Ziyaretleşme Adabı

ilimvecihad

Mektebe -> Kendi Kitablarımız -> Ziyaretleşme Adabı (Ebu Sümeyye)

ZİYARETLEŞME

ADABI

Yazar

Ebu SÜMEYYE


بسم الله الرحمن الرحيم

HUTBETU’L HACE

إِنَّ‏ الْحَمْدَ‏ لِلَّهِ‏ نَحْمَدُهُ‏ وَنَسْتَعِينُهُ‏

وَنَسْتَغْفِرُهُ‏ وَنَعُوذُ‏ بِاللَّهِ‏ مِنْ‏ شُُورِ‏

أَنْفُسِ‏ ناَ‏ وَمِنْ‏ سَ‏ يِّئاَتِ‏ أَعْمَ‏ لِناَ،‏ مَنْ‏ يَهْدِ‏ هِ‏

اللَّهُ‏ فَالَ‏ مُضِ‏ لَّ‏ لَهُ‏ وَمَنْ‏ يُضْ‏ لِلْ‏ فَالَ‏ هاَدِيَ‏

لَهُ‏ وَأَشْهَدُ‏ أَنْ‏ الَ‏ إِلَهَ‏ إِالَّ‏ اللَّهُ‏ وَحْدَهُ‏ الَ‏

شَ‏ ‏ِيكَ‏ لَهُ،‏ وَأَشْهَدُ‏ أَنَّ‏ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ‏

وَرَسُ‏ ولُهُ‏

« ياَ‏ أَيُّهاَ‏ الَّذِ‏ ينَ‏ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ‏ حَقَّ‏

تُقاَتِهِ‏ وَالَ‏ تَ‏ ‏ُوتُنَّ‏ إِالَّ‏ وَأَنْتُمْ‏ مُسْ‏ لِمُونَ‏ »


« ياَأَيُّهاَ‏ الناَّسُ‏ اتَّقُوا رَبَّكُمُ‏ الَّذِ‏ ي

خَلَقَكُمْ‏ مِنْ‏ نَفْسٍ‏ واَحِدَةٍ‏ وَخَلَقَ‏ مِنْهاَ‏

زَوْجَهاَ‏ وَبَثَّ‏ مِنْهُمَ‏ رِجاَالً‏ كَثِرياً‏ وَنِساَءً‏

وَاتَّقُوا اللَّهَ‏ الَّذِ‏ ي تَساَءَلُونَ‏ بِهِ‏ وَاألَرْحاَمَ‏

إِنَّ‏ اللَّهَ‏ كاَنَ‏ عَلَيْكُمْ‏ رَقِيباً‏ »

« ياَأَيُّهاَ‏ الَّذِ‏ ينَ‏ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ‏ وَقُولُوا

قَوْالً‏ سَ‏ دِ‏ يداً‏ يُصْلِحْ‏ لَكُمْ‏ أَعْمَلَكُمْ‏

وَيَغْفِرْ‏ لَكُمْ‏ ذُنُوبَكُمْ‏ وَمَنْ‏ يُطِعِ‏ اللَّهَ‏

وَرَسُ‏ ولَهُ‏ فَقَدْ‏ فاَزَ‏ فَوْزاً‏ عَظِ‏ يمًً‏ »

أَمَّا بَعْدُ:‏ فَإِنَّ‏ أَصْدَقَ‏ الْحَدِيثِ‏ كِتَابُ‏

اللَّهِ‏ وَخَريْ‏ َ الْهَدْيِ‏ هَدْيُ‏ مُحَمَّدٍ‏ ‏)صيل


الله عليه وسلم(‏ وَشَ‏ َّ األُمُورِ‏ مُحْدَثَاتُهَا

وَكُلَّ‏ مُحْدَثَةٍ‏ بِدْعَةٍ‏ وَكُلَّ‏ بِدْعَةٍ‏ ضَ‏ الَلَةٍ‏

وَكُلَّ‏ ضَ‏ الَلَةٍ‏ فِ‏ النَّارٍ‏

“Muhakkak ki bütün hamdler Allah’adır.

O’na hamd eder, O’ndan yardım ister ve

mağfiret taleb ederiz. Nefislerimizin ve kötü

amellerimizin şerrinden de O’na sığınırız.

Allah kime hidayet ederse onu hiç kimse

sapıttıramaz, kimi de sapıttırırsa ona hiç

kimse hidayet veremez.

Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah

yoktur ve onun ortağı (şeriki) da yoktur. Ve

yine şehadet ederim ki, Muhammed (sallallahu

aleyhi ve sellem) O’nun kulu ve Rasûlüdür.”

“Ey iman edenler! Allah’tan, O’na yaraşır

şekilde korkun ve ancak Müslümanlar

olarak can verin.” (Âl-i İmrân 102)

“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve


ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler

ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden

sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte

bulunduğunuz Allah’tan ve akrabalık haklarına

riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah,

sizin üzerinize gözetleyicidir.” (Nisâ 1)

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğru

söz söyleyin. Ki, Allah (azze ve celle) işlerinizi

düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim

Allah (azze ve celle) ve Rasûlü’ne itaat ederse

büyük bir kurtuluşa ermiş olur.” (Ahzâb 70,71)

Bundan sonra:

Muhakkak ki sözlerin en doğrusu Allah’ın

kelamı,yolların en hayırlısı da Muhammedin

yoludur. Amellerin en kötüsü ise sonradan

uydurulanlardır. Sonradan uydurulup dine

sokulan her amel bid’at.her bid’at sapıklık ve

her sapıklık da ateştedir.


MUKADDİME

Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a, salât

ve selam Mücahitlerin komutanı efendimiz

Rasûlullah’a, temiz ehline, ashabı kiramına

ve onun yolundan giden her mü’mine olsun.

Bu satırların hayatının her anını kullukla

geçiren, her tavır ve eyleminde Allah rızası

arayan Müslüman kardeşlerimize faydalı

olmasını yüce Rabbimizden talep ediyorum.

Ey nefislerini ve aile efradını yakıtı insanlar

ve taşlar olan cehennem ateşinden korumakla

mükellef olan kardeşim!

Ey Allah’a iman etmiş, rızasına ve cennetine

talip olmuş, Rasûlü’ne tabi olmuş;

Hanne, Meryem, Asiye, Hatice, Aişe ve Fatımalar’ı

(Allah hepsinden razı olsun) kendine örnek

edinmiş mü’mine bacım! Bu sayılan annelerimiz

tevhid nuru ile nurlanıp, Allah’ın razı

olacağı şekilde yaşadılar, Allah’ın rızasına ve

övgüsüne ulaştılar. Sen de Allah’ın rızasına

ulaşmak istemez misin? Ulaşmak istiyorsan

bu satırları oku ve anlatılanla amel et.


Biz Müslümanlar imtihan dünyasında yaşamaktayız.

Yaptıklarımızdan hesaba çekileceğiz.

Sürekli işlediğimiz amellerimiz arasında

ziyaretleşme eylemi bulunmaktadır.

Bu ziyaretlerimiz meşru ve meşru olmayan

ziyaretler olarak ikiye ayrılır.

Meşru ziyaretler: Sılai Rahim olan ana

baba ve yakın akraba1 ziyareti, davete icabet

etme, hasta ziyareti, baş sağlığı dileme,

tebliğ amaçlı ve Müslüman kardeşlerimizin

hal hatırını sorma ziyaretleri olabilir.

Gayri meşru ziyaretler: Haramların işlendiği,

ahlakın bozulduğu ve dinimize zarar

getirici bidat ehlinin veya kafir facir ve fasıkların

ziyaretleri gibi olabilir.

Ziyaretleşmelerimiz İslam adabı üzere

olursa ibadete dönüşür. Nefislerimizin arzuları

dâhilinde olursa kıyamet gününde

pişmanlık sebebi olacaktır. Gelin bu amelimizi

pişmanlık sebebi değil de ibadete dönüştürelim.

Nasıl mı? İşte Cevabı:

1. Sılai Rahim akrabaları kâfir olurlarsa, onların ziyaret

ahkamı ayrı bir risalede inşaallah anlatılacaktır.


EVDEN ÇIKMADAN ÖNCE

1- Bu ziyaretin, dünyalık bir şeyden dolayı

veya sıkıntı giderme veya vakit geçirme

veya başkalarını çekiştirip onlarla ilgili yeni

malûmatlar alma şeklinde değil, tamamıyla

Allah (azze ve celle) rızası için olmalıdır. Bu konuda

Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle

buyurmaktadır:

“Adamın biri başka bir köyde bulunan kardeşini

ziyaret etti. Allah-u Teâlâ yoluna bir

melek dikti. Yanına varınca Melek dedi ki:

‘Nereye gitmek istiyorsun?’ Dedi ki: ‘Şu köyde

olan bir kardeşimi ziyaret etmek istiyorum.’

Dedi ki: ‘Onun yanında sana ait bakman

gereken bir şey (dünyalık) var mı?’ Dedi

ki: ‘Hayır, ben onu Allah (azze ve celle) için severim.’

Bunun üzerine melek, “Sen onu nasıl

seviyorsan Allah da seni öylece seviyor. Ben,

bu müjdeyi vermek için Allah Teâlâ’nın sana

gönderdiği elçisiyim” dedi.” (Müslim)

2- Ziyaret ettiğin kimselerin hayırlı, takva

ehli ve Allah’ı hatırlatanlardan olmaları-


na özen göster. Çünkü insan, etkilenen bir

varlıktır. Kişi kiminle haşir neşir olursa onun

ahlakından etkilenir. Bu konuda Rasûlullah

(sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:

“İyi arkadaş ile kötü arkadaşın misali,

misk taşıyan ile körük üfleyen gibidir. Misk

taşıyan ya sana hediye eder veya sana satar

veya ondan güzel koku gelir. Körük üfleyen

ya elbiselerini yakar ya da ondan kötü koku

gelir.” (Muttefâkun aleyh)

3- Kadın kocasından, çocuklar ise baba

veya annelerinden izin almalıdırlar. Bu konuda

İslam Şeyhi İbn-i Teymiyye (rahimehullah)

der ki:

“Kadının, kocasının iznini almadan evinden

çıkması caiz değildir. İzinsiz çıkacak

olursa Allah’a ve Rasûlü’ne isyan etmiş olur.”

Kocaya itaat etmek kadın için bir düşüklük

veya kocanın zorbalığı değil, Allah’a itaattir.

Yani ibadettir. Allah-u Teâlâ kadını bununla

mükellef kılmıştır. Kocalarının rızalarını almayan

kadınlar ahirette perişan olacaklardır.

10


4- Münasip bir vakit ve günün seçilmesi.

Mesela sabah erken vakitte, öğle kaylule

vaktinde ve akşam geç saatlerde yapılan ziyaretler

pek münasip değildir. Haftanın bazı

günlerinde münasip olmayan gün olabilir.

Mesela temizlik ve iş günü gibi. Eşleri seferden

dönmüş veya sefere çıkacak kimseleri

o anlarda ziyaret etmek, yine doğru değildir.

Bu hallere riayet edilmelidir.

5- Ziyaret için daha öncesinden haberleşme

imkânı olursa daha iyi olur. Çünkü ani

ziyaretlerde bazen ev sahibi için sıkıntı olabilir.

Özellikle ev dağınık olduğu zaman.

6- Kadınların giyinecekleri elbiseler kibir,

gösteriş ve ihtişamına yakışmayan elbiseler

olmamalıdır. Mesela avreti gösterecek ince,

dar ve kısa elbiselerden uzak durmalıdır. Bu

tip elbiseler, küfür âleminden sirayet etmiştir.

Bu tür elbiseleri giyinmek haramdır. Peygamberimiz

(sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:

ZİYARETLEŞME ADABI

11


“İki sınıf insan cehennemliktir. Onları henüz

görmedim. Birincisi ellerinde inek kuyrukları

gibi kırbaç olup insanlara vuranlardır.

İkincisi; Hem giyinip hem çıplak, yürürken

meylederek ve kendine meylettirerek

yürüyen, kafalarını deve hörgücü gibi bağlamış

kadınlar. Bunlar cennete girmeyecek ve

cennetin kokusunu bile almayacaklar. Hâlbuki

onun kokusu şu kadar mesafeden duyulur.”

(Müslim)

Pantolon giyinme konusu: Sahih görüşe

göre, kadının özellikle dar olan pantolonu

gerek kadınların yanında gerekse mahrem

akrabasının yanında giyinmesi caiz değildir.

Sebebi:

• Erkeklere benzeme ve küfür âleminden

gelme sebebidir. Batıda kâfir kadınlar bu tür

pantolonları giyinirler. Peygamberimiz (sallallahu

aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:

“Kim bir kavme benzerse, onlardan olur”

(Ahmed, Ebu Davud)

12


Diğer hadisinde şöyle geçer:

“Rasûlullah, (sallallahu aleyhi ve sellem) kendilerini

kadınlara benzeten erkekleri ve kendilerini

erkeklere benzeten kadınları lanetlemiştir.”

(Taberani)

• Kadının avretini şekillendirdiği için fesada

yol açar. Fesada yol açan şeyler İslam’da

haram kılınmıştır.

Ancak bu tür pantolonu ayakları görünmesin

diye etek altında giyinirse bu durum

müstesnadır.

Müslüman bacılar kendilerine Avrupalı kâfir

kadınları ve moda altında çıkardıkları rezalet

kıyafetleri değil; güzide, temiz Peygamber

eşlerini ve sahabe hanımlarını örnek edinmelidirler.

Bizler, müşriklere muhalefet ettikçe

Allah’a yaklaşırız. Bacılar hayâ elbisesini

çıkarmamalılardır. Hayâ, kadının değeri

ve güzelliğidir. Peygamber Efendimiz (sallallahu

aleyhi ve sellem) genç kızlardan bile daha çok

hayâlı imiş. Çünkü hayâ, hayır getirir. Efendimiz

(sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur:

ZİYARETLEŞME ADABI

13


“Hayâ, imanın bir şubesidir.” (Müslim)

7- Kadın evden çıkarken güzel koku sürünmemelidir.

Peygamberimiz (sallallahu aleyhi

ve sellem) şöyle buyurur:

“Herhangi bir kadın güzel koku sürünerek

dışarı çıkarsa, kokusunu alacakları erkeklerin

yanından geçerse o kadın zina etmiş sayılır.”

(Nesâi)

8- Kadın dışarı çıkarken şeriata uygun hicap

giyinmelidir. Bunu giyinirken adet olsun

diye değil, bu Allah’ın emridir bilinciyle giyinirse

ibadet olur. Örtü, kadının değerini, iffetini

ve dinini koruyan bir kalkandır. Örtünün

şartları vardır:

• Tepeden tırnağa kadar bütün bedeni

örtmesi gerekir.

• Vücudu ve altındaki elbiseyi gösterecek

kadar ince değil, kalın olması gerekir.

• Erkeklerin bakışlarını çekecek renkli,

nakışlı ve süslü olmamalıdır.

• Vücut hatlarını belli edecek şekilde dar

olmamalıdır.

14


Günümüzde bazı bölgelerde giyilen dar,

kısa, renkli ve cezbedici pardesüler örtü sayılmaz.

Âlimlerin çoğunluğuna göre ve kuvvetli

görüş olması sebebiyle yüzü ve elleri örtmek

farzdır. Özellikle gözünde sürme ve ellerinde

kına ve altın takılar olunca, bu farzlık

daha çok kesinleşir. Çünkü kadının güzelliği

yüzünde toplanmıştır. Erkekler için fitne sebebidir.

Ayaklar avretten sayılır; örtülmesi

farzdır.

Kadınların dikkat etmeleri gereken bir

husus da şudur: Dışarı çıkarken renkli ve

ince çorap giyinmemeleri gerekir. Maalesef

bazı kadınlar siyah bol bir örtü giyinirken

şeytana bir pay bırakırlar. Ya renkli, cezbedici

veya ince çorap giyinirler. Ya gözlerini cazip

kılacak şekilde açarlar. Ya renkli, cazip ve

nakışlı çanta ve ayakkabı giyinirler. Ya da ses

çıkaracak topuklu ayakkabı giyinirler.

Her amelimizi sadece Allah (azze ve celle)

rızası için yapmalıyız. Kadınlar kocalarına

ZİYARETLEŞME ADABI

15


süslenmelidirler. Kocalarının iffetlerini korurlarsa,

onlar için ibadet olur. Maalesef birçok

kadın kocasına süslenme konusunda

ihmalkâr davranırken, misafirliğe giderken

süslenmeyi haddinden fazla yaparlar.

Dikkat edilmesi gereken başka bir husus

da şudur: Bazı kimseler yetişkin ve cazip

hale ulaşmış küçük kızlarını şeriata göre

örtmemektedirler. Veya örterken renkli, cazip

ve dar elbiseler giydirmektedirler. Kızları

süslemek veya onların süslenmelerine izin

vermek doğru değildir.

Çocukların kıyafetlerinden anneler ve babalar

sorumludur. Özellikle bir baba, gerek

hanımının ve gerekse kızlarının dışarı çıkma

kıyafetlerini kontrol etmeli ve şeriata muhalif

şeylere izin vermemelidir.

9- Evden çıkmadan önce sünnet olan duayı

okumalıdır.

بِسْ‏ مِ‏ اللَّهِ‏ تَوَكَّلْتُ‏ عَلَ‏ اللَّهِ‏ الَ‏ حَوْلَ‏ وَالَ‏

قُوَّةَ‏ إِالَّ‏ بِاللَّهِ‏

16


“Allah’ın adıyla, Allah’a tevekkül ettim. Güç

ve kuvvet ancak Allah (azze ve celle) iledir.” (Ebu

Davud)

اَللَّهُمَّ‏ إِنِّ‏ أَعُوذُ‏ بِكَ‏ أَنْ‏ أَضِ‏ لَّ‏ أَوْ‏ أُضَ‏ لَّ‏ أَوْ‏

أَزِلَّ‏ أَوْ‏ أُزَلَّ‏ أَوْ‏ أَظْلِمَ‏ أَوْ‏ أُظْلَمَ‏ أَوْ‏ أَجْهَلَ‏

أَوْ‏ يُجْهَلَ‏ عَيلَ‏ َّ

“Allah’ım! Sapıklığa düşmekten veya düşürülmekten,

ayağımın kaymasından veya

kaydırılmasından, zulmetmekten veya zulme

uğramaktan, cehalete düşmekten veya

cahil bırakılmaktan sana sığınırım.” (Tirmizî)

10- Kadın, kendisine yabancı sayılan erkekle

tek başına arabaya binmemelidir.

ZİYARETLEŞME ADABI

17


ZİYARET EDECEĞİ YERE

ULAŞINCA

1- Gideceği eve ulaşınca kapıyı veya zili

rahatsızlık vermemek için hafif bir şekilde

çalmalıdır. “Kadın’ın biri, İmam Ahmed’in

(rahimehullah) evine gitmiş, kapıyı sert vurunca

İmam Ahmed dışarı çıkarken rahatsız olmuş

ve “Bu, polislerin kapı vuruşuna benziyor!”

demiş.”

“Kim o?” denilirse “Benim” demek doğru

değil, “Ben falan veya falanın annesi” demek

gerekir. “Benim” demeyi Peygamberimiz

(sallallahu aleyhi ve sellem) hoş görmemiştir.

Kapının karşısında değil, sağını veya solunu

kapıya çevirerek kapının yanında durmalıdır.

İzin verilmeden içeri girmemek gerekir.

Eğer, “müsait değiliz” denirse hiç darılmadan,

gücenmeden karşı tarafın özrünü kabul

ederek geri dönmeliyiz. Bu konuda Rabbimiz

(azze ve celle) şöyle buyurur:

18


“Size izin verilinceye kadar oraya girmeyin.Eğer

size, “Geri dönün!” denilirse, hemen

dönün. Çünkü bu, sizin için daha nezih bir

davranıştır.” (Nur 28)

Kapı deliğinden içeri bakmamalı, bakmak

isteyen çocuklarımızı engellemeliyiz.

2- İçeri girerken evin halkına selam vermeliyiz.

Rabbimiz (azze ve celle) şöyle buyurur:

“Ev halkına selâm vermedikçe girmeyin.”

(Nur 27)

İçeri girerken gösterilen yere oturmalıyız.

3- Ev sahibi sevincini göstermeli, güler

yüzle ve tatlı sözle misafirini karşılamalıdır.

Peygamberimize (sallallahu aleyhi ve sellem) ziyaretçi

gitti zaman onları güzel karşılar ve

“Gelen kavme merhaba!” dermiş. Kızı Fatıma

(radıyallahu anhuma) ziyaret edince, “Kızıma

merhaba” dermiş.

4- Ziyaret edilen kişi misafirine iyi davranmalı,

elindeki imkânına göre ikramda

bulunmalıdır. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sel-

ZİYARETLEŞME ADABI

19


lem) şöyle buyurur:

“Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa

misafirine ikramda bulunsun.” (Buharî)

Misafire ikramda bulunmak ibadettir; ancak

bu ibadetimizi bozacak israf ve gösteriş

gibi unsurlardan uzak durmalıyız. Maalesef

bazı ikramlar gayesini aşmış, değişik yemek

yapma ve servis maharetlerini sergileme

üzere kurulmuştur ki bu Müslümana

yakışan bir durum değildir.

ZİYARET EVİNDE

1- Oturulan evde sadece üç kişi varsa, ikisi

birbiriyle konuşup veya fısıldaşıp, biri kenarda

olmamalıdır. Efendimiz (sallallahu aleyhi

ve sellem) şöyle buyurur:

“İnsanlara karışmadığınız sürece üç kişi

olduğunuzda iki kişi, birini bırakıp gizli konuşmasınlar.

Çünkü bu, onu üzer.” (Müslim)

Bu konunun içine, kâğıda yazıp uzatma

veya üçüncünün anlamayacağı başka bir

dille konuşma da girer.

20


2- Biri bir ihtiyacı için kalkınca başkası

onun yerine oturmamalıdır. Geri döndüğünde

hadiste geçtiği gibi, yerine oturmasında

öncelik sahibidir.

3- Ev sahibi ikramda bulunurken, misafir;

yeme ve içmenin cinsi ne olursa olsun

bu durumu güler yüzle karşılamalı, yemeği

ayıplamamalı, az da olsa çok görmeli ve

yemek konusunda israfa girilmemesi konusunda

nasihat etmelidir.

Misafirliğe giderken hediye götürülüyorsa

hediyenin arasında kişiye fayda verecek

kitap, CD gibi şeyler olursa çok güzel olur.

Aynı şekilde ev sahibinin masa veya sehpa

üzerine Kur’an, kitap, dergi gibi bir şey bırakmasında

fayda vardır.

Örneğin, ev sahibi kahve yapmak için

mutfağa girdiğinde misafiri boş durmaktansa,

eline Kur’an veya kitap alır ve okur;

böylece ona faydası olur.

“Hayra delalet eden, (onu) işlemiş gibi

olur” (Ebu Davud) hadisince hayırlara sebep

ZİYARETLEŞME ADABI

21


olan kişi hayır işlendikçe ona sevap yazılır.

4- Misafirlikte, müfettişlerin sağa sola

baktıkları gibi değil, gözümüz önümüzde

ve zaruret olan yerlere bakmalıyız. Kapı açılırken

kapıdan içeri bakmak doğru değildir.

Kapalı olan poşet, çekmece, buzdolabı, dolap

ve bilgisayar gibi şeyleri açıp bakmak

doğru olmaz; ancak ev sahibinin izniyle olabilir.

Ev sahibi güvenip kapısını sana açtıysa,

eşyalarında da ona güven vermelisin.

5- Çocuklarımıza sahip çıkmalı, bir şeyleri

kırıp dökmelerine izin vermemeliyiz. Konuşmaya

dalıp çocukları ihmal etmemeliyiz.

Kırıp döktükleri şeyleri toparlayıp temizlemeli,

ev sahibine yük olmamalıyız. Birçok

kişi, bazı kimselerin ziyaret etmelerini istemezler.

Sebebi ise, çocuklara sahip çıkılmamasından

veya misafirler gittikten sonra evin

harp meydanına dönüşmesinden kaynaklandığı

için.

22


KONUŞMA ADABI

1- Fazla soru sormamalı, özel hayata

ve anlatmasını istemediği şeylere girilmemelidir.

Kısacası, kendisine fayda vermeyen

veya kendisini ilgilendirmeyen konulara

girip de o konuda soru sormamalıdır. Peygamber

Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bu

konuda şöyle buyurur:

“Kişinin kendisini ilgilendirmeyen şeyleri

terk etmesi, İslamın’ın güzelliğindendir.” (Tirmizî)

2- Mecliste konuşulan sırları korumak

gerekir. Bu konuda Peygamber Efendimiz

(sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur:

“Eğer kişi bir şey konuşur sonra iltifat

ederse, o emanettir.” (Ebu Davud)

Burada kişinin iltifat etmesindeki kasıt,

birileri duymasın diye sağına ve soluna bakıyorsa

karşı tarafa sır veriyor, anlamına gelir.

Müslümanların sırlarını korumak, emaneti

korumak gibidir. Emanete ihanet et-

ZİYARETLEŞME ADABI

23


mek münafıkların alametlerindendir. Bazen

Müslümanların sırları çok önemli olabilir.

Özellikle mücahidlerin sırlarını ifşa etmek,

birçok kişinin ölümüne veya tutuklanmasına

veya birçok önemli amellerin yapılmamasına

sebep olabilmektedir.

Ebu Lubabe, Peygamber Efendimiz’in (sallallahu

aleyhi ve sellem) sırrını Yahudilere, elini boğazına

işaret ederek açıklaması sebebiyle

yaptığına çok pişman olmuş, kendini mescidin

sütunlarına bağlamış ve “Peygamberimiz

beni çözmediği müddetçe kendimi çözmeyeceğim”

demiş, bu hâl üzere altı gün

kalmış, sonra tevbesi kabul edilmiş ve Peygamber

Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) tarafından

elleri çözülmüştür.

3- Çok şaka yapmaktan ve güldürmekten

sakınmak gerekir. Çünkü şakanın aşırısı

ve ağır olanı karşı tarafın onurunu zedeler,

kalbini kırar ve nefislerin kinlenmesine yol

açar. Yalan karıştırılan şakadan sakınmak

gerekir. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)

şöyle buyurur:

24


“Milleti güldürmek için yalan söyleyene

yazıklar olsun. Ona yazıklar olsun, ona yazıklar

olsun.” (Taberani)

4- Münakaşa ve tartışmadan uzak durulmalıdır.

Hele hele ilmimizin olmadığı ve

boyumuzu aşan meselelerde kesinlikle konuşmamamız

gerekir.

Çünkü ilimsizce Allah’ın dininde konuşmanın

çok büyük vebali vardır. Peygamberimiz

(sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur:

“Haklı dahi olsa tartışmayı bırakan kimseye

cennetin etrafında, şaka dahi olsa yalanı

terk edene cennetin ortasında, ahlakını

güzelleştirene cennetin en yüksek yerinde ev

verilmesine kefilim.” (Ebu Davud)

5- Ziyaret ortamında yaşlı veya faziletli

kimse varsa, ona fiilî ve sözlü olarak saygı

göstermek gerekir. Peygamberimiz (sallallahu

aleyhi ve sellem) şöyle buyurur:

“Büyüğümüze saygı, küçüğümüze şefkat

etmeyen ve âlimimizin hakkını bilmeyen

kimse bizden değildir.” (Taberani)

ZİYARETLEŞME ADABI

25


Peygamber Efendimize (sallallahu aleyhi ve

sellem) iki kardeş geldi. Bir sorun ile karşılaşmışlardı.

Küçük olan konuşmak isteyince

Peygamberimiz, “Büyüğüne, büyüğüne!”

dedi. (Müttefâkun aleyh) Yani sözü büyüğüne bırak,

o anlatsın, buyurdu...

6- Hazır olanlardan biri sana bildiğin bir

şeyi anlatırsa sözünü kesme. Küçük dahi

olsa onu dinlemelisin. Nasıl ki kişi kendisinin

dinlenilmesini istiyorsa karşı tarafı da o

şekilde dinlemelidir. Değerli tabilerden olan

Ata Bin Ebi Rebah (rahimehullah) der ki:

“Gençlerden biri bana bir şey anlatır, o şeyi

daha önce duymamış gibi dinlerim. Hâlbuki

bana söylediği şeyler, o doğmadan önce

duyduğum şeylerdir.”

7- Kötü dilden, sövmekten, lanet etmekten

ve fuhuş sözleri içeren sözlerden sakınmalısın.

Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)

şöyle buyurur:

“Mü’min; söven, lanet eden, müstehcen

sözlü ve edepsizce konuşan kimse değildir.”

(Tirmizî)

26


8- Boş ve faydasız sözlerden sakınmak

gerekir. Ne dünyaya ne de ahirete faydası

olmayan konuşmalardan uzak durmak gerekir.

Allah-u Teâlâ dil nimetini bizlere bunun

için vermemiştir. Ömür kısa; yaptığımız

her şeyin hesabını vereceğiz.

Vakit ganimettir. Vakti Allah’a yakınlaşma

uğruna harcamalıyız. Peygamberimiz (sallallahu

aleyhi ve sellem) şöyle buyurur:

“Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa

komşusuna eziyet etmesin. Kim Allah’a

ve ahiret gününe iman ediyorsa misafirine

ikramda bulunsun. Ve Kim Allah’a ve

ahiret gününe iman ediyorsa ya hâyır söylesin

ya da sussun.” (Buharî)

9- Meclislerin büyük felaketi olan gıybetten

sakınmalıyız. Gıybet etme hastalığı o kadar

çoğaldı ki, yapılmadığı zaman, bazı insanlar

sanki cenazeye katılmış gibi oluyorlar.

Dillerin kötü hasadı olan gıybet.

ZİYARETLEŞME ADABI

27


“Gıybet; kişinin bedeninde, dininde, dünyasında,

karakterinde, ailesinde ve elbiselerinde

hoşuna gitmeyen şeylerin gıyabında

anılmasıdır.” Allah-u Teâlâ şöyle buyurur:

“Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin.

Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten

hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde

Allah’tan korkun.” (Hucûrat 12)

Aişe validemiz (radıyallahu anhuma) dedi ki:

“Bırak şu Safiye’yi, o şöyle şöyledir. (Yani

kısa boyludur)” Peygamberimiz (sallallahu aleyhi

ve sellem) dedi ki: “Öyle bir kelime söyledin ki,

eğer denize karıştırılmış olsaydı onu bozardı!”

(Ebu Davud)

Düşünün, bir kelime kocaman denizin kokusunu,

rengini ve tadını bozuyorsa gıybet

yapmak ne kadar kötü bir şeydir.

Şunu da unutmamak gerekir: Gıybetin

dereceleri vardır. Gıybet edilen kişi âlim, lider,

fazilet sahibi kimselerden olursa günahı

daha da fazla olur. Âlimlerin etleri zehirlidir.

Gıybetlerinden son derece sakınmak gerekir.

28


10- Oturumlarımız maceraların, filmlerin,

dizilerin, maçların, yemek tariflerinin ve faydasız

hikâyelerin anlatıldığı meclisler değil;

Allah’ın anıldığı, Rasûlullah’a salavat getirildiği

ve ahiretin hatırlatıldığı meclisler olmalıdır.

Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)

şöyle buyurur:

“Bir kavim bir mecliste oturur, orada Allah’ı

anmazlarsa, Peygamberlerine salât

getirmezlerse o meclis, faydasız bir meclis

olur. (Allah azze ve celle ) dilerse onlara azap

eder, dilerse onları bağışlar.” (Taberani)

Ne gariptir ki bir mü’min, bir mecliste saatlerce

oturur, ne Allah’ı anar ne de Rasûle

salavat getirir. Ne bir ayet öğrenir ne de bir

hadis. Bu büyük bir gaflet ve bu meclis kötü

bir meclistir.

Oturumlarda Allah (azze ve celle) anılmalı,

Rasûle salavat getirilmeli, günahlarımız için

bağışlanma dilemeliyiz.

ZİYARETLEŞME ADABI

29


Abdullah Bin Ömer (radıyallahu anhum) der ki:

“Bizler bir mecliste Peygamberimiz’in yüz

defa,

رَبِّ‏ اغْفِرْ‏ لِ‏ ، وَتُبْ‏ عَيلَ‏ َّ، إِنَّكَ‏ أَنْتَ‏

التَّوَّابُ‏ الْغَفُورُ‏

“Rabbim! Beni bağışla, tevbemi kabul et!

Sen tevbeleri kabul eden ve bağışlayansın”

dediğini sayardık.”

Hasan El-Basri (rahimehullah) der ki: “Evlerinizde,

sofralarınızda, yollarınızda, pazarlarınızda

ve oturumlarınızda bağışlanma dilemeyi

çoğaltınız. Bağışlanmanın ne zaman

ineceğini bilemezsiniz.”

Bilelim ki, bizler Allah’ı bir topluluk arasında

andıkça, Allah-u Teâlâ bizleri daha

hayırlı bir topluluk arasında anar. Rasûle

salât ve selam getirirsek, her bir selamımız

Rasûle ulaştırılır ve kıyamette ona en yakın

ve şefaatine en layık mü’minlerden oluruz.

30


ZİYARET SONU

1- Ziyaretimizi uzun tutmamalıyız. Çünkü

uzun tutmalarda hem vakit kaybı hem kadınlar

kendi ev işlerini ihmal ederler hem de

karşı tarafa zorluk verme anlamına geldiği

için ev sahibine sıkıntı olur. Çünkü ev sahibinin,

bu ziyaretten sonra başka bir yere sözü

olabilir, sağlığı iyi olmayabilir, yapacağı iş,

yemek vs... olabilir. Ancak ev sahibinin isteğine

bağlı olarak uzatılabilir.

2- Kalkmadan önce ev sahibine teşekkür

ve dua etmeliyiz. Sıkıntı verdiysek hakkını

helal etmesini talep etmeliyiz. Oturum duasını

okumalıyız:

سُ‏ بْحَانَكَ‏ اللَّهُمَّ‏ وَبِحَمْدِكَ‏ ، أَشْ‏ هَدُ‏ أَنْ‏ الَ‏

إِلَهَ‏ إِالَّ‏ أَنْتَ‏ أَسْ‏ تَغْفِرُكَ‏ وَأَتُوبُ‏ إِلَيْكَ‏

ZİYARETLEŞME ADABI

“Allah’ım! Sana hamd ederek, seni tüm

noksanlıklardan tenzih ederim. Senden

başka hak ilah olmadığına şehadet ederim.

31


Senden bağışlanma diler ve sana tevbe ederim.”(Tirmizî)

Selam verdikten sonra ayrılmalıyız.

ZİYARET SONRASI

1- Bir yere olan ziyaretlerimiz sık olmamalıdır.

Aksi halde sevgi saygı azalır, bıkkınlık

oluşur. Ziyaretlerin özlem dâhilinde

olması güzeldir. Ancak karşı taraf daha sık

olmasını istiyorsa bu halde sakınca olmaz.

2- Eve dönerken bu ziyaretin Allah (azze ve

celle) için mi gerçekleştiğini, bu ziyaretinde

İslam’a muhalefet olup olmadığını, bu ziyaretin

faydalı ve zararlı yönlerini düşünmeliyiz.

3- Erkekler hanımlarına erkek arkadaşlarının,

kadınlar kocalarına kadın arkadaşlarının

şekil, boy, renk ve elbise gibi hallerinden

bahsetmemeleri gerekir. Bu caiz değildir.

Maalesef özellikle bazı bacılar bu hataya

düşerler, kadın arkadaşlarının elbiselerini,

cisimlerini, ten ve saç modellerini kocaları-

32


na bahsederler. Bu, fitneye sebebiyet verdiği

için helal olmaz.

“Allah tevbe edenleri ve temizlenenleri sever.”

(Bakara 222)

Müslümanlar maddi ve manevi temizliklerine

özen göstermelidirler. Allah’ı (azze

ve celle) kızdıracak her türlü söz ve fiillerden

uzak durmalıdırlar. Günahlar, birçok bereket

ve hayırlara manidir. Duaların icabet

görmemesine sebeptir. Rabbim yapacağımız

ziyaretleri kendi katında makbul etsin.

Taksirat ve günahlarımızı affetsin.

ZİYARETLEŞME ADABI

Davamızın Sonu

Âlemlerin Rabbi Olan ALLAH’a

Hamdetmektir.

33

More magazines by this user
Similar magazines