Tehlikeli Madde Dergisi 2017/1

tm2017

Tehlikeli Maddeler ile ilgili gelişmeler, mevzuatlar, uzman röportajları, konular, kazalar ve daha birçok şey.

TMD

TEHLİKELİ

MADDE

ADR - DGR - IMDG - RID

2017 / 2

TMGDK Yönergesi Çıktı,

Sıra Denetimlerde...

TMGDK Nedir?

Hastane Dosyası

ADR Mevzuatı

Röportajlar


TMD

H. Gökhan DURMUŞ ADR Türk Genel Müdürü

TMD

Künye

İMTİYAZ SAHİBİ

Hadi Gökhan DURMUŞ

GENEL YAYIN YÖNETMENİ

Ahmet Cezmi GÖBÜT

REKLAM MÜDÜRÜ

Begüm Aktepe KURT

GRAFİK TASARIM

Reha VATANDAŞ

YAYIN TÜRÜ

Süreli Yayın

YÖNETİM MERKEZİ

Yeşilova Mah. Tansel Cad.

No :1 Kat : 2-3-4

KÜÇÜKÇEKMECE /İST

BASKI - CİLT

Semih Ofset Matbacılık

Yayıncılık Ltd Şti

Reklam ve Haber

sorumlulukları reklam ve haber

sahiplerine aittir.

Haber ve reklamlardan

dergimiz sorumlu tutulamaz.

İÇİNDEKİLER

Konular

ADR Mevzuatı nedir?

Hastane Dosyası

Hastanelerdeki Tehlikeli Maddeler ve Özellikleri

Kapak Konusu

Kanunlar Uygulanmazsa Eşitsizlik olur

Bu Maddeler Ne Kadar Tehlikeli?

Sınıf 1 Patlayıcılar / Toulouse Kazası 2011

Haberler

Röportajlar

Sakarya’ da Radyoaktif madde kazası

Manisa’ da Tanker Devrildi, Sülfirik Asit toprağa döküldü

Balıkesir’de Dinamit Yüklü Kamyon Devrildi

10

14

34

22

BM-AEK Intermodal Taşımacılık ve Lojistik Çalışma Komitesi

Cenevre’de Gerçekleştirildi.

TMGDER Sektör Toplantısı Sonuçları ve Sektör Analizi

Sümer ERPAK Hastane İşletme Müdürü

Cem CONGAR Calaw Hukuk Bürosu Taşıma ve Lojistik Hukuku Avukatı

Kenan YILMAZ Calaw Hukuk Bürosu Stj. Av. Ticaret Hukuku Uzmanı

Mustafa BAĞAN Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri

Özgül AYYILDIZ Karınca Lojistik

Alper ÖZEL UND İcra Kurulu Başkan Yardımcısı

Emre ELDENER UTİKAD Yönetim Kurulu Başkanı

İlhami SEVAL 3S Transport Kurucu Üyesi

İlker KARABULUT TEYTED Genel Sekreteri

Hakan ÇINAR UGM İcra Kurulu Başkanı

Ahmet Cezmi GÖBÜT ile “İşi Ehline Vermek”

Emre Uslu Teknik Taşımacılık

Kazalar

Merhaba


Derneklerin faaliyetleri sektör

üyelerini ne kadar etkiliyor (?)

Tehlikeli Madde Taşımacılığı

Sektörünün değerli üyeleri;

Ülkemizde, TMGD’lerin,

TMGD adaylarının ve eğitmenlerinin

haklarının korunması

iddiasıyla yola çıkmış ve bu doğrultuda

kurulmuş olan derneklerin

sayısı şimdilik üç. Aslında sayılarından

daha çok işlevleri önemli diye düşünüyoruz.

İncelenmesi gereken konulardan

biri de derneklerin faaliyetleridir.

Bu derneklerin faaliyetleri nelerdir,

gerçekten üyelerinin haklarını korumak

için mi kuruldular yoksa başkaca

amaçları mı var(?)

Bu sorulara en güzel yanıtları sizler

bulursunuz. Nasıl mı? Kuruluş amaçlarını

öğrenerek. Faaliyetlerini yakından

inceleyerek.

Dernek kurmanın amacı;

Aynı sektörden, farklı değerli özelliklere

sahip kişileri bir araya getirerek ortak

bir amaç doğrultusunda faaliyette

bulunmaktır. Bu derneklere üye olmanın

amacı ise dernek faaliyetlerinden

faydalanmakla birlikte bu faaliyetlere

de katkı sağlamaktır. Kısaca bir topluluk

oluşturarak güçlü görünmektir.

Yani “bir elin nesi var, iki elin sesi

var” bağlamında, üyeler enerjilerini,

bilgilerini, portföylerini, fikirlerini ve

daha birçok kendilerinde güçlü buldukları

özelliklerini bu yeni topluluk

için, dernek için değerlendirirler. Bu

özelliklerin içlerindeki ve dışlarındaki

farklı çıkar sahipleri tarafından kullanılmasını

önlemeye çalışmak üyelerin

hem görevleri hem de kişilik haklarındandır.

Derneklerin edinilen faydayı

üyelerinin tamamının ulaşabileceği

şekilde tabana yaymaları gerekir. Bunun

yapıldığını da dernek üyeleri denetlemelidir.

Derneklerin faaliyetlerini

incelediğimizde, bir derneğin facebook

üzerinden üye grupları oluşturduğunu,

bu üyelerin çoğunluğunun sınava

hazırlanan TMGD adayları olduğunu

görüyoruz.

Moderatörleri hem İş güvenliği

uzmanı hem İSG sahibi hem TMGD

hem de TMGD hizmeti veren bir firma

ile bağlantılı. Yani kimin hakkının

savunulduğu belli olmayan bir grup.

Zaman zaman faydalı faydasız turne

yapıp eğitmen olmadıkları halde bir

günlük eğitimler veriyorlar.

Diğer bir dernek ise sürekli “Saha içi

eğitimi” düzenleyerek üyelerine ve üye

olmayan TMGD’lere faydalı olmaya

çalışıyor. Bununla birlikte bu saha içi

eğitim faaliyetini bir firmanın faaliyetleriyle

birleştirerek ayrıca bir sinerji de

oluşturuyor.

Sayıları üç olan bu derneklerden

sonuncusu da diğerlerinden biraz

daha aktif görünüyor. Bu derneğin

faaliyetleri arasında; ilk göze çarpan

2016 başlarında yaptıkları çalıştay

oldu.

Çalıştay’a katılım sadece dernek üyelerine

olmakla birlikte bizler gibi misafirleri

de kabul ettiler. Aslında başta

faydalı bir çalışma gibi görünen bu çalıştaydan

istenen sonuç elde edilemedi.

Bu çalıştayda alınan sonuçlardan biri

TMGD olmaya hak kazanan birçok

kişinin sadece “ADR Yönetmeliğinde

hangi konu nerededir” tarzında yapılmış

sınavdan başarılı sonuç almalarının

yanında konuyla uzaktan yakından

alakalarının olmadığının ortaya çıkmasıydı.

Hal bu ki; Çalıştayda konuşulması

gereken konular arasında, bir

kanunun çıkmış olması ve nasıl işletilmesi

gerektiğinin tartışılması olmalıydı.

Sektördeki yanlış algının nasıl aşılması

gerektiği olmalıydı. OSGB’lerden

nasıl kurtulacağımız olmalıydı. Çünkü

bunlar bizim işimizi de kendi işlerine

benzetecek faaliyetlerde bulunuyorlar.

Bu konunun üstü kapalı geçti. Herhangi

bir önlem hakkında bildirilen

görüşler cılız kaldı. Bütün bu sonuçlara

rağmen “Çalıştay yapma çabası” takdir

edilmeli. Bir daha ki çalıştaya daha çok

TMGD hizmetinde tecrübeli kişilerin,

kurumların, derneklerin, sektörden

aktörlerin bol bol katılımını sağlamak

faydalı olacaktır. Burada derneklere

çok iş düşüyor.

Derneklerin etkisiz kaldığı bir konu da

medyanın TMGD hakkında yaptığı asparagas

haberleri önleme çalışmalarında

yetersiz kalmaları oldu. Tabi etkisiz

kalan tek kurum onlar değildi. Medyanın

şişirmesi sonucu öğrenci akınına

uğrayan eğitim kurumları hedef alındı.

Herkesin aklına gelen soru şu oldu:

“Acaba bu asparagas haberleri eğitim

kurumları mı yaptırdı?” Bu sorunun

cevabı ne olursa olsun eğitim kurumları

bu işten karlı çıktı. Peki kaybeden

var mı(?) Bu soruya da cevap vermek

gerekir.

Kaybeden; bu meslekten büyük beklentiler

içine giren TMGD’ler oldu. Tamamen

kaybetmiş olmamakla birlikte;

bunun sebebi Eğitim Kurumlarının

bu işten “çok para kazanmaları” değildi.

Onlar eğitim verdiler, karşılığını

aldılar. Sektörde ne eğitim kurumlarının

ne TMGD’lerin ne danışmanlık

işletmelerinin ne de derneklerin etkileyemediği

bir gerçek var. O da denetimlerin

yeteri kadar yapılamaması,

bir anlamda kanunların herkese eşit

mesafede olmamasıdır. Bu konunun

muhatabı belli olmakla birlikte çözüm

üretebilmek için derneklerin büyük

çaba göstermeleri gerekiyor. Çünkü

kurulma sebepleri ve yaptıkları tüzüklerin

ortak noktası; “meslektaşlarının

haklarının korunması ve onların geliştirilmesi”

meselesidir.

4 5


TMD

Mustafa BAĞAN Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri

TMD

Kendinizden kısaca

bahsedebilir misiniz?

Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği

Genel Sekreteri olarak

görev yapmaktayım. Kimya

Mühendisiyim. 10 sene kadar sanayide

çalıştım. 1986 yılından beri dernekteyim.

1986 yılında kimyasalların

teknik yönleriyle ilgili çalışmalara

başladım. O zamanlar Çevre ve Şehircilik

Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik

Müdürlüğü idi. O dönemlerde yine

Avrupa Birliği uygulamalarına yönelik

çalışmalar vardı. Kimyasallara ilişkin

mevzuat çalışmaları vardı. Bizler de

bu konuya dahil olduk. 1991 yılından

itibaren tehlikeli yüklerin Fatih Sultan

Mehmet Köprüsü’nden geçişi konusunda

çalışmalarımız oldu. Karayolları

Genel Müdürlüğü bu konuya bizi dahil

etti.Bu çalışmalarla ilgili AB Destekleri

oldu. Birkaç kez konuyla ilgili

Avrupa’ya gittik geldik.

Tehlikeli Malların Taşınmasına yönelik

Kriz Merkezi oluşturulması çalışmalarına

başladık. Bu konuda Avrupa Birliği

Üye Ülkelerin uygulamalarını inceledik.

Ancak başaramadık. Özellikle

1992 yılında dernek olarak CEFIC’e

üye olduk. Olayın çehresi bu üyeliğimizden

sonra değişti. Bir sürü dökümanlar

gelmeye başladı. Avrupa’da bir

ağ vardır. Başını Almanya’da TUİS diye

bir kurum çeker. Bunlar özellikle taşımacılık

kazalarına yöneliçalışmalar

yapar. Ancak biz beceremedik. Bunun

dışında yıllar önce İzmit’te bu konuyla

ilgili belirli eğitimler verdik. Bunun

dışında bazı yabancı kaynakların

tercümelerini gerçekleştirdik sektöre

yönelik. Bunların ücretsiz dağıtımını

gerçekleştirdik.

Türkiye’de kimya sektörünün ihracattaki

yeri ve bu alanda tehlikeli

kimyasalların payları nelerdir?

2014 yılı için kimya sanayinin ihracatta

ülke içindeki payı %9.8. İthalattaki

payı %16.51’dir. Üretimlere gelecek

olursak yine aynı yıl için toplam üretim

içindeki payı %4.98. İhracat ve ithalat

bu noktada dengede değil gördüğünüz

gibi. Bu noktada bizlerin katma değeri

yüksek kimyasalların ihracı için çalışmalar

yapmamız gerekmekte. Kimya

sanayi teknoloji yoğun bir sanayidir. Bu

yüzden istihdam çok yüksek değildir.

Türkiye’de tehlikeli mal taşımacılığının

geçmişten bugüne gelişimi

ne şekilde gerçekleşti? Ülke olarak

uluslararası anlaşmalara ayak uydurabiliyor

muyuz?

Türkiye 2005 yılına kadar bu konuda

ayak diredi. Bunun en büyük nedenlerinden

biri de taşıma filosunun eski

olmasıydı. ADR ile hiç alakası yoktu.

Çünkü siz bir uluslararası anlaşmaya

taraf olduğunuz durumda en azından

bir programa uymanız gerekir. Sonrasında

bir mevzuat yayınlandı bu konuyla

ilgili. Ancak yönetmelik çıktığında

Tehlikeli Madde” diye çıktı. “Madde

Türkiye’de eksik bir kavram/ ibare olarak

kaldı. İngilizcesine baktığınızda

“Substance” geniş kapsamlı olarak bütün

tehlikeli malları kapsıyor, Türkçe

karşılığı olan “Madde” ise bu konuda

eksik kalıyor. Bu konuda çıkarılan bütün

mevzuatların ucu bir şekilde kimyaya

dayanıyor. Biz de sonuç itibariyle

bunlara dahil olmak durumundayız. Bu

konuda da üyelerimize bilgilendirme

yapıyoruz. Ancak küçük işletmelere

önem vermek gerek. Sonuçta taşımacılık

yapan şoförün bu konuyla alakasını

bir şekilde kurmak gerek. En güzel yolu

da kamu spotu yöntemiyle bu işletmelere

ulaşmak olacaktır. Farkındalık yaratıp

alt tabakaya ulaşmak gerek.

Göz önündekileri ele alırsanız

geride kalanların oluşturacağı

tehlikenin önünü alamazsınız!

Yasaklamak çözüm değil. Denetim ve

tedbir gerekir. Bu konuda eğitim şart.

“Sen yapmak zorundasın” deyip de bırakmak

olmamalı durumumuz.

2012 yılında yazmış olduğunuz bir

yazıda “ADR’deki otorite boşluğunu

TSE doldurmalı” diye bir ifade

kullanmıştınız. Bu görüşünüzden

bize bahsedebilir misiniz?

Bu ambalajlarla alakalı bir ifadeydi.

Benim eğitim aldığım kurum aynı

zamanda Belçika’nın ambalajlar konusundaki

akredite kurumuydu. Onlarla

bir çok kez iletişimde bulundum. Bu

konuda da görüşlerini aldım. Onlarla

gerçekleştirdiğim görüşmelerde de bu

konuda TSE söz konusu oldu. Bir Avrupa

Birliği Projesi oluşturulabilir mi

düşüncesiyle. Bazı dökümanlar aldım,

TSE’nin o dönemki yetkilileriyle de

görüştüm. Görüşmelerimiz ilerlerken

o dönemki genel sekreteri görevden aldılar.

Türkiye’de işler kişilerle yürüdüğü

için tabiki sekteye uğradı. Aradan

biraz zaman geçti. TSE’den ulaştılar.

Bu konuyu canlandırmak istediklerini

belirttiler.

Bu arada bizim TSE ile farklı

çalışmalarımız da var. Güvenlik

Bilgi Formu Hazırlayıcıları

eğitimleri veriyoruz.

Onlar da onayını gerçekleştiriyor. Bu

konuyla ilgili bir proje azırlamak istediler.

Beraber çalışmaya başladık. Hatta

Kimya Mühendisleri Odası her iki

senede bir ambalajlarla ilgili bir sempozyum

yapar. Bu sempozyumlardan

birine de Belçika’daki akredite kurumun

yetkililerinin katılması için bizler

de iletişim konusunda yardımcı olduk.

Çok verimli geçtiğini bize de aktardılar.

Sonrasında Ulaştırma Denizcilik

ve Haberleşme Bakanlığı bu konuda

TSE’yi yetkilendirdi. Sektörde çarkın

dönmesini sağlayan “gönderici” (gönderen)dir.

Gönderici doğru sınıflandıracak,

doğru ambalaj seçecek, doğru

etiketleyecek ve doğru levhalayacak ki

iş doğru yürüsün. Bu konuların bir çoğunda

da dışarıdan destek almak

durumunda! Ambalaj da bunlardan

biri.

TKSD’nin kaç üyesi bulunmakta?

Bu üyeleriniz arasında Tehlikeli

Malların Karayolu ile Taşınması

Hakkında Yönetmelik kapsamında

olan kaç işletme olduğuna dair bir

istatistiğiniz var mı? Bu üye işletmelerin

yönetmeliğin gereklerini

yerine getirme oranı nedir?

Bizim üyelerimizin çoğu, uyarılarımızla

beraber bu yönetmeliklere aldıkları

hizmetlerle uymaya çalışıyor. Yalnız

burada hizmet önemli. Örneğin üyelerimizden

iki tanesi aynı maddeyi gönderiyor.

Biri karton kutuya 4,5 – 5 lira

veriyor, diğeri 15 lira veriyor.

16.06.2015 tarihinde TMKTDGM’

nin yapmış olduğu duyurudaki

90.000 rakamı sizce doğru mu?

Sektörün içinde uzun yıllardır yer

alan biri olarak sizce ülkemizde

Tehlikeli Maddelere ilişkin işlem

gerçekleştirip de yönetmelik kapsamında

olan kaç işletme vardır?

Doğru, mantık olarak düşünecek

olursanız ya da Türkiye de üretilen

kimyasalları düşünecek olursanız ADR

ye tabi olanlar teksifize dir. Solventleri

bir kenara bırakacak olursanız, ağırlıklı

olarak mesela boya; su bazlı boyalar

işin içine girmez. Özellikle mineral kökenli

kimyasallar çoğunlukla girmez.

Onu bırakın yardımcı maddeler ki bol

miktarlarda üretilirler çoğunlukla onlar

da ADR ye tabi değildir. Geriye ne

kalıyor ağırlıklı solventler, sıvı kimyasallar

falan aslında şu bize bir rakam

verebilir. SEVESO var biliyorsunuz

SEVESO raporları bize ipucu verebilir.

İlk SEVESO projesinde 2005-2006 yıllarında

Çevre Bakanlığının teknik danışmanıydım.

Orada taş çatlasın 1000

ya da 1500 SEVESO çıkar. O da yani

kendisi kimyacı olmayanlar da var işin

içerisinde oradan hareketle bakacak

olursak rakam doğru bir rakam.

TKSD tehlikeli madde taşımacılığına

yönelik üyelerine ne gibi bilgilendirmeler

yaptı? Bu konuda

kamu nezdinde herhangi bir girişimi

var mı?

Uygulamaya yönelik her sene 2 seminer

yaptık. Mevzuatlarla ve bu mevzuatlarla

ilgili uygulamalarla ilgili güncel

olarak sürekli bilgilendirmelerde bulunuyoruz.

1995 yılından beri yapıyoruz

bunu. Özellikle yol kenarı denetimlerinin

üzerinde durduk. Yol Kenarı

Denetim Tebliği’nde size ne yapmanız

gerektiğini söylüyor. Cezaları da söylüyor.

Özellikle bunun üzerinden üyelerimizi

bilgilendirmeyi tercih ettik.

Aynı zamanda bir MSDS (Malzeme

Güvenlik Bilgi Formu, yeni

adıyla SDS; Güvenlik Bilgi Formu)

eğitmeni olarak ülkemizde kimyasalların

(özellikle tehlikeli maddelerin)

sınıflandırılmasına ilişkin

ne gibi hatalar yapılmakta? Bu

hataları önlemek amacıyla ne yapılmalı?

Tabi ki hatalar sadece ülkemizde değil.

Mesela Avrupa Kimyasallar Ajansı,

Avrupa Birliği Üyeleri içerisinde bir

test gerçekleştiriyor. Piyasadaki Malzeme

Güvenlik Bilgi Formlarının %47’si

hatalı çıkıyor. Ki bu adamlar bu işe

1967’de başlamış. 1967 Sonrası ilk çıkan

mevzuatla beraber diğer yan mevzuatlarla

uygulama geliştirilmiş. Şimdi

REACH var. REACH de çok ciddi boyutlu

bir mevzuat. O konuda da gelişim

amacıyla piyasaya çok büyük destek

sağladılar. Buna rağmen %47 hatalı

bilgi formu mevcut. Bu konuya Türkiye

açısından bakarsak çok fazla fark olduğunu

düşünmüyorum. Bizde de Hatalı

SDS’lerin oranı %50’lerdedir. Güvenlik

Bilgi Formu’nun(SDS) aslında şöyle bir

mantığı var. Güvenlik Bilgi Formu’nun

mevzuatına baktığınızda kapsam içi ve

kapsam dışı diye bir fark vardır. Bu da

taşımacılıktan kaynaklanır. Ama buna

rağmen 14 numaralı başlığı taşımacılığa

ayrılmıştır. Bu bölümde uluslararası

taşımacılık kodlarından, ambalajlama

gruplarına bir çok bilgiyi belirtmekle

yükümlüsünüzdür. Güvenlik Bilgi Formu

taşımacılığın ya da taşımacılık Güvenlik

Bilgi Formu’nun dışında değildir.

Çünkü sınıflandırma, etiketleme…

Hatta örneğin elleçlemede maruziyet

farklıdır, taşımacılıkta farklıdır. Hatta

şöyle bir yanlış anlaşılma vardır, “elleçlemede

kullanmış olduğunuz hükümleri

taşımaclıkta da kullanabilirsiniz”

derler. Öyle bir durum yok. Güvenlik

Bilgi Formu’nun dengesi olması lazım.

Bunun için de yine eğitim niteliğinin

geliştirilmesi gerekiyor.

TMGD’lerin sektördeki yeri sizce

nedir?

Öncelikle Devletin yapması gereken

uygulamalara yönelik bir eğitim gerekiyordu.

Ancak branşlaşma çok geniş

oldu. Mesela üyelerimize geliyorlarmış

duyuyoruz. Üyemiz soruyor “Ne

yapacaksınız?”cevap “Beraber öğreniriz”.

Böyle bir durum yok. Bir kitaptan

yola çıkarak çoktan seçmeli bir sınavla

bu iş olmaz. Bu konuda biraz çarpıklık

var. Normal eğitimi aldıktan sonra

kalkıp bir de bunun uygulamasına

yönelik paralı eğitim düzenliyorlar.

Böyle olmamalı.

Genel eğitim uygulamaya

yönelik olmalı. Bu fikrimden

dolayı beni çok fazla sevmezler

TMGD bir yerde firmayı eğitirken

bir taraftan da koyacağı uygulamalarla

devletin bu konuda işletmeye karşı

olan köprüsü. Sene sonunda raporunu

verecek. Ben bu belgeyi Türkiye’de

bu işi yapmak için almadım açıkçası.

Bir işletmeyle anlaşmam olmamasına

rağmen 1 sene sonra bana Belçika’daki

kurumdan biryazı geldi. Hala raporunuzu

vermediniz diye.

Sektördeki uzun ve kısa vadeli gerçekleşebilecek

gelişimler neler olacaktır?

TMGD’ler bu gelişimlerin

hangi noktasında bulunacaklar?

İsteğimiz ADR Yönetmeliği’nin

Türkiye’nin her noktasında uygulanması.

Her konuda, her mevzuatta olduğu

gibi uygulanmayan şeyler illaki

olacaktır. Ama bence kısa vadede yapılması

gereken şey eğitimlerin niteliğinin

geliştirilmesidir. Bunların dışında

1995’in sonu itibariyle sürücülerle ilgili

Avrupa’nın bize bir dayatması oldu.

Eğitimsiz sürücülerin kendi karayollarında

dolaşımına izin vermeyeceklerini

söylediler. Sonrasında Ulaştırma

Bakanlığı AB çerçevesinde mesleki yeterlilik

konularına eğildi. “SRC Belgesi”

çıktı ortaya. Bu konularda ilerlemeler

kaydedildikçe sıra Tehlikeli Malların

Taşımacılığına kadar geldi. Bununla

ilgili de SRC-5 Belgesi çıktı. Bu belge

Tehlikeli Mal taşıyan şoförlere şart koşuldu

ve 5 yılda bir yeniden eğitim

alınarak yenilenmesi gerekiyor.

6 7


TMD

Av. Cem CONGAR Calaw Hukuk Bürosu

TMD

Öncelikle kendinizden kısaca bahseder

misiniz? Ayrıca Sigorta ve

Taşımacılık sektörü ile ilgili çalışmalarınız

nelerdir?

İstanbul Barosuna kayıtlı Avukatım

ve Baromuzun Taşıma ve Lojistik Hukuku

Komisyonu Başkan Yardımcısıyım

ve Sigorta Hukuku Komisyonu

üyesiyim. Mesleki hayatıma İstanbul

Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret

Hukuku Anabilim Dalı Başkanı yanında

stajyer avukat olarak başladım.

Sonrasında sıra ile Ceynak Lojistik &

Samsunport Limanı, Egemenoğlu Danışmanlık

& Hukuk Bürosu ve son

olarak AXA Sigorta A.Ş. bünyesinde

sigorta, taşımacılık ve denizcilik sektörüne

ilişkin uluslararası davalar üzerine

çalıştım.

Birçok üniversitede, dernekte ve Baromuzun

Komisyonları tarafından düzenlenen

sektörel panel ve seminerde,

ayrıca uluslararası denizcilik üzerine

40’tan panelde düzenleyen ve konuşmacı

olarak yer aldım. Aynı zamanda

birçok TV Programına ve dergilere

uluslararası davalar ve taşımacılık

üzerine röportajlar verdim. İstanbul

Barosu Yayınları tarafından ‘TAŞIMA

HUKUKU VE NAKLİYAT SİGORTA-

LARI’ isimli kitabımız yayınlanmıştır.

Halen kendi Hukuk Büromuz ve ayrıca

Danışmanlık Şirketimizde uluslararası

güçlü bağlantılarımız aracılığıyla

Ticari Sözleşmeler, Sigorta, Taşımacılık

ve Denizcilik ile ilgili konular üzerine

Avukatlık ve Danışmanlık hizmeti vermekteyiz.

Tehlikeli Maddeler ve Tehlikeli

Atıklara ilişkin yasal düzenlemeler

nelerdir?

Öncelikle Anayasamıza göre herkes,

sağlıklı ve dengeli bir çevrede

yaşama hakkına sahiptir ve çevreyi

geliştirmek, çevre sağlığını korumak

ve çevre kirlenmesini önlemek

gerek Devlete gerekse vatandaşlara

ödev olarak yüklenmiştir. Anayasada

yer alan bu ilkeler 2872 Sayılı Çevre

Kanunu’nun 3/a maddesinde de benzer

biçimde düzenlenmiştir. Buna göre;

gerçek ya da tüzel kişi olarak herkes,

çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi

ile görevli olup, alınacak tedbirlere

ve belirlenen esaslara uymakla

yükümlüdür.

Yine Türk Ceza Kanunu 181. Maddesinde

suç olarak düzenlenen atık

veya artıklarla çevrenin kasten kirletilmesi

fiili, çevreye zarar verecek şekilde

atık veya artıkların alıcı ortamlar olan

toprak, su ve havaya kasten verilmesidir.

Genel olarak “Çevreyi kirletmeme”

prensibi Çevre Kanunu’nda “Kirletme

Yasağı” olarak düzenlenmiştir. Buna

göre; “Her türlü atık ve artığı çevreye

zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde

belirlenen standartlara ve

yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve

dolaylı biçimde alıcı ortama vermek,

depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve

benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır.’’

Ayrıca kirlenme ihtimali bulunan

durumlarda Şirketler veya ilgili kişiler

Anayasamıza göre,

herkes sağlıklı ve

dengeli bir çevrede

yaşama hakkına

sahiptir.

Kirlenmeyi önlemek, durdurmak ve

etkilelerini gidermekle yükümlüdür.

Yine Su Kirliliği Kontrolü

Yönetmeliği’nin 6. maddesinde alıcı

su ortamını kirleten en önemli kaynaklar

ve etkenler dokuz bent halinde

örnekleme yoluyla sayılmış, sınırlayıcı

bir belirleme yapılmamıştır. Buna göre,

fekal atıklar, organik atıklar, kimyasal

atıklar, aşırı üretim artışına neden

olan besin maddelerinin alıcı ortamın

dengesini bozacak şekilde aşırı boşaltımı,

atık ısı, radyoaktif atıklar, deniz

dibinden taranan malzeme, çamur, çöp

ve hafriyat artıklarının ve benzeri atıkların

boşaltımı, gemilerden kaynaklanan

petrol türevli katı ve sıvı atıklar (

sintine suyu, kirli balast, slaç, slop, yağ

ve benzeri atıklar ), Tehlikeli Maddelerin

Su ve Çevresinde Neden Olduğu

Kirliliğin Kontrolü Yönetmeliğinin eklerinde

belirtilen maddeler, örnekleme

yoluyla sayılmış kirletici unsurlardır.

Bahsettiğiniz bu Tehlikeli Maddeler

ve Tehlikeli Atıkların taşınması

hakkında hukuki bilgi verir misiniz?

Tehlikeli maddelerin; insan sağlığı

ve diğer canlı varlıklar ile çevreye zarar

vermeden güvenli ve düzenli bir

şekilde kamuya açık karayoluyla taşınması

kurallarını belirlemek amacıyla

TEHLİKELİ MADDELERİN KARA-

YOLUYLA TAŞINMASI HAKKINDA

YÖNETMELİK düzenlenmiştir. Bu Yönetmelik

Tehlikeli Malların Karayolu

ile Uluslararası Taşımacılığına İlişkin

Avrupa Anlaşmasına (ADR) paralel

olarak hazırlanmıştır. Tehlikeli maddeler

kamuya açık karayolunda, bu Yönetmelik

ve ADR hükümlerine uygun

olarak ekonomik, kontrollü, seri, güvenli,

insan sağlığına zarar vermeden

ve çevreye olumsuz etkisi en az olacak

şekilde taşınması gerekmektedir. Bir

önceki sorunuza cevaben bahsettiğim

gibi tehlikeli maddelerin taşınmasında

yer alan taraflar, hasar ve yaralanmaları

önleyebilmek ve gerekirse bunların

etkisini en aza indirebilmek için ön

görülebilen risklerin yapısını ve boyutunu

göz önünde bulundurarak bu Yönetmeliğe

ve ADR hükümlerine uygun

tedbirleri almakla yükümlüdür.

Yine bu Yönetmelik kapsamında taşımacılık

faaliyetinde bulunacak firmalar,

Karayolu Taşıma Yönetmeliğine

uygun yetki belgelerinden herhangi birine

sahip olmak yasal zorunluluktur.

Bu Yönetmelik ve ADR’ye göre tehlikeli

maddelerin karayoluyla taşımacılığı

alanında faaliyet gösteren; dolduran,

paketleyen, yükleyen, gönderen, alıcı,

boşaltan ve tank-konteyner/taşınabilir

tank işletmecileri, bu faaliyet alanlarından

biri veya birden fazlası için Ulaştırma,

Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığa

başvurarak Tehlikeli Madde Faaliyet

Belgesi almaları zorunludur. Ayrıca

bu Yönetmelik ve (ADR) hükümlerine

uygun olarak ulusal ve uluslararası

karayollarında tehlikeli yük taşımacılığı

yapacak şoförlerin, Tehlikeli Mal

Taşımacılığı Sürücü Eğitim Sertifikası

(SRC5)/ADR Şoför Eğitim Sertifikasına

sahip olmaları zorunludur.

Tehlikeli madde taşıyan araçlarda bulundurulması

gerekli olan belgeler

vardır. Bunlardan en önemlilerinden

birisi ise tehlikeli madde taşımacılığı

yapan taşıtlara ait Tehlikeli Maddeler

ve Tehlikeli Atık Zorunlu Mali Sorumluluk

Sigortası poliçesidir.

O halde Tehlikeli Maddeler ve Tehlikeli

Atık Zorunlu Mali Sorumluluk

Sigortası hakkında kısaca bilgi

verir misiniz ?

Bu sigorta, tehlikeli maddelerle ilgili

mesleki faaliyette bulunan gerçek

ve tüzel kişilerin söz konusu mesleki

faaliyetleri dolayısıyla meydana gelebilecek

bir kaza sonucunda, kusurları

olsun olmasın üçüncü kişilerin doğrudan

doğruya uğrayacakları bedeni ve

maddi zararlara karşı sorumluluklarını

limitler dahilinde teminat altına alırlar.

Birçok kaza ve patlama sonrasında

araçlara ve çevreye verilen zararlar

kadar önemli olan insana verilen zarardır.

Bu kimi zaman tehlikeli madde taşıyan

araç şöforü, kimi zaman patlama

anında fabrika içerisindeki işçiler kimi

zamanda olayla ilgisi olmayan çevrede

bulunan üçüncü kişiler olabilmektedir.

Herhangi bir tehlikeli madde taşımacılığı

veya depolanması vb durumlarda

kurallara uyulmaması sonucu oluşan

patlamalarda hem maddi hem de bedeni

hasarlar oluşmaktadır. Böyle bir

durumda Şirketlere karşı maddi hasarların

yanı sıra, ağır yaralanma ve ölümden

kaynaklı yüklü bedelli tazminat

davaları açılabilmektedir.

Yine Tehlikeli Maddeler ve Tehlikeli

Atık Sorumluluk Sigortası bulunan

bir işyerinde, kullanılmak üzere bulundurulan

LPG tüpünün infilakı, gaz

kaçırması, yangın çıkarması sonucu

verilecek zararlar, Tüpgaz Sorumluluk

Sigortası yaptırılması gerekmektedir.

Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine

göre bir trafik kazası meydana

geldiğinde tazminatı gerektiren olayın,

yetkili makamlarca tesbit edilmiş olan

istiab haddinden fazla yük taşınması

veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli

maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan

araçlarda, bu maddelerin parlama,

tutuşma ve infilakı yüzünden meydana

gelmesi halinde, ödemede bulunan sigortacının,

sigorta sözleşmesine ve bu

sözleşmeye dair kanun hükümlerine

göre tazminatın kaldırılmasını veya

azaltılmasını sağlayabileceği gibi, kusuru

oranında sigorta ettirene rücu

edebilecektir.

Netice olarak biz sigorta ve taşıma

sektöründe faaliyet gösteren Hukukçular,

yukarıda bahsettiğimiz hususlardan

dolayı Tehlikeli Maddeler ve

Tehlikeli Atık Sorumluluk Sigortası

yaptırılması yasal zorunluluk olduğu

kadar şirketlerin her türlü kaza veya

zarar yaratan olay sonrasında muhatap

olacakları yüksek bedelli tazminatları

tazmin edeceği için, bu poliçeleri yaptırmalarını

tavsiye etmekteyiz. Ayrıca

oluşan hasarın sigortacı tarafından

ödenebilmesi için bu hasarın teminatlar

kapsamında olması gerekir. Aksi

halde sigortacı hasarı teminat dışı hallerden

sayıp, ödemeyi kabul etmediğinde,

bu bedelleri ödemek firmaların

sorumluluğunda olacaktır ve firmalar

hem yüklü tazminatlar hem de yasal

masraflarla karşı karşıya kalmaktadırlar.

Bu nedenle poliçe içeriği ve teminatları

hususunda uzman sigortacı ve

hukukçu desteği almaları da önem arz

etmektedir.

Fikir ve Önerilerinizi beklemekteyiz:

congar@calaw.istanbul

TMGD Kuruluşlarının Yetkilendirilmesi Hakkında Yönerge - Madde 5

a) Bünyesinde en az 3 (üç) TMGD istihdam etmesi ve bunlardan birinin en az 3 (üç) yıl tecrübeye sahip koordinatör

bir TMGD olması zorunludur.

b) En az yüz bin lira (100.000 TL) ödenmiş sermayeye sahip olması.

c) Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde belirtilen faaliyet alanları içerisinde tehlikeli madde güvenlik danışmanlığı

kapsamındaki hizmetleri verebileceğine dair ibarenin yer alması gereklidir.

8 9


TMD

Av. Kenan YILMAZ Calaw Hukuk Bürosu

TMD

Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

İstanbul Barosu Avrupa Birliği

Komisyonu Yürütme Kurulu

Üyesi olan Kenan Yılmaz, İstanbul

Üniversitesi’nden Yüksek Onur Öğrencisi

derecesi ile mezun oldum. Öğrenimi

devam ederken 2 yarıyıl Bükreş

Üniversitesi Hukuk Fakültesinde

eğitim aldım. Bu süre içerisinde AB

mevzuatında Telif Hakları ve Marka

üzerine çalışma ve makalelerim

oldu. Sorumluluk(Tazminat) Hukuku

ve Şirketler Hukuku üzerine olan ve

İstanbul Üniversitesi bünyesine gerçekleşen

2 ayrı projede takım liderliği

yaptım. Üniversite yıllarında, Opinio

Iuris adlı derginin editör ekibinde yer

alıp, yazılar yazdım. Ayrıca, Avrupa

Genç Hukukçular Derneği(ELSA)

ve Uluslararası Hukuk Öğrencileri

Birliğinde(ILSA) üyeyim. İngilizce ve

Romence bilmekteyim.

ADR mevzuatı

yalnızca ADR

yönetmeliğinden

ibaret değil...

ADR mevzuatı tam olarak nedir?

Sanayi devriminin meşalesini yaktığı

ticaret, günümüzde hızla artarak

devam etmekte olup, bu durum ticari

malların(emtiaların) satıcı ve alıcı arasında

değişimini zorunlu kılmakta ve

bu sebepten mütevellit emtialar kara,

deniz demiryolu veya havayolu gibi

yaygın kullanılan taşıma yöntemleri

ile taşınmaktadır. Dünyada ve özellikle

Avrupa’da taşıma sektörü ticaretteki

yerini üst sıralarda almaktadır. Türkiye

İstatistik Kurumu verilerine göre 2016

yılında 142.530.542 USD değerinde

emtia taşınarak ihraç edilmiştir. Böylesine

yoğun olan bir sektör olan taşıma

sektöründe yaşanılan uluslararası

uyuşmazlık ve sorunları çözebilmek

amacıyla hükümetler bir araya gelerek

CMR konvansiyonu, INCOTERMS

gibi temel ilkeleri düzenleyen bazı

uluslararası referans belgeler üzerinde

uzlaşmışlardır.

Özellikle son 60-70 yılda teknolojik

gelişmelerin ivme kazanması, Tehlikeli

Madde başlığı altında toplanan

insan yaşamına zarar verici nitelikte

maddelerinde üretimini ve dolayısıyla

ülkeler arası dolaşımını hızlandırmıştır.

Temel kanunların yetersiz kalması

nedeniyle, Tehlikeli Malların Karayolu

ile Uluslararası Taşımacılığına İlişkin

Avrupa Anlaşması yani ADR akdedilmiştir.

Türkiye ADR anlaşmasına katılma

yolu ile kendini bağıtlamış ve 2010

yılında ise iç hukuk hükümlerine göre

onaylayarak yürürlüğe konulmuştur.

ADR anlaşması 17 maddelik bir

anlaşma metninden ve ayrıca A ve

B eklerinden oluşmaktadır. Ek-A

ve Ek-B, anlaşma yürürlüğü girdiğinden

bu yana düzenli olarak

yenilenmektedirler, hatta en sonuncusu

2017’de yayınlanmıştır.

Peki, Ek-A ve Ek- B neler içermektedirler?

EK-A Tehlikeli maddelere ilişkin

kural ve organizasyonların nasıl oluşturulacağını

ortaya koyarken, Ek-B Taşıma

faaliyetlerine ilişkin temel ilkeleri

ortaya koymaktadır. Ayrıca, 4925 sayılı

Karayolu Taşıma Kanunu ve ADR

anlaşmasının yürütümünün ve kuralların

uygulamasının açıklanması için

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme

Bakanlığınca(Bundan sonra ‘Bakanlık’

olarak anılacaktır.) çıkarılmış olan

TEHLİKELİ MADDELERİN KARA-

YOLUYLA TAŞINMASI HAKKINDA

YÖNETMELİK, 24.10.2013 tarihinde

Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe

girmiştir. Genellikle uygulamada

yapılan yanlış, ADR mevzuatının yalnızca

bahsedilen ADR yönetmeliğinden

ibaret sanılmasıdır. Oysaki hukuk

hiyerarşik kurallar bütünüdür, bu yüzden

kanun ve uluslararası anlaşmanın

nasıl uygulanacağını belirlemek için çıkarılmış

olan bu yönetmelik ikincil bir

kaynaktır. İkincil olmasının ne demek

olduğu ve önemi yazının devamında

açıklanacaktır. Bunlara ilaveten,

4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu

22.05.2014 yılında Resmi Gazetede

yayımlanmış Tehlikeli Madde

Güvenlik Danışmanlığı Hakkında

Tebliğ

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu

kapsamında md.174,179,180

Ana hatlarıyla yukarıda bahsettiğim

kurallar bütünü ADR mevzuatının

omurgasını oluşturmaktadır. Tehlikeli

Maddenin yüklenmesi, taşınması

veya boşaltılması gibi prosedürlerde

yaşanan herhangi bir uyuşmazlıkta bu

kanunlar yekun olarak okunacak ve

yorumlanacaktır. Öyle ki, usule aykırı

olarak yapılan Tehlikeli Madde uygulamalarında,

uygulayan sorumluluğunun

yalnızca yönetmelikte yazılı idari

para cezaları olacağını düşünmemelidir.

Oluşan zarara veya zarar oluşmasa

dahi bu husus/lar ayrıca Karayolları

Trafik Kanunu, TCK gibi kanunlar

nezdinde de dikkate alınacaktır. Yani

ADR mevzuatına uygun şekilde paketlemesi

ve etiketlenmesi yapılmaksızın

yüklemesi yapılmış olan tehlikeli maddenin,

tır konteynırında karayolunda

seyir halindeyken kaza yapması olasılığında;

1. Şoförün kusuruyla bağlantılı olarak

TCK kapsamındaki ceza sorumluluğunun

ve haksız fiili kaynaklı olarak

verdiği zararlar için tazminat sorumluluğunun

yanı sıra,

2. Şoförü çalıştıran bakımından ise

KTK md.85 çerçevesinde tazminat sorumluluğu,

3. Ayrıca, söz konusu malların yüklenmesi

ve boşaltılması sırasındaki iş

sahipleri için ADR yönetmeliğinde belirtilen

idari para cezaları ve ayrıca taşıma

sırasındaki iş sahibi ise TCK md.

174’te belirtilen Tehlikeli Maddelerin

İzinsiz olarak bulundurulması ve El

Değiştirilmesi başlıklı maddesine göre

dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve

beşbin güne kadar adlî para cezası ile

cezalandırılabilecektir.

Tehlikeli Madde Yönetimi

Türkiye’de yeni bir alan, bu yüzden

ADR anlaşmasına koşut olarak

yeni kurallar, tebliğler ile yönetmelikler

ile kurallar ihdas ediliyor.

Peki bu yönetmelik veya tebliğler

ile ADR anlaşması veya herhangi

bir kanun çatıştığında hangi kural

kıstas alınacak veya hangi yaptırım

uygulanacaktır?

Başlangıç olarak söylemek gerekir

ki hukuk kuralları hiyerarşik bir yapıya

sahiptir. Şöyle ki bu bir piramit gibi

düşünülebilir. Bu durumda en üstte

Anayasa yer alacak akabinde kanun

ve usulüne uygun olarak kabul edilip

onaylanmış uluslararası anlaşmalar

daha sonra tüzük ve ardından da yönetmelikler

gelir.

Tehlikeli Madde mevzuatımızda,

herhangi bir yasaya aykırılık durumunda

örneğin yönetmelikte veya tebliğde

yazan bir madde ile kanunda veya

uluslararası bir anlaşma olan ADR

deki herhangi bir hüküm çatıştığında,

kanun ve uluslararası anlaşma dikkate

alınarak işlem yapılmalıdır. Çünkü

hiçbir yönetmelik, tebliğ veya tüzük

kanuna aykırı olamaz. Bunlar kanunun

açıklamasını ve uygulamasını açıklamak

amacıyla çıkarılırlar.

Peki yukarıda TCK sorumluluğundan

bahsedildi. Burada hem para

cezası hem de hapis cezası öngörülmüş.

Bu durumda hangisi uygulanacaktır?

Burada bir çatışma yok

mu?

Hukuk bir sosyal bilimdir ve bir metadolojisi

bulunmaktadır. Farz edelim

ki böyle bir durumla karşı karşıya kalındı

ve her iki durumda da kanuna

muhalefetten yaptırım uygulanması

gerçekleşecek. İşte bu durumda şunu

ayırt etmemiz gerekiyor. Burada her ne

kadar iki adet aynı para cezası varmış

gibi dursa da aslında burada nitelik

bakımından ayrı iki adet para cezası

bulunmaktadır. Şöyle ki yönetmelik

kapsamında uygulanan para cezası

idari nitelikte bir para cezasıdır. Oysaki

Ceza kanunu kapsamında uygulanan

para cezası adli nitelikte bir para cezasıdır.

Biri mevzuata aykırılığı yaptırıma

tabi tutarken diğeri hukuka aykırı gelmenin

yaptırımını uygulamaktadır.

Ancak önemle belirtmek gerekir

ki, her olay ve ihtilaf kendi özelinde

yorumlanmak zorundadır.

Bu şu demektir, yukarıda bahsedilene

benzeyen bir durumla karşılaşıldığında

olayın belirgin özelliklerini belirlemeksizin

baştan şu ceza alınır, bu

ceza alınmaz demek abesle iştigaldir.

Çünkü her olay kendi içerisinde bazı

anahtar özellikler barındırır. Bu anahtar

özellikler önce iyi anlaşılmalı daha

sonra uygulanacak hukuk kısmına geçilmelidir.

Peki kanunlar, yönetmelikler ve

yaptırımlardan bahsettiniz, bu konularla

ilgili denetim nasıl gerçekleşiyor?

İlk olarak, bu durumu ikiye ayırmak

gerekir. Bu konu hakkındaki ceza sorumluluğunu

soruşturmak ve burada

suç var mı yok mu belirlemesini yapmak

Cumhuriyet savcılarımızın yetki

ve görevleri arasındadır.

İkinci olarak, ADR yönetmeliği olarak

anılan yukarıda bahsettiğimiz yönetmeliğin

yedinci bölümü denetime

ayrılmıştır. Yönetmeliğin 23. Maddesine

göre Bakanlık, Valilikler (kolluk

kuvvetleri), Gümrük ve Ticaret Bakanlığının

sınır kapılarındaki birimleri ve

Belediye Başkanlıklarının denetimden

sorumlu zabıta birimleri bu Yönetmelik

kapsamındaki tehlikeli madde taşımaları

konusunda denetimle görevli ve

yetkililer.

Yine yönetmelikte, denetimleri aksatanlar

hakkında yapılacak işlemler,

denetimlerin hangi usul ve esaslar

dikkate alınarak gerçekleştirileceği,

hangi personelin bu konuda yetkilendirileceği

yazılmıştır. Aslında denetim

mekanizmasının da oluşturulduğu görülüyor.

Bu yüzden burada eksik olan

denetim mekanizması değil mekanizmayı

aktive edip faaliyete geçirecek

bir yapının eksikliğidir. Bu yapı meslektaşlar

arası oluşturulabilecek sivil

inisiyatif niteliğinde bir kuruluşla gerçekleştirilebileceği

gibi 5846 sayılı Fikir

ve Sanat Eserleri Kanunu md. 42 de

belirtildiği gibi Meslek Birliği şeklinde,

hukuki zemininin gerekli yasal veya

idari düzenleyici işlemlerle hükümetçe

belirlendiği bir yapı olabilecektir.

Eğer sivil insiyatif şeklinde bir yapı

oluşturulmak isteniyorsa bu bir dernek

kurulmasıyla olabilir. İstenilen sonuçlar

ve hedeflenen amaçlar dernek tüzüğünde

belirtilir. Bu amaçlar nezdinde

ortak hedefe yönelmiş meslektaşlar üye

olup bu yapıyı oluşturabilirler.

Eğer meslek birliği şeklinde bir yapı

oluşturulmak isteniyor ise öncelikle

bu konu ile ilgili yasal düzenlemelerin

yapılması elzemdir. Bunun içinse, bu

yapının oturacağı hukuki temel meslektaşlarca

mesleğe dönük istekler belirlenip,

bir hukukçunun yardımı ile

hukuki zemine oturtulup bakanlığın

hukuk müşavirliğine teklifte bulunulabilir.

Çünkü 655 sayılı ULAŞTIR-

MA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞ-

ME BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE

GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN

HÜKMÜNDE KARARNAME md.20

de hukuk müşavirliğinin görevleri

arasında Bakanlığın amaçlarını daha

iyi gerçekleştirmek, mevzuata, plan ve

programa uygun çalışmalarını temin

etmek amacıyla gerekli hukuki teklifleri

hazırlayıp Bakana sunmak bulunmaktadır.

İşte bahsettiğim bu yapıların

görevi yönetmelikte belirtilen denetim

kuruluşlarını harekete geçirmek olacaktır.

Haklarının korunmasını isteyen

meslektaşlar bu yapılara üye veya kayıt

olarak bu yapılara kendi adlarına yetki

verecek ve bu yapıların haklarını korumalarını

sağlayabileceklerdir.

Fikir ve Önerilerinizi beklemekteyiz:

yilmazzkenann@gmail.com

10 11


TMD

Özgül Ayyıldız Karınca Lojistik

TMD

Karınca Lojistik’ ten bize biraz

bahsedebilir misiniz?

Karınca Lojistik 1986 yılında İstanbul’

da doğmuştur. Gümrükleme

hizmetleri üreterek sektöre

giriş yapan Karınca Lojistik kısa bir zaman

içerisinde uluslararası taşımacılık

hizmetlerini başlatmış ve Karayolu taşımacılığına

yatırım yaparak güçlü ve

güvenilir kadrosuyla müşterilerinin

“yüklerini ve yükümlülüklerini” taşımaktan

gurur duymuştur. Sektöre özel

çözümler üretmeye devam eden Karınca

Lojistik Çevre Sağlık ve Güvenliğin

önemini kuruluşundan beri özümsemiş

ve bu anlayışla tehlikeli madde taşımacılığı

yapmaya başlamıştır. “Sıfır

hata, sıfır kaza” prensibi ile bütün yüklerinizi

ve yükümlülüklerinizi Karınca

kararlılığında 30 senedir taşımaktadır.

Tehlikeli madde taşımacılığında tecrübe

kazanan, SEÇ-G bilinci yüksek

kadrosu ile Enerji sektöründe birçok

firmaya Türkiye sınırlarında karada

ve denizde petrol arama projelerinde

lojistik hizmet üretmeye başlamıştır.

Birçok yerli ve çok uluslu müşteri portföyü

sayesinde edindiği bilgi birikimini

Türkiye genelinde pekiştirerek yurtiçi

lojistik hizmetleri üretmeye başlamıştır.

Müşterilerini anlamak, müşterilerinin

ihtiyaçlarını onlara anlatarak

onlarla birlikte özel çözümler üretmek

adına sektör bazlı yönetim biçimini

benimsemiş ve tekstil sektöründe lojistik

hizmet üretmekte olan yabancı bir

firmayı kendi bünyesine katarak ayakkabı

ve tekstil sektöründe depolama

ve dağıtım hizmetleri üretmeye başlamıştır.

Maden ve inşaat sektörü için

Mersin bölgesinde yapılanan Karınca

Lojistik liman tahliye, elleçleme ve demiryolu

ağını kullanarak tüm Türkiye’

de taşıma hizmeti üretmeye başlamıştır.

30 seneye dayanan bilgi birikimi,

bilişim altyapısı ve marka güvenilirliği

ile dünya genelinde üretmekte olduğumuz

birçok hizmetle aslında birebir

sizlerin hayatlarında birer yere sahip

Karınca Lojstlik

1999 yılından

bu yana TMGD

çalıştırıyor

olmaktan Karınca ailesi olarak mutluluk

duyuyoruz.

Yürütmüş olduğunuz operasyonlarda

Tehlikeli Mal Taşımacılığının

yeri nedir?

Karınca geneline bakarsak Akaryakıt

ve Gaz Dağıtım Direktörlüğü Karınca’

nın toplam cirosunun içinde yaklaşık

%25’ lik bir paya sahip. Direktörlük

bünyesinde 327 kişi istihdam ediliyor.

Bunun yaklaşık 300 kadarı sürücü.

Akaryakıt ve Gaz Dağıtım Direktörlüğü

Karınca’ nın en önemli direktörlüklerinin

başında geliyor.

Bu operasyonlara başlamadan

önce ne gibi hazırlık evrelerinden

geçtiniz?

Öncelikle hizmet vereceğimiz şirketin

işle alakalı teknik bir şartnamesi

vardır. Tüm plan ve hazırlıklarımızı bu

şartnameye göre yaparız. Eğer bu teknik

şartnamedeki kriterler bizim yü-

rüttüğümüz operasyonlardaki kriterle

re uymuyorsa da SEÇ-G’ den (Sağlık,

Emniyet Çevre, Güvenlik) ödün veremeyiz.

Tehlikeli Mal Taşımacılığı’ nda

karşılaştığınız sorunlardan bize

biraz bahsedebilir misiniz?

En büyük sorunumuz kriterlerimize

uygun sürücü bulamamak. Tüm sürücülerimizin

25-55 yaş arasında, en

az 3 yıl tehlikeli madde taşımacılığı

tecrübesi olan, sabıka kaydı temiz, kazaya

karışmamış, sigara kullanmayan,

SRC 5 sahibi vs kriterlerimize uyması

gerekli. Bunun haricindeki eğitim ve

sağlık kontrollerini şirket bünyemizde

gerçekleştiriyoruz. Bir diğer çektiğimiz

zorluk ise trafikteki sürücülerin Tehlikeli

Madde Taşıyan Tankerin hız limitlerini

bilmemesi ve anlayış göstermemesi.

SEÇ-G kriterlerimiz gereğince

şehir içi 30km/s, şehirlerarası 50km/s,

otoyol da ise 60 km/s hızı aşmıyoruz.

Tanker Hız Sınırı

Şehir İçi 30 km/s

Şehirlerarası 50 km/s

Otoyol 60 km/s

Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanınızın

sizlere getirmiş olduğu

yenilikler nelerdir?

Aslında Türkiye’ de TMGD çalıştırma

zorunluluğu getirilmeden önce de

biz bünyemizde TMGD bulunduruyorduk.

Bu sertifika Türkiye’ de verilmeye

başlamadan önce sınav ve eğitimler

İngiltere’ de DGSA (Dangerous

Goods Safety Association) tarafından

veriliyordu. Biz Karınca olarak global

ölçekteki müşterilerimize hizmet verdiğimizden

dolayı, hizmet vermeye

başladığımız günden beri bünyemizde

TMGD bulunduruyoruz. Bunun şirketimize

katkısına gelince; Şunu gönül

rahatlığıyla söyleyebilirim ki, Tehlikeli

madde taşımacılığı İngiltere’ de yada

Almanya’ da hangi kriterler ve standartlarda

yapılıyorsa, Karınca da bu

hizmeti 1999’ dan beri o şartlarda veriyor.

Tehlikeli Mallarının Taşımasını

gerçekleştirmiş olduğunuz müşterilerinizin

Tehlikeli Malların Karayoluyla

Taşınması Hakkındaki

Mevzuatlara yönelik istekleri var

mı? Varsa neler?

Söylediğim gibi; Zaten global olan

müşterilerimiz bizden talepte bulunuyorken,

kendi ülkelerindeki kriterleri

göz önünde bulunduruyorlar. Örnek

verecek olursak tüm araç ve tankların

ADR standartlarında olması, sürücülerin

tüm sürüş kurallarına uyması,

bunun kamera, uydu ve zaman zaman

gizli müfettiş tarafından takip edilmesi

Güvenlik konusunda çok hassas

olduğunuz piyasada bilinen bir

durum. Özellikle sosyal medyada

bulunan eğitim ve güvenlik konu

başlıklı videonuz çok ilgi çekici. Bu

konuda neler söylemek istersiniz?

SEÇ-G karınca için olmazsa olmazdır.

Bu global müşterilerimizden gelen

bir know-how. Biz bu sayede Türkiye’de

30 milyon km büyük kaza yapmadan

Tehlikeli Madde Taşımacılığı yaptık.

Tehlikeli Mal Taşımacılığı ile ilgili

operasyonlarda bulunan personelinize

ne tip sosyal ve mesleki eğitimlerle

destek oluyorsunuz?

Sürücülere ve amirlerimize verdiğimiz

eğitimler; ilk sürüş değerlendirme,

emniyetli sürüş teknikleri, kaymama/

devrilmeme eğitimi, yangınla mücadele,

yorgunluk ve uykusuzlukla mücadele,

ilk yardım eğitimi, teknik eğitimler

(dolum boşaltım), psikoteknik test ve

emniyet kuralları. Sosyal olarak da belirli

dönemlerde amirlerimiz sürücülerin

ailelerini ziyaret ederler, sürücü

eşleri ile SEÇ-G departmanımız eğitim

günleri yaparlar.

Tehlikeli Mal Taşımacılığına ilişkin

gelecek planlarınız nelerdir?

Karınca olarak Tehlikeli Madde Taşımacılığında

2014 Yılında kendimize

stratejik bir hedef belirlemiştik. O güne

kadar sadece akaryakıt ve LPG taşıyorduk.

Bu alandaki hizmet yelpazemizi

geliştirme kararı almıştık. Bu çerçevede

bugün akaryakıt ve LPG’ nin dışında

JET-A1 (Uçak Yakıtı) ve karbondioksit

ve oksijen gibi endüstriyel gazlar

da taşıyoruz. Önümüzdeki dönemde

bu stratejik hedef çerçevesinde hizmet

yelpazemizi daha da geliştireceğiz.

Tehlikeli Mal Taşımacılığında karayolu

ile taşımacılık dışındaki faaliyetleriniz

nelerdir? Bu faaliyetler

hakkında

bilgi verebilir misiniz?

Yaptığımız uluslararası taşımalarda

da zaman zaman ADR kapsamına giren

ürünleri deniz ve hava yolu ile taşıyoruz.

Özellikle hava yolunda ADR’ li

ürünlerin paketleme standartları çok

önemlidir. Bura müşterilerimize paketleme

hizmetini de yine deneyimli

personellerimiz ile veriyoruz.

Tehlikeli Mal Taşımacılığında

tankla ve ambalajla taşıma modlarınızda

gerçekleştirdiğiniz uygulamalardan

bahseder misiniz?

Tankla yaptığımız taşımaları daha

çok yurt içinde yapıyoruz. Akaryakıt

istasyonlarının haricinde endüstriyel

gazlar da taşıdığımız için, hastane, fabrika,

okul gibi noktalara da sevkiyatlar

yapıyoruz. Paketli taşımaları ise daha

uluslararası taşımalarda yapıyoruz.

TMGD Kuruluşlarının Yetkilendirilmesi Hakkında Yönerge - Madde 5 TMGD Kuruluşlarının Yetkilendirilmesi Hakkında Yönerge - Madde 5

2) TMGDK’lar çalıştırdıkları TMGD’lerin tamamını SGK meslek grubu kodu ile istihdam etmek zorundadırlar.

3) TMGDK’da verilen hizmetin niteliğine, personel sayısına ve çalışma şartlarına uygun olacak şekilde çalışma mekânları

(yeterli sayıda tuvalet/lavabo vb.), toplantı salonu, arşiv odası, hizmet aracı bulunmak zorundadır. Hizmet aracının

üzerinde dışarıdan görünecek şekilde firma ismi ve logosu, Bakanlık Logosu ile birlikte yer alır. Hizmet aracı 7

yaşını geçmemiş ve beyaz renkte binek araç olacaktır.

4) İdare bu yönerge kapsamında belirlenen gerekli şartları sağlayan kuruluşları üçüncü şahıslara tehlikeli madde

güvenlik danışmanlığı hizmeti vermek üzere, TMGDK olarak yetkilendirir.

b) İş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren kuruluşlar, toplum sağlığı hizmeti veren kuruluşlar, çevre danışmanlık firmaları,

idarece yetkilendirilmiş eğitim kuruluşları, şahıs şirketleri, özel güvenlik kuruluşları, temizlik firmaları, dernekler, federasyonlar,

konfederasyonlar, birlikler, vakıflar, meslek odaları, sanayi odaları, ticaret odaları ile sanayi ve ticaret odaları

veya bu kuruluşların ortak olduğu kuruluşlar TMGDK olarak yetkilendirilemezler.

12 13


TMD

TMD

Hastane

Dosyası

TIBBİ ATIKLARIN KONTROLÜ YÖNETMELİĞİ

2872 SAYILI ÇEVRE KANUNU

ATIK YÖNETİMİ YÖNETMELİĞİ

ATIKLARIN KARAYOLUYLA TAŞINMASINA İLİŞKİN TEBLİĞ

TEHLİKELİ MALLARIN KARAYOLUYLA TAŞINMASI HAKKINDA

YÖNETMELİK

TEHLİKELİ MADDE FAALİYET BELGESİ DÜZENLENMESİNE

İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNERGE

TEHLİKELİ MADDE GÜVENLİK DANIŞMANI TEBLİĞİ

Çevrenin, doğal kaynakların ve

insan sağlığının korunabilmesi,

tehlikeli maddelerle ilgili tüm

süreçlerin doğru bir şekilde yürütülmesine

ve tüm risklerin en düşük

seviyeye indirilebilmesine bağlıdır.

Tehlikeli maddelerle ilgili faaliyette bulunan

tüm sektörlerin tehlikeli madde

güvenlik danışmanıyla çalışması, bu

süreçlerin alanında uzman danışmanlarla

yürütülmesi için gerekli görülmüş

ve yasal zorunluluk haline getirilmiştir.

Tehlikeli Madde dendiğinde akla ilk

gelen kimya sektörü olsa da aslında

pek çok sektör ADR kapsamına girmektedir.

Bu sayımızdan itibaren her

sayımızda farklı sektörlerin ADR kapsamındaki

değerlendirmelerimizi siz

meslektaşlarımızın bilgisine ve görüşüne

sunacağız.

Bilindiği üzere firmaların ADR

Yönetmeliği’ne tabi olmaları için yıllık

50 ton ve üzeri işlem yapıyor olması gerekmektedir.

Ancak TMFB Düzenlenmesine

İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında

Yönerge’nin 5. Maddesinde yer alan

“Sınıf 1, Sınıf 6 ve Sınıf 7 kapsamındaki

tehlikeli maddelerle iştigal eden işletmeler,

herhangi bir işlem miktarına

bağlı olmaksızın Tehlikeli Madde Faaliyet

Belgesi almak zorundadırlar”

hükmünden anlaşılacağı üzere hastaneler

özelinde miktar sınırlaması

ortadan kalkmaktadır. Hastanelerin

ADR kapsamına nasıl girdiğine gelecek

olursak Tehlikeli Atıkların Kontrolü

Yönetmeliği’nden başlayarak yan sayfadaki

gibi bir şema ile bunu net olarak

görebiliriz.

Kamu sağlığının korunması ve iyileştirilmesini

amaç edinen hastaneler

için, bulundurdukları tehlikeli maddeler

düşünüldüğünde Tehlikeli Madde

Yönetimi daha da önemli hale gelmektedir.

Çünkü bahsi geçen tehlikeli

maddeler için gerçekleştirilen operasyonlarda

ortaya çıkabilecek herhangi

bir kaza ciddi ve büyük ölçekli sorunlar

yaratacak, kitlesel hastalıkları ortaya

çıkarabilecektir. Bu nedenle hastanelerde

bu sürecin daha titizlikle yürütülmesi

gerekmektedir.

Hastane dendiğinde ilk akla gelen

tıbbi atıklar olsa da, farklı sınıflara ait

tehlikeli maddeler de sağlık sektöründe

kullanılmakta. Özellikle hastanenin

kapasitesi ve ünite sayısı arttıkça

tehlikeli madde çeşitliliği de artış göstermektedir.

ADR kapsamına girmesi

açısından hastanelerde bulunan tehlikeli

maddeleri bir tablo halinde siz

değerli okuyucularımıza sunmadan

önce Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığının

ciddiye alınması gereken

bir meslek olduğunu; insanların ve

çevrenin korunmasında rolünün büyük

olduğunu bir kez daha belirtmek

isteriz. Daha önce de belirtildiği gibi

hastaneler için verilen Tehlikeli Madde

Yönetimi Hizmeti’nde yapılacak bir ihmal

veya eksik yapılan bir işlem kitlesel

sonuçlara ve salgınlara sebep olacaktır.

Maddenin Adı

UN

Numarası

Sınıfı

Tehlike Etiketi

Azot, Soğutulmuş Sıvı 1977 2 2.2

Etanol Çözeltisi

(Etil Alkol Çözeltisi)

Formaldehit Çözeltisi,

Alevlenir

1170 3 3

1198

Metanol 1230 3

3 3

+8

3

+6.1

Bulaşıcı Madde, İnsan

Sağlığını Etkileyen

2814 6.2 6.2

Klinik Atık 3291 6.2 6.2

Biyolojik Madde 3373 6.2 6.2

Formaldehit Çözeltisi,

%25’ten fazla formaldehit

2209 8 8

içeren

Genetik Yapısı Değiştirilmiş

Mikroorganizmalar

veya Genetik Yapısı

Değiştirilmiş Organizmalar

3245 9 9

*Tabloda verilen maddelerin haricinde laboratuar kimyasalları ve radyoaktif

maddeler de hastanelerde kullanılan tehlikeli maddelerdendir.

14 15


TMD

Sümer ERPAK Hastane İşletme Müdürü

ları, 1.5 tonluk araçla getirilip forkliftler

ile taşınıyor.

Hastaneler

tehlikeli

maddelerin

farkındalar...

Laboratuvar kimyasalları, özel varil

tipi sıvı toplayıcılarda bazıları otomatik

olarak cihazdan, bazıları manuel

olarak toplanıp, tıbbi atıklar ile birlikte

gönderiliyor. Hastanede çok fazla distile

su ve yıkama suyu kullanımından

dolayı dilüe (seyrelme) çok oluyor.

Avrupa standartlarında zararsız hale

gelecek şekilde dilüe olan kimyasallar

ise direk kanalizasyona veriliyor.

Sümer Bey merhaba, bugune kadar

yaptıklarınızdan kısaca bahseder

misiniz?

1965 Ankara doğumluyum. İlk, orta

ve liseyi Ankara’da okudum. Gülhane

Askeri Tıp Akademisi’nden askeri

sağlık astsubayı olarak mezun oldum.

Sonrasında Deniz Kuvvetleri’nde 22

yıl görev yaptım. Bu süreçte biyokimya

teknikeriyim, hem işletme hem de hastane

işletmeciliği bitiridim. 34 senedir

sektörde aktif olarak çalışıyorum.

Büyük ölçekli hastanelerde çalıştım.

Şimdi de Avcılar Hastanesi’nde işletme

müdürlüğü görevini sürdürüyorum.

Biyokimyacı olduğumdan dolayı

tehlikeli madde ve kimyasal

maddelerle oldukça iç içe oldum.

rumda tehlikeli tıbbi malzeme atıkta.

Bu tehlikeli tıbbi atıkları taşıyan

personel özel eğitim alıyor mu?

Genelde temizlik işleri ile ilgilenen

grubun içinde bu tür kişilere eğitim

veriliyor, iş eldivenleri ve çizme gibi

kontamine olmayacak, kazaya maruz

kalmayacak ekipman kullanıyorlar.

Batma gibi iş kazası meydana gelirse

hemen raporunu tutarak kişinin biyolojik

testlerini yaptırıyoruz ve iş kazası

statüsünde değerlendiriliyor.

CO 2

oksijen, azot gibi tıbbi gazlar,

büyük ölçekli hastanelerde çok büyük

tanklarda dolum tankeri tarafından

doldurulup merkezi sistemle hastaneye

dağıtılıyor. Burada ise 12 adet tüp blok-

Röntgen cihazındaki gibi radyoaktif

maddelerde ise, birinci ve ikinci banyolar

bidonlarla firma tarafından toplanıyor.

Çünkü onlardan gümüş elde

ediyorlar. Bizim personelimiz sadece

kullanım süresi bittiği zaman kendi bidonunu

aktarıyor. Bidon aktarım sırasında

kimyasal ile temas etmemek için

eldiven kullanılıyor. Zaten artık herşey

otomatik, makinenin içindeki kazan

eldivenle alınarak gönderilecek ağzı

geniş kaba dökülüyor. Bütün bu işlemleri

teknisyenler yapıyor.

Pazartesi, çarşamba ve cuma günleri

sabah erken saatlerde tehlikeli atıkları

almak için araç geliyor. Torbalar sayılarak

teslim ediliyor.

Tehlikeli maddeler için hastanelerde

bilinçlenmeyle birlikte yıllardır uygulanan

önlemler var. Bu yüzden problem

yaşamıyoruz.

Hukuk

Reklam

Hastanelerde yıllar öncesinde tıbbi

atıklara çok dikkat edilmiyordu. İğne

uçları açıktaydı ve taşınırken çok fazla

iş kazası meydana geliyordu. Fakat

daha sonra shotbox dediğimiz sert kutular

ve enjektörlerin kutuya alınması

önlemleri alındı. Bizim zamanlarda

böyle şeyler yoktu. Yıllar önce günde

300 hastadan kan alırdık ve kaza riski

çok yüksekti. Sonra tıbbi atıklar için

önlemler alındı. Torbalar kalınlaştırıldı,

artık 2/3 oranında doldurulup ağzı

sıkıca bağlanıyor. Katlara shotboxlar

konuldu. İğne uçları bu shotboxlara

atılıyor. Daha sonra bu tıbbi atıklar

İstaç tarafından alınarak çok yüksek

sıcaklıklarda imha ediliyor. Hastanlerden

tehlikeli madde alınırken en ufak

güvensiz taşımada rapor yazılıyor. Nispeten

güvenli bir taşıma oturmuş du-

16


TMD

Alper ÖZEL UND İcra Kurulu Başkan Yrd.

TMD

Daha önce görev almış olduğunuz

IRU’nun Türkiye’deki faaliyetleri

ile ilgili bilgi verebilir misiniz?

IRU nun karayolu taşımacılığı birliği.

Avrupa çok önem veriyor tehlikeli

madde taşımacılığına. IRU sektörden

gelen konuları birleşmiş milletlere taşıyor.

Birleşmiş milletlerin toplantılarına

katılıyor ve sektörün görüşlerini orada

paylaşıyor. Ülkemize avantajları orada

neler konuşuluyor neler tartışılıyor

bunları öğreniyoruz. Bizim görüşlerimiz

dinleniliyor. ADR çalışmalarında

bizim de görüşlerimiz paylaşılıyor.

Bakanlığımız bize bir takım görüşleri

soruyor bu eylül ayında yapılacak BM

toplantısında neler konuşulacak soruyoruz.

IRU’nun bize böyle faydası oluyor.

Eşleştirme Projesinde yer alanlardan

birisi olarak o noktada IRU’

nun katkıları var mıydı?

Polonyalılar ve Litvanyalılar’ la eşleştirme

projesi yapıldı. Bunun yansımalarını

biz daha görmedik. Çalışmalar

çok güzel yapıldı karşılıklı seyahatler

yapıldı, eğitmenler ve denetçiler yetiştirildi

ama bunun yansımasını ülkemizde

görmüyoruz.Tuikte veri yok

ama ne kadar lpg üretiliyor taşınıyor

biliyoruz. Ama ne kadar boya aşındırıcı

kimyasal taşındı bilmiyoruz. Atıkları

biliyoruz akaryakıtı biliyoruz ama diğer

tehlikeli malların taşınması ile ilgili

istatistiki veri yok. Kimyasal madde

ihracatı biliyoruz. Yurtiçinde ne kadar

tehlikeli mal taşınıyor bilemiyoruz.

Türkiye’de yıllık yaklaşık

35 Milyon Ton

Tehlikeli Mal Hareketi

olduğu söyleniyor.

16.06.2015 tarihinde Tehlikeli Mal

ve Kombine Taşımacılık Düzenleme

Genel Müdürlüğü tarafından

bir duyuru yayınlandı. Bu duyuruda

Türkiye’ de yıllık olarak yaklaşık

35 Milyon tonluk Tehlikeli

Mal Hareketinin olduğu söylendi.

Aynı zamanda 01.01.2018 tarihi

itibariyle 16.000 ila 18.000 arasında

TMGD’ nin yeterli olabileceği

belirtildi. Sizce bu açıklama hangi

istatistiklere dayanılarak hazırlandı?

Dayanağını bilemiyorum. Açıklamayı

yapanlara sormak lazım. Sadece

alıcı olan akaryakıt istasyonları tmgd

ye ihtiyacı yok. 17000 tmfb alan firma

var. Şu an tmfb alanlara tmgd yetiyor.

Ama ilgili firmaların hepsi tmfb aldı

mı bilmiyoruz. Bakanlığın denetimlere

başlaması lazım TMGD yapısını güçlendirmesi

lazım inandırıcılığını kaybediyor

bakanlık. Denetimlerle ilgili

mevzuat çalışması yapıyorlar. Şirket

denetimleri nasıl olmalı ama ne zaman

sonlanacak nasıl sonlanacak bilmiyoruz.

Şimdi bir jurnal yapısı getireceğiz.

Jurnal şu tmgd görev aldığı firmada bir

aksaklık gördüğü zaman bunu defterine

kaydediyor. Şu tespit edilmiştir şu

tarihte şu önlem alınmıştır imza. Bakanlık

denetime geldiği zaman önce o

“Kimya sektörü

Avrupa’da ve

Dünyada en çok

mevzuatı olan

sektörlerdendir.”

jurnalı isteyecek. Bu iyi bir şey evet eksikliği

tespit ettin ne yaptın. Biz bunu

destekliyoruz. Ama hala bununla ilgili

de bir faaliyet yok. Süre uzadıkça inandırıcılık

kayboluyor.

Bir önceki sayımızda bir Tehlikeli

Mal Taşımacılığına yönelik bir

komisyon kurulmasına ve kanun

çıkarılmasına ilişkin görüşlerinizi

belirtmiştiniz, bu görüşlerinize

ilişkin ne gibi girişimlerde bulunuyorsunuz?

Bu konuda herhangi bir

gelişme var mı?

Her türlü platformda söylüyoruz. Bir

kanun yapmak kolay değil. Karayolu

için ayrı bir yönetmelik var TMGD için

ayrı var, havayolunun ayrı var, demiryolunun

ayrı var, deniz yolunun ayrı

var çevre bakanlığının ayrı var, iç işleri

bakanlığının patlayıcı ile ilgili ayrı var.

Bu kadar yönetmeliğin olması bölük

pörçük bir yapı getiriyor. Biz diyoruz

ki Tehlikeli madde taşımacılığı kanunu

çıkarılır. Burada bu konular tarif

edilir. Bu şekilde kim nereye bakacağını

bilir. Biz onu söylüyoruz bu kanun

bir toparlar. Kimya sektörü Avrupa’da

ve dünyada en çok mevzuatı olan sektördür.

Bu kadar mevzuatı olan sektörü

bir araya toparlamak lazım bu işimizi

kolaylaştırır. Bir örnek vereyim Belki

düzelmiştir ama Yönetmelikte diyor ki

Sınıf 6 taşınırken sağlık bakanlığından

izin alınacak. Sağlık bakanlığını arıyorsun

orada çalışanın konudan haberi

yok. Biz diyoruz ki bir komisyon olsun.

Bakanlık toplantı yapıyor bizi çağırı-

yor görüşlerimizi soruyor bu konuda

sıkıntı yok.

Çağırılıyoruz şu konuda görüş ver

deniyor. Tamam, veriyoruz ama diğer

sektörler ne diyor, onu bilmiyoruz,

sıkıntı nerde tam bilemiyoruz ki. Bu

sefer yük bakanlığın üstüne biniyor.

Biz diyoruz ki bütün bu konuda taraf

olanlar özel sektör temsilcileri, iç işleri

bakanlığı, çevre bakanlığı, tarım

bakanlığı, sağlık bakanlığı, ulaştırma

bakanlığı vs. 6 ayda bir araya gelip ne

olup ne bitiyor Ulaştırma Bakanlığı

şemsiyesi altında toplanalım gerekirse

ilave çalışma gurupları kurulur. Böyle

bir mekanizmayı devreye sokarsak

herkes herkesin yaptığını bilir nerelerde

sıkıntı olduğunu bilir. Biliyorsunuz

ADR yönetmeliği her 2 yılda bir güncelleniyor.

Şimdi ne güncellenecek işimize

yarar mı yaramaz mı Türkiye’nin

Sakarya’da

Radyoaktif Madde

Kazası

görüşü gerekebilir. O yüzden böyle bir

komisyon kurulup 6 ayda bir toplanması

çok önemlidir.

Yönetmelik “taşımacılık” ifadesini

içermesine rağmen taşımacılık faaliyetini

gösterenlerin 2018 yılına

kadar kapsam dışında bırakılması

neden kaynaklandı? Sizce bu uygulama

doğru mu?

Uluslararası taşımacılar muaf. Bu

muafiyet şundan kaynaklıydı, bir kere

yeterince TMGD yoktu. Birde zaten

uluslararası taşımacılık yaptıkları için

mecbur ADR kurallarına uymak zorunda.

Öyle bir Geçiş dönemi oldu,

zaten 2 sene kaldı.

Bu uygulama sektörü olumlu veya

olumsuz ne şekilde etkiledi? Ayrıca

diğer süre uzatımları da önemli,

Arifiye ilçesinde, baraj şantiyesinde

yapılan radyografi çalışmaları

sırasında cihazın içerisinde bulunan

radyoaktif kaynağın düşürüldüğü

ve bulunamadığı bildirilmiştir.

16 yaşında gencin bulup evine

götürdüğü radyoaktif madde,

AFAD ekipleri tarafından

TAEK yetkililerine teslim edildi.

TAEK’ten konuyla ilgili yapılan yazılı

açıklamada, “Radyoaktif kaynak

endüstriyel radyografide kullanılan

örneğin tünel kategorileri, yıllık

faaliyet raporu, araç uygunluk sertifikalarına

yönelik süre uzatımlarını

nasıl değerlendiriyorsunuz

ve bunların sektöre etkileri neler

oldu?

Tünel kategorileri çoktan olmalıydı.

Yıllık faaliyet raporu aynı şekilde. Araç

uygunluk normal zaten Türkiye’deki

araçların %90 dan fazla ADR uygunluğu

yok. Birden bire değiştirmekte

mümkün değil. Bununla beraber bir

daha erteleme olmasın artık. Çünkü

bu yönetmeliği biz 2007 den beri konuşuyoruz.

Bu yeni bir şey değil. Artık

kimse bu yeni bir şey sektör hazır değil

falan demesin. 2007 de ertelendi 2010

oldu 2010 dan 2011 oldu. 2015 e kadar

geldik. Artık ilgili sektörler ne olduğunu

biliyor ve ona önlemlerini almaları

lazım.

İridyum-192 radyoizotopu olup

kapalı kaynak formundadır.

Radyoaktif kaynağı şantiye

sahasından alarak evine

götüren kişi ve ev halkı gerekli

tetkikler yapılmak üzere sağlık

kuruluşlarına yönlendirilmiştir.

Söz konusu

radyoaktif kaynağın bulunduğu

yer ve çevresinde radyolojik

açıdan herhangi bir bulaşma

veya anomali söz konusu

değildir” denildi.

18 19


TMD

Emre ELDENER UTİKAD Yönetim Kurulu Başkanı

Ülkemizde

Tehlikeli Madde

Taşımacılığı yeni

yasal düzenlemeler

ile sağlam bir

zemine oturdu.

FIATA DiPLOMA EĞiTiMi

3. Dönem kayıtları sürüyor

Patlayıcı, parlayıcı, yanıcı, yakıcı,

kendi kendine yanan veya kolayca

ateş alan, zehirli ve radyoaktif

gibi farklı özelliklere sahip tehlikeli

maddelerin, çok düşük miktarlarının

çevreye yayılması bile insan sağlığı ve

çevre açısından ciddi boyutlarda sorunlar

yaşanmasına neden olabiliyor.

Bu nedenle tehlikeli maddelerin, güvenli

bir zincir içinde taşınması ve lojistik

süreçlerin doğru yönetilmesi büyük

öneme sahip.

Ülkemiz sınırları içinde tehlikeli

madde taşımacılığı mevzuatı çoğunlukla

karayolu taşımacılığı ekseninde

şekillenirken, geçtiğimiz yıl içerisinde

çıkarılan yönetmeliklerle tehlikeli

maddelerin denizyolu ve demiryoluyla

taşınmasına ilişkin yasal düzenlemeler

de yürürlüğe girmiş oldu. Tehlikeli

Madde ve Kombine Taşımacılık Düzenleme

Genel Müdürlüğü tarafından

uygulamaya alınan yeni düzenlemeler

uluslararası entegrasyonu da beraberinde

getirdi. Çünkü tehlikeli maddelerin

taşınması, depolanması, elleçlenmesi

ve kullanılmasında karşılaşılan

kaza risklerinin minimum seviyeye

düşürülmesi veya tamamen bertaraf

edilmesi için bu alandaki operasyonların

uluslararası anlaşmalar ve konvansiyonlarla

bir düzene bağlanması

büyük önem taşıyordu.

Karayolunda ADR,

Denizyolunda IMDG,

Demiryolunda RID,

Havayolunda DGR kurallarının

ülkemizde de geçerli olması

transit yüklerin ülkemiz üzerinden

geçmesini de kolaylaştıracaktır.

Bunun yanı sıra eğitim ve denetimlerin

artırılması da sektörün faaliyetlerindeki

güvenlik riskini en aza indirgemeyi

hedefliyor.

Global ölçekte baktığımızda, taşıma

yapılacak ülkelerin coğrafi konumlarının

elvermesi durumunda tehlikeli

mal taşımacılığı için en uygun modun

denizyolu olduğunu görüyoruz. Çünkü

lojistik açıdan diğer taşıma modlarına

göre denizyolu taşıması, daha ucuz ve

daha fazla miktarda malzemenin bir

seferde taşınmasına imkan veriyor. Havayolu

ise yüksek maliyetler nedeniyle

daha az tercih edilen taşıma modu

olarak karşımıza çıkıyor. Buna rağmen

IATA acentesi olan tüm firmaların ilgili

çalışanlarının iki yılda bir tehlikeli

madde taşımacılığı ile ilgili eğitim alması

zorunlu tutulmaktadır.

Ülkemizde yapılan bu girişimlerle bir

taraftan tehlikeli madde taşımacılığında

düzen ve denetim arttırılırken bir

taraftan da sektöre yeni sorumluluklar

yüklendi. Firmalara, faaliyet alanlarına

göre; tehlikeli madde güvenlik danışmanı

istihdam etme, tehlikeli madde

faaliyet belgesi alma ve ilgili personelini

eğitme zorunluluğu getirildi.

Ülkemiz sınırları içindeki akaryakıt

dahil tehlikeli maddelerin taşınması

büyük oranda karayoluyla yapıldığı

için, ADR’nin sadece bir mevzuat değil,

bir iş yapış şekli olarak algılanması

ve bu kültürün yerleştirilmesi gerekmektedir.

Elbette üretici, taşıyıcı veya

alıcı olarak tehlikeli maddelerle ilgili

faaliyet yürüten firmalardaki tüm çalışanların

ADR mevzuatının tamamına

hakim olmasını beklemek doğru değil.

Ancak yine de ADR belgesine sahip işletme

çalışanlarının gerekli eğitimleri

almalarının sağlanması gerekiyor.

Her ne kadar yeni düzenlemeler ile

getirilen kurallar, firmalar açısından

zorlu süreçlere neden olsa da ülkemizde

tehlikeli madde taşımacılığının daha

güvenli hale getirilmesi için gerekli. Bu

sebeple UTİKAD olarak bu konuda yapılan

yeni düzenlemeleri destekliyor ve

tüm paydaşlar arasındaki farkındalığın

artırılarak doğru iş süreçlerinin yaygınlaştırılmasını

önemsiyoruz.

Emre ELDENER

UTİKAD Yönetim Kurulu Başkanı

UTİKAD, Türkiye’de FIATA Diploma Eğitimini vermeye yetkili tek kuruluştur.

Katılımcılar eğitim sonunda FIATA Diploması, FIATA Hava Kargo Sertifikası ve İTÜ

tarafından verilen Lojistik Uzmanlık Sertifikası’nı almaya hak kazanmaktadır.

Ön kayıt başvuruları için: egitim@utikad.org.tr

20


TMD

TMD

Bu Maddeler Ne Kadar Tehlikeli?

TOULOUSE KAZASI (Fransa - 2001)

Patlayan Madde : Amonyum Nitrat

Kaza Sonucu : 31 Ölü, 2500’e yakın yaralı

Patlama, Fransa’nın güneybatısında

bulunan önemli sanayi şehirlerinden

Toulouse’da 2001 yılında

meydana geldi.

Dünyanın dev petrol şirketlerinden

birine bağlı gübre fabrikasında sabah

10.17’de 221 numaralı depoda olan

kaza sonucu 31 kişi hayatını kaybederken,

yaklaşık 2500 kişi de yaralandı.

Yapılan incelemeler sonucunda

patlamanın nedeni kesin olarak belirlenememiştir.

Adli soruşturmada

amonyum nitrat üzerine klörürlü bir

maddenin (diklorosiyanoürik asit) dökülmesi

nedeniyle kirlenme oluştuğu

ve bu karışımın normal koşullarda patlayıcı

olan azot triklorür gazı meydana

getirdiği düşünülmektedir. Sabotaj ihtimali

de düşünülse de kanıt bulunamamıştır.

Amonyum nitrat, gübre ve patlayıcı

yapımında kullanılan bir kimyasaldır.

Bazı inorganik maddeler ile (klor,

krom, bakır, kobalt, nikel,...) temasında

Fabrika Üretim Planı

Doğalgaz

Amonyak

(1150 ton/gün)

Nitrik Asit (820 ton/gün)

Üre (1200 ton/gün)

Katı Amonyum Nitrat

(1200 ton/gün)

Amonyum Nitrat Çözeltisi

(1000 ton/gün)

duyarlı (reaktif) hale gelir ve patlama

riski artar. Amonyum nitrat yangınlarında

zehirli azot oksit ve amonyak

gazları salınır.

Bu kaza sonucunda,

Seveso II Yönergesi’nin kazaları önlemede

tek başına yeterli olmadığı anlaşılarak,

risklerin yönetimine tüm paydaşların

katılımı (Risk Demokrasisi)

gündeme gelmiştir.

Patlama Sonucunda

65x54m çapında, 7-10m

derinlikte krater oluşmuştur

500 ev oturulamaz hale gelmiş

85 okul hasar görmüş

3km kadar tüm binaların

camlar kırılmıştır.

Toulouse kentine yapılan tüm

uçuşlar başka şehirlere

yönlendirilmiştir.

Patlamanın firmaya maliyeti

2 Milyar Euro’dan fazladır.

Tehlikeli maddeleri küçük

miktarlarda depolamaları

Bölmeleri birbirinden duvarlar ile

ayırmaları

Otomatik kontrol / müdahale

sistemleri kurmaları

Patlamanın yakındaki tesislerde

domino etkisi yapmasını önlemiştir.

Dinamit Yüklü

Kamyon Devrildi

Balıkesir’in Dursunbey ilçesinde

meydana gelen trafik kazasında

dinamit yüklü bir araç kaygan

zemin sebebiyle kaza yaptı. Kaza

şans eseri maddi hasarlı olarak

atlatıldı.

Harmancık yolu Çınar Mahallesi

yakınlarında meydana gelen

kazada kaygan zemin sebebi

ile direksiyon hâkimiyetini kaybeden

sürücü yol kenarındaki

kayalıklara çarparak durabildi.

Kazanın etkisi ile devrilen araçta

tonlarca dinamitin olması panik

yaşanmasına sebep olurken,

sürücü kazadan küçük sıyrıklarla

kurtuldu. Kaza sonrası araç

bulunduğu yerden kaldırılırken,

bir facia yaşanmaması sevindirdi.

Manisa’da tanker devrildi

ve tonlarca sülfürik asit toprağa karıştı

Manisa’nın Gördes ilçesi

yakınlarında nikel madenine

sülfürik asit taşıyan tanker

gece yarısı devrildi ve tonlarca

sülfürik asit toprağa karıştı.

Evrensel’den Özer Akdemir’in haberine

göre Meta Nikel Kobalt

Madenine sülfirik asit taşıyan

tanker kaza yaptı. Araziye dökülen

asitler bir süre sonra şirketin

iş makineleri ile kamyonlara

yüklenirken toprağın nereye taşındığı

henüz bilinmiyor. Gördes

Çevre Derneği eski Yönetim Kurulu

üyelerinde Hasan Türkel, son

yaşanan kazanın üçüncü sülfürik

asit kazası olduğunu söyledi. Mart

2016 yılında meydana gelen kazanın

ardından da tonlarca sülfürik

asitin araziye döküldüğünü belirten

Türkel, “Köy muhtarı hemen tutanak

tutturmuştu ilerde olabilecek

zararlara karşı. Sülfirik asitli toprağı

yakınlardaki hiçbir köy kabul etmemiş,

bunun üzerine şirket toprakları

maden sahası içine götürmek zorunda

kalmıştı. Bizim yıllardır yaptığımız

uyarılar ne yazık ki yine gerçekleştirildi.

Ben 2014 yılında yerel

bir gazeteye yazdığım yazıda tehlikeli

maddelerin taşınması ile ilgili

ADR Yönetmeliğine vurgu yaparak

Kaynak habersizsinizz.com

dikkat çekmiştik. Şimdi kazanın

ardından yapılan müdahalede

tedbirsizlik nedeniyle tonlarca

asit toprağa karışınca yönetmeliğin

neden bu kadar önemli olduğu

bir kez daha ortaya çıktı” diye

konuştu. 738 ton ağırlığındaki

dev kazanın, 264 tekerlekli tırla

taşınması sırasında yaşam savunucuları

günlerce protesto etmiş,

tankerin geçeceği güzergahta

yaşam nöbetleri tutmuşlardı.

kaynak yeşilgazete.com

Kaynaklar Resim:res.dallasnews.com Yazı: www.onlemdergisi.com.tr/toulouse-kazasi/

22 23


TMD

İlhami SEVAL 3S Transport Kurucu Üyesi

TMD

3S Transport kimdir, ne yapar, 3S’ i

bize tanıtabilir misiniz?

3S Transport, 2003 Haziranında kuruldu.

Ancak daha öncesi var. İki kurucu

ortağız. Sehel Zenbil ile beraber.

Ben ’1989’ dan beri sektördeyim. Sehel

Hanım’ın da 25 sene olmuştur. Daha

öncesinde Albatros diye bir şirketimiz

vardı. Orada da yine ortaktık. Sonrasında

benim bir yurtdışı firmasında

ortaklığım oldu. Almanya’da bulundum.

2003 senesinde Türkiye’ye döndüm.

O sene de 3S Transport’u kurduk.

Karayolu taşımacılığı ağırlıklı olarak

düşündük. Daha önceki deneyim ve

birikimlerimizle uluslararası karayolu

taşımacılığına başladık. Almanya’da bir

partnerle devam ediyorduk. 2012’de

işlerin arttığını fark ettiğimizde orada

da kendi işletmemizi açmaya karar

verdik. O yıldan beri de 3S GMBH da

Almanya’ da faaliyet göstermekte.

Peki, bu işletmeleri kurarken bir

vizyonunuz, geleceğe yönelik fikirleriniz

var mıydı, nasıldı?

Düşüncemiz, şu sıralar çok kullanılan

bir tabir olan “Butik olmak”, butik

iş yapmak idi. İşimizi çok iyi yapalım

dedik. Çok fazla büyümekten ya da çok

fazla kurumsallaşmaktan öte yaptığımız

işten keyif almak istedik. Sadece

taşımacılık değil nasıl çözüm ortağı

olabiliriz, danışılan bir firma haline

nasıl geliriz düşüncesindeydik. Yani

danışmanlık hizmetini de düşünüyorduk.

Ancak Türkiye’de danışmanlık

konusunda bu sektörde bir yol kaydetmek

çok güç. Danışmanlık bizim

ülkemizde çok kabul edilemiyor. Belki

uluslararası şirketlerde yapılabilirdi.

Ancak o şirketlerin de karar mercii

“head-office”lerde olduğu için yurt dışında

karar veriliyor bu tip konulara.

Büyük lojistik işletmeleri bu konularda

destek verebilirken biz Türk firmaları

o işletmelere ne yazık ki ulaşamıyoruz.

Çünkü buradan bizlerin ulaşabileceği

noktalar “supply chain” denilen

buradaki ofislerinden yurt dışına raporlama

yapan ofisler oluyor genelde.

Orada da bir çelişki yaşanıyor. Bu tip

bir teklifle gidildiğinde sanki onların

buradaki işlerini üstlenmek istermişsiniz

gibi bir algı oluşabiliyor. Buradakilerin

yetersizliğini tartışıyormuşsunuz

gibi bir konuma gelebiliyorsunuz.

Konu paylaşmakmış gibi veya yetersizlikmiş

gibi algılanıyor. Yoksa bizim

en çok arzu ettiğimiz şey bu organizasyon

yapıları içinde danışmanlıktı.

Birikimlerimizi sektörde en iyi şekilde

aktarabileceğimiz noktasının bu olacağı

düşüncesindeyiz. Mesela bir ürünün

hangi taşıtla taşınabileceği konusunda

bile Türkiye’de hala sıkıntılar var. Lojistik

rotalarında bile sıkıntı yaşandığını

biliyoruz.

3S Transport’ta Tehlikeli Mal Taşımacılığının

şimdiki ve gelecekteki

yeri nedir?

Biz müşteri talebiyle başladık. Şirketi

kurarken tercihimiz bu olsun demedik.

Ama ilişkiler bizi daha çok kimyasalla

tanıştırdı. Ondan sonra burada bir

farklılık var, kimyasal ve tehlikeli maddelerle

çalıştığınız zaman belli kalitede

bir organizasyon yürütmeniz lazım.

Her türlü yüklemeyi yapamıyorsunuz.

Karşınızda da BASF, Henkel, Bayer gibi

işletmeler var. Bu işletmelerle de herkes

çalışamıyor. Baktık ki bizim için

biraz daha zahmetli ama daha katma

değeri olan bir iş. Yani tekstil taşıması

gibi değil. Herhangi bir özelliği olmayan

bir malın taşınmasına benzemiyor.

Birçok koşul var. Araç, teçhizat, depo,

dokümantasyon gibi… Bir sürü şey

var. Daha karlı olabileceğini düşünerek

karayolu işinde buna girdik. Tabi

deniz yolu ve demir yolu daha organize

olmaya başlayınca çoğu yük buraya

doğru kaymaya başladı. İşletmeler de

politikaları ve gelecek planlarında genel

olarak daha güvenli olan deniz ve

demir yolu ile taşımacılık noktasında

kararlar almaya başlıyor. Her sene

karayolu ile yapmış oldukları taşımacılıkları

azaltma eğilimindeler. Biz şu

anda sadece hızlı bir şekilde ulaşması

gerekenleri taşıyoruz. Bunun haricinde

Türkiye’ye artık daha çok deniz yolu ile

ulaşım gerçekleşecek kanısındayım.

Peki deniz yolu ile geldikten sonra?

Yurt içinde karayolu ile taşımacılık

yapıyor musunuz?

İç gümrüklere ve depolara çok yoğun

bir ağ var ancak biz o işi çok yapmıyoruz.

Daha çok Avrupa. Çok ufak bir kısım

da İran ve Orta Asya ülkelerine taşımacılık

yapıyoruz diyebilirim. Ancak

Asya’da da her bölgenin kendine özel

hükümleri var. Mesela Türki Cumhuriyetlerde

farklı uygulamalar gerekiyor.

Mesela işletme içinde belirli bir kültür

oluşturuyorsunuz. Bu kültürle beraber

o tarafta mücadele çok mümkün olmuyor.

Çok kurumsal bir şirket olacaksınız

ki; bölgeleri farklı farklı departmanlar

götürecek. Yoksa pek mümkün

değil.

Tehlikeli mal taşımacılığında nakliyecilerden

beklentileriniz neler?

Örneğin SRC5 dışında veya araç

zorunlulukları dışında?

Tabi. Mesela Belçika ve Hollanda’da

sürücülerin yabancı dil, Almanca veya

İngilizce olabilir, zorunluluğu başladı

tehlikeli mal taşımacılığında. Oralarda

bu konuyla ilgili ciddi bir imtihan

yapılıyor. Bu imtihandan geçer alınırsa

yüklemeye giriliyor. Bu sorunu biz

Alman plakalı araçlarla halletmeye

24 25


TMD

İlhami SEVAL 3S Transport Kurucu Üyesi

TMD

çalışıyoruz. Ancak bu Almanya’ya ve

diğer ülkelere sıçradığında, durum

Türkiye için büyük bir sorun olacak.

Zaten Alman plakalı araçların üzerindekilerin

çok azı Alman’dır. Ya

Macar’dır, ya Bulgar’dır veya Romen

ya da Almanya’da yaşayan Türklerden

olabilir. Belki Almancadan kurtarıyorlar

ama İngilizce noktasında büyük

sıkıntıları var. Bu iş Almanya geneline

yayıldığında taşımalar depo konumuna

gelecektir. İşletmeler ara nakliyelerle

kendi depolarına çekip ondan sonra

Türkiye’ye gönderecektir. Bir yandan

hülle gibi olacaktır. Bizim ülkemizde

bu iş nasıl çözülür bilmiyorum(?)

Bakanlığın bu konuyla ilgili bilgisi

var mıdır?

Bence yoktur.

UND bunun için bir şey yapıyor

mudur?

UND bunun için bir şey yapar mı

hiçbir fikrim yok. Bu durum bizim için

oldukça sıkıntılı olacak gibi…

O kadar yabancı dil bilen şoförü

yetiştiremeyiz gibi.

Çözmeleri gereken bir sorun bu. Bu

durumda biz belirli bir yerden sonra

taşıyabileceğiz gibi duruyor. Tabi bu

artı bir maliyet getirecektir. Bunu kim

karşılar nasıl karşılar bilmiyoruz.

Daha çok kendi nakliyecilerini ön

plana çıkarmak için yapılan bir değişiklik

olarak görülüyor. Belki de ciddi

manada çevreyi ve canlıların korunmasını

dikkate aldıkları için almış oldukları

bir önlem olarak görebiliriz

bunu. Zaten bu malların aktarımı da

çok keyifli değil. Mesela bu malların

yüklenmesinde belirli yükleme önlemleri

alınıyor. Seperatörler kullanılıyor.

Bu yükler yolda herhangi bir sebeple

bozulduğunda ilk haline döndürmek

imkânsıza yakın. Karayollarını iyi günler

beklemiyor gibi. Zaten daha önce de

dediğim gibi karayollarında taşımanın

azaltılması her sene bütçelerde zorunlu

hale getiriliyor.

Sizler aynı zamanda bu işi uluslararası

çapta yapan bir işletme

olarak, bizler için yurt içi ve yurt

dışı uygulamaları karşılaştırabilir

misiniz?

Örnek olarak otoban polisi diye bir

uygulama var. Almanya özelinde anlatayım.

Tabi Belçika ve Hollanda gibi

ülkelerde de var. Çok fazla denetim var

bir kere. Ceplere çekilir tırlar. Evraklar

istenir. Evraklarla birlikte ne yüklendi

nasıl yüklendi bakılmak amacıyla araç

kontrol edilir. Tabi bu sadece tehlikeli

mallar için değil bütün yükler için yükleme

güvenliği esas alınarak kontrol

edilir. Aracın nasıl istiflendiği kontrol

edilir. Türkiye’ de bir kanı var örneğin,

tehlikeli mallar istiflenmez diye. Tabi

buna ilişkin hesaplamalar var ve ona

göre yüklenir. Orada bu istifleme hesaplamalarına

uygun yükleme yapmazsanız

hem firmanıza hem de firmada

bu işi gerçekleştiren personele ceza

uygulanır.Siz sistemli bir firmaysanız

ve depocunuzu bu konuda eğitiyseniz,

personelinize maksimum yükleme

konusunda baskı uygulamıyorsanız,

yani “nasıl yüklersen yükle de hepsini

yükle” demezseniz, bu durumdan depocunuz

sorumludur ve cezanın ona

kesilmesinden daha doğal bir durum

yoktur. Kendi cezasını kendi cebinden

ödemek zorundadır.Ancak maalesef

bizdeki nakliyecilikte böyle bir durum

olmadığından, işletmeler her ne olursa

olsun yükle dediğinden dolayı, tabi depocularımızın

ve yükleme işini yapanların

nitelik ve bilgi yönünden eksikliğini

de unutmamak gerek, personele

yüklenmeden işletme tarafından cezalar

ödenir. Bir de Türkiye’de her türlü

hallolur ama Avrupa’da dikkatli olmak

gerekir diye bir durum var. Gelen araç

Türkiye sınırına gelene kadar her türlü

önlemi alıp da geliyor, sınırı geçtiği

gibi bambaşka bir havaya bürünüyor.

Peki, yabancı şoförlerde de bu böyle

mi?

Hayır, bu bizim Türk şoförlerde karşılaştığımız

bir durum. Yabancı şoför

nasıl geldiyse o şekilde devam eder.

Ancak bizimkilerde ne oluyorsa değişiyor.

Bu zihniyet bitmedikçe işimiz zor.

Yani Türkiye’de “her şey bir şekilde hallolur”

anlayışı bitmeden hiçbir şey olmaz.

Ha bazı konularda cidden çok ilerideyiz.

Telekomünikasyon, bankacılık

gibi… Mesela geçenlerde 3. Köprünün

üzerinden geçtik. Asfaltın kalitesi gibi

özelliklerle Avrupa’nın birçoğunun çok

çok önündeyiz. Orada hala daha eski

teknolojiler kullanılıyor. Bir de zihniyet

sorununu aşsak(?)

Peki, cezalar hangi ölçüde?

Ağır, hem de çok ağır… Şöyle söyleyeyim.

Tehlikeli maddeyle ilgili başınıza

bir şey gelirse hemen itfaiye geliyor.

Vermiş olduğunuz zararın bütünü hesaplanıp

size yansıtılıyor öncelikle. İtfaiyenin

veya diğer kamu görevlilerinin

ücretlerinden tutun da çevreye vermiş

olduğunuz zarara kadar. Maddi boyutu

çok yüksek. Burada zararın giderilmesi

için kullanılan malzemeler, iş gücü

hepsi size ceza olarak yansıyor. Bunun

yanında hapse girmeye varacak kadar

ciddi cezalar var.Bunlar sadece maliyet

cezaları. Tabi bunların yanında her

bir usulsüzlüğe ilişkin ayrı cezaları var.

Almanya’da şöyle derler mesela; “işletmende

tehlikeli madde ile ilgili bir

operasyonunda bir kaza gerçekleştiyse

anahtarı da bırakıp kaç”. Tabi kaçabilirsen(!)

Ölene kadar onun cezası için

çalıştırırlar.

Türkiye’deki ve Almanya’daki danışmanlık

hizmetlerini karşılaştırdığınızda

ne gibi farklar var? Bunlardan

bize bahsedebilir misiniz?

Kendi içimizde bir arkadaşımızın danışmanlık

belgesi var. Oradaki depomuz

konum itibariyle tehlikeli madde

depolayabiliyoruz. Henkel’e çok yakın

olarak seçtik. Bölgemizdeki tüm depolar

Henkel’in itfaiyesine “on-line” şekilde

bağlı. Alarm durumunda ilk müdahaleyi

onlar gerçekleştirir. Tabi bedeli

karşılığında. Ayrıca TÜV’den de danışmanlık

konusunda destek alıyoruz.

Onlarla da anlaşmamız var. Senede

en az 1 veya 2 kez seminer, eğitim gibi

konularda bir araya geliyoruz. Takıldığımız

noktalarda da tabi sürekli temas

halindeyiz.

Peki, Almanya lokasyonunuzdaki

personellerin Tehlikeli Maddelerle

ilgili eğitimleri var mı?

Lokasyonda çalışan arkadaşlarımızın

hepsi tabi ki eğitimli. Hatta depolarımızdaki

rafların dahi standartları var.

Ne kadar taşıyacağına neyin nerede

bulunacağına dair. Bunların belirli ölçümleri

var, bu ölçümleri de belirli periyotlarla

yapıyorlar.

Bu ölçümleri kamu kuruluşları

yapıyor değil mi?

Tabi, kamu kuruluşları. Bu denetle-

meler yapılırken de bizim danışmanlarımız

her zaman orada hazır bulunuyorlar.

Şunu diyebiliriz o zaman, orada uygulamaya

konulan kurallara harfiyen

uyulmaya çalışılıyor ve “haksız rekabete

yönelik hiçbir açık kapı bırakılmıyor”.

Öyle mi?

Elbette, haksız rekabete yönelik

bir konu olsaydı emin olun bunu

Türkler yapardı.

Ancak buna emin olabilirsiniz ki

oradaki Türkler de bu kurallara sonuna

kadar uyarak sektörün içerisinde

varlar.

Bizler Türkiye’de Tehlikeli Mal Taşımacılığı

özelinde “haksız rekabet”

konusundaki düşüncelerinizi

merak ediyoruz.

Tehlikeli mal taşımacılığındaki hükümlerin

herkes tarafından yerine

getirilmesini herhalde en çok benim

şirketim ister. Sonuçta belirli yatırımlar

yapıyorsunuz. Bunun karşılığını

almak istersiniz. Keşke herkes uysa(!)

Biz de bu işi daha önceden başlamış bir

şirket olarak daha ayrıcalıklı olacağız.

Ha şimdi biz bunu neden yapıyoruz.

Farklı olalım diye. Kalite artsın diye.

Ülkemizde bu sektörde kalite yükseldiğinde

elbette biz de bu konuda öncülerden

olarak yerimizi alacağız. Bilinç

arttıkça işletmeler de bazı maliyetlerin

neden kaynaklandığını anlayacak. Örneğin

Tehlikeli Mal Taşımacılığında

gerçekleşen maliyetler çok fazla bilinmediğinden

işletmeler bu maliyetleri

fazlalık olarak görüyor. Gönül ister ki

bu herkes tarafından uygulansın. Bu

konuya inancınız ne durumda diye sorarsanız

inancım çok az. Yaşımız gereği

herhalde daha temkinli gitmek istediğimiz

ve gönlümüzü hoş tutmak istediğimiz

için bu yatırımları yapıyoruz.

Haksız rekabet ortamında çalışmaya

maalesef alıştık. Örneğin bizim R2 diye

bir belgemiz var. Bu belgeye sahip olmadan

işlem yapan o kadar çok işletme

var ki. Bu belge “haksız rekabetin dibidir”.

Bunların maliyetleri ciddi manada

yüksek.Bu belgelere ödenen paralarla

kalkıp da lüks araçlara binmeyecektik.

En azından işimizle alakalı bir yatırım

daha yapıp istihdam yaratırdık. Ancak

kamu bu konuda uzun vadeli düşünmeden

hareket ediyor ve bu hareketinin

ne yazık ki takipçisi olmuyor.

Peki, Nisan ayı içerisinde almış olduğunuz

yeni bir belge var, SQAS.

Bu belge hakkında biraz bilgi verebilir

misiniz?

SQAS; müşterilerimizden gelen talepler

doğrultusunda ihtiyaç oluştuğundan

dolayı aldığımız bir belge.

İhalelere hem yurt dışından hem de

yurt içinden katıldığımızdan dolayı

bu belgeye ihtiyacımız oldu ve başvurumuzu

yaptık. Özellikle Avrupa’da

açılan tehlikeli madde operasyonlarına

yönelik ihalelerde SQAS’i istiyorlar.

Bu aynı zamanda bizim kendimizi

de geliştirmemiz için bir fırsat oldu.

“Forwarder” olarak da “3S Transport,

Türkiye’de SQAS Belgesine sahip olan

ilk firma oldu”. Depolama ve taşımacılığa

yönelik bu belgeye sahip olanlar

tabi var. Bu belge için ciddi bir maddi

manevi maliyet ödedik. Ciddi bir emek

sarf ettik. SQAS Tehlikeli Maddeyle

ilgili olarak paralel ilerleyen bir konu.

SQAS ile ilgili çalışmalarımızla beraber

eksiklerimizi de gördük, güvenlik prosedürlerimiz

olsun, kalite yönetiminde

gelen değişiklikler olsun. Depolarımızın

düzeninden, yangın risklerine,

dosyalamalara, raporlamalara… Aslında

organizasyonumuzda müşteriyle

ilişkiler de dahil olmak üzere en baştan

sona kadar bütün bir vizyon değişikliği

olmuş oldu. Bizler forwarder olduğumuz

için işlem gerçekleştirdiğimiz

şirketlerden de bazı güvenlik ve kalite

yükümlülüklerini yerine getirmelerini

istiyoruz. Yani sadece bizi değil müşterilerimizi

de kapsayan bir sürece dâhil

olmuş olduk.

Sizce Avrupa’da uygulanan standartların

Türkiye’de de tam manasıyla

uygulanabilmesi için neler

yapılmalı?

Ülkemizde bunun tam manasıyla

gerçekleştirebilmek için bu oyun içerisindeki

bütün herkesin bu oyunu bilerek

oynaması gerekiyor. Özel sektörü

en kötü ihtimalle eğitim ve cezalarla

bilinçlendirebilirsiniz. Denetleyecek

ekipler, sektör temsilcilerinden daha

ilerde ve her zaman hazır olmalı. Yani

özel sektöre bu konuda 1 öğretiyorsan

kendin 2,5 bilmen gerekiyor. Denetimde

bulunacak kişilerin nitelikli olması

ve denetimlerin de bir an önce başlaması

lazım. “Kanunlar herkes için uygulanmazsa

maraz doğar”! Örneğin;

Ambarlı’dan tehlikeli mal taşıması yapan

feribotlar var. Bunlar konusunda

bilgilendirmeler gerekiyor. Köprüden

geçişler çok problemli.

Herhangi bir hata çok büyük

sonuçlara sebep olabilir. Hatta bu

hatalar kişileri vatana ihanet suçlanmasıyla

karşı karşıya getirir.

Geçmişte karşılaştığımız bir olaydan

bahsedeyim sizlere. Sürekli olarak tehlikeli

mallarını taşıdığımız uluslararası

bir şirketle yaptığımız bir operasyonda

yükün köprüden geçmesi durumu söz

konusu oldu. Bu taşıma için müşterimiz

bizden kamusal görüşmeleri yapmamızı

talep etti. Bizler de bu durumu

aktardık. Ancak görevliler bize malın

tehlikeli madde standartlarında olmadığını

ve geçebileceğini söyledi. Müşterimiz

ise bu konularda çok hassas

davranmasıyla ilgili özellikle bu malın

geçişinde bir eskort istediler. Görevlileri

bu konuda ikna edemedik bir türlü.

Bizler de elimizden gelecek tek şey olan

eskortluk işini kendimizin yapabileceğini

söyledik. Tabi ki kabul etmediler

ve işlemi demiryoluyla gerçekleştirdiler.

Eskiden bu konularda bilgilendirilirdik.

Belediyeden veya Karayolları Genel

Müdürlüğünden gelirlerdi ve an-

26 27


TMD

İlhami SEVAL 3S Transport Kurucu Üyesi

Hakan ÇINAR UGM İcra Kurulu Başkanı

TMD

latırlardı. Demem o ki bu masada hep

beraber olmalıyız. Hep beraber hareket

etmeliyiz. Bir Henkel operasyonunda,

IMO Belgesi gerekmediğini söyleyerek

sevkiyata gönderdi malını. İtalya’ya geldi

araç. İtalyanlar IMO Belgesini istediler.

Henkel’e geri dönüş yaptık ancak

Henkel diretti. İtalyanlar da karşılığında

IMO Belgesinin olması konusunda

ısrar ettiler ve kendi ülkelerinde kendi

kuralları olduğunu söylediler. Aracımız

bu olaylar esnasında 4 gün beklemek

durumunda kaldı. Ancak Henkel

sonunda uluslararası uygulamalara uygun

hareket ettiği konusunda İtalyan

yetkilileri bir şekilde ikna ederek “IMO

Belgesiz” o malı gemiye bindirdi. Bizde

böyle bir durum gerçekleşse orada

bulunan kişi olayı kişiselleştirerek, ne

bileyim cıvatasına takar, bir şeye takar

bindirmez. Ancak Avrupa’ da işler o

şekilde yürümüyor. Bu tamamen sizin

stok maliyetinizle ilgili.

Bir ürünün hangi taşıtla

taşınacağı mesela hem

ihracatta hem ithalatta tam

olarak bilinmez.

Bu işlerde yetkili olan insanlar taşımanın

bir yönünü bilirler. Ya gemiyi

bilirler, ya uçağı bilirler, ya karayolunu

bilirler, nereden nereye nasıl geçileceğini

bilmezler. Benim inancıma göre

her mal her taşıtta taşınır. Bu sonuçta

bir malın bir yerden bir yere götürülme

süreci. Bu sizin stok yönetiminizde,

stok maliyetlerinizde belirleyebileceğiniz,

üretiminizi

veya satışınızı ayarlayabileceğiniz, hızlı

geçiş yapabileceğiniz değişik durumlar

oluyor. Örneğin bayram

haftası tırla mal getirip burada aracı bir

hafta yatırmak yerine malınızı deniz

yoluyla getirip zamanı iyi kullanmış ve

bazı maliyetlerinizi kısabilirsiniz. Aldığınız

ürünün navlun

maliyetleri, yüzdeleri hangi taşımaya

daha uygundur gibi konular, hesap

edilmesi gereken konular. Bunun için

de hem üretim hem de nakliyenin eş

güdümlü çalışması

lazım. Tabi bir de şu var, ambalajlamanın

değiştirilmesi, doğru ambalajın

bulunması, maksimum yük hesaplarının

yapılması gibi detaylar var. Burada

tabi sizin mesleki olarak bilgileriniz var

sır olarak. Bunu birkaç firma denemiş

Türkiye’de. Hatta bir arkadaş bu bilgileri

paylaşmış bir holdingde. Ondan

sonraki sene bir ihaleye çıkarken bu

arkadaşın paylaştığı bütün bu bilgileri

o ihalede kullanmışlar tabi. Dolayısıyla

bu çok fazla yapılamıyor. Sanırım

biz bunu iyi algılayamıyoruz ya da iyi

niyetli değiliz. Mesela bize soruyorlar

“Ne yapacaksınız” diye. Bu tabi bir

sohbetle olacak bir iş değil. Bir kere firmanın

maliyetlerini görmek lazım. İlk

başta söylenen şey bizim

sektörde “Sen pahalısın”dır. Özellikle

giderler konusunda bir tasarruf politikasına

girdiklerinde ilk baktıkları

şeylerden biri nakliye oluyor. İyi de

birçoğunda gördüğüm, işletmeler maliyetlerini

dahi bilmiyorlar. Çünkü o

kadar değişik şeyler var ki, mesela ben

navlun ödemiyorum ki CIF geliyor benim

malım diyor ithalatçı. Ben navlun

ödemiyorum ki neden sana navlun

ödeyeyim diyor. Ama adam bilmiyor

ki o aldığı malın maliyeti içerisinde

navlun ve sigorta maliyetleri var. Ya

da işine gelmiyor. Bana dokunmayan

yılan bin yıl yaşasın hesabındalar. Diyor

ki benim ürünümün kilosu 1,50 €

burası kapı teslimi diyor. Tamam, da o

1,50 € kapı tesliminin içinde bir sürü

maliyet var. Navlunu var, sigortası var

vs… Halen daha anlamam mesela ithalatta

neden kapı teslimi alırlar? Bize

göre örneğin hizmeti alan parayı öder.

Yani ithalatçının ödemesi gerekir. Niye

ben CIF alıyorum deyip içeriğini incelemezler.

Dolayısıyla nakliyenin bu

kısımları benim hep daha çok ilgimi

çekmiştir. Ama ne yazık ki Türkiye’de

son rakama bakıldığından bu olmadı,

oluşamadı. Örneğin Avrupa’ da büyük

işletmeler nakliyeyi kendi üstleniyor.

Bayer mesela, Türkiye’ye CIF yükler.

Çünkü her türlü araç girsin istemez işletmesine.

Kendi, bildiği nakliyecinin

standartlara uygun aracı olsun ister.

Organizasyondan da bir para kazanır.

Kilo başına 1 cent 2 cent gibi. Bu da

oradaki export departmanının giderlerini

karşılamak amacıyladır. Kahve

parası gibi bir şey düşünebilirsiniz.

TMGD Kuruluşlarının Yetkilendirilmesi Hakkında Yönerge - Madde 7

Tehlikeli madde güvenlik danışmanlığı kuruluşlarının yetkilendirilmesi, yenileme işlemleri, yetkilendirme ücreti ve

yetkilendirilmenin iptali, Tehlikeli madde güvenlik danışmanlığı kuruluşlarının yetkilendirilmesi, yenileme işlemleri ve

yetkilendirme ücreti

1) Bu Yönerge kapsamında İdareye yapılan başvurular elektronik ortamda sonuçlandırılır.

2) Başvurular 20 (yirmi) iş günü içerisinde değerlendirilir. İstenilen belge ve bilgilerde eksiklik olmaması ve başvurunun

uygun bulunması halinde yetki belgesi düzenlenir.

Onlarca telefon, e-mail veya mesaj

aldım; acaba insanlar değişimin

adından dahi ürktüler

mi diye düşünmedim dersem yalan

olur. Evet dünya değişiyor, ülkeler her

geçen gün biraz daha ulus devletçiliğine

doğru bir döngü içerisine giriyorlar;

İngiltere’nin AB üyeliğinden çıkma

isteği ile başlayan, ABD Başkanı’nın

duvarlar örme hedefleri ve yabancılara

yönelik tutumlarından bunları anlayabilmek

pek de zor değil. Kim bilir

belki elli sene sonra bu durum daha

da derinleşecek, belki de tümü ile bu

yaklaşımlar başarısızlığa uğrayacak,

şimdiden kestirmesi zor. Ancak her

şeye rağmen bana göre değişmeyecek

yegâne gerçek, insanların tüketim alışkanlıkları

ve taleplerindeki artış.

İranlı bir dostum, eskiden de varlıklı

idik, ancak o zaman dünyada

olup bitenden haberdar değildik,

oysa ki artık internet sayesinde

her şeyden haberdarız ve her şeyi

satın alabilmeyi istiyoruz, lojistik

de zaten böyle gelişmedi mi

demişti.

Bu da gösteriyor ki dış ticaret tüm bu

korumacı yaklaşımlara rağmen azalmayacak,

hatta hep artacak. Ancak korumacılık,

mevzuatları zorlaştıracak,

uzmanlara duyulan gereksinim artacak

gerek lojistikte gerek gümrük hizmetlerinde

çok daha fazla sürdürülebilir ve

güçlü yapılara ihtiyaç duyulacak.

Masanın o tarafında da bulunan bir

kişi olarak da bunu o kadar net görebiliyorum

ki. Ülkelerin dış ticaret dengesini

pozitif yöne taşımak ve bunun

için de üretim ve ihracatı desteklemek

günümüz ekonomisinde büyük önem

taşımakta. Bu sebeptendir ki ihracat

rakamlarımızı her ay merakla takip

ediyor, dış ticaretimizde oluşan açık

ile ve cari durumumuz ile daha fazla

ilgileniyoruz. Dünyada ülkemizin de

bu gelişmelere ayak uydurması için gerekli

olan dış ticaretteki büyümeyi sağlayacak,

tüm tedbirlere bir göz atalım

isterim.

Artık dünya üzerinde güç kavramı,

tümü ile ekonomilerin büyüklüğü ve

istikrarı ile ölçülür hale gelmiş durumdadır.

O halde dış ticaretimizin ve gümrük

sistemimizin daha verimli olabilmesinin

bize ne gibi getiriler sağladığına bir

göz atalım:

• İthal edilmesi gereken hammadde/

ara mamul/mamulün dünyanın neresinde

olursa olsun ülkemize gelmesinin

sağlanabilmesi,

• Bu getirilen ürünlerin uygun

koşul, maliyet ve zaman içerisinde tesliminin

sağlanabilmesi,

• Yine getirilen ürünlerin gümrüklü

depo dediğimiz antrepolarda ve modern

anlayışlarla depolanabilmesi,

• Ülke mevzuatına ve uluslararası mevzuata

ilişkin gümrükleme

Geçen hafta

“değişim

değişimle

başlar”

dedim,...

rejimine tabi tutularak en kısa ve sağlıklı

şekilde fiili ithalinin yapılabilmesi,

• İthalat yapan firmanın isteği doğrultusunda

bu eşyaların depolarda saklanarak

gerektiğinde bazı elleçleme işlemlerine

tabi tutulabilmesi,

• Fabrikalara veya satışa hazır ürünler

ise, son noktaya kadar modern araçlarla

dağıtım ve teslimatının sağlanması,

• İhraç konusu ürünler ise, dünyanın

her yerine yine uygun koşul, maliyet ve

doğru zamanlarda tesliminin

sağlanabilmesi,

• Ülkeden çıkış gümrükleme işlemlerinin

yapılabilmesi,

• Gerektiğinde gittiği ülke veya ülkelerdeki

her dağıtım noktasına istenilen

şekilde dağıtımının yapılabilmesi.

Tüm bu hedeflere varılabilmesi için

yapılması gerekenlerin neler olduğuna

ise haftaya değineceğim.

Ancak yılmadan, usanmadan dış ticaretin

ve ihracatın önemine yönelik

farkındalık yaratma çabamdan vazgeçmeyi

pek düşünmüyorum. Olanaklarımızın

daha fazla farkına varabilir,

kaynakları daha etkin kullanabilir isek,

büyük başarıları elde edebileceğimize

inancım tam. Ve emin olun buna çok

ihtiyacımız var.

28 29


TMD

İlker KARABULUT TEYTED Genel Sekreteri

TMD

Öncelikle kendinizden bize bahseder

misin?

TEYTED – Tehlikeli Yük Taşımacıları

Eğitmenleri ve Danışmanları derneği

17 Şubat 2014 tarihinde kuruldu.

Ülkemiz tehlikeli yük, mal, madde, atık

ve taşımacılığı ile ilgili olarak kamu,

yarı kamu ve özel kurum, kuruluş ve

teşekkülleri bilgilendirmek, uygulanan

ulusal ve uluslararası mevzuatı takip

etmek ve doğru şekilde tarafları bilgilendirip

bilinçlendirmektir. TEYTED

bu kapsamda sempozyumlar, toplantılar,

seminerler, eğitimler ve zirveler de

düzenlemektedir.

TEYTED nedir? Ne yapar? Misyonu

var mıdır?

Misyonumuz; canlıların, çevrenin ve

ekonomik değerlerin insan eli ile oluşturulmuş

ve/veya oluşturulabilecek

Tehlike Risklerinden arındırılması ve

Tehlikeli Madde ve Maldan kaynaklanan

tehlike bilincinin farkındalığının

oluşturularak Tehlike Risklerinin bertaraf

edilerek,

Tehlikeli işlerin tehlikesizce yapılması”

ile daha yaşanabilir bir ülkemizin

ve dünyamızın oluşmasına katkıda bulunmaktır.”

Vizyonumuz; Tehlikeli İşler ile uğraşan

tüm tarafları ilkeli ve sorumlu

yaklaşımlarımız ile bir araya getirmek

ve yenilikçi, akılcı çözümler sunarak

Tehlikeli İşlerin Tehlikesizce yapılması

noktasında standartlara katkıda bulunarak

risksiz çalışma ortamları ve çevreler

inşa etmektir.

Tehlikeli Mal Taşımacılığında

TEYTED’ in geçmişte bulunduğu

katkılardan bahseder misiniz?

Derneğimiz en son olarak 26 Nisan

2016 Tarihinde Pİ Toplantılarımız

Çerçevesinde Boğaziçi Mezunlar Derneğinde

‘‘Tehlikeli Madde Uygunluk

Belgesi Düzenlenmesi Hakkında Yönerge‘’

ve benzeri diğer ikincil mevzuat

kapsamında; Parsiyel taşımacılık yapan

işletmeler; Kargo İşletmeleri, Nakliyat

Ambarları, Taşıma İşleri Organizatörleri,

Freight Forwarderları vb. firmalar

ile bu hizmetlerden faydalanan kurum

ve kuruluşlarının ADR ve TMKTHY

kapsamında yapması gereken iş ve işlemlerin

Bakanlık görüşünün ilgili

yetkililerce ifade edidiği, yıllık rapor

ve kaza raporu ile taraflar ve sorumlulukları

sırasında yapmaları gereken

önemli başlıklara değinildiği; Liman

tesisleri ve yük ilgililerinin yapması

gerekenler ileteknik mevzuat kapsamının

ekonomik, sosyal ve çevre etkileri

kapsamında teknik düzenlemenin sağlayacağı

faydaları konuşulduğu semineri

gerçekleştirmiş bulunmaktadır.

T.C. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme

Bakanlığı yetkilerinin ve sektör

temsilcilerinin katılımı ile gerçekleşen

seminerimizde birçok konunun konuşulduğu

ve tartışıldığı ve ileriye yönelik

kamu tarafının sektörün beklentilerini

ve ihtiyaçlarını bilmek açısında önemli

noktaları aydınlatıldığı yönde olumlu

gelişmeler göstermiştir.

Tehlikeli Mal Taşımacılığındaki

gelişmeleri nasıl buluyorsunuz?

İnsan yapısı ve doğası gereği gelişmelere

açık olma noktasında vardığı

noktadan memnun olmayan bir ruh

hali içerisindedir. Derneğimiz ve sektörümüzde

birçok oluşumlarda bir araya

geldiğinde tabi ki varılan noktanın

daha iyiye gitmesi açısından bireysel

değil çoğunluğun ve geleceğimizin

ortak paydası noktasında taleplerde

bulunmakta, varılan noktayı yeterli

bulmamaktadır. Devletimiz ve Kamu

Kurumlarımız bu noktada birçok gelişmenin

önünü açmış ve Dünya standartlarının

Ülkemizde uygulanması

açısından kanunlar ve yönetmelikler

ile bu standartları Ülkemizde uygulama

noktasına geçmiştir. Fakat bilindiği

gibi sadece yasaların yürürlüğe girmesi

ile istediğimiz Dünyada kabul görmüş

standartlara ulaşmak mümkün olmamaktadır.

Bu noktada yasalara uyması

gereken bu işle ilgili tarafların yeterli

bilinç seviyesine ulaştığını düşünmüyoruz.

Zaten Derneğimizi faaliyete

geçirmemizin ana hedefi de bu bilinci

oluşturmak içindi. Bu yüzden bu bilincin

oluşması ve yasalarla gelen bizim

gelecekteki risklerimizi minimize

edecek uygulamalara sektörel olarak

gönüllü bir biçimde katılmaya başladığımızda

görevimizi bir nebze olsun

yerine getirmiş olacağız. Fakat bugünkü

bulunduğumuz noktada daha çok

katedilecek aşamalarımızın olduğuna

inanıyoruz.

Kamu ve İşletmeler üstlerine düşen

sorumlulukları yerine getiriyor mu

sizce? Yapılması gerekenler neler?

Kamu tarafı olarak T.C. Ulaştırma

Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına

bağlı Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık

Düzenleme Genel Müdürlüğü

Dünyada uygulanan standartların çoğunu

büyük bir özveri göstererek kısa

sayılabilecek bir zaman dilimi içerisinde

uygulamaya geçirmiştir. Eksik kalan

az sayıda da olsa düzenlemeler üzerinde

çalışmaların devam ettiği ile ilgili

bilgi vermektedirler. Bu noktada tabi ki

Kamu tarafımız standartları yayımlarken

Özel Sektörümüzün ticaretini engelleyecek

ve durduracak baskıcı olma

noktasından kesinlikle kaçınmakta ve

bu uygulamaların aşama aşama hayata

geçirilmesi noktasına çok dikkat

etmektedirler. Özel sektörümüzün bu

noktada birçok alanda bu aşamalara

uyacak şekilde planlı bir geçiş yönünde

hareket etmediğini gözlemliyoruz. Bu

noktada özel sektörümüz öncelikle

kendi işletmelerini ve ticari varlıklarını

sürdürebilme noktasında sorumluluklarını

yerine getirmemiş oluyorlar.

Denetimler konusundaki fikirlerinizi

alabilir miyiz?

Aslında Dünyanın birçok gelişmiş

ülkesinde Denetim noktası farklı algılanmakta

bizde ise farklı algılanmaktadır.

Denetimleri iki noktada ayırmak

gerektiğine inanıyoruz. Birincisi dışarıdan

gelen denetimler, ikincisi ise

öz denetim. Biz toplum ve sektör olarak

denetim diyince dışarıdan gelecek

daha çok kamu kurumlarından gelecek

denetimleri algılıyoruz ve kamu

tarafından bir denetim gelmedikçe

de sorumluluklarımızı yerine getirme

noktasında eksikliklerimizi tamamlamıyoruz.

Şimdi düşünün hangi kamu

kurumu bir kanunun uygulanması için

tüm işletmeleri denetleme noktasında

hareket edebilir? Böyle bir şey dünyanın

hiçbir yerinde mümkün değildir.

Düşünün ki araba kullandığınızda istediğiniz

yola kurallara aykırı olsa da

girebilme iradenizi elinizde tutarsınız

fakat kurallara aykırı olarak girdiğiniz

yolda başınıza bir şey gelirse bu noktadan

sonra birçok problem ve yaptırımlarla

karşılaşırsınız. Bu yüzden biz

dernek olarak öz denetim noktasında

firmaları ve kişileri bilinçlendirmeye

çalışıyoruz ve işlerini standarda uygun

bir şekilde risksiz olarak yapmalarını

tavsiye ediyoruz. Denetimlerinde öz

denetim noktasında bir anlam ifade

edeceğini düşünüyoruz.

Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanları

özelinde bir sorumuz olacak,

bu işin neresindeler ve ne yapıyorlar?

Tehlikeli Madde Güvenlik danışmanları

bir aşama kaydederek belge

sahibi olmuşlar ve bir kısmı bu görevi

asıl işi olarak yürütmekte bir kısmı ise

sadece belgeyi almış fakat herhangi bir

faaliyette bulunmamaktadır. Tehlikeli

Madde Güvenlik Danışmanlarının

kendilerini geliştirme ve sürekli sektörün

içerisinde bilgi edinme konusunda

zayıf kaldıklarını düşünüyoruz. Örneğin

en son düzenlemiş olduğumuz

seminerimizde sektör firması çoğunluktaydı

ve Tehlikeli Madde Güvenlik

Danışmanlarının sayısı nispeten daha

azdı. Bu yüzden Tehlikeli Madde Güvenlik

danışmanlarına tavsiyemiz sektörel

gelişmeleri, eğitimleri, seminerleri

vb. gelişmeleri takip etmeleridir.

Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı

hizmeti sizce nasıl olmalıdır?

Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı

hizmeti bir işletme için tüm

riskleri önceden görebilir ve önleyebilir

nitelikte olmalıdır. Bu yüzden işletmeler

bu hizmet alma noktasını seçerken

mutlaka sektörün içinde olan kendini

geliştiren kişileri ve şirketleri seçmeleri

gerekmektedir. Aksi taktirde birçok

olumsuz durum ve cezalarla karşılaşabilirler.

Bu hizmet kişilerin hayatını etkileyebilecek

bir meslek olarak dikkate

alınması Bakanlığında değerlendirmeleri

sonucunda kurumsal bir yapıya

döndürülmesi gerekmektedir.

Bir ek iş olarak görülebilir mi?

Tehlikeli Madde Güvenlik

Danışmanlığı kesinlikle ek bir iş

olarak görülemez

Çünkü bir işletmeye hizmet verme

noktasında Tehlikeli Madde Güvenlik

Danışmanı (TMGD) çok büyük sorumluluk

altına girmektedir ve risk almaktadır.

Bir işletmede Tehlikeli Maddeden

kaynaklı bir problem meydana

geldiğinde çok büyük yaptırımlarla

karşı karşıya kalmaktadır. Bu açıdan

bakıldığında birçok meslek gurubundan

daha fazla sorumluluğun ve riskin

büyük olmasından dolayı ek bir iş olarak

yapılamaz ve görülemez. İşletme

içinde çalışan bir kişinin çalışma saatlerinin

% 20 - 25 ini kapsayan iş ve işlemlerden

oluşan TMGD çalışanın çok

yoğun olduğu iş ve işlemlerin olduğu

işletmelerde zaman planlaması iyi yapılabilirse

ancak yürütülebilir. Ayrıca iş

sağlığı ve güvenliği uzmanı, çevre görevlisi,

mali müşavir ve benzeri işlerle

beraber yürütülmesinde hassas olunması

gerekliliği de göz ardı edilmemelidir.

Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanları

için TEYTED’ in önemi

nedir? TEYTED TMGD’ lerin Hizmet

alanları için ve sosyal hakları

için neler düşünüyor? Ne gibi girişimlerde

bulundu?

TEYTED sektörel ve kamu tarafını

aynı noktada buluşturmak ve bu işin

gelişimine katkıda bulunmak noktasında

Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanları

için iyi bir buluşma ve gelişme

noktası.Biz Tehlikeli Madde Güvenlik

Danışmanlarının bize üye olma noktasında

çok yarar sağlayacağına inanıyoruz

ve bir çok durumda bize danışan

fikir isteyen Tehlikeli Madde Güvenlik

danışmanlarına destek oluyor ve mesleki

gelişimlerine katkıda bulunuyoruz.

Bunun için Tehlikeli Madde Güvenlik

Danışmanlarına çağrımız derneğimize

üye olsunlar ve mesleki olarak faydalanabilecekleri

bir yapıda buluşsunlar.

Eğitim hizmetin kalitesi ve Tehlikeli

Madde Taşımacılığı sırasında oluşacak

risklere ilişkin tarafları koruyacak çalışmaları

yürütmekteyiz.

Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlarının

düşünceleri son

dönemlerde biraz karamsar. Bildiğiniz

gibi Çevre Danışmanlık

Şirketleri, OSGB’ ler vb. oluşumlar

TMGD hizmetini ek bir hizmetmişçesine

veriyorlar. Sizce bu doğru

bir durum mu?

Tabi ki asıl konusu Tehlikeli Maddelerle

iştigal olmayan kişi ve kurumlar

bu hizmeti vermemeleri gerekiyor.

Çünkü bu riski ve sorumluluğu büyük

olan işin hizmet verme noktası sadece

bu işle uğraşan kişi ve kurumlar olmalıdır.

Aksi taktirde hizmet alma noktasında

eksiklikler ve kazaların yaşanılması

kaçınılmazdır.

Bunun önüne geçebilmek için neler

yapmak gerekli?

Bunu engellemek için çalışma saati

koşulları takip edilebilir şekilde kontrol

edilmeli. Kurumsal yapıya geçiş

özendirilmeli, taban fiyat ve iş kapsamı

daha detaylı tanımlanabilmelidir. Derneğimiz

bünyesinde yurt içinde ve yurt

dışında bu hizmetleri veren üyelerimiz

sayesinde değişik model çalışmaları

yapmaktayız.

Tehlikeli Malların Taşınmasına

ilişkin uygulamaların geleceğini

nasıl görüyorsunuz? Sizin ve TEY-

TED’ in bu konuda önerileriniz

nelerdir?

Yolun daha başında olduğunu düşünüyoruz

bu konuda kamu ve sivil toplum

örgütlerinin yakın ve gündemli konularla

ilgili görüşmesi gerekmektedir.

Tabi Bakanlık yetkililerinin 3 veya 6

ayda bir sivil toplum örgütleriyle

beraber .

30 31


TMD

TMD

TMGDER

Ankara

Sektörel

Toplantısı

Sonuç Bildirgesi

yayınlandı.

İlgili toplantıda öne çıkan başlıklar ile katılımcılar tarafından gündeme getirilen

konular ve Genel Müdürlüğün bu kapsamdaki açıklamaları özet olarak aşağıda

sektörün dikkatine sunulmuştur.

1) TMKT Genel Müdürlüğünce; 30 Haziran 2015 tarihinden itibaren ilgili işletmelerde

TMGD bulundurma zorunluluğunu getiren mevzuatın 01.01.2018 olan

yürürlük tarihinde her hangi bir uzatmanın söz konusu olmadığı,

2) Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Hakkında Tebliğ” in 12/a maddesinde,

“Üniversitelerin fen ve mühendislik alanlarından lisans veya tehlikeli madde

ve güvenlik programı/bölümü ön lisans mezunu olmak,” hükmüne lojistik bölüm

mezunlarının da ilave edilmesi talebinin haklı ve yerinde bulunduğu,

3) Yukarıda sözü edilen hükmün, Tebliğin geçici 2. maddesinin 6. Bendinde, yayım

tarihinden önce TMGD olmuş ve ya TMGD Eğitim Sertifikasını almış kişileri

kapsamayacağı belirtilmiş olsa da, hükmün uygulanması aşamasında bu kapsama

girmiş olan meslektaşlarımızca ilerisi için bir belirsizlik algısının oluşmasına karşın

konuyla ilgili bir açıklamaya ihtiyaç duyulduğu ve bu açıklamanın kısa süre

içerisinde Genel Müdürlükçe yapılacağı

4) Söz konusu belirsizliğin temelinde, değişiklik öncesi hükümler çerçevesinde

gelecek planlamaları yapan ve belirli bir emek ve maliyete katlanarak sektöre giriş

yapan meslektaşlarımızın geçici hükümde belirtilen muafiyet haklarını kaybedecekleri

endişesinin yattığı ve bu hususun ayrıca yenileme döneminde yapılacak

olan sınavlarda tebliğ öncesi şartları göze alarak mesleğe adım atmış ilgili TMGD

ler üzerinde ağır bir sınav baskısı oluşturacağı,

5) Yeni oluşacak TMGDK larda görev alacak Koordinatörler için gereken 3 yıllık

tecrübe aralığında sınavı kazandığı tarihin referans alınacağı,

6) TMGDK ların şubeleri için fiziki şartlar haricinde Koordinatör ve TMGD

bulundurma zorunluğunun söz konusu olmayacağı,

7) TMGDE lerin 3 yıl tecrübe şartı aranmadan Koordinatörlük yapmalarının

önünün açılmasına yönelik taleplerin değerlendirileceği,

8) TMGD hizmetini yerine getirecek olan meslek sahipleri için her hangi bir

asgari ücret tarifesine yönelik uygulamanın düşünülmediği,

9) Tebliğin 9/11. Maddesinde kendi isteği ile TMGDK bünyesinden ayrılan

TMGD ler için uygulanacak 6 ay süreyle bir başka Kuruluşta görev alamayacağı

hükmünün ilgili hükmü tamamlayıcı 9/12. Maddesinin kuruluş menfaatlerinin

korunması hedefini yeterince karşıladığından hareketle 11. Maddede sözü edilen

bu sürenin yeniden gözden geçirilmesinin yararlı olacağı

10) Yine ilgili kuruşlar için şubeleşmenin önünün açılmasıyla, faaliyet alanı dışında

kalan bölgelerde hizmet kalitesinin yetersiz olacağı ve merkezi kurumsallaşma

yerine koordinasyonu belirli illerde toplanmış çok sayıda şube oluşumuna

yol açacağı, bu uygulamanın farklı illerde şubesi bulunan TMFB sahibi işletmelerin

ve bu işletmelere hizmet verecek kuruluşların lehine olduğu kabul edilse de

önemli bir sorun olarak toplam 13 bölge için oluşacak iş yükünün merkeze bağlı

koordinasyon kabiliyetini ciddi oranda azaltacağı, bedelsiz olarak faaliyete başlayacak

şubelerin belirli maliyetlerle yatırım yapacak olan merkez TMGDK’ lar

için haksız rekabete sebep olacağı ve bulunduğu bölgede hizmet vermek isteyen

TMGD’ lerin işbirliği reflekslerini olumsuz yönde etkileyeceği

11) Bu durumun ileride farklı sorunları beraberinde getireceği ve bu sebeple

şubeleşme imkanıyla hedeflenen tarafların menfaatleri de göz önünde bulundurularak

TMFB sahibi işletmelere ait şubelerin bulunduğu bölgelerle sınırlı olmak

üzere en fazla 5 Bölge Müdürlüğü için izin verilmesinin, ileride oluşacak ciddi sorunların

önüne geçilmesi adına önemli bir tedbir olacağı ifade edilmiş ve ilgililer

tarafından bu talep not edilmiştir.

Sonuç olarak;

Bu süreçte yayımlanan Tebliğ ve Yönerge

ışığında hizmet kalitesinin ve

yine mesleki saygınlığın hak ettiği noktaya

daha da yaklaştığı düşünülmüş ve

bu kapsamda önceki dönemlerde sektör

mensuplarınca dile getirilen bazı

hususların yenilenen mevzuatta yetkili

makam tarafından dikkate alındığı

gözlenmiştir.

Hizmet sunumu ve hizmet kalitesinin

sürekliliği için ön görülen kurumlaşma,

TMGDK lar aracılığıyla sağlanacağı

İşletmelerin kadrolu uzmanları için

getirilen dış hizmet engeli ve meslek

dalına uygun sigortalılık zorunluluğu

ile yine danışman ve kuruluşlara yüklenen

sorumlulukların belge kullanımının

büyük oranda önüne geçeceği

ve TMGD mesleğini ek gelir getirici

bir faaliyet alanı olmaktan kurtararak,

sistemin önemli bir parçası olduğu algısını

güçlendireceği

Yine TMGDK ların, Eğitim ve diğer

danışmanlık hizmeti veren kuruluş

bünyelerinden ayrı tutulması ile farklı

bir meslek tanımı olarak vücud bulmasına

ve mesleğin kurumsallaşmasına

önemli katkı sağlayacağı değerlendirilmiştir.

Toplantıda ayrıca, bir çok farklı soru

ve görüşler paylaşılmış TMKT Genel

Müdürlüğünden katılan misafirlerimizin

samimi ve yapıcı yaklaşımı sektör

temsilcilerimiz tarafından takdirle

karşılanmakla birlikte ivedi olarak

alınması gereken tedbirlerin değerlendirilmesi

hususundaki anlayışlarına

ek olarak yeni uygulamalar için saha

yansımalarının izlenmesi yönündeki

iradeleri de katılımcılar tarafından

gözlemlenmiştir.

Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanları

ve Eğiticileri Derneği’nin,

ADR Uygulamaları ile bütünleşme çalışmalarını

önemli ölçüde tamamlayan

ülkemizde, gelişen ve değişen mevzuat

sürecinin sektöre yansımalarını ve

gelecek planlamalarının daha verimli

yapılabilmesi amacıyla gerekli olan istişare

çalışmalarının sürdürülebilmesi

amacına istinaden Tehlikeli Madde Taşımacılığı

sektöründe faaliyet gösteren

ve sahada hizmet üretmeye başlayan

Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanları

başta olmak üzere yeni oluşacak

TMGDK ların sürece adaptasyonunu

kolaylaştırıcı ve işletmeleri doğrudan

etkileyecek gelişmeler göz önünde

bulundurularak düzenlediği “İstişare

Toplantısı” 22 Temmuz 2017 tarihinde

Ankara TOBB sosyal tesislerinde gerçekleşti.

İlgili toplantıya, Tehlikeli Madde ve

Kombine Taşımacılık Düzenleme Genel

Müdürü Sayın İzzet IŞIK bey başta

olmak üzere Daire Başkanı Sn. M.

Bülent ÖZÇELİK ve Şube Müdürü Sn.

Cemalettin DOĞMUŞ katıldılar. Bir

çok eğitici, TMGD ve Eğitim Kuruluşu

temsilcisinin de hazır bulunduğu toplantıda,

19 Nisan 2017 tarihli TMGD

tebliğ değişikliği ile 18 Temmuzda 2017

tarihinde yürürlüğe sokulan TMGDK

ların yetkilendirilmesine, TMGD hizmeti

verecek olan TMGDK ların niteliklerini,

belgelendirilmelerini, görev,

yetki ve sorumluluklarına ilişkin usul

ve esaslar üzerinde istişareler gerçekleştirildi.

2017 Sektör Analizi’nden Notlar

Bilindiği üzere bu gün itibariyle,

Sürücü yetiştirmek üzere 133 ve Tehlikeli

Madde Güvenlik Danışmanı

(TMGD- ADR/RID/IMDG) yetiştirmek

üzere 115 adet eğitim kurumu, ayrıca

gerek bu eğitim kurumlarında ve

gerekse sektörde hizmet veren 26 müşterek

yetkilere sahip 195 (ADR) SRC5

eğiticisi ve 145 adet TMGD (ADR/

RID/IMDG) eğiticisi bulunmaktadır

Yine bu gün itibariyle eğitim almış

yaklaşık 32.000 adaydan TMGD sertifikası

almaya hak kazanan 10,000

civarında aday arasında, sektöre hizmet

vermeye hazır 6558 adet TMGD,

TMKTD Genel Müdürlüğünce yetkilendirilmiştir.

Bu kapsamda 6558 TMGD, ve 245’

i TMGD olarak yetkilendirilmiş 314

Eğitici olmak üzere sektörde hizmet

veren toplam 6627 adet uzman bulunmaktadır.

Bu gün için işletmelere sözleşmeli ve

ya daimi olarak hizmet vermeye başlayan

3942 TMGD bulunmaktadır.

Tehlikeli Madde Faaliyet Belgesi

(TMFB) alması gereken muhtemel işletmeler

incelendiğinde,

Yaklaşık 13,500 Akaryakıt İstasyonu,

320 doğal gaz işletmesi (EPDK

20.07.2017), 21.600 kimya işletmesi

(TUİK 2014), Çevre ve Sağlık Bakanlıklarınca

zehirli ve bulaşıcı madde

kapsamında lisanslamaları yapılmış 7

bine yakın diğer işletmeler yine özellikle

mevcut TMGD Tebliği uyarınca

1.1.2018 tarihinde TMGD bulundurma

zorunluluğu başlayacak olan ve

Karayolu Taşıma Yönetmeliğine göre

K1, K2, C1, C2, L1, L2, R1, R2 Yetki

belgesine sahip olup, Tehlikeli Maddelerin

Karayoluyla Taşınması Hakkında

Yönetmelik kapsamında faaliyet

gösterecek 10 bine yakın taşımacılık

işletmesi olmak üzere toplam 52.420

civarında işletme olduğu ve 01.01.2018

tarihinden itibaren perakende satış yapan

işletmelerin de dahil olmasıyla bu

sayının 60 bin civarında olması öngörülmektedir.

Faaliyet belgesine sahip mevcut işletmelerin

bu gün itibariyle 20.948

adedinin TMFB aldığı bunlardan

19.258’sinin TMGD bulundurma zorunluluğu

olmasına karşın sadece 3905

inin TMGD bulundurduğu görülmektedir.

Sonuç değerlendirmesi

Mayıs 2015 tarihinden bu güne kadar

TMGD sertifikasını almış 6558

uzmandan 3942’sinin görev alarak %60

oranında mesleğe giriş yaptıkları,

Nisan 2014 tarihinden bu güne kadar,

mevzuat kapsamında TMFB müracaatında

bulunarak yetki belgesi

almış olan işletmelerin, bu gün için

20.968 inin Faaliyet Belgesi almış olduğu,

bu kapsamda TMFB alması gereken

yaklaşık 50 bin işletme göz önüne

alındığında sürece uyum oranının

henüz %50 ler seviyesinde olduğu,

Yine TMGD bulundurması gereken

20 bine yakın işletmenin sadece 3905

inin TMGD hizmeti alarak %20 oranında

gereklilikleri yerine getirdikleri,

İşletmelerin bu mevzuatlara uyum

sürecinde ağır davrandıkları bu durumun

01.01.2018 tarihi itibariyle süratle

düzeleceği beklenmekle birlikte, yapılan

denetim faaliyetlerinin bu süreci

hızlandıracağı,

19 Nisan 2017 tarihli TMGD tebliğ

değişikliğinin ve akabinde bu tebliği

düzenleyici yönergenin yayımlanmasıyla

birlikte sektörün içinde bulunduğu

bilinmezlik ortamından önemli

oranda kurtulduğu,

Mesleğe girişler için aranan şartların,

kriterlerin ve mesleki standartların

TMGD ler için işletme dışı faaliyette

bulunma imkanının ortadan

kalkmasına bağlı olarak beklenen ek

gelir algısının da değişmesiyle, sektöre

giriş taleplerini etkileyen yaklaşımları

istenen seviyeye taşıdığı değerlendirilmiştir.

32 33


TMD

H. Gökhan DURMUŞ ADR Türk Genel Müdürü

TMD

Yasalar ne için yapılır?

Yasalar; düzen kurmak, kurulu düzeni

korumak, toplumu oluşturan bireylerin

hak ve özgürlüklerini sağlamak,

yaşam haklarını devam ettirmek, devlete

güveni artırmak, o devletin saygın

bir vatandaşı olduğunu hissettirmek,

hakkını her yerde yasalar çerçevesinde

arayabileceğini bilmek ve devletin vatandaşına

haklarını nasıl arayacağını

göstermek, o çizgide hareket etmesini

sağlamak için yapılır. Sanırım(!)

Rafta dursun veya duvara süs olarak

asılsın diye yasa yapılmaz. “Bizim

de böyle bir kanunumuz var” denmesi

için yasa yapılmaz. Yasa her bireye eşit

uygulanmalı, toplumda; “yapanın yanına

kar kalır” şuuru oluşturulmamalı.

Aynı şekilde yasayı uygulayacaklar da

göz önünde bulundurulmalıdır.İşte,

tam da bu anlamda “denetim” faktörü

yasaların ayrılmaz bir parçasıdır. Denetim

yapılmazsa kanunların çıkarılmasının

bir anlamı olmaz.

Adam öldürmek bir ülkede yasaklanmış

ve cezası varsa, herkese uygulanmadığında

adaletsizlik doğurur ve

toplumda karmaşaya sebep olur. Hiçbir

kanun küçümsenemez ve hepsi de

eşit değerdedir. Çünkü hepsi toplumun

farklı konularını düzenler, yönetir ve

denetler. Şöyle düşünelim: Bir yasa çıkardınız,

uygulanmasını istiyorsunuz,

yasanın bütün yönetmelikleri, genelgeleri,

tebliğleri yayınlandı. Bu yasalara,

yönetmeliklere kim, nasıl uyacak.

Kendi kendine uyacak mı(?) Her ne

kadar ülkemiz insanlarının bilinci

ileri medeniyetlerin seviyesinde olsa

da toplumda görüyor ve yaşıyoruz ki

kimse kendi kendine yasalara uyma

konusunda istekli değil. Bu durum

Avrupa’ da da böyle. Sanmayalım ki;

Avrupa halkları çok medeni ve birbirlerine

çok saygılı… Hayır, sadece yasalardan

korkuyorlar. Yaptırımlar, yani

kabahatlerin ve suçların karşılıkları

oldukça caydırıcı nitelikte ve denetim

ekipleri yeterli ve işlerini aksatmadan

yapıyorlar. Bizde, yani

Tehlikeli Madde sektöründe

sorun nedir? Ne sorunu(?)

Bizde sorun yok.

Herkes çıkan yasalara uymak için birbiriyle

yarışıyor. Denetimler tam donanımlı

ekiplerle soluksuz bir şekilde

yapılıyor. Firmalar TMGD arıyor

ve bulamıyor. TMGD’ lerin maaşları

tavan yaptı (kimilerimizin derdi de

sadece bu). Başbakandan fazla maaş

alıyorlar. Bu denetimler sonucunda işletmeler

son derece memnun. ”TMGD’

ye ne ödenecekse ödeyelim, teçhizatlara

ve ambalajlara verdiğimiz bedeller

çok önemli değil. Yeter ki ceza ödemeyelim,

yeter ki devletle karşı karşıya

gelmeyelim”. Düşüncesindeler. Yetkililer

de şaşkınlık içinde nasıl oluyor da

bu firmalar denetim yapılmadan, hatta

kendilerine bu çıkan Tehlikeli Madde

Taşıma Yönetmeliği doğru dürüst tebliğ

edilmeden uygulamaya başlamışlar.

Şaka, şaka Durum hiç de böyle değil.

Ülkemizde her kurumda olduğu gibi

Kapak Konusu

“Kanunlar

uygulanmazsa

eşitsizlik,

adaletsizlik

doğar”.

maalesef bizim kurumda da işler istediğimiz

gibi gitmiyor. (Bizim konumuz

olmamakla birlikte hepimiz biliriz;

polisimiz eksiktir, hemşiremiz eksiktir,

Doktorumuz, hastanemiz, trenimiz,

yolumuz… Hatta şimdilerde hapishanemiz

de eksik. Çünkü Ülke büyük bir

terör organizasyonunu ortaya çıkardı

ve sonuçları hepimizi derinden etkiledi).

Yani bizim kurumda da kadro

sorunu var. Bunu Yetkililer de dile getiriyor.

Hal böyle. İyi niyet de bir yere

kadar. Yöneticilerin ve kadrolarının

iyi niyetli olması maalesef sorunları

çözmüyor. Hatta belki daha da büyümesine

neden oluyor. Bu durumun

böyle olmasını yetkililer de istemiyor.

Bizlerin şikayetine direk onlar muhatap

oldukları için bizlerden daha çok

sıkıldıklarından ve çözüm üretmeye

çalıştıklarından eminim. Bunu nasıl

yaptıklarını bilmiyorum ancak onlara

bir önerim var. Denetimleri yapmaları

için özel sektöre izin verilsin. Nasıl

ki İnşaat sektöründe belli yeterliliği

olan işletmelere “yapı denetim” adında

yetki veriliyorsa Tehlikeli Madde ve

Kombine taşımacılık sektörü için de

benzer bir uygulama yapılabilir. ADR’

nin hiçbir yerinde denetimlerin sadece

devlet yetkilileri tarafından yapılmasına

yönelik bir hüküm yok. Yani bunun

önünde bir engel yok. Belli kurallar ve

yeterlilikler belirlenir. Sınırlar çizilir.

Böylece hem resmi yetkililer rahatlamış

olur hem de sektör artık hareket

etmeye başlar. Yine tekrarlamak istiyorum.

Yasalar herkese eşit olmalı, yoksa

çıkarılmaları yeterli olmaz. Uygulama

konusundaki eksiklikler mazeret olamaz

ve adaletsizlik doğmasına neden

olur. Bu adaletsizliği başta resmi yetkililerin

istemeyeceğinden eminim.

Ülkemizde Tehlikeli Madde ve Kombine

Taşımacılık Sektörü olarak, TMKT,

eğitim kurumları, eğitmenler, TMGD’

ler, danışmanlık işletmeleri, dernekler

ve taşımacılar, üreticiler gibi sektörün

diğer temsilcilerini sayabiliriz. Denetim

işletmeleri de bunların arasına girebilir.

Benim şahsi düşüncem; denetim

yapacak işletmenin bu kurumların

dışında bir kurumsal yapıda çıkarılması

ve işletilmesidir. Yani bir eğitim kurumuna,

danışmanlık işletmesine bu

görev verilmemeli. Bunların bir araya

geleceği, belli iş bölümlerinin yapılabileceği,

konsorsiyum benzeri bir yapı

oluşturulmalı.

Bu denetimleri yapmaları için yetkilendirilen

kuruluşlar yaptıkları denetim

başına ücret almalı, yazdıkları

ceza oranında ayrıca kazançları olmalı.

Elbette ki bu kurumlar da TMKT tarafından

denetlenmeli. Bütün sektörü

denetlemektense sadece denetim kurumlarını

denetlemek daha kolay ve

mantıklı olsa gerek. Tabi ki bu kurumlar

da hata yaptıklarında cezalandırılmalı.

Bu yöntemin konuşulmasını istiyoruz.

Derneklere çağrımız yapmayı

planladıkları ilk çalıştayda bu konunun

ciddi olarak ele alınması, sektördeki

tüm aktörler için faydalı olacaktır.

Diğer bir önerimiz de şu ki; SRC5

ve TMGD Eğitimlerinin Millî Eğitim

Bakanlığı’na devredilmesi.

Böylelikle Eğitim Dairesinin personeli

boşa çıkmış olur ve denetim ekipleri

büyümüş olur. Ulaştırma Denizcilik

ve Haberleşme Bakanlığı’ nın Bölge

Müdürlüklerindeki personel yoğun bir

şekilde eğitim kurumlarını denetliyorlar.

Eğitim kurumları eğitim açıyor mu,

eğitmen ge getiriyor mu, kursiyerler

açılan eğitime katılıyor mu gibi sorulara

yaptıkları denetim sonucunda yanıt

arıyorlar. Bu yanıtlardan “Kursiyer eğitime

katılıyor mu?” sorusunun yanıtı

dışında kalanlar genelde pozitif oluyor.

Yani Eğitim Kurumu eğitimi planlıyor

ve uyguluyor. Burada sorun yok. Ancak;

kursiyerin eğitime katılıp katılmadığı

konusunda taraflar sorun yaşıyor.

Kursiyerlerin derse devam etme konusunda

sıkıntıları var.

Ücretlerini yatırıyorlar ancak eğitime

devam etme konusunda titiz değiller.

Bakanlık bunu da denetleyip kursiyerin

kaydını silerek cezalandırıyor. Yani

Kurumlar ders açıyor mu, eğitmen getiriyor

mu ve diğer sorunluluklarını

yapmış mı diye denetlenebilir. Ancak

Kursiyerin kursa katılıp katılmadığının

denetlenmesi çok önemli değil.

Bize göre “Eğitimin denetimi sınavdır”.

Sınavda geçemeyen kursiyer bir

daha yazıldığında kursa devam etmeyi

kendi isteyecektir. İşin özeti; Denetim

İşletmelerinin kurulması ve SRC5 ve

TMGD Eğitimlerinin de Millî Eğitim

Bakanlığı’na devredilmesi, denetim

ekiplerinin çoğalmasını getireceğinden,

denetim sorunumuzu bir nebze çözecek

gibi duruyor. Bu konuda ciddi çalışmaların

yapılabileceğini düşünüyorum.

TMGD Kuruluşlarının Yetkilendirilmesi Hakkında Yönerge - Madde 7

3) Başvuruda eksik belge ve bilgi olması durumunda 15 (on beş) gün içinde tamamlanması istenir, aksi halde başvuru

iade edilir. Eksikliklerin giderilmesi halinde yetki belgesi düzenlenir.

4) TMGDK yetki belgesi kuruluşta görülebilecek şekilde asılır.

5) Elektronik ortamda sunulan belgelerin doğruluğu hakkında tereddüt oluşması hâlinde idare asıllarını isteyebilir.

6) Belge geçerlik süresi 5 (beş) yıldır. TMGDK’lar, yetki belgelerinin beş yılda bir yenilenmesi zorunludur.

7) Belge almış kurum ve kuruluşlar, belge alma aşamasında sundukları belgelerde daha sonra meydana gelecek değişiklikleri,

değişiklik tarihinden itibaren 30 (otuz) gün içerisinde idareye bildirmekle yükümlüdür.

8) Tabela ve basılı evrak, broşür, afiş ve diğer elektronik ortamlarda herhangi bir amaçla kullanılan her türlü yazılı ve

görsel dokümanda sadece yetki belgesinde belirtilen isim ve unvan kullanılır.

34 35


TMD

ADR 2017’de yayınlanmak

üzere, üzerinde çalışılan

değişiklikleri kısaca anlatan bir

makale ve devamında da ilgili

konuların listesini hazırladık.

Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik

Komisyonu Avrupa Sanayisinin ve

hükümetlerin Tehlikeli Mal (madde)

Taşınmasına yönelik özel ihtiyaçlara

ya da teknik ilerlemelere yönelik talepler

doğrultusunda “Birleşmiş Milletler

Avrupa Ekonomik Komisyonu İç Taşımacılık

Komitesi, Çalışma Partisi, Tehlikeli

Malların (maddelerin) Taşınması”

adı altında düzenlediği toplantılarla

gerekli düzenlemeleri yapmakta ve son

rakamı tek sayı ile biten yıllarda bu düzenlemeleri

uygulanması amacıyla yayınlamaktadır.

WP15 toplantılarında

Avrupa Ekonomik Komisyon üyeleri

oy kullanabilmekte ancak ADR’ ye taraf

ancak Avrupa Ekonomik Komisyon

üyesi olmayanlar oy kullanamamaktadır.

Bunun dışında toplantılara sadece

üye ülke temsilcileri değil aynı zamanda

sivil toplum kuruluşlarından bazıları

da katılabilmektedir.

Toplantılarda görüşülen konu başlıkları

genel hatlarıyla şöyledir:

- Tehlikeli Malların Taşınmasına Yönelik

Sözleşmeler için değişiklik

önerilerinin bildirilmesi

- Önerilen değişikliklerin uygulanmasına

yönelik idari ve teknik

soruların ele alınması

- Sözleşmelerin dünya çapında, farklı

taşıma modları için geçerli

kurallar ile uyumlu hale getirilmesi

Çalışmalar Birleşmiş Milletler Avrupa

Ekonomik Komisyonu’nun yetkisi dahilinde

karayolları (ADR), demiryolları

(RID) ve iç su yolları (ADN) modlarında

tehlikeli malların taşınmasına

yönelik sözleşmeler için yapılmaktadır.

Bu çalışmalar olağanüstü bir durum

oluşmadıkça her yıl mayıs ve kasım aylarında

gerçekleştirilmektedir.

www.unece.org/trans/danger/danger.

htm internet sayfasından ulaştığımız

Avrupa Ekonomik Komisyonu İç Taşımacılık

Komitesi, Tehlikeli Malların

Taşınması ana sayfası üzerinden bu

bilgilerin

hepsine ulaşabiliyoruz. Bu sitede aynı

zamanda GHS toplantılarına ilişkin

bilgilere de ulaşabilmekteyiz.

Bunun yanında ADR Sözleşme eklerinde

sıkça karşılaştığımız Testler Kriterler

El Kitabına, ADR ve RID toplantı

notlarına yönelik bilgilere erişerek bir

sonraki dönemlerde karşılaşabileceğimiz

değişiklikler hakkında önceden

bilgi sahibi olabilmek mümkün. Örneğin

ADR 2017’ de gerçekleşecek değişikliklere

ilişkin Mayıs 2015 itibariyle

başlayan çalışmalarda hazırlanan dokümanları

şöyle listeleyebiliriz,

Kaynak: www.adrturk.com.tr

Mayıs 2015

Kasım 2016

Mayıs 2016

Kasım 2016

1.4.2.2 Başlığı altındaki taşıyıcı yükümlülüklerinde değişiklik teklifi (Romanya)

Çevre için tehlikeli maddeler için tünel kodu değişiklik teklifi (CEFIC)

Özel Hüküm 664 için değişiklik teklifi (İsviçre)

Sıvılaştırılmış Doğal Gazları yakıt olarak bulunduran tehlikeli madde taşıyan çekicilere ilişkin

değişiklik teklifi (Almanya)

UN No 2814 ve 2900 için tünel kodu ve açıklama değişiklik teklifi (İsviçlre)

Sıvılaştırılmış ve Sıkıştırılmış doğal gazların yakıt olarak bulunduran tehlikeli madde taşıyan çekicilere

yönelik değişiklik teklifi (AEGPLNGV Global)

5.4.2 başlığı altında bulunan ADR Büyük Konteyner veya Araç Ambalaj Sertifikası açıklamasında

bulunan tutarsızlıkların düzeltilmesi hakkında teklif (Birleşik Krallık)

ADR 1.9.5.2.2 de bulunan Tünel kategorisi E için sadeleştirme ve yazım düzeltmeleri için teklif

(Birleşik Krallık)

ADR 5.4.1.1.1 (f) alt başlığı için değişiklik teklifi (IRU)

Tehlikeli madde taşıyan çekicilerin elektrik sistemleri ile ilgili resmi olmayan çalışma grubu tarafından

hazırlanmış değişiklik teklifi (Hollanda)

Sıvılaştırılmış ve Sıkıştırılmış doğal gazların yakıt olarak bulunduran tehlikeli madde taşıyan çekicilere

yönelik değişiklik teklifi (AEGPLNGV Global)

Sıvılaştırılmış Doğal Gazları yakıt olarak bulunduran tehlikeli madde taşıyan çekicilere ilişkin

değişiklik teklifi (Almanya)

ADR 1.1.3.1 a) maddesine yönelik değişiklik teklifi (İsviçre)

Özel Hüküm 664 için değişiklik teklifi (İsviçre)

ADR 7.5.5.2.1 tablosundaki patlayıcıların taşınmasına ilişkin miktar kısıtlamasına yönelik değişiklik

teklifi (Fransa)

1.4.2.2 Taşıyıcının Emniyet Yükümlülükleri için değişiklik teklifi (Romanya)

Özel Hüküm 664 için değişiklik teklifi (İsviçre)

ADR 1.1.3.6.4 ve 5.4.1.1.1 (f) için değişiklik teklifi (IRU)

Muaf olmayan UN No 3166, 3528, 3529 ve 3530 tehlikeli maddelerinin taşınmasını gerçekleştirecek

araçlar için uygulanacak tünel kısıtlama kodları hakkında teklif (İsviçre)

Kömürün dökme taşınması hakkında teklif (EUROCOAL)

Tehlikeli Mal Taşıyıcılarının sınavlarındaki elektrik sistemleri soruları hakkında teklif (Almanya)

ADR 5.4.3’ te bulunan Yazılı Talimatlara ilişkin değişiklik teklifi (İsveç)

ADR 1.1.3.6’ ya istinaden 5.4.1.1.1 (f) maddesinde değişiklik teklifi (İsveç)

UN No 3375 Amonyum Nitrat ile karışık yüklenmesine izin verilmiş olan patlayıcıların MPÜB’

lerde taşınmasına yönelik ADR 7.5.5.2.3 (f) maddesinde değişiklik teklifi (İsviçre)

ADR 7.5.1.1 ve 7.5.1.2’ ye araç ekibinin eklenmesi hakkında değişiklik teklifi (Birleşik Krallık)

ADR Hız Sınırlandırma Cihazının ADR 9.2.5’ e göre uygulamasına ilişkin değişiklif teklifi (Rusya

Federasyonu)

ADR Tablo 9.2.1.1 hakkında değişiklik teklifi (Hollanda)

Kaza / Olay bildirimleri (ADR 1.8.5) hakkında değişiklik teklifi (Almanya)

ADR 9.7.6 Araçların Arka Koruması hakkında değişiklik teklifi (Almanya)

ADR 1.1.3.6’ ya istinaden 5.4.1.1.1 (f) maddesinde değişiklik teklifi (IRU)

Sınıf 1 maddelerinin taşınmasına yönelik tasarlanmış EXIII araçların, araç onay sertifikalarındaki

işaretlemeye yönelik değişiklik teklifi (Hollanda)

ADR 9.7.3’ da belirtilen bağlantılarla ilgili gereksinimlerin değişikliği hakkında teklif (Norveç)

37


TMD

Ahmet Cezmi GÖBÜT Yönetim Danışmanı

TMD

Yıllar içinde dünyanın pek çok

ünlü liderlerinin biyografilerinde

yer alan bir prensip dikkatimi

çekti ve her geçen gün bu prensibin

önemini daha fazla idrak ettim. “İşi,

ehline emanet etmek” tüm işverenler

için oldukça kritik bir konu, süreç,

eylem. Her basiretli tüccarın hayatına

yerleştirmeye çalışacağı bir konu olduğunu

düşündüğüm ve üzerinde farklı

bakış açılarını yakalayabiliriz umuduyla

birkaç satır yazmak istiyorum.

Umarım sizlere yeni bir bakış açısı

kazandırabilir veya sizin bakış açınızı

güçlendirebilirim.

Öncelikle kavramlar üzerinde duralım.

• İş: Gerçekleştirilmesi gereken bir

olgu.

• Ehil: İstenilen olguyu zamanında ve

tam olarak ortaya çıkarabilen, oluşturabilen

kişi

• Emanet: Korunmak üzere verilmiş

bir olgudur. Korumayı gerçekleştiren

kişiye emin sıfatını kazandırır.

• Emanet vermek: Bize ait olan bir olguyu,

(ürünü, fikri, hizmeti, markayı)

veya bize ait olmayan ancak bize korumamız

için verilmiş olguyu (bir ürünü,

fikri, hizmeti veya markayı korumak)

kollamak üzere bir başkasına vermektir.

• İşin ehli: Aldığı sorumluluğu vaktinde,

eksiksiz, sorumluluk verenin

hoşnut olacağı şekilde yerine getirebilen,

usta kişi.“İşi ehline emanet etmek”

cümlesinden şunu anlayabiliriz. Bizim

sorumluluğumuzda olan ve bizim belirlenen

bir süre içinde tamamlamak

zorunda olduğumuz bir işi; bu gerekliliği

en iyi şekilde yerine getirecek kişiyi

bulmak, onun rızası olacak şekilde bu

sorumluluğu ona delege etmektir.

Şu ana kadar yazdıklarımı hemen hemen

her işadamı bilir. Burada bir sıralama

olduğunu ve bu sıralamada atlayacağımız

her hangi bir

adımın daha sonra meselelere yol açacağını

da bilmeliyiz.

Bu adımları şöyle sıralayabiliriz.

• Keşfetmek – bulmak -

tanımlamak

• Seçmek - önceliklendirmek

• Eğitmek – tarif etmek

• Harekete geçirmek – yapması için nedenler

bulmak

İşi Ehline

Emanet Etmek

• Denetlemek – rapor almak -

gözlemlemek

İşin ehlini bulmak için öncelikle

işin ne olduğunun tam olarak

bilinmesi gerekir.

Bu işin, işi yapması beklenilen kişiye

açıkça ve tam olarak tarif edilmesi iş ve

sorumluluk devrinin olmazsa olmazıdır.

Seçilen kişinin olumlu olması, sorumluluk

nedir bilmesi ve öğrenmeye

açık olması işin selameti için şarttır.

İşi devreden; işin devredilmesi sırasında;

sürecin nasıl ilerleyeceğini, nelerin

beklendiğini tam olarak açıklayabilmelidir.

İşverenlerin, sorumluluklarını

devrederken gerekenleri tam olarak

yapmadıkları ve daha sonra da biz de

bu adamı işin ehli zannettik ve işimizi

emanet ettik diye hayıflandıkları konularda

kendi görevlerini tam olarak

yerine getirmediklerini çoğu zaman

gözlemlerim. Bunun birçok sebebi

olur. Mazeretler arkasına saklandığımızda

maalesef sadece kendi aczimizi

açıklamış oluyoruz. İşi ehline vermek

yetkinliği her basiretli iş adamının olmazsa

olmazıdır.

Eğer bir iş kuruyor ve bu işi başarıya

ulaştırmak istiyorsanız bu konuda oldukça

dikkatli olmalısınız.

İşi, ehline vermek; liderlik becerilerinin

unsurudur. Bu konunun geliştirilmesi

gerekir. Öğrenme süreçlerimiz

içinde hatalar yaparak öğrendiğimiz

bir beceridir. Birçok iş adamı bu konudaki

hatasını oldukça büyük bedeller

ödeyerek, zaman yitirerek göğüsler.

Danışmanlar ve istişare bu konuda iş

adamlarına yol gösterici olur. Görüş

almak, bilmediğimiz konularda destek

almak gibi bir vasıf edindiğimizde

daha az hata yaparız. Buraya kadar anlattıklarımdan

şu sonucu çıkarabiliriz.

Danışmanlar bu konuda ehliyet sahibi

olduklarını bir şekilde ispatlamış kişiler.

Bu kişiler eğer ellerini taşın altına

da sokabiliyorlarsa o zaman sorumluluk

almış da oluyorlar. İş adamlarının

en kolay yapabilecekleri konu doğru

danışmanı veya doğru danışmanlık

firmasını bularak, bu firmanın ya da

danışmanın da sorumluluk almasını

sağlayarak işi ehline teslim etmeleridir.

Kıssadan hisse:

Her iş adamının kendisine rol model

edineceği bir lider olmalı, bu liderin niteliklerini

uzun uzun düşünerek kendi

hayatına yön vermelidir. İşi ehline vermeyi

öğrendiğinizde hayatınızdaki birçok

meselenin hallolduğunu görecek

ve daha etkili sonuçlar alacaksınız.

TMGD Kuruluşlarının Yetkilendirilmesi Hakkında Yönerge - Madde 7

9) TMGDK’lar tarafından, EK-3’deki örneğine uygun, kurum unvanına göre hazırlanan ve boy/en oranı 2/3 olan tabela,

TMGDK’nın bulunduğu binanın uygun bir kısmına veya girişine asılır. Aynı binada, İdarece yetkilendirilen birden

fazla kurum bulunması durumunda, kullanılacak tabela için İdarenin onayı alınması şartıyla, tüm unvanları gösteren

tek bir tabela kullanılabilir. Bakanlık logosu, bu tabela haricinde bu yönergede İdarece açıkça belirlenen yerler dışında

hiçbir yazılı veya görsel doküman veya ortamda kullanılamaz.

10) Yetkilendirilen kuruluşlar, Yetki belgesi sona ermeden önce 60 gün içerisinde yenileme bedelini yatırarak yenileme

işlemleri için İdareye müracaat eder. Yetki belgesinin geçerlilik süresi içerisinde yenileme işlemine ilişkin müracaatların

idareye yapılmaması durumunda, yetki belgesi İdarece doğrudan iptal edilir. Yetki belgesi iptal edilen TMGDK’lar

hizmet veremezler.

38 39


TMD

Emre Can ULUSU Teknik Taşımacılık

TMD

Bize biraz kendinizden bahsedebilir

misiniz?

Merhabalar, İstanbullu bir ailenin,

iki çocuğundan, 87 doğumlu ilkiyim.

Bahçeşehir Üniversitesi Uluslararası

Lojistik, Beykent Üniversitesi Uluslararası

Lojistik ve Taşımacılık mezunuyum.

Aynı zamanda Marmara Üniversitesi

Uluslararası İşletmecilik yüksek

lisans öğrencisiyim. Sektörün hem

alaylısı hem de mekteplisiyim. Küçük

yaşta katıldığım, ailemin tek kamyonla

başlayan bu macerasına, bugün Teknik

Taşımacılık ismi altında yine aile olarak

devam etmekteyiz.

İşletmenizin öz mal araçları içerisindeki

ADR onaylı araçlarla ne

tip taşımacılıklar yapıyorsunuz?

Özmal araçlarımızla taşımacılığını

yapmakta olduğumuz firmaların hammadde,

malzeme, yanıcı yük ve nihai

ürünlerinin taşımalarını yapmaktayız.

Ancak ADR uygunluğu olan araçlarımız

özellikle yanıcı yüklere yoğunlaşmış

durumda. Müşterilerimizden bu

konuda yoğun bir talep almaktayız.

Sürücülerinizin yollarda karşılaşmış

olduğu sorunlar nelerdir?

Sürücülerimizin ve bizim en büyük

problemimiz günden güne artan İstanbul

trafiği. Maalesef verimliliğimizi

düşüren en büyük etken. Araçlarımız

trafikte çok büyük vakit kaybı yaşamaktalar.

Yaşanmasını hiç istemediğimiz

trafik kazaları da, sebebi ne olursa

olsun trafiği artık felç eder duruma geldi.

Bunun yanında altyapı yetersizliği,

kara yolların artık kapasiteye hizmet

verememesi, uygulamalardaki düzensizlikler,

bizi ve en çok da sürücülerimizi

zorlayan en büyük etkenler.

Tehlikeli Madde Depolarınız ile ilgili

ne gibi değişiklikler yaptınız?

Şu an için yerleşkemizin bulunduğu

Zeytinburnu Nakliyeciler Sitesi bir

taşınma süreci içerisinde. Bu taşınma

süreci tamamlanana kadar tesis boyutunda

herhangi bir yatırım yapmama

kararı aldık. Şu anki sahip olduğumuz

depolama alanı ve tesis tehlikeli madde

depolamaya uygun değil. Birlikte

çalıştığımız iş ortaklarımıza da yakın

olmak gibi bir amacımız var. Bu bağlamda

yeni yer ve tesis yerleşimimiz

kesinleştiğinde bu konuda adımlar atacağız.

Tehlikeli Mal Taşımacılığında yönetmelik

öncesi ve sonrası durumları

karşılaştırdığınızda ne gibi

farklılıklar göze çarpıyor?

Artık sektör ayırımı yapmaksızın,

firmalar içinde farkındalık söz konusu.

Siz bir şeyler için adım atmasanız

bile, birileri gelip bir şeyleri değiştirmek

istiyor ve bu durum rekabetin

son derece yoğun olduğu bu sektörde

söz konusu firmaya artı bir katma değer

sağlıyor. Tabi ki bu ve benzeri yatırımlar

maliyetlerinin yanında müşteri

memnuniyeti ve verilen hizmetin kalitesi

açısından gayet olumlu sonuçlar

getirebiliyor. Yasal bağlamda önlemini

alan ve bu konuda çalışmalarını sürdüren

firmalar tabi ki de mevcut. Ancak

durumun ciddiyetini kavrayamamış,

yaptığı işin önemini benimseyememiş

firmaların da sayısının azımsanamayacak

kadar çok olduğu da bir gerçek.

Ülkemizde maalesef yasalar sadece yazılı

olarak var. Uygulama ve denetim

konusunda sıkıntılarımız had safhada.

Cezalar caydırıcı değil. Birçok firma

cezasını ödeyip, sürecine kaldığı yerden

devam etmekte.

Tehlikeli Mal Taşımacılığı ile

ilgili faaliyet gösterdiğiniz müşterilerinizin

bu konudaki durumları

nedir?

Faaliyetlerini gerçekleştirdiğimiz

müşterilerimiz açıkçası bizden daha

deneyimli ve tutucu durumda. İşletmeleri,

verdikleri hizmet ve ürettikleri

ürünler gereği İş sağlığı ve güvenliği

çerçevesinde de denetlendiklerinden

gayet sıkı durumdalar. Hatta çoğu zaman,

yasal olarak muaf olduğumuz

halde bizi de bu uygulamalara ortak olmaya

davet ediyorlar. Artık günümüzde

müşteri memnuniyeti çok önemli

bir rol oynamakta. Eskiden müşteri

firmaya ayak uydurmak zorunda iken

artık günümüz şartlarında firmalar

müşterilerine ayak uydurmak, onların

süreçlerine göre pozisyon almak durumundalar.

Biz de Teknik Taşımacılık

olarak; hem müşterilerimizi elimizde

tutmak ve hem de memnuniyetlerini

maksimum seviyelere taşımak adına,

elimizden geldiğince iş ortaklarımızı

mutlu etmek durumunda, öneri ve isteklerini

gerçekleştirmeye çalışmaktayız.

Yönetmeliklere yönelik yaptırımları

nasıl buluyorsunuz? Sizin gibi

şirketlerin gelecekte daha sağlıklı

ve ayrıcalıklı olması için yeterli

mi?

Firma olarak araç yatırımlarımızı

geçmişten başlayarak yaptık. Ancak

daha sonra 2018 yılına kadar sektördeki

firmalara muafiyet verildi. Bu bağlamda

yaptığımız araç yatırımlarını

boşuna yapmış gibi olduk. İşin gerçeği,

muaf olduğumuz halde müşterilerimizin

araç talebi ADR yasalarına uygun

olması yönünde. Haliyle müşterilerimize

de “Ama biz muaf durumdayız.”

demek gibi bir lüksümüz yok. Belge sahibi

olmak, işimizi bilerek yapmak, bu

konuda daha da bilinçlenmek bize sektörde

avantaj sağlamakta. Zaten geçmişten

gelen yoğun bir tecrübemiz ve

bilinirliğimiz var. Önümüzdeki yıllarda

bunun katlanarak artmasını umut

etmekteyiz.

Bulunduğunuz yerleşke de birçok

taşımacılık şirketi var, bu şirketler

arasında usulsüz işlem gerçekleştirenler

var mı?

Sektörde yıllar içerisinde pek çok irili

ufaklı firma ile çalıştık. Hatta bazıları

bugün Türkiye’nin önde gelen, sanayi

ve kimya alanında lokomotif firmalar.

Bu anlamda kendimize güvenimiz

tam. Sadece bizi zorlayan, sektörde

yer alan; niteliksiz, işini bilmeyen, geleceğini

göremeyen, tek derdi müşteri

portföyünü arttırmak olan firmaların,

mevcut müşterilerimizin kafalarını

karıştırması. Bu noktada da belgeli taşımacılığın

önemi bir kez daha karşımıza

çıkıyor. Daha önce de belirttiğim

gibi denetimlerdeki yetersizlik, bu ve

benzeri yetersiz firmaların hala bizlerle

aynı ligde oyuncu olması canımızı sıkmıyor

değil.

Sizler, ayrıca Türkiye Nakliyeciler

Derneği üyesisiniz. Dernek olarak

Tehlikeli Malların Karayollarında

Taşınmasına ilişkin ne gibi bir

gelişim öngörüyorsunuz? Bu konu

hakkında üyelerinizin bilinçlendirilmesine

yönelik ne gibi çalışmalar yaptınız?

Şu an için bir çalışma yok, yapılmadı.

Sanırım öncelikleri, öncesinde bahsetmiş

olduğum taşınma ve yeni yerleşke.

Sonrasında gerekli çalışma yapılacaktır

diye düşünüyorum çünkü şu an içerisinde

bulunduğumuz tesisler bizim kanaatimizce

yetersiz.

Taşımacılık faaliyetinde bulunan

şirketlerin 2018 yılına kadar muaf

tutulmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Muafiyet, şirketlerin kendilerini ileriye

dönük olarak hazırlamaları açısından

gayet uygun ve mantıklı. Bugün

yasayı çıkartıp, ertesi gün uygulamaya

sokarak, firmaların buna uymasını

bekleyemezsiniz. Bu bir süreçtir ve

zaman alacaktır. Ancak bunu suistimal

edecek veya yasadaki bir boşluk

olarak kendi çıkarları doğrultusunda

kullanacak firmalar tabi ki de mevcut.

Temennimiz sadece ADR konusunda

değil, bütün karayolu taşımacılığı

yasa ve uygulamaları konusunda titiz

davranılması. Biz Teknik Taşımacılık

olarak kendi kaynaklarımızı, yasaların

gerektirdiği ve müşterilerimizin ihtiyaçları

doğrultusunda dikkatli olarak

kullanmak zorundayız. Bu muafiyetin

firmamız adına daha kararlı adımlar

atmamız konusunda bize avantaj sağlayacağını

düşünüyoruz.

TMGD Kuruluşlarının Yetkilendirilmesi Hakkında Yönerge - Madde 7

11) Yetki Belgesi iptal edilen kuruluşlar aynı isim altında veya isim ve ticari unvan değişikliği yaparak iptal tarihinden

itibaren bir yıl süre ile yetki belgesi alamazlar. Bu kuruluşların Ticaret Sicil Gazetesinde kuruluş sahibi/ortağı olarak adı

geçen kişiler tarafından isim ve ticari unvan değişikliği yapılmak suretiyle yapılacak belge başvuruları kabul edilmez.

12) TMGDK yetki belgesi ücreti bu Yönergenin yayımlandığı tarih itibarıyla, ellibin TL’dir. Yenileme ücreti ise belge ücretinin

%50’si kadardır.

13) TMGDK yetki belgesinde unvan değişikliği yapılması halinde, yetki belgesi yenileme ücreti belge ücretinin %10’u

olarak alınır.

14) Belge ücretleri, her takvim yılı başında geçerli olmak üzere o yıl için Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit ve ilan edilen

yeniden değerleme oranında artırılır.

15) TMGDK’lar şube açmaları durumunda İdareye bir dilekçe ile müracaat ederek izin alır.

40 41


TMD

Ernail HAYIRLI T

TMD

Öncelikle dergimizin ilk hakkında

düşüncelerinizi almak isteriz.

Dergiyi inceleme fırsatı buldum,

yazılarda ben ilklerdenim ibaresi çok

gördüm. İlk olmak önemli değil onun

havasında da reklamında da değiliz.

Fakat birileri çıkıp ben 20 yıl dır bu işi

yapıyorum diyor. Benim 21 yıl oldu

sen nerde 20 yıl yapıyorsun. Ben bu işe

başlarken Türkiye’de kimse ADR’ nin

ne olduğunu bilmiyordu.

Bu işi Türkiye de abarttılar niye

abarttılar öyle bir reklam yaptılar ki 25

bin lira aylık denildi. O 25bin liralık

reklamı yapan, diyen acaba o kadar kazanıyor

mu? Hayır. Bana geldi o reklam

üzerine televizyoncular ben dedim ki

adam 7 bin lirayı kazanırsa öpsün başına

koysun. Niye çünkü tecrübe yok bilgi

yok daha neyi ne yapacağını bilmiyor

firmadan 25 bin lira talep ediyor.

Beş firmadan 25 bin lira kazanacağı

hayal o yüzden millet bir anda saldırdı.

İlk olarak söylenen bir şey var lojistikçiler

kimyacılar dışında bu işi kimse

yapması. Bu da tamamen asılsız. Ben

95 yılından beri eğitmenim tehlikeli

madde taşıma belgelerim var. 2002’den

beri de Almanya onaylı danışmanım ve

benim danışmanlık aldığım

Almanya bu işi en sıkı tutan ülke

orda bile üniversite mezunu olma

gibi bir şart yok.

Siz isterseniz liseyi bitirmiş olun bu

eğitime katılırsanız bu sınavı geçerseniz

danışman olursunuz. Ondan sonraki

adım önemli. Bizde herkes onu karıştırıyor.

Mesela adam kimya mezunu

geliyor staj yapmaya kalkıyor anlamazsın

ki sen git üreten bir firma bul. Bizde

bütün üniversite mezunları bu işe girdi.

Almanya da bu iş böyle değil Avrupa’da

da değil. Almanya da 16.500 danışman

vardı. Şimdi sayı düşüyor kimse bu işi

yapmak istemiyor. Niye orada adam

50 firmaya da bakabilir 100 firmaya da

bakabilir. Kendine güveniyorsa bakar.

Bizde tamam üniversite mezunu olma

şartı var ama bu şart illa şu bölüm bu

bölüm olacak falan tamamen safsata.

Adam kendine güveniyorsa yapar.

ADR’ li araç üreten firmalar yok mu

var bu adam kimi çalıştıracak makine

mühendisini yada araç üretiminden

anlayan mühendisi çalıştıracak.

İkinci olarak söylenen de firmalara

gitmeden para kazandırıyor. ADR’ nin

hiçbir yerinde firmalara şu sıklıkta

gidilecektir. Her gün gidilecektir, her

hafta gidilecektir diye bir ibare yok.

Niye yok çünkü biz danışmanız. İşler

oturana kadar evet sık sık gidersin zamanla

seyreltirsin ziyaretlerini. Çünkü

biz danışmanız bize danışacak biz

cevap vereceğiz her hafta orda olmanın

bir mantığı yok. Niye yok ben kontrol

listemi oluşturmuşsam neyin ne olduğu

artık ortaya çıkmış karşı firmalarla

irtibata geçmişsem onların danışmanları

ile bazı şeyleri düzeltmişsem iş

yolunda yürüyorsa ben niye her gün

gitmeliyim ki oraya. Bazı işi bilmeyenler

diyor ki firmalara hiç gitmeden

para, tamam ben 6 ayda gitmeyebilirim

kimseyi ilgilendirmez ki ben orada işleri

yoluna almışsam kontrol listelerini

oluşturmuşsam sorun yok.

Bazıları da sistem kurmaktan bahsediyormuş.

Yok öyle bir şey.. Her firmada

zaten belirli bir kalite programı var.

Biz sadece tehlikeli madde organize etmeniz

lazım. Hatta organizeden kastım

ADR ye göre gitmesini sağlamalısınız,

o zaten gidiyor. Firma zaten alıcı olarak

bir yerden tiner ya da boya alıyor.

Önemli olan siz alınan bu boya

ADR ye uygun paketlenmiş mi?

Taşıma evrakı var mı?

Bunu organize etmelisiniz.

Şu ana kadar danışmanlık yaptığım

hiçbir firmada böyle sistem kurumu

söz konusu değil.

Sizce Danışmanlık Hizmeti için

organizasyonel bir yapı mı yoksa

bireysel bir yapı mı gerekli?

Her ikisi de yapılabilir. Organizasyonel

derken bünyesinde kimyacı, lojistikçi

ile çalışılmalı ise kasıt edilen

bu tamamen saçmalık. Niye saçmalık

söyleyeyim şimdi ben çalıştığım firmaya

uygun eğitim almışsam sıkıntı yok.

Ama almamışsam sıkıntı var. Niye sıkıntı

var şimdi ben gidip tanker üreten

A firmasına danışmanlık yapmıyorum.

Niye çünkü o bana yarın bir gün kabloların

kalınlığı, akünün amper gücü,

çeliğin bilmem ne kalınlığı, valflerin

bilmem ne basıncı ben ne anlayacağım

bunlardan hiçbir şey ona kim gitmeli o

adam gitmeli. Mesela şöyle olabilir bir

grup oluşturursunuz. 15-20 arkadaş bir

araya gelirsiniz. O tamam fakat şu anda

Türkiye de o sistem oturmaz. Bireysel

en güzeli, herkes kendi işini yapacak.

Bireysellerde de şöyle bir şey söyleniyor.

Onu da duyuyorum ‘firmadan

parayı nasıl alıyorsunuz?’. Bizde de

benimle beraber iki arkadaş çalışıyor.

Onlar bende sigortalı bende firmaya

fatura kesiyorum para kazanıyorum.

Burada bir hata var mı yok. Mali açıdan

hiçbir problem yok. Bazıları diyor

ki sen o adamı nasıl çalıştırıyorsun?

Adam bende sigortalı kanunda kısmi iş

sözleşmesi diye bir ibare var. Adama iç

hizmet faturası kesiyorum. Bu da olur

fakat birisinin bunu bireysel olarak

yapma şansı yok nasıl fatura keseceksin

nasıl para alacaksın. İşte firmalarda

şöyle bir yol izleniyormuş. Firma o kişiyi

sigortalı gösteriyor. Bu da olabilir

fakat firmalar buna pek yanaşmıyor.

Onun için en güzeli böyle bireysel

olarak yapılır mı yapılır. Almanya da

adamlar yapıyor. Diğer hiçbir ülke de

yok. Ben Türkiye de ki dernek başkanıyım

onu geçelim çünkü orada şuan çok

fazla faaliyette bulunmuyoruz.

Ben 2002 den beri Almanya da ki

danışmanlık derneğine üyeyim.

Şimdi de Avrupa Güvenlik

Danışmanları Derneğinde

çalışma üyesiyim.

Bizde 23 ülkenin derneklerinin başkanı

var ve biz toplantılar gerçekleştiriyoruz.

Mesela geçen mayıs ayında

Fransa da toplandık. Dokuzuncu ya da

onuncu ayda Hollanda da 2017 Mayıs

da Türkiye de gerçekleşecek.23 ülkenin

dernek başkanları bir araya geliyor ne

yapılıyor ne ediliyor senin ülkende durum

nasıl benim ülkemde durum nasıl

hepsi konuşulup görüş bildirgesi yapılıyor.

Şuanda mesela çoğu kişi ADR

2017 nin değiştiğini bittiğini bilmez.

Ama ben bunu biliyorum çünkü mayıs

ayında biz bunu Fransa da konuştuk.

Bizde 24 Ağustosta bizim burada bizim

derneğe üye olan vakti olan 23 arkadaşımıza

ADR2017 değişiklikler eğitimi

vereceğiz. ADR2017 nerede ne değişiklik

yapıldığı belli nerden biliyorum

çünkü bizim yaptığımız çalışmalar

WP15 e gidiyor. Adama WP15 ne desen

bilmez.

Taşımacılık faaliyetinde bulunan şirketlerin

2018 yılına kadar yönetmelik

kapsamında bulundurulmamasını

nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aslında amaç adına bir tane aracı

olan kişileri kapsam dışında bırakmaktı

olmadı ama bunu bakanlık şöyle düzeltti.

Eğer tehlikeli madde yılda 50

tondan fazla indirme bindirme

elleçleme yapıyor ise kapsam

içindedir.

Bir tek taşıma yapanlar kaldı. Aslında

bu tamamen hata çünkü gönderen

kurallara uyuyor alıcı kurallara uyuyor

fakat arada taşıyan kurallara uymuyor.

Ki bunu mesela biz yaşıyoruz benim

çalıştığım firmalara nakliyeci taşıma

yapıyor. Ona yükü veren firma biz 50

tonun altındayız, ADR kurallarına

uymak zorunda değiliz. Diyorum ki

bak yanlış biliyorsun sen gönderensin

50 tonun altında olabilirsin danışman

bulundurmayacaksın ama ADR kurallarına

uymak zorundasın. O paketin

ADR ye uygun olacak o taşıma için sen

taşıma evrakı vereceksin. Bu durum

2018 de düzelecek.

Aynı konu perakende satış yapan

akaryakıtçılar için de geçerli, muafiyet

kapsamının bu şekilde oluşturulmasının

sebepleri neler olabilir?

Bu konuda biz yine bir çalışma yaptık.

Hiç bir ülkede benzini perakende

satan benzinlikler şehir içinde değil.

Bizde benzinlikler çok fazla olduğu ve

şehir içinde olduğu için sanki danışman

orada müneccimlik yapacak da

sanki patlamayı önleyecek böyle bir

uygulama var bu yanlış fakat bakanlık

bunu uygulamayı düşünüyor. Hiçbir

ülkede böyle bir uygulama yok ki

ben bunu bakanlığa hani biri demiş ya

bakanlığa bilgi veriyorum bende bilgi

veriyorum şöyle şahsi değil hani şu 23

ülkenin oluşturduğu formda soru olarak

sordum. Hangi ülkede ne yazılmış

o yazıları bakanlığa ilettim. Benzin istasyonları

işin içinde diye bir şey yok.

Yani biz de bu birazda tehlikeyi önlemek

için düşünülüyor fakat hiçbir

danışman tehlikeyi önleyemez sadece

tedbir aldırır.

TMGD’lerin piyasadaki işletmelerle

ilk görüşmelerinde nelere

dikkat etmeliler?

Şimdi biz o konuda açık olduğu geçen

sene bu zamanlar fark ettik yine biz

dernek olarak Almanya da uzun süredir

danışmanlık yapan, danışman eğiticisi

olan, sınav kurumunda olan,

üniversitede hoca olan bir Alman arkadaşı

getirdik ve dernek olarak biz

İstanbul da İzmir de tecrübe eğitimi

verdik.

Yani bir firmaya gittin mi neye bakacaksın

neye göre fiyat belirleyeceksin?

Neler yapması gerektiğine dair bir iki

günlük bir eğitim verdik. Ama mesela

şöyle örnek vereyim isim vermeden;

bana gün de yaklaşık 50 tane soru geliyor.

Sorunun biri hocam MSDS’ in

14. bölümünde bir şey yazmıyor fakat

7. bölümünde tehlike işareti yer alıyor.

Bu doğru MSDS mi? Benim cevabım

bütün kimyasallar Global Harmonized

System dediğimiz tehlikeli ürünlerin

üretimi kapsamında pictograma sahip

olmak zorundadır. Bunun olması

onun ADR ye girdiğini göstermez. 14.

Bölüme bakarsın ADR, RID, İMDG-

CODE’ a giriyor ise bilgileri orada yer

alır. Bunun gibi çok fazla soru geliyor

tamam insanlar bu işe yeni giriyor ama

ben büyük firmalardan da duyuyorum

taşıma evrakı nasıl hazırlanır içerisinde

neler bulunur bilmiyorlar.

Niye 300 -500 liraya bu işi yaparsan

oturup kitabı okumazsın.

Kitabı okumak mevzuata tamamen

hâkim olmak da yetmez uygulama tecrüben

olacak. Bu işi ek olarak yapmak

mantıklı değil. Önceden burada eğitim

veriyordum ama bu danışmanlık işlerinden

sonra elimi ayağımı birazcık

çektim eğitimlerden yerime birini buldum

o eğitimleri

gerçekleştiriyor.

TMGD’ller sizce hizmete başladıklarında

ne gibi hatalar yapıyorlar?

Danışmanlık yaptığım firma büyük

bir alıcı ve bize birçok firmadan ürün

geliyor. Gelen paketlerin üzerinde

ADR onayı olması gerekiyor. Uyarıyoruz

bakın paketleriniz ADR onaylı

değil bu paketlerin ADR onaylı olması

lazım. Gelen cevap şu nerden alacağız

bu onayı nasıl alacağız. Diyorum ki

gidin danışmanınız var mı var o halde

ona sorun. Danışmanı bana soru soran

firmalar bile oldu. Şöyle bir durum var

bazı arkadaşlar bu işi çok ucuza yaptıkları

için işin gereklerini yerine getiremiyor.

Bir danışman taşıma evrakında

hangi bilgilerin yer alması gerektiğini

bana soruyorsa bence o danışman danışmanlık

yapmasın. Taşıma evrakları,

paketler tam uygun değil şu anda

etiketlemeler tam olarak yapılamıyor.

Bunlar şu anda genellikle gördüğümüz

hatalar. TMGD’leri bilinçlendirmek

için gerçekten üyemiz olanları bilinçlendirmek

için eğitimler veriyoruz. Bizim

üyelerimizde çok fazla sıkıntı yok.

Bana sık gelen sorulardan biride atık

mı madde mi ürün mü? Ya hocam bu

atığı hangi sınıfa atayacağım diyor baksana

ne yazıyor diyorum nereye bakacağım

diyor o saatten sonra ben cevap

vermiyorum. Dernek olarak bu seferde

Almanya’dan bu konu ile alakalı uzman

getirip üyelerimize eğitim vereceğiz.

Yurt dışındaki Tehlikeli Madde

Güvenlik Danışmanlığı hizmetleri

ve danışmanlar hakkında bize biraz

bilgi verebilir misiniz?

Şimdi biz de çoğu insanın bu işle

hiçbir ilgisi yok. Mesela adam emlakçı,

emlakçılığı küçümsemiyorum fakat

adam geldi belge aldı danışman oldu.

Şimdi bu insanın firmaya gidip nasıl

danışmanlık yaptığını bir düşünün.

Diğer ülkelerde bunu gerçekten yapanlar

gerçekten yapıyorlar. Benim bu işim

var bunu da ek olarak yapayım değil,

gerçekten danışmanlık faaliyetinde

bulunanlar yapıyor. Biz Almanya da

ki arkadaşımıza tecrübe eğitimi yapalım

dediğimizde çok şaşırdı ne demek

o dedi neden böyle bir şeye gerek duyuluyor

dedi bizde kimsenin bir şey

bilmediğini söyleyince olmaz öyle ise

onlar için yanlış sektör dedi. Almanya

da danışman olur gider kendi bilginle

sektöre atılırsın.

Bizde bir de şu var çok biliyorum

hesabına gidiyor herkes fakat çok da iyi

bilinmediğini şuanda görüyoruz.

Avrupa da insanlar konunun farkında

e tabi işin ciddiyetinin de farkında.

42 43


TMD

TMD

Bu konuda ülke olarak mevzuat eksiklerimiz

var mı? Varsa neler?

Mevzuatta şöyle eksiklikler var. Şuan

öyle bir çalışma yapıyorum. Diğer ülkelerden

şeyi istiyoruz ADR hükümlerinin

uygulamalarının sizin ülkenizdeki

durumu nedir? En ilginci Fransa

da 1 yıl hapis, Almanya da para cezası

50.000 € ya kadar çıkıyor, bizdeki durum

ortada. Bir de şu var bizim ülkemizde

şuan 30.000 kişi eğitim almış.

TMGD sınavına girmek için 30.000

aday söyleniyor. 6.000 TMGD mevcut

bu nasıl bir saçmalık bu işin öncülerinden

olan Almanya da 16.500 TMGD

var. Orada danışmanlıklar da sınır yok

yani bir danışman 100 firmaya da bakabilir

ama bizde 30.000 ne çıkması

çok abartılı.

Yunanistan’da 450 TMGD, Fransa’

da 500 küsuratlı, Polonya’da 2000

civarı danışman mevcut.

Bizde ki anlayış bu iş de çok para var,

şunu açık ve net söyleyeyim eğer ben

bu işi 95 den beri yapmış olmasaydım

2002 den beri danışman olmasaydım.

Şu anda bu işe girmezdim. Sıfırdan gideyim

eğitimi alayım bu işe gireyim,

girmem. Eğitim düzenliyoruz 500 lira

diyoruz e hocam bu para çok denmemeli.

Ben Almanya ya gidiyorum sadece

eğitime 500€ ödüyorum. Bizde bilginin

kıymeti bilinmiyor kendi bilmediği

gibi karşı tarafa da bildirtemiyor. Ben

şu fiyattan aşağı yapmam bu işi diyemiyor.

Tehlikeli Maddelere ilişkin taşımacılık

mevzuatlarının ülkemizin

lojistik üssü olmasında sağlayacağı

katkılardan biraz bahsedebilir

misiniz?

Türkiye de yine önümüzdeki yıllarda

eğer olursa bir proje düşünülüyor. Avrupa

tarafından tren yoluyla tehlikeli

maddelerin konteynırla karayoluyla

Avrupa ülkelerine İran’a taşınması

burada ne olacak Türkiye lojistik üssü

olacak zaten üs ama bu konuda da üs

olacak. Neden şu anda İran da yaptırımlar

kalktığı için Avrupa ülkeleri

yaklaşık olarak 100.000 adet konteynırı

Avrupa ülkelerinden İran’a taşınması

gerekiyor bunun da tek yolu var

Türkiye’den geçmesi şimdi Türkiye’deki

sorun şu demiryolu ile tehlikeli madde

taşımacılığı köprülerden geçmiyor.

Deniz yoluyla geliyor fakat o zamanda

aktarma da sorun yaşanılıyor. Karşılayacak

lojistik üssü olması lazım. Eğer

biz tehlikeli madde işini doğru düzgün

oturta bilirsek Türkiye için ek bir gelir

kaynağı olacak. Böylece bu demiryolu

taşımacılığının gelişmesini de sağlar.

Aynı zamanda bir SRC5 eğitmeni

olarak sürücülerin durumu nedir?

Sizce yeterli derecede ilgi gösteriliyor

mu bu konuya?

Sadece sürücüler değil tehlikeli madde

ile muhatap olan tüm personel eğitimden

geçmelidir. Sürücüler zaten

SRC5 belgesi var. ADR 8.2 hükmüne

göre sürücüler dışındaki tüm personel

eğitimden geçmelidir. Zaten danışman

eğitmek zorunda fakat duyuyorum

danışmanlar eğitmek zorunda değil

evet doğru ADR ye göre zorunda değil

ama eğitmelisin ya da eğitilmiş olmasını

sağlamalısın. E firma senden

danışmanlık alıyorken dışarıdan birini

getirip ona eğitmenlik yaptırır mı

yaptırmaz o zaman sen vereceksin bu

eğitimi. İki yılda bir gerçekleşir bu eğitimler.

İşletmelere sürücüler konusunda

ne gibi görevler düşüyor?

Sürücüler firmanın bel kemiği eğer

sürücüler isterse firmayı kötü duruma

da düşürebilir daha iyi duruma da götürebilir.

Eğer sürücü doğru eğitilmişse

bütün belgeleri tam ise bir sıkıntı yok.

Bize gelen firmaların sürücülerine

soruyorum:

- SRC5 belgeniz var mı?

-Yok.

-Neden almadınız?

-Firma ücretini ödemedi deniliyor.

Bu firma bir daha geldiğinde içeri

alınmamalı. Yani görüldüğü gibi bir

tek sürücülerin değil firmalarında bilgili

olması gerekiyor.

BM-AEK Intermodal Taşımacılık

ve Lojistik Çalışma Komitesi

Toplantısı, 31 Ekim-01 Kasım

2016 tarihlerinde, yaklaşık 3 yıldır komitenin

başkanlığını sürdüren Tehlikeli

Mal ve Kombine Taşımacılık Düzenleme

Genel Müdür Vekili Sn. İzzet

IŞIK başkanlığında Cenevre Birleşmiş

Milletler Teşkilatı merkezinde gerçekleştirildi.

Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik

Komisyonu’na (BM-AEK) üye

ülke temsilcilerinin yanı sıra Taşımacılık

İşleri Organizatörleri Dernekleri

Uluslararası Federasyonu (FIATA),

Uluslararası Karayolu Taşımacılığı

Birliği (IRU), Karayolu/Demiryolu

Taşımacılık Firmaları Birliği (UIRR),

Avrupa Kombine Taşımacılık Grubu

(GETC) ve UTİKAD gibi uluslararası

taşımacılık sektör temsilcilerinin de

hazır bulunduğu toplantıda Avrupa ve

Asya’da, intermodal taşımacılık alanında

yaşanan gelişmeler ile çözüm önerilerine

yönelik hususlar tartışıldı.

Toplantı bünyesinde, aynı zamanda,

elektronik taşımacılık belgeleri, dijitalizasyon,

teşvik politikaları ve gümrük

prosedürlerinin sürdürülebilir taşımacılığa

ve intermodaliteye etkisinin tartışıldığı

bir Çalıştay da gerçekleştirildi.

Diğer taraftan, Çalışma Grubu’nun

doğrudan sorumluluğu altında bulunan

Uluslararası Önemli Kombine

Taşımacılık Hatları ve Bağlı Tesisleri

Avrupa Anlaşması’nın (AGTC) ekleri

ile anılan Anlaşma’nın parçasını oluşturan

İç Suyolu Kombine Taşımacılık

Protokolü’ne üye ülkelerin yap yapmak

istediği değişiklikler ve ilaveler de tartışılarak

karara bağlanmıştır.

Toplantıda, Uluslararası Denizcilik

Örgütü (IMO), Uluslararası Çalışma

Örgütü (ILO) ve BM-AEK Intermodal

Taşımacılık ve Lojistik Çalışma

Grubu’nun ortak çabaları ile hazırlanan

Yük Taşıma Birimlerinin Paketlenmesine

İlişkin Uygulama Yönergesi’nin

(CTU Code) uluslararası taşımacılık

operasyonlarında daha fazla dikkate

alınmasının sağlanması, farkındalığın

arttırılması ve konu ile ilgili verilen eğitimlerin

yaygınlaştırılması ile özellikle

eğitim konusunda Çalışma Grubu’nun

atacağı adımların somutlaştırılması

hususlarında tartışmalar yaşanmış;

Çalışma Grubu’nun pozisyonu olgunlaştırılmıştır.

Bilindiği üzere, Intermodal Taşımacılık

ve Lojistik Çalışma Komitesi’nin

görevi, BM-AEK’ya üye 56 ülkede

kombine/intermodal taşımacılığı teşvik

etmek, BM-AEK bünyesinde intermodal

konusunda çok-taraflı hukuki

belgelerin müzakeresine zemin hazırlamak,

bu belgelere yönelik politika

tavsiyeleri ortaya koymak ile bu taşımacılıkta

kullanılan terminal, altyapı

ve ekipmanın teknik standartlarının

belirlenmesi ve azami verimle kullanılmasını

sağlamaktır.

Bu doğrultuda, 59. Oturum’da, intermodal

taşımacılık terminallerinin

BM-AEK

Intermodal

Taşımacılık ve

Lojistik Çalışma

Komitesi Cenevre’de

Gerçekleştirildi.

karakteristik özellikleri, terminallerin

lojistik süreçlerdeki etkileri tartışılmış;

terminallerin teknik özelliklerinin yeknesaklaştırılması

ve ileriki dönemde

terminal inşa edecek ülkelere kolaylık

sağlayacak rehber ilkelerin belirlenmesi

konusunda uzlaşmaya varılmıştır.

Bu çerçevede, ülkemizde inşa edilen/

edilecek yük aktarma terminalleri ve

lojistik merkezlerin yapısının yapılacak

çalışmaya örnek teşkil etmesi amacıyla

pilot çalışmada yer alması kararı

alınmıştır. Bir sonraki Çalışma Grubu

Toplantısı’na ülkemiz ayrıntılı bir çalışma

yaparak ülkemizde kurulumu yapılan

lojistik merkezlerin tüm özelliklerini

ve taşımacılığa etkisini araştıran

bir çalışma belgesi hazırlayarak katılım

sağlayacaktır. Son olarak, Pan-Avrupa

Bölgesi’nde yaşanan gelişmelerin intermodal

taşımacılık hizmetlerine ve

ulaştırma altyapısına etkisi hususu

çeşitli sunumlar çerçevesinde tartışılmıştır.

Bu bölümde, Kazakistan ve

Ukrayna temsilcileri Avrasya Bölgesi

bağlamında kendi ülkelerinin sunduğu

lojistik ve intermodal olanakları katılımcıların

bilgisine sunmuştur.

Çalışma Grubu’nun başkanlığına

oybirliği ile Tehlikeli Mal ve Kombine

Taşımacılık Düzenleme Genel Müdür

Vekili İzzet IŞIK yeniden seçilmiştir.

Grubun gerçekleştirdiği çalışmalar

ile diğer çalışma dokümanlarına,

https://www.unece.org/trans/

wp24/welcome.html

internet adresinden ulaşabilirsiniz.

44 45


Eğitim

Hukuk

Belgelendirme

Danışmanlık

Sigorta

Bağımsız

Denetleme

Bütünleşik Tehlikeli Madde Yönetimi

0212 534 88 79 www.adrturk.com.tr

Similar magazines