HOTEL RESTAURANT MAGAZINE EKİM 2017 SAYISI

istmagmagazin

Editör

HostMilano Fuarı’ndayız!

Kurulalı henüz bir yıl oldu ama gastronomi turizmi

kulvarında sektörün ilgisini çekebilecek söylem ve

uygulamalarıyla adından sıkça söz ettirmeyi başardı. Belki

de gastronomi turizmi kavramı Kurucu Başkanı Gürkan

Boztepe’nin de söylediği gibi GTD’den önce hiç bu kadar

popüler olmamıştı, öyle bir kavram dahi yoktu… Ya da

öyleydi de vurgusu hiç bu kadar güçlü ve inançlı olmamıştı!

Sektörün en başından beri dikkat çeken oluşumlarından

GTD’nin yeni dönem projeleri ve 2018 hedefleri Başkan

Boztepe’nin samimi ve iddialı söylemleriyle bu sayımızda…

Üç yaşında başlayan mutfak yolculuğunda aşçılığı yemek

yapmanın ötesinde kitaplarla keşfetmenin, paylaşımlarla

çoğaltmanın, eğitmekle öğrenmenin, bilmekle sıfırdan

başlamanın erdemine çok genç yaşlarda erişen genç ve

deneyimli yemek uzmanı Ömür Akkor, Zennup 1844’te

gerçekleştirdiğimiz özel yemek çekimi ve ilgi çekecek

röportajı ile bu ayın şefin gözünden konuğu…

Büyük yedi odalı üç salonlu eski bir Bursa evinde annenin

maharetle kurduğu Türk ve Saray mutfağının en seçkin

tatlarıyla geçer çocukluk ve ilk gençlik yılları. Akranları

kek, poğaça yapmanın derdindeyken o başucu edindiği

yemek kitaplarıyla ilk turşusunu kurar… Yine o kitaplarla

Saray mutfağını işin ustalarından büyük bir iştahla

hatmeder… Bir hobi olarak girdiği mutfak, yıllar geçtikçe

kendi gibi yemeğin ruhundan, enerjisinden, ritminden

anlayan gustosu geniş insanlara kapılarını açar, coşar sel

olur. Tıpkı Türk ve Saray mutfağının Bodrum’daki usta

temsilcisi Marmarina Saraylı Mutfak Koordinatörü Gülşen

Coşanöz’ün hikayesi gibi. Coşanöz’ü işte kadın bölümüzde

ağırladık…

Türkiye turizminden en güncel gelişmeler, gündeme ilişkin

makaleler, sektörel araştırmalar, özel çekimler ve röportaj

konuları ile bu ay da dopdoluyuz! Üstelik otel, restoran,

kafe, yiyecek/içecek hizmetleri, perakende, kitle piyasa

ve otel endüstrilerine yönelik olarak bu yıl 20 -24 Ekim

tarihleri arasında 40. sını Fieramilano’da gerçekleştirecek

olan HostMilano Fuarı sebebi ile Türkçe-İngilizce olarak!

Keyifli okumalar dilerim.

We are in HostMilano Fair!

Gastronomy has succeeded in making itself mentioned most

often in tourism lane thanks to its discourse and applications

which can attract the attention of the sector although it has been

only one year since it was established. As Founding Chairman

Gürkan Boztepe says, the concept of gastronomy tourism hasn’t

been probably so popular before GTD; there hasn’t been such a

concept, either… Or, it had been so but the emphasis hasn’t been

so keen and strong! Among the formations which have attracted

the attentions in the sector since the beginning, new-season

projects and 2018 targets of GTD are available in this issue along

with sincere and assertive expressions of Chairman Boztepe…

Having reached to merit of discovering cookery through books

beyond cooking through the path to cuisine starting at the age

of three, scaling off through sharing, learning through teaching

and starting over from scratch while knowing, Ömür Akkor,

the gastronome, is the guest of ‘in chief’s eyes’ in this month

with special cooking shot and interesting interview performed in

Zennup 1884…

He spent his childhood and early youth years with the most

outstanding tastes of Turkish and Court cuisine created by his

mother talentedly in an old and huge Bursa house with seven

bedrooms and three living rooms. While his peers were troubled

with making cake and pastry, he pickled for the first time with

the help of cookery books used as reference books… Again

with those books, he read court kitchen from the masters from

cover to cover with a great appetite… The kitchen he took up

as a hobby opens, over the years, its doors to people with wide

gusto understanding the spirit, energy and rhythm of a meal

like, lets itself go and floods. It is exactly like the story of Gülşen

Coşanöz, the Coordinator of Marmarina Saraylı Mutfak, master

representative of Turkish and Court cuisine in Bodrum. We have

welcomed Coşanöz in our part ‘Here is the Woman’…

We are pulsing with the most actual developments in Turkish

tourism, articles about the agenda, sectorial researches, special

shots and interview topics in this month, too! Top all, we are

both in Turkish and English because of HostMilano Fair to be

performed for 40th time in Fieramilano between September 20

and 24 this year on hotels, restaurants, cafes, food / beverage

services, retail, mass market and hotel industries!

I wish you moments of pleasure through reading.

Hatice Ünal Bilen

İmtiyaz Sahibi

İSTMAG MAGAZİN GAZETECİLİK

İç ve Dış Tic.Ltd.Şti. Adına H. FERRUH IŞIK

GENEL MÜDÜR

SORUMLU MÜDÜR

YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ

YAYIN DANIŞMANLARI

MEHMET SÖZTUTAN

mehmet.soztutan@img.com.tr

YUSUF OKÇU

yusuf.okcu@img.com.tr

HATİCE ÜNAL BİLEN

hatice.unal@img.com.tr

Prof. Dr. HÜSNÜ GÜNDÜZ

Prof. Dr. İSMAİL KAYA

Doç. Dr. Murat Doğdubay

GÜRKAN BOZTEPE

Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı

TURGUT AY

Türkiye Aşçılar ve Şefler

Federasyonu Başkan Yrd.

REKLAM KOORDİNATÖRÜ

CONSEPT TASARIM

BİLGİ İŞLEM

SOSYAL MEDYA

FOTOĞRAF EDİTÖRÜ

KAPAK FOTOĞRAFI

KAPAK MEKANI

EMİR ÖMER ÖCAL

emir.ocal@img.com.tr

FATMA DEMİRBAĞ

fatma.demirbag@img.com.tr

Emre YENER

emre.yener@img.com.tr

Songül ÇEK

songul.cek@img.com.tr

Hakkı GÜNERKAN

hakki.gunerkan@img.com.tr

Ümit Başer ALKAÇ

Zennup 1844

website

www.hotelrestaurantmagazine.com

e-mail

info@img.com.tr

KURUMSAL İLETİŞİM MÜDÜRÜ

MUHASEBE ve

FİNANS MÜDÜRÜ

ABONE ve DAĞITIM

CTP - BASKI

İRTİBAT BÜROLARIMIZ

ADRES

EBRU PEKEL

ebru.pekel@img.com.tr

MUSTAFA AKTAŞ

mustafa.aktas@img.com.tr

NURTEN DEMİR

nurten.demir@img.com.tr

Vizyon Basımevi

Deposite İş Merkezi A6 Blok

Kat:3 No:309 Başakşehir

Tel: 0212 671 61 51

info@vizyonbasimevi.com.tr

BURSA +90.224 211 44 50-51

KONYA +90.332 238 10 71

Evren Mah. Bahar Cad.

Polat İş Merkezi B Blok No:1 Kat:4

Güneşli-Bağcılar/İstanbul

Tel: +90 212 604 51 00

Faks: +90 212 604 51 35

hotel & restaurant hi-tech dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. hotel & restaurant hi-tech dergisinin bütün yayın

hakları İletişim Magazin Gazetecilik San. ve Tic. A.Ş.’ye aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yaygın süreli bir yayın olan hotel & restaurant hi-tech dergisi ayda bir yayınlanır.


içindekiler

30

antre

10 Sektörden kısa haberler

gündem

16 Zincir yerlilerin elinde

18 Tunç Batum: Turist sayısı artarken

kişi başı harcama düşüyor

22 Doluluklar iki yıl öncesini yakaladı

23 Çinli seyahat severler eski

alışkanlıklarını değiştiriyor

24 B2B Workshop İstanbul ve eğitim

turları tamamlandı

26 İstanbul aşkı yeniden alevlendi

28 Timur Bayındır umut verdi!

29 Artaş Grubu Otelleri, rotayı

Asya’daki müslümanlara çevirdi

yeni yatırımlar

30 Adalet Turan Tekstil’den

turizme 4’ü 1 arada yatırım

36 44

34 Sofa Hotel ve Marriott International

güçlerini birleştirdi

36 The Ritz-Carlton, Istanbul

yenileniyor

38 Hilton, Afrika Büyüme Girişimi’ni

başlatıyor

40 Muş Havalimanı’nın temel atma

töreni gerçekleşti

yatırım röportaj

42 Deniz Dikkaya: Anadolu Yakası’nın

liderliğini yeniden ele geçirdik

iş’te kadın

44 Saray mutfağının altın eli;

Gülşen Coşanöz

marka

48 Şemsiye Evi, iç pazar gücünü

uluslararası fuarlarla artırıyor

52 RATIONAL mutfağınızı internet

ağına bağlıyor

56 SUNNY ileri teknoloji ve yüksek üretimde

sınır tanımıyor

60 Yunus Emre Dişkaya: Önceliğimiz ürün

çıkarmak değil, tasarım ve fonksiyonelliği

üst seviyeye taşımak

62 Felda Iffco Horeca kanalında da iddialı

adımlarla yürüyor

64 İş kıyafetlerinde öncelik iş sağlığı ve

güvenliği

marka güncel

66 Sektör firmalarından kısa haberler

şef’in gözünden

68 Özüyle yemek uzmanı: Ömür Akkor

gastro güncel

72 Gürkan Boztepe: GTD’den önce

gastronomi turizmi diye

bir kavram yoktu!

76 Brandzone Türk tüketicisinin kahve

alışkanlıklarını masaya yatırdı

www.hotelrestaurantmagazine.com


gastro etkinlik

80 Gastromasa için geri sayım başladı

82 İstanbul Coffee Festival’de 40 bin

kahvesever buluştu

86 Nermin Yurtoğlu: Kahveyi bilmem

ama bu festivalin hatırı

40 yıl sayılabilir

88 Ankara kahveye doydu

90 Hellmann’s Burger Fest 3. kez

gerçekleşti

92 NESCAFÉ’den Dünya Kahve

Günü’nde kışa özel reçeteler

94 Polonez’den Gastro Entertainment’a

özel lezzet şovu

gastro aktüel

96 Gastronomi sektöründen kısa

haberler

hijyen

68 106

yeni mekan

104 İtalyan mutfağı tutkunlarının

Ankara’daki yeni adresi: Rossetti

hotel-tech

106 Verifone hayatı kolaylaştıran yeni

nesil çözümler sunuyor

108 McDonald’s’ın tercihi Profilo S900

ECR Yazar Kasa POS

110 Dijital pazarlama yapmak için

6 neden

fuar

112 Cersaie Fuarı’nın sonbahar

trendleri Ege Seramik’te

114 HotelEquipment ve FoodProduct

dev etkinlikler için Ocak ayını

bekliyor

116 Avrupa’nın tadına bak

kampanyasına Food İstanbul’da

yoğun ilgi

120 Travel Turkey İzmir turizme umut olacak

122 3 sektörü buluşturan fuara

25 bin ziyaretçi

124 3 bin lezzet sever Lezita ürünleriyle

tadım yaptı

126 Danilo Zanna “Rama Krema ile

Kazandıran Makarna” etkinliğine

renk kattı

ürünler

128 Yeni ürünler

82

102 Diversey’den Çekmeköy’de Güvenli

Gıda için anlamlı destek

118 Sirha dünyanın en prestijli

yarışmalarına ev sahipliği yapıyor

104

www.hotelrestaurantmagazine.com


10

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Setur Marinaları acil müdahale

botlarını hizmete aldı

Setur Marinaları, tesis içi ve yakınındaki teknelerin acil durum ihtiyaçlarına

cevap vermek üzere Türkiye’de ilk kez çok maksatlı acil müdahale botlarını

hizmete aldı. Başlangıçta Setur Marinaları’nın Antalya ve Marmaris Netsel

marinalarında hizmete giren botlar, yangından hasta tahliyesine, tekne

yedeklemeden yüksek debili su tahliyesine kadar pek çok hizmeti bir arada

verebiliyor.

The Marmara Bodrum

sonbaharı “Sarı Yaz”

fırsatlarıyla karşılıyor

The Marmara Bodrum “Sarı Yaz” fırsatı ile sonbaharda

kalabalıktan uzak tatil yapmak isteyenlere keyifli bir seçenek

sunuyor. Üstelik misafirlerine bu dönemde %10 indirim imkanı

veren otel, odalarda upgrade uyguluyor. Sonbaharın yumuşak

esintileri eşliğinde dilerseniz The Marmara Bodrum’un doğayla

manzaranın birleştiği terasında havuz kenarında güneşin tadını

çıkarabilir; ya da shuttle imkanı ile plaja ücretsiz inebilirsiniz.

Kerem Demircan, TÜROB

Yönetim Kurulu’nda

Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Yönetim Kurulu’na yeni bir isim atandı. The-Ritz

Carlton Almatı Genel Müdürlüğü görevine atanan Can Göktaş’ın TÜROB Yönetim

Kurulu Üyeliği’nin sona ermesiyle İstanbul Midtown Hotel Genel Müdürü Kerem

Demircan, yeni Yönetim Kurulu Üyesi oldu. 2007 yılında bu yana İstanbul Midtown

Hotel Genel Müdürlüğünü sürdüren Demircan, kariyeri boyunca, Divan İstanbul,

Hyatt Regency, Sheraton Hotels ve The Sofa Hotel’de yöneticilik pozisyonlarında

görev aldı. İstanbul Üniversitesi Turizm İşletmeciliği mezunu olan Demircan, gelir

yönetimi, işletme yönetimi, satış&pazarlama, misafir memnuniyeti ve ağırlama,

yiyecek-içecek alanlarında uzmanlaştı.

TAV Havalimanları’nda yüzde 3,76 hisse satışı

TAV Havalimanları’nın kurucu ortaklarından Tepe İnşaat ve Sera Yapı hisselerinin bir kısmını yabancı kurumsal yatırımcılara sattı. Tepe

ve Sera yönetim kurulunda yer almaya devam ederken, Sani Şener 2020’ye kadar İcra Kurulu Başkanlığı görevini sürdürecek.


12

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Hilton Kozyatağı’na 3 yıl üst üste

‘Türkiye’nin En İyi Şehir Oteli’ ödülü

Dünyanın en prestijli turizm ödülleri olarak nitelenen World Travel

Awards, Rusya’nın St. Petersburg kentinde düzenlenen ödül

töreninde sahiplerini buldu. Bu yıl 24.’sü düzenlenen Dünya Turizm

Ödülleri 2017’de Hilton İstanbul Kozyatağı, Türkiye’nin En İyi Şehir

Oteli seçildi. Eylül 2014’te, Hilton Hotels& Resort markasının İstanbul

Anadolu Yakası’ndaki ilk oteli olarak kapılarını açan otel, 2015 ve 2016

yılında da Türkiye’nin En İyi Şehir Oteli’ ödülünün sahibi olmuştu.

“Masallar Diyarı Kapadokya”

Tırı Samsunluları büyüledi

Dünyanın en eşsiz rotalarından biri olarak kabul edilen Kapadokya ve Nevşehir

bölgesinin tanıtımı için Nevşehir Valiliği’nin talimatı ve Ahiler Kalkınma

Ajansının destekleri ile oluşturulan Masallar Diyarı Kapadokya projesi il il

dolaşmaya devam ediyor. Proje kapsamında son teknoloji ile donatılan Mobil

Kapadokya TIR’ı Samsun Cumhuriyet Meydanında eşsiz bir Kapadokya deneyimi

sundu. Masallar Diyarı Kapadokya projesi ile Nevşehir’in tarihi ve doğal

güzellikleri Türkiye’nin dört bir yanında son teknoloji ile tanıtmayı hedefliyor.

Tanıtım TIR’ı Nevşehir’den hareket ederek sırasıyla Adana, Mersin, Antalya,

Bodrum, İzmir, Bursa, İstanbul ve Ankara’da meydanlarda vatandaşlara ulaştı.

Metin’s Gümüşlük sezon galasını ünlü sanatçı

Recep Aktuğ ile yaptı

Bodrum yarımadasının en güzel yeri Gümüşlük’te 700 kişilik misafir ağırlama alanı ile hizmet veren Metin’s Gümüşlük sezon

galasına 23 Eylül Cumartesi akşamı, sanat camiasının önemli isimlerinden biri olan Recep Aktuğ ile imza attı. Taş yapısı ve ahşap

dokusuyla hazırlanmış, gösterişli yapısına rağmen, titizlikle hazırlanmış, Bodrum’un taşlarıyla inşa edilmiş son derece sıcak ve şirin

bir ortam ile kalplere dokunan Metin’s Gümüşlük, önümüzdeki sezon konaklama tesisiyle de hizmet vermeye başlayacak.

Şah inn Paradise

Tatil Köyü’ne

10. sezonunda iki belge

Alternatif turizmin öncüsü Kamer Holding, hizmet sektöründeki

yolculuğunun 17. yılında yine bir ilki gerçekleştirerek bünyesinde

bulunan Şah inn Paradise Tatil Köyü’ne Türk Standartları Enstitüsü

& Avrupa Kalite Teşkilatından TS EN ISO 9001:2015 Kalite Yönetim

Sistemi Belgesi ve TS EN ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi

Belgesi almaya hak kazandı. 167 bin metrekare alan üzerine

konumlanmış kendine özel 400 metre uzunluğunda Mavi Bayrak

ödüllü plajı bulunan tatil köyü, aynı zamanda Kültür ve Turizm

Bakanlığı’ndan çevre duyarlılığı ile 2014 yılından bu yana Yeşil Yıldız

ödülüne sahip.


14

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Erciyes Çin’de görücüye çıktı

Global çapta tanıtım ve pazarlama çalışmalarına ağırlık veren Erciyes Evrensel Kış

Sporları ve Turizm Merkezi, Çin’in başkenti Pekin’de düzenlenen ve kış sporlarının

en büyük buluşması olan ‘Dünya Kış Sporları Expo Pekin 2017’ (World Winter Sport

Expo 2017) Fuar’ında tanıtıldı. Çin turizm ve kış sporları camiasında yoğun bir ilgiyle

karşılandıklarını belirten Kayseri Erciyes A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Murat Cahid

Cıngı, “Organizasyon ilk gününden itibaren çok yoğun bir tempoda geçti. Konferanslar,

workshoplar, yuvarlak masa toplantıları düzenlendi. Kış sporlarının global gelişiminin de

ele alındığı bu çalışmalarda çok faydalı bilgiler edindik ve camiadan çok önemli insanlarla

tanıştık. Dünyanın dört bir yanından gelen profesyoneller ve ziyaretçilere Erciyes

Kayak ve Kış Sporları merkezinin sportif ve turistik imkanları hakkında bilgilendirme

faaliyetlerinde bulunduk. Erciyesimiz açımızdan çok verimli bir fuar oldu. Bu ve benzeri

tanıtım çalışmaları ile Erciyes’in uluslararası alanda bilinirliğini artırıp, kış sporlarında

bir marka haline getirme hedefiyle çalışmalarımızı durmaksızın sürdürüyoruz” dedi.

Mövenpick Hotel Istanbul’a

“Avrupa’nın En İyi İş Oteli” ödülü

Mövenpick Hotel Istanbul, World Travel Awards 2017 “Avrupa’nın En İyi İş Oteli” ve

“Türkiye’nin En İyi Konferans Oteli” ödüllerinin sahibi oldu. Bozkurt Atabek elde ettikleri

bu başarıyla ilgili olarak “Mövenpick Hotel Istanbul kapılarını açtığı 2003 yılından bu

yana, misafirlerinin beklentilerinin de ötesine geçen kişiye özel hizmet anlayışı ve özgün

servisleriyle konuklarını ağırlamaya devam ediyor. Her zaman mükemmelin peşinde koşan

deneyimli ekibimizle birlikte, bizi konaklama, toplantı ve gastronomi alanında farklı kılan

değerlerimizi ve misafir memnuniyetine yürekten bağlılığımızı hem iş hem de tatil amaçlı

seyahat eden konuklarımıza yansıtmaya devam edeceğiz. Bu önemli başarıyı mümkün

kılan ekibimize çok teşekkür ediyorum” dedi.

Skal International

İstanbul Kulübü yaza veda etti

Skal International İstanbul Kulübü tarafından düzenlenen Dünya

Turizm Günü ve Yaza Veda Partisi 27 Eylül 2016, Çarşamba

akşamı Mövenpick Hotel İstanbul Golden Horn’da üyelerin ve

eşlerinin katılımıyla gerçekleşti. Bu anlamlı günde konuşma

yapan Bahar Birinci, “2017-2018 sezonunun ilk buluşmasında

tekrar bir arada olmaktan mutlu olduğumu ifade etmek isterim.

Skal International İstanbul Kulübü olarak Türkiye’ye ve turizme

katkıda bulunmaya, ülkemizin bu konuda gelişmesi için elbirliği

ile çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bu vesileyle hepinizin

turizm gününü kutlarım. Ayrıca bu güzel günde, bu güzel

mekanda, yaklaşan kış mevsimine merhaba demeden geride

bıraktığımız yaza da hep beraber veda edelim” dedi.

Haydi kayağa

Kristalize kar dokusuna sahip Palandöken’in en güzel konumunda ve İstanbul’dan

sadece 2 saat uzaklıkta bulunan Polat Erzurum Resort Hotel yeni sezon için hazır.

Modern ve güvenli 4 kişilik liftleri, otelin hemen önünde yer alan telesiyej sistemi,

herkesin ısıtmalı özel dolabı olduğu 500 metrekarelik modern kayak odası ve karda

çocuk oyun alanı ile kayak tutkunlarının vazgeçilmez adresi. Suni Karlama Sistemi

sayesinde kış sezonu boyunca kesintisiz kayak keyfi sunan Polat Erzurum Resort

Hotel’de pistlerin ışıklandırılmış olması sebebi ile gece kayağı yapılabiliyor. Kolay,

orta, zor kategorilerinde toplam 23 adet pist olan Palandöken’de 4 adette doğal

pist bulunuyor. Otele ait olan telesiyej sistemi ile dağ üzerinde bulunan kayak

noktalarına kolay ve hızlı ulaşım sağlanıyor.


hotel restaurant

16 & hi-tech

gündem

Zincir yerlilerin elinde

TÜROB’un zincir oteller araştırmasına göre, Türkiye’de 44’ü yerli, 16’sı yabancı

olmak üzere 60 otel zinciri faaliyet gösteriyor. Zincir otellere bağlı olan 517 otel

bulunuyor. Yerli zincirler yurt dışında da 30 otele sahip.

Son iki yıldır turizm sektöründeki

sıkıntılara rağmen Türkiye

otelcilikteki cazibesini korumaya

devam ediyor. Hemen hemen dünyanın

tüm büyük otel markaları Türkiye’de

faaliyet gösterirken, yerli zincirler de

piyasadaki iddiasını sürdürüyor. Türkiye

Otelciler Birliği (TÜROB), Türkiye’de

faaliyet gösteren zincir otellerin haritasını

çıkardı. TÜROB zincir oteller araştırmasına

göre, Türkiye’de 44’ü yerli, 16’sı yabancı

olmak üzere 60 otel zinciri faaliyet

gösteriyor. Zincir otellere bağlı olan 517

otelde oda sayısı ise 116 bin 310 adet

düzeyinde bulunuyor. 517 otelin 205’si

yabancı zincirlere ait. Yabancı zincirlerin

oda sayısı ise 36 bin 968. Yani otelcilik

piyasasında ağırlık 312 tesis ve 79 bin 342

odayla yerli zincirlerin elinde bulunuyor.

Hilton en büyük zincir

Araştırmaya göre, hem oda hem otel

sayısı açısından Hilton Worldwide zinciri,

Türkiye’de faaliyet gösteren en büyük

zincir olarak öne çıkıyor. Bünyesinde Curio,

Conrad, Waldorf, Hilton, Double Tree by

Hilton, Hilton Garden Inn ve Hampton

by Hilton markalarını bulunduran Hilton

Worldwide’ın Türkiye’de toplam 10 bin 848

odalı 54 oteli bulunuyor. Raffles, Fairmont,

Sofitel, Pullman, Swissotel, Mercure,

Novotel ve Ibis otellerinin sahibi Accor

Grubu, tesis sayısı bazında ikinci sırada yer

alıyor. Accor Grubu’nun 36 otelde toplam

1.589 odası bulunuyor.

Rixos toplamda üçüncü, yerlide ilk sırada

Toplam sıralamada üçüncü olan Rixos,

aynı zamanda Türkiye’nin en büyük yerli

zinciri unvanını taşıyor. Rixos Grubu’nun

15’i yurt dışında olmak üzere 26 otelinde

8 bin 721 oda bulunuyor. Tesis sayısında

toplam sıralamada üçüncü olan Rixos,

oda sayısında ise Hilton’dan sonra ikinci

sırada yer alıyor. En büyük zincir oteller

sıralamasında daha sonra sırayla 23

otel ile Wyndham, Wyndham Grand,

TRYP by Wyndham, Ramada, Hawthorn

markalarının sahibi Wyndham; 20 otel ile

Sheraton, Westin, St. Regis, W Hotels, Le

Meridien, Four Points, Aloft markalarının

sahibi Starwood Hotel; 19 otel ile Anemon

Hotels; 18 otel ile Divan Hotels; 17 otel ile

Dedeman International geliyor. Listenin

10’unca sırasında 4 zincir birden var. 13’er

otel ile Crystal Hotels; Intercontinental,

Crowne Plaza ve Holiday Inn markalarının

sahibi Intercontinental Group; Radisson

Blu ve Park Inn markalarının sahibi

Rezidor ve Kaya Hotels 10’uncu sırayı

paylaşıyor.

Yerlilerin 30 oteli yurt dışında

Yerli zincirlere ait 312 otelin 30’u, 79

bin 342 odanın da 6 bin 394’ü yurt

dışında yer alıyor. Yerli zincirlerden

Rixos’un yurt dışında 8 ülkede 15 oteli,

D Hotels&Resort’un 3 ülkede 4 oteli,

Divan Hotels’in 3 ülkede 3 oteli, Dedeman

International’in 2 ülkede 2 oteli faaliyet

gösteriyor. Ayrıca Kaya Hotels, Titanic

Hotels, The Marmara Hotels ve Prens

Grup’un (Euphoria Hotels) yurtdışında 1’er

oteli bulunuyor.


18

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Tunç Batum: “Turist sayısı

artarken kişi başı harcama

düşüyor”

Yaşanan olumsuz gelişmeler neticesinde turist

sayısında yaşanan ciddi düşüş önemli ölçüde

giderilirken turist sayısındaki artış turizm gelirine

yansımadı. 2017 turist rakamlarında 2015 yılı

yakalanmasına rağmen kişi başı turist harcaması

sürekli düşmesi nedeniyle gelirler 2015 gelirinin

çok gerisinde kaldı.

Türkiye’nin maruz kaldığı dış politika

şoklarının ardından yaşanan turist

kaybı yerini telafiye bırakırken

gelir kaybındaki düşüş tam anlamıyla

giderilemedi. Uzmanlara göre 2017

yılında Türkiye’ye gelen turist sayısında

büyük bir artış ile 2015 rakamları

yakalanmasına rağmen oda başı fiyat

düşüklükleri kurdaki değişiklik nedeniyle

gelir kaybı yaşandı. Doluluk oranlarında

artış devam etmesine rağmen turist başı

harcama ve oda başı ortalama gelir de

gelir kaybı telafi edilemedi.

Konuyla ilgili açıklama yapan Hilton

Dalaman Sarıgerme Resort & Spa

Genel Müdürü Tunç Batum, “2017

başında yaptığımız tahminlerde “Bu yıl

doluluklarda yüzde 20 cirolarda yüzde

15 artış sağlarız” beklentisi vardı. Bu

beklentimiz 2017 için gerçekleşecek

gibi gözüküyor. Cirodaki bu artış

yüzdesi, enflasyon etkisine rağmen

gelirleri döviz cinsinden olan otellerde

kur etkisi sebebiyle doğrudan karlılığa

yansıyacaktır. Doluluklar 2015 yılı

rakamlarını Akdeniz ve Marmara

bölgelerinde yakaladı, Ege bölgesi

dolulukları nispeten daha geriden takip

etti. 2017 yılında ülkemizi ziyaret eden

yabancı ziyaretçi sayıları geçtiğimiz

yıla oranla yüzde 23 artı ile kapatır diye

tahmin ediyoruz. 2017 yılında Avrupa

pazarında yaşanan ciddi kayıp oranlarına

karşı en büyük cankurtaran Rusya pazarı

ve Ortadoğu pazarı oldu. İç pazarın

sürekli gelişme trendi de otellerin nefes

almasında önemli bir etkiydi” şeklinde

açıklama yaptı.

Batum açıklamasına şu şekilde

devam etti: “Tur operatörleri 2017’de

dolulukların artmasına çok yardımcı

oldular ancak oteller oda başı satış

fiyatlarını ekonomik ve jeopolitik kriz

nedeniyle artırmayı başaramadılar. Bu

da, son yıllarda düşmeye devam eden kişi

başı harcama oranlarının doluluk artışına

rağmen aşağı yönlü seyrine devam

etmesine neden oldu. Maalesef bu tablo

2018’de de bu şekilde devam edecek gibi

gözüküyor. Kişi başı gelirlerde, oda başı

ortalama gelirde 2014-2015 rakamlarını

ancak 2019-20 sezonunda yakalarız diye

düşünüyorum.”

Bu anlaşma Muğla’yı turizmde uçuracak!

Turizm sektörü geçtiğimiz yıllarda yaşadığı kayıpları telafi yönünde adımlar

atarken, sektör temsilcileri Hintli turistleri Türkiye’ye çekmek için kolları sıvadı.

Son aylarda yaşanan gelişmeler sonucu Avrupalı ve Rus turist sayısında ciddi

azalma sonucu zor günler yaşayan Türk turizmi atılan adımlar sonucunda 2017

yılını kayıpları telafi yılı olarak tamamlamak üzere. Konuyla ilgili açıklamalarda

bulunan Tunç Batum, “Bu nedenle biz de gözümüzü Hint pazarına çevirdik.

Hint Pazarı tanıtımına ilk önce DOKTOB (Dalaman Ortaca Köyceğiz Turistik

Otel ve işletmeciler Birliği) Başkanı Yücel Okutur ve Yönetim Kurulu Üyesi

Fulya Okutur ve Türk-Hindistan Turizm Konseyi (TITC) Başkanı Emin Çakmak

öncülüğünde başladık. Muğla bölgesi Valiliği ve Belediyeleri, Ticaret Odaları,

STK’lar, Turizm bakanlığı, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı seviyesinde devam

eden büyük destekle pazarlama ve ilişki yatırımına ciddi katkılar sağladık. Bu

katkıya sonrasında tüm büyük turizm şehirlerimiz de destek çıktı. Bu bağlamda

Hindistan’ın en büyük seyahat acenteleri birliği TAFI’nin yıllık kongresi Hilton

Dalaman’da, Muğla’mızda gerçekleşiyor. Hindistan’dan toplamda 600’ü aşkın

acente ülkemizi ilk defa ziyaret etme fırsatı bulacak. Bu ciddi çaba ve emeğin

sonucu gerçekleşen Kongrenin de çok hızlı geri dönüşleri olacağına inanıyoruz.

Bununla birlikte Hindistan’ın dev bir endüstrisi olan film endüstrisinin de ileri

gelenlerini bölgemizde ağırladık” şeklinde konuştu.


20

hotel restaurant

& hi-tech

agenda

Tunç Batum: “As numbers of tourists

increase spending per person is

decreasing”

Although the decrease in the number of tourists that was experienced as a result of

the unfavorable developments that have taken place has been resolved significantly,

the increase did not reflect onto tourism revenue. Even though 2017 caught the

tourist numbers of 2015, because spending per each tourist continuously dropped,

the revenues were way behind 2015.

Even though the tourist loss

experienced, after the external

politics Turkey was exposed to has

been compensated, the loss in revenue

has not been fully recovered. According

to experts with the large increase in the

number of tourists that visited Turkey

in 2017 the 2015 numbers has been

reached the reduction in prices of rooms

due to the difference in the exchange

rates caused a loss in revenues. While

the increase in the occupancy rates

continues, unfortunately spending per

tourist and average revenue per room did

not make up for the loss.

General Manager of Hilton Dalaman

Sarigerme Resort & Spa, Tunç Batum

made a statement regarding the

situation: “Our expectation within the

projections we made early 2017 was that

we would have an increase of 20 percent

in occupancy and 15 in turnover. It looks

as if this expectation for 2017 may be

met. This percentage in turnover will

reflect directly on profitability at hotels

whose revenue is in foreign currency, due

to the exchange rates, despite the effect

of inflation. Occupancy caught the 2015

numbers in Mediterranean and Marmara

regions; Aegean region occupancy

was following relatively behind. We are

projecting that foreign visitors to our

country will close 2017 with 23 percent

more. In 2017 the biggest life savers

against the serious European market loss

were Russian and Middle East markets.

The continuous development of the

internal market trends was an important

effect for the hotels to breathe easier.”

Batum continued: “Tour operators were

very helpful for increasing occupancy in

2017 however hotels were not successful

in increasing their per room prices due to

economic and geopolitical crisis. This in

turn caused the downward continuation

of the per person spending percentage

that has been taking place in the last few

years, despite the increase in occupancy

rates. Unfortunately it looks like this

scene will continue to play out the

same way in 2018. I think we will catch

the 2014-2015 numbers in per person

revenue, per room average revenue only

in the 2019-2020 season.”

This agreement will make Muğla explode in tourism!

While the tourism sector is taking steps to recover the losses experienced in the last few years, sector representatives

have rolled up their sleeves to attract Indian tourists to Turkey. As a result of the developments experienced in the past

few months, Turkish tourism which had lived some difficult days with the serious decrease in European and Russian

tourist numbers is about to complete 2017, as a loss recovery year. Tunç Batum made statements in regards to the

situation: “For this reason we have turned to the Indian market. We started the Indian Market introduction first with the

leadership of DOKTOB (Dalaman, Ortaca, Köyceğiz Touristic Hotel and Operators Association) President Yücel Okutur and

Member of the Board Fulya Okutur and Turkish-Indian Tourism Council (TITC) President Emin Çakmak. With the large

amount of support from Muğla region Governor and Municipalities, Chambers of Commerce, STK’s (non-governmental

organizations), Ministry of Tourism and continued even at the level of Prime Minister’s Office and President’s Office and

we were able to provide serious contributions to the marketing and communication investments. Later on all our big

tourism cities supported these contributions too. In this context India’s largest travel agencies association TAFI’s yearly

conference will take place at Hilton Dalaman, in our very own Muğla. A total of over 600 agencies will have the opportunity

to visit our nation for the first time. We believe this conference resulting from such serious effort and labor will bring us

very fast returns. Along with this we have hosted the who’s who of the giant Indian film industry in our region.”


22

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Doluluklar iki yıl öncesini yakaladı

Türkiye Otelciler Birliği’nin (TÜROB) açıklamasına göre, henüz gelirlerde kayda

değer bir artış yaşanmasa da aylık bazda doluluklar iki yıl önceki oranları aştı.

Türkiye, turizmde yüksek sezon

olarak kabul edilen yaz dönemini

umutlanarak kapattı. Henüz

gelirlerde kayda değer bir artış

yaşanmasa da aylık bazda doluluklar iki

yıl önceki oranları aştı. Dünya çapında

veri ve analiz şirketi STR’nin Türkiye

Otelciler Birliği (TÜROB) için hazırladığı

‘Ağustos 2017 Ülke Performans

Raporu’na göre, Türkiye’nin Ağustos

2017 otel dolulukları, 2016 yılının aynı

dönemine yüzde 40.5 artarak yüzde

75.3 olarak kaydedildi. Ağustos 2016’da

bu oran yüzde 53.6 olmuştu. STR’nin

sistemine dahil otellerin verilerinin

ortalamasını veren bu artış oranı ile

Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında en

yüksek artış oranını yakalamış oldu.

İki yıl öncesini yakaladı ama…

Otel doluluklarının iki yıl önceki oranı,

yani Ağustos 2015’teki yüzde 72.9’u

yakalayarak aştığı gözlendi. Fiyatlarda

da henüz yıl geneline yansımasa da aylık

bazda yükseliş başladı. Ağustos 2016’da

87.1 Euro olan ADR (Average Daily Rate)

denilen ortalama günlük satılan oda

bedeli Ağustos 2017’de hafif artışla 88.9

Euro’ya, toplam oda sayısı üzerinden

odabaşı elde edilen gelirler ise (RevPAR)

46.7 Euro’dan 67.0 Euro’ya yükseldi.

En büyük gelir kaybı bizde

İlk sekiz aylık otel doluluklarında da en

büyük artışı gösteren ülke yüzde 16.6

artışla ve yüzde 58.3’lük doluluk oranıyla

Türkiye oldu. Buna karşılık ilk 8 ayda oda

fiyatlarında en büyük kaybı yüzde 14.6

gerileme ile yine Türkiye kaydetti. 8 ayda

Türkiye’de ortalama oda fiyatı 68.7 Euro

olarak gerçekleşti. Bu rakam geçen yılın

aynı döneminde 80.4 Euro olmuştu. Oda

gelirleri ise aynı dönemde yerinde saydı

ve 40.2’den 40.0 Euro’ya geriledi.

İstanbul’a Ortadoğu turisti dopingi

Turizmin lokomotif şehri İstanbul’un

Ağustos 2016’da yüzde 50.2 olan

doluluk oranı, Ağustos 2017’de yüzde

64.2 artarak, yüzde 82.5 olarak ölçüldü.

Avrupa’da Ağustos 2017’de doluluk

oranlarında en yüksek artışı yaşayan

destinasyon İstanbul oldu. İki yıl önce ise

yani 2015’in aynı ayında ise yüzde 76.7

olarak gerçekleşmişti. Ağustos 2017’de

ortalama günlük satılan oda bedeli 89.0

Euro olarak, 2016’ya göre yüzde 4.2 artış

gösterdi. Ağustos 2016’da bu rakam 85.4

Euro olmuştu. Ancak 2015 yılı ağustos

ayında bu rakamın 132.1 Euro olduğu

düşüldüğünde gelir kaybı net bir şekilde

anlaşılıyor. İstanbul’da toplam oda sayısı

üzerinden odabaşı elde edilen gelirlerde

ise geçen yıla oranla yüzde 71.2 artış

yaşandı ve 73.4 Euro olarak ölçüldü.

Ağustos 2016’da bu rakam 42.9 Euro,

Ağustos 2015’te 101.3 Euro olmuştu.

Ocak–Ağustos 2017’u kapsayan 8

ayda ise İstanbul’da doluluklar bir

önceki yılın aynı dönemine göre yüzde

47.7’den yüzde 59.6’ya yükselirken,

ortalama günlük satılan oda bedeli 93.9

Euro’dan 76.8 Euro’ya geriledi. 8 ayda

oda fiyatlarında en büyük kaybı yaşayan

Avrupa destinasyonu yüzde 18.1 düşüş

ile İstanbul oldu. Oda başı elde edilen

gelirler ise 8 ayda hafif yükselerek 44.8

Euro’dan 45.8’ya çıktı. 2015 yılının il 8

ayında ise İstanbul’da doluluklar yüzde

67.4, ortalama günlük satılan oda bedeli

125.9 Euro, oda başı gelirler 84.9 Euro

olmuştu.

Antalya arttı ama 2015’i yakalayamadı

Antalya’da Ağustos 2017’de otel

dolulukları bir önceki yılın aynı dönemine

kıyasla yüzde 16.8 artarak yüzde 76.5

olarak gerçekleşti. Geçen yılın aynı

ayında bu oran yüzde 65.5 olmuştu.

Ancak Antalya’nın henüz 2015 oranlarını

yakalayamadığı gözlendi. Ağustos 2015’te

Antalya’da doluluklar ortalama yüzde

85 olarak gerçekleşmişti. Antalya’da

Ağustos ayında ortalama günlük satılan

oda bedeli 141.5 Euro olarak, 2016’ya

göre yüzde 6.6 artış gösterdi. Ağustos

2016’da bu rakam 132.8 Euro olmuştu.

Ağustos 2015’de ise 198.8 Euro gibi

oldukça yüksek bir düzeydeydi. Antalya’da

toplam oda sayısı üzerinden odabaşı

elde edilen gelirlerde ise geçen yıla

oranla yüzde 24.5 artış yaşandı ve 108.2

Euro olarak ölçüldü. Ağustos 2016’da bu

rakam 86.9 Euro, Ağustos 2015’te 168.9

Euro olmuştu. Ocak-Ağustos 2017’de

ise Antalya’da doluluklar 2016’daki

yüzde 53.6’dan yüzde 59.9’a yükselirken,

ortalama günlük satılan oda bedeli

86.1 Euro’dan 82.9 Euro’ya geriledi.

Oda başı gelirler ise 46.2 Euro’dan

49.6 Euro’ya yükseldi. Ocak-Ağustos

2015’te Antalya’da doluluklar yüzde 60.4,

ortalama günlük satılan oda bedeli 122.5

Euro, oda başı elde edilen gelirler 74.0

Euro olarak gerçekleşmişti.


Çinli seyahat

severler eski

alışkanlıklarını

değiştiriyor

Hotels.com’un yaptığı

son araştırmaya göre,

Çinli seyahat severler

-seyahat etmek için

daha fazla zaman,

daha fazla yer ve daha

egzotik deneyimlerin

de aralarında

bulunduğu- her şeyin

daha fazlasını istiyor

Hotels.com, son yaptığı Chinese

International Travel Monitor

(CITM- Çin Uluslararası Seyahat

İzleme) araştırması, Çinli seyahat

severlerin yaşadıkları değişimde yeni bir

aşamaya geldiğini ortaya koyuyor. Zevk

ve beklentileri konusunda giderek daha

sofistike hale gelen Çinli seyahat severler

artık seyahat için daha fazla zaman,

daha fazla yer görme ve daha egzotik

deneyimler dahil olmak üzere her şeyin

daha fazlasını istiyorlar.

Hotels.com’un altıncı yıllık Çin

Uluslararası Seyahat İzleme araştırması

raporunda, Çin’in ‘her şeyin daha fazlası’

anlayışındaki yükseliş, önemli bir bulgu

olarak ortaya çıkıyor. Bu anlayış şöyle tarif

ediliyor:

• Tüm yaş gruplarındaki Çinli seyahat

severler daha sık ve daha uzun süre

seyahat ediyor. Geçen yılki verilerle

kıyaslandığında, 3 olan seyahat sayısı bu

yıl 4’e, yolculuk başına düşen gün sayısı

ise 5 günden 7 güne çıktı.

• Çinli seyahat severler, seyahat başına

çok sayıda şehri ziyaret ediyor ve

%80’den fazlası sadece tek bir şehirde

kalmayacaklarını söylüyor.

• 2016’da Çinli seyahat severler

gelirlerinin %28’ini uluslararası seyahate

ayırdılar. Bu rakam bir önceki yıla göre %3

arttı. 90’lar kuşağı ise, gelirlerinin %35’ini

seyahate ayırarak en çok para harcayan

grup oldu.

• 1960’larda doğan Çinli seyahat severler

bile, ucuz ve kolay seyahat trendinden

etkilenerek daha özgür uluslararası

seyahatleri tercih etmeye başladı.

1960’larda doğanların %21’i önümüzdeki

dönemlerde sırt çantasıyla seyahat

edeceklerini söylüyor.

Avrupa ve Amerika’ya ilgileri

arttı

Rapora göre, son 12 ayda Çinli turistlerin

%82’si Asya Pasifik’i (APAC) ziyaret etmiş

olmalarına rağmen, Avrupa ve Amerika’ya

yapılan uzun mesafeli yolculuklara daha

fazla ilgi göstermeye başladı.

Son 12 ay içinde Avrupa’ya seyahat eden

Çinli turist sayısı, bir önceki yıla göre

%25; Amerika’yı ziyaret edenlerin sayısı

ise %11 oranında arttı. Bu destinasyonlar,

80’lerden sonra doğanlar arasında

popüler hale geldi ve son 12 ay içinde bu

yaş grubunda yer alan seyahat severlerin

%42’si Avrupa’yı, %29’u ise Amerika’yı

ziyaret etti. Çinli konuklar tarafından daha

az rağbet görse de Latin Amerika da talep

görme anlamında son 12 ay içinde ciddi

bir büyüme gösterdi ve buradaki işletme

sahipleri Çinli konuklarda %21’lik bir artış

gözlemledi.


24

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

B2B Workshop

İstanbul ve eğitim

turları tamamlandı

Bir milyon dolar üzeri bütçeli 150 tur operatörü 10 Eylül Pazar günü Elite Hotel

Europe Hotel’de başlayan ve 13 Eylül Çarşamba günü sona eren B2B Tourism

Networking ile önce yerli turizm yatırımcıları ile buluştu. Ardından beş günlük

eğitim turları ile Türkiye’nin 10 ilini tanıma fırsatı buldular.

Fotoğraflar: Hakkı Günerkan

Türkiye’de ilk defa organize edilen

tüm turizm profesyonellerine

yönelik B2B Tourism Networking

Workshop etkinliği 10-13 Eylül tarihleri

arasında İstanbul’da gerçekleştirildi. 40

ayrı ülkeden 200’e yakın turizm firması,

Türkiye incoming pazarını canlandırmak

üzere Türk turizm firmaları ile

tanışmanın gerçekleştiği organizasyonda

yabancı katılımcıların varış günü olan

10 Eylül 2017 akşamında “Hosted

Buyer”lar Double Tree Hilton Topkapı’da,

Workshop’un ilk günü olan 11 Eylül 2017

akşamı Gala Yemeği için tüm katılımcılar

“Elite World Hotel Europe”da ve veda

yemeği için ise “Pullman Hotel”de

ağırlandılar. Organizasyon sürecinde

katılımcılar arasında Trabzon İl Kültür

ve Turizm Müdürü, Eskişehir İl Kültür ve

Turizm Müdürü de yer aldı.

40 ülkeden 150 tur operatörü

katıldı

Workshop ev sahipliğini üstlenen

TravelShop Turkey Genel Müdürü

Murtaza Kalender’in yanı sıra TÜRSAB

Genel Sekreteri Çetin Gürcün ve TÜROB

Yönetim Kurulu Üyesi Kasım Zoto’nun

da katılımıyla yapılan açılış konuşmaları

ardından ilk gün görüşmeleri gerçekleşti.

İkinci gün görüşmeler ardından Boğaz

ve İstanbul Tarihi Yarımada turu

ile İstanbul’un güzellikleri yabancı

misafirlere tanıtıldı. Organizasyonun

devamında şehir valiliklerinin katkıları

ile beraber yabancı turizm firmaları,

workshop görüşmeleri sonrası seçmiş

oldukları şehirlerde en az 5’er gün

süren eğitim turları ile Türkiye’nin 10

ilini tanıma fırsatı yakaladılar. Sivas

ve Düzce Valiliklerinin ve Türk Hava

Yolları’nın da destekleri ile Workshop

görüşmeleri sonrası yabancı turizm

acenteleri sahipleri ve yetkilileri İstanbul,

Sivas, Düzce, Konya, Çanakkale,


Antalya, Kuşadası, Nevşehir, Aydın

şehirlerine eğitim turlarını tamamladılar.

Organizasyonun İstanbul ayağının

ardından yabancı “hosted buyer”lar için

düzenlenen 7 ayrı eğitim turlarına 40

ayrı ülkeden yaklaşık 150 yabancı tur

operatörü ve Türkiye’den 50’nin üzerinde

turizm firması katıldı.

Kalender: “Türkiye ve dünyada

bir ilkiz”

Organizasyonla ilgili açıklama yapan

TravelShop Turkey Genel Müdürü

Murtaza Kalender, “Zor dönemler

atlatan turizm sektörümüze dünyanın

farklı noktalarında, turizm fuarları ve

workshoplarında oluşan 20 yıllık tecrübe

ve birikimleri katarak TravelShop Turkey,

dünyada farklı ülkelerde uluslararası

organizasyonlarda kullanılan B2B

Workshop sistemini ülkemize getirerek

katkıda bulunuyor. Bu sistem ile hedef

odaklı bağlantılar için ön görüşmeler

ve ardından yüz yüze görüşmeler

tamamlandı. Organizasyon sonrasında

yerli ve yabancı katılımcıların tamamının

son derece pozitif ve verimli bir

organizasyon geçtiğini belirtmeleri

üzerine Workshop TravelShop etkinliği

başarısı onaylanmış oldu. Yapmış

olduğumuz workshop çalıştayında

8505 B2B görüşme gerçekleşmiş olup;

İstanbul, Düzce, Sivas, Kapadokya,

Antalya, Konya, Pamukkale, Kuşadası,

Truva ve Gelibolu gibi 10 ayrı turizm

bölgesinde eğitim turlarını başarıyla

tamamladık. Türkiye’de ve dünyada

bir ilk niteliğindeki bu organizasyonu

düzenlerken amacımız profesyonel

firmaları karşılıklı olarak çok kısa süre

içinde doğru firmalarla buluşturabilmek.

Katılımdan ve sonuçlarından son derece

memnunuz.” diye konuştu.

Aralarında Hindistan’ın en güçlü

düğün firmalarının da yer aldığı,

dünyanın her bir noktasından

kültür, dinlenme, golf, din, sağlık,

kongre ve mice turları düzenleyen

40 ayrı ülkenin tur operatörlerinin

katılımıyla gerçekleşen B2B

Workshop Istanbul etkinliğinin bir

sonraki adımı 13-16 Kasım 2017

Kıbrıs ve 2018 yılı Ocak ayı için

geniş kapsamlı hazırlıkları süren

büyük EMITT Fuarı.


hotel restaurant

26 & hi-tech

gündem

İstanbul aşkı yeniden alevlendi

TÜROB’un araştırmasına göre, İstanbul’da temmuz ayında 3 otel projesi teşvik

aldı. 7 ayda ise İstanbul’daki yeni proje sayısı 12 oldu. Yatırımların gözdesi

Antalya ve Muğla’nın aylık bazda listeye girememesi dikkat çekti.

Türkiye Otelciler Birliği’nin (TÜROB)

yatak kapasitesi açısından arz

fazlasına dikkat çektiği İstanbul,

en fazla otel yatırımı yapılan şehirler

sıralamasında yeniden ilk sıraya yerleşti.

TÜROB’un Ekonomi Bakanlığı’nın

Temmuz 2017 yatırım teşvik verilerinden

hareketle yaptığı araştırmaya göre,

İstanbul’un tesis sayısı ve yatak sayısı

bakımında uzun bir aradan sonra ilk

sıraya yerleştiği görüldü. İstanbul’da

temmuz ayında 3 otel projesi için teşvik

alınırken, 7 aylık dönemde İstanbul’daki

yeni proje sayısı 12 oldu. Temmuz

ayında yatırımcıların gözdesi Antalya

ve Muğla’nın listeye girememesi dikkat

çekti.

Proje sayısında büyük artış

Toplam verilere bakıldığında, Temmuz

2017’de ülke genelinde 10 şehirde toplam

2 bin 332 yataklı 12 yeni otel projesi teşvik

belgesi, 2 otel ise renovasyon belgesi aldı.

Toplamda 157.4 milyon TL harcanarak

tamamlanacak olan yeni yatırımlar

sonrasında sektöre 625 yeni ek istihdam

sağlanacak. Geçen yıl temmuz ayında

5 ilde toplam yatak kapasitesi 1.847

adet olan 6 otel projesi 153.9 milyon TL

tutarında teşvik almıştı. Temmuz ayında

yatırımlar proje sayısında yüzde 100 gibi

önemli oranda artarken, yatırım miktarı

yüzde 2.3 oranında artış gösterdi.

7 ayda yatırım tutarı yüzde 12.5 arttı

Ocak-Temmuz 2017’yi kapsayan ilk 7

ayda da yatırımlar artarak devam etti.

Yatak sayısında 2016’nın ilk 7 aylık

dönemine göre düşüş yaşanırken,

yatırım tutarında artış meydana geldi.

7 ayda 39 ilde toplam yatak kapasitesi

18 bin 352 olan 113 otel projesi 1 milyar

838 milyon TL’lik teşvik başvurusunda

bulundu. Geçen yılın aynı döneminde 33

ilde toplam 20 bin 971 yataklı 100 otel

projesi 1 milyar 634 milyon TL tutarında

teşviğe bağlanmıştı. Buna göre 7 ayda

yatırımlar proje sayısında yüzde 13,

yatırım miktarında yüzde 12.5 oranında

artış gösterdi. 2017 yılının ilk yedi ayında

teşvik belgesi alan oteller içerisinde 3

yıldızlı oteller toplam 48 otel ilk sırada

yer alırken, kapasite bakımından 7 bin

409 yatak ile 4 yıldızlı oteller ilk sırayı

aldı. 7 ayda İstanbul’da 12, Antalya, İzmir

ve Muğla’da 9’ar proje teşvik belgesi

aldı. Trabzon, 7 otel ile en fazla teşvik

başvurusu yapılan iller sıralamasında

beşinci oldu.

Rağbet yüksek kapasiteli projelere

TÜROB Başkanı Timur Bayındır, temmuz

ayı yatırımları incelendiğinde yüksek

kapasiteli 4 ve 5 yıldızlı otellere eğilimin

arttığını belirtti. Bayındır, ilk 7 aylık

dönemde ise toplam verilere göre,

tesis sayısı bakımından 3 yıldızlı oteller

ön planda olsa da, yüksek kapasiteli 4

yıldızlı otellerin yatak sayısı bakımından

üst sırada olduğunu vurguladı. Bayındır,

gerekli mevzuat düzenlemeleri

hayata geçirilemediği için sektördeki

mevcut işletmelerin asıl ihtiyacı olan

modernizasyon teşviklerinde ilerlemenin

halen sağlanamadığını da dile getirdi.


hotel restaurant

28 & hi-tech

gündem

TÜROB Geleneksel Buluşması’ndan Bayındır’dan

umut verici konuşma!

TÜROB Geleneksel Buluşması’nda konuşan Başkan Timur Bayındır, yaz dönemini umutlu

kapattıklarını dile getirerek, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve İran’dan turist akınının süreceğini kaydetti.

TÜROB’un geleneksel buluşması

26 Eylül Salı günü Conrad İstanbul

Bosphorus Hotel’de gerçekleştirildi.

Etkinlikte konuşan TÜROB Başkanı Timur

Bayındır, yaz dönemini umutlu kapattıklarını

dile getirerek, “Ağustos ayında doluluk

artışıyla yazı bitirdik. Yıllık bazda gelirlerde

henüz artış başlamadı ama aylık bazda

fiyat artışının olması ve doluluk oranlarının

iki yıl önceki rakamları yakalaması umut

verici oldu. Türkiye’nin Ağustos 2017 otel

dolulukları, 2016 yılının aynı dönemine

yüzde 40.5 arttı ve yüzde 75.3 olarak

kaydedildi. Türkiye’nin doluluklarının iki

yıl önceki oranı, yani Ağustos 2015’teki

yüzde 72.9’luk oranı yakalayarak aştığı

gözlendi” diye konuştu. Bu artışın büyük

ölçüde Ortadoğu pazarından kaynaklı

olduğuna dikkat çeken Bayındır, bu

talebin önümüzdeki yıl da devam etmesini

beklediklerini kaydetti. 2018 yılında özellikle

Haziran-Ekim döneminde Ortadoğu’dan,

Kuzey Afrika ile İran ve Irak’tan önemli

oranda turist akımı olmasını beklendiğini

belirten Bayındır, “Bu bölgelerden gelecek

talebin artırılması için etkinliklerimizi

artıracağız” dedi.

Tanıtım seferberliği

TÜROB olarak uluslararası platformda

adeta tanıtım seferberliğine kalkacaklarına

işaret eden Bayındır, “Ciddiyetle ele

alacağımız pazarların başında Çin geliyor”

diyerek şunları söyledi: “Uluslararası

turizm harcamalarında Çinli turistlerin

harcamaları, 2016 yılında yüzde 12 artarak

261 milyar dolara ulaşırken, Çinli turistlerin

sayısı yüzde 6 artarak, 135 milyona ulaştı.

Bu rakamlar pazarın ne denli büyük

olduğunu anlatmaya yetiyor. Bu kadar

büyük hacimli bir kaynak pazardan ülkemiz

aldığı pay ise yılda sadece 167 bin Çinli

turist. Yaklaşık 3 ay önce 1 milyon Çinli

hayal değil demiştik. Bu konu, Bakanlığımız

tarafından da gündeme alındı. Çin, kültürü

ve alışkanlıklarıyla kolay bir pazar değil.

Ama bizler de misafir ağırlamayı en iyi

bilen toplumlardan biriyiz. 2017 yılsonuna

kadar ya da 2018 yılı başında, üst düzey

kamu bürokratları ile birlikte özellikle

Çinli şirketleri bir araya getirecek bir

organizasyonu, Çin’de düzenleyeceğiz. 2018

yılının Çin’de Türkiye yılı olması da bizlere

avantaj sağlayacaktır.”

Bayındır, Güney Kore, Endonezya, Malezya

gibi diğer Asya ülkelerinin ve harcama

alışkanlıkları ile yükselme gözlemlenen

Nijerya ve Güney Amerika’nın yakın takibe

aldıkları pazarlar arasında olduğunu

vurguladı. Türkiye’nin en büyük turizm

pazarlarından Rusya’nın 2016 yılındaki

sert düşüşün ardından, 2017 yılında Güney

bölgelerimizde toparlanma gösterdiğini

hatırlattı. Diğer taraftan Yunanistan’a

yönelik tanıtım çalışmalarını da kısa

süre içerisinde tüm üyelerle birlikte

arttıracaklarını kaydetti.

“Kruvaziyer desteği olumlu”

Ülkemize kruvaziyer gemi ile 750 kişi ve

üstü sayıda turist getiren A Grubu seyahat

acentalarına 31 Aralık 2017 tarihine kadar

kişi başına 30 dolar destek sağlanması

kararından da bahseden Bayındır, “Bu

desteği yararlı buluyoruz. Ancak desteğin

2018 yılını da kapsaması gerekiyor. Aynı

şekilde desteğin otobüs ile Yunanistan,

Bulgaristan, Romanya başta olmak üzere

diğer ülkelerden de turist getiren otobüs

işletmelerine verilmesi 2018 yılı için önemli

bir cazibe oluşturacaktır” diye konuştu.

“3. Turizm Şurası’na öneri listesiyle

gideceğiz”

Bayındır konuşmasında, turizm sektörünün

mevcut durumunun değerlendirilmesi

ve geleceğe yönelik ulusal bir turizm

politikasının oluşturulabilmesi hedefiyle

ilgili tüm tarafların katılımıyla Ankara’da,

1-3 Kasım 2017 tarihleri arasında 3. Turizm

Şurası düzenleneceğini de hatırlattı.

Şura’da kamu kurum ve kuruluşları,

turizm meslek örgütleri, sivil toplum

kuruluşları, turizm sektörü ve akademik

camianın katılımı ile güncel görüş ve

öneriler paylaşılacağını ifade eden Bayındır,

“Turizm sektöründe günümüzde yaşanan

sorunların çözüm yollarının bulunması,

dünya gerçekleri ile uyumlu sürdürülebilir

turizm politikalarının tartışılarak turizm

sektöründeki yeni trendleri yakalayacak

geleceğe yönelik öngörü ve politikaların

değerlendirilerek ülkemizin bu yönde

izleyeceği yol haritasının çıkartılması 3.

Turizm Şurası’nın ana hedefi olacaktır.

Biz de uzun bir öneri listesiyle Şura’da

olacağız” dedi.

“1.2 milyar kişi seyahat etti”

27 Eylül tarihinin Dünya Turizm Günü

olduğunu belirten Bayındır, sözlerini

şöyle sürdürdü: “Turizmin, dünyayı

birleştiren, insanları bir araya getiren ve

dostluğu çağıran gerçek güçlerden biri

olduğu aşikar. Dünya nüfusunun, yüzde

16’sı, yani 1.2 milyarı, 2016 yılında kendi

ülkeleri dışına seyahat etti. 2017 yılında

toplam turist sayısının 1.4 milyarı aşması

beklenmektedir. Bu rakam, turizmin etki

alanını açıkça ortaya koyuyor. Dünya’da

siyasi sınırlar güçlerini korurken, seyahat

özgürlüğü engelleri aşıyor. Kültürler ve

sosyal yaşamlar arasındaki etkileşim

artıyor. Uluslararası seyahat eden her 5

kişiden 1’i, 25 yaşın altında. Bu gençler

dünyayı gezmek ve gittikleri yerlerde yerel

iletişim kurmak istiyorlar. Artık “dünya

vatandaşı” kavramının hayat bulduğu

genç kuşaklar yetişiyor. Turizm sayesinde

kültürel bir dönüşüm yaşanıyor, dolayısıyla

bu dönüşümün daha hoşgörülü ve kapsayıcı

bir dünya yaratması gerekiyor. Ancak,

büyüme ve gelişim, her alanda olduğu gibi

turizm sektöründe de birtakım tedbirlerin

gerekliliğini doğuruyor. İnsan, çevre ve

kültür odaklı yaşayan turizm sektörünün,

kendi kaynaklarını koruyabilmesi temel

öncelik olmalıdır.”

Truva Yılı’na destek

2018 yılının ‘Truva’nın Dünya Tarih Mirası’

listesine seçilmesinin 20.yıl dönümü

olduğunu da değinen Bayındır, “Çanakkale

Ticaret Odası öncülüğünde başlatılan ‘2018

yılının Çanakkale için Truva Yılı’ olması

çalışmasını destekliyoruz” dedi.


Artaş Grubu Otelleri, rotayı Asya’daki

müslümanlara çevirdi

Artaş Grubu otelleri, Asya’daki 1.1 milyar müslüman nüfusa odaklandı.

Son yıllarda Avrupa pazarındaki

turist kaybı, turizmcileri alternatif

pazarlara yöneltti. Turizmciler,

Ortadoğu, Afrika, Rusya, Uzakdoğu

ülkelerinden gelen turistler ile derin

bir nefes aldı. Artaş Grubu Turizm

Yatırımları Koordinatörü Recep Arifoğlu,

Asya kıtasındaki 1.1 milyar müslüman

nüfusu mercek altına alarak, tanıtım ve

pazarlama çalışması yaptıklarını açıkladı.

İstanbul ve Kapadokya hayranlığına

Kayseri’yi ekleyecek

Türkiye’ye ve Türk halkına karşı ilgi

ve hayranlık besleyen Asya kıtası

ülkelerinden, son yıllarda yoğun talep

aldıklarını anlatan Recep Arifoğlu,

“İstanbul, Kapadokya ve Pamukkale’ye

ilgi yüksek. Asya Kıtası’ndaki ülkelere,

Kayseri’nin kış merkezi ile tarihi ve

kültürel zenginliğini de anlatıyoruz

ve Kayseri’ye olan talebi arttırmayı

hedefliyoruz” dedi. Asya Kıtası’ndaki

turizm fuarlarına katılmakta olduklarını

kaydeden Recep Arifoğlu, şunları söyledi:

“Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’da,

8 – 10 Eylül 2017 tarihleri arasındaki

Matta Turizm Fuarı’na, grup otellerimiz

adına katıldık. Fuar sırasında,

ülkemize yoğun hayranlık duyduklarını

gözlemledik. Dini birlikten dolayı

yoğun ilgi görmekteyiz. Ağırlıklı olarak

sonbahar ve ilkbaharda gezmeyi tercih

eden Malezyalı turistler, otellerimizdeki

dolulukların düşmeye başladığı bu

tarihlerde sektörümüze can suyu olabilir.

Malezya ve diğer Asya ülkelerinden,

ülkemize gelecek turist sayısının

artmasını istiyorsak, bu pazarlara karşı

kaliteli ve standart hizmet anlayışını

devam ettirmeliyiz. Bu noktada,

turizmcilere büyük görevler düşüyor”

diye konuştu. Gelecek yıl, Çin’deki turizm

fuarının da aralarında olduğu fuarlara

katılacaklarını belirten Recep Arifoğlu,

aynı zamanda Avrupa ülkelerindeki

mevcut turizm fuarlarında da yer

alacaklarını ifade ederek, ülkemizin

dünya genelinde tanıtılmasına katkı

sağlamayı sürdüreceklerini anlattı.

“Turizm markasıyız kavramına vurgu

yapılmalıdır”

Yurtdışı tanıtım ve pazarlama

çalışmalarında “Turizm markasıyız”

kavramına vurgu yapılması gerektiğinin

altını çizen Recep Arifoğlu, konuşmasına

şöyle devam etti: “Dünyanın sayılı

turizm markalarından birisi olan

Türkiye’nin, yurtdışındaki tanıtım ve

pazarlama çalışmalarında, “güvenliyiz”

yerine “turizm markasıyız” vurgusu ön

plana çıkartılmalıdır. Sahip olduğumuz

tarihimizi, kültürümüzü, eşsiz

lezzetlerimizi ve misafirperverliğimizi,

dünyada henüz keşfetmeyen milyarlarca

insan var ve onlara tanıtmaya devam

etmeliyiz” şeklinde konuştu. Ülkemizin

tarihi ve kültürel potansiyelinin ön plana

çıkartılması gerektiğini anlatan Recep

Arifoğlu, şunları kaydetti: “Türk turizmini,

deniz-güneş-kum üçgeninin yanı sıra;

tarihi, kültürel, doğal zenginliklerimizin

daha fazla keşfedilmesi üzerine

kurgulamalıyız. Tarihe, kültüre, doğaya

saygısı olan, topluma karşı sorumluluğu

bulunan, korumacı bilinci bulunan bir

stratejiyle; kültürel değerlere sahip

çıkan turistleri ülkemize çekmeliyiz.

Aynı zamanda, turizmde rekabetçi

kalmayı istiyorsak, gelen turistlerde

yeni bağımlılıklar yaratabilecek işler

çıkartmalıyız” dedi.

“Doluluklar, beklentilerin üzerinde

gerçekleşiyor”

Bu yıl dolulukların beklentilerin üzerinde

gerçekleştiğini belirten Recep Arifoğlu,

grubun bünyesinde İstanbul’daki BW

PLUS The President Hotel, BW Citadel

Hotel, Avrupa Residence Suites ve

Radisson Blu Hotel Kayseri otellerinin

olduğunu söyledi. Özellikle İstanbul’daki

otellerde Ortadoğu ülkeleri ve Afrika’dan

ciddi oranda misafir ağırlıklarını da

anlatan Recep Arifoğlu, gelen turistlerin

yaptığı harcamalarla, ülkemizin bu

yılın Ağustos ayında gerçekleşen %5,1

büyümesine katkısı olduğunu sözlerine

ekledi.


30

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Turizmin 4’ü 1 arada yatırımı

İki otelini açtı…

Spor ve sağlık üniteleri için gün

sayıyor!

“İstanbul’un ihtiyacı

olan bir tesisi tam

anlamıyla Mart ayı

gibi tamamlamış

olacağız. Şu an

dediğim gibi

konaklama

noktasında iki tane

tesisin açılışını 29

Eylül’de yaptık.

Aralık ayında spor

salonumuzu bitirip

Mart ayında da

sağlık merkezini

açmış olacağız.”

Fotoğraflar: Hakkı Günerkan


Türkiye’nin spor, sağlık ve konaklama

hizmetlerini bir arada sunmak üzere

yatırım faaliyetlerini hızla sürdüren

Adalet Turan Tekstil, 29 Eylül Pazar

günü açılışını gerçekleştirdiği Tryp by

Wyndham Istanbul Airport ve Hawthorn

Suites by Wyndham Istanbul Airport

otellerinin ardından tesisin spor ve sağlık

birimleri için inşaat çalışmalarını hızla

sürdürüyor. Toplam 80 milyon TL bütçeye

mal olması hedeflenen 4’ü 1 arada

yatırımın spor salonu Aralık 2017’de

devreye girecek, sağlık bölümlerinin

ise Mart 2018’de hizmete girmesi

planlanıyor.

Turizmin ilk ve tek spor-sağlıkkonaklama

tesisinin detaylarını

işletmeler Genel Koordinatörü

Muhammet Cüntay ile konuştuk.

Tryp By Wyndham Istanbul Airport’un

yatırımcı şirketini kısaca tanıtarak, oteli

ana hatlarıyla anlatır mısınız?

Yatırımcı firmamız Adalet Turan Tekstil.

Piyasada Turan Tekstil olarak bilinen

ve tekstil kanadında yaklaşık 1.000 kişi

çalışanı olan büyük bir vergi mükellefi.

Tekstil tarafında belli bir başarı noktasına

ulaştıktan sonra Türk turizmine de katkı

sağlamak amacıyla yatırımcımız Sayın

Adalet Turan turizme girmeye karar

vermiş.

İlk tesisi 86 odalı Hampton By Hilton 2

sene önce faaliyete başlamıştır. Bu sene

de Tryp by Wyndham Istanbul Airport 192

odalı otelimizi 29 Eylül’de hizmete açtık.

Diğer bir tesisimiz de Hawthorn Suites

by Wyndham Istanbul Europe, Wyndham

Grubu’nun Türkiye’de şu an çok fazla

bulunmayan bu bölgeye yeni giren bir

marka.

İçinde 52 tane konaklama ünitesi var.

Konaklama ünitesi dememin sebebi bu

ünitelerin her birinin içinde kendi mutfak

alanı ve bazı ünitelerde balkonda dahil

olmak üzere 1+1 ve 1+0 konaklama

üniteleri bulunuyor. Oda konseptinin

üzerinde bir yatırımdan bahsediyoruz.

Bölgeye yatırım kararı nasıl

gerçekleşti?

Benim uzun süreden beri söylediğim, aynı

zamanda da yatırımcıya tavsiye ettiğim bir

söylem üzerine bu inşaat başladı. İnşaatın

başladığı dönemde de zaten projeyi

irdeleyip, destek oluyorduk. Tematik

otelciliği yatırımcılara ben her zaman da

tavsiye etmişimdir.

Çünkü özellikle Basın Ekspres bölgesi

spesifik örneğinde ve İstanbul örneğinde

benim hep iddia ettiğim, yeteri kadar

odanın, yatak arzının olduğuydu.

Dolayısıyla bu projeyi farklı bir tema

üzerinde şekillendirmemiz gerekiyordu.

Bu da sağlık ve spor turizmiydi.

Yatırımcılara ve turizm profesyonellerine

her zaman şunu söylüyorum, bizim

sadece yatırımcılara değil, Türk

turizmine ve İstanbul’a hizmet etmek

gibi bir misyonumuz var. Hal böyle

iken biz yöneticilerin İstanbul’a sahip

olamadıklarını kazandırmak gibi bir

mükellefiyetimiz var. Otellerimizi soft

openning şeklinde hizmete açtık, toplam

192 odamızla misafirlerimizi ağırlıyoruz.

Otelimizde NorthShield Pub, Solo Mio

Cafe Bistro Nargile adlı mekanlar olacak.

Ayrıca 600 kişilik balo salonumuz ve 3

adet çok amaçlı toplantı salonumuz var.

Aralık ayında da tesisimizin spor

salonu devreye girecek. İki ayrı hedef

kitlesine hizmet etmesi planlanan bu

spor salonunda bir yanıyla sporcular,

spor grupları müsabaka yapabilecek,

bir yanıyla da konserler, etkinlikler ve

kongrelere ev sahipliği yapacak.

Spor turizmi konusunda İstanbul otel

işletmeleri bazında ne tür bir eksiklik

gördünüz ve yatırımı hayata geçirme

kararı aldınız, bunu biraz daha açabilir

misiniz?

Spor organizasyonlarına yönelik

konaklamalarla ilgili şöyle bir örnek

vereyim, geçtiğimiz yıl bir acentacı

dostum İran milli takımını konaklattı.

Konaklamaları Taksim bölgesindeki bir

otelde yaptılar, günlük idmanlarını da

Bayrampaşa’da bir salonda gerçekleşti.

Bizlerin görevi kentimize gelen kafileleri

yeterince mutlu etmek. Aksi durumda

sizler bu konuya gereken ehemmiyeti

göstermeyip, gerekli fiziksel şartları

oluşturamazsanız gelecek olan spor

takımı arayışlarına devam eder ve farklı

yerleri tercih eder.

Kaldı ki İstanbul’un takım konaklamaları

ile alakalı şöyle bir avantajı var, burada

farklı spor branşında kamp yapmak

için gereken hazırlık maçlarının

programlanabilmesi ihtimali var. Kentsel

bazda böyle bir potansiyele sahibiz

Dolayısıyla birinci olarak kamplarda fiziki

şartları yerine getirmeniz gerekiyor.

İkincisi de müsabaka yapabilecek

rakipleri bulmanız gerekiyor.

“İstanbul’da spor turizmi için fiziki

koşullar sınırlı”

İstanbul’da bu müsabakaların yapılması

mümkün iken bahsettiğim bu grupları

mutlu edecek fiziki koşullar sınırlı. Biz bu

açıyı göz önünde bulundurarak yaklaşık

15 milyon TL gibi bir bütçeyle spor salonu

yatırımımızı hayata geçiriyoruz. Komple

yatırım maliyetimiz ise toplam 80 milyon

TL civarında. Elbette spor salonuna

yatırdığımız 15 milyon TL’lik yatırımın

kısa ve orta vadede geri dönmesini

beklemiyoruz. Çünkü amacımız spor

salonu ile yatırıma bir kapital sağlamak

değildi. İstanbul ve Türk turizmine hizmet

etmeyi amaçladık. İstanbul’a gelen

takımlar bizim otelimizde konaklayacak,

10. kattan eksi birinci kata indiğinde

toplam 50 metre yürüme mesafesini

aşarak idman yapacağı salona varacak.

Bu sayede de fiziki olarak dış atmosfere

çıkmamış oluyorlar. Tesisin spor salonu

ile konaklama ünitesi birbirine grift,

koridordan bağlanmış olacak. Biraz önce

de ifade ettiğim gibi spor salonumuz

ikinci bir hedef olarak konserlerin,

etkinliklerin ve kongrelerin düzenlenmesi

için organize olacak.

Şunu tekrardan vurgulamak isterim,

çünkü bu çok önemli bir konu. İstanbul’da

bir yeterli sayıda yatak arzı var, bundan

sonra hayata geçirilecek yatırımların

kesinlikle destekleyici unsurlarla inşa

edilmesi gerektiğini başından beri

savunuyordum. İstanbul’a gelmeyen

kitleyi çekebilecek tesislere ihtiyaç

olduğunu düşünüyorum. Bir turizmci


32

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

olarak benim misyonum, gelmeyen kitleyi

getirecek tesisleri inşa ettirmek ve bir

ikinci olarak gelen, gelmek durumunda

kalan, gelecek olan ama tam anlamıyla

fiziki koşullar sağlanmadığı için çok

mutlu olmayan kitleyi mutlu hale getirip

İstanbul’dan daha mutlu ayrılmalarını

sağlamak. Dolayısıyla bu yatırımlarımız

ile birlikte kafileler hem otel hizmetini

en iyi şekilde alacak hem de idmanlarını,

kamplarını gayet güzel bir şekilde

yapabilecekler.

Oteli konumlandırırken de spor ve

sağlık turizmine hizmet eden bir otel

konsepti olarak konumlandırabilir

miyiz?

Benim otelcilik anlayışımda tesislerin bir

iki tane başlıkla tarif edilmemesi düsturu

var. Dolayısıyla biz tesisimizi zaten spor

ve sağlık noktasında ayrıcalıklı olduğunu

düşünerek hayata geçiriyoruz. Bu alanda

tesisimiz gereken doluluğu sağlayacaktır

deyip tamamen spor ve sağlığa kanalize

olmuş değiliz. Konumumuz itibari ile

Atatürk Havalimanı’na yakınlığımız

ortada. Burada aynı zamanda uçuş

personeli ile beraber havaalanına

yakın tesislerde ağırlanacak misafirleri

de hedefliyoruz. Bununla alakalı

da Hawthorn markası altında bazı

planlamalarımız var.

Onun haricinde İstoç bölgesine çok

yakınız. Dolayısıyla hedefimizde sanayici

ve işadamlarını ağırlamak da var.

Dolayısı ile ben otelimi tamamen spor

ya da sağlık oteli olarak tarif etmiyorum.

Benim tesisim konsept olarak kaliteli

malzemelerin kullanıldığı, kaliteli

bir görüntüye sahip olan lifestyle bir

tesis. Burada misafirlerin hem kaliteyi

hissedecekleri hem de rahat edecekleri

farklı bir konsept ortaya koymaya çalıştık.

Bu konsepti destekleyecek şekilde de

bir spor salonu yaptık. Belki de bizim

tesisimizde konaklayan misafirlerimiz

aynı zamanda spor salonu hizmetinde de

faydalanacaklar.

Gelelim sağlık yatırımlarımıza. Şu an

tesisin sağlık tarafıyla ilgili kısmında

görüşmelerimiz devam ediyor. İnşaat

çalışmaları süren yatırımı Allah izin

verirse 2018 Mart ayı gibi hayata

geçirmeyi planlıyoruz.

Bu alandan da kısaca bahsetmek isterim.

Sağlık kısmımız iki bölümden oluşuyor.

Bunlardan biri, otelin ana binasının içinde

bulunan SPA alanımız. Burada ıslak

zemin ve kuru zemin olmak üzere tüm

ayrıntılar mevcut. Toplam 17 tane masaj

odamız var. Düzgün ve profesyonelce

kurulmuş bir alt yapıya sahibiz.

İkincisi sağlık merkezimiz yani kliniğimiz.

İnşaatı bitti sadece detaylandırılıp

binanın kliniğe dönüştürülmesi ve

planlandırılması çalışmaları üzerinde

duruyoruz. Klinik hizmetleri içerisinde

saç ekimi hizmeti vermek istiyoruz

ki, Türkiye’de çok revaçta olan bir

uygulama. Bunun dışında estetik, ağız,

diş, çene cerrahisi ile ilgili şu an fiziki

alan planlaması yapıyoruz. Net karar

vermedik, muhtemelen o da olabilir.

Spor ve sağlık konseptlerini içeren

otellerin dünyadaki pazar payı nedir?

Siz bu yatırımla Türkiye ve yurt dışı

pazarından ne kadar pay almayı

hedefliyorsunuz?

İstanbul’da sağlık turizmine yönelik

hizmet veren sayılı bir iki tesis var. Ancak

onlar da yeterli oranda sağlık turizmine

kanalize olup pazarlama geliştirmiyorlar.

Bizde ise durum farklı tabii. Biraz önce de

bahsettiğim gibi Ortadoğu coğrafyasında

yaşayan insanların saç ekimi, ağız, diş,

çene cerrahisi ve estetik gibi hizmetleri

kendi ülkelerinde alınması pek mümkün

olmuyor. Bu söz konusu potansiyeli

elinde bulunduran ülkemiz için çok büyük

bir avantaj. Biz de tesis olarak yurt içi ve

yurt dışında sağlık turizmi noktasında

bize partner olabilecek bazı pazarlama

şirketleriyle çözüm ortaklığı yaparak

bu tesisin hizmetlerini pazarlamayı

düşünüyoruz. Hizmetleri web sitesine


ir şekilde son kullanıcılara ve aracılara

tanıtımını yapacağız. Ekim ayı gibi

özellikle Ortadoğu ülkelerine yönelik

tanıtımlarımıza başlayacağız. Bununla

alakalı olarak da bir satış pazarlama ekibi

kurduk.

Pazar payıyla ilgili olarak, İstanbul’un

spor pazarında hak ettiğini alamadığını

düşünüyorum. Yıllardan beri fuarlara

gidiyorum, tanıtım pazarlama yapıyorum.

Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, spor

turizmiyle alakalı çoğu profesyonelimiz

şehirdeki amatör ve profesyonel sporcu

sayısının Avrupa’nın tüm ülkelerinin

önünde olduğunun farkında değiller.

Hatta Istanbul’un, Ortadoğu’nun bile

önünde olduğunu bilmiyorlar. Sadece

İstanbul’daki sporcu sayısı birçok

ülkedeki toplam sporcu sayısından daha

fazla. Dolayısıyla İstanbul’daki müsabaka

yapabilir takım sayısı da fazla. Bu gerçeği

de göz ardı etmemek gerekiyor. Fiziki

koşullar uygun olmasa bile rakip bulmak

açısından İstanbul tercih edilir bir kent.

Bir de diğer tarafıyla değerlendirelim

olayı… İstanbul’da spor turizmi yapan

acenta sayısı çok sınırlı. Bu yüzden

de spor turizmi konusuna gereken

önemin verilmediğini ve farkındalığın da

olmadığını düşünüyorum. Bu konuyla

alakalı bana göre Türkiye ve İstanbul

turizminin spor ve sağlık turizmi

noktasında uzmanlaşmış profesyonellere

ihtiyacı var. Belki de önümüzdeki

dönemlerde bazı turizm okullarında

sağlık ya da spor turizmi üzerine bile

çeşitli sayıda profesyonel yetiştirmek

üzere bölümler, müfredatlar ve dersler

bile konulabilir.

hata payımız kalmadı. Bunun paralelinde

yaptığımız eylemlerdeki doğruluk payımızı

biraz daha artırmamız gerekiyor. Misal,

bizim artık Türkiye olarak hiçbir fuarda

tanıtım noktasında başarısız olmak gibi

bir lüksümüz yok.

Şu an sektör çalışanları olarak

turizmin hangi yıl düze çıkacağını,

eski gelir seviyelerini tekrar ne zaman

yakalayacağımızı tartışıyoruz.

Benim 2017 yılına ait gelir düzeyi ile

alakalı öngörüm yılın başında 22 milyon

dolar civarıydı. Yılın sonunda rakamları

net bir şekilde göreceğiz. Önümüzdeki

sene turist sayısıyla ilgili beklentim ise

2017’de gerçekleşen turist sayısının

yüzde 15 üzerine çıkılacağı yönünde.

Fakat gelir noktasında ancak 3-4 senelik

düzelme periyoduna gireceğimizi

düşünüyorum. Bu noktada en hassas

konu, yatak arzının dengeli bir şekilde

büyümesini sağlamak.

koyarak misafir beklemek günümüzde

biraz hayalcilik olur. Biraz daha güçlü

pazarlama yapmak gerekiyor. Fakat

dediğim gibi biz Ortadoğu’daki bütün

tanıtım ve pazarlama yapabileceğimiz

etkinliklere katılıp buralarda kendimizi

anlatacağız.

Pazarı rekabetçi buluyor musunuz?

Ben bu bahsettiğim noktada tesisimize

herhangi bir rakip görmüyorum. Ne

Türkiye’de var ne de coğrafyada var.

Ortadoğu ülkelerinde bildiğim kadarıyla

Katar’da buna benzer bir yatırım

var. Fakat diğer bölgelerde böyle bir

yatırım yok. Bizim üzerimize düşen

öncelikle iç pazarda bu türlü bir yatırım

olduğunu son kullanıcılara ve sağlık

turizmi yapan çözüm ortaklarımıza

anlatmak olacak. Ardından eş zamanlı

Son olarak 2017 turizm sezonunu nasıl

değerlendirirsiniz? 2018 yılı sizce

sektör açısından nasıl geçer?

2014-2015 yılları İstanbul turizmi için

parlak dönemlerdi. Ardından bombalı

eylemler, terör saldırıları sebebiyle

turizmde duraklama dönemine girdik.

Turistlerin cephesinde güvenlik güdüsü

ortaya çıkmaya başladı. Bunca problem

yaşanmasına rağmen İstanbul’un ayakta

kalmasıyla alakalı olarak verilmiş

sadakamızın olduğunu düşünüyorum.

Hem yatırımcıların dik durması hem

profesyonellerin vazgeçmemesi hem

de Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın

sektöre yönelik faaliyetleri ile sektör

tüm bileşenleriyle dik bir şekilde

ayakta durmaya devam ediyor. Biraz

daha sabırlı olmak gerekecek. Şunu

kesinlikle unutmamalıyız ki, bundan

sonra gerçekleştireceğimiz eylemlerde


hotel restaurant

34 & hi-tech

yeni yatırımlar

Sofa Hotel

ve Marriott

International

güçlerini birleştirdi

Sofa Hotel, önemli bir işbirliğini

hayata geçirerek dünyaca ünlü

otel zincirlerinden Marriott

International bünyesinde nitelikli

otellerin yer aldığı Autograph

Collection çatısı altına katıldı.

Nitelikli hizmet, keyifli konaklama,

merkezi konum ve çağdaş tasarım,

yemek sanatı, teknik detaylar gibi

kriterlere göre yapılan değerlendirmeler

sonucunda Autograph Collection çatısı altına

katılan Sofa Hotel, her biri kendi alanında

kendini kanıtlamış özel ve farklı oteller arasına

girerek iddiasını ortaya koydu. Sofa Hotel’in

mükemmeliyetçi hizmet anlayışını Marriott

International’ın uluslararası deneyimiyle

birleştiren bu işbirliği sayesinde Sofa Hotel,

önümüzdeki dönemde yurtiçi ve yurtdışında bu

işbirliğinden aldığı güçle markasının sayısını

artırmayı hedefliyor. Marriott International’ın

seçkin ve tutkulu bağımsız otel koleksiyonu

olan Autograph Collection’da şuan 30’a yakın

ülkeden ve dünyanın en çok tercih edilen

destinasyonlarında yer alan toplam 125 otel

bulunuyor. Yakın gelecekte 5 otel daha açılmak

üzere toplam 130 otele ulaşması hedefleniyor.

Autograph Collection, 5 yıllık bir geçmişe

rağmen dünyada en fazla tercih edilen

Marriott ürünlerinin başında geliyor. Sahip

olduğu niteliklerle benzersiz olan Autograph

Collection otelleri, zengin karakterleri ve

nadir ayrıntıları değerlendirilerek özel olarak

seçiliyor. Otellerin benzersiz tasarımları,

farklı konuk deneyimleri ve bulundukları

lokasyolardaki anlamlı roller bu ayrıntıların

omurgasını oluşturuyor.

Demircan: “2020 hedefimizde otel sayısını

50’nin üzerine çıkarmak istiyoruz”

Marriott International Geliştirmeden Sorumlu

Başkan Yardımcısı Poğda Demircan Marriott

International ile ilgili olarak “Yaklaşık bir yıl

önce Marriott International Starwood Hotels

& Resort’u satın alarak dünyanın en büyük

otel firması oldu” diyen Demircan sözlerine,

“Marriott’un bugün 125 ülkede 30 marka

altında 6,200’ün üzerinde otelle misafirlerine

benzersiz konaklama seçenekleri ve eşsiz

tecrübeler sunuyor. Ayrıca, Marriott Rewards

ve SPG gibi sektörün en başarılı iki misafir

sadakati programının bir araya gelmesi,

100 milyonun üzerinde üyeyle dünyanın

en büyük sadakat programlarından birine

sahip olmamızı da sağladı” diyerek devam

etti. Türkiye’de de hızla büyümeye devam

ettiklerini belirten Demircan konuşmasına şu

sözlerle devam etti; “13 marka altında 5,600’un

üzerinde oda sayısıyla 26 otellik portföyümüze

önümüzdeki 3 yılda açılması planlanan 11

oteli daha ekleyecek olmanın memnuniyetini

yaşıyoruz”. 2020 hedeflerinde otel sayısını

50’nin üzerine çıkması olduğunu söyleyen

Demircan, Türkiye’nin kendileri için çok önemli

bir pazar olduğunu, özellikle de dönüşüm

projelerinde büyük potansiyel gördüklerine

dikkat çekti.

Güreli: “Markamızı daha geniş kitlelere

yaymamız için büyük bir fırsat”

Türk turizminin içinden geçtiği bu süreçte

Sofa Hotel için böylesine önemli bir işbirliğine

imza attıkları için son derece mutlu olduğunu

belirten Sofa Hotel Yönetim Kurulu Başkanı

Ali Güreli, “Uluslararası alanda çok güçlü bir

markayla yaptığımız bu işbirliği her iki taraf

açısından da büyük avantajlar sağlayacak.

Dünyanın en büyük otel zincirlerinden

Marriott Grubu’nun niş otel markası olan

Autograph felsefesi, bizim Sofa olarak ortaya

çıkış hedeflerimizle örtüşüyor. Autograph

Collection’la hayata geçirdiğimiz bu işbirliği

sayesinde sunduğumuz kaliteli hizmetin de

bir karşılığı olduğunu görüyoruz. Autograph

Collection’un tüm dünyadaki ‘iyilerle çalışma’

felsefesi de bizim hedeflerimizle örtüşüyor.

Bu işbirliğini, markamızı dünyada daha geniş

bir hedef kitleye yaymamız için büyük bir

fırsat olarak görüyoruz. Hedeflerimiz bu otelle

de sınırlı değil. Sofa ve Autograph olarak

İstanbul dışındaki şehirler ve yurt dışında

başka metropollerde de otel açma hedefiyle

ilerleyeceğiz. Amacımız bu işbirliği ile beş yıl

içerisinde bu markanın sayısını artırmak” dedi.

Ali Sözmen: “Madem ilkiz, bu bayrağı

başarıyla taşımayı hedefliyoruz”

Toplantının kapanış konuşmasını yapan The

Sofa Hotel’in ortağı Makpa Yönetim Kurulu

Başkanı Ali Sözmen ise şunları söyledi:

“Biliyorsunuz yaklaşık bir seneye yakın bir

süredir bu çalışmalarımız devam ediyordu.

Ali Bey olsun, Poğda Bey olsun, Cantekin Bey

olsun da anlattılar. Biz de bu zaman içinde çok

ciddi renovasyonlar yaptık. Tüm odalarımız,

restoranımız yenilendi. Cantekin Bey’in de

söylediği gibi çalışmalarımız daha da bitmedi,

daha da devam edecek. Çeşitli aktiviteler

ve etkinlikleri aktif olarak ve genç, dinamik

olarak yapmayı planlıyoruz. İnşallah sizleri

bundan sonra aramızda daha fazla göreceğiz.

Marriott’cu arkadaşlarımıza da çok teşekkür

ediyoruz. Madem biz burada ilkiz, ilk olarak da

bu bayrağı başarıyla taşımayı düşünüyoruz ve

hedefliyoruz.”


hotel restaurant

36 & hi-tech

yeni yatırımlar

The Ritz-Carlton, Istanbul yenileniyor

İstanbul turizminde 16. senesini kutlayan The Ritz-Carlton, Istanbul 10 milyon

dolarlık yatırımla yenileniyor.

Nefis Boğaz manzarasına sahip İstanbul’un en lüks

otellerinden biri olan The Ritz-Carlton, İstanbul’un yeni

oda ve suitlerinin tasarım hikayesi İstanbul’un şehrin

içinde barındırdığı renk skalası ve şekillerden aldığı ilham ile

yeniden başlıyor. Türkiye’de faaliyete başladığı günden bugüne

kusursuz servis kalitesi ve yemekleri ile fark yaratan, turizm

sektörüne ve insan unsuruna güvenini kesintisiz sürdüren The

Ritz-Carlton, İstanbul, 10 milyon dolarlık yatırımla yeniden

yaratıldı.

Öktem: “Tüm oda, suit ve balo salonları yeniden tasarlandı”

The Ritz-Carlton, İstabul Satış ve Pazarlama Direktörü Özlem

Öktem’in verdiği bilgilere göre; misafirperverlik ve sofistike

anlayışın kusursuz birleşimin temsil eden The Ritz-Carlton

İstanbul’un tüm oda, suit ve balo salonları, İstanbul şehrinin ve

tarihinin yansıtıldığı, değerli mimar ve sanatçıların dokunuşları

ile yeniden tasarlandı. Dünyanın en köklü otelcilik geleneğine

sahip The Ritz-Carlton, İstanbul’un iç dizaynı özellikle ülkemizin

ve tarihimizin dokusuna atıfta bulunuyor.


The Ritz-Carlton, İstabul Satış ve

Pazarlama Direktörü Özlem Öktem

Avrupa otelleri arasında ‘misafir memnuniyeti en yüksek otel

olma’ başarısını gösterdi

30 ülkede dünya genelinde 91 oteli bulunan The Ritz-Carlton,

İstanbul; açıldığı tarihten bugüne kadar 2 milyonun üzerinde

yerli ve yabancı misafiri ağırladı. Avrupa otelleri arasında

“misafir memnuniyeti en yüksek otel” olma başarısını gösterdi

ve çok sayıda ulusal ve uluslararası ödülün sahibi oldu.

Misafirleri kadar çalışan memnuniyetine verdiği değerle turizm

sektöründe öncü oldu. 360 sosyal sorumluluk projesine destek

verdi. Bugüne kadar Bin 850 çalışanı istihdam eden Ritz-

Carlton, Türkiye’nin turizm potansiyeline inanarak yatırımlarını

artırmaya da devam ediyor.

Tasarım hikayesi İstanbul’dan ilham aldı

The Ritz-Carlton, İstanbul’un tasarımına şehirle ve İstanbul’un

tarihiyle örtüşen, farklı renk katmanlarından feyz alınmış altın,

bakır materyaller, güneşin doğuşu ve batışı sırasındaki renkler

can verdi. Oda Yatak başları tasarlanırken ise kobalt mavisi çini

ve Osmanlı İmparatorluğu’nun görkemli kumaşları kadife ve

ipekler kullanıldı. Portekizli ünlü Mimar ve Marriott otellerinin

de daha önce iç dekorasyonunu yapan Patricia Pina, oda ve

suitlerin iç tasarımını yaparken Balo salonunun tasarımı da

değerli mimar Hakan Yürüoğlu imzasını taşıyor.

Otel, Türkiye tarihinin dokusuna atıfta bulunuyor

Oda ve suitlerde; sanatçı Süleyman Sait Tekcan’ın “At Nağme”

serisi eserleri ve Endüstri Tasarımı sanatçısı Doç. Dr. Gülname

Turan’ın Anadolu çiniciliğinde kullanılan gökyüzü ve toprak rengini

temsil eden panolar bulunuyor. Yeni tasarlanan oda ve suitlerde

ayrıca III. Selim dönemi parasının büyültülerek yapıldığı üzeri antik

sırlı replikalar göze çarpıyor. The Ritz-Carlton, İstanbul’un dizaynı

özellikle ülkemizin ve tarihimizin dokusuna atıfta bulunuyor. Enfez

boğaz manzarasına karşı olan oda ve suitler Türk tarihinden gelen

ve hayranlık uyandıran motifler ile süsleniyor. Otelin konaklayacak

konukları da hem tarihimizi daha iyi anlarken hem de geliştirilmiş

konforu birlikte yaşamaya devam ediyorlar.


hotel restaurant

38 & hi-tech

yeni yatırımlar

Hilton,

Afrika

Büyüme

Girişimi’ni

başlatıyor!

Konaklama sektörünün

lider firmalarından Hilton,

önümüzdeki beş yıllık

süreçte Afrika’da 50

milyon dolarlık yatırım

yapmaya hazırlanıyor.

Hilton Afrika Büyüme

Girişimi adı verilen

yatırım planı kapsamında,

firmanın Sahra Altı

Afrika’daki varlığının

daha da güçlendirilmesi

hedefleniyor.

Bu girişim doğrultusunda, Afrika’nın

farklı noktalarında yaklaşık 20 bin

oda sunan 100 otel, Hilton markalı

tesislere dönüştürülecek. Yenilen oteller,

Hilton çatı markası altında yer alan Hilton

Hotels & Resorts, DoubleTree by Hilton,

Curio Curio Collection by Hilton gibi farklı

markalar ile hizmet verecek.

Fitzgibbon: “Hilton, Afrika genelinde

büyümeye hız verecek”

Hilton Avrupa, Ortadoğu ve Afrika

Geliştirmeden Sorumlu Kıdemli Başkan

Yardımcısı Patrick Fitzgibbon, büyüme

girişimini şöyle yorumladı: “Afrika’da

50 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren

Hilton, kıta genelinde büyümeye hız

verecek. Bu kapsamda halihazırda hizmet

veren çok sayıda oteli Hilton markalı

otellere dönüştüreceğiz. Geçmişte çeşitli

pazarlarda başarıyla uyguladığımız bu

modelin, Afrika’da da bizim için önemli

fırsatlar yaratacağına eminiz.”

Fitzgibbon sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mevcut otelleri Hilton markalı tesislere

dönüştürmek dönüştürmek, otel

portföyümüzü hızla genişletmemize

imkan sağlayacak. Otel sahipleri de

bu dönüşüm aracılığıyla hem daha

fazla yerli ve yabancı turiste hem de

misafir sadakat programımız Hilton

Honors’ın 65 milyonu aşkın üyesine

ulaşma imkanını yakalayacak. Afrika’daki

büyüme hamlemizi yalnızca büyük

şehirlerle ve havalimanı otelleriyle de

sınırlı tutmayacağız. Tatil yöreleri ve

safari alanları gibi çeşitli bölgelerde de

otellerimizle hizmet vermeyi hedefliyoruz.

Diğer yandan yeni oteller, Hilton’un

pazara liderlik eden ticari platformlarının

da aralarında yer aldığı çeşitli marka

avantajlarından faydalanabilecek. Otel

konukları ise ise online check-in ve Hilton

Honors mobil uygulamasının sağladığı

imkanlar başta olmak üzere pek çok

yenilikçi Hilton hizmetini kullanabilecek.

Fitzgibbon şöyle dedi: “Otel sahipleri,

Hilton çatı markası altında yer alan farklı

markalarımız arasından kendi tesislerine

en uygun markayı seçme imkanına sahip

olacak. Son dönemde bu esneklikten

faydalanan tesisler arasında Kenya’da

açmaya hazırlandığımız ilk DoubleTree

by Hilton markalı otelimiz ile Ruanda’da

yine aynı marka altında ülkenin ilk Hilton

tesisi olarak hizmet verecek yeni otelimiz

de yer alıyor. Yıl sonuna doğru diğer otel

projelerimizi de duyurmayı hedefliyoruz.

DoubleTree by Hilton Nairobi

Hurlingham

Bu girişim kapsamında dönüştürülecek

ilk otel, Nairobi’deki Ngong Road üzerinde

yer alan Amber Hotel. 2016 yılında

kapılarını açan 109 odalı otel, renove

edildikten sonra DoubleTree by Hilton

markası ile hizmet verecek. Yılsonuna

doğru tamamlanması hedeflenen

renovasyon çalışmasının ardından, otelin

adı da DoubleTree by Hilton Nairobi

Hurlingham olarak değişecek. Franchise

modeliyle işletilecek otelin otelin şu anki

Genel Müdürü Elisha Katam görevine

devam edecek.

DoubleTree by Hilton Kigali City Centre

Kigali’de profesyonel hayatın merkezi olan

bir noktada yer alan 153 odalı (134 konuk

odası, 19 apartman) Ubumwe Grande

Hotel, renovasyon çalışmalarının ardından

2018 yılında DoubleTree by Hilton

markası ile hizmet vermeye başlayaak.

Kapılarını ilk olarak Eylül 2016’da açan

ve dönüşümün ardından franchise

sistemiyle işletilecek olan otel, Hilton’un

Ruanda’daki ilk tesisi olma özelliğini

taşıyacak. Çalışmaların tamamlanmasının

ardından otel DoubleTree by Hilton Kigali

City Centre adıyla hizmet verecek.


40

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Muş Havalimanı’nın

temel atma töreni gerçekleşti

Kuruluşundan bu yana İstanbul Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali başta

olmak üzere, Kahire, Üsküp, Ohrid, Roma, Medine, Riyad ve Kuveyt’in de aralarında

olduğu uluslararası ve yerel ölçekte toplam 17 havalimanı projesine imza atan

GMW MIMARLIK’ın, 11.400 m²’lik alanda tasarladığı Muş Havalimanı Yeni Terminal

Binası’nın temel atma töreni gerçekleştirildi.

Ali Evrenay Özveren, Dicle

Demircioğlu ve Pınar İlki Emekçi

liderliğinde, ulaşım sektörü

yapılarında Türkiye’nin ve dünyanın önde

gelen markalarından biri olarak başta

havalimanları, tren istasyonları, alışveriş

merkezleri, konut projeleri ve kurumsal

yapılar olmak üzere farklı fonksiyonlarda

pek çok nitelikli mimari ve iç mimari

proje üreten GMW MIMARLIK tarafından

tasarlanan, DHMİ tarafından toplam

11.400 m²’lik bir alanda inşa edilmesi

planlanan Muş Havalimanı Yeni Terminal

Binası’nın temel atma töreni, 4 Ağustos

2017 Cuma günü gerçekleştirildi.

Özellikle yılın belli dönemlerinde artan

yolcu ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz

kalmaya başlayan mevcut terminal

binası yerine DHMİ tarafından inşa

ettirilmesi planlanan Muş Havalimanı Yeni

Terminal Binası’nın, esas olarak iç hatlar

terminali işlevi görmesi ve özellikle hac

dönemlerinde dış hatlar terminali olarak

da işletilebilecek şekilde planlanması

istenmiş.

Kolay ulaşılır planlama

GMW MIMARLIK, zemin katı tüm yolcu

hareketlerini toplayacak, kolay ulaşılır ve

yolcu alanları bina içinde bütün olarak

algılanır şekilde planlamış. Bu sayede

yolcu alanlarının birbirine akması ve

tek bir büyük hol olarak algılanması

sağlanmaya çalışılmış. Bu büyük hol; bir

ucunda VIP salonuyla, diğer ucunda ise

bir iç avluya bakan geniş cam yüzeyle

sınırlandırılmış. Yolcu bekleme salonu,

gerektiğinde iç hat-dış hat bekleme salonu

olarak bölünebilirken; bagaj alım salonu

da gerektiğinde dış hat uçuşlarına hizmet

verebilecek şekilde düzenlenmiş.

Muş Havalimanı Yeni Terminal Binası’nın

dar ve uzun bir bant olarak planlanan

birinci katında ise ofisler yer alıyor. Ortada

bir koridor üzerinde planlanan ofislerin bir

kanadı doğrudan aprona cephe verirken,

diğer kanattaki ofisler ise yolcu alanlarına

bakacak şekilde yerleştirilmiş.

Muş Havalimanı projesinde, terminal

binalarında kütleyle ilgili en kritik konu

olan çatı formu, olabildiğince sade bir

şekilde ele alınmış; sert kış koşullarını

da dikkate alarak geleneksel eğimli

çatıdan yola çıkılarak tasarlanmış. Çatıda

kullanılan kenetli alüminyum kaplamanın,

eğik yüzeyler olarak planlanan dış

duvarlarda da kullanılmasıyla çatının ‘yere

akması’ sağlanmış. Tüm köşelerin yay

formunda dönülmesiyle birlikte de, bütün

işlevleri sarmalayan tek bir örtü düşüncesi

desteklenmiş. Binayı saran bu örtü ile yer

düzlemi arasında, yer düzlemine dik ve

cepheden geri çekilmiş geniş cam yüzeyler

planlanmış, bu sayede binanın kontrollü

bir güneş ışığı alması hedeflenmiş.

Çevreci, özgün

GMW MIMARLIK, ilk eskiz aşamasından

detayların oluşturulmasına kadar tüm

proje süreci boyunca Muş Havalimanı Yeni

Terminal Binası’nın hem sade, çevreci,

kolay ulaşılabilir, işletme maliyetleri

düşük, hem de özgün bir tasarım diline

sahip olmasını amaçlamış.


42

hotel restaurant

& hi-tech

yatırım röportaj

Deniz

Dikkaya

“Anadolu Yakası’nın

liderliğini yeniden

ele geçirdik”

Anadolu Yakası’nın gözde

lokasyonlarından Kalamış’ta

hizmet vermeye devam eden

Wyndham Grand İstanbul Kalamış

Marina, grubun İstanbul’daki ilk otel

markası olarak popülaritesini halen

koruyor. Bunda elbette otelin kalite

ve konforu sürdürülebilir bir servis ve

hizmet anlayışıyla sunma gücü ve etkisi

kadar satış ve pazarlama konusundaki

profesyonel iş yaklaşımının da etkisi

büyük. Beş yıldızlı otele açılışından bu

yana yapılan iş gücü ve ünite yatırımları

bunun birer açık göstergesi. Peki

turizmdeki son dönem gelişmeler

paralelinde Wyndham Grand İstanbul

Kalamış Marina’da neler oluyor,

2017 yılını kapatmaya hazırlandığımız

bugünlerde ve 2018’de beş yıldızlı otel

konuklarını hangi yeni sürprizler ve

hizmetleriyle ağırlayacak, otelin Satış

ve Pazarlama Direktörü Deniz Dikkaya

anlattı…

“Hazirandan itibaren Anadolu Yakası’nın

liderliğini tekrar ele geçirdik”

2016 tüm Türkiye için olduğu gibi bizleri

de çok üzdü. 2017’de hepimiz çok umutlu

olmak istiyorduk. Yıla Reina saldırısı

gibi maalesef kötü bir olayla başladık.

Ancak Haziran ayı sonrası özellikle

de referandum kaynaklı sektörden

artışlarla beraber olumlu sinyaller

almaya başladık. İstanbul turizminde

yaşanan yerli ve yabancı turist artışı

memnun edici oldu. Bu dönemde peki biz

Wyndham Grand İstanbul Kalamış Marina

olarak neler yaptık? Haziran ayından

itibaren Anadolu Yakası’nın liderliğini

tekrar ele geçirdik. Her ayı hem bölge

hem doluluk hem de fiyatlar anlamında

güzel rakamlarla kapatıyoruz. Şu anda

doluluklarımız % 90 ve üzeri devam

ediyor. Bunda sadece otelin kalitesi değil,

özellikle vurgulamak isterim ki satış,

pazarlama ve operasyon başarısının

büyük payı var. Şöyle söyleyeyim, biz

operasyonel manada otelimize gelen

bir misafiri memnun ederek ikinci kez

getirebilme başarısına sahibiz.

Satış ve pazarlama konusundaki

çalışmalarınızı biraz daha

detaylandırabilir misiniz? Başarı

iddianızı temellendirdiğiniz

faaliyetleriniz arasında neler var?

Satış bir sanattır, biz de satış konusunda

tecrübeli en iyi sanatçıları bir araya

getirerek İstanbul’da ses getirecek

çok iddialı bir ekip kurduk. Ben de

satış pazarlama direktörü olarak bu

güzel ekibin başındayım. Biz birbirini

olduğu kadar otelini de çok seven ve iyi

anlaşan bir ekibiz. Ben de dahil olmak

üzere otelden ayrılmayı pek sevmiyoruz.

Çünkü bu otelin içinde zaman

geçirmek gerçekten çok keyifli. Hem

misafirlerimiz bu keyfi yaşıyorlar hem

de satış ekibi olarak bu keyfi yaşıyoruz.

Hatta şunu samimiyetle söyleyeyim,

Cuma-Cumartesi günleri evime biraz

geç gidiyorum. O yüzden eşimden özür

diliyorum. Ama bu oteli bırakmak inanın

çok kolay değil. Zaten burayı yaşayan

misafirlerimiz de aynı şeyi söylüyorlar.

Sorunuza dönersem; yine

tekrarlayacağım ve bu konuda da çok

alçak gönüllü olmayacağım. Otelimiz

Anadolu Yakası’nın en güzel otellerinden

bir tanesi, ama bu unvanı korumak için

de hem yeni sadakat projelerini hayata

geçirirken hem de kalitemizi misafir

memnuniyet oranımızı arttırmaya

odaklanıyoruz. Bu çok zevkli bir yarış,

bütün beş yıldızlı oteller gerçekten çok

kaliteli ama bu yarışta ipi göğüslemek

için hep çalışmak, daha çok çalışmak


gerektiğinin de bilincindeyiz. Kalamış

ve Anadolu Yakası’nın sahil hattındaki

ışıldayan bir otel olmaktan büyük

memnuniyet duyuyoruz. Bunun da hakkını

vermemiz gerekiyor. Biz yönetimimiz,

tüm satış ekibimiz ve operasyon

kadromuzla birlikte bu memnuniyeti

devam ettirmek için çalıştık. Çok kısa

zamanda da yepyeni güzel projeleri

hayata geçirdik. Bizi izlemeye devam edin

diyoruz.

“Otelimizi Kalamış vurgusuyla

pazarlıyoruz”

Bunlardan en önemlisi, aslında lokasyonu

öne çıkarma projemiz oldu. Bildiğiniz

üzere, biz turizm fuarlarına gittiğimiz

zaman sadece Türkiye’yi tanıtıcı işler

yapardık. Sonra lokasyon öneminin

farkına vararak iller tanıtımı öne çıkmaya

başladı. Kalamış’ın tek oteli olmamız

ve Türkiye’nin en özel lokasyonlarından

birinde konumlanmamız sebebi ile

satış ve pazarlama faaliyetlerimizde

Kalamış vurgusu üzerine çalışıyoruz.

Bu doğrultuda “Kalamış’ta hayat başka”

diye bir slogan oluşturduk. “Kalamış’ta

toplantı başka, Kalamış’ta düğün başka,

Kalamış’ta eğlence başka” diyoruz.

Tüm markalarımızı da bunun altında

vurgulamaya çalışıyoruz. Bunda da

başarılı olduğumuzu düşünüyorum.

Son dönemde aldığımız tepkiler ve ileri

döneme yönelik yapacağımız pazarlama

çalışmaları da hep Kalamış vurgusu

üzerine olacak. Çünkü bu otel dediğim

gibi Kalamış’ta ve bölgesinin de tek oteli.

Buraya insanlar bir tatlı huzur bulmaya

geliyorlar. Biz de zaten onlara o tatlı

huzuru vermeye çalışıyoruz. Otelimiz

lokasyon ruhuyla son derece örtüşen

butik bir otel konseptinde ama beş yıldızlı

bir işletmeyiz.

“Anadolu Yakası’nda yeniden bir

numarayız”

Neredeyse %70’i Kalamış manzarasına

sahip 210 odamız var, her biri de süit

kalitesindeler. Yiyecek ünitelerimiz çok

farklı. Eğer siz bir otelin yiyecek içecek

ünitelerin iyi satmak ve pazarlamak

istiyorsanız onların kendi markalarını

da oluşturmak zorundasınız. Wyndham

Grand İstanbul Kalamış Marina, tabii

bütün ekibi ile birlikte bunu çok iyi

başarmış durumda Mehmet Yalçınkaya

gibi harika bir şefimiz var, onunla

çalıştığımız için çok şanslıyız. Netice

olarak içinde bulunduğumuz lokasyonu

ön plana çıkararak tanıtımlarımızı

sürdürüyoruz, çok kısa bir zamanda da

karşılığını aldık. Anadolu Yakası’nda şu

anda gerek doluluklar gerekse fiyatlar

anlamında bir numara olma özelliğimize

tekrar sahip olduk.

Bu yılı ne şekilde tamamlarsınız,

yılsonuna ilişkin tespit ve önerileriniz

neler?

İstanbul’da genel manada bir yoğunluk

başladı. Bu da bizi ve sektörümüzü

çok sevindiriyor. Kaldı ki ben bildiğiniz

üzere sadece otelde çalışan bir yönetici

değilim. Aynı zamanda çeşitli sivil toplum

kuruluşlarında da görev yapıyorum.

Ama bayrağı diğer arkadaşlarımıza

teslim ettik çünkü burada çok farklı bir

dünya var. Anadolu Yakası otelciliğinde

de çok ciddi bir rekabet var. 2017’nin

Eylül ayını bitiriyoruz. Ekim ve 3 aylık

dönemde 2016’da özlediğimiz tabloyu

2017 yılı sonuna kadar yaşatmak için

çalışmalarımıza devam ediyoruz. Çok

yakında Kalamış vurgusu ile ön plana

çıkmayı hedeflediğimiz bir pazarlama

çalışmasıyla sektörde kendimizden

bahsettireceğiz. Sözünü ettiğim,

hem yazılı hem de görsel medyada

yer almak ve sinema reklamlarına

girmekle alakalı bir proje. Bu doğrultuda

Kalamış LIVE’ı tekrardan hayata

geçirdik. Kalamış LIVE, otelimizdeki

canlı müzik performanslarımız. Bunun

hakla ilişkiler yönetimini ayrı yapıyoruz.

Sadece İstanbul’dan değil, şehir

dışından konaklamalı misafir ağırlıyoruz.

Bunlardan bir tanesi OUZO Restaurant.

Özellikle Çarşamba-Cuma-Cumartesi

olmak üzere haftanın üç günü Kalamış

LIVE günlerinin olduğu, Yunan ve Balkan

müzikleriyle canlı programın yapıldığı,

Ege ve Türk lezzetlerinin servis edildiği

bir konsept. İnsanlar “Wyndham Grand

Kalamış Marina’nın terasına gidiyorum

demiyor, OUZO’ya gidiyorum” diyor.

Bir de Jigger Roof barımız var. Burası

Kalamış manzarasıyla özel davet ve

organizasyonlara ev sahipliği yaptığı

gibi haftanın dört günü caz müzik

dinletileri ile de oldukça popüler.

Bunların dışında otelimizin içinde toplam

altı tane yiyecek içecek markamız var.

Bunların üç tanesi kendi işletmemiz,

geriye kalanlar kiracılarımız. Fakat

bunlar Günaydın Kebap, Sushico, Özgür

Şef, Divan Pastaneleri gibi oteli marka

değerini yükselten işletmeler. Biz bu

markaları kendi otel markalarımızın

içine bütünleştirerek güzel bir karışımı

misafirlerimize sunuyoruz, geri

dönüşünden de son derece memnunuz.

Son olarak 2018 yılına dair neler

söyleyebilirsiniz?

2018’de aynı başarımızın devam etmesi

için hem ülkesel bazda hem de bu ülkeye

hizmet eden ürünler olarak çalışacağız.

İstanbul’un ve Türkiye’nin eğlenceli, güzel

yüzünü daha fazla göstererek, yaşanan

kötü senaryoların hepsini unutarak

pazarlama politikalarımıza devam etmek

önceliğimiz olmalı diye düşünüyorum.

Paris’te de bombalar patladı,

Barselona’da da… Ama baktığınızda biz

maalesef ki moral motivasyon anlamında

çabuk düşen bir milletiz. Bu noktada

halkla ilişkiler yapanların ve turizm

sektörünün bu olumsuz gelişmelerden

etkilenmemesi lazım. Burada biz ürün

verenler olarak buna çok dikkat edeceğiz.

2018’de pazarlama politikamızı sürekli

çeşitlendirerek yol aldığımızda bunun

da karşılığında iyi sonuçlar alacağımıza

eminim.


hotel restaurant

44 & hi-tech

iş’te kadın

Saray mutfağının ‘altın eli’

Gülşen Coşanöz

Röportaj: Hatice Ünal Bilen / Fotoğraflar: Ümit Başer Alkaç

Büyük yedi odalı üç salonlu eski bir

Bursa evinde annenin maharetle

kurduğu Türk ve Saray mutfağının

en seçkin tatlarıyla geçer çocukluk ve

ilk gençlik yılları. Akranları kek, poğaça

yapmanın derdindeyken o başucu edindiği

yemek kitaplarıyla ilk turşusunu kurar…

Yine o kitaplarla Saray mutfağını işin

ustalarından büyük bir iştahla hatmeder…

Bir hobi olarak girdiği mutfak, yıllar

geçtikçe kendi gibi yemeğin ruhundan,

enerjisinden, ritminden anlayan gustosu

geniş insanlara kapılarını açar, coşar sel

olur…

Tıpkı Türk ve Saray mutfağının

Bodrum’daki usta temsilcisi Marmarina

Saraylı Mutfak Koordinatörü Gülşen

Coşanöz’ün hikayesi gibi…

Gülşen Hanım, gastronomi hayatınız

ilk nasıl başladı? Geçmişe kısa

bir yolculukla o günleri bize nasıl

anlatırsınız?

Aslen Bursalıyım, atalarım Saraybosnalı.

Bursa’da annem eski kültürümüzü aynen

devam ettiren bir kadındı. Yemek bizim

için çok önemliydi. Daha çok küçüktüm

ama iyi hatırlarım, evimizde yemek

odamız, yemek hazırlanan mutfağımız

ve yemek bölümümüz ayrıydı. Büyük,

eski bir Bursa evinde dünyaya gelmişim

ve o evde büyüdüm. Annemin yemekleri

muhteşemdi, bize çok özel yemekler

yapardı, saray lezzetlerini ve Türk

mutfağının en zor yemeklerini layıkıyla

başarırdı.

“Gastronomi hayatım bir turşuyla

başladı”

Ben boğa burcuyum. Boğa burcu

biliyorsunuz, mutfağa meraklıdır,

gastronomiyi çok önemser. Henüz daha

orta birinci sınıf öğrencisiyken herkes

kek, poğaça yapma derdindeyken ben

daha değişik şeyler yapmanın telaşıyla

ilk turşumu kurdum. Benim için o çok

kıymetlidir, hiç unutamam. O aralar

ülkemizin medarı iftarı Necip Ertürk

ustanın yemek kitabı bir şekilde elime

geçti. Devamında ustanın ansiklopedi

değerinde bilgilerle dolu olan bütün

yemek kitaplarını edindim ve zamanla

kendisi benim idolüm oldu. Oradaki

tariflerden birinden de ilk turşumu

kurmaya karar verdim. Hiç unutmam,

bizim Bursa’da bir köylü pazarı vardı.

Tarifnamede gerekli ne malzeme

varsa ama çocuk aklımla da çok daha

güzel yapacağıma inanarak, ustanın

yazdığı malzemelerin iki mislisini satın

aldım ve kullandım. Sebzeler aynı ama

baharatlar tam tamına iki katıi… Turşuyu

kurduktan sonra bir 15-20 gün geçti.

Büyük bir seremoniyle ailece açtık ama

bütün ev ahalisi kaçtı. Etrafa yayılan

olağanüstü kötü bir kokuydu çünkü.

Ben çok üzüldüm, çok bozuldum. Nasıl

başarısız olurdum, kahroldum. Rahmetli

annem orada beni çok güzel motive etti,

“Hayır, tadı pek güzel evladım, üzülme,

bir dahaki sefere daha da güzel olur,

hemen bunu sofraya koyacağız” diyerek

adeta beni yüceltti. Bu gerçekten benim

içi unutulmaz bir anıdır. Annemin o

sözleri beni ihya etti ve böylelikle benim

gastronomi merakım başladı. Ondan

sonra ben roman okur gibi Necip Usta’nın

beş cilt halindeki kitaplarını her fırsatta

o kadar çok okudum ki, kitaplar hep

yıprandı, inanır mısınız üç kez aldım,

onlar benim başucu kitabım oldular. Her

boş anımda roman okur gibi okudum ve

uyguladım. Yıllarca… Son üçüncü kez

aldığım beş cildi artık kütüphanemde

muhafaza ediyorum, çok kıymetli benim

için çünkü az bulunuyor.


Eğitim de devam ediyor tabii…

Aslında ben Çocuk Gelişimi okudum.

Ankara Üniversitesi’ni kazandım, gittim

ancak üniversiteyi bitirmedim, yarım

kaldı. 70’li yıllarda terör olayları çok

yoğundu. Sağ sol çatışmalarından çok

zamanlar müthiş bir yatak sıkıntısı var.

Üç tane otel var, Türkiye’ye de acayip bir

talep var. Uçak dolusu insanlar geliyor,

ancak turistleri konaklatacak yatak yok.

Hatta o dönemlerde Dedeman Otel vardı,

çalıştığımız acenta doluluklardan dolayı

hatta 1000 kişiyi ağırlıyorduk. 35 tane

elemanımız, üç de şefimiz vardı.

“Hep Türk mutfağını tanıtmak istedim”

Bu yoğunluğa rağmen ben milliyetçi

duygularımla hareket ederek, şeflerimize

etkilendik. Ancak yemek aşkım aynen

devam etti. Her vesileyle mutfağa

giriyordum, evde partiler veriyordum,

kutlamalar yapıyordum.

Anneniz bu gelişimden son derece

memnun olmalı.

Fevkalade memnun. Zaten biz dört

kız kardeşiz. Her kardeşimizin ayrı bir

özelliği var. Kız kardeşim ressam, ablam

moda evi sahibi. Her birimiz sanatın farklı

bir dalıyla uğraşıyor. Yine Necip Usta’nın

kitaplarında okumuştum, “gastronomi bir

sanattır” diye… Yemek yapmanın güzel bir

sanat olduğunu fark edince çalışmalarım

da aynı hızla devam etti. Yıllarca hobi

şeklinde yemek yapmayı sürdürdüm.

Daha sonra eşimin işi icabı Antalya’ya

taşındık, kendisi turizm sektöründe

yiyecek içecek müdürüydü ve orada

benim turizm hayatım başladı. Sene

1986, Mesut Yılmaz Turizm Bakanı,

turizmin en popüler yılları… Kemer’in

tek oteli var ve eşim oranın müdürü,

Bakan Beye ve heyete yemek verilecek

ama o kadar hiçbir şey yok ki! Gerçek

turizmin yapıldığı dönemler… O yıllarda

hep eşime yardım ettim. Sonra 1993

yılında Antalya’da ortağımız ile beraber 27

odalı bir pansiyon satın aldık, bunu ciddi

emeklerle restore ettik ve küçük bir butik

otel haline getirdik. Turizm sektöründe

ilk bağımsız emeğim böyle başladı. Otelin

müdire hanımı oldum. Antalya’da da o

müşteriyi önce bize getiriyordu, 2-3 gün

sonra yer açılınca Dedeman’a taşıyordu.

Kaldı ki biz Antalya’da 2, 3 yıldızlı bir

oteldik.

“Gece 3’te haldeki yegane sarı saçlı

kadın bendim”

Otel müdiresiydiniz ama mutfakta

değildiniz…

Mutfakta değildim ama bilgimi devamlı

geliştiriyorum, sürekli okuyorum,

araştırıyorum, bilgilerimi mutfakçılarla

devamlı paylaşıyorum. Ben kendi

işletmemizi yürütürken, eşim Talya

Otel’in Yiyecek İçecek Müdürüydü. O

aralar günlük tura çıkan turistler perişan,

gezdikleri güzergahlarda doğru düzgün

lokanta yok! Akşam otelde herkes hasta,

sindirim sistemi bozukluğu yaşıyorlar.

Acentacı arkadaşlarımızın ısrarları

üzerine, onların gruplarına hizmet

vermek üzere 1995’te Akdeniz bölgesinin

ilk grup konseptli restoranını, 10

dönüm arazi üzerine kurduk. Restoran,

Kurşunlu Şelalesi Perge Antik Kent ve

alışveriş merkezlerine yakın olduğu

için iyi bir lokasyon seçmiştik, ayrıca

Çiftlik Restaurant olarak bir bölümünde

geleneksel tarım yaptık. İçinde her daim

10-12 köpek, 35-40 ördek, 40-50 horoz

tavuk, bir kaç kuş ve papağan, 3 at, 2

adet te eşeğimiz vardı. Turizmin altın

yılları, her gün öğle yemeğinde 800- 900

Türk lezzetlerinden oluşan, açık büfe

kurduruyordum. Hep Türk mutfağını

tanıtmak istedim, Türk kahvemizi

duyurmak istedim. Düşünün ki,

imambayıldıdan zeytinyağlı yaprak

sarması ve pastırmalı kuru fasulyeden

karnıyarığa kadar menümde hep gerçek

Türk mutfağını uygulattım. Mutfakta

genelde denetleyen, menüleri çıkartan

kişi konumundaydım. Bazı geceler eşimle

beraber hale ben de giderdim. Gece 3’te

haldeki yegane sarı saçlı kadın bendim ve

daima şunu çok önemsedim, tarla ürünü,

mevsimsel ürün… Antalya’da etrafımız

seralarla dolu olmasına rağmen yakınen

yaşadığım için tercih etmedim, halen de

tercih etmem. Tamamen mevsimsel ve

doğal ürün kullanmaktan yanayım.

“Ne mutlu ki, Marmarina

Saraylı’ya gelenlerin yüzde

80’i gustosu çok gelişmiş

insanlar. Konuya çok vakıf,

damak zevkleri müthiş. Sizi

takdir edebilecek insanlar,

bu da benim bütün

yorgunluğumu alıyor.”


46

hotel restaurant

& hi-tech

iş’te kadın

Bu arada lafınızı bölerek, sizi biraz daha

yakından tanımak ve tanıtmak isterim.

İş ve gündelik yaşamında Gülşen

Coşanöz nasıl biridir, bize kendinizi

anlatır mısınız?

Aslında zor bir insanım. Mükemmeliyetçi

oluşum etrafımda çoğu zaman sıkıntı

oluşturabiliyor. Bu yüzden benimle

çalışmak, personele zor geliyor. Hele

ki günümüz personelini çok fazla

rapta zapta alamıyorsunuz. Oldu, bitti

felsefesiyle çalışıyorlar. Maalesef sektör

olarak bu konuda çok geri kaldık. İyi

şefler, iyi müdürler yetiştirdik ama

onların alt kadrosunu yetiştiremiyoruz.

Bu bilinci yaymamız lazım. Sezonluk

yerlerde özellikle ne yazık ki elemanlar

bir cep telefonu için çalışıyor, işi

öğrenmek çok da umurlarında değil

ki… İnşallah üyesi olduğum Gastronomi

Turizmi Derneği olarak gençlerin

eğitimine el vereceğiz. Ülkemi gerçekten

çok seviyorum. Ülkemin değerlerinin

dünya çapında yer bulmamasından

müthiş hayıflanıyorum. Bunun için

de kesinlikle bir şeyler yapmamız

gerektiğine inanıyorum. Bu ülke

bizim felsefesiyle bugüne kadar pek

çok aktivite yaptım. Hala bu yaşımda

devam ediyorum. Yaşımı söylemekten

hiç çekinmiyorum, 64 yaşımdayım.

Ama keşke bu kadar bilgiyle, bu kadar

deneyimle 38 yaşımda olsaydım. Çok

büyük hayallerim, hedeflerim var.

İnşallah ömrüm yetecek, onları da

yapacağım diyorum. Gün 24 saat ama

ben böyle 18 saat filan çalışıyorum ki,

yapmak istediklerimi enerjim azalmadan

bitirebileyim. Çünkü çok konu başlığım

var, bunları gerçekleştirmek istiyorum.

Bu bahsettiğiniz konu başlıklarını biraz

daha açabilir misiniz?

Son beş yıldır Bodrum’da yaşıyorum.

Bodrum mandalinasının kıymet

görmemesi beni çok üzdü. Çünkü

olağanüstü bir lezzet. Tek kusuru fazla

çekirdekli olması. Bu sebeple hemen

#bodrummandalinasıyaşamalı şeklinde

bir hastagh yaptım. Marmarina Saraylı’da

da son 3-4 senedir Bodrum mandalinalı

menüler yapıyorum, etkinliklerimde

konuklarıma yine Bodrum mandalinalı

ürünler sunuyorum. İncecik bir kabuğu

var ama muhteşem bir aroması

var oysaki… Onun dışında tarladan

tabağa olayını, atalık tohumları çok

önemsiyorum; bu tohumlara sahip

çıkılması ve daha da yaygınlaştırılması

gerektiğini düşünüyorum. Çiftçimiz

özendirilmeli! Yeni yetişen neslin

taze fasulyenin veya patlıcanın hangi

mevsim sebzesi olduğunu bilmemeleri

beni fevkalade üzüyor. Oysa bizler

menülerimizi mevsimsel ürünlerle

hazırlasak, çocuklarımızı doğal ürünlerle

beslersek, tohumlarımızın kıymetini

bilirsek, küçük üreticilerin desteklersek,

Onları da turizm sektörünün içine

katarsak, elbirliği ile tarla ürünlerini

kullanırsak daha geniş çevrelere

ulaşabiliriz. Yani “Turizm Tarım El Ele”

verebiliriz. Burada Palmarina’da Saray

mutfağı, Türk mutfağı, Ege ve Bodrum

mutfağını uyguluyorum. Saray mutfağının

turizme katkısının çok önemli olduğuna

inanıyorum. Türk mutfağı olağanüstü.

Saray mutfağının Gastronomi sektöründe

daha çok yer almasını arzu ediyorum.

Büyük yatırımcılarımıza ulaşmaya

çalışıyorum. Bir yığın İtalyan zincirlerle

dolu ülkemiz. Kaldı ki bunu da layıkıyla

yapamıyorlar. Niye zincir olarak bir Türk

mutfağı yok? Türk mutfağını uygulayan

işletmelere bakarsanız, hep kişisel bazda

gayretlerle yürüyen 3-4 tane işletme

var. Bu bizim kültürümü ama bu işe

değer veren ünlü yatırımcı veya holding

veya zincir sahibi işletmecilerimiz yok.

Bazıları yeni yeni menülerine 1-2 tane

yemek koymaya başladılar. Gönül ister

ki, imkanlarını Türk mutfağı için de

kullansınlar. Bunu çok önemsiyorum,

inşallah sesimizi de duyuracağız. Ben de

bu konuda seve seve fedakarlık yapmaya

hazırım. Saray mutfağının da işletmelerin

bölge bazında yayılması halinde

turizmde bir çıkış noktası olacağına

inanıyorum. Bugün dünyada “gastronomi

turizmi” var, insanlar değişik mönüleri

tadımlayabilmek için ülkeler arasında

geziyorlar. Bütçeleri yüksek, 6 euroya kaç

kişi doyarız diye bakmıyor.

Bunun haricinde küçük işletmelerin

kendi atölyelerinde yaptıkları ürünlerinin

ne kadar kıymetli olduklarını anladım.

İlhan Koçulu müthiş takdir ettiğim

bir beyefendi. Kars kaşarını bütün

dünyaya tekrar tanıttı. Her bölgede

bunun gibi bir İlhan Koçulu çıkartmamız

gerektiğini düşünüyorum. Bunun için

de “Coğrafi İşaretli Ürünlerin Turizme

Kazandırılması” şeklinde başka bir başlık

attım. Hiç olmazsa butik işletmelerin

bu ürünleri kullanması konusunu çok

önemsiyorum. Bazı marketler ayrı bir

bölüm halinde bu ürünleri sunmaya

başladılar, nispeten mutlu eden bir

gelişme.

Hedefleriniz ana başlıklar halinde

böyleydi. Peki Çiftlik Restaurant’tan

sonrası nasıl gelişti, Marmarina Saraylı

hikayesi nasıl başladı, devam edecek

olursak?

14 sene boyunca Çiftlik Restaurant’ımızı

devam ettirdik. Ancak maalesef

2003’ten sonra her şey dahil sistemi

Türkiye turizminin sonunu getirdi.

Türk kültürünü yaşamak, öğrenmek

yerine, denize girip güneşlenmek için

ülkemize gelen vasıfsız turistlerle Türk

turizmi değer yitirdi. Harcama yeteneği

olan misafirleri kaybettik. Kitle turizmi

ile beraber kayıplar başladı. Gelen

misafirler tura çıkmıyor, gezmiyor,

havaalanı-otel, otel-havaalanından

ülkelerine geri dönüyorlardı. Bunun

üzerine 2008 yılında, eşim ve oğlumla

işyerimizi kapatma kararı aldık ve

hepimiz profesyonel yaşama döndük.

Oğlum Mardan Palace’ın açılış ekibinde

yer aldı. Ben Kemer Çamyuva’da bulunan

ve şu an ismini vermekte hiçbir sakınca

görmediğim Naturland Otel’in Country

bölümüne işletme müdürü olarak işbaşı

yaptım. Country, benim tarzımdı, doğal

tarım yapıyorlardı. Seve seve o görevi


aldım ve çalıştım. Fakat çok üzgünüm,

yatırımcımız Cemil Çakmaklı hepimizin

emeğini harcadı, hiçbirimizin maaşını

ödemedi, küçük tedarikçilerin iflasına

dahi sebep oldu. Tesiste çok şık villada

kalıyorum, inanılmaz olaylara şahit

oluyorum, 6 aydır maaş almıyorum!

O ara babam Bursa’da rahmetli oldu,

cenazesine gideceğim, koordinatör

Meral hanıma durumu anlattım, hiç

umursamadı! Onun üzerine otelden

ayrıldım. Hiç unutmam kendi kendime

şunu söyledim: “Bu Antalya’da çalışılmaz

artık!” hala daha hiçbirimiz alacağımızı

tahsil edemedik, mahkemeleri

kazandığımız halde, koca tesis bankanın

ipoteği altında, çürümeğe terk edildi, iflas

masası kuruldu ama nafile…

“Antalya’dan yola çıktık, nereye

gideceğimizi bilmeden 3.500 km yaptık”

Oğlum Mardan Palace’ta çalışıyor, o

da maaşını alamıyor. Eşimden ayrılıp

Antalya’yı terk etme ve yeni bir yerde

kendime yeni bir yaşam kurmak üzerine

radikal kararlar aldım. Oğlum da bana

katılmak istedi ve 2011 yılında onunla

birlikte Antalya’dan yola çıktık, 3.500 km

yol yaptık. Bundan sonraki hayatımızı, bu

bilgilerimizle, deneyimlerimizle nerede

mutlu olabiliriz, kimlere hitap edebiliriz

şeklinde araştırmalarımıza başladık.

Yolun sonunda bir ışık görebildiniz mi

peki?

Evet tabii. Yola çıktık ama nereye

gideceğimizi bilmiyoruz. Elimde

bilgisayarım, Google haritadan bütün

Akdeniz ve Ege’yi tarıyorum. Küçük bir

yer arıyorum ama yapmak istediğim

işlerin o bölgenin insanlarıyla da bir

şekilde bağdaşması gerekiyor. Selimiye,

Alaçatı ve Yalıkavak olmak üzere üç yer

ilgimizi çekti. Hepsinin doğası muhteşem

ama içlerinde en çok Yalıkavak’ı sevdik.

Yalıkavak Palmarina’yı 2011 yılında

Mübariz Bey yeni almıştı. Daha önce

orada yemek yemişliğim de vardır.

Marinaya girdik, yönetimden yer istedik,

bize konsept sordular, zaten da çok arzu

ediyorum, “Ben Osmanlı Saray mutfağı

yapacağım” deyince Mübariz Bey’den

ivedilikle onay çıktı. O kışı Antalya’da

geçirdik. Kurşunlu Şelalesi’ndeki

Dreamland Restaurant devam ederken

çok yüksek volümlü çalıştığımız yıllarda

Unilever şirketi bana bir kitap hediye etti.

Yemek merakımı da biliyorlar. Mehmet

Kamil Efendi’nin 1844 yılında yazdığı

Mevcehüt Tabbahin. Kitap benim için çok

ilginçti. O güne kadar başucu kitabım

olarak Necip Usta’yı okurken artık yerini

Mevcehüt Tabbahin almıştı. Kitabın

arkasında bir sözlük var; bir sözlüğe

bakıyorum, bir dönüyorum reçeteye

bakıyorum ve gözümün önünde yemekleri

canlandırmaya çalışıyorum. Mutfağa

gidiyorum, o yemekleri yapıyorum. Saray

mutfağı çok önemli. Bu arada çocukken

annemin yaptığı yemekleri o kitapta

bulmaya başladım. Her gün mutfağa

girdim, Osmanlı saray yemeği yaptım,

düşünün 7-8 ay boyunca, günde 3-4 çeşit

tatlı, şerbet, pilav yapıyorum, deniyorum.

Neticede muhteşem bir menü hazırladım.

Mart 2012’de Palmarina ile kontratımızı

yaptık ve Mayıs ayında Bodrum’a geçici

olarak taşındık. Marmarina Saraylı

Restaurant’ımızı böylelikle açmış olduk.

Ancak çok büyük bir sıkıntım var. Kıştan

itibaren bir şef arıyorum, çalışıyorum,

deniyorum ama fevkalade başarısız,

hiçbir yemek benim yaptığım şekilde

olmuyor. Çok üzüldüm, oğlum pişman

oldu. Bu işi hakkıyla yapacak şefler

İstanbul’da var biliyorum tanıyorum ama

ciddi maaş alan şefler bunlar! Bizim

bütçemiz onları karşılayamıyor! Çok

üzgünüz… Birgün evdeki yardımcım bana

“En büyük şef sizsiniz. Niçin mutfağa siz

girmiyorsunuz?” dedi “Çok enteresan, bu

kadın doğru söylüyor” dedim ve alt yapımı

sağlayacak yardımcıyla ister istemez

kendim şef oldum, mutfağa girdim. İki

yardımcıyla o gün bugündür mutfaktayım.

Mutfakta olmak, kendi mutfağının şefi

olmak nasıl bir duygu diye sorsam?

Mutfak benim en mutlu olduğum yer.

İnanılmaz yoruluyorum ama en keyif

aldığım yer. Günlük akış içinde mutlaka

yapmam gereken işler oluyor. Hayır,

hepsini öteliyorum, önce mutfağa

giriyorum. Şimdi yeni tasarım yemeklerim

var mesela. Ege yöresinin unutulmuş

yemeklerini şimdilerde keşfetmeye

başladım, onları uygulamaya çalışıyorum.

Özetle Saray mutfağı maceramız böyle

başladı. Çok enteresan, 2011 kışında

Saray yemeklerini araştırırken kavun

dolmasını gördüm. “Bu bizim imza

yemeğimiz olacak “bunu bütün dünyaya

tanıtmaya niyet ediyorum” dedim ve

gerçekten azmettim. Yurt içinden ve

yurt dışından 100’lerce insan “kavun

dolması ile Osmanlı saray mutfağını”

duydu! Vesile ile bütün dünyaya

kültürümüzü anlatıyoruz. Türk olarak

mutfağımızı anlatmaktan, yaşatmaktan

gurur duyuyorum ve Allah ömür verdiği

müddetçe de tanıtacağım. Bugün

Palmarina içinde yegane aile işletmesi

biziz. Oğlum Alphan ile sırt sırta verdik,

ünlü holdinglerin arasındaki küçük

işletmemizde, doğal ve mevsimsel

ürünler ile gerçek yemekler yaparak

işletmemizi idame ettiriyoruz. Ne mutlu

ki, Marmarina Saraylı’ya gelenlerin

yüzde 80’i gustosu çok gelişmiş insanlar.

Konuya çok vakıf, damak zevkleri müthiş.

Sizi takdir edebilecek insanlar, bu da

bizim bütün yorgunluğumu alıyor.

Son olarak gastronomi sektöründe

kadın olmak üzerine neler söylemek

istersiniz?

Benim için fark etmiyor. Zorlukları var

tabii ama ben hiç önemsemiyorum.

Çünkü başarı odaklı çalışmayı severim ve

atalarım Boşnak, biz biraz inatçı oluruz,

çabuk pes etmeyiz. Neticede önemli olan

istemek, çalışmak ve sonuca varmak…

Şu sıralar gastronomi sektörü için çok

önemli bir çalışma yapıyorum. Bodrum’da

kışları biraz zayıf geçer biliyorsunuz, son

bir yıldır her ay bir etkinlik yapıyorum.

Bunun yanı sıra Marmara Koleji ve

Mutlu Keçi İlkokulu ile gönüllü mutfak

atölyesi çalışıyorum. Okullara haftada

bir gün gidiyorum, çocuklarla yemek

yapıyorum. Gastronomi merakı çocuk

yaşlarda başlamalı. Kendi işletmemde

de tanık olduğum üzere, maalesef aileler

benim menümden 17-18 yaşlarındaki

çocukları için yemek bulamıyorlar,

düşünebiliyor musunuz? Çocuklar sadece

hamburger, pizza biliyor, Onun üzerine

okullarla bir çalışma başlattım ve 6 yaş

grubundan başlayarak mutfak atölyesi

çalışmaları yapıyorum. Doğal ürünler,

sağlıklı beslenme esaslı çalışmalar

bunlar. Derken çocuklarda farkındalık

oluşturmak amacıyla “coğrafi işaretli

ürünler” ile her hafta bir şeyler yapıyoruz.

Bu konuda bir öğretmenden de destek

alıyorum ve çocuklara bölgeleri ve

ürünleri tanıtarak eğitimlerine katkıda

bulunmaya çalışıyorum.

“Mutfak benim en mutlu

olduğum yer. İnanılmaz

yoruluyorum ama en keyif

aldığım yer. Günlük akış içinde

mutlaka yapmam gereken

işler oluyor. Hayır, hepsini

öteliyorum, önce mutfağa

giriyorum.”


hotel restaurant

48 & hi-tech

marka röportaj

Şemsiye Evi, iç pazar

gücünü uluslararası

fuarlarla artırıyor

39 yıldır şemsiye sektörüne imalat

gerçekleştiren Şemsiye Evi, iç

pazardaki gücünü uluslararası

fuarlarla artırıyor. Bu yılı yoğun bir

fuar takvimiyle geçiren üretici firmanın

hedefinde Kasım ayında Yunanistan’da

düzenlenecek olan XENIA Fuarı var…

Yurt dışı fuarlara yönelik ürün portföyleri

ile iç pazardaki etki ve gücünü daha da

artırmak istediklerini söyleyen Şemsiye

Evi Genel Müdürü Uğur Çevik ile bu yılın

performansını, fuar çalışmalarını ve 2018

yılı planlarını konuştuk.

Şemsiye Evi için 2017 yılı fuar

katılımları ve verimliliği açısından

nasıl geçti? Yurt içi ve yurt dışı fuarlara

yönelik mevcut ve devam eden

çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Bu yıl toplamda altı adet fuara katıldık,

bunların üç tanesi Avrupa’daydı.

İç pazardaki payımızı artırırken,

piyasa zorluklarından dolayı yurt dışı

fuarlarına da ağırlık verdik. Bu fuarlarda

yabancı müşterilerimizin bizden

farklı talepleri oldu, bu doğrultuda

ürünlerimizi geliştirme fırsatı bulduk. Bu

ürünlerimizle de iç pazarda daha fazla yer

edinmeye çalışıyoruz. Aslına bakarsanız,

her bölgenin kendine ait ritüelleri var.

Müşterilerin çok kullandıkları ürünler

var, olmazsa olmaz kumaş seçenekleri

var... Bunları dönem dönem de çözmeye

çalışıyoruz. Genel olarak baktığımızda

piyasadaki reaksiyonlar pozitif, olumlu

tepkiler alıyoruz. Yeni modeller yaparken

elimizdeki modelleri güncelliyoruz. Tabii

bunlar hem zaman hem de belli oranda

maliyet oluşturuyor. Örneğin biz verimlilik

oranını yükseltmek maksadıyla birçok

ürünümüze dişli sistemler eklerken,

görüyoruz ki Avrupa birçok üründe

manuel sistemlere geçmiş. Bu sebeple

ürünlerimizin güncellemesini yapmak

bizim için önemli ve hassas bir konu

haline dönüşüyor.

“Avrupa ve komşu ülkelere mal

satmanın tek yolunun ölçüsel esneklik

olduğunu gördük”

Yine aynı şekilde biz çok büyük ölçüler

imal etmeye çalışırken, diğer taraftan

kafe ve restoranlar bazında orta

seçenekli ölçüler talep görüyor. Buna da

sebep olarak özellikle Avrupa’da geniş

restoran önü alanların olmamasını,

Türkiye’deki gibi belli işgaliyelerle geniş

alanları kapatamamasını gösterebiliriz.

Bilindiği üzere, Türkiye iç pazarında

genelde restoranlar önlerini pergola ve

tente sistemleriyle kapatıp, bir önüne

de şemsiye koyarak geniş bir alanı

müşterilerinin kullanımına sunabiliyor.

Oysa Avrupa’da bu oluşuma çok fazla

izin verilmiyor. Restoranın bittiği

noktada tentesi olabiliyor ya da izinler

dahilinde pergolası olabiliyor. Genel

olarak çok turistik yerlerde bu ikisine

de izin verilmiyor ve şemsiye iyi bir

alternatif oluyor. Yere sabitlemenize


gerek kalmıyor, tekerleklerinden sağa

sola çekebiliyorsunuz, küçük de olsa bir

inşaat yapmanıza lüzum kalmıyor. Biz

Türkiye’de 5X5 gibi, 4X4 gibi büyük ölçüler

kullanırken, Avrupa’daki restoranların

önlerindeki alan çok daha kısıtlı. 3

metreler, 2.5 metreler, 3.5 metreler

gibi buçuklu, küsuratlı ölçüler bizden

talep ediliyor. Bu türlü talepler gelmeye

başlayınca, ilk olarak bu pazarın varlığını

doğrulamak istedik. Gördük ki, bizim

gibi salon, salomanje alan kullanımları

yok. Onların küsuratlı ölçülerine göre

de imalatlar yapmaya başladık. Bu bir

yandan üretimi yordu, elimizde çok

çeşitte metreler oldu, ama bir yandan da

Avrupa’ya veya diğer komşu ülkelere mal

satabilmenin tek yolunun bu olduğunu

gördük.

“Bu yılı Yunanistan XENIA Fuarı ile

bitiriyoruz”

Fuar takvimimizden bahsedersem, bu yılı

Yunanistan’da düzenlenen XENIA Fuarı ile

bitiriyoruz. 25-27 Kasım tarihleri arasında

Atina’da düzenlenecek olan fuarda yine

katılımcıyız, bir standımız var.

Yunanistan kararı da şöyle oldu,

Almanya’daki Spoga Fuarı’nda gördük

ki, bizim gerçekten iyi bir Yunanistan

potansiyelimiz var. Köln’de 7-8 tane yeni

müşteri edindik. Bunların 5-6 tanesiyle

de güzel bir enerji yakalayınca, biraz

da onların zorlamasıyla 11. ayda sezon

kapanışımızı XENIA Fuarı ile yapmaya

karar verdik. Bir de şu var; Avrupa’da,

tam olarak dünyada diyebilir miyim

bilmiyorum ama ekonomik anlamda

tatil yapılabilecek üç bölge var. Fiyatları

aşağıdan yukarıya doğru sayarsam,

içlerinde en ekonomiği Yunanistan.

Bunun alternatifi Türkiye. Bir üst sınıfta

da İspanya geliyor. Onun dışında İtalya

var. Avrupa’nın diğer bölgelerinde

deniz turizmi çok fazla yapılmıyor

veyahut ülke deniz turizminden çok

fazla nemalanamıyor. En kötü ihtimal,

bu üç ülkeden bir tanesi zaten Türkiye,

iç piyasada çalışmalarımız var.

Yunanistan dibimiz, araştırdık ki her

gün Yunanistan’a ülkemizden tırlarla

sevkiyatlar yapılıyor. Gelen siparişler

stoklarımızda mevcutsa aynı gün sevk

etme şansımız oluyor. Yunanistan’da

küçük bir yatırımımız vardı ama bunu

biraz daha genişletmeye, pazar payımızı

artırmaya çalışıyoruz. Umuyorum ki,

XENIA’da gerek ürün tanıtımlarımız

gerek Almanya’da tanıştığımız müşteri

ziyaretlerimiz gerekse bölgedeki yeni

müşteri ziyaretlerimizle portföyümüzü

biraz daha genişleteceğiz.

Biraz önce yurt dışı fuarlarına yönelik

geliştirdiğiniz ürün portföyleri ile iç

pazardaki etki ve gücünüzü artırmak

istediğinizden bahsettiniz. Yeni

dönemde yurt içine yönelik pazar

payınız ve üretim stratejileriniz ne

olacak?

Önümüzdeki yılın ilk fuarı Antalya ANFAŞ

Fuarı. Biz ülkeyi stratejik manada

Ege, Akdeniz, İç Anadolu ve Karadeniz

bölümü olmak üzere üç parçaya

ayırıyoruz. Antalya’da ciddi bir potansiyel

var. Bu yıl bölgedeki pazarlamacımız

ve aracımızla 4-5 yıldızlı otellerin ve

tatil köylerinin tamamıyla bir kere de

olsa yüz yüze görüşme sağladık. Kart,

katalog trafiği oldu. Belli projelerine

fiyat verdik ve bunların birkaç tanesini

de gerçekleştirdik. Bu problemlerin

çözülmesi ile birlikte bölge biraz daha

heyecanlanıyor. Biz de Şemsiye Evi

olarak, bölgesel bazda yatırımlarımızı,

dahil olduğumuz fuarlarla ciromuzu,

sattığımız şemsiye adedi ve proje

adedimizi artırmak istiyoruz.

“2018’den beklentimiz yüksek”

Aslında önümüzdeki yıl için beklentimiz

çok yüksek. Bölgedeki işlerin de

artmasıyla beraber Antalya’daki pazar

payımızı artırmak istiyoruz. Çünkü bu

yılın son dönemleri otellerde biraz daha

heyecanlı kapandı. Onlar kazançlarını

muhakkak tadilata ve yenilemeye

harcayacaklar, özellikle de Antalya

bölgesi için böyle olacağını düşünüyorum.

Ege bir miktar daha yerli turist ağırlıklı

olduğu için söz konusu çalkantılardan

çok fazla etkilenmedi. İnşallah Rus

turistle Akdeniz’in yaraları sarılır. Yerli

turist başta olmak üzere Avrupalı turist

ile beraber hem Ege hem de Akdeniz’in

özellikle Anadolu’daki kültür turlarının

tamamının belli bir toparlanma seviyesi

içine gireceğini düşünüyorum. Buna

karşılık talepler olacak. Biz de Şemsiye

Evi olarak stoklarımızla, hızlı imalatımızla

bu taleplere cevap vermeye çalışacağız,

hazır olacağız.

Son olarak gündeminizde yeni yatırım

planlamalarınız var mı?

İmalat metrekaremizi büyüttük. Bununla

birlikte yeni 1-2 modelimiz var. Biz

yatırımlarımızı ağırlıklı ürünlerimize

yapıyoruz, elimizdeki ürünleri biraz daha

modernize ediyoruz. Kısaca, 2018 yılında

bu yıl yaptığımız yatırımın karşılığını

almayı hedefliyoruz.


hotel restaurant

50 & hi-tech

brand interview

Şemsiye Evi, increases its strength with international fairs

Şemsiye Evi that has been producing

for the umbrella sector since 39 years

ago is increasing its market power with

international exhibitions. Spending this year with

a heavy exhibition calendar, the producing firm is

now targeting the XENIA Fair organized in Greece,

this November...

We spoke about this year's performance,

exhibition workings and their 2018 plans with

General Manager of Şemsiye Evi, Uğur Çevik, who

told us they want to raise their effect and power in

the internal market with their product portfolios

aimed at foreign fairs.

How was 2017 for Şemsiye Evi from the point

of fair attendance and productivity? Could you

tell us about your work present and continuing,

targeting internal and foreign exhibitions?

This year we attended siz fairs in total, three of

these were in Europe. While we are increasing our

share of the internal market, due to the difficulties

in the market we concentrated on foreign fairs.

In these exhibitions our customers had different

requests from us, which gave us the opportunity to

develop our products. We are trying to make more

of a place for ourselves in the internal market. As

a matter of fact every region has its own rituals.

There are products used widely by customers,

there are absolute must fabric choices... We are

trying to resolve these from time to time.

In general the reactions on the market are

positive, we are receiving positive reactions. While

making new models we are updating our available

models. Naturally these create, to a certain extent,

cost of time and money. For example, while we

add gear systems to increase the efficiency, we

see that Europe in many products has gone to

manual systems. For this reason, updating our

products turns into an important and sensitive

topic.

“We saw that, the only way for selling to

Europe and neighboring nations is dimensional

flexibility”

Similarly, on one hand while we are trying to

produce very large sizes, on the other hand at

cafe and restaurant level mid-sized options are

requested. The reason for that is lack of large

areas in fronts of restaurants in Europe. Certain

occupancy of large areas are not tolerated as in

Turkey.As known, in Turkey internal markets,

generally restaurant fronts can be covered

with arbors or awning systems, then by adding

umbrellas a large area can be offered for

customers' use. But in Europe this kind of set up

is not widely permitted. At the point where the

restaurant ends it can have awning or an arbor

for permitted areas. Generally in many touristic

places neither is permitted and umbrella becomes

a good alternative. You don't need to secure it to

the ground, it can be moved by use of its wheels,

you don't need even need to construct something

small. While we use measurements such as 5x5,

4x4 in Turkey, the areas in front of restaurants in

Europe are much more limited. 3 meters or 2.5,

3.5 type of fractional measurements are requested

from us. Once we started receiving orders of this

type, first we wanted to verify the existence of this

market. We saw that there is no area use of large

salons as ours. We started producing suitable to

their fractional measurements. On one hand it

tired the production we had many measurements

in our hands; but on the other hand we saw this

was the only way for selling to Europe and other

neighboring nations.

“We are ending this year with the Greece XENIA

Fair”

If we talk about our exhibition calendar, we are

ending this year with the XENİA Fair organized in

Greece. We are participants again with a stand, at

this fair being organized in Athens, on the dates of

25-27 November.

Greece decision happened like this: We saw at

the Spoga Fair in Germany, we really have a good

Greece potential. We acquired 7-8 customers

in Cologne. When we caught a nice energy with

5-6 of them and a little with their insistence

we decided to finish our season on the 11th

month with the XENIA fair. Then there is this to

consider; I am not sure if I can say in the world

but in Europe there 3 regions to have economical

vacations. If I list the prices from bottom up, the

most economical is Greece. The alternative to

that is Turkey. One more step up is Spain. Outside

of that there is Italy. In other regions of Europe

there is not much beach tourism or the country

cannot benefit too much from beach tourism. The

worst possibility is one of these three countries is

already Turkey and we have work in the internal

market. Greece is right next to us, we researched

and found out there are transport trucks making

deliveries to Greece every day. If we have the

product in stock, we have the opportunity to ship it

out the same day. We did have a small investment

in Greece, but now we are working on expanding

that a little more and increase our market share. I

am hoping, at XENIA, we will expand our portfolio

with our product introductions, with the customer

and visitors we met in Germany and with new

customer visits from the region.

You just mentioned wanting to increase your

effect and power in the internal market with

the product portfolios you have developed for

foreign fairs. In the new term how much will

your internal market share and what will be

your production strategies?

First fair of next year is the Antalya ANFAŞ Fair.

We divide the country strategically into three parts

as Aegean, Mediterranean, and Central Anatolia

with Black sea. There is a serious potential in

Antalya. This year we were able to arrange face

to face meetings with 4-5 star hotels and vacation

villages with our marketing expert in the region

and our middleman. There was business car

and catalogue traffic. We gave prices on certain

project they had and won a few of them. With the

problems being resolved the region is starting

to get a little excited. As Şemsiye Evi, we want

to increase our investments on regional basis,

increase our turnover with fairs we participate in,

increase number of umbrellas and projects.

“Our expectations for 2018 are high”

In reality our expectations for the next year is

very high. As the business increases in the region

we want to raise our market share in Antalya.

Because, the last segment of this year ended

with a little more excitement in hotels. I think,

it is for sure that they will use their earnings

on renovations and renewals, especially in the

Antalya region. Because Ege is a little heavier in

local tourism, it wasn't affected as much from

the turmoil in question. Hopefully with Russian

tourists Mediterranean’s wounds will heal. I think

starting with local tourists along with European

tourists, culture tours in Aegean, Mediterranean

and especially in Anatolia will bring it all to a

particular recovery level. As a result there will

be requests. We as Şemsiye Evi will do our best

to answer those requests and be ready with our

stocks and fast production

Lastly do you have any new investment plans in

your agenda?

We have expanded our production area. Along

with that we have 1-2 new models. We invest

more heavily in our products; we modernize our

products at hand. In short, we are targeting to get

the returns in 2018, for the investment we made

this year.


52

hotel restaurant

& hi-tech

marka

RATIONAL mutfağınızı

internet ağına bağlıyor!

ConnectedCooking ve Club RATIONAL güçlerini birleştirerek profesyonel mutfaklara

yönelik en büyük çevrimiçi portallardan birini oluşturuyor. Artık bu platformlar

mükemmel bir şekilde birbirini tamamlayarak tek tıkla, profesyonel mutfaklara ve

RATIONAL ünitelerine ilişkin çok çeşitli hizmetler sunuyor.

RATIONAL Türkiye Genel Müdürü

Ertan Özdemir, “RATIONAL’in

geleceğe yönelik odak

noktalarından biri mutfakların internet

ağına bağlanmasıdır.” açıklamasını

yapıyor. “Müşterilerimizin bu sisteme

erişimini mümkün olduğunca

kolaylaştırmak bizim için önemli.”

Bu sistemde bütün erişim bilgileri

geçerliliğini koruyacak ve hem eski hem

de yeni kullanıcılar bir kez kaydolduğunda

her özelliğinden yararlanabilecek.

Kapsamlı bir yemek tarifi veri tabanı,

uygulama videoları, ayrıca mutfak

profesyonellerinden ipuçları ve püf

noktaları, cihazlarınızı internet ağına

bağlamaksızın da kullanılabilecek.

Özdemir: “Mutfaktaki bu

bağlantıya alışanlar artık daha

azına razı olamaz”

Özdemir, “ConnectedCooking sistemine

müşterilerimiz şimdiden büyük ilgi

göstermekte ve sistem, mutfaktaki

günlük rutin işlerde yardımcı olacağına

dair kendini kanıtlamış durumda.

Bir kez mutfaktaki bu bağlantıya

alışanlar artık daha azına razı olamaz.”

diyor. Sonuç olarak dünya çapında

profesyonel mutfaklara yönelik en büyük

platformlardan biri, çok çeşitli avantajlar

sunuyor. Kişisel pişirme programları ve

uluslararası yemek tarifi veri tabanında


RATIONAL mutfağınızı internet

ağına bağlıyor. ConnectedCooking

2.0 sayesinde dijital dünyada daha

fazla olasılık.

yer alan binlerce tarif doğrudan

bilgisayar, tablet veya akıllı telefonlardan

ünitelere aktarılarak merkezi olarak

yönetilebiliyor. Bu işlemler son derece

kolay olmakla kalmıyor, aynı zamanda

bütün RATIONAL üniteleriyle aynı

standartlarda çalışılmasına olanak

sağlıyor. Üstelik yazılım güncellemeleri

otomatik ve ücretsiz olarak kullanıma

sunulduğundan, USB bellek yardımıyla

ünitelere aktarma zahmeti de ortadan

kalkıyor. Ayrıca ConnectedCooking

kullanıcıları, bilgi mesajları sayesinde

ünitelerde gerçekleşen güncel işlemleri

gerçek zamanlı olarak takip edebiliyor.

Bu da çok sayıda şubeye merkezi olarak

müdahale etmek isteyenler için ideal.

Çok sayıda şubeye sahip işletmeler

için, belirli ünite fonksiyonlarına

sadece tanımlanmış belirli bir kullanıcı

tarafından erişilebilmesini sağlayabilmek

de önemli. Bu sayede, farklı deneyim

seviyelerinde personele rağmen kalitenin

aynı kalması garantileniyor. RATIONAL,

başka bir noktada da güvenlik kavramının

altını çiziyor: hijyen. Bu nedenle her ünite

için otomatik olarak ayrı HACCP belgeleri

oluşturuluyor. Ünitelerden birinde teknik

servis yardımına ihtiyaç olduğunda

yetkili servis ortağıyla otomatik olarak

iletişime geçilip, iletilen servis verilerine

dayalı olarak hızlı ve verimli bir şekilde

müdahale edilebiliyor.

Machold: “Kesinlikle tavsiye

ederim”

Torsten Machold, aveato Business

Catering Ürün Yönetimi Direktörü,

ConnectedCooking hakkındaki

izlenimlerini şöyle anlatıyor:

“ConnectedCooking ilk defa bahar

döneminde hizmete sunulduğunda,

mutfağını ilk ağa bağlayanlardan biriyim.

Beni etkileyen şey yalnızca şubelerimdeki

günlük çalışmaları kolaylaştırmaya

yönelik fonksiyonlar değil, aynı zamanda

en modern şifreleme teknolojileri

kullanıldığından dolayı verilerimin

kesinlikle güvende olmasıydı.” Kendisine,

sistemi meslektaşlarına tavsiye edip

etmeyeceği sorulduğunda, “Kesinlikle

tavsiye ederim.” diyor ve sözlerini, “Bu

sistem olmasaydı günlük çalışmalarım

bambaşka olurdu,” diye tamamlıyor. Ağa

bağlanmak, özellikle yeni kullanıcılar

için oldukça kolay. 09/2011 tarihinden

itibaren üretilen SelfCookingCenter ve

CombiMasterPlus üniteleri LAN kablosu

veya W-LAN aracılığıyla bilgisayar, tablet

veya akıllı telefonla bağlantı kurabiliyor.

Sadece üniteleri sisteme modülü

kaydetmek yeterli. Kayıt tamamlanır

tamamlanmaz her şey otomatik olarak

gerçekleşiyor ve tek tıkla çeşitli faydalı

fonksiyonlara anında erişiliyor. Bu güçlü

platform hakkında daha ayrıntılı bilgi

edinmek içinse connectedcooking.com

adresi ziyaret edilebilir.


hotel restaurant

54 & hi-tech

brand

RATIONAL connects

your kitchen to the web!

ConnectedCooking and Club RATIONAL joined their powers towards professional kitchens,

creating one of the biggest online portals. Now these platforms, while completing one another

perfectly with one click, offer various services to professional kitchens and RATIONAL units.

General Manager of RATIONAL

Turkey, Ertan Özdemir makes a

statement: "One of RATIONAL's

focus points towards the future is

kitchens connected to the web. It is

very important for us the make our

customers' access to this system as

easy as possible." On this system

validity of all access information will

be protected; old or new all users

will be able to take advantage of all

the features, once registered. The

extensive recipe data base, application

videos, also tips and tricks from

kitchen professionals will be available

for use, even without connecting your

device to the web.

Özdemir: “Those who get used to this

connection once, cannot settle for

anything less”

Özdemir says: "Our customers are

already showing great interest in

ConnectedCooking system and the

system has proven itself as a helper in

routine daily activities in the kitchen.

Those who get used to this connection

once can no longer settle for less." As

a result, one of the biggest platforms

for world-class professional kitchens

offers many varieties of advantages.

Personal cooking programs and

international recipes in its recipe

database made of thousands can

be transferred directly from the

computer, tablet or smart phone to

the units and managed centrally.

These procedures are not only very

easy but at the same time, they offer

working with all RATIONAL units under

the same standards. Furthermore,

because software updates are offered

automatically and free, with the

help of a USB memory, transferring

them to the units is no bother. Also,

ConnectedCooking users, thanks to

information messages, can follow daily

transactions in real time. This is also

ideal for those who want to intervene

centrally to a number of branches.

It is important to provide access to

a specific user for particular unit

functions in businesses with a large

number of branches. This way even

with personnel that carry different

levels of experience, keeping quality

the same is ensured. On another

point RATIONAL underlines the safety

aspect: hygiene. For this reason, a

separate HACCP document is created

for each unit. When technical service

is needed for one of the units, contact

is automatically established with the

authorized service partner, based

on the service data communicated,

intervention can take place fast and

productively.

Machold: “I definitely recommend it”

Torsten Macold, aveato Business

Catering Product Managing

Director, told his impressions

of ConnectedCooking: "When

ConnectedCooking was in service

first in the spring, I was one of the

first to connect his kitchen to the

web. I was not only affected the

functions that eased daily work at

may branches, it was the absolute

safety of my data, due to the latest

encryption technologies used.” When

asked, if you would recommend this

system to his colleagues, He said "I

would definitely recommend it." and

continued: "Without this system my

daily work would be very different."

Connecting to the web, especially

for new users is quite easy. Since

09/2011 all SelfCookingCenter and

CombiMasterPlus units produced

can be connected with computers,

tablets and smart phones with a

LAN cable or W-LAN interface. It is

sufficient to register the module units

to the system. Once the registration

is completed all will take place

automatically and various useful

functions are reached within moments,

with one click. For more information

about this powerful platform,

connectedcooking.com can be visited.


56

hotel restaurant

& hi-tech

marka

Türkiye’nin 3. büyük elektronik

üreticisi SUNNY

İleri teknoloji ve yüksek üretimde sınır tanımıyor

İstanbul’da 110 bin metrekarelik bir alana yayılan, yüksek teknolojiyle

donatılmış üretim tesislerine sahip olan Atmaca Elektronik A.Ş, SUNNY

markası adı altında gerçekleştirdiği küçük ev aletleri, televizyon, uydu

alıcısı, telefon, tablet gibi elektronik ürünler ve derin dondurucu grubundaki

üretimleri sayesinde Türkiye’nin 3. büyük elektronik üreticisi…

1979 yılında kurucusu Hayrettin

Atmaca tarafından kişisel bir girişim

olarak ticari hayata dahil olmuş,

kısa bir süre içinde vergi rekortmenleri

listesine adını yazdıran Atmaca

Elektronik A.Ş, SUNNY markası adı

altında gerçekleştirdiği küçük ev aletleri,

televizyon, uydu alıcısı, telefon, tablet gibi

elektronik ürünler ve derin dondurucu

grubundaki üretimleri sayesinde

Türkiye’nin 3. büyük elektronik üreticisi

firmaları arasında geliyor.

Türkiye ve dünyanın önde gelen

şirketlerine hizmet veriyor

İstanbul’da 110 bin metrekarelik bir

alana yayılan, yüksek teknolojiyle

donatılmış üretim tesislerine sahip

olan firma; Türkiye’deki en modern

yüzey montaj hatları ile yüksek üretim

ihtiyaçlarına cevap verebilecek düzeyde

olup; Samsung, ZTE, Digiturk gibi Türkiye

ve dünyanın önde gelen şirketlerine

hizmet vermeye devam ediyor. İç pazarda


üyümesini günden güne sürdüren

marka, ihracata verdiği önem ile de

tanınıyor. Atmaca Elektronik A.Ş. hali

hazırda 78 ülkeye ürünlerini ihraç ederek

bu alandaki başarısını da ispatlamış

bulunuyor.

48 ekrandan 218 ekrana kadar LED

TV’ler üretiyor

Tüketici beklentilerinin sürekli geliştiği

ve yenilendiği günümüz koşullarında

bünyesindeki AR-GE departmanı

ile bu beklentileri karşılamak için

sürekli yeni projeler geliştiren Atmaca

Elektronik A.Ş., elektronik grubunda 48

ekrandan 218 ekrana kadar LED TV’ler

üretmektedir. 1994 yılında elektrikli

ev aletleri üretimine başlayan Atmaca

Elektronik A.Ş; yalın üretim tekniklerini

kullanıp Once Piece Flow (tek parça

akış sistemi) prensibi ile tasarlanan

ve tam otomasyonlu robot teknolojisi

ile çalışan sistemle; SUNNY Esfera ve

SUNNY Cascada elektrikli süpürgelerini

tüketicilere üstün özellikli ürünler olarak

sunuyor.

Müşteri memnuniyeti öncelik

Müşteri memnuniyetine büyük önem

veren SUNNY, 2007 yılında kurmuş

olduğu ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi

ile toplam kalite yönetimi anlayışını

benimseyerek bu alana yaptığı yatırımları

artırdı. SUNNY konusunda uzman

müşteri ilişkileri personelleri ve ülke

genelinde 500’den fazla satış sonrası

hizmet merkezi ile koşulsuz müşteri

memnuniyeti hedefine doğru emin

adımlarla ilerliyor.

Çevreye duyarlı marka

2011 yılı itibari ile ISO 14001 Çevre

Yönetim Sistemi belgesine sahip olarak

ekolojiye de sahip çıkan SUNNY, çevreye

karşı sorumluluklarının bilinci ile hareket

etmekte olup tüm yasal şartlara da uyum

sağlamaktadır. Ayrıca 2013 yılında OHSAS

18001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim

Sistemi belgesine sahip olarak bu konuda

tüm firma genelinde risklerini belirlemiş

ve kontrol altına almıştır.

İstihdam ve çalışana saygı

Türkiye’nin üçüncü büyük “yerli” üreticisi

olan Atmaca Elektronik A.Ş; istihdama

verdiği önem, ülke insanına olan inancı,

38 yıllık üretim-pazarlama deneyimi,

binlerce çalışanı, milyonlarca mutlu

müşterisi, sosyal sorumluluk ve etik

değerlere olan saygısıyla Türkiye’nin

sayılı üreticilerinden biridir.

İç pazarda büyümesini

günden güne sürdüren

marka, ihracata verdiği

önem ile de tanınıyor.

Atmaca Elektronik A.Ş.

hali hazırda 78 ülkeye

ürünlerini ihraç ederek

bu alandaki başarısını

da ispatlamış bulunuyor.

PTV’lerin Özellikleri ve Menü Yapısı

Welcome Screen

1- Tv/Radyo

2- Film İzleme

3- Oda Servisi

4- Otel Tanıtım Sayfaları

5- Uçuş Bilgileri / Haberler / Hava Durumu / Döviz

Kurları

6- Uyandırma Servisi

7- Express Checkout

8- Kampanya Tanıtımları

9- Mesaj ve Bilgilendirme servisi.

10- Fatura Bilgilendirme servisi.

Otel yönetim yazılımları ile IPTV nin entegrasyonu.

PMS yazılımından checkin sonrası misafirin odasına

Welcome Screen gönderilmesi. Oda harcamalarının

PMS yazılımına otomatik düşmesi. İlgili odaya PMS

yazılımından mesaj ve bilgilendirme gönderilmesi.

İngilizce - Fransızca - Almanca - İtalyanca - İspanyolca -Rusça - Arapça - Azerice - Flamenkçe ve eklenebilir diğer dil destekleri.

Checkin yapılan misafirin uyruk ve diline göre menü dilinin otomatik ayarlanması. Ayrıca dilediği zaman menüden misafirin de dil

değişimi yapabilmesi.

Misafirin uyruğuna göre Kanal Listesinin otomatik oluşturulması. Örneğin Arap bir misafirin arap kanallarını listenin ilk sıralarında

görmesi.

Misafirin dil seçimine göre kanal seslendirilmesinin veya altyazı seçiminin otomatik set edilmesi.

Tam dinamik ve güncellenebilir altyapı.

Customize edilebilir arayüz.


58

hotel restaurant

& hi-tech

brand

SUNNY, the 3rd biggest

electronic manufacturer of Turkey

Cutting across all the boundaries

of hi-tech and high production

Having production plants equipped with high technologies spreading over an

area of 110 thousand square meters in İstanbul, Atmaca Elektronik A.Ş. ranks 3rd

as the electronic manufacturer in Turkey thanks to its production of electronic

products such as small home appliances, television, satellite receiver, phone and

tablet as well as productions of deep-freezer group under SUNNY trade name…

Being included in business life as an

individual enterprise by Hayrettin

Atmaca, the founder, in 1979 and

listed among tax champion in a short

time, Atmaca Elektronik A.Ş. ranks

3rd among electronic manufacturers

in Turkey thanks to its production of

electronic products such as small home

appliances, television, satellite receiver,

phone and tablet as well as productions

of deep-freezer group under SUNNY

trade name…

It provides services for prime

companies in Turkey and all over the

world

Having production plants equipped with

high technologies spreading over an

area of 110 thousand square meters in

İstanbul, the firm has the capacity to

satisfy high-production needs thanks to

its cutting-edge surface mounting line in

Turkey and keeps up providing services

for prime companies in Turkey and all

over the world such as Samsung, ZTE

and Digiturk.

Enlarging in domestic market day by


day, the trade name is best known for

giving importance to exportation. Atmaca

Elektronik A.Ş. proves its success also

in this field exporting its products to 78

countries currently.

It manufactures LED TVs from

48-Screen to 218-Screen

Developing new projects continuously

with RE-DE Department under its

structure to meet the expectations under

current conditions where consumer

expectations are ever-growing and

ever-renewing, Atmaca Elektronik A.Ş.

manufactures LED TVs from 48-Screen to

218-Scren in electronic range.

Starting the production of electric home

appliances in 1994, Atmaca Elektronik

A.Ş. provides consumers with SUNNY

Esfera and SUNNY Cascada hoovers

as high-performance products with

the system designed on the basis of

Once Piece Flow principle using simple

production techniques and operated with

full-automated robot technology.

Priority to Customer Satisfaction

Giving utmost importance to customer

satisfaction, SUNNY has adopted total

quality management attitude with ISO

9001 Quality Management System

established in 2007 and increased its

investments in this field. SUNNY is

taking firm steps forward to the target of

unconditional customer satisfaction with

the help of expert customer relations

staff and more than 500 post-sale service

centers all over the country.

Environment-friendly trade name

Protecting ecology with its ISO 14001

Environment Management System

certificate since 2011, SUNNY is aware of

its environment-related responsibilities

and acts in compliance with all the legal

requirements. In addition, it has obtained

OHSAS 18001 Occupational Health and

Safety Management System certificate in

2013, identified all the firm-related risks

and taken such risks under control.

Employment and respect for the

employee

Being 3rd biggest ‘domestic’

manufacturer of Turkey, Atmaca

Elektronik A.Ş. is among the special

manufacturers of Turkey due to

its attitude of giving importance to

employment, its belief in countryman, 38-

year production-marketing experience,

its thousands of employees, millions of

happy customers, its social responsibility

and respect for ethical values.

Enlarging in domestic

market day by day, the

trade name is best known

for giving importance

to exportation. Atmaca

Elektronik A.Ş. proves its

success also in this field

exporting its products to

78 countries currently.

Characteristics and Menu Structure of IPTVs

Welcome Screen

1- Tv/Radio

2- Movie Watching

3- Room Service

4- Hotel Display Pages

5- Flight Details / News / Weather Forecast / Exchange

Rates

6- Wake up Service

7- Express Checkout

8- Campaign Announcements

9- Message and Information system.

10- Invoice Information System .

Integration of hotel management software with UPTV.

Sending Welcome Screen to guest room from PMS

software after check-in. Automatic display of room

expenses on PMS software. Sending message and

information from PMS software to relevant room.

English – French – German – Italian – Spanish – Russian

– Arabian – Azerbaijanese – Dutch and other addable

languages support

Automatic adjustment of menu language according to

nationality and language of checked-in guest. In addition,

language change by the guest from the menu at any

time.

Automatic formation of Channel List according to

nationality of the quest. For example, an Arab guest can

see Arabian channel in the first place of the list.

Automatic channel dubbing or subtitle set according to

language preference of the guest.

Full dynamic and updatable infrastructure.

Customizable interface


hotel restaurant

60 & hi-tech

marka röportaj

Fodinox Genel Müdürü

Yunus Emre Dişkaya

Önceliğimiz

Ürün çıkarmak değil,

tasarım ve

fonksiyonelliği üst

seviyeye taşımak!..

“Fodinox çalışma prensibi olarak kalite-fiyat orantısını genelde kalite lehine

kullanmaya çalışarak, 1.000 tane memnuniyetsiz müşteri yerine 100 tane memnun

müşteri olmasını tercih ediyoruz.”

1978 yılında yaklaşık 50 m2’lik alanda

endüstriyel mutfak ekipmanları

malzemeleri üretimine yönelik

başladığı faaliyetlerini 2017 yılı itibariyle

2.500 metrekare kapalı alanda sürdüren

Fodinox, bugün 70 kişilik profesyonel

ekibi ile sektöre hizmet vermeye devam

ediyor. Ürün portföyünün %85’ini iç

piyasada, %15’ini ise yaklaşık 17 ülkeye

yaptığı ihracatlarla dış piyasalarda

değerlendiren firmanın Horeca

sektörüne yönelik faaliyetlerini Fodinox

Genel Müdürü Yunus Emre Dişkaya ile

konuştuk.

Yunus Bey öncelikle Fodinox’u

tanıtarak faaliyetlerinden

ve ürün gamından bahseder

misiniz?

1978 yılında yaklaşık 45 - 50 metrekarelik

bir alanda, dört kardeşten sadece ikisinin

aktif çalışabildiği şartlarda, üretim olarak

başlayan ticaret serüvenimiz 2017 yılı

itibariyle yaklaşık 2.500 metrekare kapalı

alanda, 70 kişilik profesyonel ekibimiz ile

sektöre hizmet vermeye devam ediyoruz.

Firmamız endüstriyel mutfak ekipmanları

kategorisi altında varyantları ile beraber

yaklaşık 1.500 kalem malzemenin

üretimini yapmakta olup, bunların

haricinde de dış alımlarımız ve

bayiliklerini yapmış olduğumuz firmaların

ürünleri ile beraber portföyümüzdeki

kalem sayısı 25.000 civarında

seyretmektedir.

Ürün portföyünün %85’i iç

piyasaya hitap ediyor

Ürün portföyümüzün %85’lik kısmını


Kalite standartlarınızdan

bahseder misiniz kısaca?

Makine ve ekipman parkımızı her

geçen gün biraz daha genişletmekteyiz.

Halihazırda üretim tesisi olarak

kullandığımız alan gerek büyüklük

gerekse teknik açılardan yeterli

gelmediğinden inşallah kısmet olursa

2018 yılı ortalarına kadar, yani 1 yıl süre

içerisinde daha rantabl çalışabileceğimiz,

5-6 bin metrekarelik bir alana taşınmayı

ve bu doğrultuda kadrolarımızı da

artırarak yeni bir yapılanmayı planlıyoruz.

Böylelikle hem hedeflerimizi katlamak

hem de ülkemizin temel sorunlarından

biri ve bizce en önemlisi olan istihdam

konusundaki seferberlik projelerine az

da olsa karınca kararınca katkımız olsun

istiyoruz.

iç piyasada, %15’lik kısmını ise 16- 17

ülkeye yapmış olduğumuz ihracatlarla

dış piyasalarda değerlendirmekteyiz. Yurt

içi, İstanbul İSTOÇ ve Topkapı’da, Kocaeli

Çarşı Yapı ve Turan Güneş Caddesi’ndeki

toplam dört mağazamız, Anadolu’da ise

yaklaşık 60 ilimizdeki çözüm ortaklarımız

ile oluşturduğumuz satış noktalarında

sektörün beğenisine ve kullanımına

sunmaktayız. Üretimimiz içerisinde

özellikle kafe, market, otel ve restoran

gibi yerlerde ağırlıklı olarak kullanılan

teşhir dolapları, buzdolapları, bulaşık

makinaları, çiğköfte, pilav tezgahları ve

yine mutfaklarda kullanılan elektrikli,

gazlı ocaklar, profesyonel çay kazanları,

tezgahlar, profesyonel tost makinaları,

fırınlar, fritözler, tabak, kaşık, çatal vs.

ürünler ile bunların sarf malzemeleri yer

almaktadır. Ayrıca A’dan Z’ye mutfak,

kafe, restoran, pastane vs. işler de

müşterilerimizin talepleri doğrultusunda

projelendirilerek her biri konusunda

uzman kadromuz ile danışmanlık ve

taahhüt hizmetleri de verilmektedir.

“Kalite ve görsellik ne yazık ki

fiyattan sonra geliyor”

Ar-Ge konusunda ise, yeni bir ürün

çıkarmaktan ziyade, üretimdeki

modellerimizi hem tasarım hem de

fonksiyonellik anlamında bir iki kademe

daha üst segmente çıkarmayı planlıyoruz

demek daha doğru olur sanıyorum.

Kanaatimce, bu sadece HORECA sektörü

için de geçerli değil, tüm sektörlerimizde

birinci önceliğimiz ne yazık ki, fiyat. Kalite

ve görsellik fiyattan sonra geliyor diye

düşünüyorum. Ürün gamları da genellikle

buna göre dizayn edilmesi sebebi ile aynı

ürün ismi altında onlarca alt türevleri

olabiliyor. Biz ise firma prensibi olarak

kalite-fiyat orantısını genelde kalite

lehine kullanmaya çalışarak, 1.000

tane memnuniyetsiz müşteri yerine 100

tane memnun müşteri olmasını tercih

ediyoruz.

Teknolojiye ve Ar-Ge’ye

yatırımlarınız konusunda

bilgiler verebilir misiniz?

HORECA sektöründe ürün

tercihlerini fonksiyonellik ve

görsellik anlamında en çok

neler belirliyor? Sizin üretim

kriterlerinizi neler belirliyor?


62

hotel restaurant

& hi-tech

marka

Felda Iffco ev dışı tüketim kanalında da iddialı

adımlarla yürüyor

Bitkisel sıvı yağ, katı yağlar ve margarin üretimi yapan çok uluslu bir şirket olan

Felda Iffco Türkiye, 2009 yılından beri uluslararası kalite standartlarını koruyarak

geniş ürün portföyü ve güçlü dağıtım ağı ile endüstriyel müşterilere, ev dışı tüketim

noktalarına ve yurt dışı perakende ve endüstriyel noktalarına hizmet veriyor. Sektöre

her gün yenilikler sunan uluslararası şirket Felda Iffco, Alfa markasıyla ev dışı tüketim

kanalında da sektörün en iyi tedarikçilerinden biri konumuna ulaştı.

Alfa markası ile pastacılık

kanalında kısa zamanda elde

edilen başarılar ev dışı tüketim

kanalında da devam ediyor. Bu alanda

işletmelerin ihtiyaçları doğrultusunda

yağlar geliştirilip formüller hazırlanıyor.

Başarının arkasındaki sır bu konudaki

uzmanlık, tecrübe ve profesyonellikleri.

Şirket ev dışı tüketim kanalında da

bu profesyonellikle ilerlemeye devam

ediyor. Özellikle turistik bölgelerde

yaptıkları özel distribütör oluşumlarıyla

iyi bir hizmet anlayışı ve müşteri odaklı

çalışma ve kaliteli servis sağlanıyor.

Bunun sonucunda çok kısa sürede ev

dışı tüketim kanalında sektörün en iyi

tedarikçisi konumuna ulaşıldı.

Ev dışı tüketim kanalında profesyonellere

yönelik bitkisel margarin, katı ve sıvı

yağlar olarak tam bir portföye sahip

olan şirket, Alfa markası ile şeflerden

onaylı ürünlere sahip. Yemeklik margarin

olarak Alfa Chef ve Alfa Chef Extra

özel aromalarıyla beğeni topluyor.

Aynı portföyde yer alan Alfa Kızartma

yine profesyonellere yönelik yenilenen

ambalajı ve yüksek performansı ile çok

tercih edilen duman, koku ve köpürme

yapmadan yüksek sıcaklıklara dayanıklı

kızartma yağıdır. Ev dışı tüketim

kanalındaki bir diğer ürün ise yenilenen

fomülü ile dikkatleri üzerine çeken Alfa

Tatlı Kızartma Yağı’dır. Yumurtalı ve

kızartılarak hazırlanan hamurlu tatlılara

özel yüksek performans sağlayan Alfa

Tatlı Kızartma yenilenen ambalajı ve özel

geliştirilmiş formülü ile dikkatleri üzerine

çekmektedir.

Doğru strateji ve ürünlerle pazarda

daha da büyümeyi hedefliyor

Felda Iffco, Alfa markası ile ev dışı

tüketim kanalında da doğru strateji ve

ürünlerle pazarda daha da büyümeyi

hedefliyor. Ürünleri şefler ve ustalar

tarafından çok beğenilen Alfa markası

yaptığı yeniliklerle sektöre değer katmaya

devam ediyor ve bu yeniliklerin güzel geri

dönüşleri ile sektöre her konuda yenilik

getirmeye devam edecektir.


64

hotel restaurant

& hi-tech

marka

İş kıyafetlerinde

öncelik iş sağlığı

ve güvenliği

İş kıyafetlerinin iş sağlığı ve güvenliği gibi ihtiyaçlara cevap verecek nitelikte üretilmesi

gerektiğine dikkat çeken Form Kurumsal İş Elbiseleri Sahibi Oğuzhan Dadaş, “İş

kıyafetleri sadece kumaştan ibaret olmamalı, aynı zamanda çalışanın güvenliğini de

sağlamalı” diyerek Türkiye’nin hala daha bu konuda eksik olduğuna dikkat çekti.

Dünyada ve Türkiye’de iş sağlığı ve

güvenliği konusuna gün geçtikçe

daha da önem verilmeye başlandı.

Bununla birlikte özellikle çalışanların

iş kazalarının sıfıra indirilmesi için

yapılan önlemler ve çalışmalar artık iş

kıyafetlerine de yansıdı. Gerek gelişen

teknolojiye gerekse konuya verilen

hassasiyetler doğrultusunda üretimler

gerçekleştirdiklerini dile getiren Oğuzhan

Dadaş, iş sağlığı ve güvenliği konusunda

Avrupa ile aynı düzeye gelmeye

çalıştıklarını söyleyerek çalışanların

gün boyu üzerinde bulundurdukları

kıyafetlerin de bu şartlara uygun olması

gerektiğine vurgu yaptı.

Dadaş: “İş güvenliği konusundaki

denetimler az”

Türkiye’deki iş güvenliğinin özellikle

maden kazalarından sonra daha da

arttırıldığını vurgulayan Dadaş, “tabi son

zamanlarda iş güvenliği artık daha çok

ön plana çıkmaya başladı. Bu konuda

özellikle inşaat sektörü çok sıkı bir

denetimde. Fakat yine de bu denetimler

hala daha az. Büyük kurumsal inşaat

firmaları korunma amaçlı bu kurallara

ve tedbirlere uyuyor yalnız küçük

kapsamlı inşaatlarda daha bu durum

gelişmedi. Baret ve çelik burunlu ve

korumalı ayakkabılar kullanılmıyor.

Bunların kullanılması da her inşaatta

şart” diyerek konunun önemine vurgu

yaptı. İş elbiselerinin kişisel koruyucu

donanım ürünleri özelliğinin alması ile

birlikte el, ayak, göz ve kulak gibi birçok

organın korunması gerektiğinin artık şart

olduğunu dile getiren Dadaş, “Mesela

dışarıda çalışan işçiler için reflektif

kıyafetler, kaynak ve demir saç yapanlar

için yanmaz özelliği olan kumaşlardan

elde edilen kıyafetler, medikal ve gıda

sektörü içerisinde lekeleri kolay çıkaran

ve çok ütü istemeyen kumaşlar gibi

kendi içerisinde fazlaca önemli detaylar

var. Bunun yanı sıra sadece kumaşların

özellikleri değil sahip olduğu yapı

ile birlikte çalışanın sağlığı da artık

korunuyor” ifadelerini kullandı.

“İş kıyafetlerini giyimden çıkarıp

koruma ve teknik özelliklerine önem

veriyoruz”

Gelişen ve yenilenen teknolojilerin de

zamanla iş kıyafetlerine yansıdığına

değinen ve bu konudaki gelişmeleri

yakından takip ettiklerini de söyleyen

Dadaş, “Mesela daha önce dış mekan

montları sadece dikilirdi ama biz artık

kendi bünyemizde kaynak bant makinesi

kullanarak dikişleri alttan izole ediyor

ve su geçirmez hale getiriyoruz. Aynı

şekilde çeşitli yöntemlerle çabuk alev

almayan ve yanmama özelliğini taşıyan

kumaşlardan da faydalanıyoruz. İş

elbiselerini biz giyimden çıkarıp daha

koruyucu daha teknik özellikler kapsayan

farklı kıyafetler olarak meydana çıkardık.

Yaptığımız işleri Avrupa’yı takip ederek

yapıyoruz. Bu şekilde de aynı kulvarda

olmaya gayret ediyoruz. Bu bağlamda tabi

ihracatımızda söz konusu. Avrupa’ya ve

yurt içi piyasasına üretim yapıyoruz” diye

konuştu. Son olarak da iş elbiselerine

verdikleri önemden dolayı açmış oldukları

mağazan da bahseden Dadaş, “İş giyim

market adı altında 600 metrekare

mağazamızda KKD ve iş elbiselerinin

tamamını kapsayan ilk mağazamızı da

açtık. Bu oluşumu da zincir mağazalar

haline getirmeyi planlıyoruz. Ayrıca

işgiyimmarket.com sanal alışveriş

sitemizi de önümüzdeki günlerde aktif

hale getirip müşterilimize daha da

kolaylık sağlayacağız” diyerek sözlerini

tamamladı.


Priority in work attire is

occupational health and safety

Owner of Form Corporate Occupational Attire, Oğuzhan Dadaş, explained that work clothes

must be produced to meet occupational health and safety needs: "Work attire must not only

be made of cloth, it must also provide safety for the worker" and raised concerns over the

fact that Turkey still has some catching up to do in this area.

With each passing day more

importance is being placed

on occupational health and

safety in the world and in Turkey.

At the same time the preventive

measures taken and studies made

to bring workplace accidents down

to zero have reflected on to work

attire too. Oğuzhan Dadaş speaks

out about the productions carried out

based on developing technology and

the sensitivity devoted to this topic.

While adding that they are trying to

get to the same level as Europe on

occupational health and safety, he

underlined the importance of making

sure the attire, workers use all day

long, meet these regulations.

Dadaş: “Inspections on occupational

safety are insufficient”

Emphasizing how occupational

safety in Turkey has been increased,

especially after the mining

accidents, Dadaş while underlining

the importance of this topic said:

“Naturally, occupational safety has

come to the forefront much more

as of lately. Regarding this topic,

construction industry is under

very tight control. Even so, these

controls still are not enough. Big

construction firms abide by these

rules and measures for protection,

however in small construction firms

this situation has not improved yet.

Helmets, steel toes and protective

shoes are not being used; use of these

at every construction site is a must".

Voicing that work clothes must take

on the features of personal protection

products and along with that many

organs such as hands, feet, eyes

and ears must be protected, Dadaş

continued: “There are many important

details and options available for

example for workers performing

duties outside there must be reflective

clothing, for those who do welding and

iron plates, clothing made of fireproof

cloths, for medical and food industry,

attire made of cloths that are easy to

remove stains from and don't need

much ironing. Besides these worker's

health is now protected not only by the

features of the cloths but also their

structure.".

“We consider work attire not only as

clothing but place importance to its

protective and technical features”

Dadaş explained that developing

and renewed technologies are also

reflecting on work attire and that

they are following them closely

and said: "For example outdoor

jackets used to be only sewn but

we are presently using a band

welding machine and isolating the

seams underneath making them

waterproof. Also, similarly with

various methods we take advantage

of cloths that are flame retardant

and non-flammable We took work

attire from being only clothing and

turned them into different outfits

that are more protective and carry

more technical features. We do our

work by following Europe. This way

we strive to be in the same league. In

this sense, export is naturally on the

table. We are producing for European

and local markets." Lastly, speaking

of the store they opened due to the

importance they placed on work attire,

Dadaş finished his words with the

following statement: "Under the name

work attire market we opened our

first 600 square meter store carrying

KKD and full work attire. We plan on

turning this development into a chain

of stores. Also, we will activate our

shopping website isgiyimmarket.com

within the next few days to provide

convenience to our customers."


hotel restaurant

66 & hi-tech

marka güncel

Turizm sektörüne kalifiye

elemanlar kazandırıldı

190 üzeri ülkede hizmet veren ve bu sene 30. yılını kutlayan, küresel

seyahat endüstrisinin lider teknoloji çözümleri sağlayıcılarından biri

olan Amadeus’un destekleriyle, Plaza Akademi’nin turizm sektöründe

uzman kadrolar yetiştirmek amacıyla başlattığı ‘Rezervasyon ve Otomatik

Fiyatlandırma Eğitimi Sertifika Programı’ tamamlandı. Türkiye’de 1994

yılından beri faaliyet gösteren, küresel seyahat endüstrisinin lider

teknoloji çözümleri sağlayıcılarından biri olan Amadeus’un Türkiye

Pazarlama ve İletişim Müdürü Çiğdem Cengiz, “30 yıldır dünyada 190

üzeri ülkede teknoloji, inovasyon ve eğitim alanında seyahat endüstrisinin

geliştirmek üzere yatırım yapıyoruz. Eğitimdeki yatırıma çok önem ve

değer veriyoruz. Sadece 2015 yılı içerisinde eğitime 9.6 milyon euro

değerinde yatırım yaptık. Teknoloji ve inovasyonun arkasındaki itici gücün

eğitim olduğunun bilinciyle eğitim alanındaki yatırımlarımız önümüzdeki

günlerde de devam edecek. Gençler geleceğimiz biz de geleceğe

yatırım yapıyoruz. Bu eğitim sonrası sertifikalarını alan gençlere turizm

alanındaki kariyerlerinde başarılar diliyoruz” dedi.

Bosch Termoteknik, Türkiye’nin en

iyi kombi ustasını seçti

Bosch Termoteknik’in bir ilke imza attığı Türkiye’nin en iyi kombi ustası

yarışması 12 Eylül tarihinde Manisa Fabrika’daki Bosch Termoteknik

İnovasyon Merkezi’nde gerçekleşti. 10 Temmuz- 10 Ağustos tarihleri

arasında ön elemesi gerçekleşen yarışmaya 700 usta katıldı. Ödülleri

teslim eden Bosch Termoteknik Türkiye, Ortadoğu ve Kafkasya Satış

Genel Müdürü Zafer Polat, “Isıtma, soğutma ve havalandırma sektörü için

ustalarımızın sadece montaj yapan değil, aynı zamanda son kullanıcıya en

kaliteli ve en doğru hizmet vermesini amaçladığımız marka temsilcileri

olduğunun altını çizmek isterim. Biz de Bosch Termoteknik olarak

ustaların sektörümüz için önemini tekrar vurgulamak, onlarla bağımızı

kuvvetlendirmek ve yetkinliklerini artırmak amacıyla yarışmamızı

yapmaya karar verdik. Yarışmamıza katılan tüm ustalarımıza teşekkür

eder ve Türkiye’nin en iyi kombi ustası yarışmasını kazanan ustamızı

tebrik ederim.” diye konuştu.

Life Fitness Akademi Türkiye’de yeni bir dönem başlıyor

Dünyanın en büyük fitness cihazları üreticisi Life Fitness’ın eğitim platformu

olan Life Fitness Akademi Türkiye’de, yeni bir dönem başlıyor. Ülkemizdeki

fitness profesyonelleri, EKS Dış Ticaret Merkez Ofis’teki yeni akademi alanında,

kurumlarca akredite edilmiş ve alanında uzman eğitmenlerce verilecek

sertifika programları sayesinde global endüstriye yön veren dünya trendleri ve

ihtiyaçlarına çözüm olacak ortaklıklar ile tanışacaklar. Life Fitness Türkiye- EKS

Dış Ticaret Yönetim Kurulu Üyesi Emre Özdeş , “Dünyadaki fitness trendlerini

ve egzersiz uygulamalarını, ülkemizdeki eğitmenlerimiz ve profesyonellerimiz

ile paylaşmaya ve onların mesleki gelişimlerine her açıdan katkı sunmaya;

yenilenen eğitim salonumuz, müfredatımız ve başarılı eğitmen kadromuzla

devam edeceğiz. Bir fitness profesyoneli için henüz hedef belirleme noktasında

devreye girip gerek ihtiyaç duyduğu eğitimleri talep etmesi, gerekse trendlere

dair en güncel bilgileri edineceği bir platforma dahil olmasına imkan tanıyarak,

hedefine ulaşması adına gerçek ve değerli çözüm ortaklıkları sunacağız.” dedi.


hotel restaurant

68 & hi-tech

şef’in gözünden

Özüyle

yemek uzmanı

Ömür

Akkor

Fotoğraflar: Ümit Başer Alkaç

Üç yaşında başlayan mutfak

yolculuğunda aşçılığı yemek

yapmanın ötesinde kitaplarla

keşfetmenin, paylaşımlarla

çoğaltmanın, eğitmekle

öğrenmenin, bilmekle sıfırdan

başlamanın erdemine çok

genç yaşlarda erişen genç

ve yetenekli yemek uzmanı

Ömür Akkor, Zennup 1844’te

gerçekleştirdiğimiz özel

yemek çekimi ve ilgi çekecek

röportajı ile bu ayın şefin

gözünden konuğu…


Gaziantepli geleneksel bir ailenin

çocuğu iseniz, öyle pazar günleriniz

parkta bahçede oyunla geçmez.

Evin bir günlük yemek ustası, babanızla

mutfağa girer ya lavabonun içinde

ıslak ayaklarınızla maydonos, yeşil

soğan yıkar veyahut getir götür işlerine

koşturulursunuz. 3’e 5’e bakmazlar da

öyle, ufak da olsanız Antep mutfağında

bir vazife çıkarılır elbet, sözleriyle

başlıyor aşçılık yolundaki ilk adımlarını

anlatmaya…

Doğu kültürlerinin mutfak ritüelleri içinde

yoğurulmuş bir mutfak erbabı, değerli

yemek uzmanı Ömür Akkor’dan dökülen

ilk sözcükler bunlar… Benim de aslında

kendisini yakinen takip ettiğim, yemekleri

kadar araştırmacı, paylaşımcı ve eğitimci

kimliğini takdirle karşıladığım biri ki,

kendisini ve birbirinden seçkin tatlarını bu

ayın ‘şefin gözünden’ bölümünde keyifle

ağırladığımızı söylemek isterim.

Ömür Akkor, sadece bir şef, aşçı değil!

Kendi anlatımıyla “bir yazar, bir aşçıbaşı,

bir yemek tarihçisi, bir arkeolog, bir

gazeteci.” Tastamam bir yemek uzmanı

o. “Bizde aile geleneğidir. 6 yaşında

başlarsın, 7-8 yaşında soğanın uçlarını

soydururlar sana. 10-11 yaşlarında salata

yaparsın. 14-15 mangal yakma yaşlarıdır.

Sonra et terbiyele derken bakmışsın bir

okul talebesiyken profesyonel manada

et -kebap ustası olmuşsun, babanın

okulundan mezun olmuşsun.” sözleri

de bu güçlü alt yapının temellerini

anlatmak için yeter de artar bence. Bir

tarafı babadan Gaziantep’e, bir tarafı

babaanneden Halep hudutlarına, bir tarafı

anneanneden Kayseri’ye, hatta Adana’ya

kadar uzanınca mutfak zenginliğindeki bu

başarılı sonuç hiç de şaşırtıcı gelmiyor.

Mutfakla 20 yıl boyunca kurulacak

gönül bağları böyle filizlenmeye

başlıyor başlamasına da sonra birgün

mevzu okul seçimine gelince tercihini

iktisat okumaktan yana kullanıyor.

“Tabii bundan 20 yıl önce bugünkü gibi

gastronomi, mutfak okulları yoktu” diyen

Akkor, bir miktar ailenin vizyon sahibi

olmakla ilgili eğitim telkinleri bir miktar

da satış ve pazarlama hevesiyle Uludağ

Üniversitesi İktisat Fakültesi’nin yolunu

azim ve istekle tuttuğunu söylüyor.

“Benimki tamamen bir

hevesti…”

Bu aralıkta yemekler pişirilmeye, sofralar

kurulmaya devam ediliyor, zaman ve

koşullar el verdiğince. Bütün yazlar,

bütün ara tatiller onun nasıl olsa! Komilik

mi istersiniz, garsonluk, otoparkçılık,

bulaşıkçılık… Bir lokantanın görevler

menüsünde ne varsa layıkıyla yapıyor,

bir an bile hevesini kırmadan… Akkor

bu hal ve gidişatı ise samimiyetle şöyle

yorumluyor: “İktisat okuyan bir öğrenci

olsam da günün birinde bu işi yapacağımı

biliyordum. O yüzden de mutfakla alakalı

Zennup’ta hamsi köy

sütlacı Ömür Akkor’un

mutfağında 36 saat

bekletilerek özel bir çini

koleksiyon tabağı üzerinde

eski bakır kaplarda servis

ediliyor. Bu kadarı da değil!

Vişneli yaprak sarmayı 48

saatte servis eden ellerden

bir zeytinyağlı tabağı 24

saat bekletilmeden masaya

taşınmıyor.

ne öğrenmem gerekiyorsa öğrenmek

istiyordum. Sanıyorum benimki tamamen

bir hevesti. Bir işi en iyi şekilde yapmak

için her şeyi öğrenmem gerektiğinin

farkındaydım. Ya da farkında olmadan

oldu tüm bunlar. Bir bakmışım,

hayatımın koca bir beş senesi lokantada

sadece kuru patlıcan dolması yaparak

geçmiş… Her çarşamba 500 tane dolma

doldurmuşum… Mutfaktı, temizlikti,

bulaşık yıkamaktı, kasa, maliye, vergi,

yöneticilik, belediye işleriydi derken ne

gerekiyorsa yapmışım.”

“En büyük sorunumuz plansızlık,

programsızlık”

Her çalıştığı yerde patronların güvenini

kazanmayı başaran Ömür Akkor’un iş

prensipleri ve yaşam mottosu aklıma

takılmıyor değil. “Hep kendi işim gibi

çalıştım, sahiplendim. Hiçbir zaman

patronun cebinden bir para almadım.

İşletmeye ekstra para kazandırmayı

hedefleyip, o paranın içinden kazancımı

elde etmesini bildim. Gideyim, paramı

kazanayım sonra keyfime bakayım değildi

benimkisi. Daima yoğun mesailerle

çalışan biri oldum, 13-14 saatti benim

mesaiden anladığım.” şeklinde çalışma

prensiplerini anlatan Akkor, ya iç

dünyasında hangi özelliklere sahip

biri, onu daha da yakından tanıtmak

düşüncesiyle soruyorum. Kendisini

çalışkan ve disiplinli biri olarak

tanımlayan Akkor, “Kuralları yazılı

uygulayan, harfiyen uyan, yorumlamayan

biriyim. Zaten bu memlekette başarıya

gidecek bir yol çizmek istiyorsanız belli

bir plan ve kurallar dahilinde çalışmak

zorundasınız. Bence Türkiye’deki çalışma

hayatındaki en büyük sorunlardan biri

plansızlık, programsızlık. Yorumlamaya

çok açık bir mesleğimiz var, yetkileri

olmayan insanlar kuralları değiştirip

duruyorlar. Oysaki kurallara uyduğun

müddetçe güvenilir adam olursun,

mesleki anlamda sürekli ilerlersin.”

diyor ve aşçılık mesleğinde başarılı olmak

isteyenlere programlı çalışmayı, kurallara

uymayı, çok okumayı tavsiye ediyor.

Yemek uzmanlığı noktasında da mutfağa

gönül verenlere ve genç adaylara

önerilerde bulunan Akkor, “Ben Türk

mutfağı uzmanıyım ama bunun için

sadece Türk mutfağını da bilmek

yeterli olmuyor. Yemek konusunda

uzmanlaşmak için dünyadaki en iyi

mutfakları tanımanız gerekiyor.” diyor.

“İktisat okumak büyük

avantajlar sağladı”

Bir tek yemek bilgisiyle dünyada

birçok firmayla çalışma yetkinliğine

erişilemeyeceğinin de altını çizen Akkor,

destekleyici alt donanımların mesleki

gelişimde tampon görevi göreceğini

belirterek, “İktisat bu anlamda benim

en büyük avantajım oldu. Sadece işimde

öğrendiğim genel verimlilik ve planlama

teorilerini kendi mesleğime uyguladım.

Azalan Birimler Kanunu, Arz-Talep

dengesi gibi iktisatta öğrendiğim temel

birkaç teoriyi tamamen mutfağın içinde

uyguladım. Şu an Pınar, Coca Cola,

Komili, Starwood otel zinciri birlikte

çalıştığım markalar. Burada beni öne

çıkaran şey, aslında iki tarafın bilgisini

birbirine harmanlamam oldu.” diyor.

“22 yaşımda profesyonel aşçı

oldum”

Ömür Akkor’u profesyonel mutfağa

taşıyan babaannesine ait bir tarif olan

vişne kebabı olur. Üniversite son sınıfta

22 yaşında genç bir delikanlıyken yaptığı

bu Halep yemeğiyle patronun hem

gönlünde hem de midesinde taht


hotel restaurant

70 & hi-tech

şef’in gözünden

kurduğunu anlatan Akkor, böylelikle Sui

Restaurant’ın mutfağına profesyonel bir

aşçı olarak girmeyi de başarır… Ömür

Akkor’un iktisat okuduğu yıllardan

köklü bir gönül bağı oluşturduğu

Bursa’ya vefa duygusu kendine ait bir

işletme olan Semsek Restaurant ile

devam eder. Gaziantep yerel dükkanı

olarak baklavası, kebabı, semseki

ve dolmasıyla çok kısa sürede ikinci

memleketim dediği Bursa’da nam salan

Akkor, altı yıllık bu serüvene yurt dışında

eğitim idealleriyle veda eder… “Katar,

Almanya, Fransa, İtalya, artık neresi

olursa, koşullarımı zorlayıp gitmeye

çalıştım. Çoğu zaman parasız çalıştım.

Para kazanma mottosuyla hayatımda

hiçbir zaman hareket etmedim ama

hep de kazandım. En başından beri tek

derdim, taşın üstüne taş koyma telaşı

oldu.” diyerek sözlerine devam eden

Akkor’un kariyerimin 20. yılında yeni

bir restoranla Bursa’ya dönüşünün bu

defa ki sebebi, üç ortak hizmete açtığı

Zennup Restaurant olur. Rahmetli

babaannesinin adını yaşatmak için 28

Mayısta Zennup ismiyle Bursa’ya yeni

bir işletme daha kazandıran Akkor,

“yüzde 100 yerli dükkan” olma özelliği

ile pazartesi günleri hariç haftanın

altı günü tıka basa lezzet tutkunlarını

ağırlıyor. Zennup’un bu başarısında

biraz önce sözünü ettiği yüzde 100

yerli dükkan olma halinin etkisi büyük

şüphesiz. Her sabah gittiği otogardan

Türkiye’nin 41 farklı şehrinden gelen

yöresel malzemeleri mutfağa taşıdığını

belirten Akkor için diğerleri gibi mutfağı

yenilemek, füzyon yapmak, tabakları

uçurmak bir şef olarak kafa yorulacak

konuların başında gelmiyor

çünkü, anlattığına göre… Yüzde 100

yerli kalmak prensibine sadık kalarak

Türk mutfağının çok daha başarılı

olabileceğini düşündüğünü söyleyen

Akkor, bu söylemlerinde o kadar

iddialı ki “Bu dükkanı Bursa’da değil;

Manhattan ya da Londra’da açsam

kapalı gişe oynar, o kadar inanarak

söylüyorum” diye ekliyor.

“Ben tabağa sadece yemeği

koymayı seviyorum”

Sunumda geleneksel değerlere sadık

kalmayı en başından beri düstur

edindiğini söyleyen Akkor, “Türklerin

sofraya bir saygısı vardır. Orada sakin

olunur, küfür edilmez, çok konuşulmaz.

Çünkü sofra nimettir. Tabağı süslemek,

şekilden şekilde sokmak Türklerin

çokça benimsediği bir sunum tarzı

olsa da ben tabağa sadece yemeği

koymayı seviyorum” diyor. Tabaktan

bahsederken öyle alalade, beyaz, düz

bir porselenden de söz etmiyor, Akkor.

Zennup 1844’te yemek yiyenler iyi bilir,

Ömür Akkor’un mutfağından çıkan

tabaklar neresinden baksanız 200-300

yıllık çini, bakır, antika ve eski tahta


Üç ortaklı bir yapıyla hizmete açılan Zennup’un mutfağını usta aşçı Ömür

Akkor yönetirken, geleneksel ekmeklerin unutulmaz lezzetini Şevki Dilmaç’a

borçlu. İşin finans, belediye, valilik gibi prosedürlerinde ise bir diğer isim

olarak Cüneyt Aksoy var.

kaşık koleksiyonlarından oluşuyor. Sunumda son derece

doğal ve geleneksel bir tarz benimseyen Akkor için

tabağın görüntüsü kadar yemeğin tazeliği ve ısı

derecesi de çok önemli. “Türkiye’de şefler,

aşçılar tabağı hazırlamak için o kadar

vakit kaybediyor ki, şu an gittiğiniz en iyi

lokantalarda bile ılık yemek zorunda

kalıyorsunuz.” Dile getirerek, “İnsanlar

tabağın içinde o an yapılmış

yemekleri yiyorlar. Süslemeyle

vakit kaybetmediğimiz için de

tabak mutfaktan çıktıktan 40

saniye sonra masada oluyor.

Mutfaktaki düsturumuz bu.”

diyor.

Ya pişirme teknikleri?

Zennup’ta odun fırını, taş

fırın ve ocaklar olmak

üzere hemen hemen bütün

yöntemleri kullandıklarını

anlatan Akkor, ”Şayet

yoğurdu Hatay’dan

getiriyorsak odun

ateşinde bakır kazanda

pişirip, ardından tuzlayıp

saklanmasını sağlıyoruz.

Antep’te salçamızı,

reçelimizi güneşte

kurutturuyoruz. İmkanlar

ölçüsünde geleneksel

yöntemleri kullanmaya

devam ediyoruz.” diyor.

“Bir Türk ansiklopedisi

yapmak istiyorum”

Şu ana kadar 81 ili dolaşarak

yemek seyyahı unvanına layıkıyla

sahip olan Ömür Akkor’un

bundan sonraki hayallerinde 81

ille ilgili vesikalar yayınlamak, bir

Türk mutfak ansiklopedisi yapmak

varmış. Bu yıl kitap sayısını 27’ye

çıkardığını söyleyen Akkor, beş yıl içinde bu

sayıyı 50’ye çıkarmak istediğini anlatıyor ve

“İnşallah mutfak kültürüyle ilgili 100’e yakın kitap

yazmak istiyorum. Çünkü bizim sahip olduğumuz

mutfak kültürü, dünya ile karşılaştırılmayacak kadar

eşsiz ve paha biçilmez. Bunu ispatlamak için yazamaya

devam edeceğim. Bundan da herhangi bir maddi kazanç

beklentim yok. Taş üstüne taş koyabiliyorsam, insanlara

eskiye saygı duydurabiliyorsam, geleneksel yemeklerimizi

sevdirebiliyorsam bundan büyük mutluluk yok benim için.” diye

de ekliyor.


72

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel röportaj

Gürkan

Boztepe

“GTD’den önce

gastronomi turizmi

diye bir kavram yoktu!”

Kurulalı henüz bir yıl oldu ama

gastronomi turizmi kulvarında

sektörün ilgisini çekebilecek söylem

ve uygulamalarıyla adından sıkça söz

ettirmeyi başardı…

Belki de gastronomi turizmi kavramı

Kurucu Başkanı Gürkan Boztepe’nin de

söylediği gibi GTD’den önce hiç bu kadar

popüler olmamıştı, öyle bir kavram dahi

yoktu… Ya da öyleydi de vurgusu bu kadar

güçlü ve inançlı olmamıştı!

Sektör içinde bit gibi türeyen sivil toplum

yapılanmaları varken ne yalan söyleyeyim

ben de kendi adıma “lafta mı olur icraatta

mı” endişesini taşımadım değil!..

Ama geçtiğimiz yıl eylül ayında

kuruluşunu resmen duyuran GTD

kısa sürede önemli etkinliklere

imza atarak oluşumunu ispatlamayı

başardı başarmasına da görünen o ki

gastronomi turizmi konusunda hem Türk

gastronomisinin hem de derneğin önünde

alacağı daha çok yol var…

Bu yolda GTD nasıl ilerliyor, yeni döneme

ilişkin projeleri arasında neler var,

sektörün son yıllarda geçirdiği önemli

değişimler neler, Gürkan Boztepe ile

konuştuk.

Birinci yaşında Gastronomi Turizmi

Derneği cephesinde neler oluyor?

Derneği kurarken de konuşmuştuk,

üstüne basa basa ‘icraat’ vurgusu

yapmıştınız. O bahsettiğiniz icraatlar,

vaatler yılını doldururken meyve

vermeye başladı mı?

Gastronomi Turizmi kelimesini Türkiye’de

ilk biz kullanarak Türk mutfağını

dünyaya tanıtma hedefiyle yola çıktık.

Vaat ettiğimiz şey aslında gastronomi

turizminin hareket oranını artırmak ve

hak ettiğimiz yere gelmek için çalışmaları

başlatmaktı. Bizim aslında somut

olarak bir vaadimiz yok. Biz sadece hak

etmediğimiz yerde olduğuna inandığımız

bir derneğiz. Bildiğiniz üzere gastronomi

turizmi ve Türk mutfağı Türkiye için çok

yeni bir kavram. Bunu da ilk etapta Kültür

ve Turizm Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı,

Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı’na

aktarmaya çalışıyoruz. Bu kavramın

içerisinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın

işine yarayacak çok büyük argümanlar

sunuyoruz. Bunlardan bir tanesi

gelen turistin tercihleri. Şu anda İl

Kültür ve Turizm Müdürümüz Coşkun

Yılmaz ile çok iyi diyalog halindeyiz.

Shopping Fest Genel Müdürü, Ticaret

Odası, TÜRSAB, Belediyeler ve

Büyükşehir Belediyeleri’nin tamamıyla

iletişim halinde çalışıyoruz. Bizler bu

ülkenin marka olması için ana şartın

gastronomiden geçtiğine ve ekonomisinin

güçlü olması gerektiğine inanıyoruz.

“GT Belgesini uluslararası

standartlarda sunan tek kurumuz”

Bu anlamda da Gastronomi Turizmi

Derneği olarak TÜRSAB’da 22.

Komite’yi başlatan kişi olarak diyorum

ki; gastronomi turizmi şu an tatil

tercihlerinde ilk sıraya oturmuş

durumda. Bu konuyla ilgili olarak da

bizden sonra benzeri söylemlerle pek

çok dernek, kurum, kuruluş ortaya

çıktı ama biz gerçekten sektöre somut

faydalar sağlayacak çalışmalara imzamızı

koymak istiyoruz. Bunlardan bir tanesi,

restoranların derecelendirme sistemi.

Bununla ilgili KALDER (Türkiye Kalite

Derneği) ile çalışmalara başladık.

Yaklaşık sekiz aylık çalışmanın

meyvelerini yeni yeni almaya başlıyoruz.

KALDER ile yaptığımız protokolün

ardından restoranlara diyoruz ki, “Size

gizli denetmen yollamamızı istiyor

musunuz? Gerçekten derecelendirme

istiyor musunuz yoksa para karşılığında

ödüller mi almak istiyorsunuz?” İşin

özeti bu. Biz diyoruz ki, “Gerçekten

derecelendirme istiyorsanız Avrupa

kalite standartlarında en yetkili kurum

olarak KALDER, GTD ile iş birliği


içerisinde, onlar bize modeli çıkarttı. Biz

de Gastronomi Turizmi Derneği olarak

GT Belgesini uluslararası standartlarda

sunan tek kurumuz.”

GTD ile sektör gerçek gizli denetmenler

ile tanışacak!

KALDER toplantınızda restoran

yeterlilik sınıflandırması,

sertifikalandırılması ve gizli

denetmenler gibi sektöre kalite ve

mükemmeliyet sağlayacak bir dizi

uygulamalardan söz etmiştiniz. O

konuda nasıl bir aşama kaydettiniz?

Bununla ilgili gizli denetmenler

yetiştirmeye başlıyoruz. Yaklaşık 30 gün

sonra başlamış olacak. USLA Akademi

ile protokol yapıldı. Bu ortak girişimle

USLA (Uluslararası Servis ve Lezzet

Akademisi) Türkiye’de ilk defa gerçek

gizli denetmen yetiştirmeye başlayacak.

Projenin başında da danışman şef

Murat Bozok olacak, kendisiyle bu proje

kapsamında bir iş birliği içinde olacağız.

Gençlerimiz Bozok’tan birebir eğitim

alacaklar. “Akıllı telefonu olan, kendini

gurme zanneden herkes kenara” diyoruz.

“Bu işten ticari rant elde eden, gittiği

restorandan para alan herkes bir kenara”

diyoruz. Gerçek gizli denetmenleri

yetkinlik derecelendirmesi ile profesyonel

okulundan mezun ediyoruz ve gerçekten

restoranların içine salıyoruz.

USLA’nın yaptığı şey, aslında gizli

denetmen yetiştirmek. Gittim bu

yemeği beğendim, sonra koydum

sosyal medyaya değil. Sen kimsin?

Senin yetkinliğin ne? “Benim takipçi

sayım fazla.” Tamam da tatlı nedir,

tuzlu nedir biliyor musun arkadaş,

bilmiyorsun. Gerçek bir gurme misin?

Değilsen önce kursuna gideceksin,

bu kadar basit. O kurstan çıkarsın,

diplomanı alırsın, tadımlamalarla ilgili

yorum yapabilecek kapasiten olur.

Bizim herkese kapımız açık. USLA bizim

üyemiz oldu ve dediler ki, “Ben bu işi

hakkıyla yapacağım.” Murat Bozok da

aynı şekilde “Ben bu işin başında olmak

istiyorum” dedi. Türkiye’nin gururu,

biz de “Buyurun” dedik. Bu şekilde

restoran derecelendirme sistemini

başlattık, bunun da lansmanını Feriye

Lokantası’nda yaptık. Hatta bizden sonra

bu konuyla ilgili bizi taklit eden, arkasında

kimin olduğu belli olmayan gruplar da

çıkmış olmasına rağmen biz diyoruz ki

“Gastronomi Turizmi Derneği Türkiye’nin

derneğidir. Bu konuyla ilgili yetkin kurum

bizim derneğimizdir.” Bugüne kadar

ağzına gastronomi turizmi kelimelerini

almayan pek çok kişi, kurum, grup,

dernek ne tesadüfse bir anda gastronomi

turizminin şovenisti oldu. Hayırlısı olsun

ama üst grup, Gastronomi Turizmi

Derneği’dir.

“Türkiye ve İstanbul’un lezzet haritasını

çıkarıyoruz”

Bunların dışında Türkiye Lezzet Haritası

ve İstanbul Lezzet Haritası olarak iki ayrı

çalışma üzerinde duruyoruz. Bu konuyla

ilgili bizim beş tane komitemiz var. Örnek

vermek gerekirse; İstanbul’da taksicilerle

beraber taksicilerin aracılığıyla gelen

turisti doğru yönlendirmek için yetkin

restoranların listesini oluşturup

veriyoruz. Sistem bu. Çünkü öncesinde

taksici yanlış yerlere yönlendirebiliyor.

Biz bunu taksiyi kullanan şahsın bilgi

ve tecrübesine bırakamayız. Bugün

Paris’e gittiğimizde en iyi restoranları

nasıl ki oradaki her taksici bilmiyorsa

Türkiye’deki her taksici de bunu bilmek

zorunda değildi. Bir taksiciye normalde

balık ekmek de güzel gelebilir, Sunset

Restaurant da güzel gelebilir. Ama

bizler taksicinin kendi yaşamına göre

buna karar verdiremeyiz. Türkiye

standartlarına göre turistik restoranların

listesini çıkartıyoruz, bunlarla da birebir

denetleme yapıldıktan sonra öneri

getiriyoruz zaten.

Gurme taksiciler derneğin ses getiren

projelerinden biri oldu ama benim

asıl merak ettiğim Lezzet Haritası için

desteğini alacağınız diğer paydaşlar.

GTD olarak önümüzdeki dönemde proje

için yeni iş birliktelikler de söz konusu

olacak mı yoksa sadece taksicilerle mi

sınırlı kalacak?

Bize zaman zaman farklı önerilerle

geliniyor tabii. Yönetim kurulu olarak

bunları değerlendiriyoruz. Taksiciler

Odası bizim kafa yapımıza uygun. Hızlı ve

icraatçı somut olan bir nokta. Çünkü bir

şehirde havalimanından indikten sonra

karşılaştığınız ilk nokta taksi olduğu

için onun içinde olmak bizim için çok

değerliydi. Daha farklı öneri ve fikirler de

varsa da elbette onlara da açığız.

Otellerle ilgili özellikle de işlemeyen

restoranlarıyla ilgili farklı projelerimiz

söz konusu. TÜROB Başkanımız Timur

Bayındır ile daha önce de konuştuk, en

kısa zamanda masaya oturup, otellere

yönelik neler yapabileceğimizi konuşmak

istiyoruz. Çünkü o alana müdahale etmek

bizim için önemli. Gastronomi Turizmi

Derneği olarak otel restoranları imaj

olarak halkın gözünde pahalı kalıyor,

herkesin de bildiği üzere Şu anda The

Marmara Oteli’ndeyiz. Otele çıkıp çay

kahve içeceğimize alttaki restorana gidip

Kitchenette’te çay kahve içiyoruz. Neden?

The Marmara bana o imajı verse ben niye

yukarıda içmeyeyim, öyle değil mi?

İstanbul’da durum böyle. Peki Türkiye

Lezzet Haritası için nasıl bir çalışma

yürütmektesiniz?

Los Angeles’ten Nepal’e kadar olan

hatta çalışmaları başlattık zaten.

Mesela Berlin’deki Türk restoranlarının

derecelendirilmesi başlı başına bir konu.

Sadece Lezzet Haritası’nı çıkartmakla

iş bitmiyor. Yemek son derece lezzetli

olabilir ama hijyen önemli bir sorundur,

bu bir bütün. Ben dernek olarak Türk

restoranlarının yurt dışında doğru temsil

edilmesini istiyorum. İkinci olarak da

yurt dışından gelen insanların doğru

adreslere yönlendirilmesini istiyorum.

Bize İstanbul’dan sonra farklı şehirlerden

de talepler geliyor. Misal bu hafta içinde

Bursa’da bir konferansta konuşmacıyım.

İstanbul projelerini örnek proje olarak

kabul ediyoruz. Çünkü İstanbul zaten

Türkiye’nin ekonomi üssü konumunda.

Bu şehirde başlayan her proje farklı

bir yere gidiyor. Ama biz bunu biraz

daha ileriye götürürsek marka şehirler

projesi söz konusu. Bizim Antakya’dan

üyemiz Özgür Hanım şehirlerin

markalaşmasından sorumlu. Bir gazeteye

gidip de ticari olarak para alması gibi

projeleri kabul etmiyoruz. Gidelim, x

bir gazete, popüler köşe yazarlarını

götürelim ve bununla ilgili para alalım,

olmaz. Bu bir marka şehir değil. Kimin

şehrini kime satıyorsun? Bu şehirleri yurt

dışına pazarlayabiliyor musun, bunları

konuşalım.

“Türk Hava Yolları iş birliği ile

gastronomi turizmini uçuracağız”

Bunların dışında Türk Hava Yolları ile

yeni bir iş birliği yaptık. THY bizim hem

üyemiz hem de sponsorumuz şeklinde

faaliyet gösterme yönünde bir karar aldı.

Bu konuyla ilgili de müteşekkiriz. Çünkü

biz THY’nin içerisinde hem menülere

karışabiliyoruz hem uçuşlarındaki satış

oranlarını artırabileceğimizi hem de

uçuş gerçekleştirdiği hatlardaki özellikle

gastronomik şehirlerde gastronomi tur

paketlerinin bizimle beraber çok daha

verimli olacağına inanıyoruz. Bugün


74

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel röportaj

Antep’e baklava yemeye giden de var,

kebap yemeye giden de var. Bunların

hepsinin istatistiklerini çıkaracak bir

sistem kuruyoruz. Bunlar THY’nin

satışlarını etkileyecek. Onun haricinde

farklı özel hava yolları da önümüzdeki

haftalarda 2., 3. görüşmelerine

geçiyorlar. Bu çalışma sadece THY ile

sınırlı kalmayacak. THY, bence neferdir,

Türkiye’nin önemli bir markasıdır. Ama

iç hatlarda uçuş yapan farklı farklı

hava yolları da gastronomi turizminin

önemini fark ettiler.

“GTD’den önce gastronomi turizmi bu

kadar popüler değildi”

Samimiyetle sormak isterim,

nihayetinde tüm projeler kıymetlidir

ama derneğin içinize sinen en etkili ve

verimli projesi hangisi oldu?

Biz hiçbir şey yapmasak Turizm

Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı’nın

dikkatini çekip, onlara “Dünyada

gastronomi turizmi diye bir şey

var. İtalyanlar, Çinliler, Perulular,

Vietnamlılar kendi ülkesinin kültürlerini

gastronomiyle tanıtıyor, biz niye

tanıtmıyoruz?” dedik. Şu anda bana

göre gastronomi turizmi Türkiye’de en

popüler turizm çeşidi oldu ve bunu bir

senede yaptık.

TÜRSAB’ta kurduğumuz Gastronomi

Turizmi Komitesi vardı. Komiteyi kuran

tüm arkadaşlarımızı derneğimize kattık

bu bir yılda. TÜRSAB da değerlidir,

diyaloğumuz da halen iyidir. Ama

sadece seyahat acentaları bu işte

yetmez dedik. Restoranlardan tutun

üreticilere hatta taksicilere kadar

bu işte herkes bir bütündür. Çünkü

gastronomi turisti bugün tek başına

elinde fotoğraf makinesiyle Cihangir’i

dolaşan bir münferit kesim de olabilir.

Adam acentayla gelmemişse ona

gastronomi turisti diyemeyecek miyiz?

Atlamış uçağa New York’tan gelmiş!..

GTD’den önce Türkiye’de gastronomi

turizmi diye bir kavram yoktu. Bunu

Başaran Ulusoy’a ilk getiren kişi benim

zaten. Akabinde komiteyi kurdurttuk,

baktık ki komite yetmiyor. Arkasından

Gastronomi Turizmi Derneği’ni kurduk.

GTD’den önce Gastronomi Turizmi

bu kadar popüler değildi. Münferit

yapılıyordu. Mesela Bilecik’ten Bedriye

abla kendi kendine beş tane oda açmış,

yurt dışındaki müşterilere sabahları

inek sağdırıyordu. O yapıyordu ama

bunu Turizm Bakanlığı bir iş kolu

olarak, bir turizm çeşidi olarak kabul

etmemişti. Şu anda diyoruz ki, Turizm

Şurası da dahil olmak üzere hatta

2023 ve 2050 Türkiye’nin hedefleri

arasına gastronomi turizminin önemini

koydurttuk, yazılı olarak da bunu yaptık.

Türkiye hedeflerinde artık gastronomi

turizmi de yerini almaya başladı.

Olay şu anda artık fiziksel olarak var.

Gastronomi turizmi diye bir şey var.

Önümüzdeki dönemde bunun ötesi

de olacak. Biz İstanbul’da gastronomi

turisti için Gastronomi Müzesi açacağız.

2018 yılı planlamalarınızda neler var?

Önümüzdeki dönem GTD için nasıl

geçecek?

Türkiye’de adı ‘gastro’yla başlayan,

sonunun ne olduğu hiç önemli değil,

irili ufaklı organizasyonlar var. Bu

etkinliklerin hepsinin Gastronomi

Turizmi Derneği tarafından onaylanmış

olarak çıkması onlara fayda sağlar.

Yani biz iki tane sponsor bulduk, şurayı

kapattık, bir de konser yapalım, B2B

görüşmeler yapalım, bu işten de para

kazanalım dönemi bitti. Gerçekten Türk

mutfağını tanıtmak istiyor muyuz, yurt

dışında bununla ilgili nitelikli kurumları

Türkiye’ye çekebiliyor muyuz, yurt dışı

basınını ülkemize çekebiliyor muyuz, biz

bunların her birini masaya yatırmadan

hiçbir organizasyona destek vermiyoruz.

Bana iki tane kurum geldi, biz bir ay

sonra bunu yapacağız, iki ay sonra

şunu yapacağız… Bir kere uluslararası

organizasyonlar bir ay sonra filan

olamaz. Her organizasyon firması

kendi kafasına göre çıkıp, bunların

içinde eski seyahat acentaları da var.

Birileri de çıkıp “ben gastronomiyle

ilgili uluslararası bir kongre yapacağım,

bir konferans yapacağım” diyebilirler.

Bunların yapılmasında olumsuz bir

durum yok ama gastronomi enflasyonu

da doğdu.

“Restoran derecelendirmesini

GTD’den başkası yapamaz”

Uluslararası markalaşma anlamında

somut projeleriniz var mı?

Var. TÜBİTAK Başkanı ile masadayız.

Onlara diyoruz ki, “Türk ürünlerinin,

tescilli ürünlerin yurt dışına satılması,

paketlenmesi ve doğru sunulması

konusunda bize destek olun.” Bize

acayip destek oluyorlar.

Bizde inanılmaz enteresan fikirler

uçuşuyor ama önceliğimiz Türkiye’ye,

derneğimize katkıları var mı, nitelikli

bir iş mi, ona bakıyoruz. Çünkü bunların

hepsi bir bütün. Bize “Muhallebi festivali

yapalım mı?” şeklinde gelen adamlar da

oluyor çünkü. 2018’de bir defa restoran

derecelendirmesini herkes bilsin ki,

Gastronomi Turizmi Derneği’nden

başkası yapamaz, sistem bu. Çünkü

acayip bir alt yapı gerektiriyor. Alt yapı

olmadan olmaz bu işler. Hevesle basına

çıkalım filan değil, gerçekten alt yapı

gerektiren bir iş. İkinci olarak, yurt içi

haricinde yurt dışı organizasyonları,

yurt dışı ağı gerektiriyor. Üçüncü olarak

ise, Türk mutfağını tanıtmak, Türkiye’yi

gezmek gerekiyor. İstanbul’da oturup

da “Ben Türk mutfağını savunuyorum”

gene olmaz. Hakikaten mutfakta olmak

lazım. Ben burada özellikle TÜRES,

TURYİD, TAŞFED, TAFED olmak üzere

hepsine tek tek teşekkür ediyorum,

çünkü her biri değer katıyor. Ama

Gastronomi Turizmi Derneği şu an

sistem olarak hepsine eşit mesafede ve

sevgiyle de yaklaşıyor.

Türkiye’nin gastronomi alanındaki

son dönem gelişmelerini nasıl

değerlendiriyorsunuz?

Biz her şeyden önce GTD olarak

bizden sonraki genç jenerasyon için

de gayret gösteren bir yapılanmayız.

Herkesin de bunun farkına varması

lazım. Örnek, çocuklarımız için de

çalışıyoruz. Bakıyorsunuz, çocuk

bizim yoğurdumuzu bilmiyor. 2018’de

çok bomba projelerimiz olacak.

Ama bunlardan en önemlisi sağlıklı

beslenme. Hem Türk mutfağı hem

gastronomi hem de sağlıklı beslenmeyi

içeren bir projeyle bomba gibi geliyoruz.

Üç gün kahve festivaline gidip sosyal

medyaya birkaç fotoğraf atarak

kendini gurme hisseden ya da gurme

olmak için yanlış kaynaklardan

bilinçsizce beslenen genç bir nesille

karşı karşıyayız. Biz de bu doğrultuda

gastronomi konusundaki farkındalığı

artırmak, ilgiyi doğru bilgilendirme ve

etkili bir algı yönetimiyle sunmak adına

GTD olarak gastronomi fotoğrafçılığı

kursu, ‘gizli-denetçi sertifikası’

semineri, aşçılık kursları vb. çalışmalar

yürütüyoruz. Burada amacımız, bir

ucundan da olsa gençlerimiz ve

çocuklarımızın gelişimlerine katkı

ve destek sağlayarak bireysel bazda

da yarının gastronomiyi özümsemiş

ve ileriye taşıyacak bilinçli bireylerini

yetiştirmek elbette ki.


hotel restaurant

76 & hi-tech

gastro güncel

BrandZone Türk tüketicisinin kahve

alışkanlıklarını masaya yatırdı

Tüm basılı ve online fiyat verilerini araştırıp takip eden, en güncel pazar araştırma

BrandZone, Ocak-Eylül 2017 tarihlerini kapsayan kahve kampanyalarını masaya

yatırdı. BrandZone verilerine göre; kahve kampanyalarına hazır kahveler damga

vururken, en fazla kampanya düzenleyen marka NESCAFE oldu.

Türkiye’deki markalar için fiyat/

rekabet araştırma hizmetleri sunan

BrandZone, 1 Ocak 2017-15 Eylül

2017 tarihlerini kapsayan dönemdeki

kahve kampanyalarını masaya yatırdı.

BrandZone verilerine göre; Ramazan

ve Kurban Bayramı dönemlerinde

Türk kahvesi kampanyalarının arttığı

görülürken, soğuk kahve kampanyalarının

yaz aylarında önemli rakamlara ulaştığı

ortaya çıktı. 9 aylık süreçte toplamda 4

bin 625 kahve kampanyası düzenlenirken,

bin 534 kampanyayla hazır kahveler en

fazla kampanyası düzenlenen kategori

oldu. Bin 251 kampanyayla karışımlı

kahveler ikinci sırada, 997 kampanyayla

Türk kahvesi üçüncü sırada yer aldı. 393

kampanyayla soğuk kahveler dördüncü,

203 kampanyayla sıcak çikolata&salep

beşinci sırada yer aldı.

Kahve kampanyalarına NESCAFE

damgası

1 Ocak 2017-15 Eylül 2017 tarihlerini

kapsayan BrandZone verilerine göre; 2

bin 117 kampanyayla NESCAFE en fazla

kampanya düzenleyen marka olurken,

425 kampanyayla Kuru Kahveci Mehmet

Efendi ikinci, 393 kampanya ile Jacobs

üçüncü sırada yer aldı. 345 kampanyayla

VİP dördüncü, 209 kampanya adetiyle

Kahve Dünyası beşinci sırada kendine yer

buldu. NESCAFE’nin en fazla kampanyası

yapılan kategorisi bin 95 kampanya

adediyle hazır kahveler olurken, 762

kampanyayla karışımlı kahveler ikinci

sırada, 110 kampanyayla soğuk kahveler

üçüncü sırada yer aldı. Jacobs’un en

fazla kampanyası yapılan kategorisi 182

kampanyayla hazır kahveler olurken, 173

kampanyayla karışımlı kahveler ikinci, 38

kampanyayla filtre&espresso kahveler

üçüncü sırada yer buldu.

Nescafe Gold Kahve zirvede

Hazır kahveler kategorisinde en fazla

kampanyası yapılan ürün Nescafe

200 Gr Gold Kahve olurken, karışımlı

kahvelerde ise NESCAFE 3’ü 1 Arada

Tek İçimlik 10’lu Kahve ilk sırada

yer aldı. Türk kahvesi kategorisinde

Kurukahveci Mehmet Efendi Türk

Kahvesi, soğuk kahvelerde Nescafe

250 Ml Xpress Soğuk Kahve, sıcak

çikolata&salep kategorisinde Sek 1 L

Salep, filtre kahve&espresso’da Jacobs

Monarch 500 Gr Filtre Kahve en fazla

kampanyası yapılan ürünler oldu. Latte

kategorisinde Nescafe 17 Gr Latte Kahve,

Cappuccino’da Nescafe 14,5 Gr Şekerli

Cappuccino, Mocca’da Nescafe 17,9 Gr

Mocha Kahve ilk sırada yer aldı.

Bayramların gözdesi Türk kahvesi

Ramazan ve Kurban Bayramı

dönemlerinde Türk kahvesi

kampanyalarının arttığı görüldü.

BrandZone verilerine göre; Mayıs ayında

128 olan Türk kahvesi kampanya sayısı

Ramazan Bayramı’nın olduğu Haziran

ayında 244’e yükseldi. Haziran ayında

Türk kahvesi tüm kategorilerde en fazla

kampanyası düzenlenen kahve kategorisi

oldu. Temmuz ayında 62 Türk kahvesi

kampanyası düzenlenirken, kampanya

sayısı Kurban Bayramı’nın yer aldığı

Ağustos ayında 194’e çıktı.


hotel restaurant

& hi-tech

gastro current

BrandZone

put Turkish

consumers

coffee habits

on the table

The most up to date market researcher that researches and follows all printed and

online price data, BrandZone put all its coffee campaigns covering the January-

September 2017 dates on the table. According to BrandZone data, while instant

coffees hit the mark on coffee campaigns, the brand that organized the most

campaigns, turned out to be NESCAFE.

BrandZone, offering price/competition

research services for brands in

Turkey, put coffee campaigns that

covered the period January 1 - September

15, 2017 on the table. According to the

BrandZone data, while during Ramadan

and Eid al-Adha periods Turkish coffee

campaigns increased, cold coffee

campaigns reached important numbers

during summer months. While there

were 4 thousand 625 coffee campaigns

organized during the 9 month period, with

1 thousand 534 campaigns, instant coffees

made the category with the highest

number. With 1 thousand 251 campaigns

mixed coffees took second place and with

997 campaigns Turkish coffee took third.

With 393 campaigns cold coffees took

fourth place and with 203 campaigns hot

chocolate and salep were in fifth.

NESCAFE stamp on coffee campaigns

According to the BrandZone data that

covered January 1 - September 15, 2017,

while with 2 thousand 117, NESCAFE

was the brand with the most campaigns

organized, Kuru Kahveci Mehmet Efendi

second with 425 and Jacobs took third

place with 393. As NESCAFE’s most

campaigned category was instant

coffees with 1 thousand 95 numbers of

campaign, mixed coffees with 762 were

in second place and cold coffees in third

with 110 campaigns. As Jacobs’ most

campaigned category was cold coffees

with 182 campaigns, mixed coffees with

173 campaigns took second and filter

and espresso coffees took third with 38

campaigns.

Nescafe Gold is at the top

While in the instant coffee category

the most campaigned product was

NESCAFE 200 Gr. Gold, in mixed coffees

NESCAFE 3 in 1 10-Pack took first place.

In the category of Turkish coffee Kuru

Kahveci Mehmet Efendi, in cold coffees

NESCAFE 250 MI Xpress Cold Coffee, in

hot chocolate and salep category Sek 1

L Salep, in filtered and espresso Jacobs

Monarch 500 Gr. Filter Coffee was the

one with the most campaigns. In Latte

category NESCAFE 17 Gr. Latte Coffee, in

Cappuccino NESCAFE 14.5 Gr. Cappuccino

with sugar, in Mocha NESCAFE 17.9 Gr.

Mocha Coffee took first place.

The favorite for the holidays Turkish

coffee

It was noted that during the Ramadan and

Eid al-Adha, Turkish coffee campaigns

increased. According to the BrandZone

data, while the Turkish coffee campaigns

were 128, it went up to 244 during June

which is when Ramadan Holiday was.

In June Turkish coffee was the one with

the most campaigns in all categories. In

July, while there were 62 Turkish coffee

campaigns organized, that number went

up to 194 in August which was the month

Eid al-Adha took place.


80

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

III. Uluslarararası Gastromasa

Gastronomi Konferansı için

geri sayım başladı

Sözen Organizasyon tarafından bu yıl 3.’sü düzenlenecek olan

“Uluslararası Gastromasa Gastronomi Konferansı” 2 Aralık 2017’de Haliç

Kongre Merkezi’nde, gastronomi sektörünün dünyaca ünlü yıldızlarını

“ürün”ü konuşmak üzere bir araya getiriyor.

Bu yıl “ürün” teması ile 2 Aralık’ta

gerçekleşecek olan Gastromasa

Konferansı; otel, restoran

profesyonellerini, yatırımcıları,

yöneticileri, gastronomi profesyonellerini

ve yerli-yabancı şefleri ortak bir

platformda buluşturmak, Türkiye’de

gastronominin gelişimine katkı sağlamak,

Türk mutfak kültürünü dünyaya

tanıtmak, dünya gastronomisini Türk

gastronomisiyle buluşturarak bir sinerji

oluşturmak, Türkiye’nin önemli turizm

ve gastronomi destinasyonları arasında

yer almak amacıyla yeniden tüm gözleri

İstanbul’a çevirmeye hazırlanıyor.

Bu seneki teması “ürün” olacak

Dünyanın en iyi 10 gastronomi konferansı

arasında gösterilen Gastromasa’ya

bu sene konuşmacı olarak dünyaca

ünlü 19 yabancı şef ve konferansı takip

etmesi için uluslararası medya davet

edildi. Toplamda 1.500 kişinin izlemesi

hedeflenen konferansın bu seneki

teması ise “ürün” olacak. Konferansın

konuk şehri ise, UNESCO tarafından

dünyanın ‘Yaratıcı Şehirler’ ağına

eklenen, Türkiye’nin gastronomi başkenti

Gaziantep!

Konferansta, dünyanın en iyi şefleri

kendi bölgelerinin özel ürünlerini

kullanarak sahnede workshop etkinliği

gerçekleştirecek. Etkinliğin bir diğer

ilgi çekici içeriği ise Chef Chat olacak.

Konferansta ulusal ve uluslararası birçok

marka stantlarda özel tadım etkinlikleri

gerçekleştirerek konferansa renk

katacak.


hotel restaurant

82 & hi-tech

gastro etkinlik

İstanbul Coffee

Festival’de 40 bin

kahvesever buluştu

İstanbul’un marka festivalleri arasında

yerini alan İstanbul Coffee Festival, 40

bin ziyaretçi ile yeni bir rekora imza

atarak dünyanın en büyük açık hava

festivali konumuna yükseldi.


Türkiye’nin yaratıcı etkinlik

ajanslarından dsm group’un bu

yıl “Kahvenin Yaşam Döngüsü”

mottosuyla 21-24 Eylül 2017 tarihleri

arasında KüçükÇiftlik Park İstanbul’da

düzenlediği İstanbul Coffee Festival,

40.000 ziyaretçi ile rekor katılıma

sahne oldu. Türkiye’nin lider markası

Paşabahçe’nin ana sponsorluğunda

gerçekleştirilen festivalde, kahveyle

ilgili 124 marka yer aldı, MUUD

Sahne’de 28 konser verildi.

Dünyanın en büyük açık hava

festivali

İstanbul Coffee Festival’in her yıl

daha da zenginleşerek geliştiğini ve

eğlence yaşamında yeni bir kulvar

açtığını söyleyen dsm group Kurucusu

ve Başkanı Alper Sesli, şunları

belirtti: “Bu yılki 40.000 ziyaretçisiyle

İstanbul Coffee Festival, sayısal

verilere göre dünyanın en büyük açık

hava festivali konumuna yükseldi.

250.000 bardak, 7,5 ton süt ve 50.000

şişe suyun tüketildiği festivalde,

dört gün boyunca katılımcılara en iyi

hizmeti sunabilmek için 140’ı dsm

group personeli olmak üzere 1.500’e

yakın çalışan görev aldı. Bu çapta bir

organizasyonu gerçekleştirmemiz

için bizlere her türlü desteği ve

katkıyı sağlayan Paşabahçe, Hyundai,

Pınar Süt, Türk Telekom, Eti Karam,

Uludağ Su, A.O.Smith, La Marzocco

ve Promocup başta olmak üzere

tüm destekçilerimize teşekkürlerimi

sunuyorum. Festivale Etiyopya’dan

El Salvador’a, Güney Afrika’dan

Endonezya’ya kadar çeşitli ülkelerden

gelen, lezzet dolu kahveleri üreten

çiftliklere ve üreticilerini de buradan

selamlıyor ve teşekkür ediyorum.

On binlerce kahveseverin İstanbul

Coffee Festival’e ilgi göstermesi

üzerimize düşen sorumluluğu daha

da artırıyor. Bu büyük ilgi, her yıl çok

daha yenilikçi, çok daha kapsamlı

bir festival düzenlemek için bizleri

baskı altına alıyor ve aynı zamanda

motive ediyor. Festivalimize büyük

emek veren baristalarımıza ve tüm

katılımcılara sevgilerimizi sunuyoruz.”

Kent kültürü ve eğlence

yaşamına katkı

İstanbul Coffee Festival’in bir İstanbul

markası olduğunu kaydeden Sesli,

şunları belirtti: “İstanbul Coffee

Festival, İstanbul’un kent kültürü

ve eğlence yaşamı haritasında

dopdolu içeriği ve yaratıcı bakış

açısıyla yerini sağlamlaştırdı. Bu

yılki rekor katılımcı ve ziyaretçi sayısı

da bunu ortaya koyuyor. Farklılık

yaratan, endüstriyel markalardan

nitelikli kahve üreticilerine, artisan

kavurmacılardan İstanbul’un kahve

dükkanlarına, sanat etkinliklerinden

sahne performanslarına kadar tüketici

odaklı bir etkinlik olan İstanbul Coffee

Festival, önümüzdeki yıllarda da çıtayı

yükseltmeye devam edecek. En güçlü

alkışlar ise bizlerden.”


hotel restaurant

84 & hi-tech

gastro etkinlik

Arçelik, Kahve Festivali’nde kahve teknolojilerini sergiledi

Geliştirdiği yenilikçi teknolojilerle tüketicilerin hayatında fark ortaya koyan,

Türkiye’nin inovasyon alanındaki lider şirketi Arçelik A.Ş., İstanbul Coffee

Festival’de kahve severlerle buluştu. Arçelik, Türk kahvesi tutkunlarının

vazgeçilmezi olan Telve, özellikle otel, restoran, kafeler ve kahve zincirleri

için tasarladığı Telve Pro ve yeni Ankastre Kahve Makinesi’ni tüketicilerin

beğenisine sundu. Festivalin birinci gününde Arçelik standında bulunan

barista gün boyunca ziyaretçilere kahve ikramında bulundu.

Paşabahçe’nin ana sponsorluğunda

düzenlenen festival, bu yıl 124 marka,

52 workshop ve seminer, MUUD

Sahne’de 28 konser, İCF Instagram

Fotoğraf Yarışması sergisi, tadım

etkinlikleri, Türkiye ve dünyadan usta

baristaların gösterilerinin yanı sıra

İstanbul’un artizan kavurmacılarından

kahve dükkanlarına kadar nitelikli

kahveyle ilgili tüm kesimleri

ziyaretçilerle buluşturdu.

Festivalde Barista Şampiyonası’nın kahve

çekirdekleri NESCAFÉ’den

KüçükÇiftlik Park’ta kahveseverleri ağırlayan festival

alanını ziyaret edenler, Türkiye’nin en iddialı ve en yetenekli

baristalarının hünerlerini sergilediği Türkiye Barista

Şampiyonası’nı izleme fırsatı da buldu. Baristaların kahve

hazırlama sürecinin farklı aşamalarına yönelik uzmanlıklarını

sergiledikleri şampiyonanın kahve çekirdekleri NESCAFÉ

tarafından tedarik edildi. NESCAFÉ’nin sağladığı yüksek

kaliteli kahve çekirdekleriyle özel lezzetlerin ortaya çıkarıldığı

şampiyona ana başlıklar halinde Kahve Kavurma Şampiyonası,

Barista Şampiyonası, Kahve Demleme Şampiyonası, Latte Art

Şampiyonası, Cezve/İbrik Şampiyonası kategorilerinden oluştu.

Mühle Barber Zone’da kahve eşliğinde

tıraş keyfi

Tüm dünyada 72 yıldır tıraş olma ritüelini erkekler

için tutkuya dönüştüren ıslak tıraş aksesuarları

markası Mühle, İstanbul Coffee Festival’de bir ilke

imza atarak festival ziyaretçilerine kahve kokuları

arasında benzersiz bir tıraş deneyimi yaşattı. Festival,

Coffee and More bölümünde festival ziyaretçileriyle

buluşan Mühle Barber Zone ıslak tıraş ritüelini

festivale taşıdı.


86

hotel restaurant

& hi-tech

gastro makale

Kahveyi bilmem ama bu festivalin

hatırı 40 yıl sayılabilir!

Nermin Yurtoglu

Son yıllarda kahvenin üçüncü boyuta

geçmesiyle dört bir yandan kahve kokuları

gelmeye başladı ve tutkunlarınin sabırsızlıkla

bekledikleri kahve festivali de dördüncü

kez (İstanbul Coffee Festival) Maçka Küçük

Çiftlik Parkı’nda arz-ı alem eyledi. Mahalle

aynı olunca komşuya kahve içmeye gider gibi

gittim festivale.

Tabii birde aynı sektörden olunca haliyle

sadece tadım için değil, yenilikleri yakından

takip etmek için…

Kahve markalarının yer aldığı standların

yanı sıra çikolata, pasta ne ararsanız vardı

festivalde… Kaçırılmaması gereken söyleşiler

ve konserler ve oldukça keyifli bir kalabalık!

Türkiye’de kahve tutkusunun geldiği aşama

festivale giriş yaptığım an itibariyle beni yine

şaşırtmayı başardı!

Öyle ki mesleğe yıllar önce oldukça büyük

bir otelin içinde bulunan Café Strauss’un

yöneticiliği ile başlayan Avusturyalı bir

ustadan tüm kahve çeşitlerini yapılışını

öğrenmiş Cimbali denilen o efsane kahve

makinasından 24 farklı kahve çeşidini

hazırlayabilen biri olarak sorsanız, ileride bu

kahve Türkiye’de bu kadar ilgi görür mü diye,

hayatta inanmazdım. Neyse ki böyle düşünen

yalnızca ben değilmişim. Geçtiğimiz günlerde

bir söyleşisine katıldığım Stratejik Pazarlama

ve Yönetimi Uzmanı Yelda İpekli, yıllar önce

Starbucks yöneticileri kendisinden Türkiye’de

pazara girebilir miyiz diye bir araştırma

istediklerinde mümkün değil. Burada Türk

Kahvesi ve çay tutkusu varken bu mümkün

olamaz diye geri çevirdiğinden bahsetti.

Starbucks’un bugün Türkiye’de geldiği nokta

ortada. 300’den fazla şubesi ve bağımlıları

mevcut!.. Bense genelde kahve içmenin

koşturmaca içinde, ayaküstü değil de, bir

ritüel ve bol sohbet ortamında, muhakkak

porselen fincanda olması gerektiğine inanan

ve genelde Türk Kahvesi içmeyi tercih eden

biri olsam da yenilikçi ve gözlemci tarafım

mesleğime ilk başladığım yıllardan bugüne

kahve ile ilgili tüm yenilikleri yakından takip

etmemi ve deneyimlememi destekliyor.

Kısaca gerektğinde karton bardakta da kahve

içebiliyorum!

Gelelim kahve festivalindeki diğer detaylara…

Festival geleneksel kahve kültürünün yanı

sıra yeni nesil kahve akımının yaşam stilini de

interaktif bir şekilde biraraya getiriyor. 4 gün

boyunca süren festivalde (perşembe-pazar)

yoğun ilgi ve talep nedeniyle ziyaretçiler

10:00-13:00 ve 15:00-19:00 olmak üzere

iki saatte içeri alındılar. Her geçen yıl bu

çizgiden hiç bir şey kaybetmeden şehrin

ilgisini çekmeyi başaran festivalin kuşkusuz

en belirgin özelliği organizasyondaki başarısı.

DMS grubun başarılı bir şekilde

organizasyonunu yaptığı ve tam bir

‘woodstock’ havasında geçen festival de

aldığım bilgiye göre, 150’ye yakın marka

standları ile yer almış.

Kurukahveci Mehmet Efendi’den Starbucks’a,

Gloria Jeans’ten Tchibo’ya pek çok firmanın

içinden ben ilk önce ülkemizi 3. dalga

kahve ile tanıştıran ve bugün neredeyse her

sokakta kahveci açılmasına sebep olan Sam

Çeliköz’ün markası Federal Coffee Company

standını ziyaret etmek istiyorum. Harika

kahvemi yudumlarken sohbete dalıyorum.

3. nesil kahve nedir ?, iyi kahvenin özelikleri

nelerdir ? sizlerde merak ettiniz değil mi,

hemen kısaca anlatayım: Son dönemlerde

sıkça duyduğumuz sosyal medyanın kahve

adına en fotojenik hali olan bu üçüncü nesil

kahve akımını anlayabilmek için öncelikle

birinci ve ikinci nesil kahveden bahsetmek

lazım. Neticede her akım bir öncekine tepki

olarak doğarmış değil mi?

Söylenen o ki birinci nesil kahvede ne yazık

ki kahve hakettiği değeri bulamamış, kahve

kalitesine bakılmaksızın sadece tüketilmiş.

İkinci nesil kahve deyince ise granül olarak

tüketilen markalaşmıs kahveler görüyoruz.

Burada karşımıza franchise şeklinde kurulan

kahve zincirleri çıkıyor.

Kahveye dair farkındalık ortaya koyan bu

akım hala popülerliğini korusa da iyi kahvenin

tadını bilenler için bu akım sonlanmış bir

akım olarak kabul ediliyor.

Gelelim kahvenin bu zamana kadarki en iyi

aşaması olan üçüncü nesile! Önce yüksek

kalitede kahve cekirdeği üretmek ve ithal

etmekle başlayıp, uygun tat profiline göre

cekirdeği kavurmak son aşamada uygun

yöntemle demlemek ve bu akımı tüketiciye

anlatmakla son buluyor. Peki elimizdeki

kaliteli kahve mükemmel tattaki kahveyi

yudumlamamız için yeterli mi?Elbette

degil! İşte iyi kahvenin 5 koşulu; İyi seçilmiş

çekirdek, doğru kavurma, iyi barista, iyi

makina, iyi su. (PH seviyesi 7.5’in altında

olmamalı) Her köşede gördüğümüz

kahvecilerin kaçta kaçı bu koşullara dikkat

ediyordur soruları kafamda dolaşırken

teşekkür ederek festivali dolaşmaya devam

ediyorum. Her yer Peru, Brezilya, İtalyan

kahve çekirdekleri hazırlanan kahvelerle dolu

elbette. Türk kahvesi de var, dibek kahveciyi

de görüyorum. Dikkatimi çeken diğer bir

detay ise, Türk Kahvesinin en iyi anlatılan

bilgilerin, kitapların Starbucks standının

içinde yer alması. Bunu çok yadsıdım ve

rahatsız oldum. Keşke ayrı bir stand açılsa ve

kahvemizin yapımı daha iyi anlatılabilseydi…

Festivalde sadece kahve standları olmadığını

belirtmiştim. Kahve makinaları, pişirme

tekniklerinin yanı sıra dört bardan oluşan

Artisan Barda seanslar halinde değişerek

farklı kahve dükkanlarının yetenekli

baristalarının ağırlandığı ve profesyonel

kahvelerin yapıldığı bölüm. Bunlardan

birini sizinle paylaşmak istiyorum. İsteyen

deneyebilir… Coffee Martini Coctail

Vee tabii ki hepsinden tattığım şahane

çikolata standları.. Hem gözünüz hem

mideniz doyuyor, mutluluk katsayınız

çarpılarak artış gösteriyor.

Bununla da bitmiyor! Tam organik ekmekler,

kokteyller, lokumlar, kurabiyeler, bisküviler

ve daha neler neler…

Tüm bunların yanında ise, çim alanda

kocaman bir sahne çimlere atılmış

minderler... Gençlerin ilgi gösterdiği pek çok

genç akım sanatçıların konserleri…

Kısaca bolca yenilik, eğlence, workshoplar ve

müzik...

Neyse ki tüm bunları bir arada yaşamak

için İstanbul’da olmaya gerek yok. Bundan

böyle Ankara ve İzmirliler de doyasıya

lezzetli kahve tadıp, unutulmayacak etkinligi

yaşayabilecekler.

Kahveyi bilmem ama bu festivalin hatırı 40 yıl

sayılabilir…


88

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

Ankara

kahveye

doydu

29-30 Eylül ve Dünya Kahve Günü olan 1 Ekim’de Bilkent Station’da ikincisi

düzenlenen Ankara Coffee Festival başkentte yoğun ilgi gördü. Üç gün boyunca

başkentlilerin kapısında uzun kuyruklarda bekleyerek akın ettiği kahve festivaline

yaklaşık 25 bin kişi katıldı.

Ankara Coffee Festival yerel ve

uluslararası kahve markalarını

ve lezzetleri, kahve tutkunlarıyla

buluşturdu. Geleneksel Türk

kahvelerinden, Kıbrıs kahvelerine, üçüncü

nesil kahvelerden kahvenin yanına en

yakışan çaylı çikolatalar ile başkentliler

kahvenin tüm farklı tatlarını deneyimleme

şansı yakaladı. Festival boyunca,

hurmalı, balkabaklı, baharatlı kahveler

en çok tercih edilen tatlar oldu. Ödüllü

baristaların ellerinden kahve yudumlama

şansı bulan kahve tiryakileri festival

boyunca sahne alan müzikseverlerin

yakından tanıdığı Jabbar, Allen Hulsey

gibi isimlerin yanı sıra DJ performansları

ile kahveye ve müziğe doydu.

Uzmanlarıyla söyleşiler…

Festivalde ayrıca “İyi Kahve, Kime Göre,

Neye Göre?”, “Kahve Fotoğrafı Nasıl

Çekilir”, “Kahve ve Spor İlişkisi” gibi daha

birçok keyifli konuda kahve tutkunları

kahve alanında uzman isimler ile söyleşi

gerçekleştirme şansı yakaladı. “Evde

Kahve Demleme Teknikleri” söyleşisi

kapsamında kahve severler evde kahve

keyfine varabilmek için demleme

teknikleri konusunda tüyolar aldı. Üçüncü

nesil kahvelerde uzman baristalar festival

katılımcılarına demlemenin iki aşamadan

oluştuğunu kahve çekirdeklerini belirli bir

oranda öğüttükten sonra bir ön demleme

sürecinden geçirilerek dinlendirildiğini

ardından kahvenin ikinci kez demlenerek

sunuma hazır hale getirildiğini kahve

severlere anlattı.

Aytekin: “Her yıl kahve festivali yapmayı

hedefliyoruz”

Bilkent Center Alışveriş Merkezi

Müdürü Ayhan Aytekin, Bilkent Center

olarak her yıl kahve festivali yapmayı

hedefleyerek kahve festivalini Bilkent

Center’da gelenekselleştireceklerini

söyledi. Alışveriş merkezlerinin insanların

yalnızca alışveriş yaptığı ticari alanlar

olmaktan çıkarak sosyal alanlara

dönüştüğünün altını çizen Aytekin,

“Coffee Festival Ankara’nın konukları

için sosyalleşebilecekleri festivallerden

bir tanesi olduğunu” belirtti. Aytekin

ayrıca, kahvenin insanlar için bir kültür

ve sosyalleşme aracı olduğuna işaret

ederek festivalde dünyanın farklı

yerlerinden kahvelerin tadılıp kahvenin

hazırlanma ve demleme tekniklerinin de

öğrenilebildiğini ifade etti.


90

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

“Hellmann’s Burger Fest”

3. kez gerçekleşti

Türkiye’nin ilk ve tek hamburger festivali “Hellmann’s Burger Fest” 3. kez burger

severler ile buluştu…

Türkiye’nin ilk ve tek hamburger

festivali olan Hellmann’s Burger

Fest, 30 Eylül - 1 Ekim tarihleri

arasında , Zorlu Center’da burger

severlerle üçüncü kez bir araya geldi.

Gurme burgerleri, Hellmanns’ın lezzetli

soslarıyla deneyimleme fırsatı bulan

4000’e yakın burger sever, Burger Fest

3’te burger, müzik ve eğlence dolu

unutulmaz 2 gün geçirdi. Yağmura

rağmen yüksek bir ilgi gören festivalde

hamburger noktalarına sabahtan akşama

kadar büyük ilgi vardı; toplamda 30

binden fazla burger tüketildi.

Özel tasarımlı burgerler sunuldu

İstanbul’un en seçkin restoran ve burger

noktalarını aynı çatı altında burger

severlerle buluşturan Hellmann’s Burger

Fest’e; Big Chefs, Virginia Angus,

Cookshop, Bakermill Burgershop, B&B

Burger, Burger House, Burgerillas,

Daily Dana, Hayal Kahvesi, Kev Snack,

Kitchenette, Komşu Kasap Burger,

Mezzaluna, Route Burger House,

Shakespeare, numnum ve Midpoint

gibi çok sevilen lezzet ustaları, hem

en sevilen hem de festivale özel

tasarladıkları burgerlerle katıldılar.

Canlı müzik eşliğinde lezzetli bir

etkinliğin ev sahibi oldu

Burger severler, 30 Eylül Cumartesi

ve 1 Ekim Pazar günü Zorlu Center’da

düzenlenen ‘Hellmann’s Burger Fest

3’ kapsamında canlı müzik eşliğinde

birbirinden lezzetli 40’a yakın gurme

burger çeşidini deneyimleyemenin yanı

sıra, ünlü şef Maksut Aşkar ve Ayhan

Sicimoğlu’nun birlikte gerçekleştirdiği

workshoplara ve daha pek çok farklı

lezzetli etkinliğe katılarak keyifli vakit

geçirdiler. 1 Ekim Pazar akşamı ise

Ayhan Sicimoğlu ve Latin All Stars

Orkestrası yağmur altında, harika bir

ambiyansta burger severlerle unutulmaz

bir buluşma gerçekleştirdi.

4. sü için hazırlıklara başladı bile…

Hellmann’s Burger Fest; Burger’in

lezzetli bir o kadar da zengin dünyasını

keşfetmek, birbirinden lezzetli sosları

deneyimlemek, doyasıya eğlenmek için

tüm burger severleri 30 Eylül-1 Ekim

tarihlerinde Zorlu Center’da bir araya

getirdi. Yıl boyu burger aşkını burger

severlerle paylaşacak farklı etkinlikler

planlayan Hellmann’s, her sene büyüyen

festivalin 4. sü için hazırlıklara başladı

bile…


92

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

NESCAFÉ’den Dünya Kahve Günü’nde kışa özel reçeteler

NESCAFÉ Türkiye’nin 3’üncüsünü gerçekleştirdiği ve geleneksel hale getirdiği Dünya Kahve

Günü kutlamasının bu yılki ana teması doğallık ve sürdürülebilirlik oldu. ahvenin çekirdekten

fincana doğal yolculuğunu yakından hissetme imkanı sunan bir etkinlikle kutlanan bu özel günde

sonbahar ve kış aylarına özel kahve tarifleri de kahveseverlerle paylaşıldı.

Dünyada sudan sonra en fazla

tüketilen içecekler arasında kahve

ilk sırada yer alıyor. 1.200 yıllık

tarihiyle, dünyanın farklı bölgelerinde

farklı hazırlama yöntemleriyle de olsa

günlük hayatın önemli bir parçası haline

gelen kahvenin kendine özel bir günü var.

İlk olarak 1983 yılında Japon Kahveciler

Derneği’nin girişimiyle 29 Eylül’de

kutlanmaya başlanan Dünya Kahve

Günü, 2014 yılında Uluslararası Kahve

Örgütü’nün, dünya çapında diğer kahve

örgütleriyle de bir araya gelerek aldığı

kararla birlikte 1 Ekim olarak belirlendi.

Üç yıldır tüm dünyada kutlanan bu özel

gün için, bu yıl 1 Ekim tarihinin Pazar

gününe gelmesi nedeniyle etkinlikler 29

Eylül’den başlayarak çeşitli etkinliklerle

kutlanıyor.

“Kahvedeki uzmanlığımızı her geçen

gün derinleştirirken vazgeçilmezlerimiz

kalite ve doğallık”

NESCAFÉ de üç yıldır gelenekselleştirdiği

kutlamayı 29 Eylül Cuma günü İstanbul

Bomontiada’da gerçekleşen davetle

sürdürdü. Doğallık ve sürdürülebilirlik

ana temasıyla gerçekleştirilen etkinlikte

konuşan Nestlé Türkiye İçecekler Genel

Müdürü Pınar Öney Bilsel, şunları

kaydetti: “NESCAFÉ bundan yaklaşık 80 yıl

önce ilk çözünür kahveyi üretti ve yepyeni

bir kahve kategorisi yarattı. O günden

bu yana da kahvedeki uzmanlığımızı

giderek derinleştirdik. Bu uzmanlığı her

gün yeni keşifler ve araştırmalarla daha

da derinleştirmek ve zenginleştirmek

için çalışırken vazgeçilmezlerimiz kalite

ve doğallık. Kaliteli kahve çekirdeklerini

çekirdekten fincana tamamen doğallığını

koruyarak ulaştırıyoruz. Sekiz yıllık

bir araştırma döneminin sonucunda

geliştirilen yöntemimizle ağaçta yetişen

kahve meyvesi toplanmasından itibaren

kurutma, kavurma, öğütme, pişirme

ve kurutma aşamalarından geçiyor. Ve

bu süreçte sadece su ile temas ediyor.

Sürecin sonunda ise saf çözünebilir

kahve elde ediliyor. Hem kahvenin

kalitesinin korunması hem de uzun yıllar

sürdürülebilir tedariğinin sağlanması

için kahve üreticileriyle de yakın temas

halindeyiz. Bu kapsamda 2010 yılında

iki önemli ayağı olan NESCAFÉ Planı’nı

devreye aldık. Bir yandan kahve tarımının

ve operasyonlarımızın çevresel ayak

izini azaltarak genel sürdürülebilirliğe

katkıda bulunuyoruz. Diğer yandan

gelecek nesiller için kahve tarımını daha

çekici kılarak ve üreticileri destekleyerek

kahve keyfini tüm dünyanın uzun yıllar

sürdürmesi için çalışıyoruz. 500 milyon

dolarlık bu kırsal kalkınma odaklı projede

çiftçilere yüksek verimli ve hastalıklara

karşı dirençli kahve fideleri dağıtıyor;

çiftçilere eğitim veriyor; doğrudan

çiftçilerden ve üretici birliklerinden

aldığımız kahve miktarını artırıyoruz.

Sözün özü; NESCAFÉ olarak doğal kahve

tadını nesiller boyu sürdürmek ve değişen

damak tatlarına hitap eden yeni lezzetler

yaratmak için tutkuyla çalışmaya devam

ediyoruz.”

Sonbahar ve kış kahveleri

Konsantrasyon ve enerji seviyesini

destekleyen özelliğiyle kahve her mevsim

olduğu gibi sonbahar ve kış aylarında

da vazgeçilmez bir içecek. 100 ml’sinde

ortalama 5 kcal ile son derece düşük

kaloriye sahip kahveyi çeşitli besinlerle

zenginleştirerek farklı tat deneyimleri

yaşamak mümkün. Bunlar arasında ilk

akla gelenler tarçın, karanfil, portakal

kabuğu, kakule gibi kışın tükettiğimiz,

aroma kazandıran yararlı içerikler.

Sonbaharın etkisini hissettirmeye

başladığı tarihlerde düzenlenen etkinlikte

NESCAFÉ baristaları tarafından sonbahar

ve kışa özel kahve içerikleri de paylaşıldı.


hotel restaurant

94 & hi-tech

gastro etkinlik

Polonez’den Gastro

Entertainment’a özel lezzet şovu

Gastronomi Başkenti İstanbul’un vazgeçilmez şarküteri lezzeti Polonez, 16-17

Eylül’de Wolkswagen Arena’da gerçekleştirilen Gastro Entertainment’ta hem

ürünleri ile göz doldurdu hem de 17 Eylül’deki Ayhan Sicimoğlu & Latin All Stars

şovunun sponsoru oldu.

Gastro Entertainment Istanbul, Türkiye’den ve

yurt dışından markaları, dünyaca ünlü şefleri

ve uluslararası gurme medyasını bir araya

getiren en önemli etkinliklerden biri. Polonez, Gastro

Entertainment kapsamında pastırmadan sucuğa,

jambondan kavurmaya, fit yaşam ürünlerinden

glutensiz ürünlere varıncaya kadar çok geniş bir

yelpazede sunduğu ürünlerini etkinlik boyunca

ziyaretçilerle buluşturdu.

Etkinliğe özel lezzetler…

Geleneksel ürünleri modern insan sağlığı kriterlerine

uygun hale getirme amacıyla fonksiyonel ve inovatif

gıdaların çeşitliliğini artırmaya yönelik çalışmalarıyla

dikkat çeken Polonez, Gastro Entertainment’a özel

olarak hazırladığı lezzetlerle de şölen tadında bir

etkinliğe imza attı.

Ayhan Sicimoğlu Latin All Stars’ şovunun sponsoru:

Polonez

Etkinliğin ikinci gününde dans ve eğlenceyi muhabbetle

harmanlayan ‘Ayhan Sicimoğlu Latin All Stars’ şovunun

sponsoru Polonez oldu. Lezzet, eğlence ve sohbetle

taçlanan ve bir festival havasında geçen etkinlikle

Ayhan Sicimoğlu’nun şovu katılımcılara unutulmaz

anlar yaşattı.


hotel restaurant

96 & hi-tech

gastro aktüel

Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin

en yeni imzacısı Polonez oldu

Polonez, gıda sektöründeki sürdürülebilirlik ve kurumsal sorumluluk

çalışmalarını dünya çapına taşıyarak Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler

Sözleşmesi’ne imza attı. Birleşmiş Milletler (BM) Küresel İlkeler Sözleşmesi

Global Compact, iş dünyasında ortak bir kalkınma kültürü oluşturmak üzere

bir dizi evrensel ilkeler öneren, yenilikçi bir kurumsal sorumluluk yaklaşımı.

Vizyonu, “yaşamak istediğimiz dünyaya ulaşmak adına küresel çapta

sürdürülebilir şirketler ve paydaşlar hareketi yaratmak’’ olan sözleşmeye taraf

olmak tamamen gönüllülük esasına dayanıyor.

Mövenpick Hotel Istanbul’dan

Şanlıurfa Mengelli İlkokulu’na destek

Mövenpick Hotel Istanbul, dünya üzerindeki diğer 46 Mövenpick otelinin

de dahil olduğu “Kilolarca İyilik” 2017 sosyal sorumluluk projesi ile

1-15 Eylül 2017 tarihleri arasında otel misafirleri ve yerel sakinlerden,

ihtiyaç sahipleri için giyecek ve eğitim malzemeleri yardımı topladı. Bu

global kampanya kapsamında otelde toplanan 429 kilodan fazla kıyafet

ve okul gereçleri, 19 Eylül 2017 tarihinde Şanlıurfa Birecik’te bulunan

Mengelli İlkokulu’nda eğitim gören 35 öğrenciye bizzat ulaştırıldı. Otel

Genel Müdürü Bozkurt Atabek konuyla ilgili olarak, “Bu sene Şanlıurfa

Mengelli Köyü öğrencileriyle buluştuk, önümüzdeki sene de ihtiyaç

sahibi köy okullarına destek olmaya devam edeceğiz” dedi.

Simit

Sarayı

Sırbistan

pazarına

girdi

Ege’nin tadına doyamayanlara

yeni “Gurme Lezzetler”

30 yıllık tecrübesi ve kalite anlayışıyla mutfakların vazgeçilmezi

Yudum, lezzet dünyasında fark yaratmaya devam ediyor. Ayçiçek yağı

kategorisinin değişmez lideri, zeytinyağı kategorisinde standartları

yükseltirken; Egemden Gurme Lezzetler serisi ile iddiasını bir adım

öteye taşıyor. Sofrasında harikalar yaratmak isteyenler için Egemden

şimdi de Erken Hasat, Soğuk Sıkım ve Organik çeşitlerinin yer aldığı

Gurme Lezzetler serisi ile öne çıkıyor.

2017 yılına yurt dışında 150 yeni mağaza hedefiyle yola çıkan

Simit Sarayı, Sırbistan pazarına da hızlı bir giriş yaptı. Geniş

ürün yelpazesi, ticari stratejisi ve yüksek kalite anlayışıyla

bir dünya markasına dönüşen marka, Sırbistan’daki Costa

Cofee’leri alarak Simit Sarayı mağazalarına dönüştürdü. Simit

Sarayı, Amerika, Almanya, Hollanda, Belçika, Kıbrıs, Kuveyt,

Mısır ve Suudi Arabistan’ın aralarında yer aldığı 22 ülkede, en

ünlü kentlerinde, dev meydanlarında, yer alıyor. İngiltere’nin

başkenti, dünya finans ve turizm merkezi Londra’daki mağaza

sayısını 8’e çıkaran Simit Sarayı’nın, 4 adet inşaatı devam

eden mağazası kısa sürede açılacak. Londra’daki mağaza

sayısı bu yılsonuna kadar 20’ye ulaşacak.


hotel restaurant

98 & hi-tech

gastro aktüel

Barilla Gıda’nın yeni Genel Müdürü

Piero Mirra oldu

Türkiye’deki Bolu fabrikası da dahil olmak üzere dünya çapında toplam 28 tesisinde

ürettiği ürünleriyle, her gün 100’ü aşkın ülkede milyonlarca sofraya ulaşan Barilla’da

2002 yılından bugüne farklı sorumluluklar üstlenen Piero Mirra, Barilla Türkiye’nin yeni

Genel Müdürü olarak atandı.

Beyaz Bosphorus, İstanbul’un en iddialı

restoranları arasına girmeye aday

Dünya Mutfağı, Brasserie, Restoran ve Kafe konseptiyle geçtiğimiz Temmuz ayında

Çengelköy’de hizmete giren ve sunduğu muhteşem lezzetleriyle İstanbul’daki iddialı

mekanlar arasına girmeyi hedefleyen Beyaz Bosphorus, menüsüne yeni eklediği et ve

balık yemekleriyle et ve balık konusunda İstanbul’un en iddialı restoranları arasına

girmeye aday. Uzman mutfak ekibi tarafından, en kaliteli etlerin seçilmesi, özel teknik

ve uygulamalar ile pişirilen lezzetleriyle göz dolduran Beyaz Bosphorus, menüsüne yeni

eklenen, antrikot, lokum ızgara, t-bone, dallas, newyork ve kuzu kafes gibi etine dolgun

ve doyurucu lezzetleriyle et konusunda ne kadar iyi olduğunu göstermeye başladı.

Beslenmesine önem

verenler için

Nakd Barlar

Evde, işte veya spordaki enerji ihtiyacınızı karşılamak için her türlü

çözümler sunan Nakd Barlar; vegan, glutensiz ve şeker ilavesizdir. Aynı

zamanda içindeki vitamin ve mineraller doğal olarak korunmuştur. Taze

portakal ve kakao karışımlı CocoaOrange ve %18 protein oranıyla leziz

CocoaCrunch atıştırmalıkları beslenmesine önem verenler için ideal bir

seçenek.

Metro Toptancı Market’ten

Uşak Coğrafi İşaretler Bilgilendirme

Toplantısına destek

Metro Toptancı Market’in eğitimleri ile destek verdiği

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Türk Patent ve Marka

Kurumu’nun birlikte düzenlediği ‘Coğrafi İşaretlerde

Bilgilendirme’ toplantısının ikincisi Uşak’ta düzenlendi.

81 ildeki 365 Ticaret Oda ve Borsası’nın katılımıyla 26 ilde

düzenlenecek Coğrafi Bilgilendirme Toplantıları’nda Metro

Toptancı Market coğrafi işaretli ürünlerin ticari değer

kazanması, pazarlanması ve Avrupa Birliği’ne açılması

konularında eğitimler veriyor.


hotel restaurant

100 & hi-tech

gastro aktüel

Enerjide Verimlilik Ödülü Besler Gıda’nın

Sürdürülebilir kalkınmaya yönelik enerji kaynaklarının verimli kullanılması

amacıyla İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından düzenlenen “İSO Enerji

Verimliliği Ödülleri”nde “Kurumsal enerji hareketiyle sıfır kayıp yolculuğu”

projesiyle birincilik Türkiye’nin halka açık en büyük ikinci gıda şirketi

Kerevitaş’ın iştiraki Besler Gıda’nın oldu. Ödülü, ISO Odakule binasında

düzenlenen törende, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak Yıldız

Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Ülker’e takdim etti.

Zeytinyağı sektöründe

dev bir oyuncu

Kuveyt’in en büyük gruplarından Murabahat Yatırım’ın Türkiye

yapılanması Mresco Türkiye, zeytinyağı sektörüne hızlı bir

giriş yaptı. Şirket Olivoyage markasıyla zeytinyağı üretmeye

başladı. Türkiye’de ceşitli sektörlerde faaliyet gösteren Mresco

Türkiye, tarım sektöründe de önemli yatırımlar yapacağını

duyurmuştu. Şirket bu doğrultuda ilk adımı Olivoyage markasıyla

zeytinyağı üreterek attı. Mresco Türkiye CEO’su Oya Zingal

liderliğinde girişilen bu yatırımda hedefler hayli iddialı.

Geleneksel lezzetler

Scarlet’te yeniden yorumlanıyor

Dünya mutfağından seçkin lezzetleri ve birbirinden özel

kokteylleri ile dikkat çeken Scarlet ayrıcalıklı ambiyansı,

zengin menüsü, özgün dekorasyonu ve servis ayrıcalığı ile

şehrin en favori adreslerinden biri. Yeni nesil steakhouse

& şehir kulübü “Scarlet” yeni açılmasına rağmen kısa

sürede sanat, spor ve cemiyet hayatının önemli isimlerinin

buluşma noktası oldu. Aşkın, tutkunun ve ateşin rengi

kırmızıdan ilham alan mekanın adı kıpkırmızı anlamına

geliyor. Mekanda, Brezilya Döneri, Küşleme, Dana ilik

dikkat çekiyor.

Yüksek dozda lezzet

TOI İstanbul

Alametifarikası ‘Chef’s Table’ı ile adı kısa sürede geniş kitlelere ulaşan

TOI İstanbul, yenilenen menüsü ile misafirlerini, yeniden deneyimlemek

isteyeceği gerçek bir lezzet deneyimi sunuyor. Restoranın en özel bölümü

olan altı kişilik şef masasında; Şef İsmet Saz, yemeklerinizi gözünüzün

önünde iştah kabartan ve güven veren bir ortamda hazırlıyor. TOI İstanbul’un

kurucusu ve şefi İsmet Saz önderliğinde özenle yenilenen menüde her damak

zevkine hitap eden seçenekler misafirlerini bekliyor.


hotel restaurant

102 & hi-tech

hijyen

Diversey’den Çekmeköy’de Güvenli Gıda için

anlamlı destek

Gıda güvenliği ve tesis hijyeni alanlarında dünya standartlarında çözümler geliştiren

Diversey, Çekmeköy’de Şeffaf Mutfak Festivali kapsamında eğlenceli bir etkinlik

düzenledi.

Çekmeköy Belediyesi işbirliğiyle

geçtiğimiz günlerde düzenlenen

2. Şeffaf Mutfak Güvenli

Gıda Festivali yoğun ilgi görürken,

katılımcılar gıda güvenliği ve bu

alanda oluşan riskler konusunda

bilinçlendirildi. Sürdürülebilir bir yaşam

yaratma ilkesiyle gıda güvenliği ve tesis

hijyeni alanlarında öncü uygulamaları

hayata geçiren Diversey, eğlenceli

ve eğitici bir etkinliğe daha imza attı.

Sağlıklı ve güvenilir bir mutfak için

yapılması gerekenlerin anlatıldığı 2.

Şeffaf Mutfak Güvenli Gıda Festivali,

yoğun bir katılımla gerçekleşti.

Çekmeköy Belediyesi işbirliğiyle

düzenlenen etkinlikte mutfağın insan

sağlığındaki önemi tüm detaylarıyla

anlatılırken, her yaş grubuna hitap

eden aktiviteler tam not aldı. Çocuklar

festival alanında kurulan mini mutfakta

doğru el yıkamayı öğrendikten sonra kek

yaparken, büyükler de usta şeflerden

yemek tarifleri aldı.

Özdöl: “Öncü uygulamalarla halkımızı

bilinçlendirmeye devam edeceğiz”

Temiz mutfak ve gıda güvenliği

konusunda böylesine önemli bir

etkinliği düzenledikleri için son derece

mutlu olduklarını belirten Diversey

Genel Müdürü Gökhan Özdöl, “Bu

sene ikincisini gerçekleştirdiğimiz

Şeffaf Mutfak Festivali ile projede

gösterdiğimiz başarıyı kutlama fırsatı

bulduk. Geçen sene çok ses getiren bir

festival olmuştu, bu sene de katılımın

yüksek olduğu eğlenceli ve eğitici bir

festival gerçekleştirdik. Bu konuda

bizimle işbirliklerinden ötürü Çekmeköy

Belediye Başkanı Ahmet Poyraz’a, güler

yüzlü ve çalışkan ekibine ve projeye

destek veren kendi ekip arkadaşlarıma

teşekkür ediyorum. Diversey olarak

önümüzdeki dönemde de öncü ve

örnek uygulamalarla mutfak temizliği

ve gıda güvenliği konusunda halkımızı

bilinçlendirmeye devam edeceğiz.” dedi.

Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet

Poyraz ise şunları söyledi: “Projeye 2

yıl önce başladığımızda bize inanan

ve denetimlere gönüllü olarak

katılan işletmelerimizle her geçen

gün Çekmeköyümüz için daha güzel

adımlar atıyoruz. Ücretsiz danışmanlık

hizmeti verdiğimiz ve yıl içindeki düzenli

denetimlerimizde insan sağlığına önem

veren bu işletmelerimizin kapısına

astığımız Şeffaf Mutfak bayrağı altında

güvenle gıda tüketimi yapabilirsiniz.”

dedi.


hotel restaurant

104 & hi-tech

yeni mekan

İtalyan mutfağı

tutkunlarının

Ankara’daki

yeni adresi

Rossetti

Panora Alışveriş Merkezi, keyifli yaşam alanlarına bir yenisini daha

eklendi. Panora AVM’de İtalyan mutfağı konseptiyle ziyaretçilerine

kapılarını açan Rossetti, yeni lezzet meraklılarını bekliyor.


Sahibi Endüstri Mühendisi Selbin

Rossetti, “Yemek her zaman benim

en büyük hobim ve merakım oldu…

Bolulu olmamın mutfağa düşkünlüğümde

etkisi sanırım çok. Farklı ülke ve şehirlere

yaptığım iş seyahatlerimde bile yeni tat

ve lezzetlerin peşinde koştum ve döner

dönmez kendimi mutfağa atıp, o lezzetleri

hemen ailem ve dostlarıma tattırdım.

Evimde ağırladığım bütün misafirlerim,

benim mutlaka bir restoran açmam

gerektiğini yıllardır tavsiye ediyorlardı”

diyerek Rossetti’nin hikayesini paylaştı.

Mutfak ekibindeki en önemli unsurun,

ekip ruhuna ve kendilerini devamlı

geliştiren bir yapıya sahip olması

gerektiğini söyleyen Rossetti, “İtalyan

mutfağında uzman bir ekibiz ve birlikte

yemek yaparken çok eğleniyoruz.

Mutfakta hijyen, kaliteli malzeme,

öğrenme ve yenilik devam ettiği sürece

başarı kaçınılmaz” dedi. Dünya mutfakları

arasında en çok Türk ve İtalyan mutfağını

seven Selbin Rossetti, menülerini

hazırlarken, misafirlerin müzik ve

ambiyansla bir bütünlük içinde geleneksel

İtalyan lezzetlerini tadarken, kendilerini

İtalyan restoranında yemek yediklerini

hissetmeleri için çabaladıklarını söyledi.

“İnsanlar mutlu olduğu işi yapmalı”

Evinde ağırladığı misafirleri tarafından

büyük beğeni toplayan Selbin Rossetti’nin

yemekleri, usta kadrosu ile Panora

Alışveriş Merkezi’ndeki yeri aldı. Roma’da

oturduğu 10 sene boyunca profesyonel

iş hayatının yoğunluğundan bulduğu her

fırsatta mutfakta zaman geçiren Rossetti,

“Yemek yaparken çok mutlu olduğumu

fark ettim. İnsanın mutlu olduğu işi

yapması kadar güzel ne olabilir ki?” dedi.

Endüstri Mühendisi olarak uzun yıllar

Çimento, Madencilik ve Mühendislik

gibi ağır sanayi sektörlerinde Fransa,

İtalya ve Türkiye’de üst düzey yöneticilik

yapan Rossetti’nin hobisi, mesleği oldu.

Arkadaşlarının tavsiyelerine uyan ve

karşısına çıkan fırsatları değerlendiren

Selbin Dinçtürk, hedefinin bir klasik

olmak ama sürprizlerle ve yeniliklerle de

şaşırtmak olduğunu söyledi.

Selbin Rossetti


hotel restaurant

106 & hi-tech

hotel-tech

Verifone

hayatı

kolaylaştıran

yeni nesil

çözümler

sunmaya

devam ediyor

Ödeme sistemleri lideri Verifone, perakende dünyasının tercihi olmaya devam

ediyor. Son olarak B&G, Mendos ve Ekol Giyim de yeni nesil ödeme sistemlerini

Verifone’a emanet etti. Verifone, B&G, Mendos ve Ekol Giyim mağazalarına

kurulumunu yapacağı Olivetti Verifone MX915 ECR yazarkasa POS çözümüyle hem

işletmelere hem de müşterilerine 360 derece perakendecilik deneyimi sunacak.

Verifone, perakende sektörünün ve

müşterilerin ihtiyaç ve taleplerine

yönelik çözümler üretmeye devam

ediyor. Son olarak B&G, Mendos ve

Ekol Mağazaları ile yeni bir işbirliğine

imza atan Verifone bu üç markanın

mağazalarını yeni nesil ödeme

çözümleriyle buluşturacak.

Hem işletme hem de müşteri farklı bir

alışveriş deneyimi yaşayacak!

Ergonomik ve kullanıcı dostu olmasıyla ön

plana çıkan Olivetti Verifone MX 915 ECR

bütünleşik yazarkasa POS cihazı, mevcut

tüm bankaların uygulamalarına uygun

altyapısı ile ayrı ayrı POS alınmasına

gerek kalmadan tek cihaz ile tüm

bankalarla çalışıyor. Saniyede 30 satır fişi

yazma özelliği ile hem mağaza sahibi hem

de müşteriyi bekleme derdinden kurtaran

Olivetti Verifone MX 915 ECR, ekstra

kazanç sağlayan katma değerli servisler

ve sadakat programlarının yanı sıra

operatörler ile entegrasyon sağlandığında

kontör yükleme kolaylığı ile de hem

işletmeyi hem de müşteriyi memnun

ediyor.

360 derece perakende çözümü

MX 915 ECR tüm bu avantajlarının yanı

sıra Verifone Perakende çözümüyle de

fark yaratıyor. Tüm muhasebe işlemlerini

düzenleyen MX 915 ECR, bankalar arası

ciro yönlendirmesi de yapıyor. Terminal

bazında anlık ödeme işlemlerinin PC,

tablet veya mobil üzerinden online

takibi, komisyonlu işlem, detaylı işlem,

gün sonu ve özet Z raporları sunan MX

915 ECR, işletmecinin en güvenilir iş

arkadaşı oluyor. İşyeri sahibi dilerse

fatura ödeme uygulamasını yükleyip

elektrik, su vb. fatura ödemelerini de

işletmesinde kabul edebiliyor. 4 milyon

ve 10 milyon seçenekli EKÜ (mali hafıza)

kapasitesiyle alanında fark yaratan

MX 915 ECR, opsiyonel olarak sadece

Verifone’da bulunan 180 derece dönebilen

standıyla mağaza sahibinin POS cihazını

uzatmasına gerek kalmadan müşteriye

yönlendirilebilmesini sağlıyor.

NFC temassız ödeme seçeneğine de sahip

olan MX 915 ECR, mağaza sahiplerinin

hayatını kolaylaştırırken müşterilere de

keyifli bir alışveriş deneyimi yaşatıyor.


Verifone

continues

to offer new

generation

solutions

Leader of payment systems Verifone, continues to be the favorite of the retail

world. Finally B&G, Mendos and Ekol Clothing also entrusted their new generation

payment systems to Verifone. With the Olivetti Verifone MX 915 ECR cash

register POS solution it will setup at B&G, Mendos and Ekol Clothing stores,

Verifone will offer both to businesses and customers 360 degree retail experience.

Verifone continues to produce

solutions for the needs and requests

of the retail industry and customers.

Finally signing a new collaboration with

B&G, Mendos and Ekol Stores, Verifone

will introduce the stores of these three

brands to new generation of solutions.

Both the business and the customer will

experience a different way of shopping!

Olivetti Verifone MS 915 ECR integrated

cash register POS device, with its

platform that is compatible to all banks’

applications, works with all banks,

eliminating the need for another POS

to be purchased. With its 30 line invoice

print feature, Olivetti Verifone MX 915 ECR

saves the shop owner and the customer

from the problem of waiting. Besides its

extra gain providing added value services

and loyalty programs, once integration

is established with operators, its ease

of topping up minutes on a mobile,

makes both the business owner and the

customer happy.

360 degree retail solution

Along with all its advantages, MX 915 ECR

creates a difference with Verifone Retail

solution. While organizing all accounting

transactions, MX 915 ECR also does

interbank revenue transfers. MX 915

ECR, with the ability of online tracking

of momentary payment transactions

on PC, tablet or mobile, commission

transactions, detailed transactions,

end of day and summary Z reports, is

becoming the operator’s best friend in

business. If the owner wishes, the bill

payment application may be downloaded

and electric, water etc. payments could

be accepted at the business. MX 915 ECR

creating a difference in its field, with the

choices of 4 million or 10 million ECU

(financial memory), allows the POS device

to be directed towards customer without

being handed, with an optional 180 degree

turning stand.

Having the choice of NFC contactless

payment, MX 915 ECR while making

business owners lives easier, provides

customers an enjoyable shopping

experience.


hotel restaurant

108 & hi-tech

hotel-tech

McDonald’s’ın tercihi

Profilo S900 ECR Yazar Kasa POS

Profilo Ödeme Sistemleri’nin sektöre benzersiz yenilikler getiren yeni nesil yazar kasa POS

cihazı Profilo S900 ECR zincir marka McDonald’s’ın Türkiye’deki restoranlarında hizmet

vermeye başladı. Profilo Ödeme Sistemleri ile yapılan işbirliği ile McDonald’s restoranlarında

artık kesintisiz ve son teknoloji hizmetin en başarılı örneği olan Profilo S900 ECR kullanılıyor.

Kullanıcıya maksimum

düzeyde kolaylık ve kesintisiz

hizmet sağlamayı hedefleyen

Profilo S900 ECR kullanıldığı her

işletmede olduğu gibi McDonald’s

restoranlarında da hizmet kalitesini

arttıracak özellikleriyle ön plana

çıkıyor. BKM tarafından Profilo

S900 ECR için geliştirilen TechPOS

uygulaması ile de farklı bankaların

ayrı ayrı entegrasyon yapması

yerine, bankaların ortak bir platform

üzerinden yeni nesil yazar kasa

POS sistemine uyum sağlamalarına

olanak tanıyor. Uygulamanın en

büyük avantajı, tek bir uygulama ile

BKM TechPOS bünyesindeki tüm

bankalar ile entegrasyon sağlaması,

çalışılmak istenen her banka

için ayrı ayrı uygulama yükleyip

kaldırma zorunluluğunu tamamıyla

ortadan kalkması. Artık McDonald’s

restoranları, Profilo S900 sayesinde

bütünleşik GPS ile haricen takma

masrafını üstlenmeden kurye takibi

yapabiliyor ve 1.2 milyon satırdan

40 milyon satıra yükselen EKÜ

kapasitesiyle kesintisiz hizmet

veriyor. S900 ECR, yüksek batarya

ömrü ve uzun rulo kapasitesi ile

evlere serviste büyük avantaj sağlıyor.

Profilo S900 ECR Hakkında

Hem masaüstü hem de mobil olarak kullanılabilen

Profilo S900 ECR yüksek çözünürlüklü

hassas dokunmatik ekranı, basitleştirilmiş

menüsü, dâhili GPS ve barkod okuyucu

opsiyonu, yeni nesil güvenlik yazılımı ve

çift SIM kart kullanım alternatifi ile birçok

özelliği tek bir cihazda topluyor. Profilo

S900 ECR, kullanıcıya maksimum düzeyde

kolaylık ve kesintisiz hizmet sağlamayı

hedeflerken, uzun ömürlü bataryası ve 32

metreye yükseltilmiş rulo kapasitesi ile tam

dolu şarjla uzun süre kesintisiz fiş kesebilme

olanağı sunuyor. Ayrıca, Profilo S900 ECR

40 milyon satırlık EKÜ kapasitesine sahip.


McDonald’s prefers Profilo S900 ECR

POS Cash Register

Known for bringing unique innovations to the industry,

Profilo Payment Systems’ new generation POS device

Profilo S900 ECR is now in service at McDonalds’

restaurants in Turkey. In collaboration with Profilo

Payment Systems, the most successful example of

uninterrupted service and latest technology, Profilo S900

ECR is now being used at McDonald’s restaurants.

Profilo S900 ECR, with its maximum

level of ease for the user and

uninterrupted service, will stand

out due to its features that will increase

the quality of service at McDonald’s

restaurants as in all the other businesses

it is used in. Profilo S900 ECR, with

its TechPOS application developed by

BKM, provides communication with all

banks on a common platform to the new

generation POS cash register, instead of

separate integration. The best advantage

of the application is integration with

all the banks with the single software

BKM TechPOS, totally eliminating

the obligation for uploading separate

software for each bank. Now McDonald’s

restaurants can do courrier tracking

thanks to Profile S900 integrated GPS,

without external loading costs and gives

uninterrupted service through its ECU

that has been increased to 40 million

lines from 1.2 million. S900 ECR provides

great advantage in delivery service with

its long battery life and long paper roll

capacity.

About Profilo S900 ECR

Profile S900 ECR which can

be used as a desktop or

mobile, collects many features

in one device, such as high

resolution, sensitive touch

screen, simplified menu,

internal GPS and barcode

reader options, new generation

security software and dual SIM

card use option. While Profile

S900 ECR targets providing

maximum level of ease for

user and uninterrupted service,

with its long battery life and

roll capacity increased to 32

meters, offers the opportunity

for making invoices for a long

time once fully charged. Also,

Profilo S900 has the capacity

for a 40 million line ECU.


hotel restaurant

110 & hi-tech

hotel-tech

6

Dijital pazarlama

yapmak için

neden

Dijital pazarlamanın, marka ve

bireylerin hedeflerine ulaşması için

doğru kanallardan birisi olduğunu

kaydeden Dijital Pazarlama Okulu

Kurucusu Yasin Kaplan, şunları söyledi:

“Pazarlama dünyasının vazgeçilmezi

haline gelen “Dijital Pazarlamayı” bir üst

birim olarak düşünürsek, altında onlarca

uzmanlık alanları bulunuyor. Arama

motoru pazarlaması (SEM, Search Engine

Marketing), arama motoru optimizasyonu

(SEO, Search Engine Optimization), mobil

pazarlama, e-posta pazarlaması, sosyal

medya pazarlaması, içerik pazarlaması,

dijital reklam kanalları (display),

programatik, dönüşüm optimizasyonu

ve gelir ortaklığı modeli (affiliate

marketing) gibi bir çok uzmanlık alanı

mevcut. Bu alanların her birinin kendi

içinde performans metrikleri var. Bu

sonuçlara göre, stratejiler ve yol haritası

belirleniyor” dedi.

Ölçülebilirlik: Geleneksel pazarlamaya

kıyasla, dijital pazarlamada performans

ölçmek mümkün. Bir billboardda reklam

verdiğimizi düşünelim. Reklamı, hedef

kitlenizden kaç kişinin gördüğünü,

ancak size gelen verilere göre tahmin

edebilirsiniz ve bunun sonucunda da

markanızla kim iletişime geçmiş net

olarak bilemezsiniz. Dijital pazarlamada

ise, durum tam tersidir. Google

Analytics veya benzer web analytics

portallarını kullanarak, kampanyaların

performansını, kampanyanın kaç kişiye

gösterildiğini, görenlerinin kaçının

reklama tıkladığını, hatta alışveriş

yaptığını veya form doldurduğunu

ölçebilirsiniz. Web sitesi içerisindeki

kullanıcı davranışları, hangi sayfayı

ne sıklıkla ziyaret ettiğini, ne kadar

vakit geçirdiği gibi detaylı verilere de

ulaşabilirsiniz. Bu da kampanyanızın

geleceği konusunda size strateji

konusunda fikir verecektir.

Hedefleme: Yine billboard örneğinden

ilerleyecek olursak, reklamınızı belki

günde 1 milyon kişi görebilir. Ama

bunun kaçı doğrudan hedef kitleniz?

Dijital pazarlamayı kullanarak, şehir,

ilçe, ilgi alanı, zaman, meslek, cinsiyet,

yaş gibi birçok kritere göre sınırlama

yapıp, reklamınız istediğiniz kitleye

gösterebiliyorsunuz. Öncesinde, hedef

kitlemizi doğru bir şekilde tanımlamamız

gerekiyor.

Yeniden Pazarlama: Remarketing veya

retargeting olarak da bilinen yöntem

ile web sitenizi daha önce ziyaret

eden kişilere yeniden reklamlarınızı

gösterebiliyorsunuz. Bu hedefleme

teknolojisi ile hem marka bilinirliğinizi,

hem satışlarınızı arttırabilirsiniz.

Maliyet Avantajı: Dijital pazarlama

bütçeleri, geleneksel mecralara kıyasla,

çok daha ekonomik oluyor. Ayrıca,

sadece tıklamalara ödeme yaptığınız

için reklamları gören kişiler reklama

tıklamazlarsa ek maliyet oluşturmuyor.

Daha düşük maliyetlerle, yüksek

performanslar yakalayabilirsiniz.

Müşteri İletişimi: Sosyal medya

hesaplarınız üzerinden veya web

sitenizden ziyaretçileriniz/takipçileriniz

ile doğrudan iletişim kurabiliyorsunuz.

Geleneksel pazarlamada tek yönlü

iletişim varken, günümüz pazarlaması

artık iki yönlü iletişime izin veriyor.

Marka Bilinirliği: Dijitalin sürekli

olarak yaygınlaştığı günümüzde, her

an internet kullanımı yaygınlaşıyor.

Öyle ki IAB verilerine göre; Her 5 Akıllı

Telefon Kullanıcısından 1’i, Cihazını

5 Dakikada Bir Kullanıyor. Haberleri

okurken, bir konuyu araştırırken sürekli

online durumdayız. Bir haber sitesinde

yayınlanan bir reklam, marka bilinirliğini

artırmak için iyi bir kaynaktır.


6

reasons to do

digital marketing!

The founder of the Digital

Marketing School, Yasin

Kaplan, who noted that

digital marketing is one of the

right channels for brands and

individuals to reach targets said:

“If we consider “Digital Marketing”,

which has become an indispensable

part of the marketing world, as

a top unit, it holds many expert

areas underneath it. It contains

many expert areas such as Search

engine marketing (SEM), search

engine optimization (SEO), mobile

marketing, e-mail marketing,

social media marketing, content

marketing, digital advertising

channels (display), programmatic,

conversion optimization and

revenue sharing model (affiliate

marketing). Each one of these areas

has their own performance metrics.

Based on these results, strategies

and road maps are determined.”

Measurability: Compared to

traditional marketing, it is possible

to measure performance in digital

marketing. Let us think of an ad we

have placed on a billboard. You can

only guess how many people among

your target group have seen your

add based on the data that comes to

you but in the end you will not have

clear knowledge of who may have

communicated with your brand.

In digital marketing the situation

is exactly the opposite. By use of

Google Analytics or comparable

web analytics portals, performance

of the campaigns, how many people

were shown the campaign, how

many viewers have clicked on the

ad, even shopped or filled a form

can be measured. You can reach

detailed data such as user behavior

on the web site, which page he/she

visits and how often, how long he/

she spends there. This will give you

an idea on strategy for the future of

your campaign.

Targeting: If we continue with

the billboard example, maybe 1

million will view your ad daily. But

how many of them belong to your

direct target group? Using digital

marketing, you can show your ad

to the group you wish by creating

limits based on many different

criteria such as city, township, area

of interest, time, profession, sex,

age. We first need to define our

target group correctly.

Re-marketing: With the method

known as re-marketing or retargeting

you can show your ads

to individuals again, who have

visited your website previously.

With this targeting technology

you can increase both your brand

awareness and your sales.

Cost Advantage: Digital budgets are

much more economical compared

to traditional channels. Also,

because you only pay for the clicks,

if the users don’t click on the ad

there are no additional charges. You

may catch high level performance

with much lower costs.

Customer Communication:

Through your social media accounts

or your website, you can establish

direct contact with your visitors/

followers. While in traditional

marketing there is only one way

contact, today’s marketing allows

for two-way communication.

Brand Awareness: Today, as

digital is continuously expanding,

internet use is also getting wider.

Based on IAB data, 1 out of 5 Smart

Phone users uses his/her device

every 5 minutes. Reading the

news, researching a topic we are

constantly online. An ad published

on a news site is a good source for

increasing brand awareness.


hotel restaurant

112 & hi-tech

fuar

Cersaie Fuarı’nın

sonbahar trendleri

Ege Seramik’te

Autumn 2017 Koleksiyonu

kapsamında 30 yeni serisinin

lansmanını gerçekleştiren firma

Cersaie’ de trend rüzgarları estirdi.

Özellikle fosilleşmiş ahşap görünümlü

tam parlak yüzeyli yeni serisi Symi ile tüm

dikkatleri üzerine çeken Ege Seramik,

yine yeni bir trendin öncüsü olacak gibi

görünüyor.

Fuarın bekledikleri gibi çok yoğun bir

ilgi ile geçtiğini belirten Genel Müdür

Göksen Yedigüller ‘Ege Seramik olarak

yeni trendlerin öncüsü ve yaratıcısı olma

iddiamızın ne kadar haklı ve gerçekçi

olduğunu geçirdiğimiz Cersaie Fuarı

ile bir kere daha görmüş olduk. Çok

yoğun ilgi gördüğümüz ve Autumn 2017

Koleksiyonumuza tam not aldığımız

bir fuar geçirdik. Özellikle fosilleşmiş

ahşap görünümlü yeni Symi Serimizin

gördüğü ilgi yeni bir trendin daha öncüsü

olacağımızı kanıtlar nitelikteydi.’ Dedi.

Boston; Yeni dekorasyon trendi spor

şık mekanlar yaratabilmek. Boston

Serisi ile artık trendleri yakalamak çok

kolay. Ahşap dokulu rölyefleri ve beton

görünümlü yüzeyi ile Boston, spor şıklığı

yakalamanın en kalıcı yolu.

York; Ahşap ve betonun buluşması York

Serisinde hayat buldu. Sezonun trendi

olan bu buluşma York serisinin 5 renk ve

3 ebat seçeneği ile yaşam alanlarınızdaki


Ege Seramik, Autumn 2017

Koleksiyonu ile İtalya’da

dünya trendlerini ne kadar

yakından takip ettiğini bir

kere daha kanıtlamış oldu.

25-29 Eylül tarihlerinde

İtalya Bologna’da gerçekleşen

Cersaie Fuarı beklendiği

şekilde yüksek bir katılım

oranı ile tamamlandı.

Göksen Yedigüller

alışılmış tarzı kökten değiştirmeye

geliyor.

London; Mekanlarınızda tuğlanın getirdiği

sıcak görünümü yakalamak artık çok

kolay. Ege Seramik London Serisi,

6x25cm ölçüsü ile tuğlanın yeni alternatifi.

Üstelik seramiğin uzun ömürlü kullanım

avantajı ile birlikte.

Santa Fe; Doğal taş görünümlü karoları

ve etnik desenli dekorları ile yeni Santa

Fe Serisi Autumn koleksiyonunun en

modern serilerinden biri. 6x25cm ölçüsü

ile tuğla boyutunu doğal taş görünümü ve

dekorları ile farklılaştıran Santa Fe, bej ve

gri renk seçenekleri ile ferah ve modern

mekanlar yaratmanın yeni adı.

Symi; İlklerin öncüsü Ege Seramik’ten

ahşap görünümlü seramikleri yeniden

yorumlayan yepyeni bir trend; fosilleşmiş

ahşap görünümü. Autumn koleksiyon

kapsamında sunulan Symi, fosilleşmiş

ahşap görünümün yanı sıra tam parlak

yüzeyi ile alanında benzersiz. 60x120cm

boyutu ve 2 renk seçeneği ile Symi Serisi

alışılmış ahşap görünümünde farklılık

arayanların yeni favorisi olacak.

Iron; Seramikte beton görünüm modası

bu sezonda hakimiyetini koruyor. Beton

konseptinin yeni üyesi Iron en siyah

tonuyla karşınızda! Beton dokunun

siyahla yakaladığı asi görünüm sizi çok

etkileyecek. Iron Serisi 3 renk ve 2 ebat

alternatifi ile beton görünümün en iddialı

üyesi.


hotel restaurant

114 & hi-tech

fuar

HotelEquipment ve FoodProduct

dev etkinlikler için

Ocak ayını bekliyor!

Antalya’nın markalaşan fuarları 29. HotelEquipment ve 25. FoodProduct; dev etkinliklerle eş

zamanlı olarak kapılarını açmaya hazırlanıyor. Bu yıl HotelEquipment’ta Hotel Design Show

ile tasarıma yön verilirken, FoodProduct’taki iki dev etkinlikle gastronomi sektörün nabzı

tutulacak.

Antalya Fuarcılık İşletme ve Yatırım

A.Ş. tarafından organize edilen

Antalya’nın markalaşan fuarları

29. HotelEquipment – Uluslararası

Konaklama ve Ağırlama Ekipmanları

İhtisas Fuarı ile 25. FoodProduct-

Uluslararası Gıda ve İçecek İhtisas Fuarı

bu yıl dolu dolu etkinlik programlarıyla

17-20 Ocak 2018 tarihleri arasında

kapılarını açmaya hazırlanıyor.

Hotel Design Show heyecanı

2018’de tam gaz

29. HotelEquipment kapsamında

organize edilen Hotel Design Show

heyecanı 2018’de de devam edecek.

Otel yatırımcısı, turizm işletmecisi,

mimarlar, İçmimarlar ve müteahhitler ve

çok sayıda sektör profesyonelinin yoğun

ilgi gösterdiği Hotel Design Show’da

fuar alanı içerisinde bin metrekarelik

alanda, 10 otel odası, karşılama bankosu

(resepsiyon) ve lobiden oluşan özel alan

kurulacak. TMMOB İçmimarlar Odası’na

üye 10 farklı iç mimari grup tarafından

projelendirilen10 farklı otel odası,

uygulamaya sponsor olacak tedarikçiler

ile işbirliği içerisinde tamamlanarak

HotelEquipment Fuarı ile birlikte

açılacak. Her sene farklı bir temayla

kapılarını açan Hotel Design Show, bu yıl

retro tasarım temasıyla açılacak.


FoodProduct’ta iki dev etkinlik

25. FoodProduct kapsamında TAFED

- Türkiye Aşçılar Federasyonu iş

birliğiyle Sanayi Sempozyumu ve Ustaya

Danış olmak üzere iki dev etkinlik

gerçekleştirilecek. Sanayi Sempozyumu

ile firmalar; TAFED aracılığıyla getirilecek

100 etkin şefe, ekipmanlarının doğru

kullanımı ve doğru bilinen yanlışlarını

anlatma fırsatı yakalayacak.

Sanayi Sempozyumu’nun yanı sıra Ustaya

Danış Masası etkinliği kapsamında

katılımcılar; kurulacak özel masalarda,

TAFED tarafından getirilecek 10 Exclusive

Chef’e, yeni ürünlerini bire bir tanıtma

imkanı bulacak.

Tunus, Umman’dan, BAKA – Batı

Akdeniz Kalkınma Ajansı iş birliği ile

Kuzey Afrika (MENA), Orta Doğu ve

Arap Yarımadası bölgesine ait Birleşik

Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Suudi

Arabistan ve Yemen’den, DEİK - Dış

Ekonomik İlişkiler Kurulu iş birliği ile

İran’dan 100’ün üzerinde profesyonel

alım heyeti getirilecek.

ATSO - Antalya Ticaret ve Sanayi Odası

ve ANFAŞ’ın yurt dışındaki acente iş

birliktelikleriyle; Almanya, Balkanlar

(Arnavutluk, Bosna – Hersek, Hırvatistan,

Karadağ, Kosova, Makedonya, Sırbistan),

Brezilya, Bulgaristan, Çin, Hindistan,

İran, K.Irak, Letonya, Mısır, Özbekistan,

Tayland ve Tunus’tan profesyonel

ziyaretçi ve alım heyetleri getirilecek.

81 ilden profesyonel alım heyeti

hazır!

Yurt dışı çalışmalarının yanı sıra yurt

içinde Ekonomi Bakanlığı, TOBB –

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve

Antalya Ticaret Borsası aracılığıyla hedef

illerdeki ticaret ve sanayi odalarından,

Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar

Federasyonu, GİMAT - Gıda ve İhtiyaç

Maddeleri Ankara Toptancılar Derneği,

TAFED – Türkiye Aşçılar Federasyonu,

ANFAŞ’ın yapmış olduğu anlaşmalar

ile 25 hedef ilde yaptığı gerçekleştirdiği

basın ve sektör toplantıları aracılığıyla;

81 ilden gıda toptancıları, kurumsal satın

almacılar, otel ve restoran zincirleri, şef

ve aşçılar, sektörel ziyaretçi heyetleriler

getirilecek.

Yeni hedef pazarlara yoğun

çalışmalar sürüyor

Fuarlar kapsamında geçekleşecek

etkinlikler, yurt dışından gelecek alım

heyetleri ve ziyaretçilerin ilgi odağı

olması bekleniyor. 29. HotelEquipment

ve 25. FoodProduct’ta BAİB - Batı

Akdeniz İhracatçılar Birliği aracılığıyla

Bulgaristan, Filistin, Kırgızistan, Kosova,

İki dev eş zamanlı

Bu yıl iki fuar eş zamanlı olarak

gerçekleştirilecek. Önceki yıllarda alan

yetersizliği nedeniyle farklı tarihlerde

gerçekleştirilen fuarlar, bu yıl yüzde yüz

büyüyerek 20.000 metrekareden 40.000

metrekare kapalı 20.000 metrekare

açık olmak üzere toplam 60.000

metrekarelik alana ulaşan Antalya

Expo Center sayesinde tek çatı altında

gerçekleştirilecek. Katılımcı ve ziyaretçi

profilleri benzerlik gösteren fuarlar,

sektörün talebi doğrultusunda 17-20

Ocak 2018 tarihilerinde eş zamanlı olarak

kapılarını açacak. Fuara katılan sektör

profesyonelleri; konaklama, ağırlama

ve gıda sektörüne dair tüm paydaşlara,

ikili iş görüşmelerine, etkinliklere,

konferanslara eş zamanlı olarak

ulaşabilecek.


hotel restaurant

116 & hi-tech

fuar

“Avrupa’nın tadına bak”

kampanyasına Food İstanbul Fuarı’nda yoğun ilgi

Food İstanbul Fuarı’na katılan “Avrupa’nın tadına bak” kampanyası, et sektörü uzmanlarının katılımıyla

düzenlediği açık oturum, B2B görüşmeler, medya bağlantılarının yanı sıra Avrupalı şeflerin yemek tadımlarıyla

büyük ilgi gördü.

20-23 Eylül tarihleri arasında CNR

EXPO İstanbul’da düzenlenen

Food İstanbul Fuarı’na katılan

“Avrupa’nın tadına bak” kampanyası,

bilgilendirme standının yanı sıra, fuar

süresince gerçekleştirdiği et sektörü

uzmanlarının katılımıyla düzenlediği

açık oturum, B2B görüşmeler, medya

bağlantılarının yanı sıra Avrupalı şeflerin

yemek tadımlarıyla Türkiye ile ticaret

platformunu geliştirmek anlamında

önemli adımlar attı. 80 metrekarelik

bir alanda organizatörler ve üreticiler

başta olmak üzere her gün çok sayıda

ziyaretçiyi ağırlayan “Avrupa’nın tadına

bak” kampanyası standında her bir

ziyaretçisi doğrudan görüşme fırsatı

ve bilgilendirme materyalleri paketi

sayesinde kampanya ve işbirliği yapma

imkanları konusunda kapsamlı bilgi

edinme şansı buldular.

Oponowicz: “Türkiye ile ticaret

platformunu geliştiriyoruz”

“Avrupa’nın tadına bak” kampanyası

organizatörü Polonya Et Derneği

Ofis Başkanı Katarzyna Oponowicz

“İletişimimiz; yüksek kalite, güvenilir

ürün, sıkı üretim standartları, şeffaf ve

dürüst işbirliği koşulları gibi Avrupa dana

etinin başlıca ayırt edici özelliklerine

dayanır. Fuarın ikinci günü bu değerlerin

ruhuyla Türk sektör iş örgütleri, medyası,

diplomatlar ve etin Türk ithalatçı

temsilcilerinden oluşan mükemmel

misafirlerinin katıldığı bir açık oturum

düzenledik. Güvenilir, esaslı yaptığımız

konuşmalar ve tespit ettiğimiz pazarın

ihtiyaçları sayesinde sürekli ürünümüzün

farkındalığını ve Avrupalı üreticiler

ile Türk müşterileri arasında ticaret

platformunu geliştirmekteyiz. Bu konu,

Türkiye’nin kendi piyasasını açmaya karar

vermesinden ötürü şu anda son derece

önemlidir” dedi.

“Halka etkin bir şekilde

ulaşmak için sürekli medyayla iş

birliğindeyiz”

Avrupa’nın tadına bak kampanyasının

B2B faaliyetlerin yanı sıra, Türk

halkıyla Avrupa dana etine ilişkin tam

bilgi aktarmayı amaçlayan iletişimden

oluştuğunu belirten Oponowicz, “Halka

etkin bir şekilde ulaşmak için, sürekli

medya ile işbirliği yapmaktayız. Bu

sene en önemli sektör medyaları ile

bireysel görüşmeler dizisi yapmaya karar

verdik. Bu esnada derinlemesine sohbet

yapmaya ve editörlerin ilgisini çeken tüm

sorulara cevap vermeye imkanımız olur.

Kanımızca, bu işbirliği şekli her iki taraf

için de son derece etkilidir” şeklinde

sözlerini tamamladı.

Avrupalı şefler lezzetli

sunumlarıyla ilgi çekti

Fuar boyunca Avrupalı şefler Macin

Budynek ve Mariusz Olechno tarafından

yapılan pişirme şovları ziyaretçilerin

yoğun ilgisiyle karşılaştı. Etkinlikler

sırasında ziyaretçiler oryantal

baharatlarda kızarmış kabak, ince bulgur

ve dana etli köfte, patlıcan ezmeli, Türk

koyun peynirli mini dana etli burgerler,

tost ekmeği üzerinde kızarmış kaparili,

kırmızı soğan turşulu, yabani sarımsaklı

dana eti tartarı gibi olağanüstü lezzetleri

tatma fırsatı buldular.


Positive reception

of Savor Europe

campaign during

Food Istanbul 2017

A tasting menu, a discussion panel with the meat industry

specialists, meetings with the media, a special business

talks area – these are the offers that the Organizers

of the promotional and information campaign - Savor

Europe - presented during the Food Istanbul fair that took

place from 20 to 23 of September 2017. The positive

feedback was immediate! During the first day, the Guests

appreciated an exquisite tasting menu. After the discussion

panel that took place on the 21st of September, the

participants univocally praised the contents focused on the

specificity of the Turkish market. The aim of the campaign

conducted on the territory of Turkey until January 2018 is

the popularization of the European beef.

Food Istanbul is a 4-day long

celebration of the food industry

that gathers over 1000 exhibitors

from Turkey and other countries. On the

area of 60 000 m2 in the CNR Expo hall

in Istanbul, the visitors have a chance

to encounter companies that represent

all the businesses that cover the chain:

production, storing, and distribution.

This event is an occasion to conduct

trade negotiations, diplomatic meetings,

and market discussions. Thanks to

the partnership of the Association of

Exporters and the cooperation with the

embassies, the Fair introduced a new

quality in the realm of B2B. Savor Europe

Campaign, apart from the information

point, hosted a discussion panel focused

on the European meat and organized a

series of individual meetings with the

media.

Our campaign is based on the key

exceptional qualities of the European

beef – high quality, safe products,

strict production norms, and honest

cooperation. Following these standards,

during the second day of the Fair we

organized a discussion panel that was

attended by the outstanding guests – the

representatives of the Turkish trade

organizations, the media, diplomats, and

Turkish meat importers. Thanks to the

honest, factual discussion and active

understanding of the market needs, we

build the awareness of our product and

we build a trade platform between the

European producers and Turkish clients.

This is an up-to-date subject as Turkey

decided to open its market – explains

Katarzyna Oponowicz, the Polish Meat

Association office director, the Organizer

of Savor Europe campaign.

The main source of information during the

Fair is the official stand of the Campaign.

On the area of 80 m2, the Organizers

and producers with a help of hostesses

welcome a crowd of visitors. Thanks to

the face-to-face conversation and the

information pack, each guest of Savor

Europe stand has a chance to obtain

complex information about the campaign

and the possibilities of cooperation. All

the guests may observe a culinary show

of the European chefs – Marcin Budynek

and Mariusz Olechno who treat the guests

with outstanding flavors of beef kofta

with buckwheat groats and fried zucchini

in orient spices, mini beef burgers with

babaganoush and Turkish sheep cheese,

beef tartar served on emek with wild

garlic, fried capers, and pickled red onion.

Savor Europe campaign does not only

conduct B2B activities, but it also puts

en emphasis on the communication with

the Turks that aims at presenting them

with knowledge about the European

beef. In order to reach the public opinion

effectively, we cooperate with the media.

We decided to organize a series of

individual meetings with the key branch

media in order to conduct in-depth talks

and address all the questions of the

journalists. We consider this form of

cooperation to be the most effective for

both parties – summarizes Katarzyna

Oponowicz, the Polish Meat Association

office director, the Organizer of Savor

Europe campaign.

The stand number of the Savor Europe

campaign is 2-A02 and it is open to

visitors during the Food Istanbul until 23

September 2017.


hotel restaurant

118 & hi-tech

fuar

Sirha 5. kez dünyanın en prestijli

yarışmalarına ev sahipliği yapacak

Gastronomi sektörünün en büyük buluşması olarak nitelendirilen ve üstün kalite

anlayışı ile Türkiye’de fark ortaya koyan Sirha İstanbul, 16-18 Kasım tarihleri

arasında 5. kez Türkiye’nin zenginliklerini dünya mutfakları ile buluştururken,

dünya mutfaklarındaki yenilikleri de Türkiye’de sergileyecek.

Ziyaretçi sayısının bu yıl 13 bine

ulaşması beklenen Sirha İstanbul’da

geçen yıl ilgi gören pek çok etkinlik

bu yıl içerikleri daha da geliştirilmiş

olarak yer bulacak. Heyecanla beklenen

etkinlikler arasında şeflerin dünyada

da bir prestij olarak nitelendirdikleri

Bocuse d’Or (Şefler Olimpiyatı), en önemli

etkinliklerden biri olarak ön plana çıkıyor.

30 senedir düzenlenen etkinlikte finale

kalan şef, Avrupa’daki büyük finalde

Türkiye’yi temsil edecek. Tıpkı Bocuse

d’Or gibi yolculuğu Sirha Lyon’da başlayan

ve “Pasta Şeflerinin Olimpiyatı” olarak

nitelendirilen “Dünya Pastacılık Kupası”nın

(Coupe du Monde de la Pâtisserie) Türkiye

finali de merakla beklenen etkinlikler

arasında yer alıyor. Kazanan aday, yine

Avrupa’daki büyük finalde Türkiye için

yarışacak.

Fransa Ticaret Ataşesi olan Sayın Pascal

Lecamp Sirha’nın Türkiye’de öneminin

altını çizdi: “İstanbul’da beşincisi

düzenlenen Sirha’nın bu kadar az zamanda

kat etmiş olduğu yol için tebrik etmeyi borç

bilirim. Lyon’da başlayan ve uluslararası

bir isim haline gelmiş Sirha’nın Türkiye’de

varlığından mutluluk duyuyorum ve

eminim ki 2017’de de Bocuse d’Or (Şef

Olimpiyatı) ve Dünya Pastacılık Kupası

(Coupe du Monde de la Pâtisserie) gibi

öncü etkinlikler sayesinde Türkiye’nin

başarılı şef ve pastacılarını uluslararası

platformlarda öne çıkaracak. Bu güzel

başarılar sayesinde tarih ve mutfak

bakımından zengin Fransa ve Türkiye gibi

iki ülkelerinin daha da yakınlaşmasına

vesile olacak.”

Dünyanın en prestijli lezzet

yarışmalarında sayı giderek artıyor

Sirha Lyon’un gördüğü ilgide bir diğer

önemli etken ise bugün kendi alanlarında

dünyanın en prestijli yarışmalarının

düzenlenmesi. Fuar esnasında


Sirha İstanbul’un 5. buluşması için ortaya çıkan rakamlar, Sirha İstanbul’a

yönelik büyük ilginin somut kanıtı niteliğinde. Fuara yüzde 30 artışla 400

markanın katılması beklenirken, ciroda yüzde 64’lük artış gerçekleşmesi

bekleniyor. Bir diğer büyüme ise ziyaretçi sayısında. 2016’da 10.815 profesyonelin

ziyaret ettiği fuarı bu yıl 13.000 kişinin ziyaret edeceği tahmin ediliyor.

düzenlenen yarışma sayısı 21. Bunlar

içinde “Bocuse d’Or” (Şefler Olimpiyatı),

“Dünya Pastacılık Kupası” (Coupe du

Monde de la Pâtisserie), “Uluslararası

Catering Kupası” (International Catering

Cup); en önemli yarışmalar olarak ön

plana çıkıyor. Bir bu kadar önemlisi,

ödül almak için yarışanlar kadar ödül

alacakları belirleyecek jüri üyelerinin kendi

alanlarında dünyanın en iyileri arasında yer

alması. Ayrıca, büyüyen ilgi ve gelişerek

genişleyen alanlar nedeniyle yarışma

sayısının giderek arttığının altını çizmek

gerekiyor. Mesela, Sirha Lyon 2017’ye

“Maitred’HotelTrophy”, “Best Young

International Bakers Contest” ve “Global

Young Challenge” olmak üzere 3 yeni

yarışma katıldı. Bunlar içinde dünyanın en

büyük şef yarışması olarak nitelendirilen

Bocuse d’Or (Şefler Olimpiyatı) 30.

yaşını kutladı. Yarışmanın yaratıcısı Paul

Bocuse’den sonra günümüzde Jerome

Bocuse’nin başkanlık ettiği yarışma için 18

aylık zaman zarfında 5 kıtada ve 63 ülkede

şef mirasının çeşitliliğinin kutlandığı ve

mutfağın genel yaratıcı zenginliğinin

vurgulandığı etkinlikler düzenleniyor.

Sonrasında ise ülke bazında elemeler

yapılıyor. Uzun bir sürece yayılan bu

titiz çalışmanın sonucu olarak Sirha

2017’de Bocuse d’Or (Şefler Olimpiyatı)

Altın’ı kazanan isim, yarışmaya ABD’yi

temsilen katılan Mathew Peters oldu.

Peters, Bocuse d’Or Altın’ı, “kabuklu deniz

mahsüllü Bresse tavuğu” ve sebzeyi ön

plana çıkaran tabakta servis edilen “sebze

yemeği” ile kazandı. Bocuse d’Or Gümüş’ü

Norveç’i temsilen katılan 3 restoran şefi

alırken, Bocuse d’Or Bronz’un sahibi

ise İzlanda’yı temsilen ViktorAndresson

oldu. Bu arada Bocuse d’Or (Şefler

Olimpiyatı) kapsamında En İyi Komi Ödülü

Fransa’dan Benjamin Vakanas, Özel Sebze

Tabağı Ödülü Fransa, Özel Tabak Ödülü

Macaristan, En İyi Promosyon Kampanyası

Ödülü Avusturalya, En İyi Afiş Ödülü ise

Macaristan’ın oldu. Bu sene Türkiye

finalinde ise kazanan finalist Avrupa

finalinde Türkiye’yi temsil edecek.

İlk olarak 1989’da düzenlenen “Dünya

Pastacılık Kupası”nın (Coupe du Monde de

la Pâtisserie) Uluslararası Organizasyon

Komitesi’ne ise 2005 şampiyonu

PhilippeRigollot başkanlık etti. Dört

kıtadan katılan ve her biri 3 uzmandan

oluşan 22 takımın şeker, çikolata ve

dondurmayla hünerlerini sergilediği 10

saatlik yarışmada Altın Madalya Fransa,

Gümüş Madalya Japonya ve Bronz

Madalya İsviçre’nin oldu. “Uluslararası

CateringKupası”nda (International

Catering Cup) ise Altın Kupa İsviçre’nin

Gümüş Kupa Fransa’nın olurken, Bronz

Kupa’yı Singapur aldı. Bu sene Türkiye

finalinde ise yine kazanan finalist Avrupa

finalinde Türkiye’yi temsil edecek.


hotel restaurant

120 & hi-tech

fuar

Travel Turkey İzmir

turizme umut olacak

Bu yıl 11. kez düzenlenecek olan Travel Turkey İzmir’in partner ili Nevşehir olarak belirlendi.

Nevşehir, turistik ve kültürel değerlerini Travel Turkey İzmir’de sergileme olanağı bulacak.

Bu yıl 11. kez düzenlenecek olan

Travel Turkey İzmir’in partner

ili Nevşehir olarak belirlendi.

Olağanüstü güzellikte tarihi ve doğal

değerlere sahip olan, peribacaları,

çömlekçilik ve dokumacılığı ile ünlü olan

Nevşehir, turistik ve kültürel değerlerini

Travel Turkey İzmir’de sergileme olanağı

bulacak. Ayrıca, Kültür ve Turizm

Bakanlığı tarafından Troia’nın, UNESCO

Dünya Mirası Listesi’ne girişinin 20.

yılı olması nedeniyle ilan edilen 2018

Troia Yılı, 7-10 Aralık 2017 tarihlerinde

düzenlenecek olan ‘Travel Turkey

İzmir’de yer alıyor.

Dünyanın en önemli antik

yerleşimlerinden biri olan antik Troia

kenti, beş bin yıllık tarihi ile yalnız

Türkiye’nin değil dünyanın da en önemli

turistik ve tarihi değerlerinin başında

geliyor.

Alım heyetleri gelecek

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev

sahipliğinde, İZFAŞ ve TÜRSAB

ortaklığında düzenlenen fuar, yeni ürün

ve hizmetleri tanıtırken; yeni işbirliği

anlaşmalarına da zemin oluşturacak.

Her yıl gerçekleştirilen Alım Heyetleri

Programı ile Travel Turkey İzmir,

dünyanın dört bir yanından gelen turizm

sektörü temsilcileri ve satın alma

heyetlerini, katılımcı firmalar ile bu yıl da


uluşturmaya devam edecek.

Ekonomi Bakanlığı ve Türk Hava

Yolları’nın desteği ile organize edilen Alım

Heyetleri Programı ile fuar alanı içinde

ayrılacak özel bir bölümde görüşmeler

yapılacak. 10. Travel Turkey İzmir Turizm

Fuar ve Kongresi’nde 52 ülkeden 197

yabancı, 518 yerli satın alıcı bin 200 metre

karelik VIP Lounge alanında katılımcı

firmalar ile görüşme yapmıştı.

Sağlıklı ve uzun yaşam bölgeleri

Fuar süresince bu yıl da sağlıkla ilgili özel

bir bölüm hazırlanıyor. Sağlık Turizmi

özel bölümünde, kamu hastaneleri,

özel, vakıf ve üniversite hastaneleri,

sağlık turizmi seyahat acenteleri,

göz hastaneleri, diş sağlığı ve estetik

merkezleri, saç ekim klinik ve merkezleri,

tüp bebek hastaneleri ve merkezleri,

termal oteller ve tesisleri, sigorta

şirketleri, zayıflama ve diyet klinikleri

konusunda faaliyet gösteren firmalar

ziyaretçilerle buluşacak. Bu yıl ilk kez

“Sağlıklı ve Uzun Yaşam Bölgeleri”

oturumu düzenlenecek. Tek oturum

şeklinde gerçekleşecek olan etkinlikle

sağlık sektörü temsilcileri bir araya

gelecek.

Gastronomi Kongresine ev

sahipliği yapacak

3. Uluslararası Gastronomi Turizmi

Kongresi Travel Turkey İzmir ile eş

zamanda, 7-9 Aralık 2017 tarihleri

arasında fuarizmir’de düzenleniyor.

İZFAŞ, TÜRSAB ve İzmir Ekonomi

Üniversitesi (İEÜ) tarafından dünyanın

önde gelen gastronomi ve turizm

uzmanları ile eğitimcileri bir araya

getirecek olan Uluslararası Kongre, Ege

kültürünün gastronomi ile ilişkisini ve bu

ilişkinin bölge turizminin kalkınmasına

etkisini tartışmayı amaçlıyor.

Çeşitli kültürlerin yeme içme

alışkanlıklarını, gastronomi

geleneklerinin yerel ve bölgesel turizme

etkisinin işleneceği Gastronomi Turizm

Kongresi, bilimsel programı yanı sıra

sosyal programıyla da ziyaretçilerine

keyifli anlar yaşatacak.


hotel restaurant

122 & hi-tech

fuar

3 sektörü buluşturan fuara

25 bin ziyaretçi

Türkiye’de ilk defa gıda, paketleme, ambalaj ve ev dışı tüketim sektörlerini aynı tarihte, tek çatı altında toplayan

“CNR Food İstanbul, CNR Ambalaj İstanbul ve Ev Dışı Tüketim Ürünleri ve Tedarikçileri buluşması” yaklaşık 25

bin sektör profesyonelini ağırladı.

CNR Expo Yeşilköy’de toplam

80 bin metrekarelik alanda

gerçekleşen, Türkiye’de ilk

defa gıda, paketleme, ambalaj ve ev

dışı tüketim sektörlerini aynı tarihte,

tek çatı altında toplayan “CNR Food

İstanbul, CNR Ambalaj İstanbul ve Ev

Dışı Tüketim Ürünleri ve Tedarikçileri

buluşması” 104 ülkeden yaklaşık 25 bin

sektör profesyonelini ağırladı. Dört gün

süren fuarda düzenlenen seminerler,

şovlar ve yarışmalar renkli görüntülere

sahne olurken, yaklaşık 1500 markanın

yer aldığı fuara Ekonomi Bakanlığı ve

İstanbul İhracatçılar Birliği’nin desteğiyle

4 milyar dolar ithalat hacmine sahip alıcı

katıldı.


800’ün üzerinde B2B görüşme

Ekonomi Bakanlığı ve İstanbul

İhracatçılar Birliği’nin desteğiyle 45

ülkeden 4 milyar dolar ithalat hacmine

sahip alıcılar fuara katıldı. Başta ABD,

Almanya, İngiltere, Fransa, Kanada,

Rusya, Polonya, Ukrayna, Yunanistan,

Bosna Hersek, Karadağ, Güney Kore,

Çin, Tayvan, Singapur, Meksika,

Ülker, Doğuş, Beypiliç gibi firmaların

ürünlerinin 5 bin noktaya dağıtımını

sağlayan Tajero LLC gibi dünyanın en

önemli gıda alıcıları CNR Food İstanbul’a

alım yapmaya geldi. Sudan’da 25

süpermarket işletmesi bulunan Alamar

Center şirketi Cosby şirketi ile Sudan için

temsilcilik anlaşması yaptı.

CNR FOOD ISTANBUL ve

AMBALAJ Fuarı önümüzdeki

sene yepyeni ürünler ve ilgi

çekici etkinlikler ile 5-8 Eylül

2018 tarihleri arasında ihracatın

merkezi CNR EXPO

Yeşilköy’de düzenlenecek.

Brezilya, Kolombiya, Cezayir, Birleşik

Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan,

Ürdün, Azerbaycan, Katar, Bahreyn,

Mısır, Filistin, Malezya, Hindistan,

Tacikistan, Kazakistan, Afganistan,

Nijerya, Panama, Dominik Cumhuriyeti,

Etiyopya, Kosta Rika, Kenya, Nepal,

Peru, Lübnan ve Tunus olmak üzere,

45 farklı ülkeden 4 milyar dolar ithalat

yapma potansiyeline sahip, 500 ithalatçı

firma fuara katkı sağladı. Alım Heyetleri

B2B Eşleştirme Programı ile 800’ün

üzerinde iş görüşmesi gerçekleştirildi.

Şeker kralı olarak bilinen Raul Rojas’ın

oğlu Ricardo Renzo Rojas da CNR Food

İstanbul’da ağırlanan önemli isimler

arasındaydı. Güney Amerika kapılarını

Türk gıda sektörüne ilk kez açan, Peru

şeker piyasasının önemli firması olan

Wayki en Golosinas SAC, Türk şeker

üreticileri ile ikili iş görüşmelerinde bir

araya geldi. Hindistan’da, uluslararası

markaların distribütörü olan SHS

firması da fuara katıldı. Türk ürünlerinin

Hindistan distribütörü olmaya aday SHS

firması fuarda özellikle şekerli ürün

mamulleri ile ilgilenerek, yoğun ikili iş

görüşmelerinde yerini aldı. Fuarın onun

adına çok başarılı geçtiğini ifade etti.

Orta Doğu’da 16 bin zincir mağazası

bulunan Suudi Arabistan’daki Carrefour

mağazalarının tedariğini sağlayan

Balsharaf Group ve Unilever, Ferrero,

4 günde 3 yarışma

Dört gün süren fuarda düzenlenen

seminerler, şovlar ve yarışmalar renkli

görüntülere sahne oldu. ETÜDER ve

CNR Holding’in Sözen Organizasyon

ile düzenlediği EDT yarışmalarında

uluslararası şefler her yıl olduğu gibi

Mutfağın Yıldızları’nı seçti. Türkiye’nin

verimli topraklarında yetişen ve tarımda

önemli bir yere sahip olan baharat

temasının hâkim olduğu Local Chef,

Pastry of İstanbul ve Chefs of the

Future yarışmalarında yarışmacılar 3

etapta hazırladıkları sunumları jürilerin

beğenilerine sundu. Türkiye’nin değerli

şeflerini jüri ve moderatör olarak bir

araya getiren Local Chef yarışmasının

birincisi Four Seasons Bosphorus

oldu. Yarışmasının ikincisi ise Fairmont

Quasar olurken üçüncülüğün sahibi

ise Hyatt Regency oldu. Local Chef

yarışmasının ardından gerçekleşen

Pastry of İstanbul’da ise birinciliğin yanı

sıra en iyi pralin, en iyi trüf ödüllerinin

de sahibi olan, Le Meridien Etiler oldu.

Bu yıl ’baharat’ temalı Pastry of İstanbul

yarışmasının ikincisi sunumlarıyla

dikkatleri üzerine çeken Mövenpick

Istanbul oldu! Üçüncülük ödülü The Ritz

Carlton oldu. En iyi pasta ödülü Hilton

Kozyatağı’nın olurken mansiyon ödülünün

sahibiyse Marriot Şişli oldu.

Türkiye’nin üniversiteli şef adaylarının

yarışması Chefs of Future’da ise en

iyi başlangıç ödülünün sahibi olan

Özyeğin Üniversitesi, birinciliğin de

sahibi oldu. İkincilik ve en iyi tatlı

ödülünü Gelişim Üniversitesi’nin aldığı

yarışmada üçüncülük ise Bülent Ecevit

Üniversitesi’nin oldu. Mansiyon ve en iyi

ana yemek ödülünün sahibi olan Akdeniz

Üniversitesi’nin oldu.

Fuar seminer ve etkinliklerle

daha da renklendi

Fuar sırasında gerçekleşen seminerlerde

gıda, ambalaj ve ev dışı tüketim

sektörleriyle ilgili inovasyon, tasarım,

üretim aşamaları, sağlık konularında

çarpıcı noktalar masaya yatırıldı.

International Cooking Show etkinliği

kapsamında yer alan Bruno Santa Cruz

ile Peru yemekleri, Sebahattin Güney

ile American Rise, Serkan Çetintaş ile

American Cranberry ve Vinod Kumar

Chouhan ile Hint yemekleri tadımları

fuar süresince lezzetli anlar yaşattı.

Florian Belgard “Candy Man” fuar

sırasında yapacağı şovda 140 derecede

kaynatılmış şekere çeşitli renkler katarak

şekil vermek suretiyle farklı figürlerde

lolipoplar yaparak ziyaretçilerin ilgi odağı

oldu.


hotel restaurant

124 & hi-tech

fuar

3 bin lezzet

sever Lezita

ürünleriyle

tadım yaptı

Ev dışı tüketim sektörünün

önemli markalarını aynı çatı

altında buluşturan EDT Fuarı

yeni iş geliştirme fırsatları

sağlarken, 4 gün boyunca

aralıksız bir şekilde tadım

yapan Lezita’nın yeni ürünleri

ziyaretçilerden tam not aldı.

Abalıoğlu Grubu’nun bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Lezita

markası, 20-23 Eylül tarihleri arasında CNR Expo Yeşilköy’de

yapılan EDT – Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri buluşması’nda yerli ve

yabancı katılımcılarla buluştu. Sektörünün en büyük et entegre tesisine

sahip olan Lezita, taze ve dondurulmuş piliç etinden şarküteri ve

köfte ürünlerine, modern kaplamalı ürünlerden döner gibi geleneksel

tatlara kadar birçok ürününü ziyaretçilerin deneyimine sundu. Şeflerin

hazırladığı özel menülerle aralıksız olarak tadımlar yapan Lezita’nın

standı, fuarın çekim alanı haline geldi. 4 gün boyunca 3 bin lezzet sever

Lezita ürünlerinin tadına bakma fırsatı buldu.

Cumhur Uzunoğlu: “Ev dışı tüketime ciddi yatırım

yapıyoruz”

Üçüncü kez katıldıkları EDT’nin kendileri için oldukça verimli geçtiğini

söyleyen Lezita Pazarlama ve Satış Genel Müdür Yardımcısı Cumhur

Uzunoğlu fuarı şu sözlerle değerlendirdi: “EDT Fuarı’nda sevilen

ürünlerimizi ve önümüzdeki dönemde sektörde fark yaratacak

yeniliklerimizi katılımcılarla buluşturduk. İş ortaklarımızla yeni fırsatlar

yaratacak kritik görüşmeler yaptık. Hem sektör temsilcileri hem

de lezzet severler fuar boyunca bizi yalnız bırakmadı. Şeflerimizin

hazırladığı özel menüler çok beğenildi; 4 gün boyunca standımızın

önünde uzun kuyruklar oluştu. Lezita olarak ev dışı tüketim kategorisine

ciddi yatırımlar yapıyoruz. Lezita’nın et entegrasyon halkasının bir

zinciri olan ileri işlenmiş ürünler grubunun kaplama hattında yapılan

yatırımlarla 2017’nin Ağustos ayında kapasitemizi %100’ün üzerinde

artırdık. EDT Fuarı’nda gördüğümüz yoğun ilgi, bu yatırımların ardından

beklediğimiz başarının bir işareti oldu. Bu nedenle çok mutluyuz.”


hotel restaurant

126 & hi-tech

fuar

İtalyan Şef

Danilo Zanna,

“Rama

Krema ile

Kazandıran

Makarna”

etkinliğine

renk kattı

Şeflerin içindeki

yaratıcı ruhu

canlandıran

Rama Krema ile

Kazandıran Makarna

etkinliği, İtalyan Şef

Danilo Zanna’nın

eğlenceli makarna

sunumlarıyla EDT

Expo Ev Dışı Tüketim

Fuarı kapsamında

Fasdat Standı

Rama Mutfağında

gerçekleştirildi.

Rama Krema ile istediği lezzet ve kıvamda kremalı makarna sunumları yapan

Danilo Zanna, fuar davetlilerinin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte hünerlerini

sergiledi. Zanna, makarna hazırlıkları sırasında katılımcılarla sohbet ederken,

fındıklı ve pastırmalı makarnanın tadına tüm katılımcılarla birlikte bakmaktan kendini

alamadı.

Lezzet ve kıvamda Rama Krema’dan daha iyisi yok!

Ipsos Kör Tadım Testinde kremalı makarna, kremalı domates çorbası ve tiramisuda

tat ve kıvam kriterlerine göre Rama Krema’dan daha iyisi olmadığı kanıtlandı. Unilever

Food Solutions, artan gıda fiyatları ve maliyetlere karşı, yenilikçi ürün ve çözümleriyle

şeflerin ve işletmelerin yanında olmaya devam ediyor. Rama Krema ile hazırladığı

çözümlerini restoranlarda en çok tercih edilen yemeklerden biri olan ve menülerde

önemli yer tutan makarna için uyguluyor. Lezzetli makarnaları menülerinde ön plana

çıkaran işletmelerin hem müşteri memnuniyetini hem de işletme karlılığını artıran

çözümlerini ‘Kazandıran Makarna’ konsepti altında sunuyor.

Hem leziz hem de kârlı!

Unilever Food Solutions, ‘Kazandıran Makarna’ ile ev dışı tüketim sektörüne katkı

sağlama misyonunu bir kez daha yerine getiriyor. Lezzetli makarnaları menüsünde ön

plana çıkararak işletme kârlılığını artırmak isteyen farklı restoran tiplerine göre özel

reçeteler sunuyor. Küçük ölçekli işletmeler için ‘Hızlı ve Kolay Reçeteler’, orta ölçekli

işletmeler için ‘Fark Yaratan’ ve premium noktalar içinse ‘İmzalık’ lezzet reçeteleri

hazırlıyor. İster sıcak ister soğuk olsun tüm uygulamalara yakışan Rama Krema, Knorr

Sebzeli Çeşni ile makarna yemeklerinizde pratik bir şekilde lezzet veriyor. Lezzetli

makarnalar ise müşterileri memnun ederken, işletmelere de karlılık sağlıyor.

Her zaman şeflerin yanında…

Türkiye’de Knorr, Lipton, Carte d’Or, Calve, Hellmann’s, Rama, Sana ve Becel’i

bünyesinde bulunduran Unilever Food Solutions’a ait ürünler, her iki işletmeden

biri tarafından tercih ediliyor. Sunduğu profesyonel malzemelerle yoğun rekabet

ortamında müşterilerini ve onların misafirlerini anlayarak, ev dışı gıda sektörünün

referans merkezi konumunda olan Unilever Food Solutions, ‘her gün ilham kaynağınız’

sloganıyla mutfak ve beslenme konularında iş ortaklarına ilham kaynağı olmaya devam

ediyor.


hotel restaurant

128 & hi-tech

ürünler

Hem zarif hem multifonksiyonel

Thea Optima

Elektrik anahtar ve priz sektörünün lider ismi Panasonic Eco

Solutions Türkiye, Thea markasının üstün teknolojisi ile iş ve yaşam

alanlarına son derece pratik ve fonksiyonel bir çözüm sunuyor. Thea

Optima serisi, ince hatları ve yalın tasarımı ile hem dekorasyona

zarafet katıyor hem de duvarlarda fazla yer kaplamıyor. İtalyan tipi

modüler tasarımıyla dikkat çeken Thea Optima modüler seriler,

genel olarak daha küçük modül ebatlarına sahip olduklarından

duvar üzerinde çok daha kısıtlı bir hacimde, daha fazla fonksiyon

ortaya koyuyor. Modüler ürünler için temel ürünleri ve geniş renk

seçenekleri ile tüm dekorasyonlara uyabilecek çeşitliliği de sunan

ürün, istenildiğinde sadece çerçevelerin değişimi ile elektrik montajı

etkilenmeden dekorasyona farklı bir hava da katılabiliyor.

Legrand LED’li emniyet aydınlatma

armatürleri ile güvenlik emin ellerde

Legrand, sürdürülebilir bir dünyaya katkı sağlamanın ötesinde LED’li emniyet

aydınlatma armatürlerini çevresel etkileri de düşünerek tasarlıyor. Tamamen geri

dönüştürülebilen Legrand Aydınlatma Armatürleri, her türlü yapıda rahatlıkla

kullanılıyor. İnce tasarımıyla da büyük beğeni toplayan armatürler; hastanelerden

okullara, havalimanlarından AVM’lere kadar tüm mekanlarda bireyleri risksiz

bölgelere yönlendiriyor. Legrand, LED’li emniyet aydınlatma armatürlerini uzun

ömürlü LED’lerle donatarak kullanıcısına düşük enerji tüketimi sağlamanın

ötesinde bakım masraflarını da en aza indirgemeyi amaçlıyor.

Oteller için kolay yönetilen WiFi çözümü

Kablosuz ağ pazarının dünya lideri olan TP-Link, çok sayıda farklı kişinin kablosuz ağa bağlandığı

kamuya açık yerler, işletmeler için geliştirdiği, kolay yönetilen EAP serisi erişim noktalarına yeni

bir model daha ekledi. EAP245 model erişim noktası (access point-AP), diğer EAP serisi ürünler

gibi ücretsiz denetleyici yazılımı sayesinde çok kolay yönetilebilen, hızlı, güvenli bir WiFi çözümü.

Oteller ve kafeler gibi geniş alana yayılmış işletmelerde güvenli ve düzenli bir WiFi bağlantısı

sağlamak için kullanılan ürün, tavan ya da duvara monte ediliyor ve beyaz, şık kasası sayesinde

her dekorasyona uyuyor. Bu tür işletmeler için birden fazla erişim noktasının denetimi ve

yönetimi önemli bir konu. EAP245 (diğer EAP serisi modeller gibi), ücretsiz verilen EAP

Denetleyici Yazılımı sayesinde, tek bir bilgisayardan tüm erişim noktalarının (yüzlerce AP

olabiliyor) yönetilmesi avantajına sahip.

KLEEMANNPARK ile otoparklar

kat kat rahat, konforlu

Ürün yelpazesini her geçen gün artırarak, yüksek standartlar

için yepyeni çözümler üreten KLEEMANN, yeni park sistemi

KLEEMANNPARK ile otopark alanlarının kapasitesini maksimum

düzeye ulaştıran bir devrim yapıyor. Yeterli park alanı bulunmayan

yerlerde, hidrolik park asansör sistemlerinin kurulumuyla 1 ya

da 2 araçlık park alanlarına 2 ya da 4 araç park edebilme olanağı

sağlayan bu sistem, park alanlarının kapasitesini iki katına çıkarıyor.

Firma, park edilecek bölgeye rampa inşa edilememesi durumunda

da 2 ve daha fazla katlar arasında dikey araç taşınması için özel oto

sistemleri ile çözüm getiriyor.

More magazines by this user
Similar magazines