Medikal Teknik Dergisi Kasım 2017 Sayısı

istmagmagazin

İMTİYAZ SAHİBİ

İstmag Magazin Gazetecilik İç ve Diş Tic.

Ltd. Şti. adına

H. FERRUH IŞIK

GENEL MÜDÜR

MEHMET SÖZTUTAN

mehmet.soztutan@img.com.tr

HABER MÜDÜRÜ

Gulçin COŞKAN

gulcin.coskan@img.com.tr

EDİTÖRLER

Recep ARSLANTAŞ

recep.arslantas@img.com.tr

Prof. Dr. İsmail KAYA

ismail.kaya@gmail.com

Doç. Dr. Mehmet Ali ÖZBUDUN

ozbudun@gmail.com

GRAFİK TASARIM

TAYFUN AYDIN

tayfun.aydin@img.com.tr

REKLAM KOORDİNATÖRÜ

Recep ARSLANTAŞ

recep.arslantas@img.com.tr

Reklam Danışmanı

Zekai ŞİMŞEK

zekai.simsek@img.com.tr

SORUMLU MÜDÜR

CÜNEYT AKTÜRK

cuneyt.akturk@img.com.tr

KURUMSAL İLETİŞİM MÜDÜRÜ

EBRU PEKEL

ebru.pekel@img.com.tr

FOREIGN RELATIONS

İSMAİL ÇAKIR

ismail.cakir@img.com.tr

MUHASEBE FİNANS

MUSTAFA AKTAŞ

muhasebe@img.com.tr

ABONE

İSMAİL ÖZÇELİK

ismail.özcelik@img.com.tr

BURSA BÖLGE

ÖMER FARUK GÖRÜN

fgorun@ihlas.net.tr

Buttim Plaza D Blok Kat: 4 No:1267

BURSA

Tel:+90 224 211 44 50 / Fax: 224 211

4481

Printing

Matsis Matbaa Hizmetleri San. Tic. Ltd Şti

Tevfikbey Mahallesi Dr. Ali Demir Cad.

No:51 34290 Sefaköy -İstanbul/TURKEY

Tel: 0 212 624 21 11

www.matbaasistemleri.com

ADRES

Evren Mah. Bahar Cad.

Polat İş Merkezi

B-Blok - No:1 Kat:4

Güneşli - Bağcılar - İstanbul

Tel.:+90.212 604 50 50

Faks:+90.212 604 50 51

www.medikalteknik.com.tr

e-mail: info@medikalteknik.com.tr

İMG - Medikal Teknik dergisinde

yer alan makalelerdeki fikirler

yazarlarına aittir.

Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam

verene aittir. İMG - Medikal Teknik

dergisinin bütün yayın hakları İstmag

Magazin Gazetecilik İç Ve Dış Tic. Ltd.

Şti.’ne aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden

yayınlanamaz.


AKTÜEL

Kasım’da Aşk Başkadır!

Otuz yılı aşkın süreden beri medikal sektörünün nabzını tutan ‘’Medikal Teknik Dergisi’’, bu ay aynı yerde nefes

almaya devam ediyor. Dünya medikal sanayiinin son noktasını görmek ve sizlere yansıtmak için de Duesseldorf

yolcusuyuz. Medica Fuarı’nda 137 Türk katılımcı ile beraber binlerce katılımcının son ürün ve teknolojilerine şahit

olacağız.

Her zaman olduğu gibi medikal dünyasındaki gelişmelere zum yaptık ve sizlere taşıdık. Dergimizin bu ay ki

sayısında, sizler için bazı araştırma ve çalışmalar yaptık. Önceliğimiz son yıllarda hızla artan kanser hastalığı

oldu. Hepimizin bildiği gibi kanser maalesef dünyada yediden yetmişe pek çok kişide görülmeye başladı. Kanser

ölümleri her geçen gün artıyor. Kanser hastaları tedavisinde her geçen gün yeni bir tedavi yöntemi gelişmesinin

yanı sıra en iyi tedavi yöntemi ve uygulama yolları nasıl ve uzmanlar bu hastalığın tedavi yöntemlerinde hangi

cihazları kullanıyor? Radyoterapide kullanılan ışın tedavisindeki en son teknolojik cihaz hangisi? Bu ayki

sayımızda bu soruların cevaplarına yer verdik. Bunun dışında 38. Ulusal Radyoloji Kongresi’ne katıldık, fuarın

nabzını sizler için tuttuk ve yaşananları size aktardık.

Her alanda olduğu gibi, medikal alanının da kendine hars tarzı ve anlatımı var. Bunun en iyisini yapabilme

gayretiyle, sizlere farklı alternatifler ürettik. Hastalık ve cihaz dışında farklı şeyler görmek isteyenler için;

estetik, sağlık, magazin gibi pek çok farklı konuya sizler için kısa kısa değindik. Örneğin dünyada yaygınlaşan

burun estetiği konusunda, ağrısız kanamasız tedavi yolu olan, “Ultrasonik Piazo Cerrahi” cihazının özelliklerini ve

tedavi yöntemlerini araştırıp, uzmanından öğrendik. Uzmanımız cihazı ve tedavi yöntemlerini sizler için anlattı.

Medikal Dünya, sürekli inovasyon içerisinde olan, hiç tükenmeyen bilgi birikimi ve heyecanıyla her ay kendini

yenilemeye devam ediyor. Bu dünyada yaşananları keşfetmeye, alışılanın aksine çıkmaya, sıra dışı başarı ve

haberlere yer vermeye devam edecek. Lütfen bizinle kalın.

Sweet November!

Taking the pulse of the medical sector for over three decades, ’Medikal Teknik magazine continues to breathe in

the same place this month. We are en route to Dusseldorf to observe and reflect the latest developments in the

industry. We will be with 137 Turkish exhibitors to witness the latest technologies and products of thousands of

exhibitors coming from all over the world.

As always we have zoomed to the developments in the medical world. We did some research and work for you in

this issue of our magazine. Our priority is Cancer disease, which rapidly grows in recent years. As we all know,

cancer has unfortunately been seen in many people in the world. Cancer deaths is increasing day by day. This

month we prepared a good issue to answer these questions such as development of new therapies to treat cancer

patients, best treatment methods and which devices experts use, what the latest technological devices used in

radiotherapy is. We attended 38th National Radiology Congress, kept the pulse of the event and shared you what

happened.

The medical field has the specific style and expression as in every field. We offer different alternatives for you as

an effort to do the best. We cover many different topics such as aesthetics, health and magazines apart from

disease and device for those who want to see different things. For example, we gave places for the widespread

product in the aesthetics world, a painless way, ultrasonic PIEZOSURGERY® technique and methods of

treatment, learned from the experts. Our specialist explained the device and treatment methods for you.

With continuous innovation, Medical World continues to renew itself every month with inexhaustible knowledge and

excitement. Medikal Teknik magazine will continue to discover what happened in this world to go contrary to the

usual and feature outstanding achievements and news every month. Please stay with us.

Gülçin Coşkan


14

DÜNYADA BİR İLKİ BAŞARMAK

ACHIEVING A FIRST IN THE WORLD

48

İLK DERSİ DEMİRCAN VERDİ

62

RADYOTERAPİDE KULLANILAN

SON TEKN0LOJİ

86

İLAÇ SEKTÖRÜNDE NELER

OLUYOR

90

DİYABET HASTALARINA UMUT IŞIĞI

NEW HOPE FOR DIABETICS

100

RADYOLOJİ KONGRESİ

4

Kasım 2017


AKTÜEL

Farkında ol, geç kalma

TGD (Türk Gastroenteroloji Derneği )Toplumsal Farkındalık

Projeleri kapsamında “Farkında Ol, Geç Kalma!” sloganı

ile yapılan “Sindirim Sistemi Hastalıkları Bilgilendirme

Programı” Konya Büyükşehir Belediyesi’nin de katkılarıyla

Mevlana Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

TGD Başkanı Prof. Dr. Serhat Bor, “Halk toplantılarının

gerçekleştiği iller başta olmak üzere, hastalıklarla ilgili

daha bilinçli bir toplum oluşturulmasına katkı sunulmasının

planlandığı proje ile; kolon kanseri, reflü, irritabl bağırsak

sendromu, ülser, dispepsi, ülseratif kolit, hepatit, siroz,

pankreas kanseri ve diğer sindirim sistemi hastalıkları

konusunda toplumda farkındalık oluşturulması, potansiyel

ve mevcut hastaların hastalıklar konusunda yeterli bilgi

seviyesine ulaşmasının sağlanması, hastalıklarda erken

teşhisin öneminin vurgulanması, hasta yakınlarının da

hastalık süreçlerine dair bilgilendirilmesi ve daha bilinçli

olmalarının sağlanması hedefleniyor” dedi. Bor, Türkiye

nüfusunun yaklaşık yüzde 9’unun kabızlık sorunu yaşadığını,

bunun da her on iki kişiden birinin kronik kabızlık çektiği

anlamına geldiğini söyledi.

Modern tanı ve tedavi yöntemleri arasında önemli bir yer

tutan endoskopik girişimlerin, yemek borusu, mide ve oniki

parmak bağırsağının rahatsızlıklarında, nedenin ortaya

çıkarılması amacıyla yapılan oldukça etkin ve güvenilir

yöntemler olduğunu kaydeden Prof. Dr. Bor; “Bu işlem,

hekimin doğru teşhis koymasını ve sağlık sorununun

tedavisinin planlanmasını sağlamaktadır. Endoskopinin

başarısı ve hastanın endoskopiden rahatsızlık duymaması

kimin yaptığına, nerede yapıldığına, nasıl yapıldığına ve

deneyimli bir yardımcı ekibinin olup olmamasına göre

değişir. Endoskopiyi bu konuda eğitim görmüş olanlar

yapmalıdır. Gastroenteroloji uzmanları üç yıl boyunca

endoskopi eğitimi görürler ve bu alanda en iyi eğitilmiş

hekimlerdir” şeklinde konuştu.

Be aware, don’t be late

Within the framework of Turkish Society of

Gastroenterology (TSG) Community Awareness Projects,

“Digestive System Diseases Information Program” was held

at Mevlana Culture Center with the slogan of “Be Aware,

don’t be late!” with the contribution of Konya Metropolitan

Municipality.

President of TGD Prof. Dr. Serhat Bor said, “With the project

planned to contribute to the creation of a more conscious

society about diseases, especially the ones realized by

public meetings, it is aimed to raise awareness in society

about diseases of colon cancer, reflux, irritable bowel

syndrome, ulcer, dyspepsia, ulcerative colitis, hepatitis,

cirrhosis, pancreatic cancer and other digestive system

diseases, to reach the level of sufficient knowledge about

potential and existing patients, inform the patients’ relatives

about the disease processes and to make them more

conscious. “ He said that about 9 percent of the population

of Turkey is suffering from constipation, which means that

one in every twelve people has chronic constipation.

Recording that endoscopic procedures, which have an

important place in modern diagnosis and treatment

methods, are very effective and reliable methods for

detecting the causes of gastrointestinal disorders such

as food borne, stomach and duodenum, Prof. Dr. Bor said,

“This process ensures that the physician makes the right

diagnosis and the treatment of the health problem is

planned. The success of the endoscopy and the patient’s

discomfort with endoscopy depends on who does, where it

is made, how it is done, and whether or not an experienced

assistant is available. Those who trained in this field should

do endoscopy. Gastroenterologists study endoscopy for

three years and they are best trained physicians in this

field.”

Kasım 2017

5


AKTÜEL

MEDİKALİN NABZI

Medikal teknoloji sektöründe toplam gelir 2016’da

364,4 milyar dolara ulaştı

Uluslararası denetim

ve danışmanlık şirketi

EY’nin “Medikal Teknoloji

Sektörünün Nabzı” adlı raporuna

göre; sektör geçen yıl %5 ile

finansal kriz öncesinden bu yana

en güçlü büyümeyi kaydetti. ABD ve

Avrupa merkezli medikal teknoloji

şirketlerinin toplam geliri 364,4

milyar dolara ulaştı Dünyanın lider

denetim ve danışmanlık şirketlerinden

EY, “Medikal Teknoloji Sektörünün

Nabzı” adlı raporunun sonuçlarını

açıkladı. Raporun sonuçlarına

göre; global medikal teknoloji

(medtech) sektörünü 2016 yılında

%5 ile finansal kriz öncesinden bu

yana en güçlü büyümeyi kaydetti.

Sektörün sergilediği olumlu

performansta; birleşme ve satın

alma faaliyetlerindeki hareketlilik

ve uygulanan portföy optimizasyon

stratejileri ile birlikte sermaye

verimliliğine ve AR-GE çalışmalarına

odaklanılmasının etkili olduğu

belirtiliyor. AR-GE’ye on altı milyar(16)

dolar harcandı. Rapora göre;

ABD ve Avrupa merkezli medtech

şirketleri, 2015 yılında %3’lük bir

düşüş kaydetmelerinin ardından,

gelirlerini geçen yıl 364,4 milyar

dolara yükselttiler. Bununla birlikte

söz konusu şirketlerin net geliri

%17 artarak on altı milyar dolara

ulaştı. 2015 yılında yaşanan %20’lik

gerileme net gelirin 13,7 milyar dolara

inmesinde neden olmuştu. Medtech

şirketlerinin total AR-GE harcamaları

ise 2016’da %5 yükselerek on altı

milyar dolar olarak gerçekleşti.

“Endüstri 4.0 geleceğin konusu

olmaktan çıktı”

EY Türkiye Sağlık Sektörü Lideri Ufuk

Eren konu ile ilgili şunları söyledi:

“Medtech şirketlerinin sektördeki

belirsizlikleri birleşme ve satın alma

faaliyetleri, yeni işbirlikleri ve teknoloji

yatırımları ile ortadan kaldırmaya

çalıştığını görüyoruz. Ancak

sürdürülebilir büyümenin, veri odaklı

stratejilerin benimsenmesinden

ve kişiselleştirilmiş hizmetler

sunulmasını sağlayan platformların

kullanılmasından geçtiğini belirtmek

gerekiyor. Ayrıca şirket içi AR-GE

yatırımları ile artırılmış gerçeklik

ve yapay zekâ gibi inovasyonlar

arasındaki dengenin sağlanması,

AR-GE çalışmalarının şirket için uzun

vadeli rekabet avantajı getirmesine

destek olacaktır. Fiziksel, dijital

ve biyolojik platformları bir araya

getiren yeni sanayi devrimi Endüstri

4.0’ın medtech şirketleri için

geleceğin konusu olmaktan çıkıp

şirket gündemindeki yerini alması

gerekiyor.” Medtech finansmanı %101

arttı Raporda; medikal teknoloji

şirketlerinin yeni kurulan şirketler de

dâhil olmak üzere finansman bulmada

sorun yaşamadığına dikkate çekiliyor.

Rapora göre; ABD ve Avrupa merkezli

medtech şirketlerine sağlanan

finansman 2016’da %101 yükselerek

43,9 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Söz konusu rakamın son on yılda

kaydedilen en yüksek ikinci finansman

seviyesi olduğu ifade ediliyor. Girişim

sermayesi finansmanı ise bir önceki

yıla göre %23 artış göstererek 7,7

milyar dolara ulaştı.

8

Kasım 2017


AKTÜEL

TÜRKİYE FUJIFILMLE BÜYÜYOR

Her geçen gün artan teknoloji ile birlikte, teknolojik gelişmelerde

artmaya başladı. Özellikle Fujifilmle birlikte, artan teknolojik

gelişmeler; Türkiye’nin her anlamda büyümesi ve gelişmesine sebep

oluyor.

Dünyanın önde gelen teknoloji

şirketlerinden Fujifilm,

fotoğraftan medikale, grafik

sistemlerden endüstriyel ürünlere

kadar uzanan teknolojik alt yapısını

girişimcilere açıyor.

Yıllık global cirosunun yüzde yedisini

AR-GE’ye ayıran Fujifilm, Japonya,

Amerika, Hollanda, İspanya ve

İngiltere’den sonra altıncı ‘Açık

İnovasyon Merkezi’ni İstanbul’da

hayata geçirdi. İnovasyona büyük

önem verdiğinin, bir slogana

dönüştürdüğünün altını çizen Fujifilm;

Ortadoğu ve Türkiye Başkanı Jun

Higuchi, “Value from Innovation’

(İnovasyondan Gelen Değer)

sloganı Fujifilm’in potansiyelini

ortaya çıkarıyor. Bununla beraber,

yarının iş kollarını ve yaşam tarzını

yaratmak için yenilikçi teknolojileri,

ürünleri ve hizmetleri sürekli olarak

geliştirmeye yönelik taahhüdünü

anlatıyor. İnovasyon merkezimiz,

gelişmiş teknolojilerle geleceğe

öncülük edecek. Devlet kurumları ile

de iş birliği yaparak, ihtiyaç duyulan

araştırma ve geliştirme projelerine

katkı sağlamaktan mutluluk

duyacağız” diyor

“Misyonumuz; sürdürülebilir

kurumsal faaliyetlerimiz sayesinde

dünya çapındaki tüm insanların

yaşam kalitesini arttırmaya yardımcı

olmaktır.” diyen Fujifilm Ortadoğu

ve Türkiye Başkanı Jun Higuchi,

“Fujifilm Türkiye Açık İnovasyon

Merkezi yaklaşık elli(50) ülkeye hizmet

verecek. Kazakistan’dan Güney

Afrika’ya uzanan ve Orta Doğu’yu

da kapsayan geniş coğrafyada,

potansiyelinden dolayı İstanbul’u

inovasyonun merkezi olarak

konumlandırdık. Fujifilm’in tüm global

know-how’ını iş dünyasına ve fikirlere

açıyoruz. Açık İnovasyon Merkezi’miz,

küresel yeniliklerin keşfedilmesine

olanak sağlayacak. Fotoğraf filmiyle

başladık; medikale kadar uzanan

çok sayıda temel teknoloji geliştirdik.

Çok daha ileri ürünleri geliştirmek

amacıyla bu teknolojileri etkin bir

şekilde kullanıma soktuk. Bu merkez,

Fujifilm’in teknik ilerlemelerini takip

etmek isteyen geniş bir coğrafyadaki

girişimcilere ve yeni teknolojiler

ile yakın ilişki kurmak isteyenlere

ilham verecek. Gelin, fikirlerinizi

teknolojimizle harmanlayalım” dedi.

Kasım 2017

9


AKTÜEL

KEMİK HIRSIZI OSTEOPOROZ

İnsan vücudunun çatısını oluşturan kemikler, en az kalp ve beyin kadar önem

taşır. Kemik sağlığının bozulması; yaşam kalitesinde düşüş, güç kayıpları

ve hatta ölüm gibi ciddi sonuçlara sebep olur. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Uzmanı Dr. A. Şahap Demirboğan,‘20 Ekim Dünya Osteoporoz Günü’ vesilesi ile,

vücudumuzun gizli düşmanı olan ‘osteoporozu’ anlattı

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Uzmanı Dr. A. Şahap Demirboğan

Kemik; yaşayan, büyüyen ve

sürekli kendini yenileme

özelliğine sahip olan bir dokudur.

Yaşam boyunca belirli periyotlarla

vücutta, eskimiş kemik dokusu yok

edilerek, yerine yeni kemik dokusu

yapılır. Bu yapım-yıkım terazi işlemi,

otuz (30) yaşına kadar yapım tarafında

ağır basar. Kısa süre dengede kalır,

sonraki yıllarda ise; yıkım tarafında

etkisini gösterir. Böylece kemik kitlesi

azalır ve kolay kırılır hale gelir. Bu

duruma osteopeni ve osteoporoz

denir. Eğer kemik kitlesinde azalma

-2,52’dan (yaklaşık yüzde 25) daha

fazlaysa ve kırık varsa yerleşmiş

osteoporoz olarak adlandırılır.

KEMİK KIRILMASI KADINLARDA

DAHA FAZLA GÖRÜLÜR

Kadınlarda menopoz başladıktan

sonra hızlı kemik kaybı başlar.

Erkeklerde kemik kaybı sürekli ama

az orandadır. Elli beş altmış (55-

60) yaşlarında ise, kemik kaybında

kadın erkek farkı kalmaz ve kayıp

oranları aynı olur. Fakat buna rağmen,

kadınların doruk kemik miktarlarının

erkeklerden az olması nedeniyle

kadınlarda kırık daha çok yaşanır.

KEMİK KİTLESİNİ VE KALİTESİNİ

ARTTIRMAK ÖNEMLİ

Kişinin hayatı boyunca ulaşabildiği en

fazla kemik, doruk kemik kitlesidir.

Kemik kitlesi yüzde 60-80 genetik

faktörlerce, geri kalanı ise beslenme,

egzersiz gibi çevresel faktörlerce

belirlenir. Doruk kemik kitlesinin yüzde

doksanına, ergenliğe geçiş çağında;

yüzde doksan dokuzuna, yirmi altı

yirmi yedi (26-27) yaşlarında ulaşılır.

Yani yaşlılığınızda harcayacağınız

kemik kitlesini, bu yaşlarda en yüksek

seviyeye çıkarmanız gerekir. Doruk

kemik noktası ortalama değerlerden

yüzde on fazla ise; kalça kırık riski

yüzde elli daha azdır. Bu nedenle;

kemiğin kitlesini ve kalitesini arttırmak

için, doğumdan itibaren çaba sarf

edilmeli, doktorlardan destek alınmalı

ve artık çok geç denmemeli. Her yaşta

mutlaka yapılacaklar vardır.

KEMİK HIRSIZI; OSTEOPOROZ

Osteoporoz kemiklerin sessiz hırsızıdır.

Kemiklerin içindeki mikroskobik

kırıklara bağlı bel ve sırt ağrısı, boyda

kısalma ve sırtta kamburlaşma ilk

belirtilerdir. Sonraki belirtiler ise el

bileği, sırt, bel, kaburga ve kalçada

görülen kırıklardır.

OSTEOPOROZU ÖNLEMEK İÇİN BU

ÖNERİLERE DİKKAT!

• Osteoporoza karşı önlem almaya,

anne karnındayken başlanmalı ve tüm

yaşam boyu çaba sarf edilmelidir.

• Emziren anneler yeterli miktarda

kalsiyum almalıdır.

• Anne sütü alan bebekler de dahil

olmak üzere; büyüme sürecindeki

tüm çocuklar, D vitamini ve protein

açısından zengin beslenmelidir.

• Çocuklar; erken yaşlardan

başlayarak fiziksel aktivitelere

yönlendirilmeli ve yaşam boyu da

devam etmeye teşvik edilmelidir.

• Alkol, yoğun kafein, kolalı içecekler

ve sigaradan uzak durulmalıdır.

• Osteoporoz ve kırık risk grupları riski

kaldırmak aynı zamanda tedavi için;

mutlaka bir uzmana başvurmalıdır.

• Doktorun önerdiği medikal

tedavilerden eksiksiz destek

alınmalıdır.

Ayrıca osteoporozla yakından

ilgileri olan Fizik Tedavi, Ortopedi

ve Kadın Doğum uzmanlarından

yararlanılmalıdır.

12

Kasım 2017


AKTÜEL

OSTEOPOROSIS: THE SILENT BONE THIEF

The bones that make up the human body are as important as the heart and

brain. Deterioration of bone health causes loss of life quality, loss of power, and

even death. Physical Therapy and Rehabilitation Specialist A. Sahap Demirbogan

informs about the silent bone thief, Osteoporosis on the occasion of The World

Osteoporosis Day (20th Of October Each Year).

Bone is a living, growing, and

constantly renewing nature.

During certain periods of life,

the body is replaced with new bone

tissue by replacing the old bone

tissue. This construction-demolition

scales operation is significant on

the construction side until thirty (30)

years old. It stays in balance for a

short while; on the demolition side.

Thus, the bone mass is reduced and

easily broken. This condition is called

osteopenia and osteoporosis. If the

reduction in bone mass is greater than

-2.52 (about 25 percent) and if broken,

it is called established osteoporosis.

Bone crushing seen more in women

After menopause in women, rapid

bone loss starts. Bone loss in men is

constant but minimal. Fifty-six (55-60)

years of age, there is no difference

in bone loss between male and

female, and loss rates are the same.

Nevertheless, fractures are more

common in women due to the fact that

the peak bone amounts of women are

less than men.

Importance of bone growth and

quality

The greatest amount of bone that a

person can reach throughout their

lives is the peak bone mass. The bone

mass is determined by genetic factors

of 60-80 percent, and the rest is

determined by environmental factors

such as nutrition and exercise. Ninety

percent of the peak bone mass, in the

age of transition to puberty; ninetynine

percent, twenty-six twenty-seven

(26-27) years of age. In other words,

you must spend the bulk of your age in

bone, at this age, to the highest level.

If the peak bone point is more than

ten percent of the mean values; The

risk of hip fracture is less than fifty

percent. Therefore; efforts should be

made from birth to increase the quality

and quiddity of the bone, should be

supported by doctors, and not too late.

There are always things to do at every

age.

Silent Bone Thief; OSTEOPOROSIS

Osteoporosis is the silent burglar of

bones. Waist and back pain due to

microscopic fractures in the bones,

shortening in height and back hump

are the first signs. The next signs are

wrist, back, waist, ribs and fractures in

the hips.

BEWARE THIS PROPOSITION TO

PREVENT OSTEOPOROSIS!

• Preventing osteoporosis should be

initiated when in the womb, and efforts

should be made throughout the entire

life span.

• Sucking mothers should take enough

calcium.

• Including infants receiving breast

milk; all children in the growth process

should be fed rich in vitamin D and

protein.

• Children; should be directed to

physical activities starting from early

ages and encouraged to continue

throughout life.

• Alcohol, intensive caffeine, cola

drinks and tobacco should be avoided.

• Remove the risk of osteoporosis and

fracture risk groups at the same time

for treatment; you should definitely

consult an expert.

• Complete medical support from the

doctor should be provided.

• Physiotherapy, orthopedics and

obstetrics specialists who are closely

related to osteoporosis should be

used.

Kasım 2017

13


SIRADIŞI BAŞARILAR

AKTÜEL

DÜNYADA BİR İLKİ BAŞARMAK

Medikal Teknik dergisi editörü Gülçin Coşkan, Amerika’da öldürülen bir

kadının vücudundaki diş izlerinden katilini tespit eden, önce dünyanın

sonra Türkiye’nin tanıdığı Adli Tıp doktoru Hüseyin Afşin’i buldu ve

kendisine sordu:

Sanırım yorgunluktan olacak tuhaf

olmuştum, dişi de çıkartamadım

odadan ayrıldım. Başka bir doktor

arkadaşıma yorulduğumu söyledim

dişi çıkarmasını rica ettim..

Peki ceset canlı olsaydı ne

yapardınız? Korkar mıydınız?

Onun olması mümkün değil ama öyle

bir durum olduğunu farz edersek,

korkmam. Çünkü cesede bakarken,

iş olarak bakıyorum duygusal

yaklaşırsam zaten bu işi yapamam.

Ve diğer bölgelere değil, sadece ağız

boşluğu ve dişlere bakıyorum.

Adli Tıpta çalışmaya nasıl karar

verdiniz ?

Ben adli tıpla uğraşmadan önce,

İstanbul Eğitim ve Araştırma

Hastanesi’nde çalışıyordum orda

ek görev olarak adli tıpa başladım.

Genelde darp nedeniyle zarar

görmüş insanların yüz bölgesi,

çeneler ve dişlere gelen zararların

adli tbbi olarak değerlendirilmesi ve

raporlanması ile uğraştım. Haftada

üç gün kurul toplanma günlerinde

2. kurula gidip geliyordum, gidip

gelirken adli diş hekimliği bilimini

bende bilmiyordum , Ancak diş

hekimliğinin de adli tıbbı ilgilendiren

konularını düşündüm merak ettim

ve araştırmaya başladım. araştırdım.

İngiltere’den adli diş hekimliği

konularıyla ilgili çalışmalar yapan

Prof. Dr. D. Whittaker ile tanıştım ve

onu Türkiye’ye Adli tıp kongresine

konuşmacı olarak 2003 yılında davet

ettim.

En çok etkilendiğiniz olay hangisi

oldu ?

Trabzon uçak kazasında, ağırlık olarak

İspanyol askerleri ölmüştü. DNA

için, dişlerden örnekler almamız

gerekiyordu. Uçak Maçka’da yüksek

bir tepeye çarpıp düşmüştü, bu

yüzden yüksekten düşmeden dolayı;

ciltte hiçbir bulgu görünmüyor fakat

otopsi sırasında kemiklerin birçoğu

parçalı kırıklıydı. Çenelerde öyle. DNA

örneği almak için uygu diş örnekleri

cesetlerden almaya başladım. Son

üç ceset kalmıştı. Cesedin dişini

çekmeye çalışırken, diş üst çenede

olduğu için dişi örneği alırken ceset

göz kırpıyor gibi hareket ediyordu. O

an şaşkınlık yaşadım; bir an ceset

bana canlı gibi gelmişti, Çene kırık

olduğu için, yumuşak doku oynuyor,

gözlerde açık olduğundan, ben

örnek dişi almaya çalışırken gözü,

göz kırpmış gibi oluyordu. tabi bu

imkansız bir durumdu o an için.

Dünyaya ve Türkiye ye damgasını

vuran bir tıp geçmişiniz var. Dünyada

bir ilki başardınız. ‘DİŞ İZİYLE

‘cinayeti nasıl çözdünüz?

Bu olay için Amerika’ya gittiğimde,

yıllardır makalelerini okuduğum

birbirinden değerli değişik ülkelerden

bilim adamları oradaydı. Hepsi de bu

konu için davetliydiler. Çoğu çalışmayı

tek bir yöntemle çalışmışlardı. Az

bir kısmı çalışmada iki-üç yöntem

kullanmıştı. Yarıdan fazlası yanlış

ısırık izi değerlendirilmesinde

yanlış sonuca ulaşmışlardı. Benim

kullandığım beş yöntem vardı. Beş

yöntemden de en doğru sonucu

‘canlıda oluşturduğum ısırık izleriyle’

gerçek ısırık izinin karşılaştırma

yöntemi olduğunu buldum. Ve bu olay

o dönem Türkiye’de ‘ABD de diş iziyle

çözülen cinayet’ olarak damgasını

vurdu.

14

Kasım 2017


SIRADIŞI AKTÜEL BAŞARILAR

Peki diş izi, bir cinayeti çözmek için

her zaman yeterli mi?

Kesinlikle değil. Isırık izinde

dünyada özellikle Amerika birleşik

devletlerinde DNA nın kullanılmadığı

dönemlerde bir dönem yanlış kararlar

verildi, yanlış mahkumiyetler çıktı. Bu

yüzden biz kararları verirken şöyle

veriyoruz

• ısıran budur

• Muhtemelen ısıran budur

• Isıran bu olabilir

• Isıran bu değildir

Genellikle açıklanmayan en ufak bir

şüphe görürsek burda biz üçüncü

olasılığı kullanıyoruz. Mahkemeler

tüm kanıtların (dosya içeriği, ifadeler

ve diğer tıbbi kanıtlar) değerlendirerek

bağımsız kararlarını verirler.

ülkemiz son yıllarda, ciddi bir mesafe

kat etti. Özellikle estetik alana giren

konularda, örneğin; burun saç ekimi

ve dişler. Bizde kullanılan cihazlar

gelişmiş ülkelerde kullanılan

cihazların benzeridir. Örneğin gelişmiş

tomografi cihazını, Almanya’nın bir

şehrinde ancak büyük hastanelerde

görebilirken; bizde nerdeyse büyük

dispanserlerde bile o cihazlardan

var ve hekimlerimizde çok hasta

gördüklerinden olsa gerek, kendi

branşlarında çok iyiler. Diğer ülkelere

nazaran bizdeki müdahaleler daha

ekonomik olduğu için, ülkemizde çok

fazla sağlık turizmi için gelen var.

Bilimin çözemediği sırların, sırrı

sizce nedir?

Işık..

Peki bizi aydınlattığınız için teşekkür

ederiz.

Ben teşekkür ederim.

Son yıllarda ülkemizde çok fazla

sağlık turizmi var. Sizce bunun

nedeni nedir? Tıbbi cihazların bu

duruma katkısı nasıl olmuştur?

Uluslararası sağlık turizminde;

Kasım 2017

15


SIRADIŞI BAŞARILAR

BREAKING NEW GROUND

Medikal Teknik magazine’s editor Gulcin Coskan found Huseyin Afsin, a

Forensic Medicine doctor, who was recognized by Turkey after the world

as a doctor who found murderer from his teeth mark on a woman’s

body who was killed in America. Coskan asked him:

How did you decide to work in forensic medicine?

Before I deal with forensic medicine, was working at the

Istanbul Education and Research Hospital, I started to work

in forensic medicine as additional tasks. I was generally

engaged to evaluate and report of damages in face, jaw and

teeth due to beaten as forensic medicine. I was coming

and going to the second committee in the days of meeting,

three days of week, I did not know while I was going to

forensic dentistry science, but I thought the subjects

concerning forensic medicine in dentistry, I wondered, and

I began to research. I met Prof. Dr. Whittaker from England

who studies topics related to Forensic dentistry medicine

and I invited him to speak at the forensics congress to

Turkey in 2003.

What was event you influenced most?

Mostly the Spanish troops were killed in the plane crash

in Trabzon. We need to take samples from the teeth for

DNA. The plane hit a high hill in Macka, so because of the

fall from the high; no signs of the skin during the autopsy

and many piece of bones was fractured. Also the same in

the jaws. I started to get dental samples from the bodies to

get a DNA sample. The last three bodies were left. While I

was trying to pull out a tooth from body, body was moving as

winking due to tooth was in the upper jaw. At that moment I

was amazed; I felt the corpse as live, besides jaw is broken,

soft tissue was moving, because his eyes were open, I’m

trying to get samples of eye, it seems to have blinked. But

this was impossible situation for the moment. I think I was

weird going from exhaustion, I could not pull out a tooth

and left the room. I told my another doctor friend I’m tired, I

asked him to pull out the tooth.

What would you do if the corpse was alive? Are you

frightened?

Assuming it is not possible for her to be, but that is the case,

I’m not afraid. Because when I’m looking at the corpse, I’m

looking at as my business, I can not do this job if I already

feel emotional. I look only to the oral cavity and teeth and not

to other parts.

You have a history of medicine which marking in the world

and Turkey. You have succeeded a first in the world. How

did you solve murder with “TOOTH MARK”?

When I went to America for this event, there was

esteemed scientists from different countries I read

their articles for years. All of them were invited to this

subject. Many studies have worked with a single method.

Some of them used two three methods. More than half

of them reached the wrong conclusion with wrong bite mark

in the evaluation. There were five methods I used. I used five

methods. I found comparison method, which is comprising

bite marks that I created in the lively and the real bite marks,

as the most accurate results among the five methods.

And this event marked as “a murder solved through teeth

mark in ‘USA’” at that time in Turkey.

What teeth marks are always enough to solve a murder?

Absolutely not. The bite in the footsteps of a

period in time when the use of DNA in the world,

especially the United States were given the wrong decisions,

wrong convictions output. So we resolve as follows

This is biting

This is probably a biting

This can be biting

This is not biting

Usually when we see the slightest doubt undisclosed, we

use third possibility here. Courts assess all evidence (file

content, expressions and other medical evidence) and make

independent judgments.

There are a lot of health tourism in our country in recent

years. What is the reason for you? How medical devices

contributed to this situation?

Our country has taken a serious distance in international

health tourism in recent years. Especially in subjects that

enter the aesthetic field, for example; nose hair plantation

and teeth. We used devices, which are similar to devices

used in developed countries. For example, we can see

enhanced tomography device in a city in Germany, but in

only major hospitals; we can see even in big dispensaries

in Turkey, we have those devices and our physicians are very

good in their branches, besides they have many patients.

There are many health tourism potential in our country

besides treatments are more competitive compared to other

countries.

What is the secret of secrets which science can not solve?

Light.

Thank you for informing us.

Thank you.

16

Kasım 2017


SAĞLIK

DAHA SAĞLIKLI BİR GÖRÜNÜM İÇİN

yaşam süresine sahip olabiliyor. O yüzden sedef yalnız deri

hastalığı değil, bütün sistemi etkileyebilen bir hastalıktır

diyoruz. Bu sistemi etkilemesinin en önemli nedeni de

vücutta sebep olduğu inflamasyon yani yangıdır.

Sedef hastalığında genetik yatkınlık önemli

Genetik yatkınlık çok önemli bir faktördür. Anne veya

babada sedef hastalığı varsa, çocuklarda da görülme

ihtimali artıyor. Sedef hastalığı riskini artıran çok önemli

2 faktör var: Bunlardan bir tanesi abdominal obezite, yani

karın bölgesinde fazla yağlanma; diğeri ise sigara. Bunların

yanı sıra stres de sedef hastalığını tetikleyen etkenlerden

biridir. Hastalık genelde stres sonrasında başlar. Ayrıca

aşırı güneş, özellikle çocuklarda boğazda bulunan

bakterileri ve bazı ilaçlar sedef hastalığını tetikleyebilir.

Sedef hastalığı çoğumuzun bildiği gibi, tedavisi en zor

deri hastalıklarının başında gelir. En kolay tedavi yolu

ve daha sağlıklı bir görünüm için Prof Dr Mehmet Ali

Gürer in söylediklerine birlikte göz gezdirelim:

Sedef hastalığının deride kırmızı renkli lekeler ve hastalığa

ismini veren sedef renginde kepeklenmelerle kolay tanı

koyulan bir hastalık olduğunu belirten Psoriasis Derneği

Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer, bu belirtilerin tanı

için yeterli olmadığı durumlarda da biyopsi ile teşhis

koyabileceğini söyledi.

Sedef hastalığının pek çok çeşidi var

Birincisi, yukarıda belirtilerini sıraladığım klasik sedef

hastalığı var. Bu tür, deride kızartı ve kepeklenmelerle

seyreder. Bunun yanında iltihaplı sedef hastalığı var; bu da

iltihaplı sivilcelerle seyreder. Ayrıca bütün deriyi tutan ve

sağlam deri kalmayana dek yayılan sedef hastalığı türleri

de var. Bunlara ek olarak, eklem tutulumuna ve iltihaplı

eklem romatizmasına yol açan sedef hastalığı vakalarını

ayrı bir kategori olarak sayabiliriz.

Sedef hastaları obezite, yüksek kolesterol, diyabet ve

hipertansiyona daha yatkın

Obezite, özellikle karın bölgesinde aşırı yağlanma olarak

tanımladığımız abdominal obezite, yüksek kolesterol,

kolesterol dengesinde bozukluk, diyabet ve hipertansiyon

gibi hastalıkların bir arada görülmesini metabolik

sendrom olarak adlandırıyoruz. Bu hastalıklara ve

dolayısıyla metabolik sendroma sedef hastalarında daha

sık rastlıyoruz. Bu nedenle, bu belirtileri taşıyan sedef

hastaları, sedef hastası olmayan nüfusa göre daha kısa

Sedef hastalığı psikolojik ve sosyal sorunlara da neden

oluyor

Yapılan çalışmalarda psoriasisin hastaların yaşam

kalitesinde yarattığı düşüşün kronik böbrek hastalığı, KOAH

hatta kanser gibi pek çok kronik hastalıkla boy ölçüşecek

derecede yüksek olduğu ortaya koyuluyor.

Hastalar, döküntüler görünmesin diye hep kapalı giyiniyor,

topluma karışmıyor, çekingen davranıyor ve iş gücüne

katılmakta güçlük çekiyor. Gündüzleri yatıyor, geceleri

uyanık kalıyorlar. İşten çıkarılma, işe gidememe gibi

sorunlar yaşıyor, sosyal yaşamlarını kuramıyorlar. Eş

bulamayanlar ya da eşlerinden ayrılanlar oluyor.

Bunun yanında kaşıntı hissi ve fiziksel şikayetlere neden

oluyor, hastaların bazen merdiven çıkamama, yolda

yürüyememe gibi şikayetleri oluyor. Bu nedenle yaşam

kalitesini ileri derecede bozan bir hastalıktır sedef

hastalığı.

“Alternatif tedavi” vaatlerine itibar edilmemeli. Basında

veya televizyonda gördüğümüz bazı umut tacirleri var.

“Alternatif tedavi” dedikleri bazı bilim dışı yöntemlerle

psoriasisi tedavi edeceklerini iddia ediyorlar. Bunlara asla

itibar edilmemelidir. Tedavi olmanın yolu dermatoloğa

gidip uygun tedaviye başlamaktır. Hafif sedef hastalarını

biz dışardan kremlerle, pomatlarla tedavi etmeyi tercih

ediyoruz.

Kortizonlu pomadlar ve D vitamini preparatları kullanıyoruz.

Ama hastalık şiddetlendikçe bağışıklık sistemini düzenleyen

ilaçlarımızla hastalığı kontrol etmeye çalışıyoruz.

2000’li yıllardan itibaren biyolojik ilaçlar dediğimiz birtakım

ilaçlar kullanılmaya başlandı. Bağışıklık sistemi düzenleyen

ilaçlarla kontrol edemediğimiz hastaları da biyolojik

ilaçlarla kontrol edip, minimal lezyonla ya da lezyonsuz

olarak yaşamlarını sürdürebilecek şekilde takip ediyoruz.

18

Kasım 2017


SAĞLIK

FOR A MORE HEALTHY LOOK

Psoriasis is known as a skin disease, which is one of

the most difficult ones to treat. For the easiest way of

treatment and for a more a healthier look, consider

what Prof. Dr. Mehmet Ali Gurer says:

Psoriasis is an immune-mediated disease that causes

raised, red, scaly patches to appear on the skin. It typically

affects the outside of the elbows, knees or scalp, though

it can appear on any location. Some people report that

psoriasis is itchy, burns and stings. Psoriasis is associated

with other serious health conditions, such as diabetes,

heart disease and depression. If you develop a rash that

doesn’t go away with an over-the-counter medication, you

should consider contacting your doctor.

What are psoriasis causes and risk factors?

The exact cause remains unknown. A combination

of elements, including genetic predisposition and

environmental factors, are involved. It is common for

psoriasis to be found in members of the same family.

Defects in immune regulation (white blood cells called T

cells mistakenly target healthy cells instead of attacking

foreign substances) and the control of inflammation are

thought to play major roles. Despite research over the past

30 years, the “master switch” that turns on psoriasis is still

a mystery.

What type of psoriasis do I have?

Plaque psoriasis is the most common form of the disease

and appears as raised, red patches covered with a silvery

white buildup of dead skin cells. These patches or plaques

most often show up on the scalp, knees, elbows and

lower back. They are often itchy and painful, and they can

crack and bleed. Guttate [GUH-tate] psoriasis is a form of

psoriasis that appears as small, dot-like lesions. Guttate

psoriasis often starts in childhood or young adulthood, and

can be triggered by a strep infection. This is the secondmost

common type of psoriasis, after plaque psoriasis.

About 10 percent of people who get psoriasis develop

guttate psoriasis.

Where does psoriasis show

up?

Psoriasis can show up

anywhere—on the eyelids,

ears, mouth and lips, skin

folds, hands and feet, and

nails. The skin at each of these

sites is different and requires

different treatments.

Light therapy or topical

treatments are often used when psoriasis is limited to a

specific part of the body. However, doctors may prescribe

oral or injectable drugs if the psoriasis is widespread or

greatly affects your quality of life. Effective treatments are

available, no matter where your psoriasis is located.

How severe is my psoriasis?

Psoriasis can be mild, moderate or severe. Your treatment

options may depend on how severe your psoriasis is.

Severity is based on how much of your body is affected by

psoriasis. The entire hand (the palm, fingers and thumb)

is equal to about 1 percent of your body surface area.

However, the severity of psoriasis is also measured by how

psoriasis affects a person’s quality of life. For example,

psoriasis can have a serious impact on one’s daily activities

even if it involves a small area, such as the palms of the

hands or soles of the feet.

Will I develop psoriatic arthritis?

About 11 percent of those diagnosed with psoriasis have

also been diagnosed with psoriatic arthritis. However,

approximately 30 percent of people with psoriasis will

eventually develop psoriatic arthritis. Psoriatic arthritis

often may go undiagnosed, particularly in its milder forms.

However, it’s important to treat psoriatic arthritis early on to

help avoid permanent joint damage.

What are the psychological effects of psoriasis?

Psoriasis is associated with a variety

of psychosocial symptoms, including: Feelings of guilt,

shame, embarrassment or helplessness, Poor self-esteem

and low self-worth, sometimes leading to social isolation,

Sexual dysfunction, due to self-consciousness or painful

lesions, Suicidal ideation, which occurs in up to 10% of

patients with psoriasis, Decreased vocational opportunities

for people with psoriasis, due to discrimination or

perceived restrictions on career choices, which can lead

to employment and economic difficulties, Interference

with activities of daily living,

including dressing, bathing

and sleeping, A negative

impact on the patient’s family

functioning, including financial

hardship, caregiver burnout and

degeneration of patient–family

relationships, Stress — which

can trigger flares of psoriasis

— in 43–68% of patients and

Depression, due to a decreased

quality of life.

Kasım 2017

19


(yağ, su, kas, kemik, kalori, BMI)

TÜRKİYE DİSTRİBÜTÖRÜ

www.nabiztip.com


M

Y

Y

Y

|

TÜRKİYE DİSTRİBÜTÖRÜ

www.nabiztip.com


AKTÜEL

En fazla ölüm nedeni enfeksiyon

Bir temizlik görevlisinin çeşitli nedenlerle işini iyi yapmaması veya

yapamaması çok sayıda kişinin ölümüne sebep olabilir

Ortadoğu Danışmanlık Birliği

MECA (Middle East Consultancy

Association) COO’su Abdul G.

Ansari, her yıl 1.7 milyon kişinin

enfeksiyona yakalandığını ve

sadece ABD’de yaklaşık doksan

dokuz (99) bin kişinin enfeksiyon

kaynaklı rahatsızlıklardan dolayı

hayatını kaybettiğini söyledi. ISSA/

INTERCLEAN İstanbul Endüstriyel

Temizlik Teknolojileri ve Hizmetleri

Fuarı’nda konuşan Ansari, bu

sayının trafik kazalarında veya göğüs

kanserinden ölenlerden daha fazla

olduğunu belirtti.

ABD’nde silahlı saldırılara göre, üç kat daha

fazla insan hastane enfeksiyonundan ölüyor…

MECA COO’su Abdul G. Ansari anlattı: “Hastane

enfeksiyonları çok tehlikeli. ABD’de silahlı saldırılara

göre; üç kat daha fazla insan, hastane enfeksiyonundan

ölüyor. Bir doktor kazayla bir kişinin ölümüne sebep

olabilir ama bir temizlik görevlisinin çeşitli nedenlerle

işini iyi yapmaması veya yapamaması çok sayıda kişinin

ölümüne sebep olabilir diye konuştu.

Ortadoğu Pazarı 2020 yılında seksen (80) milyar

dolar ticari hacme ulaşacak. Endüstriyel temizlik

sektöründeki fırsatlara da değinen Ansari; “Bölgede

pek çok büyük proje, havaalanları, alışveriş merkezleri,

tesisleri kuruluyor. Fırsatlar da büyük. Bunları kim

temizleyecek? MECA olarak Ortadoğu temizlik sektörü

platformunun bütününü temsil ediyoruz ve ISSA/

Interclean katılımcı ve ziyaretçilerine pazara erişim

imkanı sunuyoruz. Türk ve uluslararası partnerlerle

birlikte çalışmayı çok istiyoruz”. dedi.

22

Kasım 2017


AKTÜEL

The biggest cause of death is infection

Failure or failure of a cleaning officer to perform well for various

reasons may result in the death of a large number of people

Abdul. G. Ansari, COO of the

Middle East Consultancy

Association, said that 1.7

million people are infected each year

and about ninety-nine (99) thousand

people in the US have lost their

lives because of infectious diseases.

Speaking at the ISSA / INTERCLEAN

Istanbul Industrial Cleaning

Technologies and Services Fair, Ansari

stated that this number is higher than

those killed in traffic accidents or

breast cancer.

Three times more people than army

attacks in the US die from hospital

infection. Ansari said: “Hospital

infections are very dangerous. Three

times more than the armed attack

in the US people die from hospital

infection. A doctor may accidentally

kill a person, but a cleaning officer

may not be able to do a good job for

a variety of reasons or cause many

people to die.”

The Middle East Market will

reach eighty (80) billion dollars

commercial volume in 2020.

Stating on opportunities in the

industrial cleaning sector, Ansari

said, “Many large projects, airports,

shopping centers, facilities are

being established in the region.

Opportunities are also great. Who will

clean them? As MECA, we represent

the whole platform of the Middle

East cleaning industry and we offer

access to exhibitors and visitors of

ISSA/Interclean. We really want to

work with Turkish and international

partners.”

Kasım 2017

23


SAĞLIK

ALERJİK HASTALIKLARDAN KORUNMAK

MÜMKÜN

Söz konusu alerji olunca, akla hep ilkbahar geliyor oysa sonbaharda da bu

tür rahatsızlıklara sıkça rastlanabiliyor. Birtakım risk faktörleri nedeniyle

alerjik bünyeye sahip kişiler sonbaharda da sokağa çıkamayacak hale

gelebiliyor. Ancak alınacak önlemler ve tedavi yöntemleri kişilerin bu

süreci konforlu bir şekilde atlatmasına yardımcı oluyor.

Memorial Antalya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Necla Songür, sonbahar alerjileri ve korunma

yolları hakkında bilgi verdi.

Güneşten maksimum yararlanmak gerekiyor

Yaz döneminden sonbahara geçiş ve ısı değişimi gibi faktörler büyük önem taşır. Çünkü sonbaharda doğadaki kış hazırlığı

ile birlikte insanlarda da bedensel değişiklikler ortaya çıkar. Dolayısıyla insan ile doğa arasında birbirine uyum süreci

başlar. Yazın sürekli açık havada geçirilen zamanların ardından, sonbaharın gelmesi ve havaların aniden soğumasıyla

yeniden kapalı ortamlara dönüş başlamaktadır. Dolayısıyla güneşten daha az yararlanılır oysa sonbaharda da güneşin

faydalı etkilerinden yararlanmak çok önemlidir.

Depresyona yol açabilir

Mevsim sonbahar olsa da dışarıda zaman geçirmek hem güneşten daha fazla yararlanmaya, hem de mevsimsel

depresyondan korunmaya yardımcı olur. Çünkü bazı hormonlar, bu mevsimde güneşin azalmasıyla birlikte daha çok

salgılanır. Bu da kişiyi daha depresif bir duygu durumuna sokar. Ancak bu dönemde özellikle solunum yolu alerjisi olan

kişilerin çevresel faktörlere karşı kendilerini korumaları gerekmektedir.

Alerjiyi tetikleyen çevresel faktörlere dikkat etmek gerekiyor

Sonbaharda alerjik reaksiyonların ortaya çıkmasını tetikleyen başlıca alerjenler ev tozu akarlarıdır. Bir diğer neden

de nem faktörüdür. Yağmurların artıp, özellikle de dökülen yaprakların nemli ortamda kalması küf mantarı sporlarının

ortaya çıkmasına yol açar. Bu mantarlar rüzgarla yayıldığından, açık havada bulunmak küf mantarı alerjisi olan kişilerin

şikayetlerini artırabilir. Ayrıca bu dönmede alerjik reaksiyonları tetikleyen bir diğer önemli alerjen ise yabani otlardır.

Ağustos ayı ortasından başlayan ve Kasım ayı sonlarına kadar devam eden yabani otlardan yayılmaya başlayan polenler,

yağışlarla birlikte artan küf mantarı sporları ve kapalı mekanda oluşan ev tozu akarları çevresel faktörler ile buluşarak üst

solunum yolu alerjilerini ve astımı tetikler.

Bu belirtilere dikkat!

• Gözlerde kaşıntı ve sulanma

• Burunda tıkanıklık

• Aşırı burun ya da geniz akıntısı

• Boğazda kaşıntı ya da takılma hissi

• Kuru öksürük

• Kronik yorgunluk

• Nefes darlığı

• Uzayan ya da geçmeyen kronik öksürük

• Göğüste hırıltı ya da ıslık sesi

• Tam göğsün ön tarafında kaşıntı hissi

Alerji tedavisinde ilk yapılması gereken şey korunmadır

Sonbaharda, havaların serinlemesi, ani ısı değişimleri, artan hava kirliliği ve salgına sebep olabilen virüs enfeksiyonları ile

solunum sistemi alerjileri tetiklenir.

24

Kasım 2017


SAĞLIK

Prof. Dr. Necla Songür

Alerjik bünyeli kişiler bu dönemde çok dikkatli olmalı ve özellikle solunum yolu alerjisi olanlar çevresel faktörlere karşı

kendilerini korumalıdır. Öncelikle alerjinin sebebi bulunmalı, polenlerin yoğun olduğu dönemde pencereleri kapalı tutmalı,

ev içinde havalandırma sistemleri ve hava filtreleri kullanılmalı, polenlerin yoğun olduğu 10:00 ile 16:00 saatleri arasında

mümkün olduğunca dışarıda bulunulmamalı, dışarıdan eve gelindiğinde duş alınmalı, bütün kıyafetler değiştirilmeli,

polenlerin çok olduğu yerde spor yapılmamalı, ağız ve burunu koruyan maske kullanılmalıdır.

Astım hastaları risk altında

Bu dönemde enfeksiyonlar çok daha fazla öne çıkmaktadır. Çünkü havadaki ısı değişimi viral ve bakteriyel enfeksiyonların

ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Özellikle astım ve solunum yolu alerjisi olan kişilerin her türlü solunum yolu enfeksiyonlarına

karşı, alerjisi olmayan kişilere göre çok daha fazla dikkat etmesi gerekir. Çünkü bu kişiler daha kolay gribe yakalanabilir.

Grip, mevcut alerjileri tetikliyor ve kişi hem grip hem de alerji ile mücadele etmek durumunda kaldığı için vücudun savunma

sistemi de düşer. Savunma sistemindeki zayıflama hastalığın daha geç iyileşmesine ve daha fazla ilaç kullanımına neden

olduğu gibi kronikleştiği takdirde yaşam kayıplarına bile yol açabilir.

Alerjik rahatsızlıklardan korunmak için 9 öneri

• Vücut direncini güçlendirmek için balık, süt, yumurta, kırmızı ve beyaz et gibi proteinden zengin gıdaların tüketilmesine

özen gösterin.

• Protein grubunun yanı sıra yeşil yapraklı mevsim sebzeleri, süt ve yoğurt gibi kalsiyum ağırlıklı besinleri ihmal etmeyin

• Depolarda bekletilmiş ve dondurulmuş gıdalardan mümkün olduğu kadar uzak durun

• Mevsimine uygun meyve-sebzelerden tüketin

• Bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek için probiyotik, vitamin ve mineral takviyeleri alın

• Günde en az 6-7 saat uyumaya çalışın

• Gün içinde fırsat buldukça açık havada temiz havadan ve güneşten faydalanın

• Haftada en az 5 gün spor yapın. Özellikle alerjik kişiler için tavsiye edilen yüzmeyi tercih edin

• Sonbaharda da hava şartlarına uygun kıyafet seçin, ısı değişimlerinin olduğu süreçte ne çok kalın ne de çok ince giyinin

Kasım 2017

25


HEALTH

Allergic disorders are preventable

Prof. Dr. Necla Songür, from

Memorial Antalya Hospital,

Department of Chest Diseases

provided information on fall allergies

and ways of protection from them.

One needs to get maximum benefits

from the sun

Factors such as transitioning from

summer to fall and temperature

changes carry a big importance,

because while preparing for winter,

fall brings out the physical changes

in people. Consequently, a period

of adaptation between human and

nature starts. After spending long

periods continuously outdoors in the

summer, fall arrives, temperatures

suddenly start cooling and causing

people to return indoors. Therefore,

fewer benefits are acquired from the

sun, yet it is very important to benefit

from the sun’s effect in the fall just as

much.

It can lead to depression

Even if it is fall, spending time

outdoors provides more benefits

from the sun as well as protection

from seasonal depression. During

this season as the sun becomes

less, some hormones are released

more. That in turn places a person

in a more depressive emotional

position. However, during this period

people who have respiratory allergies

have to be more protective towards

environmental factors.

A need to pay attention to

environmental factors that trigger

allergies

In the fall main allergens that cause

allergic reactions to surface are house

dust mites. Another cause is the

moisture factor. With rains increasing,

falling leaves staying in damp

environments opens the road for mold

spores come into the scene. Because

these spores spread with the wind,

being outdoors may increase the

difficulties of those who suffer from

mold spore allergies. Also during this

period, another important allergen

that triggers allergic reactions is

wild weeds. The pollens from wild

weeds that start to spread starting

mid-August to end of November, with

mold spores that increase with rain

and dust mites which are formed in

the home alongside environmental

factors trigger upper respiratory

allergies and asthma.

Pay attention to these symptoms!

• Itchy and watery eyes

• Stuffy nose

• Increase in runny nose and throat

• Itchy or choky feeling in the throat

• Dry cough

• Chronic fatigue

• Shortness of breath

• Prolonged or persistent chronic

cough

• Wheezing or whistling sounds in

the chest

• Itchy feeling in front of the chest

First treatment for allergy is

prevention

In the fall, with cooling weather,

sudden temperature changes,

increase in air pollution and viruses

that can cause outbreaks, respiratory

system allergies are triggered. People

with allergic constitution must be

very careful during this season and

especially ones who have respiratory

allergies must protect themselves

against environmental factors. First

of all the cause of the allergy must

be found, windows should be kept

closed during the time periods when

pollens are intense, air conditioning

systems and air filters must be used

in the home, being outdoors between

the hours of 10:00 - 16:00 when

pollens are intense must be avoided,

shower must be taken after reaching

home, all clothes must be changed, no

exercise should be made where pollen

level is high, masks covering mouth

and nose must be used.

Asthma patients are under risk

During this period infections stand

out a lot more, as change in the

temperature makes it easier for viral

and bacterial infections to come out.

People who suffer from asthma and

respiratory allergies have to be more

careful than others against respiratory

infections, because, these people can

catch the flu a lot easier. Because flu

will trigger present allergies and as

the body ends up having to fight the

flu along with the allergy, the body’s

immune system weakens. Weakining

of the immune system will prolong

healing, increase use of medication

and if this turns chronic it can

become fatal.

9 preventive measures for

protection from allergic disorders

• In order to strengthen body’s

resistance, pay attention to consuming

protein-rich foods such as fish, milk,

eggs, red and white meat

• Besides protein group, do not

neglect calcium-heavy nutrition such

as green leafy seasonal vegetables,

milk and yogurt

• Stay away from foods that have been

kept in storage and frozen, as much as

possible

• Consume seasonal fruits and

vegetables

• To strengthen the immune system,

take pro-biotic, vitamin and mineral

supplements

• Try to get 6-7 hours of sleep each

day

• During the day whenever you get the

chance, take benefits of fresh air and

the sun

• Exercise at least 5 days a week.

Prefer to swim, which is especially

advised to allergic individuals

• Choose suitable clothing in the fall

while the temperature changes are

in effect, dress in clothes that are

neither too thick nor too thin

26

Kasım 2017


SANAYİCİNİN GÜÇLÜ SESİ

BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜ

pagev

pagev1989

pagevtv

pagev

www.pagev.org


?

AKTÜEL

GÖRME KAYBI YAŞAYANLAR NE YAPACAK

Dünya Görme Günü’ne özel, Alcon’un bu yıl Ankara’da

düzenlediği toplantının başlıkları: Presbiyopi ve Astigmatizma

Ekim ayında gerçekleşen Dünya Görme Günü

kapsamında, Alcon’un bu yıl üçüncüsünü düzenlediği,

“Sizin Gözünüzden” başlıklı bilgilendirme toplantısı

Ankara’da gerçekleştirildi. Dr. Yonca Akova, presbiyopi ve

tedavi seçenekleri konusunda katılımcıları bilgilendirdi.

Presbiyopi kimlerde görülür?

Presbiyopi, kırk(40) yaş civarında yavaş yavaş başlar ve kırk

beş elli(45-50) yaşlarda kişinin görmesini belirgin derecede

etkiler ve ileri yaşlardaki herkesi etkileyebilir.

Presbiyopi için tek çözüm ameliyat mı?

Kontakt lens ve gözlük kullanılarak, kişinin farklı mesafeleri

görmesi sağlanabilir; fakat kalıcı çözüm olarak cerrahi

ile farklı mesafelerin görülmesi sağlanan, trifokal göz içi

lensler ile düzeltilebilmektedir.

Presbiyopi cerrahisi sonrasında dikkat edilmesi

gerekenler nelerdir?

Presbiyopi cerrahisi sonrasında, iyileşme süreci kısadır.

Yapılan cerrahinin başarılı olması için, doktorunun yazdığı

damlaları düzenli ve belirtilen süre boyunca kullanmak

yeterlidir.

Astigmatizma ve Katarakt kimlerde görülür?

Astigmatizma, toplumda her yaşta bireyde

görülebilmektedir. Katarakt ise ileri yaş, diyabet, sigara

kullanımı, göz travması ve ultraviyole ışığa uzun süreli

maruz kalmak gibi risk faktörleriyle gelişebilen bir

hastalıktır.

Kataraktta tek çözüm ameliyat mı?

Kataraktın tek tedavisi, fonksiyonunu ve şeffaflığını yitirmiş

doğal lensin cerrahi olarak temizlenmesi ve yerine yapay bir

göz içi lens yerleştirilmesidir.

Katarakt cerrahisi sonrasında dikkat edilmesi gerekenler

nelerdir?

Katarakt cerrahisi sonrasında iyileşme süreci kısadır.

Katarakt için yapılan cerrahinin başarılı olabilmesi için,

doktorun yazdığı damlaları düzenli ve belirtilen süre

boyunca kullanmak yeterlidir..

Astigmatizmada cerrahi uygulamaları yapılıyor mu?

Katarakt ve presbiyopi ameliyatı ile birlikte, göze astigmatı

düzelten göz içi lens yerleştirilerek, tek seferde astigmatın

düzeltilmesi sağlanabilmektedir.

28

Kasım 2017


MEDİKAL MAGAZİN

ESTETİKTEN YEŞİLÇAMA

Hepimizin gönlünde taht kurmuş, yeşilçamın en sevilen isimlerinin eski fotoğraflarını sizler için bulduk.

Her ne kadar Yeşilçam filmleri ve sanatçıları doğallığıyla bilinse ve sevilse de estetiğin o dönemlerde de yaygın

olduğuna dikkat çekmek istedik. Aslında biz farketmesekte, estetik hayatımızın her alanında var.

Yeşilçamın ünlü yıldızlarının şimdiki ve eski hallerinin olduğu fotoğraflara dikkatle baktığımızda,

bunu anlamak çokta güç değil.

30

Kasım 2017


TEKNOLOJI

ULTRASONİK PİEZO CERRAHİ CİHAZI

Burun estetiği artık kadınların

olmazsa olmazı. Dünyanın pek

çok ülkesinde yaygın hale gelen

burun estetiği için, kullanılan en

yaygın cihazların başında ‘’ultrasonik

piezo cerrahi cihazı’’ var. Bu cihazın

diğerlerinden avantajı; ameliyatsız,

ağrısız ve kanamasız olması. Sizin

için bu cihazı araştırdık, bakalım

uzmanlar neden bu cihazı tercih

ediyorlar?

NSK Türkiye Müdürü, Yusuf ÜNAL

anlattı :

• Eski cihazlardan ne gibi bir farkı

var?

Her alanda olduğu gibi medikal

alanda da her geçen gün artan,

kendini yenileyen pek çok gelişme

oluyor. Medikalın diğer alanlardan

şöyle bir farkı var: Günümüzde

medikal alanda yapılan hemen

hemen bütün teknolojik gelişmeler,

hekimlerin operasyon sırasında

işlerini kolaylaştırmak amaçlı yapılır.

Çünkü hekimler,operasyon sırasında

ne kadar az yorulursa, el yorgunluğu

o kadar azalır ve operasyonlardaki

başarı oranı bir o kadar artar.

Piezo sisteminin farkı ilk olarak

burada başlıyor: Piezo sistemi, bilinen

zor operasyonların aksine, doktorların

işini kolaylaştırmak amaçlı geliştirildi.

Bu yöntemi tercih eden hasta sayısı

oldukça fazla. Çünkü; operasyon

sonrası iyileşme süreci çok daha kısa

sürüyor ve şişlik morluk ihtimalleri

diğerleriyle kıyaslanamayacak boyutta

az.

Piezo sisteminin faydalarını şu

şekilde özetlemek mümkün;

Yumuşak doku travmasını azaltıyor.

Böylece morluk şişlik neredeyse

hiç olmuyor. Daha zarif burun sırtı

ve burun ucu geçişi sağlıyor. Keski

ve çekiç yöntemi veya mikromotor

sistemleri ile oluşabilen kontrol

dışı kemik kırıklarını tamamen

önlüyor. Yumuşak dokulara çevredeki

kan damarları ve kıkırdaklarda

zedelenmeye neden olmadığı için

ameliyat sonrası dönemde iyileşme

daha hızlı oluyor.Milimetrik olarak

ölçülebilen kemik şekillendirmesi

ile daha öngörülü sonuçlar elde

edilebiliyor. Rinoplasti sonrası görülen

komplikasyon ve istemeyen durumları

azaltıyor

• Cihazın tercih edildiği yerler ve

tercih edilme sebebi

nedir?

Son zamanlarda gerek Plastik

Cerrahi alanında, gerek ise KBB

alanında hekimlerimizden çok ciddi

bir talep alıyoruz Piezo cihazı ile

alakalı. Hekimlerimizin de özellikle

araştırmaların sebebi “Rinoplasti

yaptıracak kişiler.” Yumuşak dokuya

ve kılcal damarlara zarar vermemesi,

ameliyat sonrası şişlik, morluk

gibi kötü görüntülerin olmasını

minimize ediyor. Bu durum da

hastalar için de önemli bir husus

olmasından dolayı, hastalar hekim

araştırırken; hekimlerin ameliyatı

nasıl yaptıklarını “Piezo cerrahi”

kullanıp kullanmadıklarını soruyorlar.

Aslında bu konuda ameliyat olacak

hastalarımızı da bir konuda uyarmak

gerekir; ameliyatın nasıl ve hangi

teknolojiyle yapıldığından daha

çok , ameliyatı gerçekleştirecek

hekimi de iyi araştırmaları gerekiyor.

Unutulmamalı ki;“Kullanılacak cihaz,

sihirli bir değnek değildir. Cihazı

kullanan el, cihazın yapacağı işlemden

daha önemlidir.”

• Cihazın üretim hikayesi nasıl

başladı?

Cihazımız NSK firması tarafından

üretilmektedir. NSK firması aslında

dental alan üzerine üretim yapan

bir şirket. Yedek parçaları dahil her

malzeme Japonya’da üretilmektedir.

Dünyanın her yerine ürün gönderen

sektöründe lider bir şirket. Sektörde

hekimlerimize sorduklarında NSK

denildiğinde akla ilk gelecek şey

“güven ve kalite’dir.”

Kasım 2017

31


Uyku Laboratuvarı

Gün Işığı Lambaları

|

Kızılötesi Lamba

TÜRKİYE DİSTRİBÜTÖRÜ

www.nabiztip.com


Süt Pompaları

Bebek Telsizi

Beslenme

Ağırlık

|

Ateş Ölçerler

TÜRKİYE DİSTRİBÜTÖRÜ

www.nabiztip.com


SEKTÖR

“EMS Mobil Sistemler”

Ambulans

ve ambulans

malzemelerinde 20

yılı aşkın

profesyonel çözüm

ortağınız: EMS

1997 yılında kurulan EMS

Mobil Sistemler Türkiye’de ve

uluslararası alanlarda Ambulans

Üretimi, Ambulans Malzemeleri

( Ambulans Sedyeleri, Sedye

Platformları vb.), Mobil Sağlık ve

Komuta Araçları (Panelvan, Midibüs,

Otobüs, Kamyon, Treyler, Konteynır

Tip) konusunda profesyonel hizmet

sunuyor. Şirket faaliyetlerine, 20.000

metrekarelik kapalı alana sahip

fabrika sahasında, konusunda uzman

personeller ve dünyaca ünlü çözüm

ortakları ile devam ediyor. En büyük

hedeflerinin, insan hayatını kurtarmak

için kullandıkları ürünlerin kalitesini

her zaman en yüksek seviyede tutmak

olduğunu belirten Uluslararası Ticaret

Müdürü Ahmet Aydın ile projelerine

ve Arab Healt Fuarına dair keyifli bir

söyleşi gerçekleştirdik.

Türkiye’de ve uluslararası alanlarda

sunduğunuz Ambulans ve Ambulans

malzemeleri hizmetlerinizi

öğrenebilir miyiz?

“EMS Mobil Sistemler, özellikle

ambulans ve donanımlarının

imalatı üzerine uzmanlaşmış bir

firmadır. Bunun yanında yine sağlık

hizmetlerinin mobil olarak verildiği

mobil sağlık araçları üretimi de

yapmaktayız. Ambulanslarımızı

dünyaca kabul gören Avrupa EN

1789 kara ambulansları standardına

uygun olarak üretmekteyiz. Bunun

yanında son kullanıcının talepleri

doğrultusunda özel donanımlı

ambulansların da üretimini

gerçekleştiriyoruz.”

Ambulans ve Ambulans malzemeleri

alanında yeni projeleriniz var mı?

Varsa paylaşabilir misiniz?

“Ambulans dizaynı ve donanımları

teknolojinin gelişmesine paralel

olarak her geçen gün önem

kazanıyor. EMS olarak gelişen

teknolojilerden faydalanarak

ürettiğimiz ambulansların sahip

olduğu özelliklerini artırıyor, yeni

projeler başlatıyor ve sonuçlarını

yeni ambulans dizaynlarımızda

kullanıyoruz. Mobil sistemler,

ambulans ve mobil sağlık araçları

üretimi üzerine uzmanlaşmış

kadromuzla büyümeye devam

ediyoruz. Sürekli yeni projelerimiz

oluyor. En son enfeksiyon ambulansı

projemizi tamamlayarak piyasaya

sunduk. Hali hazırda da 8 hasta

taşıyabilecek kapasitedeki ambulans

tasarımı projesini yürütmekteyiz.”

İhracat yaptığınız ülkeler ve farklı

projeleriniz hakkında bilgi verir

misiniz? Satın alma sonrasında

paydaşlarınıza ne tür avantajlar

sunuyorsunuz?

“Dünya genelinde 40-50 civarında

ülkeye ihracat yapıyoruz. En önemli

avantajımız uzaklığı ne olursa olsun

pazara sunduğumuz ambulansların

satış sonrasında bakım hizmetlerini

anlaşmalı partnerlerimiz aracılıyla

çözüme kavuşturmamız. Gerektiğinde

teknisyenlerimizi aracımızın

bulunduğu yere yollayarak yaşanan

sıkıntıları kısa zamanda çözüyoruz.

Bu konudaki en büyük avantajımız

uluslararası pazarlara sunduğumuz

ambulansların zaman içerisinde

ihtiyaç duyabileceği bakımları, yerel

pazarda edindiğimiz tecrübelerle

önceden planlıyor ve bakımlarını

yerinde gerçekleştiriyor olmamız.”

34

Kasım 2017


SEKTÖR

“EMS Mobile Systems”

Your professional solution partner for ambulance and ambulance

equipment for over 20 years: EMS

Founded in 1997EMS Mobile

Systems provides professional

services in ambulance

production, ambulance equipment

(ambulance stretchers, stretcher

platforms etc.), mobile healthcare

and command vehicles (panel van,

midibus, bus, truck, trailer, container

type). It continues its corporate

actions in a factory field with 20.000

square meters indoor space, with

expert personnel and solution

partners renowned worldwide. We

had a cheerful conversation about

Arab Health Fair and their projects

with International Trade Manager

Ahmet Aydın, stating that their biggest

purpose is to keep the quality of

products which they use for saving the

lives of people at the highest level.

Can we learn about your Ambulance

and Ambulance equipment services

in Turkey and worldwide?

“EMS Mobile Systems is an expert

firm especially specialized on

manufacturing ambulance and

its equipment. Aside from that,

we are manufacturing the mobile

healthcare vehicles which provide

mobilized healthcare services. We

are conducting our manufacture

with accordance to the globally

recognized Europe EN 1789 land

ambulances standards. Besides, we

are manufacturing specially equipped

ambulances according to the requests

of the end user.”

Do you have any new projects in the

field of Ambulance and Ambulance

equipment? If there is would you

mind sharing them with us?

“Ambulance design and equipment

gains importance in parallel to the

improvement of the technology. As

EMS, we are enhancing the current

features of the ambulances, starting

new projects and use their results

on our new ambulance designs by

taking advantage of the developing

technologies. We continue to grow

with our teams specialized in mobile

systems, ambulance and mobile

healthcare vehicle manufacturing.

We continuously have a new project.

Recently we have completed and

launched our infection ambulance

project. Right now, we are conducting

the project of an ambulance design

capable of carrying 8 patients.”

Can you inform us about your

export markets? What kinds of

advantages are you offering to your

shareholders after the purchasing

transaction?

“We are doing exports to 40-

50 countries globally. Our most

important advantage is to provide

the maintenance services for

our launched ambulances by our

contractual partners no matter how

far they are. We are resolving the

problems by sending our technicians

to the location of our vehicles if

necessary. Our biggest advantage

about this subject is that we are

planning the necessary maintenance

that our internationally launched

ambulances may need periodically by

the experiences that we acquired from

the local market and we carry out the

maintenances on the spot.”

Kasım 2017

35


AKTÜEL TEŞHİS

Op. Dr. Murat Üstün

OBEZİTE NEDEN ÖLDÜRÜYOR?

Obezite dünya genelinde trafik kazaları, terör saldırıları ve Alzheimer’ın

toplamından daha çok sayıda insanı öldürüyor

Obezite ile ilgili olarak bugüne

kadar yapılmış en büyük

çalışma, obezitenin artık

görmezden gelinemeyeceği kadar

ciddi bir salgın haline gelmesi.

Malesef dünya nüfusunun %10’undan

fazlası obez. Obezitenin ne kadar

büyük bir problem haline geldiğini

görmek için etrafımıza bakmak

yeterli. İnsanlar giderek daha şişman

hale gelirken, obeziteyle ilişkili

hastalıklardan da şimdiye kadar hiç

olmadığı kadar zarar görüyorlar.

Obezite zengin fakir ayrımı yapmadan

dünyanın neredeyse her köşesinde,

giderek büyüyen bir salgına dönüşüyor.

New England Journal of Medicine’de

yayınlanan kapsamlı çalışmada çok

önemli bulgular elde ediliyor. (Çalışma

Bill ve Melinda Gates vakfı tarafından

finanse edilen uluslararası bir ekip

tarafından düzenlendi.) En çarpıcı

sonuç, bugüne kadar yapılan en iyi

tahminleme olan çalışmaya göre;

dünya nüfusunun %10’dan fazlasının

obez olması. 1980 yılından bu yana

düşük ve orta gelirli yetmişden fazla

ülkede, obezite sıklığının iki katına

çıkıyor, diğer bölgelerde de sabit bir

hızla artmaya devam ediyor. Obezite

krizinin başından beri hareket azlığı ve

fazla kalori alımı eşit faktörler olarak

suçlanıyor. Ancak araştırmacılar

bunun böyle olmadığını; fiziksel

aktivite düzeyleri küresel obezite

sıklığı artmaya başlamadan önce

düşmeye başladığını söylüyor. Bu da

gıdayla ilişkili değişimlerin obezite

krizinde esas suçlu olduğunu

gösteriyor. Normalden fazla kiloya

sahip olmak diyabet, kalp-damar

hastalıkları, kronik böbrek hastalıkları

ve bazı kanser türleri gibi hastalıklar

için risk faktörüdür. Obezite giderek

yaygınlaştıkça bu hastalıklar da

tırmanıyor. Üstelik en yoksul ülkelerde

dahi obezite oranları yükseliyor.

Araştırmacılar 2015’de dünya çapında

dört milyon ölümün obeziteyle

ilişkili olduğunu hesapladılar. Bu

ölümlerin büyük çoğunluğu kalp

damar hastalıklarından kaynaklandı.

Hemen arkasından diyabet, böbrek

hastalıkları ve kanserler geliyor.

36


AKTÜEL TEŞHİS

Bu rakamın korkunçluğunu

anlayabilmek için trafik kazaları, terör

saldırıları ve Alzheimer nedeniyle

ölenlerin toplamından fazla olduğunu

söylersek, sanırım durumun ciddiyeti

anlaşılır.

Erişkinlerle kıyaslandığında, obezite

çocuklar arasında daha az görülüyor.

Çocukluk çağında obezite oranlarının

artışı, birçok ülkede erişkinlerden

yüksek. En büyük yirmi (20) ülke

arasında ABD, çocukluk çağı obezitesi

açısından en kötü durumda olan

ülke.Çocukların %13’ü obez. Mısır

ise %35 ile erişkinlerde obezitenin

en yüksek olduğu ülke konumunda.

ABD gibi gelişmiş ülkelerde obezitede

oranlarındaki patlama düzeyinde

artışa karşın, yirmi yıllık süreçte

obeziteyle ilişkili ölüm oranları

azaldı. Elbette bu durum hastalığın

günümüzde daha az tehlikeli olduğu

anlamına gelmiyor. Aslında tıptaki

gelişmeler, bu hastaların yüksek

tansiyon ve diğer kalp damar

problemlerini daha iyi yönetmesine

imkan sağlıyor. Henüz hiçbir

ülke obeziteyi tamamen ortadan

kaldıramamış olsa da, bazı ülkelerde

obezite oranları halen düşük. Örneğin

orta gelir düzeyinde bir ülke olan

Vietnam’da erişkinler arasında,

yoksul bir ülke olan Bengladeş’te ise

çocukluk çağında obezite oranları

%1’ler civarında. Bu bulgu, hala

umutlu olmamız için bir neden.

Bu ülkelerde neyin farklı olduğunu

bulabilirsek, obezite salgısının

şifresini de çözebiliriz.

Tarihte ilk kez çok fazla sağlıksız gıda

tüketmekten ölen insanlar, açlıktan

ölenlerden daha fazla..

Kasım 2017

37


HEAD OFFICE/FACTORY

Maltepe Mah. Litros Yolu Aile Çay Bahçe Sk. No:10 Topkapı 34010 İstanbul-TURKEY

Tel: 0 (212) 544 30 50 (pbx) Fax: 0 (212) 544 90 20

E mail: info@variteks.com

Web: www.variteks.com


Our Group, which started out in a small workshop 59 years ago, today meets the need from

different countries all over the world after meeting the needs in general of Turkey, primarily

the European countries, together with its state-of-the-art production equipment in the

modern plants exceeding 8000 square meters and with its specialist staff and the

Research & Development department following the innovations continuously. Variteks

obtained a position in 74 countries in the world where it is looked for and sought after with

its name. With the rightful pride of being the leader company of Turkey on its own subject,

VARİTEKS became and will become the most correct solution on the subject of orthopedic

products.

Seamless knitted system

providing heat and moisture

control

Embedded Aloe Vera

microcapsules

Gradual adjustment of

length

Easy adjustment by one touch

Support and comfort together

with Circular Knitting System


SOSYAL

ELLİ YAŞINDAN SONRA

HAYATIMIZA GİREBİLECEK İHTİMALLER

Belki elli olmadık diyebilirsiniz ama bunları erken öğrenmekte fayda var.

Çünkü bütün hastalıkların tedavisinde erken teşhis önemli yer tutuyor.

Elli olmadan önce bu hastalıkları iyice tanır ve o şekilde yaşarsak,

kimbilir belki ihtimallerin yanımızdan geçmesine dahi izin vermeyiz

Erken dönemde

belirtilerini vermeden

ilerleyen ve genellikle

elli yaşlarından sonra

aniden hayatımıza

girebilen, kendilerini

duyuran hastalıkları

Hastane Derindere İç

Hastalıkları Uzmanı Dr.

Ergün Kasapoğlu’ndan

öğrendik:

Kalp krizi

En çok karşılaşılan bulgular göğüs ağrısı, nefes darlığı, sırt, omuz veya boyun

ağrısıdır. Ayrıca ani gelişen terleme, baş dönmesi de belirtiler arasında yer

alabilir. Sağlıklı bir kilodaysanız, sigaradan uzak duruyor ve düzenli egzersiz

yapıyorsanız kalp krizi yaşama riskinizi azaltabilirsiniz.

İnme (felç)

Kan, beynin gereken bölümlerine ulaşamadığında o bölgedeki beyin hücreleri

ölmeye başlar. Tansiyonunuzu kontrol altında tutarsanız, düşük kolesterollü

bir diyetle beslenmeyi tercih ederseniz, stresinizi yönetirseniz, sigarayı

bırakıp düzenli egzersiz yapmaya başlarsanız inme riskini düşürebilirsiniz.

Anevrizma

Beyin damarlarının duvarı zayıflar ve dışarıya çıkıntı yaptığında bir anevrizma

olur. Eğer bu duvar ortaya çıkarsa, ciddi iç kanamalara ya da felce neden

olabilir. Belirtiler şiddetli baş ağrısı, mide bulantısı, baş dönmesi, kontrolsüz

terleme ve hızlı bir kalp atışını içerir

40

Kasım 2017


SOSYAL

Akut Pankreatit

Pankreasın iltihaplanması, enzimlerin

ve hormonların insülin gibi sindirime

karışmasına neden olur. Ciddi mide

ağrısı, mide bulantısı, kusma ve ateşe

yol açarak hayati tehlike oluşturabilir.

Bu belirtilere sahipseniz derhal tıbbi

yardım isteyin.

Baş dönmesi (Vertigo)

İç kulağınızda dengenizi kontrol

etmenize yardımcı olan küçük

kristaller hareket ederse şiddetli

baş dönmesi olarak da bilinen

vertigo problemiyle karşı karşıya

kalabilirsiniz. Doktorunuz, bu

kristalleri yerine geri getiren bir dizi

manevrayla sizi tedavi edebilir.

Retina Dekolmanı

Retinanız, gözünüzün ışığa duyarlı

katmandır ve beyninize gördüklerini

söyler. Gözünüzün dış duvarından

çekilirse oksijen ve ihtiyaç duyduğu

diğer şeyler olmaz. Yüzen lekeler

veya ışık flaşları görebilir; gözlerini

kalıcı olarak kaybetme tehlikesiyle

karşılayabilirsiniz. Bu nedenle hemen

bir hekime başvurun.

Böbrek taşı

Böbrek taşları böbreklerinizdeki

kalsiyumlardan oluşan sert

kümelerdir. Çoğu zaman zararsız

bir şekilde vücudunuz bunları dışına

atar; ancak daha büyük olanlar aşırı

derecede ağrıya yol açarak; kanama

veya enfeksiyonlara neden olabilir veya

idrar akışını engelleyebilir. Erkeklerde

kadınlara göre daha yaygın görülen bu

problemden her gün bol miktarda sıvı

içerek korunabilirsiniz.

Zatürre

Pnömokok pnömoni olarak

adlandırılan bu durum, hayati tehlike

oluşturabilir. Yaşla birlikte bağışıklık

sistemi zayıfladığı için yaşlı insanlarda

görülme sıklığı daha yüksektir.

Korunmak için düzenli olarak aşı

yaptırabilirsiniz.

Kemik kırıkları

Her yaşta görülebilecek kemik kırıkları

özellikle menopoz döneminde yaşanan

kemik kayıplarıyla birlikte daha sık

görülebilir. Kalsiyum ve D vitamini

yavaşlatmaya ya da kötüye gitmesini

önlemeye yardımcı olabilir.

Omurilik daralması

Yavaş yavaş gelişen bu durum kendini

aniden fark ettirebilir. Omurganızda

omurga ve diğer sinirlerinizi tutan

kanal genellikle artrit nedeniyle

daraldığında olur. Sırtınız veya

boynunuzda ağrı, uyuşma veya

kramplara neden olan sinirler

sıkışabilir. Daralmanın ölçüsüne

göre medikal ve fizik tedavi veya ileri

durumlarda ameliyatla tedavi edilebilir.

Gut

Genellikle ayak başparmağında olmak

üzere tüm eklemlerde ani bir ağrı ve

şişlik ile ortaya çıkar. Vücudunuzdaki

ürik asit birikiminin neden olduğu

artrit formudur. Yüksek tansiyon için

belirli ilaçları kullananlar, kırmızı et ve

kabuklu deniz hayvanları tüketenler ve

günde iki kadehten fazla alkol alanlar

yüksek risk altındadır.

Pulmoner embolizm

Bir pıhtının akciğerlerinizden

birinde bir kan damarına sıkışması

durumudur. Bu nedenle ani gelişen

göğüs ağrısı, nefes darlığı ve baş

dönmesi söz konusuysa hemen

hekime başvurun. Ayrıca kanlı

öksürük, bacak ağrısı veya mavimsi

görünen cildiniz olabilir. Kan pıhtısı

sıklıkla bacağınızda başlayabilir, şişlik

ya da ağrı olabilir. Ameliyat olduysanız

ya da kalp hastalığınız varsa riskinizi

kontrol altında tutmak için belirtileri

dikkate alın.

Kasım 2017

41


AKTÜEL

İDRAR KAÇIRMA HAYATINIZI

KABUSA ÇEVİRMESİN

Tıbbi olarak Üriner İnkontinas olarak tanımlanan idrar kaçırma,

hayatınızı kabusa çevirerek; sosyal ve cinsel anlamda yaşam kalitesini

düşürürken, sürekli ıslaklık ve kullanılan pedlere bağlı olarak vajinal ve

üriner enfeksiyonlara yakalanma riskini de yükseltmektedir.

Bayrampaşa Kolan Hastanesi Üroloji

Uzmanı Op. Dr. Mesut Tül

Birçok kadının utandığı için dile

getirmekten çekindiği ve çaresiz

katlanmak zorunda olduğunu

düşündüğü idrar tutamamanın

tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu

belirten Bayrampaşa Kolan Hastanesi

Üroloji Uzmanı Op. Dr. Mesut Tül

hastalığa neden olan faktörler ve

tedavisi ile ilgili bilgiler verdi.

İlerleyen yaş ile birlikte görülme

sıklığı artan idrar kaçırmanın

ortalama her 4 kadından 1’inde

(%25) görülürken vajinal doğum,

yaş, obezite, sigara kullanımı

kronik kabızlık ve menapoz gibi

faktörler hastalığın görülme sıklığını

arttırmaktadır.

İdrar kaçırmaların büyük bir

kısmının Stress İnkontinans, Sıkışma

İnkontinansı ve Mixt Tip (karışık) gibi

üç kısımda değerlendirildiğini belirten

Op. Dr. Mesut Tül bunların nedenleri

ve teşhisleri ile ilgili şu bilgileri verdi;

• Stress İnkontinans: Öksürme,

hapşırma, ıkınma gibi karın içi

basıncının arttığı durumlarda

görülen idrar kaçırmadır. Tüm idrar

kaçırmaların %40 ı bu şekildedir. İdrar

kanalının etrafındaki adale yapılarının

zayıflaması sonucu gelişir. Bu

hastaların bir kısmında idrar kesesi

ve rahimde de sarkıklık genellikle

muayenede tespit edilebilmektedir.

• Sıkışma İnkontinansı: Aniden

gelişen idrar yapma isteği ile birlikte

tuvalete gidene kadar idrarını

yetiştirememe şeklinde tarif edilir.

İdrar kesesi kaslarının kontrolsüz /

istem dışı kasılmasına bağlı olarak

gelişir. Tüm idrar kaçırmaların %20

-30’u bu şekildedir.

• Mixt Tip (Karışık): Yukarıda anlatılan

her iki idrar kaçırma türünün beraber

görülmesi şeklinde tanımlanır. Bu tip

idrar kaçırmada tüm kaçırmaların

yaklaşık %25-30 oranında görülür.

Teşhis

Uzman doktorlar tarafından iyi

bir anamnez ile idrar kaçırmanın

tipi genel olarak anlaşılabilir, fizik

muayene ile idrar kesesi ve rahimde

herhangi bir sarkıklık olup olmadığını

kas yapılarının zayıfladığı tespit

edilebiliyor. Bunun dışında bazı

hastalarda mesane fonksiyonlarının

değerlendirilmesi için ürodinami gibi

daha ileri tetkiklerde yapılabiliyor.

Tedavi

İdrar kaçırma tedavisinde günlük

sıvı alımının ayarlanması, alkollü

içecek, süt/süt ürünleri, çay ve

kafeinli içecekler, baharatlı gıdaların

azaltılması gibi günlük diyette yapılan

düzenlemeler ve mümkünse kilo

verme, sigarayı bırakma gibi genel

konservatif önlemler bulunmaktadır.

Uzman doktorlar tarafından yapılması

gerekli değerlendirmeler sonucunda

tespit edilen idrar kaçırma tipi ve

kaçırmanın derecesine göre bazı

hastalarda pelvik taban egzersizleri

yapılarak idrar kaçırma şiddetini

azaltabilmek mümkündür. Özellikle

sıkışma inkontinansı dediğimiz tipte

medikal tedavi (ilaç tedavisi) ile çok

başarılı sonuçlar alınabilir.

Yaşam kalitesini ciddi olarak etkileyen

şiddetli stres inkontinans ve mixt

inkontinans tiplerinde hastalara

cerrahi tedavi önerilebilir.

Cerrahi tedavi ile idrar kesesi

ve idrar kanalı arasındaki açı

düzeltilerek idrar kaçırmanın

önlenebildiğini belirten Op. Dr. Mesut

Tül, bu sırada idrar kesesi veya

rahim sarkıklığı varsa eşzamanlı

düzeltme yapılabileceğini belirtiyor.

Bu cerrahideki temel amaç idrar

kanalının altındaki zayıflamış kas

dokularının desteklenmesidir. Bunun

için yaklaşık 2-3 cm lik bir alandan

girilerek bu bölgeye destekleyici bir

bant yerleştirilmektedir. Bu bant

idrar kanalı ve idrar kesesi boynunun

altını destekleyerek öksürme veya

hapşırmayla karın içi basıncının

arttığı durumlarda idrar kaçırmayı

engeller. Sıklıkla yapılan ve TOT olarak

isimlendirilen bu tip askı ameliyatı ile

idrar kaçırma tedavisinde %90 gibi

yüksek bir oranda düzelme sağlar.

Bu tip operasyonların en önemli

özelliklerinin operasyon için genellikle

spinal /regional anestezinin yeterli

olduğunu ifade eden Op. Dr. Tül,

10-15 dakika gibi kısa bir sürede

tamamlanabilen işlem sonrasında

hastaların maksimum bir gün sonra

taburcu edilebildiklerini belirtti.

42

Kasım 2017


AKTÜEL

DO NOT LET INCONTINENCE

TURN YOUR LIFE INTO A NIGHTMARE

While incontinence, medically known as Urinary Incontinence, can turn

your life into a nightmare, lowering life quality socially and sexually, it

also raises the risk of catching vaginal and urinary infections because of

continuous dampness and pads used.

Bayrampaşa Kolan Hospital

Urology Specialist Op. Dr.

Mesut Tül shared information

on factors and treatment of urinary

incontinence as a treatable syndrome,

which is a topic many women are too

embarrassed to discuss and feel that

it is something inevitable and must be

endured.

As the cases of urinary incontinence

with aging increase to 1 in every

4 women (25%), factors such as

vaginal births, age, obesity, smoking,

chronic constipation and menopause

have increased the incidents of this

ailment.

While explaining that the large portion

of urinary incontinence is evaluated

in three types as Stress Incontinence,

Urge Incontinence and Mixed Type,

Op. Dr. Mesut Tül gave the information

below regarding the causes and

diagnosis thereof;

• Stress Incontinence: Caused by

actions such as coughing, sneezing

and pushing where the pressure on

the lower abdomen is increased.

40% of all incontinence happens

this way. It develops from weakening

of the muscle around the urinary

canal. In some of these patients

sagging of the bladder and the uterus

can be generally determined during

examination.

• Urge Incontinence: Described

as a sudden urge to urinate but not

being able to quite make it to the

bathroom. It develops from bladder

muscle contracting with no control/

involuntarily. 20-30% of all urinary

incontinence is of this type.

• Mixed Type: Defined as both of the

types above being present together.

This type of incontinence is usually

seen as 25-30% of all incontinence.

Diagnosis

The type of the incontinence can

usually be determined by a well-kept

medical history. Whether there is

sagging or muscle weakening in the

bladder and uterus can be diagnosed

with physical examination. Other

than these, for some patients more

advanced diagnostic examinations

such as urodynamic can be performed

to evaluate bladder functions.

Treatment

Making adjustments in daily liquid

intake and daily diet such as

decreasing alcoholic beverages, milk/

milk products, tea and caffeinated

beverages, spicy foods and if possible

losing weight, quitting smoking etc.

are general conservative preventive

measures available.

After necessary evaluations are made

by specialists, depending on the

type and degree of incontinence, it is

possible to decrease the severity of

it with the help of some basic pelvic

exercises.

Especially in the type we call urge

incontinence, very successful results

may be achieved with medicinal

(medication) treatment.

Surgical treatment may be advised to

patients whose life quality is seriously

affected by severe stress incontinence

and mixed incontinence.

Op. Dr. Mesut Tül who explains how

incontinence can be prevented with

surgical treatment where the angle

between the bladder and the bladder

canal is corrected, adds that if there is

sagging in the bladder or the uterus it

also can be corrected simultaneously.

The main objective of

this surgery is supporting the

weakened muscle tissue under the

urinary canal. For this, a supportive

band is placed by going in through an

area of 2-3 cm. This band prevents

incontinence during coughing or

sneezing from the pressure that

increases inside the lower abdomen

by supporting the urinary canal and

the bottom of the bladder neck.

This type of lifting surgery called

TOT provides a high improvement

rate of 90% in urinary incontinence

treatment.

Op. Dr. Tül, says spinal/regional

anesthesia is usually sufficient for

these types of surgeries, and then

he adds once the procedure which

takes approximately 10-15 minutes is

completed, patients can be discharged

after a maximum of one day stay.

Kasım 2017

43


SAĞLIK

Opr. Dr. M. Melih Çiçek

Kulak Burun Boğaz Uzmanı

KULAK KİRİNİZİN RENGİ NE ANLAMA GELİYOR?

Çoğu vücut sıvısı gibi, kulaklarınızdaki kirin (sıvının) rengi

ve dokusu, sağlığınızla ilgili ilginç ipuçları veriyor: “Kulak

kiri, enfeksiyonu önleyen su geçirmez bir astar sağlayan

uzun zincirli yağ asitleri, skualen ve alkollerden oluşur.

Kulak kiri halk arasında kullanılan bir tabirdir ve kulağın

temiz olmadığı manasına gelmez. Her sağlıklı kulak, kulak

kiri diye tabir edilen bu sıvıyı üretmektedir. Kulak kirlerinin

amacı, dış kulak kanalınızı ve zarınızı bakterilerden

ve yabancı cisimlerden korumaktır. Kulak kiri, kulaklarınızı

zararlı cisimlerden uzak tutmanın yanında, ölü cilt hücrelerini

yakalar. Kulak kiri yardımıyla, kulaklarınız temiz,

sağlıklı ve işlevsel kalır.

Yumuşak ve sarı renkli kir, en sık çocuklarda görülür. Çocukların

kulaklarının yetişkinlerden daha fazla kulak kiri

üretmesi normaldir ve sağlıklıdır. Çocuklar büyüdükçe,

üretilen kulak sıvısı miktarı azalacaktır.

Islak, yapışkan ve sarı kulak kirleri çoğu insanda bulunan

yaygın kir çeşitlerindendir. Islak ve yapışkan doku, özellikle;

kulak kanalının yağlanması açısından iyidir, bu da kurumayı

ve kaşıntıyı önler.

Koyu kulak kiri vücudunuzun ter atma biçimini gösterir.

Renk ne kadar koyu ise, vücudunuzun ter üretme yeteneğinin

yüksek olması o kadar muhtemeldir. Daha koyu kulak

kiri olan insanların hafif kulak kiri olan insanlara göre,

vücutları daha fazla ter üretme eğilimindedir. Bununla

birlikte; her iki çeşit de mükemmel derecede sağlıklıdır.

Beyaz, kuru, pul pul kulak kiri, kulaklarınızda bulunan en

yaygın kir türüdür. Kirin bu çeşidi resesif bir gen ile bağlantılıdır.

Kulak kirinin bu rengi genellikle vücudu daha az

ter üreten insanlarda görülür. Kulaklarınızın içindeki apokrin

bezler, kiri üreten yapılardır. Stresli olduğunuzda veya

korktuğunuz zaman, bu bezler normalden daha fazla kir

üreterek tepki verirler. Basınç altında terlemeye benzer bir

reaksiyon gerçekleştirir ve kulak kiri oluşabilir. Çok fazla

kulak kiri tıkanmaya ve geçici işitme kaybına neden olabilir.

Koyu kulak kiri, stresin belirtisi olabilir. Ayrıca kirin kulağınızda

bir süre kaldığının bir işaretidir. Kulak tıkacındaki

yağlar, oksijene tepki verir ve bu da kirin koyulaşmasına neden

olur. Kir; kulak kanalınızda ne kadar uzun süre kalırsa,

o kadar oksijene maruz kalır ki daha koyu bir tona bürünür.

Daha koyu bir kulak kirinin, kana benzer bir görünüşü ol-

ması normaldir. Bununla birlikte; enfeksiyon veya travma

gibi sebeplerle delinmiş bir kulak zarının veya dış kulak

kanalında herhangi bir sebeple kanama olduğunun göstergesi

olabilir. Emin olmak için derhal bir doktora gitmek en

iyisidir.

Kulak kirinin kulak kanalından bazen küçük derecelerde

sızması normaldir, bu; kulakların doğal temizleme mekanizmasıdır.

Bununla birlikte; büyük miktardaki sıvı akışı,

rüptüre veya delinmiş bir kulak zarının işaretidir. Kulak

zarı delikse orta kulak boşluğu dış çevreyle ilişkilenecek

ve enfeksiyona yatkınlık oluşturacaktır. Derhal bir doktora

görünmeniz gerekir.

Kulak kiriniz genellikle daha nemli, yapışkan bir tür olsa

da, rengin gri renkte olduğunu fark ederseniz, muhtemelen

toz birikiminin sonucudur. Gri olağandışı görünebilir, ancak;

kulak kirinin kulak zarını yabancı nesnelerden koruyarak,

işini yaptığının bir işaretidir. Öte yandan gri kir; kulak kanalının

içindeki çatlamaya, kuru veya kaşıntılı cilde neden

olursa, bu seboreik egzama olabilir. Bu durumda bir doktora

görünmekte yarar vardır.

44

Kasım 2017


SAĞLIK

GÜNDE OTUZ

DAKİKA YÜRÜ,

FELÇ OLMA

BEYİNDER (Beyin Damar Hastalıkları

Hasta Derneği) in beyin ve beyin

hastalıkları üzerine yaptığı çok güzel

çalışmalar var. Bunlardan bir tanesi

Prof. Dr. Derya Uğurlu Uludüz ün

son zamanlarda çok konuşulan ve

tartışılan ‘inme’ konusuna açıklık

getirmesi oldu

• İnme tedavisi, hem sürecin iyi değerlendirilmesi ve

hem de kullanılacak tedavi yöntemlerinin hastadan

hastaya değişkenlik göstermesinden dolayı, kişiye

özgüdür. İnme ile mücadelede tek bir hekim değil

multidisipliner konusunda yetkin bir ekip birlikteliği

önemlidir. Ülkemizde inme konusunda sadece 2

merkezde Eskişehir Üniversitesi Tıp Fakültesi ve

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde

Vasküler Nöroloji Bilim Dalı mevcuttur.

• Felcin önlenmesinde yaşam tarzı değişiklikleri olarak

beslenmede doymuş yağ asitleri içeren yiyeceklerden

kaçınmak, lifli besinler yemeye özen göstermek, meyve

ve sebze ağırlıklı beslenmek, tuzu kısıtlamak önem

taşır.

• Günde en az otuz(30) dakikalık yürüyüşlerin

yapılması ya da kalori kaybı olarak buna eş değer

fiziksel aktiviteyi içeren egzersizlerin düzenli

uygulanması gerekmektedir.

• Hipertansiyon, kontrolsüz şeker hastalığı,

kolesterol yüksekliği gibi risk faktörlerinin kontrol

altına alınması, tansiyonun 140/90 mmHg altında

tutulması, sigara ve alkol tüketiminden kaçınılması,

kilo fazlalığının diyetlerle uygun sınırlara çekilmesi

inmenin önlenmesinde temel prensipler arasında yer

almaktadır.

• İnme son yirmi yıla kadar dünya sağlık örgütü

listesinde ölüm nedenleri arasında 3. sırada iken

günümüzde toplumun bilinçlenmesi, inmeye ilişkin

semptomların öğretilmesi ve akut inme tedavisinin

daha yaygın kullanıma girmesi ile tanı ve tedavide

önemli gelişmeler kaydedilmiştir.

• İnme özellikle son yirmi yıldır tanı ve tedavi alanında

hızlı gelişmeler sayesinde tedavi edilebilir bir hastalık

durumundadır ve bu tedavinin başarılı olması için erken

davranmak hayati önem taşır.

Kasım 2017

45


TEKNOLOJI

MEDİKALDE

GELİNEN

SON

NOKTA

Türk mühendisler, biyologlar ve hekimler

el ele verdi, kan hastalıklarına hızlı tanı

koymada kullanılacak ve klinik veriler ile

eğitilmiş yapay zeka kullanarak analiz eden

yerli medikal cihaz üretti.

On sekiz ayda yerli teknoloji

ile geliştirilen medikal

cihazın prototipi üretilmiş

ve çalışır durumda. Cihaz, lösemi,

lenfoma, talasemi, diğer anemiler

ve trombosit hastalıkları gibi bir çok

kan hastalığına tanı konulmasında ve

tedavi sürecinde kullanılacaktır.

Doç. Dr. Emre Tekgündüz,’’Kan sayımı,

dünyada olduğu gibi Türkiye’de çok

yaygın şekilde yapılıyor. Ülkemizde

kan sayımı değerlendirilip, bazı

anormallikler tespit edildikten

sonra, hastalar genellikle kan bilimi

uzmanına yönlendiriliyor.

Ülkemizde bunun sayısı son derece

sınırlı. Seksen (80) milyonluk

ülkemizde, beş yüz (500) ü aşmayan

bir hematolog sayısı olduğundan,

hastalara hizmet vermek için doğru

hastanın bize yönlendirilmesi büyük

önem taşıyor.

O zamanda bu kan sayımına bütün

hekimler bakıyor. Bu sistemin güzel

tarafı yapay zekayı kullanması. Burada

bir algoritma oluşturarak şüpheli ve

gerçekten önemli bir durum varsa,

o zaman hematologa göndermek

şeklinde sonuç çıkartıyor. Bu bizim

iş yükümüzü çok hafifletecektir.

Şu haliyle hematologlardan çok

hematoloji dışı alanlarda daha

büyük kullanım alanı bulacağını ve

doğru hastanın bizimle buluşmasını

sağlayacağını düşünüyorum’’ dedi.

46

Kasım 2017


AKTÜEL

İLK DERSİ DEMİRCAN VERDİ

Üsküdar Üniversitesi 2017-2018 Akademik Yılı, Sağlık Bakanı

Dr. Ahmet Demircan’ın da katıldığı bir törenle başladı.

Üsküdar Üniversitesi Altunizade Yerleşkesi Nermin Tarhan

Konferans Salonu’nda düzenlenen 2017-2018 Akademik

Yılı Açılış Töreni, Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan’ın

katılımıyla gerçekleşti.

Rektör Prof.Dr. Nevzat Tarhan: “Dünya standartlarında

eğitimle bilim insanı yetiştirmeyi hedefliyoruz” dedi ve

devam etti : “Öğrencilerimize proje kültürü ve girişimciliği

öğreterek bu anlamda öğrencilerimizin bir kimliği

olmasını istiyoruz. Girişimciik alanında ve proje kültüründe

yetiştirmek gençlere heyecan katıyor ve daha araştırma

odaklı oluyorlar. Bu nedenle müfredatımıza Pozitif psikoloji

ve Proje Kültürü dersi koyduk. Üniversite sadece meslek

edindiren bir kurum değildir. Meslek edindirmenin

yanı sıra AR-GE’ye yani bilginin ürüne dönüşmesini de

önemsiyoruz. Örneğin Türkiye’de ilk yerli enzimi üretecek

projemiz bulunuyor. Bu çalışmaların artmasını ve gençlerin

de bu çalışmaların içinde olmasını istiyoruz.”dedi

Sağlık Bakanı Demircan’dan ilk ders

Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan da törende akademik

yılın ilk dersini verdi. Türkiye’nin konumu gereği çok

pahalı bir coğrafyada bulunduğunu belirten Demircan,

tıp öğrencisi olduğu 1970’li yıllarda Sultan Abdülhamit’in

yazdığı hatıratı okuduğunu söyledi.

Sultan Abdülhamid’in hatıratında “Ne yapalım ki atalarımız

çadırlarını sırtlanların yolu üzerine kurmuş” dediğini

belirten Dr. Ahmet Demircan, şunları söyledi:“Bu cümle

beni çok etkilemişti ben de bunun üzerine şöyle bir

fikri metafor oluşturuyordum: Osmanlı bu coğrafyayı

sırtlanlardan koruyan bir aslandı ama koruyamadı ömrü

vefa etmedi, Osmanlı tarih sahnesinden çekilirken bu

aslanın yavrusu Türkiye Cumhuriyeti doğdu, elbette onun

üzerine gelecekler. Onlar biliyorlar ki aslanın yavrusu

büyüyünce aslan olacak, oluyor da. Onu bildikleri için

uğraşıyorlar ama biz bu coğrafyanın kıymetini bilen

özgür yaşamayı bilen, onun diyetini ödeyen bir milletin

torunlarıyız, çocuklarıyız. Bu sadece fiziki bir mücadeleyle

olmuyor. Bu mücadelenin önemli ayaklarından biri ki gücü

temin edecek en önemli unsur bilgi. Bilgiye hakimseniz

bilgi üretebiliiyorsanız bilgiyi teknolojiye dönüştürüyorsanız

elbette ki gücü elde edersiniz.”

48

Kasım 2017


AKTÜEL

Bakan Demircan: “Bilgiye bilgi katmalıyız!”

Bu coğrafyada atalarımızın büyük medeniyetler inşa ettiğini belirten Bakan Demircan, “Biz bu büyüklüğün faturasını

ödüyoruz. Çaresi için zihin yormamız lazım. Bir dönem bilgi ile akıl ile çok iyi işler yapan bu coğrafyayı inşa eden insanlar,

bir dönem ayağı takılmış. Ayağı takıldığı yer sendeleyip sıkıntı yaşadığımız yer, bilgi üretiminden kopmak sorgulayıcı

akılla aramızda sıkıntı doğması. Bilgi üretimini tekrar yakalamalıyız. Bilgiyi elde etmekten daha öte bir şey söylemeye

çalışıyorum. Var olan bilgiye ulaşırsınız öğrenirsiniz elbette ama bilgiye bilgi katmanın görevimiz olduğunu unutmayalım. Bu

noktada değilsek daima arkadan gideriz. Bu coğrafyanın parlayan yıldızı, umudu mazlumlara umut vaad eden Türkiye siz

gençlersiniz. Bu coğrafyanın umudusunuz. Bilgi üretecek insanların hizmetine sunacaksınız biz gençleri bu noktada bulmak

görmek istiyoruz. Eğer biz bunu yakalayamaz başaramazsak etrafta bu konuda zaafa uğrayan örnekleri görüyoruz. Parça

parça ediliyorlar, birbirine düşürülüyorlar” diye konuştu.

Kasım 2017

49


AKTÜEL

AMELİYATTAN ÖNCE NELER YAPMALIYIZ ?

Önce iyi bir doktor kontrolü şart. Alanında uzman olmuş doktorlara ameliyat olmadan önce

görünmekte fayda var. Ameliyattan sonra sorun yaşamamak için bunu mutlaka yapmalısınız.

Türk Cerrahi Derneği ‘ne göre; Obezite Ve Diyabet Ameliyatlarının Kararını Genel Cerrahi,

Endokrinoloji Ve Psikiyatri Bölümleri Multidisipliner Bir Sistem İçerisinde Hastayı

Değerlendirerek Vermelidir

• Günümüzde obezitenin insan

sağlığını bozan ve yaşam

kalitesini düşüren önemli bir

sorun olduğu gerçektir. Türkiye’de

yaklaşık toplumun %30’u obezdir.

Morbidobezite sınırı tanımlaması,

vücut kitle endeksi kırk elli yaş arası

olan bireyler için kullanılmaktadır ve

ameliyat için asgari şart budur.

• Son yıllarda obezite ve buna bağlı

diyabet için yapılan ameliyatlarda

anormal, kontrolsüz bir geometrik

artış saptanmaktadır. Maalesef,

dünyaca kabul edilmeyen bazı

ameliyatlar, Türkiye’de kontrolsüz

olarak yapılabilmektedir. Geçmişte

reflü cerrahisi adı altında

endikasyonsuz ve yetersiz şartlarda

yapılmış olan, günümüzde nedense

sayısı azalan, ameliyatlarda yapılan

hataların tekrarlanmakta olduğu

görülmektedir. Kilo verilmesi,

psikolojik destek ve egzersiz ile

diyet uygulamaları kombine edilerek

sağlanabilir. Bunun başarılamadığı

hallerde ve morbidobezlerde, dünyaca

kabul edilmiş ameliyatlar gündeme

gelebilir.

• Obezite cerrahisinde hataları

önlemek sıkı bir denetim

mekanizmasının devreye girmesiyle

mümkün olabilecektir.

• Obezite ve Diyabet ameliyatlarının

kararını Genel Cerrahi, Endokrinoloji

ve Psikiyatri bölümleri multidisipliner

olarak hastayı değerlendirerek

vermek durumundadırlar.

• Gerektiğinde diğer bölüm

konsültasyonları (sıklıkla Kardiyoloji,

Göğüs Hastalıkları ve Anestezi)

yapılmalıdır. Aynı zamanda bu

ameliyatların yapılacağı hastaneler

optimal şartlara sahip olmalı, yoğun

bakım üniteleri ve yoğun bakım

personelleri yeterli olmalıdır.

• Ülkemizde doğru endikasyonlarla

doğru ve başarılı birçok obezite ve

diyabet ameliyatı yapılmaktadır. Ancak;

son zamanlarda eksik ve yanlış

endikasyonla yapılan ve ölümcül

komplikasyonlarla sonuçlanan

olgu sayıları artmıştır. Bu nedenle

uygun yapılanmaya sahip olmayan

hastanelerde, özetlenen şartlara

sahip olmayan ve endikasyonsuz

yapılan ameliyatlara kesinlikle

yaptırım uygulanması gerekmektedir.

Bu konuda derneğimiz üzerine düşen

görevi yapacaktır.

50

Kasım 2017


AKTÜEL

KAMERUN’DAN ANKARA’YA ZİYARET

Göz sağlığı konusunda yaptığı atılımlar ile Türkiye’nin sağlık turizmi

konusunda, dünyanın önde gelen merkezlerinden biri haline gelmesine

büyük katkılarda bulunan Dünyagöz Hastaneler Grubu, Kamerun’dan

gelen resmi heyeti ağırladı.

Kamerun Sosyal Güvenlik Kurumu (CNPS) Genel Direktörü Mekulu Mvondo Akame Noël tarafından Dünyagöz Ankara’da

gerçekleşen ziyaret sırasında, sağlık turizminin geliştirilmesi konusunda atılacak adımlar ve gelecekte beraber

yürütülebilecek projeler masaya yatırıldı

Dünyagöz Hastaneler Grubu Ankara Bölge Direktörü Hüseyin Kılavuz ise, “Dünyagöz olarak, Türkiye’nin sağlık turizminde,

son yıllarda yaptığı büyük atılımın önemli bir parçası olmanın gururunu yaşıyoruz. Bugün gerçekleştirdiğimiz toplantıda,

sayın Noël ile gelecekte birlikte gerçekleştirebileceğimiz projeleri tartıştık. Benzer temaslarımızı sürdürerek, ülkemizi göz

sağlığı konusunda dünyanın önemli merkezlerinden biri haline getirmeyi amaçlıyoruz” dedi.

52

Kasım 2017


SAĞLIK

ANNE ADAYLARININ OLMAZSA OLMAZI

DİŞ SAĞLIĞI

Anne adaylarının hamilelik döneminde en çok dişlerine dikkat etmesi

gerekiyor. Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Doktor Rukiye Parlak bu dönemde

anne adaylarını dikkatli olmaları konusunda uyardı:

Diş çürümesi en çok hamilelik döneminde görülüyor

• Bu dönemde dişlerin daha çabuk çürümelerinin

nedenleri arasında şunlar gelmektedir; Bebek beslenen

dönemde tatlıya, abur cubura aşırı istek belirir ve bunlar

yendikten sonra diş fırçalama ihmal edilir. İlk aylarda

görülen kusmalardan sonra anne ağız bakımına yeterince

özen göstermeyebilir. Gebelik hormonlarının etkisi ile

dişetleri daha çabuk kanayan anne, dişlerini fırçalamaktan

kaçınır. İşte bu nedenlerden ötürü bu dönemde diş

sağlığına daha fazla özen göstermek gerekir.”

• Dengeli beslenme, C ve B12 desteği ile dişlerinizi

koruyun

• Hamilelik döneminde diş ve ağız bakımına özen

gösterilmemesi ve temizliğinin aksatılması durumunda

anne adaylarının dişeti iltihabı ile karşı karşıya kalacağını

belirten Rukiye Parlak diş sağlığını korumak için şu

önerilerde bulundu: “ Her gün en az iki kez, mümkün olan

durumlarda her yemekten sonra dişler fırçalanmalıdır.

• Her gün tüm dişlerde diş ipliği ile de temizlik işlemi

yapılmalıdır. Sabah diş fırçalamak rahatsızlık veriyorsa ağız

su veya anti-plaque ve floridli gargaralarla çalkalanmalıdır.

• Dengeli beslenme ile birlikte C ve B12 vitamin destekleri

de ağız sağlığının sürdürülmesi açısından önemlidir.

Diş hekimine daha sıklıkla gidilmesi de etkin plak

kontrolünü sağlayarak gingivitis gelişimini önler. Plak

kontrolünün sağlanması aynı zamanda dişeti irritasyonunu

ve hamilelik tümörlerinin oluşma riskini de azaltır.”

• “Bebeğinizin sağlıklı dişlere sahip olması sizin elinizde”

• Hamilelik döneminde anne hem kendi sağlığı hem de

bebeğinin diş gelişimi için dengeli beslenmeye dikkat

etmelidir. Diş sağlığı için protein, A vitamini (et, süt,

yumurta, sarı sebze ve meyveler), C vitamini (narenciye,

domates, çilek), D vitamini (et, süt, yumurta, balık) ve

kalsiyumdan (süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler)

zengin gıdaların yeterince alınması gerekir. Bunun yanı sıra

bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınılmalıdır.

• Kullanılan ilaçlar bebeğin diş sağlığıyla beraber genel

vücut gelişimini de olumsuz yönde etkileyebilecektir.

54

Kasım 2017


AKTÜEL

TEHLİKE ÇANLARI ÇALIYOR!

Uyuşturucu ile mücadele ederken,

daha tehlikelisi çıktı : FENTANİL

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Bağımlılık Merkezi’nin haberine

göre; uygunsuz kullanımı durumunda eroinden daha ölümcül bir opioid

olan ‘’fentanil’’ maddesinin yaygınlaşması korkutuyor!

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji

Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Cavid

Guliyev şunları söyledi: “Son yıllarda

ABD’de fentanil isimli bir ilaca bağlı

ölümler giderek artıyor.

Fentanil, daha çok genel anestezide

analjezik destek olarak veya şiddetli

ağrı yaşayan kanser hatalarında

ağrı kesici olarak kullanılan bir ilaç.

Ancak fentanil aynı eroin gibi opioid

reseptörlerini etkiliyor ve uygunsuz

kullanımı sonucunda bağımlılık

gelişebiliyor. Sokaklarda fentanil

tedavi dışı kullanımı kullanımı ve buna

bağlı ölümler artıyor. Örneğin ABD’de

Ohio kentinde aşırı doz kullanıma

bağlı ölümlerin %90’ı fentanil’e bağlı

bulunmuş. Eroin kullanımına bağlı

ölümler, sadece %6 olarak saptanmış.

Bu bulgu durumun ciddiyetini

gösteriyor. Fentanil, morfinden elli

yüz kat daha güçlü etkiye sahip. Bu

haliyle eroinden daha tehlikeli olarak

görülüyor. Sokakta eroin yerine

fentanil verilen veya eroinle fentanili

karıştıran kişi sayısı giderek artıyor.

Eroin aşırı dozunda hayat kurtaran

naloksan isimli ilaç bile fentanil

entoksikasyonunda yetersiz kalabiliyor.

dedi

Guliyev ‘e göre fentanil ülkemizde

henüz yaygınlaşmadı ancak bu

yaygınlaşmayacağı anlamına gelmez.

Tehlike çanları çalıyor! Ve son olarak

Guliyev konu ile ilgili şunları söyledi:

Fentanil, ülkemizde sokakta henüz

çok sık kullanılan bir madde değil.

Ancak sağlık personeli arasında

kullanımına sık rastlıyoruz. Bildiğimiz

ve tedavisiyle uğraştığımız bir

madde. ABD’de gözlenen bu sorunun

ülkemize de yansıması olabileceğini

düşünüyorum. Bu nedenle gerekli

önlemleri almalıyız.” diye konuştu.

56

Kasım 2017


AKTÜEL

ÇOCUKLARIN VÜCUDUNDAKİ

MORLUKLARA DİKKAT !

(2-8 KASIM LÖSEMİLİ ÇOCUKLAR HAFTASI)

En sık çocuklarda görülen ‘’lösemi’’ halk arasında ‘’kan kanseri’’

için nelere dikkat etmeniz gerektiğini öğrenmek için yazımızı dikkatle

okumanızı tavsiye ederiz:

Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı

Prof. Dr. Cengiz Canpolat, löseminin teşhisindeki en önemli olduğunu

vurguluyor ve uyarıyor :

• Morluk diz üstünde yer alıyorsa: Morlukların belirdiği bölgeye çok

dikkat edilmesi gerekiyor. Diz üzerinde, vücudun yumuşak bölgelerinde

çıkan morlukları şüpheyle karşılamak ve hematolojik hastalıklardan

kaynaklanabileceği için çocuğu zaman kaybetmeden hekime götürmek

şart. Çocuklar oyunun heyecanıyla da çoğu kez bir darbeye maruz

kaldıklarını hatırlamayabiliyorlar.. Anne babalar elbette diz altında olan

morlukları da yakından takip etmeli ancak özellikle sıkı takibi almaları

gereken bölge diz üstü bölgesi olmalı.

• Orantısız ve sayıca fazlaysa: Özellikle dizin üzerinde ve vücudun

yumuşak bir yüzeyinde büyük ve sayıca fazla olan morluklar

dikkatten kaçmamalı.Küçük bir çarpmaya rağmen dikkat çekici

şekilde beliren, darbenin şiddeti ile büyüklüğü ve rengi orantılı

olmayan morluklar anne babaları mutlaka alarma geçirmeli. Çünkü

bu morluklar birçok kan hastalığının habercisi olabiliyor.

• Burun ve diş eti kanamaları eşlik ediyorsa : Bu tür morluklara burun

ve diş eti kanamaları ile idrar ve dışkıda kanama gibi bulguların da

eşlik etmesi durumunda ailelerin hiç zaman kaybetmeden hekime

başvurmaları gerektiğini vurguluyor. Nedeni belli olmayan ve uzun

süren ateş, karaciğer, dalak ve lenf bezlerinin büyümesi, vücutta

geçmeyen küçük noktasal kanamalar, kol ve bacak ağrıları, çabuk

yorulma, halsizlik ve solukluk gibi belirtilerin de yakından takip

edilmesi gerektiğini vurgulayan “Özellikle çok esmer çocuklarda oluşan

morluklar zaman zaman gözden kaçabilmektedir. Bu nedenle aileler

yakın takipte olmalıdır. Tanıda süratli olmak ve tedaviye erken başlamak

kritik önem taşımaktadır” diyor.

Kasım 2017

57


(NEM ALMA CİHAZLARI)

|

TÜRKİYE DİSTRİBÜTÖRÜ

www.nabiztip.com


Nebulizatörler

Ateş Ölçerler

TÜRKİYE DİSTRİBÜTÖRÜ

www.nabiztip.com


AKTÜEL

O TELAFİSİZ HÜZÜN

Benim başıma gelmez demeyin, bu hastalık kimlerin başına gelmedi ki…

Son yıllarda pek çok evi ziyaret eden

ve etmeye devam eden…

Onu hiç beklemeyen ve ansızın

karşısında gören insanlar..

Ve sonrasında yaşanılan ‘’o telafisiz

hüzün..’’

Evet maalesef bunun adı ‘’kanser’’

Onu yakından tanıyanlar daha iyi bilir

bu kelimenin anlamını..

Son yıllarda ülkemizde her geçen

gün yaygınlaşmakta ve en fazla

ölüm nedenleri arasında yer alan bu

hastalığın, uzmanlara göre bir çok

sebebi var; sağlıksız beslenme, sigara,

alkol kullanımı, stres ve en önemlisi

genetik faktörler. Ve uzmanlar

uyarıyor, bu tür hastalıklarda erken

teşhis çok önemli. Kendinizi ihmal

etmeyin sık sık kontrollerinizi yaptırın.

Benim başıma gelmez demeyin bu

hastalık kimlerin başına gelmedi ki !

Kanserin bu kadar yaygınlaşması ve

insan ölümlerine sebep olması çok

üzücü.

Kanserden kaybettiğimiz

ünlülerimizden bazıları:

60

Kasım 2017


TEKNOLOJİ

RADYOTERAPİDE TEKNOLOJİK YENİLİK

Kasım 2017

61


TEKNOLOJİ

RADYOTERAPİDE TEKNOLOJİK YENİLİK

Medikal Teknik Dergisi kasım ayı sayısında size günümüzde yaygınlaşan ve

çağın hastalığı olarak nitelendirilen kanser hastalığı tedavi süreçlerini ve

bu süreçlerde kullanılan cihazları araştırdık. Bu hastalığın tedavi sürecinde,

radyoterapinin çok önemli yere sahip olduğunu öğrendik. Radyoterapide

kullanılan en son teknolojiyle üretilmiş cihazı konunun uzmanı Prof.

Dr.Mustafa Vecdi Ertekin, bizler için anlattı:

Trilogy Cihazı

• Kanser hastalığında radyoterapinin

yeri çok önemlidir. Radyoterapi

ile kanser hastalarına profilaktik

(koruyucu) polyatif (destekleyici) ve

radikal (kür alıcı, temizleyici) tedaviler

yapılmaktadır. Kemoterapi öncesinde,

sonrasında veya tek başına tedavi

yöntemidir. Hastalığının tedavisinde

kullanılmak üzere, farklı cihazlar

üretiliyor. Bu cihazlar içerisinde en

önemlisi Trilogy cihazıdır.

• Radyoterapi, malign neoplazi ve bazı

benign hastalıların tedavisinde ionize

radyasyon kullanılarak yapılan klinik

tedavi yöntemidir.

• Bilgisayar teknolojisinin gelişmesine

parelel olarak radyoterapi planlaması

ve tedavisinde kullanılan ionizan

radyasyon oluşturan eksternal

radyoterapi cihazlarının teknolojisinde

de gelişmeler olmuştur . bu

gelişmelerle birlikte linak tabanlı

cihazlar geliştirilerek TRuebeam

,Trilogy , Tomoterapi ve cyberknife

gibi eksternal radyoterapi cihazları

kullanılmaya başlanmıştır. Bu

cihazların ortak özellikleri IMRT ve

IGRT yapabilmeleridir. Bu tedavi

yöntemleri ile güvenilir ,kaliteli

radyoterapi yapılabilmektedir.

• Bu gelişmeler doğrultusunda

hastanemiz son teknolojik

özelliklere sahip rapidarc lisansıyla

beraber VARİAN TRİLOGY cihazını

hastane(Avrasya Hastasi) bünyesine

62

Kasım 2017


TEKNOLOJİ

kazandırmıştır. Gerekli alt yapısı

oluşturulmuş olan cihazımız

Kalibrasyon ölçümlerinden sonra

Hasta alımına hazır hale getirilmiştir.

VARİAN TRİLOGY

Trilogy eksternal(dışarıdan) uygulanan

radyoterapide kullanılan bir lineer

Accelerator (LİNAC) yani lineer

hızlandırıcıdır.

6MV ve 15MV foton (X ışını) ve

4,6,9,12,16,20 MeV elektron enerjisi

üretmektedir .

Trilogy ismini donanım özellikleri

sayesinde 3 farklı tedaviyi de

yapabilmesinden dolayı almıştır. Bu

tedaviler IMRT ,IGRT ,SRS tir.

Bu tedavilerin yanında Rapidarc

lisansıyla beraber cihazımızda

Modulated Arc Therapy (VMAT) de

yapılabilmektedir.

Bu tedavi şekillerini kısaca özetlersek;

Yoğunluk Ayarlı Radyoterapi (IMRT)

Vücudun bazı bölgelerinde tümör ve

çevre normal dokular birbirine çok

yakın olabilirler. Böyle bir durumda

3B KRT’de olduğu gibi üç boyutlu

görüntüler oluşturulduktan sonra

lineer hızlandırıcı tarafından üretilen

ışının alan boyunca yoğunluğunun

değiştirilmesi ve ayarlanması

sağlanır. Bu prensiple oluşturulan

tedavi tekniğine yoğunluk ayarlı

radyoterapi (IMRT) denir. IMRT tekniği

sayesinde tümöre istenilen yüksek doz

verilirken tümör sağlam doku birleşim

bölgesinde ani doz düşmesi sayesinde

ve çoklu alan kullanımı ile komşu

normal dokularda dozların düşük

seviyede tutulması sağlanır.

Görüntü Kılavuzluğunda Radyoterapi

(IGRT)

Bu yöntemle hastanın tedavi

öncesinde alınan görüntüleri ile tedavi

sırasında cihazdaki görüntüleme

sistemleri sayesinde alınan görüntüleri

karşılaştırılarak ışınlanacak bölgenin

her gün uygunluğu kontrol edilir ve

tedavi alanın doğruluğu sağlanır.

Hasta tedavi masasındayken, kesitsel

görüntü alınarak kayma hataları

saptanır ve bu hatalar otomatik olarak

düzeltilerek radyoterapi uygulanır.

Böylece yüksek dozlar her gün aynı

hedefe odaklanmış olur.

Stereotaktik Radyocerrahi (SRS)

ve Stereotaktik Beden Radyoterapi

(SBRT)

Radyocerrahi, tümörlerin ve bazı

damarsal bozuklukların tedavisinde

kullanılan bir radyoterapi tekniğidir.

Bu teknikte çok yüksek dozlarda

yoğunlaştırılmış iyonize radyasyon,

odaklı bir ışınlama tekniği ile hedefe

yöneltilir. Radyocerrahi beyindeki

lezyonların tedavisinde kullanıldığında

stereotaktik radyoterapi (SRS/SRT),

vücuttaki lezyonların tedavisi için

kullanıldığında stereotaktik vücut

radyoterapisi (SBRT) adını alır. Sağlıklı

dokuların maruz kaldığı radyasyon

oranı en aza indirilerek birkaç seansta

gerçekleştirilen radyocerrahinin

tedavi sonuçları, doğru seçilmiş hasta

gruplarında ve iyi bir uygulama ile

cerrahi sonuçları ile eşdeğerdir.

Rapidarc

Volümetrik Yoğunluk Ayarlı Ark

Tedavisi (VMAT) anlamına gelmekte

olup çok kısa zamanda görüntü

kılavuzluğunda yoğunluk ayarlı

radyoterapi yapılmasına olanak

sağlayan bir ışınlama tekniğidir.

Rapidarc ile görüntü alma ve tedavi

süreleri toplam 4 dakika gibi çok kısa

bir sürede tamamlanabilmektedir.

Cihazın hasta etrafında bir veya

daha fazla dairesel olarak dönmesi

ile gerçekleştirilen bu teknikte

tümörün daha hassas ve yüksek

dozda ışınlanması sağlanırken komşu

normal dokuların da yüksek oranda

korunması sağlanır.

Kasım 2017

63


AKTÜEL

Funda DURMAZ

“DEĞİŞİM TASARIMCISI”

ALLAH’IN EN BÜYÜK LÜTFU: NEFES

Ne mutlu bize..

Her sabah güneşin doğuşunu

görüyoruz, nefes alıyoruz ve yeni bir

güne yepyeni düşüncelerle uyanıyoruz.

Belki yeni umutlar, hayaller ve daha

fazlası.. Her geçen gün güne bilinçli

olarak doğan yalnızca güneş değil

elbette..

Her an aldığımız ve farkına bile

varmadığımız nefes, Allah’ın bize

verdiği en büyük lütuf.. Şükredecek

ne çok şeyimiz var. Fakat biz o şükrü

ve yaşatacaklarını çok çok uzaklarda

arıyoruz.. Sanki mutlu olmak ve

gülümsemek için hiç sebebimiz

yokmuş gibi.. Şikayetler ediyoruz çoğu

zaman…Sanki sahip olduğumuz, sahip

olacağımız hiçbir şey yokmuş gibi..

Halbu ki ne çok şeyimiz var ! Kim bilir

farkına varamadığımız ?

Peki, neden böyleyiz(?)

Korku maalesef korku !

En önemli sorunlarımızdan birisidir.

Korkuyu önleyebilir, yok edebilir,

onunla yaşamayı öğrenebilir miyiz ?

Ölüm, iflas, işsiz kalmak, yalnızlık,

kaybetme, terk edilme, boşanma,

hastalık, tüm yaşamımızda ne çok

korku var..

Aman Allah’ım (!)

Bunlardan korkmak bir açıdan

doğal gibi görünebilir, ama korkuyla

yaşanmaz bunu da belirtmek isterim.

Allah’ın en büyük lütfu nefes olduğu

için, Allah ın en büyük lütuflarından

birisi de nefes alamamak yani ölüm

korkusudur .Ölüm korkusunun

arkasında zaman korkusu ve

yaşayamamışlık yatar. Yetmiş yıllık

yaşam, 1/3 ü uyku, yirmi yılı eğitim,

çalışma, aile ve evlilik derken;

hayallerimizi ertelediğimizi düşünür,

korkmaya başlarız çünkü hayat

geçmektedir. Bu nedenle ölmeden

önce yapılacaklar listeleri yayılmaya

başladı. Güzelliğin, sevginin, neşenin,

mutluluğun yaşanmasına izin vermez.

Aslında yaşanmamış bir yaşamdan

korkuyoruz, bu yüzden de hayatı

doyasıya yaşamalıyız.

Dünyanın sonumu geliyor (?)

Elbet gelecek, biz o günleri görür

müyüz bilinmez. Konfüçyüs ‘ün

dediği gibi biz de onunla birlikte

sona ereceğiz, endişelenecek bir

şey kalmıyor geriye.. Korkmak yerine

Dünyamıza sevgiyle yapılacaklara

odaklanmak daha doğru.. Her zaman

olmakla olmamak arasında fark

var.. Biz olanlardan olalım, olgun

olalım.. Ve öyle düşünelim, çünkü;

olgunluk kendimizi korkuyla bağlantılı

her şeyden koparmamızı sağlar.

İçimizi dinlemeli, davranışlarımızı

ve inançlarımızı izlemeliyiz. Bunlar

gerçeklere, deneyimlere mi yoksa

korkulara mı dayanıyor bunu iyi

bilmeli, iç dünyamızı tanımalı ve

kendimizle derinleşmeliyiz.. Bilmek;

korkusuz, sevgi dolu ve başarılı olmayı

kendiliğinden getirir.

Şimdi hemen oturun, korkularınızın

bir listesini yapın(!)

Hastalık, ölüm, ayrılık, aldatılma,

parasızlık, işsizlik hepsini listeleyin.

Ya başaramazsam, ya olmazsam, ya

beni terk ederse gibi hayatınızdaki

tüm korkuları yazın.

64

Kasım 2017


AKTÜEL

Korkularınız nereden geliyor, ne

mesaj veriyor, odaklanın.

Üzerlerinde bilinçli düşünün,

yersiz korkularınızı bırakın ve

olgunlaşın. Örneğin öldüğünüzde ne

olacağını tam olarak bilmiyorsanız,

bilmediğimiz bir şeyden neden

korkuyoruz? Korkuların sonucunda

panik atak, kaygı bozuklukları,

odaklanamama, stres ve öfke gibi

durumlar ortaya çıkar. Bu durumda ve

tüm yaşamımızda , nefes egzersizleri

sağlıklı yaşamanızı hem de nefes

kontrolü ile farkındalık kazanmanızı

sağlayacaktır. Kontrolün bizde

olmadığı sistemleri vücut ısınızı,

kalp atış hızınızı, tansiyonunuzu,

hormon salgılarınızı azaltabilir ve

çoğaltabilirsiniz. Zinde, mutlu,

huzurlu olabilmek için diyafram nefesi

almak son derece önemli.

Nefes egzersizleri önemli (!)

Nefes egzersizleri önemli. Çünkü;

dikkat, motivasyon, odaklanma, bilgiyi

hafızaya kodlama, sınav anı heyecanı

durdurma ve kontrol altına alma,

doğru ve düzgün konuşma ve sporda

başarılı olma gibi olumlu katkıları var.

Satrançta, yüzmede, atletizmde nefes

kontrolü ve nefes egzersizleri artı

başarı sağlıyor. Nefes egzersizlerini

yaşınız kaç olursa olsun, çok kolay

öğrenip hayatınıza geçirebilirsiniz.

Mevlana’mızın dediği gibi;

“Sen düşünceden ibaretsin,

Geri kalan et ve kemiksin,

Gül düşünürsen gülistan olursun,

Diken düşünürsen diken olursun.”

Korkuyla hareket ederek büyüyemeyiz,

gelişemeyiz, keşfedemeyiz, işimizde

ilerleyemeyiz. Dünya tarihindeki onca

keşfe bakın, korkunun esiri olsa insan;

kim bilir şimdi nerede olurdu ya da

şuan gelebildiği noktaya gelebilir

miydi? Daha çok yaşayın, ertelemeyin,

daha yoğun yaşayın, sevgi dolu

yaşayın.

Ölmek cesaret gerektiren bir

şey değil, yaşarken ölmeyin,

esas cesaret gerektiren doyasıya

yaşamaktır.

Kasım 2017

65


AKTÜEL

Çocukluk çağı yüksek tansiyonun

sebebi böbrek reflüsü

İdrar kesesi içinde depolanan idrarın geriye doğru idrar kanalları ve

böbreğe doğru kaçmasına vezikoüreteral reflü (VUR) ya da böbrek reflüsü

deniyor. İstanbul Aydın Üniveristesi Florya Hastanesi Üroloji Uzmanı

Prof. Dr. Semih Ayan, bu hastalığın daha çok genetik olarak oluştuğunu

belirterek teşhisinin anne karnında da koyulabildiğini söyledi.

Böbrek reflüsü, böbreğe bakteri

ulaşmasını kolaylaştırarak

böbrekte efeksiyonlar

oluşmasına, böbrek dokusunda

kalıcı hasara neden olurken, böbrek

fonksiyonunda azalmaya ve idrar

kanallarıyla böbreğin genişlemesine

yol açıyor. İstanbul Aydın Üniveristesi

Florya Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof.

Dr. Semih Ayan, böbrek reflüsünün

en önemli nedeninin böbrekten idrar

kesesine idrarı taşıyan kanalının idrar

kesesi ile birleştiği kısımda doğumsal

bir gelişim kusurunun bulunması

olduğunu kayderek, hastalıkla ilgili

önemli bilgiler verdi:

Kardeşinde görülme riski yüzde 30

Böbrek reflüsünün, genetik olarak

oluştuğu ve bu nedenle aynı aile içinde

görülme sıklığının normalden daha

yüksek olduğu bilinmektedir. Böbrek

reflüsü (VUR) olan bir çocuğun,

kardeşinde de aynı durumun görülme

olasılığı yüzde 30 civarındadır ve bu

nedenle bu hastalık teşhis edilen

çocukların kardeşleri de mutlaka

kontrol edilmelidir.

Teşhis anne karnında koyulabiliyor

Günümüzde hemen hemen

tüm gebeliklerde ciddi bir takip

yapılıyor olması bebek henüz anne

karnındayken böbreklerindeki sorunun

tespitini de kolaylaşıyor. Kadın doğum

uzmanı hekimlerimizden böbrek

genişlemesi nedeni ile takip etmemiz

için bize gönderilen fötüslerin bir

kısmında doğum sonrası testlerle

böbrek reflüsü teşhis edilmektedir.

Doğum öncesi böyle bir şüphe

duyulmayan bir bebeğin ateşli idrar

yolu enfeksiyonu geçirmesi halinde

ise mutlaka böbrek reflüsünden

şüphelenmek gerekir.

Kız çocuklarında daha yaygın

En sık karşılaştığımız hasta grubu,

okul öncesi yaşta sık tekrarlayan

enfeksiyonlar ile gelen kız

çocuklarıdır. Bu çocuklarda gündüzgece

idrar kaçırmaları da görülebilir

ve genellikle kabızlık da tabloya eşlik

eder. Teşhis için yapılan çalışmalara

çocuklar için hiçbir yan etki ve zararı

olmayan ultrasonografi ile başlanır

ve bu yöntemle böbrekte genişleme

görülebilir. Ancak ileri derecede

olmayan reflülerde bu bulgu ortaya

çıkmayacağı için, ultrasonografi

teşhis için yeterli değildir. Bebekler

ve çocuklar için biraz zahmetli

olmakla birlikte şu anda tüm dünyada

böbrek reflüsü şüphesi olanlar için

kullanılabilen en iyi teşhis yöntemi,

idrar kanalından mesaneye ince

bir kateter takılması ile ilaç verilip,

doldurma ve işeme esnasında

görüntülerin alınması şeklinde yapılan

radyolojik uygulamadır.

Çocukluk çağındaki yüksek

tansiyonun sebebi

Tedavide öncelikli amacımız böbrek

reflüsüne yol açabilecek mesane

problemleri olup olmadığını anlamak

ve bunları çözmek olmalıdır. Mesane

çıkışında tıkanıklığa neden olan

anormallik varsa ortadan kaldırılır,

aşırı kasılmalar oluyorsa gevşetici

ilaç tedavisi başlanabilir. Tedavi

için cerrahi müdahale gereken

durumlarsa şöyledir; birincisi teşhis

edildiğinde yüksek dereceli olan

VUR’ler, ikincisi 3. derecede olsa da iki

taraflı olan ya da ağır böbrek dokusu

kaybı olan ve böbrekte yeni enfeksiyon

risklerinin göze alınamadığı durumlar

ve üçüncüsü ise koruyucu antibiyotik

tedavisine rağmen engellenemeyen

enfeksiyon ataklarının olması. Ayrıca

VUR’a bağlı olarak böbrekte doku

kaybı olan çocukların kan basıncı

ölçümleri de mutlaka düzenli olarak

yapılmalıdır. Çocukluk çağında yüksek

tansiyonun başta gelen nedenlerinden

birisinin böbrek reflüsü ve geçirilmiş

enfeksiyonlar sonrası skar (yara izi)

gelişimi olduğu unutulmamalıdır.

66

Kasım 2017


AKTÜEL

Reason for childhood high blood

pressure is kidney reflux

Back flushing of urine stored in the bladder, towards the urinary tracts

and the kidneys is called vesicoureteral reflux (VUR) or kidney reflux.

Istanbul Aydın University Florya Hospital, Urology Specialist Prof. Dr.

Semih Ayan, said this disease is caused more by genetics and can be

diagnosed during pregnancy.

While Kidney reflux makes it

easy for bacteria to reach

the kidney and cause kidney

infections, permanent damage to the

renal tissue, it also opens the way

for kidney functions to deteriorate

and enlarges the kidney through

the urinary tracts. Istanbul Aydin

University Florya Hospital Urology

Specialist Prof. Dr. Semih Ayan noting

that the most important reason is

a birth defect where the tract that

carries the urine meets the bladder,

gave important information related to

this disorder:

The risk of it being seen in a sibling

is 30 percent

Kidney reflux is formed genetically

and because of that, incidents within

a family are higher than normal. A

child with kidney reflux (VUR), having

a sibling with the same affliction is

around 30 percent and because of

that when a child is diagnosed, other

siblings must also be tested.

Diagnosis can be made during

pregnancy

Presently, the serious follow-up

during almost all pregnancies

makes it easier to detect any kidney

problems the baby may have while still

in the mother’s tummy. A number

of fetuses that are sent to us for a

follow-up by obstetricians due to

kidney enlargements are diagnosed

with kidney reflux by tests conducted

after birth. In a baby, who has a

feverish urinary tract infection but

showed no indication before birth,

kidney reflux should be suspected.

It is more common in female

children

The most common patient group

that we see with frequent recurring

infections in the pre-school age

is female children. Day and night

incontinence may be present in

these children and constipation may

accompany thereto. The work for

diagnosis starts with ultrasonography

that has no side effects and harm for

the children and with this method

enlargement of the kidney may be

seen. However, because this finding

will not be present in reflux that is

not advanced, ultrasonography is not

enough for diagnosis. Even though

it is a bit inconvenient for babies and

children, presently the best diagnostic

method for suspicion of kidney reflux,

used all over the world, is a radiology

application where medication is

administered

through a

catheter installed

from the urinary

tract to the

bladder and

visuals taken

during filling and

emptying actions.

The cause of high

blood pressure

in childhood

Our objective in

treatment should

be to understand if there are any

bladder issues that may cause kidney

reflux and if so, to resolve them. If

there is a blockage at the exit from

the bladder it should be eliminated, if

there are excessive contracting taking

place, relaxant drug treatment may

be started. These are the surgical

treatments that are necessary; first

one is when VUR is high level at

time of diagnosis, second one is for

situations where even though it is at

level 3 but it is two sided, or there

is high level of renal tissue loss and

new infections in the kidney cannot

be risked and the third one is due

to infection attacks that cannot be

stopped with anti-biotic treatments.

Also, in children with renal tissue loss

related to VUR, blood pressure must

be monitored regularly. The fact that

one of the leading causes of childhood

high blood pressure is kidney reflux

and scarring developed from past

infections, must never be forgotten.

Kasım 2017

67


SAĞLIK

HEMOROİTE DOĞAL ÇÖZÜM: PROPOLİS

Günümüzün en yaygın rahatsızlıklarından biri olan hemoroit sorunu,

erken farkındalıkla ciddi boyuta ulaşmadan çözülebiliyor. Yara

iyileştirmeyi hızlandırıcı özelliği insanoğlu tarafından binlerce yıldır

bilinen ve bilinen en iyi doğal antibakteriyellerden biri olan Propolis,

içeriğindeki 150 farklı doğal etken bileşik ile hemoroit rahatsızlığına

etkili çözüm sunuyor.

Genetik faktörler, çalışma

koşulları, fazla kilolar ve

hareketsiz yaşam nedeniyle

ortaya çıkan hemoroit, günümüzde

en yaygın rahatsızlıklardan biri

haline geldi. Toplumun yüzde 75’inin

hayatının bir döneminde mutlaka

bu rahatsızlıkla tanıştığını belirten

uzmanlar, hemoroitin kadın ve

erkeklerde eşit olarak görüldüğüne

dikkat çekiyor.

Doğal takviye

Bağışıklık sistemini ve cilt sağlığını

desteklemek için de kullanılan

Propolis’in yara iyileştirmeyi

hızlandırıcı özelliği yapılan

araştırmalarla da ortaya konulmakta.

Özellikle sindirim sistemindeki

iç yaralara karşı kullanılan

Propolis, bu sayede mide-bağırsak

sorunlarında destekleyici takviye

görevi görülebiliyor. Uzmanlar,

hemoroit sorunlarına karşı da uzun

süredir kullanımı bilinen bu mucizevi

maddenin hemoroit problemlerinde,

yara iyileştirici, antiinflamatuar

(iltihapla savaşan), kılcal damarları

güçlendirici, antioksidan ve

antibakteriyel özellikleri sayesinde

son derece ideal bir doğal takviye

olarak kullanıldığını dile getiriyor.

Şifası tarih kadar eski

Reçineli ve mum kıvamında olan,

arılar tarafından ağaçların tomurcuk

ve kabuklarından toplanan bir madde

olan Propolis’i arılar, kovandaki

çatlakların kapatılması, zararlı

bakteri, virüs ve mantarlardan kovanın

korunması amacıyla kullanıyor.

İnsanoğlu tarafından binlerce

yıldır bilinen Propolis’i, Asur’lular

yara iyileştirmek için, Mısırlılar

mumyalama için kullandı. Eski Yunan

yazıtları bu maddeyi iltihaplanan

yaralar ve çürükler için kür olarak

tanımlarken Roma’da yara üzerine

konulan lapa benzeri karışımın

yapımında kullanıldı. Avrupa’daki 12.

yüzyıl kayıtları ise Propolis’in ağız ve

yara enfeksiyonlarının tedavisinde

kullanıldığından bahsediyor.

Propolis içerikli kremler hızlı etki

ediyor

Yağ bazlı uygun taşıyıcılar (saf

vazelin ve lanolin) ile Propolis –

papatya ekstreleri içeren kremler, bu

sayede hemoroit nedeniyle oluşan

kanama, yanma, kaşıntı ve kanama

gibi semptomlarının başarıyla

yok edilmesini sağlıyor. Florence

Nightingale Hastaneleri Genel

Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ediz Altınlı

‘Propolis’e dikkat çekerek bilinen

en iyi doğal antibakteriyellerden biri

olan bu maddenin genel bağışıklık

güçlendirici olarak yara iyileştirme

gibi birçok nedenle kullanıldığını,

ayrıca antioksidan ve ödem giderici

özellikleri bulunduğunu vurguluyor.

Prof. Dr. Altınlı, “Cerrahi

müdahalenin gerekmediği hemoroit

rahatsızlıklarında kullanılan propolis

içerikli kremler, birinci ve ikinci

derece hemoroit hastalarının yüzde

87’sinde rahatsızlığın kaybolmasına

yardımcı oluyor. Rektal mukoza

tahrişini azaltan ve bu yolla iyileşmeyi

hızlandıran propolis içerikli kremler

hamileler dahil olmak üzere tüm yaş

gruplarınca rahatlıkla kullanılabilir”

şeklinde belirtti.

68

Kasım 2017


SAĞLIK

GET RID OF HEMORRHOIDS FOREVER BY USING

THIS EFFECTIVE NATURAL REMEDY: PROPOLIS

Hemorrhoids are a very common disease, and around twelve percent

of the world’s population will develop hemorrhoids during a lifetime.

Hemorrhoids develop as a result of swollen and inflamed veins around

the anus. This can be caused by straining, weight gain, prolonged sitting,

and diarrhea. Once these veins are inflamed and swollen, they are also

called piles, since they often resemble a bunch of grapes or stones.

If you’ve ever found yourself suffering

from hemorrhoids, then you know

how uncomfortable they can be.

Pressure, itching, and pain are

common symptoms of this condition,

as well as bleeding around the anus.

While men typically experience this

condition, women often develop

hemorrhoids during pregnancy,

due to the pressure of the enlarged

uterus. Honey is not only a delicious

treat and food additive. It has been

used for centuries as an antiseptic,

and is well-known for healing both

hemorrhoids and anal fissures.

Raw, unprocessed honey is the best

choice for this recipe, and if you can,

purchase Mukuna or buckwheat honey,

which are the most beneficial.

Propolis

Our friends the bees also produce

the second ingredient in this helpful

recipe- propolis. While making honey,

bees also make this substance, which

comes from the sap of evergreens.

Bees combine beeswax and this sap

into a sticky product that is sued to

coat their hives. Like honey, propolis

has been used since ancient times to

treat abscesses, wounds, and tumors.

Because the sap used to make

propolis protects trees for infection,

it has been proven in various medical

studies to fight infection in humans

as well. St. John’s wort is a shrub

found in Europe, Asia, Africa, and the

western United States. The oil derived

from this plant is antibacterial and

reduces inflammation. In addition to

fighting the inflammation and swelling

associated with hemorrhoids, it has

also been shown to relieve minor skin

irritations and wounds.

How to use your natural ointment

Soak a piece of gauze in your mixture

and apply it to your anus at night.

Repeat this procedure every night,

and be sure to remove the gauze

each morning when you wake up. You

may do this every night until your

hemorrhoids are cured.

Propolis-containing creams

are fast acting

Creams containing propolischamomile

extracts with appropriate

oil-based carriers (pure vaseline

and lanolin), as well as bleeding,

burning, itching and bleeding due

to hemorrhoids, are successfully

eliminated. Attracting attention

to Propolis, Florence Nightingale

Hospitals General Surgery Specialist

Dr. Prof. Dr. Ediz Altınlı emphasizes

that this material, which is one of the

best natural antibacterials known,

is used for many reasons such as

wound healing as a general immunity

enhancer and also has antioxidant

and anti-edema properties.

Professor Altınlı said, “Propoliscontaining

creams used in

hemorrhoid disorders, where

surgical intervention is not needed,

helps to relieve discomfort in 87

percent of first- and second-degree

hemorrhoids. Propolis-containing

creams that reduce rectal mucosa

irritation and accelerate healing in

this way can be easily used by all age

groups, including pregnant women.”

Kasım 2017

69


AKTÜEL

HASTANE SAYISI ARTIYOR

On sekiz yıldır Küçükyalı’da

hizmet vermekte olan, İBNİ

SİNA Sağlık Grubu engin

tecrübesiyle büyük bir atılım yaparak,

Kartal’da tam teşekküllü yeni bir

hastaneyi halkın hizmetine açıyor.

Hastane; elli altı yatak kapasiteli,

üç ameliyathane, iki doğumhane,

yeni doğan ve erişkin yoğun

bakım, görüntüleme merkezi,

biyokimya laboratuarı ve ambulans

hizmetleri ile bölgede sağlık

alanıyla halkın ekonomik gücünü

zorlamayacak şartlarda, kaliteli,

güvenilir ve branşlarında uzman

hekim kadrosuyla yola çıktı. İBNİ

SİNA Sağlık Grubu Yönetim Kurulu

Başkanlığını yapan Tevfik Sulu, yıllarca

danışmanlığını yaptığı merhum Adnan

Kahveci ile geliştirdiği “çalışanın iş

yenine ortak olması” projesini yeni

hastanesiyle hayata geçiriyor. On

sekiz yıldan beri beraber çalıştığı

bir kısım mesai arkadaşlarını;

başhekimden aşçısına, muhasebe

müdüründen banka görevlisine,

diş hekiminden hemşiresine yeni

hastanesine ortak yaparak, kimsenin

kabullenemediği örnek bir davranış

sergiledi. Çevresinde oldukça heyecan

uyandıran bu davranışı, büyük takdir

topladı.Hastanenin açılışına, saygın

akademisyenler ses sanatçıları,

bestekarlar ve bürokratların yanı

sıra bazı politikacıların da yoğun

iştiraki bekleniyor. Tevfik Sulu, “hasta

memnuniyetini her şeyin üzerinde

tutarak, kapıdan giren herkesi misafir

olarak kabul edip, hizmet vereceğiz”

dedi.

Tevfik Sulu

70

Kasım 2017


SAĞLIK

GRİBİ HAFİFE ALMAYIN !

Astım, KOAH, şeker hastalığı ya

da kronik kalp hastalıklarının

dışında hastaneye en çok

yatanlar arasında Grip hastaları

mevcut. Grip hastalığına ve grip

aşısına dikkat çekmek için haberimize

Medical Park Fatih Hastanesi İç

Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr.

M. Genco Erdem’in grip hakkında

söylediklerine yer verdik :

Sonbahar geldi çattı; grip aşısı

tartışmaları alevlendi. Her yıl olduğu

gibi bu yıl da “grip aşısı olmayın!”

diyen meslektaşlarımı şaşkınlıkla

izliyorum. Grip, nam-ı diğer influenza,

influenza virüsünün sorumlu

olduğu ciddi bir hastalıktır. İnfluenza

tiplerinden A ve B bizim bildiğimiz

gribin esas sorumlularıdır. İnfluenza

A virüsü, meşhur domuz gribi (H1N1,

H1N2, H3N1, H3N2 ve H2N3) ve kuş

gribi (H5N1 ve H7N9)

tiplerini barındırır;

Dünya’daki tüm ünlü

grip salgınlarından

sorumludur. İnfluenza

B virüsü ise genellikle

genç erişkinlerde ve

çocuklarda hastalık

yapar.

Tarihteki Unutulmaz Grip

Salgınları

Grip çağlar boyunca grip,

insanoğlunun baş belası

olmuştur:

• 1889-1990 yıllarında

görülen Rus Gribi

(H3N8/H2N2), 1 milyon

insanı öldürdü.

• 1918-1920 yılları

arasında görülen İspanyol gribi

(H1N1), 20 – 100 milyon insanı

öldürdü.

• 1957-1958 yılları arasında görülen

Asya gribi (H2N2), 1 – 1,5 milyon

insanı öldürdü.

• 1968-1969 yıllarında görülen Hong-

Kong Gribi (H3N2), yaklaşık 1 milyon

insanı öldürdü.

• 2009 yılında görülen H1N1 kaynaklı

Domuz Gribi Salgını 100 bin ila 400 bin

arasında insanın ölümünden sorumlu

oldu.

6 Aydan Büyük Olan Herkes…

Gripten korunmanın ilk ve en önemli

basamağı, 6 aylıktan büyük olan (ve

aşı olmasına engel bir sağlık durumu

olmayan) herkesin grip aşısı olmasıdır.

Özellikle aşı olması önerilen kişiler:

• 6-59 aylık çocuklar

• 50 yaşın üstündeki yetişkinler

• KOAH ve astım hastaları

• Şeker hastaları

• Kalp hastaları

• Böbrek, karaciğer veya kan hastalığı

olan kişiler

• Felç geçirmiş kişiler

• Bağışıklık sistemi baskılanmış

kişiler (kemoterapi alanlar, steroid

kullananlar veya HIV ile enfekte

hastalar)

• Grip mevsiminde gebe kalanlar veya

gebe kalacaklar

• Bakım evi sakinleri

• İleri derecede obez olan kişiler (VKİ

40’tan büyük olanlar)

• Risk altındakilerin bakıcıları ve

temas ettikleri kişiler

• Sağlık personeli

• 5 yaşın altındaki çocukların aileleri

ve bakıcıları

• Bu listede yer alan yüksek riskli

kategorilerden birinde olan kişilerle

aynı evde yaşayan kişiler

Grip Aşısının Faydaları

Grip aşılaması, grip olsanız dahi

hastalığı hafif geçirmenizi; grip

nedeniyle hastaneye yatırılmışsanız

hastanede daha kısa süre kalmanızı

sağlar. 2017 yılında yapılan bir

çalışmada bu net olarak gösterilmiştir.

• 2014 yılında yapılan bir çalışma, grip

aşısının 2010-2012 yılları arasında

çocuklarda griple ilişkili yoğun bakım

ünitesine yatma riskini yüzde 74

oranında azalttığını gösterdi.

• 2016 yılında yapılan bir başka

çalışma ise grip aşısı olan 50

yaşından yaşlı kişilerin, grip nedeniyle

hastaneye yatma riskini yüzde 57

oranında azalttığını gösterdi.

• Aşılama kalp hastalığı olan

hastalarda kalp krizlerinin daha

düşük oranlarda oluşmasına neden

oldu.

72

Kasım 2017


SAĞLIK

ANNE SÜTÜ ÖNEMLİ

Central Hospital’dan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr.

Gonca Özmen anne sütünün önemini vurguladı :

Hastalıkların kol gezdiği sonbahar ve kış mevsiminde, henüz

tam olarak gelişmemiş bağışıklık sistemleriyle bebekler en

büyük risk grubunda yer alıyor. Bu nedenle vücutlarının en

önemli savunma mekanizması olan bağışıklık sistemlerinin

bilinçli şekilde güçlendirilmesi çok önemli. Anne ve babaların

bebeğe karşı en önemli sorumluluğu ise; hastalıklara karşı

tek mücadele silahı olan bağışıklık sisteminin gelişimine

destek vermek.

Vücudu koruyan kalkan: Bağışıklık Sistemi: Bağışıklık

sisteminin gelişimi anne karnında başlar.Bağışıklık sistemi

vücudun savunma sistemidir ve bağışıklık sisteminin gelişimi

anne karnında başlar. İlk aylarda bağışıklık sistemi zayıftır

ve zamanla geçirilen enfeksiyonlar ile giderek olgunlaşarak,

vücudu korumaya başlar. Annenin gebelikteki beslenmesi,

geçirdiği enfeksiyonlar ve stresi bağışıklık sisteminin

oluşmasında etkili olur. Bebek doğduktan sonra da çocuğun

beslenmesi, yaşadığı ortamın fiziksel durumu, geçirilen

enfeksiyonlar, kullanılan ilaçlar ve aşılar ile bağışıklık sistemi

gelişir.

Yetersiz beslenme ve kronik hastalıklara dikkat :Yetersiz

beslenme, çeşitli kronik hastalıklar gibi bağışıklık sistemini

baskılayan durumlar dışında doğuştan bağışıklık sistemi

bozuklukları da olabilir. Bu tip hastalıklar genellikle yaşamın

ilk 6.-9. ayları sonrasında tekrarlayan, alt ve üst solunum yolu

hastalıkları olarak karşımıza çıkar. Bunun dışında yaşamın ilk

aylarında ortaya çıkan daha ağır ve acil müdahale gerektiren

hastalıklar da vardır.

2 yaşına kadar anne sütü: Bebeklerin güçlü bir savunma

sisteminin olması için sağlıklı bir vücuda sahip olması

gerekir. Bağışıklık sistemini güçlendirmek için; anne sütüyle

iyi ve dengeli beslenmeli, hijyen kurallarına da dikkat

edilmelidir. Bunların yanında bebeğin aşılanmasının ihmal

edilmemesi, iyi bir uyku uyuması ve dinlenmesi sağlanmalı,

mutlu-huzurlu yaşam ve sağlıklı çevre koşullarına önem

verilmesi gerekir.

Bağışıklık sistemini ve dengesini bozan bazı durumlar

vardır. Bunlar;

• Anne sütü alınmaması

• Yetersiz ve dengesiz beslenme

• Çocukluk çağı aşılarının yapılmaması

• Yetersiz uyku

• Hijyen kurallarına uymama

• Kalabalık ortam

• Sağlıksız çevre koşulları, sigaralı ortam

• Mutsuz ve huzursuz yaşam

Kasım 2017

73


AKTÜEL

GÖZ SAĞLIĞI OKUL BAŞARISINI ETKİLİYOR

Göz sağlığı bütün hayat kalitesini etkileyen ve son derece önemli bir

durum. Çocuğunuzun göz sağlığı ilgili ihmaller ileride hiç de istenmeyen

sonuçlara neden olabilir. Doğumdan itibaren göz muayenesinin çok

önemli olduğunu söyleyen Liv Hospital Göz Hastalıkları Uzmanı Prof.

Dr. Tuğrul Altan özellikle okul zamanı çocuklarda göz ardı edilen göz

sağlığının çocuğun başarısını etkileyebileceğini söylüyor.

Düzeltilebilecek sorunların erken

tanısı tıbbın tüm diğer alanlarında

olduğu gibi göz hastalıklarında

da büyük önem taşıyor. Bunların

başında miyopi, hipermetropi ve

astigmatizma gibi kırma kusurları

gelir. Eğer varsa okul çağı öncesi

bu sorunların saptanması çocukluk

çağında mümkün olduğu halde

ileri yaşlarda tedavisi mümkün

olmayan göz tembelliğine bağlı

kayıpların yaşanmasına engel olur.

Gözlerdeki kaymalar da bazen

ebeveynler tarafından net olarak

anlaşılamayabilir. Düzeltilmemiş

kaymalar da görme fonksiyonunda

ileri yaşlarda düzeltilemeyecek

kayıplara neden olabilir.

Işık hassasiyeti, gözlerde

kısma varsa dikkat!

En çok bilineni televizyonu yakından

izlemektir. Fakat bu, TV’yi yakından

izleyen tüm çocukların kırma

kusuru olduğu anlamına gelmez.

Çocuklar izledikleri şeye daha

konsantre olabilmek için de yaklaşır.

Çocuğun uzaktaki nesneleri ayırt

edememesi en önemli bulgudur.

Fakat bazen dikkat eksikliği, ilgisizlik

görme bozuklarıyla karıştırılabilir.

Kreş öğretmenleri çocuğun

görmesini bazen aileden daha

iyi değerlendirebilir. Çocukların

gözlerini sık oğuşturması, bir yere

dikkatli bakarken gözlerini kısması,

normalden fazla ışık hassasiyeti ve

aşırı sulanma da göz bozukluklarına

işaret edebilen diğer bulgulardır.

Görme kalitesi yaşam boyu başarıyı

etkiler

Görme derecesi ve kalitesinin

yüksekliği; görsel uyaranların daha

iyi, daha hızlı ve daha doğru şekilde

algılanmasını sağlar. Bu da yalnızca

okulda değil, tüm alanlarda ve yaşam

boyunca başarıyı etkiler. İyi görme

hedeflenen nesnenin görüntüsünün

hızlı ve doğru bir biçimde beyne

aktarılmasını ve bilginin işlenmesini

sağlar. Bu da öğrenmenin hızını ve

niteliğini olumlu yönde etkiler.

Çocuğunuzun göz sağlığını koruyun

• Uzun süre yakına odaklanmanın

miyopinin gelişimini artırdığı biliniyor.

Bu nedenle özellikle günümüzde

çok kullanılan akıllı telefon, tablet

ve bilgisayar kullanımına kısıtlama

getirilmesi ve çocukların açık hava

aktivitelerine yönlendirilmesi uygun

olacaktır.

• Ellerin gözlere teması, göz

enfeksiyonlarının oluşumunda önemli

bir kaynaktır. Bu nedenle çocukların

buna karşı uyarılması gerekir. Çocuk

gözüne eliyle çok sık temas ediyorsa

bunun nedeni göz muayenesiyle

araştırılmalıdır.

• Çocukluk çağının en önemli

sorunlarından biri de travmalardır.

Travma evde, okulda veya sokakta

olabilir. Eğitim ve alınacak basit

koruyucu önlemlerle bu olayların

çoğunun önüne geçilebilir. Bunlar

delici, sivri, fırlatılabilen, patlayıcı

maddelere çocukların ulaşımının

ve oynamasının engellenmesi,

çocukların oyun esnasında izlenmesi

gibi önlemlerdir. Böyle bir olayla

karşılaşıldığında da mutlaka bir göz

muayenesinden geçilmesi gereklidir.

• Büyük çocuklarda spor

aktivitelerinde, yapılan spora uygun

önlemler alınmalıdır. Örneğin

yüzmede konjonktivitten korunmak

için yüzücü gözlüğü, teniste hem

ultraviyole ışınlarını bloke eden hem

de darbelere dayanıklı gözlükler gibi.

74

Kasım 2017


AKTÜEL

EYE HEALTH AFFECTS STUDENT SUCCESS

Eye health is an extremely important condition that affects all quality of

life. Neglecting your child’s eye health may cause undesirable results in

the future. Declaring that eye examination is very important since birth,

Professor Dr. Tugrul Altan of Eye Diseases at Liv Hospital says that eye

health, which is ignored especially in school-age children, can affect the

success of the child.

Early diagnosis of problems that may

be corrected is of great importance

in eye diseases as well as in all

other areas of medicine. These

include myopia, hypermetropia and

fracture defects such as astigmatism.

Presence of these problems, if any,

before school-age prevents the loss of

eye libido, which can not be treated in

childhood when possible in older ages.

Slides in the eyes may sometimes not

be clearly understood by the parents.

Uncorrected shifts can also cause

loss of vision in the elderly that can

not be corrected.

Light sensitivity, be careful if eyes

are diminished!

The most familiar is watching

television closely. This does not mean,

however, that all children watching

TV closely are in breach. Children

approach it to concentrate on what

they see. The most important finding

is that the child can not distinguish

distant objects. But sometimes

attention deficit, indifference can be

confused with visual impairments.

Nursery teachers may sometimes

better evaluate the child’s view from

the family. Their frequent eyebrows

are other parts of the eye, eyebrows,

normal light sensitivity, and excessive

watering, which can point to eye

disorders.

better, faster and more accurately.

This is not only in school, it affects

success in all areas and throughout

life. Good vision ensures that the

image of the targeted object is

transferred quickly and accurately

to the brain and the information is

processed. This affects the speed and

quality of learning positively.

Keep your child’s eye healthy

• It is known that long-term close

focus has improved the development

of myopia. For this reason, it would

be appropriate to restrict the use of

smartphones, tablets and computers,

which are widely used today, and to

direct children to outdoor activities.

• Hand contact with eyes is an

important source of eye infections. For

this reason, children must be warned

against it. If the child is in contact with

his or her hands very often, it should

be investigated with eye examination.

• Trauma is one of the most important

problems of childhood. Trauma can

be at home, at school or on the street.

With education and simple protective

measures to be taken, most of these

events can be prevented. These

are precautions such as punishing,

pointed, throwable, explosive materials

to prevent children from reaching

and playing, and watching children

during play. When such an event

is encountered, it is absolutely

necessary to go through an eye

examination.

• In older children, precautions

should be taken in sports activities,

in accordance with the spore. For

example, swimmer glasses to protect

against conjunctivitis in the face, such

as those that block both the ultraviolet

rays and the puncture-resistant

glasses.

Vision quality influences lifetime

success

The degree of sight and height;

enabling visual stimuli to be perceived

Kasım 2017

75


AKTÜEL

UZUN YAŞIN SIRRI ZEYTİNYAĞI

Zeytinyağının faydaları saymakla bitmiyor, ömrü uzatıyor, kalp damar

hastalıklarına iyi geliyor, doğal bir anti aging etkisi yapıyor. Liv Hospital

Beslenme ve Diyet Uzmanı Serap Güzel zeytinyağının faydalarını anlattı.

Liv Hospital Beslenme ve

Diyet Uzmanı Serap Güzel

Yemekleri zeytinyağı ile yapın

Tükettiğimiz yağlar bitkisel

ve hayvansal kaynaklı olmak

üzere iki çeşittir. Artık sağlık için

faydası kanıtlanmış olan bitkisel

yağları beslenmemizin temeli olması

gerekir. Bunlardan zeytinyağı mucize

gibi bir besindir. Mümkün olduğunca

yemeklerin zeytinyağı ile yapılması

gerekir. Çünkü tüm dünyada önerilen

en sağlıklı beslenme şekli olan

Akdeniz tipi beslenmenin temelinde

de zeytinyağı vardır.

Doğal bir anti - aging

Zeytinyağı içerdiği A ve E vitamini

ve diğer pek çok fenolik bileşen

ile iyi bir antioksidandır. Bu da

immün sistemin kuvvetlenmesini,

hastalıklara karşı vücudun daha

dirençli olmasını sağlar. Hücre

hasarını önleyerek yaşlanmasını

geciktirir yani doğal bir anti-agingdir.

Zeytinyağının sindirimi kolay olduğu

için mide ve sindirim sistemi için de

rahatlatıcı, koruyucudur. Aynı zamanda

bağırsakları çalıştırarak kabızlığı

önler ve yine antioksidan özelliği ile

buradaki immünitenin (bağışıklık

sistemi) oluşmasını sağlar. Unutmayın

ki bütün vücudun bağışıklığı bağırsak

sağlığından başlar. Zeytinyağının

kansere ve obeziteye karşı önleyici

olduğu da çalışmalarda bildirilir.

Zeytinyağlı sebze sağlık deposu

Zeytinyağlı yemekler genelde sebze

ağırlıklı olduğu için, hem zeytinyağı

hem sebze tüketmek bizim için iki

kere sağlık demektir. Çünkü sebzeler

içerdikleri posa, vitamin, mineral ve

fitokimyasallar ile beslenmemizin

önemli antioksidanlarıdır.

Sebzelerin kalorileri düşük olduğu

için tüketiminde sınır da yoktur.

Günlük 2-3 porsiyon sebze ve salata

tüketilebilir. Zeytinyağlı yemeklerde

tüketilen domates en fazla likopen

içeren sebzelerdendir. Domates

pişirildiğinde ısı ile bu likopen miktarı

artar. Dolayısıyla kansere, kalp damar

hastalıklarına ve yaşlanmaya karşı

koruyucu en güçlü antioksidanlardan

olan likopeni de fazlasıyla almış

oluruz.

Tüketimi artırılmalı

Ülkemizde de yaşlı nüfusun en

fazla olduğu yerler, zeytinyağının en

fazla kullanıldığı Ege bölgesindeki

şehirlerdir. Zeytinyağı için uzun yaşın

sırrı diyebiliriz. Biz dünyada zeytinyağı

üreten Akdeniz ülkelerinin başında

sayılırız ama hala kişi başı tüketim

diğer Akdeniz ülkelerine göre düşük

miktarda. Zeytinyağı tüketimini

artırmakta fayda var.

Kalp damar hastalıkları için

koruyucudur

Zeytinyağı tekli doymamış bir yağ

türüdür ve yapısının çoğu oleik asitten

oluşur. Zeytinyağı öncelikle kalpdamar

hastalıkları için koruyucudur.

Çünkü tekli doymamış yağ asitleri

kan kolesterolü LDL’yi düşürür ve iyi

kolesterol dediğimiz damarlarımız

için koruyucu olan HDL’yi yükseltir.

Kan yağları yüksek ve kalp-damar

hastalığı gelişme riski olan kişiler için

tüketmesi oldukça faydalıdır.

76

Kasım 2017


AKTÜEL

THE SECRET OF LONGLIFE OLIVE OIL

Benefits of olive oil do not end with counting, extending life, good for

cardiovascular diseases, natural anti aging effect. Liv Hospital Nutrition

and Diet Expert Serap Guzel explained the benefits of olive oil.

Make food with olive oil

The oils we consume are of vegetable

and animal origin. Vegetable oils, now

proven to be beneficial for health,

must be based on nutrition. Olive oil is

a miracle food. As much as possible,

the food should be made with olive

oil. Olive oil is also the basis of the

Mediterranean type of diet, which

is the healthiest nutritional form

recommended all over the world.

Protective for cardiovascular

diseases

Olive oil is a type of monounsaturated

fat and most of its structure is made

up of oleic acid. Olive oil is primarily

protective for cardiovascular diseases.

Because monounsaturated fatty acids

reduce blood cholesterol LDL and

elevate HDL which is protective for

our well-cholesterol-containing veins.

It is very beneficial for people with

high blood fat and risk of developing

cardiovascular disease.

A natural anti-aging

It contains olive oil and is a good

antioxidant with vitamins A and E and

many other phenolic ingredients. This

strengthens the immune system and

makes the body more resistant to

diseases. Prevents cell damage and

delays its aging, so it is a natural antiaging.

Because the olive oil is easy to

digest, it is also a relaxing, protective

for stomach and digestive system.

At the same time, the intestines are

activated to prevent constipation, and

the antioxidant properties enable

the formation of immunity (immune

system) there. Do not forget that the

whole body’s immunity starts from

bowel health. It is also reported that

olive oil is preventive against cancer

and obesity.

Olive oil vegetable health

Since olive oil foods are mainly

vegetables, consuming both olive

oil and vegetables means health for

us twice. Because vegetables are

important antioxidants to feed with

the fiber, vitamins, minerals and

phytochemicals they contain. Because

the calories of vegetables are low,

there is no limit on consumption.

2-3 servings of vegetables and salad

per day can be consumed. Vegetables

consumed in olive oil dishes are

the vegetables containing the most

lycopene. When the tomato is cooked,

the amount of lycopene is increased

by heat. Therefore, we take lycopene,

which is one of the strongest

antioxidants that protect against

cancer, cardiovascular diseases and

aging.

Consumption should be increased

The places where the elderly

population is the most in our country

are the cities in the Aegean region

where olive oil is most used. For

olive oil, we can call it a secret of

old age. We are one of the leading

Mediterranean countries producing

olive oil in the world, but still per

capita consumption is low compared

to other Mediterranean countries. It is

beneficial to increase consumption of

olive oil.

Kasım 2017

77


SAĞLIK

OKULDA ENFEKSİYON RİSKİNE DİKKAT!

Özellikle ilkokula yeni başlayan

öğrencilerin bulaşıcı

hastalıklara yakalanma riskinin

çok fazla olduğuna dikkat çeken

Nişantaşı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve

Hastalıkları Uzmanı Dr. Birsen Öztürk,

bu hastalıkların bulaşma yollarını ve

korunma yöntemlerini anlattı.

Okullarda görülen rahatsızlıkların

başında solunum yolu

enfeksiyonlarının geldiğini söyleyen

Dr. Birsen Öztürk, soğuk algınlığı,

grip, kızamık, kızamıkçık, kabakulak,

herpes gibi pek çok viral enfeksiyonlar

ile boğmaca, tüberküloz, suçiçeği,

menenjit gibi hastalıkların solunum

yolu salgıları ile etrafa yayılmakta

olduğuna dikkat çekti. Sindirim

sistemi yolu, direkt temas ve

yaralanmalar sonucu oluşan

hastalıkların da küçümsenmeyecek

kadar çok olduğuna dikkat çeken Dr.

Birsen Öztürk, tuvaletlerdeki hijyen

koşulları, ellerin ve eşyaların kirli

olması, gıda ürünlerindeki hijyen

koşulları gibi nedenlerden dolayı;

ishal, hepatit A, impetigo, siğil, uyuz,

mantar enfeksiyonları, konjonktivit ve

gıda zehirlenmeleri gibi hastalıkların

ortaya çıktığını belirtti.

Enfeksiyon hastalıklarının

önlenmesi ve azaltılabilmesi için

ailelerin, öğretmenlerin, diğer

okul çalışanlarının ve çocukların

bilgilendirilmesi gerektiğini söyleyen

Dr. Birsen Öztürk, yapılması

gerekenleri şöyle sıraladı:

• Çocuklar okula başlamadan önce

eksik olan aşıları tamamlanmalıdır.

Aynı şekilde çocuklarla yakın temasta

olan erişkinler de hepatit, suçiçeği,

kızamık-kızamıkcık-kabakulak,

boğmaca ve grip enfeksiyonuna karşı

aşılanmalıdır.

• Bulaşıcı hastalığı olan çocuk veya

erişkinlerin okuldan uzaklaştırılması

ve evde dinlendirilmesi gerekir. Ateş,

kusma, ishal, boğaz ağrısı, öksürük,

döküntü olan çocuklar hemen doktora

yönlendirilmelidir.

• El hijyeni eğitimi vurgulanmalıdır.

Enfekte olabilecek eşyalar

uzaklaştırılmalı, standartlara uygun

olarak temizlenmelidir.

• Yemekhanelerde gıda güvenliğine

önem verilmeli, uygun numune

kontrolleri yapılmalı, yemek

hazırlayıcılar enfeksiyon taşıyıcılığı

açısından belli aralarla tetkik

edilmelidir.

• Tuvalet ve lavaboların düzenli kontrol

ve temizliği yapılmalı ve kontrol

edilmelidir.

Sağlıklı beslenme ve sağlıklı uyku

alışkanlığının da bu süreçte önemli

olduğunu belirten Dr. Birsen Öztürk,

çocuğun bağışıklık sisteminin kuvvetli

olması hastalıklarla mücadelede

önemli bir faktör diyerek sözlerini

tamamladı.

ATTENTION TO INFECTION RISK IN SCHOOL!

Pointing out that the risk of

catching infectious diseases is

especially high, Birsen Ozturk

of Nişantaşı Hospital Child Health

and Disease Specialist, informs

about mode of transmission of

these diseases and the methods of

protection.

She said that respiratory tract

infections came at the beginning of

the illnesses seen in the schools. Dr.

Birsen Ozturk noted that many viral

infections such as colds, flu, measles,

rubella, mumps, herpes and other

diseases such as whooping cough,

tuberculosis, varicella and meningitis

are spreading through the respiratory

tract secretions. The digestive tract,

direct contact and injuries resulting

in injuries, too, is not underestimated,

remarking Dr.. Birsen Öztürk, hygiene

conditions in toilets, contamination of

hands and objects, hygiene conditions

in food products; diarrhea, hepatitis

A, impetigo, warts, scabies, fungal

infections, conjunctivitis and food

poisoning.

She said that families, teachers, other

school staff and children should be

informed about the prevention and

reduction of infectious diseases.

Birsen Ozturk, ordered the following

things to do:

• The missing vaccines must be

completed before the children begin

the study. Likewise, adults with

close contact with children should

be vaccinated against hepatitis,

chickenpox, measles-rubella,

pertussis, and influenza infection.

• Children or adults with infectious

diseases should be removed from

school and rested at home. Children

with fever, vomiting, diarrhea, sore

throat, cough, rash should be

immediately referred to the doctor.

• Hand hygiene education should

be emphasized. Items that may be

infected should be removed and

cleaned in accordance with standards.

• Food safety should be given

importance to food safety, appropriate

sample controls should be made, and

food preparers should be examined

with certainty from the point of

infection carrier.

• Toilets and washbasins should be

regularly inspected and cleaned.

Healthy eating and healthy sleeping

habits are also important in this

process. Birsen Ozturk, said that the

strong immunity of the child’s disease

is an important factor in combating

the disease.

78

Kasım 2017


AKTÜEL

LÖSEMİ HASTALARINA UMUT IŞIĞI

AbbVie, VENCLYXTO

(Venetoclax) Tablet ile

tuxan ® (rituksimab)

Kombinasyonunu Relaps/

Refrakter Kronik

Lenfositik Lösemi

Hastalarının Tedavisinde

İnceleyen

Faz 3 Çalışmasının Pozitif

İlk Sonuçlarını Açıkladı

Relaps / refrakter KLL hastalarında

VENCLYXTO (Venetoclax) tablet

ile Rituxan ® kombinasyonunu

değerlendiren çok merkezli,

açık etiketli, randomize bir Faz 3

çalışmanın sonuçları bendamustin

ile kombinasyon halinde Rituxan’la

karşılaştırıldığında progresyonsuz

sağkalımın daha uzun olması

şeklindeki primer sonlanım noktasına

ulaştı.

Sonuçlar, ruhsatlandırma

başvurularına temel oluşturacak ve

tam veriler önümüzdeki bir medikal

konferansta sunulacak.

Araştırma ve geliştirmeye dayalı

global biyofarma şirketi AbbVie (NYSE:

ABBV), VENCLYXTO (Venetoclax)

tablet ile Rituxan ® (rituksimab)

kombinasyonunu değerlendiren Faz

3 MURANO çalışmasının primer

sonlanım noktasına ulaştığını

duyurdu. Sonuçlar, VENCLYXTO‘nun

Rituxan ile kombinasyon halinde

relaps/refrakter (R/R) kronik

lenfositik lösemi (KLL) hastalarında

progresyonsuz sağkalımı (PFS)

Rituxan ile kombinasyon halinde

bendamustin’e oranla uzattığını

gösterdi. Bağımsız bir veri inceleme

komitesi, çalışmayı gözden geçirdi

ve pozitif sonuçlara dayanarak

körlemenin kaldırılması tavsiyesinde

bulundu. Doktorlar, uzun dönemli ek

güvenlik ve etkinlik bilgileri almak için

MURANO çalışmasında aktif kalan

hastaları izlemeye devam edecekler.

AbbVie Araştırma ve Geliştirmeden

sorumlu İcra Başkan Yardımcısı

Dr. Michael Severino, ”AbbVie,

VENCLYXTO’nun KLL ve başka

hematolojik maligniteleri olan

hastalardaki tam potansiyelini

hem monoterapi olarak, hem

de kombinasyon tedavisi olarak

araştırmayı taahhüt etmektedir”

dedi. “MURANO çalışmasının

analizleri VENCLYXTO’nun Rituxan

ile kombinasyon halinde R/R KLL

hastaları için yeni bir seçenek

olabileceğini ve potansiyel olarak

kemoterapisiz bir tedavi sunabileceğini

göstermiştir.”

KLL, batı dünyasında en yaygın

görülen lösemi türü olarak ABD’deki

yeni olguların yaklaşık dörtte

birini oluşturmaktadır. 1,2 KLL,

yavaş ilerleyen bir lösemi (kan

kanseri) türüdür ve özellikle kan

ile kemik iliğinde çok fazla sayıda

olgunlaşmamış lenfosit (bir tür

akyuvar) bulunur.3 KLL, genelde ileri

yaştaki hastaları ve kadınlara oranla

daha çok erkekleri etkiler. Ortalama

tanı konma yaşı 70’tir.1

MURANO çalışmasının tam verileri,

R/R KLL’ye yönelik VENCLYXTO ile

Rituxan’ın kombinasyon tedavisi

için yapılacak ruhsatlandırma

başvurularını destekleyecek ve

önümüzdeki bir medikal konferansta

sunulacaktır. Ciddi ve en yaygın

görülen advers olaylarla ilacı bırakma

oranları dahil güvenlik verileri halen

incelenmektedir.

82

Kasım 2017


AKTÜEL

NEW HOPE FOR MORE EFFECTIVE TREATMENT OF LEUKEMIA

AbbVie Announces Positive Topline Results from Phase 3 Trial Evaluating

VENCLEXTA/VENCLYXTO (Venetoclax) Tablets in Combination with

Rituxan ® (rituximab) for the Treatment of Patients with Relapsed/

Refractory Chronic Lymphocytic Leukemia

AbbVie, a global research

and development-based

biopharmaceutical company,

today announced that the Phase 3

MURANO study of VENCLEXTA/

VENCLYXTO (Venetoclax) Tablets

in combination with Rituxan ®

(rituximab) met its primary endpoint.

Results showed that VENCLEXTA/

VENCLYXTO in combination with

Rituxan prolonged progressionfree

survival (PFS) in patients with

relapsed/refractory (R/R) chronic

lymphocytic leukemia (CLL) compared

with bendamustine combined

with Rituxan. An independent data

monitoring committee reviewed this

study and made the recommendation

to unblind the trial based on the

positive results. Doctors will continue

to monitor patients who remain

active in the MURANO trial in efforts

to obtain additional, longer-term

safety and efficacy information.

VENCLEXTA/VENCLYXTO is being

developed by AbbVie and Roche. It

is jointly commercialized by AbbVie

and Genentech, a member of the

Roche Group, in the U.S. and by AbbVie

outside of the U.S.

“AbbVie is committed to researching

the full potential of VENCLEXTA/

VENCLYXTO both as monotherapy

and combination therapy in patients

with CLL and other hematologic

malignancies. The analysis of

the MURANO trial showed that

VENCLEXTA/VENCLYXTO in

combination with Rituxan may offer

another option for patients with R/R

CLL, potentially providing them with

a chemotherapy-free therapy,” said

Michael Severino, M.D., executive vice

president, research and development,

and chief scientific officer, AbbVie.

“We are looking forward to working

with regulatory authorities around

the world to bring this additional

treatment regimen to R/R CLL

patients.”

The most common type of leukemia

in the Western world is CLL, which

accounts for approximately onequarter

of new cases of leukemia in

the U.S. CLL is a slow-growing form

of leukemia, or blood cancer, in which

too many immature lymphocytes

(type of white blood cells) are found

predominantly in the blood and bone

marrow.3 CLL usually affects older

patients, with more men than women

affected. The median age at diagnosis

is approximately 70 years.

Full data from this study will

support regulatory submissions for

ENCLEXTA/VENCLYXTO in combination

with Rituxan therapy in R/R CLL, and

will be presented at an upcoming

medical conference. Safety data,

including serious and most common

adverse events and discontinuation

rates, are currently being analyzed.

Kasım 2017

83


PHARMA

Pfizer Türkiye’nin 60. yılında, Zonguldak Mithatpaşa

Pfizer 50. Yıl Ortaokulu’na anlamlı ziyaret

Pfizer Türkiye Nadir Hastalıklar Takımı’ndan 20 gönüllü, “Beni

de Say- Count Me In” başlığı altında yıl boyunca tüm Pfizerlerde

gerçekleştirilen kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetleri kapsamında

Zonguldak Mithatpaşa Pfizer 50. Yıl Ortaokulu’nu ziyaret etti. Pfizerliler,

Pfizer’in 50. yılı anısına kurulan okulda, Pfizer’in 60. yılını çocuklarla

birlikte kutlamak için çeşitli etkinliklere katıldı ve onların ihtiyaçlarını

karşılamak için bağışta bulundu.

Pfizer Türkiye Nadir Hastalıklar

Takımı, Pfizer’in Türkiye’deki 50. yılı

anısına kurulan Zonguldak Mithatpaşa

Pfizer 50. Yıl Ortaokulu’nu ziyaret

etti. Pfizerin global “Count Me In”

programı kapsamında düzenlenen

bu etkinlikte 20 kişilik Pfizer Türkiye

Nadir Hastalıklar Takımı, tüm

okula eşofman takımı, anaokuluna

eğitici oyun setleri, Atatürk köşesi,

spor malzemesi desteği (voleybol,

basketbol, futbol topları) ve masa

tenisi masası bağışında bulundu.

Hediyelerini teslim eden ekip daha

sonra anaokulu öğrencileriyle oyunlar

oynadı, ortaokul öğrencileriyle ise

masa tenisi, futbol, voleybol ve

basketbol maçları yaptı.

Pfizer Türkiye Nadir Hastalıklar İş

Birimi Lideri Mehmet Can Aslantaş

şunları söyledi: “Pfizer’in en önemli

sorumluluklarının başında faaliyet

gösterdiği tüm ülkelerde toplumun

gelişmesine katkı sağlamak vardır.

Toplumsal duyarlılık ve sosyal

sorumluluk Pfizer’in vazgeçilmez bir

değeri ve geleneğidir. Daha sağlıklı

bir yaşam için çalışma vizyonu

çerçevesinde Pfizer, ülkemizde

sağlık ve eğitim alanındaki sosyal

sorumluluk projelerine odaklanmaya

devam etmektedir. Bu yıl dünya

genelindeki tüm Pfizerlerdeki nadir

hastalıklar takımları, “Beni de

Say- Count Me In” adı altında birçok

farklı sosyal sorumluluk projesi

gerçekleştiriyor. Biz de Türkiye’deki

50. yılımızın anısına kurulan bu

okulda, çocukların ihtiyaçlarını

karşılamak ve onlarla vakit geçirmek

için bir araya gelmek istedik.

Türkiye’deki 60. yılımızı doldururken,

içinde yaşadığımız toplumla bir arada

ve omuz omuza çalışmaya devam

edeceğiz.” dedi.

84

Kasım 2017


PHARMA

A meaningful visit to Zonguldak Mithatpaşa Pfizer 50th

Year Secondary School in the 60th year of Pfizer Turkey

20 volunteers from the Pfizer Turkey Rare Disease Team visited

Zonguldak Mithatpaşa Pfizer 50th Year Secondary School within the

scope of corporate social responsibility activities carried out throughout

the year under the heading “Count Me In”. The Pfizer team attended

various events to celebrate Pfizer’s 60th anniversary with the children,

and donated to meet their needs at the school, commemorating Pfizer’s

50th anniversary.

Pfizer Turkey Rare Disease Team

visited Zonguldak Mithatpaşa Pfizer

50th Year Secondary School, which

was founded in memory of Pfizer’s

50th anniversary in Turkey. Pfizer’s

global “Count Me In” program

included a 20-person Pfizer Turkey

Rare Disease Team donated to

all school children’s tracksuits,

educational sets for kindergarten,

Atatürk’s corner, sports equipment

support (volleyball, basketball,

soccer balls). The team that handed

in the gifts then played games with

kindergarten students, and table

tennis, football, volleyball and

basketball games with middle school

students.

Mehmet Can Aslantas, Rare Disease

Country Lead at Pfizer Turkey, said,

“Pfizer has one of the most important

responsibilities in all countries to

contribute to the development of the

community. Social sensitivity and

social responsibility are indispensable

values ​and traditions of Pfizer. Within

the vision of working for a healthier

lifestyle, Pfizer continues to focus on

social and accountability projects

in healthcare and education in our

country. This year, all the Pfizer’s rare

disease teams around the world are

carrying out a number of different

social responsibility projects under

the name “Count Me In”. We wanted

to come together to meet the needs of

children and to spend time with them

in this school which was founded in

memory of our 50th year in Turkey.

As we finish our 60th year in Turkey,

we will continue to work together

with the society we live in shoulder to

shoulder.”

Kasım 2017

85


PHARMA

İLAÇ SEKTÖRÜNDE NELER OLUYOR ?

Geçtiğimiz günlerde AİFD derneği bir toplantı düzenledi.

Toplantıya önemli isimlerin katılımının yanısıra sektörü ilgilendiren

önemli konular konuşuldu

AK Parti Ekonomik

İşlerden Sorumlu Başkan

Yardımcısı Cevdet Yılmaz,

Cumhurbaşkanlığı Ekonomi İzleme

ve Koordinasyon Başkanlığı Başkanı

Hakan Yurdakul ve Türkiye İlaç ve

Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Hakkı

Gürsöz gibi önemli isimler katılımıyla

gerçekleşen toplantıda

AİFD Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mete

Hüsemoğlu şunları söyledi:“Temel

hedefimiz araştırma, yenilikçilik

ve inovasyondur. Bu hedeflerimizi

ise üç farklı öncelik alanımıza göre

şekillendiriyoruz: Birinci önceliğimiz

yenilikçiliğe erişim, ikinci önceliğimiz

sağlığın ve ilacın finansmanı, üçüncü

önceliğimiz ise Türkiye’nin ilaçta

global rekabetçiliğidir. Yenilikçi ilaçlar

insanın yaşamına hem süre olarak

hem de kalite olarak değer katan

ilaçlardır. Dünyada Ar-Ge faaliyetleri

giderek daha karmaşık ve zorlu

hastalıklara odaklanıyor. Türkiye’nin

ise çok organize ve iyi bir sağlık

sistemi var. AİFD üyesi şirketler

olarak yenilikçi ilaçların bu sistem

içinde daha fazla yer bulabileceğine

inanıyoruz. ‘’dedi

Türkiye ilaç sektöründeki

istihdamın %33’ünü AİFD üyesi

şirketler sağladığını söyleyen

Hüsemoğlu; Türkiye ve dünya ilaç

sektöründeki son gelişmelerin e

alınarak bir yol haritası belirlenen

bu toplantıda; AİFD’nin ve üye

şirketlerinin Türkiye ilaç sektörüne

yönelik katkılarnı anlattı. Bu katkılar

rakamsal değerlerle şöyle özetlendi:

AİFD üye şirketleri son on beş ( 15)

yılda Türkiye’de yerli üretime yönelik

toplam 2,5 milyar dolarlık yatırım

yaptı. Türkiye’deki ilaç sektöründeki

toplam istihdamın %33’ünün AİFD

üyesi şirketler tarafından sağlandığı

vurgulandı.

86

Kasım 2017


PHARMA

İLKO İLAÇ ŞAŞIRTMAYA DEVAM EDİYOR !

Elli (50)yıllık bir birikim ve tecrübenin

bugünkü temsilcisi İLKO İlaç,

sektör ve insanlık için yaptığı

çalışmalara bir yenisini daha ekledi.

Bu doğrultuda İLKO İlaç etkin

kalite güvence anlayışı, modern

ve yenilikçi yaklaşımları, alternatif

ve gelişmekte olan, teknolojik ve

alt yapı donanımları sayesinde; TS

EN ISO 13485 Tıbbi Cihazlar Kalite

Yönetim Sistemi belgesine sahip oldu.

Uluslararası geçerliliği olan bu belge

ile, İLKO İlaç’ın; ürün tasarımından

başlayarak, satış sonrası gözetime

kadar üretimin her aşamasında,

‘Toplam Kalite Yönetimi’ prensiplerine

ve GMP kurallarına uygun olarak,

Tıbbi Cihaz üretimi yapabilme

kapasitesine ve yetkinliğine sahip

olduğu tescillendi. Böylece İLKO İlaç

ulusal ve uluslararası standartlara

uygun tıbbi cihaz üretimi yaparak,

kendi ihtiyaçlarının yanı sıra mevcut ve

gelecekteki müşterilerinin gereksinim

ve beklentilerini karşılayabilecek.

İLKO İlaç Genel Müdürü Hatice Öncel

konuyla ilgili şunları söyledi: ‘Atmış

olduğumuz bu adımın gücüyle, her

zaman olduğu gibi birlikte daha

fazla değer üretebileceğimiz yeni

bir döneme büyük bir heyecanla

bakıyoruz. Kendi ihtiyaçlarımızın

yanı sıra; mevcut ve gelecekteki

müşterilerinin gereksinim ve

beklentilerini karşılayabilecek

nitelikte, ulusal ve uluslararası

standartlara uygun tıbbi cihaz üretimi

gerçekleştirme yolundaki bu adım,

İLKO İlaç’ın olduğu kadar ülkemiz ilaç

endüstrisinin de başarısıdır.

88

Kasım 2017


middle east & africa


Book

Your

Stand

3 - 5 September 2018

Abu Dhabi, United Arab Emirates


PHARMA

Röportaj: Gizem Yıldız

DİYABET HASTALARINA UMUT IŞIĞI

Novo Nordisk Medikal Direktörü ‘Rabia Demet Özkaya’ diyabet tedavisi

ile ilgili yapılan çalışmalar için neler söyledi (?)

Öncelikle bilmeyen

okuyucularımız için,

Novo Nordisk’ten kısaca

bahseder misiniz ?

Novo Nordisk, diyabet

tedavisinde dünya lideri;

obezite, büyüme hormonu

eksikliği, hemofili ve hormon

replasman tedavilerinde de

öncü global bir sağlık şirketi.

Ürettiği yeni tedavilerle milyonlarca

hastaya umut ışığı olmanın yanında

çalışanlarına sunduğu imkanlarla da

öne çıkıyor.

Novo Nordisk için olmazsa olmazlar

nelerdir ?

Novo Nordisk, İskandinav kültürüyle yönetilen

Rabia Demet Özkaya

bir şirket. Açık, dürüst iletişim yanında insan

odaklı, kişilere saygılı, hiyerarşinin minimumda

olduğu bir ortamda çalışmaya önem veriyor.

Elbette ki hasta sağlığına verdiği önem gibi,

çalışanlarının sağlığı da Novo Nordisk’in temel önceliklerinden birini oluşturuyor. Sağlıklı ve düzenli beslenmelerini

sağlamak adına; çalışanlara gün içinde kahvaltı, sağlıklı atıştırmalıklar, meyve, sebze ve sağlıklı içecek ikramları sunuyor.

Bize biraz kendi hikayenizden bahseder misiniz? Siz nasıl tanıştınız Novo Nordisk ile ?

Onbeş(15) yıldır ilaç sektöründe, pazarlama ve medikal departmanlarda farklı görevlerde rol aldım. Aynı sektörde olmamız

itibarıyla, Novo Nordisk’i yakından tanıyorum. Bilimi ön planda tutan, profesyonel ve yenilikçi anlayışı sebebiyle; her

profesyonelin çalışmak isteyeceği bir şirket. Buradaki yeni görevimde klinik, medikal, ruhsatlandırma, farmakovijilans ve

kalite alanlarından sorumluyum.

Genel olarak kaç tane ülkede hizmet veriyorsunuz ve global olarak kaç kişiye istihdam sağlıyorsunuz?

Genel merkezi Danimarka’da bulunan şirketimiz; yetmiş yedi (77) ülkede, yaklaşık kırk iki (42)bin çalışanla, yüz altmış beş

(165)’in üzerinde ülkede, diyabet hastalarına hizmet sunuyor.

Türkiye’de neler yapıyorsunuz?

1995 yılından bu yana, Türkiye’de hastaların ve bilimin hizmetindeyiz. Ayrıca Yakın Doğu ülkeleri, Rusya ve Bağımsız

Devletler Topluluğu’ndan oluşan toplam altı yüz yetmiş (670)milyonluk bir nüfusu kapsayan yirmi iki (22) ülke, global

ölçekteki en önemli yönetim şehirlerinden biri olarak konumlanan İstanbul’daki BANEC bölge ofisimizden yönetiliyor.

Öncü olduğunuz hemofili tedavisi, büyüme hormonu tedavisi ve hormon replasman tedavisi alanlarında yaptığınız

çalışmalardan bahseder misiniz?

Novo Nordisk Türkiye, inhibitörlü hemofilide hastalara en güncel teknoloji olan rekombinant faktör ile, tedavi olma imkanını

sağlıyor. Büyüme hormonu eksikliği alanında; on beş (15)yıllık tecrübesi ve çocuk endokrin hedef kitlesine adanmışlığı ile,

ürünün kolay kullanım özellikleri ve hasta destek servisi oldukça önemli. Son olarak aktif tanıtımda olmayan HRT portföyü

ile hastalara ve hekimlere geniş tedavi seçeneği sunuyor.

90

Kasım 2017


PHARMA

NEW HOPE FOR DIABETICS

Medical Director of Novo Nordisk, ‘Rabia Demet Ozkaya’ informs about

study on the treatment of diabetes

Firstly, could you briefly tell about

Novo Nordisk?

The global leader in diabetes

medications, Novo Nordisk has five

product areas such as Diabetes care,

Obesity and weight management,

Haemophilia management, Growth

hormone therapy and Hormone

replacement therapy. Standing out with

opportunities offered to employees, with

its new treatment Novo Nordisk is a

new hope for millions of patients.

What are the sine qua non for Novo

Nordisk?

Novo Nordisk, a company governed

by Scandinavian culture. It pays

attention to work in an environment

where open, honest communication,

people-oriented, respectful to people

the hierarchy is at its minimum. The

health of employees is one of the main

priorities for Novo Nordisk as well as

the importance to patient health. In

order to make a healthy and regular

diet; the staffs are offered breakfast,

healthy snacks, fruits, vegetables and

healthy drinks during the day.

Could you tell us a little about your

own story? How do you meet Novo

Nordisk?

I have been working in marketing

and different tasks in the medical

department for fifteen years in the

pharmaceutical industry. Besides we’re

in the same sector, I know Novo Nordisk

closely. Novo Nordisk is a company,

which every professional wants to

work with its innovative approach that

gives particular importance to science,

professionals and innovative approach.

I am in charge of clinical, medical and

regulatory affairs, pharmacovigilance

and quality in my new assignment.

Overall, how many countries do you

serve and how many people do you

provide employment globally?

Our company headquarters are

located in Denmark, we offer services

to diabetes patients in seventy-seven

country with about forty-two thousand

employee, in hundred and sixty five

countries.

What is your business in Turkey?

We have been serving patients and

sciences in Turkey since 1995. Also

twenty-two countries in Near East,

Russia and the Commonwealth of

Independent States with a population

of six hundred and seventy million is

managed from our BANEC Region Office

in Istanbul which is positioned as one of

the most important administrative city

on a global scale.

Could you tell us about your studies

on growth hormone therapy and

hormone replacement therapy you

are leading the way?

Novo Nordisk Turkey provides the

opportunity for patients to be treated

with recombinant factors, the most

current technology, in hemophilia

inhibitor. Fifteen years of experience

and dedication to children endocrine

target audience, easy to use product

features and support service to patients

are very important in the field of Growth

hormone therapy. Finally, we offer a

wide range of treatment options to

patients and physicians with the nonactive

promotion of HRT portfolio.

Kasım 2017

91


PHARMA

YÜRÜYEMEMEYE KARŞI

EN BÜYÜK SİLAH YÜRÜMEK

Hayatta hiçbir şey çaresizliğin kendisi kadar, çaresiz değildir.

Bu haberimizi okuduğumuzda, ne demek istediğimizi daha iyi

anlayacaksınız:

Hayatta en büyük kabuslardan

birisi yürüyememe korkusu.

Fakat uzmanlara göre bu

aşılamayacak bir durum değil.

Korkmayın, korkunun üstüne gidin

diyen uzmanlar; gelişen tedaviler,

fizik tedavi ve egzersiz sayesinde,

ağır yürüme problemlerinin artık

çok azaldığını ve bu soruna karşı en

önemli silahın yine yürümek olduğunu

belirtiyor.

Dr. Melih Tütüncü’ye göre ise;

yürüme bozukluğu hastaların

hayatını kısıtlayan engellerin başında

geliyor. Engellenemeyen ataklar ve

hastalığın ilerlemesi sonucu yürüme

bozuklukları, gerekli önlemler

alınmazsa hastayı yardımsız dışarı

çıkamayacak, tekerlekli sandalyeye

bağlı yaşayacak hale getirebiliyor.

Yorgunluk, kas güçsüzlüğü, kas

gerginliği, denge bozukluğu gibi

sebepler yürüme problemlerine

yol açıyor. Ancak uzmanların bu

konuda güzel haberleri var: Yıllar

önce hastalarımızın yarısından

çoğu hastalığın ilerlemesi sebebiyle

yürüyemez hale gelirdi. Yeni

tedavilerin gelişimiyle bugün artık ağır

yürüme problemleriyle karşılaşan

hastalarımızın oranı yüzde 20’lerin

altına indi. Hasta başta yürüyemez

hale gelse bile fizik tedavi

egzersizleri ve hareketle bu durumu

geri döndürmek mümkün. Ancak

maalesef hastalarımızın çoğu fizik

tedavi egzersizlerine devam etmiyor,

yürümekten kaçınıyor. Bu da yürüme

bozukluklarının gelişmesine neden

oluyor. Multiple Skleroz alanında yeni

pek çok ilacın Türkiye’ye erişimini

sağlayan Gen İlaç ve Türkiye MS

Derneği bu konuya dikkat çekmek

amacıyla 39. Vodafone İstanbul

Maratonu’nda MS İçin Bir Adım

kampanyasıyla katılıyor.

92

Kasım 2017


PHARMA

KOAH HASTALARI ORMANA GİTSİN

İlerleyen yaşlarda daha sık görülen ve özellikle erkeklerde daha çok

rastlanılan KOAH, maalesef en sık görülen ölüm nedenleri arasında yer

alıyor. Bu yüzden hastalığa pek çok tedavi yöntemi aranıyor.

Bakalım bilime ve tıp dünyasına farklılığıyla katkı sağlamış, her geçen

gün kendini yenileyen ‘’AstraZeneca ‘’ koah hastaları için ne yapmış (?)

AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı

Serkan Barış anlattı:

AstraZeneca olarak bir yandan bilimin

sınırlarını zorlayarak yaşama değer

katan ilaçları keşfetmek ve ihtiyaç

sahiplerine ulaştırmak için çalışırken,

bir yandan da faaliyetlerimizin çevre

ve doğal varlıklar üzerinde olumsuz

etkiler yaratmaması için en büyük

çabayı göstermeye devam ediyoruz.

Şimdi de, solunum konusundaki

geniş portföyümüzden aldığımız

güçle, sağlıklı nefesler çoğalsın diye

TEMA Vakfı aracılığıyla Balıkesir’de

AstraZeneca Solunum Hatıra

Ormanı’nı kurmak için harekete

geçtik. Tüm faaliyetlerimizi çevresel

sürdürülebilirliği, doğal varlıkları

ve iklim dengelerini önemseyen ve

koruyan bir şekilde gerçekleştirmek

en önemli ilkelerimizden biri ve bu

hatıra ormanı bu anlamda çok önemli

bir yerde duruyor. Balıkesir’deki

hatıra ormanımızın hepimize daha

sağlıklı nefesler ve daha temiz ve

sürdürülebilir bir çevre için ilham

vermesi dileğiyle…”

2025 global çevresel

sürdürülebilirlik hedefleri:

•Karbon salımı: Daha önce sera gazı

ayak izini 2015 itibariyle %20 oranında

azaltmayı hedefledi ve bunu başararak

sera gazı ayak izini %21 oranında

azaltarak 704.073 tona düşürdü.5

Şimdiki hedef ise karbon ayak izini

2015 değerleriyle aynı seviyede

tutmak ve 2025 itibariyle toplam

karbon yoğunluğunu %30 azaltmak.

• Kaynak tasarrufu: enerji ve yakıt

tasarrufunu artırmak ve düşük

karbonlu alternatifler bulmak

• Yenilenebilir enerji: 2025 itibariyle

%100 oranında yenilenebilir enerji

kullanmak

• Atık üretimi: 2015 değerleri

üzerinden %10’luk düşüş sağlamak

• Su tüketimi: operasyonlar büyüse

de su tüketiminin 2015 değerlerinin

aşmaması

• Ürünlerin üretim öncesi

aşamasından ürün kullanım süresinin

sonuna kadar olan sürecinde etkin

çevresel yönetimin sağlanması

Kasım 2017

93


PHARMA

Novartis Türkiye’den ABD’ye Üst Düzey Atama

Dünyanın lider ilaç şirketlerinden biri olan Novartis, Türkiye’de insana

yaptığı yatırımlarla ön plana çıkıyor. Bu kapsamda, Novartis Türkiye’de

Kardiyo Metabolizma ve Solunum İş Birimi Direktörü olarak görev

yapmakta olan Fatma Ocak, Novartis ABD’ye Onkoloji İş Birimi Direktörü

olarak atandı.

Novartis Türkiye bünyesinde 9 yıl boyunca

çeşitli görevlerde bulunan ve son olarak

Kardiyo Metabolizma ve Solunum İş Birimi

Direktörü olarak görev yapan Fatma Ocak,

2 Ekim 2017 itibarı ile Novartis ABD’de

Onkoloji İş Birimi Direktörü olarak atandı.

İlaç sektöründeki kariyerine 2008

yılında Boehringer Ingelheim Kardiyoloji

grubunda başlayan ve o tarihten bu yana

Türkiye’de Ürün Yönetimi, Satış ve Ticari

Operasyonlar alanlarında giderek artan

sorumluluklar üstlendiği pozisyonlarda

görev yapan Fatma Ocak, son olarak

Novartis Türkiye’de, Kardiyo Metabolizma

ve Solunum İş Birimi Direktörlüğü

görevini yürütüyordu.

Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası

İlişkiler ve Sosyoloji bölümünden mezun

olan Fatma Ocak, ardından Georgetown

Üniversitesi McDonough İşletme

Fakültesinde işletme yüksek lisans

eğitimini tamamladı.

94

Kasım 2017


PHARMA

AKILLI ILAÇLARLA UMUTLAR ARTIYOR

Bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan lenf

bezlerinden kaynaklanan lenfoma, tüm dünyada kan

kanserlerinin en yaygın görüleni. Çok fazla alt türü

bulunması nedeniyle lenfoma tipinin doğru saptanarak

doğru tedavi edilmesi yaşam süresini ve kalitesini

doğrudan etkiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi

Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Siret Ratip, erken evrede tespit

edilen lenfoma hastalarında tedavi başarısının yüzde

80’e ulaştığını söylüyor. Özellikle son yıllarda kullanımı

yaygınlaşan akıllı ilaçlarla gelecekte lenfoma tedavisinde

çok daha başarılı sonuçlara ulaşılabileceği düşünülüyor.

Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Siret Ratip

Dünyada yaygın görülen kanser

türlerinden biri olan lenfoma nedeni

tam olarak bilinmeyen kanserlerden

biri. Kalıtsal bir geçiş göstermediği

biliniyor. Ancak yaptığımız ya da

yapmadığımız bir şey sonucunda

lenfoma geliştiğini gösteren çok az

kanıt bulunuyor. Üstelik 60’ın üzerinde

alt türünün bulunması da lenfomanın

nedenine ilişkin gizemini korumasını

sağlıyor. Tüm kanserlerde olduğu

gibi lenfoma için de erken teşhisi

sağlayabilecek işaretlere dikkat

edilmesi gerektiğini söyleyen Acıbadem

Altunizade Hastanesi Hematoloji

Uzmanı Prof. Dr. Siret Ratip, “15 Eylül

Dünya Lenfoma Farkındalık Günü”

dolayısıyla önemli bilgiler verdi.

Kesin nedeni hala bilinmiyor

Lenfomayla gelen hastaların büyük

bir çoğunluğunda kesin neden

saptanamıyor. Ancak hastaların küçük

bir bölümünde kalıtsal veya edinsel

bağışıklık yetersizliği hastalıkları,

bazı kromozom bozuklukları, Epstein-

Barr virüs enfeksiyonu ve midedeki

helikobakter virüsünün lenfomaya

yol açabildiği düşünülüyor. Bunların

dışında hastanın daha önce medikal

nedenler ya da başka nedenlerden

dolayı radyasyona maruz kalması,

kemoterapi alması da lenf tümörü için

risk faktörleri arasında gösteriliyor.

Sigara da, bazı lenfoma çeşitlerinden

sorumlu tutuluyor. Dolayısıyla

iyi beslenme başta olmak üzere

sağlıklı yaşam tarzı sürdüren ve

enfeksiyonlardan korunan bağışıklık

sistemi güçlü kişilerde lenfoma

gelişme riskinin de daha düşük olduğu

düşünülüyor.

Boyun, kasık, koltuk altındaki

şişliklere dikkat!

Hodgkin ve Non-Hodgkin lenfoma

adı altında iki gruba ayrılan hastalık,

erişkinlerde çocuklara göre daha çok

görülüyor, yaş ilerledikçe görülme

sıklığı da artıyor. Boyun, kasık, koltuk

altı, karın ve göğüs içi dahil olmak

üzere vücudun birçok yerinde bulunun

lenf düğümlerinde kansere neden

olan habis tümörler gelişebiliyor.

Dolayısıyla insanlar genellikle büyüyen

ve büyümeye devam eden bir lenf

bezesi nedeniyle doktora başvuruyor.

Boyunda, kasıkta ya da koltuk altında

ortaya çıkabilen şişliğin yanı sıra, ateş,

gece terlemesi, iştahsızlık, kilo kaybı

da hastada görülebilecek şikayetler

arasında sıralanıyor. Ancak birçok

şişliğin nedeninin lenfoma olmadığını

söyleyen Prof. Dr. Siret Ratip,

“Koltukaltı, boyun, kasık bölgesinde

şişlik tespit edenler hekime geliyorlar

ama birçok şişliğin nedeninin de

lenfoma olmadığını biliyoruz. Bazı

viral veya bakteri enfeksiyonları da

şişliklere neden olabiliyor” diyor. Bu

nedenle, lenf bezleri sebepsiz olarak

büyür ve büyümeye de devam ederse,

basit enfeksiyonlardan ayırabilmek için

mutlaka ayrıntılı inceleme gerekiyor

Tedavide ilk sırada kemoterapi yer

alıyor

Lenfoma tanısının konabilmesi için

lenf bezesinden ya da kemik iliğinden

biyopsi ile örnek alınması gerekiyor.

Yayılımını gösterebilmek için de

tomografi ya da PET tomografi yapılıyor.

Hastalığın tedavisinde ilk sırada

kemoterapi ve kök hücre naklinden

yararlanıldığını söyleyen Prof. Dr.

Siret Ratip, “Hastanın ve hastalığın

durumuna göre kemoterapi türü

ve süresi belirleniyor. Kemoterapi

tedavisiyle hastaların önemli bir

bölümünde başarılı sonuçlara

ulaşılıyor. Bu şekilde kurtulamayan

hastalarda yüksek doz kemoterapi ve

kök hücre naklinden yararlanıyoruz”

diyor.

Akıllı ilaçlar umut vaat ediyor

Son zamanlarda hedefe yönelik

tedavilere odaklanıldığını söyleyen Prof.

Dr. Siret Ratip, “Klasik kemoterapiye

ek olarak verilen bir tedavidir. Ayrıca,

belirli lenfoma türlerinde, hastalığın

biyolojisine göre geliştirilmiş yeni

ilaçlar ön plana çıkıyor. Bu ilaçlar

günümüzde genellikle tedaviye dirençli

hastalarda kullanılsa da önümüzdeki

yıllarda ilk tedavi seçeneği olarak

kullanılma olasılıkları da yüksek. Son

10 yılda bu alanda geliştirilen birçok

yeni türev ilaç sayesinde, tedavinin

başarısında gelecek vaat eden sonuçlar

alınabileceğini umuyoruz” diye

konuşuyor.

96

Kasım 2017


PHARMA

HOPES RAISING WITH SMART DRUGS

An important part of the immune system, the lymphoma originating from lymph glands, is the most

common of blood cancer all over the world. Due to the presence of too many subtypes, correct

identification of the lymphoma type directly affects the quality of life and quality of life. Prof. Dr. Siret

Ratip of Acıbadem Altunizade Hospital Hematology, says that 80 percent of treatment outcomes

in patients with early stage lymphoma have been reached. Especially in recent years, with the

widespread use of smart drugs is expected to achieve much more successful results in the treatment

of lymphoma in the future.

One of the most common types of

cancer in the world, lymphoma

is one of the unknown cancer.

It is known that he did not show a

hereditary transition. But there is

little evidence that we have developed

lymphoma as a result of what we do

or do not do. Moreover, the presence of

over 60 subspecies allows the mystery

of the cause of the lymphoma to be

preserved. Stating that all the cancers

as well as the signs that can provide

early diagnosis for lymphoma should

be taken into consideration, Expert

Hematologist Professor Dr. Siret Ratip,

Acıbadem Altunizade Hospital informed

on “September 15th World Lymphoma

Awareness Day”.

The exact reason is still unknown

The vast majority of patients with

lymphoma have no definite cause.

However, a small proportion of patients

are thought to have inherited or

acquired immunodeficiency disorders,

some chromosomal disorders, Epstein-

Barr virus infection, and a helicobacter

virus on the side leading to lymphoma.

Apart from these, previous exposure of

the patient to radiation due to medical

or other reasons, and chemotherapy

are also among the risk factors for

lymphoma. Smoking is also responsible

for some types of lymphoma. Therefore,

it is thought that the risk of developing

lymphoma is also lower in people

with strong immune system who

maintain healthy lifestyle, especially

good nutrition, and are protected from

infections.

is seen more in adults than in children,

the frequency of seeing increases with

age. Malignant tumors can develop

in the lymph nodes that are found in

many parts of the body including the

neck, groin, armpit, abdomen and

chest. So people usually go to a doctor

for a lymph node that is growing and

growing. In addition to the swelling that

can occur in the neck, in the groin,

or under the seat, fever, night sweats,

loss of appetite and weight loss are

among the complaints that can be

seen in the patient. However, many of

the cause of the swelling is not the

lymphoma, Professor. Dr. Siret Ratip

said, “Arrhythmia, neck, swelling in the

crotch region of the doctors come, but

we know that many swelling is not the

cause of the lymphoma. Some viral

or bacterial infections can also cause

swelling.” For this reason, if the lymph

nodes are enlarged for no reason and

continue to grow, thorough examination

is necessary to distinguish them from

simple infections

Chemotherapy is in the first place in

treatment

In order to diagnose lymphoma, it is

necessary to take a biopsy specimen

from the lymph node or bone marrow.

Tomography or PET tomography

is performed to show the spread.

Declaring that chemotherapy and stem

cell transplant were the first place in

the treatment of the disease, Dr. Siret

Ratip said, “The type of chemotherapy

and the duration of the disease and the

condition of the disease is determined.

With chemotherapy treatment,

successful results are achieved in a

significant proportion of patients. In

this way, we can benefit from highdose

chemotherapy and stem cell

transplantation.”

Smart drugs promise hope

Recording that he focused on targeted

therapies, Dr. Siret Ratip said, “Classical

chemotherapy is an adjunct therapy. In

addition, new drugs that are developed

according to the biology of the disease

come to the forefront in certain types of

lymphoma. Although these drugs are

currently used in treatment-resistant

patients, they are likely to be used

as first-line treatment options in the

coming years. We hope that with the

many new derivatives developed in this

area over the past decade, promising

results will be achieved in the success

of treatment.”

Watch your neck, crotch, underarm

swellings!

Hodgkin and Non-Hodgkin lymphoma

is divided into two groups, the disease

Kasım 2017

97


TURKEY

Radioldgy journal


IMAGING

38. ULUSAL RADYOLOJİ KONGRESİ

TÜRKRAD (31 EKİM-4 KASIM)

Medikal Teknik Dergisi olarak, kongreye katıldık; sağlık

sektörüne hizmet eden pek çok firma oradaydı. Gerek

üretici, gerek tüketici olsun; dergimize ilgi büyüktü. Bu

fuarların amacı; doğru hizmet verebildiğini gösterebilmek,

doğru üretim yapabilmek ve kalıcı başarılara imza

atabilmek .İnsanların kendilerini böyle fuarlarda sadece

ülke genelinde değil, yurt dışında ki firmalara da tanıtıyor

olması çok heyecan verici. Yabancı ülkeler ve gelen

insanların Türk firmalarına karşı yoğun ilgisi vardı. Medikal

Teknik Dergisi de bunlardan biri olmanın haklı gururunu

yaşıyor. Gösterdikleri ilgi için kendilerine teşekkür ederiz.

Kongreye katılan firmalar arasında, özellikle ‘’SIMENS’’ e

karşı aşırı ilgi vardı.

Kongre başkanı Tamer Kara’nın kongreden önce yayınladığı

metni sizler için derledik:Keyifli Okumalar

100

Kasım 2017


IMAGING

Değerli Meslektaşlarım,

Bir kongrede daha bir arada olmanın güzel beklentisi

içerisindeyim. Derneğimizin yıllık olarak üyelerimize en

kapsamlı bilimsel, eğitimsel, mesleki ve sosyal birlikteliği

sağladığı etkinliğimiz olan 38. Ulusal Radyoloji Kongremiz

bu yıl TÜRKRAD 2017 adı altında, 31 Ekim-4 Kasım 2017

tarihleri arasında, Sueno Deluxe Otel ve Kongre Merkezi,

Belek, Antalya’da gerçekleştirilecektir. Bu yıl kongremizin

bilimsel kurul başkanı Dr. Can Çevikol, Kongre Bilimsel

Kurulu ile birlikte başarılı bir program hazırladılar. Bu yıl

belirlenen iki ana konudan birisi “Sistemik Hastalıklar”

diğeri ise “Tetkik Uygunluğu ve Algoritma”dır.

Katılımınızla zenginleşeceğine inandığımız kongremizde

konu içerikleri sizlerden gelen geri bildirimlere göre

belirlendi. Bu şekilde, kongre programımız içerisinde

tam gün sürecek olan “Baş-Boyun Radyolojisi” ve “Kas-

İskelet Radyolojisi” kursları yapılacaktır. Programda temel

konuların yanı sıra güncel konulara ve yeni gelişmelere

de yer ayrılacaktır. Konu başlıkları, ilgili konuya ait temel

başlıklar ve daha spesifik ve ileri düzey başlıklar şeklinde

iki seviyeli olacak şekilde planlanmıştır. Diğer yandan “olgu

temelli” sunumların sayısı da arttırılacaktır.

Bu mesleğin üyeleri olarak bizler, uzmanlık eğitiminden

pratiğine, üniversite ortamından özel sağlık sistemindeki

çalışmalara kadar değişen geniş bir spektrumda, sağlık

hizmetlerinin omurgasını oluşturan yüksek sorumluluk

gerektiren bir faaliyetin içindeyiz. Bu şekildeki bir çalışma

süreci, mesleki ve hukuksal birçok sorunu da yanında

getirmektedir. Bu amaçla önceki yıllarda olduğu gibi bu

yıl da kongremizde bu sorunlarımızın tartışıldığı ve çözüm

önerilerinin görüşüldüğü “Aramızda Konuşacaklarımız”

oturumuna katılım ve katkılarınızı bekliyoruz.

Kongrelerin ana amaçlarından birisi de sosyal

bütünleşmedir. Bu bağlamda, bir arada olabileceğimiz

sosyal ve sportif etkinlikler için daha fazla zaman

yaratmaya çalışacağız. Güzel bir kongrede bir arada olmak,

kongremizi donanımlı ve doymuş olarak sonlandırabilmek

dileğiyle,

Saygılarımla,

Dr. Tamer KAYA

Türk Radyoloji Derneği Başkanı

Kasım 2017

101


IMAGING

LG, EKRANDAKI UZMANLIĞINI TIBBI

GÖRÜNTÜLEME PAZARINA AKTARIYOR

LG’nin pazara yeni sunduğu medikal görüntüleme cihazları hastanelerde

her alanda kullanılabilecek yüksek çözünürlüklü ve doğru görüntüler

sunuyor.

18 – 21 Ekim tarihlerinde

Antalya’da düzenlenen 26. ESGE

(Avrupa Jinekolojik Endoskopi

Derneği) Kongresi’nde kontrol ve

tedavi alanındaki son yenilikler tıp

dünyasının ileri gelenleriyle paylaşıldı.

LG Electronics Türkiye, kongrede

özellikle görüntüleme sektöründeki

liderliği ve uzmanlığı sonucunda

geliştirdiği medikal görüntüleme

sistemlerini tanıttı.

LG 8MP Klinik Görüntüleme Monitörü

nöbetlerin yorgunluğunu azaltıyor

LG 8MP Klinik Görüntüleme

Monitörü’nün 27 inçlik IPS ekranı,

sahip olduğu 3840 x 2160 piksel

çözünürlükle hastane çalışanlarının

verimliliğini artırmak için tasarlandı.

Daha iyi hale getirilmiş parlaklık

seviyesine ek olarak sağlık

çalışanlarına geniş görüntüleme

açıları, asgari renk değişimi ve

doğru görüntüler sağlıyor. Monitör,

Sağlık Hizmetlerinde Dijital

Görüntüleme ve İletişim (DICOM

Part 14) kurallarına uygun olarak

görüntüyü daha doğru hale getirmek

amacıyla gri tonlamalarını düzeltiyor.

Farklı cihazlarla uyum sağlayabilen

monitör, sahip olduğu arkadan

aydınlatmalı denge teknolojisiyle

sabit parlaklık seviyesi sağlıyor ve

Dynamic Sync Mode girdi gecikmesini

azaltıyor, Flicker Safe ve Reader

Mode ayarları uzun saatler çalışan

doktor ve hemşirelerin yaşadığı göz

yorgunluğunun azalmasına yardımcı

oluyor.

LG 8MP Cerrahi Monitör

ameliyatlarda farklı açılardan bile aynı

görüntüyü veriyor

27 inçlik LG 8MP Cerrahi Monitör,

cerrahide geniş kullanım alanları

için geliştirildi. Özellikle minimal

laparoskopik cerrahi ile ilgilenen

cerrahlar LG’nin geniş ve en doğru

görüntüyü sağlayan monitörleriyle çok

daha kesin gözlemler yapabilecekler.

LG’nin 8MP UHD panelinin

benzersiz netliği doktorların teknik

olarak karmaşık prosedürleri

gerçekleştirmelerine yardımcı

olurken, monitörün IPS teknolojisi

ameliyatlar sırasında birçok tıp

profesyonelinin monitörü farklı

açılardan en az renk değişikliğiyle

görerek konsültasyonların en doğru

şekilde yapılmasına imkan veriyor.

LG’nin cerrahi monitörü 800 nits’e

kadar çıkan güçlü parlaklık seviyesiyle

parlak ameliyat odaları için ideal. Bu

monitor sRGB renk tayfının yüzde

115‘ini kapsıyor. Böylece doktorlar

farklı tipteki doku ve kan damarlarını

çok daha kolayca ayrıştırabiliyor.

LG’nin Röntgene Özel DXD’si su ve

toza karşı dayanıklı

LG DXD (dijitalleştirilmiş X-ışını

dedektörü) 16-bit görüntü işleme

yetkinliği ve 127 mikrometre’ye

ulaşan piksel aralığı ile saniyeler

içinde yüksek kaliteli röntgen

görüntüleri sağlayarak uzmanların

ve radyologların hızlı ve doğru

bir şekilde sağlık sorunlarını

belirlemelerini sağlıyor. Magnezyum

ve karbon fiber gövdesiyle LG DXD,

farklı medikal ayarlara sahiptir. Su

ve toza dayanıklılık standardı olan

IP 41’e uygunluğu sayesinde de toz

ya da sıvıyla temas ettiğinde bile en

üst performansı sağlamaya yardımcı

oluyor.

102

Kasım 2017


IMAGING

LG leverages display expertise, enters

medical imaging market

Built to international medical digital image standards, the LG medical

monitor supports fast, positive medical judgement through a myriad of

functions designed for accurate diagnosis.

The latest innovations in control

and treatment shared with the

leaders of the medical world

in the 26th The European Society of

Gastrointestinal Endoscopy (ESGE)

held in Antalya on October 18 to 21.

LG Electronics Turkey presented the

medical imaging systems developed

in the congress, especially as a result

of its leadership and expertise in the

imaging sector.

LG 8MP Clinical Review Monitor

The LG 8MP Clinical Review Monitor

is a 27-inch IPS monitor driving 3840

x 2160 pixels specifically designed to

increase hospital staff efficiency by

enabling streamlined work flows and

multitasking. In addition to enhanced

brightness levels, this monitor

provides healthcare professionals

with wide viewing angles, minimal

color shift and accurate images.

The monitor is Digital Imaging

and Communications in Medicine

(DICOM) compliant, which means

that grayscale tones are corrected

to maintain image accuracy.* Finely

calibrated to ensure consistency

across multiple devices, the monitor

is equipped with backlight stabilization

technology to guarantee stable

luminance levels. Dynamic Sync

Mode reduces input lag, while Flicker

Safe and Reader Mode settings help

reduce eye strain experienced by

doctors and nurses working long

shifts.

LG 8MP Surgical Monitor

The 27-inch LG 8MP Surgical

Monitor was developed for a wide

range of uses in the operating

theater. In particular, surgeons who

favor minimally invasive surgical

techniques will benefit greatly as

they make precise observations

while viewing LG’s wide and highly

accurate monitor. The unparalleled

clarity of LG’s 8MP UHD panel helps

doctors perform technically complex

procedures and the monitor’s IPS

technology enables multiple medical

professionals to view the monitor

from different angles with minimal

color shift. Boasting brightness

levels of up to 800 nits, LG’s surgical

monitor is ideally suited for bright

operating rooms. This monitor covers

over 99 percent of the sRGB color

space with additional space dedicated

to the deep red spectrum, enabling

doctors to more easily distinguish

different types of tissue and blood

vessels.

LG Digitalized X-Ray Detector for

Radiography

In today’s hospitals, medical

technology that is portable, lightweight

and durable is key to providing

outstanding patient care. Previewed

at RSNA 2016, the LG DXD (digitalized

X-ray detector) produces high quality

radiography images within seconds

using its 16-bit image processing

capabilities and a pixel pitch range as

small as 127 micrometers, producing

super-high-resolution images for

radiographers and radiologists to

quickly and accurately identify health

issues. A magnesium and carbon fiber

body make the LG DXD well-suited to

serve patients in a range of medical

settings and the IP41 rating for water

and dust resistance helps assure

optimal performance even when this

DXD comes in contact with powders

or liquids.

Kasım 2017

103


Uluslararası Katılımlı

III.Tıbbi Tedarik Zinciri

Yönetimi Kongresi

3 rd Medical Supply Chain Management

Congress & Exhibition, Antalya, TURKEY

7-9 Aralık 2017

SUSESİ LUXURY RESORT BELEK / ANTALYA

Tüm sağlık

yöneticileri davetlidir

SAĞLIK YÖNETİMİNDE

BÜYÜK BULUŞMA

Satınalma, finans, bilgi işlem ve

üst düzey yöneticilerle, sektöre ürün

ve hizmet sağlayıcılar, etkin ve

sürdürülebilir kaynak yönetimi için

bir araya geliyor...

2016 yılında Antalya’da ikincisi düzenlenen Tıbbi Tedarik Zinciri Yönetimi Kongresi yoğun katılımla gerçekleşti.

www.tibbitedarikkongresi.org


KONGRE

KASIM AYI KONGRELERİ

8-12 KASIM

39. Türk Ulusal Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi

Kongresi

Lokasyon: Sueno Deluxe Otel,

Şehir: Belek, Antalya

Web Sitesi: kbb2017.kbb.org.tr

23-25 KASIM

4. Ulusal Ve Uluslararası Katılımlı Evde Sağlık Ve Bakım

Kongresi

Lokasyon: Beşiktaş Fulya Sanat Merkezi - İstanbul

Şehir: İSTANBUL / TÜRKİYE

Web Sitesi: www.evdebakimkongresi2017.com

8-11 KASIM

2. Uluslararası Sağlık Bilişim ve Bilgi Güvenliği Kongresi /

08-11 Kasım 2017

Lokasyon: Limak Atlantis Resorts Hotels Belek- Antalya

Şehir: Antalya

Web Sitesi: www.hcs-antalya.org

8-11 KASIM

9. Uluslararası Hasta ve Çalışan Hakları Kongresi

Lokasyon: Limak Atlantis Resorts Hotels Belek- Antalya

Şehir: Antalya

Web Sitesi: www.hastahaklarikongresi.org

8-10 KASIM

Uluslararası Katılımlı 27. Ulusal Özel Eğitim Kongresi

Lokasyon: Samsun / Anemon Hotel

Şehir: SAMSUN

Web Sitesi: www.uoek2017.org/

8-12 KASIM

13. Üroonkoloji Kongresi / 8-12 Kasım 2017 – Antalya

Lokasyon: Regnum Carya Otel - Belek

Şehir: Antalya

Web Sitesi: www.uroonkolojikongresi.org

23-26 KASIM

2. İstanbul Ulusal Beslenme ve Diyetetik Kongresi

Lokasyon: Silence İstanbul Hotel & Convention Center

Şehir: İSTANBUL / TÜRKİYE

Web Sitesi: www.ibdk2017.org

23-25 KASIM

Trakya Üniversiteler Birliği 1. Uluslararası Sağlık Bilimleri

Kongresi

Lokasyon: Edirne/Balkan Kongre Merkezi

Şehir: Edirne/Türkiye

Web Sitesi: atuc2017.trakya.edu.tr

24-26 KASIM

Health 4.0 Sağlıkta Yenilikler Kongresi 2017

Lokasyon: İstanbul / Hilton İstanbul Bosphorus

Şehir: Türkiye

Web Sitesi: www.health40con.com

10. Uluslararası Sterilizasyon Dezenfeksiyon Kongresi

Lokasyon: Sueno Hotel ve Kongre Merkezi

Şehir: Belek/Antalya

Web Sitesi: www.das.org.tr/2017

106

Kasım 2017


KONGRE

KONGREYE DAMGA VURAN TEKNOLOJİ

21. Uluslararası Estetik Diş Hekimliği Kongresi, dünya çapında

konuşmacıları bir araya getirmeye devam ediyor.

3D teknolojisi ile üretilen şeffaf apareyler katılımcılar tarafından yoğun

ilgiyle karşılaşarak kongreye damgasını vurdu.

21. Uluslararası Estetik Diş Hekimliği

Kongresi, 13-15 Ekim 2017 tarihleri

arasında ‘’Wyndham Grand’’

İstanbul’da gerçekleşiyor. Türkiye’nin

ilk ve tek 3D yazıcı teknolojisiyle

üretilen şeffaf apareyler, üç(3) boyutlu

teknolojilerin güçlü potansiyelini,

ileri mühendislik yöntemleriyle

birleştirerek, hastaların diş

çapraşıklığını kısa bir sürede tedavi

ediyor

Prof. Dr. Selim Pamuk, kongre ile ilgili;

“Hızla gelişen teknoloji ile birlikte

estetik diş hekimliği alanındaki

değişim ve gelişimlerin, dünya ile

aynı diş hekimlerine ulaştırılması

misyonuyla çıktığımız bu yolda, yirmi

bir(21) yılda çok önemli mesafeler

katettik. Bu kongrede; tüm diş

hekimlerine, akademik düzeyden

ödün vermeden, bilginin muayenehane

pratiğinde kullanılabilir şekle

dönüşebileceğini gösteriyoruz” dedi.

ORTHERO hastaların koltukta

kalma süresini yüzde 40 azaltıyor

ve hastaların dişlerini ideal hale

getiriyor. Dr. Betül As, “Türkiye’nin

3D teknolojisi ile üretilen ilk ve tek

şeffaf apareyi olan ORTHERO, metal

diş telleriyle kıyaslandığında acısız ve

konforlu bir tedavi olanağı sunuyor.’’

dedi.

108

Kasım 2017


43. Uluslararası

Sağlık Fuarı

20 Ocak-1 Şubat 2018

Dubai World Trade Center

Dubai-B.A.E.

Uluslararası

Sağlık Fuarı

2. Uluslararası

Sağlık Fuarı

11. Uluslararası

Sağlık Fuarı

Uluslararası

Sağlık Fuarı

5-8 Şubat 2018

2-4 Nisan 2018

14-16 Nisan 2018

30 Nisan-2 Mayıs 2018

Dubai International Convention &

Exhibition Centre

Suntec Convention & Exhibition

Centre

Cairo International

Convention Center (CICC)

Manchester Central Center

Dubai-B.A.E.

Singapur, SİNGAPUR

Kahire-Mısır

Manchester, İNGİLTERE

8. Uluslararası Sağlık

Ekipmanları ve Medikal

Malzemeler Fuarı

7. Uluslararası

Sağlık Fuarı

28. Uluslararası Sağlık

Ekipmanları ve Medikal

Malzemeler Fuarı

6. Uluslararası

Sağlık Fuarı

29-31 Mayıs 2018

10-12 Ekim 2018

17-19 Temmuz 2018

25-27 Eylül 2018

Gallagher Convention Centre

Eko Hotel

Orange County Convention

Center - West Concourse

Oshwal Center

Johennesburg, GÜNEY AFRİKA

Lagos-NİJERYA

Orlando - ABD

Nairobi-KENYA

/ Tgexpofuarcilik / Tgexpo_official / company/tgexpo / +TgexpoUluslararasiFuarcilik

TG Expo Uluslararası Fuarcılık A.Ş.

Eğitim Mahallesi Poyraz Sokak Ertogay İş Merkezi Kat: 9 Daire: 27

Kadıköy İstanbul / Türkiye Tel: +90 216 338 45 25 www.tgexpo.com.tr - info@tgexpo.com


KONGRE

KONGRE’YE EN YÜKSEK KATILIM

TÜRKİYE’DEN !

4. Avrupa Kulak Burun Boğaz Kongresi, Prof. Dr. Ferhan Öz

başkanlığında, 7-11 Ekim tarihlerinde, Barcelona’da düzenlendi.

Kongreye bir çok ülkeden uzmanlar katıldı.

Katılımcıların çoğunluğunun bilimsel

programdan sorumlu olduğu

oturumlara en yüksek katılım ise;

253 kişi ile Türk hekimler tarafından

gerçekleştirildi. Rinoloji, Larengoloji

ve Yüz plastiği başta olmak üzere

düzenlenen dokuz bilimsel kursa

genç hekimler yoğun ilgi gösterdi.

Kongrenin onur konuğu,

Prof. Dr. Eugene Myers açılış

konuşmasında;“Kongredeki

temel amacımız eğitim yoluyla

uzmanlığımızın klinik uygulamasının

standardını ilerletmektir. Eğitim

birincil hedef olmakla birlikte bu

toplantılar ve bilimsel oturumlar

kendi alanımızdaki uzmanlarla

iletişim ve etkileşim kurma, bilgi

ağı oluşturma ve paylaşma, sinerji

oluşturma ve işbirlikçi çabaları

geliştirme konusunda harika bir

fırsat sunmaktadır.” dedi.

Kongrede gerçekleşirken , Avrupa

Kulak Burun Boğaz Baş Boyun

Cerrahisi yeterlilik sınavı sonrası

,Avrupa Tıp Uzmanları Birliği (UEMS)

Başkanı Ulrik Pedersen, 2016

yılında en yüksek sınav başarısı

gösteren iki uzmana birincilik

ödülünü verdi.

110

Kasım 2017


NÜVE embraces the world

with its instruments

Strong Foundation

Established 49 years ago in

1968, NÜVE is one of the

fastest expanding manufacturers

of laboratory and sterilization

instrumentation in the world today

with a steadily increasing product

range. Quickly becoming market

leader in our home country, the

major proportion of our production

is today exported to over 100

countries worldwide and the brand is

established as a driving force in the

development of new products.

NF 1200R Multi Purpose

Bench Top Centrifuge

Quality & Reliability

Quality is a keyword for NÜVE.

This is proven by its certification to

ISO 9001:2008 and ISO 13485:2003.

Combining this with a strong ethic of

providing outstanding value, NÜVE

incessantly strives to increase

efficiency through evolution of its

working practices and investment

in the latest machine tools. Top

class components and high grade

raw materials ensure that the final

product is something that the user

can be proud of. An important factor

in the high level of reliability is

the commitment of the production

team, half of which has been with the

company for over 20 years.

Investment & Expansion

Substantial investment in R&D

enables NÜVE to offer an everwidening

range of quality products.

A team of highly qualified and

experienced engineers has been

producing instruments with unique

characteristics bringing additional

benefits to our customers. The offer

in the field of biology in particular

has significantly expanded and the

level of technological innovation is

proven by the large number of trademarked

features recently introduced

in the range.

NÜVE has been growing

continuously and strongly, even

during the recent worldwide

economic crisis. With its dedication

to customer service, NÜVE is

committed to ensuring the supply

to its customers on time. During

the last seven years, the size of the

production plant was doubled as

were the number of machine tools for

production.

developed for a broad spectrum

of markets including clinical

laboratories, medical research,

biotechnology, agriculture,

veterinary labs, food, beverage

and dairy, chemicals, automotive,

aerospace, ceramics, water and

pharmaceutical industries.

A complete range

NÜVE product range is

comprehensive, covering the

essential core products for most

laboratories, whether this is for

ovens, incubators,CO 2

incubator,

centrifuges, climatic and test

chambers, dry or steam sterilization

devices, -41°C and -86°C freezers,

laminar flow and safety cabinets,

water baths and distillers, blood bank

instruments... you are certain to find

a product to your needs.

DF 490 Ultra Low Temperature Freezer

Wide Ranging Markets

NÜVE products are designed and

NF 800 Multi Purpose Bench Top Centrifuge

EC 160 CO 2

Incubator

More magazines by this user
Similar magazines