ŞamataPlus Sayı 21

ugurserin

AĞUSTOS 2017 | Yıl 4 | Sayı 21 | 7 TL

MARMARİS’TE

ÜNLÜLER GEÇİDİ

Sevdim’in

‘Mücadele’si

Elibelinde

Kuşkonmaz

Gül Hasadı

En Lezzetli

Kahvaltılar

Bunları Yapmadan

Dönmeyin

Marmaris’te Bir Yıldız

GÖKÇE

Kırmızı Kurdele


Marmaris'te Yaz

Palamutbükü'nde

Otel Mavi Beyaz


otelmavibeyaz

www.otelmavibeyaz.com

+90 252 725 5555


Teşekkürler MARMARİS

DEMİR

YAPI

Elite Parke

kuruluşudur.


GRAND YAZICI HOTELS • İDEAL HOTELS

BLUE BAYS HOTEL • TURUNÇ HOTEL

JOYA DEL MAR HOTEL • KALEMCİ HOTEL

POSEIDON HOTEL • ROMANCE HOTEL

CİHANTÜRK HOTEL • MIRAGE HOTEL

İDAŞ HOTEL • LʼETOILE BEACH HOTEL

HALICI HOTEL • KOÇER BEACH

ANTALYA AKAY TURİZM • FETHİYE MANAS HOTEL

Ulusal Egemenlik Cad. No:15/Z5 Kemeraltı Mah.

Tel: 0 252 413 63 61 • Gsm: 0 532 684 50 93

www.eliteparke.com


www.grandyazicihotels.com


HER CUMARTESİ

Ahmet Cemal ve Orkestrası

HER PAZARTESİ

Evrim Ateşleri ile Rembetiko

İçmeler Mah. Atatürk Cad. No:62 Marmaris

(0252) 455 55 55


kahvaltıda

mangal mı

yapsak?

Sakin olun.

Önce eşsiz köy kahvaltımızın keyfine varın,

akşama doğru günlük et çeşitlerimizden istediğinizi seçin,

ister burda pişirin, ister yanınızda götürün.

Yörük sucuğumuzu da mutlaka deneyin.


0530 898 30 72

Muğla Marmaris Karayolu Üzeri Çetibeli - Marmaris

www.pasaailekasabi.com


MARMARİS’TE

ÜNLÜLER GEÇİDİ

Sevdim’in

‘Mücadele’si

Gül Hasadı

Önsöz

Kırmızı Kurdele

Şamataplus Magazin Dergisi

Aylık Yerel Süreli Yayındır.

Aktüel magazin şehir ve yaşam dergisidir

Yıl: 4 | Sayı: 21

AĞUSTOS 2017

İmtiyaz Sahibi

Seycan AKMAN

Sorumlu Yazıişleri Müdürü

Seycan AKMAN

Hukuk Danışmanları

Av.Tunç TELLİ

Haber & Fotoğraflar

Ajans Dora

Grafik / Tasarım

Uğur SERİN

ugur@samataplus.com

samatamagazin@gmail.com

Katkıda Bulunanlar

Ahmet KARACA

İrfan BİLİR

Reklam Pazarlama

Ajans Dora

0252 417 51 55

0536 328 48 72

Merkez İrtibat

Yunus Nadi Cd. Yaylalı Center

No:20/12 Armutalan

Marmaris / MUĞLA

Tel: 0252 417 51 55 pbx

info@samataplus.com

Baskı

TEKNOFSET Matbaacılık Ltd. Şti.

5632 Sokak No:26

Çamdibi/Bornova-İZMİR

Tel: 0232 458 58 09

Baskı Tarihi : 14 Haziran 2017

www.samataplus.com

Dergide yayınlanan köşe yazılarından yazarları

sorumludur. Şamata Plus dergisinde yayınlanan

fotoğrafların telif hakkı kendisine aittir.

Şamata Magazin Plus Basın Yayın İlkelerine

uymayı taahhüt eder.

Online: www.dijimecmua.com/samata/

AĞUSTOS 2017 | Yıl 4 | Sayı 21 | 7 TL

Elibelinde

Kuşkonmaz

En Lezzetli

Kahvaltılar

Bunları Yapmadan

Dönmeyin

Marmaris’te Bir Yıldız

GÖKÇE

Olmasa da olur

Bazı harcamalar olmasa da olur. Eksikliğini

hissetmediğiniz harcamalarınızın birikimiyle

okutacağınız çocukların geleceğine dair en

anlamlı söz; “olmasa da olur”. Darüşşafaka,

bir buçuk asırdır toplumun her kesiminin desteğiyle,

babası ya da annesi hayatta olmayan,

maddi durumu yetersiz çocuklara eğitim imkanı

sunarak yeni bir yaşam armağan ediyor. Günlük

hayatınıza baktığınızda bazı küçük şeylerden

vazgeçerek bir çocuğun eğitimine destek

olabilecekleri ve onun hayatında fark yaratabilecekleri

ana fikri üzerine kurulan bu kampanyaya

sosyal medyadan ve şarkıcı Yalın’dan da büyük

destek gelmişti. Yalın ‘Olmasa da Olur’ parçasını

Darüşşafaka’da eğitimin sürdürülebilirliği için

söylemişti.

Alışkanlıklarınızda yapacağınız küçük bir değişiklikle

ve birikimle belki de bir hayata dokunacağınızın

bir farkındalığıydı bu giriş.

Peki ya olmazsa olmazlarımız nelerdir?

Vazgeçilmez prensipleriniz olsun hayatta,

Asla ödün vermediğiniz ideolojileriniz,

Onsuz düşünmediğiniz tatilleriniz,

Büyüklerinizin ellerini öperek geçirdiğiniz bayramlarınız

olsun mesela

Hayatınızda kurallarınız olsun ama bilgece olsun

o kurallar

Asla demeyin mesela;

Belki bir değişim döngüsü sizi de yakalar,

Hiç gezmem derken biz gezginin peşinden

giderken görürsünüz kendinizi.

En çok da aynaya bakın kendi içinizi, taaa

derinliklerinizi görün, gözlerinizden başlayabilirsiniz.

Mucize ile başlayan hayat ve hayatınız belki de

bir çağrı yapıyor size görmelisiniz geç kalmadan.

Bir de uyarılar var

son dönemde moda olan

şu kitapları okumadan ölmeyin,

şu filmleri mutlaka izleyin

şu ülkeye gittinizde mutlaka görün…

Ben de diyorum ki sabah her uyandığınız da

mutlaka düşleyin.

Bu gün daha çok güleceğim

Bu gün daha çok kişiye selam vereceğim, daha

çok dostumu arayacağım.

Annesi uzakta olanlar için; annemle daha çok

konuşacağım,

ya da onu ziyaret edeceğim, onunla daha çok

vakit geçireceğim,

Kendime daha çok vakit ayıracak belki de birini

sevindireceğim.

Bir hayali gerçekleştirmek için ne yaptın mesela?

Hayır hayır almak istediğin o ayakkabı hayalini

değil! Birisinin hayaline ne kadar dokundun,

geçen yazımda yazmıştım dokunabildiğin kadar

varsın diye…

Hadi bu kez vazgeçilmezler listemizi yeniden

oluşturalım.

Bir sepet hazırlayalım, içine umutlarımızdan

koyalım; karamsar

olmayan

aşk koyalım sonu

ayrılık olmayan

On yıl önce yola

çıktığımda tam da

bu günleri koymuştum

kolumdaki

umut sepetime.

Her şey planladığım

gibi işliyor, daha

çok hayata dokunuyor,

daha büyük

sevgi çemberi oluşturabiliyoruz. Öyle güçlü ki

sarılmalarınız, öyle büyük ki özlemleriniz bunlar

beni mutlu ediyor, ama şımartmıyor tabi ki. En

ince detayları bile gözden kaçırmıyor olmanızla

da motive oluyorum. Lütfen buna devam edin.

Hele o tavsiyeleriniz, görmek istedikleriniz duymak

istedikleriniz, işte bunlardan enerji alıyoruz.

Her sayımızda kendinizden birşeyler bulmanız

bu yüzdendir.

İşte tam da bu heyecanla bir sayı hazırladık

sizlere.

Bir Marmaris aşığı, İstanbul doğumlu Gökçe.

O’na Marmaris’in güzel bir köşesinde rastlayabilirsiniz.

Kliplerinde mutlaka Marmaris’i kullanıyor,

spor yapıyor bisikletle Marmaris’i turluyor.

Konserlerinden kalan zamanlarını da burada

geçiriyor. Barlar sokağında gittiği rock barda

alıyor mikrofonu eline bazen de batarinin başına

geçiyor. Hayatı dilediği gibi yaşıyor. ‘Kırmızı

Kurdele’ isimli son albümünü de şans getirsin

diye çıkardı sevenlerine. Keyifli röportajı mutlaka

okuyun.

Biz de bu sayımızda Marmaris’in 15 özel

köyünü daha yakından tanıyın, mutlaka gezin

istedik. Datça’da bağ bozumu şenliklerinin

fotoğraflarını fotoğraf sanatçısı İrfan Bilir çekti.

Umur Özlüer’in bağbozumu yazısını mutlaka

okuyun.

Gül Özdündar Şenay’ın röportajları ise çok

samimi. Sıkılmadan okuyacaksınız.

Tabi bol bol gezin Marmaris sahillerini, gecelerini,

yürüyüş yollarını, ormanlarını, koylarını, köylerini…

Yapacak çok şey var, gidilecek çok yer,

sevilecek çok insan, okunacak çok kitap var.

İzlenecek çok film, söylenecek çok şarkı var.

Hepsini sırayla ama keyifle yaşamanızı dilerim.

Yaklaşan bayram tatilinizi keyifle, huzurla geçirin.

Kurban Bayramınızı en içten dileklerimizle

kutlarız.

Elinizde tuttuğunuz bu dergi Marmaris’i yaşadı

ve sizin de yaşamanız için büyük bir sevgi ile

hazırlandı.

Neşe kaynağınız, umudunuz, vazgeçilmeziniz

olsun diye elinize kadar geldi.

Keyifle okumanız dileği ile

Seycan AKMAN

seycan@samataplus.com

Seycan Akman

12 Ağustos 2017


Siteler Mah. Kemal Seyfettin Elgin Bulvarı No:47/26 Blueport AVM Marmaris, Muğla

0252 413 03 22


Cadde-Sokak

Joya’da

Yoga

güzelliği

Eğitmen Tuğçe Kalkuz İnce güzelliğini Yoga'ya borçlu

olduğunu söyledi. Marmaris'te yaşayan Tuğçe Kalkuz

İnce Yoga derslerinin dışında bol bol geziyor. Doğa ile

başbaşa kalmaktan çok hoşlanan Tuğçe Hanım Joya Del

Mar Butik Otel'de huzur bulduğunu, hem dinlenmek

hem de yoga yapmak için sık sık geldiğini belirti.

Saraç Ailesi Tatilde

Özel Türk Koleji Marmaris Kampüs Müdürü Aşkın Saraç, eşi Suna

Saraç, kızı Aleyna Saraç ve kızkardeşi Gül Saraç ile birlikte Turgut

Köyü’nde bulunan Zakkum Restoran’da mutlu bir aile tablosu çizerek

neşeli bir hafta sonu geçiriyorlardı.

B&B Yüzbaşı

Beach Keyfi

İnşaat Mühendisi Ersan Düzenli ve bankacı

eşi Aylin Hanım'ı ortağı oldukları mekanda

görüntüledik. Turban’da bulunan B&B Yüzbaşı

Beach'te görüntülenen Düzenli Çifti

"Yoğun iş tempomuzdan pek gelemiyoruz

ama mekanımız çok güzel tüm dostlarımızı

bekleriz" dedi.

14 Ağustos 2017


B&B Yüzbaşı Beach’in

ağır misafirleri

Mekan sahipleri ‘Yüzbaşı’ lakaplı Ali Sayın,

Avukat Oğuz Ünsal, yönetici Gökhan Dirik

ve Art Maris Kurucu Ortağı Enis Bilgiç B&B

Yüzbaşı Beach’te akşam yemeği için buluşmuşlardı.

Objektiflerimize gülümseyen

yakın arkadaşlar “Turban mevkii yeni hali ile

çok güzel oldu. Tüm dostlarımızı mekanımıza

bekliyoruz” dedi.

Maris Beach'in

Yakışıklı Baba ve Oğulu

Kumlubük Maris Beach’in sahipleri ve yöneticileri Hüseyin

Oruk ve oğlu Orhan Oruk müdavimlerini ağırlamaya

devam ediyor. 2017 yazında da mavi bayraklı sahili ile en

gözde beach olma ünvanını taşıyan mekanın yöneticileri

“her yıl daha da büyüyerek kaliteli hizmet vermeye

devam ediyoruz. Mekanımızın doğası ve yemekleri

sağlıklı atmosferi ve oksijeni insanı gençleştiriyor. Tüm

dostlarımızı bekliyoruz” dedi.

Serin Kültür’de Buluştular

Özel bir marka zincirinin Marmaris temsilcileri Armutalan Kültür Merkezi’nde

bulunan Serin Kültür Kitap & Kafe’de bir araya geldi. İş toplantısı yaptıkları

mekanda güne kahvaltı ile başladılar. Ardından çay, kahve ile devam ettikleri

toplantılarında tüm üyeler kitap almayı ve okumayı da ihmal etmedi.

Ağustos 2017

15


Cadde-Sokak

Girginç ve Endican Dostluğu

Marmaris Yapı Kurucu Ortaklarından Mimar Arzu Girginç ve

ünlü modacı Dilara Endican'ı birlikte görüntüledik. Çoğunlukla

Bozburun'da yaşayan Endican Marmaris ziyaretinde

yakın arkadaşı Arzu Girginç'i ziyaret etti. Oldukça neşeli

bir görüşme yapan güzel hanımlar birlikte yiyecekleri öğle

yemeği için plan yapıyorlardı.

Beyazoğlu Ailesinde

Tatlı Bekleyiş

Geçtiğimiz yıl görkemli bir düğün töreni ile dünya evine

giren Beyazoğlu çifti heyecanlı bekleyiş içerisinde olduğu

günlerde Turgut Köyü’nde bulunan Zambak Restaurant’ta

keyifli bir hafta sonu geçirdiler. Lineadecor Marmaris Bayi

Sahibi & İç Mimar & Mutfak Tasarım Uzmanı Fatoş Beyazoğlu

ve Venn Emlak İnşaat Sahibi Emrah Beyazoğlu yaz aylarının

oldukça yoğun geçtiğini belirterek ‘ Oğlumuz Baran’ı sağlıklı

bir şekilde kucağımıza almayı ümit ediyoruz’ dedi.

Trendy Şıklığı

Golden Rose Make-Up Stüdyo ve Mağaza

sahibi Goncay Akgül şıklığını Trendy

Mağazası’ndan tamamlıyor. Mağaza

sahibi Derya Balcı'nın tavsiyeleri ile güzelliğine

güzellik katan Goncay Hanım

mağazada özellikle İtalyan ürünleri

çok beğendini tüm yazlık kreasyonunu

Trendy'den tamamladığını belirtti.

16 Ağustos 2017


Özkan Tamirak

‘Marmaris’ Tatilinde

Şamataplus Okudu

İç turizm pazarındaki payını her yıl daha yükseğe

taşıyan Marmaris, medya dünyasının önemli isimlerinin

de gözdesi haline geldi. AKŞAM Gazetesi

Haber Müdürü Özkan Tamirak ve ailesi de tatil

için Marmaris’i tercih edenlerdendi. Tamirak'lar,

konakladıkları Orka Lotus Beach Otel’de dergimizle

de tanıştı. Özkan Tamirak, 'aile boyu' ilgi gören

dergimiz hakkında, “İnanın ilk gördüğümde

ülke genelinde yayın yapan bir dergi zannettim,

çok ama çok beğendim. Marmaris böylesine bir

yayın organına sahip olduğu için çok şanslı. Şamata

Plus’ın hazırlanmasında ve yayınlanmasında

emeği geçen herkesi kutluyorum” dedi.

Yazarlar Serin Kültür’de buluştu

Meditatif danışman ve yazar Mert Güler ve ‘Perizat’ ile beşinci kitabını yayınlayan Uluslararası Aktivist Sanatçılar Birliği üyesi yazar Çetin

Korkut Serin Kültür Kitap Kafe’de buluştu. İmza günü ve özel bir seminer için Marmaris’e gelen Mert Güler yazar meslektaşı ile sohbet etti.

Birbirlerine kitap imzalayan yazarlar Şamataplus Magazin dergisini de beğendiklerini belirttiler.

Teo Alışverişte

Marmaris’i

Tercih Etti

Marmaris eğlence dünyasının yakından

tanıdığı ünlü Dansçı ve DJ Teo her

fırsatta Marmaris’e geliyor ve alışveriş

yapmadan da gitmiyor. Netsel Marina’da

bulunan Otto Watch mağazasından

alışveriş yapan Teo, dünyaca

ünlü saat markalarını çok beğendiğini

koleksiyonuna yeni bir marka daha

eklediğini belirtti. Marmaris’i hiçbir

yere değişmem dünyanın en güzel

kenti burası diyen Teo her fırsatta

Marmaris’e kaçtığını belirtti.

Ağustos 2017

17


Cadde-Sokak

YALI BEACH

Kalitesi Lezzeti

Tam Puan Aldı

Marmaris'e bağlı Turunç mevkiinde bulunan

Yalı Beach yılın dört mevsimi müdavimlerine

kaliteli hizmet veriyor. Özellikle

masmavi denizi, bakımlı sahili ile tercih

edilen mekan müdavimlerinden tam not

alıyor. Deniz ürünleri ağırlıklı menüsü olan

mekan mutfağının hijyeni ve lezzetleri ile

de çok konuşuluyor. Sezgin Demir yönetimindeki

mekan profesyonel ekibi ile 2017

yazının gözdesi konumunda.

Motorsiklet Tutkusu

Anatolian Soldiers MC Motorsiklet Kulübü üyeleri gündüz Marmaris yollarında gezip gece de Barlar sokağında eğleniyorlar. Netsel Marina’da

karşılaştığımız kulüp üyeleri Marmaris’e tatile gelen Berkey Özbey ile hatıra fotoğrafı çektirdiler. Motorsiklete ilgi duyan Berker

Özbey’in sorularını yanıtlayan kulüp sözcüsü Doğuş Esat Berme ‘motorsiklet bir tutkudur bir heyecandır. Özellikle çocuklarda bu heyecanı

bilinçli bir şekilde yönlendirmek, kurallarını öğretmek gerekiyor’dedi.

18 Ağustos 2017


Gülşah Güyük Hasret Giderdi

Marmaris'te uzun yıllar basın yayın sektöründe emek vermiş

Gülşah Güyük, bu kez tatil için memleketine geldi. İstanbul'un

Sarıyer semtinde yine basın yayın sektöründe faaliyet gösteren

Gülşah Güyük annesi ile birlikte özlediği Marmaris gecelerinde

yürüyüş yapıyordu. Barlar sokağında karşılaştığımız Gülşah Güyük

ŞamataPlus Magazin Dergisi’ni internetten beğenerek takip

ettiğini ve böylece Marmaris'ten haberdar olduğunu belirtti.

Hem Aşkları

Hem İşleri yolunda

Marmaris’in tanınmış ailelerinden Duygu ve Mehmet Sayar

çiftini sahibi oldukları Pukka Bar’da görüntüledik. Uzunyalı’da

iki yaz önce hizmete giren Pukka Bar’da müdavimlerine

gece ve gündüz hizmet veriyor olmaktan çok mutlu olduklarını

belirten Sayar Çifti ‘Pukka severlerin sürekli mekanımızı

tercih ediyor olmaları onların da memnuniyetlerini gösteriyor’

dedi. “Bölgemiz turizmine en iyi katkı işini iyi yapmaktan

geçer” diyen Duygu Sayar ‘canlı müzikte de oldukça ses getiren

gecelere imza attık. Tüm dostlarımızı bekliyoruz’ dedi.

İngiliz Misafirlere Türk Yemekleri

Marmaris’in en seçkin butik oteli Joya Del Mar yaz boyu birbirinden

ünlü konuklarını ağırlarken otel sahibi Tancan Kurdoğlu da misafirlerini

ağırlıyordu. Kızı ve eşinin de olduğu masada İngiltere’den gelen misafirleri

ile güzel bir akşam yemeği yiyen Kurdoğlu ailesi, misafirlerinin Marmaris’i,

doğasını ve Joya Del Mar mutfağını çok beğendiklerini belirtti.

Ağustos 2017

19


Cadde-Sokak

Bu Uysal’lara dikkat

Marmaris’te düğün, davet ve özel gece organizasyonlarının

başarılı ismi Özlem Uysal ve ünlü kuzeni DJ Tufan Uysal

yine muhteşem bir organizasyona imza atmışlardı. Joya Del

Mar Butik Otel’de özel bir organizasyonda görüntülenen

Uysal’lar yaptıkları her işte adlarından söz ettiriyorlar. Siz

de unutulmaz partiler yapmak ve partilerin yıldızı olmak

istiyorsanız Özlem Organizasyon’a bir danışın. Düşlediğiniz

düğün ya da partinin konsepti mutlaka onda vardır.

Moda Trendy, Trendy Moda’dır

Marmaris'te kadın giyim konusunda uzman Trendy markası 25

yıldır iki farklı noktada hizmet veriyor. Tepe Mahallesi Postane sokağı

ile Blue Port AVM' de bulunan Trendy mağazası sahibi Derya

Balcı, Mağaza Müdürü Fatoş Akyürek ve Müdür Yardımcısı Betül

Fidan, yaz boyu onbinlerce çeşitteki ürünlerle şıklığına önem veren

hanımlara hizmet vermenin onurunu yaşıyorlar. İstanbul'da bulunan

üretim fabrikalarında yılın moda ürünlerini tasarlayıp üreten

Derya Hanım mağazadaki konseptin tamamı ile bizzat ilgilendiğini

belirtti. Mağazada bulunan İthal ürünleri de İtalya'dan özel bir tasarımcıdan

özenle seçerek getiren Derya Hanım 'özellike İthal elbise

grubunda Türkiye'de en zengin ürün çeşitliliğine sahip mağazamıza

tüm Marmaris'li hanımları bekliyoruz. dedi

Mezunlar Buluştu

Marmaris'te 1949 yılında kurulan, ancak adı 1993 yılında Sabancı Lisesi olarak değişen okulun, 1993-1994 yılı mezunları bir araya geldi. Yat

Limanı’nda bulunan Gusta Restoran’da bir araya gelen mezunlar öğretmenleri Hatice Altunay, Işık Engin, Turan Tuğrul eşliğinde sohbet ettiler,

eskileri yaad ettiler. Marmaris'te yaşayan ancak bir kısmının katıldığı mezunlar birlikte yedikleri yemeğin ardından mezuniyet pastası da

üflediler. Katılamayan arkadaşları için hatıra fotoğrafı çektiren Sabancı Lisesi mezunları önümüzdeki yıl daha büyük bir organizasyon yapma

sözü verdiler.

20 Ağustos 2017


Cadde-Sokak

Serkan & Sinem Yaylalı ‘nın Gece Keyfi

Marmaris’in sevilen çiftlerinden Yelken Meyhane sahibi Serkan Yaylalı

ve güzel mimar eşi Sinem Hanım’ı uzun süreden beri ilk kez başbaşa

gece dışarıda görüntüledik. ikinci bebekleri Efe’ye kavuşmanın

ardından geceleri dışarıya pek çıkmayan Sinem Hanım ‘nihayet Efe de

büyüdü, artık kendimize zaman ayırabiliriz’ dedi.

Baba Kız

Lezzete Yelken Açtılar

Çanakkale Seramik Bayisi Ömer İnsel’i, güzel kızı Sezin İnsel

ile Yelken Meyhane’den çıkarken görüntüledik. Lezzete

Yelken Açan baba kız güzel Marmaris akşamlarının keyfini

yaşıyorlardı. Yemek sonrası barlar sokağına gidecek olan

Ömer İnsel ‘bu geceyi kızımla keyif gecesi ilan ettim’ dedi.

Aquarium Bar’ın Güzel PR’ı

Marmaris’in gözde mekanlarından Aquarium Bar’ın genç ve güzel halkla ilişkiler

müdürü Duygu Başekin 2017 yazına yenilenerek giren mekanını tanıttı. Akdeniz

ve ege mutfağından seçme lezzetlerden oluşan menüsü, günün her saati özel sunum

kahveler, kokteyl ve içecekler ile yat limanının en çok tercih edilen mekanları

arasında olduklarını belirtti. Yıl boyu açık olacak Aquarium Bar; maç yayınları,

grup toplantı ve yemek organizasyonları, konsept geceler ile hizmet verecek.

22 Ağustos 2017


Restaurant

Restaurant & Bar

SPA & Hamam

Live the great experience

You deserve it!

Marina

Organizasyon

Canlı Müzik

Adaköy Mah. Adaağzı Mevkii No:24 Marmaris

Tel: +90 252 412 39 47-48 / www.joyadelmar.com.tr


Doğum Günü

Minik Şener 2. Yaşında

Aydın şehrinin tanınmış işadamlarından Vural Pekgüzel ve güzel

eşi Dilek Pekgüzel, minik oğulları Şener'in 2. yaş gününü görkemli

bir parti ile kutladılar. Özlem Organizasyon'un konsept oluşturma,

tasarım ve organizasyonunu yaptığı doğum günü partisi Joya Del

Mar Butik Otel' de gerçekleşti. Genç çiftin yakın dost ve akrabalarının

katıldığı parti birlikte yenen yemeğin ardından pastanın mumlarının

üflenmesi ile devam etti. Abisi Nural Junior Pekgüzel de kardeşi Şener'i

yalnız bırakmadı. Aile dostları olan ünlü şarkıcı Metin Şentürk'ün

de katıldığı doğum günü partisinde tüm davetliler doyasıya eğlendi.

Deniz Ece 4 Yaşında

Serin Kültür Kitap & Kafe işletmecisi Filiz Serin ile

Şamataplus Magazin Dergisi grafik ve tasarım yönetmeni

Uğur Serin’in güzel kızı Deniz Ece Serin 4. yaşını

kutladı. Karnaval kreşinde kutlanan doğum gününde

Deniz’i minik kardeşi Güneş de yalnız bırakmadı. Kreş

arkadaşlarına kitap dağıtan Serin ailesi Deniz’e gelen

hediyeler için de teşekkür etti. Angry Birds figürleri

ile yapılan pasta ise Pastasarım Kamila’nın eseri idi.

24 Ağustos 2017


Uysal Ailesinde Doğum Günü Sürprizi

Karen Pastanesi ve Otellerinin sahiplerinden Organizatör Özlem Uysal, kardeşi Özgür Uysal’a

Yelken Meyhane’de harika bir doğum günü partisi düzenledi. Uysal ailesinin kuzenlerinin

katıldığı doğum günü partisi birlikte yenen yemekle başladı. 25. yaş gününe özel

konsepte hazırlanan doğum günü pastasındaki pasaport resmi ile Özgür’e yeni ülkeler yeni

keşifler yapması ve bol bol gezmesi dileğinde bulunan ablası Özlem Uysal ve davetliler

Yelken Meyhane’de güzel bir gece geçirdiler.

Gülsiye Moralı'ya Sürpriz Doğum Günü

Marmaris ve Muğla'nın tanınmış simalarından Gülsiye Altaş Moralı doğum gününü kutladı. Goya Meyhane'sinde kutladıkları

doğum gününe yakın arkadaşları da katıldı. bol bol fotoğraf çekilen Altaş ve arkadaşları bu mutlu gününde Gülsiye Hanım'a mutlu

yıllar diledi. Canlı müzik eşliğinde eğlenen yakın arkadaşlar birlikte şarkılar söyledi.

Ece’ye Bol Hediyeli Sürpriz Doğum Günü

Marmaris Zihinsel Engelli Eğitilebilir, Öğretilebilir Çocukları Koruma Derneği Başkanı ve öğretmen Ayhan

Dursun kızı Ece Dursun’a yeni yaşında harika bir doğum günü hazırladı. Yakın dostlarının hazırlığında yardımcı

olduğu doğum günü Koral Travel’e ait Navy Otel’de gerçekleşti. Ece’yi seven dost ve arkadaşları da bu mutlu

gününde Ece’yi yalnız bırakmadı. Doğum gününde gelinlik giyen Ece arkadaşları tarafından çok beğenildi. Bibirinden

özel hediyeler alan Ece sevinçten gözyaşlarına hakim olamadı. geç saatlere kadar süren doğum günü

partisinde tüm davetliler geç saatlere kadar eğlendi.

Ağustos 2017

25


Hayatın İçinden

Hürrİyet Gazetesİ yazarı

Bahar Akıncı, Marmarİs’te

Marmaris’e beşinci kez tatile gelen Akıncı, her

seferinde cennetin bir başka köşesini keşfediyor.

Yazar Akıncı, Söğüt’ün ünlü restoranı

Manzara Restoran’da sorularımızı yanıtladı.

Her yıl ilçenin farklı köşesini keşfetmeyi

amaçlayan ünlü yazar Akıncı:”Marmaris’i

çok seviyorum.Marmaris’e beşinci gelişim.

Marmaris’i keşfetmek için her yıl bir bölgesini

gezmek gerekiyor.”dedi.

Bahar Akıncı, turizm sektörüne ilişkin de değerlendirmelerde

bulundu: “Bizim yeniden

yüzümüzü dünyaya dönmemiz gerekiyor.

Tamamen bir topluma hitap ettiğiniz

zaman, gelen turistlerdeki farklılık ortadan

kalkıyor.” dedi.

Akıncı’ya Marmaris Belediyesi ve Marmaris

Ticaret Odası tarafından hazırlanan bölgeye

özel ürünlerin yer aldığı hediye paketleri de

verildi. Akıncı, Marmaris Belediyesi’ni bisiklet

yolu projesi için de kutlarken Marmaris

Ticaret Odasının Ekim ayında düzenleyeceği

Apiterapi sempozyuma katılacağını belirtti.

Turizm’de ekolojik hareket başlatmamız ve

tarıma dayalı üretimlere ağırlık vermemiz

gerektiğini belirten Akıncı Şamataplus Magazin

dergisini yakından takip ettiğini sosyal

medyadan ve internetten okuyabildiğini

belirtti. Söğüt, Turunç, Kumlubük gezilerinin

ardıdan Datça ve Bodrum’a gideceğini

belirten Bahar Akıncı ‘Marmaris’in her yerini

keşfedeceğini Muğla İlinde ençok Marmaris’e

vakit ayırmak gerektiğini belirtti.

26 Ağustos 2017


Kısa Kısa

Ak Parti Temsilcileri ve Basın Mensupları Yemekte Buluştu

AK Parti Marmaris İlçe Başkanı Osman Ülgen işletmecisi olduğu

Club İdaş Hotel’de kentteki yerel ve ulusal medya temsilcileri ile

akşam yemeğinde bir araya geldi. Karşılıklı sohbet ortamında geçen

toplantıda Marmaris Gündemi konuşuldu. Gecede kongre süreci

ile ilgili fikir belirten Ak Parti Marmaris İlçe Başkanı Ülgen, “Bize ne

görev verilirse yaparız. Görev verilmese bile biz her zaman partimiz

Marmaris

Semenderi’nin

Nesli

Tükenmesin

Adını yaşadığı coğrafyadan alan Marmaris

Semenderi'nin neslinin tükenmemesi için

Marmaris Belediyesi ve Akdeniz Koruma

Derneği ortak bir çalışma yürütecek. Çalışmayla

yöre halkına, çocuklara ve sivil toplum

kuruluşlarına türü tanıtarak, farkındalık

yaratılması amaçlanacak.

Akdeniz Koruma Derneği’nin de destekçileri

arasında yer aldığı “Muğla'da, Nesli Tehlike

Altında Olan Marmaris Semenderinin

Türünün İzlenmesi Ve Popülasyon Dinamiklerinin

Araştırılması” konulu farkındalık çalışması

kapsamında proje yürütücüsü Dilara

Aslan ve Akdeniz Koruma Derneği Başkanı

Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Kızılkaya Marmaris

Belediyesi Başkan Yardımcısı İsmet

Kamil Öner’i ziyaret etti. Ziyarette gerçekleştirilmesi

planlanan Marmaris Semenderi

tanıtım günü üzerinde konuşuldu.

İki kurumun birlikte yürüteceği proje kapsamında

Atatürk Bilim ve Eğitim Parkı’nın ev

sahipliğinde Marmaris Semenderi tanıtım

günü düzenlenecek. Etkinlikte yetişkinlere

yönelik Marmaris semenderi tanıtımı ve

koruma projesi hakkında bilgi verilecek.

Marmaris semenderi konulu bir tiyatro gösterisi

sahnelenirken, Marmaris semenderini

tanıtmak ve korumak amaçlı eğitici oyunlar

oynanacak. Ayrıca semender kurabiyesi

yapımı yarışması gerçekleştirilecek. Tarihi

ilerleyen günlerde belirlenecek etkinlik

kamuoyuna duyurulacak.

için çalışmaya devam edeceğiz ” dedi. Marmaris’in otopark sıkıntısını

da değinen İlçe Başkanı çözüm önerilerinde de bulundu. Ülgen;

“Bununla ilgili şehrin otopark sıkıntısının bir nebze rahatlaması için

Marmaris’e yapılacak olan Şehir Stadının altı otopark üstü stadyum

olarak düzenlenebilir” şeklinde konuştu.

28 Ağustos 2017


Marmaris Uluslararası Kısa Film Festivali Başlıyor

2014 yılında “Bu Festival Marmaris’in

Marmaris Hepimizin” sloganıyla yola çıkan

ve tamamen gönüllülük esasına dayanan

Marmaris Uluslararası Kısa Film festivaline

başvurular başladı.

Ekim ayında üçüncüsü düzenlenecek Festival,

Uluslararası ve Ulusal olmak üzere

iki ana bölümden oluşuyor. Sadece film

gösterimlerinin yapılacağı Uluslararası

kısa film bölümünde yarışma yapılmayacak.

Kurmaca, belgesel, canlandırma/

animasyon ve deneysel alanlarda başvuru

yapılan Ulusal kısa filmler bölümden ise

kısa filmlerinin arasından gösterim programına

koyulacak ve yarışmaya katılacak

filmler belirlenecek.

“MarmariSANart” topluluğunun bir projesi

olan festival, sanatı geniş kitlelere ulaştırmayı,

alternatif turizme zemin oluşturmayı,

yerli ve yabancı genç yönetmenlerin

çalışmalarını seyirciyle buluşturmayı

amaçlıyor. Festival süresi boyunca yapılacak

film gösterimlerinin yanı sıra söyleşi,

panel ve atölye çalışmaları gibi etkinliklerde

davetli yönetmen, oyuncu, akademisyen

ve sinema emekçileri sinema sanatı ve

sektörü üzerine deneyimlerini izleyicilerle

paylaşacak.

Festival Başkanlığını Şeref Öztürk’ün

üstlendiği 3. Marmaris Uluslararası Kısa

Film Festivali’nin Danışma Kurulu, gazeteci

ve yapımcı Gürkan Hacır, yönetmen

Engin Ayça, tiyatro oyuncusu Gülsen

Tuncer, yapımcı Özlem Küskü, yönetmen

Jale İncekol, kameraman Filiz Çakmak’tan

oluşuyor.

DTO’dan Basın Bayramı’na Pastalı Kutlama

24 Temmuz Basın Bayramı nedeniyle Deniz Ticaret Odası Marmaris Şubesi Marmaris’te

bulunan yerel ve ulusal basın mensupları için kahvaltılı bir program gerçekleştirdi.

Marmaris Kalesi ve Müzesi’nin olduğu

Sünger Butik Cafe’de düzenlenen programa

Deniz Ticaret Odası Marmaris Yönetim

Kurulu Başkanı Hasan Mengi, Şube Müdürü

Çağla Akkuş, Marmaris Su Sporları yeni Başkanı

Cihat Dinç, Başkan Yardımcısı Kenan

Pelit, yönetim kurulu üyeleri ve gazeteciler

katıldı.

Marmarisli gazetecilerin gece gündüz

demeden doğru haberi kamuoyuna ulaştırmak

için çalıştığını belirten DTO Başkanı

Mengi, “ 24 Temmuz Basın Bayramı dolayısıyla

Marmaris’te bulunan gazetecilerimizle

bir araya gelmek istedik. Bu özel günde tüm

gazetecilerin bayramını kutluyorum. ” dedi.

Üzerinde “Basın Günü Kutlu Olsun” yazlı

özel olarak hazırlatılan pasta DTO Başkanı

Hasan Mengi basın mensuplarıyla birlikte

kesildi. Pasta ikramının ardından DTO

logolu basın kiti çantası ile beraber hediye

edildi. Günün anısına toplu fotoğraf çekimi

yapıldı.

Ağustos 2017

29


Kısa Kısa

Elit Parke Yeni Yerinde

Marmaris’in yerli ve ithal marka parke ve laminantları ile ünlü şirketi Elit

Parke Ulusal Egemenlik Caddesi’ndeki yeni yerinde hizmetine devam

ediyor. Dünyaca ünlü parke markalarının bulunduğu mağazada ev ve

iş yerleri, açık ve kapalı alan parke ve laminant kaplamalarında uzman

ekibi ile hizmet veriyor. Türkiye’nin parke konusunda Lider markası

Bubinga ile iş ortaklığı yapan Elit Parke sahibi Hakan Timur Marmaris

inşaat sektörünün önde gelen müteahhit ve mimarları ile çalıştığını

belirtti. 2017 yılı bitiminde Marmaris’te tüm yeni yapılan ve yenilenen

noktalarında Elit Parke imzası olacağını belirtti.

Akçıl &

Torunoğulları A.Ş.

Sinan Akçıl, yakın arkadaşları Torunoğulları

ailesinin veliahtlarıyla ortaklık yaparak,

Marmaris’teki “Sentido Orka Lotus Beach”

sahilinde Avrupa’nın en güzel” beach club’ını

açtılar.

Sinan Akçıl, “Avrupa’da Yılın İşadamı’” seçilen

Turgut Torunoğulları’nın kurucusu ve

Yönetim Kurulu Başkanı olduğu uluslararası

yatırım firması Edelstaal’ın bünyesinde faaliyet

gösteren Marmaris’teki “Sentido Orka

Lotus Beach” adlı otelde 4 saat içerisinde iki

kez sahne aldı.

Sinan Akçıl, akşamüzeri otelin sahilindeki

‘ICON’ adlı beach club’ın açılışına şarkılarıyla

renk kattı, ardından aynı akşam, aynı konaklama

tesisinin konser alanında sahneye

çıktı, kendisini izleyen yerli ve yabancı

tatilcilere unutamayacakları anlar yaşattı.

“Yüzyılın Aşkı”yla 2017 yazına damga vuran

şarkılardan birine imza atan besteci ve pop

müzik şarkıcısı Akçıl, gazetecilerin sorularını

da yanıtladı.

ICON BEACH’İ AVRUPANIN

EN İYİSİ YAPACAK

Akçıl, yakın arkadaşları olduğunu belirttiği

Torunoğulları ailesinin veliahtları Caner ve

Ercan Tortunoğulları’yla birlikte, ‘ICON’u

marka, Avrupa’nın ‘en güzel’, beach club’ı

haline getirmek için

hazırlıklara başladıklarını

söyledi. Akçıl, “Bugünkü

açılış bir adımdı. önümüzdeki

yaz sevgili, değerli

arkadaşlarım, Ercan ve

Caner Torunoğulları’yla

ortak olup, burayı geliştireceğiz.

Hedefimiz, önce,Çeşme

ve Bodrum’daki

beach club’ları gölgede

bırakma, sonra ise Avrupa’nın

1 numarası olmak

olacak” diye konuştu.

30 Ağustos 2017


“Galactic Mix"

Kültür ve

Sanat Evi'nde

Alexia Bahar Karabenli Yılmaz ve

eşi Güçlü Kadir Yılmaz geçtiğimiz

ay ‘ Galactic Mix’ adını verdikleri

sergide eserlerini sanatseverlerle

buluşturdu. Marmaris Belediyesi

Kültür ve Sanat Evi'nde gerçekleşen

serginin açılışını Marmaris

Belediye Başkan yardımcısı Halil

Gökovalı yaptı. Kültür ve Sanat

evinde 3. kez sergi açan sanatçı

çift ilginin az olduğunundan

şikayetçi oldu. 7 gün açık kalan

sergi genç sanatçılar resim ve

heykel çalışmalarını sergiledi.

AKUT’tan Doğal

Afetler ve Korunma

Yöntemleri Semineri

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği

(Ç.Y.D.D.) yaz okulu etkinlikleri kapsamında

Marmaris Belediyesi Kültür Ve Sanat Evi'nde

AKUT ( Arama Kurtarma Derneği) ‘un katkılarıyla

Doğal Afetler ve Korunma Yöntemleri

konulu seminer gerçekleştirdi.

ÇYDD Marmaris Başkanı Yusuf Sivri’nin açılış

konuşmasının ardından AKUT sorumlusu

Tolga Gözüm ve AKUT eğitmeni Aygün

Günay öncülüğünde deprem öncesi ve

sonrasında yapılması gerekenler anlatıldı.

Deprem anında yapılması gerekenler

anlatılırken Aygün Günay deprem oluyor

demesiyle deprem tatbikatı yapıldı ve tüm

katılımcılar ‘yaşam üçgeni pozisyonu’ alarak

kendilerini güven altına aldılar.

AKUT sorumlusu Tolga Gözüm katılım ve

destekleri için ÇYDD üyelerine, Akademi

Garaj eğitmenlerine, ayrıca desteklerini

esirgemeyen Müzeyyen Çeşmebaşı, resim

öğretmeni Meral Erkan ve MARFOD ‘i

başkanı fotoğraf eğitmeni Koray Ürkmez'e

teşekkür etti.

Ağustos 2017

31


Kısa Kısa

Yüzme, dalma, kürek ve halat çekme

mücadelelerinin ardından gerçekleşen

yağlı direk yarışmasını Aşkın

Aydın kazandı. Denizden çıkar çıkmaz

elindeki Bayrağı öpen Aşkın Yılmaz,

çok mutlu olduğunu ifade etti.

Yarışlarda derecelere girenlere kupa,

madalya ve çeşitli hediyeler verildi.

Kabotaj Coşkusu

Marmaris’teki 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı

kutlamaları sırasında coşkulu, renkli görüntüler ortaya çıktı.

Türk denizcilik tarihinin ve deniz turizminin önemli merkezlerinden Marmaris'teki

Kabotaj Bayramı kutlamaları, aşırı sıcak sebebiyle akşam saatlerinde yapıldı. Kaymakam

Celalettin Yüksel ile Aksaz Deniz Üs Komutanı Tuğgeneral Ali Çekiç'in de katıldığı kutlama

programında birbirinden renkli görüntüler ortaya çıktı. Protokol üyeleri, bindikleri

tekneyle açıldıkları sulara deniz şehitleri anısına çelenk bıraktı. Bu arada su sporları merkezi

çalışanlarının gösterileri hem karadaki hem de yatlarında tatilin keyfini çıkaranların

büyük ilgi ve beğenisini topladı. Yat Limanı'nda ise yarış heyecanı vardı.

Yeshill Residence’ da

Şeftali Şenliği

Armutalan Mahallesi’nde bulunan

Yeshill Residence’ da yaşayan çocuklar,

Ayşe Sevinç Aydemir öncülüğünde hem

eğlenceli hem de eğitim dolu bir yaz

tatili geçiyorlar. Yaşları 4 ile 14 arasında

olan 7 kişilik bir grup kendilerine

“Şeftali Çekirdekleri” adını verdiler. 3 yıl

önce Sevinç Aydemir tarafından dikilen

şeftali ağacının meyvelerini alan çocuklar

kendi hazırladıkları davetiyelerle

tüm site yaşayanları şenliklerine davet

ettiler. Henüz 2 metre boyunda bile

olmayan ağaçtan 50’ye yakın meyve

toplayan çocuklar büyük bir mutlulukla

kendi yetiştirip korudukları ağacın meyvelerini

birlikte yediler. Şeftali Şenliği

adını verilen etkinlikte ayrıca sitedeki

büyükler çocuklar için çeşitli ikramlar da

hazırlayarak şenliği renklendirdi. Tema

Vakfı üyesi ve Zirve Dağcılık Kulübü

üyesi olan Sevinç Hanım çocuklara Mühendis

Erhan Merdanoğulları tarafından

da depremden korunmanın yolları

hakkında eğitim verilmesini sağladı.

Aydemir ayrıca çocuklarla çadır kurma,

doğa yürüyüşleri, Nimara Mağarası

ziyareti gibi etkinlikler düzenledi. Bu

örnek davranışla çocuklar hem yaz

tatillerini sıkılmadan geçirdiler, hem de

aynı sitede yaşadıkları komşuları ile iyi

ilişkiler kurdular.

32 Ağustos 2017


Açılış

Marmaris Kitap

Kafesine kavuştu

Marmaris'te bir ilki gerçekleştiren Filiz & Uğur Serin

çifti görkemli bir açılış kokteyli ile mekanlarını tanıttı.

Armutalan Kültür Merkezi'nde hizmete giren Serin

Kültür Kitap & Kafe, düzenlediği açılış kokteylinde Ot

dergisi yazarlarını ağırladı. Tuna Kiremitçi başta olmak

üzere, Ali Lidar, Cemil Cahit Yavuz, Başak Buğday ve

Birol Tezcan'ı okurlarıyla buluşturan Serin Kültür Kitap

& Kafe, yazarların hikayeleri ve kitapları hakkında kesitleri

içeren seminerlerle de etkinliğini devam ettirdi.

Marmaris Belediyesi Başkan Yardımcısı İsmet Kamil

Öner ve CHP Marmaris İlçe Başkanı Acar Ünlü'nün kurdele

kestiği açılışta tüm kitap severler aradığı kitaplarla

buluştu. mekanın ev yapımı tatlılar ve kahvelerinin

de ikram edildiği kafede Özlem Organizasyon da

süslemeleri ve ikramlık servisi ile hizmet verdi. Açılış

kokteyli ile bir araya gelen davetliler hem bol bol kitap

satın aldı hem de kahvelerini içerken sevdikleri yazarlarla

sohbet etmenin, imza almanın keyfini yaşadı.

Yılın her günü açık olan Serin Kültür’de, en çok satan

kitaplardan dünya klasiklerine bir çok kitabı bir arada

bulabilirsiniz.

Açılış kurdelesini Marmaris Belediyesi Başkan Yardımcısı

İsmet Kamil Öner ve Chp Marmaris İlçe Başkanı

Acar Ünlü beraber kesti.

Tuna Kiremitçi, Uğur Serin, Başak Buğday, Filiz Serin, Birol Tezcan, Ali Lidar, Cemil Cahit Yavuz

34 Ağustos 2017


Gül Çetinkol, Aysun Dinler, Filiz - Uğur Serin, Mert Güler

Açılış gününün ertesinde ünlü yazar ve Meditatif

danışman Mert Güler de okurları ile buluştu. "Aşkla

Gülümse" adlı kitabını imzalayan Güler düzenlediği

seminerle de okuyucularına gülmenin önemini anlattı.

Ağustos 2017

35


Advertorial

Milano Modelİ Marmarİs’te

Dünya metropollerinden İtalya’nın Milano

şehrinin benimsediği bir alışveriş tarzı olan

Food & Fashion alışveriş konsepti Marmaris’te

de uygulanıyor. ”Ye, iç, alışveriş yap

ve güzel vakit geçir” sloganları ile yola

çıkan modacıların benimsediği bu tarz,

yeme içme mekanlarının bir bölümünü

butik bir alışveriş konseptine ayırmasından

ibaret. Stil danışmanlarının kullandığı bu

model Marmaris’te ilk defa Zola'da karşımıza

çıkıyor. Zola Concept Style adı ile bu

bölümde dünyaca ünlü markalar moda-severlerle

buluşuyor. Zola Concept Style’dan

önce ünlü markalara satış danışmanlığı ve

interaktif pazarlama uzmanlığı yapmak olan

Fatma Akgül: “Bu butik mağazada hanımlar

alışveriş yaparken, beylerin sıkılmadan Zola

atmosferinde yemekleri ve içecekleri ile

hoşça vakit geçirebilmesini amaç edindik.

Abiye, günlük giyim, spor giyim, aksesuar

ve çantalarla hanımlara özel stil danışmanlığı

veriyoruz. Abiyelerde Sherri Hill, Jovanni,

Gülşah Ozdin Design gibi markaların yanı

sıra spor giyimde de Tight Club, çantalarda

Herschel Supply, günlük giyimlerle de

mağazamızda özel bir kreasyon oluşturduk.

Ayrıca ikinci el gece elbiselerin de olacağı

mağazamızda kiralama ya da satın alma

gerçekleştirilebiliyoruz.” diyerek Zola Style

Concept’in tarzını tanımlıyor. Artık sizin de

Zola'ya gitmek için bir bahaneniz daha var.

Stilinizi yaratmak, gecelerin yıldızı olmak

için Zola Concept Style’da olmalısınız.

36 Ağustos 2017


Hayatın İçinden

Sen bİr

‘Melek’sİn

Marmaris’te yaşayan, 6 yıl önce beyin

kanseri teşhisi konulan ve ‘6 ay ömrü

kaldı’ denilen Melek Gökduman, adeta

ölüme kafa tutuyor. Doktorların tüm

itirazlarına rağmen, “Anne olmadan

ölmem diyerek” hamile kalıp, iki kez

hayatını fonksiyonlarının durduğu

doğumda oğlunu dünyaya getiren kadının

beynindeki portakal büyüklüğündeki

tümör, fındık kadar kaldı. İdari hakim

olmak yerine, KOSGEB’den hibe kredi

anlaya hak kazanarak küçük bir restoran

açan Melek Gökduman’ın yeni hedefi,

kiradan kurtulup ev sahibi olabilmek ve

tabi ki, beynindeki tümörü yok edebilmek..

Melek Gökduman, Marmaris’te, banka

güvenlik görevlisi eşi ve 3,5 yaşındaki

oğluyla kiradaki evlerinde yaşıyor, yakın

zaman önce açtığı ve Uygur Türklerinin

tarihinde önemli bir yer tutan ‘Beşbalık’ın

adını verdiği küçük bir balık restoranı işletiyor,

yaşam öyküsü ise film senaryolarını

aratmıyor.

FİLM GİBİ

Henüz 3 yıllık evliyken, görme kaybı

şikayetiyle gittiği hastanede beyin kanseri

olduğunu ve 6 aylık ömrünün kaldığını

öğrenince ilk sözü “Anne olmadan ölmek

istemiyorum” olmuş..

Melek Gökduman, hastalığını ve öğrendiğinde

nasıl tepki verdiğini şu sözlerle

anlattı:

ANNE OLMADAN ÖLMEK İSTEMİYORUM

“2011’in Eylül ayıydı. 2-3 senedir olduğu

gibi, ama bu kez daha ağır görme kaybı

ve daha şiddetli baş ağrısı oluştu. Bu kez

ve ilk kez, muhasebeci olarak çalıştığım

otelle anlaşması bulunan Özel Ahu Hastanesi’ne

gittik. Göz doktoru Reşit Süha

Ökten, yaptığı muayene sonucu daha önce

beni tetkik eden diğer meslektaşlarının

aksine rahatsızlığımın gözlerimden kaynaklı

olmadığını söyledi. Diğer bölümdeki meslektaşlarını

çağırdı, yoğun çaba gösterdiler

ve beynimdeki tümörü tespit ettiler. Şimdi

geriye dönüp bakıyorum da, önce sayın

Ökten’e muayene olmaya gitseymişim, 2-3

sene önce rahatsızlığım teşhis edilecekmiş.

Ondan önce gittiğim doktorlar, ‘migren’, ‘göz

tansiyonu’ dedi, ilaç verdi.. Neyse, tümör

tespit edilince, İstanbul’daki başka bir özel

hastaneye gittik. Neticede burada bana,

özetle ‘Beyninizin sağ tarafında iyi huylu bir

tümör var. Yani beyin kanserisiniz. Sıkıntı ve

stresten uzak durmaz, mutlu olmazsanız 6

ay ömrünüz var’ dendi. Bunun üzerine ilk

sözüm ‘Anne olmadan ölmek istemiyorum’

oldu. Nasıl olsa birgün ölecektim ama ölmeden

mutlaka anne olmak istiyordum.”

OĞLU İÇİN İKİ KEZ ÖLDÜ

Melek Gökduman, doktorlarının tüm itirazlarına

rağmen ölümü göze almış, iki kez hayati

fonksiyonları durduğu doğumda şimdi

38 Ağustos 2017


3,5 yaşında olan oğlu Ömer Mete’yi dünyaya

getirmiş. En büyük hayalini gerçekleştirdikten

sonra beynindeki portakal büyüklüğündeki

tümör fındık kadar küçülmüş.

Gökduman, ‘anne’ olmayı nasıl başardığını,

öncesi ve sonrasıyla anlatırken şunları

söyledi: “Beyin kanseri teşhisi konduktan

sonra iki kez kapalı ameliyat geçirdim. Bana

stres, olumsuzluk ve umutsuzluk yasaktı.

Hastanede yattığım süre boyunca, kafama

iyice koymuştum. Anne olacaktım. Daha

sonra mümkün olursa küçük bir restoran

açacaktım. Ama mutlaka ama mutlaka

çocuk sahibi olacaktım. Doktorlar, doğum

sırasında beyin içi basıncında ve omurilik

sıvı seviyesinde oluşacak değişimlerin

ölümle sonuçlanabileceğini belirterek anne

olmamın riskli olduğunu söylediler. Kısacası

çocuk benim için büyük riskti.

Ama dedim ya, kararlıydım. Hatta ‘ömrüm

yetmeyebilir’ düşüncesiyle eşimle birlikte

bir kız çocuğunu evlat edinmek için Mayıs

2013’te Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı

Muğla Çocuk Esirgeme Kurumu’na başvurduk,

23 Ağustos 2013’e randevu verdiler.

Ama, Ramazan Bayramı’nın 2. günü 11

Ağustos 2013’te hayatımın en mutlu haberlerinden

birini aldım, hamile kalmıştım.

Doktorlar yine uyardı ama dinlenmedim.

Ben zaten er yada geç ölecektim. Ölmeden

çocuk sahibi olmak, eşime, bu dünyaya bir

hatıra bırakmak istiyordum. Çok zorlu bir

hamilelik dönemi geçirdim. Nitekim doğum

da öyle oldu. Beyin basıncımda değişiklik

olmaması için normal doğum yapmadılar,

ayrıca yine aynı gerekçeyle narkoz da kullanılmadı.

İki kez hayati fonksiyonlarım durdu,

ikisinde de beni hayata döndürdüler. Ve

nihayet, Ömer Mete’m dünyaya geldi. Ömer

Mete’den sonra 1,5 yıl içinde çektirdiğim

emar neticeleri şunu gösterdi ki, beynimdeki

portakal büyüklüğündeki tümör, önce

mandalina, sonra ceviz, son olarak da fındık

kadar kalmıştı. Yani kendisi için ölümün

kıyısından döndüğüm oğlum, ömrüme

ömür kattı.”

HAKİMLİK YERİNE İŞYERİNE 'HAKİM'

OLMAYI TERCİH ETTİ

Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden

‘Onur Öğrencisi’ sıfatıyla mezun

olan ‘Melek’, anne olduktan sonra bu kez

ailesinin dar gelirli bütçesine katkıda bulunmak

için kolları sıvamış. Bir başka hayali

olan küçük bir balık restoran açmak istiyormuş

ama eşi Barış Gökduman’ın ısrarıyla

idari hakimlik sınavına girmiş, kazanmış

ama mülakata gitmemiş. Eşini de razı edip,

KOSGEB’in Kadın Girişimcilik Desteği’nden

50 bin lira hibe kredi almaya hak kazanmış.

Barış Gökduman, KOSGEB’in hibesini hak

edebilmek için yapılacak faturalı harcamalar

için kredi çekmiş. Altı yıl önce, 6 ay ömrü

kaldığı söylenen, ölüme inat hayata sıkı

sıkı tutunarak ömrüne ömür katan Melek

Gökduman, şimdilerde konservatuarda Türk

Müziği eğitimi alan erkek kardeşinin de yardımıyla

sadece 8 masası bulunan alkolsüz

bir balık restoranı ’Beşbalık’ta ekmek parası

için yemek pişiriyor, temizlik, servis ve muhasebe

yapıyor.

‘DOĞRU YANIT’ KARARINI NETLEŞTİRDİ!

‘Melek’ anne, neden hakim olmayı istemediği,

neden ‘Beşbalık’ yönündeki soruları şöyle

cevapladı: “Eşim Barış, kendince haklı sebeplerle,

hakimliğin, bana esnaflıktan daha

dingin, daha az stresli bir hayat sağlayacağına

inandığı için sınava girmemde çok ısrarcı

oldu. O’nu kıramadım. Ama içimden, farklı

düşünüyordum. Bir kere, hakimlik yaparak

birçok insanın hayatı hakkında çok önemli

kararlar verecektim. Bu benim için çok büyük

stres ve sıkıntı kaynağı olabilirdi. Ayrıca,

hakimlik demek başka bir yere gitmemiz

demekti ki, ben bu değişikliği de yani

Marmaris’ten ayrılmayı da istemiyordum.

Ama eşime verdiğim sözü de tutuyor, sınav

için ders çalışıyordum. Yine birgün çalışır,

deneme testi sorularını çözerken karşıma

‘Beşbalık’ çıktı. Çin zulmünden kaçan Uygur

Türklerinin sığındığı mağaranın ismi soruluyordu.

Bilmiyordum, öğrendim, ‘Beşbalık’mış.

Sonra kaynaklara baktım, ‘Beşbalık’,

en özet haliyle, İslamiyet’ten çok önce Çin

zulmünden kaçan Uygur Türklerinin sığındığı

Tanrı Dağları’nın eteklerindeki mağara

olan ve daha sonra bereketi sebebiyle kente

dönüşen mağaraymış. Çok etkilendim. Benim

de sığınacak bereketli bir yere ihtiyacım

vardı. İşte o gün beynimde iyice yer edindi,

küçük bir restoran açacak ve adını ‘Beşbalık’

koyacaktım. Sonuçta sınava girdim, kazandım

ama eşimi de ‘Beşbalık’ konusunda ikna

edince, mülakata gitmedim.

Daha önce bir boşlukta KOSGEB’in kadın

girişimciler için açtığı kurslara katılmıştım.

‘Beşbalık’ için hibe kredi desteğine başvurdum.

50 bin lira hibe kredi çıktı. Ancak,

söz konusu hibeyi alabilmenin koşulu olan

faturalandırılmış harcamaları yapabilmek

için eşim bankadan kredi çekti. Öyle, böyle

derken açtık restoranımızı. Çok şükür, aile

fertlerimizle çalışıyor, evimize ekmek götürüyoruz.”

EV SAHİBİ OLUP, TÜMÖRÜ YOK ETMEK

İSTİYOR

Melek Gökduman’ın yeni hedefi ise kiradan

kurtulup ev sahibi olabilmek ve tabi ki, beynindeki

tümörü yok edebilmek.. Beşbalık’ın

bereketine inanan Gökdüman,

“Kendime bir hedef daha koydum, kiradan

kurtulup, kendi evimizde oturmak. ‘Beşbalık’ın

sayesinde bunu da başararak, Allah’ın

izniyle, beynimdeki tümörü yok edeceğim.

Ben de Uygur Türkleri gibi ‘Beşbalık’a sığındım,

O’nun bereketine inanıyorum” dedi.

Hayatını 2011 Eylül’den bu yana tehdit eden

beynindeki tümörün son durumu, önümüzdeki

ay yapılacak tetkiklerle bir kez daha

gözden geçirilecek.

Haberi son satırına kadar okuyanlar merak

edebilir, ‘Melek’ hanımın işlettiği Beşbalık,

Çıldır mahallesindeki Söğütlü Marketin

neredeyse tam karşısındaki 140 Sokak’ın

girişinde..

Melek hanım, küçük restoranında pişiricilik

de yapıyor. Hem de sadece balık değil, malzemesi

getirilen her türlü yemeği, benzer

işyerlerine oranla daha düşük ücret karşılığı

pişiriyor.

Röportaj: Ender TÜRKKAN

Ağustos 2017

39


Röportaj

Elibelinde

Adı: Aslı

Soyadı: Aksoy

Yaş: (Bayanlara sorulmaz

ama çaktırmadan

kulağınıza fısıldayayım (37)

Doğum: Muğla; Ula

Büyüme: İzmir

Öğrenim: Ankara

İş: İstanbul

Yaş 35! Yolun, çizilen değil seçilen olduğunu anladığım zaman. Ömrün yarısı mıdır bilemiyorum ama

buraya kadar olan kısmın hızla geçmesinden dehşete kapıldığımı; daha çok hayal kurup daha fazla özlem

duyduğumu çok iyi biliyorum. İzmir’deki mutlu çocukluğumu, ODTÜ’teki öğrenciliğimi, İstanbul’daki çok

yıllık profesyonel iş ve hayat tecrübemi bir cebime; hayallerimi ve iyi yemek tutkumu diğerine koydum…

Şimdi evine, Ege’ye, toprağa dönen beyaz yaka bir çiftçiyim. Her gün toprağa dokundukça şaşkına dönen,

eken, ektiğini emekle büyüten, büyüttüğünden ekmek yiyen bir çiftçi…”

İşte böyle özetliyor Aslı Aksoy tüm yaşantısını.

37 yılını 7 satıra sığdıracak kadar kısa ve

öz. Ama hadi gelin hikayesini bir de benim

gözümle ve yazdıklarımla inceleyelim.

Radikal bir kararla başlayan yeni hayatında

merdivenleri ne kadar çabuk tırmanarak

Türkiye’nin iki numaralı Kuşkonmaz üreticiliğine

eriştiğini birlikte gözlemleyelim:

7 Kasım 1980’de gözünü Ula’nın Kızılyaka

mahallesinde açan Aslı çocukluğunu

İzmir’de yaşadı. 2003 yılında ODTÜ İşletme

Bölümü’nden mezun olduktan sonra Koç

Üniversitesi’nde yüksek lisansını tamamlayarak

İstanbul’da tekstil ve gıda üretim

alanlarında pazarlama müdürü olarak

çalışırken Amerika’ya iş gezisine

gitti ve hayatı New York kentinde

yediği kuşkonmaz ile değişti. 13

yıllık iş hayatını bir kenara bırakıp

Kızılyaka’da 42 dönümlük arazide

kuşkonmaz üretimine başladı.

Türkiye’nin Eskişehir’den sonra

ikinci büyük kuşkonmaz üreticisi

konumuna geçen Aslı Aksoy, 7 aylık

üretim sezonunda 15 ton hedeflediği

kuşkonmaz üretiminde ilk bir

buçuk ayda 5 tona ulaştı.

“Bir gün bir kuşkonmaz yedim

ve o gün, hayatım değişmedi

elbet…

O gün tabağımdaki kuşkonmazların

görüntüsü ve lezzetine, yanındaki

enfes ızgara et ile birlikte uyumuna

bayıldım! Aslında ilk görüşte aşk sayılmaz

bizimki… Ege’de biz, kuşkonmazın yabanisini

biliriz. Baharda kısa bir süre pazar tezgâhlarında

tilkişen, tilki kuyruğu, sarmaşık

gibi farklı isimlerle görünür. Otu ve yeşilliği

bilen, bol tüketen Egeliler için tilkişen

faydalıdır, dahası pek lezizdir. Hele üzerine

şöyle iki yumurta çaktın mı…

Oysa o tabaktaki kuşkonmazlar daha başkaydı!

Dolgun, sulu, nasıl desem…

Tek başına mükemmel!

Türkiye’ye döndüğümde yabani kuşkonmazın

kültüre alınmış bu çeşitlerini araştırmaya

başladım. Üretimi meşakkatli deniyor, sen

ne etcen kuşkonmazı ceviz yap diyenler

çıkıyor, anavatanı Anadolu coğrafyası olmasına

karşın mutfağımızda yeri yok, nerde

yetişir, nasıl pişirmeli… Kimse pek bilmiyor.

Literatür yok, bilgi yok.

Ben üzerine mba’li falan işletme okumuşum,

ne anlarım ziraattan… Bir yandan

araştırıyorum, Hollanda ve İspanya’daki

üreticilerden bilgi almaya çalışıyorum,

çokça okuyup internette Asparagus’un izini

sürüyorum, Türkiye’de kuşkonmazın en

büyük üreticisi Nomad Tarım’ın Eskişehir

Sarıcakaya’daki tarlalarında çalışıyorum, en

çok da orada öğreniyorum; diğer

yandan kendime tarla arıyorum,

toprak analizleri yaptırıyorum.

Bergama’dan, Torbalı’ya; Aydın’dan

Dalaman’a tüm Ege’yi

geziyorum. Her yer bereketli

topraklar, tarım arazisi! Toprağı

işleyen yok ama çok yıllık kiralamaya

gelince, bana tarla yok…”

İşte kuşkonmazın Aslı’nın hayatına

girişinin kendi kaleminden

hikayesi bu.

İş değil nasıl mutlu olduğumuz

önemli

Aslı, kuşkonmaza öylesine

tutunuyor ki, artık yatarken

kuşkonmaz, uyurken kuşkon-

40 Ağustos 2017


maz, kalkerken kuşkonmaz. Rüyalarında

bile kuşkonmaz görüyor hemen her gün.

Türkiye’de fazla üretim ve tüketim yaygın

gerekli bilgiler fazla olmadığından Almanya,

Fransa, İspanya ve Hollanda’daki üreticilerle

irtibata geçerek bilgi dağarcığını artırmaya

çalışıyor uzunca bir süre. Türkiye’de bu işi

yapan ziraat mühendisleriyle çalışıyor. İlk

olarak hafızasına “Kuşkonmaz Folik Asit

açısından çok önemli. Mineral ve vitaminleri

çok zengin, sindirime yardımcı, kalp dostu.

Kan dolaşımını temizliyor. Çok sağlıklı, çok

lezzetli ve henüz Türkiye’de çok tüketimi

olmayan, üretimi gelişmemiş bir ürün” sözlerini

kazıyor. Kesin kararını veriyor ve arazi

de buluyor hemencecik.

2,5 dönümden 42 dönüme

O günleri şöyle dillendiriyor Aslı Aksoy:

“İlk olarak Muğla Ortaca’da kendi de ismi

gibi güzel, Güzelyurt Köyünde, Dalaman

çayının hemen yanında, benim gördüğüm

toprağı en iyi bilen, toprağa aşık adam

Hasan Abi ile 2,5 dönüm arazide deneme

üretimi yaptık. Ben toprakla, işte o zaman

tanıştım! İlk kez avuçlarımın içi patladı; ilk

gelen sürgünün toprağı çatlattığını gördüğümde

hayatın mucizesine tanıklığım,

aklımı başımdan aldı! Bizim toprak ve iklim,

kuşkonmazı seviyor mu, bir sene boyunca

deneme tarlamızda çalıştık, her anını gözlemledik.

İlk hasadımızda, bizi başından beri

destekleyen ailemizde öyle bir sevinç oldu

ki, en şenlikli hasat festivallerini gölgede

bırakır.

Önce 24, sonra ilave araziler derken bugün

42 dönüme ulaşan Elibelinde tarlalarını,

Muğla Kızılyaka Mevkii Yeşilçam Köyündeki

komşularımla, tüm köyün kadınları ile

birlikte işliyoruz. Ahırdan dönüştürdüğümüz

damı; içinde deposu, hydrocooling

soğutma sistemi ve soğuk odası bulunan bir

paketleme tesisi yaptık. Büyük bir özveri ile

ilk hasada kadar tek tek bakımını yaptığımız

her fide, bu Mart ayında uyandı.

Bu yolculuğumda ben, bildiğimi zannettiğim

her şeyi unuttum. Şimdi Elibelinde

7 Kadın ve Toprak, bana hayatı yeniden

öğretiyorlar…”

Dünyada kuşkonmaz

Kuşkonmaz üretiminde Çin birinci, Peru ise

ikinci sırada. En büyük tüketici Almanya.

Türkiye’de 500 dönümlük arazide üretim ile

Eskişehir birinci. Aslı ve 7 kadın çalışanı 42

dönümle ikinci. Balıkesir 30 dönümle üçüncü.

Ülkemizde irili ufaklı kuşkonmaz üreticisi

sayısı 5’i geçmiyor. Türkiye’de geçen yıl 120

ton kuşkonmaz üretildi. Bu seneki beklenti

180 ton. Burada Elibelinde’lerin şansı ortaya

çıkıyor. Çünkü bulundukları bölgenin havası

nemli ve yağışlı olarak 7 aya yaygın olması.

Bu nedenle de ilk yıldaki beklentileri 7 ayın

sonunda 15 ton.

Ama..?

Dinleyelim neymiş işin aması?

Artık gerçekten elimiz belimizde

“Bir buçuk ay önce ilk aldığımız kuşkonmazın

ardından tahminlerimizin çok üstünde

üretim oldu. Bizim bu sene ilk yılımız

olduğu için ürünün ne şekilde ve nasıl

üreyeceğini tahmin edememiştik.

Günde iki kez hasata çıktığımız zamanlar

oldu ve çok şaşırdık. Havamız çok güzel.

Toprağımız verimli ve bereketli. Böyle olunca

da tüm tarlaları günde iki kez gezerek

ürün alıyoruz. Bu durum bizim için tahmin

etmeyi bir kenara bırakın öngöremediğimiz

bir olaydı. Bize de sürpriz oldu. Biz burada

tamamen doğal üretim yapıyoruz. Tek

yaptığımız çok özel ve iyi bir bakım. Yabancı

otlar sürekli temizleniyor. Bu sene Nisan yağışları

çok güzel gitti. Gerçi yağan dolu bir

günlük ürünü vurdu ama köklerinden yeni

sürgünler devam etti. Hava ılıman olunca

da üründe patlama oldu. Artık gerçekten

şirketimizin adı gibi elimiz belimizde. Her

bir kuşkonmaza takım arkadaşlarımla birlikte

gözümüz gibi bakıp büyütünce toprak

da bunun karşılığını verdi”

Erkeğe karşı değiller ama Çalışanların

hepsi bayan

Çalışanların hepsinin kadın olması dikkat

çekiyor. Aslı’nın 7 yardımcısı da bayan.

Neden erkek yok aranızda diye soruyorum

tabii ki ben de bir erkek olarak.

İşte yanıtı:

“Yanlış anlaşılmasın

erkeğe

karşı

değiliz

ama bu

bizim işimizin

doğası gereği.

Çünkü kuşkonmaz

kadın emeği isteyen

bir ürün. Sürekli

eğilerek çalışıyo-

Ağustos 2017

41


uz. Her bir ürünün bakımı çok hassasiyet

gerektiriyor. Bunu da kadınlarla birlikte çok

daha rahat sergileyebiliyoruz. Ekip uyumu

çok önemli. Zaten biz burada her gün

ailelerimizden çok birbirimizi görüyoruz.

Bazen zaman yetişmediğinde burada gece

12’ye kadar türkülerle şarkılarla pür neşe

içinde çalışmaya devam ediyoruz. Çok güzel

bir birliktelik yakaladık. Bu yüzden de kadın

kadına devam edeceğiz gözüküyor. Bizim

için geri dönüşler çok önemliydi. Öncelikle

lezzet anlamında çok iyi not aldık. Üretim ve

kalitemizle çok güzel geri dönüşler aldık.”

Burada çok mutluyuz

7 çalışan bayandan Güler Karadağ “Her

şey iyi geçiyor. Aslı hanım mükemmel bir

insan. İşimiz ve arkadaşlarımızdan memnunuz.

Ortam çok iyi. Daha önce hayvancılık

yapıyordum ama burada gerçekten çok

mutluyum” diyor.

Şengül Bağcıoğlu “İşe yeni başladım ve

bundan da mutluluk duyuyorum”

Birgül Yayla “İşe başlayalı 1,5 ay oldu.

Gerçekten burada olmaktan çok mutluyum.

Kendi arazi ve hayvanlarımız var olmasına

rağmen burada çalışmaktan daha huzurluyum”

Hatice Kırkan “Aldığım parayla üniversitede

kızımı okutuyorum”

Üniversite mezunu Hatice Kırkan ise

şimdiden Aslı Aksoy’un sağ kolu olmuş.

Hesap işleri ona bağlanmış. Kırkan “Okuldan

mezun olunca iş bulamadım ve 1,5 aydır

burada çalışıyorum. Sağlıklı ürün yetiştiriyoruz

ve hasat çok güzel. Köyümüz ve toplum

için burası çok iyi oldu. Aslı hanım olmadığı

zaman hesap kitap işlerini de yapıyorum. Şu

ana kadar 5 ton civarında ürün topladık. Bu

kadarını beklemiyorduk çok şaşırdık” dedi.

Aynur Yıldırım, Özge’nin annesi ve bakın o

da neler söylüyor: “Kuşkonmazın en yaşlı işçisiyim.

Yağmurun devam etmesi haşatımızı

yükseltti. Satışlar da ortam da güzel”

Kuşkonmaz nasıl üretiliyor?

Tohumdan elde edilen fideler tarlaya

dikiliyor. İki yıllık titiz bir bakımın ardından

üçüncü yıl azar azar ürün vermeye başlıyor.

Tarladaki kökler 10-12 sene boyunca verimli

bir şekilde ürün veriyor. Genellikle Şubat

ayı sonu Mart başında bitkinin sürgünleri

toprak yüzeyinden dışarı çıkmaya başlıyor.

Sürgünler 25 santim boyutuna geldiğinde

toprağa yakın bir şekilde kesiliyor. Kesimde

hassas davranmak gerekiyor çünkü topraktan

çıkmak üzere olan bir sürgün küçük bir

bıçak darbesiyle zarar görerek dik çıkması

gerekirken eğiliyor ki bu da kalite kriterlerini

ters yönde etkiliyor. Tarladan toplanan

kuşkonmazlar toprağını atması için yarım

saat soğuk suda tepelerini suya değdirmeden

bekletiliyor. Serinleme sonunda

boylarına göre ayrılıyor ve dipleri kesilerek

400 gramlık bağcıklar haline getiriliyor.

Neden eli belinde?

İş şekli ve çalışma ortamına seçtiği “Eli

Belinde’nin anlamını da Aslı Aksoy şöyle

yanıtladı:

“Eli Belinde’yi geleneksel motiflerimizden,

kilim ve halılarımızdan hatırlamalısınız.

Temel olarak kadını, doğurganlığı, verimi ve

bereketi temsil eden bir figür. Biz her sabah

bu tarlaya girdiğimizde aynı şeyleri kalbimizden

geçiriyoruz. Bereket olsun, verimli

bir hasat yapalım diyoruz. Zannediyorum

ki başka sözcük bizi tarif edemez. Çalışan 7

kadınız ve 7 kadının sembolü eli belinde.”

Röportaj: Mustafa Sarıipek

KUŞKONMAZIN FAYDALARI

• Kök, tomurcuk ve gövdesi tüketilen bu

şifalı bitki, aynı zamanda evlerde süs

bitkisi olarak da kullanılır.

• A, B ve C vitaminleri açısından zengin bir

içeriğe sahiptir.

• Hindistan ve Çin gibi ülkelerde çokça

kullanılır.

• Ülser için şifalı olması da kuşkonmaz

faydaları arasındadır.

• Kıyı bölgelerinde, yol kenarlarında, bayırlarda,

kırlarda kolaylıkla yetişebilir.

• Kalsiyum, magnezyum ve demir gibi

elementler içerir.

• Soğuk algınlığı, öksürük gibi rahatsızlıklara

karşı faydalıdır.

• Hazımsızlık, şişkinlik ve ödem atılmasına

yardım eder.

• Sindirim sistemini rahatlatır.

• Afrodizyak etkisi de bulunmaktadır.

• kuşkonmaz faydalarıİdrar söktürücü

etkisi de herkes için önem taşımaktadır.

Bu özelliği sayesinde kuşkonmaz sıklıkla

kullanılır.

• Romatizma ağrısı çekenler, kemikleri

ağrıyan kişiler de bu şifalı bitkiyi kullanarak

şifa bulabilirler.

• Vücuttaki toksinlerin atılmasına yardım

eder.

• Artrit hastalığına karşı da fayda ve yarar

sağlar.

• Özellikle et ve tavuk yemekleri ile oldukça

sık tüketilen bir bitkidir. Birçok ülkede

lokantalarda et ve tavuk yemeklerinin

yanında servis edilir.

• Potasyum, fosfor ve kükürt elementleri

açısından da zengindir.

• İyi bir folik asit kaynağıdır.

• Kahvaltılarınız için omletlerin içine de bu

leziz bitkiyi ekleyebilir ve şifa bulabilirsiniz.

• Karaciğer ve safra kesesi için de olumlu

etki sağlar.

• Kalp ile dosttur.

• Kuşkonmaz lif açısından zengindir.

• Kemikleri korur, içerdiği kalsiyum sebebiyle

kemikleri güçlendirir.

• Kolesterolün düşürülmesine yardım

eder.

• kuşkonmazın faydalarıKadınlar adet

yani regl dönemi öncesinde de bu şifalı

bitki tüketilmelidir. Adet öncesi oluşan

şişlikler ve ödem için iyi gelmesi de kuşkonmaz

faydaları arasındadır.

• Diyet yemeklerinde de sıklıkla tercih

edilir.

• Ayrıca probiyotik bakterilerin gelişimini

destekler, bağırsaklar açısından da

fayda sağlar.

• Kabızlık gibi hazımsızlık ve sindirim

sorunları için de fayda sağlar.

• Egzama gibi cilt hastalıklarına karşı da

kullanılır.

• Anemi yani kansızlık rahatsızlığı olan

kişiler de bu şifalı bitkiyi kullanabilirler.

• Özellikle Hindistan’da doğurganlığı

teşvik etmek için kullanılır.

• Kanı temizleme özelliği vardır.

42 Ağustos 2017


Hayatın İçinden

Datça VıneyarD

Bağ Bozumu Şenliği

“Derler ki eskiler, bağbozumu

geldiğinde üzümler gelin olur...”

5 yıl önce Datça’ya yerleşen Bursa doğumlu Mühendis Melih Karaer, Bursa Tirilye’deki fermente üzüm suyu tesislerinden sonra

Datça’da ‘DATÇA VINEYARD’ adında 45 dönümlük bir arazi üzerinde bir bağ kurdu. Sektörün en prestijli ödüllerinden olan Iwc,

Iwsc ve Decanter World Wine Awards (DWWA) platformlarından 25’in üzerinde ülkemize ödül getirdi. Fransız danışmanlarla

başladığı işinde şimdi ise girişimci Hasan İşleyici ile birlikte şato usulü* üretim yapıyorlar. Eşi ve kızları ile birlikte yaklaşık 9

kişilik bir ekiple her yıl binlerce kişiyi ağırlıyor. Ağustos aylarında düzenledikleri bağ bozumu şenliklerine yerli ve yabancılar da

büyük ilgi gösteriyor. Yöresel içki üreticisi olarak Datça’nın adını deniz kum güneş turizminin dışında yaz kış duyurmak ve farklı

destinasyon oluşturmak için ilgi çeken nokta haline getiriyor. Seçkin noktalarda satışa sunulan ürünleri Yunan adalarındaki

restoranlarda da çok seviliyor. Bu yıla özel ürettiği ürünlerin içine Datça bademi atarak fermente ettiği ürünleri keçiboynuzu ballı

bademli ezme ile sunuyor Datça’ da bulunan Olive Farm ve Kozmetik üretimi dışında Datça Vineyard da Datça’ya 4 mevsim

yeni bir soluk getireceğe benziyor. Datçamerkezine 7 km kala sol taraftan girildiğinde 100 mt sonra karşımıza çıkan bu harika

destinasyona ünlülerden de ilgi büyük. Fazıl Say, Filiz Akın gibi ünlülerde müdavimi durumunda.”

Bağbozumu Çoğalmaktır

Coşkudur Berekettir

Gidin elinize bir avuç toprağı alabileceğiniz

bir yere. Biraz kulak verin toprağa. Duyacaklarınız,

yüz binlerce yıldır, insanlığa hediye

ettiği çocuklarının, buluşma gününde

yaşadığı mutluluk olacaktır. Toprağın tarihi,

en çok hasat günlerinin neşesiyle harmandır.

Bağbozumu da bu neşenin en davullu

zurnalısıdır. Derler ki eskiler, bağbozumu

geldiğinde üzümler gelin olur.

Rivayet odur ki çocukluğunda Titanlar onu

kaçırıp küçük parçalara bölerek kazanda

pişirirler, ancak büyükannesi Rhea parçalarını

birleştirerek onu kurtarır. Bu yüzden iki

kere doğduğu kabul edilir. Adının Dionysos

olmasının sebebi budur: Dionysos ‘iki kere

doğan’ anlamına

gelir.

Dionysos’un

sembolü

asma ağacıdır,

bu yüzden

bağbozumu

tanrısı olarak

da bilinir. Hatta

tiyatronun

temeli de onun

adına düzenlenen

bağbozumu

şenliklerinde

atılmıştır.

Hazır zamanı

gelmişken

44 Ağustos 2017


gelin başlangıcı Dionysos adına yapılan şenlikler

olan bağbozumuna yakından bakalım,

nedir, neler yapılır öğrenelim.

2600 yıl öncesinde Yunan mitolojisine kadar

uzanan bağbozumu şenlikleri şarap tanrısı

Dionysos adına düzenlenirken aynı zamanda

bereketi, çoğalmayı, birlikte olmayı,

coşkuyu da kutlamak içindir. O yılın mahsulü

kutlamalarla toplanır, pekmez veya şarap

yapılır ya da üzümler kurutulur. Bununla

birlikte güzel yemekler yapılır, yenilir, içilir,

eğlenilir. Bağbozumu şenlik demek, mutluluk

demektir.

Sonbaharın göbek adı olacak kadar önemli

olan bağbozumu için üzümlerin son olgunlaşma

dönemine girmesi gerekir. Bu yüzden

ülkemizde mevsimlere ve bölgelere göre

yakın ancak farklı tarihlerde yapılır. Koruk

daha parlak, suyu daha tatlı oldu mu üzüm

için vakit tamamdır. Ancak yine de bağcıların

üzümlerin olgunlaştığını anlamak için

üzümü ezip suyunu laboratuvara göndermek

gibi farklı yolları olduğu da bilinir.

Bozuma hazır olan üzümler için bağ makası

ya da bağ bıçağı kullanılır. Elde makas ya da

bıçak, kesilen üzüm salkımları küfelere doldurulur.

Ardından üzümler salkımlarından

ayıklandıktan sonra potasyum nitratlı bir

çözelti içine daldırılıp güneşte bekletilirler.

Sonrasında ise pekmez ya da şarap hangisi

yapılacaksa ona göre hazırlanırlar.

Bağdan toplanan üzümler farklı çeşitlerde

olabilir. Az önce de söylediğimiz gibi üzümlerin

toplanması için olgunlaşmış olması

şarttır. Yoksa erken toplanan üzümler ekşi

olur.

Bu kadar güçlü bir tarihe ve derin bir anlama

sahip olan bağbozumu sadece üzüm

toplamak değil elbette. Her kültürün bağbozumunu

karşılama ve kutlama anlayışları

farklı olsa da ortak olan şey kutlama, umut

ve berekettir.

Bu anlatılanları 12 Ağustos Cumartesi günü

Dadya Vine Yard bağlarında aynen yaşadık.

Dadya Vine Yard Şarapları sahibi, Hasan ve

Meltem işleyicinin daveti üzerine Kalimerhaba

Kültür Sanat Gezileri organizasyonu

ile Marmaris’ten bir grup olarak katıldığımız

Dadya Vine Yard bağbozumu şenliğinde,

gün ağarırken klasik batı müziği dinletilen

bağlarda, Şiraz, Oküzgözü, Boğazkere

Ağustos 2017

45


Hayatın İçinden

DATÇA VİNEYARD BAĞ BOZUMU ŞENLİĞİ

12 Ağustos Cumartesi günü ilk kez deneyimleyeceğimiz

Datça Vineyard bağ

bozumu şenliğine katılmak için büyük bir

heyecanla sabah 06:00 da bağa vardık. Bu

yıl dördüncüsü yapılan şenlik çok keyifli

geçti. Bağ sıralarının paylaşılıp üzümlerin

toplanmasının ardından mükellef bir şekilde

hazırlanmış kahvaltıda enerji topladık.

Üzümlerin çiğnenmesi ritüeli ise çok eğlenceliydi.

Büyük bir katılımın olduğu şenliğe,

fotoğraf dostlarının da ekipçe katılımı ile

renkli anlar yaşandı.

Bağdan yorgun ama, büyük bir keyif ve

mutlulukla ayrıldık. Sevgili Meltem ve Hasan

İşleyici dostlarımız bu yılki ürününüz bol bereketli

olsun. Datça’ya bu kadar yakışan bir

mekan yarattığınız için iyi ki varsınız. Emeği

geçen herkese sonsuz sevgiler.

Datça’ya yolu düşen arkadaşlarımıza bu mekana

gün batımında uğramalarını özellikle

öneriyoruz.

İsmet Arıcı

üzümlerini toplayıp kasalara doldurduk,

ardından zeytin ağaçlarının gölgesinde

nefis bir kahvaltı yaptık. Şenliğe katılan

genç kızların dans ederek çiğnediği üzümlerin

bilahare nasıl şarap olduğu sürecini

fabrikayı gezerek öğrendik ve Dadya Vine

Yard şarapları özel koleksiyonunun tadım

seansına katıldık. Damağımıza yoldaş olan

bu lezzetle Kargı koyunda denize girdik,

Reşadiye’de bulunan Mehmet Ali Ağa Konağını

ziyaret ederek UKKSA sanat merkezine

geçtik. Burada yedi ayrı sergi izleyip,

sanatçılarla söyleşerek, atölye çalışmalarına

katıldık. Dönüşte, Olive Farm ve Datça

Köy Ürünleri tesislerine uğrayarak Datça

lezzetlerini Marmaris’e taşıdık. Kalimerhaba

“Kültür Sanat ve Damak Tadı” gezilerimiz

aralıksız devam ediyor, bize katılmak için

0532 3148838 numaralı telefonumuzdan

bizi arayabilirsiniz.

Hoşça kalın, dostça kalın.

Umur Özlüer

Fotoğraflar: İrfan Bilir

46 Ağustos 2017


Röportaj

SABUNCU

DEDE

Endemik bir ağaç olan sığla (günnük)

ağaçlarının 300 yıllık ömürleri var. Buzul

çağından günümüze kadar gelebilen

ender bir ağaç türü. Üstelik bu ağaçlar

Marmaris civarında, Orhaniye, Çetibeli,

Köyceğiz, Dalaman, Fethiye de yetişiyor. Bu

ağaçlardan elde edilen yağ ise tam bir şifa

kaynağı. Sığlacı Dede olarak tanınan İhsan

Yurtseven bize sığla yağının faydalarını,

sığla yağından elde ettikleri ürünleri ve

sığla ağaçlarının korunmasını anlattı

1- Kendinizi anlatır mısınız?

Aslen Akhisarlıyız. Marmaris’ e eşimle birlikte

İlk defa 1969 yılının Haziran ayında geldik

ama ben bekârlık yıllarımda yani 60 lı yıllarda

da gelirdim. Marmaris’i çok sevdiğimiz

için buraya yerleşmeye karar verdik. 4 tane

oğlum ve torunlarım var. Torunlarımdan biri

gıda mühendisi oldu.

Zeytin üretiminin ve imalatının içinden geldik.

24 yıllık zeytincilik geçmişimiz, 13 yıllık

da sığla yağı ve sığla sabunu üreticiliğimiz

var. Bu işi iyi yaptığımıza inanıyorum.

2- Bize biraz sığla (günnük) ağaçlarından

elde edilen sığla yağı ve sabunlardan söz

eder misiniz?

Sığla ağacından elde edilen yağ çok kıymetli

bir yağdır. Kozmetik ve sağlık alanlarında

kullanılır. Biz Marmaris’ e yerleştikten sonra

sığlayı tanıdık ve ne kadar kıymetli olduğunu

öğrendik, önce kendimiz kullandık.

Sonra resmi makamlara % 18 KDV siyle

fatura bedelini ödeyerek sığla yağını satın

almaya başladık.

Bu yağ gastrit, ülser gibi mide rahatsızlıklarına,

yaralara çok iyi geliyor çünkü doku

yenileme özelliğine sahip. Bu yağın içinde

50-60 çeşit madde varmış. Hipokrat döneminden

beri de ilaç olarak kullanılmış.

Sabunlarımıza gelince; biz bu kadar özelliği

olan bir yağdan sabun da yaptık. Türkiye’ de

ilk olarak biz yaptık. Sığla yağından ürettiğimiz

sabunlar saç dökülmesini durduruyor,

kepek oluşumunu önlüyor ve vücut mantarlarını

tedavi ediyor.

Sabunlarımızı kullanan binlerce kişiden

teşekkürler alıyoruz. Özellikle kadınlardan.

Çünkü sığla sabunlarının köpüğü güzellik

iksiri gibidir.

Marmaris’te doğum oranı Türkiye geneline

göre çok yüksektir. Ben bunu da sığla

ağaçlarına yoruyorum. Zaten Eski Mısır

Kraliçesi Kleopatra'da sığla yağını aşk iksiri

ve parfümü olarak kullanırmış.

3- Sığla yağı nasıl elde ediliyor?

Ağaçlardan sığla yağını çıkarmak hiç kolay

değil. Ağacın gövdesine Nisan ayında çeltik

denilen yaralar açılır. Yaralardan sızan madde

özel bıçaklar ile kazınarak toplanır. Bu

salgı ve kabuklar sıcak su ile kaynatıldıktan

sonra özel preslerde sıkılarak sığla yağı elde

edilir.

4-Sığla ağaçlarını korumak için neler

yapılıyor?

Batmış Fenike gemilerinden çıkarılan içi

sığla yağı dolu amforalar geçmişte sığla

yağının Akdeniz ticaretinde önemli bir yer

tuttuğunu gösteriyor. Elbette bu kadar değerli

bir yağın elde edildiği sığla ağaçlarının

korunması gerekir. Maalesef sığla ormanları

köylüler tarafından tarım alanlarına dönüştürülerek

hızla yok ediliyor.

Bir başka tehlike de kaçak toplayıcılar. Kaçak

toplanmaması gerekiyor çünkü bilinçsiz

toplayıcılar ağaçlara zarar veriyorlar ve çok

yazık ediyorlar. Tabiat Varlıkları Koruma

Genel Müdürlüğü sığla ormanları için 2008

yılında ''Sığla Ormanları Koruma Eylem

Planı'' başlattı. Ayrıca resmi makamlar sığla

ağaçlarının çoğaltılması için sığla fidanları

dağıtıyor.

Ben de her fırsatta sığla ağaçlarının faydaları

ve korunmaları ile ilgili konuşmalar yapıyorum,

anlatıyorum, bilgi veriyorum.

5-Sizi herkes sığlacı dede olarak tanıyor.

Aslında “Sığlacı Dede” bizim tescilli markamızın

adıdır. Sabunlarımızın formülü ve

markası bize aittir.

6-Sığla yağının dışında size ait ürünleriniz

var mı?

Sığla yağı ve sabunlarımızın dışında bazı

özel imalatlarımız da var. 18 yaş güzellik

iksiri yaptık. Bu iksirin içinde çay ağacı yağı

ve argan yağı ile birlikte toplam 19 farklı

yağ var. İçinde kimyasal olmadığı için deriye

zararı olmuyor ve deri tarafından hemen

emiliyor. Ayrıca ağrılar için de bir yağ ürettik.

24 yıldır zeytincilikle de uğraşıyoruz. Egeyurt

1993 ten beri bizim zeytinde tescilli

markamızdır.

Şu anda 2 tane tescilli markamız var.

7-Satış noktalarınız nereler?

Sadece bu görmüş olduğunuz dükkânımda

satış yapıyorum. Internetten de satış

yapmamızı istiyorlar. Ben kabul etmiyorum,

dükkânıma gelen müşterilerim bana yeter.

Çok müşterim geliyor hem onlarla tanışmış

oluyorum hem de memnuniyetlerini ifade

ediyorlar bu da bana yetiyor.

8- Marmaris’te yaşamaya nasıl karar

verdiniz?

Marmaris’i çok seviyoruz. Burada yaşamaya

eşimle birlikte karar verdik. Eski yıllarda bu

sahiller bomboştu. Bir Lidya oteli vardı, bir

de Turban oteli vardı. Turban çok güzeldi.

Ağaçtan evlerimiz, evlerimizin içinde her

türlü ihtiyacımızı karşılayacak eşyalar vardı.

En yakın komşumuz 15-20 metre uzaklıktaydı.

Bence Turban o yıllarda dünyanın en

iyi tesisiydi.

Ropörtaj: Gül Özdündar Şenay

48 Ağustos 2017


Bunları Yapmadan

Dönmeyin

Marmaris’in çevresini saran toprakların altında el değmemiş binlerce

yıllık tarihe ev sahipliği yapan, verimli arazilerinde Türkiye’nin en

lezzetli sebze ve meyvelerini yetiştiren, dantel gibi koylarında huzura

yolculuk yapacağınız çevrenin gerçek hazinesi 16 köy…


Gezi

Görülecek Yerler: Kameriya

Adası, Küçükada Feneri kalıntısı,

Sarıayan Kalesi, Karaincir Kalesi,

Aşarkale kalıntıları,Dişlice adası

SELİMİYE

Turgut Köyü’nün yeşillik denizinden kurtulmanızla

beraber Selimiye’nin kristal mavi

güzelliğiyle karşılaşırsınız,hayran kalırsınız.

Dağlar birden koyu orman dokusunu yitirip

tipik Akdeniz-Ege makiliklerine dönüşür.

Bunlara badem, zeytin ağaçları eklenir.

Ardından Selimiye Köyü tablo gibi,yamaçlardan

kıyıya doğru serpilmiş evleriyle

sizi selamlamaya başlar.Burası Marmaris-Bodrum

arasında kalan en önemli mavi

yolculuk duraklarından birisi.Denizi çok

berrak ve durgun Selimiye köyü’nün.Akşam

üzeri ise yapabileceğiniz en güzel şey sahil

kenarına sıralanmış restaurantlarda taze

deniz ürünleri ve zeytinyağlılara doymak

olacak.Kalabalıktan uzak,huzurlu bir köy

Selimiye.Kalacak yerler ise aynı dinginliği

korumakta.Köyde küçük ama kaliteli

pansiyonlar,moteller ve apartlar bulmanız

mümkün. Gezelim görelim kısmında ise 3

adet antik kalıntı bekliyor sizi. Denizden

çıkarılmış antik kalıntıları ve kaleleri görmenizi

tavsiye ederiz. Selimiye içinde yer

alan minik adaları da gezme şansınız var.

Dişlice ve Kameriye adalarını günlük tekne

turlarıyla görebilmeniz mümkün.

Marmaris-Hisarönü-Orhaniye-Turgut–Selimiye

hattını takip ederek buraya ulaşmanız

mümkün.

Akçapınar

Görülecek Yerler:

Okaliptuslü yol,

Uzun Plaj, Azmak

Marmaris koyunun deniz sporlarına

elverişli bölgelerinden bir tanesi Adaköy.

Marmaris’e en yakın köy olmasına rağmen

Bill Gates,Abramoviç gibi ünlülerin

özel yatlarıyla sakince tatil yaptığı bir

yer aynı zamanda.Köyün sınırları içinde

Türkiye’nin en önemli deniz üssü Aksaz

bulunmakta.Burası NATO gemileri olmak

üzere birçok yerli-yabancı deniz aracının

ziyaret ettiği bir limandır.

Adaköy Marmaris’e en yakın dinlenme ve

piknik yeri olarak bilinir. Çevredeki Aktaş

sahilde denize girebilir ve yeme-içme

alanlarında vakit geçirebilirsiniz. Yaz-kış

fark etmeksizin sakin bir ortam arayanların

tercihi Adaköy Adaköy’ün tarihi

ve doğal zenginlikleri arasında bir çok

seçenek var.Özellikle Nimara Mağarası

3bin yıl öncesine uzanan insan yaşamını

ortaya koymuştur.Mağara aynı zamanda

‘’kaplan kelebekleri’’nin üreme alanı

olması açısından da önemlidir.

Marmaris merkezden her yarım saatte

bir kalkan seferlerle ile Adaköy’e ulaşım

sağlamanız mümkün.

Ağustos 2017

51


Lorem ipsum dolor sit t, consectetur

adipiscing t. Ergo elita: non posse

ame

honeste vivi, nisi te hones vi vatur?

Utinam quidem cerent di alium alio

beatiorem! Iam ruinas res. vide Esse

enim, nisi ris, enon tes. po

EN UYGUN FİYAT

Bu zorlu rekabet ortamında

mülkünüz için en uygun fiyata

nasıl karar vereceksiniz?

PAZAR ANALİZİ

Mülkünüzün gerçek değerini tam

ve doğru olarak saptamak için pazar

analizini hazırlayacak mısınız?

ZAMAN AYIRMA

Mülkünüzü satmak için her

gün ne kadar zaman ayırmayı

düşünüyorsunuz?

MAKSİMUM TANITIM

Mülkünüze pazardaki

maksimum tanıtımı nasıl

yapacağınızı düşündünüz mü?

PAZARLAMA PLANI

Mülkünüzün pazarlanması

için gerekli adımların yer

aldığı bir pazarlama planı

hazırlayacak mısınız?

DEĞERLENDİRME

Mülkünüze talip olacak

potansiyel müşterileri

değerlendirme işlemi

konusunda deneyiminiz var mı?

BÜROKRASİ

Bürokratik işlemlerle

uğraşacak sabır ve

uzmanlığa sahip misiniz?

GÖRÜŞME

Evinizin kapısını kime

açıyor olabileceğinizi hiç

düşündünüz mü?

PAYLAŞIM

Satılık gayrimenkulünüzün

pazarlanması konusunda size

yardımcı olacak Gayrimenkul

Danışmanlarından oluşan

2.500 kişilik bir paylaşım

ağına sahip misiniz?

EĞİTİM

Gayrimenkul Danışmanlarının

size doğru hizmeti verebilmek

için katılmış oldukları pek

çok zorunlu ve seçmeli

mesleki eğitimi siz de almayı

düşünüyor musunuz?

ALICI TAKİBİ

Pazarlık şansınızı

kaybetmeden potansiyel

alıcıların takibini

yapabilecek misiniz?

FİYAT TEKLİFLERİ

Alıcının size önereceği

fiyatın, mülkünüz için en iyi

fiyat olup olmadığını nasıl

anlayacaksınız?

Siz en iyisi, konusunda uzman bir RE/MAX Gayrimenkul Danışmanı ile çalışın

AYŞE ASLAN

YUSUF PINARLI

YELİZ KAN

KEMAL KERETLİ

Marmaris ve Bölgesi Konut Satış ve Kiralama

Sertifikalı Uzman Danışman

Marmaris ve Bölgesi Konut, Arsa Satış-Kiralama

Sertifikalı Uzman Danışman

Bildiği Diller : İngilizce, Arapça.

Konut, Arsa, Villa Satış ve Kiralama Muğla

Marmaris Bölgesi Expertiz Değerleme

Sertifikalı Uzman Danışman

Konut ve Konut Arsaları Satış-Kiralama

Sertifikalı Uzman Danışman

Bildiği Diller : İngilizce

Ticari M

Uzman

Bildiğ


EVİNİZİ

KENDİNİZ Mİ

SATMAYI

DÜŞÜNÜYOR

SUNUZ?

Tamer Balcı

Broker / Owner

MÜLKÜNÜZÜN SATIŞI İLE İLGİLİ

KONULARDA İŞİNDE UZMAN BİR

RE/MAX GAYRİMENKUL DANIŞMANI

İLE ÇALIŞIRSANIZ KENDİNİZE VE

AİLENİZE AYIRACAK BOL BOL

VAKTİNİZ OLUR.

SİZİN YERİNİZE TÜM İŞLEMLERİ

DANIŞMANINIZ HALLEDER.

HAVVA BİLGİÇ

GIORDANO LEONI

GÜLÇİN GAZELCİ

SEZGİN ÜÇÜNCÜ

BİRCAN DALAN

ülkler Devir ve Kiralama Sertifikalı

Danışman

i Diller : İngilizce, Almanca

Uluslar arası Ticari Mülkler Sertifikalı

Uzman Danışman

Bildiği Diller : İtalyanca, İngilizce,

İspanyolca, Fransızca, Türkçe

Marmaris Bölgesi Kiralık, Satılık

Mülkler Sertifikalı Uzman Danışman.

Bildiği Diller: İngilizce.

Marmari Bölgesi Konut, Villa Satış

Kiralama Sertifikalı Uzman Danışman

Bildiği Diller : İngilizce

Kurumsal İletişim – Resepsiyon


Gezi

TURGUT

Sahip olduğu tarihi ve doğal zenginlikler sayesinde

‘’sit alanı ilan edilerek korumaya alınmış

Turgut Köyü.Bu sebeple bakirliğini ve güzelliğini

hala korumakta.Manzarası,sahili,plajları özellikle

şelalesi görülmeye değer yerler arasında.Çok

eski çağlarda deniz olan Turgut Köyü zamanla

suların çekilmesiyle yerini kızılçam ağaçlarına

bırakmış bir ova yerleşkesi.Topraklarının çok verimli

olması yerlileri geçim kaynağı olan tarıma

yöneltmiş.Köy turuna çıktığınızda mutlaka uğrak

yeriniz olacak bir meydan camii var,yanındaki

çınar ağacının gölgesinde serinleyip köylülerle

birlikte çayınızı yudumlayabilirsiniz.Meydanın

yanıbaşındaki tezgahlara uğrayarak bölgenin en

meşhur ekini olan yer fıstığını ,el işi ürünlerini ve

çeşitli hediyelik eşyaları alabilirsiniz.

Turgut’a gelip şelaleyi görmeden dönmek olmaz.

Çok büyük ve ulu bir şelale değil,6-7 metre

yükseklikten dökülür Turgut Şelalesi. Ancak siz

kendinizi şelalenin altındaki küçük ama buz gibi

gölcüklere bırakıp çam ve amber kokularıyla

dinlenebilirsiniz.

Köyün güneydoğusunda denize dik inen dağların

üzerinde kurulu bir yerleşim yeri var. Adı

Hydas/Hygassos Antik Kenti.Ege ve Akdeniz

ticaret yollarının kontrolü için önemli bir konum

olmuş eski zamanlarda.Antik yerlere merakınız

varsa bu kale Bozburun Yarımadası’nda varlığı

bilinen 18 kaleden biri.Tarihini yerinde gidip

öğrenmekte yarar var.

Turgut Köyü’ne de Marmaris’ten kalkan seferlerle

ulaşmanız mümkün.

Görülecek Yerler: Şelale,

Kale, Piramid Mezar,

Hydas Kalıntıları, Sahil

ÇETİBELİ

Görülecek Yerler: Asartepe,

Akçakapız sahili, Sığla ormanı

Marmaris çevresini saran bölgenin en küçük köylerinden birisi Çetibeli.

Adını bir zamanla köydeki çeteden aldığı zamanla da Çetibeli’ne döndüğü

söyleniyor. Buranın Karadeniz’i andıran bir yapısı var. Kırsal yerleşim

içinde dağınık haldeki evlerin bahçelerinde rengarenk bitkiler görebilirsiniz.Köy

havasını almak için yürüyüşe çıktığınızda burnunuza gelen Sığla

ağacı kokularıyla da mest olabilirsiniz. Özellikle Mart-Aralık ayları arasında

Çetibeli’nin içindeki manzarayı görmeden, sığla ağaçlarının yanında mola

verip amber kokusuna doymadan bu köyden dönmeyin deriz.

Akçakapız Yalısı isimli plajı sizi turkuaz mavisi sularıyla bekliyor olacak.

Burada en çok tüketilen besin pırasa.Lezzetli pırasa yemeklerinin yanında

‘’lak lak’’ adıyla bilinen patlıcan yemeği de çok meşhur. Marmaris’e 16 km

olan bu minik köye Muğla’ya giden her otobüsle ulaşabilirsiniz.

54 Ağustos 2017


Görülecek Yerler:

Narenciye Bahçeleri, Plaj

GÖKÇE

Rotamızı narenciye bahçeleriyle

meşhur, 2 katlı, beyaz renkli

kendine özgü evleriyle Gökçe

Köyü’ne çeviriyoruz.

Gökçe köyünün Gökova kıyısındaki

denizi, komşu Akçapınar

köyü gibi rüzgar sörfünün uğrak

noktalarından. Köy içinde turizm

amaçlı 5 villa hizmet verse de köy

halkı geçimini ağırlıklı olarak narenciye

tarımından sağlıyor. Yılın

12 ayı yol kenarındaki restaurant

ve marketlerden taze portakal

suyu bulabilir, Gökçe’nin meşhur

çam balından alabilirsiniz.

Köy düğünlerinin vazgeçilmezi

keşkek Gökçe’nin de vazgeçilmezleri

arasında. Köy halkından

‘’ Ne zaman keşkek yiyeceğiz?’’

soruları duyarsanız bilin ki yakın

zamanda düğün bekleniyor. Öyle

sevilir keşkek burada.

Gökçe Köyü’ne de Muğla-Marmaris

arası sefer yapan her otobüsle

kolayca ulaşabilirsiniz.

ÇAMLI

Görülecek Yerler: Sedir Adası, İncekum

Plajı, Boncuk Koyu,Gökova Körfezi

Doğa ve tarih kavramlarıyla ziyaretçilerini en

estetik biçimde buluşturan bir köy Çamlı. Köy adını

etrafını saran çamlardan almış. Çamlı’yı daha önce

duymadıysanız içinde bulundurduğu Kleopatra

Plajı’nı muhakkak duymuşsunuzdur. Sedir adasının

içinde bulunan plaj beyaz renkli kumsalıyla Çamlı’yı

taçlandırır. Çamlı’ya gelirseniz haftanın her günü

sıcacık köy ekmeğiyle gelen köy kahvaltısını yapmadan

dönmeyin deriz.

Çamlı köyü geleneklerine bağlı bir köy, her yıl 5

Mayıs’ta Hıdralllez için yaprak sarmaları, dolama

tatlıları,yufka kırmaları en özenli haliyle yapılır.

Yaprak sarmalarının bir tanesine konulan çöp kime

çıkarsaşans getireceğine inanılır.Gün doğmadan

önce çiğden yoğurt atılması ve kekik suyunun elde

edilmesi gelenekler arasında asırlardır yaşamaktadır.Çamlı’ya

gelip kendini egenin serin sularına

atmak isteyenler Gökova Körfezi’nin sonunda

bulunan Boncuk Koyu’na mutlaka gitmeli.Berrak ve

dinlendirici suyuyla Ege Denizi’nin en özel koylarından

birisi olan Boncuk Koyu özel mülkiyet arazisi

olmasına rağmen sahibi tarafından ücretli olarak

halka açık tutuluyor.Bir diğer tercihiniz ise İncekum

Plajı’ndan yana olmalı ‘’Marmaris’in Hawaii’si’’ olarak

bilinen plajda incecik altın sarısı rengindeki kumların

üzerinde dinlenebilir, denize girebilirsiniz.

Marmaris’ten gelmek isteyenler için Çamlı Köyü 12

km mesafede. Temmuz ve Ağustos aylarında ise

saat başı servis bulmanız mümkün.

Ağustos 2017

55


Gezi

YeşİLBELDE

Yeşillikler arasında gizlenmiş, kızılçam,-

sığa ve okaliptus ağaçlarının çerçevelediği

köy adını bul yeşillik cennetinden

almış.Sit alanları arasında olduğu için

köyde çok fazla bir yapılaşma gözükmüyor.Köy,

Gökova kıyısındaki Dünyaca

ünlü koylara gelen yatların organik sebze-meyve

ihtiyaçlarını karşılayarak gelir

elde ediyor.Hemen her evin bahçesini

süsleyen asmalar ve zeytin ağaçlarına

sık sık rastlayabilirsiniz bu köyde.Köy

mezarlığının yanında küçük tepeciğe

yaslanmış antik mezar bu bölgenin

Dalyan ve Akyaka’dan sonra aynı tarzda

yapılmış mezarlarından 3.sü.Karşısındaki

antik akropol de kazı yapılmamış

şekilde keşfedilmeyi bekliyor.Yeşilbelde’ye

yolunuz düşerse çam ve okaliptus

balı almadan dönmeyin.

Marmaris’e 10 km uzaklıktaki köye hem

Datça yolu üzerinden ayrılan yoldan

hem de Muğla yönündeki Yeşilbelde

yol ayrımını takip ederek ulaşabilirsiniz.

Köye toplu toplu taşıma seferi olmadığı

için ancak özel aracınızla Yeşilbelde’ye

ulaşmanız mümkün.

Görülecek Yerler: Antik Kaya Mezarı,

orman içi yürüyüş yolları

Görülecek Yerler: Hisarönü kalesi, Kastabos

kalıntıları, İnbükü Koyu, Bencik Koyu,Tavşan

Adası, Bördübet Koyu, Tarihi Değirmen

HİSARÖNÜ

Yeşillikler arasında gizlenmiş, kızılçam,sığa

ve okaliptus ağaçlarının

çerçevelediği köy adını bul yeşillik

cennetinden almış.Sit alanları arasında

olduğu için köyde çok fazla

bir yapılaşma gözükmüyor.Köy,

Gökova kıyısındaki Dünyaca ünlü

koylara gelen yatların organik sebze-meyve

ihtiyaçlarını karşılayarak

gelir elde ediyor.Hemen her evin

bahçesini süsleyen asmalar ve

zeytin ağaçlarına sık sık rastlayabilirsiniz

bu köyde.Köy mezarlığının

yanında küçük tepeciğe yaslanmış

antik mezar bu bölgenin Dalyan

ve Akyaka’dan sonra aynı tarzda

yapılmış mezarlarından 3.sü.

Karşısındaki antik akropol de kazı

yapılmamış şekilde keşfedilmeyi

bekliyor.Yeşilbelde’ye yolunuz

düşerse çam ve okaliptus balı

almadan dönmeyin.

Marmaris’e 10 km uzaklıktaki köye

hem Datça yolu üzerinden ayrılan

yoldan hem de Muğla yönündeki

Yeşilbelde yol ayrımını takip

ederek ulaşabilirsiniz. Köye toplu

toplu taşıma seferi olmadığı için

ancak özel aracınızla Yeşilbelde’ye

ulaşmanız mümkün.

56 Ağustos 2017


Görülecek Yerler: Kızkumu,

Bybassos kalıntıları, Tarihi cami

ORHANİYE

Mavi Yolculuk ve Gökova Körfezi

deyince akla gelen ilk yer kuşkusuz

Karacasöğüt köyüdür. Denizi sevin

sevmeyin, köyün güzel bir tabloyu

andıran görünümü karşısında etkilenmemek

elde değil. Çevresi çam

ağaçlarıyla çevrili köy, çevresindeki

arkeolojik kalıntılarıyla tam bir Helenistik

tarih yuvası haline gelmiş.

Köy adını denizcilikle duyurmuş

olsa da geçiminin büyük bir kısmını

tarımdan karşılıyor aynı zamanda

Marmaris’in de sebze ve meyve

ihtiyacının yüzde 70’ini karşılıyor.

Bir deniz köyü olsan Karaca içinde

meraklılar için balık avlama turu

düzenleyen tekneler de var.Sadece

yemekten yana olanlar içinse

taze balıklarıyla bir çok restaurant

köyde hizmet vermekte. Gezi görmeye

doyamayanlara Karacasöğüt

Şelalesi ve Karacain Mağarası’nı

tavsiye ederiz. Amatörler için mağaraya

rehber eşliğinde girmek ve

10 metreden fazla uzaklaşmamak

önemli detaylar arasında.

Marmaris’ten köye ulaşım için

ayın her günü 3 kez dolmuş seferi

düzenlenmekte.

KARACA

Mavi Yolculuk ve Gökova Körfezi

deyince akla gelen ilk yer kuşkusuz

Karacasöğüt köyüdür. Denizi sevin sevmeyin,

köyün güzel bir tabloyu andıran

görünümü karşısında etkilenmemek

elde değil. Çevresi çam ağaçlarıyla

çevrili köy, çevresindeki arkeolojik kalıntılarıyla

tam bir Helenistik tarih yuvası

haline gelmiş.Köy adını denizcilikle

duyurmuş olsa da geçiminin büyük bir

kısmını tarımdan karşılıyor aynı zamanda

Marmaris’in de sebze ve meyve

ihtiyacının yüzde 70’ini karşılıyor.Bir

deniz köyü olsan Karaca içinde meraklılar

için balık avlama turu düzenleyen

tekneler de var.Sadece yemekten yana

olanlar içinse taze balıklarıyla bir çok

restaurant köyde hizmet vermekte. Gezi

görmeye doyamayanlara Karacasöğüt

Şelalesi ve Karacain Mağarası’nı tavsiye

ederiz. Amatörler için mağaraya rehber

eşliğinde girmek ve 10 metreden fazla

uzaklaşmamak önemli detaylar arasında.Marmaris’ten

köye ulaşım için ayın

her günü 3 kez dolmuş seferi düzenlenmekte.

Görülecek Yerler: Euthenna

ve Amnistos Kalıntıları,Somaklı

Kaya Mağarası, Ayın Koyu,

Okluk Koyu, İngiliz Limanıi

Ağustos 2017

57


Gezi

TAŞLICA

Görülecek Yerler: Euthenna

ve Amnistos Kalıntıları,Somaklı

Mavi Yolculuk ve Gökova Körfezi

deyince akla gelen ilk yer kuşkusuz

Karacasöğüt köyüdür. Denizi sevin

sevmeyin, köyün güzel bir tabloyu

andıran görünümü karşısında etkilenmemek

elde değil. Çevresi çam

ağaçlarıyla çevrili köy, çevresindeki

arkeolojik kalıntılarıyla tam bir Helenistik

tarih yuvası haline gelmiş.Köy

adını denizcilikle duyurmuş olsa da

geçiminin büyük bir kısmını tarımdan

karşılıyor aynı zamanda Marmaris’in

de sebze ve meyve ihtiyacının

yüzde 70’ini karşılıyor.Bir deniz köyü

olsan Karaca içinde meraklılar için

balık avlama turu düzenleyen tekneler

de var.Sadece yemekten yana

olanlar içinse taze balıklarıyla bir çok

restaurant köyde hizmet vermekte.

Gezi görmeye doyamayanlara Karacasöğüt

Şelalesi ve Karacain Mağarası’nı

tavsiye ederiz. Amatörler için

mağaraya rehber eşliğinde girmek

ve 10 metreden fazla uzaklaşmamak

önemli detaylar arasında.

Marmaris’ten köye ulaşım için ayın

her günü 3 kez dolmuş seferi düzenlenmekte.

Kaya Mağarası, Ayın Koyu,

Okluk Koyu, İngiliz Limanıi

Görülecek Yerler: Phoenix antik

kalıntıları, Kırkkuyular, Asarkale,

Serçe Limanı, Loryma, Kıran Gölü

Görülecek Yerler: Çınar

Ağacı, Çiftlik Koyu, Gebekse

Koyu, Syrna Kenti kalıntıları

,Çengirek Mağarası

BAYIR

Bayır köyü Evliya Çelebi’nin bahsettiği ‘’Geçit

vermez, her türlü vahşi hayvanın yaşadığı

dağların’’ eteklerinde kurulu bir köy. Köydeki

1500-2300 yıl arasında olduğuna ilişkin iddiaları

olan‘’Anıtsal Çınar Ağacı’’ köyün sembolü

haline gelmiş burada.Bölge ziyaretçileri için

buradaki ağaç altında mola verip gözleme

yemek günün en güzel saatleri arasındadır.Molanın

yanı sıra etraftaki tezgahlardan da küçük

çaplı alışverişler yapmanız mümkün.

Bayır köyünde hem tekneyle hem de karayoluyla

uğrayabileceğiniz gezi durakları ise

bolca bulunmakta. Syrna buranın antik kenti.

Antik taşlı yolu kullanarak buraya yarım saatte

ulaşabilirsiniz. Çengirek Mağarası ise bir diğer

rota. Mağarada hangi dönemden kaldığı belli

olmayan duvar yazıları ile girişinde sunak

olduğu düşünülen kalıntılar var.Denize girmek

isteyenleri ise pırıl pırıl sularıyla Çiftlik Koyu

beklemekte. Buraya hem çeşitli tekne turlarıyla

hem de karayolundan ulaşım mümkün. Koyun

suları o kadar berrak ki 10 metre aşağıdaki taşları

tek tek saymanız mümkün. Dalış severler

için ise en uygun nokta Gebekse Koyu. Küçük

bir kumsal ve bir çardak lokantanın olduğu koy

dalışseverlere sualtında bin bir renk sunuyor.

Buraya Marmaris’ten kalkan seferlerle ve özel

aracınızla gelmeniz mümkün.

58 Ağustos 2017


OSMANİYE

Görülecek Yerler: Kumlubük, Amos Çınar

Ağacı, Bal evi,Palamut tepesi, Eren Dağı’nda

gün batımı, Kavacık Kalyonu, Çakmaklı Kalyonu

Yaşam kaynağı arı ve bal olan,denizden 550

metre yükseklikte bir dağ köyüdür Osmaniye.

Geniş bir alana dağınık olarak yerleşen köyün

içinden geçerken yol kenarında bulacağınız

en önemli ürün Dünyaca ünlü ‘’çam balı’’dır.

Köyün içinden geçen yol boyunca birkaç noktada

küçük köy lokantası veya kahvehaneler

var. Buralarda doğal köy kahvaltısı yapmadan

Osmaniye köyünden ayrılmamanız tavsiye

edilir.Dağlardan toplanan otlarla yapılan

gözlemeler ve ayran bu köyün vazgeçilmezleri

arasında .Yöresel lezzetler arasında köy tavuğu

dolması,imambayıldı,ballı çerezli sac böreği,ballı

çorbayı mutlaka denemelisiniz.Bahar

aylarında gelmeyi tercih ederseniz köyün

çevresindeki yürüyüş turları sırasında bir çok

sayıda çiçek türüne rastlayabilirsiniz.Yöreye

özgü yani endemik bir çok bitki, özellikle şakayık

en çok Osmaniye’de bulunur.

Serinlemek isteyenler için ise Osmaniye köyünün

denizle buluşma noktasını Kumlubük

koyu sağlıyor.Güzel plajı ve denizi yanında

sahildeki balıkçılarda uğrak noktalarından biri.

Kumlubük’te yürüyüş yapmak isterseniz burada

5bin yıl önceki yerleşime ev sahipliği yapan

mağara ziyaret noktalarından bir tanesi.

Marmaris merkeze yaklaşık 18 km olan Osmaniye

köyüne özel aracınızla 20 dakikada ulaşabilirsiniz.

Marmaris’ten ise her gün düzenli

seferler yapılmakta.

ADAKÖY

Marmaris koyunun deniz sporlarına

elverişli bölgelerinden bir tanesi Adaköy.

Marmaris’e en yakın köy olmasına rağmen

Bill Gates,Abramoviç gibi ünlülerin özel

yatlarıyla sakince tatil yaptığı bir yer aynı

zamanda.Köyün sınırları içinde Türkiye’nin

en önemli deniz üssü Aksaz bulunmakta.

Burası NATO gemileri olmak üzere birçok

yerli-yabancı deniz aracının ziyaret ettiği

bir limandır.

Adaköy Marmaris’e en yakın dinlenme ve

piknik yeri olarak bilinir. Çevredeki Aktaş

sahilde denize girebilir ve yeme-içme

alanlarında vakit geçirebilirsiniz. Yaz-kış

fark etmeksizin sakin bir ortam arayanların

tercihi Adaköy Adaköy’ün tarihi ve

doğal zenginlikleri arasında bir çok seçenek

var.Özellikle Nimara Mağarası 3bin yıl

öncesine uzanan insan yaşamını ortaya

koymuştur.Mağara aynı zamanda ‘’kaplan

kelebekleri’’nin üreme alanı olması açısından

da önemlidir.

Marmaris merkezden her yarım saatte

bir kalkan seferlerle ile Adaköy’e ulaşım

sağlamanız mümkün.

Görülecek Yerler: Günnücek Parkı, Aktaş

plajı, Yalancı Boğaz, Cennet adası, Nimara

mağarası,Adaköy kalıntıları,Fosforlu mağara

Ağustos 2017

59


Gezi

SÖĞÜT

Yunan adalarına yakınlığı nedeniyle ticaret

limanı haline gelmiş Söğüt köyü. Geçim

kaynaklarını da turizm ve denizcilik haline

gelmiş. Karayoluyla ulaşmak isteyenler için

Bozburun adasının sapa bir noktasında

kalması dolayısıyla turizm hareketi çok

yok ancak mavi yolculuklar için vazgeçilmez

bir adres. Söğütte de antik kalıntıları

ziyaret ederek tarihi bir yolculuğa çıkmanız

mümkün. Köyün güneybatısındaki tepecik

üzerinde Thysannos antik kalıntıları var.

Kazı yapılmadığından çok fazla bir şey

görünmüyor ancak belirli duvar kalıntılarını

ve temel izleri görebilirsiniz.

Köy turizmin yanı sıra badem ve keçiboynuzu

üreterek de ekonomisine katkı

sağlıyor.Burada üretilen keçiboynuzu şehir

dışındaki bir çok yerden ilgi görüyor.Keçiboynuzu

dışında buraya yolunuz düşerse

söğüt baklasını tatmadan dönmeyin deriz.

Mezesi de yapılan yemeğim Söğüt köyünde

yaşayanlar için ayrı bir yeri var.Diğer

rotalarda da bulabileceğiniz gibi Söğüt de

deniz ürünleri açısında bollukta olan bir

yer.Buradaki restaurantlarda bir yemek arası

verebilir ve çeşitli ürünleri deneme tadını

çıkarabilirsiniz.

Söğüt’e Bozburun veya Bayır yolu üzerinden

ulaşabilirsiniz. Marmaris’ten yaklaşık 1

saatlik yol ile buraya ulaşmanız mümkün.

Görülecek Yerler: Taş evler,

Thynassos antik kenti,

keçiboynuzu ve sakızağaçları

BOZBURUN

Marmaris’in hemen yanı başında Ege ile Akdeniz’i

buluşturan ‘Bozburun Yarımadası’nda,

yani, yolun bittiği yerde, tarihin ve doğanın

keşfedilmeyi bekleyen güzellikleriyle koyun

koyuna adeta bir tatil cennetidir Bozburun. Burası,

geniş bir koy olup, ‘Ada Boğazı’ adı verilen

geçişle Ege ve Akdeniz’e bağlanır. Dantel gibi

kıvrımları ve adalarıyla ‘mavi yolculuk’ teknelerinin

gözdesi bu deniz kasabası, çevresindeki

topraklarda yüzlerce, binlerce yıl yaşayan medeniyetin

ayak izlerini taşır. Kıyılarındaki mavi

turkuaz renkli sularında batıklardan dalgıçlar

tarafından yüzeye çıkarılan amforalar dâhil her

türlü nesne Bozburun’un geçmişte önemli bir

ticaret limanı oluşunun kanıtlarıdır. Yaşam çok

sakin ve ortam çok sessizdir. Bozburun daha

çok yat ve gulet tersaneleri ile bilinir.

BOZBURUN’A ULAŞIM

Bozburun Marmaris’e 57 kilometre uzaklıkta

yeralıyor. Marmaris’ten Bozburun’a her gün

boyunca minibüs seferleri var. Bu minibüsler

ile yaklaşık bir saatlik yolculuktan sonra

Bozburun’a veya buradan Marmaris’e gidiliyor.

Ulaşımınızı araba kiralayarak veya taksi ile de

gerçekleştirmeniz mümkün.

60 Ağustos 2017


0252 413 45 02

www.barbossalunch.com


Gezi

Aylardan Mayıs,

şehirlerden Isparta,

zamanlardan

Gül Hasadı

Sabahın erken saatlerinde Marmaris’ten

başlayan yolculuğumuzun ilk molası Akçapınar

Tostçusu’nda idi. Kahvaltı ettiğimiz

bu molada tüm yolcular birbirini yakınen

tanımış oldu. Kahvaltıda ayrıca önceden tanıdığım

bir çok güzel insanla aynı otobüste

harika bir yolculuğa çıktığımı fark ettim. Koral

Travel’in müşteri portföy seçiminde son

derece hassas davrandığını güzergahlardaki

molalarda da anladım. Mola sonrası hepimiz

merakla rehberimiz Burhan Taş’ı dinledik.

Tur programımızdan kısaca bahsedip az

da olsa merakımızı giderdi. İkinci durağımız

olan Salda Gölü’ne kadar artık Burhan

Bey’in harika sohbeti ile güne hazırdık. Gül

Hasadı turuna giderken Gül ile Bülbül’ün

hikayesini bilmemek de olmazdı. Tura çok

iyi hazırlandığını iyice anladığım Koral Travel’in

profesyonel rehberi Burhan Bey bize

gül ile bülbülün hikayesinin yazdığı kağıtları

dağıttı. Çok etkilendiğim bu hikayeyi sizler

de mutlaka okuyun.

Burdur’a gitmek üzere olduğumuz karayolunda

dikkatimizi çeken bir noktada

durduk. Bu mola program dışı idi ve Burhan

Bey onayımızı aldıktan sonra bir mola

verdi. Harika bir tesiste durduk. Sıra ile

Kale ve Tavas yollarından geçerken bizler

de “Denizli leblebisi de mi yemeyelim?”

diye söyleniyorduk. Kapıda bizi alçılardan

yapılmış horoz heykeller, su testileri, saksılar

gibi çeşitli bahçe süsleri karşıladı. İçeri de

ise hiç bu kadar çeşit olabileceğini düşünmediğim

leblebiler vardı. Tarçınlısı favorim

oldu. Kurutulmuş meyveler, çerezler ve

yöresel bir çok tatlara saldırdık resmen. Bu

kocaman görkemli market bize bol bol da

çay ikram etti. Yörede el işçiliği ile yapılan

ve çok dayanıklı görünen makaslar bıçaklar

çakılar bu markette özel bir rafta idi. Ülkemizde

kısmen meşhur olan bu bıçaklarımız

Almanya’nın Solingen şehrindeki bıçaklardan

makaslardan hiç bir eksiği yoktu ama

yine de markalaşma ve pazarlama sorunu

ise içinizde güller açıyor,

çevreniz buram buram

gül kokuyorsa, geçmiş

olsun artık her yıl aynı

mevsimde orada olmak

için can atacaksınız

demektir. Gül hasadı

adını duyunca aklınıza

sadece çiçek toplamak

gelmesin, dünyanın gül

yağı ihtiyacının %65 ‘ini

karşılayan Gülün Başkenti

Güneykent İlçesi’nde

yaşayan halkın hemen

hemen hepsi geçimini gül

ile sağlıyor. Kozmetikten

sağlığa, gıdadan güzellik

ürünlerine kadar yüzlerce

ürünün üretildiği bu harika

ilçede insanlar çok mutlu.

Gülle yatıp gülle kalkıyorlar,

gül kokulu güler yüzlü

insanlar yaşıyor Isparta’nın

Gönen ilçesinde, 1000

üretici tarafından, toplam

3745 dekar arazide gül

tarımı yapılıyor. Ziyaret

ettiğimiz Güneykent ilçesi

ise 2060 dekarlık gül

tarlaları ile başı çekiyor.

62 Ağustos 2017


yaşıyordu. Hepimiz bol bol alışveriş yaptık.

Otobüse döndüğümüzde herkes aldıklarından

bir birine ikram etti.

Salda Gölü’ne inmeden göle kuşbakışı

baktığımız manzarada ilk grup fotoğrafımızı

çektirmek için durmuştuk. Çeşmesi de olan

bu tepede fotoğraf çekmenin sınırı yoktu

ama zamanı da iyi değerlendirmek istiyorduk.

Orada bulunan çeşmeden bol bol

su içtim, üstelik rehberimiz Burhan Bey’in

anlattığı komik ama pek de hoş olmayan

anısına aldırış etmeden :)

Maldivler Kadar Güzel Mars Kadar

Gizemli

Ülkemizin nadide güzelliklerinden birini

daha keşfetmenin heyecanı içerisinde olan

ben notlarımı alıyor, Burhan Bey’in göl

hakkında verdiği muazzam bilgileri de can

kulağı ile dinliyordum. Yolculuğumuzun

üçüncü saatinde; yolun ise 221. kilometresinde

iken Türkiye’nin Maldivleri olarak

adlandırılan Salda gölüne varmıştık. Suları

cam göbeği renginden başlayıp en derin

yerlerinde çivit mavisine ulaşan, bembeyaz

kumsalı ile Türkiye’nin Maldivleri olarak

adlandırılan bu krater gölü bizi büyüledi.

Yazın en sıcak günlerinde dahi ayakları

yakmayan kumsal, berrak sular, şifa kaynağı,

çamur banyosu, benzersiz manzara,

yüzmek, piknik, kamp, sessizlik, huzur,

Maldivler ve Mars bu kelimelerin hepsini

birleştirip Salda Gölü’nü anlatmak için kullanabilirim.

İTÜ ve İskoçya’da bir üniversitenin

Salda Gölü’ünün Mars’ın yüzey özelliklerini

taşıdığını belirten makaleler yayınladığını

ve sık sık ziyarete geldiklerini duyduk. İlk

defa gördüğüm bu muhteşem güzellikteki

gölde çok istesem de ne yazık ki vakitsizlikten

yüzemedim. Ancak bizi üzen diğer konu

ise yine bir çok yerde maalesef dikkatimizi

çeken çevre kirliliği idi. Cam şişeler, içecek

kutuları, yiyecek ambalaj atıkları o kadar

çoktu ki.. Toplayabildiğimizi topladık, sadece

2 metre ötedeki çöp koyteynırlarına attık.

Hepimiz çevreci olduğumuz kadar hayvan

severdik de, orada durup bu harika manzaranın

büyüsüne kapılan bol bol fotoğraf çeken

Koral Travel gezginlerinin dikkatini bir

şey daha çekti; evsiz bir köpek. Aç ve susuz

olduğunu anladığımız bu zavallı köpeğe su

ve yiyecek vermek de Burhan Bey’e düştü.

Ardından, tekrar gelmek üzere bu muhteşem

Salda Gölü’nden ayrıldık.

Burdur’un Yeşilova ilçesinde bulunan

Salda gölünden ayrılırken ormanlarla

kaplı tepeler kayalık araziler küçük alüvyol

ovalar ve irili ufaklı bir çok göl daha dikkatimizi

çekti. Devam eden yolculuğumuzda

Burhan Bey’in yol üzerinde dikkatimizi

çeken yerlerde durması da pek hoşumuza

gitti doğrusu. Hemfikir olduktan sonra

program dışı durduğumuz yer ise Salda

gölüne bakan tepelik alanda bol basamaklı

bir restorandı. Yemyeşil alanda kurulu bu

restoranın göl manzarası ve saksıda envai

çeşit çiçekler olması da dikkat çeken diğer

özelliği idi. Sultan Pınarı Aile Restoranı adını

taşıyan bu kocaman bina biraz uyumsuz

ve bakımsız olmasına rağmen doğallığını

koruyordu. Dağlardan oldukça güçlü gelen

buz gibi akarsu restoranın bir çok yerinden

geçiyordu. Mekan da adını bu sudan almış

zaten. Salda gölünü bir kez daha doyasıya

izledik. Restoranda sarmaşıklar ve çiçekler

arasında gizlenmiş 500e yakın basamaktan

Salda Gölü’ne inen harika bir geçit vardı.

Avlusunda yetişen alabalık ızgara, kavurma

ve kahvaltısının meşhur olduğunu öğrendiğimiz

restoranda sadece çay ve kahve içtik.

Iştahımızı Isparta merkezde bulunan Ke-

Ağustos 2017

63


Gezi

bapçı Kadir’e sakladık. Bir kez daha

vedalaştığımız bu krater gölünü

panaromik görme imkanı da

yakalamış olduk

Yolculumuz harika bir öğle

yemeği molası ile tatlandı.

Isparta Merkezinde verdiğimiz

molada tarihi bir çarşıya

konuşlanmış restoranlardan

en ünlüsü olan Kebapçı Kadir bizi

bekliyordu. Servislerimiz açılmış bir halde

karşılandık. Siparişlerimizi önceden verdiğimizden

yemekler hiç beklemeden masamıza

geldi. Bakır bardakta ikram edilen güllü

üzüm hoşafı buz gibiydi. Tarifini alamadım

ama kesinlikle içmeden geçmeyin derim.

Gelelim kebabına Isparta fırın kebabı, tandır

gibi lezzetler menünün ünlüleri arasında

idi ve bakır tabaklarda servis ediliyordu.

1851 yılından günümüze gelen bu lezzet

markası Isparta merkezinde Ulu Cami Yanı,

Valilik Arkası Kebapçılar Arastası No:8’de yer

alıyor. Tekrar gittiğimde uğrayacağım ilk yer

olacak. Aynı arasta içerisinde yer alan minik

ve tarihi bir kapalı çarşıya konuşlanmış

dükkanları gezdik. Çin malı ürünlerin önde

olduğu çarşıda alacak birşeyler bulamadık,

el yapımı deri çantaların olduğu mağaza

özgün ürünler satıyordu, bir de kurutulmuş

lavanta aldık bol bol. Gül Hasadına geldik

ama bölgenin lavantaları da çok ünlü idi. O

da bir başka gezinin konusu olacak.

Isparta Merkezde çok büyük tartışmalara

mahal vermiş dev gül heykelleri, ferforjeden

yapılmış araba heykelleri de dikkatimizi

çekti. Bol bol fotoğraf çektiğimiz bu mola

sonrası otelimize yerleştik. Koral Travel’de

özellikle Turgay Yılmaz’ın yaptığı rezervasyondan

herkes çok memnun kaldı. 5 yıldızlı

otelimizin adı Barida idi. Isparta’nın eski adını

olan otel, Süleyman Demirel Caddesi’nde

yer alıyordu. Şehir otogarının yakınında

olan otel karşısında bir de dev bir avm vardı.

Gezi grubumuz arasında Burhan Bey ve

Turgay Bey tarafından kurulan grup mesaj

uygulaması sayesinde odasına çıkan herkes

memnuniyetlerini dile getirdi. Banyosundaki

diş fırçası, traş seti, gül şampuanları losyonları

mini bardak ikramlık çay ve kahveler,

oda konforu, yerli

tekstil ürünlerin tercih edilmesi dikkatimden

kaçmadı. Birlikte yenen harika bir

akşam yemeğinin ardından yorgun bir gün

geçirmemiz alışveriş merkezine gitmemize

engel olmadı. Tüm şehirlerde birbirinin aynı

olan avm’de kısa bir vakit geçirdim. Ertesi

günki gül hasadı turu için enerji toplamak

üzere dinlendik. Sabahın erken saatlerinde

yine otelin açık büfe kahvaltısında buluştuk.

Bütün ekip dinlenmiş, meraklı bir şekilde

güne başlamıştı. Otelin kahvaltısı harika

idi. Yöresel peynirler bile vardı. Büfeye bol

çeşitli taze ve özgün lezzetler hakimdi.

Otobüsümüz bizi bekliyordu. Yine fotoğraf

seremonisinden sonra Güneykent’e doğru

yol aldık. Güzergahımızda yer alan dev

Süleyman Demirel Üniversitesi, yeni yapılan

hastaneler, geniş yollar, heykeller ve milyonlarca

güller manzaramızı süsledi. O kadar

çok gülü bir arada görebileceğimiz tek şehir

olan Isparta daha büyük yatırımları, daha

özgün mimarileri, dünya çapında tanınmışlığı

ve daha temiz olmayı hakediyor diye

düşündüm. Yol üzerinde lavanta bahçeleri

de mor mor göz kırptı ama duramadık onu

da bir başka tura sakladık. Zira lavanta hasadı

tarihi Haziran Ağustos idi.

İtiraf ediyorum çok fazla bir beklentim

olmadan koyulmuştum Isparta yoluna.

Benim için güller şehriydi ve muhteşem bir

manzaraya sahip Eğirdir Gölü vardı sadece.

Oysa yola koyulmadan yapılan her önyargı

gibi yanıldığımı varınca anladım.

Isparta tarihi ve kültürel değerlerinin yanı

sıra doğal güzellikleri ile de insanı büyülüyor.

Baharda yapılan gül hasadı, lavanta

vadisi, yazın girilen Eğirdir Gölü, Türkiye’nin

Maldivleri Salda Gölü, Kovada Gölü ve

Yazılı Kanyonu ve irili ufaklı bir çok gölleri,

Kaya Mezarları, Antik ören yerleri, tarihi

camileri, lilisesi, müzeleri, halıları, Süleyman

Demirel Demokrasi ve Kalkınma

Müzesi ile Külliyesi, Medreseleri Kalesi,ve

kış sporları merkezi Davraz Dağı ile dört

mevsimde de ziyaret edilebilecek bir şehir

var karşınızda. Kebapları, kompostoları, gül

tatlıları ve bizim de geliş amacımızı taşıyan

gül bahçeleri ve güzellik bakım ürünleri, reçeller

hepsi Koral Travel’in beni ikna etmesi

ile keşfedildi. Turumuz bu saydıklarımdan

bir kısmını kapsıyor tabiki ancak Isparta’ya

daha geniş zamanda tekrar gelmek farz

oldu.

2. Günün ilk rotası Türkiye Cumhuriyeti’nin

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel

Demokrasi ve Kalkınma

64 Ağustos 2017


Müzesi ile Külliyesi’ne idi. Isparta’nın Atabey

ilçesi’ne Bağlı İslamköy’ünde olan bu müze

Selçuklu ve Osmanlı mimarisi tarzında

kubbeli olarak inşa edilmiş 1500 m2’lik bir

alanı kaplamaktadır. Süleyman Demirel Külliyesi’nin

içinde yer alan Müze’de, özellikle

Cumhuriyet tarihimizin son 50 yıllık dönemine

ait demokrasi ve kalkınma dönüşümünün

belge, bilgi ve fotoğrafları sergileniyor.

İslamköy’de, 16 bin m2’lik bir alanı kaplayan

Süleyman Demirel Külliyesi’nde, Müze’nin

yanı sıra, 9. Cumhurbaşkanı’nın doğup

büyüdüğü, 1920 yapımı, ahşap ve kerpiçten

inşa edilmiş, baba Hacı Yahya Demirel’in

adını taşıyan ev de yer alıyor. 90 yıllık birikime

şahitlik yapan bu müzeyi ve külliyeyi

1 tam gün gezmek okumak incelemek

gerektiğini düşündüm. Ama yinede gazete

küpürlerinden oluşan geçmişi anlatan

bölümler ve karikatürler, giysiler objeler ve

kolleksiyonlar dikkatlerimizi çeken başlıcalarıydı.

Kısa bir tur ile yine de bir çok bilgiler

edindik ve anıların önünde saygıyla eğildik.

Ardından merhum Süleyman Demirel’in

anıt mezarına gittik. Henüz görkemli bir

anıt inşaa edilmemiş ama yakında bir anıt

yapılacağının bilgisini aldık. Kerpiçten evleri

geniş bahçeleri topraklı yolları ile İslamköy

bana teknolojinin uğramadığı taş binaların

gelmediği komşulukların yaşandığı mahalle

oyunlarının oynandığı 1980li yılları hatırlattı.

Gülün Başkenti Gül Kenti Güneykent

Ve nihayet turumuza adını veren Gül Hasadı

için gül bahçelerinin olduğu Güneykent

köyüne hareket ediyoruz. Isparta’ya 40 km,

Burdur-Antalya kavşağına 15 km mesafede,

Isparta’nın en büyük gül bahçelerinin

bulunduğu, ‘Güller Vadisi’nde Güneykent

Beldesi Belediye Başkanı Fahretdin Gözgün

ve ekibi bizi karşıladı. Petrol ve Doğalgaz

Mühendisi olan başkan aslen ‘gül mühendisi’

benim nazarımda.

Bir kentin kaderini değiştiren çiçek ve

başkan

Isparta’ya gülü ilk getiren ve gülcülüğü

başlatanın Gülcü İsmail Efendi mi yoksa

Îslamköylü Hacı Abdilağazade İzzet Ağa mı

olduğu konusunda tartışmalar var. En kabul

gören hikaye şöyle: İsmail Efendi, askerliğini

yapmak üzere Bulgaristan’a gider ve burada

gül çiçeği ile tanışır. Bulgarlar’ın gülleri

toplayıp, kazanlarda kaynatıp yağ çıkarıp

satmasının ne kadar karlı bir iş olduğunu

fark eder. Teskere alanlar evlerine kına

götürürken, İsmail Efendi Isparta’ya bir gül

fidesiyle döner. Rivayete göre fide, Kızanlık’tan

Isparta’ya, yolculuk boyunca İsmail

Efendi’nin bastonunun içinde saklıdır.

Gülü Ispartaya kimin getirdiği tartışıladursun

gül Güneykent’te Başkan Fahredtin

Gözgün ile hayat bulur. 2004 yılında seçildiği

makamında hala başkan. 3 Dönemde büyük

hayaller kurdu ve hepsini gerçekleştirdi

hem de bütün engellemelere rağmen.

Çuval dahi bulamaz dediler 5000 çiftçinin

ortak olduğu Gülbirlik markasını, Güneykent

Kozmetik A.Ş.’yi kurar. ‘Türkiye’de tek gül

kokan makam tuvaleti benim odamdadır

fakat ben menşeili değil gül menşelidir,

çelik kasalar içinde 6 milyon liralık gül yağı

biriktirdik. 350 bin TL kar elde ettik. Dünya

gül yağı ihtiyacının yüzde 64’ünü biz karşılıyoruz.

Tarım bakanlığından destekler aldık.

4 Japon yayıncı ve 2 Amerikalı ile başlağımız

gül festivallerine şimdi 1000’e yakın yabancı

turist katılım sağlıyor. 13 yıldır köyün kadınları

ile üretim yapıyor güçleniyoruz. Çılgınlar gibi

büyüyoruz. Gülderen evleri üretim ve eğitim

merkezleri açtık, tamamı kadınlardan oluşan

gülderen kadın kooperatifi kurduk fakat

kadınlara olan kışkırtma engellemelerinden

dolayı kadınlardan kurulu kooperatife başkan

malesef yine ben oldum:) Atık mataryellerden

hediyelik eşya, halı, tasarım iğne oyası yapan

bu kadınlarımız beldemiz evlerinin geçim

kaynağı oldular.

Güneykent, dağların arasında bir köy, 900

rakımdan 1450 rakıma kadar tüm arazilerimiz

gül bahçesidir. Biz burada gülü olmayana

kız vermeyiz. Gülün kıymetini bilmeyen

kızın da kıymetini bilmez deriz. Gül

suyu ve özellikle gül yağı kozmetiğin ana

maddesidir. Antiseptik, anti bakteriyel, anti

agent, cilt kanserleri için etkin madde içerir.

Göz tansiyonuna iyi gelir. Tatlılarda hatta

kahvelerde de kullanılır. Gül aşkını yaşayın

aşkınızı görmek üzere tekrar gelin.’’’

Öğrencilik yıllarında ağır bir kekeme olduğunu

belirten Başkan Gözgün bu problemi

ortadan kaldırdığından beri çok hızlı ve

seri konuştuğunu ifade ederek, “Konuşamadığım

yılların acısını çıkartıyorum, beni

susturamazlar büyümeye devam edeceğiz

gülün başkenti Güneykent için daha bir çok

projelerim var” dedi.

Samimi espiritüel ve son derece akıllıca yaptığı

bu konuşması tam 16 dk sürdü. Hepimiz

çok etkilendik ve alkışladık. Karizmatik

görüntüsü ile de etkileyici olan bu başkanla

hatıra fotoğrafı çektirmeyi de ihmal

etmedik. Ama anladım ki bir şehre, köye,

bir mahalleye hatta yaşadığın siteye yada

apartmana dahi yapacağın bir yenilik bir

iyilik ve bir değişiklik tepki ile karşılanıyor

ama başarmanı da azimli olman ve yılmaman

sağlıyor.

Sen yeterki doğru yolda ol.

Evet biz de doğru bir yolda olduğumuzu

Ağustos 2017

65


Gezi

anladık. İyi bir karar vermişiz, ekimizde olan

Güçsüzler ve Kimsesizler Derneği Başkanı

Yasemin Tümer gül bahçesinden çıkarken

‘burada olduğuma inanamıyorum’ diye

neşeyle haykırdı evet hiç birimiz bu mis kokular

arasında olduğumuza inanamıyorduk

ama rüyasını bile göremediğimiz bu bahçenin

içinde idik. Bize verilen keselere gül

yaprakları toplamıştık. Unutmadan belirteyim

sadece bu bahçelerde yetişen güller

ya da onların fideleriyle yetişen gül

yaprakları ile kozmetik ve gıdada

kullanım gerçekleşiyor diğerleri

sadece güzellik katıyor, yaprakları

yenmiyor. Tül keselerle aldığım gül

yaprakları ile reçel yapabilirdim, hatta

kek ya da başka tatlılar ama ben

tüketmeye kıyamadım kuruttum ve

gardorbumda duruyor. Kokusu mu?

Missss, seneye gül hasadına gidene

kadar yetecek sanırım.

Gül hasadının hemen ardından

Gülkent Beldesi girişinde yer alan

Gülbirlik Kooparatifine ait bir fabrikaya

girdik. Eski ve yeni teknolojinin

aynı anda tanıtıldığı tesisi bize Gülbirlik Fabrikalar

Müdürü Erkan Acar anlattı. 1800lü

yıllardan kalma buhar makinasının olduğu

bölümde nostalji yaşadık. Ama asıl gül suyu

ve gül yağı üretilen fabrikanın büyüklüğü

karşısında şaşkınlığımızı gizleyemedik. 4

ton gülden sadece 1lt gül yağı çıkartılıyor

olduğunu ve bunu da Fransa’ya sattığımızı

üzülerek öğrendim. Yeterli araştırma geliştirme

yapılmadığını ve kendi ülkemizde

kullanılmıyor oluşunu da kınadım. Ardından

Erkan bey bize gerekli Arge çalışmaları

başlatacaklarını belirtti. Fabrika tesisinde

ayrıca büyük merakla beklediğimiz alışveriş

mağazasını da merak

Dünüş yolunda gün kızıla dönmüştü

gül bahçelerinden ayrılırken yolun diğer

bölümünde lavanta vadileri bize göz kırptı.

Eflatun mor renkli vadiler güneş kızıllığında

fon oluşturuyordu. Durmaya fırsat bulamadık

ama Koral Travel’in 1 ay sonrakı Lavanta

Hasadı turunda buluşmak üzere sözleştik.

Dönüş yolumuzda çöken hüznü rehberimiz

Burhan ‘oğlumuz’ ( artık iki günde iyice

samimileşmiştik. Profesyonel Tur Rehberi

Burhan Taş kiminin oğlu kiminin abisi kimin

kardeşi olmuştu gösterdiği içtenlik ve samimiyetle

kurduğumuz bu bağ diğer turlara

katılmamızda en önemli etken olacaktı. Her

meraklı sorumuza verilecek bir cevabı her

yöre hakkında geniş bilgisi vardı.)

Hüznümüzü rehberimiz sayesinde dağıttık,

istek parçaları ile otobüsümüz şenlenmiş

oyunlar oynanmış kahkahalar atılmıştı.

Burdur’da İnsuyu Mağarasına uğrayacaktık

olmadı mağara bakımda imiş. Dönüş yolunda

yine harika yerlerde mola verdik. Nefis

yemekler yediğimiz bu molalarda günün

keyfi ve tatlı yorgunluğu sinmişti üzerimize.

Harika 3 gün geçirdiğimiz turumuz vedalaşmalarla

son buldu. Tur dönüşünde ayrıca

Koral Travel ve La Bella Güzellik Salonu

işbirliğinde gezginlere sürpriz çekiliş yapıldı.

150 TL değerinde cilt ve güzellik bakımı

kazanan hediye çekinin sahibi ise

aramızdaki en özel kişi Ece Dursun

oldu.

Koral Travel’in bütün turlarında

yolcularına yaptığı özel sürprizlerini

kaçırmayın. Sosyal medyada

yayınladığı duyurulardaki gezi

tarihlerini ajandanıza kaydedin.

Gezmek istediğiniz destinasyonları

da Turgay Bey’e ilettiğinizde size

özel bir tur programı hazırlıyor.

Tura katılan üyeler arasında bebek

ve çocuklardan, 90 yaşında olan

enerjik ve fit çiftlerin olduğunu ve

harika vakit geçirdiklerini, yalnız

gelenlerin hiç yabancılık çekmediklerini,

birçok yolcuyla yaptığım sohbette en az 15.

kez Koral Travel ile tura katıldığını, fiyatların

ekonomik, gezilecek noktaların çok özel

olduğunu, otobüslerinin ve şoförlerinin

güvenli ve sertifalı olduğunu, rehberlerinin

tümünün profesyonel ve belgeli olduğunu

da belirtmeliyim.

Koral Travel ile güzel anılar biriktirin.

Bir başka turda birlikte olalım.

Seycan Akman

66 Ağustos 2017


EN İYİLER

özel dosyası

Bi Kahvaltı?

Pazar günlerinin diğer günlerden en büyük farkı

zengin kahvaltısıdır.

Kahve ya da yeni demlenmiş çay kokusu ile uyanmak...

Mis kokulu kızarmış ekmekler, bazlamalar masada...

Dileyenler için taze meyve suları sıkılmış, çeşit çeşit

peynirler, doğal reçeller ve diğer kahvaltılıklar sofrada

yerini almış. Bu keyfi zevke dönüştüren porselen

kahvaltı takımı ve çay setleri de mizanseni tamamlamış.

Sevdikleriniz masanın çevresinde yerini almış. Tek

eksiğiniz günün gazetesi ve dergileriniz... Onu da kahvaltı

sonrasında keyif kahvesi ile birlikte okuyacaksınız.

Daha ne istersiniz?

Günün en önemli öğünü kahvaltıyı hızlı yaşam temponuz

için feda etmeyin! Çeşitlilik ve damak tadı açısından da

oldukça cezbedici bir öğün olan kahvaltının keyfi için

bazen ne yazık ki hafta sonunu beklemek gerekebiliyor.

Bunca özlemle beklenen bir sofradan da doğal olarak

insanın beklentileri yüksek oluyor. Mükemmel kahvaltıyı

herkes farklı tanımlayabilir ancak herkesin kendi

mükemmel kahvaltısını oluşturması için buluşacağı

ortak noktalar var elbette. Biz de bu ortak noktalardan

bazılarını sayfalarımıza taşıdık.

Ağustos 2017

67


Özel Haber

Bono

Nefis bir kahvaltı için uzun vakit bulamayanlar kentin

hemen göbeğinde yer alan Bono Beach ya da Bono

Marina’yı tercih edebilirler. İdris Akgül yönetimindeki

mekanın klasik serpme kahvaltısında ekmekler özel

fırından çıkıyor. Tercihinize göre yapılan yumurta ise

sahanda özellikle sucuklu tavsiye ediliyor. Kahvaltınıza

eşlik eden deniz manzarası ise bu kısa molanızda

sizi dinlendiren tüm maviliği ile yanı başınızda.

BONO GOOD TIMES | BEACH

Çıldır Mahallesi 207 Sokak No: 4/C Uzunyalı - Marmaris

PR: +90 541 400 08 36

BONO GOOD TIMES | MARINA

Barbaros Mah. No:269/Z2 Yat Limanı Marmaris Marina

PR: +90 541 400 08 35

Beluga Beach

Aktaş mevkiinde yer alan Beluga Beach yaz kış ayrı bir

atmosferle karşılıyor misafirlerini. Serpme kahvaltısına

eklenen kırmızı közlenmiş biber, kurutulmuş domates ve

kızartma da kahvaltıyı ayrıcalıklı kılıyor. Bol zeytin çeşidi

bulunan kahvaltıda özelikle çemen de yöresel tatlar arasında

damaklarda iz bırakıyor.

Adres: Adaköy Mahallesi Marmaris Adaköy Yolu

Caddesi No: 4 Marmaris

Telefon: 0532 546 1801

Egevera

Marmaris’e yepyeni lezzetlerle merhaba diyen Ege Vera, pideleri ile olduğu

kadar kahvaltısı ile de şimdiden çok konuşuluyor. Özenle hazırlanan kahvaltı

çeşitlerinde sıcak ekmekler iştah açıyor. Peynirler ise Ege Vera’nın hünerli

aşçıları tarafından özenle hazırlanıyor. Özel yapım kasap sucuklarıyla

yapılan sahanda yumurta ise kahvaltının en gözdesi. Mekanın özel tatları

arasında yer alan kumkuat reçeli de kahvaltının vazgeçilmezleri arasında.

Adres: Tepe Mah. Kubilay Alpugan Sok.No:5 Marmaris

Telefon: 0252 413 03 94

68 Ağustos 2017


Joya Del Mar

Kahvaltınıza biraz deniz, biraz yeşil ve huzur eklemek istiyorsanız

Joya Del Mar Boutique Otel’e rotanızı çevirmenizi öneririz.

Serpme kahvaltının tadına varacağınız peynir zeytin çeşitlerinin

yanı sıra efsane böreği de özel tatları arasında. Özel

fırınlarında pişen ekmekleri üzerinde çörekotu ve susam da

kahvaltıyı tamamlıyor.

Adres: Adaköy Mah. Adaağzı Mevkii No:24 - Marmaris

Telefon: 0252 412 39 47 - 48

Havuzlubahçe

işte hafta sonu kahvaltı efsanesini muhteşem şova dönüştürme

zamanı.Serpme kahvaltının tadına varacağınız tüm çeşitler

HavuzluBahçe’de yer alıyor. Yöresel tatlara çevre köylerden

alınan peynirler, zeytinler, yumurtalar ekleniyor. Çambalını

ister tereyağında ister kaymakla ister sade ama mutlaka sıcak

ekmekle yemenizi öneriyorum.

Adres: Çamlıköy - MUĞLA

Telefon: 0252 495 8081

Mado

Dünyaca ünlü Mado yöresel tatlarına eklediği kahvaltı seçenekleri ile seçkin

konuklarına eşsiz lezzetler sunuyor. kahvaltılarına eklenen özel tatlarla

sabahların vazgeçilmezi oluyor. Sini kahvaltısındaki su böreği, çemen

ve yöresel peynirlerinden keçi peynirli sunumu da özel tatlar arasında.

sucuklu yumurtasının yanında özel ekmekleri de kahvaltının en iyi adresi

olmaya aday.

Adres: Kemeraltı Mah. Atatürk Cad. No:8/A-B Marmaris

Tel: 0252 413 80 80

Ağustos 2017

69


Özel Haber

Ros Beach

İşte efsane hafta sonlarının meşhur kahvaltı adresi Ros Beach.

Deniz kenarına hazırlanan masamızda biz kahvaltı çeşitlerini

saymakla bitiremedik. Özellikle ev yapımı çemenin yanında

‘çingen pilavı’ da yöresel lezzetler arasında. Közde patlıcanın da

olduğu kahvaltı sunumu uzun kahvaltılarınız için oldukça ideal.

Adres: Aktaş Mevkii 1. Sokak No:12 Marmaris

Tel: 0252 412 44 42 - 0533 716 05 35

Saklıgöl

İşte Kahvaltının festival hali. Saklıgöl’de kahvaltı için ayıracağınız

zaman dilimi çok uzun olmalı. Gün boyu sürecek

lezzet şölenine köy ürünlerinden oluşan terayağ, bal, yumurta,

çemen, peynirler, kasap sucuklar, kızartmalar, bazlama

ekleniyor. Bol oksijen, yemyeşil doğa, göl manzarası ve

bol aktiviteli bir kahvaltı için ilk adresiniz Saklıgöl olsun.

Adres: Çamlı Köyü Okul Yanı Mevkii - Marmaris

Tel: 0 252 495 81 04

Saranda Beach

Aktaş mevkiinde yer alan Saranda Beach zengin kahvaltısına

deniz sahil huzur ve yeşil eklemiş. Gözünüzü açmak isteyeceğiniz

en güzel yerde olabilirsiniz. Kahvaltınıza da yumurtalı ekmek, özel

karışımlı çökelek, kurutulmuş domates, patates kızartması, özel

seramik tavalarda gelen yumurta ve sucuk da eklenince oradan

ayrılmak istemeyeceksiniz.

Adres: Adaköy Mah. Adaağzı Mevkii No:24 - Marmaris

Telefon: 0252 413 00 39

70 Ağustos 2017


Mavi Beyaz

Dünyaca ünlü Ege ve Akdeniz mutfağının en güzel

örneklerini tadabileceğiniz Deli Zeytin Restaurant’ında

gurme damak tadına hitap eden, seçkin

lezzetler sizi bekliyor.

Lezzeti dilden dile yayılan restoranda, Datça otellerinden

ve dışarıdan gelen konuklar için de harika

sürprizleri var. Güne nasıl başlarsan öyle bitirirsin

inancındaysanız kesinlikle güne Otel Mavi Beyaz’da

ve kahvaltı ile başlayın değil gününün yılınız çok iyi

geçer. Yöresel ürünlerle donanmış sofrada, reçeller

mevsimine göre yapılmış meyvelerden oluşuyor.

Herşey sağlıklı ve doğal. Peynir zeytin bile yörenin

köylülerinin imalatı, balı ise meşhur Datça balı

dışında bir balı masada bulamazsınız. Tercihe göre

alacağınız kahvaltı ekstralarından menemen de

sağlıklı kahvaltınızın en güzel detayı olacak.

Adres: Palamutbükü - Datça

Tel: 0252 725 55 55

Taşhanpark

Kahvaltınızda leziz temiz bol çeşitli

sunum arıyorsanız Taşhan Park’a uğrayacaksınız

demektir. Sadece ekmeği

bile yeter diyebilirim. Taş fırınından

susamlı, çörekotlu, çekirdekli ekmeği

sımsıcak servis ediliyor. Kahvaltının

olmazsa olmazı menemen ise özel

seramik tavada geliyor. Yumurtası bol

tereyağlı geliyor. Peynir ve zeytin, bal

ve kaymak, tahin ve pekmez, ayrılmaz

ikililer masanızda başrolde.

Adres: Çamlı Köyü Okul

Yanı Mevkii - Marmaris

Tel: 0 252 495 81 04

Sakız

Marmaris’te kahvaltı deyince akla gelen ilk

mekanlardan. Şanı şöhreti şehirleri aşmış

bu mekanın efsane lezzetinin sırrı ise

Şükran Dorkip adını taşıyor. O muhteşem

kahvaltı masanıza gelen tüm lezzetlere

elleri değen bu çok özel hanımefendi

40’ı aşkın reçel çeşidi, minik kahvaltılık

börekleri, tam istediğiniz gibi pişen köy

yumurtası, özel kırma zeytinleri, portakal

suyu, 10 çeşit peyniri ile tam bir efsane.

Denemeyenler için belki de bu sayfaları

okuduktan sonra tam zamanı.

Adres: Çetibeli Köyü Marmaris Gökova Yolu

Okul Yanı No. 35, 48700 Marmaris, Muğla

Tel: 0 252 426 0019 - 0 535 843 8824

Ağustos 2017

71


Röportaj

Marmaris’te Bir Yıldız

GÖKÇE

Kırmızı Kurdele

İlk röportajımızın üzerinden

4 yıl geçmiş. İkimiz de

inanamadık zamanın

bu kadar hızlı geçtiğine.

Gökçe’ye “Neler değişti?”

diye sorduğumda, neler

değişmedi ki cevabını

aldım. Öncelikle evlendi.

Hem de damat Marmarisli

diş hekimi. Burada yaşıyor

oluşundan bir Marmaris

güzeli olan Gökçe, eş

durumundan da yengemiz

olur ayrıca. Sonra başarılı

iki albüm daha ekledi

bu dört yıla ve böylece 5.

albümü yayınlandı. Onlarca

klip yaptı görüşmeyeli

ve yüzlerce konser verdi.

Sevimli Cavalier King

Charles cinsi köpeği Fadik

ve kedileri ise hala onunla.

Kendi şarkılarını yazıp söyleyen,

rock’tan pop müziğe, rap’ten Balkan

müziğine ve son albümünde Karadeniz

türkülerini de yorumlayan, birçok tarzı

başarıyla sentezleyen Gökçe, yine iddialı

bir albüm ile gündemde. “Kırmızı Kurdele”

adını taşıyan albümünde ‘Armağan’

adlı parçasına da Marmaris’te klip

çekti. Güzelliğine eşlik eden Marmaris

sahillerinde bisiklet kullanan Gökçe saç

stili ile bizi 80’li yıllara götürdü.

Röportajımızı da üyesi olduğu Gymberry

Spor Salonu’nda gerçekleştirdik. Bize

şahane bir kaç hareket gösterdikten

sonra İstanbul’dan Marmaris’e uzanan

hikayesini, müzik yaşamını konuştuk.

Gelecek planları ve hayallerinden

bahseden Gökçe’ye tabi ki bu kadar

güzel olmasının ve formunu korumasının

sırlarını sorduk. Uzun sohbetimizde

50’ye yakın soru yönelttik kendisine.

Profesyonel fotoğraf sanatçısı İrfan

Bilir’in çekimlerini yaptığı röportajımızda

biz sorduk, O da tüm samimiyetiyle

cevapladı.

Son röportajımızın üzerinden 4 yıl geçti,

neler değişti bu arada?

-Oldu mu o kadar. Evlenmişim daha ne

olsun. Bir albümüm daha oldu geçtiğimiz

ay. Kırmızı Kurdele adlı albüme bir de klip

çektik.

Önce albümü konuşalım. Bizlere güzel bir

sürpriz yaptınız. Harika bir albüm olmuş.

Marmarisli klibiniz de muhteşem.

-Teşekkürler. Albüm, Pasaj Müzik etiketi

ile yayınlandı. Klibimizi ise ‘Armağan’ adlı

parçamıza çektik. Söz ve müziği Barlas

Erinç'e, düzenlemesi Alen Konakoğlu'na ait

"Armağan"ın video klibi Marmaris'in doğal

güzellikleri arasında, Raşit Algül yönetmenliğinde

çekildi. Müzik

direktörlüğünü

ve aranjörlüğünü

diğer albümlerimde

de olduğu gibi

Alen Konakoğlu'nun

yaptı. Bu albümde

kendi şarkılarımın

dışında Barlas ve Danny

Brillant'ın şarkıları

da yer alıyor. Toplam

8 parçadan oluşan

albümde Ne Yapardım ve Tabancamın Sapı

adlı parçalar da canlı performans sırasında

yapılan kayıtlardan oluşuyor.

Şarkı söylemenin dışında, enstrüman da

çalabiliyorsunuz. Hangi enstrümanı çalarken

daha mutlusunuz. ?

-Kesinlikle Davul çalarken çok mutluyum.

Milyonlarca kez dinlenen bir şarkı yapmak

nasıl bir duygu?

-Çok güzel bir duygu. Hala devam ediyor.

90’lı yıllarda bir şarkı çıkardı, herkes uzun

süre her yerde parçayı dinlerdi. Son yıllarda

ise bir şarkı çıkış yapsa bile sadece piyasadaki

ömrü en fazla 2 ay

sürüyor. “Tuttu Fırlattı Kalbimi,

Napardım Bilmem,

Her şey Bitmedi Bitemez”

adlı şarkılarım hala dinleniyor.

Bunu sağlamak

günümüzde çok zor bir

şey. Ama hala dinleniyor

olması beni çok mutlu

ediyor. İnşallah diğer

şarkılarımda da aynısı

olur.

72 Ağustos 2017


Bu kadar başarılı olmanın sırrı nedir?

-Öncelikle samimiyet, kendin olmak, doğal

olmak. Şarkıların çoğu ‘bu tutar’ diye yapılmıyor.

Tuttu Fırlattı Kalbimi şarkısının sözleri

çok tutsun diye yazılmadı. Üç kız samimi

bir ortamda oturmuş sohbet ediyorduk, o

ortamdan çıktı bu sözler. Tutar dediğimiz

şey bazen tutmuyor, ya da bu parça olmaz

dediğimizde bir bakıyoruz ki, çok sevilmiş

bu önceden planlanamıyor. Ama ben seviyorsam

bir çok kişi sevecektir diyorum. Yani

önce kendim beğenmeliyim.

Her klibinizde ayrı bir enerji görüyoruz.

Bunun sırrı nedir?

-Kendim öyleyim. İçimde bir sürü enerji

barındırıyorum. Kadınlarda öyle bir ruh hali

vardır ya, saçlarına göre, giydiklerine göre

hatta bulunduğu ortama göre bir mod

haline girerler, bu bende tam anlamı ile var.

Giyindiğim gibiyim rahat, böyle olunca da

enerji her zaman yüksek oluyor bende.

Müzikal anlamda gelecek projeleriniz

neler?

-Kafamda konsept bir albüm var. Uzun süre

çalışmam gereken bir albüm. En sevdiğim

tarzda R&B Rock ya da R&B Balkan tarzında

özel bir albüm var. Bakalım üzerinde düşünüyorum

henüz.

Türk Rock müziğinin dünyadaki yeri ve

önemi nedir? Dünyaca ünlü Türk rock

müzisyenlerimizin çoğalması için neler

yapılabilir?

-Rock’n Roll tarzda söylediğim parçalarım

var ama Rockçı değilim. Alternatif pop diyebiliriz.

Türk rock ve pop müziği de henüz

bir yere sahip değil. Mesela Amerika’da

çıkan albümlerimiz var ama dünya müzikleri

arasında yer alıyor. Bir yere sahip değiliz

ama çok iyi sesler var. Olabilir miydi, evet

olabilirdi ama onlar gibi düşünüp onlar gibi

yaşamak hatta orada yaşamak gerekiyor. Ya

da interneti çok iyi kullanarak, Türkiye’den

bir sanatçı dünya listesine girebilir ki, öyle

bir şey de oldu. DJ Mahmut Orhan ve Sena

Sener dünya listelerindeki Türk müzisyenler.

İşte bu şekilde dikkat çekecek şarkıları

yapmak ve çoğaltmak önemli. Kendilerini

de kutluyorum ayrıca.

Peki ya Tarkan ?

-Benim starım O değil, Kenan Doğulu daha

iyi bence. Tarkan’ı çok beğenmiyorum

tarzım değil. Tarkan 90’lı yıllarda müthişti

benim için. Ama günümüzde öyle değil

bana göre.

Sahnenizi kiminle paylaşmak isterdiniz?

-Özel bir sanatçı yok ama özel bir sirk ekibi,

sahne şovu ya da özel bir dans grubu. Ya

da sırf nefesli çalgılarda özel bir orkestra ile

çalışabilirim.

Boş zamanlarınızda nerede ve nasıl vakit

geçirirsiniz?

-Yatarım bol bol.. Şaka şaka. Zaten çok yoğun

çalıştığım için pek boş vaktim olmuyor.

Marmaris’e gelirken bana iyi tatiller diyen

arkadaşlarım için söylüyorum bunu henüz

burada denize bile giremedim. Enerjim

varsa hiç boş durmam zaten. Evde isem

bahçemle ilgileniyorum. Konserlerden fırsat

buldukça Marmaris’te vakit geçiyorum,

spora geliyorum, bisiklete biniyorum.

Herhangi bir sosyal proje çalışmalarınız

var mı, ya da bir dernek üyeliğiniz?

-Kas hastalıkları ile alakalı bazı araştırmalar

ve duyurular yapıyorum. Pek bilinmiyor.

Kas hastalarının iyileşmesi için kök hücre

tedavisi gerekiyor ve bu konuda gelişme

olursa yaşatabiliyoruz bu hastalarımızı. O

yüzden kök hücre tedavisinin gelişmesi için

duyurular yapmaya çalışıyorum.

Gece hayatını seviyor musunuz?

-Evet, gece vakit geçirmeyi daha çok

seviyorum. Eğer keyfim yerinde ise dışarıda

eğlenmeyi canlı müzik mekanlarında

olmayı da seviyorum. Ama yıllar ilerledikçe

bu azalsa da evcimen olsam da, yine de

özellikle iyi bir grup varsa dışarıda eğlenmeyi

seviyorum.

İdeal bir akşam yemeği sizce nasıl olmalı?

-Eşimle tek çeşit yemek yemeğe çalışıyoruz.

Sağlık açısından da olması gereken bu.

Ayrıca kalabalık sofraları pek sevmem. Çocukluğumdan

beri de ayrı yerim. Kalabalık

aileleri severim. Ama sofrada uzun uzadıya

yemekler kalabalık masalar falan pek sevemiyorum.

Başbaşa sakin bir yemek sofrası

en güzeli bence.

En favori şarkınız nedir?

-İdil Üner ‘Güneşim’

En son aldığınız albüm?

-MFÖ

Günlük hayatınızda nasıl giyinirsiniz?

-Bohem seviyorum. Şapka takıntım var.

Saçlarınız, cildiniz ve formunuz hep aynı

güzellikle bunun sırlarını tek tek istiyoruz.

-Cildim için; yüzümü pek yıkamıyorum. Yani

şöyle, sabunlar peelingler falan yapmıyorum.

Cildi sürekli çitiler gibi yıkamamak

gerekiyor. Cildin kendi ürettiği yağları

yüzde muhafaza etmek gerekiyor. Sadece

su ile yıkamalıyız. Ben de öyle yapıyorum.

Onun dışında doğal gül suyu ve gül yağı

kullanıyorum. Vücudum için yağ bakımları

yapıyorum, kuruyan cildin emebileceği

yağlar. Saçlarım için ise yine az yıkıyorum ve

her yıkamada şampuan ile köpürtmüyorum,

ısırgan otlu şampuan kullanıyorum. Hint

yağı ve B vitaminleri kullanıyorum arada bi.

Ağustos 2017

73


Röportaj

Konserlerde dahi saçlarımı kendim yapıyorum

fönden uzak duruyorum.

Çocukken en büyük hayaliniz neydi?

-Çöpçü olmak istemişim küçükken. Ne

alaka ben de bilmiyorum. Çöpçüler geldiğinde

mahallemizde onların ışıklı arabaları

vardı çok beğenirdim ben de çöpçü olmak

isterdim. Sonraları da dansöz olmak istedim.

Dans etmeyi çok seviyorum hala. Bazı kliplerimde

de bazı dans figürleri yapıyorum

ama öyle profesyonel dansözler gibi değil.

Çocukken hatırladığım bir de hayvanlara

karşı özel bir ilgim oluşmuş. Ailemde bu kadar

fazla bir ilgi olmasa da ben de oluşmuş

ve hatta kürk giyen bir kadını tükürük içinde

bırakmışım. Hiç kimse bana bu kürkler hayvanlardan

üretiliyor demediği halde bunu

çocuk aklımda düşünebilmiş ve kendimce

bir tepki oluşturmuşum. Bu nedenle bir

zamanlar da veteriner olmayı istedim. Ama

okunması gereken dersler çok ilgi alanıma

girmediği için veteriner de olmadım.

Seyahat etmeyi sever misiniz?

-Müzisyen olduğum için seyahat etmeyi

seviyorum ama aslında üşengeç bir insanım.

Seyahat için biletimi çok önceden

alıp kendimi ona göre programlıyorum.

Görmek istediğim çok yer var evet.

Tatil için daha çok nereleri tercih ediyorsunuz?

-Marmaris’te yaşadığım için buradaki

günlerimi çok tatilden saymıyorum. Kapadokya

hayranıyım. Karadeniz turuna

çıkmayı çok istiyorum. Konserler için

gittiğimde pek gezme şansım olmuyor.

O yüzden kapsamlı bir Karadeniz turu

istiyorum. Tatil için ise küçük şirin kasabalarda

olmayı tercih ediyorum.

Sosyal medya ile aranız gayet iyi sizi

takip ediyoruz. Ya sosyal medya olmasaydı?

-Olmasaydı diyenlerdenim açıkçası. Ama

tek bir açıdan iyi ki var diyorum. Kötü

olaylar gün yüzüne çıkıyor. Özellikle çocuklara

yapılan, kadınlara yapılan ve ayrıca

hayvanlara yapılan kötülükler gün yüzüne

çıkıyor ve ciddi ciddi seferberlik ilan edilip,

tepkiler ortaya konabiliyor. Bu açıdan sosyal

medya gibi paylaşım alanlarının varlığı bir

bakıma önemli katkı sağlıyor. Tabi ister

istemez takipte olmak zorundayız. İyi bir

sosyal medya kullanıcısıyım diyebilirim tabi

ölçülü olarak.

Dünya’da ve ülkemizde yaşanan terör

olaylarından dolayı bir çok kez konser

ertelendi. Bir mesaj hakkınız olsa dünyaya

ne söylemek isterdiniz. ?

-Elbette şiddetin savaşın her türlüsüne

karşıyım. Bununla yaşamayı öğrenip hayata

devam etmemiz de gerekiyor. Sindirmeye

çalışan sistemin esiri olmak istemiyorum.

Hayranlarınız için sürpriz var mı?

-Bu soru üzerine hoş bir tesadüf oldu. Az

önce gelen bir e-posta da Yonca Evcimik

İrem Derici ve Ben ‘Kendine Gel’ şarkısına

özel bir klip çektik. Nihat Odabaşı’nın çektiği

klipte bol aksiyon var. Ve Az önce yayın

protokolünü imzaladık yakında yayınlanacak.

bakalım beğenecek misiniz?.

Ayrıca hayranlarınız için Marmaris’te harika

bir klip yaptınız daha ne olsun

-Evet Marmaris’te çekilen ‘Armağan’ adlı

klibimiz çok beğenildi gayet güzel izlenimler

alıyoruz. Sabahın çok erken saatlerinde

çekilen klipte sokaklar bomboştu ama yine

de görenleri baya şaşırttık galiba.

Tekrar albüme dönelim Neden Kırmızı

Kurdele ?

-Şamanizmden beri kırmızı kurdelenin

başarı, uğur, şans ve bereket getirdiğine

inanılıyor. O yüzden okumayı sökenlere, doğuranlara,

açılış törenlerinde takılır. Ben de

albümü dinleyenlere şans getirsin istedim.

Peki evdeki kedi nüfusunuz ne durumda

şuan kaç kediniz var?

-Şu an iki kedim var. Yadigar ve Minnoş.

Yadigar 13 yıldır benimle. Hayatımın

önemli bir bölümünde o var. Albümlerim

bile yoktu onu edindiğimde. ( Bu soru ile

birlikte parmak hesabı yaparak bu güne

kadar sahiplendiği kedilerinin isimlerini tek

tek saydı) Üniversite yıllarımdan beri kedi

besliyorum sayısından emin değilim ama 6,

7 tane olmuştur.

Köpeğiniz Fadik’le hoç vakit geçiriyorsunuz?

Onu her zaman yanınızda mı taşıyorsunuz

yoksa emanet ettiğiniz birileri var

mı?

-Evet çok seviyorum Fadik’i. Yüz ifadesi ile

beni çok eğlendiriyor. Palyaçoya benziyor.

İngiliz köpeği olduğu için havaalanlarında

özellikle İngilizler çok ilgi gösteriyor. Bu bize

çok komik geliyor. İstanbul’da köpek oteli

var, çok mecbur kaldığımda bazen oraya

bırakıyorum, otel kafessiz o yüzden çok güveniyorum.

Kuaförünü de çok seviyor. Ama

çoğunlukla hep benimle.

Eşinizle birlikte çoğunlukla Marmaris’tesiniz.

Neler yapıyorsunuz ? Marmaris’te en

çok ne yapmayı seviyorsunuz?

-Aslında Kite Board yapmayı istemiştim ama

sahnem açısından sakatlanmamam lazım.

O yüzden ne yazık ki risk alamadım. Onun

dışında bisiklete ve motora biniyorum tabi

kaskımla. Geziyorum bol bol ama gezemediğim

çok yer var daha. Nimara Mağarası’na

henüz gitmedim mesela. Ayrıca Marmaris’te

Gökçe adının bir önemi olduğunu düşünüyorum;,

köyü var köprüsü var barajı var

hayratı var…Bunu bilen biri varsa lütfen

bana yazsın.

Çocuk yapmak gibi bir planınız var mı?

-Hiçbir zaman evlilik ve çocuk hayalim

olmadı. Ki, ailem mutlu bir evlilik içerisinde

olmasına rağmen hep yalnız yaşama hayalim

vardı. Ama hep çocukları sevdim.

Derken yıllar geçti. Bir baktım evlenmişim.

Çok düşünmüyor olmama rağmen

çocuk konusunda da çok ileri yaşları

düşündükçe bir aile olmanın sürekliliği

açısından bir çocuk fikri aklıma düştü

bu aralar. Özgür ruhlu olmama rağmen

biraz hassas bir anne olurum herhalde.

Beslenme konusunda da çok pimpirik

olacağımı düşünüyorum. Üniversite

yıllarımda 3 günlükken alıp büyüttüğüm

bir kedim vardı. Veteriner 2 saate bir

beslemezsen ölebileceğini söyledi. Gece

uyanıp o kedileri o kadar iyi besledim

ki sağlıkla büyüdüler. Yani ne kediler

büyüttüm çocuk mu büyütemeyeceğim

diyorum ama işte hala düşünüyorum

bakalım zaman ne gösterecek bilemiyorum.

Okuyucularımıza ve Marmaris yaşayanlarına

mesajınız nedir?

-Marmaris yaşayanlarına, Marmaris’te

yaşamanın kıymetini bilsinler diyorum.

Havasının özellikle. İstanbul’dan geldiğimde

sanki burnuma oksijen maskesi

takıldığını düşünüyorum. O derece oksijen

bol. Çevreyi temiz görüyorum. Belediye

çok güzel çalışıyor ama özellikle karayolları

üzerinde arabasından çöp atan, çocuk bezi

atan, pet şişe atan insanlara çok sinir oluyorum.

Arabanda sakla en yakın çöp sepetine

gelince at dimi! Ama yok illa arabadan fırlatacak!

Temiz oluşumuzu korumamız gerekir.

Ayrıca buradan Marmaris Belediyesi’ne de

bir çağrımız olsun, hayvanlar için sokaklarda,

meydanlarda geri dönüşüm dolabı

olmalı. Sokak hayvanlarının beslenmesi için

cam şişe atık dolabı var. Bir bölmesinden

içine cam şişe atıldıkça diğer bölmesinden

hayvanlar için mama ve su birikiyor. İstanbul’da

gördüğüm bu uygulama çok hoşuma

gitti her yerde olmalı. Özellikle doğa

dostu Marmaris’te de görmeyi çok isterim.

Marmaris’te ayrıca bisiklet yollarına hayran

oldum. Tamamını gezemedim ama çok

beğendim en kısa zamanda bütün yollarda

bisiklete bineceğim.

74 Ağustos 2017


Röportaj

SEVDİM’İN

‘MÜCADELE’ Sİ

Marmaris onu yıllar önce Club Ra ile tanıdı. “Jimmy“

lakaplı ünlü gece kulübü işletmecisi Rüstem

Calagan keşfetti onu. Keman çalıyordu sahnesi

ve sesi ile büyülüyordu dinleyenlerini. İzmir’de

müzik öğretmenliği yapıyor boşta kalan

zamanlarında Marmaris’te ve ünlü

gece kulüplerinde sahne alıyordu.

Sonra bir baktık ki bu sesi güzel

kendi güzel adı güzel kızla

Jimmy arasında büyük bir

aşk doğmuş. Bu büyük aşkın

sonu mutluluk tabi. Evlilik

ve sonrası ‘Hanzade’

isimli güzel bir kızları

geldi dünyalarına. Bu

sahne tozu sanat aşkı

ve şarkı söyleme

tutkusu hiçbir

şeye değişilmiyor

demek ki.

76 Ağustos 2017


Sevdim Selkuşu’nu muhteşem bir şarkı ile

Marmaris’in masmavi koylarında ‘Mücadele’

isimli şarkısına klip çekerken görüntüledik.

Kısa bir röportaj gerçekleştirdiğimiz

Sevdim ile müzik yolculuğunu ve yeni

şarkısını konuştuk

Seni biraz daha yakından tanıyabilir

miyiz?

İzmir’de doğdum ve büyüdüm müziğe

ortaokulda Türk Sanat müziği korosunda

başladım. İlk solo konserimi o yaşlarda TRT

orkestrası ile verdim. Güzel Sanatlar Lisesi

ve Eğitim Fakültesini bitirdim. 17 yaşımdan

bu yana kendi şarkılarımı yazıyorum ve

profesyonel olarak sahne yapıyorum. Lisede

okurken müzikle ilgili yarışmalara katılmaya

başladım Tanju Okan ses yarışmasında pop

müzik dalında 3. oldum en son 2016 yılında

Star Tv de yayınlanan Ve kazanan şarkı

yarışmasındaydım Ege TV ve İzmir tv de 3

yıl canlı yayın program sunuculuğu yaptım.

Kent orkestrasında 3 yıl solist olarak halk

konserlerinde yer aldım. 1 yıl İstanbul’da

Tepebaşı oyunculuk atölyesinde oyunculuk

eğitim aldım. 7 yıldır evliyim ve 18 aylık bir

kızım var.

Mutlu bir evlilik yürütüyorsun, hem

annesin hem öğretmen, şarkı söylüyor

ve sahne alıyorsun nasıl yetişiyorsun bu

kadar işe.

Sahip olduğum her şey için her an şükretmeyi

bilince üstesinden gelecek gücü Tanrı

size veriyor. Evet çok yoğun olduğum doğru

tabii ama her an annemin hayatımı kolaylaştırması

da en büyük şansım. Eşim Jimmy

bu yolda benim en büyük destekçim oldu

tüm bağlantıları ve görüşmeleri o sağladı

O olmasa bu kadar işin üstesinden gelmem

mümkün değildi o yüzden de kızımla daha

fazla bir aradayım

Bize klibinden bahseder misin?

MÜCADELE isimli şarkımın klibi Yusuf Kayaalp

yönetmenliğinde Marmaris’te çekildi.

Ekip İstanbul’dan geldi ve 11 kişilik kadro

çekimler 2 gün sürdü. Zorlu ama bir o kadar

da keyifli bir çekim oldu. Teşekkür etmek istediğim

çok kişi var bize ekibimle kapılarını

açan Paşa Beach grubuna, oyuncu desteği

veren Beach Club’a gece kulüp çekimlerini

gerçekleştirdiğimiz Hovarda Club ailesine

ve Back Garden’a da sonsuz teşekkürlerimi

sunarım. Ayrıca dans ekibi ile yanımızda

olan Cengiz Akarçay’a Ali Kaptan’a Erman

Altun’a çok teşekkür ederim. Tabii ki bu işte

en büyük teşekkürü bir borç bildiğim Jimmy

Production ı unutmamalıyım. Marmaris’i

bilen yeşilin ve mavinin bir arada olduğu

harika koylarını klipte uzun uzun seyredebileceksiniz.

Müzik kariyerin açısından gelecek planların

nedir?

Şarkılarımın herkes tarafından söylenmesi

en büyük hayalim, konser ve canlı performansla

hep bir ağızdan şarkı söyleyelim

istiyorum. Bu single ilk bir araya gelişimiz

sözü müziği Zeynep Akın’a düzenlemesi

Oben Akın’a a ait Mücadele tam da benim

için yazılmış bir şarkıydı ki benim çok sayıda

kendi şarkım olmasına rağmen enerjisine

çok inandığım ve bir demo kaydı sırasında

okuyup bu şarkıyla çıkış yapacağım dediğim

3 yıl öncesi alınmış bir karardı tabii araya

kızımın haberi ve dünyaya gelişi girince

kısmet bu zamanmış. Zeyno’ya ve Oben’e o

gün dediğim gibi ‘Mücadele’miz başladı ve

daha uzun yıllar devam edecek.

Ağustos 2017

77


Röportaj

Rekorların Sultanı

POLİNA RAHİMOVA

Fenerbahçe Kadın Voleybol

Takımının yeni transferi Polina

Rahimova, bir maçta 58 sayıya

imza atarak kırdığı “Dünya

skor rekortmeni” unvanını,

sakatlığının da iyileşmesinde

önemli rol oynadığını kaydettiği

Muğla’daki çamur banyoları ile

sahillere borçlu olduğunu söyledi.

Fenerbahçe’nin yeni transferi, kurşun gibi

servis ve smaçlarıyla Dünyaca ünlü Polina

Rahimova, yaz tatili için yine Güney Ege’yi

tercih etti. Köyceğiz, Dalyan ve Marmaris’te

güneşin, denizin tadını çıkararak, zorlu sezon

öncesi stres atıp, moral depoladı. Fenerbahçe’nin

yeni sultanı Rahimova, yakın arkadaşı

İzzettin Yakut’un Marmaris Blue Port İş

Merkezi’ndeki “Forum Saat” adlı işyerine de

her zaman olduğu gibi ihmal etmedi. Saat ve

güneş gözlüğü meraklısı olduğunu öğrendiğimiz

Polina Rahimova, yüzlerce marka ürünün

satışa sunulduğu İzzettin Yakut’un işyerinde

sorularımızı yanıtladı. İzzettin Yakut’un

“Sıcakkanlı, samimi, neşeli ve esprili bir insan”

diye tanımladığı 1.98’lik Rahimova ile söyleşimizden

öne çıkan başlıklar şöyle:

ANNESİ RUS BABASI UKRAYNALI SAVAŞ

PİLOTU

-Herkes sizi ‘Azeri voleybolcu’ olarak

tanıyor ama adınız ve soyadınız... Aslen

nerelisiniz?

Annem eski bir Rus atlet, babam Ukraynalı

emekli savaş pilotu. Ben ise Özbekistan’da

doğmuşum. Ama, Azerbaycan’ın yeri benim

için bambaşka. Beni ben yapan Azerbaycan.

Bu sebeple ‘Azeri’ denmesi bana gurur

veriyor.

REKORLAR KRALİÇESİ

-Voleybol yaşantınız nasıl başladı, nasıl

gelişti?

15 yaşında Ukrayna’da başladım kısa süre

sonra Azerbaycan’a gittim. Azerrail’in 17 yaş

altı ekibinde forma giymeye başladım, A

takımına yükseldim. Azerbaycan’ın genç ve

A Milli takımlarında da oynadım. Hala Azerbaycan’ın

Milli oyuncusuyum. 2014-2015

sezonunda Kore’ye transfer oldum, 1sezon

Hyundai Hillstate, 2 sezon da Japonya’da

Toyota Auto Body Quenseis’te forma giydikten

sonra Fenerbahçe’yle anlaştım. Bu arada

Azerrail’de oynarken 21-22 yaşındayken

ciddi bir sakatlık geçirdim. Ama üstesinden

geldim. Hatta sakatlıktan çıktıktan sonra

Azerbaycan formasıyla mücadele ettiğim

2014’te İtalya’daki Dünya Şampiyonası’nda

78 Ağustos 2017


hem ‘en skorer’ oyuncu oldum, hem ‘en

iyi servis atan’ seçildim. Toyota Auto Body

Quenseis formasıyla çıktığım lig maçında 58

sayıyla da ‘Dünya skor rekortmeni’ unvanını

kazandım. Japon liginin en skorer oyuncusu

oldum.

REKORLARIM VE BAŞARILARIMDA

MUĞLA’NIN DOĞASININ KATKISI BÜYÜK

-Türkiye’yle ne zaman tanıştınız?

2006’dıydı sanırım, maç için gelmiştik

İstanbul’a ilk kez o zaman gördüm Türkiye’yi.

Çok sevmiştim. 2010’da da tatil için

geldim. 7 yıldır da Türkiye benim değişmez

tatil adresim ve çok önemli bir yer oldu.

mağlubiyeti kabullenemiyorum. Ben her

zaman ‘en iyi’ olmak için, kazanmak için

mücadele verdim. Burada da ‘en iyi’ olmaya,

takımımın kazanması için çaba sarf edeceğim.

Gerek ligde gerekse katılacağımız tüm

şampiyonaları zirvede tamamlamak tüm

kupaları kaldırmak istiyorum. Fenerbahçe’nin

taraftarının bağlılığını çok iyi biliyorum.

Eminim onlar da tüm maçlarımızda

bizi yalnız bırakmayacak ve hedeflerimize

onlarla birlikte ulaşacağız.

AGRESİF GÖRÜNÜMLÜ GÜLER YÜZLÜ!

-Voleybol camiası, sizi, zaman zaman

sahadaki ‘agresif’ tavırlarınızla anıyor.

Agresif bir insan mısınız?

‘Çok önemli oldu’ diyorum çünkü geçirdiğim

ciddi sakatlık sırasında, kemiklerimin

güçlenmesi için çamur banyosu tedavisi

önerilmişti. Dalyan’daki çamur banyosuna

gittim, İztuzu’nda güneşlendim ve büyük

faydasını gördüm. Buna öylesine inanıyorum

ki, her yıl, her sezon öncesi Dalyan’daki

çamur banyolarına, İztuzu sahiline mutlaka

geliyorum.

-Yani, tüm rekorlarınızda, unvanlarınızda

Dalyan’ın, İztuzu’nun katkısı var, belki de

başarınızı Türkiye’nin doğasına borçlusunuz

diyebilir miyiz?

Evet diyebilirsiniz. Mutlaka ve mutlaka

benim sağlığıma spor hayatıma olumlu

katkıları oldu.

TÜM KUPALARI KALDIRMAK İSTİYORUM

-Fenerbahçe’ye transfer oldunuz, artık

çok sevdiğinizi söylediğiniz Türkiye’desiniz.

Sarı-lacivert formayla ne hedefliyorsunuz?

Benim için ‘mağlubiyet’ diye bir şey yok.

Tam aksine beni tanıyanlar iyi bilir, neşeli,

esprili, güler yüzlü biriyim diyebilirim. Ama

sahaya çıkınca, bir tek hedefe kilitleniyorum,

az önce dediğim gibi ‘en iyi’ olmak, kazanmak

istiyorum. Mağlubiyeti düşünmek

bile istemiyorum. Bu hislerle zaman zaman

dışarıya ‘agresif’ izlenimi veriyor olabilirim

ama kesinlikle öyle biri değilim.

AZERBAYCAN EVİM, TÜRKİYE HAYALLE-

RİM

-Özbekistan, Azerbaycan, Japonya ve

Türkiye spor yaşamınızı da içeren bu dört

ülke için, bir kelime yada, bir cümle ile ne

demek istersiniz?

Özbekistan, doğduğum yer, ailemin geçmişi.

Azerbaycan, minnet ve şükran duyduğum

ülke, evim. Japonya, başarı. Türkiye,

rüyam, hayallerim.

-Peki size Azerbaycan dışındaki tüm bu

ülkelerin Milli takımlarından, mesela

Türkiye’den teklif gelse…

Kimse kusura bakmasın, ama asla Azerbaycan’dan

vazgeçmem. Ama Türkiye’yi de

çok seviyorum. Türkiye vatandaşı da olmak

istiyorum.

ACILI ÇİĞ KÖFTE DÜŞKÜNÜ

-Bu son soru, Türkiye’ye yıllardır geldiğinize

göre, Türk mutfağını da tanımışsınızdır.

Kendinize Türk mutfağından bir

akşam yemeği hazırlasanız mönünüzde

hangi yiyecekler olur?

Çok seviyorum Türk yemeklerini, hele hele

İstanbul’daki restoranlarda.. Hımm akşam

yemeği seçeceğim öyle mi? Tamam.. Mercimek

çorba, bol acılı çiğ köfte, balık, çoban

salata.. Çiğ köfteyi çok seviyorum..

Ağustos 2017

79


Röportaj

Genç Modacı

MERTCAN

ÖZTEKİN

Moda dünyasının genç, yetenekli ve gelecek vaat

eden tasarımcıları arasında yer alan Mertcan Öztekin

Marmaris doğumlu, emekli bir anne ve babanın tek

çocuğu. Üniversitede İç mimarlık eğitimi alan Mertcan

mimari konusundaki bilgi ve tecrübelerini modayla

birleştiriyor. Ropörtajımızda Mertcan’ın başarı öyküsünü

başlangıcından bugüne kadar tüm ayrıntılarıyla konuştuk.

Ropörtaj: Gül Özdündar Şenay

Mertcan bize kendini anlatır mısın?

Temmuz 1993 te Marmaris’te doğdum. İlk

ve ortaokulu Marmaris’te okudum. Resim

yapmayı severdim, resim kurslarına gidiyordum,

kendim resimler yapıyordum . Bu

konuda eğitim almak ve kendimi geliştirmek

için Denizli Güzel Sanatlar Lisesinin

yetenek sınavlarına girdim, resim bölümünü

kazandım. Güzel sanatlar lisesinden

sonra İstanbul Mimar Sinan Güzel Sanatlar

Üniversitesini hedefledim ve kazandım. O

yıllarda iç mimar olmak istiyordum. İstediğim

bölümde okuma şansım oldu. İstanbul

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi

gerçekten çok iyi bir üniversite ve bana çok

şeyler kattı. Her şeyden önce bir vizyon

kazandırdı. Üniversitede okuduğum yıllarda

iyi bir firmada staj yaptım ve Tuvana Büyükçınar’ın

yanında çalıştım. Bu deneyimlerim

CV me geçince de son sınıfta iki firmada

birden iç mimar olarak çalışmaya başladım.

Firmalardan biri mobilya tasarımı diğeri de

iç mimarlık proje uygulaması üzerineydi.

Şimdi vitrin tasarımı üzrine yüksek lisans

yapıyorum.

Mertcan iç mimarlık eğitimi almışsın ve

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi

‘nde iç mimarlık konusunda yüksek

lisans yapıyorsun. Öte yandan da moda

tasarımcılığı çalışmaların var. Birbirlerinden

çok farklı konular değil mi?

Her iki alanda da kendimi geliştirmek

istedim çünkü her ikisi de tasarıma dayalı

eğitimler. Her iki branşın da birbirine katkısı

olduğunu düşünüyorum, önemli olan tasarım

prensibini kabul etmek. Yetenek varsa

ve tasarımın prensibini almışsan her şeyi

yapabilirsin.

Tasarımcılık nasıl başladı?

Aslında tekstille uğraşmayı hep istedim.

Kendime bir portfolyo oluşturmaya başladım.

Tekstille uğraşan bir arkadaşım vardı

ve bana portfolyomu geliştirip değerlendirmem

konusunda hep destek veriyordu.

Lisans eğitimimi tamamlayınca tekstil

konusunda da kendimi geliştirmek istedim.

İMA da (İstanbul Moda Akademisi) burslu

olarak bir eğitim hakkı kazandım. Orada

moda tasarım eğitimi aldım. Sadece eğitim

almak yeterli değil, tasarımcının kendini

göstermesi de gerekiyor. Bu nedenle tekstil

yarışmalarına katılmaya başladım. İlk katıldığım

yarışmada dereceye girdim ve ödül

olarak Paris’ teki moda fuarını ziyaret hakkı

kazandım. Bu yarışma plaj giyimi tasarımı

yarışmasıydı. Paris’ ten dönünce deri ürünleri

yarışması için bir koleksiyon hazırladım.

Ardından Koza Genç Moda Tasarımcıları

yarışmasına tasarımlarımı gönderdim. Bu

yarışma sektör için çok önemliydi. Önce ilk

otuz kişi arasına girerek finale kaldım sonra

da mülakata alındım ve ilk ona girdim. İlk

ona kalan tasarımcılar 10 ünlü tasarımcı ile

eşleştiriliyorlar ve birlikte çalışıyorlar. Ben

Arzu Kaprol ile eşleştirildim. Arzu Kaprol ile

çalışma sürecinde Arzu Hanımdan çok şey

öğrendim. Ayrıca yine ilk ona kalanlar Şubat

ayında düzenlenecek olan Paris moda

fuarına gönderilecekler dolayısıyla Paris

Moda Fuarını 2. kez görme şansım olacak.

Koza Genç Moda Tasarımcıları yarışmasının

sektör için çok önemli olduğun

söyledin. Neden önemli?

Bu 25 yıldır yapılan ve Türk tasarımcıları

destekleyen bir yarışma. Koza, yetenekli

tasarımcıların kozalarından çıkarak kelebeğe

dönüşmelerini ve kendi kanatlarıyla uçabilmelerini

simgeliyor. Bahar Korçan, Özgür

Masur , Niyazi Erdoğan, Hakan Yıldırım, Arzu

Kaprol gibi ünlü tasarımcılar Koza yarışmasından

çıkan tasarımcılardır.Tasarımcılara

çok şey katıyorlar, hem isimlerimizi duyuruyorlar

hem de tasarımcılara iş olanakları

yaratıyorlar. Yarışmadan hemen sonra bana

bir firmadan teklif geldi. Biri erkek giyimi

üzerineydi, ben erkek giyimi tasarlamayı

çok sevmediğim için kabul etmedim.

Aslında erkeklere yönelik tasarımlarım da

var ama kadınları giydirmeyi daha çok seviyorum.

Kadın giyimiyle daha çok oynayabiliyorum

çünkü kadın giyiminin sınırı yok.

Dökümlü ve asimetrik çalışmaları seviyorum,

bu tür tasarımlar da kadın giyimine

çok uygun.

Nasıl bir kadını giydirmeyi düşünüyorsun?

Kesinlikle kentli bir kadını. Tasarımlarımda

spordan ziyade şık, özenli, zarif ve kent

koşturmasına uygun detaylara önem

80 Ağustos 2017


veriyorum. Ben şık kadınları seviyorum.

Şıklık derken kokoşluk olarak algılamayın.

Benim kafamdaki kadının elegant bir

çizgisi olmalı. Hedef kitlem 30 yaş üzeri

kentli kadınlar ama tasarımlarımdaki bazı

parçaları çok genç insanlar da alabilirler ve

kombinleyebilirler. Aralıksız tasarımlar daha

çok hoşuma gidiyor. Benim tasarımlarımı

satın alan kadınlar benim sunduğuma bağlı

kalmasınlar, kendileri de yorum katabilsinler

istiyorum. Örneğin benim tasarımlarımı

plaza çalışanı bir kadının ofis ortamında

kullanmasının çok zor olduğunu biliyorum

ama parçaları kombinleyerek çalışma koşullarına

uygun hale getirebilirler. Zaten bu

yaklaşım dünya genelindeki tasarımlar için

de geçerlidir.

Tasarımların nerelerde satılıyor?

Bilstore “Beyaz Gömlek” konseptli bir proje

başlattı. Bilstore, müşterilerine Fred Perry,

Muji, Lole Woman gibi seçilmiş markalar ve

ürünler sunan bir mağazalar zinciri. İMA

öğrencileri Blstore un tarzına uygun, oranın

müşteri kitlesine yönelik gömlekler tasarladılar.

Seçilen bir gömlek tasarımcının etiketi

ile mağazalarında satılacaktı. Bu projede benim

tasarladığım gömlek seçildi ve Bilstore

un İstanbul Kanyon avm deki mağazasında

satılmaya başladı. Gömlekler benim isim

etiketimle satılıyor. Etiketlerimin arkasında

da özgeçmişim ve esin kaynağım yazıyor.

Henüz Haydarpaşa koleksiyonumu vermiyorum

çünkü bu koleksiyonumu satıştan

ziyade dergi çekimlerinde kullanmak

istiyorum ve bu çekimlerin bana ilham

veren mekânlarda yapılmasını arzu ediyorum.

Veya ünlü birilerine vermek istiyorum.

Kafamda canlandırdığım kadının giymesini

arzu ediyorum. Böylece kimlik yapımında

belli olacağına inanıyorum. Örneğin

Şebnem Schaefer için bir elbise tasarladım.

İstanbul Fashion Week kapanış

partisine benim tasarımım olan bir

elbiseyle katıldı.

Yurtiçinde ve yurtdışında beğendiğin

tasarımcılar kimler?

Raf Simons çok beğendiğim ve izlediğim

bir tasarımcı. Dior un tasarımcısıydı

şimdi Calvin Klain e tasarımlar

yapıyor. Erkek giyimi üzerine de

markası var. Tarzını seviyorum düz

ve şık bir kentli kadın tarzını tasarlıyor.

Şuan ki Louis Vuitton'un kratif

direktörü Nicolas Ghesquiere de çok

çok severim.Arzu Kaprol beğendiğim

bir tasarımcı. Benim hayalimdeki

plaza kadınlarına hitap ediyor zaten

Network te çalışmıştı. Bora Aksu var.

Naif ve romantik bir kadın tarzı var.

Danteller kullanıyor ve çok güzel modernize

ediyor. Bora’ yla İMA da çalışma

şansım oldu. Bana drapaj dersi

vermişti ondan çok şey öğrendim.

Bir koleksiyonunda anneannelerimizin

annelerimizin sandıklarındaki el

emeği dantel sehpa örtülerini kullanmıştı.

Çok farklı ve güzel bir çalışmaydı.

Geleneksel yapıyı alıp modernize

etmesi çok hoşuma gidiyor. Londra

da yaşıyor. Türkiye ye ders vermek ve koleksiyon

oluşturmak için geliyor.

Koleksiyonlarının oluşum sürecini anlatır

mısın? Nelerden ilham alıyorsun?

Her şey ilham veriyor. Mesela bir koleksiyonumda

Haydarpaşa garından esinlendim.

Ben Anadolu yakasında oturuyorum, okulum

Avrupa yakasında. Her sabah ve akşam

Haydarpaşa Tren istasyonun üzerindeki

köprüden geçiyordum ve her geçişimde

istasyonda bekleyen trenleri görüyordum.

Bir süre sonra kafamda bir şeyler canlanmaya

başladı, koleksiyonumun ilham kaynağı

oldu. Burada da öyle oluyor. Yolda yürürken

bir şeyler dikkatimi çekiyor ve bana ilham

kaynağı olabiliyor. Önemli olan görebilmek

ve yakalayabilmek.

Tasarımlarında özellikle kullanmayı tercih

ettiğin kumaşlar neler?

Konseptim, ilham kaynağıma göre, nasıl bir

kadın giydirmeyi hedeflediysem ona göre

değişebiliyor. Çok modern kumaşları da

kullanabilirim, geleneksel kumaşları da kullanabilirim.

Çok feminen bir kumaş ta olabilir,

erkeksi bir kumaş ta olabilir. Seçeceğim

materyaller tamamen konseptimle ilintili.

Türk tasarımcıları değerlendirecek olursan

bu konuda neler söylersin?

Türkiye’de de çok iyi işler yapılıyor. Teknoloji

çağındayız buradaki tasarımcılar yurtdışındaki

tasarımcıları izliyorlar ama onlar kadar

cesur olamıyoruz. Türkiye de tasarım yaklaşımı

farklı, çok özgün değil, ticari kaygılar

nedeniyle çoğunlukla kitleye hitap ediliyor.

Neden?

Çünkü Türk kadınının giyim kriterleri var ve

yeniliklere çok açık değiller. Gelenekselci

yaklaşıyorlar, bu da tasarımcıları kısıtlıyor

maalesef.

Mertcan Öztekin 2017-18 Kış Koleksiyonu

Sana göre moda ikonlarından tasarımcı

çıkar mı?

Bana göre ikonlar tasarımcı olamazlar.

Çünkü tasarım farklı bir şey styling başka bir

şey. İkonların yaptığı styling. Görebiliyorlar,

cesaretliler ve vizyonları var ama tasarım

yapamıyorlar. Ancak tasarım ürünleri satın

alıp basic parçalarla kombinleye biliyorlar

ve çok da güzel görünüyorlar.

Bazı firmalar ikonlardan tasarımcı yaratmaya

çalışıyorlar, anlaşmalar yapıyorlar, koleksiyonlar

çıkartıyorlar ama olmuyor. Zaten

bu koleksiyonlar da ekip çalışması ile ortaya

çıkıyor. İşin mutfağında olmak çok farklı bir

şey. Bu işi yapı inşaatı gibi düşünün. İnşaatı

yapmak ayrı bir şey, yapılanı sunmak ayrı

bir şey.

Yapmak isteyip de yapamadığın

bir şeyler var mı? Mesela sporla

aran nasıl?

Saatlerce kitap okumak istiyorum

ama zamanım olmuyor. 5 ay önce

Terkan Ercan ile tanışıp kickbox

yapmaya başladım. Keşke daha önce

başlasaydım diye düşünüyorum. Yapabildiğim

yere kadar devam etmek

istiyorum. Fizik olarak geliştirmesinin

yanı sıra zihinsel olarak da çok

rahatlatıyor.

Son olarak projelerinden ipuçları

alabilir miyim?

Kendi markamı yavaş yavaş oluşturdum.

Benim ürünlerim kendi adımla

satılıyor. Ayrıca freelance olarakta

mimari projelerde yapmaktayım. Yaptığım

işlerle tanınmak istiyorum.

Butik açmak çok zor olabilir.Şimdilik

düşünmüyorum, belki ileride.

Bir üretim merkezim ve showroom

um olmasını ve firmalarla anlaşarak

ürünlerimin oralarda satılmasını düşünüyorum.

Zaten pek çok tasarımcı

da artık böyle çalışıyor.Siparişe göre

ürün vermek çok daha uygun oluyor.

Ağustos 2017

81


Röportaj

mona titti art’ın

yaratıcı

ressam ÇİFTİ

Marmaris’in genç ve yetenekli sanatçı

çifti Alexia Bahar & Güçlü Kadir. Hayal

dünyalarının sınırı yok. İkisi de hem

birbirlerine hem de Marmaris’e sevdalılar.

Birlikte düşünüp birlikte yaratıyorlar.

Hem kale içindeki evlerine hem de Netsel

Marina’daki sanat galerilerine girdiğiniz

zaman renklerin ve yaratıcılığın içinde

kayboluyorsunuz. Alexia Bahar ressam bir

annenin, genç yaşta sonsuz yolculuğuna

çıkmış olan Yasemin Karabenli’nin

kızı. Güçlü Kadir ise yetenekli ve sanat

sevdalısı bir genç adam.

Röportaj: Gül Özdündar Şenay

Bana kendinizi tanıtır mısınız?

Alexia Bahar: 12 Nisan 1987 de Kanada’ da

doğdum. Ben 6 aylıkken ailem Türkiye’ ye

dönmeye ve Marmaris’e yerleşmeye karar

vermişler. Liseyi bitirdikten sonra resim eğitimi

için tekrar Kanada’ya gittim, eğitim sürecimden

sonra Marmaris’e ailemin yanına

döndüm. Halen resim çalışmalarıma devam

ediyorum. Şimdi eşimle birlikte eserlerimizi

sergilediğimiz ve sattığımız Netsel Marina’daki

Mona Titti Art Galeriyi yönetiyorum.

Güçlü Kadir: 24 Ekim 1984 yılında Diyarbakır’da

doğdum. Daha sonra ailemle birlikte

İstanbul’a yerleştik. Çocukluğumun büyük

bölümü İstanbul’da geçti. Liseyi bitirdikten

sonra Spor Akademisine girdim. Doğrusu

Spor Akademinde çok da isteyerek okumadım.

Çünkü çocuk yaşlarımdan beri sanata

karşı büyük bir ilgim ve sevgim vardı. Sanatla

ilgili bir eğitim almayı çok isterdim.

Yeteneğiniz nasıl ortaya çıktı?

Alexia Bahar: Yeteneğim ailemin yardımıyla

çocuk yaşlarımda ortaya çıktı. Çocukluğumdan

beri bir sanat galerimiz vardı ve

annem çok iyi bir ressamdı, sanatçıydı. Yani

kendimi bildim bileli hep sanatın içinde

oldum.

Güçlü Kadir: Yeteneğim ailemden özelikle

anne tarafımdan geliyor. Anne tarafımda

sanatla ilgilenenler var. Küçük yaşlarımda

çamur, kil, toprak gibi materyallere şekil

vermeyi çok severdim. İlkokul, ortaokul

ve lise yıllarımda yaptığım küçük heykellerle,

resimlerle ödüller alırdım. Üniversite

dönemimde bu çalışmalarıma ara verdim

ama eşim ve kayınvalidemle tanıştıktan

sonra onların da teşvikiyle yeniden sanatla

ilgilenmeye başladım.

Aranızdaki müthiş etkileşimi ve sevgiyi

görmemek imkânsız. Nasıl tanıştığınızı

anlatır mısınız?

Güçlü Kadir: Birkaç yıl önce Netsel Marina’ya

gitmiştim. Sanata düşkün olduğum

için Mona Titti Art Galeri dikkatimi çekti

ve mağazaya girdim. Mağazada Bahar’la

karşılaştık. İlk gördüğüm anda Bahar’dan

çok etkilendim. Dolayısıyla Bahar’ı yeniden

görebilmek için Netsel Marina ziyaretlerim

başladı. Anne ve babasının dikkatini çekmemeye

çalışarak Mona Titti’nin etrafında bir

hayli dolandım. Bahar’ın bakışlarından beni

görmekten mutlu olduğunu fark edince

marina dışında Bahar’ı yakalama çalışmalarım

başladı ve başarıya ulaştım. Sonuç

gördüğünüz gibi.

Aileleriniz yeteneklerinizi desteklediler

mi?

Alexia Bahar: Evet desteklediler. Annem

beni serbest bıraktı ama yeteneğimin

gelişmesi için de gerekli bütün materyalleri

sağladı. Önüme hep boyalar, kalemler,

defterler koyardı. Şimdi bakıyorum da 2.5

yaşımdan beri bütün çizdiklerimi tarihlendirerek

saklamış.

Güçlü Kadir: Ailemden değil ama okuldaki

öğretmenlerimden destek aldım. Özellikle

resim öğretmenim renkler ve çizimler konusunda

çok yardımcı oldu, okul sergilerine

katılmamı sağladı ve teşvik etti. Babam işi

gereği yurtdışına çok giderdi. Bana gittiği

yerlerden boyalar, kalemler getirirdi ama

bu hediyeler yeteneğimi geliştirmek için

değildi galiba.

Tarzınızı nasıl belirlediniz?

Alexia Bahar: Çok araştırırdım, çok okurdum

ve annemi çok izlerdim. Annemin tekniği

çok iyiydi, onu resim yaparken izlemek

bana çok şey kattı. Ders vermek şeklinde

değil ama ihtiyacım olduğu zamanlarda

beni yüreklendirir ve desteğini verdi. Önceleri

annemi taklit ettim zamanla kendi

tarzımı oluşturdum.

Çok renkli ve eğlenceli figürleriniz var.

Tablolarınızdaki ve diğer çalışmalarınızdaki

karakterler nasıl ortaya çıktılar?

Alexia Bahar: Her şey hayal gücüyle alakalı.

Kanada’dan döndükten sonra annemle

birlikte bir sergi açmaya karar verdik ve

sergimizin sıra dışı, farklı bir konsepti olması

gerektiğini düşündük. İç karartmayan, eğlenceli,

renkli, ince burunlu, dolgun dudaklı,

iri gözlü bir kadın figürü geliştirdim. Hem

annemin hem de benim resimlerimizde

gözler çok önemli. Kadınların duygularını

gözleriyle, bakışlarıyla dile getirdiklerini

düşünerek birlikte açtığımız ilk sergimizin

82 Ağustos 2017


adını “Gözümser, Gözler Yalan Söylemez”

koyduk. Bu figürün marka patenti var ama

farklı figürler de çiziyorum. Örneğin yine

çok severek çizdiğim ve baykuş olarak

bilinen bir karakterim var. Aslında çizdiklerim

baykuş değil. Marmaris deyince akıllara

hemen kedi ve balık geliyor ama Marmaris

ormanlarında yaşayan baykuş ailesine mensup

bir puhu kuşu vardır. Ben puhu kuşlarını

çiziyorum. Puhu kuşlarımı çizerken de şekilden

şekile sokuyorum. Korsan oluyorlar,

sevgili oluyorlar, kadın oluyorlar erkek oluyorlar,

şahmaran oluyorlar hatta milletvekili

bile olabiliyorlar. Değişik duyguları, olayları

hayvanlarla dile getirmek hoşuma gidiyor.

Güçlü Kadir: Ben çizimlerimdeki balıklara

mitolojik anlamlar yükledim. Bereket ve

yenilenmeyi sembolize ediyorlar. Köpek

çizimlerimdeki modelim ise benim kendi

köpeğim Thysson. Ahtapotlar bütünleşmeyi,

elma cennet meyvesini, kurukafa yaşam

ve ölümü, kadehteki içecek ab-ı hayatı

sembolize ediyor.

Eski kapılar üzerine çizimlerim ve boyamalarım

var. Kapı boyamayı seviyorum.

Parçalanarak atılmak veya yakılmak üzere

olan eski kapılara yeniden bir şans verdiğime

inanıyorum.

Aslında heykellerim de dahil bütün çalışmalarım

yaşam ve ölümü betimliyor.

Çalışmalarınızda hangi materyalleri kullanıyorsunuz?

Alexia Bahar: Boyamalarımızda akriliği tercih

ediyoruz. Renkler çok canlı. Bizim atölye

ortamımız yok bu nedenle boyamalarımızın

çabuk kuruması gerekiyor. Akrilik çabuk

kuruduğu için çok uygun. Ahşap, taş, farklı

metaller, çamur, altın varak, guaş gibi farklı

materyalleri bir arada kullanmayı seviyoruz.

Etkilendiğiniz sanatçılar ve sanat akımları

var mı?

Güçlü Kadir: Salvador Dali, Picasso favorilerim.

Rönesans dönemi ressamlarına

hayranım. Çağdaş Amerikalı çizerlerin pin

up kızları ilgimi çekiyor. Benim tarzım çok

farklı, bu sanatçıların eserlerini inceleyerek

teknik geliştirebiliyorum.

Alexia Bahar: Kadın figürü çok kullanıldı

ama benim kadın figürüm tamamen bana

ait. Rönesans dönemi tüm sanat eserleri

beni çok etkiliyor. Resim, mimari, heykel

gibi tüm sanat eserlerinin başyapıtlarının o

dönemde yaratıldığına inanıyorum. Güncel

sanatçılardan Rovi Jesher sevdiğim sanatçılardan.

Sanatımı etkilemiyor ama beni

besliyor.

Sergileriniz?

Alexia Bahar: Kanada’ da okulumun açtığı

sergilere katıldım, ilk sergim annemle

birlikte açtığımız “Gözümser”, daha sonra

Kadirle birlikte “72. Sokak” karma sergisine

katıldık. Kadirle birlikte açtığımız ilk kişisel

sergimiz, “Denizci Buldoğun Maceraları

ve Deniz Mahlukatları”. Marmaris’ te “Ekim

Coşkusu”na katıldık. Salvadorlu bir arkadaşımızla

Marmaris’te “Muhteşem Üçlü”

sergisini açtık. Kadir’le birlikte Alaçatı’da

Mare 1, Mare 2 adında iki sergi açtık. Ben

“Cumhuriyet Kadınları” sergisine katıldım.

Geçtiğimiz günlerde ise Marmaris Kültür ve

Sanat evinde “Galaktik Mix” adında yeni bir

sergi açtık.

Ürünleriniz Mona Titti Art Galer’nin

dışında nerelere satılıyor?

Alexia Bahar: İstanbul’da Big Shop adında

bir mağazalar zinciri var. Big Shop bir tasarım

markasıdır biz de bu markanın tasarımcılarıyız.

Bizden aldıkları görsellerle farklı

ürünler yaptırıyorlar. Ayrıca kendi tasarladığımız

ürünleri de corner olarak satıyorlar.

Yurt dışında ürünlerimizin satıldığı birkaç

bağlantımız var. Internetten, instagramdan

satışlarımız devam ediyor. Büyük firmalarla

tasarımcı olarak çalışmayı tercih ediyoruz.

Dünya çapında satış yapan ve fuarlara

katılan Victoria’s Journals la uzun süredir

çalışıyoruz. Akça Kuyumculuk la çalışıyoruz.

Yakın zamanda Zorlu Center daki Eatly’ de

bir corner ımız olacak.

Gelecek için neler planlıyorsunuz?

Güçlü Kadir: Biz büyük firmalarla tasarımcı

olarak çalışmayı planlıyoruz. Yurtdışı planlarımız

var. Los Angles, California, Mikenos,

Floransa gibi şehirlerden davetler alıyoruz.

Değerlendirme aşamasındayız. Yurtiçinde

ise büyük organizasyonlara katılmayı hedefliyoruz.

Başka sanatlarla ilgileniyor musunuz?

Güçlü Kadir: Ben zaten resmin yanında

heykel seramik, taş oymacılığı ahşap boyama

gibi sanatın pek çok dalıyla uğraşıyorum.

Alexia Bahar: Fotoğraf çekmeyi seviyorum.

Klasik piyano eğitimi aldım, caz öğrendim,

gitar çalıyorum ve söylüyorum. Amatörce

tabi ki ama sanatla ilgilenince sanatın her

dalı bir arada oluyor. Sanat bir bütün halinde

işliyor. Gümüş ve değerli taşlarla takı

tasarlıyorum.

Marmaris kalesinde sanat galerisi gibi bir

evde yaşıyorsunuz. Tarihle iç içe yaşamak

nasıl bir duygu?

Güçlü Kadir: Gerçek Marmaris te yaşadığımızı

hissediyoruz. Apayrı bir atmosferi var.

Bizim gibi sanatla ilgilenen insanlar için çok

uygun, sürekli beslenecek bir şeyler çıkıyor.

Yaşam tazınızı, düşüncelerinizi etkiliyor. Düş

gücünüzü geliştiriyor.

Bir mesajınız var mı?

Gelişmekte olan bir ülke olduğumuz için

sanata sıra gelemiyor. Sanatsever olmak

için sanat eseri satın alınmak gerekmiyor.

Eserlerin fotoğraflarına bile bakmanın,

sergilere gitmenin, sanatla ilgili okumanın,

araştırmanın sanat sevgisini geliştirdiğini

düşünüyoruz. Ülkemizde maalesef sanat

yaşamın içinde değil. Sanatçıyı anlayan,

kırmayan, değer veren bir toplumumuz

olmasını istiyoruz.

Teşekkürler Alexia Bahar ve Güçlü Kadir

Ağustos 2017

83


Röportaj

-Mehmet Ali Bey nasılsınız?

-Hastalarım iyi, ben de iyiyim. Hastalarım iyi

olunca ben de kendimi iyi hissediyorum.

Beyin ve Sinir Cerrahisi Doktoru Mehmet Ali Uygun’a

ne zaman hatırını sorsam hep aynı cevabı alıyorum.

Mehmet Ali Bey’i hastaları sadece mesleki başarılarıyla

değil centilmenliği, nezaketi, duyarlılığı, güler yüzü

ve sabrıyla da tanıyorlar, seviyorlar. Aslen Konya’lı

,sağlıkçı ve köklü bir aileye mensup.

Konya’dan Marmaris’e uzun ve zorlu bir yolu kat eden

Mehmet Ali Bey’i yakından tanımak için ropörtaj teklif

ettiğimde büyük bir incelikle kabul etti.

ALİ UYGUN

BEYİNLERE DOKUNAN DOKTOR

1-Mehmet Ali Bey bize kendinizden ve

kariyerinizden bahseder misiniz?

1959 yılında Konya’da doğdum. Beyin ve

sinir cerrahisi doktoru olarak Marmaris’te

görev yapıyorum. Konya Maarif Kolejinden

mezun olduktan sonra Hacettepe Tıp

fakültesini bitirdim. İhtisasımı Konya Selçuk

Üniversitesinde tamamladım. Konya Eğitim

Araştırma Hastanesinde baş asistan olarak

görev yaparken emekli oldum. Emekli

olduktan sonra da farklı özel hastanelerde

çalışmaya devam ettim.

2. Ailenizde pek çok sağlıkçı olduğunu

biliyorum. Bize ailenizin tıp geçmişini

anlatır mısınız?

Evet sağlıkçı bir ailenin oğluyum. Babam

rahmetli Ahmet Uygun dahiliye mütehassısıydı.

Annem Mübeccel Uygun ise diş hekimi.

Ben beyin cerrahıyım, kız kardeşim diş

hekimi. Şimdi oğlum diş hekimi, kızım da 15

gün önce doktor oldu. Amca çocuklarım ve

birçok akrabalarımız da sağlıkçıdırlar.

Aslında içinde bulunduğumuz Anadolu

toprakları sağlıkla çok iç içe. Hipokrat yıllarca

Kos adasında yaşamış. Lokman Hekim

Galenos Bergama’da yaşamış. Dünyanın ilk

tıp medresesi Gevher Nesibe Kayseri’dedir.

Birçok ünlü ilâçbilimci Anadolu’da yetişmiş.

Kısacası bu topraklar pek çok eczacı ve

hekim yetiştirmiş.

3-Tıp doktorluğu kendi terciniz miydi

yoksa bir aile geleneğini mi sürdürmek

istediniz?

Tabi ki ailemin de etkisi oldu, gözümü

açtığımdan beri sağlık camiası içindeydim.

Bir ara uçak mühendisliğini de düşünmedim

değil ama yine de tıp fakültesini tercih

ettim.

4-Beyin cerrahisi son derece zor ve yorucu

bir uzmanlık alanı. Böyle bir branşı

nasıl seçtiniz?

Planlanmış bir tercih değildi. Tıp fakültesi

4. Sınıftayken bir gün ufak bir trafik kazası

yaptım. Aslında küçük bir kazaydı. Bardan

çıkan bir seyyar satıcı arabamın arka tarafına

çarptı. Benden birkaç yaş küçük genç bir

çocuktu. İsmi Necatiy di. Yere düştü, biraz

alkollüydü. Görünürde herhangi bir şey yoktu.

Ben de tıp fakültesi öğrencisi olduğum

için “Seni hastaneye götüreyim” dedim.

Kendisi “Benim bir şeyim yok, iyiyim” dedi

ama herhangi bir sorun çıkma olasılığını

göz önünde bulundurarak ısrar ettim. Kabul

etti. Bu arada rahmetli babamın arabasını

da babamdan habersiz almıştım. Arabaya

yerleştirdim ve Hacettepe Tıp fakültesinin

aciline götürdüm. Bu arada Necati arabada

uyumaya başladı. Kapıyı açtım inmiyor. Bir

tuhaflık olduğunu fark ettim. Asistan ağabeyleri

çağırdım. “Oğlum bunda hafif hafif

uykuya meyil başlamış” dediler. Sedyeye

aldık, filmler çekildi. “İyi ki getirmişsin, beyin

kanaması var” dediler ve yarım saat sonra

ameliyata aldılar. Epidural homotom dediğimiz

beyin kanaması gerçekleşmiş. Beyinin

kemiği ile dış zarı arasında kan birikmesi

meydana gelmiş. Sabaha kadar bekledik.

Tabi bir de işin sosyal tarafı var. Hemen

Necati’nin ailesine ve kendi aileme haber

verdim. Neyse ki kurtuldu. O yıllarda Konya

da tek bir beyin cerrahisi uzmanı vardı. Yıllar

sonra kendisiyle birlikte çalışma zevkine

eriştim. Düşünebiliyor musunuz koca kentte

sadece bir tane beyin cerrahisi uzmanı var.

Eğer ben bu kazayı Konya da yapmış olsaydım

hastaneye götürdüğüm zaman Doktor

Demir beyin bulunması, hastaneye gelmesi,

filmlerin çekilmesi, ki o zamanlar Konya da

tomografi cihazı bile yoktu,hemen teşhis

konulması ve ameliyata alınması mümkün

değildi.Uzun zaman alacaktı ve Necati geri

dönülmez noktaya gelecekti. Onun hayatını

kaybetmesi ya da felçli kalması beni, bütün

hayatımı, eğitimimi her şeyimi olumsuz

etkileyecekti. O zaman beyin cerrahı olmaya

karar verdim. Eğer bu olayı yaşamamış

olmasaydım rahmetli babam gibi dâhiliye

uzmanı olmayı düşünüyordum. Hatta daha

tıp fakültesi 4. Sınıftayken dahiliye kitaplarımı

almıştım bile. Gerçi son sınıftayken 2 ay

beyin cerrahide intern olarak staj yaptım ve

orada beyin cerrahinin ne kadar zor olduğunu

gördüm. Asistanlar 48 saatin yaklaşık 32

saatini hastanede geçiyorlardı. Çok yoğun

bir tempo vardı, stres vardı. Hacettepe

84 Ağustos 2017


eyin cerrahisi Türkiye de 1 numaraydı,

şimdide eminim öyledir. Ben bu tempoyu

görünce neredeyse vaz geçiyordum ama

daha sonra beyin cerrahisinde devam ettim.

Çok yoğun tempoyla çalışıyorsunuz ve

yoruluyorsunuz. Evinize geldiğinizde

günün yorgunluğunu stresini kapının

dışında bırakabiliyor musunuz?

Maalesef bırakamıyoruz. Çünkü her şey

sadece fiziki yorgunluktan ibaret değil. Evet

gündüz belli bir yoğunluk ve ameliyatların

fiziki yorgunluğu var ama aslında olay

birkaç gün önceden başlıyor. Ameliyattan

önce doğru ameliyatı nasıl yapacağınızı

planlıyorsunuz dolayısıyla bunun yarattığı

bir gerginlik oluyor. Ameliyata giriyorsunuz,

elbette ameliyatın yorgunluğu oluyor

ama ameliyattan sonra da iyileşme süreci

başlıyor. Bu süreç kimi hastada 3 gün kimi

hastada 2 ay sürebiliyor. Bu dönemde

daima tedirgin bekliyorsunuz. Erken dönem

terslikler olabileceği gibi geç dönem terslikler

de olabiliyor. Bu bazen yapılan ameliyatla

ilgili olabiliyor, bazen anesteziyle ilgili

olabiliyor bazen de hastalığın kendisiyle

ilgili olabiliyor Bu da bizim devamlı gergin

ve yorgun beklememize yol açıyor ve evime

geldiğim zaman çoğunlukla kafam karışık

geliyorum.

6-Dinlenmek için neler yapıyorsunuz?

Eve gelince rahatlayabilmek için yarım saat

televizyonda ne varsa seyrediyorum. Aslına

bakarsanız ne seyrettiğim önemli değil

sadece ortamdan biraz uzaklaşmayı hedefliyorum.

Eşim de bunu bildiği için özen

gösteriyor ve hiç kimse yanıma gelmiyor.

Daha sonra bir şeyler yiyoruz ardından da

rahatlayabilmek için eşimle birlikte kısa

mesafe yürüyüşler yapıyoruz.

7-Kızınızın da kısa süre önce tıp fakültesinden

mezun olduğunu söylediniz. Çok

yoğun ve stresli bir uzmanlık alanınız var

ama işinizi çok sevdiğinizi görüyoruz.

Kendi yaşantılarınızdan yola çıkarak kızınızın

da aynı uzmanlık alanını seçmesini

ister miydiniz?

Biz onun kesinlikle cerrahi branşını seçmesini

istemiyoruz. Ben onun mümkün olduğu

kadar dahili branşlarda, gece uyuyabileceği,

hastayla ilişkisinin hasta yanından ayrıldıktan

sonra bitebileceği bir branş seçmesini

istiyorum. Bu hastayı hiç görmeyeceği

patoloji olabilir, biyokimya olabilir, cildiye

olabilir. Ben, ev hayatını da rahatlıkla

sürdürebileceği, eve geldikten sonra rahat

uyuyabileceği bir branş tercih etmesini çok

arzu ediyorum. Ama kızım tercihini bize

belli etmiyor, kendi isteğini bizden saklamaya

çalışıyor

8- Mesleki ve özel yaşamınızı sürdürmek

için Marmaris’i tercih ettiniz, nedeni

nedir?

Aslen Konyalıyız ama meslek gereği önce

Samsun’ da görev yaptım sonra Konya’ ya

geri döndüm. Ailemin çok eskiden beri Marmaris’

te bir evi var dolayısıyla Marmaris’ i

zaten çocukluğumdan beri biliyordum, yaz

aylarında buradaki evimize gelirdik. Şimdi

annem senenin büyük bir kısmını Marmaris’te

geçiriyor. Daha sonra kız kardeşim de

Marmaris’ e yerleşti. Böylece annem ve kız

kardeşim bir arada olmaya başladılar. Kız

kardeşim Marmaris’ te benim branşımda bir

boşluk olduğunu söyledi. Ben de annem

ve kız kardeşimle bir araya gelelim, birlikte

olalım diye düşündüm. Bu vesileyle Marmaris’

i tercih ettim. Burada sıfırdan, yepyeni

bir çevreyle başladım ama yavaş yavaş

kendime göre bir çevre oluşturduğumu

düşünüyorum.

9-Bir doktor için 25-30 yıllık hasta çevresini

bırakıp yeni bir çevre oluşturmak zor

bir karar. Marmaris’te yaşamaktan, verdiğiniz

karardan memnun musunuz?

Marmaris ‘te olmaktan çok memnunum.

Bilirsiniz Marmaris’ in girişinde bir inci heykeli

var. Dünyanın incisi anlamına geliyor.

Bu çok doğru bir anlatım. Mesleğim gereği

dünyanın pek çok ülkesini görme şansım

oldu. Derlerdi ki Havai dünyanın en güzel

yeri. Oraya da gittim. Ama samimi olarak

söyleyebilirim ki Marmaris hepsinden çok

daha güzel. Doğasıyla, körfezleriyle, koyarıyla,

gerçekten muhteşem.

10- Hastalarınızla konuştuğum zaman

bana tedavi konusundaki başarılarınızın

dışında kendilerine sevecen, sabırlı ve

olumlu yaklaşımlarınızdan söz ettiler.

Bunca stres altındayken bunu nasıl başarıyorsunuz?

Hastalarımın ve hasta yakınlarının hastalıklarıyla

ilgili bilgi edinme hakları olduğuna

inanıyorum ve elimden geldiğince hastalığı

izah etmeye çalışıyorum. Çünkü hasta da

karşıma hastalığının ne olduğu, başına neler

gelebileceği, tedavisinin olup olmayacağı

veya nasıl olacağı ile ilgili endişelerle geliyor.

Hastam soru sorduğu zaman cevabını

onların anlayabileceği şekilde veriyorum.

Yeter ki hem hastalarım hem de hasta yakınları

sorularını belli bir sırayla sorsunlar o

zaman bilgi aktarımı daha kolay ve anlaşılır

olur. Her soruya karşımdaki dinleyebildiği

kadar uzun cevaplar vermeye çalışıyorum

ve bundan müthiş keyif alıyorum.

11-Yapmak isteyip de yapamadığız bir

şeyler var mı?

Sörf yapmak istiyorum aslında. Şöyle bir

mantığım var mademki deniz kenarında yaşıyoruz,

bu denizden de yaralanmak lazım.

Birçok doktor arkadaşımla yaptığımız sohbetlerde

fark ettim ki arkadaşlarım yoğunluları

nedeniyle denizden yeterince yararlanamıyorlar.

Ben bunun üstesinden gelmeye

çalışıyorum ve ara ara sörf yapıyorum ama

yeterince ustalaştığımı zannetmiyorum. Bu

sene daha iyi olacağımı düşünüyorum.

Teşekkür ederim Mehmet Ali Bey. Başarılarınızın

devamını ilerim.

Röportaj: Gül Özdündar Şenay

Ağustos 2017

85


Düğün

Taşkıran Ailesinde

Sünnet Sevinci

Yücelen Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahi

Uzmanı Op. Dr Niyazi Taşkıran ile Maden

Şirketi işletmecisi Dilek Taşkıran’ın oğlu Yağız

Ege erkekliğe ilk adımı attı. Pineta Otel

bahçesinde gerçekleşen görkemli sünnet

törenine Yücelen Hastanesi yönetim kurulu

üyesi Erdinç Gürsoy, Hastane Başhekimi Erol

Kaya, Hastane doktor ve hemşireleri, Marmaris

cemiyet hayatının tanınmış simaları

ve kalabalık bir davetli topluluğu katıldı.

Davetlileri kapıda karşılayan Taşkıran çifti

ITK Koleji’nde okuyan oğulları Yağız Ege’nin

erkekliğe adım attığı bu günün de oğullarının

ilk mürüvvetini dostlarıyla paylaştılar.

Bu mutlu gününde 2 yaşındaki Beril Ece de

abisini yalnız bırakmadı.

86 Ağustos 2017


Düğün programına katılan yüzlerce

kişi, Özdemir Orkestrası’nın söylediği

bir birinden güzel şarkılar ve oyun

havaları ile coşarken, Erkekliğe ilk adımını

atan Yağız Ege ise arkadaşlarıyla

birlikte Palyoçoların animasyon oyunları

ve yüz boyamaları ile eğlendiler.

Bu mutlu anları fotoğraf sanatçısı

Türkcan Fidan ölümsüzleştirdi.

Ağustos 2017

87


Kutlama

Erhan ve Senem’den İlk Adım

Turizmci Semih Özkan'ın Tasarımcı ve Enerji terapi uzmanı

kızı Senem Özkan ile Modern Şifa Uzmanı ve Hipnoterapist

Erhan Çatı evliliğe giden yolda ilk adımı attılar. 40

kişilik yakın dost ve akrabalarının katıldığı nişan töreni

İçmeler’deki evlerinin bahçesinde gerçekleşti. Senem ve

Erhan çiftinin nişan yüzüklerini ise anneanne Fikriye Özbeyler

taktı. Ünlü Kuaför Mevlüt Bayındır’a ait saç modeli

ve Make-Up Demet Bayındır tarafından yapılan makyajla

Senem Hanım çok beğeni topladı.

‘Benimle Evlenir misin?’

İzmir’de yaşayan ve kurumsal bir şirkette ürün müdürü olan Güven Murat

Işık ve Diş Hekimi Merve Koçak tatil için geldikleri Marmaris’te güzel bir

anı yaşadılar. Kız arkadaşı ile 1 yıldır beraber olan Güven Murat Işık, ablası

Aysun Işık Dinler’in de katkıları ile güzel bir evlilik teklifi organizasyonu gerçekleştirdi.

Yat limanında birlikte yedikleri romantik bir yemeğin ardından

yürüyüş yaparak 19 Mayıs Gençlik Meydanı’na gelen genç çifti güzel bir

sürpriz bekliyordu; görkemli su gösterisi anında projektör ile yayınlanan

slayt gösterisi bitiminde ‘Benimle evlenir misin?’ sorusu ile karşılaşan Merve

Koçak şaşkınlığını gizleyemedi. ‘Evet’ cevabını alan Güven Işık sevgilisine

gül ve balonlar eşliğinde tek taş yüzük hediye etti.

88 Ağustos 2017


Düğün

Hayalleri gerçek oldu

İstanbul’da özel bir şirkette çalışan marka yöneticisi Başar Karaca ve IK

uzmanı Şeyma Karaca, hayalleri olan kumsal düğününü Marmaris’te

gerçekleştirdiler. En yakın arkadaşlarıyla birlikte masalsı bir ortamda

gerçekleşen düğün Özlem Organizasyon imzasını taşıyordu. Özlem

Organizasyon’un yaratıcı sahibesi Özlem Uysal’ın ‘Hawaii Beach Party’

konsepti ile gerçekleştirdiği düğün organizasyonu yaza damgasını vurdu.

Eğlenceli sahneleri ile hatırlanacak düğün Joya Del Mar Butik Otel’in

kumsalında yapıldı. Bu muhteşem organizasyonun anlarını İrfan Bilir

muhteşem kareleri ile ölümsüzleştirirken, DJ Tufan Uysal ise eğlenceli

şarkıları ile gecenin nabzını yükseltti. Geç saatlere kadar süren düğün

töreninde genç davetliler pistten inmedi. Çeşitli animasyonlarla tüm

davetliler bol kahkahalı düğün yaşadılar.

Mehmet ve Uliia ‘nın en mutlu günü

Anastasia Otel Koordinatörü Mehmet Kanar ve Moskovalı güzel Uliia Baryshko ile

dost ve akrabalarının katıldığı düğün töreni ile dünya evine girdiler. 2015 yılından

beri birlikte olan Kanar çiftinin bu mutlu gününde anne Ruşide Kanar ve Evgeniya

Baryshko da davetlilerle tek tek ilgilendi. Romance Otel kumsalında gerçekleşen romantik

düğün töreninde damat Mehmet Kanar tüm davetlilere tek tek teşekkür etti.

Ağustos 2017

89


Düğün

Funda ve Çağdaş’a

Çifte Düğün

Club Aida Otel’de mağaza işleten

eski banka çalışanı Funda (Şentürk)

Salgın ile su altı özel polisi olan Çağdaş

Salgın Barselona’da kıyılan nikahları ve

kutlamalarının ardından Joya Del Mare

Butik Otel’ de özel bir düğün organizasyonu

gerçekleştirdiler. 150 kişilik

özel bir organizasyon ile gerçekleştirdikleri

düğün töreninde gelin Funda

Salgın’ın şıklığı Londra’dan Wed2B,

damat beyin ise Damat markası imzası

taşıyordu. Hair Club Akın’dan Gülşah

Make-Up ve Vizyon Kuaför’den Cem’in

de şıklığını tamamladığı Gelin Funda

Salgın güzelliği ile göz kamaştırıyordu.

Az sayıda seçkin davetlinin katıldığı

düğün töreninde 6 kişilik nedimeler

de genç çiftin mutluluğuna ortak oldu.

Funda ve Çağdaş çiftinin bu mutlu

gününde dünür olan Havva Mehmet

Salgın çifti ile Havana Raşit Şentürk

çifti de davetlilerle yakından ilgilendi.

90 Ağustos 2017


Gizem &Hakan

Sonsuza Kadar Evet Dedi

Muğla’nın tanınmış ailelerinden Türkan ve İzzet Özcan çiftinin avukat oğlu

Hakan Özcan ile ile Marmaris’in köklü ailelerinden Naciye Samet Sayar çiftinin

güzel kızları avukat Gizem (Sayar) Özcan Muğla’da Saray Düğün Salonu’nda

gerçekleşen görkemli bir düğün töreni ile hayatlarını birleştirdiler. Binbeşyüzü

aşkın davetlinin huzurunda kıyılan nikah töreninde ise genç çift en anlamlı

‘evet’ lerini derken Marmaris Belediye Başkanı Ali Acar ve Gülten Abulafya

Gelinin şahidi, Muğla Barosu Başkanı Cumhur Uzun ve Ayşe Polat ise damat

beyin şahitliğini yaptı. Güzelliği ile göz kamaştıran Gizem Özcan’ın gelinliği ve

Hakan Özcan’ın damatlığı Vakko imzası taşıyordu. Kalabalık bir davetli grubunun

katıldığı düğün görkemli düğün töreninde sevilen sanatçı Coşkun Sabah

romantik şarkılarını Özcan çifti için seslendirdi. Hayatlarına Muğla’da devam

edecek olan genç çift balayına ise Hong Kong ve Çin’in Macau adasına gittiler.

Ağustos 2017

91


Etkinlik

Marmaris’te Ünlüler Geçidi

MFÖ

Sıla

2017 yazında Marmaris Belediyesi katkıları ile Açıkhava Tiyatrosunda

bir dizi konser gerçekleşti. Temmuz ve Ağustos aylarında gerçekleşen

konserlere Marmaris yaşayanlarının yanı sıra tatile gelen yerli ve yabancı

turistler de büyük ilgi gösterdi. Ata Demirer ile başlayan konserlerin

ikincisi Mazhar Fuat Özkan üçlüsüne aitti. Marmaris’e ilk kez

konsere gelen MFÖ grubu “burayı çok sevdik tekrar geleceğiz ayrıca

Marmaris için şarkı yazmayı da düşünüyoruz” dedi. Ünlü sanatçıları

ağırlayan Marmaris bu kez sevilen sanatçı Sıla konseri ile Marmarislileri

büyüledi. Alanı dolduran 6 binin üzerinde Sıla hayranı, yaklaşık üç saat

süren konserde güzel şarkıcıya, her şarkısında eşlik etti. İyeoka konseri

ise hayranlarından tam puan aldı. ABD'li şarkıcı yeni piyasaya çıkan

'Altın' adlı albümünden şarkılarını seslendirdi. Marmaris Amfi Tiyatro

Konserleri" kapsamında düzenlenen gecede sahne alan Sibel Can ise

"Lale Devri, "Kış masalı", "Hangimiz sevmedik" gibi sevilen şarkılarını

seslendirdi. Hayranlarından sık sık şarkılarına telefonlarının ışıklarıyla

eşlik etmesini isteyen Can, yaptığı dans figürleriyle de izleyenlere

keyifli bir gece yaşattı. Devam eden konserler kapsamında Münakaşa

adlı gösterisi ile Yılmaz Erdoğan izleyicileri ile buluşacak.

92 Ağustos 2017


Iyeoka

Sibel Can

Temmuz ve Ağustos aylarında

gerçekleşen konserlere Marmaris

yaşayanlarının yanı sıra tatile

gelen yerli ve yabancı turistler de

büyük ilgi gösterdi.

Marmaris açık hava

konserlerinde,

halkın güvenliğini

sağlayan İlçe Emniyet

Müdürlüğü amirleri

ve çalışanları da

objektiflerimize görev

anında yansıdı.

Ağustos 2017

93


Geceler

Kurtalan Ekspres

Davy Jones's'ta

Barlar Sokağının Rock Starı Davy Jones's

Bar rock severleri ünlü gruplarla buluşturmaya

devam ediyor. Efsane Rock grubu

Kurtalan Ekspres'i ağırlayan mekan geç

saatlere kadar müzik ziyafeti verdi. Sevilen

şarkıları birlikte seslendiren bar müdavimleri

gecenin sonunda ünlü rock grubu ile

bol bol fotoğraf çektirdi. Aykut Mertel ve

Köksal Sütçüoğlu yönetimindeki mekan yaz

kış himzet veriyor. Yerli ve yabancı turistlerin

de ilgisini çeken Davy Jones's haftanın her

günü açık.

96 Ağustos 2017


Hem müzikleri hem yemekleri ile

Tam bir ziyafet

Grand Yazıcı Club Marmaris Palace

Sea Food Restaurant

İçmeler mevkiinde bulunan Palace Beach

gündüz sahilleri ile olduğu kadar akşamları

da Sea Food restoranı ile müdavimlerine hizmet

veriyor.İçmelerin prestijli 5 yıldızlı otellerinden

Grand Yazıcı Club Marmaris Palace

yönetiminde olan restoran haftanın iki günü

canlı müzikleri ile de davetlilerine çok özel

saatler yaşatıyor. Deniz mahsülleri ve akdeniz

mutfağından oluşan yemekleri ve sahile sıfır

konumuyla özellikle Marmaris yaz akşamlarının

en gözde mekanlarından. Sea Food Restoran

yemekleriyle olduğu kadar müzikleri ile

de çok konuşuluyor. Ünlü sanatçı Ahmet Cemal

ve orkestrası yüzde yüz canlı performansı

ile her Cumartesi akşamı müdavimlerine eşsiz

geceler yaşatıyor. Mekanda ayrıca rembetiko

şarkılarının dünyadaki İzmirli temsilcisi Evrim

Ateşler ve orkestrası da her Pazartesi akşamı

Palace Beach Sea Food restoranda müdavimleri

ile buluşuyor. Haftanın her günü açık olan

mekan diğer akşamları da Dj Akif’in mekana

özel müzikleri ile eğlenceli saatler yaşatıyor.

18 30 ‘ da akşam servisine başlayan Sea Food

Restorana rezervasyonlu gitmenizi öneririz.

Ağustos 2017

97


Geceler

El Divino

Nostaljisi

Eski El divino Restoulonge sahipleri Hülya

ve Kenan Yaylalı çifti kendilerine ait Cosmopolitan

Otel’e taşıdıkları mekanlarında

‘Greek Night’ düzenlediler. Özel müdavimlerine

düzenledikleri bu özel gecede dünyaca

ünlü modacı Natalia Kurkina, turizmci İlhan

ve Semra Gündoğan çifti, Esra Ceyhun Eroğlu

çifti ve seçkin konuklar katıldı. El Divino

özel spesyallerinden oluşan menü davetliler

tarafından çok beğenildi. Yunan müzikleri

ile renklenen gece için davetliler Yaylalı

çiftine teşekkür etti.

İlhan Tarık

ve Selçuk

hayranlarını

coşturdu

Marmaris’in sevilen sesi İlhan Tarık

hayranları ile buluşmak için ekstra

sahne aldığı Fiskos Bar’da coşkulu

anlar yaşattı. Geniş repertuarı ve

sesi ile hayranlarını büyüleyen

İlhan Tarık. sahnenin sahibi sevilen

sanatçı Selçuk ile birlikte şarkılar

söyledi. Yaz ayı için özel olarak Marmaris’e

gelen İlhan Tarık İstanbul’da

bulunan Bizbize Fasıl’da haftanın

her günü sahne alıyor. Sesi ve fiziği

ile hayranlarını büyüleyen sanatçı

İlhan Tarık yıllara meydan okuyor.

98 Ağustos 2017


HIX Bar

Eğleniyor

Eğlendiriyor

İdris Akgül yönetimindeki HIX Bar Marmaris

akşamlarının vazgeçilmezi oldu. Yat limanında

özel konumu ve dekoru ile hizmet

veren mekan müdavimlerine eğlenceli dakikalar

yaşatıyor. DJ Cengiz'in Deep House

müzikleri ile çoşan müdavimler bistro ya da

localarda eğlenmenin keyfini doyasıya yaşıyorlar.

Rezervasyonla girilen HIX Bar'da özel

karışım içecekler de oldukça beğeniliyor.

İthal ve yerli içecek grupları ile de dikkatleri

çeken HIX Bar Marmaris'te alışılmış eğlence

anlayışının dışında hizmet veriyor.

Ağustos 2017

99


Yılmaz Taner

Geceler

Barlar Sokağında

Bir Hovarda

Barlar sokağında eğlence dünyasına hızlı bir giriş yapan Mustafa

Aşıkuzun yönetimindeki Club Hovarda ziyaretçilerinden tam

puan aldı. 2017 yazında hizmete giren mekan, dekoru, sahnesi,

ses ve ışık sistemi ile dikkatleri çekiyor. Sevilen sanatçı Serhatcan’ın

her Cuma gecesi sahne aldığı Hovarda geç saatlere kadar

durmaksızın eğlendiriyor. Geçtiğimiz günlerde Misafirperver

adlı albümünü çıkaran Yılmaz Taner ise Hovarda sahnesinde her

çarşamba hayranları ile buluşuyor. Yaz boyunca ünlü sanatçıları

ağırlamaya hazırlanan mekan yöneticisi Mustafa Aşıkuzun

“Marmaris yaşayanlarına ve tatil için Marmaris’i tercih eden tüm

eğlence severlere canlı ve coşkulu geceler yaşatmak için kapılarımız

yaz kış açık, sürprizlerimiz devam edecek” dedi.

Serhatcan

100 Ağustos 2017


Geçtiğimiz günlerde Misafirperver adlı albümünü

çıkaran Yılmaz Taner ise Hovarda sahnesinde her

çarşamba hayranları ile buluşuyor.

Ağustos 2017

101


Geceler

Yelken’e Lezzet Mutluluğa Evet

Marmaris’in lezzeti, dekoru, müzikleri ve sunumları

ile adından söz ettiren mekanı Yelken

Meyhane birbirinden özel gecelerle yat limanında

hizmetine devam ediyor. Yaz kış açık olan

mekan müdavimlerine tam kapasite hizmet veriyor.

Volkan Yaylalı ve Serkan Yaylalı yönetimindeki

mekan deniz ürünleri ve mezeleri ile tam

puan alıyor. Ünlülerin de tercihi olan mekana

rezervasyonlu gidilmesi tavsiye ediliyor. Mevsimine

göre balık çeşitleri de bulunan mekanın

müzikleri de oldukça beğeni topluyor. Özellikle

grup yemeklerinde ve kalabalık masalarda

mutlu insanların keyifle yemek yemesine alışık

olduğumuz mekanın objektiflerimize yansıyan

görüntülerini paylaşıyoruz sizlerle.

Uğur & Filiz Serin, Ali Lidar, Hakan Unudulmaz, Birol Tezcan,

Tuna Kiremitçi, Başak Buğday, Cemil Cahit Yavuz

Ot Dergisi Yazarları Marmaris’te

Serin Kültür Kitap Kafe’

‘de tanıtım ve imza günü

düzenlediler. Seminer sonrası

okuyucularına kitaplarını ve

Ot dergisini imzalayan yazarlar

günün sonunda yorgunluk gidermek

için Yelken Meyhane’yi

tercih etti. Harika bir yemek

yediklerini belirten Ot dergisi

yazarları kendilerini ağırlayan

Serin ailesine de teşekkür etti.

102 Ağustos 2017


Geceler

Zuhal Olcay

Budha Bar’da

Hayranlarıyla

Buluştu

Türkiye’nin önemli sanatçılarından Zuhal

Olcay Budha Bar sahnesinde sevenleri

ile buluştu. ‘Başucu Şarkıları 3’ isimli yeni

albümünden şarkılar seslendiren Zuhal

Olcay 3 saat aralıksız sahnede kaldı.

Sevenleri ile birlikte şarkılar seslendiren

Olcay’ı dinlemeye gelenler arasında ünlü

müzisyen Bülent Ortaçgil ve ünlü sanatçı

Gökçe de vardı. 2017 yaz aylarında ünlü

sanatçıları sevenleri ile buluşturmaya

devam edecek Budha Bar’da haftanın

belirli günlerinde Sinestezi ve Yağmur

Akoğlu sahne alıyor.

104 Ağustos 2017


Gezmek

Yaşamaktır

BAYRAMA ÖZEL İSTANKÖY TURU MUHTEŞEM DOĞASI İLE

RODOS

+ SİMİ

ADASI TURU

30 Ağustos -01 Eylül 2017 (2 gece, 3 gün)

01–03 EYLÜL 2017 (2 Gece,3 Gün)

kos adası

01-03 Eylül 2017 (2 gece, 3 gün)

27-29 Ekim 2017 (2 gece, 3 gün)

karadenİz - batum

30 Eylül – 5 Ekim 2017 (5 gece, 6 gün

TUR FİYATINA DAHİL HİZMETLER: Koral turizm rehberlik

hizmeti, butik otelde 2 gece-3 gün, oda- kahvaltı (sabah açık

büfe kahvaltı) konseptinde konaklama, İlk gün Şehir Turu,

Seyahat sigortası, Marmaris-Rodos, Rodos-Marmaris feribot

biletleri, Konforlu araçlarla ulaşım ve transfer hizmeti.

TUR FİYATINA DAHİL HİZMETLER: Koral Turzim rehberlik hizmeti, 4

yıldızlı otelde 2 gece-3 gün , oda- kahvaltı (sabah açık büfe kahvaltı)

konseptinde konaklama, Şehir turu, Köy turu, Seyahat sigortası, Kos-

Bodrum, Bodrum-Kos feribot biletleri, Marmaris-Bodrum, Bodrum-

Marmaris transfer ücretleri, Konforlu araçlar ile ulaşım hizmetleri.

TUR FİYATINA DAHİL HİZMETLER: 4 yıldızlı otellerde yarım

pansiyon konaklama(Akşam yemeği ve sabah kahvaltısı dahil),

Konforlu araçlar ile ulaşım, Batum gezisi, Profesyonel Koral

rehberlik hizmetleri, Ören yerleri giriş ücretleri, Zorunlu seyahat

sigortası, Marmaris-İzmir, İzmir-Marmaris havaalanı transferleri.

MASALSI

KAPADOKYA

TURU

14 - 17 Eylül 2017 (3 gece, 4 gün)

20 - 23 Ekim 2017 (3 gece, 4 gün)

5 yıldızlı otelde yarım pansiyon konaklama, tüm giriş

ücretleri ve rehberlik hizmeti dahil Kapadokya’nın

tadını çıkarıyoruz.

SAFRANBOLU

safran çİçeğİ hasadı

18 - 22 Ekim 2017

(4 gece, 4 gün)

MİSTİK

KAZ DAĞLARI

ve cunda adası

22 - 24 Eylül 2017 (2 gece, 3 gün)

13 - 15 Ekim 2017 (2 gece, 3 gün)

Kendinizi özel hissedin. Muhteşem bir butik otel,

harika bir doğa... Sadece 15 kişiye özel butik bir tur.

DOĞUNUN İNCİSİ,

MARDİN TARİHİN BAŞKENTİ

Ekim ayında gerçekleşek program ile ilgili detaylı bilgi için arayınız

Dünyanın en değerli

çiçeklerinden

safranın hikayesi

eşliğinde keyifli bir

tatil sizleri bekliyor.

Ege’nİn Cennet Adaları

Gökçeada-Bozcaada

21 - 24 Eylül 2017 (3 gece, 4 gün)

En keyifli gezi

ayı olan Eylül’de

gelin en güzel Türk

adalarını bizimle

keşfedin.

ARAPAPIŞTI KANYONU

VE KAVAKLIDERE TURU (GÜNÜBİRLİK)

türkülerle BİZBİZE MUĞLA

DAMLA DERESİ

(GÜNÜBİRLİK)

GÖCEK

GULET TURU

(GÜNÜBİRLİK)

Her ay iki tur düzenlenir

Turizme yeni kazandırılan Arapapıştı Kanyonu’nu ziyaret ediyoruz.

Kavaklıdere’de bulunan Yerküpe Mağarası da programımızda vardır.

Her ay iki tur düzenlenir

Doğa ananın cömertliğini sergilediği harika bir restaurantta lezzetli

bir öğlen yemeği eşliğinde, güzel türkülerle birlikte keyifli bir gün...

Her Cumartesi düzenlenir

Sadece gruba özel guletimizle Göcek’in en güzel koylarını geziyoruz.

İki haftada bir Fethiye’nin en ünlü yoga eğitmeni eşliğinde yoga

seansları.

Tur program detayları ve fiyatlar hakkında bilgi edinmek için lütfen arayınız

Rezervasyon: 444 80 98 (Ofis) | 0533 923 31 24 (Gsm)

info@koraltravel.com - www.koral travel.com

koralturizm

Similar magazines