KOBILIFE-ARALIK 2017

kobilife

Aylık Sanayi ve Ekonomi Dergisi

ARALIK 2017 • www.kobilife.com • Fiyat: 7 TL

AYLIK EKONOMİ VE SANAYİ DERGİSİ SAYI: 129

BÖLÜM:

KOBİLER

DİJİTALLEŞİYOR

DOSYA:

OTOMOTİV -

RENT A CAR

Sektörünüzde Sixt ile farkınızı yaratın!

444 00 76 sixt.com.tr


16-17

ARALIK

Altınbaş Üniversitesi-Gayrettepe Kampüsü

23

ARALIK

Altınbaş Üniversitesi-Gayrettepe Kampüsü

İLERİ DÜZEY

GOOGLE ADWORDS

&

SEO EĞİTİMİ

İLERİ DÜZEY

GOOGLE ANALYTICS

EĞİTİMİ

24

ARALIK

Altınbaş Üniversitesi-Gayrettepe Kampüsü

FACEBOOK

&

INSTAGRAM

REKLAMCILIĞI

YENİ YILA

ÖZEL%50

İNDİRİM!

#dijital2018



Dijital Pazarlama Okulu

“sadece dijital pazarlama odaklı”

eğitimler ile sektöre nitelikli istihdamın

sağlanması ve sektörel ekosistemi

geliştirmeyi amaçlamaktadır.

Yasin KAPLAN

Founder

dijitalpazarlamaokulu.com DijitalPazarlamaOkulu DPO_TR (212) 983 51 39


Kuzey 2009 Medya İnş. Tur.

Oto Kir. Tic. Ltd. Şti. adına

İmtiyaz Sahibi Feride Burçin KÖKSAL

burcinolca@kobilife.com

Yazı İşleri Müdürü

Reklam

Grafik Tasarım

Feride Burçin KÖKSAL

burcinolca@kobilife.com

Banu ÖZŞENEL

banu@kobilife.com

Gülizar Ç. ÇETİNKAYA

bilgi@kobilife.com

Reklam Rezervasyon 0212 272 54 02

bilgi@kobilife.com

Yayın Türü ULUSAL SÜRELİ

Her ay yayımlanır

2017 BITERKEN…

2017 de bitti. Koca bir yılı daha geride bıraktık. 2017

nasıl geçti derseniz, sanırım herkes için farklı geçti.

Kimi iyi, kimi kötü geçirdi. Umarım 2018, herkes için

iyi bir yıl olur.

Dergimizin bu sayısına gelecek olursak; Dolu,

dopdolu…

Bu ayki dosya konumuz; ‘Otomotiv-Rent A Car’. Sizler

için otomotivin her sektöründen haberler derledik,

rent a car ve filo kiralama sektörü hakkında bilgiler

verdik.

Kuzey 2009 Medya İnş. Tur.

Oto Kir. Tic. Ltd. Şti. adına

Dergimizde yeni bir bölümümüz var artık; ‘Kobilerde

Dijital Dönüşüm’. Malum artık dijital çağda yaşıyoruz

ve artık dijital hayatımızın her alanında .

Diğer konularımız ve Yılbaşı Özel bölümümüz ile

birlikte dergimizi sizlerin beğenisine sunarız.

Kuzey 2009 Medya İnş. Tur. Oto Kir. Tic. Ltd. Şti.

Maslak Mah. Atatürk Oto Sanayi Sitesi 2. Kısım, 9. Sokak

Ata İş Merkezi No: 310 Kat: 3 D: 11 34398 Maslak - İstanbul

Yeni yılın herkese sağlık, başarı, bol kazanç ve barış

getirmesi dileğiyle…

www.kuzeymedya.com.tr

FERIDE BURÇIN KÖKSAL

Dağıtım: Bayilerde

Kobilife Dergisi, Kuzey 2009 Medya İnş. Tur.

Oto. Kir. Tic. Ltd. tarafından T.C. yasalarına

uygun olarak yayımlanmaktadır. Dergide

yayımlanan yazı, fotoğraf ve tarafımızca yapılan

ilanların, konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak

gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.


Ege‘den dünyaya

açılan kapı

İnşaatının tamamı Türk mühendisleri ve müteahhitleri

tarafından gerçekleştirilen; 400 milyon dolar yatırımla

hayata geçirdiğimiz Petlim, Ege Bölgesi’nin en büyük

entegre konteyner terminali. Dünyanın en büyük

gemilerinin yanaşabileceği, 1.5 milyon TEU kapasiteli

Ege’deki ilk ve tek konteyner terminali olması sayesinde

Petlim, ihracatçılarımızın Asya ve Amerika’daki

transatlantik pazarlara erişim maliyetlerini neredeyse

yarı yarıya indirecek.

SOCAR Türkiye olarak, bu çok önemli terminali

Türkiye’ye kazandırmış olmaktan gurur duyuyoruz.

Konteyner Rıhtım

Uzunluğu

700 M

Geri Sahası

42 Hektar

Su Derinliği

16 M

16.000 TEU

kapasiteli

gemiler


İÇİNDEKİLER

19

Euromaster,

Türkiye’deki

5’inci Yılını İş

Ortaklarıyla

Kutladı!

38

Yenilikçi ve Öncü

Ürünleriyle Ayrışıyor:

Verifone’dan Her

İhtiyaca Uygun

Yazarkasa

C

M

Y

CM

MY

CY

CMY

K

06 >> KISA KISA

11 >> GÜVENILIR İŞ ORTAĞINIZ; SIXT RENT A CAR

16 >> AUDI ÇALIŞANLARI DIJITAL GELECEĞE HAZIRLANIYOR

62 >> HAFTADA 5000 KALORİ YAKMAK İSTER MİSİNİZ ?

21 >> LEASEPLAN’DE 2030 YILI HEDEFI SIFIR EMISYON!


KISA KISA

7


KISA KISA

Mücevher, obje ile buluştu

Karun Mücevherat; aksesuarları ile

masaların baş tacı oldu. Nesilden

nesile geçecek Karun Mücevherat’ın

sanat eseri niteliğindeki mektup

açacakları, tespihleri ve parfüm

şişeleri; şık, asil ve eşsiz tasarımları ile

dikkat çekti

Mücevher tasarımcılığında dünya liderliğine

oynayan Karun Mücevherat, sanat eseri

niteliğindeki masaüstü aksesuarları ile dikkat

çekti. Takılarıyla olduğu kadar objeleriyle de

iddialı olan Karun Mücevherat’ın ürünleri

dünyanın önde gelen başkanlarının da

masasına kuruldu.

Karun Mücevherat’ın Kurucu ve Tasarımcısı

Karun Kıraç, “İşimizi aşkla yapıyoruz. Bu

objelerin tasarımı öncesinde dersimize sıkı

çalışıyoruz. Kişinin profilini analiz ederek, onu

en doğru yansıtacak ürünü ortaya çıkarıyoruz.

Tüm ürünlerimiz tamamen kişiye özel. Bir eşini

üretmiyoruz” dedi.

50 bin dolardan başlayıp milyon dolarlara

çıkıyor

Ürün fiyatlarının 50 bin dolardan başlayarak,

milyon dolarlara kadar çıktığını söyleyen Karun

Kıraç, “Biz sanata eseri tasarlıyoruz. Nesilden

nesile geçecek, baba yadigarı denecek objeler

ortaya çıkarıyoruz. Ürünlerimize fiyat telaffuz

etmek zorunda olduğumuz için bir değer

biçiyoruz, aslında hiçbir ürünümüze paha

biçemiyoruz” diye konuştu.

Bu kış Saysha ile

takıda özgürlük

moda

Avusturya kristallerini adeta

teninize işleyerek takı sanatına

yepyeni bir yorum kazandıran

Saysha, kış stilinizin tamamlayıcısı

oluyor. Doğadan ilham alarak

özgür tasarımlar sunan Saysha kış

koleksiyonu, çalışma hayatında aktif

rol oynayan stil sahibi kadınların

vazgeçilmezi oluyor.

Doğanın güzelleştirici gücünü stilinize yansıtan

Saysha Ten Takısı, her biri özenle işlenen

taşlarla hazırlanan kış koleksiyonu ile sezonun

silüetini belirliyor.

Farklı ve iddialı olmanın ismi Saysha…

Feminen parça denilince akla ilk gelen takıyı,

asimetrik kesimler ve detaylara saklanmış

halleriyle ten ile buluşturan Saysha Ten Takısı,

yumuşak ve zarif hatlarıyla günün her saati

kullanım imkanı sunuyor. Zincir veya başka

bir bağlantıya gerek olmadan birçok kez ten

üzerine yapıştırılarak kullanılan Ten Takısı,

şehirli Saysha kadınına yeni ve farklı bir hava

katıyor.

8


KISA KISA

Shaped Fruit detoks

içeceklerinizi keyifli hale getiriyor

MotoGPTM motorları

TISSOT’nun koleksiyonu

ile ateşleniyor…

Vücudu toksinlerden arındırmanın en

etkili ve kolay yolu sebze ve meyvelerle

hazırlanan detoks içecekleriniz kalp

şeklindeki meyvelerle bambaşka bir

boyut kazanıyor. Kalp limon ve kalp

salatalık eşliğinde hazırlanan detoks

içecekleri, içeriğindeki vitamin ve

minerallerle vücudunuzu arındırırken

görüntüsüyle de size keyif katıyor.

Vücudunuzu toksinlerden arındırmak Shaped

Fruit sayesinde keyifli hale dönüşüyor. Detoks

içeceklerinize ilave edeceğiniz kalp şeklindeki

limon ve salatalıklar içeriğindeki vitamin ve

minerallerle sağlığınızı korumanıza yardımcı

olurken, görüntüsüyle de dikkatleri üzerine

çekiyor.

Yeni nesil hediye alternatifi

Shaped Fruit tarafından özel kalıplar içerisinde

tamamen doğal bir şekilde yetişerek şeklini

alan bu meyveler, yeni nesil hediye alternatifi

olmasının yanı sıra sağlığınızı korumanızın

da en keyifli hali oluyor. Shaped Fruit farkıyla

üretilen kalp limon ve kalp salatalıklar, kış ayları

boyunca sularınızın vazgeçilmezi olurken, aynı

zamanda vücudunuzu toksinlerden arındırarak

yaşam kalitenizi arttırıyor.

Shaped Fruit’in sıra dışı meyve ve sebze ürünleri;

Macro Center, Huqqa, Chocolate Capacity AVM,

Va Piano, Four Seasons, Divan, Kalamis Fresh

Gurme’nin yanı sıra Erenköy Manavı, Beylerbeyi

Manavı Nezih Gurme, The Market at Bosphorus

ve Moda Manavı’nda satışa sunuluyor.

Hızlı ve nefes kesici performanslara sahne olan bir sezon daha sona erdi ve

TISSOT’nun yeni MotoGP saatlerine ilham verdi. Bu yıla damgasını vruran

MotoGP Resmi Zaman Tutucusu TISSOT, önümüzdeki sezon için MotoGP

2018 Saat Koleksiyonu’nun tanıtımını yaptı .

Üç özel tasarımdan oluşan 2018 Resmi Tissot MotoGPTM Koleksiyonu,

motosiklet tutkunlarınının beğenisine sunuluyor. Tasarımlardan ilki 2018’e

sınırlı sayıda üretilen mekanik model, ikincisi, yine 2018 adetle sınırlı üretilen

ve kuvarts hareketiyle desteklenen model ve üçüncüsü ise Limitli

Seri kuvarts saat…

Bu koleksiyon hem motorların hem de sürücülerinin özelliklerini gösteriyor.

Hız göstergesi ve kadranından ayaklığa kadar motorların dinamik ve sağlam

formunu yansıtan detaylar göze çarpıyor. Tasarımdaki kesinlik ve tutku sporcuların

özellikleriyle bütünleşiyor.

Koleksiyonun ilhamı, TISSOT ile MotoGP arasındaki yıllar süren işbirliğine

dayanıyor. Güçlü ve hassas yapılarının yanı sıra şık bir görünüme sahip olan

TISSOT MotoGPTM Koleksiyonu’nun en önemli detayı ise kask şeklinde özel

bir kutu sunulması…

Tissot Başkanı François Thiébaud, yeni koleksiyon ile ilgili olarak şunları

söyledi: “TISSOT olarak MotoGP ile uzun zamandır devam eden işbirliğimizden

gurur duyuyoruz. Motor sporlarının dinamik ve hızlı doğası TISSOT’nun

ruhuyla mükemmel bir şekilde eşleşiyor. Bu sporun gelişmesi ve zaman

tutmanın zorlaşması nedeniyle, saatlerimiz ve işleyişimiz ile en üst düzeyde

olmak için tüm yeni teknolojileri takip ediyoruz.”

Dorna Sports CEO’su Carmelo Ezpeleta, “TISSOT ile ortaklığımıza devam etmenin

ve 2018 MotoGP Koleksiyonu’nu gururla karşılamanın mutluluğunu

yaşıyoruz. MotoGP motorunun şıklığını, gücünü ve görkemini gerçekten

temsil eden bu yeni koleksiyonun beğenilmesini diliyoruz. TISSOT’ya ürettiği

her saatte sağladığı ayrıntılara inanılmaz özen gösterdiği için teşekkür

ederiz. Dorna ve MotoGP olarak, fanlarımızı tek bir saat ve yarışta bir araya

getirerek, TISSOT ile işbirliğimizin uzun yıllar

9


DOSYA: OTOMOTIV RENT A CAR

Fark yaratırsanız başarılı olursunuz…

Merhabalar, öncelikle okuyucularımızın

sizi daha yakından tanıyabilmesi için kendinizden

bahseder misiniz?

Merhaba; ismim Levent KIYAK. Bir otomobil tutkunu,

detailing hastası ve Detailing Dükkanı’nın

genel müdürüyüm.

Detailing Dükkanı ne gibi hizmetler veriyor

?

Aslında Detailing Dükkanı’nın ne gibi hizmetler

verdiğini tam olarak anlatabilmek için “Detailing”

kelimesinin anlamını biraz irdelemek gerekiyor.

Türkiye’de son 3 yıldır yükselişte olan Detailing

sektörünün yaptığı işin tam olarak Türkçe karşılığı

maalesef bulunmuyor. Kelime anlamı olarak baktığımızda

“Detaylandırmak” anlamına gelse de bu

kavram yaptığımız işi anlatmakta çok yetersiz kalıyor.

Detailing kavramını, aracın iç ve dış aksamı

için detaylı bir şekilde yapılan her türlü temizlik,

bakım ve koruma olarak nitelendirilebiliriz. Ancak

bu işlemler esnasında kullanacağımız ürünlerin

aracın hiçbir aksamına en ufak bir zarar vermemesi

ön şartımız. Zaten standart uygulamalar ile

Detailingi ayıran en önemli fark burada ortaya çıkıyor.

Detailing Dükkanı Satış Mağazasında ise bu

işi yaparken ihtiyaç duyacağınız bütün makine,

malzeme ve ekipmanları bulabilmeniz mümkün.

Detailing Dükkanı Uygulama Merkezi ise aracınızın

dış boya düzeltme, boya koruma, seramik

kaplama ve detaylı temizlik gibi birçok işlemini

gerçekleştirdiğimiz stüdyo mantığıyla hareket

eden butik bir garaj. Bu merkezde bir araç için

işlem süresi 3 günden başlar. Yapılacak uygulamalar

göre bu süre artabilir. Seri iş yapma gibi

bir gayemiz yok. Detailing detaylıca yapılır. Hiçbir

detayı gözden kaçırmadan temizlik ve koruma işlemlerini

kuyumcu hassasiyetiyle gerçekleştiririz.

10

Bu merkezde, aracın üzerindeki ufacık bir kusuru

bile görmemizi sağlayan ve Türkiye’de uygulama

merkezleri içerisinde ilk ve tek olan ışık tüneli

sistemini kullanıyoruz. Ayrıca Gyeon Quartz, Nanolex,

Gtechniq gibi dünya devi seramik kaplama

markalarının bayisiyiz.

Sektörün dünü ile bugünü arasında ne

gibi farklılıklar mevcut? Detailing Dükkanı

gibi köklü bir firmanın ülkemize kattığı

yeniliklerden bahseder misiniz?

Sektör ülkemizde son yıllarda hızla gelişim göstermekte.

Geçmişte bu sektör sadece birkaç markaya

bağımlı iken son birkaç yıldır yatırımcıların

ilgisini çekmeye başladı. Bu ilginin sonucunda

bugün ülkemizde ulaşamadığımız marka yok

denebilir. Ürün çeşitliğinin fazla olması ve tanıtım

çalışmalarının artması sektörün gelişimindeki en

büyük etken durumunda. Bildiğiniz üzere ülkemizde

otomobil fiyatları son derece yüksek. Yüksek

fiyatlara satın alınan bu otomobillerin en iyi

şekilde korunma ihtiyacı da sektörün gelişiminde

bir başka etken. Gelecekte de sektördeki büyümenin

devam edeceğini öngörüyoruz.

Detailing Dükkanı, Türkiye’de bu sektör henüz

emekleme çağında bile değilken kurulmuş en

eski Detailing ürünleri satıcılarından. Sokak arası

küçük bir dükkanda maliyetleri minimumda

tutarak adım attığımız bu sektörde, gelişmelere

paralel olarak sürekli kendimizi yeniledik. Özellikle

internet satış mağazamız sayesinde 81 ilin her

noktasına ürün gönderimleri yaptık. Birçok otomobil

ve motosiklet tutkununa detailing virüsünü

aşıladık. Bugün Ankara Keçiören’de Meteoroloji

Genel Müdürlüğü’nün karşısı gibi merkezi bir

konumda; birisi satış mağazası, diğeri uygulama

merkezi olmak üzere 2 ayrı yerimiz bulunuyor.

Hedeflerimiz daha büyük…

Detailing Dükkanı’ nı sektördeki diğer firmalardan

ayıran farklılıklar nelerdir?

Sektör ülkemizde iki gruba ayrılıyor. Ürün tedarikçileri/satıcıları

ile uygulama merkezleri. Bizim

en önemli farkımızın hem ürün tedarikçisi hem

de uygulama merkezi sahibi olmamız olduğunu

düşünüyorum. Hangi ürünün hangi

araçlarda net ve kesin sonuç vereceğini kağıt

üstündeki teorik bilgilere göre değil uygulama

merkezimizdeki tecrübelerimize dayanarak biliyoruz.

Biz bir işe başladığımızda “Bitince Güzel

Olacak” sloganını kullanıyoruz. Yaptığımız işlerde

bu bilinçle ve ilk günkü heyecanla hareket ettiğimiz

için en güzel sonuçları elde ediyoruz. Bir

başka farkımız ise ekip olarak, kendi aracımızı

nasıl koruruz, nasıl daha parlak hale getiririz diye

sorgularken bu sektöre girmiş kişiler olmamız.

Yani “Çekirdekten yetişmeyiz” dedikleri bu olsa

gerek diye düşünüyorum.

Sektörde başarılı olmak neleri gerektirir?

Bugün maalesef birçok şehirde oto yıkamacılar

tabelalarına detailing ibaresini ekleyerek sektörden

pay kapma yarışına girdi. Ancak detailing

seri iş yapılan yerlere göre bir hizmet değil. Hiçbir

oto yıkamacı jantına uygulama yapacağı aracın

bijonlarını sökerek tek tek temizleyip parlatmaz.

Yada davlumbazlarının çok çok dikkatli bakılmadan

görünmeyecek kısımlarına seramik kaplama

yapmaz. Bunları gereksiz olarak gören biri böyle

bir merkezi işletemez. Detailing; özel mekan,

yüksek hassasiyet ve kaliteli ürün üçlüsünü bir

arada gerektirir. Bunlardan birisi bile eksik olsa o

işlemin adı detailing olmaz. Bu sektörde başarılı

olmak isteyen işletmelere önerimiz yüksek hassasiyete

sahip kişilerle çalışmaları, mekanlarını

bu iş için özel olarak dekore etmeleri ve en kaliteli

ürünleri kullanmaları olacaktır. Fark yaratırsanız

başarılı olursunuz…

Son olarak satışını yaptığınız ürünleri kullandığınız

yeni uygulama merkezinizden

bahseder misiniz?

Normalde satış mağazamızın bir bölümünü uygulama

merkezi olarak kullanmaktaydık. Ancak

uygulama merkezimize olan talep artınca artık

yetersiz gelmeye başladığını fark ettik. Hemen

yan tarafımızda bulunan işyerinin bu iş için uygun

olacağı kanısına varınca gerekli çalışmalara

başladık. İşlemler tamamlandığında birçok özelliği

ve özellikle ışık tüneli ile Türkiye’de tek olan, iç

yapısı ve dekorasyonu tamamen bu iş için oluşturulmuş

bir merkez ortaya çıktı. Bu merkez henüz

dekorasyon aşamasında iken bile çeşitli bayilikler

vererek Türkiye’ye yayılma projesi olan markaların

ilgisini çekti. Bu markalar ile çalışmalarımız da

devam ediyor…

Sonuç olarak, benim aracıma kim benden daha

iyi bakabilir ki diye düşünenlerdenseniz bu fikrinizi

değiştirmek için sizi satış mağazamıza ve

uygulama merkezimize bekliyoruz..


DOSYA: OTOMOTIV RENT A CAR

11


DOSYA: OTOMOTIV RENT A CAR

Firmanızın kuruluş sürecini anlatır mısınız?

Kaç yılında, nerede faaliyete başladı?

Kurucu ortakları kimlerdir?

Firmamız “Sazcılar Otomotiv Sanayi ve Ticaret

A.Ş.” 1987 yılında Bursa’da kurulmuştur. Daha

öncesinde yine Bursa’da Ford Kamyon servisi

olarak faaliyet gösteren firmamız 1987 yılında

üretim alanına yönelmiştir. Bir aile şirketi olan

SAZCILAR OTOMOTİV aile büyüğü Mehmet SAZ-

CILAR tarafından kurulmuştur. Günümüzde ikinci

kuşak aile bireyleri olan Hüseyin SAZCILAR, Hasan

SAZCILAR ve Güler TÜRKYILMAZ tarafından

yönetilmektedir.

Bugünkü faaliyet alanlarınızı aktarır mısınız,

firmanız tam olarak ne üretir/ne

ile uğraşır? Ürün kaleminiz ne kadar ve

özellikleri neler? Hangi sektörlere hitap

ediyorsunuz? En iddialı olduğunuz ürün,

12

Kompozit malzeme sektöründe bir marka:

SAZCILAR OTOMOTİV

üretim alanı ya da hizmet nedir?

SAZCILAR OTOMOTİV Cam Elyafı Takviyeli Plastik

Kompozit parça üretimi yapmaktadır. Raylı Sistemler,

Otomotiv, İş Makinesi ve Tarım Ekipmanları,

Askeri ve Zırhlı Araçlar, İnşaat gibi ülkemiz

açısından kritik öneme sahip sektörlerde varlık

göstermektedir. Kompozit malzeme sektöründe

bir marka yaratmış olan SAZCILAR OTOMOTİV firması

geniş teknolojik alt yapısı ve tecrübeli ekibi

ile FRP(Fiber Reinforced Polymers/Plastic) parça

üretiminde kalitesi ile farkındalık yaratmış bir

firma olma özelliğine sahiptir.

Aylık üretim miktarı ve kapasiteniz ne

kadar? Kapasitenizin tamamını kullanabiliyor

musunuz?

SAZCILAR OTOMOTİV günümüzde 5 ana üretim

tesisinde, toplam 25.000m2 kapalı alanda

ve yaklaşık 700 personeli ile üretimine devam

etmektedir. Ana üretim tesisinin 4’ü Bursa’da 1’i

ise Sakarya’dadır. Firma 6.000 Ton/Yıl CTP üretim

kapasitesine sahiptir. Tam kapasite çalışmaya devam

eden firmamız gelecekte daha fazla üretim

yapabilmek adına yatırım fizibiliteleri ve planları

yapmaktadır.

İhracat çalışmalarınızı aktarır mısınız,

üretimin ne kadarını ihracata kanalize

ediyorsunuz, en büyük ihracat pazarınız

ve ürününüz hangisidir, ihracatta yeni hedefler

ve gelecek öngörüleri nelerdir? Pazar

sayınız nedir, listenizdeki yeni pazarlar

hakkında bilgi verir misiniz?

Firmamız Raylı taşıtlar ve Motorlu taşıtlar için

Kompozit Parçalar üretmektedir. Üretimimizin

% 40 lık kısmı Uluslararası Pazarlara ihraç edilmektedir.

İhracat yaptığımız başlıca Ülkeler : AL

MANYA,İSVİÇRE,AVUSTURYA,BELÇİKA,FRANSA,R

OMANYA Yeni Uluslararası Pazarlar bulmak için

sektörümüz ile ilgili Uluslararası ihtisas fuarlarına

katılmaktayız. Bu Fuarlarda dünyanın bir çok

yerinde faaliyet gösteren Firmalar iler görüşmeler

yapılmaktadır. Proje bazında çalışmalar yürütüp

uzun vadeli çalışmaktayız.

Ar-Ge çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Firma bünyemizde büyük ve tecrübeli bir mühendislik

ekibine sahibiz. Bu ekibimiz üst teknolojik

altyapıya sahip olan laboratuvarlarımızda

ciddi arge çalışmaları yapmaktadırlar. Çalıştığımız

OEM firmaları ile her seferinde yeni tasarlanmış

bir araç üzerinden hat kurduğumuzdan

dolayı devreye alma süreçlerinde yoğun arge

çalışmaları yapılmaktadır. Ayrıca firma olarak

Kalkınma Bakanlığından destekli bir arge projesi

yürütülmektedir. Bu proje kapsamında da “Raylı

Sistemlerde Hızlı Üretim Tekniğinin ve Mühendislik

Altyapısının Geliştirilmesi” üzerine çalışmalar

yapılmaktadır.

Kaç metrekare alanda faaliyet gösteriyorsunuz

ve çalışan sayınız nedir?

SAZCILAR OTOMOTİV günümüzde 5 ana üretim

tesisinde, toplam 25.000m2 kapalı alanda ve

yaklaşık 700 personeli ile üretimine devam etmektedir.


DOSYA: OTOMOTIV RENT A CAR

Güvenilir İş Ortağınız; Sixt rent a car

Araç kiralama sektöründe uzun yıllardır yerini

alan Almanya merkezli Sixt rent a car hem dünyada

hem de ülkemizde ilk akla gelen lider global

firmalardan biridir. Dünya üzerinde 100’den fazla

ülkede 4000’den fazla kiralama noktasına sahip

Sixt rent a car, günlük araç kiralama, aylık ve yıllık

araç kiralama ve operasyonel kiralama hizmetleri

sunuyor. Ülkemizde en önemli majör havalimanlarında,

büyükşehir merkezlerinde ve turizm beldelerinde

40’a yakın şubesi ile hizmet veriyor. Bu

lokasyonların seçilmesinin en önemli sebebi hem

yurt içinde hem de yurtdışından gelip seyahat

eden müşterilere daha hızlı ve kolay ulaşım imkanının

sağlanmasıdır.

Hem uzun dönemli araç kiralamak isteyen kurumsal

müşteriler hem de günlük araç veya uzun

dönem araç ihtiyacı bulunan bireysel müşteriler,

müşteri portföyünde yer alıyor. Kurumsal müşterilerine

avantajlı teklifler ve kurumsal çözümler

sunan Sixt rent a car firma sahiplerine veya çalışanlarına,

şahsi kiralamalarında, kurumlarının

avantajlarını kullanılmasını sağlayabiliyor. Tatil

veya iş seyahati amacıyla gelen müşteriler günlük

kiralamada bir çok avantaj ve fırsatlardan faydalanabiliyor.

Özellikle fuar dönemlerinde yurt

dışından gelen müşteriler ya da yurt dışına gidecek

olan müşteriler Rezervasyon Merkezi’nden

istedikleri ülkede istedikleri lokasyonda kolayca

rezervasyonlarını gerçekleştirebiliyor.

İlk profesyonel çağrı merkezini 2004 yılında

hayata geçiren Sixt rent a car Türkiye, internet

üzerinden müşterilerine son dakika ve fırsat fiyatı

sunan ilk ve tek araç kiralama hizmeti veren firmadır.

Müşterilerinin ihtiyaçları doğrultusunda filosunu

şekillendiren, teknolojik gelişmeleri takip eden

yıllık 6.000 araç alım kapasitesi ile Türkiye’nin en

önemli filo alıcılarından biri olan Sixt rent a car

Türkiye filosunda % 40’ı Premium marka (BMW

ve Mercedes-Benz) araçlara yer veriyor.

Sixt rent a car’ın sunmuş olduğu hizmet kalitesinde

müşteriye verdiği güven duygusu önem arz

ediyor. Müşteri odaklı pazarlama stratejilerinin

uygulanması, üst - orta ve ekonomik segment

araçlarda rekabetçi fiyat politikalarının uygulanması,

filoda altı ayda bir yenilenen son model

araçların yer alması ve Avrupa merkezli bilinen

güvenilir kurumsal bir firma olması Sixt rent a

car’ı pazarda özel bir konuma yerleştirmektedir.

Sixt Global’de geçen yılki verilere göre, Sixt rent

a car Türkiye diğer franchiselar arasında en iyi 10

ülke içinde yer alarak Sixt Premium Circle’a girmiştir.

Ayrıca Fortune500 listesinde 2016 finansal

verileri ile bu yıl 362.sırada yerini alıyor.

Her geçen gün daha iyi hizmet vermek için çalışmalarına

hız kesmeden devam eden Sixt rent a

car güvenilir bir iş ortağı olmaya devam etmektedir.

Bizi takip edin

13


HABER

Zaman Daralıyor!

“Yeni Nesil”e Geçmek için Doğru Adres Profilo S900 ECR

Profilo Ödeme Sistemleri’nin onay aldığı dokuzuncu yeni nesil ödeme kaydedici ürünü Profilo S900 ECR,

maksimum düzeyde kolaylık ve kesintisiz hizmet sağlıyor. Profilo S900 ECR Yeni Nesil Yazar Kasa POS, yüksek

batarya ömrü ve uzun rulo kapasitesiyle kullanıcılarına büyük kullanım kolaylığı vaat ediyor.

Yeni Nesil Yazar Kasa’ya geçiş için 31 Aralık 2017

olan son tarihte herhangi bir değişiklik ve erteleme

olmayacağı kesinleşti. Profilo Ödeme Sistemleri,

yüksek pazar ve kullanıcı deneyimleri

sonucu geliştirdiği Profilo S900 ECR Yeni Nesil

Yazar Kasa POS cihazıyla, kısa zamanda seçim

yapmak zorunda olan mükelleflere ürünün öne

çıkan özellikleri ve teknolojik üstünlükleri ile

avantaj sağlamayı hedefliyor. Üstelik yeni nesle

geçme yükümlüğü olan vergi mükelleflerine

yönelik farklı kampanyalarıyla da cazip fırsatlar

sunuyor.

Sektörünün lider şirketleri arasında bulunan

ve AR-GE yatırımlarıyla teknolojiye yön veren

Profilo Ödeme Sistemleri; dokuzuncu onayını

aldığı Maliye Bakanlığı ve TÜBİTAK onaylı ürünü

Profilo S900 ECR ile sektördeki diğer yazar kasa

POS’larda olmayan birçok özellik ile ön plana

çıkıyor.

Yüzbinlerce müşteri deneyimi sonucu Profilo

Ödeme Sistemleri’nin Ar-Ge ekibi tarafından

geliştirilen ve hem masaüstü hem de mobil

olarak kullanılabilen Profilo S900 ECR, tüm

bağlantıların tek bir noktada birleştirildiği bağlantı

kutusu ile kablo karmaşasına son veriyor.

Dâhili GPS ve barkod okuyucu opsiyonu, yüksek

çözünürlüklü hassas dokunmatik ekranı, basitleştirilmiş

menüsü, yeni nesil güvenlik yazılımı,

çift SIM kart kullanımı ve 3G modem alternatifi

ile birçok özelliği tek bir cihazda topluyor. Profilo

S900 ECR, kullanıcıya maksimum düzeyde

kolaylık ve kesintisiz hizmet sağlamayı hedeflerken,

uzun ömürlü bataryası ve 32 metreye

yükseltilmiş rulo kapasitesi ile tam dolu şarjla

uzun süre kesintisiz fiş kesebilme olanağı sunuyor.

Ayrıca, Profilo S900 ECR 40 milyon satırlık

EKÜ kapasitesine sahip. Profilo Ödeme Sistemleri

müşterilerinin ihtiyaçlarına yanıt verebilmek

amacıyla 6 farklı Profilo S900 ECR konfigürasyonu

sunuyor.

14


DOSYA: OTOMOTIV RENT A CAR

UZATMAYA

GEREK YOK!

• İster mobil, ister masaüstü

• Dokunmatik renkli ekran

• Mobil kullanımda en uzun

rulo kapasitesi (32m)

• Yüksek batarya kapasitesi

KAMPANYA

SATIŞ FİYATI

1.549 TL

KDV DAHİL

200TL* ’ye

varan puan, 9 taksit veya

düşük banka komisyon

oranlı kampanyalarımız

için bizi arayın.

0850 222 72 72

*Kampanya fiyatına ek olarak

kazanabileceğiniz indirim tutarıdır.

Yeni Nesil Yazarkasa POS

Profilo S900 ECR

Barkod Okuyucu*

Otopark

NFC GPS* Yüksek Güvenlik

E-fatura, E-arşiv SGK Katkı Payı BKM TechPOS

Yemek Kartı

7/24 Servis

14 ülke için geliştirdiği 151 yazarkasa modeli ve

uluslararası tecrübesiyle sektör liderlerinden

Profilo Ödeme Sistemleri, geliştirdiği yeni nesil

yazarkasalar ile esnafımızın yüzünü güldürmeye

devam ediyor. Siz de Profilo’yu tercih edin,

hem yeni nesile geçin hem rahat edin.

* Opsiyonel

profiloS900.com

profiloodemesistemleri.com

Profilo yazarkasalar ve kampanyalarla ilgili 0850 222 72 72 numaradan bilgi alabilirsiniz. Kampanya 30 Aralık 2017 tarihine kadar geçerlidir. Kampanya stoklarla sınırlı olup, Profilo

Ödeme Sistemleri herhangi bir anda kampanya süresini, şartlarını, içeriğini değiştirebilir, güncelleyebilir ve kampanyayı sona erdirebilir. Fiyatlar tavsiye edilen son kullanıcı fiyatlarıdır.

15


DOSYA: OTOMOTIV RENT A CAR

Otomotiv Sektörüne Özel İnsan Kaynakları Ortaklığı

Alanyalı & Alanyalı, “otomotiv” sektöründeki deneyimini ve başarısını yine otomotiv sektörünün tanınan ismi

İlkim Sancaktaroğlu’nun katılımı ile güçlendirdi.

İklim Sancaktaroğlu

Mehtap Alanyalı

Türk otomotiv sektörünün deneyimli ismi İlkim

Sancaktaroğlu, İnsan Kaynakları ve Üst Düzey

Yönetici Araştırma Sektörü’nün köklü ve güçlü

markası Alanyalı & Alanyalı’nın “Otomotiv Sektörü”

projelerinde Kasım 2017 itibariyle Kıdemli

Danışman olarak görev yapmaya başladı. İlkim

Sancaktaroğlu, Alanyalı & Alanyalı’nın 23 yıllık

Otomotiv Sektörü deneyimine, güç ve yeni bir

vizyon kattı.

Alanyalı & Alanyalı, Sancaktaroğlu’nun da katılımıyla

Türkiye’nin lider sektörü olan otomotiv sektöründe,

orta ve üst düzey insan kaynakları ihtiyaçlarının,

“seçme, değerlendirme ve yerleştirme”

16

sürecinde iddiasını güçlendirdi. Sancaktaroğlu ve

Alanyalı & Alanyalı yerel ve küresel ölçekteki bilgi

ve tecrübelerini birleştirerek, Türkiye’nin en büyük

sektörü olmakla birlikte hala hızla gelişen Türk

otomotiv sektörünün insan kaynakları ihtiyaçlarına

katkıda bulunmayı hedefliyor.

Alanyalı & Alanyalı Kurucu Ortağı Mehtap

Alanyalı yaptığı açıklamada “Sancaktaroğlu’nun

katılımıyla uzmanlık alanlarındaki ve otomotiv

sektöründeki geniş ve derin deneyimlerimiz, bu

oluşumla birlikte fark yaratacak ve yeni yaklaşımlar

ile şirketlerin, dolayısıyla otomotiv sektörünün

gelişimine önemli katkılarda bulunacağız” dedi.

İlkim Sancaktaroğlu yapılan işbirliği ile ilgili olarak

“30 yılı aşkın zamandır otomotiv sektörünün

içinde yaşayan ve farklı yönetim kademelerinde

çalışmış bir yönetici olarak şirketlerin başarısında

insan kaynaklarının önemini gayet iyi biliyorum.

Ancak bu sektörde yaşanan sık yönetici ve personel

değişimlerinin verimliliği ve ivmeyi düşürdüğünü

de yıllardır gözlemliyorum. Bu nedenle

Alanyalı & Alanyalı ile Türk otomotiv sektörüne

insan kaynakları yönetimi konusunda destek

olmak için işbirliğine gitmeye karar verdik” açıklamasını

yaptı.


DOSYA: OTOMOTIV RENT A CAR

Alfa Romeo Stelvio Türkiye’de

Alfa Romeo’da yeni dönemi simgeleyen model ailesinin ikinci üyesi olan Stelvio, Kasım ayı itibariyle Türkiye’de

satışa sunuldu. Alfa Romeo Stelvio, kendi sınıfındaki dengeleri değiştirecek iddialı tasarım özellikleri, verimli ve

güçlü motor karakteri, dinamik sürüş özellikleri ve teknolojik donanımlarıyla ön plana çıkıyor.

Euro NCAP’ten aldığı yüzde 97’lik yetişkin yolcu koruma notuyla, segmentinin en yüksek puanını elde eden ve en

güvenli otomobiller arasına adını yazdıran Stelvio, 2.0 litre 280 HP gücünde turbo beslemeli benzinli motor, 8 ileri

otomatik şanzıman ve akıllı dört tekerlekten çekiş sistemi kombinasyonlu versiyonuyla yollara çıkıyor.

Alfa Romeo tarihindeki ilk SUV modeli Stelvio, ülkemizde satışa sunuldu.

Premium SUV segmentinde dengeleri değiştirecek tasarım özellikleri,

sürüş dinamikleri, verimli ve güçlü motoru ile teknolojik donanımlarıyla

ön plana çıkan Alfa Romeo Stelvio, 430 bin TL’den başlayan fiyatlarla

bayilerdeki yerini aldı. Alfa Romeo Stelvio’ya hayat veren 2.0 litre hacmindeki

“2-in-1 turbo” beslemeli benzinli motor, 280 HP güç ve 400 Nm

tork üretirken, 8 ileri otomatik şanzımanla işbirliği yapıyor. Gücünü dört

tekerleğe birden aktarabilen Q4 adlı 4x4 sistemiyle donatılan Stelvio, sınıfının

en iyi değerine imza atarak 0’dan 100 km/s hıza tam 5,7 saniyede

ulaşıyor. Son hızı 230 km/s olan 2.0 litre benzinli Alfa Romeo Stelvio, 100

km’de ortalama 7,0 litre yakıt tüketiyor.

Hafiflik genlerinde saklı

İtalya›nın en yüksek dağ geçidi olan Passo dello Stelvio’dan adını alan,

Alfa Romeo’nun ilk SUV modelinde, süper spor otomobilleri aratmayacak

yüksek mühendislik ürünü karoser yapısı dikkat çekiyor. Şanzımanla dört

tekerlekten çekiş sistemini birbirine bağlayan bağlantı elemanlarında

karbon fiber kullanımıyla hafifliği desteklenen Stelvio’nun yürüyen

aksamında, çamurluklarında, kapılarında, motor kaputunda ve bagaj

kapağında kullanılan yüksek alüminyum seviyesi de kendi sınıfındaki

SUV’lar arasında fark yaratıyor.

Safkan Alfa Romeo tasarımı

Yüzyılı aşkın bir tasarım geleneğinin mirasçısı Alfa Romeo Stelvio, 4.687

mm uzunluk, 1.903 mm genişlik ve 1.671 mm yükseklik verileriyle

oldukça geniş ve ferah bir yaşam alanını, kompakt boyutlarla bir araya

getiriyor. Muntazam karoser orantılarıyla gerçek bir sanat eseri olan

Stelvio’da, aşağıya kadar uzanan radyatör ızgarasına sahip karakteristik

burun tasarımı İtalyan markanın aidiyetine vurgu yapıyor. Önden arkaya

doğru yükselerek güçlenen omuz çizgisiyle belirgin çamurluk kuşakları

kaslı ve güçlü bir görünüm sunarken, kapı üzerindeki çizgiler de dinamik

görünümü perçinliyor.

Dinamik sürüşleri destekleyen yaşam alanı

Alfa Romeo Stelvio seçkin ve kaliteli malzemelerle bezenmiş iç mekanıyla

orta boy premium SUV dünyasında fark yaratıyor. Dış tasarımda olduğu

gibi iç tasarımda da şık detaylar ve sportif tatlar öne çıkıyor. Kaliteli

malzemelerle ve birinci sınıf bir işçilikle şekillendirilen iç mekânda; deri,

ahşap ve kumaş olmak üzere farklı malzemeler birbirini tamamlayan

mükemmel bir uyum ortaya koyarken, gerek önde gerekse arkada geniş

ve ferah yaşam alanı yolculukları keyifli hale getiriyor. Karakteristik Alfa

DNA sürüş modu ile istenilen sürüş modu tercih edilebilirken, çift bölgeli

iklimlendirme sistemi, Harman/Kardon imzalı 14 hoparlörle donatılan

Alfa Connect bilgi ve eğlence sistemi gibi donanımlar, yaşam alanını

eğlenceli kılıyor. Orta konsolun en üst noktasında sürücünün görüş alanında

konumlandırılan ve Magneti Marelli ile birlikte geliştirilen entegre

3D navigasyonlu yüksek çözünürlüklü, 8,8 inç boyutundaki ekrana sahip

Alfa Uconnect üzerinden otomobille ilgili birçok kontrole erişilebiliyor.

Gösterge tablosunun ortasında bulunan 7 inç büyüklüğe sahip TFT ekran

üzerinden, sürüşle ilgili bütün temel bilgiler sürücünün görüş hizasında

sunuluyor. Sadece geniş bir yaşam alanı sunmakla kalmayan Stelvio, 525

litre ile sınıfının en büyük bagaj hacimlerinden birini de beraberinde

getiriyor.

Rakipsiz güvenlik donanımları

Euro NCAP testlerinde kendi segmentinin en yüksek güvenlik puanını

alarak farkını ortaya koyan Alfa Romeo Stelvio, rakipsiz bir SUV olduğunu

kanıtlıyor. Yenilenen ve standartları daha da yukarı çekilen değerlendirme

kriterlerine göre yüzde 97’lik yetişkin yolcu koruma notuyla 5 yıldız

alan Stelvio’da, başta fren mesafesini önemli oranda düşüren Entegre

Fren Sistemi (IBS) öne çıkıyor. Elektronik Stabilite Kontrolü sistemiyle geleneksel

hidrolik fren sistemini bir arada kullanan yenilikçi elektromekanik

sistem sayesinde çok daha hızlı anlık fren tepkimesi ve rekor seviyede

fren mesafesi elde edilebiliyor. Olası bir çarpışma tehlikesi algıladığında

sürücü sesli olarak uyaran ve ardından fren yapan Önden Çarpma Uyarı

Sistemi, Yaya Algılama özelliğine sahip Otonom Acil Durum Fren Sistemi

ve otomobilin içinde bulunduğu şeridin dışına istem dışı çıkması halinde

sürüyücü uyaran Şerit Değiştirme İkaz Sistemi sürüş güvenliğini sağlayan

sistemlerden bazıları olarak dikkat çekiyor. Arka Çapraz Yol Tespit Sistemine

sahip Kör Nokta Uyarı Sistemi, otomobilin her iki tarafından kör

noktayı sürekli olarak gözlemliyor ve olası bir çarpışma potansiyeli söz

konusu olduğunda sürücüyü uyarıyor. Adaptif Hız Sabitleme Sistemi ise

araç hızını trafik koşullarına göre kendi kendine ayarlıyor.

Sürüş keyfinin mimarı yüksek mühendislik

En yüksek seviyede sürüş keyfini sunmak adına ön ve arka aks arasında

ideal ağırlık dağılımına sahip olan Stelvio’nun karoserinde bolca alüminyum

ve karbon fiber destekli malzemeler kullanılıyor. Üstün sürüş özellikleri

için geliştirilen yarı sanal direksiyon miline sahip yeni çift salıncaklı

ön süspansiyon, hızlı ve kesin direksiyon tepkilerini beraberinde getiriyor.

Arka aksta Alfa Romeo’nun patentli dört buçuk kollu bağımsız süspansiyonu

görev yapıyor. Yüksek kalite seviyesinde sürüş dinamikleri ve sürüş

keyfi için sınıfının en direkt çalışan 12.0 oranlı direksiyon sistemiyle ideal

yürüyen aksam göreve hazır hale geliyor.

17


DOSYA: OTOMOTIV RENT A CAR

Audi çalışanları dijital geleceğe hazırlanıyor

Audi, gelecek için önem taşıyan alanlarda daha hızlı ve odaklı yetenek gelişimini sağlamak amacıyla ‘data.

camp’ adı altında bir eğitim programını devreye aldı. Programla, Audi çalışanlarına Udacity çevrimiçi platformu

üzerinden veri bilimleri ve makine öğrenimi kursları verilecek

Dijital bir otomobil şirketine dönüşme yolculuğunda

hız kazanan Audi, başlattığı “data.camp”

adlı büyük veri ve yapay zeka odaklı ileri eğitim

kampanyasıyla çalışanlarını dijital geleceğe

hazırlıyor. Pilotlu sürüş, akıllı robotlar ve dijital

mobilite hizmetleri gibi teknolojilerin gelişiminin

temelini oluşturan bu kampanyanın en önemli

unsurlarından biri de Audi’nin Udacity çevrimiçi

platformu ile yaptığı işbirliği.

Audi, dijital geleceğe ilişkin alanlarda, BT becerilerinin

hızla geliştirilmesinin rekabet gücü açısından

kritik önem taşımasından hareket ediyor.

Yapay zeka ve büyük verinin son derece önemli

bir rol oynağını bu alanda data.camp girişimi

bağlamında farklı iş birimlerinin ihtiyaçlarını

sistematik bir şekilde analiz ederek, kapsamlı bir

yetkinlik portföyü hazırlıyor.

Scrum ve Agile eğitimleri de var

Eğitim süreci, programcılık tecrübesi bulunmayan

yeni katılımcılara verilen, veri analizinin

temelleri gibi giriş seviye programlarla başlayıp,

yapay zeka ve makine öğrenimi gibi konularda

üniversite düzeyindeki kurslarla son buluyor.

Büyük veri alanındaki eğitimler; ‘scrum’ yazılım

geliştirme modeli, tasarım odaklı düşünme ve

prototiplendirme gibi alanlar içeren ‘agile’ proje

yönetimini de kapsıyor. Verilen tüm eğitimler,

farklı işverenlerin ihtiyaçlarına göre şekillendiriliyor.

Udacity ile işbirliği

Audi, şirket içinde verilen eğitimin yanı sıra, harici

ortakların uzmanlığını da sürece dahil ediyor.

Otomobil üreticisi bu yolla Silikon Vadisi menşeli

çevrimiçi bir platform olan Udacity’yi, kendi geliştirdiği

yerinde eğitim formatlarıyla bir araya

getiriyor. Audi’nin ilgili birimlerinden eğitmenlerin

sorularını yanıtlayıp eğitim amaçlı projelerine

destek olduğu katılımcılar, bu sayede Audi ile

güçlü bir teknik bağ kuruyorlar.

Mezunlar Nano-diploma almaya hak kazanıyor

Katılımcıların kendi çalışmalarına ek olarak sunulan

bu ileri eğitim kapsamında, “Audi öğrencileri”

haftada 10 saat ders görüyorlar. Programı başarıyla

tamamlayan çalışanlar, platformdan veri

analisti veya makine mühendisliği gibi alanlarda

“nano-diploma” almaya hak kazanıyorlar.

Blockchain teknolojisi, üretimde optimizasyon

için büyük boyutlu makine verisinin analizi, muhasebe

süreçlerinde makine öğrenimi ve pilotlu

sürüş moduna sahip otomobillerin geliştirilmesi,

büyük verinin şirket içindeki başlıca kullanım

alanları arasında yer alıyor.

Audi çalışanlarına yaşam boyu eğitim

Şirketin başlıca eğitim ve ileri eğitim kanalı olan

Audi Akademi, birçok farklı format yoluyla Audi

çalışanlarının yaşam boyu öğrenimini destekliyor.

Yerinde eğitimi dijital eğitimle birleştiren karma

öğrenim modeli, yalnızca büyük veri kapsamında

değil, genel olarak giderek önemini artıran

bir yöntem. Örneğin mobil öğrenim bağlamında

çıraklar, tablet bilgisayarlarını kullanarak,

edindikleri bilgileri diledikleri her zaman ve her

yerde pekiştirebiliyorlar. Audi lojistikle ilgili pozisyonlarda

görev alan çalışanlarına sanal gerçeklik

yardımıyla eğitim vererek, ambalajlama süreçlerine

yönelik alıştırma yapmalarını sağlıyor. Başka

ülkelerde görev alacak çalışanların dil eğitimleri

ise, çevrimiçi topluluklar yardımıyla sağlanıyor.

18


DETAILING DÜKKANI

DOSYA: OTOMOTIV RENT A CAR

İLE ARACINIZA DEĞER KATIN!

BOYA DÜZELTME | BOYA KORUMA | SERAMİK KAPLAMA

Karargahtepe Mahallesi Kütükçü Alibey Cd. No:25/A-B

(Meteoroloji Genel Müdürlüğü Karşısı) Keçiören/ANKARA

0 (312) 911 10 00

19


DOSYA: OTOMOTIV RENT A CAR

Euromaster, Türkiye’deki 5’inci Yılını İş Ortaklarıyla Kutladı!

Michelin Grubu çatısı altında profesyonel lastik ve araç bakım hizmeti veren Euromaster, Türkiye’deki 5’inci

yılında çalışanları, bayileri ve güçlü tedarikçileriyle bir araya geldi. Euromaster’ın 2017 yılında gerçekleştirdiği

faaliyetlerin ve sektöre kazandırdığı yenilikçi hizmetlerin anlatıldığı 5’inci Ulusal Franchise Toplantısı’nda 2018 yılı

hedefleri ve stratejileri de paylaşıldı.

faaliyetlerin ve sektöre kazandırdığı yenilikçi

hizmetlerin anlatıldığı 5’inci Euromaster Ulusal

Franchise Toplantısı’nda 2018 yılı hedefleri ve

stratejileri de ortaya koyuldu.

İki yılda 30 yeni franchise!

2017 yılında sektörde önemli atılımlar gerçekleştirdiklerini

ve marka bilinirliğini ciddi oranda

artırdıklarını belirten Euromaster Pazarlama

Müdürü Zeynep Durusu, “2017 yılında 16 yeni

servis noktamız daha oldu. 2016 yılıyla beraber

bu rakam 30’a ulaştı. Yatırımcılar Euromaster’a

güveniyorlar ve bu güvenle yatırım yapıyorlar.

2018 yılında da iş ortaklarımızdan aldığımız güvenle

yükselişimizi sürdürecek, franchiselarımız

için hazırladığımız kazançlı kampanyalarımızla

ve yeni projelerimizle fark yaratmaya devam

edeceğiz. 2018 yılı özellikle ağır vasıta araçlar

tarafına da ağırlık vereceğimiz bir yıl olacak” dedi.

Euromaster’ın yeni konsepti Euromaster City’e de

dikkat çeken Zeynep Durusu, akaryakıt istasyonlarının

içerisinde de yer alan servis noktalarıyla

hizmet ağını genişletmek istediklerini ve 2020

yılına kadar 50 adet Euromaster City açmayı hedeflediklerini

vurguladı.

Michelin Grubu çatısı altında ülkemizde 53 ilde

200’e varan servis noktası ile lastik ve araç bakımı

hizmeti veren Euromaster, bu yıl 5’incisi düzenlenen

Ulusal Euromaster Franchise Toplantısı’nı

Hilton Dalaman Sarıgerme Otel’de oldukça

geniş bir katılımla gerçekleştirdi. Euromaster

çalışanları, bayileri ve güçlü tedarikçileri olan

Michelin, Exxon Mobil ve Bosch’un da katıldığı

toplantıda; Euromaster Türkiye Genel Müdürü

Jean Marc Penalba, Euromaster Türkiye Eski Genel

Müdürü Herve Skrzypczak, Euromaster Avrupa

Franchise Direktörü Stephane Roy, Euromaster

Pazarlama Müdürü Zeynep Durusu hazır bulundu.

Euromaster’ın 2017 yılında gerçekleştirdiği

20


DOSYA: OTOMOTIV RENT A CAR

“Egea Seni Piste Çağırıyor” Mersin ve Adana’da!

Fiat’ın Türkiye’nin ezber bozan otomobili Egea Sedan’ın pist versiyonu ile başlattığı “Egea Seni Piste Çağırıyor”

etkinliği, Mersin ve Adana’da gerçekleştirildi. Mersin Stadyumu ve Birmot Adana’da düzenlenen ve çok sayıda

otomobilseverin ilgiyle karşıladığı etkinlik, heyecan dolu anlara sahne oldu. Aktivitede katılımcılar güvenli

otomobil kullanımı için aldıkları eğitim sonrasında, Fiat Egea Sedan’ın pist versiyonunu deneyimleyerek

motorsporları dünyasına dâhil olma fırsatı yakalarken, ilk üçe giren yarışmacılar ödüllerinin sahibi oldu.

Fiat’ın “Egea Seni Piste Çağırıyor” etkinliği, Mersin ve Adana’da gerçekleştirildi.

Çorlu, Bursa, İzmit, Trabzon, İzmir ve Şanlıurfa’dan sonra

düzenlenen etkinlik, büyük ilgiyle karşılandı. Katılımcılar etkinlikler

boyunca Fiat Egea Sedan’ın pist versiyonunu deneyimleyerek heyecan

dolu dakikalar yaşadı. Fiat Mersin bayileri Bilen Oto ve Boranlar ile

Adana Birmot’un destekleriyle gerçekleştirilen etkinliğin sonunda tüm

katılımcılara sertifika verilirken, parkurları tamamlayarak ilk 3’e giren

katılımcılar ayrıca ödüllendirildi. Tekirdağ-Çorlu’da başlayan ve son

olarak Mersin ve Adana’da gerçekleştirilen “Egea Seni Piste Çağırıyor”

organizasyonu ile toplamda 8 ilde yaklaşık 1.200 kişi, Fiat Egea ile piste

çıkma şansını yakaladı.

Asfalta özel 180 HP’lik Egea Sedan

Pist kullanımı için özel olarak geliştirilmiş Fiat Egea Sedan’da, aerodinamik

özellikleri geliştiren, geniş hava giriş ve çıkışlarına sahip tamponlara

yer veriliyor. 1.6 litrelik turbo beslemeli dizel motorun gücü

180 HP’ye çıkarılırken, vites oranları kısaltılmış, özel olarak hazırlanan

6 ileri vites kutusuna sahip. Pist kullanımına özel Egea Sedan’da, 17

inç boyutunda Speedline alüminyum alaşım jantlar, geliştirilmiş fren

sistemi ve ayarlanabilir süspansiyon sistemi de bulunuyor.

22


DOSYA: OTOMOTIV RENT A CAR

LeasePlan’de 2030 Yılı Hedefi Sıfır Emisyon!

Dünyanın en büyük filo kiralama şirketlerinden biri olarak beş kıtada ve 32 ülkede dev bir araç filosunu

yöneten LeasePlan, geleceğin mobilite çözümlerine yön vermeye devam ediyor. Almanya’nın Bonn şehrinde

gerçekleştirilen BM İklim Değişikliği Konferansı’nda (COP23) kurumsal şirketler için elektrikli otomobiller pilot

programını başlattığını duyuran LeasePlan, 2030 yılına kadar tüm araç filosu için net sıfır emisyon oranı elde

etmeyi hedefliyor.

Dünyanın en büyük filo kiralama şirketlerinden

biri olarak toplam beş kıtada, 32 ülkede dev

bir araç filosunu yöneten ve bu yıl Türkiye’deki

10’uncu yaşını kutlayan LeasePlan, yeni dönemi

simgeleyen “What’s next? / Sıradaki Adım” bakış

açısı kapsamında yürüttüğü mobilite çalışmalarına

tüm hızıyla devam ediyor. Almanya’nın Bonn

kentinde gerçekleştirilen BM İklim Değişikliği

Konferansı’na (COP23) katılan LeasePlan, şirketler

için yeni bir elektrikli otomobil pilot programını

devreye soktuğunu duyurdu. Bu bağlamda

şirketlere sunduğu elektrikli otomobil filosu ile

birlikte, işyerlerinde ve çalışanların evlerinde

kurulacak şarj altyapısının uygulanması konusunda

da destek sağlayacak olan LeasePlan, tüm

Avrupa’da karbon oranının azaltılması konusunda

büyük bir adım atmış olacak. Belçika, Fransa, Almanya,

Hollanda, Norveç, Portekiz ve İngiltere’de

yıl sonunda başlayacak pilot program, 2018 yılında

İtalya, İspanya ve İsveç’te sürdürülecek.

Konu ile ilgili olarak LeasePlan’in CEO’su Tex Gunning,

“Toplam emisyon oranını düşürmek ve iklim

değişikliğiyle mücadele etmek isteyen elektrikli

araç filolarına kurumsal şirketlerden gelen talebin

arttığını görüyoruz. 2030 yılı hedefimizin bir

parçası olarak LeasePlan, kendini, bu müşterilerin

geçiş yapmasına yardımcı olmaya tamamen

adamıştır. Bu nedenle, büyük kurumsal kuruluşlar

için elektrikli araç pilot programımızı Bonn’daki

BM İklim Değişikliği Konferansında başlatmaktan

memnuniyet duyuyoruz.” yorumunda bulundu.

2030 yılına kadar sıfır emisyon seviyesini yakalayan

bir filoya sahip olmayı hedefleyen LeasePlan,

2021 yılına kadar da kendi bünyesinde çalışan

ekip filosunu tamamen elektrikli otomobillerden

oluşacak biçimde güncelleyecek.

23


BANKA SİGORTA

Zorunlu deprem sigortası yaptırılan

konut sayısı ilk 10 ayda 6 milyona ulaştı!

Türkiye genelinde zorunlu deprem sigortasına sahip konut oranı %46’yı aşsa da sigortasız konut sayısı

9,4 milyon. Sigortalılık oranı en yüksek il ise Düzce.

Doğal Afet Sigortaları Kurumu‘nun (DASK)

verilerine göre, 2017’nin ilk 10 ayında Türkiye

genelinde zorunlu deprem sigortası yaptırılan

konut sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre

%9 artarak 6 milyon 788 bin 694 oldu. Ülkemizde

zorunlu deprem sigortası kapsamına giren

yaklaşık 17,6 milyon konut bulunurken, bu

yıl ilk defa sigortalanan 557 bin 39 yeni konutla

birlikte sigortalı konut oranı %46,5’e yükseldi.

Toplam sigortalı konut sayısı 8 milyon 211 bin

88’e ulaşırken, 9 milyon 450 bin 602 konut

hâlâ sigortasız. Online sigorta satış platformu

Koalay‘ın verilerine göre, internet üzerinden

zorunlu deprem sigortası satın alanların % 73’ü

erkek. Satışlar 10:00-12:00 ve 14:00-16:00 saatlerinde

yoğunlaşırken, DASK için online satın

almayı en çok tercih eden şehirler ise sırasıyla

İstanbul, Bursa, Gaziantep, Konya ve Balıkesir.

Sigortalılık oranında Marmara Bölgesi

ilk sırada

DASK’ın verileri bölgesel olarak incelendiğinde;

Marmara Bölgesi %56,6’lık sigortalılık oranıyla

ilk sırada yer alırken, onu %45’le İç Anadolu,

%44,6’yla Ege, %39,4’le Akdeniz, %37,9’la Karadeniz,

%37,2’yle Doğu Anadolu ve %33,2’yle

Güney Doğu Anadolu bölgeleri takip ediyor. En

yüksek sigortalılık oranına sahip şehir %87,10

ile Düzce olurken, en düşük sigortalılık oranına

sahip şehir ise %7,3 ile Şırnak…

Binanın yaşı ve kat sayısı arttıkça,

DASK oranı düşüyor

Türkiye genelinde yer alan 8,2 milyon sigortalı

konutun %83,6’sını 1 ila 7 katlı binalar oluştururken,

%15,2’sini 8 ila 19 katlı ve %1,2’sini ise

20 ve üzeri katlı binalar oluşturuyor. DASK sahibi

binaların % 66,3’ü 2000 yılından sonra inşa

edilen yapılardan meydana gelirken, 40 yaşından

büyük sigortalı konut oranı yalnızca %5.

Deprem riski yüksek bölgeler öncü

Deprem risk bölgelerine göre konutların sigortalılık

oranları incelendiğinde, zorunlu deprem

sigortasına sahip konutların %71,7’si I. ve II.

deprem bölgesinde, %11,7’si III. deprem bölgesinde,

%15,52’si IV. deprem bölgesinde ve

yalnızca %1,07’si V. deprem bölgesinde yer

alıyor.

24


HABER

KOLAY POS

KOLAY 1.000 KOLAY 2.000 KOLAY 3.000 KOLAY 5.000

0 - 1.000 TL 0 - 2.000 TL 0 - 3.000 TL 0 - 5.000 TL

13,90 TL 26,90 TL 39,90 TL 64,90 TL

10 TL 20 TL 20 TL 20 TL

%0 %0 %0 %0

%0 %0 %0 %0

%0 %0 %0 %0

KOLAY 10.000 KOLAY 15.000 KOLAY 20.000 KOLAY 30.000

0 - 10.000 TL 0 - 15.000 TL 0 - 20.000 TL 0 - 30.000 TL

144,90 TL 216,90 TL 284,90 TL 429,90 TL

50 TL 75 TL 100 TL 150 TL

%0 %0 %0 %0

%0 %0 %0 %0

%0 %0 %0 %0

25


BANKA SİGORTA

İş Dünyasında En Önemli 10 Küresel Risk!

Siber Saldırılar, Terör Saldırılarından Tehlikeli Olabilir!

Dünyanın lider sigorta brokerliği ve risk yönetimi şirketi Marsh ve Zurich Insurance Group girişimleriyle

yayınlanan Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) Global Riskler Raporu, iş dünyasının en çok önceliklendirdiği

temel riskleri ortaya koydu. Anket verilerine göre, önümüzdeki 10 yılda işletmeler karşılaşabileceği en önemli

risklerin ilk üçünü sırasıyla işsizlik, ekonomik krizler ve hükümetlerin istikrar sağlamadaki başarısızlığı

olarak görüyor. Tüm bunların yanında işletmelerin önemli bir risk olarak gördüğü siber saldırılar da listede

üst sıralara yerleşti. Raporda, siber saldırıların önümüzdeki yıllarda devletlerarası çatışmalar ve terör

saldırılarından bile daha riskli olabileceği dikkatleri çekti.

Dünya Ekonomik Forumu (WEF), Marsh &

McLennan Şirketler Grubu ve Zurich Insurance

Group destekleriyle oluşturulan Global Riskler

Raporu’nda iş dünyasının en çok çekindiği temel

riskleri açıkladı. 136 ülkeden 12 bin 411

yöneticinin katıldığı kapsamlı anketin verilerine

göre, önümüzdeki 10 yılda işletmeler karşılaşabileceği

en önemli risklerin ilk üçünü sırasıyla

işsizlik, ekonomik krizler ve hükümetlerin istikrar

sağlamadaki başarısızlığı olarak görüyor.

Tüm bunların yanında işletmelerin büyük bir

risk olarak gördüğü siber saldırılar da listede üst

sıralara yerleşti. Karşılaşıldığı takdirde işletmeleri

milyonlarca dolar zarara uğratabilen siber

saldırıların, önümüzdeki yıllarda devletlerarası

çatışmalar ve terör saldırılarından bile daha

riskli olabileceği ortaya koyuldu.

Anket verileri ışığında bir değerlendirmede

bulunan Marsh’ın Global Risk & Dijital Bölüm

Başkanı John Drzik, siber saldırı ve teknolojiyle

beraber gelen diğer risklerin yöneticiler tarafından

artık daha fazla endişe duyulan unsurlar

olduğunu belirtti. John Drzik, “Dünyanın en büyük

ekonomilerinde faaliyette bulunan iş dünyası

liderleri, siber riski artık kendileri açısından

en büyük risk olarak derecelendirmektedirler.

Şirketler bu tehditlerin kendi operasyonlarını

nasıl etkileyebileceğini titizlikle analiz etmeye

ve gerekli risk azaltma ve esneklik kazanma önlemlerini

almaya ihtiyaç duymaktadırlar” dedi.

İşte iş dünyasının çekindiği en büyük 10 küresel

risk!

Bölge bölge risk algısı!

Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) hazırladığı

Global Riskler Raporu’na göre, Avrupa, Güney

Asya, Latin Amerika, Karayipler ve Sahra Altı Afrika’daki

iş dünyası liderleri en çok hükümetlerin

istikrar sağlamadaki başarısızlıklardan endişe

duydu. Avrupa’daki iş dünyası liderleri, “finansal

mekanizmaların veya kurumların başarısızlığını”

baskı yaratan riskler listesine eklerken, Güney

Asya’da kentsel merkezlerde yaşanan hızlı

büyüme, bu bölgedeki yöneticilerin, “kentsel

planlama başarısızlığını” ve “kritik altyapı başarısızlığını”

kendi işletmelerinin maruz olduğu

kilit potansiyel tehlikeler arasında gösterdi.

Kuzey Amerika, Doğu Asya ve Pasifik bölgelerindeki

yöneticiler en çok siber saldırılar ve varlık

balonundan kaygı duysalar da, çoğu bölgedeki

yöneticiler işsizliği ya da eksik istihdamı ve mali

krizleri iki büyük risk olarak vurguladı. Raporda

dikkat çeken bir diğer ayrıntı ise, iklim değişikliğinin

getirdiği tehditlerin oluşturduğu risklerin

giderek daha da alt sıralarda yer alması oldu.

Günümüzde 20 ekonomi içinden yalnızca Kanadalı

yöneticiler, iklim değişikliğine en önemli

riskler listesinde üst sıralarda yer verdi. Potansiyel

terör saldırıları tehdidi ise Kuzey Amerika,

Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki yöneticileri için

önemli bir risk başlığı olmayı sürdürdü.

Küresel derecelendirmeler - 2017

1 İşsizlik veya eksik istihdam 6 Finansal mekanizma veya kurum başarısızlığı

2 Mali krizler 7 Kritik altyapı başarısızlığı

3 Ulusal yönetişim başarısızlığı 8 Siber saldırılar

4 Enerji fiyatları hareketliliği 9 Devletlerarası çatışmalar

5 Toplumsal istikrarsızlık 10 Terör saldırıları

26


BANKA SİGORTA

NN Hayat ve Emeklilik ile Hesapkurdu.com’dan stratejik ortaklık

18 ülkede 17 milyon müşteriye hizmet veren NN Group çatısı altında faaliyet gösteren NN Hayat ve Emeklilik,

Türkiye’nin lider kredi ve sigorta karşılaştırma platformu Hesapkurdu.com ile stratejik ortaklık anlaşması

imzaladı.

NN Group, yeni nesil teknolojiler ile değişen

insan davranışlarını sigorta sektörüne hızla

yansıtmak amacıyla ilk kez Türkiye’de bir Fintech

(Finans Teknolojileri) işbirliğine imza attı.

Grup, NN Hayat ve Emeklilik ve Sigorta Cini’ne

ek olarak ülkemizdeki yatırımlarına bir yenisini

ekledi ve Türkiye’nin önde gelen kredi karşılaştırma

platformu Hesapkurdu.com’un %18’lik

hissesini satın aldı. Bu stratejik işbirliği sayesinde

NN Hayat ve Emeklilik de Hesapkurdu.com

üzerinden yapılacak satışlarında uzun dönemli

münhasırlık elde etti.

NN Hayat ve Emeklilik Genel Müdürü Marius

Popescu Hesapkurdu.com işbirliği ile ilgili düşüncelerini

şu şekilde ifade etti: “Türkiye’nin

önde gelen kredi ve sigorta karşılaştırma platformu

Hesapkurdu.com ile işbirliğimizi duyurmaktan

çok mutluyuz. NN Hayat ve Emeklilik

olarak teknolojiye, tasarıma ve veriye yatırım

yapan bir şirket olmak istiyoruz ve bu anlamda

bizi bu noktaya taşıyacak dijital ortaklıklara yatırım

yapma arzusundayız. Türkiye’de her geçen

gün daha fazla kişinin finansal gereksinimlerini

online platformlardan karşıladığını gözlemliyoruz.

Hesapkurdu.com ile işbirliğimiz sayesinde

hayat sigortası ve bireysel emeklilik alanında

sunacağımız online kullanıcı-dostu müşteri

deneyimi ve ürünlerimiz ile hizmet seviyemizi

artırarak sektörde fark yaratacağımıza inanıyorum.”

Hesapkurdu.com Kurucu Ortağı Ömer Paksoy,

bu işbirliğinin büyüme stratejileri açısından

önemini şu şekilde anlattı: “Bankalar ve sigorta

şirketleriyle çalışmalarımızı hızla genişletiyoruz

ve derinleştiriyoruz. Hedefimiz, müşterilerimizin

her zaman en uygun kredi ve sigorta ürünlerini

bulmasına yardımcı olmak ve onlara en hızlı

ve en kolay deneyimi sunmak. Bu sayede banka

ve sigorta ürünleri arayan herkesin referans

noktası haline geleceğimize inanıyoruz. NN Hayat

ve Emeklilik ile işbirliğimiz bize güç katacak

ve hedeflerimize ulaşmamızı hızlandıracak.”

Hesapkurdu.com Kurucu Ortağı Onur Tekinturhan

ise bu yatırımın finansal okuryazarlık konusunda

yaptıkları çalışmalara da etki edeceğini

vurgulayarak şunları ekledi: “Finansal ürün ve

süreçleri şeffaflaştırarak tüketicinin doğru kararlar

vermesini sağlamaya odaklanıyoruz. Bu

sayede her ay 200 bin yeni kullanıcının kredi

başvurusu için güvendiği, ilk tercih ettiği başvuru

kanalı haline geldik. Eğitici ve kaynak nitelikli

içerik çalışmalarımızı tüm banka ve sigorta

ürünlerini kapsayacak şekilde sürdüreceğiz.”

Girişimcilik ruhunu harekete geçirerek inovasyonu

artırmak için geçtiğimiz iki yılda Hollanda,

Macaristan, İspanya, Japonya, Polonya ve

Türkiye’de Sparklab inovasyon departmanlarını

kuran NN Group içerisinde stratejik anlamda

ilk Fintech ortaklığının kurulmasını sağlayan

departman Sparklab Türkiye oldu. Geleceğin

sigorta ve varlık yönetimi şirketini bugünden

oluşturmayı hedefleyen Sparklab Türkiye önümüzdeki

dönemde Fintech ekosistemindeki

dirsek temaslarını sürdürerek onlarla büyümeyi

amaçlıyor.

27


BANKA SİGORTA

4. Uluslararası Ticarete Global Bakış Konferansı Sait Halim Paşa Yalısı’nda Gerçekleşti

“Türkiye ekonomisindeki düdüklü tencerenin basıncı azaltılmalı”

Dünyanın önde gelen sigorta ve finans kurumlarından

Allianz’ın Türkiye’deki 3 firması,

Allianz Türkiye, Euler Hermes Türkiye ve Allianz

Worldwide Partners Türkiye, bu yıl Uluslararası

Ticarete Global Bakış Konferansı’nın (International

Trade Observatory) dördüncüsünü birlikte

düzenledi. Sait Halim Paşa Yalısı’nda gerçekleştirilen

konferansta Allianz Makroekonomik

Araştırmalar Küresel Başkanı ve Euler Hermes

Grup Baş Ekonomisti Ludovic Subran konuşmacı

olarak yer aldı. Sabah saatlerinde basınla

bir araya gelen Ludovic Subran, akşamki konferansta

iş dünyasından isimlerle Türkiye ve dünya

ekonomisinin geleceği üzerine konuştu.

Ümit Boyner: “Türkiye’de bir an önce ‘yapısal

reform’ gündemine dönülmeli”

Allianz Türkiye CEO’su Aylin Somersan Coqui,

Euler Hermes Türkiye CEO’su Özlem Özüner

ve Allianz Worldwide Partners Türkiye CEO’su

Firuzan İşcan’ın ev sahipliğindeki konferansın

açılış konuşmasını Euler Hermes Denetim Kurulu

Üyesi Ümit Boyner yaptı. Allianz Grubu

şirketlerinden Euler Hermes’in, müşterilerinin

güvenilir şirketlerle ticaret yapması adına üstlendiği

bağımsız rolün, pazarı düzenleyici bir

etkisi olduğunu belirten Ümit Boyner, etkinliğin,

Türkiye’deki ticaretin gelişimine katkı sağlamasına

yönelik temennisini paylaştı. Boyner

“Allianz’ın Türkiye’deki 3 firması, Allianz, Euler

Hermes ve Allianz Worldwide Partners olarak

müşteri memnuniyetini esas alan, teknoloji

odaklı yeni nesil sigortacılıkta öncü, toplumun

yaşam kalitesini artıran markalar olmayı hedefliyoruz.

Tüm iş kollarımızda sunduğumuz ürün

ve hizmetlerde, müşterilerimizin deneyimlerine

kulak verip, yeni normalde bizleri daha da rekabetçi

kılacak yenilikçiliğe yatırım yapıyoruz.

En önemli önceliklerimizden biri de teknolojiyi

ve bilgiyi anlayacak, geliştirecek, kullanabilecek

insan sermayesine yatırım yapmak olacak.

Türkiye’de eğitimden, üretim ve Sanayi 4.0’ın

önceliklerine, kısaca ‘yapısal reform’ gündemine,

bir an önce dönmek zorunda olduğumuzu

düşünüyorum” dedi.

Ludovic Subran: “Düdüklünün basıncını azaltmalıyız”

Küresel ticarete yön veren faktörlerin ele alındığı,

Türkiye’nin değişen ticari koşullar karşısında

gösterdiği hızlı adaptasyon ile geleceğe yönelik

ekonomik trendler ve öngörülerin paylaşıldığı

konferansta Allianz Makroekonomik Araştırmalar

Küresel Başkanı ve Euler Hermes Grup

Baş Ekonomisti Ludovic Subran “Türkiye, fazla

ısınmış bir düdüklü tencere gibi: Türk lirasının

değerini kaybetmesi ve enflasyona neden olan

baskılar, hem haneler hem de şirketler için yük

haline geldi. 2018, düdüklü tencerenin basıncını

almak için mükemmel bir yıl: Kredi pazarını

ve finansal riskleri yumuşatmak, şirketlerin

yatırım ve yurtdışına ihracat yapmalarını kolaylaştırmak,

büyüyen Avrupa pazarına daha fazla

ihracat yapmak için çok doğru bir zaman” dedi.

Türkiye’nin 2017’de sürpriz bir ekonomik performans

sergilediğini kaydeden Subran, 2018

için yüzde 9 enflasyon oranıyla birlikte yüzde

3,5 seviyesinde bir büyüme beklediğini belirtti.

Türk Lirası’nın Euro-Dolar döviz sepetine karşı

değer kaybını da 2018 için yüzde 10 seviyesinde

öngören Subran, 2018 yılında Türk şirketlerinine

yönelik 16 milyar dolarlık ek ihracat potansiyeli

olduğunu söyledi.

Moderatörlüğünü gazeteci yazar Hande

Demirel’in yaptığı konferansı iş dünyasından

250 isim takip etti.

Firuzan İşcan, Aylin Somersan Coqui, Cansen Başaran-Symes, Ludovic Subran, Ümit Boyner, Özlem Özüner

28


BANKA SİGORTA

TROY, artık tüm dünyada geçerli hale geldi.

Türkiye’nin Ödeme Yöntemi TROY’un Discover ile gerçekleştirdiği iş birliği sayesinde, TROY logolu kartlar

yurtdışında yapılacak işlemlerde de geçerli olacak. Kalkınma Bakanlığı Orta Vadeli Program’da da yurtiçi

tasarrufların artırılmasında yerli ödeme sistemi olarak önemli bir araç olacağı belirtilen TROY’un katkıları bu iş

birliği ile daha da genişleyecek.

Bankalararası Kart Merkezi’nin (BKM) Nisan

2016’da hayata geçirdiği Türkiye’nin Ödeme

Yöntemi TROY artık dünyaya açılıyor. 185 ülkede,

41 milyonun üzerinde alışveriş noktasında

ve 1,9 milyonun üzerinde ATM’de geçerli global

bir ödeme kuruluşu olan Discover ile TROY arasında

yapılan iş birliği sayesinde artık uluslararası

işlemlerde de TROY logolu kart kullanılabilecek.

Discover ile yapılan iş birliğinin ardından,

TROY logolu kartların yurtdışında kabulü sağlanarak,

tüm dünyada geçerli hale gelecek; TROY

üyeleri de artık yurtdışında da geçerli olan TROY

kart basabilecekler.

Kullanıcı ihtiyaçları bizi yönlendiriyor

BKM Genel Müdürü Dr. Soner Canko iş birliğiyle

ilgili olarak “BKM olarak bizim hedefimiz her

zaman kart kullanıcılarımızın ihtiyaçlarına en

doğru ve hızlı şekilde cevap vermek. Discover

gibi uluslararası bir ödeme kuruluşuyla gerçekleştirdiğimiz

iş birliğinde de bu ihtiyaçları karşılama

düşüncemiz

var. Çünkü,

BKM’nin

2016 yılı

verilerine

göre banka

ve kredi

kartlarının

en çok

kullanıldığı

yerler arasında

A.B.D

ve Avrupa

ülkeleri

yer alıyor.

Yurtdışı

seyahatler

sırasında

yapılan

harcamaların

yanı sıra Türk kart kullanıcıları tarafından

yurtdışı kaynaklı işlemlerin yarısı da online olarak

e-ticaret sitelerinden yapılıyor. Şimdi TROY

logolu kartlarımızın yurtdışında da kullanabilir

hale gelmesi ile birlikte, kart kullanıcıları gerek

seyahatlerinde gerekse online olarak dünya genelinde

işlem yapabilecekler” dedi.

Discover Uluslararası İş Geliştirme Kıdemli Başkan

Yardımcısı Joe Hurley ise, “Avrupa’nın en büyük

kartlı ödemeler pazarına sahip Türkiye aynı

zamanda turizm açısından da büyük ve önemli

bir ülke. Bu anlaşmanın yurtdışına seyahat eden

Türk kart kullanıcıları ve Türkiye›yi ziyaret eden

Discover kart sahipleri için de güzel bir başlangıç

olacağını vurgulayarak “BKM ile yapılan bu

anlaşma, aynı zamanda Discover’ın dünyada

farklı ülkelerde faaliyet gösteren yerel kartlı

ödeme sistemlerine yönelik iş birliği stratejisini

de tamamlayan önemli bir adım” dedi.

TROY, “Nakitsiz Toplum” için önemli bir

araç

Türkiye’nin Ödeme Yöntemi TROY’un Türkiye

kartlı ödemeler pazarında sahip olduğu kritik

rolden bahseden Canko, “Son 20 yılda kartlı

ödeme anlayışını hızla benimseyerek,

-nakitsiz ödemeler toplumu- hedefini gerçekleştirmeye

çok yaklaşan ve Avrupa’nın en büyük

kartlı ödeme pazarı olan Türkiye, yıllar boyunca

ilham verdiği ödeme sistemleri dünyasına artık

“kendi markasıyla” yön veriyor. Türkiye’nin Ödeme

Yöntemi TROY’un kaynağında yatan vizyon,

tek başına TROY’u değil kart pazarının tamamını

büyüterek nakitsiz toplum anlayışını hayata

geçirmek. Bu nedenle bugüne kadar bir banka

hesabı ya da kartına sahip olmamış 20 milyonu

aşkın kişiye “yerli” bir çözümle ulaşmayı hedefliyoruz”

diyerek TROY logolu kartlarının yıl sonu

itibarıyla 1 milyon adede ulaşmasını beklediklerini

belirtti.

Orta Vadeli Program’ın parçalarından

biri oldu

Türk bankacılık sisteminin yaptığı katkılar ve

tüm bankaların ortak katılımı ile hayata geçen

TROY, ulaştığı seviye ve büyüklük sonucunda,

Kalkınma Bakanlığı tarafından hazırlanan Orta

Vadeli Program’da da kendine yer buldu. Programda

hedeflenen yurtiçi tasarrufların artması

amacı doğrultusunda, yerli ödeme sistemi

TROY’un yaygınlaşmasının önemli bir araç olabileceğine

yer verildi.

TROY, 2 yıllık bir çalışmanın ardından tüm bankaların

desteğiyle hayata geçirildi. Şu anda 15’i

banka biri banka dışı olmak üzere 16 kurum

TROY logolu kart basabilirken Türkiye’deki tüm

POS cihazlarında, ATM’lerde ve e-ticaret sitelerinde

TROY logolu kartlar kabul ediliyor.

30


BANKA SİGORTA

YAPI KREDİ HACKATHON’LA 48 SAATLİK MARATON BAŞLIYOR!

Türkiye’nin dijital bankası Yapı Kredi, finans dünyasında iz bırakacak fikirlerin hayata geçirilmesi amacıyla,

bu yıl ilk defa 8-10 Aralık 2017 tarihleri arasında Hackathon düzenliyor. Girişimcilik üssü StartersHub’da

gerçekleştirilecek Yapı Kredi Hackathon’a 28 Kasım 2017 tarihine kadar code.yapikredi.com.tr üzerinden

başvurulabiliyor.

kapsamında, birinci olan ekibe finansal rehberlik ve girişim kurmaya yardımcı

olmak üzere 12 hafta boyunca mentorluk ve eğitim desteği sunulacak.

İkinci ve üçüncü olan ekipler ise sırasıyla 10 bin TL ve 5 bin TL’nin

sahibi olacak.

Fintech ekosistemini geliştiren program

Yapı Kredi’nin code.yapıkredi programı, 7’den 70’e herkese kodlama eğitimleri

sunuyor, girişimcileri finansal rehberlik alanında destekliyor. Yazılımcılara

finansal teknoloji uygulama programlama arayüzleri (OpenBankingAPI)

sağlayarak, fintech ekosisteminin gelişimine katkıda bulunuyor.

Program, fikirlerini bir adım daha öteye taşımak isteyen girişimcilere yol

göstermeyi, yenilikçi fikirlerin ürünleştirilmesi sürecinde girişimcilere eşlik

etmeyi amaçlıyor.

Yapı Kredi Hackathon, hayalindeki fintech ürününü geliştirmek isteyen

herkesin faydalanabileceği code.yapıkredi programı kapsamında düzenleniyor.

Başta girişimciler ve öğrenciler olmak üzere yaratıcılığına güvenen,

fintech alanında iş fikrine sahip olan herkes, Yapı Kredi Hackathon’a

başvurabiliyor. Başvurular arasından yapılacak ön eleme sonunda,

Hackathon’da yarışmaya hak kazanan takımlar, 48 saat boyunca banka

programlama arayüzlerini de kullanarak, fikirlerini demo ürün aşamasına

getirmek için çalışacaklar.

Fikirleri hayata geçirme imkanı

Yapı Kredi Hackathon’da yarışmacılar, fikirlerini geliştirirken 5 yıldızlı

bankacılık uygulaması Yapı Kredi Mobil’i geliştiren ekipten mentorluk

alabilecek. Birinci olan ekip 15 bin TL’nin yanı sıra code.yapıkredi Fintech

Hızlandırma Programı’na katılmaya hak kazanarak Hackathon’da ürettiği

fikri hayata geçirme şansına sahip olacak. Fintech Hızlandırma Programı

31


BANKA SİGORTA

Anadolu Hayat Emeklilik’ten, otomatik katılımın Ocak fazında sisteme girecek

kurumlara hızlı ve kolay çözümler!

Anadolu Emeklilik’le Otomatik Katılım Artık Daha Kolay

Bireysel emeklilik sektörünün öncü şirketi Anadolu Hayat Emeklilik, otomatik katılım kapsamındaki pratik

çözüm ve yenilikleri ile otomatik katılımın Ocak fazında da kurumların yanında. Konuyla ilgili açıklama yapan

Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdürü M. Uğur Erkan, “Kurumlar için süreçlerini hızlı ve verimli yönetmenin

en öncelikli konular arasında olduğunu biliyoruz. Bu nedenle iş ortaklarımızın otomatik katılım için

harcayacakları eforu asgari düzeye indirmeyi hedefliyoruz” dedi.

Bireysel emeklilik sektörünün öncü şirketi

Anadolu Hayat Emeklilik, otomatik katılım

kapsamındaki pratik çözüm ve yenilikleri ile

otomatik katılımın Ocak fazında da kurumların

yanında. Konuyla ilgili açıklama yapan Anadolu

Hayat Emeklilik Genel Müdürü M. Uğur Erkan,

“Kurumlar için süreçlerini hızlı ve verimli yönetmenin

en öncelikli konular arasında olduğunu

biliyoruz. Bu nedenle iş ortaklarımızın otomatik

katılım için harcayacakları eforu asgari düzeye

indirmeyi hedefliyoruz” dedi.

2017 yılı başından itibaren kademeli geçiş ile

uygulamaya giren Otomatik Katılımın dördüncü

fazı Ocak ayında başlayacak. Çalışan sayısı

50 ile 99 arasında olan yaklaşık 20 bin kurumun

bu fazda sisteme dâhil olması bekleniyor.

Otomatik katılıma ilişkin tüm süreçleri kolaylaştırmak

ve hızlandırmak için yola çıkan Anadolu

Hayat Emeklilik, bordro entegrasyonu çözümünün

akabinde birkaç dakika içinde otomatik katılıma

giriş işlemlerinin tamamlanabileceği bir

yeniliği de çok yakında kurumların hizmetine

sunmaya hazırlanıyor.

Kolay, hızlı ve verimli

Yurtiçi tasarrufları artırarak, güçlü bir ekonomik

büyüme modelinin hayata geçirilmesinde

önemli rol oynayacak otomatik katılıma dikkat

çeken Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdürü

M. Uğur Erkan, otomatik katılımın tüm süreçlerini

kolaylaştırarak müşterilerin daha hızlı

hizmet alabileceği bir yapıya ulaşmak istediklerini

belirtti. Kurumlar, faaliyete geçecek “Online

Otomatik Katılım” sayfasından diledikleri anda

teklif alarak otomatik katılım sözleşmelerini dijital

kanal aracılığıyla oluşturabilecekler. Ayrıca,

katılımcıların bireysel emeklilik hesaplarına ilişkin

tüm işlemler için kurumların bordro programları

ile entegre çalışabildiklerini dile getiren

Erkan, “Kurumlar için süreçlerini hızlı ve verimli

yönetmenin en öncelikli konular arasında olduğunu

biliyoruz. İş ortaklarımızın Online Otomatik

Katılım ve bordro entegrasyonu ile zaman

kazanmasını hedefliyor ve otomatik katılım

sürecinde yüklerini hafifletecek pratik çözümler

üretmeye devam ediyoruz. Ocak ayı itibarıyla

50 ile 99 arasında çalışanı olan şirketler sisteme

dâhil olmaya başlayacak. Bu yeni faz ile birlikte

yaklaşık 1 milyon 400 bin kişinin daha sisteme

katılımını öngörüyoruz. Anadolu Hayat Emeklilik

olarak, otomatik katılım kapsamında, gerek

katılımcı sayısı gerekse fon büyüklüğü anlamında

üretim rakamlarının hedeflerimiz doğrultusunda

gerçekleştiğini söyleyebilirim.” dedi.

M. Uğur Erkan

Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdürü

32


YILBAŞI ÖZEL

33


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Kobilerde Dijital Dönüşüm

Artık dijital ve mobil bir çağda yaşıyor, akrep ve yelkovanın dönüş hızına ayak uydurmaya

çalışıyoruz. Değişen ve gelişen bu dijital dünyada işlerimizi zaman kaybetmeden tek tık

ile gerçekleştirebiliyoruz. . KOBİ’ler büyüme,markalaşma,ihracat, karlılık gibi hedeflerine

ancak dijital KOBİ’ye dönüşerek ulaşabiliyor. Hayatımızı kolaylaştıran bu yeniliklere en hızlı

şekilde entegre olmak KOBİ’ler için de artık ihtiyaç değil zorunluluk haline geldi….

34


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Katkılarıyla

e-Dönüşüm Kapımızda

Türkiye’deki girişimlerin %99.8’ini oluşturan küçük ve orta ölçekli işletmeler,

rekabette güçlenmek için e-dönüşüm süreçlerini hızlandırdılar.

Büyük bir hızla dijitalleşen dünyamızda adını sıkça

duyduğumuz e-dönüşüm, fiziksel olarak oluşturulan

belgelerin, internet ortamına taşınabilmesi

ve işlemin her aşamasının online olarak gerçekleştirilebilmesi

anlamına geliyor. e-Dönüşüm,

Türkiye pazarında henüz netlik kazanmayan,

birçok işletmenin tam olarak hakim olmadığı bir

kavram olsa da, globalleşmek ve rekabette fark

yaratmak isteyen işletmeler e-dönüşüm sürecini

hızlandırmaya başladı. e-Dönüşüm, KOBİ’ler için

kolaylık ve fayda anlamına geliyor. e-Dönüşüm

sistemleri ile kağıt, kargolama ve zaman tasarrufu

sağlanmasının yanı sıra, operasyonel işlemlerin

yönetiminin daha kolay hale gelmesi de

büyük bir avantaj.

Türkiye’nin en başarılı girişimleri arasında gösterilen,

KOBİ’leri ön muhasebe alanında dijitale taşıyan

çözüm ortağı Paraşüt’ün Kurucu Ortağı Sean

Yu, e-dönüşüm başlığı altında hayatımıza giren

elektronik sistemlerden e-fatura ve e-arşiv’in faydalarını

anlatıyor:

e-Dönüşüm denince akla ilk gelen ve kullanım

oranı daha yüksek olan çözümler, e-fatura ve

e-arşiv. Bu çözümlerin sağladığı en büyük fayda,

zaman alan ve maliyeti arttıran operasyonel süreçlerden

firmaları kurtarıp daha hızlı, düşük maliyetli

ve düzenli bir şekilde fatura gönderimlerini

sağlamak. Görüyoruz ki, bu faydalara rağmen birçok

şirket, kendileri için fırsat yaratan bu kavrama,

yanlış ve eksik bilgiler sebebiyle uzak kalabiliyor.

Bu faydaların farkında olan ve rekabet avantajı

sağlamak isteyen işletmeler ise zorunlu olmamasına

rağmen e-fatura ve e-arşivi kullanarak

e-dönüşümün firmalarını nasıl ileri götürdüğünü

deneyimleyebiliyor.

Büyük şirketlerle çalışan KOBİler, e-fatura ve

e-arşiv kullanımı sayesinde prestij kazanıyor, faturalama

süreçlerini daha kolay yönetebiliyor ve

ödemelerini daha hızlı alabiliyor.

e-Ticaret alanında faaliyet gösteren işletmeler

için de e-fatura ve e-arşiv fatura kullanmak oldukça

önemli. Çünkü faturalama sürecinin dijital

ortama taşınmaması bir e-ticaret firması için

her gün yüzlerce fatura yazdırılıp kargolanması

anlamına gelir. Aynı zamanda bu, satış adetleri

yükseldikçe yönetilmesi oldukça zor ve zaman

alan süreçlerle uğraşmak anlamına da geliyor.

e-Dönüşümün faydası ve hayatımıza getirdiği

kolaylıklar burada öne çıkıyor.

e-Dönüşüm treni daha yeni yola çıkıyor. Paraşüt,

sunduğu Anahtar Teslim e-Fatura hizmeti ile bu

treni yakalamak isteyen KOBİ’lere kolay ve zahmetsiz

bir geçiş hizmeti sunuyor. Ücretsiz olarak

sunulan bu hizmet ile haftalar sürebilen e-fatura

başvuru sürecini 2 gün gibi kısa bir sürede sonlandırıp

müşterilerini e-dönüşüm ile tanıştırıyor.

Sean Yu

36


Katkılarıyla

KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

KURUMSAL YAZILIMI ALDIK, AMA İŞLER YOLUNDA MI? NASIL ANLARIZ?

Doç. Dr. Batuhan KOCAOĞLU

Piri Reis Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri

Böl. Bşk.

Bir sistemi yönetmek için, ölçebilir olmamız gerekir.

Ölçülemeyen şey, yönetilemez diye çoğu

yerde sözü geçmiştir. ERP sistemleri veya diğer

kurumsal yazılımlar için de, durum farklı değildir.

ERP audit(denetim)leri ile, bu ölçüm yapılabilir.

Onlarca bin dolara sistemimiz aldık, günlerce fazla

mesaiye kaldık, yazılım firması ve danışmanlarla

yaşanan curcuna sonunda, canlı kullanıma

geçtik.. hayırlı olsun diyoruz. Peki ya sonra? Sistemi

satın aldık, canlı kullanıma geçtik, işler bitti

mi? Sistemi kendi kendine bıraksak, gider mi?

Sistemi denetlemek için farklı konular, sebep

olabilir. Güvenlik, yatırım geri dönüşü, ERP’nin

üzerindeki bulunan veri tabanının durumu. Sistemi

etkin tutmak için ERP denetimleri, organizasyonun

içerisinde düzenli bir aktivite haline

getirilmelidir.

Bunu yapmak için, “acil” durumların yaşanmasını

beklemeyin. Örneğin üst yönetim acil ve önemli

bir rapor istedi, hazırlanan raporun dip toplamında

bir tutarsızlık, acayiplik gördünüz. Bunun

kaynağını tespit etmek için, aylar önceki verilere

dönüp kontroller yapmanız gerekebilir. Sorun

kaynağı, işe yeni başlayan veri girişi yapan kişinin

bireysel hatası da olabilir. Başka bir sorun, veri

girişi yapan kişinin, yetkilendirme sınırları içinde

olup olmadığıdır. Eğer eski bir çalışan, işten ayrıldığı

gün, kullanıcı erişimi iptal edilmemişse neler

yapabilirdi? Bu sorular ERP auditlerinde cevaplanmaya

çalışılmalıdır.

Düzenli ve sık denetimler yapın. İşin doğası, yapış

şekilleri devamlı değişmekte. Yeni ürünler ve süreçler

eklendikçe, işiniz gelişiyor. Mevcut ERP’niz

yüzlerce kabul, konfigürasyon ve ayar içermektedir.

Başlangıçta hepsinin mükemmel şekilde

ayarlandığını kabul etsek bile, mevcut iş akışına

ve değişen enformasyon ihtiyacına göre değişiklikler

yapmak gerekecektir. İşiniz geliştikçe, ERP

sisteminizin de gelişmesi gerekmektedir. Yazılım

firmaları müşteri taleplerini ve teknolojik ilerlemeleri

dikkate alarak, sistemi daha gelişmiş hale

getirmeye çalışmaktadırlar. Bu değişiklik, yeniliklerden

bazıları işinize tabiki yarayacaktır. Ama ERP

sisteminizi düzenli sıklıklara denetlemezseniz, bu

yeniliklerin çoğundan

faydalanma imkânınız

olmayacaktır.

Eğitim konusunu ve

kullanıcı deneyimini

göz ardı etmeyin. ERP

sistemini ilk kurduğunuzda,

tüm kullanıcılara

sistemi kullanmaları

için, iyi eğitim verdiniz.

Peki bundan sonra,

kullanıcılar ne kadar iyi

eğitim aldı? Çoğu yeni

kullanıcı, diğer eski

kullanıcılar tarafından eğitilmiştir. Bu durumda,

konuları bazı iyi olmayan alışkanlıkları ile aktarmış

olabilirler. Yani bariz hatalı ve mantıksız

yapılan bir işlemin nedeni sorguladığınızda “XX

bey/hn., böyle yapıyordu, bize böle göstermişti”

cevabını almanız yüksek olasılıktır. Çoğu kendi

alışkanlıklarına göre sistemi anlamış ve ona göre

aktarmıştır. ERP denetiminde, kullanıcıların yetkinliği

kontrol edilmeli ve olmaları gereken seviye

gelmesi için plan yapılmalıdır. Diğer taraftan,

denetim sırasında, bazı işlemlerde kullanıcıların

daha verimli süreçler geliştirmiş olduğu da ortaya

çıkabilir. Bu da dikkate alınarak, eğitim içeriğine

dahil edilmelidir.

Başka farklı konular da karşımıza çıkacaktır. Buradaki

önemli nokta şudur; sistemi verimli ve etkin

çalışır tutmak için, ERP denetimlerini düzenli

yapmak gereklidir.

Kaynak:

Miller, T. (2015, 08 21). http://www.erpfocus.com/

three-common-mistakes-when-auditing-erp-3568.

html?utm_source=erpinsider&utm_medium=email&utm_

campaign=edition118 adresinden alınmıştır (Miller, 2015)

Resim1: http://copiawealthandtax.co.uk/wp-content/uploads/2016/05/accounting-and-audit-services.jpg

Resim2: https://d30y9cdsu7xlg0.cloudfront.net/png/33089-200.

png

Resim3:

https://cdn2.hubspot.net/hub/23667/file-13473141-

jpg/images/sales-channel-training.jpg

37


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Katkılarıyla

İŞLETMELER İÇİN DAHA ÇEVİK OLMA ARZUSUNUN EN ÖNEMLİ KAVŞAĞI

DOĞRU PLANLANMIŞ BİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ’DİR

Dünyada her canlı birbirinden farklı kaynaklarla

motive olmaktadır. Kediler istedikleri zaman girip

çıkabilecekleri bir ev ile, kuşlar dalına konabilecekleri

bir gül ile, bitkiler yüzlerini güneşe dönebilecekleri

bir yer ile, insanlar ise sahip oldukları

‘zamanın’ ihtiyaçlarını en verimli şekilde karşılayabilme

kabiliyeti ile motive olurlar. Motive edici

kaynakların temel özelliği en az bir açıdan kısıtlı

olmalarıdır. Kolaylıkla sahip olunabilen, alternatifi

çok olan ya da ihtiyaç duymadığımız kaynaklar

hiçbir canlıyı motive edemezler.

Canlı varlıklar motive oldukları ölçüde mutlu

olurlar ve mutlu oldukları ölçüde hayata tutunurlar.

Ölmeyi hedefleyerek doğan hiçbir canlı olmayacağına

göre her canlı var olduğu andan itibaren

mutluluğun ve mutluluk için de motivasyon kaynağının

arayışı içindedir diyebiliriz. Bu durumu

38

toplumsal boyutta incelediğimizde ekonomik

hareketlerin temelinin de buradan kaynaklandığını

rahatlıkla görmek mümkün olacaktır.

Büyük ya da küçük tüm girişimler kuruldukları

bölgede ya da dünyada bir ihtiyacı karşılayabilmek

hedefi ile kurulmuş ve kendileriyle aynı

amacı güden rakipleriyle rekabet eder hale gelmişlerdir.

Rakiplerinden bir adım öne sıyrılabilmek

için müşterilerini, yani ihtiyaç sahiplerini,

detaylı yöntemlerle analiz eden firmalar işin

sonunda net olarak, müşterilerinin ihtiyaçlarını

en verimli şekilde karşılayabilme kabiliyetleriyle

kıyaslandıklarını görebilmektedirler. Bu kabiliyetlerinin

en önemli parametresinin ise zaman

ve maliyet olduğu aşikârdır. Çünkü insanlar

mutlu olmak isterler. Mutluluğu motivasyon

kaynaklarında ararlar ve beraberinde ise en temel

motivasyon kaynaklarını ise ‘Zaman’ olarak

tanımlarlar.

Geçmiş yıllarda rekabetteki güç; ölçekli üretimin

vermiş olduğu avantaj ile beraber dikey entegrasyonunuzun

büyüklüğü ile ölçülebilmekteydi.

Ford’un Rouge tesisleri, 19. yüzyılın sonunda

başlayan küçük şirketlerin tedarik zincirinde dikey

entegrasyona gitmeleri sürecinin ulaştığı en

son noktaydı. Bunu iten güç ise o zamanın teknolojik

gelişmeleri ve standart ürünleri çok sayıda

üretmenin getirdiği etkinlikti. Buna bağlı olarak o

dönemlerde sonuç; yukarıda bahsettiğim düşük

maliyet, müşteriye hızlı teslim ve doğal olarak

kârlılığın artması oldu.

Günümüzde ise rekabetteki gücün ölçüm kriteri

pekâlâ bariz bir şekilde değişim gösterdi. Özellikle

son yıllarda temel yetkinliklere odaklanma, dış

kaynak kullanımı ve yatay entegrasyon çok revaçta

kavramlar halini aldı. Seri ve aynı tip üretimler

yerlerini kişiye özel ve kişiselleştirilebilir ürünler

ile değiştirdi. Tabii buradaki amaç da hiç şüphe

yok ki müşteriyi motive etmekti. Lakin temel

motivasyon kaynağı halâ zaman olmasına karşın

artık dikey entegrasyon ile büyümek buna karşılık

veremez hale geldi. Ve firmalar büyümenin seyrini

değiştirip daha odaklanmış ve daha çevik bir

stratejiye göz kırpar hale geldiler.

Yetkinliklere odaklanma ve daha çevik olma

arzusunun en önemli kavşağı kesinlikle doğru

planlanmış bir Tedarik Zinciri Yönetimi’dir. Tedarik

zincirinin doğru kurgulanması ise 3 kavramın ne

kadar tamamlanmış olduğu ile doğrudan ilişkilidir;

etkin veri kaynaklarıyla (ERP yapılarıyla)

kurgulanmış bir entegrasyon, zaman-yer-yapı

ve maliyeti doğru bir planlamış bir optimizasyon,

ve tedarikçilerle hatta rakiplerle gerçekleştirilmiş

doğru bir iş birliği.

Tedarik zincirinde bilginin, ön görülerin tedarikçiler

ve perakendeciler arasında paylaşılması,

planlamada ve sipariş aksiyonlarında tedarik

zincirinin rekabet gücünü büyük oranda arttıracaktır.

Daha da ilginci sektördeki rakiplerle işbirliği

yapmak olacaktır. Pazarda bir fırsat çıktığında

geçici olarak rakiplerin kaynaklarını ve güçlerini

birleştirerek, tek başlarına kullanamayacakları bir

fırsatı değerlendirmeleri verimli bir tedarik zinciri

yönetiminde fark yaratacak unsurlardandır.

Tedarik zinciri yönetiminde bu 3 önemli kavramı

hakkıyla tamamlamaya çalışmak masrafların da

artmasına neden olabilir, bu nedenle etkinliği en

üst düzeye çıkarmak da adeta bu yönetimin gizli

öznesidir diyebiliriz.

Günümüzde her aşamasını kendimizin yüklenmeyi

hedeflediği basit bir girişim örneği olarak

‘sahip olduğumuz suyu şişelere koyup satma’yı

dahi düşündüğümüzde; boş şişeler, şişeleri koyacağımız

koliler, kolileri koyacağımız paletler,

paletleri taşıyacağımız forkliftler, forkliftleri kullanacak

sürücüler, sürücüleri ehil kılacak belgeler,

kolilerle dolu paletlerin yükleneceği çekiciler, çekicilere

şoförler, şoförlere belgeler, stoklara depolar,

depolara alarmlar…. satın almak zorundayız.

Bitmedi, bu süreçler işin satın almasıydı sadece.

Şişeleri dolduracak makineler, makinelere yağlar,

şişelere etiketler, etiketlere baskılar… sağlamak

zorundayız. Ve daha bunu satmak için gerekli

aksiyonlar var ki onlarla beraber bu zincir böyle

uzar gider.

‘Tedarik Zinciri Yönetimi Değer Ürettiğiniz

Ana İş Kolunda Sizi Söz Sahibi Kılacaktır’.

Sonuç itibariyle bir işletmenin tüm aşamalarını

dikey bir yapıyla üstlenmek demek; ‘Satın Almak-Üretmek-Taşımak-Satmak-Hizmet

Vermek’

adımlarının hepsini en etkin şekilde yürütmek

ve müşteriyi mutlu edecek zaman ve maliyet

verimliliğiyle ona sunabilmek demektir. Halbuki

doğru şekilde entegre edilmiş, optimizasyonu

etkin şekilde planlanmış ve doğru iş birlikleriyle

oluşturulmuş bir ‘Tedarik Zinciri Yönetimi değer

ürettiğiniz ana iş kolunda sizi söz sahibi kılacaktır’.


Katkılarıyla

KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

“Jenerasyon değişikliği nedeni ile internetten alışverişte

bambaşka bir dönem yaşıyoruz!”

CPM Yazılım Yönetim Kurulu Başkanı Recep Palamut ile bir röportaj gerçekleştirdik. Sayın Palamut firmanın

kuruluş hikayesini, günümüzde dijital dünyada verdikleri hizmetleri, sosyal sorumluluk konusunda attıkları

adımları ve 2018 hedeflerini bizler ile paylaştı.

Firmanızın kuruluş ve profesyonelleşme sürecinden söz

eder misiniz?

CPM Yazılım 1989’da çok kapsamlı bir yazılım firması olarak sektöre

giriş yaptı. Türkiye’nin farklı bölgelerindeki çözüm ortaklarımızla

sanayi sektörü başta olmak üzere çok farklı sektöre hizmet vermekteyiz.

Konfeksiyon, mobilya, otomotiv, dağıtım, enerji, hizmet,

ambalaj, sağlık, kamu, savunma, bankacılık, kimya, gıda, tekstil,

inşaat, metal, un, perakende, plastik, eğitim sektörleri için farklı

yazılım çözümleri sunuyoruz. CPM Yazılım olarak stok takibinden,

malzeme ihtiyaç planlamaya, risk yönetiminden kredilere, yasal

defterlerden uluslararası raporlamaya, doküman yönetiminden

kurumsal satın alma ve gider yönetimine, satış öncesi CRM’den

satış sonrası servis hizmetlerine, kalite yönetiminden toplam verimlilik

yönetimine kadar birçok sistemin bir arada çalıştığı entegre

sistemler bütünü sağlıyoruz.

CPM Yazılım olarak hangi alanda hizmet veriyorsunuz?

Bugüne kadar 500’den fazla firmaya yazılım hizmeti verdik.

Türkiye’nin büyük firmalarından Altınbaş Holding, Bilfen Okulları,

Doğadan, Kimteks, Konfor Mobilya, Roteks, Arsan Dokuma, Atlas

Giyim gibi farkı ölçekte ve farklı sektörlerde faaliyet gösteren firmaları

örnek vermemiz mümkün. CPM ERP tüm bu sektörlere ve

daha fazlasına uygulanabilir bir sistem.

Biz B2B iletişimimizi deneyimli satış ve pazarlama ekibimizle birlikte

yürütüyoruz. Mevcut müşterilerimizle mümkün olduğunca bir

araya gelerek yazılımlarımız hakkındaki görüşlerini alıyoruz. Bizim

için yazılımı sattık bitti diye bir durum asla söz konusu olamaz, satış

sonrası hizmetimiz ile şirketin yazılımı efektif kullanabilmesini ve

daha iyi nasıl verim alabileceklerini anlatmaya çalışıyoruz. Çalışanlarımızın

yanı sıra müşterilerimizin de sistemleri daha verimli

kullanabilmeleri için CPM Akademi’yi kurduk. Türkiye genelindeki

iş ortaklarımıza ve CPM Yazılım müşterilerine CPM Akademi’de

eğitim vermek de yeni dönem planlarımız arasında.

Firma olarak yazılımın öncü firmalarından birisiniz. Sizi

farklı ve tercih edilir kılan özellikleriniz neler?

Firmaların ihtiyacı olan tüm bilgi akışına ve raporlamalarına doğru

ve hızlı şekilde ulaşabilmelerini sağlayacak ürün yelpazesi sunuyoruz.

Stok takibinden, malzeme ihtiyaç planlamaya, risk yönetiminden,

kredilere, yasal defterlerden, uluslararası raporlamaya,

doküman yönetiminden, kurumsal satın alma ve gider yönetimine,

satış öncesi CRM’den, satış sonrası servis hizmetlerine, kalite

yönetiminden, toplam verimlilik yönetimine kadar birçok sistemin

bir arada çalıştığı entegre sistemler bütünü sunuyoruz.

CPM Yazılım olarak; konfeksiyon, mobilya, otomotiv yan sanayi,

bankacılık, kimya, gıda, Tekstil, inşaat, Metal, tahıl, özel okul,

kumaş yönetimi, mühendislik çözümü gibi birçok farklı yazılım

çözümlerimiz var.

Türkiye’de 40 bin tane KOBİ ve KOBİ üstü şirket var bunların sadece

yüzde 17’si ERP ile tanışmış. Bugün Türkiye’nin ilk 500’ünde yer

alan firmaların çoğu ERP bilmiyor ve paket program kullanıyor.

Bizdeki sistem ise her türlü aktiviteyi, her türlü datayı hafızasında

tutuyor. Bugün bir çalışan programdaki bir sütunu silse bile ne zaman,

hangi saniyede, kaç yıl önce hangi bilgisayardan silmiş gibi

cevapları bilebiliyoruz. Bugün bile hiçbir kayıt tutmamış, ERP’den

yararlanmayan holdingler var. Risk almak istemiyorlar, sadece

yama yaparak ilerliyorlar. Bu virajı dikkatli ve hızlı dönemeyen

şirketlerin çoğu ya batacak ya bitecek. İnternetten alışveriş, sipariş,

jenerasyon değişikliği nedeniyle bambaşka bir dönem yaşıyoruz

artık. Bizim bunları Türkiye’ye ve KOBİ’lere anlatmamız lazım.

Mobil Uygulamalar ile Her Yerden Kolay Erişim uygulaması

nedir? Kısaca bahseder misiniz?

Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçişle birlikte, iletişim alanındaki

gelişmeler; bilginin üretimini, depolanmasını ve paylaşılmasını

zamandan ve mekândan bağımsız hale getirmiştir. Aynı zamanda

bilginin üretilmesi ve paylaşılmasıyla ilgili kaynaklar hem

çeşitlendi hem de bilgisayar ve mobil cihaz (akıllı telefon, tablet

bilgisayarlar vb.) teknolojisindeki gelişmelere bağlı olarak mekâna

bağlılıktan ve periyodik olmaktan kurtuldu; kısacası bilginin her

yerden erişilebilir olmasını sağladı.

CPM ERP’de bu gelişmeleri yakından takip edip, firmalarımıza bu

geliştirmeleri uygulatmak adına mobil uygulamalar birim müdürlüğümüz

ile destek vermekteyiz. Bu departmanımız bu zamana

kadar birçok uygulama geliştirmiştir. Bu uygulamalar; plasiyerlerin

sadece kendi müşterilerine risk limitleri dahilinde satış yapabildikleri

online ve offline olarak çalışabilen ve plasiyer performansının

anlık olarak takip edildiği, CPM Master MobiSale, depodaki ürünlerin

raf göz sistemine göre takip edildiği, mal giriş ve çıkışlarının

yapıldığı, kritik stok seviyesinin altına indiğinde firmanın talebine

göre otomatik ya da manuel olarak satın alma siparişi oluşturan

CPM Master MobiStore, firmaların CPM Master’a girilmiş olan satın

alma ve satış sipariş onay/red durumlarını, revize işlemlerini hızlı

bir şekilde yapabildikleri CPM Master MobilOnay, BI ve raporlama

çözümümüz olan CPM Analytics’tir. Tüm bunlar kendi içimizde

geliştirmiş olduğumuz uygulamalardır ve şu anda CPM kullanan

birçok firmada aktif olarak kullanılmaktadır.

CPM Bülten ve “2 BİN MUSİBET 1NASİHAT” ı okuyucularımıza

kısaca tanıtır mısınız?

CPM Bülten üç ayda bir güncel konuları ele alarak hazırladığımız;

içerisinde müşterilerimiz ile yaptığımız röportajların, sosyal sorumluluk

projemiz “Eğitim İçin Her Şey” ve sponsorluk haberlerimizin,

yazılım ile ilgili teknik konuları ele aldığımız makalelerin,

katılmış olduğumuz etkinlik haberlerinin bulunduğu CPM’i kendi

dilinden anlatan bir mecra bizim için.

“2 BİN MUSİBET 1NASİHAT” adlı eser değerli hocamız Sayın Ahmet

Levent Öner tarafından 2016 yılında yazılmış, CPM sponsorluğunda

basılmıştır. Kitabında yöneticilikte etkin karar verebilmenin ve

“ERP Sistemi” alt yapısının önemi üzerinde duran Ahmet Levent

Öner; işletmelerde yaşanan ve doğrudan ya da dolaylı olarak sonuçları

kötü etkileyen eksik ve hatalı uygulamalara dikkat çekmek

istemiştir.

Firma olarak sosyal sorumluluk projelerinde de aktif rol oynadığınız

biliniyor. Bu projelerden ve öneminden kısaca bahseder misiniz?

CPM Yazılım olarak eğitim alanındaki sosyal sorumluluk projelerimizle

de ülkemize hizmet etmeye devam ediyoruz. Şanlıurfa’dan

start verdiğimiz “Eğitim İçin Her Şey” projemizle; 10.000 öğrenciye

kışlık giyecek ve 20.000 öğrenciye de kitap yardımında bulunduk,

20 okula ise su kuyusu açıldı. Isınma ve su sorununa çözüm olmak

amacıyla başlattığımız “Eğitim İçin Her şey” projesi ile 5 yıllık

planlamada toplam 250 okul ve 100.000 öğrenciye ulaşmayı

hedefliyoruz.

Ayrıca, 2016 yılında 37. Türkiye Ralli Şampiyonası’nda birinci olarak

kırılması zor bir rekora imza atan ve beşinci kez şampiyon olan

Simin Bıçakçıoğlu’nun, 2017 Türkiye Ralli Şampiyonası’nda yarışan

Yağız Avcı ve Adil Küçüksarı’nın takımı Neomotorspor’un da ana

sponsoruyduk. Türkiye Ralli Şampiyonası’nda Sınıf N klasmanında

Adil Küçüksarı’nın 1.’liği, Avrupa Ralli Kupası ERT2 klasmanında

Yağız Avcı’nın 1.’liği ve Adil Küçüksarı’nın 2.’liği ile gururlandık.

2018 hedefleriniz ve planlarınız neler?

2017 yılında CPM Yazılım olarak yatırım ve hedeflerimizle ciddi bir

ivme yakaladık. Ar-Ge merkezi olmamızla birlikte yeni dönemde

10 milyon TL’lik yatırım hedefimiz var. Her geçen gün gelişen ve

büyüyen Türkiye’de yazılımın önemini farklı platformlarda duyurmak

önceliklerimiz arasında.

Bunun yanında yazılım dünyasında bizim için fazlasıyla önem

arz eden dikkat ve hız hedefinden yola çıkarak Targan Hazarhun

ile birlikte bir yelken takımı oluşturmaya karar verdik ve Targan

Hazarhun’a sponsor olduk. Kendi çalışanlarımızdan oluşan ekibimiz

ile 2018 yılı bu bağlamda da CPM Yazılım’ın harekete geçtiği

bir yıl olacak.

39


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Yenilikçi ve Öncü Ürünleriyle Ayrışıyor:

Verifone’dan Her İhtiyaca Uygun Yazarkasa

Verifone, sunduğu mobil, masaüstü ve basit yeni nesil yazarkasa çözümleriyle büyük küçük her işletmenin

ihtiyacına uygun alternatifler sunmaya devam ediyor. TÜBİTAK ve Gelir İdaresi Başkanlığı’nca onaylanmış VX680

ECR, MX 915 ECR ve PBT 900 modelleriyle Verifone, esnaf ve KOBİ’lerin her ihtiyacına karşılık verirken; müşteriler

ve işletmeler Verifone güvencesiyle üstün bir ödeme deneyimi yaşıyor.

Zubizu uygulaması, Verifone Perakende Çözümü,

kontör yükleme, kupon sadakat programları ve

kampanyaları destekliyor.

NFC temassız işlemleri de destekleyen VX680

ECR, ekstra kazanç getiren uygulamalarıyla da

elektrik, su vb. faturaların ödemelerini de alabiliyor.

VX680 ECR ile Yazarkasa POS entegrasyonu

sağlanan ZUBİZU uygulaması sayesinde, ZUBİZU

kullanıcıları ödeme sırasında kendilerine sağlanan

tüm ayrıcalıklardan faydalanabiliyor.

Dünya ödeme sistemi lideri Verifone, işletmelerin

hayatını kolaylaştırmaya devam ediyor. Yasal zorunluluk

nedeniyle 31 Aralık 2017 tarihine kadar

yeni nesil yazarkasaya geçiş yapması gereken

tüm işletmelerin yanında olan Verifone, büyük,

küçük her işletmenin ihtiyacına göre yazarkasa

seçenekleri sunuyor. Verifone’un mobil, masaüstü

ve basit yeni nesil yazarkasa seçeneklerine 879

TL’den başlayan fiyatlarla sahip olmak mümkün.

Her İşletmenin İhtiyacına Uygun Yazarkasa

Çeşitleri Sunuyor

TÜBİTAK ve GİB(Gelir İdaresi Başkanlığı) onaylı,

yazılımından donanımına yüzde yüz Verifone

üretimi ve mali modülü Türk mühendisleri tarafından

yazılmış olan VX680 ECR ile Verifone’un

ürün portföyü tamamlanıyor.

VX680 ECR Mobil Yazarkasa POS, bankacılık uygulamaları,

yemek kartları, restoran otomasyonu,

40

Geliştirilen esnek altyapıyla, farklı servisler ve

uygulamalarla da kolayca entegre edilebilen

Olivetti Verifone MX 915 ECR, hem yazarkasa

hem de POS cihazı fonksiyonlarını tek bir cihazın

içinde sunuyor. Özel kontrollerden geçirilen, en

yüksek güvenlik sertifikasyonlarına sahip Olivetti

Verifone MX 915 ECR, dokunmatik ekranından

güçlü işlemcisine kadar hız ve kalite açısından

benzerlerinden ayrışıyor. İşletmeye göre kişiselleştirilebilen,

geniş ekranlı cihaz, özellikle yoğun

işletmelerde müşterileri sıra bekleme derdinden

kurtarıyor.

Küçük ve ergonomik tasarımıyla kullanım kolaylığı

sağlayan PBT900 serisi ise geleceğin teknolojilerini

bugünden sunarak hem işletmelerin

hem de müşterilerinin hayatını kolaylaştırmayı

amaçlıyor. Mevcut sistemlerle yüzde 100 uyumlu

çalışabilen ve katma değerli hizmetlerle ek gelir

fırsatları sağlayan PBT900, uygun maliyetiyle de

dikkat çekiyor.

Büyük küçük her işletme için her ihtiyaca

Verifone’da bir ödeme çözümü olduğunu belirten

Verifone Güney Doğu Avrupa, Türkiye ve Türki

Cumhuriyetler’den Sorumlu Başkan Yardımcısı ve

Genel Müdürü Onur Altınbaş;

“Verifone için Türkiye çok önemli bir üs konumunda.

10 yıldır kendi ofisimizle Türkiye’deyiz

ve şu anda Türkiye’den Güneydoğu Avrupa,

Ortadoğu ve Afrika Bölgeleri’nden 60’tan fazla

pazarı yönetiyoruz. Verifone olarak, sadece değişimi

ve teknolojiyi takip eden bir firma değil,

bu değişime ve teknolojilere yön veren bir firma

olmayı hedefledik. Türkiye’deki Veri Merkezimiz

bünyesinde 2013 yılından beri TSM (Güvenli

Servis Sağlayıcı) hizmeti veriyoruz. Veri merkezinde,

bankacılık işlemleri için servis hizmet

sürekliliğini sağlamak adına son teknoloji ürünler

kullanıyoruz. Bulut tabanlı platformda, Türk mühendislerimizin

İTÜ ARI Teknokent’te geliştirdiği

yazılımlar kullanılıyor. TSM merkezimizle tüm

sektöre hizmet verirken, farklı uygulamaları daha

etkin biçimde hayata geçirip işletmenin ek gelir

kazanmasına da olanak sağlıyoruz.

Türk mühendislerimizle geliştirerek esnaf ve

KOBİ’ler için sunduğumuz VX680 ECR ile artık

her ihtiyaca karşılık veriyoruz. Esnafın ihtiyacını

belirleyip yazarkasa seçeneklerimizi sunuyoruz.

Sadece esnaf, KOBİ ve müşterileri için değil,

Türkiye pazarına katkı sağlamak için çalışıyoruz.

Türkiye 2023 yılı Nakitsiz Toplum hedefine doğru

hızla ilerliyor ve bunu destekliyoruz. Türk mühendislerimizle

geliştirdiğimiz projelerle, ülkemizin

ödeme teknolojileri pazarında ne denli önemli

bir ülke olduğunu bir kez daha gösterdik.“ diyor.


DOSYA: OTOMOTIV RENT A CAR

41


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Şirketi yalnızca mali göstergelerle yönetmek, arabanızı dikiz aynasıyla sürmeye benzer.

Süreç, kurgulanan bir amaç doğrultusunda birbirini takip

ederek değer yaratan faaliyetler dizisi olarak adlandırılır.

Süreç yönetimi ise, süreçlerin sürekli ve düzenli olarak

izlenmesi ve geliştirilmesini garanti altına almak için

yapılan faaliyetler dizisidir. Süreç yönetimi süreçlerin

tasarımı, sürdürülmesi, müşteri ihtiyaçlarının daha iyi

karşılanması için sürekli değerlendirme, analiz ve geliştirmeleri

kapsayan bir çevrimdir. Günümüz rekabet

koşullarında, Şirketlerimizi yönetebilmek ve sürdürülebilirliğini

sağlamanın ilk ve temel adımı neyi, nasıl

yönettiğimizi belirlemekten geçer. Dr. William Edwards

Deming’in de belirttiği gibi “Eğer yaptığınız işi süreç

olarak tanımlayamıyorsanız, ne yaptığınızı bilmiyorsunuz

demektir.” Bir numara olmak, piyasada vazgeçilemez

bir marka olmak adına gerçekleştirilen bayrak yarışında,

kişilere mahkum olmadan, elde edilen tecrübeyi kayıt

altına alarak, şirket faaliyetlerini akışlar halinde çizmeli,

süreçleri dokümante ederek ölçmeli ve performansı

sürekli takip altında tutmak kaydıyla gerekli aksiyonları

alarak artırmalıyız.

Süreçlerin belirlenmesi, dokümante edilmesi amacıyla

birden fazla yöntem seçilebilir. Bunlardan birisi APQC

gibi kaynaklardan, bulunduğunuz sektöre özel hazırlanmış

şablonların kılavuz olarak belirlenmesidir. Bir diğer

yöntemde ise alt seviye yöneticilerle beraber workshop

çalışmaları yaparak yürüttükleri operasyonları kaleme almak

yoluyla gerçekleştirilir. Tabi bu iki yöntemin karması

da yapılabilir. Hazırlanan taslak süreç modellerinin süreç

katılımcı ve sahipleri ile beraber üzerinden geçilmesi

yoluyla şirkete özgü dokümanlar hazırlanabilir. Bu çalışmalar

esnasında süreçlerin olmazsa olmaz koşullarından

olan performans kriteri belirleme çalışmaları gerçekleştirilir.

Peter Drucker’ın da belirttiği üzere “ölçemediğiniz

hiçbir şeyi yönetemezsiniz.” Şirketi yalnızca mali göstergelerle

yönetmek, arabanızı dikiz aynasıyla sürmeye

benzer. Bu nedenle süreçlerinizdeki kritik performans

göstergelerini belirleyerek mali göstergelere ek olarak,

gelecek projeksiyonda gideceğimiz yönü gösterecek olan

müşteri memnuniyeti, teslimat ve kalite performansı

gibi kriterlerin kısa periyotlarda ölçülmesini ve hedeflendirilmesini

sağlayarak CEO seviyesine raporlanmasını ve

aksiyon alınmasını sağlamamız gerekmektedir.

Süreçlerin dokümantasyonu ve performansının takibi

amacıyla kullanılan Süreç yazılımları konusunda üç ayrı

yöntem izlenebilir. Birincisi; ofis programları aracılığıyla

süreç akışlarını çizmek, İkincisi; konuya özel profesyonel

yazılım aracılığıyla süreçleri yönetmek, üçüncüsü ise;

ikincisine ek olarak, yürütülen süreçleri, satınalınan yazılım

aracılıyla modellemek ve şirketin tüm yazılımlarını

bu süreç yazılımı aracılığıyla kodlayarak, süreç akışını

sağlamak, otomatik ölçüm gerçekleştirmektir. En pahalı

yazılımlar üçüncü yöntemde belirttiğim kapsamda yer

alanlardır. Çünkü bu metotta, tüm iş süreçlerini yazılım

üzerinden kodlayarak daha kapsamlı çalışmalar yapabilirsiniz.

Birden fazla bayide operasyon yürüten, en ufak

bir hatada şirkete maddi açıdan kayba neden olunabilecek

durumlarda bu yöntem tavsiye edilir. Örnek vermek

gerekirse bankaların, kredi verme koşullarında bir değişiklik

gerçekleştirildiğinde merkezden ilgili değişiklik

yazılım üzerinde kodlanır ve tüm bağlı kuruluşlarda,

değişiklik hızlıca devreye alınır. Eğer yönettiğiniz firmada

böyle bir durum söz konusu değilse bir ve ikinci yöntem

olarak belirttiğim model üzerinden gitmek daha doğrudur.

İlk etapta süreç sahipleri ile beraber ofis programları

aracılığıyla süreçler belirlenerek tespit edilir, eş zamanlı

olarak ölçüm altyapısı kurulur, belirli bir olgunluğa

gelinmesi ile beraber süreç yönetimi yazılımı alınarak,

artık ofis programları ile üstesinden gelinemeyen süreç

yönetimi sürecinin kolay takip edilebilir ve yönetilebilir

hale gelmesi sağlanır. Bu bağlamda, kullanılan yazılımın

tipi ne olursa olsun, esas olan, sürecin herkes tarafından

doğru bilinmesi, periyodik olarak ölçümlendirme, hedef

gözden geçirme çalışmaları yaparak iyileştirmeye açık

noktaların tespit edilmesi ve sürekli iyileştirme çalışmalarının

gerçekleştirileceği altyapının kurulmasından

geçer.

“Kâra bakarak bir firmayı yönetmek dikiz aynasına

bakarak araba kullanmaya benzer. Dikiz aynası nerede

olduğunuzu gösterir ancak nereye gi=ğinizi göstermez”.

Dr. William Edwards Deming

42


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Kobilerde Kurumsal Çözümler ve Öneriler

KOBİX olarak bünyenizde sunduğunuz hizmeti

kısaca anlatır mısınız?

KOBİX Kobi Koçluğu olarak hedef kitlemiz küçük ve

orta ölçekli işletmelerdir. İşletmelerin yönetim sistemi

ve bilişim teknolojileri altyapılarında iyileştirme

veya yeniden yapılanma projelerinde danışman ve

proje yöneticisi olarak yer alıyoruz.

Odaklandığınız danışmanlık konuları nelerdir?

Kobiler ile çalışmalarımızda kendi danışmanlık konumuz,

kurumsallaşma ve stratejik yönetim danışmanlığıdır.

İşletmenin sorunlarının çözümü için geliştirdiğimiz

ve işletme kalite yönetim birimi ile yönettiğimiz

projelere, projenin ihtiyaç duyduğu insan

kaynakları, finans, pazarlama gibi diğer danışmanlık

hizmetlerini de iş ortaklarımızdan veya kobinin anlaşmalı

diğer danışmanlarından temin ediyoruz.

Firma olarak sektörde sizi diğerlerinden

farklı kılan özellikleriniz neler?

Kobiler ile çok sayıda kurumsallaşma projeleri gerçekleştirdik.

Kobileri tanıyoruz. Kobilerde kurumsallaşma

projelerimizde kobilerin işleri yapma dinamiklerine

en uygun, kısa süreli, birbirini takip eden

projeler şeklinde yol alıyoruz. Kobilere özel, agile

proje yönetimi tekniğine çok benzer kendimizin

geliştirdiği bir projelendirme tekniğini kullanıyoruz.

Kobilerde projelerimizin başarısını yüksektmek adına

tekniğimizi sürekli geliştiriyoruz.

İşletmeler kurumsal danışmanlık hizmeti

alarak ne tür faydalar sağlayabilirler?

Bakkalların rakiplerinin uluslararası süpermarketlerin

olduğu günümüzde tüm işletmeler pazarı ne

büyüklükte olursa olsun var olan veya olma potansiyeli

yüksek olan uluslararası rakipleri ile rekabet

halindedir. Bu yüzden günümüz koşullarında kobilerin

varlığı ve sürdürülebilirliği, kurumsal bir yapı

ile hızlı, dinamik, esnek ve yaratıcı bir örgütlenmeye

sahip olmasına bağlıdır. Değişen fırsatları görüp yakalayabilecek,

tehditleri yönetebilecek bir kurumsal

yapının varlığı olmazsa olmazdır. Bu yapının en

önemli unsurları yönetim sistemi, bilgi teknolojileri

ve insandır. Doğru insanlar ile işi doğru şekilde yapmak

ve bilişim teknolojilerini kullanarak izlenebilir,

verimli ve hızlı olabilmek kobileri sürdürülebilir kılacaktır.

Yeni bir iş kurmak isteyen girişimcilere veya

işlerini büyütmek isteyen firmalara nasıl hizmetler

veriyorsunuz?

Yeni iş kurmak isteyen girişimcilere koçluk hizmeti

veriyoruz. Devlet ve diğer kurum/işletmelerin girişimci

desteklerini takip etmelerinde rehberlik yapıyoruz.

Şirketler veya bireyler kurumsal danışmanlık

için başvurduktan sonra nasıl bir yol izleniyor?

Kobilerin kurumsal danışmanlık talebi işlerin yönetiminde

ciddi sorunlar yaşamaya başladıklarında

gerçekleşiyor. Daha verimli ve sorunsuz çalışabilme

istekleri işletmeleri bize getiriyor. Alacakları hizmet

konusunda çok farkındalığa sahip olduklarını düşünmüyoruz

maalesef. Bu yüzden mevcut durum analizi

ile başlayan hizmetimizde işletmenin en önemli

gördüğü sorunlarına odaklanıyoruz. Bu sorunların

kök nedeni olan altyapı eksikliklerini tespit ederek

belirlenen sorunların önceliklerine göre çözüm projeleri

şeklinde yol alıyoruz.

İşletmede gerçekleştireceğimiz projeleri bizimle

birlikte yönetecek kalite yönetim birimi ve kalite

mühendisi olarak endüstri mühendisinin istihdam

ediliyor olmasını işletmeye şart koşuyoruz. Tüm çalışmalarımızı

kalite yönetim birimi ve kalite mühendisi

ile gerçekleştiriyoruz.

Sorun önceliklerine göre birbirini takip eden projlerimiz

toplamda minimum 2 yıl sürüyor. İyileştirmeler

ile kobi birlikteliğimiz devam ediyor.

Eğitim ve projeleriniz hakkında kısa bir bilgi

verir misiniz?

Proje kültürü ve gençlerin en verimli şekilde projelere

dahil edilmesini önemsiyoruz. Bu çerçevede proje

tekniklerinin anlatıldığı eğitimleri sık sık düzenliyoruz.

Gençlerin kobilerde veya kobiler için çalışmasını

artırıcı projeler geliştiriyoruz.

Kobilerin kurumsallaşmasının sadece işletme içi çalışmalarla

değil devlet, üniversite ve yerel yönetimler

gibi diğer kurum/işletme birliktelikleri ile gerçekleşecebileceğine

inanıyoruz. Bu nedenle üniversite

sanayi işbirliği projelerinde yer alıyoruz.

KOBİX olarak 2018 hedef ve planlarınız nelerdir?

2018 yılı için hedefimiz; kobilerde kurumsallaşma

projelerimizde geliştirdiğimiz çözüm tekniklerini

standart hale getirmektir. Kobilere özgün çözüm

tekniklerimiz ile çok sayıda kobiyi daha kurumsal bir

yapı ile güçlü ve sürdürülebilir kılabilmektir. Başarı

yüzdesi yüksek kurumsallaşma projelerine imza atan

işletme olarak bilinirliğimizi artırmaktır.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var

mı?

Ülke ekonomisinin omurgası olan kobilerin güçlü

ve sürdürülebilir olması vatandaş olarak hepimizin

meselesidir. Uluslararası düzeyde rekabet yeteneğine

sahip olmak zorunda olan kobileri desteklemek

sorumluluğumuzdur.

Kurumsal olmak artık bu kobilerin tercihi değil zorunluğudur.

Devlet, kobiler, üniversiteler, danışmanlar

olarak hep birlikte ortak bir dilde buluşup kobilerin

bu engeli aşmalarını sağlamalıyız. Kurumsal

olamayan, bilişim teknolojisini kullanamayan kobi,

patron ve aile şirketleri yok olmaya mahkumdur.

43


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

44

“Liderlerin %80’i dijital dönüşüm hakkında olumlu düşünüyor”

Kurumlar için dijital dönüşüm ve iş süreçleri çözümleri üreten Software AG’nin dünyanın dört bir yanında

düzenlediği dijital çağın yenilik odaklı organizasyonu “Innovation Tour” bu yıl ilk defa Türkiye’de gerçekleşti.

Çeşitli endüstrilerden üst düzey dijital dönüşüm liderleri ve BT yöneticilerinin konuşmacı olarak katıldığı

etkinlikte, Software AG’nin çözümlerini kullanan kurumlar deneyimlerini aktardı ve iş dünyasında dijital

dönüşümün mevcut durumu tartışıldı.

Türkiye’nin dijital dönüşüm liderleri “Innovation Tour”

etkinliğinde bir araya geldi. Consulta’nın ana sponsor,

Comparex Türkiye›nin altın ve Maya Bilgi Teknoloji›nin

gümüş sponsor olduğu bu etkinlikte, Software AG’nin

geliştirdiği dünyanın ilk Dijital İş Platformu’nu iş süreçlerinde

uçtan uca dijital dönüşüm aracı olarak kullanan

kurumlar, yerel kullanım örnekleriyle birlikte dijital

eğilimleri, Nesnelerin İnterneti (IoT), Kurumsal Görünürlük

Platformu, İş ve BT Dönüşüm çözümlerini aktardı.

Açılış konuşmasını yapan Software AG Türkiye Genel

Müdürü Ebru Kılıç Eker, “Dijital dönüşümün bugün tekstil

endüstrisinden, taşımacılık sektörüne ve hatta sanata

kadar pek çok alanda önemli bir açılım gösterdiğine şahit

oluyoruz. Bu açılımın içerisinde uçtan uca bir dönüşüm,

bu dönüşümün doğru bir şekilde yönetilmesi, rakiplerinizden

sizi ayrıştıracak servislerin açık bir ekosistemde

ortaya çıkarılabilmesi ve tüm çözümlerin anında devreye

sokulması gibi bir iş modeli bulunuyor. Tüm bu kapsamlı

dönüşüm sürecinde biz de Software AG olarak dijital dönüşümünüzün

zorluklarını birlikte üstleniyoruz. İş dünyasından

farklı sektörlerin bir araya gelerek ortak çözümler

üretmesini de çok değerli buluyoruz” dedi.

Hayriye Karadeniz

Ford Otosan

“Liderlerin %80’i dijital dönüşüm hakkında olumlu

düşünüyor”

Dijital dönüşüme, benzersiz bir zihniyetin eşlik ettiğini

vurgulayan Software AG Endüstri Çözümleri Başkan Yardımcısı

Sven Roeleven, “İş geliştirme bir değişim stratejisini

zorunlu kılıyor. Gartner’ın araştırmasına* göre, CEO’ların

%80’i dijital dönüşüm hakkında olumlu düşünüyor

fakat sadece bunun yarısı gerçekten bir dönüşüm stratejisine

sahip. CEO’ların öncelik verdiği üç konu bulunuyor:

gelirlerin artmasıyla büyüme, Nesnelerin İnterneti gibi

yeni teknolojilerin kullanımı ve son olarak bu teknolojilerle

birlikte ürün inovasyonu yapabilmek. Tüm bu süreçler

için bir dijital platform oluşturmanız gerekiyor. Software

AG olarak tüm büyük sektörlere, iş modelleri için ihtiyaç

duydukları inovasyonlar üzerine çalışmalar yürütüyoruz.

Amacımız tüm süreçleri tek bir mimari yapı ile entegre

şekilde, yapılandırılmış bir biçimde sunabilmek” dedi.

“Nesnelerin İnterneti dijital dünyayı gerçek dünyaya

taşıyor”

“Nesnelerin interneti dediğimiz zaman herkes nesnelerin

birbiriyle bağlantılı olduğunu anlıyor ama asıl önemli

olan bu bağlantıdan fayda sağlayabilmektir” diyen

Software AG Doğu Avrupa, Orta Doğu Bölgesi Teknik

Çözümler Başkan Yardımcısı David Milot, Endüstri 4.0

döneminde rekabet için dijital dönüşümün şart olduğunu

vurgulayarak konuşmasına şu sözlerle devam etti:

“Software AG’de yaptığımız, organizasyonları dijital

kurumlara dönüştürmek. Dijital dönüşümün pek çok

zorluğu bulunuyor, fakat Nesnelerin İnterneti konusunda

bu zorluklar daha da üst düzeyde yaşanıyor. Bu cihazlar,

her gün milyarlarca veri üretiyor. Oyunun kuralı sadece

bu verileri almak değil, bunlardan anlam da yaratabilmek

ve bu bilgiden bir değer yaratabilmek. Bu noktada,

bilgiyi yarara dönüştüren bir yazılım kritik rol oynuyor.

Nesnelerin İnterneti teknolojisi en basit anlatımıyla dijital

dünyayı gerçek dünyaya taşıyor. IoT teknolojisinden aldığınız

veriyi anlamak için platform yaklaşımı çok önemli.”

“Dijitalleşen dünyada otomotiv sanayi hızlı olmak

zorunda”

Ford Otosan BT Direktörü ve CDO’su Hayriye Karadeniz,

çağa ayak uydurabilmek için dijital dönüşüm ve

inovasyon yatırımlarını artırdıklarını söyledi. Karadeniz

“Araştırmalar araç sahipliğinin azalacağını ve paylaşım

ekonomisinin artacağını gösteriyor. Bu veriler ışığında

biz de Ford Otosan olarak inovasyon ve dijital dönüşüm

çalışmalarımızı hızlandırdık. Tasarım, üretim, satış, satış

sonrası süreç; yani uçtan uca bir dönüşüm içerisindeyiz.

Ülke ve şirketler olarak bu değişimin içerisinden ne

Sven Roeleven

Software ag dijital

yakalarız ve keşfederiz diye çalışmamız gerekiyor” dedi.

Moderatörlüğünü Consulta Yönetici Ortağı Tolga Acarlı’nın

yaptığı “İş dünyasında dijital dönüşüm” oturumunda

Software AG’nin çözümlerini kullanan Fibabanka,

Kredi Kayıt Bürosu, Farplas ve Hayat Kimya’nın dijital

dönüşüm liderleri deneyim aktarımlarında bulundu.

“Gelecekte girişimciler yöneticilik değil liderlik

yapacak”

Consulta Yönetim Kurulu Başkanı, İtalyan Girişimcileri

Derneği Başkanı Prof. Dr. Emre Burçkin ise yöneticilerin

bu dijital dönüşümden ne istediklerini, en öncelikli hedeflerini

katılımcılarla paylaştı. Burçkin “Dijital dönüşüm

dendiğinde bir yönetici; zaman ve kaynak tasarrufu,

süreç yönetiminde yalın sistem yaklaşımı, farklı iletişim

metotları, stratejik konumlanma ve ileri teknolojileri etkin

kullanabilmeyi hedefler. Değişime sürekli hazır olan, karar

vermeye yönelik çok daha etkili ve hızlı bir nesil yetişiyor.

Yani yöneticiler inovasyona açık olmalı, şirket hedeflerini

düşünerek hareket etmeli, rekabeti takip etmeli ve

dijital dönüşümde öncü olmalı, kaynakları optimal kullanmalı,

olası negatif sonuçlardan korkmamalılar” dedi.

Bosch Türkiye›nin “i4.0 at BOSCH: Shaping the change!”

başlıklı sunumunda Endüstri 4.0’ın yedi katmandan

oluştuğu belirtildi, “Bosch olarak hızlı entegrasyon, açık

standartlar, gerçek zamanlı görüntüleme, dijital yaşam

döngüsü, güvenli değer tabanlı ağ ve akıllı çözümlerden

oluşan tüm bu 7 katmana dokunan çalışmalar yürütüyoruz.

Üretimde akıllı entegrasyon çözümleri sunuyoruz. IoT

alanında güçlü ortaklıklarımız mevcut ve globalde, Software

AG ile de iş ortaklığımız bulunuyor” dendi.


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Endüstri 4.0 Geçişi ile birlikte sanayi firmaları otomasyon ve

teknolojik yatırımlara daha fazla önem veriyor.

SEKA BİLİŞİM Genel Müdürü

Serkan AKTAŞ

2-5 Kasım tarihleri arasında Kocaeli Fuar

Merkezinde gerçekleştirilen SANTEK 2017

Doğu Marmara Sanayi ve Teknoloji Fuarına

Katılım Sağlayan SEKA BİLİŞİM, OT/VT alanında

ortaya çıkan yenilikleri bölge firmalarına

aktardı.

FUAR ile ilgili görüşlerini dile getiren SEKA

BİLİŞİM Genel Müdürü Serkan AKTAŞ;

Yaklaşık 30 bin profesyonelin katıldığı fuarın

kendilerini Bölge Sanayicilerine doğrudan

ifade etme şansı doğurduğunu, katılımcı

firmalar ile çalışma şansı yakaladıkları ve

fuara katılım sağlayan İRAN, IRAK ve KORE

temsilcileri ile işbirliği olanakları sağladıklarını

iletti.

Endüstri 4.0 Geçişi ile birlikte sanayi firmalarının

otomasyon ve teknolojik yatırımlara

daha fazla önem verdiğini, Kosgeb ve diğer

kuruluşların desteği ile bu geçisin hızlı

ve hareketli olduğunu SEKA BİLİŞİM Olarak

Türkiyenin her bölgesinde yayılmış olan

müşterilerine bu geçişte Donanımsal ve

Çözüm anlamında destekler olduğunu iletti.

Son olarak fuara bizzat gelerek ya da ürün

desteği sağlayarak yanlarında Olan M3,

PERKON, DATALOGİC ve PANASONIC Yetkililerine

teşekkür eden SERKAN AKTAŞ , yapmış

oldukları işbirlikleri ile müşterilerine her

zaman en iyiyi ve en yeniyi vermeye devam

edeceklerini iletti.

45


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

KOBİ’lere dünyada son yıllarda hızlı büyüyen abonelik iş modelini

öneriyoruz.

Sizi biraz yakından tanıyabilir miyiz?

Ortaokul ve liseyi Üsküdar Amerikan Lisesi’nde

okudum. Lisans eğitimimi Kanada’da University

of British Columbia’da, uluslararası işletme ve

İnsan Kaynakları yönetimi üzerine çift anadal

yaparak tamamladım. Arada değişim programıyla

bir dönem Viyana Ekonomi Üniversitesi’nde

okudum. Mezun olur olmaz Türkiye’ye döndüm.

Eczacıbaşı Holding İnsan Kaynakları bölümünde

işe başladım. Performans yönetimi, kariyer yönetimi

sistemi vb. sistemlerin proje yönetiminde

çalıştım. 2,5 sene sonra Eczacıbaşı İpek Kağıt

Pazarlama Departmanına transfer oldum ve iki

sene Selpak ve Solo markalarında marka yöneticiliği

yaptım. 2012 başında Markafoni Pazarlama

Departmanına geçtim. 3,5 sene pazarlama

departmanında farklı pozisyonlarda çalıştım.

Son pozisyonum Markafoni, Zizigo, Misspera ve

Enmoda şirketlerinden sorumlu Grup Marka Pazarlama

Yöneticisiydi. 2015’te çalışma hayatına

46

bir sene ara verdim. 2016 Haziran’da kurucu ortak

olarak katıldığım Startsub’ta, 2017 Nisan’da CEO

olarak atandım.

Startsub.com ne zaman kuruldu?

Startsub, Haziran 2015’te kuruldu. Türkiye’de

abonelik e-ticaret konusunda lider ve uzman teknik

altyapı sağlayıcısı olma hedefiyle yola çıkan

Startsub, Türkiye’de ilk kez anahtar teslim abonelik

e-ticaret çözümü sunuyor. 10 kişilik ekibimizle

birlikte bugüne kadar 50’den fazla abonelik

e-ticaret işini Startsub altyapısıyla kurduk. Bu

markalar 10’dan fazla kategoride faaliyet gösteriyor.

Bu kategorilerden örnek vermek gerekirse;

yiyecek-içecek, hobi-deneyim, kıyafet-aksesuar,

temel ihtiyaç, anne-çocuk, bebek-çocuk, B2B vb.

Düzenli müşterisi olan her şirket bizim altyapımızı

kullanabiliyor.

Abonelik e-ticaret nedir?

Abonelik e-ticaret modeli, müşterilerin ürün veya

hizmete “abone” olduğu bir satış modelidir. Ürün

veya hizmet “aylık/haftalık paket”

olarak satışa sunulur. Her ay/hafta

abonelerden ürün veya hizmetin

bedeli önce tahsil edilir ardından

hazırlanıp, gönderilerek düzenli

bir satış grafiği elde edilir. Müşteri

ürün veya hizmete abone olmasının

ardından; bir kere sipariş verir,

sipariş sırasında kart bilgilerini

sisteme kaydeder. Her ay müşterinin

kartından ürün veya hizmetin

bedeli çekilir. Müşteriye ürün veya

hizmet her ay sağlanır. Müşteri

istediği zaman aboneliğini iptal

edebilir.

Abonelik e-ticaret modeli öncelikle

düzenli bir gelir ve tahsilat

avantajı sağlar. Düşük müşteri

kazanım maliyeti, minimum zamanda

minimum operasyon maliyeti

de diğer avantajları olarak

sıralanabilir.

Abonelik e-ticaret modeli

KOBİ’lere ne gibi avantajlar

sunuyor? KOBİ’ler abonelik

modeliyle işlerini nasıl büyütebilir?

Bir KOBİ iseniz büyük ihtimalle iş

hayatınızın bir döneminde bu dört

sorundan en az birini düşünmüşsünüzdür:

Yeni işimi kurdum, ilgi de var, ancak bir gelen bir

daha ne zaman gelecek bilmiyorum, o kadar da

pazarlama yatırımı yapmıştık.

Stok tutmam gerek, depodur, elemandır derken

maliyetler coştu, hiç böyle tahmin etmiyordum.

Müşterilerime her ay fatura kesiyorum, gönderiyorum

ama ne ödeyen var, varsa da en az 3-4 ay

sonra ödüyor.

Her gün ayrı sipariş takip etmek, kargo yollamak,

müşteri ile ilgilenmek beni yordu, böyle ne kadar

süre daha devam edebilirim bilmiyorum.

Yalnız değilsiniz. Büyük hayallerle kurduğunuz

işiniz size düzensiz gelir, yüksek operasyonel

maliyetler, büyük zaman kaybı vb. sebeplerden

dolayı artık eskisi gibi keyif vermiyor olabilir. Bu

durumda KOBİ’lere dünyada son yıllarda hızlı büyüyen

abonelik iş modelini öneriyoruz.

Bir KOBİ abonelik e-ticaret modelinde iş yaparak;

•Müşterilerine tek seferlik satış yerine her ay/hafta

düzenli satış yaparak, düzenli gelir elde eder,

•Aboneleri ile uzun süreli ilişki içinde olarak,

müşteri kazanım maliyetini düşürür,

•Her ay önce ödemeyi alıp, başarılı olan ödemelere

göre ürün/hizmeti sağladığı için stok tutmadan

veya minimum stok maliyeti ile operasyonunu

götürebilir,

•Ayda sadece bir kere tahsilat, kutulama, kargolama

vb. operasyonel işlerle uğraşır ve bundan

dolayı zaman kazanır,

•Düzenli müşterilerini faturayı ödediler mi ödemediler

mi diye takip etmekle uğraşmaz.

KOBİ’ler için hangi abonelik e-ticaret modellerini

öneriyorsunuz?

Özellikle düzenli tüketim alışkanlığının olduğu

yiyecek-içecek (çay, kahve, su, ekmek, yumurta

vb.), evcil hayvan (mama, oyuncak vb.), kişisel

bakım (tıraş bıçağı, bebek bezi, tuvalet kağıdı,

kozmetik vb.), hobi (kitap, oyun, çiçek vb.) hizmet

(kuru temizleme, mali müşavirlik, otopark

vb.) sektörleri abonelik modeline çok uygun.

Startsub.com, abonelik e-ticaret işi yapmak

isteyen KOBİ’lere nasıl bir hizmet

sunuyor?

Startsub olarak KOBİ’lere abonelik e-ticaret

işi kurmaları için gereken tüm teknik altyapıyı

sağlıyoruz. Bunun içinde internet sitesi, entegre

ödeme sistemi ve sipariş/abone/ürünlerinizi

yönetebileceğini yönetim paneli de var. Ayrıca


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

abonelik e-ticaret işini büyütmeleri için gereken

pazarlama desteğini de sunuyoruz. KOBİ’lerin

ajansı gibi çalışıyor, abonelik için sundukları

ürün/kutuların içeriğinin planlanmasından fiyatlamasına

yönlendiriyor, lansman kampanyalarını

planlıyor, pazarlama stratejilerini belirliyoruz. Ücretsiz

eğitimler veriyoruz.

Bizim için önemli olan KOBİ’lerin işinin büyümesidir.

Bizimle çalıştıklarında ayrıca bir internet

sitesi tasarımcısı, yazılımcı veya ajansla çalışmalarına

gerek kalmıyor. Startsub’ın sunduğu anahtar

teslim çözüm ve düşük başlangıç maliyeti

sayesinde büyük sermayesi olmayan KOBİ’ler bu

alanda iş kurabiliyor. KOBİ’lerin işi devam ettiği

müddetçe onların teknoloji partneri olarak birlikte

iş yapıyoruz. Böylece Startsub olarak girişimi

çok daha ulaşılabilir kılıyoruz.

Startsub.com’un blog sayfası da var. Blogda

hangi konular ele alınıyor?

Blogumuz üzerinden düzenli olarak abonelik

e-ticaret ile ilgili kaliteli içerikler yayınlıyoruz. İş

hayatının fırtınalı sularında ilerlemeye çalışan

cesur KOBİ’lere yönelikte içeriklerimiz var. KO-

Bİ’lerin en çok sıkıntı yaşadığı sorunları belirleyip

onlara yönelik çözüm önerilerimizi içeren yazılar

da yayınlıyoruz. Ayrıca abonelik e-ticaret modelinde

nasıl iş kurabileceğinizle, kurduğunuz işinizi

nasıl büyütebileceğinizle ilgili ipuçları, dünyadan

ve Türkiye’den abonelik modeliyle çalışan başarılı

markaların hikayeleri, Türkiye’den başarılı girişimcilerin

hikayeleri gibi faydalı içerikler de yer alıyor.

Abonelik e-ticaret, klasik e-ticaretten nasıl

farklılaşıyor?

Abonelik e-ticaret, klasik e-ticarete göre çok daha

sürdürülebilir ve karlı bir modeldir. Müşteri size

bir kere abone olunca, hizmetiniz iyi olduğu sürece

sizin aboneniz olarak kalır. Klasik e-ticarette

ise en büyük sorun; müşteri gider bir ürünü alır

ve çıkar. İşlemin bitmesiyle birlikte satıcı-müşteri

ilişkisi de son bulur. Ayrıca klasik e-ticarette operasyonel

maliyetler ve müşteri kazanım maliyetleri

çok yüksektir. Sürekli stok tutmanız, eleman

çalıştırmanız gerekebilir. Abonelik e-ticaret modelinde

ise müşteri bir ürün veya hizmete abone

olur. Siparişini bir defa verir, kart bilgilerini sisteme

kaydeder. Abone olduğu ürün/hizmetin bedeli

her ay/hafta/gün onun tekrar sipariş vermesine

gerek kalmadan kartından çekilir, sonra da

o ürün/hizmet aboneye gönderilir veya sağlanır.

Böylece müşteriyle uzun süreli bir ilişki kurarsınız,

müşteri kazanım maliyetinizi rahatça çıkarırsınız.

Operasyonel olarak da stok tutmadan çalışma

imkanınız vardır. Dolayısıyla maliyetleriniz çok

daha düşüktür. Tüm kutulama süreci de ayda bir

gün olduğu için, iş çok daha kolay yönetilebiliyor.

Bu anlamda müşterilerimiz arasında kurumsal

çalışan olup, ek iş olarak abonelik e-ticaretle ilgilenen,

bu işe rahatça vakit ayırabilen çok insan

var.

Abonelik e-ticaret sektörünü değerlendirebilir

misiniz?

İş kurmak isteyen veya mevcut işini büyütmek

isteyenlerin bakış açısından baktığımızda bugün

hayatta kalmanın sırrı olarak “düzenli gelir” gösteriliyor.

Düzenli ödemeler sayesinde düzenli gelirinizi

garantilediğinizde ya da en azından tahmin

edilebilir bir seviyede tutabildiğinizde maliyetleri

kontrol etmek de çok daha kolay, işiniz çok daha

sürdürülebilir oluyor. Bu anlamda girişimcilerin

yeni gözdesi, e-ticaret sektörünün geleceği

abonelik e-ticaret modeli girişimcilere büyük bir

fırsat sunuyor. Abonelik e-ticaret modeli, müşterilerin

ürün veya hizmete “abone” olduğu bir satış

modelini içinde barındırıyor. Ürün veya hizmetin

“aylık/haftalık paket” olarak satışa sunulduğu bu

modelde, her ay/hafta abonelerden ürün veya

hizmetin bedeli önce tahsil ediliyor ve ardından

periyodik gönderimlerle düzenli bir satış grafiği

elde ediliyor. Müşterinin sisteme üye olması ise

oldukça basit; öncelikle ürün veya hizmeti seçip

abone oluyor, ardından bir kere sipariş veriyor ve

sipariş sırasında kart bilgilerini sisteme kaydediyor.

Sonrasında her ay/hafta müşterinin kartından

ürün veya hizmetin bedeli çekiliyor.

Abonelik e-ticaret dünyada nasıl bir trend izliyor?

Türkiye’de nispeten yeni olan abonelik e-ticaret,

aslında tüm dünyada hızla büyüyen bir modeldir.

Dünyada 2014’ten günümüze abonelik modeliyle

çalışan e-ticaret sitelerinin ziyaretçi sayısı

yüzde 800 büyüdü. Yine Amerika’dan çıkan, tıraş

bıçağı aboneliği sunan “Dollar Shave Club” 2016

yılında, kurulduğundan sadece 5 sene sonra 1

milyar dolara Unilever’e satıldı. 2016’da yapılan

bir araştırmaya göre İngiliz nüfusunun yüzde

78’inin en az bir ürün veya hizmete aboneliği var.

47


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

DEĞİŞİM, YÖNETİM, BİLİŞİM...

Firma olarak hizmet verdiğiniz konulardan

kısaca bahseder misiniz?

Verumec Teknoloji, üç temel konuda hizmet

veriyor: Değişim, Yönetim ve Bilişim. Üçü de

uluslararası deneyimlerle güçlendirilmiş bu hizmetlerden

hangisini sağlarsak sağlayalım, bu üç

alanı bütünsel olarak kullanabilmenin getirdiği

hızla ilerliyoruz.

Değişim Yönetiminde stratejik, organizasyonel,

operasyonel ve dijital dönüşüm desteği veriyoruz.

Değişim planlayan ya da değişime başlamış

kurumların yöneticilerine, yollarını aydınlatan,

uluslararası yöntemlerle ve deneyimle desteklenmiş

çözümler sunuyoruz.

Yönetim hizmetlerinde ise yönetimin teknolojiye

bakışından, teknoloji yönetimine kadar veriye

dayalı hizmetler sağlıyoruz. Örneğin şirket birleşmeleri

öncesinde yapılan analizler, birleşme

sonrası entegrasyon, BT ve Teknoloji servislerinin

stratejik yönetimi, servis yönetimi, proje ve

portföy yönetimi, inovasyon ve sürdürülebilirlik

yönetimi uluslararası deneyimlerle şekillenmiş,

uluslararası standartlarda hizmet verdiğimiz konulardır.

Teknoloji ve Bilişim tarafında fabrika otomasyonundan,

icra kurulu ve ortaklar düzeyindeki

gereksinimlere kadar her alanda hizmet veriyoruz:

Kurumun gereksinimlerinin ve süreçlerinin

analizi, kurumsal uygulama (ERP, PDM, CRM vb.)

desteği, İş Zekası (BI) ve veri yönetimi, Uygulama

geliştirme, altyapı ve BT operasyonları, verimlilik

48

ve performans gibi konularda uluslararası düzeyde

hizmet sunuyoruz.

Değişime uyum yetkinliği, sürdürülebilirlik

için değişim gibi ürünlerinizi kısaca

anlatır mısınız?

Değişime uyum yetkinliği çalışmaları, değişimlerin

planlanmasını, gerçekleştirilmesini ve

devamında da değişimin sürdürülebilmesi için

verdiğimiz hizmetleri içerir. Bunlar çoğunca bir

proje ya da bir program çerçevesinde gerçekleşir.

Değişimin ve değişimi etkileyecek faktörlerin

analizini yapıyor, değişim ekibini değerlendiriyor,

kurum düzeyinde direnç noktalarını belirleyerek

fark analizleri ile yapılması gerekenlerin planlarını

çıkarıyoruz. Değişim liderleri için yol haritasının

belirlenmesi ve geri bildirim sistemlerinin

kurulması da bu çalışmalar kapsamındadır.

Sürdürülebilirlik için değişim, değişim yönetimi

süreç ve yetkinliklerini kurum DNA’sına işleyerek,

kurumun rekabetçi güçlerini korumak için verilen

hizmetleri içerir. Bu çalışmalarda değişim yönetimi

için ortak süreç ve araçlar belirlenir. Kurumun

yöneticilerinin değişime yönelik liderlik yaklaşımları

güçlendirilir. Kurumun çevik, değişime

hazır ve pazardaki değişimlere yanıt verebilir olmasını

sağlayacak stratejik yetkinlikler geliştirilir.

Sürdürülebilirliği ve sürekli başarıyı hedefleyen

şirketlerin bu çalışmalara önem veren, başarılı

şirketler olduğu görülmektedir. Örneğin General

Electric’in GE Change Acceleration Process (CAP)

adıyla bilinen bir değişim hızlandırma modeli

vardır. Türkiye’de de değişim yönetimini bu düzeyde

sürdüren kurumlar bulunmaktadır.

VERUMEC olarak yaptığınız çalışmalarınız

ve iş birlikçileriniz hakkında bilgi alabilir

miyiz?

Değişim yönetimi projeleri pek çok disiplinin bir

arada olmasını gerektiren bütünsel çalışmalardır.

Bu kapsamda verilecek hizmetlerin en iyi düzeyde

sağlanabilmesi için yetkinliğini ve profesyonelliğini

bildiğimiz iş ortakları ile çalışıyoruz.

Yönetim ve Teknoloji hizmetlerinde de iş ortakları

ile çalışmamız gerektiğinde aynı yaklaşımı sergiliyoruz.

Tarafsızlık, profesyonellik ve mesleki etik kurallar

önemli değerlerimizdir. Gerek verdiğimiz hizmetlerde

gerekse şirket içi operasyonlarda bunun

izleri görülebilir. Bu anlamda, iş ortaklarımızla

çalışırken öncesinde müşteri görüşü alır, ortak

değerlendirme yaparız.

Tedarikçi ve çözüm seçimi gibi konularda da destek

verdiğimizden, tarafsızlığımızı korumak ve

çıkar çatışmasını önlemek adına tüm önlemleri

alırız.

Sizi farklı ve tercih edilir kılan özellikleriniz

neler?

Kurumun tüm gereksinimlerine değişim, teknoloji

ve yönetim boyutları ile bütünsel bir yaklaşım

sunabiliyoruz. Böylelikle gerek operasyonlar gerekse

yönetim kurulları düzeyinde zaman kazandırıyoruz.

Her şeyin hızla değiştiği günümüzde

çalışanların ve liderlerin değerli zamanlarını daha

verimli kullanabilmelerini sağlamış oluyoruz.

Verdiğimiz hizmetlerde uluslararası standart ve

yöntemleri kullanıyoruz. En iyi iş uygulamalarını

ve uluslararası yöntemleri kuruma uygun hale

getiriyoruz. Böylelikle hem deneme yanılma maliyetlerini

hem de değer yaratmayan operasyonlara

harcanacak zamanı önlüyoruz.

Danışmanlık hizmetlerinde sağladığımız tarafsızlık,

kurum için en uygun çözümlerin bulunabilmesi

için temeldir.

2018 hedeflerinizden kısaca bahseder misiniz?

Web tabanlı uygulamalarla desteklediğimiz, değişim

yönetimi çalışmalarını, 2018 yılında mobil

uygulamalarla destekleyeceğiz.

Yurtiçinde daha çok KOBİ’yi değişim yönetimi

konusunda destekleyerek, yurtdışından edindiğimiz

bilgi birikimini ülkemizde kullanılabilir hale

getirmeyi hedefliyoruz.

Yurtdışında da hedefimiz, değişim yönetimi

hizmet ve uygulamaları konusunda tercih edilen

sağlayıcı olmaktır.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Değişen dünyada ve değişen piyasa koşullarında

firmalar için en önemli konu değişimi doğru yönetmektir.


ŞİRKET

10 yıldır bize güvendiğiniz için

teşekkür ederiz.

BİLGİYİ

BİRİKİME,

BİRİKİMİ

BECERİYE,

BECERİYİ

BAŞARIYA

DÖNÜŞTÜRÜR

4. Boyut Akademi, inovatif eğitim programları,

profesyonel koçluk, mentorluk, moderasyon, proje

yönetimi, kurumsal harç endeksi, danışmanlık hizmetleri

ve ihtiyaca uygun çözüm yöntemleri ile hedeflerinize

ulaşmanıza yardımcı olmaya devam ediyor.

www.4bakademi.com

T. 0 216 999 98 11 F. 0 216 345 02 66

49


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

50

2018’in dijital trendleri neler olacak?

Dijital Dönüşüm Danışmanı ve Me Consultancy kurucusu Murat Erdör, 2018 yılında dijital alanda öne çıkacak

trendleri açıkladı. Trendlerle ilgili bilgi veren Murat Erdör, tüm dünyada öğrenmeye programlanmış yazılımların

ve mobil kullanımının hızla artmasının, yaklaşık 2.5 milyar insanın aktif olarak kullandığı sosyal medya ağlarının

çoğalmasının, nesnelerin interneti ve yapay zeka gibi teknolojilerdeki büyük yükselişin, 2018 yılında dijital

alandaki pazarlama uygulamalarının önemini daha da artıracağının altını çizdi.

2018 yılına damgasını vurması beklenen

dijital trendler şu şekilde:

Fijital Pazarlama

Dünya’da bu süreç yaklaşık beş sene önce başlamış

olsa da Türkiye’de fijital kavramının geçmişi

henüz çok yeni. Yaklaşık 3-4 senedir Türkiye’de

konuşulan fijital kavramı, fiziksel ile dijital deneyimleri

harmanlayarak tüketiciye en doğru

yoldan ve ölçümlenebilir şekilde ulaşılmasını

sağlayacak yöntemlerden biri olacak.

Yapay Zeka

Artık birçok alanda hizmet vermeye başlayan

makineler ve yazılımlar da, tıpkı canlılar gibi topladıkları

verileri işleyerek yeni şeyler öğreniyorlar.

Öğrenen makinelere en yakın örneği, hemen her

gün girdiğiniz Facebook. Yazılım, okuma alışkanlıklarınızı,

kimin profilinde daha fazla vakit geçirdiğinizi,

hangi gruplara ya da sayfalara yorum

yaptığınızı sürekli kontrol ederek öğrenme sürecini

geliştiriyor. Gelecek yıllarda Facebook örneğinde

olduğu üzere öğrenmeye programlanmış

yazılımların sayısı giderek artacak. Bu yazılımlar

pazarlama ve dijital sektörler başta olmak üzere,

birçok sektörün hedef kitlelerini doğru tespitine

bir adım daha yaklaşılmasına olanak sağlayacak.

Mesajlaşma Aplikasyonları

MIRC ile başlayan mesajlaşma geleneği, son dönemde

Whatsapp ile hızla yükselişini sürdürüyor.

Dünya genelinde aynı anda milyarlarca ileti bir

kullanıcıdan, kullanıcı ya da kullanıcılara iletiliyor.

Baş döndürücü sayıların olduğu bu alanda mesajlaşma

aplikasyonlarının sayısının ve içerisindeki

reklam alanlarının artması bekleniyor.

Live streaming videolar

İçerik her zaman kraldı ancak şimdi videolu

içerikler daha da bir kral. Tüm sosyal medya

platformlarının “live streaming”

destekli bir altyapıya dönmeleri

ile birlikte “izle ve geç” kavramı bu

alanda iyice oturmaya başlayacak.

Facebook’un ardından Twitter’ın da

video içeriklerine dair düzenlemeleri,

kullanıcıların ve bu alana ilgi

duyan markaların daha sık şekilde

video paylaşmalarını sağlayacak.

AR Pazarlama

Augmented Reality (Artırılmış Gerçeklik)

son zamanların öne çıkan,

pazarlama ve reklam sektörlerinin popüler konularından

biri. Cihazların cisim tanıma özelliği

kullanılarak, sanal nesnelerin gerçek görüntülerin

üzerine bindirilmesi olarak tanımlayabileceğimiz

Artırılmış Gerçeklik, müşterilerle bağlantı kurma

ve katılımı artırma açısından yenilikçi ve yaratıcı

bir yol olarak kabul ediliyor. Bu teknolojinin yaratacağı

pazarın, 2022 yılına kadar 117.4 milyar

dolara ulaşması bekleniyor.

Kısa Süreli İçerik

Periscope ile başlayan ve Snapchat, Scorp gibi

uygulamalarla devam eden kısa süreli içerik

kavramı, sosyal medyaya yön vermeye devam

edecek. Paylaşılan içeriklerin belirli bir süre ile yayında

kalması, markaların da stratejilerini bu hızlı

tüketim çağına göre düzenlemesini gerektiriyor.

Facebook’un canlı yayınları, Instagram Stories

gibi uygulamalar “hızlı ve sonlu içerik” kavramını

destekliyor.

VR Pazarlama

Son dönemde teknolojisi ve popülerliği iyiden

iyiye artan Virtual Reality (Sanal Gerçeklik) ve

360 derecelik videolar sayesinde pazarlama uzmanları,

hedef kitleleri ile nasıl empati kuracaklarını

ve onların davranış biçimlerini nasıl daha iyi

anlayacakları öğrenmeye çalışıyorlar. Müşteriye

sunulacak deneyimin önceden görülmesine ve

hissedilmesine olanak sağlayacak sanal gerçeklik

deneyimleri sayesinde birçok kurum, müşterisiyle

daha sıkı bağlar kurma yoluna gidecek.

Chatbots

Yapay zeka formlarının hayatlarımıza girmesi

şeklinde tanımlayabileceğimiz Chatbotslar, telefon

ve bilgisayarlarımızı kullanma biçimimizi kesin

olarak değiştirecek gibi gözüküyor. Chatbotslar,

gelecekte kullanıcıların söylediklerini çok kısa

sürede analiz edecek ve kullanıcıların isteklerini

yerine getirmek için onları yönlendirecek uygulamalar

olarak daha fazla hayatımıza girecek.

Sanal paralar

Baş döndürücü düzeydeki hızlı yükselişiyle sanal

paranın web dünyasında popüler olmasına yol

açan Bitcoin, hiçbir merkezi otoriteye bağlı olmamasıyla

dikkat çekiyor. Adını sıkça duysak da

Bitcoin tek dijital para birimi değil. Günümüzde

Bitcoin dışında oldukça popüler hale gelen ve altocin

olarak adlandırılan Ethereum, Litecoin, Namecoin,

Primecoin, Zcash gibi birçok yeni sanal

para birimi mevcut. Bitcoin ve altcoin gibi sanal

paralar popülerliklerini artıracak ve dijital alanın

yükselen trendleri olmayı sürdürecek.


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

“İnovatif Fırsatlar için İş Ortağınız”

DİJİTAL DÖNÜŞÜM DANIŞMANLIĞI

Ekonominin ve İnsanın Dönüşümünün Dijital Dönüşüme Öncülüğü; Dijital Dönüşümün Önemi ve İçeriği; Dijital

Dönüşümle İlgili Bazı İstatistiki Veriler

“Ülkeler dijital dönüşümde 4 aşamaya sahipler: Birincisi ICT (Bilgi ve

Haberleşme Teknolojisi) altyapısı, ikincisi fiziksel ve dijital güvenlik

prosedürleri ve üçüncüsü ise endüstriyel dijitalizasyon süreci geliştirecekler.

Yapay zeka ise sonuncu ve en yüksek aşama olacak.”

Özellikle mevcut iletişim ve ulaşım imkânlarının sonucu olarak dünya

genelinde ekonomik faaliyetlere katılmak arzu ve motivasyonun

da olan ülkelerin sayısının artması, bir yandan ülkeler ve insanlar

arasındaki sınırların zayıflaması, öbür yandan ise insanların refah

içinde yaşama bilincinin gelişmesinin sonucu olarak ekonomik faaliyetlerde

bulunmak bir yandan daha zorlaşmakta diğer taraftan ise

yepyeni fırsatlar sunmaktadır.

Mevcut paradigma da firmalar için ayakta kalabilmenin, sağlıklı ve

sürekli büyüyebilmenin kuralları daha net ve keskin bir hale gelmektedir.

Aynı ürünü yurtiçi ve yurtdışında üretebilen rakip sayısı oldukça

fazla olabilmekte, müşteri beklentileri sürekli değişmekte ve gelişmekte,

pazara yeni ürün ve hizmet sunumu çok daha dinamik bir

seyir izlemektedir. Bununla beraber firma çalışanlarının da maddi ve

manevi beklentileri değişmekte ve gelişmekte, kendi hedef ve beklentilerini

gerçekleştirebilmek ayrıca bir değer olduğunu hissetmek

daha önemli hale gelmektedir.

Girişimciler, firma sahipleri ve yöneticiler için paradigma yı algılamak

ve kendisini, organizasyonunu, faaliyetlerini buna göre optimize etmek

sürekli artan bir şekilde çok daha fazla donanım ve mücadele

gerektirmektedir.

Bu bağlamda firmanın tüm departmanlarında bütünü olduğu gibi

görebilmek optimum kararları ve uygulamaları hayata geçirmede

kritik aşamalardan biri hale gelmiştir. Bu amaca ulaşmada teknolojinin

sağladığı olanakları firmalara adapte etmek son derece stratejik

bir öneme sahiptir.

Dijital Dönüşüm hızla gelişen bilgi ve iletişim teknolojilerinin sunduğu

gerçekleştirilen Tech Nation 2016 araştırmasının sonuçlarına göre ise

dijital endüstri, ülkede yaklaşık 1,5 milyon yeni istihdam yaratırken

bunların %41’i konvansiyonel sektörlerde gerçekleşti.

Dijital Dönüşüm’le ilgili bazı istatistiki verileri belirtmek konunun

önemini ortaya koymada yardımcı olacaktır:

· 9 ülkeden 6.750 tüketiciyle gerçekleştirilen bir Accenture araştırması,

katılımcıların %73’ünün fiziki ma azada gördükleri bir ürünü

online sat1n alma yoluna gittiklerini, %88’inin ise önce internet

üzerinden araştırma yapıp ardından fiziki ma azadan satın aldığını

ortaya koyuyor.

· Accenture Dijitalleşme Endeksi araştırmasına göre Türkiye’deki seçilen

106 şirketin 2015 dijitalleşme endeksi %60 iken bu oran 2016’da

61’e yükselmiş. Tüm veriler konsolide edildiğinde, şirketlerin dijitalleşme

konusunda dikkate de er bir gelişme gösterdiklerini ancak

dijital dünyanın gelişimi de devam etti i için dijital dönüşüm yolunda

çaba göstermeye ve değer yaratmaya devam etmeleri gerekti ini

ortaya koyuyor. Çalışmadan çıkan bir başka sonuç ise Türk şirketlerinin

Dijital Operasyonel Yetkinlikler boyutunda Dijital Hizmetler

Yetkinliğe göre daha başarılı olduklarını gösteriyor. Bu da şirketlerin

içyapılarında dijitalleşmeye nispeten daha fazla ağırlık verdiklerini ve

müşteriye temas eden noktalarda dijitalleşmenin olanak ve fırsatlarından

yeteri kadar faydalanamadıklarını gösteriyor. Accenture tarafından

yapılan küresel araştırmalar Türkiye’deki bu durumun küresel

durum ile paralellik gösterdiğini ortaya koyuyor.

· Accenture Dijitalleşme Endeksi’ndeki 10 puanlık bir artış, şirketlere

ortalama olarak ilave %1 faiz ve vergi öncesi kâr getiriyor.

· Accenture tarafından 2015 yılında yapılan bir çalışmaya göre Türk

şirketlerinin %55’i kendilerini dijitalleşme sürecine tümüyle hazır

hissediyor.

· Türkiye’de müşterilerin %85’i hizmetlerinden memnun kalmadığı

araştırmasına göre, müşterilerin %40’a yakını kendilerine kişiselleştirilmiş

ürün / hizmet veya çözümler sunulmamasını bir şirketle

çalışmaya son vermelerinin en önemli nedeni olarak görüyor.

· Accenture Türkiye Dijitalle_me Endeksi 2016 sonuçlar1na göre Finansal

Hizmetler yüzde 81 ile dijitalle_me performans1 en yüksek

sektör olurken, onu s1ras1yla Hizmet Faaliyetleri, Perakende Ticaret,

Motorlu Kara Ta_1tlar1n1n Ticareti ve Onar1m1 sektörleri takip etti.

Accenture çalışmasına katılan Türk şirketlerinin %94’ü analitiği

raporlama amaçlı kullanırken, sadece %55’i geçmişteki müşteri

davranışları ile geleceğe ilişkin tahminleri birleştirerek tahminsel

ileri analitik yaptığını söylüyor. Oysa şirketlerin deneyime dayalı ya

da sezgisel değil, güvenilir ve erişilebilir verilere dayanarak alınan

öngörücü kararlar doğrultusunda hareket etmesi gerekir.

Yukarıdaki veriler göz önünde bulundurulduğunda önümüzdeki dönemde

dijital dönüşümü doğru algılayan ve firma gerçeği temelinde

bu dönüşüme adapte olan Türk firmaları yerel ve küresel rekabette

öne çıkacaklar. Bununla beraber firmaların asli amacı olan satış ve

pazarlama faaliyetleri konusunda Türk firmaları bulunmaları gereken

seviyeden önemli oranda uzaktadırlar ve bu alanlarda atılacak doğru

adımlar firmalara eşsiz olanaklar sağlayacaktır.

Bu bağlamda firmaların en başta gerek (stratejik) yöneti(şi)m, gerekse

satış & pazarlama konularında doğru kanallardan danışmanlık

desteği alarak kendilerini, işi, firmalarını ve piyasa işleyişini doğru

temellerde algılamaları bir sonraki aşamada ise dijital dönüşümü

firmalarına optimum seviyede adapte etmeleri konularında danışmanlık

desteği almaları kritik öneme sahiptir. Unutulmamalıdır

ki yaşam kimsenin etrafında dönmemektedir, tam tersine yaşam

insanlardan bağımsız ancak onları da kapsayarak işleyişine devam

etmektedir. Dolayısıyla insanlar duvarlarına, kalıplarına sığınmak

yerine yaşamla bütünleşme önündeki engelleri kaldırmaya odaklan-

imkânlar ve değişen toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda, servis sağlayıcısını kullanmayı bırakıyor. Dijital yetkinliklerin bu dığı oranda hedeflerine ulaşabileceklerdir. Başka bir deyişle sürekli

organizasyonların daha etkin, verimli hizmet vermek ve faydalanıcı alanda do ru kullanılması, şirketlere rakiplerine göre farklılaştırma değişim ve gelişim insan olmanın temel gereğidir.

memnuniyeti sağlamak üzere insan, iş süreçleri ve teknoloji unsurlarında

gerçekleştirdiği bütüncül dönüşümdür. Dijital dönüşümü bir-

· Accenture tarafından Türkiye’de telekom, sigorta, bankacılık ve ha-

Avraska İş Geliştirme ve Yönetim Danışmanlığı Ltd. Şti.

fırsatı veriyor.

kaç teknolojiye indirgemek mümkün değildir ancak web 2.0, mobil, vayolları sektörleri incelenerek gerçekleştirilen bir müşteri deneyimi Genel Müdürü Özkan ÖZEL

geniş bant internet, bulut bilişim, dijital medya, büyük veri, yapay

zeka, artırılmış gerçeklik, nesnelerin interneti ve 3B yazıcıların çığır

açan etkisi yeni bir dönem başlatmıştır.

İstatistikler 2005 yılında dünya ekonomisinin sadece %15›i dijital

iken, bu rakamın 2015 yılında %22›ye ulaştığını gösteriyor. 2020

yılında dijital ekonominin küresel ekonominin %25›ini oluşturması

bekleniyor. Aynı şekilde dijitalleşme, istihdamın yapısal olarak dönüşümünde

rol oynuyor. Örneğin araştırmalar, Amerika›da 2000-2008

yılları arasında 5,8 milyon kişinin işini kaybettiğini ve bu rakamın

%80›inin teknoloji ve dijitalleşmenin doğrudan ya da dolaylı etkilerinden

kaynaklandığını gösteriyor.

Dijitalleşmeyle beraber istihdamın niteliği değişiyor. OECD tarafından

Haziran 2016’da yayımlanan Dijital Ekonomi Raporu’nda

bugünün çocuklarının %65’inin çalışma hayatına başladıklarında

henüz keşfedilmemiş işlerde çalışacakları belirtiliyor. İngiltere’de

51


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

KIRKINCIOĞLU GRUP, MOVECA İLE START-UP’LARA

YATIRIM YAPACAK

Kırkıncıoğlu Grup, inovatif girişimcileri desteklemek ve 80 yıllık birikimini değerlendirmek için Moveca’yı kurdu

52

Kırkıncıoğlu Grup, yıllardır takip ettiği sektörlerde

yaptığı araştırmalar sonucu start-up lara yatırım

yapma kararı alarak Moveca’yı kurdu. Yatırım,

satın alım ve stratejik işbirliği yapacak firmaların

başvurularını alacaklarını söyleyen Kırkıncıoğlu

Grup CEO’su Abdullah Kırkıncıoğlu, Moveca

(Mono Venture Capital)’nın kuruluş amacı ve

hedefleri hakkında bilgi vererek şunları söyledi:

“Artık sektörleri teknoloji girişimleriyle altüst

eden girişimler gözde… Biz de dünyada gelişmiş

ve gelişmekte olan inovasyon ekosistemlerindeki

trendleri yakından takip ediyoruz. Bu

alana yatırım yapmak için 80 yıllık birikimimizi

aktarabileceğimiz, deneyim ve sektör bilgimizi

değerlendireceğimiz Moveca’yı kurduk. Sahip

olduğumuz, özellikle teknoloji alanında knowhow’a

sahip bir ekiple çalışmalarımızı yürütüyoruz.

Diğer taraftan blockchain tabanlı şirketlerin

gelişimine bakıyoruz ve bunlarla ilgili de yatırım

yapacağız. Şu an dünya genelinde değeri 1 milyar

doların üzerinde olan 183 teknoloji şirketinin

yüzde 55’i Amerika’da, yüzde 21’i Çin’de ve yüzde

4’ü de Hindistan’da. Bu pazarları da yakından takip

ediyoruz.”

Başvurular 7 gün içinde cevaplanacak

Özellikle teknoloji ve internet tabanlı şirketler

aradıklarını vurgulayan Kırkıncıoğlu, sadece bir

melek yatırımcı olarak kalmayacaklarını söyleyerek,

“ içeride de fiili olarak şirkete destek vereceğiz;

hazırlık aşamasındaki web sitemiz üzerinden

başvuruları alacak ve 7 gün içerisinde olumlu ya

da olumsuz dönüş yapacağız. ” dedi.

20-30 firmanın aynı anda çalışacağı kuluçka

merkezi

Kuracakları kuluçka merkezinde 20-30 firmanın

aynı alanda çalışmasını sağlayacaklarını ve onları

geleceğe hazırlamak için tüm imkanlarını kullanacaklarını

belirten Kırkıncıoğlu şöyle konuştu:

“Zamanımızın ciddi bir kısmını bu alana ayıracağız.

Çünkü, teknoloji konusunda ekosistemin

içinde yer almak ülkemizi de ileriye taşıyacak

hamleler olacaktır. Artık inşaat ve gayrimenkulle

çok da ileri gitmenin mümkün olmadığını son 10

yılda gördük. Burada biz de teknoloji alanında

gelişecek, firmaları yetiştirecek ve geliştireceğiz.

100 firma olsun, 10’u tutsun, 90’ı batsa da olur

diye düşünmüyoruz. 30 firma olsun, yoğun ilgi ve

çalışma ile bunun karşılığını beraber alalım istiyoruz.

Kamu sektörleri için de projelerimiz olacak.

Aksaklık olan noktalarda gençlerden aldığımız

yenilikçi fikirlerle kendi fikirlerimizi bu projelere

aktaracağız.

Bir Türk şirketini dünyada milyar dolarlık şirket

yapma hayalimiz var

Gelecek 5 yıllık planda Moveca’yı Türkiye’nin en

büyük yatırımı olarak görmeyi hayal ettiklerini

söyleyen Kırkıncıoğlu, “ülkemize faydamız olsun

istiyoruz, global bir marka çıkarma hedefiyle

hareket ediyoruz. Facebook, Twitter çıkarken bu

hayallerle çıkmadılar. Biz şanslıyız, bunları görebiliyoruz.

Belki şirketi burada büyüteceğiz, San

Francisco’da Silikon Vadisi’nde devleştireceğiz. Bizim

niyetimiz bir Türk firmasının dünyada milyar

dolarlık şirket olma hayalini gerçekleştirmek. Mesela

biz San Francisco’daki Türk ağlarına ulaşmak

için de çalışmalar yapıyoruz. Bir Türk firmasının

dünyada bayrak sallamasını istiyoruz. Devletimizi,

milletimizi gururlandırmak istiyoruz” dedi.

Gelecek savunma sanayi, teknoloji ve internette

Türkiye’nin geleceğinin savunma sanayi, teknoloji,

internet olduğuna işaret eden Kırkıncıoğlu,

bu alanda projeler üretirken devletin de bununla

ilgili hem vergi sistemlerinde hem işleyişin kolaylaşmasında

çalışmalar yapmasını umduklarını

dile getirdi.

Kripto paralar geleceğin alışveriş aracı olacak

Bu arada kripto para da denilen sanal paraları da

kullanmaya başladıklarını anlatan Kırkıncıoğlu,

“Kripto paraların geleceğini gördüğümüz için

bununla ilgili de çok ciddi çalışmalar yapıyoruz.

Amerikan ve Çin borsasında faaliyet gösteriyoruz.

Dünyanın bundan 10 yıl sonra tamamen kripto

paralarla gideceğini düşünüyoruz ve bununla

ilgili de farklı yatırımlarımız var. Devletimizin bu

konuda çalışması olacağını umuyoruz. Tanıyacak

mı, herhangi bir vergilendirme sistemi olacak mı

görmek istiyoruz. Türkiye bir 5 yıl sonra buna girerse

hepimiz izleyici olarak bakmak zorunda kalacağız.

Bugünden geleceği görmek çok önemli.

Mesela Japonya bunu gördü ve sistemini oturttu.

Bizim de bir an önce bu pazarda olmamız gerekiyor

diye düşünüyoruz. Türkiye’nin çok büyük

bir borsa kurup, dünyadaki oyuncuları çağırması

lazım, güvence vermesi lazım. Biz şu an kripto

paralarla ilgili alım satım yapıyoruz. Mevcut satış

argümanlarımızda kullandığımız tüm ürünleri

kripto paralarla satmaya başladık. Görünen o ki

yeni neslin buna çok merakı var. Hepsi bu sektörle

alakalı ya yatırım yapmış, ya araştırma yapmış.

Biz de hem teknolojiden uzak kalmayalım hem

de gelecekte olacakları şimdiden deneyelim diye

farklı bir algıyla bu işe girdik. Bunun Moveca’nın

bir parçası olup olmayacağı tamamen devletimizin

yaklaşımına bağlı. 80 yıllık marka ve birikimimiz

gereği bu bizim için önemli” diye konuştu.


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

E-lojistik ile teknoloji devleri arasında zirveye yerleşti

OPLOG, Deloitte Technology Fast50 Listesinde 1.sırada

Türkiye de teknoparklar bünyesinde kurulan ilk lojistik şirketi olan OPLOG, Deloitte Technology Fast50 2017

Türkiye listesinde yüzde 4 bin 564 büyüme rakamıyla ilk sırada yer aldı. Türkiye’de en hızlı büyüyen teknoloji

şirketlerinden biri olarak ödüle layık görülen OPLOG, Türkiye’nin en önde gelen teknoloji firmalarının yarıştığı

listeye giren ilk lojistik firması oldu.

Teknoloji, medya ve telekomünikasyon sektörlerinde

yer alan şirketlerin son 5 yıldaki net satışlarındaki

büyüme oranlarına göre ödüllendirildiği

Deloitte Technology Fast50’nin sonuçları düzenlenen

törende açıklandı. Teknoloji yazılımları üreterek

e-lojistik hizmeti sunan OPLOG, Türkiye’nin

en önde gelen teknoloji firmalarının yarıştığı listede

yüzde 4 bin 564 büyüme oranı ile 1’.ci oldu.

Bir lojistik firması olarak teknolojik altyapısı ile

yarışmaya katılan ve Deloitte Technology Fast50

tarihinde ilki gerçekleştiren OPLOG, elde ettiği

başarı ile Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’yı kapsayan

EMEA Fast500 Programı’na da aday olmaya hakkı

kazandı.

Türkiye’de en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinden

biri olarak ödüle layık görülen OPLOG, müşterilerine

depo yönetim sistemi, tedarik zinciri

mühendisliği ve analizi, sevkiyatların anlık takip

edilebilmesini sağlayan mobil uygulama, kontrol

kulesi ve bulut teknolojileri sunuyor.

‘İlk sırada kalıcı olmak istiyoruz’

Programa katılarak zaten bir ilki başardıklarını

kazanarak da başarılarını katladıklarını ifade eden

OPLOG Genel Müdürü Halit Develioğlu, EMEA

Fast500 programındaki ilk yılımızda da başarı

elde edeceğimizden eminiz. E-ticaret lojistiğinde

ister büyük, ister küçük olsunlar, müşterilerimizi

uçtan uca bağlayan teknolojimizle hizmet verebilecek

yegâne firmayız. Ufak bir sermaye ile kurulduk

tamamen Ar-Ge ve know-how ile bu hızlı

büyümeyi yakaladık. Bu sektörü tamamen bir

teknolojik bakış açısıyla yeniden yapılandırıyoruz.

Tek tıkla alışverişi sunan e-ticaret platformlarındaki

tedarikçiler, OPLOG sayesinde tek tıkla lojistik

süreçlerini yürütebiliyorlar. Teknolojinin lojistikle

buluşması sektörde büyük bir rekabet avantajı

yarattı. OPLOG ile konvansiyonel lojistik dijitale

geçti, bir çağ atladı” dedi.

E-Lojistikte dengeleri değiştirecek

2013 yılında kurulan ve merkezi ülkenin önde gelen

teknoloji geliştirme üssü Bilkent Cyberpark’ta

bulunan OPLOG, ürettiği yazılımlarla global

markaların dünya çapında tedarik zinciri operasyonları

için maliyet ve zaman tasarrufu sağlıyor.

OPLOG, büyük e-ticaret markalarının ı rahatlıkla

yürüttüğü operasyonlardaki iş süreçlerini, daha

az maliyete girebilen küçük ve orta ölçekli oyunculara

yazılım teknolojisiyle sunuyor. Küçük ve

orta ölçekli oyuncuların da operasyonel ihtiyaçlarını

karşılayacak teknoloji destekli çözümleri

sunarak, e-ticarette satış yapan her tedarikçinin

büyüme planlarında en büyük destekçisi olmayı

hedefliyor.

Oplog Ceosu

Halit Develioğlu

53


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

54

İnsanlarla makinelerin birlikte çalışma devri geldi

Sanayi devrimlerinin kaderi makinelerden geçiyor. 19’uncu yüzyılda buharla çalışan makinelerin endüstrilerde

kullanılması bunun ilk örneği oldu. O dönemden günümüze kadar insanlarla makineler işbirliği içinde çalışmaya

başladı. Seri üretim bantları oluşturuldu ve üretimdeki verimlilik her dönemde artarak gelişti. Daha fazla

teknolojiye kavuşan üretim hatlarında, insanlarla makinelerin yani robotların etkin işbirliği, otomasyon

verimliliğine ciddi bir katkıda bulunmaya başladı.

YÜZDE 1.4 ARTIŞ

Global yönetim danışmanlığı şirketi McKinsey’in

gerçekleştirdiği araştırmaya göre buharlı makinelerin

endüstrilerde kullanımının başlamasıyla

yani 1850 ile 1910 yılları arasında endüstriyel

otomasyon verimliliği yüzde 0.3 iyileşme gösterdi.

Erken aşama robotların kullanılmasıyla bu

rakam bir nebze arttı ve yüzde 0.4 verimlilik büyümesi

gerçekleşti. Bu esnada işin içine teknoloji

girmeye başladı ve verimliliği arttırmayı başardı.

Paylaşılan bilgilere göre 1995-2005 yılları arasında

üretim verimliliği yüzde 0.6 arttı. Endüstrilerde

otomasyon verimliliği için en önemli gelişme

dönemi ise yeni başlıyor. Özellikle endüstriyel

internetin devreye girmesiyle bu alandaki büyüme

rakamlarının hızla artmasına kesin gözüyle

bakılıyor. Hazırlanan raporda, 2015-2065 yılları

arasında yapay zekâ ve makine öğrenimi gibi teknolojilerle

insan ve makinelerin işbirliğinin etkin

olarak kullanılmasıyla endüstriyel otomasyon verimliliğinin

yüzde 1.4 arttırması bekleniyor.

300 MİLYON ÇALIŞMA SAATİ BOŞA GİTME-

YECEK

Bu yeni dönemin dolayısıyla yaşanan yeni sanayi

devriminin en önemli oyuncularından biri

endüstriyel internet olacak. Peki otomasyondaki

verimlilik artışının nasıl bir ekonomik katkısı

olacak? Endüstriyel internet üzerine GE’nin gerçekleştirdiği

araştırma yeni dönemdeki ekonomik

katkıyı tüm ayrıntılarıyla gözler önüne seriyor.

Hazırlanan raporda,

endüstriyel internetin

etkin bir şekilde

kullanılması durumunda

endüstrilerde

yıllık 300 milyondan

fazla çalışma saati

boşa gitmeyecek. Bu

da yaklaşık yıllık 20

milyar dolarlık bir

tasarrufun gerçekleşmesi

anlamına

geliyor. Araştırmada

paylaşılan verilerde, en önemli konuların başında

havacılık sektörü geliyor. Havacılık sektöründe

endüstriyel internetin etkin olarak kullanılması

durumunda yıllık 205 milyon civarında çalışma

saati azaltılabilecek ve bu sayede 10 milyar dolarlık

bir tasarruf söz konusu olacak. İkinci sırada ise

enerji tesisleri geliyor. 52 milyon çalışma saatinin

tasarruf edilmesi beklenilen sektördeki ekonomik

tasarruf ise 7 milyar dolara dayanıyor. Üçüncü sırada

demiryolları var. Bu alanda 52 milyon çalışma

saatine karşılık 3 milyar dolarlık bir iyileştirme

söz konusu olacak. Endüstriyel internet ve otomasyonla

tasarruf edilebilecek diğer bir alanların

başında da sağlık sektörü bulunuyor. Bu sektörde

yıllık 4 milyon çalışma saatlik bir iyileştirme, 250

milyon doların boşa gitmesini engelleyecek.

AKILLI BİLGİ DÖNEMİ

GE’nin ekonomiden sorumlu üst düzey yöneticisi

Marco Annunziata, endüstriyel internetin dijital

ve makineler dünyasını bir araya getirdiğini ve

insanların çalışma gücünü daha verimli bir yapıya

dönüştürdüğünü ifade ediyor. Annunziata,

“Makinelerle yapılan bu işbirliğiyle endüstriyel

bilgiler daha hızlı ve daha doğru olarak paylaşılabiliyor.

Yani edinilen bilgiler daha akıllı hale

getiriliyor. Çalışanlar hangi bilgiye ihtiyaç duyuyorlarsa

istedikleri bilgiyi anında bulabiliyorlar.

Bu da makinelerle insanlar arasında muhteşem

bir işbirliğinin doğmasını sağlıyor” diyor.

Rakamlar ve araştırma sonuçları, endüstrilerde

insanlarla makinelerin doğru çalışmasının nasıl

olumlu sonuçlar doğurabileceğini ortaya koyuyor.

Devir, dijitalleşmeye gelen verimlilik devri.

Çok kısa zamanda daha fazla örnekle karşılaşacağımız

kesin.


BANKA SİGORTA

55


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Mobilden alışveriş web’i geçti

Mobil ticaretin son yıllardaki yükselişine dikkat çeken Positive Kurucu Ortağı Eren Dedeoğlu, mobil cihazlardan

yapılan alışverişin bilgisayar gibi masaüstü cihazları geride bıraktığını söyledi. Mobil üzerinden gerçekleşen

satışlarını artırmak isteyenlere önerilerde de bulunan Dedeoğlu, mobil sitelerde hızın önemini vurgulayarak,

mobilde 1 saniyelik hız artışının ciro üzerinde yüzde 5 oranında etkisi olduğunu belirtti.

TÜİK verilerine göre, Türkiye’de mobil abone

sayısı 76 milyonu aşmışken, hanelerde mobil

telefon bulunma oranı da yüzde 97’ye yaklaşmış

durumda. Dünya genelinde de internet kullanımında

mobil cihazların bilgisayar gibi masaüstü

cihazları geride bırakması, bugün yaşanan dijital

dönüşümde mobilin ne denli büyük bir rolü olduğunu

gösteriyor.

Markaların dijitalleşme süreçlerini en üst seviyeye

çıkaran teknolojik ve inovatif çözümler sunan

Positive’in Kurucu Ortağı Eren Dedeoğlu, mobil

cihaz ve mobil internet kullanımındaki artışın

etkilerinin online alışverişler üzerinde de açıkça

görüldüğüne dikkat çekti. 2016 yılında, perakende

şirketlerinin internet sitelerine akıllı telefon

kullanılarak gerçekleşen ziyaretlerin bir önceki

yıla göre yüzde 54 arttığını söyleyen Dedeoğlu,

“Mobil cihazlardan yapılan alışveriş, web’i geride

bırakmış durumda. 2017’de gerçekleşen internet

alışverişlerinin yüzde 50’den fazlasının akıllı telefonlar

aracılığıyla yapılacağı öngörülüyor” diyerek

sözlerini şöyle sürdürdü:

Türkiye’de mobilin trafiği yüzde 50’nin üstünde

“Mobil cihazlardan yapılan trafik oranları birçok

sitede %50’lerin üzerine çıktı. TÜSİAD 2017

e-ticaret raporuna bakıldığında 2016 yılı itibariyle,

ülkemizde e-ticaret işlemlerinin yaklaşık

%19’u akıllı telefon ve tabletler üzerinden gerçekleşmiştir.

2021 yılı için de bu oranın %49 seviyesine

ulaşacağı tahmin edilmektedir. Halihazırda

dünyada bu oranın %44 seviyesinde olduğu

düşünüldüğünde, yüksek akıllı telefon penetrasyonu

ve genç nüfusun da etkisi ile Türkiye’de

mobil ticaretin hızla artacağı düşünülmektedir.

Online alışverişlerde arama oranları mobilde

yüzde 70’lere kadar çıktı. Mobil üzerinden yapılan

ürün aramalarının yüzde 70’inin bir saat

içerisinde satın almaya dönüştüğü düşünüldüğünde,

mobilden kolay ulaşılabilirliğin önemi

de net bir biçimde ortaya çıkıyor. Bununla birlikte,

Positive’in altyapısını geliştirdiği bazı dikey

Eren Dedeoğlu

Positive

56


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

e-ticaret sitelerinde mobil alışverişin cirosu da

yüzde 50’nin üzerine çıktı. Tüm bunlar m-ticaretin

giderek artan popülerliğine ışık tutan veriler. Bugün

KPMG 2017 raporuna göre ABD’de gerçekleşen

her üç online perakende alışverişinden birinin

m-ticaret satışı olduğu gerçeği de bu verileri daha

anlamlı kılıyor. Mobil cihazlardan kullanıma uygun

sitelerin ve m-ticarete yönelik uygulamaların

artmasının yanında, gelişen ödeme metotları da

akıllı telefonlarla başarılı alışveriş deneyimi yaşamayı

daha da kolaylaştıran etkenler.”

Eren Dedeoğlu, mobil aracılığıyla gerçekleşen satışlarını

artırmak isteyen perakende markalarına

ve e-ticaret sitelerine Positive’in önerilerini şöyle

sıraladı:

Kanallarınızı mobil deneyime göre hazırlayın

Dijitalleşme adımında tüm kanalların mobile

hazırlanması gerekiyor. Responsive veya mobil

uygulama gibi bir ayrıma gitmek yerine hangi

sıra ile yayına çıkacağına karar vermelisiniz. Kullanıcıya

her yerden aynı bilgi ile ulaşmak markalar

için olmazsa olmazdır. Birinden birini seçmek

değil aynı anda hayata geçirmek veya peşi sıra

hem responsive hem de mobil uygulamayı hayata

geçirmek gerekir.

Mobil sitenize hız kazandırın

Mobil kullanıcılar masaüstü kullanıcılarına göre

bir siteyi üç kat daha hızlı terk ediyor. Mobilde

bir işlemi tamamlamak için bir süre beklemeleri

gerekiyorsa mutlaka kullanıcılarınızı sistem durumu

ile ilgili bilgilendirin. Mobilde 1 saniyelik

hız artışının ciro üzerinde yüzde 5 oranında etkisi

olduğunu unutmayın.

Kullanıcı deneyimine odaklanın

Mobil kullanıcı arayüzlerinizi hazırlarken görsellik

kadar kullanılabilirliğe de öncelik verin. Kullanıcıyı

en kısa adımda sonuca yönlendirin. Tasarımın

her aşamasında küçük ekran faktörünü göz önüne

alarak, büyük parmak ve dokunmatik ekran

sorunlarına dikkat edin.

Arama sonuçlarında üst sıralarda olun

Mobil kullanıcılarının yüzde 48’i başlangıç noktası

olarak arama motorlarını kullanıyor. Mobil sitenizin

içerik ve kodlamasının “mobil dostu” olarak

yapılması mobil aramalarda daha etkin sonuç almanızı

sağlayacaktır. Sitenizin SEO skorunu ölçün

ve yüksek tutmaya çalışın.

Kanallarınız arasında etkileşimi güçlendirin

Mobil stratejinizi belirlerken kanallarınız arası

etkileşimi artırın, içeriklerinizi güncelleyin. Kullanıcılar

bugün bir mağaza adresi öğrenmek için

veya mağazada bir ürün stokta var mı diye bakmak

için gelip alışveriş yapmayabilir ancak yarın

da alışveriş yapmak için geleceklerdir. Bu yüzden

mobilde de kullanıcının aradığı tüm ihtiyaçları

karşılayacak içeriklerinizi çeşitlendirip, geliştirin.

Aynı zamanda omni-channel bir altyapı kullandığınızda

web sitenizde gezinen kullanıcı mağazanıza

geldiğinde onu tanıyıp mobil aracılığı ile

ona özel fırsatlar sunabilirsiniz.

Lokasyon servislerini kullanın

Tüketicilerin yüzde 31’ i mağazaların yerini mobil

telefonları aracılığı ile buluyor. Onları en yakın

mağazaya yönlendirmeniz hatta aradığı ürünün

o mağazada bulunup bulunmadığını bildirmeniz,

kullanıcının mobil siteniz ile yaşadığı

deneyime büyük katkı sağlayacaktır. Lokasyon

servislerini kullanarak kullanıcılarınızın nerede

olduğunu bilip onların ihtiyaçlarına özel iletişimler

kurabilirsiniz.

Mobil ödeme seçenekleri sunun

Mobil ödeme seçeneklerinizi artırın. Ayrıca kart

kaydetme seçeneği de sunarak tek tıklama ile

ödeme kolaylığı sağlayıp kullanıcılarınızın alışverişlerini

hızlandırın. Güvenilir bir altyapı ile kart

saklama sistemi ile kullanıcılar %30’dan fazla

tekrarlayan satın alma yapmaktadır.

Alternatif teslimat seçenekleri sunun

Teslimatlarda kullanıcı beklenti ve taleplerine

önem verin. Kargo, kurye ve mağazadan teslimat

gibi farklı seçenekleri sunun. Mobilden alıp aynı

gün mağazadan teslim alma gibi omni-channel

özelliklerinizi geliştirin.

Mobil ödeme sayfalarınızı sürekli analiz edin ve

optimize edin

Sepetten sonraki ödeme sayfalarınızda kullanıcıya

sadece ihtiyacı kadar bilgiyi gösterin ve ihtiyacınız

kadar bilgiyi alın. Mobil deneyimde en

önemli konunun akıcı şekilde bilgileri doldurup

kullanıcıyı hedefe ulaştırmayı yani satın almayı

sonuçlandırması olduğunu unutmayın. O yüzden

her türlü kullanıcı kitlesi ile testler yapın, analizler

yapın ve sonuçlarını önemseyip ona göre geliştirmeler

yapın. Kullanıcının alışkanlıkları değiştikçe

sizin de ona göre geliştirme yapmanız gerekir

57


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Artık dijital ve mobil bir dünyada yaşıyoruz.

Tüm ihtiyaçlarımızı internet üzerinden karşılıyor, pek çok işimizi oturduğumuz yerden gerçekleştirebiliyoruz.

Hayatımızın her alanını saran ve gündelik yaşamı kolaylaştıran online ve mobil hizmetler herkesin olduğu

gibi KOBİ’lerin dünyasına da büyük yenilikler getiriyor. İşte, KOBİ’lerin zaman kaybetmeden sadece işlerine

odaklanabilmelerini sağlayacak, internet ve mobil cihazlar üzerinden gerçekleştirebilecekleri çözüm önerileri…

Kendi web sitenizi kurun

Yapılan tüm araştırmaların sonuçları aynı kapıya çıkıyor: Dünya artık dijitalde! Bu nedenle, işi online

olmasa bile her KOBİ’nin online bir sayfaya ihtiyacı var. Bir web sitesi kurmak ve dijital bir kartvizit sahibi

olmak ise eskiye nazaran çok daha kolay. Artık oturduğunuz yerden kendi web sitenizi oluşturmanız

hızlı, pratik ve hazır paket programlar sayesinde sadece birkaç dakikanızı alıyor. Web sitenizi oluşturduğunuz

andan itibaren sahip olacağınız dijital kimlik sayesinde markanızın bilinirliğini ve erişimini

arttırmak çok daha kolay olacak.

Bulut tabanlı uygulamalar kullanın

Mobil bankacılık, yalnızca bireyler için değil, gelişen teknolojiyle birlikte KOBİ’ler için de kritik bir noktaya

geldi. Bunun bir sonucu olarak, KOBİ’lerin ihtiyaçlarına yönelik, verimliliklerini artıracak dijital

uygulamalar da devreye girmiş durumda. Örneğin, KOBİ’lerin ön muhasebelerini tutabilecekleri ve

fatura kesebilecekleri, uzmanlık gerektirmeyen, bulut tabanlı ön muhasebe programları hayatı oldukça

kolaylaştıran dijital bir yenilik. Tedarikçilerinize ya da diğer kişilere yapacağınız ödemeleri bu programlar

üzerinden hızlıca yapabilirsiniz. Hizmet ve mal alım faturalarınızı kolayca ödeyebilirsiniz. Tek tıkla

müşterinize e-faturanızı gönderebilir, muhasebecinizle aynı ekran üzerinden çalışabilir ve işinizi kolaylaştıracak

pek çok şeyi bulut tabanlı muhasebe programları ile gerçekleştirebilirsiniz. Bu programlar ile

bankanızdaki hesap hareketleriniz otomatik olarak muhasebeleşir. Siz de kazandığınız zaman sayesinde

sadece işinize odaklanabilirsiniz.

PLA reklamları ile daha fazla tüketiciye ulaşın

KOBİ ‘ler için düşük bütçelerle ticari varlığı oluşturmak ve yönetmek artık çok daha basit ve ekonomik.

İşinizi büyütmenin bir adımı da dijital pazarlama… Yapılan son araştırmalar PLA (Ürün Listeleme

Reklamları) tıklamalarının arttığını gösteriyor. Google aramasına istediğiniz bir ürünü yazdığınızda

ürün görseline, fiyatına ve ilgili sitelere doğrudan ulaşabiliyorsunuz. PLA reklamları özellikle e-ticaret

içerisinde yer alan KOBİ’ler için kullanılacak en verimli reklam modellerinden bir tanesi. Oturduğunuz

yerden düşük bir maliyetle, ürün listeleme reklamlarını kullanarak satışlarınızı ve sitenizin trafiğini arttırmanız

mümkün.

Her şeyi tek bir platformda birleştirin!

Online platformlar üzerinden bireysel bankacılık işlemlerinizi ve şirketinizle ilgili bütün işlemleri tek bir

yerden yönetebilme avantajı da bu çözümlerden bir tanesi. Böylece, hem şirket hem de bireysel bankacılık

işlemlerinizi tek bir hesap üzerinden gerçekleştirebilmeniz mümkün. Bu sayede, gelir-gider takibinizi

hızlı ve kolaylıkla yapabilir, bankacılık işlemlerinizi, ödemelerinizi kolaylıkla takip edebilirsiniz.

Bireysel hesaplarınız ve şirket hesabınızı “tek kullanıcılı ve tam yetkili” bir platformdan, yetki kısıtlaması

olmaksızın aynı anda gerçekleştirebilirsiniz.

58


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Dijital sanayi KOBİ’lere indi

4. Sanayi Devrimi’nin yarattığı yeni ekonomi büyük ölçekli şirketler arasında bir dijital dönüşüm rekabeti başlattı.

Ancak, bu dönüşüm sadece büyük firmaları etkilemiyor. Büyük firmalarla iş birliğine devam edip ekonomik

yaşantısını sürdürmek isteyen küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) de yeni ekonomiye ayak uydurması

gerekiyor. KOBİ’ler büyüme, markalaşma, ihracat, kârlılık gibi hedeflerine artık dijital KOBİ’ye dönüşerek

ulaşabiliyor. Dijitalleşmenin bir adım sonrası ise akıllı KOBİ haline gelmek.

Teknolojinin hızlı artışı ve artan farkındalık, otomasyonun

imalat sanayiinde önem kazanmasına

yol açtı. KOBİ’ler de sanayideki bu gelişimin

belkemiğini oluşturuyor. Daha çok büyük sanayi

şirketleri için gündeme gelen dijital endüstri

uygulamaları, farklı modellerle küçük ve büyük

ölçekli şirketler açısından da erişilebilir hale geliyor.

Bu konuda eylem planları hazırlanırken,

sahada bunu uygulayan Türk KOBİ’leri de var.

Dünya ekonomisinin en önemli gündemlerinden

biri dijitalleşme ve dijital dönüşüm, KOBİ’ler için

de vazgeçilmez.

SON DÖNEMDEKİ EĞİLİMLER

FANUC Amerika Genel Müdürü Mick Estes’e göre

imalatta işbirlikçi robotlar, yapay zeka (AI) ve

nesnelerin interneti son dönemdeki en büyük

eğilimler olarak öne çıkıyor. Estes, FANUC mühendislerinin

fabrika sahası içinde yapay zeka

kullanımını ciddi anlamda genişlettiğini belirterek,

dijital sanayinin KOBİ’ler için uygun fiyatlı

olup olmadığı konusunda ise şöyle konuşuyor:

“Evet, ve şu an öyle. Bu sistemleri, çok sayıda

imalat için kullanan, ürünlerin arasında kolayca

geçiş yaparak aynı hızda aynı hizada üreten birçok

şirketimiz var. Zaman şimdi.”

GELECEK İÇİN KRİTİK

Dijital sanayi ile üretim ve sanayi sektörü de

geleneksel metotları yavaş yavaş rafa kaldırıyor.

Makineler arası iletişimin ucuzlamasıyla birlikte

tüm nesnelerin internete bağlanması, prototip

üretiminde üç boyutlu yazıcıların yaygın kullanılması,

otomasyon veya yapay zekanın karar

süreçlerinde kullanılması ve üretim süreçlerinin

büyük veri teknolojileri ile kurgulanmaya başlanması

artık mümkün. Türkiye ekonomisi jeopolitik

konumu gereği dijital endüstri açısından oldukça

önemli bir konumda. Özellikle otomotiv ve makine

endüstrisinin Almanya ile uzun yıllara dayanan

üretim ortaklığı oldukça önemli. Türkiye’de

bu alanda entegre olmuş, başarılı ve gelecek vaat

eden çok sayıda KOBİ ve fabrika bulunuyor.

DAHA HIZLI

Dijital sanayi her geçen gün daha yoğun şekilde

konuşuluyor ve dijital sanayi örnekleri sürekli

olarak üretimi değiştirmeye devam ediyor. Gelişen

teknolojiler ve sistemler, KOBİ’lerin üretim

yönetimi çabalarını önemli ölçüde rahatlatarak,

pazar ihtiyaçlarına çok daha hızlı bir şekilde tepki

vermelerine olanak tanıyacak. Örneğin ABD’li

General Electric’in uygulaması Predix, özellikle

KOBİ’lerin dijitalleşme ve yeni sanayi devrimini

yakalamadaki güçlüğünü aşmada yardımcısı olabiliyor.

Çünkü Predix sayesinde işletmeler pahalı

altyapı ve yazılım harcamalarından tasarruf ederken

verimliliklerini büyük oranda artıyor.

59


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

GE’nin Bulut Çözümleri Servis Çalışanlarına Öngörü Sağlıyor

Santral sahipleri piyasada rekabet için türbinlerini en yüksek verimlilik noktasına taşımak istiyor. Ancak bu

durum, formunun zirvesinde olmayan ekipmana zarar da verebiliyor. Santral sahiplerinin diledikleri zaman

ekipmanın her bir parçasının sağlamlık durumuna ilişkin net bir bilgi elde etmeleri kısa bir süre öncesine kadar

mümkün değildi. Bu yüzden pek çok operatör böyle bir riski almaya hazır değildi.

Ancak yeni yazılım uygulamalarından oluşan bir

paketle, bu durum kısa bir süre içinde değişebilir.

Bu yıl Berlin’de gerçekleşen ve her yıl düzenlenen

Minds + Machines konferansında GE Dijital, endüstriyel

yazılım geliştiricisi ServiceMax’in dijital

saha servis yönetim çözümü ile GE’nin Varlık Performans

Yönetimi yazılımını bir araya getiren yeni

bir yazılım çözümünü tanıttı. Yeni entegre çözüm

sayesinde, yenilenebilir enerjiden havacılığa kadar

uzanan çok çeşitli sektörlerden şirketler, ekipmanlarının

performansıyla ilgili olarak, bakım ve

santral yönetimi konularında daha iyi kararlar

almasını sağlayacak daha net bir bakış açısı elde

edebilecek.

Yeni yazılım, reaktif olmak yerine proaktif olmaya

geçiş konusunda endüstride daha büyük bir trendin

bir parçası olma özelliğini taşıyor. Şirketler,

sorunlara yanıt vermek için her yıl milyonlarca

dolar harcıyor. Endüstriyel İnternet, işler karmaşık

hale gelmeden önce sorunların tespit edilmesini

ve bunlarla baş edilmesini sağlıyor.

Varlık Performans Yönetimi (APM) ve Saha Servis

Yönetimi (FSM) paketleri, rüzgar santrali veya

fabrika çevresindeki binlerce sensörden gelen

verileri otomatik olarak toplayıp analiz ediyor. Bu

sayede kullanıcılar, geleneksel izleme yöntemlerini

geride bırakarak gelişmiş öngörülebilir bakım

ve yönetim çözümleri kullanabiliyor. GE’nin

Endüstriyel İnternet platformu Predix’te çalışan,

ServiceMax ve Varlık Performans Yönetimi’ni

(APM) bütünleşik çözümü operatörlerin ekipmanı

ne zaman ve nasıl üretime alacakları ve durduracakları

konusunda gerçek zamanlı kararlar

almasına olanak tanıyacak.

60


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

İş dünyasında yaşanacak büyük değişim

Dijitalleşmenin yaygınlaşması ekonomiye ciddi düzeyde bir dinamizm getiriyor. Bu dinamizmin etkisiyle sanayide

sınırlar silikleşiyor. McKinsey’in değerlendirmesine göre yeni dönemde sınırı belli olmayan hibrit sektörleşmeler

söz konusu olacak.

Rakuten Ichiba, Japonya’nın en büyük online pazaryeri.

Aynı zamanda, sanal ve gerçek yüzbinlerce mağazada

kullanılabilen sadakat puanları ve e-para da sağlıyor.

On milyonlarca üyeye kredi kartı gönderiyor. Ayrıca

mortgage gibi finansal ürün ve hizmetler de sunuyor.

Diğer yandan şirket Japonya’nın en büyük online seyahat

portallarından birine sahip ve ayrıca dünya çapında

yaklaşık 800 milyon kullanıcısı olan anında mesajlaşma

uygulaması Viber’i çalıştırıyor. Peki, bu şirket tam olarak

ne iş yapıyor? Perakendeci mi? Finansal şirket mi? Aslında

her ikisi de ve daha fazlası… Herhangi bir endüstri

tarafından tanımlanmayan veya sınırlandırılmayan bu

gibi kuruluşlar, aykırı gibi görünebilir.

SEKTÖRLER KAYBOLUYOR VE BİRLEŞİYOR

McKinsey’in değerlendirmesine göre, teknolojik gelişmeler,

sektörlerin ortaya çıkmasına, kaybolmasına ve

birleşmesine neden oluyor. Örneğin, bankacılık, para

değişimi, ticaret bankacılığı, tasarruf bankacılığı ve emniyetli

mevduat hizmetleri gibi şeylerin birleşmesiyle

doğdu. Süpermarketler, daha önce ayrı olan perakende

alt sektörlerini büyük bir “bakkaliye” kategorisine dönüştürdü.

Bunlar gibi değişimler, yeni rakipler yarattı, büyük

miktarda varlık el değiştirdi ve ekonominin önemli bir

bölümünü yeniden şekillendirdi. Ancak bugünlerde

yeni bir şey yaşanıyor gibi görünüyor. İşlem maliyetlerini

yıllarca azaltmaya devam eden dijital devrim, elektronik

verilerin, mobil arayüzlerin her yerde bulunması ve artan

yapay zekânın güçlenmesi ile son zamanlarda hız kazandı.

Bu kuvvetler bir araya gelerek müşteri beklentilerini

yeniden şekillendiriyor ve hemen hemen dağıtım bileşeni

olan her sektör için sınırlarını yeniden çizmek veya

yeniden tanımlamak için daha önce karşılaştığımızdan

daha hızlı bir potansiyel yaratıyor.

UÇTAN UÇA MÜŞTERİ DENEYİMİ

Önce müşteri beklentilerinin nasıl değiştiğini düşünün.

Steve Jobs’un söylediği gibi, “Çoğu zaman, sen onlara

göstermeden insanlar ne istediklerini bilmiyorlar.” Dijital

öncüler, değer zincirindeki açılımları köprülüyor,

müşterilerin maliyetlerini düşürüyor, onlara yeni deneyimler

yaşatıyor ve iştahlarını daha fazlası için harekete

geçiriyor. Bir zamanlar birbiriyle alakasız gözüken işlerin

bugün sorunsuz şekilde birbiriyle birleştiğine dair birkaç

örneğe bakalım: cebinizdeki telefon, bulutta bulunan

müzik ve video, bileğinizdeki akıllı saat ve oturma odanızdaki

televizyon… McKinsey değerlendirmesinde

şunlar kaydediliyor: “Artan sayıda endüstrinin yeni, daha

geniş ve daha dinamik uyumlarla birleşeceğine inanıyoruz:

yani dijital ekosistemler oluşacak. Ekosistem dünyası,

kullanıcıların ekosistemi terk etmeden tek bir erişim

ağ geçidi üzerinden geniş bir ürün ve hizmet yelpazesi

için uçtan uca deneyiminin tadını çıkardığı son derece

müşteri odaklı bir modele sahip olacak.

EN BÜYÜK ENGEL NE?

Son zamanlarda dünya çapında yapılan bir ankette, on

yöneticiden yaklaşık dokuzu, şirketlerinin mali açıdan

sıkıntı yaşamaya başlamadan önce dijital dönüşümde

önemli ilerleme kaydetmeleri için iki yıl veya daha kısa

bir süreye sahip olduklarını söylüyor. Dahası, yüzde 59,

rakiplerin gerisinde kalmamak için çok geç olabileceğini

düşünüyor. Dijital dönüşüm, her şirkette ve sektörde

farklı şekilde gerçekleşecek. Ancak en büyük engel

inanılmaz derecede tutarlı: şirket kültürü. Uzmanlara

göre, uzun zamandır kurulmuş büyük şirketler, geçmişte

başarıya ulaşmış ancak en iyi dijital stratejiyi bile sabote

edebilecek kurumsal değerler ve davranışları kökten sökmek

zorunda. Onların yerine, üç yeni unsurla birlikte bir

kurum kültürü inşa etmeleri gerekiyor. Uzmanlara göre

şirketlerin yapması gereken öncelikli şey ne kadar eski

veya köklü de olsalar birer startup gibi davranmaları…

Buna göre, dijital dönüşümün en büyük engeli teknoloji

değil. Onun yerine, riskten kaçınma ve başarısızlık korkusu

gibi dijital öncesi günlerden kalma alışkanlıklar…

61


HABER

Papağan Kuruyemiş Hong Kong’da

Türkiye’nin önde gelen kuruyemiş kuruluşlarından Papağan Kuruyemiş, Hong Kong’a ihracat yapmaya başladı.

Doğal ürünlere geniş ilgi gösterdiği bilinen Hong Konglulara, ağırlıklı olarak Papağan’ın kuru meyve ve çiğ

yemişlerinden oluşan ‘Altın Meyveler’ serisi gönderildi.

Çin pazarına yönelik giriş kapısı olarak da değerlendirilen

Hong Kong, Papağan Kuruyemiş

ürünlerinin bulunabileceği yeni bir destinasyon

olarak yerini aldı. Temmuz ayı itibarıyla Hong

Kong’a ürün göndermeye başlayan Papağan’ın

ürünleri, şehirdeki çeşitli gıda marketlerinde

satışa sunuluyor.

Altın Meyveler serisi

Papağan Kuruyemiş, Hong Kong’a ürün gamında

yer alan karışık kuruyemiş, fındık, Antep fıstığı

gibi ürünlerin yanı sıra ağırlıklı olarak Altın

Meyveler serisinde yer alan kurutulmuş meyveleri

ve kavrulmamış natürel kuruyemişleri ihraç

ediyor. Altın Meyveler serisinde yer alan kuru

erik, kuru üzüm, çekirdekli siyah üzüm, ceviz,

günkurusu kayısı ve kuru kayısı, Hong Kongluların

beğenisine sunuluyor.

Natürel ürünlere ilgi büyük

Çinlilerin ve Hong Kongluların doğal ürünlere

büyük ilgi gösterdiğini aktaran Papağan Kuruyemiş

Yönetim Kurulu Başkanı Kani Emekçi, “Bu

nedenle Altın Meyveler serimizi Hong Konglulara

sunduk. Beğeneceklerini düşünüyoruz. Ancak

geleneksel kuruyemiş ürünlerimizi de ihmal

etmedik. Fındık, Antep fıstığı ve karışık kuruyemiş

çeşitlerimizi de gönderiyoruz. Bu kategoride

özellikle karışık kuruyemiş çeşitlerimizin ilgi

gördüğünü söyleyebilirim” bilgisini paylaştı.

Hong Kong’un yanı sıra Katar da Papağan’ın ihracat

ağına yeni eklediği ülke olarak öne çıkıyor.

Papağan Kuruyemiş ayrıca Almanya, Avusturya,

İsviçre, İngiltere, Fransa, İsveç, Belçika, Kosova,

Bulgaristan, Suudi Arabistan, ABD, Libya, Cezayir,

Gürcistan, Arnavutluk, Irak, Ürdün, Lübnan,

Türkmenistan, Romanya ve Kuzey Kıbrıs Türk

Cumhuriyeti’ne ürünlerini ihraç ediyor.

62


HABER

63


HABER

HAFTADA 5000 KALORİ YAKMAK İSTER MİSİNİZ ?

Slimwell, yenilikçi ve ileri teknoloji incelme ve

zayıflama konsepti ile, Türkiye’de “incelmede

devrim” sloganıyla 2015 yılında doğdu. Amaçları

zayıflamak isteyenleri inceltmek, inceltirken

sağlıklı ve mutlu olmalarını sağlamak.

Spor salonlarına harcadığınız zaman ve eforu

minimuma indiren Slimwell, sizi keyifli bir

şekilde zayıflatırken vücudunuzu diğer spor

aktivitelerine göre çok daha az yoruyor ve

Slimwell’den çıktığınızda kendinizi dinç, enerjik

ve hareketli hissediyorsunuz.

Slimwell cihazları vakum, kızılötesi, kolajen,

ozon tedavisi, kromoterapi, aromaterapi ve

birçok yeni teknoloji içeren Türkiye’de ilklerin

markası olarak yoluna devam ediyor ve 20 ayda

Türkiye’nin farklı şehirleri ve Kıbrıs olmak üzere

14 ayrı noktada Slimwell cihazlarına ulaşılabiliniyor.

Bu hızlı büyümenin ve yoğun ilginin en büyük

sebebi cihazların çok teknolojik olması ve

özellikle çalışan kadınların ve annelerin zaman

tasarrufu yaparak spor salonlarında harcadıkları

zamanı minimum süreye indirip maksimum

sonucu alabilmeleri.

Slimwell konseptte bulunan dört adet cihazın

etkileri saymakla bitmez. Suda bisiklet

Hydroshape yarım saatte 600 kalori yakmanızı

sağlayan 500 litre ozonlu suyun içerisinde pedal

çevirdiğiniz bir cihaz. Tamamen kişiye özel

kabininizde girdiğiniz bu cihazın içerisinde 16

adet hidro jet bulunuyor. Bu jetler sayesinde siz

pedal çevirirken cihazın içerisinde jakuzi ortamı

oluşuyor ve balneoterapik bir wellness deneyimi

yaşarken selülitleriniz de parçalanmaya

başlıyor. İçerisindeki kromoterapi ile suyun rengi

belirli aralıklarla değişiyor ve sadece fiziksel

olarak değil psikolojik olarak da iyileşiyorsunuz.

Hydroshape aynı zamanda kas kütlenizin güçlenmesine

yardım ederken en önemli özelliklerinden

biri de hamilelerin de doktor tavsiyesi ile

cihazı kullanabilmesi.

Bir diğer cihaz ise Bodyshape. Bodyshape, ileri

teknoloji ile Avrupa Birliği’nde üretilmiş, yenilikçi

ve eşsiz bir zayıflama ve sıkılaşma cihazıdır.

Build-in koşu bandı üzerinde bir yandan yürür

veya koşarken, diğer yandan vakum ve kızılötesi

teknolojileri ile donatılmış düşük atmosferik

basınç ortamında haftada ortalama 5000 kaloriye

kadar yakabiliyorsunuz.

Bu devrim niteliğindeki cihaz spora yeni başlayanlar

için olduğu gibi, zayıflamak ve sıkılaşmak

isteyen fakat spor salonuna gidecek vakti olmayanlar

için de ideal. Bodyshape’in içerdiği tüm

teknoloji bileşenleri kasların enerji tüketimini

arttırmaya yönelik ve bu sayede maksimum

bölgesel incelme, vücuttan su atma ve kilo kaybı

sağlar. Cihazın içerisindeki kızılötesi ışınları

kabinin içerisindeki ısıyı arttırarak maksimum

kalori yakımı sağlarken, diğer yandan ödem ve

toksin atmada da oldukça etkilidir. Bodyshape,

bölgesel zayıflamada aktif spor yaparak etki görebileceğiniz

en etkili cihazdır.

Rollshape ise 2.500 yıllık Uzakdoğu masaj tekniğinin

günümüz teknolojisine uyarlanmış ve

selülit probleminizi kökünden çözmeye odaklı

bir cihazdır.

Rollshape’in en büyük özelliği selülitlerle olan

savaşıdır. Düzenli kullanımda, Rollshape gözle

görülür şekilde selülitlerin giderilmesine,

sıkılaşmaya ve vücut kusurlarının azalmasına

yardımcı olur.

Kızılötesi özelliği cildin derin katmanlarında birikmiş

yüksek toksinlerin atılmasını sağlar; ısıyla

beraber eklem tutulmasını azaltır, kas spazmlarını

rahatlatır, kan dolaşımını arttırır, ağrıları

dindirir, yumuşak doku zedelenmesine iyi gelir.

Ayrıca iltihaplı ödem ve ifrazatların çözümüne

yardımcı olur.

Slimwell Konseptin son cihazı ise rahatlatıcı

masaj koltuğu Activcouch’tur. ActivCouch,

egzersiz sonrası rahatlama ve gevşeme haline

geçmenizi sağlayan, beden ısısı ve bedensel

rahatlama için en doğru pozisyona ayarlanmış

tüm vücuda masaj yapan ergonomik özel

tasarım masaj yatağıdır. Bedeninizin egzersiz

sonrası en konforlu şekilde rahatlamasını sağlayarak

beyninize kas faaliyetlerinin durduğunu,

artık bedeni gevşetmesi gerektiği mesajını

iletir. ActivCouch’a uzandığınızda, bedeniniz ve

ruhunuz yoğun geçen günün ve az önce deneyimlediğiniz

fiziksel aktivitenin ardından ihtiyaç

duyduğu rahatlama imkanını bulacaktır.

Slimwell konsepte geldiğinizde bir seanste 3

adet cihaza girersiniz. ( İki büyük cihazdan biri,

Rollshape ve Activcouch )

64


HABER

Arınmak İçin Juitox Yeter!

Sağlıklı ve düzenli beslenmede sebze ve

meyve sularının önemi nedir?

Günümüzün en temel problemlerinden biri

sağlıklı yaşam. Hızlı şehir hayatı, zamansızlık,

kötü beslenme vb. çeşitli etkenler ile vücudumuz

yoruluyor, kendisini dinlendirme ve

yenileme fırsatı bulamıyor. Doku kirliliğinden

kurtulmanın tek yolu detoks, yani arınmadır.

Bu noktada sağlıklı yaşam için gerekli olan vitamin,

mineral ve enzim depolarımızı doldurmamız

için sebze ve meyve suları devreye giriyor.

Sebze meyve sularının normal bir sebze

meyve tüketiminden farkı nedir?

Glisemik indeksi yüksek olan herşey kan şekerinizi

arttırır ve sürekli yemek yeme ihtiyacı

duyarsınız. Sebze ve meyveler glisemik indeksi

en düşük besinlerdir. Kilolarca sebze yemek, içmekten

daha zordur. Özellikle çiğ formda sebze

neredeyse hiç tüketmiyoruz, ayrıca o sebzede

vücudumuzun işine yarayacak herşey pişirme

esnasında yok oluyor. Normalde yediğimiz bir

sebze yemeğinde sindirim sistemimiz en fazla

%70’ini sindirebiliyor. Ancak bu yiyeceklerin

suyunu çıkarıp içtiğimizde sindirim sisteminiz

zayıf bile olsa, %99’unu absorbe edebiliyor

ve bunu yaparken sindirim için kullandığımız

organları yormamakla birlikte, dinlendiriyor;

çünkü organlarımızın iş yükünü azaltmış oluyor.

Juitox nasıl kullanılır? Kimler nasıl bir

paket tercih etmelidir?

Juitox, belirli bir süre boyunca katı yiyecek tüketmeyerek,

sindirim sisteminizin dinlenmesine

yardımcı olan bir sağlıklı yaşam programıdır.

Her paketimizde 6 adet ürün bulunmaktadır

ve şişe üzerindeki numaralara göre sırasıyla 2

saatte bir tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Eğer

duramam diyorsanız ara veya ana öğün olarak

kullanabilirsiniz.

Cleanse programları herkes için uygun olmayabilir.

Boy, kilo, yaş ve amaç önemli. Hiç sıvı detoksu

yapmamış biri Beginner, Antiaging, Bridesbestfriend,

Hangover saver ve yeni Sportive

paketlerini kolaylıkla yapabilir. Half day paketi

yarım gün detoksla tanışma paketi gibi düşünebiliriz.

Advanced ve Weightloss ise deneyimli

kullanıcılar tercih edebilir.

Hamile ve emziren annelere cleanse yapmalarını

önermiyoruz fakat besin takviyesi olarak tekli

ürünlerimizi kullanabilirler.

Juitox kullanımı için belli bir dönem öneriyor

musunuz?

Bu tamamen size kalmış. İsterseniz yoğun

iş temponuzun arasında akıp giden zamana

entegre edin, isterseniz hafta sonu

dinlenerek,masaj ve saunaya giderek kendinize

ödül vererek arının. Fakat haftada bir mutlaka 1

gün, mevsim geçişlerinde yani 3 ayda bir minimum

3 günlük bir detoks yapılmasını tavsiye

ederim. Hem bağışıklık sisteminizi güçlendirir,

dönemsel kilo fazlalıklarınızdan kurtulur, hem

de toksinlerinizden arınırsınız.

Juitox kullanan kişiler, nasıl bir beslenme

tarzıyla hareket etmelidir?

İlk seçtiğiniz temizlenme gününe 3-5 gün kala

temizlenmeye hazırlığı başlatın. Yavaş yavaş

hayvansal gıdaları azaltın ve kahve, alkol, şeker

ve rafine gıda tüketimini bırakın. Cleanse öncesi

ve sonrası sebze ve meyve ağırlıklı beslenmenizi

tavsiye ediyoruz. Detox sonrası 2. Gün

itibariyle tahıl ve baklagilleri, 3. Gün itibariyle

ise yumurtayı ve hafif asidik hayvansal gıdaları

menünüze dahil edebilirsiniz.

Juitox’lar nasıl hazırlanıyor? Hazırlık

aşamasında nelere dikkat ediliyor?

Juitox, vitamin, mineral ve enzimlerini kaybetmeden

cold-pressed yöntemiyle sıkılan %100

doğal sebze ve meyvelerin suyundan oluşur

Hijyen ve ürünlerin içeriğindeki sebze, meyve

ve lezzet ahengi en önemli kuralımız. .Ürünlerimizin

reçeteleri çiğ beslenme uzmanı ve sağlık

koçumuz Dilşat Erdil tarafından minimum meyve

şekeri maximum arınma sağlayacak şekilde

hazırlanmıştır.

65


HABER

Her 3 ihracatçımızdan 2‘si risk altında!

İhracat, bir ülkede üretilen bir malın, yabancı ülkelere

döviz karşılığında satılmasına denir. Çoğu

zaman İngilizce ortak dil olsa da genelde diline,

kültürüne çokça hakim olmadığımız ülkeler ve

insanlarla yapılan ticari ilişkidir. Ticaretin ortak

amacı kar etmek olmakla birlikte ihracatın ve

ihracatçının bu amacın yanı sıra ülkemizi dünyaya

tanıtmak, ithalatla beraber bir ülkenin dış

ticaret dengesini oluşturmak gibi misyonları da

bulunmaktadır. Böylesi bir durumda ihracatçımızın

ülkemizde ve dünyada olası risklere karşı

kendisini maksimum koruma altına alması ve

güvende hissetmesi gerekir.

Ülkemizde ihracatçı birliklerine kayıtlı 67 bin

firma bulunmaktadır. Dünyanın dört bir yanına

ihracat yapıyoruz. Ekonomi Bakanlığı ve KOS-

GEB (Yurt dışında ofisi mağaza desteği, yurt dışı

iş gezisi, yurt dışı fuar, sınai mülkiyet teşvikleri

vs…) gibi birçok kurum ihracatı ve ihracatçıyı

desteklemek amacıyla belirli bir plan ve programlar

dâhilinde hibe ve krediler sağlıyor. Bunun

yanı sıra kalkınma ajansları ve çeşitli devlet

kurumları tarafından uluslararası ilişkileri ve

ticari ilişkileri güçlendirmek anlamında birçok

kurumsal çalışmalar sürdürülüyor.

Sağlanan bunca hibe ve teşviklerin güvencesini

alan ihracatçılarımız pazarda çok daha akılcı

dinamik ve geri dönüşü sağlam yatırımlar ve

karlar elde ediyorlar. Bu uygulamaların yanı

sıra ihracatçılarımızın da kendi kişisel stratejik

planlamalarını da oluşturmaları gerekmektedir.

Marka Korumasının Önemi

Bakıyorsunuz firmanın cirosunun %80‘i ihracattan

geliyor. Milyon dolarlık ihracat hacimleri

var. Onlarca veya yüzlerce çalışanı var.

Vergi ödüyor vs… kısacası ihracatta en ufak bir

sıkıntı yaşanırsa tüm süreçler durma noktasına

gelecek fakat buna rağmen ihracatçı firma markasını

yurtdışında tescil ettirmeden sıfır koruma

ile ciddi riskler altında ihracat yapıyor.

Bununla birlikte, markasını Türkiye‘de ve ihracat

yaptığı ülkelerde tescil ettirmiş firmaları incelediğimizde

de birçoğunun doğru mal ve hizmet

alanında tescil korumalarının bulunmadığını

veya özellikle tescil maliyetlerini minimize

etmek adına yaptıkları tasarruflardan dolayı

tam kapsamlı koruma almak yerine taklide ve

suiistimale açık tehditler altında çalıştıklarını

görüyoruz.

Çoğu zaman marka konusundaki ihtilaflar işyerinden

ayrılıp iş kurun çalışan, eski ortaklar,

bayiler, distribütörler arasında cereyan etmekle

birlikte münferit durumlarda yaşanmaktadır.

İhracatçı bir firma yurt dışında katıldığı bir fuarda

veya seyahat sonrasında ticari ilişkiler kurmak

suretiyle bir distribütör firma ile anlaşma

yapıyor. Firmayı kuruyor, pazarlama faaliyetlerini

gerçekleştirirken markaya yatırım yapmaya

başlıyor, yurt dışından siparişler alıyor üretime

başlıyor fakat markasını ihracat yaptığı ülkede

tescil ettirmiyor. Tam bu noktada çoğunlukla

karşılaştığımız durumlarda olduğu gibi distribütör

firma bir süre sonra markayı o ülkede

kendi adına tescil ettiriyor ve ihracatçımızın o

marka ile ihracat yapmasını engelliyor.

Bildiğiniz üzere 2013 yılında Gümrük Bakanlığı

ile Türk Patent ve Marka Kurumu arasında

imzalanan protokole göre firmalar ihracat beyannamesi

doldururken marka tescil bilgilerini

paylaşmaya başladılar. Bu bilgiler gümrük idarelerine

aktarılarak bu sayede firma ve markaların

ne kadar ihracat yaptığını net bir şekilde

izlenebilirliği sağlandı. Özellikle yurt dışında

birçok ülkenin uyguladığı gümrük kontrollerinde

taklit marka ile ihracatın tespiti kolaylaşmaya

başladı. Bu nedenle firmalara hem Türkiye’de

hem de yurt dışında tescil yapmaları gerektiğini

öneriyoruz.

YURT DIŞINDA MARKA BAŞVURUSU AR-

TIK ÇOK KOLAY

Madrid Sistemi dünyada en etkin ve yaygın

biçimde kullanılan uluslararası tescil sistemi

konumundadır. Dünya ticaret hacminin yüzde

80’inden fazlasına sahip olan üye ülkelere her

geçen yıl yenisi ekleniyor. Tek bir başvuru ile birden

fazla ülkede tescil alınabilmeye olanak sağlayan

sistem ile AB ve OAPI (Afrika Fikri Haklar

Organizasyonu) gibi topluluklarını kapsamakta.

Böylece tek bir başvuruyla çok daha kolay bir

şekilde ve zahmetsizce birçok ülkede tescil işlemleri

gerçekleştirilebilmektedir.

Ülkemizde bu sistem aracılığı ile tescil almış

yaklaşık 15 bin civarında marka bulunmaktadır.

Bu sayıya Madrid sistemi dışında kalan ülkelere

yapılan başvuruları da eklediğimizde 25 bin

adet tescilli marka var demektir. 67 Bin ihracatçımızı

düşündüğümüzde bu sayı oldukça az

66


HABER

ve endişe verici bir durum. Diğer bir deyişle her

3 ihracatçımızdan 2 tescilsiz marka ile ihracat

yapmaktan dolayı bahsettiğimiz riskler altında.

Madrid Sistemi ile üye ülkelere ihracat yapan

firmalar, markalarını en uygun maliyetle tescil

ettirme olanağına kavuştular. Ayrıca Ekonomi

Bakanlığı ve KOSGEB’in tescil konusunda vermiş

olduğu desteklerle bu maliyetlerinde yüzde

50’sinin devlet tarafından karşılandığını göz

önünde bulundurduğumuzda marka sahiplerine

çok ciddi avantajlar sağlamakta.

Bu nedenle ihracatçıların yapacağı ilk şey ihracat

yapacakları ülkelere toplu iğne bile göndermeden

önce markalarını tescil ettirmeleridir.

Avrupa’da en çok marka başvurusu yapan ilk 10.

ülke arasındayız.

Son dönemlerde ülkemiz marka başvurularında

en aktif ülkelerin başında gelmektedir. 2011 yılından

bu yana yılda ortalama 100 binin üzerinde

marka başvuruyla Avrupa’nın en fazla marka

başvurusu yapılan ülkesi Türkiye olmuştur. Öte

yandan Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilat tarafından

her yıl yayımlanan Dünya Fikri Mülkiyet Göstergeleri

Raporuna göre Türkiye 2015 yılında

marka başvurularında dünyada 7’nci sırada yer

almaktadır.

Avrupa Patent Ofisinin derlediği; verilerini 3. kişilerle paylaşan ülkelerin İstatistikleridir.

ÜLKE

ADET

1 US ABD - USPTO 8.394.036

2 JP Japonya - JPO 4.015.976

3 BR Brezilya - INPI 3.437.970

4 KR Kore Cumhuriyeti - KIPO 3.310.579

5 FR Fransa - INPI 2.629.347

6 DE Almanya - DPMA 1.959.940

7 CA Kanada - CIPO 1.540.034

8 EM EUIPO - EUIPO 1.490.684

9 MX Meksika - IMPI 1.418.110

10 TR Türkiye - TURKPATENT 1.408.790

11 IT İtalya - UIBM 1.133.135

12 GB Birleşik Krallık - UKIPO 1.101.568

13 WO WIPO - WIPO 971.299

14 ES İspanya - OEPM 867.623

15 IN Hindistan - CGDPTM 823.215

16 MY Malezya - MyIPO 785.200

17 CO Kolombiya - SIC 698.582

18 RU Rusya Federasyonu - ROSPATENT 588.307

19 SE İsveç - PRV 452.979

20 PT Portekiz - INPIPT 422.308

21 PE Peru - INDECOPI 413.051

22 PL Polonya - PPO 411.735

23 PH Filipinler - IPOPHIL 404.702

24 CH İsviçre - IGE 392.751

25 BX Benelüks - BOIP 377.521

26 DK Danimarka - DKPTO 287.363

27 NO Norveç - NIPO 264.712

28 GR Yunanistan - GGE 252.134

29 CZ Çek Cumhuriyeti - IPOCZ 248.789

30 RO Romanya - OSIM 204.893

31 MA Fas - OMPIC 190.227

32 FI Finlandiya - PRH 180.919

33 AT Avusturya - OPA 174.711

34 IE İrlanda - IEIPO 167.080

35 BG Bulgaristan - BPO 139.824

36 SK Slovakya - SKIPO 116.895

37 HU Macaristan - HIPO 115.955

38 CY Kıbrıs - DRCOR 85.413

39 KH Kamboçya - DIP 80.097

40 LT Litvanya - VPB 78.611

41 TN Tunus - INNORPI 77.198

42 LV Letonya - LRPV 61.084

43 EE Estonya - EPA 57.944

44 MT Malta - CD 55.201

45 IS İzlanda - ELS 50.785

46 RS Sırbistan - IPORS 50.669

47 SI Slovenya - SIPO 48.220

48 HR Hırvatistan - DZIV 48.062

49 GE Gürcistan - NIPCG 33.498

50 MK FYROM - SOIP 32.100

51 BA Bosna & Hersek - IIP 23.847

52 AL Arnavutluk - GDIP 13.360

53 SM San Marino - USBM 3.237

54 AP ARIPO - ARIPO 2.318

67


HABER

“Aile şirketlerinin %96’sı üçüncü kuşakta son buluyor”

Altınbaş Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim

Üyesi Yrd. Doç. Dr. Irmak Erdoğan aile şirketlerinin

sadece yüzde 4’ünün dördüncü kuşağı görebildiğini

söyledi. Devir sürecini doğru yönetemeyen

aile şirketlerinin varlığını sürdürmesinin

zor olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Erdoğan,

“Bugün aile şirketlerinin sorunları arasında en

çok tartışılan konular sürdürülebilirlik ve kurumsallaşma.

Sıklıkla paylaşılan istatistiklere

göre aile şirketlerinin yüzde 30’u ikinci kuşak,

yüzde 13’ü üçüncü kuşak ve sadece yüzde 4’ü

dördüncü kuşağı görüyor.” dedi.

Erdoğan, bu durum ilk bakışta bir sorun gibi

gözükse de bu oranları aile şirketi olmayan şirketlerin

hayatta kalma istatistikleri ile karşılaştırmadan

sağlıklı bir değerlendirme yapmanın

mümkün olmadığını

belirtti. Bugün dünyanın

en eski şirketlerine

bakıldığında

bunların aile şirketleri

olduğunu kaydeden

Erdoğan, “Türkiye’de

de aynı durum geçerli.

Dolayısıyla,

sürdürülebilirliği

aile şirketlerinin bir

sorunu olarak değil,

potansiyellerinin

yüksek olduğu bir

alan olarak değerlendirmek

gerektiğini

ve bu potansiyelin

gerçekleştirilmesinin

önündeki engellerin

nasıl aşılacağı üzerine

yoğunlaşmak gerektiğini

düşünüyorum.”

dedi.

“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİKTE DEVİR SÜRECİ

ÇOK ÖNEMLİ”

Sürdürülebilirliğin sağlanmasındaki en önemli

noktanın devir süreci olduğunu söyleyen Yrd.

Doç. Dr. Erdoğan, “Bugün hem akademiye, hem

de iş dünyasına baktığımızda yapılan yayınların

ve verilen eğitim ve danışmanlıkların önemli

bir bölümünün devir sürecinin yönetimiyle ilgili

olduğunu görüyoruz. Devir sürecinde gerek

kişisel, gerek aile ilişkilerine bağlı birçok engel

ortaya çıkabiliyor. Sonraki kuşakta gereken yetkinliklere

sahip olan bir adayın var olmaması ya

da yetkinliği olsa bile adayın gereken motivasyona

ve bağlılığa sahip olmaması engel teşkil

edebiliyor. Öte yandan var olan aile yöneticisinin

şirkete fazla bağlı olması da bazen sonraki

kuşağı gerektiği gibi yetiştirmemesine ve devir

sürecine yönelik düzgün bir planlama yapmamasına

yol açabiliyor. İki kuşak arasındaki çatışmalar,

rekabet, genel olarak aile üyeleri arasındaki

çatışmalar ve uyumsuzluk da doğru adayın

seçilmesini ve devir sürecinin başarılı bir şekilde

gerçekleşmesini önlüyor. Özellikle de şirket belli

bir yaşa ulaştığında ve büyüdüğünde, örneğin

üçüncü kuşak ve sonrasında kuzenler, kuzen çocukları

vs. devreye girdiği zaman karmaşıklaşan

aile ilişkileri ile birlikte devir sürecinin yönetimi

de daha komplike hale geliyor” dedi.

“YENİLİKÇİ OLUNMALI”

Yrd. Doç. Dr. Erdoğan, aile şirketinin sürdürülebilirliğinin

sağlanmasında devir süreci dışında

yenilikçi olmanın da önemli olduğuna dikkat

çekti. Erdoğan “Uzun ömürlü aile şirketlerine

baktığımızda gelenekçilik ve yenilikçilik arasındaki

dengeyi çok ince bir ustalıkla yönettiklerini

görüyoruz. Örneğin, üründe ya da üretim yöntemlerinde

yapılacak bir inovasyon, geçmişten

bu yana sürdürdükleri ve korumaya çalıştıkları

bir gelenekle çatışıyorsa, bu inovasyon gerçekleştirilmeyebiliyor.

Ancak çatışmanın olmadığı

serbest alanlarda kendilerini yenilemek için

olabildiğince çaba harcıyorlar. Bu ikilem ilk bakışta

bir dezavantaj gibi görünse de aslında bu

ikilemi doğru yöneten aile şirketleri kendilerine

bu sayede bir rekabet avantajı sağlayabiliyorlar.

Yakın zamanda bu konuyla ilgili yapılan araştırmalar,

aile şirketlerinin geçmişlerini ve geleneklerini

bir kaynak olarak kullanarak bu sayede

inovasyona yönelik avantaj sağladıklarını ortaya

koyuyor” dedi.

68


HABER

Türkiye: Sürprizlerle dolu!

Türkiye GSYİH oranı 2017 yılsonunda yüzde 5,2 seviyesine yükselirken, 2018’de yüzde 3,5 seviyesine düşecek

Türkiye’de iflaslar yüzde 4 artacak

Türk şirketler için önemli ihracat fırsatları var

Güçlü kamu yatırımları ve harcamaları ile birlikte

ihracattaki toparlanma sayesinde, 2017

yılsonunda Türkiye GSYİH oranı yüzde 5,2 seviyesine

yükselecek. Euler Hermes’in 2018 tahminlerine

göre ise büyümenin 3,5 seviyesinde

gerçekleşeceği öngörülüyor.

Şirketler arasındaki ödeme davranışlarında

istikrarlı bir bozulma yaşanmaya devam ediyor.

2016 yılında Türkiye’de şirketler, 2007’deki

ortalamadan 15 gün sonra; 2016’daki küresel

ortalamadan ise 16 gün sonra ödemelerini gerçekleştirdi

(2016’da 64 gün). İnşaat, yüksek teknoloji,

kâğıt, ilaç ve makine sektörü ödemelerde

3 aydan daha uzun süre bekliyor. Bu olumsuz

eğilim 2017 yılında 12.800 vaka ile yüzde 4

seviyesinde beklenilen kurumsal iflaslara da

yansıyor. 2018’de iflas endeksinde yüzde 4 seviyesinde

düşüş bekleniyor; ancak bu beklenti

hala on yıl önce kaydedilen seviyelerin %30

üzerinde seyrediyor.

Euler Hermes Türkiye Genel Müdürü Özlem

Özüner: “Sanayi üretimi ekonominin güçlü görünümünü

destekleyerek hızla artmaya devam

ediyor. Bununla birlikte, yakın zamanda başka

bir hızlanma/teşvik öngörülmüyor. İhracat artışı

güçlü kalmaya devam ederken; 2017 sonuna

kadar enflasyon çift haneli kalacak. 2018’de ise

ortalama yüzde 9 seviyesine inebilir” dedi.

İhracat, 2017 ve 2018 yıllarında 160 milyar

dolarlık ilave hacim oluşturarak toparlanmaya

devam edecek. Tekstil, Makine, Kimya, Otomotiv

ve Tarım Türkiye’de en yüksek potansiyele

sahip sektörler olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin

ihracatı MENA ve Avrupa’daki iyileşmelerden

faydalanacak.

Cari açık Türkiye’nin “Aşil Topuğu” olmaya devam

ediyor. Yeni kısa vadeli dış borçlanma yoluyla

büyük oranda finanse edilen yüksek cari açık,

uzun süredir devam eden bir risk. Cari açık,

2016’da GSYİH oranının yüzde 3,8 seviyesinde

gerçekleşirken; 2017’de yüzde 5 seviyesine

genişledi, 2018’de ise yüzde 4’ün üzerinde

kalacak.

İstanbul’da bugün dördüncüsü düzenlenen

Euler Hermes Uluslararası Ticarete Küresel Bakış

Zirvesi’nde konuşan Allianz Makroekonomik

Araştırmalar Küresel Başkanı ve Euler Hermes

Baş Ekonomisti Ludovic Subran: “2018 yılı için

ekonomik görünüm, siyasi belirsizlikler azaldığı

için parlak ışıkta kalmaya devam edecek.

İstihdam ve kapasite kullanımındaki genişleme

nedeniyle yatırım görünümü iyimser olmaya

devam ediyor. Para politikasındaki normalizasyonun,

güçlü ekonomik dengeyi raydan

çıkarma olasılığı düşük” şeklinde değerlendirmelerde

bulundu.

Infografik: 2018 İlave İhracat Verileri - Ülke ve

sektörlere göre

Infografik: 2007 yılından günümüze ödeme

davranışları değişimi

100

Turkey Global average

90

80

80 81 80

78

80

77

72 73 74

68

70 65 65

60 61

64

62

64 64 64 64 64 64

60

50

40

30

20

10

0

07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17f

Özlem Özün - Ludovic Subran

69


ŞİRKET

YURTİÇİ KARGO’NUN “AR-GE MERKEZİ” ONAY ALDI

Türk kargo sektöründe gerçekleştirdiği ilkler ve son yıllarda dikkat çeken teknoloji yatırımları ile adından söz

ettiren Yurtiçi Kargo’nun Ar-Ge merkezi, T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylandı.

Kurulduğu 1982 yılından beri gerek operasyonel

mükemmellik, gerekse müşteri ilişkileri yönetimi

gibi alanlarda her daim sektörün öncülerinden

biri olan Yurtiçi Kargo, bilgi ve teknoloji alanındaki

sürdürülebilir, yenilikçi ve yaratıcı çözümlerini,

T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından

1 Kasım 2017 tarihinde onaylanan, Ar-Ge

biriminin katkılarıyla geliştirmeye devam edecek.

Yeni nesil Ar-Ge birimi ile geleceğe yönelik yaratıcı

çözümler, kargo sektöründe ilkler ve müşteri

odaklı hizmetler yaratmaya devam edecek olan

Yurtiçi Kargo, sistem yönetimi, yazılım geliştirme,

altyapı ve iş sürekliliği, entegrasyon servisleri ve

mobil teknolojiler alanlarında uzmanlaşmış kadrosu

ile yeni projelerin çalışmalarına hızla başladı.

Önümüzdeki dönemde Yurtiçi Kargo tarafından

uygulanacak Ar-Ge projeleri arasında, kanun

ve yönetmelikler çerçevesinde gönderi ve bilgi

güvenliği ile ilgili her türlü bilgi ve gönderi

varlıklarının Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi

standartlarında projelendirilmesi ve Coğrafi Bilgi

Sistemleri kapsamında verimliliğin arttırılması

ile operasyonel mükemmelliyet sağlayacak karar

destek sistemlerinin geliştirilmesi dikkat çekiyor.

Ayrıca, gönderi ve dağıtım optimizasyonu, birim

verimliliklerinin arttırılması, dinamik iş planlama

modelinin oluşturulması, iş ve çalışma modeline

uygun iş zekası çözümleri gibi çalışmalar öne çıkıyor.

Söz konusu çalışmalar, T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji

Bakanlığı tarafından yürütülen 5746 sayılı

Ar-Ge Merkezleri kanunu sayesinde özellikle de

kargo sektörünün ihtiyaç duyduğu araştırma, geliştirme

ve inovasyon konularında çok daha güçlü

ve etkin bir hale ulaşılması anlamında atılan

önemli adımları oluşturmayı hedefliyor.

70


ŞİRKET

Türkiye’deki İlk Türk Kargo Markası: Yurtiçi Kargo

Öncelikle Yurtiçi Kargo firmasını tanıyabilir

miyiz?

Yurtiçi Kargo 1982 yılında, Arıkanlı Holding çatısı

altında, Türkiye’deki ilk Türk Kargo markası olarak

kurulmuştur. Günümüzde, 17 Bölge Müdürlüğü,

33 Transfer Merkezi, 850’den fazla şube ve

acentesi, 14.000’den fazla çalışanı ve 4000’den

fazla araç filosu ile Türkiye’nin 81 ilinde ve Kuzey

Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde hizmet sunan Yurtiçi

Kargo, 2003 yılından bu yana Avrupa’nın en büyük

kargo şirketlerinden biri olan çözüm ortağı

Geopost ile birlikte müşterilerinin uluslararası

gönderilerini dünyada 230’dan fazla noktaya, bir

başka deyişle dünyanın her yerine taşımaktadır.

Yurtiçi Kargo kuruluşundan bu yana nasıl

bir gelişim yolu izledi?

Kurulduğundan beri gerek operasyonel mükemmellik,

gerekse müşterileri için katma değerli

servislerde her daim öncü olan Yurtiçi Kargo’nun

bu başarısının arkasındaki en büyük güç bilgi ve

teknoloji konusunda yapmış olduğu yatırımlardır.

Bilgi ve teknoloji servisleri çok hızlı gelişmekte,

gelişimleriyle de hayatımıza doğrudan etki

etmektedirler. Yurtiçi Kargo da bu hızlı gelişime

ayak uydurmak ve konusunda uzmanlaşmış kadrosuyla,

sektöründe bilgi teknolojileri alanında

her daim öncü olma vasfını sürdürme zorunluluğundadır.

Başta müşterilerimiz olmak üzere

tedarik zincirimiz içerisinde yer alan tüm paydaşlarımızda

mevcut olan sürdürülebilir başarı

beklentisini karşılayabilmek için müşteri, çalışan

ve tedarik zinciri içerisinde yer alan paydaşlarımızın

istek ve ihtiyaçlarına her yıl artan şekilde tam

anlamıyla cevap vermemiz gerekmektedir. Bu da

Yurtiçi Kargo olarak gelişimimizde bizi ateşleyen

en önemli etkendir.

Yurtiçi Kargo’nun müşterilerine/iş ortaklarına

sunduğu hizmetler nelerdir?

Yurtiçi Kargo, standart ve özel olmak üzere

sunduğu kırkı aşkın hizmetin yanısıra, özellikle

e-ticaret firmalarının ve müşterilerinin yoğun

olarak kullandığı ve siparişin teslimatı esnasında

ürün bedelinin, kredi kartı fiziken kullanılarak

kapıda ödenebildiği “kapıda kredi kartı ödeme”

hizmeti ile satışı yapılan ürünün alıcısına ulaştırılması

ve teslimat anında ürün bedelinin alıcıdan

tahsil edilerek satıcıya, yani gönderene aktarılmasını

sağlayan “Tahsilatlı Gönderi” hizmetini,

ortak çalıştığı KOBİ’lerin ihtiyaçlarına göre özel

olarak tasarlamıştır.

Ayrıca, sunduğu “SMS paketi hizmeti” ile Yurtiçi

Kargo, operasyonel işlemlerinin belli adımlarında

alıcı müşterilere özel SMS ile bilgilendirme

yapabilmektedir. Özellikle KOBİ’ler tarafından

tercih edilen SMS gönderim işlemi; gönderilerin

Yurtiçi Kargo varış şubesine gelip adrese teslime

çıktığı anda bilgilendirme ile varış şubesine gelen

ve teslim edilemeyip şubede bekleyen gönderiler

için alıcıyı bilgilendirme mesajlarını içermektedir.

Tüm bunların ötesinde son yıllarda gerçekleştirdiği

teknoloji yatırımları sonucunda ortaya

koyduğu “self servis çözümleri”nde Yurtiçi Kargo,

online gönderi hazırlama, etiketleme, kurye

çağırma, teslimat onayı, gönderi izleme, portal

satış kodu onaylama gibi hizmetlerin eş zamanlı

olarak sunulmakta olduğu web uygulamasını da

KOBİ’lerin hizmetine sunmuştur.

Ülkelerin ve firmaların gelişimini etkileyen

önemli unsurlardan biri teknolojidir.

Kargo taşımacılığında gelişen teknolojiyle

birlikte ortaya çıkan yeni sistemler var

mı? Bu sistemler Yurtiçi Kargo tarafından

kullanılıyor mu?

Yurtiçi Kargo Servisi A.Ş. olarak, bir gönderinin

teslim alınmasından müşteriye ulaştırılmasına

kadar geçen süreyi, beş yıl öncesine göre, teknolojik

gelişmelerin de etkisiyle önemli ölçüde

kısaltmış bulunmaktayız. Sektörümüzde büyük

önem arz eden ve yaşanan zaman kayıplarının

en büyük nedenlerinden biri olan yeterli/doğru

adres verilerinin düzenlenmesi süreçleri, günümüzdeki

teknoloji yatırımları ve özellikle Parser

(Adres Ayrıştırıcı) ismi verilen yazılımlar aracılığı

ile iyileştirilmiştir. Beş yıl öncesine kadar manuel

olarak gerçekleştirilen bu süreçlerin söz konusu

yatırımlarla iyileştirilmesi sonucunda, yetersiz

adres verileri zenginleştirilmiş ve gönderilerin

doğru teslim birimlerine yönlendirilmesi sağlanarak

gönderi hızı arttırılmıştır.

Tüm bunlara ek olarak, ortak barkod entegrasyonları

sayesinde, özellikle yoğun gönderi yapan

müşterilerde, tek barkod ile gönderilerin sevkiyatları

sağlanmış; bu şekilde, ikinci barkodun

basılması sürecinde, zaman kayıplarının önüne

geçilmiş ve aynı zamanda, ciddi oranda kağıt

tasarrufu yapılarak çevreye karşı daha duyarlı

bir yapı kurulmuştur. Günümüz teknolojilerine

yapılan yatırım ile, yine sektörde bir ilk olarak

geliştirdiğimiz ve yenilediğimiz iPhone, iPad,

Android ve mobil internet şubelerimiz ile müşterilerimizin

sadece cep telefonlarını kullanarak,

gönderilerinin hızına ve gönderilerinde kullanılacak

ambalaja kadar karar verebilmeleri; adrese

kurye çağırma, fiyat hesaplama, şube sorgulama,

harita üzerinde görüntüleme, otomatik gönderi

izleme gibi sayısız hizmeti tek tıkla elde etmeleri

sağlanmaktadır.

Yurtiçi Kargo’yu sektörde diğer kargo firmalarından

ayıran farklılıklar nelerdir?

Gerek şube sayısı, gerek ise araç ve personel sayıları

açısından Türkiye’nin en geniş hizmet ağına

sahip olan Yurtiçi Kargo, bu güçlü yanın ötesinde

sunduğu entegrasyon çözümleri ile de sektörde

farklılık yaratmaktadır. TSOFT, İDEASOFT gibi

firmalar ile yapılan entegrasyon çözüm paketleri

sayesinde KOBİ’lerin Yurtiçi Kargo sistemine

hemen dahil olmaları sağlanmıştır. Bu şekilde,

hazır hizmet paketlerinin daha hızlı bir şekilde

kullanılması söz konusu olmuştur. Ayrıca, her

geçen dönem artan rekabet ortamı, yenilikçi-

71


ŞİRKET

lik faaliyetlerinin oluşmasında ve gelişmesinde

önemli bir rol oynamaktadır. Yurtiçi Kargo’nun

bu rekabetçi koşullarda yenilikçilik ve girişimcilik

faaliyetlerini başarıyla sürdürmesinin arkasında

1982 yılından beri gelen müşteri ve hizmet politikaları

yer almaktadır. Her alanda müşterilerinin

istek ve ihtiyaçlarına son derece önem veren bu

anlayış başarıyı doğurmaktadır. Müşterilerine ve

müşterilerinin bulunduğu sektöre özgü ürün ve

hizmet çözümleri geliştiren Yurtiçi Kargo, bu sayede

müşterileri tarafında öncelikli tercih edilen

bir iş ortağı haline dönüşmüştür.

2017 yılını, ISO/IEC 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim

Sistemi belgesini sektörde ilk kazanan ve

bu şekilde Türkiye’de sayılı firmalar arasına giren

kargo şirketi olarak kapatıyoruz. Bu da şirketimiz

için gurur verici bir gelişmedir.

Özellikle yasalar tarafından zorunlu kılınan kriterleri

sağlayarak, müşterilerimize dair bilgi varlıklarına

son derece önem verdiğimizin, tedarik

zincirimiz içerisinde yer alan paydaşlarımız tarafından

en çok tercih edilen tedarikçi konumuna

geldiğimizin, ulusal ve uluslararası seviyede bilgi

güvenliğine son derece önem verdiğimizin bilinmesi

bizler için çok önemlidir.

Bu belge ile bilgiyi, ticari yatırım ve fırsatların geri

dönüşlerini maksimum olarak alabilmek ve sürdürülebilir

bir ticari ilişki sağlamak adına, geniş

tehdit ve tehlike alanlarından korumayı hedeflemekteyiz.

Bunun gibi ilklere, 2018 yılında da

devam edeceğiz.

2018 yılı için Yurtiçi Kargo tarafından uygulanacak

Ar-Ge projeleri nelerdir?

1 Kasım 2017 tarihi itibariyle T.C. Bilim, Sanayi ve

Teknoloji Bakanlığı tarafından onayı alınan Ar-Ge

Merkezi kapsamında Yurtiçi Kargo, araştırma ve

geliştirme konularında niteliği yüksek, yenilikçi,

akıllı ve ileri teknoloji vasıflarına sahip, müşteriler

için katma değerli kazanım sağlayacak ve

verimliliğini arttıracak projeler ile çalışmalarına

son hızıyla devam etmektedir. Yeni nesil Ar-Ge

birimimiz ile ayrıca, geleceğe yönelik yaratıcı çözümler,

kargo sektöründe ilkler ve müşteri odaklı

hizmetler yaratmaya devam edecek; sistem yönetimi,

yazılım geliştirme, altyapı ve iş sürekliliği,

entegrasyon servisleri ve mobil teknolojiler alanlarında

uzmanlaşmış kadromuz ile yeni projelerin

çalışmalarını arttıracağız.

2017 yılı Yurtiçi Kargo için nasıl geçti?

2018 yılından beklentileriniz nelerdir?

2017 yılı başlangıcındaki stratejimiz; hizmet kalitemizin

arttırılıp, müşterilerimizin beklentilerini

karşılayarak servisimizin sürdürülebilirliğinin

sağlanması yönündeydi. Bu çerçevede, yaptığımız

atılımlarımız ile hem performans ölçümlemelerimizde

hem de müşteri menmnuniyet

oranlarımızda bir önceki yıla nazaran artış söz

konusu olmuştur. Bir yandan mevcut müşterilerimizin,

yükselen hizmet kalitemiz sayesinde, kurumumuza

olan bağımlılıkları daha fazlalaşmış;

diğer bir taraftan ise, küçük ve orta ölçekli müşterilere

yönelik satış faaliyetleri ile bu segmentteki

pazar payımız arttırılmıştır.

2018 döneminde de; 2017 stratejilerimizi devam

ettirerek, hizmet odaklı iş beklentisi olan firmaların

portföyümüze katılması amacı ile satış faaliyetlerimizi

sürdürüyor olacağız. Bununla birlikte,

Ar-Ge çalışmalarımız ile teknolojik alt yapımızı

daha fazla kullanarak, hizmetimizi geliştirmeye

devam edeceğiz.

Sektördeki diğer rakiplerinizden bahsedelim.

Şu anda Türkiye’de ve Dünya çapında

kargo alanında uzman firmalarla

rekabet ediyorsunuz. Onlarla rekabetiniz

ne şekilde gerçekleşiyor?

Konumumuz ve sektördeki deneyimimiz itibari

ile rekabeti, her sektörde olması gerektiği gibi,

biz de desteklemekteyiz. Elektrikli araçların,

droneların kullanılarak çevreci çözümlerin fazlalaştığı

günümüzde bu rekabet dinamikleri

sektörümüzü şekillendirmeye devam edecektir.

Yurtiçi Kargo olarak, sürdürülebilir inovasyon ve

kaliteyi ön planda tutma hedefimiz çerçevesinde,

yaygın şube ağımız, uzmanlaşmış kadromuz ve

sürekli gelişen teknolojik alt yapımız ile müşteri

ihtiyaçlarına doğru çözüm yöntemleri getirerek,

gelişimimizi daima kendimizi aşarak ve yenileyerek

devam ettirmekteyiz.

72


ŞİRKET

Yönetim danışmanlığının kobilerde sağladığı en önemli fayda;

kurumsal gelişim yolunda adım atmalarına ve kurumlaşmalarına

yardımcı olmaktır.

Merhabalar öncelikle okuyucularımızın sizi

tanıyabilmesi için kısaca firmanızdan bahsedebilir

misiniz?

4.Boyut Akademi, alanında uzman profesyonellerle

birlikte bireysel ve kurumsal eğitim- gelişim

hizmetleri alanında çalışan bir yapıdır.

4.Boyut Akademi, kamu veya özel sektörden

kuruluşların eğitim, gelişim ve yönetişim konularında

ihtiyaç duyulan alanlarda iş ortağı olarak

devreye girer, bilgi ve deneyim aktarır, bu aktarımından

çıkan sonuçları ölçümler.

4B Akademi’nin temelini oluşturan unsurlar

nelerdir?

4.Boyut Akademi’nin tüm eğitim ve gelişim programları

‘Dört Boyutlu Düşünce Sistemi’ne dayanmaktadır.

Peki bu ne demek? Hemen açıklayayım;

Programlarda mesleki, toplumsal ve bireysel bilginin,

‘4. Boyutta’ -yani zaman içinde- uğradığı

yer ve nitelik değişimlerini sürekli hesaba katan,

Rasyonel (akılcı) - Diyalektik - Sistemli

(yapılandırılmış) - Özgün (Orijinal) bir yaklaşımı

yol haritası olarak kullanıyoruz ve iş birliği yaptığımız

markalara bu yöntemle değer katıyoruz.

KOBİ’lere yönelik yürüttüğünüz danışmanlık

ve temsilcilik çalışmaları kapsamında

neler yapıyorsunuz?

Hizmet verdiğimiz sektörler kamu ve özel olmak

üzere üretim ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren

birçok kurum veya şirketi kapsamaktadır.

4. BOYUT AKADEMİ* bünyesinde yürüttüğümüz

faaliyetlerin en önemlilerinden biri KOBİ GO Kobi

Gelişim Okulu programıdır.

KOBİ GO, ülkemiz ekonomisinin % 56’sını oluşturan

küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin

faaliyetlerinde daha verimli ve kârlı olmalarını, yönetsel

ve kurumsal kapasitelerini geliştirmelerini

desteklemek ve rekabet güçlerini artırmak amacıyla

uygulamaya aldığımız eğitim, gelişim ve danışmanlık

faaliyetlerini kapsayan bir programdır.

Programa dahil olan kobilere, fonksiyon bazında

veya genel durumu tespit etmek amacıyla öncelikle

KOBİ GO Olgunluk Düzeyi Analizi yapıyor ve

ardından eğitim, gelişim ve danışmanlık programlarının

gereksinime uygun tasarımı ve uygulama

faaliyetlerini hayata geçiriyoruz.

KOBİ GO programları, 3 ayrı olgunluk düzeyine

göre uyguluyoruz. Tohum, Kök ve Çiçek olarak

adlandırdığımız bu programları işletmelerin olgunluk

düzeyinin tespiti doğrultusunda devreye

alıyoruz.

KOBİ GO kapsamında “Finans ve Risk Yönetimi”,

“Vergi, Teşvikler, Sübvansiyonlar, İstisnalar”, “İnsan

Kaynakları ve Yönetim”, “Satınalma ve Lojistik”,

“Pazarlama ve Satış”, “İnovasyon”, “İş Sağlığı ve

Güvenliği”, “Kurumsallaşma”, “Uluslararası Ticaret”

alt programları yer alıyor.

Kurumsallaşma yolculuğuna çıkan kobiler ekonomik,

politik, sektörel riskler veya kanuni uygulama

değişiklikleri nedeniyle yeni ve ani durumlara

çeviklikle uyumlanmada zorluklar yaşayabiliyor.

Kurumsallaşma adımlarının sağlıklı ve gerçekçi bir

şekilde atılması işletmelerin en çok ihtiyacı olan

konular arasında yer alıyor.

İşletmenin kurucuları veya birinci kuşak çalışanları

operasyonel faaliyetlerle fazlasıyla meşgul oldukları

için vizyonu, stratejilerin süreçlerle ilişkilendirilmesi

ve bütünsel bir şekilde yönetim mekanizmasının

çalıştırılmasında yetersiz kalabiliyorlar. Bu

nedenle alanında uzman yönetim danışmanlarımız,

işletmelerin vizyon ve hedeflerini belirlemesi,

gelişim alanlarını tespit etmeleri ve iyileştirme

projelerini uygulamaya almaları konusunda rehberlik

edip, yol gösteriyorlar.

Yönetim Danışmanlığı, şirketlere ve özellikle

KOBİ’lere ne gibi faydalar sağlar?

Yönetim danışmanlığının kobilerde sağladığı en

önemli fayda; kurumsal gelişim yolunda adım

atmalarına ve kurumlaşmalarına yardımcı olmaktır.

Bu faydanın içeriğinde çeşitli yönetim araç ve

modellerinin kullanımı, sistematik yaklaşım, kurumsal

altyapıyı güçlendirme, yönetim ve karar

mekanizmalarını aile veya üst yönetimle sınırlı

olmaktan çıkarmaktır. Bu doğrultuda karar verme

mekanizmalarını diğer yönetim kademelerine

yaygınlaştırmak ve hatta çalışanların da bilgi ve

deneyim paylaşımı ile karar alma süreçlerine katmaktır.

Kobilerin iş yaşamlarında karşılaştıkları en önemli

güçlüklerden biri de rekabet güçlerini yüksek

tutabilmeleridir. Kurumsal gelişim kapsamında

yönetim danışmanlığı hizmeti sağlarken güncel

ve başarısı ispatlanmış yönetim modellerini kullanmamızın

en önemli katkısı kobilerin rekabet

güçlerini artırma yönünde olmaktadır. Bizler de

kobilerin rekabet güçlerini artırmalarına yardımca

olmak için sahneye çıkıyoruz.

Sektörünüzün dünü, bugünü ve geleceği

hakkında neler söylemek isterseniz?

Yönetim danışmanlığı, kurumsal gelişim hizmetleri

ve eğitim konuları gelişim geçmişte müşteri

odaklılık, temel altyapı unsurlarının geliştirilmesi,

sistem kurulması ve organizasyon yapısının

oluşturulmasına odaklı iken, günümüzde stratejik

yönetim, çalışanların karar mekanizmaları ve

iyileştirme faaliyetlerine katılımı, yaratıcılık, yenilikçilik,

işbirlikleri, ilişki ağlarında yer alma, kurumsal

çeviklik, dijital gelişim ve değişime uyum

gibi alanlara yönelmektedir. Bu nedenle hepimiz

büyük hızla değişen dünya dinamiklerine adapte

olmak için sürekli çalışıyor, sürekli öğrenmeye devam

ediyoruz.

73


ŞİRKET

Türkiye’de anti terör bariyer sistemleri büyük rağbet görüyor.

Firmanızı kısaca tanıtıp, faaliyetlerinizden

bahseder misiniz?

Arma Kontrol Sistemleri olarak kurulduğumuz

günden bu yana güvenlik otomasyonu alanında

üretici firma konumunda faaliyet gösteriyoruz.

Edindiğimiz tecrübeyle birlikte bugün; Ortadoğu

ve Türki Cumhuriyetler’in yanı sıra Balkan ve Asya

ülkelerinde de başarılı projelere imza atıyoruz.

Avrupa’da ve Amerika’da da çeşitli projelerimiz

bulunuyor. İhracat atağımız ile birlikte bugün

dünyanın dört bir yanında Arma Kontrol markasını

görmeniz mümkün. Bugün 30’un üzerinde

ülkeye ihracat yapıyoruz. Ürünlerimizi dünya

standartlarına uygun kalite belgeleriyle uluslararası

firmalara ve büyük kurumsal firmalara sunuyoruz.

Referanslarımız içine ulusal ve uluslararası

çok sayıda firma ve kamu kuruluşunu katarak

büyümeye devam ediyoruz.

Yüksek güvenlikli bariyer sistemleri ve otopark

sistemlerindeki zengin ürün portföyümüzle

müşteri odaklı bir hizmet anlayışı yürütüyoruz.

Toplamda 9 farklı ürün gamında hizmet

veriyoruz. Road Blocker ve Mantar Bariyer sistemleri

gibi anti terör ürünleri, üretimimizde ve

satışımızda öne çıkan en önemli ürünlerimizdir.

Güvenlik sektörünün Türkiye’deki mevcut

durumundan ve potansiyelinden kısaca

74

bahseder misiniz?

Son yıllarda güvenlik sektörünün Türkiye’deki

gelişimi oldukça umut verici diyebiliriz. Geçmişe

oranla dışa bağımlılığı önemli ölçüde azaltırken

yerli ürünlerimizle dünyaya açılıyoruz. Arma

Kontrol olarak tamamen yerli ürünlerimizle ve

yerli mühendislerimizle dünyanın pek çok ülkesine

Türkiye’de üretilen teknolojiyi ihraç ediyoruz.

Ancak sektörün halen hak ettiği konuma gelmesi

için yapılması gereken pek çok şey var. Firmaların

sektöre yatırım yapmaları gerekiyor. Gerek

teknolojik gerek kalifiye eleman konusunda yatırımlarla

merdiven altı diye tabir edilen ve sektörü

olumsuz etkileyen üreticilerden sıyrılmak gerekiyor.

Böylece hem iç pazarda hem de dış pazarda

çok daha iyi işler yapılacağına dair şüphem yok.

Sektörün gelişmesini engelleyen ya da

sektörde bir türlü aşılamayan en önemli

sorun sizce nedir? Bu konuda önerileriniz

var mı?

Sektörün gelişmesi için aşılamayan en önemli

sorun firmaların sektöre yeteri kadar yatırım

yapmaması. Arma Kontrol olarak 10 yıllık geçmişimizle

pek çok firmadan daha fazla yatırım

yaptık. Son olarak Endüstri 4.0 ile entegre çalışma

sistemleri üzerinde çalışıyoruz.

Dünya trendlerini yakından takip ederek bunu

çalışma sistemlerinize uydurmak zorundasınız.

Hem kendi firmanız hem de sektör bu gibi girişim

ve yatırımlarla büyür. Bununla birlikte çok

sayıda merdiven altı üreticisi de sektörü olumsuz

etkiliyor. Arma Kontrol olarak güvenlik ürünleriyle

insanların hayatına yönelik ürünler üretiyoruz.

Arma Kontrol olarak ürettiğimiz ürünlerle pek

çok insan hayatının sorumluluğunu taşıyoruz. Bu

sorumlulukla birlikte her zaman en iyisini yapmaya

gayret ediyoruz. Türk mühendislerimizin

tasarlayıp ürettiği ürünlerimize uluslararası standartlarda

kalite belgesi alıyoruz. Bunlar çok zorlu

süreçler. Ancak bazı üreticiler hiçbir mühendislik

çalışması olmaksızın basmakalıp ürünlerle hem

alanın hem de pek çok insanın güvenliğini riske

atıyor. Bu nedenle iş ortaklarımıza aldığımız belgelerin

önemlerini detaylarıyla anlatıyoruz.

Türkiye’de hangi güvenlik ürünleri öne

çıkıyor?

Türkiye’de özellikle son yıllarda yaşanan terör

olaylarından dolayı anti terör bariyer sistemlerimiz

büyük rağbet gördü. Anti terör bariyer sistemleri

başta olmak üzere artan terör olaylarıyla

birlikte ciromuz, geçtiğimiz sene ile karşılaştırdığımızda

bugün yaklaşık yüzde 75 arttı. Bununla

birlikte road blocker sistemleri, mantar bariyer

sistemleri, araç altı tarama ve plaka tanıma öne

çıkan ürünlerden.

Entegre güvenlik sistemleriyle kritik durumlarda

araçların içeri girmesi engelleniyor. Sistemin

kurulduğu bölgelerde araç altı tarama sistemi

ve plaka tanıma sistemi ile araçların altındaki

olağandışı durumlar, özel yazılım sayesinde kırmızı

bir çerçeve içinde alandaki operatöre uyarı

gönderiyor. Operatörün durumu analiz etmesiyle

birlikte entegre olan road blocker sistemleri harekete

geçerek bölgeyi araç trafiğine kapatıyor.

Plaka tanıma sistemi de öne çıkan ürünlerin

başında geliyor. Yeni yayımlanan genelge ile

birlikte özel yazılımımız ile görüntülenen plakalar

anlık olarak emniyet birimleriyle paylaşılıyor.


ŞİRKET

AVM’lerde kullanılan bu sistem ile yasaklı veya

aranan plakalar sadece Emniyet birimlerinin bilgisinde

oluyor. Olası bir şüpheli araç yazılım sayesinde

tespit edilerek emniyet birimlerine uyarı

gönderiyor.

Artık kamu kurumlarında bu ürünler, şartnamelerde

zorunlu hale geldi. Her kurumda güvenlik

kamerası, xray cihazları ve road blocker, araç altı

görüntüleme sistemleri gibi sistemler kullanılıyor.

Bu sistemler genellikle kamuya ait binalarda,

emniyet birimlerinde veya askeri tesislerde kullanılmaya

başlandı.

Genel olarak Türkiye’deki güvenlik sektörünü

nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle şunu söylemeliyim ki Türkiye için güvenlik

sektörü, hayati konuların başında geliyor

yani çok yüksek bir önem derecesine sahip. Sektörde

güvenlik sistemlerinin tamamını veya bir

kısmını satan-kiralayan-kuran-hizmet veren irili

ufaklı firma sayısı oldukça fazla.

Uzak Doğu’dan bolca ucuz ve kalitesiz ekipman

ithal edilmesi sektörde satış sonrası hizmet vermeyen

birçok firmanın doğmasına sebep oldu.

Can ve mal güvenliği asla riske atılamayacak nadir

alanlardan biri olmasına rağmen, konusunda

uzman olmayan kişilerce projelendirilen ve kurulan

sistemler işletmelere geri dönüşü olmayan

zararlar verebilmektedir.

Sektördeki derme çatma ürün ve hizmet veren

firmaların yanı sıra, ürün ve hizmet kalitesiyle, satış

sonrası servisiyle farklılaşarak belli büyüklüğe

ulaşmış firmalar da mevcut. Biz de Arma Kontrol

olarak verdiğimiz hizmet anlayışı, ürünlerimizin

kalitesi, satış sonrası verdiğimiz destek ve işimize

duyduğumuz saygı ile bu firmalardan biriyiz.

Gelecek dönemlere ilişkin planlarınızı öğrenebilir

miyiz?

Dünya terör saldırıları ile birlikte güvenlik önlemlerine

yatırımı artırıyor. Güvenlik donanımlarında

Türk ürünlerini tercih eden ülke sayısında da hızla

artış görülüyor. Güvenlik sistemleri konusunda

uzmanlaşan, yerli üretimin lider şirketlerinden

Arma Kontrol olarak 30’u aşkın ülkeye ihracatıyla

Türkiye’yi başarıyla temsil ediyoruz. 10 yılı aşkın

süredir sektörde yenilikçi projelere imza atarak

yerli sermayeye katkı sağlayan Arma Kontrol, tamamı

yerli yatırımla dünya üzerinde 2006’dan bu

yana 3 bini aşkın projeye imza attık.

Dünyanın pek çok ülkesinde ürünlerimizle bankalardan,

havalimanlarına, emniyet birimlerinden,

askeri tesislere kadar en kritik noktalarda

Anti terör mantar bariyer sistemleri, Road Blocker

sistemleri, plaka tanıma sistemleri ile güvenliği

sağlıyoruz. İlerleyen süreçlerde ise Endüstri 4.0’a

yatırımı sürdürerek kapasitemizi bir üst seviyeye

taşımayı hedefliyoruz. Şu anda mevcut ürünlerimizin

bu sisteme hazırlanması konusunda altyapımızı

yeniliyoruz.

Bununla birlikte Road Blocker ve Mantar Bariyer

sistemlerimizi de mikro işlemciler ve anakartlar

sayesinde akıllı şehirler projelerine kolayca uyum

sağlayabilecek seviyeye getireceğiz.

75


ŞİRKET

Experian Karar Destek Sistemleri Türkiye’de Aktif Olarak Kullanılıyor

Mehmet Bozacıoğlu

Experian - Genel Müdür

Türkiye’de bankacılık sektörü için hangi

çözümleri sunuyorsunuz? Sektördeki

faaliyetlerinizden bahsedebilir misiniz?

Experian hem finansman arayışındaki bireylere

hem de bu kişilere kredi ürünleri sunan kurumlara

hizmet sunuyor. Kredi bürolarımız sayesinde,

tüketiciler, bireysel kredi notlarına direkt ulaşabiliyor

ve bunları finansal kurumlar ile paylaşarak

kredi ürünlerinden hızlı ve doğru fiyatlamalar

ile faydalanabiliyor. Bu anlamda uluslararası

pazar lideri olan Experian, 32 ülkede kendi

kredi büroları üzerinden her gün milyonlarca

kredi raporu üretiyor. Söz konusu kredi büroları

ve bunların sunduğu bireysel kredi notları, aynı

zamanda isabetli kredi kararları vermeye çalışan

banka ve finans kurumları açısından da kritik

önem taşıyor. Kredi bürosu hizmetlerimizi yasal

düzenleme sebebiyle Türkiye’de direkt olarak

bireylere veya bankalara Experian olarak sunamıyoruz

ancak Türkiye’deki tek kredi bürosu olan

ve bankalar tarafından kurulan KKB (Kredi Kayıt

Bürosu) ile 20 yılı aşkın bir süredir stratejik iş

birliği içinde bu faaliyetlere destek sunuyoruz.

76

Bankalar ve finansal kurumlar ile direkt olarak

çalıştığımız en önemli faaliyet konularımızdan

bir diğeri de “Karar Destek Sistemleri”. Her gün

müşterileriyle ilgili sayısız karar vermek durumunda

olan bu kurumların doğru müşterileri

hedeflemelerine, tahsis süreçlerini efektif bir

şekilde yönetmelerine, çapraz satış imkanlarını

değerlendirmelerine destek sunuyoruz. Ayrıca,

özellikle son yıllarda tahsilat stratejilerini geliştirmeleri

için de finans, telekomünikasyon

ve enerji sektörlerindeki şirketler ile yoğun iş

birliği içindeyiz. Daha önce bahsettiğim karar

destek sistemlerinin yanı sıra, danışmanlık

ve analitik çözümlerimiz de Türkiye’de 20’nin

üzerinde kurumda aktif olarak kullanılıyor.

Son iki yıldır ise, Experian Türkiye olarak

odaklandığımız konulardan bir diğeri, özellikle

dijital bankacılık alanında tüketicilerin

maruz kaldığı dolandırıcılık ve suistimal konuları

ile ilgili proaktif çözümler geliştirmek.

Türkiye’deki KOBİ’lerin bankacılık sektöründeki

mevcut durumundan bahsedebilir

misiniz? Özellikle KOBİ yönetimindeki gelişmeler

hakkında bilgi verebilir misiniz?

Eylül ayında, Türkiye’deki finans ve bankacılık

alanından sektör liderlerinin katılımlarıyla

gerçekleştirdiğimiz ‘KOBİ Yönetimi

– Alışkanlıklar Değişiyor’ toplantımızda

konuyla ilgili önemli bilgiler aktarıldı.

BDDK verilerine göre, Türkiye’deki işletmelerin

yüzde 90’dan fazlası KOBİ kategorisine girerken,

toplam katma değerin yüzde 53’ü, toplam istihdamın

ise yüzde 74’ü bu işletme grubu tarafından

sağlanıyor. Türk bankacılık sektörünün toplam

kredi portföyü içinde KOBİ kredileri, son 10 yılda

yaklaşık yüzde 25’ler seviyesini koruyarak toplam

krediler içerisinde önemli bir paya sahip oldu.

Bu alandaki doğal büyüme trendine en önemli

katkı ise 2016 yılından itibaren etkin bir mekanizma

olarak kullanılmaya başlanan Kredi

Garanti Fonu (KGF) kaynaklı krediler oldu.

KGF, Ağustos 2017 sonu itibarı ile, 330

bin 771 işletmede 214 milyar 200 milyon

TL kredi için 192 milyar 100 milyon

TL kefalet hacmine ulaşmış durumda.

Bankaların son 10 yıldır perakende kredi yöne-


ŞİRKET

timlerinde başarıyla olgunlaştırdıkları süreçleri

(otomasyon, analitik iç görü, erken uyarı sistemleri

vb.) KOBİ portföylerinde de hızla hayata geçirdikleri

gözlemleniyor. Dijitalleşme ile birlikte, gün

geçtikçe artan operasyonel tasarruf ve otomasyon

hedefleri, bu noktada yaşanan hızlı değişim

sürecinin temel itici faktörleri arasında yer alıyor.

Teklif, tahsis ve limit süreçlerinin otomasyonunda,

en önemli bileşenleri belirtecek olursak;

Veriye Dayalı Limit Tahmin Modeli

Karar Destek Altyapısı Organizasyonel

Süreçler ve Yetkilendirme

KOBİ kredilerinden kaynaklanan NPL oranları

diğer portföylere göre yüksek seyrediyor. UFRS 9

sonrası yapılan erken analizler ve simülasyonlar

da provizyonlar üzerinde en dramatik artışın çok

büyük oranda KOBİ portföyünden kaynaklanacağını

gösteriyor. Tüm bu bilgiler ışığında, kredilerin

gecikmeye düşmeden önceki aşamalarında,

firmaların finansal stresinin ölçülerek doğru aksiyonların

alınması ve mümkünse rehabilite edilmeleri

her zamankinden daha fazla önem kazanıyor.

Buna çözüm getiren EUS (Erken Uyarı Sistemi)

altyapısını sadece risk yönetimi boyutundan

değerlendirmenin de bu sistemin sunabileceği

potansiyel düşünüldüğünde eksik bir bakış açısı

olduğu söylenebilir. EUS, genel anlamda “müşteri

yönetimi” yapısının ayrılmaz bir parçası olarak

karşımıza çıkıyor. Toplantıya katılan 100’e yakın

bankacılık temsilcisi arasında yapılan ankette,

kurumların mevcut EUS yapıları ile ilgili kendi

değerlendirmelerine göre kurumların yüzde 51’i

kısmi analitik altyapısına sahip olduğunu belirtirken,

yüzde 32’si sadece kural bazlı bir yapısı

olduğunu belirtti. Yüzde 12’si EUS bulunmadığını

söylerken yalnızca yüzde 5’i gelişmiş modeller,

stratejiler ve kurallar kullandığını söyledi.

KOBİ kredilerinin toplam krediler içindeki payının

büyüklüğü, kredi büyümesinin KGF gibi

kaynaklarla hız kazanması, artan müşteri sayıları

ve hızlı büyümenin beraberinde getirdiği

riskler, bankaları bu segmente ekstra yatırımlar

yapmaya yöneltti. Bankalar, rekabetçi ortamda

operasyonel maliyetleri azaltmak ve hızlı karar

verme süreciyle müşteri memnuniyetini artırmak

amacıyla otomasyon sistemleri kuruyor ve

bu segmentteki kazanımlarını artırmaya çalışıyorlar.

Otomasyon sistemlerine entegre olan

dış verilerle birlikte (Memzuç, KKB, BKM POS),

bu verilere dayalı modellerin geliştirilmesi hem

karlılık hem de risk yönetimi açısından bankalara

önemli avantajlar sağlayacak. Gelir tahminine ve

müşteri riskliliğine dayalı limit tahmin modelleri

ile doğru müşteriye doğru limitlerin atanması,

karlılığı maksimize ederken batık kredi oranlarının

da iyileşmesine yardımcı olacak. Bununla

birlikte Erken Uyarı Sistemlerinin uygulanmaya

başlaması da risk değerlendirmesinin sadece

kredi başvuru aşamasında değil, müşterinin

tüm yaşam döngüsüne yayılarak yapılmasını

sağlıyor olacak. Müşterinin içinde bulunduğu durumun

tespit edilip doğru aksiyonlarla risk en

iyi şekilde yönetilebilecek; KOBİ segmentindeki

kredi büyümesi ölçümlenebilir ve kontrol

edilebilir risklerle de yönetilmeye başlanacak.

Dijital alandaki gelişmeler Türkiye’deki

bankacılık sektörüne nasıl yenilikler sağlıyor?

Müşteri alışkanlıkları bu doğrultuda

sizce nasıl bir değişim kaydediyor?

Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre Nisan-

Haziran 2017 dönemi içinde aktif bireysel dijital

bankacılık müşteri sayısı 29 milyonu aştı. Bunun

doğal bir sonucu olarak, dijital ortamda gerçekleşen

bankacılık işlemleri de önemli oranda artış

gösterdi. BKM verilerine göre, internet üzerinden

kredi kartı ile gerçekleştirilen alışveriş tutarı 2017

Eylül sonu itibariyle 2016 Eylül sonuna göre yüzde

44 oranında artış gösterdi. Ayrıca, bankaların

kredi başvurularında önemli oranda internet ve

mobil kanallara yöneldiğini de gözlemliyoruz.

Bankalar dijital kanallar aracılığıyla sundukları

hizmetlere yatırım yapmaya devam ediyorlar.

Dolayısıyla dijital kanallardan gelen başvurulardaki

dolandırıcılık oranları da yükseliyor.

Bankalar, müşterilerini ve kendilerini dolandırıcılığa

karşı korumak amacıyla kendini her

zaman yeni ataklara karşı güncel tutabilen,

kendilerini sürekli geliştiren dolandırıcılarla

başa çıkabilen çözümlere yatırım yapıyorlar.

Dijital dolandırıcılığı önleme konusunda biz

de bankalarla yoğun bir şekilde çalışıyoruz.

Müşterinin kredibilitesini ölçmede oldukça başarılı

olan bankalar, veriye dayalı finansal kapasite

ölçümlemesine daha fazla ağırlık vermeye

başladılar. Bunun sonucu olarak da gerek KOBİ

segmentinde gerekse bireysel segmentte gelir

tahminlemesi kredi kararlarının çok önemli bir

bileşeni haline geldi. Operasyonel maliyetleri

düşürmek için kredi süreçleri üzerinde yoğun

çalışmalar yapılırken, süreçlerde otomasyon

ve kararlarda optimizasyon bankaların öncelikleri

arasında yer alıyor. Özellikle teminatsız

bireysel krediler ve KOBİ kredilerindeki takip

oranlarında görülen yükselme bankaları sadece

tahsilat süreçlerinde iyileştirmeye değil, müşteri

yönetimi ve tahsis süreçlerini de takipteki krediler

açısından gözden geçirmeye yönlendirdi.

Alternatif kanallara olan yoğun müşteri talebi

ve bankaların hızlı kredi kararları verebilme

yetenekleri, kredilerin hızla büyümesine yol

açıyor. Bununla birlikte hem piyasa koşulları

hem de dijital kanallar takipteki kredi bakiyesini

bir miktar arttırmış durumda ancak

Türkiye’deki kredi kalitesi diğer ülkelerle kıyaslandığında

oldukça iyi seviyelerde seyrediyor.

UFRS 9 uyumluluğu konusunda bankacılık

sektörüne nasıl bir destek sağlıyorsunuz?

Experian olarak uzun zamandır LGD (Temerrüt

Halinde Kayıp), EAD (Temerrüt Tutarı) ve PD

(Temerrüt Olasılığı) konularında düzenlemeler

yapması gereken kuruluşlara Basel uyumluluk

sürecinde destek sunuyorduk. Bu doğrultuda,

BDDK ile çalıştaylar da gerçekleştirdik. Şu

an ise birçok bankaya ağırlıklı olarak UFRS 9

uyum sürecinde destek sunuyoruz. Özellikle

makroekonomik faktörleri hesaplama ve modellerin

validasyonu konusunda yardımımızı

talep eden bankaların sayısının arttığını söyleyebilirim.

Önümüzdeki dönemde de uyum

süreçlerinde yeni projelere imza atmaya ve

analitik ekibimizi büyütmeye devam edeceğiz.

UFRS 9 ile birlikte, makroekonomik faktörlerdeki

değişikliklerin, Beklenen Kredi Kaybı (ECL) ölçüm

süreci üzerindeki etkisini sağlıklı bir şekilde

ölçümleyebilmek kaçınılmaz bir gereksinim. Bu

noktada, finansal kurumlar, ilgili makroekonomik

modelleri geliştirip değerlendirme süreçlerine

dahil etmeye hızla başladılar. Finansal

varlık yöneten kurumlardan ECL hesaplamasında

beklenen, yalnızca eski tarihsel bilgilerle

yetinmemeleri, ekonomik koşulların gelecek

tahminlemelerini de desteklenebilir veriler ışığında

süreçlerine dahil etmeleri. Doğru makroekonomik

tahminler üretmek ve bu tahminleri

modellerin içinde aktif olarak kullanmak, Değer

Düşüklüğü (Impairment) tahminleri açısından

büyük önem arz ediyor. UFRS 9’un temel koşullarından

biri de belli ve olası sonuçların değerlendirilerek,

önyargısız ve olasılık-ağırlıklı bir

kredi kayıp tutarının yansıtılması. Experian, UK

National Institute of Economic Research tarafından

kurulmuş bir küresel veri havuzu olan NIGEM

platformu üzerinden gerekli ekonomik metrikleri

sağlıklı ve standart olarak temin de edebiliyor.

Ülke bazlı ekonomik tahminlerin de yapılabildiği

bu platformu, Avrupa’daki merkez bankalarının

tamamı, düzenleyicilerin büyük kısmı, IMF

ve Dünya Bankası da aynı amaçla kullanıyor.

Makroekonomik modellerin yanı sıra bankaların

şu an bizden acil destek istediği konu UFRS

9 için oluşturulan modellerin validasyonu. Yeni

regülasyona göre kurumların kredi riskini değerlemede

ve Beklenen Kredi Kaybı ölçümünde

doğru ve tutarlı sonuçlar verebilmesi için kullandıkları

modelleri valide etmeleri ve bunun için de

güçlü politikalar ve süreçleri hayata geçirmeleri

öneriliyor. Experian, söz konusu modellerin oluşturulabilmesi,

uygulanabilmesi ve değerlendirilebilmesi

için en üst seviyede ekonometri ve matematik

uzmanlığını 25 kişiden oluşan Experian

Makroekonomik Modelleme Birimi ile sunuyor.

77


ŞİRKET

Arvato SCM, Türkiye’de dördüncü lojistik merkezini açtı

Modern ve teknolojik altyapısıyla farklı endüstrilerden küresel markalara “sipariş fabrikası” hizmeti veren Arvato

SCM, dördüncü tesisini de açarak toplam 47.000 metrekarelik bir depolama alanına kavuştu.

78

Umur Özkal

Arvato

Arvato SCM Çözümleri, Türkiye’deki lojistik ağına

yeni bir merkez daha ekledi. Tuzla’da kurulan yeni

lojistik merkezi 9.000 metrekareden fazla depolama

alanı sunuyor. İlk siparişlerini alan tesis,

kasım ayı ortasına kadar tam kapasite faaliyete

geçecek.

Birçok global ve yerel markanın lojistik hizmetlerinin

sağlanmasında Arvato’nun profesyonel alt

yapısına güvendiğini belirten Arvato SCM Genel

Müdürü Umur Özkal, “Son yıllarda bu alana büyük

yatırımlar yaparak açtığımız tesislerimizle

lojistik ağımızı hızla genişlettik. Yeni açtığımız

dördüncü tesisimizle birlikte %25’lik büyüme

daha sağlamayı planlıyoruz. Tesisimiz hem detay

ürün toplama rafları hem de palet raflarıyla,

hemen hemen tüm sektörlerden operasyonları

yürütebilecek bir model üzerine kuruldu. Arvato

Bertelsmann’ın tüm tesislerinde olduğu gibi yeni

tesisimizde de iş güvenliği ve işçi sağlığı, mal ve

veri güvenliği açısından sektöre örnek teşkil edecek

bir altyapı oluşturduk” diyor.

Lojistik merkezlerinde toplam kalite yönetimi

yaklaşımını benimseyen Arvato SCM, son açılan

tesisiyle birlikte toplam 47.000 metrekareye yakın

depolama alanı sunan dört lojistik merkezi ve

modern ve teknolojik altyapısıyla farklı endüstrilerden

global markalara “sipariş fabrikası” hizmeti

veriyor.


ŞİRKET

ASTOR’DAN BAŞKENTE 200 MİLYONLUK YATIRIM

Türkiye’nin dünya devleri ile mücadele eden firması Astor Transformatör yeni fabrikasının açılışına hazırlanıyor.

200 milyon liralık yatırım planı ile yola çıkan ASTOR 100 bin metrekare alan üzerine kurulan ve devreye alınmak

üzere olan yeni fabrikası ile 800 Kv 1000 MVA kapasiteli transformatör üretimine sahip olacak. 60 ülkeye

transformatör ihraç eden firma yeni fabrikasının devreye girmesiyle daha geniş bir ürün satış gamına ulaşacak. Bu

sayede ihracat miktarını çok daha ileri götürmeyi hedefleyen ASTOR, yeni yatırımı ile kademeli olarak 700 kişiye

istihdam sağlayacak. Ayrıca yeni fabrika yatırımı ile kendi markası altında elektrik dağıtım sektörüne yönelik

olarak beton köşk, orta gerilim kesici ve ayırıcı imalat ve satışına başlayacak…

? Türkiye’de, transformatör üretiminde robot teknolojisini

ilk kullanan firma olan Astor Transformatör

şu anda 2 bin adet dağıtım transformatörü

üretim kapasitesi ile Türkiye’de ilk, dünyada ise ilk

5 üretici arasında yerini alıyor. 200 milyon TL’lik

bir yatırım ile devreye girecek olan fabrika sayesinde

mevcut fabrika koşullarında imalat ve satışı

yapılamayan 400 kV ve üstü gerilim seviyesinde

transformatör üretimi ve satışı yapılabilecek. Bu

sayede ASTOR markası dünyada daha fazla bilinir

hale gelecek. Tam kapasite ile yıllık 24 bin adet

dağıtım transformatörü üretebilen Astor, Türkiye

için rekor bir üretime sahip.

GES, RES, JES YATIRIMLARINDA KULLANI-

LAN TRAFOLARA ASTOR İMZASI

Astor Transformatör, son yıllarda önemini arttıran

Güneş Enerjisi Santralleri(GES), Rüzgar Enerjisi

Santralleri (RES), Jeotermal Enerji Santralleri

(JES) gibi yenilenebilir enerji kaynakları yatırımlarında

kullanılan trafo satışlarında yurt içi ve yurt

dışında etkin rol oynamak hedefinde. Devletin

enerji bağımlılığını azaltma amaçlı politikalarının

da etkisiyle yenilenebilir enerji kaynaklarından

elektrik üretme çalışmalarına girdiklerini

belirten Astor A.Ş Genel Müdürü Enver Geçgel:

2015 yılında çalışmalarına başladığımız ilk GES

kurulumunu, 2016 Nisan ayında tamamlayarak

elektrik üretimine başladık. 10,23 MWp kurulu

güce sahip GES Urfa, bölgenin işletmedeki en büyük

GES olarak elektrik üretimine devam ediyor.

Bahsettiğimiz kendi yatırımımız GES’ler de Ar-

Ge çalışmaları sonucu imalatını yaptığımız ultra

düşük kayıplı trafoları kullanıyoruz. Kendimizin

saha performansını takip ettiğimiz bu ürünleri

müşterilerimize de sunuyoruz.

ASTOR ORTA GERİLİM ŞALT MALZEME ÜRE-

TİMİNDE

Astor, yeni fabrika yatırımı ile elektromekanik

imalat sektöründe önemli bir açık haline gelen

beton köşk, orta gerilim kesici ve ayırıcı imalatını

yapmayı hedefliyor. Prototip imalatlarını Ar-Ge

çalışmaları ile tamamlandığını belirten Astor

A.Ş Genel Müdürü Enver Geçgel: Elektromekanik

imalat sektörü ülkemizde ve dünyada çok hızlı

büyüyor. Bizde transformatör üretiminde yakaladığımız

marka kalitesini beton köşk, orta gerilim

ayırıcı ve kesici imalatına da aktarmaya karar

verdik. Yeni fabrikamızı planlarken bu ihtiyacı göz

önüne aldık. Aldığımız kararın ne kadar doğru olduğunu

şimdi daha iyi anlıyoruz. Bugün ancak 4

ay sonraya sipariş alabiliyoruz.

79


GAYRİMENKUL-İNŞAAT

Kartal’ın ‘Yeni yaşam merkezi’

Royal Garden Yakacık’ta satışlar devam ediyor…

İstanbul’un inşaat üssü haline dönüşen Kartal’da yepyeni bir projenin temelleri atılıyor. Türkiye’nin lider inşaat

markalarından Royal Group imzası taşıyan Royal Garden Yakacık, avantajlı özellikleriyle çevresinde yükselen

projelerden farklılaşmayı başarıyor. Kartal’ın en önemli lokasyonlarından Yakacık’ta yapılacak olan proje,

yüksek yatırım değeriyle önemli bir yatırım aracına dönüşüyor.

Royal Garden Yakacık kazandıracak…

Modern mimarinin önemli temsilcilerinden

Royal Group tarafından 70 milyon TL yatırımla

hayata geçirilen proje, 13 kattan oluşan 5 ayrı

bloğu ile Yakacık’ta yükselecek. Bilindiği üzere,

projenin başlangıç dönemi alıcılar için her zaman

çok avantajlı. 11.500 metrekare arsa alanı

üzerine konumlanan ve çok yakında satışa başlanacak

proje bu anlamda kullanıcılar ve yatırımcılar

için önemli bir fırsat sunuyor. Toplamda 51

bin metrekare inşaat alanı bulunuyor. Sunduğu

ayrıcalıklarla çevresinde yer alan projelerden ilk

bakışta ayrılan Royal Garden Yakacık, yüksek yatırım

değeriyle kazandıracak.

En küçük daire 125 metrekare, en büyük

daire 300 metrekare

Royal Garden Yakacık projesinde, insanların yaşam

alanlarındaki konforları düşünülerek en küçük

daire 125, en büyük daire ise 300 metrekare

şeklinde tasarlandı. Üstelik tüm daireler; ileri

teknoloji, yüksek kalite ve güvenlik ile donatılmış

durumda. Ayrıca tüm dairelere kapalı otopark

imkanı sunuluyor. Toplamda 242 dairenin yer

alacağı projede 2+1, 3+1, 5+1 dairelerin yanı

sıra 3+1, 4+1, 5+1 dubleks daireler bulunuyor.

Deniz görme seviyesinin 4. kattan itibaren başladığı

proje, Dragos, Kadıköy ve Çamlıca Tepesi’nin

de içinde olduğu 360 derece panoramik bir

manzara sunuyor.

Projede konutların yanı sıra iş yerleri de

yer alıyor

Royal Garden Yakacık projesinde, hem konutlara

hem de iş yerlerine yer veriliyor. Dairelerin yanı

sıra blokların altında yer alacak cafe, restaurant

ve mağazalarla bir yaşam merkezi kurmayı hedefleyen

Royal Group bölgeye farklı bir yapı anlayışı

getiriyor. Üstelik Royal Garden Kartal’da olduğu

gibi bu projede de sosyal donatılara büyük

oranda yer veren Royal Group, kullanıcılarının

tüm ihtiyaçlarına cevap veren çözümler sunuyor.

Royal Garden Yakacık konumu itibariyle

tüm ulaşım olanaklarına çok yakın

Royal Garden Yakacık, TEM E6 otoyoluna ve

Uğur Mumcu bağlantı yoluna sadece 1.000

metre uzaklıkta. E5 karayolu ve metroya bin

100 metre, sahil yoluna 3 km, Kadıköy, Altunizade,

Kozyatağı’na 20 km, Boğaziçi Köprüsü’ne

22 km, FSM Köprüsü’ne 32 km, Sabiha Gökçen

Havalimanı’na ise yalnızca 15 km uzaklıkta yer

alıyor. Ayrıca proje, birçok hastane ve AVM’ye

yürüme mesafesinde bulunuyor.

‘Ayrıcalıklı bir yapı ve ayrıcalıklı bir yaşam’ sunan

Royal Group değer kazandıran projelerine hız

kesmeden devam edecek.

80


GAYRİMENKUL-İNŞAAT

Kartal Wings’te %0,90 oranla kredi kampanyası

Kartal’ın iddialı projelerinden Kartal Wings’i geliştiren Amad Gayrimenkul ile Albaraka Türk Katılım Bankası

işbirliğiyle proje için kredi kampanyası başlatıldı. Kartal Wings’ten daire sahibi olmak isteyenlere %0,90’dan

kredi kullanma imkanı sağlanacak.

Dubai, Ürdün ve Suudi Arabistan’da önemli

gayrimenkul projelerine imza atan Amad

Gayrimenkul ve Ortadoğu’nun güçlü finans

gruplarından Albaraka Türk Katılım Bankası,

Kartal Wings projesinden daire almak isteyenlere

%0.90 avantajıyla kredi kullanma imkanı

sağlayacak. İki güçlü kurumun işbirliği ile faiz

yükünü hafifleten bir ödeme planı geliştirilerek

Kartal Wings’ten ev sahibi olmak isteyenlere

önemli bir kolaylık sunuluyor. Amad Gayrimenkul

ve Umran Yapı ortaklığı ile inşa edilen Kartal

Wings projesinde 2 yıla kadar firma tarafından

taksitlendirme de yapılıyor.

Kartal’ın sıradışı projesi

Kartal Wings, özgün mimarisi, konforlu ve geniş

daireleri, merkezi konumu, ulaşım ağlarına

yakınlığı, sosyal donatıları ve 8.500 metrekarelik

peyzaj alanıyla aileler için ideal bir seçenek

oluşturuyor. Ailelerin ihtiyaçlarına uygun olarak

geniş ölçeklerde tasarlanan projedeki 1+1 daireler

82-143 m2, 2+1 daireler 109-170 m2,

3+1 daireler 158-248 m2, 4+1 daireler 223

m2 ve 5+2 loft daireler 363-397 m2 arasında

değişen brüt büyüklüklere sahip. 200 milyon

TL yatırımla gerçekleştirilen projede 278 seçkin

konut yer alıyor. Ödeme kolaylığı sağlanan

projede, dairelerin metrekaresi ortalama 5.000

TL’den satışa sunuluyor.

81


GAYRİMENKUL-İNŞAAT

Çimsa, Massachusetts Institute of Technology (MIT) ve Stanford

Üniversitesi işbirliğiyle düzenlenen Temiz Enerji Eğitimi ve

Yaygınlaştırılması Girişimi “2017 C3E ( Women in Clean Energy

Symposium) Temiz Enerjide Kadının Rolü” Sempozyumu’nun

Türkiye’den tek destekçisi

CIMSA

Nevra Özhatay

Sabancı Holding iştiraki olan, çimento ve yapı

malzemeleri sektörünün global oyuncusu Çimsa,

sürdürülebilirlik odaklı yatırımları çerçevesinde

2013 yılından beri, “Temiz Enerjide Kadının

Rolü Sempozyumu”nu desteklemeye devam

ediyor.

Çimsa, 1972 yılından beri çimento sektöründe

faaliyet gösteren bir şirket olarak enerji verimliliği

konusunda sahip olduğu hassasiyet ve iş

hayatında kadının güçlendirilmesine yönelik

bakış açısı ile birçok çalışma gerçekleştiriyor. Bu

çalışmalar önderliğinde, 15-16 Kasım tarihlerinde

gerçekleşen “2017 C3E Temiz Enerjide Kadının

Rolü Sempozyumu”nu Türkiye’den destekleyen

tek şirket olarak sürdürülebilir gelecek için değer

yaratıyor.

C3E Temiz Enerji Eğitimi ve Yaygınlaştırılması

Girişimi 2010 yılında, 25 ülkenin Temiz Enerji

Bakanlıkları’nın işbirliğiyle ortaya çıkmıştır. Gelecekte

enerji kaynaklarıyla ilgili yaşanması öngörülen

sorunlar karşısında toplumun tüm kesimlerinin

sorumluluk alması gerektiğini vurgulayan

C3E Girişimi, özellikle kadınların; bilim, teknoloji,

mühendislik ve matematik (STEM) alanlarında

ve temiz enerji sektöründe arka planda kalışlarına

dikkat çekiyor. C3E, ABD Enerji Bakanlığı,

MIT Enerji Girişimi ve Stanford Precourt Enerji

Enstitüsü işbirliğiyle temiz enerjide kadınların

katılımını ve liderliğini artırmayı hedefliyor.

Çimsa, izlediği enerji verimliliği politikası ve

alternatif yakıtlardan enerji üretme başarısı ile

sektörüne öncülük ediyor. C3E Platformu ile gerçekleştirdiği

işbirliğiyle, dünya çapında yapılan

temiz enerji yatırımlarını takip ederek, kadınların

temiz enerji sektöründe aktif rol almalarının

önemine dikkat çekiyor. Bu bakış açısıyla Çimsa,

sempozyumda yer alan konuşmacıların paylaştığı

trendleri yakından izliyor ve inovatif çalışmalarla

ülke ekonomisine katkıda bulunmayı

amaçlıyor.

Çimsa ayrıca, Birleşmiş Milletler Kadının Güçlendirilmesi

İlkeleri (WEPs) ve İş’te Eşitlik bildirgesinin

imzacısı olarak, kadınların her alanda eşit

koşullarda var olması için çalışmalar yürütüyor.

82


GAYRİMENKUL-İNŞAAT

ERA Gayrimenkul Türkiye Genel Müdürü Özhan Atalay:

Gayrimenkul danışmanlığı, üretilen hizmetin fark edilmediği bir sistem

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın ev alım, satım ve kiralama ticaretine yeni düzen getirmeye hazırlandığı bu

günlerde tasarı için sektörden yapıcı eleştiriler de geliyor. Gayrimenkul sektöründe kaliteli hizmet artışına

destek olmayı amaçlayan tasarı ile ilgili açıklamalarda bulunan ERA Gayrimenkul Türkiye Genel Müdürü Özhan

Atalay, “Gayrimenkul Ticareti Hakkındaki Yönetmelik taslağı, genel olarak yararlı düzenlemeleri getirmekle

birlikte, bazı noktalarda eksiklikleri bulunuyor” dedi.

30 Ekim 2017 de TC Gümrük ve Ticaret Bakanlığı

tarafından görüşe açılan Gayrimenkul Ticareti

Hakkındaki Yönetmelik taslağı, sektörde birçok

tartışmayı beraberinde getirdi. Genel olarak

gayrimenkul ticaretinde aracılık faaliyetlerini

yasal bir alt yapı eşliğinde ilerlemesini amaçlayan

tasarı aynı zamanda işlemlerin güven

içinde yapılmasını ve nitelikli insan kaynağı

yaratılmasını da hedefliyor.

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan bulunana

ERA Gayrimenkul Genel Müdürü Özhan

Atalay, düzenlemenin iyi niyetli olsa bile bazı

eksik ve hatalar içerdiğini belirterek, “yapılan

düzenleme bu haliyle hayata geçerse, mevcut

firmaların gelirlerini yarı yazıya azaltacaktır.

Dolayısıyla gelir seviyesi düşen sektöre hem nitelikli

iş gücü talep göstermeyecek hem de var

olan kalifiye, eğitimli danışmanlar sektörden

çıkacaklardır” dedi.

Sektörde gelenekselleşmiş bir hizmet bedeli

standardı olduğunu da belirten Atalay, danışmanlık

hizmeti verilen mülkiyetin büyüklüğüne,

zorluğuna ve işin yapısına göre değişen

bedelin birçok paydaş tarafından paylaşıldığını

ve bu bedelden pazarlama ve reklam gideri gibi

pek çok farklı kalemin dahil olduğunu sözlerine

ekledi. Danışmanların elde ettikleri gelirin

nerelere gittiği ile ilgili detaylı açıklamalarda

bulunan Atalay, “Hizmet bedeli içinden öncelikle

merkez firma, kendi hizmet bedelini ve

pazarlama katkı payını alıyor, ardından gayrimenkulü

sisteme getirmiş danışman, bedelin

en az yarısını alıyor ki bunu satışı yapan danışman

ile referral adı verilen bir sistem içerisinde

paylaşıyor. Kalan kısım ofise kalıyor. Bahsi

geçen düzenleme bu haliyle yasalaşırsa, Gelir

ve kurumlar vergisi çıktığında ofislerin yaşayabilmesi

için gerekli rakam maalesef kalmıyor.

Gayrimenkul danışmanlığı, üretilen hizmetin

ne yazık ki fark edilmediği bir sistem. Çoğu kişinin

gözünde ev gösterip ücret alınan, herkesin

kolaylıkla yapabileceğini düşündüğü bir sistem

olarak görülüyor. Oysa danışman o networke

ulaşabilmek için bölgede aylarını harcıyor. Tek

bir gayrimenkulü yüzlerce kez tanıtıyor ve defalarca

tapudan ya da noterden satış geri dönüyor.

Hatta bazı işlemlerde satış sonrası, taraflardan

komisyon bedelini tahsil edemiyor” dedi.

Bu düzensiz ortamda şirketlerin ayakta kalmakta

hayli zorlandığını belirten Atalay, Türkiye

ölçeğinde ayakta kalabilen ofis ortalamasının

%10’lar düzeyinde olduğunu belirtti. Serbest

piyasa ekonomisinin bir gereği olan ve rekabeti

artırarak müşteri menfaatine çalışmayı sağlayan

sistem yerine sınırlandırılmış bir bütçe ile

çalışmanın işin ruhuna aykırı olacağını belirten

Atalay, sisteme geçilmesi halinde sektörün birçok

problemle karşı karşıya kalacağını sözlerine

ekledi.

83


GAYRİMENKUL-İNŞAAT

İnşaat sektörü son çeyreğe hareketli girdi

Hazır beton sektörü son çeyrekten umutlu

Türkiye Hazır Beton Birliğinin (THBB) inşaat ve bununla bağlantılı imalat ve hizmet sektörlerindeki mevcut

durum ile beklenen gelişmeleri ortaya koyan “Hazır Beton Endeksi” 2017 Ekim Ayı Raporu açıklandı. Rapor’da

bileşik endeks olan Hazır Beton Endeksi ekim ayında eşik değerine oldukça yaklaşırken önceki yılın aynı ayına

göre yüzde 0,2 oranında artış gösterdi.

Ekim ayında geçen yılın aynı ayına göre

en fazla artışı gösteren Faaliyet Endeksi

oldu

Hazır Beton Faaliyet Endeksi ekim ayı değeri

bir önceki yılın aynı ayına göre %0,5’lik artış

ile en fazla artış gösteren endeks oldu. Ankete

katılan firmaların %48’i ekim ayında satışlarının

arttığını belirtirken satışlarında önceki aya göre

azalma olduğunu ifade edenlerin oranı %12

oldu. Alınan kayıtlı siparişlerde artış olduğunu

dile getirenlerin oranı %44 olarak gerçekleşti.

Güven Endeksi eşik değerin altında kaldı

Hazır Beton Güven Endeksi’nin ekim ayı değeri

bir önceki yılın aynı ayına göre %0,2 düştü. Güven

Endeksi’nin eşiğin altında kalması, sektörün

ekonomiye olan güveninin halen arzu edilen

düzeyde olmadığı gösterdi. Ankete katılanların

%20’si yeni istihdamı düşünürken, yeni yatırım

düşünenlerin oranı ise %8 oldu. Ankete katılan

firmaların %24’i tedarikçilere verdiği siparişin

önümüzdeki üç ayda artacağını düşündüğünü

belirtti.

Beklenti Endeksi 0,2 oranında artış gösterdi

İnşaat sektörünün gidişatını göstermesi açısından

önemli olan Hazır Beton Beklenti

Endeksi’nin ekim ayı değeri bir önceki yılın

aynı ayına kıyasla %0,2 oranında artış gösterdi.

Önümüzdeki üç ayda satışlarının artacağını düşünenlerin

oranı %20 iken, satışların azalacağını

düşünenlerin oranı ise %28 oldu. Gelecek üç

ayda girdi stoklarını artıracağını söyleyen firmaların

oranı ise %24 olarak gerçekleşti.

“Konut satışları 3. çeyrekte rekor kırdı”

Hazır Beton Endeksi Ekim Ayı Raporu sonuçları

ile ilgili görüşlerini açıklayan Avrupa Hazır

Beton Birliği (ERMCO) ve THBB Yönetim Kurulu

Başkanı Yavuz Işık, temmuz ve ağustos ayında

yükseldikten sonra, bayram ve sonrasındaki

aktif olmayan yaklaşık 10 günlük bir sürecin

etkisiyle eylül ayında düşüş gösteren Faaliyet

Endeksi’nin ekim ayında toparlandığını söyledi.

Yılın 3. çeyreğinde inşaat sektörünün önemli

bir performans sergileyeceğinin tahmin

edildiğine dikkat çeken Yavuz Işık, “Ekim ayı

Faaliyet Endeksi değeri, bu yılın son çeyreğine

inşaat sektörünün nasıl başladığını göstermesi

açısından önemlidir. Buna göre son çeyreğe inşaat

sektörü hareketli girmiştir. 3. çeyrekte yeni

konut satışlarında Türkiye’nin 180 bin konut ile

rekor kırdıktan sonra 4. çeyreğe de aynı ivme ile

girmesi, beklenenin aksine inşaat sektöründe

durgunluk yaşanmadığını ortaya koymaktadır.

İnşaat sektörünün yılın geri kalan kısmında

performansını belirleyecek olan en temel unsur,

konut maliyetlerinde ortaya çıkan önemli miktardaki

artışın sektördeki talebi nasıl etkileyeceği

meselesidir.” dedi.

84


GAYRİMENKUL-İNŞAAT

Ideal Standard, Aquablade Teknolojisi ile Bursa Balat İnci’de

Dünyanın lider banyo ürünleri markası Ideal Standard, Türkiye’nin dört bir yanındaki en gözde inşaat

projelerinin banyolarını dekore etmeye devam ediyor. Marka bu kez de Bursa’da 21 dönümlük arazi üzerine

inşa edilen 154 konutluk Balat İnci projesinin tercihi oldu.

Sedaş İnşaat güvencesinde Bursa Balat’ta hayat

bulan Balat İnci; sunduğu akılcı çözümler, yerleşim

kolaylığına uygun planlama ve ince düşünülmüş

detaylara hakim tasarım konsepti ile

ayrıcalıklı bir proje. Ailesel birliktelik felsefesiyle

huzurla yaşanacak bir mekan olarak inşa edilen

Balat İnci, vaat ettiği konforlu yaşam için banyolarında

Ideal Standard ürünlerini tercih etti.

Balat İnci’nin banyolarında markanın ünlü

tasarımcılarından Robin Levien tarafından tasarlanan

Connect Air serisine ait tezgah üstü

lavabolar kullanıldı. Kullanıcıların beklentileri

ve kullanım alanları düşünülerek tasarlanan

Connect Air, 60 cm ve 40 cm boyutlarındaki

tezgah üstü lavabo seçenekleriyle her banyoya

uyum sağlayacak bütünsel çözümler sunuyor.

Tasarımındaki ince ve kavisli stiliyle estetik ve

ferahlığı ön plana çıkaran Connect Air Lavabolar

banyolara yepyeni bir soluk katıyor.

Projede konforlu bir banyo için tercih edilen

diğer ürünse, üstün tasarım ve su sıçratmayan

özelliği ile Aquablade teknolojisine sahip Tesi

asma klozet oldu. “Microslot” teknolojisi ile çalışan

Tesi Aquablade asma klozet, tıpkı bir şelale

gibi suyun tüm hazneye eşit dağılımını sağlayarak

klozetin arka, ön ve yan olmak üzere tüm

bölgelerine suyu ulaştırıyor ve klozetin %95’lik

kısmını yıkayarak maksimum temizlik ve hijyen

sağlıyor. Böylece yıkanmamış alanlar bırakan

geleneksel klozetlerden ve yeni nesil kanalsız

klozetlerden %20 daha iyi bir performans ortaya

koyuyor. Su perdesi şeklindeki kanal tasarımı

ile türbülansı azaltıp yıkama performansını

maksimize ederek aynı zamanda daha sessiz

bir yıkama imkanı sunan Tesi klozetler rakiplerine

oranla çok daha sessiz çalışıyor. Teknolojik

üstünlüğünün yanı sıra dünyaca ünlü tasarımcı

Robien Levien tarafından hayata geçirilmiş Tesi

Aquablade asma klozeti tasarımındaki estetik

ve yumuşak geometrik formuyla da ayrıca dikkat

çekiyor.

85


MOBİLYA

KRALİYET ASALETİNİ EVİNİZE YANSITIN!

Aşkın, tutkunun ve aynı zamanda yeni yılın vazgeçilmez rengi kırmızı, evinize kraliyet asaletini taşıyacak.

Kişiye özel mobilya tasarımlarıyla ön plana çıkan Art Design, ipeksi kırmızı kadife ile siyah lake ahşabın hayat

bulduğu Royal kanepeyle, yeni yılda evinize göz alıcı bir şıklık kazandırıyor.

Yeni yıla sayılı günler kala vitrinler de yeni yılın

vazgeçilmez rengi kırmızıyla başımızı döndürmeye

başladı bile. Mumluklardan pijama takımlarına,

yastıklardan fincan takımlarına kadar

aklımıza gelebilecek her ürün, yeni yılın ruhunu

temsil eden kırmızıya büründü. Yeni yıl, yeni kararlar

almak, yeni planlar yapmak ve değişiklik

için en uygun zaman olduğuna göre evimizde

de 2017’nin izlerini silip, 2018’e ve yeniliklere

yer açmanın da tam zamanı. Hem yenilikleri

kucaklamak hem de evimizde yılbaşının ruhunu

yaşamak için kişiye özel mobilya tasarımlarıyla

adından söz ettiren Art Design, Royal

kanepe ile evlere kraliyet asaletini taşıyor. Kış

sezonunun vazgeçilmez dokusu kırmızı ipeksi

kadife ile siyah lake ahşabın kullanıldığı Royal

kanepe, son dönemin trendi Art Deco tasarımın

da nadide örneklerinden birini simgeliyor. Siyah

ile kırmızının muhteşem uyumunu bir kez daha

gözler önüne seren Royal kanepe için Art Design

Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Terzi, “Royal

kanepe, evlerine kraliyet asaletini taşımak isteyen

müşterilerimiz için biçilmiş bir ürün. Birkaç

sezondur, mobilyada en önemli akımlardan biri

haline gelen Art Deco tarzını yansıtan Royal

kanepenin ahşap detaylarında ince bir işçilik

örneği sergiledik. Siyah lake ile ahşaba son dokunuşu

verdik. Siyah ile mükemmel bir uyum

oluşturan, ipeksi kırmızı kadife kumaş ile de Art

Deco tarzında bir tasarıma imza attık. İnanıyoruz

ki Royal kanepe, yılbaşında evinde yenilik

yapmak isteyenlerin büyük beğenisini kazanacak.”

Açıklamasında bulunuyor. Mobilyalarınıza

yılbaşının ruhunu yansıtmak istiyorsanız, birçok

model alternatifi ve aklınızdaki tasarımların

gerçek hallerini bulacağınız MODOKO’daki Art

Design mağazasına uğramanız yeterli.

86


MOBİLYA

Artemis Halı’ya Ünlü Tasarımcı Mirko Tattarini İmzası

Türkiye’nin sevilen halı markası Artemis Halı’nın dünyaca ünlü tasarımcı Mirko Tattarini ile gerçekleştirdiği iş

birliğiyle üretimini yaptıkları hikayesi olan “Haritalar” koleksiyonu, yaşam alanlarına farklı bir imza atmak

isteyenlerle buluşuyor.

Halı yerde duran ve üstüne basıp geçtiğimiz bir

eşyadan ziyade yaşam alanlarına sıcaklık katan

bir nesne olduğunun altını çizen Mirko Tattarini,

Artemis Halı için tasarladığı Haritalar serisinin

ilk iki modelinde basit estetik dokunuşlarla

hikayesi olan Türk halı geleneğini tekrar hayata

döndürdü.

Artemis Halı ile birlikte gerçekleştirdiği “Haritalar”

isimli halı tasarımlarıyla ile ilgili olarak

ünlü İtalyan tasarımcı Mirko Tattarini: “Halı

dokumacılık geleneksel olarak hikaye anlatıcılığına

dayanır. Eskiden kadınlar halı dokurken

genel olarak kendileri hakkında, korkuları,

dilekleri, bulundukları koşullar hakkında çok

şey anlatırlardı. Ne yazık ki günümüzde bütün

sektörlerdeki markaların hepsi hikaye anlatıcılığını

kendi markalarını pazarlamak için araştırıp

geliştirip kullandıklarından halılar konusundaki

bu yaklaşım kayboldu. Artemis Halı için tasarlanan

bu ilk iki modelle basit estetik dokunuşlarla

halıların anlam ifade etmesini sağlayan

bu önemli geleneği tekrar hayata döndürmeye

çalıştım. Bu halılara Haritalar ismini verdim.

İlk model zaman dilimlerine göre ayrılmış, her

zaman diliminde elin belimde gibi geleneksel

semboller serpiştirilmiş bir dünya haritasıdır.

Güney’den yükselen ve Kuzey’de yoğunlaşan

yeni semboller büyük göçlerin bir metaforu.

Diğer tarafta göçlere karşı kültürel direnişi

sembolize eden Kuzey’den aşağıya doğru uzanan

motifler bulunuyor. İkinci model ise Antep

civarındaki Kilis kentindeki mülteci kamplarının

tepeden bir görüntüsü. Yine motifler göçler ve

ev sahipliği yapan kültür arasındaki çatışmayı

sembolize etmektedir. Halı yerde duran ve üstüne

basıp geçtiğimiz bir eşyadan ziyade bizim

için uzandığımız, üzerinde dinlendiğimiz ailevi

bir meseledir. Bu modeller çocuklarla bir diyalog

kurmak için örneğin, onların geleceğin iyi

vatandaşları olmaları adına dünya gerçeklerini

anlatmak için iyi bir fırsattır. Halı, tasarımın sağlam

etiğe nasıl dayandırılacağını gösteren bir

teyit ve tasvip şeklidir. Uygulamada olmasa bile

en azından mesajlar yoluyla, toplumsal meselelerin

sorumluluğunu üstlenmelidir” dedi.

87


MOBİLYA

Çalışma ve bekleme alanlarına yeni bir işlev kazandıran tasarım:

Envelope II

Mobilya sektöründe 60 yıllık deneyime sahip

Ersa için, Ece Yalım Design Studio tarafından

tasarlanan Envelope II, çalışma ve bekleme

alanlarına yeni bir işlev kazandırıyor. Yüksekliği

ayarlanabilir sırtı ve istenildiğinde katlanabilen

yan panelleri sayesinde Envelope II; kullanıcısına

odaklanmak, dinlenmek veya bire bir görüşmeler

yapmak için ideal ortamı sunuyor. Enerji

ve güç donanımı sayesinde elektronik cihazların

kullanımını destekleyen; oturma minderi, sırtı

ve panellere uygulanan özel kumaşıyla ise uzun

süreli kullanımlarda temiz ve dayanıklı yapısını

koruyan ürün, 4 kişilik kapasitesiyle sosyalleşmeye

olanak tanıyor. Oturma ünitesinin yanı

sıra seriye ait pufu ve her iki yanına eklenebilen

sehpalı versiyonu, kısa süreli görüşmelerde

konukların ağırlanabileceği dinamik ve konforlu

bir alan oluşturuyor. Envelope II, serinin en yeni

üyesi olan çalışma ünitesi ile aynı tasarım dili ve

işlevselliğini çalışma mekanlarına da taşıyor.

Envelope II, aynı zamanda Ekim ayında German

Design Council tarafından her yıl dünyanın en

iyi tasarımlarının ödüllendirildiği German Design

Award 2018’de Ersa’nın ödüle layık görülen

beş tasarımından biri olma özelliğini gösteriyor.

88


YILBAŞI ÖZEL

2018 yeni yıl sepetinde 11 parça mutluluk var

Yeni yıl kutlama hazırlıkları bütün heyecanıyla başladı. Herkesin eşine ve dostuna hediye arayışına girdiği

bu dönemde, cilt bakımına yönelik özel setler ön plana çıkıyor. Cildine özen gösterenlerin kendini de

ödüllendirebileceği bakım setinde Sinoz leke kremi, göz çevresi bakım kremi, yüz bakım maskesi ve yüz

Yıl içinde sevgililer günü, anneler günü, babalar

günü ve doğum günleri gibi birçok özel gün

var ama en büyük kutlama yılbaşında yapılıyor.

Hediye arayışına girdiğimiz yılın son günlerinde

sevdiklerimizi mutlu etmenin ve cildimizi yeni

yıla hazırlamanın tam vakti.

Yeni yılda aradığınız hediyeler tek sepette

Sinoz’un yeni yıla özel hazırladığı cilt bakım

setinde tam 11 farklı ürün bulunuyor. Ciltte

oluşan lekeleri gidermeye yardımcı Leke Kremi,

temizleme jelinin yanı sıra birçok hediye seçeneği bir arada sunuluyor

göz çevresindeki morlukları ve kırışıklıkların

azalmasında etkili olan Göz Çevresi Bakım Kremi,

içerindeki bentonit kili sayesinde cildin nem

dengesini sağlayan Yüz Bakım Maskesi ve cilde

derinlemesine işleyerek gözenekleri açan Yüz

Temizleme Jeli yılbaşı özel paketinde yer alan

Sinoz markalı ürünler olarak göz dolduruyor.

Bilekliği ile birlikte kombin olarak oldukça şık

görünen bayan saati, allık, far ve pudra içeren

makyaj paleti, farklı inceliklerde makyaj fırça

seti, lipstick dudak dolgunlaştırıcı kalıcı ruj, manikür

seti ve 7’den 70’e herkesin çok sevdiği kar

küresi setteki hediyeler arasında yer alıyor.

Cilt bakımında yerli bir marka olarak tüketicilerinin

güvenini ve beğenisini kazanan Sinoz Kozmetik,

yılbaşına özel hazırladığı set ile hediye

arayışında olanların ilk tercihi olacak.

Sinoz Yılbaşı Özel Paketi: 299,00 TL

89


YILBAŞI ÖZEL

BRANDZONE YILBAŞININ OLMAZSA OLMAZI ÜRÜNLERİNİ

MASAYA YATIRDI

Türkiye’deki markalar için fiyat/rekabet araştırma hizmetleri sunan BrandZone, yılbaşı partilerinin olmazsa

olmazı olan ürün kampanyalarını masaya yatırdı. Yılbaşı gecelerinin gazlı içeceği kola liderliği elden

bırakmadı.

Tüm basılı ve online fiyat verilerini araştırıp takip

eden, kategorilendirip en güncel pazar araştırma

analizlerini sunan BrandZone, yılbaşı kutlaması denilince

akla ilk gelen, içecekler, atıştırmalıklar, kahve

ve büyük ekran TV kategorilerini ele aldı. BrandZone;

tüm Türkiye’deki ulusal, yerel, indirim, toptan ve teknoloji

marketleri 2017 Ekim ayı verilerini inceledi.

Yılbaşı gecelerinin içeceği: Kola

Yılbaşı gecesini evde geçirenlerin olmazsa olmaz

içeceği gazlı içeceklere yönelik yapılan kampanyaları

masaya yatıran BrandZone verilerine göre; gazlı

içecek kategorisinde toplamda 798 kampanya düzenlendi.

Gazlı içecek kategorisinde 374 kampanya

sayısıyla kola ilk sırada yer alırken; 350 kampanyayla

gazoz ikinci; 74 kampanyayla enerji içeceği üçüncü

sırada yer buldu. En fazla kampanyası yapılan ürün

Coca Cola 1,5 Lt oldu. En fazla kampanyası olan

marka 281 kampanya sayısıyla Coca Cola olurken;

67 kampanyayla Fanta ikinci; 58 kampanyayla Pepsi

üçüncü sırada yer aldı.

Yılbaşı gecesinin olmazsa olmazı: Kuruyemiş

ve cips

Yılbaşı gecesinde en çok tüketilen atıştırmalıkların

başında kuruyemiş, çikolata ve cips geliyor. Brand-

Zone verilerine göre; kuruyemiş kategorisinde

toplamda 260 kampanya düzenlendi. Kuruyemiş

kategorisinde 77 kampanya sayısıyla fıstık ilk sırada

yer alırken; 69 kampanyayla fındık ikinci; 41 kampanyayla

çekirdek üçüncü sırada yer buldu. En fazla

kampanyası yapılan ürünler; Çerezya Çiğ Fındık ve

Çerezya Soslu Mısır oldu. En fazla kampanyası olan

marka 56 kampanya sayısıyla Simbat olurken; 35

kampanyayla Çerezya ikinci; 24 kampanyayla Peyman

üçüncü sırada yer aldı.

BrandZone verilerine göre; tablet çikolata kategorisinde

toplamda 401 kampanya düzenlenirken, en

fazla kampanyası yapılan ürün; Eti 80 Gr. Antep Fıstıklı

Kare Çikolata oldu. En fazla kampanyası yapılan

marka 97 kampanya sayısıyla Ülker Çikolata olurken;

87 kampanyayla Eti Karam Çikolata ikinci; 57

kampanyayla Eti Çikolata üçüncü sırada yer aldı. 53

kampanyayla Nestle Damak Çikolata dördüncü; 47

kampanyayla Nestle Çikolata beşinci sırada yer aldı.

Cips kategorisinde ise toplamda 798 kampanya düzenlenirken,

en fazla kampanyası yapılan ürün Ruffles

Süper boy cips oldu. En fazla kampanyası yapılan

marka 71 kampanya sayısıyla Ruffles olurken; 48

kampanyayla Doritos ikinci; 43 kampanyayla Parti

üçüncü sırada yer aldı.

Büyük ekran TV’ler yılbaşı gecesine hazır!

Yılbaşı partilerinin olmazsa olmazı büyük ekran

TV’lerdir. BrandZone verilerine göre; 48 inç’ten büyük

ekranlı TV’lerin kampanyası, tüm TV kampanyalarının

yüzde 74’ünü oluşturdu. Ekim ayı içerisinde

toplamda 2 bin 241 TV kampanyası düzenlenirken;

674 kampanya sayısıyla 55 inç TV’ler en fazla

kampanyası düzenlenen kategori oldu. 421 kampanyayla

65 inç TV’ler ikinci sırada yer alırken; 296

kampanyayla 49 inç üçüncü sırada yer aldı. Büyük

ekran TV kategorisinde toplam bin 656 kampanya

düzenlenirken; 749 kampanya sayısıyla Samsung

en fazla kampanyası düzenlenen marka oldu. 309

kampanyayla LG ikinci sırada; 237 kampanyayla

Philips üçüncü sırada yer aldı. Büyük ekran TV kategorisinde;

451 kampanya sayısıyla Teknosa en

fazla kampanya düzenleyen satış kanalı oldu. 447

kampanyayla Media Markt ikinci sırada yer alırken;

339 kampanyayla Vatan Bilgisayar üçüncü sırada yer

buldu.

Yılbaşı gecelerinin kurtarıcısı: Kahve!

Yılbaşı gecesinde erkenden uyumak istemeyenlerin

kurtarıcısı elbette kahvelerdir. BrandZone verilerine

göre; kahve kategorisinde toplamda 567 kampanya

düzenlendi. Kahve kategorisinde 208 kampanya

sayısıyla karışımlı kahveler ilk sırada yer alırken;

191 kampanyayla hazır kahveler ikinci sırada; 107

kampanyayla Türk kahvesi üçüncü sırada yer aldı.

En fazla kampanyası yapılan ürün Kurukahveci Mehmet

Efendi Türk Kahvesi oldu. En fazla kampanyası

düzenlenen marka 253 kampanya sayısıyla Nescafe

olurken; 70 kampanyayla Vip ikinci; 60 kampanyayla

Jacobs üçüncü sırada yer aldı.

BrandZone verilerine göre; Türk kahvesi makinesine

yönelik toplamda 159 kampanya düzenlendi. 71

kampanya sayısıyla Sinbo en fazla kampanya düzenleyen

marka olurken; 37 kampanyayla Arçelik

ikinci; 23 kampanyayla Fakir üçüncü sırada yer aldı.

Satış kanalı kategorisinde en fazla Türk kahvesi makinesi

kampanyası A101›de düzenlendi.

90


YILBAŞI ÖZEL

YENİYIL YEMEĞİNİZİ VİYANA’DA YEMEYE NE DERSİNİZ?

CAFE WIEN YENİ YILA VİYANA ESİNTİSİ İLE BAŞLAYIN...

Yeni yıla farklı, zarif ve kimlikli bir mekanda girmek isterseniz Cafe Wien, sizi 27 yıllık Viyana şıklığı ile

unutulmaz bir yılbaşı gecesine bekliyor. Avusturya mutfağına özgü Schnitzel, Bratwurst, Macar Gulaş

beraberinde çok çeşitli ithal biralar ve seçkin yerli şarap çeşitleri ile kendiniz ve sevdikleriniz için vazgeçilmez

bir yılbaşı klasiği yaşamak isterseniz, Cafe Wien, Nişantaşı Reasürans’ta...

Cafe Wien’de yılbaşına yakışır tatta Viyanalı kahve

ve tatlı ustalarının hazırladığı kahve ve tatlı

reçeteleri 27 yıldır aynı lezzet ve kalitede hazırlanıyor.

Yüksek kalitede hazırlanan bu özgün

tatların hepsinde özel olarak seçilmiş malzemeler

kullanılıyor. Sachertorte ve Apfelstrudel gibi

tatlılar, Wiener Melange, Mozart, Einspanner

gibi kahveler eşliğinde sunuluyor.

Avrupa’nın sanat ve tarihine damgasını vurmuş

eşsiz şehri Viyana’nın en önemli değerlerinden

biri de Viyana Cafe kültürü... Cafe Wien bu kültürü

tam 27 yıldır Nişantaşı’nda yaşatıyor. Yalnız

damağınızda tat bırakan Viyana’ya özel lezzetleriyle

değil; duvarlarında sergilenen Viyanalı

ünlü ressam Klimt’in reprodüksiyonlarıyla, ünlü

Viyana vals balolarını canlandıran resimlerle,

valsin kralı olarak bilinen Johann Strauss’un

seçkin besteleriyle de sizi Avrupa’nın kalbine

götürüyor.

91


YILBAŞI ÖZEL

Güzelliği Hediye Edin

Hayatı keyifli kılan tüm detayları bulabileceğiniz Clarion Hotel İstanbul Mahmutbey Mia Spa &Wellness’la yeni

yılda sevdiğinize sınırsız güzelliği hediye edin…

Yeni yılda ona ne hediye edeceğinize

karar vermediyseniz, yılın tüm yükünü

hafifletecek Mia Spa &Wellness

en iyi seçenek…

İçinizi ısıtan sıcak dekorasyonu, ruhunuza

dokunan terapileri ile sevdiğiniz

kendini çok özel hissedecek…

Bali’li uzman terapistlerin mükemmel

dokunuşlarını, dünyaca ünlü

kozmetik markalarıyla uyguladığı

seanslarda vücudunuzu dinlendirmenin

keyfini yaşayın. Her biri

özenle hazırlanmış dinlenme ve

arınma programları, egzotik kokular,

sessizlik, renkler, dingilik, huzur

veren ortam ve sakinleştirici çay seromonileri

kendinizi iyi hissetmeniz

için hazırlanmış.

Türk hamamında yaşadıklarınızın da

ötesinde bir deneyime hazır olun.

Hamamın mükemmel ambiyansıyla

sevdiğinizle birlikte zaman içinde

egzotik bir yolculuğa çıkacaksınız…

Clarion Hotel İstanbul Mahmutbey

Mia Spa & Wellness Center, en son

teknoloji kardiyovasküler aletlerin

bulunduğu fitness salonu, pilates

stüdyosu, kapalı yüzme havuzu, geleneksel

Türk Hamamı, sauna, buhar

odası, jakuzi ve masaj servisleriyle

modern yaşamının bir parçası olarak

yerini alıyor.1500 m2 gibi büyük bir

alana yayılan Mia Spa & Wellness

suyun yenileyici enerjisiyle bedeninizi

ve ruhunuzu eşsiz bir yolculuğa

çıkarın.

Yılın tüm yorgunluğunu Mia Spa &

Wellness’la atın…

92


YILBAŞI ÖZEL

Göçmen Börekçisi Tatları İle Yılbaşı Sofralarınız Lezzetleniyor

Son yıllarda vitrinin önünden bile geçtiğimizde ağzımızı sulandıran birbirinden renkli, birbirinden lezzetli

Donut’lar yılbaşı sofralarınızı renklendirmek için Göçmen Börekçisi’nde…

On yılı aşkın süredir gelenekselliğin temsilcisi

olan Taze hamur işleri ile Türkiye’nin gurme

adresleri arasına giren Göçmen Börekçisi, ev kadınlarının

özen ve titizlikle hazırladığı ürünlerini

lezzetseverlerle buluşturmaya devam ediyor.

Ürün kategorisine yeni lezzetler ekleyen Göçmen

Börekçisi, şık yılbaşı sofralarınızda ailenize,

çocuklarınıza, dostlarınıza hoş bir sunum yapabilmeniz

adına Çikolatalı, Bademli, Hindistan

Cevizli, Fındıklı, Kurabiyeli, Şeker Taneli ve Çilekli

Donut’ları ile iştah kabartacak. Dayanılmaz

lezzetleriyle iştah kabartan bu rengârenk lezzeti

almak için en yakın Göçmen Börekçisi’ne bekliyoruz…

93


YILBAŞI ÖZEL

Mövenpick Hotel Istanbul’dan geleneksel yılbaşı hindisi...

Mövenpick Hotel Istanbul, yılbaşında aileniz ve

dostlarınıza düzenleyeceğiniz ev davetlerinde

sizi hindi pişirme derdinden kurtarıyor. İtalyan

Başaşçı Giovanni Terracciano tarafından hazırlanan

geleneksel yılbaşı hindisi; iç pilav, kestane,

patates, Brüksel lahanası, havuç, kereviz püresi,

“gravy” ve kızılcık sos ile sunuluyor.

Yılbaşı gecesi özenle hazırladığınız sofrada hem

sevdiklerinize muhteşem bir ziyafet vermek,

hem de yorulmadan gecenin keyfini çıkarmak

için hindinizi 2 gün önceden sipariş ederek leziz

bir akşam geçirebilirsiniz.

5 - 5.5 kg hindi KDV dahil 320 TL, 7 - 7.5 kg

hindi KDV dahil 420 TL.

Mövenpick Hotel Istanbul’da keyifli bir

Noel Brunch’ı

Mövenpick Hotel Istanbul, 24 Aralık 2017 tarihinde

aileniz ve sevdiklerinizle birlikte keyifli

bir Pazar günü geçirmeniz için geleneksel spesiyaliteler,

canlı piyano müziği ve çocuklara özel

aktivitelerin yer aldığı sürprizlerle dolu bir Noel

brunch’ı düzenliyor.

AzzuR Restaurant’ta 12.00 - 15.00 saatleri arasında

gerçekleştirilecek olan Noel Brunch’ında,

İtalyan Başaşçı Giovanni Terracciano tarafından

hazırlanan Noel lezzetleri, Akdeniz mutfağından

seçkin örnekler, dilediğiniz malzemelerle

pişirilen omlet ve krepler, ev yapımı makarnalar,

dumanı tüten pizzalar ve baştan çıkarıcı tatlıları

tadabilirsiniz.

Büyükler muhteşem brunch’ın tadını çıkarırken

çocuklar ise Noel kurabiyeleri kursu, palyaço

gösterisi ve yüz boyama aktivitesi ile eğlenceli

saatler geçirecekler. Noel ruhunu İsviçre stili

yaşayacağınız Noel Brunch’ı kişi başı KDV dahil

140 TL olup, 0-6 yaş arası çocuklara ücretsiz,

7-12 yaş çocuklara %50 indirimlidir.

94


ATAMA

Paraşüt’e Yeni Satış Direktörü

Online ön muhasebe programı Paraşüt’ün Yeni Satış Direktörü, Kasım 2017 tarihi itibariyle

Deniz Toraman oldu.

Geçtiğimiz yıllarda üst üste iki kez Wired Dergisi’nin Seçtiği En İyi Startup’lar listesinde

yer alan yerli girişim Paraşüt’ün ekibinde yeni bir üst düzey atama gerçekleşti. Paraşüt,

Satış Direktörlüğü görevini, operasyon ve iş geliştirme alanında yaklaşık 20 yıllık

deneyime sahip olan Deniz Toraman’a emanet etti.

Paraşüt ailesine katılan Deniz Toraman, kariyerine 1996 yılında Yapı Kredi Bankası’nda

başladı. Son olarak satış/performans gelişimi konusunda birçok tanınmış markaya

danışmanlık hizmeti veren Deniz Toraman, HSBC Bank, TürkNet, Vodatech, Callpex

gibi markaların Satış ve İş Geliştirme organizasyonlarında çeşitli sorumluluklar üstlenmişti.

Paraşüt’ün satış ve iş geliştirme faaliyetlerine liderlik edecek olan Toraman, İstanbul

Üniversitesi Ekonomi bölümü mezunudur.

TÜGİAD Başkanı Ali Yücelen yeniden Jeune Başkan Yardımcısı seçildi…

TÜGİAD AB girişimcilerinin lider kadrosunda

TÜGİAD Başkanı Dr. Ali Yücelen, AB üyesi ve aday ülkelerin genç işadamları ve girişimcilerinin çatı örgütü olan

Jeune Genel Kurulu’nda yeniden Başkan Yardımcısı seçildi. Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de yapılan Genel

Kurulda AB genç girişimcilerinin talebi üzerine yeniden başkan yardımcılığı görevini üstlenen Yücelen, genç

işadamları olarak AB hedefinden hiçbir zaman kopmadıklarını ve Türkiye’nin yararı için atılması gereken her

adımı Atatürk’ün ilke ve inkılaplarının ışığında sadakatle atacaklarını söyledi.

Avrupa Birliği üyesi ve aday

ülkelerin genç işadamları

ve girişimcilerinin çatı

örgütü Jeune Genel Kurulu

Macaristan’ın başkenti

Budapeşte’de gerçekleştirildi.

Jeune Başkan Yardımcılığı

görevini son iki dönemdir

yürüten TÜGİAD Başkanı Ali

Yücelen, Jeune üyelerinin talebi

üzerine yeniden Başkan

Yardımcısı seçildi.

Jeune’ün geçmiş dönem çalışmalarının

değerlendirildiği ve yeni yönetimin seçildiği Genel Kurulda

önümüzdeki yıllarda yaşama geçirilmesi gereken hedefler de belirlendi.

Küresel ekonominin zorlu bir süreçten geçtiğinin altının çizildiği Genel

Kurulda, özellikle girişimciliğin yeni dünyanın yaratılacağı eko sistemin en

dinamik unsuru olacağına vurgu yapıldı.

AB ülkelerinin talebiyle yeniden Jeune Başkan Yardımcısı seçilen TÜGİAD

Başkanı Dr. Ali Yücelen hem Türkiye’de hem de uluslararası platformlarda

girişimciliğin gelişmesi için çalışmalar sürdürdüklerini ve her fırsatta

ekonomik sosyal sorunların çözümünde girişimciliğin önemine dikkat

çektiklerini belirterek şunları söyledi:

“Öncelikle beni bir kez daha Jeune yönetiminde Başkan Yardımcısı olarak

görmek isteyen Avrupalı girişimci dostlarımıza teşekkür etmek istiyorum.

Genç Türk işadamları olarak bizler AB hedefi için çalışmakta ne kadar haklı

olduğumuzu ve yerimizin Avrupa olduğunu gördük. AB ile Türkiye arasında

tam üyelik sürecinden kaynaklanan sorunlar var ancak bu sorunlar her

AB üyesinin tam üyelik sürecinde yaşandı. Türkiye ile daha sert yaşanması

çok doğal zira Türkiye büyük bir ülke. Avrupalı dostlarımızın bize layık

gördüğü makam da zaten onların da Türkiye’nin tam üyelik hedefinde ne

kadar istekli olduğunu gösteriyor. Bize düşen bugün bütün dünyanın ne

kadar büyük bir lider olduğunu kabul ettiği Atatürk’ün gösterdiği hedeflere,

onun ilke ve inkılaplarının ışığında ulaşmak için çalışmaktır…”

96


ATAMA

Bıçakcılar, 2020 Hedefleri Doğrultusunda Kadrosunu Güçlendirdi

Bıçakcılar CEO’su Souheil ElHakim, 2020 küreselleşme ve hızlı büyüme hedefleri yolunda yönetim kadrosunu

daha da kuvvetlendirmek amacıyla yeni atamaları açıkladı.

Türkiye’nin en önde gelen tıbbi cihaz ve tek

kullanımlık tıbbi ürünler imalatçısı ve dağıtıcısı

olan ve 1959 yılından bu yana sağlık sektörüne

hizmet veren Bıçakcılar, yenilenen misyonu ve

vizyonu doğrultusunda yeni adımlar atmaya

devam ediyor.

Souheil ElHakim, “Yaptığımız her şeyde yaratıcı

fikirlerle, yenilikçi teknolojileri geliştirmek

hedefiyle, Bıçakcılar’ı yeniden yapılandıran

2020 stratejik yol haritamızı Türkiye’deki sağlık

hizmetlerini arttırmanın ötesinde küresel pazarlarda

da herkes için, her yerde rahatça sağlık

hizmetlerine ulaşılabilirliğinin sağlanması

üzerine kurguladık. 2020’ye hedeflediğimiz bu

yolda daha çabuk ve başarılı gitmemiz için yeni

atamalar yapmaya devam ediyoruz” dedi.

Osman Aydemir Yetkin/ Genel Müdür

Yardımcısı, Operasyonlar

2013 yılından beri Bıçakcılar’ın Tedarik Zinciri

Operasyonları’nı yöneten Osman Yetkin,

bundan önce de Selçuklu Holding Şirketi olan

Mehtap Mutfak Eşyaları firmasında dört sene

Ticaret Müdürü olarak çalıştı. Yetkin’in 10 seneyi

aşkın başarılı profesyonel hayatında Covidien

Healthcare ve EZ Worldwide Express gibi şirketler

de vardır. Uludağ Üniversitesi’nden mezun

olan Yetkin, UCLA’de İş İdaresi çalışmış, İstanbul

Üniversitesi’nden İş İdaresi ve Ekonomi üzerine

Yüksek Lisans yapmıştır.

Gülderen Somar / Kurumsal Pazarlama

Direktörü

B2B pazarlama uzmanı olan Gülderen Somar,

15 yılı aşkın tecrübesiyle Kuzey Amerika’da

bu konuda geniş bir profesyonel deneyime

sahiptir. Boğaziçi Üniversitesi İdari Bilimler

Fakültesi’ni bitirdikten sonra Kanada’ya yerleşen

Somar, pazarlama kariyerine Toronto’da, Gemini

Group’da, Ürün Pazarlama Müdürü olarak

başlamıştır. Daha sonra Montreal’de, havacılık

endüstrisinin başta gelen kuruluşlarından olan

SITA’da, Küresel Pazarlama Direktörü olarak çalışan

Somar, Atlanta’ya yerleşmiştir. Profesyonel

iş hayatına, Amerika’da RKA Solutions firmasında

Baş Danışmanlık ve bir yazılım şirketinde

de Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı pozisyonunda

devam etmiştir. 2011 yılında Türkiye’ye

dönen Somar, Doğuş ve Işık Üniversiteleri’nde

pazarlama eğitimleri vermiş ve IMMIB’de de

eğitmen olarak görev almıştır. 2017 yılında

Bıçakcılar Satış ve Pazarlama Danışmanı olarak

atanan Somar, Harvard Business School’da Stratejik

Pazarlama ve Atlanta AIU Üniversitesi’nde

Pazarlama alanında MBA yapmıştır.

Aylin Oktay / İnsan Kaynakları Direktörü

G4S ve Schmolz+Bickenbach GMBH gibi uluslararası

şirketlerde İnsan Kaynakları alanında

çalışan ve bu konuda geniş deneyimler kazanan

Aylin Oktay, Bıçakcılar’a atanmadan önce Becton

Dickonson Türkiye’de İnsan Kaynakları’nı yönetmekteydi.

Bu görevinde, altı seneyi aşkın bir

sürede şirketin finansal ve stratejik hedeflerine

erişebilmesi doğrultusunda iş ortaklığı stratejileri

ve kurumsal mükemmeliyet için çalışanların

bağlılığının arttırılması yönünde stratejik

girişimleri geliştirmiştir. Ayrıca hem Türk liderlik

ekibi hem de EMA İK ekibinin önemli bir üyesi

olarak görev yapmıştır. Aylin Oktay, “Uluslararası

Mesleki Koçluk”, “Mentorluk”, “Stratejik İK Yönetimi”,

“Yönetim-Örgüt-İnsan Kaynakları Yönetimi”

konusunda çeşitli sertifikalara sahiptir.

Gazi Üniversitesi İşgücü Ekonomisi ve Endüstri

İlişkileri alanında lisans diploması vardır.

Gülderen Somar

Osman Aydemir Yetkin

Aylin Oktay

97

More magazines by this user
Similar magazines