CLASSICO İLKBAHAR / YAZ 2016

alkon

De Bethune Iniala Beach House Bentley Bentayga İlkbahar - Yaz / Spring - Summer 2016

Stefano Ricci

Paylaşmayı Seven Bir Vizyoner A Visionary Who Loves to Share

Moda: “Bir İş Adamının Günlüğü” Fashion: “A Businessman’s Journal”

Arzu Nesneleri: Classico Ayakkabılar Objects of Desire: Classico Shoes


stefanoricci.com

HONOUR • P O W E R • PRID E


Editörden

Classico Ailesinden Merhabalar

Greetings from the Classico Family

ALKON GROUP olarak; bundan tam 17 yıl önce - 1999 yılında - Ankara’da başladı yolculuğumuz.

Amaç Türk erkeklerine en şık ve en kaliteli kıyafetleri sunmaktı. Sevgili babam; dünyanın en zevk

sahibi ve disiplinli erkeklerinden biri olan Ali ÇELEN tarafından kurulan CLASSICO Mağazası, bünyesinde

kategorisinde en iyi olarak gösterilen birçok markayla hizmet vermeye başladı. 10 yıl boyunca

Ankara’da 3 değişik lokasyonla müşterilerimize hizmet verdik. 2009 yılında ise faaliyetlerimizi İstanbul’a

taşıma kararı aldık. O gün bugündür Nişantaşı, Abdi İpekçi Caddesi’nde mümessili olduğumuz

değerli markaların butiklerine her yıl bir yenisini ekliyoruz.

2016 yılına geldiğimizde 7 mağazayla size hizmet vermeye devam ediyoruz. 2017 ve 2018 yılları

içinse planladığımız 6 yeni mağaza açılışı var. Bu süre zarfında çok şükür ki, arzuladığımız CLASSICO

tarzı ve duruşu oluştu, gelişti ve olgunlaştı. Kendini önemseyen, başarılı, güçlü, yoğun çalışan, mütevazi

birçok Türk ve yabancı iş ve devlet adamı grubumuzun sadık müşterisi oldu. Resmi giyimde

son derece klasik, abartıdan uzak, dengeli ama dinamaik; spor giyimde ise iddialı, renkli, özgün ve

rahattı CLASSICO tarzı. Bir diğer mutluluğumuz ise, yıllar geçtikçe müşterilerimizin çocuklarının da

artık bizden alışveriş yapıyor olması oldu.

Şimdiki hedefimiz çok daha farklı. Hiçbir rakamla veya istatistikle ölçülemeyecek bir olgu; müşterilerimize

en iyi lüks alışveriş deneyimini yaşatmak. Bunun için mağazalarımızı büyütüyor, yeniliyoruz;

ürün çeşitlliliğimizi genişletiyoruz; özel dikim servisimizin hassasiyetini artırıyor, üretim süresini

kısaltıyoruz, iş gücümüzü büyütüyor, geliştiriyoruz, çok yakında online alışveriş sitemizle de sizlere

hizmet vermeye başlayacağız. Bu hedefimizi geçekleştirme yolunda bir diğer önemli halka ise elinizde

tuttuğunuz dergi; CLASSICO Magazine.

Bu dergide bir işadamının hayatta keyif aldığı herşeyi bulacaksınız. İlkbahar/Yaz ve Sonbahar/Kış

olmak üzere yılda 2 defa yayınlanacak olan dergimizde sizin ilginizi çekecek, beğeninizi kazanacak

konular bulacaksınız. Seyahat, Gastronomi, Spor, Dekorasyon, Otomobil, Saat, Uçak, Tekne, Teknoloji,

Aksesuar ana konu başlıklarımız. Bu başlıklar altında yerli veya yabancı en başarılı, en yeni, en keşfedilmemiş

ürünleri, işleri veya yerleri sizlere sunacağız. Ayrıca mümessili olduğumuz markaların sezon

tanıtımları, gardrop önerilerimiz, moda çekimlerimiz, kapak söyleşimiz her sayı dergimizde yer alacak.

İlk sayımızda kapak söyleşi konuğumuz, bir av ve klasik otomobil tutkunu; Stefano Ricci markasının

kurucusu ve baş tasarımcısı Bay Stefano Ricci. Editörümüz İrem Gültan Floransa’ya gidip onunla çok

keyifli ve samimi bir söyleşi gerçekleştirdi..

Umarım zevkle okuyacağınız bir dergi ortaya çıkartabilmişizdir. Bugüne kadar bizlere, markalarımıza

ve grubumuza göstermiş olduğunuz ilgi ve sempati için teşekkür eder, bu ilginin dergimizde de

devam etmesini dilerim.

As ALKON GROUP; our journey started exactly 17 years ago in 1999, Ankara. Our main aim was to

offer Turkish men the most elegant, exquisite clothing. Founded by my dear father, a very disciplined

person with a high taste level, Ali ÇELEN; CLASSICO store began to provide a service with shoes that

were among the best in their own categories. We did serve our customers for as long as 10 years

with 3 different locations, in Ankara. By 2009, we moved our headquarters to Istanbul. Since then,

we keep adding new brands to our line of boutiques we represent on Abdi İpekçi Street, Nişantaşı.

By the year 2016, we continue to serve you with 7 of our boutiques. On the other hand, we’re planning

to open up new 6 ones in 2017 and 2018, consecutively. In the meantime, we appreciate how much

the CLASSICO style and attitude evolved and improved as we anticipated. Many successful, powerful

and humble Turkish and foreign businessmen as well as statesmen that care about their outlooks have

become loyal customers of our group. CLASSICO style was the classic far from extravagance, balanced

yet dynamic in formalwear; however, assertive, colourful, genuine and cosy in casual wear. Another

aspect we’re proud of is that our customers’ children have grown to shop from us, as well.

Our future goal is totally different, a fact that cannot be realized with any statistics or numbers; to

offer our clients the ultimate luxury shopping experience. Therefore, we’re renovating and enlarging

our stores, expanding and improving our product range and work force. Soon enough, we’ll be

servicing our clientele with our very own online shopping website. Another step towards fulfilling

this objective is the magazine you’re holding in your hands right now: CLASSICO Magazine.

In this magazine, you will find everything that a businessman enjoys about life. We hope that you

also will find topics to your liking in the 2 seasonal issues we will publish; one as, Spring/Summer

and the other, Autumn/Winter. Our main topics are; Travel, Gastronomy, Sports, Decoration,

Automobiles, Watches, Planes, Yachts and Technology. Under the aforementioned headings, we will

present to you the latest and most outstanding yet unchartered local and global products, businesses

and places. Furthermore, seasonal introductions to the brands we represent, our suggestions for

your wardrobes, fashion shoots and a cover story will always take their place in our issues.

For our first issue, our guest of the cover interview is a hunting and classical automobile devotee, the

founder and head designer of the STEFANO RICCI brand: Mr. Stefano Ricci. Our editor, İrem Gültan

flew to Florence to have a delightful and genuine interview with him.

Hopefully we’ve succeeded in publishing a magazine that you will enjoy reading. I would like to

thank everyone for their close interest and sympathy they’ve shown to us, our brands, our group

and wish for that to be continued for our magazine as well…

Savaş Şehmus ÇELEN

8

62


Aksesuar

139


İçindekiler

22 26 30 44

14 Etkinlik Takvimi

Events Calendar

26

Stefano Ricci

İyi Giyinmeyi, İyi Yaşamayı Bilen Erkeklerin Markası

The Brand of Men Who Know How To Groom and Live

44

Stefano Ricci Röportaj / Interview

Kapak Konusu

Cover Story

16 Kısa Kısa

News

22

Brioni

Maço Tavus Kuşu Geri Döndü!

The Macho Peacock is Back!

30

34

Zilli

İnce Zevkiyle Karşı Konulmaz ve Çarpıcı Zilli Erkeği

The Irresistible and Dashing Zilli Man with His Exquisite Style

Zilli Aksesuarlar / Accessories

Hipnotize Edici Mavinin Deriyle Aşkı

Hypnotizing Blue Falls in Love With Leather

50

54

Gulfstream

G650ER, Hava Sahasında Egemenliğin Tarihini Yazıyor

G650ER Writes The History of Air Supremacy

Iniala Beach House

Tamamen Uzaklaşmak İsteyenler İçin

Unutulmaz Bir Deneyim

An Unforgettable Getaway Experience

38

Gardırop

Closet

62

Stefano Ricci Dekorasyon

Şık, Zarif ve %100 İtalyan

100% Genuine Italian Yacht

Sahibi

ALKON YAPI SAN. TEKSTİL TİC. A.Ş.

Abdi İpekçi Cad. Park Apt No:19/1 Kat: 8

Nişantaşı 34360 İstanbul / Türkiye

Tel : +90 212 224 00 10

Genel Yayın Yönetmeni

İrem Gültan

irem.gultan@gf-turkiye.com

Yazı İşleri Müdürü

Cem Gökhan Çelen

gokhancelen@alkon.com.tr

Reklam Direktörlüğü

reklam@gf-turkiye.com

0545 742 52 27

Grafik asarım ve Uygulama

Okan Koç

okan.koc@gf-turkiye.com

Basım

Scala Basım Yayım Tanıtım

San. ve Tic. Ltd. Şti.

Yeşilce Mah. Aytekin Sokak No: 21

4. Levent - Kağıthane / İstanbul

Tel : 0212 281 62 00 Faks: 0212 269 07 34

Sayı: 1 / İlkbahar - Yaz 2016 / Ücretsizdir.

Yaygın süreli yayın. ISSN: 2459-1483

www.alkon.com.tr

Yapım

SMG Görsel Yayıncılık Reklam ve

Prodüksiyon Hizmetleri Ltd. Şti.

Müeyyetzade Mah. Yüksek Kaldırım Cad.

No: 42/2 Karaköy Beyoğlu/İstanbul

Tel: 0212 244 06 33 Faks: 0212 244 06 34

10


Aksesuar

FOUNDING MEMBER OF THE QUALITY FLEURIER CERTIFICATION AND PARTNER OF THE FONDATION DE LA HAUTE HORLOGERIE

VIRTUOSO V

AMADEO ® FLEURIER

5-DAY POWER RESERVE, HAND WOUND MOVEMENT

JUMPING HOURS, RETROGRADE MINUTES

AND REVERSED HAND-FITTING

FULLY INTEGRATED CONVERTIBLE CASE

WWW.BOVET.COM

SWISS MADE

13 11


İçindekiler

64

68

76

80

98 102

64

Bentley Bentayga

SUV’ların Yeni Kralı

The New King of SUV’s

80

Moda

Fashion

102

Riva 88 Florida

Hokus Pokus Florida

Hokey Pokey Florida

68

Frette

Dünyanın En İyi Yatak Takımları

The Finest Linens in The World

92

Refresh-Butler

Tekstil Bakımında Bir Devrim

A Revolution in Textile Care

106

Casa De Campo

Teeth of The Dog: Isırır Ama Havlamaz

Teeth of The Dog: All Bite, No Bark

72

76

Ayakkabı Koleksiyonları

Shoe Collections

De Bethune

Horoloji Mirasının

Çağdaş Yorumcusu

A Contemporary Interpreter

Of The Horology Legacy

94

98

Nicole

Nefis ezzetlerle Dolu Bir Maceranın Doruğunda...

The Ultimate Adventure of Exquisite Tastes...

Museo Novecento

Sanat Tarihinin Küçük Devi

The Small Giant of Art History

110

112

Buben Zörweg

Object of Time One-77

Elbi

Yardım Elini Uzatmanın ‘App’i mi?

An App for Reaching Out to Others?

12


Etkinlik Takvimi

Events Calendar

NİSAN / APRIL

21-25 Venedik Yatçılık Fuarı / Yachting in Venice - Italy

10 Haz./June - 10 Tem./July Euro 2016 - France

29-11 Eyl./Sep. / ABD Tenis Turnuvası / US Open - New York

EYLÜL / SEPTEMBER

02-04 Concours d’Elegance Windsor Castle - UK

MAYIS / MAY

11-13 EIF: Petrol Gaz Kongresi ve Fuarı / Energy Is Future

International Energy Congress and Fair - Ankara

03-06 Micam + Mipel - Milan

19-21 Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı / MAKS- Moskova

21 FA Cup Final - Wembley Stadium - London

22 Mayıs/May - 5 Haz./June Roland Garros French Open

- Paris

27 Haz./June - 10 Tem./July Wimbledon - London

29 Haz./June - 1 Tem./July Pitti Uomo- Florence

TEMMUZ / JULY

02-24 Fransa Bisiklet Turu / Tour de France

13-15 Premiére Vision - Paris

06 -11 Cannes Yatçılık Festivali / Cannes Yachting Festival -

France

28 Eylül/Sep. - 1 Ekim/Oct. Yacht Show - Monaco

13 -24 Cannes Film Festival

24 Monaco F1 Grand Prix

HAZİRAN / JUNE

14 -17 British Open (Golf) - Scotland

AĞUSTOS / AUGUST

05-21 Yaz Olimpiyatları / Summer Olympics - Rio de Janeiro

EKİM / OCTOBER

01-16 Paris Auto Show - France

01-30 NBA Finals-USA - Canada

01-04 HVACEXPO International Heating, Refrigeration, Air

Conditioning Exhibition - Iraq

10-12 World of Energy Solutions - Stuttgart

14


BORR HALI: BAĞDAT CADDESİ NO:114 FENERYOLU - İSTANBUL TEL: +90 216 449 41 36

borr.com.tr


Öne Çıkanlar

Stefano Ricci’nin Hayal Gücünün Sınırı Yok mu?

Is there a limit to Stefano Ricci’s Imagination?

Stefano Ricci ismini duyduğunuzda aklınıza ilk gelen erkek giyimde ‘İtalyan yapımı’nın en üst noktasında,

terziliğiyle kalitesini konuşturan Floransa’nın gözde markası olabilir. Ama bu markadan

beklentilerinizi, giyimle sınırlamamanız gerektiğini anlatmak istiyoruz. Çünkü yaratıcılıkta sınır tanımayan

ve hayalgücünün sınırlarını zorlamaya devam eden endüstri dehası, bizi zevkle şaşırtmaya

devam ediyor.

Dünyada sınırlı sayıda üretimini yaptıkları çok özel bir

bisiklet modeliyle karşımızdalar şimdi de. Kreatif Direktör

Filippo Ricci öncülüğünde gerçekleşen üretim aslında şık

ve stil sahibi Stefano Ricci erkeğinin sportif ve çevreye saygı

duyan özelliklerini öne çıkarmak üzere geliştirilmiş. İyi

ki de öyle olmuş; ne de olsa Stefano Ricci’nin vizyonu ve

hayata farklı bir pencereden bakması gözlerimizi bayram

ettirdiği kadar, teknik özellikleriyle de hayran bırakan bir

elektrikli bisikletle bizi karşı karşıya getiriyor. Hafif alüminyum

şasisi, lityum enerjisiyle çalışan pili ve ayarlanabilir

selesi, rahatlığını ve kullanım kolaylığını garanti ediyor.

Stefano Ricci’nin sembolü haline gelen turuncu timsah

derisiyle kaplanan bisikleti ilk bakışta bir dekor ya da süs objesi sanmanız olası.

Oysa bu araç bir dekor öğesi olmaktan çok öte; 26 inçlik alüminyum tekerlekleri, patlamaya dayanıklı

lastikleri, ön disk freni, gidon mandalı gibi sahip olduğu özelliklerle size her türlü yol durumunda,

hatta yokuşlarda bile üstün performans ve gerçek anlamda lüks bir sürüş sözü veriyor. Ayrıca Shimano

Nexus 7 Speed motorunun 250-500 Watt arasında değişen gücü, kolaylıkla şarj edilebilir aküsü,

bu bisikleti kullanan dünyadaki sayılı insanlardan biri olmanız için yeterlidir sanırız.

As you hear the name of Stefano Ricci, the first thing that comes to mind may be the prominent

sartorial menswear brand out of Florence, with a proud ‘Made in Italy’ label. However, we’d like

to tell you not to limit your expectations of this trademark to ready-to-wear, since the industrial

genius continues to pleasantly surprise us with boundless creativity and push the boundaries of

imagination…

Now, the brand comes before us with a limited edition

of an exclusive bicycle model. Manufactured under the

creative direction of Filippo Ricci, the croco-bike has

been developed in order to highlight the sportive and

environmentalist aspects of the always elegant and

stylish, Stefano Ricci man. What a fortunate outcome; as

well as a feast for the eyes, the electrical bike also exposes

fascinating features, after all this is the vision and the

distinguished perspective of Stefano Ricci. The lightweight

aluminum chassis, lithium power battery and saddle

suspension allow the greatest performance and comfort.

The Stefano Ricci signature, the orange matted crocodile

leather covers the whole body and convinces you to assume it is an object of decoration.

Nevertheless, this vehicle offers a lot more than an object of admiration with properties like; 26 inches

alloy wheels, puncture proof tires, front disc brake, handlebar quick release and guarantees a really

luxurious ride and an outstanding performance in every road condition, including slopes. Moreover,

the Shimano Nexus 7 Speed engine with power features between 250-500 Watts, easily reloadable

battery capacity may qualify for you to own one of these limited numbers of croco-bikes in the world.

Lamborghini Satış Rekoru Kırdı

Lamborghini Breaks Sales Records

16


Highlights

Her Zaman Yenilikçi Tasarımlar Peşinde

Always After Innovative Designs

Stefano Ricci, hayatımıza bir yenilik daha getiriyor; hepimizin evinde bulunmasını isteyeceği,

oynasak da oynamasak da etkileyici görüntüsüyle salonumuzun baş tacı olabilecek nitelikte, bir

satranç tahtasını ve takımını… Satranç oynamayı bilenlerden ya da Stefano Ricci’nin kreatif direktörü,

Filippo Ricci gibi uluslararası maçları izlerken rakiplerin birbirine duyduğu saygıyı siz de

hayranlıkla karşılayanlardansanız, bu sınırlı üretim ve özel kılıfı içerisinde gelen satranç tahtasına

ve piyonlarına sahip olduğunuz için kendinizi ayrıcalıklı sayabilirsiniz. Bin yıllık bir geleneğe övgü

niteliğindeki çantasına, tahtanın üzerini ve tüm gümüş piyonların etrafını kaplayan ihtişamlı

timsah derisine, rengine, özenli el işçiliğine ve ince detaylarına, yani bu görkeme saygı ya da

hayranlık duymaktan başka bir şey gelmiyor elden… Floransalı zanaatkar ustaların bir haftalık

emeği sonucu ortaya çıkan satranç tahtası ve kılıfına sahip olmak için Stefano Ricci’nin İstanbul

mağazasında sıraya girmeniz gerekebilir, ne de olsa Türkiye’de ondan yalnızca bir adet bulunuyor.

Stefano Ricci, brings a novelty to our lives; a full set of chessboard that we all would like to possess

and hold dear in the center of our living-rooms, whether we know how to play or not.

If you already know how to play the game, or observe in admiration the respect with which two

opponents compete, just like Filippo Ricci, the Creative Director of Stefano Ricci brand, you might

consider yourself privileged to own a limited edition of this chessboard that comes in an exclusive

case and with a set of unique pawns.

Complimentary to a heritage of a thousand years; the case, the board and the silver pawns are

all covered with magnificent crocodile leather. The sumptuous details of a meticulous hand-craft

and colour, leave you no choice than to take your hat off to this masterpiece.

Out of the hands of Florentine artisans in about a week, you need to hurry to get in line for this

exclusive piece at Stefano Ricci İstanbul boutique, since there’s only one awaiting in Turkey.

10

İtalyan süperspor otomobil markası Lamborghini, 2015

yılında toplam 3.245 adet araç satışı gerçekleştirerek

tarihinin en yüksek rakamına ulaştı ve bir rekora imza

attı. Tarihinde ilk defa yılda 3.000 adedin üzerinde satış

gerçekleştiren Lamborghini, 50 ülkede toplam 135 bayi

sayesinde bu başarıya ulaştı. Satışlarını bir önceki yıla

göre yüzde 28 arttıran Lamborghini, 2010 yılına göre de

satışlarını 2,5 kat arttırmış oldu. Lamborghini’nin ürettiği

mevcut modellerden V10 motorlu Huracan LP 610-4,

2.242 adet satılırken V12 motorlu Aventador LP 700-4’ten

2015’te toplam 1.003 adet teslimat gerçekleşti. Lamborghini’nin

satışları 2015 sonbaharında tanıtılan Huracan

LP 610-4 Spyder ve arkadan itişli Huracan LP 580-2 ile

yükselişini sürdürecekken yapılan açıklamaya göre, markayı

SUV segmentinde temsil edecek Urus’un üretimine

de 2018’de başlanacak. Urus, Lamborghini’nin üçüncü seri

üretim modeli olacakken, SUV segmentindeki performans

kriterlerini yeniden belirlemesi bekleniyor. 2015’te üç

uluslararası yarış parkurunun tamamında ilk kez görücüye

çıkan yeni Huracan LP 620-2 Super Trofeo’yla bu seride de

yeni bir rekor kırıldı. Ocak 2015’te en zorlu ve prestijli uluslararası

kategorilerinde yarışmak üzere tanıtılan Huracan

GT3, bir GT yarışmasındaki ilk seferinde birinciliği kazandı.

Italian super sports automobile brand, Lamborghini beat

a record reaching a peak total of 3.245, in 2015. For the

first time in its history, landing a sale of over a number

of 3.000 Lamborghini, made such accomplishment with

regard to 135 dealers in 50 different countries. Augmenting

the sale figures by 28% compared to the preceding year,

Lamborghini has increased total sales by 2.5 times as of

2010. One of Lamborghini’s existing production of models;

2.242 of V10-engine Huracan LP 610-4 sold, while in 2015

V12-engine Aventador LP 700-4 has delivered a total of

1.003. Declared that Lamborghini’s sales will continue to

rise with the promotion of Huracan LP 610-4 Spyder and

rear-wheel drive Huracan LP 580-2 in the Autumn of 2015,

also the 2018 production of Urus will be representing the

brand in the SUV segment. Urus will be Lamborghini’s third

line of mass production models, and will redetermine the

performance criteria in the SUV segmentation.

In 2015, a new record was broken with the roll-out of

Huracan LP 620-2 Super Trofeo on three separate racing

tracks. Huracan GT3, introduced in January 2015, with the

intention of entering the most challenging and prestigious

international categories, won the GT race in its first time.

13 17


Öne Çıkanlar

Zanaatkarların Elinden Çıkan Yemek Takımlarıyla

Evleri Bezeme Zamanı...

Artık Stefano Ricci’de giyimden çok daha fazlası olduğunu biliyoruz; ev dekoru koleksiyonunu

da bünyesine ekleyen marka, kendine bu alanda da önemli bir yer edinmiş.

%100 Floransalı olmanın gururunu taşıyan modaevinde üretilen parçaların bir çoğu,

porselen sofra takımlarından gümüş çatal bıçağına ve narin kristallere kadar, markanın

zanaatkârları tarafından elde boyanmış. Stefano Ricci’nin kendi kaleminden çıkan desenlerdeki

detaylar, ipek kravat koleksiyonlarında kullanılanlarla aynı.

As we already know that there’s a lot more to Stefano Ricci, than the clothing line;

having carved out a niche for itself in now the home décor collections.

Many of the objects; from tableware of porcelain to silver cutlery and fine crystals are

hand painted by the artisans of the 100% Florentine Maison. The detailed design of

patterns are all derived from the brand’s latest silk collections of ties.

Porselen serisinin tamamı ‘bone china’, yani şeffaflık derecesindeki inceliğe sahip porselenden

yapılmış. Platin, zümrüt yeşili ve saks mavisi tonlarındaki egzotik desenler koleksiyonun

güzelliğini ortaya koymaya yetiyor. Stefano Ricci’nin zamansız klasiklere yaptığı

modern dokunuşlar, büyüleyici parçalardaki lüks ve yüksek kaliteyi gözler önüne seriyor.

The porcelain line all made of bone china, speaks for itself with beautiful details of exotic

motifs in platinum, the emerald green or the royal blue. Modern touches on the timeless

classics by Stefano Ricci, bring out the luxury and high quality in the stunning pieces.

Kristal serisinin tasarımı, Stefano Ricci’nin vizyonuyla

yola çıkıp ustaların elinde bir yaşam

biçimine dönüşüyor. El yapımının güzelliğini iyice

belirginleştiren kristal bardakların üzerindeki

tasarımlar titizlikle işlenmiş.

Design of the crystal line becomes a lifestyle in

the hands of craftsmen, with the vision of Stefano

Ricci. These beautifully crafted crystal glasses are all

engraved with designs in a delicate manner.

18


Highlights

It’s Time to Glamorize Homes With Artisanal Tableware...

Ev koleksiyonunu tamamlayan gümüş takımlar, özel masa düzenlerine

uyumlu çözümler yaratıyor. Satine dokunuşlarla yapılan

gümüş çatal bıçak takımları ise sanat eseri niteliğinde. Her

bir parçanın üzerine elle atılan fırçalar bu detaylı yapım sürecinde

mat bir görüntü yaratarak kusursuz bir sonuç ortaya çıkarmış.

The brand’s silver line completes the home collection, creating

harmonious solutions worthy of a prestigious table setting. The

silverware; a precious line of cutlery with an exclusive satin finish

is nothing but a work of art. The pieces are all hand scratched one

by one, to give a matte effect in a complicated process; producing

an outcome of excellence.

Elbette Stefano Ricci’nin ikonik sembolü haline gelen ‘Royal

Eagle’ı (Kraliyet Kartalı) ve sevimli cazibesiyle fil figüründen

aksesuarları gözden kaçırmamız mümkün olamaz. Afrika’daki

hayvanlar âlemine sanatsal göndermeler yapan porselen ve

gümüşün incelikle işlenmesi sonucu ortaya çıkan dekoratif aksesuarlar

seçkin salonları süslemek üzere tasarlanmış.

We couldn’t certainly overlook the accessories that have become

the iconic symbols of Stefano Ricci; the ‘Royal Eagle’ and the

ever-charming elephant. The porcelain and silver décor in

animal shapes designed as an artistic ode to African continent

will embellish and glow in the distinguished living rooms.

Son olarak en kaliteli ipekten ve Mısır pamuğundan üretilen özgün

İtalyan tasarım kumaşlar, Stefano Ricci’nin son moda ev tekstili

koleksiyonunda hayat bulmuş. Dokumaların tamamı, 1700’lerden

beri faaliyette olan ‘Artico Setificio Fiorentina’ fabrikasının sertifikasına

sahip. Bu ev koleksiyonu seçkin zevkle döşenmiş odalarda

konuklarınızı ağırlamak üzere yaşam alanınızı bir saray misali

donatacak…

Last but not the least, unique designs in Italian fabrics made of the

finest silk and Egyptian cotton are reflected in the fashionable home

textile line of Stefano Ricci. The woven fabrics are certified from ‘Artico

Setificio Fiorentina’, which have been in operation since the 1700’s.

The whole home collection is ready to bejewel your house with an

exquisite taste and to receive guests in a palatial ambiance…

13 19


Koleksiyonlar

Maço Tavus Kuşu

Geri Döndü!

(Ya Da Sahneyi Hiç Terk Etti Mi Ki?)

Brioni

Brioni’nin kurucularından Gaetano Savini’den önce erkeklerin

dünyası griydi. O, renkleri ve kumaşlarıyla 60’lı yıllarda

İngiltere’de başlayan ‘Tavus Kuşu Devrimi’nin öncülerinden

biri haline geldi. Savini, erkeklerin komik görünmeden de

cesur ve farklı giyinerek sıkıcılıktan kurtulabileceğinin en sıkı

savunucularındandı. Bu savını da erkek giyiminde açtığı çığırla

doğruladı ve günümüzde kaliteden ödün vermeden farklı ve

modern olunabileceğini ispatlamaya devam ediyor.

Yazan/Editor: İrem Gültan

The Macho Peacock is Back!

(Or Has It Ever Left The Stage?)

Brioni

Before Gaetano Savini, one of the founders of Brioni, the world was gray

for men. He became the forerunner of the ‘Peacock Revolution’ that

started in England in the ‘60’s, with his choice of colours and fabrics.

Savini insisted on stating that men could be bold and fashionable without

looking ridiculous. He justified this statement with his breakthrough in

menswear and continues to prove how modern men can be distinctive in

their outlooks without compromising quality.

alkon.com.tr

22

62


Collections

Brioni markasının yaratıldığı günlerde, yani bundan

70 yıl önce moda şimdi olduğu gibi günden güne

değişmiyordu. Tüm giyim markalarının, tasarımcıların

ve terzilerin tek bir amacı vardı: dünyayı daha

şık bir yer haline getirmek. Dünyanın erkek giyime

bakış açısını yarattığı farklı stillerle değiştiren Savini,

markasıyla diğerlerine de farklı bir yön çizmiş oldu.

Takım elbisede liderliği elinde tutan İngiltere’den

tacı devraldı ve o günden bu yana İtalya’nın erkek

giyimde bir imza haline gelmesinin yolunu da açmış

oldu. Kumaşlar hikayesini anlatmak için kullandığı

taslakları, renkler de kelimeleriydi. 1972’de bir gazetenin

tanımına göre Brioni, aynı Leonardo da Vinci

gibi anatomi ve stilin çağdaş temsilcisiydi. ‘Roma

Tatili’ filmiyle Hollywood’u ve Amerika’yı da keşfettikten

sonra Brioni önüne geçilemez bir üne kavuştu.

Markasına hayranlık duyan zamane ünlülerinin

arasında; Ava Gardner, Tony Curtis, John Wayne,

Arthur Miller ve Robert Kennedy de bulunuyordu.

Çocukluğundan itibaren etrafı sanat ve güzelliklerle

çevrili Savini için önemli olan ise, “bir erkeğin dış

görüntüsüyle attığı ve her zaman koruması gereken

imzası”ydı. Bunu sağlamak için de motivasyonu daima

kalıpların dışına çıkmak oldu.

In the days Brioni was created 70 years ago,

fashion wasn’t as fast as today. All the men’s

fashion retailers, tailors and designers had one

true mission: to make the world more elegant.

Having broken the cycle in men’s fashion

throughout the world, Savini also changed the

direction for other brands. He took over the

domination of British sartorial in men’s suits

and paved the way for the Italian signature on

menswear. Fabrics were the plot of his stories

and colours were his words. One newspaper

in 1972 described Brioni as a contemporary

teacher of anatomy and style, likening him to

Leonardo da Vinci. Having captured hearts in

Hollywood and the States with the blockbuster

‘Roman Holiday’, Brioni attained an irrepressible

fame. Among celebrities of the time who

adored Brioni were; Ava Gardner, Tony Curtis,

John Wayne, Arthur Miller and Robert Kennedy.

Surrounded by beauty and art as a child, what

mattered to Savini was ‘a man’s signature with

his clothes and how he must guard it’. His

motivation to achieve that was always to step

outside the borders…

Savini’nin ‘farklılaşma’ vizyonunu devam ettiren Kreatif Direktör Brendan Mullane’in ortaya çıkardığı

İlkbahar - Yaz 2016 Koleksiyonu’nun en can alıcı detayları; kumaş, renk, silüet ve kusursuz işçiliğin

modern çizgilerle anlatılan hikayesinde yatıyor. Uyum içerisindeki kontrast renkler, kombinlerdeki tonsür-ton

uygulamalar, mimariye gönderme yapan geometrik desenler ağızları açık bırakacak derecede

hayranlık uyandıran bir görsel şölene davet ediyor. İkon haline gelmiş İtalyan mimar Carlo Scarpa’nın

Rönesans tarihini modern Japon mimarisine entegre ettiği yapıları vurgulayan desenler, hareketli ve

birbiriyle rekabet etmeyen çizgilerden oluşuyor. Bu desenlerin en çok vurgulandığı kumaşlar; keten

yazlık ceketlerde olduğu kadar Japon naylonundan uçuşan parkalarda hatta kravatlarda da göze çarpıyor.

Tamamı elde boyanan ve Venedik vitraylarının boyamalarına benzeyen grafik desenlerin hiç çaba

harcanmamış gibi ama bir o kadar da kışkırtıcı olduğunu eklemek gerek.

Continuing Savini’s vision of differentation in menswear, Creative Director Brendan Mullane lies

before our eyes the story of a collection with the crucial details of modernized fabrics, colours,

silhouettes and impeccable craftsmanship. The contrast colours in harmony, the ton-sur-ton

combinations and the geometric prints in reference to architecture, all invite us to a visual feast.

The prints comprise dramatic and non-competing lines inspired by the buildings of the iconic

Italian architect Carlo Scarpa, who integrated Japanese architecture into the Renaissance history.

These prints are frequently underlined in linen summer jackets, as well as parkas of Japanese nylon

and ties. Completely hand-painted and screened, we have to add the effortlessly intriguing graphic

prints, in resemblance of the Venetian glass paintings…

Renklerden oluşan ziyafetin içindeki yeşil, mavi ve grinin farklı tonları ve birbirine açıktan koyuya

doğru geçiş sağlayan degrade efekt gözden kaçmıyor. Kumaşların üstün kalitesi, kesimlerin

ve İtalyan terziliğinin en üst noktasındaki duruşlarıyla kendilerini belli ediyor.

A feast of colours in different shades of green, blue and gray, the degraded effect of lighter

tones to darker will not escape your notice. The sublime quality of fabrics, however revealed

by the selection of colours and prints, certainly manifest themselves in the cuts and poise of

topnotch Italian sartorial heritage.

13 23


Koleksiyonlar

30 ve 40’lara gönderme

yapan kemerli safari

ceketlerinde kullanılan

derinin podyumdaki

duruşu bile dokunma

isteği uyandırıyor.

Silüetlerde yine Scarpa’nın mimari yapılarını ve keskin şekillerini görüyoruz. Bir o kadar da hafif

dokulu takımlar ve kombinler, modern erkeğin tüm gün üzerinden çıkarmak istemeyeceği kadar

rahat ve şık. Dar kesimli pantolonlara, bele nisbeten oturan, kol ve etek boyu uzun sayılmayacak

ceketler eşlik ediyor. Sivri yakalı gömleklerdeki farklı stil de boğaza kadar düğmelenerek sağlanmış.

Tüm renkler, birbirini kovalamadan kendi sakinliği içerisinde karakterini ortaya koyuyor. Kısa ve uzun

kollu trikolarda da aynı renk ve desen uyumuna şahit oluyoruz.

As an ode to 30’s and

40’s, the stance taken on

the catwalk by the belted

safari-style leather jackets

is enough to make you

want to feel them.

We come across Scarpa’s architectural design and constructive approach in the silhouettes.

Nonetheless, soft and light textured suits and combinations are so casually chic that a modernday

man would not wish to get out of. Slim cut cigarette pants are accompanied by jackets with

relatively narrow waist and not-so-long sleeves and hemline. Shirts with pointed collars are stylized

by buttoning up. All the colours, give away their character with respect to each other. We see that the

colour and prints on knitwear either with short and long sleeves, are complementing the same way.

24

62


Collections

Aksesuarlarda; geri dönüşümlü malzemelerden üretilen yüksek kalitedeki asetat kemik gözlükler,

elde dikilmiş deri sandaletler, deri ve süetin mükemmel birlikteliğini ön plana çıkaran

kontrast renklerdeki rahat ve modern sneaker’lar, kusursuz işçiliğiyle bir çok eşyayı taşıyabilecek

büyüklükteki rengarenk deri el çantalarının şıklığı ise ayrı bir hikaye.

The accessories that consist of high-quality recycled acetate and horn-rimmed sunglasses,

the hand-made artisanal leather sandals, the comfortable and modern sneakers in contrast

colours of exquisite leather and suede, the meticulously crafted totes enough to carry several

items are all a different story.

Dünyanın en prestijli lüks erkek giyim markası ve de İtalya’nın gururu olan Brioni, DNA’sı gereği

mirasını yenilikçi yaklaşımlarla süslemiş. Öyle ki, ‘üstünüze göre dikilen’ giysiler, terzi elinden

çıkmış gibi duran hazır giyim ürünlerine dönüşmüş. Bond filmlerinin ve Hollywood ünlülerinin

de vazgeçilmezi haline gelen başarılı markanın, şaheser niteliğindeki teknikleri ve zanaatkârlığı

sayesinde tüm dünyayı neden bu denli etkilediği ve bir referans noktası haline geldiğini anlamak

zor değil. Bir zamanlar Savini’nin de söylediği gibi, “Bu iş değil, aşk.”

One of the most prestigious luxury menswear and Italy’s pride, Brioni quintessentially adorns

its state-of-the-art couture heritage with an innovative perspective. So much that, the ‘su

misura’ garments have transformed into sartorial ready-to-wear. Henceforth, it’s not difficult

to understand why the irrevocable brand of Bond movies and Hollywood stars, has become

a point of reference and is much coveted worldwide with its masterpiece techniques and

artisanal perspective. As once Savini, himself expressed, “It’s love, not business.”

Brioni yeni koleksiyonuyla İstanbul Nişantaşı’ndaki mağazasında meraklılarını cezbetmek üzere bekliyor. Terzilik ve tasarımın

doruklarındaki takım elbiseler burada Abdullah Erki Usta’nın son dokunuşlarından geçerek kişiye özel hale geliyor.

Brioni expects to lure its loyal customers at the Istanbul store on Abdi İpekçi with its new collection. At their sartorial

zenith, the Brioni suits at this address become custom-made for you after the final touches of master tailor Abdullah Erki.

13 25


Koleksiyonlar

İyi Giyinmeyi, İyi Yaşamayı

Bilen Erkeklerin Markası

Stefano Ricci

Klasik olanı korumakla sıkıcılıktan uzak durmak arasında çok ince bir çizgi var.

Tarzından ödün vermeden modernliği yakalamak da keza kolay değil. Her daim moda

akımlarının takipçisi olanları kapsamıyor tabii, anlattıklarımız. Biz, kendini tanıyan

aynı zamanda hem şık hem de rahat olmayı tercih eden erkeklerden bahsediyoruz.

Yazan / Editor: İrem Gültan

alkon.com.tr

The Brand of Men Who Know

How To Groom and Live

Stefano Ricci

There’s a thin line between preserving the classical and avoiding stuffiness. Hence it’s not

easy to be contemporary without compromising style. What we’re talking about here, certainly

doesn’t involve strict followers of trends. The ones we mention are those who prefer to be

elegant and comfortable at the same time, men who know what they really want…

26

62


Collections

Onlar kendilerini çok iyi bilirler; renkli karakterlere sahip, klasik çizgilerden vazgeçmeden günümüze

ayak uydurabilen ve giydiği her şeyi üzerine yakıştırabilen erkekler, kastettiğimiz. Özgüvenle canlı

renkleri taşıyan, maceraya açık STEFANO RICCI erkeğini bu yaz koleksiyonunda da çok keyifli kombinler

bekliyor.

STEFANO RICCI İlkbahar-Yaz 2016 Koleksiyonu; şeftali ve mango gibi yaz meyvelerinin tonlarını,

kahveye kaçan kırmızıyı, krem ve taş rengini, mavinin ve yeşilin bir çok farklı versiyonunu gözler

önüne seriyor. Maskülen tavrını bozmayan, İstanbul sokaklarında ya da Dubai’nin gökdelenlerinde,

teknesinde, iş seyahatlerinde sürekli hareket halindeki erkeklerin giymekten zevk duyacağı giysilerin

sergilendiği bir koleksiyon bu.

Markanın sembolü haline gelen timsah derisinin görkemi koleksiyona incelikle işlenmiş. Ayrıca

keten, pamuk ve ipek karışımlı muhteşem dokulara sahip örme ve dokuma kumaşlar; kalitedeki üstünlüğü

ön plana çıkarıyor. İhtişam, tüm parçalarda göze çarpıyor; spor ceketlerdeki kartal sembollü

düğmeler ya da ipek kravatların desenleri gibi en ufak detaylarda bile. Ceket demişken alışageldiklerimiz

dışında beylerin kruvaze ceketlere de biraz daha ilgi duymasını öneriyoruz. Stil sahibi olmak,

bu cesarete değer sonuçta…

Spor ceketlerin kuzu ve timsah derisi biyeleri, koton ve kaşmir pantolon ve bermuda şortlar, tonsür-ton

eşofman takımları, üstün işçiliğini hemen belli eden el yapımı espadriller ve ‘Olympia’ spor

They are self-aware; here, we’re talking about guys with colourful personalities that can keep up-todate

with a classical attitude and attire themselves in clothes that fit well. Delightful combinations in

bright colours await the confident STEFANO RICCI man with an adventurous spirit, for the upcoming

summer…

The STEFANO RICCI Spring-Summer 2016 Collection colour swatch unfolds different shades of

summer fruits like peach and mango, brownish reds, cream and stone, several versions of blue and

green. With the utmost composure of his masculine attitude; this is a collection that a guy always

on the run will enjoy dressing in during his business trips, on his yacht, on the skyscrapers of Dubai

or streets of Istanbul.

The brand’s symbol, crocodile leather is all over the collection’s fineness. Moreover, fabrics with

linen, cotton and silk blends reveal the supreme quality of the delightful textures in knits and

wovens. Splendor stands out in all the pieces, even in the smallest details such as the silver Royal

Eagle buttons on the jackets or the prints on silk ties that adorn suits. Speaking of jackets; we would

like to recommend gentlemen to be open to the idea of wearing double-breasted. Being stylish is

worth the courage, in the end…

Crocodile leather pipings on sporty jackets, pants and shorts of cotton and cashmere, ton-sur-ton

jogging suits, handmade ‘Olympia’ sneakers and handmade espadrilles revealing immediately their

13 27


Koleksiyonlar

ayakkabılar, polo yaka kontrast detaylı kısa kollu trikolar, timsah derisinden şapkalar; hepsi hayranlıkla

izletiyor kendilerini. Kişisel favorim fermuarlı, süet ve ipek karışımlı montlar, özgün renk ve dokularıyla

göze çarpıyor. Bu arada STEFANO RICCI’nin kendi kişisel tazrından yola çıkarak tasarladığı ve markayı

diğerlerinden ayıran en belirgin parça, keten safari ceketleri. Bu ceketi giymek için Afrika’ya gitmeniz

de şart değil üstelik; şehirde de koton pantolonla kombine ettiğinizde çok havalı duracağı kesin.

Her detay özel, hepsi birbirinden değerli. Ama biliyoruz ki, STEFANO RICCI erkeği göz alıcılıktan önce

rahatına ve kaliteye düşkündür. Kadınların bile almak için sıraya gireceği harikulade el ve evrak çantalarının

erkekler için üretilmiş olmasının ise pek de önemi yok! Boynunuzdan çıkarmak istemeyeceğiniz

hafiflikteki kaşmir fularlar serin yaz akşamlarına eşlik edecek ve belki de kadınların omuzlarını

süsleyecek.

2016’nın yaz aylarında erkeklerin giyim yönünü kim belirliyor, hangi renkler hakim artık aşikar. Floransa’dan

çıkan ünlü giyim markası erkeklerin gardırobuna hükmediyor artık. Önümüzdeki sıcak günlerde

birçok erkeğin STEFANO RICCI giyeceğini tahmin ediyoruz. Ne de olsa lüks dediğimiz her şey, insana

kendisini iyi hissettirmek üzerine kurulu değil mi?

sublime quality, contrast collars on polo knitwear, crocodile baseball caps all strike us with their

attraction…My personal favourite would be the zipped blousons in perforated suede and silk, since

they will draw you in close with their cool forms, colours and textures. By the way the signature

piece of STEFANO RICCI brand is definitely the linen safari jacket. You don’t even have to go to Africa

to wear it, you will still look dashing with a pair of cotton pants in the city.

Every detail is special, all the pieces are precious. Yet, we already know that the STEFANO RICCI man

cares more about the comfort and quality, before lustre. It also doesn’t matter that they produce

those exquisite duffle bags and briefcases for men only, women will be eager to buy one of their

very own! Ultra-light cashmere scarves will accompany your necks or ladies’ shoulders in the cool

summer night breeze.

Now that we realize which direction in fashion men will take this summer, which colours are

in command we feel free to say the menswear brand of Florence dominate several gentlemen’s

wardrobes. We are already predicting that many men will rule over the hot summer days with

STEFANO RICCI. After all, isn’t luxury about making you feel good?

28

62


˜STANBUL: Abdi ˜pekçi Caddesi No: 14/A Ni°anta°ı - Tel: (0212) 234 48 68

ANKARA: Çankaya Caddesi No:30/A Çankaya - Tel: (0312) 441 71 81

www.alkon.com.tr


Koleksiyonlar

İnce Zevkiyle Karşı Konulmaz ve

Çarpıcı Zilli Erkeği

Zilli

Bahara girerken insanın içi kıpır kıpır oluyor. Hal böyle olunca da, çevresinde içaçıcı sahneler

görmek istiyor. Hele böyle çekici giysilerle karşılaşınca bir “Oh!” çekmek geliyor içinden...

Yazan / Editor: İrem Gültan

The Irresistible and Dashing Zilli

Man with His Exquisite Style

Zilli

alkon.com.tr

Right into spring, hope starts to float. When that’s the case, you want

to see pleasant scenes all around. If you encounter such charming

garments on top of it, you can’t help but heave a sigh of relief...

30


Collections

ZILLI, İlkbahar-Yaz 2016 Koleksiyonu için ilhamını İtalyan göklerinin

renklerinden ve Miami’nin mimari yapılarından almış. Koleksiyondaki

tüm parçalar, şıklık içerisinde birbirlerine eşlik ediyor

ve ZILLI erkeği de bunları istediği şekilde değiştirerek kombin yaratma

özgürlüğüne sahip. ZILLI erkeğinin seçkin beğenisi kendini

ceket, mont, pantolon seçiminde olduğu kadar mayo ve ayakkabı

ya da çanta gibi aksesuarlarda da gösteriyor.

Mavinin safir, kobalt gibi farklı versiyonlarından lacivert, gök ya

da denim mavisi gibi klasik tonlarına, kullanılan renkler koleksiyonun

tamamına şıklık katmış. Ceket ve montların rafine ve asil

duruşunu vurgulayan tişört, gömlek ve pantolonlar kırık beyaz

veya tam tersi şekilde kombine olmak üzere üretilmiş.

The inspiration of ZILLI’s Spring-Summer 2016 Collection is derived

from the colours of Italian skyline and the architectural cuts

of Miami, this time. All the pieces of the collection stylishly accompany

each other and the ZILLI man is very welcome to interchange

and create combinations of his own. The exquisite taste of

the ZILLI man reveals itself in a selection of jackets, coats, pants,

as well as swimwear and accessories like footwear or handbags.

The choice of colours used in the collection give it a more elegant

meaning all the way from different versions of blue described as

sapphire, wheelwright, cobalt to the shades of classic navy, sky

and denim blues. In order to accentuate the refined and royal look

of jackets and coats; tees and pants come mostly in a off-white

colour and vice versa.

13 31


Koleksiyonlar

ZILLI, bizi yeni dış giyim modelleriyle tanıştırıyor; Xiam, Xavier ve

Xerus. İkonik çift materyalli yazlık ceketler ve ilkbahar için ters yüz

edilebilir montlar; fermuar, astar ve dikiş detaylarıyla görenleri

büyülüyor. Ceketlerinde artık imzası haline gelen net kesimleriyle

ZILLI, beklentilerin ötesine geçerek sizi ipek, keten ve kaşmirden bir

festivale davet ediyor.

Astarlarda kullanılan desenler ya da kontrast renkteki dikiş detayları;

kadifemsi dokusuyla damarlı nubuk derisi, kan kırmızısı dana derisi

ya da cilalı kuzu derisi gibi en üst kalite materyalleri iyice göz önüne

seriyor.

İpek, bambu ve keten tişörtler, turuncu ve pembe dokunuşların

olduğu pamuk satenden canlı renklerdeki gömlekler, tüy gibi hafif

merserizeler %100 keten eşofman altlarıyla işbirliği yaparak, dikkat

çekici ZILLI erkeğine rahat ve maskülen bir şıklık veriyor.

ZILLI, introduces us to the new models of outerwear; Xiam, Xavier

and Xerus. Iconic bi-material summer jacket, reversible blouson for

spring reveal beautiful details of zippers, linings and stitching. With

its signature clear cuts, ZILLI exceeds expectations by indulging us in

a feast of silk, linen and cashmere used in jackets with subtle touches

of orange and pink.

Prints used in lining or contrast colour stitches on the outerwear,

all punctuate the topnotch materials such as new grained nubuck

calfskin with a velvety touch, oxblood leather or glazed lambskin.

Tee shirts made from fluid fabrics in silk, bamboo and linen, bright

shirts in satin cotton with subtle touches of orange and pink, the light

knitwear are eye-catching in collaboration with 100% linen joggers,

which eventually give the ZILLI man a casual and masculine elegance.

32


Collections

Cilalı keten ve deve kuşu derisi gibi farklı kumaşlardan üretilmiş ZILLI’nin imzası haline gelen

spor ayakkabılar övgüyü hak ediyor. Örgü ve kadife gibi materyallerle kuvvetlendirilmiş

dana derisi bağcıklı ayakkabılar aksesuarların başında yer alıyor. Piton ve timsah derisi makosenler

dayanıklılıkları ve esneklikleriyle spor ve şık günlük giyimin vazgeçilmezlerinden.

Signature sneakers in a range of fabrics; glazed linen and ostrich, calfskin Derbies and

loafers enriched with braiding and velvet details, python and crocodile driving shoes

offering resistance and incomparable flexibility, accompany both formal and casual wear.

ZILLI erkeğinin vazgeçilmezi olmayı vaat eden seyahat, sırt, omuz, evrak ve el çantası modelleri,

deri ve ipek gibi farklı malzemeleri bir araya getirirken koleksiyona uyumlu renkler

de sergiliyor. ZILLI erkeği, yeni sezon gardırobuyla başları döndürmeye hazır...

Tote-bags, backpacks, messengers, briefcases and clutches combine materials from leather

to silk with matching colours to the collection, promise to become a ZILLI man’s essentials.

The ZILLI man is ready to go to your head with his closet of the new collection…

13 33


Aksesuarlar

Hipnotize Edici Mavinin

Deriyle Aşkı

Zilli Aksesuarlar

Bu yaz koleksiyonunda ZILLI bizi mango ve kavuniçi, kırık beyaz ve mavinin birçok

tonuyla şehirli erkeğin zarif, şık ama abartıya kaçmayan zevkli hikayesine ortak

ediyor. Renkli derilerden yaratılmış sıcak ve canlı bir yaz hikayesi bu…

Yazan / Editor: İrem Gültan

alkon.com.tr

34


Accessories

Hypnotizing Blue Falls in

Love With Leather

Zilli Accessories

This summer ZILLI shares the story made of colourful

leathers for the modern city guy in several shades of blue, as

well as mango and pale orange, cream and off-white.

Erkek giyimde ZILLI adı anıldığında durmak gerek. Zira deri ceketleri, pantolon

kupları ve trikolarında yakaladığı üstün kaliteye ve el işçiliğinde gösterilen özene

aksesuarlarında da şahit oluyoruz. Aksesuar koleksiyonu öylesine titizlikle bir araya

getirilmiş parçalardan oluşuyor ki kullanılan malzemelerin kalitesine ilk bakışta hayran

olmamak elde değil. Yapım aşamasında uygulanan işçiliğin kalitesi, ürünlerde

kendilerini hemen belli ediyor ve çok özel bir ürüne, hatta bir sanat eserine yakından

bakıyormuş hissine kapılıyorsunuz.

When the name ZILLI is mentioned in menswear, you should stop right there. Hence

we witness the same impeccable details and supreme craftsmanship that shows in

its leather jackets, trouser cuts and knitwear in accessories as well. The accessory

line is combined of such pieces that have been meticulously brought together, you

cannot help but admire them at first sight. The quality of craftsmanship applied

during the production process manifests itself right away, and you feel as if you’re

looking up-close at a piece of art.

13 35


Aksesuarlar

Spor giyime ağırlık verildiği aşikar olan ZILLI’nin İlkbahar - Yaz 2016

koleksiyonunda, iş hayatının ve şehrin kalabalığından, gürültüsünden

uzaklaşmak isteyen erkeğin haftasonu için hazırlayacağı çantaya

koyması için gereken tüm ürünler mevcut: Giysi kombinlerine

uygun renklerdeki kemerler, şapkalar, postacı çantaları, cüzdanlar,

sneaker, loafer ve espadriller, güneş gözlükleri. Öyle ki bu erkeğin tek

yapması gereken otel ve uçak rezervasyonları.

An apparent fact is that sportswear was in focus in ZILLI’s Spring -

Summer 2016 Collection, giving men everything they need to get

away from their busy everyday life of the city. All the accessories;

belts, caps, messenger bags, wallets, espadrilles, loafers and

sneakers, sunglasses are in harmony with the whole menswear

collection. So much that, the only thing this guy needs to do is; hotel

and plane reservations.

Ürünler başta renkleriyle ve dokularıyla dikkatinizi çekiyor ama

asıl yakından gördüğünüzde ve dokunduğunuzda, kokusunu aldığınızda

tutkuyla sahip olma isteğine kapılıyorsunuz. Desenler ve

renklerin birbirine geçişleri ince düşünülmüş detaylardan oluşuyor.

Yılan ve timsah derilerinin mavinin farklı tonlarına uygulanmış

halleri, loafer ve çantalarda ayrı güzel gözüküyor gözünüze.

The products first grab your attention with their colours and

textures, however as you get a closer look, touch and even smell

them the passion of owning one takes over. The prints and colour

combinations are comprised of deliberate details. Snake and

alligator leather dyed in different shades of blue, appear even

more beautifull to your eyes on loafers and briefcases.

36


Accessories

Özel işlenmiş yılan derisinden ZILLI seyahat çantaları öylesine havalı ve kullanışlı görünüyor

ki, maskülen aksesuarların büyüsüne kapılan bayanların da bunlardan birine

sahip olmaktan çekinmeyeceğine inanıyorum. Bu aksesuarlara sahip bir erkek, dışarıya

çıktığı andan itibaren birçok insanın dönüp bakmasını sağlayacak kadar çekici.

Specially treated ZILLI snake totes are so cool and ‘handy’ that, most ladies admiring

masculine accessories may not behold from owning one. A man with these

accessories may attract so many gazes, the moment he steps outside.

Renk skalası her ne kadar geleneksellikten uzak, çarpıcı ve

canlı da olsa maskülen havasını koruyor. Restoranda yanınızdaki

masada oturan biri kavuniçi timsah derisi cüzdanını

cebinden çıkardığında sizin de gözünüz takılacak, eminiz.

Haydi erkekler, neler değiştirmediniz bugüne dek hayatınızda

stilinize dair? Elbette bu postacı çantalarını takmaya

da cesaret edebilirsiniz.

Ayakkabılar gösterişleriyle gözünüzü hiç korkutmasın, tüm

erkeklerin ayağında benzer model ve renkleri görmeye hazır

olun. Güneş gözlüklerinin ‘cool’luğuna ne demeli?

Colour palette is so striking and vivid, so far away from the

traditional, yet keeps its masculine poise. We’re pretty certain

that the moment the guy sitting at the table next to yours in a

restaurant takes out his tangerine crocodile wallet from his jacket,

it will immediately catch your eye. Come on now gentlemen,

what changes didn’t you make in your life so far? Surely, you can

dare to carry these messenger bags on your shoulders.

You also have to prepare yourselves for the flashy shoes, most

men this summer will be wearing similar colours. By the way,

how cool are these sunglasses?

13 37


Gardırop

Bir Centilmenin

Vazgeçilmezi: Smokin

A Gentleman’s

Must-Have: Tuxedo

Styling: İrem Gültan

Brioni

Saten Papyon / Satin Bow Tie

€120

Brioni

70. Yıl Smokin Gömleği /

70 th Anniversary Tuxedo Shirt

€1.100

Brioni

Smokin / Tuxedo

€4.900

Brioni

Pırlantalı Altın Kol Düğmeleri /

Gold Cuff-Links with iamonds

€8.950

Brioni

Saten Kuşak / Satin Cummerbund

€400

Stefano Ricci

Royal Eagle Parfüm / Perfume

€499

Brioni

Rugan Smokin Ayakkabısı / Patent Leather Shoes

€900

Brioni

Koton İpek Çorap /Cotton Silk Socks

€35

38


HAND MADE IN ITALY

˜STANBUL: Abdi ˜pekçi Caddesi No: 14/A Ni°anta°ı - Tel: (0212) 234 48 68

ANKARA: Çankaya Caddesi No:30/A Çankaya - Tel: (0312) 441 71 81

www.alkon.com.tr


Gardırop

Denizin derinliklerine doğru…

Towards deep seas…

Stefano Ricci

Timsah Derisi Cüzdan / Crocodile Wallet

€2200

Stefano Ricci

Güneş Gözlüğü / Sunglasses

€1400

Stefano Ricci

Kısa Kollu Triko / Knitwear With Short Sleeves

€1250

Stefano Ricci

Timsah Derisi Şapka / Crocodile Cap

€3400

Zilli

Postacı Çantası / Messenger Bag

€6300

Stefano Ricci

Şort Mayo / Swimming Shorts

€799

Brioni

Plaj Havlusu / Beach Towel

€599

Sutor Mantelassi

Süet Loafer / Suede Loafers

€320

Zilli

Deri Kabin Valizi / Leather Trolley

€6900

40

62


˜STANBUL: Abdi ˜pekçi Caddesi No: 14/A Ni°anta°ı - Tel: (0212) 234 48 68

ANKARA: Çankaya Caddesi No:30/A Çankaya - Tel: (0312) 441 71 81

www.alkon.com.tr


Gardırop

Sezonun Trend Renkleri

Gri ve Mango Gray and Mango

Brioni

Şapka / Cap

€440

Stefano Ricci

Kısa Kollu Triko / Knitwear with Short Sleeves

€920

Stefano Ricci

Spor Yelek / Vest

€3200

Zilli

Limited Edition Güneş Gözlüğü / Sunglasses

€2800

Zilli

Nubuk Timsah Derisi Kemer / Nabuck Crocodile Belt

€2800

Zilli

Timsah Derisi Kartlık / Crocodile Cardholder

€950

Stefano Ricci

Spor Ayakkabı / Sneakers

€2300

Zilli

Kot / Jeans

€920

Stefano Ricci

Parfüm / Perfume

€250

42


Closet

Trendy Colours of the Season

Petrol Yeşili ve Kırmızı

Cyan and Red

Brioni

Şapka / Cap

€520

Brioni

Kısa Kollu Triko / Knitwear with Short Sleeves

€690

Stefano Ricci

Güneş Gözlüğü / Sunglasses

€1200

Stefano Ricci

Fermuarlı Hırka / Zipped Cardigan

€3700

Stefano Ricci

Timsah Derisi Kemer / Crocodile Belt

€2300

Brioni

Timsah Derisi El Çantası / Crocodile Handbag

€11900

Zilli

Timsah Derisi Kartlık / Crocodile Cardholder

€950

Brioni

Koton Pantolon /

Cotton Pants

€520

Stefano Ricci

Süet Loafer / Suede Loafers

€1950

13 43


Kapak Konusu

Paylaşmayı Seven

Bir Vizyoner

Stefano Ricci

Floransa’nın sınırlarından içeri adım attığınız anda, turların tamamı sizi şehrin

tepesindeki noktaya götürür; o şiirsel güzelliği içinize iyice çekebilmeniz amacıyla

yaparlar bunu. Bu ilk durak, Michelangelo’nun ‘David’ heykelinin bulunduğu ve ağzınızı

hayranlıktan açık bırakan yerdir. Ortaçağ’dan beri pek de değişmemiş olan bu manzara

bana Floransa’yla Michelangelo’nun iç içe geçmiş romantik masalını anlatır. Stefano

Ricci’nin hikâyesi de, sanatçının asırlar önce ardında bıraktığı anlatımına çok benziyor;

o da aynı şehirde tasarımla, erkek giyimindeki başarısıyla ve geleneksel zanaatkarlığı

devam ettirme misyonuyla Floransa’yı sınırların ötesine taşıyor…

44


Cover Story

A Visionary Who Loves To Share...

Stefano Ricci

As you step through the borders of Florence, all the tours start by taking you to the top of the hills; where

you see the whole view and try to take in the romantic beauty of this city. That first stop is where the

statue of ‘David’ by Michelangelo resides and leaves you in awe… Everyone may tell a different story of

how they perceive this medieval beauty, but in my opinion it is the romantic tale of Florence combined into

Michelangelo’s. The story of Stefano Ricci on the other hand, is very similar and intertwined to this poetry

and what Michelangelo did for art hundreds of years ago. He is doing the same in design, mens’ fashion and

traditional artisanship; spreading Florence’s reputation of creativity all over the world...

Röportaj / Interview: İrem Gültan

Classico: Mr.Ricci, merhaba. İşinizi nasıl kurduğunuzdan başlayalım, isterseniz…

SR: Bildiğiniz gibi hayatta hiçbir şey tesadüf değil. Çocukluğumdan beri tasarım yapıyorum ve

sonuç olarak bir grafikerim. Ama bana bir çiçek tasarlamamı söyleseniz yapamam, onun yerine

size bir araba ya da bisiklet tasarımı yapmayı öneririm. Ailem önceden de giyim sektöründe, kadın

koleksiyonları çıkaran bir firmaya sahipti. Giyim işini sevmeme rağmen, kadın giyiminin her sezon

değişiklik göstermesini hiç sevemedim. Daha sonra kendi işimi kurdum, küçük başladım. Çok uzun

süre geçmedi; yalnızca 45 yıl. Gençtim ve o zamanlar pazarda kendi yerini, kimliğini bulmak daha

kolaydı.

Nesillerdir Floransa’lı bir aileden geldiğim ve ömrümün tamamını bu şehirde geçirmiş olduğum

için kendimi hep şanslı saydım. Burada ‘sofistike’ kelimesini kullanmak istemiyorum ama aile olarak

gelişmiş bir zevke sahibiz, detaylarla yoğrulduğumuz bir atmosferde büyüdük. Bu insanda hayatın

boyunca taşıyacağı bir iz bırakıyor; benim ilk koleksiyonumu çıkarırken de çok işime yaradı. Floransa

Sarayı’nın yüksek tavanlarını tasarladım ve uyguladım, karmaşık detaylara sahipti ama bana kendi

yolumu çizme konusunda da yardımcı oldu. Moda dünyasından tanıdığım birçok insan vardı aynı

zamanda, 21-22 yaşlarındaydım ve hepsi de bana önerilerde bulunmaktan hayli memnundu. İtalya’da

çok hızlı bir yükseliş yakaladım ama benim gözüm hep yurt dışındaydı. Bugün dünya çok daha

büyük bir yer ama o zamanlar oldukça ilgi çekiciydi. Önce kravat koleksiyonlarından başladım birkaç

yıl sonra kendi gömlek fabrikamı kurdum. Daha sonra da koleksiyonlarımı tanıtmak üzere dünyayı

dolaşmaya başladım. O sıralarda moda dünyasının nasıl olduğunu anlamanız için şöyle söyleyeyim:

tüm İtalyanlar İngilizler gibi giyinmeye çalışıyordu. Ve Londra’dayken de gördüm ki İngilizler de İtalyanlara

benzemek istiyor. Burada bir hata vardı ama ikisinin arasında kalınca şunun için uğraşmaya

karar verdim: İtalyanlar İtalyan gibi görünmeli, İngilizler de kendileri gibi olmalıydılar. Tabii, eğer

hala İtalyanlar gibi giyinmek isterlerse bence herhangi bir sıkıntı yoktu. O zaman, Harrods’da mağaza

açma onuru ve ayrıcalığına eriştim. Orada hala etkileyici bir butiğim bulunuyor. İngiltere’den

Amerika ve Japonya’ya daha sonra da, bundan tam 23 yıl önce Şangay’a geçerek mağazalar açtım.

O tarihte oradaki tek yabancı erkek giyim mağazası olabilirim. Artık takım elbiseler, montlar üretiyordum

ve ‘total look’ (bir kıyafete dair tüm parçalar) yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamıştı. Çin’deki

dükkanımı açtığımda, herkes benim deli olduğumu düşünüyordu çünkü karanlık zamanlardı ve

insanların yalnızca bisiklete bindiği, çok az otomobilin bulunduğu bir dönemdi. Farklı bir pazarın

basamaklarını çıkmaya başlamamın öyküsü böyle…

Bugün tüm dünyada 50’den fazla mağazam bulunuyor. Bunların arasında İstanbul ve Ankara da

var. Çelen ailesiyle oldukça gerilere giden, yakın bir ilişkiye sahibiz. Onlarla birlikte başarılı birçok

etkinliğe katıldık. Ben her sabah oldukça erken kalkıyorum ve böylece hem yatmaya hazırlanan

Beverly Hills’deki butiğimin müdürüyle hem de Çin’de henüz uyanmış olan mağaza müdürümle

konuşabiliyorum. Çok eğlenceli oluyor. Ama sonuç olarak Stefano Ricci markası moda dünyasına ait

değil, onun yerine kumaş ve duruş kalitesinin kıymetini bilecek erkekler için üretilen bir marka. Biz

kendimizle yarışıyoruz, bu nedenle de moda şovlarına katılmıyoruz. Onun yerine kaliteye ve yaratıcılığa,

yani ‘niş’ olana odaklanıyoruz.

Classico: Hello, Mr.Ricci. Let’s start with how you started up this business in the

first place…

SR: As you know nothing is a coincidence in our life. Since childhood I’ve been designing and

eventually I’m a graphic designer. But if you were to ask me if I could design a flower, I would offer

to design a car or a bicycle instead. My family was already in the clothing business, producing ladies’

collections. Although I love the world of clothing, I detest the change in ladies’ fashion each season.

Then I started my own business, a small one. Not such a long time ago, it’s only been 45 years. I

was quite young and in those years it was much easier than today to find your own identity, your

place in the market.

I thought that I’ve been lucky enough to have been born and lived in Florence all my life, to a Florentine

family for long generations. I don’t want to use the word ‘sophisticated’ here, but we absorbed the

taste, got used to an atmosphere with details since childhood. That’s kind of an imprint that stays

with you all your life. That helped me a lot while designing my first collection. I designed and printed

the high ceilings of the Palace of Florence. It was very intricate and helped me a lot to decide my own

path. In the world of fashion I knew a lot of people, when I was 21-22, who were happy to give me

the right suggestions. I had an immediate success in Italy but I was already thinking to expand. Today

it’s a much bigger world, but then it was quite intriguing. I started with the collection of ties but a

few years after I started my own small factory of shirts. Later I started travelling around the world to

promote my collection. In order to understand what was going on in the world of fashion; let me tell

you that back then all the Italians tried hard to dress like the British. And while in London, I saw that

all the British were doing the opposite. I thought there was something wrong there, but in between

the two I had to study and really wanted to prove that the Italians had to look like Italians and the

British like themselves. If the British wanted to look like the Italians they were welcome to, but the

contradictory was not. I had the honour and the privilege of starting right then with Harrods, where

I still have a quite intriguing boutique. I moved from England, to America and Japan, 23 years ago in

Shanghai, mainland China I opened my boutique. I might have been the only menswear brand there,

which in the meantime I was already producing suits, sports jackets, and slowly the total look was

getting into shape. When I opened up a store there, everybody thought I was crazy because China in

those years was looking dark, full of bicycles and very few cars. It is the story of how I started climbing

up the ladder of a different level of market. Today there are more than 50 boutiques around the world.

Istanbul and Ankara amongst them. I have great relations with the Çelen family that goes way back.

We shared many successful events around the world. That’s how the story started…

Early in the morning I wake up, and I’m able to speak simultaneously with the manager of the

Beverly Hills boutique who is about to go to sleep and the manager of the China boutique who is on

the verge of waking up. That is quite fun. In the end, Stefano Ricci brand doesn’t belong to the world

of real fashion, but it’s more about trying hard to make men appreciate the quality of the fabric and

the fitting. We run our own race; we don’t involve in many fashion shows. Instead we concentrate

on quality, creativity; as a result we focus on the ‘niche’.

13 45


Kapak Konusu

Classico: Kendinizi nasıl tarif edersiniz, Stefano Ricci gerçekte nasıl bir insan?

Bize biraz hayata bakış açınızdan bahsetseniz…

SR: İnsan olarak bir hayalim var, o da dünyanın en tatlı büyükbabası olarak anılmak. İki tane torunum

var ve onları çok seviyorum. Organizasyonumu, şirketimin geleceğinin provasını, terziliğini

yaparken bir yandan da oldukça genç insanlardan oluşan bir müdür kadrosu oluşturuyorum. İki oğlumla

çalışıyorum; biri Filippo, Kreatif Direktörümüz, diğeri de az önce tanışmış olduğunuz Niccolo,

Yönetim Kurulu Başkanı. Ben onları denetliyorum ve en ön safta yer alıyorum ama çocuklarımdan ve

takımımdan çok büyük destek görüyorum.

Toplamda 3 hobim var benim: ailemle vakit geçirmek, avlanmak ve klasik arabalarla yarışmak. Bu

yarışlara ailece katılıyoruz ve birbirimize karşı yarışıyoruz, ki böyle daha da eğlenceli oluyor. Son

dakikaya kadar önde gitsem de son anda duruyorum ve onların beni geçmelerine izin veriyorum.

(Gülüyor)

Classico: Peki nasıl hatırlanmak istersiniz, arkanızda nasıl bir miras bırakmak

istiyorsunuz?

SR: Bir kere, ölmeyi planlamıyorum. (Kahkaha atıyor)

İlk kez böyle bir soruyla karşılaştım, bakalım yanıt bulabilecek miyim…

Erkeklerin kendilerini iyi hissedebilecekleri şekilde onları giydiren bir tasarımcı olarak hatırlanmak

isterim. Aynı zamanda, iyi de görünmeliler tabii ama üzerlerindeki kumaşın kalitesine dokunarak,

anlayarak, rahat ve modern de olmalılar. Yani tarzlarına uygun şekilde rahat hissetmeliler. Örneğin

ben her gün böyle giyiniyorum, yani avlanmaya gider gibi. İtalya’da biz böyle ava çıkarız; ceketimiz,

kravatımız ve yeleğimizle. Ben bu şekilde özgürlük ve macera hissini karşı tarafa ileten giysilerle

rahat ediyorum ve iş adamına benzer bir görüntü çizmek istemiyorum. Ben bir dedeyim, babayım.

Eğer bu yaşam stili konseptini ele alacak olursak, kendime ve arkadaşlarıma yakışacak kıyafetler

yapmayı seviyorum. Gösteriş olsun diye değil, ama bu oyunun keyifli ve aynı zamanda da şık olması

gerektiğinden. Elle yapılan tüm geleneksel zanaatler insanların içine sıcaklık ve tutku yayıyor.

Sonuçta nasıl mı hatırlanmak isterim: iyi bir avcı olarak. Aslına bakaranız hatırlanmak istemem!

Elimden geldiğince gülmeye çalışıyorum. Şu anda hayatımda olan insanlardan daha fazlasını tanımak

istemiyorum. Yaşam bir hikaye, bir başı bir de sonu var. Önemli olan arada neler yaptığınız.

Gianluca’yla (Stefano Ricci markasının Kurumsal İletişim direktörü) yazdığımız kitapta gelen ilhamla

lüksü dahiyane bir şekilde tanımladım, “Lüks çölün ortasındaki bir bardak buz gibi sudur!” Lüks gerçek

sevgidir, tutkudur, dostluktur. Lüks ailedir, gerçek lüks sağlıktır…

Classico: Markanız pazardaki pozisyonu, tavrı ve felsefesiyle diğerlerinden ayrılıyor.

Bunun arkasında yatan nedeni bize biraz anlatabilir misiniz?

SR: Tasarladığım ve ürettiğimiz her şey satış sonuçlarına göre belirlenmiyor. Kendi beğenimize göre

üretim yapıyor ve pazara sunuyoruz. Bize direkt olarak bağlı hiçbir mağazada indirim uygulamadığımızı

da eklemek isterim. Bu, nihai müşteriye gösterdiğiniz saygıdır ve şirketimi de benzersiz yapan

özelliklerden biri. Üretim sürecimiz en iyi ellerden geçerek, en kaliteli kumaşlarla yapılıyor. Yalnızca

bir derinin boyaması için bile herhangi bir firmanın 5 katı fazla uğraşıyoruz. Sonuçta insanlar ellerine

alıp dokunduklarında bunun değerini anlıyor. Ama önemli olan çok satmak değil, her ne kadar yıllar

içerisinde bir hayli çok ürün satmış da olsak, kaliteye ulaşmak asıl amaç.

Classico: Oğullarınızın her ikisi de işin içinde, onlarla çalışmaktan zevk alıyor ve

gurur duyuyor olmalısınız. Aileyle çalışmanın hiçbir zorluğu yok mu peki?

SR: Yok çünkü tek bir gerçek patron var bizde; o da eşim. (Kahkaha atıyor) Haftasonu bir araya

geldiğimizde de işten konuşmamaya gayret ediyoruz. Herhangi bir çatışma olmuyor, çünkü herkes

kendi alanında uzman. Onların taze enerjisi olmasa şirket bu denli yükselme performansı göstermezdi.

Normalde, ben pozitif bir insanım, her zaman ileriye bakarım ama geçmişime de bağlıyım;

bu varlığa, izlediğim yola. Onlar şirkete yeni konseptler getirdi, yeni tasarımlar, ev koleksiyonu gibi

ürün grupları. Benim buradaki etkim, kaliteyle yeni tasarımları birleştirmek oldu. Bu arada birlikte

yaptığımız araştırmalar şirket içinde müthiş bir nesil değişimine yol açtı.

Classico: And how would you describe yourself, I mean who is Stefano Ricci in

person? If you could tell us a bit about your perspective on life…

SR: As a person I have a dream and that is to become the sweetest grandfather on earth. I have

two grandchildren and I really love them. I am building up, fitting and tailoring my organization,

my company for the future and I already started building my team of managers, although some of

them are very young. I have two boys; one is the Chairman, Niccolo whom you just have met and

Filippo is the Creative Director. I supervise them and I am the first in line but I have great assistance

from my sons and my team.

I have 3 hobbies in total; spending time with my family, going on hunting and racing with my

classical cars. We participate in those races as a family, one competing against the other, that way

it is more fun. I’m the forerunner up to the last moment and then I stop and let them take the win.

(Laughing)

Classico: And how would you like to be remembered, what kind of a legacy do you

want to leave behind?

SR: First of all, I don’t want to die. This is the first time I get this kind of a question, let me see if this

can fit into an answer…

I would really like to be remembered as the designer who focused on dressing men in a way that

makes them feel good in. At the same time he has to look good but comfortable and updated with

the pleasure of touching and feeling the quality of the clothes on him. He has to feel comfortable in

terms of his personality, you know I dress like when I go to hunting more or less. We hunt like this;

with our jackets on, ties, vest in Italy. I feel comfortable dressing these kinds of suits that convey the

sense of freedom and adventure and I don’t want to resemble a real businessman. I’m a grandfather,

a father. If we approach the lifestyle concept, this is something I’d like to fit myself in and the people

around me including friends. Not because it’s a show off, but the game has to be comfortable and

elegant at the same time. Presence of the manual and ancient work is one way to feel warmth and

passion, it’s about admiration for the artisanship. All in all, how I would like to be remembered; as a

good hunter…Well, actually I would not like to be remembered at all!

I try to smile as much as I can. I don’t want to know more people than I do at the moment. Life is

a story, there’s a beginning and an end. What’s important is the in-between. When we wrote the

book with Gianluca on defining luxury, I was inspired to come out with a genius expression, “Luxury

is a glass of cold water in the middle of the desert!” Luxury is real love, luxury is passion, friendship.

Luxury is family. The real luxury is health…

Classico: I’d like to state that your brand stands out with its attitude, philosophy, its

position in the market compared to others. Could you tell us the reason behind this?

SR: Everything I design and we produce is not strictly connected to the results of sales. We do

something as a result of our own liking, produce and put on the market. And I would like to point

out the fact that we don’t promote any kind of a sale or discount at our directly run 25-30 boutiques.

That is a kind of respect for the final consumer: one of the features that makes my company unique.

Our production process takes place in the best hands, with the best fabrics…In order to just paint

the leather, we work on it five times more than any other company. Eventually people appreciate

what they have in their hands, but the idea is not to sell as many as possible although that has been

the outcome throughout the years. We cannot compromise quality.

Classico: Both your sons are in the business, you must be proud and enjoying to

work with them. Is there any diffi ulty working with family?

SR: No, because there’s only one boss: my wife. (Laughs)

When we meet over the weekend, we try not to talk about business. There’s no conflict because each

is responsible from their own area of expertise. I don’t think the company would be performing with

this much of growth without their fresh energy. Normally I’m a positive person, I always look ahead

but I’m still tied to the past; this asset, the path I’ve been following. They brought a new concept

into the company: new designs, new lines like the home collections. Again I’d have to intervene in

the mixture of quality to new designs and the research we’re doing together is producing a superb

change of generation inside the company.

46


Cover Story

13 47


Kapak Konusu

Classico: Çok şık bir stiliniz olduğunu

ve tasarımlarınızın kusursuz detaylara

sahip olduğunu biliyoruz, ilhamınız nereden

alıyorsunuz?

SR: Bu elimde görmüş olduğunuz desen prototipini

Afrika’dayken karaladım, kampla aslan ve

bizon avlama arasında mekik dokurken. Bu beni

rahatlatıyor, ıssızlığın ortasında olmak...

Classico: Bu denli yoğun çalışmanıza

rağmen nasıl olup da hobilerinize, ailenize

ve arkadaşlarınıza vakit ayırabildiğinizi

öğrenmek isterim…

SR: Çalıştığımda çalışıyorum, eğlenirken de

eğleniyorum. İkisini karıştırmamaya özen gösteriyorum,

ama bu tabii ki her zaman mümkün

olmuyor. Örneğin, bugün çok fazla randevumuzun

olmadığı sakin bir gün. Normalde, 50 kişinin

gidip geldiği, şu anda sizin olduğunuz koltukta

oturarak saatlerce konuştuğu günler oluyor.

Herkesle de aynı şekilde iletişim kuramıyorsunuz;

bazılarını yönlendirmeniz gerekiyor. En zor

kısmı da bu, ama bir gülümsemeyle çok şey elde

edebilirsiniz. Orada da deneyim faktörü işin içine

giriyor...

Classico: İtalya tasarım, özellikle de

moda ve tekstil alanlarında hep öncü

olmuştur. Bu durum sizce zanaatkârlardan

gelen mirasınıza mı dayanıyor?

SR: 300.000 kişilik bir şehir düşünün ki; Gucci,

Ferragamo, Emilio Pucci, Ermanno Scervino,

Roberto Cavalli gibi markaları çıkarmış. Bunda

gerçekten de şehrin etkisi olduğunu düşünüyorum, dünyaca bilinen lüks markalarının yarısının burada,

Floransa’da doğduğunu söylemek mümkün. Bunun arkasında kesinlikle bir sebep var ve ben

Medici ailesinden kaynaklandığını düşünüyorum. Yalnızca sanata ve sanatçıya değil aynı zamanda

da mimariye de o denki katkıları oldu ki.

Classico: Dünyadaki ekonomilerin çoğunun kötüye gittiği günümüzde İtalya hala

tekstil ve moda alanındaki öncülüğünü koruyor, peki bu anlamda ülkenizin geleceğini

nasıl görüyorsunuz?

SR: Yetenekler olduğu sürece devam edecektir. Yetenek sonradan oluşmaz; ya vardır ya da yoktur.

İtalya’daki işçiliğin kalitesi, özellikle de deri ürünlerindeki el işçiliğini çok sofistike bir seviyede tuttuğumuzu

gösteriyor. Bu benim başlı başına yaptığım bir yatırım; hep genç insanları yaşlı ve deneyimli

olanların yanına yerleştiriyorum. Ülkem sanat, tasarım ve imalat konusunda eğitime sürekli yatırım

yapıyor. Günümüzde dünya artık biraz kaybolmuş durumda. Barış onu biraz daha iyi bir yer haline

getirmek için tek yol, yani aslında daha çok barışa ve daha az tasarımcıya ihtiyaç var. Savaşlar her

zaman vardı, ama benim endişem şu anda olup bitenlerin varolan her şeyi nasıl yok edebileceğine

dair. Gelecek hiç kimse için çok kolay görünmüyor.

Classico: Türkiye’de erkek giyimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

SR: Türk erkekleri şimdiye dek gördüğüm en şık erkekler arasında yer alıyor.

Classico: Nazik davetiniz ve içten yanıtlarınız için çok teşekkür ederim.

SR: Ben de öyle…

Classico: We already know you have

a very elegant style and your designs

are impeccable in detail, what we’d

like to know is where you derive your

inspirations.

SR: I designed this prototype you see here in

Africa, between hunting lions and buffalos,

staying in the camp. It relaxes me, to be in the

middle of nowhere…

Classico: I’m also personally wondering

how you spare time for all your hobbies

and your family, despite working so

much.

SR: When I work, I work. When I play, I play. I

try not to match the two, though it may not be

possible all the time. For example, today is a

calm day compared to one with 50 appointments

that people come and go, in that armchair you’re

sitting right now. You cannot talk to everybody

the same way either, some would have to be

directed. That is the most difficult part, but with

a smile you can obtain a lot of things. Experience

helps a lot…

Classico: Italy has always been the

forerunner in matters of design,

especially fashion and the textiles

industry. Is it solely due to its artisanal

heritage?

SR: Think of a city of only 300.000 people, giving

birth to brands like Gucci, Ferragamo, Emilio Pucci,

Ermanno Scervino, Roberto Cavalli. This isn’t a

coincidence, I really think it’s the influence of the city. I could say half of the worldwide luxury brands

might have been born here. There must be a reason behind it certainly, and I think that’s mainly due

to the Medici family. They did so much for supporting, sponsoring art and artists of this city. Not just

the paintings but also the architectural concepts.

Classico: Although most economies in the world are deteriorating in the current

times, Italy still holds the advantage in the fashion and textiles industry. How do

you foresee you country’s future in that respect?

SR: As long as there are talents, it will go on. Talents just don’t build up, they’re either there or

not. The fact that the quality of work in Italy, especially of the leather goods, shows we still keep

the tradition of handcraft on a very sophisticated level. That is the main investment even I make; I

have young people working next to an old and experienced person. The country keeps on investing

in school of arts and manufacturing, that helps. Today the whole world is a little bit lost. Peace is

the only way to make this world a little better, so actually we need more peace and less designers.

There were always wars, but my worries are concerned with how the current situations are about to

destroy everything that exists. The future will not be easy for anyone.

Classico: How do your perceive the condition of menswear in Turkey?

SR: Turkish men are one of the most elegant looking I’ve seen so far, I must say.

Classico: Thank you so much for your warm welcome and this sincere interview.

SR: Likewise…

48


Özel Uçak

G650ER, Hava

Sahasında Egemenliğin

Tarihini Yazıyor

Gulfstream

Dünyada, düzenli olarak iş hayatının hava ulaşımındaki olanaklarını geliştiren

yalnızca bir adet uçak üreticisi var ki o da; Gulfstream. Firma, G650ER’le son derece

uzun menzilli yeni bir uçak yaratmasının sonucunda çığır açarak sektör beklentilerinin

ötesine geçiyor. İster uluslararası seyahat isterseniz de kısa mesafelerde uçuşlar için

olsun, G650ER yolcularının her türlü ihtiyacını karşılamaya hazır…

Yazan / Editor: İrem Gültan

www.atpair.com.tr

50


Private Plane

G650ER Writes The History of Air Supremacy

Gulfstream

Only one aircraft manufacturer routinely stretches the possibilities of business aviation and

that is; Gulfstream. The company creates the industry’s next breakthrough with another

ultralong-range aircraft, exceeding all expectations. May it be international business trips or

flights between two cities, G650ER is ready to cater for every need of its passengers…

13 51


Özel Uçak

Azami Menzil Normal Yolcu Donanımı Uyuyan Yolcu Azami Seyir Hızı (Mach) Azami Kalkış Ağırlığı Azami İrtifa

13.890 km En fazla 19 En fazla 10 0,925 46,992 kg 15.545 m

Asla kalitesinden taviz vermediği standardıyla, ilk Gulfstream uçağının havalandığı tarih, 1958. Gulfstream

aynı yenilikçi ve tutkulu yaklaşımıyla o günden bu yana, iş dünyasındaki en ileri teknolojiye

ve en iyi performansa sahip uçakları tasarlamaya devam ediyor. Gulfstream’in arkasındaki itici güç ise

General Electronics gibi bir endüstri dehası ve lideri.

DAHA UZAĞA, DAHA HIZLI

Uluslararası arenada zaman kazanmanın yarışa döndüğü günümüzde, G650ER yolcularını en uzun

mesafelere en hızlı şekilde taşımayı garanti ediyor.

Gulfstream mühendisleri G650ER’yi tasarlarken, iş seyahatlerinde yeni bir standart belirleme vizyonuyla

yola çıkmışlar; her anlamda daha fazla performans.

Yolcularını 0,85 Mach’te (Azami seyir hızı) 7.500 mil / 13,890 kilometre menzilinde taşımayı bugüne

dek başarabilen başka bir jet üreticisi henüz çıkmadığına göre amaçlarına ulaştıklarını söyleyebiliriz.

Hatta Mach 0,90’da daha da hızlı uçabilen G650ER, 8 yolcuyla 6.400 deniz milini yani 11.853 kilometre

yolu rahatlıkla katedebiliyor.

G650ER’nin menzil kapasitesi bir teori olmaktan öte; Hong Kong, Los Angeles ve Avustralya arasında

durmadan defalarca gerçekleştirdiği uçuşlar belgelenmiş bulunuyor. G650ER 47.173 kg’lık ağırlığıyla,

selefi G650’den 1,814 kg daha ağır olmasına karşın, yakıt marjını arttırması sayesinde çok daha

uzun rotalara seyahat etme üstünlüğünü elde ediyor. Böylece, G650ER şehirlerarası uçuşları aralıksız

olarak yapma avantajını yakalıyor.

G650ER, kendisinden bir önceki modeli G650’yle bir çok özelliği paylaşıyor:

• 2 adet, her biri 16.900 pound/75,20 kilonewton itiş gücüne sahip Rolls-Royce BR725 motor,

• Düşük emisyonlu motorları sayesinde Stage 4 ses sınırlarının altında seyir,

• 10.000 saatlik bakım aralığıyla verimli ve ekonomik işletim giderleri,

• PlaneViewTM II kokpit, Gulfstream Enhanced Vision Sistemi (EVS), Synthetic Vision-Primary Flight

Display (SV-PFD) sistemi ve Head-Up Display (HUD) gibi donanımlar,

• Apple iOS ve Google Android telefon ve tablet gibi kişisel elektronik cihazların üzerinden kabin

ısısının, aydınlatmanın, pencere perdelerinin kontrolü, müzik ve video gibi fonksiyonlar,

• Kabin içi uzunluk anlamında 14 metreye sahip G650ER, genişliğe baktığımızda da 2,55 cm’lik mesafesiyle

ve 1,95 m yüksekliğiyle selefi G650’den 1 yolcu daha fazla taşıyabiliyor.

G650ER ultra-yüksek aerodinamiği ile havanın oluşturduğu sürüklenmeyi minimuma indiren tasarımı

sayesinde kıtalararası uçuşları maksimum konfor ve yükleme hacmi ile sunan en prestijli “Business

Jet”. Yolcularının rahatı için her şey düşünülen Gulfstream’in bu son model uçağında işlevsellik

kadar görüntü de ön planda. El yapımı geniş koltukları ve kanapeleri, geniş koridoru, kendine özgü ve

diğer özel jet’lerden onu ayıran en belirgin özelliklerinden biri olan sektörün en büyüğü niteliğindeki

panoramik camlarıyla inanılmaz bir ferahlık hissi veriyor. Kişiye özel yerleşim planı seçenekleri sunan

G650ER, yolcularının isteğine göre özel bir toplantı veya konferans odasının yanında bireysel çalışma

alanlarıyla geliyor.

G650ER kabini her 2 dakikada bir %100 taze havayla yenilenerek; yolcularının kalp ve ciğerlerine

daha fazla oksijen gitmesini sağlıyor. Böylece, bu özel jetle uçuş yapanların daha az yoruldukları ve

jetlag riskinin azaldığı keyif dolu seyahatler onları bekliyor…

52


Private Plane

Max Range

Typical Passenger Sleeps

Outfitting

Sleeps

Max Operating Speed

(Mach)

Max Takeoff Weight

Max Cruise Altitude

13,890 km Up to 19 Up to 10 0.925 46,992 kg 15,545 m

A standard of uncompromised quality, that still holds true today, was established when the first

Gulfstream aircraft took flight in 1958. From that day onward, Gulfstream continues to design with

the same passion of innovation for the most sophisticated, best-performing business aircraft in the

world. The driving power behind Gulfstream is, certainly an industrial genius and leader, General

Electronics.

FARTHER, FASTER

In today’s fast-paced international marketplace, the G650ER offers the advantage of flying the fastest

and longest routes possible by any business aircraft.

When Gulfstream engineers designed G650ER, they had one vision in mind to set a new standard for

business trips; a better performance in every way. It is possible for us to declare that there’s no other

airline of ‘business jets’ which managed to carry passengers at 0.85 Mach to a range of 7,500 miles/

13,890 kilometers, and that proves their success. At Mach 0.90 a faster G650ER, can travel a range of

6,400 nautical miles / 11,853 kilometers with 8 passengers.

The range capability of G650ER isn’t hypothetical but a reality, having already flown and documented

key city-pair connections including Hong Kong and Los Angeles to Australia. The G650ER boasts a

maximum gross weight of 1,814 kg. greater than the G650, which can be an advantage in adding

fuel margin or increasing long-range cruise speed on ultra-long-range routes. The additional

range capability of the G650ER significantly increases the number of nonstop connections possible

between cities.

G650ER shares many common features with its predecessor G650:

• 2 Rolls-Royce BR725 engines, each with 16.900 pound/75.20 kilonewtons of jet assisted take off,

• With regard to low emission engines, cruise under Stage 4 sound limits,

• Feasible and economic operational costs with 10.000 hourly gaps of maintenance,

• Hardware such as; PlaneViewTM II cockpit, Gulfstream Enhanced Vision System (EVS), Synthetic

Vision-Primary Flight Display (SV-PFD) system and Head-Up Display (HUD),

• Control over functions of cabin temperature, lighting, windowsills, music and video via personal

electronic devices like, Apple iOS and Google Android smartphones and touchpads.

• G650ER has a cabin length of 14m., with a 2,55m. width and 1,95m. height, exceeds G650 by the

additional capacity of 1 passenger.

G650ER is the most prestigious ‘business jet’ just like the G650, that provides comfort and a high

loading capacity in international flights, with an ultra-high aerodynamic design reducing the thrust

to a minimum, due to air currents.

Every little detail offering the utmost comfort to its passengers in this latest model of Gulfstream,

form and function is blended thoroughly. Wide handcrafted seats and divans, generous aisles and

large panoramic windows that differentiate G650ER from other private jets, enhance the sense of

spaciousness. A G650ER cabin offers the choice of customized floorplans for a private stateroom, a

large conference space or individual work areas. The G650ER cabin is replenished with 100% fresh

air every 2 minutes; thus passengers heart and lungs can more easily oxygenate the blood, which

reduces fatigue and ensures more pleasant and cozier cruises free of jetlag…

13 53


Seyahat

Tamamen Uzaklaşmak İsteyenler

İçin Unutulmaz Bir Deneyim

Iniala Beach House

Iniala Beach House, Puket’te Andaman denizinin turkuaz sularının ayaklarınıza

vurduğu Natai sahilinde muhteşem güzellikteki altın rengi kumsalın üzerine

kurulu. Bu olağanüstü ve lüks deneyimi sunan, çoğunlukla elit kesim ve Hollywood

ünlülerinin tercihi olan büyüleyici tatil yeri aynı zamanda çok özel bir kaçış rotası.

Yazan / Editor: İrem Gültan

www.iniala.com

54


Travel

An Unforgettable Getaway Experience

Iniala Beach House

Iniala Beach House is situated on the beautiful shore of Natai beach in Phuket

with a magical turquoise Andaman sea that splashes against your feet as

you take a walk on the golden sands. This extraordinary luxurious location

offers its guests an out-of-the-world experience and an exclusive getaway

destination, preferred mainly by the elites and Hollywood celebrities.

13 55


Seyahat

FELSEFE VE HIKAYE

Mark Wiengard’ın vizyonu ve hayalgücüyle yarattığı Iniala Beach House, dünyanın dört bir yanından

seçtiği 19 farklı sanatçı tarafından tasarlanmış. Iniala’yı diğerlerinden farklı yapan, yalnızca tasarımı

değil aynı zamanda felsefesi. Elde edilen karın %15’i Tayland, Endonezya ve Hindistan’daki özel sağlık

ve eğitim projelerine yardım olarak gidiyor.

PHILOSOPHY&HISTORY

Mark Wiengard’s vision and imagination is what brought Iniala Beach House to life, with 19 different

artists from all over the world of his choosing. What makes Iniala different from others, is not only the

design but also the strong charitable philosophy, with 15% of revenues going to funding of exceptional

health, disability and education projects across Thailand, Indonesia and India.

KONUM

Puket havaalanına yalnızca 20 dakika uzaklıktaki Iniala’da misafirler kendilerini gözlerden uzak bir cennette bulabilir.

Phang Nga körfezinin kayalıklarına kurulu Iniala Beach House, Natai Sahili’nin okyanusa bakan muhteşem kumsalına sahip.

Iniala; Tayland’ın yağmur ormanlarına, tapınaklarına, koruma altındaki ulusal parklara ve ıssız kumsallarına kısa süreli

bir otomobil yolculuğu uzaklığındadır.

LOCATION

Just 20 minutes’ drive from Phuket airport, guests find themselves whisked into the secluded paradise of Iniala. Set among

the rocks of Phang Nga bay, Iniala Beach House is situated on the beautiful sands of Natai Beach, looking out to the ocean.

Iniala is just a short drive from the natural rainforests of Thailand, where there are plenty to see including temples, National

Parks and deserted beaches.

KONAKLAMA

Bu eşsiz güzellikteki okyanus manzaralı otelde, Iniala Beach House

çalışanları 24 saat boyunca kişiye özel hizmet vermeye kendilerini

adamış. Her villanın konaklama süresi boyunca kendisine

tahsis edilmiş özel şoför, kahya, spa terapisti ve aşçısı bulunuyor.

Alanında çığır açan bir tasarımla birleşen Tayland mimarisinin

sonucu ortaya çıkan otel, bu kültürü kıvrımlı mimarisiyle modern

bir şekilde harmanlamış.

10-süitlik bu çok özel mekân; her biri İspanya, İrlanda, İngiltere,

Brezilya, Rusya, ABD ve Taylandlı uluslararası üne sahip mimarlar

tarafından yaratılmış 3 villa ve bir ‘penthouse’dan oluşuyor. Birbirinden

tamamen farklı, kişiye özel lüks kavramını yaşatan yatak

ve oturma odaları bu çağdaş tasarım ustalarının kendine özgü

ifadesini içeriyor.

ACCOMODATION

At this beautiful ocean-view accommodation, the staff of Iniala

Beach House are dedicated to 24-hour highly-personalized

service. Guests are also welcomed to experience the luxury

amenities from chauffeurs and in-room butlers, to special

treatment from spa therapists and chefs in the privacy of their

rooms. Combining groundbreaking design with traditional Thai

architecture, the hotel embraces authentic Thai culture with a

modern and whimsical twist.

The 10-suite private residence is spread over 3 villas and a

penthouse, each individually designed by international creators

from Spain, Ireland, Britain, Brazil, Russia, USA and Thailand.

Every bedroom and living space is completely different with a

unique expression from these masters of contemporary design.

56


Travel

Villa Bianca: Rus ikonları olan Matruşkalar temel alınarak oluşturulmuş bir konsepte sahip odasında,

soyut sanat patlaması yaşanıyor; diğer iki yatak odası ise devasa deniz kabuklarını andırıyor.

6 kişiye konaklama alanı sunan villada, salon lüks bir tekne şeklindeki avluya da ev sahipliği yapıyor.

Tayland ipekleriyle döşenmiş odaların teras bölümü de nefes kesici kumsala açılıyor. Harikulade sanat

eserleri ve heykelimsi mobilya tasarımları arasında konuklara tek düşen, etraflarını saran estetik

güzelliğin keyfini çıkarmak.

Villa Bianca: A conceptual room based on the modern version of Russian icons, Matroyshka,

comprises abstract explosions of art, with the other 2 bedrooms representing giant seashells. The

6-persons-accomodation’s living-room includes an outdoor courtyard in the shape of a luxury yacht.

With Thai silks that complete the furnishings, both rooms’ terraces open out onto the spectacular

beach. Between the wonderful artwork and the sculptural forms of design furniture, the only choice

left for guests is to relax and enjoy the surrounding, in and out.

Collectors Villa: 6 kişiyi ağırlayabilen özel ve eklektik tarza sahip 3 yatak odası, spa ve

özel sinemasıyla çağdaş tasarımı içeren bir yaşam alanı. Geleneksel ahşap evinin modern

dokunuşları sayesinde bu villa, Tayland’daki en lüks ve güzellerinden biri olarak anılmayı

hak ediyor. İnanılmaz güzelliğe sahip avludaki havuzun büyüklüğü size ihtişamı sonuna

kadar yaşatıyor.

Villa Siam: Tayland kültürü ve Budizm’den esinlenilmiş; tavandan hasır bambu yatak ve kanepeler

sarkıyor. 6 kişinin konaklamasına yetecek kadar dinlenme ve eğlence alanları bulunan odanın, yemek

ve oturmak için dışarıda geniş bir terası da var. Odanın iç kısmındaki gözlerden uzak spa, konuklarının

algılarını uyararak benzersiz Tayland deneyimine dalıp gitmelerini sağlıyor. Dışarıda bulunan 20

metrelik havuzun dingin sularına kendinizi teslim edebilir ya da uzun mesafeli kulaçlar atabilirsiniz.

Villa Siam: Inspired by the nature, Thai culture and Buddhism, includes beds and sofas hanging

from the ceiling by wicker bamboo. There’s plenty of space for up to 6 people to relax or entertain

with a large deck for dining and living. A secluded spa located within will awaken its guests’ senses

and immerse in a Thai experience like no other. In the 20-metre swimming pool, you may refresh

yourself or enjoy several laps.

The Collectors Villa: A 3-bedroom compound of contemporary design, ready to

accommodate 6 people, consists of individual and eclectic bedrooms, a spa and a private

cinema. The architecture with a contemporary twist on the traditional wooden Thai house

might be enough to make this villa one of the most luxurious and beautiful in Thailand.

The beautiful courtyard with a lavish swimming pool is enough to make you feel grand.

13 57


Seyahat

The Iniala Penthouse: A collaboration of founder Mark Weingard and chief design director, has a

futuristic, surreal, sexy and holistic concept. The floors of this exclusive penthouse for two, are carpeted

with special foam that give a feeling of a walk on the sand. An incredible bathing space is right in the

center of the room. There’s a roof terrace with a stunning view and 2 separate sanctuaries inside; one

for adults the other for children. While kids enjoy the imaginative space of the playhouse, adults have

a playroom of their own with a fully-equipped gym, a boxing ring, a bar and games tables.

Iniala Penthouse: Bu muhteşem tesisin kurucusu, Mark Weingard ile baş tasarım direktörünün

işbirliği sonucu ortaya çıkarak yenilikçi, gerçeküstü, seksi ve bütünsel konseptlerin tamamını barındırıyor.

İki kişi için uygun dairenin zeminini kaplayan özel köpükten dokunmuş halı, kumların üzerinde

yürüyormuş gibi hissettirmek üzere yaratılmış. Odanın tam ortasında yer alan jakuzili küvet ise

inanılmaz keyifli görünüyor. Muhteşem manzaralı bir çatı terası ve içeride ayrıca 2 farklı hobi alanı

da bulunuyor; biri yetişkinler biri de çocuklar için. Çocuklar oyun odalarındaki geniş alanının keyfini

çıkarırken, büyükler de içinde tam donanımlı bir gym, boks ringi, bar ve oyun masalarının bulunduğu

kendi eğlence odalarının tüm olanaklarından faydalanıyor.

YEMEK

2014’te bir çok otel ve restoran ödülü kazanan Iniala’da konaklamak, Michelin yıldızlı gurme

lezzetlerinin ev sahibi Aziamendi’de yeme imkanı da sunuyor. Bizzat baş aşçı tarafından hazırlanan

tabakların tamamı, size isterseniz odanızda ya da sahilde de servis edilebiliyor. Tayland’a

özgü malzemelerle Avrupa tekniklerinin birleşimi sonucu ortaya çıkan bu çok özel yemeklerin

hepsi duyularınızı uyarmak üzere yaratılmış. Menünün bulunmadığı bu kişiye özel yemek deneyimi,

konuklarına kendi mutfaklarını yaratma özgürlüğünü de tanıyor.

DINING

Having won several hotel & restaurants awards in 2014, a stay at Iniala includes the

opportunity to dine at Aziamendi, the Michelin-starred gourmet delights. All the meals are

whipped up by the resort’s head chef and available to be served in-room or at the beach.

Combining traditional European techniques with local Thai ingredients, these signature dishes

are crafted to seduce the senses. The personalized dining experience, where there is no menu

gives the customers freedom to create their own cuisine.

58


Travel

Spor salonunun ve Sanat Galerisi’nin hemen üzerinde yer alan

Kids’ Hotel (Çocuk Oteli) ise 24 saat bakıcı gözetiminde hayal

gücünün sınırlarını zorlayan dekorla donatılmış bir oyun alanına

sahip. Burada çocukların tüm gün zevkle oynaması dışında, isterlerse

gece de yine aileleri ya da bakıcılar eşliğinde kalabiliyorlar.

Right above the Gym and the Art Gallery, the Kids’ Hotel

resides under 24 hours nanny surveillance. Equipped

with a décor by every stretch of the imagination, the kids

may play here in delight all day long, and also have a

sleepover accompanied by parents or the nannies.

SPA VE DIĞER HIZMETLER

Sağlık anlayışı Iniala deneyiminin merkezinde; tüm spa ve fitness olanakları, heyecan verici gezintiler

de bunların kanıtı. Konuklar rezervasyon yaptırmaya ve odalarının rahatlığını bırakmaya gerek

duymadan, kendilerine ait spada, kişisel spa terapistleriyle, özel seans uygulaması alabilirler.

Herkes için bir şey var burada; konuklarıyla her konuda ilgilenen bireysel eğitmenlerinin eşliğinde

Yoga, Pilates ve su sporlarından, bisiklet ve boksa kadar türlü olanaklardan faydalanmak mümkün.

‘Iniala White’, 350 konuğa kadar ağırlayabileceğiniz egzotik ve keyifli bir ortamda düğün ve parti verme

imkanı da sunuyor. Deneyimli ve becerikli bir ekibin ellerinde ister aile tatili ister balayı için Iniala

Beach House’u tercih edin, burada kendinizi huzur ve keyfe bırakmaktan başka şansınız yok.

SPA&FACILITIES

Well-being is central to the Iniala experience, with spa and fitness facilities, not to mention exciting

excursions on hand. Guests can have exclusive treatment without reservation and without leaving

the paradise of their accommodation, at their individual Spa with the Personal Spa Therapist.

There’s something for everybody; from Yoga, Pilates to water-sports, cycling and boxing headed by

personal trainers that take complete care of their customers. The ‘Iniala White’ offers wedding parties

and gatherings of up to 350 guests in a relaxed environment.

Whether for a family vacation or a honeymoon, in the capable hands of a dedicated team, guests

have no choice but let go…

13 59


The Finest Linens in the World

frette.com

İstanbul

Abdi İpekçi Caddesi No:38/A, 34360, Nişantaşı

Tel: +90 212 343 00 23

frette@alkon.com.tr


Dekorasyon

Şık, Zarif ve %100 İtalyan

Stefano Ricci Dekorasyon

İtalyan Azimut Benetti Grubu’nun çok özel yatlara hayat veren “Design Innovation”

projesi, Christiano Gatto, Evan K Marshall ve Luca Dini gibi ünlü yat tasarımcılarının

imza attığı 50 ila 90 metre boyundaki megayatlarıyla adından söz ettiriyor.

Ancak firmanın Monaco Yacht Show 2012’de tanıttığı 72 metrelik bir yat var ki iç

dekorasyonuyla dillerden düşmüyor. Luca Dini’nin kaleminden çıkan 72 metrelik bu

projeye erkek moda dünyasının duayenlerinden Stefano Ricci de dahil edilmiş ve ortaya

%100 İtalyan kalitesinde harika bir yat çıkmış.

Yazan / Editor: Pelin Özcanlı

alkon.com.tr

100% Genuine Italian Yacht

Stefano Ricci Decoration

Italian Benetti asked the international yacht designers, including Christiano Gatto, Luca Dini, Evan K

Marshall and many more, to develop new directions and interpretations for its custom yachts ranging from

50m to 90m. The goal of “Desing Innovation Project” was to develop new ideas and concepts for the future

Benetti megayachts. There is a 72-meter yacht which became a byword for the high life due to her 100%

geuine Italian quality interiors. Her layout is Luca Dini’s but the furnishings and decor were designed together

with the Italian men’s fashion designer Stefano Ricci. This yacht presented at the Monaco Yacht Show 2012.

62

62


Interiors

Biri dünyaca ünlü yat tasarımcısı Luca Dini, diğeri erkek giyiminde onunla eşdeğer Stefano Ricci...

İşinin ehli bu iki İtalyan isim, Benetti Design Innovation için 72 metrelik bir yata imza attı.

Luca Dini, bugüne dek Mondo Marine, ISA, Cantieri Navale Lavagna/Admiral ve daha birçok tanınmış

tersaneyle çalıştı. Dini ile Benetti ilk kez Design Innovation sayesinde bir araya geldi. Floransa’dan

Beverly Hills’e dünyanın dört bir yanında 50’ye yakın mağazaya sahip olan Stefano Ricci, 2012’de

Design Innovation ile yat sektörüne de adım atmış oldu. Stefano Ricci Kreatif Direktörü Flippo Ricci

her fırsatta, yat sektörüne girerken Benetti’nin desteğini almaktan gurur duyduklarını vurguluyor.

Azimut Benetti Grubu’nun megayatlardan sorumlu CEO’su Vincenzo Poerio, “Stefano Ricci’yi artık

partnerlerimizden biri sayıyoruz. İtalyan moda dünyasının nabzını tutan Stefano Ricci’nin işine yaklaşımı

Benetti’nin felsefesiyle tamamen uyumludur ve ortaklığımızın tek projeyle sınırlı kalmayacağına

inanıyoruz.” diyor. 72 metrelik yatın iç ve dış tasarımı Luca Dini’ye ait. Dekorasyona ise Dini ile

Ricci beraber karar verdiler. Yattaki her şey Stefano Ricci’nin ev koleksiyonundan seçildi, ipek kumaşlar

“Antico Setificio Fiorentino” marka. Yatın iç yaşam mahalleri Stefano Ricci’nin ikonik mağazalarından

ilhâm alıyor. Cilalı funda kökü mobilyalar, turuncu timsah derisi kaplı koltuklar ve sandalyeler ile

yerlerdeki Toskana mermeri yatın sofistike karakteristiğini anlamaya yetiyor.

A famous Italian yacht designer Luca Dini and an equally famous Italian menswear designer Stefano

Ricci came together for the Benetti Design Innovation Project. As the result of this collaboration an

astonishing 72m Yacht was born.

Luca Dini, 25 years in yacht world appears on many yachts built by Cantieri Navale Lavagna/

Admiral, Mondo Marine, ISA and others. Until this project Dini hadn’t worked with Benetti. Today,

there are around 50 Stefano Ricci stores around the world. In 2009, the brand’s line included the

home collection of leather goods, gift items, porcelain and crystal tableware, silverware and luxury

linens. Thanks to the Design Innovation, Stefano Ricci began presenting new concept of interiors for

superyachts in 2012. “We are very proud to count Stefano Ricci among our Partners. I believe this

collaboration to be particularly consistent with Benetti’s brand philosophy, as like us Stefano Ricci is

a worldwide ambassador of Italian style and a manifestation of the highest level of craftsmanship

excellence”. the CEO of Azimut/Benetti’s Megayacht Business Unit, Vincenzo Poerio says.

The 72-meter yacht has been designed by Luca Dini, who takes care of both exterior lines and

interiors, she is decorated together with Stefano Ricci. The main materials they used are Stefano

Ricci and precious silks manufactured by the “Antico Setificio Fiorentino”. Interiors throughout the

Ricci, kıyafet detaylarında, kemerlerde, gözlük kenarlarında ve mobilyalarda timsah derisi kullanmaya

bayılıyor. İtalyan moda dehası, en çok timsah derisi kullanan firmalardan biri olduklarını söylüyor.

Birinci kalite, ultra ince ve pürüzsüz deriden şaşmadıklarını da belirtiyor. Yatta koyu rengin hâkimiyeti

hissedilse de geniş camlar ferah ve aydınlık ortamlar yaratıyor. Havuzluktan salona girince ilk

oturma alanı karşılıyor. Ortadaki alçak sehpayı iki adet çift ve iki adet tek kişilik koltuk çevreliyor.

İleride büyük bir konsol yer alıyor. Konsolun üzerinde Stefano Ricci’nin meşhur porselen fili ve 24

karat altın Bengal kaplanı işlemeli tepsisi mevcut. Gücü temsil eden hayvan figürleri Stefano Ricci’nin

ev koleksiyonunun vazgeçilmezlerinden. Konsolun ardından yemek bölümü geliyor. 10 kişilik

yuvarlak yemek masası Stefano Ricci’nin oymalı kristal bardakları, gümüş çatal bıçak takımları ve

porselen tabaklarıyla donatılmış. Yattaki tüm ürünler Stefano Ricci mağazalarından ya da internet

sayfasından temin edilebilir.

yacht with the Stefano Ricci signature polished briar-root furniture, orange crocodile skin sofas and

chairs and flooring in Tuscan travertine. Ricci likes using crocodile skin everywhere; in the detailing

of clothes, in belts, sunglasses and on furniture. He says the company is one of the largest users of

first-grade crocodile skin, which is ultra-thin and blemish free. The interiors offer wide open spaces,

strong connections with the sea, plenty of natural light and views through big windows. On the

main deck, the saloon has a living area boasting a low table surrounded by two chairs and two sofas

while the further console has an iconic elephant porcelain item and a tray with Bengal tiger image

with details in 24kt gold on it. The exclusive animal shapes are among the home line of Stefano

Ricci’s top priorities. Behind the console, there is a dining area has a floor in Tuscan marble with a

large round dining table for 10 guests. The dining table is equipped with highly prized fine porcelain

and crystal dinner services and silverware. All products can be found in Stefano Ricci stores or online.

13 63


Otomobil

SUV’ların Yeni Kralı

Bentley Bentayga

Dünyanın en güçlü, en hızlı, en konforlu ve en ayrıcalıklı SUV’u

Bentley Bentayga, Nisan ayında yollara çıkmak için gün sayıyor!

Bugüne kadar hiçbir seri üretim SUV bu denli ileri gitmemişti.

Yazan / Editor: Birkan Demir Çalışkan

SUV tipi araçların kralı şüphesiz Range Rover’dır. En azından bu yıla kadar. Çünkü yıllar sonra beklenen oldu ve

Bentley’nin bu tipte hazırladığı ilk araç olan Bentayga artık sizin sipariş verebileceğiniz kadar hazır. Hem de ne

hazırlık! Dubai’nin 50 dereceyi aşan sıcaklıklarından Kutup Bölgesi’nde eksi 30 dereceleri aşan soğuklara kadar

hemen her koşulda test edilen Bentayga, dünyanın en prestijli yaşam stillerinin tamamına hizmet etmeye

hazırlanıyor. Dünyanın en görkemli SUV’u olmak kolay değil. Öncelikli olarak tasarımdan başlarsak; Bentley

Tasarım Başkanı SangYup Lee’ye göre Bentayga tam anlamıyla bir Bentley gibi gözüküyor: Heybetli ama sade

ve zamansız! Markanın karakteristik yuvarlak farları ve devasa radyatör ızgarası ön bölümde tüm ihtişamıyla

parıldıyor. Alüminyum ön çamurluklar neredeyse olmayan tamponlara kadar geniş bir alanda tek parça olarak

eşi benzeri olmayan bir işçilik ile gövdeye entegre ediliyor. Profilindeki muhteşem oranlar çok güçlü bir ifade

sağlayan omuz çizgisi ile sonlanıyor. Bu araç sanki arka çamurlukları üzerinden ileriye doğru atılıyor. Arkada

ise B formlu stop lambaları ve dünyanın tek parçadan oluşan en büyük çamurlukları kullanılıyor. Bentayga’nın

iç bölümü Darren Day’in sorumluluğundaydı. Markanın kanat formlu logosundan yola çıkarak kokpiti simetrik

bir biçimde tasarladıklarını dile getiren Day, deri, ahşap ve alüminyum gibi gerçek malzemeleri kullandıkları

için şanslı olduklarını söylüyor. Gerçekten de Bentayga’nın iç mekanında kullanılan malzemelerin kalitesini

başka markalar ile karşılaştırmak anlamsız olacaktır. Bagaj bölümündeyse piknik takımı veya içki seti gibi özel

bölmeler sipariş edilebiliyor. Bagajdaki bir diğer özellik ise, bu bölümün seyir koltuğu şeklinde düzenlenebilmesi.

Güzel bir manzara mı buldunuz? Açın arka bölümü, koyun içeceğinizi ve keyfini sürün!

Unquestioningly the king of SUV type vehicles is Range Rover. At least until this year it was, since what’s been

anticipated has happened and Bentley’s first this type of vehicle Bentayga is ready for you to place an order.

And how ready it is! Tested under all conditions from the temperatures of Dubai over 50 degrees, to minus 30

degrees in the North Pole, Bentayga, is prepared to serve all kinds of exclusive life styles.

Being the most sublime SUV in the whole world is not easy. To start with the design; according to Bentley’s

Design Director SangYup Lee, Bentayga looks entirely like a Bentley: Statuesque yet austere and timeless! The

brand’s characteristic round headlights and gigantic grille gleam with all their magnificence. Aluminium front

mudguards extending towards the merely existing bumpers are integrated on a large to the vehicle’s body

with one of a kind craftsmanship. The fabulous proportions in its profile end in the shoulder line with a very

strong expression. This vehicle looks as though it is plunging forward over the rear mudguards. At the back,

the biggest mudguards consisting of a single piece and B-shaped tail lights have been used.

Bentayga’s interior design was Darren Day’s responsibility. Day mentions that they designed the cockpit

symmetrically based on the wing-shaped logo of the brand, in addition to being fortunate to use genuine

materials such as leather, timber and aluminium. Truthfully, to compare the quality of interior materials of

Bentayga to any other brands’ would not be fair. The picnic basket and a drinks set may be ordered in advance

to be put in the trunk. Another feature of the trunk is that the sections of these sets can be removed and used

64


Car

The New King of SUV’s

Bentley Bentayga

The fastest, the strongest, the most comfortable and the most exclusive SUV of

the world, Bentley Bentayga, is counting the days to hit the roads in April! No

other SUV production had advanced so much up until today.

13 65


Otomobil

66


Car

Gelelim Bentayga’nın performansına. Yeni 6.0 lt’lik W12 benzinli motor çift turbo beslemeye

sahip. 608 HP güç ve 1.250 devirden itibaren sunulan 900 Nm’lik tork ile Bentayga, 4,1 saniyede

statik konumdan 100 km/s’ye ulaşabiliyor. 2,5 tonluk, 4 tekerlekten çekişli bir SUV olan

Bentayga, 301 km/s’lik maksimum hıza ulaşıyor ve yeni bir rekora imza atıyor. Start/stop gibi

çevreci donanımları da bünyesinde barındıran aracın ortalama yakıt tüketimi 13,0 lt/100 km seviyesinde.

Bu sistem araç sadece durduğunda değil, belirli koşullardaki seyir hallerinde de motoru

durduruyor ve “süzülerek” ilerlemenizi sağlıyor. Bentley Bentayga’da Pirelli’nin ürettiği lastikler 20

inçlik jantlarla standart olarak gelirken 21 ve 22 inçlik jant opsiyonları da bulunuyor.

Opsiyonlar demişken Bentley’de bu konu bir miktar geniş yer kaplıyor. Standart gövde rengi seçenekleri

17 adet iken daha özel bir renk arıyorsanız 90 farklı renkten biri size göre olacaktır. Ayrıca,

15 lüks halı seçeneği, elişçiliğiyle geliştirilen yedi farklı ahşap döşeme ve 15 farklı iç döşeme

seçeneği de bulunuyor.

Söz konusu otomobil Bentley olunca Mulliner Tourbillon by Breitling saatten de bahsetmek gerekiyor.

Saat mekanizmaları arasında en karmaşıklardan biri olan Mulliner Tourbillon, otomobilin

içinde yer alan yüksek hassasiyete sahip özel kurma mekanizmasıyla belli periyotlarda otomatik

olarak ayarlanıyor. Bu başyapıt, som altın bir yapının içinde yer alıyor (müşteriler kırmızı veya

beyaz altın arasından da tercih yapabiliyor) ve ayrıca sekiz elmas ibreyle süslenen sedef ile siyah

abanoz kadran da diğer seçeneklerden.

Bentley Bentayga’nın sayfalar dolusu anlatılabilecek teknolojik detaylarından sadece bir tanesine

değinmek istiyoruz: Önsezili Hız Sabitleme Sistemi. Sistem, geçeceğiniz yolu tarayarak ve navigasyondan

araç içine bilgileri çekerek sürüş özelliklerini önceden ayarlıyor. Yani viraj ya da şehir

içi özellikleri biliyor ve ona göre hızınızı ayarlıyor. Adeta kendi kendine, trafik kurallarına harfiyen

uyan bir özel şoför size yardımcı oluyor. Hatta daha bile fazlası!

Elbette Bentayga, muhteşem bir mühendislik ve tasarım çalışması. Fiyatı çok da ucuz olmayacak.

Türkiye’deki öngörü 700-750 bin Euro seviyesinde. Ancak şunu da belirtmeden geçemeyeceğiz

ki, 2016 üretimlerinin tamamının satıldığı konuşuluyor. Bu yüzden sipariş vermek için

elinizi çabuk tutun!

as seats. You found a beautiful view? Open the trunk, pour your drinks and enjoy!

Let’s get down to Bentayga’s performance. The renewed 6.0 liter double turbo W12 engine with

12 cylinders, 608 HP power and with a rotation of 1.250, the 900 Nm torque all provide Bentayga

a 0-100 km/s acceleration in 4,1 seconds. A 2.5 tons of, 4-wheel drive SUV; Bentayga, reaches

a maximum speed of 301 km/s, beating a new record. With regard to environmental features

like start/stop, the fuel consumption of the vehicle is around13.0 L/100 km. This system doesn’t

come into play as you stop the vehicle but also while it’s cruising and gets you to ‘glide’ over the

roads. There are 21 or 22 inch options of wheel trims by Pirelli, instead of the standard 20 inches

produced for Bentley Bentayga.

Talking about options, in Bentley that issue covers many areas. Standard exterior colours of

17 may go up to 90 if you’re looking for something special. Moreover, there are choices of 15

luxurious carpet options, 7 different handcrafted veneers and 15 choices of interior trim hide.

When it comes to Bentley a bespoke mechanical Mulliner Tourbillon by Breitling clock should

also be specified. One of the most complicated mechanisms Mulliner Tourbillon, this masterpiece

machined in solid gold is automatically wound periodically by a dedicated high-precision

winding mechanism within. (Customers may choose from red or white gold) and eight diamond

hands with shell veneer, or black ebony quadrant are among other options.

We would like to touch on a few of the technical details within Bentley Bentayga that could

normally take pages to mention: Adaptive Cruise Control. This system helps you scan the roads

you’re about to travel and via navigation data sensors; predicts driving conditions. In other words,

it depicts upcoming corners, city boundaries and sets your speed accordingly. In fact, your own

private chauffeur assists you literally abiding by the traffic rules, maybe even more!

Naturally Bentayga is a magnificent work of engineering and design, and it certainly doesn’t

come cheap. The predicted price in Turkey is around 700-750 thousand Euros. However, we shall

not surpass the fact that the whole 2016 series of production have been sold out. So hurry up if

you’d like to place a pre-order!

Teknik veriler

Marka model

Bentley Bentayga

Motor

6,0 lt-W12-çift turbo

Güç ve tork

608 HP ve 900 Nm

Maksimum hız

301 km/s

0-100 km/s hızlanması 4,1 saniye

Doğuş Otomotiv

Muallim Naci Cad. No:26 Ortaköy/İstanbul

www.istanbul.bentleymotors.com

13 67


Ev Koleksiyonları

Dünyanın En İyi

Yatak Takımları

Frette

Moda akımlarına mesafeli duruşuyla, klasik yatak odalarına çağdaş bir doku

sağlayan Frette; mirasından aldığı güçle daireleri, villaları, yatları ve özel jetleri

zamansız bir lüks ve şıklık anlayışı içerisinde süslemeye devam ediyor.

Yazan / Editor: İrem Gültan

The Finest Linens in The World

Frette

With a distant attitude towards the fashion trends, Frette always provides

a contemporary touch to classical bedrooms. Deriving strength from its

heritage, the brand continues to adorn apartments, villas, yachts and

private jets, in a timeless, luxurious and elegant manner.

alkon.com.tr

68


Home Collections

Bu yaz Frette’den öyle bir koleksiyon geliyor ki, sunduğu

renk, desen ve kumaş seçenekleriyle evinizin dekoruna

uymasını bir yana bırakın, halihazırdaki mobilyanızı

olduğundan daha şık ve stil sahibi gösterecek denli iddialı.

İlkbahar - Yaz 2016 Koleksiyonu, sahip olduğunuz

tüm takımları değiştirerek yerine Frette’den aldığınız

yenilerini koymanız için sizi kışkırtacağına eminiz.

Frette is entering this summer with such a collection

that, the wide selection of colours, prints and fabrics

will not only suit the décor of your home, but is in fact

assertive in a way that will display your current furniture

more elegant and stylish. The Spring - Summer 2016

Collection, may even tempt you to change all your linens

and replace them with new ones from Frette…

İtalya’nın ünlü ve ev tekstili alanında öncü markalarından Frette, bu haklı şöhretini

kullandığı malzemelerin ve dokumaların kalitesine, üstün işçiliğine, tasarımdaki

incelikli detaylara ve teknoloji anlamında sürekli kendini yenilemesine ama

aynı zamanda da zamansız kalmasına borçlu. Öyle ki, 20 yıl önce almış olduğunuz

bir Frette takımını defalarca kullanıp yıkamış da olsanız, dün alınmışcasına

yepyeni duran haliyle misafirlerinize sergileyebilir, kalitesiyle onları da hayran

Italy’s celebrated and pioneering brand in the home textile industry, Frette

justifies its name with regards to the quality of its raw materials and weaving

techniques, superior craftsmanship, intricate details in design and innovation in

technology, yet preserving its timelessness. In fact, the bed sets you may have

bought 20 years ago and used and washed several times, still remain brand

new, leaving you and your guests in awe.

13 69


Ev Koleksiyonları

Mısır pamuğundan jakarlı İtalyan dokuma ipeğe kadar

özel olarak seçilmiş kumaşlardan bu takımlar her

türlü kullanıma uygun. İster gündelik olsun isterseniz

de misafirlerinize hazırladığınız odaları süslesin;

sade şıklığa sahip yatak takımlarının güzelliği bağımlılık

yaratabilir. Hatta uzun yıllar bozulmamaları

göz önüne alındığında başka bir markadan ev tekstili

alışverişi yapmanıza engel olabilirler. Frette’nin İlkbahar

- Yaz 2016 Koleksiyonu, yüzlerce renk seçeneğiyle

sizi çiçeklerden ve yapraklardan oluşan bir

dünyaya götürüyor. İtalyan mirasının klasik öğelerine

çağdaş yorum getiren koleksiyonun tüm parçaları

doğadan aldığı ilhamla odalarınızı süslemeye hazır.

Either exclusively chosen Egyptian cotton, or silk

jacquards these linens are suitable for a wide range

of utility. They could easily adapt to daily use, or the

consumption of your guests. The simple yet elegant

pieces lead to addiction so much that, considering

the fact they don’t deteriorate over the years may

prevent you from buying another brand. Frette’s

Spring - Summer 2016 Collection, takes you on

a journey to the world of flowers and leaves, in

hundreds of colours. Classical Italian heritage with a

contemporary interpretation inspired by the nature,

is ready to decorate your bedrooms.

Frette’nin yatak takımları; nevresim, çarşaf, yastık kılıfları,

yorgan, yatak ve koltuk örtülerinden oluşan çok

geniş bir yelpazeye sahip. Koleksiyondaki takımların her

biri kendine özgü bir isimle de adlandırılmış; Palmette,

Margueritte, Floral Spray, Fan&Symphony, Loft, Naomi,

Palladium bunlardan yalnızca bir kaçı. Palmiye yaprakları,

krizantem, papatya, bahar yıldızı gibi desenler, modernize

edilmiş yorumlarıyla görsel şölene davet ediyor

hepimizi. Üstelik renk skalasında sıcak altın sarısından

okyanus mavisine, leylaktan fildişine ve yeşilin taze bir

çok tonuna rastlıyoruz.

Frette linens display a wide range of; duvet covers, sheets,

pillowcases, light quilts, bedspreads and throws. All the

sets in this collection have unique names of their own:

Palmette, Margueritte, Floral Spray, Fan&Symphony,

Loft, Naomi, Palladium are amongst a few. They invite

everyone to a visual feast of modernized prints with palm

leaves, marguerites, daisies, gypsophillas. Additionally,

we discover several shades of fresh green, warm golden

yellows, ocean blues, sandstone gray, ivory and violet in

70

62


Home Collections

Frette, yatak ve banyo takımlarının yanı sıra kadın ve erkek için hazırladığı çok özel ve ince

detaylara sahip gecelik, pijama, sabahlık, robdöşambr, kaftan ve terlik gibi ev giysilerini

de beğeninize sunuyor. Defalarca yıkandıktan sonra suyu emebilme özelliği artan havlu

takımlarını ve bornozları da unutmamak gerek.

Furthermore, Frette presents an exquisite taste of nightwear, robes, caftans and slippers

with intricate details, for men and women. Last but not least, we shall not forget the sets

of bathrobes and towels, with a hydrophilic quality heightened each time they’re washed.

Yatak örtüsü koleksiyonunda; yazın serin kalmak üzere kullanılan kumaşlar, ipek, keten ve pamuk

gibi hammaddelerden oluşuyor. Saten, perkal (sık dokuma), merserize ve jakarlı dokumalar,

yumuşaklıklarıyla bedeninizi olduğu kadar ruhunuzu da okşuyor.

The beautiful bed spreads consist of fibers such as; silk, linen and cotton, all to keep you cool in

the summer. Textiles woven into sateen, percale, mercerized and jacquard will caress your soul

besides your body, with their smooth textures.

Hareketli, coşkulu ve göz kamaştırıcı bir o kadar hafif, sade ve zarif Frette koleksiyonlarının asaleti

tartışılmaz. Geniş ürün çeşitliliği göz önüne alındığında seçeceğiniz renk, kumaş ve desene karar

vermekte zorlanmanız olası. Evinizi tamamlayacak aksesuarlar oda kokuları, mum, yastık parfümü

ve banyo ürünlerinden oluşan yelpazeye eşsiz masa örtüleri ve ev terlikleri eşlik ediyor. Size de

Abdi İpekçi Caddesi’ndeki Frette İstanbul’da Esra Hanım ve Halil Bey’in misafiri olmak kalıyor…

The dramatic, opulent and sumptuous designs are undoubtedly sublime in this smooth, light and

elegant collection of Frette. Given the abundant variety of choices, the only difficulty is to decide

on the style, colour or pattern combinations. Accessories, room fragrances, candles, pillow scents

are accompanied by unique table cloths and slippers. We can only suggest you to be a guest of

Ms. Esra and Mr. Halil at the Frette Istanbul boutique located on Abdi İpekçi Street, Nişantaşı...

13 71


Koleksiyonlar

Stilinizi Belirleyen Objeler

Classico Ayakkabılar

Bu yaz heyecan verici bir sezon olacak. Daha doğrusu, ülkemizde her

gün olup biten olumsuz olayları bir kenara bırakabilirsek, erkeklerin

ayakkabı dünyası açısından oldukça renkli bir mevsim bekliyor bizi…

Yazan / Editor: İrem Gültan

Objects of Style

Classico Shoes

The upcoming summer will be exhilarating, leaving the sad

daily events aside. Actually, it may be one of the most colourful

seasons in all, considering the world of men’s footwear…

alkon.com.tr

72


Collections

Zengin renklerle ve modellerle yaza hızlı bir giriş yapan Classico Mağazası, Nişantaşı, Abdi

İpekçi Caddesi ve Ankara, Çankaya Caddesi’nde tutkunlarını ağırlamaya devam ediyor. Şık

mağazadan içeri adım attığınız andan itibaren kendinizi şeker dükkanında kaybolan bir çocuk

gibi hissetmeniz mümkün. O kadar çok çeşit var ki, neye ihtiyacınız olduğunu unutup, yalnızca

zevkiniz için sırf ayakkabılardan oluşan yeni bir gardrop döşeyebilirsiniz! Mağazada geniş

koleksiyonlarını bulabileceğiniz ayakkabı markaları; Artioli, A.Testoni, Angelo Galasso, John

Lobb, Silvano Lattanzi ve Sutor Mantellassi.

Bir kere, bu yaz yukarıda saydığımız markalardan hemen hemen hiçbiri ‘sneaker’ yani spor ayakkabı

ve sürücü makoseni işine girmeyi ihmal etmemiş. Hatta bunu yaparken de klasik ayakkabılara

gösterdikleri özenle yaklaşmışlar işe. Yani elinize aldığınız sneaker’ın işçiliğini ve kullanılan

malzemelerin üstünlüğünü hemen farkediyorsunuz. Sandaletler de şehir hayatındaki erkeklerin

yaz aylarındaki vazgeçilmezi haline geldiler, bu konuda da markalar birbiriyle yarışıyor.

Classico Store continues to welcome its guests with sophisticated models and an abundant

choice of colours at its boutique on Abdi İpekçi Avenue, Nişantaşı and Çankaya, Ankara. As you

step inside the elegant shop, it is possible that you feel like a child in the candy store. There are

so many different styles that you may forget what you really need and make up a new closet

of shoes, just for the sake of it! Amongst a wide range of brands you will find at the store are;

Artioli, A.Testoni, Angelo Galasso, John Lobb, Silvano Lattanzi and Sutor Mantelassi.

First of all, none of the aforementioned brands disregarded to get into the business of ‘sneakers’

this season. As a matter of fact, they approached it with the same kind of elaboration on

classical styles. That is to say, you immediately realize the craftsmanship and quality of the

materials used once you observe them up-close. Sandals - which the brands are also neckto-neck

in that category - have become the essentials of a regular city guy in the summer.

Shoes at Classico Store are forthcoming in the choice of colours as well. We will be seeing a

Renkler konusunda da oldukça cesur davranılmış. Önümüzdeki yaz erkeklerin üzerinde sıklıkla

göreceğimiz hakilere, mavinin açıktan koyuya bir çok tonuna, petrol mavisi ya da yeşili diyebileceğimiz

son yıllarda trend haline gelen acayip güzel renge, turuncunun kavuniçi ve mango

gibi değişik tonlarına, kırmızıdan bordoya, krem ve kırık beyaza ve pek tabii ki vazgeçemediğimiz

kahverengi, lacivert ve siyaha yer vermişler.

Malzemelere gelince; öncelikle timsah derisinden vazgeçemeyen beyler için tüm Türkiye’de

Classico’ya alternatif olabilecek hiçbir butik veya çok katlı mağaza yok. Timsah derisinin mat,

parlak, satine, degrade, nubuk ve karbon efekt, vb. tüm işlenmiş hallerini Classico’da bulabilirsiniz.

Model olarak da aynı şekilde. Bu yaz koleksiyonlarda yer bulan diğer derilerse; süet,

kanguru, traşlanmış devekuşu ve tabii ki bir klasik olan dana derisi.

2016 İlbahar-Yaz Koleksiyonu’nda neler mi yok? Yaz gelince herkes bağcıksız, yumuşak ve

daha hafif ayakkabılar tercih eder. Bu hususu göz önüne alan Classico ekibi, çok güzel bir

lot of khakis, several shades of blue, the trendy cyan, orange ranging from peach to mango, a

scale between red and burgundy, off-white and last but not least, the classical brown, navy

blue and black.

With respect to materials, the feature shoes of hot summer days wiill be crocodile skin

especially treated as nubuck, matte, satinée, antique and carbon effect versions. Whatever a

man needs in his closet related to crocodile skin, he may find at Classico; both in range and in

models. No other store in Turkey would have such a variety regarding this beautiful exotic skin.

Other leathers used this summer also include; suede, cangaroo, ostrich and for sure calfskin.

What would you find in the Spring-Summer 2016 Collection? To begin with, the Classico team

has prepared a beautiful collection for their customers. The first that come into sight are the

ones from Sutor Mantelassi: the irresistibly cosy driver mocassins in 4 magnificent colours;

brick red, green, vivid navy and beige. These shoes are made from extra-soft suede and

13 73


Koleksiyonlar

koleksiyon hazırlamış müşterilerine. Sutor Mantelassi’nin 4 müthiş renkte sunulan terlik rahatlığına

sahip sürücü makosenleri ilk örnek. Kiremit kırmızısı, yeşil, canlı lacivert ve bej renklerindeki

bu ayakkabılar, ekstra yumuşak süetten yapılmış ve model için özel bir kauçuk taban

tasarlanmış. Bu şekliyle ayakkabı hem espadril, hem de sürücü makoseni olarak kullanılabilir.

Tabii aynı renk ve ton kemerleri de unutulmamış. Ayrıca bu yaz, Sutor Mantellassi’de astarsız

klasik ayakkabılar dikkatimizi çekiyor. Bildiğiniz gibi ayakkabıların iç kısmı deri ile kaplanır.

Ancak Sutor Mantelassi kusursuz bir işçilikle, hafif ve ayağı terletmeyen, içi keten müthiş ayakkabılar

üretmiş. Bu sayede çorapsız klasik ayakkabı kullanmak artık çok daha kolay. Şiddetle

denemenizi tavsiye ederim…

A. Testoni ve Classico bir işbirliğine gidip, ALKON GROUP CEO’su Savaş Şehmus ÇELEN’in özel

olarak tasarladığı bir slip-on üretmiş. Bu model özel olarak sadece Classico İstanbul’da yer alıyor.

Çok ince ve yumuşak süetten yapılan, burun ve topuk kısmında timsah derisi detaylar uygulanan

bu spor model, markanın patentli ekstra hafif kauçuk tabanı ile birleşince bir rüya ayakspecially

designed rubber soles. Their forms make use for both espadrilles, driver mocassins,

even for slippers. Certainly belts in the same colours and tones are not forgotten. This summer,

classic shoes without linings catch our attention at Sutor Mantelassi. As you may also know,

all shoes are covered with leather inside. However, Sutor Mantelassi manufactured impeccable

shoes that are light as feather and anti-perspirant. They made way for men to wear shoes

without socks, which we strongly insist that you try…

Another novelty for this summer is the collaboration of A.Testoni and Classico on a ‘slip-on’

shoe, exclusively designed by ALKON GROUP CEO, Savaş Şehmus ÇELEN. This specific model

is solely purchasable at the Classico Store in Istanbul. Made from very thin and soft suede,

this special slip-on has crocodile details in toes and heels and extra-light rubber soles, which

turned it into a dream sports shoe. Almost sold out already, the model have 2 color options;

light blue and beige.

John Lobb; the only British brand at Classico, stands among others with its classic and graceful

74


Collections

kabıya dönüşmüş. Açık mavi ve bej renkleri bulunan model, daha şimdiden tükenmek üzere.

John Lobb CLASSICO’nun tek İngiliz markası. Klasik ve asil modelleriyle, İtalyan markaların

arasından hemen sıyrılıyor. Markanın İlkbahar-Yaz 2016 koleksiyonunda kahverengi modeller

dikkat çekiyor. Markanın ikonik modelleri olan City II, Phillip II, William, Warwick ve Garnier II

modellerinin tamamını 2’şer renk alternatifiyle mağazada bulmanız mümkün. Bu klasik modellerin

yanı sıra, ‘Levah’ sneaker ve ‘Lynther’ sürücü makosenler ekstra yumaşak süet derileri

ve yeşil, kırmızı, lacivert gibi iddialı renk alternatifleriyle raflarda yerini almış bulunuyor.

Mağazanın lokomotif markası Artioli koleksiyonları da bu yaz çok ilgi çekici. Bordo ve lacivert

bu markada sezonun öne çıkan renkleri. Klasik modellerde markanın 1950li yıllarda icat ettiği,

bağcık görünümlü lastik bantlı klasik ayakkabılar bu yaz yine çok revaçta. Bu ayakkabılar hem

oxford hem de derby modellerde yer buluyor. Bir slip-on kadar rahat giyilip çıkartılabilen bu

modeller, yaz aylarında daha da çok tercih ediliyor erkekler tarafından. Spor modellerde ise

style. Models realised in brown colour, catch the eye in the Spring-Summer 2016 Collection.

Iconic models of the brand; City II, Phillip II, William, Warwick and Garnier II can all be found

at the store with 2 alternative colours per each. Besides the classic ones, ‘Levah’ sneakers and

‘Lynther’ driver mocassins took their places on the shelves with assertive materials of extra soft

suede in green, red and navy blue.

One of the leading brands of Classico; the Artioli collection is very intriguing this season as

well. Artioli feature colours such as burgundy and navy blue. One of the brand’s classic model

designed in the 50’s are back in trend with elasticated straps replacing laces. These models are

revealed in oxfords and derbies. As easily worn as slip-ons, they are high in demand by many

gentleman. For more sporty looks; sneakers with crocodile, ostrich, calf-skin in navy blue,

white and green stand out as well.

Silvano Lattanzi on the other hand, preserves its dominance inside the store. The whole team

timsah derisi ve devekuşu derisi detaylı lacivert, traşlanmış devekuşu derisi beyaz, süet-dana

derisi yeşil spor ayakkabılar öne çıkan modeller.

Silvano Lattanzi ise mağazanın kralı olmaya devam ediyor. Mağaza personelinin tamamı bu

markaya aşık. Öyle ki bu markanın stoğunu değil depoda, kendilerine daha yakın olması için

mağaza içi dolaplarda tutuyorlar. Ama haksız sayılmazlar; Silvano Lattanzi’yi ayakkabı olarak

anmak bile yanlış olabilir. Çünkü her biri başlı başına birer sanat eseri. En klasik ayakkabıda bile

birçok ince detay var. İç astarlarının çeperleri ayrı, geneli ayrı bir kontrast renk deriyle kaplı (bazılarında

deri tipi bile farklı). ‘Norwegese’ dikişleri ise kehribar bir tesbih kadar renkli, yuvarlak baskıların

içleri de unutulmamış. Mağazada satılan diğer tüm ayakkabı markaları gibi el yapımı olarak

üretilen bu ayakkabıların tamamı ömür boyu garantili. Dünya’da böyle bir garanti verebilen

başka hiçbir üretici yok. Silvano Lattanzi’de, Bay Lattanzi dahil toplam 8 adet master shoe-maker

(ayakkabı ustası) her gün kişi başına birer çift ayakkabı üretiyor. Tüm timsah derileri Amerikan

‘Misissipi Alligator’ cinsi ve üstelik her ayakkabı teki için bir boy timsah derisi kullanılıyor…

is in love with this brand so much that they keep its stock in approximity of in-store drawers,

for their disposal. They are not wrong to do so. It’s not fair to call Silvano Lattanzi’s; just ‘shoes’.

They are merely pieces of art with so many details, even in the very classic models. Linings and

stitchings of the shoes are all in different contrast colours. Norwegese seams are in the colour

of amber rosaries and they haven’t forgotten about the colorful stamps, either. All the handmade

shoes that belong to none other than Silvano Lattanzi have lifetime warranty. Including

the owner Mr. Lattanzi himself, today just 8 master shoe-makers work for this brand – each of

them manufacturing one pair of shoes per day. Only best quality American ‘Misissipi Alligator’

skins are used at crocodile shoes of Lattanzi and one animal’s skin is used for each single pair

of shoe in order to maintain the perfect pairing.

13 75


Saat

Horoloji Mirasının

Çağdaş Yorumcusu

De Bethune

Bir koleksiyoner ve üçüncü jenerasyon bir saat ustası, saate

baktıklarında onu bizim gibi görmezler. Onların gözünden bir

saatin nasıl göründüğüne dair ipuçlarını ancak De Bethune

koleksiyonunun detaylarında bulmak mümkün...

Yazan / Editor: Elif Ekiz

De Bethune yüksek saatçiliğin köklerine duydukları ortak ilgi ve saygı nedeniyle bir araya gelen

koleksiyoner David Zanetta ve uzun yıllar saat ustalığı yapmış Denis Flageollet tarafından 2002

yılında kurulmuş bir İsviçreli saat markasıdır. İsmini; 18. yüzyılda tasarladığı ‘eşapman*’la, saat

ve saatçiliğe olan ilgisiyle bilinen Fransa Krallığı’nın finans sorumlusu asilzade De Bethune’den

almıştır.

İsviçreli saat üreticisi De Bethune, 21. yüzyıl horoloji tarihini şekillendirmek misyonuyla yola

çıkmış. Hedefleri, iyi bir saatte aranan temel özellikler olan hassasiyet, okunabilirlik ve dayanıklılık

kavramlarını yüksek saatçiliğin tarihine ve ruhuna sadık kalarak geliştirmek ve çağdaş

formlarda sunmak. Kuruluşundan bu yana geçen, sektörde çok kısa olarak adlandırılabilecek

bir sürede kendi kalibrelerini üreterek gözleri üzerine çevirmeyi, saatçilik konusunda önemli

ödüller almayı başarmışlar. Hatta şimdiden 10 patente ve tamamıyla kendi bünyesinde tasarlayıp,

üretip, birleştirdiği 25 adet kalibreye sahipler. Yüksek saatçiliğin en önemli etkinliklerinden

SIHH fuarına 2016’da ilk kez katılarak bu alandaki önemli oyuncular arasında yer aldıklarını da

göstermiş oldular.

De Bethune, kaliteyi stratejisinin merkezine alarak limitli sayıda saat üretimi yapıyor. Üstelik,

saatlerindeki mekanik deha ve detayların altında yatan estetik sayesinde oldukça da ayırt edici

bir görünüme sahipler. Saat üretiminde ergonominin öneminin farkında olan De Bethune, kasa

çapına bağlı kalmaksızın saatin bileğinize tam oturmasını sağlayan ‘floating lug’ sisteminin de

yaratıcısı. Bu sistem sayesinde saat severlere koleksiyonlarında yer alan beğendikleri tüm modelleri

kullanabilme fırsatı sağlıyorlar. Koleksiyonlarını, kullandıkları ayırt edici detaylarla yüksek

saatçiliğin çağdaş bir yorumu olarak sergiliyorlar.

*Eşapman: Mekanik saatlerde balans çarkının düzenli dönmesi için enerji sağlayan düzenek.

De Bethune, a Swiss watch brand founded in 2002 by a collector, David Zanetta and a long-time

watch master, Denis Flageollet. They were both interested in the roots of fine watchmaking and

with a desire to pay tribute. Named after the aristocrat De Bethune, a financial consultant of the

French king in the 18 th century and well-known for his affinity with watches and watchmaking,

hence his escapement * design.

Swiss watchmaker De Bethune started off on a mission; to structure the trace of 21 st century

horology. The aim was to develop and present contemporary forms of precision, readability

and durability of a fine watch, with respect to the roots and the spirit of fine watchmaking. De

Bethune achieved siginificant awards in watchmaking and proved to be in the limelight with

their calibres in the short amount of time produced, a very brief period for this kind of artisanship.

De Bethune already possesses 10 patents and 25 calibres designed, manufactured and assembled

in-house. The motivation was to take a place among the prominent players of watchmaking,

thereby participated at the SIHH fair, which is one of the biggest events of ‘Haute Horologerie’.

De Bethune, produces a limited line of watches with the center force of a quality strategy.

These watches have very attractive appearances with regard to the mechanical genius

and the aesthetics behind details. De Bethune, recognizes the importance of ergonomics in

watchmaking and hence created a system, that perfectly fits your wrist notwithstanding the

case diameter called, ‘floating lug’. This system gives watch aficionados the freedom to use any

model they choose from the De Bethune collection without much thought. De Bethune positions

its collections within the framework of details deemed distinctive in good watchmaking. Each

and every collection is exhibited as a contemporary interpretation of haute horologerie.

*

Escapement: A device in mechanical watches that transfers energy to the timekeeping element.

www.debethune.ch

76


Watch

A Contemporary Interpreter

Of The Horology Legacy

De Bethune

When a collector and a third generation master watchmaker

regard a watch, they see it differently than the rest. It is

possible to find hints of how a watch appears in their eyes,

in the details of De Bethune Collection...

13 77


Saat

De Bethune yenilikleri, mekaniği görsel bir şölene dönüştürmek konusundaki iddiasını sürdürmeye

bu yıl da devam ediyor. İlki, SIHH’ta karşımıza çıkan yeni De Bethune DB25 World Traveller. Seyahat

edenlerin gözdesi dünya saati fonksiyonuna sahip modelin, maksimum okunabilirliği tüm detaylarına

işlemiş durumda. Kadranın farklı disklerle kurgulanması ile sunulan dünya saati fonksiyonu DB25

World Traveller’da kadranın merkezinde yer alıyor. De Bethune farkı ise sıkça görmeye alışık olduğumuz

kadranda art arda sıralanmış 24 saat dilimini temsil eden şehirlerde görülüyor. Bu 24 şehir, yerini

GMT+5.5’de yer alan Mumbai gibi farklı boylamlarda bulunan dikkatle seçilmiş 14 şehre bırakmış.

Sadeleştirmek amacıyla kadranda tercih ettikleri renklerin gümüş ve şampanya olması da saatin okunabilirliğini

arttıran önemli detaylardan. GMT fonksiyonuna ait ikinci zaman dilimini de; gece gündüz

göstergesini merkezin dışındaki 24 saati temsil eden disk ve onun üzerinde yer alan ‘microsphere’

isimli bilye yardımıyla sunuyor. Yarısı mavi yarısı pembe altın olan ‘microsphere’ (mikroküre), sabah

saat 6’dan itibaren pembe renkteki altın yüzünü, akşam 6’dan sonra da mavi yüzünü gösteriyor. Dünya

saati fonksiyonunun sunulduğu diskin dışında klasik kimliğine yeniden bürünerek saat-dakika fonksiyonlarını

mavi kollarla işaret ediyor. En dışta kalan şampanya rengi alt kadran ise tarih fonksiyonunu

temsil eden 31 Roma rakamıyla bezenmiş. Tüm bu fonksiyonlar De Bethune üretimi, 5 günlük güç

rezervine sahip DB2547 kalibrenin marifetleri. DB25 World Traveller, marifetlerini sergilediği sade ve

zarif kadranını 45 mm beyaz altın kasası ile kucaklayarak şıklığını timsah derisi kayışla da pekiştiriyor.

Bir diğer 2016 De Bethune modeli; kendine özgü mavisi ile göz alan ‘Kind of Blue’. Görür görmez sizin

De Bethune’s innovations continue to be assertive in means of transforming mechanics into a visual

feast. The first to appear at the SIHH was De Bethune DB25 World Traveller. Favoured by travellers

with its world timer function, the model’s maximum readability is embedded all throughout the

details. Mounted with a variety of discs, the world timer function is in the center of the DB25 World

Traveller dial. The distinctiveness of De Bethune is visible on the cities that represent the dial cascade

24 hour time zone. 24 cities instead yield to intently picked 14, with places like Mumbai that falls

within the GMT+5.5 longitude. Crucial details that enhances the watch’s readability on this model

is simplification of the dial by choices of silver and champagne in colour. The watch presents the

second time zone with the GMT function by means of a disc that stands for 24 hours and a marble

called, ‘microsphere’ on it. The half blue, half pink golden microsphere shows its pink face by 6 a.m.

and blue face by 6 p.m. Besides the world timer function of this disc, regaining its classical wrist

watch identity it indicates the minute-hour functions with blue hands. The base dial in champagne

colour on the other hand, is covered with 31 Roman numerals that represent the date function. All

these functions are unique ingenuity of De Bethune’s DB2547 calibre with a 5-day power reserve

capacity. DB25 World Traveller confirms its elegance with alligator straps that embrace the austere

and classy dial, on a 45 mm case of white gold.

Another 2016 De Bethune model is the intrinsic, ‘Kind of Blue’. The one of a kind blue, is not only

a figure of speech but you could actually feel the impact upon sight. Through a technique used

78


Watch

de hakkını teslim edeceğiniz gibi bu yakıştırmayı yapmamızda, cümleyi süsleme amacı yatmıyor. 16.

yüzyıldan beri kullanılan bir teknik sayesinde oksidasyon beli bir seviyede tutularak elde edilen titanyum

ve çelik parçalar, DB28 koleksiyonunda karşımıza çıkan Kind of Blue’nun 2 modelini oluşturuyor.

Bunlar, ‘DB28’ ve tourbillon fonksiyonuna sahip ‘DB28T’. Yalnızca kasalarında değil, makinesindeki

parçalarda da maviye can veren bir teknik kullanılarak ton farklılıkları yaratmayı ihmal etmemişler.

Titanyumda daha kuvvetli olan bu yansıma, tondaki farklılığın da etkisiyle ‘Kind of Blue’ modellerinin

davetkârlığını iyice ortaya çıkarıyor. Timsah derisi kayışını bileğinize göre ayarlamadan önce, 43 mm

kasasının arkasına bakarak 6 günlük güç rezervinin ne kadarını koruduğunu görmek isteyeceğinizi

tahmin ediyoruz. De Bethune, Dream Watch ismini verdiği koleksiyonuyla da saat severlere sıradışılığı

sunmaktan kaçınmıyor. Dream Watch; nasıl işlenir, nasıl şekillendirilir sorularının cevabı bilinmeden,

meteor taşından üretilmiş bir saat. Meteoritle akla ilk gelen uzay yolculuğundan yola çıkılmış olmalı ki

şekli de zamanda yolculuk eden bir roketi andırıyor. 7,5 cm 3 hacimli ‘Dream Watch Meteorite’, yüksek

hızlı tourbillon fonksiyonuna sahip mekanik DB2149’a ev sahipliği yapıyor. De Bethune’le eşleşmiş

dairesel gösterge bu modelde de ay takvimiyle karşımıza çıkıyor. Meteoriti işleme zorluğu karşısında

bu gibi fonksiyonlara ayrıca sahip olması, ‘Dream Watch Meteorite’in eşsiz sıfatıyla tanımlanmasını da

haklı kılıyor. De Bethune tıpkı kendini tanımlarken belirttiği gibi; gerek donanımı gerek vizyonuyla

21. yüzyıl horoloji tarihinde yer alacak önemli oyunculardan birisi olduğu konusunda şüpheye yer

bırakmıyor. Bu yorumu yapmak için koleksiyonlarına hızlıca bir göz atmak yeterli olur, sanırız...

since the 16th century; keeping ‘oxidation’ at a certain level, the titanium and steel pieces in blue

compose the two ‘Kind of Blue’ models in the DB28 collection. These are the ‘DB28’ and the ‘DB28T’,

with a tourbillon function. The technique animating this blue is regarded not only on the cases but

also on the mechanical pieces, thus creating different shades of blue. The reflection more vivid on

the titanium case, the effect of these shades reveal the temptation of ‘Kind of Blue’. The model also

allows you to see how much of its 6-day power reserve remains by turning over the 43 mm case,

before adjusting its alligator straps on your wrists.

De Bethune doesn’t refrain from standing out in the eyes of horology aficionados with another

extraordinary model; Dream Watch. The ‘Dream Watch’ was produced from a meteorite, lacking the

knowledge of how a it was processed or shaped in any way. The meteorite stone, itself from outer

space must have inspired them to design the watch in the shape of a ‘space rocket’. With the volume

of 7.5 cm 3 , Dream Watch Meteorite serves as a mechanical home to DB2149, with a fast-pace

tourbillon function. Identified with De Bethune’s microsphere feature, the model has an additional

moonphase. All these functions on top of the challenge of processing a meteorite; Dream Watch

Meteorite deserves to be referred as, ‘unique’.

De Bethune by self-definition, leaves no room for doubt that it is one of the prominent players of

21 st century horology may it be by hardware or vision. It will suffice to make a comment on the

collections of De Bethune simply by a sneak peek...

79


Moda

Bir

İşadamının

Günlüğü

ERKEK / ON HIM

Brioni Yelekli Takım Elbise / 3-Piece Suit €4.800

Brioni Klasik Gömlek / Classic Shirt €450

Brioni Kravat / Tie €180

Stefano Ricci Timsah Derisi Çanta / Crocodile Briefcase €25.500

John Lobb Ayakkabı / Shoes €1.450

Chopard L.U.C Saat / Watch

KADIN / ON HER

Vakko Süet Mont / Suede Coat 2.195 TL

Vakko Triko Elbise / Knitwear Dress 795 TL

İstanbul’un koşuşturmacası içerisinde şık ve

sakin kalmak kolay değil. Yoğun bir günün

ardından, nefis Boğaz manzarasının keyfini

çıkarmak ise her şeye değer...

Moda Editörü / Fashion Editor İrem Gültan

Fotoğraflar / Photography Cem Talu

Saç / Hair Sedat Temur

Makyaj / Make-up Nisa Köse

Mekan / Location Sait Halim Paşa Yalısı

A Businessman’s Journal

It’s a challenge to remain elegant and calm during the

rush hours of Istanbul. At the end of a hectic day, it’s all

worth it facing the magnificent view of the Bosphorus...

80


Fashion

13 81


Moda

ERKEK / ON HIM

Brioni Takım Elbise / Suit €6.200

Brioni Klasik Gömlek / Classic Shirt €499

Brioni Kravat / Tie €180

Brioni Timsah Derisi Kemer / Crocodile Belt €1.100

Breguet Classique Complications Tourbillon Saat / Watch

KADIN / ON HER

Vakko Missoni Triko Tulum / Knit Jumpsuit 2.295 TL

Vakko Serapian El Çantası / Clutch 2.395 TL

Zéla Mücevherler / Jewels

82

62


Fashion

ERKEK / ON HIM

Brioni Kruvaze Ceket / Double-Breasted Jacket €4.800

Brioni Koton Pantolon / Cotton Pants €350

Brioni Gömlek / Shirt €450

Brioni Kravat / Tie €180

Stefano Ricci Süet Ayakkabı / Suede Shoes €1.800

Stefano Ricci Güneş Gözlüğü / Sunglasses €1.200

Stefano Ricci Şapka / Hat €450

Audemars Piguet Royal Oak Offshore Navy Saat / Watch

KADIN / ON HER

Vakko Triko Elbise / Knit Dress 1.495 TL

Roberto Cavalli Süet Stiletto / Suede Stilettos

Zéla Mücevherler / Jewels

13 83


Moda

ERKEK / ON HIM

Stefano Ricci Süet Detaylı Hırka / Suede Detailed Blouson €3.500

Stefano Ricci Kısa Kollu Triko / Knitwear with Short Sleeves €820

Stefano Ricci Kot Pantolon / Jeans €1.100

Stefano Ricci Güneş Gözlüğü / Sunglasses €1.200

Stefano Ricci Kemer / Belt €750

Audemars Piguet Royal Oak Offshore Safari Saat / Watch

KADIN / ON HER

Vakko Antonio Valentin Triko Elbise / Knit Dress 4.595 TL

Roberto Cavalli Dana Derisi Askılı Çanta / Calfskin Shoulder Bag

Zéla Mücevherler / Jewels

84

62


Fashion

13 85


Moda

86

62


Fashion

ERKEK / ON HIM

Zilli Keten Ceket / Linen Jacket €3.450

Stefano Ricci Spor Gömlek / Casual Shirt €720

Stefano Ricci Koton Pantolon / Cotton Pants €870

Stefano Ricci Güneş Gözlüğü / Sunglasses €1.200

Audemars Piguet Royal Oak Day-Date Saat / Watch

KADIN / ON HER

Roberto Cavalli Jarse Tulum / Jersey Jumpsuit

Zéla Mücevherler / Jewels

13 87


Moda

Stefano Ricci İpek-Deri Mont / Silk-Leather Blouson €5.500

Stefano Ricci Koton Pantolon / Cotton Pants €735

Stefano Ricci Kısa Kollu Triko / Knitwear with Short Sleeves €1.250

Stefano Ricci Spor Ayakkabı / Sneakers €1.700

Audemars Piguet Royal Oak Offshore Black Saat / Watch

88

62


Fashion

ERKEK / ON HIM

Zilli Timsah Derisi Çanta / Crocodile Briefcase €33.500

Zilli Timsah-Kuzu Derisi Mont / Crocodile-Lamb Blouson €2.300

Zilli Limited Edition Güneş Gözlüğü / Sunglasses €2.900

Stefano Ricci Kısa Kollu Triko / Knitwear with Short Sleeves €900

Stefano Ricci Kot Pantolon / Jeans €795

Stefano Ricci Timsah Derisi Kemer / Crocodile Belt €2.200

Stefano Ricci Spor Ayakkabı / Sneakers €3.800

Audemars Piguet Royal Oak Offshore Diver Saat / Watch

KADIN / ON HER

Roberto Cavalli İpek Şifon Gömlek / Silk Chiffon Blouse

Roberto Cavalli Dana Derisi Pantolon / Calfskin Leather Pants

Roberto Cavalli Tay Derisi Ayakkabı / Colts Leather Sneakers

Vakko Coccinella Askılı Çanta / Shoulder Bag

Zéla Mücevherler / Jewels

13 89


Moda

ERKEK / ON HIM

Stefano Ricci Kruvaze Takım Elbise / Double-Breasted Suit €6.700

Stefano Ricci Klasik Gömlek / Classic Shirt €790

Stefano Ricci Pileli İpek Kravat / Pleated Silk Tie €400

Stefano Ricci Mendil / Pocket Handkerchief €150

Patek Philippe 5960P Saat / Watch

KADIN / ON HER

Roberto Cavalli Triko Elbise / Knit Dress

Roberto Cavalli Deri El Çantası / Leather Clutch

Zéla Mücevherler / Jewels

90

62


Fashion

13 91


Teknoloji

Tekstil Bakımında

Bir Devrim

Refresh-Butler

Arkadaşlarınızla birlikte akşam yemeğinde yediğiniz fondünün kokusu,

parkta yaptığınız yürüyüş sırasında beklenmedik bir yağmur ya da bir

iş gezisinin ardından kırışan takım elbiseniz ve günlük yaşamınızdaki

kıyafetleriniz için ihtiyaç duyduğunuz özel bakımlar...

Yazan / Editor: İrem Gültan

1913 yılında kurulan İsviçre’nin Premium markası V-ZUG tarafından geliştirilen Refresh-Butler, bir cihazda

dört ayrı fonksiyonu birleştiriyor: Tazeleme, Kırışıklıkları Giderme, Hijyen ve Kurutma.

Bugüne kadar ipek elbisenize sinen yemek kokuları ya da gün içerisinde kırışan takım elbiselerinizin temizliği

ve yeniden ütülenmesi için kuru temizlemeciye ihtiyacınız vardı. V-ZUG’un devrim niteliğindeki yeni

inovasyonlarından biri olan Refresh-Butler, fotokataliz özelliği ile yoğun iş yaşantınızda giysilerinizin ihtiyacı

olan hızlı ve hijyen temizliği sunuyor. Yüksek kaliteye sahip değerli kıyafetlerinizin kısa süre içerisinde kırışıklıklardan

giderilmesini, tazelenmesini, sterilize edilmesini, kurutulmasını ve fotokataliz kullanılarak en iyi

şekilde temizlenmesini sağlıyor. Dünyada bir ilk olan “Fotokataliz sistemi” yağ ve pişirme kokularını nötralize

etmek için buharı kullanıyor. Ayrıca giysilerinizdeki sigara dumanını gideriyor ve daha hoş kokmalarını

sağlıyor. Buhar sistemi takım elbiseler, elbiseler, bluzlar ve gömleklerdeki gözle görünür kıvrım ve kırışıklıkları

azaltıyor. Hijyen programını seçtiğiniz takdirde Refresh-Butler giysilerdeki mikropları %99,9’a varan

oranla neredeyse tamamen yok ediyor. Narin kurutma programı ise ısı pompası sayesinde, ıslak kumaşların

kurutulması sırasında enerji tasarrufu sağlanıyor. Kontrollerin dokunmatik olarak sağlandığı sistemin maksimum

yük kapasitesi 5kg olarak belirlenmiş. Tüm fonksiyonları analiz edilen ve Almanya’yla İsviçre’nin

prestijli kurumları tarafından onaylanan cihaz, aynı zamanda tek bir ünite olarak da monte edilebiliyor ve

dolabın ön yüzüne ya da içine entegre edilebiliyor.

Developed and produced by V-ZUG established in 1913 and leader company on household appliances

for the kitchen and laundry room in Switzerland, the REFRESH-BUTLER combines four functions in one

appliance: refresh, anti-crease, sanitise and drying treatment.

Up until now, unpleasant food odours in a silk dress or folds and creases in a business suit would have been

something for professional dry cleaners. The Refresh-Butler, an innovation from the inventors at V-ZUG,

provides the solution for rapid and sanitise cleaning of your clothes which is needed in busy life. High quality

fabrics can now enjoy refresh, anti-crease, sanitise and drying treatment at home using photocatalysis.

The Refresh function featuring the world-exclusive photocatalysis process employs steam to neutralise

cooking odours like grease and cigarette smoke to leave a far more pleasant smell. Steam system is

used to visibly reduce folds and creases in suits, dresses, blouses and shirts. When the additional Sanitise

programme is selected the REFRESH BUTLER, almost completely up to 99,9%, removes germs. The Drying

function takes care of the gentle and, thanks to a heat pump, energy-saving drying of soaking wet fabrics.

REFRESH-BUTLER uses a touch controls system and maximum load capacity of system is determined as

5kg. The effectiveness of functions of REFRESH-BUTLER has been analysed and approved by prestigious test

institutes in Germany and Switzerland. The appliance can be set up as a free-standing unit or as a built-in

version in a wardrobe featuring a customer-selected finish.

92


Technology

A Revolution in Textile Care

Refresh-Butler

The odour of fondue set on your garments during a dinner with friends,

an unexpected rain wetting your clothes while you’re at the park, strolling

or the creasing of your suits after a business trip. This is the special care

treatments that anybody needs, even for the casual outfits…

13 93


Gastronomi

Nefis Lezzetlerle Dolu Bi

Maceranın Doruğunda...

Nicole

Nicole, kelimenin her anlamıyla konuklarını kucaklıyor; hem

‘fine-dining’ konseptine hem de her safhasına karar vermeniz

ya da kontrol etmeniz gereken İstanbul’daki herhangi bir yemek

deneyimine aykırı bir duruş bu.

Yazan / Editor: İrem Gültan

The Ultimate Adventure of

Exquisite Tastes...

Nicole

‘Nicole’ embraces guests in every sense of the word; in contrast to its

fine-dining concept or where you have to decide and try to control every

stage in any other sort of dining experience in Istanbul.

94


Gastronomy

Nicole’le ilgili durum şu ki büyüleyici bir atmosferde ilgili ve güleryüzlü bir hizmet sunuyor. Binanın

bir tarihi var, üzerinde bulunduğu cadde ve semtin olduğu gibi. Ruhu dışarı taşsa da buraya dair

hiçbir şey mesafeli durmuyor. Personel ve restoranın işletmecilerinden oluşan ekip sizi öyle sıcak

bir tavırla karşılıyor ki içeri girdiğiniz andan itibaren içiniz ısınıyor. Burada, aynı evinizdeki aile

ortamına benzer şekilde, sizinle ilgilenileceğini hissediyorsunuz. Dekorun gözünüze sokulan bir

abartısı ya da rahatsız eden bir tarafı yok; onun yerine şık, sakin ve romantik.

The thing with Nicole is; it offers an experience with welcoming faces and service in a mesmerizing

atmosphere. The building has a history, just like the street and the quarter it resides in. It exuberates

the spirit, but nothing about this place can make you feel distant, because the whole staff and the

restaurateurs greet you in such a manner that warms your heart from the beginning. Here, you feel

taken care of, as if at home in a familial environment. The décor is not outlandish, nor filled with

in-your-face type of exaggerated ambiance…Yet elegant, tranquil and romantic.

Bu aile işletmesinin (TomTom Suites olarak restore edilmiş butik otelin) çatıdaki terasında, Boğaz’ın nefes kesici manzarasıyla

karşılaşıyorsunuz. İstanbul’un son zamanlardaki gözdelerinden Karaköy’e çok yakın mesafedeki bu adeta yemek için ibadethane

haline getirilmiş mekan, bir zamanlar rahibelere ev sahipliği yapmış. İtalyan Yokuşu’nun tepesinde bulunan, sokakta kontrollü geçişe

izin verilen İtalyan Başkonsolosluğu’na ve özel lisesine bakan konumuyla kendinizi Tophane’den ayrı bir yerde hissediyorsunuz. Tam

merkezde bulunmasına karşın şehrin kalabalık caddelerinin itiş kakışından da uzakta.

On the roof-top of this family-owned entreprise (the whole building, TomTom Suites run as a beautifully restored boutique hotel), you

find the breathtaking view of the Bosphorus. In close proximity to the hippest district of Istanbul, Karaköy, this culinary sanctuary was

once a resident for nuns. On top of ‘İtalyan Yokuşu’, facing the Italian Consulate and its high school with controlled entry and exit, you

don’t feel at all in Tophane. The restaurant is situated in the center, yet away from the hustle and bustle of the crowded streets in the city.

Shown to our designated table; we were both in view of the kitchen and the hills outlooking

the sea. First of all, I have to admit that it’s really a breath of fresh air to be hosted by sincere and

smiling faces of staff, who apparently admire what they’re doing. As we sat down, our waiter

and sommelier for the evening introduced the menus of dinner and wine to us. I can’t say on

behalf of anyone, but for myself, whichever restaurant I go to, and especially if it’s a fine-dining

one, I don’t understand much from what I read or the waiter’s explanations. The staff at Nicole

knows what they’re talking about, as a part of the whole experience and in command of the

whole ingredients and cooking processes.

Bizim için ayrılan masamıza doğru ilerlediğimizde, hem mutfağın hem de denize bakan

tepelerin manzarasına hakim olduğumuzu fark ediyoruz. Öncelikle itiraf etmeliyim ki; işini

severek yaptığı belli olan ve içtenlikle gülen bir personel tarafından karşılanmak gerçekten

de taze bir soluk. Yerimize oturduğumuzda, tüm gece boyunca bizimle özel olarak ilgilenecek

olan şef ve şarap tadım garsonlarımız menülerimizi tanıtarak başlıyorlar. Sizi bilemem ama

hangi restorana gidersem gideyim, bu özellikle de bir ‘fine-dining’ ise, okuduklarımdan ya da

garsonun açıklamalarından pek bir şey anlamıyorum. Nicole’deki ekip ise ne anlattıklarını gayet

iyi biliyorlar; tüm malzemelere ve pişirme süreçlerine hakimler.

13 95


Gastronomi

Nicole’de 6 haftada bir değişen 2 tip menüyle karşılanıyorsunuz: Keşif ve Nicole; biri diğerinden

iki çeşit az olmasına rağmen, daha dolu tabaklara sahip. Şarap almayı tercih etmeyebilirsiniz,

ama Anadolu’dan özel olarak seçilmiş bu şişeleri başka bir yerde bulamayacağınızı temin

edebilirim. Menüye en uygun kalitedeki ve çeşitteki şarabın bulunması için ince elenip

sık dokunmuş, belli. Ayrıca mekânın işletmecisi de olan baş aşçı Aylin Yazıcıoğlu işine o

denli tutkun ki, haftada en az bir kez semt pazarlarını ziyaret edip, en iyi ve taze olan yerel

malzemeleri buluyor. Sonuçta, Türk dokunuşlarıyla en üst seviyede fine-dining deneyimini

yaşatmayı başka bir şekilde başarmak mümkün mü? Hatta bir menülerinde bildiğimiz sucukla

hazırlanan özel yemek bunun sağlam kanıtı. Heyecan verici yemek yolculuğumuza başlarken

masamıza ‘parmesan sable’, ‘mantar duxelle muffin’, ‘soğan pestili içinde hamsi tartar’ ve

‘kızarmış dana kaburga cipsi’nden oluşan bir antre tabağı geliyor. Bu küçük lokmalıkların hepsi

harika lezzetlere sahip olsalar da, kişisel favorim sonuncusu...

Daha sonra gelen soğuk midye çorbası ve kendilerinin pişirdiği taze ekmeklerden oluşan çeşni,

narenciye aromalı tereyağıyla birlikte midelerimizi yumuşatmaya yarıyor. Sonraki tabak için

harika bir hazırlık olarak sunulan ‘Lykia-Arcadia’ Sauvignon-blanc eşliğinde kumkatlı, tarhunlu

ve rezeneli ahtapot o kadar ağız sulandırıcı derecede yumuşak ki, neredeyse çiğnemenize gerek

kalmadan damağınızdan aşağı kayıyor.

At Nicole you will find 2 types of ever-changing menus (every 6 weeks), Keşif and Nicole; one

only 2 dishes shorter yet also with fuller plates than the other. You may not choose to dine

with wine, but I would strongly recommend that you do because these are beautiful choices of

Anatolian wines you may not yet have discovered. The thorough search for the best quality and

type of wines that will go with the menu, is in fact quite evident. Additionally, the executive

chef; Aylin is so passionate about her work that she personally visit fresh markets more than

once every week, to seek out the best and most fresh local ingredients. After all, how could

she manage so successfully to integrate these into a topnotch fine-dining experience with a

Turkish touch? A dish made of ‘sucuk’ in a fine-dining restaurant is a solid proof for that. As

we start off on our exciting culinary journey, an entrée platter filled with parmigiana sable,

mushroom duxelle muffin, anchovy tartar in dried roll-up onion and chips of roasted beef ribs

arrived. All the small bites tasted extraordinary, but my personal favourite is the latter.

Later came the cold clam soup and the fresh bread, baked in-house with citrus seasoned butter

on the side to smooth over our stomachs. As a wonderful preparation for the next dish; octopus

with kumquat, tarragon and fennel, accompanied by a Sauvignon-blanc by ‘Lykia-Arcadia’ was

so relishingly delicate that it’s mouthwatering and slides down your palate.

96


Gastronomy

Zengin yemek deneyimimiz, karnabahar ve deniz börülcesiyle birlikte sunulan karidesin

dördü bir arada yorumlandığı farklı çeşitleriyle hazzın doruklarına ulaşıyor: Püre, cips, turşu

ve kızarmış olarak. Burada, elbette ‘Corvus-Zellia Vasiaki’ seçiminin yemekteki tuz azlığını nasıl

dengelediğini açıklayan şarap tadım garsonumuza da şapka çıkartmak gerek.

Ağzımızdaki tatlardan arınmamız için pancardan yapılmış inanılmaz lezzetli sorbe takip

ediyor. Sıra balık, kuzu ya da dana etinden oluşan ana yemek seçeneklerine geldiğinde, tüm

masa hangisini daha çok canının çektiğine dair düşünmeye başlıyor. Ne de olsa, birini arzu

eden diğerinden de mahrum kalmak istemiyor. Kendimizi seçim yapmanın bu dayanılmaz

ağırlığından ortak bir çözümle kurtarıyoruz: Herkes farklı bir tabak alarak paylaşıyor, böylece

kimsenin gözü ya da aklı bir diğerinde kalmıyor.

Şaraplarla mükemmel uyum içindeki minekop, ceviz ve adaçayı kıtırları, milföy içindeki ördek ve

bıldırcınlı kuş böreği, uykuluk ve yer elması püresi eşliğinde dana kürek, zahterli köfte ve iç pilavlı

kuzu pirzoladan oluşan ana yemekler, sanki cennetten kopup gelmiş bu ziyafetin tepe noktası.

Our rich dining experience grew into a delight with 4 different versions of shrimp in one: purée,

chips, pickle and fried, befriended by cauliflower & sea beans. Here we take off our hat to the

Sommelier as well, for his recommendation of the ‘Corvus-Zellia Vasiaki’ that balances the level

of salt in the food.

A beautiful red-beet sorbet followed, just to purify the tastes in our mouths. Alternatives of

fish, lamb or meat for the main dish, got the whole dinner table into considering the most

craved choice, since no one wanted to refrain from the other. We saved ourselves from the

unbearable selection, to soothe our utter curiosity, by dividing into 3 separate choices of plates,

so that we’d be able to share.

In perfect harmony with the wines; plates of umbra cooked in wine sauce with walnut & sage

tea crisps, duck & quail in puff dough pastry, beef shoulder with sweetbread & Jerusalem

artichoke, meatballs with thyme & lamb chops served with seasoned rice topped the ultimate

point in this heavenly feast.

Yemeğin sonunda öylesine mest oluyorsunuz ki artık

bedeninizde ne o akşam ne de önünüzdeki günler boyunca

bir lokma için bile yer kalmadığını düşünüyorsunuz. Yine de,

tamamı Nicole’ün özel reçeteleriyle yapılmış armut sorbe,

elmalı pay ve çikolatadan oluşan 3 çeşit tatlı masaya geldiğinde

siz ne olduğunu anlamadan boğazınızdan aşağı kayıp gidiyorlar.

Kahve, harika ortam ve neşeli sohbet eşliğinde gece sona

erdiğinde, geriye kalan muhteşem hazların yer aldığı özel bir

anı oluyor…

At the end, you reach such a height of ecstasy that you feel as

if you don’t have any place left in your body to admit in any

further, yet alone for days. Nevertheless, the 3 different kinds

of desserts; pear sorbet, apple pie and chocolate, all exclusive

recipes of Nicole go down smoothly down your throat in a

heartbeat. Eventually, the coffee, the environment and the

joy over wonderful company, all lead to a night filled with

immense pleasures and unique memories…

Boğazkesen Cad. Tomtom Kaptan

Sok. No: 18 Beyoğlu / İstanbul

+90 212 292 44 67

www.nicole.comt.tr

13 97


Sanat

Sanat Tarihinin

Küçük Devi

Museo Novecento

Floransa, romantizmin sembolü olarak gösterilebilecek dünyadaki

sayılı şehirlerden biri. Çok küçük olmasına rağmen, yalnızca

300.000 kişilik nüfusuyla, çıkardığı yeteneklere bakılırsa buraya

yukarıda bir yerlerden iltimas geçilmiş olsa gerek…

Yazan / Editor: İrem Gültan

Mimari güzellikleri; Duomo’su, Medici Kilisesi, San Lorenzo Basilica’sı, Academia Gallery’si, Boboli

Bahçeleri, Ponte Vecchio’su, Uffizi Gallery’si, Pitti Sarayı ufak şehrin dört bir yanına dağılmış halde

yıllardır ziyaretçilerine kapılarını açıyor. Arno Nehri’nin kenarına kurulu estetik yapılar yüzlerce yıldır

bozulmayan davetkârlıklarıyla her göreni içine çekiyor. Meydanları, Ortaçağ’dan bir filmin ortasına

düşmüşsünüz gibi hissettiriyor; tek fark etrafınızda yürüyen modern giyimli insanlar…

Hayatı boyunca bu güzelliğin içinde yaşamış insanlara imrenmemek elde değil. Medici ailesinin

destekleri sayesinde dünyanın hala en büyükleri arasında gösterilebilecek sanatçılara ev sahipliği

yapmış. Machiavelli, Dante gibi büyük düşünür ve yazarlardan, ressam ve heykeltraş olarak tüm

dünyanın yere göğe sığdıramadığı ustalar Leonardo da Vinci ve Michelangelo’ya da yuva olmuş.

Böylesine sanat kokan bir şehirde, ilginizi çekmese de Uffizi Galerisi’ne uğramazsanız turistik geziniz

eksik kalır. Ama biz size klasik sanat tarihini tüm güzellikleriyle ortaya seren ve en büyük sanatçıların

çıkışını yakaladığı Uffizi’nin yerine başka bir müze önereceğiz. Eğer Floransa’da 2 günden fazla kalıyorsanız,

geçmişten getirdiği meşaleyi 20. yüzyıl sanatçılarının nasıl taşıdığına da göz atmak gerek,

burası: Museo Novecento. Floransa’nın tam göbeğinde, Santa Maria Novella Meydanı’na konuşlanan

müze her yerden birkaç adım mesafede. Buradaki tarihi Leopoldine Hastanesi binasına yerleşmiş

müzede resim ve heykel dışında, ‘video installation’ dediğimiz modern sanata dair farklı eserler ve

çatısında ayrıca bir film salonu da bulunuyor. Belirli günlerde kapalı olan müze çoğu günler akşam

6’ya kadar ziyaretçi kabul ediyor ve burada yaklaşık 2 saat geçirmeniz tüm eserleri incelemeniz için

yeterli oluyor. Otellerin, restoranların ve şehir merkezindeki alışveriş caddelerinin yakınındaki müze,

asırlardır sanatın en verimli meyvelerini veren toprakların final noktası.

MIRKO BASALDELLA

Geremia

The Small Giant of

Art History

Museo Novecento

Florence is one of the numbered cities in the world that can be

pointed out as a symbol of romance. However small in size, with only

a population of 300.000, this city must have been bestowed a sort of

privilege from up above considering the artists it gave birth to…

Its architectural beauty on one side; the Duomo, the Medici Chapel, San Lorenza Basilica, Academia

Gallery, Boboli Gardnes, Ponte Vecchio, Uffizi Gallery, Pitti Palace scattered over the city have

opened their doors to visitors since long. The aesthetic structures set aside the Arno River, have

been tempting all their viewers for hundreds of years. Its squares make people feel as if they fell in

the centre of a movie set from the medieval times, the only difference would be the passers by in

modern attire…

One cannot help but envy those who have lived here all their lives. The city has hosted the greatest

artists of all times for generations, thanks to the support of the Medici family. It’s been a home

for grand thinkers and writers such as Machiavelli, Dante as well as masters of fine arts; Leonardo

da Vinci and Michelangelo. In the grandiose of such a daedal place, a touristic visit be incomplete

unless stopping by Uffizi Gallery. On the other hand, we’d like to recommend you another museum,

instead of Uffizi that displays the exquisite pieces from the classical scene of art history and where

most artists embraced their very own breakouts. In case you’re staying more than 2 days in Florence

you may have plenty of time to see this museum of 20th century artists carrying the torch: Museo

Novecento. In the middle of Florence, this museum is situated right on one side of the famous

Santa Maria Novella Square. It resides at the historical Leopoldine Hospital and consists of several

contemporary art pieces including paintings, sculptures and video installations with a movie lounge

at the top. Closed on some occasions, the museum receives its visitors most weekdays until 6 pm

and approximately 2 hours will be enough to see all around. This final stop of exhibition is within

walking distance to hotels, restaurants and streets for shopping in the centre.

98


Art

Müzedeki yolculuk şöyle başlıyor: İlk katta 1990’lardan ‘60’lara doğru ilerliyor ve bir üst kata çıkmadan

önce Carlo Ludovico Ragghianti’nin şehre dair bir araya getirdiği koleksiyonlarla karşılaşıyorsunuz.

Toskana bölgesinin sanatsal açıdan en hararetli dönemlerinden biri bu.

The journey inside takes you from the beginning of 1990’s towards the ‘60s on the first floor and

before you climb onto the next, you come across the collection put together by Carlo Ludovico

Ragghianti. This period is one of the most artistically heated times in the Tuscany region.

QUINTO GHERMANDI

Riccione

LUCIANO ORI

Il filo della bellezz

SYLVANO BUSSOTTI

Dichiarazione scritta

SANDRO CHIA (ALESSANDRO COTICCHIA)

Rospo che non esiste

FRANCO GRIGNANI

Torsione radiale

13 99


Sanat

2. katta ise, modaya dair referansların sergilendiği alandan geçerek ‘Maggio Musicale Fiorentino’nun

(Floransa Mayıs Müzikali) doğuşuna şahit oluyorsunuz. İlerlediğinizde de 1900’lerin başına doğru

seyrediyor ve bu dönemde ortaya çıkan resim ve heykellerden hoş bir seçkiye taşınıyorsunuz. Arada,

1942’de Della Ragione’nin savaş dolayısıyla baskılanan sanatçılara destek olmak amacıyla Milano’da

açtığı ‘Galleria della Spiga e Corrente’ ürünlerinin sergilendiği bölümden geçiyorsunuz.

On the second floor, as you pass by the space that reveals fashion references you reach the birth of

‘Maggio Musicale Fiorentino’nun (Florence May Musical). As you proceed, the navigation takes you

back to the beginning of the century where you see a lovely anthology of paintings and sculptures.

In between, you pass by the section where pieces from ‘Galleria della Spiga e Corrente’ originally

exhibited in Milan by Della Ragione in 1942.

BACCIO MARIA BACCI

Il tram di Fiesole

FORTUNATO DEPERO

Nitrito in velocità

Çatı katına vardığınızda, ‘Floransa’da Sinema’nın anlatıldığı video salonuna geçiyor ve sinema tarihinin önemli yansımalarından

birine seyirci oluyorsunuz. Burada Roberto Rossellini, Mario Monicelli, Dario Argento gibi isimlerin de

aralarında bulunduğu birçok sinemacının Floransa’nın içinde ya da şehirle ilgili çektiği, Medici ailesinden bazı karakterlere

dair filmlerin de yer aldığı görsel tarihi öğrenme şansınız var. Floransa, yeni yetenekler çıkarmaya devam

ettikçe sanatın merkezlerinden biri olarak tarih sayfalarındaki yerini de korumaya devam edecektir.

As you reach the attic, the movie hall greets you where the story of ‘Cinema in Florence’ is told. Here, you have the

chance to learn about the visual history from many movie makers like Roberto Rossellini, Mario Monicelli, Dario

Argento. Films are about or were shot in the city, which some tell the Medici family story. It’s quite certain that as

Florence continues to deliver the world new talents, it will remain one of the art centers in the pages of history…

CARLO LEVI

Giovane donna

100


˜STANBUL: Abdi ˜pekçi Caddesi No: 14/A Ni°anta°ı - Tel: (0212) 234 48 68

ANKARA: Çankaya Caddesi No:30/A Çankaya - Tel: (0312) 441 71 81

www.alkon.com.tr


Yat

Hokus Pokus Florida

Riva 88 Florida

Ferretti Group bünyesindeki Riva Yachts, ‘convertible top’ adı verilen teknolojiye sahip ilk yat olma

özelliğini taşıyan 88 Florida’nın lansmanını Mayıs 2015’te Yacht Club Monaco’da yaptı. Açılabilir tavan

mekanizması sayesinde yat tek tuşla open moddan coupe moda geçebiliyordu. İlk kez aynı teknede iki

farklı özellik bir araya gelmişti ve haklı olarak 88 Florida tüm tekne tutkunlarının dikkatini çekti.

Yazan / Editor: Pelin Özcanlı

Riva Yachts iki asırdan fazladır yat sektöründe adından söz ettiriyor.

İsmi bir zamanlar ahşap gövdeli Runabout’larla özdeşleşen Riva

Yachts film yıldızları, jet-set sosyete hatta krallar tarafından tercih

ediliyor. Rudy, Bahamas ve daha birçok efsane modele imza atan

tersane şimdilerde 88 Florida ile karşımızda.

NEREDEYSE ÜÇ ASIRDIR TEKNE ÜRETIYORLAR

İtalyan Pietro Riva 1842’de Laglio’dan Sarnico kıyılarındaki Iseo Gölü’ne

taşındı ve Riva tersanesini kurdu. Aynı yıl Iseo Gölü’nde çıkan

şiddetli bir fırtına geçimini balıkçılıktan sağlayan halkın teknelerini

darmaduman etti. Umutsuz insanlara ilk destek Pietro’dan geldi ve

Riva tersanesi tüm tekneleri yeniden hayata döndürdü. “Mucizeler yaratan

usta” adını alan Pietro bölgede sonsuz güven ve saygı kazandı...

1880’lerde Pietro’nun oğlu Ernesto tersanenin yönetimini devraldı.

Teknelere içten yanmalı motorlar yerleştirerek yeni bir çağ başlattı:

Riva’lar uzun süre yolcu ve yük taşımada kullanıldı. Ernesto’nun oğlu

Serafino hız tutkunuydu. İleri görüşlü Serafino’nun tasarladığı sürat

tekneleri iki dünya savaşı arasında düzenlenen yerli ve uluslararası

yarışlarda zaferler kazandı.

Riva Yachts’ı asıl dünyaya duyuran ise Carlo Riva’ydı. Serafino’nun

oğlu Carlo, 1950’ler ve 60’larda reklam çalışmalarına hayli para harcayarak

büyük risk aldı fakat amacına ulaştı. Riva’yı tam anlamıyla

zarafetin ve statünün sembolüne dönüştürdü. Reklamlar sayesinde

tüm dünyadan iş adamları, film starları, jet-set sosyete hatta krallar

ve prensler büyüleyici Riva teknelerinden sipariş etti. Sophia Loren,

Sean Connery, Brigitte Bardot ve Ürdün Kralı Hüseyin, Riva sahibi

ünlülerden sadece bazıları. 1969’da Riva Yachts fiberglas malzeme

kullanmaya başladı. İlk fiberglas Riva olan Rudy, Carlo tarafından

1969’da tasarladı...

Riva Yachts Mayıs 2000’de lüks tekne üretiminin öncülerinden Ferretti

Group’un bünyesine katıldı. Ferretti, Riva’nın bazı klasikleşmiş

teknelerini aynı şekilde üretmeye devam ediyor. Riva 88 Florida gibi

modern Riva’lar ise apayrı bir yoldan yürüyor.

RIVA BAHAMAS’TAN ILHAM ALDI

Mauro Micheli’nin Riva kariyeri 1984’te başladı. Lise çağlarında sanat

okuluna giden Micheli, sonrasında Milan’daki Brera Academy’den

The Italian shipyard Riva Yachts has a great reputation on the yacht

industry more than two centruies. At the beginning Riva Yachts

mostly focused on the wooden-hulled runabouts with which the

Riva name is synonymous. Built many legendary boats like as

Bahamas, Rudy and many more, Riva Yachts writes a new chapter

in its history with 88 Florida nowadays.

THEY BUILD YACHTS FOR NEARLY THREE CENTRUIES

It was the 1842 when Pietro Riva moved from Laglio to port Sarnico

on Lake Iseo. He established the Riva shipyard there. One morning

a storm broke out at the lake and battered boats of local fishermen.

Pietro Riva repaired almost all of them. Because of this, he earned

locals’ trust and they started to call him as the “miracle’s craftsman”.

In 1880’s, one of Pietro’s sons Ernesto Riva took over the shipyard. He

introduced piston engines on Riva Boats and thus began a new era for

the large cargo and passenger operating around the lake. In 1900’s

Ernesto’s son Serafino turned Riva to building powerboats. Thanks to

Serafino’s longsightedness Riva collected a large number of victories in

national and international powerboat races between the world wars.

But Ernesto’s son, the Carlo Riva made Riva the byword for elegance,

status and perfection. In 1950’s and 1960’s, he spent a great deal of

money on advertising. It was a huge risk but it worked. International

jet-set, businessmen, film stars, kings and princes bought the

gorgeous Riva Yachts. Sophia Loren, Sean Connery, Brigitte Bardot,

King Hussein of Jordon and many others bought them. Riva Yachts

began using fiberglass in 1969 when Carlo introduced the ‘Rudy’.

In May 2000, Riva Yachts became part of the Ferretti Group, leader

in production of luxury yachts. Since joining Ferretti, Riva has

continued to build some runabouts that capture the essence of

classic Riva Yachts. Other modern yachts such as Riva 88 Florida,

which is designed and built in a totally different way.

INSPIRED BY RIVA BAHAMAS

Mauro Micheli began his career at Riva in 1984. He went an art

school when he was a teen and then the Brera Academy in Milan,

Italy. The legendary Riva 58 Bahamas which made her world

premiere at the Geneo International Boat Show in 1991 was the first

102


Boat

Hokey Pokey Florida

Riva 88 Florida

Part of the Ferretti Group, Riva Yachts debuted the first-ever ‘convertible top’

88 Florida at the Yacht Club Monaco in May 2015. The convertible top mechanism

enables the 88 Florida to transform easily from open mode to hardtop mode with

the push of a button. This was the first time a single vessel supported both modes

together and 88 Florida deservedly aroused great interest among boat lovers.

www.ultramarturkey.com

103 13


Yat

mezun oldu. Dünya prömiyeri 1991’de Cenova Uluslararası Boat Show’da gerçekleştirilen efsanevi

Riva 58 Bahamas, Mauro Micheli’nin tasarladığı ilk Riva’ydı. Micheli 1994’te Sergio Beretta ile Officiana

Italiana Design’ı kurdu ve o günlerden beri tüm modern Riva teknelerinde Micheli ile firmasının

imzası bulunuyor.

Riva Yachts’ın baş tasarımcısı Mauro Micheli, 88 Florida’yı yeni Bahamas gibi düşünmekten hoşlanıyor.

Tasarımcı: “Riva Bahamas’ı baştan aşağı kendim hayal edip tasarladım. 90’lardan gelen Bahamas’a

bugün hala minnettarım. 88 Florida’ya da bu yüzden vintage detaylar ekledim. Yatta ahşaba başrol

verdim. Özellikle yumuşak geçiş sağlasın, ev atmosferi yaratsın diye karaağaç kullandım.” diyor.

Micheli’nin açılabilir tavan hakkındaki yorumları ise şu şekilde: “Açılabilir tavan teknik ve stilistik

bakış açılarının ortak ürünüdür, Ferretti ile ortak başarımızdır. İlk etapta yokmuş gibi duran hardtop

açıldığında majör bir parçaya dönüşüyor ve yatın dış görünümünü komple değiştiriyor. Yata karakteristiğini

veren bu sistem yoğun teknik ve stil çalışmalarının sonucunda geliştirilmiştir.”

BIR TAŞLA IKI KUŞ

Patenti Ferretti Group’a ait açılabilir tavanı sayesinde Riva 88 Florida, iki farklı seyir deneyimi yaşatabiliyor.

Baş tarafta yer alan tavan istendiği takdirde hidrolik kollarla kokpitin üzerine getirilebiliyor ve

bir anda tekneye coupe bir görünüm kazandırıyor. Hardtop şeklinde kullanılan tavan, yat demirliyken

arkaya kaydırılarak havuzlukta bimini görevi de üstlenebiliyor.

88 Florida hem birlikte denize çıkıp eğlenmek isteyen arkadaş grupları hem de aileler için uygun

lüks bir motor yat. Dış tasarımı Officiana Italiana Design (Mauro Micheli) imzalı teknenin metalik gri,

sportif hatlı gövdesi performansı ile ilgili ipucu veriyor. Standart donanımında 2 bin 435 beygirlik

ikiz MTU motorlar bulunan yatın en yüksek hızı 40 knot’lara kadar çıkıyor. Seyir menzili de 34 knot’lık

süratte 315-340 deniz miline ulaşıyor. İsteğe bağlı 2 bin 638 beygirlik ikiz MTU motorlar da tercih

edilebilir. Bununla birlikte yatın kıç tarafındaki garajına 4 metrelik tender (Wiliams 385) ve bir de jet

ski yerleştirilebiliyor.

yacht designed by him. In 1994 Mauro Micheli co-founded Officiana Italiana Design with Sergio

Beretta and they have been responsible for the design of every modern Riva since.

The current chief of design for the Riva Yachts Mauro Micheli likes to consider the Riva 88 Florida as

the new Bahamas. “The Riva Bahamas was the first yacht I imagined and designed totally on my

own. It is a yacht from the 90s, but which is still appreciated today. That’s why I decided to use some

vintage materials on the 88 Florida, wood in particular, especially for the interiors. I chose peach skin

elm wood to convey a soft and cosy feeling.” the designer says.

Speaking about the convertible top, he explains: “The idea of the convertible hard top is a relevant

success from both a technical and a stylistic point of view. Thanks to the collaboration with Ferretti,

the hardtop has turned into an element that is invisible from the side, which can display its major

function covering the outer living area without affecting the overall design of the yacht in the least.”

“This system results from the match between the technical development of materials and movement

and the stylistic research for an element which can enhance the personality of this yacht.”

THE BEST OF BOTH WORLDS

Due to the convertible top patented by Ferretti Group, Riva 88 Florida offers two different cruising

experiences. In open mode, the convertible top covers the U shaped seating area on the bow.

Hydraulically driven arms can lift the hardtop over the cockpit, resulting in a coupe yacht feel. The

revolutionary top can also be used when moored as a bimini top to provide cover over the dinette

area and foredeck.

88 Florida is a luxury motor yacht, ideal for socialising and entertaining with family and friends. She

features an exterior design by Officiana Italiana Design, complimented in a metallic grey colour;

and her sleek sporty hull reveals her performance. Powered by twin 2.435 hp MTU engines, she can

reach a top speed of 40 knots. She can also carry a tender up to 4 metres (a Williams 385 can be

supplied upon request) and a jet ski beside it.

104


Boat

HAVUZLUK

Riva 88 Florida 26,84 metre boyunda ve 6,29 metre genişliğinde. Teknenin havuzluğuna, yüzme

platformunun iskele ve sancak taraflarındaki basamaklarla ulaşılıyor. Kıçta büyük güneşlenme minderleri

bulunuyor fakat güneşin tadını çıkarmak için en iyi yer başüstü. İskele yanda yemek masası ile

L şeklinde bir oturma grubu ve sancak yanda bir dinlenme koltuğu yer alıyor. Bu ferah alana wet-bar,

dondurucu ve barbekü

de yerleştirilmiş. Kumanda mahalli ise ana güvertenin merkezine konumlandırılmış. Kumanda mahallinin

önündeki cam, rüzgârı keserek kullanım kolaylığı sunuyor.

İÇ YAŞAM MAHALLERI

88 Florida’nın iç tasarımı, efsanevi Riva Bahamas gibi Mauro Micheli’nin imzasını taşıyor. Mauro

Micheli 88 Florida’nın tarzının 80’lerin sonu ile 90’ların başını yansıttığını söylüyor. Yatın dekorasyonunda

bolca ahşap, deri, ayna ve çelik detay göze çarpıyor. Büyük camlarla çevrili ferahfeza alt

güvertede insan bazen içeride olduğunu bile unutabiliyor.

Riva Bahamas’ın mirasçısı sayılan 88 Florida’nın alt güvertesi dört kamara, bir salon, bir kuzine ve

mürettebat alanına ev sahipliği yapıyor. Salondan kıça doğru merkezde konumlanan ana kamara

yatın tüm genişliğinden faydalanıyor. Pencereler ve LED aydınlatmalar sayesinde aydınlık bir yaşam

alanı sunan ana kamara sesten de yalıtılmış. Burada bir king-size yatak bulunuyor. Karşısına iki gardırop

yerleştirilmiş. Gardıropların arasında bir tuvalet masası ile televizyon yer alıyor. Ana kamaranın

sancak tarafında duşakabinli bir master banyo mevcut.

Salondan başa doğru gidildiğinde sancak ve iskele taraflarında iki konuk kamarası ile karşılaşılıyor.

İskele yandaki kamaranın yatağı çift kişilik ve banyosunda duşakabin var. Sancak yandaki iki adet tek

kişilik yatağa sahip kamaranın banyosunda duşakabin yerine yalnızca duş başlığı var. VIP kamara

baş altına konumlandırılmış ve banyosunda yine duşakabin mevcut. Riva 88 Florida’da 20 kişi seyir

yapabilirken, sekiz kişi rahatlıkla konaklayabiliyor.

THE COCKPIT

88 Florida has a length of 26,84 metres and a beam of 6,29 metres. The aft deck is accessed port

side and starboard by stairs from the swimming platform. Large sun cushions can be found at the

extreme aft, but to experience more sun the best spot is the foredeck. Further forward there is a

dining table plus an L shaped settee on the port side and another lounging sofa is situated on the

starboard. This spacious area is equipped with a full wet-bar, refrigerator and grill. Also the control

panel is positioned in the center of the main deck.

INTERIOR LAYOUT

The yacht’s interior comes from the drawing board of Mauro Micheli who designed the legendary

Riva Bahamas. Her design and styling epitomises the late 80’s and early 90’s era, as the designer

explained. On the lower deck there is a spacious area surrounded with large windows that bring you

to forget you are inside. The majority of the interior throughout the yacht is decorated in elm wood,

leather, mirror and stainless steel.

The spiritual successor of the Riva Bahamas – 88 Florida consists of four cabins, a saloon, a galley

and a crew area on the lower deck. The full-beam master suite is amidships and aft of the saloon

with a bright atmosphere thanks to the big windows and LED lightings. This well soundproof cabin

features huge king-sized bed. The two large wardrobes in front divided into vanity desk, towered

by a TV screen. Also there is a master head which is located along the starboard side of the cabin,

featuring a separated shower, a sink and other bathroom fixtures.

After the living area, towards to bow, two guest cabins are positioned port and starboard. Port side,

there is a spacious double cabin with private head and separated shower. The second guest cabin

on the starboard side has twin beds, private head and round shower closed by plexiglass doors.

The VIP cabin is located on the bow, with private head and seperated shower. Riva 88 Florida can

accommodate up to 20 people on board and can comfortably sleep up to 8 people.

TEKNİK VERİLER / TECHNICAL FEATURES

Tam boy / LOA

26,84 m

Genişlik / Beam

6,29 m

Su çekimi / Draft

1,82 m

Ağırlık / Displacement

63.000 kg

Yakıt kapasitesi / Fuel

7.500 lt

Su kapasitesi / Water

990 lt

Motor / Engine

2 x MTU 2.435 bg

Kamara sayısı / Cabins 4

Mürettebat kamarası / Crew cabins 2

105 13


Hobiler

Teeth of The Dog * :

Isırır Ama Havlamaz

Casa De Campo

Son 60 yılın en iyi golf sahası tasarımcısı olarak kabul edilen Pete Dye’ın

imzası, ‘Teeth of the Dog’ Karayipler’de 1 numara ve tüm dünyada da 52. sırada

gösterilmeyi hak ediyor. Dominik sahilinin mercanlarından özenle oyularak

yaratılan saha, gerçek bir mücadelenin nasıl olması gerektiğini anlatıyor…

(*) Dominik Cumhuriyeti’ndeki ‘Köpeğin

Dişleri’ anlamına gelen golf sahasının adı.

Yazan / Editor: İrem Gültan

www.casadecampo.com.do

Teeth of The Dog: All Bite, No Bark

Casa De Campo

Pete Dye’s signature course, the #1 course in the Caribbean and the #52 ranked course

in the world-teeth of the dog has a reputation that’s well deserved. Meticulously hand

carved from the coral of the Dominican coastline, the challenging creation of Teeth of

the Dog is a description for what playing a round can be like.

106

62


Hobbies

Emin olun, meydan okursanız karşılığını alacaksınız: Hem de hayranlıktan ağzınızı açık bırakacak

güzellikteki 18-delikle… Efsane Pete Dye tarafından tasarlanan sahanın tamamı, Casa de Campo

Resort ve Villaları’na ait alanda tutkunlarına zorlu mücadeleler sunuyor.

22-28 Şubat arasında gerçekleşen ilk turnuva: 2016 Davetli Eşler Golf Şampiyonası. Bu, size

eşinizle tropikal bir bölgede tatil yapmak dışında bir takım olarak mücadele etmek için de eşsiz bir

fırsat olabilir. Şampiyona, 54 delik ve amatör eşlerden oluşan iki takımın birbirine karşı oynadığı

‘better ball’ formatına sahip.

Bir diğeri de 13-17 Nisan’daki ana etkinlik: 12. Yıllık Casa de Campo Bahar Elemeleri. 54 delikte

gerçekleşen turnuva; erkekler için 5’li, kadınlar için de 3’lü takımların bulunduğu net ve brüt

bölümlerden oluşuyor. Her delikte bir oyuncu elenerek, sonunda 2 erkek ve 2 kadının kaldığı

finalde şampiyon belirlenene dek devam ediyor.

Elbette bu cennete benzer diyarda kendinize ait daha uzun süreli bir yer kiralamayı veya satın

almayı seçebilirsiniz. Satış danışmanlarından oluşan 20 kişilik profesyonel bir ekip, misafirlerine

hayallerindeki evi bulmaları konusunda yardımcı oluyor.

Konukların Casa de Campo’nun sunduğu lüks ortamda Karayipler’in keyfini sürebilmesi için villaların

tamamına özel havuzlar, zevkle döşenmiş yaşam alanları ve dekorasyona dair çok özel dokunuşlar var.

Villa Owners Club (Villa Sahipleri Kulübü) sayesinde, Casa de Campo Resort ve Villaları’nın tüm

personeli konuklara eşsiz bir hizmet sunuyor. Misafir ilişkileri ekibi, her an destek vermeye hazır.

Make no mistake, if you dare challenge the dog it will bite back. But your efforts will be rewarded

with 18 jaw-droppingly-beautiful holes.

Considered to be the best golf course designer of the last 60 years, Pete Dye is a true legend. Casa

de Campo Resort and Villas is proud to feature no less than three Pete Dye-designed courses, each

distinct from the last, but all challenging in their own way.

The 1st tournament in February 22-28, was the ‘2016 Invitational Husband and Wife Golf

Championship’. This is the unique opportunity to compete as a team with your spouse, besides a

tropical vacation. The championship is a 54-hole, better ball format of a husband and wife amateur

team.

Another is held during April 13-17, which is the main event: ‘12th Annual Casa de Campo Spring

Shootout’. A 54-hole stroke play tournament with 5 flights for men and 3 flights for ladies with net

and gross divisions. A number of players is eliminated on each hole until there are 2 men and 2

ladies left, until a champion is crowned.

You may choose to buy or rent your own piece of paradise, for that matter, at the Casa de Campo

with 20 full-time sales associates and support staff, our highly qualified professionals that can help

you find your dream house.

All guests are welcome to enjoy the full experience of luxurious Caribbean living at Casa de Campo.

Each villa is staffed and features a private pool, stylish living areas and unique touches.

Turnuva paketine dahil olan birçok hizmet mevcut:

• Pete Dye locası ya da elit süit

• Her şey dahil kahvaltı, öğle ve akşam yemekleri

• Oda başına bir adet çekçek

• Casa de Campo restoranı, oteli ve barlarındaki içkiler

• Sınırsız oyun sahası ücretleri, golf sopalarının depolanması

ve antrenman topları

• Karşılama yemeği ve ödül şöleni

• İkram ve ödüller

• Havaalanı transferleri

(Bu paketler 4 gecelik konaklamalar için geçerli ve fiyatlar kişi başı; Pete Dye Golf

Locası’nda 1,300-2,000$, elit süitlerde ise 1,400-2,200$ arasında değişiyor.)

The tournament package consists of:

• Pete Dye lodge or elite

• Breakfast, lunch and dinner daily with no surcharge

• One transportation cart per room

• Drinks at the Casa de Campo restaurant, hotel and bars

• Unlimited green fees, carts, range balls and club storage

• A welcome dinner and awards banquet

• Favours and prizes

• Transfer from all 3 airports

(Rates of packages for 4 nights, per person range between 1,300-2,000 $ at the

Pete Dye Golf Lodge and 1,400-2,200 $ at the elite rooms.)

107 13


Hobiler

Hizmete dahil olanlar arasında; kayıt, konaklama boyunca ‘concierge’ desteği, sahalara giriş-çıkış

izinleri, restoran rezervasyonları, spor ve eğlence gibi aktivitelere yer ayırtma ve havaalanı

transferleri bulunuyor.

Saymakla bitmiyor Casa de Campo’da kalmanın keyfi: Şifa hizmetleriyle, yoga, spa... Sağlık ve

spor merkezindeki fizik tedavi uzmanları, konuklara günlük yaşamın stresinden uzaklaşmaları için

günün her saatinde destek sağlıyor.

Ayrıca gün doğumundan batımına, tüm aileye eğlenme imkanı tanıyan ve birlikte vakit geçirebilecekleri

aktiviteler arasında at binme, havuz, kumsal ve deniz bulunuyor. Çocuklara gelince,

gözetim altında kamp yapabilecekleri ve farklı birçok program var. Üstelik, yalnız başına kalmak

isteyen ebeveynler profesyonel bakıcılık hizmeti de alabiliyor.

Tesis bunların dışında; su sporları, trekking, 13 kortlu tenis, yelkencilik, mini golf, futbol kulübü,

polo ve tam donanımlı atış poligonu gibi çeşitli faaliyetler de sunuyor.

Henüz bitmiyor, uzak diyarların ve kültürlerin tatlarını deneyimlemek isteyenlere restoranlar

olağanüstü bir hizmet veriyor. Dünya mutfaklarının Akdeniz’den Dominik sahillerine uzanan

yelpazesinde Michelin-yıldızlı şeflerin hazırladığı tabaklar taze, zengin ve inanılmaz lezzetleri

önünüze getiriyor. Oda servisi ve kişiye özel şeflerin eşliğinde, bar ya da restoranlardan birinde

güneşin batışını izleyerek keyif yaparken müziğin sesi yükselmeye ve içkiler akmaya başlıyor…

Uzaklarda lüks bir seyahate çıkmak istiyor ya da harikulade bir sahada golf oynamayı düşlüyorsanız,

Casa de Campo ve Teeth of the Dog size ihtiyacınız olan her şeyi fazlasıyla verebilir.

Through the Villa Owners Club, Casa de Campo Resort and Villas provides personalized attention to

residents and guests. The concierge team and representatives from the Villas division are available

for immediate assistance at all times. The service team offers the following; guest registration,

concierge service assistance during stay, granting access passes, restaurant reservations and booking

of sporting and entertainment activities and airport transfers.

It’s not over, there’s more to all the facilities and amenities at the Casa de Campo:

Holistic services and yoga, spa, health&fitness center and physical therapists help you spend every

moment at Casa de Campo to take you further away from the stresses of everyday life.

Fun for the whole family; from sunrise to sunset, families can enjoy activities like horseback riding,

relaxing by the pool, hitting the beach and so much more. For the kids, there is a variety of programs

and camps in a safe supervised environment. Additional services of professional nanny and

babysitting, so parents can enjoy a relaxing day together.

The compound offers its guests a wide range of activities like; water sports, trail rides and tennis

with 13 courts, sailing, a quick nine on the golf course, soccer club, riding lessons, polo, trail rides

and last but not least a comprehensive shooting center

You may sip, swirl and savour a world of flavours without ever having to leave your table to indulge

in the experience of different cultures and faraway lands. From expertly prepared Mediterranean

dishes to Dominican cuisine with an international flair, the culinary offerings are fresh, sophisticated

and delicious from the hands of Michelin-starred chefs. Room service delivery and private chef

services together with a wide variety of bars and lounges; once the sun goes down the music is

turned up and the drinks begin to flow…

Whether you’re looking for a relaxing vacation in a luxurious location far away or you just wish to

play golf on a beautiful course, Casa de Campo and Teeth of the Dog provide everything you need.

108

62


˜STANBUL: Abdi ˜pekçi Caddesi No: 14/A Ni°anta°ı - Tel: (0212) 234 48 68

ANKARA: Çankaya Caddesi No:30/A Çankaya - Tel: (0312) 441 71 81

www.alkon.com.tr


Aksesuar

Object of Time One-77

Buben Zörweg

Dünyanın en lüks markalarından ikisi olan Aston Martin ve

Buben&Zörweg’in bir araya gelmesiyle doğan arzu nesnesinden

daha havalı bir tasarım olabilir mi?

Is there anything cooler, or say more exquisite, than the birthchild of two of

the most luxurious brands in the world; Aston Martin and Buben&Zörweg?

Yazan / Editor: İrem Gültan

110


Accesory

Devlet başkanlarının, asilzadelerin, atletlerin ve Hollywood yıldızlarının peşinde olduğu, dünyaca

ünlü lüks kasa tasarımcısı, Buben & Zörweg’in Aston Martin’le bir araya gelmesi sonucu bir arzu

nesnesi doğdu: Object of Time® One-77. 77 parçanın dışına çıkmayan bu özel parça, şans eseri değil

süper otomobil ‘One-77’nin lansmanını kutlamak amacıyla üretildi. Dünyanın en zenginlerinin değerli

eşyalarını korumak amacıyla üretilen nesnenin kendisi de en az içindekiler kadar özel tasarıma

sahip olduğunda servetin ana parçalarından biri haline geliyor, doğal olarak.

One-77, Aston Martin’in en son noktadaki ifadesi; nefes kesici tarzı, etkileyici kalitesi ve kusursuz

performansın bir araya gelmesi sonucu ortaya çıkan otomobil, sanatla teknolojinin buluştuğu yerde

konumlandırmış kendini. Buben&Zörweg ise dünyanın en saygıdeğer otomobilinden aldığı ilhamla

tasarladığı inanılmaz fonksiyonellikteki mühendislik harikasını yarattı: Object of Time® One-77.

Lüks şaheser, görkemli cilaya sahip şasisi ve lüks deri döşemesiyle Aston Martin’in İngiliz şıklığı ve

seçkinliğine dair imajını çok başarılı şekilde yansıtıyor. Yaratıcılığın ve uygulamanın en üst ifadesi

olan Object of Time® One-77, iki firmanın da güzelliğe ve estetiğe duyulan tutkuda birleştiği marka

felsefesini ve vizyonunu teknolojik mükemmellikte birleştiriyor.

SAHIBININ SESI

Firmanın sunduğu milyonlarca renk seçeneğiyle Object of Time® One-7 radikal ve en kaliteli malzemelerle

tasarlanmış. Bu sanat eserini kişiselleştirmek adına, Buben&Zörweg bir müşterinin Aston

Martin One-77 Süper otomobili’nin dış kasasına benzetmek üzere son onayından önce alüminyum

kaplamalı 5 numune birden hazırlamış. Üstelik, bu şahsına münhasır kasanın kapakları kayarak

açıldığında hi-fi sistemi büyük bir sadakatle Aston Martin One-77’nin motorunun çalışma sesiyle

karşılıyor sahibini.

Sınırlı sayıda üretimiyle Object of Time® One-77, bir çok işleve sahip bir parça. İçinde;

Buben&Zörweg’in patentli Time Mover saat kurma fonksiyonu 24 saate ev sahipliği yapıyor, bunlardan

8’ini de şasinin içine gömülü küçük bir kasanın güvenliğinde koruyor. Bir adet İsviçre yapımı kilit

de güvenliği arttırmak üzere yerleştirilmiş. Mücevherlerini saklamak isteyenler için ayrıca 2 çekmeceli

bölme yapılmış. Sistemin tepesinde, bir ‘flying minute tourbillon’ bulunuyor; bu saat 11 yakutlu

bir İsviçre yapımı eşapmanına da sahip.

Teknik açıdan, modelde boydan boya Bluetooth erişimli bir Alman hi-fi ses sistemi ve son model LED

aydınlatma teknolojisi de bulunuyor. Puro sevenler için, bir elektronik ‘humidor’ (tütün nemlendirici

bölüm) yerleştirme seçeneği de mevcut. Aston Martin One-77’yi selamlamak amacıyla kasanın boyu

da 1,77 metrede tutulmuş. Basel World 2011 Fuarı’nda, saat ve otomobil koleksiyonerleri arasında

muazzam ilgi uyandırarak, Object of Time® One-77’nin çizim halindeki ilk sunumu tek başına 20 sipariş

birden aldı. Buben&Zörweg’in kurucu ortağı ve direktörü Christian Zörweg’in de belirttiği gibi:

“Gerçek lüks detaylarda saklıdır…tüm detayların üzerinde çok yoğun düşünüyoruz– dünyanın dört

bir yanında mükemmel doku ve renkteki nadide cilalı abanozu aramaktan, Object of Time® One-77’nin

kapaklarının bir düğme dokunuşuyla süzülerek açılıp kapanmasına kadar.” Bu şaheserin ne kadar eşsiz

ve üstün güzellikte olduğunu tarif etmek için daha uygun kelimeleri seçmek mümkün müdür acaba?

The world famous luxury safe designer, sought after by heads of state, royals, athletes and

Hollywood stars; Buben & Zörweg came together with Aston Martin, to create an Object of

Time, strictly limited to 77 pieces, not by mere chance but to celebrate the launch of the super

car One-77. Whereas the most precious items of wealthiest men in the world are safeguarded by

a design as special as the belongings within, then the safe itself becomes the main possession.

The One-77 is the ultimate expression of Aston Martin; infused with breath taking style,

impressive quality and flawless performance, at the point where art and technology meet. The

House of Buben&Zörweg has now created a fascinating work of engineering, with incredible

functionality in a form inspired by the design of one of the world’s most revered automotive

achievements, Object of Time® One-77. This luxurious masterpiece stylishly echoes Aston

Martin’s image of British elegance and exclusiveness in the form of a beautifully varnished and

highly-polished chassis and luxurious leather interior. The ultimate expression of ingenuity and

execution, Object of Time® One-77 bears the brand philosophy and vision of two companies

united by a passion for beauty and aesthetic appeal combined with technological excellence.

HIS MASTER’S VOICE

Aston Martin’s One-77 design is radical and engineered with the best materials. In means

of personalizing the art piece, Buben&Zörweg went as far to produce their Object of Time®

One-77 with the exterior of a client’s Aston Martin One-77 Supercar, preparing five samples

of aluminium before his final approval. As the doors of this unique safe glide open, the hi-fi

system starts to faithfully play the sound of Supercar’s engine starting up.

The limited edition, Object of Time® One-77, is a multi-functional piece. It contains,

Buben&Zörweg’s patented Time Mover watch winders, enough to hold 24 watches, 8 of which

are within a safe nicely integrated into the chassis. A Swiss safety lock is also used to added

security. There are 2 storage drawers for other fine things such as jewellery. The system itself

contains a flying minute tourbillon at top center. This clock has a Swiss escapement with 11

rubies.

On the technical side, there is a German hi-fi system with Bluetooth connectivity and the latest

LED lighting technology throughout. For the cigar aficionados, you can also add an option

electronic humidor unit to the system. In a nod to the Aston Martin Supercar, One-77; the

safe’s height comes in 1.77 meters. The first animated presentation of the Object of Time® One-

77, during Basel World 2011 created enormous buzz among car and watch collectors alike: 20

orders were promptly registered, based on this presentation alone. As co-founder and director

of Buben&Zörweg, Christian Zörweg adds, “True luxury is to be found in the details…we invest

thought into every detail – from searching far and wide to hand select rare macassar ebony

with the perfect grain and colour, to the way the doors of the Object of Time® Aston Martin

One77 glide open and close remotely at the touch of a button.” What better choice of words

could explain how unique and exquisite this masterpiece of design is?

111 13


Yardım Elini

Uzatmanın ‘App’i mi?

Elbi

“Zamanın hızlandığı ve teknolojinin, biraz olsun ona yetişmemizi

kolaylaştırdığı uygulamalardan biri daha hayatımızda…”

Çoğumuz içimizden geçiririz, “Ah, zamanım olsa kimlere yardım

etmezdim/yardım etmek istediğim öyle çok insan var ki!”, gibi.

Ama nedense, günlük koşuşturmaca içinde bir türlü o vakti

yaratamayız. Sonuç olarak bu ukdeyle bir ömür geçer. Oysa bu

duruma artık bir çare var: akıllı cihazların çoğunda çalışabilen

uygulama bizim de imdadımıza yetişiyor! Konu olan destek ve

bağış uygulamasının adı, ‘Elbi – Good On The Go”. Yani, “Haydi

iyilik yapmaya!” Bu durumda, yardım etmeye vakit kalmadığı

bahanesi de ortadan kalkmış oluyor…

Merkezi Londra’da olan uygulama, 2015’te İngiltere, İrlanda ve

A.B.D sınırları içerisinde iTunes üzerinden faaliyete geçmiş. Elbi’ye

destek ve ilham veren kimler yok ki? Ortaklardan biri uzun

yıllardır birçok lüks markanın yüzü olarak tanıdığımız 3 çocuk

annesi ve ünlü süper model, Natalia Vodianova. Diğeri de, uzun

yıllar çalıştığı PR sektöründe guru haline gelen Rus asıllı hayırsever,

Timon Afinsky. Danışman ordusu arasındaki en tanıdık isimler

ise; yardımlar konusundaki hassasiyetiyle bilinen Diane Von

Furstenberg, Wikipedia’nın ortaklarından Jimmy Wales ve ünlü

Loro Piana markasının sahibi Antoine Arnault.

Elbi, ismini LB’nin İngilizce okunuşundan alıyor ve aslında şunu

kastediyor: “Küçük hareketler büyük farklar yaratır”. Yalnızca bir

dokunuşla 1USD karşılığında 3 dakika içinde bağışta bulunabiliyorsunuz.

Yakında Android versiyonunu çıkaracakları uygulamanın

hailhazırda iPhone’da ücretsiz yüklenebilen hali de bu aralar

daha iyi hizmet vermek üzere geliştiriliyor. Gönül rahatlığıyla

bilgilerinizi teslim edebilirsiniz, yardımda bulunanların bilgileri

her türlü önlemle koruma altında ve kimseyle, siz istemediğiniz

sürece, paylaşılmıyor.

Tamamı İngiltere ve A.B.D’de devlet onaylı yardımda bulunulan

kurumların bazıları şöyle; Glasswing, Educate Girls, Village By

Village, Coaches Across Continents, Samuel’s Charity. Eğer inceleme

imkanı bulursanız, bu yardım kuruluşlarının birçoğu Afrika

ve Güney Amerika’da konuşlanmış. Dolayısıyla, eliniz oradaki

çocuklara uzanamıyor diye üzülmeyin. Onların sağlık, eğitim ve

altyapı olanaklarını iyileştirmek adına çaba harcayan derneklerin

her biri özveriyle çalışan iyiliksever insanlar tarafından kurulmuş

ve hepsinin de hikayeleri çok özel…

Detaylı bilgi için: www.elbi.com

An App for Reaching

Out to Others?

Elbi

“As time gains pace and technology

enables us to keep up, literally an

application has come to our rescue…”

We always consider helping out people in need however

never find the time or the energy for it. For some reason or

another, all that daily rush and errands somehow refrain us

from making that time. There, we go on living with a chip on

our shoulders.

Now, a way to solve that situation is found: an application

that works on most smart devices. The subject support and

donation app is called, ‘Elbi – Good On The Go”. In that case,

those who really want to help others may have no excuse for

lack of time…

Based in London, the application started operating in 2015

over iTunes and can only be used in the UK, Ireland and USA.

Who isn’t among those that invented and inspired Elbi? One of

the founder partners is the famous supermodel of 3, Natalia

Vodianova. The other, a guru of PR and philanthropist, Timon

Afinsky. The most familiar names amongst advisors are; Diane

Von Furstenberg known for her affiliations with charity works,

partners of Wikipedia, Jimmy Wales and chairman of the

luxury brand Loro Piana, Antoine Arnault.

Elbi, takes its name after the pronunciation of ‘LB’ which means:

“Little actions make a big difference”. Thanks to that action,

with just a touch you are able to donate 1USD in 3 minutes.

Currently used on iPhone, the app is free of course and the

Android version is prepared to be launched soon. You may give

your details with a peace of mind, since all your info is under

protection and not shared with 3rd parties unless you wish.

If you’d like to get to know a little further who you’re sending

out your money to, these are all recognized institutions by the

states of UK and USA. To name a few; Glasswing, Educate Girls,

Village By Village, Coaches Across Continents, Samuel’s Charity.

Most of these charitable organizations are deployed in Africa

and South America. Founded by philanthropists devoted to

children’s well-being, by improving their circumstances in

matters of health, education and infra-structure, they all have

very special stories to begin with. Hence, you don’t have to

feel sorry for kids overseas, you may reach out your hand and

touch…

For more information: www.elbi.com

112


İSTANBUL: Abdi İpekçi Caddesi No: 14/A Nişantaşı - Tel: (0212) 234 48 68

ANKARA: Çankaya Caddesi No:30/A Çankaya - Tel: (0312) 441 71 81

www.alkon.com.tr


Yeni BMW 7 Serisi

www.bmw.com.tr

Sheer

Driving Pleasure

LÜKSÜN ZİRVESİ.

YENİ BMW 7 SERİSİ.

Zamanın ötesinde bir teknoloji ve hayallerinizin ötesinde bir deneyim

sizi bekliyor. Modern lüksün, tasarım, inovasyon ve konforla buluştuğu

Yeni BMW 7 Serisi Borusan Otomotiv Yetkili Satıcıları’nda.

More magazines by this user
Similar magazines