Yapı</strong> Sektörüne özel sunmuş<br />

olduğunuz çözümler nelerdir?<br />

Konica Minolta’nın yapı sektörüne sunmuş<br />

olduğu en büyük çözümlerden biri<br />

A0 toner sistem geniş format Renkli ve<br />

S/B baskılama hizmetidir. Bununla birlikte<br />

bir ilke daha imza atan Konica Minolta,<br />

özellikle yapı ve inşaat sektörüne<br />

yönelik açık hava şartlarına dayanıklı, A4/<br />

A3, renkli/S-B baskılar için sentetik kağıt<br />

kullanımını sunuyor. Bu sistem ile kağıt<br />

gibi deforme olmayan, sıvı/hava temasına<br />

dayanıklı ve temizlenerek tekrar kullanılabilen<br />

sentetik kağıtlara baskı yapabilme<br />

imkanı sağlıyor.<br />

Son olarak eklemek istedikleriniz?<br />

Konica Minolta sadece ürünleriyle değil<br />

aynı zamanda verdiği hizmetle de öne çıkan<br />

bir dünya markası. Her müşterimiz bizim<br />

için özel ve ihtiyaçları biriciktir. Bu anlayıştan<br />

hareketle yapı sektöründe hizmet<br />

veren müşterilerimizin ihtiyaçlarını da dikkatle<br />

dinliyor ve her zaman fayda –maliyet<br />

dengesini gözeterek onlara özel çözümler<br />

geliştiriyoruz.<br />

geniş format baskıya yeni bir bakış açısı<br />

getirdi. 1945 yılında elektrikli ev aletleri<br />

üretmeye başlayan Katsuragava Elektrik<br />

(KIP) 1960 yılında mikrofilm teknolojisi<br />

ile ilk geniş format yazıcıyı üretmiştir.<br />

1992’de KIP ilk Geniş Format Fotokopi /<br />

Yazıcı / Tarayıcı ve Faksı tanıttı. Faks özelliği,<br />

iletişim için bir ilkti ve bugünkü e-posta<br />

ve bulut özelliklerinin başlangıcı sayılıyor.<br />

Günümüzde KIP mono component<br />

toner sistemi ve sıfır atık toner teknolojisi<br />

ile çevreye duyarlı ve sosyal sorumluluklarının<br />

farkında olan geniş format yazıcılar<br />

üretiyor. A0 geniş format tek renk toner<br />

sistemli yazıcılarını; uzun metraj, yüksek<br />

çözünürlük ve hız ile desteklerken, geniş<br />

format pazarına bir ilki sundu. A0 RENKLİ<br />

bu ürün, yine kuru toner sistemine sahip.<br />

Konica Minolta KIP C800-C900 serisi ile<br />

düşük maliyetli ve yüksek çözünürlüklü<br />

geniş format renkli baskıları müşterilerinin<br />

hizmetine sundu. Bu ürünler, mimarlık/<br />

mühendislik ofisleri ve inşaat sektörünün<br />

en çok talep ettiği ürünlerimiz arasında.<br />

Konica Minolta yine aynı sektöre yüksek<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 87


“Pazarı en doğru teknolojiye<br />

yönlendirmeye devam ediyoruz”<br />

“MIMAKI her zaman teknolojik anlamda kendini sürekli yenileyen ve Ar-Ge çalışmalarını<br />

pazarın ihtiyaçları doğrultusunda yürüterek son kullanıcının taleplerine en yenilikçi<br />

çözümlerle yanıt veren bir marka. Pazarın ihtiyaçlarını iyi analiz eden ve buna uygun<br />

teknolojiler geliştirmeye devam eden MIMAKI, özellikle gelişmekte olan dijital dünyaya<br />

yönelik kullanıcılarına yeni iş olanakları ve daha katma değerli üretim imkanları doğuracak<br />

teknolojilere olan Ar-Ge yatırımını sürdürüyor.”<br />

Uzun yıllardır Türkiye’nin önde gelen firmalarına<br />

yüksek kalitede hizmet vermeye<br />

devam eden PİMMS, kurduğu bayilik ağı<br />

ve satış sistemiyle, MIMAKI’yi Türkiye’de<br />

konusunda en rağbet gören marka haline<br />

getirdi. PİMMS bugün, dış mekan tabela<br />

ve reklam panolarından iç mekan dekorasyon<br />

ve mobilyaya; ambalajdan etikete;<br />

tekstilden hazır giyime kadar MIMAKI<br />

markasının ürettiği dijital baskı makinelerinin<br />

Avrupa’daki en büyük disribütörü<br />

konumunda. PİMMS Group Genel Müdürü<br />

Selçuk Aygüler ile dosya konumuz çerçevesinde<br />

biraraya geldik. Özellikle yapı söktörüne<br />

sunmuş oldukları hizmetleri ele aldığımız<br />

söyleşimizde PİMMS hakkında pek<br />

çok yeni şey öğrendik.<br />

Firmanızın genel faaliyetleri ve<br />

Türkiye’deki tarihçesi hakkında<br />

kısaca bilgi verir misiniz?<br />

1979 yılında kurulan PİMMS, profesyonel<br />

stüdyo fotoğrafçılığı ile faaliyetlerine başladı.<br />

Firmamız, tabelaların fırça ile yapıldığı<br />

dönemlerden bugüne kadar baskı sektörüne<br />

birçok yeni teknolojiyi kazandırdı.<br />

Bu kapsamda baskı malzemeleri ve baskı<br />

ve kesim makinelerinden oluşan çok geniş<br />

bir portföyde yer alan markaların distribütörlüğünü<br />

yürüterek uzun yıllar baskı<br />

sektörünün ihtiyacına yanıt verecek birçok<br />

farklı marka malzeme ve makineyi Türkiye<br />

pazarıyla buluşturduk. 1989 yılında ise,<br />

Japon menşeli dijital baskı makineleri üreticisi<br />

MIMAKI’nin Avrupa pazarına girmesiyle<br />

MIMAKI reklam, endüstriyel ve tekstil<br />

ürünlerinin Türkiye distribütörlüğünü üstlenen<br />

PİMMS, 2011 yılında çevre ülkelere<br />

de hizmet vermeye başlayıp, MIMAKI’nin<br />

Avrupa’daki en büyük distribütörü haline<br />

geldi. Şu anda Mimaki’nin baskı makineleri<br />

portföyünün yanı sıra, ayrıca laminasyon<br />

makinesi, endüstriyel geniş format kesici<br />

ve plan kopya çözümlerinde farklı markaları<br />

da piyasaya sunmaya devam ediyoruz.<br />

Yeni nesil malzeme ve ürünlerinizden<br />

örnekler verebilir misiniz?<br />

MIMAKI her zaman teknolojik anlamda<br />

kendini sürekli yenileyen ve Ar-Ge çalışmalarını<br />

pazarın ihtiyaçları doğrultusunda<br />

yürüterek son kullanıcının taleplerine en<br />

yenilikçi çözümlerle yanıt veren bir marka.<br />

Bu kapsamda, yukarıda da bahsetmiş olduğum<br />

gibi reklam, endüstriyel, tekstil ve<br />

artık en yeni teknolojisi olarak 3D baskı<br />

konusunda pazarın ihtiyaçlarını iyi analiz<br />

eden ve buna uygun teknolojiler geliştirmeye<br />

devam eden MIMAKI, özellikle gelişmekte<br />

olan dijital dünyaya yönelik kullanıcılarına<br />

yeni iş olanakları ve daha katma<br />

değerli üretim imkanları doğuracak teknolojilere<br />

olan Ar-Ge yatırımını sürdürüyor.<br />

Bu çerçevede yeni nesil olarak adlandırabileceğimiz<br />

ürün yelpazemiz içerisinde en<br />

çok öne çıkan teknolojiler UV LED baskı ve<br />

renkli 3D baskıdır. MIMAKI’nin geliştirdiği<br />

UV LED teknolojisi, soğuk kürleme yapılmasını<br />

sağlayarak, ısıya hassas malzemelere<br />

de baskı yapılmasını kolaylaştırmış ve<br />

bu sayede uygulama çeşitliliğini artırarak<br />

baskı üreticilerine karlı iş olanaklarının<br />

kapısını açmıştır. UV LED teknolojisi boyanın<br />

soğuk kürleme işlemi ile malzemeye<br />

tutunmasını sağlayarak çok daha fazla<br />

malzeme üzerine daha hızlı, daha kaliteli<br />

ve daha dayanıklı baskılar yapılmasını olanaklı<br />

hale getirmiştir. Bu sayede sadece<br />

reklam sektörü değil, endüstriyel sektörler<br />

de dijital baskının imkanlarından yararlanmaya<br />

başlamıştır ve bu teknoloji ile sektörün<br />

büyümesi hız kazanmıştır. MIMAKI<br />

de hem rulo malzemelere hem de tabaka<br />

halindeki esnek ve sert malzemelere baskı<br />

imkanı sunan UV LED baskı makineleri<br />

geliştirerek pazarın lideri konumuna gelmiştir.<br />

Renkli 3D baskı ise MIMAKI’nin en<br />

yeni ve 3D baskıda devrim yaratacak bir<br />

çözümüdür. MIMAKI’nin gelişmiş UV LED<br />

teknolojisindeki uzmanlığının bir ürünü<br />

olan bu çözüm, dünyanın ilk renkli 3D baskı<br />

makinesidir. 10 milyon farklı renki destekleyen<br />

makine henüz çok yakın zamanda<br />

piyasaya tanıtılmış olup, satışlarına<br />

<strong>2017</strong>’nin son çeyreğinde başlanacaktır.<br />

Mimarlık ve mühendislik ofislerinin<br />

tercih ettiği ürünleriniz hangileri?<br />

<strong>Yapı</strong> Sektörüne özel sunmuş<br />

olduğunuz çözümler nelerdir?<br />

Mimarlık ve mühendislik ofislerine önerdiğimiz<br />

çözümlerin başında Axia markamıza<br />

ait renkli Autocad ve dijital poster baskı<br />

makinemiz ve ayrıca Mimaki JV150 ve<br />

JV300 serisi geliyor. Axia makinemiz, özel<br />

Memjet teknolojisi ile çizim kağıdı, poster<br />

kağıdı ve fotoğraf kağıdı üzerine hızlı baskı<br />

ve yüksek çözünürlüğü ile rakipsiz bir makine.<br />

Autocad çıktıları ve teknik çizimler<br />

için en uygun teknolojiye sahip makine,<br />

keskin detaylara sahip ve piyasada olabilecek<br />

en yüksek hızda baskı imkanı sunuyor.<br />

JV150 ve JV300 serileri yüksek hızda<br />

mühendislik çizimleri için baskı yapmak<br />

88<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Dosya<br />

isteyenlere de oldukça uygun maliyetli bir<br />

çözüm sağlıyor. Bu serimiz ayrıca iç mekan<br />

dekorasyon uygulamaları için de folyo<br />

gibi malzemelere baskı yaparak farklı kreatif<br />

uygulamalar gerçekleştirmek isteyenler<br />

için de uygun bir çözüm.<br />

<strong>Yapı</strong>, mimari ve iç mekan dekorasyon sektörlerine<br />

yönelik sunduğumuz ve sektör<br />

firmalarının en çok tercih ettiği çözümlerimizin<br />

başında 3.20 metre ebatlı MIMA-<br />

KI SIJ-320UV LED rulodan ruloya geniş<br />

format baskı makinemiz geliyor. Piyasaya<br />

sunulduğu ilk günden bu yana UV LED<br />

rulo baskıda birinciliğini ispatlayan Mimaki<br />

SIJ-320UV LED baskı makinesi, ısıya<br />

duyarlı malzemeler üzerinde dahi yüksek<br />

kaliteli baskı kapasitesini ortaya koyuyor.<br />

Böylelikle tavan gergi, 3D efektli zemin<br />

kaplama, kanvas tablo ve ışıklı kutu üretimlerinde<br />

sektörde birinciliğini koruyan<br />

bir çözüm. Çünkü arkadan aydınlatmalı<br />

uygulamalarda, baskıda en doğru renk<br />

yoğunluğunun elde edilmesi, esnetilerek<br />

uygulama yapılan gergi tavan gibi üretimlerde<br />

boyanın çatlama olmaksızın gerekli<br />

esnekliğe sahip olabilmesi için kullandığınız<br />

baskı makinesinin doğru seçilmesi<br />

gerekir. MIMAKI SIJ-320UV modeli de esnek<br />

boya kullanımı, UV LED soğuk kürleme<br />

teknolojisi, malzeme gerdirme ünitesi<br />

ve renk yoğunluğu ile bu tür uygulamaları<br />

kolaylaştırmıştır. Bu makine ile evler, ofisler,<br />

AVM’ler, oteller ve restoranlar gibi iç<br />

mekan dekorasyon alanlarında oldukça<br />

göz alıcı ve katma değerli üretimler yapılabilmektedir.<br />

Flatbed UV LED baskı grubumuzda ise<br />

yapı, iç mimarlık ve dekorasyon sektörlerinin<br />

en çok talep gösterdiği çözümlerimizin<br />

başında MIMAKI JFX serisi geniş<br />

format UV LED baskı makinesi geliyor.<br />

JFX200-2513, JFX200-2531 ve JFX500-<br />

2131 geniş format baskı makinelerinden<br />

oluşan bu serimiz, geniş ebatlı cam, seramik,<br />

ahşap, taş, mermer, akrilik, PVC,<br />

Selçuk Aygüler / PİMMS Group Genel Müdürü<br />

alüminyum, metal, köpük levha gibi çok<br />

geniş yelpazede malzemelere direkt baskı<br />

yapıyor. Yüksek kaliteli ve hızlı baskı<br />

imkanı sunan bu seri sayesinde dolap<br />

kapaklarından tutun duşakabin camlarına,<br />

dekoratif reprödüksiyon tablolardan<br />

mutfak tezgah camlarına, inşaat tabela<br />

ve göstergelerinden yönlendirme tabelalarına,<br />

fuar teşhir ürünlerinden beyaz eşya<br />

ve elektronik cihaz baskılarına kadar çok<br />

çeşitli uygulamalar hayata geçirilebiliyor.<br />

Makinenin sunmuş olduğu beyaz boya, lak<br />

ve vernik boya imkanı ile de 3D kabartmalı<br />

efektler, Braille alfabesi ve kabartmalı görünümler<br />

elde edilerek dijital baskıda çok<br />

daha karlı sonuçlar alınabiliyor. Bu yüzden<br />

Türkiye’de de birçok ulusal ve uluslararası<br />

firmanın tercihi oluyor.<br />

UV LED flatbed baskı grubunda daha küçük<br />

ebatlı makine isteyenler için de masaüstü<br />

UV LED kompakt UJF serimiz sektörde<br />

çok rağbet görüyor. Bu serimiz de yapı,<br />

iç dekorasyon, mimarlık ve mühendislik<br />

firmalarının olduğu kadar hediyelik eşya,<br />

promosyon, tekstil, inşaat ve reklam sektörlerinin<br />

olmazsa olmazı haline geldi. Bu<br />

serimiz de daha küçük ebatlı baskı talepleri<br />

için neredeyse aklınıza gelebilecek her<br />

türlü malzemeye direkt UV LED baskı yapıyor.<br />

Biz de PİMMS olarak, 1989 yılından<br />

bu yana sektörel bazda kurduğumuz bayi<br />

ağımız aracılığıyla bu makinelerin satışını<br />

yürütmemizin yanı sıra, tüm çözümlerimizin<br />

satış sonrası destek hizmetlerini ve<br />

teknik servis faaliyetlerini yürütüyor ve<br />

kullanıcılarımızın sadece makine odaklı<br />

sorunlarında değil farklı uygulamaları nasıl<br />

geliştirebilecekleri ve bu makinenin kendilerine<br />

sunduğu çok çeşitli ve oldukça karlı<br />

uygulamaları nasıl hayata geçirebilecekleri<br />

konusunda her zaman kendilerine destek<br />

olmaya devam ediyoruz.<br />

Son olarak eklemek istedikleriniz?<br />

Son yıllarda sadece tüketim ürünlerinde<br />

değil tüm yaşam alanlarında kişiselleştirme<br />

trendinin bu denli yükselişe geçtiğini<br />

göz önünde bulundurursak, birçok<br />

niş pazarda dijital baskının çok daha<br />

yaygınlaştığını ve baskı üreticileri için<br />

çok elverişli iş olanaklarının ve fırsatların<br />

doğduğunu görmek mümkün. Yeni<br />

pazarlara girmek isteyen, üretimlerini<br />

çeşitlendirmek ve ürünlerine katma değer<br />

katarak kar marjlarını artırmak isteyen<br />

sektörler için dijital baskının sunduğu<br />

sayısız fırsat mevcut. Önemli olan bu<br />

olanakları en iyi şekilde değerlendirmek<br />

ve pazarda kalite üreten bir firma olarak<br />

önemli oyunculardan biri haline gelebilmek.<br />

Biz de her zaman pazarın ihtiyaçlarını<br />

en doğru şekilde analiz etmeye,<br />

bu ihtiyaçlara yanıt verebilecek altyapıyı<br />

oluşturmaya ve pazarı en doğru teknolojiye<br />

yönlendirmeye devam ediyoruz.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 89


Vefa, 2023 hedefini belirledi<br />

Vefa Holding İcra Kurulu Başkanı Turan Koçyiğit, küresel pazarlarda ve farklı kültürlerdeki<br />

potansiyel müşterilerine sürdürülebilir iş modelleriyle yenilikçi, farklılaşan ürünler sunarak<br />

2023 yılında sektörün en çok tercih edilen lider oyuncusu olma hedefiyle çalışmalarını<br />

sürdürdüklerini söyledi.<br />

Öncelikle kısaca kendinizden ve<br />

projelerinizden bahseder misiniz?<br />

Ön üretimli yapılar ve yapı malzemeleri<br />

sektöründe faaliyet gösteren Vefa Holding,<br />

işçi kampları, petrol kampları, askeri<br />

kamplar, mülteci kampları ve afetzedeler<br />

için yaşam alanları, okullar hastaneler<br />

sosyal tesis binaları üretimini kapsayan<br />

geniş bir ürün yelpazesi ile faaliyetlerini<br />

sürdürmektedir.<br />

Sektörde birçok ilke imza atan Vefa, sektörü<br />

dünya çapında da bir noktaya ulaştırmıştır.<br />

Vefa, hafif çelik yapı sistemini<br />

Türkiye ile tanıştırdı 1999 yılında meydana<br />

gelen Marmara Depremi’nin ardından<br />

Türkiye’de doğan alternatif yapı sistemi<br />

ihtiyacı ile birlikte Vefa, Avrupa merkezli<br />

yeni bir teknoloji arayışına girdi. <strong>Yapı</strong>yı<br />

endüstrileştiren şirket, alışılagelmiş yapı<br />

Turan Koçyiğit / Vefa İcra Kurulu Başkanı<br />

sistemini önceden planlanabilir ve kontrol<br />

edilebilir hale getirdi. Teknolojiyi maksimum<br />

düzeyde kullanarak doğru malzeme<br />

ile doğru iş gücünü entegre eden bir yapı<br />

sistemi ortaya koydu.<br />

Vefa, işçinin hata yapma olasılığını minimuma<br />

indirme adına da çeşitli yöntemler<br />

geliştirdi. Örneğin; Profacto profilleri ile<br />

kaynaksız yapı teknolojisine geçti. Akabinde<br />

de kompozit panellerde Neopan teknolojisini<br />

kullandı. Kendi enerjisini kendi<br />

üreten ve ısı pompalarıyla ısıtılıp soğutulabilen<br />

Ekolojik Ev’i yaptı. Katlanabilir olma<br />

özelliğiile lojistik maliyetlerinde avantaj<br />

sağlayan katlanabilir Vekonas ve Vekonant<br />

konteynerlerinin üretimini gerçekleştirdi.<br />

Taklit edilemeyen pratik hazır konut<br />

Nestavilla ile Türkiye için dönüm noktalarından<br />

birine imza attı ve Fibercement<br />

90<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Dosya<br />

levhaların üretimine Ekobord markası ile<br />

başladı. Vefa’nın bu ürünleri ve geliştirdiği<br />

teknolojiler sektörün büyümesi noktasında<br />

önemli adımlar oldu.<br />

Kısaca Vefa; sektörün okulu oldu, eğitimler<br />

verdi, mimarlar, mühendisler, teknik<br />

elemanlar yetiştirdi. Kendi alanıyla ilgili<br />

teknik detay kitapları hazırladı. Geliştirdiği<br />

ürünler yüksek lisans ve doktora tezlerine<br />

konu oldu. Her zaman en basit afet barınağından<br />

en konforlu kalıcı yapılara kadar<br />

insan doğasına uygun yaşam alanları üretmeyi<br />

hedefledi. Bugün itibariyle de dünyadaki<br />

her kıtada her türlü iklim koşulunda<br />

başarıyla test ettiği malzemeleri ve yapıları<br />

üretmektedir.<br />

İnovasyon, teknoloji ve yatırım konularını<br />

kurum kültürü olarak belirleyen Vefa,<br />

sadece Türkiye’de değil dünyanın pek<br />

çok yerinde birçok başarılı projeye imza<br />

atmaktadır. 2016 yılında 35 tane farklı<br />

ülkede projeler gerçekleştirdik.35 ülkenin<br />

8’i de ilk defa gidilen ülkeler oldu. 2016<br />

yılında ilk defa ürün gönderilen ülkeler arasında<br />

Malta, Slovakya, Bahreyn, Demokratik<br />

Kongo, Hindistan, Kolombiya, Kuveyt<br />

ve Fas yer aldı. <strong>2017</strong> yılına da Batı Afrika’da<br />

Fildişi, Gana, Nijerya ve Senegal’de<br />

aldığımız projelerle iyi bir giriş yaptık.<br />

En son Afganistan ile ülke genelinde prefabrike<br />

binalar inşa edebilecek bir fabrika<br />

kurmak üzere sözleşme imzaladık. Afgan<br />

Devleti’ne son teknolojilerle donatılmış<br />

prefabrik binalar inşa edebilecek bir fabrika<br />

kuracağız. Yaklaşık 3 yıl bu fabrikanın<br />

yönetiminde bulunacağız, sonra Afganistan<br />

Devleti’ne devredeceğiz. Bu anlaşma<br />

ile biz know how da ihraç etmiş oluyoruz.<br />

Afganistan dışında Cezayir’de de bir projemiz<br />

var. Geçen yıl Özgün İnşaat ve Cezayir<br />

Kamu Kesimi Endüstri Yerleşimleri (Divindus)<br />

ile kamuya ait altı iştirakin üretim<br />

süreçlerini iyileştirme, modernize etme<br />

ve birlikte üretim yapmaya yönelik bir anlaşma<br />

imzaladık. Ortaya koyduğumuz değerleri,<br />

altyapımızı ve birikimimizi paylaşmak<br />

ve Cezayir’in teknolojik gelişimine ve<br />

ihracat potansiyelini arttırmasına katkıda<br />

bulunabilmek bizim için büyük önem taşıyor.<br />

Bununla ilgili çalışmalarımız devam<br />

ediyor.<br />

Ayrıca Fildişi Sahilinin en büyük şehri olan<br />

Abidjan’da gerçekleştirdiğimiz bir projemiz<br />

mevcut. Fransızca Konuşan Ülkeler Oyunları<br />

<strong>2017</strong> (Francophone) dolasıyla ülkeye<br />

gelecek sporcuların kalacağı misafirhanelerin<br />

inşaatını yapıyoruz. 12 milyon dolar<br />

değerindeki ve 33 ayrı bloktan oluşan projede<br />

kırmızı, mavi, sarı, gri ve bej olmak<br />

üzere beş farklı renk kullanıldı. Tüm binalar<br />

prefabrik sistemle projelendirildi.<br />

Malezya’da bir projemiz bitmek üzere.<br />

Asya’nın en büyük projesine imza atacak<br />

olan Petronas için Malezya’da 1.800 adet<br />

modüler yaşam ünitesi ve 80 bin metrekarelik<br />

hafif çelik yapılardan oluşan lüks bir<br />

işçi kampı kurduk.<br />

Enerji verimliliği, yalıtım ve<br />

sürdürülebilirlik noktasında, çelik<br />

yapıların diğer yapılara göre ne gibi<br />

avantajları bulunmakta?<br />

Çelik yapılar, sistem doğru çözümlendiğinde<br />

konforlu, estetik, yüksek ses ve ısı<br />

izolasyonlarına sahip, yangın dayanımı<br />

yüksek olan, depreme karşı güvenli, klasik<br />

yapı sistemlerine göre çok daha kısa<br />

sürede tamamlanabilen, geri dönüşümlü<br />

malzemeler kullanılarak üretilmiş, sözleşme<br />

anında teslim süresi ve bina bedeli<br />

sabitlenmiş, ön üretimli ve teknolojik altyapısı<br />

ile ölçülebilir değerlerde üretilen bir<br />

sanayi ürünü olan ve böylece şantiyedeki<br />

kurulum aşamasında hata ihtimalini ortadan<br />

kaldıran yapılardır.<br />

Proje ve statik hesap süreci bu sistem için<br />

özel olarak geliştirilmiş yazılımlar sayesinde<br />

tamamen teknolojik olarak ve hızlı bir<br />

şekilde gerçekleştirilmektedir. Üretim sürecinde<br />

ise yine tamamen bu sistem için<br />

özel olarak tasarlanmış ve Türkiye’ye Vefa<br />

tarafından getirilen Amerika ve Avustralya<br />

yapımı makine ve ekipmanlar kullanılmaktadır.<br />

Ana taşıyıcıda kullanılan ve hem taşıyıcı<br />

hem de duvar olarak sistemde yerini<br />

alan malzemeler tamamen galvanizli yapı<br />

çeliği levhalarından üretilmektedir.<br />

Yüksek ses, ısı izolasyonu ve yangın dayanımı<br />

gibi fonksiyonlar için özel çalışmalar<br />

yürütülmekte ve özel detaylar geliştirilmeye<br />

devam etmektedir. Tüm bunlar mimar<br />

mühendis grubu tarafından geliştirilmekte<br />

ve uygulaması da deneyimli montaj ekipleri<br />

tarafından yapılmaktadır. Böylece hafif<br />

çelik yapı sistemi ile bir yapının, üretim sürecindeki<br />

serüveninin belirsizliklerle dolu<br />

bir macera olmaktan çıkarılması mümkün<br />

olmaktadır. Çelik sistem yapılardaki yüksek<br />

izolasyon değerleri ısınma giderlerinde<br />

yaklaşık olarak 5 kat maliyet avantajı<br />

sağlamaktadır.<br />

Hafif çelik yapı sistemi klasik sistemler ile<br />

kıyaslanamayacak derecede yüksek inşaat<br />

hızına sahiptir. Özellikle inşaat sezonunun<br />

çok kısa olduğu bölgelerde güvenli,<br />

kaliteli ve en önemlisi de klasik yapı sistemlerine<br />

göre çok daha hızlı inşa edilebilen<br />

bir sistem olarak öne çıkmaktadır.<br />

Bu şekilde kısa sürede üretilip uygulandığı<br />

için zamandan tasarruf sağlarken acil<br />

çözümler için de ideal bir sistem olarak<br />

dikkat çekmektedir. Buna göre projesi hazırlanmış<br />

ve tüm izinleri alınmış bir konut,<br />

bir ay gibi bir süre içinde tamamlanabilmektedir.<br />

Hafif çelik sistemde kullanılan tüm malzemeler<br />

hafif olduğundan binanın yükü de<br />

oldukça azdır. Bu sayede her türlü zemine<br />

uygun kolay çözümler geliştirilebilmektedir.<br />

Dolayısıyla hem depreme dayanıklı<br />

hem de inşaat sezonuna bağlı kalmayan<br />

uygulamalar gerçekleştirilebilmektedir.<br />

Kullanılan malzemeler hafif olmasının<br />

yanında her biri bir sanayi ürünüdür. Hafif<br />

çelik yapı sistemi de bu malzemelerin<br />

teknik özellikleri dikkate alınarak tasarlandığından<br />

malzeme israfı yoktur. Bu teknolojik<br />

altyapı mimari serbestlikle birleşince<br />

yüksek estetiği sahip yapılar üretilebilmektedir.<br />

Hafif çelik yapı sistemi kullanılarak<br />

üretilen yapılar, tekrar tekrar sökülüp<br />

taşınabildiğinden ve bu sırada taşıyıcı<br />

sistemde kullanılan çeliğin geri dönüşümlü<br />

bir malzeme olmasından dolayı doğal<br />

kaynakların tüketilmesinin önüne geçilmiş<br />

olunmakta ve malzemenin tümü yeniden<br />

kullanılabildiğinden çevreci bir sistem olarak<br />

da dikkat çekmektedir.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 91


Dosya<br />

Sektör içinde çelik inşaat oranının<br />

çok düşük seviyelerde olmasının<br />

size başlıca sebepleri nelerdir?<br />

Türkiye’de bu gelişimin yavaş olması,<br />

her yenilikte olduğu gibi hafif çelik yapı<br />

sisteminin de kullanıcılar tarafından en<br />

ince ayrıntısına kadar sorgulanmasından<br />

ve mesafeli yaklaşılmasından kaynaklanmaktadır.<br />

Sorgulayıcı olunmasına itiraz<br />

etmek mümkün değildir. Ancak soru işaretlerinin<br />

ortadan kaldırılmasına, alışkanlıkların<br />

değişmesine, alternatiflerin de var<br />

olduğunun kabul görmesine katkıda bulunmak<br />

gerekmektedir.<br />

Çelik yapı sisteminin yavaş da olsa kat ettiği<br />

mesafe, konut üretimlerinde çelik yapı<br />

tercihini yaygınlaştırmıştır. Bunun yanında<br />

profesyonel kullanım için “üretilen prestijli<br />

binalar, çelik yapı sisteminin sunduğu estetik<br />

avantajları nedeniyle öne çıkmıştır.<br />

Çelik yapı sektörünün geldiği nokta, artık<br />

kamu binalarının, hastanelerin, okulların<br />

da bu sistemle yapılabileceği bilincinin<br />

yerleşmeye başladığını göstermektedir.<br />

Ayrıca sektöre katılan diğer girişimciler ile<br />

birlikte Türkiye’de ve yakın coğrafyada bir<br />

talep potansiyeli oluşması sağlanabilmiştir.<br />

Bu potansiyel ülkenin ihracat potansiyeline<br />

de önemli katkılar sunmaya devam<br />

etmektedir. Ayrıca yapının kendisinin ve<br />

yapının tümünde kullanılan malzemelerin<br />

birer sanayi ürünü olması, çelik yapı sistemine<br />

olan ilgi ve talebin artmasına paralel<br />

olarak pek çok sanayi kolunun gelişimini<br />

hızlandıracaktır. Böylece sisteminin yüksek<br />

oranlarda istihdam oluşturma potansiyeli<br />

de vardır.<br />

Çeliğin emniyet gerilmesinin yüksekliği sayesinde<br />

depreme en iyi karşılık veren malzeme<br />

olduğu gerçeği dikkate alındığında<br />

Türkiye’de inşaat sektöründe çelik kullanımı<br />

isabetli bir tercih olacaktır. Çünkü çelik,<br />

ahşaptan 21, betonarmeden 10 kat daha<br />

esnektir. Her türlü zemine uygun olduğu<br />

gibi zemini deprem güvenliği açısından<br />

risk taşıyan bölgeler için vazgeçilmezdir.<br />

Hafiftir, özgül ağırlığı taşıdığı yüke oranla<br />

küçüktür. Yüzde 100 geri dönüşümlüdür.<br />

Tüm bu özellikler çeliğin sağlamlığını tartışılmaz<br />

kılar. Dolayısıyla çelik yapı sistemi<br />

kullanılarak üretilen yaşam alanlarının<br />

önemi göz ardı edilemez. Bu nedenle çelik<br />

yapıya daha fazla önem verilmeli, hatta<br />

teşvik edilmelidir.<br />

Kentsel dönüşümde ise mevcut fiziksel<br />

durum ve çevre görüntüsünün geliştirilmesi,<br />

güzelleştirilmesi, daha sağlıklı bir yerleşim<br />

düzeni hedefleniyor. Hafif çelik yapı<br />

sistemi depreme dayanıklılığının yanında<br />

kentsel dönüşüm ile hedeflenen estetik<br />

ve çevreye duyarlılık konusunda da farkını<br />

ortaya koyuyor. Bu nedenle kentsel yaşam<br />

düzeyinin yükseltilmesi için konutlar, okul,<br />

hastane, kamu binaları gibi sosyal yaşam<br />

alanlarının inşasında hafif çelik yapıyı<br />

öneriyoruz. Hafif çelik yapı sistemi ile az<br />

katlı yapılardan oluşan, özlenen mahalle<br />

kültürünün yeniden hakim olduğu, sokaklarında<br />

gökyüzünün görülebildiği estetik<br />

ve konforlu yaşam alanları oluşturarak şehirler<br />

yayılabilir. Başta Avrupa ülkeleri olmak<br />

üzere gelişmiş pek çok ülkede şehir<br />

merkezine yakın müstakil ve az katlı olarak<br />

konumlandırılmış benzer yaşam alanları<br />

görülüyor. Çelik yapılar alternatifleri ile<br />

kıyaslanamayacak kadar kısa sürelerde<br />

inşa edilebiliyor bu nedenle dönüşüm hızla<br />

gerçekleşebilir.<br />

Önümüzdeki dönem için hedef ve<br />

öngörüleriniz ne doğrultuda? Yeni<br />

proje/yatırımlarınız olacak mı?<br />

2016 yılı sonu itibariyle yeniden yapılanmamızı<br />

tamamladık. Enerjimizi daha doğru<br />

kullanalım, daha iyi odaklanalım mantığıyla,<br />

organizasyon şemamızda da değişikliğe<br />

gittik. Proje Yönetimi departmanımızı<br />

kurduk. Bu bize ciddi anlamda verimlilik<br />

kattı. Müşterilerimizden çok olumlu da<br />

geri dönüşler aldık.<br />

Bunun yanı sıra Turquality çalışmalarımızı<br />

yaptık. Ön üretimli yapılar sektöründe ilk<br />

defa biz Turquality’nin en üst seviyesinden<br />

destek programına kabul edildik. Bununla<br />

ilgili çalışmalarımız devam ediyor.<br />

Bu marka destek programı ihracatçıyı destekliyor,<br />

biz de bu belge sayesinde ciddi<br />

bir ivme kazanacağız.<br />

Yurtdışında pazarlama ve markalaşma yatırımları<br />

yapacağız.<br />

Küresel pazarlarda ve farklı kültürlerdeki<br />

potansiyel müşterilerimize sürdürülebilir<br />

iş modelleriyle yenilikçi, farklılaşan ürünler<br />

sunarak 2023 yılında sektörün en çok<br />

tercih edilen lider oyuncusu olmayı hedefi<br />

ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz.<br />

Son olarak eklemek istedikleriniz?<br />

Vefa, bugüne kadar 5 milyon metrekareyi<br />

aşan üretimi ve montajı tamamlayarak<br />

90’ın üzerinde ülkeye ürün ve hizmet ulaştırdı.<br />

Geçen yıl Türkiye İhracatçılar Meclisi<br />

(TİM) tarafından açıklanan en başarılı ilk<br />

1000 ihracatçı firma arasında da yer aldı.<br />

Türkiye’de ki toplam 67.000 ihracatçı firma<br />

içinde en çok ihracat yapan ilk 1000<br />

ihracatçı firma arasına girerek 610. sırada<br />

yer aldı.<br />

Ön üretimli yapılar alanında dünyanın devlet<br />

destekli ilk ve tek markalaşma programı<br />

olan Turquality Programı’na da geçen<br />

yıl girdik. <strong>2017</strong> yılına ise Batı Afrika’da<br />

Fildişi, Gana, Nijerya ve Ruanda’da aldığı<br />

projeler ile iyi bir giriş yaptık. Yurtdışı pazarlarda<br />

büyümeye devam edeceğiz. Ayrıca<br />

ürün ihracatı yanında know-how ihracatı<br />

da yapıyoruz.<br />

İnovatif ürünlerimiz, sürekli yenilediğimiz<br />

üretim teknolojilerimiz ve AR-GE yatırımlarımızla<br />

birçok ödülün de sahibi olduk.<br />

Yaptığımız inovatif çalışmalarımızla Türkiye’nin<br />

AR-GE Şampiyonları listesinde yer<br />

aldık. Turkishtime tarafından gerçekleştirilen<br />

Türkiye’nin İnovasyon Raporu AR-GE<br />

250 Araştırması’nda listeye giren Türkiye’nin<br />

ilk 250 firmasından biri olduk.<br />

Ayrıca geliştirdiğimiz iki farklı ürünümüz<br />

olan Vekonar ve Modüler Ev ile Design<br />

Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri’nde<br />

Kurumsal ve Ticari Ürünler kategorisinde<br />

İyi Tasarım Ödülünün sahibi olduk.<br />

Sürdürülebilir bir büyüme ile Türkiye’nin<br />

en hızlı büyüyen 100 şirketi arasında yer<br />

aldık.<br />

Öte yandan İstanbul Ticaret Odası tarafından<br />

açıklanan 2014 verilerine göre en<br />

çok vergi ödeyen İTO üyesi firmalar arasında<br />

Vefa Holding’in lokomotif şirketi Vefa<br />

Prefabrike <strong>Yapı</strong>lar San. Tic. A.Ş, de Bronz<br />

madalyaya hak kazandı.<br />

92<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Karmod;<br />

Kalitesiyle 100’e yakın ülkede yapıları bulunan<br />

dünyanın tanıdığı bir Türk markası<br />

“Türk prefabrik yapı sektörü olarak Dünya genelinde önemli bir isim edindik. Dünyada<br />

prefabrik yapı sektörü denildiğinde ilk akla gelen ülke Türkiye diyebiliriz.”<br />

Karmod iyi organize olmuş sekronize çalışan<br />

ekipleriyle aynı anda Dünyanın farklı<br />

ülkelerinde projeler gerçekleştirme gücüne<br />

sahip Karmod, iyi şekilde organize<br />

olmuş kadrosuyla 30 yılı aşkın süredir<br />

sektöründe faaliyet göstermekte. Karmod<br />

Genel Müdürü Hakan Durmaz ile yapmış<br />

oldukları faaliyetler ve sektördeki son gelişmeleri<br />

konuştuk.<br />

Öncelikle kısaca kendinizden ve<br />

projelerinizden bahseder misiniz?<br />

Karmod 1986 yılında kurulmuş olup Prefabrik<br />

<strong>Yapı</strong> sektöründe üretim gerçekleştirmektedir.<br />

Asya’dan Avrupa’ya, Amerika’dan<br />

Afrika’ya, Avustralya’ya kadar<br />

bugün itibariyle Karmod; 100’e yakın ülkeye<br />

gerçekleştirdiği ihracatıyla bugün sektörünün<br />

öncü markası konumunda.<br />

Prefabrik, hafif çelik, konteyner ve kabin<br />

yapı modellerinde alternatifli binalar üretiyoruz;<br />

Genel anlamda;<br />

Her alanda projeler için; - işçi şantiye<br />

kamp yapıları,<br />

- Eğitim ve hastane yapıları,<br />

- Ofis ve yönetim binaları,<br />

- Evler ve toplu konutlar,<br />

- Afet sonrası acil yaşam üniteleri<br />

- Güvenlik ve büfe kabinleri<br />

- Zırhlı Kurşun Geçirmez Güvenlik Klübesi<br />

ve Zırhlı Siperlik<br />

gibi benzeri çok sayıda yapının üretimini<br />

gerçekleştiriyoruz.<br />

KISACA BAZI PROJELERİMİZ<br />

- BP Azfen Şahdeniz 2 Projesi işçi kamp<br />

yapıları (Yatakhaneler, Yemekhane, Sağlık<br />

Merkezi, Yönetim ve Çalışma Ofisleri,<br />

Kantin, Sosyal Tesis binları vb.). (Azerbaycan<br />

Bakü yakınlarında Dünyanın şu ana<br />

kadar tesbit edilebilmiş en yüksek doğalgaz<br />

rezervine sahip şantiye projesidir. Proje<br />

tamamlandığında –TANAP- Türkiye üzerinden<br />

tüm Avrupaya enerji sağlayacak.)<br />

- Irak’ın Bağdat ve Kut Şehirlerinde 10 bin<br />

kişinin yaşadığı 1884 adet prefabrik konut<br />

ve sosyal tesis yapılarını 7 ay gibi rekor bir<br />

sürede tamamladık.<br />

- İstanbul 3. Havalimanı 1.500 kişilik işçi<br />

kamp yapılarını ürettik. (Yatakhaneler,<br />

Yemekhane, Sağlık Merkezi, Yönetim ve<br />

Çalışma Ofisleri, Kantin, Sosyal Tesis binları<br />

vb.)<br />

Enerji verimliliği, yalıtım ve<br />

sürdürülebilirlik noktasında, çelik<br />

yapıların diğer yapılara göre ne gibi<br />

avantajları bulunmakta?<br />

- Hızlı ve ekonomik bir inşa sürecine sahiptir.<br />

94<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Dosya<br />

- <strong>Yapı</strong>m süreci iklim koşullarından etkilenmez.<br />

- Farklı iklim koşulları için farklı ve ekonomik<br />

çözümlerle yüksek enerji verimliliği<br />

sağlar.<br />

- Dünyada bilinen depreme en dayanıklı<br />

yapı sistemidir.<br />

- Hafifliğinden dolayı en kötü zemin koşullarında<br />

dahi inşa edilebilir.<br />

- Uluslararası standartları kabul eden tüm<br />

ülkelerde uygulanan bir sistemdir.<br />

- Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik konularında<br />

benzersiz avantajlara sahiptir.<br />

- Mimari, elektrik ve mekanik çözümlerde<br />

büyük kolaylık ve esneklik sağlar.<br />

- Kullanıcılara yüksek yapı fiziği olanakları<br />

sunar. (Isı, ses, nem, günışığı gibi faktörler)<br />

Çok daha uzun ömürlüdür.<br />

- Kolonsuz ve kirişsiz tasarımı, iç mimari<br />

ve dekorasyon rahatlığı sağlar, ferah ve<br />

daha geniş iç mekânlar sunar.<br />

- Sağlıklı iç hava kalitesine sahip mekânların<br />

inşası için en uygun çözümdür.<br />

- İnşa sahası, çevre ve sosyal yaşam kalitesini<br />

etkilemez.<br />

- İnşa esnasında çevreci ve minimum su<br />

tüketimi tasarruf sağlar, su kaynakları ve<br />

yer altı sularının kirlenme riskini azaltır.<br />

- % 90 ve üzeri oranda geri dönüştürülebilir<br />

malzemedir.<br />

Sektör içinde çelik inşaat oranının<br />

çok düşük seviyelerde olmasının<br />

size başlıca sebepleri nelerdir?<br />

- Çelik yapıların avantajlarının yeterince<br />

tanınmaması - Özellikle büyükşehirlerde<br />

arsa maliyetlerinin yüksek oluşu 3 veya 4<br />

katlı yapılabilen çelik yapıları maliyetli kılabiliyor.<br />

(Arsa/yapı oranı)<br />

Önümüzdeki dönem için hedef ve<br />

öngörüleriniz ne doğrultuda? Yeni<br />

proje/yatırımlarınız olacak mı?<br />

Karmod olarak 100’e yakın ülkeye ihracat<br />

gerçekleştirdik. Sürdürülebilir bir ihracat<br />

ivmesi yakaladık. Her yıl ortalama 30 ülkede<br />

60 civarı büyük proje gerçekleştiriyoruz.<br />

Bu projelerimizde ağırlığı enerjiden<br />

madenciliğe, yol yapımdan havaalanlarına<br />

şantiye yapıları, toplu konutlar, ofis yapıları<br />

vb. yapılar oluşturuyor.<br />

Hakan Durmaz / Karmod Genel Müdürü<br />

Son olarak eklemek istedikleriniz?<br />

Afrika ve Ortadoğu’dan sonra Güney<br />

Amerika ülkeleri en çok ihracat gerçekleştirdiğimiz<br />

ülkeler arasına girdi.<br />

Karmod olarak kalitemizi Avrupa ülkelerine<br />

de kabul ettirdik.<br />

İngiltere, Almanya, Fransa başta olmak<br />

üzere 12 Avrupa ülkesinde projeler<br />

gerçekleştirdik ve gerçekleştiriyoruz.<br />

<strong>Yapı</strong>larımızın son derece güvenli<br />

ve uzun ömürlü olduğunun bilinmesini<br />

isteriz.<br />

<strong>Yapı</strong>larımızın tamamı demonte birleşimli<br />

özelliğimizle farklı proje veya mekanlarda<br />

kullanılma avantajına sahip.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 95


“Hafif Çelik <strong>Yapı</strong>lar;<br />

çevreye en az zarar veren, güvenli,<br />

ekonomik ve dayanıklı yapılardır”<br />

“Aksay Çelik’in en temel hedefi elbette önce ülkemiz, sonra da dünya için iyi ve yaratıcı<br />

şeyler yapabilmek, insanlara huzur ve güven içinde yaşayabilecekleri modern alanlar sunabilmektir.<br />

Bu anlamda var gücümüzle çalışıyoruz.”<br />

Fatma Altun / Aksay Çelik <strong>Yapı</strong> Yönetim Kurulu Başkanı<br />

Türkiye’nin yanı sıra pekçok yabancı ülkede<br />

de Çelik <strong>Yapı</strong>lar üzerine başarılı projelere<br />

imza atan Aksan <strong>Yapı</strong> her biri kendi<br />

alanında uzman ve deneyimli kadrosu ile<br />

müşterilerinin talep ve ihtiyaçlarına anında<br />

cevap verebilmekte. Aksan Çelik <strong>Yapı</strong><br />

Yönetim Kurulu Başkanı Fatma Altun ile<br />

dosya konumuz çerçevesinde bir söyleşi<br />

gerçekleştirdik. Sektör tecrübesi, olaylara<br />

hakimiyeti ve yalın anlatımı ile merak ettiğimiz<br />

tüm soruları yanıtlayan sayın Altun’a<br />

teşekkür ediyoruz..<br />

Fatma Altun, öncelikle kısaca<br />

kendinizden bahseder misiniz?<br />

Yaklaşık 10 yıldır çelik sektöründe çalışıyorum.<br />

Egem Çelik sektöre ilk girdiğimizde<br />

kullandığımız isimdi. Şuan da Aksay Çelik<br />

yapı olarak hizmet sunmaktayız. Yıllardır<br />

hafif çelik sektöründe yaşanan gelişmeleri<br />

yakından takip etmekteyiz. Gelişmiş<br />

ülkelere yapmış olduğumuz ziyaretlerde,<br />

özellikle ABD, Kanada ve Avustralya’da bu<br />

sistemin ciddi anlamda kullanımı olduğunu<br />

ve büyük bir pazar payı olduğunu gördük.<br />

Sistemin Türkiye’ye entegrasyonunu<br />

sağlamak için birçok teknik çalışmalarımız<br />

oldu. Üretim teknolojisinin ülkemize<br />

taşınması, yazılım alt tabanı ile üretim<br />

konusunda teknik eleman yetiştirilmesi,<br />

bina teknik detaylarının çözümlenmesi vb.<br />

çalışmalar uzun bir zamanımızı aldı. Fakat<br />

buna değdiğini, hatta az bile çalıştığımızı<br />

şimdi daha iyi görebiliyoruz.<br />

Aksay Çelik’in, hafif çelik konstrüksiyon<br />

binalar konusunda uzman hale gelmesi,<br />

yurt içi pazarda karşılığını hemen buldu<br />

aslında. Türkiye’nin dört bir tarafından,<br />

her iklim bölgesinden, çeşitli adetlerde ve<br />

metrajlarda projelerimiz devam ediyor.<br />

Yurt içi yatırımcılarımızın yanı sıra, yurt dışı<br />

pazarlarda etkin Türk veya yabancı yatırımcılarla<br />

da sistem ile çok ilgili. Şu an Avrupa<br />

başta olmak üzere, Kuzey Afrika ve<br />

Ortadoğu’dan inanılmaz talep bulunuyor.<br />

Bu taleplere gereken kalitede ve hızda cevap<br />

verebilmek bakımından biz de firmamızı<br />

geliştirdik ve sert yurt dışı pazarına<br />

hazırlandık. Siyasi kimi düzensizlikler ve<br />

hatta savaşın sürdüğü bölgelerde dahi insanların<br />

konut ihtiyacına yanıt verebilmek<br />

için çalışıyoruz.<br />

Enerji verimliliği, yalıtım ve<br />

sürdürülebilirlik noktasında, çelik<br />

yapıların diğer yapılara göre ne gibi<br />

avantajları bulunmaktadır?<br />

Bu nokta bizim sektörümüz bakımından<br />

en can alıcı noktalardan biridir. Türkiye<br />

bir enerji ülkesi değil. Yani enerjinin ucuz<br />

96<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Dosya<br />

olmadığı ülkelerde birçok detay önem kazanmaktadır.<br />

Ülkemizde son yıllarda devletimizin<br />

de ön ayak olması ile bir enerji<br />

tasarrufu kampanyası başlatıldı aslında.<br />

Düşük tüketimli ampullerin yaygınlaştırılmasından<br />

tutun, bina yalıtım sistemlerinin<br />

zorunlu kılınmasına kadar ciddi bir çaba<br />

içerisine girildi. Bu anlamda bu çalışmaların<br />

ne derece başarılı olduğu ne yazık ki<br />

tartışma konusudur. Enerji tasarrufuna yönelmek<br />

de bir sofistike alt yapı, bu tip bir<br />

kaygı taşınması durumunu zorunlu kılıyor.<br />

Ancak insanımıza bu noktada doğru bakabileceği<br />

bir zemin nedense verilmiyor. İlk<br />

etapta cebinden çıkana bakan bir toplumun<br />

enerji tasarrufu konusunda gereken<br />

hassasiyeti göstermesi mümkün değildir.<br />

Bu noktada Aksay Çelik, irtibat sağlayabildiği<br />

oranda insanımıza enerji konusunun<br />

önemini arz etmeye çalışıyor. Firma olarak,<br />

son dönemde öne çıkan “pasif ev”<br />

konusu üzerinde çalışmalarımız devam<br />

ediyor. Uzman bir kadroya sahip olmak<br />

avantajımızı burada kullanacağız. Enerji<br />

sarfiyatı olmayan ve hatta kendi enerjisini<br />

üreten evler inşa etmek en önemli hedeflerimizden<br />

biri.<br />

Özellikle Kuzey Avrupa’da yapmış olduğumuz<br />

çalışmalarda, ilgili makamların<br />

yalıtım, enerji tasarrufu noktasındaki hassasiyeti<br />

görülmeye değerdi. Duvar detaylarında,<br />

çatıda, beton zemin yalıtımı konularında<br />

ciddi bir hassasiyet göstermekte<br />

idiler. Kuzey Avrupa dediğimiz, aslında<br />

bizim Doğu Anadolu bölgemiz ile benzerlikler<br />

göstermektedir. -25 C / -40 C aralığında<br />

seyreden bir soğuk var örneğin. Kar<br />

yükleri, yağış oranları da benzerlikler gösteriyor.<br />

Ancak ne yazık ki biz ülke olarak<br />

aynı hassasiyeti göstermiyoruz; kamu ve<br />

özel binalarımızda milletimizin ortak kaynağı<br />

olan enerjimizi boşa harcıyoruz.<br />

Bu noktada çelik, betonarme yapılardan<br />

kat kat üstün bir yalıtım, enerji tasarrufu<br />

imkânı vermektedir. Çelik yapı, aynı zamanda<br />

yalıtım amacı ile yapılan, ancak<br />

yanıcılığı, yapının taşıyıcı sistemine zarar<br />

vermesi ve verimsizliği nedeniyle ülkemiz<br />

dışında tercih edilmeyen XPS-EPS mantolama<br />

vb. bir ekstra çalışma gerektirmeden<br />

gereken değerlerde yalıtım sağlayan bir<br />

yapıdır.<br />

Çelik yapılar, aynı zamanda neredeyse<br />

%95 geri dönüştürülebilir yapılardır. Uzun<br />

bir kullanım ömrüne sahiptir, bu manada da<br />

betonarme yapılardan ileridedir. Hafif çelik<br />

yapı sisteminin hem şantiye aşamasındaki<br />

teknik terimle kuru imalat-montaj aşaması,<br />

hem de az atık ortaya çıkarmakta.<br />

Bunların yanı sıra çelik yapıların betonarme<br />

yapılara nazaran birçok avantajı var.<br />

Yatırım düşünen okuyucularınızı aydınlatmak<br />

bakımından bu konuları belirtmek<br />

istiyorum. Mimari projesi yapılmış bir<br />

projenin statik hesaplamalarına göre betonarme<br />

sistemlerde var olan kiriş-kolon<br />

aplikasyonu sonrası görülen mimari alan<br />

daralmaları, kolon ve kirişlerin duvarlarda<br />

çıkmalar oluşturması ve özellikle mimarların<br />

taşıyıcı sistemde oluşabilecek<br />

problemleri gözeterek proje aşamasında<br />

estetik açıdan belli kısıtlamalara gitmek<br />

zorunda kalması betonarme yapı sistemin<br />

bir dezavantaj. Hafif çelik sistemlerde ise<br />

mimari planda bir daralma olmuyor.<br />

Üretim ve saha montajında gözle görülür<br />

düzeyde bir hız farkı bulunmakta. Bu pratik<br />

durum, elbette maliyet anlamında bir<br />

avantaj olarak hafif çelik yapı hanesine bir<br />

artı daha kazandırıyor.<br />

Ve belki de en önemli avantaj, ki bu hakikaten<br />

hayati bir konu, depreme karşı olan<br />

dayanıklılığıdır. Hafif çelik sistem binalar,<br />

süneklik katsayısı ve yapısal hafifliği sayesinde<br />

betonarme yapılara göre depreme<br />

karşı 10 kat daha güçlüdür.<br />

Finansal açıdan hafif çelik sistemlerde<br />

fabrika üretimi ön planda olduğu için daha<br />

az işgücü kullanımı, inşaat yapım süresinin<br />

az olması ve temel beton, taşıyıcı<br />

sistem, bölme duvarlar, sıvalar, cephe<br />

mantolaması, çatı yapımı betonarme yapı<br />

sistemlerine göre yaklaşık %25 daha ucuz<br />

olması finansal yönden hafif çelik sistemlerin<br />

öne çıkmasını sağlıyor.<br />

Sektör içinde çelik inşaat oranının<br />

çok düşük seviyelerde olmasının<br />

sizce başlıca sebepleri nelerdir?<br />

Bu konuda hem firma içinde uzman arkadaşlarımızla,<br />

hem de danışmanlarımız<br />

ile defalarca istişarelerde bulunduk. Çelik<br />

yapıların yaygınlaşması önünde birkaç<br />

ciddi engel var. Bu engellerden ilki ve<br />

en önemlisi çelik yapı uygulamalarını sanatına<br />

uygun icra etmeyen firmaların çoğunlukta<br />

olması. Bu durum, çelik yapılara<br />

karşı olan toplumsal güveni azaltıyor.<br />

“Eğer betonarme yapı inşa edecek kadar<br />

kaynak yok ise çelik yapı tercih edilmeli”<br />

veya “sık kullanılmayan yapılarda çelik tercih<br />

edilmeli” türünden son derece yanlış<br />

bir algı oluştu. Bu algıyı yaratan, geçici çözüm<br />

sunan, modüler, tabiri caiz ise “ucuz<br />

yollu” yapılar ile hafif çelik konstrüksiyon<br />

yapıların birbiri ile karıştırılması.<br />

Bu noktada çözüm olarak hafif çelik yapı<br />

alanında uzman, işi layıkıyla yapan firma<br />

sayısının artması, bu firmaların bünyesinde<br />

çalışan mavi ve beyaz yaka işçilerin bu<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 97


Dosya<br />

alanda gelişmelerinin sağlanması gerekiyor.<br />

Dünyanın tüm gelişmiş ülkelerinde ve<br />

bu ülkelerin tüm iklim koşullarında kullanılan<br />

çelik yapılara güvenin artırılması gerekiyor.<br />

Yani örneğin ABD bu sistemi hem<br />

Alaska’da, hem Arizona’da kullanıyor. Burada<br />

hükümetlerin de konuya global yaklaşması<br />

gerekiyor. Yani, inşaat maliyetleri<br />

düşük, kullanıma sunulma süresi kısa,<br />

yalıtım değerleri yüksek, deprem riskini<br />

minimuma indiren bu yapı tipini yaygınlaştırmak<br />

bakımından bazı çalışmalarda öncü<br />

olması gerekiyor.<br />

Bu konuda devletimizin bir desteği yok<br />

değil; neredeyse her alanda çelik yapı<br />

çözümleri ile ilgili ihaleler bulunuyor. Hastane,<br />

okul, aile sağlık merkezleri, kamu<br />

binaları vb. yapılarda devletimiz de hızlı ve<br />

güvenilir olan hafif çelik yapıları tercih etmeye<br />

başlamıştır.<br />

Üçüncü bir konu ise, çelik yapıların sadece<br />

villa benzeri müstakil yapılar için<br />

uygun olduğu düşüncesidir. Oysa ki, hafif<br />

çelik yapı elemanları kullanılarak çok katlı<br />

apartmanlar, yüksek katlı yapılar da inşa<br />

edilebilmektedir.<br />

Aksay Çelik olarak bu tip projelere de hem<br />

Türkiye’de, hem yurt dışında imzamızı attık.<br />

Bu tip yapılarda da çelik konstrüksiyon<br />

çözümler tercih edilir ise, inşaat pazarında<br />

çelik yapıların payı hızla artacaktır.<br />

Önümüzdeki dönem için hedef ve<br />

öngörüleriniz ne doğrultuda? Yeni<br />

proje/yatırımlarınız olacak mı?<br />

Aksay Çelik için hedef, yurt içi pazarında<br />

yerini sağlamlaştırmak, yapının yaygınlaşması<br />

için gerekli çalışmaları hız kesmeden<br />

sürdürmek; yurt dışı pazarında<br />

ise bir Türk firması olarak marka değerini<br />

ve dolayısı ile pazar payını artırmak.<br />

Net bir tarih vermek mümkün değil, ancak<br />

inşaat kültürümüz, tıpkı sosyo-kültürel<br />

yapımızın değişmesi gibi, değişecektir.<br />

Bu değişim pratik olana, makul<br />

olana doğru olacaktır. Makul olan ise<br />

günümüzde maksimum fayda sağlayan,<br />

çevreye en az zarar veren, güvenli, ekonomik<br />

ve dayanıklı yapılardır elbette ve<br />

bu aslında hafif çelik yapının da tanımı.<br />

Bu anlamda geleceğin çelik konstrüksiyon<br />

yapıların olacağını düşünüyorum.<br />

Firmamızı da bu geleceğe hazırlamak en<br />

büyük hedefimiz. Yakın zamanda Kuzey<br />

Avrupa, Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkeleri<br />

ile yoğun görüşmelerimiz oldu. Yurt<br />

içi projelerimizin yanı sıra, bu ülkelerde<br />

bir satış ve uygulama ağı oluşturmak<br />

suretiyle toplu konut projelerine imza<br />

atma hedefimiz var. Üretim teknolojimizi<br />

de bu ülkelerde yürüteceğimiz projeler<br />

sayesinde ihraç edebileceğiz. Türk malı<br />

malzemelerin yurt dışında yaygınlaşması<br />

çalışmalarına katkı sunmak noktasında<br />

da adım atmaya devam etmiş olacağız.<br />

Son olarak eklemek istedikleriniz?<br />

Ülkemizin ve dünyanın içinde bulunduğu<br />

durumu değerlendirdiğimizde “sınırlı<br />

kaynaklar-sınırsız ihtiyaçlar” dengesinin<br />

ne kadar önemli olduğunu daha iyi<br />

anlıyoruz. Elimizdeki imkânları en akıllı<br />

biçimde kullanarak, üretebileceğimiz en<br />

faydalı ürünü ortaya koymak için ciddi<br />

çaba sarf etmekteyiz. Burada Aksay Çelik’in<br />

en temel hedefi elbette önce ülkemiz,<br />

sonra da dünya için iyi ve yaratıcı<br />

şeyler yapabilmek, insanlara huzur ve<br />

güven içinde yaşayabilecekleri modern<br />

alanlar sunabilmektir. Bu anlamda var<br />

gücümüzle çalışıyoruz. Umarız bu çalışmaların<br />

insanımıza, toplumumuza faydası<br />

olur; yeni nesilleri güvenli ortamlarda,<br />

binalarda büyütme imkânımız olur.<br />

Saygılarımı sunuyorum.<br />

98<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Business İstanbul<br />

LEED Platin yeşil bina sertifika adayı<br />

İstanbul Anadolu yakasının en değerli lokasyonu olan Göztepe E-5 üstünde yer alan, merkezi<br />

konumu, mimari tasarımı ve ileri teknolojik ofis donanımı ile fark yaratan Business İstanbul,<br />

dünyada kabul edilebilirliği en yüksek yeşil bina sertifikası olan LEED’in en üst kategorisi<br />

LEED Platin’e aday oldu.<br />

100 <strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Dosya<br />

Türkiye’nin en büyük A plus ofis projesi<br />

Business İstanbul, Green Business Certification<br />

Instute (GBCI) tarafından verilen,<br />

dünyada tanınırlığı ve kabul edilebilirliği<br />

en yüksek yeşil bina sertifikası olarak bilinen<br />

LEED sertifikasının adayı oldu. GBCI<br />

tarafından çevreci faktörler, ekonomik<br />

kullanım ve sağlıklı yaşam koşulları kriterleri<br />

doğrultusunda verilen LEED yeşil bina<br />

sertifikasının en üst kategorisi olan LEED<br />

Platin sertifikasına aday olan Business<br />

İstanbul, iş dünyasına prestij kazandıran<br />

projelerin başında geliyor.<br />

Proje için ideal konumlama<br />

LEED sertifikası kriterlerini sürdürülebilir<br />

arazi, su verimliliği, malzeme ve kaynaklar,<br />

enerji ve atmosfer, iç mekan kalitesi,<br />

tasarımda inovasyon ve bölgesel öncelik<br />

oluşturuyor. Bu çerçevede Business İstanbul,<br />

sürdürülebilir arazi kriteri kapsamında<br />

sahanın sulak alan ve koruma bölgesi<br />

olmayan bir konumda seçilmesi, inşaat<br />

esnasında erozyon ve sediment kontrol<br />

planı uygulaması ve ısı adası etkisinin<br />

azaltılması için peyzajda ve çatı kaplamalarında<br />

açık renkli materyal kullanımını<br />

gerçekleştiriyor. Bununla birlikte projede,<br />

otopark sayısı minimum seviyede tutularak<br />

düşük emisyonlu araçlar için öncelikli<br />

park yeri imkanı sağlanıyor, bisiklet park<br />

alanları düzenlemesi yapılarak alternatif<br />

ulaşım sistemleri artırılıyor. Bulunduğu<br />

konum itibariyle ise tüm toplu ulaşım seçeneklerine<br />

yürüme mesafesinde erişim<br />

sağlanıyor.<br />

Enerjiden %26 tasarruf<br />

Business İstanbul’da LEED’in enerji ve atmosfer<br />

kriteri kapsamında iklimlendirmede<br />

yüksek verimli VRF sistemleri, yüksek<br />

ısı yalıtım özelliğine sahip cephe sistemleri,<br />

frekans konvertörlü pompalar ve ısı<br />

geri kazanımlı havalandırma uygulamaları<br />

yapılıyor. Bu nitelikler sayesinde Business<br />

İstanbul’da %26 düzeyinde enerji tasarrufu<br />

sağlanması hedefleniyor.<br />

İnşaatın %20’si geri dönüştürülmüş<br />

malzemeden<br />

Business İstanbul’da LEED’in malzeme ve<br />

kaynakların kullanımı doğrultusunda %20<br />

oranında geri dönüştürülmüş malzeme<br />

kullanımı ve %20 oranında yerel malzeme<br />

kullanımı hedefleniyor. <strong>Malzeme</strong>lerin<br />

ulaşımından kaynaklanan karbon emisyonunun<br />

minimum düzeye düşürülmesi de<br />

sağlanıyor.<br />

Diğer yandan, Business İstanbul’un inşaatı<br />

sırasında çıkan inşaat çeliği, beton,<br />

moloz, ambalaj atıkları ve evsel atıkların,<br />

atık yönetim planı kapsamında ayrı ayrı<br />

toplanarak geri dönüşüm tesisine gönderilmesi<br />

planlanıyor. Ayrıca projede, bina<br />

kullanıcılarının rahatlıkla ulaşabilecekleri<br />

alanlarda geri dönüşüm çöp kutuları bulundurulması<br />

ve çıkan atıkların atık yönetimi<br />

kapsamında geri dönüşüm tesisine<br />

gönderilmesine yer veriliyor.<br />

İç mekanlarda yüksek hava kalitesi<br />

Sağlıklı yaşam koşullarının oluşturulması<br />

amacıyla Business İstanbul’da düşük<br />

uçucu organik bileşik içerikli yapıştırıcı ve<br />

boyalar kullanılarak iç ortam hava kalitesinin<br />

artırılması, iç mekan hava kalitesi<br />

kontrolü için bina açıklarına yakın alanlarda<br />

sigara kullanımın yasaklanması ve<br />

mekan kullanımına uygun mekanik havalandırma<br />

sistemi gerçekleştiriliyor. Yüksek<br />

standartlarda havalandırma ve termal<br />

konfor sağlanırken, kanserojen içeriği<br />

düşük boya ve kaplamalar gibi uygulama<br />

malzemeleri kullanılıyor. Projede ayrıca<br />

%75 oranında gün ışığından yararlanarak<br />

doğal aydınlatma sağlanması ve yaşam<br />

alanlarının %90 oranında manzaralı olması<br />

hedefleniyor. İstanbul Anadolu yakasının<br />

en değerli lokasyonu olan Göztepe E-5<br />

üstünde yer alan, merkezi konumu, mimari<br />

tasarımı ve ileri teknolojik ofis donanımı<br />

ile fark yaratan Business İstanbul, LEED<br />

Platin sertifikası adayı olarak da iş dünyasına<br />

çok daha yüksek bir prestij sağlamayı<br />

hedefliyor. Business İstanbul’un ilk iki bloğu<br />

Haziran ayında, üçüncü bloğu ise Eylül<br />

ayında tamamlanıyor. Business İstanbul,<br />

<strong>2017</strong> Haziran ayından itibaren dekorasyonu<br />

da bitirilmiş olarak iş dünyasına hizmet<br />

vermeye başlayacak.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 101


Amad Gayrimenkul ve Umran <strong>Yapı</strong> ortaklığı ile<br />

Kartal Wings Projesi<br />

Suudi Arabistan kökenli Amad Gayrimenkul ve Türk inşaat şirketi Umran <strong>Yapı</strong> ortaklığı ile<br />

Kartal’da yapımına başlanan Kartal Wings projesi 186 milyon TL yatırım değerine sahip.<br />

Proje 12 dönüm arazi üzerinde 3 blok olarak tasarlandı.<br />

İnşaat sektörünün deneyimli firması Umran<br />

<strong>Yapı</strong> ve 250 milyon TL üzerinde öz<br />

sermayesi olan Suudi Arabistan kökenli<br />

Amad Gayrimenkul ortaklığı ile hayata geçirilen<br />

Kartal Wings, özgün mimari tasarımı,<br />

konforlu daireleri, merkezi konumu,<br />

ulaşım ağlarına yakınlığı, sosyal donatıları<br />

ve dev peyzaj alanıyla Kartal bölgesinin iddialı<br />

projeleri arasında yer alıyor.<br />

Tanıtım buluşmasında Kartal Wings Satış<br />

Koordinatörü Arman Özver, projenin genel<br />

özelliklerini tanıtan bir sunum gerçekleştirdi.<br />

Projenin 12 dönüm arazi üzerinde yatay<br />

mimaride 3 bloktan oluştuğunu ve 278<br />

seçkin dairenin yer aldığını belirten Özver,<br />

her türlü sosyal donatının mevcut olduğunu<br />

söyledi. En büyük keyfin 8.5 dönüm<br />

yeşil alan içinde yer alan sosyal tesislerde<br />

ailelerin ve çocukların bir araya gelme imkanı<br />

olduğunu ifade eden Özver, proje ile<br />

özlenen mahalle kültürünü hayata geçireceklerini<br />

belirtti. Özver, yaşam merkezinin<br />

yapı kalitesinin ise uluslararası standartlarda<br />

olacağını vurguladı. Ardından Mimar<br />

Cem Bender, Kartal Wings projesinin teknik<br />

detaylarını aktardı.<br />

Amad Gayrimenkul Yönetim Kurulu<br />

Başkanı Abdulrahman Al Duhaim:<br />

Umran <strong>Yapı</strong> ortaklığı ile önemli projeleri<br />

hayata geçireceklerini ifade ederek, güçlü<br />

bir finansal yapıya sahip olduklarını,<br />

ilişkide oldukları yatırımcıların desteğini<br />

alarak finansal güçlerini 5-6 katına kadar<br />

çıkararak 1 milyar TL’nin üstünde yatırımlara<br />

girebileceklerini kaydetti. Al Duhaim,<br />

102<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Proje<br />

Arap yatırımcıların Türkiye’ye inandığını ve<br />

güvendiğini belirterek, Amad Gayrimenkul<br />

olarak bu nedenle Türkiye’de olduklarını<br />

belirtti. Birkaç yıl önce 20 kişilik uzman<br />

araştırma kadrosuyla Avrupa genelinde<br />

gerçekleştirdikleri yatırım fizibilitesi çalışmasında<br />

yatırım yapılabilir 12 ülke belirlediklerini<br />

dile getiren Al Duhaim, Türkiye’nin<br />

bu listede ilk sırada yer aldığını ve<br />

Umran <strong>Yapı</strong> ile birlikte geliştirdikleri Kartal<br />

Wings projesinin bu yatırım konseptine<br />

uygun olduğunun altını çizdi. Kartal Wings<br />

projesinin müşteri kitlesinin ev sahibi olmak<br />

isteyen kesimler ve Türk yatırımcılar<br />

olduğunu vurgulayan Al Duhaim, bu nedenle<br />

projeyi Türk aile yaşamının ihtiyaçlarına<br />

uygun olarak tasarladıklarını söyledi.<br />

Amad Gayrimenkul Türkiye<br />

Genel Müdürü Oğuzhan Olaş Amad: Gayrimenkul’un<br />

Türkiye ile gönül bağı kuran Suudi<br />

Arabistanlı iki kardeşin Türkiye’ye karşı<br />

duydukları büyük sevgisi ve Türk İnsanına<br />

karşı hissettikleri hürmetin sonucunda<br />

oluştuğunu belirterek şunları kaydetti:<br />

“Alduhaim ailesi tarafından Suudi Arabistan’ın<br />

başkenti Riyad’ta kurulan firma,<br />

Ortadoğu’nun farklı ülkelerinde çok sayıda<br />

projeye imza atmış ve gayrimenkul sektöründe<br />

büyük deneyim sahibi olmuştur. Firma<br />

sahipleri Sayın Abdullah Alduhaim ve<br />

sayın Abdurrahman Alduhaim 2000’li yıllarda<br />

sık sık Türkiye’ye gelerek, gerek gayrimenkul<br />

sektöründe yaşanan gelişmeleri<br />

Oğuzhan Olaş / Amad Gayrimenkul Türkiye Genel Müdürü<br />

gerekse Türk ekonomisinin gidişatını çok<br />

yakından izlemiş ve Türk ekonomisindeki<br />

dinamizmi anlamaya çalışmışlardır. Körfez<br />

bölgesinden onlarca, yüzlerce yatırımcının<br />

ülkemize gelip çeşitli ticari faaliyetlerde<br />

bulundukları bir gerçektir. Bu yatırımcıların<br />

önemli bir kısmı başarılı da olmuşlardır. O<br />

yıllarda bugünkü Amad ailesi Körfez’den<br />

gelen çeşitli yatırımcılara danışmanlık yaparak<br />

Türkiye ile bu yatırımcılar arasında<br />

köprü vazifesi görmüşlerdir. Bu süreç biz<br />

Amad ailesi için oldukça verimli olmuştur.<br />

Çok değerli insanlarla, siyaset adamlarıyla,<br />

akademisyenlerle, spor camiası ile<br />

işadamları ve bürokratik çevrelerle yakın<br />

ilişkiler ve dostluklar kurduk. Sektörde<br />

adını duyurmuş birçok firma ile temas<br />

kurma imkanı bulduk. Bu firmaların yaptıkları<br />

projeleri, uygulama tekniklerini,<br />

hedef kitle seçimini, lokasyon tercihlerini<br />

sorguladık. Gün geçtikçe ilişkilerimizi güçlendirdik<br />

ve tecrübemizi daha ileri noktaya<br />

taşıdık. Amad ailesi olarak Türkiye ve Türk<br />

insanı ile alakalı bilgi ve birikimlerimizi ve<br />

bu ülkeye karşı duyduğumuz sevgiyi ticari<br />

bir yatırıma dönüştürmeye karar vererek<br />

2013 yılında Amad Gayrimenkul Geliştirme<br />

firmasının Türkiye’de kurulumunu gerçekleştirdik.”<br />

Oğuzhan Olaş, bu işbirliğinin meyvesi olarak<br />

Kartal’da çok özel bir projeyi gerçekleştireceklerini<br />

belirterek şunları söyledi:<br />

“Kartal Wings projesi gerek mimari tasarımı,<br />

gerek merkezi konumu, zengin sosyal<br />

donatıları, çok geniş tutulmuş yeşil alanı<br />

ve konforlu daireleriyle özel bir proje. Kartal<br />

Wings bizim titizlikle çalıştığımız ve önem<br />

verdiğimiz bir projemiz. Bundan sonra yapacağımız<br />

projelerde de aynı titizlik ve disiplinle<br />

ilerleyeceğiz ve bunun gibi özel projeleri<br />

Türk halkının beğenisine sunacağız.”<br />

Umran <strong>Yapı</strong> Genel Müdürü Vedat Aktan ise,<br />

Amad Gayrimenkul’un Türkiye’de gerçekleştireceği<br />

projeler için Umran <strong>Yapı</strong>’yı tercih<br />

etmesinden dolayı teşekkürlerini sunarak,<br />

Kartal Wings projesini hızla hayata geçirmeye<br />

başladıklarını belirtti.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 103


ZER Muhteşem Yeni Yıl<br />

Konutları’nın temelleri atıldı<br />

Bugüne kadar hayata geçirdiği projelerle önemli başarılara imza atan Ceylan İnşaat,<br />

Fikirtepe’de yepyeni bir yatırıma imza attı. 25 katlı tek blokta 192 konut ve 15 ticari<br />

birimden oluşacak olan ZER Muhteşem Yeni Yıl Konutları’nın temelleri Fikirtepe’de atıldı.<br />

Butik bir yaşam projesi olarak 192 daire, 6<br />

ticari alan ve 9 ofisle Adalar ve Fenerbahçe<br />

Marina manzarasına karşı yükselmeye<br />

başlayacak ZER Muhteşem Yeni Yıl Konutları’nın<br />

temelleri Göztepe’de atıldı. Proje,<br />

Bağdat Caddesi ve Fenerbahçe Stadı’na<br />

500 metre, Kalamış Marina ve Moda’ya<br />

750 metre mesafede bulunuyor. Fikirtepe’nin<br />

kentsel dönüşümüne katkı sağlayacak<br />

olan ZER Muhteşem Yeni Yıl Konutları,<br />

merkezi konumuyla sahiplerini bekliyor.<br />

1+1, 2+1 ve 3+1 daire seçenekleriyle, çekirdek<br />

ailelerden kalabalık ailelere kadar<br />

farklı kesimlere hitap edecek proje, 91 m²<br />

ile 204 m² aralığındaki değişik tiplerde ve<br />

konumlarda alternatifler yer alıyor. Kullanı-<br />

Muammer Ceylan / Ceylan İnşaat Kurucu ve Yönetim Kurulu Başkanı<br />

106<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Proje<br />

cılarına ödeme kolaylığı sağlanacak ZER<br />

Muhteşem Yeni Yıl Konut projesinde daire<br />

ve ticari alanlar için peşin fiyatına vade<br />

farksız 36 ay taksit imkanı sunulacak.<br />

Ulaşımın merkezinde her dakikanızı<br />

kıymetli kılacak<br />

ZER Muhteşem Yeni Yıl Konutları’ndan;<br />

metro, Marmaray, Avrasya Tüneli, metrobüs<br />

ve deniz yolu gibi ulaşım akslarına<br />

dakikalar içinde ulaşılabilecek. Ayrıca,<br />

Bağdat Caddesi, Kalamış Marina ve İstanbul<br />

Finans Merkezi gibi şehrin cazibe merkezlerine<br />

de komşu olunacak. ZER Muhteşem<br />

Yeni Yıl Konutları’nda, özel güvenlik<br />

tarafından 7/24 korunma imkanı sunulurken<br />

site içerisinde, hareket sensörlü kameralar<br />

ve görüntülü konuşma sistemleri<br />

ile güvenli bir yaşam alanı yer alacak.<br />

Ceylan İnşaat Kurucu ve Yönetim Kurulu<br />

Başkanı Muammer Ceylan, ZER Muhteşem<br />

Yeni Yıl Konutları ile ilgili şunları<br />

söyledi; “Katma değerin bölgedeki emsallerine<br />

göre daha fazla olduğunu bildiğimiz<br />

projemizin temellerini atıyoruz. 192 daire,<br />

6 ticari alan ve 9 ofisten oluşan butik yaşam<br />

projemiz ile sakinlerimize rahat ve<br />

konforlu bir yaşam vaat ediyoruz. Projemizde<br />

büyük bir sitede olması gereken<br />

tüm sosyal olanakları kullanıcılarımıza<br />

sunmayı hedefliyoruz. İçerisinde spor salonundan<br />

güvenlik ve sosyal olanaklara<br />

kadar tüm çözümlerin olacağı, kalabalıktan<br />

uzak nezih bir ortam sunacağız.”<br />

ZER Muhteşem Yeni Yıl<br />

Konutları’nda hayat her daim renkli<br />

olacak<br />

Sosyal ayrıcalıkların gündelik hayatın bir parçası<br />

olduğu ZER Muhteşem Yeni Yıl Konutları,<br />

kullanıcılarına sosyal yaşamda eğlenceli<br />

ve keyifli zamanlar geçirmeyi vaat ediyor.<br />

Çocuklar güven içinde sosyalleşirken; açık<br />

yüzme havuzu, çocuk yüzme havuzu, mini<br />

sinema salonu, fitness center, SPA (sauna,<br />

buhar odası, şok havuzu, hamam) gibi pek<br />

çok sosyal alanın bulunduğu projede yaşam<br />

her daim renkli olacak…<br />

Projede ayrıca, 360 derece manzara sunan<br />

seyir terası, bu seyir terasında yer<br />

alan kış bahçesi ve barbekü alanı da fark<br />

yaratan özellikler arasında bulunuyor.<br />

ZER Muhteşem Yeni Yıl Konutları, ofislerini<br />

İstanbul’un kalbine taşımak isteyenler<br />

için de 9 ofis ve 6 ticari üniteyi bünyesinde<br />

barındıracak. Lokasyonuyla da beğeni<br />

toplarken, konforun ve huzurun yanı sıra<br />

kentsel dönüşümle birlikte bölgenin değer<br />

kazanmasına olanak sağlayacak ZER<br />

Muhteşem Yeni Yıl Konutları, ideal bir proje<br />

olarak da öne çıkıyor.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 107


Batısöke fabrikası Türkiye’nin çimento ve klinker ihracatının % 10’unu tek başına karşılayacak<br />

Batı Anadolu Grubu’ndan<br />

500 milyon TL’lik yatırım<br />

Batı Anadolu Grubu Söke’de dev bir entegre tesis yatırımı gerçekleştiriyor. Grubun çimento<br />

ve klinker üretim kapasitesini iki katına çıkaracak olan yeni fabrika, Türkiye’nin bu alandaki<br />

toplam ihracatının %10’unu tek başına karşılayacak.<br />

Feyyaz Ünal<br />

Batı Anadolu Grubu İcra Kurulu Üyesi<br />

Batı Anadolu Grubu İcra Kurulu Üyesi Feyyaz<br />

Ünal, fabrika alanında düzenlenen<br />

toplantıda projeyi tüm özellikleriyle basına<br />

tanıttı. Ünal, Batısöke’nin 2018 Ocak<br />

ayında devreye girmesiyle üretimden istihdama,<br />

lojistikten enerji maliyetlerine,<br />

birçok alanda önemli kazanımlar elde edeceklerine<br />

dikkat çekti.<br />

Tesislerin tamamlanmasıyla birlikte yılda<br />

800 bin ton çimento ihracatı gerçekleştirme<br />

olanağına kavuşacaklarını belirten<br />

Feyyaz Ünal şunları söyledi: “Yeni yatırımımızla<br />

grubumuzun yıllık klinker üretim kapasitemiz<br />

3.8 milyon tona, çimento üretim<br />

kapasitemiz ise 5.8 milyon tona ulaşacak.<br />

Böylece Batısöke ve Batıçim fabrikalarımızdan<br />

yılda 40 milyon $’a yakın ihracat<br />

108<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Proje<br />

yapabileceğiz. Bununla birlikte, faaliyet<br />

gösterdiğimiz bölgenin istihdamına katkı<br />

sağlama misyonumuzu da sürdürmüş<br />

oluyoruz. Yeni yatırım Söke’deki çalışan<br />

sayımızı yaklaşık % 50 oranında artıracak.”<br />

Başta Ege Bölgesi olmak üzere, yurtiçi ve<br />

yurtdışındaki müşterilerine en hızlı ve en<br />

kaliteli hizmeti sunmayı amaçladıklarına<br />

değinen Ünal konuşmasına şöyle devam<br />

etti: “Fabrikamız tamamlandığında 4 adet<br />

paketleme tesisi, kamyon dolum ünitesi,<br />

2 adet paletizing ünitesi ve 2 adet big<br />

bag dolum sisteminden meydana gelen<br />

dev bir tesis haline gelecek.”<br />

Batısöke - Aliağa demiryolu hattının kullanılmasıyla<br />

çok önemli bir lojistik avantaj<br />

sağlayacaklarına değinen Feyyaz Ünal<br />

fabrikanın çevreye etkileri konusunda<br />

da şunları söyledi: “Bu yatırımı tümüyle<br />

sürdürülebilirlik felsefesiyle hayata geçiriyoruz,<br />

alanında en ileri teknolojileri kullanıyoruz.<br />

Bu nedenle karbon salınımının<br />

çevreye etkisi minimuma inecek. Enerji<br />

maliyetlerimiz ise klinker üretiminde<br />

%14, farinde %33 ve çimento üretiminde<br />

ise %16 oranında düşecek. Enerji tasarrufu<br />

için Türkiye’deki tüm fabrikaların<br />

benzer iyileştirmeleri yapmaları gerektiğini<br />

düşünüyoruz.”<br />

Çimento sektörü büyüyor<br />

Dünyada çimento üretiminin son 10 yıl<br />

içerisinde ortalama yılda % 6,5 artış hızıyla<br />

yaklaşık 2 katına çıktığına dikkat<br />

çeken Ünal, ülke sıralamasında Çin’in<br />

büyük farkla lider olduğunu belirtti. Feyyaz<br />

Ünal, “Dünya çimento ihracatında ilk<br />

3 sırada İran, Türkiye ve Çin yer alırken,<br />

ithalatta ise Irak, Bangladeş ve Amerika<br />

başı çekiyor” dedi.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 109


Proje<br />

İnsay <strong>Yapı</strong>, 20 yıl vadeli konut<br />

satışında ‘Ben de varım’ diyor<br />

20 yıl vadeli konut satışının önünü açan konut seferberliğinde ‘Ben de varım diyen’<br />

İnsay <strong>Yapı</strong>, Ondörtüç Pendik’te ev taksitlerini 240 aya kadar uzattı.<br />

KÜNYE<br />

Proje Adı : Ondörtüç Pendik<br />

Yatırımcısı : İNSAY YAPI<br />

Proje Yeri : İstanbul – Pendik<br />

Proje Değer : 241 Konut<br />

Teslim Tarihi : 2018<br />

İnsay <strong>Yapı</strong> tarafından Pendik’te inşa edilen<br />

Ondörtüç Pendik’te tüm konutlar, 240<br />

ay vadeyle satışa sunuluyor. Cazip fiyat<br />

avantajlarının sunulduğu Ondörtüç Pendik’ten<br />

ev almak isteyenler artık 20 yıl vadeyle<br />

gayrimenkul sahibi olabiliyor.<br />

20 yıl vadeli gayrimenkul satışlarının<br />

önünü açabilmek için yeni bir seferberlik<br />

başlatan konut sektörüne destek İnsay<br />

<strong>Yapı</strong>’dan geldi. Gayrimenkul sektörünün<br />

öncü firmalarından biri olan İnsay <strong>Yapı</strong>,<br />

Garanti Bankası aracılığıyla Ondörtüç Pendik’te<br />

ev taksitlerini 240 aya kadar uzattı.<br />

Öz sermayesi ve güvenilirlik yapısıyla dikkat<br />

çeken İnsay <strong>Yapı</strong>, orta gelirli vatandaşların<br />

ev hayalini gerçeğe dönüştürmeyi hedefliyor.<br />

Pendik’in göbeğinde inşa edilen<br />

Ondörtüç Pendik’ten ev almanın artık çok<br />

kolay olduğunu söyleyen İnsay <strong>Yapı</strong> Yönetim<br />

Kurulu Başkanı İhsan Çulhalık, vadelerin<br />

240 aya kadar uzamasıyla sektörün<br />

canlanacağını belirtti. Bu kampanyadan<br />

herkesin yararlanacağını anlatan Çulhalık,<br />

yapılan hamlenin sektör adına bir devrim<br />

niteliği taşıdığını ifade etti. Herkesin 240<br />

ay vadeyle ev satabilmesinin zor olduğunu<br />

bildiren Çulhalık, “Bankalar 240 ay vadeli<br />

konut kredisini ancak o firmanın kredibilite<br />

gücüne göre verir. Yine gayrimenkul<br />

üreticisinin öz sermayesi ve piyasalarda<br />

oluşturduğu güven, kredinin temin edilmesinde<br />

önemli bir unsurdur” dedi.<br />

110<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Iglo Architects’ten Kağıthane’de<br />

modern ve keyifli bir yaşam alanı:<br />

BLOX HALİÇ III<br />

Iglo Architects tarafından tasarlanan, 9.500 m² inşaat alanına sahip Blox Haliç III projesi,<br />

Kağıthane Vadisi’ne hakim, geniş ve ferah yaşam alanları, sosyal olanakları ve açık havada<br />

manzaranın keyfine varılacak teraslarıyla, şehrin merkezinde konforlu ve modern bir yaşam<br />

vadediyor.<br />

Birbirinden farklı ölçeklerde ve fonksiyonlarda<br />

ödüllü mimari ve iç mimari projelere<br />

imza atan Mimar Zafer Karoğlu ve Mimar<br />

Esen Akyar ortaklığındaki Iglo Architects’in<br />

tasarladığı, Efesan Grup’un yatırımıyla hayata<br />

geçirilen Blox Haliç III projesi, İstanbul’un<br />

önemli merkezlerinden biri olan Kağıthane’de<br />

finans ve iş çevrelerinin yoğun<br />

olarak yer aldığı Beşiktaş, Mecidiyeköy,<br />

Maslak ve Levent’e yakın eşsiz konumuyla<br />

yeni bir yaşam sunmayı hedefliyor.<br />

TEM - Kağıthane bağlantısına yakınlığı ile<br />

dikkat çeken, 9.500 m² inşaat alanına sahip<br />

ve 1.550 m²’lik bir arsa üzerinde yer<br />

alan Efesan Blox Haliç projesi; 2+1, 1+1<br />

ve 3+1 dairelerden oluşuyor.<br />

Çok eğimli, dar ve uzun bir arazi üzerine<br />

inşa edilen projenin dezavantajlı görünen<br />

bu durumunu tasarım çözümleriyle fırsata<br />

dönüştürmeyi başaran Iglo Architects,<br />

yapının girişini oluşturan üst yolu, binaya<br />

genişçe bir köprüyle bağlayarak, köprünün<br />

bir bölümünü bahçe ve yeşil alan olarak<br />

düzenlerken, bir bölümünde de giriş resepsiyonunu<br />

oluşturmuş.<br />

Arazinin Kağıthane vadisine hakim, ferah<br />

konumu nedeniyle, tüm yaşam alanları<br />

ön cepheye yerleştirilmiş ve toplam 70<br />

dairenin her birinin bu manzara ile geniş<br />

balkonlar ya da Fransız balkonlarıyla<br />

temas etmesi sağlanmış. Geniş balkon<br />

kullanılamayan orta dairelerde 60 cm’lik<br />

geri çekilmelerle oluşturulan uzun Fransız<br />

112<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Mimari<br />

balkonlarının, zaman içinde kat sakinlerinin<br />

de katkısıyla yeşillendirilerek, yaşayan<br />

bir etki oluşturması ve soğuk, keskin yapı<br />

algısını kırması planlanmış. Çatı katında<br />

yine etkileyici manzaranın keyfine varmaya<br />

ve komşuluk ilişkilerinin kuvvetlenmesine<br />

fırsat verecek şekilde sosyal alan ve<br />

açık teraslar düzenlenmiş.<br />

Tüm cephede bütün boşluklar yere kadar<br />

tasarlanarak, olabildiğince her noktadan<br />

manzaranın ve bol gün ışığının içeri girmesi<br />

sağlanmış. Binanın dar köşesine<br />

komşu olan park da değerli bir manzara<br />

açısı oluşturuyor.<strong>Yapı</strong>nın statik güvenliği<br />

açısından da bir gereklilik olarak, otopark<br />

bölümü tüm araziye yayılan 2 kat halinde<br />

düzenlenmiş. Kaide etkisi yaratan bu alanın<br />

üzerindeki platform, bahçe olarak kullanılmış.<br />

Otopark alanlarına arazinin uzak<br />

köşesinden döner rampalarla iniliyor. Geri<br />

kalan alan da komşuluk ilişkilerinin gelişmesine<br />

fırsat verecek şekilde bahçesi<br />

olan sosyal kat olarak şekillendirilmiş.<br />

Şaft ve bacalar arka cephede mimarinin<br />

içerisinde hissedilmeyecek şekilde çözülmüş.<br />

Toplam 55 metre yüksekliğindeki<br />

binada, yatay etkiyi kuvvetlendirmek için<br />

kat silmeleri kullanılmış ve renk farklılıkları<br />

oluşturularak yapının daha zarif ve oranlı<br />

bir görünüme sahip olması hedeflenmiş.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 113


Slash Architects’ten Erbil’e Geniş<br />

Ölçekli Mimari Müdahale:<br />

Ganjan New Town<br />

Mimar Şule Ertürk Gaucher ve Mimar İpek<br />

Baycan öncülüğündeki Slash Architects,<br />

savaşın ardından hızlı yapılaşma yoluna<br />

giden Erbil’de, halkın yaşam alışkanlıklarının<br />

göz önünde bulundurulduğu ve temelinde<br />

kullanıcılarının sosyal ve kültürel her<br />

türlü ihtiyaçlarına cevap vermenin amaçlandığı<br />

Ganjan New Town projesine imza<br />

atıyor.<br />

Savaş sonrası yeniden yapılaşmayla birlikte<br />

şehrin çeperlerine kurulmakta olan ve<br />

kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek Ganjan<br />

City’nin bir alt parçasını oluşturan Ganjan<br />

New Town, arsada konut, ticaret ve sosyal<br />

alanları bünyesinde barındırarak mahalle<br />

ölçeğinde bir oluşumu temsil ediyor.<br />

Ulusal ve uluslararası ölçekte<br />

mimari ve iç mimari projelere<br />

imza atan Slash Architects’in<br />

Erbil’de tasarladığı karma<br />

kullanımlı Ganjan New Town<br />

projesi, şehrin savaş sonrası<br />

yeniden yapılaşan kimliğini<br />

geniş sosyal-kültürel alanlar,<br />

rekreasyon bölgeleri, park<br />

ve pazar alanlarıyla bir araya<br />

getiriyor.<br />

Erbil şehir merkeziyle bağlantıyı sağlayan<br />

geniş otoyolların Ganjan City ile birleştiği<br />

kesişimde yer alan Ganjan New Town,<br />

Slash Architects için Ganjan City’nin<br />

kente bağlandığı bir ara yüz olarak ele<br />

alınmış ve bu ara yüzün kente en doğru<br />

katkıyı sağlayacak şekilde tasarlanması<br />

önemli verilerden birini oluşturmuş. Öneriyi<br />

oluştururken, kentsel verilerin analizi<br />

ve yorumlanması aşamalarında bilgisayar<br />

destekli hesaplama yöntemlerini kullanan<br />

Slash Architects, en optimum çözüme en<br />

efektif şekilde ulaşmayı hedeflemiş.<br />

380.000 metrekarelik bir inşaatın uygulanacağı<br />

ince ve uzun bir arsada konumlanan<br />

Ganjan New Town’da, arsanın arka<br />

114<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Mimari<br />

bölgesinde güvenlikli girişlerin sağlandığı<br />

konut dokusu oluşturulurken, ön kısımdaki<br />

aktif kent bağlantı yolu tarafında ticaret<br />

birimleri ve açık hava alışverişi sağlanmış.<br />

Bu kurgu sayesinde kapalı bir site tasarlamak<br />

yerine, kamusal meydanlar ve iç<br />

sokaklar oluşturma fikri mümkün kılınmış.<br />

Konut bloklarının konumlandırılmasında,<br />

blokların kendi içlerindeki fiziksel verilerin<br />

engellenmemesine gayret eden Slash<br />

Architects, yoğunlukla baş edebilmek ve<br />

ticaret, konut, sosyal merkez stratejilerini<br />

doğru kurgulamak adına, arsa ve yoğunluk<br />

üzerine yapılan pek çok analiz ve çalışmanın<br />

ışığında projede yer alacak konut bloğu<br />

sayısını 19’dan 14’e düşürmüş. Olası<br />

yoğunluk sorununa alternatif bir çözüm<br />

yaratan mimarlar, sorunun kilit noktalarından<br />

birini oluşturan ‘teras evler’i projeye<br />

dahil etmiş.<br />

Blokların arsaya birbiriyle kesişmeyecek<br />

şekilde yerleştirilmesi ve Ganjan City’nin<br />

güvenliğini etkilememesi için konut birimlerinin<br />

ticari bölümlerden ayrışan girişleri<br />

için arsanın arka kısmında bir yol ringi kurgulanmış.<br />

Bloklar arsanın arka taraflarına<br />

yerleştirilerek kentli tarafından kamusal<br />

kullanımlara açık bir alan yaratılmış. Tüm<br />

bu analiz ve uyarlamaları yaparken oldukça<br />

esnek olabilmelerini ve tasarımlarının<br />

verilere adaptasyonunu BIM metodları<br />

sayesinde mümkün olabildiğini belirten<br />

Slash Architects bu sayede, yüksek yoğunluklu<br />

yapılaşmanın gerektirdiği kütlesel<br />

katılığı esneten ve incelten bir tasarım<br />

ortaya koymuş.<br />

Slash Architects, yüksek yoğunluklu ve<br />

karma kullanımlı arsaya yol tarafından yerleşerek<br />

baza üstü konut kuleleri mantığını<br />

Şule Ertürk Gaucher - İpek Baycan<br />

sorgulayarak peyzajla ilişkili ve insan ölçeğinde<br />

mekanlar yaratmayı hedeflemiş.<br />

Zonlama ve güvenlik kriterlerinin bir diğer<br />

tasarım girdisi olarak ele alındığı projede,<br />

Erbil’in gereksinim duyduğu sosyal ve rekreatif<br />

alan ihtiyacını karşılayan, kent merkezinden<br />

bölgeye gelecek insanların motivasyonunu<br />

artıracak bir açık alan alışveriş<br />

ve sosyal mekanlar bütünü kurgulamak<br />

hedeflenmiş. Arsanın orta noktasında,<br />

yataydan geçmesi planlanan rekreasyon<br />

omurgası ve omurga üstünde yer alan<br />

sosyal alanlar, projenin ana stratejisini<br />

oluşturmuş. Parklar, çocuk oyun alanları,<br />

açık organik pazarların beraberinde kurgulanacak<br />

sosyal ve kültürel alanlar ve spor<br />

merkezleriyle birlikte arsa boyunca uzanan<br />

yeşil bir rekreasyon bandının tasarlanması,<br />

açık alan deneyimini ve sürekliliğini<br />

tüm arsaya yayarak ticari cephelerin yüzey<br />

alanını artırmış.<br />

Zemin geçirimliliğinin ön planda tutulduğu<br />

projede, zemin katlar ve yola bakan kısımlarda<br />

kurgulanan yapıların üst katları sosyal<br />

ve ticari mekanlar olarak planlanmış.<br />

Konumu ve işlevleri göz önünde bulundurularak<br />

Erbil kentinin yeni sosyal yaşam<br />

merkezi olarak tasarlanan mahallede,<br />

arsanın ana yol tarafından ulaşılabilirliği,<br />

yol tarafına parçalı kütleler yerleştirilerek<br />

sağlanmış. Arsanın, Ganjan City bölgesi<br />

ile olan mahremiyeti ise, arka tarafa yerleştirilen<br />

tek cepheli ticaret bazaları ile<br />

kontrol altına alınmış.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 115


Proje Künye Bilgileri:<br />

İklimlendirme Sistemleri: General Electiric<br />

Yalıtım / Çatı&Cephe Sistemleri: Veber<br />

Kapılar: Voga Mobilya<br />

Oda Kapıları: Voga Mobilya<br />

Ankastre: Miele<br />

Işık Sistemleri: Thea<br />

Vitrifiye:Hans Grohe<br />

Armatürler: Duravit<br />

Seramikler: Çanakkale seramik<br />

Oda Otomasyon Sistemleri: Thea<br />

Fitness Ekipmanları:<br />

Yangın Güvenlik Ekipmanları: Fetaş<br />

Bina Otomasyonu: Thea<br />

Bariyer Ve Otopark Sistemleri: Henüz belli değil<br />

Servis Asansörleri: Schindler<br />

İşletme Yönetim Sistemleri: Thea<br />

‘Wind Ankara’ Çayyolu’nda esecek<br />

“Daha kullanışlı, yaşanabilir alanlar projelerimizi oluştururken önceliklerimizin başında yer<br />

alıyor. Wind Ankara Projesinde de yine bu mimari detayları önemseyerek yola çıktık.<br />

Odalarımızın metre kareleri normal standartların üzerinde.”<br />

“Konfor sağlayacak, mimari ve iç mimari<br />

anlamında her türlü unsur projeye entegre<br />

edildi. Botanik alan, özel fitness alanı,<br />

sauna ve jakuzi olanakları ile huzur tam<br />

anlamıyla yaşanır kılınıyor” ifadeleriyle<br />

projelerini özetleyen Wind Ankara Yönetim<br />

Kurulu Başkanı Bünyamin Gelgeç ile Ankara’ya<br />

yeni bir çehre kazandıracak olan<br />

Wind Ankara Projesini konuştuk.<br />

Öncelikle kısaca kendinizden ve<br />

projelerinizden bahsedebilir misiniz?<br />

Voga Mobilya olarak 1 Ocak 1979’da<br />

kurulduk. Daha sonra mobilya sektörüne<br />

devam ederken 1986 yılında inşaat sektörüne<br />

giriş yaptık. Kendi evlerimizi ve işyerlerimizi<br />

yaptıktan sonra proje ve inşaat<br />

alanındaki başarılarımız bizleri sektörde<br />

daha aktif rol almaya sürükledi. Son olarak<br />

Wind Ankara Projemiz ile kalite standartlarımızı<br />

başkentliler ile buluşturmayı<br />

arzu ediyoruz.<br />

<strong>Yapı</strong>m ya da plan aşamasında olan<br />

projelerinizden birkaç örnek verebilir<br />

misiniz?<br />

Başlayacağımız şu an da proje aşamasında<br />

olan bir projemiz daha mevcut. Yine<br />

Ankara’da gerçekleştireceğimiz projemiz<br />

de konfor ve konut anlayışına yeni dokunuşlar<br />

gerçekleştiriyor olacağız.<br />

Gerçekleştirdiğiniz projelerinizde,<br />

öncelikleriniz nelerdir? Mimari<br />

bir ürün ortaya çıkartırken<br />

referanslarımız neler olmalı?<br />

Öncelikle dış görünüm olarak mimari görüntü<br />

çok önemli fakat ondan ziyade konut<br />

sahiplerimizin yaşayabileceği alanlar oluşturmak<br />

bizim için çok daha önemli. Daha<br />

kullanışlı, yaşanabilir alanlar projelerimizi<br />

oluştururken önceliklerimizin başında yer<br />

alıyor. Wind Ankara Projesinde de yine bu<br />

118<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Mimari<br />

mimari detayları önemseyerek yola çıktık.<br />

Odalarımızın metre kareleri normal standartların<br />

üzerinde. Diğer projelerden farkı<br />

çocuk odalarına normalde eşya koymakta<br />

bile zorlanırken biz çocuk odalarının ergonomik<br />

olmasına özen gösterdik. Odalarımızı<br />

tasarlarken nasıl yaşanabilir mobilya<br />

yerleşimi her zevke göre nasıl olur bunları<br />

ön planda tutarak projemizi hayata geçirdik.<br />

Çok büyük salon yapmanız eşya yerleşimini<br />

düşünmeden hareket ettiğinizde<br />

bir önem taşımıyor. Genelde mimarlar dış<br />

görünüşe ağırlık vererek projeyi oluşturuyorlar.<br />

Hızla artan ve birbirine benzeyen<br />

projeler hakkında neler<br />

düşünüyorsunuz?<br />

Baktığınız zaman şu an Ankara’da ciddi<br />

bir konut fazlalılığı var. Biz projemize<br />

başlarken şuna dikkat ettik. Mevcutta olmayan<br />

bir şey yapalım. Nedir o olmayan<br />

şey? Metrajlarımızın büyük olması, katta<br />

tek daire olması, 23 dönüm bir arazide 33<br />

ailenin yaşayacak olması bunlara dikkat<br />

ederek başladık bu projeye.<br />

Bünyamin Gelgeç / Voga Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Wind Ankara Proje Ortağı<br />

Sürdürülebilirlik ve inovasyon<br />

anlamında da bu günkü yapılar<br />

için neler söyleyebilirsiniz? Neler<br />

yapılmalı?<br />

Genelde hep tek düze daire çok yapılıyor.<br />

Herkesin yaptığı daire tipi hemen hemen<br />

birbirine benziyor. Bunun çok doğru olduğunu<br />

düşünmüyorum. Herkes çok daha<br />

farklı bir proje ile sektörde yer alsa hem<br />

kendi projesinin hem de farklı projelerin<br />

değeri daha da artmış olacak. Çünkü bakıyorsunuz<br />

basma kalıp bir sektör haline<br />

geldi. Böyle olduğu zamanda bu sefer konut<br />

fazlalığı ile karşı karşıya kalıyoruz. Satışta<br />

rekabet fazla oluyor. Örnek vereyim;<br />

Aynı tarzda Ankara’da belki yirmi adet proje<br />

var. Kim bir miktar daha ucuz satarsa<br />

onun projesi çok daha fazla satılıyor.<br />

Gerçekleşen projelerin çevre ve<br />

insana karşı olan etkilerinde,<br />

mimarların ne gibi sorumlulukları<br />

var? <strong>Malzeme</strong> tercihleri ve estetik<br />

süreçlerde karşılaştığınız problemler<br />

oluyor mu?<br />

Mimarın çizdiği ile bizim uyguladığımız<br />

arasında mutlaka farklılıklar oluyor. Ancak<br />

ülkemizde mimari çok fazla gelişti. Artık<br />

eskisi gibi değil. Bugün bizdeki birçok mimari<br />

proje Avrupa’nın bile üzerinde. Yurt<br />

dışında gözlemlediğimiz projelerin dışında<br />

bizdeki mimari estetik çok ileri seviyeye<br />

ulaşmış durumda.<br />

Gelecekte Türk Mimarisi, kullanılan<br />

malzemeler ve estetik açıdan sizce<br />

hangi aşamada olacak?<br />

İtalyanların tasarımlarını hariç tutarsak,<br />

bizim mimarimiz estetik açıdan Avrupa’da<br />

mimari özellik bakımından üst<br />

segmentte gösterilen bir çok yapıdan<br />

çok daha kaliteli ve estetik olarak daha<br />

etkileyici. Neden İtalyanları ayrı tutarsak;<br />

Çünkü onların tasarıma bakışları biraz<br />

daha farklı. Beğendiğimiz tasarımlar oluyor<br />

Avrupa’da da ancak biz kendimize<br />

özgü çerçevemiz ile ilerliyoruz sadece örnek<br />

olarak yararlanıyoruz. Bire bir uygulama<br />

yapmıyoruz. Mobilyada da bu bakış<br />

açısı ile ilerliyoruz.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 119


Mimari<br />

Proje Künyesi:<br />

Proje : Küçükçekmece Arena Spor Kompleksi<br />

İşveren : Küçükçekmece Belediyesi<br />

Konum : İstanbul<br />

Proje Tipi: Kültürel - Eğitim<br />

Proje Yılı : 2012<br />

Toplam İnşaat Alanı: 35.000 m 2<br />

Studio Vertebra’dan Küçükçekmece<br />

Arena Spor Kompleksi...<br />

Studio Vertebra tarafından tasarlanan “Küçükçekmece Arena Spor Kompleksi”, 35.000<br />

metrekarelik alanda barındıracağı birçok spor aktivitesi ve çevresinde tanımlanan kamusal<br />

alanlarıyla Küçükçekmece’nin sosyal ve kültürel yaşamını yeniden biçimlendirecek.<br />

Kuruluşundan bu yana mimari, iç mimari<br />

ve restorasyon alanlarında ulusal ve uluslararası<br />

ölçekte ‘çok disiplinli’ çalışmalar<br />

yürüten, Baş Mimar Gencer Yalçın, Y. Mimar<br />

Dilşad Öktem Aslaner, Y. Mimar Bahar<br />

Yücel ve İç Mimar Efe Kağan Hızar’ın<br />

ortaklığındaki İstanbul merkezli tasarım<br />

ofisi Studio Vertebra, İstanbul’un Batı yakasında<br />

yer alan Küçükçekmece ilçesinde<br />

çeşitli spor aktivitelerine ev sahipliği yapacak<br />

bir spor kompleksi tasarladı.TEM ve<br />

E5 gibi önemli ulaşım arterlerine olan yakınlığı<br />

ile dikkat çeken 35.000 metrekarelik<br />

“Küçükçekmece Arena Spor Kompleksi”<br />

tamamlandığında, yine aynı bölgede mevcut<br />

bulunan Yahya Kemal Beyatlı Gösteri<br />

Merkezi‘yle kurduğu komşuluk ilişkisi ve<br />

çok fonksiyonlu yapısıyla Küçükçekmece’yi<br />

sanat ve spor alanında önemli bir cazibe<br />

merkezi haline getirecek.Tüm projelerini<br />

bireysel kanaatlerden uzak ve kolektif bir<br />

anlayışla yürüten Studio Vertebra, Küçükçekmece<br />

Arena Spor Kompleksi’ni ele alırken,<br />

proje alanının 35 bin kişilik gösteri kapasitesine<br />

sahip olan Yahya Kemal Beyatlı<br />

Gösteri Merkezi’ne yakınlığı sebebiyle, iki<br />

yapının kesişim noktasına bir meydan yerleştirmiş<br />

ve bu meydanı, gastronomi alanları,<br />

kent mobilyaları ve kamusal boşluklar<br />

kullanılarak iki yapıyı bağlayıcı bir unsura<br />

dönüştürmüş. Böylelikle gösteri merkezi<br />

ve spor kompleksinin meydan aracılığıyla<br />

bütünleşeceği çok amaçlı bir merkez<br />

oluşturulmuş.Proje alanında yer alan ve<br />

tasarımın önemli girdilerinden biri olarak<br />

ele alınan mevcut futbol sahası yükseltilerek,<br />

altına farklı spor aktivitelerine yönelik<br />

hacimler yerleştirilmiş. Böylece hem eski<br />

doku korunmuş, hem de “maksimum spor<br />

alanı” talebinin karşılanması sağlanmış.<br />

<strong>Yapı</strong>nın cephe kimliği de yukarı taşınan futbol<br />

sahasıyla oluşturulmuş. En üst katta<br />

yer alan futbol sahası, aynı zamanda tüm<br />

kompleksin çatı örtüsü işlevini üstlenmiş.<br />

Açık sahayı çevreleyen şeffaf örgü, dış yüzeyde<br />

yer yer alt kotlara inerek cephenin<br />

ana karakterini tanımlamış. Bu sayede<br />

altında yer alan meydanı da daha vurgulu<br />

hale getirmiş. Projenin kimliğini oluşturan<br />

kabuk, zemin katta kopartılarak vurgusu artırılmış.<br />

Spor ile iç içe olan bir yapıda hem<br />

fiziksel hem de duygusal işleve sahip bir<br />

cephe oluşturulması esası bu şekilde yerine<br />

getirilmiş. Studio Vertebra’nın, Küçükçekmece<br />

Arena Spor Kompleksi projesinde<br />

aldığı bir diğer önemli tasarım kararı, zemin<br />

katı olabildiğince geri çekmek, böylelikle<br />

geniş ve açık bir kamusal alan oluşturmak<br />

olmuş. <strong>Yapı</strong>nın geri çekilmesiyle ana giriş<br />

özelleştirilmiş ve ihtiyaç duyulan açık toplanma<br />

alanı bu meydanla sağlanmış. Projede<br />

boşluk kullanımı, yapıyı insan ölçeğine<br />

yaklaştırmış.<br />

120<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Sektörün<br />

AYDINLATMA<br />

Osram<br />

YAPI KİMYASALLARI<br />

Uzertaş<br />

SIHHİ TESİSAT<br />

Geberit<br />

ELEKTRİKLİ EL ALETLERİ<br />

Askaynak


’ leri<br />

VİTRİFİYE<br />

Ege Vitrifiye<br />

İdeal Standart<br />

Grohe<br />

ISITMA & SOĞUTMA<br />

SİSTEMLERİ<br />

Danfoss<br />

BANYO SERAMİK<br />

Seramiksan<br />

AHŞAP & DEKORASYON<br />

Kastamonu Entegre


Ürün<br />

“Aquablade” klozetler ile banyolar<br />

daha sessiz, daha titiz!<br />

Ideal Standard’ın klozet sifonunda devrim yaratan inovasyonu<br />

Aquablade, yeni teknolojisiyle üstün yıkama performansı ve maksimum<br />

hijyen özelliği ile kullanıcılara benzersiz kullanım deneyimi<br />

yaşatıyor. 2015 yılında piyasaya sürülen patentli Aquablade teknolojisi<br />

“German Design Award Special 2016”, “Build It Awards<br />

2016” gibi aldığı 7 farklı ödül ile de kendinden söz ettirmeye<br />

devam ediyor.<br />

Daha temiz, daha sessiz ve daha titiz!<br />

“Microslot” teknolojisi ile çalışan Aquablade, tıpkı bir şelale<br />

gibi suyun tüm hazneye eşit dağıtımını sağlayarak klozetin<br />

arka, ön ve yan olmak üzere tüm bölgelerine suyu ulaştırıyor<br />

ve klozetin %95’lik kısmını yıkayarak maksimum temizlik ve hijyen<br />

sağlıyor. Böylece yıkanmamış alanlar bırakan geleneksel<br />

klozetlerden ve yeni nesil kanalsız klozetlerden %20 daha iyi<br />

bir performans ortaya koyuyor. En son teknolojiler kullanılarak<br />

hayata geçen Aquablade klozetler, özel tasarımı sayesinde su<br />

sıçratmayan özelliği ile de diğer klozetlerden farklılaşıyor. Su<br />

perdesi şeklindeki kanal tasarımı ile türbülansı azaltıp yıkama<br />

performansını maksimize ederek aynı zamanda daha sessiz bir<br />

yıkama imkanı sunan Aquablade klozetler, rakiplerine oranla<br />

çok daha sessiz çalışıyor. Daha etkin ve verimli su kullanımını<br />

da sağlayan Aquablade klozetler klozet kapağının oturma kısmı<br />

kapanınca su çıkış kanalı hiçbir şekilde gözükmediği için<br />

estetik açıdan da farkını ortaya koyuyor.<br />

OSRAM’dan daha iyi mağaza aydınlatması için 2 yeni ürün<br />

OSRAM’ın Punctoled ürün gamı, sıradışı fiyat-performans oranı<br />

ve kısa amorti süreleri ile temel perakende uygulamalarında<br />

başarı kazandırıyor. Punctoled Track, 350° lik döner başlığı<br />

sayesinde mağazalardaki ürünlerin teşhiri için en ideal ışığı<br />

sağlıyor. Kullanılması kolay olan spotun üniversal adaptörü<br />

standart 3 fazlı raylarla uyumlu ve armatür önceden monte<br />

edilmiş veya yeni raylara alet gerektirmeden takılabiliyor.<br />

Tak-çalıştır özelliği ile hemen devreye alınabiliyor. Punctoled<br />

Track iki gövde rengi, iki ışık rengi ve iki lümen gücü ile sunuluyor.<br />

Punctoled Spot’un gömme armatürünün ampul ünitesi,<br />

gölgelerden arınmış aydınlatma sağlamak için tavandan<br />

çıkarılabiliyor. 55°ye kadar dönebilmesi sayesinde, spot raf<br />

aydınlatması için de kullanılabiliyor. Punctoled Spot alet gerektirmeksizin,<br />

klipsler ile tavana sabitleniyor ve tak-çalıştır<br />

özelliği ile hemen kullanılmaya başlanabiliyor.<br />

124 <strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Ürün<br />

GROHE’den kişiye özel duş<br />

deneyimi için sezgisel kontrol<br />

GROHE SmartControl, sunduğu akıllı duş kontrolü yelpazesine<br />

eklenen yeni model ve kombinasyon seçenekleriyle, “Bas, Çevir,<br />

Duş Al” deneyimini, Nisan ayı itibariyle daha da çok yönlü<br />

hale geliyor. Su kapatıldığında seçilen akış hızını otomatik olarak<br />

belleğine alan sistem, su yeniden açıldığında bunu yeniden<br />

hatırlıyor. Şık duvar üstü modelin yanı sıra, genişletilen yelpaze<br />

aynı zamanda sıva altı montaj için ankastre bir modeli de içeriyor.<br />

Akış yüzlerinin yanı sıra SmartControl ankastre ünitelerde beyaz<br />

renk seçeneğini de ürün yelpazesine ekleyerek sezgisel bas-çevir<br />

kontrol sistemini, her seferinde kusursuz duş deneyimi için artık<br />

çok daha geniş tasarım seçenekleriyle sunuyor.<br />

Tezgah üzeri veya ankastre<br />

GROHE SmartControl’un müşterilerin beğenisine sunulmasından<br />

bu yana, gerek müşteriler gerekse uzmanlar tarafından her banyo<br />

için doğru tasarım sunması nedeniyle en çok tercih edilen ürünlerden<br />

biri oldu. Ürün yelpazesine eklenen iki yeni versiyonun ilki,<br />

ankastre ve tezgah üzeri duş sistemlerinin ana faydalarını birleştiriyor:<br />

su borusu titizlikle duvarın altına gizlenirken duş kontrol<br />

ünitesi ise tezgah üzerinde kalarak aynı zamanda duş jelleri ve<br />

aksesuarları için kullanışlı bir raf olarak ikinci bir işlev de görüyor.<br />

İkinci yeni versiyon olan SmartControl Concealed ise daha<br />

da zarif. Açıklamaya gerek bırakmayan aynı bas-çevir butonları ile<br />

çok düşük profilli bir minimalist tasarım sunuyor. GROHE’nin yeni<br />

SmartControl versiyonlarını geniş bir seçenek yelpazesi ile sunuyor.<br />

Kare ve yuvarlak tasarımların yanı sıra krom veya beyaz yüzey<br />

ile sunulan yeni duş kontrol sistemi, her banyo atmosferi ve her<br />

montaj noktası için en uygun çözümü sunuyor. Ayrıca, XXL-boyutlu<br />

Mono tepe duşu da artık ayrı satılıyor.<br />

Ege Vitrifiye’den “Ege Sterile” yüzeyler!<br />

Hem evlerimizde, hem de sosyal alanlarda klozet ve lavaboların hijyenik yüzeylere sahip olması<br />

birçok hastalığın ve sağlık sorununun önüne geçiyor. Günümüzde ürünlerin tasarımları<br />

geliştikçe fonksiyonel özellikleri de önem kazanıyor. Ege Vitrifiye gerçekleştirdiği Ar-Ge çalışmalarıyla<br />

kullanıcılarına antibakteriyel ve hijyenik ürünler üretmenin sorumluluğunu taşıyor.<br />

Geçtiğimiz günlerde “TS 13420 / Antibakteriyel yüzey<br />

özelliğine sahip seramik sağlık gereçleri” uygunluk<br />

belgesi almaya hak kazanan Ege Vitrifiye’nin,<br />

bakteriler ve zararlı mikroorganizmalar dışında diğer<br />

canlılara ve çevreye zarar vermeyen bu yapısı “Ege<br />

Sterile” ismini taşıyor.<br />

Ege Vitrifiye Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve İbrahim<br />

Polat Holding CEO’su Baran Demir “Firma olarak<br />

insan sağlığının önemini biliyoruz ve bir süredir<br />

Ar-Ge çalışmalarımızı bu doğrultuda ilerletiyoruz. Yeni<br />

ürün uygulamalarımızda olmazsa olmaz koşullarımızdan<br />

biri hijyen, bunun için de tüketicilerimizin gönül<br />

rahatlığıyla kullanabileceği ürünlerimize “Ege Sterile” uygulamamızı gerçekleştiriyoruz.<br />

Sunduğumuz çift yıldızlı kalite ve dünya standartlarında tasarımlarımızın yanı sıra kullanıcılarımızın<br />

bizi tercih etmeleri için artık bir sebepleri daha var. Selge ürünümüz ile<br />

üretimine başladığımız anti-bakteriyel yüzeylere ilerleyen günlerde yenilerini de ekliyor<br />

olacağız. Ege Vitrifiye markamız insan ve çevreyi esas alan yeniliklerine her zamanki<br />

gibi devam ediyor. ” diye belirtti.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 125


Ürün<br />

Temiz hava tüm yaşamı<br />

kucaklıyor Geberit ile koku<br />

gider, temiz hava kalır<br />

Askaynak’tan mükemmel bir<br />

kaynak eğitim simülatörü:<br />

VRTEX ® Engage<br />

İsviçreli sıhhi tesisat devi Geberit, DuoFresh ile kötü kokuları<br />

klozetin içinde hapsederek bu kokuları kumanda kapağının<br />

arkasındaki aktif karbon filtresi sayesinde temizliyor. Havalandırma<br />

borularından veya diğer havalandırma sistemlerinden<br />

bağımsız olarak çalışan DuoFresh ile Geberit, banyoların<br />

temiz havayla buluşmasına olanak tanıyor.<br />

Temiz enerji için DuoFresh<br />

Geberit DuoFresh gömme rezervuar sisteminde koku<br />

alma ünitesi istenirse kumanda kapağındaki düğme ile<br />

kolayca kontrol edebiliyor ve 10 dakika içinde ortamı temizleyen<br />

sistem, devreye girebiliyor. Pratiklik ve kullanım<br />

kolaylığı sunan Geberit, DuoFresh gömme rezervuar sistemi<br />

ile ortamı havalandırmak için cam açılması gerekli<br />

olmadığından enerji kaybı da önlenmiş oluyor.<br />

DuoFresh’in bir bakışta tüm avantajları;<br />

* Kötü kokuların ruh halimizi etkilediği kanıtlanmış bir gerçektir.<br />

Bu nedenle Geberit; DuoFresh ile hoş kokulu bir<br />

atmosferin lüks olmadığına inanıyor<br />

* Geberit DuoFresh verimlidir. Oda parfümleri veya açık<br />

pencerelerden daha fazla enerji tasarrufu sağlar.<br />

* Geberit DuoFresh, duvarın arkasındaki tasarımına rağmen<br />

kullanım kolaylığı sağlar<br />

Türkiye’nin lider kaynak<br />

uzmanı Eczacıbaşı-Lincoln<br />

Electric Askaynak markasıyla<br />

satışa sunulan<br />

VRTEX ® Engage, iş güvenliği,<br />

makine ve proses<br />

seçimi, kaynak prosedürü,<br />

teorisi ve daha fazlasını<br />

içeren giriş niteliğindeki<br />

kaynak derslerini sunuyor.<br />

Dokunmatik ekranlı bir<br />

monitöre, kaynak torcuna,<br />

takip cihazına ve bir çalışma<br />

yüzeyine sahip olan<br />

VRTEX ® Engage, eğitimcilerin<br />

öğrencilerini daha<br />

etkin şekilde eğitmelerine<br />

yardımcı olmak ve onları<br />

kaynak sektörünü keşfetmeye<br />

yönlendirmek üzere<br />

tasarlanmış maliyet etkin<br />

bir sistem olarak dikkat<br />

çekiyor. Kaynak öğrenimine<br />

kolay bir giriş yapmayı sağlayan VRTEX ® Engage, ark kaynağında<br />

öğrencilere el ve beceri alışkanlığı kazandırmak için tasarlandı.<br />

Üstelik hafif ve portatif tasarımı sayesinde bir bavul gibi her<br />

yere taşımak mümkün.<br />

VRTEX® Engage güvenlik ve doğru kaynak prosedürü ayarları<br />

hakkında anında geribildirimler ve değerlendirmeler sağlıyor. Öğrenciler<br />

her bir kaynak işleminin demosunu görüntüleyerek, kaynak<br />

işlemini gerçekleştirip, değerlendirmek ve analiz etmek için de<br />

eğitmen ile birlikte kendi kaynak işlemlerini yeniden oynatabiliyor.<br />

Kullanımı için lisans gereksinimleri veya yıllık ücret gerekmeyen<br />

VRTEX ® Engage; kaynak güvenliği, prosedürleri ve tekniklerinin<br />

sergilenmesini içeren öğretici bir ortam sağlamak için çok ideal.<br />

VRTEX ® Engage ile Askaynak’ın çok sayıdaki yenilikçi ürünleri<br />

hakkında bilgi almak için www.askaynak.com.tr adresini ziyaret<br />

edebilirsiniz.<br />

Gelişigüzel <strong>Yapı</strong>lan Grafitiler Tarih Oluyor<br />

İnovasyon sadece üretimin arttırılması için değil sağlık, konfor ve estetik için de<br />

gerekli olduğunu söyleyen Uzertaş A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Erem: “<strong>Yapı</strong><br />

sektöründe bütün dünyada uygulanan teknolojileri yakından takip ederek en uygun<br />

biçimde Türk firmalarının kullanımına sunuyoruz. Bu amaçla gururla tavsiye ettiğimiz<br />

ürünlerden biri olan dünyanın en iyi Anti Grafiti sistemini son kat olarak beton, taş,<br />

tuğla, ahşap, alüminyum, seramik, cam gibi yüzeylere Nu-Guard’ı tavsiye ediyoruz.”<br />

Erem sözlerini şöyle sürdürdü: “Nu Guard AG şeffaf yarı mat ve şeffaf parlak tüm<br />

grafiti çeşitlerine, afiş yapışmalarına karşı ahşap, taş, beton, sıva, tuğla, çimento<br />

ve plastik yüzeylerde tek katta koruma sağlayan yenilikçi bir üründür. Nu Guard,<br />

yüzeye tek kat uygulandığında yüzeye hiçbir şey yapışmaz, gölge ve leke bırakmaz,<br />

kalıcı koruma sağlar, uygulanan yüzey sadece suyla temizlenir ve tekrar uygulama<br />

gerektirmez. Nu-Cryl Wrs Colour Enhancer ıslak görünüm veren renk güçlendirici<br />

olarak kullanılırken Nu-Cryl Wrs Extra ise kir ve yağ lekelerine karşı zemin koruyucu<br />

olarak kullanılıyor.”<br />

126<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Ürün<br />

Düşlediğiniz yaz bahçeleri<br />

Seramiksan’dan<br />

Yazın dinamik ruhundan esinlenen Seramiksan, dış yaşam<br />

alanlarında da doğanın içinde yaşıyormuş hissi verecek<br />

birbirinden farklı alternatifler sunuyor. Balkon, bahçe<br />

ve teraslar huzur veren ve dinlendirici tasarımlarla gün<br />

boyu zaman geçirilen keyifli yaşam alanları oluyor. Seramiksan<br />

Garden serisi sade motifi ile ferah, doğal renkleriyle<br />

de dingin bir atmosfer sunuyor. Seramiksan’ın Garden<br />

serisi ile evinizin bahçesinde, yazlık mekânlarınızda<br />

aradığınız doğallığı yaşatabilirsiniz.<br />

Doğal mermer, bahçe taşı görünümü ve dokusunun seramiğe<br />

işlendiği Seramiksan Molivos serisi doğayı dış yaşam<br />

alanlarına taşıyor. Tarz mekanlar isteyenler estetik<br />

görünümü ve ferahlatıcı etkisiyle Molivos serisini tercih<br />

ediyor.<br />

Tarzını konuşturan mekanlara<br />

Napoli Serisi<br />

Seramiksan, ince detaylara yer vererek oluşturduğu özgün tasarımlarına<br />

bir yenisini daha ekliyor: Napoli Serisi…<br />

Mermer efektli yüzeyi ile mekanlara farklı bir yorum katan Napoli<br />

serisi; doğal dokusu, etkileyici görüntüsüyle şıklığı evine taşımak<br />

isteyenler için doğru tercih oluyor.<br />

Napoli kentinin etkileyici güzelliğinden ilham alınarak tasarlanan<br />

seri, 60x60 cm ebatında rektifiyesiz olarak üretiliyor.<br />

Loyal motif, vizon, gri, renklerinde üretilen Napoli sırlı porselen<br />

karolar yaşam alanlarında rahatlıkla kullanılabilirken kusursuz görünüm<br />

isteyenler için ideal bir seri.<br />

Kastamonu Entegre’den<br />

Yeni Seri: Reflection<br />

Sektördeki en geniş ürün yelpazesine sahip Kastamonu Entegre’nin<br />

mobilya sektörüne yönelik melamin kaplı ürünler için<br />

geliştirdiği Reflection Serisi, doğadan ilham alarak, doğanın<br />

pozitif enerjisi ve sonsuz desenlerini en doğru renkler ve yüzeylerle<br />

yansıtma özelliği ile farklılaşıyor. 5 farklı dokudaki yüzey<br />

ve 65 farklı desene sahip düz renk, fantezi ve ahşap dekorların<br />

oluşturduğu zengin kombinasyonlar, koleksiyonun gücünü<br />

artırıp yansımanın tamamlanmasını sağlıyor.<br />

Mattan parlağa doğru uzanan doğal yapısıyla öne çıkan Stone<br />

Yüzey, mermer desenlerin gerçekçi bir dokuyla sunumu için<br />

özel olarak tasarlanırken, dokusu ve dinamik desenleriyle öne<br />

çıkan Geometrik Yüzey, modern tasarımlar için yenilikçi bir<br />

kapı aralıyor.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong> 127


Kısa Kısa<br />

Danfoss zirvesinde atama<br />

COO Kim Fausing<br />

Danfoss, üst yönetiminde bayrak değişikliğine<br />

gidiyor. Dokuz yıldır CEO görevini yöneten<br />

Niels B. Christiansen, 1 <strong>Temmuz</strong> itibariyle<br />

görevini COO Kim Fausing’e devretti.<br />

Yönetim Kurulunda Christiansen ile yakın<br />

çalışma fırsatını elde eden ve Danfoss’un<br />

yeni CEO’su olarak görev yapacak COO Fausing,<br />

büyüme ve dijitalleşme ağırlıklı Danfoss<br />

stratejisini devam ettirecek.<br />

Yönetim Kurulu Başkanı Jørgen Mads Clausen,<br />

Niels B. Christiansen’ın Danfoss için<br />

önemini şöyle ifade etti: “Niels, Danfoss’taki<br />

görevini başarıyla tamamladı. Danfoss’ta<br />

sergilediği üstün liderlikten dolayı Niels’e<br />

Yönetim Kurulu ve şahsım adına teşekkür<br />

etmek istiyorum. Danfoss’un son dokuz<br />

yılda izlediği olumlu grafikte Kim Fausing<br />

çok önemli bir paya sahiptir.” Dokuz yıllık<br />

CEO görevi süresince çarpıcı mali sonuçlar,<br />

yüksek performanslı bir organizasyon, artan<br />

bir büyüme ve yolunda giden bir dijital dönüşüme<br />

imza atan Niels B. Christiansen,<br />

görev süresi boyunca elde edilen sonuçlardan<br />

gurur duyduğunu şu sözleriyle belirtti:<br />

“İşlerimize odaklandık, makine dairesini en<br />

verimli hale getirdik, büyümeye devam ediyoruz<br />

ve dijital dönüşümümüz yolunda gidiyor.<br />

Büyük bir ekip çalışmasıyla bu çapta bir<br />

temel dönüşümü gerçekleştirdik. Güçlü bir<br />

Danfoss’u en iyi durumdayken emin ellere<br />

devrettiğim için memnunum.”<br />

Bir dünya markasının CEO’luk görevini<br />

devralan Kim Fausing ise yeni göreviyle<br />

ilgili iddialı. Fausing, “Danfoss’ta ilk günden<br />

beri kendimi evimde gibi hissettim.<br />

Bu yolculuğa CEO olarak devam etmek heyecan<br />

verici bir fırsat olacak. Yönetim ekibi<br />

olarak Danfoss’un stratejisini ve rotasını<br />

belirledik; bu planları hayata geçirmeye<br />

devam edeceğiz. Büyük bir saygıyla yerine<br />

getireceğim yeni görevlere hazırım. Ayrıca<br />

güçlü Danfoss ekibi ve Yönetim Kurulu ile<br />

Danfoss’un gelişimini devam ettirmek için<br />

sabırsızlanıyorum” dedi.<br />

Çamlıca Cami geleceğe özel boyayla taşınacak<br />

Uzertaş, iskele kurulumunun zor olduğu<br />

minareler gibi bölgelerde de kullanılabilen,<br />

25 yıl dayanıklı boyaları ile Çamlıca<br />

Cami’yi renklendiriyor.<br />

“İlklerin Lideri” prensibiyle 1962 yılında<br />

kurulan Uzertaş, boya sektörüne yön veren<br />

yaklaşımlarıyla yenilikleri her zaman<br />

takip ediyor. Uzertaş, Tarihi Eser Temizliği<br />

ve Koruma çalışmalarının yanı sıra,<br />

modern mimari projelerinde de yer alıyor.<br />

Bunun son örneği, 63 bin kişilik Çamlıca<br />

Cami. <strong>Yapı</strong>mına 4 yıl önce başlanan<br />

ve Cumhuriyet tarihinin en büyük camisi<br />

olacak Çamlıca Cami’de, Uzertaş’ın Almanya’dan<br />

ithal ettiği Beeck boyaları kullanılıyor.<br />

Çamlıca Cami’nin temelleri Cumhurbaşkanı<br />

Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı<br />

döneminde, 6 Ağustos 2013 tarihinde<br />

atıldı. Bu yıl içinde bitirilmesi hedeflenen<br />

Çamlıca Cami’nin inşaatı hızla devam ediyor.<br />

Projenin boya tedarikçiliğini üstlenen<br />

Çamlıca Cami’nin <strong>Yapı</strong>sı<br />

Bozulmayacak<br />

Çamlıca Cami’de kullanılan Beeck boyaları,<br />

beton dahil bütün mineral yüzeylere<br />

uygulanabilirliği ve 200’den fazla UV ışınlarına<br />

dayanıklılığı ile fark yaratıyor. Bunun<br />

yanı sıra, mantar ve yosun gelişimini<br />

engellemesiyle ön plana çıkan ve yağmur<br />

suyuyla kendini temizleyebilen Beeck boyaları,<br />

rutubetsiz bir mimarinin temelini<br />

oluşturuyor. Yüksek buhar geçirgenliği<br />

ise yapının sürekli nefes almasını sağlıyor.<br />

Ayrıca su itici özelliğine sahip Beeck<br />

boya, 450 dereceye kadar da yanmıyor.<br />

Beeck boyaları sayesinde Çamlıca Cami,<br />

çok uzun süre yapısı bozulmadan hizmet<br />

verebilecek. Uzertaş, “geçmişini koruyamayan,<br />

geleceğini var edemez” ilkesiyle<br />

yola çıkarak kültür mirasımıza sahip çıkıyor.<br />

Hürrem Sultan Hamamı, Edirne Büyük<br />

Sinagogu ve Ataşehir Mimar Sinan<br />

Cami’de de kullanılan boyalar, gelecek<br />

nesillere mirası için Çamlıca Cami projesinde<br />

de uygulanıyor.<br />

130 <strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Kısa Kısa<br />

Bosch Termoteknik Manisa Fabrikasına Gaz Şirketlerinden ziyaret<br />

Isıtma soğutma sektörünün önde gelen şirketlerinden Bosch Termoteknik,<br />

sektörü destekleyici aktivitelerine devam ediyor. Bu kapsamda<br />

Gazmer işbirliği ile Türkiye’nin farklı şehirlerindeki gaz şirketlerinde<br />

çalışan yetkililerden oluşan 21 kişilik uzmanlar kadrosu için<br />

düzenlediği teknik gezi kapsamında Bosch’un Dünya’daki en büyük<br />

kombi fabrikası olma özelliğine sahip Manisa’daki tesisinde ağırladı.<br />

Üretim süreçlerini yerinde görme fırsatı yakalayan yetkililere<br />

fabrika ve süreçleri hakkında da geniş bilgiler verildi. Bosch Termoteknik’in<br />

konusunda uzman ekibi tarafından katılımcılara ürünler,<br />

değişen regülasyonlar ve yeni trendler hakkında da detaylı bilgiler<br />

paylaşılıp katılımcılardan gelen sorular cevaplandı. Bosch Termoteknik<br />

İnovasyon merkezinde bulunan ısıtma ve soğutma ürünlerinin<br />

sergilendiği dijital ve mobil içeriklerle de desteklenen teknolojik<br />

showroomu da ziyaret eden katılımcılar fabrikadan ayrıldılar.<br />

Yurtbay Seramik’in <strong>Yapı</strong>-Endüstri<br />

Merkezi işbirliği ile düzenlediği<br />

“5.Zeki Yurtbay Tasarım Ödülleri”<br />

başlıyor<br />

Henkel keşif dünyası, Koruncuk<br />

Vakfı’na geldi; çocuklar deney<br />

yaparak eğlendi<br />

Sosyal sorumluluk projelerine büyük değer veren Henkel, bu<br />

doğrultudaki çalışmalarını ara vermeksizin sürdürüyor. Henkel,<br />

söz konusu çalışmaları kapsamında son olarak, korunma ihtiyacındaki<br />

çocukların sağlıklı bir ortamda yaşaması ve çağdaş bir<br />

eğitim alarak yeteneklerini geliştirmesi için hizmet veren Koruncuk<br />

Vakfı’nda bir dizi etkinlik gerçekleştirdi. Henkel çalışanlarından<br />

çocuklara sürdürülebilirlik sunumu Etkinlikler kapsamında<br />

kuruluşun Sürdürülebilirlik Elçileri<br />

Programı’nda yer alan Henkel çalışanları,<br />

Koruncuk Vakfı’nda sınıflara<br />

ayrılarak, çocuklara çevre bilinci<br />

kazandırmak üzere sürdürülebilirlik<br />

sunumu gerçekleştirdi. Sunumun<br />

ardından çocukların stres atmalarına<br />

yardımcı olmak; koordinasyon,<br />

ritim ve denge becerilerini geliştirmek<br />

üzere poi kullanımı, anlatımı<br />

ve uygulaması yapıldı. Daha sonra<br />

ise bahçeye geçilerek çevre bilinci<br />

eğitimini pekiştirmek üzere hep birlikte<br />

çiçekler ekildi.<br />

Bu yıl “Düzenli Düzensizlik”<br />

teması ile zihinleri<br />

uyandırmaya çalışan yarışma,<br />

düzensizmiş gibi görünürken<br />

büyük bir düzenin<br />

parçası olan öğelerin doğaya<br />

karışma yolculuğuna<br />

vurgu yaparken, özgün ve<br />

üretilebilir tasarımları sektöre<br />

kazandırmayı hedefliyor.<br />

Doğada hiçbir şeyin<br />

tesadüf olmadığı, aksine<br />

büyük bir düzenin farklı ve<br />

tamamlayıcı unsurlardan<br />

oluştuğuna vurgu yapan<br />

“Düzenli Düzensizlik”, her<br />

şeyin birbirine karışıp dönüşürken<br />

düzene hizmet<br />

ettiğine dair yeni bir dünyanın kapılarını aralıyor. Değişirken<br />

dönüşen, dönüşürken kendini yeniden tanımlayan bu dünya,<br />

sınırsız kavram ve fikirle içsel düzende bir doğaya karışma<br />

hikâyesine işaret ediyor. 5.Zeki Yurtbay Tasarım Ödülleri, bu<br />

bağlamda öğrencilerden düzen ve düzensizlik kavramlarını birbirinin<br />

karşıtı değil var olma nedeni, diğer bir deyişle birbirini<br />

içeren kavramlar olarak ele alan tasarımlar geliştirmelerini<br />

bekliyor. Türkiye ve KKTC’deki üniversitelerin mimarlık, güzel<br />

sanatlar, görsel sanatlar ve görsel iletişim tasarımı, sanat<br />

ve tasarım, mühendislik fakültelerine bağlı mimarlık ve<br />

tasarım disiplinlerini kapsayan bölümlerin ön lisans, lisans<br />

ve lisansüstü öğrencilerine açık olan yarışmaya ekip olarak<br />

ya da bireysel başvuru yapılabiliyor. Ekip başlarının belirtilen<br />

bölümlerden olması koşuluyla, diğer ekip üyelerine farklı bölümlerden<br />

olma imkânı sağlayan “5. Zeki Yurtbay Tasarım<br />

Ödülleri”ne proje teslimi için son tarih ise 30 Kasım <strong>2017</strong>.<br />

132<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>


Kısa Kısa<br />

DemirDöküm, en başarılı servislerini ‘Sanat ve Tarih Şehri’<br />

Saint Petersburg’da ağırladı<br />

Bozüyük fabrikasında ürettiği ürünleri dünyanın 47 ülkesine ihraç<br />

eden DemirDöküm, 2016 yılının en başarılı yetkili servislerini<br />

UNESCO Dünya mirası listesinde yer alan Saint Petersburg şehrinde<br />

ağırladı.<br />

Satış sonrası hizmet ve servis uygulamalarıyla kusursuz müşteri<br />

memnuniyeti sağlamak için çalışmalarını sürdüren DemirDöküm,<br />

en başarılı 20 yetkili servisinin katılımı ile gerçekleştirilen organizasyonda<br />

2016 yılı iş sonuçları ile gelecek projelerini paylaştı.<br />

Mimari yapıları, tarihi eserleri ile açık hava müzesi olarak adlandırılan<br />

ve 200 yıl Rusya’ya başkentlik yapan St. Petersburg’da<br />

düzenlenen organizasyon DemirDöküm Satış Sonrası Hizmetler<br />

Direktörü Zeki Kalaycılar, DemirDöküm Servis Saha Müdürü Fuat<br />

Hamoğlu, DemirDöküm Servis Bölge Müdürleri ve 20 başarılı yetkili<br />

servisin katılımı ile gerçekleşti.<br />

Tahincioğlu, Basketbol Süper<br />

Ligi İsim Sponsoru Oldu<br />

Hayata geçirdiği nitelikli projelerle gayrimenkul sektöründe fark yaratan<br />

Tahincioğlu, Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) işbirliği ile<br />

Avrupa’nın en iyi ligleri arasında yer alan Basketbol Süper Ligi’nin<br />

isim sponsoru oldu. Bu önemli iş birliğinin imza töreninde konuşan<br />

Tahincioğlu Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Tahincioğlu, “Bu işbirliği<br />

ile Tahincioğlu olarak tarihi bir gün yaşıyoruz. Gelişmiş ülkelerin<br />

uzun vadeli sportif politikaları olduğunu ve bu anlamda önemli başarılar<br />

sağladıklarını biliyoruz. Türkiye de sporun birçok branşında<br />

başarılara imza atıyor. Basketbolda da Avrupa’nın zirvesine ulaşan<br />

bu başarı göğsümüzü kabartıyor. Biz de bunu desteklemek ve hep<br />

birlikte daha da yukarı taşımak amacıyla bugüne kadar, kültür sanat<br />

ve eğitim başta olmak üzere pek çok projeye verdiğimiz desteği, Türkiye<br />

Basketbol Federasyonu ile gerçekleştirdiğimiz işbirliğiyle spora<br />

taşıyoruz. Bugüne kadar en iyi projelerin içinde hayaller arkasında<br />

da Tahincioğlu oldu. Bundan sonra da basketbolun hayallerinin arkasında<br />

da Tahincioğlu olacak. Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi’nde<br />

yer alan tüm takımlara ve sporcularımıza başarılar diliyorum” dedi.<br />

Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu ise; “Türk<br />

basketbolu geldiği noktada devlet desteğinin yanı sıra ciddi oranda<br />

özel sektörle işbirliği yapmaktadır. Liglerimiz dünyanın sayılı, Avrupa’nın<br />

ise en iyi ligleri arasındadır. Tahincioğlu’na Türk basketbolunun<br />

gelişimine yönelik Basketbol Super Ligi isim sponsoru olarak<br />

yaptığı katkıdan dolayı teşekkür ederiz” şeklinde konuştu.<br />

Kleemannpark ile otoparklar kat kat<br />

rahat, daha konforlu hayat…<br />

Trafiğe çıkan araç sayısı her geçen gün artıyor. Bu sayı, 1 yıl<br />

içinde yüzbinleri buluyor. Sonuç ise daha yoğun trafik ve otopark<br />

sıkıntısı olarak kendini gösteriyor. Bunun için en önemli<br />

çözüm yollarından biri ise her binanın kendi otoparkına sahip<br />

olması ya da mevcut otopark kapasitesinin artırılması. Ürün<br />

yelpazesini her geçen gün artırarak, yüksek standartlar için<br />

yepyeni ve yaratıcı çözümler üreten, asansör sektörünün lider<br />

ismi KLEEMANN, yeni park sistemi KLEEMANNPARK ile otopark<br />

alanlarının kapasitesini maksimum düzeye ulaştıran bir<br />

devrim gerçekleştiriyor.<br />

134 <strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2017</strong>

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!