Kobilife Ocak 2018

kobilife

Aylık Ekonomi ve Samayi Dergisi

ARALIK 2017 • www.kobilife.com • Fiyat: 10 TL

AYLIK EKONOMİ VE SANAYİ DERGİSİ SAYI: 130

BÖLÜM:

KOBİLER

DİJİTALLEŞİYOR

MULTİNET UP’TAN BİR

İLK DAHA: BİREYSEL

SANAL KART


Kuzey 2009 Medya İnş. Tur.

Oto Kir. Tic. Ltd. Şti. adına

İmtiyaz Sahibi

Feride Burçin KÖKSAL

burcinolca@kobilife.com

Yazı İşleri Müdürü

Reklam

Grafik Tasarım

Feride Burçin KÖKSAL

burcinolca@kobilife.com

Banu ÖZŞENEL

banu@kobilife.com

Gülizar Ç. ÇETİNKAYA

bilgi@kobilife.com

Reklam Rezervasyon 0212 272 54 02

bilgi@kobilife.com

Yayın Türü ULUSAL SÜRELİ

Her ay yayımlanır

2018’E GİRİŞ…

Artık 2018’deyiz. Bu yılın geçen yıllardan daha güzel

ve huzurlu olmasını temenni ediyorum.

Bu aydan itibaren yeni bir dönem piyasaları bekliyor

diyebiliriz.

Bizler de bu sayımızda sizler için yeni bölümümüz

Dijital Dönüşüm için birçok bilgi derledik. Ayrıca

şirketlerden haberler, otomotiv, inşaat sektörü ve

finans konularındaki haberlerimizi de beğenilerinize

sunuyoruz.

Keyifli okumalar…

FERIDE BURÇIN KÖKSAL

Kuzey 2009 Medya İnş. Tur.

Oto Kir. Tic. Ltd. Şti. adına

Kuzey 2009 Medya İnş. Tur. Oto Kir. Tic. Ltd. Şti.

Maslak Mah. Atatürk Oto Sanayi Sitesi 2. Kısım, 9. Sokak

Ata İş Merkezi No: 310 Kat: 3 D: 11 34398 Maslak - İstanbul

www.kuzeymedya.com.tr

Dağıtım: Bayilerde

Kobilife Dergisi, Kuzey 2009 Medya İnş. Tur.

Oto. Kir. Tic. Ltd. tarafından T.C. yasalarına

uygun olarak yayımlanmaktadır. Dergide

yayımlanan yazı, fotoğraf ve tarafımızca yapılan

ilanların, konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak

gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.


KOLAY POS

KOLAY 1.000 KOLAY 2.000 KOLAY 3.000 KOLAY 5.000

0 - 1.000 TL 0 - 2.000 TL 0 - 3.000 TL 0 - 5.000 TL

13,90 TL 26,90 TL 39,90 TL 64,90 TL

10 TL 20 TL 20 TL 20 TL

%0 %0 %0 %0

%0 %0 %0 %0

%0 %0 %0 %0

KOLAY 10.000 KOLAY 15.000 KOLAY 20.000 KOLAY 30.000

0 - 10.000 TL 0 - 15.000 TL 0 - 20.000 TL 0 - 30.000 TL

144,90 TL 216,90 TL 284,90 TL 429,90 TL

50 TL 75 TL 100 TL 150 TL

%0 %0 %0 %0

%0 %0 %0 %0

%0 %0 %0 %0


İÇİNDEKİLER

21

Prof. Dr. Emre

Alkin: “Yapay

zeka ulaştırma

ve tıp sektöründe

egemen olacak”

38

Veri müşteriye,

e-dönüşüm

geleceğe odaklı

Veri odaklı

e-dönüşüm

hayatımızın

merkezinde

06 >> KISA KISA

10 >> TÜRKIYE’DE BIR ILK! EXPERTERA ZEN VE KOÇFINANS’TAN KOBİ’LERE

UZMANLIK KREDISI DESTEĞI

16 >> SINEMA SEVERLERE MAR YAPI AYRICALIĞI!

25 >> BOEING VE TÜRK HAVA YOLLARI, BAYRAK TAŞIYICININ BAŞARILI ALT

EV KADINLARI ABONELİK E-TİCARET MODELİYLE GİRİŞİMCİ OLUYOR

62 >> MARKASI TURKISH CARGO’NUN ILK 777 KARGO UÇAĞININ TESLIMINI

KUTLUYOR.


KISA KISA

CAMPER İLE EN KEYİFLİ

KAYAK MEVSİMİ!

Yenilenen yüzü ve ikonik modelleriyle

moda dünyasında fark yaratan

Camper, dünyaca ünlü tasarımcı

Romain Kremer’ın direktörlüğünde

yarattığı ve ilhamını “kayak

mevsimi”nden alan modelleri ile

dikkat çekiyor!

Günün her saati ve her anına uygun modelleri

ile şıklığı ve rahatlığı bir arada yaşatan Camper,

kreatif direktörlüğünü dünyaca ünlü tasarımcı

Romain Kremer’ın üstlendiği sonbahar - kış

2017 / 2018 koleksiyonu ile moda dünyasında

fark yaratıyor!

Kış mevsiminin soğuk hava şartlarını düşünen ve

ayakları ısıtıp, korurken tarzı ile de dikkat çeken

tasarımlara hayat veren Camper’ın özellikle

sonbahar - kış 2017 / 2018 koleksiyonunda

kendini gösteren Peu, Peu Pista, Wabi, Neuman

modelleri, estetikten ödün vermeden gün

boyu sağladığı konfor ve performansla öne

çıkıyorlar. Goretex özelliği sayesinde %100

su geçirmezlik özelliğine sahip, soğuklara

karşı ekstra dayanıklı, optimum iklim konforu

sunan Peu Pista, Neuman, Wabi modelleri

soğuk kış günlerinde ayak sıcaklığını koruyarak

maksimum performans sağlıyor. Winterproof

özelliği ve muflonlu iç yüzeyi ile kış günlerinin

ideal modeli, en soğuk havalarda bile ayakları

koruyan Peu ayağın şekline göre tasarlanmış

eşsiz silüeti ile dikkat çekiyor.

Kar ayakkabılarının çağdaş yorumlar ile

buluştuğu Camper modelleri, modern ve

eğlenceli görünümleriyle zamansız stiller

yansıtıyor.

Moda dünyasında 40 yıllık eğlenceli ruhunu

Romain Kremer’ın dünya çapında ses getiren,

akıllıca tasarlanmış yenilikçi vizyonuyla

buluşturan Camper’ın, modern ve stil sahibi

yüzünü keşfedeceğiniz sonbahar – kış 2017 /

2018 koleksiyonu tüm Camper mağazalarında

ve e – mağazada sizleri bekliyor!

Dermaceutic’den Arındırıcı

Temizlik

“Advanced

Cleanser”

Gün boyu çevresel faktörler,

makyaj malzemeleri ile

kirlenen ve gözenekleri tıkanan

cildin derinlemesine

temizlenmesi için Dermokozmetik

grubu öncü markalarından

Fransız Dermaceutic

Laboratuvarları’nın

geliştirdiği Arındırıcı Yüz

Temizleme Köpüğü Advanced

Cleanser, en hassas

ciltler için bile mükemmel

kullanım sağlıyor.

Makyaj kalıntılarını ve fazla

sebumu etkin bir biçimde

temizleyerek cilde temiz,

ferah ve nemli bir his veren,

hassas ciltler için de son derece uygun

arındırıcı yüz temizleme köpüğü Dermaceutic

Advanced Cleanser, üstün temizlik, yoğun

makyaj temizleme, optimum dozda yüksek

performanslı arındırıcı ajanlar ile dikkat çekiyor.

Dermaceutic Advanced Cleanser, içeriğindeki

dehidrasyonu önleyici Ksilitol ile nem düzeyini

destekliyor ve kontrol ediyor. Ciltte mikro

ferahlama sağlıyor. Cildi mükemmel şekilde

nemlendirirken cildi aşındırıcı dış etkilere

karşı pürüzsüz hale getiriyor. Formülünde

yer alan anti-seboreik etken madde çinko,

anti-mikrobiyal aktivite özelliğiyle sebum

üretimini düzenliyor, cilde berraklığını ve

dengesini yeniden kazandırıyor. Dermaceutic

Advanced Cleanser’in içeriğinde öne çıkan;

cilde yumuşaklığını yeniden kazandıran üre ve

nem tutucu gliserin ise ciltte nemlendirici ve

koruyucu bir tabaka sağlayarak cilt yüzeyindeki

pullanmayı temizliyor, cildi nemlendirmeye ve

pürüzsüzleştirmeye yardımcı oluyor.

Türkiye’de SELTEK Estetik A.Ş. tarafından temsil

edilen Dermaceutic Advanced Cleanser tüm

seçkin eczanelerde satışa sunuluyor.

7


KISA KISA

Bu kış Home

Store’un kış

aksesuarları sizi

ısıtsın

DÖRT İŞLEM SONSUZ EĞLENCE!

MATİMİNO!

Matematiği sevenler daha çok sevecek,

matematikten nefret edenler bile çok eğlenecek.

Öğrenmek dünyadaki en heyecan verici şey

ve çocuklar öğrenmek için gerekli meraka ve

enerjiye doğuştan sahipler… İçindeki çocuğu

yaşatan büyükler de tabii…

Matimino, “ders” ve “mecburiyet” olarak

öğretilen temel matematik bilgilerinin eğlenceli

birer “aile oyunu” haline getirilmesi ihtimalini

sorgulayan 3 anne tarafından hayata geçirildi.

“Ders çalış çocuğum!” demek yerine “Eğlenceyi

Mati’leyen” keyifli aileler olmayı hayal eden 3

anne…

Toplam 207 oyun pulundan oluşan

Matimino’nun amacı, oyuncuların ellerindeki

rakam taşlarını düz bir zeminde birbirine temas

eden matematik işlemleri ve eşitlikleri (gondol)

oluşturacak şekilde kullanarak tüketmesidir.

En hızlı şekilde ve doğru olarak gondolunu

tamamlayan oyuncu oyunu kazanır.

Mati kurucularının “Oyunu tasarladıktan sonra

çocuklarımızla, etrafımızdaki tüm çocuklarla

ve büyüklerle bol bol oynadık. Birlikte çok

eğlendik. Hafızasını korumak ve vakit geçirmek

için her gün bulmaca çözen büyükanne ve

dedelere bile yeni, eğlenceli ve en önemlisi

torunlarıyla paylaşabilecekleri bir uğraş çıktı.”

sözleriyle anlattıkları Matimino, 6 yaş üstü

çocuklar ve ailelerine matematik işlemleriyle

keyifli vakit geçirmeyi vaad ediyor.

“Her şey oyunlarla çok daha zevkli çok

daha kolay olabilir. Biraz farklı bir açıdan

bakmak, biraz enerji katmak bir anda her şeyi

güzelleştirebilir.”

Mati oyunları bu felsefeyle tasarlandı, yeni

oyunlar tasarlanmaya devam ediyor.

Oyunla kalın, eğlenceyi Mati’leyin!

Moda tutkunu kadınlar için her zaman

vazgeçilmez bir unsur olan aksesuar,

kış aylarında da kadınların kurtarıcısı

oluyor. Home Store’un atkı, şal, eldiven

ve bere gibi aksesuarları hem soğuktan

koruyor hem de kıyafetlerinize şıklık

katarak kombinlerinizin trend parçası

oluyor.

Home Store aksesuarları, stilinizi baştan

yorumlayarak farklı bir boyuta taşırken, iş ve özel

yaşamınıza sıcacık ve kişiye özel karakteristik bir

şıklık kazandırıyor.

Home Store’un aksesuar koleksiyonunda;

bilekliklerden kolyelere, ince kemerlerden

şapkalara, atkılardan renkli ve farklı desenlerde

şallara kadar birçok seçenek bulunuyor. Soğuk

havaların vazgeçilmezi olan bereler bu sezon

ponpon, taş ve inci detaylarıyla karşımıza

çıkarken, eldivenler deri ve tüylü modelleriyle

koleksiyonda yerini alıyor.

8


9


KISA KISA

MİLANO’NUN ŞIKLIĞI ‘BRIC’S’ İLE

ARTIK MOSAFER MAĞAZALARINDA!

Milano’nun kendine hayran bırakan

stil anlayışını, özenle seçilen birinci

sınıf malzemeler ve yeni teknolojiyi

üstün el işçiliği ile birleştiren BRIC’S

en beğenilen koleksiyonlarından

biri olan Bellagio artık Mosafer

mağazalarında!

Mosafer, sıkça seyahat edenlerin ihtiyaç

duyduğu her kategorideki çok özel ürün seçenekleri

ile yolculukları keyifli hale dönüştürmeye

devam ediyor. 65 yıldır Milano’nun

kült moda anlayışını arkasına alarak, en iyi

malzemelerle ve son teknolojiyle deneyimli

ellerde birleştiren BRIC’S, Türkiye pazarına en

beğenilen koleksiyonu olan Bellagio ile Mosafer

mağazalarından giriş yapıyor.

Klasik İtalyan çizgisini ilk günden beri koruyan

ve kalitesinden ödün vermeyen BRIC’S,

son teknolojiyle modernize ettiği, en iddialı

koleksiyonlarından birisi olan Bellagio ile

dünyada kazandığı başarıyı Türkiye’de de

yakalıyor.

Bellagio’nun ultra hafif ve darbelere karşı dayanıklı

yüzeyini, su geçirmeyen fermuarlar ve

yumuşak sürüş deneyimi sağlayan şok emici

dört tekerlek ile güçlendiren BRIC’S, Tuscan

derisi şeritler ile klasik ve şık bir dokunuş

ekleyerek tasarım ve teknolojinin kusursuz

uyumunu ortaya koyuyor. Göz dolduran tasarımı

ve üstün teknolojisiyle beğeni toplayan

Bellagio, markanın klasikleşen kahverengi

şeritlerine beyaz, gri, siyah, lacivert ve kırmızının

en şık tonları ile farklı bir yorum katıyor.

Seyahatlerinize stil katacak olan BRIC’S, en

şık koleksiyonu ile Mosafer mağazalarında

sizleri bekliyor.

Cam Temizleyici

de yeni dönem;

beklediğinizden

çok daha

fazlası…

Uzun süren etki, pratik çözümler, göz alıcı

parlaklık ve cam temizliğinde yeni dönemi

başlatan tek bir ürün!

Viking Temizlik, keşfetme merakıyla çıktığı yolda,

yenilikçi bakış açısı ile hayatınızı kolaylaştıracak

ve temizliği keyifli hale getirecek bir ürüne daha

imza attı. Üstelik istediğiniz her şeyi tek bir şişeye

sığdırarak…

Şimdi kirler düşünsün!

Yeni nesil bir teknoloji anlayışı ile bugünün ve

geleceğin temizlik normlarına rehberlik eden Viking

Temizlik, ‘Özel kirlenme karşıtı’ teknolojinin

kullanıldığı cam temizleyici ile tüm bildiklerinizi

unutturuyor.

Viking Cam Temizleyici, geliştirilmiş üstün formülü

ile kullanıldığı yüzeylerde kirlere karşı etkili bir

koruma kalkanı oluşturarak, kirlenmeyi geciktiriyor

ve iş yükünüzü azaltıyor. Silikonlu yapısı ve antistatik

özelliği sayesinde yüzeylerde bir film tabakası

yaratan Viking Cam Temizleyici, su ve kirlerin hızlı

ve kolayca akmasını sağlarken, kireç lekelerinin

yüzeylere tutunmasına engel oluyor.

İki özel koku; Cool ve Dream…

‘Cila parlaklığı’ teknolojisiyle temizlik alışkanlıklarınızı

değiştiren Viking, kirlenmeyi geciktirmenin

yanı sıra sağladığı eşsiz parlaklık ile göz alıcı bir

etki bırakmayı başarıyor. Ayrıca dünyaca ünlü

parfümörler tarafından geliştirilen esansları ile iki

farklı koku seçeneği sunan Viking, temizliğe büyüleyici

bir dokunuş yapmayı ihmal etmiyor.

10


FİNANS

Sürdürülebilir Kalkınma Akademisi’nden ödül

Allianz’ın “Sağlık Destek Programı”na

“Sağlıklı Bireyler” Ödülü

Allianz Türkiye’nin “Sağlık Destek Programı”, Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği tarafından

düzenlenen 9. Kurumsal Sosyal Sorumluluk Pazaryeri’nde verilen Sürdürülebilir Kalkınma Akademi

Ödülleri’nde “Sağlıklı Bireyler” başlığında ödüle layık bulundu. Geliştirip uygulamaya aldığı hizmetleriyle

önleyici çözümlere odaklanan ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne doğrudan katkıda

bulunan Allianz Türkiye, başta müşterileri olmak üzere toplum sağlığında iyileşmeye destek olmayı hedefliyor.

“Allianz Seninle, İyiliğin Yanında” sloganıyla

sektörünün ilk sürdürülebilirlik modelini hayata

geçiren Allianz Türkiye, “Sağlık Destek Programı”

ile 9. Kurumsal Sosyal Sorumluluk Pazaryeri

organizasyonunda verilen Sürdürülebilir Kalkınma

Akademi Ödülleri’nde, Birleşmiş Milletler

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin 3.’sü

olan “Sağlıklı Bireyler” başlığında ödüle layık

bulundu. Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk

Derneği tarafından düzenlenen ve Türkiye’nin

öncü kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarının

ödüllendirildiği organizasyonda, Birleşmiş

Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin

3.’sü olan “Sağlıklı Bireyler” başlığındaki ödül

Allianz Türkiye Sağlık Genel Müdür Yardımcısı

Pınar Oruç Lembet’e takdim edildi.

Lembet: “Hedefimiz, önleyici çözümler

sunmak”

Allianz Türkiye Sağlık Genel Müdür Yardımcısı

Pınar Oruç Lembet, ödülle ilgili olarak

“Türkiye’de Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler

Sözleşmesi’ni imzalayan ilk küresel sigorta

şirketi olarak; sürdürülebilirlik stratejimizi iyi

bireyler, iyi kurumlar, iyi bir toplum ve iyi bir

çevreye odaklıyoruz. Modelimizin ana yapı

taşları da önleyici çözümler ve girişimcilik ile

inovasyon üzerine. ‘Sağlık Destek Programı’ ile

başta müşterilerimiz olmak üzere, genel olarak

toplum sağlığında iyileşmeyi hedefledik. Proje

kapsamında uzaktan hasta takibi, elektronik

tıbbi kayıtlar ve sağlık hizmeti eğitimini hedefleyen

çalışmalarla hastalıkların daha iyi yönetilmesini

sağlıyoruz. Bu uygulamalarımızın; kapsamlı

ve sistematik yapısıyla sigorta sektöründe

bir ilk olması ve ödüle layık görülmesi bizim en

büyük mutluluk kaynağımız” dedi.

Sağlık Destek Programı ile neler yapılıyor?

Diyabet Destek Projesi ile diyabet hastası sigortalılara

ücretsiz olarak verilen medikal ölçüm,

veri aktarım cihazı ve ekipmanını içeren özel kit,

kan şekerinin düzenli olarak ölçülmesi ve hastalığın

kontrol altına alınmasına destek oluyor.

Başkanlığını Prof. Dr. M. Temel Yılmaz’ın üstlendiği

Türkiye Diyabet Vakfı’nın 2017 Ödülleri’nde

‘Diyabette Fark Yaratanlar’ kategorisinde ödül

de alan proje kapsamında, sigortalılara sürekli

medikal destek veriliyor, hastalık ve hastalık

yönetimi konusunda bilgilendirme yapılıyor ve

belirlenen sayıda tetkikin anlaşmalı sağlık kurumlarında

ya da ikamet adreslerinde ücretsiz

olarak yapılması sağlanıyor.

Meme Kanseri Bilgilendirme ve Takip Projesi ile

erken tanının hayat kurtarıcı olduğu hatırlatılıyor.

Kendi kendine muayene konusunda sigortalıların

bilinçlenmesini sağlamak, 40 yaş üstü

kadınlara yılda 1 kez ücretsiz mamografi hizmeti

sunmak ve Meme Kanseri Farkındalık Ayı

gibi özel zamanlarda SMS, sosyal medya vb. kanallarla

farkındalık oluşturulması hedefleniyor.

Dr. Allianz Hizmeti ile sigortalılara 7 gün 24 saat

ücretsiz olarak ulaşılabilen doktor ve hemşire

kadrosu ile medikal danışmanlık hizmeti veriliyor.

Bu kadro, sigortalıların sorularını yanıtlıyor;

ayrıca medikal destek, eve doktor gönderimi ve

laboratuvar hizmeti yönlendirmesi de yapıyor.

Evimde Güvendeyim Uygulaması ile 70 yaş ve

üzeri sigortalıların ev kazalarına karşı korunabilmesi

amacıyla evlerinde ücretsiz risk değerlendirmesi

yapılarak, riskleri minimize etmek

için gereken ürünler yaşam ortamlarına monte

ediliyor.

11


FİNANS

Türkiye’de bir ilk!

Expertera Zen ve Koçfinans’tan KOBİ’lere uzmanlık kredisi desteği

Koçfinans ve Expertera Zen, Türkiye’nin güçlenmesinin ancak yerli işletmelerin verimliliğiyle ve büyümeleriyle

mümkün olacağı inancıyla güçlerini birleştirdi. KOBİ’lerin verimliliklerini artırarak büyümelerine destek olma

misyonuyla işbirliği oluşturan Koçfinans ve Expertera Zen, güçlü bir kampanyaya imza atarak %0 faiz ve 12 ay

vadeyle uzmanlık kredisi sunuyor.

Türkiye’de esnek işgücü modeline öncülük

eden, uzmanlık platformunda tüm sektörlerden

15.000’i aşkın yetkin uzman yer alan Expertera,

firmaların finansal hizmetler, İK ve dijital pazarlamada

temel ve ortak ihtiyaçlarını belirleyerek

yeni ürünü Expertera Zen’i geliştirdi. Ekonomik

büyümeyi gerçekleştirmek için KOBİ’lerin verimliliğini

artırma sosyal misyonunu üstlenen

Expertera, Koçfinans ile işbirliğine giderek KO-

Bİ’lere esnek işgücü modeli finansmanından en

avantajlı şekilde yararlanma imkanı sağlıyor. İşbirliği

kapsamında KOBİ’ler Koçfinans’tan dosya

masrafsız, %0 faiz ve 12 aya varan vadeyle

uzmanlık desteği kredisi alarak Türkiye’nin en iyi

uzmanları ile günlük, haftalık, aylık ya da proje

bazlı çalışma imkanı elde ediyor.

KOBİ’lerin verimliliği artacak

Expertera Kurucu Ortağı ve CEO’su Alp Sezginsoy,

Türkiye’nin büyümesi için KOBİ’lerin verimli

çalışma modelleriyle büyümesi gerektiğini, üstlendikleri

bu sosyal misyon doğrultusunda KO-

Bİ’lerde verimllik odaklı uzmanlaşmayı savunduklarını

belirtti. Expertera Zen’i 4 yıl süren bir

çalışma ve 3.500 KOBİ’yle gerçekleştirdikleri bir

araştırmanın sonunda geliştirdiklerini kaydeden

Sezginsoy, KOBİ’lerin çalışma şekillerinde

dönüşümü başlattıklarını, Türkiye’nin en iyi uzmanlarını

KOBİ’lerle buluşturduklarını söylüyor.

Koçfinans’ın güçlü desteğinin üstlendikleri

sosyal misyonu gerçekleştirme yönünde büyük

bir atılım yaratacağını kaydeden Sezginsoy,

Expertera Zen ile KOBİ’lerin ihtiyaç duydukları

uzmanlarla diledikleri kadar çalışabileceklerinin

ve verimlilik odaklı büyümeyi gerçekleştireceklerinin

altını çiziyor.

Expertera Zen’in firmaların en temel eksiklerini

karşılayan bir iş modeli sunduğunu belirten

Sezginsoy, ürünün sürekli ve yetkin uzman istihdam

etme sorunu yaşayan kuruluşlara büyük

kolaylık sağladığını söylüyor. Sezginsoy, yoğun

küresel rekabet koşullarında hiyerarşik düzen

yerine esnek çalışma, statik çalışma kadroları

yerine verimlilik odaklı uzmanlaşma, uzun prosedürler

yerine sonuç odaklı uzman kadrolarla

çalışmanın KOBİ’lere büyük yararlar sağladığını

vurgulayarak, üstlendikleri sosyal misyonu Türkiye

genelinde yaygınlaştırmayı hedeflediklerini

belirtiyor.

Türkiye’nin en iyi uzmanları

Expertera Zen firmaların Finans, İnsan Kaynakları,

Dijital Pazarlama ve Yazılım ihtiyaçları için

uzmanlık desteği sağlayacak. Hizmet almak

isteyen firma, ihtiyaç duyduğu hizmetlerden

dilediğini seçerek sisteme online giriş yapacak.

Expertera Zen proje değerlendirmesini ve

kaynak eşleştirmesini 3 gün içinde yapacak,

Expertera’nın değerlendirdiği proje için ise Koçfinans

kredi sürecini başlatacak. Firmalara en iyi

uzmanlarla çalışma ve en hızlı çözüme ulaşma

imkanı sağlayan Expertera Zen, memnuniyet

garantisi de verecek.

Krediye kolay erişim

Kolay, hızlı ve ihtiyaca göre şekillendirilmiş

finansman çözümleri konusunda uzman olan

Koçfinans, İnovasyon ve Girişimcilik Programı

kapsamında kurum dışı girişimcilerle iletişim

ve paylaşımlar içerisinde olarak KOBİ’leri daha

yakından tanıma ve ihtiyaçlarını analiz etme

fırsatı buldu. KOBİ’lerin müşteri deneyimlerini

analiz ederek işe başlayan Koçfinans, KOBİ’lerin

ihtiyaçlarının sadece kredi olmadığını, işletme

süreçleri içerisinde kredi kullanım yöntemleri

konusunda da desteğe ihtiyaç duyduklarını

gördü. Bu nedenle Expertera Zen ile işbirliğinin

özünü KOBİ’lerin finansman ihtiyacını karşılamakla

kısıtlı tutmayıp işletme süreçlerinde uzmanlık

sağlama, süreç verimliliğini artırma ve

uygun finansman kaynağına erişim ihtiyaçlarını

birleştirerek KOBİ’lerin her alanda yanlarında

olmak üzerine kurdu. Amacı krediye erişimi kolaylaştırmak,

kredi kullanımını tabana yaymak,

üretimin ve ticaretin finansmanında bankalara

alternatif kaynak yaratmak olan Koçfinans,

KOBİ’lere yaşam suyu sağlama odağıyla bu işbirliğine

sosyal sorumluluk bilincini de yansıttı.

12


İNANIYORUZ Kİ FİRMAMIZ İNOVATİF FIRSATLAR

İÇİN CAZİP BİR İŞ ORTAĞI ADAYIDIR.

HİZMETLERİMİZ

İhracat Danışmanlığı Firma Temsilciliği İthalat Danışmanlığı

Pazarlama Danışmanlığı İş Geliştirme Danışmanlığı Yönetim Danışmanlığı

«Farklı olmak iş hayatınızın en önemli felsefesi olmalıdır. Bunun için de müşterilerinizi çok iyi tanımanız

gerekir. Amacınız, müşterilerinizin isteyebileceği ama hiçbir rakibin henüz sunamadığı bir ürün, bir hizmet,

bir teslimat şekli, bir ödeme modeli, bir kullanım tarzı, bir dağıtım yöntemi, kısaca sizi rekabetten

farklılaştıracak bir şeyler sunmak olmalıdır. Aksi halde müşteri, birbirine benzeyen şirketler arasında en

ucuz satanı tercih eder, para kazanamazsınız. Farklılaşma, iş hayatında başarının birinci kuralıdır. «

Avraska İş Geliştirme ve Yönetim Danışmanlığı Ltd.Şti.

www.avraska.com.tr info@avraska.com.tr 0090 850 6442374

Altayçeşme Mah. Saldıray Sok. No:8 Newada Rezidans B Blok D:64 Maltepe 34843 İstanbul- TÜRKİYE


FİNANS

Rigorent’ten ING Mobil Kullanıcılarına Özel İndirim!

Rigorent ve ING Bank’tan İş Birliği!

Asistans sektörünün öncü firması Tur Assist çatısı altında, Türkiye’nin yurt genelinde hizmet veren bireysel

araç kiralama şirketi Rigorent, ING Bank ile yeni bir anlaşmaya imza attı. Aralık ayında başlayan ve 2018

yılının Haziran ayına kadar sürecek olan anlaşma kapsamında ING Mobil kullanıcıları, rigorent sitesinden

veya Rigorent çağrı merkezi üzerinden gerçekleştirecekleri araç kiralama işlemlerinde yüzde 20 indirim hakkı

kazanacaklar.

Asistans sektörünün öncü firması Tur Assist

çatısı altında, Türkiye’nin yurt genelinde hizmet

veren bireysel araç kiralama şirketi Rigorent,

ING Bank ile yeni bir anlaşmaya imza attı. Aralık

ayında başlayan ve 2018 yılının Haziran ayına

kadar sürecek olan anlaşma kapsamında ING

Mobil kullanıcıları, rigorent sitesinden veya

Rigorent çağrı merkezi üzerinden gerçekleştirecekleri

araç kiralama işlemlerinde yüzde 20

indirim hakkı kazanacaklar.

Kısa sürede araç kiralama sektörünün en çok

tercih edilen oyuncularından birisi haline gelen

Rigorent, sunduğu fırsatlara bir yenisini daha

ekleyerek ING Bank ile yepyeni bir anlaşma

gerçekleştirdi. Türkiye genelinde yaygın şekilde

araç kiralama hizmeti veren Rigorent ve ING

Bank arasında yapılan anlaşma kapsamında,

ING Bank müşterileri, “ING Mobil” uygulaması

üzerinden alacakları indirim kodunu Rigorent

web sitesi veya Rigorent’in çağrı merkezi üzerinden

gerçekleştirilecek olan araç kiralama

işlemlerinde kullanarak yüzde 20’lik bir indirim

şansı yakalayacaklar.

Aralık ayıyla birlikte başlayacak olan kampanya,

2018 yılında da devam edecek. Araç kiralamada

Rigorent’i seçen ve yüzde 20’lik indirim hakkından

yararlanmak isteyen ING Mobil kullanıcıları,

2018 yılının Haziran ayına kadar kampanyadan

faydalanabilecek.

14


HABER

MULTİNET UP’TAN BİR İLK DAHA: BİREYSEL SANAL KART

Multinet Up’ın yeni geliştirmesi sayesinde kullanıcılar artık bireysel sanal kart oluşturabilecek ve kartın

içerisine istenilen tutarda bakiye yüklemesi yapabilecek. Ayrıca 31 Aralık 2017 tarihine kadar yapılacak her

100 TL bireysel bakiye yüklemesine 15 TL yeni yıl hediyesi kazanacak.

Müşterilerine en yeni teknolojilerle, yüksek

kaliteli hizmet sunan, inovatif yeni nesil finansal

teknoloji şirketi Multinet Up, artık bireysel

olarak da kullanılabilecek. Bireysel kullanıcılar

sanal kart oluşturarak kendi bakiyesini

yönetebilecek. İlk etapta bireysel sanal kart

avantajlarından sadece Multinet kartı olanların

yararlanabileceği bu sistem, kullanıcılarına

birçok avantaj ve kampanyadan kazanç sağlıyor.

Multinet Up’ın hızlı ve güvenli ödeme seçeneği

sunan yeni nesil mobil cüzdanı MultiPay üzerinden

sanal kart yaratma ve para yükleme fonksiyonu

ile fiziksel karta ihtiyaç olmadan avantajlı

kampanyalara dahil olarak hem kazanç sağlamak

hem de kolaylıkla alışveriş yapabilmek

mümkün oluyor.

Bireysel sanal kart şöyle oluşuyor;

MultiPay üzerinden ilgili bireysel sanal kart

kampanya tanıtımına veya cüzdan sekmesinin

sonunda sanal kart ekle opsiyonuna tıklanıyor.

Kampanya detay sayfasında gerekli bilgiler dolduruluyor

ve bireysel hizmet sözleşmesi onaylanarak,

bireysel sanal kart oluşturuluyor. Alışverişe

başlamak için karta yükleme yapılıyor.

Her 100 TL bireysel bakiye yüklemesine 15 TL

yeni yıl hediyesi

MultiPay uygulaması üzerinden oluşturulan,

Divarese, Hatemoğlu, Hotiç, QUE, Network

markalarında geçerli yılbaşı kartı her 100 TL

yüklemeye 15 TL kazandırırken kullanıcılarına

avantajlı alışveriş keyfi sunuyor.

MultiPay ile bireysel yükleme nasıl yapılır?

MultiPay uygulamasından ana sayfa kısmında

yer alan cüzdan butonuna tıklanıyor. Cüzdan

sekmesinden ilgili kartı seçerek yükleme yapılacak

tutar ve kredi kartı bilgileri girildikten

sonra Para Yükle butonuna tıklanıyor. Bireysel

yükleme başarılı bir şekilde gerçekleşmiş oluyor.

15


HABER

Şirketlerin Vergi Yükü Arttı Ancak Devletin Vergi Gelirlerinde

Beklenen Artış Olmayacak

Kurumlar Vergisi oranı yüzde

22’ye çıktı ancak diğer indirimler

ve istisnalar ile birlikte

değerlendirildiğinde, devletin toplam

vergi gelirlerindeki artışa etkisi

beklenenin altında olacak.

Mali Müşavir Mustafa Belir

Eylül ayında TBMM’ye sunulan 7061 sayılı

“Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda

Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” (Torba

Yasa) 5 Aralık 2017 tarihli Resmi Gazete’de

yayımlanarak yürürlüğe girdi. Birçok konuyu

kapsayan kanunda en dikkat çeken değişiklik

Kurumlar Vergisi’ne ilişkin düzenlemede oldu.

Kanuna göre, Kurumlar Vergisi’ndeki artış

tüm Kurumlar Vergisi mükelleflerini ilgilendirecek

şekilde düzenlendi. 5520 sayılı Kurumlar

Vergisi Kanun’un 32. maddesi değiştirilip

geçici 10. madde eklenerek yüzde 20 olan

Kurumlar Vergisi oranı yüzde 22’ye çıkarıldı.

Toplam vergi gelirlerindeki artışa etkisi

beklentinin altında olacak.

Yılın 8 aylık döneminde 39.3 milyar liralık

gelir elden Maliye Bakanlığı bu yıla ilişkin

açıklanan bütçe öngörülerine göre 2017

yılında kurumlar vergisinden toplam 46.2

milyar lira gelir bekliyor. Türkiye’de dolaylı

vergilerin (KDV, ÖTV, BSMV...) payının toplam

vergi gelirleri içinde daha yüksek bir

orana sahip olduğunu belirten tecrübeli Mali

Müşavir Mustafa Belir, “Vergi oranının tüm

kurumlar için yüzde 22’ye çıkarılmasıyla, bu

yılın rakamlarıyla gelecek yıl en az 5 milyar

lira ilave vergi alınması söz konusu olacağı

düşünülüyor. Kurumlar Vergisi oranında yüzde

2’lik bir artış, diğer indirimler ve istisnalar

ile birlikte değerlendirildiğinde, toplam vergi

gelirlerindeki artışa etkisi beklenenin altında

olacak.” dedi.

Ek vergi yükü kapıda!

Şirketleri yeni dönemde ek bir vergi yükü

beklediğini belirten Mustafa Belir, sözlerine

şöyle devam etti: “Düzenleme ile net kazancı

1 milyon lira olan bir şirketin ödeyeceği vergi

miktarının 200 bin liradan 220 bin liraya

yükseliyor. Torba yasa ile birlikte ayrıca 2017

yılında teşvikli yatırımlara tanınan ayrıcalıkların

2018 yılı içinde uygulanacağı düzenlendi.

Ayrıca, Nisan ayında Resmi Gazete’de

yayımlanan 6824 sayılı Kanun ile vergisini

düzenleyen mükelleflere yüzde 5 oranında,

ödenecek vergilerinden mahsup edilmek

üzere vergi indirimi getirilmişti. 2017 yılı için

vergi konusunda biraz da olsa sevinen mükellefler

maalesef yeni düzenlemeyle vergisini

düzenli ödeyerek indirimden yararlanmış

dahi olsa, ödediği verginin büyüklüğüne göre

ek bir vergi yüküne maruz kalacak.”

Yapılan düzenleme 2018, 2019 ve 2020

yıllarındaki kazançlara etki edecek.

Belir; “Maliye Bakanı Sayın Naci Ağbal’ın yasa

tasarısı meclise sunulmadan önce yaptığı

açıklamalardan hareketle söz konusu artışın

yalnızca finans sektörüne yönelik gerçekleşeceği

beklenirken tüm Kurumlar Vergisi mükelleflerini

ilgilendirecek şekilde gerçekleşti.

Bu beklenmeyen bir durumdu. Kurumlar Vergisi

Mükellefleri için 2017 yılı kazançlarının

vergilendirme dönemi 2018 yılı Nisan ayıdır.

Yapılan düzenleme; 2018, 2019 ve 2020

vergilendirme dönemine ait kazançları ilgilendirdiği

için 2017 kazançlarına ilişkin vergi

hesaplamalarında geçerli olmayacak.”dedi.

16


HABER

SÜT ÜRÜNLERİNE YÜZDE 16’YA VARAN ZAM GELDİ

Türkiye’deki markalar için fiyat/rekabet araştırma hizmetleri sunan BrandZone, Ağustos ve Ekim aylarının süt

ürünleri fiyatlarını analiz etti. BrandZone verilerine göre; yüzde 16’lık zam oranıyla fiyatı en çok artan ürün

kaymak olurken, yüzde 14’lük zamla taze kaşar ikinci; yüzde 11’lik zamla tam yağlı süt üçüncü sırada yer aldı.

Basılı ve online fiyat verilerini araştırıp takip

eden, en güncel pazar araştırma analizlerini sunan

BrandZone, 2017 Ağustos ve Ekim aylarındaki

süt ürünleri kampanya fiyatlarını açıkladı.

Analizde tüm Türkiye’deki ulusal, indirim, yerel,

toptan market kanallarının insert ve gazete

reklamlarında yer alan kampanyalar ele alındı.

BrandZone verilerine göre; süt ürünleri kategorisinde

fiyatı en çok artan ürün, yüzde 16,3’lük

zam oranıyla 200 g kaymak oldu. Ağustos ayında

kaymağın ortalama fiyatı 7 TL iken bu fiyat

Ekim ayında ortalama 8,2 TL’ye yükseldi.

Fiyatı en çok artan ikinci ürün ise yüzde 14,7’lik

zam oranıyla 700 g taze kaşar oldu. Ağustos

ayında ortalama 13,6 TL olan taze kaşarın fiyatı,

Ekim ayında ise ortalama 15,6 TL’ye yükseldi.

BrandZone verilerine göre fiyatı en çok artan

üçüncü ürün yüzde 11,1’lik zam oranıyla 1 litre

tam yağlı süt oldu. Ağustos ayında ortalama 2,5

TL olan tam yağlı sütün fiyatı, Ekim ayında ortalama

2.7 TL’ye yükseldi.

Fiyatı en çok artan dördüncü ürün yüzde 7,4’lük

zam oranıyla 1 kg süzme peynir oldu. Ağustos

ayında ortalama 12,3 TL olan süzme peynirin

fiyatı, Ekim ayında ortalama 13,2 TL’ye yükseldi.

Fiyatı en çok artan beşinci ürün yüzde 6,9’luk

zam oranıyla 1 litre günlük süt oldu. Ağustos

ayında ortalama 3,2 TL olan günlük sütün fiyatı,

Ekim ayında ortalama 3,4 TL’ye yükseldi.

BrandZone verilerine göre fiyatı en çok artan

altıncı ürün yüzde 5,7’lik zam oranıyla 500 g

süzme peynir ve 2 kg yoğurt oldu. Ağustos

ayında ortalama 7,2 TL olan süzme peynirin

fiyatı, Ekim ayında ortalama 7,6 TL’ye yükseldi.

Ağustos ayında ortalama 7 TL olan yoğurdun

fiyatı, Ekim ayında ortalama 7,4 TL’ye yükseldi.

Fiyatı en çok artan yedinci ürün yüzde 4,1’lik

zam oranıyla 1 litre yarım yağlı süt oldu. Ağustos

ayında ortalama 2,1 TL olan yarım yağlı

sütün fiyatı, Ekim ayında ortalama 2,2 TL’ye

yükseldi.

Fiyatı en çok artan sekizinci ürün yüzde 3,7’lik

zam oranıyla 1 kg yoğurt oldu. Ağustos ayında

ortalama 5,9 TL olan yoğurdun fiyatı, Ekim

ayında ortalama 6,1 TL’ye yükseldi.

17


HABER

Sinema severlere Mar Yapı ayrıcalığı!

Divan, YOO, Rotana, Wanda gibi ulusal ve uluslararası lider markalarla yaptığı işbirlikleri ile kısa zamanda

yatırımcıların gözdesi haline gelen Mar Yapı, sektörde yeni bir kampanyaya imza attı. İstanbul genelinde

Cinemaximum’larla anlaşan Mar Yapı, ‘G’ sırasından sinema bileti alanlar arasında yapacağı çekilişle yıl

boyunca Dubai, Bodrum’dan çift kişilik tatil hediye edecek.

Türkiye’nin önemli merkezleri ve İstanbul’un

yükselen değeri Basın Ekspres Yolu’nda hayata

geçirdiği projeleriyle bölgeyi cazibe merkezlerinden

biri haline getiren Mar Yapı, hayata

geçirdiği sinema kampanyası ile sektörde bir

ilk olacak.

Kampanya boyunca Emaar, Ataköy A Plus, Aqua

Florya, Akbatı, Marmara Forum, Akasya, İstinye

Park, Kanyon ve Zorlu AVM’de yer alan Cinemaximum’ların

‘G’ sırasından bilet alanlar çekilişe

katılmaya hak kazanacaklar. Bir yıl boyunca

devam edecek olan kampanyanın tatil hediyelerinin

kazananı altı ayın sonunda yapılacak

çekilişle belirlenecek. Kazanacak şanslı sinemaseverler

Orta Doğu’nun lider otelcilik markası

Rotana’nın Dubai’de bulunan 5 yıldızlı oteli ve

Türkiye’nin otelcilik sektöründeki en önde gelen

markası Divan’ın Bodrum’da bulunan en gözde

otellerinden 5 gece 6 gün çift kişilik tatil kazanacak.

Yıl sonunda yapılacak büyük çekilişte ise

YOO markasının yaratıcılarından Philippe Starck

imzalı sürpriz bir hediye bekliyor.

Mar Yapı İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Robert

Varon, “Mar Yapı olarak Türkiye için yarattığımız

katma değeri artırmaya devam ediyoruz. Hayata

geçirdiğimiz projelerimizle Turizm ve Gayrimenkul

sektörlerini bir araya getirerek ülke ekonomisi

için yeni ürünler, yatırım modelleri üretmeye

devam ediyoruz. Yeniliklerin ve tasarımın

öncüsü olmak adına son gelişmeleri yakından

takip ettik. Gayrimenkul sektöründe de farklılığımızı

ortaya koyduğumuz gibi sinema sektöründe

de bir ilke imza attık. Mars Media‘nın

içinde bir ilk olan proje dahilinde anlaşmalı

olduğumuz sinema salonlarının ‘‘G’ sırasından

bilet alanlar arasında yapacağımız çekilişle, iki

çifte dünyaca ünlü otel zinciri Rotana’nın Orta

Doğu’nun cazibe merkezi Dubai’de bulunan

Dubai Rotana’da ve Türkiye’nin en değerli otel

markası Divan Bodrum’da çift kişilik tatil hediye

edeceğiz. Yıl sonunda yapacağımız büyük

çekilişimizde ise sürpriz bir hediyemiz olacak.

Kampanyamız çalışmaları kapsamında anlaşmalı

olduğumuz tüm Cinemaximum’ların ‘G’

sırasındaki koltuklarının tasarımını değiştirdik.

Koltukların kolçaklarında USB şarj aparatlarını

eklemenin yanı sıra sinema salonları ve fuaye

alanında da bir çok tasarımla yerimizi aldık. Bir

yıl boyunca devam edecek kampanyamız için

seçmiş olduğumuz sinema lokasyonlarında ‘G’

sırasında film izleyenler Mar Yapı kalitesini ve

ayrıcalıklarını yaşayacaklar. İlerleyen dönemlerde

de gayrimenkul sektörünü canlandıracak ve

fark yaratacak kampanyalar hayata geçirmeye

devam edeceğiz” dedi.

18


: OTOMOTIV

19


HABER

ÜNLÜ & Co Kadın Girişimciler Akademisi ile Türkiye

ekonomisinin kalkınmasına destek oluyoruz…

Kadınların işgücüne katılımını teşvik etmek amacıyla ÜNLÜ & Co tarafından kurulan Kadın Girişimciler

Akademisi, ikinci yılını kutluyor. Akademi ile kadınların iş fikirlerini hayata geçirmeleri konusunda rehberlik

yapan ÜNLÜ & Co, her yıl daha çok kadının girişimci ekosistemine katılmasını sağlayarak Türkiye’nin

kalkınmasına ve refahına katkıda bulunmayı hedefliyor.

Türkiye’nin lider yatırım bankacılığı hizmetleri ve

varlık yönetimi grubu ÜNLÜ & Co’nun kadınların iş

fikirlerini hayata geçirmeleri konusunda teşvik etmek

ve cesaretlendirmek amacıyla kurduğu Kadın

Girişimciler Akademisi ikinci yılında 20 mezun daha

verdi. Akademi kapsamında iş fikrini hayata geçirme

aşamasında olan veya halihazırda girişimi olan 20 kadın,

finansal okur yazarlık danışmanlığından liderlik

ve insan yönetimine, iş planı oluşturmaktan şirket

değerleme, borç finansmanı ve operasyonel süreçlere

Kadın Girişimciler Akademisi

(soldan sağa_Can Ünalan, Şebnem Ünlü, Attila Köksal)

kadar bir girişimcinin ihtiyacı olan ana konularda eğitimlerden

geçti.

Kurumsal sosyal sorumluluk projelerinde; girişimcilik,

kadına destek ve eğitime odaklanan ÜNLÜ & Co, 2016

yılında üç alanı başarılı bir şekilde harmanlayarak Kadın

Girişimciler Akademisi’ni kurdu. Türkiye Girişimcilik

Vakfı (GİRVAK) ve Endeavor Türkiye’nin desteği ile

yürütülen Akademi ile 5 yılda 100 kadın girişimciye

eğitimler verilmesi ve girişimci ekosistemine dahil

edilmesi amaçlanıyor.

Türkiye’de kadının işgücüne katılımı yüzde 34

OECD ülkelerinde kadının işgücüne katılım oranı ortalama

yüzde 63.3 iken, Türkiye’de bu oranın yüzde 34

civarında olduğunu belirten ÜNLÜ & Co Yönetim Kurulu

Üyesi Şebnem Kalyoncuoğlu Ünlü, “McKinsey’in

araştırmasına göre, “Türkiye›de bankacılık ve sigortacılık

sektörünün önde gelen şirketlerinde toplam

çalışan sayısı içerisinde kadınların oranı yüzde 41

civarında iken, mali hizmetler sektörü hariç Türkiye’deki

işgücüne katılım oranı yüzde 30’lara kadar

düşüyor. Tabii bu oranlar yönetim kademesine doğru

çıktıkça daha da geriliyor. Yürütme komitelerinde kadınların

oranı yüzde 25, CEO pozisyonlarında yüzde

15’ler seviyesinde. Kadının işgücüne katılım oranını

yüzde 34’lerden yüzde 63’e çıkarabilirsek Türkiye’nin

GSYİH›sı da 2025 yılına kadar yüzde 20 artacaktır. Bu

da gayri safi yurt içi hasılaya ilave 250 milyar dolarlık

bir katkı demektir. Dolayısıyla hem özel sektör, hem

kamu olarak bir seferberlik halinde bu konuda ne

kadar çok çaba gösterirsek, ülkemizin kalkınması ve

refahı açısından

da o kadar yol kat etmiş olacağız. İşte biz de ÜNLÜ

& Co olarak kadının işgücüne katılımına önem veriyor

ve girişimcilik alanındaki farkındalığı artırmayı

hedefliyoruz. Kadın Girişimciler Akademisi’ni de bu

gereksinimden yola çıkarak hayata geçirdik. Her yıl ne

kadar çok kadını girişimci ekosistemine katmayı başarabilirsek,

o kadar çok mutlu olacağız” diye konuştu.

Bu yıl ikinci yılını kutlayan Kadın Girişimciler Akademisi

ile 20 kadına iş fikirlerini hayata geçirmeleri

konusunda destek olduklarını anlatan Şebnem Kalyoncuoğlu

Ünlü, “ÜNLÜ & Co olarak kuruluşumuzdan

bugüne kadar kadınların iş hayatına katılımını, grup

şirketlerimizin her kademesinde desteklemeye önem

verdik. İşe alım ve terfi süreçlerimizde, pozitif bir

yaklaşımla kadın çalışanlara eşit koşullar sağlamaya

özen gösteriyoruz. Gelecekte de, kadınları her alanda

desteklemeye ve bu konudaki farkındalığı yükseltmek

için çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi.

Öte yandan ÜNLÜ & Co, Birleşmiş Milletler (BM) Küresel

İlkeler Sözleşmesi (UN Global Compact) ve BM

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi

Birimi (UN Women) ortaklığında oluşturulan Kadının

Güçlendirilmesi Prensipleri (Women’s Empowerment

Principles) imzacılarından birisidir.

20


HABER

HAFTADA 5000 KALORİ YAKMAK İSTER MİSİNİZ ?

Slimwell, yenilikçi ve ileri teknoloji incelme ve

zayıflama konsepti ile, Türkiye’de “incelmede

devrim” sloganıyla 2015 yılında doğdu. Amaçları

zayıflamak isteyenleri inceltmek, inceltirken

sağlıklı ve mutlu olmalarını sağlamak.

Spor salonlarına harcadığınız zaman ve eforu

minimuma indiren Slimwell, sizi keyifli bir

şekilde zayıflatırken vücudunuzu diğer spor

aktivitelerine göre çok daha az yoruyor ve

Slimwell’den çıktığınızda kendinizi dinç, enerjik

ve hareketli hissediyorsunuz.

Slimwell cihazları vakum, kızılötesi, kolajen,

ozon tedavisi, kromoterapi, aromaterapi ve

birçok yeni teknoloji içeren Türkiye’de ilklerin

markası olarak yoluna devam ediyor ve 20 ayda

Türkiye’nin farklı şehirleri ve Kıbrıs olmak üzere

14 ayrı noktada Slimwell cihazlarına ulaşılabiliniyor.

Bu hızlı büyümenin ve yoğun ilginin en büyük

sebebi cihazların çok teknolojik olması ve

özellikle çalışan kadınların ve annelerin zaman

tasarrufu yaparak spor salonlarında harcadıkları

zamanı minimum süreye indirip maksimum

sonucu alabilmeleri.

Slimwell konseptte bulunan dört adet cihazın

etkileri saymakla bitmez. Suda bisiklet

Hydroshape yarım saatte 600 kalori yakmanızı

sağlayan 500 litre ozonlu suyun içerisinde pedal

çevirdiğiniz bir cihaz. Tamamen kişiye özel

kabininizde girdiğiniz bu cihazın içerisinde 16

adet hidro jet bulunuyor. Bu jetler sayesinde siz

pedal çevirirken cihazın içerisinde jakuzi ortamı

oluşuyor ve balneoterapik bir wellness deneyimi

yaşarken selülitleriniz de parçalanmaya

başlıyor. İçerisindeki kromoterapi ile suyun rengi

belirli aralıklarla değişiyor ve sadece fiziksel

olarak değil psikolojik olarak da iyileşiyorsunuz.

Hydroshape aynı zamanda kas kütlenizin güçlenmesine

yardım ederken en önemli özelliklerinden

biri de hamilelerin de doktor tavsiyesi ile

cihazı kullanabilmesi.

Bir diğer cihaz ise Bodyshape. Bodyshape, ileri

teknoloji ile Avrupa Birliği’nde üretilmiş, yenilikçi

ve eşsiz bir zayıflama ve sıkılaşma cihazıdır.

Build-in koşu bandı üzerinde bir yandan yürür

veya koşarken, diğer yandan vakum ve kızılötesi

teknolojileri ile donatılmış düşük atmosferik

basınç ortamında haftada ortalama 5000 kaloriye

kadar yakabiliyorsunuz.

Bu devrim niteliğindeki cihaz spora yeni başlayanlar

için olduğu gibi, zayıflamak ve sıkılaşmak

isteyen fakat spor salonuna gidecek vakti olmayanlar

için de ideal. Bodyshape’in içerdiği tüm

teknoloji bileşenleri kasların enerji tüketimini

arttırmaya yönelik ve bu sayede maksimum

bölgesel incelme, vücuttan su atma ve kilo kaybı

sağlar. Cihazın içerisindeki kızılötesi ışınları

kabinin içerisindeki ısıyı arttırarak maksimum

kalori yakımı sağlarken, diğer yandan ödem ve

toksin atmada da oldukça etkilidir. Bodyshape,

bölgesel zayıflamada aktif spor yaparak etki görebileceğiniz

en etkili cihazdır.

Rollshape ise 2.500 yıllık Uzakdoğu masaj tekniğinin

günümüz teknolojisine uyarlanmış ve

selülit probleminizi kökünden çözmeye odaklı

bir cihazdır.

Rollshape’in en büyük özelliği selülitlerle olan

savaşıdır. Düzenli kullanımda, Rollshape gözle

görülür şekilde selülitlerin giderilmesine,

sıkılaşmaya ve vücut kusurlarının azalmasına

yardımcı olur.

Kızılötesi özelliği cildin derin katmanlarında birikmiş

yüksek toksinlerin atılmasını sağlar; ısıyla

beraber eklem tutulmasını azaltır, kas spazmlarını

rahatlatır, kan dolaşımını arttırır, ağrıları

dindirir, yumuşak doku zedelenmesine iyi gelir.

Ayrıca iltihaplı ödem ve ifrazatların çözümüne

yardımcı olur.

Slimwell Konseptin son cihazı ise rahatlatıcı

masaj koltuğu Activcouch’tur. ActivCouch,

egzersiz sonrası rahatlama ve gevşeme haline

geçmenizi sağlayan, beden ısısı ve bedensel

rahatlama için en doğru pozisyona ayarlanmış

tüm vücuda masaj yapan ergonomik özel

tasarım masaj yatağıdır. Bedeninizin egzersiz

sonrası en konforlu şekilde rahatlamasını sağlayarak

beyninize kas faaliyetlerinin durduğunu,

artık bedeni gevşetmesi gerektiği mesajını

iletir. ActivCouch’a uzandığınızda, bedeniniz ve

ruhunuz yoğun geçen günün ve az önce deneyimlediğiniz

fiziksel aktivitenin ardından ihtiyaç

duyduğu rahatlama imkanını bulacaktır.

Slimwell konsepte geldiğinizde bir seanste 3

adet cihaza girersiniz. ( İki büyük cihazdan biri,

Rollshape ve Activcouch )

21


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Kobilerde Dijital Dönüşüm

Artık dijital ve mobil bir çağda yaşıyor, akrep ve yelkovanın dönüş hızına ayak uydurmaya

çalışıyoruz. Değişen ve gelişen bu dijital dünyada işlerimizi zaman kaybetmeden tek tık

ile gerçekleştirebiliyoruz. . KOBİ’ler büyüme,markalaşma,ihracat, karlılık gibi hedeflerine

ancak dijital KOBİ’ye dönüşerek ulaşabiliyor. Hayatımızı kolaylaştıran bu yeniliklere en hızlı

şekilde entegre olmak KOBİ’ler için de artık ihtiyaç değil zorunluluk haline geldi….

22


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Prof. Dr. Emre Alkin: “Yapay zeka ulaştırma ve tıp sektöründe

egemen olacak”

Günümüzün en çok konuşulan konularından biri

olan yapay zekanın insan hayatını nasıl etkileyeceğini

konu alan “Altınbaş Üniversitesi Birinci

Yapay Zeka Paneli”nde (AYZEP) konuşan Altınbaş

Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emre Alkin,

“Yapay zekanın en fazla ulaştırma ve tıp sektöründe

egemen olacağına inanıyorum” dedi.

Üniversitenin Mahmutbey Yerleşkesinde gerçekleşen

etkinlik Altınbaş Üniversitesi Mütevelli Heyet

Başkanı Ali Altınbaş›ın konuşmasıyla başladı. Konuşmasında

yapay zeka konusunun önemine değinen

Altınbaş, eski düzende olduğu gibi çocukların

herhangi bir eğitim görmeden ailelerinden,

çevrelerinden, tabiattan görüp, edindikleri bilgi ve

deneyimlerle hayatlarını sürdürmelerinin dünyanın

gelişmesine katkı sağlamayacağını vurguladı.

Açılış konuşmasının ardından panelin “İnsanın

Geleceği-Geleceğin İnsanı” başlıklı ilk oturumu

gerçekleşti. Panelin moderatörlüğünü Altınbaş

Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emre Alkin

üstlenirken konuşmacılardan Altınbaş Üniversitesi

Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hasan

Sınar yapay zeka ve hukuk ilişkisi üzerine bir sunum

gerçekleştirdi. Panelin diğer konuşmacısı Altınbaş

Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler

Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Özge Yılmaz ise yapay

zeka ve nörobilim hakkında bilgi verdi.

“GENÇLER DAHA FAZLA DÜŞÜNMELİ VE GÜZEL

ŞEYLER ÜRETMELİ”

İnsanların isteksiz olduğu, yapmaya vakit bulamadıkları

veya korktukları bazı işleri yapay zekanın

yapmaya başlayacağını söyleyen Prof. Dr. Emre

Alkin, «Böylece endişeler ortadan kalkacak, ancak

bazı işler de yok olacak. Nihayetinde yapmak

zorunda olduğumuz ama sevdiklerimize ve kendimize

vakit ayırmayı önleyen operasyonel işler

ortadan kalkacak. Hem kendimize hem de sevdiklerimize

daha fazla zaman ayırabileceğiz” dedi.

İnsanın şu anda düşünmeye bile zor vakit bulduğunu

ifade eden Prof. Dr. Alkin, “Yapay zeka insanların

elinden bu basit işleri aldığında insanların

düşünmeye vakti olacak ve daha önemli şeyler

üretebilecek. Bunu günümüz için değil 10-20 yıl

sonrası için söylüyorum. Şimdiki gençleri buna

yavaş yavaş alıştırmamız lazım. Anne babaların

eleştirileri var, gençleri tembellikle suçluyorlar.

Ama artık gençler bizim yaptıklarımızı yapmak

zorunda değil çünkü birçok şeyi yapay zeka hallediyor.

Gençlerin artık bol bol düşünmesi, daha güzel

şeyler üretebilmek için kendine vakit ayırması

lazım” diye konuştu.

“ULAŞTIRMA VE TIP SEKTÖRÜNDE EGEMEN OLA-

CAK”

Yapay zekanın ulaştırma, tıp ve iletişim sektörlerinde

öne çıkacağını dile getiren Prof. Dr. Alkin,

“Ulaştırma sektörüne baktığımızda insanların refleksine

ve dikkatine bağlı ilerlediğini görüyorsunuz.

İnsan yorgun olabilir, dikkati dağılabilir ama

yapay zeka için bunlar söz konusu değil. Özellikle

taşımacılıkta yapay zekanın egemen olacağına

inanıyorum. Bunun hemen arkasında iletişim ve

tıp sektörleri geliyor. Çok fazla incelik isteyen ameliyatların

yapay zeka ve robotlar tarafından yapılması

gerektiğine inanıyorum. Doktorlara elbette

güveniyoruz ama doktorların asıl işi insanların

hasta olmasını engellemek” dedi.

Panelin ikinci oturumunda “İş Dünyası ve Yapay

Zeka” konusu ele alındı. Başkanlığını Altınbaş Üniversitesi

Rektör Yardımcısı Ali Argun Karacabey’in

üstlendiği oturuma Altınbaş Üniversitesi Uygulamalı

Bilimler Dekanı Prof. Dr. Haluk Levent, Dünya

Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ,

Altınbaş Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim

Üyesi Yrd. Doç. Dr. Dicle Yurdakul konuşmacı olarak

katıldı.

“2021 YILINDA ABD’DEKİ İŞLERİN YÜZDE 15’İ YA-

PAY ZEKA TARAFINDAN YAPILACAK”

Yapay zekanın gelişmesiyle beraber insanlarda

işlerini kaybetme korkusu oluşmaya başladığını

belirten Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Argun Karacabey

ise şunları söyledi:

“2021 yılına baktığımızda yapılan tahminler

Amerika’daki işlerin yaklaşık yüzde 15’inin yapay

zeka tarafından gerçekleştirileceği yönünde. Bu da

yüzde 15’lik kesimin ya işsiz kalacağı ya da başka

işlere yöneleceği sonucunu doğuruyor. Ancak

makineler kullanıldıkça, otomasyon geliştikçe insanların

refahının arttığı da bir gerçek. Bu noktada

sorun, yapay zekanın kullanımıyla birlikte artan

refahın insanlar arasında nasıl paylaşılacağı. Artık

yapay zekadan kaçamayız. Bundan sonra yapacağımız

şey bunu nasıl verimli bir şekilde hayatımıza

entegre edeceğimizi bulmak.

“GELENEKSEL EĞİTİM ANLAYIŞINI DEĞİŞTİRMELİ-

YİZ”

Artık geleneksel eğitim anlayışından kaçınmamız

lazım. Eskiden matematikte hesaplama yapmak

ön plandayken artık böyle bir kaygımız yok. Şu

anda çok basit şekilde cep telefonlarımızdan bile

istediğimiz bilgiye ulaşabiliyoruz. Muhtemelen

yakın gelecekte gözümüze, beynimize takılan bir

aletle bilgiler otomatik olarak bize aktarılacak. Bu

durumda öğrencimize bu temel bilgileri öğretmek

yerine onları nasıl yorumlayacağını ve hayata nasıl

katacağını öğretmemiz lazım. Bunu yaparken de

önce işe eğitimciler olarak kendimizden başlamalıyız.”

23


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Yeni yapısıyla şirketleri geleceğe taşımayı hedefleyen

Micro Focus’ dan, çözümleri ile fark yaratan Basistek’e

“Fark Yaratan Partner” ödülü verildi

Hem Türkiye’de hem de yakın coğrafyada kurumsal firmalara IT yönetimi ve izleme konularında danışmanlık hizmeti

sunan Basistek, Micro Focus’un Türkiye’de ilk defa yapılan iş ortakları toplantısında ‘’Fark Yaratan İş Ortağı’’ ödülünü

almaya layık görüldü. Basistek Genel Müdürü Barış Baykan “Ülkemizin 2017 yılında geçirmiş olduğu zorlu dönemlere

rağmen firmamızın göstermiş olduğu bu performansta katkısı olan çalışma arkadaşlarımıza ve iş ortaklarımıza

desteklerinden dolayı bir kez daha sonsuz teşekkürlerimizi iletmek istiyoruz” dedi.

HPE yazılım birimiyle birleşen Micro Focus, dünyanın

ilk 10 yazılım şirketinden biri olarak müşterilerini

geleceğe taşımaya hazırlanıyor. Micro

Focus, 1 Eylül 2017 tarihinden itibaren HPE Software

ile birleşmesini tamamlayarak dünyanın en

büyük yazılım şirketlerinden biri haline dönüştü.

Birleşmenin ardından Micro Focus markası altında

bir araya gelen yeni şirket, 4,4 milyar dolar

yıllık gelirle dünyadaki yazılım odaklı şirketler

arasında 7’nci sıraya yerleşti.

24

Basistek

BARIŞ BAYKAN


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

BTÜ’de Endüstri 4.0 Masaya Yatırıldı

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) Teknoloji Transfer Ofisi (TTO) tarafından “Farklı Gözlerden Endüstri 4.0” konulu

panel düzenlendi.

Panelde Endüstri 4.0 alanında yapılan çalışmalar

ve Türkiye’nin Endüstri 4.0’a nasıl entegre olabileceği

konuşuldu.

Panel açılış konuşmasını yapan BTÜ Rektörü Prof.

Dr. Arif Karademir, “Teknoloji Transfer Ofisi için

başvuru yapan ve onay alan üniversiteler içinde

en genç üniversite olmaktan gurur duyuyoruz.

TTO sektörle üniversitenin bir araya geldiği bir

arayüz görevi görmekte. Yani teknoloji savaşında

öne geçmemiz için olmazsa olmazlarımızdan

biri. Gönül ister ki dünyadaki tüm değişimleri

biz yaratıp biz yön verelim fakat maalesef şuan

dünyadaki teknolojik gelişmelere uyum sağlayan

konumundayız. Bu durumu tersine çevirmemiz

toplumsal dönüşümle mümkün olacaktır. Üniversitelerin

rolü bu noktada önem kazanıyor.»

dedi.

Son yıllarda en konuşulan konuların başında

orta gelir tuzağının geldiğini belirten Vali İzzettin

Küçük, “Son 5-6 yıldır bu tuzağın içindeyiz. Gayri

safi milli hasılamızı 10 bin doların üzerine çıkarmamız

çok zor bir iş. Güney Kore ve Malezya gibi

dünyada bunu başaran ülkeler var. Bizde neden

zor, çünkü bunu bozmanın tek yolu katma değeri

yüksek teknoloji ürünleri üretmek. Bunun için

eğitim, arge ve tasarıma ciddi yatırımların yapılması

gerekiyor.

25


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

ÇİMSA, İNOVASYONA ÖNCÜLÜK EDİYOR

Çimsa, ‘Formülün Adı’ aplikasyonu ile sektöründe bir ilke imza atarak, iş ortaklarına 7/24 dijital deneyim vaat

ediyor.

Türkiye çimento sektörünün yenilikçi ve öncü

şirketi Çimsa, geliştirdiği hizmetlerle iş ortaklarının

hayatını kolaylaştırıyor. Tüm IOS ve Android

tabanlı akıllı telefonlara ve tabletlere ücretsiz

indirilebilen mobil uygulaması ile Çimsa, her an

müşterilerinin yanında yer almaya devam ediyor.

Dijital müşteri deneyimi için ‘Formülün Adı: Çimsa’

Çimsa Genel Müdürü Nevra Özhatay, Çimsa olarak

teknolojik gelişmeleri takip ettiklerini ve sektörde

bu alanda da öncü konumlarını sürdürdüklerini

belirterek, “İçinde bulunduğumuz teknoloji

çağında gerek iş yapış biçimimiz gerek tüketim

alışkanlıklarımız hızla değişiyor. Faaliyette olduğumuz

çimento sektörü iletişimden finansa, satış

ve pazarlamadan insan kaynaklarına kadar tüm

iş süreçlerinde dijital dönüşümden etkileniyor. Biz

de Çimsa olarak, sürdürülebilir başarı sağlamanın

yegâne koşulunun inovasyonda yetkinlik kazanmak

olduğu öngörüsüyle hareket ediyor, sektörümüzün

ve şirketimizin gelişimine hizmet edecek

birçok teknolojik yeniliğe öncülük ediyoruz. Bu

bakış açısıyla geliştirdiğimiz ‘Çimsa-Formülün

Adı’ mobil uygulamamız, çimento sektöründe

satış ve pazarlama kanallarının dijitalleşmesi açısından

bir ilk niteliği taşıyor” dedi.

Değişen tüketici ihtiyaçları için dijital çözümler

Çimsa Beyaz Çimento ve Özel Ürünler Genel

Müdür Yardımcısı Ülkü Özcan, Çimsa: Formülün

Adı’ mobil uygulaması sayesinde Çimsa iş ortaklarının

diledikleri anda, diledikleri yerden zengin

bir müşteri deneyimi yaşayarak, aplikasyonun

sağladığı birçok kolaylıktan yararlanabileceklerini

belirtti. Özcan, “Çimsa olarak iş ortaklarımıza

daha fazla temas edebilmek, müşteri memnuniyetini

artırmak ve güvenilir bir iş ortağı olmak

amacıyla hareket ediyoruz. ‘Formülün Adı’ çatısı

altında topladığımız yenilikçi çözümlere bir yenisini

daha ekleyerek geliştirdiğimiz mobil uygulamamız

ile artık Çimsa Süper Beyaz ve Çimsa

Aluminates ailelerine ait ürün broşürlerimiz, teknik

dokümanlarımız, güvenlik veri sayfalarımız

kolaylıkla ulaşabilir olacak. İş ortaklarımız ihtiyaçları

doğrultusunda ürün numune talebinde

bulunabilecekler ve bir sorunla karşılaştıklarında

Çimsa Teknik Destek Ekibi ile direkt temasa geçebilecekler.

Bununla birlikte, Çimsa’nın beyaz

çimento dağıtım ağını detaylıca inceleyebilecek;

hangi bölgelere sevkiyat yapıldığı bilgisine bir tık

ile ulaşabilecekler” dedi. Özcan ayrıca, Çimsa’nın

global arenada öncü kimliğini pekiştiren beyaz

çimento ve özel ürünlerle ilgili tüm gelişmelerin,

‘Çimsa: Formülün Adı’ kullanıcı dostu mobil

uygulaması ile anlık olarak takip edilebileceğini

sözlerine ekledi.

26


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

EV KADINLARI ABONELİK E-TİCARET MODELİYLE

GİRİŞİMCİ OLUYOR

Yüksek maliyetler sebebiyle iş kurmaktan kaçınan kadınlara düşük bütçe ile kendi işini yapma fırsatı doğdu. Her

kadına girişimci olma fırsatı sunan Startsub, anahtar teslim çözüm ve düşük başlangıç maliyeti sayesinde girişimci

kadınlara yeni bir umut oldu.

İş kurmak isteyen kadınların ilk aklına gelen sorulardan

birisi ne kadar sermayeye ihtiyacının olacağı

ve bunu nereden bulabileceğidir. Günümüzde

pek çok iş modeli, girişimcilere daha kurulum

aşamasında yüksek maliyetler çıkarabiliyor. Kadın

girişimciler için bu maliyetleri karşılayacak birikimin

olmaması ya da olsa bile herhangi bir gelir

kazanmadan bu maliyetlere katlanmak büyük

bir risk faktörü olarak öne çıkıyor. Bu anlamda

başlangıç maliyetleri düşük, operasyonu kolay

yönetilebilen ve düşük maliyetler gerektiren sürdürülebilir

ve karlı iş modelleri ön plana çıkıyor.

Bu modellerden en yeni ve önemlilerinden biri de

“abonelik e-ticaret modeli”.

Yeni nesil e-ticaret modeli diye geçen abonelik

e-ticaret modelinde kadın girişimcilerin iş

kurması için hali hazırda bir üretici veya hizmet

sağlayıcı olma zorunluluğu bulunmuyor. Kadın

girişimciler, başka kişilerin ürettiği ürünleri veya

farklı markaların ürünlerini belirli bir tema çerçevesinde

toplayıp müşterilerine sunabiliyor. Örneğin,

sağlıklı atıştırmalık üzerine bir kutu abonelik

işi yapmak isteyen kadın girişimci, her ay farklı

sağlıklı atıştırmalık markalarından farklı ürünler

toplayıp müşterilerine gönderebiliyor ya da kendi

el işiyle ürettiği ürünleri tüketiciyle buluşturabiliyor.

Böylece üretim maliyetlerine katlanmadan,

tek bir tedarikçiye bağlı kalmadan müşterilerine

her ay farklı markalardan deneyimler sunabiliyor.

Her kadın girişimci olabilir!

Sundukları modelle isteyen her kadının girişimci

olabileceğinin altını çizen Startsub CEO’su Deniz

Kuran, “Kadınların kendi işlerini kurma yoluyla

güçlenmesi, ülkemizin ekonomik gelişimine

büyük katkı sağlayacak. Türkiye’de şu an kadın

girişimci sayısı yalnızca 110 bin. Güçlü bir ekonomik

büyüme için bu rakamın katlanarak artması

gerekiyor” dedi. Kuran, “Startsub olarak kadın

girişimcilere abonelik e-ticaret işi kurmaları için

gereken tüm teknik altyapıyı; internet sitesi, entegre

ödeme sistemi ve sipariş/abone/ürünleri

yönetebilecekleri yönetim panelini sağlıyoruz.

Türkiye’de bir ilk kez olan bu anahtar teslim çözüm

ve düşük başlangıç maliyeti sayesinde her

kadın girişimci olabilir” diye konuştu.

Kadın girişimcilere özel abonelik modelleri

Kadın girişimciler Startsub ile, sağlıklı atıştırmalık

gibi paketli gıda kutuları; roman, boyama kitabı

vb. kitap kutuları; çocuklara yönelik aktivite kutuları;

takı, aksesuar yapma gibi deneyim kutuları;

kozmetik, sabun, aromaterapi ürünlerinin olduğu

kişisel bakım kutuları; evcil hayvanlara yönelik

kutu abonelik alanlarında kolaylıkla kendi işlerinin

sahibi olabiliyor.

Deniz Kuran

27


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

28

KOBİLER İÇİN MÜTHİŞ KOLAYLIK

Yoğun iş hayatı içinde zamansızlıktan kurtulamayan kobilere vakit kazandıracak yepyeni bir uygulama başlıyor.

FAKTODEKS

Acil nakit ihtiyacı sırasında elindeki vadeli alacağı için en uygun fiyatı almak isteyen kobiler, birçok farklı

kurumdan fiyat alıp tercih ettiği noktada taleplerini nakite çeviriyordu. Bu işlem sonlanan kadar her farklı fiyat

teklifi için hazırlanan evraklar sırasında ciddi bir vakit kaybı yaşanıyordu. Faktodeks sayesinde bu zaman kaybı

tamamen ortadan kalkıyor. Faktodeks Kurucu Ortağı Soykan Alper Çınar faktodeks hakkında bilgi verdi.

Soykan Alper Çınar

FAKTODEKS NEDİR?

Faktodeks vadeli satış yapan kobilerin daha güvenilir

ticaret yapmalarını sağlarken aynı zamanda

ticaretlerinden doğan vadeli alacaklarını en hızlı

ve en karlı şekilde nakde çevirmelerine olanak

sağlayan 2 ana kolu olan online bir platformudur.

1. kolu; bireysel kredi notundan farklı olarak

firmaların piyasa analizini yapıp, finans şirketlerinden

geçerliliğini ölçümlendirmektir. Ve bunu

istatistiksel veri ve grafiklerle raporlamaktadır.

2. kolu ise; Kobilere ve faktöring firmalarına birçok

avantaj sağlar. Kobi nakit ihtiyacı için nakde

çevirmek istediği vadeli alacak evrakını sisteme

yükler, üye şirketlerin sunduğu teklifler içinden

en avantajlı olanı seçer, ve o faktöring firması

ile çalışmaya başlar. Böylece finansman talebi

için birden fazla fiyat teklifini en hızlı şekilde alıp

kendisine sunulan en iyi fiyatı kobi yakalamış olur

SİSTEM NASIL İŞLİYOR?

Sistem 3 adımdan oluşuyor. 1. Adım vadeli alacağınızı

yüklüyorsunuz, 2. Adım yüklenen vadeli

alacağa üye faktoring şirketleri teklif veriyor, 3.

Adım tüm teklifler içinde en avantajlı olan kobi

tarafından seçiliyor ve vadeli alacağınız işleme

alınılarak paranız hesabınıza yatırılıyor.

Ticaret yaparken zamanın verimli kullanılmasının

çok önemli olduğunu belirten Çınar

‘VAKİT NAKİTTİR’ diyerek ticarete hız kazandırıyor

ve ekliyor

Faktodeks web sitesine ister akıllı cep telefonu

ile ister bilgisayarı ile giriş yapan kobi, evrakının

ön ve arka yüzünün fotoğrafını ekliyor, talebinin

karşılanması için farklı firmalardan teklifler online

olarak kobiye ulaştırılıyor. Dakikalar içinde

sonuçlanan işlemi sonlandırmak için kobi kendisine

en uygun teklifi seçiyor. Alternatifleri içinde

en uygununu seçerek güvenli ve hızlı bir şekilde

ticarini sürdürüyor’


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Fortinet En Zorlu Ortamlarda bile Operasyonel Teknolojiyi Koruma

Altına Alıyor

Fortinet’in kapsamlı Security Fabric Mimarisi sayesinde, çevresel korumalı ya da çevresel olmayan korumalı

kurumsal tesislerde entegre güvenlik sağlanıyor.

Fortinet Sistem Mühendisi

Cengiz Turkmen

Kapsamlı, entegre ve otomatik siber güvenlik

çözümlerinde dünya lideri Fortinet® (NASDAQ:

FTNT), kritik altyapılara ve endüstriyel kurumlara

yönelik Operasyonel Teknoloji (OT) Güvenlik

çözümünü duyurdu. Bu yeni çözüm, kurumların

OT altyapıları üzerinde, çevresel anlamda korumalı

olmayan alan ve tesislerde hizmete alınan

endüstriyel kontrol sistemlerinde (ICS) ve veri

tabanlı kontrol ve gözetleme sisteminde (SCADA)

entegre bir siber güvenlik koruması sağlamak

için FortiGuard endüstriyel tehdit istihbaratı ile

sağlamlaştırılmış güvenlik duvarı, devre açıp

30

kapama/anahtarlama ve kablosuz erişim noktası

cihazlarını içeriyor.

Fortinet Security Fabric, kritik altyapıların ve endüstriyel

kurumların ileri düzey segmentasyon,

erişim kontrolü ve kötücül yazılım kontrolü yapabilmelerini

sağlıyor. Kurumlar bu şekilde, güvenlik

mimarilerini tek bir çatı altında toplayabiliyor

ve işlem yaptıkları ortamın türünden bağımsız bir

şekilde OT ağlarını koruyabiliyorlar

Fortinet’in sağlamlaştırılmış güvenlik ürünleri,

endüstriyel kurumların OT altyapılarını ve cihazlarını

koruyabilmelerini sağlıyor. Hatta başka

güvenlik cihazlarının çalışamaz hale geldiği zorlu

ortamlarda bile koruyabiliyor.

Fortinet’in endüstri-sınıfı cihazları, yakın zamanlarda

duyurulmuş olan FortiGuard Industrial

Security Services avantajlarını kullanıyor. Petrol,

gaz, ulaşım ve imalat ve kamu hizmetleri dahil

endüstriyel kurumlara ve bu kurumların kritik

altyapılarına özgü bir savunma ve uygulama

kontrolü sağlıyor.

Fortinet Sistem Mühendisi Cengiz Türkmen, “Akıllı

şehirlere geçiş ve birbiriyle bağlantı halindeki

kamu hizmetleri gibi uygulamaların; BT, Operas-


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

yonel Teknoloji (OT) ve Nesnelerin İnternetini(IoT)

birbiriyle bütünleştirdiği bir ortamda kritik altyapıları

siber saldırılara karşı korunması giderek

daha da acil bir öncelik olarak ön plana çıkıyor.

Birbiriyle birleşen bu ağları başarılı bir şekilde

korumak isteyen kurumlar, tüm altyapılarını

eksiksiz bir şekilde görünür kılabileceği, segmentasyon

ve bütünlüklü bir koruma sağlayabileceği

biçimde ölçeklendirebileceği bir mimariye ihtiyaç

duymaktadır. Fortinet’in son OT çözümü kritik altyapılara

sahip kurumları geleneksel BT ortamlarına

kadar uzanan kapsamlı bir güvenlik çözümüyle

donatıyor ve kritik OT altyapılarını korumak için

gereken ileri düzey yetenekler sağlıyor” dedi.

OT ile BT’nin birbirine yakınlaşması, birleştirilmiş

ve otomatikleştirilmiş güvenlik gerektirmektedir

Kritik altyapılar her geçen gün daha fazla siber

saldırıya maruz kalıyor. Bir araştırmada kurumların

yüzde 51’inin son 12 ay içinde bir SCADA/ICS

güvenlik ihlali yaşadığı aktarılıyor. Saldırıların başarılı

olması durumunda ciddi arızalar yaşanabilir

hatta su, elektrik ve yakıt gibi temel hizmetler ve

fiziksel varlıkların zarar görmesine yol açılabilir.

Kamu hizmetleri, petrol, gaz, ulaşım ve imalat

sektörlerinde, birbirine bağlı kontrol sistemleri ve

endüstriyel IoT (Nesnelerin İnterneti) cihazlarının

kullanılma oranı arttıkça, saldırılabilecek alanların

genişliği de artıyor. Bu cihaz ve sistemlerin

birbirine bağlı olması, ciddi bir problem yaratıyor

çünkü geleneksel BT’nin ağ altyapılarını,

kablosuz erişim noktalarını ve mobil ağlarını

kullanmaya başlıyorlar. OT altyapı teknolojilerinin

kendine özgü doğası, aynı zamanda, güvenlik ve

tehdit istihbarat çözümlerinin çoğu tarafından

(kritik altyapılara yapılan saldırılara karşı savunma

yeteneği olmaması bir yana) görünebilir bile

olmadığı anlamına geliyor.

2014 Forrester raporuna göre, “Geleneksel bilgi

teknolojileri (BT) ile operasyonel teknoloji (OT)

arasında temel farklılıklar bulunmaktadır. . . .

IT ve OT’nin güvenlik ve risk uzmanları birbirine

saygı duymalı, birbirlerinin farklılıklarını kabul

etmeli ve birlikte çalışmayı öğrenmeliler.”1

Fortinet’in Operasyonel Teknoloji Güvenlik çözümü,

kritik altyapı ve endüstriyel kurumlara özgü

güvenlik problemlerine çözüm getirirken, Fortinet

Security Fabric aracılığıyla da hem OT hem de

geleneksel BT altyapılarının yönetimi ile idaresini

tek bir yapı içinde buluşturuyor.

OT altyapısına özel olarak tasarlanmış Security

Fabric koruması

Fortinet’in açık havada kullanılmaya yönelik sağlam

ürünleri, aşırı zor hava koşulları ya da benzer

güçlükler içeren fiziksel ortamlar için olduğu

kadar kötücül saldırılarla karşılaşabilecek kritik

kontrol sistemleri için de kurumsal sınıfta bağlanabilirlik

ve güvenlik özelliği taşıyan ve endüstriyel

olarak sağlamlaştırılmış cihazlardır.

FortiGate Rugged Serisi kritik endüstri ve kontrol

ağlarını kötücül saldırılara karşı korumak için

uzmanlaştırılmış bir tehdit koruması sunan ‘hepsi

bir arada’ güvenlik duvarlarıdır.

FortiSwitch Rugged Serisi, Fortinet’in güvenilen

FortiSwitch hattındaki tüm performans ve

güvenliği sağlıyor ama buna bir de ekstra bir

güçlendirme ekleyerek ürünü, zorlu dış ortamlarda

hizmete alınan uygulamalar için ideal hale

getiriyor. Yönetimin FortiGate tarafından yapılıyor

olması operasyonu basitleştiriyor ve güvenlik

politikalarını anahtar yuvalarını (switchleri) da

kapsayacak şekilde genişletiyor.

FortiAP Dış Mekan Serisi, FortiGate sayesinde

entegre kablosuz kontrol işlevi tarafından yönetilerek

güvenli ve kimlik odaklı WiFi erişim noktaları

sunuyor. FortiSwitch de buna eklenince, ortak

güvenlik politikaları ile gerçekten birleşik hale

gelmiş bir erişim katmanı oluşuyor.

Fortinet’in dış mekanlara yönelik sağlam cihazları,

arızalar arasında üstün bir ortalama zaman,

elektromanyetik çıkarım koruması, titreşim toleransı,

hava girişi korumalı suya dayanıklılık, geniş

termal işletim aralıkları, fansız soğutma ve eternet

gücü (PoE) gibi çeşitli özelliklere sahip olacak

şekilde sunuluyor.

Bu cihazlar Fortinet’in, FortiOS güvenlik işletim

sistemi tarafından kontrol altında tutuluyor ve en

çok kullanılan ICS ve SCADA cihaz ve uygulamalarını

korumak için FortiGuard Industrial Security

Service/ FortiGuard Endüstriyel Güvenlik Hizmeti

ile yedekleniyor. FortiGuard Endüstriyel Güvenlik

Hizmeti markalı ICS ve SCADA protokollerinde

zayıflıkları koruma altına almak, derin bir görünürlük

ve her noktada kontrol sağlamak için OT

özelinde gerçek zamanlı tehdit istihbaratı gerçekleştiriyor.

Fortinet Fabric-Ready İşbirliği Programı ayrıca,

kurumların üçüncü taraf OT güvenlik çözümlerini

Fortinet Fabric Security ile sorunsuzca

entegre edebilmelerini de mümkün kılıyor. Bir

ön-doğrulama niteliği taşıyan bu derin teknik

entegrasyonlar, istikrarlı bir şekilde birlikte işlerlik

ve kurulum kolaylığı sağlarken karmaşıklığı azaltıp

otomasyonu artırıyor.

Konuyla ilgili görüş bildiren Innogy SE, Telekomünikasyon

Başkanı Dr. Jürgen Tusch, “Enerji sektörü

giderek daha da dijitalleşiyor, dolayısıyla yenilenebilir

çok sayıda enerji kaynağının kritik şebeke

kontrol merkezlerine güvenli bir şekilde bağlanması

çok önemli ve gitgide büyüyen bir problem

olarak karşımıza çıkıyor. İletişim altyapıları gibi

kritik misyonlara yönelik güvenlik çözümleri için

Fortinet ile birlikte çalışmaktan heyecan duyuyoruz.

Fortinet ile girdiğimiz işbirliği, kamu hizmetlerine

özgü gereklilikleri karşılamak için ihtiyaç

duyduğumuz derin denetimi geliştirmemizle

sonuçlandı. Bu gelişme, OT ağlarımızda güvenlik

ve görünürlüğü bir ileri seviyeye taşımamız için

büyük bir önem taşıyordu” diyor.

Nozomi Networks, İşbirlikleri &Kurumsal Geliştirmeden

sorumlu Başkan yardımcısı Chet Namboodri

konuyu şöyle değerlendiriyor: “Nozomi

Networks, OT sistemleri üzerinde yenilikçi siber

güvenlik ve operasyonel görünürlük çözümlerinde

lider bir firmadır. Fabric-Ready programı

çerçevesinde Fortinet ile birlikte çalışan Nozomi

olarak, OT ağ gözetim ve davranışsal analitiğimizi

entegre ederek gerçek zamanlı görünürlük elde

edebiliyor, tehditleri saptayabiliyoruz. Bunun yanı

sıra, Fortinet’in Fortigate Rugged serisi güvenlik

duvarlarıyla sorunsuz bir otomasyon da gerçekleştirmiş

bulunuyoruz. OT alanında kapsamlı

saptama ve onarım çözümü sunmak için Fortinet

ile işbirliği yapmak bize gurur veriyor.”

31


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

“İşim için Google” ile KOBİ’ler işlerini 3 adımda ve sadece 15

dakikada dijitale taşıyor

Google, Türkiye’deki KOBİ’lerin dijital ortamda varlıklarını kolay, hızlı ve etkin bir şekilde oluşturmalarına imkan

tanıyacak “İşim için Google” programını duyurdu.

Google; küçük ve orta ölçekli işletmelerin gündemi

yakalaması, güncel kalabilmesi ve daha geniş

kitlelere erişerek büyümelerini devam ettirmesini

sağlamak amacıyla“İşim için Google” programını

duyurdu. Türkiye ekonomisinin itici gücü konumundaki

küçük ve orta ölçekli işletmeler için özel

olarak geliştirilen “İşim için Google”, şirketlerin

işlerini büyütebilmeleri için dijitalleşme sürecini

“Google Benim İşletmem”, “Google Benim İşletmem

Web Sitesi” ve “AdWords Express” olarak

kullanıcı dostu, etkin ve hızlı üç adımda sunuyor.

Tamamen ücretsiz bir hizmet olan Google Benim

İşletmem, şirketlerin kendileriyle ilgili en güncel

bilgileri Google üzerinde hızlı, güncel ve kolay şekilde

sunmalarını sağlıyor. Kullanıcılar ve müşteri

adayları da Google Arama veya Haritalar üzerinde

bir araştırma yaptıklarında karşılarına en doğru

zamanda, aradıkları konu ile ilgili işletmelerin

listesi çıkıyor.

İşletmeler kendileriyle ilgili sonuçları daha ilgi

çekici ve kullanışlı hale getirmenin yollarını açan

Google Benim İşletmem sayesinde web sitelerine

32

daha fazla ziyaretçi çekme ve telefonla çağrı alma

olanağına da ücretsiz olarak sahip oluyor.

KOBİ’lerin dijital dönüşümüne destek olan bir

diğer araç ise ayrıca alan adı alınmasına gerek

kalmadan ücretsiz olarak sunulan Google Benim

İşletmem Web Sitesi. İşletmelerin web sitelerini

mobil cihazlar için optimize edilmiş şekilde, hızla

ve ücretsiz oluşturmalarına imkan tanıyan Google

Benim İşletmem Web Sitesi, kullanıcılar tarafından

yapılan aramalarda cep telefonu ve tablet

gibi mobil cihazların payının her geçen gün

arttığı günümüzde, bilgiye hızlı ve kolay erişim

sağlamak için gereken optimizasyonu sağlıyor.

Her ölçekteki işletmenin Google’da reklam verebilmesi

için sunulan AdWords Express ise pratik

ve etkili bir araç. Yaklaşık 15 dakika gibi kısa

bir sürede işletmelerin etkili çevrimiçi reklam

kampanyaları oluşturmalarına yardımcı olarak,

potansiyel müşterilerine işletmelerin erişmesine

yardımcı oluyor.

Konuyla ilgili olarak düzenlenen basın toplantısına

katılan ve 47 yıldır İstanbul Kadıköy’de faaliyet

gösteren Evren Gözlük’ün sahibi Cevdet Evren,

Google’ın işletmelere yönelik çözümlerinden nasıl

faydalandığını ve müşterilerin kendisine nasıl

daha kolay ulaştığını örneklerle anlattı. Evren,

“Bu çözümleri kullanmaya başladıktan sonra

işletmemizin ziyaretçi sayısı üç kat arttı. Google

sayesinde müşteriler bize sadece Kadıköy’den

değil, İstanbul’un her semtinden kolayca bulup

ulaşmaya başladı.” dedi.

Google’ın Türkiye’de 11 yıldır faaliyet gösterdiğinin

altını çizen Google Türkiye Pazarlama Müdürü

Özgür Kirazcı konuyla ilgili olarak şunları söyledi:

“Geride bıraktığımız bu 11 yıllık süreç içerisinde

ülkemizdeki misyonlarımızdan biri de dijital

dönüşüm yolculuklarında işletmelere yardımcı

olmak ve rehberlik etmek. Google, Türkiye’deki

KOBİ’lerin işlerini dijital ortama kolayca taşıyıp

büyütmesine katkı sağlayacak İşim için Google

ürün grubu da bu adımların en yenisi durumunda.”


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Türkiye’nin Endüstri 4.0’ı Ekonomi Zirvesinde masaya yatırıldı

İstanbul Ekonomi Zirvesi, Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirildi. Zirveye iş dünyası yoğun ilgi gösterdi. Türkiye’nin

Endüstri 4.0’da geldiği seviyenin masaya yatırıldığı İstanbul Ekonomi Zirvesi’ne, teknoparklar da katılım gösterdi.

İçerisinde yerli ve yabancı şirketlerin de bulunduğu teknoparklar, zirvede sektörün geleceği tartıştı. Büyümekte

olan Türkiye ekonomisini ve bugün nerede olunduğunu irdelemek amacıyla düzenlenen İstanbul Ekonomi

Zirvesi’nin açılışında konuşma yapan Cool Reklam Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Değer, hedeflerinin Türk

ekonomisine katkı sağlamak olduğunu belirtirken, zirvenin her yıl düzenli olarak yapılacağını söyledi.

Zirve hakkında bilgi veren Abdullah Değer,

’’Türkiye’ye yatırım yapan ülkelerin büyükelçileri

ve yabancı şirketler, iş adamları ve kadınları,

yenilikçi şirketlerin üst düzey yöneticileri, genç

girişimciler ve şirket patronları ve CEO’larının

katılımcı ve konuşmacı olduğu zirvede büyüyen

dijitalin farklı sektörlere yansımaları, iş ve sosyal

hayatımızdaki rolü; bankacılık ve finans, iletişim

ve dijital teknoloji, inşaat, gıda, enerji ve turizm

ve otelcilik gibi konular ele alındı. ’4.0 Sanayi

Devrimi Dijital Dünya’ temasıyla bir araya gelen

katılımcılar arasında ayrıca Eski AB Bakanı

Egemen Bağış, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı

Erdoğan Bayraktar ve Eski Turizm Bakanı Bülent

Akarcalı da vardı. Osmanlı’dan cumhuriyete

moda gösterisi katılımcıların beğenisini kazandı.

Zirvenin sonunda ise Türkiye’nin alanındaki en

başarılı markalarının ödüllendirildiği İstanbul Altın

Değerler Ödül Töreni’ni ile ödüller sahiplerini

buldu’’ dedi.

Değer, sözlerini şöyle tamamladı: ’’Her zaman,

her zorluğa rağmen güçlü kalmayı başarmış ekonomimizin

bugün nerede olduğunu irdelerken,

teknolojik devrimler aylık yaşanırken istikrarlı

büyümek için ne tür çalışmalar yapılması gerektiğini

masaya yatırdık. Dördüncü sanayi devriminin

ne olduğu ve Türkiye olarak dördüncü sanayi

devriminin ne kadar içerisinde olduğumuzu görmek

ve bir yol haritası belirlemek amaçlarımız

arasında’’

33


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU’NA

BAŞVURULARDA KEP KOLAYLIĞI

Geçtiğimiz günlerde yayımlanan yönetmeliğe göre, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) başvurularında

Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) yoluyla başvuruda bulunanlardan, dilekçelerinin asılları istenmeyecek.

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK)

Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmelik, Resmi Gazete’de yayımlanarak

yürürlüğe girdi. Yönetmelik; TİHEK çalışanlarının

uyacağı ilkeleri ve kuruma yapılacak

başvurularla ilgili kuralları kapsıyor. Yönetmeliğe

göre; kuruma başvuru yapacak olanlar, dilekçelerini

kuruma veya kurumun açtığı bürolara elden

verilebileceği gibi posta, elektronik posta veya

faks yoluyla da gönderilebilecek. Öte yandan

kurum tarafından oluşturulan elektronik sistem

aracılığıyla da başvuru yapılabilecek.

Başvurularda KEP kolaylığı

Yönetmeliğe göre faks veya elektronik posta yoluyla

yapılan başvurulara ait dilekçe asılları, 15

gün içinde kuruma gönderilmedikçe başvuru geçerli

sayılmayacak. Kayıtlı Elektronik Posta (KEP)

yoluyla yapılan başvurularda ise bu şart aranmıyor.

Buna göre KEP yoluyla başvuruda bulunanlar,

dilekçe asıllarını kuruma göndermek durumda

kalmayacak.

“KEP Hizmet Sağlayıcısı” olarak 2013 yılında Bilgi

Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından yetkilendirilen

TÜRKKEP’in Yönetim Kurulu Başkanı

M. Kurtuluş Nevruz konuyla ilgili şunları söyledi;

“KEP sadece firmalar ya da resmi kurumlar bazında

değil, bireysel kullanım açısından da oldukça

avantaja sahiptir. Günümüzde bürokratik çoğu

süreç ve masraftan kurtaran KEP yöntemi ile birçok

hukuki ve idari işlem de zaman kaybedilmeksizin

çözüme kavuşuyor. TİHEK başvurularının

yanı sıra Abonelik / Üyelik, Elektronik Fatura, Duyuru

/ Dilekçe, Banka Hesap Ekstreleri / Kredi Kartı

Ekstreleri, Ödeme Emri, Sipariş / Sipariş Onay,

Sözleşme / Teklif / Kira Kontratı, Sigorta İşlemleri,

Fatura / Mutabakat / Dekont / Makbuzu ve Kredi

Başvuruları gibi pek çok hizmeti kapsaması da

bireylerde KEP kullanımı için fazlasıyla önem arz

ediyor.”

İçeriği yasal geçerli ve güvenli hale getiriyor!

Kayıtlı Elektronik Posta (KEP); her türlü ticari, hukuki

yazışma ve belge paylaşımlarını gönderildiği

biçimde koruyan, alıcının kim olduğunu kesin

olarak tespit eden, içeriğin kesinlikle değişmemesini

ve içeriği yasal geçerli ve güvenli, kesin

delil haline getiren sistemdir. KEP sistemi, yasal

olarak geçerli güvenli elektronik imza ve zaman

damgası kullanılarak, yetkili “Kayıtlı E-Posta Hizmet

Sağlayıcı (KEPHS)” vasıtasıyla, bir elektronik

postanın iletildiğini garanti altına almakta; ayrıca

gönderen ve alan tarafların kimliklerini, gönderilen

iletinin ve eklerinin başkalarınca değiştirilmediğini,

gönderim zamanını tespit edebilmeyi

ve bunlarla ilgili yasal olarak geçerli olan kesin

delilleri üretebilmeyi sağlamaktadır.

34


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Norm Holding, itelligence ile dijital dönüşüm yolculuğunu başlatıyor!

Bağlantı elemanları üretiminde uyguladığı yenilikçi yaklaşım ve deneyimli ürün geliştirme altyapısıyla Türkiye’nin

lider, Avrupa’nın ilk beş üreticisi arasında yer alan, üretimini son 10 yılda 4 katına çıkaran Norm Holding, dijital

dönüşüm yolculuğunda stratejik çözüm ortağı olarak itelligence’ı seçti. Başta otomotiv ve beyaz eşya olmak

üzere, 44 yıldır mobilyadan inşaat ve makineye kadar birçok alan ve sektörde faaliyet gösteren Norm Holding,

itelligence’ın sunduğu uçtan uca SAP çözümleriyle, BT altyapısını sadeleştirerek tüm iş süreçlerini ve 9 ayrı

üretim tesisini tek merkezden yönetecek. Ocak 2019’da sona ermesi planlanan projede, şirketin dijital dönüşüm

sürecinde, SAP’nin en yeni çözümleri devreye alınarak iş süreçleri sadeleşecek ve önemli bir verimlilik artışı

sağlanacak.

Konuyla ilgili açıklama yapan Norm Holding

CEO’su Kamil Başaran, “Kurulduğumuz günden

bu yana bağlantı elemanları sektöründe daima

lider bir şirket olduk. Hizmet verdiğimiz müşterilerimiz

arasında Ford, Volkswagen Group, AUDI,

Porsche, Tesla, Jaguar, Land Rover, Fiat, Renault,

Toyota, Volvo, Scania, PSA gibi otomotiv sektörünün

önemli markaları bulunuyor. Özellikle orijinal

ekipman üreten global bir oyuncu olarak bu projeyi

önemsiyoruz. Kusursuz tedarik zinciri yönetimi

anlayışını benimsediğimiz bu yolculukta Salihli,

İzmir, Almanya ve Fransa’da bulunan üretim

ve satış şirketlerimizde hedeflediğimiz entegre

platformu SAP IBP ile oluşturacağız. Dış müşterilerimiz

kadar değerli olan iç müşterilerimiz yani

çalışanlarımız da entegre sistemin bir parçası olarak

dijital insan kaynakları platformu “Success-

Factors” kullanarak iş yapış şekillerinde olmazsa

olmaz değişiklikleri benimseyecek. Sadece ofis

çalışanlarını değil operatör arkadaşlarımızı da

bu sürece dahil ettik. Kurumsallaşma ve yeniden

yapılanma sürecinin en önemli öğesi insan faktörünü

dijitalleşme süresinde göz ardı edemezdik.

2000’in üzerinde çalışanımız “Performans yönetimi,

eğitim, işe alım gibi süreçleri dijital ve bulut

ortamında deneyimleyecek. Rekabette önderliğimizi

korumak, stratejik kararlarımızı güçlü bir alt

yapı ile desteklemek adına dijital dönüşümün kaçınılmaz

olduğunu görüyoruz. Norm Holding’in

geleceğini inşaa edecek strateji haritasında yer

alan tüm süreçleri dönüştürecek SAP projelerini

çalışanlarımızla birlikte inşaa edeceğiz.

Bu dönüşümü, SAP’nin en büyük ve profesyonel

çözüm ortaklarından itelligence ile gerçekleştirmekten

mutluluk duyuyoruz.” dedi.

itelligence Türkiye CEO’su Dr. Abdülbahri Danış

ise “Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de

teknolojiye yoğun bir şekilde yatırım yapılıyor.

Artık nesnelerin interneti, yapay zeka, gibi kavramlar

hayatımızı ve iş süreçlerini şekillendiren

unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Bu anlamda

dijital dönüşüm tüm şirketlerin gelecek vizyonlarını

hayata geçirebilmek adına oldukça önemli

bir adım. 30 ülkeye gerçekleştirdiği satışlarla,

sektörünün üretim ve ihracat lideri olan Norm

Holding’in geleceğini şekillendireceği bir projede

çözüm ortağı olmaktan büyük gurur ve mutluluk

duyuyoruz” dedi.

35


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Deloitte Technology Fast500 EMEA’da Türk başarısı

OPLOG yüzde 4564 büyüme ile dev rakipleri geride bıraktı

Başta Avrupa olmak üzere Afrika ve Ortadoğu ülkelerindeki teknoloji şirketlerinin son 4 yıldaki büyüme oranları

ile yarıştığı Deloitte Technology Fast500 EMEA sonuçlandı. Yüze 4564’lük büyüme ile Deloitte Türkiye Technology

Fast 50 1.’si olan OPLOG, Pariste gerçekleşen ödül töreninde global rakiplerini geride bırakarak, Fast 500 EMEA

sıralamasında ilk 20’de yer alan tek Türk şirketi olmayı başardı.

Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketi olan

OPLOG, Deloitte Technology Fast500’e katıldı. Avrupa,

Ortadoğu ve Afrika’dan firmaların yarıştığı

organizasyonda OPLOG, yüzde 4564 büyüme ile

önemli bir başarı elde etti. Paris’te gerçekleşen

törende 20. sıraya yerleşerek Türkiye’yi listenin

üst sıralarında temsil eden OPLOG adına ödülü

şirketin kurucusu Halit Develioğlu aldı.

‘Gelecek yıl başarımızı geliştirmeyi hedefliyoruz’

OPLOG Kurucusu Halit Develioğlu; “İlk kez katıldığımız

Deloitte Fast500 EMEA’da önemli rakipleri

geride bırakarak böylesine büyük bir başarı elde

etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. OPLOG olarak,

operasyonel lojistik hizmeti veren bir teknoloji

firmasıyız, kontrat lojistiğinin yanı sıra büyük, küçük

tüm e-ticaret firmalarına depolama, sipariş

karşılama, dağıtım gibi uçtan uca tüm outsource

hizmetleri sunuyoruz. Sahip olduğumuz teknolojik

üstünlük ve güçlü operasyon altyapımız ile bu

hızlı büyümeyi yakaldık” dedi.

Develioğlu, “Lojistik gibi konvansiyonel bir sektörü

tamamen teknolojik bir bakış açısıyla yeniden

yapılandırıyoruz. Lojistik tecrübemiz ve geliştirdiğimiz

yazılımlarla tüm tedarik zinciri operasyonlarına,

tasarruf ve verimlilikle birlikte global

entegrasyon imkânı katarak akıllı çözümler sunuyoruz.

Ayrıca E-ticaret platformlarındaki tedarikçiler,

OPLOG sayesinde tek tıkla lojistik süreçlerini

yürütebiliyorlar.

OPLOG Kurucusu Halit Develioglu

36


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Proline Akıllı Şehir Metodolojisi ile Şehirler Akıllanıyor

Proline, Akıllı Şehir Danışmanlığı ile Türkiye’nin dijitalleşme hedefine katkı sağlarken yerel yönetimlere de

şehirlerin sürdürülebilir dönüşümü için doğrudan uygulanabilir projeler üretiyor.

Akıllı Şehir kavramı insandan çevreye, yaşamdan

ulaşıma, ekonomiden yönetişime birçok alanın

hem yatay hem dikey olarak birbirleriyle temasını

kapsıyor.

Akıllı Şehir Danışmanlığı yerel yönetimlerin sorunlarına

çözüm buluyor

“Şehirlerin sürdürülebilir dönüşümü Akıllı Şehir

yaklaşımı ile mümkün olabilir” prensibiyle hareket

eden Proline, derinlemesine değerlendirmeler

yaparak şehirlerin ihtiyaçlarına ve yerel kültürlerine

uygun çözümleri Akıllı Şehir Danışmanlığı

kapsamında sunuyor. Proline, yerel yönetimler ile

işbirlikleri kurarak bir şehrin mevcut durumunu

analiz edip yerel yönetimlerin sorunlarına uygun

çözüm önerileri ile cevap buluyor.

Akıllı şehir pazarının 2020’de 1,45 trilyon ABD

dolarına ulaşması öngörülüyor

Yakın geçmişte gerçekleştirilen bir araştırmaya

göre Türkiye’de büyük şehir belediyelerinin ortalama

dijitalleşme puanı %55 seviyelerinde bulunuyor.

Dijital hizmetler, operasyonlar, teknoloji

platformları ve bilgi güvenliği alanlarını kapsayan

araştırma, Proline’ın Akıllı Şehir Danışmanlığı’nın

yerel yönetimlere ne gibi kazanımlar sunabileceğini

ispatlıyor. Proline, ülkemizdeki şehirlerin

akıllı şehir olabilmesi halinde enerji tasarrufundan

trafikte kaybedilen sürelere kadar birçok

alanda iyileştirmelerin olabileceğini, şehirlerdeki

yaşam kalitelerinin artarak, çok daha güvenli hale

gelebileceğini gösteriyor. Bağımsız araştırma kuruluşu

TechNavio tarafından yapılan “Global Akıllı

Şehir Pazarı 2016-2020” araştırması ise 2016-

2020 yılları arasında akıllı şehir pazarının yaklaşık

%20 yıllık bileşik büyüme oranıyla gelişerek

2020’de dünya genelinde 1,45 trilyon ABD doları

seviyesine ulaşacağını öngörüyor.

Proline Akıllı Şehir Danışmanlık Hizmeti, Proline

Akıllı Şehir danışmanları tarafından oluşturulan

“Proline Akıllı Şehir Metodolojisi”nin şehirlerde

yönetimler, aktif paydaşlar ve vatandaşlar ile

görüşülerek uygulanması üzerine kurgulanıyor.

Mevcut durum analizi ışığında organize edilen

Akıllı Şehir Vizyon Eğitimleri ve Akıllı Şehir Çalıştayları,

Akıllı Şehir vizyonunun yerel yönetimler

tarafından içselleştirilmesi ve katma değerli Akıllı

Şehir projelerinin geliştirilmesinde hızlandırıcı bir

etki sağlıyor. Danışmanlık kapsamında, şehirde

yaşayan vatandaşların yaşam kalitelerinin artırılması,

hayatlarının kolaylaştırılması ve mutluluk

seviyelerinin yükseltilmesi amacı ile sunulan

Çabuk Fayda Çözümleri, daha kısa zamanda ve

daha düşük maliyetli yatırımlar ile hayata geçirilebiliyor.

Ayrıca ileri teknoloji Akıllı Şehir ürün ve

çözümlerinin konumlandırıldığı ve sürekli güncellenen

Proline Akıllı Şehir Kataloğu da hizmetin

önemli bir bileşeni olarak yerel yönetimlere

sunuluyor.

Konuyla ilgili olarak açıklamada bulunan Proline

Akıllı Şehir Danışmanı Beril Kırcı Kandemir

“Proline’ın 5 yılı aşkın süredir ‘Akıllı Şehir’ ile ilgili

yürüttüğü faaliyetler sonucu bugün Türkiye’de

‘Güvenli ve Akıllı Şehir’ ile ilgili pazarın oluşmasına

sağladığı katkıları görmekten büyük

mutluluk duyuyoruz. ‘Güvenli ve Akıllı Şehir’ ile

ilgili projeler artarken konu ile ilgili danışmanlık

ihtiyaçları da artıyor. Proline, sahip olduğu teknik

bilginin yanında Türkiye ve bölgede edindiği saha

deneyimleri ile ‘Güvenli ve Akıllı Şehir’ danışmanlığı

talep eden kurumlara doğrudan uygulanabilir

projeler üretiyor. Bu da vatandaşlarına

hızlı çözümler üretmek isteyen yerel yönetimlerin

Proline’ı tercih etmesini sağlıyor.” dedi.

Proline’ın Türkiye’nin Akıllı Şehir yolculuğunda

oldukça önemli bir yere sahip olduğunu belirten

Beril Kırcı Kandemir, “Danışmanlık hizmetini

sunmaya başladığımız andan itibaren ‘Güvenli

ve Akıllı Şehir’ alanında Türkiye’deki belediyelerin

neredeyse tamamının konuya büyük önem

verdiği gerçeğiyle bir kez daha karşılaştık ve bu

büyük potansiyel doğrultusunda belediyelerimizi

en doğru şekilde anlayabilmemiz için hızlıca saha

ziyaretlerine başladık. Danışmanlık faaliyetleri

sonrasında başlatmayı planladığımız pilot çalışmaları

2018 yılında tamamlayarak, hayata geçirdiğimiz

uygulamaların vatandaşların konforuna

hizmet eden bir hale gelebilmesi için yerel yönetimlerle

yüksek bir motivasyon ve sinerji içinde

faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.” sözleriyle Proline’ın

verdiği hizmetin vatandaşlar ve yerel yönetimler

açısından önemine dikkat çekti.

37


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

“TÜRKİYE’NİN SANAYİDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM YETKİNLİĞİ”

Sanayide oyunun kurallarının yeniden yazıldığı

bir paradigma değişimi yaşanmaktadır. Yaşanan

bu değişim, ülkelerin bir dijital dönüşüm yarışına

girmesine sebep olmaktadır. Yeni oyunun

kuralları 4 temel unsur etrafında şekillenmektedir:

Müşteri Talepleri ve Kitlesel Özelleştirme;

Verinin Değeri ve Yeni İş Modelleri; Kaynak Kısıtları

ve Sürdürülebilirlik ve Yatırıma ve Nitelikli

İşgücüne Geçiş. Dijitalleşme ise itici güç görevini

üstlenerek sanayide dönüşümün merkezinde yer

almaktadır. Dijital teknolojiler şirketler tarafından

operasyonel iyileştirmelerin yanı sıra değişen

müşteri taleplerine cevap vermek için de kullanılabilmektedir.

Büyük veri analizleri müşterilerin

taleplerinin çok daha kapsamlı olarak anlaşılmasını

sağlamakta, eklemeli üretim gibi teknolojiler

şirketlerin kitlesel olarak özelleştirilmiş ürünler

38

üretmesine olanak sağlamaktadır. Daha verimli

ve daha az atık üreten üretim süreçleri döngüsel

ekonomiyi destekleyerek sürdürülebilirliğe katkı

sağlamaktadır. Dijital teknolojiler yalnızca üretimin

değil; işlerin, iş yapış biçimlerinin ve insan

kaynağının da dönüşmesine neden olmaktadır.

Verilerin yaygın olarak kullanılmaya başlanması

ise veri güvenliği konusunu şirketlerin gündemine

taşımaktadır.

Sanayide dijital dönüşümü mümkün kılan 11

teknoloji1 (Bakınız Şekil 2) son yıllarda giderek

ucuzlamış ve daha önce hiç olmadığı kadar

ulaşılabilir hale gelmiştir. Dönüşümü mümkün

kılan teknolojilerin birbirleriyle bağlantılı olarak

* Simülasyon, Yapay Zeka ve Akıllı Sistemler, Sensörler,

Artırılmış Gerçeklik, Endüstriyel İnternet, Robot ve Otomasyon,

Eklemeli Üretim, Yatay/Dikey Entegrasyon, Büyük Veri

ve Analizleri, Siber Güvenlik ve Bulut

oluşturduğu siber-fiziksel sistemler, sanayide

dijital dönüşümün temelinde yer almaktadır. Entegre

ve tam otomasyona sahip akıllı sistemlerin

yaygınlaşması, makine-makine ve makine-insan

etkileşiminin yanı sıra nitelikli iş gücüne olan ihtiyacı

da artırmaktadır. Bu durum yalnızca sanayide

dijital dönüşümün getirdiği yeniliklere ayak

uydurabilecek nitelikli işgücünün yetiştirilmesi

anlamına gelmemektedir. Aynı zamanda mevcut

işgücünün dördüncü sanayi devriminin gerektirdiği

niteliklere sahip olabilmesi için çeşitli eğitim

programlarıyla yeniden eğitilmesini ve özellikle

karar verici pozisyonundakilerin dönüşüm anlayışı

ve stratejisine sahip olmalarını zorunlu hale

getirmektedir. Entegre sistemler aynı zamanda

ağ ve enerji altyapısının sürekli olarak geliştirilmesine

gerek duymaktadır.


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Dijital Dönüşüm Yarışında Türkiye’nin Mevcut Durumu

ve İhtiyaçları

Sanayide dijital dönüşüm yarışını önde götüren

batılı ülkelerin bu yolculukta önemli bir yol kat

ettikleri görülmektedir. Dijital dönüşüm ile üretimin

yeniden batılı ülkelere kayacağı düşünülmesine

rağmen, Çin öngörülü davranarak dijital

dönüşüme liderlik eden ülkelerden biri olmuştur.

Ülkemizin gerek yüksek teknolojili ürün ihracatının

gerekse Ar-Ge yatırımlarının GSYH’ye oranı

göz önüne alındığında, sanayide dijital dönüşüm

yarışında öncü olan ülkelere yetişebilmek için

kat etmesi gereken uzun bir yol olduğu görülmektedir.

Sanayide dijital dönüşümün gerçekleştirilebilmesi

için Türkiye’de teknoloji kullanan

şirketlerin dijital dönüşüm yetkinlik seviyelerinin

ölçülmesi, teknoloji tedarikçisi şirketlerin

yetkinlik alanlarının belirlenmesi, eksiklerinin

saptanması ve odaklanılması gereken noktaların

belirlenmesi gerekmektedir. Bu amaca hizmet

etmek üzere 108 teknoloji kullanıcısı ve 110 teknoloji

tedarikçisi şirket ile kapsamlı bir araştırma

gerçekleştirilmiştir. Teknoloji kullanıcısı şirketlerin

yetkinlik seviyeleri Operasyonel İyileştirme, Performans

Yönetimi, Çalışan Katılımı ve Temel Bileşenler

başlıklarında yer alan 118 anket sorusu ile

23 uygulama alanında değerlendirilmiştir.

Araştırma sonuçlarından beş temel bulgu ortaya

çıkmıştır:

• Şirketlerin büyük çoğunluğu sanayide dijital

dönüşüm konusunda bilgi ve ilgi seviyelerinin

yüksek olduğunu belirtirken, dönüşüme hazır olduğunu

düşünen şirketlerin oranı nispeten daha

düşüktür.

• Türkiye’de sanayi şirketlerinin dijital dönüşüm

uygulama alanlarında henüz pilot projeleri gerçekleştirme

(44/100) aşamasında olduğu görülmektedir.

• Şirketlerin özellikle Strateji ve Yol Haritası ile

Yönetişim yetkinliklerinin düşük olduğu görülmektedir.

• Şirketlerin yetkinlik seviyelerinin sektörlere göre

farklılaşmadığı görülmektedir. Bununla birlikte,

büyük ölçekteki şirketlerin (yıllık 250 milyon

TL’den fazla geliri olan şirketler) sanayide dijital

dönüşüm yetkinlik seviyeleri (50/100) küçük ölçekli

şirketlere (33/100) nazaran daha yüksektir.

• Şirketler, dijital dönüşümün önündeki en büyük

engellerin yatırım maliyetlerinin yüksekliği ve

yatırımın geri dönüş belirsizliği olduğunu belirtmektedir.

Türkiye’nin Yarıştaki Durumu ile İlgili Tespitler

ve Çözüm Önerileri

Araştırma bulgularına göre;

• Sanayide dijital dönüşüm yolculuğunda karşılaşılan

engeller açısından gelişmiş ülkelerden

farklı olarak Türkiye’deki şirketler yatırım öncesi ve

planlama dönemindedirler.

• Teknoloji kullanıcısı şirketler yerli tedarikçilerin

olmadığını/bulunamadığını belirtirken teknoloji

tedarikçisi şirketlerin talep düşüklüğünü önemli

bir problem olarak göstermesi teknolojinin arz

ve talebi arasında bir kopukluk olduğunu göstermektedir.

Şirketlerin dijital dönüşüm konusunda

stratejilerini belirlemeden yatırım kararları almaları

ve kısıtlı kaynaklarını bu kararlara harcamaları,

şirketlerin kaynaklarının boşa gitmesine neden

olabilmektedir. Bu sebeple, Türkiye’nin bu yarışta

kalıcı olması için üç adımdan oluşan kapsayıcı bir

yol haritasına göre hareket etmesi kritik öneme

sahiptir:

• Yatırımları hedefe göre yönlendirmek

• Geleceği bugünden şekillendirmek

• Değeri Türkiye’de yaratmak

Yatırımları hedefe göre yönlendirmek

Yatırım kararları alınmadan önce strateji, yol

haritası oluşturma ve yönetişim yetkinliklerinin

geliştirilmesi ve teknoloji yatırımı kararlarının

39


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

belirlenen strateji doğrultusunda alınması gerekmektedir.

Yatırımları hedefe göre yönlendirmek için şirketler

dijital stratejilerini belirlemeli ve sanayide

dijital dönüşüm yol haritasını bu doğrultuda

şekillendirmelidir. Teknolojiler içerisinden kolay

erişilebilen, hızlı uygulanabilen ve kar üzerinde

en yüksek etkisi olan yatırımları önceliklendirmelidir.

Yaratılan ek karı, yeni yatırımların finansmanına

yönlendirerek şirket içinde bir “inovasyon

döngüsü” oluşturmalı ve yatırımların sürekliliğini

sağlamalıdır.

İlgili kamu kurumları, şirketleri dijital dönüşüm

yolculuklarında desteklemek için öncelikli olarak

etkinleştirici ve hızlandırıcı mekanizmaları

ve programları oluşturmalıdır. Bu doğrultuda

kamu, sanayide dijital dönüşümü hızlandırmak

için çeşitli “ivmelendirme” programlarıyla dönüşüm

yolculuğunda gerek duyulacak rehberlik ve

danışmanlık hizmetlerini almaları için şirketleri

teşvik etmelidir.

Geleceği bugünden şekillendirmek

Yatırımların sürdürülebilir olmasını sağlamak için

gelecekte karşılaşılabilecek nitelikli insan kaynağı,

veri güvenliği ve teknoloji altyapısı gibi potansiyel

kısıtlar bugünden tespit edilerek gerekli

önlemler alınmalıdır.

Henüz sanayide dijital dönüşüm yolculuğunun

başında olan Türkiye’nin dönüşüm yarışında hızlandıkça

karşılaşabileceği problemlerin önceden

saptanması ve gerekli önlemlerin hayata geçirilmesi

gerekmektedir. Bu doğrultuda, nitelikli

iş gücünün oluşturulması, veri güvenliği, gerekli

bağlantı standartlarının tanımlanması, teknolojik

altyapının kurulması ve Sanayide dijital dönüşüm

ekosisteminin oluşturulması büyük önem

taşımaktadır.

Dijital dönüşümü gerçekleştirecek olan sistemlerin

etkin biçimde yönetilebilmesi için şirketlerin

daha yetkin bir işgücüne sahip olması gerekmektedir.

İşgücüne yeni katılan insanların yetiştirilmesinin

ve mevcut çalışanların yeniden eğitime

tabi tutulmasının alacağı zaman düşünüldüğünde,

kamunun proaktif davranarak işgücü konusunda

stratejik ve uzun dönemli plan yapması,

kapsamlı insan kaynağı politikaları oluşturması

bu kısıtın önceden giderilmesine yardımcı olacaktır.

Değeri Türkiye’de yaratmak

Yerli teknoloji tedarikçileri ve çözüm ortaklarının

sanayide dijital dönüşüm yolculuğunda daha çok

yer almalarının sağlanması ve geliştirilen inovasyon

ekosistemiyle desteklenmesi gerekmektedir.

Yerli teknoloji tedarikçisi şirketlerin büyük oranda

finansal olarak yurtiçi pazara bağımlı olduğu

düşünüldüğünde, yerli tedarikçilerin başarılı bir

şekilde kurumsallaşmalarını tamamlamaları

ekosistemde daha güçlü olmalarını sağlayacaktır.

Tedarikçi ve kullanıcı şirketler arasındaki iletişim

kopukluğunu giderecek mekanizmaların geliştirilmesi

atılacak ilk adımlar olarak tanımlanmaktadır.

Türkiye’deki inovasyon ekosisteminin geliştirilmesi

ve sürdürülebilir kılınması için kamu, özel

sektör, akademi ve tüm paydaşlar arasında etkili

işbirlikleri tesis edilmesi büyük önem taşımaktadır.

Bu kapsamda atılması gereken öncelikli

adımlar aşağıda derlenmektedir:

• Kamunun üzerine düşen görev Türkiye için

odaklanılması gereken teknolojileri belirleyerek

şirketleri ve yatırımları bu alanlara yönlendirmek

için gerekli teşvik mekanizmalarını oluşturmaktır.

Bu sayede güçlenen yerli şampiyonlar küresel rekabetçiliğini

de artırarak bir marka olma potansiyellerini

artıracaktır.

• Yerli tedarikçilerin gelirlerinin önemli kısmının

(%70) yurt içi pazardan elde edildiği, buna rağmen

teknoloji kullanıcısı şirketlerin yerli tedarikçiler

yerine yabancı teknoloji tedarikçisi şirketleri

tercih ettikleri göz önünde bulundurulduğunda,

yerli teknoloji tedarikçisi şirketlerle teknoloji kullanıcısı

şirketlerin bir araya geleceği bir mekanizmanın

önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Teknoloji

kullanıcısı şirketler ile tedarikçileri bir araya getirebilecek

bir aracı portal sayesinde kopukluklar

giderilerek sistem akışı hızlandırılmalıdır.

• Risk sermayesi sektöründe yapılacak düzenlemelerle

Türkiye’de gerekli finansmana erişimin

artırılması, teknoloji tedarikçilerinin gelişim hızlarını

artıracaktır.

• Akademi ile sanayinin arasında bir köprü görevi

görebilecek, Singapur, Japonya ve Almanya

gibi sanayide dijital dönüşüm konusunda yol

kat etmiş ülkelerde başarılı örnekleri bulunan bir

yüksek teknoloji enstitüsünün kurulması, sürdürülebilir

bir inovasyon ekosistemin yaratılmasını

mümkün kılacaktır.

• Teknoloji kullanıcısı ana sanayi şirketlerine hem

tedarik sanayiyi hem de teknoloji tedarikçilerini

geliştirmeleri konusunda önemli görevler düşmektedir.

Araştırma sonuçlarına göre büyük

ölçekli şirketlerle küçük ölçekli şirketler arasında

yetkinlik farklarının kayda değer olması, KOBİ’lerin

dijital dönüşüm yetkinliklerinin geliştirilmesinin

önemini daha da artırmaktadır. Ana sanayi

şirketlerinin standartları belirleyerek tedarik sanayiyi

dönüşüme teşvik etmesi, tedarik sanayinin

dijital dönüşüm uygulama seviyelerinin artmasını

sağlayabilir.

Özetle, Türkiye’de öncelikli olarak şirketlerin strateji

ve yönetişim yetkinliklerinin geliştirilmesi ve

yapılan yatırımların belirlenen stratejik hedeflere

göre önceliklendirimesi gerekmektedir. Teknoloji

kullanıcısı şirketlerin stratejik yatırımlar konusunda

yetkinliklerinin artırıldığı, sanayide dijital dönüşüm

yolculuğunda çıkabilecek olan yeni ihtiyaçlara

yönelik (örneğin: nitelikli çalışan ihtiyacı,

veri güvenliği, bağlantı standartları ve ağ altyapısı)

önlemlerin alındığı, şirketler ile yerli ve yabancı

tedarikçiler arasında köprü kuran yapıların

oluşturulduğu bir ekosistemin kurulması oldukça

önemlidir. Bütün bunların gerçekleşmesiyle,

Türkiye’nin sanayide dijital dönüşüm yarışına öncülük

eden ülkeler arasında yer alması kolaylaşacaktır.

Bu doğrultuda oluşturulacak politikaların

ana sanayi ve büyük şirketler ile ekonomimizde

çok önemli yeri olan KOBİ’leri de bütünsel olarak

kapsamasının yanında şirketlerin ihtiyaçlarına

göre özelleştirilmesi kritik önem taşımaktadır.

40


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Veri müşteriye, e-dönüşüm geleceğe odaklı

Veri odaklı e-dönüşüm hayatımızın merkezinde

İstanbul Bilişim Kongresi, bu yıl 11’inci kez Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü’nde gerçekleştirildi. “Veri Odaklı

E-Dönüşümün Ayak Sesleri” teması ile düzenlenen Kongre, yoğun bir katılımla izlendi. Etkinliğe ana sponsor

olarak destek veren E-GÜVEN, Blockchain ile e-imzayı entegre edeceğini duyurdu.

Türkiye’nin bilişim toplumu olma yolundaki

ilerlemesine katkı sunmayı ve e-dönüşüme hız

vermeyi hedefleyen İstanbul Bilişim Kongresi

tarafından düzenlenen Kongre, yoğun katılımla

gerçekleştirildi. Etkinlikte; e-dönüşüm, verinin

güvenli sunulması, veri madenciliği, Sanayi 4.0,

Türk modeli girişimcilik, yatırım ile Blockchain,

Bitcoin ve e-para konuları değerlendirildi.

Konuşmacılar, teknoloji alanında yaşanan son

gelişmeleri, yeni eğilimleri, hayatı kolaylaştıran

teknolojileri ve e-dönüşüm konusunda yapılan

çalışmaları katılımcılar ile paylaştı.

2020’de internete bağlı 32 milyar cihaz

dünyadaki verilerin % 10’unu oluşturacak

İstanbul Bilişim Kongresi’nde konuşan E-GÜVEN İş

Geliştirme, Satış ve Pazarlama Direktörü Ayşegül

Topoğlu Tüzün, teknolojinin gelişimi ile veri merkezli

dönüşümün işletmelerin odağına girdiğine

dikkat çekti. Dijital çağın sunduğu araçları iş modellerine

dahil eden işletmelerin, daha iyi hizmet

vermek, ürün ve çözümlerde farklılaşmak, yoğun

rekabette öne çıkmak için veriyi yoğun bir şekilde

kullandığını vurguladı. Bu alanda yapılan araştırmalara

da atıfta bulunan Tüzün, 2020 yılına gelindiğinde,

internete bağlı cihaz sayısının 32 milyara

ulaşacağını ve bu cihazların dünyadaki verilerin

yüzde 10’unu oluşturacağını söyledi.

Veri merkezi pazarı 50 milyar doları aşacak

Küresel ölçekteki veri artışının 4,4 trilyon gigabayttan

44 trilyon gigabayta çıkarak 10 kat büyümesinin

beklendiğini, veri merkezi pazarının

50 milyar doları aşacağının öngörüldüğünü ifade

eden Tüzün, “Veri miktarı her geçen gün artıyor.

Veri temelli e-Devlet stratejisi çerçevesinde başlatılan

e-dönüşüm uygulamaları ise kamunun

ve özel şirketlerin dönüşerek işlevselliklerini artırmalarını

sağlarken, bireylerin de yararlanmak

istedikleri hizmetlere kolay ve güvenli bir şekilde

ulaşabilmelerini mümkün kılıyor. E-dönüşüm;

finans, sağlık, bilişim, eğitim, savunma, enerji,

imalat, emlak, gıda, ilaç gibi bütün sektörlerde

etkin bir şekilde hayatımızın içinde yer alıyor ve

bu dönüşüm ölçek bağımsız tüm şirketleri kapsıyor.

E-dönüşüm uygulamalarından yararlanan

şirket sayısı giderek artıyor.” dedi.

Blockchain ile e-imza entegre ediliyor,

2018’de kullanılmaya başlanacak

2005 yılında ilk e-imzayı, 2007’de ilk mobil imzayı

ürettiklerine dikkat çeken Tüzün, sözlerini şöyle

bitirdi: “Değişime liderlik etme vizyonumuzla

2018’de bir ilki daha gerçekleştirmeyi planlıyoruz.

E-GÜVEN olarak yasal düzenlemesi olmayan

Blockchain sistemini regülasyona tabii olan

e-imzayla entegre edeceğiz. Bu yeni sistemde,

Blockchain ile işlem yapan kişilerin kimliği yasal

düzenlemelere uygun şekilde tanınıyor olacak.

Yeni çözümümüzün özellikle; kamuda, borsada,

sigorta sektöründe, aracı kurumlarda, bankalarda

ve diğer finansal kurumlarda kullanılacağını öngörüyoruz.”

41


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Verifone Yazarkasa POS Ailesinin Yeni Üyesi

Yeni Nesil, Güçlü, Yenilikçi; Verifone VX680 ECR

Türk Mühendislerin İmzası ile Verifone’dan İnovatif Yazarkasa

POS Cihazı: VX680 ECR

Ödeme sistemleri lideri Verifone, tüm yazılım

ve donanımı Verifone’un Türk mühendisleri tarafından

geliştirilen Mobil Yazarkasa POS cihazı

VX680 ECR’ı Türkiye’de satışa sunmaya başladı.

Kullanıcıların dilediği an yanında taşıyabileceği,

iş yerinden uzakta da çalışabilen Verifone VX680

ECR, GPRS ve ek olarak harici Ethernet bağlantı

desteği ile esnaf veya KOBI’lerin ihtiyacı olabilecek

tüm bağlantı şekillerini destekliyor. TÜBİTAK

ve Gelir İdaresi Başkalığı tarafından onaylanan

Mobil Yazarkasa VX680 ECR, 3,5 inç renkli dokunmatik

ekranı ve güçlü işlemcisiyle de rahat ve kolay

işlem yapma imkanı sunuyor. Özel testlerden

geçmiş kullanıcı dostu menü tasarımıyla VX680

ECR, üstün bir ödeme deneyimi sunuyor.

Verifone müşterilerinin hayatını kolaylaştırmaya

devam ediyor. Ödeme sistemleri liderinin Türk

Mühendisleri tarafından geliştirilen mobil yazarkasa

POS cihazı VX680 ECR; taşınabilirliği, kullanım

kolaylığı ve güvenliğiyle hem müşterilerin

hem de esnafın ödeme işlemlerinde kolaylık sağlıyor.

VX680 ECR, TÜBİTAK’ın yanı sıra GİB (Gelir

İdaresi Başkanlığı) tarafından da onaylı. Verifone

VX680 ECR; yemek kartı, kupon, sadakat uygulamaları

ve kampanyalar ile kullanıcısına özel

bir ödeme deneyimi sunuyor. Ayrıca Verifone,

Türkiye’de Veri Merkezi bünyesinde 2013 yılından

beri TSM (Güvenli Servis Sağlayıcı) hizmeti veriyor.

Verifone, TSM merkeziyle tüm sektöre hizmet

verirken, farklı uygulamaları daha etkin biçimde

hayata geçirip işletmenin ek gelir kazanmasına

da olanak sağlıyor. TSM merkezi satış, operasyon,

faturalama, bakım onarım süreçlerinde de kullanılabiliyor.

Türkiye’nin ilk TSM servisine sahip

Verifone, 5 yıldır veri aktarımında ekstra güvenlik

ve kolaylık sağlıyor. TÜBİTAK ve GİB(Gelir İdaresi

Başkanlığı) onaylı yüzde yüz Verifone üretimi

VX680 ECR mobil yazarkasa POS ile birlikte Verifone,

mobil ve masaüstü yazarkasa seçenekleri ile

artık her ihtiyaca karşılık veriyor.

İster işletmede ister sahada!

Tüm bankalardan hızlı ödeme alabilmesi sayesinde

sıra beklemeyi azaltan VX680 ECR minimal

tasarımı ve hafifliğiyle ister mağaza ya da işletmede,

ister sahada her an kolaylıkla taşınabiliyor.

NFC temassız işlemleri destekleyen VX680 ECR,

PCI PTS 3.X onayı ve VeriShield uçtan uca şifreleme

teknolojisiyle, güvenlikten taviz vermiyor. NFC

temassız işlemleri de destekleyen VX680 ECR,

bankacılık uygulamaları, restoran otomasyonu,

Verifone Perakende Çözümü, Zubizu uygulaması,

kontör yükleme, kupon sadakat uygulamaları

ve kampanyalarıyla da hem işletmeciye, hem de

müşteriye özel bir ödeme deneyimi sunarak ödeme

teknolojilerinde çıtayı yükseltiyor.

Verifone VX680 ECR’ın aydınlatmalı tuş takımı,

“Splash Resistance” (ani ve az miktarda sıvı sıçramalarına

karşın kısa süreli koruma) özelliğiyle

özellikle sahada çalışırken meydana gelebilecek

kazalara karşı cihazı koruyor. 400 MHz ARM11

32-bit RISC işlemciye sahip VX680 ECR, güçlü

işlemcisi sayesinde ödeme işlemlerini daha hızlı

bir şekilde gerçekleştirerek beklemelerin önüne

geçiyor. Bütün bunlara ek olarak, kart yıpranmasını

engelleyen çip okuyucusu (Landed SCR) teknolojisine

de sahip olan VX 680, yüz binlerce kez

işlem yapabilme olanağı sunarak, kullanıcılarına

tasarruf sağlıyor. Verifone’un ürün portföyü, mali

modülü Türk mühendisleri tarafından yazılmış

olan Mobil Yazarkasa POS VX680 ECR’la tamamlanıyor.

İŞLEMCİ

BELLEK

MALİ BELLEK

ELEKTRONİK KAYIT

ÜNİTESİ

EKRAN

MÜŞTERİ EKRANI

İLETİŞİM

BAĞLANTI

YAZICI

KART OKUYUCULAR

TEMASSIZ

DİĞER ÖZELLİKLER

GÜVENLİK

GÜÇ

ÇEVRESEL DEĞERLER

Verifone VX680 ECR EFT POS – YAZAR KASA TEKNİK ÖZELLİKLERİ

400 MHz ARM11 32-bit RISC processor

192MB (128MB Flash, 64MB SDRAM)

16 MB

Min. 1.2 Milyon Satır / PLU: 10.000

3.5” renkli QVGA resistif dokunmatik ekran

90X16 çözünürlükte tek satır grafik müşteri ekranı

GPRS [850/900/1800/1900 Mhz GSM/GPRS] / Harici Ethernet [10/100Mbit] iletişim

RS-232, USB Host, USB slave ve entegre şarj özellikli multi-port konnektör

18 Ips / 40 mm rulo kâğıt

Triple track çift yönlü MSR / Akıllı Kart

ISO14443 A&B / MiFare / ISO18092 standardında / EMVCo L1 ve L2 sertifikasyonu / NFC / temassız işlemi destekler

Barkod okuyucu, Harici bağlantı kutusu Z-box (Ethernet, USB host, USB Client, RS-232 ve mini-HDMI)

PCI PTS 3.X onaylı

Güç paketi çıkış gereksinimleri: 12 VDC, 1A/ Güç Kaynağı giriş gereksinimleri: 100-240 VAC, 50/60 Hz.

0º ila 50º C (32º to 122º F) Çalışma sıcaklığı / -20º to 60º C (-4º to 140º F) Saklama sıcaklığı / 5% to 85% bağıl nem, yoğuşmaz.

42


Sunny Garden Nilufer Hotel,

Bodrum, Akyarlar köyü, Karaincir plajı bölgesinde yer alan rahat, sessiz,

konforlu butik otel tarzı bir işletmedir.

1996 yılında inşaa edilmiştir.

21 standard, 21 suite olmak üzere toplam 42 misafir odası

bulunmaktadır.

Otel; açık kapalı restaurant, disco, yüzme havuzu, çocuk havuzu, havuz

bar ve otoparktan oluşmaktadır.

Bodrum’un doğallığını halen koruyabilen Akyarlar Köyü Karaincir

plajına 200 metre mesafededir.

Mavi bayraklı Karaincir Plajı, kumsalı, hemen derinleşmeyen yapısı ve

kıyısında bulunduğu denizdeki kaynak suyundan dolayı her mevsim

kendine özel ısıya sahiptir.

Karaincir Plajı, Yunanistan’ın Kos Adası ile 10 dakikalık bir mesafededir.

Kos Adası’nda doğmuş ve yaşamış olan Hipokrat, daha yaşadığı

dönemlerde bu bölgenin oksijeninin bol olduğuna işaret etmiştir.

Sunny Garden Nilufer Hotel;

Son yıllarda 5 yıldızlı lüks otellerin de hızla çoğaldığı Akyarlar Karaincir

bölgesinde, küçük, sakin, huzurlu, bir otelde tatil yapmak isteyen kişiler

için son derece idealdir.

Geniş standart ve suit odalarıyla ailelerin konaklamasına çok uygundur.

Otel yönetimi misafirlerine, oda-kahvaltı başta olmak üzere, yarım

pansiyon ve tam pansiyon şeklinde konaklama seçenekleri ile tatil imkanı

sunuyor.

Otel. meşhur Akyarlar balıkçı köyüne yaklaşık 500 metre Turgutreis şehir

merkezine 9 km, Bodrum şehir merkezine 19 km, havaalanına 60 km

mesafede yer almaktadır.

Turgutreis ve Bodrum şehir merkezlerine, otelin önünden, her yarım

saatte bir, çift yönlü dolmuşlar geçmektedir.

Sunny Garden Nilufer Hotel

Atatürk cd. No 281 Akyarlar Bodrum • Tel: 0252 393 8110 - 0252 3938080 • Fax: 0252 393 6835

Web: www.sunnygardenhotels.com • e-mail: info@sunnygardenhotels.com • Facebook: sunnygardenhotels@gmail.com


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Viznet, Koton’un Kurumsal Hafızasını Güvenli ve

Risksiz Alana Taşıdı

Viznet’i teknoloji çözüm ortağı olarak seçen Koton, kurumsal verilerin yedeklenmesi ve alınan yedeklerin

kopyasının olağanüstü durum merkezine gönderilmesini hızlı güvenilir ve kolay kullanımla tamamladı. Artan veri

boyutlarını barındıracak storage ürünlerinin alınması ve hayata geçirilmesi ile ilgili de Viznet’in uzmanlığında

sunduğu önerilerle hareket eden Koton, IBM ürünlerini kullanmayı seçti. Yedekleme projesinde IBM’in Spectrum

Protect ürünü, veri depolama projesinde ise IBM’in Storewize 5030 ürününü tercih etti.

Besir Kayar Viznet

Viznet ile çalıştıkları projede entegrasyon sürecini

anlatan Koton BT Sistem ve Alt Yapı Müdürü Dr.

Suat Uğurlu; “Yedekleme projesi için beklenti ve

gereksinimlerimiz doğrultusunda geliştireceğimiz

çözüm hem sanal sunucularımızı hem de

SAPHANA gibi fiziksel ortamların yedeklerini

alabiliyor olmasıydı” dedi. Geliştirilecek çözümün

donanım bağımsız olmasına dikkat ettiklerini

belirten Uğurlu, veri miktarı arttıkça sistem performansında

düşüş yaşanmaması ve artan veri

miktarı karşısındaki sistemin davranışının öngörülebilir

olmasının çok önemli olduğuna dikkat

çekti. Bu avantajların yanı sıra Viznet’in, düşük

maliyet ve yüksek performans sağladığının altını

çizen Suat Uğurlu, yedeklemede tekilleştirme

ve sıkıştırma yapılabilmesi ve disk ünitelerinin

mümkün olduğu kadar etkin kullanılmasının en

önemli teknik detaylardan olduğunu belirtti.

Dr. Suat Uğurlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Sistem

Active Directory, Exchange, SPL ve Sharepoint

gibi ortamların yedeklerini granüler olarak

alabilmeli, bunları yine granüler olarak restore

edebilme yeteneklerine sahip olmak da büyük

bir gereksinimimizdi. En önemli gereksinimimiz

ise alınan yedeklerin gerçekten sağlam bir şekilde

yedeklendiği ve bunlara dönmek istediğimizde

de verinin gerçekten dönülebileceği garantisini

verebiliyor olmasıydı. Bu durum genelde bizim

bu tip projelerde çok sık yaşadığımız sıkıntılardan

biri. Verinin yedeğinin alındığını zannedersiniz

ama ihtiyacınız olduğunda, dönemezsiniz ve o

zaman kriz ortamları oluşur. Dolayısıyla seçece-

44


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

ğimiz ürünün kendini kanıtlamış, enterprise level

bir ürün olması çok önemliydi. Sanal ortamlar

için özellikle yedekleme fonksiyonlarında mevcut

ortamların yönetim ara yüzleri ile entegre olması

ve bu entegrasyon ile ek bir yönetim ara yüzüne

ihtiyaç duymadan, hem bu sanal ortamları

yönetme hem de backup ve backuptan dönme

işlemlerini tek ara yüzden yapabilme gibi bir

gereksinimimiz vardı. Projelerimizde kullanacağımız

ürünlerin Gartner raporlarında yer alması

diğer bir beklentimizdi. Verilerimiz bizim için çok

önemli, dolayısıyla bu verilerin sağlam bir şekilde

yedeklendiğini bilmek isteriz.”

Viznet ile minimum maliyet, maksimum

kapasite

Veri depolama projesinde, minimum maliyet,

maksimum kapasite arayışında olduklarını belirten

Uğurlu, düşük erişim gecikmesi ve yüksek

performans bu projede vazgeçilmezdi dedi.

Verinin depolanmasında; hızlı erişim, sağlam,

güvenilir ve kolay yönetilebilir olması en temel

ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Uğurlu, “her iki

proje kapsamında da destek alabileceğimiz sağlam,

büyük bir sağlayıcı ve güvenilir bir iş ortağı

ise başlıca gereksinimimizdi. Viznet sayesinde

kurumumuzun bütün gereksinim ve beklentilerini

tamamladık” dedi.

Büyük ve güvenilir sağlayıcı IBM, uzman

ve güvenilir iş ortağı Viznet

Büyük ve güvenilir bir sağlayıcının ürününü kullanıyor

olmalarının kendilerine sağladığı avantajın

yanında ürünün iyi kurgulanması, ortamlarına

göre ayarlanması, yani ürünün çözüme dönüştürülmesi

aslında kaliteli ve güvenilir bir iş ortağı ile

mümkün olabildiğine dikkat çeken Suat Uğurlu;

“önemli olan burada ürünü kime teslim ettiğiniz

ve bunun bir çözüme dönüşüp ne kadar kaliteli

bir faydaya dönüşebildiği. Bu noktada kesinlikle

güvenilir bir iş ortağının desteğine ihtiyaç oluyor.

Viznet, yüksek enerjisi, sağlayıcı ile olan sağlam

ilişkisi ve projeler karşısındaki isteğiyle bizde bu

anlamda bir güven oluşturdu. İhtiyacımızı çözüme

kavuşturacakları yönünde enerjileri vardı.

Proje süresince bunu daha iyi görmüş olduk.

Viznet’i tercih etmemizdeki bir diğer sebep ise;

gerektiğinde sağlayıcı ile birlikte bizi ziyaret ederek

sağlayıcının da projelerin arkasında olduğunu

bize hissettirdi. Viznet’in bu anlamda da oldukça

pozitif bir yaklaşımı olduğunu gördük. Kullanacağımız

ürün kapsamında işin ehli, ün yapmış

kişilerle birlikte çalışma fırsatı yakaladık. Viznet,

teknik yetkinliklerini de hissettirerek projeyi

başarıyla bitirecekleri yönünde bizde bir güven

oluşturdu.”

Viznet’in getirdiği yaklaşım yedekleme

zamanında büyük tasarruf sağlıyor

Dr. Suat Uğurlu; birden fazla yedekleme çözümü

alternatifi olduğunu fakat tam anlamıyla hiçbir

çözümün ihtiyaçlarına denk gelmediğini belirterek,

Viznet’in getirdiği yaklaşım ve çözümün tek

başına ihtiyaçlarını karşıladığını kaydetti. Uğurlu;

sözlerini şöyle sürdürdü: “Buna Simplified Backup

diyebiliriz. “Software Defined Backup, yazılım tabanlı

yedekleme çözümü olup donanım bağımsız

çalışılabiliyor. İstediğiniz kadar büyütebilirsiniz ve

hiçbir kısıtlaması bulunmuyor. IBM’in Software

Defined Backup çözümü kendinden kaynak ve

hedefte güçlü veri tekilleştirme sağladığı için

ek bir tekilleştirme donanıma gerek kalmadan

büyük verilerinizi daha düşük depolama sistemlerinde

korumanızı sağlar. Bir de Forever

Incremental dediğimiz özellik var. Bu özellikte,

verilerin tüm yedeğini alıyoruz ve sonraki günlerde

ise sadece değişen kısımların yedeklerini

alıyoruz. Bizim günün sonunda sanki tüm verinin

her gün yedeği alınmış gibi veriler korunuyor.

Bu, yedekleme zamanından büyük tasarruf sağlayan

bir özellik. Sistemin performansı daha çok

yedekleme alanında görülüyor. 200’den fazla

sanal makinenin yedeklemesini 2-3 saat içinde

tamamlanıyor. Sadece değişen verinin yedeğini

aldığınız için zamandan ciddi oranda tasarruf

sağlayabiliyorsunuz. Bu, CBT (Changed Block

Tracking) özelliğinden ve Incremental alıp onu

Suat Uğurlu

full gibi tutabilme özelliğinden kaynaklanıyor.”

Viznet teknoloji ortağı olarak çok güçlü

Sektörde bitmeyen bir ihtiyaç kapasitesi var, yenilikler

var; bunları takip etmek, yatırım yapmak,

proje geliştirmek ve rakiplerden geri kalmamak

zorundasınız diyen Uğurlu, Viznet ile ilgili sözlerini

şöyle tamamladı: “Bunları yaparken de,

güvenilir bir iş ortağına ihtiyacınız var. VİZNET,

projeyi birlikte yapmayı isteyeceğimiz güvenilir

bir iş ortağı oldu. Yeni projelerde de artık Viznet

güçlü bir aday olarak rakiplerinden sıyrılıyor.”

45


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Endüstri 4.0 büyük vaatleri olan kapsamlı bir devrim

İlk olarak firmanızın kuruluş ve profesyonelleşme

sürecinden bahseder misiniz?

VOLSOFT, 15 yıllık iş tecrübesine sahip bir ekip

tarafından 2013 yılında kurulmuş %100 yerli

sermayeli teknoloji şirketidir. Ekip olarak katma

değeri yüksek yazılım çözümleri üreterek bu

alanda ülkemizin dışa bağımlılığını azaltmayı ve

ürettiğimiz çözümleri ihraç ederek ülke ekonomisine

katkı sağlamayı amaçlıyoruz.

Bu amaçla çıktığımız yolda kısa sürede büyük

başarılar yakalamış durumdayız. Global pazarda

teknolojiye yön veren birçok dev şirketten iş

ortaklığı talebi almaktayız. Ayrıca başarılarımızı

yakından takip eden birçok yatırımcıdan teklifler

alıyoruz.

Volsoft sektörde hangi konularda hizmetler

veriyor? Ürünleriniz ve çözüm önerilerinizi

kısaca tanıtır mısınız?

Endüstri 4.0, IoT, IIoT, Havacılık ve EDYS özelinde

çözümler üretiyoruz. Çözümlerimizin tamamı

kendi ekibimiz tarafından geliştiriliyor ve al/sat

gibi ticari modellerden uzak duruyoruz. Bütçemizin

%30’unu AR-GE çalışmalarımız için harcamaktayız.

Bu çözümleri şu şekilde özetleyebiliriz;

Endüstri 4.0 (IIoT) & Dijital Fabrika

Endüstri 4.0’a geçişin ilk aşaması olarak kabul

edilen otomatik üretim takibi konusunda en

büyük ivmeyi yakalamış yerli şirketiz. Üretim

takibinde insan faktörünü tamamen devre dışı

bırakarak fabrikaların kısa sürede büyük katma

değerler kazanmasını sağlıyoruz. Bu alandaki çözümlerimiz

tahmin ettiğimizden daha fazla talep

görüyor.

IoT (Nesnelerin İnterneti)

IoT çözümlerimiz en çok ilgi gören ikinci ürün

grubumuz. Proje ve talebe göre özel çözümler

sunabiliyoruz. Bu çözümler akıllı üretim, akıllı

tarım, akıllı şehir, akıllı ev, ortam izleme, enerji

46


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

analizi, personel takibi ve araç takibi birçok farklı

projede kullanılmakta.

Havacılık

VOLSOFT’u, uçtan uca havalimanı yönetim çözümleri

üreten ilk ve tek yerli firma olarak adlandırmak

yanlış olmayacaktır. DCS, FIDS, ERP, Apron

Yönetimi ve bagaj otomasyonu gibi daha birçok

modülü tek bir sistemde birleştirmekteyiz. Tamamen

kendi ekibimiz tarafından geliştirilen bu

çözümler Afrika’da uluslararası bir havalimanında

dahi kullanılmakta.

EDYS (Elektronik Doküman Yönetim Sistemi)

DocCastle isimli doküman yönetim sistemi VOL-

SOFT ekibi tarafından üretilmektedir. DocCastle

bir kuruluşun dijital dönüşüm için ihtiyaç duyacağı

tüm özellikleri tek bir pakette sunan ilk ve tek

yerli doküman yönetim sistemidir.

Endüstri 4.0 devrimi ile ilgili fikir ve önerilerinizi

öğrenebilir miyim? Türkiye’yi bu

noktada nerede görüyorsunuz?

Endüstri 4.0 ya da diğer adıyla IIoT (Endüstriyel

Nesnelerin İnterneti) büyük vaatleri olan kapsamlı

bir devrim. Mevcut fabrikaları 4. Sanayi

devrimi standartlarına adapte etmek şüphesiz

uzun ve maliyetli bir süreç olacak. Ancak bu

adaptasyonun yatırım/fayda oranı tesislere hiç

olmadığı kadar değer katacak.

Ülke olarak önceki üç devrimi geriden takip etmiş

olsak ta 4. Sanayi devrimine yoğun bir ilgi

var. İş adamlarımız 4. Sanayi devrimine adapte

olarak, tesislerinin asgari yatırımla azami karlılık

elde edebileceğini görmekteler. Bu gibi sebepler

bizim çözümlerimize olan yoğun ilginin daha net

anlaşılmasını sağlamakta.

Artık dünyada olan gelişmelerin herkes tarafından

yakından takip edilebildiği bir dönemdeyiz.

İş adamlarımız fayda görecekleri ve rekabetçi

kalabilecekleri teknolojileri geç olmadan görüp

tesislerine adapte etmek istiyorlar. Benzer şekilde

devletimizin de sanayide dijitalleşmeyi ve daha

katma değerli üretimi teşvik ettiği herkes tarafından

biliniyor. Bu gibi gelişmeler ülke olarak 4.

Sanayi devrimine dünyanın gerisinde kalmadan

eş zamanlı geçeceğimizi işaret etmektedir.

IoT çözümleri ve kurumsal çözümler ilgili

kısaca bilgi verebilir misiniz? Ne konularda

hizmet veriyorsunuz?

Eğer anlamlandırılması durumunda fayda sağla-

47


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

yacak bir veri varsa, VOLSOFT burada bir çözüm

üretebilmektedir. SoC kartlarımız, sensörlerimiz,

gömülü yazılımlarımız, LoRa gibi yeni nesil haberleşme

seçeneklerimiz ve (MQTT, BigData,

Cloud) gibi yeni nesil teknolojilerimiz ile güçlü bir

sistem mimarisine sahibiz. Bu sayede aşağıdaki

sorunlara en uygun çözümleri üretebilmekteyiz;

Üretim tesisindeki her tür makine ve ekipmanın

7x24 izlenmesi ve elde edilen verinin anlamlandırılması.

Üretim adetleri, verimlilik, arıza sebepleri

ve süreleri, duruşlar, fireler, sipariş takibi ve

makine bakım takibi vs. (Akıllı Üretim)

Havalimanındaki operasyonel araçların takip

edilmesi, yönetilmesi ve araçla ilgili her tür bilginin

okunması. Bu çözüm standart araç takip

sistemleriyle karıştırılmamalıdır. Konum hassasiyeti

10 cm’dir ve tüketim, hız, kullanım istatistikleri

gibi birçok bilgi aracın içerisindeki kartlardan

okunmaktadır.

Elektrik, doğalgaz ve su benzeri sayaçların uzaktan

okunması ve tüketimin tahakkuk edilmesi.

Özellikle OSB’ler yoğun ilgi göstermektedir.

(OSOS)

Kapalı ve açık alanda varlık takibi. Buradaki varlık

bir cisim, makine, demirbaş veya insan olabilir.

Takip edilen varlığın nerede olduğu, nasıl hareket

ettiği ve geçmişe dönük hareket raporu.

Tarım arazilerinde nem ölçümü, otomatik sulama

ve ürün takibi.

Şehir ve belediyelerde otomatik sulama ve otomatik

aydınlatma.

Daha bir çok çözüm üretebilmekteyiz..

Sizce Türkiye dijital dönüşüm konusunda

nerede yer alıyor?

Ülkemizin dijital dönüşüm sınavından başarıyla

çıkacağına gönülden inanıyoruz. Çözümlerimize

olan ilgi ülkemizin dijital dönüşüm sürecine başlamış

olduğunu gösteriyor.

İş adamlarımız, yatırımcılarımız ve şirket yöneticilerimiz

organizasyon içerisinde yaşanan aksaklıkları

net bir şekilde görebiliyor ve çözümler

arıyorlar. Gelişen teknoloji sayesinde bizim gibi

teknoloji üreticileri, şirketlerimizi daha önce

mümkün olmayan çözümlerle tanıştırıyor.

Volsoft olarak 2018 hedefleriniz nelerdir?

Bizim için 2017 birçok projeyi başarılı şekilde

hayata geçirdiğimiz olumlu bir yıl oldu. 2018 de

aynı başarıyı devam ettirmeyi hedefliyoruz. Bu

bağlamda Namık Kemal Üniversitesinde inşaatı

devam eden ve Şubat ayında hizmete açılması

planlanan Eurasia Technopark’ta yeni bir AR-GE

merkezi kuruyoruz.

48


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

ininal Cüzdan uygulamasına E-Pin ve dijital kod alımı özellikleri eklendi

Lider finansal teknoloji şirketi ininal, Cüzdan uygulamasına E-Pin ve dijital kod alımı özelliğini ekledi. Yeni

özellikler sayesinde kullanıcılar, sadece ininal kartlarla alabilecekleri yüzlerce oyuna ve dijital servise ait E-Pin ve

dijital kodlara Cüzdan uygulaması üzerinden ulaşabilecek.

Steam Kodları, League of Legends, Wolfteam,

ZULA, Point Blank, Metin 2 ve çok daha fazla

oyunun E-Pin kodlarının yanı sıra, iTunes, Google

Play, Facebook gibi en sevilen dijital platformların

kodları ininal Cüzdan’a eklenen yeni özellik sayesinde

oyun ve dijital servis tutkunlarına sunulacak

ve eğlence keyfi kesintisiz devam edecek.

ininal CEO’su Ömer Suner, “Oyun ve dijital dünyaya

olan inancımızla, kurulduğumuz yıldan bu

yana bu alanda yepyeni atılımlar gerçekleştirdik.

Özellikle 2017 senesi API alanında çok aktif olduğumuz,

oyun segmenti için de yeni özel projeler

ve işbirlikleri geliştirdiğimiz bir yıl oldu. Dünyanın

en çok oynanan ve en fazla ciro yapan mobil

oyunu “Arena of Valor”’un yapımcısı Tencent

Games ile işbirliğine imza attık. Oyuncular için

özel tasarımlı ön ödemeli kartlar ve mobil cüzdan

servisleriyle finansal hizmetler sunduk. Vodafone

ile API servislerimizi bağlayarak e-spor ve taraftar

kart projemizi geliştirdik. Son olarak Global Oyun

yayıncılarının Türkiye yetkili kod dağıtıcısı Perdigital

ile API entegrasyonunu sağlayarak kullanıcılarımıza

özel olarak ininal kartlarla alabilecekleri

yüzlerce oyun ve dijital servislere ait dijital kodları

mobil cüzdan uygulamamıza ekledik. Bununla

birlikte oyuncuların en sevdiği ödeme yöntemi

olma iddiamızı pekiştirmiş olduk. Uygulamamıza

eklediğimiz yeni servisle birlikte dijital servisler

ve oyun tutkunlarını özgürleştirici bir hizmetle

buluşturmaktan mutluluk duyuyoruz.” diyor.

49


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Keiretsu Forum Türkiye’den Marketyo’ya 1.4 milyon TL Yatırım!

Perakende Sektörüne ‘Yapay Zekâ’ Kattı

Keiretsu Forum Türkiye’den 1.4 Milyon TL Kaptı!

Hem Türkiye’de hem de dünyada melek yatırımcılığın yönünü belirleyen en büyük girişimlerin öncelikli tercihi

olan Keiretsu Forum’un Türkiye ayağı Keiretsu Forum Türkiye, 25’inci yatırımını perakende sektörüne yönelik

geliştirilen teknoloji girişimi Marketyo’ya yaptı. Her ölçekteki gıda perakendecisinin online olmasını sağlayan

ve bunu da veri madenciliği, kişiselleştirme ve yapay zekâ ile birleştirmeyi hedefleyen Marketyo, Keiretsu Forum

Türkiye’den 1.4 milyon TL yatırım aldı. Marketyo, aldığı yatırım ile yurtdışına açılmayı hedefliyor. Keiretsu Forum

Türkiye, Marketyo yatırımı ile birlikte 25 girişime 37.4 milyon TL’lik yatırım miktarına ulaştı.

Üç kıtada 50 şubesi ve 2.500’ün üzerinde lisanslı

yatırımcı üyesi ile dünyanın en büyük melek yatırımcı

ağına sahip olan Keiretsu Forum’un Türkiye

ayağı Keiretsu Forum Türkiye, 25’inci yatırımını

perakende sektörü oyuncularına yönelik geliştirilen

teknoloji girişimi Marketyo’ya yaptı. Her

ölçekteki gıda perakendecisinin online olmasını

sağlayan ve bunu da veri madenciliği, kişiselleştirme

ve yapay zeka ile birleştirerek gerçekleştirmeyi

hedefleyen teknoloji girişimi Marketyo,

Keiretsu Forum Türkiye’den 1.4 milyon TL yatırım

aldı. Yatırım turuna Keiretsu Forum üyelerinden

ve Esor Investment’in ortaklarından Şevki Kuyulu

katıldı. Marketyo, büyük zincirleri herhangi

bir yazılımcı/arka ofis personeli çalıştırmalarına

gerek olmadan, ERP sistemlerine tam entegre

olarak; web ve mobilde kendi markalarıyla online

ticarete taşırken, ölçeği daha küçük marketleri ise

“Marketyo Platformu”nda konumlandırıyor. Marketyo

markalara ise kişiselleştirilmiş iletişim için

aracılık ediyor.

Yurtdışı pazarları da akıllandıracak!

Marketyo Türkiye’de ve Avrupa’da şu ana kadar

20.000’e yakın kullanıcıya onbinlerce kez alışveriş

deneyimi yaşattı. Marketyo, Keiretsu Forum

Türkiye’den aldığı yatırımı, Türkiye ve Avrupa’da

yayılma, Amerika’da ise pazara giriş için kullanmaya,

bunların yanı sıra veri madenciliği, yapay

zeka ve IOT teknolojilerini de geliştirmeye ayıracak.

Marketyo, Özer Fırat, Önder Fırat ve Gökçer

Gökdal’ın önderliğinde hayata geçirilen bir proje.

Kurucu ortaklardan Özer Fırat, Keiretsu Forum’dan

aldıkları ‘akıllı yatırım’ın etkisiyle Marketyo’yu

alanında ilk akla gelen markalardan birisi yapmak

istediklerini söyledi.

25 girişime 37.4 milyon TL yatırım

Bir diğer Kurucu Ortak Önder Fırat ise gıda perakendeciliğini

teknolojiyle bütünleştiren, omnichannel

yapıya dönüştürebilen ve her türlü hizmeti

sağlayan bir firma olma yolunda ilerlediklerini,

bu yolda yatırımın Keiretsu kanalıyla olmasının

da kendileri için ayrıca anlamlı olduğunu dile

getirdi. Son Kurucu Üye Gökçer Gökdal da “Keiretsu

Forum’dan aldığımız bu yatırımla hem çok

değerli bir partner hem de yerelde yakaladığımız

başarıyı global ölçekte yayma fırsatına sahip

olduk. Marketyo’nun 3 yıl içerisinde perakende

e-ticareti alanında dünyadaki en kapsamlı, bilinir

ve yaygın firma olacağına yürekten inanıyorum”

diye konuştu. 2012 yılından beri Türkiye’de melek

yatırımlarına devam eden Keiretsu Forum Türkiye,

Marketyo yatırımı ile birlikte 25 girişime, 37.4

milyon TL’lik yatırım yapmış oldu.

50


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

5. – 8. 4. 2018

Türkiye’nin Lider Uluslararası

Otomotiv Endüstrisi Fuarı

TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi

İstanbul / Türkiye

www.automechanika.com.tr

Türkiye Cumhuriyeti

EKONOMİ BAKANLIĞI

İŞ ORTAKLARI

DESTEKLEYENLER

/automechanikatr

/automechanikatr

/automechanikaistanbul

Automechanika Istanbul

Automechanika Istanbul

BU FUAR 5174 SAYILI KANUN GEREĞİNCE TOBB (TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ) DENETİMİNDE DÜZENLENMEKTEDİR. 51


ŞİRKET HABERLERİ

AMAC Aerospace’in Türkiye yatırımları devam ediyor

İkinci hangar Milas - Bodrum Havalimanı’nda hizmete başladı

Amac Aerospace Turkey’in 15 milyon USD yatırımla tamamladığı Milas – Bodrum Havalimanı’nda bulunan hangarı

hizmete başladı. İlk olarak Tailwind Havayolları’nın Boeing 737 tipi uçağının bakımına başlanan hangarın aynı

anda 20 özel jete bakım kapasitesi de bulunuyor.

VIP uçakların bakım ve modifikasyonları konusunda

dünyanın bir numaralı şirketi olan AMAC

Aeropace, Türkiye’de 2012 yılında kurduğu AMAC

Aerospace Turkey ile ilk olarak İstanbul Atatürk Havalimanı

Özel Hangarlar bölümünde yer alan hangarıyla

hizmet vermeye başlamıştı. İsviçre üretimi

Pilatus ve Dassault Falcon özel jetlerin onaylı bakım

merkezi olarak hizmet veren Amac Aerospace Turkey,

şimdi de Milas - Bodrum Havalimanı’ndaki

ikinci hangarında hizmet vermeye başladı.

Yaz sezonunda altı ay boyunca yaklaşık 2 bin özel

jet Milas – Bodrum Havalimanı’na iniş gerçekleştiriyor.

Bu uçaklara hizmet verecek tek bakım

tesisi olma özelliğine sahip olan hangarda aynı

zaman kış aylarında da Boeing ve Airbus yolcu

uçaklarının yıllık C bakımları gerçekleştirilecek.

İnşaatı tamamlanan ve hizmete başlayan hangarda

ilk olarak Tailwind Havayolları’na ait TC-TLC

tescilli Boeing 737 tipi uçak hangara alınarak yıllık

bakıma başlandı.

15 milyon USD’lik yatırımla tamamlanan 6.600

m2 büyüklüğündeki tesise Boeing 777 gibi büyük

gövdeli uçaklar da girebiliyor. Bölgenin uçak

bakımında merkez üssü olması hedeflenen hangar

sayesinde özellikle kış aylarında da Milas -

Bodrum Havalimanı’nda hareketlilik sağlanması

hedefleniyor.

Türkiye’nin uçak bakımında bölgede merkez üs

olmasını hedefliyoruz

AMAC Aerospace’in yakın gelecekteki hedeflerinden

bahseden AMAC Aerospace Turkey / Bodrum

Genel Müdürü Tarek Muhiddin; ‘’AMAC Aerospace

isminin Ticari Havayolu pazarı ile anılması yeni ve

ayrıcalıklı bir konu. Bunun markamızın Türkiye’de

zaten mevcut olan itibarını daha da yukarı çıkaracağına

inanıyorum. Yeni hangarımız ve tecrübeli

ekiplerimiz ile Türkiye ve Avrupa pazarındaki

mevcut rekabet gücümüze yüksek kalitemizle

daha fazla güç katacağımıza inanıyoruz’’ dedi.

Muhiddin sözlerine şöyle devam etti. “Bodrum’un

özel jetler konusundaki potansiyeline inanıyoruz.

Her yıl yaz aylarında iki binin üzerinde özel jet

Bodrum’a geliyor. Bu rakam önümüzdeki yıllarda

daha da artacak. Amac Aerospace Turkey sayesinde

artık özel jetlerin de büyük gövdeli uçakların

da bakım için başka ülkelere gitmesine gerek

kalmadı. Yeni hangarımızda en büyük gövdeli

uçaklardan en küçük jetlere kadar tüm uçakların

bakımını gerçekleştirebileceğiz. Aynı anda 20

özel jete hizmet verebilecek kapasiteye sahibiz.

Türkiye’nin uçak bakımında bölgede merkez üs

olmasını hedefliyoruz.”

52


ŞİRKET HABERLERİ

DHL Supply Chain’den çifte Ar-Ge yatırımı

Alman lojistik devi DHL Supply Chain, Türkiye’deki yatırımlarına tam gaz devam ediyor.

Şirket 2 yeni Ar-Ge merkezini hayata geçirdi.

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından bu

yıl 6’ncısı düzenlenen Özel Sektör Ar-Ge ve Tasarım

Merkezleri Zirvesi’nde şirketler hayata geçirdikleri

Ar-Ge merkezleriyle ödül ve belge almaya

hak kazandı. Zirve’ye 662 Ar-Ge ve 98 tasarım

merkezi katılırken, DHL Supply Chain de 2 yeni

Ar-Ge merkeziyle Ar-Ge Merkezi belgesini aldı.

DHL Supply Chain, dünyanın en gelişmiş işbirlikçi

robotlarından biri olan Sawyer’ı da Türkiye’de ilk

defa ziyaretçilere tanıtma imkanı buldu.

“Türkiye’ye yatırımlarımız devam edecek”

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan DHL

Supply Chain Türkiye Genel Müdürü Orkun Saruhanoğlu

şunları söyledi: “Türkiye lojistik pazarının

büyüklüğü 2017 itibariyle 100 milyar dolar olarak

açıklandı. Global lojistik pazarının toplam değerinin

7 trilyon dolar olduğunu düşünürsek, ülkemizin

bu global pazar içindeki payının yüzde 1,5

seviyesinde kaldığını görebiliriz.

Bu pay gittikçe artsa da,

cumhuriyetimizin 100’üncü

yılı olan 2023 yılı için belirlenen

200 milyar dolarlık pazar

büyüklüğü hedefine ulaşmak

için daha çok çalışmalı ve Ar-

Ge yatırımlarımızı artırmalıyız.

Biz DHL Türkiye olarak,

bu anlamda pazarı büyütmek

için Ar-Ge çalışmalarının çok

önemli olduğuna inanıyor

ve bu alana yatırımlarımızı

sürdürüyoruz. Ar-Ge merkezlerimiz

aracılığıyla dünyada

birçok ülkede uyguladığımız

yenilikleri Türkiye’ye getirmenin

yanı sıra, sıfırdan fikir ve

ürün/proje geliştirme konusundaki

çalışmalarımızı da

sürdürüyoruz. Halihazırda, lisanslı

iki farklı lokasyonumuzda

hizmet vermeye başlayan

Ar-Ge merkezlerimizde 30

mühendisimiz 20 farklı proje

üzerinde çalışmalarına devam

ediyor. DHL Supply Chain Türkiye

olarak, Türkiye’nin global

lojistik pazarındaki yerini ve

payını artırmak için tüm gücümüzle

çalışmaya devam

edeceğiz.”

53


ŞİRKET HABERLERİ

Hedef Sektörler; KOBİ’lere Bakışımız; Danışmanlık Sektörünün

Önemi ve Geleceği Üzerine Düşüncelerimiz

Merhabalar öncelikle okuyucularımızın

sizi tanıyabilmesi için kısaca kendinizden

bahseder misiniz?

İsmim Özkan ÖZEL, 1978 İstanbul doğumluyum.

Orta ve lise eğitimimi İstanbul Lisesi’nde, üniversite

eğitimimi ise Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce

İktisat bölümünde tamamladım. Profesyonel

iş hayatımda Ciner Grubu’nda Bütçe Uzmanı, Korozo

Ambalaj firmasında İhracat Satış Temsilcisi,

Şişecam Kimyasallar Bölüm Başkanlığı’nda İhracat

Satış Uzmanı, FMConsulting firmasında İş Geliştirme

Danışmanı ve son olarak Tempo İletişim

Firması’nda İş Geliştirme Yöneticisi görevlerinde

bulundum. İleri seviyede İngilizce ve Almanca

bilmekteyim. Tarih, psikoloji, ekonomi ve sosyoloji

başlıca ilgi alanlarım olup yürüyüş yapmak ve

basketbol oynamak başlıca hobilerimdendir.

Avraska İş Geliştirme ve Yönetim Danışmanlığı

firmasının kuruluş hikâyesinden

ve faaliyetlerinden bahseder misiniz?

Faaliyet alanımız ve hizmetlerimizle ilgili ilk

düşünceler Şişecam’da çalışırken yoğun şekilde

iletişimde bulunduğum yöneticimle hazırlayıp

sunmuş olduğumuz stratejik içerikli İş Geliştirme

ve Pazarlama raporları sırasında oluşmaya başladı.

Sonrasında çalışmış olduğum Alman ve Türk

ortaklı danışmanlık firmasında yabancı firmalara

Türkiye pazarıyla ilgili farklı sektörlerde iş geliştirme

raporları hazırladım ve sundum. Üniversite

yıllarımdan başlayarak tamamen bireysel ilgi ve

merakımla yoğun şekilde odaklandığım tarih,

ekonomi, psikoloji ve sosyoloji bilimlerinin de

katkılarını göz önünde bulundurduğumda değişimi,

gelişimi ve optimizasyonu hedef edinmiş

yerli ve yabancı firmalara gerek Türkiye pazarı

gerekse global pazarlarla ilgili satış, pazarlama,

iş geliştirme ve yönetim alanlarında inovatif fırsatlar

sunmayı hizmet alanı olarak belirledim. Bu

amaçla firmamızın temellerini 2011 yılında attık.

Yabancı firmalara sağladığımız hizmet başlıklarımız

Türkiye pazarıyla ilgili pazar araştırmaları

gerçekleştirip Türkiye pazarı fırsat ve potansiyelini

firma içeriğiyle konsolide ederek Türkiye pazarına

girmeyi hedefleyen yabancı firmaların satış,

pazarlama, yönetim ve finansal faaliyetlerini

bizzat yönetmektir. Yerli firmalarımıza sağladığımız

başlıca hizmet başlıkları ise Pazarlama

Stratejilerinin oluşturularak Satış & Pazarlama

faaliyetlerini yürütmek ve yönetmek, Fırsat ve

Trendlerin Belirlenmesi ve firmanın fırsatlardan

optimum seviyede faydalanmasının sağlanması,

(stratejik) yöneti(şi)m ve Dışarıdan İçeriye Bakış

Yaklaşımının geliştirilmesi, firmanın ihracat veya

ithalat fırsatlarından optimum seviyede faydalanmasının

sağlanması ve ilgili satış & pazarlama

faaliyetlerinin bizzat yönetilmesi.

Genelde hangi sektörlerde danışmanlık

çalışmalarını yönetiyorsunuz?

Satış, pazarlama, iş geliştirme ve yönetim başlıklarının

temel mantığı ve işleyişi tüm sektörlerde

benzerlik gösterdiğinden odaklandığımız belirli

bir sektör yok. Dikkat ettiğimiz en önemli nokta

ilgili firmanın kendisine ve sektöre bakışı, hedefleri,

vizyonu. Bununla beraber tecrübenin her

zaman bir katma değer olduğu konusunda hem

fikiriz ve geçmişten bugüne farklı sektörlerde

edindiğimiz deneyim ve tecrübeyi hızlı uyum ve

algılama kabiliyetimizle birleştirdiğimizde birçok

farklı sektörde firmalarımıza optimum hizmeti ve

desteği sağlayabileceğimiz konusunda netiz.

Geçtiğimiz yılı nasıl geçirdiniz? Bu yıl hedeflerinizde

neler var?

Yaklaşık beş yıldır Türkiye faaliyetlerini yürüttüğümüz

ve pazara yerleştirme başarısını gösterdiğimiz

entegre servo ve step motor üretiminde

öncü Danimarkalı firmayla yollarımızı ayırma

kararı aldık. Kızılötesi gece görüş aydınlatma

sistemleri üretimi konusunda dünya çapında en

ileri teknoloji ve üretim kabiliyetine sahip 100%

Türk mühendislik firmasının ihracat faaliyetlerini

üstlendik ve ilk etapta Almanya ve İran pazarla-

54


ŞİRKET HABERLERİ

rında belli aşamalar kaydettik. Bunların dışında

Hollanda Ticaret Odası ile yürüttüğümüz görüşmeler

sonucunda Türkiye pazarına ilgi gösteren

Hollandalı firmalara danışmanlık hizmeti verme

konusunda fikir birliğine vardık. Ayrıca İstanbul

TÜYAP Fuar Merkezi’nde gerçekleşen Avrasya

Ambalaj Fuarı’nda ilk defa katılımcı olduk ve

önümüzdeki yıl için de yerimizi ayırttık.

2018 yılıyla ilgili planlarımız arasında Mart

ayında gerçekleşecek WIN Otomasyon Fuarı’na

katılımcı olmayı planlıyoruz. Bunların dışında

uluslararası fuarlara da katılmayı hedefliyoruz ve

bu doğrultuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Son olarak iletişimde olduğumuz yerli ve yabancı

bazı firmalarla projelerimizi 2018’in ilk aylarında

hayata geçirmeyi hedefliyoruz.

KOBİ’lere yönelik yürüttüğünüz danışmanlık

ve temsilcilik çalışmaları kapsamında

neler yapıyorsunuz?

KOBİ’lerimize pazarlama, iş geliştirme ve yönetim

danışmanlığı başlıkları altında sağlayabileceğimiz

hizmetleri şu şekilde sıralayabiliriz:

Firma sahiplerini, sektörlerini, firmanın pazardaki

konumunu, yönetici ve çalışanlarını tanıyarak pazarlama

stratejilerini ve pratikteki uygulamalarını

geliştirip optimize edebiliriz.

İhracat fırsatlarını araştırarak ihracat faaliyetlerine

başlamalarına rehberlik edebiliriz, ihracat satış

& pazarlama faaliyetlerini bizzat yürütebiliriz.

Ayrıca ihracat departmanının kurulmasını sağlayabiliriz.

Firma sahipleri ve yöneticilerine (stratejik)

yöneti(şi)m alanında danışmanlık desteği sağlayarak

firmanın işleyişinin optimize edilmesine

katkı sağlayabiliriz.

Firma Organizasyon Yapısı’nı optimize ederek

firma hedeflerine daha emin ve net şekilde yönelmelerine

katkı sağlayabiliriz.

Firma sahiplerine ve yöneticilerine yönetici

koçluğu desteği sağlayarak kendisine, işine ve

firmasına daha etkin, yetkin ve sağlıklı şekilde

yaklaşmasına katkıda bulunabiliriz.

Sizce KOBİ’ler yeterince danışmanlık hizmetlerinden

yararlanıyor mu?

Gerek özellikle son 10 yılda küresel ekonomide

yaşanan krizler ve sıkıntılar, gerekse ülkelerin

üretime katılma ve üretimden pay alma konularına

verdikleri son derece yüksek ilgi ve önemin

sonucu olarak rekabet, dolayısıyla ayakta kalma

firmalar, özellikle de KOBİ’ler için çok daha zor ve

yorucu hale gelmiş bulunmaktadır. Bununla beraber

değişim ve gelişimin gerekleri olan emek ve

belirsizlik de firmalar için bir engel oluşturmakta

ve sonuç olarak KOBİ’lerin danışmanlık hizmetlerinin

önemiyle ilgili farkındalık seviyeleri yeterli

seviyeye ulaşmamaktadır. Bunların dışında bir

değer neden ise danışmanlık sektörünün iç sorunlarıdır.

Katma değeri yüksek sektör ve/ veya

faaliyet alanında bulunan KOBİ’lerin danışmanlık

hizmetlerine daha yakın ilgi göstereceği düşüncesindeyim.

Sektörünüzün dünü, bugünü ve geleceği

hakkında neler söylemek isterseniz?

Sanayi devrimini ıskalamış olan ülkemiz her ne

kadar 1923 Cumhuriyet Türkiye’si sonrasında lider

ülkelerle arasındaki gelişmişlik farkını azaltmak

için belli çabalar ortaya koymuş olsa da ülke ekonomisi

temelde katma değeri düşük sektörlerde

faaliyet göstermeye zorlanmıştır. Bunun temel

sonuçları ise kısa vadeli günü kurtarmaya yönelik

vizyon, gelişime direnç gösteren yaklaşım ve de

biz’den ziyade ben’i ön plana çıkaran düşünce anlayışı.

Bu temel yapıda bilginin, inovasyonun, gelişimin,

optimizasyonun önemi genel olarak son

derece düşüktür; dolayısıyla danışmanlık hizmetleri

yeterli seviyede ilgi ve değer görmemektedir.

Bunların dışında kolay yoldan para kazanma

anlayışı da kendi sektörümüzün güvenilirliğine,

saygınlığına zarar vermiştir.

Ancak gerek yurtdışında eğitim almış, oralardaki

yaşam standartlarını deneyimlemiş sonrasında

Türkiye’ye dönüş yapmaya karar vermiş insanların

azımsanmayacak sayıda olması gerekse ülke

ekonomisinde hizmet sektöründe çalışan sayısının

yüksek seviyelerde olmasının sonucu olarak

özellikle son 10-15 yılda Türkiye’de farklı alanlarda

saygın, kıymetli danışmanlık firmaları ortaya

çıkmaya başlamıştır.

Gerek iletişim ve ulaşım imkânlarının insanlara

dünyanın her yerini ulaşılabilir kılması gerekse

insanlığın farkındalık ve beklenti seviyesi göz

önünde bulundurulduğunda önümüzdeki dönemde

üretim, bilimin rehberliği, farklılaşma,

dinamizm, ben değil biz yaklaşımı çok daha fazla

önem kazanacaktır. Bu bağlamda doğru danışmanlık

firmalarına olan ilgi ve ihtiyaç artacaktır.

Yönetim Danışmanlığı, şirketlere ve özellikle

KOBİ’lere ne gibi faydalar sağlar?

Gerek müşteri, çalışan ve yönetici tarafında artan

“ben değeri” arayışı, gerek yerel ve küresel rekabetin

çok daha yüksek seviyelerde olması gerekse

özellikle son on yılda dünya ekonomisinin içinde

bulunduğu kriz koşulları göz önünde bulundurulduğunda

firmalar için rasyonel olma ve çalışma

çok daha kritik önem taşımaktadır.

İşi faaliyet alanıyla ilgili olarak bilgiye odaklanma

ve de o bilgiyi firma gerçeğinde optimum şekilde

hayata geçirmek olan danışmanlık firmaları

KOBİ’ler için stratejik öneme sahiptir. Yönetim

Danışmanlığı’nın firmalar için önemiyle ilgili

olarak başta firma sahiplerinin sonrasında yönetici

ve çalışanların işlerinde optimum katkıyı

sağlayabilmeleri için yaşam içinde sonrasında

ise iş yaşamıyla ilgili kendilerini doğru yere konumlandırmaları

kritik öneme sahiptir. Yönetim

danışmanları firma sahipleri ve yöneticilerine

destek vererek kendilerine, işe, firmaya doğru

temellerde yaklaşma bunun doğal sonucu olarak

da firmanın daha sağlıklı işlemesine katkıda bulunabilirler.

Bu destek sonucunda firma içindeki

karşılıklı iletişim, paylaşım, sinerji, ben değil biz

anlayışı, insan potansiyelini doğru şekilde doğru

yerlere yönlendirme kararlılığı kuvvetlenebilecek

bu da firmanın piyasada daha rekabetçi, dinamik,

dikkat çekici olmasına katkı sağlayacaktır.

Bir diğer önemli başlık ise aile işletmeleri yönetimi.

Mayıs 2017 sayınızdaki makalemde de

belirtmeye çalıştığım üzere dünyada ve Türkiye’de

işletmelerin oldukça büyük kısmı aile işletmesidir

ve aile işletmelerinin yönetimi, işleyişi temelde

pazar dinamikleri tarafından belirleniyor olsa

da patron işletmelerinden bazı farklılıklar da

içermektedir. Aile işletmeleri önemli fırsatların

yanında bazı riskler de içermektedir dolayısıyla

aile işletmelerinin doğru temellerde faaliyetlerini

sürdürmeleri son derece önemlidir. Doğru kaynaktan

temin edilecek yönetim danışmanlığı aile

işletmesinin daha rasyonel, piyasa koşullarının

gerektirdiği içerikte sağlam temellerde işlemesine

kritik destek sağlayabilecektir.

Peki, neden sizi tercih etmeliler? Diğer

danışmanlık şirketlerinden farkınız nedir?

Eğitimimi ülkenin saygın okullarında tamamlamış

olmamın getirdiği sağlam altyapının sonrasında

farklı sektörlerde faaliyet gösteren saygın

kurumlarda uzun yıllara dayanan ihracat satış,

iş geliştirme, pazarlama alanlarında profesyonel

tecrübe ve deneyimlerim oldu. Bunların dışında

üniversite yıllarından başlayarak özellikle psikoloji,

tarih, ekonomi, sosyoloji alanlarına olan özel

ilgimin sağladığı son derece kıymetli bilgileri akıl

süzgecimden geçirerek özümsememin getirdiği

bakış açısının da danışmanlık mesleğime eşsiz

katkılarını gözlemlemekteyim.

Ayrıca teoriye verdiğimiz eşsiz önemi bizzat

piyasanın içinde bulunmamızın sağladığı pratikle

konsolidasyon edebilme imkanı firmalara

optimum katma değer sağlamamızda stratejik

öneme sahiptir.

İşimizi çok seviyoruz ve salt işten daha fazla anlamlar

yüklüyoruz, bu da iş verimimizin yükselmesine

yol açıyor.

Bir işletmeyi oluşturan farklı departmanların birçoğunda

önemli tecrübelerimizin bulunması

da bütünü görmemize ek olanak sağlıyor bu da

çok daha etkin çözümler üretmemizi olanaklı kılıyor.

55


ŞİRKET HABERLERİ

Ayakkabı Dünyası, yeni franchise sistemi ile büyüme yolunda güçlü adımlar atmaya devam ediyor...

Ayakkabı Dünyası’nın 2020 ciro hedefi 637 milyon TL!

Uygar Turcan

Akbacakoğlu Grup’un 2014 yılında Esas Holding

ile gerçekleştirdiği işbirliği sonrası 360 derecelik

değişim ve gelişim sürecini başlatan Ayakkabı

Dünyası, Genel Müdür Uygar Turcan’ın ev sahipliğinde

yatırım planlarını ve yeni dönem hedeflerini

katılımcılarla paylaştı. 1923 yılından günümüze

ayakkabıcılık sektörünün nabzını tutan

markanın; büyüme hedefleri, 2017 yılı verileri,

2018 yılı yol haritası ve yeni iş modelleri Çırağan

Sarayı Enderun Salonu’nda düzenlenen basın

toplantısında değerlendirildi.

Toplantıda konuşan Ayakkabı Dünyası Genel Müdürü

Uygar Turcan: “2014 yılında 14 ilde mağazamız

bulunuyordu. 4 yılda yaptığımız yatırımlarla

bugün 30 ilde ziyaretçilerimizle buluşabiliyoruz.

Bu 4 yıl içerisinde mağaza sayımızı 70’e çıkarttık.

Toplam metrekaremiz 40.000 metrekareye ulaştı.

2017 yılında yıllık 2,5 milyon ayakkabı satış

adedine ulaşmış bulunuyoruz. 250 milyon TL’ye

yaklaşan ciromuz, hedeflerimize sağlam adımlarla

ilerlediğimizin göstergesi oldu. 2017 yılında

istihdama katkımız 750 kişiye ulaştı. 25 milyona

yaklaşan ziyaretçi sayımızla kendi rekorumuzu

kırdık. Her yıl Türkiye nüfusunun yaklaşık 3’te

1’ine ulaşan sayıda ziyaretçiyi mağazalarımızda

Her yaştan tüketiciye birbirinden cazip seçenekler sunan Ayakkabı Dünyası, tüketicilerinden

aldığı destek ile büyüme ivmesini sürdürüyor. Bu doğrultuda 2017 yılında 250 milyon TL’ye

yaklaşan ciro rakamı elde eden Ayakkabı Dünyası, yıl içerisinde ulaştığı 70 mağaza sayısı

ve 750 kişilik istihdamı ile dikkat çekiyor. Yeni geliştirdikleri bayilik sistemi ile büyümeye

devam edeceklerini belirten Ayakkabı Dünyası Genel Müdürü Uygar Turcan, 2018 yılında 345

milyon TL, 2019 yılında 467 milyon TL, 2020 yılı sonunda ise 637 milyon TL ciroya ulaşmayı

amaçladıklarını da aktarıyor.

7’den 70’e herkesin ayakkabıcısı olma hedefiyle yola çıkan Ayakkabı Dünyası, yeni bayilik

sistemi ile pazardaki hacmini genişletiyor. Gerçekleştirdiği basın toplantısında yeni bayilik

modelini aktaran Ayakkabı Dünyası Genel Müdürü Uygar Turcan, sistemin herkes için fırsat

olduğunun altını çiziyor. Yeni model hakkında bilgi veren Turcan: “ Mağaza cirosunun yüzde

30’unun yatırımcıya ait olduğu yeni bayilik sisteminde, franchise bedeli bulunmuyor. Aynı

zamanda kesin stok satın alma uygulamasının da olmadığı sistemde, ürünler konsinye olarak

veriliyor. Yeni sistemde, ortalama 2 ile 4 yıl içerisinde yatırım geri dönüşü öngörülüyor. Yeni

bayilik modelinde bayilere 7 gün 24 saat profesyonel destek sağlanıyor” dedi.

misafir ediyoruz. 2018 yılında hedefimiz 345

milyon TL ciroya ulaşmak olacak. 2019 yılında

467 milyon, 2020 yılı sonunda da 637 milyon TL

ciroya ulaşma hedefinde olacağız” dedi.

Hedeflerine yeni bayilik sistemi ile ulaşmak istediklerini

belirten Uygar Turcan: “Ayakkabı Dünyası

olarak geliştirdiğimiz yeni bayilik modelimizde

franchise bedeli bulunmuyor. Aynı zamanda

kesin stok satın alma uygulamasının da olmadığı

sistemde, ürünler konsinye olarak veriliyor.

Dolayısı ile bayinin stok riski olmuyor veya stok

için işletme sermayesi koyması gerekmiyor. Mağaza

cirosunun yüzde 30’unun yatırımcıya ait

olduğu bayilik sistemimizde ürünlerin indirimli

satılıp satılmadığına bakılmaksızın aynı oranı

uyguluyoruz. Başka bir deyişle indirim dönemlerinde

de bayinin getiri oranı değişmiyor. Yeni

sistemde ortalama 2 ile 4 yıl içerisinde yatırım

geri dönüşü öngörüyoruz. Kendi mağazalarımızı

nasıl yönetiyorsak aynı şekilde bayilerimize bölge

müdürlerimizle 7 gün 24 saat profesyonel destek

sağlıyoruz” dedi.

Teknoloji Yatırımı

Ayakkabı Dünyası, teknolojik altyapı çalışmalarıyla

da ön plana çıkıyor. Bilgi Teknolojileri departmanının

geliştirdiği mobil satış uygulaması,

mağaza içerisinde hızlı stok kontrol ve adresleme

sistemi ile hızlı servis verilmesini sağlıyor. Uygulama,

aynı zamanda tüm mağazaların stoklarını

kontrol edebilme, diğer mağaza stoklarından

satış imkânı ve ziyaretçilerin diledikleri adrese

sevkiyat imkânı da sunuyor.

Ayakkabı Dünyası’nın mobil satış uygulaması

hakkında bilgi veren Uygar Turcan, “Birçok firmada

yavaş yavaş görmeye başladığımız bu

teknoloji aslında tek başına yeterli değil. Bu teknolojiyi

kullanmak için aynı zamanda kültür değişimi

yapmak gerekiyor. Geleneksel metotlarla

iş yapmaya alışmış ve en önemlisi o yöntemin en

doğru yöntem olduğunu düşünen insanlara ‘artık

öyle değil böyle iş yap’ diyoruz. Ben bu kültür

değişikliğini başarıyla yapmış olmamızdan dolayı

rekabette fark yarattığımızı ve hala 1 adım önde

olduğumuzu düşünüyorum.

Günümüz perakendeciliğinde vazgeçilmez olan

Omni channel yapıda sektörün oldukça ilerisindeyiz.

Oluşturduğumuz yapı ile tüketici deneyimini

kusursuz hale getirmeyi hedefliyoruz. Müşterilerimiz,

internet siparişlerini mağazalarımızdan

alabiliyor veya mağazalarımızda ürünlerini de-

56


ŞİRKET HABERLERİ

ğiştirebiliyorlar. Online ve offline müşterilerimizi

unique olarak tek bir veri tabanında takip ederek

omnichannel uygulama açısından Türkiye’nin

sayılı firmalarından biri olduğumuzu söyleyebilirim.

Bütünleşik müşteri datamız sayesinde etkili

müşteri ilişkileri yönetimi sağlıyoruz. Bu da tüm

kanallarda entegre pazarlama ile güçlü iletişimi

beraberinde getiriyor. Online - offline entegrasyon

ile ortak stok yönetimi bu alanda öne çıkıyor.

Algoritmik ürün planlama sistemimiz sayesinde

detaylı satış analizi ve machine learning aracılığıyla

ürünlerin doğru lokasyonda bulunurlukta

olmasını sağlıyoruz. Tamamen sistemsel bir yaklaşımla

hangi ürünün hangi mağazamızda daha

çok satılma ihtimali olduğunu hesaplıyoruz. Böylece

doğru ürünün doğru zamanda doğru yerde

olmasını sağlıyoruz.

Elektronik belge akış sistemi, süreçlerin elektronik

ortamda takibine ve operasyon akışlarının detaylı

analizine olanak tanıyor. Örnek vermek gerekirse

mağazalar eskiden; IT, planlama gibi destek fonksiyonlarından

bir talepleri olduğunda telefon açıyor

veya e-mail atıyorlardı. Bu sistemle elektronik

belge akış sistemine taleplerini giriyorlar böylece

alınan her talebin ne zaman karşılandığını ölçebiliyor,

oluşan veri tabanı sayesinde problemlerin

analizini kolayca yapabiliyor, prosesslerimizde

iyileştirme alanlarını belirleyebiliyoruz” dedi.

Lojistik Uygulamaları

Basın toplantısında Ayakkabı Dünyası’nın lojistik

alanındaki uygulamaları da katılımcılara anlatıldı.

Ayakkabı Dünyası olarak 2 depo ile operasyon

gerçekleştirdiklerinin ve en hızlı sezon geçiş kabiliyetine

sahip olduklarının altını çizen Uygar Turcan,

“Rakip firmalardan çok daha erken bir zaman

için, mağazalarda belirttiğimiz tarihte yaz sezonundan

kış sezonu düzenine geçeceğiz diyoruz ve

bunu o tarihte çok hızlı bir şekilde başarı ile uygulayabiliyoruz.

400.000 ürün depolama kapasitesi

bulunan Ankara’daki depomuz ve 100.000 ürün

depolama kapasiteli İstanbul depomuz, günlük

toplam 10.000 işlem gerçekleştirebiliyor. Toplamda

500.000 depolama kapasitemiz ve günlük

10.000 işlem kabiliyetimiz bulunuyor” dedi.

İnsan Kaynakları Çalışmaları

Uygar Turcan, insan kaynakları alanındaki uygulamalarına

değinirken çalışanlarının eğitimlerine

büyük önem verdiklerini belirtti ve “Kariyer yolunda

tüm ekibimizin eğitim almasını sağlıyoruz.

Online eğitim portalımız aracılığıyla tüm çalışanlarımıza

verdiğimiz eğitimlerin kişi başına düşen

süresi 306 dakikaya ulaştı. Mağaza ekiplerimize

online eğitimin yanı sıra sahada eğitim koçlarımız

aracılığı ile sürekli satış eğitimleri veriyor ve

bilgilerinin güncel kalmasını sağlıyoruz. Toplamda

5904 saat, kişi başına 16 saatlik satış eğitimlerimizi

2017 yılında tamamladık” dedi.

Ülke ekonomisine inandıklarının ve yatırımlarına

ara vermeden devam ettiklerinin altını çizen Turcan,

günün modası dendiğinde akla gelen lider

ayakkabı perakendecilerinden biri olarak, yenilikçi

yaklaşımlarla büyüme ivmelerini sürdürürken

Türk ayakkabı sektörünün önemli ve saygın markalarından

biri olmaya devam ettiklerini söyledi.

57


ŞİRKET HABERLERİ

Howden Ortadoğu’da büyüyor

İngiltere merkezli reasürans ve sigorta brokerliği şirketi Howden, Umman’da New Generation Insurance Services

adlı şirketin çoğunluk hisselerini satın aldı. Yeni şirket Howden’in Türkiye, Ortadoğu ve Afrika Bölge CEO’su Atınç

Yılmaz’a bağlı olacak.

Hyperion Insurance Group’a bağlı sigorta ve

reasürans brokerliği şirketi Howden, merkezi

Umman’da bulunan New Generation Insurance

Services Ltd.’in (NGIS) hisselerinin çoğunluğunu

satın aldı. Kuruluşun adı Howden Insurance Brokers

Ltd. olarak değiştirilirken, yeni şirketin CEO’su

olarak da Rajiv Arora atandı. Arora, Howden’ın

yeni Türkiye, Orta Doğu ve Afrika Bölge CEO’su

Atınç Yılmaz’a bağlı olarak çalışacak.

Howden’ın ve ana şirket Hyperion’un CEO’su David

Howden Umman’ın sigorta piyasasının hızla

büyüdüğüne dikkat çekerek, Howden Grubu’nun

Londra’nın yanı sıra uluslararası pazarlara ve özel

sigorta ürünlerine erişimi sayesinde, bu bölgedeki

müşterilere yeni bir yaklaşım sunabileceklerini

söyledi. David Howden, “Amacımız, uluslararası

becerilerimizi Umman’da müşterilerimize en iyi

şekilde ulaştırabilmemizi sağlayan, üstün bir

brokerlik şirketi inşa etmek” diye konuştu.

David Howden

58


ŞİRKET HABERLERİ

Borsa İstanbul’da Kerevitaş için gong töreni düzenlendi

Dondurulmuş gıda pazarının lideri Kerevitaş’ın, son dönemdeki en büyük tahsisli sermaye artışı sonrası Türkiye

yağ pazarının lideri Besler’i resmen satın almasının ardından Borsa İstanbul’da gong töreni düzenledi.

Borsa İstanbul’da düzenlenen törene Yıldız Holding

Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Ülker,

Yıldız Holding İşlenmiş Et, Dondurulmuş Gıda ve

Kişisel Bakım Grup Başkanı Oğuz Aldemir, Yıldız

Holding CFO’su Mustafa Tercan ve Borsa İstanbul

A.Ş Genel Müdür Yardımcısı Korkmaz Ergün ile

finans ve yatırım dünyasının temsilcileri katıldı.

Gong töreni sırasında konuşan Yıldız Holding Yönetim

Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Ülker, “Yıldız

Holding olarak Türkiye’de yatırımlara devam ediyoruz.

Dondurulmuş gıda alanında sektör lideri

olan şirketimiz Kerevitaş, Türkiye’nin yağ pazarının

yüzde 65’ine hâkim, sektör lideri şirket Besler’i

bünyesine katarak gücüne güç kattı. Kerevitaş,

Marsa’nın da çoğunluk hissesini elinde bulunduran

Besler ile birlikte önce bölgesel ardından da

küresel bir yolculuk hedefliyor. Kerevitaş; satın

alma sonrası güçlü özkaynak ve istikrarlı büyüme

trendi ile gıda alanında birçok farklı sahaya

yatırım yapabilecek mali güce sahip olacak ve

bir yandan da sürdürülebilir büyümesini devam

ettirecek. Böylesine büyük bir yapıyla, daha önce

olduğu gibi bundan sonra da Türkiye ekonomisi

ve ihracatı için çalışmaya devam edeceğiz. Yeni

yapımızla küçük ve büyük yatırımcılarımızı memnun

etmeyi hedefliyoruz. Hepimiz için hayırlı olmasını

dilerim” şeklinde konuştu.

Borsa İstanbul A.Ş Genel Müdür Yardımcısı Korkmaz

Ergün, “Borsamızda işlem gören en önemli

şirketlerimizden Kerevitaş Gıda’nın Besler Gıda’yı

satın alması sonrasında, finansallarını güçlendirmesini

ve faaliyetlerini genişletmesini ümit

ediyor ve bu açıdan önemsiyoruz. Borsamızda

işlem gören Kerevitaş’a yatırım yapan Kerevitaş

yatırımcılarının bu satın almadan dolayı yatırımlarını

artıracağını düşünüyoruz. Bu vesileyle

emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum”

şeklinde konuştu.

Yıldız Holding İşlenmiş Et, Dondurulmuş Gıda ve

Kişisel Bakım Grubu Başkanı Oğuz Aldemir, “Bugün

Kerevitaş, Türkiye’nin pazar lideri yağ üreticisi

Besler’in de sinerjisiyle daha geniş alanda faaliyet

gösteren ve büyük bir satış hacmi olan yeni

bir yapıya dönüşüyor. Besler’in güçlü öz kaynağı,

sürdürülebilir büyüme kriterleri ve tam otomasyona

sahip üretim tesislerinin yeni yapımıza

destek vereceğini belirtmek istiyoruz. Hedefimiz,

tüketicilerimizin karşısına daha geniş bir portföy

ile çıkarak müşteri memnuniyetimizi artırmak”

değerlendirmesinde bulundu.

Yıldız Holding CFO’su Mustafa Tercan, “Türkiye’nin

halka açık en büyük ikinci gıda şirketi olma yolunda

sağlam adımlarla ilerliyoruz. Bugün artık

elinde Kerevitaş hissesi bulunduran yatırımcılar

Besler gibi güçlü bir markanın da bu hisse içinde

yer aldığını bilmeli ve bunun güvenini hissetmeli.

Bu yeni yapının hissedarlarımıza güven vereceğine

inanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Kerevitaş’ın 904,5 milyon TL ödediği bu anlaşma

sonrası 2017 yılı sonu konsolide net cirosunun

yaklaşık 2.5 milyar TL, konsolide FAVÖK’ün 150-

160 milyon TL civarında gerçekleşeceği öngörülüyor.

59


ŞİRKET HABERLERİ

Ören Kablo, yeni nesil Cat 7 data kabloları ile yine fark yaratıyor

İçinde bulunduğu coğrafyada teknolojik imkanları ve üretim kapasitesi açısından kablo sektöründe lider konumda

olan Türkiye’nin, sektördeki önemli oyuncularından biri olan Ören Kablo müşterilerine sunduğu yeni nesil Cat

7 data kabloları ile tekrar fark yaratırken, yeniden yapılanma sürecinin bir parçası olarak değişim ve gelişimini

pekiştiren yeni kurumsal kimliğini ve logosunu da eş zamanlı olarak duyurdu.

Türkiye’nin ilk koaksiyel kablo üreticisi olarak bilinen

Ören Kablo, yıllar içinde müşteri memnuniyetini

birincil öncelik yaparak genişlettiği üstün

kaliteli ürün gamına konusunda uzman, dinamik

ve yaratıcı takım arkadaşlarıyla hayata geçirdikleri

yeni nesil ürünlerini de ekleyerek üstün kaliteli

ve uygun fiyatlı kablolarını müşterileriyle buluşturmaya

devam ediyor.

Ören Kablo , teknik yönden çok güçlü aynı zamanda

girilmesi zor bir pazar olan Almanya’da

güçlü bir marka değeri yaratmış olup Almanya’da

faaliyet gösteren kablo operatörlerinden ürünlerine

teknik onay alabilmiş ve kendi markasıyla

kendini bu pazarda kanıtlamış ilk ve tek Türk

firmasıdır. 2009 yılından bu yana Almanya kablo

TV ürün segmentinde olan firma bugün itibari ile

%60’lık pazar payı ile “lider” konumundadır.

Avrupa’da Türkiye’yi temsil eden önemli kablo

markaları arasında sağlam bir yere sahip olan

firma teknolojiyi bir adım önde takip ederek veri

paylaşımının hızlanma ihtiyacı için altyapısını

geliştirdi ve data kablolarında “büyük bant genişliği”

ihtiyacını gidermek için yeni nesil

data kablolarını

tüketicileriyle buluşturmaya başlamıştır.

Veri transferinde kullanılan Cat kablolar, diğer

bir adıyla ethernet kablolar, gelişen teknoloji ile

beraber hızlanma ihtiyacı taşırlar. Hızlanan veri

transferlerini karşılamak için farklı teknik özelliklere

sahip cat6, cat6a ve cat7 kablolar bu

sebeple üretilmekte olup bu ürünlerin kullanım

alanına göre doğru seçimi önem taşır. 2016 yılının

sonuna kadar Cat 6 kablo üretimini aralıksız

sürdüren firma, gelişen teknolojinin doğuracağı

ihtiyaçları önceden görerek Ar-Ge ve üretim

yatırımlarını üstün kaliteli Cat 7 ve Cat 7A kablo

ürünlerini de sunabilecek seviyeye getirmiştir.

Ören Kablo bugün itibari ile teknolojik gelişmelere

paralel sektörde ileriki dönemlerde doğacak

ihtiyaçları karşılayacak üretim koşullarını bugünden

karşılayacak kapasitededir.

Firma, Cat 7 ve üzeri Data/LAN kablolarında

izolasyon malzemesi olarak Köpüklü Polietilen

kullanıldığından öncelikle Cat 7 ve üzeri Data/

LAN kablolarının izolasyonlarının üretimleri için

Fiziksel Köpüklü İzolasyon hattına yatırım yapmıştır.

Ören Kablo, kablo kategorisinin artmasıyla

hassasiyetinin de artması, dolayısıyla perlerin

Empedansını, direnç dengesizliğini üretim

sırasında çok iyi

kontrol altında tutulması gereksinimini de göz

önüne alarak kabloyu tek aşamada bükebilen

hatlarında bu parametreleri sürekli kontrol altında

tutabilmek için perlerin bükülmesinden,

en son grup büküme kadar her aşamada online

gerginlik kontrolü sağlayabilmektedir. Üretim

hatlarının yanı sıra test cihazlarına da ciddi yatırımlar

yapan firma laboratuvarlarına en son

katmış oldukları test cihazları sayesinde Data/

LAN kablolarını 2GHz seviyesine kadar test edebilmektedir.

Yeni segment ürünleri olan Cat7 serisinde de

aynı prensibi sürdürecek olan Ören Kablo yine

aynı ihracat prensibini benimseyerek yurt dışında

doğabilecek ihtiyaçlara cevap verecek “Ören Kablo”

markalı ürünleriyle her türlü projede, pek çok

ayrı ülkede kendi ismi ile yer almayı ve ülkemizi

farklı coğrafyalarda da üstün kaliteli ve rekabetçi

ürünleri ile temsil etmeyi hedeflemektedir.

60


ŞİRKET HABERLERİ

En büyük gemileri Aliağa’da konuk edecek

Petlim Genel Müdürü Doğan Çırakoğlu, eylülde ikinci fazı da tamamlanan ve 1.5 milyon TEU kapasitesiyle

Türkiye’nin üçüncü büyük konteyner terminali olan Petlim’in bölge ticaretinde önemli rol oynayacağını söyledi.

Doğan Çırakoğlu

62

SOCAR Türkiye’nin iştiraki Petlim Konteyner Terminali,

Ege Bölgesi’nin ticaretine çok önemli katkı

sağlayacak, 16 bin TEU’luk en büyük gemilerin

yanaşabileceği terminalin kapasitesi 1.5 milyon

TEU olacak. Petlim Genel Müdürü Doğan Çırakoğlu,

Türkiye ihracatının yaklaşık yüzde 30’unu

gerçekleştiren Ege Bölgesi’nde Petlim’in en büyük

konteyner terminali olacağını ifade etti.

Petlim’in dünyanın en büyük terminal işletmecilerinden

biri olan APM Terminals İzmir tarafından

28 yıl boyunca işletileceğini dile getiren Çırakoğlu,

“Artık 16 bin TEU’luk büyük gemilerin de

Aliağa’ya yanaşabileceğini düşünürsek, Petlim’in

bölge ticaretine çok büyük katkısı olacağını söyleyebiliriz.

Ulaştırma Bakanlığı’nın hali hazırda

devam eden otoyol ve demiryolu bağlantıları da


ŞİRKET HABERLERİ

tamamlandığında rekabetçi yapımızla daha da

ön plana çıkacağız” dedi.

400 MİLYON $’LIK YATIRIM

Petlim’in tamamen Türk müteahhitleri, mühendisleri

ve işçileriyle tamamlanarak 400 milyon

dolarlık yatırım ile hayata geçtiğini anlatan Çırakoğlu,

“Petlim, eylül ayında ikinci fazın da devreye

girmesiyle gerekli işletme izinleri alındıktan

sonra kapasitesini iki kat artırarak 1.5 milyon

TEU’ya çıkaracak. 700 metrelik konteyner rıhtımı,

42 hektarlık geri sahası ve 150 metrelik genel

kargo ve dökme yük rıhtımı bulunan Petlim, 16

metrelik su derinliği ile 16 bin TEU kapasiteli son

nesil gemilere hizmet verebilme özelliğine sahip.

Terminalin yapım aşamasında yaklaşık 9 milyon

adam/saat çalışıldı. APM Terminals İzmir tarafından

istihdam edilecek çalışan sayısı da zaman

içinde 600’e ulaşacak” diye konuştu.

SOCAR Türkiye’nin rafineri – petrokimya – enerji

– lojistik – dağıtım – depolama entegrasyonuna

değinen Çırakoğlu, Petlim’in bu vizyonun lojistik

ayağını oluşturduğunu söyledi. Petlim’in SOCAR

Türkiye bünyesindeki diğer deniz işlerini yapmak

için de kendilerine bir referans oluşturduğunu

ifade eden Çırakoğlu, şöyle devam etti: “Bizim

sürdürülebilirlik hedeflerimizde başka projeler

ve deniz operasyonları da bulunuyor. Enerji

işinde olan her şirketin denizle bir ilişkisi olmak

zorunda. Bu kapsamda birtakım kıyı yapılarının

projeleri var; yeni inşa, güçlendirme, genişleme

gibi. Bu projeleri yalnızca yapmak değil, yapılan

yatırımın geri dönüşü, yarattığı fayda ve ticaret

hacmi bizim için çok daha önemli.”

63


ŞİRKET HABERLERİ

Boeing ve Türk Hava Yolları, bayrak taşıyıcının başarılı alt

markası Turkish Cargo’nun ilk 777 Kargo Uçağının teslimini

kutluyor.

Boeing ve Türk Hava Yolları, bugün küresel taşıyıcının ilk 777 kargo uçağının teslimatını kutladı. Teslim alınan

uçak, Türk Hava Yolları’nın hava kargo taşımacılığı sektöründe hızla yükselen, başarılı alt markası Turkish

Cargo’nun bu yıl içerisinde sipariş ettiği iki adet 777 kargo uçağının ilki olma özelliğini taşıyor.

Teslim töreninde konuşan Türk Hava Yolları Yönetim

Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı M. İlker

Aycı; “Bugün, burada birlikte kutladığımız ilk 777

kargo uçağımızın teslimatı, süratle geliştirdiğimiz

kargo faaliyetlerimiz için önemli bir dönüm noktasını

teşkil ediyor. Türk Hava Yolları’nın başarılı

alt markası Turkish Cargo, 2017’nin Ocak ayı itibariyle

direkt kargo seferi düzenlediği nokta sayısını

55’ten 73’e çıkarıp; taşınan kargo miktarını

geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla %29 oranında

artırarak, yaklaşık bir milyon tona yükseltti.

Bu dikkat çeken performans, sektörel anlamda

oldukça büyük bir başarı. Hızla büyüyen kargo

operasyonlarımıza artı değer katacak bu teslimat

ile eminim ki alanında etkin profil çizen Turkish

Cargo, mevcuttakinden daha fazla rekabet ve

genişleme hızı ile İstanbul’daki merkezimizden

kısa ve uzun menzilli noktalara daha kısa sürede

ulaşarak çizdiği yükselen grafiği daha da yukarıya

taşıyacaktır.” dedi.

“777 kargo uçağını Türk Hava Yolları’na teslim etmekten

onur duyuyoruz.” diyerek sözlerine başlayan

Boeing Orta Asya, Afrika, Rusya, Türkiye, Orta

Doğu Bölgelerinden Sorumlu Ticari Uçaklar Satış

Pazarlama Başkan Yardımcısı Marty Bentrott ise;

“Bu uçak, gerek mesafe, gerekse gelişmiş kargo

kapasitesi ile Türk Hava Yolları’nın küresel kargo

hizmetini çok daha kârlı bir şekilde büyütmeyi

sürdürmesinde kusursuz bir tercih olarak önem

kazanıyor.” dedi.

Dünyanın en uzun menzilli ikiz motorlu kargo

uçağı olan 777F, teknolojik anlamda gelişmiş

777-200 LR (uzun menzilli) yolcu uçağına dayanmakla

birlikte, 102,000 kg tam yüklü hâli ile

4,900 deniz mili (9,070 km) uçabiliyor.

Dünyanın en hızlı büyüyen ve en başarılı havayolu

şirketlerinden biri olan İstanbul merkezli

Türk Hava Yolları bugün, 120 ülkedeki 300 varış

noktası ile her yıl ortalama 60 milyondan fazla

yolcu taşımakta. İlk yurtiçi uçuşunu 1933’te, ilk

uluslararası uçuşunu ise 1947’de düzenleyen küresel

marka, 1933’te 28 yolcunun taşınabildiği 5

uçaktan oluşan oldukça mütevazı filodan bugün

329 uçaklık filo kapasitesine ulaşmış bulunuyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. Yıl Dönümü için

tasarlanan 2023 vizyonu çerçevesinde; toplamda

170 uçağı bulan siparişler ve 2023 yılının sonuna

kadar kiralanacak/kira süresi sona erecek uçaklar

da dikkate alındığında, 2023 yılı sonunda bayrak

taşıyıcı havayolunun filosunda kargo uçakları da

dâhil olmak üzere toplamda 500 uçak bulunması

öngörülüyor.

64


ŞİRKET HABERLERİ

TÜRK PRYSMIAN KABLO’NUN 2017 KURUMSAL YÖNETİM

DERECELENDİRME NOTU 91,13!

Enerji ve telekomünikasyon kabloları sektöründe dünya çapında lideri olan Prysmian Group’un Türkiye operasyonu

Türk Prysmian Kablo’nun “Kurumsal Yönetim Derecelendirme Notu” üst üste 7.yıl artış gösterdi ve 2017 yılında 100

Türk Prysmian Kablo’nun 2017 yılındaki “Kurumsal

Yönetim Derecelendirme Notu” açıklandı.

Türkiye’de Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) lisansı

ile kurumsal yönetim derecelendirme faaliyetinde

bulunan Saha Kurumsal Yönetim ve Kredi

Derecelendirme Hizmetleri firması tarafından

her yıl hazırlanan çalışmada, Türk Prysmian’ın

“Kurumsal Yönetim Derecelendirme” notu bu yıl

da artış gösterdi ve 100 üzerinden 91,13 olarak

güncellendi.

2016 yılında 100 üzerinden 90,92 olan Türk

Prysmian’ın Kurumsal Yönetim Derecelendirme

notu endekse dahil olduğu 2009 yılından beri,

toplamda 13,55 puanlık bir artış yaşadı. Bu nottaki

artış, Türk Prysmian’ın kurumsal yönetim

ilkelerine verdiği önemi, bunu dinamik bir süreç

olarak yürütmekteki kararlılığını gösteriyor.

Türk Prysmian Kablo, Pay Sahipleri bölümünden

91,94, Kamuyu Aydınlatma ve şeffaflık bölümünden

92,88, Menfaat Sahipleri bölümünden 92,26

ve Yönetim Kurulu bölümünden 88,81 olmak

üzere ortalamada 91,13 puan alarak kurumsal

yönetim ilkelerine en üst seviyede uyum sağladığını

bir kez daha belgeledi.

Saha Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme

Hizmetleri tarafından, ilk kez 2009 yılında yapılan

değerlendirmede, Türk Prysmian’ın 77,58 olarak

hesaplanan “Kurumsal Yönetim Derecelendirme”

notu, 2010 yılında 80,79, 2011 yılında 81,50,

üzerinden 91,13’e yükseltti.

2012 yılında 84,39, 2013 yılında 86,55, 2014

yılında 90,62, 2015’te 90,90 ve 2016 yılında

ise 90,92 olmuştu. Türkiye ekonomisine ve endüstrisine

50 yıldan uzun süredir aralıksız katkı

sağlayan Türk Prysmian, SAHA’nın Temmuz 2017

tarihinde yayımladığı Dünya Kurumsal Yönetim

Endeksi’ne (WCGI) göre 1. grupta yer aldı. Türk

Prysmian, gelecek yıllarda da süregelen yükselişini

sürdürmeyi hedefliyor.

Türk Prysmian Kablo’nun CFO’su Ercan Gökdağ,

alınan notu “Şirketimiz Kurumsal Yönetim ile

ilgili düzenlemelere son derece önem vermektedir.

Geçmiş yıllardaki puanlarımız da göz önüne

alındığında, derecelendirme notumuzun grafiğinin

tutarlı bir şekilde yükseliş trendi gösterdiği

görülmektedir. Bu da, Türk kablo sektöründeki

tek halka açık şirket olarak faaliyetlerimizi adillik,

şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk çerçevesinde

gerçekleştirdiğimizi ortaya koymaktadır.

Önümüzdeki yıllarda yapılacak iyileştirmelerle,

Kurumsal Derecelendirme notumuzu daha da üst

seviyelere taşımayı planlamaktayız ve bu yöndeki

çalışmalarımızı da başlatmış bulunuyoruz.” şeklinde

değerlendirdi.

Türk Prysmian Kablo’nun CEO’su Erkan Aydoğdu

ise, konuyla ilgili olarak “2011 yılında ilk defa duyurduğumuz

‘Türkiye’yi Yarınlara Bağlıyoruz’ misyonumuzun

sadece bir firma mottosu olmadığını

belirtmek isteriz. Çalışanlarımızdan, kablolarımızla

hayat verdiğimiz dünya çapındaki projelere

kadar attığımız her adımda Türkiye’yi Yarınlara

Bağlıyoruz, bunun için çalışıyoruz. Kurumsal

Yönetim Derecelendirme Notumuzu da, bu misyon

doğrultusunda, her yıl olduğu gibi bu yıl da

artırmayı başardık. Bu istikrarlı yükseliş, kurumsal

yönetim ilkelerine verdiğimiz önemi, bunu

sürekli ve dinamik bir süreç olarak yürütmekteki

kararlılığımızı göstermesi açısından firmamız için

ayrı bir önem taşıyor” dedi.

65


: OTOMOTIV

Fiat Doblo’ya İngiltere’den Üst Üste Üçüncü Kez Ödül!

Sınıfının En iyisi: Fiat Doblo!

Fiat Professional Ailesi’nin, Tofaş’ta üretilerek dünyanın pek çok ülkesine ihraç edilen modeli Fiat Doblo Cargo,

İngiltere’de gerçekleştirilen “What Van?” ödülleri kapsamında, üst üste üçüncü defa, “Yılın Hafif Ticari Vanı”

ünvanını kazanarak iddiasını ortaya koydu. What Van? Editörü James Dallas, konuyla ilgili olarak, “Doblo

Cargo’nun üç sene üst üste bu ödülü alması, aracın kalitesinin devamlılığı için oldukça ikna edici; Doblo Cargo’nun

yol tutuşu ve malzeme kalitesi birinci sınıf” açıklamasında bulundu.

Bursa’daki Tofaş fabrikasında üretilen, Fiat Professional

Ailesi üyelerinden Doblo’nun Cargo

versiyonu, global anlamda önemli başarılar kazanmaya

devam ediyor. Dünyanın önde gelen

ticari araç dergilerinden biri olan “What Van?”

tarafından düzenlenen organizasyonda üst üste

üçüncü kez “Yılın Hafif Ticari Vanı Ödülü”nü kazanan

Fiat Doblo Cargo’nun yanı sıra, Fiat Fiorino

Cargo da “Küçük Ticari Van” kategorisinde, “yüksek

derecede önerilir” övgüsünü aldı. Jüri tarafından

sınıflarının en iyisi seçilerek tüm rakiplerini geride

bırakan Fiat Doblo Cargo, yükleme kapasitesi,

modüler yapısı, konfor seviyesi ve ekonomik kullanım

maliyetleriyle birçok konuda etkileyici sonuçlara

imza atarak birincilik koltuğuna oturdu.

“What Van?” Editörü James Dallas konuyla ilgili,

“Doblo Cargo’nun Yılın Hafif Ticari Van Ödülü’nü

üç sene üst üste almış olması; aracın kalitesinin

sürekliliği için oldukça ikna edici; ayrıca Doblo

Cargo, kendi sınıfında en iyi yol tutuş, konfor ve

kalite seviyesini bünyesinde barındırıyor” açıklamasında

bulundu.

Türkiye’de de hafif ticari araç sınıfının referans

modeli olma başarısını gösteren Fiat Doblo Cargo,

standart, uzun şasili maxi ve uzun şasili yüksek

tavan maxi XL olmak üzere 3 faklı gövde seçeneği

sunuyor.1.8 metre ile 3.4 metre arasında değişen

iç mekân uzunluğu, yüksek tavan versiyonunda

5400 litreye varan yük bölümü hacmi ve 1 ton

istiap haddi ile sınıfının en iyisi olan Doblo Cargo,

son nesli ile birlikte daha etkileyici tasarımı ve

sürüş konforunun yanı sıra daha teknolojik, daha

pratik, daha verimli olmayı başarıyor.

Tofaş mühendis ve işçilerinin imzasıyla hayata

geçirilen Minicargo projesinin Fiat markalı yüzünü

temsil eden Fiorino’nun Cargo modeli ise

2800 litreye varan yük hacmi ile hem kullanıcılarının

işlerini kolaylaştırıyor hem de ticari aracın

sağlamlık ve kapasitesini bir otomobilin rahatlığı

ile birleştiriyor.

66


: OTOMOTIV

Türkiye’de 1 yılda 10.000 araç daha çabuk hızlanmak için

modifiye edildi

Her geçen gün yoğunlaşan trafik ve araç sayısı

sürücüleri daha seri ve dinamik araç kullanmaya

yönlendiriyor. Aracının performansını artırmak

isteyenlerin en çok başvurduğu yöntemlerin başında

da hızlandırıcı gaz tepkime cihazları geliyor.

Türkiye’de 10.000’den fazla binek araç bu cihazları

kullanıyor. PedalBox adı verilen sistem, aslında

sadece yolların değil yarış pistlerinin de gözdesi

olmaya aday. Bir süredir Norveç Drift Şampiyonu

Øyvind Øversveen’in de yarış araçlarında gaz

pedalı tepkime süresini düşürmek için kullandığı

Pedalbox, araçların performansını %30’a kadar

yükseltiyor.

Alman DTE System’in ürettiği TÜV onaylı Pedalbox,

kumandası aracılığıyla gaz pedalından gelen

sinyalleri optimize ederek motora iletiyor. Bu

sayede üretim esnasında standart hale getirmek

amacıyla önceden belirlenen gecikme sürelerini

neredeyse sıfıra indirip, aracın hantallığını ve

geç tepki vermesini önlüyor. Araçta torku aynı

kalırken, sağlıklı bir güç artışı ve yakıt ekonomisi

için maksimum verimlilik sağlanıyor. Özellikle

İstanbul gibi trafiğin yoğun olduğu ve insanların

beklemeye tahammülünün olmadı büyük şehirlerde

şoförler bu tip modifiye ekipmanlarına

ihtiyaç duyuyor.

Pedalbox ile ilgili deneyimlerini aktaran Norveç

Drift Şampiyonu Øyvind Øversveen, “Özel hayatımda

ve yarış pistlerinde yılda yaklaşık 60 bin

km yol yapıyorum. Benim kadar yol kat eden

biri, sürüş anında çok farklı koşullar ve olaylarla

karşı karşıya kalabiliyor. Bu tarz durumlarda araç

ve sürücünün esnek olması gerekiyor. Bir sedan

araçta bile, günlük değişken sürüş şartları içinde

yüksek performansa ihtiyaç duyuyorum. Ne yazık

ki bu araçlar ağır ve hantal, şanzıman oranları ise

çok uzun oluyor. Ancak PedalBox, her araca farklı

birer karakter kazandırarak performansıyla şaşırtıyor”

dedi.

Önde gelen Alman otomobil dergisi Auto Tuner’ın

testleri sonucunda 2016 yılı Performans Ödülü

kazanan Pedalbox, aynı zamanda Alman Modifikasyon

Derneği tarafından onaylı ürünler listesinde

de yer alıyor.

67


: OTOMOTIV

PIRELLI 2018 YILINDAN İTİBAREN DÜNYA RALLİ ŞAMPİYONASINA DÖNÜYOR

Pirelli, 2017’de bir yıl ara verdikten sonra, gelecek seneden itibaren Dünya Ralli Şampiyonasına dönüyor. 1973’teki

ilk sezonundan itibaren Şampiyonada yer alan marka, yıllar içinde 181 yarış ve 25 dünya şampiyonluğu ile önemli

bir başarıya imza atmış bulunuyor.

Dünya Ralli Şampiyonası ve WRC2 feeder kategorisinin

en yeni nesli için yeni ürünlerin homologasyonlarını

geliştiren Pirelli, hem asfalt hem de

çakıllı zeminlerde performansı ve dayanıklılığı

daha da artırdı.

Pirelli ayrıca gelecek yıldan itibaren Dünya Gençler

Ralli Şampiyonasının (Junior WRC) da tek

tedarikçisi oldu. 1 Ocak 1989 tarihinden sonra

doğan pilotların katılabildiği bu şampiyonada

aynı R2 konfigürasyonuna sahip Ford Fiesta

araçlarla yarışılıyor. Şampiyon pilot, yepyeni bir

Fiesta R5 sahibi olurken 2019 WRC2 sezonu için

lastik, yakıt ve rallilere ücretsiz katılım paketleri

de kazanıyor.

Bu uygulamayla, Pirelli Star pilot programı ve

WRC Academy gibi programlar aracılığıyla genç

pilotların Dünya Ralli Şampiyonasındaki kariyerlerini

geliştirme konusundaki Pirelli geleneği sürdürülüyor.

Bu tanıtım serisi kapsamında şimdiye

dek Craig Breen, Elfyn Evans, Hayden Paddon ve

Ott Tanak gibi pilotlar fabrika takımlarıyla bu spor

dalının zirvesine yükselmeyi başardılar. Son dünya

şampiyonu Sebastien Ogier de gençler şampiyonluğunu

2008’de Pirelli lastikleriyle kazandı.

Pirelli, gelecek yıl Dünya Ralli Şampiyonasında

kullanılmak üzere asfalt zemin için yeni bir P Zero

lastik serisi ve çakıllı zemin için Scorpion lastiklerin

yanı sıra, buzlu ve karlı zemin için yeniden

tasarlanan Sottozero (çivili ve çivisiz olarak sunulan)

lastikleri üretti.

Asfalt zemin için yepyeni bir P Zero RK5A lastikle

birlikte daha yumuşak bir P Zero RK7B lastik sunuluyor.

Islak asfalt içinse Cinturato RWA ilk kez

lanse ediliyor. Bu lastiklerin tümü, çeşitli patentli

teknolojiler sayesinde, her zamankinden daha

fazla tutuş ve performans sağlayan yeni konstrüksiyonlar

ve hamurlar içeriyor.

Pirelli, çakıllı zeminler için yeni Takviyeli Scorpion

K4 ile birlikte daha yumuşak Takviyeli Scorpion

K6 lastikleri sunuyor. Son derece hızlı olmalarının

yanı sıra, bu lastikler ilave takviyeyle en zorlu offroad

koşullarında bile delinmelere karşı koruma

sağlıyor. Yeni bir sırt deseni de sürüşü ve kullanımı

geliştiriyor.

Şampiyonanın iki kış yarışının gerçekleşeceği

Monte Carlo ve İsveç’te sırasıyla Sottozero B ve

Sottozero Buz (uzun çivili) olmak üzere yeni nesil

Sottozero lastikler sunulacak. Bu lastiklerde de çivilerin

tutuşu için patentli teknolojiler kullanılıyor

ve etap boyunca optimum tutuş sağlanıyor.

Pirelli Otomobil Yarışları Başkanı Mario Isola şu yorumda

bulundu: “Dünya Ralli Şampiyonası›ndaki

uzun ve etkileyici geçmişimizle birlikte bu spor

dalındaki en başarılı takımlar ve pilotlarla çalışmalarımızı

da dikkate aldığımızda gelecek yıl geri

dönmemiz doğal bir karar oldu. Güvenilirlikten

ödün vermeden rekabet avantajı sağlama açısından

Formula 1’den aldığımız pek çok dersten yararlanarak

Dünya Ralli Şampiyonasının çok yönlü

taleplerine uygun lastikler geliştirdik. Gençler

şampiyonasına dönmekten de özellikle memnuniyet

duyuyoruz zira geçmişte pek çok yıldızın

kariyerini şekillendirmeye yardımcı olduğumuz

gibi genç pilotları destekleme yaklaşımımıza

mükemmel uyuyor.”

Pirelli, gelecek yıl 22-28 Ocak tarihleri arasında

Rallye Monte-Carlo ile başlayacak olan Dünya

Ralli Şampiyonasının yanı sıra Avrupa Ralli Şampiyonasının

tedarikçisi olmaya da devam edecek.

Pek çok genç pilotun kariyer merdivenlerinde tırmanmasına

yardımcı olan Avrupa Ralli Şampiyonasında

Pirelli ile yarışan Kajetan Kajetanowicz’in

arka arkaya üç şampiyonluğu bulunuyor. Avrupa

27 Yaş Altı Gençler Şampiyonasında kullanılacak

R2 araçların lastikleri bir kez daha Pirelli tarafından

özel olarak tedarik edilecek.

Bütün bunlar, Pirelli’nin ultra yüksek performanslı

yol araçlarının lastiklerinde olduğu kadar yetenekli

genç pilotları geliştirmek ve ralli dünyasının

zirvesine taşımak konusunda da dünya lideri olması

anlamına geliyor.

68


: OTOMOTIV

RESTORFX TÜRKİYE FRANCİSE İLE YÜKSELİŞE GEÇTİ

75 binTL’ lik franchise bedeli ile dünyanın en yenilikçi teknolojisini tüm Türkiye’ye yayan RestorFX, 18 bayisi ile

araçları ilk günkü görünümüne kavuşturuyor; değerini geri kazandırıyor.

On yıl önce Kanada’da boya restorasyonu endüstrisinde

devrim yaratan bir teknoloji olarak doğan

RestorFX, Türkiye’ye henüz bir yıl önce girmesine

rağmen franchise talepleri ile hızla büyüyor. 2018

yılında 32 bayiye ulaşma hedefinde olan RestorFX,

İstanbul’da farklı ilçeler başta olmak üzere,

Bursa, Adana, Trabzon, Tekirdağ, Gaziantep gibi

illerde açılmayı hedefliyor.

Anadolu’dan Talep Çok

RestorFX, Avustralya, İngiltere, Fransa, Belçika,

Arjantin, Kazakistan, Mısır, Hindistan, Rusya, Kore

başta olmak üzere dünyada 55 ülkede binlerce

bayiye sahip. Türkiye’de ise İstanbul (Pendik-

Maslak-Mahmutbey, Yenisahra), Nevşehir, Kocaeli,

Diyarbakır, İzmir, Ankara (Yenimahalle), Sivas,

Düzce, Konya, Karamürsel, Eskişehir, Adıyaman,

Mersin ve Şanlıurfa’da franchise şubelerini açtı ve

açmaya da devam ediyor.

Tek Bir Şube İle Yıllık 1 Milyon TL Ciro

RestorFX yatırımcısına franchise giriş bedeli, isim

hakkı, royalty, ürün paketi, eğitim ve promosyon

ürünleri içinde toplam 75 bin TL yatırım maliyeti

sunuyor. Ayrıca açılan bir şube için yıllık 1 milyon

TL ciro hedefi sunuyor.

Araç Ömrünü Uzatıyor

Çevreye duyarlı ürünler kullanılan RestorFX uygulaması,

uzun araştırmalar ve son teknolojiyle

ortaya çıkmış, kimyasal bir yöntem. Bu yöntemle,

boya katmanına derinlemesine iniliyor, hasarlar

kalıcı olarak yok ediliyor ve araç boyası ilk günkü

parlaklığına kavuşturuluyor. Eğitimli, sertifikalı

bir ekiple ve kısa zamanda yapılan uygulama,

araçları ilk günkü görünümüne kavuşturuyor;

değerini geri kazandırıyor.

69


: OTOMOTIV

Turkish Cargo’dan Milli Otomotiv Sanayisine Fark Yaratan Hizmet

Küresel hava kargo taşımacılığı pazarındaki payını her geçen gün artıran Turkish Cargo ile çözüm ortağı Lima

Logistics, Tofaş’a özel lojistik hizmetler sunarak milli otomotiv sanayine önemli bir katkıda bulunuyor.

Geçtiğimiz günlerde filosuna iki yeni Boeing 777F

kargo uçağını katarak hava kargo taşımacılığındaki

hedeflerine bir adım daha yaklaşan Turkish

Cargo, uluslararası taşımacılık sektörünün hızlı

büyüyen yerli sermayeli şirketlerinden Lima Logistics

ve otomotiv sanayinin öncü kuruluşlarından

Tofaş ile özel bir anlaşma için bir araya geldi.

Türkiye otomotiv sanayine önemli katkı sağlayacak

anlaşma sayesinde Fiat Chrysler Automotive

(FCA) tarafından İtalya’da üretilen parçalar,

Lima Logistics’in İtalya’daki acente ağı üzerinden

Tofaş’ın üretim hattına, Turkish Cargo ile 24 saatten

daha az süre içerisinde JIT (Just in Time – tam

zamanında) olarak ulaşacak.

Operasyonel başarısını ve ulaşım gücünü milli

sanayinin hizmetine sunan Turkish Cargo, ilk

etapta İtalya’dan Tofaş’ın Bursa’da bulunan fabrikasına

haftalık 50 tonluk üretim malzemesi ve

yedek parça taşıyacak. Bu anlaşma hava kargo

sektörünün en hızlı büyüyen şirketi olan Turkish

Cargo’nun pazardaki yükselişine ve İtalya pazarındaki

ilk 5 şirketten biri olma hedefine de destek

olacak.

Dünyadaki üretim ve ticaret merkezlerine, ulaşım

için en iyi bağlantıları sağlayan Turkish Cargo, kaliteli

hizmet anlayışı ile sunduğu cazip olanakları,

müşterilerinin ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılamak

adına geliştirmeye devam ediyor ve her geçen

gün artan lojistik talebe yönelik özel ve pratik

çözümler üreterek, bölgesel ticareti geliştiriyor,

ihracatçı firmalara destek olmayı sürdürüyor.

70


ŞİRKET HABERLERİ

OTOMASYON FUARI

ELEKTRİK ELEKTRONİK VE ENERJİ FUARI

HİDROLİK VE PNÖMATİK FUARI

METAL İŞLEME FUARI

BİNA OTOMASYONU VE ZAYIF AKIM SİSTEMLERİ FUARI

22-25 ŞUBAT 2018

F U A R İ Z M İ R

BU FUAR 5174 SAYILI KANUN GEREĞİNCE TOBB (TÜRKİYE ODALAR

VE BORSALAR BİRLİĞİ) DENETİMİNDE DÜZENLENMEKTEDİR.

71


GAYRİMENKUL-İNŞAAT

Kendi elektriğini üreten akıllı bina

Enerji tasarrufu son yıllarda hayata geçirilen inşaat projelerinde ve özellikle akıllı binalarda ön plana çıkıyor.

Bu projelere güzel örneklerden biri Ankara’da hayata geçiriliyor.

‘Gökyüzü Bahçeleri’ isimli inşaat projesinin,100

haneli 5 köyün elektriğini karşılayacak şekilde

miktarda enerji üretimi gerçekleştireceği, böylece

ülke ekonomisine yıllık yaklaşık 7 buçuk

milyon kilovat destek sağlanmasının hedeflendiği

belirtiliyor. Proje yaratıcılarından Arena Mimarlık

Yönetim Kurulu Başkanı Evren Sarıçiçek,

yenilenebilir kaynaklardan elektrik üreten, atık

suların arıtılmasını sağlayan, katı atık ayrıştırma

sistemi olan ve spor salonundan elektrik üreten

bir proje tasarladıklarını söyledi.

Evren Sarıçiçek, Gökyüzü Bahçeleri projesi için

şunları söyledi: “İnsanlar burada kendi enerjisini

üreten bir binada oturunca farkındalık oluşacak.

Bu binada oturan vatandaşlar elektrik, su parası

ödemeyecek. Projemiz diğer projelerce taklit

edilebilirse bizim enerjide dışa olan bağımlılığımız

büyük oranda azalacak” dedi.

“LAVABOLARDAN ARITILAN SU KLOZETLERDE

KULLANILACAK”

Sarıçiçek, 45 katlı bir gökdelenin tükettiği enerjiden

daha fazlasını üretmeyi hedeflediklerini

belirtti ve projelerinin ana amacının ticari değil

taklit edilebilir bir proje yaratmak olduğunu

söyledi. Sarıçiçek sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye’de kendi kendine yeten konut projeleri

olursa ve her konut projesi kendi ihtiyacını

karşılarsa, bizim dışa olan bağımlılığımız büyük

oranda azalacaktır. Projemizde enerji tüketimi

yıllık 6 milyon kw civarında ancak biz alternatif

üretim yöntemleriyle 7 buçuk milyon kw enerji

üretiyoruz. Yani ülkeye yılda 1 buçuk milyon kw

enerji katkı sağlayacak. Gri su sistemi adı verilen

sistem ile lavabolardan arıtılan sular tekrardan

klozetlerde kullanılabiliyor. Bu sayede Gökyüzü

Bahçeleri yıllık 10 milyon litre su tasarrufu sağlıyor.

Bu gri su sistemi 100 projede daha yapılabilirse

dünyaya olan katkısı tartışılmaz derecede

yüksek.”

“BİNA İÇERİSİNDE İNSANLAR KENDİ SEBZELERİ-

Nİ YETİŞTİRİLEBİLECEK”

Projede kapalı sera uygulamasının da yer aldığını

belirten Evren Sarıçiçek şu ifadeleri kullandı:

“Dünya, tarım anlamında sulu tarım kapalı

tarım gibi kontrol edilebilir üretim tekniklerine

gidiyor. Projemizde iklim koşullarının ve gün ışığının

taklit edilebildiğ, topraksız raflarda kendi

sebzelerini üretebilecektir. Umuyoruz ki bu da

taklit edilebilir bir şey olur çünkü topraklarımız

da git gide zehirleniyor. Bu alternatif üretim

yöntemini kullanmamız gerekiyor.”

72


GAYRİMENKUL-İNŞAAT

Uluslararası Akıllı Şehirler Konferansı’nın 3’Üncüsü Mart’ta

Ankara’da Düzenleniyor!

Kamu Teknoloji Platformu tarafından 3’üncüsü

düzenlenecek olan “Uluslararası Akıllı Şehirler

Konferansı”, 28-29 Mart 2018 tarihlerinde

Ankara JW Marriott’de gerçekleştirilecek.

Kamu Teknoloji Platformunun başlatmış olduğu

akıllı şehirlere dönüşüm kapsamında Türkiye’de

başarılı kamu projelerinin tanıtılması, belediyelerin

akıllı şehir yatırımlarını paylaşması ve

dünyanın önde gelen şehirleri ile bilgi paylaşımı

yapılması amacıyla 28-29 Mart 2018 tarihlerinde

“Uluslararası Akıllı Şehirler Konferansı”

düzenlenecek. “Küresel Başarının Yeni Anahtarı:

Şehirlerin Liderliği” teması ile gerçekleşecek

konferans, dünyaca ünlü isimleri ağırlayacak.

2001-2014 yılları arasında görev yapan Paris’in

efsanevi belediye başkanı Bertrand Delanoe

ve Newyork Belediyesi İnovasyon ve Teknoloji

Direktörü Jeff Merritt, şehircilik ve teknoloji tecrübelerini

paylaşmak üzere Türkiye’ye gelecek.

Konferansta “Küresel rekabette şehirlerimizin

pozisyonu, rekabet gücü, marka değeri

ne durumda, bu sürecin ekonomiye, turizme

ve yaşam kalitesine etkisi nasıl?”, “Tüm bu

süreçler akıllı şehir ile nasıl iyileştirilebilir?”

sorunlarının cevabı aranacak. Yine şehirlerin

dönüşümünde teknolojinin rolü ile birlikte

şehir ekonomileri, kamu-özel sektör işbirliği

modelleri ve şehirlerin sürdürülebilirliği konferansın

ajanda başlıklarından sadece birkaçı.

2 gün sürecek konferansta 100’e yakın konuşmacı,

60’dan fazla belediye misafir edilecek.

Kamu-özel sektör arasında önemli bir iş geliştirme

köprüsü kuran etkinlikte aynı zamanda

şehirlerin trafik, enerji, güvenlik, alt yapı

gibi sorunlarına çözüm aranacak. Şehircilik

finansmanı konusunda da yeni açılımların

yapılacağı konferansta, belediyelerin mega

yatırımları için çeşitli modeller tartışılacak.

Konferansta dünyaca ünlü konuşmacılar global

trendleri ve fikirleri paylaşırken, aynı zamanda

da kamu kurumları ve özel sektör temsilcileri de

şehirlerin dönüşümü için birlikte en iyi fikirleri

üretecekler. Şehirlerin sermayesi olan insan

kaynağı, rekabet gücü, kültür ve teknoloji gibi

alanların şehirleri nasıl daha güçlü hale getirebileceği

konuşulacak. Akıllı şehirler ile şehirlerin

liderliği arasında bulunan bağ masaya yatırılacak.

73


GAYRİMENKUL-İNŞAAT

74

Hızlı tren hattı 9 ilçede gayrimenkul değerlerini artıracak

Teknoloji odaklı gayrimenkul değerleme platformu endeksa.com’un Kurucu Ortağı ve CEO‘su Görkem Öğüt,

Gebze–Sabiha Gökçen–Yavuz Sultan Selim Köprüsü yüksek hızlı tren hattının geçeği geniş bir alanda

gayrimenkul fiyatlarında artış görüleceğini belirtti. Öğüt, Endeksa verilerine göre hızlı tren güzergahında

bulunan ilçelerdeki mevcut gayrimenkul değerlerini paylaştı.

Gayrimenkul değerlemede dijital teknolojilerin

gelişmiş olanaklarını kullanan Endeksa Kurucu

Ortağı ve CEO’su Görkem Öğüt, ulaşım projelerinin

gayrimenkul değerini en fazla etkileyen

unsurların başında geldiğini belirtiyor. Gebze–

Sabiha Gökçen–Yavuz Sultan Selim Köprüsü

yüksek hızlı tren hattının ise havalimanları,

otoyol gibi ana ulaşım hatlarının

yanı sıra şehir içi ulaşıma

da bağlantılar içerdiğini ifade

eden Öğüt, yakın dönemde

şehrin yaşam alanlarını etkileyecek

çok önemli bir proje

olduğunu kaydediyor. Öğüt,

proje kapsamında öncelikle

tren hattına doğrudan erişim

sağlanan bölgelerin, sonrasında

ise hatta ulaşımı olan

bölgelerin gayrimenkul yatırımında

öne çıkacağını söylüyor.

Hattın geçeceği bölgeler değerlenecek

Hızlı tren hattının sırasıyla

Tuzla, Pendik, Sultanbeyli,

Sancaktepe, Maltepe, Ataşehir,

Ümraniye, Çekmeköy ve Beykoz

ilçelerinden geçeceğini belirten

Öğüt, Yavuz Sultan Selim

Köprüsü üzerine yapılan demiryolu

hattına bağlanacağını,

Pendik, Sancaktepe, Maltepe

ve Ataşehir ilçeleri sınırlarında

ise iki adet istasyonun yer

alacağını ifade ediyor. Öğüt, bu

hatta ulaşımı kolay olan, özellikle

yeni gelişmekte olan ve

henüz talebin çok yüksek olmadığı

Gebze, Tuzla, Pendik,

Sultanbeyli, Sancaktepe’de konut

talebinin artacağını, bu nedenle gayrimenkul

fiyatlarında da artış olacağını ileri sürüyor.

Tuzla, Gebze, Pendik, Sultanbeyli, Sancaktepe

değerleri

Tuzla‘nın ulaşım ve konut projeleriyle bir süredir

gündemde olduğunu, hatta yakın olan

bölgelerden birinin ise Gebze olduğunu söyleyen

Öğüt, şu bilgileri veriyor: “Doğrudan

bağlantı içermesi sebebiyle Tuzla yüksek hızlı

tren hattının en fazla etkileyeceği bölgelerin

başında geliyor. www.endeksa.com verilerine

göre Tuzla’da ortalama konut satış metrekare

fiyatı 3.275 TL, ortalama konut fiyatı 328.000

TL, ortalama geri dönüş süresi ise 25 yıl. Hatta

yakınlığı ile öne çıkan Gebze’de ise Endeksa

verilerine göre ortalama konut satış metrekare

fiyatı 2.100 TL, ortalama konut fiyatı 260.000

TL, ortalama geri dönüş süresi ise 23 yıl.“

Pendik, Sultanbeyli ve Sancaktepe‘nin de hızlı

tren hattı projesi ile önem kazanacağını belirten

Öğüt, şunları kaydetti: “Hatla birlikte Pendik’te

özellikle Sabiha Gökçen Havalimanı’nın bulunduğu

Kurtköy daha da fazla önem kazanıyor.

Kurtköy’de villa tipinde konutların yanı sıra

orta ve alt gelir grubuna hitap eden konut projeleri

de arttı. Endeksa verilerine göre Pendik

Kurtköy‘de ortalama konut metrekare satış fiyatı

2.900 TL, ortalama konut fiyatı 325.000 TL,

konut yatırımının geri dönüş süresi ortalama 23

yıl. Ulaşım kolaylığı nedeniyle son birkaç yıldır

Sultanbeyli‘nin de önemi artıyor. Sultanbeyli’de

ortalama konut metrekare satış fiyatı 2.600 TL,

ortalama konut fiyatı 295.000 TL, konut yatırımının

geri dönüş süresi ortalama 20 yıl. Sabiha

Gökçen Havalimanı, TEM otoyolu, Kuzey Marmara

Otoyolu bağlantıları ile yıldızı parlayan

Sancaktepe’de ise yüksek hızlı tren hattına ulaşım

kolaylığı nedeniyle konut ve ticari alanlara

olan ilginin daha da artacağını düşünüyoruz.

Sancaktepe’de ortalama konut metrekare satış

fiyatı 2.600 TL, ortalama konut fiyatı 298.000,

konut yatırımının geri dönüş süresi ise 20 yıl.“


GAYRİMENKUL-İNŞAAT

Gorbon’dan Mekânlara Çağdaş ve Yaratıcı Ruh Katan

Seramikler

Özel çizgileri ve özgün tasarımı ile kaliteli ürünler üreten Gorbon, mekanlara farklı kişilikler kazandırmaya

devam ediyor.

Güzel görünmesi adına bir çiçeği bir şeylerin

içine sıkıştırmayı reddeden bir anlayışla kurulan

Misk, özgün hikayesini yaprak desenli Gorbon

seramikleri ile yansıtmayı tercih ediyor. Cafe

ve atölye konsepti ile 7’den 70’e geniş bir yaş

grubuna hitap eden Bee Eat Play Love, bal arısı

desenli Gorbon seramikleri ile mekana farklı ve

eğlenceli bir yorum getiriyor. Sağlıklı yiyecekler

ve iyi kahve mottosu ile hizmet sunan Hub,

Gorbon’un zümrüt yeşili seramikleri ile sağlıklı

yaşam mesajı verirken, öte yandan dizayn konusunda

da iddiasını ortaya koyuyor. Yaratıcı,

çağdaş ve rahat bir mekan olarak yaratılan

Mürver’in tasarımında; ahşap, mermer, kara saç

gibi malzemelerin yanı sıra Gorbon seramikleri

ile oluşturulan odun ateşi ocağı yer alıyor. Gorbon

ile tasarlanan ve mavi rengin hakim olduğu

odun ateşi ocağı, mekana çağdaş ve yaratıcı bir

ruh katıyor.

1957 yılından günümüze en özel renk ve dokularda

seramik üreterek mekânları unutulmaz kılan

Gorbon, birbirinden özel renklerde tasarlanan

çeşitli desenlerdeki geniş ürün yelpazesini

seramik severlerin beğenisine sunuyor.

75


MOBİLYA

Alman Tasarım Konseyi’nden Ersa’ya iki ödül

Çalışma ve yaşam alanları için geliştirdiği yenilikçi

ürünleriyle Türkiye’de mobilya sektörünün

öncülerinden biri olan Ersa, tasarım alanında

farkındalık yaratmak amacıyla German Design

Council (Alman Tasarım Konseyi) tarafından

düzenlenen Iconic Awards 2018: Innovative

Interior (İkonik Ödüller 2018 - İç Mekanda İnovasyon)

yarışması kapsamında iki ödüle birden

layık görüldü.

Dinamik çizgileri, eğlendirici formları ve gösterişli

renkleriyle çalışma mekanlarına karnavalların

eğlenceli dünyasını taşıyan Ece Yalım

Design Studio tasarımı Carnival serisi Winner

kategorisinde ödüllendirilirken, titizlikle işlenen

ikonik detayları ve zamansız tasarımıyla

Ersa’nın 60 yıllık köklü tarihinden kesitler sunan

Burak Koçak imzalı 1962 koltuk serisi, Selection

kategorisine dahil edildi.

Uluslararası platformda çok sayıda başvuru

kabul eden yarışma dahilinde ürünler; tasarım,

medya ve iş dünyasından uzmanların bir araya

geldiği bağımsız bir jüri tarafından konsept,

estetik, işlevsellik, yenilikçi ve çevreye duyarlı

tasarım yaklaşımları başta olmak üzere 11 farklı

kriterde değerlendirildi.

76


MOBİLYA

Evinizdeki konforun yeni adresi;

Venedik Koltuk takımı

Günün her saati konfor arayanların hayır diyemeceği

bazı detaylar vardır. Ergonomik bir yapı,

rahat ve geniş minderler ve tüm bunlara eşlik

eden şık bir dizayn dili… İder Mobilya tüm bu

özellikleri tek bir tasarımda buluşturduğu Venedik

Koltuk Takımı ile rotanızı evinize çeviriyor.

Stil ve şıklığın rehberliğinde…

Minimalizm akımına retro dokunuşlarla farklı

bir yorum getiren Venedik Koltuk Takımı, dünü

ve bugünü buluşturarak zamansız bir yaşam

alanı yaratıyor. Modern hatlarıyla karakterli bir

duruş sergileyen Venedik, takıma eşlik eden

kareli yastıkları ile keyifli bir atmosfer sunuyor.

Özellikle koltuklarda kullanılan retro ayaklar da,

bu keyifli kompozisyondaki yerini alıyor.

Stil ve şıklığın rehberliğinde hayat bulan Venedik

Koltuk Takımı, geniş minderleri ve oturma

alanlarıyla rahatlığın evininizi konforun tek

adresi yapıyor. Tüm bunların yanı sıra modern

ve fonksiyonel yapısıyla kullanım kolaylığı sağlayan

takım, dar salonlarınız için geniş alanlar

yaratıyor. İkili, tekli ve üçlü koltuklardan oluşan

Venedik Koltuk Takımı, zarif tasarımı ve kreatif

bakış açısıyla dizayn edilen özgün formu ile şıklığı

ve konforu yaşam alanlarında buluşturuyor.

77


MOBİLYA

Loda Mobilya, Avrupa’ya çevirdiği rotasıyla büyümeye devam

ediyor…

Modern mobilyanın en önemli temsilcilerinden Loda, uluslararası arenadaki başarısına bir yenisini daha

ekliyor. Benimsediği tasarım anlayışıyla özgün bir dizayn dili geliştiren Loda Mobilya, Bulgaristan’ın en önemli

ticaret merkezi Plovdiv’e açtığı mağazasıyla kalitesini ve stilini Avrupa’ya taşıyor.

Özgün ve özgür bir dekorasyon stilini kendine

rehber edinen Loda Mobilya, yurt içinde olduğu

kadar yurt dışında da varlığını gösteriyor. Bu

anlamda global bir oyuncu olmayı hedefleyen

ve mağaza zincirine eklediği yeni halkalarla

her geçen gün büyümesini sürdüren Loda,

Bulgaristan’ın en önemli markalarından VNG ile

iş birliği yaparak hedefine bir adım daha yaklaştı.

Yurt içi ve yurt dışında toplam 10 mağazası

bulunan Loda, Bulgaristan’ın en büyük showroomuna

sahip Plovdiv’in merkezinde açtığı

mağazasıyla bu sayıyı 11’e yükseltiyor.

Avrupa’da konsept mobilyanın yeni adresi, Loda

Mobilya

Yenilikçi ve minimalist bir yaklaşımla çağdaş

mobilya anlayışına yeni bir soluk getirmeyi

amaçlayan Loda Mobilya, alanında farklılaşmayı

başarıyor. Bu yaklaşım doğrultusunda

oluşturduğu konsept mağazalarıyla sektöre yön

veren Loda, Plovdiv’e açtığı konsept mağazasıyla

Avrupa’da kendi dekorasyon normlarını

yaratıyor. Sofistike ve çizgi üstü anlayışıyla harmanlanan

yeni mağaza, Bulgaristan’da rafine

zevklerin buluşma noktası olmayı hedefliyor.

Bulgaristan’ın en prestijli ismi VNG ile işbirliği…

Satış ve kurulum ağıyla Avrupa’nın en güçlü

markaları arasında gösterilen VNG, benimsediği

hizmet politikalarıyla sektörün domino

taşlarından biri. Bu anlamda önemli bir iş birliğine

imza atan Loda Mobilya, yüksek gusto

ve ileri vizyonunu VNG’nin uzman ekibi ve

uzun yıllara dayanan tecrübesiyle buluşturuyor.

Bulgaristan’ın en prestijli ismi VNG işbirliğinde

açılan yeni mağaza ile ilgili değerlendirmede

bulanan Loda Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı

Davut Karaçak, Avrupa pazarına yaptıkları yatırımlarla

uzun zamandır hedefledikleri noktaya

ulaştıklarını ifade etti.

Sözlerine şu şekilde devam eden Karaçak: “Denenmemişi

denemek felsefesiyle yola çıkan ve

hayat verdiği tasarımlarla bu felsefeninin izini

süren Loda Mobilya, yaptığı işlerle her zaman

farkını ortaya koymuştur. Biz Loda olarak her

zaman sınırların dışına çıkabilmeyi hedefledik.

Avrupa pazarında yaptığımız mağaza ataklarıyla

bunu başardığımızı düşünüyorum. Üstelik

bölgenin en büyük markalarından VNG ile bunu

yapıyor olmak da ayrı bir gurur kaynağı. Loda

Mobilya ve VNG güçlü bir sinerji yakaladı. Bu

sinerjinin yaptığımız işe yansıyacağını düşünüyorum.

Plovdiv’de açtığımız mağazadan söz

etmek gerekirse, Loda’nın konsept mağaza anlayışıyla

hayat bulduğunu ve tasarım çizgisiyle

şimdiden ilgi odağı olacağını söyleyebilirim.

Mağazamızda yatak odalarından yemek odalarına

TV ünitelerinden, koltuk gruplarına ve

mobilya aksesuarlarına kadar çok geniş bir ürün

yelpazesi yer alıyor. Biz Loda Mobilya olarak

tüm ürün gruplarımızla mutlu yaşam alanları

oluşturmak ilkesiyle çalışmaya devam ediyoruz”

dedi.

“Daha iyisi için ilerlemeye devam”

Mobilya sektöründe başarının çıtasını her

zaman daha yükseğe taşıyan Loda Mobilya,

Bulgaristan’ın yanı sıra Litvanya ve Dubai’de de

büyüyen ailesine iki yeni üye ekledi. İç pazarda

olduğu kadar Ortadoğu ve Avrupa’da yükselen

bir değere dönüşen Loda Mobilya, global bir

marka olarak devler ligine yükselişini sürdürüyor.

78


ISK-SODEX ISTANBUL 2018

Sürdürülebilir İklimlendirme Çözümleri

Uluslararası Isıtma, Soğutma, Klima, Havalandırma,

Yalıtım, Pompa, Vana, Tesisat, Su Arıtma ve Güneş

Enerjisi Sistemleri Fuarı

7-10 Şubat 2018

Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi

Beylikdüzü İstanbul

sodex.com.tr

Yeni Yer

Yeni Tarih!


Hannover-Messe

Sodeks Fuarcılık A.Ş.

Destekleyenler

Eş Organizatörler / Destekleyen Dernekler

Resmi

Havayolu

Resmi Seyahat

Acentesi

Bizi Takip Edin!

Tel. +90 212 334 69 00

Fax +90 212 347 10 96

info@sodex.com.tr

BU FUAR 5174 SAYILI KANUN GEREĞİNCE TOBB (TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ) DENETİMİNDE DÜZENLENMEKTEDİR.


MOBİLYA

KDV İNDİRİMİ 3. ÇEYREK RAKAMLARINI YÜKSELTTİ

TÜİK tarafından, 11 Aralık tarihinde açıklanan

verilere göre; birinci çeyrekte yüzde 5.3, ikinci

çeyrekte yüzde 5.4 büyüyen Türkiye ekonomisi;

Temmuz, Ağustos, Eylül aylarını kapsayan

üçüncü çeyrekte yüzde 11.1 oranında büyüme

gösterdi. Türkiye, yüzde 10’a kadar çıkan beklentileri

aşarak büyümede 2011 yılının üçüncü

çeyreğinden bu yana en yüksek seviyeye ulaşmış

oldu.

“Büyüme rakamlarında KDV indiriminin etkisi

büyük”

Büyüme rakamlarıyla ilgili değerlendirmelerini

paylaşan Türkiye Mobilya Sanayicileri Derneği

(MOSDER) Başkanı Nuri Öztaşkın; “2017 yılı içerisinde

KDV indirimi ve Kredi Garanti Fonu gibi

teşvikler ekonominin canlanmasında önemli bir

etki yarattı. Özellikle ekonomimizin lokomotif

sektörlerinin başında gelen mobilya sektöründe

ciddi bir büyüme söz konusu oldu. Açıklanan

üçüncü çeyrek rakamlarında gördüğümüz büyümede

kuşkusuz mobilya sektörünün de ciddi

bir payı var. Özellikle Şubat ayında ilan edilen

KDV indirimiyle mobilya sektöründe ciddi bir

talep artışı yaşandı, ertelenmiş mobilya ihtiyaçları

doğrultusunda sektörümüz hareketlendi. 8

ay süren KDV indirimi boyunca oturma grubundan

çocuk odası takımlarına, yatak grubundan

yemek odası takımlarına kadar satışlarda tüm

ürün gruplarında marka bazlı adetsel oranda

yüzde 20 ila 60 oranında artış yaşandı. Düzenleme

sayesinde mobilya sektörü, ülke istihdamına

da katkı sağladı. Yaklaşık 500 bin kişiyi

istihdam eden mobilya sektöründe, KDV indiriminin

etkisiyle ilave 60 bin yeni iş imkanı ortaya

çıktı. Sektör için KDV düzenlemesi, cirosal

anlamda önemli sonuçlar doğurdu. Bu olumlu

gelişmelerin ekonomiye olan yansımalarını

da üçüncü çeyrek rakamlarının açıklanmasıyla

birlikte görmüş olduk. Türkiye, KDV indiriminin

ivme kazandırdığı iç pazardaki hareketliliğin etkisiyle

diğer ülkeleri gerisinde bırakarak üçüncü

çeyreğin en hızlı büyüyen ekonomisi oldu. Sektörün

%75’ini temsil eden bir dernek olarak,

mobilya sektörünün ekonomideki gelişmelerden

fazlasıyla memnun olduğunu rahatlıkla

söyleyebiliriz. MOSDER olarak 2018 yılında da

yeni yatırımlarla ülke ekonomisine katkı sağlamaya

devam edeceğiz.” dedi.

80


RESTAURANT-CAFE

BENGÜ BEKER İLE ANY’DE PAZAR ENERJİSİ!

ANY İstanbul, Pazar gününü enerji dolu bir program ile karşılıyor! Lezzet dolu brunch’ı ile başlayıp, Bengü

Beker’in eşsiz sahnesi ile devam eden ve Dj Mehmet İrfan Uzun’un performansı ile Pazar gününü taçlandıran

ANY İstanbul, şehrin en güzel noktası Arnavutköy’de sizleri bekliyor!

Güler yüzlü ekibi, ev sıcaklığındaki ortamı ve

leziz sunumları ile şehirdeki en güzel anılara ev

sahipliği yapan ANY İstanbul, zengin açık büfe

brunch’ı sonrası müzikseverlerin severek takip

ettiği Bengü Beker’in canlı performansları ile

haftanın son gününe yeni bir dinamik katıyor.

Keyifli bir brunch sonrası Pazar gününün tadını

doyasıya çıkarmak isteyenler ANY İstanbul’da

buluşuyor. Tam bir pop kadını diyebileceğimiz

Bengü Beker’in sevilen yorumuyla Türkçe ve

yabancı parçalarla hazırladığı özel repertuarı,

daha sonra Dj Mehmet İrfan Uzun’un yüksek

enerjili dj performansı ile ANY İstanbul, konuklarına

eğlenceli bir gün vadediyor!

Any’e özel performasnı ile adından sıkça söz

ettiren Bengü Beker, büyük ilgi gören sahnesi

ve geniş repertuarıyla her Pazar günü 18:00 –

20:00 saatleri arasında soğuk havalarda içinizi

ısıtacak canlı müzik ile ANY İstanbul’da sahne

alıyor. Bengü Beker’den sonra, Pazar gecesi

enerjisini zirveye taşıyan Dj Mehmet İrfan Uzun,

20:00 – 23:00 saatleri arasında eşsiz dj performansı

ile sizlerle buluşuyor.

81


1 Yıllık (12 Sayı) Abone Bedeli

140¨


WIN EURASIA 2018

360 Derece İmalat Sanayi

15 - 18 Mart 2018

Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi

Büyükçekmece İstanbul

win-eurasia.com

YI L

6 fuar tek

çatı altında

Organizatör

Hannover Fairs Turkey

Fuarcılık A.Ş.

www.hfturkey.com

Destekleyenler

Resmi

Havayolu

Resmi Seyahat

Acentesi

BU FUARLAR 5174 SAYILI KANUN GEREĞİNCE TOBB (TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ) DENETİMİNDE DÜZENLENMEKTEDİR.


LIV HOTEL

BY

BELLAZURE

Huzurlu bir tatil sizi bekliyor

“Sevdiğiniz değerler zamana yenik düşmüyor”

mottosuyla hizmet veren LIV Hotel by Bellazure,

Bodrum’un en güzel koylarından Karaincir Koyu’nda misafir memnuniyetini ön planda

tuttuğu yüksek standartlı hizmet anlayışıyla misafirlerini ağırlıyor.

Karaincir Koyu Akyarlar / Bodrum Tel: 252 393 66 33 Fax: 252 393 66 34 www.livbybellazure.com

More magazines by this user
Similar magazines